ANKARA ÜN‹VERS‹TES‹ UZAKTAN E⁄‹T‹M YAYINLARI

Sosyolojiye Giriş

Yazar
Prof. Dr. Aytül Kasapoğlu

@

Ankara Üniversitesi Uzaktan E¤itim Yay›nlar›

Yay›n No: 79

@
ISBN: 978-975-482-936-5 © Ankara Üniversitesi, 2011
Bu kitab›n bas›m, yay›n ve da¤›t›m haklar› Ankara Üniversitesi’ne aittir. Ankara Üniversitesi’nden yaz›l› izin al›nmadan kitab›n tamam› ya da bir bölümü mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik kay›t ya da başka şekillerde ço¤alt›lamaz, bas›lamaz ve da¤›t›lamaz. Kitaptaki görüşlerin yasal ve bilimsel sorumlulu¤u, ünite yazarlar›na ve kitap editörlerine aittir. Genel Yönetim : Prof. Dr. Haluk Geray Akademik Koordinasyon : Prof. Dr. Aytül Kasapoğlu Teknik Koordinasyon : Murat Çınar Tasar›m : Öğr. Gör. Mehmet Sobacı Kemal Cenk Türkçe Editörü : Dr. Hüseyin Özçelebi Dr. Ejder Kındıra

1. Bask› 2011 Baskı: Sistem Ofset Basım - Yayın San. ve Tic. Ltd. Şti. Strazburg Caddesi No: 7/A Sıhhiye • Ankara Tel: (312) 229 18 81 Bas›m Tarihi: 30 Kasım 2010

Sosyolojiye Giriş

iii

Sunuş
Uzaktan öğretim, öğretim elemanı ve öğrencilerin aynı mekanda bulunma zorunluluğu olmadan, bilgi ve iletişim teknolojilerine dayalı olarak öğretim faaliyetlerinin yürütüldüğü ortamlardır. Siz öğrencilerimiz için, Ankara Üniversitesi’nde sunulan uzaktan eğitim programları internet tabanlıdır. Ders içeriklerine istediğiniz yerde ve istediğiniz zamanda erişebilecek, hocalarınızla internet üzerinden iletişim içinde olabileceksiniz. Uzaktan e-öğrenme yoluyla eğitim, geleneksel sınıf ortamındaki öğrenmeden farklıdır. Bu nedenle sizlerin dikkat etmesi gereken bazı konular bulunmaktadır. Öncelikle e-öğrenme, kendi kendinizi disiplin etmenizi gerektirir. Yüzyüze eğitimde belli bir oranda da olsa, sınıflara devam zorunluyken, e-öğrenme sistemlerinde bunun yerini alacak bir zorunluluk bulunmaz. Bu nedenle kendi kendinizi her gün veya haftanın bir kaç günü içeriklere erişmeye, hocalarla ve sınıf arkadaşlarınızla etkileşim içinde olmaya yönlendirmelisiniz. Bazı öğrenciler bu yönlendirmeyi yapmakta zorlanırlar ve hazırlıklarını sınav öncelerine göre hazırlarlar. Böyle bir davranış başarısızlığı getirir. Haftalık çalışma programı yapmak, çevrim-içi ve çevrim-dışı çalışma zamanları belirlemek ve derslerde aktif olmak başarıyı getirecek unsurlardır. Derslerin portalını her gün veya yeteri kadar ziyaret etmek, içerikleri çalışmak ve etkileşimlere katılmak başarı için şarttır. Eğer çalışmaya ara verir ve sürekli ertelerseniz, bir süre sonra derslerden uzaklaşarak kendinizi yalnız ve edilgin hissetmeye başlarsınız. Böylesi durumlarda bu zinciri kırmalı, kaldığınız yerden hızla aradaki farkı kapatmaya çalışmalısınız. Her insanın öğrenme biçimi farklıdır. Öğrenme biçimi kişilerin yeni bilgiyi öğrenmesinde, çoğunlukla farkında olmadan, daha başarılı olduğu yöntem olarak tanımlanabilir. Bazıları görsel yollarla yani okuyarak, grafiklere, resimlere bakarak daha kolay öğrenir. Bazılarıysa yeni bilgiyi işitsel yollarla dinlediklerinde daha kolay zihinlerine yerleştirirler. Kimi öğrenciler başkalarının davranışlarını, örneğin bir aygıtın nasıl çalıştırıldığını izleyerek yeni bilgileri edinebilirler. Bu tür farklı öğrenme biçimlerini bir arada sunan ders içeriklerine zenginleştirilmiş çokortamlı içerikler diyoruz. Ankara Üniversitesi, e-öğrenim derslerinin içeriklerini farklı öğrenme biçimlerine sahip olanların gereksinimlerini karşılayacak biçimde üretmeyi hedefliyor, her dönem zenginleştirilmiş çokortamlı içeriklerin oranını arttırıyor. Sizlere ulaştırılan bu kitap içerisindeki bilgilerin geniş bir özeti, internetteki eğitim portalında, görsel, görsel/işitsel ve yazılım desteğiyle birlikte verilecektir. Ayrıca, dersin sorumlu öğretim elemanı, forum modülünü ve sanal sınıfları sizlerle etkileşime geçmek için kullanacaklardır. Kitaplar sizlere ait önemli kaynak materyallerden biridir. Kitaplarınıza not almanız, önemli cümlelerin altını çizmeniz çalışmalarınıza yardımcı olacaktır. Hepinize başarılar dilerim. Prof. Dr. Haluk Geray

Üniteyi Çalışırken: Her ünitenin başında sunulan üniteyi çalışırken başlığı altında üniteyi çalışırken dikkat etmeniz gereken önemli noktalar belirtilmektedir. Özet: Konu ile alakalı bütünsel bir fikre sahip olmanız amacıyla konu sonlarında bulunan özet başlığı altında konunun kısa ve öz hali sunulmaktadır. Özgün Tanım: Konu anlatımı esnasında belli kavramların karşılık geldiği anlamları özetlemek. Öğrenme Hedefleri: Her ünitenin başında “Öğrenme Hedefleri” başlığı altında o üniteyi tamamladığınızda kazanmış olacağınız beklenen yeterlilikler verilmektedir. Soru: Metin içerisinde sizi düşünmeye ve sorgulamaya sevk etmesi amacıyla sorular bulunmaktadır. Gözden Geçir: Özet başlığı ardından her konu sonunda karşılaşacağınız gözden geçir başlığı altında sizi konuyla ilgili daha kapsamlı sorgulama yapmaya sevk edecek açık uçlu sorular bulunmaktadır. Örnek: Anlatılanların olabildiğince somutlaştırılması ve anlatımın pekiştirilebilmesi amacıyla metin içerisinde örneklere başvurulmaktadır. Değerlendirme: Ünite sonlarında sunulan çoktan seçmeli değerlendirme soruları ile konuya yönelik öğrenmelerinizi değerlendirebilmeniz amaçlanmaktadır. ya da kavrama yönelik farklı nitelemelerin aktarılması amacıyla çeşitli tanımlar yer almaktadır. anlamada sıkıntı yaşayabileceğiniz düşünülen kavramlar sözlük bölümlerinde kısaca tanımlanmaktadır. Önemli Metin: Konulara çalışırken bazı bölümlere daha fazla dikkat etmeniz amacıyla uzmanlar tarafından önemli görülen bölümler önemli metin ikonu ile belirtilmektedir. . Sözlük: Metin içerisinde geçen. Kaynaklar: Sunulan kaynaklar bölümü daha ayrıntılı çalışma ve araştırma yapmak istemeniz durumunda yardımcı niteliğinde olacaktır.iv Sosyolojiye Giriş Kitabı Çalışırken Size sunulan kitap içeriği ile etkileşiminizi desteklemek amacıyla kullanılan simgeler aşağıda tanıtılmıştır.

...33 Değerlendirme Soruları..................................................40 Sosyolojinin Temel Önermeleri......................22 Henri de Saint Simon............................................40 Önerme 1................... v Ünite 1 Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler..........................................................................................15 Değerlendirme Soruları.........7 Psikoloji..................................................................................................................................................7 Antropoloji....................................................................................................................................................................................................................4 Sosyolojinin İlişkide Bulunduğu Bazı Sosyal Bilimler.............................................................................................. ........................................................22 İbn-i Haldun..........................................................10 Sosyolojinin Dalları..................................................................1 Sosyoloji ve Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi.............30 Özet.......................9 Felsefe....40 Önerme 3...................................................................................................................................... ......................................................................35 Ünite 3 Sosyolojinin Kurucuları ..... ..........................8 Ekonomi...........40 Önerme 2............40 ...........................9 Sosyoloji ve Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi......................................................................................................................8 Siyaset Bilimi............25 Auguste Comte...... 11 Özet..........................................................................................37 Sosyolojinin Kurucuları ........................19 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar.................................................................................................28 Karl Marks.............................................................................................................................................................................................................................. ................................................. iii İçindekiler..................... Sosyolojiye Giriş v İçindekiler Sunuş........................................................................................................................................................16 Ünite 2 Sosyolojinin Öncüleri............................................................................................................................................................................................................................... ...................

54 Sembolik Etkileşimci Yaklaşım.................................................... ..............................................................................................................49 Ünite 4 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar.. .......................................................................................................................................93 Amacına Göre Araştırma Tipleri.44 Özet.....................................54 Sosyal İnşaacılık..............................................................................48 Değerlendirme Soruları.................51 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar....41 M.. ...................... ..............................................73 Marksist Feminizm............................58 İşlevselci Yaklaşım..............................................................63 Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı.......76 Postmodernizm............94 Kullanım Alanına Göre Araştırma Tipleri..........................69 Feminizm....................................57 Etiketleme Kuramı........................... ..............................................................................................65 Özet.............................................................................................88 Araştırma Tipleri/Boyutları..................................................................................................................................vi Sosyolojiye Giriş E.................................... .............. ...75 Sosyalist Feminizm..................................................................................... ...................................................94 Zaman Boyutunda Araştırma Tipleri..........59 Çatışmacı Yaklaşım.................................................................... .................................95 ..84 Ünite 6 Yöntembilimsel Yaklaşımlar.................................................................................................................. Weber ...................................................85 Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımlar............................................................................82 Değerlendirme Soruları.....................................................................68 Ünite 5 Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar ...............................................................73 Radikal Feminizm... ............................................................................................. ............................................................................... Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri...............................67 Değerlendirme Soruları............................... Durkheim..................72 Farklı Feminist Yaklaşımlar......74 Liberal Feminizm.............................................................................77 Özet.....................................................................................................................................................................................................................

............................................... ...........104 Araştırma Problemi...................................................................................................99 Değerlendirme Soruları...................................................................................96 Araştırma Teknikleri........................96 Yapıldıkları Yerlere Göre Araştırmalar........................................................................................... ........135 .............................................................................................................................95 Yanıtladıkları Sorulara Göre Araştırmalar............................................109 Yöntem..................................................................................................................................... 113 Ünite 8 Sivil Toplum ......................................................................................100 Ünite 7 Araştırma Süreci....................................................................................................131 Küresel Yaklaşımlar...................................................123 Sivil Toplum Kuruluşları............................................109 Araştırmanın Sınırlılıkları............................................................. 112 Değerlendirme Soruları....................................................... ........................127 Özet.................................121 Kavramsal Açıklık....................96 Aktif veya Pasif Olarak Yapıldıklarına Göre Araştırmalar.......................................... Sosyolojiye Giriş vii Bilgi Toplama Tekniklerine Göre Araştırma Tipleri.........................................................................................................................................................................97 Özet....................120 İslam ve Sivil Toplum.......................................................................................................................................................................... ................................................... 111 Özet... 118 Devlet ve Sivil Toplum İlişkisi....................... ...........................................................134 Küreselleşme Tartışmaları........ .....107 Araştırmanın Önemi.................... ...................................105 Araştırma Amaçları.........................................................128 Değerlendirme Soruları. 110 Süre ve Maliyet.........................109 Araştırmanın Yaklaşım ve Sayıltıları.........................................................................................129 Ünite 9 Küreselleşme .................... 115 Tarihsel Gelişim.......101 Araştırmanın Adımları................................................................................................................... 110 Kaynakça................................................123 Sivil Toplumun Yeniden İnşası...................... ................................................................................................................................................................

...............................................157 Değerlendirme Soruları................................................................................................................................................................................................136 Küreselleşme Eleştirisi........ ................................................................................................148 Genel Değerlendirme ve Çözüm Önerileri.... .................................................................................................143 Türkiye’de Sosyoloji..................................................................................137 Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketler.............................................................................................146 Türkiye’de Sosyolojinin Sorunları................................................................141 Değerlendirme Soruları...........147 Bilimsel Çalışmalar ve Yayınlar.....158 Kaynakça..................................147 Eğitim...163 ............146 Kurumsal Sorunlar...................... ............................................................................................................159 Değerlendirme Sorularının Yanıtları.......... ....................................................................... .................................... .........................................................................................................viii Sosyolojiye Giriş Küreyellik/Glokalleşme..................................................148 Dünyadaki Son Gelişmeler Işığında Türkiye’de Sosyoloji..................................................................147 Metodolojik Sorunlar...147 Bilimsel Toplantılar...........148 Akademik Gerekçeler.........149 Özet........................................................148 Sosyal ve Akademik İlişkiler.........................................................................................142 Ünite 10 Türkiye’de Sosyoloji ve Son Gelişmeler ......147 Araştırma.................................................................139 Özet....................................

10. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme SOSYOLOJİ 3. 6. 4. 7. Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Türkiye’de Sosyoloji .1 Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler 2. 9. 8. 5.

• Sosyolojinin dallarının neler olduğu incelenecektir. • Sosyolojinin diğer sosyal bilimlerle olan ilişkisi gösterilecektir. .2 Ünite 1 Ünitede Ele Al›nan Konular • Genel Olarak Bilim • Bilim Sınıflamaları • Sosyoloji • Diğer Sosyal Bilimler • Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi • Sosyolojinin Dalları Ünite Hakk›nda • Genel olarak bilim tanımı ve bilim sınıflamaları hakkında bilgi verilecektir. • Sosyolojinin nasıl bir bilim olduğu anlatılacaktır.

• Sosyolojinin dallarını öğreneceksiniz. bir felsefeci. bir iktisatçıya eski fil hikâyesini anlatarak görüşlerini alınız ve farklı düşünüp düşünmediklerini gerekçeleriyle tartışınız. . • Sosyolojinin Türkiye’de bir sivil toplum kuruluşu halinde örgütlenmesini araştırınız. • Bilim dallarının kaça ayrıldığını öğreneceksiniz. • Sosyolojinin diğer bilim dallarıyla ilişkisini öğreneceksiniz. • Diğer sosyal bilimlerin sosyoloji ile benzer ve farklı olan yönlerini tartışınız. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 3 Ö¤renme Hedefleri • Genel olarak bilim nedir öğreneceksiniz. • Sosyolojinin nasıl bir bilim olduğunu öğreneceksiniz. bir antropolog. • Sosyolojinin diğer bilimler gibi dallara ayrılmasının avantaj ve dezavantajlarını karşılaştırınız. Üniteyi Çal›ş›rken • Genel olarak bir alanın bağımsız bir disiplin haline gelmesi için hangi koşulları yerine getirmesi gerektiğini tartışınız. • Çevrenizde varsa bir psikolog.

Daha çok zihinsel olarak yürütülen bu çabaların bilimsel olarak kabul edilmesi için bazı koşulları yerine getirmesi beklenir (Henslin. “Neden atılan taş yere düşer?” veya “Neden ısınan cıva yükselir?” gibi. daha sonra da toplum ve insana yönelik olarak da sosyal bilimler gelişmeye başlamıştır. Bilimsellik koşulları olarak aşağıdaki ilkeler de son derece önemlidir: 1. Bulguları başkalarının denetleyebileceği açıklıkta sunmak. Yukarıda belirtilen koşulları yerine getirmek için bilim insanları sistematik çalışmalar yaparlar. Bir bilimin ilk hedefi olayların neden bu şekilde olduğunu “açıklamak”tır. Herkesin bildiği kabul edilen sağduyu (common sence) bilgisinden uzak durmak. İnsanların doğal ve sosyal yaşama ilişkin bilme meraklarını gidermek amacıyla daha sistemli bilgiler elde etmeye yönelik çabalar artmış ve sırasıyla doğaya yönelik olarak doğa bilimleri.4 Ünite 1 Sosyoloji ve Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi İnsanoğlu. 2. yani kalıplara/örüntülere bakarlar. açıklama ve geleceğe yönelik öngörülerde bulunma çabasında olmuştur. . 3. Bulguları olduğu gibi hiç değiştirmeden ortaya koymak. öngörülerde bulunmaktır. İleri sürülenlerin birey veya tekil olay boyutlarını aşarak daha geniş grup ve ortamlarda da geçerli olduğunu ortaya koymaktır. 2. 4. Üçüncü bilim olma koşulu ise. genelleme yapabilmek için tekrarlayan özelliklere veya olaylara. varoluşundan bu yana etrafında olup biten olay ve olguları anlama. İkinci amaç ise “genellemeler” yapmaktır. daha geniş kesimlerde örneğin kırda veya kentte evlenme ve boşanma eğilimlerine yönelik daha kapsayıcı önermelerde bulunmak gerekir. Önyargılarda bulunmaktan kaçınmak. 2001): 1. Mevcut bilgilerimiz ışığında gelecekte neler olacağını söyleyebilmektir. yerleşik kabullerin etkisinde kalarak toplumsal olgu veya olayları değerlendirmemek. 3. Sosyologlar. Ancak bunlar çoğu zaman sadece gözlemlere dayanmamış büyü ve efsanelerle de karışmıştır. Örneğin sadece Ahmet/ Ayşe’de değil. “Neden insanlar evlenirler veya boşanırlar?” sorularına yanıt vermek gerekir. yanlı davranmamak.

biyoloji. sağlık. Entelektüel/zihinsel disiplin olarak sosyoloji. ekonomi. Çünkü o daha kapsamlı bir biçimde sosyolojinin ne olduğunu gösteren bir çaba içindedir. Sosyolojiyi. din sosyolojisi vb. Bu bağlamda sosyoloji de modern uygarlığın geliştirdiği bir bilim olarak kendi içinde pek çok dallara ayrılır (kır. kimya. o alanda neyin nasıl düşünüldüğünü veya diğer alanlarda neler düşünüldüğünü araştırmak ve alanın ne olduğu kadar ne olmadığını göstermek demektir. Sosyal bilimler (antropoloji. bilim insanlarının sistemli çabaları sonucunda ortaya koydukları anlamda bilim tanımıdır. botanik ve zoolojiden oluşur. bir alanın bağımsız bir disiplin haline gelmesi demek. Burada ürün ve süreçten kastedilen. Doğa bilimleri (fizik. siyasetbilim vb. Ona göre her çalışma alanı gibi sosyolojiyi de üç temel alanda incelemek mümkündür: 1. eskilerin kullandığı gibi “İçtimaiyat” olarak tanımlamak yeterli değildir. Entelektüel ve akademik olarak doğal bilimler ve sosyal bilimler sınıflaması çok geneldir. jeoloji vb. her şeyden önce zihinsel bir inşa olarak. Belirli önermeleri paylaşan bilim insanları topluluğu olarak sosyo loji. b. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 5 Bu nedenle bilimlerin. a. Kimya ise. Wallerstein’a göre. aile.). O zaman sosyolojinin ne ile uğraştığını nasıl bir bilim olduğunu biraz daha ayrıntılı olarak incelemekte yarar vardır. Bunu yaparken I.Wallerstein (1998)’dan yararlanmak mümkündür. Örneğin biyoloji. Diğer bir ifade ile sosyolojinin ekonomi veya psikolojiden farkını orta- . 3. psikoloji. 2. Aynı şekilde insan ilişkilerini inceleyen bir sosyal bilim demek de fazla bir anlam ifade etmez. Sosyal bilimlerin çoğu genel. organik ve inorganik kimya olmak üzere çok geniş iki dala ayrılır. Çünkü birçok sosyal bilim insan ilişkilerinin değişik yanlarını inceler. Örgütlenmiş bir yapı olarak sosyoloji. kent. Sosyal Bilimler ‘ürün’(product) ve ‘süreç’(process) bağlamında daha geniş bir bilim tanımını tercih ederler. hukuk. zorunlu önermelerde bulunmayı hedeflemez. yeni Türkçe ile “Toplumbilim”. Doğa bilimleri ve sosyal bilimler içinde geçen tüm bilimlerin de kendi içlerinde uzmanlaşmış alt dalları vardır. tümel.) olarak ikiye ayrıldığını bilmek gerekir.).

Filin hortumuna/ gerdanına ve dişlerine şefkatle dokunan antropolog gülümseyerek. 2001: 8): Hikâyeye göre. Filin dev kulaklarına dokunan siyasetbilimci. 20. bölümler ve anabilim dalları halinde düzenlenmiş bir yapıya sahiptir ve sosyolojinin ne olduğu hakkında bazı ortak görüşleri paylaşan çok sayıda kişi yani sosyolog da bulunmaktadır. Ayrıca diğer sosyal bilimlerden farklı bir çalışma alanı ve konuya sahip olmak.” der. Başlangıçta birçok çalışma sosyolojik çalışma olarak kabul görmemiş.” der. iktisatçı ve sosyologdan oluşan beş kişiye bir file dokunarak neler gördüklerini açıklamaları istenir. ancak bunlar bütünün birer parçasıdır. o tüm filin bedenini yokladıktan sonra. bir disiplin olarak sosyoloji 19.” der. tüm düşünce ve duygular burada yer alır. Filin başına dokunan psikolog.6 Ünite 1 ya koymaktır. ve 14. hayvanı en iyi anlamak için sadece burayı çalışın. Bölüm 3). Daha ileride sosyolojinin disiplin olarak kabul edilmesine temel olarak kabul edilen önermelerin neler olduğu ve bu önermeleri geliştirmiş olmaları dolayısıyla sosyolojinin kurucusu kabul edilen sosyologların kimler olduğu görülecektir (Bkz. “Bu kısım en önemlidir. İşte sosyoloji bu anlamda entelektüel bir faaliyet olarak diğer bilimler gibi bir disiplin olmasının yanı sıra.” der. her şey bedene buradan yayılır. yüzyıllara kadar götürmek mümkün olmakla birlikte. boyun. Öncü düşünürlerinin izlerini 13. “ Bu gerçekten ilkel. Burada sosyal bilimlerin farklı dallara ayrılmasını karikatürize eden çok bilindik fil hikâyesini özetle vermek uygun olacaktır (Henslin. yüzyıl sonlarında keşfedilmeye başlanmıştır. “Hayvanı en iyi ancak bir parçası üzerinde yoğunlaşarak anlayabilirsiniz. burada yoğunlaşın. “Burası güç merkezidir. gözleri bağlanmış psikolog. bu bilginin toplanmasında farklı yöntem ve yaklaşımlara sahip olmak bir alanı disiplin yapmak için aranan koşullardır. Bu dönemde birçok sosyal bilim kendini diğerlerinden ayıran özelliklerini özenle ortaya koymaya çalışmıştır. siyasetbilimci.” denilmiştir. antropolog. çalışmalarınızı bu dağılımın nasıl gerçekleştiği üzerinde yoğunlaştırın. sosyoloji artık sosyal bilimler içinde bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmeye başlanmıştır. kulakların hepsi önemlidir. burada kendimi çok rahat hissediyorum. dişler. Filin ağzını yoklayan iktisatçı. yüzyıl ilk çeyreğinde ise. “Bu sosyoloji değil iktisat tarihi veya siyaset bilimidir. Son olarak sıra sosyologa gelince. baş. “Bu kısım en önemlidir. burası diğer tüm hayvanları denetler. çalışmalarınızı burada yoğunlaştırın. ancak onların bütünün parçası olduğun- .

iletişim. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 7 dan hiç söz etmediniz. sosyal psikoloji. biz gözlerimizdeki bağı kaldırarak resmin tümünü görmeliyiz. Bunun yerine onların. felsefeden ilahiyata kadar çok geniş bir alana yayılan sosyal bilimlerin tümünün sosyoloji ile yakın ilişkisi vardır. hayvanı oluşturan tüm parçaların birlikte nasıl çalıştığını görmemiz gerekir. Sosyolojinin İlişkide Bulunduğu Bazı Sosyal Bilimler Doğa bilimleri gibi sosyal bilimler de çok farklı dallarda uzmanlaştıklarından bunlar hakkında kısa tanıtıcı bilgi edinmek sosyolojiyi anlamaya başlamak için uygun olacaktır. grup içinde davranışların nasıl değiştiğini de görmemiz gerekir. Hiçbiri gözlerindeki bağı çözerek bir araya gelme ve yaratığın tümünü birlikte incelemeyi kabul etmez. Akademik olarak psikoloji insan düşüncesi ve davranışını inceler. Gelişim psikolojisi.” der. Aslında tarih. duygu ve davranışını anlamaya ve açıklamaya çalışır. Ancak burada bunlardan sadece beşine yer verilmiştir. “ellerinizi kulaklardan çekin”. Psikoloji Psikoloji hem biyoloji hem de felsefeden beslenerek gelişen bir bilim dalıdır.” der. Wundt’un düşünceleri daha sonra Yapısalcılık olarak bilinen düşünce okuluna da temel oluşturmuştur. Psikoanaliz. Psikoloji. “Bu yaratığın diğer benzer yaratıklarla nasıl etkileştiğini. Daha sonra sosyolog. hem akademide hem de akademi dışında uygulama olanağı bulunan bir bilim dalıdır. Tarihsel olarak antik Yunan filozofları Aristo ve Sokrates’e kadar uzanan geçmişinin derin izlerini adından da anlamak mümkündür. Psikolojik araştırmalar da bu bağlamda insan düşünce. coğrafya. “ağız benim alanım ondan uzak durun” dediklerini duyar gibi oluruz. ondan uzak durun”. İşlevselcilik. Ancak sosyologun önerdiği gibi olmaz. hukuk. klinik ve deneysel psikoloji başlıca dallarıdır. “baş kısmı benim. Davranışçılık ve Humanizmdir. Ancak bilim olarak psikolog Wilhelm Wundt (1832-1920)’un Almanya’nın Leipzig kentinde psikoloji laboratuvarını kurmasıyla doğar. Yunanca “psyche” ruh ve zihin demektir. . Psikolojideki diğer düşünce okulları arasında en önemlileri sırasıyla Yapısalcılık. “gerdana dokunmayın”.

insanın biyolojik geçmişi. kimlik örüntüleri. Ekonomi. Diğer bir ifade ile insanlar ve grupların kıt kaynaklar arasından istek ve taleplerini en iyi karşılayabilmek için nasıl karar verdiklerini inceler. inşaat kalıntılarını kuramsal. evrim. İnsanın yanı sıra. ergonomi gibi gündelik yaşamı etkileyen alanlarda çalışmalar yapar. Arkeologlar ise. aslında insanların nasıl seçim yaptıklarıyla ilgilenir. Sosyal psikoloji. anlamın yaratılması. Dil antropo logları ise. çanak. arkeoloji ve dilbilim alanlarında uzmanlaşılır. Nitekim bazı sosyal psikologlar sosyoloji kökenlidir. . Sosyal Antropoloji. maymun ve benzeri memeli omurgalılar. sosyolojiye en yakın bilim dalıdır. hizmet ve malların toplumda nasıl dağıldığıyla da yakından ilgilidir. beşeri. Sosyal kültürel antropoloji. insanların geçmişiyle olduğu kadar bugünüyle de ilgilenir. katılarak gözlem yaparak yerel bilgi toplar ve değerlendirirler. basitçe insanın tüketim. tarih öncesi insanlar ve genetik üzerinde çalışır. doğal ve biyolojik bilimlerden yararlanır. kumar. Onların temel ilgisi kültürü anlamaktır. Dili iletişim. üretim ve bölüşüm ile ilgili davranışını araştıran bir sosyal bilim dalı olduğu söylenebilir. kültürel değişme. çömlek ve taş aletleri. Bunlar arasında sosyal antropoloji. İnsanlık tarihi boyunca görülen tüm kültürleri anlamak için sosyal. organizasyonu ve yönetimiyle ilgilenir. ideolojik oluşumları ve çevre ile etkileşimleri açısından incelerler. yerleşim. alkol. Biyolojik ya da Fiziki Antropoloji. Sosyal psikolojik araştırma tekniklerinden ampirik sosyolojik araştırmalarda geniş ölçüde yararlanılır. hayvan kemiklerini. Ekonomi Ekonominin ne olduğu konusunda evrensel olarak kabul gören bir tanım yapmak güç ise de. Ekonomistler en genel anlamda toplumsal üretim. fiziki/biyolojik antropoloji. Antropoloji Antropoloji. dili sosyal yaşamı yansıtan ve belirleyen yollar olarak görür ve karşılaştırmalı olarak incelerler.8 Ünite 1 Psikologlar ayrıca meslek olarak akıl/ruh sağlığı tedavisi. ilaç bağımlılığı gibi problemlerin yanı sıra tecavüz gibi çeşitli travmalarda tedavi sağlarlar. kendine yardım. yaygın kültürel inançlar ve ideolojilerle ilişkilendirerek incelerler. grup üyeliği. sosyoloji ile kardeş disiplindir. Sosyal Antropologlar. performans geliştirme. uzak ve yakın tarih öncesi maddi kalıntıları örneğin. fosiller. uyum ve farklılaşma ile ilgilenir.

Bu eserde başarılı yönetici için belirli stratejiler önerilir. Makro ekonomi ise. varlık. Felsefe Bir disiplin olarak felsefe. siyaset felsefesi. kamu politikaları. ABD’de sivil savaş sonrası ortaya çıkmış oldukça yeni bir alandır. mikro ekonominin tam tersine daha geniş ölçekte ve toplumdaki tüm bireylerin toplam olarak kararlarıyla ilgilenir. . Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 9 Ekonominin biri mikro diğeri makro olmak üzere iki temel alanı vardır. karşılaştırmalı siyaset. Görünüşte liderin adil ve iyi olması gerekse de “Amaca ulaşmada her yol meşrudur. Örneğin “Benim felsefem çok çalışmaktır. Farklı yönetim biçimleri ve yapıları. akıl ya da çıkarsamalar yoluyla gerçeği aramaktır. siyaset bilimin tartışmalı da olsa en temel yapılarındandır. Geçmişte askeri güç siyasetin en temel belirleyicisi olmuşsa da günümüzün göreli olarak daha istikrarlı devletlerinde yolsuzluğun baskılanması gibi temel konularda siyaset biliminin yol göstericiliğine ihtiyaç artmıştır. ahlak filozoflarına. uluslararası ilişkiler konularında uzmanlaşmaya gidilmiştir. bilgi ve etik konularındaki sorularla ilgili rasyonel incelemedir. tarih ve ekonomiye dayanır. Siyaset bilimi hem humanistik hem bilimsel yaklaşımlar hem de bunların araç ve yöntemlerini kullanarak dünyanın çeşitli bölge ve ülkelerinde siyasal süreç.” fikrine dayanan eser. Ancak kökleri antik uygarlıklara. sistemler ve siyasal davranışı inceler. Örneğin faizlerdeki değişim oranının ulusal tasarruf oranlarını nasıl etkilediğini inceler. siyasal ideoloji. Felsefenin bir sosyal bilim olarak.” denildiğinde. sadece bir dünya görüşüne işaret eder. Siyaset Biliminin en temel eserlerinden biri İtalyan diplomat Niccolo Machievelli’nin yazdığı Prens (1513)’tir. sistem ve siyasal dinamiklerle ilgili çalışmalarda bulunur. Aslında siyaset bilimi kesin/katı verilerden daha çok öznel yorumlara dayanır. Siyaset Bilimi Disiplin olarak Siyaset Bilimi. Bu nedenle kapsamlı inanç sistemi veya dünya görüşü ile karıştırılmamalıdır. siyasal çalışmalar ve analizler. Siyaset kuramı. Son yıllarda anayasal hükümetlerde oy verme davranışına kadar ilgi alanı genişlemiştir. gündelik dildeki kullanımdan farklı bir anlamı vardır. buradaki kullanım bilim değil. siyasal ekonomi. Örneğin fiyatlardaki artış veya azalmanın ailelerin satın alma gücüne etkisini inceler. Tarihsel olarak tüm liderler siyasetle ilgilenmişlerdir. siyaset ve siyasal süreçler. Ampirizm yerine. ekonomik kararların alt veya mikro düzeyde olanlarıyla ilgilenir. Mikro ekonomi.

antropoloji. Bu bağlamda epistemolojik olarak. kapitalist üretim biçiminde . Ayrıca Bilgi Kuramının da “bilginin kaynağı” ve “bilginin değeri” olarak iki temel alanı vardır. Aynı ekonomik üretim biçimine sahip olmasına rağmen farklı toplumsal yapıların varlığı kültürel analizlere duyulan ihtiyacın başlıca kaynağı olmuştur. Özellikle doğa bilimlerinden farklı olarak. Durkheim bir sosyal olayın ancak diğer bir sosyal olay ile açıklanması ilkesi üzerinde ısrarla durmuştur. Özellikle ontoloji ve epistemolojiden birçok bilimsel kavramı tanımlamada yararlanılır. Sosyolojinin diğer alanlarla benzerlikleri çoktur. Hatta son yıllarda bir gelişme daha yaşanarak. “Ontoloji” (Varlıkbilim) ve “Ahlak”tır. Örneğin antropologlar ve sosyologlar kültür ile ilgilenirler. bilginin kaynağını “akıl” olarak görmek Rasyonalizm. Nitekim başlangıçta sosyologlar daha çok toplumsal yapı ile ilgilenirken. ekonomi ve siyaset biliminin hepsi de insan davranışı ile ilgilenirler. siyaset ve sosyal birbirinden ayrılmak bir yana birbiri ile etkileşim içindedir.10 Ünite 1 Aslında felsefenin temel dört çalışma alanı vardır. “fayda” olarak görmek Pragmatizm olarak anılır. “deney” olarak görmek Ampirizm. insan ürünü olay ve olguların yorumlanarak anlaşılmasında kültür son derece önemlidir. Sosyoloji ve Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi Her şeyden evvel psikoloji. Bunlar sırasıyla “Metafizik”. Hatta ilk önceleri sosyal. Feminizm de böylelikle epistemoloji tartışmalarında yerini almış bulunmaktadır. Ancak sosyologlar üretim ve bölüşümün sosyal sonuçları ile daha fazla ilgilenirler. Bu yüzden bu bilimlere bazen Davranış Bilimleri de denilir. Örneğin Karl Marks’ın tarihsel maddeci sosyolojisinde ekonomi. “sezgi” olarak görmek Intuitionism/Sezgicilik. Ekonomi ve sosyolojinin her ikisi de üretim ve bölüşümle ilgilenirler. Ancak daha sonra başta Emile Durkheim olmak üzere bazı sosyologlar sosyal olanı diğer alanlardan ayırmak için yoğun çaba göstermişlerdir. Örneğin sosyologlar. “Epistemoloji” (Bilgi Kuramı). bilginin kaynağının “kadının öznel deneyimleri” veya algıları olduğu ileri sürüldüğünden. siyasal ve ekonomik yönler ayrı ayrı değil bir bütün olarak ele alınıp incelenirdi. Ayrıca insanlar arasındaki iletişim aracı olarak dilin en büyük kültür taşıyıcısı olması da sosyolojinin kültüre ilgisini arttırmaktadır. günümüzde tekrar toplumsal yapı-kültür ve bireyin birlikte incelenmesine dayanan daha kapsamlı çalışmalar tercih edilmeye başlanmıştır. Tüm bu bilimler insan ilişkileri üzerinde mikro veya makro düzeylerde dururlar.

eğitim sosyolojisi. Marksizm’in ekonomik altyapıya önem ve öncelik vermesi de sosyoloji ve ekonomi yakınlığının en iyi göstergesidir. din sosyolojisi. ekonomik sosyoloji ve sağlık sosyolojisi gelir. Hatta feminist sosyologlar konuyu daha da derinleştirerek kadının ev içi emeğinin de ekonomik ve sosyal bir değeri olduğunu ve dolayısıyla kapitalizmi gizli olarak beslediğini iddia ederler. “Aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz. . Nitekim sosyolojinin temel kabulü olan değişme fikri. Sosyal kurumları çalışan sosyoloji dalları da vardır. cemiyet var.” görüşlerine fazla itibar edilmemesi. Bunların başında aile sosyolojisi. Psikolojinin toplum yerine bireyle ilgilendiği açıktır. devlet. siyaset sosyolojisi. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 11 işçilerin. din. Daha sonra araştırma yapılan mekâna göre kır ve kent sosyolojileri gelir. “Değişmeyen tek şey değişmenin kendisidir.” diyen ilkçağ filozofu Heraklit’e aittir. aile. hukuk sosyolojisi. Öte yanda bilgi ve kültür sosyolojisi adı altında yapılan çalışmalara da rastlanmaktadır. kadın ve çocukların sömürüldüğü konusu üzerinde daha fazla dururlar. Bunlar arasında kadın. hukuk gibi diğer üstyapı kurumlarını belirler. çevre. ajan olarak bireyi yapıyı etkileme kapasitesine sahip olarak görür ve önemser. Sosyolojinin Dalları Diğer pek çok bilim gibi sosyolojinin de alt dalları vardır. Sosyolojide çok sık kullanılan diyalektik kavramı da felsefeden alınmıştır. Sosyolojinin inceledikleri sosyal problemler açısından da gelişmiş pek çok dalı vardır. bireyin sosyal sorunlarla baş ederken başvurduğu stratejilerin psikolojide olduğu gibi önemsenmesi söz konusudur. yaşlılık. Artık Durkheim gibi. Sosyolojinin kurucusu Auguste Comte’da aslında bir filozoftur. Felsefe ve sosyoloji arasında da çok yakın bağlar vardır. Ancak son yıllarda psikolojik gelenek içinde gelişmiş bazı mikro sosyolojik yaklaşımlar başta olmak üzere bireyin toplum tarafından belirlenen pasif bir alıcı olmadığını kabul eden yaklaşımlar da gelişmiştir. çocuk. Sosyolojideki pek çok yaklaşımın insan ve toplum hakkında sahip oldukları felsefi kabullere göre birbirinden ayrıldığı söylenebilir. Ayrıca günümüzde sanayi sosyolojisi artık örgütsel sosyolojiye dönüşmüştür. eğitim. afet sosyolojisi en önde gelenleridir. Marks’a göre üretim güçleri ve üretim ilişkileri olarak ekonomik altyapı. suç. Antony Giddens’ın Yapılaşma Kuramı bunun en iyi örneğidir. Bunlar arasındaki ilk sınıflama kuramsal ve uygulamalı sosyoloji ayrımıdır. “Fert yok. Yapı ve birey ikiliğini kabul eden bu kuram.” şeklindeki diyalektik görüş sosyolojinin temel önermesidir ve felsefe kökenlidir.

Postmodernizm de sosyolojiyi meta-anlatı. kadın ve çocuk mülakatları ayrı ayrı yer almıştır. Kadın odaklı bir çalışma feminist kuramlara göre yapıldığında farklı. kadının konumunu ataerkil ve erkek egemen görüşlerle temellendirirken. Aynı şekilde hastane incelemelerine örgüt sosyolojisi mi sağlık sosyolojisi içinde mi yer verileceği de tartışılabilir. sosyolojiyi ataerkil ideolojiyi yeniden üretmekle suçlar. Örneğin geçmişte birçok klasik aile araştırmasında sorular sadece aile reisi olarak erkeğe yöneltilmiştir. Ancak.12 Ünite 1 Sosyolojinin dallara ayrılması içerik açısından problemlidir. Bu sorun son yıllarda ayrı ayrı kadın ve çocuk anket/mülakat formları düzenlenerek çözümlenmeye çalışılmaktadır. Burada belirtilmesinde yarar olan önemli bir nokta feminist ve postmodernist görüşlerin. Sosyolojideki temel yaklaşımlar daha sonra inceleneceği için burada daha fazla ayrıntıya girilmeyecektir. sosyolojik araştırmalara sınırlar koyduğundan kabul edilemez bulunmaktadır. Özellikle kendisi de modernist olduğu halde feminizm. Aynı konu sosyal problemler çalışıldığında da ortaya çıkabilir. modernitenin bilimi olan sosyolojiye meydan okuduklarıdır. diğer bir ifade ile çok geniş kapsamlı ve iddialı görerek dışlar. Türkiye’de de Sosyoloji Derneği tarafından yapılan Gecekondularda Geleneksel Dayanışmanın Çağdaş Organizasyonlara Dönüşümü (1993) adlı aile araştırmasında erkek. Çünkü feminist kuram. Bu durum gelişme ve gerçeğe daha fazla ulaşma çabası olarak olumlu bir şekilde değerlendirilmiştir. Bu durumlarda okuyucunun temel ölçüt olarak hangi alanın temel kuram ve kavramlarından hareketle çalışmanın yapıldığına dikkat etmesi gerekir. Postmodernizm de içinde bulunduğumuz anı ve yeri önemsediğin- . Ancak feminist ve postmodernist araştırmaların mevcut araştırma tekniklerinden bazılarını önemsemesi. Bu yüzden sosyoloji dallarının çok net sınırlarının bulunmadığı bir gerçektir. feminist ve postmodernist eleştirilerin sosyolojiye ayna tutarak eksikliklerini görmesine olanak sağladığı da inkâr edilemez. Ayrıca araştırma probleminin nasıl tanımlandığı da ipucu verebilir. Örneğin bir sağlık örgütünde sosyal ilişkiler sorunu araştırıldığında bunun kırsal veya kentsel bir çalışma olması önemini yitirir. Araştırmaya sağlık sosyolojisi olarak bakılır. Çünkü ailedeki en yüksek eğitimli ve sorumlu kişi aile reisidir. Örneğin kırsal sağlık sorunlarının incelenmesinin kırsal sosyoloji mi yoksa sağlık sosyolojisi mi olduğu tartışılabilir. Örneğin feminist araştırmalar nitel araştırma tekniklerini tercih eder. sağlık sosyolojisi açısından yapıldığında farklı terminoloji kullanılarak birbirinden ayrılacaktır. diğeri sağlık sosyolojisi kuramsal yaklaşımlarını kullanacaktır.

dünyada ve ülkede yaşanan önemli konularda görüş bildirmek sosyologları sırça köşklerinden çıkaracak ve halk sosyolojisi yapmaya götürecektir. “Uygulamalı Sosyoloji” ve “Toplumsal Yapı ve Değişme” anabilim dallarıdır. Nitekim bazı üniversitelerdeki sosyoloji bölümlerinde bu ayrıma son verilmiştir. Sosyolojinin ayrıca Türkiye’de akademik kadroların atanmasında esas olan dört bölümü bulunmaktadır. Sosyologlar toplumla diyalog haline geçtiklerinde onların sorunlarını daha iyi anlayacak ve daha verimli çalışmalar yapabileceklerdir. Akademi içinde sosyologların yaptıkları çalışmalar hem “Profesyonel” hem de “Eleştirel” olabilir. Öte yandan 2010 yılında İsveç/ Göteborg’da yapılan Dünya Sosyoloji Kongresine aktif olarak katılan 51 Araştırma Komitesi (RC) bulunmaktadır. Sosyologlar ağaçlar ile uğraşırken ormanı göremez hale gelmişlerdir. Bu ayrımın pek sağlıklı olduğu söylenemez. Karşılaştırmalarını hem zaman hem de mekân boyutunda yapmak onun zenginliğidir. Bunlar sırasıyla “Genel Sosyoloji ve Metodoloji”. Bu konu ayrıntılı olarak 10. Akademi dışına yönelik olanlar ise “Politika Yönelimli” uygulamalı araştırmalar ve “Halk Sosyolojisi” (Public Sociology) olarak adlandırılabilir. 1981) yaşanmasına yol açmaktadır. Bölümde ele alınmıştır. Bu nedenle sadece doğal ve sosyal olarak ikiye bölünen bilimlerin değil. Oysa sosyoloji hem nicel hem nitel. tüm sosyal bilimlerin ve sosyolojinin daha bütüncül çalışmalar yapması ve . Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 13 den tarihsel çalışmaları reddeder. Çünkü tüm Dünya’da sosyolojiden beklenen çok fazla olmasına rağmen yerine getirilebilenler çok daha azdır. Burada en önemli kısım. Oysa bilimsel çalışmaların yanı sıra topluma sorumluluk bilinci ile toplum için diğer bazı çalışmalarda bulunmak ahlaki bir sorumluluktur. Bölünen bilgi ise. “Kurumlar Sosyolojisi”. toplumsal gerçekliğin bütünlüğünün gözden kaçırılmasına ve birbirinden habersiz çalışmalar sonucunda da sosyolojide bir “meşruiyet krizinin” (Habermas. kitle iletişim araçlarında programlara katılmak. Örneğin sivil toplum kuruluşlarında görev almak. halkın düzeyine inerek onlar için bilgi üretmek ve bunu onlarla paylaşmaktır. Çünkü akademisyen sosyologlar çoğu zaman akademik ilgi ve merakları temelinde araştırmalar yapmakta halk ile diyalogu ihmal etmektedirler. hem dünü/tarihsel olanı hem de bugünü önemser ve bilmek ister. Sosyolojinin dallarını farklı şekilde kavramlaştırmak da mümkündür. Örneğin Michael Burawoy (2005) tarafından sosyolojinin akademi içine ve dışına yönelik olarak yapılması da önemlidir. Bunlar bilginin uzmanlaşması kadar bölünmesinin de işaretleridir.

siyaset. “Sosyoloji. grup. tartışan. yurtta ve dünyada yaşanan kamusal sorunlara ahlaki olarak sorumlu olduğunun bilinciyle halka yönelen.” Sosyolojinin Türkiye’de yüksek öğretimdeki hedefi ise. . sivil topluma duyarlı. Sonuç olarak. sınıf ve örgütleri hem makro hem de mikro. her türden ayrımcılığa karşı. profesyonel sosyoloji ile politika yönelimli sosyolojiyi dengeleyebilen. eleştirel düşünen. hukuksal yapı ve süreçleri. aile gibi kurumlar ile bu ilişkilerin içinde oluştuğu ekonomik-sosyal-kültürel. artık daha kapsamlı bir sosyoloji tanımı yapacak bir konuma gelinmiş bulunulmaktadır. yapı-birey ile kuram ve uygulama bütünlüğü içinde inceleyen bir bilimdir.14 Ünite 1 daha adil. toplumsal ilişkiler ve onları düzenleyen başta eğitim. hem nicel hem de nitel teknikler aracılığıyla tarihsel ve mekânsal bağlamından koparmaksızın. yaratıcı ve demokrat sosyologlar yetiştirmektir. eşitlikçi ve güvenilir bir dünya için mücadele etmesi beklenmektedir. yazan.

coğrafya. Bunlar arasında kadın. Bunlar bilginin uzmanlaşması kadar bölünmesinin de işaretleridir. Burada ürün ve süreçten kastedilen bilim insanlarının sistemli çabaları sonucunda ortaya koydukları anlamında bilim tanımıdır. tümel. yaşlılık. hukuk. zorunlu önermelerde bulunmayı hedeflemez. Her çalışma alanı gibi sosyolojiyi de üç temel alanda incelemek mümkündür: entelektüel / zihinsel disiplin olarak sosyoloji. felsefeden ilahiyata kadar çok geniş bir alana yayılan sosyal bilimlerin tümünün sosyoloji ile yakın ilişkisi vardır. Ayrıca günümüzde sanayi sosyolojisi artık örgütsel sosyolojiye dönüşmüştür. iletişim. daha sonra da toplum ve insana yönelik olarak da Sosyal Bilimler gelişmeye başlamıştır. siyaset sosyolojisi. Ayrıca bilgi ve kültür sosyolojisi adı altında yapılan çalışmalara da rastlanmaktadır. din sosyolojisi. hukuk sosyolojisi. Daha sonra araştırma yapılan mekâna göre kır ve kent sosyolojileri gelir. . Bunlar arasındaki ilk sınıflama kuramsal ve uygulamalı sosyoloji ayrımıdır. suç. belirli önermeleri paylaşan bilim insanları topluluğu olarak sosyoloji. Doğa bilimleri gibi sosyal bilimler de çok farklı dallarda uzmanlaşmışlardır. afet sosyolojisi en önde gelenleridir. Öte yandan 2010 yılında İsveç/Göteborg’da yapılan Dünya Sosyoloji Kongresine aktif olarak katılan 51 Araştırma Komitesi (RC) bulunmaktadır. Sosyal Bilimlerin çoğu genel. Bunların başında aile sosyolojisi. örgütlenmiş bir yapı olarak sosyoloji. Aslında tarih. çevre. Sosyal Bilimler ‘ürün’ (product) ve ‘süreç’ (process) bağlamında daha geniş bir bilim tanımını tercih ederler. Sosyal kurumları çalışan sosyoloji dalları da vardır. Diğer pek çok bilim gibi sosyolojinin de alt dalları vardır. ekonomik sosyoloji ve sağlık sosyolojisi gelir. eğitim sosyolojisi. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 15 Özet İnsanların doğal ve sosyal yaşama ilişkin bilme meraklarını gidermek amacıyla daha sistemli bilgiler elde etmeye yönelik çabalar artmış ve sırasıyla doğaya yönelik olarak Doğal Bilimler. çocuk. Sosyolojinin incelediği sosyal problemler açısından da gelişmiş pek çok dalı vardır.

Eski fil hikâyesinde sosyologun rolü aşağıdakilerden hangisiyle uyuşmaz? a. Bağımsız bir konu b. Hiçbiri 4. Hepsi . Hepsi 5 Aşağıdakilerden hangisi “halk sosyolojisi”nin temel özelliğidir? a. Hepsi 3. Bütünsel /holistik bakış c. I. Wallerstein’e göre bilimlerin bağımsız bir disiplin olmasının koşulları nelerdir? a. Bütünün parçaların kaba toplamından daha fazla bir işleve sahip oluşu d. Bağımsız yöntem c. Organizasyon d. Toplumun geneline ahlaki sorumluluk duymak e. Bilim insanları topluluğu e. Problemler e. Diğer tüm bilimler gibi sosyolojinin de temel amacı nedir? a. Sosyolojinin dallara ayrılmasının temel ilkeleri nelerdir? a. Parçalar bütünden önemlidir b. Mekân c. Aileye önem vermek c. Hepsi e. Betimleme e. Hukuka önem vermek d. Açıklama b. Öngörüde bulunma d. Anlama c. Kurumlar d. Zaman b. Bireye önem vermek b.16 Ünite 1 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Hepsi 2.

Sosyolojiyi diğer sosyal bilimlerden ayıran temel özellik nedir? a. Burawoy c. Aşağıdakilerden hangisi sosyolojinin inceleme alanı dışındadır? a. Sosyolojinin alt dallara ayrılmasının bilginin uzmanlaşması kadar. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 17 6. Toplumsal değerleri incelemek e. Grupları incelemek b. Bireysel yönü 8. Amin . Toplumsal yönü b. J. Toplumsal hareketliliği incelemek 7. Wallerstein e. Nedensel yönü d. Olması gerekeni incelemek d. M. Toplumsal sınıfları incelemek c. Z. Habermas d. I. toplumsal krize de yol açabileceğini savunan ünlü sosyolog/ filozof kimdir? a. S. Objektivite e. Bütünsel yönü c. Baumann b.

18 Ünite 1 .

9.1. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler 2 Sosyolojinin Öncüleri 3. Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme SOSYOLOJİ 10. 4. 7. 5. 6. 8. Türkiye’de Sosyoloji .

• Auguste Comte’un temel görüşlerinin neler olduğu incelenecektir. • Karl Marks’ın temel görüşlerinin neler olduğu incelenecektir. • İbn-i Haldun’un temel görüşlerinin neler olduğu incelenecektir.20 Ünite 5 Ünitede Ele Al›nan Konular • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar • İbn-i Haldun • Henri de Saint Simon • Auguste Comte • Karl Marks Ünite Hakk›nda • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar olarak kimlerin kabul edildiği gösterilecektir. . • Henri de Saint Simon’un temel görüşlerinin neler olduğu incelenecektir.

Üniteyi Çal›ş›rken • İbn-i Haldun’un öyküsünün onun görüşleri üzerindeki etkisinin ne olduğunu araştırınız. . • Karl Marks’ın temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Saint Simon’un neden etikçi veya ütopik sosyalist olarak • A. Marks’ın felsefi ve sosyolojik görüşleri arasındaki ortak • Öncü düşünürler arasındaki benzer ve farklı yönleri listeleyiniz. • İbn-i Haldun’un temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Henri de Saint Simon’un temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. yönü araştırınız. • K. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 21 Ö¤renme Hedefleri • Sosyolojinin öcüleri olarak kimlerin kabul edildiğini öğreneceksiniz. adlandırıldığını tartışınız. Comte’un Pozitivizm adlı felsefesinin nasıl bir sosyolojinin kurulmasına öncülük ettiğini araştırınız. • Auguste Comte’un temel görüşleri neler olduğunu öğreneceksiniz.

22

Ünite 2

Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar
Sosyoloji konusundaki kitapların çoğunluğunun Batı kaynaklı oluşu yüzünden sosyoloji tarihi yazılırken sürekli Batılı düşünürlere yer verilmesi alışıldık bir tutum ve davranıştır. Ancak son yıllarda giderek Batı dışındaki sosyologlar tarafından bir kişinin adı daha fazla anılır hale gelmiştir. Bu kişi Arap asıllı düşünür İbn-i Haldun’dur. Sosyoloji tarihi kitapları incelendiğinde birçok önemli ve güncel reform konusunda olduğu gibi sosyoloji hakkında da ilk habercinin Henri de Saint Simon olduğu ve daha sonra Karl Marks, Auguste Comte, Emile Durkheim ve Max Weber’in geldiği görülür. Bu nedenle adı geçen düşünürlerin temel görüşlerini bilmek gerekmektedir. Bununla birlikte Batı dışından bir sese kulak vermenin uygun olacağı düşüncesiyle kitabın bu bölümünde Henri de St. Simon, Auguste Comte ve Karl Marks gibi Batılı öncüler yanında İbn-i Haldun’a yer verilmiştir.

İbn-i Haldun (1332-1406)
İbn-i Haldun’u basit bir Arap düşünürü ya da tarihçisi olarak görmek yanıltıcı bir başlangıca yol açabilir. Bu nedenle biraz daha gerilere giderek yaşadığı dönemi ve öncesini bilmek gerekir. Nitekim tarihe bakıldığında M.S. 711’de Arapların bugün İspanya olarak bilinen İber Yarımadasına Cebeli Tarık Körfezini geçerek geldikleri ve güneyde yaşayan Yahudi ve Hıristiyanlara İslamiyeti tanıtarak tarihte “Endülüs Uygarlığı” (756-1031) olarak geçen uygarlığı inşa ettikleri görülür. Ancak daha sonra İspanya Kraliçesi Kastilya’nın iktidara geldiği dönemde İslam egemenliğine son verilerek önce 1492 yılında Yahudiler (Seferadlar) daha sonra da Araplar ülkeden sürülürler (1610). Nitekim Yahudiler/ Sefaradlar daha sonra Osmanlı Devleti tarafından kabul edilmişler ve gemilerle İstanbul’a getirilmişlerdir. Bu nedenle halen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Museviler, geçmişteki cömert davranışı şükranla anmaktadırlar. Buna karşılık tekrar Afrika’ya dönen Müslümanlar çeşitli ülkelere dağılmışlardır. İşte Tunus’ta 1332 yılında doğan daha sonra İspanya’nın Sevile kentine gelerek burada uzun yıllar yaşayan İbn-i Haldun’u bu kültür zenginliği içinde değerlendirmek gerekmektedir. İbn-i Haldun hakkındaki bilgilere Batının Gumplowicz ve Oppenheimer aracılığıyla ulaştığı da belirtilmelidir. İbn-i Haldun Endülüs Uygarlığının son dönemlerinde daha 21 yaşında iken Arap Sultanı Abu Einan’ın güvenini kazanarak onun özel sekreteri olarak çalışırken, kendisini çekemeyenlerin iftiraları yüzün-

Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar

23

den aynı sultan tarafından iki yıl hapse mahkûm olur (1356-1358). Sultanın ölümünden sonra Vezir İbn-i Ömer, onu özgürlüğüne kavuşturarak görevine iade eder. Aslında onun yaşamının iki bölümü olduğu; birinde kamu bürokrasisinin hizmetkârı iken, diğerinde bilimsel çalışmalara kendini adamış bir kişilik olduğu söylenir. Ancak ilk dönemdeki devlet tecrübelerinin onun daha sonra geliştirdiği kuramlara katkısının olduğu inkâr edilemez. İspanya’dan ayrıldıktan sonra Mısır’ın Kahire kentinde 1402’de ölen İbn-i Haldun, evrimci ve determinist bir düşünürdür. En önemli eseri olan Mukaddime aslında çok kapsamlı bir sosyal bilimler ansiklopedisine benzetilebilir. Kolaylıkla anlaşılması mümkün olmayan eserinde uygarlıkların gelişimini ortaya koyar. Özellikle Ümran başlığı altında bugün hars/kültür denilen konu hakkında düşüncelerini ortaya koyar. Ona göre iki türlü Umran vardır: 1. Bedevi Umran: Bugünkü karşılığı köylülüktür. Kır ve göçebe kültürün özelliklerini taşır. 2. Hadari Umran: Yerleşiklik ve kentlilik anlamında kullanılmıştır. İbn-i Haldun’a göre medeniyet bedevilerde değil Hadarilerdedir ve Ümran’ın üç özelliği vardır: 1. Doğallık: İnsan doğası gereği tek başına yaşayamaz. İnsan topluluğu bu nedenle doğaldır. 2. Organiktir: İnsan topluluğunun belirli bir şekilde gelişmesi zorunludur. 3. İşlevseldir: Bireyler iyi yaptıkları işlerde uzmanlaşırlar. Sosyolojik açıdan önemi, özellikle kır ve kentler arasında farklılaşma üzerinde durmasıdır. Ona göre, göçebe-köy toplulukları yerleşik-kentlerden önce ortaya çıkar ve burada yaşayanlar henüz daha güvenilir ve sağlamdır. Bunun temel nedeni kırda ailenin daha istikrarlı olmasıdır. Buna bağlı olarak da sosyal dayanışma daha yüksektir. Ayrıca büyüklere özellikle de kadınlara çok fazla değer verilir ve saygı duyulur. Ancak bedeviler aynı zamanda inançsız, isyankâr ve şiddet yanlısıdırlar. Hadarilerin yaşadıkları yerler, yani kentler değişmeyi temsil eder; burada düşünceler derinleşebilir; bilgi artar ve düşünceler zenginleşir. Kent hayatı tüm bu kültürün gelişeceği en uygun ortamdır. İbn-i Haldun’un Ümran ile bağlantılı diğer kavramı Asabiye’dir. Ona göre Ümran tıpkı bir ağaca benzer. Ağacın gövdesi hadara/kentlilik;

24

Ünite 2

özsuyu ise asabiyedir. Asabiye demek, herkesin aslına/asabiyesine bağlı olması demektir. Diğer bir ifade ile soyundan geldiklerine bağlılık göstermek ve onlarla dayanışma içine girmektir. Psikologlar buna “ortak bilinç” de derler. Sosyolojik açıdan ise, dayanışma duygusu, sosyal bağlılık/tesanüt, yakın akraba bağı anlamına gelir. Asabiyenin özellikleri kabile, aşiret veya topluluk üyeleri arasında kuvvetli bir birlik, güçlü bir dayanışma, yardımlaşma, doğadan koruma bilinci ve inancının kuvvetli olmasıdır. Asabiye aynı zamanda davranış anlamına da gelir. Güçlü ortak düşünce güçlü davranış birliğine dayanır. Bedeviler arasında asabiye daha güçlüdür. Ancak bedeviler modernleşip yerleşikliğe geçtikçe soy asabiyesi güçsüzleşirler. Bu nedenle İbn-i Haldun’un görüşlerinde sadece ekonomik değil manevi bir motif, metafizik bir değerlendirme de söz konusudur Bu düşünceler daha sonra ekonomi yerine ahlakı önemseyen Emile Durkheim’da daha ayrıntılı olarak görülür. Aslında İbn-i Haldun iki tür asabiye sınıflandırır: 1. Nesep/soy Asabiyesi: Bedevilerde ve göçebelerde daha çok görülür. 2. Sebep Asabiyesi: Yerleşik toplumlarda daha yaygındır. İbn-i Haldun’a göre sebep asabiyesi, kişilerin hayatını anlamlandıran uğruna yaşamı feda etmeyi ya da çatışmayı göze aldırabilecek yüksek bir değer veya inançtır. Bu yüzden yerleşik toplumlarda sebep asabiyesi gelişir ve millet ortaya çıkar. Çünkü millet ideali olan insanlar büyük özverilerle oluşturdukları sebep asabiyesine bağlanırlar ve artık nesep/soy asabiyesine ihtiyaç duymazlar. Bundan sonraki çatışma ve mücadele milletler ve uygarlıklar arasında cereyan eder. Uygarlıklar arasında savaşlara işaret eden Huntington’ın da benzeri düşüncelere sahip olduğu söylenebilir. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu’na göre, biyolojik determinizmi sosyal determinizm ile birleştirmeye çalışmıştır. Afrika’da çeşitli kabileleri dolaşarak yaptığı saha çalışmaları sonucunda toplumu canlı bir organizmaya benzetir. Buradan hareketle toplumların da doğup, büyüyüp, gelişeceğini ve sonlanacağını iddia eder. Ona göre doğum ve gelişme dönemleri göçebe kültürünün sonucudur. Buna karşı kent yaşamına olumsuz bakar ve giderek kentleşen uygarlıkların gerileyerek yok olduğu düşüncesine ulaşır. Nitekim bu görüşleri nedeniyle Hilmi Ziya Ülken tarafından ilerleme karşıtı olarak algılanmıştır. Çünkü onun ilgisini çeken Ümran aslında uygarlık demektir ve kentlerdeki yaşamı anlatır. Ancak onun görüşlerinin sadece bilimsel değil

” Nitekim Amerikan Bağımsızlık Savaşı’na heyecan duyarak katılması ve subay olarak dövüşmesi böyle bir heyecan sonucu olsa gerektir. Ayrıca 19. Aynı şekilde Fransız Devrimi de kendisine yapılanlara rağmen onun desteğini kazanmıştır. daha 13 yaşında iken dinsel dogmalara koşulsuz itaati reddetmiş ve genç yaşında bir yakınının etkisiyle Yorktown’a giderek Amerikan Bağımsızlık Savaşı’na katılmıştır. Henri de Saint Simon (1760-1825) Ünlü Fransız düşünürü St. St. Simon toplumun yeniden organizasyonunun ancak felsefeci. Simon arkadaşı olan A. Buna rağmen tepeden inmeci jakoben devrimciler Onu geçmişine dayanarak hapse atmışlardı. din adamları ile bilim insanı eğitimcilerin yer değiştirmesini önermiştir. Toplumbilimin. St. aynı doğa bilimlerinde olduğu gibi benzer temeller üzerinde inşa edilmesi gerektiğini savunmuştur. yy boyunca . büyüyüp geliştiğinin yazıldığı ve dolayısıyla da İbn-i Haldun’un görüşlerinin özgün olmadığı iddia edilebilir. Ancak onun hem Marks’ın değişme ve çatışma konusundaki düşüncelerine sahip olduğu hem de Durkheim’ın ortak bilinç ve dayanışma kavramlarının benzerlerini çok daha önce kullandığı açıktır. sosyoloji dışında iktisat tarihinin de kurucusu olarak kabul edildiğini hatırlamakta yarar vardır. Ünlü tarihçi Arnold Toynbee’nin “Dünyaya onun gibi bir tarihçi bir daha gelmedi. Her zaman coşkulu bir insan olarak ölüm yatağında iken. ayetinde toplumların da canlılar gibi doğup. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 25 aynı zamanda İslami olduğu. mühendis ve bilim insanları ile birlikte olabileceğini düşünmüştür. Simon’un düşünceleri sosyal bilimlerde önemli yankılar yaratmıştır. Bonhomme olarak değiştirmek zorunda kalmıştı.” sözlerinin yanı sıra. kendisini mali açıdan destekleyen Olinde Rodriquez’e şunları söylemiştir: “Yaptığın büyük işlerin seni heyecanlandırması gerektiğini unutma. St. Bu bağlamda laik bir dini savunarak. Fransız Devrimi sırasında 11 ay hapishanede kalmış ve burada insanlığın bilimsel ve sosyal reformu hakkındaki düşüncelerini formüle etmiştir. Comte’u büyük ölçüde etkilemiştir. Simon. Ancak aristokrasiye karşı olan devrimcilerin yardımı ile hapishaneden kaçmayı başarmış ve tekrar eski ismini almıştı. Çünkü St. Ülkesine dönmeden önce de Pasifik ile Atlas Okyanusu’nu birbirine bağlayacak Panama Kanalı inşaat planı için Meksika Genel Valisini temsil etmiştir (1783). Kuran’ın Araf suresi 34. geleneksel din adamlarını eleştirmiş. Simon şanssız ve yoksul olmasına karşılık yüksek soylu bir memurdu. Fransız Devrimi sırasında yaşayabilmek için adını M.

Taraftarları arasında ünlü matematikçi Lagrange ve imparator III. Bu toplum herkesin yararlı işler yapabileceği bir atölye olacaktı. Artık eskimiş olan monarşinin. St. fakat soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. toplum hakkında çalışmayı içeren biçimde bilime dayalı olarak bilginin yeniden kurulmasını.” demiştir. Simon 19. Comte. Tarihe dayalı analizler yaparak. F. aristokrasinin ve papazların önceki dönemlerde önemli işlevler görmelerine rağmen artık sadece kendi imtiyazları için mücadele ettiklerini ve gelecek için yararsız veya fuzuli olduklarını düşünmüştür. O. Durkheim’a göre. Napolyon bulunmaktadır. hep onun düşüncelerinden esinlendiği iddiaları bulunmaktadır. St. arkadaşı. sosyal gelişme ve farklılaşma konularında yazmakla Comte ve Spencer’e iyi bir başlangıç yapma imkânı sağlamıştır. Fransız Devrimi ve Napolyon Savaşlarından sonra kurulabilirdi. altı ciltlik Pozitif Felsefe Dersleri adlı eserin sahibi olarak sosyolojinin babası olarak anılmıştır. Özellikle d’Alambert gibi ansiklopedistlerin etkisiyle antikçağ düşüncesinden beslenerek dinsel ve siyasal kurumların modasının geçtiği düşüncesine ulaşmıştır. Ancak böylelikle sosyal istikrar. Tarihte sınıfların rolü hakkında yazarak. Simon’un sosyolojinin en önde gelen düşünürü olmasına rağmen. refahın yaratılmasında emekçiler ve onları sömürenler üzerine düşüncelerini ifade . “Daha sonraki sosyalizm ile ilgili tüm düşünceleri St. daha sonra ünlenen seçkinci filozoflara örneğin Gaetano Mosca ve Vilfredo Pareto’nun yolunu açmıştır. Marks ve F. zihinlerdeki karmaşıklığı gidererek düzen kurmada anahtar olarak görmekteydi. onun çırağı. Simon’dur demek yanlış olmayacaktır. Oysa düşünce anlamında sosyoloji fikrine ilk ve en büyük ilham kaynağı olan kişi St. Simon’da bulmak mümkündür. St. Modernitenin kapsamlı analizini yapan St. Gençliğinde Aydınlanmacı filozoflardan etkilenmiştir. 17 Ekim 1760’ta Paris’te yoksul. gelecekteki toplumun bilime ve sanayiye dayanacağını öngörmüştü. Simon tüm bu yönleriyle önemli bir miras bırakmıştır. Simon. Simon “sanayileşme” kavramını ortaya atarak. Seçkinlerin toplumsal gelişmelere ayak uydurmaları gerektiğini inceleyerek. sosyal organizasyonlarda teknokratik yaklaşımın ve birleşik bir Avrupa kurulması fikrinin. sosyalizmin. St.26 Ünite 2 tüm Avrupa’da etkili olmuştur denilebilir. Oysa St. Engels’in Komünist Manifesto'yu yayımlamalarından 23 yıl önce ölmüştü. yüzyıl düşüncesinin tohumlarını atmıştır. Simon aslında kendi kendini eğitmiş bir düşünür olsa da sosyolojinin. birkaç eserinde ortak yazarı olan A. Engels. K.

Etik ya da Ütopyacı Sosyalizme göre. Ayrıca giderek sosyal problemlere duyarsızlığı yüzünden liberalizme daha fazla kuşku ile bakmıştır. Onun temsil ettiği sosyalizme Etikçi/Ethical Sosyalizm denilmekte ve aynı zamanda Ütopyacı olarak da anılmaktadır. yy sonlarında başlı başına bir sosyal mesele haline gelmiştir. çalışmak. Bu görüş Avrupa’da modernizasyon hareketlerinin başladığı zamana denk düşer. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 27 ederek sınıf mücadelesi konusunda K. Simon ayrıca refah devleti çözüm önerisini geliştirmiştir. vasıfsız veya vasıflı olarak çalışanın kendisine ait olmalıdır. Hatta daha da ileri giderek. politik haklarından çok doğal haklar insanları mutlu etmektedir. Etikçi Sosyalizm herkesin yeni oluşan kentlerdeki toplumda nezih bir yaşam standardı ve insan ilişkilerine sahip olma hakkı olduğunu savunmaktaydı. Ev ve işyeri artık birbirinden ayrılmaktadır. O. “her zaman öğrenen ve bir şey bilmeyen” demek cesaretini gös- . St. Simon sosyalizmin temel şahsiyetidir. Herkesin yeteneklerine ve ihtiyaçlarına göre iş bulmasını istemiştir. bazı biyografi yazarları onun için. işletmelerin yerel toplulukta yeni hâkim kuruluşlar haline dönüştüğü döneme rastlar. Engels’e göre St. Diğer bir ifade ile elde edilen kâr. Avrupalı ulusların parlamenter cumhuriyetlere dönüşeceğini de öngörmüştür. O politik yöntem olarak her zaman şiddete karşı olmuştur. Doğuştan veya sermaye ile yüksek sınıflardan gelen kişiler daha iyi koşullarda yaşarken. Şehirler ve onların banliyöleri. Bu hareket. emeğinin meyvelerini görmektir. Bu görüş daha sonra 19. Halkın sosyal refahının sağlanmasında devlete anahtar rolü yüklemiştir. St. Bu konu daha sonra Durkheim sosyolojisinin en önemli katkısı olarak değerlendirilmiştir. Simon’un büyük düşünce mirası fazlaca sistematik olmaması yüzünden bazı kayıplara uğradığı gibi. Toplumların kooperatif modelinin oluşmasını savunduğu için ütopyacı denildiği belirtilmelidir. önceden kırsal kesimde yaşayanların yeni yerleşim bölgeleri haline gelmektedir. Kuram ve uygulamada temel sosyal değerlerin özellikle de dinsel olanların üzerinde durarak bunların toplum açısından sonuçlarını incelemiştir. kendi işini seçmek. Bir gün gelip Avrupa Parlamentosu kurulacağı fikrine inanmıştır. sanayi kentlerindeki çoğunluk ancak asgari geçim standartlarını çok daha fazla çalışarak koruyabilmektedir. Bu haklar. istikrarlı ve istikrarsız yapılar arasındaki farklara işareddederek. sosyolojik işlevselcilik ve değişken sosyal yapılar düşüncesinin ilk habercisi olmuştur. Marks’ın daha keskin ve ayrıntılı bir doktrin oluşturmasına katkıda bulunmuştur.

bugünkü çalışma yaşamının demokratikleşmesi ve çalışma yaşamında kalite fikirlerinin çok eskilere giderek Etikçi sosyalistlere ve dolayısıyla St. O. Charles Fourier ve Louis Blanc Fransa’da. O. doğa bilimlerinde kullanılan gözlem ve deney gibi tekniklerin sosyolojide de kullanılabileceğini savunur. Aslında. matematik ve astronomi ile de ilgilenen bir kişi olması. Pierre Joseph Proudhon. dolayısıyla . sosyolojiyi yeni bir bilim olarak ortaya koyduğunda. O. Wilhelm Weitling Almanya’da sosyalizme katkıda bulunan öncü sosyalistlerdi. Buna karşılık fizik.28 Ünite 2 terebilmiştir. A. Fransız Devrimi ve Aydınlanma Düşüncesine tepki olarak geliştirdiği düşünceleriyle tanınan sosyolojinin isim babası Fransız sosyologudur. deneyimlenen/yaşanan olguların betimlenmesine dayandıran felsefi düşünce sistemi” olarak basitçe tanımlayabileceğimiz Pozitivizmin kurucusudur. bilginin amacını. bilimler arasında birlik sağlar ve bilimlerin gelişim sırasını gösterir. Auguste Comte (1798-1859) Fransa’da küçük bir yerleşim olan Montpellier şehrinde muhafazakâr bir memur ailesinde doğmuştur. Marks’a ait olduğu sanılan birçok düşüncenin aslında onlara ait olduğunu. Ayrıca nesnel bir değerlendirme yapmak gerekirse. Robert Owen İngiltere’de. Simon’a dayandığını bilmek gerekmektedir. Ancak K. bunlar onun önce felsefeye daha sonra sosyolojiye katkılarını gölgeleyememiştir. her zaman bilimlerin kendinden önce gelen bilimlere dayanması gerektiğine. ayrıca farklı ampirik konu alanlarının birbirinden ayırt edilmesine olanak sağlayan yöntemlerin tarihsel olarak ortaya çıkışını anlamamıza olanak sağlar. Bu düzen. Comte. A. belirli hiyerarşi içinde bilimsel yöntemlerin kullanılmasının. sosyolojinin diğer tüm bilimleri bir araya getireceğine inanmıştır. “Var olup olmadığını sorgulamaksızın. aynı zamanda doğa bilimleriyle ilgilendiğinden sosyolojinin de doğa bilimlerine benzemesine çalışır. doğal olarak Ütopyacı Sosyalizm ideolojisini formüle etmede o yalnız değildi. Annesinin ve eşinin koyu birer Katolik olarak dindarlığının daha sonraki yaşamında önemli etkileri olmuştur. onun doğal bilimlere benzer bir sosyal bilim kurma düşüncesini beslemiştir denilebilir. zaman içinde görüşlerinde ortaya çıkan değişmeler onun bilimsellikten uzaklaşması yönünde olmuşsa da. Comte. anarşi başta olmak üzere tüm sosyal problemleri çözeceğine. Ona göre pozitif bilimler arasında basitten karmaşığa doğru bir düzen vardır. Tüm bilimler içinde en son ortaya çıkan ve en karmaşık olan sosyolojidir.

dinsel ayin ve törenler. Comte sosyolojinin aracılığıyla. tek ve çok tanrıcılık olarak üçe ayrılmaktadır. Kesin ve yasalara bağlı bilgi demektir. Son olarak en büyük eleştiri Üç Hal Yasası ile ilgili olarak yapılmıştır. Nitekim günümüzde bazı insanlar teolojik açıklamalara inanırken bazıları da bilimsel olanları kabul etmektedirler. Ona göre. Soyut cisimlerle ilgilenme anlamında kullanılmaktadır. Ayrıca altı ciltlik Pozitif . Teolojik döneme hayali dönem de denilmektedir. Onun iddiasının aksine insanların bu dönemlerden zorunlu olarak ve birbirini izleyerek geçmedikleri bilinen bir gerçektir. Pozitif felsefe ile insanlığın içinde bulunduğu kaotik durumun sonlanacağını ve dolayısıyla ilerleyeceğini savunmuştur. düzenli ve istikrarlı sosyal ilişkiler ve toplumsal yapıdır. Teolojik hal/dönem: Bu dönem de kendi içinde doğacılık (animizm). Metafizik hal/dönem: Soyut hal de denilmektedir. sosyal duygulara geçilmesini veya yükselmeyi kendisine problem edinmiştir. Sosyal Statik. c. Ayrıca. Hatta bu çabalarını “Sosyalatri” adlı bir insanlık dini geliştirmeye kadar vardırmıştır. Sosyal Dinamik ise. sosyal değişme demektir ve en iyi ifadesini Üç Hal Yasasında bulur. insanlığın uygarlık düzeyinin gelişeceğine inanmıştır. Tüm insan düşüncesinin. Bunlar: a. İlerlemeye olumlu bakan bir filozoftur. Pozitivizmin önceki bilimsellik iddiaları yerini daha çok dine bırakmıştır. Onun düşüncelerini “sosyal dinamik” ve “sosyal statik” olarak iki bölüm halinde incelemek mümkündür. Comte’u doğrulamamaktadır. Ancak evrimci düşüncelerle tarihi ilerleme olarak olumlu görmesi önemini korumaktadır. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 29 hem düzen (order) hem de gelişme/ilerleme (progress) fikirlerine birlikte inanmıştır. A. bencil duyguların ele geçirdiği doğal durumdan. Bilimsel dönem de denilir. Nitekim mezar taşında da onu en iyi simgeleyen bu iki kelime yazmaktadır. Bu düşünceleri adeta “Yerçekimi Yasası”nı değiştirmekle bir tutulmuş ve imkânsız bulunarak eleştirilmiştir. Pozitif hal/dönem: Değişkenler arasında gözlenebilen ilişkilere dayanır. En azından günümüz modern toplumunda da teolojik ve metafizik açıklamalara başvurulması A. b. bireyler üzerinde önce ahlaki daha sonra hukuki baskı kurmaya çalıştığı için. O. daha sonraki yıllarında da mistisizme sapmakla eleştirilmiştir. bilimsel düşünce tarafından ahenkli bir hale dönüştürüldüğünde. duygular da eğitilecektir. bireysel veya tarihsel kültürel olsun üç adımlı yasayı izlediğini savunur.

Daha sonra Alman filozofu Johann Fichte (1762-1814) tez-antitez-sentez formülünü ortaya atmıştır. kaynaklara sahip olanlarla olmayanlara karşı sınıf mücadelesinin tarihidir. sosyolojisine “Tarihsel Maddecilik” (Historical Materialism) denilir. Marks tüm üretim biçimleri gibi kapitalizmin de diyalektik olarak kendini ortadan kaldıracak potansiyele (işçi sınıfı) sahip olduğunu ve tarihin sınıf mücadelesine dayandığını savunur. Hegel’in baş aşağı durduğunu iddia ettiği diyalektik anlayışını yerine oturtmuştur. Marks tez olarak temele ekonomiyi koymuştur.) ve “üretim biçimi” (kapitalist. Marks’ın iddiasına göre. Ona göre insanlık sosyal tarihi. Karl Marks (1818-1883) Karl Marks. Her iki grubun da hacmi ve nasıl üye olunduğu içinde bulundukları toplumun ekonomik sistemiyle olan bireysel ilişkileri tarafından belirlenir. ekonomi. Bu yüzden güç ilişkilerinin sınıfsal değil. insanlık tarihinin sınıf çatışmasına dayandığını ve sınırlı sayıda güçlünün (burjuvazi) üretim araçlarına sahip olduğunu ve çoğunluğu oluşturan işçileri (proletarya) sömürdüğünü görmüştür. sosyalist v. siyaset.Ö. “üretim ilişkileri” (işçi-işveren vb. hukuk ve hatta sanatsal beğenilerin tümü üstyapıyı (super structure) oluşturur . Kısaca Hegel ve Marks’ın düşüncelerinin orijinalliği sadece tezin ne olacağı konusundadır. 5. “Aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz. Refahın üretildiği ve dağıtıldığı düzenleme “altyapıyı” (infra structure) oluşturur ve diğer soysal kültürel düzenlemeleri belirler.b) olarak her toplumun ekonomik sistemi.30 Ünite 2 Felsefe Dersleri'nin 47. o toplum için en önemli ve tek olgudur. Kırdan göçen tarım işçilerinin kentlerde karın tokluğuna çalıştırıldığını ve ortalama ömürlerinin 30 yaş olduğuna tanık olmuştur. altbölümüne geldikten sonra “sosyal fizik” adını sosyolojiye çevirerek sosyolojinin isim babası olmuştur. Bu acımasız çalışma koşullarını anlayabilmek için tarihsel olarak toplumları incelemeye başladığında ise. Avrupa’yı dönüştüren Sanayi Devrimi'ni gözleyerek kuramını geliştirmiştir.” diyerek değişimin her yerde olduğuna ilk işaret edendir. O. din. Aile. Çünkü üç aşamalı tez-antitez ve sentez şeklindeki ilerlemede Hegel tez olarak manevi bir varlık olan Geist’i (tanrıyı) görürken. bireysel düzeyde analiz edildiğini unutmamak gerekir. O. yy) dayanır. Bu da başlı başına önemli bir katkı olarak değerlendirilmelidir. Aslında diyalektik düşüncenin temeli ilkçağ filozofu Heraklit’e (İ. Marks’ın Felsefesi “Diyalektik Materyalizm” (Dialectical Materialism) olarak anılırken.

kapitalist toplumun ücretli köleleri olan işçilerin yoksullukları artar. Marks’a göre. Marks için temel ayrım. Çünkü üretim aracına sahip olanlar. çalışanların hakkı olan refah payına. Yüksek kârlar ve güç farklılıkları sonucunda. öznel bir farkındalık olan sınıf için mücadeleye dönüşür. game) söz konusudur. onlar her şeyin temelidir ve altyapıyı oluştururlar. Marks’a göre. emeğini satarak geçinenlerdir. proletarya da emeğinin karşılığını en fazla almak isteyecektir. Böylelikle insanlar yaşamak için tarihsel mücadeleye hazırlanmış olurlar. özel mülkiyete sahip olan yönetici sınıf tarafından el konur. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 31 ve ekonomik altyapının üstyapı üzerindeki etkilerini yansıtırlar. siyasal yasal kaynaklar. Üretim aracına sahip olarak burjuvazi. ona çok daha geniş bir grup olan emekçiler üzerinde çok büyük güç ve avantajlar sağlar. İngilizce karşılıkları M harfi ile başladığı için bunlara “3M” der. Sonuç olarak yoksulluk. Bu da aslında bir grubun kârı diğer grubun zararından başka bir şey değildir. Mevcut ekonomik sistemde ya da üretim biçiminde. Her grubun kendisini nesnel olarak görmesini sağlayan sınıf algısı vardır. hastalık. makine/teknoloji (machine) ve para (money) üç belirleyicidir. Evrimciliği toplumların belirli aşamalardan geçeceği. kötü barınma koşullarının . üretim biçimini dolayısıyla politik. üretim aracına sahip olanlar ve olmayanlar arasındadır. Marks. Aslında bu algılar. gerçek sınıfların gelişmesinde kritik rol oynarlar. Ona göre emek (man). açlık. sınırlı arz içinde sonucu sıfır olan bir oyun (zero. sözle ifade edilmese de. burjuvazinin sahip olduğu ekonomik. toplumun temel parametresi olan üretim biçimini korumak ve desteklemektir. Sonuçta kendini diğerleriyle aynı sınıftan görenlerin ortak çıkarlarını arttırmak için örgütlenmeleriyle sınıf bilinci gelişir. modern toplumda amaçları ve çıkarları açısından her iki sınıf (özel mülkiyete sahip güçlü burjuvazi ve güçsüz proletarya) doğalarından dolayı uyuşmaz ve birbirine zıttır. sum. örneğin önce “ilkel-komünal”. “feodal”. Ekonomik determinizm ise. ekonomik yatırımlarından elde ettiği kârı en fazlaya çıkarmak. belirli bir toplumda tüm önemli pozisyonlar ve sosyal etkileşimlerin üretim biçimi tarafından belirlenmesi görüşüdür. Geniş anlamda bunların nihai rolü. İşte bu noktada nesnel bir gerçeklik olan sınıf. hem evrimci hem de ekonomik determinizmi savunan bir düşünürdür. Bu. “kapitalist” ve “sosyalist” toplum aşamalarının birbirini izleyeceği ve sonuçta sınıfsız topluma ulaşılacağını savunmasından kaynaklanır. Üretim aracına sahip olmayanlar ise. yasal ve diğer tüm üstyapıyı kontrol ederler. Bu bireysel duruşların da üretim biçimine göre düzenlenmesi demektir.

Emperyalizm sayesinde sanayi toplumları dış talanı arttırarak kendi işçilerine bazı iyileşmeler sağlayabilmiştir. bir üstyapı kurumu olan siyasetin de toplumsal değişmede önemli olduğunu göstermiştir. Marks’ın katı ekonomik determinist anlayışı çok eleştirilmiştir. modern toplumda karşılaştığımız sorunlardan sorumlu olan ekonomik sistem değişmeden sorunlar çözülemez. yeni orta sınıflar ortaya çıkmış. Sınıflar ortadan kalkmadığı gibi. Bu gelişmeler ve ortaya çıkan yeni koşullar. Ayrıca kendinden sonraki gelişmeler onun iddialarını doğrulamamıştır. Marks’a göre.32 Ünite 2 tümü. diğer ifade ile kapitalizmin yerini sosyalizm aldığında çözümlenebilir. Ayrıca sanayinin en gelişmiş olduğu İngiltere yerine. toplumların onun önerdiği zorunlu aşamalardan geçmesini de engellemiştir. bir tarım toplumu olarak yeterli işçisi olmayan Sovyetlerde devrimin olması da ekonomi kadar. özel mülkiyet temelli ekonomik sistemden kaynaklanan sosyal problemlerdir. işçiler en fazla sömürülen olmaktan çıkmıştır. Sorunlar ancak özel mülkiyetin yerini ortak mülkiyet aldığında. .

bireysel. Buna karşı kent yaşamına olumsuz bakar ve giderek kentleşen uygarlıkların gerileyerek yok olduğu düşüncesine ulaşır.Engels. Metafizik hal/dönem. Onun düşüncelerini “sosyal dinamik” ve “sosyal statik” olarak iki bölüm halinde incelemek mümkündür. Özellikle Ümran başlığı altında bugün hars/kültür denilen konu hakkında düşüncelerini yazar. Determinizmi sosyal determinizm ile birleştirmeye çalışmıştır. Simon’da bulmak mümkündür. Ona göre doğum ve gelişme dönemleri göçebe kültürünün sonucudur. Tüm insan düşüncesinin. Marks ve F. Marks hem evrimci hem de ekonomik determinizmi savunan bir düşünürdür. doğa bilimlerinde kullanılan gözlem ve deney gibi tekniklerin sosyolojide de kullanılabileceğini savunur. Ayrıca 19. Pozitif hal/dönem. O. İbn-i Haldun. Engels’in Komünist Manifesto'yu yayımlamalarından 23 yıl önce ölmüştü.yy boyunca tüm Avrupa’da etkili olmuştur. Comte’u büyük ölçüde etkilemiştir. evrimci ve determinist bir düşünürdür. İbn-i Haldun’u basit bir Arap düşünürü ya da tarihçisi olarak görmek yanıltıcı bir başlangıca yol açabilir. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 33 Özet Bu bölümde Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar olarak İbn-i Haldun. örneğin önce “ilkel-komünal”. St. aynı zamanda doğa bilimleriyle ilgilendiğinden sosyolojinin de doğa bilimlerine benzemesine çalışır. . Bunları şöyle sıralayabiliriz: Teolojik hal/dönem.” demiştir. Simon ve Karl Max kısaca incelenmiştir. sanat ve bilimin ancak kentlerde gelişeceğini ifade ettiği de unutulmamalıdır. Sosyal Dinamik ise. Bu nedenle biraz daha gerilere giderek onun yaşadığı dönemi ve öncesini bilmek gerekir. A. K. Simon. yy düşüncesinin tohumlarını atmıştır. Simon’un düşünceleri sosyal bilimlerde önemli yankılar yaratmıştır. Buradan hareketle toplumların da doğup. K. Evrimciliği toplumların belirli aşamalardan geçeceği. tarihsel veya kültürel olsun üç adımlı yasayı izlediğini savunur. Toplumbilimin aynı doğa bilimlerinde olduğu gibi benzer temeller üzerinde inşa edilmesi gerektiğini savunmuştur. Ona göre iki türlü Ümran vardır. Ancak İbn-i Haldun'un kültür. “Daha sonraki sosyalizm ile ilgili tüm düşünceleri St. Sosyal Statik. St. Simon arkadaşı olan A. Simon 19. August Comte. St. düzenli ve istikrarlı sosyal ilişkiler ve toplumsal yapıdır. Oysa St. En önemli eseri olan Mukaddime aslında çok kapsamlı bir sosyal bilimler ansiklopedisine benzetilebilir. F. St. Comte. sosyal değişme demektir ve en iyi ifadesini Üç Hal Yasasında bulur. O bu eserinde uygarlıkların gelişimini ortaya koyar. büyüyüp. gelişeceğini ve sonlanacağını iddia eder. Afrika’da çeşitli kabileleri dolaşarak yaptığı saha çalışmaları sonucunda toplumu canlı bir organizmaya benzetir.

“kapitalist” ve “sosyalist” toplum aşamalarının birbirini izleyeceği ve sonuçta sınıfsız topluma ulaşılacağını savunmasından kaynaklanır. belirli bir toplumda tüm önemli pozisyonlar ve sosyal etkileşimlerin üretim biçimi tarafından belirlenmesi görüşüdür. .34 Ünite 2 “feodal”. Ekonomik determinizm ise.

İki Hal Yasası b. Marks b. Hepsi e. Hepsi e. Hiçbiri 3. İbn-i Haldun b. Hepsi e. Aşağıdakilerden hangisi sosyolojinin öncü düşünürlerinin ortak yönü arasında sayılmaz? a. K. Marks kimin düşüncesinden etkiler taşır? a. Değişmeden yana olmak c. E. Bireycilik e. Comte’un evrimci düşüncesini en iyi yansıtan kavram hangisidir? a. A. A. Determinizm d. Üç Hal Yasası c. Hiçbiri .Toynbee d. Simon nasıl nitelendirilmektedir? a. Toplumculuk b. Hiçbiri 2. Fichte d. Hiçbiri 5. Durkheim c. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 35 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1 İbn-i Haldun’un görüşlerinden kimlerin etkilendiği söylenebilir? a. Sosyoloji Dersleri e. K. Hegel c. Ütopyacı sosyalist d. Ütopyacı kapitalist c. Pozitif Felsefe Dersleri d. St. Hepsi 4. Ütopyacı realist b.

Durkheim b. Din d. E. K. İbn-i Haldun tarafından devletlerin ömrü üzerine geliştirilen sosyal determinizm. Dil e. C. daha sonra hangi filozof tarafından biyolojik determinizme çevrilerek hayat bulmuştur? a.36 Ünite 2 6. Asabiye c. Umran b. M. Locke . İbn-i Haldun’un sosyolojik düşüncesinde bedevilikten (göçebelik) medeniliğe (yerleşiklik) geçişi sağlayan motor güç nedir? a. Weber d. Darvin e. J. Marks c. Irk 7.

Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme 10. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 5. 2. 6.1. 7. 8. 9. Türkiye’de Sosyoloji . Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri SOSYOLOJİ 3 Sosyolojinin Kurucuları 4.

• M. Weber Ünite Hakk›nda • Sosyolojinin temel önermelerinin neler olduğu gösterilecektir. Durkheim • M.38 Ünite 3 Ünitede Ele Al›nan Konular • Sosyolojinin Temel Önermeleri • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar • E. Durkheim’ın görüşleri incelenecektir. . • E.Weber’in görüşleri incelenecektir. • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlarnın kimler olduğu belirlenecektir.

• Durkheim ve Weber’in ortak özelliklerini karşılaştırınız. • Durkheim’in temel eserleri arasındaki bağı gösteriniz. Durkheim’ın görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz.Weber’in görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlarnın kimler olduğunu öğreneceksiniz. Diğer bir ifade ile “Sosyolojik • Metodun Kuralları” ve “İntihar” arasındaki ilişkiyi tartışınız. • Weber’in otorite ve bürokrasi sınıflamaları arasında nasıl bir ilişki bulunduğunu gösteriniz. Bu durum • Durkheim’ın özgün bir düşünür olmasını nasıl etkiler? Tartışınız. Sosyolojinin Kurucuları 39 Ö¤renme Hedefleri • Sosyolojinin temel önermelerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. . • E. Üniteyi Çal›ş›rken • Toplumsal olgular nelerdir ve bize nasıl baskı yaparlar? Örneklerle gösteriniz. • Durkheim’ın ortak bilinç kavramının daha önce kimde görüldüğünü hatırlayınız. • Durkheim ve Marks yanılırken Weber’in doğrulandığı iddiasının kaynağını araştırınız. • M.

Wallerstein gibi bazıları ise. Weber hakkında kısa bilgi verilecektir. Marks. Sosyolojinin Temel Önermeleri Her alanın geçmişi.” E. K.1948). Sosyolojinin bağımsız bir disiplin olmasında bu görüş önemli katkı sağlamıştır.E. Daha önce de sözü edildiği gibi. rasyonel yapılar olarak sosyal gruplar vardır. Önerme 2 “Ancak bu gruplar uyum (ahenk) içinde değildir. bir alanın bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmesi için bazı zihinsel çabaların bulunması ve bunların yaygın olarak kabul edilerek bir kültüre dönüşmesi beklenir. Marks’a göre. Önerme 1 “Toplumda açıklanabilir. Durkheim’ın bu önermesi. sosyal olguları nesnel gerçeklikler olarak incelemektir. de zaman içinde bunlar unutularak gitmiştir. Marks Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar arasında sayılarak daha önce tanıtıldığından. sosyolojinin bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmesinde önemli rol oynar.” İşte K. Bugüne kadar kuşkusuz daha birçok düşünür tarafından çok sayıda önerme üretilmişse. Weber ve Pareto’yu kurucu olarak görürler. “Tüm toplumlarda var olan sosyal tarih sınıf çatışması tarihidir” (Marks ve Engels. Daha sonra sosyolojide ortaya çıkan çatışmacı yaklaşım bu görüşten beslenmiştir.40 Ünite 3 Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojinin bir disiplin olarak kurucularının kim olduğu konusunda farklı görüşler bulunduğu söylenebilir. tarihi. Bazıları Durkheim. Bu bölümde önce bu düşünürler tarafından öne sürülen üç kurucu temel önerme hakkında bilgi verilecek daha sonra -K. ancak uzun zaman içinde toplum içindeki alt gruplar içinde hiyerarşik otorite . Durkheim ve M. aksine sürekli çatışma/mücadele içindedirler. diğer bir ifade ile kültürü vardır. Önerme 3 “Bir ölçüde gruplar/devletler çatışma içinde olabilirler. Sosyal olgular ancak diğer sosyal olgularla açıklanabilir ve biyoloji veya psikolojiye indirgenemez. Durkheim ve Weber’in sosyolojinin bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmesi ve tanınmasında en önemli katkılarda bulunduğunu iddia ederler. Durkheim’a göre sosyal olgular bizim dışımızdadır ve bize baskı yaparlar. onu diğer alanlardan ayıran özellikleri. Onun temel ilkesi.

. Mekanik dayanışma: Birbirine benzeyen insanların dayanışmasıdır. Geleneksel topluluklarda görülür. Alturistik/Elcil İntihar: Sosyal bağların çok sıkı olduğu toplumlarda daha çok görülür. yaş. Anomi kuralsızlık demektir. Emile Durkheim (1858-1917) Modern akademik bir bilim olarak sosyoloji Durkheim’in çalışmalarıyla başlamıştır. Bu çalışmasında sosyolojinin biyoloji ve psikolojiye indirgenemeyeceğini göstermek için intihar istatistiklerini. Örneğin intiharın bireysel bir olay olmadığını Katoliklerde Protestanlara göre daha fazla intihar olmasıyla göstermeye çalışır. Sosyolojinin Kurucuları 41 içinde yapılanma. Comte’un düşüncelerinin büyük bir kısmını onaylamaz. Ona göre toplumların evrimine bakıldığında iki tür dayanışma olduğu anlaşılır: 1. evlenme/boşanma ya da çocuk sahibi olup olmama gibi koşullar açısında karşılaştırır. toplumun sürdürülebilirliği açısından meşrudur. Ancak sosyolojinin yöntem ve ilkelerini yeniden tanımlarken A. Durkheim.” Bu M. sosyolojinin isim babası A. 2. Bu eserde sosyal olguları tanımlar. rasyonel ve olaylar arasında nedensellik ilişkisi (causality) arayan bir sosyal bilim anlayışı oluşturur. Daha sonra yazdığı yöntem ilkelerini uygulayarak İntihar adlı monografik çalışmasını yayımlar (1897). Durkheim’in burada göstermek istediği. Aynı şekilde toplumdaki iş bölümünü de açıklamaya çalışır.Weber’e ait olan önerme. Daha sonra bu görüş sosyal bilimleri doğa bilimlerine indirgeme (reductionism) olarak eleştirilir. normal ve patolojik arasında ayrım yapar. Sosyal olayların nasıl açıklanacağını anlatır. eğitim. Durkheim Avrupa’da ilk sosyoloji bölümünü Bordo Üniversitesi’nde 1895 yılında kurar. Comte gibi doğa bilimleriyle devamlılık içinde nesnel. Aslında Durkheim üç tür intihar arasında ayrım yapmıştır: 1. her toplumsal olayın diğer bir sosyal olay ile açıklanması yönündeki yöntem ilkesidir. Anomik İntihar: Toplumda dayanışmanın çözülmesine bağlı olarak her yıl belirli sayıda insanın intihar etmesidir. 3. Egoist İntihar: Bireysel nedenlerden kaynaklanan intihardır. Daha sonra en önemli yapıtı Sosyolojik Metodun Kuralları adlı eserini yazar (1898). Japon pilotların kamikaze/ intihar dalışları veya toplum için kendini feda eden eylemciler gibi. mezhepler. çatışmaya rağmen düzenin varlığını açıklayan ve dolayısıyla sosyolojinin bir disiplin olarak kabulüne katkıda bulunan temel önermedir.

Örneğin dil. Artık insanlar ekmeklerini yaptırmak için fırıncılara. normalden sapma ve negatif bir durumdur. toplumda biz duygusunun ortak bilinç ile inşa edildiğini savunurken. Bu boşlukları dolduracak sosyal organizasyonlara ihtiyaç vardır. Organik dayanışma: Modern toplumlarda işbölümü sonucunda farklılaşmaya bağlı olarak ortaya çıkar. sosyal olguları doğa bilimleri gibi inceleyen pozitivist görüşü A. Anomi. “bir toplumun bireylerinin taşıdığı ortak inanç ve duygular bütünüdür”. Dilini bilmeden anlaşamaz. yazı. Olaylar arasında neden-sonuç ilişkileri . kurumların ortaya çıkışını ve işlevlerini inceleyen bilimdir. bizi diğer gruplardan ayıracak bir bilince ulaşınca ortaya toplum çıkar. para gibi. Ancak onun. Modern toplumda işbölümü ve dolayısıyla organik dayanışmanın sebebi nüfus artışıdır. Durkheim. Bu. sosyoloji yönteminin kurallarını ortaya koymuş olması özgün yanıdır. Bu artık bizim dışımızda ve bize baskı yapan gerçeklik. aynı zamanda metafizik bir kavrama ya da hiç istemediği psikolojik açıklamalara girmiştir. Durkheim’in yöntem ilkeleri diğer sosyal bilimler üzerinde de. daha sonra bize baskı yapar ve bizi kurallarına uymaya zorlar. Ancak bu bireysel bilinçlerin basit bir toplamı veya sonucu ortaya çıkmaz. Kırın aksine kentlerde nüfus artmakta ve herkes farklı alanlarda uzmanlaşmaktadır. Öte yandan Durkheim’in çok eleştirilen “ortak bilinç” (collective counces) fikrinin de özgün olmadığı ve öncü filozoflardan İbn-i Haldun’a ve onun “asabiye” kavramına kadar uzandığı belirtilmelidir. başta siyaset bilimi ve pazarlama olmak üzere oldukça etkili olmuştur. Comte’u aşamasa da. neyin normal neyin hastalıklı olduğunu belirleyen. para vermeden malı alamazsınız. bu durum sosyal reformlar yapılarak ortadan kaldırılmalıdır. insanlar tarafından oluşturulan gerçeklik. nesnel olarak incelenebilir. yani toplumda kuralların çözülmesi hali. İşbölümü ve organik dayanışmanın toplumun ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olarak ortaya çıktığını savunduğu için görüşlerinin işlevselci olduğu söylenir. Birey ve devlet arasında büyük bir boşluk vardır. Toplum ortalamasında görülen olaylar normal iken sapanlar patolojiktir. Durkheim nedensel açıklamalarını işbölümü konusunda da yapar. Sosyoloji. Ona göre ortak bilinç. Durkheim toplumda normal ve hastalıklı/patolojik ayrımı yapar. giysilerini diktirmek için terzilere ihtiyaç duyar hale gelirler. Toplum giderek bireycileşmektedir.42 Ünite 3 2. Buradan da Durkheim’in işlevselci görüşlerine gelmek mümkündür. Uzun tarihsel ortak yaşam sonucunda ortaya çıkan inançlar ve değerler.

O hiçbir zaman kapitalizmi eleştirmemiş. Genel olarak Fransız Pozitivizmi ve özel olarak Durkheim Sosyolojisi Türkiye’de çok etkili olmuştur. . daha sonra da yeni kurulan ve her şeyden önce kültür değişmesini hedefleyen Cumhuriyet Devrimlerinin gerçekleştirilmesinde yol gösterici olmuştur. Marks ne de E. modern toplumda yoksulluk. İlksel toplumlarda din ve büyünün işlevini açıklayan çalışmaları bu bağlamda değerlendirilebilir. klan ve yerleşik hale geçişini inceleyen çalışmalarında tarihsel yönler bulunur. Ayrıca Pozitivizmin kurucusu A. Sosyolojinin Kurucuları 43 kurarak açıklanabilir. Ayrıca tüm olay ve olguların aynı zamanda işlevselliğini de gösteren Durkheim’in neden intiharın işlevi üzerinde durmadığı da ayrı bir sorudur ve eleştirilere açıktır. Bununla birlikte bunları antropologlar gibi. işsizlik. Tarihe bakıldığında ne K. Onun antropoloji üzerinde de etkilerinden söz edilebilir. Ancak toplumların en basit (horde) halden. yolsuzluk. reformlar yaparak iyileştirme önerilerinde bulunmuştur. Weber ve onun “İstikbal bürokrasilerdedir. Çünkü toplumların bunalımı için önerdiği ahlaki reçeteler fazlaca işe yaramamış. Modern sanayi toplumlarının sorunlarının çözümü için ortaya çıkan bir bilim olan sosyolojiden. çevre kirliliği gibi artık küreselleşen sorunlar baş göstermiştir. tek doğrulanan M. Comte’un tarihsel çalışmalarda bulunmasına rağmen. Aynı şekilde Marks’ın da öngörüleri doğrulanmamış iken. Pozitivist olmaktan çok İşlevselci bir sosyolog olarak tanınır. Onun basit bir aktarıcısı olmaksızın Ziya Gökalp Türkiye’ye sosyolojiyi getirmiş ve 1914’te Cumhuriyet kurulmadan önce ilk sosyoloji derslerini vermiştir. modern toplumda mevcut koşullarda düzeni değiştirmeden.” görüşü olmuştur. Durkheim’in görüşlerinin doğrulandığı görülür. Ayrıca onların işlevsel olup olmadıkları da gösterilebilir. statükocu bir geleneği temsil eder. Batıdan farklı olarak Türkiye’de mevcut kamusal sorunların çözümünde fayda umulmuştur. ardından iki dünya savaşı patlak vermiş. o fazlaca tarihe önem vermez gibi görünür. bugün halen bu şekilde ve henüz değişmeden yaşayan ilksel kabileler üzerinden araştırdığı için tarihsel çalışma olarak görmemiş olabilir. Durkheim. Türkiye’de sosyoloji Ziya Gökalp aracılığıyla önce Osmanlı’nın nasıl kurtarılacağı. Öte yandan Durkheim’in Marks’a karşı bir düşünür olarak. ekonomik determinizmi reddettiğini ve daha çok ahlakçı bir düşünür olduğunu belirtmek gerekir. Bu yönden devrimci değil. Daha sonra onun aracılığıyla Atatürk ilkeleri üzerinde de Fransız Pozitivizmi ve Durkheim Sosyolojisi etkili olmuştur denilebilir.

Onun güç (power) ve otorite (authority) arasında ayrım yaptığı bilinmektedir. Karizmatik Otorite: Olağanüstü koşullarda bazen kişilere bazı üstün özellikler atfedilir. Çünkü itaat edenlerin. 2. Genelde başlangıçtaki karizmatik otorite giderek geleneksel veya ussal otoriteye dönüşebilir. Alman iktisatçı düşünürüdür. daha sonra “Sosyal Sistem Kuramını” geliştirerek yapısal işlevselciliği ABD’de hâkim paradigma haline getirmiştir. Yasal Bürokrasi: Bu tür bürokrasi en ussal yönetim biçimidir. Geleneksel Bürokrasi: Geleneksel aile ve hemşerilik dayanışması içinde yönetim anlayışıdır. Kişinin gerçekte bu özellikleri taşıyıp taşımaması önemli değildir. Ona göre güç. kendilerinden istekte bulunanın taleplerini meşru görmeleri gerekir. Weber üç tip otoriteye karşı iki tip bürokrasi sınıflar: 1. indirgemeci bir sosyolojinin kurucusudur. Aksi takdirde bu kaba güç (force) ve şiddet/ zorbalık olur.44 Ünite 3 Sonuç olarak “fert yok cemiyet var” ya da “önce toplum sonra birey” görüşünün sahibi Emile Durkheim. Daha sonra özellikle ABD’de etkili olmuştur. Buradan hareketle meşru olan güce de otorite denilir. Max Weber (1864-1920) Max Weber. işlevselci. 3. 2. erkeklerin. Aslında Weber’in bürokrasi ve otorite arasında kurduğu bağlantı önemlidir. O da Durkheim gibi Marks’a karşı bir konumda saf tutmuştur. “direnmelere rağmen birinin diğerlerine dediklerini yaptırabilmesidir ve bunun kaynağı önemli değildir”. Toplumdaki çatışmayı reddetmemiş. Onun Almanya’da Bismark döneminde güçlü bir ulusal devlet kurulana kadar toplumda yaşanan çalkantılar üzerinde yaptığı gözlemler ve tarihsel çalışmalar kültüre önem vermesine yol açmıştır. . Geleneksel Otorite: Toplumdaki gelenek ve göreneklere dayanır. Yasal/ussal Otorite: Bu tip otorite kaynağını yasalardan alır. Örneğin bir yönetimde amir memurlarından bazı taleplerde bulunur ve memurlar onun bu istemlerde bulunmasını meşru görerek ona itaat ederler. ıslahatçı/reformcu. Büyüklerin. determinist. yaşlıların dedikleri yapılır. Weber’e göre üç tip otorite arasında ayrım yapmak gerekir: 1. Ünlü Amerikalı sosyolog T. ancak ekonomi yerine din gibi kültürel farklılıklara bağlamıştır. Parsons.

İlk olarak kapitalizm ile Protestan ahlakı arasında nedensel ilişki kurulmaya çalışılmakta- . Daha çok zihinsel olarak oluşturulduğunu. Bu açıklama birkaç yönden değerlendirilebilir. Örneğin Hint kültüründe kadınlar ölen kocaları ile birlikte yakılırlar veya kaptanlar batan gemilerini en son terk ederler. kapital birikiminin doğmasına da yol açarlar. Protestanlar değişmeyi seçmişlerdir. gerçekte gözlenen ile zihinsel olarak kurgulanan arasında ne kadar fark bulunduğunu ortaya koymaktır. Duygusal eylem. Katolikler kilise sayesinde kendilerini güven içinde hisseder ve cennete gitmeyi garantilerken. Bu amaçla harcamayarak. 2. Amaca yönelik ussal eylem. diğerinde değerler rol oynar. bunların gerçeklik düzleminde birebir karşılıklarının bulunması gerekmez. O tarihte yaptığı incelemeler sonucunda geçmiş çağlarda Avrupa’nın bazı yerlerinde kapitalizme geçildiği halde dünyanın diğer yerlerinde bunun neden gerçekleşemediğini sorgular. Ona göre Katolikler geleneksel muhafazakârlığı temsil ederken. tarihin zengin hazinesine başvurarak ideal tip kavramlaştırmalarına gitmektir. Sosyolojinin Kurucuları 45 Weber’e göre. ne kadar geleneksel yönler taşıdıklarını saptayabilir. Weber ayrıca Eylem Kuramcısı olarak anılmasına yol açan üç tip eylem sınıflaması da yapmıştır: 1. Bunlar “ideal tipler”dir. Protestanlar bu inancı paylaşmayarak Tanrının isteğinin çalışmak ve daha çok kazanmak olduğuna inanırlar. fikir olarak bulunduklarını söyler. Daha sonra ikinci adımda yapılacak işlem ise. Weber’in Metodoloji konusundaki görüşlerini. Ancak ilkinde hukuk kuralları ve yasalar gereği eylemde bulunulurken. Başka bir örnek de aristokratların düelloda onurları yüzünden ölmeyi göze almasıdır. hiç tüketmeden biriktirmek ve dünya zevklerinden vazgeçmek olarak çileci yaşam biçiminin (asketizm) Protestanlıkta yaygın olduğu ve dolayısıyla kapitalizmin bu ülkelerde ortaya çıktığı sonucuna varır. Amaca ve değere yönelik ussal eylemin her ikisinin de rasyonalitesi vardır. Bu dünyada çok çalışıp. Sosyolojinin yapacağı en önemli iş. Nitekim Türkiye’de dikkatli bir gözlemci en büyük siyasal partilerin veya firmaların dahi tüm ussal/rasyonel yönetim iddialarına rağmen. 3. Değere yönelik ussal eylem. İdeal tip olması gereken anlamında kullanılmaz. Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu adlı ünlü eserinde bulmak mümkündür.

Ona göre sosyal olayları. Ayrıca Marks’ın ekonomik temelli indirgemeci açıklamasının benzerini yapması ve tek nedenli (din) açıklama olarak Protestan etiğini kapitalizmin nedeni olarak ileri sürmesi çok eleştirilir. Aynı şekilde ilacın neden baş ağrısını giderdiğini de açıklamak gerekir. aynı zamanda açıklamak gerekir. Bu durum onun görüşlerindeki “olasılıklı yasalar” yönünün ağırlığını ortaya koyar. "Bu takdirde Helen uygarlığı dünyaya egemen olamazdı. sadece anlamak yetmez.46 Ünite 3 dır. öte yanda olasılıklar üzerine dikkat çekmeye çalışması çelişkili olarak algılanmasına yol açar. Asilzadenin kazara mı. yoksa kasıtlı mı olarak mı vurulduğunun açıklanması gerekir. Anlamanın açıklama ile desteklenmesi konusunda ilk örneğe dönülecek olursa. Olayın gerçekten kaza olması da olasıdır. Bu durumda açıklamanın tatmin edici olması için “değere yönelik ussal eylem” kavramına başvurur ve o dönemde onur için insanların birbirini öldürebileceği nedenini tatmin edici bulur. Weber insanların neden çok çalışıp harcamadan biriktirdikleri konusunda tatmin edici bir açıklama getirememiş ve sermaye birikimini sadece Protestanlığa bağlamıştır. "Eğer Maraton Savaşı'nı Yunanlılar yerine Persler kazansaydı. Örneğin uzaktan asilzadelerden birinin av sırasında vurulduğu anlaşılabilir. İkincisi ekonomik bir sonuç. çağdaşları arasında ampirizm ile realizm arasındaki uçurumda köprü olmaya çalışmış bir düşünürdür. . kişinin aşığına yaklaştığı için diğerini vurarak kasıtlı bir eylemde bulunması ve olaya kaza süsü vermesi bir seçenektir. dünyanın gelişimi nasıl olurdu?" diyerek sorgular. Oysa Weber’in bizzat kendisi açıklamaların yeterli olması koşulunu arar. Weber. kültürel ya da dinsel bir nedene bağlanmaktadır. Ancak bir yandan Protestan etiği ile kapitalizm arasında katı nedensellik ilişkisi kurarken. Aynı şekilde alınan bir ilacın baş ağrısına iyi geldiği anlaşılabilir. Ancak sadece anlama yeterli değildir. Onun en temel katkısının Bürokrasi Kuramı olduğu açıktır. Nitekim tarihsel olarak geriye baktığında. ikincisi mantıken tatmin edici olmasıdır. Ancak neden üç tip otorite tanımlarken iki tip bürokrasi sınıfladığı konusunda da eleştiriler alır. Aslında Weber’in söylemek istediği olasılıkların göz önünde bulundurulmasıdır. Bunların ilki olgusal olarak görünüşte." sonucuna varır.

Sosyolojinin Kurucuları 47 Sonuç olarak Weber. Durkheim sosyolojisinin egemenliğine bağlanabilir. anlama kadar açıklama üzerinde durması. Türkiye’de son yıllara kadar fazla önemsenmemesi. Ancak yorumlayıcı/hermeneutik çalışmalar yapan sosyologlar onu tekrar keşfetmektedirler denilebilir. . insan eylemlerini sınıflaması ve en önemlisi de bürokrasi konusunda bir kuram geliştirmiş olması yüzünden bugün de önemini korumaktadır.

” (M. Aslında Weber’in bürokrasi ve otorite arasında kurduğu bağlantı önemlidir. Genel olarak Fransız Pozitivizmi ve özel olarak Durkheim Sosyolojisi Türkiye’de çok etkili olmuştur. sosyolojinin isim babası A. Öte yandan Durkheim’in Marks’a karşı bir düşünür olarak. Onun güç (power) ve otorite (authority) arasında ayrım yaptığı bilinmektedir. Ancak sosyolojinin yöntem ve ilkelerini yeniden tanımlarken A. ekonomik determinizmi reddettiğini ve daha çok ahlakçı bir düşünür olduğunu belirtmek gerekir. Ona göre güç. Daha sonra bu görüş. Comte gibi doğa bilimleriyle devamlılık içinde nesnel. Weber’e göre üç tip otorite arasında ayrım yapmak gerekir: a)Yasal/ussal Otorite b) Geleneksel Otorite c) Karizmatik otorite. Max Weber. O da Durkheim gibi Marks’a karşı bir konumda saf tutmuştur. Metodoloji konusundaki görüşlerini Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu adlı ünlü eserinde bulmak mümkündür. Bunlar “ideal tipler” dir. Onun basit bir aktarıcısı olmaksızın Ziya Gökalp Türkiye’ye sosyolojiyi getirmiş ve 1914’te Cumhuriyet kurulmadan önce ilk sosyoloji derslerini vermiştir. Weber ayrıca Eylem Kuramcısı olarak anılmasına yol açan üç tip eylem sınıflaması da yapmıştır: a) Amaca yönelik ussal eylem b) Değere yönelik ussal eylem c) Duygusal eylem. Alman iktisatçı düşünürüdür. . Weber).48 Ünite 3 Özet Bir alanın bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmesi için bazı zihinsel çabaların bulunması ve bunların yaygın olarak kabul edilerek bir kültüre dönüşmesi beklenir. Weber’ e göre. rasyonel ve olaylar arasında nedensellik ilişkisi (causality) arayan bir sosyal bilim anlayışı oluşturur. Comte’un düşüncelerinin büyük bir kısmını onaylamaz. bunların gerçeklik düzleminde birebir karşılıklarının bulunması gerekmez. ancak uzun zaman içinde toplum içindeki alt gruplar içinde hiyerarşik otorite içinde yapılanma. Marks) “Bir ölçüde gruplar/devletler çatışma içinde olabilirler. toplumun sürdürülebilirliği açısından meşrudur. rasyonel yapılar olarak sosyal gruplar vardır. “direnmelere rağmen birinin diğerlerine dediklerini yaptırabilmesidir ve bunun kaynağı önemli değildir". sosyal bilimleri doğa bilimlerine indirgeme (reductionism) olarak eleştirilir. Modern akademik bir bilim olarak sosyoloji Durkheim’in çalışmalarıyla başlamıştır. Weber üç tip otoriteye karşı iki tip bürokrasi sınıflar: Yasal bürokrasi ve Geleneksel bürokrasi.” (Durkheim) b) “Ancak bu gruplar uyum (ahenk) içinde değildir aksine sürekli mücadele içindedirler. Durkheim. Sosyoloji için bu temel önermeler şunlardır: a) “Toplumda açıklanabilir.” (K.

Durkheim’e aşağıdakilerden hangisi modern toplumda en fazla görülür? a. Her zaman b. E. Mekanik ten organik dayanışmaya c. Organikten statik dayanışmaya d. Hepsi e. Mekanik ten statik dayanışmaya e. b. Aşağıdakilerden hangisi K. Geçmiş zamanlarda d. Organikten mekanik dayanışmaya b. Anomik intihar d. c. Modern zamanlarda e. Elcil intihar b. Meşruluk d. Hepsi e. Marks’ın ekonomik determinizmine karşı çıkmıştır? a. Çatışma/mücadele c. Hiçbiri 3. Toplumsal olgu tanımı b. E. Olağanüstü durumlarda c. Durkheim’e göre toplumların değişimi hangi yöndedir? a. Hepsi . Hegel Durkheim Weber Hepsi Hiçbiri 5. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 49 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Benci intihar c. Weber’e göre karizmatik otorite ne zaman ortaya çıkar? a. e. Aşağıdaki düşüncelerden hangisi sosyolojinin bağımsız bir bilim olmasına en fazla hizmet etmiştir? a. Hiçbiri 4. Hiçbiri 2. d.

Olgu – Olgu d. Olgu – Olay e. Siyasi Partiler . Devrim ve Fransız Devrimi gibi kavramlar sosyal bir analizde hangi verilere karşılık gelir? a. K. Birey b. onun toplumu açıklamada hangi ölçütü eksik bıraktığını düşünür? a. Sınıf c. Weber. Olay – mücadele b. Statü e. Hiçbiri 7. Bürokrasi d. Marks’ı sosyal kuram yönünden eleştirerek.50 Ünite 3 6. Olay – Olay c.

7. 9.1. Türkiye’de Sosyoloji . Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları SOSYOLOJİ 3. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme 10. 6. 8. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 2. 4 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 5.

• Çatışmacı Yaklaşımın temel görüşleri incelenecektir.52 Ünite 4 Ünitede Ele Al›nan Konular • Farklı Sosyolojik Yaklaşımlar • Sembolik Etkileşimci Yaklaşım • İşlevselci Yaklaşım • Çatışmacı Yaklaşım Ünite Hakk›nda • Sosyolojide farklı sosyolojik yaklaşımlar bulunduğu gösterilecektir. • İşlevselci Yaklaşımın temel görüşleri incelenecektir. • Sembolik Etkileşimci Yaklaşımın temel görüşleri incelenecektir. .

Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 53 Ö¤renme Hedefleri • Sosyolojide farklı sosyolojik yaklaşımlar bulunduğunu öğreneceksiniz. • Sembolik Etkileşimci Yaklaşımın mikro bir yaklaşım olarak beslendiği felsefi temelleri öğreniniz. • Yapısal İşlevselci Yaklaşımın dayandığı ampirizm ve pozitivizm ile uyuşumunu yapılan çalışmalardan örneklerle gösteriniz. • Çatışmanın işlevselliği konusunu tartışınız. • Çatışmacı Yaklaşımın temel görüşlerini öğreneceksiniz. • Sembolik Etkileşimci Yaklaşımın temel görüşlerini öğreneceksiniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Farklı sosyolojik yaklaşımların genel analiz düzeylerini karşılaştırınız. • İşlevselci Yaklaşımın temel görüşlerini öğreneceksiniz. . • Farklı sosyolojik yaklaşımların anahtar kavramlarını inceleyerek farklarını ortaya koyunuz.

Sosyolojide başlangıçtan bu yana birbiriyle yarışan görüş ve modeller söz konusu olmuştur. Bunlar genelde “Metodolojik Yaklaşımlar” ( Pozitivist. onun epistemolojik olarak Amerika’da yaygın kabul gören pragmatizm içinde geliştiğini göstermektedir. Önemli olan kuram ve uygulama bütünlüğüne sahip bir araştırma planlamak ve yürütebilmektir. Antipozitivist / Yorumlayıcı ve Eleştirel gibi) ve “Kuramsal Yaklaşımlar” olarak iki genel grupta toplanabilirler. aynı araştırmanın değişik aşamalarında da bunların bazılarından yararlanmaları mümkündür. Diğer bir ifade ile sosyolojide insan ve toplumu nasıl gördüklerine. Psikolojik gelenek içinde gelişen bir sosyoloji ekolü olarak da adlandırılan bu kuramsal yaklaşımın tarihsel analizi. Ayrıca bu kuramsal yaklaşımların insan ve toplum hakkındakabul ettikleri epistemolojik ve ontolojik özellikler çerçevesinde bazılarının nitel. bunların genel bir şemsiye altında toplanması mümkündür. modernist çerçevede “Sembolik Etkileşimcilik” gibi daha mikro yaklaşımlardan. Bu yaklaşımı sosyolojiye taşıyan en önemli savunucuların başında George Herbert . Bu nedenle bu bölümde belli başlı sosyolojik yaklaşımlar karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. daha doğrusu onlar hakkındaki kabullerine göre farklılaşan çeşitli yaklaşımlar vardır. İşte Sembolik Etkileşimcilik böylesine genel bir kapsayıcılığa sahiptir. yüzyıl eğitimci ve psikologları tarafından geliştirildiği belirtilmelidir.54 Ünite 4 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Genel olarak sosyal bilimlerde. bazılarının ise nicel araştırma tekniklerinin kullanılmasına uygun olduğu veya bunları gerektirdikleri bilinmelidir. yüzyıl İngiliz Ahlak felsefecilerine kadar izlerinin sürülebildiği ve William James (1842-1910) ve John Dewey (1859-1952) gibi 20. makro nesnel boyutlara kadar uzanan geniş bir alanda araştırma yapması meşru olduğu gibi. Hatta bu yaklaşımın 18. özel olarak sosyolojide tek hakim bir paradigma (model veya kavramlar ana demeti) yoktur. Sembolik Etkileşimci Yaklaşım Modernist çerçevede mikro öznel düzeyde sosyolojik çalışmalarda pek çok kuramdan söz edilse de. “İşlevselcilik” ve “Çatışmacılık” gibi daha makro yapısal yaklaşımlara doğru genişlediği ve hatta son yıllarda sosyolojiye meydan okuyan feminist ve postmodernist yaklaşımlarla da zenginleştiği söylenebilir. Araştırmacıların mikro öznelden. Sosyolojideki kuramsal yaklaşımların. Burada önemli olan sosyolojik araştırmalarda birbirinden oldukça farklı çok sayıda kuramsal ve metodolojik yaklaşımın kullanıldığının bilinmesidir.

İnsanlar kendileri tarafından anlam/önem atfedilen (yüklenilen) davranışlarda bulunurlar. Ona göre insanlar araya yorum süreci girmeden doğrudan eyleme geçmezler. Sosyolojideki Temel Yaklaşımlar (Henslin. Sembolik Etkileşimin Pragmatizme dayanan üç temel ilkesi şunlardır: 1. 2. Ayrıca Charles Horton Cooley (1864-1929) ve William Thomas (18631947) da bulunmaktadır. İnsanlar karşılaştıkları durumları yorumlarlar ve ulaştıkları sonuca bağlı olarak da davranışlarını değiştirirler.2001: 24) Mead (1863-1931) ve onun öğrencisi Herbert Blumer gelmektedir. insanların öncelikle karşılarındakinin davranışını yorumladıkları ve daha sonra eyleme karar verdikleri yönündedir. 3. İnsanların davranışları toplumdaki diğer insanlarla giriştikleri sosyal etkileşimden kaynaklanır. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 55 Yaklaşımlar Genel analiz düzeyi Sosyal etkileşimin mikrososyolojik incelemeleri Analiz odağı Anahtar kavramlar • Semboller • Etkileşim • Anlamlar • Tanımlar Sembolik Etkileşimcilik/ Symbolic Interactionism Yüz yüze etkileşim ve insanların toplum yaşamı oluşturmak için sembolleri nasıl kullandıkları Toplumu oluşturan parçaların birbirleriyle olan olumlu (işlevsel) ve olumsuz (işlevsel olmayan) ilişkileri Fonksiyonel / İşlevselci Analiz (Yapısal İşlevselcilik / Uyma/ Consensus da denilmektedir) Çatışmacılık / Conflict Perspective (Çatışmacı yapısalcılık da denilmektedir) Toplumun makro -sosyolojik incelemesi • Yapı İşlevler (gizil veya açık) • İşlevsel olmayan • Denge/ tarafsızlık Toplumun makrososyolojik incelemesi Toplumda kıt olan kaynaklar için mücadele ve güçlü egemenlerin güçsüzleri nasıl kontrol ettikleri • Eşitsizlik • Güç/iktidar • Çatışma • Rekabet • Sömürü/ istismar Tablo 1. Bu yorumlama . Herbert Mead’in izleyicisi olarak Blumer (1962)’in temel iddiası.

izlenim yaratma ve yönetme. kuşkusuz semboller ve işaretler önem kazanır. erkek. Ancak çoğunluğun. insanların kendilerini ve karşılarındakini nasıl konumlandırdıklarını inceler. etrafında ördüğü öznel anlamın da bilinmesi gerekir. Sembolik Etkileşimci yaklaşım ile kadın. Bu yaklaşıma göre. Örneğin bir genç kadın kendisine gelen her teklifi sonuçları itibariyle yorumlamadan 'evet' demez. Koşullardaki her hangi bir değişmenin her ikisinde de farklı tepkilere yol açacağı düşünülmelidir. klasik Davranış/ Behaviorizm Kuramındaki “uyaran. Özellikle son yıllarda çalışılan konular arasında duygusal emek (Arlie Hochschild). işsiz. Teklifin masum bir yardım amacına mı. Örnek olarak aynı koşullarda olan iki insanı ile alalım. hasta. İşte Sembolik Etkileşimcilik. Sosyal etkileşimciler yaşamdaki bazı nesnel bileşenleri kullanabilirler. Çünkü insanlar her uyarana basitçe tepki veren robotlar değildir. yaşlı. Bu yüzden bu yaklaşıma Sembolik Etkileşimcilik denilmiştir. Kişilerin olaylara yüklediği. Onlar. insanı sosyal bir fenomen olarak anlamak için öznelci yaklaşımı tercih eder. aslında insanların bu koşullar hakkındaki öznel algılamaları ve yorumlamalarıdır. Bu görüşün. Ayrıca klasik yapısalcılığın “dil kuralları”na (language) vurgu yapan semiotik/ göstergebilimsel incelemeleri yerine. çalışan.tepki” ilişkisini reddederek araya yorumlama sürecini koyması önemlidir. sosyal hareketler ve kendine ayna tutma. sosyal etkileşimi daha iyi çalışabilmek için katılarak gözlem gibi nitel teknikleri kullandıkları söylenebilir. insanların sosyal davranış ve inançlarını belirleyen yaşamın sosyal koşulları fazla nesnel değildir. Sözgelimi ölümcül bir hastalık birinde intihara diğerinde yaşama daha fazla sarılmaya yol açabilir. ontolojik olarak sosyal yaşamın dinamik olduğunu ve diyalektik olarak karşılıklı ilişki içinde bir bütün olarak sürekli değiştiğini kabul ederler. çocuk. daha dinamik ve etkileşimsel olan “konuşma” (parole) üzerinde vurgu yapan semiotik çalışmalar yapıldığı söylenebilir. Bu gelenek içinde yer alan sosyologlar çok sayıda farklı konularda ve değişik araştırma teknikleri kullanarak çalışmaktadırlar. Onlar. ortam tanımlama gibi konular gelmektedir. yoksa daha ileri bir ilişki için bir ilk adım mı olduğunu anlamlandırmaya çalışır ve olasılıkları gözden geçirdikten sonra 'evet' veya 'hayır' der. Ancak onlara göre bu nesnel tavır yeterli değildir. bu anlamlandırma ve yorumlama sürecinin nasıl inşa edildiğini. işçi veya işveren her türden sosyal statünün toplumdaki . Sembolik etkileşimcilik.56 Ünite 4 ve anlamlandırma sürecinde ise.

Sosyal İnşacılık Berger ve Luckmann (1996) gibi fenomonolojik sosyoloji yapanlara göre. Evsizlerin iletişim tarzlarıyla. Onlara göre. Sosyal sorunlar. olay ve objelere değer yüklemeleri sonucunda ortaya çıkarlar. Aslında sosyal problemlerin öznel . Onlar ancak birileri tarafından kötü veya yanlış olarak yorumlandıktan ve tepki aldıktan sonra o hale gelirler. daha fazla yapı (makro) yerine “birey” (mikro) üzerinde durmaları ve olgular yerine “süreçlere” odaklanmalarıdır. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 57 konumuna ilişkin çalışma yapabileceği unutulmamalıdır. tek eşli. Onlar belirli bir toplumda insanların çevrelerinde olup bitenleri anlamlandırmaları. “Dramatujikal” ve “Etiketleme Kuramı” (Labellng Theory) olarak literatürde geçen çalışmaların da Sembolik Etkileşim genel çerçevesi içinde düşünülerek değerlendirilmesinin mümkün olduğu belirtilmelidir. Özellikle son yıllarda evsizler üzerine araştırmalar yaygınlaşmıştır. araştırmacının kendini. incelediği kişi veya grubun yerine kendisini koyarak. Sembolik etkileşimciler. onların açısından olaylara bakmasını önemser. sosyal sorunlar da insan ürünüdür ve yaratıcıları insanlardır. Ayrıca nitel veri analizlerini. Ayrıca “Yorumlayıcı” (Interpretive/ Verstehen). Buna “içe bakışlı anlama” denilir ve bu yönden hem psikolojik hem de halkbilim ve sosyal antropolojik olarak da “emik” yaklaşımı da çağrıştırır. Diğer bir ifade ile birçok çalışmada farklı etiketler kullanılarak benzer araştırmaların benzer amaçlara yönelik olarak yapıldığı dikkatten kaçmamalıdır. bazı grupların belirli ortamları ahlaki olarak algılamaları ve tanımlamalarından bağımsız olarak var olamazlar. nicel ve ileri istatistik tekniklerle çözümlemelere tercih ederler. özellikle de sözel/konuşma ve sözel olmayan jestler (gestures) ve sessiz kalmaya (silence) yönelik araştırmalarla ilgilenirler. Tüm bu sözü edilen yaklaşımların ortak özelliği. eşcinsel veya lezbiyen çiftler veya yaşlılar hakkında çok zengin bir literatür bulunduğu belirtilmelidir. Her şeyden önce değişen sembollerle ilgili olarak ortaya çıkan yeni yaşam biçimleri. “ Sosyal İnşacılık” (Social Constructionism). organize insan yaşamının diğer yönleri gibi. Süreçlerin incelenmesine bağlı olarak da nitel araştırma tekniklerinin kullanılmasının diğer bir ortak özellik olduğu unutulmamalıdır. Bu kendiliğinden hatalı veya kötü koşullar var olamaz demektir. sosyal problemleri çalışırken sembolik etkileşim yaklaşımının kabullerinden hareket edildiğinde bu çaba artık sosyal inşacılık adını almaktadır.

58 Ünite 4 ve nesnel bölümlerinin bulunduğunu iddia edenler vardır. onları sosyal problem olarak görme ve tanımlama sürecini göstermektir. bireyin hakikaten sapan bir karaktere sahip olduğunun bir kanıtı olarak gösterilir. Kişi bir kez etiketlendi mi. onları sapkın (deviant) olarak etiketlendirirler. Bu ikincil sapma da. Sosyal olarak kabul edilen insanlar gibi yaşamını sürdürme şansından mahrum olan bireyler. Bu . sosyal grupların sosyal sapmayı yarattığını söyler. toplumsal olarak onaylanmayan (kuramda bunlar ikincil/secondary sapmalar olarak anılırlar) davranışlarda bulundukları gibi. yaşayabilmek için. Onlar. Howard Becker (1963). Ayrıca belirli bir grup ya da toplumun işleyişi sırasında gözlenebilen bir kusur da değildir. Etiketleme Kuramı Etiketleme için en iyi örnek Sapmanın Etiketlenmesi Kuramıdır (Labeling Theory of Deviance). belirli bireylerde gözlenen biyolojik veya psikolojik bir kusur değildir. Bu noktada şansız bireyler aşağılanırlar. belirli olguları. kuralları koyan insanlar bunların ihlalini sapma olarak görürler. Bu nedenle konunun tartışmalı bir alan olduğu belirtilmelidir. davranışları sapan davranış olarak görür ve bunlara yönelik olarak resmi tepki koyar. Ona göre. Ayrıca bu kuralları belirli insanlara uygulayarak. Buna karşılık günümüzde Tarihsel İnşacılık (Bash. kendileri gibi damgalanmış insanların yanına giderler. sosyolojik analizin temel amacı. Belirli bir grup ya da toplum. belirli bir grup veya toplumun tüm üyeleri bazen düzenlenmiş kuralları bozan davranışlarda bulunurlar. Sosyal İnşacılara göre. Becker’in deyimiyle “ahlak müteahhitleri” tarafından gözlenir ve endişe verir olduklarında sosyal olarak önem kazanırlar. Etiketleme kuramcılarına göre. artık kendini tüm sosyal fırsatlardan ve ilişkilerden dışlanmış olarak bulur. önceki yasal vatandaş ya da mahalle sakini kimliğinden mahrum edilirler ve kendilerine yeni bir sapkın kimliği verilir. bazı olay ve koşulları belirlemek. Diğer suç ve sapmanın bilimsel yorumlarına benzemeyen biçimde. Tarihsel İnşacılığın Avrupa sosyolojisi kökenli olmasına karşılık Sosyal İnşacılığın daha çok ABD’den beslendiği söylenebilir. Bu birincil sapma (primary deviance) denilen ve rastlantısal olarak arada sırada yapılan eylemler. sosyal sapma. bu yorumlamaya göre. 1995) adlı yeni bir yaklaşım daha bulunmakta ve sadece sorunların tanımlamasıyla yetinmeyerek radikal çözüm önerileri geliştirmeyi hedeflemektedir.

suç ve sapmayı anlamamızda da yeni bir boyut kazandırmamaktadır. “yönlendirici” ve “uygulayıcı” alt sistemlerden oluştuğunu savunur. Sembolik Etkileşimci yaklaşımın birey üzerinde odaklaşmasının aksine. gelenekler ve kurumlar analiz edilir. toplumun bütünlüğünü sağlayan. İşlevselcilik açısından hem bir organizma olarak yapıya hem de onu oluşturan parçaların işleyişine bak- . siyasal kurumları yönlendiren. suç ve suçun keşfedilişi ve etiketlendirme süreçleri ana tema olmaktadır. kurum olarak koruyucu bir alt sistem iken. Aslında Etiketleme Kuramı. İşlevselci / Fonksiyonalist Yaklaşım Genel olarak sosyolojide modernist çerçevede en yaygın olarak kullanılan makro yaklaşım “Yapısal İşlevselcilik” olarak da anılan yaklaşımdır. İlk olarak Fransız Devrimi sonrası dağılma konumuna gelen toplumda birlik sağlamak amacıyla A. adetler. Durkehim’e göre. sosyal kuralların ihlalinin yorum konusu yapılmasına son derece karşıdır. İşlevselcilikteki vurgu daha çok yapı ve onun işleyişi üzerindedir. Bu konuda Goffman (1963)’ın Damgalanma (Stigma) çalışması önemlidir. Aile. Yapıyı oluşturan elemanlar olarak normlar. Bu kuram dikkatleri sadece sapma olayına ve sapkın insanları etiketleme sürecine ve neticelerine yöneltmekte. Buna karşılık organlar görevlerini yapamaz durumda iseler. Örneğin HIV pozitif virüs taşıyan herkesin AIDS damgası yiyerek toplumdan dışlanma sürecinin incelemesi gibi. toplumu oluşturan parçalar işlevlerini gördüklerinde toplum normal konumdadır. ekonomik kurumlarda da uygulayıcı konumundadır. Örneğin Amerikalı ünlü sosyolog T. Comte ve daha sonra sanayileşmenin yarattığı “kuralsızlık /anomi” ve ahlaki bunalımların çözümü için “organik dayanışmayı” arttırmak denge ve istikrarı yeniden tesis etmek üzere E. Çünkü eğer toplum kurallara sahip olmada bu kadar ısrarlı olmasaydı. sorumluluğu şiddet dolu veya tehlikeli olarak etiketlenenlerden çok etiketlemeyi yapanlara yüklemek eğilimi taşır. din. İşlevselciğin tarihsel olarak kökeni. bu “anormal” veya “hastalıklı /patolojik” durumdur. kural ihlallerinden bu kadar rahatsız olmayacaktık. Bu yaklaşım toplumu birbiri ile ilişkili parçaların görev yaptığı bir sistem olarak görür. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 59 durum. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlarndan Auguste Comte ve onun pozitivist felsefesine kadar uzanır. Etiketleme Kuramı. “bütünleştirici”. ahlaki ve yasal düzenin koruyucularının cezalandırma eylemi kadar çevrenin kibarca dışlanmasını da meşrulaştırır. Parsons toplumun “koruyucu”. Etiketleme Kuramı. Durkheim tarafından geliştirilen görüşlere dayanır.

toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak organlar ve onların işleyişidir. Çünkü toplumda önce belirli bir ihtiyacın ortaya çıkması ve daha sonra bu ihtiyacı karşılayacak yapılaşmaya gidilmesi söz konusudur. Örneğin toplum bir insan bedenine. Bronislaw Malinovski ve Radcliffe-Brown gibi ünlü antropologlarla beslenen bir temeli de bulunmaktadır. Çünkü A. İşlevselcilik. onların bu tür eleştirilerle karşılaşmaları olağandır. diğer varlıklar gibi toplumu da birbiri ile karşılıklı ilişkilerden oluşan bir sistem olarak görür . Aslında işlevselciliğin değişme yerine mevcut durumun savunuculuğunu yapan muhafazakâr bir ideolojiyi temsil ettiği yönünde görüşler de yok değildir. Özellikle yapı ve işlev arasındaki ilişkiler üzerinde duran ve yapının oluşumunu açıklayan Radcliffe-Brown’ın katkıları önemlidir. Aslında “Organizmacı” olarak adlandırılan bu modelin temeli. Comte ve H. Parsons ve N.60 Ünite 4 mak gereklidir. Nitekim günümüz tüketim toplumunda. Luhmann) antipozitivist oldukları bilinmelidir. Comte ve onun ünlü “Üç Hal Yasası” dahil bazı sosyologlar topluma ve sosyal bilimlere en uygun model olacak bilimin biyoloji olduğunu düşünmüşlerdir. onun parçaları olan organlar/uzuvlar da kurumlara benzetilmiştir. sadece sosyoloji ile sınırlı değildir. onu oluşturan organların uyum (ahenk) içinde olmasına bağlıdır. Toplumu doğal bilimler modelini örnek alarak çözümlemeye çalışan bu indirgemeci ve ampirik temelli yaklaşım. ahenk ve bütünlüğü esas olarak gördüklerinden. İşlevselci Yaklaşım epistemolojik olarak bilginin kaynağını deneyde gören Ampirizm’den ve sosyal dünyanın da fizik dünya gibi dıştan göründüğü gibi doğrudan inceleneceğini savunan Pozitivizm’den temellenir. Bazen tam tersi oluşumlar da gözlenebilir. Aslında yapı veya işlevden hangisinin önce geldiği tartışılan bir konudur. Bir organizma gibi toplumun da sağlıklı olması. Spencer de toplumu bir tür yaşayan organizma gibi görürler. A. Klasik işlevselciliğin biyolojik analoji yaparak bir sosyal evrim kuramına sahip olduğunu da belirtmek gerekir. kapitalist yapının zorladığı tasarlanmış sanal ihtiyaçlar yaratılabilmektedir. Ancak tüm işlevselcilerin böyle olmadığı ve daha sonraki birçok işlevselcinin (T. Sistem içinde yapı ve işlevleri anlatırken biyolojik benzetmeler kolaylık sağlamıştır. Onun Marcel Mauss. toplumda istikrar. Bedenin parçalarının işlevlerine benzeyen şekilde toplumsal kurumların uyum mekanizmaları ve işlevleri incelenmiştir. Çatışmacı Yaklaşımın sosyal problemler ve eşitsizlikler üzerinde durmasının tam aksine İşlevselciler.

Örneğin ABD’de azalan doğumların artması için ailelere para desteğinde bulunulmuştur. başka bir bölgede sağlığın korunmasına hizmet edebilir. Ancak doğum sayısının patlaması bebek bezi. sosyal denilen ortak yaşamı olanaklı kılan zekâya sahip olan amaç yönelimli varlıklardır. uzun süreli devamlılığı esastır. Bu yüzden. organik benzetmeler üzerinde fazla durmaz ve onun yerine işlevler ve çeşitleri üzerinde çalışır. bebek yatağı gibi birçok sanayinin de iş kapasitesini arttırmış. Sistemin dengede bulunmasına hizmet etmeyen işlevler de bulunduğunu belirleyen Merton bunlara “işlevsel olmayan” (dysfunctions) sonuçlar adını verir. niyetlenilmeyen olumsuz gizli işlevlerden de söz edilebilir. belirli bir toplumda bulunan sosyal sorunları açıklamada iki yol önerir: .toplumun. Örneğin aile planlamasının nüfusun denetlenmesine mi yoksa sağlığa mı hizmet ettiği böyle bir sorudur. Öte yandan gizil/latent ve açık/manifest işlevler arasında da ayrım yapar. Pozitivizm ve ampirizm temelli klasik işlevselcilik. Ayrıca bu görüş. İşlevselcilere göre insanlar. Örgütlü toplumsal yaşamı olanaklı kılan birlik ve dayanışma duygusunun kaynağı da budur. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 61 (sosyal yapı) ve bu parçaların her biri organizmanın yaşamını sürdürmesinde sonuçlara (işlevlere) sahiptir. Başka bir örnek de haşhaş üretimine getirilen kısıtlamalar hakkında verilebilir. Merton işlevselliği. artan çocuk sayısının yoksulluğa ve işsizliğe yol açtığı. iyi inşa edilmiş evlilik ve aile gibi her toplumda bulunan sosyal kurumlar önemsenir. O. Burada paranın açık işlevi çocuk sayısının artmasına katkıda bulunmaktır. İşlevselcilikte -insanlardan bağımsız bir sistem olarak. Bu sonuçların bazıları sistemin yaşamını sürdürmesine katkıda bulunurken yani fonksiyonel olurken bazıları da bunu azaltabilir ve disfonksiyonel olabilir. Merton’dur. insanların bazı ortak inanç ve değerleri de paylaştığını kabul eder. Haşhaş üretilmemesi bir yerde ekonomik işsizliğe yola açarken. para desteğinin aynı zamanda uzun dönem için gizil ve fakat negatif bir işlevi olduğu anlaşılmıştır. Kısaca pozitif ve negatif işlevlerin herkesim için aynı olmadığı söylenmek istenir. ileriki yıllarda ailelerin genişlediği. toplumun dengede kalmasına hizmet etme koşuluna bağlar. Çünkü insanlar yaşasınlar veya ölsünler toplumların devamlılığını bu kurumlar sağlayacaktır. İşlevselci Yaklaşımın önemli isimlerinden biri de R. Buna karşılık. bu baştan niyetlenilmemiş gizil bir işlev olarak bazı sektörlerin gelişimine katkı yapmıştır. Oysa Çatışmacı Yaklaşım için ölçüt bu kararın kimlerin çıkarına hizmet ettiği tarafından belirlenir. Örneğin hükümet zamanında teşvikleri sona erdirmediği için.

62

Ünite 4

1. Sosyal Patoloji Açıklaması: Buna göre, kötü ya da yanlış yönlendirilmiş bireylerin kasıtlı davranışları sonucunda sosyal problemler ortaya çıkar. Örneğin bir birey dıştan bir mikrop veya virüsler; içten de hastalıklı hücreler yüzünden hastalanabilir. İşte bu hastalıklı bireyler toplumu da etkilerler. Bu görüşe göre ateşlenmek belirli bir bedensel hastalığın belirtisi iken, yoksulluk gibi suç da toplumsal hastalıkların belirtisidir. Buradan varılan sonuç da ilginçtir. Şöyle ki, nasıl fiziksel sağaltım için bedenin mikroplardan temizlenmesi gerekiyorsa, toplumların da sorun yaratan bu tür hastalıklı birey ve gruplardan ya tedavi görerek ya da atarak kurtulması gerekir. Örneğin ekonomik sorunlarından tembellik ya da çalışma isteği ve şevki olmadığı için sorumlu olan fakir insanlara çalışma ahlakı ve arzusu kazandırılarak yoksulluğun ortadan kaldırılabileceğini düşünürler. Çünkü tembellikleri yüzünden çalışmama patolojik bir durumdur ve bir an önce ortadan kaldırılmalıdır. Suçun da aynı şekilde suçluların yakalanmasıyla denetim altına alınacağını düşünürler. Toplumun korunması için bu insanlara ömür boyu hapis, hatta idam cezası dahi verilebilir. Büyük sistemin sürekli sağlığı en önemlidir ve hastalanmış toplumsal parçaları keserek kötülükleri azaltan her şey meşrudur. Sosyal sorunları, uyumsuzluk, ahlaksızlık ve sosyal çözülme biçiminde kavramlaştıran sosyal patoloji yaklaşımı, boşanma, eğitimsizlik ve akıl hastalıklarını tartışırken; toplumdaki mevcut kurallara uymada bireylerin başarısızlığı üzerinde odaklaşır. Diğer bir ifade ile toplum ya da devletin toplum ya da sağlık programlarındaki yetersizliği yerine, bireyi toplumdaki normlara uymada başarısız olarak görür ve suçlar. Aslında burada yansılanan Durkheim’ın ahlakçı görüşüdür. Mevcut kapitalist düzen normal olarak kabul edilmekte, aksayan yönler ise sapma, anormal ve patolojik olarak görülmektedir. 2. Sosyal Çözülme Açıklaması: İkinci bir yorum olarak, soysal çözülme kavramlaştırmasına göre sosyal problemler, toplumdaki normal durumda yapının öğeleri arasında var olan denge ve uyumun bozulması sonucunda ortaya çıkarlar. Sistemin bir bölümünde ortaya çıkan rahatsızlıklar, karşılıklı ilişki halindeki diğer bölümleri de etkiler. Bu yüzden ortaya çıkan sorunlar sistemin iyi işlemediğinin işaretidir. Bu yaklaşımda problemin çözülmesi bozulan yapının onarılmasıdır. Eğer mevcut yapının içinde sorun çözülmezse, yapı yeni ve farklı düzeyde denge oluşturarak sorunu çözümler.

Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar

63

Sosyal problemlerin işlevselci/fonksiyonalist yorumları, güçsüz sayıltıları ve bunların yaşam üzerinde yaptıkları olumlu ve olumsuz etkiler yüzünden eleştirilmektedir. Ayrıca muhafazakârlık dolayısıyla, mevcut düzeni sürdürme çabasında olmaları yüzünden de suçlanmaktadırlar. Bu eleştiriler, klasik işlevselci modelin gözden geçirilmesine yol açmış ve Robert K. Merton toplumsal sistemlerin karmaşıklığını anlamada daha orta boy bir işlevselci kuram geliştirmiştir.

Çatışmacı Yaklaşım
Sosyal bilimlerde Çatışmacı yaklaşım ve kuramlar, toplumdaki gruplar ve sınıflar arasındaki sosyal, siyasi ve maddi eşitsizlikler üzerinde vurgu yaparak mevcut sosyopolitik sistemi eleştirirler. Çatışmacılar, özellikle sınıflar arasındaki güç mücadelesi ve birbirine tarihsel olarak karşıt olan hâkim ideolojiler üzerinde dururlar. Bu çalışmaları, güncel “barış ve çatışma çözümleme” (peace and conflic resolution) analizleriyle karıştırmamak gerekir. İşlevselcilerin toplumu ahenk içinde bir bütün olarak görmelerinin aksine çatışmacılar, toplumun birbiriyle kıt kaynaklar için çatışan gruplardan oluştuğunu kabul ederler. Dıştan bakıldığında birlik ve beraberlik içinde görülen ilişkilerin ardında bir güç mücadelesi olduğunu savunurlar. Çatışmacı Yaklaşım da modernist kuramlara ve daha çok makro düzeyde yapısal analizlere dayanır. Çatışmacı sosyologların en başında K. Marks gelir. Ona göre insanlık tarihi aynı zamanda sınıf çatışması tarihidir. Ancak günümüzde Marksist olmayan çatışma kuramcıları da bulunmaktadır. Örneğin bunlardan biri olarak Ralf Dahrendorf, çatışmanın “otorite” içeren her ilişkide söz konusu olabileceğini savunur. Meşru olan güç (power) olarak tanımlanan otorite (Weber, 1946) toplumun her kesiminde, ister küçük bir grup ister bir organizasyon ya da geniş toplum olsun her düzeyde bulunur. Otorite konumunda bulunanların diğerlerinde kendisine uymayı beklemesine karşılık, diğerleri buna direnirler. Sonuç olarak, toplumda her iki taraf arasında otorite adına sürekli çatışma yaşanır. Örneğin bir işyerinde farklı birimler arasında, okulda öğretmenler ve öğrenciler arasında, hastanede hekim ve hekim-dışı personel arasında, ailede karı-koca veya ana-baba ve çocuklar arasında sürekli otorite çatışması yaşanabilir. Aynı şekilde Lewis Coser da Marks’tan farklı olarak, çatışmanın aralarında yakın (close) ilişki bulunan herkes için söz konusu olduğunu savunur. Çünkü birbirleriyle yakın ilişki içinde olanlar arasında sorumluluk, güç ve ödüllerin paylaşımı sırasında ortaya çıkabilecek her türlü değişiklik diğerlerinde hayal kırıklığı yaratabilir. Bu durum,

64

Ünite 4

aile içindeki mahrem (intimate) ilişkilerde de söz konusudur. Eş ve veya çocuklar arasında, her an ya ev işlerinin paylaşımında ya da önemli kararların alınmasında anlaşmazlık çıkabilir. Coser, ayrıca çatışmanın sosyal sistem açısından bütünleştirici ve uyum sağlayıcı işlevleri üzerinde durmasıyla da tanınır. Ona göre çatışma yoluyla grup normlarının yeniden gözden geçirilmesine ve uyarlanmasına olanak sağlanır. Örneğin bir işyerinde çalışanlar arasındaki işbölümü çatışma yaratıyorsa, taraflar tutum ve davranışlarını gözden geçirerek yeni sorumluluklar üstlenebilirler. Modern çatışma kuramının kurucusu C. W. Mills’e göre, ilk aşamada sosyal yapılar birbiriyle çıkar ve kıt kaynaklar için çatışan insanlar aracılığıyla yaratılır. Daha sonraki aşamada ise, çıkar ve kaynaklar, insanlar tarafından yaratılan yapının yüceltilerek “şeyleştirilmesi”nden (reification) ve toplumdaki güç ve kaynakların eşitsiz dağılımından etkilenir. Bu şeyleştirme aslında insan ve onun yarattığı yapı arasındaki diyalektik bağın kopması ya da gözden kaçırılmasıdır. Ona göre Amerikan toplumundaki iktidar seçkinlerinin üç ayağı vardır: ordu (Pentagon), ekonomi ve yönetim/hükümet. Aslında ordu ve ekonominin iç içe geçmişliği de göz ardı edilmemelidir. Savaş sanayi demek daha doğru bile olabilir. Bu yüzden iktidar seçkinlerinin temel politikası ülkeler ve toplumlar arasında çatışmanın yükselmesi, silahlanma ve kitlesel yıkım ve insan ırkının yok edilmesine yöneliktir. Görüşleri yüzünden Amerika’da toplum dışı ilan edilen C. W. Mills’in tüm radikalliğine rağmen, 1960’larda yaptığı kestirimlerin pek çoğunda haklı olduğunu söylemek mümkündür. Sosyolog G. Lenski (1966)’ye göre, bir toplumda varlığı kabul edilen alt grupları birbirinden ayıran her özellik, Marks tarafından betimlenen sınıf çatışmalarına temel oluşturma potansiyeline sahiptir. Örneğin yaş ve cinsiyet, mülkiyet ve otorite hatlarını çaprazlamasına keser ve nüfusu toplumsal eşitsizlik olarak değerlendirilen gruplara böler. Ekonomik konumlarına bakılmaksızın çağdaş toplumda birçok yerde erkeklere göre kadınlar, toplumsal ödüllerden daha düşük pay alırlar. Gençlere daha fazla önem verilen sosyokültürel sistemlerde toplumun yaşlıları, gençlere göre daha az değerli bulunabilir. Yaş Sınıfları (Age Classes) kavramını ortaya atan Lenski’ye göre, bu ayrımlar modern toplumda giderek artmakta ve aralarındaki mücadele giderek sertleşmektedir. Ona göre eğer toplumdaki mevcut gruplar düzenlemelerin kendi çıkarlarına hizmet etmediğini düşünmeye başlarlarsa toplumdaki karışıklık alevlenir.

Aralarında farklılıklar olmasına rağmen bu yaklaşımı benimseyenler. ekonomik ve sosyal kararları kendi lehine ve diğer grupların aleyhine alır. Kısaca Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı (Critical Power Conflict Perspective) olarak geçen şemsiye altında. toplumu birbiriyle çatışan çıkarlara sahip grupların zor ve güç kullanarak kendi refahlarını arttırmak için mücadele ettikleri bir arena olarak görürler. sadece sanayileşme değil ve fakat kapitalizmdir. Eitzen ve Baca Zinn. İktidara gelen grup ise. yoksulluğa örneğin evsizliğe nasıl baktığı gelir. Problem edindikleri konuların başında sınıf mücadelesi ve güçlü sınıfların işsizliğe. Örneğin aile konusunda önemli çalışmalar yapan Abbott ve Sapsford (1987)’a göre Marksizm. Eric Olin Wrigh'tır. Aslında bu yaklaşımın taraftarları arasında henüz üzerinde anlaşmaya varılan bir kuram ve analiz gövdesinin bulunmadığı hemen belir- . Onlara göre modern toplumu karakterize eden özellik. kadının sömürüsü üzerine vurgu yapan feministler. Çünkü Çatışmacı Yaklaşıma temel oluşturan Marksizm de yapısalcı bir kuramdır. Günümüzdeki çatışmacı sosyologlar arsında en önemlileri R. Onlar. Onlara göre. Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı Son yıllarda hem eleştirel hem de çatışma yaklaşımlarını güç odağında birleştiren bir yaklaşımdan daha fazla söz edilir hale gelmiştir. Marksistlerin toplum hakkındaki görüşleri işlevselcilerden son derece farklıdır. ırk ve etnik sömürü üzerinde vurgu yapan analizciler ve antidemokratik yönetim üzerinde odaklaşan eleştirel devlet analizcileri gibi oldukça geniş ve heterojen gruplar yer almaktadır. modern ve makro bir yaklaşım olarak benzer bazı özelliklere sahiptir. R. çekirdek ailenin. sınıf üzerinde duran neoMarksistler. artık politik. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 65 Yapısal işlevselcilik gibi Çatışmacı Yaklaşım da. Sonuç olarak Çatışmacı Yaklaşım. Örneğin Amerika’da Afrika kökenlilerin neden daha fazla işsiz olduğunu sorgular. toplumu birbiriyle dayanışma içinde olan grupların oluşturduğu bir bütün olarak görmezler. kapitalist iş yerindeki gerilimlerden kaynaklanan tansiyonu düşürmede bir supap olarak modern toplum için daha uygun bir form olduğunu kabul eder. toplumdaki egemen kurumları derinlemesine incelemekte ve sosyal sorunların çözümünde radikal ve temel çözüm önerileri geliştirmeye çalışmaktadırlar. Collins. Dahrendorf. Aksine onlar. Lenski. hükümet politikalarını eleştirirler. farklı gruplar kendi çıkarlarını arttırmak için toplumu denetlemeye girişirler. makro düzeyde ve çoğu zaman tarihsel karşılaştırmalar yaparak incelemeler yapar.

Örneğin. güç ve çatışma ilişkilerini birlikte kavramlaştırarak daha bütüncül (holistik) bir bakış açısına sahip olması açısından çok önemlidir. toplumdaki gruplar ve sınıflar arasındaki sosyal. d. yorumlayan inanç ve ideolojiler güçlüler tarafından şekillendirilir. sınıflı sistem içinde geniş işçi kesimine az sayıdaki kapitalist sınıf hükmetmektedir. sadece uyum ve ahenk ile ilgilenmek yerine. Sosyal bilimlerde Çatışmacı yaklaşım ve kuramlar. Çatışmacılar özellikle sınıflar arasındaki güç mücadelesi ve birbirine tarihsel olarak karşıt olan hakim ideolojiler üzerinde dururlar . Yeni sosyal hareketler olarak çevreciler ve feministler gibi grupların. Toplumdaki tabakalaşma. Bu yaklaşımın.66 Ünite 4 tilmelidir. Marksist entelektüel gelenekten beslendiği açık olan bu yaklaşımın temel önermeleri şunlardır (Feagin ve Feagin. Sonuç olarak Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı. Çünkü onlar toprak ve işletme üzerinde özel mülkiyet. Bu yüzden sıradan insanlar üzerinde güçleri vardır. Güçlü insanların diğerleri üzerinde güçleri vardır. e. iktidar talepleri olmamakla birlikte toplumsal duyarlılık arttırmada önemli misyonları vardır. daha fazla refah ve gelir payı. muhafazakâr veya liberal piyasa düzeni yaklaşımlarıyla karşılaştırıldığında. b. Irkçılık temelinde beyazlar beyaz olmayanlara. sosyal sorunların yarattığı baskı ve tehditler. Belirli aralıklarla güçlülerle güçsüzler arasında yaşanan çatışmalar. sosyal problemlerin anlaşılmasında daha derin bir görüş sağlar. toplumsal cinsiyet (gender) ayrımında da erkekler kadınlara hükmetmektedir. Toplumdaki mevcut düzen ile hiyerarşiyi açıklayan. Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı. hükmetme ve itaat ilişkileri birçok sosyal soruna kaynaklık etmektedir. c. daha fazla bilgi kaynağı ve daha fazla asker ve polis üzerinde kontrol gibi önemli kaynakları denetlerler. kapitalizmi veri olarak kabul eden tüm yaklaşımları statükocu bularak eleştirmesi de ayrıca değerini arttırmaktadır. 1997): a. kaynakların ve güçlerin yeniden dağılımıyla sosyal sorunların çözümünü amaçlayan yeni sosyal hareketler (social movements) ve örgütlenmelerin doğmasına yol açmıştır. siyasi ve maddi eşitsizlikler üzerinde vurgu yaparak mevcut sosyopolitik sistemi eleştirirler.

Örneğin Ralf Dahrendorf çatışmanın otorite ilişkisi bulunan her yerde olabileceğini savunur. din toplumun bütünlüğünü sağlayan. Marks gelir. Bu yaklaşıma göre. özel olarak sosyolojide tek hakim bir paradigma (model veya kavramlar ana demeti) yoktur. Ancak günümüzde Marksist olmayan çatışma kuramcıları da bulunmaktadır. “Yapısal İşlevselcilik” olarak da anılan yaklaşımdır. ekonomik kurumlar da uygulayıcı konumundadır. İşlevselci Yaklaşım. Parsons toplumun “koruyucu”. siyasal kurumları yönlendiren. . toplumu birbiri ile ilişkili parçaların görev yaptığı bir sistem olarak görür. makro düzeyde ve çoğu zaman tarihsel karşılaştırmalar yaparak incelemeler yapar. Sosyolojide başlangıçtan bu yana birbiriyle yarışan görüş ve modeller söz konusu olmuştur. “İşlevselcilik” ve “Çatışmacılık” gibi daha makro yapısal yaklaşımlara doğru genişlediği ve hatta son yıllarda sosyolojiye meydan okuyan feminist ve postmodernist yaklaşımlarla da zenginleştiği söylenebilir. Sosyolojideki kuramsal yaklaşımların. Bu yaklaşım. Bunlar genelde “Metodolojik Yaklaşımlar” (Pozitivist. insanların sosyal davranış ve inançlarını belirleyen yaşamın sosyal koşulları fazla nesnel değildir. Aynı şekilde Lemis Coser da Marks’tan farklı olarak. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 67 Özet Genel olarak sosyal bilimlerde. epistemolojik olarak bilginin kaynağını deneyde gören Ampirizmden ve sosyal dünyanın da fizik dünya gibi dıştan göründüğü gibi doğrudan inceleneceğini savunan Pozitivizmden temellenir. Diğer bir ifade ile sosyolojide insan ve toplumu nasıl gördüklerine. daha doğrusu onlar hakkındaki kabullerine göre farklılaşan çeşitli yaklaşımlar vardır. Problem edindikleri konuların başında sınıf mücadelesi ve güçlü sınıfların işsizliğe ve yoksulluğa nasıl baktığı gelir. Aile kurum olarak koruyucu bir alt sistem iken. çatışmanın aralarında yakın (close) ilişki bulunan herkes için söz konusu olduğunu savunur. “yönlendirici” ve “uygulayıcı” alt sistemlerden oluştuğunu savunur. Antipozitivist /Yorumlayıcı ve Eleştirel gibi) ve “Kuramsal Yaklaşımlar” olarak iki genel grupta toplanabilirler. Örneğin Amerikalı ünlü sosyolog T. Genel olarak sosyolojide modernist çerçevede en yaygın olarak kullanılan makro yaklaşım. Sembolik etkileşimcilik. Çatışmacı sosyologların en başında K. insanı sosyal bir fenomen olarak anlamak için öznelci yaklaşımı tercih eder. modernist çerçevede “Sembolik Etkileşimcilik” gibi daha mikro yaklaşımlardan. “bütünleştirici”. Çatışmacı Yaklaşım. Onlar aslında insanların bu koşullar hakkındaki öznel algılamaları ve yorumlamalarıdır. Ona göre insanlık tarihi aynı zamanda sınıf çatışması tarihidir.

Yapısal İşlevselcilik en çok hangi kaynaktan beslenir? a. M. E. A. Durkheim b. Pragmatizm e. b. Rasyonalizm e. c.68 Ünite 4 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Çatışmacı Yaklaşımın temel görüşleri kime dayanır? a. Marks c. Düzey (makro-mikro) Zaman (dün-bugün) Yer (doğu-batı) Hepsi Hiçbiri 3. d. c. Sosyolojik Yaklaşımlar birbirinden en fazla hangi açıdan farklılaşır? a. Aşağıdakilerden hangisi farklı sosyolojik yaklaşımların karşılaştırılmasında ölçüt olabilir? a. Comte e. Weber d. Ampirizm d. K. b. Pragmatizm c. Pozitivizm d. Hiçbiri . e. Hiçbiri 4. Hepsi 5. Genel analiz düzeyi Analizin odaklandığı konular Anahtar kavramlar Hepsi Hiçbiri 2. Pozitivizm b. Sembolik Etkileşimcilik en çok hangi görüşten beslenir? a. Entivisyonizm c. e. Feminizm b. d.

1. 5 Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 6. Türkiye’de Sosyoloji . Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 2. 4. 8. 7. 9. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar SOSYOLOJİ 3. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme 10.

• Farklı Feminist Yaklaşımların neler olduğu gösterilecektir.70 Ünite 5 Ünitede Ele Al›nan Konular • Feminizm • Farklı Feminist Yaklaşımlar > Marksist Feminizm > Radikal Feminizm > Liberal Feminizm > Sosyalist Feminizm • Postmodernizm • Postmodernizmin Eleştirisi Ünite Hakk›nda • Feminizmin sosyolojiye eleştirileri incelenecektir. • Postmodernizmin sosyolojiye eleştirileri incelenecektir. . • Liberal Feminizmin temel görüşleri incelenecektir. • Radikal Feminizmin temel görüşleri incelenecektir. • Marksist Feminizmin temel görüşleri incelenecektir. • Sosyalist Feminizm temel görüşleri incelenecektir. • Postmodernizmin kendisine yöneltilen eleştiriler gösterilecektir.

tehdit oluşturabileceğini örneklerle tartışınız. • Sosyalist Feminizm temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Radikal Feminizmin temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Liberal Feminizmin temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Feminizm sosyolojiye neden meydan okumaktadır? Tartışınız. • Postmodernizmin sosyolojiye eleştirilerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Neden farklı feministlerin ortaya çıktığını öğreniniz. • Marksist Feminizmin temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Postmodernizmin en çok hangi alanlarda gelişme gösterdiğini nedenleriyle tartışınız. • Farklı Feminist Yaklaşımların neler olduğunu öğreneceksiniz. • Postmodernizm ve postyapısalcılığın sosyolojiye nasıl bir . Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 71 Ö¤renme Hedefleri • Feminizmin sosyolojiye eleştirilerini öğreneceksiniz. • Farklı feministlerin benzer noktalarını sıralayınız. Üniteyi Çal›ş›rken • Feminizmin ataerkillik konusundaki görüşünü tartışınız. • Postmodernizmin kendisine yöneltilen eleştirilerin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Postmodernizmin sosyolojiye neden bu kadar eleştirel yaklaştığını ve bundaki haklılık payını tartışınız.

Aileyi ataerkil olarak görmek ise oldukça kapsamlıdır. Sosyolojinin toplumsal yaşam hakkında yanlı/tarafgil görüşlere sahip olduğunu savunur. İkinci olarak Feminizm hem İşlevselcilerin hem de Çatışmacıların görüşlerine eleştirel bakar. Sosyolojinin eleştirilerini bilmenin onun daha iyi anlaşılmasına hizmet edeceği kuşkusuzdur. 3. Kurucu sosyologlardan M. Oysa tüm ev işleri ve çocukların yetişmesinden sorumlu olan kişi kadındır. Buna rağmen. Örneğin Feministler. bu konuda aralarında oldukça önemsiz farklar bulunur. genel hatlarıyla farklı feminist yaklaşımlar ortak bazı özelliklere de sahiptirler: 1. Feminizm Ancak daha başlangıçta feminist olarak adlandırılan pek çok kuramın olduğu veya birbirinden farklı çok sayıda feminizm bulunduğu belirtilmelidir. Bu eleştirinin altında tek fakat önemli bir neden yatar ki. Klasik anadamar (mainstream) sosyolojinin aslında erkekegemen (malestream) görüşlere sahip olduğunu iddia eder. 2. Tüm Feminist kuramlar aileyi ataerkil bir kurum olarak görürler. araştırmacının bu öznel başlangıca rağmen nesnel bir araştırma yürütmesinin olanaklılığını savunmuşsa da artık büyük ölçüde bu tür iddialardan vazgeçilmiş bulunulmaktadır. Weber. 4. Çünkü sosyolojide araştırmaya başlarken problemin seçimi değerlerle ilgilidir. Onlara göre bu yaklaşım toplumsal cinsiyet farklılıklarını görmezden gelmektedir. o da erkek egemenliği demek olan “ataerkillik ”tir (patriarchy). Her ne kadar artık birçok ülkede kadın ev dışında çalışmaya başlasa da Feministlere göre. Feminizm genel anlamda sosyolojiye eleştirel bakar. Bu amaçla. Kadının temel rolü üreme ve çocuk yetiştirmedir. İşlevselcileri ailenin tüm üyelerine sağladığı olanakların ya da çıkarların eşit olduğunu iddia ettikleri için eleştirirler. Ancak günümüzde artık nesnellik konusundaki kesin ısrarlardan vazgeçildiği belirtilmelidir. bu bölümde her iki yaklaşıma da yer verilmiştir. Burada esas sorgulanmak istenen sosyolojinin değerlerden arınmış bir bilim olup olmadığıdır. bu kadının iki kez sömü- .72 Ünite 5 Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Klasik sosyolojik yaklaşımlara temel eleştirilerden biri Feminizmden diğeri ise Postmodernizmden gelmektedir.

6. Marksistler. sadece bir sınıfın diğer sınıf üzerindeki güç mücadelesini sorun edinerek sermaye ve emek üzerinde odaklanarak toplumsal cinsiyeti ihmal ederler. bu konu son derece tartışmalıdır. kapitalizmin bir sonucu veya özel mülkiyeti koruyan kapitalizmin yol açtığı bir durum olarak görürlerse de. Bu durum aynı işi yapan kadına erkekten daha az ücret ödenmesine olanak tanır. Radikal. Feministlere göre toplumsal cinsiyet rolleri kültürel olarak öğrenilerek aktarılırlar ve bu yüzden değiştirilebilirler. bazıları kapitalist bazıları değilken ataerkillik son derece yaygındır. Feministler erkek egemenliğini. hem kapitalizmin hem de ataerkilliğin emniyet supabıdır. Bu nedenle bu toplumlardaki ataerkilliği. Feministler ayrıca İşlevselci Yaklaşımın toplumsal cinsiyet (gender) farklarına ilişkin görüşlerinde çelişki ve belirsizlik olduğunu iddia ederler. Kapitalist sistemde kadın hem yedek emek gücünü üretir hem de piyasanın ucuz emek ihtiyacını karşılar. ev işleri ve çocukların yetiştirilmesi sorumluluğu halen onun üzerindedir. Marksist Feminizm Adından da anlaşılacağı üzere bu kuram hem Feminist hem de Marksist görüşlerin bir karışımıdır. Feministlere göre aile. Oysa başta eski Sovyetler Birliği. kadınlara yapılan baskı ve sömürü aynen kapitalist ülkelerde olduğu gibi devam etmiştir. Liberal ve Sosyalist Feminizmdir. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 73 rülmesi ve baskılanmasıdır. Bunlar hakkında tanıtıcı bilgiler verilerek aralarındaki farklar aşağıda gösterilmeye çalışılmıştır. 5. sadece kapitalizmin ihtiyacı olan emeği üreterek onu destekleyen birim olmanın ötesinde ataerkilliği de yeniden üreten birimdir. İslam ülkelerinde de. Marksist aile görüşlerini de toplumsal cinsiyete kapalı ya da görmezden gelen tutumları yüzünden eleştirirler. Çünkü kadın meslek sahibi de olsa. Diğer bir ifade ile aile. Çin ve Küba olmak üzere kapitalizm yıkıldığı halde ataerkillik yok olmamış. Feministler. özel mülkiyet ortadan kalktığında ataerkilliğin de kalkması gerekecektir. kapitalizme mi yoksa kültürel yapıya yani dine mi bağlamak gerekeceği sorularının yanıtları oldukça tuzaklı ve tartışmalıdır. Çünkü bu durumda. . Farklı Feminist Yaklaşımlar Feminist Yaklaşım içinde en önemlileri Marksist. İşlevselcilerin toplumsal cinsiyet rollerini doğal ve değişmez olarak görmelerini sorgularlar.

74

Ünite 5

Marksistler tarafından aile yaşamı ve evlilikte kadının sömürüldüğü kabul edilmekle birlikte, bunun ailenin kadın üzerinde etkisinden çok, aile ile kapitalizm arasındaki ilişkiden kaynaklandığının ileri sürülmesi önemlidir. Marksist feministler, Marksist kavramları kullanmakla birlikte kadının sömürüsünü aile yaşamının anahtar özelliği olarak görmektedirler. Örneğin Margaret Benston (1972), Kadının Özgürlüğünün Politik İktisadı adlı eserinde, “kadının yarattığı ücretsiz emeğin çok büyük olduğunu ve üretim araçlarının mülkiyetine sahip olanlarla karşılaştırıldığında çok daha kârlı olduğunu” savunmaktadır. Minimum ücret ölçülerinde bile kadının emeğinin ödenmesi durumunda refahın yeniden dağılımında çok büyük artışlar sağlanacaktır. Bugün için ailenin desteklenmesi, ücretliler üzerinde gizli bir vergilendirme demektir. Diğer bir ifade ile şu andaki ücretler ile iki kişinin emeği satın alınmış bulunmaktadır. Bu bağlamda Benston, çekirdek ailenin kapitalist toplumda istikrar sağlayan bir “ekonomik birim” olduğunu tartışmaktadır. Böylelikle evde yapılan üretim, baba ya da eşin kazancından ödenmekte ve onun emeğini piyasadan çekme olanağı çok daha azalmaktadır. Böylelikle yalnızca aile üretimi ve ucuz emek değil, aynı zamanda işverenin masrafsız olarak idamesi de sağlanmaktadır (Haralambos ve Holborn, 1995). Öte yandan Marksist feministlere göre ev kadını rolündeki kadınlar, eşlerinin ücretli işçi olarak rollerini en iyi şekilde yerine getirmek için duydukları gereksinmeleri de karşılamaya çalışırlar. Ansley’e göre kadınlar, geleneksel rollerini oynarken, kocalarının meşru kızgınlıklarını, güçsüzlüklerinden kaynaklanan hayal kırgınlıklarını ve baskıyı sineye çekerler. Hatta birçok kocanın aileleri ve karısı üzerinde kurduğu diktatörlük, onlara sisteme hiç meydan okumaksızın kızgınlıklarını ifade etme olanağı sağladığı için aile kapitalizm için vazgeçilmezdir.

Radikal Feminizm

Radikal feministler, ataerkilliği kültürün bir sonucu olarak görürler. Ataerkillik, kadının rollerini doğal ve karma bir şekilde görerek aile aracılığıyla kültürel olarak aktarılmasına yardımcı olunması demektir. Ataerkil ideoloji, kadını ikincil ve zayıf cins olarak görerek ev işi ve çocuk yetiştirme rolüne indirger. Ataerkillik, farklı toplumsal yapılarda kültürel değerler ve inançların bir sonucu olarak görülebilir. Kültür toplumsal yapının bir parçasıdır; ancak, Marksistlerden farklı olarak sadece ekonomik ihtiyaçlarla belirlenmemektedir. Ataerkillik bu nedenle farklı toplumsal yapılarda farklı biçimlerde ortaya çıkabilir. Örneğin kapitalist, komünist ve teokratik toplumlarda ataerkillik mümkündür. Ancak kültür değiştiğinde ataerkillik de değişebilir.

Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar

75

Sonuç olarak çok sayıda feminizm olmasına rağmen radikal feministleri diğer feminizmlerden ayıran iki temel özellik vardır. Bunlardan ilki, kadınlar tarafından kadınlar için geliştirilmiş olmasıdır. Bu yüzden mevcut yaklaşımlar ve gündem ile uzlaşmaya gereksinim duymazlar. Diğer kuramlar örneğin Marksizmin uyarlamasının yerine, yenilikçi olma eğilimindedirler. İkinci temel özellikleri, kadınların baskı görmesini, hükmetmenin en evrensel ve en temel biçimi olarak görmeleridir. Toplum kapitalist olmaktan çok ataerkil veya erkek egemen olarak görülür. Ayrıca kadını erkeklerden farklı çıkarlara sahip olarak görürler. Üzerinde fikir birliğine varmamış olmakla birlikte, Christina Delphy ve Diana Leonard (1992) gibi bazıları, erkek egemenliğinin sürmesinden aileyi sorumlu tutarlar. Onlar aileyi temel olarak ekonomik bir sistem olarak görürler. Bu sistemde erkek çoğu kez kazançlı iken, kadın ve çocuklar kaybedenler tarafındadır. Çünkü tüm aile fertleri aile reisi için çalışırlar. Kadının uğradığı baskı, onun yaptığı işten ve bedeninin kullanımından gelmektedir. Bu yüzden de kadının pasif olarak yetiştirilmesi gibi ideolojik gerekçelerle değil, kadının aile içinde çalıştırılması uygun olduğu için kadın baskılanmakta olduğu görüşündedirler.

Liberal Feminizm

Liberal feminizmin iki temel savından biri “erkekle eşitlik”, diğeri ise “kadının özgürlüğü” dür. Onlar için kamusal alanda çalışmak çok önemlidir. Çalışma yaşamında eşitlik, aile yaşamında eşitlik ve son olarak sosyal hayatta eşitlik sağlanmalıdır. Aile içindeki geleneksel işbölümü kadının çalışmasının en büyük engelidir. Kapitalizmin gelişmesi ve yeterli istihdam olanağının sağlanması ile aile dönüşüme uğrayacaktır. Onlar sosyalist ve radikal feministlerin aileyi köklü biçimde dönüştürme taleplerine eleştirel bakarlar. Liberal feminizm, aslında bilimsel bir yaklaşımdan çok politik özellikler taşır. Ataerkil yapının, nasıl ortaya çıktığı veya ne olduğuyla ilgilenmek yerine nasıl olması gerektiğini sorgular. Liberal Feministler, yasal değişiklik ile ailede ve toplumda kadının konumun iyileşebileceğini savunurlar. 1970’lerin eşit işe eşit ücret getiren Eşit Fırsatlar Yasasını savunurlar. Ancak bazı iyileşmeler sağlanmış olsa bile temel eşitsizliklerin hâlâ mevcut olduğunu görmek gerekir. Bu nedenle Marksistler, fırsatlar ve seçeneklerin artmasının toplumsal yapının esnek ve değişebilir olarak görülmesine hizmet etmesine rağmen gerçekte daha güçlü olanlar (zenginler ve erkekler) tarafından bunun bir yol bulunarak engellendiğini görürler.

76

Ünite 5

Sosyalist Feminizm
Kamusal ve özel alan kavramlarını özellikle vurgulayan Sosyalist Feministler, Radikal Feministlerden farklı olarak ataerkillik yerine kapitalizm vurgusuyla dikkat çekerler. Onlara göre kapitalizm, kadını “özel alana”, erkeği de “kamusal alana” yerleştirmiştir. Kapitalizm, kadını özgürleştiriyor gibi görünürken, aslında bunun tam aksini yaptığı için, kadının özgürleşmesi ve kurtuluşu ancak sosyalizm ile mümkündür. Ailenin yıkılması ancak sosyalist bir toplumda gerçekleşebilir. Üretimin toplumsallaşması, ailedeki yeniden üretime gereksinim bırakmayacak ve ailenin önemi azalacaktır. Sosyalist feministlere göre özel alan siyasaldır. Bu söyleme göre, özel bir kurum olan aile içindeki kişiliklerin, özel ilişkilerin, diğer bir ifade ile mahrum sayılabilecek konuların tümü politik boyutlara sahiptir. Özel alan yani aile, kadının ezilmişliğinin, ikincilliğinin ortamını hazırlayan bir kurumdur. Önerilen ise, aile ilişkilerinin de siyasal alan içinde görülmesidir. Siyasal alanın, kamusal alan ile sınırlandırılmış olması da böylece tartışılır hale gelmiş bulunmaktadır. Birleşmiş Milletlerin “Gender in Development” (1996) serisinde de “yönetişim” (governance) kavramının aile içi ilişkileri de kapsayan biçimde genişletildiği unutulmamalıdır. Sonuç olarak birçok yeni gelişme, ailenin erkek egemenliğine terk edilen özel bir alan olarak görülmesine karşı olunduğunu göstermektedir. Böylelikle kadın ve çocukların istismarı durumunda, sivil toplum kuruluşları tarafından aile içi ilişkilere müdahale edilmesi meşrulaşmaktadır. Feministler de sürekli araştırma yaparak kadının toplumdaki konumunun daha iyiye götürülmesine çalışırlar ve farklı feminist görüşlere göre değişmeyen temel özellikleri burada bulmak mümkündür. Feminist araştırmaların özellikleri olarak şunlar sıralanabilir (Neuman, 1995) 1. Çoğunluğu kadın olan araştırmacılar tarafından Feminist değerlerin, yaklaşımların savunuculuğunu yapmak. Çok nadir olarak erkekler de bulunmakla beraber fazla kabul görmezler. 2. Kavram, sayıltı ve araştırma amaçlarını ifade eden sorularda biyolojik farklılık ifadesi olan ‘sexizm’in reddi ve bunun yerine “toplumsal cinsiyet”i (gender) kabul etmek. 3. Araştırmacı ile üzerinde çalışılan arasında empatik (kendini yerine koyma) ilişkiler kurmak, ona özne olarak yönelmek.

her ikisi arasında büyük benzerlikler olmasından kaynaklanır. Lyotard. 5. Araştırmalarda toplumsal cinsiyet ve güç ilişkilerinin toplumsal yaşamın tüm yönlerine nüfuz ederek etkilediğine duyarlı olmak. 7. coğrafya. Postyapısalcılık ile oldukça yakın eleştiriler getirmeleri ise. moderniteden beklentilerini bulamayanlara başlı başına ilgi kaynağı olmaktadır. Jurgen Habermas. hukuk. Aslında postmodernizmin en sert eleştirisi de yine Almanya’dan gelmiştir. Ayrıca Derrida. 8. Araştırma sürecine. Sosyolojinin ve ataerkil söylemin tüm insanlığa genellenmesine karşı durmak. Postmodern eleştiriler. Postmodernizmle ilgili çok sayıda çalışmanın yapılması ve yayımlanması. şehir planlama olmak üzere bazı alanlarda daha fazla etkili olmuştur. başta sosyoloji. İnsan yaşamının duygusal olan ve karşılıklı bağımlılığa dayanan boyutlarını kabul etmek. psikoloji ve iktisat dışındaki alanlarda. Bu görüşe fikir babalığı edenler Alman filozofları Nietzsche ve Heiddeger’dir. Çoğu zaman da birbirleri yerine kullanılırlar. Birçok araştırma tekniğini birlikte kullanmak. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 77 4. Kelime olarak anlamı ise. Nihilizm ve Anarşizmden beslenir. modernizmin ve yapısalcılığın sonu demektir. Ona duyulan ilginin temel kaynağı modernizmi reddetmesi. akla ve bilime tekrar dönmeyi şiddetle savunmuştur. 6. Kişisel ve toplumsal değişme amaçlayan “eylem yönelimli” (action oriented) araştırma yapmak. işsiz- . Postmodernizm Genel olarak sosyal bilimlere özel olarak sosyolojiye günümüzde en büyük eleştiri postmodernizmden gelmektedir. Postmodernizm kıta Avrupası ve özellikle de Fransa ve Almanya’da ortaya çıkmıştır. aktivist olmak. araştırmacının kişisel deneyim ve duygularını katmak. yoksulluk. onu yetersiz bulması ve modernite dışında kendini kurmaya çalışmasıdır. Modernizmi “yapısöküm”e uğratma (deconstruction) çabası bile. İki dünya savaşından başka. Baudrillard ve Faucault postmodernizm denilince öne çıkan diğer isimlerdir. bu konuya ilginin yüksek olduğunu göstermektedir. Ancak deney ve niceliksel çözümlemelerden 7. Araştırma tekniklerinin seçiminde esneklik ve akademik alanlar arasındaki mevcut sınırları aşmak.

Elinizdeki metinde savunulan bir genellemeyi en uç noktalara kadar giderek. Bu yüzden onlara göre kentleşme. efsaneye. Bu bağlamda akademik disiplinler arasındaki ayrımı da reddederler. modernliğin eleştirdiği ne varsa sahip çıkarak değer verirler. Akıldışı. Modernin kendinden önceki gelenekselden üstün olduğunu da kabul etmezler. bürokrasi. Bunların tezlerinin büyücülük veya astroloji kadar bile kesinliği yoktur. Her alanı bir metin olarak görür ve onu bir çerçeveye oturtarak anlamaya çalışırlar. diğer bir ifade ile her şeyin cevabını önceden veren Marksizm. coşkuya. metindeki istisnai bazı örneklerden hareketle gösterin. metafizik olana. bilimsel olan ile olmayan arasında bir fark gözetmezler. sanat ve edebiyat. onu saçma gösterene kadar uğraşın. Kışkırtıcı söylemi. tikel ve modern olmayana. Rasyonalite ve bilimler. edebiyat ve sanatta. pratik ve verimli olandan çok. Ayrıca bugün ve burada olanı daha fazla önemserler. Hıristiyanlık. Onlar her türden katı sınırlamalar getirilmesine karşıdırlar. Tam tersi de olabilir. Onlar. Disiplinlerarası çalışmaları değerli bulurlar. Günümüzde özellikle mimaride. Bunun yerine belirsizliği tercih ederler. şiddet ve zorunlu göç. liberalizm gibi ideolojileri. resim. büyüye. insanları özgürleştirmeye yetmeyen. sadece açıklamalara temel veya öz oluşturacak dayanakların olamayacağını iddia eder. müzik ve fotoğrafçılık alanında oldukça etkilidirler. Popüler kültürü de bu arada önemserler. çevresel kirlilik gibi küresel problemler tüm bilimsel gelişmelere rağmen giderek artmıştır. Postmodernizmin “yapısöküm” konusundaki bazı önerileri şöyledir (Rosenau. . İslamiyet gibi tüm dinleri ve hatta feminizmi bile özcü ve modernist bularak eleştirir. O. Ancak teknik. Bu yüzden postmo dernizm. hümanizma ve her şeyden önce insan aklına güven ve rasyonalite değerini yitirmiştir. liberal demokrasi. görünüş ve estetik her zaman ön plandadır. Hiçbir şeyi kabul veya reddetmezler. korkak bir kişinin aslında çok cesur olduğunu gösterin. baskılayan araçlar olarak eleştirilir. Kuralı bozmak için istisna arayın. her türden büyük kuram veya üst-anlatı olarak gördüğü.78 Ünite 5 lik. Sosyal bilimler ile doğa bilimleri. Aslında postmodernizm bunlara alternatif üst-anlatılar geliştirmek amacında değildir. geleneksele. sanayileşme. açıklamaya niyetlenmeksizin göreli yorumlar yapmayı daha uygun bulurlar. Söz gelimi bir kahramanın cesareti anlatılıyorsa onun aslında korkak olduğunu.1998:197): 1. akademik ve ciddi olanlardan daha çok kullanırlar. aksine.

Örneğin Zygmunt Bauman sosyolojinin görevinin bu olduğunu ısrarla savunur: “Bildik sanılanın aslında bilinmediğini göstermek. daha çok amaçlar. sınırdaki.” Yorgun cemaat. geleneksel. akıl dışı. reddedilmiş. 4. boyun eğdirilmiş. Örneğin metindeki kahramanın uykuda gezer. 7. dışlanmış. önemsiz. Bunun amacı okuyucuya çok iyi bildiği sandığı şeyi aslında bilmediğini göstermektir. Unutulmuş. 6. Metindeki ikili karşıtlıkları kullanın. alternatif söylemler ve anlam üzerinde odaklanır. taviz vermez tutum önerisi yadırganmaktadır. Postmodern bir çalışma. bir daha . Tekrar eden rutin olaylar yerine. Örneğin geleneksel bir evlilikte demokratik ya da eşitlikçi ilişkilerin yürüyemeyeceğini gösterin. Metnin veya kahramanın bu özelliklerinin meşru olmadığını istisnalar bularak gösterin. Hiçbir şeyi kabul veya reddetmeyin. marjinal ya da çevrede olan. sentez yerine farklılığı araştırır. Bunun nedeni karşınızdakinin sizi eleştirmesine fırsat vermemektir. determinizm/ belirlenme yerine belirsizliği. bulanık ifadeler sizi anlaşılmaz kılacak ve okuyucu “Tamam bunu demek istiyor!” duygusu yaşayamayacaktır. yerleşmemiş. susturulmuş. Nedensel ilişkiler aramak yerine metinlerarasılığı (intertextuality) savunur. 3. Çok sayıda yoruma açık olacak şekilde yazmaya çalışın. hayali akrabalar gibi kavramlar kullanın. Tikel ayrıntıları. özsel/özcü olmayan. Toplumsal olayların yalın hali yerine karmaşıklığını. davranışlar. kutsal. birlik yerine çeşitliliği. Terminoloji değişikliğine izin vermeyin. tutumlar ve kişilik üzerinde değil. unutkan ve de yalancı olduğunu gösterin. ayrık duran. Oysa yapısökümün de birçok araç/yol/yöntem içinden biri olarak görülmesi gerekirken. Bu aslında postmodernizm ile çelişkili bir öneridir. niteliksiz. Örneğin iyi ve kötü ya da geleneksel ve modern gibi. bastırılmış. küçük olayları önemser. seçimler. Genellemelere varmak yerine tek ve biricik olayları araştırmayı önerir. Eleştirdiği hegemonik ilişkiyi kurarak benzersiz olduğunu kanıtlamaya çalışmaktadır. 5. Daha sonra bu karşıtlıkları inkâr etmeye çalışın. Bunun yerine heyecan uyandırıcı sansasyonel önermeler geliştirin. geçici. Önemli olan okuyanın sizi anlamasına fırsat vermemektir. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 79 2. ertelenmiş ve parçalanmış olaylar üzerinde durur. Mutlak görüş bildirmekten kaçının. Belirsiz. Yeni ve alışılmamış kelimeler kullanın. klasik.

Şimdi ve burada olanın önemsenmesine bağlı olarak. 2. geçmişi ve farklı yerlerle ilgili çalışmaları küçümsemek ve reddetmek. Tüm ideolojilerin. 10. 9. sezgilere çok güvenmek.80 Ünite 5 tekrarlanmayan olaylara bakmayı önemser. Postmodern araştırma raporu bir sanatsal çalışmadır. Yaşamın çok karmaşık olmasına bağlı olarak nedensel ilişkilerin kurulamayacağını kabul etmek. Sonuç olarak görececilik/rölativizm. kaset üretmek. Bütünleştirme önemsenmez. dış dünya ile akıl arasında hiçbir ayrım yapmamak. 12. Aşırı öznellik. 7. Yüzeydeki görüntüler yerine gizli yapıları ortaya çıkarmak. Sosyoloji için genel geçer bilimsel gerçekler yerine. Modernizm ve Aydınlanmayı reddetmek. Toplumun bilimi olmayacağına ve sosyal bilimlerin kökten dönüşümü fikrine inanmak. 1994): 1. Postmodernist bir araştırmanın genelde paylaşılan özellikleri olarak bazı saptamalarda bulunmak mümkündür (Neuman. Farklılık. film. Aşırı görececilik/ relativizm. . 8. dünyanın hiç ilerlemeyeceğine ve düzelmeyeceğine kuvvetle inanmak. Bu nedenle tiyatro gibi. kaos ve karmaşıklığı benimsemek. duygulara ve imgelemlere. Anlamsızlık ve kötümserlik duygusu taşıyarak. tüm toplumsal kuramlar da dahil olmak üzere hepsini reddederek işe başlamak. 4. Postmodern görüş sahipleri de araştırmalar yaparlar. örgütlü inanç sistemlerinin. birbirine üstün olmayan sonsuz sayıda yorumlar yapmak. Hiçbir zaman alternatif bir bakış açısı aramaksızın sadece eleştirmeyi misyon edinirler. daha gelip geçici şeylerle uğraşmak gibi daha mütevazi bir misyon önerir. Araştırmanın hiçbir zaman gerçek dünyada olup biteni yansıtamayacağını iddia etmek. dramatik sunumlar. 5. 3. Bunu tekno-bilimsel kültür olarak eleştirir. 6. Nesnellik peşinde koşmak yerine duyguların arkasından gitmeyi önerir. 11. Kişisel deneyimlere. sürekli değişmeyi kabul etmek. oyun. nesnellikten üstün tutulur ve parçalara ayırma tercih edilir. Sosyolojiyi bir doğa bilimi gibi gören tüm görüşlere karşı çıkar.

Bu durum bile. 2. En önemli savunucusu Fransız Jacquez Derrida bile. akıl ve ahlaki evrensellerin reddi konusunda Nietzsche ve Heidegger vurgusu onları zayıflatır. Oysa sosyoloji. Birçok zaman çelişki içindedirler. Etnometodoloji ve Hermeneutik’ten derin izler taşır. 3. artık fazla anlam ifade etmez hale gelmeye başlamıştır. Marksizm. 7. Bunlar kısaca şöyle özetlenebilir: 1. her şeyin göreceli olduğunu kabul etmesi. 5. Sadece bugün ve burada olan ile ilgilenmesi. . Oysa onlar. Modernizmin yarattığı hayal kırıklığından beslenen kötümser bir görüş olması en fazla eleştirilir. Yapısöküm konusundaki ısrarları ile sosyolojiye meydan okur. Tüm yenilik iddialarına rağmen önceki birçok düşünceden örneğin Nihilizm. Metinlerarasılık. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 81 Sosyolojiyi eleştiren postmodernizmin kendisi de büyük eleştiriler alır. işsiz ve umutsuzların görüşü olduğu ileri sürülür. bütün yerine parçayı önemserler.modernite (late-modernizm) olarak anar. Giddens modernitenin bu aşamasını ileri veya geç. Son bir nokta ise. modernizmin sonunun gelmeyip. anlamsızlaştırma ya da bozuma uğratma yerine olgu ya da eylemi anlama ve yorumlama peşinde bir bilimdir. bir neden sonuç ilişkisi olduğu kadar devamlılık ya da bütünlük işaretidir. Romantizm. Fransız Yapısalcılığı. daha ileri bir aşamaya geçildiği yönündedir. Örneğin A. aynı konu ve kavramların birçok yerde kullanılması yüzünden özgünlük olamayacağını kabul etmek demektir. Hakikat. Fenomenoloji. Ekonomik sıkıntı içindeki bilim insanlarının kendi iç değişimlerini de bir ölçüde yansıttığı. umutların boşa çıkmasının gerginliği içindeki bilim insanlarının bir kurgusu olarak görülür. 6. 4. İyimserliğin. genellemeleri reddetmesi sosyologların bazılarına cazip gelse de önemli çoğunluğuna son derece sınırlama getirici bir görüş gibi görünmektedir. Kritisizm ve Varoluşçuluk.

özel olarak sosyolojide bugün en büyük eleştiri postmodernizmden gelmektedir. Ona duyulan ilginin temel kaynağı modernizmi reddetmesi. Ataerkil ideoloji. seçimler. . Feministler erkek egemenliğini. kadının özgürleşmesi ve kurtuluşu ancak sosyalizm ile mümkündür. Çalışma yaşamında eşitlik. Aile içindeki geleneksel işbölümü kadının çalışmasının en büyük engelidir. coğrafya.82 Ünite 5 Özet Klasik sosyolojik yaklaşımlara temel eleştirilerden biri Feminizmden diğeri ise Postmodernizmden gelmektedir. Kelime olarak anlamı ise. alternatif söylemler ve anlam üzerinde odaklanır. aile yaşamında eşitlik ve son olarak sosyal hayatta eşitlik sağlanmalıdır. erkeği de “kamusal alana” yerleştirmiştir. hukuk. diğeri ise “kadının özgürlüğü” dür. Kapitalizm. Onlar için kamusal alanda çalışmak çok önemlidir. davranışlar. onu yetersiz bulması ve modernite dışında kendini kurmaya çalışmasıdır. ataerkilliği kültürün bir sonucu olarak görürler. kapitalizmin bir sonucu veya özel mülkiyeti koruyan kapitalizmin yol açtığı bir durum olarak görürlerse de. Radikal feministler. Postmodern eleştiriler psikoloji ve iktisat dışındaki alanlarda. Liberal feminizmin iki temel savından biri “erkekle eşitlik”. Genel olarak sosyal bilimlerde. aslında bunun tam aksini yaptığı için. Radikal. Kapitalizmin gelişmesi ve yeterli istihdam olanağının sağlanması ile aile dönüşüme uğrayacaktır. Modernizmi “yapısöküme” uğratma (deconstruction) çabası bile moderniteden beklentilerini bulamayanlara başlı başına ilgi kaynağı olmaktadır. şehir planlama olmak üzere bazı alanlarda daha fazla etkili olmuştur. başta sosyoloji. modernizmin ve yapısalcılığın sonu demektir. Postmodern bir çalışma daha çok. bu konu son derece tartışmalıdır. Ataerkillik demek. Marksist Feminizm hem Feminist hem de Marksist görüşlerin bir karışımıdır. tutumlar ve kişilik üzerinde değil. her ikisi arasında büyük benzerlikler olmasından kaynaklanır. radikal feministlerden farklı olarak ataerkillik yerine kapitalizm vurgusuyla dikkat çekerler. Feminist Yaklaşım içinde en önemlileri Marksist. Postyapısalcılık ile oldukça yakın eleştiriler getirmeleri ise. amaçlar. kadın rollerini doğal ve karma olarak görerek aile aracılığıyla kültürel olarak aktarılmasına yardımcı olmak demektir. Onlara göre kapitalizm kadını “özel”. kadını özgürleştiriyor gibi görünürken. örneğin. Kamusal ve özel alan kavramlarını özellikle vurgulayan sosyalist feministler. Onlar sosyalist ve radikal feministlerin aileyi köklü biçimde dönüştürme taleplerine eleştirel bakarlar. kadını ikincil ve zayıf cins olarak görerek ev işi ve çocuk yetiştirme rolüne indirger. Liberal ve Sosyalist Feminizmdir. Çoğu zaman da birbirleri yerine kullanılırlar.

önemli çoğunluğuna son derece sınırlama getirici bir görüş gibi görünmektedir. genellemeleri reddetmesi sosyologların bazılarına cazip gelse de. her şeyin göreceli olduğunu kabul etmesi. . Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 83 Sadece bugün ve burada olan ile ilgilenmesi.

Kapitalizm d. Aşağıdakilerden hangisi feminist yaklaşımlar içinde yer alır? a. Kodlama e. Sosyolojinin bir diğer sosyal bilimlerle arasının tam olarak ayrışmamış olması . Sosyolojinin erkek egemen bir söylemin etkisinde kalması d. Küreselleşme e. Akla güvenmemek d. Şimdi ve burada olanla ilgilenmek e. Ataerkillik b. Sosyolojinin modern bir bilim olması b. Marksist feminizm Sosyalist feminizm Radikal feminizm Liberal feminizm Hepsi 2. c. Postmodernizmin sosyolojiyi eleştirmesinin temel sebebi nedir? a. Hepsi 6. Modernizmi reddetmek c. Aileyi köklü bir biçimde değiştirmeye karşı olanlar kimlerdir? a. Postmodernizm hangi yolla metinleri inceler? a. Yaz boz c. Sosyalist feministler en fazla ne üzerinde durur? a. Hepsi 5. e. Kapsamlı kuramları reddetmek b. Liberal feministler c. Sosyalist feministler d. Hepsi 3. Şifreleme d. b. Anaerkillik c. Yapısöküm b. Marksist feministler b. Hiçbiri 4. Sosyolojinin toplumsal olgularla ilgilenmesi c. Sosyolojini kesin sonuçlar içermemesi e. Hepsi e.84 Ünite 5 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. d. Aşağıdakilerden hangisi postmodernizm için önemlidir? a.

Türkiye’de Sosyoloji . 9. 8. Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme 10. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar SOSYOLOJİ 3. 6 Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 4. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 7.1. 5. 2.

> Yorumlayıcı Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir. > Pozitivist Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir. • Araştırma teknikleri karşılaştırılacaktır. > Feminist Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir. > Eleştirel Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir. > Postmodern Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir. • Araştırma tipleri hakkında bilgi verilecektir.86 Ünite 6 Ünitede Ele Al›nan Konular • Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımlar > Pozitivist Yaklaşım > Yorumlayıcı Yaklaşım > Eleştirel Yaklaşım > Feminist Yaklaşım > Postmodern Yaklaşım • Araştırma Tipleri • Araştırma Teknikleri Ünite Hakk›nda • Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımların neler olduğu gösterilecektir. .

• Feminist Yaklaşımdan hareketle yapılan araştırmaların diğerlerinden temelde ayrıldıkları noktaları eleştiriniz. > Yorumlayıcı Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Pozitivist Yaklaşımın temel ilkelerini sıralayınız • Yorumlayıcı Yaklaşım ile Pozitivist Yaklaşımı karşılaştırınız. > Postmodern Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. > Feminist Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. nedir? Tartışınız. • Araştırma tiplerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. olanak ve sınırlarını tartışınız. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. • Araştırma Teknikleri arasındaki farkların temelinde yatan . • Eleştirel Yaklaşım hangi noktalarda diğer yaklaşımlardan köklü bir ayrılığı temsil eder ve haklılık payı nedir? Tartışınız. • Sosyolojide Postmodern Yaklaşım ile araştırma yapmanın • Araştırma tipleri ve araştırma tekniklerinin birbirine karıştırılması konusunda örnekler veriniz. • Araştırma tekniklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Farklı Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımlar bulunmasının nedenlerini araştırınız. > Pozitivist Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. > Eleştirel Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 87 Ö¤renme Hedefleri • Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımların neler olduğunu öğreneceksiniz.

Yöntem konusuna çoğulcu yaklaşanlar ise. Yorumlayıcı ve Eleştirel Metodolojik Yaklaşımlar hakkında kısa verilmiştir. hatta yöntem ve yöntembilimin/metodolojinin sosyal bilimlerin en hassas alanı olduğu söylenebilir.88 Ünite 6 Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Bu nedenle araştırma tipleri hakkında yapılan sınıflamalardan örnekler vererek konunun daha iyi anlaşılmasına çalışılmıştır. “iyi bir kanıtın ne olduğu” ve araştırmalarda “değerlerin yeri” olarak sekiz temel başlık altında özelliklerine yer verilmiştir. Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımlar Genel olarak sosyal bilimlerde. yöntem/metot. Aslında son yıllarda metodolojik yaklaşımlara Feminizm ve Postmodernizm de eklendiğinden onların da “araştırma nedeni”. 1994) kavramlaştırılan sınıflamalardır. Yöntem denilince. sosyal araştırmanın boyutları olarak da (Neuman. aslında yöntem konusunda monist/tekçi bir anlayışın yansımasıdır. Ancak tümdengelim (dedüksiyon) ve tümevarım (endüksiyon) gibi mantıksal çıkarsama (logical reasoning) yollarının da tek başına yöntem olma özelliği yoktur. “toplumsal gerçekliğin doğası”. araştırma tekniklerine rahatlıkla araştırma yöntemleri diyebilirler. Bunun arkasında yatan temel sebeplerden biri metodolojik yaklaşımlar arasındaki farklardır. “kuramın ne olduğu” ve “doğru olan bir açıklama”. Araştırma boyutları ya da tipleri ile araştırma tekniklerini de birbiriyle karıştırmamak gerekir. Araştırma tipleri ise. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Genel olarak bilim. bilimsel bir araştırmada izlenecek adımlar ve zihinsel tutumlar anlaşılmalıdır. genellikle bu zihinsel işlemlerin tümüne verilen ad olarak kabul edilir. özel olarak sosyolojide kullanılan çok sayıda araştırma tipi ve tekniğinden söz etmek mümkündür. Örneğin birçok araştırma tekniğine yöntem denildiğine sıkça rastlanır. Bu kitabın sınırları içinde şu noktanın açıklığa kavuşturulmasında yarar vardır: Yöntem ve araştırma tip ve teknikleri aynı şeyler değildir. Ayrıca araştırmalarda hem tümdengelim hem de tümevarımın birlikte yapıldığını da bilmek gerekir. “insanoğlunun doğası”. “sağduyunun rolü”. Ayrıca alanın temel kavramlarının çoğu kez birbiri yerine kullanıldığı görülür. Yöntem. Bu nedenle öncelikle Pozitivizm. . Bu. araştırma teknikleri kavramlarının sosyal bilimler söz konusu olduğunda son derece detaylı tartışmalara konu olduğu.

Pozitivist ve Yorumlayıcı yaklaşımların karşılaştırılan sekiz alanda da birbirinden çok farklı kutuplarda konumlandıkları açıktır. sosyal ve beşeri bilimlerin kendine özgü özel- . Yorumlayıcılık. Sağduyunun Rolü 5. Değerin Yeri Nedir? Tablo 1. nesnel olandır. Düzenli kalıplar veya keşfedilebilecek bir düzen. Araştırma Nedeni POZİTİVİZM (Emile Durkheim) İnsanların olayları öngörebilmeleri ve denetleyebilmeleri için doğal yasaların bulunması. daha çok doğa bilimlerine öykünerek indirgemeci bir yaklaşım sergilerken. Onlar daima ampirik bilginin üstün olduğunu savunurlar. gözlenebilen ve ölçülebilen olguları analiz ederler. Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. Dışsal Faktörler tarafından belirlenmiş/ biçimlenmiş rasyonel ve benmerkezli bireyler. Pozitivist Yaklaşım (Neuman. Pozitivizm. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 89 Özellikler 1. aksiyomlar ve yasaların mantıksal. İyi Bir Kanıt Nedir? 8. sadece gözlenebilir olanların seçilerek analiz edilmesini hedefler. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. Birbiriyle ilişkili tanımlar. insan zekâsının bu gözlenemeyen ve gizli olan anlamları kavrama kapasitesine güvensizliğidir. Gözlenebilen olguların ardında yatan anlamlarla fazlaca ilgilenmez. Diğerleri tarafından tekrarlanabilecek. kesin gözlemlere dayalı. Ancak değerler bir konu olarak seçilip incelenebilirler (Valuefree) 2. İnsanoğlunun Doğası 4. Bunun temel nedeni.1994) Pozitivizm. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Değerlerin bilimde yeri yoktur. tümdengelimsel (dedüktif) sistemi. Sonuç olarak pozitivizmi benimseyen sosyologlar da. Toplumsal Gerçekliğin Doğası 3. Bilim değerlerden arınıktır. epistemolojik/bilgi kuramsal olarak bilginin kaynağının “ampirizm” olduğunu ve dolayısıyla. Yasalara mantıksal olarak bağlı olan ve olgulara dayanandır. Bilimden daha az değerli ve açıkça farklı olan bir form.

Nesnellik aramaktan vazgeçilmesi diğer ortak yönleridir. Hiçbir grubun değeri yanlış değildir. toplumsal eylemi “anlamak”. İnsanoğlunun Doğası Hem anlamı yaratan sosyal varlıklar hem de yaşamlarını sürekli anlamlandıran varlıklar. İyi Bir Kanıt Nedir? 8.90 Ünite 6 liklerini ön planda tutar. Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. Bu nedenle aktivist bir tavır benimser. Sağduyunun Rolü 5. Toplumsal Gerçekliğin İnsan etkileşimi tarafından yaratılan Doğası ortamın akışkan veya sabit/kalıcı olmayan tanımları. İnsan ve topluma yönelik araştırmalarda yasa bağımlı “açıklamalar” yerine. Özellikler 1. Üzerinde çalışma yapılanların ses ve duygularını doğru aksettirme. Yorumlayıcı Yaklaşım (Neuman. Değerin yeri Nedir? Tablo 2. toplumsal yaşamın onunla bütünleşmiş bir parçasıdır. 2. 3. onların anteni olmak. Değerler. 1994) Eleştirel Yaklaşımın hedefi düzeni değiştirmektir. güçlü gündelik teoriler. betimlemek ve “yorumlamak” esastır. Sıradan insanlar tarafından kullanılan. Araştırma nedeni YORUMLAYICILIK (Max Weber) Önemli toplumsal eylemleri anlamak ve betimlemek. Bir grubun anlam sisteminin nasıl meydana geldiği ve sürdürüldüğüne ilişkin tanımlama. . Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. Bazı yönlerden Feminist araştırmalarla örtüşür. Ancak farklı değerler olabilir. 4. Akışkan toplumsal etkileşimler çerçevesine konulan veya oturtulandır.

toplumu kökten değiştirmek üzere insanları güçlendirmek. . Nesnel koşullar ve güç dağılımını gizleyen sahte/yanlış inanç. Çünkü çoğu zaman bireyler içinde yaşadıkları düzendeki güç ve bağımlılık ilişkilerini sorgulamadan yaşarlar. Freud) Efsane/mitleri yıkmak. İnsanların dünyayı değiştirmek için gereksinme duydukları araçları sağlar. yanılsamaları ortaya koyan kuram tarafından bilgilendirilmedir. Ancak temelde modernizmi reddetmezler. sahip oldukları yaratıcı potansiyelleri gerçekleşmeyen bireyler. Tüm bilim değerle başlamalıdır (aktivisttir). Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Tablo 3. Değerin Yeri Nedir? ELEŞTİREL (K. Toplumsal Gerçekliğin Doğası 3. 1994) Eleştirel yaklaşım gerçek üstü söylemlerle uyuşturulmuş toplum bireylerini güçlendirerek mevcut sisteme başkaldırmalarını hedefler. İnsanoğlunun Doğası 4. Sağduyunun Rolü 5. İyi Bir Kanıt Nedir? 8. Marks ve S. Eleştirel Yaklaşım (Neuman. Onun amacı bilimsellik sınırlarını zorlayarak toplumsal değişmeyi sağlamak ve bunun için de bireyleri bilgilendirerek sarsmaktır. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 91 Özellikler 1. Hayalleri ve hataları. Araştırma Nedeni 2. Değerlerin bazıları doğru bazıları yanlıştır. Çatışma dolu gizli yapılar tarafından yönetilen İstismar edilerek hayaller peşinde tuzağa düşürülmüş. Gerçek koşulları ortaya koyan ve insanların daha iyi yaşamalarına yardım eden bir eleştiri.

Değerin Yeri Nedir? Araştırma için değerler esastır ve feminist olanları açıkça tercih edilir.Araştırma Nedeni FEMİNİST Mitleri. İyi Bir Kanıt Nedir? 8. çoğunlukla görülemeyen güçler tarafından tuzağa düşürülmüş potansiyeli kavranmamış cinsiyete dayalı varlık. efsaneleri yıkmak ve insanları güçlendirmek. 2003) Gerek Feminist ve gerekse postmodern yaklaşımlar sosyolojiye radikal eleştiriler getirirler. Sağduyunun Rolü 5. . İnsanoğlunun Doğası 4. ‘ötekilerin’ değerlerini ve eşitliğini arttırmak. Tablo 4. Feminist Yaklaşım (Neuman. epistemolojik olarak kadının öznel algılarını bilginin kaynağı olarak görür. Bu yüzden literatürde “feminist metodoloji” kavramı artık kullanılmaya başlamıştır. Yaratıcı. Hayal ve hataları ortaya çıkaran kuramla biçimlendirilmiştir. Feminizm. Toplumsal Gerçekliğin Doğası 3.Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6.92 Ünite 6 Özellikler 1. Gücü ve nesnel durumları gizleyen sahte inançlar İnsanlara dünyayı daha iyi görebilme yolu sağlayan. Çatışma yüklü. insanları baskı altında tutan güç ilişkileriyle sarmalanmıştır. 2. gerçek durumları açıklayan eleştiri İnsanları baskıcı ilişkilerden kurtarmaya yardım eden araçları ve fikirleri destekler.

yapıldıkları yerlere. Diğerlerini oyalayan. farklı değildir. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. Sağduyunun Rolü POSTMODERNİZM Öznelliği ifade etmek. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 93 Özellikler 1. modernite eleştirilerindeki aşırılığını her alanda olduğu gibi bu alanda da sergiler. insanları harekete geçirmektir Gerçek bir örüntü/kalıp veya ana plan olmaksızın kaotik ve akışkandır. Toplumsal Gerçekliğin Doğası 3. . Tablo 5. yanıt verdikleri sorulara ve aktif veya pasif katılıma göre sınıflamak mümkündür. zaman boyutuna. Sosyal gerçekliğin mahiyeti bilimsel ve teknokratik tümevarımcı biçimlerden üstündür. Daha çok kültür ve sanat alanında yapılacak çalışmalarda kullanılabilir olduğu göz ardı edilmemelidir. Araştırma Tipleri / Boyutları Araştırma tiplerini çeşitli ölçütlere göre sınıflamak örneğin araştırmanın amacına. Kabul edenler için tüm açıklamalar doğrudur. İnsanların iç dünyalarında ve duygularında yankısını bulan estetik özelliklere sahiptir. 5. Değerin Yeri Nedir? Değerler araştırmanın ayrılmaz parçasıdır. potansiyeli kavranmamış dinamik varlık. 2003) Postmodernizm. Postmodern Yaklaşım (Neuman. Ayrıca bütün değerler eşit konumdadır. Yaratıcı. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. Daha doğru olan bir açıklama yoktur. bilgi toplama tekniklerine. kullanım alanına. Araştırma Nedeni 2. İyi Bir Kanıt Nedir? 8. İnsanoğlunun Doğası 4. Ancak modernitenin bilim insanları ve geniş kitleler üzerindeki olumsuz etkilerini temsil eden içeriği yüzünden giderek yaygınlaşmaktadır. şoke eden veya harekete geçiren tiyatro benzeri veya sanatsal çalışmanın anlatımı ya da ifadesidir.

bu tip bir araştırma ile durum anlaşılmaya çalışılır. Çeşitli fikirler ortaya atmak. yeni bir kuram oluşturmada veya mevcut kuramların alanını genişletmede yararlanılır. Bilim ve bilim insanlarının en yüksek standartları gözetilerek yapılır. Bir kuramın doğruluğunu test etmede. Araştırma problemi büyük bir özgürlük içinde seçilir. sorular formüle etmek üzere yapılır. Çoğu zaman araştırmayı talep edenler tarafından kaynak sağlanarak yürütülürler. ayakları yere basan bir resim geliştirmekte yararlıdır. Temel ilgi araştırmanın içsel tutarlılığı üzerinde yoğunlaşır. geçici kuramsal bağlantılar geliştirmek. Araştırma ile ilgili kararı diğer sosyologlar verir. standartlar ve başarı değerlendirmesinin. araştırma sonuçlarının kullanımına bağlı olduğu araştırmalardır. Uygulamalı (Applied) Araştırmalar Bilimsel özen.94 Ünite 6 Amacına göre araştırma tipleri Bu konuda üç tip araştırmadan söz edilebilir: Keşfedici (Exploratory) Araştırmalar Bir konu ve problem alanında hiçbir şey bilinmiyorsa. Araştırma sonuçlarının bilimsel dergilerde yayınlanması ve akranların tepkilerinin alınmasıyla başarı değerlendirilir. Açıklamaları desteklemek ve çürütmek için kanıt sağlamak amacıyla da yapılabilir. Daha önce çok sayıda betimsel araştırma yapılması halinde neden-sonuç ilişkilerine daha fazla ulaşılabilir. Bir konu hakkında yeni bilgiler toplamak. Kullanım alanına göre araştırma tipleri İki önemli başlık altında toplanmaları mümkündür: Temel (Basic) Araştırmalar Kurama katkı amacına yönelik olarak yapılırlar. Betimsel (Descriptive) Araştırmalar İlişki. aşama Açıklayıcı (Explenatory) Araştırmalar Neden-sonuç ilişkilerinin ortaya konmasını hedefler. Bir grubun kusursuz/düzgün bir profilini elde etmek için yapılır. birbiriyle yarışan açıklamalardan hangisinin en uygun olduğunu belirlemede. mekanizma ve süreci betimlemeye yarar. . Ethnometodolojik araştırmalar keşfedicidir. En fazla kullanılan araştırma tipidir. ek araştırma yapma olasılık ve uygunluğunu belirlemek. Etrafta neler olup bittiği hakkında derli toplu. Nicel/sayısal ilişkilerle veya sözel/nitel verilerle durum betimlenir. Ancak sosyal bilimlerde çok yaygın olarak uygulanması mümkün değildir. Araştırma içsel bir tatmin sağlar.

Bu tip araştırmalar da aslında üç alt başlık altında incelenebilirler: • Eylem Yönelimli (Action Oriented) : Kadın. Zaman Boyutunda Araştırma Tipleri Araştırmaların bazıları. Eğitim ve sosyal hizmetlerin. Nicel araştırmalarda eğer amaçlar hipotezler halinde yazılmış ise. Burada da üç tip araştırmadan söz edilebilir: Kesitsel (Cross sectional) Araştırmalar Dört yıl beklemek yerine halen ilk ve son sınıfta okuyan öğrencilerin karşılaştırması gibi. karşılaştırma yapmak için zaman boyutunu kullanır. iş kaybı. mevcut istatistikler nicel araştırma teknikleridir. kav- . Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 95 Ancak çoğu zaman kaynak sağlanmadan da. stres. • Etki Değerlendirmesi (Impact Assessment): Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporları bu türe girer. ayrımcılık ve suçluluk gibi sosyal koşulların. yoksullaşma gibi ekonomik etkilerin. Son yıllarda Sosyal Etki Değerlendirmesi (SED) Raporları da artık giderek yaygınlaşmaktadır. demografik/nüfus hareketlerinin. tarama (survey). hizmet veya teknoloji etkilerinin değerlendirilmesidir. Bilgi Toplama Tekniklerine Göre Araştırmalar Araştırmalar sürekli bilgiler toplanarak ve analiz edilerek yapıldığından böyle bir sınıflama da yapılmış bulunmaktadır. çevre gibi toplumda değişme yaratmaya yönelik araştırmalardır. Boylamasına (Longitudinal) Araştırmalar Panel veya takip araştırmaları da denir. Olaylar ve etkileri belirli dönemler aylar veya yıllar boyunca izlenir. içerik analizi (content analysis). Bilgi toplama tekniklerine göre araştırmalar en genel anlamda ikiye ayrılırlar: Nicel (Quantitative) Araştırmalar Deney (experiment). • Değerlendirme Araştırması (Evaluation Research): Yeni eğitim modeli. daha dar ölçekte sosyal sorunlara çözüm önerileri geliştirmek amacıyla yapılırlar. Vak’a İncelemesi (Case Study) Bir birimi derinliğine incelerken de zaman boyutunda değişmelere bakılabilir. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. çevre kirliliğinin. bunların test edilmesi. korku. kendine saygıda değişmelerin araştırıldığı değerlendirme çalışmalarıdır. Tarama denilen surveylerde anket ve mülakatlar kullanılır. sağlık çıktılarının ve psikolojik iyilik.

nedensel/kozal olan veya olmayanın birlikte kabulü. Bu nedenle “Yorumlayıcı” (interpretive) sosyoloji olarak da adlandırılırlar. gelir vb. Araştırmacının bilgilerin içine dalarak ona nüfuz etmesi. derin yorumsama (hermeneutics). eğitim. Nitel (Qualitative) Araştırmalar Göstergebilim (semiotics). En fazla psikolojik temelli sosyal araştırmalarda kullanılır. . açıklama amacına yönelik olarak yapılırlar. öznel anlamı yakalaması ve keşfetmesi. Yapıldıkları Yerlere Göre Araştırmalar Araştırmalar yapıldıkları yere göre üçe ayrılırlar: • Kitaplık /Kütüphane Araştırması: Kitap. kuramın tümdengelimsel ve nedensel (causal) olması araştırma süreçlerinin tümüyle standartlaştırılarak tekrar edilebilir hale getirilmiş olması. araştırma süreçlerinin aşırı özgül oluşu ve buna bağlı olarak tekrarlanamazlığı. bilgi toplamada bazı nesnel ölçekler geliştirilerek kullanılması. • Ne idi? Tarihsel karşılaştırmalı araştırmalardır. Aktif veya Pasif Olarak Yapıldıklarına Göre Araştırmalar • Birinci Elden Veri Toplanan Araştırmalar (Reactive Research): Tüm yüz yüze yapılan görüşmeler.96 Ünite 6 ramların yaş. grafikler kullanılması yüzünden bu tür araştırmalar “teknokratik” olarak değerlendirilir. sorulan sorulara göre de sınıflanabilirler: • Nedir? Betimsel araştırmalar bu türdendir. belge ve dergiler incelenir. bilgilerin bu ölçeklerle sayısal olarak toplanması. bilginin ampirik ve deneysel olmadığı ya da aşkın/transandantal olduğu savunulur. odak grup çalışmaları (focus group studies). • Alan /Saha Araştırması: Sosyal bilimlerin laboratuvarı alandır. Yanıtladıkları Sorulara Göre Araştırmalar Genel olarak araştırma sorulara yanıt arama süreci olduğundan. bilgilerin sayılar yerine kelimeler kullanılarak betimlenmesi. verilerin analizinde istatistikler. şekiller. tümevarımsal çıkarsama. alan araştırması (field research) ve etnometodoloji (ethnomethodology) en önemli nitel araştırma teknikleridir. • Nasıl? Deneysel araştırmalar. • Laboratuvar Araştırması: Sosyal bilimlerde çok az yapılabilir. değişkenlere (variable) dönüştürülmesi. Aslında “Pozitivist” epistemolojiye uygun olarak yapıldıklarını bilmek gerekir. odak grup çalışmaları böyledir.

tüketilen içeceklerin çöpe atılmış şişeleri veya tamire bırakılan arabalardaki radyo programlarına bakılarak tüketici analizleri yapılmasıdır. İnformel Düzen Katılarak Gözlem (Yalınç ve Denetimsiz) Karşılıklı Konuşma (kaynak kişilerle görüşme) Mektuplar Biyografiler Makaleler Formel Fakat Yapılaşmamış (Unstructured) Sistematik Gözlem (Denetimli Gözlem) Formel Fakat Yapılaşmış (Structured) Deneysel Teknikler (Experimental) Yanıtlar Sözel olmayan Mülakat Tekniği Mülakat Tekniği (sorular kapalı uçlu. Örneğin yer taşları gibi eşyaların aşınması. Bu tekniğin formel. resim ve belge gibi “dokümanlar” veya geriye kalan “artıklar ya da izlere” bakılarak yapılan araştırmalar. Ayrıca tabloda gösterilmeyen birçok araştırma tekniği daha bulunmaktadır. “içerik analizi”. bunlar sosyolojide de yaygın olarak kullanılırlar. 1969) . Araştırmalarda Temel Bilgi Toplama Teknikleri (Galtung. anket ve mülakatlar ise sosyal psikologlar tarafından geliştirilmiş olsalar da. Bu tekniklerin katılarak gözlem gibi bazıları antropologlar tarafından. (sorular açık uçlu. Örneğin grup mülakatına benzer olarak düzenlenen odak grup çalışmaları gibi. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 97 • İkinci Elden Veriye Dayanan Araştırmalar (Non-reactive Research): Önceden yapılmış başka araştırmaların analizi olarak “meta-analiz”. seçenekler seçenekler belirlenmiş: belirlenmemiş: Görüşme Cetveli Görüşme Kılavuzu ile) ile) Soru Cetveli (Sorular açık uçlu) (Questionnaire) Soru Cetveli (Sorular kapalı uçlu) Grup Tipi ve Posta ile Anket Tekniği Sözel Yazılı ve sözlü Tablo 6. fakat yapılaşmamış olarak değerlendirilmesi mümkündür. “mevcut istatistikler”. Araştırma Teknikleri Sosyal araştırmalarda çok sayıda bilgi toplama tekniğinden yararlanılır.

birden fazla araştırma tekniğini araştırmalarının değişik aşamalarında kullanabilir. Örneğin önce açık uçlu sorularla mülakat yaparak pilot çalışmasını tamamlar ve daha sonra kapalı uçlu sorularını oluşturarak grup tipi anket ile bilgi toplar. yüz yüze görüşme veya posta ile gönderilmesinde araştırma probleminin niteliği. Araştırmacılar. . Anket ise. Sorular mülakatçı tarafından sorulur. görüşülenlerin eğitim düzeyi. Soruların açık uçlu ve kapalı uçlu (seçenekli) olmasında. Posta veya grup tipi olabilir. Mülakatlar yüz yüze yapılan görüşmelerdir.98 Ünite 6 Çoğu zaman anket ve mülakat kavramları birbiri yerine hatalı olarak kullanılmaktadır. ancak tutarlılık içinde uygulanmasına “sacayağı” denilir. ulaşılabilirlik gibi daha pek çok faktör rol oynar. temel olarak seçtikleri yaklaşımlarla epistemolojik ve ontolojik olarak tutarlı olacak şekilde araştırma tekniklerini seçerek bilgi toplarken. katılımcıların kendi başlarına sorulara yanıt verdiği durumlardır. Bu türlü birden fazla tekniğin birlikte.

“sağduyunun rolü”. “iyi bir kanıtın ne olduğu” ve araştırmalarda “değerlerin yeri” olarak sekiz temel başlık altında özelliklerine de kısaca değinilmiştir. Bu duruma yol açan yatan temel sebeplerden biri metodolojik yaklaşımlar arasındaki farklardır. İnsan ve topluma yönelik araştırmalarda yasa bağımlı “açıklamalar” yerine. “kuramın ne olduğu” ve “doğru olan bir açıklama”. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 99 Özet Genel olarak sosyal bilimlerde özel olarak sosyolojide kullanılan çok sayıda araştırma tipi ve tekniğinden söz etmek mümkündür. Yorumlayıcı ve Eleştirel Metodolojik Yaklaşımlar hakkında kısa bilgi verilmiştir. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. çok sayıda bilgi toplama tekniğinden yararlanılır. örneğin araştırmanın amacına. toplumsal eylemi “anlamak”. Aslında son yıllarda metodolojik yaklaşımlara Feminizm ve Postmodernizm de eklendiğinden onların da “araştırma nedeni”. kullanım alanına. Pozitivizm. Bu nedenle öncelikle Pozitivizm. Bu tekniklerin katılarak gözlem gibi bazıları antropologlar tarafından. yapıldıkları yerlere. zaman boyutuna. Ayrıca grup mülakatına benzer olarak düzenlenen odak grup çalışmaları da bulunmaktadır ve bu tekniğin formel fakat yapılaşmamış olarak değerlendirilmesi mümkündür. Sosyal araştırmalarda. Araştırma tiplerini çok çeşitli ölçütlere göre sınıflamak. bilgi toplama tekniklerine. bunlar sosyolojide de yaygın olarak kullanılırlar. betimlemek ve “yorumlamak” esastır. Pozitivist ve Yorumlayıcı yaklaşımların. sosyal ve beşeri bilimlerin kendine özgü özelliklerini ön planda tutar. . karşılaştırılan sekiz alanda da birbirinden çok farklı kutuplarda konumlandıkları açıktır. yanıt verdikleri sorulara ve aktif veya pasif katılıma göre sınıflamak mümkündür. anket ve mülakatlar ise sosyal psikologlar tarafından geliştirilmiş olsalar da. “toplumsal gerçekliğin doğası”. Yorumlayıcılık. “insanoğlunun doğası”. daha çok doğa bilimlerine öykünerek indirgemeci bir yaklaşım sergilerken.

Zaman boyutu d. Hiçbiri 3. Dışsal faktörleri araştırmak d. Hepsi e. Muhafazakâr d. Yoplumu değiştirmek c. Betimleme d. Yorumlayıcı Yaklaşım aşağıdaki özelliklerden hangisiyle bağdaşmaz? a. Bilgi toplama teknikleri e. Araştırmalar hangi ölçütler kullanılarak tiplere ayrılırlar? a. Toplumu yıkmak d.100 Ünite 6 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1 Pozitivizm temelde aşağıdaki özelliklerden hangisiyle bağdaşır? a. Anlama b. Hiçbiri 4. Değişimci c. Hepsi . Hiçbiri 2. Hiçbiri 5. Amaçlar b. Kullanım alanı c. Açıklama c. Yorum yapma e. Eleştirel Yaklaşımın temel amacı nedir? a. Feminist ve Post modernist yaklaşımlar sosyolojiyi nasıl görürler? a. Hepsi e. Yenilikçi b. Emik yaklaşma c. İçe bakışlı anlama b. Toplumu korumak b. İlerici e.

6. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri SOSYOLOJİ 3. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Sivil Toplum Küreselleşme 10. 7 Araştırma Süreci 8. 2. 4.1. Türkiye’de Sosyoloji . 9. 5.

• Araştırmanın Yöntemi hakkında nasıl bilgi verildiği incelenecektir.102 Ünite 7 Ünitede Ele Al›nan Konular Sosyal araştırmaların adımları • Araştırma Problemi • Araştırma Amaçları • Araştırmanın Önemi • Araştırmanın Sınırlılıkları • Araştırmanın Yaklaşım ve Sayıltıları • Araştırmanın Yöntemi • Araştırmanın Süre ve Maliyeti • Araştırmanın Kaynakçası Ünite Hakk›nda • Araştırmanın adımlarının neler olduğu gösterilecektir. • Araştırmanın Süre ve Maliyetinin nasıl hesaplandığı incelenecektir. • Araştırmanın Sınırlılıklarının nasıl ortaya konduğu gösterilecektir. . • Araştırmanın Öneminin nasıl belirlendiği incelenecektir. • Araştırmanın Yaklaşım ve Sayıltılarının önemi gösterilecektir. • Araştırmanın Kaynakçasının nasıl yazıldığı gösterilecektir. • Araştırma Probleminin nasıl tanımlandığı gösterilecektir. • Araştırma Amaçlarının nasıl belirlendiği incelenecektir.

• Araştırmanın Yaklaşım ve Sayıltılarının önemini öğreneceksiniz. • Araştırma Probleminin nasıl tanımladığını öğreneceksiniz. • Kaynakçanızı APA sistemine göre yazmaya çalışınız. • Araştırmanın Sınırlılıklarının nasıl ortaya konduğunu öğreneceksiniz.. • Seçtiğiniz kuramsal yaklaşımla uyumlu araştırma tekniklerinin neler olabileceğini tasarlayınız. Araştırma Süreci 103 Ö¤renme Hedefleri • Araştırmanın adımlarının neler olduğunu öğreneceksiniz. • Araştırma Amaçlarının nasıl belirlendiğini öğreneceksiniz. sınırlılıklarını yazmaya çalışınız. • Belirlediğiniz problemi temel alan bir araştırmanın • Yapacağınız araştırmanın dayanacağı kuramsal yaklaşımı belirledikten sonra sayıltılarınızı yazmaya çalışınız. • Araştırmanın Yöntemi hakkında nasıl bilgi verildiğini öğreneceksiniz. . • Araştırmanın Öneminin nasıl belirlendiğini öğreneceksiniz. • Araştırmanızın maliyet ve süresi hakkında öngörülerde bulununuz. • Araştırmanın Kaynakçasının nasıl yazıldığını öğreneceksiniz. • Araştırmanın Süre ve Maliyetinin nasıl hesaplandığını öğreneceksiniz. amacını. önemini. onu zihinsel ve mekanik faaliyetlerde bulunarak tanımlamaya çalışınız. Üniteyi Çal›ş›rken • Bir araştırma problemi belirledikten sonra..

• Problem • Amaçlar • Önem • Sınırlılıklar • Yaklaşım ve sayıltılar • Yöntem • Süre ve maliyet • Kaynakça Genel olarak. Ayrıca metin içinde okumayı güçleştirecek detaylar. araştırma önerisinde yer alan söz konusu altbölümler.104 Ünite 7 Araştırma Süreci En basit tanımıyla araştırma. Bazı araştırmalarda. Daha sonraki aşamaların da titizlikle yerine getirilmesi gerekir. . öneriler ayrı olarak da verilebildiği gibi öneri yazılmayan araştırmalara da rastlanabilir. Bunun yerine gelgitlerden oluşan bir süreç olarak ilerler. A. Ancak yine de araştırma sürecinin aşamalarını bilmek gerekir. soru ve sorunlara yanıt arama sürecidir. Araştırmanın Adımları Bir araştırmanın yapılabilmesi için problemin tanımlanması da yeterli değildir. Çünkü bazı sosyologlar böyle bir görevi üstlenmek istemezler ya da sosyolojiye yüklemezler. Bir araştırma önerisi hazırlarken aşağıdaki alt bölümler özenle hazırlanmalıdır. Burada önemli olan araştırma sürecindeki her aşamada geriye dönülerek değişikler yapma olanağının bulunmasıdır. Einstein’in de belirttiği gibi soru ve sorun (problem) yoksa araştırma da yoktur. araştırma titizlikle tamamlandıktan sonra raporun “Giriş” adı verilen birinci bölümünde yer alır. Bunun bir yaklaşım meselesi olduğunun belirtilmesinde yarar vardır. anket/mülakat formları. Araştırma doğrusal (linear) adımlarla gerçekleşmez. haritalar gibi malzemelerin de raporun ekinde verildiği belirtilmelidir. Ayrıca “Bulgular ve Tartışma” ile “Sonuç ve Öneriler” olarak iki ayrı bölümün daha hazırlanarak rapor edilmesi gerekir.

konunun uzmanlarına danışmak. 1. Mekanik faaliyetler: Literatürü taramak. Örneğin siyaset bir konu iken. Üçüncü bir aşamada problemi taşıyanları da içeren biçimde tanımlamak gerekir. 1995): 1. Örneğin burada kadınların veya yaşlıların sağlık hizmetlerinden daha düşük yararlanması yönünde bir problem tanımına ulaşmak mümkündür. sel gibi birçok olayda kitlesel can . 2. heyelan. Bu amaçla hem mekanik hem de zihinsel bazı işlemlerde bulunmak gerekir. Birinin diğerine önceliği yoktur. Örneğin sağlıkta eğitsizlikler probleminin o ülkede uygulanan sağlık politikalarıyla. Zihinsel faaliyetler: Problemi önce “bütünleştirmek”. Ancak bu zihinsel işlemleri yaparken. sonra “sınırlamak” ve en nihayet “tanımlamak” tır. sahaya gitmek ve sağlık sosyolojisi çalışan uzmanlarla görüşmek yerinde olacaktır. Problemin tanımlanması çok kolay bir iş değildir. Ancak bu da yeterli değildir. Kişiyi zihinsel. Ancak sağlık politikalarının siyasetin. Araştırma Süreci 105 Araştırma Problemi İlk aşamada araştırma sorunu/problemi kavramını bilmek gerekir. Sosyal problemleri çalışmanın güçlükleri arasında şunlar sayılabilir (Soraka ve Bryjack. ekonomik ve sosyal gelişmişlik düzeyi ile ve hatta tıp eğitimiyle bile ilişkisi olduğunu ortaya koymak gerekir. psikolojik veya fiziksel olarak rahatsız eden her durum problem olabilir. çığ. Sosyal problemler yaşamda tek başına ortaya çıkmazlar. sonuçları itibariyle sosyal olmasına rağmen kendileri sosyal olmayabilir. Bu nedenle. sosyolojik açıdan araştırma problemini “sağlıkta sosyal eşitsizlikler”ile sınırlamak mümkündür. alana gitmek ve sorunu yaşayanlarla görüşmek. Ancak bu işlemlerin eşzamanlı olarak yürütülmesi gerekir. bir yandan da bu alanda yapılmış yerli ve yabancı kaynakları okumak. Bir sosyal araştırmacıyı rahatsız eden olayların çoğu. siyasette kadınların düşük oranda temsil edilmesi bir problemdir. önce bizi rahatsız eden problemi diğer problemlerle bütünleştirmek gerekir. Örneğin deprem. Ancak konu ile problemi birbiriyle karıştırmamak gerekir. Aynı şekilde sağlık bir konu iken. sağlığa ayrılan payın düşük olmasının ekonominin ve hekimlerin tutumlarının da eğitimin öncelikli çalışma alanı olduğunu düşünerek. sağlık hizmetlerinin kalitesinin düşüklüğü veya sağlıkta eşitsizlikler birer problemdir.

Örneğin trafik. 1995): 1. sadece nesnel değil bazı öznel ölçütlere bağlı olarak artabilir. fay veya heyelan hattını yerleşime açan yerel yönetimler veya burada denetimsiz konutlarda oturmak zorunda kalan insanlara yönelik sosyal problemler belirleyerek araştırmak ve toplumu risklerden haberdar ederek hazırlamak mümkündür. 2. her yıl binlerce kişinin hayatının kaybetmesine yol açarak artık bireysel bir sorun olmaktan çıkmıştır. 3. Bu nedenle kestirimler sadece olasılık düzeyinde kalmakta ve ciddiye alınmamaktadır. Nelerin hangi düzeylerde ele alınacağını bilmek açısından bazı sınıflamaları gözden geçirmekte yarar vardır (Soraka ve Bryjack. İnsanlar hastalandıktan veya öldükten sonra geride kalanlarla araştırma yapılabilmektedir. Savaş ve çatışma. Bunun temel nedenlerinden biri etik kaygılarla insanları doğrudan etkileyecek deneysel araştırmaların önceden yapılmamasıdır. Ayrıca kaynak yaratma. 4. Olayların sosyal problem olarak kabul edilmesinde hem nesnel hem de öznel koşullar birlikte rol oynarlar. 2. çevresel tahribat bunların başında gelir. Ancak belirli bir yere üst geçidin yapılması. hastalık ve sağlık bakımı gibi. Bu nedenle A. cinsellik. Aile ve bireysel düzeyde sorunlar: ailenin çözülmesi. Politikacıların ise. ancak önemli/güçlü bir kişi veya yakınının kaybından sonra mümkün olabilir. Küresel sorunlar: Dünya çapında bölge ve ülke sorunlarını aşan sorunlardır. sosyoekonomik eşitsizlikler. yeni vergiler demek olacağından politikacıları sosyal problemleri araştırmak için ikna etmek güçtür. uzun vadede sonuç alınacak hiçbir yatırıma kolaylıkla girişmedikleri bilinen bir gerçektir. Toplum düzeyinde sorunlar: Bunlar toplumdan topluma değişen sorunlardır. Olaylar ortaya çıktıktan sonra sonuçları itibariyle ve ikinci elden verilerle incelenebilmektedir. Diğer önemli bir faktör ise. Aynı şekilde çevresel sorunlara ilgi de. nüfus hareketleri ve göçler. . Sosyal problemler çoğu zaman olaylar ortaya çıktıktan sonra araştırılmaktadır. Sosyolojinin ilgilendiği tüm problemler aynı düzeyde değildir. suç örnek olarak verilebilir.106 Ünite 7 kayıpları olmasına rağmen bu olayların kendileri doğal olaylardır. sosyologların sorunları araştırmaları ve çözüm yolları önermelerinin politik destek olmadan fazla bir şey ifade etmemesidir. bağımlılık. 3. Giddens’ın insan ürünü afetler (human-made disasters) kavramına başvurarak. Kentleşme.

hep IMF gibi küresel aktörlerin dayatmasıyla ortaya çıktığından bireysel olmaktan çok toplumsal ve küresel boyutlar kazanmıştır. Maliyet/bütçe ve zaman hesaplaması uygun mu? Bu konularda gerçekçi hesaplamalar yapmak gerekir. 5. Araştırma Süreci 107 Aslında burada gözden kaçırılmaması gereken önemli nokta sorunların her düzeyde önemli olabileceği ve araştırılabileceğidir. Araştırmacı riskleri karşılamada alternatif bir plana (B Planı gibi) sahip mi? Öyle problemler vardır ki. Önemli/anlamlı (significant) bir sorun mu? Sonuç olarak araştırmanın bir maliyeti vardır ve harcanan emek. Araştırma Amaçları Problem tanımlandıktan sonra. 3. 2. hasta katkı payının arttırılması. Nitekim Türkiye’de sağlık hizmetlerinde yapısal değişikliklere gidilmesi. sosyal bilimlerin özellikle pozitivist kanadında bu koşul önem kazanır. gerçekleştirilmesi ve dolayısıyla bilime katkı sağlaması da bazı koşullara bağlıdır: 1. zaman ve paranın karşılığının alınması beklenir. 4. 6. Araştırılabilir mi? Sorunun mevcut bilimsel araştırma teknikleriyle araştırılabilir şekilde ortaya konması beklenir. Metre olmadan uzunluk ölçülemeyeceği gibi. Örneğin doğal veya terör gibi insan ürünü afetler yüzünden sahaya gidilemeyebilir. Örneğin demokrasi veya yabancılaşma için ölçme araçları varsa nesnel bir inceleme yapılabilir. Özgün/orijinal bir sorun mu? Daha önce defalarca araştırılmış problemler de araştırılabilir ancak belirli bir süre geçmesi veya mekân farklılaşması ile karşılaştırma olanağı sağlanması beklenir. sağlık personeline performansa dayalı ödemeler yapılması. araştırma sırasında çıkan engeller yüzünden araştırılamaz. Bu durumda nasıl bir yol izlenebileceğinin önceden düşünülmesi gerekir. araştırma önerisinin en önemli ikinci aşaması amaçların yazılmasıdır. Çünkü sağlık ve hastalık bireysel bir sorun gibi görünse de. Araştırma probleminin araştırmaya değer bulunması. hem küresel hem de sosyoekonomik eşitsizliklerden çok etkilenen bir sorundur. Güncel bir sorun mu? Çoğu kez bazı problemler bazı kesimler için artık önemini kaybetmiş olabilir. Bir sosyal araştırmada amaçlar iki şekilde yazılabilir: .

Oysa sosyal bilimlerin çoğunda. . Kuşkusuz her araştırmada birden fazla soruya yanıt aranabilir. Hipotez aslında “bağımlı” (sonuç) ve “bağımsız” (neden/etken) değişkenler arasında ilişki kuran bir önermedir. Bu daha çok laboratuvar koşullarında deney yaparken tek bir soruna yönelmek ve daha sonra bundan tek bir yayın yapmak geleneğinin bir parçasıdır. Oysa sosyal bilimlerin çoğunda. hipotez formüle ederek sosyal bilimlerde araştırma amacı yazmanın pek de uygun olmayacağı söylenebilir. 2. Burada aslında istatistiksel olarak “farksızlık” ya da “boş/sıfır hipotezi” (null hypothesis) kurulmakta ve daha çok iki değişken arasında bir ilişkinin var olup olmadığı sorgulanmaktadır. Ancak bazı eğitimci ve psikologların tek bir araştırma sorusu sorarak araştırma yaptıkları belirtilmelidir. Amaçları sorular halinde yazmak: Araştırma amaçlarının hipotezler halinde yazılmasının uygun olmadığı görüşüne alternatif olarak önerilen çözüm amaçları sorular halinde yazmaktır. Örneğin boşanmaların artışını problem edinen bir araştırmada boşanma bağımlı değişkendir. Boşanmanın tek bir nedeni olmadığı için teke tek bir neden sonuç ilişkisi zaten kurulamaz. Ancak boşanma üzerinde ekonomik nedenlerden eşlerin yaşına ve hatta çocuk sahibi olup olmadıklarına kadar pek çok bağımsız değişken etkili olabilir. geniş çaplı alan araştırmalarında bütüncül bir bakış açısıyla çok yönlü bilgi toplamak için çok sayıda araştırma amacı yazmak. Örneğin aynı şekilde boşanma problemini araştırırken. “ısınan metalin genişlemesi” örneğinde olduğu gibi. “Boşanmalarda artışa yol açan faktörler nelerdir?” veya “Boşanmaların artmasında rol oynayan etmenler nelerdir?” ya da “Boşanma en çok kimler arasında görülmektedir?” şeklinde sorulara yanıt aramak araştırmanın amacı olabilir. ısınmanın neden. özellikle de sosyolojide hem ikinci elden verilere dayanılarak araştırma yapılması hem de olayların karmaşıklığı yüzünden tek probleme veya amaca yönelik bir araştırma planlamak ve yürütmek pek gerçekçi görünmemektedir. hem kapsam/içerik hem de maliyet açısından daha uygundur. genleşmenin sonuç olduğu gibi bir vargıya ulaşılamadığı için. daha önce başkaları tarafından toplanılan bilgi ve belgeden de yararlanıldığı için bu tür sınırlamalara gitmek pek mümkün görünmemektedir. Doğa bilimlerine öykünerek yazılmakla birlikte.108 Ünite 7 1. Ancak sosyal olaylar çoğu zaman tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmadıkları için çok sayıda hipotez yazmak gerekir. Hipotezler halinde amaç yazmak: Bu daha çok doğa bilimlerine öykünmeci biçimde amaç yazmak yoludur. Kaldı ki.

Araştırmanın Sınırlılıkları Bu alt bölümde araştırmada yapılmayanlar kadar araştırma sırasında karşılaşılan güçlükler ve bunların nasıl yenildiği anlatılır. Sözgelimi araştırma sırasında ulaşılamayan kişiler yerine kimlerin seçildiği veya hangi soruların işlenmediğini belirtmek gerekir. artık çatışma var mı yok mu diye araştırmaz. Bu tür açıklamalar neyin neden yapılmadığının da yanıtı niteliğindedir. Çünkü araştırma amaçları nelerin inceleneceğini gösterirken. Araştırmanın bu alt bölümü araştırmanın gerekçesi gibi düşünülebilir. ona temel olan önermelerin de tekrar alanda araştırılmasına gerek olmadan kabulü olan sayıltılar (assumptions) hakkında da kaynak göstererek bilgi vermek gerekir. Araştırma Süreci 109 Araştırmanın Önemi Yapılacak araştırmanın neye hizmet edeceği. Örneğin çatışmacı yaklaşımdan hareket eden bir araştırma. Daha önce uygulanmayan araştırma tekniklerinin. diğer bir ifade ile katkısının ne olacağı bu alt bölümde yazılır. Ayrıca B planı uyarınca yapılan her türlü düzenlemenin bu altbölümde ayrıntılarıyla anlatılması araştırmanın geçerlik ve güvenirliğine katkıda bulunur. örneğin aile araştırmasına aile içi şiddetin eklenmiş olması araştırmaya değer katabilir. Seçilecek araştırma tekniklerinin iç tutarlılığının denetlenmesi açısından bu bölüm önemlidir. Araştırmanın kuram ve uygulama bütünlüğü açsından en önemli bölümüdür. önem bölümü toplanan bilgilerin neye hizmet edeceğini. Örneğin bir aile araştırmasında aile üyelerinin sağlık problemlerinin tıbbi yönüyle ilgilenilmediği veya psikolojik analizlerinin yapılmadığını belirtmek uygun olabilir. Yaklaşım ve Sayıltılar İnsan ve toplum hakkındaki kabullere göre. Daha önce böyle bir problem üzerinde odaklaşan araştırmanın yapılmamış olması onun önemini arttırır. Ayrıca kabul edilen kuramsal yaklaşımın belirtilmesi kadar. örneğin nitel tekniklerden odak grup çalışmasının kullanılması veya birden fazla araştırma tekniğinin bir arada kullanılması da araştırmanın önemini arttırabilir. nerede kullanılacağını anlatır. Süre açısından sarkmalar varsa. Bazen de önceki araştırmalarda sorgulanmayan bir boyutun eklenmesi. bunların da açıklandığı yer burasıdır. farklılaşan sosyolojik kuramsal ve metodolojik yaklaşımların hangisinden hareket edilerek araştırmanın yürütüleceği veya yürütüldüğü hakkında bilgi vermek gerekir. Sadece bunu sayıltı olarak .

pilot çalışma yapılıp yapılmadığı. formların kaç sorudan oluştuğu ve nasıl uygulandığı ayrıntılı olarak anlatılır. Süre ve Maliyet Araştırmalar çoğu zaman belirli bir zaman içinde yürütülür. Üniversitelerin Bilimsel Araştırma Proje Fonları.110 Ünite 7 kabul ettiğini kaynak vererek belirtir. İşte tüm araştırmanın iç tutarlığı. Buna karşılık. . Öte yandan Sembolik Etkileşimci bir yaklaşım daha çok mikro öznel süreçlerle ilgilendiği için nitel araştırma tip ve tekniklerini tercih edecektir. nasıl kaydedildiği ve toplanan verilerin nasıl çözümlendiği hakkında ayrıntılı bilgi verilir. seçilen araştırma tekniklerinin neler olduğu ve sahada nasıl uygulandığı anlatılır. Bu gibi durumlarda araştırma genelde tek bir kişi tarafından yürütüleceğinden. toplantıların kaç saat sürdüğü. Daha sonra toplanan verilerin hangi istatistiksel teknikler kullanılarak analiz edildiği hakkında da bilgi vermek gerekir. Örneğin betimsel bir araştırma ise burada kullanılan anket ve mülakatların nasıl geliştirildiği. çatışma türlerini. eğer araştırma mali açıdan destek bulunarak gerçekleşecekse o zaman daha geniş tutulabilir. geçerlik ve güvenirliği açısından bu bölümde verilen bilgiler büyük önem taşır ve okuyucu kadar araştırmacıya da yol gösterir. Örneğin araştırma bir tez olacaksa belirli bir eğitim dönemi içinde tamamlanmak zorundadır. Yöntem Araştırmalarda başta evren ve örneklem olmak üzere kullanılan tüm araştırma teknikleri hakkında yeterli bilgi bu alt. Araştırmada kaç kişinin ne kadar süreyle ve ne kadar ücretle çalışacağı hesaplanarak bütçesi oluşturulur. Araştırmanın yaklaşım ve sayıltılar bölümüyle tutarlı olarak seçilen ve uygulanan araştırma tipi hakkında öncelikle bilgi vermek gerekir. çatışma sürecini veya çatışmaya yol açan faktörleri ortaya çıkarmaktır. Araştırmada yapılacak olan ise. maliyet unsuru önemle gözetilerek daha dar çerçevede yürütülür. Eğer araştırma nitel bir araştırma ise.bölümde verilir. Çünkü Çatışmacı Yaklaşım çatışmayı önceden kabul eder. kimlerin moderatörlük yaptığı. Ancak bu durumda da kaynak sağlayıcılara belirli süre taahhüdünde bulunmak gerekir. Söz gelimi odak grup çalışması yapıldıysa grupların nasıl oluşturulduğu. yerel ve hatta uluslararası araştırma fonlarından destek alınarak yürütülecek araştırmalarda ilan edilen koşullara uygun süre ve maliyet hesapları yapılır. ulusal.

Araştırma Süreci 111 Kaynakça Araştırmalar bilginin birikimli olarak ilerlediği ana düşüncesinden hareketle yürütüldüğünden önceki araştırma raporlarının. Referans gösterme ve kaynakça yazmada çeşitli yollar bulunsa da önemli olan. konuyla ilgili ulusal ve uluslararası bilimsel dergilerde yayınlanmış makalelerin taranması gerekir. Araştırmada toplanılan bilgilerle önceki araştırmaların bulgularının karşılaştırılması hayati önem taşır. Bu. Bu nedenle araştırmalarda kaynakça çok önemli bir gösterge olarak özenle hazırlanmalı. . araştırma önerisi ve raporunda başından sonuna kadar tek bir sistemi tutarlı olarak izlemektir. Çünkü araştırma raporu yazılırken sadece eldeki araştırma bulgularını betimlemek yetmez. Toplanan bulguların değerlendirilmesi için öncekilerle tartışılması gerekir. değinilen çalışmalara mutlaka kaynakçada da yer verilmelidir. planlanan ve yürütülen araştırmanın yapacağı katkının gösterilmesi açısından da gereklidir. Sosyal bilimler ve sosyolojide son yıllarda APA denilen ve Amerikan Psikoloji Derneği tarafından geliştirilen sistem daha pratik bulunarak yaygın şekilde kullanılmaktadır.

Bir araştırma önerisinde sırasıyla problem. öte yandan da zihinsel faaliyetlerde örneğin. amaçlar. Problem tanımlandıktan sonra araştırma önerisinin en önemli ikinci aşaması amaçların yazılmasıdır. Araştırmanın sınırlılıkları bölümünde araştırmada yapılmayanlar kadar. insan ve toplum hakkındaki kabullere göre farklılaşan sosyolojik kuramsal ve metodolojik yaklaşımların hangisinden hareket edilerek araştırmanın yürütüleceği veya yürütüldüğü hakkında bilgi vermek gerekir. konunun uzmanlarına danışmak. yaklaşım ve sayıltılar.112 Ünite 7 Özet Bir araştırmanın yapılabilmesi için başta problemin tanımlanması olmak üzere çeşitli aşamaların yerine getirilmesi gerekir. süre ve maliyet. konuyla ilgili ulusal ve uluslararası bilimsel dergilerde yayınlanmış makalelerin taranması ve kaynakçada gösterilmesi gerekir. yöntem. Ancak konu ile problemi birbiriyle karıştırmamak gerekir. Yapılacak araştırmanın neye hizmet edeceği diğer bir ifade ile katkısının ne olacağı önem alt bölümünde yazılır. Bir sosyal araştırmada amaçlar sorular veya hipotezler olarak iki şekilde yazılabilir. Yöntem alt bölümü ise. Problem tanımlanırken bir yandan mekanik faaliyetlerde bulunmak örneğin literatürü taramak. sınırlılıklar. kaynakça hakkında bilgiler verilir. araştırma sırasında karşılaşılan güçlükler ve bunların nasıl yenildiği anlatılır. İlk aşamada araştırma sorunu/problemi kavramını bilmek zorunludur. önem. “sağlık hizmetlerinin kalitesinin düşüklüğü” veya “sağlıkta eşitsizlikler” birer problemdir. . Örneğin “siyaset” bir konu iken. Araştırmalar bilginin birikimli olarak ilerlediği ana düşüncesinden hareketle yürütüldüğünden önceki araştırma raporlarının. alana gitmek ve sorunu yaşayanlarla görüşmek. araştırmalarda başta evren ve örneklem olmak üzere kullanılan tüm araştırma teknikleri hakkındaki bilgileri içerir. Araştırmanın yaklaşım ve sayıltılar bölümüyle tutarlı olarak seçilen ve uygulanan araştırma tipi hakkında öncelikle bilgi vermek gerekir. Yaklaşım ve sayıltılar alt bölümünde. Aynı şekilde “sağlık” bir konu iken. Kişiyi zihinsel. “siyasette kadınların düşük oranda temsil edilmesi” bir problemdir. problemi önce “bütünleştirmek” sonra “sınırlamak” ve en nihayet “tanımlamak” gerekir. Araştırmanın kuram ve uygulama bütünlüğü açısından en önemli bölümüdür. psikolojik veya fiziksel olarak rahatsız eden her durum problem olabilir.

Sorular halinde c. Hipotezler halinde b. Hiçbiri . Ulusal kaynaklar kadar uluslararası kaynakları kullanmak d. Bir araştırmanın yöntem bölümünde hangi bilgiler yer almaz? a. Aşağıdakilerden hangisi bir araştırma önerisinde yer almaz? a. Bulgular ve tartışma b. Ritmik faaliyetler d. Hiçbiri 3. Kodlamalar halinde d. Evren e. Mekanik faaliyetler c. Araştırma Süreci 113 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Zihinsel faaliyetler b. Hepsi 4. Araştırma tipi b. Araştırma Tekniği c. a ve b e. Tek bir referans sistemine sadık kalmak c. Örneklem d. Araştırma amaçları nasıl yazılabilir? a. Problem 2. Bir bilimsel raporda kaynakça yazarken en önemli nokta nedir? a. Tartışma 5. Bir araştırma problemi tanımlanırken hangi faaliyetlerde bulunulur? a. Amaçlar e. Yararlanılan tüm kitapları göstermek b. Süre ve maliyet d. Hepsi e. Kaynakça c. a ve b e.

114 Ünite 7 .

Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 6.1. 7. 2. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci SOSYOLOJİ 3. 8 Sivil Toplum 9. 4. Türkiye’de Sosyoloji . 5. Küreselleşme 10.

116 Ünite 8 Ünitede Ele Al›nan Konular • Tarihsel Gelişim • Devlet ve Sivil Toplum İlişkisi • İslam ve Sivil Toplum • Kavramsal Açıklık • Sivil Toplum Kuruluşları • Sivil Toplumun Yeniden İnşası Ünite Hakk›nda • Sivil toplum kavramının tarihsel arka planı gösterilecektir. • Sivil toplumun yeniden inşası konusundaki görüşler incelenecektir. • Sivil toplum kuruluşlarının özellikleri ve tipleri incelenecektir. . • Sivil toplum kuruluşlarının işlevlerinin eleştirel değerlendirilmesi yapılacaktır. • Sivil toplum kavramına açıklık kazandırılacaktır. • Devlet ve sivil toplum arasındaki ilişki incelenecektir. • İslam toplumlarında sivil toplumun ortaya çıkışı tartışılacaktır.

Sivil Toplum 117 Ö¤renme Hedefleri • Sivil toplum kavramının tarihsel geçmişini öğreneceksiniz. . • Sivil toplum kuruluşlarının özelliklerini ve sınıflamalarını öğreneceksiniz. • Yeni toplumsal hareketlerin temel özelliklerini araştırınız. ne olduğunu tartışınız. • Sivil toplum kavramının özelliklerini öğreneceksiniz. • Sivil toplumun hangi gerekçeyle asker olmayan anlamında • Sivil toplum kuruluşlarının Türkiye’de en önemli işlevinin • Çevrenizden bir sivil toplum kuruluşu seçerek sahip olduğu özellikleri literatür ile • Karşılaştırınız ve farklılıkların sebeplerini tartışınız. çıkan farklı gelenekleri karşılaştırınız. kullanıldığını sorgulayınız. • Sivil Toplumun yeniden inşası konusundaki görüşleri öğreneceksiniz. • Devlet ve sivil toplum arasındaki ilişkiyi öğreneceksiniz. • Sivil toplum kuruluşlarının işlevlerinin öğreneceksiniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Sivil toplum kavramının Batı toplumlarında hangi koşullara bağlı olarak nasıl ortaya çıktığını araştırınız. • Batıda devlet ve sivil toplum arasındaki ilişkide ortaya • Neden İslam ülkelerinde sivil toplumun ortaya çıkamayacağının düşünüldüğünü araştırınız. • İslam ülkelerinde sivil toplumun ortaya çıkışını öğreneceksiniz.

Bu yüzden devlet ve sivil toplum kutuplaşması. daha çok çıkar grubuna dönüşen. Tarihsel Gelişim Sivil toplum kavramıyla ilgili literatür incelendiğinde. çeşitli dinsel cemaatler veya laikler arasındadır. “sivil toplum” kuramsal olarak. despotik keyfi idarenin yerine kanun ve düzenin egemen olduğu bir yönetimi getirmektir. Ayrıca bu faaliyetlerin çoğunlukla devlet ve birey arasında kalan alana yönelik olduğu kabul edilir. Kısaca sivil toplum. Daha doğrusu liberal görüş. Diğer bir ifade ile çatışmalar. kadınlar ve erkekler. toprak sahibi olanlar ve olmayanlar. Kaldı ki tarihsel olarak da başlangıçta sivil toplum daha farklı şekilde kavramlaştırılmıştır. hem sivil toplum kesimleri hem de onların devlet içinde olan temsilcileri aracılığıyla yürütülür. Herkesin üzerinde anlaştığı bir tanımını yapmak pek mümkün değilse de. devlet ve sivil toplumu böyle bir konumlandırmadan yarar umar. olgulara yüzeysel ve eksik bakmak anlamına gelir. Bundan kastedilen ise.118 Ünite 8 Sivil Toplum Sosyolojik açıdan sivil toplum kavramı çok şey ifade eder. esas çatışmalar devlet ve çeşitli kesimleri temsil eden sivil toplum örgütleri arasında değil. Ünlü Alman sosyologu Jurgen Habermas tarafından da “kamusal alan” olarak tanımlanır. Sosyolojiyi anlamak için sivil toplumun ne olduğunu ve nasıl ortaya çıktığını bilmek gerekir. Ünlü filozof Thomas Hobbes’un da ifade ettiği gibi. “devlet” veya “siyasal alan” dışında kalan “toplumsal” alan olarak görülür. Günümüzde devlet ve sivil toplum çatışan alanlar olarak kavramlaştırılmaktadır. kanun ve düzenin egemen olabilmesi için insanların özgür iradesiyle egemenliği devlete ve onun yönetici- . Bundan sonra mücadele devlet olanaklarını kullanarak yürütülür. İlkçağda Aristo ile modern dönemde Kant ve ve Lock’un sivil toplum olarak tanımladıkları şey benzer biçimde sivil devlettir (etat civil). Çoğu kez eşitsiz güç ilişkileri mücadelesinde galip gelenler iktidara da talip olurlar ve devleti ele geçirirler. örneğin sermaye ve emek. Kutuplaşmış bir devlet karşısında sivil toplum anlayışı her ikisi arasında bulunan diyalektik ilişkinin bulanıklaşmasına yol açar. 18. Oysa Sunar (1998)’ın da belirttiği gibi. devlet yapısı ve onu oluşturan siyasal kurum ve örgütlerin dışında kalan alan ve faaliyetleri ifade etmede yaygın olarak kullanılır.yüzyılın sonuna kadar devlet ve siyasal toplumla eş anlamlı olarak ve tıpkı klasik Atina ve Roma dönemlerindeki anlamıyla kullanıldığı görülür.

John Keane (2004)’a göre bu kavramın Avrupa’da ortaya çıkışı ve gelişiminde dört dönemi birbirinden ayırmak mümkündür: 1. yüzyılın ortalarından başlayarak sivil toplum ve devlet kavramları arasında farklılaşmalar ortaya çıkmış ve anayasal devletin otoriter olabileceği varsayılarak. İşte 19. sivil toplumun kendini dengelemekten uzaklaşacağı ve denetime ihtiyacı olduğu fikrine ulaşılmıştır. 18. yüzyılın ortalarından itibaren bu anlayışta değişmeler ortaya çıkmıştır. Ancak gerçek yaşamda böyle olmayabilir. Bugünkü anlamında sivil toplum devletten bağımsız bir alan olarak görülmektedir. devletten ayrı ve özerk bir alana göndermede bulunur. Birçok yazar. Sivil Toplum 119 lerine devretmesi gerekir. devletten bağımsız örgütlü toplumsal yaşam alanıdır. Sivil toplum tartışmalarında en önemli konulardan biri. devlet desteğini alarak muhalifleriyle mücadele etmişlerdir. Sivil toplumun özgürlüğünün çatışma üreten bir sürece dönüşmesi kaygısı uyanmıştır. Burada temel sorular kimin bağımsızlığı. Son aşamada ise. Sözgelimi işverenler veya işçiler kendilerine yakın iktidarlarla ittifak kurmaktan çekinmemişlerdir. İlk aşamada. onun içinde sivil toplumun nasıl korunacağına dair ilkeler belirlenmeye başlamıştır. İkinci aşama olarak. sivil toplumun devlet ve ailenin bir sentezi olduğunu savunmuştur. Diamond’a göre sivil toplum. gazete ilanlarıyla iktidardaki sosyal demokrat partiyi (CHP) devirmede misyon üstlen- . Üçüncü aşamada ise. Hegel. 4. kendi kendini yaratan. Hatta bir keresinde bir işverenler derneği (TÜSIAD). 2. yüzyılın başına denk gelen dönemde Alman filozof Hegel’inkine benzer biçimde bir sivil toplum anlayışına ulaşılmıştır. kendi kendini sürdürebilen. Ancak 18. devletten bağımsızlık ya da devlet karşısında özerk toplum vurgusudur. Örneğin Türkiye’de bazı sivil toplum kuruluşları menfaatleri gereği devlet ile bütünleşmekte sakınca görmemişler. daha sonra sivil toplum ve onun içindeki alt grupların kendilerini savunmalarının meşruiyeti konusu tartışmaya açılarak daha ileri bir aşamaya gelinmiştir. tekrar sivil toplumun bağımsız bir alan olarak devlet tarafından baskılanmasının önüne geçilmesi savunulmaya başlanmıştır. devlet ile aile arasında. 3. Sonuç olarak bu dönemde klasik anlamıyla devlet ve sivil toplum aynı şeydir. ayrıca sivil topluma oldukça olumsuz bakarak devlet tarafından denetlenmesinden yana olmuştur. sivil toplum ve devlet üzerinde önemle durarak. Hegel aile. kimin gücü ve kimin devletidir.

Bu durumda devlet ve toplum o kadar iç içedir ki. • Fransız Geleneği: Tocqueville tarafından temsil edilir. İlk bakışta liberal temelinden koparıldığında fazla bir anlam ifade etmeyecek gibi görünse de. Aralarında aracılar olduğunu kabul etmekle birlikte ikisini farklı iki alan olarak görmez. Yeni-Liberaller ise. iktidarın pratiğinde pek fazla anlam ifade etmediği ülkelerde bu argümanın fazlaca bir değeri kalmamaktadır. onu önemsiz kılar mı?" sorusunun tartışılması gerekir. Hele İsveç gibi toplum ve hükümet ayrımının. onu liberal olma- . Bunun bir örneği Almanya’da Yeşiller Hareketidir. Yeni-Muhafazakârlar sivil toplum ile burjuva toplumunu özdeşleştirerek devlet karşıtlığı yaparlar. Çünkü işsizlik ve çocuk yardımları yapan devlet tüm vatandaşlarına toplumsal refahtan büyük bir pay vermekte sadece üretim değil dağıtımda da genel toplum çıkarını gözetmektedir. Sivil toplum ile devlet arasında politik toplumun bulunduğunu ve bunun önemli olduğunu savunur. Bu nedenle Sunar (1998)’ın da belirttiği gibi. sivil toplumu ekonomiye indirgerken. onların birbiri içine girerek etkileştiklerini kabul eden çalışmalar daha fazladır. 1992. Bu hareket zamanla Yeşiller Partisine dönüşmüştür. siyasal alan ile toplumsal alanı ayırmak son derece güçleşmektedir. Öte yandan farklı çıkar gruplarının çekişmesi gibi bir kavramlaştırması da Gramsci tarafından yapılmış olan sivil toplumun önemi inkâr edilemez. Devlet ve Sivil Toplum İlişkisi Bununla birlikte devlet-sivil toplum ilişkisini göstermede üç farklı gelenek bulunduğu söylenebilir (Cohen ve Arato. Öte yandan "Sivil toplum kavramlaştırmasının liberal düşüncelerle sıkı sıkıya bağlantılı olması. • İtalyan Geleneği: Gramsci tarafından savunulan politik toplumla devletin aynı olduğunu ya da özdeş olduğunu savunan görüştür. onun kaynaklandığı temelleri aşarak çok geniş kitlelere mal olduğu tartışmasız bir gerçekliktir. bir sivil toplum kuruluşu zamanla siyasallaşma derecesini yükselterek siyasal partiye dönüşebilir.120 Ünite 8 miş ve başarılı olmuştur. 2000): • Alman Geleneği: Bu gelenek Hegel ve Marks ile başlar. Sarıbay. Ancak bu görüşleri aşırı bularak devlet ve sivil toplum karşıtlığı yerine. Öte yandan. Yeni-Marksistler ekonominin sivil topluma dahil olmasına çalışırlar. Bu yüzden devletten bağımsızlık tartışmalı bir konudur. Ayrıca. Sivil toplumu devletin parçası olarak kabul eder.

baskı grupları ya da dernek ve kulüplere benzer sivil toplum ara örgütlenmeleri şu anda yıkılmış bulunan önceki Demir Perde ülkelerinde olmadığı için. sadece İslamiyet. 10 yıl önceden bugünleri adeta tarif etmiştir. Diyalektik olarak da karşıtların birliği (unity of opposites) ilkesi uyarınca bu mümkündür. Devletin küçülmesi ve özelleştirme politikaları ile de bu taleplerin paralel gitmesi liberal bağlantıların kanıtı olarak görülebilir. Ancak Türkiye gibi ülkelerde farklı cemaatlerin demokrasi ve sivil toplum adı altında çok temel evrensel referansları bile değiştirme çabaları bulunduğundan. laikliğin bir ideoloji olduğunu söyler. konunun artık basit bir sivil toplum düzeyinden çıkıp. “laikleşme”nin sosyolojik bir süreç iken. dinsel örgütlenmeler. Bu bağlamda laikleşme. Ayrıca ona göre devlet ve birey ya da aile arasında. Onlar devletin kendi başına önemini reddederek. İslam ve Sivil Toplum Çeşitli dinler ve onların sivil topluma dönüşme kapasiteleri konusunda da çeşitli tartışmalar bulunmaktadır. müminler cemaatinde bağımsız hareket edemeyen bireyler. Öte yandan burada bir parantez açarak belirtilmesinde yarar olan bir konu ise. sendikalar. büyük ölçüde bireylerin iradesinden bağımsız olarak içinde bulunulan koşulların . hüküm sürdüğü topraklarda ahali üzerinde etkisini hiç azaltmadan sürdürdü. onlar da Batı gibi olamamışlardır. sivil toplumun kurulacağı türde ara örgütlenmelerin yapı taşları olamazlar. siyasal partiler. Ayrıca piyasa ekonomisi sivil toplumun ön koşuludur. Nitekim Niyazi Berkes.” derken. Sivil Toplum 121 yan alana çekerek ve böylelikle de liberal bağlantılarını genişleterek. sivil toplumu tartışmak mümkündür. Bu konuda yeni muhafazakârlık adı altında yükselen görüşler önemlidir. İslamiyet ve sivil toplumun bağdaşamayacağını ileri sürmesiyle tanınmaktadır. diğer tüm dinler laikleşirken. Anayasa ve yasalar İslam Hukukundan bağımsız olarak yapılmıştır. girişimci bireyler tarafından denetlenmesini talep etmektedirler. Özellikle iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisinin “muhafazakâr demokrat” olduklarını iddia eden resmi görüşleri de bu şekilde okunabilir. Bu gözlemlere karşı Elizabeth Özdalga (1998) “Türkiye’de Osmanlı döneminden başlayarak hem devlet hem de toplum laikleşmiştir. Ayrıca cemaatçi ve liberal değerleri bir arada görmek mümkündür. Gellner’e göre. Örneğin Ernest Gellner. “laiklikleşme” ve “laiklik ideolojisi” arasındaki ayrımdır. Ona göre. ciddi siyasal rejim değiştirme talebine dönüşme kapasitesine sahip olduğu söylenebilir. örneğin vatandaşlık ve kamu fikri üzerinde yoğunlaşarak.

Ayrıca istikrarsızlık nedeniyle toplumsal düzeyde oldukça fazla siyasallaşmışlardır. Öte yandan Türkiye’de Kemalizm. Güvenlik kaygısı da otoriteye bağımlılığın diğer bir nedenidir. İslami bir eğilime sahip olduklarında rejim tarafından kısıtlanmışlardır.1998). İslamcıların kendi aralarındaki mücadelede aranmalıdır denilebilir. Bu yüzden Gellner’in İslamiyetin laikleşemeyeceği vargısı. Ortadoğu’daki mistik devlet anlayışının da sivil toplumun gelişmesini engelleyici potansiyelinden bahsedenler bulunmaktadır. Bağımsız davrananlardan şüphelenilir. Çünkü sivil toplum anlamında en güçlü örgütlenmeye sahip olanlar onlardır. Başkalarına kolay kolay güvenmezler ve duygusaldırlar. otoriterlik ve sivil toplumun gelişmesi konusunda da bazı değerlendirmeler bulunmaktadır. Örneğin Sariolgaham (1998)’a göre. Ortadoğu’nun tamamında vatandaşların çoğunluğu devlete itaatkârdır ve bunun kaynağı mistik bakış açısıdır. Toplumsal istikrarın yanısıra bireyin kendine olduğu kadar başkasına güveneceği koşullar olmadan sivil toplum gelişemez. Öte yandan dinsel cemaatler arasındaki ayrışma ve mücadele göz ardı edilmiştir. Oysa Özdalga’nın da belirttiği gibi. maddi çıkarlar peşinde koşmak olarak görülür ve olumsuzlanır. Gerek cemaat vakıfları gerekse onların uzantıları olan holdingler son derece güçlüdür. Ayrıca bölgede aşiret yapısı da bireylerin bağımsız hareket kabiliyetini sınırlar. Bunlardan en önemlisi Kemalizmin laikleştirici birçok devrim yapmasına karşılık bazı sivil toplum olarak düşünülebilecek dinsel cemaat tipi örgütlenmelere izin vermemesidir. Otoriteye meydan okumak.122 Ünite 8 sonucu olarak ortaya çıkan bir süreçtir. Devletin doğası korku ve güvensizliği besler. Göreli değişmeye rağmen devletin ağırlığı baskındır ve bu durum sivil toplumu zayıflatır. Aynı şekilde hem laik rejim hem de muhalifler birbirini sivil toplum ve demokrasi düşmanı olarak algılamış ve suçlamıştır. Bu tür yapının hâkim olduğu bölgede sivil toplumun örgütlenmesi zordur. Sonuç olarak kültürel . ideolojiyi toplumsal gerçek sanmak yanılgısından ibarettir. Türkiye’de dinsel cemaatler bu nedenle karşıt eğilimlerin taşıyıcısı olmuş ve dolayısıyla bazen çok seslilik ve demokrasi temsilcisi olarak algılanmıştır. esas mücadele laik ve İslamcılar arasında değil. Ayrıca onun köktendinciliği laikleşmeye tepkiler olarak kullanması ve İslamiyeti laikleşmeye bağışıklı olarak görmesi de eleştirilir (Özdalga. Ayrıca girişimci sınıfın zayıflığı da değişimi yavaşlatan bir faktördür. Özdalga (1988)’ya göre özellikle bu örgütlenmeler. Rejimin güvenliği önde gelir.

Sivil Toplum Kuruluşları Sivil Toplum Kuruluşları. Sivil toplum faaliyetleri resmi örgütlenme olmaksızın da gerçekleşebilir. Oysa sivil toplumun karşıtı siyasal toplumdur. Daha sonra bu faaliyetler örgütlenerek STK’ya dönüşebilir. sivil toplumun kendisi değil ve fakat en önemli parçasıdır. sivil toplumun destekçisi olarak ikincil konumdadır. askeri olmayan anlamında da kullanılmaktadır. Kavramsal Açıklık Sivil toplum kavramına ilişkin olarak ayrıca bilinmesi gereken başka noktalar da vardır (Özden. Tüm bu değerlendirmelerin. Ancak bu işlevlerini yerine getirirlerken bazı sorunlara da yol açmaları olasılık dahilinde olduğundan. sivil toplumun oluşmasında çeşitli işlevlere sahiptir. Sivil Toplum 123 engeller Ortadoğu’nun değişimi için gerekli gücü üretememiştir. kısmen de olsa Türkiye için de geçerli olduğunu söylemek yanlış olmaz. sivil toplum kuruluşları arasında ortak çıkarın korunması adına hakem rolü oynar. 2008) eleştirel değerlendirmesinin yapılmasında yarar vardır: Demokrasi Kültürünü geliştirmek Özellikle otoriter ve merkezi devlet yapısının kullaştırdığı tebaanın birey olarak güçlenmesine. söz konusu işlevlerin (Özden. Sivil toplum denilince yalnızca sivil toplum kuruluşları (STK) anlaşılmaktadır. Sivil toplum kuruluşları. Siyasal toplum ise. Türkiye’de sosyologlar sivil toplumun içinde “Halk Sosyolojisi” (Public Sociology) yaparak yer almaktadırlar. 2. Bu toplumlarda devlet. 3. Sivil toplum özellikle Türkiye’de sivil-asker ikiliğinden hareketle. Gelişmiş toplumlarda devletin temel sorumlulukları ve yükümlülükleri sınırlanmıştır. Ayrıca devlet. Buna karşılık gelişmekte olan ülkelerde devletin faaliyet alanı daha geniştir. Oysa sivil toplum çok daha geniş bir kavramdır. Ancak Türkiye bölgesinde tek laik. 2008): 1. demokratik hukuk devleti olarak sivil toplum olma yolunda çok büyük avantajlara sahiptir. devleti ve kurumlarını. Toplumun değişik kesimlerinin mitinglerde pro testo gösterileri veya yardımlaşma girişimleri sivil toplum faaliyetidir. siyasal partileri de kapsayan çok daha geniş bir alandır. Sivil topluma güven tam gelişmediği gibi daha dar alanda faaliyet gösterilir. sivil ve askeri bürokrasiyi. Sivil toplum içinde örgütlenmemiş kesimler de temsil edilir. kendi ile ilgili kararlara katılmasına ve .

Geleneksel toplumda benzer ve farklılaşmayan arasında mekanik dayanışma varken modern toplumda farklılıktan kaynaklanan organik dayanışmanın artması bir zorunluluk olsa da. Ancak bunun gerçekleşip gerçeklememesinin çok daha başka koşullarla belirlendiği ve tek başına STK’lerin bu misyonu yerine getirmesinin mümkün olmadığı belirtilmelidir. Örneğin etnik gruplar. aynı spor takımını tutanlar arasında dayanışma gibi birçok örnek sıralamak mümkündür. toplumun bölünmesi ve bölünenlerin de kendi aralarında birleşerek örgütlenmesi söz konusudur. Dayanışmaya yol açması Durkheim işbölümü ve farklılaşmanın dayanışmaya yol açacağını söyleyerek örgütlenme düşüncesinin önemine işaret etmiştir. Kaldı ki. Bireysel çıkarların toplumsal çıkara dönüşmesi de ortak çıkarların başarı şansını arttırıcı bir faktör olarak göz önünde bulundurulmalıdır. dayanışma yerine çatışma ve mücadeleye dönüşme olasılığı hiçbir zaman göz ardı edilemez. devletin vatandaşın hizmetkârı olması düşüncesi de her zaman gerçeklerle uyuşmamaktadır.124 Ünite 8 dolayısıyla demokrasi kültürünün gelişmesine hizmet etmek sivil toplumun en ideal işlevidir. mezhepsel cemaatlerin STK’leşmesi bu yolla gerçekleşmektedir. hemşeri grupları. Modern toplum. Bu durumda özellikle yoksul kesim hem ekonomik hem de cemaat tarafından çifte baskılanmaya maruz kalmaktadır. örgütlü toplum olduğundan aynı okuldan mezun olanlar. . Ayrıca tam birey olduğunun farkına varan kişilerin tekrar STK'ler aracılığıyla cemaatleşmesi ve baskılanması olasılığı her zaman vardır. Örneğin işçi ve işverenlerin kendi aralarında ayrı ayrı dayanışması bu kez örgütlü mücadeleye yol açmaktadır. Bu konuda da birbirinden ayrılığın farkında olma düzeyi arttıkça çatışma olması. Vatandaşların birey olma süreci henüz tam olarak gerçekleşmemiştir. demokrasi konusu da son derece tartışmalı bir alandır. çeşitlilik zenginlik olarak algılanmaktadır. Çeşitlenmeye katkıda bulunmak Bu kavramın da demokrasi ile ilgisi kurulmakta ve farklılık. Etnik aidiyetlerin artmasının ise. Örneğin Türkiye’de 600 yüzyıllık imparatorluk geçmişinden kaynaklanan ve devleti baba olarak görmek ve her şeyi devletten beklemek yaygın bir gelenektir. Liberal demokrasilerden katılmacı demokrasiye geçildiği iddialarının içeriği çoğu zaman doldurulamamaktadır. başta terör olmak üzer şiddet olaylarını beslemesi olasılığı yüksektir. Ayrıca.

Örneğin Sosyoloji Derneği kamu yararına çalışan der- . bir anlamda iktidar talepleri olmayan “yeni toplumsal hareketler” olarak da anılan yapılanmaların içinde geliştiği örgütlenmeler olarak siyasal alan dışındadır. siyasal partiler devletten de yardım aldıkları gibi açıkça çıkar grubuna dönüştüklerinden. faaliyet alanlarını ve organlarını bir tüzük ile belirlemiştir. Örnek olarak Sosyoloji Derneği bir sivil toplum kuruluşu olarak amaçlarını. Sivil Toplum 125 Siyasal bilinçlenmeye katkıda bulunmak Sivil toplum kuruluşu üyeleri başlangıçta gönüllü olarak başladıkları üyeliklerinde giderek bilinçlenirler. sivil toplumun örgütlenmiş yapısı olarak belirli temel özelliklere sahiptir: • Biçimsel yapı ve örgütlenme: Sivil toplum kuruluşlarının hiyerarşik bir yapı içinde düzenlenen. hak aramak. toplumda fazla yüksek statüde görülmezler. Üye aidatları. işbölümü ve amaçlarının yazılı olarak belirlendiği bir yapısı vardır. özerk olmaları sağlanır. Öte yandan. ama siyasetle yakından ilgilenirler. siyasal partiler yerine sivil toplum kuruluşlarına kaydığından siyasal bilinçlenme fonksiyonu buralarda daha önemsenmektedir. Bu tüzel kişilik ona kurumsal bir kimlik ve süreklilik sağlamaktadır. • Özerklik: Sivil toplum kuruluşları devletten mali destek almaksızın kendi öz kaynakları ile yaşamlarını sürdürürler. kamu fikrine aşina olmayı beraberinde getirir. İşte özellikle Batıda birey olma bilincine erişmiş geniş toplum kesimlerinin çıkarlarının kamusal alanda temsili. • Kamu yararına çalışmak: Sivil toplum kuruluşları kâr amacı güdemezler. En güvenilir kuruluşlar içinde siyasal partiler ilk sıralarda değildir. siyasal yabancılaşma gelişmiş ülkelerde daha yaygındır. destek çıktıkları kesimlerin sorunlarının çözümü için daha sistematik düşünmek. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde daha yüksektir. STK olarak örgütlendiğinde ve çevreyi tahrip eden fabrikalarla mücadelesinin Parlamentoda bazı yasal değişiklikler yapılmazsa başarıya ulaşamayacağını gördüğünde artık siyaset ile ilgilenmeye başlamış demektir. Derneklerdeki seçimlere katılmak. taraf olmak. propaganda yapmak. Sivil toplum kuruluşları. Ayrıca toplumun gelişmişlik düzeyi ile siyasetle ilgilenme arasında ters bir ilişki olup. Zaten STK'ler. Sonuç olarak bir çevreci hareket. yapılan projelerden alınan katkı payları ve bağışlar ile faaliyetlerini yürüterek. aday olmak. topluma hizmet sırasında sosyal ilişkileri geliştirmek. Nitekim Batı ülkelerinde seçime katılma oranı yüzde elliler civarında iken.

Örneğin törenlerde çiçek yerine bağış toplayarak eğitime katkı sağlanmaktadır. Ayrıca kadın kuruluşları da kadınların güçlendirilmesine çalışırlar.126 Ünite 8 nek statüsüne sahiptir. • Katılım sağlamayı amaçlayan kuruluşlar (particiapatory orientation): Kampanyalarla bağış toplayarak belirli hizmetleri sunmaya aracı olurlar. dinsel hizmetler sunmayı hedeflerler. Üyelerinin sorunlarına çözüm ararlar. • Güçlendirme amaçlı kuruluşlar (empowering orientation): Mesleki kuruluşların çoğu böyledir. Bunlara fon yaratma kuruluşları da denilmektedir (fund raising). • Gönüllü olarak çalışmak: STK'lerin bir adı da gönüllü kuruluştur. . ilaç gibi gereksinimlerin karşılanmasını hedeflerler. Yoksul. Aslında bazı büyük ve geniş ölçekte örgütlenmiş STK'lerde ücretle çalışan profesyonel yöneticiler ve sekreter gibi bazı görevliler istihdam edilmektedir. kooperatifler. Çünkü kâr amacı güdülmediği için maliyetin karşılanması mümkün değildir.000’in üzerinde STK vardır. Sivil toplum kuruluşları tek tip olmadığı gibi. Ayrıca üye aidatları toplanması da büyük bir sorun olduğundan STK'lerin yaşam mücadelesi verdikleri söylenebilir. bazı meslek örgütleri. • Hizmet amaçlı kuruluşlar (Service orientation): Sağlık. Gönüllü kuruluşları ayrıca ilgilendikleri alanlara göre de sınıflamak mümkündür: • Ekonomik faaliyette bulunanlar: İşveren ve işçi sendikaları. Bu örgütlerde çalışmak gönüllülük esasında olmaktadır. Türkiye’de 100. Ancak buralarda bile çoğunluk gönüllülerdedir. yakacak. • Özgürce kurulabilmek: Belirli bir alanda faaliyet göstermek isteyen herkes gerekli belgeleri tamamlayarak örgütlenebilir. Ancak bazı görevlerde üyelerin harcamaları Yönetim Kurulu kararıyla karşılanabilir. Kâr amacı gütmeksizin yaptığı projelerle giderlerini karşılamaya çalışır. Onları çeşitli ölçütlere göre sınıflamak mümkündür: • Bağış yapan kuruluşlar (charitable orientation): Daha çok yiyecek. aralarında önemli farklılıklar da vardır. Sosyoloji Derneğinde de tüm yöneticiler gönüllülük esasında çalışırlar ve hiçbir ücret almazlar. eğitim. özürlü ve damgalanmış kişilere yönelik çalışmalar da bu kapsamdadır.

Sivil toplumun yeniden inşa projesi aslında kadın. Sivil Toplumun Yeniden İnşası Çağımızın ünlü düşünürlerinden Manuel Castels (1996)’in üç ciltlik Enformasyon Çağı: Ekonomi. . Bununla birlikte Avrupa’yı değiştiren hareketlerin çevrecilik ve insan hakları savunuculuğu gibi yeni toplumsal hareketler olduğunu ve sivil topluma dönüşüm şansı tanıdıklarını iddia eder. kent/kasaba/ köy güzelleştirme ve hemşeri dernekleri bu gruba girer. sermaye ve iletişim akışıdır. O. 1998) adını taşıyan ikinci ciltte ise. • Siyasal faaliyette bulunanlar: Feminist ve çevreci faaliyetler. bilgi çağında küresel ekonominin temel özelliğinin anında gerçekleşen enformasyon. Toplum ve Kültür (Information Age :Economy. çoğu zaman kimlik hareketlerinin direniş kaynaklı olduğunu. Örneğin kadın hareketlerinin. bu yüzden de cemaatçiliğe kayma riski taşıdığını da hemen ekler. sivil toplumun yeniden inşası üzerinde durur. insan hakları hareketi gibi “yeni toplumsal hareketlerin” çok önemli olduğu fikrine dayanır. kadın örgütleri kurarak aileyi dönüştürmesi buna bir örnektir. Society and Culture) adlı eserinde üzerinde durduğu önemli konu. 1996) adlı birinci ciltte enformasyon ağlarının dışında kalan tüm ülke ve ulusların marjinalleştiğini gösterir. • Dinsel alanda faaliyet gösterenler: Cami dernekleri. vakıflar sayılabilir. çeşitli platformlar gibi. Yeni kurulan ailelerin de kadın hareketiyle bağı böylelikle kurulmuş olduğu gibi aile de yeni biçimiyle sürdürülmüş olacaktır. buna “kimlik projesi” adını verir. eşcinseller ve onların cinsel kimlik hareketleri. Örneğin Şerif Mardin’e göre. Ona göre hem tüketim hem de üretimi bu akışlar belirler. Bazı yeni kuruluşların yaratacağı ağ (network) ile bireyler arasında köprü kurularak toplumun potansiyel dağılımını engeller. Ağ Toplumun Yükselişi (The Rise of Network Society. Sivil Toplum 127 • Kültürel faaliyette bulunanlar: Her türden sanatsal faaliyette bulunan dernekler/ vakıflar. cemaatler. düşünce üretme (think-tanks) kuruluşları. Özellikle dinsel azınlıkların veya mezhepsel cemaatlerin vakıfları üyelerine çok yönlü hizmet sunarlar. Ancak Castels. Aslında Craig Calhoun (2004) da endüstri çağının eskiyen kurumlarının yeniden inşası konusunda çağrı yapanlardandır. Kimliğin Gücü (The Power of Identity. devlet ile birey arasında boşluğu dolduran en önemli sivil toplum kuruluşları vakıflardır. çevre.

Kutuplaşmış bir devlet karşısında sivil toplum anlayışı her ikisi arasında bulunan diyalektik ilişkinin bulanıklaşmasına yol açar. devlet ile aile arasında. Birçok yazar. sivil toplumun örgütlenmiş yapısı olarak belirli temel özelliklere sahiptir. Bunların başında ise. Sivil toplum kuruluşları tek tip olmadığı gibi aralarında önemli farklılıklar da vardır. Buna “kimlik projesi” de denilmektedir. iv) Özgürce kurulabilmek.128 Ünite 8 Özet Günümüzde devlet ve sivil toplum. Burada önemli sorular kimin bağımsızlığı. eşcinseller ve onların cinsel kimlik hareketleri. Bununla birlikte devlet-sivil toplum ilişkisini göstermede üç farklı gelenek bulunduğu söylenebilir: a) Alman Geleneği: Bu gelenek Hegel ve Marks ile başlar. Sivil toplum kuruluşlarının çok çeşitli işlevleri vardır. iv) Siyasal bilinçlenmeye katkıda bulunmak en önemlileridir. i) Biçimsel yapı ve örgütlenme. toprak sahibi olanlar ve olmayanlar. Sivil toplum tartışmalarında en önemli konulardan biri devletten bağımsızlık ya da devlet karşısında özerk toplum vurgusudur. iii) Kamu yararına çalışmak. Sivil toplumun yeniden inşa projesi aslında kadın. Bunlar arasında i) Demokrasi Kültürünü geliştirmek. örneğin sermaye ve emek. çatışan alanlar olarak kavramlaştırılmaktadır. devlet ve sivil toplumu böyle bir konumlandırmadan yarar umar. kadınlar ve erkekler. çevre. Sivil toplum ile devlet arasında politik toplumun bulunduğunu ve bunun önemli olduğunu savunur. Daha doğrusu liberal görüş. kimin gücü ve kimin devletidir. Manuel Castells’in üzerinde durduğu “sivil toplumun yeniden inşası” önemli bir konudur. . kendi kendini sürdürebilen. sivil toplum kendi kendini yaratan. c) İtalyan Geleneği: Gramsci tarafından savunulan politik toplumla devletin aynı olduğunu ya da özdeş olduğunu savunan görüştür. ii) Özerklik. ii) Çeşitlenmeye katkıda bulunmak. Diamond’a göre. çeşitli dinsel cemaatler veya laikler arasındadır. devletten bağımsız örgütlü toplumsal yaşam alanıdır. Sivil toplumu devletin parçası olarak kabul eder. daha çok bizzat çıkar grubuna dönüşen. Sivil toplum kuruluşları. Oysa esas çatışmalar devlet ve çeşitli kesimleri temsil eden sivil toplum örgütleri arasında değil. iii) Dayanışmaya yol açmak. devletten ayrı ve özerk bir alana göndermede bulunur. v) Gönüllü olarak çalışmak gelir. b) Fransız Geleneği: Tocqueville tarafından temsil edilir. insan hakları hareketi gibi “yeni toplumsal hareketlerin” çok önemli olduğu fikrine dayanır.

Sivil toplumun tarihsel gelişimi içinde hangi aşamada kamu yararını ihlal edeceği ve çatışma üreten bir sürece dönüşeceği düşünülerek denetlenmesi gündeme gelmiştir? a. İslamiyet’in sivil topluma izin vermeyeceği düşüncesinin temelinde yatan görüş nedir? a. Sivil Toplum kuruluşlarının temel işlevi nedir? a. Demokrasi kültürünü geliştirmek b. Fransız geleneği c. Her zaman 2. Aşağıdaki hangi özellik sivil toplum kuruluşlarında bulunmaz a. d. Hiçbir zaman e. Piyasa ekonomisi gelişmemiştir. Amerikan geleneği e. Çeşitlenmeye katkıda bulunmak c. Alman geleneği d. Hepsi 5.yy) c. Birinci aşama (18. Devlet desteği Mali özerklik Kamu yararına çalışmak Hepsi Hiçbiri . d. Dayanışmaya yol açmak d. Üçüncü aşama (19. e. İtalyan geleneği 3. İkinci aşama (18. b. İngiliz geleneği b. Siyasal bilinçlenmeye hizmet etmek e. Laikliğin olmayışı c. Hiçbiri 4. Hepsi e. Sivil Toplum 129 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1.yy) b. başı) d. c.yy. Bağımsız birey olmayışı b. Hangi gelenek sivil toplumu devletin bir parçası olarak görür? a.

J. Gramsci d. Gellner e. M. J. Bireyin grup içinde pasifleşmesi . Hangisi sivil toplum kuruluşlarının işlevlerinden biri değildir? a. Castels 7. Habermas c. A. Keane b. Çeşitlenmeye katkıda bulunması e. Sivil toplumu çatışma kavramı içinde hegemonya ile ilişkilendirip açıklayan düşünür kimdir? a. E. Siyasal bilinçlenmeye katkıda bulunması d. Dayanışmaya yol açması c.130 Ünite 8 6. Demokrasi kültürünü geliştirmesi b.

1. 5. 8. 6. 4. 2. 7. Türkiye’de Sosyoloji . Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum SOSYOLOJİ 3. 9 Küreselleşme 10. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar.

• Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketlerin ortaya çıkışı gösterilecektir. • Küreselleşmede farklı gruplar bulunduğu gösterilecektir.132 Ünite 9 Ünitede Ele Al›nan Konular • Kavramsal Açıklık • Küresel Yaklaşımlar • Küreselleşme Tartışmaları • Küreyellik • Kültürel Mekânlar • Küreselleşme Eleştirisi • Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketler Ünite Hakk›nda • Küresellik. küresel ve küreselleşme kavramları arasındaki farklar gösterilecektir. • Küreyellik kavramına açıklık kazandırılacaktır. . • Küreselleşmeye yapılan eleştiriler gözden geçirilecektir. • Küresel yaklaşımlar incelenecektir. • Kültürel mekânlar sınıflaması incelenecektir.

bu hareketleri araştırınız ve bunların ortaya çıkmalarında ve gelişimlerinde yaşanan sorunları değerlendiriniz. • Kültürel mekânlar sınıflamasını öğreneceksiniz. Küreselleşme 133 Ö¤renme Hedefleri • Küresellik. Üniteyi Çal›ş›rken • Küresellik. küresel ve küreselleşme kavramlarının yanlış kullanımlarından örnekler bulunuz. küresel ve küreselleşme kavramları arasındaki farkları öğreneceksiniz. bulunma olasılığını tartışınız. Kültürel mekânların temel özelliğini ve gelecekteki etkilerini tartışınız. belirleyerek gerekçelendiriniz. • Küreyellik kavramını öğreneceksiniz. • Küresel yaklaşımları öğreneceksiniz. • Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketlerin ortaya çıktığını öğreneceksiniz. • Küreselleşmeye yapılan eleştirileri öğreneceksiniz. • Küreselleşme konusunda farklı gruplar bulunduğunu öğreneceksiniz. • Küresel sistemler yaklaşımı başlangıçta sadece iktisat ile sınırlı iken neden daha sonra genişlemiştir? Tartışınız. • Sosyologların neden küreselleşmeye daha çok • Küreyellik kavramının temelinde kültürel emperyalizmin • Küreselleşmeye yapılan eleştirilerden katılmadıklarınızı • Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketlerin internet sitelerine girerek. homojenleştirici olarak baktıklarını değerlendiriniz. .

• Globalite /Küresel: “Dünya Toplumu” anlayışına işaret eder. Ulrick Beck’i izleyerek bu kavrama açıklık kazandırmakta yarar vardır. .134 Ünite 9 Küreselleşme Küreselleşme kavramı günümüzde en sık kullanılan kavramların başında gelir ve pek çok yönden sosyolojiyi ilgilendirir. kültür ve kimlik konuları da katılarak genişletilmiştir. Diğer bir ifade ile ekonomiye indirgenmiş tek ve düz bir yapının. Bu yaklaşım daha çok politik iktisat alanıyla sınırlıdır. siyaset ve sivil toplum birbirine indirgenmeksizin yan yana görülürler. • Globalleşme/Küreselleşme: Globalleşme bir süreçtir. “globalite” (globality) ve “globalleşme/küreselleşme” (globalization) gibi farklı kullanımlar bulunmaktadır (Sarıbay. • Küresel Sistemler Yaklaşımı: Bu yaklaşım daha önce küresel tarihsel politik iktisat olarak ortaya çıkmıştır. 2000): • Globalism/Küresellik: Neo-liberalizm temelli bir kavramlaştırmayla kültür. Dünya Sistem Yaklaşımı olarak da bilinen bu bakış. Dünya ölçeğindeki politik ve ideolojik dönüşümleri izlemek için önemli bir araçtır. Çünkü literatürde “globalism” (globalisme). Küresel Yaklaşımlar Jonathan Friedman (1992). Ronald Robertson ve işlevselci sistem kuramcısı Talcot Parsons bu kategoride yer alırlar. küresel/global olan ile ilgili olarak iki farklı görüşün bulunduğuna işaret eder: • Kültürel Sosyoloji Yaklaşımı: Daha çok edebiyat alanındaki farklı araştırmaları birleştiren ve Birmingham çevresinden esinlenen yaklaşımdır. sivil toplumun tümünün ekonomik yapı tarafından belirlendiği savunulur. kültür. pazar hâkimiyeti altında işlemesini anlatır. maddi ve manevi öğeler arasında da giderek artan bağlantılar. siyaset. Ancak daha sonra bu alan. alışverişler ve hareketlerin farkına varılmasına dayanır. Bu süreçte ekonomi. Ülkelerin çok boyutlu ilişkiler içinde bağımlılıklarını gösterir. Ancak gerçekte durum hiç de öyle değildir. Bu yaklaşım insan toplulukları arasında olduğu kadar. Uluslarüstü aktörler tarafından belirlenen bir sistemi ifade eder. kültüre değinmemesi yüzünden eleştirilmiştir.

tikelcilik ve evrenselciliğin karşılıklı gelişimini izler. dünyanın küçülerek baskılanmasını/sıkıştırılmasını (compression) ifade eden bir terimdir. Postmodern bir yaklaşımdır. Öte yandan küreselleşme kuramcısı olarak Ronald Robertson bir küreselleşme modeli önerir. küreselleşmeyi nesnel ve öznel bileşenler olarak formüle eder. Avrupa’da bile bu kaygılara rastlanmakta. Sosyal bilimcilerin önemli bir kısmı bu tür yaklaşımı benimser. Düşüncelerinde T. Küreselleşme 135 Küreselleşme Tartışmaları Küreselleşme literatüründe önde gelen bir isim olan Ronald Robertson’a göre. Giddens gibi Marksistler gelse de bazı işlevselciler de bu kategoride yer alır. tüketim ürünlerinin ve yaşam biçimlerinin çevre ülke kültürlerinin içine sızarak yaygınlaşması. Ayrıca yerel de küresel bir üründür. Tek merkezli kültürel hegemonyanın. Modernist bir yaklaşımdır. O. Bilimsel ve realist bir epistemoloji taraftarıdırlar. Parsons’ın izlerini taşıyan Robertson. Ona göre tikelcilik yayılarak evrenselleşmektedir. Ona göre bu baskılanma süreci yeni olmayıp insanlık tarihinde çok gerilere kadar uzanır. Robertson’a göre küresel sistemde en önemli olgu karşılıklı bağımlılıktır. Yalnız ekonomik olarak çevre konumunda olan ülkelerde değil. örneğin Amerikan değerlerinin. Bu yaklaşımı daha çok kültürel çalışma yapanlar benimser. Jonathan Friedman (1992)’a göre. . Çünkü kültürel farkların silinip gitmesi endişesi vardı. Bu küçülme ve baskılanma fikri ise. küreselleşme söyleminin önemli bir kısmı modernitenin ideolojik ürünüdür. Amerika’nın hamburger ve kola kültüründen çekinilmektedir. yani kültürel emperyalizm şiddetle eleştirilmiştir. Bu konudaki tartışmaların önemli bir bölümü de emperyalizm eleştirisi üzerinde yoğunlaşmıştır. Ona göre hepimizde “daha büyük bir sistemin parçası olduğumuz bilinci” yani tikelcilik (particularisme) gelişir. nesne olarak dış dünyayı inceler. parçalar arasındaki mesafenin azalmasıyla sonuçlanır. • Farkçılaştırıcılar/Heterojenleştiriciler: Edvard Said ve Stuart Hall en önemli temsilcileridir. küreselleşme tartışmalarını yapanlar iki grup halinde sınıflanabilir: • Birörnekleştiriciler/Homojenleştiriciler: Bunların başında A. Onlar daha çok derin yorumsama/ hermeneutik yaparlar. Küreselleşme bu bağlamda. Örneğin geçen yüzyılda ulus devletlerin karbon kopya gibi çoğalmaları küresel kültürün bir yansımasıdır. Özne olan bilim adamı.

demokrasi gibi fikirlerin yayıldığı mekânlar. yemek. Ona göre yerelleşen benzerlikler. aslında belirli bir kültüre özgü olanın yaygınlaşmasıdır. giyim tarzı yaygınlaşmaktadır. Bu kavramın Japon kaynaklı olduğu ve kendine özgü olan ile evrensel olanı çok iyi bağdaştıran iş kültüründen esinlenerek üretildiği de ayrıca bilinmelidir. Bu süreçlerin. özgürlük.136 Ünite 9 Robertson (1992)’un görüşleri birçok yönden eleştirilmiştir. Örneğin Amerikan toplumundaki hamburger kültürü dünyanın her yerine yayılmıştır ve artık buna “McDonallaştırma / McDonalization denilmektedir (Ritzer. küresel toplumsal güç ve koşulların ürünüdür. Örneğin herkes kot pantolonu her yerde giymektedir. adalet. salt bilimsel gelişme veya tarafsız teknolojik evrimden kaynaklanmadığını söyler. Bunlar içinde yaşadığımız dünyayı değiştiren insanların yaşadığı mekânlar olarak önem kazanır. 1983). . Örneğin Friedman (1992) Harvey’den yararlanarak. • Zihinsel-mekân: Aydınlanmadan bu yana üretilen düşünce ve ideolojilerin. zaman ve mekânda küçülmenin ve baskılanmanın ya da tazyik altında kalarak sıkışmanın. sermaye birikiminin. Buna. mevsimlik işçiler ve turistlerin yaşadıkları mekânlar. • Medya-mekân: Televizyon ve radyo başta olmak üzere tüm bilgilerin elektronik olarak üretildiği ve yayıldığı mekânlardır. • Tekno-mekân: Tüm mevcut teknolojilerin. Aynı şekilde birçok yerel sigara. küresel ve yerel (local) kelimelerinden üretildiği için “küreyellik/glokalleşme” (glocalization) veya “kültürel globalleşme” denilmektedir. Appadurai (1993) ve Sarıbay (2000)’a göre glokalleşme yaratan kültürel mekânlar (space) bulunmaktadır ve bunları beş başlık altında toplamak mümkündür: • Etno-mekân: Göçmen ve mülteciler. bütünün parçası olduğumuzun bilincine varma ile anlatmasının sığlığına dikkatleri çeker. toplumsal öğeleri. • Finans-mekân: Uluslararası para hareketlerinin gerçekleştiği borsa türü mekânlardır. siyasal. dünya ekonomik stratejilerinin ve özgül toplumsal yapıların etkisiyle ortaya çıktığını savunur. ileri olanlar da dahil olmak üzere tüm sınırları aşarak oluşturdukları mekânlardır. örneğin eşitlik. müzik. Bu. Robertson’un tüm ekonomik. Küreyellik/Glokalleşme Anılan kavramlardan sonra ortaya çıkan bir yeni kavram daha vardır.

en azından su yüzüne çıkmasına olanak tanımaktadır. küreselleşmeyi modernliğin bir sonucu olarak görmektedir. Çünkü küresellik modernliğin yaygınlaşmasını kolaylaştıran bir durumdur. evrensellik ile özgücülük (particularisme) gibi ikili karşıtlıklar diyalektik olarak bir arada bulunabilir. Hatta küresellik bunu ideolojik olarak teşvik eder görünür. Öte yandan modernlik genel anlamda kurumların ve temel tecrübelerin bir örnek /homojen olması anlamını taşır. Artık burada “küresel sanallaşma” söz konusudur (cyberspace) demek daha doğrudur. Nitekim küreselleşme sürecinde. bir yandan kültürel birliği sağlarken. küreselleşme yerine küresel terimini kullanmadığı için eleştirilmiştir. Bu tür kullanımlar daha önce tarihsel ya da zaman (time) boyutunda değişme ile ilgilenen sosyolojinin mekân (space) ile de ilgilenmeye başladığının işaretlerdir. küreselleşmeyi modernliğin bir sonucu olarak görmüştür. Ayrıca Giddens. Geniş anlamda coğrafi olarak uzak uygarlıkların iç içe geçmesini göstermede uygun terminolojidir (Robertson.1990). Küreselleşme 137 Sözü edilen bu fiziki yerleşim/toprağından koparılmış (deterritorialized) mekânlar kuşkusuz etkileşim içindedir. “küreselleşme için. Zaman ve mekânın birlikte önem taşıdığı ise. küreselleşme. toplumsal olaylarla toplumsal ilişkilerin belli mesafede yerel bağlamsallıklarla karışmasıdır” demiştir (Giddens.1992). varlık ile yokluğun kesişmesi. İnsanların “tüketim toplumu” nda sadece tüketme eğilimlerinin arttırılması temel hedeftir. aksine küreselleşme modernliği hazırlayan bir koşuldur. ilk önceleri Giddens’in “Yapılaşma Kuramı”nda ortaya konmuştur. Ayrıca kendini sanal ortamlarda serbestçe ifade etme olanağına da sahiptir. Tüketilen şeylerin benzer veya farklı olması ise detaydan ibarettir. homojenlik ve heterojenlik. basitçe modernliğin bir sonucu olarak görülemez. O. Giddens’ın bu düşüncelerini eleştirenler de bulunmaktadır. Giddens küreselleşmeye diyalektik olarak bakmıştır. Küreselleşmenin Eleştirisi Postmodern düşünceleri ile tanınan Zygmunt Bauman (1997) da dahil olmak üzere küreselleşmenin zenginler ve fakirler arasında tabaka- . Burada Giddens’in modernlik ile küreselleşme arasında kurduğu ilişki problemlidir. Örneğin Roland Robertson (1992)’a göre. Ayrıca Giddens. Oysa küreselleşme. Aslında olayın gerçeği. ekonomik olarak homojenlik (kapitalizm) karşısında kültürel çoğulculuğa izin verilmesidir. bir yandan da farklılıkları derinleştirmekte. Çünkü o.

21. dünyayı belirleyen ekonomik ilişkilerin bütünü olarak tanımlamakta ve dünyada yaşanan tüm dönüşümleri bunun sonucu olarak görmektedir. Ayrıca küreselleşme ile emperyalizm arasında ilişki kurarak yapılan bazı eleştirilere kulak vermek gerekmektedir. tüm bu dönüşümlerin artık küreselleşme ile açıklanmaya başlamasıdır. Buna fanatik güven yaklaşımı da denilir. • Piyasanın eşitsiz güçler arasında oluştuğunu eleştiren yaklaşım terk edilerek. Bu durumda küreselleşmenin. Onun ve Boratav (2000)’ın itirazı. Patnaik (1997) emperyalizmi. Dünyanın eşitsiz ve hiyerarşik yapıya sahip olduğunu görmezden gelerek. Gelişmiş merkez ile çevre ülkeleri arasındaki bölüşüm mücadeleleri gündeme getirilmez. onun üstünlüğünden kaynaklanıyor olamaz. emperyalizmin yerini alma süreci üzerinde durmak gerekmektedir. Çünkü bu durum aynı olgunun farklı iki biçimde anlatılması ve dolayısıyla çarpıtılması ile sonuçlanmaktadır. Piyasa ilişkilerinin genişlemesiyle daha adil bir kaynak dağılımına ulaşılacağı savunulur.138 Ünite 9 laşmayı daha da keskinleştirerek kutuplaşmaya yol açtığı değerlendirmesini yapanlar çoktur. emperyalizm terminolojini kullananlardan başlıca üç açıdan farklılaşırlar: • Yapısal bağımlılık yerine karşılıklı bağımlılık kullanırlar. . Hele hele bağımlılık ve sömürü ilişkilerini görmezden gelen bir yaklaşımın yeterli gibi sunulması mümkün değildir. her şeyin karşılıklı bağımlılığa sahip bir denge içinde cereyan ettiğini savunurlar. Böyle bir sitemde devletin rolü hemen hemen hiç yoktur. küreselci yaklaşımın emperyalizm kavramlaştırmasına egemenliği. • Merkeze çevre ekonomilerinden sistematik olan aktarılan değerler göz ardı edilerek. Probhat Patnaik (1997)’ten esinlenerek “emperyalizm neden artık sol aydınların söyleminde yer almıyor” sorusunu sormakta ve bu kavramın yerini kürselleşmenin aldığı sonucuna varmaktadır. Bilindiği üzere. herkesin eşit olarak yararlandığı bir sistem yaklaşımı sunarlar. yüzyılda da geçmişteki tüm eşitsizlikler artarak sürdüğü halde. Türkiye’nin önemli iktisatçılarından Korkut Boratav (2000). Boratav’ın haklı olarak ileri sürdüğü gibi. Boratav (2000)’a göre küreselleşme terminolojisini kullananlar. Piyasa eleştirilerden uzak tutularak fetişleştirilir. piyasaya güven yaklaşımı pekiştirilir.

Çok sayıda bağımsız tekil örgütün bir araya gelmesine yol açmıştır. Yeni liberal görüşlere karşı “Yeni Bir Dünya Mümkündür. önemli bir eleştiri söz konusudur. 2007’de Kenya’da. kural veya tabiiyet ilişkisi olabilir. İlki 2001’de Brezilya’da. bu sorgulama tam yapılmadan bazı görüşler ithal edilebilir. 2006’da Pakistan ve Mali’de. Çok çeşitli aktörleri bir araya getirmiştir. daha muhafazakâr güçlerin dünya egemenliğini ele geçirmiş olmaları yüzünden işlevini yerine getiremez hale geldiği de açıktır. ABD’de sanayide çalışan kadın işçilerin sömürülmesi sonucunda ortaya çıkan Feminizm de aynı şekilde sanayileşmemiş ülkelerde de yayılmıştır. Başka ülkelerdeki hareketlerin izlenmesi çoğu zaman söz konusudur. Küreselleşme 139 Ancak Marksizmin emperyalizm üzerindeki eleştirileri geçerliliğini koruyor olsa da. 1971) ortaya çıktığında örneğin toplumda ataerkillik sorgulanmaya başladığında feminist hareketler de ortaya çıkar. Örneğin 1968’de Fransa’da ortaya çıkan öğrencilerin başlattığı özgürlük ve barış hareketi dünyaya yayılmıştır. Daha önceki bölümde de belirtildiği gibi iktidarı ele geçirme talebinde bulunmazlar. Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketler Alan Touraine (1998)’e göre. Toplumda “meşruluk krizi” (Habermas. Aynı zamanda geniş ölçüde genç kesim tarafından desteklenmiştir. Ancak mevcut sisteme meydana okurlar ve bu meydan okuma sırasında politik sistemle mücadele ederken ortaya çıkarlar. Birbirinden farklı talep ve yaklaşımları barındırması temel özelliğidir. Dünyanın çok değişik kıta ve ülkelerinde ortaya çıkmıştır.” sloganı etrafında örgütlenilmiştir. Bu anlamda sağlıksız görülen bir durum ya da öğenin. Ayrıca umutlarını yitiren aydınların teslimiyetçi tutumlarına da. bu bir değer. 2004’de Hindistan’da. Birbirinden çok uzak mesafelerde olan insanlar iletişim teknolojilerinden yararlanarak ve ağlar kurarak önemli küreselleşme yanlısı zirve toplantılarını protesto etmişlerdir. Ancak başlangıçta. 2005'te tekrar Brezilya’da. günümüzde küreselleşmeye ciddi eleştiriler getirmektedirler. Küreselleşme karşıtı hareketler ise çok daha farklı bir yapıya sahiptir. Küreselleşme karşıtı hareketlerin temeli 1990’lı yıllarda emperyalizme ve tekellere karşı direniş olarak atılmıştır. sosyal hareketler toplumdaki mevcut bağımlılık ve baskılama sistemini dönüştürmeyi amaçlayan eylemlerdir. 2009’da yine Brezilya’da . Ancak birçok küreselleşme karşıtı yeni toplumsal hareket. kültürel olarak sorgulanması ve sonucunda sosyal ilişkilerin yeniden inşasıdır. Bu yüzden sosyal hareketler politik hareketlerden farklıdırlar.

“Sosyal Forum” olarak anılan toplantılar. herhangi bir örgüt disiplininden bağımsız olmasıdır. sadece protesto gösterileriyle yetinilmeyip. • İkinci aşama: Antiküresel Hareketin Alternatif/Alter-Küreselci Harekete dönüşmesidir. Dünya Bankası. Bu yapının temel özelliği. Daha sonraları da Dünya Ticaret Örgütü Bakanlar Kurulu. . Küreselleşme yanlıları Davos toplantıları yaparken. Güven bunalımı yüzünden ortaya çıkan çatışma birçok üye kaybına yol açmıştır. Ayrıca Dünya Sosyal Forumu (DSF)’nun. anti küreselciler alternatif olarak ilk toplantılarını Brezilya’da Porto Allegre kentinde toplanmıştır. Küreselleşme Karşıtı Hareketin çeşitli aşamalardan geçtiği söylenebilir: • Birinci aşama: Fransa’da Le Monde Diplomatigue dergisi çevresinde kuramsal temeller atılmıştır. Alter-Küreselci aşamaya gelinmesinin önemi.140 Ünite 9 toplanmıştır. binlerce örgüt ve aktivisti barındıran ve adeta Enternasyonalist hareketi çağrıştıran bir yapıya sahip olması önemlidir. Gelişmiş Yediler (G7) toplantıları sürekli protesto edilmiştir. 1999’da ABD’de Seattle’de büyük bir protesto gösterisi düzenlenmiştir. alternatif projeler geliştirme potansiyeline sahip olunduğunun gösterilmesidir. 2011’de ise Senagal’in Dakar kentinde yapılması planlanmıştır. • Üçüncü aşama: Maalesef üyeler arasında bazı anlaşmalar çıkmış ve taraflar birbirini mahkemeye vermiştir. herhangi bir hiyerarşiye ve karar mekanizmasının olmaması. hareketin örgütsel yapısını da ortaya çıkarmaya başlamıştır.

Ayrıca yerel de küresel bir üründür. sermaye birikiminin. tüketim ürünlerinin ve yaşam biçimlerinin çevre ülke kültürlerinin içine sızarak yaygınlaşması. Düşüncelerinde T. Aslında küreselleşme söyleminin önemli bir kısmı modernitenin ideolojik ürünüdür. zaman ve mekânda küçülmenin ve baskılanmanın ya da tazyik altında kalarak sıkışmanın. bütünün parçası olduğumuzun bilincine varma ile anlatmasının sığlığına dikkatleri çeker. küreselleşmeyi nesnel ve öznel bileşenler olarak formüle eder. O. ii) Tekno-mekân. Ona göre tikelcilik yayılarak evrenselleşmektedir. dünyanın küçülerek baskılanmasını/sıkıştırılmasını (compression) ifade eden bir terimdir. Buna küresel ve yerel (local) kelimelerinden üretildiği için “küreyellik/glokalleşme” (glocalization) veya “kültürel globalleşme” denilmektedir. Bu konudaki tartışmaların önemli bir bölümü de emperyalizm eleştirisi üzerinde yoğunlaşmıştır. Ona göre yerelleşen benzerlikler. iii) Finans-mekân. Tek merkezli kültürel hegemonyanın. siyasal. Robertson’un tüm ekenomik. yeni ortaya çıkan bir kavramdır. tikelcilik ve evrenselciliğin karşılıklı gelişimini izler. Glokalleşme yaratan kültürel mekânlar (space) bulunmaktadır ve bunları beş başlık altında toplamak mümkündür: i) Etnomekân. Örneğin Friedman (1992) Harvey’den yararlanarak. toplumsal öğeleri. yani kültürel emperyalizm şiddetle eleştirilmiştir. Küreselleşme 141 Özet Küreselleşme tartışmalarını yapanlar iki grup halinde sınıflandırılmaktadır: i) Birörnekleştiriciler/Homojenleştiriciler ii) Farkçılaştırıcılar/ Heterojenleştiriciler. Küreselleşme bu bağlamda. iv) Medya-mekân. örneğin Amerikan değerlerinin. . Bu süreçlerin. Bu aslında belirli bir kültüre özgü olanın yaygınlaşmasıdır. Örneğin geçen yüzyılda ulus devletlerin karbon kopya gibi çoğalmaları küresel kültürün bir yansımasıdır. Ona göre bu baskılanma süreci yeni olmayıp insanlık tarihinde çok gerilere kadar uzanır. salt bilimsel gelişme veya tarafsız teknolojik evrimden kaynaklanmadığını söyler. Ayrıca küreselleşme ile emperyalizm arasında ilişki kurarak yapılan bazı eleştirilere kulak vermek gerekmektedir. Robertson (1992)’un görüşleri birçok yönden eleştirilmiştir. Küreselleşmenin zenginler ve fakirler arasında tabakalaşmayı daha da keskinleştirerek kutuplaşmaya yol açtığı değerlendirmesini yapanlar çoktur. “Küreyellik/Glokalleşme ise. dünya ekonomik stratejilerinin ve özgül toplumsal yapıların etkisiyle ortaya çıktığını savunur. Öte yandan küreselleşme kuramcısı olarak Ronald Robertson bir küreselleşme modeli önerir. küresel toplumsal güç ve koşulların ürünüdür. v) Zihinsel–mekân.Parsons’ın izlerini taşıyan Robertson.

e. Korkut Boratav günümüzde küreselleşmenin hangi kavramın yerini aldığı iddiasındadır? a. d.142 Ünite 9 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Kapitalizm c. Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketlerin temel özelliği nedir? a. e. Küresel ve küresel olmayan Küresel ve yerel Küresel olmayan ve yerel Küresel ve genel Hiçbiri 3. c. Hiçbiri 2. Emperyalizm d. Postmodernlik Kültüre önem verme Derin yorumsama yapma Hepsi Hiçbiri 4. Glokalizm ya da Küreyellik hangi kelimelerden üretilmiştir? a. Sanayileşme e. Küreselleşme konusunda Farkçılaştırıcıların temel görüşü nedir? a. d. Globalizm c. b. Aşağıdaki kavramlardan hangisi “Dünya Toplumu” anlamına gelir? a. e. c. c. b. Glocalization e. Hiçbiri 5. b. Politik hareket olmak Politik hareketlerden farklı olmak Yerel olmak Kapitalizmi savunmak Hiçbiri . Globalite b. Sosyalizm b. Globalleşme d. d.

4. 2. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 7. 9. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme SOSYOLOJİ 10 3. 8. 6. Türkiye’de Sosyoloji . 5.1.

.144 Ünite 10 Ünitede Ele Al›nan Konular • Türkiye’de Sosyoloji • Türkiye’de Sosyolojinin Sorunları • Genel Değerlendirme ve Çözüm Önerileri • Dünya’daki Son Gelişmeler Işığında Türkiye’de Sosyoloji Ünite Hakk›nda • Türkiye’de sosyolojinin kuruluş tarihçesi gösterilecektir. • Dünya’daki son gelişmeler ışığında Türkiye’de sosyolojinin konumu irdelenecektir. • Türkiye’de sosyolojinin sorunları incelenecektir. • Genel değerlendirme ve çözüm önerileri gözden geçirilecektir.

Türkiye’de sosyolojinin hangi alanlarda daha fazla gelişim gösterdiğini ve Halk Sosyolojisi yapma olanaklarını tartışınız. yakından bildiğiniz diğer bir sosyal bilim ile karşılaştırınız ve bunların farklarını görünüz. • Genel değerlendirme ve çözüm önerilerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. değerlendirmelerin hayata geçirilmesi için size göre ne yapılmalıdır? Tartışınız. • Türkiye’de sosyolojinin sorunlarının hangi alanlarda yoğunlaştığını belirledikten sonra bunun olası nedenlerini tartışınız. Burawoy’un sınıflamasını göz önünde bulundurarak. • Türkiye’de sosyolojinin başlıca sorunlarının neler olduğunu öğreneceksiniz. • Dünya’daki son gelişmeler ışığında Türkiye’de sosyolojinin konumu hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olacaksınız. Türkiye’de Sosyoloji 145 Ö¤renme Hedefleri • Türkiye’de sosyolojinin kuruluş tarihçesini öğreneceksiniz. • Genel değerlendirme ve çözüm önerileri hakkında yapılan • M. • Türkiye’de Sosyolojinin konumunu. Üniteyi Çal›ş›rken • Türkiye’de sosyolojinin kuruluş tarihçesini daha kapsamlı olarak inceleyiniz. .

İkinci önemli sorun ise. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (1959) ve Boğaziçi Üniversitesinde (1971) Sosyal Bilimler Bölümü.146 Ünite 10 Türkiye’de Sosyoloji ve Son Gelişmeler Türkiye’de ilk sosyoloji dersleri İstanbul Üniversitesi’nde/ Darülfünun’da 1913-1914 öğretim yılında Ziya Gökalp tarafından verilmiştir. Çünkü başlangıçta Batıda doğan ve Batı sorunlarını inceleyen sosyolojinin evrenselliği hiçbir eleştiri yapılmadan tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kabul edilmiştir. “gelenek yokluğu” dur. aynı gelişimi gösterememiştir. Daha sonra 1982’de Yüksek Öğretim Kanunu (YÖK) ile Sosyoloji Bölümleri bağımsız olmuştur. Düz evrimci gelişme kuramlarının eleştirilmesi ve Batı merkezli kuramların Batı-dışını açıklamada yetersizliklerinin ortaya konulması üzerine ise. Türkiye’de Sosyolojinin Sorunları Türkiye’de sosyolojinin sorunları daha sistematik ve detaylı olarak sekiz başlık altında değerlendirilebilir: . Bunlar içinde tek farklı gelişim. özgünlük sorunu bugün de devam etmektedir. Aktarmacılık ya da uyarlamacılık. Türkiye’de ve Avrupa’da sosyolojinin bir bilim olarak kabul edilmesi hemen hemen aynı yıllara rastlamakla birlikte. Ege Üniversitesinde (1977) Davranış Bilimleri içinde sosyoloji dersleri okutulmaya başlanmıştır. 2004). Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji'nin ilk kuruluşundan itibaren ve YÖK’ten önce bağımsız bir bölüm olarak kurulmasıdır (1964). önceden olağan sanılan bağımlılık ilişkisi artık sorun edilmeye ve eleştirilmeye başlanmıştır. Nitekim Cumhuriyet Döneminin ilk Fakültelerinden Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde de 1939-40 öğretim yılında Felsefe Bölümü içinde sosyoloji dersleri verilmeye başlanmış ve daha sonra da kürsü olarak yapılanma gerçekleşmiştir. daha sonraki uygulamalar iktisat ve felsefe bölümleri içinde sosyoloji kürsüleri şeklinde olmuştur. Ancak bu konudaki değerlendirmelerin sosyolojisinin nasıl bir bilim olduğu konusundaki tartışmalar ışığında yapılması daha sağlıklı olacaktır. Başlangıçta sosyoloji “İçtimaiyat Darülmesaisi” adı altında bağımsız bir kürsü olarak Ziya Gökalp tarafından kurulmuş iken. Sosyoloji öğretim üyeleri tarafından uzun yıllardır üzerinde durulan en önemli sorunların başında “aktarmacılık” gelmektedir. Günümüz sosyolojinin statüsünün düşüklüğünün en önemli nedenlerinin başında Batıya bağımlılığı ve kendi koşularına uygun kuramsal ve kavramsal çerçeveleri oluşturamaması gelmektedir (Odabaş.

• Eğitimleri kuramsal ağırlıklı vermek. • Kuram ve uygulama bütünlüğüne sahip araştırmalar ve bunlara dayanan yayınlar yapmamak. • Geniş katılımlı toplantıları sık sık yapamamak . • Kalitatif /nitel tekniklere araştırmalarda çok az yer verilmesi. • Kuramları uygularken tatarsızlığa düşmek ve bunun farkında olamamak. Bilimsel Çalışmalar ve Yayınlar • Ulusal yerine uluslararası ölçütler kullanmak. uygulamalara yeterince fırsat tanımamak. • Standart programlarda esneklik olmadan eğitim vermek. • Yüksek öğretim hakkında dar bir vizyona sahip olmak. Bilimsel Toplantılar • Uluslararası gündemi izlemek. • Yabancı dilde yayın yapmaya daha çok önem vermek. • Kuramsal ve metodolojik yaklaşımları birbirine karıştırmak ve bunun farkında olmamak. yerel bağlantılarını kurmadan tebliğ olarak sunmak. Metodolojik Sorunlar • Pozitivist geleneğin baskınlığı ya da hegemonyası. • Feminist eleştirilerden çok az yararlanılması. • Yorumlayıcı sosyolojiye çok az yer verilmesi. Türkiye’de Sosyoloji 147 Kuramsal Sorunlar Bu başlık altında üç temel sorun alanı bulunmaktadır: • Evrensel olduğu düşüncesiyle hiç eleştiriye tabi tutmadan Batı sosyolojisini kabul etmek ve kullanmak. • Sadece Batı kuramlarını. • Sosyologlar arasında kuramsal tartışmaları yeterince yapmamak. • Batı kuramlarını Türkiye’den bulgularla test eden yayınlar yapmak. yerel ve özgün gündemli toplantılar yapmamak. Eğitim • Batı literatürünü tercüme eden kitapları eleştirmeden okutmak.

Üç yılda bir Sosyoloji Derneği ulusal bir kongre düzenleyebilmektedir. • Yapılan çalışma ve yayınların çoğu Batı kuramlarını test etmeye yarayan bilgi/data kaynağı niteliğindedir. TÜBİTAK önemli destekler vermektedir. Sosyal ve Akademik İlişkiler • Uluslararası kongre ve toplantılara katılım düşüktür. Belirli üniversitelerden dil bilenler daha çok katılmaktadır. Bilim dallarına başvurular ve başvuru koşulları batı yönelimlidir. ulusal ve bağlamsal koşulları göz ardı edilerek aktarılmaktadır. • Bolognizasyon denilen. kuramsal araştırmalar ise destek görmemektedir. Bu Türkiye ve Batı ülkeleri arasında olduğu gibi derin olmasa da benzer biçimde varlığını sürdürmektedir. Genel Değerlendirme ve Çözüm Önerileri • Sosyoloji Batıda doğup geliştiği için Türkiye’de de Batı merkezli bir sosyoloji son derece meşru görülmekte ve etkili olmaktadır. • Politika yönelimli araştırmalara devlet desteği daha fazladır. . Akademik Dereceler • Batı sistemiyle son derece bütünleşmiş bir sistem vardır. • Mevcut Batı sosyolojisi yerel. • Sınırlı ulusal toplantı düzenlenmekte ve iletişim azalmaktadır. • Bölümler içinde ve bölümler arasında “bölmelenmişlikler” (Akşit.148 Ünite 10 Araştırma • Devlet destekli araştırmalar artmıştır. Avrupa Birliği fonları ancak belirli konuları desteklemektedir. • Kurumlaşmış uluslararası destek artmıştır. 1986)yoğundur. • Türkiye’deki gelişmiş kabul edilen üç büyük kentteki üniversitelerle diğer üniversiteler arasında merkez-çevre benzeri hegemonik bir bağımlılık ilişkisi bulunmaktadır. Avrupa Kredi Transfer Sistemi (AKTS/ECTS) uygulanmalarına başlanmış ve sosyoloji bölümlerinin denkliği için yeterlilikler belirlenmeye başlanmıştır. “Avrupa Birliği Yüksek Öğretim Alanı”na dahil olmak üzere izlenen süreç de batıyla bütünleşme derecesini hızlandırmıştır.

. ‘eleştirel’. ‘halk’ ve ‘politika yönelimli” sosyologlar. Dünyadaki Son Gelişmeler Işığında Türkiye’de Sosyoloji Amerikan Sosyoloji Derneği (ASA) ve Uluslararası Sosyoloji Derneği (ISA) başkanlıkları da yapan İngiliz asıllı sosyolog Michael Burawoy’in yaptığı ‘mesleki’ (professional). • Küresel gelişim içinde tarihsel özgüllükleri önemseyerek “sosyolojik düşünme yeteneği” (Mills. Ancak bilimsel topluluğun/cemaatin gelişmesinde bundan yararlanılabilir. makro ve mikro çalışmaları birlikte yapmak. 1956) geliştirmek. Çünkü Michael Burawoy’e göre. • Metodolojik ve ontolojik sayıltılarını gözeterek nicel ve nitel araştırma tekniklerini bütünleştirmek. birbirine içten bağımlılığı olan bu dört tip sosyolog ve sosyoloji arasında kaçınılmaz olarak hükmetme ve bağımlılık ilişkileri söz konusudur. aynı ulus/toplum içinde olduğu kadar farklı uluslara/toplumlara göre zaman içinde değişiklikler gösteren. Türkiye’de Sosyoloji 149 • Birbiriyle yarışan çok sayıda görüş vardır. diğer uluslarla toplantı ve konferanslar düzenlemek. • Sınırlı özgün kuramsal çerçeve ve akademik yükselme amacıyla yapılan çalışma ve yayınlar yeterli bir sosyolojinin gelişiminde en önemli engellerdir. Türkiye’de Sosyolojinin gelişmesi için çok sayıda öneride bulunmak mümkündür: • Sosyologlar arasında iletişimi geliştirerek ortak yapılan çalışma sayısını arttırmak. Akademik kuruluşlara göre farklılaştığı gibi. ‘politika’ (policy) ve ‘eleştirel’ (critical) sosyoloji sınıflamasını göz önünde bulundurarak Türkiye’de Sosyoloji’ye bakıldığında başlangıçtaki kurucularımızın mesleki sosyoloji kadar halk sosyolojisi de yaptığı söylenebilir. • Küresel ve yerel ölçekte karşılaştırmalı araştırmalar yapmak. • Uluslararası merkez-çevre ilişkilerine duyarlı biçimde. dört tip sosyoloji ve dört tip sosyolog bulunmaktadır: ‘Profesyonel’. ‘halk’ (public). • Yapı-birey arasındaki ilişkiyi önemseyerek. • Uluslararası ve bölgelerarası araştırma programları geliştirmek. • İletişim kopukluğu son derece yaygındır.

Aralarında uzlaşma pek kolay olmasa da profesyonel sosyolojinin araçsal (instrumental) bilgisi. Eğer profesyonel sosyoloji olmaksızın halk ve politika sosyolojisi olmuyorsa. Araçsal bilgi ve düşünümsel bilginin her ikisinde de meşruluk. Buna karşılık eleştirel sosyoloji. dahili tartışma içeren düşünümsel bilgi sunar. akademik izleyiciye. Eleştirel sosyoloji. araçsal bilginin değişik formlarıdır. akademi dışındakilere yönelik düşünümsel bilgi üretmekten sorumludur. fakat onların var olabilmesi için zorunludur.150 Ünite 10 Sosyolojik Bilgi Araçsal Bilgi Düşünümsel Bilgi (Diyaloga dayalı bilgi) Akademi Profesyonel Sosyoloji Eleştirel Sosyoloji Akademi Dışı Politika Yönelimli Halk Sosyolojisi Tablo 7: Burawoy’un Sosyoloji Sınıflandırması (Burawoy. bilimsel normlara ve akran değerlendirmesine dayalı. belirli halk kesimlerine yönelik ve halk ile diyalog içinde düşünümsel bilgi üretir. birikimli bilgi yapılarını. Nitekim Burawoy’e göre. hesap verme. etkili. iletişimsel. Mesleki sosyoloji. somut. eleştirilecek bir şey olmayacağı için . halk sosyolojisi ise. yönlendirici soruları ve kavramsal çerçeveyi sağlayan profesyonel sosyoloji olmaksızın ne halk ne de politika yönelimli sosyoloji olur. sırasında kaynak sağlayıcıların hizmetinde olabilen. patolojik davranışlara sahip olma ve siyaset yapma açısından sosyologlar karşılaştırılır. akademik izleyiciye kuramsal veya ampirik özellikte. temel ahlaki görüşler taşıyan. ‘gerçek’ (truth) ve gerçeğin test edilmiş yöntemleri. Halk sosyolojisi ise. 2005) Sosyolojik işbölümünde Burawoy sosyolojik bilgi türleri ve onun izleyicilerinin bir tipolojisini önerirken ‘araçsal’ (instrumental) ve ‘düşünümsel’ (reflexive) olarak iki bilgi türü ve ‘akademik’ ve ‘extra-akademik/akademi dışı olarak’ iki grup dinleyici ayrımı yapar. profesyonel sosyoloji olmadan halk ve politika yönelimli sosyoloji olmayacağı gibi. akademi dışındaki izleyiciye. halk sosyolojisi kadar politika yönelimli sosyoloji ve onun müşterilerinin hizmetine de sunulabilir. Profesyonel sosyoloji. kendi referans sistemine ve mesleki çıkarına sahip araçsal bilgi üretir. Ancak farklı bir şekilde. Diğer bir ifade ile mesleki ve politika yönelimli sosyoloji. akademi dışındaki izleyiciye. Politika yönelimli sosyoloji ise. sırasında dogmatik özelliklere sahip. aynı durum eleştirel sosyoloji için de geçerlidir. politik müdahale olanağı veren araçsal bilgi üretir. halk ve politika yönelimli sosyolojinin düşmanı değildir. akademisyenlere.

işçi sendikaları gibi. Halk sosyologları ise. Politika yönelimli bir sosyolojiden halk sosyolojisine de geçiş olabilir. Örneğin James Coleman’ın Amerikan Kongresi’ne sunduğu Afrikalı Amerikalıların okullara entegrasyon önerisi böyle bir durumu yansıtmaktadır. temelde kamuya angaje olmuştur. Robert Bellah’ın Kalbin Alışkanlıkları adlı kitapları veya New York Times gazetesinde çıkan yazılar. daha sınırlı çıkarların savunulmasına yönelik olabilir. Politika yönelimli araştırmacı sosyologlar. halk ile sosyolog arasında karşılıklı anlaşma içinde konuşmayı/ diyalogu başlatır. Söz konusu sınıflamada yer alan ilk kategori olarak profesyonel sosyologlar. Profesyonel sosyologlar yaptıkları çalışmaları yayınlama sorumluluğuna sahiptirler. Organik ya da tabana dayalı halk sosyolojisi ise. Ayrıca ‘seçkinci/geleneksel’ ve ‘organik/tabana dayalı’ (grassroots) halk sosyolojileri şeklinde ayrım da söz konusudur. Örneğin eğitim sırasında öğrenciler. Ancak kabul etmek gerekir ki. eğer profesyonel sosyoloji bir ülkede çok gelişmişse diğerlerinin zayıf kalma olasılığı yüksektir. meşruluk temelleri ve sorumlulukları/hesap verme mekanizmaları bulunduğundan uzlaştırılmaları pek kolay değildir. İdeal olarak profesyonel sosyoloji. organik/tabana dayalı yaklaşım ise diyalog ile öğrencilerde var olan bilgilerin ortaya çıkarılabileceğini kabul eder. Türkiye’den de benzer örnekler vermek . Türkiye’de Sosyoloji 151 eleştirel sosyoloji de olamaz. Halk sosyolojisi. Geleneksel seçkinci yaklaşım öğrencileri hiçbir şey bilmeyen ve bilgi ile doldurulması gereken boş bir kap/tabla olarak görürken. geleneksel ya da seçkinci halk sosyolojileri olarak kabul edilmektedir. inanç toplulukları. kamu veya özel sektör tarafından talep edilen araştırmaları yapmakta kullanırlar. Gunnar Myrdal’ın Amerikan İkilemi. akademinin ötesinde politik ve ahlaki düşüncelerle halk ile diyalog içinde olmaktır. Ancak. toplumu analiz etmek için kuramsal ve metodolojik olarak sofistike araçlara sahiptirler. bu tiplerden birinde yer alan sosyologların kendilerine göre farklı bilgileri. Örneğin David Reisman’ın Yalnız Kalabalıklar. Benimsedikleri bilimsel süreçler. meşruluk ilkeleri ve hesap verme biçimleri kendi meslektaşları tarafından belirlenir. propaganda ve dogmaya dönüşmeyi engellemede. Onlar toplumun içinde bulunduğu en önemli problemleri göstermek için halk ile birlikte çalışırlar ve halka karşı sorumludurlar. Türkiye’de başlangıcından bu yana sosyolojinin bu kapsamda gelişim gösterdiği iddia edilebilir. mahalle grupları. Halk sosyolojisi. diğer sosyoloji yapma biçimlerinin belkemiğidir. profesyonel sosyoloji tarafından geliştirilen kuramsal çerçeveleri ve metodolojileri. sosyologların ilk halkı olarak görülürler.

Burawoy. Eleştirel sosyoloji ilk olarak mesleki sosyoloji ile ilgilenir. Tipler arasında . Normal bilim yaparken Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlarnın bilgisinin veya sosyolojinin temellerinin sorgulanması fazla mümkün değildir. politika yönelimli araştırmalar iktidarın hizmetine girebilir. eleştirel sosyoloji. Wright Mills. Sosyoloji Derneği yönetiminde uzun yıllardır görev üstelenerek bu misyonu yerine getirmeye çalışmaktadır. devlet/siyaset ve ekonomi tarafından tehdit edilen sivil toplumu savunmanın. halk sosyolojisi olarak düşünülebilir. Bazı öğretim üyeleri. Her tipin kendine özgü patalojik yanları söz konusudur. Ancak çoğu zaman birinde yoğunlaşma söz konusudur. Ayrıca kalkınma ajansları ve GAP’ın eşitsizlikleri arttırdığı konusunda kamuoyuna yapılan eleştiriler. Aslında bir sosyolog. Eleştirel sosyologlar ise. Bu işi yapmak eleştirel sosyolojinin görevidir. onların sayıltılarını ve mesleki sosyolojinin gizli gündemini sorunsallaştırırken bilimsel topluluğa karşı sorumludur. ‘aktivist’ ve ‘profesyonel’ sosyolog tipleri bulunmaktadır. Alvin Gouldner ve hatta Pitirim Sorokin’in mevcut mesleki sosyolojinin temellerini sorgulayan eleştirel sosyologlar olduğunu söylemek mümkündür. Örneğin mesleki sosyoloji kendini diğer tiplerden tamamen soyutlayabilir. sosyologların politika sosyolojisi. ‘çalışılan yer’ ve ‘yapılan iş’ gibi iki ölçütlü bir sınıflama yapmak da mümkündür.152 Ünite 10 mümkündür. ama bilginin piyasada metalaşmasını sorunlaştırarak politika yönelimli sosyoloji ile. Aslında bunların birbirlerini tamamen dışladığı söylenemez. Ancak tüm bu dört tipin Weberyen anlamda birer ideal tip olduklarını unutmamak gerekir. Örneğin bazı DTCF Sosyoloji Bölümü öğretim üyelerinin GAP İdaresi için yaptıkları karşılaştırmalı toplumsal yapı araştırması öncelikle politika yönelimlidir. Bazı sosyologlar dört tip içinde de faaliyet gösterebilirler. Gelişmiş Batı toplumlarındaki bu dörtlü sınıflama yerine. yaptığı işin ahlaki boyutuna hiç değinmeden mesleki sosyoloji yapabilir. Bu yüzden eleştirel sosyolojinin mesleki sosyolojinin bilinci olduğunu söylemek yanlış olmaz. “ne için bilgi” ve “kimin için bilgi” sorularını sorarak yanıt aramışlardır. ahlaki yükümlülükler nedeniyle de halk sosyolojisi ile ilgilenir. halk sosyolojisinin de pop sosyolojiye dönüşme riski vardır. Onlar. mevcut kuramları. halk sosyolojisi ve mesleki sosyoloji arasında yer değiştirebileceğini. Kategoriler arasındaki ilişki ya da bağlılık. bunun da normal olduğunu belirtir. eleştirel sosyolojinin en önemli görevi olduğudur. Ancak unutulmaması gereken. bu kategorilerin özerkleşmesi ile tehlike altına girebilir. Örneğin Achwan ve Sujatmiko’ya göre Endonezya’da ‘akademik’. Bu anlamda C.

hükümet kuruluşları. politik etki ve sosyal performans göstergelerinin baskısına hedef olmaktadır. Öte yandan bir disiplin olarak sosyoloji. bilgi toplumunun ortaya çıkışıyla birlikte. Profesyonel sosyolojiden beslenen politika yönelimli sosyologlar tarafından. Mod 2 Araştırmalar geçici ve interdisipliner ortamlarda yürütülmekte. Farklı bir deyişle aktivist sosyologlar. Bu tür özelliklerin Türkiye için de geçerli olmaya başladığı söylenebilir. daha sonraki kuşakların ise hem akademik hem de profesyonel özellikler taşıdığını söylemek pek yanlış olmayacaktır. ki bu değişim Mod 1’den Mod 2’ye geçiş olarak adlandırılmaktadır. Profesyonel sosyolojinin bilgi savları.5 veya Mod 3 şeklinde (devlet üniversitesinde piyasaya araştırma yapmak gibi) örneklerden de söz edilebilir. Burawoy’un eleştirel ve halk sosyolojisine benzer faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Akademik sosyologlar Burawoy’in profesyonel sosyologlarına benzemekte. Türkiye’de Sosyoloji 153 sürekli geçişler de mümkündür ve birbirleriyle işbirliği de yapmaktadırlar. Bir araştırmanın yararını değerlendirmede de. Eğer Mod1 araştırma. Aktivist sosyologlar ise. toplumsal meşruluk baskısı ile karşı karşıya kalmada yalnız değildir. Tüm Batı Avrupa ülkelerinde bilim ve toplum ilişkilerinin yeni ve değişen örüntüleri söz konusudur. Burawoy’in politika yönelimli araştırmacı sosyologları gibi kamu veya özel sektörde hizmet ve politika üretiminde görev almaktadırlar. ekonomik yarar. Mod 2 bilimin kurumsal bağlamında bir dizi önemli değişim gerektirmektedir. bu gelişmelere paralel olarak politik ve ekonomik ölçütler daha fazla önem kazanmaktadır. özel danışmanlık şirketleri araştırmalara fon sağlamakta ve öncekilerden çok daha fazla sayıda araştırmacı istihdam etmektedirler. Mod 2’de. Hatta Mod 1. Bu bağlamda değerlendirdiğimizde kurucularımızın aktivist olduklarını. bilmece çözme . medya veya sivil toplum kuruluşları aracılığıyla sosyal problemleri yorumlayarak daha iyi bir toplumu inşa etmek üzere evrensel değerlerle ilintili eleştirel politikalar üretmeye çalışmaktadırlar. Bunun yerine araştırma merkezleri. örgütsel problemlere veya pratik politikalara uygulanabilecek bilgi üretilir. devlet fonlarıyla desteklenmiş ve disiplin temelli olarak organize edilmiş klasik araştırma ise. üniversiteler bilgi üretimindeki tekel konumlarını kaybetmişlerdir. üniversite ve araştırma enstitülerinde toplumu anlamada sofistike kuramlar ve yöntemlere sahip olarak çalışmaktadırlar. Endonezyalı profesyonel sosyologlar ise. Sonuç olarak araştırmalar. temel araştırmalardan farklı olarak çeşitli düzeylerde uygulamalar içermekte ve büyük ölçüde dış ortak/ partner ve müşterilerle yakın işbirliği içinde yapılmaktadır.

Nitekim Burawoy de. Ulusal Sosyoloji Kongresinde Türkiye’nin önemli gündem maddesini oluşturan ‘demokratik açılım’ konusunda katılanların görüşlerini alarak. Sosyoloji Türkiye’de İstanbul Üniversitesi’nde Ziya Gökalp tarafından ilk derslerin verildiği 1914’lü yıllara kadar giden geçmişinden bu yana büyük ölçüde halk sosyolojisi ağırlıklı iken. 12 Eylül 2009 ‘da İstanbul’da yaşanan sel felaketinden sonra merkezi ve yerel yönetime yönelik eleştirel basın açıklamalar ve 2007’de Ankara’da yaşanan su kesintilerinde yerel yönetim uygulamalarının değerlendirmesini yapan bir doktora tezinde halk sosyolojisi yapıldığı söylenebilir. Ancak bu çalışmaların arkasında hep akademik kaygılar olmuştur. DTCF Sosyoloji bölümü. Örnek vermek gerekirse. Halk sosyolojisi kamusal tartışmalara hizmet eder ve bu yüzden dıştan dinleyicileriyle diyalog içerisindedir. bu bağlamda sosyal problemlere yönelik olarak problem çözmedir. Geleneksel Dayanışmanın Çağdaş Dayanışmaya Dönüşümü (1993) bir politika yönelimli araştırmadır. halk sosyolojisi yaparken bu şekilde tavır almanın sosyologların ahlaki sorumluluğu olduğunu belirtmiş ve üyelerinden önemli destek görmüştür. Tüm bu tartışmaların Türkiye’de tam karşılıkları bire bir bulunmasa da veya ‘kuramsal’ ve ‘uygulamalı’ sosyoloji ayrımına dayanan terminoloji daha yaygın olsa da. Elektrik Mühendisleri Odası ile işbirliği içinde “Elektronik gözaltı ve telekulak” konusunda. Eleştirel sosyolojide. Bu terim. Hatta Sosyoloji Derneği üye ve yöneticilerinin Adnan Menderes Üniversitesi ile birlikte Aydın'ın Didim ilçesinde Ekim 2009 ‘da gerçekleştirdiği 6. İnşaat Mühendisleri Odası ile 1999 Marmara Depreminin 10. Çoğu kamusal destekli olan araştırmalar. Irak Savaşı’na karşı ASA’nın açıklama yapmasını sağlayarak. Politika yönelimli sosyoloji. daima geniş . gerek uygulamalı gerekse politika yönelimli sosyoloji yaparken de eleştirel olmak ve halka yönelmek eğilimindedir. Politika yönelimli sosyologlar arasında ‘geleneksel/seçkinci ’ ve ‘organik/tabana dayalı’ halk sosyolojisini benimseme açısından da farklar bulunabilir. yılında “Afetlere Hazırlık” konusunda.154 Ünite 10 şeklinde meydana gelir. “diyalog hakkında da diyalog” söz konusudur ve bunların dinleyicileri daha çok akademiktir. Aile Araştırma Kurumu’na 1990 yılında kurulan Sosyoloji Derneği üyelerinin yaptığı. Kuhn’un normal bilim yapma dönemine denk gelir. 1990’lı yıllardan başlayarak politika yönelimli olmaya başlamıştır. kapanış oturumunda sonuçların paylaşılması da halk sosyolojisi örneği olarak değerlendirilebilir. Burawoy veya başkalarının eleştirdiği parasal kaynak sağlayıcıların çıkarına hizmet eden araştırmalar hiçbir zaman yapılmamıştır.

Türkiye’de Sosyoloji

155

toplum kesimlerine hizmet etmek anlayışının ürünüdür. Bu çabaların bir örneği olarak TÜBİTAK tarafından desteklenen GAP Karşılaştırmalı Toplumsal Yapı Araştırması en son çalışmalardan birisi olarak hem Sosyoloji Derneği hem de GAP idaresi tarafından 2010 yılında basılmıştır. Bu çalışmaların ayrıca Mod1 araştırmadan Mod 2’ye geçişin izlerini taşıdığı söylenebilir. Ancak TÜBİTAK’ın da devlet kuruluşu olması nedeniyle tam bir dönüşümden söz edilemez. Ayrıca henüz kamu en önemli kaynak sağlayıcı olduğundan Türkiye’de Mod 2 araştırmalar çok sınırlıdır. Bununla birlikte, şimdilik yakın bir tehdit olmaması hiç olmayacak anlamına gelmemelidir. Bilindiği üzere sosyoloji Türkiye’de ağırlıkla devlet üniversitelerinde bilimsel ve ekonomik açıdan tam özerk olmayan koşullarda yapılmaktadır. Buradan hareketle “acaba Türkiye’de halk sosyolojisinin geliştiğini iddia etmek mümkün müdür ” sorusu akla gelmektedir. Ancak “Özellikle İskandinav refah toplumunda, devletin her zaman her şeyin içinde olması demek halk sosyoloji anlamına gelmemektedir. Diğer bir ifade ile araçsal halk sosyoloji tatmin edici görünmemektedir.” diyen Kropp’un saptaması, yanıtın olumsuz olduğunu bize açıkça göstermektedir. Sujata Patel (2010)’in belirttiği gibi, 1970’lerden bu yana dünya hızla değişmekte; bilgi, düşünce, hizmet, para, mal ve teknoloji kadar hastalık (örneğin kuş ve domuz gribi) ve ilaçlar ile silahlar da sınır ötesine taşarak dolaşmaktadır. Dünya Risk Toplumu olarak da tanımlanan bu toplum yapısı içinde işbirliği olanakları kadar çatışma, eşitsizlikler ve askeri güç uygulamaları da artmakta; kültürel dışlamalar ve grup kimlikleri yeni formlarda ortaya çıkmakta; mekân kavramı yeniden tanımlanmaktadır. Bu yüzden değişen dünyayı anlamada yeni yaklaşımlara ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak önemli olan sosyologların bu değişmelere meydan okumaya ne kadar hazır oldukları ya da değişen dinamikleri anlamada ne tür kaynaklara sahip olduklarıdır. Öte yandan, sosyolojik çalışmalarda toplum olarak kavramlaştırılan gerçeklik çoğu kez ulus devlete karşılık gelmektedir. Hatta Amerikalı sosyologların, toplum yerine ulus kavramını tercih ettiklerini dikkatli gözlemciler hemen fark edebilirler. Bu yüzden birçok ünlü Batılı sosyologun geliştirdiği kuram veya kavramın küresel düzeyde karşılaştırmalar içermediğini ve yalnızca Kuzey Amerika ya da Avrupa ile sınırlı kaldığını söylemek mümkündür. Aslında U. Beck’in “yöntemsel ulusalcılık” (methodological nationalism), “kozmopolitan gerçeklik” (cosmopolitan reality) ve “ikinci modernlik” (second modernity) kavramları da tam bu konulara işaret etmektedir. Diğer bir ifade ile sosyolojinin konusu olan insan, kurum, örgüt ya da gruplar hakkındaki

156

Ünite 10

betimlemeler, bunu yapan sosyologun kendi ulusal kültürü ile sınırlı kalabilmektedir. Özetle bugüne değin evrensel olarak ileri sürülen birçok sosyolojik görüş bu özelliği taşımazken, hatta bölgesel/taşra (provincial) düzeyinde kalırken, bunları eleştirmeden evrensel olarak kabul etmek Syed Farid Alatas (2010)’ın yıllar önce belirttiği gibi “tutuklu zihinler” (captive mind) olarak eleştirilmektedir. Buradan hareketle DTCF Sosyoloji Bölümü’nde yoksulluk konusundaki bir doktora tezinde “azimli yoksullar” kavramı geliştirilerek sosyolojik yazına kazandırılmıştır. Bu girişimin Alataş’ın “basit alternatif” geliştirme söylemine denk düştüğünü belirtmek yanlış olmayacaktır. Bilindiği üzere, alternatif sosyoloji arayışları, Batı-dışının ya da Güneyin Kuzeye tarihsel, sosyal, ekonomik, siyasal, kültürel, bilimsel/ akademik çok yönlü bağımlılığına karşı bir meydan okumadır. Batı dışından, kendi tarihsel ve sosyal deneyimlerine dayanan yeni kavram ve kuramların üretilmesi, sosyal bilimlerde güneyin kuzeye olan tarihsel bağımlılığını azaltmada önemli görülmektedir. Alataş’ a göre, sosyal bilimlerde batıya alternatif olabilmek için, taklitçi olmamak, yaratıcı olmak, özgün olmak, özcü olmamak, Avrupa merkezli olmamak, ulus devlet ve uluslararası grup ve kuruluşlardan bağımsız olmak, yerelin kültürünü, dilini, sosyal ve ekonomik koşullarını yeni kavramlar ve kuramlar üretmede bilginin kaynağı olarak görmek gerekir. O, ‘basit’ ve ‘yüksek’ düzeyde alternatif olma konularını tartışır. Basit düzeyde alternatif olmak, Batıda geliştirilen kavramları Batı dışı bağlama dikkatle uygulamak iken; yüksek düzeyde alternatif olmak, Batı dışında/yerel düzeyde üretilen bir kavramın yerel bağlamda yaratıcı olarak uygulanması demektir. Yüksek düzeyde alternatif olmak, özellikle hegemonik ilişkileri yıkacağı için önemlidir. Alataş’ın burada İbn-i Haldun’un Asabiye Teorisi’ni kastettiği belirtilmelidir. Ancak İbn-i Haldun’un sanayi öncesi toplumlardaki değişmeyi açıklamak üzere geliştirdiği kuramından yararlanmanın da basit alternatif olma özelliğinin daha fazla olduğunu ifade etmek gerekmektedir. Bu bağlamda Ziya Gökalp’in ‘hars’ ve ‘medeniyet’ ayrımı da Batı dışından bir alternatif söylem olabilir. Ayrıca hars kavramının kültüre denk düşmesi yüzünden, bu girişimin de basit alternatif olacağı iddia edilebilir. Aslında basit alternatiflerin, günümüzde çok tartışılan ‘tek’ yerine ‘çoklu evrenselliklerin’ olduğu görüşü için de uygun bir zemin hazırladığı düşünülmelidir.

Türkiye’de Sosyoloji

157

Özet
Türkiye’de ve Avrupa’da sosyolojinin bir bilim olarak kabul edilmesi hemen hemen aynı yıllara rastlamakla birlikte, aynı gelişimi gösterememiştir. Türkiye’de sosyolojinin en önemli sorunlarının başında “aktarmacılık” ve “gelenek yokluğu” gelmektedir. Türkiye’de sosyolojinin statüsünün düşüklüğü ise, son yıllarda tartışmaya açılan diğer bir sorundur. Bu duruma yol açan en önemli nedenlerin başında batıya bağımlılığı ve kendi koşularına uygun kuramsal ve kavramsal çerçeveleri oluşturamaması gelmektedir. Ancak bu konudaki değerlendirmelerin sosyolojinin nasıl bir bilim olduğu konusundaki tartışmalar ışığında yapılması daha sağlıklı olacaktır. Çünkü başlangıçta Batıda doğan ve Batı sorunlarını inceleyen sosyolojinin evrenselliği hiçbir eleştiri yapılmadan tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kabul edilmiştir. Evrimci gelişme kuramlarının mercek altına alınması ve Batı merkezli kuramların Batı-dışını açıklamada yetersizliklerinin saptanmasıyla yapılan eleştiriler de artmıştır. Bu eleştirilerin başında, yapılan çalışma ve yayınların çoğu Batı kuramlarını test etmeye yarayan bilgi/data kaynağı niteliğinde olması ve Batı sosyolojisinin yerel, ulusal ve bağlamsal koşulları göz ardı edilerek aktarılması gelmektedir. Ayrıca sosyologlar arasında iletişim kopukluğunun yaygın olması ve sınırlı özgün kuramsal çerçeve ve akademik yükselme amacıyla yapılan çalışmalar, yeterli bir sosyolojinin gelişiminde en önemli engeller olarak görülmektedir. Amerikan Sosyoloji Derneği (ASA) ve Uluslararası Sosyoloji Derneği (ISA) başkanlıkları da yapan İngiliz asıllı sosyolog Michael Burawoy’in yaptığı ‘mesleki’ (professional), ‘halk’ (public), ‘politika’ (policy) ve ‘eleştirel’ sosyoloji sınıflamasını göz önünde bulundurarak Türkiye’de Sosyoloji’ye bakıldığında, başlangıçtaki kurucularımızın mesleki sosyoloji kadar halk sosyolojisi yaptığı da söylenebilir. Alternatif sosyoloji arayışları ise, Batı-dışının ya da güneyin kuzeye tarihsel, sosyal, ekonomik, siyasi, kültürel, bilimsel/akademik çok yönlü bağımlılığına karşı bir meydan okumadır. Batı dışından, kendi tarihsel ve sosyal deneyimlerine dayanan yeni kavram ve kuramların üretilmesi, sosyal bilimlerde güneyin kuzeye olan tarihsel bağımlılığını azaltmada önemli görülmektedir.

Türkiye’de sosyolojinin en önemli sorunlarının başında ne gelmektedir? a) Aktarmacılık b) Gelenek yokluğu c) Batıya bağımlılık d) Özgünlük e) Hepsi 3.158 Ünite 10 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de sosyolojinin gelişiminde etkili değildir? a) İletişimi güçlendirmek b) Karşılaştırmalı araştırmalar yapmak c) Sadece mikro çalışma yapmak d) Mikro ve makro çalışmaları birlikte yapmak e) Ulusal ve uluslararası toplantılar düzenlemek 5. Burawoy’un sınıflamasından hareketle Türkiye’de en az yapılan sosyoloji hangisidir? a) Mesleki sosyoloji b) Eleştirel Sosyoloji c) Politika Yönelimli Sosyoloji d) Halk sosyolojisi e) Hiçbiri . M. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de sosyolojinin metodolojik sorunları arasında sayılamaz? a) Pozitivizmin baskınlığı b) Pozitivizmin ihmali c) Yorumlayıcı sosyolojinin ihmali d) Feminist eleştirileri yok sayma e) Hiçbiri 4. Türkiye’de sosyolojinin kurucusu kimdir? a) Hilmi Ziya Ülken b) Prens Sabahattin c) Ziya Gökalp d) Fahri Fındıkoğlu e) Niyazi Berkes 2.

Burawoy. Bash. Bandura. M. (1987) Women and Social Class. Tonak). Alataş. McIntosh). M. H. M. Global Culture: Nationalism. A. (2010) Değişen Dünyada Sosyoloji. S. Berger. İstanbul: Der. Ankara: İmge. London: Tavistock. Cheal. Globalization and Modernity (Dr. New Jersey: Humanities. Baumann. L. iç. İstanbul: Ufuk. Bursa: Ekin. London. Yılmaz). R. (1963) İnvitation to Sociology: A Humanistic Perspective. Chicago: University of Chicago Press. Appadurai. (1996) Rise of Network Society.: The Free Pres. Chang. Facing an Unequal World: Challenges for a Global Socıology (der. A. (2005) Public Sociologies: Contradictions. . S. Bozkurt. Z. Social Forces. (1997) Modern Devletin Doğuşu.. Hsieh). (1958) The Human Condition. M. Coser. Vol 2 : 139-158. K. Armağan. Oxford: Blackwell. (2010). (1974) Labelling Theory Reconsidered. İç. (2004)(der) Küresel Kuşatma Karşısında İnsan. New York: Academic Press. H. Gelencoe. Coşkun. L. (1997) Thinking Sociologically. Oxford Blackwell. Dahrendorf. P. Rock ve M. R. iç. E. London: Tavistock. F. M. İstanbul: Ayrıntı. Featherstone). D. H. Türkiye’de Sosyoloji 159 Kaynaklar Abbott. P. Beck. (1993) Disjuncture and Difference in the Global Cultural Economy. (1992) Risk Society. İ. Advances in Experimental Psychology (der. (1995) Socail Problems and Social Movements. Stanford: Stanford University Pres. 82: 1603-1618. A. New York: Doubleday. V. H. M. (2000) Emperyalizm mi? Küreselleşme mi? İç Küreselleşme: Emperyalizm Yerelcilik İşçi Sınıfı (der. (1956) The Fuctions of Social Conflict. London: Sage. (1991) Family and the State of Theory. A. Deviance and Social Control (der. (1965) Vicarious Process: A Case of No-trial Learning. F. Berkowitz). Arrent. M. Boratav. iç. Castels. Becker. Burawoy. “The Definition and Types of Alternative Discourses”. P. (1959) Class and Class Conflict in Industrial Society. Dilemmas and Possibilities. Z. (1999) Küreselleşme: Toplumsal Sonuçları (Çev. Bauman. Tronto: Üniversity of Toronto Pres. U. Ill. Sapsford.

Kasapoglu. J (1981) The Philosophical Discourse of Modernity. New York: Free Press. (1983) The Managed Hear: Commercialization of Human Feeling. Ankara: Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sosyal Hizmetler Müsteşarlığı Yayınları.. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Fukuyama. (1977) Mukaddime. J. (1991) Yüksek Öğretimde Sosyoloji Eğitiminin Sorunları. Lyotard. O. Habermas. J. Akınhay). A. (1989) The End of History and The Last Man. Cambridge: Polity. (2004) Sivil toplum ve Devlet. A. Giddens. Lenslin. T. (1990) Postmodern Durum (Çev. Giddens. Hochschield. J. Haldun. Foucault. Feagin. Ankara: Ankara Üniversitesi. Ankara. DTCF Araştırma Dergisi. Holborn. Review. A. (Çev. Avrupa’da Yeni Yaklaşımlar. Kasapoğlu. B. (1992) Postmodernism. Giddens. M. A. A. J. M. (1997) Social Problems: A Critical Power-Conflict Perspective. New Jersey: Prentice Hall. Cambridge: Polity Pres. New York: Free Press. selcted Interviews and Other Writings 1971-1977. R. A. (1992) Sosyolojide Birlik Sağlamak. London: Coolins . (1997) Günümüzde Aile Araştırmaları. Keane. A.. A. Sociology: A Down to Earth Approach. Brighton: Harvester. Reason and Religion. M.Çiğdem). Çiğdem). F. (Çev. (1980 ) Power/Knowledge. (1912/1965) Elementary Forms of Religious Life. J. M.160 Ünite 10 Durkheim. (1993) Sociology. (1984) Constitution of Society. Durkheim. London: Hamilton. F. İstanbul: Alfa. (2000) Elimizden Kaçıp Giden Dünya. A. 1: 141-158. (!1938/1964) The Rules of Soıciological Method. Ankara: Ara. (1992) General Historical and Culturally Specific Properties of Global Systems. Boston: Allyn and Bacon. Feagin. E. Berkeley: University of California Pres. İ. London: Routledge. A. M. (1995) Sociology: Themes and Perspectives. Gellner. Friedman. C. Giddens. (Çev. E. Kasapoğlu. 15: 335-372. E. (1990) The Consequences of Mpodernity: Cambridge: Polity. Haralambos. .Dursun). London: Polity.

E. P. M. (1992) Globalization: Social Theory and Global Culture. Persson. İstanbul: İletişim. A. Özdalga. New York: Alfred A. Ill. London: Sage.Hill Company. G. A. New York: Oxford University Press Neuman (1994) The Qualitative and Quantitative Research Metheods. F. M. Aktay. Özden.Mandel).. (1998) Postmodernizm ve Toplum Bilimleri (Çev. A. (1995) Postmodernite. G. Özkalp. Ankara: Bilim ve Sanat. Knoph. New York: Vinatge Books. Ankara: Vadi. G. T.. 38-150. Fethi): İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi.) Postmodernizm ve İslam. (Çev. K. (1978) Capital. (2000) (der) Küreselleşme: Emperyalizm Yerelcilik İşçi Sınıfı. Chang. Self and Society. iç. C. R. Demokrasi ve İslam Dünyası. İstanbul: İletişim. J. Ankara: İmge. Burawoy. Glencoe. A. Topçuoğlu. H. Y. (2000) Global Bir Bakışla Politik Sosyoloji. R. Rosenau. Küreselleşme ve Oryantalizm. ( 1995) Social Problems: A World at Risk. Ritzer. (1949) Social Theory and Social Structure. Sarıbay. Sivil Toplum Kuruluşlarında Yönetim. Birkan). Boston: Allyn and Bacon.. iç. Ill. Mead.. “The Imperative and the Challenge of Diversity. E. (Çev. R. (2000) Sosyolojiye Giriş. (1993) An Introductory Guide to Cultural Theory and Popular Culture. Türkiye’de Sosyoloji 161 Lenski. S. T.. İstanbul: Alfa. M. Vol 1: 48-63 Patnaik. P (1997) Imperialism. K. Reconstructing Sociological Traditions fort he Twenty First Century”. Sarıbay. (1983) Sociological Theory. Robertson. .: Free Pres. (2008) Sivil Toplum ve Sivil Toplum Kuruluşları. (1934) Mind. (1951. (1956) The Power Elites. M. A. Marks. Revue Tiers Monde . Soraka. Hsieh). III: The Free Press Patel. Chicago. New York. Bryjack. M. Facing an Unequal World: Challenges for a Global Socıology (der. New York: Wheatsheaf. (1998) (der) Sivil Toplum.: Chicago Univesity Press. Tonak. (1999) (der. (1966) Power and Privilege: A THeory of Social Stratification. R. R. (1997) Niyazi Berkes: Unutulan Yıllar.Coşkun). Sezer. P. Ankara: Seçkin. A. Merton. Mills. W. (2010). Storey. Glencoe. (der. Parsons. McGraw. Sivil Toplum ve İslam.1967) The Social System. E. E. S.

P. Weber. Current Sociology. M. A. (1946 ) From Max Weber: Essays in Sociology (Çev. M. I. Glencoe. Çev. Harmonworth: Penguin. Ill: The Free Press Worsley. Gerth ve C. Mills) New York: Oxford University Pres.162 Ünite 10 Wallertein. 2: 1-4. H. Parsons). Weber. W. . M. (1988) Introducing Sociology. (1913/1947) The Theory of Social and Economic Organization. (1998) The Heritage of Sociology and The future of Social Sciences in the 21st Century. Hendelson ve T.

B 4. B 8. A 2. B 4. D 6. C 5. C 5. B 3. D 2. C 5. B 6. D 2. A 6. B 4. A 9. B . D 3. B 2. D 2. D 5. E 5. Ünite 1. Ünite 1. C 3. Ünite 1. E 3. C 7. E 2. B 8. D 4. Ünite 1. B 4. D 5. D 6. C 2. D 6. D 4. B 4. Ünite 1. Ünite 1. C 7. E 3. E 3. C 2. B 3. E 2. C 3. A 5. D 4. D 4. C 5. Türkiye’de Sosyoloji 163 Değerlendirme Sorularının Yanıtları 1. D 7. Ünite 1. Ünite 1. C 3. E 10. C 2. E 5. A 3. B 7. C 5. E 5. A 4. Ünite 1. C 7. A 6. Ünite 1. A 2. C 3. D 4.

164 Ünite 10 .

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful