P. 1
Sosyolojiye Giris

Sosyolojiye Giris

|Views: 87|Likes:
Yayınlayan: constantinist

More info:

Published by: constantinist on Oct 15, 2013
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

07/23/2015

pdf

text

original

Sections

  • Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler
  • Sosyolojinin İlişkide Bulunduğu Bazı Sosyal Bilimler
  • Psikoloji
  • Antropoloji
  • Ekonomi
  • Siyaset Bilimi
  • Felsefe
  • Sosyolojinin Dalları
  • Sosyolojinin Öncüleri
  • Sosyolojinin Kurucuları
  • Sosyolojinin Temel Önermeleri
  • Önerme 1
  • Önerme 2
  • Önerme 3
  • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar
  • Sembolik Etkileşimci Yaklaşım
  • Sosyal İnşacılık
  • Etiketleme Kuramı
  • Çatışmacı Yaklaşım
  • Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı
  • Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar
  • Feminizm
  • Farklı Feminist Yaklaşımlar
  • Marksist Feminizm
  • Radikal Feminizm
  • Liberal Feminizm
  • Sosyalist Feminizm
  • Postmodernizm
  • Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımlar
  • Araştırma Tipleri / Boyutları
  • Amacına göre araştırma tipleri
  • Kullanım alanına göre araştırma tipleri
  • Zaman Boyutunda Araştırma Tipleri
  • Bilgi Toplama Tekniklerine Göre Araştırmalar
  • Yanıtladıkları Sorulara Göre Araştırmalar
  • Yapıldıkları Yerlere Göre Araştırmalar
  • Aktif veya Pasif Olarak Yapıldıklarına Göre Araştırmalar
  • Araştırma Teknikleri
  • Araştırma Süreci
  • Araştırmanın Adımları
  • Araştırma Problemi
  • Araştırma Amaçları
  • Araştırmanın Önemi
  • Araştırmanın Sınırlılıkları
  • Yöntem
  • Süre ve Maliyet
  • Kaynakça
  • Özet
  • Sivil Toplum
  • Tarihsel Gelişim
  • Devlet ve Sivil Toplum İlişkisi
  • İslam ve Sivil Toplum
  • Kavramsal Açıklık
  • Sivil Toplum Kuruluşları
  • Sivil Toplumun Yeniden İnşası
  • Küreselleşme
  • Küresel Yaklaşımlar
  • Küreselleşme Tartışmaları
  • Küreyellik/Glokalleşme
  • Küreselleşmenin Eleştirisi
  • Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal
  • Türkiye’de Sosyolojinin Sorunları
  • Kuramsal Sorunlar
  • Metodolojik Sorunlar
  • Bilimsel Çalışmalar ve Yayınlar
  • Eğitim
  • Bilimsel Toplantılar
  • Araştırma
  • Sosyal ve Akademik İlişkiler
  • Genel Değerlendirme ve Çözüm Önerileri
  • Değerlendirme Sorularının Yanıtları

ANKARA ÜN‹VERS‹TES‹ UZAKTAN E⁄‹T‹M YAYINLARI

Sosyolojiye Giriş

Yazar
Prof. Dr. Aytül Kasapoğlu

@

Ankara Üniversitesi Uzaktan E¤itim Yay›nlar›

Yay›n No: 79

@
ISBN: 978-975-482-936-5 © Ankara Üniversitesi, 2011
Bu kitab›n bas›m, yay›n ve da¤›t›m haklar› Ankara Üniversitesi’ne aittir. Ankara Üniversitesi’nden yaz›l› izin al›nmadan kitab›n tamam› ya da bir bölümü mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik kay›t ya da başka şekillerde ço¤alt›lamaz, bas›lamaz ve da¤›t›lamaz. Kitaptaki görüşlerin yasal ve bilimsel sorumlulu¤u, ünite yazarlar›na ve kitap editörlerine aittir. Genel Yönetim : Prof. Dr. Haluk Geray Akademik Koordinasyon : Prof. Dr. Aytül Kasapoğlu Teknik Koordinasyon : Murat Çınar Tasar›m : Öğr. Gör. Mehmet Sobacı Kemal Cenk Türkçe Editörü : Dr. Hüseyin Özçelebi Dr. Ejder Kındıra

1. Bask› 2011 Baskı: Sistem Ofset Basım - Yayın San. ve Tic. Ltd. Şti. Strazburg Caddesi No: 7/A Sıhhiye • Ankara Tel: (312) 229 18 81 Bas›m Tarihi: 30 Kasım 2010

Sosyolojiye Giriş

iii

Sunuş
Uzaktan öğretim, öğretim elemanı ve öğrencilerin aynı mekanda bulunma zorunluluğu olmadan, bilgi ve iletişim teknolojilerine dayalı olarak öğretim faaliyetlerinin yürütüldüğü ortamlardır. Siz öğrencilerimiz için, Ankara Üniversitesi’nde sunulan uzaktan eğitim programları internet tabanlıdır. Ders içeriklerine istediğiniz yerde ve istediğiniz zamanda erişebilecek, hocalarınızla internet üzerinden iletişim içinde olabileceksiniz. Uzaktan e-öğrenme yoluyla eğitim, geleneksel sınıf ortamındaki öğrenmeden farklıdır. Bu nedenle sizlerin dikkat etmesi gereken bazı konular bulunmaktadır. Öncelikle e-öğrenme, kendi kendinizi disiplin etmenizi gerektirir. Yüzyüze eğitimde belli bir oranda da olsa, sınıflara devam zorunluyken, e-öğrenme sistemlerinde bunun yerini alacak bir zorunluluk bulunmaz. Bu nedenle kendi kendinizi her gün veya haftanın bir kaç günü içeriklere erişmeye, hocalarla ve sınıf arkadaşlarınızla etkileşim içinde olmaya yönlendirmelisiniz. Bazı öğrenciler bu yönlendirmeyi yapmakta zorlanırlar ve hazırlıklarını sınav öncelerine göre hazırlarlar. Böyle bir davranış başarısızlığı getirir. Haftalık çalışma programı yapmak, çevrim-içi ve çevrim-dışı çalışma zamanları belirlemek ve derslerde aktif olmak başarıyı getirecek unsurlardır. Derslerin portalını her gün veya yeteri kadar ziyaret etmek, içerikleri çalışmak ve etkileşimlere katılmak başarı için şarttır. Eğer çalışmaya ara verir ve sürekli ertelerseniz, bir süre sonra derslerden uzaklaşarak kendinizi yalnız ve edilgin hissetmeye başlarsınız. Böylesi durumlarda bu zinciri kırmalı, kaldığınız yerden hızla aradaki farkı kapatmaya çalışmalısınız. Her insanın öğrenme biçimi farklıdır. Öğrenme biçimi kişilerin yeni bilgiyi öğrenmesinde, çoğunlukla farkında olmadan, daha başarılı olduğu yöntem olarak tanımlanabilir. Bazıları görsel yollarla yani okuyarak, grafiklere, resimlere bakarak daha kolay öğrenir. Bazılarıysa yeni bilgiyi işitsel yollarla dinlediklerinde daha kolay zihinlerine yerleştirirler. Kimi öğrenciler başkalarının davranışlarını, örneğin bir aygıtın nasıl çalıştırıldığını izleyerek yeni bilgileri edinebilirler. Bu tür farklı öğrenme biçimlerini bir arada sunan ders içeriklerine zenginleştirilmiş çokortamlı içerikler diyoruz. Ankara Üniversitesi, e-öğrenim derslerinin içeriklerini farklı öğrenme biçimlerine sahip olanların gereksinimlerini karşılayacak biçimde üretmeyi hedefliyor, her dönem zenginleştirilmiş çokortamlı içeriklerin oranını arttırıyor. Sizlere ulaştırılan bu kitap içerisindeki bilgilerin geniş bir özeti, internetteki eğitim portalında, görsel, görsel/işitsel ve yazılım desteğiyle birlikte verilecektir. Ayrıca, dersin sorumlu öğretim elemanı, forum modülünü ve sanal sınıfları sizlerle etkileşime geçmek için kullanacaklardır. Kitaplar sizlere ait önemli kaynak materyallerden biridir. Kitaplarınıza not almanız, önemli cümlelerin altını çizmeniz çalışmalarınıza yardımcı olacaktır. Hepinize başarılar dilerim. Prof. Dr. Haluk Geray

Önemli Metin: Konulara çalışırken bazı bölümlere daha fazla dikkat etmeniz amacıyla uzmanlar tarafından önemli görülen bölümler önemli metin ikonu ile belirtilmektedir. Kaynaklar: Sunulan kaynaklar bölümü daha ayrıntılı çalışma ve araştırma yapmak istemeniz durumunda yardımcı niteliğinde olacaktır. Öğrenme Hedefleri: Her ünitenin başında “Öğrenme Hedefleri” başlığı altında o üniteyi tamamladığınızda kazanmış olacağınız beklenen yeterlilikler verilmektedir. Özet: Konu ile alakalı bütünsel bir fikre sahip olmanız amacıyla konu sonlarında bulunan özet başlığı altında konunun kısa ve öz hali sunulmaktadır. . anlamada sıkıntı yaşayabileceğiniz düşünülen kavramlar sözlük bölümlerinde kısaca tanımlanmaktadır. ya da kavrama yönelik farklı nitelemelerin aktarılması amacıyla çeşitli tanımlar yer almaktadır. Gözden Geçir: Özet başlığı ardından her konu sonunda karşılaşacağınız gözden geçir başlığı altında sizi konuyla ilgili daha kapsamlı sorgulama yapmaya sevk edecek açık uçlu sorular bulunmaktadır. Değerlendirme: Ünite sonlarında sunulan çoktan seçmeli değerlendirme soruları ile konuya yönelik öğrenmelerinizi değerlendirebilmeniz amaçlanmaktadır. Üniteyi Çalışırken: Her ünitenin başında sunulan üniteyi çalışırken başlığı altında üniteyi çalışırken dikkat etmeniz gereken önemli noktalar belirtilmektedir.iv Sosyolojiye Giriş Kitabı Çalışırken Size sunulan kitap içeriği ile etkileşiminizi desteklemek amacıyla kullanılan simgeler aşağıda tanıtılmıştır. Örnek: Anlatılanların olabildiğince somutlaştırılması ve anlatımın pekiştirilebilmesi amacıyla metin içerisinde örneklere başvurulmaktadır. Özgün Tanım: Konu anlatımı esnasında belli kavramların karşılık geldiği anlamları özetlemek. Sözlük: Metin içerisinde geçen. Soru: Metin içerisinde sizi düşünmeye ve sorgulamaya sevk etmesi amacıyla sorular bulunmaktadır.

.. v Ünite 1 Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler...................................................................................40 Önerme 2..........................................................................................................................................................................................40 Sosyolojinin Temel Önermeleri.............30 Özet.....................................8 Ekonomi...................................... ......22 İbn-i Haldun....................15 Değerlendirme Soruları........ Sosyolojiye Giriş v İçindekiler Sunuş..................................................................................................................................................................28 Karl Marks.........................................................................................................7 Psikoloji................................ .........................................................33 Değerlendirme Soruları......................................... iii İçindekiler........40 Önerme 3...............................................40 Önerme 1..................................22 Henri de Saint Simon....................................19 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar...........................................................................................................................................................................................................25 Auguste Comte...................16 Ünite 2 Sosyolojinin Öncüleri................................................................................................................................................................4 Sosyolojinin İlişkide Bulunduğu Bazı Sosyal Bilimler.........................35 Ünite 3 Sosyolojinin Kurucuları .7 Antropoloji...........................................37 Sosyolojinin Kurucuları .....................10 Sosyolojinin Dalları........... ... ........................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................8 Siyaset Bilimi....................................................................................................................9 Sosyoloji ve Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi................................................................................40 ........... ...........................................................................9 Felsefe....1 Sosyoloji ve Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi.......................................................................................... 11 Özet..........................................................................................................

..................94 Zaman Boyutunda Araştırma Tipleri...........48 Değerlendirme Soruları........51 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar...................................63 Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı........73 Radikal Feminizm............................................................................................................................................................ .....................................................59 Çatışmacı Yaklaşım..76 Postmodernizm...........................................................................................................................................58 İşlevselci Yaklaşım.......................................................................................41 M........................................................................ ............................................... Durkheim..................................................................................................................................................57 Etiketleme Kuramı...........77 Özet.......................................85 Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımlar..............................................44 Özet......................................69 Feminizm............................................................................................................................................................ ....................................................................................................................................................................49 Ünite 4 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar................................................................................vi Sosyolojiye Giriş E................................................................................................................54 Sosyal İnşaacılık.............. Weber ......................... .........................................................................................67 Değerlendirme Soruları.......68 Ünite 5 Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar ..................75 Sosyalist Feminizm.................................................................................................................. .... Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri........ .......................82 Değerlendirme Soruları................................................................. ......................................................... ............................95 ..54 Sembolik Etkileşimci Yaklaşım................................................. .................................65 Özet.............................94 Kullanım Alanına Göre Araştırma Tipleri.............84 Ünite 6 Yöntembilimsel Yaklaşımlar.....72 Farklı Feminist Yaklaşımlar........................................................................93 Amacına Göre Araştırma Tipleri..................................................... .....................74 Liberal Feminizm. ................88 Araştırma Tipleri/Boyutları.................................73 Marksist Feminizm........................................

........107 Araştırmanın Önemi.........................................................96 Araştırma Teknikleri.................120 İslam ve Sivil Toplum........ . .......................131 Küresel Yaklaşımlar........................128 Değerlendirme Soruları...........................................129 Ünite 9 Küreselleşme ................................................................................................................................... 112 Değerlendirme Soruları.......................121 Kavramsal Açıklık...............135 ..127 Özet.................................................................109 Yöntem..................................................................................................................123 Sivil Toplumun Yeniden İnşası........................................................................ 115 Tarihsel Gelişim...................................................................................................................97 Özet...................................................................................................................................................................................... .................................................. 118 Devlet ve Sivil Toplum İlişkisi........ Sosyolojiye Giriş vii Bilgi Toplama Tekniklerine Göre Araştırma Tipleri................................................. .......................................104 Araştırma Problemi..........................................................123 Sivil Toplum Kuruluşları....105 Araştırma Amaçları....................................................................... ....................................................... 111 Özet.....100 Ünite 7 Araştırma Süreci.......... 110 Süre ve Maliyet.... ..................................................................................................................109 Araştırmanın Yaklaşım ve Sayıltıları.............109 Araştırmanın Sınırlılıkları............................ 110 Kaynakça........................................... .............................................................................................134 Küreselleşme Tartışmaları..................................................................................................................................................................................................................................95 Yanıtladıkları Sorulara Göre Araştırmalar........................................................................... ..96 Yapıldıkları Yerlere Göre Araştırmalar...................................................................................... 113 Ünite 8 Sivil Toplum ....................................................................................................................................................................99 Değerlendirme Soruları..............................................................96 Aktif veya Pasif Olarak Yapıldıklarına Göre Araştırmalar..........................................................................101 Araştırmanın Adımları.......................................................

.......146 Kurumsal Sorunlar.......... ........................................157 Değerlendirme Soruları..........................................................................159 Değerlendirme Sorularının Yanıtları........................................163 ...............................................136 Küreselleşme Eleştirisi....................................................................147 Araştırma....147 Bilimsel Çalışmalar ve Yayınlar....................142 Ünite 10 Türkiye’de Sosyoloji ve Son Gelişmeler .............................................................................................. ...................................................................148 Akademik Gerekçeler............ ...........................................................139 Özet.........................................148 Genel Değerlendirme ve Çözüm Önerileri.........147 Metodolojik Sorunlar.......................... .......................................................viii Sosyolojiye Giriş Küreyellik/Glokalleşme...........................................................149 Özet........................................................................................................................148 Sosyal ve Akademik İlişkiler................................................................................................141 Değerlendirme Soruları..........................................................................................................................................................................................143 Türkiye’de Sosyoloji..........................................................................................................................................................137 Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketler.............158 Kaynakça.............147 Bilimsel Toplantılar........................................ ..................146 Türkiye’de Sosyolojinin Sorunları...............................147 Eğitim...........................148 Dünyadaki Son Gelişmeler Işığında Türkiye’de Sosyoloji............................ .................................

8. 9. 4.1 Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler 2. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme SOSYOLOJİ 3. Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 5. 6. 10. 7. Türkiye’de Sosyoloji .

• Sosyolojinin dallarının neler olduğu incelenecektir. .2 Ünite 1 Ünitede Ele Al›nan Konular • Genel Olarak Bilim • Bilim Sınıflamaları • Sosyoloji • Diğer Sosyal Bilimler • Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi • Sosyolojinin Dalları Ünite Hakk›nda • Genel olarak bilim tanımı ve bilim sınıflamaları hakkında bilgi verilecektir. • Sosyolojinin diğer sosyal bilimlerle olan ilişkisi gösterilecektir. • Sosyolojinin nasıl bir bilim olduğu anlatılacaktır.

bir antropolog. • Sosyolojinin Türkiye’de bir sivil toplum kuruluşu halinde örgütlenmesini araştırınız. bir iktisatçıya eski fil hikâyesini anlatarak görüşlerini alınız ve farklı düşünüp düşünmediklerini gerekçeleriyle tartışınız. • Bilim dallarının kaça ayrıldığını öğreneceksiniz. • Diğer sosyal bilimlerin sosyoloji ile benzer ve farklı olan yönlerini tartışınız. . Üniteyi Çal›ş›rken • Genel olarak bir alanın bağımsız bir disiplin haline gelmesi için hangi koşulları yerine getirmesi gerektiğini tartışınız. • Çevrenizde varsa bir psikolog. • Sosyolojinin dallarını öğreneceksiniz. bir felsefeci. • Sosyolojinin diğer bilim dallarıyla ilişkisini öğreneceksiniz. • Sosyolojinin diğer bilimler gibi dallara ayrılmasının avantaj ve dezavantajlarını karşılaştırınız. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 3 Ö¤renme Hedefleri • Genel olarak bilim nedir öğreneceksiniz. • Sosyolojinin nasıl bir bilim olduğunu öğreneceksiniz.

İnsanların doğal ve sosyal yaşama ilişkin bilme meraklarını gidermek amacıyla daha sistemli bilgiler elde etmeye yönelik çabalar artmış ve sırasıyla doğaya yönelik olarak doğa bilimleri. Yukarıda belirtilen koşulları yerine getirmek için bilim insanları sistematik çalışmalar yaparlar. varoluşundan bu yana etrafında olup biten olay ve olguları anlama. “Neden insanlar evlenirler veya boşanırlar?” sorularına yanıt vermek gerekir. Üçüncü bilim olma koşulu ise. 3. Herkesin bildiği kabul edilen sağduyu (common sence) bilgisinden uzak durmak. 3. daha sonra da toplum ve insana yönelik olarak da sosyal bilimler gelişmeye başlamıştır. 2001): 1. Bilimsellik koşulları olarak aşağıdaki ilkeler de son derece önemlidir: 1. “Neden atılan taş yere düşer?” veya “Neden ısınan cıva yükselir?” gibi. Örneğin sadece Ahmet/ Ayşe’de değil. Bulguları olduğu gibi hiç değiştirmeden ortaya koymak. yanlı davranmamak. 2. Daha çok zihinsel olarak yürütülen bu çabaların bilimsel olarak kabul edilmesi için bazı koşulları yerine getirmesi beklenir (Henslin. Bir bilimin ilk hedefi olayların neden bu şekilde olduğunu “açıklamak”tır. açıklama ve geleceğe yönelik öngörülerde bulunma çabasında olmuştur. öngörülerde bulunmaktır. genelleme yapabilmek için tekrarlayan özelliklere veya olaylara. 2. Ancak bunlar çoğu zaman sadece gözlemlere dayanmamış büyü ve efsanelerle de karışmıştır. 4. İleri sürülenlerin birey veya tekil olay boyutlarını aşarak daha geniş grup ve ortamlarda da geçerli olduğunu ortaya koymaktır. . yerleşik kabullerin etkisinde kalarak toplumsal olgu veya olayları değerlendirmemek. daha geniş kesimlerde örneğin kırda veya kentte evlenme ve boşanma eğilimlerine yönelik daha kapsayıcı önermelerde bulunmak gerekir. Önyargılarda bulunmaktan kaçınmak. Bulguları başkalarının denetleyebileceği açıklıkta sunmak. yani kalıplara/örüntülere bakarlar. Mevcut bilgilerimiz ışığında gelecekte neler olacağını söyleyebilmektir.4 Ünite 1 Sosyoloji ve Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi İnsanoğlu. Sosyologlar. İkinci amaç ise “genellemeler” yapmaktır.

Örgütlenmiş bir yapı olarak sosyoloji. kimya. bilim insanlarının sistemli çabaları sonucunda ortaya koydukları anlamda bilim tanımıdır. a. Doğa bilimleri (fizik. Kimya ise. o alanda neyin nasıl düşünüldüğünü veya diğer alanlarda neler düşünüldüğünü araştırmak ve alanın ne olduğu kadar ne olmadığını göstermek demektir. organik ve inorganik kimya olmak üzere çok geniş iki dala ayrılır.) olarak ikiye ayrıldığını bilmek gerekir. 2. jeoloji vb.Wallerstein (1998)’dan yararlanmak mümkündür. yeni Türkçe ile “Toplumbilim”. her şeyden önce zihinsel bir inşa olarak. tümel. kent. Bunu yaparken I. b.). psikoloji. Belirli önermeleri paylaşan bilim insanları topluluğu olarak sosyo loji. hukuk. aile. Örneğin biyoloji. Ona göre her çalışma alanı gibi sosyolojiyi de üç temel alanda incelemek mümkündür: 1. eskilerin kullandığı gibi “İçtimaiyat” olarak tanımlamak yeterli değildir. ekonomi. biyoloji. Bu bağlamda sosyoloji de modern uygarlığın geliştirdiği bir bilim olarak kendi içinde pek çok dallara ayrılır (kır. zorunlu önermelerde bulunmayı hedeflemez. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 5 Bu nedenle bilimlerin. siyasetbilim vb. sağlık. Sosyal bilimlerin çoğu genel. 3. Çünkü birçok sosyal bilim insan ilişkilerinin değişik yanlarını inceler. Doğa bilimleri ve sosyal bilimler içinde geçen tüm bilimlerin de kendi içlerinde uzmanlaşmış alt dalları vardır. Burada ürün ve süreçten kastedilen. Sosyal Bilimler ‘ürün’(product) ve ‘süreç’(process) bağlamında daha geniş bir bilim tanımını tercih ederler. Sosyolojiyi. Aynı şekilde insan ilişkilerini inceleyen bir sosyal bilim demek de fazla bir anlam ifade etmez. Sosyal bilimler (antropoloji. din sosyolojisi vb.). Entelektüel/zihinsel disiplin olarak sosyoloji. bir alanın bağımsız bir disiplin haline gelmesi demek. botanik ve zoolojiden oluşur. Diğer bir ifade ile sosyolojinin ekonomi veya psikolojiden farkını orta- . O zaman sosyolojinin ne ile uğraştığını nasıl bir bilim olduğunu biraz daha ayrıntılı olarak incelemekte yarar vardır. Çünkü o daha kapsamlı bir biçimde sosyolojinin ne olduğunu gösteren bir çaba içindedir. Entelektüel ve akademik olarak doğal bilimler ve sosyal bilimler sınıflaması çok geneldir. Wallerstein’a göre.

ancak onların bütünün parçası olduğun- .” der. Burada sosyal bilimlerin farklı dallara ayrılmasını karikatürize eden çok bilindik fil hikâyesini özetle vermek uygun olacaktır (Henslin. yüzyıl sonlarında keşfedilmeye başlanmıştır. Filin ağzını yoklayan iktisatçı.” der. “Bu kısım en önemlidir.6 Ünite 1 ya koymaktır. Daha ileride sosyolojinin disiplin olarak kabul edilmesine temel olarak kabul edilen önermelerin neler olduğu ve bu önermeleri geliştirmiş olmaları dolayısıyla sosyolojinin kurucusu kabul edilen sosyologların kimler olduğu görülecektir (Bkz. Bu dönemde birçok sosyal bilim kendini diğerlerinden ayıran özelliklerini özenle ortaya koymaya çalışmıştır. Filin hortumuna/ gerdanına ve dişlerine şefkatle dokunan antropolog gülümseyerek. çalışmalarınızı bu dağılımın nasıl gerçekleştiği üzerinde yoğunlaştırın. “Bu kısım en önemlidir. siyasetbilimci. tüm düşünce ve duygular burada yer alır. Başlangıçta birçok çalışma sosyolojik çalışma olarak kabul görmemiş. sosyoloji artık sosyal bilimler içinde bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmeye başlanmıştır.” der.” denilmiştir. Öncü düşünürlerinin izlerini 13. bu bilginin toplanmasında farklı yöntem ve yaklaşımlara sahip olmak bir alanı disiplin yapmak için aranan koşullardır. 2001: 8): Hikâyeye göre. dişler. bir disiplin olarak sosyoloji 19. “Hayvanı en iyi ancak bir parçası üzerinde yoğunlaşarak anlayabilirsiniz. 20. “Burası güç merkezidir. her şey bedene buradan yayılır. burada kendimi çok rahat hissediyorum. kulakların hepsi önemlidir. Filin başına dokunan psikolog. “ Bu gerçekten ilkel. baş.” der. boyun. Ayrıca diğer sosyal bilimlerden farklı bir çalışma alanı ve konuya sahip olmak. çalışmalarınızı burada yoğunlaştırın. iktisatçı ve sosyologdan oluşan beş kişiye bir file dokunarak neler gördüklerini açıklamaları istenir. “Bu sosyoloji değil iktisat tarihi veya siyaset bilimidir. İşte sosyoloji bu anlamda entelektüel bir faaliyet olarak diğer bilimler gibi bir disiplin olmasının yanı sıra. burası diğer tüm hayvanları denetler. yüzyıllara kadar götürmek mümkün olmakla birlikte. Filin dev kulaklarına dokunan siyasetbilimci. ancak bunlar bütünün birer parçasıdır. Bölüm 3). burada yoğunlaşın. bölümler ve anabilim dalları halinde düzenlenmiş bir yapıya sahiptir ve sosyolojinin ne olduğu hakkında bazı ortak görüşleri paylaşan çok sayıda kişi yani sosyolog da bulunmaktadır. ve 14. gözleri bağlanmış psikolog. antropolog. Son olarak sıra sosyologa gelince. o tüm filin bedenini yokladıktan sonra. yüzyıl ilk çeyreğinde ise. hayvanı en iyi anlamak için sadece burayı çalışın.

Psikolojik araştırmalar da bu bağlamda insan düşünce.” der. Tarihsel olarak antik Yunan filozofları Aristo ve Sokrates’e kadar uzanan geçmişinin derin izlerini adından da anlamak mümkündür. Psikolojideki diğer düşünce okulları arasında en önemlileri sırasıyla Yapısalcılık. Yunanca “psyche” ruh ve zihin demektir. hem akademide hem de akademi dışında uygulama olanağı bulunan bir bilim dalıdır. Davranışçılık ve Humanizmdir. Gelişim psikolojisi. “baş kısmı benim. “ağız benim alanım ondan uzak durun” dediklerini duyar gibi oluruz. Psikoanaliz. Ancak sosyologun önerdiği gibi olmaz. Ancak bilim olarak psikolog Wilhelm Wundt (1832-1920)’un Almanya’nın Leipzig kentinde psikoloji laboratuvarını kurmasıyla doğar. coğrafya. hukuk.” der. duygu ve davranışını anlamaya ve açıklamaya çalışır. “gerdana dokunmayın”. iletişim. sosyal psikoloji. felsefeden ilahiyata kadar çok geniş bir alana yayılan sosyal bilimlerin tümünün sosyoloji ile yakın ilişkisi vardır. Psikoloji Psikoloji hem biyoloji hem de felsefeden beslenerek gelişen bir bilim dalıdır. İşlevselcilik. Wundt’un düşünceleri daha sonra Yapısalcılık olarak bilinen düşünce okuluna da temel oluşturmuştur. Hiçbiri gözlerindeki bağı çözerek bir araya gelme ve yaratığın tümünü birlikte incelemeyi kabul etmez. . Akademik olarak psikoloji insan düşüncesi ve davranışını inceler. “Bu yaratığın diğer benzer yaratıklarla nasıl etkileştiğini. Psikoloji. “ellerinizi kulaklardan çekin”. ondan uzak durun”. hayvanı oluşturan tüm parçaların birlikte nasıl çalıştığını görmemiz gerekir. Daha sonra sosyolog. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 7 dan hiç söz etmediniz. Sosyolojinin İlişkide Bulunduğu Bazı Sosyal Bilimler Doğa bilimleri gibi sosyal bilimler de çok farklı dallarda uzmanlaştıklarından bunlar hakkında kısa tanıtıcı bilgi edinmek sosyolojiyi anlamaya başlamak için uygun olacaktır. Aslında tarih. biz gözlerimizdeki bağı kaldırarak resmin tümünü görmeliyiz. Ancak burada bunlardan sadece beşine yer verilmiştir. grup içinde davranışların nasıl değiştiğini de görmemiz gerekir. Bunun yerine onların. klinik ve deneysel psikoloji başlıca dallarıdır.

uyum ve farklılaşma ile ilgilenir. çömlek ve taş aletleri. tarih öncesi insanlar ve genetik üzerinde çalışır. uzak ve yakın tarih öncesi maddi kalıntıları örneğin. Sosyal Antropologlar. Dil antropo logları ise. inşaat kalıntılarını kuramsal. Antropoloji Antropoloji. kendine yardım. insanın biyolojik geçmişi. İnsanın yanı sıra. Sosyal kültürel antropoloji. basitçe insanın tüketim. arkeoloji ve dilbilim alanlarında uzmanlaşılır. performans geliştirme. insanların geçmişiyle olduğu kadar bugünüyle de ilgilenir. Nitekim bazı sosyal psikologlar sosyoloji kökenlidir. hizmet ve malların toplumda nasıl dağıldığıyla da yakından ilgilidir. grup üyeliği. kimlik örüntüleri. ideolojik oluşumları ve çevre ile etkileşimleri açısından incelerler. üretim ve bölüşüm ile ilgili davranışını araştıran bir sosyal bilim dalı olduğu söylenebilir. İnsanlık tarihi boyunca görülen tüm kültürleri anlamak için sosyal. Ekonomi. ergonomi gibi gündelik yaşamı etkileyen alanlarda çalışmalar yapar. Diğer bir ifade ile insanlar ve grupların kıt kaynaklar arasından istek ve taleplerini en iyi karşılayabilmek için nasıl karar verdiklerini inceler. Ekonomistler en genel anlamda toplumsal üretim. Onların temel ilgisi kültürü anlamaktır. doğal ve biyolojik bilimlerden yararlanır. kültürel değişme. hayvan kemiklerini. yaygın kültürel inançlar ve ideolojilerle ilişkilendirerek incelerler. kumar. . Sosyal psikoloji. Arkeologlar ise. Dili iletişim. Ekonomi Ekonominin ne olduğu konusunda evrensel olarak kabul gören bir tanım yapmak güç ise de.8 Ünite 1 Psikologlar ayrıca meslek olarak akıl/ruh sağlığı tedavisi. aslında insanların nasıl seçim yaptıklarıyla ilgilenir. katılarak gözlem yaparak yerel bilgi toplar ve değerlendirirler. Biyolojik ya da Fiziki Antropoloji. çanak. yerleşim. Sosyal Antropoloji. Sosyal psikolojik araştırma tekniklerinden ampirik sosyolojik araştırmalarda geniş ölçüde yararlanılır. organizasyonu ve yönetimiyle ilgilenir. dili sosyal yaşamı yansıtan ve belirleyen yollar olarak görür ve karşılaştırmalı olarak incelerler. sosyoloji ile kardeş disiplindir. Bunlar arasında sosyal antropoloji. alkol. fosiller. fiziki/biyolojik antropoloji. anlamın yaratılması. sosyolojiye en yakın bilim dalıdır. beşeri. ilaç bağımlılığı gibi problemlerin yanı sıra tecavüz gibi çeşitli travmalarda tedavi sağlarlar. maymun ve benzeri memeli omurgalılar. evrim.

Ampirizm yerine. siyaset ve siyasal süreçler. . Geçmişte askeri güç siyasetin en temel belirleyicisi olmuşsa da günümüzün göreli olarak daha istikrarlı devletlerinde yolsuzluğun baskılanması gibi temel konularda siyaset biliminin yol göstericiliğine ihtiyaç artmıştır. karşılaştırmalı siyaset. Bu nedenle kapsamlı inanç sistemi veya dünya görüşü ile karıştırılmamalıdır. Aslında siyaset bilimi kesin/katı verilerden daha çok öznel yorumlara dayanır. sadece bir dünya görüşüne işaret eder. kamu politikaları. Görünüşte liderin adil ve iyi olması gerekse de “Amaca ulaşmada her yol meşrudur. gündelik dildeki kullanımdan farklı bir anlamı vardır. siyasal çalışmalar ve analizler. Örneğin fiyatlardaki artış veya azalmanın ailelerin satın alma gücüne etkisini inceler. buradaki kullanım bilim değil. Siyaset Bilimi Disiplin olarak Siyaset Bilimi. siyaset felsefesi. Bu eserde başarılı yönetici için belirli stratejiler önerilir. siyasal ideoloji. varlık. Tarihsel olarak tüm liderler siyasetle ilgilenmişlerdir. Felsefenin bir sosyal bilim olarak.” denildiğinde. Siyaset bilimi hem humanistik hem bilimsel yaklaşımlar hem de bunların araç ve yöntemlerini kullanarak dünyanın çeşitli bölge ve ülkelerinde siyasal süreç. bilgi ve etik konularındaki sorularla ilgili rasyonel incelemedir. ahlak filozoflarına. uluslararası ilişkiler konularında uzmanlaşmaya gidilmiştir. siyaset bilimin tartışmalı da olsa en temel yapılarındandır. akıl ya da çıkarsamalar yoluyla gerçeği aramaktır. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 9 Ekonominin biri mikro diğeri makro olmak üzere iki temel alanı vardır. sistem ve siyasal dinamiklerle ilgili çalışmalarda bulunur. Siyaset kuramı. Siyaset Biliminin en temel eserlerinden biri İtalyan diplomat Niccolo Machievelli’nin yazdığı Prens (1513)’tir. Örneğin faizlerdeki değişim oranının ulusal tasarruf oranlarını nasıl etkilediğini inceler.” fikrine dayanan eser. mikro ekonominin tam tersine daha geniş ölçekte ve toplumdaki tüm bireylerin toplam olarak kararlarıyla ilgilenir. tarih ve ekonomiye dayanır. Felsefe Bir disiplin olarak felsefe. siyasal ekonomi. Mikro ekonomi. Makro ekonomi ise. Ancak kökleri antik uygarlıklara. Son yıllarda anayasal hükümetlerde oy verme davranışına kadar ilgi alanı genişlemiştir. sistemler ve siyasal davranışı inceler. ekonomik kararların alt veya mikro düzeyde olanlarıyla ilgilenir. Farklı yönetim biçimleri ve yapıları. Örneğin “Benim felsefem çok çalışmaktır. ABD’de sivil savaş sonrası ortaya çıkmış oldukça yeni bir alandır.

“fayda” olarak görmek Pragmatizm olarak anılır. antropoloji. Bu yüzden bu bilimlere bazen Davranış Bilimleri de denilir. kapitalist üretim biçiminde . Sosyolojinin diğer alanlarla benzerlikleri çoktur. “Epistemoloji” (Bilgi Kuramı). “Ontoloji” (Varlıkbilim) ve “Ahlak”tır. günümüzde tekrar toplumsal yapı-kültür ve bireyin birlikte incelenmesine dayanan daha kapsamlı çalışmalar tercih edilmeye başlanmıştır. Ancak daha sonra başta Emile Durkheim olmak üzere bazı sosyologlar sosyal olanı diğer alanlardan ayırmak için yoğun çaba göstermişlerdir. Örneğin sosyologlar. bilginin kaynağını “akıl” olarak görmek Rasyonalizm. Aynı ekonomik üretim biçimine sahip olmasına rağmen farklı toplumsal yapıların varlığı kültürel analizlere duyulan ihtiyacın başlıca kaynağı olmuştur. ekonomi ve siyaset biliminin hepsi de insan davranışı ile ilgilenirler. Durkheim bir sosyal olayın ancak diğer bir sosyal olay ile açıklanması ilkesi üzerinde ısrarla durmuştur. “deney” olarak görmek Ampirizm. siyasal ve ekonomik yönler ayrı ayrı değil bir bütün olarak ele alınıp incelenirdi. Feminizm de böylelikle epistemoloji tartışmalarında yerini almış bulunmaktadır. Nitekim başlangıçta sosyologlar daha çok toplumsal yapı ile ilgilenirken. Ayrıca insanlar arasındaki iletişim aracı olarak dilin en büyük kültür taşıyıcısı olması da sosyolojinin kültüre ilgisini arttırmaktadır. Ancak sosyologlar üretim ve bölüşümün sosyal sonuçları ile daha fazla ilgilenirler. Bu bağlamda epistemolojik olarak. Tüm bu bilimler insan ilişkileri üzerinde mikro veya makro düzeylerde dururlar. Örneğin Karl Marks’ın tarihsel maddeci sosyolojisinde ekonomi. Örneğin antropologlar ve sosyologlar kültür ile ilgilenirler. Bunlar sırasıyla “Metafizik”. Hatta son yıllarda bir gelişme daha yaşanarak. “sezgi” olarak görmek Intuitionism/Sezgicilik. Hatta ilk önceleri sosyal. Özellikle ontoloji ve epistemolojiden birçok bilimsel kavramı tanımlamada yararlanılır. bilginin kaynağının “kadının öznel deneyimleri” veya algıları olduğu ileri sürüldüğünden. Özellikle doğa bilimlerinden farklı olarak. Ekonomi ve sosyolojinin her ikisi de üretim ve bölüşümle ilgilenirler.10 Ünite 1 Aslında felsefenin temel dört çalışma alanı vardır. siyaset ve sosyal birbirinden ayrılmak bir yana birbiri ile etkileşim içindedir. Sosyoloji ve Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi Her şeyden evvel psikoloji. insan ürünü olay ve olguların yorumlanarak anlaşılmasında kültür son derece önemlidir. Ayrıca Bilgi Kuramının da “bilginin kaynağı” ve “bilginin değeri” olarak iki temel alanı vardır.

Sosyal kurumları çalışan sosyoloji dalları da vardır. Antony Giddens’ın Yapılaşma Kuramı bunun en iyi örneğidir. siyaset sosyolojisi. Yapı ve birey ikiliğini kabul eden bu kuram. Nitekim sosyolojinin temel kabulü olan değişme fikri. Öte yanda bilgi ve kültür sosyolojisi adı altında yapılan çalışmalara da rastlanmaktadır. din sosyolojisi. Bunların başında aile sosyolojisi. Ancak son yıllarda psikolojik gelenek içinde gelişmiş bazı mikro sosyolojik yaklaşımlar başta olmak üzere bireyin toplum tarafından belirlenen pasif bir alıcı olmadığını kabul eden yaklaşımlar da gelişmiştir. Felsefe ve sosyoloji arasında da çok yakın bağlar vardır. “Fert yok. suç. yaşlılık. Bunlar arasındaki ilk sınıflama kuramsal ve uygulamalı sosyoloji ayrımıdır.” görüşlerine fazla itibar edilmemesi. çocuk. aile. Psikolojinin toplum yerine bireyle ilgilendiği açıktır. . Marksizm’in ekonomik altyapıya önem ve öncelik vermesi de sosyoloji ve ekonomi yakınlığının en iyi göstergesidir. afet sosyolojisi en önde gelenleridir. Sosyolojide çok sık kullanılan diyalektik kavramı da felsefeden alınmıştır. eğitim. hukuk gibi diğer üstyapı kurumlarını belirler. “Değişmeyen tek şey değişmenin kendisidir.” şeklindeki diyalektik görüş sosyolojinin temel önermesidir ve felsefe kökenlidir. din. devlet. Artık Durkheim gibi. Sosyolojinin kurucusu Auguste Comte’da aslında bir filozoftur. eğitim sosyolojisi. Hatta feminist sosyologlar konuyu daha da derinleştirerek kadının ev içi emeğinin de ekonomik ve sosyal bir değeri olduğunu ve dolayısıyla kapitalizmi gizli olarak beslediğini iddia ederler. ajan olarak bireyi yapıyı etkileme kapasitesine sahip olarak görür ve önemser. Sosyolojinin Dalları Diğer pek çok bilim gibi sosyolojinin de alt dalları vardır. ekonomik sosyoloji ve sağlık sosyolojisi gelir. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 11 işçilerin. bireyin sosyal sorunlarla baş ederken başvurduğu stratejilerin psikolojide olduğu gibi önemsenmesi söz konusudur. Ayrıca günümüzde sanayi sosyolojisi artık örgütsel sosyolojiye dönüşmüştür. hukuk sosyolojisi. Daha sonra araştırma yapılan mekâna göre kır ve kent sosyolojileri gelir. “Aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz. Sosyolojideki pek çok yaklaşımın insan ve toplum hakkında sahip oldukları felsefi kabullere göre birbirinden ayrıldığı söylenebilir. Bunlar arasında kadın. çevre.” diyen ilkçağ filozofu Heraklit’e aittir. Sosyolojinin inceledikleri sosyal problemler açısından da gelişmiş pek çok dalı vardır. kadın ve çocukların sömürüldüğü konusu üzerinde daha fazla dururlar. cemiyet var. Marks’a göre üretim güçleri ve üretim ilişkileri olarak ekonomik altyapı.

Postmodernizm de sosyolojiyi meta-anlatı. Bu yüzden sosyoloji dallarının çok net sınırlarının bulunmadığı bir gerçektir. Örneğin kırsal sağlık sorunlarının incelenmesinin kırsal sosyoloji mi yoksa sağlık sosyolojisi mi olduğu tartışılabilir. kadın ve çocuk mülakatları ayrı ayrı yer almıştır. Örneğin feminist araştırmalar nitel araştırma tekniklerini tercih eder. Burada belirtilmesinde yarar olan önemli bir nokta feminist ve postmodernist görüşlerin.12 Ünite 1 Sosyolojinin dallara ayrılması içerik açısından problemlidir. Aynı konu sosyal problemler çalışıldığında da ortaya çıkabilir. diğeri sağlık sosyolojisi kuramsal yaklaşımlarını kullanacaktır. diğer bir ifade ile çok geniş kapsamlı ve iddialı görerek dışlar. sosyolojiyi ataerkil ideolojiyi yeniden üretmekle suçlar. Türkiye’de de Sosyoloji Derneği tarafından yapılan Gecekondularda Geleneksel Dayanışmanın Çağdaş Organizasyonlara Dönüşümü (1993) adlı aile araştırmasında erkek. Ancak feminist ve postmodernist araştırmaların mevcut araştırma tekniklerinden bazılarını önemsemesi. Bu durum gelişme ve gerçeğe daha fazla ulaşma çabası olarak olumlu bir şekilde değerlendirilmiştir. Postmodernizm de içinde bulunduğumuz anı ve yeri önemsediğin- . Aynı şekilde hastane incelemelerine örgüt sosyolojisi mi sağlık sosyolojisi içinde mi yer verileceği de tartışılabilir. Örneğin bir sağlık örgütünde sosyal ilişkiler sorunu araştırıldığında bunun kırsal veya kentsel bir çalışma olması önemini yitirir. Sosyolojideki temel yaklaşımlar daha sonra inceleneceği için burada daha fazla ayrıntıya girilmeyecektir. Özellikle kendisi de modernist olduğu halde feminizm. Kadın odaklı bir çalışma feminist kuramlara göre yapıldığında farklı. modernitenin bilimi olan sosyolojiye meydan okuduklarıdır. sağlık sosyolojisi açısından yapıldığında farklı terminoloji kullanılarak birbirinden ayrılacaktır. sosyolojik araştırmalara sınırlar koyduğundan kabul edilemez bulunmaktadır. Örneğin geçmişte birçok klasik aile araştırmasında sorular sadece aile reisi olarak erkeğe yöneltilmiştir. Araştırmaya sağlık sosyolojisi olarak bakılır. Çünkü ailedeki en yüksek eğitimli ve sorumlu kişi aile reisidir. Ayrıca araştırma probleminin nasıl tanımlandığı da ipucu verebilir. Çünkü feminist kuram. kadının konumunu ataerkil ve erkek egemen görüşlerle temellendirirken. feminist ve postmodernist eleştirilerin sosyolojiye ayna tutarak eksikliklerini görmesine olanak sağladığı da inkâr edilemez. Ancak. Bu sorun son yıllarda ayrı ayrı kadın ve çocuk anket/mülakat formları düzenlenerek çözümlenmeye çalışılmaktadır. Bu durumlarda okuyucunun temel ölçüt olarak hangi alanın temel kuram ve kavramlarından hareketle çalışmanın yapıldığına dikkat etmesi gerekir.

Öte yandan 2010 yılında İsveç/ Göteborg’da yapılan Dünya Sosyoloji Kongresine aktif olarak katılan 51 Araştırma Komitesi (RC) bulunmaktadır. Bölünen bilgi ise. “Uygulamalı Sosyoloji” ve “Toplumsal Yapı ve Değişme” anabilim dallarıdır. Bu ayrımın pek sağlıklı olduğu söylenemez. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 13 den tarihsel çalışmaları reddeder. Oysa sosyoloji hem nicel hem nitel. Bunlar bilginin uzmanlaşması kadar bölünmesinin de işaretleridir. Sosyolojinin dallarını farklı şekilde kavramlaştırmak da mümkündür. Örneğin Michael Burawoy (2005) tarafından sosyolojinin akademi içine ve dışına yönelik olarak yapılması da önemlidir. Çünkü tüm Dünya’da sosyolojiden beklenen çok fazla olmasına rağmen yerine getirilebilenler çok daha azdır. dünyada ve ülkede yaşanan önemli konularda görüş bildirmek sosyologları sırça köşklerinden çıkaracak ve halk sosyolojisi yapmaya götürecektir. Bu konu ayrıntılı olarak 10. Akademi dışına yönelik olanlar ise “Politika Yönelimli” uygulamalı araştırmalar ve “Halk Sosyolojisi” (Public Sociology) olarak adlandırılabilir. Akademi içinde sosyologların yaptıkları çalışmalar hem “Profesyonel” hem de “Eleştirel” olabilir. Çünkü akademisyen sosyologlar çoğu zaman akademik ilgi ve merakları temelinde araştırmalar yapmakta halk ile diyalogu ihmal etmektedirler. Burada en önemli kısım. Bu nedenle sadece doğal ve sosyal olarak ikiye bölünen bilimlerin değil. Sosyolojinin ayrıca Türkiye’de akademik kadroların atanmasında esas olan dört bölümü bulunmaktadır. tüm sosyal bilimlerin ve sosyolojinin daha bütüncül çalışmalar yapması ve . Oysa bilimsel çalışmaların yanı sıra topluma sorumluluk bilinci ile toplum için diğer bazı çalışmalarda bulunmak ahlaki bir sorumluluktur. Örneğin sivil toplum kuruluşlarında görev almak. Sosyologlar ağaçlar ile uğraşırken ormanı göremez hale gelmişlerdir. hem dünü/tarihsel olanı hem de bugünü önemser ve bilmek ister. Bunlar sırasıyla “Genel Sosyoloji ve Metodoloji”. 1981) yaşanmasına yol açmaktadır. Bölümde ele alınmıştır. halkın düzeyine inerek onlar için bilgi üretmek ve bunu onlarla paylaşmaktır. Sosyologlar toplumla diyalog haline geçtiklerinde onların sorunlarını daha iyi anlayacak ve daha verimli çalışmalar yapabileceklerdir. Nitekim bazı üniversitelerdeki sosyoloji bölümlerinde bu ayrıma son verilmiştir. Karşılaştırmalarını hem zaman hem de mekân boyutunda yapmak onun zenginliğidir. kitle iletişim araçlarında programlara katılmak. toplumsal gerçekliğin bütünlüğünün gözden kaçırılmasına ve birbirinden habersiz çalışmalar sonucunda da sosyolojide bir “meşruiyet krizinin” (Habermas. “Kurumlar Sosyolojisi”.

her türden ayrımcılığa karşı. . “Sosyoloji. siyaset. yaratıcı ve demokrat sosyologlar yetiştirmektir. hukuksal yapı ve süreçleri. yazan. artık daha kapsamlı bir sosyoloji tanımı yapacak bir konuma gelinmiş bulunulmaktadır.14 Ünite 1 daha adil. sivil topluma duyarlı. sınıf ve örgütleri hem makro hem de mikro. toplumsal ilişkiler ve onları düzenleyen başta eğitim. yurtta ve dünyada yaşanan kamusal sorunlara ahlaki olarak sorumlu olduğunun bilinciyle halka yönelen. eleştirel düşünen. hem nicel hem de nitel teknikler aracılığıyla tarihsel ve mekânsal bağlamından koparmaksızın. Sonuç olarak. profesyonel sosyoloji ile politika yönelimli sosyolojiyi dengeleyebilen.” Sosyolojinin Türkiye’de yüksek öğretimdeki hedefi ise. yapı-birey ile kuram ve uygulama bütünlüğü içinde inceleyen bir bilimdir. grup. aile gibi kurumlar ile bu ilişkilerin içinde oluştuğu ekonomik-sosyal-kültürel. eşitlikçi ve güvenilir bir dünya için mücadele etmesi beklenmektedir. tartışan.

Daha sonra araştırma yapılan mekâna göre kır ve kent sosyolojileri gelir. Her çalışma alanı gibi sosyolojiyi de üç temel alanda incelemek mümkündür: entelektüel / zihinsel disiplin olarak sosyoloji. zorunlu önermelerde bulunmayı hedeflemez. Sosyal kurumları çalışan sosyoloji dalları da vardır. Bunlar bilginin uzmanlaşması kadar bölünmesinin de işaretleridir. Aslında tarih. belirli önermeleri paylaşan bilim insanları topluluğu olarak sosyoloji. Ayrıca günümüzde sanayi sosyolojisi artık örgütsel sosyolojiye dönüşmüştür. suç. din sosyolojisi. Burada ürün ve süreçten kastedilen bilim insanlarının sistemli çabaları sonucunda ortaya koydukları anlamında bilim tanımıdır. Bunların başında aile sosyolojisi. ekonomik sosyoloji ve sağlık sosyolojisi gelir. örgütlenmiş bir yapı olarak sosyoloji. hukuk. Doğa bilimleri gibi sosyal bilimler de çok farklı dallarda uzmanlaşmışlardır. Sosyal Bilimlerin çoğu genel. felsefeden ilahiyata kadar çok geniş bir alana yayılan sosyal bilimlerin tümünün sosyoloji ile yakın ilişkisi vardır. iletişim. Ayrıca bilgi ve kültür sosyolojisi adı altında yapılan çalışmalara da rastlanmaktadır. Sosyolojinin incelediği sosyal problemler açısından da gelişmiş pek çok dalı vardır. siyaset sosyolojisi. Bunlar arasında kadın. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 15 Özet İnsanların doğal ve sosyal yaşama ilişkin bilme meraklarını gidermek amacıyla daha sistemli bilgiler elde etmeye yönelik çabalar artmış ve sırasıyla doğaya yönelik olarak Doğal Bilimler. eğitim sosyolojisi. hukuk sosyolojisi. afet sosyolojisi en önde gelenleridir. yaşlılık. Sosyal Bilimler ‘ürün’ (product) ve ‘süreç’ (process) bağlamında daha geniş bir bilim tanımını tercih ederler. . Öte yandan 2010 yılında İsveç/Göteborg’da yapılan Dünya Sosyoloji Kongresine aktif olarak katılan 51 Araştırma Komitesi (RC) bulunmaktadır. Diğer pek çok bilim gibi sosyolojinin de alt dalları vardır. daha sonra da toplum ve insana yönelik olarak da Sosyal Bilimler gelişmeye başlamıştır. tümel. çocuk. çevre. coğrafya. Bunlar arasındaki ilk sınıflama kuramsal ve uygulamalı sosyoloji ayrımıdır.

Sosyolojinin dallara ayrılmasının temel ilkeleri nelerdir? a. Hepsi . Hepsi 2. Betimleme e. Organizasyon d. Hepsi 3. Parçalar bütünden önemlidir b. Kurumlar d. Öngörüde bulunma d. Bağımsız bir konu b. Zaman b. Bireye önem vermek b. Bağımsız yöntem c. Bütünün parçaların kaba toplamından daha fazla bir işleve sahip oluşu d. I. Eski fil hikâyesinde sosyologun rolü aşağıdakilerden hangisiyle uyuşmaz? a. Hukuka önem vermek d. Bütünsel /holistik bakış c.16 Ünite 1 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Hiçbiri 4. Wallerstein’e göre bilimlerin bağımsız bir disiplin olmasının koşulları nelerdir? a. Bilim insanları topluluğu e. Aileye önem vermek c. Hepsi 5 Aşağıdakilerden hangisi “halk sosyolojisi”nin temel özelliğidir? a. Anlama c. Diğer tüm bilimler gibi sosyolojinin de temel amacı nedir? a. Hepsi e. Problemler e. Toplumun geneline ahlaki sorumluluk duymak e. Açıklama b. Mekân c.

S. Sosyolojiyi diğer sosyal bilimlerden ayıran temel özellik nedir? a. Olması gerekeni incelemek d. Wallerstein e. Toplumsal yönü b. Habermas d. Nedensel yönü d. M. Toplumsal sınıfları incelemek c. toplumsal krize de yol açabileceğini savunan ünlü sosyolog/ filozof kimdir? a. Bütünsel yönü c. Aşağıdakilerden hangisi sosyolojinin inceleme alanı dışındadır? a. Bireysel yönü 8. Burawoy c. Sosyolojinin alt dallara ayrılmasının bilginin uzmanlaşması kadar. Toplumsal hareketliliği incelemek 7. Toplumsal değerleri incelemek e. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 17 6. J. Baumann b. Grupları incelemek b. Amin . Z. Objektivite e. I.

18 Ünite 1 .

Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme SOSYOLOJİ 10. 8. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler 2 Sosyolojinin Öncüleri 3. 6. Türkiye’de Sosyoloji . 9. 5.1. Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 4. 7.

• Henri de Saint Simon’un temel görüşlerinin neler olduğu incelenecektir.20 Ünite 5 Ünitede Ele Al›nan Konular • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar • İbn-i Haldun • Henri de Saint Simon • Auguste Comte • Karl Marks Ünite Hakk›nda • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar olarak kimlerin kabul edildiği gösterilecektir. • Auguste Comte’un temel görüşlerinin neler olduğu incelenecektir. . • Karl Marks’ın temel görüşlerinin neler olduğu incelenecektir. • İbn-i Haldun’un temel görüşlerinin neler olduğu incelenecektir.

Comte’un Pozitivizm adlı felsefesinin nasıl bir sosyolojinin kurulmasına öncülük ettiğini araştırınız. • K. yönü araştırınız. • Karl Marks’ın temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. Üniteyi Çal›ş›rken • İbn-i Haldun’un öyküsünün onun görüşleri üzerindeki etkisinin ne olduğunu araştırınız. adlandırıldığını tartışınız. • Henri de Saint Simon’un temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Auguste Comte’un temel görüşleri neler olduğunu öğreneceksiniz. • İbn-i Haldun’un temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 21 Ö¤renme Hedefleri • Sosyolojinin öcüleri olarak kimlerin kabul edildiğini öğreneceksiniz. Marks’ın felsefi ve sosyolojik görüşleri arasındaki ortak • Öncü düşünürler arasındaki benzer ve farklı yönleri listeleyiniz. . • Saint Simon’un neden etikçi veya ütopik sosyalist olarak • A.

22

Ünite 2

Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar
Sosyoloji konusundaki kitapların çoğunluğunun Batı kaynaklı oluşu yüzünden sosyoloji tarihi yazılırken sürekli Batılı düşünürlere yer verilmesi alışıldık bir tutum ve davranıştır. Ancak son yıllarda giderek Batı dışındaki sosyologlar tarafından bir kişinin adı daha fazla anılır hale gelmiştir. Bu kişi Arap asıllı düşünür İbn-i Haldun’dur. Sosyoloji tarihi kitapları incelendiğinde birçok önemli ve güncel reform konusunda olduğu gibi sosyoloji hakkında da ilk habercinin Henri de Saint Simon olduğu ve daha sonra Karl Marks, Auguste Comte, Emile Durkheim ve Max Weber’in geldiği görülür. Bu nedenle adı geçen düşünürlerin temel görüşlerini bilmek gerekmektedir. Bununla birlikte Batı dışından bir sese kulak vermenin uygun olacağı düşüncesiyle kitabın bu bölümünde Henri de St. Simon, Auguste Comte ve Karl Marks gibi Batılı öncüler yanında İbn-i Haldun’a yer verilmiştir.

İbn-i Haldun (1332-1406)
İbn-i Haldun’u basit bir Arap düşünürü ya da tarihçisi olarak görmek yanıltıcı bir başlangıca yol açabilir. Bu nedenle biraz daha gerilere giderek yaşadığı dönemi ve öncesini bilmek gerekir. Nitekim tarihe bakıldığında M.S. 711’de Arapların bugün İspanya olarak bilinen İber Yarımadasına Cebeli Tarık Körfezini geçerek geldikleri ve güneyde yaşayan Yahudi ve Hıristiyanlara İslamiyeti tanıtarak tarihte “Endülüs Uygarlığı” (756-1031) olarak geçen uygarlığı inşa ettikleri görülür. Ancak daha sonra İspanya Kraliçesi Kastilya’nın iktidara geldiği dönemde İslam egemenliğine son verilerek önce 1492 yılında Yahudiler (Seferadlar) daha sonra da Araplar ülkeden sürülürler (1610). Nitekim Yahudiler/ Sefaradlar daha sonra Osmanlı Devleti tarafından kabul edilmişler ve gemilerle İstanbul’a getirilmişlerdir. Bu nedenle halen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Museviler, geçmişteki cömert davranışı şükranla anmaktadırlar. Buna karşılık tekrar Afrika’ya dönen Müslümanlar çeşitli ülkelere dağılmışlardır. İşte Tunus’ta 1332 yılında doğan daha sonra İspanya’nın Sevile kentine gelerek burada uzun yıllar yaşayan İbn-i Haldun’u bu kültür zenginliği içinde değerlendirmek gerekmektedir. İbn-i Haldun hakkındaki bilgilere Batının Gumplowicz ve Oppenheimer aracılığıyla ulaştığı da belirtilmelidir. İbn-i Haldun Endülüs Uygarlığının son dönemlerinde daha 21 yaşında iken Arap Sultanı Abu Einan’ın güvenini kazanarak onun özel sekreteri olarak çalışırken, kendisini çekemeyenlerin iftiraları yüzün-

Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar

23

den aynı sultan tarafından iki yıl hapse mahkûm olur (1356-1358). Sultanın ölümünden sonra Vezir İbn-i Ömer, onu özgürlüğüne kavuşturarak görevine iade eder. Aslında onun yaşamının iki bölümü olduğu; birinde kamu bürokrasisinin hizmetkârı iken, diğerinde bilimsel çalışmalara kendini adamış bir kişilik olduğu söylenir. Ancak ilk dönemdeki devlet tecrübelerinin onun daha sonra geliştirdiği kuramlara katkısının olduğu inkâr edilemez. İspanya’dan ayrıldıktan sonra Mısır’ın Kahire kentinde 1402’de ölen İbn-i Haldun, evrimci ve determinist bir düşünürdür. En önemli eseri olan Mukaddime aslında çok kapsamlı bir sosyal bilimler ansiklopedisine benzetilebilir. Kolaylıkla anlaşılması mümkün olmayan eserinde uygarlıkların gelişimini ortaya koyar. Özellikle Ümran başlığı altında bugün hars/kültür denilen konu hakkında düşüncelerini ortaya koyar. Ona göre iki türlü Umran vardır: 1. Bedevi Umran: Bugünkü karşılığı köylülüktür. Kır ve göçebe kültürün özelliklerini taşır. 2. Hadari Umran: Yerleşiklik ve kentlilik anlamında kullanılmıştır. İbn-i Haldun’a göre medeniyet bedevilerde değil Hadarilerdedir ve Ümran’ın üç özelliği vardır: 1. Doğallık: İnsan doğası gereği tek başına yaşayamaz. İnsan topluluğu bu nedenle doğaldır. 2. Organiktir: İnsan topluluğunun belirli bir şekilde gelişmesi zorunludur. 3. İşlevseldir: Bireyler iyi yaptıkları işlerde uzmanlaşırlar. Sosyolojik açıdan önemi, özellikle kır ve kentler arasında farklılaşma üzerinde durmasıdır. Ona göre, göçebe-köy toplulukları yerleşik-kentlerden önce ortaya çıkar ve burada yaşayanlar henüz daha güvenilir ve sağlamdır. Bunun temel nedeni kırda ailenin daha istikrarlı olmasıdır. Buna bağlı olarak da sosyal dayanışma daha yüksektir. Ayrıca büyüklere özellikle de kadınlara çok fazla değer verilir ve saygı duyulur. Ancak bedeviler aynı zamanda inançsız, isyankâr ve şiddet yanlısıdırlar. Hadarilerin yaşadıkları yerler, yani kentler değişmeyi temsil eder; burada düşünceler derinleşebilir; bilgi artar ve düşünceler zenginleşir. Kent hayatı tüm bu kültürün gelişeceği en uygun ortamdır. İbn-i Haldun’un Ümran ile bağlantılı diğer kavramı Asabiye’dir. Ona göre Ümran tıpkı bir ağaca benzer. Ağacın gövdesi hadara/kentlilik;

24

Ünite 2

özsuyu ise asabiyedir. Asabiye demek, herkesin aslına/asabiyesine bağlı olması demektir. Diğer bir ifade ile soyundan geldiklerine bağlılık göstermek ve onlarla dayanışma içine girmektir. Psikologlar buna “ortak bilinç” de derler. Sosyolojik açıdan ise, dayanışma duygusu, sosyal bağlılık/tesanüt, yakın akraba bağı anlamına gelir. Asabiyenin özellikleri kabile, aşiret veya topluluk üyeleri arasında kuvvetli bir birlik, güçlü bir dayanışma, yardımlaşma, doğadan koruma bilinci ve inancının kuvvetli olmasıdır. Asabiye aynı zamanda davranış anlamına da gelir. Güçlü ortak düşünce güçlü davranış birliğine dayanır. Bedeviler arasında asabiye daha güçlüdür. Ancak bedeviler modernleşip yerleşikliğe geçtikçe soy asabiyesi güçsüzleşirler. Bu nedenle İbn-i Haldun’un görüşlerinde sadece ekonomik değil manevi bir motif, metafizik bir değerlendirme de söz konusudur Bu düşünceler daha sonra ekonomi yerine ahlakı önemseyen Emile Durkheim’da daha ayrıntılı olarak görülür. Aslında İbn-i Haldun iki tür asabiye sınıflandırır: 1. Nesep/soy Asabiyesi: Bedevilerde ve göçebelerde daha çok görülür. 2. Sebep Asabiyesi: Yerleşik toplumlarda daha yaygındır. İbn-i Haldun’a göre sebep asabiyesi, kişilerin hayatını anlamlandıran uğruna yaşamı feda etmeyi ya da çatışmayı göze aldırabilecek yüksek bir değer veya inançtır. Bu yüzden yerleşik toplumlarda sebep asabiyesi gelişir ve millet ortaya çıkar. Çünkü millet ideali olan insanlar büyük özverilerle oluşturdukları sebep asabiyesine bağlanırlar ve artık nesep/soy asabiyesine ihtiyaç duymazlar. Bundan sonraki çatışma ve mücadele milletler ve uygarlıklar arasında cereyan eder. Uygarlıklar arasında savaşlara işaret eden Huntington’ın da benzeri düşüncelere sahip olduğu söylenebilir. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu’na göre, biyolojik determinizmi sosyal determinizm ile birleştirmeye çalışmıştır. Afrika’da çeşitli kabileleri dolaşarak yaptığı saha çalışmaları sonucunda toplumu canlı bir organizmaya benzetir. Buradan hareketle toplumların da doğup, büyüyüp, gelişeceğini ve sonlanacağını iddia eder. Ona göre doğum ve gelişme dönemleri göçebe kültürünün sonucudur. Buna karşı kent yaşamına olumsuz bakar ve giderek kentleşen uygarlıkların gerileyerek yok olduğu düşüncesine ulaşır. Nitekim bu görüşleri nedeniyle Hilmi Ziya Ülken tarafından ilerleme karşıtı olarak algılanmıştır. Çünkü onun ilgisini çeken Ümran aslında uygarlık demektir ve kentlerdeki yaşamı anlatır. Ancak onun görüşlerinin sadece bilimsel değil

Ancak onun hem Marks’ın değişme ve çatışma konusundaki düşüncelerine sahip olduğu hem de Durkheim’ın ortak bilinç ve dayanışma kavramlarının benzerlerini çok daha önce kullandığı açıktır. Buna rağmen tepeden inmeci jakoben devrimciler Onu geçmişine dayanarak hapse atmışlardı. Ancak aristokrasiye karşı olan devrimcilerin yardımı ile hapishaneden kaçmayı başarmış ve tekrar eski ismini almıştı. daha 13 yaşında iken dinsel dogmalara koşulsuz itaati reddetmiş ve genç yaşında bir yakınının etkisiyle Yorktown’a giderek Amerikan Bağımsızlık Savaşı’na katılmıştır.” sözlerinin yanı sıra. St. Her zaman coşkulu bir insan olarak ölüm yatağında iken. Ayrıca 19. Fransız Devrimi sırasında 11 ay hapishanede kalmış ve burada insanlığın bilimsel ve sosyal reformu hakkındaki düşüncelerini formüle etmiştir. Henri de Saint Simon (1760-1825) Ünlü Fransız düşünürü St. Simon arkadaşı olan A. yy boyunca . sosyoloji dışında iktisat tarihinin de kurucusu olarak kabul edildiğini hatırlamakta yarar vardır. geleneksel din adamlarını eleştirmiş. aynı doğa bilimlerinde olduğu gibi benzer temeller üzerinde inşa edilmesi gerektiğini savunmuştur. Ünlü tarihçi Arnold Toynbee’nin “Dünyaya onun gibi bir tarihçi bir daha gelmedi. Simon. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 25 aynı zamanda İslami olduğu. St. Simon toplumun yeniden organizasyonunun ancak felsefeci. Kuran’ın Araf suresi 34. Bonhomme olarak değiştirmek zorunda kalmıştı. Simon şanssız ve yoksul olmasına karşılık yüksek soylu bir memurdu. Aynı şekilde Fransız Devrimi de kendisine yapılanlara rağmen onun desteğini kazanmıştır. Çünkü St. Simon’un düşünceleri sosyal bilimlerde önemli yankılar yaratmıştır. din adamları ile bilim insanı eğitimcilerin yer değiştirmesini önermiştir. mühendis ve bilim insanları ile birlikte olabileceğini düşünmüştür. kendisini mali açıdan destekleyen Olinde Rodriquez’e şunları söylemiştir: “Yaptığın büyük işlerin seni heyecanlandırması gerektiğini unutma. Bu bağlamda laik bir dini savunarak. St. büyüyüp geliştiğinin yazıldığı ve dolayısıyla da İbn-i Haldun’un görüşlerinin özgün olmadığı iddia edilebilir. Toplumbilimin. Fransız Devrimi sırasında yaşayabilmek için adını M. ayetinde toplumların da canlılar gibi doğup. Ülkesine dönmeden önce de Pasifik ile Atlas Okyanusu’nu birbirine bağlayacak Panama Kanalı inşaat planı için Meksika Genel Valisini temsil etmiştir (1783).” Nitekim Amerikan Bağımsızlık Savaşı’na heyecan duyarak katılması ve subay olarak dövüşmesi böyle bir heyecan sonucu olsa gerektir. Comte’u büyük ölçüde etkilemiştir.

Simon aslında kendi kendini eğitmiş bir düşünür olsa da sosyolojinin. onun çırağı. F. Artık eskimiş olan monarşinin. Seçkinlerin toplumsal gelişmelere ayak uydurmaları gerektiğini inceleyerek. Oysa St. Bu toplum herkesin yararlı işler yapabileceği bir atölye olacaktı. Engels’in Komünist Manifesto'yu yayımlamalarından 23 yıl önce ölmüştü.” demiştir. Tarihe dayalı analizler yaparak. “Daha sonraki sosyalizm ile ilgili tüm düşünceleri St. yüzyıl düşüncesinin tohumlarını atmıştır. refahın yaratılmasında emekçiler ve onları sömürenler üzerine düşüncelerini ifade . Simon “sanayileşme” kavramını ortaya atarak. altı ciltlik Pozitif Felsefe Dersleri adlı eserin sahibi olarak sosyolojinin babası olarak anılmıştır. sosyal gelişme ve farklılaşma konularında yazmakla Comte ve Spencer’e iyi bir başlangıç yapma imkânı sağlamıştır. arkadaşı. Özellikle d’Alambert gibi ansiklopedistlerin etkisiyle antikçağ düşüncesinden beslenerek dinsel ve siyasal kurumların modasının geçtiği düşüncesine ulaşmıştır. birkaç eserinde ortak yazarı olan A.26 Ünite 2 tüm Avrupa’da etkili olmuştur denilebilir. fakat soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Modernitenin kapsamlı analizini yapan St. Marks ve F. Simon’dur demek yanlış olmayacaktır. gelecekteki toplumun bilime ve sanayiye dayanacağını öngörmüştü. daha sonra ünlenen seçkinci filozoflara örneğin Gaetano Mosca ve Vilfredo Pareto’nun yolunu açmıştır. Simon 19. Simon. sosyalizmin. Simon’un sosyolojinin en önde gelen düşünürü olmasına rağmen. O. K. St. Tarihte sınıfların rolü hakkında yazarak. Simon’da bulmak mümkündür. Oysa düşünce anlamında sosyoloji fikrine ilk ve en büyük ilham kaynağı olan kişi St. Gençliğinde Aydınlanmacı filozoflardan etkilenmiştir. Comte. Napolyon bulunmaktadır. 17 Ekim 1760’ta Paris’te yoksul. hep onun düşüncelerinden esinlendiği iddiaları bulunmaktadır. toplum hakkında çalışmayı içeren biçimde bilime dayalı olarak bilginin yeniden kurulmasını. St. Simon tüm bu yönleriyle önemli bir miras bırakmıştır. Ancak böylelikle sosyal istikrar. Taraftarları arasında ünlü matematikçi Lagrange ve imparator III. zihinlerdeki karmaşıklığı gidererek düzen kurmada anahtar olarak görmekteydi. Fransız Devrimi ve Napolyon Savaşlarından sonra kurulabilirdi. St. St. Durkheim’a göre. sosyal organizasyonlarda teknokratik yaklaşımın ve birleşik bir Avrupa kurulması fikrinin. aristokrasinin ve papazların önceki dönemlerde önemli işlevler görmelerine rağmen artık sadece kendi imtiyazları için mücadele ettiklerini ve gelecek için yararsız veya fuzuli olduklarını düşünmüştür. Engels.

Şehirler ve onların banliyöleri. bazı biyografi yazarları onun için. kendi işini seçmek. vasıfsız veya vasıflı olarak çalışanın kendisine ait olmalıdır. önceden kırsal kesimde yaşayanların yeni yerleşim bölgeleri haline gelmektedir. Diğer bir ifade ile elde edilen kâr. Etikçi Sosyalizm herkesin yeni oluşan kentlerdeki toplumda nezih bir yaşam standardı ve insan ilişkilerine sahip olma hakkı olduğunu savunmaktaydı. Bu hareket. Marks’ın daha keskin ve ayrıntılı bir doktrin oluşturmasına katkıda bulunmuştur. Doğuştan veya sermaye ile yüksek sınıflardan gelen kişiler daha iyi koşullarda yaşarken. emeğinin meyvelerini görmektir. O politik yöntem olarak her zaman şiddete karşı olmuştur. Ayrıca giderek sosyal problemlere duyarsızlığı yüzünden liberalizme daha fazla kuşku ile bakmıştır. Avrupalı ulusların parlamenter cumhuriyetlere dönüşeceğini de öngörmüştür. yy sonlarında başlı başına bir sosyal mesele haline gelmiştir. “her zaman öğrenen ve bir şey bilmeyen” demek cesaretini gös- . istikrarlı ve istikrarsız yapılar arasındaki farklara işareddederek. politik haklarından çok doğal haklar insanları mutlu etmektedir. Bu görüş Avrupa’da modernizasyon hareketlerinin başladığı zamana denk düşer. Simon’un büyük düşünce mirası fazlaca sistematik olmaması yüzünden bazı kayıplara uğradığı gibi. işletmelerin yerel toplulukta yeni hâkim kuruluşlar haline dönüştüğü döneme rastlar. sosyolojik işlevselcilik ve değişken sosyal yapılar düşüncesinin ilk habercisi olmuştur. çalışmak. Bu konu daha sonra Durkheim sosyolojisinin en önemli katkısı olarak değerlendirilmiştir. St. Toplumların kooperatif modelinin oluşmasını savunduğu için ütopyacı denildiği belirtilmelidir. Etik ya da Ütopyacı Sosyalizme göre. Hatta daha da ileri giderek. Bu görüş daha sonra 19. Halkın sosyal refahının sağlanmasında devlete anahtar rolü yüklemiştir. Bu haklar. Herkesin yeteneklerine ve ihtiyaçlarına göre iş bulmasını istemiştir. Kuram ve uygulamada temel sosyal değerlerin özellikle de dinsel olanların üzerinde durarak bunların toplum açısından sonuçlarını incelemiştir. Simon sosyalizmin temel şahsiyetidir. St. Onun temsil ettiği sosyalizme Etikçi/Ethical Sosyalizm denilmekte ve aynı zamanda Ütopyacı olarak da anılmaktadır. Ev ve işyeri artık birbirinden ayrılmaktadır. sanayi kentlerindeki çoğunluk ancak asgari geçim standartlarını çok daha fazla çalışarak koruyabilmektedir. Bir gün gelip Avrupa Parlamentosu kurulacağı fikrine inanmıştır. Engels’e göre St. Simon ayrıca refah devleti çözüm önerisini geliştirmiştir. O. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 27 ederek sınıf mücadelesi konusunda K.

ayrıca farklı ampirik konu alanlarının birbirinden ayırt edilmesine olanak sağlayan yöntemlerin tarihsel olarak ortaya çıkışını anlamamıza olanak sağlar. Ancak K. matematik ve astronomi ile de ilgilenen bir kişi olması. Ayrıca nesnel bir değerlendirme yapmak gerekirse. aynı zamanda doğa bilimleriyle ilgilendiğinden sosyolojinin de doğa bilimlerine benzemesine çalışır. bilginin amacını. A. Tüm bilimler içinde en son ortaya çıkan ve en karmaşık olan sosyolojidir. Buna karşılık fizik. doğal olarak Ütopyacı Sosyalizm ideolojisini formüle etmede o yalnız değildi. onun doğal bilimlere benzer bir sosyal bilim kurma düşüncesini beslemiştir denilebilir. anarşi başta olmak üzere tüm sosyal problemleri çözeceğine. Annesinin ve eşinin koyu birer Katolik olarak dindarlığının daha sonraki yaşamında önemli etkileri olmuştur. O. Marks’a ait olduğu sanılan birçok düşüncenin aslında onlara ait olduğunu. doğa bilimlerinde kullanılan gözlem ve deney gibi tekniklerin sosyolojide de kullanılabileceğini savunur. her zaman bilimlerin kendinden önce gelen bilimlere dayanması gerektiğine. Comte. belirli hiyerarşi içinde bilimsel yöntemlerin kullanılmasının. Simon’a dayandığını bilmek gerekmektedir. sosyolojinin diğer tüm bilimleri bir araya getireceğine inanmıştır. A. Fransız Devrimi ve Aydınlanma Düşüncesine tepki olarak geliştirdiği düşünceleriyle tanınan sosyolojinin isim babası Fransız sosyologudur. zaman içinde görüşlerinde ortaya çıkan değişmeler onun bilimsellikten uzaklaşması yönünde olmuşsa da. bunlar onun önce felsefeye daha sonra sosyolojiye katkılarını gölgeleyememiştir. dolayısıyla . O. O. deneyimlenen/yaşanan olguların betimlenmesine dayandıran felsefi düşünce sistemi” olarak basitçe tanımlayabileceğimiz Pozitivizmin kurucusudur. bilimler arasında birlik sağlar ve bilimlerin gelişim sırasını gösterir. bugünkü çalışma yaşamının demokratikleşmesi ve çalışma yaşamında kalite fikirlerinin çok eskilere giderek Etikçi sosyalistlere ve dolayısıyla St. Robert Owen İngiltere’de. Comte. Pierre Joseph Proudhon. “Var olup olmadığını sorgulamaksızın. Charles Fourier ve Louis Blanc Fransa’da. Aslında. Ona göre pozitif bilimler arasında basitten karmaşığa doğru bir düzen vardır. sosyolojiyi yeni bir bilim olarak ortaya koyduğunda. Auguste Comte (1798-1859) Fransa’da küçük bir yerleşim olan Montpellier şehrinde muhafazakâr bir memur ailesinde doğmuştur. Wilhelm Weitling Almanya’da sosyalizme katkıda bulunan öncü sosyalistlerdi.28 Ünite 2 terebilmiştir. Bu düzen.

Son olarak en büyük eleştiri Üç Hal Yasası ile ilgili olarak yapılmıştır. dinsel ayin ve törenler. Sosyal Statik. Ayrıca. Metafizik hal/dönem: Soyut hal de denilmektedir. duygular da eğitilecektir. Pozitivizmin önceki bilimsellik iddiaları yerini daha çok dine bırakmıştır. Teolojik hal/dönem: Bu dönem de kendi içinde doğacılık (animizm). tek ve çok tanrıcılık olarak üçe ayrılmaktadır. sosyal duygulara geçilmesini veya yükselmeyi kendisine problem edinmiştir. Comte sosyolojinin aracılığıyla. Onun düşüncelerini “sosyal dinamik” ve “sosyal statik” olarak iki bölüm halinde incelemek mümkündür. Onun iddiasının aksine insanların bu dönemlerden zorunlu olarak ve birbirini izleyerek geçmedikleri bilinen bir gerçektir. Ancak evrimci düşüncelerle tarihi ilerleme olarak olumlu görmesi önemini korumaktadır. b. Pozitif hal/dönem: Değişkenler arasında gözlenebilen ilişkilere dayanır. En azından günümüz modern toplumunda da teolojik ve metafizik açıklamalara başvurulması A. İlerlemeye olumlu bakan bir filozoftur. bireysel veya tarihsel kültürel olsun üç adımlı yasayı izlediğini savunur. düzenli ve istikrarlı sosyal ilişkiler ve toplumsal yapıdır. sosyal değişme demektir ve en iyi ifadesini Üç Hal Yasasında bulur. Ona göre. Tüm insan düşüncesinin. Comte’u doğrulamamaktadır. Nitekim mezar taşında da onu en iyi simgeleyen bu iki kelime yazmaktadır. Hatta bu çabalarını “Sosyalatri” adlı bir insanlık dini geliştirmeye kadar vardırmıştır. A. Bilimsel dönem de denilir. c. insanlığın uygarlık düzeyinin gelişeceğine inanmıştır. daha sonraki yıllarında da mistisizme sapmakla eleştirilmiştir. Sosyal Dinamik ise. Soyut cisimlerle ilgilenme anlamında kullanılmaktadır. Kesin ve yasalara bağlı bilgi demektir. Bu düşünceleri adeta “Yerçekimi Yasası”nı değiştirmekle bir tutulmuş ve imkânsız bulunarak eleştirilmiştir. Pozitif felsefe ile insanlığın içinde bulunduğu kaotik durumun sonlanacağını ve dolayısıyla ilerleyeceğini savunmuştur. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 29 hem düzen (order) hem de gelişme/ilerleme (progress) fikirlerine birlikte inanmıştır. Bunlar: a. Ayrıca altı ciltlik Pozitif . bireyler üzerinde önce ahlaki daha sonra hukuki baskı kurmaya çalıştığı için. O. Nitekim günümüzde bazı insanlar teolojik açıklamalara inanırken bazıları da bilimsel olanları kabul etmektedirler. bilimsel düşünce tarafından ahenkli bir hale dönüştürüldüğünde. Teolojik döneme hayali dönem de denilmektedir. bencil duyguların ele geçirdiği doğal durumdan.

o toplum için en önemli ve tek olgudur. Kırdan göçen tarım işçilerinin kentlerde karın tokluğuna çalıştırıldığını ve ortalama ömürlerinin 30 yaş olduğuna tanık olmuştur. Kısaca Hegel ve Marks’ın düşüncelerinin orijinalliği sadece tezin ne olacağı konusundadır.” diyerek değişimin her yerde olduğuna ilk işaret edendir. Her iki grubun da hacmi ve nasıl üye olunduğu içinde bulundukları toplumun ekonomik sistemiyle olan bireysel ilişkileri tarafından belirlenir. hukuk ve hatta sanatsal beğenilerin tümü üstyapıyı (super structure) oluşturur . kaynaklara sahip olanlarla olmayanlara karşı sınıf mücadelesinin tarihidir. Aile. Bu yüzden güç ilişkilerinin sınıfsal değil. Avrupa’yı dönüştüren Sanayi Devrimi'ni gözleyerek kuramını geliştirmiştir. yy) dayanır. Marks tüm üretim biçimleri gibi kapitalizmin de diyalektik olarak kendini ortadan kaldıracak potansiyele (işçi sınıfı) sahip olduğunu ve tarihin sınıf mücadelesine dayandığını savunur. “Aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz. Marks’ın iddiasına göre. din. Daha sonra Alman filozofu Johann Fichte (1762-1814) tez-antitez-sentez formülünü ortaya atmıştır.) ve “üretim biçimi” (kapitalist. Bu acımasız çalışma koşullarını anlayabilmek için tarihsel olarak toplumları incelemeye başladığında ise. 5. Çünkü üç aşamalı tez-antitez ve sentez şeklindeki ilerlemede Hegel tez olarak manevi bir varlık olan Geist’i (tanrıyı) görürken. Marks’ın Felsefesi “Diyalektik Materyalizm” (Dialectical Materialism) olarak anılırken. altbölümüne geldikten sonra “sosyal fizik” adını sosyolojiye çevirerek sosyolojinin isim babası olmuştur. sosyalist v. ekonomi.30 Ünite 2 Felsefe Dersleri'nin 47. Marks tez olarak temele ekonomiyi koymuştur. Aslında diyalektik düşüncenin temeli ilkçağ filozofu Heraklit’e (İ. Bu da başlı başına önemli bir katkı olarak değerlendirilmelidir. siyaset. insanlık tarihinin sınıf çatışmasına dayandığını ve sınırlı sayıda güçlünün (burjuvazi) üretim araçlarına sahip olduğunu ve çoğunluğu oluşturan işçileri (proletarya) sömürdüğünü görmüştür.Ö.b) olarak her toplumun ekonomik sistemi. Refahın üretildiği ve dağıtıldığı düzenleme “altyapıyı” (infra structure) oluşturur ve diğer soysal kültürel düzenlemeleri belirler. Ona göre insanlık sosyal tarihi. O. “üretim ilişkileri” (işçi-işveren vb. Hegel’in baş aşağı durduğunu iddia ettiği diyalektik anlayışını yerine oturtmuştur. sosyolojisine “Tarihsel Maddecilik” (Historical Materialism) denilir. O. Karl Marks (1818-1883) Karl Marks. bireysel düzeyde analiz edildiğini unutmamak gerekir.

öznel bir farkındalık olan sınıf için mücadeleye dönüşür. belirli bir toplumda tüm önemli pozisyonlar ve sosyal etkileşimlerin üretim biçimi tarafından belirlenmesi görüşüdür. sınırlı arz içinde sonucu sıfır olan bir oyun (zero. game) söz konusudur. hem evrimci hem de ekonomik determinizmi savunan bir düşünürdür. kapitalist toplumun ücretli köleleri olan işçilerin yoksullukları artar. makine/teknoloji (machine) ve para (money) üç belirleyicidir. “kapitalist” ve “sosyalist” toplum aşamalarının birbirini izleyeceği ve sonuçta sınıfsız topluma ulaşılacağını savunmasından kaynaklanır. Çünkü üretim aracına sahip olanlar. yasal ve diğer tüm üstyapıyı kontrol ederler. Her grubun kendisini nesnel olarak görmesini sağlayan sınıf algısı vardır. onlar her şeyin temelidir ve altyapıyı oluştururlar. “feodal”. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 31 ve ekonomik altyapının üstyapı üzerindeki etkilerini yansıtırlar. Marks’a göre. Evrimciliği toplumların belirli aşamalardan geçeceği. sözle ifade edilmese de. Marks için temel ayrım. sum. Bu. Ona göre emek (man). Aslında bu algılar. İşte bu noktada nesnel bir gerçeklik olan sınıf. üretim aracına sahip olanlar ve olmayanlar arasındadır. proletarya da emeğinin karşılığını en fazla almak isteyecektir. modern toplumda amaçları ve çıkarları açısından her iki sınıf (özel mülkiyete sahip güçlü burjuvazi ve güçsüz proletarya) doğalarından dolayı uyuşmaz ve birbirine zıttır. burjuvazinin sahip olduğu ekonomik. hastalık. siyasal yasal kaynaklar. Bu bireysel duruşların da üretim biçimine göre düzenlenmesi demektir. gerçek sınıfların gelişmesinde kritik rol oynarlar. Üretim aracına sahip olarak burjuvazi. ekonomik yatırımlarından elde ettiği kârı en fazlaya çıkarmak. toplumun temel parametresi olan üretim biçimini korumak ve desteklemektir. Ekonomik determinizm ise. üretim biçimini dolayısıyla politik. Marks’a göre. Geniş anlamda bunların nihai rolü. Mevcut ekonomik sistemde ya da üretim biçiminde. açlık. örneğin önce “ilkel-komünal”. Üretim aracına sahip olmayanlar ise. ona çok daha geniş bir grup olan emekçiler üzerinde çok büyük güç ve avantajlar sağlar. Böylelikle insanlar yaşamak için tarihsel mücadeleye hazırlanmış olurlar. kötü barınma koşullarının . Bu da aslında bir grubun kârı diğer grubun zararından başka bir şey değildir. Yüksek kârlar ve güç farklılıkları sonucunda. çalışanların hakkı olan refah payına. emeğini satarak geçinenlerdir. Sonuç olarak yoksulluk. İngilizce karşılıkları M harfi ile başladığı için bunlara “3M” der. özel mülkiyete sahip olan yönetici sınıf tarafından el konur. Sonuçta kendini diğerleriyle aynı sınıftan görenlerin ortak çıkarlarını arttırmak için örgütlenmeleriyle sınıf bilinci gelişir. Marks.

. Marks’ın katı ekonomik determinist anlayışı çok eleştirilmiştir. yeni orta sınıflar ortaya çıkmış. Ayrıca sanayinin en gelişmiş olduğu İngiltere yerine. bir tarım toplumu olarak yeterli işçisi olmayan Sovyetlerde devrimin olması da ekonomi kadar. diğer ifade ile kapitalizmin yerini sosyalizm aldığında çözümlenebilir. Emperyalizm sayesinde sanayi toplumları dış talanı arttırarak kendi işçilerine bazı iyileşmeler sağlayabilmiştir. Marks’a göre. modern toplumda karşılaştığımız sorunlardan sorumlu olan ekonomik sistem değişmeden sorunlar çözülemez. toplumların onun önerdiği zorunlu aşamalardan geçmesini de engellemiştir. bir üstyapı kurumu olan siyasetin de toplumsal değişmede önemli olduğunu göstermiştir. işçiler en fazla sömürülen olmaktan çıkmıştır. Sorunlar ancak özel mülkiyetin yerini ortak mülkiyet aldığında. Bu gelişmeler ve ortaya çıkan yeni koşullar. Ayrıca kendinden sonraki gelişmeler onun iddialarını doğrulamamıştır. Sınıflar ortadan kalkmadığı gibi.32 Ünite 2 tümü. özel mülkiyet temelli ekonomik sistemden kaynaklanan sosyal problemlerdir.

Determinizmi sosyal determinizm ile birleştirmeye çalışmıştır. En önemli eseri olan Mukaddime aslında çok kapsamlı bir sosyal bilimler ansiklopedisine benzetilebilir. Simon arkadaşı olan A. evrimci ve determinist bir düşünürdür. Toplumbilimin aynı doğa bilimlerinde olduğu gibi benzer temeller üzerinde inşa edilmesi gerektiğini savunmuştur.yy boyunca tüm Avrupa’da etkili olmuştur. Metafizik hal/dönem. Özellikle Ümran başlığı altında bugün hars/kültür denilen konu hakkında düşüncelerini yazar. Simon’da bulmak mümkündür. Bu nedenle biraz daha gerilere giderek onun yaşadığı dönemi ve öncesini bilmek gerekir. sanat ve bilimin ancak kentlerde gelişeceğini ifade ettiği de unutulmamalıdır. Ona göre doğum ve gelişme dönemleri göçebe kültürünün sonucudur. Oysa St. Simon 19. August Comte. Sosyal Dinamik ise. Ayrıca 19. Evrimciliği toplumların belirli aşamalardan geçeceği. örneğin önce “ilkel-komünal”. . Simon. büyüyüp. Bunları şöyle sıralayabiliriz: Teolojik hal/dönem. doğa bilimlerinde kullanılan gözlem ve deney gibi tekniklerin sosyolojide de kullanılabileceğini savunur. K. Buna karşı kent yaşamına olumsuz bakar ve giderek kentleşen uygarlıkların gerileyerek yok olduğu düşüncesine ulaşır. O. Pozitif hal/dönem. Comte’u büyük ölçüde etkilemiştir. Ancak İbn-i Haldun'un kültür. St. Ona göre iki türlü Ümran vardır. yy düşüncesinin tohumlarını atmıştır. “Daha sonraki sosyalizm ile ilgili tüm düşünceleri St. gelişeceğini ve sonlanacağını iddia eder. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 33 Özet Bu bölümde Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar olarak İbn-i Haldun. Tüm insan düşüncesinin. Marks ve F. Comte. O bu eserinde uygarlıkların gelişimini ortaya koyar. sosyal değişme demektir ve en iyi ifadesini Üç Hal Yasasında bulur. Engels’in Komünist Manifesto'yu yayımlamalarından 23 yıl önce ölmüştü. Onun düşüncelerini “sosyal dinamik” ve “sosyal statik” olarak iki bölüm halinde incelemek mümkündür. Sosyal Statik. aynı zamanda doğa bilimleriyle ilgilendiğinden sosyolojinin de doğa bilimlerine benzemesine çalışır.Engels. St. İbn-i Haldun’u basit bir Arap düşünürü ya da tarihçisi olarak görmek yanıltıcı bir başlangıca yol açabilir. tarihsel veya kültürel olsun üç adımlı yasayı izlediğini savunur. Afrika’da çeşitli kabileleri dolaşarak yaptığı saha çalışmaları sonucunda toplumu canlı bir organizmaya benzetir. A. bireysel. St.” demiştir. düzenli ve istikrarlı sosyal ilişkiler ve toplumsal yapıdır. Buradan hareketle toplumların da doğup. İbn-i Haldun. F. Simon ve Karl Max kısaca incelenmiştir. Simon’un düşünceleri sosyal bilimlerde önemli yankılar yaratmıştır. Marks hem evrimci hem de ekonomik determinizmi savunan bir düşünürdür. St. K.

“kapitalist” ve “sosyalist” toplum aşamalarının birbirini izleyeceği ve sonuçta sınıfsız topluma ulaşılacağını savunmasından kaynaklanır. . belirli bir toplumda tüm önemli pozisyonlar ve sosyal etkileşimlerin üretim biçimi tarafından belirlenmesi görüşüdür.34 Ünite 2 “feodal”. Ekonomik determinizm ise.

Hiçbiri 3. A. Hepsi e. St. İbn-i Haldun b. Ütopyacı realist b. Değişmeden yana olmak c. Aşağıdakilerden hangisi sosyolojinin öncü düşünürlerinin ortak yönü arasında sayılmaz? a. Ütopyacı kapitalist c.Toynbee d. Comte’un evrimci düşüncesini en iyi yansıtan kavram hangisidir? a. Toplumculuk b. E. Hiçbiri . Hiçbiri 2. İki Hal Yasası b. Hiçbiri 5. Hepsi e. Marks kimin düşüncesinden etkiler taşır? a. Hepsi e. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 35 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1 İbn-i Haldun’un görüşlerinden kimlerin etkilendiği söylenebilir? a. Üç Hal Yasası c. Durkheim c. Marks b. Simon nasıl nitelendirilmektedir? a. Hegel c. A. Fichte d. Ütopyacı sosyalist d. Pozitif Felsefe Dersleri d. K. Hepsi 4. Sosyoloji Dersleri e. Determinizm d. Bireycilik e. K.

Weber d. Marks c. J. Durkheim b. E. Asabiye c.36 Ünite 2 6. daha sonra hangi filozof tarafından biyolojik determinizme çevrilerek hayat bulmuştur? a. C. Darvin e. Irk 7. M. K. Locke . İbn-i Haldun tarafından devletlerin ömrü üzerine geliştirilen sosyal determinizm. Din d. Dil e. Umran b. İbn-i Haldun’un sosyolojik düşüncesinde bedevilikten (göçebelik) medeniliğe (yerleşiklik) geçişi sağlayan motor güç nedir? a.

Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri SOSYOLOJİ 3 Sosyolojinin Kurucuları 4. 2. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme 10. 6. 7. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar.1. 5. 9. 8. Türkiye’de Sosyoloji .

Durkheim • M. • E. Durkheim’ın görüşleri incelenecektir.Weber’in görüşleri incelenecektir. • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlarnın kimler olduğu belirlenecektir. • M. Weber Ünite Hakk›nda • Sosyolojinin temel önermelerinin neler olduğu gösterilecektir. .38 Ünite 3 Ünitede Ele Al›nan Konular • Sosyolojinin Temel Önermeleri • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar • E.

• E.Weber’in görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. . Sosyolojinin Kurucuları 39 Ö¤renme Hedefleri • Sosyolojinin temel önermelerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Durkheim ve Weber’in ortak özelliklerini karşılaştırınız. Üniteyi Çal›ş›rken • Toplumsal olgular nelerdir ve bize nasıl baskı yaparlar? Örneklerle gösteriniz. Durkheim’ın görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlarnın kimler olduğunu öğreneceksiniz. Bu durum • Durkheim’ın özgün bir düşünür olmasını nasıl etkiler? Tartışınız. • Durkheim ve Marks yanılırken Weber’in doğrulandığı iddiasının kaynağını araştırınız. • M. Diğer bir ifade ile “Sosyolojik • Metodun Kuralları” ve “İntihar” arasındaki ilişkiyi tartışınız. • Durkheim’in temel eserleri arasındaki bağı gösteriniz. • Durkheim’ın ortak bilinç kavramının daha önce kimde görüldüğünü hatırlayınız. • Weber’in otorite ve bürokrasi sınıflamaları arasında nasıl bir ilişki bulunduğunu gösteriniz.

sosyolojinin bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmesinde önemli rol oynar. Durkheim ve Weber’in sosyolojinin bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmesi ve tanınmasında en önemli katkılarda bulunduğunu iddia ederler. Marks Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar arasında sayılarak daha önce tanıtıldığından. Durkheim ve M. Sosyolojinin Temel Önermeleri Her alanın geçmişi. “Tüm toplumlarda var olan sosyal tarih sınıf çatışması tarihidir” (Marks ve Engels. rasyonel yapılar olarak sosyal gruplar vardır. ancak uzun zaman içinde toplum içindeki alt gruplar içinde hiyerarşik otorite . aksine sürekli çatışma/mücadele içindedirler. Onun temel ilkesi. K. Durkheim’a göre sosyal olgular bizim dışımızdadır ve bize baskı yaparlar. Daha sonra sosyolojide ortaya çıkan çatışmacı yaklaşım bu görüşten beslenmiştir.” İşte K.E. diğer bir ifade ile kültürü vardır. Durkheim’ın bu önermesi. Wallerstein gibi bazıları ise. Önerme 2 “Ancak bu gruplar uyum (ahenk) içinde değildir. Önerme 3 “Bir ölçüde gruplar/devletler çatışma içinde olabilirler. tarihi. Weber hakkında kısa bilgi verilecektir.1948). Önerme 1 “Toplumda açıklanabilir. Daha önce de sözü edildiği gibi. Marks. sosyal olguları nesnel gerçeklikler olarak incelemektir. de zaman içinde bunlar unutularak gitmiştir. Sosyal olgular ancak diğer sosyal olgularla açıklanabilir ve biyoloji veya psikolojiye indirgenemez. Weber ve Pareto’yu kurucu olarak görürler. Sosyolojinin bağımsız bir disiplin olmasında bu görüş önemli katkı sağlamıştır. bir alanın bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmesi için bazı zihinsel çabaların bulunması ve bunların yaygın olarak kabul edilerek bir kültüre dönüşmesi beklenir. Bazıları Durkheim. Bugüne kadar kuşkusuz daha birçok düşünür tarafından çok sayıda önerme üretilmişse. onu diğer alanlardan ayıran özellikleri. Marks’a göre. Bu bölümde önce bu düşünürler tarafından öne sürülen üç kurucu temel önerme hakkında bilgi verilecek daha sonra -K.40 Ünite 3 Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojinin bir disiplin olarak kurucularının kim olduğu konusunda farklı görüşler bulunduğu söylenebilir.” E.

evlenme/boşanma ya da çocuk sahibi olup olmama gibi koşullar açısında karşılaştırır. Sosyal olayların nasıl açıklanacağını anlatır. Anomi kuralsızlık demektir. . Örneğin intiharın bireysel bir olay olmadığını Katoliklerde Protestanlara göre daha fazla intihar olmasıyla göstermeye çalışır. Daha sonra bu görüş sosyal bilimleri doğa bilimlerine indirgeme (reductionism) olarak eleştirilir. Emile Durkheim (1858-1917) Modern akademik bir bilim olarak sosyoloji Durkheim’in çalışmalarıyla başlamıştır. mezhepler. Sosyolojinin Kurucuları 41 içinde yapılanma. 2. Ancak sosyolojinin yöntem ve ilkelerini yeniden tanımlarken A. Aynı şekilde toplumdaki iş bölümünü de açıklamaya çalışır. Durkheim. 3. Japon pilotların kamikaze/ intihar dalışları veya toplum için kendini feda eden eylemciler gibi. Aslında Durkheim üç tür intihar arasında ayrım yapmıştır: 1. çatışmaya rağmen düzenin varlığını açıklayan ve dolayısıyla sosyolojinin bir disiplin olarak kabulüne katkıda bulunan temel önermedir. Ona göre toplumların evrimine bakıldığında iki tür dayanışma olduğu anlaşılır: 1. Alturistik/Elcil İntihar: Sosyal bağların çok sıkı olduğu toplumlarda daha çok görülür. Durkheim Avrupa’da ilk sosyoloji bölümünü Bordo Üniversitesi’nde 1895 yılında kurar. her toplumsal olayın diğer bir sosyal olay ile açıklanması yönündeki yöntem ilkesidir. Daha sonra en önemli yapıtı Sosyolojik Metodun Kuralları adlı eserini yazar (1898). Comte’un düşüncelerinin büyük bir kısmını onaylamaz.Weber’e ait olan önerme.” Bu M. yaş. Anomik İntihar: Toplumda dayanışmanın çözülmesine bağlı olarak her yıl belirli sayıda insanın intihar etmesidir. sosyolojinin isim babası A. toplumun sürdürülebilirliği açısından meşrudur. Egoist İntihar: Bireysel nedenlerden kaynaklanan intihardır. Bu eserde sosyal olguları tanımlar. normal ve patolojik arasında ayrım yapar. Geleneksel topluluklarda görülür. Bu çalışmasında sosyolojinin biyoloji ve psikolojiye indirgenemeyeceğini göstermek için intihar istatistiklerini. Durkheim’in burada göstermek istediği. Comte gibi doğa bilimleriyle devamlılık içinde nesnel. rasyonel ve olaylar arasında nedensellik ilişkisi (causality) arayan bir sosyal bilim anlayışı oluşturur. Daha sonra yazdığı yöntem ilkelerini uygulayarak İntihar adlı monografik çalışmasını yayımlar (1897). eğitim. Mekanik dayanışma: Birbirine benzeyen insanların dayanışmasıdır.

kurumların ortaya çıkışını ve işlevlerini inceleyen bilimdir. “bir toplumun bireylerinin taşıdığı ortak inanç ve duygular bütünüdür”.42 Ünite 3 2. Bu artık bizim dışımızda ve bize baskı yapan gerçeklik. Toplum ortalamasında görülen olaylar normal iken sapanlar patolojiktir. normalden sapma ve negatif bir durumdur. Comte’u aşamasa da. bu durum sosyal reformlar yapılarak ortadan kaldırılmalıdır. Ancak onun. Durkheim toplumda normal ve hastalıklı/patolojik ayrımı yapar. daha sonra bize baskı yapar ve bizi kurallarına uymaya zorlar. Ancak bu bireysel bilinçlerin basit bir toplamı veya sonucu ortaya çıkmaz. sosyoloji yönteminin kurallarını ortaya koymuş olması özgün yanıdır. para gibi. Bu. Öte yandan Durkheim’in çok eleştirilen “ortak bilinç” (collective counces) fikrinin de özgün olmadığı ve öncü filozoflardan İbn-i Haldun’a ve onun “asabiye” kavramına kadar uzandığı belirtilmelidir. Sosyoloji. başta siyaset bilimi ve pazarlama olmak üzere oldukça etkili olmuştur. aynı zamanda metafizik bir kavrama ya da hiç istemediği psikolojik açıklamalara girmiştir. Durkheim nedensel açıklamalarını işbölümü konusunda da yapar. Organik dayanışma: Modern toplumlarda işbölümü sonucunda farklılaşmaya bağlı olarak ortaya çıkar. Uzun tarihsel ortak yaşam sonucunda ortaya çıkan inançlar ve değerler. Durkheim. İşbölümü ve organik dayanışmanın toplumun ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olarak ortaya çıktığını savunduğu için görüşlerinin işlevselci olduğu söylenir. Artık insanlar ekmeklerini yaptırmak için fırıncılara. neyin normal neyin hastalıklı olduğunu belirleyen. Dilini bilmeden anlaşamaz. bizi diğer gruplardan ayıracak bir bilince ulaşınca ortaya toplum çıkar. yazı. yani toplumda kuralların çözülmesi hali. insanlar tarafından oluşturulan gerçeklik. Örneğin dil. toplumda biz duygusunun ortak bilinç ile inşa edildiğini savunurken. para vermeden malı alamazsınız. Durkheim’in yöntem ilkeleri diğer sosyal bilimler üzerinde de. Buradan da Durkheim’in işlevselci görüşlerine gelmek mümkündür. Modern toplumda işbölümü ve dolayısıyla organik dayanışmanın sebebi nüfus artışıdır. Anomi. Kırın aksine kentlerde nüfus artmakta ve herkes farklı alanlarda uzmanlaşmaktadır. Toplum giderek bireycileşmektedir. Olaylar arasında neden-sonuç ilişkileri . giysilerini diktirmek için terzilere ihtiyaç duyar hale gelirler. sosyal olguları doğa bilimleri gibi inceleyen pozitivist görüşü A. Birey ve devlet arasında büyük bir boşluk vardır. Ona göre ortak bilinç. Bu boşlukları dolduracak sosyal organizasyonlara ihtiyaç vardır. nesnel olarak incelenebilir.

o fazlaca tarihe önem vermez gibi görünür. Onun antropoloji üzerinde de etkilerinden söz edilebilir. Comte’un tarihsel çalışmalarda bulunmasına rağmen. Bununla birlikte bunları antropologlar gibi. Ancak toplumların en basit (horde) halden. İlksel toplumlarda din ve büyünün işlevini açıklayan çalışmaları bu bağlamda değerlendirilebilir. O hiçbir zaman kapitalizmi eleştirmemiş. Marks ne de E. Tarihe bakıldığında ne K. Genel olarak Fransız Pozitivizmi ve özel olarak Durkheim Sosyolojisi Türkiye’de çok etkili olmuştur. bugün halen bu şekilde ve henüz değişmeden yaşayan ilksel kabileler üzerinden araştırdığı için tarihsel çalışma olarak görmemiş olabilir. statükocu bir geleneği temsil eder. Modern sanayi toplumlarının sorunlarının çözümü için ortaya çıkan bir bilim olan sosyolojiden. Onun basit bir aktarıcısı olmaksızın Ziya Gökalp Türkiye’ye sosyolojiyi getirmiş ve 1914’te Cumhuriyet kurulmadan önce ilk sosyoloji derslerini vermiştir. Durkheim’in görüşlerinin doğrulandığı görülür. Öte yandan Durkheim’in Marks’a karşı bir düşünür olarak. Pozitivist olmaktan çok İşlevselci bir sosyolog olarak tanınır. modern toplumda mevcut koşullarda düzeni değiştirmeden. Türkiye’de sosyoloji Ziya Gökalp aracılığıyla önce Osmanlı’nın nasıl kurtarılacağı. daha sonra da yeni kurulan ve her şeyden önce kültür değişmesini hedefleyen Cumhuriyet Devrimlerinin gerçekleştirilmesinde yol gösterici olmuştur. ekonomik determinizmi reddettiğini ve daha çok ahlakçı bir düşünür olduğunu belirtmek gerekir. Ayrıca tüm olay ve olguların aynı zamanda işlevselliğini de gösteren Durkheim’in neden intiharın işlevi üzerinde durmadığı da ayrı bir sorudur ve eleştirilere açıktır. yolsuzluk.” görüşü olmuştur. Daha sonra onun aracılığıyla Atatürk ilkeleri üzerinde de Fransız Pozitivizmi ve Durkheim Sosyolojisi etkili olmuştur denilebilir. Sosyolojinin Kurucuları 43 kurarak açıklanabilir. Bu yönden devrimci değil. ardından iki dünya savaşı patlak vermiş. Weber ve onun “İstikbal bürokrasilerdedir. çevre kirliliği gibi artık küreselleşen sorunlar baş göstermiştir. klan ve yerleşik hale geçişini inceleyen çalışmalarında tarihsel yönler bulunur. Durkheim. işsizlik. Ayrıca onların işlevsel olup olmadıkları da gösterilebilir. Aynı şekilde Marks’ın da öngörüleri doğrulanmamış iken. reformlar yaparak iyileştirme önerilerinde bulunmuştur. tek doğrulanan M. Batıdan farklı olarak Türkiye’de mevcut kamusal sorunların çözümünde fayda umulmuştur. . Ayrıca Pozitivizmin kurucusu A. Çünkü toplumların bunalımı için önerdiği ahlaki reçeteler fazlaca işe yaramamış. modern toplumda yoksulluk.

Aslında Weber’in bürokrasi ve otorite arasında kurduğu bağlantı önemlidir. indirgemeci bir sosyolojinin kurucusudur. Yasal Bürokrasi: Bu tür bürokrasi en ussal yönetim biçimidir. Yasal/ussal Otorite: Bu tip otorite kaynağını yasalardan alır. 2. Genelde başlangıçtaki karizmatik otorite giderek geleneksel veya ussal otoriteye dönüşebilir. 2. yaşlıların dedikleri yapılır. Onun güç (power) ve otorite (authority) arasında ayrım yaptığı bilinmektedir. erkeklerin. Toplumdaki çatışmayı reddetmemiş. Ona göre güç. determinist. Max Weber (1864-1920) Max Weber. “direnmelere rağmen birinin diğerlerine dediklerini yaptırabilmesidir ve bunun kaynağı önemli değildir”. kendilerinden istekte bulunanın taleplerini meşru görmeleri gerekir. Buradan hareketle meşru olan güce de otorite denilir. Kişinin gerçekte bu özellikleri taşıyıp taşımaması önemli değildir. Büyüklerin. Geleneksel Otorite: Toplumdaki gelenek ve göreneklere dayanır. 3. ancak ekonomi yerine din gibi kültürel farklılıklara bağlamıştır. Geleneksel Bürokrasi: Geleneksel aile ve hemşerilik dayanışması içinde yönetim anlayışıdır. Daha sonra özellikle ABD’de etkili olmuştur. Örneğin bir yönetimde amir memurlarından bazı taleplerde bulunur ve memurlar onun bu istemlerde bulunmasını meşru görerek ona itaat ederler. Parsons. . O da Durkheim gibi Marks’a karşı bir konumda saf tutmuştur. Onun Almanya’da Bismark döneminde güçlü bir ulusal devlet kurulana kadar toplumda yaşanan çalkantılar üzerinde yaptığı gözlemler ve tarihsel çalışmalar kültüre önem vermesine yol açmıştır. Karizmatik Otorite: Olağanüstü koşullarda bazen kişilere bazı üstün özellikler atfedilir. Alman iktisatçı düşünürüdür. Aksi takdirde bu kaba güç (force) ve şiddet/ zorbalık olur. ıslahatçı/reformcu. işlevselci. Weber üç tip otoriteye karşı iki tip bürokrasi sınıflar: 1. Ünlü Amerikalı sosyolog T. Weber’e göre üç tip otorite arasında ayrım yapmak gerekir: 1. daha sonra “Sosyal Sistem Kuramını” geliştirerek yapısal işlevselciliği ABD’de hâkim paradigma haline getirmiştir. Çünkü itaat edenlerin.44 Ünite 3 Sonuç olarak “fert yok cemiyet var” ya da “önce toplum sonra birey” görüşünün sahibi Emile Durkheim.

Bu amaçla harcamayarak. O tarihte yaptığı incelemeler sonucunda geçmiş çağlarda Avrupa’nın bazı yerlerinde kapitalizme geçildiği halde dünyanın diğer yerlerinde bunun neden gerçekleşemediğini sorgular. 3. Protestanlar bu inancı paylaşmayarak Tanrının isteğinin çalışmak ve daha çok kazanmak olduğuna inanırlar. Amaca yönelik ussal eylem. Değere yönelik ussal eylem. Sosyolojinin yapacağı en önemli iş. tarihin zengin hazinesine başvurarak ideal tip kavramlaştırmalarına gitmektir. Duygusal eylem. Bu dünyada çok çalışıp. Protestanlar değişmeyi seçmişlerdir. Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu adlı ünlü eserinde bulmak mümkündür. Ancak ilkinde hukuk kuralları ve yasalar gereği eylemde bulunulurken. Örneğin Hint kültüründe kadınlar ölen kocaları ile birlikte yakılırlar veya kaptanlar batan gemilerini en son terk ederler. Weber’in Metodoloji konusundaki görüşlerini. diğerinde değerler rol oynar. Bunlar “ideal tipler”dir. Amaca ve değere yönelik ussal eylemin her ikisinin de rasyonalitesi vardır. Weber ayrıca Eylem Kuramcısı olarak anılmasına yol açan üç tip eylem sınıflaması da yapmıştır: 1. Nitekim Türkiye’de dikkatli bir gözlemci en büyük siyasal partilerin veya firmaların dahi tüm ussal/rasyonel yönetim iddialarına rağmen. Sosyolojinin Kurucuları 45 Weber’e göre. Katolikler kilise sayesinde kendilerini güven içinde hisseder ve cennete gitmeyi garantilerken. Bu açıklama birkaç yönden değerlendirilebilir. kapital birikiminin doğmasına da yol açarlar. bunların gerçeklik düzleminde birebir karşılıklarının bulunması gerekmez. Ona göre Katolikler geleneksel muhafazakârlığı temsil ederken. Daha sonra ikinci adımda yapılacak işlem ise. 2. ne kadar geleneksel yönler taşıdıklarını saptayabilir. hiç tüketmeden biriktirmek ve dünya zevklerinden vazgeçmek olarak çileci yaşam biçiminin (asketizm) Protestanlıkta yaygın olduğu ve dolayısıyla kapitalizmin bu ülkelerde ortaya çıktığı sonucuna varır. İlk olarak kapitalizm ile Protestan ahlakı arasında nedensel ilişki kurulmaya çalışılmakta- . fikir olarak bulunduklarını söyler. gerçekte gözlenen ile zihinsel olarak kurgulanan arasında ne kadar fark bulunduğunu ortaya koymaktır. Başka bir örnek de aristokratların düelloda onurları yüzünden ölmeyi göze almasıdır. İdeal tip olması gereken anlamında kullanılmaz. Daha çok zihinsel olarak oluşturulduğunu.

Weber insanların neden çok çalışıp harcamadan biriktirdikleri konusunda tatmin edici bir açıklama getirememiş ve sermaye birikimini sadece Protestanlığa bağlamıştır. Weber. Bunların ilki olgusal olarak görünüşte. Asilzadenin kazara mı. Ayrıca Marks’ın ekonomik temelli indirgemeci açıklamasının benzerini yapması ve tek nedenli (din) açıklama olarak Protestan etiğini kapitalizmin nedeni olarak ileri sürmesi çok eleştirilir. Aynı şekilde ilacın neden baş ağrısını giderdiğini de açıklamak gerekir. Örneğin uzaktan asilzadelerden birinin av sırasında vurulduğu anlaşılabilir. Oysa Weber’in bizzat kendisi açıklamaların yeterli olması koşulunu arar. kültürel ya da dinsel bir nedene bağlanmaktadır. öte yanda olasılıklar üzerine dikkat çekmeye çalışması çelişkili olarak algılanmasına yol açar. Aynı şekilde alınan bir ilacın baş ağrısına iyi geldiği anlaşılabilir. dünyanın gelişimi nasıl olurdu?" diyerek sorgular. ikincisi mantıken tatmin edici olmasıdır." sonucuna varır. Onun en temel katkısının Bürokrasi Kuramı olduğu açıktır. "Bu takdirde Helen uygarlığı dünyaya egemen olamazdı. Olayın gerçekten kaza olması da olasıdır. . Nitekim tarihsel olarak geriye baktığında. Ancak bir yandan Protestan etiği ile kapitalizm arasında katı nedensellik ilişkisi kurarken. Aslında Weber’in söylemek istediği olasılıkların göz önünde bulundurulmasıdır. Ona göre sosyal olayları. aynı zamanda açıklamak gerekir. Ancak sadece anlama yeterli değildir. Bu durum onun görüşlerindeki “olasılıklı yasalar” yönünün ağırlığını ortaya koyar. çağdaşları arasında ampirizm ile realizm arasındaki uçurumda köprü olmaya çalışmış bir düşünürdür. Ancak neden üç tip otorite tanımlarken iki tip bürokrasi sınıfladığı konusunda da eleştiriler alır. kişinin aşığına yaklaştığı için diğerini vurarak kasıtlı bir eylemde bulunması ve olaya kaza süsü vermesi bir seçenektir. sadece anlamak yetmez.46 Ünite 3 dır. Bu durumda açıklamanın tatmin edici olması için “değere yönelik ussal eylem” kavramına başvurur ve o dönemde onur için insanların birbirini öldürebileceği nedenini tatmin edici bulur. Anlamanın açıklama ile desteklenmesi konusunda ilk örneğe dönülecek olursa. "Eğer Maraton Savaşı'nı Yunanlılar yerine Persler kazansaydı. yoksa kasıtlı mı olarak mı vurulduğunun açıklanması gerekir. İkincisi ekonomik bir sonuç.

Türkiye’de son yıllara kadar fazla önemsenmemesi. Ancak yorumlayıcı/hermeneutik çalışmalar yapan sosyologlar onu tekrar keşfetmektedirler denilebilir. . Sosyolojinin Kurucuları 47 Sonuç olarak Weber. anlama kadar açıklama üzerinde durması. insan eylemlerini sınıflaması ve en önemlisi de bürokrasi konusunda bir kuram geliştirmiş olması yüzünden bugün de önemini korumaktadır. Durkheim sosyolojisinin egemenliğine bağlanabilir.

Onun basit bir aktarıcısı olmaksızın Ziya Gökalp Türkiye’ye sosyolojiyi getirmiş ve 1914’te Cumhuriyet kurulmadan önce ilk sosyoloji derslerini vermiştir. rasyonel yapılar olarak sosyal gruplar vardır. rasyonel ve olaylar arasında nedensellik ilişkisi (causality) arayan bir sosyal bilim anlayışı oluşturur.” (Durkheim) b) “Ancak bu gruplar uyum (ahenk) içinde değildir aksine sürekli mücadele içindedirler. sosyolojinin isim babası A. Ancak sosyolojinin yöntem ve ilkelerini yeniden tanımlarken A.48 Ünite 3 Özet Bir alanın bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmesi için bazı zihinsel çabaların bulunması ve bunların yaygın olarak kabul edilerek bir kültüre dönüşmesi beklenir. Öte yandan Durkheim’in Marks’a karşı bir düşünür olarak.” (K. Weber’ e göre. Comte gibi doğa bilimleriyle devamlılık içinde nesnel. Sosyoloji için bu temel önermeler şunlardır: a) “Toplumda açıklanabilir. Weber). Weber ayrıca Eylem Kuramcısı olarak anılmasına yol açan üç tip eylem sınıflaması da yapmıştır: a) Amaca yönelik ussal eylem b) Değere yönelik ussal eylem c) Duygusal eylem. Durkheim. Comte’un düşüncelerinin büyük bir kısmını onaylamaz. ekonomik determinizmi reddettiğini ve daha çok ahlakçı bir düşünür olduğunu belirtmek gerekir. . Aslında Weber’in bürokrasi ve otorite arasında kurduğu bağlantı önemlidir. Weber’e göre üç tip otorite arasında ayrım yapmak gerekir: a)Yasal/ussal Otorite b) Geleneksel Otorite c) Karizmatik otorite. toplumun sürdürülebilirliği açısından meşrudur. Metodoloji konusundaki görüşlerini Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu adlı ünlü eserinde bulmak mümkündür. Genel olarak Fransız Pozitivizmi ve özel olarak Durkheim Sosyolojisi Türkiye’de çok etkili olmuştur. Weber üç tip otoriteye karşı iki tip bürokrasi sınıflar: Yasal bürokrasi ve Geleneksel bürokrasi. ancak uzun zaman içinde toplum içindeki alt gruplar içinde hiyerarşik otorite içinde yapılanma. O da Durkheim gibi Marks’a karşı bir konumda saf tutmuştur. Onun güç (power) ve otorite (authority) arasında ayrım yaptığı bilinmektedir. Ona göre güç. “direnmelere rağmen birinin diğerlerine dediklerini yaptırabilmesidir ve bunun kaynağı önemli değildir". Alman iktisatçı düşünürüdür. Daha sonra bu görüş.” (M. Max Weber. sosyal bilimleri doğa bilimlerine indirgeme (reductionism) olarak eleştirilir. Marks) “Bir ölçüde gruplar/devletler çatışma içinde olabilirler. Bunlar “ideal tipler” dir. bunların gerçeklik düzleminde birebir karşılıklarının bulunması gerekmez. Modern akademik bir bilim olarak sosyoloji Durkheim’in çalışmalarıyla başlamıştır.

b. Hiçbiri 2. Aşağıdaki düşüncelerden hangisi sosyolojinin bağımsız bir bilim olmasına en fazla hizmet etmiştir? a. Hepsi e. Hiçbiri 4. Hegel Durkheim Weber Hepsi Hiçbiri 5. Hepsi . d. Durkheim’e aşağıdakilerden hangisi modern toplumda en fazla görülür? a. Elcil intihar b. Meşruluk d. Mekanik ten organik dayanışmaya c. E. Benci intihar c. Marks’ın ekonomik determinizmine karşı çıkmıştır? a. E. Toplumsal olgu tanımı b. Organikten mekanik dayanışmaya b. c. Modern zamanlarda e. Aşağıdakilerden hangisi K. Olağanüstü durumlarda c. e. Geçmiş zamanlarda d. Mekanik ten statik dayanışmaya e. Her zaman b. Hepsi e. Hiçbiri 3. Weber’e göre karizmatik otorite ne zaman ortaya çıkar? a. Çatışma/mücadele c. Anomik intihar d. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 49 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Organikten statik dayanışmaya d. Durkheim’e göre toplumların değişimi hangi yöndedir? a.

onun toplumu açıklamada hangi ölçütü eksik bıraktığını düşünür? a. Statü e. Marks’ı sosyal kuram yönünden eleştirerek. Siyasi Partiler . Bürokrasi d. Olay – Olay c. K.50 Ünite 3 6. Weber. Olgu – Olay e. Devrim ve Fransız Devrimi gibi kavramlar sosyal bir analizde hangi verilere karşılık gelir? a. Olay – mücadele b. Olgu – Olgu d. Birey b. Hiçbiri 7. Sınıf c.

7. 8. Türkiye’de Sosyoloji . Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları SOSYOLOJİ 3. 6. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme 10. 9.1. 2. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 4 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 5.

52 Ünite 4 Ünitede Ele Al›nan Konular • Farklı Sosyolojik Yaklaşımlar • Sembolik Etkileşimci Yaklaşım • İşlevselci Yaklaşım • Çatışmacı Yaklaşım Ünite Hakk›nda • Sosyolojide farklı sosyolojik yaklaşımlar bulunduğu gösterilecektir. • Çatışmacı Yaklaşımın temel görüşleri incelenecektir. • İşlevselci Yaklaşımın temel görüşleri incelenecektir. • Sembolik Etkileşimci Yaklaşımın temel görüşleri incelenecektir. .

• Farklı sosyolojik yaklaşımların anahtar kavramlarını inceleyerek farklarını ortaya koyunuz. • Yapısal İşlevselci Yaklaşımın dayandığı ampirizm ve pozitivizm ile uyuşumunu yapılan çalışmalardan örneklerle gösteriniz. • Çatışmanın işlevselliği konusunu tartışınız. . • Çatışmacı Yaklaşımın temel görüşlerini öğreneceksiniz. • Sembolik Etkileşimci Yaklaşımın mikro bir yaklaşım olarak beslendiği felsefi temelleri öğreniniz. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 53 Ö¤renme Hedefleri • Sosyolojide farklı sosyolojik yaklaşımlar bulunduğunu öğreneceksiniz. • Sembolik Etkileşimci Yaklaşımın temel görüşlerini öğreneceksiniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Farklı sosyolojik yaklaşımların genel analiz düzeylerini karşılaştırınız. • İşlevselci Yaklaşımın temel görüşlerini öğreneceksiniz.

Sembolik Etkileşimci Yaklaşım Modernist çerçevede mikro öznel düzeyde sosyolojik çalışmalarda pek çok kuramdan söz edilse de. daha doğrusu onlar hakkındaki kabullerine göre farklılaşan çeşitli yaklaşımlar vardır. bunların genel bir şemsiye altında toplanması mümkündür. Bu nedenle bu bölümde belli başlı sosyolojik yaklaşımlar karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Önemli olan kuram ve uygulama bütünlüğüne sahip bir araştırma planlamak ve yürütebilmektir. Araştırmacıların mikro öznelden. Sosyolojideki kuramsal yaklaşımların. yüzyıl eğitimci ve psikologları tarafından geliştirildiği belirtilmelidir. onun epistemolojik olarak Amerika’da yaygın kabul gören pragmatizm içinde geliştiğini göstermektedir. Bunlar genelde “Metodolojik Yaklaşımlar” ( Pozitivist. Hatta bu yaklaşımın 18. yüzyıl İngiliz Ahlak felsefecilerine kadar izlerinin sürülebildiği ve William James (1842-1910) ve John Dewey (1859-1952) gibi 20. Sosyolojide başlangıçtan bu yana birbiriyle yarışan görüş ve modeller söz konusu olmuştur. İşte Sembolik Etkileşimcilik böylesine genel bir kapsayıcılığa sahiptir. makro nesnel boyutlara kadar uzanan geniş bir alanda araştırma yapması meşru olduğu gibi. aynı araştırmanın değişik aşamalarında da bunların bazılarından yararlanmaları mümkündür.54 Ünite 4 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Genel olarak sosyal bilimlerde. Ayrıca bu kuramsal yaklaşımların insan ve toplum hakkındakabul ettikleri epistemolojik ve ontolojik özellikler çerçevesinde bazılarının nitel. Antipozitivist / Yorumlayıcı ve Eleştirel gibi) ve “Kuramsal Yaklaşımlar” olarak iki genel grupta toplanabilirler. modernist çerçevede “Sembolik Etkileşimcilik” gibi daha mikro yaklaşımlardan. Burada önemli olan sosyolojik araştırmalarda birbirinden oldukça farklı çok sayıda kuramsal ve metodolojik yaklaşımın kullanıldığının bilinmesidir. Bu yaklaşımı sosyolojiye taşıyan en önemli savunucuların başında George Herbert . Psikolojik gelenek içinde gelişen bir sosyoloji ekolü olarak da adlandırılan bu kuramsal yaklaşımın tarihsel analizi. Diğer bir ifade ile sosyolojide insan ve toplumu nasıl gördüklerine. bazılarının ise nicel araştırma tekniklerinin kullanılmasına uygun olduğu veya bunları gerektirdikleri bilinmelidir. “İşlevselcilik” ve “Çatışmacılık” gibi daha makro yapısal yaklaşımlara doğru genişlediği ve hatta son yıllarda sosyolojiye meydan okuyan feminist ve postmodernist yaklaşımlarla da zenginleştiği söylenebilir. özel olarak sosyolojide tek hakim bir paradigma (model veya kavramlar ana demeti) yoktur.

Sosyolojideki Temel Yaklaşımlar (Henslin. Ayrıca Charles Horton Cooley (1864-1929) ve William Thomas (18631947) da bulunmaktadır. Herbert Mead’in izleyicisi olarak Blumer (1962)’in temel iddiası. 3. 2. insanların öncelikle karşılarındakinin davranışını yorumladıkları ve daha sonra eyleme karar verdikleri yönündedir. İnsanlar kendileri tarafından anlam/önem atfedilen (yüklenilen) davranışlarda bulunurlar. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 55 Yaklaşımlar Genel analiz düzeyi Sosyal etkileşimin mikrososyolojik incelemeleri Analiz odağı Anahtar kavramlar • Semboller • Etkileşim • Anlamlar • Tanımlar Sembolik Etkileşimcilik/ Symbolic Interactionism Yüz yüze etkileşim ve insanların toplum yaşamı oluşturmak için sembolleri nasıl kullandıkları Toplumu oluşturan parçaların birbirleriyle olan olumlu (işlevsel) ve olumsuz (işlevsel olmayan) ilişkileri Fonksiyonel / İşlevselci Analiz (Yapısal İşlevselcilik / Uyma/ Consensus da denilmektedir) Çatışmacılık / Conflict Perspective (Çatışmacı yapısalcılık da denilmektedir) Toplumun makro -sosyolojik incelemesi • Yapı İşlevler (gizil veya açık) • İşlevsel olmayan • Denge/ tarafsızlık Toplumun makrososyolojik incelemesi Toplumda kıt olan kaynaklar için mücadele ve güçlü egemenlerin güçsüzleri nasıl kontrol ettikleri • Eşitsizlik • Güç/iktidar • Çatışma • Rekabet • Sömürü/ istismar Tablo 1. Bu yorumlama . Sembolik Etkileşimin Pragmatizme dayanan üç temel ilkesi şunlardır: 1. Ona göre insanlar araya yorum süreci girmeden doğrudan eyleme geçmezler. İnsanlar karşılaştıkları durumları yorumlarlar ve ulaştıkları sonuca bağlı olarak da davranışlarını değiştirirler.2001: 24) Mead (1863-1931) ve onun öğrencisi Herbert Blumer gelmektedir. İnsanların davranışları toplumdaki diğer insanlarla giriştikleri sosyal etkileşimden kaynaklanır.

tepki” ilişkisini reddederek araya yorumlama sürecini koyması önemlidir. ortam tanımlama gibi konular gelmektedir. işsiz. Bu görüşün. hasta. etrafında ördüğü öznel anlamın da bilinmesi gerekir. Örnek olarak aynı koşullarda olan iki insanı ile alalım. Onlar. aslında insanların bu koşullar hakkındaki öznel algılamaları ve yorumlamalarıdır. Ancak çoğunluğun. çocuk. Sembolik Etkileşimci yaklaşım ile kadın. Sosyal etkileşimciler yaşamdaki bazı nesnel bileşenleri kullanabilirler. daha dinamik ve etkileşimsel olan “konuşma” (parole) üzerinde vurgu yapan semiotik çalışmalar yapıldığı söylenebilir. Onlar. Örneğin bir genç kadın kendisine gelen her teklifi sonuçları itibariyle yorumlamadan 'evet' demez. sosyal hareketler ve kendine ayna tutma. Teklifin masum bir yardım amacına mı. Bu gelenek içinde yer alan sosyologlar çok sayıda farklı konularda ve değişik araştırma teknikleri kullanarak çalışmaktadırlar. Sembolik etkileşimcilik. bu anlamlandırma ve yorumlama sürecinin nasıl inşa edildiğini. Koşullardaki her hangi bir değişmenin her ikisinde de farklı tepkilere yol açacağı düşünülmelidir. insanı sosyal bir fenomen olarak anlamak için öznelci yaklaşımı tercih eder. klasik Davranış/ Behaviorizm Kuramındaki “uyaran. İşte Sembolik Etkileşimcilik. Çünkü insanlar her uyarana basitçe tepki veren robotlar değildir. Ancak onlara göre bu nesnel tavır yeterli değildir. Sözgelimi ölümcül bir hastalık birinde intihara diğerinde yaşama daha fazla sarılmaya yol açabilir. izlenim yaratma ve yönetme. insanların sosyal davranış ve inançlarını belirleyen yaşamın sosyal koşulları fazla nesnel değildir. çalışan. işçi veya işveren her türden sosyal statünün toplumdaki . Bu yüzden bu yaklaşıma Sembolik Etkileşimcilik denilmiştir. Kişilerin olaylara yüklediği. Bu yaklaşıma göre. ontolojik olarak sosyal yaşamın dinamik olduğunu ve diyalektik olarak karşılıklı ilişki içinde bir bütün olarak sürekli değiştiğini kabul ederler. erkek. sosyal etkileşimi daha iyi çalışabilmek için katılarak gözlem gibi nitel teknikleri kullandıkları söylenebilir. insanların kendilerini ve karşılarındakini nasıl konumlandırdıklarını inceler. yaşlı. Özellikle son yıllarda çalışılan konular arasında duygusal emek (Arlie Hochschild). yoksa daha ileri bir ilişki için bir ilk adım mı olduğunu anlamlandırmaya çalışır ve olasılıkları gözden geçirdikten sonra 'evet' veya 'hayır' der. kuşkusuz semboller ve işaretler önem kazanır. Ayrıca klasik yapısalcılığın “dil kuralları”na (language) vurgu yapan semiotik/ göstergebilimsel incelemeleri yerine.56 Ünite 4 ve anlamlandırma sürecinde ise.

Tüm bu sözü edilen yaklaşımların ortak özelliği. onların açısından olaylara bakmasını önemser. bazı grupların belirli ortamları ahlaki olarak algılamaları ve tanımlamalarından bağımsız olarak var olamazlar. araştırmacının kendini. incelediği kişi veya grubun yerine kendisini koyarak. Her şeyden önce değişen sembollerle ilgili olarak ortaya çıkan yeni yaşam biçimleri. organize insan yaşamının diğer yönleri gibi. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 57 konumuna ilişkin çalışma yapabileceği unutulmamalıdır. “Dramatujikal” ve “Etiketleme Kuramı” (Labellng Theory) olarak literatürde geçen çalışmaların da Sembolik Etkileşim genel çerçevesi içinde düşünülerek değerlendirilmesinin mümkün olduğu belirtilmelidir. Evsizlerin iletişim tarzlarıyla. Onlar belirli bir toplumda insanların çevrelerinde olup bitenleri anlamlandırmaları. Sosyal sorunlar. Onlar ancak birileri tarafından kötü veya yanlış olarak yorumlandıktan ve tepki aldıktan sonra o hale gelirler. nicel ve ileri istatistik tekniklerle çözümlemelere tercih ederler. tek eşli. olay ve objelere değer yüklemeleri sonucunda ortaya çıkarlar. Süreçlerin incelenmesine bağlı olarak da nitel araştırma tekniklerinin kullanılmasının diğer bir ortak özellik olduğu unutulmamalıdır. Sembolik etkileşimciler. Aslında sosyal problemlerin öznel . sosyal problemleri çalışırken sembolik etkileşim yaklaşımının kabullerinden hareket edildiğinde bu çaba artık sosyal inşacılık adını almaktadır. Onlara göre. Ayrıca “Yorumlayıcı” (Interpretive/ Verstehen). Diğer bir ifade ile birçok çalışmada farklı etiketler kullanılarak benzer araştırmaların benzer amaçlara yönelik olarak yapıldığı dikkatten kaçmamalıdır. eşcinsel veya lezbiyen çiftler veya yaşlılar hakkında çok zengin bir literatür bulunduğu belirtilmelidir. Özellikle son yıllarda evsizler üzerine araştırmalar yaygınlaşmıştır. sosyal sorunlar da insan ürünüdür ve yaratıcıları insanlardır. Buna “içe bakışlı anlama” denilir ve bu yönden hem psikolojik hem de halkbilim ve sosyal antropolojik olarak da “emik” yaklaşımı da çağrıştırır. daha fazla yapı (makro) yerine “birey” (mikro) üzerinde durmaları ve olgular yerine “süreçlere” odaklanmalarıdır. Sosyal İnşacılık Berger ve Luckmann (1996) gibi fenomonolojik sosyoloji yapanlara göre. özellikle de sözel/konuşma ve sözel olmayan jestler (gestures) ve sessiz kalmaya (silence) yönelik araştırmalarla ilgilenirler. “ Sosyal İnşacılık” (Social Constructionism). Bu kendiliğinden hatalı veya kötü koşullar var olamaz demektir. Ayrıca nitel veri analizlerini.

Becker’in deyimiyle “ahlak müteahhitleri” tarafından gözlenir ve endişe verir olduklarında sosyal olarak önem kazanırlar. Onlar. Diğer suç ve sapmanın bilimsel yorumlarına benzemeyen biçimde. Ayrıca belirli bir grup ya da toplumun işleyişi sırasında gözlenebilen bir kusur da değildir. toplumsal olarak onaylanmayan (kuramda bunlar ikincil/secondary sapmalar olarak anılırlar) davranışlarda bulundukları gibi. kendileri gibi damgalanmış insanların yanına giderler. onları sapkın (deviant) olarak etiketlendirirler. artık kendini tüm sosyal fırsatlardan ve ilişkilerden dışlanmış olarak bulur. sosyal sapma. yaşayabilmek için. Etiketleme Kuramı Etiketleme için en iyi örnek Sapmanın Etiketlenmesi Kuramıdır (Labeling Theory of Deviance). davranışları sapan davranış olarak görür ve bunlara yönelik olarak resmi tepki koyar. Howard Becker (1963). belirli bir grup veya toplumun tüm üyeleri bazen düzenlenmiş kuralları bozan davranışlarda bulunurlar. Bu noktada şansız bireyler aşağılanırlar. Ayrıca bu kuralları belirli insanlara uygulayarak. sosyal grupların sosyal sapmayı yarattığını söyler. Bu . önceki yasal vatandaş ya da mahalle sakini kimliğinden mahrum edilirler ve kendilerine yeni bir sapkın kimliği verilir. onları sosyal problem olarak görme ve tanımlama sürecini göstermektir. belirli bireylerde gözlenen biyolojik veya psikolojik bir kusur değildir. Kişi bir kez etiketlendi mi.58 Ünite 4 ve nesnel bölümlerinin bulunduğunu iddia edenler vardır. Sosyal olarak kabul edilen insanlar gibi yaşamını sürdürme şansından mahrum olan bireyler. Belirli bir grup ya da toplum. Bu birincil sapma (primary deviance) denilen ve rastlantısal olarak arada sırada yapılan eylemler. bu yorumlamaya göre. bazı olay ve koşulları belirlemek. Buna karşılık günümüzde Tarihsel İnşacılık (Bash. Sosyal İnşacılara göre. sosyolojik analizin temel amacı. Ona göre. Bu ikincil sapma da. 1995) adlı yeni bir yaklaşım daha bulunmakta ve sadece sorunların tanımlamasıyla yetinmeyerek radikal çözüm önerileri geliştirmeyi hedeflemektedir. Etiketleme kuramcılarına göre. Bu nedenle konunun tartışmalı bir alan olduğu belirtilmelidir. belirli olguları. Tarihsel İnşacılığın Avrupa sosyolojisi kökenli olmasına karşılık Sosyal İnşacılığın daha çok ABD’den beslendiği söylenebilir. kuralları koyan insanlar bunların ihlalini sapma olarak görürler. bireyin hakikaten sapan bir karaktere sahip olduğunun bir kanıtı olarak gösterilir.

Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 59 durum. Bu yaklaşım toplumu birbiri ile ilişkili parçaların görev yaptığı bir sistem olarak görür. bu “anormal” veya “hastalıklı /patolojik” durumdur. Durkehim’e göre. Etiketleme Kuramı. İşlevselcilik açısından hem bir organizma olarak yapıya hem de onu oluşturan parçaların işleyişine bak- . Parsons toplumun “koruyucu”. Buna karşılık organlar görevlerini yapamaz durumda iseler. İlk olarak Fransız Devrimi sonrası dağılma konumuna gelen toplumda birlik sağlamak amacıyla A. Bu konuda Goffman (1963)’ın Damgalanma (Stigma) çalışması önemlidir. Örneğin Amerikalı ünlü sosyolog T. Örneğin HIV pozitif virüs taşıyan herkesin AIDS damgası yiyerek toplumdan dışlanma sürecinin incelemesi gibi. Sembolik Etkileşimci yaklaşımın birey üzerinde odaklaşmasının aksine. sorumluluğu şiddet dolu veya tehlikeli olarak etiketlenenlerden çok etiketlemeyi yapanlara yüklemek eğilimi taşır. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlarndan Auguste Comte ve onun pozitivist felsefesine kadar uzanır. Bu kuram dikkatleri sadece sapma olayına ve sapkın insanları etiketleme sürecine ve neticelerine yöneltmekte. Çünkü eğer toplum kurallara sahip olmada bu kadar ısrarlı olmasaydı. İşlevselcilikteki vurgu daha çok yapı ve onun işleyişi üzerindedir. Aslında Etiketleme Kuramı. ahlaki ve yasal düzenin koruyucularının cezalandırma eylemi kadar çevrenin kibarca dışlanmasını da meşrulaştırır. Durkheim tarafından geliştirilen görüşlere dayanır. ekonomik kurumlarda da uygulayıcı konumundadır. toplumun bütünlüğünü sağlayan. suç ve sapmayı anlamamızda da yeni bir boyut kazandırmamaktadır. kurum olarak koruyucu bir alt sistem iken. İşlevselci / Fonksiyonalist Yaklaşım Genel olarak sosyolojide modernist çerçevede en yaygın olarak kullanılan makro yaklaşım “Yapısal İşlevselcilik” olarak da anılan yaklaşımdır. suç ve suçun keşfedilişi ve etiketlendirme süreçleri ana tema olmaktadır. “yönlendirici” ve “uygulayıcı” alt sistemlerden oluştuğunu savunur. Aile. İşlevselciğin tarihsel olarak kökeni. adetler. din. Comte ve daha sonra sanayileşmenin yarattığı “kuralsızlık /anomi” ve ahlaki bunalımların çözümü için “organik dayanışmayı” arttırmak denge ve istikrarı yeniden tesis etmek üzere E. gelenekler ve kurumlar analiz edilir. siyasal kurumları yönlendiren. “bütünleştirici”. toplumu oluşturan parçalar işlevlerini gördüklerinde toplum normal konumdadır. sosyal kuralların ihlalinin yorum konusu yapılmasına son derece karşıdır. kural ihlallerinden bu kadar rahatsız olmayacaktık. Yapıyı oluşturan elemanlar olarak normlar. Etiketleme Kuramı.

sadece sosyoloji ile sınırlı değildir. ahenk ve bütünlüğü esas olarak gördüklerinden. onların bu tür eleştirilerle karşılaşmaları olağandır. Aslında “Organizmacı” olarak adlandırılan bu modelin temeli. toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak organlar ve onların işleyişidir. Çatışmacı Yaklaşımın sosyal problemler ve eşitsizlikler üzerinde durmasının tam aksine İşlevselciler. kapitalist yapının zorladığı tasarlanmış sanal ihtiyaçlar yaratılabilmektedir. Çünkü A. onun parçaları olan organlar/uzuvlar da kurumlara benzetilmiştir. Onun Marcel Mauss. Örneğin toplum bir insan bedenine. diğer varlıklar gibi toplumu da birbiri ile karşılıklı ilişkilerden oluşan bir sistem olarak görür . İşlevselcilik. İşlevselci Yaklaşım epistemolojik olarak bilginin kaynağını deneyde gören Ampirizm’den ve sosyal dünyanın da fizik dünya gibi dıştan göründüğü gibi doğrudan inceleneceğini savunan Pozitivizm’den temellenir. Luhmann) antipozitivist oldukları bilinmelidir. Comte ve H. A. Özellikle yapı ve işlev arasındaki ilişkiler üzerinde duran ve yapının oluşumunu açıklayan Radcliffe-Brown’ın katkıları önemlidir. Comte ve onun ünlü “Üç Hal Yasası” dahil bazı sosyologlar topluma ve sosyal bilimlere en uygun model olacak bilimin biyoloji olduğunu düşünmüşlerdir. Çünkü toplumda önce belirli bir ihtiyacın ortaya çıkması ve daha sonra bu ihtiyacı karşılayacak yapılaşmaya gidilmesi söz konusudur. Parsons ve N. Aslında yapı veya işlevden hangisinin önce geldiği tartışılan bir konudur. Aslında işlevselciliğin değişme yerine mevcut durumun savunuculuğunu yapan muhafazakâr bir ideolojiyi temsil ettiği yönünde görüşler de yok değildir. Sistem içinde yapı ve işlevleri anlatırken biyolojik benzetmeler kolaylık sağlamıştır. Toplumu doğal bilimler modelini örnek alarak çözümlemeye çalışan bu indirgemeci ve ampirik temelli yaklaşım. Nitekim günümüz tüketim toplumunda. Bronislaw Malinovski ve Radcliffe-Brown gibi ünlü antropologlarla beslenen bir temeli de bulunmaktadır. Klasik işlevselciliğin biyolojik analoji yaparak bir sosyal evrim kuramına sahip olduğunu da belirtmek gerekir. Spencer de toplumu bir tür yaşayan organizma gibi görürler. Ancak tüm işlevselcilerin böyle olmadığı ve daha sonraki birçok işlevselcinin (T. onu oluşturan organların uyum (ahenk) içinde olmasına bağlıdır. toplumda istikrar. Bir organizma gibi toplumun da sağlıklı olması.60 Ünite 4 mak gereklidir. Bedenin parçalarının işlevlerine benzeyen şekilde toplumsal kurumların uyum mekanizmaları ve işlevleri incelenmiştir. Bazen tam tersi oluşumlar da gözlenebilir.

Öte yandan gizil/latent ve açık/manifest işlevler arasında da ayrım yapar. Örneğin ABD’de azalan doğumların artması için ailelere para desteğinde bulunulmuştur. Ayrıca bu görüş. başka bir bölgede sağlığın korunmasına hizmet edebilir. belirli bir toplumda bulunan sosyal sorunları açıklamada iki yol önerir: . Ancak doğum sayısının patlaması bebek bezi. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 61 (sosyal yapı) ve bu parçaların her biri organizmanın yaşamını sürdürmesinde sonuçlara (işlevlere) sahiptir. insanların bazı ortak inanç ve değerleri de paylaştığını kabul eder.toplumun. Oysa Çatışmacı Yaklaşım için ölçüt bu kararın kimlerin çıkarına hizmet ettiği tarafından belirlenir. Örneğin hükümet zamanında teşvikleri sona erdirmediği için. İşlevselcilikte -insanlardan bağımsız bir sistem olarak. niyetlenilmeyen olumsuz gizli işlevlerden de söz edilebilir. Bu yüzden. Burada paranın açık işlevi çocuk sayısının artmasına katkıda bulunmaktır. Haşhaş üretilmemesi bir yerde ekonomik işsizliğe yola açarken. İşlevselcilere göre insanlar. Kısaca pozitif ve negatif işlevlerin herkesim için aynı olmadığı söylenmek istenir. iyi inşa edilmiş evlilik ve aile gibi her toplumda bulunan sosyal kurumlar önemsenir. ileriki yıllarda ailelerin genişlediği. Merton’dur. Pozitivizm ve ampirizm temelli klasik işlevselcilik. bu baştan niyetlenilmemiş gizil bir işlev olarak bazı sektörlerin gelişimine katkı yapmıştır. para desteğinin aynı zamanda uzun dönem için gizil ve fakat negatif bir işlevi olduğu anlaşılmıştır. Sistemin dengede bulunmasına hizmet etmeyen işlevler de bulunduğunu belirleyen Merton bunlara “işlevsel olmayan” (dysfunctions) sonuçlar adını verir. İşlevselci Yaklaşımın önemli isimlerinden biri de R. Buna karşılık. Bu sonuçların bazıları sistemin yaşamını sürdürmesine katkıda bulunurken yani fonksiyonel olurken bazıları da bunu azaltabilir ve disfonksiyonel olabilir. O. Başka bir örnek de haşhaş üretimine getirilen kısıtlamalar hakkında verilebilir. uzun süreli devamlılığı esastır. Merton işlevselliği. Örgütlü toplumsal yaşamı olanaklı kılan birlik ve dayanışma duygusunun kaynağı da budur. sosyal denilen ortak yaşamı olanaklı kılan zekâya sahip olan amaç yönelimli varlıklardır. bebek yatağı gibi birçok sanayinin de iş kapasitesini arttırmış. toplumun dengede kalmasına hizmet etme koşuluna bağlar. organik benzetmeler üzerinde fazla durmaz ve onun yerine işlevler ve çeşitleri üzerinde çalışır. Örneğin aile planlamasının nüfusun denetlenmesine mi yoksa sağlığa mı hizmet ettiği böyle bir sorudur. artan çocuk sayısının yoksulluğa ve işsizliğe yol açtığı. Çünkü insanlar yaşasınlar veya ölsünler toplumların devamlılığını bu kurumlar sağlayacaktır.

62

Ünite 4

1. Sosyal Patoloji Açıklaması: Buna göre, kötü ya da yanlış yönlendirilmiş bireylerin kasıtlı davranışları sonucunda sosyal problemler ortaya çıkar. Örneğin bir birey dıştan bir mikrop veya virüsler; içten de hastalıklı hücreler yüzünden hastalanabilir. İşte bu hastalıklı bireyler toplumu da etkilerler. Bu görüşe göre ateşlenmek belirli bir bedensel hastalığın belirtisi iken, yoksulluk gibi suç da toplumsal hastalıkların belirtisidir. Buradan varılan sonuç da ilginçtir. Şöyle ki, nasıl fiziksel sağaltım için bedenin mikroplardan temizlenmesi gerekiyorsa, toplumların da sorun yaratan bu tür hastalıklı birey ve gruplardan ya tedavi görerek ya da atarak kurtulması gerekir. Örneğin ekonomik sorunlarından tembellik ya da çalışma isteği ve şevki olmadığı için sorumlu olan fakir insanlara çalışma ahlakı ve arzusu kazandırılarak yoksulluğun ortadan kaldırılabileceğini düşünürler. Çünkü tembellikleri yüzünden çalışmama patolojik bir durumdur ve bir an önce ortadan kaldırılmalıdır. Suçun da aynı şekilde suçluların yakalanmasıyla denetim altına alınacağını düşünürler. Toplumun korunması için bu insanlara ömür boyu hapis, hatta idam cezası dahi verilebilir. Büyük sistemin sürekli sağlığı en önemlidir ve hastalanmış toplumsal parçaları keserek kötülükleri azaltan her şey meşrudur. Sosyal sorunları, uyumsuzluk, ahlaksızlık ve sosyal çözülme biçiminde kavramlaştıran sosyal patoloji yaklaşımı, boşanma, eğitimsizlik ve akıl hastalıklarını tartışırken; toplumdaki mevcut kurallara uymada bireylerin başarısızlığı üzerinde odaklaşır. Diğer bir ifade ile toplum ya da devletin toplum ya da sağlık programlarındaki yetersizliği yerine, bireyi toplumdaki normlara uymada başarısız olarak görür ve suçlar. Aslında burada yansılanan Durkheim’ın ahlakçı görüşüdür. Mevcut kapitalist düzen normal olarak kabul edilmekte, aksayan yönler ise sapma, anormal ve patolojik olarak görülmektedir. 2. Sosyal Çözülme Açıklaması: İkinci bir yorum olarak, soysal çözülme kavramlaştırmasına göre sosyal problemler, toplumdaki normal durumda yapının öğeleri arasında var olan denge ve uyumun bozulması sonucunda ortaya çıkarlar. Sistemin bir bölümünde ortaya çıkan rahatsızlıklar, karşılıklı ilişki halindeki diğer bölümleri de etkiler. Bu yüzden ortaya çıkan sorunlar sistemin iyi işlemediğinin işaretidir. Bu yaklaşımda problemin çözülmesi bozulan yapının onarılmasıdır. Eğer mevcut yapının içinde sorun çözülmezse, yapı yeni ve farklı düzeyde denge oluşturarak sorunu çözümler.

Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar

63

Sosyal problemlerin işlevselci/fonksiyonalist yorumları, güçsüz sayıltıları ve bunların yaşam üzerinde yaptıkları olumlu ve olumsuz etkiler yüzünden eleştirilmektedir. Ayrıca muhafazakârlık dolayısıyla, mevcut düzeni sürdürme çabasında olmaları yüzünden de suçlanmaktadırlar. Bu eleştiriler, klasik işlevselci modelin gözden geçirilmesine yol açmış ve Robert K. Merton toplumsal sistemlerin karmaşıklığını anlamada daha orta boy bir işlevselci kuram geliştirmiştir.

Çatışmacı Yaklaşım
Sosyal bilimlerde Çatışmacı yaklaşım ve kuramlar, toplumdaki gruplar ve sınıflar arasındaki sosyal, siyasi ve maddi eşitsizlikler üzerinde vurgu yaparak mevcut sosyopolitik sistemi eleştirirler. Çatışmacılar, özellikle sınıflar arasındaki güç mücadelesi ve birbirine tarihsel olarak karşıt olan hâkim ideolojiler üzerinde dururlar. Bu çalışmaları, güncel “barış ve çatışma çözümleme” (peace and conflic resolution) analizleriyle karıştırmamak gerekir. İşlevselcilerin toplumu ahenk içinde bir bütün olarak görmelerinin aksine çatışmacılar, toplumun birbiriyle kıt kaynaklar için çatışan gruplardan oluştuğunu kabul ederler. Dıştan bakıldığında birlik ve beraberlik içinde görülen ilişkilerin ardında bir güç mücadelesi olduğunu savunurlar. Çatışmacı Yaklaşım da modernist kuramlara ve daha çok makro düzeyde yapısal analizlere dayanır. Çatışmacı sosyologların en başında K. Marks gelir. Ona göre insanlık tarihi aynı zamanda sınıf çatışması tarihidir. Ancak günümüzde Marksist olmayan çatışma kuramcıları da bulunmaktadır. Örneğin bunlardan biri olarak Ralf Dahrendorf, çatışmanın “otorite” içeren her ilişkide söz konusu olabileceğini savunur. Meşru olan güç (power) olarak tanımlanan otorite (Weber, 1946) toplumun her kesiminde, ister küçük bir grup ister bir organizasyon ya da geniş toplum olsun her düzeyde bulunur. Otorite konumunda bulunanların diğerlerinde kendisine uymayı beklemesine karşılık, diğerleri buna direnirler. Sonuç olarak, toplumda her iki taraf arasında otorite adına sürekli çatışma yaşanır. Örneğin bir işyerinde farklı birimler arasında, okulda öğretmenler ve öğrenciler arasında, hastanede hekim ve hekim-dışı personel arasında, ailede karı-koca veya ana-baba ve çocuklar arasında sürekli otorite çatışması yaşanabilir. Aynı şekilde Lewis Coser da Marks’tan farklı olarak, çatışmanın aralarında yakın (close) ilişki bulunan herkes için söz konusu olduğunu savunur. Çünkü birbirleriyle yakın ilişki içinde olanlar arasında sorumluluk, güç ve ödüllerin paylaşımı sırasında ortaya çıkabilecek her türlü değişiklik diğerlerinde hayal kırıklığı yaratabilir. Bu durum,

64

Ünite 4

aile içindeki mahrem (intimate) ilişkilerde de söz konusudur. Eş ve veya çocuklar arasında, her an ya ev işlerinin paylaşımında ya da önemli kararların alınmasında anlaşmazlık çıkabilir. Coser, ayrıca çatışmanın sosyal sistem açısından bütünleştirici ve uyum sağlayıcı işlevleri üzerinde durmasıyla da tanınır. Ona göre çatışma yoluyla grup normlarının yeniden gözden geçirilmesine ve uyarlanmasına olanak sağlanır. Örneğin bir işyerinde çalışanlar arasındaki işbölümü çatışma yaratıyorsa, taraflar tutum ve davranışlarını gözden geçirerek yeni sorumluluklar üstlenebilirler. Modern çatışma kuramının kurucusu C. W. Mills’e göre, ilk aşamada sosyal yapılar birbiriyle çıkar ve kıt kaynaklar için çatışan insanlar aracılığıyla yaratılır. Daha sonraki aşamada ise, çıkar ve kaynaklar, insanlar tarafından yaratılan yapının yüceltilerek “şeyleştirilmesi”nden (reification) ve toplumdaki güç ve kaynakların eşitsiz dağılımından etkilenir. Bu şeyleştirme aslında insan ve onun yarattığı yapı arasındaki diyalektik bağın kopması ya da gözden kaçırılmasıdır. Ona göre Amerikan toplumundaki iktidar seçkinlerinin üç ayağı vardır: ordu (Pentagon), ekonomi ve yönetim/hükümet. Aslında ordu ve ekonominin iç içe geçmişliği de göz ardı edilmemelidir. Savaş sanayi demek daha doğru bile olabilir. Bu yüzden iktidar seçkinlerinin temel politikası ülkeler ve toplumlar arasında çatışmanın yükselmesi, silahlanma ve kitlesel yıkım ve insan ırkının yok edilmesine yöneliktir. Görüşleri yüzünden Amerika’da toplum dışı ilan edilen C. W. Mills’in tüm radikalliğine rağmen, 1960’larda yaptığı kestirimlerin pek çoğunda haklı olduğunu söylemek mümkündür. Sosyolog G. Lenski (1966)’ye göre, bir toplumda varlığı kabul edilen alt grupları birbirinden ayıran her özellik, Marks tarafından betimlenen sınıf çatışmalarına temel oluşturma potansiyeline sahiptir. Örneğin yaş ve cinsiyet, mülkiyet ve otorite hatlarını çaprazlamasına keser ve nüfusu toplumsal eşitsizlik olarak değerlendirilen gruplara böler. Ekonomik konumlarına bakılmaksızın çağdaş toplumda birçok yerde erkeklere göre kadınlar, toplumsal ödüllerden daha düşük pay alırlar. Gençlere daha fazla önem verilen sosyokültürel sistemlerde toplumun yaşlıları, gençlere göre daha az değerli bulunabilir. Yaş Sınıfları (Age Classes) kavramını ortaya atan Lenski’ye göre, bu ayrımlar modern toplumda giderek artmakta ve aralarındaki mücadele giderek sertleşmektedir. Ona göre eğer toplumdaki mevcut gruplar düzenlemelerin kendi çıkarlarına hizmet etmediğini düşünmeye başlarlarsa toplumdaki karışıklık alevlenir.

Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 65 Yapısal işlevselcilik gibi Çatışmacı Yaklaşım da. Aralarında farklılıklar olmasına rağmen bu yaklaşımı benimseyenler. Marksistlerin toplum hakkındaki görüşleri işlevselcilerden son derece farklıdır. farklı gruplar kendi çıkarlarını arttırmak için toplumu denetlemeye girişirler. R. kadının sömürüsü üzerine vurgu yapan feministler. Lenski. ırk ve etnik sömürü üzerinde vurgu yapan analizciler ve antidemokratik yönetim üzerinde odaklaşan eleştirel devlet analizcileri gibi oldukça geniş ve heterojen gruplar yer almaktadır. Eitzen ve Baca Zinn. Örneğin aile konusunda önemli çalışmalar yapan Abbott ve Sapsford (1987)’a göre Marksizm. Collins. Dahrendorf. Onlar. İktidara gelen grup ise. makro düzeyde ve çoğu zaman tarihsel karşılaştırmalar yaparak incelemeler yapar. hükümet politikalarını eleştirirler. Onlara göre. ekonomik ve sosyal kararları kendi lehine ve diğer grupların aleyhine alır. Eric Olin Wrigh'tır. Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı Son yıllarda hem eleştirel hem de çatışma yaklaşımlarını güç odağında birleştiren bir yaklaşımdan daha fazla söz edilir hale gelmiştir. Problem edindikleri konuların başında sınıf mücadelesi ve güçlü sınıfların işsizliğe. Çünkü Çatışmacı Yaklaşıma temel oluşturan Marksizm de yapısalcı bir kuramdır. sınıf üzerinde duran neoMarksistler. Örneğin Amerika’da Afrika kökenlilerin neden daha fazla işsiz olduğunu sorgular. sadece sanayileşme değil ve fakat kapitalizmdir. toplumu birbiriyle çatışan çıkarlara sahip grupların zor ve güç kullanarak kendi refahlarını arttırmak için mücadele ettikleri bir arena olarak görürler. artık politik. modern ve makro bir yaklaşım olarak benzer bazı özelliklere sahiptir. Günümüzdeki çatışmacı sosyologlar arsında en önemlileri R. Kısaca Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı (Critical Power Conflict Perspective) olarak geçen şemsiye altında. Aksine onlar. Onlara göre modern toplumu karakterize eden özellik. yoksulluğa örneğin evsizliğe nasıl baktığı gelir. kapitalist iş yerindeki gerilimlerden kaynaklanan tansiyonu düşürmede bir supap olarak modern toplum için daha uygun bir form olduğunu kabul eder. Aslında bu yaklaşımın taraftarları arasında henüz üzerinde anlaşmaya varılan bir kuram ve analiz gövdesinin bulunmadığı hemen belir- . Sonuç olarak Çatışmacı Yaklaşım. toplumdaki egemen kurumları derinlemesine incelemekte ve sosyal sorunların çözümünde radikal ve temel çözüm önerileri geliştirmeye çalışmaktadırlar. çekirdek ailenin. toplumu birbiriyle dayanışma içinde olan grupların oluşturduğu bir bütün olarak görmezler.

Yeni sosyal hareketler olarak çevreciler ve feministler gibi grupların. sosyal problemlerin anlaşılmasında daha derin bir görüş sağlar. 1997): a. Çatışmacılar özellikle sınıflar arasındaki güç mücadelesi ve birbirine tarihsel olarak karşıt olan hakim ideolojiler üzerinde dururlar . e. Belirli aralıklarla güçlülerle güçsüzler arasında yaşanan çatışmalar. d. kaynakların ve güçlerin yeniden dağılımıyla sosyal sorunların çözümünü amaçlayan yeni sosyal hareketler (social movements) ve örgütlenmelerin doğmasına yol açmıştır. Toplumdaki mevcut düzen ile hiyerarşiyi açıklayan. Marksist entelektüel gelenekten beslendiği açık olan bu yaklaşımın temel önermeleri şunlardır (Feagin ve Feagin. muhafazakâr veya liberal piyasa düzeni yaklaşımlarıyla karşılaştırıldığında. yorumlayan inanç ve ideolojiler güçlüler tarafından şekillendirilir. daha fazla refah ve gelir payı.66 Ünite 4 tilmelidir. hükmetme ve itaat ilişkileri birçok sosyal soruna kaynaklık etmektedir. kapitalizmi veri olarak kabul eden tüm yaklaşımları statükocu bularak eleştirmesi de ayrıca değerini arttırmaktadır. sadece uyum ve ahenk ile ilgilenmek yerine. iktidar talepleri olmamakla birlikte toplumsal duyarlılık arttırmada önemli misyonları vardır. b. Irkçılık temelinde beyazlar beyaz olmayanlara. Bu yüzden sıradan insanlar üzerinde güçleri vardır. Sosyal bilimlerde Çatışmacı yaklaşım ve kuramlar. Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı. Bu yaklaşımın. toplumsal cinsiyet (gender) ayrımında da erkekler kadınlara hükmetmektedir. güç ve çatışma ilişkilerini birlikte kavramlaştırarak daha bütüncül (holistik) bir bakış açısına sahip olması açısından çok önemlidir. daha fazla bilgi kaynağı ve daha fazla asker ve polis üzerinde kontrol gibi önemli kaynakları denetlerler. c. sosyal sorunların yarattığı baskı ve tehditler. sınıflı sistem içinde geniş işçi kesimine az sayıdaki kapitalist sınıf hükmetmektedir. Toplumdaki tabakalaşma. siyasi ve maddi eşitsizlikler üzerinde vurgu yaparak mevcut sosyopolitik sistemi eleştirirler. Güçlü insanların diğerleri üzerinde güçleri vardır. toplumdaki gruplar ve sınıflar arasındaki sosyal. Sonuç olarak Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı. Çünkü onlar toprak ve işletme üzerinde özel mülkiyet. Örneğin.

Örneğin Ralf Dahrendorf çatışmanın otorite ilişkisi bulunan her yerde olabileceğini savunur. “yönlendirici” ve “uygulayıcı” alt sistemlerden oluştuğunu savunur. Çatışmacı Yaklaşım. Sosyolojide başlangıçtan bu yana birbiriyle yarışan görüş ve modeller söz konusu olmuştur. çatışmanın aralarında yakın (close) ilişki bulunan herkes için söz konusu olduğunu savunur. Örneğin Amerikalı ünlü sosyolog T. Bunlar genelde “Metodolojik Yaklaşımlar” (Pozitivist. Sosyolojideki kuramsal yaklaşımların. Bu yaklaşım. Genel olarak sosyolojide modernist çerçevede en yaygın olarak kullanılan makro yaklaşım. Antipozitivist /Yorumlayıcı ve Eleştirel gibi) ve “Kuramsal Yaklaşımlar” olarak iki genel grupta toplanabilirler. . Problem edindikleri konuların başında sınıf mücadelesi ve güçlü sınıfların işsizliğe ve yoksulluğa nasıl baktığı gelir. “bütünleştirici”. epistemolojik olarak bilginin kaynağını deneyde gören Ampirizmden ve sosyal dünyanın da fizik dünya gibi dıştan göründüğü gibi doğrudan inceleneceğini savunan Pozitivizmden temellenir. özel olarak sosyolojide tek hakim bir paradigma (model veya kavramlar ana demeti) yoktur. “İşlevselcilik” ve “Çatışmacılık” gibi daha makro yapısal yaklaşımlara doğru genişlediği ve hatta son yıllarda sosyolojiye meydan okuyan feminist ve postmodernist yaklaşımlarla da zenginleştiği söylenebilir. Çatışmacı sosyologların en başında K. insanların sosyal davranış ve inançlarını belirleyen yaşamın sosyal koşulları fazla nesnel değildir. Ancak günümüzde Marksist olmayan çatışma kuramcıları da bulunmaktadır. Bu yaklaşıma göre. modernist çerçevede “Sembolik Etkileşimcilik” gibi daha mikro yaklaşımlardan. siyasal kurumları yönlendiren. insanı sosyal bir fenomen olarak anlamak için öznelci yaklaşımı tercih eder. “Yapısal İşlevselcilik” olarak da anılan yaklaşımdır. Onlar aslında insanların bu koşullar hakkındaki öznel algılamaları ve yorumlamalarıdır. Aile kurum olarak koruyucu bir alt sistem iken. daha doğrusu onlar hakkındaki kabullerine göre farklılaşan çeşitli yaklaşımlar vardır. toplumu birbiri ile ilişkili parçaların görev yaptığı bir sistem olarak görür. Parsons toplumun “koruyucu”. makro düzeyde ve çoğu zaman tarihsel karşılaştırmalar yaparak incelemeler yapar. Diğer bir ifade ile sosyolojide insan ve toplumu nasıl gördüklerine. ekonomik kurumlar da uygulayıcı konumundadır. Aynı şekilde Lemis Coser da Marks’tan farklı olarak. Ona göre insanlık tarihi aynı zamanda sınıf çatışması tarihidir. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 67 Özet Genel olarak sosyal bilimlerde. Marks gelir. Sembolik etkileşimcilik. din toplumun bütünlüğünü sağlayan. İşlevselci Yaklaşım.

Pragmatizm c. Yapısal İşlevselcilik en çok hangi kaynaktan beslenir? a. Genel analiz düzeyi Analizin odaklandığı konular Anahtar kavramlar Hepsi Hiçbiri 2. Comte e.68 Ünite 4 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. e. Sosyolojik Yaklaşımlar birbirinden en fazla hangi açıdan farklılaşır? a. Pozitivizm b. Hepsi 5. Rasyonalizm e. Hiçbiri 4. Pragmatizm e. Aşağıdakilerden hangisi farklı sosyolojik yaklaşımların karşılaştırılmasında ölçüt olabilir? a. c. K. b. Çatışmacı Yaklaşımın temel görüşleri kime dayanır? a. Feminizm b. Ampirizm d. Hiçbiri . d. M. d. Pozitivizm d. E. c. A. e. Entivisyonizm c. Düzey (makro-mikro) Zaman (dün-bugün) Yer (doğu-batı) Hepsi Hiçbiri 3. Durkheim b. Sembolik Etkileşimcilik en çok hangi görüşten beslenir? a. b. Weber d. Marks c.

Türkiye’de Sosyoloji . 4. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar SOSYOLOJİ 3. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 2. 8. 5 Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 6.1. 7. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme 10. 9.

• Liberal Feminizmin temel görüşleri incelenecektir. . • Sosyalist Feminizm temel görüşleri incelenecektir.70 Ünite 5 Ünitede Ele Al›nan Konular • Feminizm • Farklı Feminist Yaklaşımlar > Marksist Feminizm > Radikal Feminizm > Liberal Feminizm > Sosyalist Feminizm • Postmodernizm • Postmodernizmin Eleştirisi Ünite Hakk›nda • Feminizmin sosyolojiye eleştirileri incelenecektir. • Postmodernizmin kendisine yöneltilen eleştiriler gösterilecektir. • Farklı Feminist Yaklaşımların neler olduğu gösterilecektir. • Marksist Feminizmin temel görüşleri incelenecektir. • Postmodernizmin sosyolojiye eleştirileri incelenecektir. • Radikal Feminizmin temel görüşleri incelenecektir.

tehdit oluşturabileceğini örneklerle tartışınız. • Postmodernizm ve postyapısalcılığın sosyolojiye nasıl bir . • Sosyalist Feminizm temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Farklı Feminist Yaklaşımların neler olduğunu öğreneceksiniz. • Postmodernizmin sosyolojiye neden bu kadar eleştirel yaklaştığını ve bundaki haklılık payını tartışınız. • Neden farklı feministlerin ortaya çıktığını öğreniniz. • Postmodernizmin sosyolojiye eleştirilerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Feminizmin ataerkillik konusundaki görüşünü tartışınız. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 71 Ö¤renme Hedefleri • Feminizmin sosyolojiye eleştirilerini öğreneceksiniz. • Liberal Feminizmin temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Postmodernizmin en çok hangi alanlarda gelişme gösterdiğini nedenleriyle tartışınız. • Marksist Feminizmin temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Feminizm sosyolojiye neden meydan okumaktadır? Tartışınız. • Postmodernizmin kendisine yöneltilen eleştirilerin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Radikal Feminizmin temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Farklı feministlerin benzer noktalarını sıralayınız.

bu konuda aralarında oldukça önemsiz farklar bulunur. bu kadının iki kez sömü- . Buna rağmen. bu bölümde her iki yaklaşıma da yer verilmiştir. Feminizm genel anlamda sosyolojiye eleştirel bakar. Aileyi ataerkil olarak görmek ise oldukça kapsamlıdır. Kadının temel rolü üreme ve çocuk yetiştirmedir. Sosyolojinin toplumsal yaşam hakkında yanlı/tarafgil görüşlere sahip olduğunu savunur. 2.72 Ünite 5 Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Klasik sosyolojik yaklaşımlara temel eleştirilerden biri Feminizmden diğeri ise Postmodernizmden gelmektedir. Feminizm Ancak daha başlangıçta feminist olarak adlandırılan pek çok kuramın olduğu veya birbirinden farklı çok sayıda feminizm bulunduğu belirtilmelidir. Her ne kadar artık birçok ülkede kadın ev dışında çalışmaya başlasa da Feministlere göre. Bu amaçla. Oysa tüm ev işleri ve çocukların yetişmesinden sorumlu olan kişi kadındır. genel hatlarıyla farklı feminist yaklaşımlar ortak bazı özelliklere de sahiptirler: 1. İşlevselcileri ailenin tüm üyelerine sağladığı olanakların ya da çıkarların eşit olduğunu iddia ettikleri için eleştirirler. İkinci olarak Feminizm hem İşlevselcilerin hem de Çatışmacıların görüşlerine eleştirel bakar. Onlara göre bu yaklaşım toplumsal cinsiyet farklılıklarını görmezden gelmektedir. Örneğin Feministler. 3. Tüm Feminist kuramlar aileyi ataerkil bir kurum olarak görürler. 4. Kurucu sosyologlardan M. Klasik anadamar (mainstream) sosyolojinin aslında erkekegemen (malestream) görüşlere sahip olduğunu iddia eder. Burada esas sorgulanmak istenen sosyolojinin değerlerden arınmış bir bilim olup olmadığıdır. Ancak günümüzde artık nesnellik konusundaki kesin ısrarlardan vazgeçildiği belirtilmelidir. Weber. Sosyolojinin eleştirilerini bilmenin onun daha iyi anlaşılmasına hizmet edeceği kuşkusuzdur. araştırmacının bu öznel başlangıca rağmen nesnel bir araştırma yürütmesinin olanaklılığını savunmuşsa da artık büyük ölçüde bu tür iddialardan vazgeçilmiş bulunulmaktadır. Çünkü sosyolojide araştırmaya başlarken problemin seçimi değerlerle ilgilidir. Bu eleştirinin altında tek fakat önemli bir neden yatar ki. o da erkek egemenliği demek olan “ataerkillik ”tir (patriarchy).

sadece kapitalizmin ihtiyacı olan emeği üreterek onu destekleyen birim olmanın ötesinde ataerkilliği de yeniden üreten birimdir. kapitalizmin bir sonucu veya özel mülkiyeti koruyan kapitalizmin yol açtığı bir durum olarak görürlerse de. hem kapitalizmin hem de ataerkilliğin emniyet supabıdır. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 73 rülmesi ve baskılanmasıdır. sadece bir sınıfın diğer sınıf üzerindeki güç mücadelesini sorun edinerek sermaye ve emek üzerinde odaklanarak toplumsal cinsiyeti ihmal ederler. ev işleri ve çocukların yetiştirilmesi sorumluluğu halen onun üzerindedir. Bunlar hakkında tanıtıcı bilgiler verilerek aralarındaki farklar aşağıda gösterilmeye çalışılmıştır. kapitalizme mi yoksa kültürel yapıya yani dine mi bağlamak gerekeceği sorularının yanıtları oldukça tuzaklı ve tartışmalıdır. Farklı Feminist Yaklaşımlar Feminist Yaklaşım içinde en önemlileri Marksist. kadınlara yapılan baskı ve sömürü aynen kapitalist ülkelerde olduğu gibi devam etmiştir. Feministler erkek egemenliğini. Feministler ayrıca İşlevselci Yaklaşımın toplumsal cinsiyet (gender) farklarına ilişkin görüşlerinde çelişki ve belirsizlik olduğunu iddia ederler. Bu durum aynı işi yapan kadına erkekten daha az ücret ödenmesine olanak tanır. Diğer bir ifade ile aile. bu konu son derece tartışmalıdır. Marksistler. Çin ve Küba olmak üzere kapitalizm yıkıldığı halde ataerkillik yok olmamış. Marksist Feminizm Adından da anlaşılacağı üzere bu kuram hem Feminist hem de Marksist görüşlerin bir karışımıdır. 6. . Feministler. Çünkü kadın meslek sahibi de olsa. bazıları kapitalist bazıları değilken ataerkillik son derece yaygındır. Oysa başta eski Sovyetler Birliği. Bu nedenle bu toplumlardaki ataerkilliği. Kapitalist sistemde kadın hem yedek emek gücünü üretir hem de piyasanın ucuz emek ihtiyacını karşılar. Marksist aile görüşlerini de toplumsal cinsiyete kapalı ya da görmezden gelen tutumları yüzünden eleştirirler. Feministlere göre aile. 5. Feministlere göre toplumsal cinsiyet rolleri kültürel olarak öğrenilerek aktarılırlar ve bu yüzden değiştirilebilirler. İslam ülkelerinde de. İşlevselcilerin toplumsal cinsiyet rollerini doğal ve değişmez olarak görmelerini sorgularlar. Çünkü bu durumda. özel mülkiyet ortadan kalktığında ataerkilliğin de kalkması gerekecektir. Liberal ve Sosyalist Feminizmdir. Radikal.

74

Ünite 5

Marksistler tarafından aile yaşamı ve evlilikte kadının sömürüldüğü kabul edilmekle birlikte, bunun ailenin kadın üzerinde etkisinden çok, aile ile kapitalizm arasındaki ilişkiden kaynaklandığının ileri sürülmesi önemlidir. Marksist feministler, Marksist kavramları kullanmakla birlikte kadının sömürüsünü aile yaşamının anahtar özelliği olarak görmektedirler. Örneğin Margaret Benston (1972), Kadının Özgürlüğünün Politik İktisadı adlı eserinde, “kadının yarattığı ücretsiz emeğin çok büyük olduğunu ve üretim araçlarının mülkiyetine sahip olanlarla karşılaştırıldığında çok daha kârlı olduğunu” savunmaktadır. Minimum ücret ölçülerinde bile kadının emeğinin ödenmesi durumunda refahın yeniden dağılımında çok büyük artışlar sağlanacaktır. Bugün için ailenin desteklenmesi, ücretliler üzerinde gizli bir vergilendirme demektir. Diğer bir ifade ile şu andaki ücretler ile iki kişinin emeği satın alınmış bulunmaktadır. Bu bağlamda Benston, çekirdek ailenin kapitalist toplumda istikrar sağlayan bir “ekonomik birim” olduğunu tartışmaktadır. Böylelikle evde yapılan üretim, baba ya da eşin kazancından ödenmekte ve onun emeğini piyasadan çekme olanağı çok daha azalmaktadır. Böylelikle yalnızca aile üretimi ve ucuz emek değil, aynı zamanda işverenin masrafsız olarak idamesi de sağlanmaktadır (Haralambos ve Holborn, 1995). Öte yandan Marksist feministlere göre ev kadını rolündeki kadınlar, eşlerinin ücretli işçi olarak rollerini en iyi şekilde yerine getirmek için duydukları gereksinmeleri de karşılamaya çalışırlar. Ansley’e göre kadınlar, geleneksel rollerini oynarken, kocalarının meşru kızgınlıklarını, güçsüzlüklerinden kaynaklanan hayal kırgınlıklarını ve baskıyı sineye çekerler. Hatta birçok kocanın aileleri ve karısı üzerinde kurduğu diktatörlük, onlara sisteme hiç meydan okumaksızın kızgınlıklarını ifade etme olanağı sağladığı için aile kapitalizm için vazgeçilmezdir.

Radikal Feminizm

Radikal feministler, ataerkilliği kültürün bir sonucu olarak görürler. Ataerkillik, kadının rollerini doğal ve karma bir şekilde görerek aile aracılığıyla kültürel olarak aktarılmasına yardımcı olunması demektir. Ataerkil ideoloji, kadını ikincil ve zayıf cins olarak görerek ev işi ve çocuk yetiştirme rolüne indirger. Ataerkillik, farklı toplumsal yapılarda kültürel değerler ve inançların bir sonucu olarak görülebilir. Kültür toplumsal yapının bir parçasıdır; ancak, Marksistlerden farklı olarak sadece ekonomik ihtiyaçlarla belirlenmemektedir. Ataerkillik bu nedenle farklı toplumsal yapılarda farklı biçimlerde ortaya çıkabilir. Örneğin kapitalist, komünist ve teokratik toplumlarda ataerkillik mümkündür. Ancak kültür değiştiğinde ataerkillik de değişebilir.

Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar

75

Sonuç olarak çok sayıda feminizm olmasına rağmen radikal feministleri diğer feminizmlerden ayıran iki temel özellik vardır. Bunlardan ilki, kadınlar tarafından kadınlar için geliştirilmiş olmasıdır. Bu yüzden mevcut yaklaşımlar ve gündem ile uzlaşmaya gereksinim duymazlar. Diğer kuramlar örneğin Marksizmin uyarlamasının yerine, yenilikçi olma eğilimindedirler. İkinci temel özellikleri, kadınların baskı görmesini, hükmetmenin en evrensel ve en temel biçimi olarak görmeleridir. Toplum kapitalist olmaktan çok ataerkil veya erkek egemen olarak görülür. Ayrıca kadını erkeklerden farklı çıkarlara sahip olarak görürler. Üzerinde fikir birliğine varmamış olmakla birlikte, Christina Delphy ve Diana Leonard (1992) gibi bazıları, erkek egemenliğinin sürmesinden aileyi sorumlu tutarlar. Onlar aileyi temel olarak ekonomik bir sistem olarak görürler. Bu sistemde erkek çoğu kez kazançlı iken, kadın ve çocuklar kaybedenler tarafındadır. Çünkü tüm aile fertleri aile reisi için çalışırlar. Kadının uğradığı baskı, onun yaptığı işten ve bedeninin kullanımından gelmektedir. Bu yüzden de kadının pasif olarak yetiştirilmesi gibi ideolojik gerekçelerle değil, kadının aile içinde çalıştırılması uygun olduğu için kadın baskılanmakta olduğu görüşündedirler.

Liberal Feminizm

Liberal feminizmin iki temel savından biri “erkekle eşitlik”, diğeri ise “kadının özgürlüğü” dür. Onlar için kamusal alanda çalışmak çok önemlidir. Çalışma yaşamında eşitlik, aile yaşamında eşitlik ve son olarak sosyal hayatta eşitlik sağlanmalıdır. Aile içindeki geleneksel işbölümü kadının çalışmasının en büyük engelidir. Kapitalizmin gelişmesi ve yeterli istihdam olanağının sağlanması ile aile dönüşüme uğrayacaktır. Onlar sosyalist ve radikal feministlerin aileyi köklü biçimde dönüştürme taleplerine eleştirel bakarlar. Liberal feminizm, aslında bilimsel bir yaklaşımdan çok politik özellikler taşır. Ataerkil yapının, nasıl ortaya çıktığı veya ne olduğuyla ilgilenmek yerine nasıl olması gerektiğini sorgular. Liberal Feministler, yasal değişiklik ile ailede ve toplumda kadının konumun iyileşebileceğini savunurlar. 1970’lerin eşit işe eşit ücret getiren Eşit Fırsatlar Yasasını savunurlar. Ancak bazı iyileşmeler sağlanmış olsa bile temel eşitsizliklerin hâlâ mevcut olduğunu görmek gerekir. Bu nedenle Marksistler, fırsatlar ve seçeneklerin artmasının toplumsal yapının esnek ve değişebilir olarak görülmesine hizmet etmesine rağmen gerçekte daha güçlü olanlar (zenginler ve erkekler) tarafından bunun bir yol bulunarak engellendiğini görürler.

76

Ünite 5

Sosyalist Feminizm
Kamusal ve özel alan kavramlarını özellikle vurgulayan Sosyalist Feministler, Radikal Feministlerden farklı olarak ataerkillik yerine kapitalizm vurgusuyla dikkat çekerler. Onlara göre kapitalizm, kadını “özel alana”, erkeği de “kamusal alana” yerleştirmiştir. Kapitalizm, kadını özgürleştiriyor gibi görünürken, aslında bunun tam aksini yaptığı için, kadının özgürleşmesi ve kurtuluşu ancak sosyalizm ile mümkündür. Ailenin yıkılması ancak sosyalist bir toplumda gerçekleşebilir. Üretimin toplumsallaşması, ailedeki yeniden üretime gereksinim bırakmayacak ve ailenin önemi azalacaktır. Sosyalist feministlere göre özel alan siyasaldır. Bu söyleme göre, özel bir kurum olan aile içindeki kişiliklerin, özel ilişkilerin, diğer bir ifade ile mahrum sayılabilecek konuların tümü politik boyutlara sahiptir. Özel alan yani aile, kadının ezilmişliğinin, ikincilliğinin ortamını hazırlayan bir kurumdur. Önerilen ise, aile ilişkilerinin de siyasal alan içinde görülmesidir. Siyasal alanın, kamusal alan ile sınırlandırılmış olması da böylece tartışılır hale gelmiş bulunmaktadır. Birleşmiş Milletlerin “Gender in Development” (1996) serisinde de “yönetişim” (governance) kavramının aile içi ilişkileri de kapsayan biçimde genişletildiği unutulmamalıdır. Sonuç olarak birçok yeni gelişme, ailenin erkek egemenliğine terk edilen özel bir alan olarak görülmesine karşı olunduğunu göstermektedir. Böylelikle kadın ve çocukların istismarı durumunda, sivil toplum kuruluşları tarafından aile içi ilişkilere müdahale edilmesi meşrulaşmaktadır. Feministler de sürekli araştırma yaparak kadının toplumdaki konumunun daha iyiye götürülmesine çalışırlar ve farklı feminist görüşlere göre değişmeyen temel özellikleri burada bulmak mümkündür. Feminist araştırmaların özellikleri olarak şunlar sıralanabilir (Neuman, 1995) 1. Çoğunluğu kadın olan araştırmacılar tarafından Feminist değerlerin, yaklaşımların savunuculuğunu yapmak. Çok nadir olarak erkekler de bulunmakla beraber fazla kabul görmezler. 2. Kavram, sayıltı ve araştırma amaçlarını ifade eden sorularda biyolojik farklılık ifadesi olan ‘sexizm’in reddi ve bunun yerine “toplumsal cinsiyet”i (gender) kabul etmek. 3. Araştırmacı ile üzerinde çalışılan arasında empatik (kendini yerine koyma) ilişkiler kurmak, ona özne olarak yönelmek.

işsiz- . Postmodernizm kıta Avrupası ve özellikle de Fransa ve Almanya’da ortaya çıkmıştır. Lyotard. Birçok araştırma tekniğini birlikte kullanmak. 8. Modernizmi “yapısöküm”e uğratma (deconstruction) çabası bile. Bu görüşe fikir babalığı edenler Alman filozofları Nietzsche ve Heiddeger’dir. bu konuya ilginin yüksek olduğunu göstermektedir. Postyapısalcılık ile oldukça yakın eleştiriler getirmeleri ise. Ancak deney ve niceliksel çözümlemelerden 7. başta sosyoloji. Ayrıca Derrida. modernizmin ve yapısalcılığın sonu demektir. coğrafya. Araştırma tekniklerinin seçiminde esneklik ve akademik alanlar arasındaki mevcut sınırları aşmak. psikoloji ve iktisat dışındaki alanlarda. Kelime olarak anlamı ise. aktivist olmak. akla ve bilime tekrar dönmeyi şiddetle savunmuştur. Jurgen Habermas. 5. İnsan yaşamının duygusal olan ve karşılıklı bağımlılığa dayanan boyutlarını kabul etmek. Araştırmalarda toplumsal cinsiyet ve güç ilişkilerinin toplumsal yaşamın tüm yönlerine nüfuz ederek etkilediğine duyarlı olmak. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 77 4. Nihilizm ve Anarşizmden beslenir. moderniteden beklentilerini bulamayanlara başlı başına ilgi kaynağı olmaktadır. şehir planlama olmak üzere bazı alanlarda daha fazla etkili olmuştur. Çoğu zaman da birbirleri yerine kullanılırlar. Araştırma sürecine. 6. Kişisel ve toplumsal değişme amaçlayan “eylem yönelimli” (action oriented) araştırma yapmak. Baudrillard ve Faucault postmodernizm denilince öne çıkan diğer isimlerdir. Postmodern eleştiriler. araştırmacının kişisel deneyim ve duygularını katmak. Postmodernizmle ilgili çok sayıda çalışmanın yapılması ve yayımlanması. Aslında postmodernizmin en sert eleştirisi de yine Almanya’dan gelmiştir. Sosyolojinin ve ataerkil söylemin tüm insanlığa genellenmesine karşı durmak. yoksulluk. her ikisi arasında büyük benzerlikler olmasından kaynaklanır. onu yetersiz bulması ve modernite dışında kendini kurmaya çalışmasıdır. Ona duyulan ilginin temel kaynağı modernizmi reddetmesi. Postmodernizm Genel olarak sosyal bilimlere özel olarak sosyolojiye günümüzde en büyük eleştiri postmodernizmden gelmektedir. İki dünya savaşından başka. hukuk. 7.

liberalizm gibi ideolojileri. Modernin kendinden önceki gelenekselden üstün olduğunu da kabul etmezler. Kışkırtıcı söylemi. efsaneye. onu saçma gösterene kadar uğraşın. Elinizdeki metinde savunulan bir genellemeyi en uç noktalara kadar giderek. Onlar. Günümüzde özellikle mimaride. bilimsel olan ile olmayan arasında bir fark gözetmezler. her türden büyük kuram veya üst-anlatı olarak gördüğü. Her alanı bir metin olarak görür ve onu bir çerçeveye oturtarak anlamaya çalışırlar. büyüye. sadece açıklamalara temel veya öz oluşturacak dayanakların olamayacağını iddia eder. çevresel kirlilik gibi küresel problemler tüm bilimsel gelişmelere rağmen giderek artmıştır. Popüler kültürü de bu arada önemserler. hümanizma ve her şeyden önce insan aklına güven ve rasyonalite değerini yitirmiştir.1998:197): 1. Onlar her türden katı sınırlamalar getirilmesine karşıdırlar. coşkuya. Bu yüzden onlara göre kentleşme. akademik ve ciddi olanlardan daha çok kullanırlar. Söz gelimi bir kahramanın cesareti anlatılıyorsa onun aslında korkak olduğunu. açıklamaya niyetlenmeksizin göreli yorumlar yapmayı daha uygun bulurlar. modernliğin eleştirdiği ne varsa sahip çıkarak değer verirler. pratik ve verimli olandan çok. Postmodernizmin “yapısöküm” konusundaki bazı önerileri şöyledir (Rosenau. resim. . şiddet ve zorunlu göç. Rasyonalite ve bilimler. İslamiyet gibi tüm dinleri ve hatta feminizmi bile özcü ve modernist bularak eleştirir. geleneksele. görünüş ve estetik her zaman ön plandadır. müzik ve fotoğrafçılık alanında oldukça etkilidirler. metindeki istisnai bazı örneklerden hareketle gösterin. Kuralı bozmak için istisna arayın. Bunun yerine belirsizliği tercih ederler. Hıristiyanlık. Bunların tezlerinin büyücülük veya astroloji kadar bile kesinliği yoktur. Ayrıca bugün ve burada olanı daha fazla önemserler. baskılayan araçlar olarak eleştirilir. Disiplinlerarası çalışmaları değerli bulurlar.78 Ünite 5 lik. tikel ve modern olmayana. Bu yüzden postmo dernizm. Akıldışı. diğer bir ifade ile her şeyin cevabını önceden veren Marksizm. Hiçbir şeyi kabul veya reddetmezler. metafizik olana. insanları özgürleştirmeye yetmeyen. liberal demokrasi. aksine. sanayileşme. edebiyat ve sanatta. Bu bağlamda akademik disiplinler arasındaki ayrımı da reddederler. Tam tersi de olabilir. Aslında postmodernizm bunlara alternatif üst-anlatılar geliştirmek amacında değildir. Sosyal bilimler ile doğa bilimleri. Ancak teknik. korkak bir kişinin aslında çok cesur olduğunu gösterin. O. bürokrasi. sanat ve edebiyat.

Çok sayıda yoruma açık olacak şekilde yazmaya çalışın. tutumlar ve kişilik üzerinde değil. susturulmuş. Oysa yapısökümün de birçok araç/yol/yöntem içinden biri olarak görülmesi gerekirken. bulanık ifadeler sizi anlaşılmaz kılacak ve okuyucu “Tamam bunu demek istiyor!” duygusu yaşayamayacaktır. klasik. geleneksel.” Yorgun cemaat. boyun eğdirilmiş. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 79 2. marjinal ya da çevrede olan. Örneğin metindeki kahramanın uykuda gezer. dışlanmış. bastırılmış. önemsiz. Örneğin Zygmunt Bauman sosyolojinin görevinin bu olduğunu ısrarla savunur: “Bildik sanılanın aslında bilinmediğini göstermek. ayrık duran. Bunun nedeni karşınızdakinin sizi eleştirmesine fırsat vermemektir. küçük olayları önemser. seçimler. niteliksiz. akıl dışı. 5. Hiçbir şeyi kabul veya reddetmeyin. Eleştirdiği hegemonik ilişkiyi kurarak benzersiz olduğunu kanıtlamaya çalışmaktadır. Bunun yerine heyecan uyandırıcı sansasyonel önermeler geliştirin. kutsal. reddedilmiş. Metindeki ikili karşıtlıkları kullanın. Toplumsal olayların yalın hali yerine karmaşıklığını. alternatif söylemler ve anlam üzerinde odaklanır. taviz vermez tutum önerisi yadırganmaktadır. sınırdaki. 3. unutkan ve de yalancı olduğunu gösterin. Terminoloji değişikliğine izin vermeyin. sentez yerine farklılığı araştırır. bir daha . daha çok amaçlar. Örneğin iyi ve kötü ya da geleneksel ve modern gibi. Önemli olan okuyanın sizi anlamasına fırsat vermemektir. ertelenmiş ve parçalanmış olaylar üzerinde durur. birlik yerine çeşitliliği. Tikel ayrıntıları. geçici. yerleşmemiş. Yeni ve alışılmamış kelimeler kullanın. 7. Unutulmuş. Bu aslında postmodernizm ile çelişkili bir öneridir. Belirsiz. 6. Nedensel ilişkiler aramak yerine metinlerarasılığı (intertextuality) savunur. Genellemelere varmak yerine tek ve biricik olayları araştırmayı önerir. Tekrar eden rutin olaylar yerine. Daha sonra bu karşıtlıkları inkâr etmeye çalışın. davranışlar. determinizm/ belirlenme yerine belirsizliği. Postmodern bir çalışma. 4. Mutlak görüş bildirmekten kaçının. Örneğin geleneksel bir evlilikte demokratik ya da eşitlikçi ilişkilerin yürüyemeyeceğini gösterin. özsel/özcü olmayan. Metnin veya kahramanın bu özelliklerinin meşru olmadığını istisnalar bularak gösterin. Bunun amacı okuyucuya çok iyi bildiği sandığı şeyi aslında bilmediğini göstermektir. hayali akrabalar gibi kavramlar kullanın.

Kişisel deneyimlere. Sosyoloji için genel geçer bilimsel gerçekler yerine. Sonuç olarak görececilik/rölativizm. 1994): 1. Şimdi ve burada olanın önemsenmesine bağlı olarak. sezgilere çok güvenmek. Araştırmanın hiçbir zaman gerçek dünyada olup biteni yansıtamayacağını iddia etmek. Farklılık. daha gelip geçici şeylerle uğraşmak gibi daha mütevazi bir misyon önerir. Anlamsızlık ve kötümserlik duygusu taşıyarak. kaos ve karmaşıklığı benimsemek. 5. geçmişi ve farklı yerlerle ilgili çalışmaları küçümsemek ve reddetmek. Aşırı öznellik. Bunu tekno-bilimsel kültür olarak eleştirir. Postmodern görüş sahipleri de araştırmalar yaparlar. nesnellikten üstün tutulur ve parçalara ayırma tercih edilir. Bütünleştirme önemsenmez. Modernizm ve Aydınlanmayı reddetmek. dış dünya ile akıl arasında hiçbir ayrım yapmamak. Yüzeydeki görüntüler yerine gizli yapıları ortaya çıkarmak. Toplumun bilimi olmayacağına ve sosyal bilimlerin kökten dönüşümü fikrine inanmak. Nesnellik peşinde koşmak yerine duyguların arkasından gitmeyi önerir. dünyanın hiç ilerlemeyeceğine ve düzelmeyeceğine kuvvetle inanmak. 12. oyun. Bu nedenle tiyatro gibi. 3. . 10.80 Ünite 5 tekrarlanmayan olaylara bakmayı önemser. 6. 7. Hiçbir zaman alternatif bir bakış açısı aramaksızın sadece eleştirmeyi misyon edinirler. 9. 4. Postmodern araştırma raporu bir sanatsal çalışmadır. Sosyolojiyi bir doğa bilimi gibi gören tüm görüşlere karşı çıkar. duygulara ve imgelemlere. dramatik sunumlar. kaset üretmek. Aşırı görececilik/ relativizm. Tüm ideolojilerin. sürekli değişmeyi kabul etmek. 11. film. tüm toplumsal kuramlar da dahil olmak üzere hepsini reddederek işe başlamak. 2. birbirine üstün olmayan sonsuz sayıda yorumlar yapmak. Postmodernist bir araştırmanın genelde paylaşılan özellikleri olarak bazı saptamalarda bulunmak mümkündür (Neuman. Yaşamın çok karmaşık olmasına bağlı olarak nedensel ilişkilerin kurulamayacağını kabul etmek. 8. örgütlü inanç sistemlerinin.

akıl ve ahlaki evrensellerin reddi konusunda Nietzsche ve Heidegger vurgusu onları zayıflatır. Sadece bugün ve burada olan ile ilgilenmesi. Örneğin A. Giddens modernitenin bu aşamasını ileri veya geç. Bu durum bile. En önemli savunucusu Fransız Jacquez Derrida bile. Birçok zaman çelişki içindedirler. genellemeleri reddetmesi sosyologların bazılarına cazip gelse de önemli çoğunluğuna son derece sınırlama getirici bir görüş gibi görünmektedir. Metinlerarasılık. Yapısöküm konusundaki ısrarları ile sosyolojiye meydan okur. anlamsızlaştırma ya da bozuma uğratma yerine olgu ya da eylemi anlama ve yorumlama peşinde bir bilimdir. Fransız Yapısalcılığı. 7. işsiz ve umutsuzların görüşü olduğu ileri sürülür. Son bir nokta ise. bütün yerine parçayı önemserler. Marksizm. Tüm yenilik iddialarına rağmen önceki birçok düşünceden örneğin Nihilizm. Ekonomik sıkıntı içindeki bilim insanlarının kendi iç değişimlerini de bir ölçüde yansıttığı. her şeyin göreceli olduğunu kabul etmesi. 5. Oysa onlar. 2. 4. aynı konu ve kavramların birçok yerde kullanılması yüzünden özgünlük olamayacağını kabul etmek demektir. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 81 Sosyolojiyi eleştiren postmodernizmin kendisi de büyük eleştiriler alır. bir neden sonuç ilişkisi olduğu kadar devamlılık ya da bütünlük işaretidir. artık fazla anlam ifade etmez hale gelmeye başlamıştır. Modernizmin yarattığı hayal kırıklığından beslenen kötümser bir görüş olması en fazla eleştirilir. umutların boşa çıkmasının gerginliği içindeki bilim insanlarının bir kurgusu olarak görülür. . Kritisizm ve Varoluşçuluk.modernite (late-modernizm) olarak anar. Fenomenoloji. İyimserliğin. Oysa sosyoloji. 6. modernizmin sonunun gelmeyip. daha ileri bir aşamaya geçildiği yönündedir. 3. Romantizm. Hakikat. Bunlar kısaca şöyle özetlenebilir: 1. Etnometodoloji ve Hermeneutik’ten derin izler taşır.

Radikal. kadın rollerini doğal ve karma olarak görerek aile aracılığıyla kültürel olarak aktarılmasına yardımcı olmak demektir. Kelime olarak anlamı ise. Liberal feminizmin iki temel savından biri “erkekle eşitlik”. Onlar için kamusal alanda çalışmak çok önemlidir. onu yetersiz bulması ve modernite dışında kendini kurmaya çalışmasıdır. özel olarak sosyolojide bugün en büyük eleştiri postmodernizmden gelmektedir. Çalışma yaşamında eşitlik. Radikal feministler. Kapitalizm. Çoğu zaman da birbirleri yerine kullanılırlar. Ataerkil ideoloji. diğeri ise “kadının özgürlüğü” dür. Postmodern bir çalışma daha çok. Feministler erkek egemenliğini. kadını ikincil ve zayıf cins olarak görerek ev işi ve çocuk yetiştirme rolüne indirger. Liberal ve Sosyalist Feminizmdir. Onlara göre kapitalizm kadını “özel”. radikal feministlerden farklı olarak ataerkillik yerine kapitalizm vurgusuyla dikkat çekerler. örneğin. amaçlar.82 Ünite 5 Özet Klasik sosyolojik yaklaşımlara temel eleştirilerden biri Feminizmden diğeri ise Postmodernizmden gelmektedir. ataerkilliği kültürün bir sonucu olarak görürler. aslında bunun tam aksini yaptığı için. tutumlar ve kişilik üzerinde değil. Aile içindeki geleneksel işbölümü kadının çalışmasının en büyük engelidir. Feminist Yaklaşım içinde en önemlileri Marksist. hukuk. coğrafya. aile yaşamında eşitlik ve son olarak sosyal hayatta eşitlik sağlanmalıdır. şehir planlama olmak üzere bazı alanlarda daha fazla etkili olmuştur. Ona duyulan ilginin temel kaynağı modernizmi reddetmesi. modernizmin ve yapısalcılığın sonu demektir. erkeği de “kamusal alana” yerleştirmiştir. kapitalizmin bir sonucu veya özel mülkiyeti koruyan kapitalizmin yol açtığı bir durum olarak görürlerse de. kadının özgürleşmesi ve kurtuluşu ancak sosyalizm ile mümkündür. Marksist Feminizm hem Feminist hem de Marksist görüşlerin bir karışımıdır. kadını özgürleştiriyor gibi görünürken. . Postyapısalcılık ile oldukça yakın eleştiriler getirmeleri ise. Kamusal ve özel alan kavramlarını özellikle vurgulayan sosyalist feministler. seçimler. Genel olarak sosyal bilimlerde. Postmodern eleştiriler psikoloji ve iktisat dışındaki alanlarda. alternatif söylemler ve anlam üzerinde odaklanır. Onlar sosyalist ve radikal feministlerin aileyi köklü biçimde dönüştürme taleplerine eleştirel bakarlar. Ataerkillik demek. başta sosyoloji. Kapitalizmin gelişmesi ve yeterli istihdam olanağının sağlanması ile aile dönüşüme uğrayacaktır. her ikisi arasında büyük benzerlikler olmasından kaynaklanır. Modernizmi “yapısöküme” uğratma (deconstruction) çabası bile moderniteden beklentilerini bulamayanlara başlı başına ilgi kaynağı olmaktadır. bu konu son derece tartışmalıdır. davranışlar.

genellemeleri reddetmesi sosyologların bazılarına cazip gelse de. . her şeyin göreceli olduğunu kabul etmesi. önemli çoğunluğuna son derece sınırlama getirici bir görüş gibi görünmektedir. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 83 Sadece bugün ve burada olan ile ilgilenmesi.

Postmodernizmin sosyolojiyi eleştirmesinin temel sebebi nedir? a. Aşağıdakilerden hangisi postmodernizm için önemlidir? a. Şimdi ve burada olanla ilgilenmek e. Liberal feministler c. Sosyolojinin toplumsal olgularla ilgilenmesi c. Sosyalist feministler en fazla ne üzerinde durur? a. Aileyi köklü bir biçimde değiştirmeye karşı olanlar kimlerdir? a. Hepsi 5. Yapısöküm b. Kapitalizm d. Şifreleme d. Marksist feminizm Sosyalist feminizm Radikal feminizm Liberal feminizm Hepsi 2. Postmodernizm hangi yolla metinleri inceler? a. d. Hepsi 3. Kodlama e.84 Ünite 5 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Küreselleşme e. Modernizmi reddetmek c. b. Sosyolojinin modern bir bilim olması b. Hepsi 6. e. Sosyolojinin bir diğer sosyal bilimlerle arasının tam olarak ayrışmamış olması . Ataerkillik b. Yaz boz c. Marksist feministler b. Anaerkillik c. Hiçbiri 4. Sosyolojini kesin sonuçlar içermemesi e. Kapsamlı kuramları reddetmek b. Aşağıdakilerden hangisi feminist yaklaşımlar içinde yer alır? a. Hepsi e. Akla güvenmemek d. c. Sosyolojinin erkek egemen bir söylemin etkisinde kalması d. Sosyalist feministler d.

Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar SOSYOLOJİ 3. 4. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 7. 5. 9. 8. Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme 10. 2. Türkiye’de Sosyoloji . 6 Yöntembilimsel Yaklaşımlar.1.

• Araştırma teknikleri karşılaştırılacaktır. . > Postmodern Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir. > Feminist Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir. > Pozitivist Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir. > Yorumlayıcı Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir.86 Ünite 6 Ünitede Ele Al›nan Konular • Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımlar > Pozitivist Yaklaşım > Yorumlayıcı Yaklaşım > Eleştirel Yaklaşım > Feminist Yaklaşım > Postmodern Yaklaşım • Araştırma Tipleri • Araştırma Teknikleri Ünite Hakk›nda • Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımların neler olduğu gösterilecektir. > Eleştirel Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir. • Araştırma tipleri hakkında bilgi verilecektir.

> Feminist Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Araştırma Teknikleri arasındaki farkların temelinde yatan . > Eleştirel Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Eleştirel Yaklaşım hangi noktalarda diğer yaklaşımlardan köklü bir ayrılığı temsil eder ve haklılık payı nedir? Tartışınız. > Yorumlayıcı Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 87 Ö¤renme Hedefleri • Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımların neler olduğunu öğreneceksiniz. > Pozitivist Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Pozitivist Yaklaşımın temel ilkelerini sıralayınız • Yorumlayıcı Yaklaşım ile Pozitivist Yaklaşımı karşılaştırınız. Üniteyi Çal›ş›rken • Farklı Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımlar bulunmasının nedenlerini araştırınız. • Araştırma tiplerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. olanak ve sınırlarını tartışınız. nedir? Tartışınız. • Sosyolojide Postmodern Yaklaşım ile araştırma yapmanın • Araştırma tipleri ve araştırma tekniklerinin birbirine karıştırılması konusunda örnekler veriniz. • Feminist Yaklaşımdan hareketle yapılan araştırmaların diğerlerinden temelde ayrıldıkları noktaları eleştiriniz. > Postmodern Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Araştırma tekniklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz.

Aslında son yıllarda metodolojik yaklaşımlara Feminizm ve Postmodernizm de eklendiğinden onların da “araştırma nedeni”. araştırma teknikleri kavramlarının sosyal bilimler söz konusu olduğunda son derece detaylı tartışmalara konu olduğu. 1994) kavramlaştırılan sınıflamalardır. Bunun arkasında yatan temel sebeplerden biri metodolojik yaklaşımlar arasındaki farklardır. hatta yöntem ve yöntembilimin/metodolojinin sosyal bilimlerin en hassas alanı olduğu söylenebilir. “iyi bir kanıtın ne olduğu” ve araştırmalarda “değerlerin yeri” olarak sekiz temel başlık altında özelliklerine yer verilmiştir. Bu nedenle araştırma tipleri hakkında yapılan sınıflamalardan örnekler vererek konunun daha iyi anlaşılmasına çalışılmıştır. Örneğin birçok araştırma tekniğine yöntem denildiğine sıkça rastlanır. “kuramın ne olduğu” ve “doğru olan bir açıklama”. “toplumsal gerçekliğin doğası”. sosyal araştırmanın boyutları olarak da (Neuman. araştırma tekniklerine rahatlıkla araştırma yöntemleri diyebilirler. aslında yöntem konusunda monist/tekçi bir anlayışın yansımasıdır. “sağduyunun rolü”. Bu kitabın sınırları içinde şu noktanın açıklığa kavuşturulmasında yarar vardır: Yöntem ve araştırma tip ve teknikleri aynı şeyler değildir. yöntem/metot. Bu. Ayrıca araştırmalarda hem tümdengelim hem de tümevarımın birlikte yapıldığını da bilmek gerekir. Yöntem. Bu nedenle öncelikle Pozitivizm. bilimsel bir araştırmada izlenecek adımlar ve zihinsel tutumlar anlaşılmalıdır. “insanoğlunun doğası”. Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımlar Genel olarak sosyal bilimlerde.88 Ünite 6 Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Araştırma tipleri ise. genellikle bu zihinsel işlemlerin tümüne verilen ad olarak kabul edilir. özel olarak sosyolojide kullanılan çok sayıda araştırma tipi ve tekniğinden söz etmek mümkündür. Yöntem denilince. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Genel olarak bilim. Ancak tümdengelim (dedüksiyon) ve tümevarım (endüksiyon) gibi mantıksal çıkarsama (logical reasoning) yollarının da tek başına yöntem olma özelliği yoktur. . Yorumlayıcı ve Eleştirel Metodolojik Yaklaşımlar hakkında kısa verilmiştir. Ayrıca alanın temel kavramlarının çoğu kez birbiri yerine kullanıldığı görülür. Yöntem konusuna çoğulcu yaklaşanlar ise. Araştırma boyutları ya da tipleri ile araştırma tekniklerini de birbiriyle karıştırmamak gerekir.

gözlenebilen ve ölçülebilen olguları analiz ederler. Pozitivizm. Toplumsal Gerçekliğin Doğası 3. Araştırma Nedeni POZİTİVİZM (Emile Durkheim) İnsanların olayları öngörebilmeleri ve denetleyebilmeleri için doğal yasaların bulunması. Değerlerin bilimde yeri yoktur. kesin gözlemlere dayalı. Bunun temel nedeni. Ancak değerler bir konu olarak seçilip incelenebilirler (Valuefree) 2. Gözlenebilen olguların ardında yatan anlamlarla fazlaca ilgilenmez. epistemolojik/bilgi kuramsal olarak bilginin kaynağının “ampirizm” olduğunu ve dolayısıyla. nesnel olandır. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. sadece gözlenebilir olanların seçilerek analiz edilmesini hedefler. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 89 Özellikler 1. Bilim değerlerden arınıktır. sosyal ve beşeri bilimlerin kendine özgü özel- . İyi Bir Kanıt Nedir? 8. Diğerleri tarafından tekrarlanabilecek. Onlar daima ampirik bilginin üstün olduğunu savunurlar.1994) Pozitivizm. Yasalara mantıksal olarak bağlı olan ve olgulara dayanandır. aksiyomlar ve yasaların mantıksal. Pozitivist ve Yorumlayıcı yaklaşımların karşılaştırılan sekiz alanda da birbirinden çok farklı kutuplarda konumlandıkları açıktır. Düzenli kalıplar veya keşfedilebilecek bir düzen. Pozitivist Yaklaşım (Neuman. Birbiriyle ilişkili tanımlar. Bilimden daha az değerli ve açıkça farklı olan bir form. daha çok doğa bilimlerine öykünerek indirgemeci bir yaklaşım sergilerken. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. İnsanoğlunun Doğası 4. Sağduyunun Rolü 5. tümdengelimsel (dedüktif) sistemi. Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. Yorumlayıcılık. Dışsal Faktörler tarafından belirlenmiş/ biçimlenmiş rasyonel ve benmerkezli bireyler. insan zekâsının bu gözlenemeyen ve gizli olan anlamları kavrama kapasitesine güvensizliğidir. Değerin Yeri Nedir? Tablo 1. Sonuç olarak pozitivizmi benimseyen sosyologlar da.

Sağduyunun Rolü 5. Akışkan toplumsal etkileşimler çerçevesine konulan veya oturtulandır. 4. 2. Araştırma nedeni YORUMLAYICILIK (Max Weber) Önemli toplumsal eylemleri anlamak ve betimlemek. Değerler. Toplumsal Gerçekliğin İnsan etkileşimi tarafından yaratılan Doğası ortamın akışkan veya sabit/kalıcı olmayan tanımları. Sıradan insanlar tarafından kullanılan. onların anteni olmak. Bir grubun anlam sisteminin nasıl meydana geldiği ve sürdürüldüğüne ilişkin tanımlama. İnsanoğlunun Doğası Hem anlamı yaratan sosyal varlıklar hem de yaşamlarını sürekli anlamlandıran varlıklar. toplumsal eylemi “anlamak”. betimlemek ve “yorumlamak” esastır. Hiçbir grubun değeri yanlış değildir. 1994) Eleştirel Yaklaşımın hedefi düzeni değiştirmektir. toplumsal yaşamın onunla bütünleşmiş bir parçasıdır. Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. Özellikler 1. güçlü gündelik teoriler. İnsan ve topluma yönelik araştırmalarda yasa bağımlı “açıklamalar” yerine. Değerin yeri Nedir? Tablo 2. 3. Nesnellik aramaktan vazgeçilmesi diğer ortak yönleridir. Ancak farklı değerler olabilir. Yorumlayıcı Yaklaşım (Neuman. Üzerinde çalışma yapılanların ses ve duygularını doğru aksettirme. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. Bu nedenle aktivist bir tavır benimser.90 Ünite 6 liklerini ön planda tutar. . Bazı yönlerden Feminist araştırmalarla örtüşür. İyi Bir Kanıt Nedir? 8.

Freud) Efsane/mitleri yıkmak. Onun amacı bilimsellik sınırlarını zorlayarak toplumsal değişmeyi sağlamak ve bunun için de bireyleri bilgilendirerek sarsmaktır. Sağduyunun Rolü 5. Eleştirel Yaklaşım (Neuman. İnsanların dünyayı değiştirmek için gereksinme duydukları araçları sağlar. Hayalleri ve hataları. Araştırma Nedeni 2. sahip oldukları yaratıcı potansiyelleri gerçekleşmeyen bireyler. Çatışma dolu gizli yapılar tarafından yönetilen İstismar edilerek hayaller peşinde tuzağa düşürülmüş. Toplumsal Gerçekliğin Doğası 3. Marks ve S. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. Ancak temelde modernizmi reddetmezler. Tablo 3. Değerin Yeri Nedir? ELEŞTİREL (K. Tüm bilim değerle başlamalıdır (aktivisttir). Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. İyi Bir Kanıt Nedir? 8. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 91 Özellikler 1. 1994) Eleştirel yaklaşım gerçek üstü söylemlerle uyuşturulmuş toplum bireylerini güçlendirerek mevcut sisteme başkaldırmalarını hedefler. İnsanoğlunun Doğası 4. yanılsamaları ortaya koyan kuram tarafından bilgilendirilmedir. Değerlerin bazıları doğru bazıları yanlıştır. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. . Nesnel koşullar ve güç dağılımını gizleyen sahte/yanlış inanç. Gerçek koşulları ortaya koyan ve insanların daha iyi yaşamalarına yardım eden bir eleştiri. toplumu kökten değiştirmek üzere insanları güçlendirmek. Çünkü çoğu zaman bireyler içinde yaşadıkları düzendeki güç ve bağımlılık ilişkilerini sorgulamadan yaşarlar.

efsaneleri yıkmak ve insanları güçlendirmek.92 Ünite 6 Özellikler 1. Toplumsal Gerçekliğin Doğası 3. Bu yüzden literatürde “feminist metodoloji” kavramı artık kullanılmaya başlamıştır. insanları baskı altında tutan güç ilişkileriyle sarmalanmıştır. çoğunlukla görülemeyen güçler tarafından tuzağa düşürülmüş potansiyeli kavranmamış cinsiyete dayalı varlık. . Gücü ve nesnel durumları gizleyen sahte inançlar İnsanlara dünyayı daha iyi görebilme yolu sağlayan. Feminizm. 2003) Gerek Feminist ve gerekse postmodern yaklaşımlar sosyolojiye radikal eleştiriler getirirler. Çatışma yüklü. İnsanoğlunun Doğası 4. İyi Bir Kanıt Nedir? 8. Tablo 4. gerçek durumları açıklayan eleştiri İnsanları baskıcı ilişkilerden kurtarmaya yardım eden araçları ve fikirleri destekler.Araştırma Nedeni FEMİNİST Mitleri.Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. Değerin Yeri Nedir? Araştırma için değerler esastır ve feminist olanları açıkça tercih edilir. Sağduyunun Rolü 5. epistemolojik olarak kadının öznel algılarını bilginin kaynağı olarak görür. Hayal ve hataları ortaya çıkaran kuramla biçimlendirilmiştir. Yaratıcı. ‘ötekilerin’ değerlerini ve eşitliğini arttırmak. Feminist Yaklaşım (Neuman. 2.

Daha çok kültür ve sanat alanında yapılacak çalışmalarda kullanılabilir olduğu göz ardı edilmemelidir. Değerin Yeri Nedir? Değerler araştırmanın ayrılmaz parçasıdır. farklı değildir. . yanıt verdikleri sorulara ve aktif veya pasif katılıma göre sınıflamak mümkündür. Araştırma Nedeni 2. modernite eleştirilerindeki aşırılığını her alanda olduğu gibi bu alanda da sergiler. kullanım alanına. Araştırma Tipleri / Boyutları Araştırma tiplerini çeşitli ölçütlere göre sınıflamak örneğin araştırmanın amacına. Kabul edenler için tüm açıklamalar doğrudur. Tablo 5. İnsanoğlunun Doğası 4. 5. 2003) Postmodernizm. bilgi toplama tekniklerine. Postmodern Yaklaşım (Neuman. potansiyeli kavranmamış dinamik varlık. Daha doğru olan bir açıklama yoktur. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 93 Özellikler 1. Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. Yaratıcı. zaman boyutuna. yapıldıkları yerlere. Ayrıca bütün değerler eşit konumdadır. insanları harekete geçirmektir Gerçek bir örüntü/kalıp veya ana plan olmaksızın kaotik ve akışkandır. İyi Bir Kanıt Nedir? 8. şoke eden veya harekete geçiren tiyatro benzeri veya sanatsal çalışmanın anlatımı ya da ifadesidir. İnsanların iç dünyalarında ve duygularında yankısını bulan estetik özelliklere sahiptir. Diğerlerini oyalayan. Toplumsal Gerçekliğin Doğası 3. Ancak modernitenin bilim insanları ve geniş kitleler üzerindeki olumsuz etkilerini temsil eden içeriği yüzünden giderek yaygınlaşmaktadır. Sağduyunun Rolü POSTMODERNİZM Öznelliği ifade etmek. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Sosyal gerçekliğin mahiyeti bilimsel ve teknokratik tümevarımcı biçimlerden üstündür. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6.

Çeşitli fikirler ortaya atmak. Nicel/sayısal ilişkilerle veya sözel/nitel verilerle durum betimlenir. Bir grubun kusursuz/düzgün bir profilini elde etmek için yapılır. araştırma sonuçlarının kullanımına bağlı olduğu araştırmalardır. Araştırma ile ilgili kararı diğer sosyologlar verir. Ancak sosyal bilimlerde çok yaygın olarak uygulanması mümkün değildir. Araştırma sonuçlarının bilimsel dergilerde yayınlanması ve akranların tepkilerinin alınmasıyla başarı değerlendirilir. mekanizma ve süreci betimlemeye yarar. Etrafta neler olup bittiği hakkında derli toplu. Açıklamaları desteklemek ve çürütmek için kanıt sağlamak amacıyla da yapılabilir. Ethnometodolojik araştırmalar keşfedicidir. yeni bir kuram oluşturmada veya mevcut kuramların alanını genişletmede yararlanılır. ayakları yere basan bir resim geliştirmekte yararlıdır. Kullanım alanına göre araştırma tipleri İki önemli başlık altında toplanmaları mümkündür: Temel (Basic) Araştırmalar Kurama katkı amacına yönelik olarak yapılırlar. Araştırma problemi büyük bir özgürlük içinde seçilir. standartlar ve başarı değerlendirmesinin. geçici kuramsal bağlantılar geliştirmek. Daha önce çok sayıda betimsel araştırma yapılması halinde neden-sonuç ilişkilerine daha fazla ulaşılabilir. sorular formüle etmek üzere yapılır. Temel ilgi araştırmanın içsel tutarlılığı üzerinde yoğunlaşır. En fazla kullanılan araştırma tipidir. birbiriyle yarışan açıklamalardan hangisinin en uygun olduğunu belirlemede. bu tip bir araştırma ile durum anlaşılmaya çalışılır. . ek araştırma yapma olasılık ve uygunluğunu belirlemek. aşama Açıklayıcı (Explenatory) Araştırmalar Neden-sonuç ilişkilerinin ortaya konmasını hedefler. Uygulamalı (Applied) Araştırmalar Bilimsel özen. Bilim ve bilim insanlarının en yüksek standartları gözetilerek yapılır. Betimsel (Descriptive) Araştırmalar İlişki. Araştırma içsel bir tatmin sağlar. Bir kuramın doğruluğunu test etmede. Çoğu zaman araştırmayı talep edenler tarafından kaynak sağlanarak yürütülürler. Bir konu hakkında yeni bilgiler toplamak.94 Ünite 6 Amacına göre araştırma tipleri Bu konuda üç tip araştırmadan söz edilebilir: Keşfedici (Exploratory) Araştırmalar Bir konu ve problem alanında hiçbir şey bilinmiyorsa.

mevcut istatistikler nicel araştırma teknikleridir. Bilgi Toplama Tekniklerine Göre Araştırmalar Araştırmalar sürekli bilgiler toplanarak ve analiz edilerek yapıldığından böyle bir sınıflama da yapılmış bulunmaktadır. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 95 Ancak çoğu zaman kaynak sağlanmadan da. Tarama denilen surveylerde anket ve mülakatlar kullanılır. yoksullaşma gibi ekonomik etkilerin. sağlık çıktılarının ve psikolojik iyilik. Zaman Boyutunda Araştırma Tipleri Araştırmaların bazıları. kav- . Bu tip araştırmalar da aslında üç alt başlık altında incelenebilirler: • Eylem Yönelimli (Action Oriented) : Kadın. korku. • Etki Değerlendirmesi (Impact Assessment): Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporları bu türe girer. Eğitim ve sosyal hizmetlerin. stres. iş kaybı. bunların test edilmesi. Vak’a İncelemesi (Case Study) Bir birimi derinliğine incelerken de zaman boyutunda değişmelere bakılabilir. karşılaştırma yapmak için zaman boyutunu kullanır. kendine saygıda değişmelerin araştırıldığı değerlendirme çalışmalarıdır. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. hizmet veya teknoloji etkilerinin değerlendirilmesidir. ayrımcılık ve suçluluk gibi sosyal koşulların. Boylamasına (Longitudinal) Araştırmalar Panel veya takip araştırmaları da denir. Olaylar ve etkileri belirli dönemler aylar veya yıllar boyunca izlenir. • Değerlendirme Araştırması (Evaluation Research): Yeni eğitim modeli. içerik analizi (content analysis). Son yıllarda Sosyal Etki Değerlendirmesi (SED) Raporları da artık giderek yaygınlaşmaktadır. Nicel araştırmalarda eğer amaçlar hipotezler halinde yazılmış ise. demografik/nüfus hareketlerinin. Bilgi toplama tekniklerine göre araştırmalar en genel anlamda ikiye ayrılırlar: Nicel (Quantitative) Araştırmalar Deney (experiment). daha dar ölçekte sosyal sorunlara çözüm önerileri geliştirmek amacıyla yapılırlar. Burada da üç tip araştırmadan söz edilebilir: Kesitsel (Cross sectional) Araştırmalar Dört yıl beklemek yerine halen ilk ve son sınıfta okuyan öğrencilerin karşılaştırması gibi. çevre kirliliğinin. çevre gibi toplumda değişme yaratmaya yönelik araştırmalardır. tarama (survey).

• Nasıl? Deneysel araştırmalar.96 Ünite 6 ramların yaş. değişkenlere (variable) dönüştürülmesi. kuramın tümdengelimsel ve nedensel (causal) olması araştırma süreçlerinin tümüyle standartlaştırılarak tekrar edilebilir hale getirilmiş olması. öznel anlamı yakalaması ve keşfetmesi. Araştırmacının bilgilerin içine dalarak ona nüfuz etmesi. • Ne idi? Tarihsel karşılaştırmalı araştırmalardır. grafikler kullanılması yüzünden bu tür araştırmalar “teknokratik” olarak değerlendirilir. araştırma süreçlerinin aşırı özgül oluşu ve buna bağlı olarak tekrarlanamazlığı. nedensel/kozal olan veya olmayanın birlikte kabulü. Yanıtladıkları Sorulara Göre Araştırmalar Genel olarak araştırma sorulara yanıt arama süreci olduğundan. şekiller. açıklama amacına yönelik olarak yapılırlar. Bu nedenle “Yorumlayıcı” (interpretive) sosyoloji olarak da adlandırılırlar. • Laboratuvar Araştırması: Sosyal bilimlerde çok az yapılabilir. odak grup çalışmaları böyledir. derin yorumsama (hermeneutics). Yapıldıkları Yerlere Göre Araştırmalar Araştırmalar yapıldıkları yere göre üçe ayrılırlar: • Kitaplık /Kütüphane Araştırması: Kitap. bilginin ampirik ve deneysel olmadığı ya da aşkın/transandantal olduğu savunulur. bilgilerin sayılar yerine kelimeler kullanılarak betimlenmesi. bilgilerin bu ölçeklerle sayısal olarak toplanması. Nitel (Qualitative) Araştırmalar Göstergebilim (semiotics). En fazla psikolojik temelli sosyal araştırmalarda kullanılır. Aslında “Pozitivist” epistemolojiye uygun olarak yapıldıklarını bilmek gerekir. belge ve dergiler incelenir. tümevarımsal çıkarsama. sorulan sorulara göre de sınıflanabilirler: • Nedir? Betimsel araştırmalar bu türdendir. • Alan /Saha Araştırması: Sosyal bilimlerin laboratuvarı alandır. gelir vb. eğitim. Aktif veya Pasif Olarak Yapıldıklarına Göre Araştırmalar • Birinci Elden Veri Toplanan Araştırmalar (Reactive Research): Tüm yüz yüze yapılan görüşmeler. alan araştırması (field research) ve etnometodoloji (ethnomethodology) en önemli nitel araştırma teknikleridir. bilgi toplamada bazı nesnel ölçekler geliştirilerek kullanılması. . odak grup çalışmaları (focus group studies). verilerin analizinde istatistikler.

resim ve belge gibi “dokümanlar” veya geriye kalan “artıklar ya da izlere” bakılarak yapılan araştırmalar. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 97 • İkinci Elden Veriye Dayanan Araştırmalar (Non-reactive Research): Önceden yapılmış başka araştırmaların analizi olarak “meta-analiz”. Bu tekniklerin katılarak gözlem gibi bazıları antropologlar tarafından. (sorular açık uçlu. 1969) . İnformel Düzen Katılarak Gözlem (Yalınç ve Denetimsiz) Karşılıklı Konuşma (kaynak kişilerle görüşme) Mektuplar Biyografiler Makaleler Formel Fakat Yapılaşmamış (Unstructured) Sistematik Gözlem (Denetimli Gözlem) Formel Fakat Yapılaşmış (Structured) Deneysel Teknikler (Experimental) Yanıtlar Sözel olmayan Mülakat Tekniği Mülakat Tekniği (sorular kapalı uçlu. fakat yapılaşmamış olarak değerlendirilmesi mümkündür. tüketilen içeceklerin çöpe atılmış şişeleri veya tamire bırakılan arabalardaki radyo programlarına bakılarak tüketici analizleri yapılmasıdır. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. “mevcut istatistikler”. seçenekler seçenekler belirlenmiş: belirlenmemiş: Görüşme Cetveli Görüşme Kılavuzu ile) ile) Soru Cetveli (Sorular açık uçlu) (Questionnaire) Soru Cetveli (Sorular kapalı uçlu) Grup Tipi ve Posta ile Anket Tekniği Sözel Yazılı ve sözlü Tablo 6. Ayrıca tabloda gösterilmeyen birçok araştırma tekniği daha bulunmaktadır. Örneğin yer taşları gibi eşyaların aşınması. Bu tekniğin formel. “içerik analizi”. Araştırmalarda Temel Bilgi Toplama Teknikleri (Galtung. Araştırma Teknikleri Sosyal araştırmalarda çok sayıda bilgi toplama tekniğinden yararlanılır. Örneğin grup mülakatına benzer olarak düzenlenen odak grup çalışmaları gibi. bunlar sosyolojide de yaygın olarak kullanılırlar. anket ve mülakatlar ise sosyal psikologlar tarafından geliştirilmiş olsalar da.

katılımcıların kendi başlarına sorulara yanıt verdiği durumlardır. Mülakatlar yüz yüze yapılan görüşmelerdir. temel olarak seçtikleri yaklaşımlarla epistemolojik ve ontolojik olarak tutarlı olacak şekilde araştırma tekniklerini seçerek bilgi toplarken.98 Ünite 6 Çoğu zaman anket ve mülakat kavramları birbiri yerine hatalı olarak kullanılmaktadır. Posta veya grup tipi olabilir. Örneğin önce açık uçlu sorularla mülakat yaparak pilot çalışmasını tamamlar ve daha sonra kapalı uçlu sorularını oluşturarak grup tipi anket ile bilgi toplar. Anket ise. Araştırmacılar. Sorular mülakatçı tarafından sorulur. Soruların açık uçlu ve kapalı uçlu (seçenekli) olmasında. ulaşılabilirlik gibi daha pek çok faktör rol oynar. ancak tutarlılık içinde uygulanmasına “sacayağı” denilir. yüz yüze görüşme veya posta ile gönderilmesinde araştırma probleminin niteliği. Bu türlü birden fazla tekniğin birlikte. görüşülenlerin eğitim düzeyi. birden fazla araştırma tekniğini araştırmalarının değişik aşamalarında kullanabilir. .

Bu duruma yol açan yatan temel sebeplerden biri metodolojik yaklaşımlar arasındaki farklardır. Pozitivist ve Yorumlayıcı yaklaşımların. “kuramın ne olduğu” ve “doğru olan bir açıklama”. Pozitivizm. Ayrıca grup mülakatına benzer olarak düzenlenen odak grup çalışmaları da bulunmaktadır ve bu tekniğin formel fakat yapılaşmamış olarak değerlendirilmesi mümkündür. betimlemek ve “yorumlamak” esastır. örneğin araştırmanın amacına. Yorumlayıcı ve Eleştirel Metodolojik Yaklaşımlar hakkında kısa bilgi verilmiştir. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 99 Özet Genel olarak sosyal bilimlerde özel olarak sosyolojide kullanılan çok sayıda araştırma tipi ve tekniğinden söz etmek mümkündür. kullanım alanına. İnsan ve topluma yönelik araştırmalarda yasa bağımlı “açıklamalar” yerine. Aslında son yıllarda metodolojik yaklaşımlara Feminizm ve Postmodernizm de eklendiğinden onların da “araştırma nedeni”. çok sayıda bilgi toplama tekniğinden yararlanılır. bunlar sosyolojide de yaygın olarak kullanılırlar. Bu tekniklerin katılarak gözlem gibi bazıları antropologlar tarafından. daha çok doğa bilimlerine öykünerek indirgemeci bir yaklaşım sergilerken. “toplumsal gerçekliğin doğası”. karşılaştırılan sekiz alanda da birbirinden çok farklı kutuplarda konumlandıkları açıktır. Araştırma tiplerini çok çeşitli ölçütlere göre sınıflamak. . Sosyal araştırmalarda. Bu nedenle öncelikle Pozitivizm. Yorumlayıcılık. “insanoğlunun doğası”. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. toplumsal eylemi “anlamak”. yapıldıkları yerlere. anket ve mülakatlar ise sosyal psikologlar tarafından geliştirilmiş olsalar da. “sağduyunun rolü”. bilgi toplama tekniklerine. “iyi bir kanıtın ne olduğu” ve araştırmalarda “değerlerin yeri” olarak sekiz temel başlık altında özelliklerine de kısaca değinilmiştir. zaman boyutuna. sosyal ve beşeri bilimlerin kendine özgü özelliklerini ön planda tutar. yanıt verdikleri sorulara ve aktif veya pasif katılıma göre sınıflamak mümkündür.

Hepsi e. Araştırmalar hangi ölçütler kullanılarak tiplere ayrılırlar? a. Amaçlar b. Toplumu yıkmak d. Yenilikçi b. Kullanım alanı c. Feminist ve Post modernist yaklaşımlar sosyolojiyi nasıl görürler? a. Yoplumu değiştirmek c. Eleştirel Yaklaşımın temel amacı nedir? a. Bilgi toplama teknikleri e. Muhafazakâr d. Açıklama c. Yorumlayıcı Yaklaşım aşağıdaki özelliklerden hangisiyle bağdaşmaz? a. Hepsi . İçe bakışlı anlama b. Hiçbiri 5. Hepsi e. Hiçbiri 4. Toplumu korumak b. Zaman boyutu d. Hiçbiri 2. Yorum yapma e. Anlama b. Emik yaklaşma c.100 Ünite 6 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1 Pozitivizm temelde aşağıdaki özelliklerden hangisiyle bağdaşır? a. İlerici e. Dışsal faktörleri araştırmak d. Hiçbiri 3. Değişimci c. Betimleme d.

Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri SOSYOLOJİ 3. Türkiye’de Sosyoloji . 7 Araştırma Süreci 8.1. 5. 2. Sivil Toplum Küreselleşme 10. 4. 6. 9.

• Araştırma Probleminin nasıl tanımlandığı gösterilecektir. • Araştırmanın Yöntemi hakkında nasıl bilgi verildiği incelenecektir. • Araştırmanın Kaynakçasının nasıl yazıldığı gösterilecektir. • Araştırmanın Sınırlılıklarının nasıl ortaya konduğu gösterilecektir. • Araştırmanın Süre ve Maliyetinin nasıl hesaplandığı incelenecektir. • Araştırmanın Yaklaşım ve Sayıltılarının önemi gösterilecektir. • Araştırma Amaçlarının nasıl belirlendiği incelenecektir.102 Ünite 7 Ünitede Ele Al›nan Konular Sosyal araştırmaların adımları • Araştırma Problemi • Araştırma Amaçları • Araştırmanın Önemi • Araştırmanın Sınırlılıkları • Araştırmanın Yaklaşım ve Sayıltıları • Araştırmanın Yöntemi • Araştırmanın Süre ve Maliyeti • Araştırmanın Kaynakçası Ünite Hakk›nda • Araştırmanın adımlarının neler olduğu gösterilecektir. • Araştırmanın Öneminin nasıl belirlendiği incelenecektir. .

• Araştırma Probleminin nasıl tanımladığını öğreneceksiniz. • Araştırmanın Süre ve Maliyetinin nasıl hesaplandığını öğreneceksiniz. . • Araştırmanın Yöntemi hakkında nasıl bilgi verildiğini öğreneceksiniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Bir araştırma problemi belirledikten sonra. • Belirlediğiniz problemi temel alan bir araştırmanın • Yapacağınız araştırmanın dayanacağı kuramsal yaklaşımı belirledikten sonra sayıltılarınızı yazmaya çalışınız. • Seçtiğiniz kuramsal yaklaşımla uyumlu araştırma tekniklerinin neler olabileceğini tasarlayınız. • Kaynakçanızı APA sistemine göre yazmaya çalışınız. önemini. amacını. onu zihinsel ve mekanik faaliyetlerde bulunarak tanımlamaya çalışınız. Araştırma Süreci 103 Ö¤renme Hedefleri • Araştırmanın adımlarının neler olduğunu öğreneceksiniz. • Araştırmanızın maliyet ve süresi hakkında öngörülerde bulununuz. • Araştırmanın Sınırlılıklarının nasıl ortaya konduğunu öğreneceksiniz. • Araştırmanın Kaynakçasının nasıl yazıldığını öğreneceksiniz. • Araştırmanın Yaklaşım ve Sayıltılarının önemini öğreneceksiniz... • Araştırma Amaçlarının nasıl belirlendiğini öğreneceksiniz. sınırlılıklarını yazmaya çalışınız. • Araştırmanın Öneminin nasıl belirlendiğini öğreneceksiniz.

Daha sonraki aşamaların da titizlikle yerine getirilmesi gerekir. Bazı araştırmalarda. Burada önemli olan araştırma sürecindeki her aşamada geriye dönülerek değişikler yapma olanağının bulunmasıdır. Ayrıca “Bulgular ve Tartışma” ile “Sonuç ve Öneriler” olarak iki ayrı bölümün daha hazırlanarak rapor edilmesi gerekir.104 Ünite 7 Araştırma Süreci En basit tanımıyla araştırma. haritalar gibi malzemelerin de raporun ekinde verildiği belirtilmelidir. Einstein’in de belirttiği gibi soru ve sorun (problem) yoksa araştırma da yoktur. öneriler ayrı olarak da verilebildiği gibi öneri yazılmayan araştırmalara da rastlanabilir. anket/mülakat formları. Araştırma doğrusal (linear) adımlarla gerçekleşmez. Ayrıca metin içinde okumayı güçleştirecek detaylar. . Ancak yine de araştırma sürecinin aşamalarını bilmek gerekir. soru ve sorunlara yanıt arama sürecidir. araştırma titizlikle tamamlandıktan sonra raporun “Giriş” adı verilen birinci bölümünde yer alır. Araştırmanın Adımları Bir araştırmanın yapılabilmesi için problemin tanımlanması da yeterli değildir. • Problem • Amaçlar • Önem • Sınırlılıklar • Yaklaşım ve sayıltılar • Yöntem • Süre ve maliyet • Kaynakça Genel olarak. A. Bir araştırma önerisi hazırlarken aşağıdaki alt bölümler özenle hazırlanmalıdır. Bunun bir yaklaşım meselesi olduğunun belirtilmesinde yarar vardır. Çünkü bazı sosyologlar böyle bir görevi üstlenmek istemezler ya da sosyolojiye yüklemezler. Bunun yerine gelgitlerden oluşan bir süreç olarak ilerler. araştırma önerisinde yer alan söz konusu altbölümler.

sağlığa ayrılan payın düşük olmasının ekonominin ve hekimlerin tutumlarının da eğitimin öncelikli çalışma alanı olduğunu düşünerek. sonra “sınırlamak” ve en nihayet “tanımlamak” tır. Ancak bu zihinsel işlemleri yaparken. Zihinsel faaliyetler: Problemi önce “bütünleştirmek”. Örneğin deprem. Örneğin burada kadınların veya yaşlıların sağlık hizmetlerinden daha düşük yararlanması yönünde bir problem tanımına ulaşmak mümkündür. Ancak sağlık politikalarının siyasetin. Örneğin siyaset bir konu iken. Bu nedenle. Bu amaçla hem mekanik hem de zihinsel bazı işlemlerde bulunmak gerekir. Mekanik faaliyetler: Literatürü taramak. siyasette kadınların düşük oranda temsil edilmesi bir problemdir. Ancak bu işlemlerin eşzamanlı olarak yürütülmesi gerekir. sel gibi birçok olayda kitlesel can . Ancak konu ile problemi birbiriyle karıştırmamak gerekir. 2. sonuçları itibariyle sosyal olmasına rağmen kendileri sosyal olmayabilir. psikolojik veya fiziksel olarak rahatsız eden her durum problem olabilir. Kişiyi zihinsel. 1. 1995): 1. Aynı şekilde sağlık bir konu iken. Birinin diğerine önceliği yoktur. Sosyal problemler yaşamda tek başına ortaya çıkmazlar. konunun uzmanlarına danışmak. bir yandan da bu alanda yapılmış yerli ve yabancı kaynakları okumak. heyelan. sahaya gitmek ve sağlık sosyolojisi çalışan uzmanlarla görüşmek yerinde olacaktır. önce bizi rahatsız eden problemi diğer problemlerle bütünleştirmek gerekir. Bir sosyal araştırmacıyı rahatsız eden olayların çoğu. alana gitmek ve sorunu yaşayanlarla görüşmek. Araştırma Süreci 105 Araştırma Problemi İlk aşamada araştırma sorunu/problemi kavramını bilmek gerekir. Örneğin sağlıkta eğitsizlikler probleminin o ülkede uygulanan sağlık politikalarıyla. Sosyal problemleri çalışmanın güçlükleri arasında şunlar sayılabilir (Soraka ve Bryjack. Ancak bu da yeterli değildir. Problemin tanımlanması çok kolay bir iş değildir. çığ. Üçüncü bir aşamada problemi taşıyanları da içeren biçimde tanımlamak gerekir. ekonomik ve sosyal gelişmişlik düzeyi ile ve hatta tıp eğitimiyle bile ilişkisi olduğunu ortaya koymak gerekir. sağlık hizmetlerinin kalitesinin düşüklüğü veya sağlıkta eşitsizlikler birer problemdir. sosyolojik açıdan araştırma problemini “sağlıkta sosyal eşitsizlikler”ile sınırlamak mümkündür.

sadece nesnel değil bazı öznel ölçütlere bağlı olarak artabilir. Sosyal problemler çoğu zaman olaylar ortaya çıktıktan sonra araştırılmaktadır. Ayrıca kaynak yaratma. hastalık ve sağlık bakımı gibi. Nelerin hangi düzeylerde ele alınacağını bilmek açısından bazı sınıflamaları gözden geçirmekte yarar vardır (Soraka ve Bryjack. İnsanlar hastalandıktan veya öldükten sonra geride kalanlarla araştırma yapılabilmektedir. yeni vergiler demek olacağından politikacıları sosyal problemleri araştırmak için ikna etmek güçtür. fay veya heyelan hattını yerleşime açan yerel yönetimler veya burada denetimsiz konutlarda oturmak zorunda kalan insanlara yönelik sosyal problemler belirleyerek araştırmak ve toplumu risklerden haberdar ederek hazırlamak mümkündür. 3. Diğer önemli bir faktör ise. ancak önemli/güçlü bir kişi veya yakınının kaybından sonra mümkün olabilir. 1995): 1. cinsellik. Olaylar ortaya çıktıktan sonra sonuçları itibariyle ve ikinci elden verilerle incelenebilmektedir. her yıl binlerce kişinin hayatının kaybetmesine yol açarak artık bireysel bir sorun olmaktan çıkmıştır. suç örnek olarak verilebilir. Bu nedenle A. Aynı şekilde çevresel sorunlara ilgi de. Toplum düzeyinde sorunlar: Bunlar toplumdan topluma değişen sorunlardır.106 Ünite 7 kayıpları olmasına rağmen bu olayların kendileri doğal olaylardır. Kentleşme. bağımlılık. Örneğin trafik. Bu nedenle kestirimler sadece olasılık düzeyinde kalmakta ve ciddiye alınmamaktadır. çevresel tahribat bunların başında gelir. Bunun temel nedenlerinden biri etik kaygılarla insanları doğrudan etkileyecek deneysel araştırmaların önceden yapılmamasıdır. nüfus hareketleri ve göçler. 4. Aile ve bireysel düzeyde sorunlar: ailenin çözülmesi. Savaş ve çatışma. sosyoekonomik eşitsizlikler. Giddens’ın insan ürünü afetler (human-made disasters) kavramına başvurarak. sosyologların sorunları araştırmaları ve çözüm yolları önermelerinin politik destek olmadan fazla bir şey ifade etmemesidir. Sosyolojinin ilgilendiği tüm problemler aynı düzeyde değildir. Olayların sosyal problem olarak kabul edilmesinde hem nesnel hem de öznel koşullar birlikte rol oynarlar. uzun vadede sonuç alınacak hiçbir yatırıma kolaylıkla girişmedikleri bilinen bir gerçektir. 2. Ancak belirli bir yere üst geçidin yapılması. 3. Politikacıların ise. . 2. Küresel sorunlar: Dünya çapında bölge ve ülke sorunlarını aşan sorunlardır.

Önemli/anlamlı (significant) bir sorun mu? Sonuç olarak araştırmanın bir maliyeti vardır ve harcanan emek. hep IMF gibi küresel aktörlerin dayatmasıyla ortaya çıktığından bireysel olmaktan çok toplumsal ve küresel boyutlar kazanmıştır. 5. 3. Örneğin demokrasi veya yabancılaşma için ölçme araçları varsa nesnel bir inceleme yapılabilir. hem küresel hem de sosyoekonomik eşitsizliklerden çok etkilenen bir sorundur. 4. Örneğin doğal veya terör gibi insan ürünü afetler yüzünden sahaya gidilemeyebilir. 6. Araştırılabilir mi? Sorunun mevcut bilimsel araştırma teknikleriyle araştırılabilir şekilde ortaya konması beklenir. sosyal bilimlerin özellikle pozitivist kanadında bu koşul önem kazanır. sağlık personeline performansa dayalı ödemeler yapılması. gerçekleştirilmesi ve dolayısıyla bilime katkı sağlaması da bazı koşullara bağlıdır: 1. Araştırma probleminin araştırmaya değer bulunması. Maliyet/bütçe ve zaman hesaplaması uygun mu? Bu konularda gerçekçi hesaplamalar yapmak gerekir. 2. Nitekim Türkiye’de sağlık hizmetlerinde yapısal değişikliklere gidilmesi. zaman ve paranın karşılığının alınması beklenir. Metre olmadan uzunluk ölçülemeyeceği gibi. hasta katkı payının arttırılması. araştırma önerisinin en önemli ikinci aşaması amaçların yazılmasıdır. Güncel bir sorun mu? Çoğu kez bazı problemler bazı kesimler için artık önemini kaybetmiş olabilir. araştırma sırasında çıkan engeller yüzünden araştırılamaz. Araştırmacı riskleri karşılamada alternatif bir plana (B Planı gibi) sahip mi? Öyle problemler vardır ki. Çünkü sağlık ve hastalık bireysel bir sorun gibi görünse de. Bu durumda nasıl bir yol izlenebileceğinin önceden düşünülmesi gerekir. Özgün/orijinal bir sorun mu? Daha önce defalarca araştırılmış problemler de araştırılabilir ancak belirli bir süre geçmesi veya mekân farklılaşması ile karşılaştırma olanağı sağlanması beklenir. Bir sosyal araştırmada amaçlar iki şekilde yazılabilir: . Araştırma Süreci 107 Aslında burada gözden kaçırılmaması gereken önemli nokta sorunların her düzeyde önemli olabileceği ve araştırılabileceğidir. Araştırma Amaçları Problem tanımlandıktan sonra.

hipotez formüle ederek sosyal bilimlerde araştırma amacı yazmanın pek de uygun olmayacağı söylenebilir. daha önce başkaları tarafından toplanılan bilgi ve belgeden de yararlanıldığı için bu tür sınırlamalara gitmek pek mümkün görünmemektedir. Ancak sosyal olaylar çoğu zaman tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmadıkları için çok sayıda hipotez yazmak gerekir. Hipotezler halinde amaç yazmak: Bu daha çok doğa bilimlerine öykünmeci biçimde amaç yazmak yoludur. Ancak boşanma üzerinde ekonomik nedenlerden eşlerin yaşına ve hatta çocuk sahibi olup olmadıklarına kadar pek çok bağımsız değişken etkili olabilir. Oysa sosyal bilimlerin çoğunda. Örneğin aynı şekilde boşanma problemini araştırırken. Burada aslında istatistiksel olarak “farksızlık” ya da “boş/sıfır hipotezi” (null hypothesis) kurulmakta ve daha çok iki değişken arasında bir ilişkinin var olup olmadığı sorgulanmaktadır. genleşmenin sonuç olduğu gibi bir vargıya ulaşılamadığı için. Boşanmanın tek bir nedeni olmadığı için teke tek bir neden sonuç ilişkisi zaten kurulamaz. . geniş çaplı alan araştırmalarında bütüncül bir bakış açısıyla çok yönlü bilgi toplamak için çok sayıda araştırma amacı yazmak. Amaçları sorular halinde yazmak: Araştırma amaçlarının hipotezler halinde yazılmasının uygun olmadığı görüşüne alternatif olarak önerilen çözüm amaçları sorular halinde yazmaktır. özellikle de sosyolojide hem ikinci elden verilere dayanılarak araştırma yapılması hem de olayların karmaşıklığı yüzünden tek probleme veya amaca yönelik bir araştırma planlamak ve yürütmek pek gerçekçi görünmemektedir. 2. Kuşkusuz her araştırmada birden fazla soruya yanıt aranabilir.108 Ünite 7 1. ısınmanın neden. Ancak bazı eğitimci ve psikologların tek bir araştırma sorusu sorarak araştırma yaptıkları belirtilmelidir. Oysa sosyal bilimlerin çoğunda. hem kapsam/içerik hem de maliyet açısından daha uygundur. Hipotez aslında “bağımlı” (sonuç) ve “bağımsız” (neden/etken) değişkenler arasında ilişki kuran bir önermedir. Doğa bilimlerine öykünerek yazılmakla birlikte. “Boşanmalarda artışa yol açan faktörler nelerdir?” veya “Boşanmaların artmasında rol oynayan etmenler nelerdir?” ya da “Boşanma en çok kimler arasında görülmektedir?” şeklinde sorulara yanıt aramak araştırmanın amacı olabilir. “ısınan metalin genişlemesi” örneğinde olduğu gibi. Örneğin boşanmaların artışını problem edinen bir araştırmada boşanma bağımlı değişkendir. Kaldı ki. Bu daha çok laboratuvar koşullarında deney yaparken tek bir soruna yönelmek ve daha sonra bundan tek bir yayın yapmak geleneğinin bir parçasıdır.

Bazen de önceki araştırmalarda sorgulanmayan bir boyutun eklenmesi. diğer bir ifade ile katkısının ne olacağı bu alt bölümde yazılır. farklılaşan sosyolojik kuramsal ve metodolojik yaklaşımların hangisinden hareket edilerek araştırmanın yürütüleceği veya yürütüldüğü hakkında bilgi vermek gerekir. Daha önce uygulanmayan araştırma tekniklerinin. önem bölümü toplanan bilgilerin neye hizmet edeceğini. ona temel olan önermelerin de tekrar alanda araştırılmasına gerek olmadan kabulü olan sayıltılar (assumptions) hakkında da kaynak göstererek bilgi vermek gerekir. Araştırma Süreci 109 Araştırmanın Önemi Yapılacak araştırmanın neye hizmet edeceği. Ayrıca B planı uyarınca yapılan her türlü düzenlemenin bu altbölümde ayrıntılarıyla anlatılması araştırmanın geçerlik ve güvenirliğine katkıda bulunur. Yaklaşım ve Sayıltılar İnsan ve toplum hakkındaki kabullere göre. Araştırmanın kuram ve uygulama bütünlüğü açsından en önemli bölümüdür. Seçilecek araştırma tekniklerinin iç tutarlılığının denetlenmesi açısından bu bölüm önemlidir. örneğin aile araştırmasına aile içi şiddetin eklenmiş olması araştırmaya değer katabilir. Örneğin bir aile araştırmasında aile üyelerinin sağlık problemlerinin tıbbi yönüyle ilgilenilmediği veya psikolojik analizlerinin yapılmadığını belirtmek uygun olabilir. artık çatışma var mı yok mu diye araştırmaz. Ayrıca kabul edilen kuramsal yaklaşımın belirtilmesi kadar. örneğin nitel tekniklerden odak grup çalışmasının kullanılması veya birden fazla araştırma tekniğinin bir arada kullanılması da araştırmanın önemini arttırabilir. Örneğin çatışmacı yaklaşımdan hareket eden bir araştırma. Sözgelimi araştırma sırasında ulaşılamayan kişiler yerine kimlerin seçildiği veya hangi soruların işlenmediğini belirtmek gerekir. Süre açısından sarkmalar varsa. Çünkü araştırma amaçları nelerin inceleneceğini gösterirken. bunların da açıklandığı yer burasıdır. Sadece bunu sayıltı olarak . Araştırmanın bu alt bölümü araştırmanın gerekçesi gibi düşünülebilir. Bu tür açıklamalar neyin neden yapılmadığının da yanıtı niteliğindedir. nerede kullanılacağını anlatır. Araştırmanın Sınırlılıkları Bu alt bölümde araştırmada yapılmayanlar kadar araştırma sırasında karşılaşılan güçlükler ve bunların nasıl yenildiği anlatılır. Daha önce böyle bir problem üzerinde odaklaşan araştırmanın yapılmamış olması onun önemini arttırır.

Araştırmada yapılacak olan ise. Söz gelimi odak grup çalışması yapıldıysa grupların nasıl oluşturulduğu. çatışma türlerini. eğer araştırma mali açıdan destek bulunarak gerçekleşecekse o zaman daha geniş tutulabilir. Örneğin betimsel bir araştırma ise burada kullanılan anket ve mülakatların nasıl geliştirildiği. Öte yandan Sembolik Etkileşimci bir yaklaşım daha çok mikro öznel süreçlerle ilgilendiği için nitel araştırma tip ve tekniklerini tercih edecektir. pilot çalışma yapılıp yapılmadığı. Süre ve Maliyet Araştırmalar çoğu zaman belirli bir zaman içinde yürütülür. Ancak bu durumda da kaynak sağlayıcılara belirli süre taahhüdünde bulunmak gerekir. Üniversitelerin Bilimsel Araştırma Proje Fonları. Yöntem Araştırmalarda başta evren ve örneklem olmak üzere kullanılan tüm araştırma teknikleri hakkında yeterli bilgi bu alt. çatışma sürecini veya çatışmaya yol açan faktörleri ortaya çıkarmaktır. formların kaç sorudan oluştuğu ve nasıl uygulandığı ayrıntılı olarak anlatılır. İşte tüm araştırmanın iç tutarlığı. ulusal.110 Ünite 7 kabul ettiğini kaynak vererek belirtir. Eğer araştırma nitel bir araştırma ise. seçilen araştırma tekniklerinin neler olduğu ve sahada nasıl uygulandığı anlatılır. . maliyet unsuru önemle gözetilerek daha dar çerçevede yürütülür. Bu gibi durumlarda araştırma genelde tek bir kişi tarafından yürütüleceğinden.bölümde verilir. toplantıların kaç saat sürdüğü. Daha sonra toplanan verilerin hangi istatistiksel teknikler kullanılarak analiz edildiği hakkında da bilgi vermek gerekir. Araştırmanın yaklaşım ve sayıltılar bölümüyle tutarlı olarak seçilen ve uygulanan araştırma tipi hakkında öncelikle bilgi vermek gerekir. yerel ve hatta uluslararası araştırma fonlarından destek alınarak yürütülecek araştırmalarda ilan edilen koşullara uygun süre ve maliyet hesapları yapılır. Çünkü Çatışmacı Yaklaşım çatışmayı önceden kabul eder. Araştırmada kaç kişinin ne kadar süreyle ve ne kadar ücretle çalışacağı hesaplanarak bütçesi oluşturulur. Buna karşılık. nasıl kaydedildiği ve toplanan verilerin nasıl çözümlendiği hakkında ayrıntılı bilgi verilir. kimlerin moderatörlük yaptığı. Örneğin araştırma bir tez olacaksa belirli bir eğitim dönemi içinde tamamlanmak zorundadır. geçerlik ve güvenirliği açısından bu bölümde verilen bilgiler büyük önem taşır ve okuyucu kadar araştırmacıya da yol gösterir.

Çünkü araştırma raporu yazılırken sadece eldeki araştırma bulgularını betimlemek yetmez. konuyla ilgili ulusal ve uluslararası bilimsel dergilerde yayınlanmış makalelerin taranması gerekir. Araştırma Süreci 111 Kaynakça Araştırmalar bilginin birikimli olarak ilerlediği ana düşüncesinden hareketle yürütüldüğünden önceki araştırma raporlarının. planlanan ve yürütülen araştırmanın yapacağı katkının gösterilmesi açısından da gereklidir. araştırma önerisi ve raporunda başından sonuna kadar tek bir sistemi tutarlı olarak izlemektir. Bu nedenle araştırmalarda kaynakça çok önemli bir gösterge olarak özenle hazırlanmalı. Araştırmada toplanılan bilgilerle önceki araştırmaların bulgularının karşılaştırılması hayati önem taşır. Bu. değinilen çalışmalara mutlaka kaynakçada da yer verilmelidir. Referans gösterme ve kaynakça yazmada çeşitli yollar bulunsa da önemli olan. Sosyal bilimler ve sosyolojide son yıllarda APA denilen ve Amerikan Psikoloji Derneği tarafından geliştirilen sistem daha pratik bulunarak yaygın şekilde kullanılmaktadır. . Toplanan bulguların değerlendirilmesi için öncekilerle tartışılması gerekir.

“siyasette kadınların düşük oranda temsil edilmesi” bir problemdir. araştırmalarda başta evren ve örneklem olmak üzere kullanılan tüm araştırma teknikleri hakkındaki bilgileri içerir. öte yandan da zihinsel faaliyetlerde örneğin. yöntem. konuyla ilgili ulusal ve uluslararası bilimsel dergilerde yayınlanmış makalelerin taranması ve kaynakçada gösterilmesi gerekir. süre ve maliyet. Problem tanımlandıktan sonra araştırma önerisinin en önemli ikinci aşaması amaçların yazılmasıdır. önem. problemi önce “bütünleştirmek” sonra “sınırlamak” ve en nihayet “tanımlamak” gerekir. Araştırmanın sınırlılıkları bölümünde araştırmada yapılmayanlar kadar. insan ve toplum hakkındaki kabullere göre farklılaşan sosyolojik kuramsal ve metodolojik yaklaşımların hangisinden hareket edilerek araştırmanın yürütüleceği veya yürütüldüğü hakkında bilgi vermek gerekir. kaynakça hakkında bilgiler verilir. Ancak konu ile problemi birbiriyle karıştırmamak gerekir. Yaklaşım ve sayıltılar alt bölümünde.112 Ünite 7 Özet Bir araştırmanın yapılabilmesi için başta problemin tanımlanması olmak üzere çeşitli aşamaların yerine getirilmesi gerekir. İlk aşamada araştırma sorunu/problemi kavramını bilmek zorunludur. amaçlar. “sağlık hizmetlerinin kalitesinin düşüklüğü” veya “sağlıkta eşitsizlikler” birer problemdir. Bir araştırma önerisinde sırasıyla problem. sınırlılıklar. Örneğin “siyaset” bir konu iken. araştırma sırasında karşılaşılan güçlükler ve bunların nasıl yenildiği anlatılır. Araştırmanın kuram ve uygulama bütünlüğü açısından en önemli bölümüdür. . konunun uzmanlarına danışmak. Problem tanımlanırken bir yandan mekanik faaliyetlerde bulunmak örneğin literatürü taramak. psikolojik veya fiziksel olarak rahatsız eden her durum problem olabilir. Aynı şekilde “sağlık” bir konu iken. Araştırmalar bilginin birikimli olarak ilerlediği ana düşüncesinden hareketle yürütüldüğünden önceki araştırma raporlarının. Bir sosyal araştırmada amaçlar sorular veya hipotezler olarak iki şekilde yazılabilir. Yöntem alt bölümü ise. Kişiyi zihinsel. Araştırmanın yaklaşım ve sayıltılar bölümüyle tutarlı olarak seçilen ve uygulanan araştırma tipi hakkında öncelikle bilgi vermek gerekir. yaklaşım ve sayıltılar. alana gitmek ve sorunu yaşayanlarla görüşmek. Yapılacak araştırmanın neye hizmet edeceği diğer bir ifade ile katkısının ne olacağı önem alt bölümünde yazılır.

Bir araştırma problemi tanımlanırken hangi faaliyetlerde bulunulur? a. a ve b e. a ve b e. Mekanik faaliyetler c. Hiçbiri 3. Bir bilimsel raporda kaynakça yazarken en önemli nokta nedir? a. Araştırma amaçları nasıl yazılabilir? a. Tek bir referans sistemine sadık kalmak c. Yararlanılan tüm kitapları göstermek b. Kaynakça c. Ritmik faaliyetler d. Bulgular ve tartışma b. Bir araştırmanın yöntem bölümünde hangi bilgiler yer almaz? a. Hepsi e. Tartışma 5. Hipotezler halinde b. Araştırma Süreci 113 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Hiçbiri . Ulusal kaynaklar kadar uluslararası kaynakları kullanmak d. Sorular halinde c. Hepsi 4. Evren e. Kodlamalar halinde d. Süre ve maliyet d. Amaçlar e. Aşağıdakilerden hangisi bir araştırma önerisinde yer almaz? a. Problem 2. Örneklem d. Araştırma tipi b. Araştırma Tekniği c. Zihinsel faaliyetler b.

114 Ünite 7 .

8 Sivil Toplum 9. 2. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci SOSYOLOJİ 3. Türkiye’de Sosyoloji . 7.1. 5. 6. 4. Küreselleşme 10. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar.

116 Ünite 8 Ünitede Ele Al›nan Konular • Tarihsel Gelişim • Devlet ve Sivil Toplum İlişkisi • İslam ve Sivil Toplum • Kavramsal Açıklık • Sivil Toplum Kuruluşları • Sivil Toplumun Yeniden İnşası Ünite Hakk›nda • Sivil toplum kavramının tarihsel arka planı gösterilecektir. . • İslam toplumlarında sivil toplumun ortaya çıkışı tartışılacaktır. • Devlet ve sivil toplum arasındaki ilişki incelenecektir. • Sivil toplumun yeniden inşası konusundaki görüşler incelenecektir. • Sivil toplum kuruluşlarının özellikleri ve tipleri incelenecektir. • Sivil toplum kuruluşlarının işlevlerinin eleştirel değerlendirilmesi yapılacaktır. • Sivil toplum kavramına açıklık kazandırılacaktır.

Üniteyi Çal›ş›rken • Sivil toplum kavramının Batı toplumlarında hangi koşullara bağlı olarak nasıl ortaya çıktığını araştırınız. ne olduğunu tartışınız. • Yeni toplumsal hareketlerin temel özelliklerini araştırınız. • Sivil toplum kuruluşlarının işlevlerinin öğreneceksiniz. Sivil Toplum 117 Ö¤renme Hedefleri • Sivil toplum kavramının tarihsel geçmişini öğreneceksiniz. • Batıda devlet ve sivil toplum arasındaki ilişkide ortaya • Neden İslam ülkelerinde sivil toplumun ortaya çıkamayacağının düşünüldüğünü araştırınız. çıkan farklı gelenekleri karşılaştırınız. • Sivil toplumun hangi gerekçeyle asker olmayan anlamında • Sivil toplum kuruluşlarının Türkiye’de en önemli işlevinin • Çevrenizden bir sivil toplum kuruluşu seçerek sahip olduğu özellikleri literatür ile • Karşılaştırınız ve farklılıkların sebeplerini tartışınız. • Sivil toplum kavramının özelliklerini öğreneceksiniz. • Sivil Toplumun yeniden inşası konusundaki görüşleri öğreneceksiniz. kullanıldığını sorgulayınız. . • İslam ülkelerinde sivil toplumun ortaya çıkışını öğreneceksiniz. • Devlet ve sivil toplum arasındaki ilişkiyi öğreneceksiniz. • Sivil toplum kuruluşlarının özelliklerini ve sınıflamalarını öğreneceksiniz.

kadınlar ve erkekler. Sosyolojiyi anlamak için sivil toplumun ne olduğunu ve nasıl ortaya çıktığını bilmek gerekir.yüzyılın sonuna kadar devlet ve siyasal toplumla eş anlamlı olarak ve tıpkı klasik Atina ve Roma dönemlerindeki anlamıyla kullanıldığı görülür. Çoğu kez eşitsiz güç ilişkileri mücadelesinde galip gelenler iktidara da talip olurlar ve devleti ele geçirirler. Bundan kastedilen ise. örneğin sermaye ve emek. Ünlü Alman sosyologu Jurgen Habermas tarafından da “kamusal alan” olarak tanımlanır. Oysa Sunar (1998)’ın da belirttiği gibi. devlet yapısı ve onu oluşturan siyasal kurum ve örgütlerin dışında kalan alan ve faaliyetleri ifade etmede yaygın olarak kullanılır. Diğer bir ifade ile çatışmalar. Kısaca sivil toplum. Herkesin üzerinde anlaştığı bir tanımını yapmak pek mümkün değilse de. Tarihsel Gelişim Sivil toplum kavramıyla ilgili literatür incelendiğinde. devlet ve sivil toplumu böyle bir konumlandırmadan yarar umar. hem sivil toplum kesimleri hem de onların devlet içinde olan temsilcileri aracılığıyla yürütülür. 18. çeşitli dinsel cemaatler veya laikler arasındadır. Bu yüzden devlet ve sivil toplum kutuplaşması. despotik keyfi idarenin yerine kanun ve düzenin egemen olduğu bir yönetimi getirmektir. Kaldı ki tarihsel olarak da başlangıçta sivil toplum daha farklı şekilde kavramlaştırılmıştır. Kutuplaşmış bir devlet karşısında sivil toplum anlayışı her ikisi arasında bulunan diyalektik ilişkinin bulanıklaşmasına yol açar. Daha doğrusu liberal görüş. Ünlü filozof Thomas Hobbes’un da ifade ettiği gibi. toprak sahibi olanlar ve olmayanlar. Günümüzde devlet ve sivil toplum çatışan alanlar olarak kavramlaştırılmaktadır.118 Ünite 8 Sivil Toplum Sosyolojik açıdan sivil toplum kavramı çok şey ifade eder. kanun ve düzenin egemen olabilmesi için insanların özgür iradesiyle egemenliği devlete ve onun yönetici- . Ayrıca bu faaliyetlerin çoğunlukla devlet ve birey arasında kalan alana yönelik olduğu kabul edilir. “devlet” veya “siyasal alan” dışında kalan “toplumsal” alan olarak görülür. esas çatışmalar devlet ve çeşitli kesimleri temsil eden sivil toplum örgütleri arasında değil. “sivil toplum” kuramsal olarak. İlkçağda Aristo ile modern dönemde Kant ve ve Lock’un sivil toplum olarak tanımladıkları şey benzer biçimde sivil devlettir (etat civil). Bundan sonra mücadele devlet olanaklarını kullanarak yürütülür. olgulara yüzeysel ve eksik bakmak anlamına gelir. daha çok çıkar grubuna dönüşen.

Sözgelimi işverenler veya işçiler kendilerine yakın iktidarlarla ittifak kurmaktan çekinmemişlerdir. Ancak 18. 4. yüzyılın başına denk gelen dönemde Alman filozof Hegel’inkine benzer biçimde bir sivil toplum anlayışına ulaşılmıştır. Örneğin Türkiye’de bazı sivil toplum kuruluşları menfaatleri gereği devlet ile bütünleşmekte sakınca görmemişler. onun içinde sivil toplumun nasıl korunacağına dair ilkeler belirlenmeye başlamıştır. İkinci aşama olarak. 2. Birçok yazar. Sivil toplumun özgürlüğünün çatışma üreten bir sürece dönüşmesi kaygısı uyanmıştır. Burada temel sorular kimin bağımsızlığı. 3. Hegel aile. Hegel. Sivil toplum tartışmalarında en önemli konulardan biri. İlk aşamada. Sonuç olarak bu dönemde klasik anlamıyla devlet ve sivil toplum aynı şeydir. devletten ayrı ve özerk bir alana göndermede bulunur. devletten bağımsız örgütlü toplumsal yaşam alanıdır. Sivil Toplum 119 lerine devretmesi gerekir. sivil toplumun devlet ve ailenin bir sentezi olduğunu savunmuştur. Bugünkü anlamında sivil toplum devletten bağımsız bir alan olarak görülmektedir. sivil toplumun kendini dengelemekten uzaklaşacağı ve denetime ihtiyacı olduğu fikrine ulaşılmıştır. devlet desteğini alarak muhalifleriyle mücadele etmişlerdir. sivil toplum ve devlet üzerinde önemle durarak. kendi kendini yaratan. Üçüncü aşamada ise. devletten bağımsızlık ya da devlet karşısında özerk toplum vurgusudur. İşte 19. yüzyılın ortalarından başlayarak sivil toplum ve devlet kavramları arasında farklılaşmalar ortaya çıkmış ve anayasal devletin otoriter olabileceği varsayılarak. tekrar sivil toplumun bağımsız bir alan olarak devlet tarafından baskılanmasının önüne geçilmesi savunulmaya başlanmıştır. yüzyılın ortalarından itibaren bu anlayışta değişmeler ortaya çıkmıştır. devlet ile aile arasında. 18. kimin gücü ve kimin devletidir. Hatta bir keresinde bir işverenler derneği (TÜSIAD). John Keane (2004)’a göre bu kavramın Avrupa’da ortaya çıkışı ve gelişiminde dört dönemi birbirinden ayırmak mümkündür: 1. Ancak gerçek yaşamda böyle olmayabilir. ayrıca sivil topluma oldukça olumsuz bakarak devlet tarafından denetlenmesinden yana olmuştur. Son aşamada ise. gazete ilanlarıyla iktidardaki sosyal demokrat partiyi (CHP) devirmede misyon üstlen- . Diamond’a göre sivil toplum. daha sonra sivil toplum ve onun içindeki alt grupların kendilerini savunmalarının meşruiyeti konusu tartışmaya açılarak daha ileri bir aşamaya gelinmiştir. kendi kendini sürdürebilen.

onu liberal olma- . Öte yandan. Yeni-Liberaller ise. İlk bakışta liberal temelinden koparıldığında fazla bir anlam ifade etmeyecek gibi görünse de. onların birbiri içine girerek etkileştiklerini kabul eden çalışmalar daha fazladır. Sivil toplum ile devlet arasında politik toplumun bulunduğunu ve bunun önemli olduğunu savunur. siyasal alan ile toplumsal alanı ayırmak son derece güçleşmektedir. Bu hareket zamanla Yeşiller Partisine dönüşmüştür. Öte yandan "Sivil toplum kavramlaştırmasının liberal düşüncelerle sıkı sıkıya bağlantılı olması. • Fransız Geleneği: Tocqueville tarafından temsil edilir. onu önemsiz kılar mı?" sorusunun tartışılması gerekir.120 Ünite 8 miş ve başarılı olmuştur. Bu yüzden devletten bağımsızlık tartışmalı bir konudur. Yeni-Marksistler ekonominin sivil topluma dahil olmasına çalışırlar. 1992. Aralarında aracılar olduğunu kabul etmekle birlikte ikisini farklı iki alan olarak görmez. Ayrıca. onun kaynaklandığı temelleri aşarak çok geniş kitlelere mal olduğu tartışmasız bir gerçekliktir. Sarıbay. Bu nedenle Sunar (1998)’ın da belirttiği gibi. sivil toplumu ekonomiye indirgerken. 2000): • Alman Geleneği: Bu gelenek Hegel ve Marks ile başlar. Sivil toplumu devletin parçası olarak kabul eder. Devlet ve Sivil Toplum İlişkisi Bununla birlikte devlet-sivil toplum ilişkisini göstermede üç farklı gelenek bulunduğu söylenebilir (Cohen ve Arato. Yeni-Muhafazakârlar sivil toplum ile burjuva toplumunu özdeşleştirerek devlet karşıtlığı yaparlar. Bunun bir örneği Almanya’da Yeşiller Hareketidir. • İtalyan Geleneği: Gramsci tarafından savunulan politik toplumla devletin aynı olduğunu ya da özdeş olduğunu savunan görüştür. Bu durumda devlet ve toplum o kadar iç içedir ki. iktidarın pratiğinde pek fazla anlam ifade etmediği ülkelerde bu argümanın fazlaca bir değeri kalmamaktadır. Öte yandan farklı çıkar gruplarının çekişmesi gibi bir kavramlaştırması da Gramsci tarafından yapılmış olan sivil toplumun önemi inkâr edilemez. Çünkü işsizlik ve çocuk yardımları yapan devlet tüm vatandaşlarına toplumsal refahtan büyük bir pay vermekte sadece üretim değil dağıtımda da genel toplum çıkarını gözetmektedir. Ancak bu görüşleri aşırı bularak devlet ve sivil toplum karşıtlığı yerine. Hele İsveç gibi toplum ve hükümet ayrımının. bir sivil toplum kuruluşu zamanla siyasallaşma derecesini yükselterek siyasal partiye dönüşebilir.

İslamiyet ve sivil toplumun bağdaşamayacağını ileri sürmesiyle tanınmaktadır. Diyalektik olarak da karşıtların birliği (unity of opposites) ilkesi uyarınca bu mümkündür. Ayrıca ona göre devlet ve birey ya da aile arasında. hüküm sürdüğü topraklarda ahali üzerinde etkisini hiç azaltmadan sürdürdü. Özellikle iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisinin “muhafazakâr demokrat” olduklarını iddia eden resmi görüşleri de bu şekilde okunabilir. Ona göre. laikliğin bir ideoloji olduğunu söyler. Bu konuda yeni muhafazakârlık adı altında yükselen görüşler önemlidir. Nitekim Niyazi Berkes. sivil toplumu tartışmak mümkündür. diğer tüm dinler laikleşirken. Gellner’e göre. Öte yandan burada bir parantez açarak belirtilmesinde yarar olan bir konu ise. Anayasa ve yasalar İslam Hukukundan bağımsız olarak yapılmıştır. baskı grupları ya da dernek ve kulüplere benzer sivil toplum ara örgütlenmeleri şu anda yıkılmış bulunan önceki Demir Perde ülkelerinde olmadığı için. sendikalar. Örneğin Ernest Gellner. 10 yıl önceden bugünleri adeta tarif etmiştir. “laiklikleşme” ve “laiklik ideolojisi” arasındaki ayrımdır. Bu gözlemlere karşı Elizabeth Özdalga (1998) “Türkiye’de Osmanlı döneminden başlayarak hem devlet hem de toplum laikleşmiştir. Ayrıca piyasa ekonomisi sivil toplumun ön koşuludur. örneğin vatandaşlık ve kamu fikri üzerinde yoğunlaşarak. konunun artık basit bir sivil toplum düzeyinden çıkıp. büyük ölçüde bireylerin iradesinden bağımsız olarak içinde bulunulan koşulların . siyasal partiler. Bu bağlamda laikleşme. Ancak Türkiye gibi ülkelerde farklı cemaatlerin demokrasi ve sivil toplum adı altında çok temel evrensel referansları bile değiştirme çabaları bulunduğundan. sivil toplumun kurulacağı türde ara örgütlenmelerin yapı taşları olamazlar. Sivil Toplum 121 yan alana çekerek ve böylelikle de liberal bağlantılarını genişleterek. Onlar devletin kendi başına önemini reddederek. sadece İslamiyet. girişimci bireyler tarafından denetlenmesini talep etmektedirler. “laikleşme”nin sosyolojik bir süreç iken. dinsel örgütlenmeler. Devletin küçülmesi ve özelleştirme politikaları ile de bu taleplerin paralel gitmesi liberal bağlantıların kanıtı olarak görülebilir. Ayrıca cemaatçi ve liberal değerleri bir arada görmek mümkündür. onlar da Batı gibi olamamışlardır. müminler cemaatinde bağımsız hareket edemeyen bireyler. İslam ve Sivil Toplum Çeşitli dinler ve onların sivil topluma dönüşme kapasiteleri konusunda da çeşitli tartışmalar bulunmaktadır.” derken. ciddi siyasal rejim değiştirme talebine dönüşme kapasitesine sahip olduğu söylenebilir.

Oysa Özdalga’nın da belirttiği gibi. Gerek cemaat vakıfları gerekse onların uzantıları olan holdingler son derece güçlüdür. Göreli değişmeye rağmen devletin ağırlığı baskındır ve bu durum sivil toplumu zayıflatır. İslami bir eğilime sahip olduklarında rejim tarafından kısıtlanmışlardır. Rejimin güvenliği önde gelir. Başkalarına kolay kolay güvenmezler ve duygusaldırlar. Çünkü sivil toplum anlamında en güçlü örgütlenmeye sahip olanlar onlardır. Toplumsal istikrarın yanısıra bireyin kendine olduğu kadar başkasına güveneceği koşullar olmadan sivil toplum gelişemez. Ayrıca istikrarsızlık nedeniyle toplumsal düzeyde oldukça fazla siyasallaşmışlardır. İslamcıların kendi aralarındaki mücadelede aranmalıdır denilebilir. Ortadoğu’nun tamamında vatandaşların çoğunluğu devlete itaatkârdır ve bunun kaynağı mistik bakış açısıdır. Bağımsız davrananlardan şüphelenilir. Özdalga (1988)’ya göre özellikle bu örgütlenmeler. Otoriteye meydan okumak. Öte yandan dinsel cemaatler arasındaki ayrışma ve mücadele göz ardı edilmiştir. Aynı şekilde hem laik rejim hem de muhalifler birbirini sivil toplum ve demokrasi düşmanı olarak algılamış ve suçlamıştır. esas mücadele laik ve İslamcılar arasında değil. Bu yüzden Gellner’in İslamiyetin laikleşemeyeceği vargısı. Ayrıca girişimci sınıfın zayıflığı da değişimi yavaşlatan bir faktördür. Bunlardan en önemlisi Kemalizmin laikleştirici birçok devrim yapmasına karşılık bazı sivil toplum olarak düşünülebilecek dinsel cemaat tipi örgütlenmelere izin vermemesidir. Güvenlik kaygısı da otoriteye bağımlılığın diğer bir nedenidir. ideolojiyi toplumsal gerçek sanmak yanılgısından ibarettir. Devletin doğası korku ve güvensizliği besler. Türkiye’de dinsel cemaatler bu nedenle karşıt eğilimlerin taşıyıcısı olmuş ve dolayısıyla bazen çok seslilik ve demokrasi temsilcisi olarak algılanmıştır. maddi çıkarlar peşinde koşmak olarak görülür ve olumsuzlanır. Ortadoğu’daki mistik devlet anlayışının da sivil toplumun gelişmesini engelleyici potansiyelinden bahsedenler bulunmaktadır. otoriterlik ve sivil toplumun gelişmesi konusunda da bazı değerlendirmeler bulunmaktadır.122 Ünite 8 sonucu olarak ortaya çıkan bir süreçtir. Ayrıca onun köktendinciliği laikleşmeye tepkiler olarak kullanması ve İslamiyeti laikleşmeye bağışıklı olarak görmesi de eleştirilir (Özdalga.1998). Sonuç olarak kültürel . Öte yandan Türkiye’de Kemalizm. Bu tür yapının hâkim olduğu bölgede sivil toplumun örgütlenmesi zordur. Ayrıca bölgede aşiret yapısı da bireylerin bağımsız hareket kabiliyetini sınırlar. Örneğin Sariolgaham (1998)’a göre.

sivil toplumun oluşmasında çeşitli işlevlere sahiptir. 3. Ancak bu işlevlerini yerine getirirlerken bazı sorunlara da yol açmaları olasılık dahilinde olduğundan. Sivil Toplum 123 engeller Ortadoğu’nun değişimi için gerekli gücü üretememiştir. sivil toplumun kendisi değil ve fakat en önemli parçasıdır. Gelişmiş toplumlarda devletin temel sorumlulukları ve yükümlülükleri sınırlanmıştır. Toplumun değişik kesimlerinin mitinglerde pro testo gösterileri veya yardımlaşma girişimleri sivil toplum faaliyetidir. Sivil toplum içinde örgütlenmemiş kesimler de temsil edilir. Tüm bu değerlendirmelerin. Daha sonra bu faaliyetler örgütlenerek STK’ya dönüşebilir. sivil toplumun destekçisi olarak ikincil konumdadır. Oysa sivil toplum çok daha geniş bir kavramdır. 2008): 1. Sivil Toplum Kuruluşları Sivil Toplum Kuruluşları. Sivil toplum denilince yalnızca sivil toplum kuruluşları (STK) anlaşılmaktadır. Ayrıca devlet. kendi ile ilgili kararlara katılmasına ve . devleti ve kurumlarını. siyasal partileri de kapsayan çok daha geniş bir alandır. sivil ve askeri bürokrasiyi. Sivil topluma güven tam gelişmediği gibi daha dar alanda faaliyet gösterilir. sivil toplum kuruluşları arasında ortak çıkarın korunması adına hakem rolü oynar. 2. demokratik hukuk devleti olarak sivil toplum olma yolunda çok büyük avantajlara sahiptir. Sivil toplum faaliyetleri resmi örgütlenme olmaksızın da gerçekleşebilir. Bu toplumlarda devlet. askeri olmayan anlamında da kullanılmaktadır. söz konusu işlevlerin (Özden. 2008) eleştirel değerlendirmesinin yapılmasında yarar vardır: Demokrasi Kültürünü geliştirmek Özellikle otoriter ve merkezi devlet yapısının kullaştırdığı tebaanın birey olarak güçlenmesine. kısmen de olsa Türkiye için de geçerli olduğunu söylemek yanlış olmaz. Kavramsal Açıklık Sivil toplum kavramına ilişkin olarak ayrıca bilinmesi gereken başka noktalar da vardır (Özden. Siyasal toplum ise. Ancak Türkiye bölgesinde tek laik. Türkiye’de sosyologlar sivil toplumun içinde “Halk Sosyolojisi” (Public Sociology) yaparak yer almaktadırlar. Buna karşılık gelişmekte olan ülkelerde devletin faaliyet alanı daha geniştir. Sivil toplum kuruluşları. Sivil toplum özellikle Türkiye’de sivil-asker ikiliğinden hareketle. Oysa sivil toplumun karşıtı siyasal toplumdur.

Örneğin Türkiye’de 600 yüzyıllık imparatorluk geçmişinden kaynaklanan ve devleti baba olarak görmek ve her şeyi devletten beklemek yaygın bir gelenektir. Modern toplum. Bireysel çıkarların toplumsal çıkara dönüşmesi de ortak çıkarların başarı şansını arttırıcı bir faktör olarak göz önünde bulundurulmalıdır. Liberal demokrasilerden katılmacı demokrasiye geçildiği iddialarının içeriği çoğu zaman doldurulamamaktadır. başta terör olmak üzer şiddet olaylarını beslemesi olasılığı yüksektir. Dayanışmaya yol açması Durkheim işbölümü ve farklılaşmanın dayanışmaya yol açacağını söyleyerek örgütlenme düşüncesinin önemine işaret etmiştir. Bu durumda özellikle yoksul kesim hem ekonomik hem de cemaat tarafından çifte baskılanmaya maruz kalmaktadır. Örneğin işçi ve işverenlerin kendi aralarında ayrı ayrı dayanışması bu kez örgütlü mücadeleye yol açmaktadır. hemşeri grupları. toplumun bölünmesi ve bölünenlerin de kendi aralarında birleşerek örgütlenmesi söz konusudur. dayanışma yerine çatışma ve mücadeleye dönüşme olasılığı hiçbir zaman göz ardı edilemez. Ayrıca tam birey olduğunun farkına varan kişilerin tekrar STK'ler aracılığıyla cemaatleşmesi ve baskılanması olasılığı her zaman vardır. mezhepsel cemaatlerin STK’leşmesi bu yolla gerçekleşmektedir. Geleneksel toplumda benzer ve farklılaşmayan arasında mekanik dayanışma varken modern toplumda farklılıktan kaynaklanan organik dayanışmanın artması bir zorunluluk olsa da. Etnik aidiyetlerin artmasının ise. Bu konuda da birbirinden ayrılığın farkında olma düzeyi arttıkça çatışma olması. . örgütlü toplum olduğundan aynı okuldan mezun olanlar. Çeşitlenmeye katkıda bulunmak Bu kavramın da demokrasi ile ilgisi kurulmakta ve farklılık.124 Ünite 8 dolayısıyla demokrasi kültürünün gelişmesine hizmet etmek sivil toplumun en ideal işlevidir. demokrasi konusu da son derece tartışmalı bir alandır. devletin vatandaşın hizmetkârı olması düşüncesi de her zaman gerçeklerle uyuşmamaktadır. Vatandaşların birey olma süreci henüz tam olarak gerçekleşmemiştir. Örneğin etnik gruplar. Ancak bunun gerçekleşip gerçeklememesinin çok daha başka koşullarla belirlendiği ve tek başına STK’lerin bu misyonu yerine getirmesinin mümkün olmadığı belirtilmelidir. Ayrıca. çeşitlilik zenginlik olarak algılanmaktadır. Kaldı ki. aynı spor takımını tutanlar arasında dayanışma gibi birçok örnek sıralamak mümkündür.

Örneğin Sosyoloji Derneği kamu yararına çalışan der- . Sivil Toplum 125 Siyasal bilinçlenmeye katkıda bulunmak Sivil toplum kuruluşu üyeleri başlangıçta gönüllü olarak başladıkları üyeliklerinde giderek bilinçlenirler. Derneklerdeki seçimlere katılmak. Sonuç olarak bir çevreci hareket. Sivil toplum kuruluşları. propaganda yapmak. Öte yandan. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde daha yüksektir. siyasal partiler yerine sivil toplum kuruluşlarına kaydığından siyasal bilinçlenme fonksiyonu buralarda daha önemsenmektedir. faaliyet alanlarını ve organlarını bir tüzük ile belirlemiştir. işbölümü ve amaçlarının yazılı olarak belirlendiği bir yapısı vardır. Bu tüzel kişilik ona kurumsal bir kimlik ve süreklilik sağlamaktadır. toplumda fazla yüksek statüde görülmezler. siyasal yabancılaşma gelişmiş ülkelerde daha yaygındır. topluma hizmet sırasında sosyal ilişkileri geliştirmek. bir anlamda iktidar talepleri olmayan “yeni toplumsal hareketler” olarak da anılan yapılanmaların içinde geliştiği örgütlenmeler olarak siyasal alan dışındadır. • Kamu yararına çalışmak: Sivil toplum kuruluşları kâr amacı güdemezler. Ayrıca toplumun gelişmişlik düzeyi ile siyasetle ilgilenme arasında ters bir ilişki olup. En güvenilir kuruluşlar içinde siyasal partiler ilk sıralarda değildir. Nitekim Batı ülkelerinde seçime katılma oranı yüzde elliler civarında iken. özerk olmaları sağlanır. Örnek olarak Sosyoloji Derneği bir sivil toplum kuruluşu olarak amaçlarını. siyasal partiler devletten de yardım aldıkları gibi açıkça çıkar grubuna dönüştüklerinden. Zaten STK'ler. Üye aidatları. • Özerklik: Sivil toplum kuruluşları devletten mali destek almaksızın kendi öz kaynakları ile yaşamlarını sürdürürler. yapılan projelerden alınan katkı payları ve bağışlar ile faaliyetlerini yürüterek. destek çıktıkları kesimlerin sorunlarının çözümü için daha sistematik düşünmek. İşte özellikle Batıda birey olma bilincine erişmiş geniş toplum kesimlerinin çıkarlarının kamusal alanda temsili. ama siyasetle yakından ilgilenirler. hak aramak. STK olarak örgütlendiğinde ve çevreyi tahrip eden fabrikalarla mücadelesinin Parlamentoda bazı yasal değişiklikler yapılmazsa başarıya ulaşamayacağını gördüğünde artık siyaset ile ilgilenmeye başlamış demektir. taraf olmak. aday olmak. kamu fikrine aşina olmayı beraberinde getirir. sivil toplumun örgütlenmiş yapısı olarak belirli temel özelliklere sahiptir: • Biçimsel yapı ve örgütlenme: Sivil toplum kuruluşlarının hiyerarşik bir yapı içinde düzenlenen.

Ancak bazı görevlerde üyelerin harcamaları Yönetim Kurulu kararıyla karşılanabilir.126 Ünite 8 nek statüsüne sahiptir. bazı meslek örgütleri. ilaç gibi gereksinimlerin karşılanmasını hedeflerler. • Katılım sağlamayı amaçlayan kuruluşlar (particiapatory orientation): Kampanyalarla bağış toplayarak belirli hizmetleri sunmaya aracı olurlar. • Gönüllü olarak çalışmak: STK'lerin bir adı da gönüllü kuruluştur. Gönüllü kuruluşları ayrıca ilgilendikleri alanlara göre de sınıflamak mümkündür: • Ekonomik faaliyette bulunanlar: İşveren ve işçi sendikaları. kooperatifler. Bu örgütlerde çalışmak gönüllülük esasında olmaktadır. Bunlara fon yaratma kuruluşları da denilmektedir (fund raising). • Güçlendirme amaçlı kuruluşlar (empowering orientation): Mesleki kuruluşların çoğu böyledir. Kâr amacı gütmeksizin yaptığı projelerle giderlerini karşılamaya çalışır. Ayrıca üye aidatları toplanması da büyük bir sorun olduğundan STK'lerin yaşam mücadelesi verdikleri söylenebilir. Yoksul. Sivil toplum kuruluşları tek tip olmadığı gibi. özürlü ve damgalanmış kişilere yönelik çalışmalar da bu kapsamdadır. Çünkü kâr amacı güdülmediği için maliyetin karşılanması mümkün değildir. eğitim. • Özgürce kurulabilmek: Belirli bir alanda faaliyet göstermek isteyen herkes gerekli belgeleri tamamlayarak örgütlenebilir. . Örneğin törenlerde çiçek yerine bağış toplayarak eğitime katkı sağlanmaktadır.000’in üzerinde STK vardır. Sosyoloji Derneğinde de tüm yöneticiler gönüllülük esasında çalışırlar ve hiçbir ücret almazlar. Üyelerinin sorunlarına çözüm ararlar. Ancak buralarda bile çoğunluk gönüllülerdedir. Aslında bazı büyük ve geniş ölçekte örgütlenmiş STK'lerde ücretle çalışan profesyonel yöneticiler ve sekreter gibi bazı görevliler istihdam edilmektedir. • Hizmet amaçlı kuruluşlar (Service orientation): Sağlık. aralarında önemli farklılıklar da vardır. Türkiye’de 100. Onları çeşitli ölçütlere göre sınıflamak mümkündür: • Bağış yapan kuruluşlar (charitable orientation): Daha çok yiyecek. yakacak. Ayrıca kadın kuruluşları da kadınların güçlendirilmesine çalışırlar. dinsel hizmetler sunmayı hedeflerler.

devlet ile birey arasında boşluğu dolduran en önemli sivil toplum kuruluşları vakıflardır. Sivil Toplumun Yeniden İnşası Çağımızın ünlü düşünürlerinden Manuel Castels (1996)’in üç ciltlik Enformasyon Çağı: Ekonomi. düşünce üretme (think-tanks) kuruluşları. sivil toplumun yeniden inşası üzerinde durur. çoğu zaman kimlik hareketlerinin direniş kaynaklı olduğunu. buna “kimlik projesi” adını verir. Aslında Craig Calhoun (2004) da endüstri çağının eskiyen kurumlarının yeniden inşası konusunda çağrı yapanlardandır. 1996) adlı birinci ciltte enformasyon ağlarının dışında kalan tüm ülke ve ulusların marjinalleştiğini gösterir. Ağ Toplumun Yükselişi (The Rise of Network Society. sermaye ve iletişim akışıdır. çeşitli platformlar gibi. Örneğin kadın hareketlerinin. Yeni kurulan ailelerin de kadın hareketiyle bağı böylelikle kurulmuş olduğu gibi aile de yeni biçimiyle sürdürülmüş olacaktır. • Siyasal faaliyette bulunanlar: Feminist ve çevreci faaliyetler. Ona göre hem tüketim hem de üretimi bu akışlar belirler. Ancak Castels. kadın örgütleri kurarak aileyi dönüştürmesi buna bir örnektir. Kimliğin Gücü (The Power of Identity. eşcinseller ve onların cinsel kimlik hareketleri. bu yüzden de cemaatçiliğe kayma riski taşıdığını da hemen ekler. insan hakları hareketi gibi “yeni toplumsal hareketlerin” çok önemli olduğu fikrine dayanır. Sivil toplumun yeniden inşa projesi aslında kadın. Bununla birlikte Avrupa’yı değiştiren hareketlerin çevrecilik ve insan hakları savunuculuğu gibi yeni toplumsal hareketler olduğunu ve sivil topluma dönüşüm şansı tanıdıklarını iddia eder. Bazı yeni kuruluşların yaratacağı ağ (network) ile bireyler arasında köprü kurularak toplumun potansiyel dağılımını engeller. çevre. vakıflar sayılabilir. cemaatler. 1998) adını taşıyan ikinci ciltte ise. bilgi çağında küresel ekonominin temel özelliğinin anında gerçekleşen enformasyon. . kent/kasaba/ köy güzelleştirme ve hemşeri dernekleri bu gruba girer. Sivil Toplum 127 • Kültürel faaliyette bulunanlar: Her türden sanatsal faaliyette bulunan dernekler/ vakıflar. Society and Culture) adlı eserinde üzerinde durduğu önemli konu. O. • Dinsel alanda faaliyet gösterenler: Cami dernekleri. Örneğin Şerif Mardin’e göre. Özellikle dinsel azınlıkların veya mezhepsel cemaatlerin vakıfları üyelerine çok yönlü hizmet sunarlar. Toplum ve Kültür (Information Age :Economy.

Bununla birlikte devlet-sivil toplum ilişkisini göstermede üç farklı gelenek bulunduğu söylenebilir: a) Alman Geleneği: Bu gelenek Hegel ve Marks ile başlar. iv) Siyasal bilinçlenmeye katkıda bulunmak en önemlileridir. Sivil toplum kuruluşlarının çok çeşitli işlevleri vardır. toprak sahibi olanlar ve olmayanlar. ii) Çeşitlenmeye katkıda bulunmak. Daha doğrusu liberal görüş. c) İtalyan Geleneği: Gramsci tarafından savunulan politik toplumla devletin aynı olduğunu ya da özdeş olduğunu savunan görüştür. iii) Kamu yararına çalışmak. çatışan alanlar olarak kavramlaştırılmaktadır. v) Gönüllü olarak çalışmak gelir. devlet ve sivil toplumu böyle bir konumlandırmadan yarar umar. Oysa esas çatışmalar devlet ve çeşitli kesimleri temsil eden sivil toplum örgütleri arasında değil. Sivil toplum kuruluşları. çeşitli dinsel cemaatler veya laikler arasındadır. Sivil toplumun yeniden inşa projesi aslında kadın. Kutuplaşmış bir devlet karşısında sivil toplum anlayışı her ikisi arasında bulunan diyalektik ilişkinin bulanıklaşmasına yol açar. kimin gücü ve kimin devletidir. ii) Özerklik. i) Biçimsel yapı ve örgütlenme. kadınlar ve erkekler. sivil toplum kendi kendini yaratan. Bunların başında ise. Sivil toplum tartışmalarında en önemli konulardan biri devletten bağımsızlık ya da devlet karşısında özerk toplum vurgusudur. daha çok bizzat çıkar grubuna dönüşen. devletten bağımsız örgütlü toplumsal yaşam alanıdır. insan hakları hareketi gibi “yeni toplumsal hareketlerin” çok önemli olduğu fikrine dayanır. Buna “kimlik projesi” de denilmektedir. b) Fransız Geleneği: Tocqueville tarafından temsil edilir. Manuel Castells’in üzerinde durduğu “sivil toplumun yeniden inşası” önemli bir konudur. Sivil toplum kuruluşları tek tip olmadığı gibi aralarında önemli farklılıklar da vardır. Burada önemli sorular kimin bağımsızlığı. devletten ayrı ve özerk bir alana göndermede bulunur. . örneğin sermaye ve emek. sivil toplumun örgütlenmiş yapısı olarak belirli temel özelliklere sahiptir. Diamond’a göre. Sivil toplum ile devlet arasında politik toplumun bulunduğunu ve bunun önemli olduğunu savunur. devlet ile aile arasında. kendi kendini sürdürebilen. iii) Dayanışmaya yol açmak. Birçok yazar. Bunlar arasında i) Demokrasi Kültürünü geliştirmek. çevre. eşcinseller ve onların cinsel kimlik hareketleri.128 Ünite 8 Özet Günümüzde devlet ve sivil toplum. iv) Özgürce kurulabilmek. Sivil toplumu devletin parçası olarak kabul eder.

Hiçbir zaman e. Alman geleneği d. İtalyan geleneği 3. Hepsi e. Devlet desteği Mali özerklik Kamu yararına çalışmak Hepsi Hiçbiri . e. Hiçbiri 4. İkinci aşama (18.yy) b. Hepsi 5.yy) c.yy. Siyasal bilinçlenmeye hizmet etmek e. İslamiyet’in sivil topluma izin vermeyeceği düşüncesinin temelinde yatan görüş nedir? a. Dayanışmaya yol açmak d. b. c. Amerikan geleneği e. Aşağıdaki hangi özellik sivil toplum kuruluşlarında bulunmaz a. Fransız geleneği c. Üçüncü aşama (19. İngiliz geleneği b. Demokrasi kültürünü geliştirmek b. Birinci aşama (18. Çeşitlenmeye katkıda bulunmak c. başı) d. Sivil Toplum 129 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Sivil toplumun tarihsel gelişimi içinde hangi aşamada kamu yararını ihlal edeceği ve çatışma üreten bir sürece dönüşeceği düşünülerek denetlenmesi gündeme gelmiştir? a. d. Sivil Toplum kuruluşlarının temel işlevi nedir? a. d. Her zaman 2. Laikliğin olmayışı c. Bağımsız birey olmayışı b. Hangi gelenek sivil toplumu devletin bir parçası olarak görür? a. Piyasa ekonomisi gelişmemiştir.

130 Ünite 8 6. Demokrasi kültürünü geliştirmesi b. Castels 7. Hangisi sivil toplum kuruluşlarının işlevlerinden biri değildir? a. Gramsci d. J. Bireyin grup içinde pasifleşmesi . Siyasal bilinçlenmeye katkıda bulunması d. Habermas c. Dayanışmaya yol açması c. A. J. Çeşitlenmeye katkıda bulunması e. Keane b. Gellner e. E. Sivil toplumu çatışma kavramı içinde hegemonya ile ilişkilendirip açıklayan düşünür kimdir? a. M.

9 Küreselleşme 10. 6. 8. 5. 7. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum SOSYOLOJİ 3. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 2. 4. Türkiye’de Sosyoloji .1.

• Kültürel mekânlar sınıflaması incelenecektir. • Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketlerin ortaya çıkışı gösterilecektir. • Küreselleşmede farklı gruplar bulunduğu gösterilecektir. • Küresel yaklaşımlar incelenecektir. • Küreselleşmeye yapılan eleştiriler gözden geçirilecektir. • Küreyellik kavramına açıklık kazandırılacaktır.132 Ünite 9 Ünitede Ele Al›nan Konular • Kavramsal Açıklık • Küresel Yaklaşımlar • Küreselleşme Tartışmaları • Küreyellik • Kültürel Mekânlar • Küreselleşme Eleştirisi • Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketler Ünite Hakk›nda • Küresellik. . küresel ve küreselleşme kavramları arasındaki farklar gösterilecektir.

• Küresel sistemler yaklaşımı başlangıçta sadece iktisat ile sınırlı iken neden daha sonra genişlemiştir? Tartışınız. Üniteyi Çal›ş›rken • Küresellik. • Sosyologların neden küreselleşmeye daha çok • Küreyellik kavramının temelinde kültürel emperyalizmin • Küreselleşmeye yapılan eleştirilerden katılmadıklarınızı • Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketlerin internet sitelerine girerek. bu hareketleri araştırınız ve bunların ortaya çıkmalarında ve gelişimlerinde yaşanan sorunları değerlendiriniz. • Kültürel mekânlar sınıflamasını öğreneceksiniz. homojenleştirici olarak baktıklarını değerlendiriniz. küresel ve küreselleşme kavramlarının yanlış kullanımlarından örnekler bulunuz. • Küreyellik kavramını öğreneceksiniz. • Küresel yaklaşımları öğreneceksiniz. • Küreselleşme konusunda farklı gruplar bulunduğunu öğreneceksiniz. küresel ve küreselleşme kavramları arasındaki farkları öğreneceksiniz. . • Küreselleşmeye yapılan eleştirileri öğreneceksiniz. • Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketlerin ortaya çıktığını öğreneceksiniz. bulunma olasılığını tartışınız. Kültürel mekânların temel özelliğini ve gelecekteki etkilerini tartışınız. Küreselleşme 133 Ö¤renme Hedefleri • Küresellik. belirleyerek gerekçelendiriniz.

134 Ünite 9 Küreselleşme Küreselleşme kavramı günümüzde en sık kullanılan kavramların başında gelir ve pek çok yönden sosyolojiyi ilgilendirir. 2000): • Globalism/Küresellik: Neo-liberalizm temelli bir kavramlaştırmayla kültür. Çünkü literatürde “globalism” (globalisme). alışverişler ve hareketlerin farkına varılmasına dayanır. Dünya Sistem Yaklaşımı olarak da bilinen bu bakış. Dünya ölçeğindeki politik ve ideolojik dönüşümleri izlemek için önemli bir araçtır. • Küresel Sistemler Yaklaşımı: Bu yaklaşım daha önce küresel tarihsel politik iktisat olarak ortaya çıkmıştır. sivil toplumun tümünün ekonomik yapı tarafından belirlendiği savunulur. kültür ve kimlik konuları da katılarak genişletilmiştir. küresel/global olan ile ilgili olarak iki farklı görüşün bulunduğuna işaret eder: • Kültürel Sosyoloji Yaklaşımı: Daha çok edebiyat alanındaki farklı araştırmaları birleştiren ve Birmingham çevresinden esinlenen yaklaşımdır. . Ancak daha sonra bu alan. Bu yaklaşım daha çok politik iktisat alanıyla sınırlıdır. kültür. • Globalleşme/Küreselleşme: Globalleşme bir süreçtir. Ulrick Beck’i izleyerek bu kavrama açıklık kazandırmakta yarar vardır. Bu süreçte ekonomi. Diğer bir ifade ile ekonomiye indirgenmiş tek ve düz bir yapının. “globalite” (globality) ve “globalleşme/küreselleşme” (globalization) gibi farklı kullanımlar bulunmaktadır (Sarıbay. Ancak gerçekte durum hiç de öyle değildir. siyaset. maddi ve manevi öğeler arasında da giderek artan bağlantılar. Küresel Yaklaşımlar Jonathan Friedman (1992). Uluslarüstü aktörler tarafından belirlenen bir sistemi ifade eder. Bu yaklaşım insan toplulukları arasında olduğu kadar. • Globalite /Küresel: “Dünya Toplumu” anlayışına işaret eder. Ronald Robertson ve işlevselci sistem kuramcısı Talcot Parsons bu kategoride yer alırlar. kültüre değinmemesi yüzünden eleştirilmiştir. Ülkelerin çok boyutlu ilişkiler içinde bağımlılıklarını gösterir. siyaset ve sivil toplum birbirine indirgenmeksizin yan yana görülürler. pazar hâkimiyeti altında işlemesini anlatır.

Bu konudaki tartışmaların önemli bir bölümü de emperyalizm eleştirisi üzerinde yoğunlaşmıştır. Yalnız ekonomik olarak çevre konumunda olan ülkelerde değil. Örneğin geçen yüzyılda ulus devletlerin karbon kopya gibi çoğalmaları küresel kültürün bir yansımasıdır. . Robertson’a göre küresel sistemde en önemli olgu karşılıklı bağımlılıktır. küreselleşme tartışmalarını yapanlar iki grup halinde sınıflanabilir: • Birörnekleştiriciler/Homojenleştiriciler: Bunların başında A. Özne olan bilim adamı. tüketim ürünlerinin ve yaşam biçimlerinin çevre ülke kültürlerinin içine sızarak yaygınlaşması. Öte yandan küreselleşme kuramcısı olarak Ronald Robertson bir küreselleşme modeli önerir. dünyanın küçülerek baskılanmasını/sıkıştırılmasını (compression) ifade eden bir terimdir. Çünkü kültürel farkların silinip gitmesi endişesi vardı. Giddens gibi Marksistler gelse de bazı işlevselciler de bu kategoride yer alır. tikelcilik ve evrenselciliğin karşılıklı gelişimini izler. Jonathan Friedman (1992)’a göre. Ona göre bu baskılanma süreci yeni olmayıp insanlık tarihinde çok gerilere kadar uzanır. Ona göre tikelcilik yayılarak evrenselleşmektedir. Onlar daha çok derin yorumsama/ hermeneutik yaparlar. Sosyal bilimcilerin önemli bir kısmı bu tür yaklaşımı benimser. Bilimsel ve realist bir epistemoloji taraftarıdırlar. Tek merkezli kültürel hegemonyanın. • Farkçılaştırıcılar/Heterojenleştiriciler: Edvard Said ve Stuart Hall en önemli temsilcileridir. parçalar arasındaki mesafenin azalmasıyla sonuçlanır. Bu küçülme ve baskılanma fikri ise. Modernist bir yaklaşımdır. Düşüncelerinde T. Avrupa’da bile bu kaygılara rastlanmakta. nesne olarak dış dünyayı inceler. küreselleşme söyleminin önemli bir kısmı modernitenin ideolojik ürünüdür. küreselleşmeyi nesnel ve öznel bileşenler olarak formüle eder. Amerika’nın hamburger ve kola kültüründen çekinilmektedir. örneğin Amerikan değerlerinin. Küreselleşme 135 Küreselleşme Tartışmaları Küreselleşme literatüründe önde gelen bir isim olan Ronald Robertson’a göre. Ayrıca yerel de küresel bir üründür. Parsons’ın izlerini taşıyan Robertson. Postmodern bir yaklaşımdır. yani kültürel emperyalizm şiddetle eleştirilmiştir. Küreselleşme bu bağlamda. Ona göre hepimizde “daha büyük bir sistemin parçası olduğumuz bilinci” yani tikelcilik (particularisme) gelişir. O. Bu yaklaşımı daha çok kültürel çalışma yapanlar benimser.

Aynı şekilde birçok yerel sigara. demokrasi gibi fikirlerin yayıldığı mekânlar. ileri olanlar da dahil olmak üzere tüm sınırları aşarak oluşturdukları mekânlardır. Bu süreçlerin. bütünün parçası olduğumuzun bilincine varma ile anlatmasının sığlığına dikkatleri çeker. mevsimlik işçiler ve turistlerin yaşadıkları mekânlar. adalet. Örneğin Amerikan toplumundaki hamburger kültürü dünyanın her yerine yayılmıştır ve artık buna “McDonallaştırma / McDonalization denilmektedir (Ritzer. Ona göre yerelleşen benzerlikler. Örneğin herkes kot pantolonu her yerde giymektedir. Bunlar içinde yaşadığımız dünyayı değiştiren insanların yaşadığı mekânlar olarak önem kazanır. Robertson’un tüm ekonomik. küresel toplumsal güç ve koşulların ürünüdür. Küreyellik/Glokalleşme Anılan kavramlardan sonra ortaya çıkan bir yeni kavram daha vardır. 1983). küresel ve yerel (local) kelimelerinden üretildiği için “küreyellik/glokalleşme” (glocalization) veya “kültürel globalleşme” denilmektedir. Örneğin Friedman (1992) Harvey’den yararlanarak. • Zihinsel-mekân: Aydınlanmadan bu yana üretilen düşünce ve ideolojilerin. örneğin eşitlik. Buna. . yemek. Appadurai (1993) ve Sarıbay (2000)’a göre glokalleşme yaratan kültürel mekânlar (space) bulunmaktadır ve bunları beş başlık altında toplamak mümkündür: • Etno-mekân: Göçmen ve mülteciler. Bu. siyasal. zaman ve mekânda küçülmenin ve baskılanmanın ya da tazyik altında kalarak sıkışmanın. • Finans-mekân: Uluslararası para hareketlerinin gerçekleştiği borsa türü mekânlardır.136 Ünite 9 Robertson (1992)’un görüşleri birçok yönden eleştirilmiştir. aslında belirli bir kültüre özgü olanın yaygınlaşmasıdır. • Tekno-mekân: Tüm mevcut teknolojilerin. Bu kavramın Japon kaynaklı olduğu ve kendine özgü olan ile evrensel olanı çok iyi bağdaştıran iş kültüründen esinlenerek üretildiği de ayrıca bilinmelidir. toplumsal öğeleri. • Medya-mekân: Televizyon ve radyo başta olmak üzere tüm bilgilerin elektronik olarak üretildiği ve yayıldığı mekânlardır. dünya ekonomik stratejilerinin ve özgül toplumsal yapıların etkisiyle ortaya çıktığını savunur. sermaye birikiminin. özgürlük. salt bilimsel gelişme veya tarafsız teknolojik evrimden kaynaklanmadığını söyler. müzik. giyim tarzı yaygınlaşmaktadır.

toplumsal olaylarla toplumsal ilişkilerin belli mesafede yerel bağlamsallıklarla karışmasıdır” demiştir (Giddens. Öte yandan modernlik genel anlamda kurumların ve temel tecrübelerin bir örnek /homojen olması anlamını taşır. Küreselleşmenin Eleştirisi Postmodern düşünceleri ile tanınan Zygmunt Bauman (1997) da dahil olmak üzere küreselleşmenin zenginler ve fakirler arasında tabaka- . Artık burada “küresel sanallaşma” söz konusudur (cyberspace) demek daha doğrudur. Ayrıca kendini sanal ortamlarda serbestçe ifade etme olanağına da sahiptir. evrensellik ile özgücülük (particularisme) gibi ikili karşıtlıklar diyalektik olarak bir arada bulunabilir. Çünkü o. bir yandan kültürel birliği sağlarken. Örneğin Roland Robertson (1992)’a göre. “küreselleşme için. Aslında olayın gerçeği. Bu tür kullanımlar daha önce tarihsel ya da zaman (time) boyutunda değişme ile ilgilenen sosyolojinin mekân (space) ile de ilgilenmeye başladığının işaretlerdir. Hatta küresellik bunu ideolojik olarak teşvik eder görünür. Tüketilen şeylerin benzer veya farklı olması ise detaydan ibarettir. Giddens küreselleşmeye diyalektik olarak bakmıştır. küreselleşmeyi modernliğin bir sonucu olarak görmüştür. Burada Giddens’in modernlik ile küreselleşme arasında kurduğu ilişki problemlidir. küreselleşme. İnsanların “tüketim toplumu” nda sadece tüketme eğilimlerinin arttırılması temel hedeftir. Oysa küreselleşme. Küreselleşme 137 Sözü edilen bu fiziki yerleşim/toprağından koparılmış (deterritorialized) mekânlar kuşkusuz etkileşim içindedir. en azından su yüzüne çıkmasına olanak tanımaktadır. Çünkü küresellik modernliğin yaygınlaşmasını kolaylaştıran bir durumdur. Nitekim küreselleşme sürecinde. Zaman ve mekânın birlikte önem taşıdığı ise. aksine küreselleşme modernliği hazırlayan bir koşuldur.1992). bir yandan da farklılıkları derinleştirmekte. küreselleşmeyi modernliğin bir sonucu olarak görmektedir. basitçe modernliğin bir sonucu olarak görülemez. Ayrıca Giddens. homojenlik ve heterojenlik. Geniş anlamda coğrafi olarak uzak uygarlıkların iç içe geçmesini göstermede uygun terminolojidir (Robertson. Giddens’ın bu düşüncelerini eleştirenler de bulunmaktadır. ekonomik olarak homojenlik (kapitalizm) karşısında kültürel çoğulculuğa izin verilmesidir. ilk önceleri Giddens’in “Yapılaşma Kuramı”nda ortaya konmuştur. varlık ile yokluğun kesişmesi.1990). Ayrıca Giddens. küreselleşme yerine küresel terimini kullanmadığı için eleştirilmiştir. O.

138 Ünite 9 laşmayı daha da keskinleştirerek kutuplaşmaya yol açtığı değerlendirmesini yapanlar çoktur. . • Merkeze çevre ekonomilerinden sistematik olan aktarılan değerler göz ardı edilerek. Dünyanın eşitsiz ve hiyerarşik yapıya sahip olduğunu görmezden gelerek. küreselci yaklaşımın emperyalizm kavramlaştırmasına egemenliği. Bilindiği üzere. tüm bu dönüşümlerin artık küreselleşme ile açıklanmaya başlamasıdır. herkesin eşit olarak yararlandığı bir sistem yaklaşımı sunarlar. Onun ve Boratav (2000)’ın itirazı. onun üstünlüğünden kaynaklanıyor olamaz. yüzyılda da geçmişteki tüm eşitsizlikler artarak sürdüğü halde. Hele hele bağımlılık ve sömürü ilişkilerini görmezden gelen bir yaklaşımın yeterli gibi sunulması mümkün değildir. Piyasa eleştirilerden uzak tutularak fetişleştirilir. Ayrıca küreselleşme ile emperyalizm arasında ilişki kurarak yapılan bazı eleştirilere kulak vermek gerekmektedir. emperyalizmin yerini alma süreci üzerinde durmak gerekmektedir. 21. Gelişmiş merkez ile çevre ülkeleri arasındaki bölüşüm mücadeleleri gündeme getirilmez. Piyasa ilişkilerinin genişlemesiyle daha adil bir kaynak dağılımına ulaşılacağı savunulur. piyasaya güven yaklaşımı pekiştirilir. Bu durumda küreselleşmenin. Çünkü bu durum aynı olgunun farklı iki biçimde anlatılması ve dolayısıyla çarpıtılması ile sonuçlanmaktadır. dünyayı belirleyen ekonomik ilişkilerin bütünü olarak tanımlamakta ve dünyada yaşanan tüm dönüşümleri bunun sonucu olarak görmektedir. her şeyin karşılıklı bağımlılığa sahip bir denge içinde cereyan ettiğini savunurlar. Probhat Patnaik (1997)’ten esinlenerek “emperyalizm neden artık sol aydınların söyleminde yer almıyor” sorusunu sormakta ve bu kavramın yerini kürselleşmenin aldığı sonucuna varmaktadır. • Piyasanın eşitsiz güçler arasında oluştuğunu eleştiren yaklaşım terk edilerek. Boratav’ın haklı olarak ileri sürdüğü gibi. emperyalizm terminolojini kullananlardan başlıca üç açıdan farklılaşırlar: • Yapısal bağımlılık yerine karşılıklı bağımlılık kullanırlar. Boratav (2000)’a göre küreselleşme terminolojisini kullananlar. Türkiye’nin önemli iktisatçılarından Korkut Boratav (2000). Patnaik (1997) emperyalizmi. Böyle bir sitemde devletin rolü hemen hemen hiç yoktur. Buna fanatik güven yaklaşımı da denilir.

Birbirinden farklı talep ve yaklaşımları barındırması temel özelliğidir. Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketler Alan Touraine (1998)’e göre. 2005'te tekrar Brezilya’da. Örneğin 1968’de Fransa’da ortaya çıkan öğrencilerin başlattığı özgürlük ve barış hareketi dünyaya yayılmıştır. Ancak birçok küreselleşme karşıtı yeni toplumsal hareket. Başka ülkelerdeki hareketlerin izlenmesi çoğu zaman söz konusudur. Küreselleşme 139 Ancak Marksizmin emperyalizm üzerindeki eleştirileri geçerliliğini koruyor olsa da. ABD’de sanayide çalışan kadın işçilerin sömürülmesi sonucunda ortaya çıkan Feminizm de aynı şekilde sanayileşmemiş ülkelerde de yayılmıştır. Küreselleşme karşıtı hareketler ise çok daha farklı bir yapıya sahiptir. 1971) ortaya çıktığında örneğin toplumda ataerkillik sorgulanmaya başladığında feminist hareketler de ortaya çıkar. 2009’da yine Brezilya’da . daha muhafazakâr güçlerin dünya egemenliğini ele geçirmiş olmaları yüzünden işlevini yerine getiremez hale geldiği de açıktır. 2004’de Hindistan’da. Yeni liberal görüşlere karşı “Yeni Bir Dünya Mümkündür. Dünyanın çok değişik kıta ve ülkelerinde ortaya çıkmıştır. sosyal hareketler toplumdaki mevcut bağımlılık ve baskılama sistemini dönüştürmeyi amaçlayan eylemlerdir. kural veya tabiiyet ilişkisi olabilir. Aynı zamanda geniş ölçüde genç kesim tarafından desteklenmiştir. Çok çeşitli aktörleri bir araya getirmiştir. Bu anlamda sağlıksız görülen bir durum ya da öğenin. İlki 2001’de Brezilya’da. Daha önceki bölümde de belirtildiği gibi iktidarı ele geçirme talebinde bulunmazlar. 2007’de Kenya’da. Küreselleşme karşıtı hareketlerin temeli 1990’lı yıllarda emperyalizme ve tekellere karşı direniş olarak atılmıştır. bu bir değer. Ayrıca umutlarını yitiren aydınların teslimiyetçi tutumlarına da. günümüzde küreselleşmeye ciddi eleştiriler getirmektedirler. önemli bir eleştiri söz konusudur. bu sorgulama tam yapılmadan bazı görüşler ithal edilebilir. Çok sayıda bağımsız tekil örgütün bir araya gelmesine yol açmıştır. Toplumda “meşruluk krizi” (Habermas. Ancak başlangıçta. kültürel olarak sorgulanması ve sonucunda sosyal ilişkilerin yeniden inşasıdır.” sloganı etrafında örgütlenilmiştir. 2006’da Pakistan ve Mali’de. Birbirinden çok uzak mesafelerde olan insanlar iletişim teknolojilerinden yararlanarak ve ağlar kurarak önemli küreselleşme yanlısı zirve toplantılarını protesto etmişlerdir. Ancak mevcut sisteme meydana okurlar ve bu meydan okuma sırasında politik sistemle mücadele ederken ortaya çıkarlar. Bu yüzden sosyal hareketler politik hareketlerden farklıdırlar.

Güven bunalımı yüzünden ortaya çıkan çatışma birçok üye kaybına yol açmıştır. alternatif projeler geliştirme potansiyeline sahip olunduğunun gösterilmesidir. binlerce örgüt ve aktivisti barındıran ve adeta Enternasyonalist hareketi çağrıştıran bir yapıya sahip olması önemlidir. “Sosyal Forum” olarak anılan toplantılar. sadece protesto gösterileriyle yetinilmeyip. Dünya Bankası. Küreselleşme Karşıtı Hareketin çeşitli aşamalardan geçtiği söylenebilir: • Birinci aşama: Fransa’da Le Monde Diplomatigue dergisi çevresinde kuramsal temeller atılmıştır.140 Ünite 9 toplanmıştır. . Daha sonraları da Dünya Ticaret Örgütü Bakanlar Kurulu. hareketin örgütsel yapısını da ortaya çıkarmaya başlamıştır. Küreselleşme yanlıları Davos toplantıları yaparken. Bu yapının temel özelliği. 1999’da ABD’de Seattle’de büyük bir protesto gösterisi düzenlenmiştir. anti küreselciler alternatif olarak ilk toplantılarını Brezilya’da Porto Allegre kentinde toplanmıştır. • İkinci aşama: Antiküresel Hareketin Alternatif/Alter-Küreselci Harekete dönüşmesidir. herhangi bir hiyerarşiye ve karar mekanizmasının olmaması. 2011’de ise Senagal’in Dakar kentinde yapılması planlanmıştır. Gelişmiş Yediler (G7) toplantıları sürekli protesto edilmiştir. • Üçüncü aşama: Maalesef üyeler arasında bazı anlaşmalar çıkmış ve taraflar birbirini mahkemeye vermiştir. Alter-Küreselci aşamaya gelinmesinin önemi. Ayrıca Dünya Sosyal Forumu (DSF)’nun. herhangi bir örgüt disiplininden bağımsız olmasıdır.

Örneğin Friedman (1992) Harvey’den yararlanarak. toplumsal öğeleri. Bu konudaki tartışmaların önemli bir bölümü de emperyalizm eleştirisi üzerinde yoğunlaşmıştır. Ayrıca yerel de küresel bir üründür. O. sermaye birikiminin. Ona göre tikelcilik yayılarak evrenselleşmektedir. Küreselleşme bu bağlamda. Tek merkezli kültürel hegemonyanın. Düşüncelerinde T. Örneğin geçen yüzyılda ulus devletlerin karbon kopya gibi çoğalmaları küresel kültürün bir yansımasıdır. Robertson (1992)’un görüşleri birçok yönden eleştirilmiştir. dünya ekonomik stratejilerinin ve özgül toplumsal yapıların etkisiyle ortaya çıktığını savunur. Robertson’un tüm ekenomik. yeni ortaya çıkan bir kavramdır. tüketim ürünlerinin ve yaşam biçimlerinin çevre ülke kültürlerinin içine sızarak yaygınlaşması. Bu süreçlerin. Ona göre bu baskılanma süreci yeni olmayıp insanlık tarihinde çok gerilere kadar uzanır. örneğin Amerikan değerlerinin. Küreselleşmenin zenginler ve fakirler arasında tabakalaşmayı daha da keskinleştirerek kutuplaşmaya yol açtığı değerlendirmesini yapanlar çoktur. ii) Tekno-mekân. küreselleşmeyi nesnel ve öznel bileşenler olarak formüle eder. salt bilimsel gelişme veya tarafsız teknolojik evrimden kaynaklanmadığını söyler.Parsons’ın izlerini taşıyan Robertson. Buna küresel ve yerel (local) kelimelerinden üretildiği için “küreyellik/glokalleşme” (glocalization) veya “kültürel globalleşme” denilmektedir. yani kültürel emperyalizm şiddetle eleştirilmiştir. tikelcilik ve evrenselciliğin karşılıklı gelişimini izler. Aslında küreselleşme söyleminin önemli bir kısmı modernitenin ideolojik ürünüdür. dünyanın küçülerek baskılanmasını/sıkıştırılmasını (compression) ifade eden bir terimdir. v) Zihinsel–mekân. iv) Medya-mekân. Bu aslında belirli bir kültüre özgü olanın yaygınlaşmasıdır. . Glokalleşme yaratan kültürel mekânlar (space) bulunmaktadır ve bunları beş başlık altında toplamak mümkündür: i) Etnomekân. “Küreyellik/Glokalleşme ise. zaman ve mekânda küçülmenin ve baskılanmanın ya da tazyik altında kalarak sıkışmanın. bütünün parçası olduğumuzun bilincine varma ile anlatmasının sığlığına dikkatleri çeker. Öte yandan küreselleşme kuramcısı olarak Ronald Robertson bir küreselleşme modeli önerir. iii) Finans-mekân. Ona göre yerelleşen benzerlikler. Küreselleşme 141 Özet Küreselleşme tartışmalarını yapanlar iki grup halinde sınıflandırılmaktadır: i) Birörnekleştiriciler/Homojenleştiriciler ii) Farkçılaştırıcılar/ Heterojenleştiriciler. Ayrıca küreselleşme ile emperyalizm arasında ilişki kurarak yapılan bazı eleştirilere kulak vermek gerekmektedir. siyasal. küresel toplumsal güç ve koşulların ürünüdür.

d. b.142 Ünite 9 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Glocalization e. Küresel ve küresel olmayan Küresel ve yerel Küresel olmayan ve yerel Küresel ve genel Hiçbiri 3. e. d. d. Emperyalizm d. Küreselleşme konusunda Farkçılaştırıcıların temel görüşü nedir? a. Postmodernlik Kültüre önem verme Derin yorumsama yapma Hepsi Hiçbiri 4. Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketlerin temel özelliği nedir? a. b. Korkut Boratav günümüzde küreselleşmenin hangi kavramın yerini aldığı iddiasındadır? a. c. Globalleşme d. c. Hiçbiri 5. Globalite b. Aşağıdaki kavramlardan hangisi “Dünya Toplumu” anlamına gelir? a. Politik hareket olmak Politik hareketlerden farklı olmak Yerel olmak Kapitalizmi savunmak Hiçbiri . Glokalizm ya da Küreyellik hangi kelimelerden üretilmiştir? a. Globalizm c. Sanayileşme e. b. c. Kapitalizm c. e. Sosyalizm b. e. Hiçbiri 2.

5. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Türkiye’de Sosyoloji . 7. 6.1. 4. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme SOSYOLOJİ 10 3. 8. 9. 2.

• Genel değerlendirme ve çözüm önerileri gözden geçirilecektir. • Dünya’daki son gelişmeler ışığında Türkiye’de sosyolojinin konumu irdelenecektir. . • Türkiye’de sosyolojinin sorunları incelenecektir.144 Ünite 10 Ünitede Ele Al›nan Konular • Türkiye’de Sosyoloji • Türkiye’de Sosyolojinin Sorunları • Genel Değerlendirme ve Çözüm Önerileri • Dünya’daki Son Gelişmeler Işığında Türkiye’de Sosyoloji Ünite Hakk›nda • Türkiye’de sosyolojinin kuruluş tarihçesi gösterilecektir.

Burawoy’un sınıflamasını göz önünde bulundurarak. Üniteyi Çal›ş›rken • Türkiye’de sosyolojinin kuruluş tarihçesini daha kapsamlı olarak inceleyiniz. Türkiye’de Sosyoloji 145 Ö¤renme Hedefleri • Türkiye’de sosyolojinin kuruluş tarihçesini öğreneceksiniz. yakından bildiğiniz diğer bir sosyal bilim ile karşılaştırınız ve bunların farklarını görünüz. değerlendirmelerin hayata geçirilmesi için size göre ne yapılmalıdır? Tartışınız. • Genel değerlendirme ve çözüm önerileri hakkında yapılan • M. • Türkiye’de sosyolojinin başlıca sorunlarının neler olduğunu öğreneceksiniz. • Türkiye’de Sosyolojinin konumunu. • Dünya’daki son gelişmeler ışığında Türkiye’de sosyolojinin konumu hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olacaksınız. • Genel değerlendirme ve çözüm önerilerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. . • Türkiye’de sosyolojinin sorunlarının hangi alanlarda yoğunlaştığını belirledikten sonra bunun olası nedenlerini tartışınız. Türkiye’de sosyolojinin hangi alanlarda daha fazla gelişim gösterdiğini ve Halk Sosyolojisi yapma olanaklarını tartışınız.

Sosyoloji öğretim üyeleri tarafından uzun yıllardır üzerinde durulan en önemli sorunların başında “aktarmacılık” gelmektedir. 2004). Başlangıçta sosyoloji “İçtimaiyat Darülmesaisi” adı altında bağımsız bir kürsü olarak Ziya Gökalp tarafından kurulmuş iken. İkinci önemli sorun ise. aynı gelişimi gösterememiştir. Çünkü başlangıçta Batıda doğan ve Batı sorunlarını inceleyen sosyolojinin evrenselliği hiçbir eleştiri yapılmadan tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kabul edilmiştir. Bunlar içinde tek farklı gelişim. Nitekim Cumhuriyet Döneminin ilk Fakültelerinden Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde de 1939-40 öğretim yılında Felsefe Bölümü içinde sosyoloji dersleri verilmeye başlanmış ve daha sonra da kürsü olarak yapılanma gerçekleşmiştir. daha sonraki uygulamalar iktisat ve felsefe bölümleri içinde sosyoloji kürsüleri şeklinde olmuştur. Türkiye’de Sosyolojinin Sorunları Türkiye’de sosyolojinin sorunları daha sistematik ve detaylı olarak sekiz başlık altında değerlendirilebilir: . Ancak bu konudaki değerlendirmelerin sosyolojisinin nasıl bir bilim olduğu konusundaki tartışmalar ışığında yapılması daha sağlıklı olacaktır. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (1959) ve Boğaziçi Üniversitesinde (1971) Sosyal Bilimler Bölümü. Aktarmacılık ya da uyarlamacılık. Ege Üniversitesinde (1977) Davranış Bilimleri içinde sosyoloji dersleri okutulmaya başlanmıştır. “gelenek yokluğu” dur. önceden olağan sanılan bağımlılık ilişkisi artık sorun edilmeye ve eleştirilmeye başlanmıştır. özgünlük sorunu bugün de devam etmektedir.146 Ünite 10 Türkiye’de Sosyoloji ve Son Gelişmeler Türkiye’de ilk sosyoloji dersleri İstanbul Üniversitesi’nde/ Darülfünun’da 1913-1914 öğretim yılında Ziya Gökalp tarafından verilmiştir. Düz evrimci gelişme kuramlarının eleştirilmesi ve Batı merkezli kuramların Batı-dışını açıklamada yetersizliklerinin ortaya konulması üzerine ise. Günümüz sosyolojinin statüsünün düşüklüğünün en önemli nedenlerinin başında Batıya bağımlılığı ve kendi koşularına uygun kuramsal ve kavramsal çerçeveleri oluşturamaması gelmektedir (Odabaş. Türkiye’de ve Avrupa’da sosyolojinin bir bilim olarak kabul edilmesi hemen hemen aynı yıllara rastlamakla birlikte. Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji'nin ilk kuruluşundan itibaren ve YÖK’ten önce bağımsız bir bölüm olarak kurulmasıdır (1964). Daha sonra 1982’de Yüksek Öğretim Kanunu (YÖK) ile Sosyoloji Bölümleri bağımsız olmuştur.

• Kuramları uygularken tatarsızlığa düşmek ve bunun farkında olamamak. yerel ve özgün gündemli toplantılar yapmamak. • Yüksek öğretim hakkında dar bir vizyona sahip olmak. Türkiye’de Sosyoloji 147 Kuramsal Sorunlar Bu başlık altında üç temel sorun alanı bulunmaktadır: • Evrensel olduğu düşüncesiyle hiç eleştiriye tabi tutmadan Batı sosyolojisini kabul etmek ve kullanmak. • Eğitimleri kuramsal ağırlıklı vermek. Bilimsel Çalışmalar ve Yayınlar • Ulusal yerine uluslararası ölçütler kullanmak. yerel bağlantılarını kurmadan tebliğ olarak sunmak. • Kalitatif /nitel tekniklere araştırmalarda çok az yer verilmesi. • Yorumlayıcı sosyolojiye çok az yer verilmesi. • Standart programlarda esneklik olmadan eğitim vermek. Eğitim • Batı literatürünü tercüme eden kitapları eleştirmeden okutmak. • Kuramsal ve metodolojik yaklaşımları birbirine karıştırmak ve bunun farkında olmamak. Bilimsel Toplantılar • Uluslararası gündemi izlemek. • Sadece Batı kuramlarını. • Feminist eleştirilerden çok az yararlanılması. • Kuram ve uygulama bütünlüğüne sahip araştırmalar ve bunlara dayanan yayınlar yapmamak. uygulamalara yeterince fırsat tanımamak. Metodolojik Sorunlar • Pozitivist geleneğin baskınlığı ya da hegemonyası. • Yabancı dilde yayın yapmaya daha çok önem vermek. • Sosyologlar arasında kuramsal tartışmaları yeterince yapmamak. • Geniş katılımlı toplantıları sık sık yapamamak . • Batı kuramlarını Türkiye’den bulgularla test eden yayınlar yapmak.

Belirli üniversitelerden dil bilenler daha çok katılmaktadır. • Bolognizasyon denilen. • Türkiye’deki gelişmiş kabul edilen üç büyük kentteki üniversitelerle diğer üniversiteler arasında merkez-çevre benzeri hegemonik bir bağımlılık ilişkisi bulunmaktadır. TÜBİTAK önemli destekler vermektedir. • Bölümler içinde ve bölümler arasında “bölmelenmişlikler” (Akşit. Akademik Dereceler • Batı sistemiyle son derece bütünleşmiş bir sistem vardır. • Sınırlı ulusal toplantı düzenlenmekte ve iletişim azalmaktadır. • Politika yönelimli araştırmalara devlet desteği daha fazladır. Avrupa Kredi Transfer Sistemi (AKTS/ECTS) uygulanmalarına başlanmış ve sosyoloji bölümlerinin denkliği için yeterlilikler belirlenmeye başlanmıştır. Bilim dallarına başvurular ve başvuru koşulları batı yönelimlidir. 1986)yoğundur. • Mevcut Batı sosyolojisi yerel. . “Avrupa Birliği Yüksek Öğretim Alanı”na dahil olmak üzere izlenen süreç de batıyla bütünleşme derecesini hızlandırmıştır. • Kurumlaşmış uluslararası destek artmıştır. • Yapılan çalışma ve yayınların çoğu Batı kuramlarını test etmeye yarayan bilgi/data kaynağı niteliğindedir. kuramsal araştırmalar ise destek görmemektedir. Sosyal ve Akademik İlişkiler • Uluslararası kongre ve toplantılara katılım düşüktür. Genel Değerlendirme ve Çözüm Önerileri • Sosyoloji Batıda doğup geliştiği için Türkiye’de de Batı merkezli bir sosyoloji son derece meşru görülmekte ve etkili olmaktadır.148 Ünite 10 Araştırma • Devlet destekli araştırmalar artmıştır. Üç yılda bir Sosyoloji Derneği ulusal bir kongre düzenleyebilmektedir. ulusal ve bağlamsal koşulları göz ardı edilerek aktarılmaktadır. Bu Türkiye ve Batı ülkeleri arasında olduğu gibi derin olmasa da benzer biçimde varlığını sürdürmektedir. Avrupa Birliği fonları ancak belirli konuları desteklemektedir.

aynı ulus/toplum içinde olduğu kadar farklı uluslara/toplumlara göre zaman içinde değişiklikler gösteren. • Sınırlı özgün kuramsal çerçeve ve akademik yükselme amacıyla yapılan çalışma ve yayınlar yeterli bir sosyolojinin gelişiminde en önemli engellerdir. • Küresel gelişim içinde tarihsel özgüllükleri önemseyerek “sosyolojik düşünme yeteneği” (Mills. Dünyadaki Son Gelişmeler Işığında Türkiye’de Sosyoloji Amerikan Sosyoloji Derneği (ASA) ve Uluslararası Sosyoloji Derneği (ISA) başkanlıkları da yapan İngiliz asıllı sosyolog Michael Burawoy’in yaptığı ‘mesleki’ (professional). Akademik kuruluşlara göre farklılaştığı gibi. Türkiye’de Sosyoloji 149 • Birbiriyle yarışan çok sayıda görüş vardır. makro ve mikro çalışmaları birlikte yapmak. Türkiye’de Sosyolojinin gelişmesi için çok sayıda öneride bulunmak mümkündür: • Sosyologlar arasında iletişimi geliştirerek ortak yapılan çalışma sayısını arttırmak. • Metodolojik ve ontolojik sayıltılarını gözeterek nicel ve nitel araştırma tekniklerini bütünleştirmek. . • Küresel ve yerel ölçekte karşılaştırmalı araştırmalar yapmak. • Uluslararası merkez-çevre ilişkilerine duyarlı biçimde. • İletişim kopukluğu son derece yaygındır. Çünkü Michael Burawoy’e göre. Ancak bilimsel topluluğun/cemaatin gelişmesinde bundan yararlanılabilir. • Yapı-birey arasındaki ilişkiyi önemseyerek. ‘politika’ (policy) ve ‘eleştirel’ (critical) sosyoloji sınıflamasını göz önünde bulundurarak Türkiye’de Sosyoloji’ye bakıldığında başlangıçtaki kurucularımızın mesleki sosyoloji kadar halk sosyolojisi de yaptığı söylenebilir. dört tip sosyoloji ve dört tip sosyolog bulunmaktadır: ‘Profesyonel’. ‘halk’ ve ‘politika yönelimli” sosyologlar. • Uluslararası ve bölgelerarası araştırma programları geliştirmek. 1956) geliştirmek. birbirine içten bağımlılığı olan bu dört tip sosyolog ve sosyoloji arasında kaçınılmaz olarak hükmetme ve bağımlılık ilişkileri söz konusudur. diğer uluslarla toplantı ve konferanslar düzenlemek. ‘eleştirel’. ‘halk’ (public).

akademik izleyiciye kuramsal veya ampirik özellikte. fakat onların var olabilmesi için zorunludur. Buna karşılık eleştirel sosyoloji. Profesyonel sosyoloji. politik müdahale olanağı veren araçsal bilgi üretir. etkili. akademi dışındaki izleyiciye. eleştirilecek bir şey olmayacağı için . Aralarında uzlaşma pek kolay olmasa da profesyonel sosyolojinin araçsal (instrumental) bilgisi. hesap verme. belirli halk kesimlerine yönelik ve halk ile diyalog içinde düşünümsel bilgi üretir. Eleştirel sosyoloji. halk sosyolojisi ise. sırasında kaynak sağlayıcıların hizmetinde olabilen. aynı durum eleştirel sosyoloji için de geçerlidir.150 Ünite 10 Sosyolojik Bilgi Araçsal Bilgi Düşünümsel Bilgi (Diyaloga dayalı bilgi) Akademi Profesyonel Sosyoloji Eleştirel Sosyoloji Akademi Dışı Politika Yönelimli Halk Sosyolojisi Tablo 7: Burawoy’un Sosyoloji Sınıflandırması (Burawoy. akademik izleyiciye. Diğer bir ifade ile mesleki ve politika yönelimli sosyoloji. akademi dışındakilere yönelik düşünümsel bilgi üretmekten sorumludur. halk ve politika yönelimli sosyolojinin düşmanı değildir. dahili tartışma içeren düşünümsel bilgi sunar. 2005) Sosyolojik işbölümünde Burawoy sosyolojik bilgi türleri ve onun izleyicilerinin bir tipolojisini önerirken ‘araçsal’ (instrumental) ve ‘düşünümsel’ (reflexive) olarak iki bilgi türü ve ‘akademik’ ve ‘extra-akademik/akademi dışı olarak’ iki grup dinleyici ayrımı yapar. temel ahlaki görüşler taşıyan. Halk sosyolojisi ise. ‘gerçek’ (truth) ve gerçeğin test edilmiş yöntemleri. akademisyenlere. Nitekim Burawoy’e göre. Ancak farklı bir şekilde. patolojik davranışlara sahip olma ve siyaset yapma açısından sosyologlar karşılaştırılır. birikimli bilgi yapılarını. iletişimsel. yönlendirici soruları ve kavramsal çerçeveyi sağlayan profesyonel sosyoloji olmaksızın ne halk ne de politika yönelimli sosyoloji olur. Mesleki sosyoloji. Eğer profesyonel sosyoloji olmaksızın halk ve politika sosyolojisi olmuyorsa. profesyonel sosyoloji olmadan halk ve politika yönelimli sosyoloji olmayacağı gibi. Araçsal bilgi ve düşünümsel bilginin her ikisinde de meşruluk. halk sosyolojisi kadar politika yönelimli sosyoloji ve onun müşterilerinin hizmetine de sunulabilir. araçsal bilginin değişik formlarıdır. sırasında dogmatik özelliklere sahip. somut. akademi dışındaki izleyiciye. kendi referans sistemine ve mesleki çıkarına sahip araçsal bilgi üretir. bilimsel normlara ve akran değerlendirmesine dayalı. Politika yönelimli sosyoloji ise.

Örneğin David Reisman’ın Yalnız Kalabalıklar. İdeal olarak profesyonel sosyoloji. toplumu analiz etmek için kuramsal ve metodolojik olarak sofistike araçlara sahiptirler. Profesyonel sosyologlar yaptıkları çalışmaları yayınlama sorumluluğuna sahiptirler. bu tiplerden birinde yer alan sosyologların kendilerine göre farklı bilgileri. sosyologların ilk halkı olarak görülürler. Örneğin eğitim sırasında öğrenciler. Halk sosyolojisi. akademinin ötesinde politik ve ahlaki düşüncelerle halk ile diyalog içinde olmaktır. daha sınırlı çıkarların savunulmasına yönelik olabilir. Ancak kabul etmek gerekir ki. Türkiye’de başlangıcından bu yana sosyolojinin bu kapsamda gelişim gösterdiği iddia edilebilir. Halk sosyologları ise. inanç toplulukları. temelde kamuya angaje olmuştur. Halk sosyolojisi. halk ile sosyolog arasında karşılıklı anlaşma içinde konuşmayı/ diyalogu başlatır. Onlar toplumun içinde bulunduğu en önemli problemleri göstermek için halk ile birlikte çalışırlar ve halka karşı sorumludurlar. Organik ya da tabana dayalı halk sosyolojisi ise. meşruluk temelleri ve sorumlulukları/hesap verme mekanizmaları bulunduğundan uzlaştırılmaları pek kolay değildir. Geleneksel seçkinci yaklaşım öğrencileri hiçbir şey bilmeyen ve bilgi ile doldurulması gereken boş bir kap/tabla olarak görürken. Benimsedikleri bilimsel süreçler. Türkiye’den de benzer örnekler vermek . profesyonel sosyoloji tarafından geliştirilen kuramsal çerçeveleri ve metodolojileri. organik/tabana dayalı yaklaşım ise diyalog ile öğrencilerde var olan bilgilerin ortaya çıkarılabileceğini kabul eder. meşruluk ilkeleri ve hesap verme biçimleri kendi meslektaşları tarafından belirlenir. Gunnar Myrdal’ın Amerikan İkilemi. Politika yönelimli araştırmacı sosyologlar. diğer sosyoloji yapma biçimlerinin belkemiğidir. mahalle grupları. propaganda ve dogmaya dönüşmeyi engellemede. Söz konusu sınıflamada yer alan ilk kategori olarak profesyonel sosyologlar. eğer profesyonel sosyoloji bir ülkede çok gelişmişse diğerlerinin zayıf kalma olasılığı yüksektir. Ancak. geleneksel ya da seçkinci halk sosyolojileri olarak kabul edilmektedir. Robert Bellah’ın Kalbin Alışkanlıkları adlı kitapları veya New York Times gazetesinde çıkan yazılar. Politika yönelimli bir sosyolojiden halk sosyolojisine de geçiş olabilir. Türkiye’de Sosyoloji 151 eleştirel sosyoloji de olamaz. işçi sendikaları gibi. Örneğin James Coleman’ın Amerikan Kongresi’ne sunduğu Afrikalı Amerikalıların okullara entegrasyon önerisi böyle bir durumu yansıtmaktadır. Ayrıca ‘seçkinci/geleneksel’ ve ‘organik/tabana dayalı’ (grassroots) halk sosyolojileri şeklinde ayrım da söz konusudur. kamu veya özel sektör tarafından talep edilen araştırmaları yapmakta kullanırlar.

Bu yüzden eleştirel sosyolojinin mesleki sosyolojinin bilinci olduğunu söylemek yanlış olmaz. mevcut kuramları. ‘çalışılan yer’ ve ‘yapılan iş’ gibi iki ölçütlü bir sınıflama yapmak da mümkündür. Örneğin bazı DTCF Sosyoloji Bölümü öğretim üyelerinin GAP İdaresi için yaptıkları karşılaştırmalı toplumsal yapı araştırması öncelikle politika yönelimlidir. devlet/siyaset ve ekonomi tarafından tehdit edilen sivil toplumu savunmanın. Ancak tüm bu dört tipin Weberyen anlamda birer ideal tip olduklarını unutmamak gerekir. ‘aktivist’ ve ‘profesyonel’ sosyolog tipleri bulunmaktadır. onların sayıltılarını ve mesleki sosyolojinin gizli gündemini sorunsallaştırırken bilimsel topluluğa karşı sorumludur. ahlaki yükümlülükler nedeniyle de halk sosyolojisi ile ilgilenir. Aslında bir sosyolog. Kategoriler arasındaki ilişki ya da bağlılık. Onlar. Eleştirel sosyologlar ise. halk sosyolojisinin de pop sosyolojiye dönüşme riski vardır. eleştirel sosyoloji. Ayrıca kalkınma ajansları ve GAP’ın eşitsizlikleri arttırdığı konusunda kamuoyuna yapılan eleştiriler. Bazı öğretim üyeleri. halk sosyolojisi ve mesleki sosyoloji arasında yer değiştirebileceğini. Bu işi yapmak eleştirel sosyolojinin görevidir. Tipler arasında . bunun da normal olduğunu belirtir. politika yönelimli araştırmalar iktidarın hizmetine girebilir. Ancak çoğu zaman birinde yoğunlaşma söz konusudur. Sosyoloji Derneği yönetiminde uzun yıllardır görev üstelenerek bu misyonu yerine getirmeye çalışmaktadır. Her tipin kendine özgü patalojik yanları söz konusudur. Bu anlamda C. Normal bilim yaparken Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlarnın bilgisinin veya sosyolojinin temellerinin sorgulanması fazla mümkün değildir. Bazı sosyologlar dört tip içinde de faaliyet gösterebilirler. yaptığı işin ahlaki boyutuna hiç değinmeden mesleki sosyoloji yapabilir. Eleştirel sosyoloji ilk olarak mesleki sosyoloji ile ilgilenir. Gelişmiş Batı toplumlarındaki bu dörtlü sınıflama yerine. Ancak unutulmaması gereken. Örneğin Achwan ve Sujatmiko’ya göre Endonezya’da ‘akademik’. sosyologların politika sosyolojisi. Burawoy.152 Ünite 10 mümkündür. Wright Mills. “ne için bilgi” ve “kimin için bilgi” sorularını sorarak yanıt aramışlardır. ama bilginin piyasada metalaşmasını sorunlaştırarak politika yönelimli sosyoloji ile. Aslında bunların birbirlerini tamamen dışladığı söylenemez. Alvin Gouldner ve hatta Pitirim Sorokin’in mevcut mesleki sosyolojinin temellerini sorgulayan eleştirel sosyologlar olduğunu söylemek mümkündür. halk sosyolojisi olarak düşünülebilir. bu kategorilerin özerkleşmesi ile tehlike altına girebilir. eleştirel sosyolojinin en önemli görevi olduğudur. Örneğin mesleki sosyoloji kendini diğer tiplerden tamamen soyutlayabilir.

Bu bağlamda değerlendirdiğimizde kurucularımızın aktivist olduklarını. Mod 2’de. örgütsel problemlere veya pratik politikalara uygulanabilecek bilgi üretilir. bu gelişmelere paralel olarak politik ve ekonomik ölçütler daha fazla önem kazanmaktadır. Mod 2 Araştırmalar geçici ve interdisipliner ortamlarda yürütülmekte. temel araştırmalardan farklı olarak çeşitli düzeylerde uygulamalar içermekte ve büyük ölçüde dış ortak/ partner ve müşterilerle yakın işbirliği içinde yapılmaktadır. Türkiye’de Sosyoloji 153 sürekli geçişler de mümkündür ve birbirleriyle işbirliği de yapmaktadırlar. Akademik sosyologlar Burawoy’in profesyonel sosyologlarına benzemekte. Endonezyalı profesyonel sosyologlar ise. ekonomik yarar. Bunun yerine araştırma merkezleri. Hatta Mod 1. Bir araştırmanın yararını değerlendirmede de. Bu tür özelliklerin Türkiye için de geçerli olmaya başladığı söylenebilir. Profesyonel sosyolojinin bilgi savları. toplumsal meşruluk baskısı ile karşı karşıya kalmada yalnız değildir. Burawoy’in politika yönelimli araştırmacı sosyologları gibi kamu veya özel sektörde hizmet ve politika üretiminde görev almaktadırlar. özel danışmanlık şirketleri araştırmalara fon sağlamakta ve öncekilerden çok daha fazla sayıda araştırmacı istihdam etmektedirler. Tüm Batı Avrupa ülkelerinde bilim ve toplum ilişkilerinin yeni ve değişen örüntüleri söz konusudur. Öte yandan bir disiplin olarak sosyoloji. politik etki ve sosyal performans göstergelerinin baskısına hedef olmaktadır. ki bu değişim Mod 1’den Mod 2’ye geçiş olarak adlandırılmaktadır.5 veya Mod 3 şeklinde (devlet üniversitesinde piyasaya araştırma yapmak gibi) örneklerden de söz edilebilir. daha sonraki kuşakların ise hem akademik hem de profesyonel özellikler taşıdığını söylemek pek yanlış olmayacaktır. üniversiteler bilgi üretimindeki tekel konumlarını kaybetmişlerdir. Aktivist sosyologlar ise. Farklı bir deyişle aktivist sosyologlar. hükümet kuruluşları. Profesyonel sosyolojiden beslenen politika yönelimli sosyologlar tarafından. bilmece çözme . medya veya sivil toplum kuruluşları aracılığıyla sosyal problemleri yorumlayarak daha iyi bir toplumu inşa etmek üzere evrensel değerlerle ilintili eleştirel politikalar üretmeye çalışmaktadırlar. Eğer Mod1 araştırma. bilgi toplumunun ortaya çıkışıyla birlikte. Mod 2 bilimin kurumsal bağlamında bir dizi önemli değişim gerektirmektedir. Sonuç olarak araştırmalar. üniversite ve araştırma enstitülerinde toplumu anlamada sofistike kuramlar ve yöntemlere sahip olarak çalışmaktadırlar. Burawoy’un eleştirel ve halk sosyolojisine benzer faaliyetlerde bulunmaktadırlar. devlet fonlarıyla desteklenmiş ve disiplin temelli olarak organize edilmiş klasik araştırma ise.

yılında “Afetlere Hazırlık” konusunda. Hatta Sosyoloji Derneği üye ve yöneticilerinin Adnan Menderes Üniversitesi ile birlikte Aydın'ın Didim ilçesinde Ekim 2009 ‘da gerçekleştirdiği 6. İnşaat Mühendisleri Odası ile 1999 Marmara Depreminin 10. gerek uygulamalı gerekse politika yönelimli sosyoloji yaparken de eleştirel olmak ve halka yönelmek eğilimindedir. Burawoy veya başkalarının eleştirdiği parasal kaynak sağlayıcıların çıkarına hizmet eden araştırmalar hiçbir zaman yapılmamıştır. Politika yönelimli sosyologlar arasında ‘geleneksel/seçkinci ’ ve ‘organik/tabana dayalı’ halk sosyolojisini benimseme açısından da farklar bulunabilir. Eleştirel sosyolojide. Ancak bu çalışmaların arkasında hep akademik kaygılar olmuştur. Geleneksel Dayanışmanın Çağdaş Dayanışmaya Dönüşümü (1993) bir politika yönelimli araştırmadır. “diyalog hakkında da diyalog” söz konusudur ve bunların dinleyicileri daha çok akademiktir. Bu terim. daima geniş . Ulusal Sosyoloji Kongresinde Türkiye’nin önemli gündem maddesini oluşturan ‘demokratik açılım’ konusunda katılanların görüşlerini alarak. Politika yönelimli sosyoloji. Örnek vermek gerekirse. 1990’lı yıllardan başlayarak politika yönelimli olmaya başlamıştır. Aile Araştırma Kurumu’na 1990 yılında kurulan Sosyoloji Derneği üyelerinin yaptığı. Elektrik Mühendisleri Odası ile işbirliği içinde “Elektronik gözaltı ve telekulak” konusunda. Sosyoloji Türkiye’de İstanbul Üniversitesi’nde Ziya Gökalp tarafından ilk derslerin verildiği 1914’lü yıllara kadar giden geçmişinden bu yana büyük ölçüde halk sosyolojisi ağırlıklı iken. Nitekim Burawoy de. bu bağlamda sosyal problemlere yönelik olarak problem çözmedir.154 Ünite 10 şeklinde meydana gelir. Tüm bu tartışmaların Türkiye’de tam karşılıkları bire bir bulunmasa da veya ‘kuramsal’ ve ‘uygulamalı’ sosyoloji ayrımına dayanan terminoloji daha yaygın olsa da. halk sosyolojisi yaparken bu şekilde tavır almanın sosyologların ahlaki sorumluluğu olduğunu belirtmiş ve üyelerinden önemli destek görmüştür. Çoğu kamusal destekli olan araştırmalar. kapanış oturumunda sonuçların paylaşılması da halk sosyolojisi örneği olarak değerlendirilebilir. Halk sosyolojisi kamusal tartışmalara hizmet eder ve bu yüzden dıştan dinleyicileriyle diyalog içerisindedir. Kuhn’un normal bilim yapma dönemine denk gelir. DTCF Sosyoloji bölümü. Irak Savaşı’na karşı ASA’nın açıklama yapmasını sağlayarak. 12 Eylül 2009 ‘da İstanbul’da yaşanan sel felaketinden sonra merkezi ve yerel yönetime yönelik eleştirel basın açıklamalar ve 2007’de Ankara’da yaşanan su kesintilerinde yerel yönetim uygulamalarının değerlendirmesini yapan bir doktora tezinde halk sosyolojisi yapıldığı söylenebilir.

Türkiye’de Sosyoloji

155

toplum kesimlerine hizmet etmek anlayışının ürünüdür. Bu çabaların bir örneği olarak TÜBİTAK tarafından desteklenen GAP Karşılaştırmalı Toplumsal Yapı Araştırması en son çalışmalardan birisi olarak hem Sosyoloji Derneği hem de GAP idaresi tarafından 2010 yılında basılmıştır. Bu çalışmaların ayrıca Mod1 araştırmadan Mod 2’ye geçişin izlerini taşıdığı söylenebilir. Ancak TÜBİTAK’ın da devlet kuruluşu olması nedeniyle tam bir dönüşümden söz edilemez. Ayrıca henüz kamu en önemli kaynak sağlayıcı olduğundan Türkiye’de Mod 2 araştırmalar çok sınırlıdır. Bununla birlikte, şimdilik yakın bir tehdit olmaması hiç olmayacak anlamına gelmemelidir. Bilindiği üzere sosyoloji Türkiye’de ağırlıkla devlet üniversitelerinde bilimsel ve ekonomik açıdan tam özerk olmayan koşullarda yapılmaktadır. Buradan hareketle “acaba Türkiye’de halk sosyolojisinin geliştiğini iddia etmek mümkün müdür ” sorusu akla gelmektedir. Ancak “Özellikle İskandinav refah toplumunda, devletin her zaman her şeyin içinde olması demek halk sosyoloji anlamına gelmemektedir. Diğer bir ifade ile araçsal halk sosyoloji tatmin edici görünmemektedir.” diyen Kropp’un saptaması, yanıtın olumsuz olduğunu bize açıkça göstermektedir. Sujata Patel (2010)’in belirttiği gibi, 1970’lerden bu yana dünya hızla değişmekte; bilgi, düşünce, hizmet, para, mal ve teknoloji kadar hastalık (örneğin kuş ve domuz gribi) ve ilaçlar ile silahlar da sınır ötesine taşarak dolaşmaktadır. Dünya Risk Toplumu olarak da tanımlanan bu toplum yapısı içinde işbirliği olanakları kadar çatışma, eşitsizlikler ve askeri güç uygulamaları da artmakta; kültürel dışlamalar ve grup kimlikleri yeni formlarda ortaya çıkmakta; mekân kavramı yeniden tanımlanmaktadır. Bu yüzden değişen dünyayı anlamada yeni yaklaşımlara ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak önemli olan sosyologların bu değişmelere meydan okumaya ne kadar hazır oldukları ya da değişen dinamikleri anlamada ne tür kaynaklara sahip olduklarıdır. Öte yandan, sosyolojik çalışmalarda toplum olarak kavramlaştırılan gerçeklik çoğu kez ulus devlete karşılık gelmektedir. Hatta Amerikalı sosyologların, toplum yerine ulus kavramını tercih ettiklerini dikkatli gözlemciler hemen fark edebilirler. Bu yüzden birçok ünlü Batılı sosyologun geliştirdiği kuram veya kavramın küresel düzeyde karşılaştırmalar içermediğini ve yalnızca Kuzey Amerika ya da Avrupa ile sınırlı kaldığını söylemek mümkündür. Aslında U. Beck’in “yöntemsel ulusalcılık” (methodological nationalism), “kozmopolitan gerçeklik” (cosmopolitan reality) ve “ikinci modernlik” (second modernity) kavramları da tam bu konulara işaret etmektedir. Diğer bir ifade ile sosyolojinin konusu olan insan, kurum, örgüt ya da gruplar hakkındaki

156

Ünite 10

betimlemeler, bunu yapan sosyologun kendi ulusal kültürü ile sınırlı kalabilmektedir. Özetle bugüne değin evrensel olarak ileri sürülen birçok sosyolojik görüş bu özelliği taşımazken, hatta bölgesel/taşra (provincial) düzeyinde kalırken, bunları eleştirmeden evrensel olarak kabul etmek Syed Farid Alatas (2010)’ın yıllar önce belirttiği gibi “tutuklu zihinler” (captive mind) olarak eleştirilmektedir. Buradan hareketle DTCF Sosyoloji Bölümü’nde yoksulluk konusundaki bir doktora tezinde “azimli yoksullar” kavramı geliştirilerek sosyolojik yazına kazandırılmıştır. Bu girişimin Alataş’ın “basit alternatif” geliştirme söylemine denk düştüğünü belirtmek yanlış olmayacaktır. Bilindiği üzere, alternatif sosyoloji arayışları, Batı-dışının ya da Güneyin Kuzeye tarihsel, sosyal, ekonomik, siyasal, kültürel, bilimsel/ akademik çok yönlü bağımlılığına karşı bir meydan okumadır. Batı dışından, kendi tarihsel ve sosyal deneyimlerine dayanan yeni kavram ve kuramların üretilmesi, sosyal bilimlerde güneyin kuzeye olan tarihsel bağımlılığını azaltmada önemli görülmektedir. Alataş’ a göre, sosyal bilimlerde batıya alternatif olabilmek için, taklitçi olmamak, yaratıcı olmak, özgün olmak, özcü olmamak, Avrupa merkezli olmamak, ulus devlet ve uluslararası grup ve kuruluşlardan bağımsız olmak, yerelin kültürünü, dilini, sosyal ve ekonomik koşullarını yeni kavramlar ve kuramlar üretmede bilginin kaynağı olarak görmek gerekir. O, ‘basit’ ve ‘yüksek’ düzeyde alternatif olma konularını tartışır. Basit düzeyde alternatif olmak, Batıda geliştirilen kavramları Batı dışı bağlama dikkatle uygulamak iken; yüksek düzeyde alternatif olmak, Batı dışında/yerel düzeyde üretilen bir kavramın yerel bağlamda yaratıcı olarak uygulanması demektir. Yüksek düzeyde alternatif olmak, özellikle hegemonik ilişkileri yıkacağı için önemlidir. Alataş’ın burada İbn-i Haldun’un Asabiye Teorisi’ni kastettiği belirtilmelidir. Ancak İbn-i Haldun’un sanayi öncesi toplumlardaki değişmeyi açıklamak üzere geliştirdiği kuramından yararlanmanın da basit alternatif olma özelliğinin daha fazla olduğunu ifade etmek gerekmektedir. Bu bağlamda Ziya Gökalp’in ‘hars’ ve ‘medeniyet’ ayrımı da Batı dışından bir alternatif söylem olabilir. Ayrıca hars kavramının kültüre denk düşmesi yüzünden, bu girişimin de basit alternatif olacağı iddia edilebilir. Aslında basit alternatiflerin, günümüzde çok tartışılan ‘tek’ yerine ‘çoklu evrenselliklerin’ olduğu görüşü için de uygun bir zemin hazırladığı düşünülmelidir.

Türkiye’de Sosyoloji

157

Özet
Türkiye’de ve Avrupa’da sosyolojinin bir bilim olarak kabul edilmesi hemen hemen aynı yıllara rastlamakla birlikte, aynı gelişimi gösterememiştir. Türkiye’de sosyolojinin en önemli sorunlarının başında “aktarmacılık” ve “gelenek yokluğu” gelmektedir. Türkiye’de sosyolojinin statüsünün düşüklüğü ise, son yıllarda tartışmaya açılan diğer bir sorundur. Bu duruma yol açan en önemli nedenlerin başında batıya bağımlılığı ve kendi koşularına uygun kuramsal ve kavramsal çerçeveleri oluşturamaması gelmektedir. Ancak bu konudaki değerlendirmelerin sosyolojinin nasıl bir bilim olduğu konusundaki tartışmalar ışığında yapılması daha sağlıklı olacaktır. Çünkü başlangıçta Batıda doğan ve Batı sorunlarını inceleyen sosyolojinin evrenselliği hiçbir eleştiri yapılmadan tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kabul edilmiştir. Evrimci gelişme kuramlarının mercek altına alınması ve Batı merkezli kuramların Batı-dışını açıklamada yetersizliklerinin saptanmasıyla yapılan eleştiriler de artmıştır. Bu eleştirilerin başında, yapılan çalışma ve yayınların çoğu Batı kuramlarını test etmeye yarayan bilgi/data kaynağı niteliğinde olması ve Batı sosyolojisinin yerel, ulusal ve bağlamsal koşulları göz ardı edilerek aktarılması gelmektedir. Ayrıca sosyologlar arasında iletişim kopukluğunun yaygın olması ve sınırlı özgün kuramsal çerçeve ve akademik yükselme amacıyla yapılan çalışmalar, yeterli bir sosyolojinin gelişiminde en önemli engeller olarak görülmektedir. Amerikan Sosyoloji Derneği (ASA) ve Uluslararası Sosyoloji Derneği (ISA) başkanlıkları da yapan İngiliz asıllı sosyolog Michael Burawoy’in yaptığı ‘mesleki’ (professional), ‘halk’ (public), ‘politika’ (policy) ve ‘eleştirel’ sosyoloji sınıflamasını göz önünde bulundurarak Türkiye’de Sosyoloji’ye bakıldığında, başlangıçtaki kurucularımızın mesleki sosyoloji kadar halk sosyolojisi yaptığı da söylenebilir. Alternatif sosyoloji arayışları ise, Batı-dışının ya da güneyin kuzeye tarihsel, sosyal, ekonomik, siyasi, kültürel, bilimsel/akademik çok yönlü bağımlılığına karşı bir meydan okumadır. Batı dışından, kendi tarihsel ve sosyal deneyimlerine dayanan yeni kavram ve kuramların üretilmesi, sosyal bilimlerde güneyin kuzeye olan tarihsel bağımlılığını azaltmada önemli görülmektedir.

Burawoy’un sınıflamasından hareketle Türkiye’de en az yapılan sosyoloji hangisidir? a) Mesleki sosyoloji b) Eleştirel Sosyoloji c) Politika Yönelimli Sosyoloji d) Halk sosyolojisi e) Hiçbiri .158 Ünite 10 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Türkiye’de sosyolojinin kurucusu kimdir? a) Hilmi Ziya Ülken b) Prens Sabahattin c) Ziya Gökalp d) Fahri Fındıkoğlu e) Niyazi Berkes 2. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de sosyolojinin metodolojik sorunları arasında sayılamaz? a) Pozitivizmin baskınlığı b) Pozitivizmin ihmali c) Yorumlayıcı sosyolojinin ihmali d) Feminist eleştirileri yok sayma e) Hiçbiri 4. M. Türkiye’de sosyolojinin en önemli sorunlarının başında ne gelmektedir? a) Aktarmacılık b) Gelenek yokluğu c) Batıya bağımlılık d) Özgünlük e) Hepsi 3. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de sosyolojinin gelişiminde etkili değildir? a) İletişimi güçlendirmek b) Karşılaştırmalı araştırmalar yapmak c) Sadece mikro çalışma yapmak d) Mikro ve makro çalışmaları birlikte yapmak e) Ulusal ve uluslararası toplantılar düzenlemek 5.

M. A. (2010). Alataş. Bauman. İstanbul: Ayrıntı. (1956) The Fuctions of Social Conflict. (2005) Public Sociologies: Contradictions. Bash. (2004)(der) Küresel Kuşatma Karşısında İnsan. Facing an Unequal World: Challenges for a Global Socıology (der. London: Sage. Deviance and Social Control (der. A. (2000) Emperyalizm mi? Küreselleşme mi? İç Küreselleşme: Emperyalizm Yerelcilik İşçi Sınıfı (der. E. İç. (1958) The Human Condition. Advances in Experimental Psychology (der. Vol 2 : 139-158. Z. Burawoy. A. A. M.. V. Castels. Dahrendorf. Bursa: Ekin. S. Oxford: Blackwell. (2010) Değişen Dünyada Sosyoloji. New York: Academic Press. Oxford Blackwell. Bozkurt. . New Jersey: Humanities. “The Definition and Types of Alternative Discourses”. Social Forces. New York: Doubleday. (1987) Women and Social Class. R. Hsieh). L. iç. iç. Globalization and Modernity (Dr. P. Coser. U. (1995) Socail Problems and Social Movements. Rock ve M. Berkowitz). Chang. R. Armağan. H. M. Stanford: Stanford University Pres. (1965) Vicarious Process: A Case of No-trial Learning. (1974) Labelling Theory Reconsidered. (1992) Risk Society. İstanbul: Der. Ill. Berger. (1999) Küreselleşme: Toplumsal Sonuçları (Çev. Global Culture: Nationalism. Becker. P. İstanbul: Ufuk. Tronto: Üniversity of Toronto Pres. Ankara: İmge. (1996) Rise of Network Society. Cheal. K. London: Tavistock. Burawoy. Coşkun. iç. M. Dilemmas and Possibilities. (1993) Disjuncture and Difference in the Global Cultural Economy. M. H. (1959) Class and Class Conflict in Industrial Society. Boratav. S. F. London. M. Gelencoe. (1997) Thinking Sociologically. Baumann. Bandura. 82: 1603-1618. Arrent.: The Free Pres. L. Yılmaz). F. İ. P. Sapsford. Featherstone). McIntosh). D. H. Appadurai. London: Tavistock. Beck. (1963) İnvitation to Sociology: A Humanistic Perspective. H. Z. M. (1991) Family and the State of Theory. Chicago: University of Chicago Press. (1997) Modern Devletin Doğuşu. Türkiye’de Sosyoloji 159 Kaynaklar Abbott. Tonak).

A. (1997) Günümüzde Aile Araştırmaları. Keane. London: Coolins . J (1981) The Philosophical Discourse of Modernity. Cambridge: Polity Pres. M. F. A. İ. Lenslin. T. F. A. New Jersey: Prentice Hall. (1989) The End of History and The Last Man. (2000) Elimizden Kaçıp Giden Dünya. İstanbul: Alfa. Lyotard.. Friedman. R. (1992) General Historical and Culturally Specific Properties of Global Systems.. (!1938/1964) The Rules of Soıciological Method. DTCF Araştırma Dergisi. Giddens. (1983) The Managed Hear: Commercialization of Human Feeling. London: Routledge. Haralambos. Avrupa’da Yeni Yaklaşımlar. Cambridge: Polity. Fukuyama. Giddens. M. (1990) The Consequences of Mpodernity: Cambridge: Polity. Berkeley: University of California Pres. New York: Free Press. 1: 141-158. Giddens. . Habermas. (1993) Sociology. Durkheim. (Çev. O. Kasapoğlu.Çiğdem). Sociology: A Down to Earth Approach. (1997) Social Problems: A Critical Power-Conflict Perspective. London: Polity. Feagin. A. 15: 335-372. (1977) Mukaddime. Kasapoglu. A. C. A. M.160 Ünite 10 Durkheim. B. (Çev. (1990) Postmodern Durum (Çev. J. (2004) Sivil toplum ve Devlet. (1992) Postmodernism. J. J. Ankara: Ara. Ankara: Ankara Üniversitesi.Dursun). (1912/1965) Elementary Forms of Religious Life. M. A. Holborn. Kasapoğlu. Feagin. Hochschield. (1980 ) Power/Knowledge. E. New York: Free Press. (1992) Sosyolojide Birlik Sağlamak. A. E. Haldun. Gellner. Boston: Allyn and Bacon. Brighton: Harvester. Review. Çiğdem). (1991) Yüksek Öğretimde Sosyoloji Eğitiminin Sorunları. selcted Interviews and Other Writings 1971-1977. (1995) Sociology: Themes and Perspectives. Ankara: Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sosyal Hizmetler Müsteşarlığı Yayınları. A. (Çev. Akınhay). E. (1984) Constitution of Society. M. Giddens. A. J. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. J. Reason and Religion. Ankara. Foucault. London: Hamilton.

K. Özden. (2000) Global Bir Bakışla Politik Sosyoloji. Mills. K. Aktay. Reconstructing Sociological Traditions fort he Twenty First Century”. G. (1993) An Introductory Guide to Cultural Theory and Popular Culture. . (1949) Social Theory and Social Structure. Özkalp. S. Rosenau. (2008) Sivil Toplum ve Sivil Toplum Kuruluşları. (1983) Sociological Theory. İstanbul: İletişim. Facing an Unequal World: Challenges for a Global Socıology (der. (1934) Mind. New York: Vinatge Books. Bryjack. Marks. R. R. G. (2000) (der) Küreselleşme: Emperyalizm Yerelcilik İşçi Sınıfı. Chicago. Robertson. P. M. A. R..Mandel). Birkan). (2000) Sosyolojiye Giriş.Coşkun). Vol 1: 48-63 Patnaik. (der. iç. Self and Society.Hill Company. ( 1995) Social Problems: A World at Risk. A. A. Burawoy. Sarıbay. C. H. (Çev.1967) The Social System. (1966) Power and Privilege: A THeory of Social Stratification. (1956) The Power Elites. Ankara: Seçkin. McGraw.. F. G. Glencoe. (1999) (der. E. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi..) Postmodernizm ve İslam. E. iç. Ankara: Vadi.: Free Pres. New York: Alfred A. R. M. Demokrasi ve İslam Dünyası. P. Sarıbay.. Ill. Soraka. Glencoe. London: Sage. (1998) Postmodernizm ve Toplum Bilimleri (Çev. (1992) Globalization: Social Theory and Global Culture. Ill. İstanbul: Alfa. R. Mead. M. Chang. A. P (1997) Imperialism. New York: Oxford University Press Neuman (1994) The Qualitative and Quantitative Research Metheods. Merton. E. Türkiye’de Sosyoloji 161 Lenski. “The Imperative and the Challenge of Diversity. Hsieh). New York: Wheatsheaf. T. (Çev. (1998) (der) Sivil Toplum. İstanbul: İletişim. 38-150. Özdalga. E. Knoph. Ankara: Bilim ve Sanat.. III: The Free Press Patel. A. M. (1951. T. New York. W. Boston: Allyn and Bacon. A. Revue Tiers Monde . Fethi): İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları. Sezer. Sivil Toplum Kuruluşlarında Yönetim. (2010). Topçuoğlu. Küreselleşme ve Oryantalizm. Tonak. Parsons. Y. M. J. Ankara: İmge. (1995) Postmodernite. (1997) Niyazi Berkes: Unutulan Yıllar. Sivil Toplum ve İslam.: Chicago Univesity Press. Ritzer. Storey. Persson. (1978) Capital. S.

Harmonworth: Penguin. Parsons). W. M. 2: 1-4. (1988) Introducing Sociology.162 Ünite 10 Wallertein. M. A. P. (1946 ) From Max Weber: Essays in Sociology (Çev. Gerth ve C. Çev. Hendelson ve T. . H. Mills) New York: Oxford University Pres. Current Sociology. Weber. (1913/1947) The Theory of Social and Economic Organization. Glencoe. Ill: The Free Press Worsley. I. (1998) The Heritage of Sociology and The future of Social Sciences in the 21st Century. M. Weber.

C 7. Türkiye’de Sosyoloji 163 Değerlendirme Sorularının Yanıtları 1. E 5. D 2. A 9. Ünite 1. C 3. A 5. C 5. E 3. A 4. B 4. Ünite 1. Ünite 1. B 4. D 2. B 6. Ünite 1. D 4. C 2. Ünite 1. E 10. B 3. D 6. D 4. B . B 3. C 2. C 5. D 2. C 3. B 4. D 4. A 2. C 3. D 6. E 3. E 2. C 5. C 5. A 6. Ünite 1. E 5. C 5. Ünite 1. D 3. Ünite 1. B 4. E 2. A 6. D 5. D 4. A 3. Ünite 1. Ünite 1. C 7. E 3. B 8. C 7. B 2. B 7. B 8. C 3. D 6. D 4. C 2. B 4. A 2. E 5. D 7. D 5.

164 Ünite 10 .

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->