ANKARA ÜN‹VERS‹TES‹ UZAKTAN E⁄‹T‹M YAYINLARI

Sosyolojiye Giriş

Yazar
Prof. Dr. Aytül Kasapoğlu

@

Ankara Üniversitesi Uzaktan E¤itim Yay›nlar›

Yay›n No: 79

@
ISBN: 978-975-482-936-5 © Ankara Üniversitesi, 2011
Bu kitab›n bas›m, yay›n ve da¤›t›m haklar› Ankara Üniversitesi’ne aittir. Ankara Üniversitesi’nden yaz›l› izin al›nmadan kitab›n tamam› ya da bir bölümü mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik kay›t ya da başka şekillerde ço¤alt›lamaz, bas›lamaz ve da¤›t›lamaz. Kitaptaki görüşlerin yasal ve bilimsel sorumlulu¤u, ünite yazarlar›na ve kitap editörlerine aittir. Genel Yönetim : Prof. Dr. Haluk Geray Akademik Koordinasyon : Prof. Dr. Aytül Kasapoğlu Teknik Koordinasyon : Murat Çınar Tasar›m : Öğr. Gör. Mehmet Sobacı Kemal Cenk Türkçe Editörü : Dr. Hüseyin Özçelebi Dr. Ejder Kındıra

1. Bask› 2011 Baskı: Sistem Ofset Basım - Yayın San. ve Tic. Ltd. Şti. Strazburg Caddesi No: 7/A Sıhhiye • Ankara Tel: (312) 229 18 81 Bas›m Tarihi: 30 Kasım 2010

Sosyolojiye Giriş

iii

Sunuş
Uzaktan öğretim, öğretim elemanı ve öğrencilerin aynı mekanda bulunma zorunluluğu olmadan, bilgi ve iletişim teknolojilerine dayalı olarak öğretim faaliyetlerinin yürütüldüğü ortamlardır. Siz öğrencilerimiz için, Ankara Üniversitesi’nde sunulan uzaktan eğitim programları internet tabanlıdır. Ders içeriklerine istediğiniz yerde ve istediğiniz zamanda erişebilecek, hocalarınızla internet üzerinden iletişim içinde olabileceksiniz. Uzaktan e-öğrenme yoluyla eğitim, geleneksel sınıf ortamındaki öğrenmeden farklıdır. Bu nedenle sizlerin dikkat etmesi gereken bazı konular bulunmaktadır. Öncelikle e-öğrenme, kendi kendinizi disiplin etmenizi gerektirir. Yüzyüze eğitimde belli bir oranda da olsa, sınıflara devam zorunluyken, e-öğrenme sistemlerinde bunun yerini alacak bir zorunluluk bulunmaz. Bu nedenle kendi kendinizi her gün veya haftanın bir kaç günü içeriklere erişmeye, hocalarla ve sınıf arkadaşlarınızla etkileşim içinde olmaya yönlendirmelisiniz. Bazı öğrenciler bu yönlendirmeyi yapmakta zorlanırlar ve hazırlıklarını sınav öncelerine göre hazırlarlar. Böyle bir davranış başarısızlığı getirir. Haftalık çalışma programı yapmak, çevrim-içi ve çevrim-dışı çalışma zamanları belirlemek ve derslerde aktif olmak başarıyı getirecek unsurlardır. Derslerin portalını her gün veya yeteri kadar ziyaret etmek, içerikleri çalışmak ve etkileşimlere katılmak başarı için şarttır. Eğer çalışmaya ara verir ve sürekli ertelerseniz, bir süre sonra derslerden uzaklaşarak kendinizi yalnız ve edilgin hissetmeye başlarsınız. Böylesi durumlarda bu zinciri kırmalı, kaldığınız yerden hızla aradaki farkı kapatmaya çalışmalısınız. Her insanın öğrenme biçimi farklıdır. Öğrenme biçimi kişilerin yeni bilgiyi öğrenmesinde, çoğunlukla farkında olmadan, daha başarılı olduğu yöntem olarak tanımlanabilir. Bazıları görsel yollarla yani okuyarak, grafiklere, resimlere bakarak daha kolay öğrenir. Bazılarıysa yeni bilgiyi işitsel yollarla dinlediklerinde daha kolay zihinlerine yerleştirirler. Kimi öğrenciler başkalarının davranışlarını, örneğin bir aygıtın nasıl çalıştırıldığını izleyerek yeni bilgileri edinebilirler. Bu tür farklı öğrenme biçimlerini bir arada sunan ders içeriklerine zenginleştirilmiş çokortamlı içerikler diyoruz. Ankara Üniversitesi, e-öğrenim derslerinin içeriklerini farklı öğrenme biçimlerine sahip olanların gereksinimlerini karşılayacak biçimde üretmeyi hedefliyor, her dönem zenginleştirilmiş çokortamlı içeriklerin oranını arttırıyor. Sizlere ulaştırılan bu kitap içerisindeki bilgilerin geniş bir özeti, internetteki eğitim portalında, görsel, görsel/işitsel ve yazılım desteğiyle birlikte verilecektir. Ayrıca, dersin sorumlu öğretim elemanı, forum modülünü ve sanal sınıfları sizlerle etkileşime geçmek için kullanacaklardır. Kitaplar sizlere ait önemli kaynak materyallerden biridir. Kitaplarınıza not almanız, önemli cümlelerin altını çizmeniz çalışmalarınıza yardımcı olacaktır. Hepinize başarılar dilerim. Prof. Dr. Haluk Geray

Kaynaklar: Sunulan kaynaklar bölümü daha ayrıntılı çalışma ve araştırma yapmak istemeniz durumunda yardımcı niteliğinde olacaktır. Özgün Tanım: Konu anlatımı esnasında belli kavramların karşılık geldiği anlamları özetlemek.iv Sosyolojiye Giriş Kitabı Çalışırken Size sunulan kitap içeriği ile etkileşiminizi desteklemek amacıyla kullanılan simgeler aşağıda tanıtılmıştır. Önemli Metin: Konulara çalışırken bazı bölümlere daha fazla dikkat etmeniz amacıyla uzmanlar tarafından önemli görülen bölümler önemli metin ikonu ile belirtilmektedir. anlamada sıkıntı yaşayabileceğiniz düşünülen kavramlar sözlük bölümlerinde kısaca tanımlanmaktadır. . Özet: Konu ile alakalı bütünsel bir fikre sahip olmanız amacıyla konu sonlarında bulunan özet başlığı altında konunun kısa ve öz hali sunulmaktadır. Gözden Geçir: Özet başlığı ardından her konu sonunda karşılaşacağınız gözden geçir başlığı altında sizi konuyla ilgili daha kapsamlı sorgulama yapmaya sevk edecek açık uçlu sorular bulunmaktadır. Örnek: Anlatılanların olabildiğince somutlaştırılması ve anlatımın pekiştirilebilmesi amacıyla metin içerisinde örneklere başvurulmaktadır. Değerlendirme: Ünite sonlarında sunulan çoktan seçmeli değerlendirme soruları ile konuya yönelik öğrenmelerinizi değerlendirebilmeniz amaçlanmaktadır. ya da kavrama yönelik farklı nitelemelerin aktarılması amacıyla çeşitli tanımlar yer almaktadır. Öğrenme Hedefleri: Her ünitenin başında “Öğrenme Hedefleri” başlığı altında o üniteyi tamamladığınızda kazanmış olacağınız beklenen yeterlilikler verilmektedir. Üniteyi Çalışırken: Her ünitenin başında sunulan üniteyi çalışırken başlığı altında üniteyi çalışırken dikkat etmeniz gereken önemli noktalar belirtilmektedir. Sözlük: Metin içerisinde geçen. Soru: Metin içerisinde sizi düşünmeye ve sorgulamaya sevk etmesi amacıyla sorular bulunmaktadır.

................................................................................................................................37 Sosyolojinin Kurucuları ..25 Auguste Comte..................................................................... Sosyolojiye Giriş v İçindekiler Sunuş.........................................................................................................................................................7 Antropoloji.................................................................................................7 Psikoloji. ......................................................... ......................................................16 Ünite 2 Sosyolojinin Öncüleri............................10 Sosyolojinin Dalları.................40 Önerme 1.....................40 Önerme 3....................................................................................................................................................................... 11 Özet....................................35 Ünite 3 Sosyolojinin Kurucuları ............................................................................................................................................................................................. iii İçindekiler......................................30 Özet............................................................. v Ünite 1 Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler................................................................40 .................28 Karl Marks................. ......8 Siyaset Bilimi..........................................................................................................33 Değerlendirme Soruları................22 İbn-i Haldun...................................................................................................................................................................................................................................................................................................................9 Felsefe.................................1 Sosyoloji ve Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi.......................................................................................................................................................................................................22 Henri de Saint Simon...... ... ......19 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar.............................................................................................................................................40 Önerme 2....................................15 Değerlendirme Soruları...................8 Ekonomi......................4 Sosyolojinin İlişkide Bulunduğu Bazı Sosyal Bilimler............................9 Sosyoloji ve Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi......................................40 Sosyolojinin Temel Önermeleri.............................................

....................................48 Değerlendirme Soruları............................. Weber ...........................44 Özet.............94 Zaman Boyutunda Araştırma Tipleri...................vi Sosyolojiye Giriş E......54 Sosyal İnşaacılık.........................................84 Ünite 6 Yöntembilimsel Yaklaşımlar..........................................................................................67 Değerlendirme Soruları.............................. ...................................................................93 Amacına Göre Araştırma Tipleri.................................. ................................................................................................................................................................................................................................. .....74 Liberal Feminizm.......................41 M.............................73 Marksist Feminizm...................................................................................................................................... Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri............... ....75 Sosyalist Feminizm...... .................................................................................................................. ....................................... ........................................................................................................................................................................................................................................................49 Ünite 4 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar.........................................................95 .......................69 Feminizm.........................58 İşlevselci Yaklaşım.......................................................................... Durkheim............. ..........................63 Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı.......85 Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımlar..............94 Kullanım Alanına Göre Araştırma Tipleri.......................................................................51 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar......................................................................................................................................88 Araştırma Tipleri/Boyutları......................................76 Postmodernizm......59 Çatışmacı Yaklaşım..................................................................................................................... ..........................................................73 Radikal Feminizm........................................... ......... .............................68 Ünite 5 Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar .......72 Farklı Feminist Yaklaşımlar...............................................54 Sembolik Etkileşimci Yaklaşım..82 Değerlendirme Soruları......................................................................57 Etiketleme Kuramı.................65 Özet........................................77 Özet......................................................................................

..........109 Araştırmanın Yaklaşım ve Sayıltıları........................................................................................................................109 Yöntem.... .............................................................................................................................120 İslam ve Sivil Toplum.............................100 Ünite 7 Araştırma Süreci...............131 Küresel Yaklaşımlar............................. ................107 Araştırmanın Önemi.............96 Aktif veya Pasif Olarak Yapıldıklarına Göre Araştırmalar..................109 Araştırmanın Sınırlılıkları.. 118 Devlet ve Sivil Toplum İlişkisi........................ ....... 110 Kaynakça....................123 Sivil Toplumun Yeniden İnşası......................... .................................................................................................................................105 Araştırma Amaçları.............................................. ..............................97 Özet...........................................................................123 Sivil Toplum Kuruluşları................................ 113 Ünite 8 Sivil Toplum .................................................................................. .............95 Yanıtladıkları Sorulara Göre Araştırmalar......................... Sosyolojiye Giriş vii Bilgi Toplama Tekniklerine Göre Araştırma Tipleri.......................................................................................101 Araştırmanın Adımları......................................................................... ............................................................................................................................................................................. 115 Tarihsel Gelişim.........134 Küreselleşme Tartışmaları................................................................................ ..................................................................................96 Araştırma Teknikleri...135 ........................................................................................................... 111 Özet................................................................................................................................................................................................................127 Özet...............................................................................................129 Ünite 9 Küreselleşme ...........................................121 Kavramsal Açıklık..................................................96 Yapıldıkları Yerlere Göre Araştırmalar...................................................................128 Değerlendirme Soruları..........................................................104 Araştırma Problemi.................. 110 Süre ve Maliyet............................................................................................................................................................................................................99 Değerlendirme Soruları............ 112 Değerlendirme Soruları..............................

...............147 Araştırma......................... ................................................... ................................147 Metodolojik Sorunlar...........................................146 Türkiye’de Sosyolojinin Sorunları.....142 Ünite 10 Türkiye’de Sosyoloji ve Son Gelişmeler ...................147 Bilimsel Çalışmalar ve Yayınlar.163 ......................................................136 Küreselleşme Eleştirisi................148 Akademik Gerekçeler....................................................................................................................................................158 Kaynakça....................................................................149 Özet........................................................................................................................................................ ....................................................................137 Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketler...143 Türkiye’de Sosyoloji..................................148 Dünyadaki Son Gelişmeler Işığında Türkiye’de Sosyoloji.....................................................157 Değerlendirme Soruları.....................................159 Değerlendirme Sorularının Yanıtları................................................................................................................................................................148 Genel Değerlendirme ve Çözüm Önerileri.........147 Bilimsel Toplantılar....................................................................... ..................................141 Değerlendirme Soruları.....................................................viii Sosyolojiye Giriş Küreyellik/Glokalleşme.................................................................................... ........... ......139 Özet.............147 Eğitim....146 Kurumsal Sorunlar......................................................................................................148 Sosyal ve Akademik İlişkiler........................................................................................................................

10. Türkiye’de Sosyoloji . Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme SOSYOLOJİ 3. 9. 8. Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar.1 Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler 2. 4. 7. 6. 5.

• Sosyolojinin diğer sosyal bilimlerle olan ilişkisi gösterilecektir. • Sosyolojinin dallarının neler olduğu incelenecektir.2 Ünite 1 Ünitede Ele Al›nan Konular • Genel Olarak Bilim • Bilim Sınıflamaları • Sosyoloji • Diğer Sosyal Bilimler • Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi • Sosyolojinin Dalları Ünite Hakk›nda • Genel olarak bilim tanımı ve bilim sınıflamaları hakkında bilgi verilecektir. . • Sosyolojinin nasıl bir bilim olduğu anlatılacaktır.

• Sosyolojinin diğer bilim dallarıyla ilişkisini öğreneceksiniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Genel olarak bir alanın bağımsız bir disiplin haline gelmesi için hangi koşulları yerine getirmesi gerektiğini tartışınız. bir felsefeci. • Diğer sosyal bilimlerin sosyoloji ile benzer ve farklı olan yönlerini tartışınız. • Çevrenizde varsa bir psikolog. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 3 Ö¤renme Hedefleri • Genel olarak bilim nedir öğreneceksiniz. • Sosyolojinin Türkiye’de bir sivil toplum kuruluşu halinde örgütlenmesini araştırınız. • Sosyolojinin dallarını öğreneceksiniz. . bir iktisatçıya eski fil hikâyesini anlatarak görüşlerini alınız ve farklı düşünüp düşünmediklerini gerekçeleriyle tartışınız. • Bilim dallarının kaça ayrıldığını öğreneceksiniz. bir antropolog. • Sosyolojinin diğer bilimler gibi dallara ayrılmasının avantaj ve dezavantajlarını karşılaştırınız. • Sosyolojinin nasıl bir bilim olduğunu öğreneceksiniz.

“Neden atılan taş yere düşer?” veya “Neden ısınan cıva yükselir?” gibi. 2001): 1. yerleşik kabullerin etkisinde kalarak toplumsal olgu veya olayları değerlendirmemek. Daha çok zihinsel olarak yürütülen bu çabaların bilimsel olarak kabul edilmesi için bazı koşulları yerine getirmesi beklenir (Henslin.4 Ünite 1 Sosyoloji ve Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi İnsanoğlu. 3. Ancak bunlar çoğu zaman sadece gözlemlere dayanmamış büyü ve efsanelerle de karışmıştır. Bulguları başkalarının denetleyebileceği açıklıkta sunmak. daha sonra da toplum ve insana yönelik olarak da sosyal bilimler gelişmeye başlamıştır. açıklama ve geleceğe yönelik öngörülerde bulunma çabasında olmuştur. öngörülerde bulunmaktır. Mevcut bilgilerimiz ışığında gelecekte neler olacağını söyleyebilmektir. Üçüncü bilim olma koşulu ise. “Neden insanlar evlenirler veya boşanırlar?” sorularına yanıt vermek gerekir. daha geniş kesimlerde örneğin kırda veya kentte evlenme ve boşanma eğilimlerine yönelik daha kapsayıcı önermelerde bulunmak gerekir. İnsanların doğal ve sosyal yaşama ilişkin bilme meraklarını gidermek amacıyla daha sistemli bilgiler elde etmeye yönelik çabalar artmış ve sırasıyla doğaya yönelik olarak doğa bilimleri. . Önyargılarda bulunmaktan kaçınmak. Bulguları olduğu gibi hiç değiştirmeden ortaya koymak. Sosyologlar. Bilimsellik koşulları olarak aşağıdaki ilkeler de son derece önemlidir: 1. 3. Örneğin sadece Ahmet/ Ayşe’de değil. yanlı davranmamak. genelleme yapabilmek için tekrarlayan özelliklere veya olaylara. 2. Herkesin bildiği kabul edilen sağduyu (common sence) bilgisinden uzak durmak. Bir bilimin ilk hedefi olayların neden bu şekilde olduğunu “açıklamak”tır. yani kalıplara/örüntülere bakarlar. 4. İleri sürülenlerin birey veya tekil olay boyutlarını aşarak daha geniş grup ve ortamlarda da geçerli olduğunu ortaya koymaktır. 2. İkinci amaç ise “genellemeler” yapmaktır. varoluşundan bu yana etrafında olup biten olay ve olguları anlama. Yukarıda belirtilen koşulları yerine getirmek için bilim insanları sistematik çalışmalar yaparlar.

Bu bağlamda sosyoloji de modern uygarlığın geliştirdiği bir bilim olarak kendi içinde pek çok dallara ayrılır (kır. bilim insanlarının sistemli çabaları sonucunda ortaya koydukları anlamda bilim tanımıdır. Belirli önermeleri paylaşan bilim insanları topluluğu olarak sosyo loji. o alanda neyin nasıl düşünüldüğünü veya diğer alanlarda neler düşünüldüğünü araştırmak ve alanın ne olduğu kadar ne olmadığını göstermek demektir. sağlık. Sosyal bilimlerin çoğu genel. aile. zorunlu önermelerde bulunmayı hedeflemez. jeoloji vb. siyasetbilim vb. 2. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 5 Bu nedenle bilimlerin. yeni Türkçe ile “Toplumbilim”. psikoloji. Çünkü o daha kapsamlı bir biçimde sosyolojinin ne olduğunu gösteren bir çaba içindedir. Aynı şekilde insan ilişkilerini inceleyen bir sosyal bilim demek de fazla bir anlam ifade etmez. a. tümel. Entelektüel ve akademik olarak doğal bilimler ve sosyal bilimler sınıflaması çok geneldir. Burada ürün ve süreçten kastedilen. b. Örneğin biyoloji. kimya.). din sosyolojisi vb. Doğa bilimleri (fizik. Doğa bilimleri ve sosyal bilimler içinde geçen tüm bilimlerin de kendi içlerinde uzmanlaşmış alt dalları vardır. 3. Bunu yaparken I. Sosyolojiyi. Diğer bir ifade ile sosyolojinin ekonomi veya psikolojiden farkını orta- . kent. O zaman sosyolojinin ne ile uğraştığını nasıl bir bilim olduğunu biraz daha ayrıntılı olarak incelemekte yarar vardır. bir alanın bağımsız bir disiplin haline gelmesi demek. hukuk. botanik ve zoolojiden oluşur.) olarak ikiye ayrıldığını bilmek gerekir. biyoloji. Sosyal Bilimler ‘ürün’(product) ve ‘süreç’(process) bağlamında daha geniş bir bilim tanımını tercih ederler. Wallerstein’a göre. Ona göre her çalışma alanı gibi sosyolojiyi de üç temel alanda incelemek mümkündür: 1. her şeyden önce zihinsel bir inşa olarak. ekonomi. organik ve inorganik kimya olmak üzere çok geniş iki dala ayrılır. Entelektüel/zihinsel disiplin olarak sosyoloji. Kimya ise.Wallerstein (1998)’dan yararlanmak mümkündür.). Sosyal bilimler (antropoloji. Örgütlenmiş bir yapı olarak sosyoloji. eskilerin kullandığı gibi “İçtimaiyat” olarak tanımlamak yeterli değildir. Çünkü birçok sosyal bilim insan ilişkilerinin değişik yanlarını inceler.

siyasetbilimci.” denilmiştir. burası diğer tüm hayvanları denetler. Burada sosyal bilimlerin farklı dallara ayrılmasını karikatürize eden çok bilindik fil hikâyesini özetle vermek uygun olacaktır (Henslin. o tüm filin bedenini yokladıktan sonra. burada yoğunlaşın. Ayrıca diğer sosyal bilimlerden farklı bir çalışma alanı ve konuya sahip olmak. kulakların hepsi önemlidir. bölümler ve anabilim dalları halinde düzenlenmiş bir yapıya sahiptir ve sosyolojinin ne olduğu hakkında bazı ortak görüşleri paylaşan çok sayıda kişi yani sosyolog da bulunmaktadır. 20.” der. ancak onların bütünün parçası olduğun- .” der. burada kendimi çok rahat hissediyorum. “Bu sosyoloji değil iktisat tarihi veya siyaset bilimidir. yüzyıllara kadar götürmek mümkün olmakla birlikte. ancak bunlar bütünün birer parçasıdır. baş.” der. Bu dönemde birçok sosyal bilim kendini diğerlerinden ayıran özelliklerini özenle ortaya koymaya çalışmıştır. Son olarak sıra sosyologa gelince.” der. 2001: 8): Hikâyeye göre. Başlangıçta birçok çalışma sosyolojik çalışma olarak kabul görmemiş. Filin hortumuna/ gerdanına ve dişlerine şefkatle dokunan antropolog gülümseyerek. hayvanı en iyi anlamak için sadece burayı çalışın. “Bu kısım en önemlidir. yüzyıl sonlarında keşfedilmeye başlanmıştır. gözleri bağlanmış psikolog. her şey bedene buradan yayılır. bir disiplin olarak sosyoloji 19. Filin dev kulaklarına dokunan siyasetbilimci. Filin ağzını yoklayan iktisatçı. sosyoloji artık sosyal bilimler içinde bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmeye başlanmıştır. bu bilginin toplanmasında farklı yöntem ve yaklaşımlara sahip olmak bir alanı disiplin yapmak için aranan koşullardır. “Hayvanı en iyi ancak bir parçası üzerinde yoğunlaşarak anlayabilirsiniz. Öncü düşünürlerinin izlerini 13. “ Bu gerçekten ilkel. ve 14. Daha ileride sosyolojinin disiplin olarak kabul edilmesine temel olarak kabul edilen önermelerin neler olduğu ve bu önermeleri geliştirmiş olmaları dolayısıyla sosyolojinin kurucusu kabul edilen sosyologların kimler olduğu görülecektir (Bkz. yüzyıl ilk çeyreğinde ise.6 Ünite 1 ya koymaktır. “Burası güç merkezidir. boyun. dişler. çalışmalarınızı bu dağılımın nasıl gerçekleştiği üzerinde yoğunlaştırın. İşte sosyoloji bu anlamda entelektüel bir faaliyet olarak diğer bilimler gibi bir disiplin olmasının yanı sıra. tüm düşünce ve duygular burada yer alır. Filin başına dokunan psikolog. iktisatçı ve sosyologdan oluşan beş kişiye bir file dokunarak neler gördüklerini açıklamaları istenir. çalışmalarınızı burada yoğunlaştırın. “Bu kısım en önemlidir. antropolog. Bölüm 3).

felsefeden ilahiyata kadar çok geniş bir alana yayılan sosyal bilimlerin tümünün sosyoloji ile yakın ilişkisi vardır. . Tarihsel olarak antik Yunan filozofları Aristo ve Sokrates’e kadar uzanan geçmişinin derin izlerini adından da anlamak mümkündür. Psikolojideki diğer düşünce okulları arasında en önemlileri sırasıyla Yapısalcılık. Davranışçılık ve Humanizmdir. klinik ve deneysel psikoloji başlıca dallarıdır. Ancak burada bunlardan sadece beşine yer verilmiştir. biz gözlerimizdeki bağı kaldırarak resmin tümünü görmeliyiz. Psikoanaliz. Ancak sosyologun önerdiği gibi olmaz. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 7 dan hiç söz etmediniz.” der. iletişim. hem akademide hem de akademi dışında uygulama olanağı bulunan bir bilim dalıdır. sosyal psikoloji. Aslında tarih. “gerdana dokunmayın”. Sosyolojinin İlişkide Bulunduğu Bazı Sosyal Bilimler Doğa bilimleri gibi sosyal bilimler de çok farklı dallarda uzmanlaştıklarından bunlar hakkında kısa tanıtıcı bilgi edinmek sosyolojiyi anlamaya başlamak için uygun olacaktır. ondan uzak durun”. grup içinde davranışların nasıl değiştiğini de görmemiz gerekir. Psikolojik araştırmalar da bu bağlamda insan düşünce. “Bu yaratığın diğer benzer yaratıklarla nasıl etkileştiğini. “baş kısmı benim. hukuk. Wundt’un düşünceleri daha sonra Yapısalcılık olarak bilinen düşünce okuluna da temel oluşturmuştur. Hiçbiri gözlerindeki bağı çözerek bir araya gelme ve yaratığın tümünü birlikte incelemeyi kabul etmez. Akademik olarak psikoloji insan düşüncesi ve davranışını inceler. duygu ve davranışını anlamaya ve açıklamaya çalışır. “ellerinizi kulaklardan çekin”. Yunanca “psyche” ruh ve zihin demektir. İşlevselcilik. Psikoloji Psikoloji hem biyoloji hem de felsefeden beslenerek gelişen bir bilim dalıdır. hayvanı oluşturan tüm parçaların birlikte nasıl çalıştığını görmemiz gerekir. Ancak bilim olarak psikolog Wilhelm Wundt (1832-1920)’un Almanya’nın Leipzig kentinde psikoloji laboratuvarını kurmasıyla doğar. Gelişim psikolojisi. Bunun yerine onların. Daha sonra sosyolog.” der. “ağız benim alanım ondan uzak durun” dediklerini duyar gibi oluruz. coğrafya. Psikoloji.

çömlek ve taş aletleri. İnsanlık tarihi boyunca görülen tüm kültürleri anlamak için sosyal. Sosyal psikolojik araştırma tekniklerinden ampirik sosyolojik araştırmalarda geniş ölçüde yararlanılır. katılarak gözlem yaparak yerel bilgi toplar ve değerlendirirler. üretim ve bölüşüm ile ilgili davranışını araştıran bir sosyal bilim dalı olduğu söylenebilir. kimlik örüntüleri. Nitekim bazı sosyal psikologlar sosyoloji kökenlidir. basitçe insanın tüketim. sosyolojiye en yakın bilim dalıdır. Onların temel ilgisi kültürü anlamaktır. fiziki/biyolojik antropoloji. organizasyonu ve yönetimiyle ilgilenir. evrim. ergonomi gibi gündelik yaşamı etkileyen alanlarda çalışmalar yapar. yaygın kültürel inançlar ve ideolojilerle ilişkilendirerek incelerler. alkol.8 Ünite 1 Psikologlar ayrıca meslek olarak akıl/ruh sağlığı tedavisi. sosyoloji ile kardeş disiplindir. Dil antropo logları ise. aslında insanların nasıl seçim yaptıklarıyla ilgilenir. grup üyeliği. çanak. arkeoloji ve dilbilim alanlarında uzmanlaşılır. Ekonomistler en genel anlamda toplumsal üretim. hayvan kemiklerini. Sosyal psikoloji. fosiller. Sosyal kültürel antropoloji. anlamın yaratılması. Ekonomi Ekonominin ne olduğu konusunda evrensel olarak kabul gören bir tanım yapmak güç ise de. hizmet ve malların toplumda nasıl dağıldığıyla da yakından ilgilidir. dili sosyal yaşamı yansıtan ve belirleyen yollar olarak görür ve karşılaştırmalı olarak incelerler. Biyolojik ya da Fiziki Antropoloji. Sosyal Antropoloji. Sosyal Antropologlar. maymun ve benzeri memeli omurgalılar. performans geliştirme. Ekonomi. yerleşim. Arkeologlar ise. uzak ve yakın tarih öncesi maddi kalıntıları örneğin. Dili iletişim. ilaç bağımlılığı gibi problemlerin yanı sıra tecavüz gibi çeşitli travmalarda tedavi sağlarlar. insanın biyolojik geçmişi. ideolojik oluşumları ve çevre ile etkileşimleri açısından incelerler. Bunlar arasında sosyal antropoloji. . doğal ve biyolojik bilimlerden yararlanır. Diğer bir ifade ile insanlar ve grupların kıt kaynaklar arasından istek ve taleplerini en iyi karşılayabilmek için nasıl karar verdiklerini inceler. beşeri. insanların geçmişiyle olduğu kadar bugünüyle de ilgilenir. kültürel değişme. İnsanın yanı sıra. Antropoloji Antropoloji. inşaat kalıntılarını kuramsal. tarih öncesi insanlar ve genetik üzerinde çalışır. kumar. kendine yardım. uyum ve farklılaşma ile ilgilenir.

Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 9 Ekonominin biri mikro diğeri makro olmak üzere iki temel alanı vardır. Felsefe Bir disiplin olarak felsefe.” denildiğinde. Bu eserde başarılı yönetici için belirli stratejiler önerilir. tarih ve ekonomiye dayanır. Geçmişte askeri güç siyasetin en temel belirleyicisi olmuşsa da günümüzün göreli olarak daha istikrarlı devletlerinde yolsuzluğun baskılanması gibi temel konularda siyaset biliminin yol göstericiliğine ihtiyaç artmıştır. Örneğin fiyatlardaki artış veya azalmanın ailelerin satın alma gücüne etkisini inceler. Bu nedenle kapsamlı inanç sistemi veya dünya görüşü ile karıştırılmamalıdır. siyasal çalışmalar ve analizler. . kamu politikaları. buradaki kullanım bilim değil. Makro ekonomi ise. sadece bir dünya görüşüne işaret eder. Aslında siyaset bilimi kesin/katı verilerden daha çok öznel yorumlara dayanır. gündelik dildeki kullanımdan farklı bir anlamı vardır. ABD’de sivil savaş sonrası ortaya çıkmış oldukça yeni bir alandır. Siyaset kuramı. Görünüşte liderin adil ve iyi olması gerekse de “Amaca ulaşmada her yol meşrudur. akıl ya da çıkarsamalar yoluyla gerçeği aramaktır. Ancak kökleri antik uygarlıklara. mikro ekonominin tam tersine daha geniş ölçekte ve toplumdaki tüm bireylerin toplam olarak kararlarıyla ilgilenir. ekonomik kararların alt veya mikro düzeyde olanlarıyla ilgilenir. Siyaset bilimi hem humanistik hem bilimsel yaklaşımlar hem de bunların araç ve yöntemlerini kullanarak dünyanın çeşitli bölge ve ülkelerinde siyasal süreç. Farklı yönetim biçimleri ve yapıları. siyaset ve siyasal süreçler. Son yıllarda anayasal hükümetlerde oy verme davranışına kadar ilgi alanı genişlemiştir. Mikro ekonomi. ahlak filozoflarına. siyaset bilimin tartışmalı da olsa en temel yapılarındandır. bilgi ve etik konularındaki sorularla ilgili rasyonel incelemedir.” fikrine dayanan eser. varlık. Tarihsel olarak tüm liderler siyasetle ilgilenmişlerdir. sistem ve siyasal dinamiklerle ilgili çalışmalarda bulunur. Ampirizm yerine. siyasal ideoloji. Siyaset Biliminin en temel eserlerinden biri İtalyan diplomat Niccolo Machievelli’nin yazdığı Prens (1513)’tir. Siyaset Bilimi Disiplin olarak Siyaset Bilimi. Örneğin “Benim felsefem çok çalışmaktır. uluslararası ilişkiler konularında uzmanlaşmaya gidilmiştir. Örneğin faizlerdeki değişim oranının ulusal tasarruf oranlarını nasıl etkilediğini inceler. Felsefenin bir sosyal bilim olarak. siyasal ekonomi. siyaset felsefesi. sistemler ve siyasal davranışı inceler. karşılaştırmalı siyaset.

günümüzde tekrar toplumsal yapı-kültür ve bireyin birlikte incelenmesine dayanan daha kapsamlı çalışmalar tercih edilmeye başlanmıştır. Hatta ilk önceleri sosyal. “Ontoloji” (Varlıkbilim) ve “Ahlak”tır. Örneğin antropologlar ve sosyologlar kültür ile ilgilenirler. Nitekim başlangıçta sosyologlar daha çok toplumsal yapı ile ilgilenirken. ekonomi ve siyaset biliminin hepsi de insan davranışı ile ilgilenirler. Sosyolojinin diğer alanlarla benzerlikleri çoktur. Örneğin Karl Marks’ın tarihsel maddeci sosyolojisinde ekonomi. Örneğin sosyologlar. bilginin kaynağının “kadının öznel deneyimleri” veya algıları olduğu ileri sürüldüğünden.10 Ünite 1 Aslında felsefenin temel dört çalışma alanı vardır. Ayrıca insanlar arasındaki iletişim aracı olarak dilin en büyük kültür taşıyıcısı olması da sosyolojinin kültüre ilgisini arttırmaktadır. Bunlar sırasıyla “Metafizik”. Sosyoloji ve Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi Her şeyden evvel psikoloji. kapitalist üretim biçiminde . Hatta son yıllarda bir gelişme daha yaşanarak. Durkheim bir sosyal olayın ancak diğer bir sosyal olay ile açıklanması ilkesi üzerinde ısrarla durmuştur. “fayda” olarak görmek Pragmatizm olarak anılır. siyaset ve sosyal birbirinden ayrılmak bir yana birbiri ile etkileşim içindedir. “deney” olarak görmek Ampirizm. insan ürünü olay ve olguların yorumlanarak anlaşılmasında kültür son derece önemlidir. Ancak daha sonra başta Emile Durkheim olmak üzere bazı sosyologlar sosyal olanı diğer alanlardan ayırmak için yoğun çaba göstermişlerdir. Ekonomi ve sosyolojinin her ikisi de üretim ve bölüşümle ilgilenirler. antropoloji. “sezgi” olarak görmek Intuitionism/Sezgicilik. Özellikle doğa bilimlerinden farklı olarak. Bu bağlamda epistemolojik olarak. bilginin kaynağını “akıl” olarak görmek Rasyonalizm. siyasal ve ekonomik yönler ayrı ayrı değil bir bütün olarak ele alınıp incelenirdi. Ancak sosyologlar üretim ve bölüşümün sosyal sonuçları ile daha fazla ilgilenirler. Ayrıca Bilgi Kuramının da “bilginin kaynağı” ve “bilginin değeri” olarak iki temel alanı vardır. Özellikle ontoloji ve epistemolojiden birçok bilimsel kavramı tanımlamada yararlanılır. Tüm bu bilimler insan ilişkileri üzerinde mikro veya makro düzeylerde dururlar. Bu yüzden bu bilimlere bazen Davranış Bilimleri de denilir. “Epistemoloji” (Bilgi Kuramı). Feminizm de böylelikle epistemoloji tartışmalarında yerini almış bulunmaktadır. Aynı ekonomik üretim biçimine sahip olmasına rağmen farklı toplumsal yapıların varlığı kültürel analizlere duyulan ihtiyacın başlıca kaynağı olmuştur.

Sosyolojinin kurucusu Auguste Comte’da aslında bir filozoftur. eğitim. siyaset sosyolojisi. cemiyet var. din sosyolojisi. yaşlılık. Bunların başında aile sosyolojisi. Yapı ve birey ikiliğini kabul eden bu kuram. eğitim sosyolojisi. Sosyolojideki pek çok yaklaşımın insan ve toplum hakkında sahip oldukları felsefi kabullere göre birbirinden ayrıldığı söylenebilir. Sosyolojinin inceledikleri sosyal problemler açısından da gelişmiş pek çok dalı vardır.” diyen ilkçağ filozofu Heraklit’e aittir. Bunlar arasındaki ilk sınıflama kuramsal ve uygulamalı sosyoloji ayrımıdır.” şeklindeki diyalektik görüş sosyolojinin temel önermesidir ve felsefe kökenlidir. Antony Giddens’ın Yapılaşma Kuramı bunun en iyi örneğidir. Hatta feminist sosyologlar konuyu daha da derinleştirerek kadının ev içi emeğinin de ekonomik ve sosyal bir değeri olduğunu ve dolayısıyla kapitalizmi gizli olarak beslediğini iddia ederler. Ayrıca günümüzde sanayi sosyolojisi artık örgütsel sosyolojiye dönüşmüştür. Sosyal kurumları çalışan sosyoloji dalları da vardır. Ancak son yıllarda psikolojik gelenek içinde gelişmiş bazı mikro sosyolojik yaklaşımlar başta olmak üzere bireyin toplum tarafından belirlenen pasif bir alıcı olmadığını kabul eden yaklaşımlar da gelişmiştir. kadın ve çocukların sömürüldüğü konusu üzerinde daha fazla dururlar. Nitekim sosyolojinin temel kabulü olan değişme fikri. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 11 işçilerin. suç. Marks’a göre üretim güçleri ve üretim ilişkileri olarak ekonomik altyapı. Öte yanda bilgi ve kültür sosyolojisi adı altında yapılan çalışmalara da rastlanmaktadır. bireyin sosyal sorunlarla baş ederken başvurduğu stratejilerin psikolojide olduğu gibi önemsenmesi söz konusudur. . “Fert yok. Daha sonra araştırma yapılan mekâna göre kır ve kent sosyolojileri gelir. Marksizm’in ekonomik altyapıya önem ve öncelik vermesi de sosyoloji ve ekonomi yakınlığının en iyi göstergesidir. Bunlar arasında kadın. Sosyolojinin Dalları Diğer pek çok bilim gibi sosyolojinin de alt dalları vardır. çocuk. çevre. Felsefe ve sosyoloji arasında da çok yakın bağlar vardır. ajan olarak bireyi yapıyı etkileme kapasitesine sahip olarak görür ve önemser. afet sosyolojisi en önde gelenleridir. din. hukuk sosyolojisi. Psikolojinin toplum yerine bireyle ilgilendiği açıktır.” görüşlerine fazla itibar edilmemesi. aile. Artık Durkheim gibi. ekonomik sosyoloji ve sağlık sosyolojisi gelir. hukuk gibi diğer üstyapı kurumlarını belirler. “Aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz. “Değişmeyen tek şey değişmenin kendisidir. devlet. Sosyolojide çok sık kullanılan diyalektik kavramı da felsefeden alınmıştır.

Postmodernizm de sosyolojiyi meta-anlatı. kadın ve çocuk mülakatları ayrı ayrı yer almıştır. Türkiye’de de Sosyoloji Derneği tarafından yapılan Gecekondularda Geleneksel Dayanışmanın Çağdaş Organizasyonlara Dönüşümü (1993) adlı aile araştırmasında erkek. sağlık sosyolojisi açısından yapıldığında farklı terminoloji kullanılarak birbirinden ayrılacaktır. Ancak. Örneğin geçmişte birçok klasik aile araştırmasında sorular sadece aile reisi olarak erkeğe yöneltilmiştir. Aynı şekilde hastane incelemelerine örgüt sosyolojisi mi sağlık sosyolojisi içinde mi yer verileceği de tartışılabilir. Örneğin feminist araştırmalar nitel araştırma tekniklerini tercih eder. Postmodernizm de içinde bulunduğumuz anı ve yeri önemsediğin- . Aynı konu sosyal problemler çalışıldığında da ortaya çıkabilir. Bu sorun son yıllarda ayrı ayrı kadın ve çocuk anket/mülakat formları düzenlenerek çözümlenmeye çalışılmaktadır. Sosyolojideki temel yaklaşımlar daha sonra inceleneceği için burada daha fazla ayrıntıya girilmeyecektir. modernitenin bilimi olan sosyolojiye meydan okuduklarıdır. Ayrıca araştırma probleminin nasıl tanımlandığı da ipucu verebilir. Bu yüzden sosyoloji dallarının çok net sınırlarının bulunmadığı bir gerçektir. Çünkü ailedeki en yüksek eğitimli ve sorumlu kişi aile reisidir. Burada belirtilmesinde yarar olan önemli bir nokta feminist ve postmodernist görüşlerin.12 Ünite 1 Sosyolojinin dallara ayrılması içerik açısından problemlidir. Örneğin bir sağlık örgütünde sosyal ilişkiler sorunu araştırıldığında bunun kırsal veya kentsel bir çalışma olması önemini yitirir. diğeri sağlık sosyolojisi kuramsal yaklaşımlarını kullanacaktır. Ancak feminist ve postmodernist araştırmaların mevcut araştırma tekniklerinden bazılarını önemsemesi. sosyolojiyi ataerkil ideolojiyi yeniden üretmekle suçlar. Çünkü feminist kuram. Araştırmaya sağlık sosyolojisi olarak bakılır. Bu durumlarda okuyucunun temel ölçüt olarak hangi alanın temel kuram ve kavramlarından hareketle çalışmanın yapıldığına dikkat etmesi gerekir. diğer bir ifade ile çok geniş kapsamlı ve iddialı görerek dışlar. kadının konumunu ataerkil ve erkek egemen görüşlerle temellendirirken. sosyolojik araştırmalara sınırlar koyduğundan kabul edilemez bulunmaktadır. Kadın odaklı bir çalışma feminist kuramlara göre yapıldığında farklı. Örneğin kırsal sağlık sorunlarının incelenmesinin kırsal sosyoloji mi yoksa sağlık sosyolojisi mi olduğu tartışılabilir. Bu durum gelişme ve gerçeğe daha fazla ulaşma çabası olarak olumlu bir şekilde değerlendirilmiştir. Özellikle kendisi de modernist olduğu halde feminizm. feminist ve postmodernist eleştirilerin sosyolojiye ayna tutarak eksikliklerini görmesine olanak sağladığı da inkâr edilemez.

Sosyologlar toplumla diyalog haline geçtiklerinde onların sorunlarını daha iyi anlayacak ve daha verimli çalışmalar yapabileceklerdir. Sosyolojinin ayrıca Türkiye’de akademik kadroların atanmasında esas olan dört bölümü bulunmaktadır. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 13 den tarihsel çalışmaları reddeder. toplumsal gerçekliğin bütünlüğünün gözden kaçırılmasına ve birbirinden habersiz çalışmalar sonucunda da sosyolojide bir “meşruiyet krizinin” (Habermas. Burada en önemli kısım. Bölümde ele alınmıştır. dünyada ve ülkede yaşanan önemli konularda görüş bildirmek sosyologları sırça köşklerinden çıkaracak ve halk sosyolojisi yapmaya götürecektir. kitle iletişim araçlarında programlara katılmak. Nitekim bazı üniversitelerdeki sosyoloji bölümlerinde bu ayrıma son verilmiştir. Bu konu ayrıntılı olarak 10. Çünkü tüm Dünya’da sosyolojiden beklenen çok fazla olmasına rağmen yerine getirilebilenler çok daha azdır. “Kurumlar Sosyolojisi”. Oysa bilimsel çalışmaların yanı sıra topluma sorumluluk bilinci ile toplum için diğer bazı çalışmalarda bulunmak ahlaki bir sorumluluktur. Bu nedenle sadece doğal ve sosyal olarak ikiye bölünen bilimlerin değil. halkın düzeyine inerek onlar için bilgi üretmek ve bunu onlarla paylaşmaktır. Öte yandan 2010 yılında İsveç/ Göteborg’da yapılan Dünya Sosyoloji Kongresine aktif olarak katılan 51 Araştırma Komitesi (RC) bulunmaktadır. Bölünen bilgi ise. Çünkü akademisyen sosyologlar çoğu zaman akademik ilgi ve merakları temelinde araştırmalar yapmakta halk ile diyalogu ihmal etmektedirler. 1981) yaşanmasına yol açmaktadır. tüm sosyal bilimlerin ve sosyolojinin daha bütüncül çalışmalar yapması ve . Akademi içinde sosyologların yaptıkları çalışmalar hem “Profesyonel” hem de “Eleştirel” olabilir. Sosyolojinin dallarını farklı şekilde kavramlaştırmak da mümkündür. hem dünü/tarihsel olanı hem de bugünü önemser ve bilmek ister. Sosyologlar ağaçlar ile uğraşırken ormanı göremez hale gelmişlerdir. Örneğin sivil toplum kuruluşlarında görev almak. Karşılaştırmalarını hem zaman hem de mekân boyutunda yapmak onun zenginliğidir. Bunlar bilginin uzmanlaşması kadar bölünmesinin de işaretleridir. Oysa sosyoloji hem nicel hem nitel. Bu ayrımın pek sağlıklı olduğu söylenemez. Bunlar sırasıyla “Genel Sosyoloji ve Metodoloji”. Örneğin Michael Burawoy (2005) tarafından sosyolojinin akademi içine ve dışına yönelik olarak yapılması da önemlidir. “Uygulamalı Sosyoloji” ve “Toplumsal Yapı ve Değişme” anabilim dallarıdır. Akademi dışına yönelik olanlar ise “Politika Yönelimli” uygulamalı araştırmalar ve “Halk Sosyolojisi” (Public Sociology) olarak adlandırılabilir.

14 Ünite 1 daha adil. hem nicel hem de nitel teknikler aracılığıyla tarihsel ve mekânsal bağlamından koparmaksızın. tartışan. . siyaset. yapı-birey ile kuram ve uygulama bütünlüğü içinde inceleyen bir bilimdir.” Sosyolojinin Türkiye’de yüksek öğretimdeki hedefi ise. grup. sınıf ve örgütleri hem makro hem de mikro. hukuksal yapı ve süreçleri. yazan. yurtta ve dünyada yaşanan kamusal sorunlara ahlaki olarak sorumlu olduğunun bilinciyle halka yönelen. toplumsal ilişkiler ve onları düzenleyen başta eğitim. artık daha kapsamlı bir sosyoloji tanımı yapacak bir konuma gelinmiş bulunulmaktadır. “Sosyoloji. her türden ayrımcılığa karşı. eşitlikçi ve güvenilir bir dünya için mücadele etmesi beklenmektedir. eleştirel düşünen. sivil topluma duyarlı. aile gibi kurumlar ile bu ilişkilerin içinde oluştuğu ekonomik-sosyal-kültürel. yaratıcı ve demokrat sosyologlar yetiştirmektir. Sonuç olarak. profesyonel sosyoloji ile politika yönelimli sosyolojiyi dengeleyebilen.

çocuk. yaşlılık. örgütlenmiş bir yapı olarak sosyoloji. daha sonra da toplum ve insana yönelik olarak da Sosyal Bilimler gelişmeye başlamıştır. Sosyal Bilimler ‘ürün’ (product) ve ‘süreç’ (process) bağlamında daha geniş bir bilim tanımını tercih ederler. Ayrıca bilgi ve kültür sosyolojisi adı altında yapılan çalışmalara da rastlanmaktadır. ekonomik sosyoloji ve sağlık sosyolojisi gelir. Sosyolojinin incelediği sosyal problemler açısından da gelişmiş pek çok dalı vardır. eğitim sosyolojisi. Her çalışma alanı gibi sosyolojiyi de üç temel alanda incelemek mümkündür: entelektüel / zihinsel disiplin olarak sosyoloji. felsefeden ilahiyata kadar çok geniş bir alana yayılan sosyal bilimlerin tümünün sosyoloji ile yakın ilişkisi vardır. Burada ürün ve süreçten kastedilen bilim insanlarının sistemli çabaları sonucunda ortaya koydukları anlamında bilim tanımıdır. Diğer pek çok bilim gibi sosyolojinin de alt dalları vardır. hukuk sosyolojisi. siyaset sosyolojisi. çevre. Bunlar arasında kadın. afet sosyolojisi en önde gelenleridir. iletişim. Sosyal Bilimlerin çoğu genel. belirli önermeleri paylaşan bilim insanları topluluğu olarak sosyoloji. Bunlar bilginin uzmanlaşması kadar bölünmesinin de işaretleridir. Aslında tarih. hukuk. Doğa bilimleri gibi sosyal bilimler de çok farklı dallarda uzmanlaşmışlardır. Bunların başında aile sosyolojisi. suç. Daha sonra araştırma yapılan mekâna göre kır ve kent sosyolojileri gelir. zorunlu önermelerde bulunmayı hedeflemez. Ayrıca günümüzde sanayi sosyolojisi artık örgütsel sosyolojiye dönüşmüştür. . din sosyolojisi. tümel. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 15 Özet İnsanların doğal ve sosyal yaşama ilişkin bilme meraklarını gidermek amacıyla daha sistemli bilgiler elde etmeye yönelik çabalar artmış ve sırasıyla doğaya yönelik olarak Doğal Bilimler. Öte yandan 2010 yılında İsveç/Göteborg’da yapılan Dünya Sosyoloji Kongresine aktif olarak katılan 51 Araştırma Komitesi (RC) bulunmaktadır. Bunlar arasındaki ilk sınıflama kuramsal ve uygulamalı sosyoloji ayrımıdır. coğrafya. Sosyal kurumları çalışan sosyoloji dalları da vardır.

Problemler e. Bütünün parçaların kaba toplamından daha fazla bir işleve sahip oluşu d. Hepsi 5 Aşağıdakilerden hangisi “halk sosyolojisi”nin temel özelliğidir? a. Hepsi 2. Hiçbiri 4. Bireye önem vermek b. Hepsi e. Kurumlar d. Eski fil hikâyesinde sosyologun rolü aşağıdakilerden hangisiyle uyuşmaz? a. Zaman b. Aileye önem vermek c. Açıklama b. Mekân c. Hepsi 3. Hukuka önem vermek d. Bilim insanları topluluğu e. Hepsi . Parçalar bütünden önemlidir b. Sosyolojinin dallara ayrılmasının temel ilkeleri nelerdir? a. Betimleme e.16 Ünite 1 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Bağımsız yöntem c. I. Wallerstein’e göre bilimlerin bağımsız bir disiplin olmasının koşulları nelerdir? a. Toplumun geneline ahlaki sorumluluk duymak e. Diğer tüm bilimler gibi sosyolojinin de temel amacı nedir? a. Bağımsız bir konu b. Organizasyon d. Anlama c. Bütünsel /holistik bakış c. Öngörüde bulunma d.

Objektivite e. Toplumsal değerleri incelemek e. I. Z. Wallerstein e. Grupları incelemek b. Habermas d. J. Aşağıdakilerden hangisi sosyolojinin inceleme alanı dışındadır? a. Amin . Olması gerekeni incelemek d. Nedensel yönü d. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 17 6. Burawoy c. Sosyolojinin alt dallara ayrılmasının bilginin uzmanlaşması kadar. Toplumsal sınıfları incelemek c. Baumann b. Toplumsal hareketliliği incelemek 7. Bireysel yönü 8. toplumsal krize de yol açabileceğini savunan ünlü sosyolog/ filozof kimdir? a. Sosyolojiyi diğer sosyal bilimlerden ayıran temel özellik nedir? a. Bütünsel yönü c. M. Toplumsal yönü b. S.

18 Ünite 1 .

8.1. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler 2 Sosyolojinin Öncüleri 3. 5. Türkiye’de Sosyoloji . 9. Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 4. 6. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme SOSYOLOJİ 10. 7.

• Karl Marks’ın temel görüşlerinin neler olduğu incelenecektir. • Henri de Saint Simon’un temel görüşlerinin neler olduğu incelenecektir. . • İbn-i Haldun’un temel görüşlerinin neler olduğu incelenecektir.20 Ünite 5 Ünitede Ele Al›nan Konular • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar • İbn-i Haldun • Henri de Saint Simon • Auguste Comte • Karl Marks Ünite Hakk›nda • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar olarak kimlerin kabul edildiği gösterilecektir. • Auguste Comte’un temel görüşlerinin neler olduğu incelenecektir.

• Auguste Comte’un temel görüşleri neler olduğunu öğreneceksiniz. • Henri de Saint Simon’un temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. . Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 21 Ö¤renme Hedefleri • Sosyolojinin öcüleri olarak kimlerin kabul edildiğini öğreneceksiniz. Marks’ın felsefi ve sosyolojik görüşleri arasındaki ortak • Öncü düşünürler arasındaki benzer ve farklı yönleri listeleyiniz. • K. • İbn-i Haldun’un temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Karl Marks’ın temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Saint Simon’un neden etikçi veya ütopik sosyalist olarak • A. Comte’un Pozitivizm adlı felsefesinin nasıl bir sosyolojinin kurulmasına öncülük ettiğini araştırınız. adlandırıldığını tartışınız. yönü araştırınız. Üniteyi Çal›ş›rken • İbn-i Haldun’un öyküsünün onun görüşleri üzerindeki etkisinin ne olduğunu araştırınız.

22

Ünite 2

Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar
Sosyoloji konusundaki kitapların çoğunluğunun Batı kaynaklı oluşu yüzünden sosyoloji tarihi yazılırken sürekli Batılı düşünürlere yer verilmesi alışıldık bir tutum ve davranıştır. Ancak son yıllarda giderek Batı dışındaki sosyologlar tarafından bir kişinin adı daha fazla anılır hale gelmiştir. Bu kişi Arap asıllı düşünür İbn-i Haldun’dur. Sosyoloji tarihi kitapları incelendiğinde birçok önemli ve güncel reform konusunda olduğu gibi sosyoloji hakkında da ilk habercinin Henri de Saint Simon olduğu ve daha sonra Karl Marks, Auguste Comte, Emile Durkheim ve Max Weber’in geldiği görülür. Bu nedenle adı geçen düşünürlerin temel görüşlerini bilmek gerekmektedir. Bununla birlikte Batı dışından bir sese kulak vermenin uygun olacağı düşüncesiyle kitabın bu bölümünde Henri de St. Simon, Auguste Comte ve Karl Marks gibi Batılı öncüler yanında İbn-i Haldun’a yer verilmiştir.

İbn-i Haldun (1332-1406)
İbn-i Haldun’u basit bir Arap düşünürü ya da tarihçisi olarak görmek yanıltıcı bir başlangıca yol açabilir. Bu nedenle biraz daha gerilere giderek yaşadığı dönemi ve öncesini bilmek gerekir. Nitekim tarihe bakıldığında M.S. 711’de Arapların bugün İspanya olarak bilinen İber Yarımadasına Cebeli Tarık Körfezini geçerek geldikleri ve güneyde yaşayan Yahudi ve Hıristiyanlara İslamiyeti tanıtarak tarihte “Endülüs Uygarlığı” (756-1031) olarak geçen uygarlığı inşa ettikleri görülür. Ancak daha sonra İspanya Kraliçesi Kastilya’nın iktidara geldiği dönemde İslam egemenliğine son verilerek önce 1492 yılında Yahudiler (Seferadlar) daha sonra da Araplar ülkeden sürülürler (1610). Nitekim Yahudiler/ Sefaradlar daha sonra Osmanlı Devleti tarafından kabul edilmişler ve gemilerle İstanbul’a getirilmişlerdir. Bu nedenle halen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Museviler, geçmişteki cömert davranışı şükranla anmaktadırlar. Buna karşılık tekrar Afrika’ya dönen Müslümanlar çeşitli ülkelere dağılmışlardır. İşte Tunus’ta 1332 yılında doğan daha sonra İspanya’nın Sevile kentine gelerek burada uzun yıllar yaşayan İbn-i Haldun’u bu kültür zenginliği içinde değerlendirmek gerekmektedir. İbn-i Haldun hakkındaki bilgilere Batının Gumplowicz ve Oppenheimer aracılığıyla ulaştığı da belirtilmelidir. İbn-i Haldun Endülüs Uygarlığının son dönemlerinde daha 21 yaşında iken Arap Sultanı Abu Einan’ın güvenini kazanarak onun özel sekreteri olarak çalışırken, kendisini çekemeyenlerin iftiraları yüzün-

Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar

23

den aynı sultan tarafından iki yıl hapse mahkûm olur (1356-1358). Sultanın ölümünden sonra Vezir İbn-i Ömer, onu özgürlüğüne kavuşturarak görevine iade eder. Aslında onun yaşamının iki bölümü olduğu; birinde kamu bürokrasisinin hizmetkârı iken, diğerinde bilimsel çalışmalara kendini adamış bir kişilik olduğu söylenir. Ancak ilk dönemdeki devlet tecrübelerinin onun daha sonra geliştirdiği kuramlara katkısının olduğu inkâr edilemez. İspanya’dan ayrıldıktan sonra Mısır’ın Kahire kentinde 1402’de ölen İbn-i Haldun, evrimci ve determinist bir düşünürdür. En önemli eseri olan Mukaddime aslında çok kapsamlı bir sosyal bilimler ansiklopedisine benzetilebilir. Kolaylıkla anlaşılması mümkün olmayan eserinde uygarlıkların gelişimini ortaya koyar. Özellikle Ümran başlığı altında bugün hars/kültür denilen konu hakkında düşüncelerini ortaya koyar. Ona göre iki türlü Umran vardır: 1. Bedevi Umran: Bugünkü karşılığı köylülüktür. Kır ve göçebe kültürün özelliklerini taşır. 2. Hadari Umran: Yerleşiklik ve kentlilik anlamında kullanılmıştır. İbn-i Haldun’a göre medeniyet bedevilerde değil Hadarilerdedir ve Ümran’ın üç özelliği vardır: 1. Doğallık: İnsan doğası gereği tek başına yaşayamaz. İnsan topluluğu bu nedenle doğaldır. 2. Organiktir: İnsan topluluğunun belirli bir şekilde gelişmesi zorunludur. 3. İşlevseldir: Bireyler iyi yaptıkları işlerde uzmanlaşırlar. Sosyolojik açıdan önemi, özellikle kır ve kentler arasında farklılaşma üzerinde durmasıdır. Ona göre, göçebe-köy toplulukları yerleşik-kentlerden önce ortaya çıkar ve burada yaşayanlar henüz daha güvenilir ve sağlamdır. Bunun temel nedeni kırda ailenin daha istikrarlı olmasıdır. Buna bağlı olarak da sosyal dayanışma daha yüksektir. Ayrıca büyüklere özellikle de kadınlara çok fazla değer verilir ve saygı duyulur. Ancak bedeviler aynı zamanda inançsız, isyankâr ve şiddet yanlısıdırlar. Hadarilerin yaşadıkları yerler, yani kentler değişmeyi temsil eder; burada düşünceler derinleşebilir; bilgi artar ve düşünceler zenginleşir. Kent hayatı tüm bu kültürün gelişeceği en uygun ortamdır. İbn-i Haldun’un Ümran ile bağlantılı diğer kavramı Asabiye’dir. Ona göre Ümran tıpkı bir ağaca benzer. Ağacın gövdesi hadara/kentlilik;

24

Ünite 2

özsuyu ise asabiyedir. Asabiye demek, herkesin aslına/asabiyesine bağlı olması demektir. Diğer bir ifade ile soyundan geldiklerine bağlılık göstermek ve onlarla dayanışma içine girmektir. Psikologlar buna “ortak bilinç” de derler. Sosyolojik açıdan ise, dayanışma duygusu, sosyal bağlılık/tesanüt, yakın akraba bağı anlamına gelir. Asabiyenin özellikleri kabile, aşiret veya topluluk üyeleri arasında kuvvetli bir birlik, güçlü bir dayanışma, yardımlaşma, doğadan koruma bilinci ve inancının kuvvetli olmasıdır. Asabiye aynı zamanda davranış anlamına da gelir. Güçlü ortak düşünce güçlü davranış birliğine dayanır. Bedeviler arasında asabiye daha güçlüdür. Ancak bedeviler modernleşip yerleşikliğe geçtikçe soy asabiyesi güçsüzleşirler. Bu nedenle İbn-i Haldun’un görüşlerinde sadece ekonomik değil manevi bir motif, metafizik bir değerlendirme de söz konusudur Bu düşünceler daha sonra ekonomi yerine ahlakı önemseyen Emile Durkheim’da daha ayrıntılı olarak görülür. Aslında İbn-i Haldun iki tür asabiye sınıflandırır: 1. Nesep/soy Asabiyesi: Bedevilerde ve göçebelerde daha çok görülür. 2. Sebep Asabiyesi: Yerleşik toplumlarda daha yaygındır. İbn-i Haldun’a göre sebep asabiyesi, kişilerin hayatını anlamlandıran uğruna yaşamı feda etmeyi ya da çatışmayı göze aldırabilecek yüksek bir değer veya inançtır. Bu yüzden yerleşik toplumlarda sebep asabiyesi gelişir ve millet ortaya çıkar. Çünkü millet ideali olan insanlar büyük özverilerle oluşturdukları sebep asabiyesine bağlanırlar ve artık nesep/soy asabiyesine ihtiyaç duymazlar. Bundan sonraki çatışma ve mücadele milletler ve uygarlıklar arasında cereyan eder. Uygarlıklar arasında savaşlara işaret eden Huntington’ın da benzeri düşüncelere sahip olduğu söylenebilir. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu’na göre, biyolojik determinizmi sosyal determinizm ile birleştirmeye çalışmıştır. Afrika’da çeşitli kabileleri dolaşarak yaptığı saha çalışmaları sonucunda toplumu canlı bir organizmaya benzetir. Buradan hareketle toplumların da doğup, büyüyüp, gelişeceğini ve sonlanacağını iddia eder. Ona göre doğum ve gelişme dönemleri göçebe kültürünün sonucudur. Buna karşı kent yaşamına olumsuz bakar ve giderek kentleşen uygarlıkların gerileyerek yok olduğu düşüncesine ulaşır. Nitekim bu görüşleri nedeniyle Hilmi Ziya Ülken tarafından ilerleme karşıtı olarak algılanmıştır. Çünkü onun ilgisini çeken Ümran aslında uygarlık demektir ve kentlerdeki yaşamı anlatır. Ancak onun görüşlerinin sadece bilimsel değil

Simon arkadaşı olan A. St. Kuran’ın Araf suresi 34. Henri de Saint Simon (1760-1825) Ünlü Fransız düşünürü St. Simon toplumun yeniden organizasyonunun ancak felsefeci.” sözlerinin yanı sıra. Fransız Devrimi sırasında 11 ay hapishanede kalmış ve burada insanlığın bilimsel ve sosyal reformu hakkındaki düşüncelerini formüle etmiştir. Simon’un düşünceleri sosyal bilimlerde önemli yankılar yaratmıştır. Ancak aristokrasiye karşı olan devrimcilerin yardımı ile hapishaneden kaçmayı başarmış ve tekrar eski ismini almıştı. Simon. Ancak onun hem Marks’ın değişme ve çatışma konusundaki düşüncelerine sahip olduğu hem de Durkheim’ın ortak bilinç ve dayanışma kavramlarının benzerlerini çok daha önce kullandığı açıktır. Her zaman coşkulu bir insan olarak ölüm yatağında iken. Çünkü St. Simon şanssız ve yoksul olmasına karşılık yüksek soylu bir memurdu. yy boyunca . aynı doğa bilimlerinde olduğu gibi benzer temeller üzerinde inşa edilmesi gerektiğini savunmuştur. büyüyüp geliştiğinin yazıldığı ve dolayısıyla da İbn-i Haldun’un görüşlerinin özgün olmadığı iddia edilebilir. Aynı şekilde Fransız Devrimi de kendisine yapılanlara rağmen onun desteğini kazanmıştır. geleneksel din adamlarını eleştirmiş. sosyoloji dışında iktisat tarihinin de kurucusu olarak kabul edildiğini hatırlamakta yarar vardır. Bonhomme olarak değiştirmek zorunda kalmıştı. din adamları ile bilim insanı eğitimcilerin yer değiştirmesini önermiştir. St. Bu bağlamda laik bir dini savunarak. mühendis ve bilim insanları ile birlikte olabileceğini düşünmüştür. Fransız Devrimi sırasında yaşayabilmek için adını M.” Nitekim Amerikan Bağımsızlık Savaşı’na heyecan duyarak katılması ve subay olarak dövüşmesi böyle bir heyecan sonucu olsa gerektir. ayetinde toplumların da canlılar gibi doğup. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 25 aynı zamanda İslami olduğu. Ülkesine dönmeden önce de Pasifik ile Atlas Okyanusu’nu birbirine bağlayacak Panama Kanalı inşaat planı için Meksika Genel Valisini temsil etmiştir (1783). Ayrıca 19. Comte’u büyük ölçüde etkilemiştir. Buna rağmen tepeden inmeci jakoben devrimciler Onu geçmişine dayanarak hapse atmışlardı. kendisini mali açıdan destekleyen Olinde Rodriquez’e şunları söylemiştir: “Yaptığın büyük işlerin seni heyecanlandırması gerektiğini unutma. Ünlü tarihçi Arnold Toynbee’nin “Dünyaya onun gibi bir tarihçi bir daha gelmedi. Toplumbilimin. St. daha 13 yaşında iken dinsel dogmalara koşulsuz itaati reddetmiş ve genç yaşında bir yakınının etkisiyle Yorktown’a giderek Amerikan Bağımsızlık Savaşı’na katılmıştır.

Özellikle d’Alambert gibi ansiklopedistlerin etkisiyle antikçağ düşüncesinden beslenerek dinsel ve siyasal kurumların modasının geçtiği düşüncesine ulaşmıştır. St. Marks ve F. birkaç eserinde ortak yazarı olan A. St. Gençliğinde Aydınlanmacı filozoflardan etkilenmiştir. hep onun düşüncelerinden esinlendiği iddiaları bulunmaktadır. F. Tarihte sınıfların rolü hakkında yazarak. fakat soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Fransız Devrimi ve Napolyon Savaşlarından sonra kurulabilirdi. Simon’da bulmak mümkündür. Comte. Ancak böylelikle sosyal istikrar. onun çırağı. aristokrasinin ve papazların önceki dönemlerde önemli işlevler görmelerine rağmen artık sadece kendi imtiyazları için mücadele ettiklerini ve gelecek için yararsız veya fuzuli olduklarını düşünmüştür. refahın yaratılmasında emekçiler ve onları sömürenler üzerine düşüncelerini ifade . O.” demiştir. St. K. Oysa düşünce anlamında sosyoloji fikrine ilk ve en büyük ilham kaynağı olan kişi St. Modernitenin kapsamlı analizini yapan St. Engels’in Komünist Manifesto'yu yayımlamalarından 23 yıl önce ölmüştü. Durkheim’a göre. Tarihe dayalı analizler yaparak. Napolyon bulunmaktadır. St. Simon tüm bu yönleriyle önemli bir miras bırakmıştır. gelecekteki toplumun bilime ve sanayiye dayanacağını öngörmüştü. sosyal organizasyonlarda teknokratik yaklaşımın ve birleşik bir Avrupa kurulması fikrinin. yüzyıl düşüncesinin tohumlarını atmıştır. 17 Ekim 1760’ta Paris’te yoksul. toplum hakkında çalışmayı içeren biçimde bilime dayalı olarak bilginin yeniden kurulmasını. Simon’un sosyolojinin en önde gelen düşünürü olmasına rağmen. Bu toplum herkesin yararlı işler yapabileceği bir atölye olacaktı. Taraftarları arasında ünlü matematikçi Lagrange ve imparator III. zihinlerdeki karmaşıklığı gidererek düzen kurmada anahtar olarak görmekteydi. arkadaşı. altı ciltlik Pozitif Felsefe Dersleri adlı eserin sahibi olarak sosyolojinin babası olarak anılmıştır.26 Ünite 2 tüm Avrupa’da etkili olmuştur denilebilir. sosyal gelişme ve farklılaşma konularında yazmakla Comte ve Spencer’e iyi bir başlangıç yapma imkânı sağlamıştır. Simon “sanayileşme” kavramını ortaya atarak. Simon aslında kendi kendini eğitmiş bir düşünür olsa da sosyolojinin. Artık eskimiş olan monarşinin. Oysa St. Simon 19. sosyalizmin. Simon’dur demek yanlış olmayacaktır. “Daha sonraki sosyalizm ile ilgili tüm düşünceleri St. Engels. Simon. daha sonra ünlenen seçkinci filozoflara örneğin Gaetano Mosca ve Vilfredo Pareto’nun yolunu açmıştır. Seçkinlerin toplumsal gelişmelere ayak uydurmaları gerektiğini inceleyerek.

Şehirler ve onların banliyöleri. Doğuştan veya sermaye ile yüksek sınıflardan gelen kişiler daha iyi koşullarda yaşarken. Bu haklar. Halkın sosyal refahının sağlanmasında devlete anahtar rolü yüklemiştir. Ayrıca giderek sosyal problemlere duyarsızlığı yüzünden liberalizme daha fazla kuşku ile bakmıştır. yy sonlarında başlı başına bir sosyal mesele haline gelmiştir. Onun temsil ettiği sosyalizme Etikçi/Ethical Sosyalizm denilmekte ve aynı zamanda Ütopyacı olarak da anılmaktadır. Diğer bir ifade ile elde edilen kâr. politik haklarından çok doğal haklar insanları mutlu etmektedir. Etik ya da Ütopyacı Sosyalizme göre. Avrupalı ulusların parlamenter cumhuriyetlere dönüşeceğini de öngörmüştür. sanayi kentlerindeki çoğunluk ancak asgari geçim standartlarını çok daha fazla çalışarak koruyabilmektedir. Hatta daha da ileri giderek. Bu görüş daha sonra 19. sosyolojik işlevselcilik ve değişken sosyal yapılar düşüncesinin ilk habercisi olmuştur. işletmelerin yerel toplulukta yeni hâkim kuruluşlar haline dönüştüğü döneme rastlar. Bir gün gelip Avrupa Parlamentosu kurulacağı fikrine inanmıştır. Simon ayrıca refah devleti çözüm önerisini geliştirmiştir. istikrarlı ve istikrarsız yapılar arasındaki farklara işareddederek. önceden kırsal kesimde yaşayanların yeni yerleşim bölgeleri haline gelmektedir. Simon’un büyük düşünce mirası fazlaca sistematik olmaması yüzünden bazı kayıplara uğradığı gibi. Ev ve işyeri artık birbirinden ayrılmaktadır. kendi işini seçmek. O politik yöntem olarak her zaman şiddete karşı olmuştur. vasıfsız veya vasıflı olarak çalışanın kendisine ait olmalıdır. St. Simon sosyalizmin temel şahsiyetidir. çalışmak. Bu görüş Avrupa’da modernizasyon hareketlerinin başladığı zamana denk düşer. Kuram ve uygulamada temel sosyal değerlerin özellikle de dinsel olanların üzerinde durarak bunların toplum açısından sonuçlarını incelemiştir. Herkesin yeteneklerine ve ihtiyaçlarına göre iş bulmasını istemiştir. emeğinin meyvelerini görmektir. Marks’ın daha keskin ve ayrıntılı bir doktrin oluşturmasına katkıda bulunmuştur. Engels’e göre St. “her zaman öğrenen ve bir şey bilmeyen” demek cesaretini gös- . Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 27 ederek sınıf mücadelesi konusunda K. Toplumların kooperatif modelinin oluşmasını savunduğu için ütopyacı denildiği belirtilmelidir. O. St. Bu hareket. Bu konu daha sonra Durkheim sosyolojisinin en önemli katkısı olarak değerlendirilmiştir. bazı biyografi yazarları onun için. Etikçi Sosyalizm herkesin yeni oluşan kentlerdeki toplumda nezih bir yaşam standardı ve insan ilişkilerine sahip olma hakkı olduğunu savunmaktaydı.

Marks’a ait olduğu sanılan birçok düşüncenin aslında onlara ait olduğunu. aynı zamanda doğa bilimleriyle ilgilendiğinden sosyolojinin de doğa bilimlerine benzemesine çalışır. Pierre Joseph Proudhon. ayrıca farklı ampirik konu alanlarının birbirinden ayırt edilmesine olanak sağlayan yöntemlerin tarihsel olarak ortaya çıkışını anlamamıza olanak sağlar. Ona göre pozitif bilimler arasında basitten karmaşığa doğru bir düzen vardır.28 Ünite 2 terebilmiştir. bilginin amacını. Robert Owen İngiltere’de. O. A. Tüm bilimler içinde en son ortaya çıkan ve en karmaşık olan sosyolojidir. Aslında. her zaman bilimlerin kendinden önce gelen bilimlere dayanması gerektiğine. onun doğal bilimlere benzer bir sosyal bilim kurma düşüncesini beslemiştir denilebilir. belirli hiyerarşi içinde bilimsel yöntemlerin kullanılmasının. A. Fransız Devrimi ve Aydınlanma Düşüncesine tepki olarak geliştirdiği düşünceleriyle tanınan sosyolojinin isim babası Fransız sosyologudur. bilimler arasında birlik sağlar ve bilimlerin gelişim sırasını gösterir. Ayrıca nesnel bir değerlendirme yapmak gerekirse. sosyolojinin diğer tüm bilimleri bir araya getireceğine inanmıştır. dolayısıyla . “Var olup olmadığını sorgulamaksızın. Bu düzen. doğa bilimlerinde kullanılan gözlem ve deney gibi tekniklerin sosyolojide de kullanılabileceğini savunur. sosyolojiyi yeni bir bilim olarak ortaya koyduğunda. Comte. Comte. anarşi başta olmak üzere tüm sosyal problemleri çözeceğine. O. zaman içinde görüşlerinde ortaya çıkan değişmeler onun bilimsellikten uzaklaşması yönünde olmuşsa da. Ancak K. matematik ve astronomi ile de ilgilenen bir kişi olması. Wilhelm Weitling Almanya’da sosyalizme katkıda bulunan öncü sosyalistlerdi. bugünkü çalışma yaşamının demokratikleşmesi ve çalışma yaşamında kalite fikirlerinin çok eskilere giderek Etikçi sosyalistlere ve dolayısıyla St. Simon’a dayandığını bilmek gerekmektedir. bunlar onun önce felsefeye daha sonra sosyolojiye katkılarını gölgeleyememiştir. Annesinin ve eşinin koyu birer Katolik olarak dindarlığının daha sonraki yaşamında önemli etkileri olmuştur. doğal olarak Ütopyacı Sosyalizm ideolojisini formüle etmede o yalnız değildi. deneyimlenen/yaşanan olguların betimlenmesine dayandıran felsefi düşünce sistemi” olarak basitçe tanımlayabileceğimiz Pozitivizmin kurucusudur. Auguste Comte (1798-1859) Fransa’da küçük bir yerleşim olan Montpellier şehrinde muhafazakâr bir memur ailesinde doğmuştur. O. Charles Fourier ve Louis Blanc Fransa’da. Buna karşılık fizik.

sosyal duygulara geçilmesini veya yükselmeyi kendisine problem edinmiştir. Metafizik hal/dönem: Soyut hal de denilmektedir. bencil duyguların ele geçirdiği doğal durumdan. En azından günümüz modern toplumunda da teolojik ve metafizik açıklamalara başvurulması A. Tüm insan düşüncesinin. Bunlar: a. c. Comte sosyolojinin aracılığıyla. Onun düşüncelerini “sosyal dinamik” ve “sosyal statik” olarak iki bölüm halinde incelemek mümkündür. Pozitif felsefe ile insanlığın içinde bulunduğu kaotik durumun sonlanacağını ve dolayısıyla ilerleyeceğini savunmuştur. sosyal değişme demektir ve en iyi ifadesini Üç Hal Yasasında bulur. Bu düşünceleri adeta “Yerçekimi Yasası”nı değiştirmekle bir tutulmuş ve imkânsız bulunarak eleştirilmiştir. tek ve çok tanrıcılık olarak üçe ayrılmaktadır. Soyut cisimlerle ilgilenme anlamında kullanılmaktadır. bilimsel düşünce tarafından ahenkli bir hale dönüştürüldüğünde. Hatta bu çabalarını “Sosyalatri” adlı bir insanlık dini geliştirmeye kadar vardırmıştır. Kesin ve yasalara bağlı bilgi demektir. Teolojik hal/dönem: Bu dönem de kendi içinde doğacılık (animizm). Ona göre. dinsel ayin ve törenler. daha sonraki yıllarında da mistisizme sapmakla eleştirilmiştir. insanlığın uygarlık düzeyinin gelişeceğine inanmıştır. Ayrıca. O. Sosyal Dinamik ise. Bilimsel dönem de denilir. Ayrıca altı ciltlik Pozitif . Sosyal Statik. Comte’u doğrulamamaktadır. bireysel veya tarihsel kültürel olsun üç adımlı yasayı izlediğini savunur. Ancak evrimci düşüncelerle tarihi ilerleme olarak olumlu görmesi önemini korumaktadır. düzenli ve istikrarlı sosyal ilişkiler ve toplumsal yapıdır. Onun iddiasının aksine insanların bu dönemlerden zorunlu olarak ve birbirini izleyerek geçmedikleri bilinen bir gerçektir. İlerlemeye olumlu bakan bir filozoftur. Nitekim günümüzde bazı insanlar teolojik açıklamalara inanırken bazıları da bilimsel olanları kabul etmektedirler. b. bireyler üzerinde önce ahlaki daha sonra hukuki baskı kurmaya çalıştığı için. Son olarak en büyük eleştiri Üç Hal Yasası ile ilgili olarak yapılmıştır. duygular da eğitilecektir. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 29 hem düzen (order) hem de gelişme/ilerleme (progress) fikirlerine birlikte inanmıştır. Pozitivizmin önceki bilimsellik iddiaları yerini daha çok dine bırakmıştır. Pozitif hal/dönem: Değişkenler arasında gözlenebilen ilişkilere dayanır. Nitekim mezar taşında da onu en iyi simgeleyen bu iki kelime yazmaktadır. A. Teolojik döneme hayali dönem de denilmektedir.

Marks’ın iddiasına göre. Kırdan göçen tarım işçilerinin kentlerde karın tokluğuna çalıştırıldığını ve ortalama ömürlerinin 30 yaş olduğuna tanık olmuştur. O. insanlık tarihinin sınıf çatışmasına dayandığını ve sınırlı sayıda güçlünün (burjuvazi) üretim araçlarına sahip olduğunu ve çoğunluğu oluşturan işçileri (proletarya) sömürdüğünü görmüştür. Refahın üretildiği ve dağıtıldığı düzenleme “altyapıyı” (infra structure) oluşturur ve diğer soysal kültürel düzenlemeleri belirler. o toplum için en önemli ve tek olgudur. Marks tüm üretim biçimleri gibi kapitalizmin de diyalektik olarak kendini ortadan kaldıracak potansiyele (işçi sınıfı) sahip olduğunu ve tarihin sınıf mücadelesine dayandığını savunur. Avrupa’yı dönüştüren Sanayi Devrimi'ni gözleyerek kuramını geliştirmiştir. Kısaca Hegel ve Marks’ın düşüncelerinin orijinalliği sadece tezin ne olacağı konusundadır. O. yy) dayanır. Aile.30 Ünite 2 Felsefe Dersleri'nin 47. bireysel düzeyde analiz edildiğini unutmamak gerekir. din.b) olarak her toplumun ekonomik sistemi. Her iki grubun da hacmi ve nasıl üye olunduğu içinde bulundukları toplumun ekonomik sistemiyle olan bireysel ilişkileri tarafından belirlenir. sosyalist v. Bu acımasız çalışma koşullarını anlayabilmek için tarihsel olarak toplumları incelemeye başladığında ise. Bu da başlı başına önemli bir katkı olarak değerlendirilmelidir. Daha sonra Alman filozofu Johann Fichte (1762-1814) tez-antitez-sentez formülünü ortaya atmıştır. Çünkü üç aşamalı tez-antitez ve sentez şeklindeki ilerlemede Hegel tez olarak manevi bir varlık olan Geist’i (tanrıyı) görürken. Karl Marks (1818-1883) Karl Marks. kaynaklara sahip olanlarla olmayanlara karşı sınıf mücadelesinin tarihidir. altbölümüne geldikten sonra “sosyal fizik” adını sosyolojiye çevirerek sosyolojinin isim babası olmuştur. “Aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz. 5. Marks tez olarak temele ekonomiyi koymuştur. ekonomi.) ve “üretim biçimi” (kapitalist. Ona göre insanlık sosyal tarihi. “üretim ilişkileri” (işçi-işveren vb. sosyolojisine “Tarihsel Maddecilik” (Historical Materialism) denilir.” diyerek değişimin her yerde olduğuna ilk işaret edendir. Hegel’in baş aşağı durduğunu iddia ettiği diyalektik anlayışını yerine oturtmuştur.Ö. siyaset. hukuk ve hatta sanatsal beğenilerin tümü üstyapıyı (super structure) oluşturur . Aslında diyalektik düşüncenin temeli ilkçağ filozofu Heraklit’e (İ. Bu yüzden güç ilişkilerinin sınıfsal değil. Marks’ın Felsefesi “Diyalektik Materyalizm” (Dialectical Materialism) olarak anılırken.

Evrimciliği toplumların belirli aşamalardan geçeceği. Bu bireysel duruşların da üretim biçimine göre düzenlenmesi demektir. Ona göre emek (man). Aslında bu algılar. İşte bu noktada nesnel bir gerçeklik olan sınıf. öznel bir farkındalık olan sınıf için mücadeleye dönüşür. ekonomik yatırımlarından elde ettiği kârı en fazlaya çıkarmak. çalışanların hakkı olan refah payına. üretim aracına sahip olanlar ve olmayanlar arasındadır. Yüksek kârlar ve güç farklılıkları sonucunda. yasal ve diğer tüm üstyapıyı kontrol ederler. sözle ifade edilmese de. modern toplumda amaçları ve çıkarları açısından her iki sınıf (özel mülkiyete sahip güçlü burjuvazi ve güçsüz proletarya) doğalarından dolayı uyuşmaz ve birbirine zıttır. onlar her şeyin temelidir ve altyapıyı oluştururlar. kötü barınma koşullarının . Bu. proletarya da emeğinin karşılığını en fazla almak isteyecektir. hem evrimci hem de ekonomik determinizmi savunan bir düşünürdür. makine/teknoloji (machine) ve para (money) üç belirleyicidir. Marks’a göre. özel mülkiyete sahip olan yönetici sınıf tarafından el konur. Üretim aracına sahip olmayanlar ise. Mevcut ekonomik sistemde ya da üretim biçiminde. açlık. belirli bir toplumda tüm önemli pozisyonlar ve sosyal etkileşimlerin üretim biçimi tarafından belirlenmesi görüşüdür. Çünkü üretim aracına sahip olanlar. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 31 ve ekonomik altyapının üstyapı üzerindeki etkilerini yansıtırlar. ona çok daha geniş bir grup olan emekçiler üzerinde çok büyük güç ve avantajlar sağlar. game) söz konusudur. sum. üretim biçimini dolayısıyla politik. Üretim aracına sahip olarak burjuvazi. Marks’a göre. örneğin önce “ilkel-komünal”. gerçek sınıfların gelişmesinde kritik rol oynarlar. sınırlı arz içinde sonucu sıfır olan bir oyun (zero. Marks. toplumun temel parametresi olan üretim biçimini korumak ve desteklemektir. siyasal yasal kaynaklar. Sonuçta kendini diğerleriyle aynı sınıftan görenlerin ortak çıkarlarını arttırmak için örgütlenmeleriyle sınıf bilinci gelişir. hastalık. Geniş anlamda bunların nihai rolü. İngilizce karşılıkları M harfi ile başladığı için bunlara “3M” der. burjuvazinin sahip olduğu ekonomik. kapitalist toplumun ücretli köleleri olan işçilerin yoksullukları artar. Ekonomik determinizm ise. Marks için temel ayrım. Her grubun kendisini nesnel olarak görmesini sağlayan sınıf algısı vardır. Sonuç olarak yoksulluk. “kapitalist” ve “sosyalist” toplum aşamalarının birbirini izleyeceği ve sonuçta sınıfsız topluma ulaşılacağını savunmasından kaynaklanır. emeğini satarak geçinenlerdir. “feodal”. Böylelikle insanlar yaşamak için tarihsel mücadeleye hazırlanmış olurlar. Bu da aslında bir grubun kârı diğer grubun zararından başka bir şey değildir.

modern toplumda karşılaştığımız sorunlardan sorumlu olan ekonomik sistem değişmeden sorunlar çözülemez. bir tarım toplumu olarak yeterli işçisi olmayan Sovyetlerde devrimin olması da ekonomi kadar. Emperyalizm sayesinde sanayi toplumları dış talanı arttırarak kendi işçilerine bazı iyileşmeler sağlayabilmiştir. toplumların onun önerdiği zorunlu aşamalardan geçmesini de engellemiştir. diğer ifade ile kapitalizmin yerini sosyalizm aldığında çözümlenebilir. . özel mülkiyet temelli ekonomik sistemden kaynaklanan sosyal problemlerdir. Sınıflar ortadan kalkmadığı gibi. Sorunlar ancak özel mülkiyetin yerini ortak mülkiyet aldığında. Ayrıca sanayinin en gelişmiş olduğu İngiltere yerine. Marks’ın katı ekonomik determinist anlayışı çok eleştirilmiştir. Marks’a göre. işçiler en fazla sömürülen olmaktan çıkmıştır. yeni orta sınıflar ortaya çıkmış.32 Ünite 2 tümü. Ayrıca kendinden sonraki gelişmeler onun iddialarını doğrulamamıştır. Bu gelişmeler ve ortaya çıkan yeni koşullar. bir üstyapı kurumu olan siyasetin de toplumsal değişmede önemli olduğunu göstermiştir.

aynı zamanda doğa bilimleriyle ilgilendiğinden sosyolojinin de doğa bilimlerine benzemesine çalışır. Buradan hareketle toplumların da doğup. . örneğin önce “ilkel-komünal”. gelişeceğini ve sonlanacağını iddia eder. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 33 Özet Bu bölümde Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar olarak İbn-i Haldun. Toplumbilimin aynı doğa bilimlerinde olduğu gibi benzer temeller üzerinde inşa edilmesi gerektiğini savunmuştur. İbn-i Haldun. A. O. sanat ve bilimin ancak kentlerde gelişeceğini ifade ettiği de unutulmamalıdır. St. “Daha sonraki sosyalizm ile ilgili tüm düşünceleri St. K. evrimci ve determinist bir düşünürdür.Engels. Marks hem evrimci hem de ekonomik determinizmi savunan bir düşünürdür. Determinizmi sosyal determinizm ile birleştirmeye çalışmıştır. Sosyal Statik. Bu nedenle biraz daha gerilere giderek onun yaşadığı dönemi ve öncesini bilmek gerekir. Simon. Simon’da bulmak mümkündür. Oysa St. Buna karşı kent yaşamına olumsuz bakar ve giderek kentleşen uygarlıkların gerileyerek yok olduğu düşüncesine ulaşır. büyüyüp. Simon’un düşünceleri sosyal bilimlerde önemli yankılar yaratmıştır. Pozitif hal/dönem. İbn-i Haldun’u basit bir Arap düşünürü ya da tarihçisi olarak görmek yanıltıcı bir başlangıca yol açabilir. Comte’u büyük ölçüde etkilemiştir. Sosyal Dinamik ise. August Comte. F. yy düşüncesinin tohumlarını atmıştır. Ona göre doğum ve gelişme dönemleri göçebe kültürünün sonucudur.yy boyunca tüm Avrupa’da etkili olmuştur. Ona göre iki türlü Ümran vardır. doğa bilimlerinde kullanılan gözlem ve deney gibi tekniklerin sosyolojide de kullanılabileceğini savunur. Evrimciliği toplumların belirli aşamalardan geçeceği. Comte. sosyal değişme demektir ve en iyi ifadesini Üç Hal Yasasında bulur. Simon ve Karl Max kısaca incelenmiştir. Özellikle Ümran başlığı altında bugün hars/kültür denilen konu hakkında düşüncelerini yazar. düzenli ve istikrarlı sosyal ilişkiler ve toplumsal yapıdır. St. St. St. O bu eserinde uygarlıkların gelişimini ortaya koyar.” demiştir. tarihsel veya kültürel olsun üç adımlı yasayı izlediğini savunur. Afrika’da çeşitli kabileleri dolaşarak yaptığı saha çalışmaları sonucunda toplumu canlı bir organizmaya benzetir. Ancak İbn-i Haldun'un kültür. Ayrıca 19. Bunları şöyle sıralayabiliriz: Teolojik hal/dönem. Simon arkadaşı olan A. Marks ve F. Simon 19. En önemli eseri olan Mukaddime aslında çok kapsamlı bir sosyal bilimler ansiklopedisine benzetilebilir. Onun düşüncelerini “sosyal dinamik” ve “sosyal statik” olarak iki bölüm halinde incelemek mümkündür. Tüm insan düşüncesinin. bireysel. K. Metafizik hal/dönem. Engels’in Komünist Manifesto'yu yayımlamalarından 23 yıl önce ölmüştü.

. belirli bir toplumda tüm önemli pozisyonlar ve sosyal etkileşimlerin üretim biçimi tarafından belirlenmesi görüşüdür.34 Ünite 2 “feodal”. Ekonomik determinizm ise. “kapitalist” ve “sosyalist” toplum aşamalarının birbirini izleyeceği ve sonuçta sınıfsız topluma ulaşılacağını savunmasından kaynaklanır.

Ütopyacı realist b. Hepsi e. Sosyoloji Dersleri e. Fichte d. Comte’un evrimci düşüncesini en iyi yansıtan kavram hangisidir? a. Hiçbiri 3. Ütopyacı sosyalist d. Determinizm d. K. Değişmeden yana olmak c. Hegel c. Aşağıdakilerden hangisi sosyolojinin öncü düşünürlerinin ortak yönü arasında sayılmaz? a. A. Marks kimin düşüncesinden etkiler taşır? a. Üç Hal Yasası c. A. İki Hal Yasası b. Hiçbiri . Hepsi e. Hepsi 4. Marks b. Hiçbiri 5. Toplumculuk b. Pozitif Felsefe Dersleri d. K. Ütopyacı kapitalist c.Toynbee d. Bireycilik e. Hepsi e. St. İbn-i Haldun b. Hiçbiri 2. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 35 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1 İbn-i Haldun’un görüşlerinden kimlerin etkilendiği söylenebilir? a. E. Simon nasıl nitelendirilmektedir? a. Durkheim c.

M. Dil e. İbn-i Haldun’un sosyolojik düşüncesinde bedevilikten (göçebelik) medeniliğe (yerleşiklik) geçişi sağlayan motor güç nedir? a. Locke . daha sonra hangi filozof tarafından biyolojik determinizme çevrilerek hayat bulmuştur? a. Marks c. Darvin e. Irk 7. Din d. K. Durkheim b. Asabiye c.36 Ünite 2 6. Weber d. İbn-i Haldun tarafından devletlerin ömrü üzerine geliştirilen sosyal determinizm. J. Umran b. E. C.

5. 9. 6. 2. Türkiye’de Sosyoloji . Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar.1. 7. 8. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme 10. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri SOSYOLOJİ 3 Sosyolojinin Kurucuları 4.

Durkheim’ın görüşleri incelenecektir. Weber Ünite Hakk›nda • Sosyolojinin temel önermelerinin neler olduğu gösterilecektir. Durkheim • M. • M. . • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlarnın kimler olduğu belirlenecektir. • E.38 Ünite 3 Ünitede Ele Al›nan Konular • Sosyolojinin Temel Önermeleri • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar • E.Weber’in görüşleri incelenecektir.

. • Durkheim ve Weber’in ortak özelliklerini karşılaştırınız.Weber’in görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. Bu durum • Durkheim’ın özgün bir düşünür olmasını nasıl etkiler? Tartışınız. • Weber’in otorite ve bürokrasi sınıflamaları arasında nasıl bir ilişki bulunduğunu gösteriniz. • E. • M. • Durkheim ve Marks yanılırken Weber’in doğrulandığı iddiasının kaynağını araştırınız. Üniteyi Çal›ş›rken • Toplumsal olgular nelerdir ve bize nasıl baskı yaparlar? Örneklerle gösteriniz. Diğer bir ifade ile “Sosyolojik • Metodun Kuralları” ve “İntihar” arasındaki ilişkiyi tartışınız. Durkheim’ın görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlarnın kimler olduğunu öğreneceksiniz. Sosyolojinin Kurucuları 39 Ö¤renme Hedefleri • Sosyolojinin temel önermelerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Durkheim’in temel eserleri arasındaki bağı gösteriniz. • Durkheim’ın ortak bilinç kavramının daha önce kimde görüldüğünü hatırlayınız.

Durkheim ve M. sosyal olguları nesnel gerçeklikler olarak incelemektir.40 Ünite 3 Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojinin bir disiplin olarak kurucularının kim olduğu konusunda farklı görüşler bulunduğu söylenebilir. “Tüm toplumlarda var olan sosyal tarih sınıf çatışması tarihidir” (Marks ve Engels. aksine sürekli çatışma/mücadele içindedirler. K. Sosyolojinin Temel Önermeleri Her alanın geçmişi. Durkheim’ın bu önermesi. Daha önce de sözü edildiği gibi. Önerme 1 “Toplumda açıklanabilir. Sosyal olgular ancak diğer sosyal olgularla açıklanabilir ve biyoloji veya psikolojiye indirgenemez.” İşte K.” E. Weber hakkında kısa bilgi verilecektir. Daha sonra sosyolojide ortaya çıkan çatışmacı yaklaşım bu görüşten beslenmiştir. tarihi. Bugüne kadar kuşkusuz daha birçok düşünür tarafından çok sayıda önerme üretilmişse. sosyolojinin bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmesinde önemli rol oynar. Marks’a göre. Onun temel ilkesi. Bu bölümde önce bu düşünürler tarafından öne sürülen üç kurucu temel önerme hakkında bilgi verilecek daha sonra -K. Sosyolojinin bağımsız bir disiplin olmasında bu görüş önemli katkı sağlamıştır. Önerme 2 “Ancak bu gruplar uyum (ahenk) içinde değildir. diğer bir ifade ile kültürü vardır. Önerme 3 “Bir ölçüde gruplar/devletler çatışma içinde olabilirler.E. de zaman içinde bunlar unutularak gitmiştir. Weber ve Pareto’yu kurucu olarak görürler. Marks.1948). Bazıları Durkheim. Durkheim’a göre sosyal olgular bizim dışımızdadır ve bize baskı yaparlar. rasyonel yapılar olarak sosyal gruplar vardır. bir alanın bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmesi için bazı zihinsel çabaların bulunması ve bunların yaygın olarak kabul edilerek bir kültüre dönüşmesi beklenir. Wallerstein gibi bazıları ise. ancak uzun zaman içinde toplum içindeki alt gruplar içinde hiyerarşik otorite . Durkheim ve Weber’in sosyolojinin bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmesi ve tanınmasında en önemli katkılarda bulunduğunu iddia ederler. onu diğer alanlardan ayıran özellikleri. Marks Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar arasında sayılarak daha önce tanıtıldığından.

Anomi kuralsızlık demektir. Daha sonra en önemli yapıtı Sosyolojik Metodun Kuralları adlı eserini yazar (1898). Alturistik/Elcil İntihar: Sosyal bağların çok sıkı olduğu toplumlarda daha çok görülür. Daha sonra yazdığı yöntem ilkelerini uygulayarak İntihar adlı monografik çalışmasını yayımlar (1897). yaş. Bu çalışmasında sosyolojinin biyoloji ve psikolojiye indirgenemeyeceğini göstermek için intihar istatistiklerini. Anomik İntihar: Toplumda dayanışmanın çözülmesine bağlı olarak her yıl belirli sayıda insanın intihar etmesidir. Daha sonra bu görüş sosyal bilimleri doğa bilimlerine indirgeme (reductionism) olarak eleştirilir. 2. rasyonel ve olaylar arasında nedensellik ilişkisi (causality) arayan bir sosyal bilim anlayışı oluşturur. Mekanik dayanışma: Birbirine benzeyen insanların dayanışmasıdır. Ancak sosyolojinin yöntem ve ilkelerini yeniden tanımlarken A.Weber’e ait olan önerme. Comte’un düşüncelerinin büyük bir kısmını onaylamaz. Durkheim’in burada göstermek istediği. .” Bu M. Durkheim Avrupa’da ilk sosyoloji bölümünü Bordo Üniversitesi’nde 1895 yılında kurar. Bu eserde sosyal olguları tanımlar. eğitim. 3. çatışmaya rağmen düzenin varlığını açıklayan ve dolayısıyla sosyolojinin bir disiplin olarak kabulüne katkıda bulunan temel önermedir. Örneğin intiharın bireysel bir olay olmadığını Katoliklerde Protestanlara göre daha fazla intihar olmasıyla göstermeye çalışır. Sosyolojinin Kurucuları 41 içinde yapılanma. toplumun sürdürülebilirliği açısından meşrudur. Durkheim. Japon pilotların kamikaze/ intihar dalışları veya toplum için kendini feda eden eylemciler gibi. Egoist İntihar: Bireysel nedenlerden kaynaklanan intihardır. normal ve patolojik arasında ayrım yapar. Sosyal olayların nasıl açıklanacağını anlatır. Aslında Durkheim üç tür intihar arasında ayrım yapmıştır: 1. Aynı şekilde toplumdaki iş bölümünü de açıklamaya çalışır. Emile Durkheim (1858-1917) Modern akademik bir bilim olarak sosyoloji Durkheim’in çalışmalarıyla başlamıştır. Comte gibi doğa bilimleriyle devamlılık içinde nesnel. sosyolojinin isim babası A. mezhepler. Geleneksel topluluklarda görülür. her toplumsal olayın diğer bir sosyal olay ile açıklanması yönündeki yöntem ilkesidir. Ona göre toplumların evrimine bakıldığında iki tür dayanışma olduğu anlaşılır: 1. evlenme/boşanma ya da çocuk sahibi olup olmama gibi koşullar açısında karşılaştırır.

normalden sapma ve negatif bir durumdur. toplumda biz duygusunun ortak bilinç ile inşa edildiğini savunurken. Durkheim’in yöntem ilkeleri diğer sosyal bilimler üzerinde de. sosyal olguları doğa bilimleri gibi inceleyen pozitivist görüşü A. Anomi. Sosyoloji. Organik dayanışma: Modern toplumlarda işbölümü sonucunda farklılaşmaya bağlı olarak ortaya çıkar. Birey ve devlet arasında büyük bir boşluk vardır. Buradan da Durkheim’in işlevselci görüşlerine gelmek mümkündür. Ancak onun. yazı. Durkheim nedensel açıklamalarını işbölümü konusunda da yapar. giysilerini diktirmek için terzilere ihtiyaç duyar hale gelirler. daha sonra bize baskı yapar ve bizi kurallarına uymaya zorlar. kurumların ortaya çıkışını ve işlevlerini inceleyen bilimdir. “bir toplumun bireylerinin taşıdığı ortak inanç ve duygular bütünüdür”. bu durum sosyal reformlar yapılarak ortadan kaldırılmalıdır. İşbölümü ve organik dayanışmanın toplumun ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olarak ortaya çıktığını savunduğu için görüşlerinin işlevselci olduğu söylenir. bizi diğer gruplardan ayıracak bir bilince ulaşınca ortaya toplum çıkar. Öte yandan Durkheim’in çok eleştirilen “ortak bilinç” (collective counces) fikrinin de özgün olmadığı ve öncü filozoflardan İbn-i Haldun’a ve onun “asabiye” kavramına kadar uzandığı belirtilmelidir. Ona göre ortak bilinç. Bu. Olaylar arasında neden-sonuç ilişkileri . para vermeden malı alamazsınız. nesnel olarak incelenebilir. Modern toplumda işbölümü ve dolayısıyla organik dayanışmanın sebebi nüfus artışıdır. neyin normal neyin hastalıklı olduğunu belirleyen. Ancak bu bireysel bilinçlerin basit bir toplamı veya sonucu ortaya çıkmaz.42 Ünite 3 2. aynı zamanda metafizik bir kavrama ya da hiç istemediği psikolojik açıklamalara girmiştir. Uzun tarihsel ortak yaşam sonucunda ortaya çıkan inançlar ve değerler. Durkheim. para gibi. Bu artık bizim dışımızda ve bize baskı yapan gerçeklik. insanlar tarafından oluşturulan gerçeklik. yani toplumda kuralların çözülmesi hali. Comte’u aşamasa da. Durkheim toplumda normal ve hastalıklı/patolojik ayrımı yapar. Dilini bilmeden anlaşamaz. Toplum ortalamasında görülen olaylar normal iken sapanlar patolojiktir. sosyoloji yönteminin kurallarını ortaya koymuş olması özgün yanıdır. Toplum giderek bireycileşmektedir. Örneğin dil. başta siyaset bilimi ve pazarlama olmak üzere oldukça etkili olmuştur. Artık insanlar ekmeklerini yaptırmak için fırıncılara. Bu boşlukları dolduracak sosyal organizasyonlara ihtiyaç vardır. Kırın aksine kentlerde nüfus artmakta ve herkes farklı alanlarda uzmanlaşmaktadır.

ekonomik determinizmi reddettiğini ve daha çok ahlakçı bir düşünür olduğunu belirtmek gerekir. statükocu bir geleneği temsil eder. Türkiye’de sosyoloji Ziya Gökalp aracılığıyla önce Osmanlı’nın nasıl kurtarılacağı.” görüşü olmuştur. yolsuzluk. Durkheim’in görüşlerinin doğrulandığı görülür. Ayrıca onların işlevsel olup olmadıkları da gösterilebilir. Modern sanayi toplumlarının sorunlarının çözümü için ortaya çıkan bir bilim olan sosyolojiden. o fazlaca tarihe önem vermez gibi görünür. daha sonra da yeni kurulan ve her şeyden önce kültür değişmesini hedefleyen Cumhuriyet Devrimlerinin gerçekleştirilmesinde yol gösterici olmuştur. ardından iki dünya savaşı patlak vermiş. Aynı şekilde Marks’ın da öngörüleri doğrulanmamış iken. Genel olarak Fransız Pozitivizmi ve özel olarak Durkheim Sosyolojisi Türkiye’de çok etkili olmuştur. Pozitivist olmaktan çok İşlevselci bir sosyolog olarak tanınır. çevre kirliliği gibi artık küreselleşen sorunlar baş göstermiştir. Çünkü toplumların bunalımı için önerdiği ahlaki reçeteler fazlaca işe yaramamış. Bununla birlikte bunları antropologlar gibi. Daha sonra onun aracılığıyla Atatürk ilkeleri üzerinde de Fransız Pozitivizmi ve Durkheim Sosyolojisi etkili olmuştur denilebilir. bugün halen bu şekilde ve henüz değişmeden yaşayan ilksel kabileler üzerinden araştırdığı için tarihsel çalışma olarak görmemiş olabilir. Durkheim. modern toplumda yoksulluk. Bu yönden devrimci değil. Marks ne de E. reformlar yaparak iyileştirme önerilerinde bulunmuştur. Ayrıca tüm olay ve olguların aynı zamanda işlevselliğini de gösteren Durkheim’in neden intiharın işlevi üzerinde durmadığı da ayrı bir sorudur ve eleştirilere açıktır. . Onun basit bir aktarıcısı olmaksızın Ziya Gökalp Türkiye’ye sosyolojiyi getirmiş ve 1914’te Cumhuriyet kurulmadan önce ilk sosyoloji derslerini vermiştir. Ayrıca Pozitivizmin kurucusu A. Onun antropoloji üzerinde de etkilerinden söz edilebilir. İlksel toplumlarda din ve büyünün işlevini açıklayan çalışmaları bu bağlamda değerlendirilebilir. O hiçbir zaman kapitalizmi eleştirmemiş. Öte yandan Durkheim’in Marks’a karşı bir düşünür olarak. Ancak toplumların en basit (horde) halden. Tarihe bakıldığında ne K. tek doğrulanan M. işsizlik. Weber ve onun “İstikbal bürokrasilerdedir. Sosyolojinin Kurucuları 43 kurarak açıklanabilir. klan ve yerleşik hale geçişini inceleyen çalışmalarında tarihsel yönler bulunur. Batıdan farklı olarak Türkiye’de mevcut kamusal sorunların çözümünde fayda umulmuştur. Comte’un tarihsel çalışmalarda bulunmasına rağmen. modern toplumda mevcut koşullarda düzeni değiştirmeden.

ıslahatçı/reformcu. Ünlü Amerikalı sosyolog T. 2. Genelde başlangıçtaki karizmatik otorite giderek geleneksel veya ussal otoriteye dönüşebilir. Büyüklerin. . Geleneksel Bürokrasi: Geleneksel aile ve hemşerilik dayanışması içinde yönetim anlayışıdır. Geleneksel Otorite: Toplumdaki gelenek ve göreneklere dayanır. Kişinin gerçekte bu özellikleri taşıyıp taşımaması önemli değildir. Karizmatik Otorite: Olağanüstü koşullarda bazen kişilere bazı üstün özellikler atfedilir. Weber’e göre üç tip otorite arasında ayrım yapmak gerekir: 1. Ona göre güç. Parsons. işlevselci. erkeklerin. Buradan hareketle meşru olan güce de otorite denilir. “direnmelere rağmen birinin diğerlerine dediklerini yaptırabilmesidir ve bunun kaynağı önemli değildir”. Daha sonra özellikle ABD’de etkili olmuştur. kendilerinden istekte bulunanın taleplerini meşru görmeleri gerekir. Yasal Bürokrasi: Bu tür bürokrasi en ussal yönetim biçimidir. Aslında Weber’in bürokrasi ve otorite arasında kurduğu bağlantı önemlidir. Onun güç (power) ve otorite (authority) arasında ayrım yaptığı bilinmektedir. Toplumdaki çatışmayı reddetmemiş. Max Weber (1864-1920) Max Weber. Örneğin bir yönetimde amir memurlarından bazı taleplerde bulunur ve memurlar onun bu istemlerde bulunmasını meşru görerek ona itaat ederler. indirgemeci bir sosyolojinin kurucusudur. O da Durkheim gibi Marks’a karşı bir konumda saf tutmuştur. yaşlıların dedikleri yapılır. determinist. 2. ancak ekonomi yerine din gibi kültürel farklılıklara bağlamıştır. 3. Alman iktisatçı düşünürüdür. Weber üç tip otoriteye karşı iki tip bürokrasi sınıflar: 1. Çünkü itaat edenlerin. Yasal/ussal Otorite: Bu tip otorite kaynağını yasalardan alır. Aksi takdirde bu kaba güç (force) ve şiddet/ zorbalık olur.44 Ünite 3 Sonuç olarak “fert yok cemiyet var” ya da “önce toplum sonra birey” görüşünün sahibi Emile Durkheim. daha sonra “Sosyal Sistem Kuramını” geliştirerek yapısal işlevselciliği ABD’de hâkim paradigma haline getirmiştir. Onun Almanya’da Bismark döneminde güçlü bir ulusal devlet kurulana kadar toplumda yaşanan çalkantılar üzerinde yaptığı gözlemler ve tarihsel çalışmalar kültüre önem vermesine yol açmıştır.

kapital birikiminin doğmasına da yol açarlar. Duygusal eylem. Ona göre Katolikler geleneksel muhafazakârlığı temsil ederken. Başka bir örnek de aristokratların düelloda onurları yüzünden ölmeyi göze almasıdır. Bu açıklama birkaç yönden değerlendirilebilir. Protestanlar değişmeyi seçmişlerdir. Katolikler kilise sayesinde kendilerini güven içinde hisseder ve cennete gitmeyi garantilerken. Ancak ilkinde hukuk kuralları ve yasalar gereği eylemde bulunulurken. O tarihte yaptığı incelemeler sonucunda geçmiş çağlarda Avrupa’nın bazı yerlerinde kapitalizme geçildiği halde dünyanın diğer yerlerinde bunun neden gerçekleşemediğini sorgular. hiç tüketmeden biriktirmek ve dünya zevklerinden vazgeçmek olarak çileci yaşam biçiminin (asketizm) Protestanlıkta yaygın olduğu ve dolayısıyla kapitalizmin bu ülkelerde ortaya çıktığı sonucuna varır. Daha sonra ikinci adımda yapılacak işlem ise. Bunlar “ideal tipler”dir. Bu dünyada çok çalışıp. diğerinde değerler rol oynar. Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu adlı ünlü eserinde bulmak mümkündür. Protestanlar bu inancı paylaşmayarak Tanrının isteğinin çalışmak ve daha çok kazanmak olduğuna inanırlar. İlk olarak kapitalizm ile Protestan ahlakı arasında nedensel ilişki kurulmaya çalışılmakta- . Amaca yönelik ussal eylem. Amaca ve değere yönelik ussal eylemin her ikisinin de rasyonalitesi vardır. İdeal tip olması gereken anlamında kullanılmaz. Nitekim Türkiye’de dikkatli bir gözlemci en büyük siyasal partilerin veya firmaların dahi tüm ussal/rasyonel yönetim iddialarına rağmen. 3. fikir olarak bulunduklarını söyler. Bu amaçla harcamayarak. Değere yönelik ussal eylem. gerçekte gözlenen ile zihinsel olarak kurgulanan arasında ne kadar fark bulunduğunu ortaya koymaktır. Sosyolojinin Kurucuları 45 Weber’e göre. ne kadar geleneksel yönler taşıdıklarını saptayabilir. tarihin zengin hazinesine başvurarak ideal tip kavramlaştırmalarına gitmektir. Weber ayrıca Eylem Kuramcısı olarak anılmasına yol açan üç tip eylem sınıflaması da yapmıştır: 1. Örneğin Hint kültüründe kadınlar ölen kocaları ile birlikte yakılırlar veya kaptanlar batan gemilerini en son terk ederler. bunların gerçeklik düzleminde birebir karşılıklarının bulunması gerekmez. Weber’in Metodoloji konusundaki görüşlerini. Daha çok zihinsel olarak oluşturulduğunu. Sosyolojinin yapacağı en önemli iş. 2.

"Bu takdirde Helen uygarlığı dünyaya egemen olamazdı. dünyanın gelişimi nasıl olurdu?" diyerek sorgular. Weber insanların neden çok çalışıp harcamadan biriktirdikleri konusunda tatmin edici bir açıklama getirememiş ve sermaye birikimini sadece Protestanlığa bağlamıştır.46 Ünite 3 dır. Aslında Weber’in söylemek istediği olasılıkların göz önünde bulundurulmasıdır. Asilzadenin kazara mı. Ancak neden üç tip otorite tanımlarken iki tip bürokrasi sınıfladığı konusunda da eleştiriler alır. Olayın gerçekten kaza olması da olasıdır. Ancak sadece anlama yeterli değildir. kişinin aşığına yaklaştığı için diğerini vurarak kasıtlı bir eylemde bulunması ve olaya kaza süsü vermesi bir seçenektir. yoksa kasıtlı mı olarak mı vurulduğunun açıklanması gerekir. Aynı şekilde ilacın neden baş ağrısını giderdiğini de açıklamak gerekir. . Bunların ilki olgusal olarak görünüşte. aynı zamanda açıklamak gerekir. "Eğer Maraton Savaşı'nı Yunanlılar yerine Persler kazansaydı. öte yanda olasılıklar üzerine dikkat çekmeye çalışması çelişkili olarak algılanmasına yol açar. Bu durumda açıklamanın tatmin edici olması için “değere yönelik ussal eylem” kavramına başvurur ve o dönemde onur için insanların birbirini öldürebileceği nedenini tatmin edici bulur. Onun en temel katkısının Bürokrasi Kuramı olduğu açıktır. ikincisi mantıken tatmin edici olmasıdır. Aynı şekilde alınan bir ilacın baş ağrısına iyi geldiği anlaşılabilir. Nitekim tarihsel olarak geriye baktığında. İkincisi ekonomik bir sonuç. Örneğin uzaktan asilzadelerden birinin av sırasında vurulduğu anlaşılabilir. Ona göre sosyal olayları. Ancak bir yandan Protestan etiği ile kapitalizm arasında katı nedensellik ilişkisi kurarken. Weber. sadece anlamak yetmez. Bu durum onun görüşlerindeki “olasılıklı yasalar” yönünün ağırlığını ortaya koyar. çağdaşları arasında ampirizm ile realizm arasındaki uçurumda köprü olmaya çalışmış bir düşünürdür. Anlamanın açıklama ile desteklenmesi konusunda ilk örneğe dönülecek olursa. Oysa Weber’in bizzat kendisi açıklamaların yeterli olması koşulunu arar. kültürel ya da dinsel bir nedene bağlanmaktadır. Ayrıca Marks’ın ekonomik temelli indirgemeci açıklamasının benzerini yapması ve tek nedenli (din) açıklama olarak Protestan etiğini kapitalizmin nedeni olarak ileri sürmesi çok eleştirilir." sonucuna varır.

Ancak yorumlayıcı/hermeneutik çalışmalar yapan sosyologlar onu tekrar keşfetmektedirler denilebilir. Türkiye’de son yıllara kadar fazla önemsenmemesi. Sosyolojinin Kurucuları 47 Sonuç olarak Weber. insan eylemlerini sınıflaması ve en önemlisi de bürokrasi konusunda bir kuram geliştirmiş olması yüzünden bugün de önemini korumaktadır. anlama kadar açıklama üzerinde durması. . Durkheim sosyolojisinin egemenliğine bağlanabilir.

Ancak sosyolojinin yöntem ve ilkelerini yeniden tanımlarken A. Weber’ e göre. “direnmelere rağmen birinin diğerlerine dediklerini yaptırabilmesidir ve bunun kaynağı önemli değildir". sosyal bilimleri doğa bilimlerine indirgeme (reductionism) olarak eleştirilir. ancak uzun zaman içinde toplum içindeki alt gruplar içinde hiyerarşik otorite içinde yapılanma. Metodoloji konusundaki görüşlerini Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu adlı ünlü eserinde bulmak mümkündür. Comte’un düşüncelerinin büyük bir kısmını onaylamaz.” (M. Comte gibi doğa bilimleriyle devamlılık içinde nesnel.48 Ünite 3 Özet Bir alanın bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmesi için bazı zihinsel çabaların bulunması ve bunların yaygın olarak kabul edilerek bir kültüre dönüşmesi beklenir. Marks) “Bir ölçüde gruplar/devletler çatışma içinde olabilirler.” (K. Öte yandan Durkheim’in Marks’a karşı bir düşünür olarak. Genel olarak Fransız Pozitivizmi ve özel olarak Durkheim Sosyolojisi Türkiye’de çok etkili olmuştur. bunların gerçeklik düzleminde birebir karşılıklarının bulunması gerekmez. Ona göre güç. Alman iktisatçı düşünürüdür. Weber). Weber üç tip otoriteye karşı iki tip bürokrasi sınıflar: Yasal bürokrasi ve Geleneksel bürokrasi. sosyolojinin isim babası A. Weber’e göre üç tip otorite arasında ayrım yapmak gerekir: a)Yasal/ussal Otorite b) Geleneksel Otorite c) Karizmatik otorite. Bunlar “ideal tipler” dir. Durkheim. O da Durkheim gibi Marks’a karşı bir konumda saf tutmuştur. Daha sonra bu görüş. Modern akademik bir bilim olarak sosyoloji Durkheim’in çalışmalarıyla başlamıştır. Sosyoloji için bu temel önermeler şunlardır: a) “Toplumda açıklanabilir.” (Durkheim) b) “Ancak bu gruplar uyum (ahenk) içinde değildir aksine sürekli mücadele içindedirler. toplumun sürdürülebilirliği açısından meşrudur. ekonomik determinizmi reddettiğini ve daha çok ahlakçı bir düşünür olduğunu belirtmek gerekir. Weber ayrıca Eylem Kuramcısı olarak anılmasına yol açan üç tip eylem sınıflaması da yapmıştır: a) Amaca yönelik ussal eylem b) Değere yönelik ussal eylem c) Duygusal eylem. . rasyonel ve olaylar arasında nedensellik ilişkisi (causality) arayan bir sosyal bilim anlayışı oluşturur. Max Weber. Aslında Weber’in bürokrasi ve otorite arasında kurduğu bağlantı önemlidir. rasyonel yapılar olarak sosyal gruplar vardır. Onun güç (power) ve otorite (authority) arasında ayrım yaptığı bilinmektedir. Onun basit bir aktarıcısı olmaksızın Ziya Gökalp Türkiye’ye sosyolojiyi getirmiş ve 1914’te Cumhuriyet kurulmadan önce ilk sosyoloji derslerini vermiştir.

Organikten statik dayanışmaya d. Olağanüstü durumlarda c. E. Marks’ın ekonomik determinizmine karşı çıkmıştır? a. Hiçbiri 2. Weber’e göre karizmatik otorite ne zaman ortaya çıkar? a. Meşruluk d. Toplumsal olgu tanımı b. Aşağıdakilerden hangisi K. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 49 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Organikten mekanik dayanışmaya b. Modern zamanlarda e. Mekanik ten statik dayanışmaya e. Her zaman b. Hegel Durkheim Weber Hepsi Hiçbiri 5. Çatışma/mücadele c. Elcil intihar b. Anomik intihar d. Hepsi . Aşağıdaki düşüncelerden hangisi sosyolojinin bağımsız bir bilim olmasına en fazla hizmet etmiştir? a. Durkheim’e aşağıdakilerden hangisi modern toplumda en fazla görülür? a. d. E. e. b. Hepsi e. c. Mekanik ten organik dayanışmaya c. Durkheim’e göre toplumların değişimi hangi yöndedir? a. Hiçbiri 3. Hiçbiri 4. Geçmiş zamanlarda d. Benci intihar c. Hepsi e.

Olay – mücadele b. Olay – Olay c. Sınıf c. Siyasi Partiler . onun toplumu açıklamada hangi ölçütü eksik bıraktığını düşünür? a. Olgu – Olay e. Devrim ve Fransız Devrimi gibi kavramlar sosyal bir analizde hangi verilere karşılık gelir? a. Bürokrasi d.50 Ünite 3 6. Marks’ı sosyal kuram yönünden eleştirerek. Olgu – Olgu d. Statü e. Birey b. Hiçbiri 7. Weber. K.

2. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme 10. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 4 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 5.1. 8. 6. Türkiye’de Sosyoloji . Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları SOSYOLOJİ 3. 7. 9.

• Sembolik Etkileşimci Yaklaşımın temel görüşleri incelenecektir. • Çatışmacı Yaklaşımın temel görüşleri incelenecektir. • İşlevselci Yaklaşımın temel görüşleri incelenecektir. .52 Ünite 4 Ünitede Ele Al›nan Konular • Farklı Sosyolojik Yaklaşımlar • Sembolik Etkileşimci Yaklaşım • İşlevselci Yaklaşım • Çatışmacı Yaklaşım Ünite Hakk›nda • Sosyolojide farklı sosyolojik yaklaşımlar bulunduğu gösterilecektir.

• İşlevselci Yaklaşımın temel görüşlerini öğreneceksiniz. • Sembolik Etkileşimci Yaklaşımın temel görüşlerini öğreneceksiniz. • Farklı sosyolojik yaklaşımların anahtar kavramlarını inceleyerek farklarını ortaya koyunuz. • Yapısal İşlevselci Yaklaşımın dayandığı ampirizm ve pozitivizm ile uyuşumunu yapılan çalışmalardan örneklerle gösteriniz. . • Çatışmacı Yaklaşımın temel görüşlerini öğreneceksiniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Farklı sosyolojik yaklaşımların genel analiz düzeylerini karşılaştırınız. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 53 Ö¤renme Hedefleri • Sosyolojide farklı sosyolojik yaklaşımlar bulunduğunu öğreneceksiniz. • Çatışmanın işlevselliği konusunu tartışınız. • Sembolik Etkileşimci Yaklaşımın mikro bir yaklaşım olarak beslendiği felsefi temelleri öğreniniz.

Ayrıca bu kuramsal yaklaşımların insan ve toplum hakkındakabul ettikleri epistemolojik ve ontolojik özellikler çerçevesinde bazılarının nitel. yüzyıl İngiliz Ahlak felsefecilerine kadar izlerinin sürülebildiği ve William James (1842-1910) ve John Dewey (1859-1952) gibi 20. Burada önemli olan sosyolojik araştırmalarda birbirinden oldukça farklı çok sayıda kuramsal ve metodolojik yaklaşımın kullanıldığının bilinmesidir. Sembolik Etkileşimci Yaklaşım Modernist çerçevede mikro öznel düzeyde sosyolojik çalışmalarda pek çok kuramdan söz edilse de. makro nesnel boyutlara kadar uzanan geniş bir alanda araştırma yapması meşru olduğu gibi. Antipozitivist / Yorumlayıcı ve Eleştirel gibi) ve “Kuramsal Yaklaşımlar” olarak iki genel grupta toplanabilirler.54 Ünite 4 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Genel olarak sosyal bilimlerde. bazılarının ise nicel araştırma tekniklerinin kullanılmasına uygun olduğu veya bunları gerektirdikleri bilinmelidir. modernist çerçevede “Sembolik Etkileşimcilik” gibi daha mikro yaklaşımlardan. Diğer bir ifade ile sosyolojide insan ve toplumu nasıl gördüklerine. aynı araştırmanın değişik aşamalarında da bunların bazılarından yararlanmaları mümkündür. Bu yaklaşımı sosyolojiye taşıyan en önemli savunucuların başında George Herbert . Bunlar genelde “Metodolojik Yaklaşımlar” ( Pozitivist. Araştırmacıların mikro öznelden. Sosyolojideki kuramsal yaklaşımların. özel olarak sosyolojide tek hakim bir paradigma (model veya kavramlar ana demeti) yoktur. Psikolojik gelenek içinde gelişen bir sosyoloji ekolü olarak da adlandırılan bu kuramsal yaklaşımın tarihsel analizi. İşte Sembolik Etkileşimcilik böylesine genel bir kapsayıcılığa sahiptir. yüzyıl eğitimci ve psikologları tarafından geliştirildiği belirtilmelidir. Hatta bu yaklaşımın 18. Sosyolojide başlangıçtan bu yana birbiriyle yarışan görüş ve modeller söz konusu olmuştur. Bu nedenle bu bölümde belli başlı sosyolojik yaklaşımlar karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. onun epistemolojik olarak Amerika’da yaygın kabul gören pragmatizm içinde geliştiğini göstermektedir. bunların genel bir şemsiye altında toplanması mümkündür. daha doğrusu onlar hakkındaki kabullerine göre farklılaşan çeşitli yaklaşımlar vardır. Önemli olan kuram ve uygulama bütünlüğüne sahip bir araştırma planlamak ve yürütebilmektir. “İşlevselcilik” ve “Çatışmacılık” gibi daha makro yapısal yaklaşımlara doğru genişlediği ve hatta son yıllarda sosyolojiye meydan okuyan feminist ve postmodernist yaklaşımlarla da zenginleştiği söylenebilir.

İnsanlar kendileri tarafından anlam/önem atfedilen (yüklenilen) davranışlarda bulunurlar. Sembolik Etkileşimin Pragmatizme dayanan üç temel ilkesi şunlardır: 1. 2. İnsanlar karşılaştıkları durumları yorumlarlar ve ulaştıkları sonuca bağlı olarak da davranışlarını değiştirirler. Bu yorumlama . Sosyolojideki Temel Yaklaşımlar (Henslin. İnsanların davranışları toplumdaki diğer insanlarla giriştikleri sosyal etkileşimden kaynaklanır.2001: 24) Mead (1863-1931) ve onun öğrencisi Herbert Blumer gelmektedir. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 55 Yaklaşımlar Genel analiz düzeyi Sosyal etkileşimin mikrososyolojik incelemeleri Analiz odağı Anahtar kavramlar • Semboller • Etkileşim • Anlamlar • Tanımlar Sembolik Etkileşimcilik/ Symbolic Interactionism Yüz yüze etkileşim ve insanların toplum yaşamı oluşturmak için sembolleri nasıl kullandıkları Toplumu oluşturan parçaların birbirleriyle olan olumlu (işlevsel) ve olumsuz (işlevsel olmayan) ilişkileri Fonksiyonel / İşlevselci Analiz (Yapısal İşlevselcilik / Uyma/ Consensus da denilmektedir) Çatışmacılık / Conflict Perspective (Çatışmacı yapısalcılık da denilmektedir) Toplumun makro -sosyolojik incelemesi • Yapı İşlevler (gizil veya açık) • İşlevsel olmayan • Denge/ tarafsızlık Toplumun makrososyolojik incelemesi Toplumda kıt olan kaynaklar için mücadele ve güçlü egemenlerin güçsüzleri nasıl kontrol ettikleri • Eşitsizlik • Güç/iktidar • Çatışma • Rekabet • Sömürü/ istismar Tablo 1. 3. Ayrıca Charles Horton Cooley (1864-1929) ve William Thomas (18631947) da bulunmaktadır. Herbert Mead’in izleyicisi olarak Blumer (1962)’in temel iddiası. Ona göre insanlar araya yorum süreci girmeden doğrudan eyleme geçmezler. insanların öncelikle karşılarındakinin davranışını yorumladıkları ve daha sonra eyleme karar verdikleri yönündedir.

İşte Sembolik Etkileşimcilik. Ayrıca klasik yapısalcılığın “dil kuralları”na (language) vurgu yapan semiotik/ göstergebilimsel incelemeleri yerine. insanların sosyal davranış ve inançlarını belirleyen yaşamın sosyal koşulları fazla nesnel değildir. kuşkusuz semboller ve işaretler önem kazanır. Ancak çoğunluğun. klasik Davranış/ Behaviorizm Kuramındaki “uyaran. işsiz. Sembolik Etkileşimci yaklaşım ile kadın. insanların kendilerini ve karşılarındakini nasıl konumlandırdıklarını inceler.tepki” ilişkisini reddederek araya yorumlama sürecini koyması önemlidir. Onlar. yoksa daha ileri bir ilişki için bir ilk adım mı olduğunu anlamlandırmaya çalışır ve olasılıkları gözden geçirdikten sonra 'evet' veya 'hayır' der. bu anlamlandırma ve yorumlama sürecinin nasıl inşa edildiğini. Koşullardaki her hangi bir değişmenin her ikisinde de farklı tepkilere yol açacağı düşünülmelidir. ortam tanımlama gibi konular gelmektedir. insanı sosyal bir fenomen olarak anlamak için öznelci yaklaşımı tercih eder. çocuk. Örneğin bir genç kadın kendisine gelen her teklifi sonuçları itibariyle yorumlamadan 'evet' demez. sosyal hareketler ve kendine ayna tutma. aslında insanların bu koşullar hakkındaki öznel algılamaları ve yorumlamalarıdır. Sembolik etkileşimcilik. çalışan. Teklifin masum bir yardım amacına mı. Bu yaklaşıma göre. erkek. Örnek olarak aynı koşullarda olan iki insanı ile alalım. sosyal etkileşimi daha iyi çalışabilmek için katılarak gözlem gibi nitel teknikleri kullandıkları söylenebilir.56 Ünite 4 ve anlamlandırma sürecinde ise. yaşlı. Onlar. Özellikle son yıllarda çalışılan konular arasında duygusal emek (Arlie Hochschild). Sözgelimi ölümcül bir hastalık birinde intihara diğerinde yaşama daha fazla sarılmaya yol açabilir. Bu görüşün. izlenim yaratma ve yönetme. Çünkü insanlar her uyarana basitçe tepki veren robotlar değildir. daha dinamik ve etkileşimsel olan “konuşma” (parole) üzerinde vurgu yapan semiotik çalışmalar yapıldığı söylenebilir. hasta. işçi veya işveren her türden sosyal statünün toplumdaki . Kişilerin olaylara yüklediği. Ancak onlara göre bu nesnel tavır yeterli değildir. ontolojik olarak sosyal yaşamın dinamik olduğunu ve diyalektik olarak karşılıklı ilişki içinde bir bütün olarak sürekli değiştiğini kabul ederler. Bu gelenek içinde yer alan sosyologlar çok sayıda farklı konularda ve değişik araştırma teknikleri kullanarak çalışmaktadırlar. Sosyal etkileşimciler yaşamdaki bazı nesnel bileşenleri kullanabilirler. Bu yüzden bu yaklaşıma Sembolik Etkileşimcilik denilmiştir. etrafında ördüğü öznel anlamın da bilinmesi gerekir.

Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 57 konumuna ilişkin çalışma yapabileceği unutulmamalıdır. Onlara göre. Evsizlerin iletişim tarzlarıyla. Özellikle son yıllarda evsizler üzerine araştırmalar yaygınlaşmıştır. incelediği kişi veya grubun yerine kendisini koyarak. Sembolik etkileşimciler. organize insan yaşamının diğer yönleri gibi. Aslında sosyal problemlerin öznel . araştırmacının kendini. özellikle de sözel/konuşma ve sözel olmayan jestler (gestures) ve sessiz kalmaya (silence) yönelik araştırmalarla ilgilenirler. Sosyal sorunlar. Diğer bir ifade ile birçok çalışmada farklı etiketler kullanılarak benzer araştırmaların benzer amaçlara yönelik olarak yapıldığı dikkatten kaçmamalıdır. sosyal sorunlar da insan ürünüdür ve yaratıcıları insanlardır. “ Sosyal İnşacılık” (Social Constructionism). onların açısından olaylara bakmasını önemser. Ayrıca nitel veri analizlerini. sosyal problemleri çalışırken sembolik etkileşim yaklaşımının kabullerinden hareket edildiğinde bu çaba artık sosyal inşacılık adını almaktadır. Bu kendiliğinden hatalı veya kötü koşullar var olamaz demektir. tek eşli. Ayrıca “Yorumlayıcı” (Interpretive/ Verstehen). Sosyal İnşacılık Berger ve Luckmann (1996) gibi fenomonolojik sosyoloji yapanlara göre. Onlar belirli bir toplumda insanların çevrelerinde olup bitenleri anlamlandırmaları. daha fazla yapı (makro) yerine “birey” (mikro) üzerinde durmaları ve olgular yerine “süreçlere” odaklanmalarıdır. Buna “içe bakışlı anlama” denilir ve bu yönden hem psikolojik hem de halkbilim ve sosyal antropolojik olarak da “emik” yaklaşımı da çağrıştırır. “Dramatujikal” ve “Etiketleme Kuramı” (Labellng Theory) olarak literatürde geçen çalışmaların da Sembolik Etkileşim genel çerçevesi içinde düşünülerek değerlendirilmesinin mümkün olduğu belirtilmelidir. bazı grupların belirli ortamları ahlaki olarak algılamaları ve tanımlamalarından bağımsız olarak var olamazlar. Her şeyden önce değişen sembollerle ilgili olarak ortaya çıkan yeni yaşam biçimleri. Tüm bu sözü edilen yaklaşımların ortak özelliği. Süreçlerin incelenmesine bağlı olarak da nitel araştırma tekniklerinin kullanılmasının diğer bir ortak özellik olduğu unutulmamalıdır. nicel ve ileri istatistik tekniklerle çözümlemelere tercih ederler. eşcinsel veya lezbiyen çiftler veya yaşlılar hakkında çok zengin bir literatür bulunduğu belirtilmelidir. olay ve objelere değer yüklemeleri sonucunda ortaya çıkarlar. Onlar ancak birileri tarafından kötü veya yanlış olarak yorumlandıktan ve tepki aldıktan sonra o hale gelirler.

bireyin hakikaten sapan bir karaktere sahip olduğunun bir kanıtı olarak gösterilir. Sosyal İnşacılara göre. bazı olay ve koşulları belirlemek. Diğer suç ve sapmanın bilimsel yorumlarına benzemeyen biçimde. kuralları koyan insanlar bunların ihlalini sapma olarak görürler. Etiketleme kuramcılarına göre. Bu birincil sapma (primary deviance) denilen ve rastlantısal olarak arada sırada yapılan eylemler. Tarihsel İnşacılığın Avrupa sosyolojisi kökenli olmasına karşılık Sosyal İnşacılığın daha çok ABD’den beslendiği söylenebilir. Ayrıca bu kuralları belirli insanlara uygulayarak. Bu nedenle konunun tartışmalı bir alan olduğu belirtilmelidir. 1995) adlı yeni bir yaklaşım daha bulunmakta ve sadece sorunların tanımlamasıyla yetinmeyerek radikal çözüm önerileri geliştirmeyi hedeflemektedir. onları sapkın (deviant) olarak etiketlendirirler. sosyal grupların sosyal sapmayı yarattığını söyler. Sosyal olarak kabul edilen insanlar gibi yaşamını sürdürme şansından mahrum olan bireyler. Howard Becker (1963). davranışları sapan davranış olarak görür ve bunlara yönelik olarak resmi tepki koyar. toplumsal olarak onaylanmayan (kuramda bunlar ikincil/secondary sapmalar olarak anılırlar) davranışlarda bulundukları gibi. onları sosyal problem olarak görme ve tanımlama sürecini göstermektir. Onlar. Bu noktada şansız bireyler aşağılanırlar. Etiketleme Kuramı Etiketleme için en iyi örnek Sapmanın Etiketlenmesi Kuramıdır (Labeling Theory of Deviance). yaşayabilmek için. belirli bir grup veya toplumun tüm üyeleri bazen düzenlenmiş kuralları bozan davranışlarda bulunurlar. Bu . belirli olguları. Becker’in deyimiyle “ahlak müteahhitleri” tarafından gözlenir ve endişe verir olduklarında sosyal olarak önem kazanırlar. sosyolojik analizin temel amacı. Ona göre. Belirli bir grup ya da toplum. Bu ikincil sapma da.58 Ünite 4 ve nesnel bölümlerinin bulunduğunu iddia edenler vardır. Buna karşılık günümüzde Tarihsel İnşacılık (Bash. sosyal sapma. Kişi bir kez etiketlendi mi. kendileri gibi damgalanmış insanların yanına giderler. Ayrıca belirli bir grup ya da toplumun işleyişi sırasında gözlenebilen bir kusur da değildir. bu yorumlamaya göre. önceki yasal vatandaş ya da mahalle sakini kimliğinden mahrum edilirler ve kendilerine yeni bir sapkın kimliği verilir. belirli bireylerde gözlenen biyolojik veya psikolojik bir kusur değildir. artık kendini tüm sosyal fırsatlardan ve ilişkilerden dışlanmış olarak bulur.

ekonomik kurumlarda da uygulayıcı konumundadır. İşlevselci / Fonksiyonalist Yaklaşım Genel olarak sosyolojide modernist çerçevede en yaygın olarak kullanılan makro yaklaşım “Yapısal İşlevselcilik” olarak da anılan yaklaşımdır. İşlevselciğin tarihsel olarak kökeni. Örneğin HIV pozitif virüs taşıyan herkesin AIDS damgası yiyerek toplumdan dışlanma sürecinin incelemesi gibi. İşlevselcilikteki vurgu daha çok yapı ve onun işleyişi üzerindedir. Aslında Etiketleme Kuramı. Comte ve daha sonra sanayileşmenin yarattığı “kuralsızlık /anomi” ve ahlaki bunalımların çözümü için “organik dayanışmayı” arttırmak denge ve istikrarı yeniden tesis etmek üzere E. İlk olarak Fransız Devrimi sonrası dağılma konumuna gelen toplumda birlik sağlamak amacıyla A. kural ihlallerinden bu kadar rahatsız olmayacaktık. İşlevselcilik açısından hem bir organizma olarak yapıya hem de onu oluşturan parçaların işleyişine bak- . “yönlendirici” ve “uygulayıcı” alt sistemlerden oluştuğunu savunur. sorumluluğu şiddet dolu veya tehlikeli olarak etiketlenenlerden çok etiketlemeyi yapanlara yüklemek eğilimi taşır. “bütünleştirici”. din. siyasal kurumları yönlendiren. toplumu oluşturan parçalar işlevlerini gördüklerinde toplum normal konumdadır. bu “anormal” veya “hastalıklı /patolojik” durumdur. kurum olarak koruyucu bir alt sistem iken. sosyal kuralların ihlalinin yorum konusu yapılmasına son derece karşıdır. Durkehim’e göre. Bu konuda Goffman (1963)’ın Damgalanma (Stigma) çalışması önemlidir. Sembolik Etkileşimci yaklaşımın birey üzerinde odaklaşmasının aksine. suç ve suçun keşfedilişi ve etiketlendirme süreçleri ana tema olmaktadır. gelenekler ve kurumlar analiz edilir. Yapıyı oluşturan elemanlar olarak normlar. Aile. Bu yaklaşım toplumu birbiri ile ilişkili parçaların görev yaptığı bir sistem olarak görür. Etiketleme Kuramı. Bu kuram dikkatleri sadece sapma olayına ve sapkın insanları etiketleme sürecine ve neticelerine yöneltmekte. Çünkü eğer toplum kurallara sahip olmada bu kadar ısrarlı olmasaydı. Parsons toplumun “koruyucu”. Örneğin Amerikalı ünlü sosyolog T. suç ve sapmayı anlamamızda da yeni bir boyut kazandırmamaktadır. adetler. ahlaki ve yasal düzenin koruyucularının cezalandırma eylemi kadar çevrenin kibarca dışlanmasını da meşrulaştırır. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 59 durum. Durkheim tarafından geliştirilen görüşlere dayanır. Etiketleme Kuramı. toplumun bütünlüğünü sağlayan. Buna karşılık organlar görevlerini yapamaz durumda iseler. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlarndan Auguste Comte ve onun pozitivist felsefesine kadar uzanır.

Çünkü A. İşlevselci Yaklaşım epistemolojik olarak bilginin kaynağını deneyde gören Ampirizm’den ve sosyal dünyanın da fizik dünya gibi dıştan göründüğü gibi doğrudan inceleneceğini savunan Pozitivizm’den temellenir. Ancak tüm işlevselcilerin böyle olmadığı ve daha sonraki birçok işlevselcinin (T. Aslında işlevselciliğin değişme yerine mevcut durumun savunuculuğunu yapan muhafazakâr bir ideolojiyi temsil ettiği yönünde görüşler de yok değildir. diğer varlıklar gibi toplumu da birbiri ile karşılıklı ilişkilerden oluşan bir sistem olarak görür . Bazen tam tersi oluşumlar da gözlenebilir. Toplumu doğal bilimler modelini örnek alarak çözümlemeye çalışan bu indirgemeci ve ampirik temelli yaklaşım. Luhmann) antipozitivist oldukları bilinmelidir.60 Ünite 4 mak gereklidir. Çünkü toplumda önce belirli bir ihtiyacın ortaya çıkması ve daha sonra bu ihtiyacı karşılayacak yapılaşmaya gidilmesi söz konusudur. A. Özellikle yapı ve işlev arasındaki ilişkiler üzerinde duran ve yapının oluşumunu açıklayan Radcliffe-Brown’ın katkıları önemlidir. Onun Marcel Mauss. Nitekim günümüz tüketim toplumunda. toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak organlar ve onların işleyişidir. onu oluşturan organların uyum (ahenk) içinde olmasına bağlıdır. Klasik işlevselciliğin biyolojik analoji yaparak bir sosyal evrim kuramına sahip olduğunu da belirtmek gerekir. kapitalist yapının zorladığı tasarlanmış sanal ihtiyaçlar yaratılabilmektedir. onların bu tür eleştirilerle karşılaşmaları olağandır. Sistem içinde yapı ve işlevleri anlatırken biyolojik benzetmeler kolaylık sağlamıştır. onun parçaları olan organlar/uzuvlar da kurumlara benzetilmiştir. Parsons ve N. toplumda istikrar. Aslında yapı veya işlevden hangisinin önce geldiği tartışılan bir konudur. sadece sosyoloji ile sınırlı değildir. Comte ve onun ünlü “Üç Hal Yasası” dahil bazı sosyologlar topluma ve sosyal bilimlere en uygun model olacak bilimin biyoloji olduğunu düşünmüşlerdir. İşlevselcilik. ahenk ve bütünlüğü esas olarak gördüklerinden. Aslında “Organizmacı” olarak adlandırılan bu modelin temeli. Spencer de toplumu bir tür yaşayan organizma gibi görürler. Örneğin toplum bir insan bedenine. Comte ve H. Bedenin parçalarının işlevlerine benzeyen şekilde toplumsal kurumların uyum mekanizmaları ve işlevleri incelenmiştir. Bronislaw Malinovski ve Radcliffe-Brown gibi ünlü antropologlarla beslenen bir temeli de bulunmaktadır. Çatışmacı Yaklaşımın sosyal problemler ve eşitsizlikler üzerinde durmasının tam aksine İşlevselciler. Bir organizma gibi toplumun da sağlıklı olması.

Oysa Çatışmacı Yaklaşım için ölçüt bu kararın kimlerin çıkarına hizmet ettiği tarafından belirlenir. bebek yatağı gibi birçok sanayinin de iş kapasitesini arttırmış. Haşhaş üretilmemesi bir yerde ekonomik işsizliğe yola açarken. niyetlenilmeyen olumsuz gizli işlevlerden de söz edilebilir. organik benzetmeler üzerinde fazla durmaz ve onun yerine işlevler ve çeşitleri üzerinde çalışır. O. para desteğinin aynı zamanda uzun dönem için gizil ve fakat negatif bir işlevi olduğu anlaşılmıştır. başka bir bölgede sağlığın korunmasına hizmet edebilir.toplumun. uzun süreli devamlılığı esastır. sosyal denilen ortak yaşamı olanaklı kılan zekâya sahip olan amaç yönelimli varlıklardır. Bu sonuçların bazıları sistemin yaşamını sürdürmesine katkıda bulunurken yani fonksiyonel olurken bazıları da bunu azaltabilir ve disfonksiyonel olabilir. Örneğin ABD’de azalan doğumların artması için ailelere para desteğinde bulunulmuştur. Kısaca pozitif ve negatif işlevlerin herkesim için aynı olmadığı söylenmek istenir. Pozitivizm ve ampirizm temelli klasik işlevselcilik. İşlevselcilere göre insanlar. Buna karşılık. Örgütlü toplumsal yaşamı olanaklı kılan birlik ve dayanışma duygusunun kaynağı da budur. Başka bir örnek de haşhaş üretimine getirilen kısıtlamalar hakkında verilebilir. Sistemin dengede bulunmasına hizmet etmeyen işlevler de bulunduğunu belirleyen Merton bunlara “işlevsel olmayan” (dysfunctions) sonuçlar adını verir. Merton’dur. toplumun dengede kalmasına hizmet etme koşuluna bağlar. Çünkü insanlar yaşasınlar veya ölsünler toplumların devamlılığını bu kurumlar sağlayacaktır. ileriki yıllarda ailelerin genişlediği. Örneğin aile planlamasının nüfusun denetlenmesine mi yoksa sağlığa mı hizmet ettiği böyle bir sorudur. Öte yandan gizil/latent ve açık/manifest işlevler arasında da ayrım yapar. İşlevselcilikte -insanlardan bağımsız bir sistem olarak. iyi inşa edilmiş evlilik ve aile gibi her toplumda bulunan sosyal kurumlar önemsenir. belirli bir toplumda bulunan sosyal sorunları açıklamada iki yol önerir: . artan çocuk sayısının yoksulluğa ve işsizliğe yol açtığı. İşlevselci Yaklaşımın önemli isimlerinden biri de R. Ancak doğum sayısının patlaması bebek bezi. insanların bazı ortak inanç ve değerleri de paylaştığını kabul eder. Örneğin hükümet zamanında teşvikleri sona erdirmediği için. bu baştan niyetlenilmemiş gizil bir işlev olarak bazı sektörlerin gelişimine katkı yapmıştır. Ayrıca bu görüş. Merton işlevselliği. Burada paranın açık işlevi çocuk sayısının artmasına katkıda bulunmaktır. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 61 (sosyal yapı) ve bu parçaların her biri organizmanın yaşamını sürdürmesinde sonuçlara (işlevlere) sahiptir. Bu yüzden.

62

Ünite 4

1. Sosyal Patoloji Açıklaması: Buna göre, kötü ya da yanlış yönlendirilmiş bireylerin kasıtlı davranışları sonucunda sosyal problemler ortaya çıkar. Örneğin bir birey dıştan bir mikrop veya virüsler; içten de hastalıklı hücreler yüzünden hastalanabilir. İşte bu hastalıklı bireyler toplumu da etkilerler. Bu görüşe göre ateşlenmek belirli bir bedensel hastalığın belirtisi iken, yoksulluk gibi suç da toplumsal hastalıkların belirtisidir. Buradan varılan sonuç da ilginçtir. Şöyle ki, nasıl fiziksel sağaltım için bedenin mikroplardan temizlenmesi gerekiyorsa, toplumların da sorun yaratan bu tür hastalıklı birey ve gruplardan ya tedavi görerek ya da atarak kurtulması gerekir. Örneğin ekonomik sorunlarından tembellik ya da çalışma isteği ve şevki olmadığı için sorumlu olan fakir insanlara çalışma ahlakı ve arzusu kazandırılarak yoksulluğun ortadan kaldırılabileceğini düşünürler. Çünkü tembellikleri yüzünden çalışmama patolojik bir durumdur ve bir an önce ortadan kaldırılmalıdır. Suçun da aynı şekilde suçluların yakalanmasıyla denetim altına alınacağını düşünürler. Toplumun korunması için bu insanlara ömür boyu hapis, hatta idam cezası dahi verilebilir. Büyük sistemin sürekli sağlığı en önemlidir ve hastalanmış toplumsal parçaları keserek kötülükleri azaltan her şey meşrudur. Sosyal sorunları, uyumsuzluk, ahlaksızlık ve sosyal çözülme biçiminde kavramlaştıran sosyal patoloji yaklaşımı, boşanma, eğitimsizlik ve akıl hastalıklarını tartışırken; toplumdaki mevcut kurallara uymada bireylerin başarısızlığı üzerinde odaklaşır. Diğer bir ifade ile toplum ya da devletin toplum ya da sağlık programlarındaki yetersizliği yerine, bireyi toplumdaki normlara uymada başarısız olarak görür ve suçlar. Aslında burada yansılanan Durkheim’ın ahlakçı görüşüdür. Mevcut kapitalist düzen normal olarak kabul edilmekte, aksayan yönler ise sapma, anormal ve patolojik olarak görülmektedir. 2. Sosyal Çözülme Açıklaması: İkinci bir yorum olarak, soysal çözülme kavramlaştırmasına göre sosyal problemler, toplumdaki normal durumda yapının öğeleri arasında var olan denge ve uyumun bozulması sonucunda ortaya çıkarlar. Sistemin bir bölümünde ortaya çıkan rahatsızlıklar, karşılıklı ilişki halindeki diğer bölümleri de etkiler. Bu yüzden ortaya çıkan sorunlar sistemin iyi işlemediğinin işaretidir. Bu yaklaşımda problemin çözülmesi bozulan yapının onarılmasıdır. Eğer mevcut yapının içinde sorun çözülmezse, yapı yeni ve farklı düzeyde denge oluşturarak sorunu çözümler.

Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar

63

Sosyal problemlerin işlevselci/fonksiyonalist yorumları, güçsüz sayıltıları ve bunların yaşam üzerinde yaptıkları olumlu ve olumsuz etkiler yüzünden eleştirilmektedir. Ayrıca muhafazakârlık dolayısıyla, mevcut düzeni sürdürme çabasında olmaları yüzünden de suçlanmaktadırlar. Bu eleştiriler, klasik işlevselci modelin gözden geçirilmesine yol açmış ve Robert K. Merton toplumsal sistemlerin karmaşıklığını anlamada daha orta boy bir işlevselci kuram geliştirmiştir.

Çatışmacı Yaklaşım
Sosyal bilimlerde Çatışmacı yaklaşım ve kuramlar, toplumdaki gruplar ve sınıflar arasındaki sosyal, siyasi ve maddi eşitsizlikler üzerinde vurgu yaparak mevcut sosyopolitik sistemi eleştirirler. Çatışmacılar, özellikle sınıflar arasındaki güç mücadelesi ve birbirine tarihsel olarak karşıt olan hâkim ideolojiler üzerinde dururlar. Bu çalışmaları, güncel “barış ve çatışma çözümleme” (peace and conflic resolution) analizleriyle karıştırmamak gerekir. İşlevselcilerin toplumu ahenk içinde bir bütün olarak görmelerinin aksine çatışmacılar, toplumun birbiriyle kıt kaynaklar için çatışan gruplardan oluştuğunu kabul ederler. Dıştan bakıldığında birlik ve beraberlik içinde görülen ilişkilerin ardında bir güç mücadelesi olduğunu savunurlar. Çatışmacı Yaklaşım da modernist kuramlara ve daha çok makro düzeyde yapısal analizlere dayanır. Çatışmacı sosyologların en başında K. Marks gelir. Ona göre insanlık tarihi aynı zamanda sınıf çatışması tarihidir. Ancak günümüzde Marksist olmayan çatışma kuramcıları da bulunmaktadır. Örneğin bunlardan biri olarak Ralf Dahrendorf, çatışmanın “otorite” içeren her ilişkide söz konusu olabileceğini savunur. Meşru olan güç (power) olarak tanımlanan otorite (Weber, 1946) toplumun her kesiminde, ister küçük bir grup ister bir organizasyon ya da geniş toplum olsun her düzeyde bulunur. Otorite konumunda bulunanların diğerlerinde kendisine uymayı beklemesine karşılık, diğerleri buna direnirler. Sonuç olarak, toplumda her iki taraf arasında otorite adına sürekli çatışma yaşanır. Örneğin bir işyerinde farklı birimler arasında, okulda öğretmenler ve öğrenciler arasında, hastanede hekim ve hekim-dışı personel arasında, ailede karı-koca veya ana-baba ve çocuklar arasında sürekli otorite çatışması yaşanabilir. Aynı şekilde Lewis Coser da Marks’tan farklı olarak, çatışmanın aralarında yakın (close) ilişki bulunan herkes için söz konusu olduğunu savunur. Çünkü birbirleriyle yakın ilişki içinde olanlar arasında sorumluluk, güç ve ödüllerin paylaşımı sırasında ortaya çıkabilecek her türlü değişiklik diğerlerinde hayal kırıklığı yaratabilir. Bu durum,

64

Ünite 4

aile içindeki mahrem (intimate) ilişkilerde de söz konusudur. Eş ve veya çocuklar arasında, her an ya ev işlerinin paylaşımında ya da önemli kararların alınmasında anlaşmazlık çıkabilir. Coser, ayrıca çatışmanın sosyal sistem açısından bütünleştirici ve uyum sağlayıcı işlevleri üzerinde durmasıyla da tanınır. Ona göre çatışma yoluyla grup normlarının yeniden gözden geçirilmesine ve uyarlanmasına olanak sağlanır. Örneğin bir işyerinde çalışanlar arasındaki işbölümü çatışma yaratıyorsa, taraflar tutum ve davranışlarını gözden geçirerek yeni sorumluluklar üstlenebilirler. Modern çatışma kuramının kurucusu C. W. Mills’e göre, ilk aşamada sosyal yapılar birbiriyle çıkar ve kıt kaynaklar için çatışan insanlar aracılığıyla yaratılır. Daha sonraki aşamada ise, çıkar ve kaynaklar, insanlar tarafından yaratılan yapının yüceltilerek “şeyleştirilmesi”nden (reification) ve toplumdaki güç ve kaynakların eşitsiz dağılımından etkilenir. Bu şeyleştirme aslında insan ve onun yarattığı yapı arasındaki diyalektik bağın kopması ya da gözden kaçırılmasıdır. Ona göre Amerikan toplumundaki iktidar seçkinlerinin üç ayağı vardır: ordu (Pentagon), ekonomi ve yönetim/hükümet. Aslında ordu ve ekonominin iç içe geçmişliği de göz ardı edilmemelidir. Savaş sanayi demek daha doğru bile olabilir. Bu yüzden iktidar seçkinlerinin temel politikası ülkeler ve toplumlar arasında çatışmanın yükselmesi, silahlanma ve kitlesel yıkım ve insan ırkının yok edilmesine yöneliktir. Görüşleri yüzünden Amerika’da toplum dışı ilan edilen C. W. Mills’in tüm radikalliğine rağmen, 1960’larda yaptığı kestirimlerin pek çoğunda haklı olduğunu söylemek mümkündür. Sosyolog G. Lenski (1966)’ye göre, bir toplumda varlığı kabul edilen alt grupları birbirinden ayıran her özellik, Marks tarafından betimlenen sınıf çatışmalarına temel oluşturma potansiyeline sahiptir. Örneğin yaş ve cinsiyet, mülkiyet ve otorite hatlarını çaprazlamasına keser ve nüfusu toplumsal eşitsizlik olarak değerlendirilen gruplara böler. Ekonomik konumlarına bakılmaksızın çağdaş toplumda birçok yerde erkeklere göre kadınlar, toplumsal ödüllerden daha düşük pay alırlar. Gençlere daha fazla önem verilen sosyokültürel sistemlerde toplumun yaşlıları, gençlere göre daha az değerli bulunabilir. Yaş Sınıfları (Age Classes) kavramını ortaya atan Lenski’ye göre, bu ayrımlar modern toplumda giderek artmakta ve aralarındaki mücadele giderek sertleşmektedir. Ona göre eğer toplumdaki mevcut gruplar düzenlemelerin kendi çıkarlarına hizmet etmediğini düşünmeye başlarlarsa toplumdaki karışıklık alevlenir.

Aralarında farklılıklar olmasına rağmen bu yaklaşımı benimseyenler. Marksistlerin toplum hakkındaki görüşleri işlevselcilerden son derece farklıdır. Çünkü Çatışmacı Yaklaşıma temel oluşturan Marksizm de yapısalcı bir kuramdır. Dahrendorf. Eric Olin Wrigh'tır. ekonomik ve sosyal kararları kendi lehine ve diğer grupların aleyhine alır. Kısaca Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı (Critical Power Conflict Perspective) olarak geçen şemsiye altında. Eitzen ve Baca Zinn. Örneğin aile konusunda önemli çalışmalar yapan Abbott ve Sapsford (1987)’a göre Marksizm. Sonuç olarak Çatışmacı Yaklaşım. sadece sanayileşme değil ve fakat kapitalizmdir. Onlara göre. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 65 Yapısal işlevselcilik gibi Çatışmacı Yaklaşım da. hükümet politikalarını eleştirirler. Aslında bu yaklaşımın taraftarları arasında henüz üzerinde anlaşmaya varılan bir kuram ve analiz gövdesinin bulunmadığı hemen belir- . ırk ve etnik sömürü üzerinde vurgu yapan analizciler ve antidemokratik yönetim üzerinde odaklaşan eleştirel devlet analizcileri gibi oldukça geniş ve heterojen gruplar yer almaktadır. Onlara göre modern toplumu karakterize eden özellik. toplumu birbiriyle çatışan çıkarlara sahip grupların zor ve güç kullanarak kendi refahlarını arttırmak için mücadele ettikleri bir arena olarak görürler. Onlar. toplumdaki egemen kurumları derinlemesine incelemekte ve sosyal sorunların çözümünde radikal ve temel çözüm önerileri geliştirmeye çalışmaktadırlar. modern ve makro bir yaklaşım olarak benzer bazı özelliklere sahiptir. artık politik. Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı Son yıllarda hem eleştirel hem de çatışma yaklaşımlarını güç odağında birleştiren bir yaklaşımdan daha fazla söz edilir hale gelmiştir. kadının sömürüsü üzerine vurgu yapan feministler. Aksine onlar. makro düzeyde ve çoğu zaman tarihsel karşılaştırmalar yaparak incelemeler yapar. İktidara gelen grup ise. toplumu birbiriyle dayanışma içinde olan grupların oluşturduğu bir bütün olarak görmezler. Örneğin Amerika’da Afrika kökenlilerin neden daha fazla işsiz olduğunu sorgular. Collins. R. çekirdek ailenin. Günümüzdeki çatışmacı sosyologlar arsında en önemlileri R. sınıf üzerinde duran neoMarksistler. farklı gruplar kendi çıkarlarını arttırmak için toplumu denetlemeye girişirler. yoksulluğa örneğin evsizliğe nasıl baktığı gelir. Problem edindikleri konuların başında sınıf mücadelesi ve güçlü sınıfların işsizliğe. Lenski. kapitalist iş yerindeki gerilimlerden kaynaklanan tansiyonu düşürmede bir supap olarak modern toplum için daha uygun bir form olduğunu kabul eder.

Toplumdaki mevcut düzen ile hiyerarşiyi açıklayan. Irkçılık temelinde beyazlar beyaz olmayanlara. Çünkü onlar toprak ve işletme üzerinde özel mülkiyet. sosyal problemlerin anlaşılmasında daha derin bir görüş sağlar. b. e. güç ve çatışma ilişkilerini birlikte kavramlaştırarak daha bütüncül (holistik) bir bakış açısına sahip olması açısından çok önemlidir. sınıflı sistem içinde geniş işçi kesimine az sayıdaki kapitalist sınıf hükmetmektedir. hükmetme ve itaat ilişkileri birçok sosyal soruna kaynaklık etmektedir. Güçlü insanların diğerleri üzerinde güçleri vardır. Yeni sosyal hareketler olarak çevreciler ve feministler gibi grupların. daha fazla refah ve gelir payı. kapitalizmi veri olarak kabul eden tüm yaklaşımları statükocu bularak eleştirmesi de ayrıca değerini arttırmaktadır. sosyal sorunların yarattığı baskı ve tehditler. siyasi ve maddi eşitsizlikler üzerinde vurgu yaparak mevcut sosyopolitik sistemi eleştirirler. sadece uyum ve ahenk ile ilgilenmek yerine. daha fazla bilgi kaynağı ve daha fazla asker ve polis üzerinde kontrol gibi önemli kaynakları denetlerler. yorumlayan inanç ve ideolojiler güçlüler tarafından şekillendirilir.66 Ünite 4 tilmelidir. iktidar talepleri olmamakla birlikte toplumsal duyarlılık arttırmada önemli misyonları vardır. Belirli aralıklarla güçlülerle güçsüzler arasında yaşanan çatışmalar. c. d. toplumsal cinsiyet (gender) ayrımında da erkekler kadınlara hükmetmektedir. Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı. Örneğin. 1997): a. Bu yüzden sıradan insanlar üzerinde güçleri vardır. muhafazakâr veya liberal piyasa düzeni yaklaşımlarıyla karşılaştırıldığında. Sonuç olarak Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı. Sosyal bilimlerde Çatışmacı yaklaşım ve kuramlar. Toplumdaki tabakalaşma. kaynakların ve güçlerin yeniden dağılımıyla sosyal sorunların çözümünü amaçlayan yeni sosyal hareketler (social movements) ve örgütlenmelerin doğmasına yol açmıştır. toplumdaki gruplar ve sınıflar arasındaki sosyal. Bu yaklaşımın. Çatışmacılar özellikle sınıflar arasındaki güç mücadelesi ve birbirine tarihsel olarak karşıt olan hakim ideolojiler üzerinde dururlar . Marksist entelektüel gelenekten beslendiği açık olan bu yaklaşımın temel önermeleri şunlardır (Feagin ve Feagin.

Marks gelir. Aynı şekilde Lemis Coser da Marks’tan farklı olarak. Örneğin Amerikalı ünlü sosyolog T. Parsons toplumun “koruyucu”. insanı sosyal bir fenomen olarak anlamak için öznelci yaklaşımı tercih eder. . Genel olarak sosyolojide modernist çerçevede en yaygın olarak kullanılan makro yaklaşım. Antipozitivist /Yorumlayıcı ve Eleştirel gibi) ve “Kuramsal Yaklaşımlar” olarak iki genel grupta toplanabilirler. Sosyolojide başlangıçtan bu yana birbiriyle yarışan görüş ve modeller söz konusu olmuştur. Problem edindikleri konuların başında sınıf mücadelesi ve güçlü sınıfların işsizliğe ve yoksulluğa nasıl baktığı gelir. Sembolik etkileşimcilik. insanların sosyal davranış ve inançlarını belirleyen yaşamın sosyal koşulları fazla nesnel değildir. Çatışmacı Yaklaşım. “yönlendirici” ve “uygulayıcı” alt sistemlerden oluştuğunu savunur. çatışmanın aralarında yakın (close) ilişki bulunan herkes için söz konusu olduğunu savunur. epistemolojik olarak bilginin kaynağını deneyde gören Ampirizmden ve sosyal dünyanın da fizik dünya gibi dıştan göründüğü gibi doğrudan inceleneceğini savunan Pozitivizmden temellenir. Bu yaklaşıma göre. “bütünleştirici”. Örneğin Ralf Dahrendorf çatışmanın otorite ilişkisi bulunan her yerde olabileceğini savunur. Diğer bir ifade ile sosyolojide insan ve toplumu nasıl gördüklerine. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 67 Özet Genel olarak sosyal bilimlerde. din toplumun bütünlüğünü sağlayan. Aile kurum olarak koruyucu bir alt sistem iken. ekonomik kurumlar da uygulayıcı konumundadır. “İşlevselcilik” ve “Çatışmacılık” gibi daha makro yapısal yaklaşımlara doğru genişlediği ve hatta son yıllarda sosyolojiye meydan okuyan feminist ve postmodernist yaklaşımlarla da zenginleştiği söylenebilir. modernist çerçevede “Sembolik Etkileşimcilik” gibi daha mikro yaklaşımlardan. makro düzeyde ve çoğu zaman tarihsel karşılaştırmalar yaparak incelemeler yapar. siyasal kurumları yönlendiren. Ona göre insanlık tarihi aynı zamanda sınıf çatışması tarihidir. Bunlar genelde “Metodolojik Yaklaşımlar” (Pozitivist. daha doğrusu onlar hakkındaki kabullerine göre farklılaşan çeşitli yaklaşımlar vardır. Bu yaklaşım. Çatışmacı sosyologların en başında K. Onlar aslında insanların bu koşullar hakkındaki öznel algılamaları ve yorumlamalarıdır. “Yapısal İşlevselcilik” olarak da anılan yaklaşımdır. Ancak günümüzde Marksist olmayan çatışma kuramcıları da bulunmaktadır. özel olarak sosyolojide tek hakim bir paradigma (model veya kavramlar ana demeti) yoktur. toplumu birbiri ile ilişkili parçaların görev yaptığı bir sistem olarak görür. İşlevselci Yaklaşım. Sosyolojideki kuramsal yaklaşımların.

Düzey (makro-mikro) Zaman (dün-bugün) Yer (doğu-batı) Hepsi Hiçbiri 3. Sembolik Etkileşimcilik en çok hangi görüşten beslenir? a. Comte e. A. d. Entivisyonizm c. Pozitivizm b. Sosyolojik Yaklaşımlar birbirinden en fazla hangi açıdan farklılaşır? a. M. e. Hepsi 5. e. Hiçbiri . d. Ampirizm d. Çatışmacı Yaklaşımın temel görüşleri kime dayanır? a. Pragmatizm e. K. E. c. Marks c. Weber d. Yapısal İşlevselcilik en çok hangi kaynaktan beslenir? a. Pragmatizm c. Pozitivizm d. Hiçbiri 4. b. Rasyonalizm e.68 Ünite 4 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Feminizm b. Aşağıdakilerden hangisi farklı sosyolojik yaklaşımların karşılaştırılmasında ölçüt olabilir? a. c. Durkheim b. Genel analiz düzeyi Analizin odaklandığı konular Anahtar kavramlar Hepsi Hiçbiri 2. b.

9. 2. 4. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar SOSYOLOJİ 3.1. 5 Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 6. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 8. 7. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme 10. Türkiye’de Sosyoloji .

• Sosyalist Feminizm temel görüşleri incelenecektir. • Farklı Feminist Yaklaşımların neler olduğu gösterilecektir. • Postmodernizmin sosyolojiye eleştirileri incelenecektir. • Marksist Feminizmin temel görüşleri incelenecektir. • Radikal Feminizmin temel görüşleri incelenecektir. . • Postmodernizmin kendisine yöneltilen eleştiriler gösterilecektir.70 Ünite 5 Ünitede Ele Al›nan Konular • Feminizm • Farklı Feminist Yaklaşımlar > Marksist Feminizm > Radikal Feminizm > Liberal Feminizm > Sosyalist Feminizm • Postmodernizm • Postmodernizmin Eleştirisi Ünite Hakk›nda • Feminizmin sosyolojiye eleştirileri incelenecektir. • Liberal Feminizmin temel görüşleri incelenecektir.

• Liberal Feminizmin temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Postmodernizmin sosyolojiye neden bu kadar eleştirel yaklaştığını ve bundaki haklılık payını tartışınız. • Postmodernizmin en çok hangi alanlarda gelişme gösterdiğini nedenleriyle tartışınız. • Sosyalist Feminizm temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 71 Ö¤renme Hedefleri • Feminizmin sosyolojiye eleştirilerini öğreneceksiniz. • Postmodernizmin sosyolojiye eleştirilerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Postmodernizmin kendisine yöneltilen eleştirilerin neler olduğunu öğreneceksiniz. tehdit oluşturabileceğini örneklerle tartışınız. • Neden farklı feministlerin ortaya çıktığını öğreniniz. • Marksist Feminizmin temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Radikal Feminizmin temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Postmodernizm ve postyapısalcılığın sosyolojiye nasıl bir . Üniteyi Çal›ş›rken • Feminizmin ataerkillik konusundaki görüşünü tartışınız. • Farklı feministlerin benzer noktalarını sıralayınız. • Feminizm sosyolojiye neden meydan okumaktadır? Tartışınız. • Farklı Feminist Yaklaşımların neler olduğunu öğreneceksiniz.

Her ne kadar artık birçok ülkede kadın ev dışında çalışmaya başlasa da Feministlere göre. Burada esas sorgulanmak istenen sosyolojinin değerlerden arınmış bir bilim olup olmadığıdır. genel hatlarıyla farklı feminist yaklaşımlar ortak bazı özelliklere de sahiptirler: 1. Bu amaçla. Sosyolojinin toplumsal yaşam hakkında yanlı/tarafgil görüşlere sahip olduğunu savunur. Çünkü sosyolojide araştırmaya başlarken problemin seçimi değerlerle ilgilidir. Klasik anadamar (mainstream) sosyolojinin aslında erkekegemen (malestream) görüşlere sahip olduğunu iddia eder. Sosyolojinin eleştirilerini bilmenin onun daha iyi anlaşılmasına hizmet edeceği kuşkusuzdur. İşlevselcileri ailenin tüm üyelerine sağladığı olanakların ya da çıkarların eşit olduğunu iddia ettikleri için eleştirirler. Ancak günümüzde artık nesnellik konusundaki kesin ısrarlardan vazgeçildiği belirtilmelidir. Feminizm Ancak daha başlangıçta feminist olarak adlandırılan pek çok kuramın olduğu veya birbirinden farklı çok sayıda feminizm bulunduğu belirtilmelidir. Tüm Feminist kuramlar aileyi ataerkil bir kurum olarak görürler. araştırmacının bu öznel başlangıca rağmen nesnel bir araştırma yürütmesinin olanaklılığını savunmuşsa da artık büyük ölçüde bu tür iddialardan vazgeçilmiş bulunulmaktadır. Örneğin Feministler. Onlara göre bu yaklaşım toplumsal cinsiyet farklılıklarını görmezden gelmektedir. 4. bu bölümde her iki yaklaşıma da yer verilmiştir. 3. İkinci olarak Feminizm hem İşlevselcilerin hem de Çatışmacıların görüşlerine eleştirel bakar. Kadının temel rolü üreme ve çocuk yetiştirmedir. Weber. bu konuda aralarında oldukça önemsiz farklar bulunur. Kurucu sosyologlardan M. Feminizm genel anlamda sosyolojiye eleştirel bakar. Buna rağmen. 2.72 Ünite 5 Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Klasik sosyolojik yaklaşımlara temel eleştirilerden biri Feminizmden diğeri ise Postmodernizmden gelmektedir. bu kadının iki kez sömü- . o da erkek egemenliği demek olan “ataerkillik ”tir (patriarchy). Aileyi ataerkil olarak görmek ise oldukça kapsamlıdır. Bu eleştirinin altında tek fakat önemli bir neden yatar ki. Oysa tüm ev işleri ve çocukların yetişmesinden sorumlu olan kişi kadındır.

sadece bir sınıfın diğer sınıf üzerindeki güç mücadelesini sorun edinerek sermaye ve emek üzerinde odaklanarak toplumsal cinsiyeti ihmal ederler. Feministlere göre aile. Marksist aile görüşlerini de toplumsal cinsiyete kapalı ya da görmezden gelen tutumları yüzünden eleştirirler. kapitalizme mi yoksa kültürel yapıya yani dine mi bağlamak gerekeceği sorularının yanıtları oldukça tuzaklı ve tartışmalıdır. 6. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 73 rülmesi ve baskılanmasıdır. bu konu son derece tartışmalıdır. İslam ülkelerinde de. Liberal ve Sosyalist Feminizmdir. Diğer bir ifade ile aile. Marksistler. Bu nedenle bu toplumlardaki ataerkilliği. 5. Kapitalist sistemde kadın hem yedek emek gücünü üretir hem de piyasanın ucuz emek ihtiyacını karşılar. bazıları kapitalist bazıları değilken ataerkillik son derece yaygındır. Farklı Feminist Yaklaşımlar Feminist Yaklaşım içinde en önemlileri Marksist. Bunlar hakkında tanıtıcı bilgiler verilerek aralarındaki farklar aşağıda gösterilmeye çalışılmıştır. kapitalizmin bir sonucu veya özel mülkiyeti koruyan kapitalizmin yol açtığı bir durum olarak görürlerse de. Radikal. Çin ve Küba olmak üzere kapitalizm yıkıldığı halde ataerkillik yok olmamış. Feministler ayrıca İşlevselci Yaklaşımın toplumsal cinsiyet (gender) farklarına ilişkin görüşlerinde çelişki ve belirsizlik olduğunu iddia ederler. Çünkü bu durumda. İşlevselcilerin toplumsal cinsiyet rollerini doğal ve değişmez olarak görmelerini sorgularlar. özel mülkiyet ortadan kalktığında ataerkilliğin de kalkması gerekecektir. Feministler. Feministlere göre toplumsal cinsiyet rolleri kültürel olarak öğrenilerek aktarılırlar ve bu yüzden değiştirilebilirler. sadece kapitalizmin ihtiyacı olan emeği üreterek onu destekleyen birim olmanın ötesinde ataerkilliği de yeniden üreten birimdir. Çünkü kadın meslek sahibi de olsa. Marksist Feminizm Adından da anlaşılacağı üzere bu kuram hem Feminist hem de Marksist görüşlerin bir karışımıdır. kadınlara yapılan baskı ve sömürü aynen kapitalist ülkelerde olduğu gibi devam etmiştir. Bu durum aynı işi yapan kadına erkekten daha az ücret ödenmesine olanak tanır. . hem kapitalizmin hem de ataerkilliğin emniyet supabıdır. Oysa başta eski Sovyetler Birliği. ev işleri ve çocukların yetiştirilmesi sorumluluğu halen onun üzerindedir. Feministler erkek egemenliğini.

74

Ünite 5

Marksistler tarafından aile yaşamı ve evlilikte kadının sömürüldüğü kabul edilmekle birlikte, bunun ailenin kadın üzerinde etkisinden çok, aile ile kapitalizm arasındaki ilişkiden kaynaklandığının ileri sürülmesi önemlidir. Marksist feministler, Marksist kavramları kullanmakla birlikte kadının sömürüsünü aile yaşamının anahtar özelliği olarak görmektedirler. Örneğin Margaret Benston (1972), Kadının Özgürlüğünün Politik İktisadı adlı eserinde, “kadının yarattığı ücretsiz emeğin çok büyük olduğunu ve üretim araçlarının mülkiyetine sahip olanlarla karşılaştırıldığında çok daha kârlı olduğunu” savunmaktadır. Minimum ücret ölçülerinde bile kadının emeğinin ödenmesi durumunda refahın yeniden dağılımında çok büyük artışlar sağlanacaktır. Bugün için ailenin desteklenmesi, ücretliler üzerinde gizli bir vergilendirme demektir. Diğer bir ifade ile şu andaki ücretler ile iki kişinin emeği satın alınmış bulunmaktadır. Bu bağlamda Benston, çekirdek ailenin kapitalist toplumda istikrar sağlayan bir “ekonomik birim” olduğunu tartışmaktadır. Böylelikle evde yapılan üretim, baba ya da eşin kazancından ödenmekte ve onun emeğini piyasadan çekme olanağı çok daha azalmaktadır. Böylelikle yalnızca aile üretimi ve ucuz emek değil, aynı zamanda işverenin masrafsız olarak idamesi de sağlanmaktadır (Haralambos ve Holborn, 1995). Öte yandan Marksist feministlere göre ev kadını rolündeki kadınlar, eşlerinin ücretli işçi olarak rollerini en iyi şekilde yerine getirmek için duydukları gereksinmeleri de karşılamaya çalışırlar. Ansley’e göre kadınlar, geleneksel rollerini oynarken, kocalarının meşru kızgınlıklarını, güçsüzlüklerinden kaynaklanan hayal kırgınlıklarını ve baskıyı sineye çekerler. Hatta birçok kocanın aileleri ve karısı üzerinde kurduğu diktatörlük, onlara sisteme hiç meydan okumaksızın kızgınlıklarını ifade etme olanağı sağladığı için aile kapitalizm için vazgeçilmezdir.

Radikal Feminizm

Radikal feministler, ataerkilliği kültürün bir sonucu olarak görürler. Ataerkillik, kadının rollerini doğal ve karma bir şekilde görerek aile aracılığıyla kültürel olarak aktarılmasına yardımcı olunması demektir. Ataerkil ideoloji, kadını ikincil ve zayıf cins olarak görerek ev işi ve çocuk yetiştirme rolüne indirger. Ataerkillik, farklı toplumsal yapılarda kültürel değerler ve inançların bir sonucu olarak görülebilir. Kültür toplumsal yapının bir parçasıdır; ancak, Marksistlerden farklı olarak sadece ekonomik ihtiyaçlarla belirlenmemektedir. Ataerkillik bu nedenle farklı toplumsal yapılarda farklı biçimlerde ortaya çıkabilir. Örneğin kapitalist, komünist ve teokratik toplumlarda ataerkillik mümkündür. Ancak kültür değiştiğinde ataerkillik de değişebilir.

Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar

75

Sonuç olarak çok sayıda feminizm olmasına rağmen radikal feministleri diğer feminizmlerden ayıran iki temel özellik vardır. Bunlardan ilki, kadınlar tarafından kadınlar için geliştirilmiş olmasıdır. Bu yüzden mevcut yaklaşımlar ve gündem ile uzlaşmaya gereksinim duymazlar. Diğer kuramlar örneğin Marksizmin uyarlamasının yerine, yenilikçi olma eğilimindedirler. İkinci temel özellikleri, kadınların baskı görmesini, hükmetmenin en evrensel ve en temel biçimi olarak görmeleridir. Toplum kapitalist olmaktan çok ataerkil veya erkek egemen olarak görülür. Ayrıca kadını erkeklerden farklı çıkarlara sahip olarak görürler. Üzerinde fikir birliğine varmamış olmakla birlikte, Christina Delphy ve Diana Leonard (1992) gibi bazıları, erkek egemenliğinin sürmesinden aileyi sorumlu tutarlar. Onlar aileyi temel olarak ekonomik bir sistem olarak görürler. Bu sistemde erkek çoğu kez kazançlı iken, kadın ve çocuklar kaybedenler tarafındadır. Çünkü tüm aile fertleri aile reisi için çalışırlar. Kadının uğradığı baskı, onun yaptığı işten ve bedeninin kullanımından gelmektedir. Bu yüzden de kadının pasif olarak yetiştirilmesi gibi ideolojik gerekçelerle değil, kadının aile içinde çalıştırılması uygun olduğu için kadın baskılanmakta olduğu görüşündedirler.

Liberal Feminizm

Liberal feminizmin iki temel savından biri “erkekle eşitlik”, diğeri ise “kadının özgürlüğü” dür. Onlar için kamusal alanda çalışmak çok önemlidir. Çalışma yaşamında eşitlik, aile yaşamında eşitlik ve son olarak sosyal hayatta eşitlik sağlanmalıdır. Aile içindeki geleneksel işbölümü kadının çalışmasının en büyük engelidir. Kapitalizmin gelişmesi ve yeterli istihdam olanağının sağlanması ile aile dönüşüme uğrayacaktır. Onlar sosyalist ve radikal feministlerin aileyi köklü biçimde dönüştürme taleplerine eleştirel bakarlar. Liberal feminizm, aslında bilimsel bir yaklaşımdan çok politik özellikler taşır. Ataerkil yapının, nasıl ortaya çıktığı veya ne olduğuyla ilgilenmek yerine nasıl olması gerektiğini sorgular. Liberal Feministler, yasal değişiklik ile ailede ve toplumda kadının konumun iyileşebileceğini savunurlar. 1970’lerin eşit işe eşit ücret getiren Eşit Fırsatlar Yasasını savunurlar. Ancak bazı iyileşmeler sağlanmış olsa bile temel eşitsizliklerin hâlâ mevcut olduğunu görmek gerekir. Bu nedenle Marksistler, fırsatlar ve seçeneklerin artmasının toplumsal yapının esnek ve değişebilir olarak görülmesine hizmet etmesine rağmen gerçekte daha güçlü olanlar (zenginler ve erkekler) tarafından bunun bir yol bulunarak engellendiğini görürler.

76

Ünite 5

Sosyalist Feminizm
Kamusal ve özel alan kavramlarını özellikle vurgulayan Sosyalist Feministler, Radikal Feministlerden farklı olarak ataerkillik yerine kapitalizm vurgusuyla dikkat çekerler. Onlara göre kapitalizm, kadını “özel alana”, erkeği de “kamusal alana” yerleştirmiştir. Kapitalizm, kadını özgürleştiriyor gibi görünürken, aslında bunun tam aksini yaptığı için, kadının özgürleşmesi ve kurtuluşu ancak sosyalizm ile mümkündür. Ailenin yıkılması ancak sosyalist bir toplumda gerçekleşebilir. Üretimin toplumsallaşması, ailedeki yeniden üretime gereksinim bırakmayacak ve ailenin önemi azalacaktır. Sosyalist feministlere göre özel alan siyasaldır. Bu söyleme göre, özel bir kurum olan aile içindeki kişiliklerin, özel ilişkilerin, diğer bir ifade ile mahrum sayılabilecek konuların tümü politik boyutlara sahiptir. Özel alan yani aile, kadının ezilmişliğinin, ikincilliğinin ortamını hazırlayan bir kurumdur. Önerilen ise, aile ilişkilerinin de siyasal alan içinde görülmesidir. Siyasal alanın, kamusal alan ile sınırlandırılmış olması da böylece tartışılır hale gelmiş bulunmaktadır. Birleşmiş Milletlerin “Gender in Development” (1996) serisinde de “yönetişim” (governance) kavramının aile içi ilişkileri de kapsayan biçimde genişletildiği unutulmamalıdır. Sonuç olarak birçok yeni gelişme, ailenin erkek egemenliğine terk edilen özel bir alan olarak görülmesine karşı olunduğunu göstermektedir. Böylelikle kadın ve çocukların istismarı durumunda, sivil toplum kuruluşları tarafından aile içi ilişkilere müdahale edilmesi meşrulaşmaktadır. Feministler de sürekli araştırma yaparak kadının toplumdaki konumunun daha iyiye götürülmesine çalışırlar ve farklı feminist görüşlere göre değişmeyen temel özellikleri burada bulmak mümkündür. Feminist araştırmaların özellikleri olarak şunlar sıralanabilir (Neuman, 1995) 1. Çoğunluğu kadın olan araştırmacılar tarafından Feminist değerlerin, yaklaşımların savunuculuğunu yapmak. Çok nadir olarak erkekler de bulunmakla beraber fazla kabul görmezler. 2. Kavram, sayıltı ve araştırma amaçlarını ifade eden sorularda biyolojik farklılık ifadesi olan ‘sexizm’in reddi ve bunun yerine “toplumsal cinsiyet”i (gender) kabul etmek. 3. Araştırmacı ile üzerinde çalışılan arasında empatik (kendini yerine koyma) ilişkiler kurmak, ona özne olarak yönelmek.

her ikisi arasında büyük benzerlikler olmasından kaynaklanır. 7. hukuk. aktivist olmak. Kelime olarak anlamı ise. Postyapısalcılık ile oldukça yakın eleştiriler getirmeleri ise. Ancak deney ve niceliksel çözümlemelerden 7. Araştırma tekniklerinin seçiminde esneklik ve akademik alanlar arasındaki mevcut sınırları aşmak. işsiz- . Modernizmi “yapısöküm”e uğratma (deconstruction) çabası bile. Postmodernizm kıta Avrupası ve özellikle de Fransa ve Almanya’da ortaya çıkmıştır. 8. psikoloji ve iktisat dışındaki alanlarda. bu konuya ilginin yüksek olduğunu göstermektedir. Baudrillard ve Faucault postmodernizm denilince öne çıkan diğer isimlerdir. başta sosyoloji. Araştırma sürecine. şehir planlama olmak üzere bazı alanlarda daha fazla etkili olmuştur. Aslında postmodernizmin en sert eleştirisi de yine Almanya’dan gelmiştir. Araştırmalarda toplumsal cinsiyet ve güç ilişkilerinin toplumsal yaşamın tüm yönlerine nüfuz ederek etkilediğine duyarlı olmak. yoksulluk. Bu görüşe fikir babalığı edenler Alman filozofları Nietzsche ve Heiddeger’dir. moderniteden beklentilerini bulamayanlara başlı başına ilgi kaynağı olmaktadır. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 77 4. Postmodern eleştiriler. Kişisel ve toplumsal değişme amaçlayan “eylem yönelimli” (action oriented) araştırma yapmak. 5. Postmodernizm Genel olarak sosyal bilimlere özel olarak sosyolojiye günümüzde en büyük eleştiri postmodernizmden gelmektedir. Jurgen Habermas. İki dünya savaşından başka. onu yetersiz bulması ve modernite dışında kendini kurmaya çalışmasıdır. Ayrıca Derrida. İnsan yaşamının duygusal olan ve karşılıklı bağımlılığa dayanan boyutlarını kabul etmek. Sosyolojinin ve ataerkil söylemin tüm insanlığa genellenmesine karşı durmak. 6. modernizmin ve yapısalcılığın sonu demektir. coğrafya. akla ve bilime tekrar dönmeyi şiddetle savunmuştur. Çoğu zaman da birbirleri yerine kullanılırlar. Lyotard. Ona duyulan ilginin temel kaynağı modernizmi reddetmesi. Nihilizm ve Anarşizmden beslenir. Birçok araştırma tekniğini birlikte kullanmak. araştırmacının kişisel deneyim ve duygularını katmak. Postmodernizmle ilgili çok sayıda çalışmanın yapılması ve yayımlanması.

liberal demokrasi. büyüye. Bu yüzden postmo dernizm. pratik ve verimli olandan çok. metafizik olana. Hiçbir şeyi kabul veya reddetmezler.78 Ünite 5 lik. Elinizdeki metinde savunulan bir genellemeyi en uç noktalara kadar giderek. görünüş ve estetik her zaman ön plandadır. Hıristiyanlık. Postmodernizmin “yapısöküm” konusundaki bazı önerileri şöyledir (Rosenau. resim. açıklamaya niyetlenmeksizin göreli yorumlar yapmayı daha uygun bulurlar. onu saçma gösterene kadar uğraşın. akademik ve ciddi olanlardan daha çok kullanırlar. Rasyonalite ve bilimler. Disiplinlerarası çalışmaları değerli bulurlar. Sosyal bilimler ile doğa bilimleri. tikel ve modern olmayana. edebiyat ve sanatta. her türden büyük kuram veya üst-anlatı olarak gördüğü. Günümüzde özellikle mimaride. Bunun yerine belirsizliği tercih ederler. bilimsel olan ile olmayan arasında bir fark gözetmezler. müzik ve fotoğrafçılık alanında oldukça etkilidirler. . insanları özgürleştirmeye yetmeyen. Kuralı bozmak için istisna arayın. efsaneye. coşkuya. Tam tersi de olabilir. Bunların tezlerinin büyücülük veya astroloji kadar bile kesinliği yoktur. Bu bağlamda akademik disiplinler arasındaki ayrımı da reddederler. sadece açıklamalara temel veya öz oluşturacak dayanakların olamayacağını iddia eder. aksine. modernliğin eleştirdiği ne varsa sahip çıkarak değer verirler. Her alanı bir metin olarak görür ve onu bir çerçeveye oturtarak anlamaya çalışırlar. Akıldışı. Kışkırtıcı söylemi. Aslında postmodernizm bunlara alternatif üst-anlatılar geliştirmek amacında değildir. geleneksele. bürokrasi. şiddet ve zorunlu göç. liberalizm gibi ideolojileri. diğer bir ifade ile her şeyin cevabını önceden veren Marksizm.1998:197): 1. Bu yüzden onlara göre kentleşme. metindeki istisnai bazı örneklerden hareketle gösterin. sanat ve edebiyat. Söz gelimi bir kahramanın cesareti anlatılıyorsa onun aslında korkak olduğunu. korkak bir kişinin aslında çok cesur olduğunu gösterin. sanayileşme. Popüler kültürü de bu arada önemserler. İslamiyet gibi tüm dinleri ve hatta feminizmi bile özcü ve modernist bularak eleştirir. Onlar her türden katı sınırlamalar getirilmesine karşıdırlar. Ayrıca bugün ve burada olanı daha fazla önemserler. hümanizma ve her şeyden önce insan aklına güven ve rasyonalite değerini yitirmiştir. baskılayan araçlar olarak eleştirilir. çevresel kirlilik gibi küresel problemler tüm bilimsel gelişmelere rağmen giderek artmıştır. Ancak teknik. Modernin kendinden önceki gelenekselden üstün olduğunu da kabul etmezler. Onlar. O.

bastırılmış. davranışlar. Örneğin geleneksel bir evlilikte demokratik ya da eşitlikçi ilişkilerin yürüyemeyeceğini gösterin. 3. taviz vermez tutum önerisi yadırganmaktadır. seçimler. determinizm/ belirlenme yerine belirsizliği. 4. ayrık duran. Önemli olan okuyanın sizi anlamasına fırsat vermemektir. Terminoloji değişikliğine izin vermeyin. Tikel ayrıntıları. dışlanmış. Nedensel ilişkiler aramak yerine metinlerarasılığı (intertextuality) savunur. klasik. Mutlak görüş bildirmekten kaçının. Genellemelere varmak yerine tek ve biricik olayları araştırmayı önerir. ertelenmiş ve parçalanmış olaylar üzerinde durur. sınırdaki. Eleştirdiği hegemonik ilişkiyi kurarak benzersiz olduğunu kanıtlamaya çalışmaktadır. Bunun amacı okuyucuya çok iyi bildiği sandığı şeyi aslında bilmediğini göstermektir. Örneğin iyi ve kötü ya da geleneksel ve modern gibi. Bu aslında postmodernizm ile çelişkili bir öneridir. Metnin veya kahramanın bu özelliklerinin meşru olmadığını istisnalar bularak gösterin. daha çok amaçlar. geleneksel. Daha sonra bu karşıtlıkları inkâr etmeye çalışın. Oysa yapısökümün de birçok araç/yol/yöntem içinden biri olarak görülmesi gerekirken. unutkan ve de yalancı olduğunu gösterin. bulanık ifadeler sizi anlaşılmaz kılacak ve okuyucu “Tamam bunu demek istiyor!” duygusu yaşayamayacaktır. hayali akrabalar gibi kavramlar kullanın. 7. boyun eğdirilmiş. Bunun yerine heyecan uyandırıcı sansasyonel önermeler geliştirin. bir daha . alternatif söylemler ve anlam üzerinde odaklanır. tutumlar ve kişilik üzerinde değil. yerleşmemiş. Metindeki ikili karşıtlıkları kullanın. özsel/özcü olmayan. susturulmuş.” Yorgun cemaat. Postmodern bir çalışma. Örneğin Zygmunt Bauman sosyolojinin görevinin bu olduğunu ısrarla savunur: “Bildik sanılanın aslında bilinmediğini göstermek. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 79 2. geçici. Unutulmuş. Çok sayıda yoruma açık olacak şekilde yazmaya çalışın. Hiçbir şeyi kabul veya reddetmeyin. Belirsiz. sentez yerine farklılığı araştırır. marjinal ya da çevrede olan. Toplumsal olayların yalın hali yerine karmaşıklığını. Bunun nedeni karşınızdakinin sizi eleştirmesine fırsat vermemektir. Yeni ve alışılmamış kelimeler kullanın. birlik yerine çeşitliliği. 5. akıl dışı. kutsal. reddedilmiş. 6. Örneğin metindeki kahramanın uykuda gezer. önemsiz. küçük olayları önemser. niteliksiz. Tekrar eden rutin olaylar yerine.

örgütlü inanç sistemlerinin. Şimdi ve burada olanın önemsenmesine bağlı olarak. Sosyoloji için genel geçer bilimsel gerçekler yerine. Toplumun bilimi olmayacağına ve sosyal bilimlerin kökten dönüşümü fikrine inanmak. 10. 12. dramatik sunumlar. nesnellikten üstün tutulur ve parçalara ayırma tercih edilir. film. dış dünya ile akıl arasında hiçbir ayrım yapmamak. Postmodern görüş sahipleri de araştırmalar yaparlar. 9. Farklılık. kaset üretmek. duygulara ve imgelemlere. Bütünleştirme önemsenmez. birbirine üstün olmayan sonsuz sayıda yorumlar yapmak. Hiçbir zaman alternatif bir bakış açısı aramaksızın sadece eleştirmeyi misyon edinirler. Bunu tekno-bilimsel kültür olarak eleştirir. 11. Aşırı görececilik/ relativizm. Yüzeydeki görüntüler yerine gizli yapıları ortaya çıkarmak. tüm toplumsal kuramlar da dahil olmak üzere hepsini reddederek işe başlamak. Aşırı öznellik. 4. oyun. 5. kaos ve karmaşıklığı benimsemek. Postmodernist bir araştırmanın genelde paylaşılan özellikleri olarak bazı saptamalarda bulunmak mümkündür (Neuman. Yaşamın çok karmaşık olmasına bağlı olarak nedensel ilişkilerin kurulamayacağını kabul etmek. 1994): 1. sezgilere çok güvenmek.80 Ünite 5 tekrarlanmayan olaylara bakmayı önemser. Tüm ideolojilerin. Nesnellik peşinde koşmak yerine duyguların arkasından gitmeyi önerir. Sosyolojiyi bir doğa bilimi gibi gören tüm görüşlere karşı çıkar. Modernizm ve Aydınlanmayı reddetmek. . 6. Sonuç olarak görececilik/rölativizm. Anlamsızlık ve kötümserlik duygusu taşıyarak. 8. Postmodern araştırma raporu bir sanatsal çalışmadır. 3. 7. sürekli değişmeyi kabul etmek. 2. Araştırmanın hiçbir zaman gerçek dünyada olup biteni yansıtamayacağını iddia etmek. Kişisel deneyimlere. dünyanın hiç ilerlemeyeceğine ve düzelmeyeceğine kuvvetle inanmak. daha gelip geçici şeylerle uğraşmak gibi daha mütevazi bir misyon önerir. geçmişi ve farklı yerlerle ilgili çalışmaları küçümsemek ve reddetmek. Bu nedenle tiyatro gibi.

Birçok zaman çelişki içindedirler. Kritisizm ve Varoluşçuluk. 3. bütün yerine parçayı önemserler. Metinlerarasılık. anlamsızlaştırma ya da bozuma uğratma yerine olgu ya da eylemi anlama ve yorumlama peşinde bir bilimdir. Son bir nokta ise. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 81 Sosyolojiyi eleştiren postmodernizmin kendisi de büyük eleştiriler alır. Bunlar kısaca şöyle özetlenebilir: 1. En önemli savunucusu Fransız Jacquez Derrida bile. aynı konu ve kavramların birçok yerde kullanılması yüzünden özgünlük olamayacağını kabul etmek demektir. her şeyin göreceli olduğunu kabul etmesi. akıl ve ahlaki evrensellerin reddi konusunda Nietzsche ve Heidegger vurgusu onları zayıflatır. Bu durum bile. Hakikat. işsiz ve umutsuzların görüşü olduğu ileri sürülür. umutların boşa çıkmasının gerginliği içindeki bilim insanlarının bir kurgusu olarak görülür. Modernizmin yarattığı hayal kırıklığından beslenen kötümser bir görüş olması en fazla eleştirilir. Tüm yenilik iddialarına rağmen önceki birçok düşünceden örneğin Nihilizm. daha ileri bir aşamaya geçildiği yönündedir. 2. Fransız Yapısalcılığı. Etnometodoloji ve Hermeneutik’ten derin izler taşır. Oysa onlar. 6. bir neden sonuç ilişkisi olduğu kadar devamlılık ya da bütünlük işaretidir. genellemeleri reddetmesi sosyologların bazılarına cazip gelse de önemli çoğunluğuna son derece sınırlama getirici bir görüş gibi görünmektedir. 5. Yapısöküm konusundaki ısrarları ile sosyolojiye meydan okur. 7. 4. . modernizmin sonunun gelmeyip. Romantizm.modernite (late-modernizm) olarak anar. Örneğin A. Marksizm. Fenomenoloji. İyimserliğin. artık fazla anlam ifade etmez hale gelmeye başlamıştır. Sadece bugün ve burada olan ile ilgilenmesi. Giddens modernitenin bu aşamasını ileri veya geç. Ekonomik sıkıntı içindeki bilim insanlarının kendi iç değişimlerini de bir ölçüde yansıttığı. Oysa sosyoloji.

şehir planlama olmak üzere bazı alanlarda daha fazla etkili olmuştur. Postmodern eleştiriler psikoloji ve iktisat dışındaki alanlarda. aslında bunun tam aksini yaptığı için. özel olarak sosyolojide bugün en büyük eleştiri postmodernizmden gelmektedir. diğeri ise “kadının özgürlüğü” dür. ataerkilliği kültürün bir sonucu olarak görürler. Modernizmi “yapısöküme” uğratma (deconstruction) çabası bile moderniteden beklentilerini bulamayanlara başlı başına ilgi kaynağı olmaktadır. tutumlar ve kişilik üzerinde değil. Kapitalizm. Çoğu zaman da birbirleri yerine kullanılırlar. modernizmin ve yapısalcılığın sonu demektir. erkeği de “kamusal alana” yerleştirmiştir. radikal feministlerden farklı olarak ataerkillik yerine kapitalizm vurgusuyla dikkat çekerler. Postyapısalcılık ile oldukça yakın eleştiriler getirmeleri ise. coğrafya. bu konu son derece tartışmalıdır. Radikal. örneğin. Ataerkillik demek. Kapitalizmin gelişmesi ve yeterli istihdam olanağının sağlanması ile aile dönüşüme uğrayacaktır. onu yetersiz bulması ve modernite dışında kendini kurmaya çalışmasıdır. seçimler. aile yaşamında eşitlik ve son olarak sosyal hayatta eşitlik sağlanmalıdır. her ikisi arasında büyük benzerlikler olmasından kaynaklanır. Ona duyulan ilginin temel kaynağı modernizmi reddetmesi. Onlar sosyalist ve radikal feministlerin aileyi köklü biçimde dönüştürme taleplerine eleştirel bakarlar. davranışlar. Onlar için kamusal alanda çalışmak çok önemlidir. Postmodern bir çalışma daha çok. hukuk. Onlara göre kapitalizm kadını “özel”. kadın rollerini doğal ve karma olarak görerek aile aracılığıyla kültürel olarak aktarılmasına yardımcı olmak demektir. Çalışma yaşamında eşitlik. Aile içindeki geleneksel işbölümü kadının çalışmasının en büyük engelidir. Feminist Yaklaşım içinde en önemlileri Marksist. Kamusal ve özel alan kavramlarını özellikle vurgulayan sosyalist feministler. Ataerkil ideoloji. Marksist Feminizm hem Feminist hem de Marksist görüşlerin bir karışımıdır. başta sosyoloji. . kadını özgürleştiriyor gibi görünürken. Genel olarak sosyal bilimlerde. kadını ikincil ve zayıf cins olarak görerek ev işi ve çocuk yetiştirme rolüne indirger. kapitalizmin bir sonucu veya özel mülkiyeti koruyan kapitalizmin yol açtığı bir durum olarak görürlerse de. kadının özgürleşmesi ve kurtuluşu ancak sosyalizm ile mümkündür. Radikal feministler. Liberal feminizmin iki temel savından biri “erkekle eşitlik”.82 Ünite 5 Özet Klasik sosyolojik yaklaşımlara temel eleştirilerden biri Feminizmden diğeri ise Postmodernizmden gelmektedir. Liberal ve Sosyalist Feminizmdir. alternatif söylemler ve anlam üzerinde odaklanır. Kelime olarak anlamı ise. Feministler erkek egemenliğini. amaçlar.

Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 83 Sadece bugün ve burada olan ile ilgilenmesi. önemli çoğunluğuna son derece sınırlama getirici bir görüş gibi görünmektedir. . genellemeleri reddetmesi sosyologların bazılarına cazip gelse de. her şeyin göreceli olduğunu kabul etmesi.

Küreselleşme e. Kodlama e. c. Sosyolojinin toplumsal olgularla ilgilenmesi c. Aşağıdakilerden hangisi feminist yaklaşımlar içinde yer alır? a. Sosyalist feministler en fazla ne üzerinde durur? a. Postmodernizmin sosyolojiyi eleştirmesinin temel sebebi nedir? a. Sosyalist feministler d. Hepsi 6. Kapitalizm d. Modernizmi reddetmek c. Akla güvenmemek d. Sosyolojinin modern bir bilim olması b. Hepsi 3. Hepsi 5. Marksist feminizm Sosyalist feminizm Radikal feminizm Liberal feminizm Hepsi 2. Sosyolojini kesin sonuçlar içermemesi e. Yapısöküm b. Marksist feministler b. Sosyolojinin erkek egemen bir söylemin etkisinde kalması d. d. Anaerkillik c. Kapsamlı kuramları reddetmek b. e. Liberal feministler c. Yaz boz c. Postmodernizm hangi yolla metinleri inceler? a.84 Ünite 5 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Hiçbiri 4. b. Şifreleme d. Sosyolojinin bir diğer sosyal bilimlerle arasının tam olarak ayrışmamış olması . Aşağıdakilerden hangisi postmodernizm için önemlidir? a. Şimdi ve burada olanla ilgilenmek e. Aileyi köklü bir biçimde değiştirmeye karşı olanlar kimlerdir? a. Ataerkillik b. Hepsi e.

8. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar SOSYOLOJİ 3. 6 Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 4. 9. 5. 2. Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme 10.1. Türkiye’de Sosyoloji . Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 7.

> Feminist Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir. • Araştırma teknikleri karşılaştırılacaktır.86 Ünite 6 Ünitede Ele Al›nan Konular • Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımlar > Pozitivist Yaklaşım > Yorumlayıcı Yaklaşım > Eleştirel Yaklaşım > Feminist Yaklaşım > Postmodern Yaklaşım • Araştırma Tipleri • Araştırma Teknikleri Ünite Hakk›nda • Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımların neler olduğu gösterilecektir. > Yorumlayıcı Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir. . • Araştırma tipleri hakkında bilgi verilecektir. > Pozitivist Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir. > Eleştirel Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir. > Postmodern Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir.

• Araştırma tiplerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Feminist Yaklaşımdan hareketle yapılan araştırmaların diğerlerinden temelde ayrıldıkları noktaları eleştiriniz. > Pozitivist Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. • Araştırma Teknikleri arasındaki farkların temelinde yatan . • Araştırma tekniklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Pozitivist Yaklaşımın temel ilkelerini sıralayınız • Yorumlayıcı Yaklaşım ile Pozitivist Yaklaşımı karşılaştırınız. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 87 Ö¤renme Hedefleri • Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımların neler olduğunu öğreneceksiniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Farklı Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımlar bulunmasının nedenlerini araştırınız. > Feminist Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. nedir? Tartışınız. • Sosyolojide Postmodern Yaklaşım ile araştırma yapmanın • Araştırma tipleri ve araştırma tekniklerinin birbirine karıştırılması konusunda örnekler veriniz. > Eleştirel Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. > Yorumlayıcı Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. olanak ve sınırlarını tartışınız. > Postmodern Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Eleştirel Yaklaşım hangi noktalarda diğer yaklaşımlardan köklü bir ayrılığı temsil eder ve haklılık payı nedir? Tartışınız.

özel olarak sosyolojide kullanılan çok sayıda araştırma tipi ve tekniğinden söz etmek mümkündür. Yorumlayıcı ve Eleştirel Metodolojik Yaklaşımlar hakkında kısa verilmiştir. “sağduyunun rolü”. “insanoğlunun doğası”. “kuramın ne olduğu” ve “doğru olan bir açıklama”. Bu kitabın sınırları içinde şu noktanın açıklığa kavuşturulmasında yarar vardır: Yöntem ve araştırma tip ve teknikleri aynı şeyler değildir. Aslında son yıllarda metodolojik yaklaşımlara Feminizm ve Postmodernizm de eklendiğinden onların da “araştırma nedeni”. bilimsel bir araştırmada izlenecek adımlar ve zihinsel tutumlar anlaşılmalıdır. “toplumsal gerçekliğin doğası”. Bu nedenle öncelikle Pozitivizm. 1994) kavramlaştırılan sınıflamalardır. Yöntem. Ancak tümdengelim (dedüksiyon) ve tümevarım (endüksiyon) gibi mantıksal çıkarsama (logical reasoning) yollarının da tek başına yöntem olma özelliği yoktur. Bu. araştırma teknikleri kavramlarının sosyal bilimler söz konusu olduğunda son derece detaylı tartışmalara konu olduğu. hatta yöntem ve yöntembilimin/metodolojinin sosyal bilimlerin en hassas alanı olduğu söylenebilir. Bu nedenle araştırma tipleri hakkında yapılan sınıflamalardan örnekler vererek konunun daha iyi anlaşılmasına çalışılmıştır. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Genel olarak bilim.88 Ünite 6 Yöntembilimsel Yaklaşımlar. araştırma tekniklerine rahatlıkla araştırma yöntemleri diyebilirler. Araştırma boyutları ya da tipleri ile araştırma tekniklerini de birbiriyle karıştırmamak gerekir. yöntem/metot. Ayrıca alanın temel kavramlarının çoğu kez birbiri yerine kullanıldığı görülür. Araştırma tipleri ise. sosyal araştırmanın boyutları olarak da (Neuman. Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımlar Genel olarak sosyal bilimlerde. Yöntem denilince. “iyi bir kanıtın ne olduğu” ve araştırmalarda “değerlerin yeri” olarak sekiz temel başlık altında özelliklerine yer verilmiştir. Örneğin birçok araştırma tekniğine yöntem denildiğine sıkça rastlanır. genellikle bu zihinsel işlemlerin tümüne verilen ad olarak kabul edilir. Ayrıca araştırmalarda hem tümdengelim hem de tümevarımın birlikte yapıldığını da bilmek gerekir. Yöntem konusuna çoğulcu yaklaşanlar ise. Bunun arkasında yatan temel sebeplerden biri metodolojik yaklaşımlar arasındaki farklardır. . aslında yöntem konusunda monist/tekçi bir anlayışın yansımasıdır.

Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 89 Özellikler 1. Araştırma Nedeni POZİTİVİZM (Emile Durkheim) İnsanların olayları öngörebilmeleri ve denetleyebilmeleri için doğal yasaların bulunması. insan zekâsının bu gözlenemeyen ve gizli olan anlamları kavrama kapasitesine güvensizliğidir. Pozitivizm. Düzenli kalıplar veya keşfedilebilecek bir düzen.1994) Pozitivizm. Gözlenebilen olguların ardında yatan anlamlarla fazlaca ilgilenmez. Diğerleri tarafından tekrarlanabilecek. Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. sadece gözlenebilir olanların seçilerek analiz edilmesini hedefler. Pozitivist ve Yorumlayıcı yaklaşımların karşılaştırılan sekiz alanda da birbirinden çok farklı kutuplarda konumlandıkları açıktır. Yasalara mantıksal olarak bağlı olan ve olgulara dayanandır. Bunun temel nedeni. Değerlerin bilimde yeri yoktur. Toplumsal Gerçekliğin Doğası 3. tümdengelimsel (dedüktif) sistemi. nesnel olandır. Değerin Yeri Nedir? Tablo 1. Pozitivist Yaklaşım (Neuman. Birbiriyle ilişkili tanımlar. kesin gözlemlere dayalı. Ancak değerler bir konu olarak seçilip incelenebilirler (Valuefree) 2. Bilim değerlerden arınıktır. gözlenebilen ve ölçülebilen olguları analiz ederler. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. epistemolojik/bilgi kuramsal olarak bilginin kaynağının “ampirizm” olduğunu ve dolayısıyla. aksiyomlar ve yasaların mantıksal. Yorumlayıcılık. Sağduyunun Rolü 5. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Dışsal Faktörler tarafından belirlenmiş/ biçimlenmiş rasyonel ve benmerkezli bireyler. Sonuç olarak pozitivizmi benimseyen sosyologlar da. İyi Bir Kanıt Nedir? 8. İnsanoğlunun Doğası 4. Onlar daima ampirik bilginin üstün olduğunu savunurlar. Bilimden daha az değerli ve açıkça farklı olan bir form. daha çok doğa bilimlerine öykünerek indirgemeci bir yaklaşım sergilerken. sosyal ve beşeri bilimlerin kendine özgü özel- .

Yorumlayıcı Yaklaşım (Neuman. Özellikler 1. İnsan ve topluma yönelik araştırmalarda yasa bağımlı “açıklamalar” yerine. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. Bir grubun anlam sisteminin nasıl meydana geldiği ve sürdürüldüğüne ilişkin tanımlama. Ancak farklı değerler olabilir. Bazı yönlerden Feminist araştırmalarla örtüşür. 1994) Eleştirel Yaklaşımın hedefi düzeni değiştirmektir. 3. Hiçbir grubun değeri yanlış değildir. Üzerinde çalışma yapılanların ses ve duygularını doğru aksettirme. toplumsal yaşamın onunla bütünleşmiş bir parçasıdır. İyi Bir Kanıt Nedir? 8. Sağduyunun Rolü 5. toplumsal eylemi “anlamak”. Akışkan toplumsal etkileşimler çerçevesine konulan veya oturtulandır. 4. Nesnellik aramaktan vazgeçilmesi diğer ortak yönleridir. güçlü gündelik teoriler. Sıradan insanlar tarafından kullanılan. betimlemek ve “yorumlamak” esastır. Araştırma nedeni YORUMLAYICILIK (Max Weber) Önemli toplumsal eylemleri anlamak ve betimlemek. İnsanoğlunun Doğası Hem anlamı yaratan sosyal varlıklar hem de yaşamlarını sürekli anlamlandıran varlıklar. Değerler. onların anteni olmak. 2. Değerin yeri Nedir? Tablo 2. . Toplumsal Gerçekliğin İnsan etkileşimi tarafından yaratılan Doğası ortamın akışkan veya sabit/kalıcı olmayan tanımları. Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. Bu nedenle aktivist bir tavır benimser.90 Ünite 6 liklerini ön planda tutar.

İyi Bir Kanıt Nedir? 8. Değerin Yeri Nedir? ELEŞTİREL (K. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. Toplumsal Gerçekliğin Doğası 3. toplumu kökten değiştirmek üzere insanları güçlendirmek. Onun amacı bilimsellik sınırlarını zorlayarak toplumsal değişmeyi sağlamak ve bunun için de bireyleri bilgilendirerek sarsmaktır. Tablo 3. İnsanların dünyayı değiştirmek için gereksinme duydukları araçları sağlar. Hayalleri ve hataları. Ancak temelde modernizmi reddetmezler. Sağduyunun Rolü 5. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Eleştirel Yaklaşım (Neuman. Tüm bilim değerle başlamalıdır (aktivisttir). Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. Freud) Efsane/mitleri yıkmak. Gerçek koşulları ortaya koyan ve insanların daha iyi yaşamalarına yardım eden bir eleştiri. Nesnel koşullar ve güç dağılımını gizleyen sahte/yanlış inanç. Araştırma Nedeni 2. Marks ve S. Çünkü çoğu zaman bireyler içinde yaşadıkları düzendeki güç ve bağımlılık ilişkilerini sorgulamadan yaşarlar. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 91 Özellikler 1. . 1994) Eleştirel yaklaşım gerçek üstü söylemlerle uyuşturulmuş toplum bireylerini güçlendirerek mevcut sisteme başkaldırmalarını hedefler. sahip oldukları yaratıcı potansiyelleri gerçekleşmeyen bireyler. İnsanoğlunun Doğası 4. yanılsamaları ortaya koyan kuram tarafından bilgilendirilmedir. Çatışma dolu gizli yapılar tarafından yönetilen İstismar edilerek hayaller peşinde tuzağa düşürülmüş. Değerlerin bazıları doğru bazıları yanlıştır.

Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. Bu yüzden literatürde “feminist metodoloji” kavramı artık kullanılmaya başlamıştır. efsaneleri yıkmak ve insanları güçlendirmek. Toplumsal Gerçekliğin Doğası 3. Değerin Yeri Nedir? Araştırma için değerler esastır ve feminist olanları açıkça tercih edilir. Gücü ve nesnel durumları gizleyen sahte inançlar İnsanlara dünyayı daha iyi görebilme yolu sağlayan. Tablo 4. İyi Bir Kanıt Nedir? 8. çoğunlukla görülemeyen güçler tarafından tuzağa düşürülmüş potansiyeli kavranmamış cinsiyete dayalı varlık. Sağduyunun Rolü 5.Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. .92 Ünite 6 Özellikler 1. ‘ötekilerin’ değerlerini ve eşitliğini arttırmak. gerçek durumları açıklayan eleştiri İnsanları baskıcı ilişkilerden kurtarmaya yardım eden araçları ve fikirleri destekler. Feminist Yaklaşım (Neuman. 2. insanları baskı altında tutan güç ilişkileriyle sarmalanmıştır. İnsanoğlunun Doğası 4.Araştırma Nedeni FEMİNİST Mitleri. Feminizm. Yaratıcı. epistemolojik olarak kadının öznel algılarını bilginin kaynağı olarak görür. 2003) Gerek Feminist ve gerekse postmodern yaklaşımlar sosyolojiye radikal eleştiriler getirirler. Hayal ve hataları ortaya çıkaran kuramla biçimlendirilmiştir. Çatışma yüklü.

Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. Değerin Yeri Nedir? Değerler araştırmanın ayrılmaz parçasıdır. Kabul edenler için tüm açıklamalar doğrudur. Postmodern Yaklaşım (Neuman. potansiyeli kavranmamış dinamik varlık. Araştırma Tipleri / Boyutları Araştırma tiplerini çeşitli ölçütlere göre sınıflamak örneğin araştırmanın amacına. Ancak modernitenin bilim insanları ve geniş kitleler üzerindeki olumsuz etkilerini temsil eden içeriği yüzünden giderek yaygınlaşmaktadır. Tablo 5. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 93 Özellikler 1. zaman boyutuna. Sağduyunun Rolü POSTMODERNİZM Öznelliği ifade etmek. İnsanların iç dünyalarında ve duygularında yankısını bulan estetik özelliklere sahiptir. Sosyal gerçekliğin mahiyeti bilimsel ve teknokratik tümevarımcı biçimlerden üstündür. 2003) Postmodernizm. insanları harekete geçirmektir Gerçek bir örüntü/kalıp veya ana plan olmaksızın kaotik ve akışkandır. 5. Daha çok kültür ve sanat alanında yapılacak çalışmalarda kullanılabilir olduğu göz ardı edilmemelidir. Yaratıcı. İyi Bir Kanıt Nedir? 8. kullanım alanına. Toplumsal Gerçekliğin Doğası 3. Ayrıca bütün değerler eşit konumdadır. Daha doğru olan bir açıklama yoktur. bilgi toplama tekniklerine. modernite eleştirilerindeki aşırılığını her alanda olduğu gibi bu alanda da sergiler. Diğerlerini oyalayan. farklı değildir. şoke eden veya harekete geçiren tiyatro benzeri veya sanatsal çalışmanın anlatımı ya da ifadesidir. İnsanoğlunun Doğası 4. Araştırma Nedeni 2. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. . yanıt verdikleri sorulara ve aktif veya pasif katılıma göre sınıflamak mümkündür. yapıldıkları yerlere.

Çoğu zaman araştırmayı talep edenler tarafından kaynak sağlanarak yürütülürler. Araştırma sonuçlarının bilimsel dergilerde yayınlanması ve akranların tepkilerinin alınmasıyla başarı değerlendirilir. Betimsel (Descriptive) Araştırmalar İlişki. Nicel/sayısal ilişkilerle veya sözel/nitel verilerle durum betimlenir. Çeşitli fikirler ortaya atmak. Araştırma problemi büyük bir özgürlük içinde seçilir. Kullanım alanına göre araştırma tipleri İki önemli başlık altında toplanmaları mümkündür: Temel (Basic) Araştırmalar Kurama katkı amacına yönelik olarak yapılırlar. . Ancak sosyal bilimlerde çok yaygın olarak uygulanması mümkün değildir. Bilim ve bilim insanlarının en yüksek standartları gözetilerek yapılır. aşama Açıklayıcı (Explenatory) Araştırmalar Neden-sonuç ilişkilerinin ortaya konmasını hedefler.94 Ünite 6 Amacına göre araştırma tipleri Bu konuda üç tip araştırmadan söz edilebilir: Keşfedici (Exploratory) Araştırmalar Bir konu ve problem alanında hiçbir şey bilinmiyorsa. geçici kuramsal bağlantılar geliştirmek. Etrafta neler olup bittiği hakkında derli toplu. ayakları yere basan bir resim geliştirmekte yararlıdır. Bir kuramın doğruluğunu test etmede. Temel ilgi araştırmanın içsel tutarlılığı üzerinde yoğunlaşır. birbiriyle yarışan açıklamalardan hangisinin en uygun olduğunu belirlemede. sorular formüle etmek üzere yapılır. araştırma sonuçlarının kullanımına bağlı olduğu araştırmalardır. bu tip bir araştırma ile durum anlaşılmaya çalışılır. Araştırma ile ilgili kararı diğer sosyologlar verir. Bir konu hakkında yeni bilgiler toplamak. Ethnometodolojik araştırmalar keşfedicidir. Araştırma içsel bir tatmin sağlar. Daha önce çok sayıda betimsel araştırma yapılması halinde neden-sonuç ilişkilerine daha fazla ulaşılabilir. yeni bir kuram oluşturmada veya mevcut kuramların alanını genişletmede yararlanılır. ek araştırma yapma olasılık ve uygunluğunu belirlemek. En fazla kullanılan araştırma tipidir. Uygulamalı (Applied) Araştırmalar Bilimsel özen. Açıklamaları desteklemek ve çürütmek için kanıt sağlamak amacıyla da yapılabilir. standartlar ve başarı değerlendirmesinin. Bir grubun kusursuz/düzgün bir profilini elde etmek için yapılır. mekanizma ve süreci betimlemeye yarar.

Nicel araştırmalarda eğer amaçlar hipotezler halinde yazılmış ise. Bu tip araştırmalar da aslında üç alt başlık altında incelenebilirler: • Eylem Yönelimli (Action Oriented) : Kadın. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. • Değerlendirme Araştırması (Evaluation Research): Yeni eğitim modeli. daha dar ölçekte sosyal sorunlara çözüm önerileri geliştirmek amacıyla yapılırlar. Bilgi Toplama Tekniklerine Göre Araştırmalar Araştırmalar sürekli bilgiler toplanarak ve analiz edilerek yapıldığından böyle bir sınıflama da yapılmış bulunmaktadır. kav- . çevre kirliliğinin. Burada da üç tip araştırmadan söz edilebilir: Kesitsel (Cross sectional) Araştırmalar Dört yıl beklemek yerine halen ilk ve son sınıfta okuyan öğrencilerin karşılaştırması gibi. ayrımcılık ve suçluluk gibi sosyal koşulların. çevre gibi toplumda değişme yaratmaya yönelik araştırmalardır. Tarama denilen surveylerde anket ve mülakatlar kullanılır. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 95 Ancak çoğu zaman kaynak sağlanmadan da. Eğitim ve sosyal hizmetlerin. demografik/nüfus hareketlerinin. içerik analizi (content analysis). sağlık çıktılarının ve psikolojik iyilik. mevcut istatistikler nicel araştırma teknikleridir. iş kaybı. Zaman Boyutunda Araştırma Tipleri Araştırmaların bazıları. Bilgi toplama tekniklerine göre araştırmalar en genel anlamda ikiye ayrılırlar: Nicel (Quantitative) Araştırmalar Deney (experiment). • Etki Değerlendirmesi (Impact Assessment): Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporları bu türe girer. korku. bunların test edilmesi. stres. Boylamasına (Longitudinal) Araştırmalar Panel veya takip araştırmaları da denir. karşılaştırma yapmak için zaman boyutunu kullanır. tarama (survey). Vak’a İncelemesi (Case Study) Bir birimi derinliğine incelerken de zaman boyutunda değişmelere bakılabilir. yoksullaşma gibi ekonomik etkilerin. hizmet veya teknoloji etkilerinin değerlendirilmesidir. Olaylar ve etkileri belirli dönemler aylar veya yıllar boyunca izlenir. kendine saygıda değişmelerin araştırıldığı değerlendirme çalışmalarıdır. Son yıllarda Sosyal Etki Değerlendirmesi (SED) Raporları da artık giderek yaygınlaşmaktadır.

• Alan /Saha Araştırması: Sosyal bilimlerin laboratuvarı alandır. grafikler kullanılması yüzünden bu tür araştırmalar “teknokratik” olarak değerlendirilir. Araştırmacının bilgilerin içine dalarak ona nüfuz etmesi. bilginin ampirik ve deneysel olmadığı ya da aşkın/transandantal olduğu savunulur. tümevarımsal çıkarsama. • Laboratuvar Araştırması: Sosyal bilimlerde çok az yapılabilir. değişkenlere (variable) dönüştürülmesi. sorulan sorulara göre de sınıflanabilirler: • Nedir? Betimsel araştırmalar bu türdendir. En fazla psikolojik temelli sosyal araştırmalarda kullanılır. şekiller. gelir vb. bilgilerin sayılar yerine kelimeler kullanılarak betimlenmesi. nedensel/kozal olan veya olmayanın birlikte kabulü. • Nasıl? Deneysel araştırmalar. Aslında “Pozitivist” epistemolojiye uygun olarak yapıldıklarını bilmek gerekir. • Ne idi? Tarihsel karşılaştırmalı araştırmalardır. öznel anlamı yakalaması ve keşfetmesi. belge ve dergiler incelenir. Yanıtladıkları Sorulara Göre Araştırmalar Genel olarak araştırma sorulara yanıt arama süreci olduğundan. derin yorumsama (hermeneutics). bilgilerin bu ölçeklerle sayısal olarak toplanması. açıklama amacına yönelik olarak yapılırlar. eğitim. odak grup çalışmaları böyledir. Nitel (Qualitative) Araştırmalar Göstergebilim (semiotics). bilgi toplamada bazı nesnel ölçekler geliştirilerek kullanılması. Yapıldıkları Yerlere Göre Araştırmalar Araştırmalar yapıldıkları yere göre üçe ayrılırlar: • Kitaplık /Kütüphane Araştırması: Kitap. araştırma süreçlerinin aşırı özgül oluşu ve buna bağlı olarak tekrarlanamazlığı. verilerin analizinde istatistikler. odak grup çalışmaları (focus group studies).96 Ünite 6 ramların yaş. . alan araştırması (field research) ve etnometodoloji (ethnomethodology) en önemli nitel araştırma teknikleridir. Aktif veya Pasif Olarak Yapıldıklarına Göre Araştırmalar • Birinci Elden Veri Toplanan Araştırmalar (Reactive Research): Tüm yüz yüze yapılan görüşmeler. kuramın tümdengelimsel ve nedensel (causal) olması araştırma süreçlerinin tümüyle standartlaştırılarak tekrar edilebilir hale getirilmiş olması. Bu nedenle “Yorumlayıcı” (interpretive) sosyoloji olarak da adlandırılırlar.

Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 97 • İkinci Elden Veriye Dayanan Araştırmalar (Non-reactive Research): Önceden yapılmış başka araştırmaların analizi olarak “meta-analiz”. Ayrıca tabloda gösterilmeyen birçok araştırma tekniği daha bulunmaktadır. tüketilen içeceklerin çöpe atılmış şişeleri veya tamire bırakılan arabalardaki radyo programlarına bakılarak tüketici analizleri yapılmasıdır. resim ve belge gibi “dokümanlar” veya geriye kalan “artıklar ya da izlere” bakılarak yapılan araştırmalar. (sorular açık uçlu. fakat yapılaşmamış olarak değerlendirilmesi mümkündür. Örneğin yer taşları gibi eşyaların aşınması. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. İnformel Düzen Katılarak Gözlem (Yalınç ve Denetimsiz) Karşılıklı Konuşma (kaynak kişilerle görüşme) Mektuplar Biyografiler Makaleler Formel Fakat Yapılaşmamış (Unstructured) Sistematik Gözlem (Denetimli Gözlem) Formel Fakat Yapılaşmış (Structured) Deneysel Teknikler (Experimental) Yanıtlar Sözel olmayan Mülakat Tekniği Mülakat Tekniği (sorular kapalı uçlu. “içerik analizi”. “mevcut istatistikler”. Bu tekniklerin katılarak gözlem gibi bazıları antropologlar tarafından. bunlar sosyolojide de yaygın olarak kullanılırlar. Araştırma Teknikleri Sosyal araştırmalarda çok sayıda bilgi toplama tekniğinden yararlanılır. anket ve mülakatlar ise sosyal psikologlar tarafından geliştirilmiş olsalar da. seçenekler seçenekler belirlenmiş: belirlenmemiş: Görüşme Cetveli Görüşme Kılavuzu ile) ile) Soru Cetveli (Sorular açık uçlu) (Questionnaire) Soru Cetveli (Sorular kapalı uçlu) Grup Tipi ve Posta ile Anket Tekniği Sözel Yazılı ve sözlü Tablo 6. Araştırmalarda Temel Bilgi Toplama Teknikleri (Galtung. 1969) . Örneğin grup mülakatına benzer olarak düzenlenen odak grup çalışmaları gibi. Bu tekniğin formel.

Posta veya grup tipi olabilir. Araştırmacılar. Örneğin önce açık uçlu sorularla mülakat yaparak pilot çalışmasını tamamlar ve daha sonra kapalı uçlu sorularını oluşturarak grup tipi anket ile bilgi toplar. . ulaşılabilirlik gibi daha pek çok faktör rol oynar. katılımcıların kendi başlarına sorulara yanıt verdiği durumlardır. Soruların açık uçlu ve kapalı uçlu (seçenekli) olmasında. Sorular mülakatçı tarafından sorulur. Mülakatlar yüz yüze yapılan görüşmelerdir. temel olarak seçtikleri yaklaşımlarla epistemolojik ve ontolojik olarak tutarlı olacak şekilde araştırma tekniklerini seçerek bilgi toplarken. görüşülenlerin eğitim düzeyi. Anket ise.98 Ünite 6 Çoğu zaman anket ve mülakat kavramları birbiri yerine hatalı olarak kullanılmaktadır. yüz yüze görüşme veya posta ile gönderilmesinde araştırma probleminin niteliği. Bu türlü birden fazla tekniğin birlikte. birden fazla araştırma tekniğini araştırmalarının değişik aşamalarında kullanabilir. ancak tutarlılık içinde uygulanmasına “sacayağı” denilir.

yanıt verdikleri sorulara ve aktif veya pasif katılıma göre sınıflamak mümkündür. yapıldıkları yerlere. . Araştırma tiplerini çok çeşitli ölçütlere göre sınıflamak. örneğin araştırmanın amacına. “iyi bir kanıtın ne olduğu” ve araştırmalarda “değerlerin yeri” olarak sekiz temel başlık altında özelliklerine de kısaca değinilmiştir. bilgi toplama tekniklerine. Bu nedenle öncelikle Pozitivizm. çok sayıda bilgi toplama tekniğinden yararlanılır. Yorumlayıcılık. “insanoğlunun doğası”. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 99 Özet Genel olarak sosyal bilimlerde özel olarak sosyolojide kullanılan çok sayıda araştırma tipi ve tekniğinden söz etmek mümkündür. Bu tekniklerin katılarak gözlem gibi bazıları antropologlar tarafından. İnsan ve topluma yönelik araştırmalarda yasa bağımlı “açıklamalar” yerine. Pozitivizm. kullanım alanına. Pozitivist ve Yorumlayıcı yaklaşımların. Aslında son yıllarda metodolojik yaklaşımlara Feminizm ve Postmodernizm de eklendiğinden onların da “araştırma nedeni”. anket ve mülakatlar ise sosyal psikologlar tarafından geliştirilmiş olsalar da. sosyal ve beşeri bilimlerin kendine özgü özelliklerini ön planda tutar. Ayrıca grup mülakatına benzer olarak düzenlenen odak grup çalışmaları da bulunmaktadır ve bu tekniğin formel fakat yapılaşmamış olarak değerlendirilmesi mümkündür. daha çok doğa bilimlerine öykünerek indirgemeci bir yaklaşım sergilerken. betimlemek ve “yorumlamak” esastır. karşılaştırılan sekiz alanda da birbirinden çok farklı kutuplarda konumlandıkları açıktır. zaman boyutuna. “toplumsal gerçekliğin doğası”. Sosyal araştırmalarda. Yorumlayıcı ve Eleştirel Metodolojik Yaklaşımlar hakkında kısa bilgi verilmiştir. toplumsal eylemi “anlamak”. “kuramın ne olduğu” ve “doğru olan bir açıklama”. “sağduyunun rolü”. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Bu duruma yol açan yatan temel sebeplerden biri metodolojik yaklaşımlar arasındaki farklardır. bunlar sosyolojide de yaygın olarak kullanılırlar.

Araştırmalar hangi ölçütler kullanılarak tiplere ayrılırlar? a. Hiçbiri 3. Anlama b. İçe bakışlı anlama b. Feminist ve Post modernist yaklaşımlar sosyolojiyi nasıl görürler? a. Yoplumu değiştirmek c. Hiçbiri 5. Zaman boyutu d. Toplumu korumak b. Yorumlayıcı Yaklaşım aşağıdaki özelliklerden hangisiyle bağdaşmaz? a. Değişimci c. Açıklama c. Muhafazakâr d. Toplumu yıkmak d. Hiçbiri 4. Hepsi e. Yenilikçi b. Hiçbiri 2. Hepsi e. Kullanım alanı c. Yorum yapma e. Dışsal faktörleri araştırmak d.100 Ünite 6 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1 Pozitivizm temelde aşağıdaki özelliklerden hangisiyle bağdaşır? a. Betimleme d. Bilgi toplama teknikleri e. Hepsi . Amaçlar b. Eleştirel Yaklaşımın temel amacı nedir? a. Emik yaklaşma c. İlerici e.

2. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 5. 9. Türkiye’de Sosyoloji . Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri SOSYOLOJİ 3. 4.1. 6. 7 Araştırma Süreci 8. Sivil Toplum Küreselleşme 10.

. • Araştırmanın Süre ve Maliyetinin nasıl hesaplandığı incelenecektir. • Araştırmanın Sınırlılıklarının nasıl ortaya konduğu gösterilecektir. • Araştırmanın Kaynakçasının nasıl yazıldığı gösterilecektir. • Araştırmanın Öneminin nasıl belirlendiği incelenecektir. • Araştırma Probleminin nasıl tanımlandığı gösterilecektir.102 Ünite 7 Ünitede Ele Al›nan Konular Sosyal araştırmaların adımları • Araştırma Problemi • Araştırma Amaçları • Araştırmanın Önemi • Araştırmanın Sınırlılıkları • Araştırmanın Yaklaşım ve Sayıltıları • Araştırmanın Yöntemi • Araştırmanın Süre ve Maliyeti • Araştırmanın Kaynakçası Ünite Hakk›nda • Araştırmanın adımlarının neler olduğu gösterilecektir. • Araştırmanın Yöntemi hakkında nasıl bilgi verildiği incelenecektir. • Araştırmanın Yaklaşım ve Sayıltılarının önemi gösterilecektir. • Araştırma Amaçlarının nasıl belirlendiği incelenecektir.

• Araştırmanın Süre ve Maliyetinin nasıl hesaplandığını öğreneceksiniz. • Araştırma Probleminin nasıl tanımladığını öğreneceksiniz. • Araştırma Amaçlarının nasıl belirlendiğini öğreneceksiniz. • Araştırmanın Kaynakçasının nasıl yazıldığını öğreneceksiniz. • Araştırmanın Yaklaşım ve Sayıltılarının önemini öğreneceksiniz. amacını. onu zihinsel ve mekanik faaliyetlerde bulunarak tanımlamaya çalışınız. • Seçtiğiniz kuramsal yaklaşımla uyumlu araştırma tekniklerinin neler olabileceğini tasarlayınız. • Araştırmanın Sınırlılıklarının nasıl ortaya konduğunu öğreneceksiniz.. • Belirlediğiniz problemi temel alan bir araştırmanın • Yapacağınız araştırmanın dayanacağı kuramsal yaklaşımı belirledikten sonra sayıltılarınızı yazmaya çalışınız. sınırlılıklarını yazmaya çalışınız. önemini. • Araştırmanın Yöntemi hakkında nasıl bilgi verildiğini öğreneceksiniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Bir araştırma problemi belirledikten sonra. • Araştırmanın Öneminin nasıl belirlendiğini öğreneceksiniz.. • Kaynakçanızı APA sistemine göre yazmaya çalışınız. Araştırma Süreci 103 Ö¤renme Hedefleri • Araştırmanın adımlarının neler olduğunu öğreneceksiniz. . • Araştırmanızın maliyet ve süresi hakkında öngörülerde bulununuz.

Araştırma doğrusal (linear) adımlarla gerçekleşmez. Bir araştırma önerisi hazırlarken aşağıdaki alt bölümler özenle hazırlanmalıdır. Ayrıca metin içinde okumayı güçleştirecek detaylar. Burada önemli olan araştırma sürecindeki her aşamada geriye dönülerek değişikler yapma olanağının bulunmasıdır. anket/mülakat formları. A. Ancak yine de araştırma sürecinin aşamalarını bilmek gerekir. • Problem • Amaçlar • Önem • Sınırlılıklar • Yaklaşım ve sayıltılar • Yöntem • Süre ve maliyet • Kaynakça Genel olarak. Çünkü bazı sosyologlar böyle bir görevi üstlenmek istemezler ya da sosyolojiye yüklemezler. Einstein’in de belirttiği gibi soru ve sorun (problem) yoksa araştırma da yoktur. . Ayrıca “Bulgular ve Tartışma” ile “Sonuç ve Öneriler” olarak iki ayrı bölümün daha hazırlanarak rapor edilmesi gerekir. Daha sonraki aşamaların da titizlikle yerine getirilmesi gerekir. Bazı araştırmalarda. araştırma titizlikle tamamlandıktan sonra raporun “Giriş” adı verilen birinci bölümünde yer alır. Araştırmanın Adımları Bir araştırmanın yapılabilmesi için problemin tanımlanması da yeterli değildir. soru ve sorunlara yanıt arama sürecidir. araştırma önerisinde yer alan söz konusu altbölümler. öneriler ayrı olarak da verilebildiği gibi öneri yazılmayan araştırmalara da rastlanabilir. Bunun bir yaklaşım meselesi olduğunun belirtilmesinde yarar vardır. haritalar gibi malzemelerin de raporun ekinde verildiği belirtilmelidir.104 Ünite 7 Araştırma Süreci En basit tanımıyla araştırma. Bunun yerine gelgitlerden oluşan bir süreç olarak ilerler.

Üçüncü bir aşamada problemi taşıyanları da içeren biçimde tanımlamak gerekir. Problemin tanımlanması çok kolay bir iş değildir. Sosyal problemler yaşamda tek başına ortaya çıkmazlar. Ancak sağlık politikalarının siyasetin. bir yandan da bu alanda yapılmış yerli ve yabancı kaynakları okumak. Örneğin deprem. çığ. sonuçları itibariyle sosyal olmasına rağmen kendileri sosyal olmayabilir. 1995): 1. Ancak konu ile problemi birbiriyle karıştırmamak gerekir. önce bizi rahatsız eden problemi diğer problemlerle bütünleştirmek gerekir. heyelan. sağlığa ayrılan payın düşük olmasının ekonominin ve hekimlerin tutumlarının da eğitimin öncelikli çalışma alanı olduğunu düşünerek. Örneğin sağlıkta eğitsizlikler probleminin o ülkede uygulanan sağlık politikalarıyla. Ancak bu işlemlerin eşzamanlı olarak yürütülmesi gerekir. Kişiyi zihinsel. sel gibi birçok olayda kitlesel can . Ancak bu zihinsel işlemleri yaparken. Mekanik faaliyetler: Literatürü taramak. psikolojik veya fiziksel olarak rahatsız eden her durum problem olabilir. sahaya gitmek ve sağlık sosyolojisi çalışan uzmanlarla görüşmek yerinde olacaktır. sağlık hizmetlerinin kalitesinin düşüklüğü veya sağlıkta eşitsizlikler birer problemdir. konunun uzmanlarına danışmak. Sosyal problemleri çalışmanın güçlükleri arasında şunlar sayılabilir (Soraka ve Bryjack. ekonomik ve sosyal gelişmişlik düzeyi ile ve hatta tıp eğitimiyle bile ilişkisi olduğunu ortaya koymak gerekir. alana gitmek ve sorunu yaşayanlarla görüşmek. Ancak bu da yeterli değildir. Zihinsel faaliyetler: Problemi önce “bütünleştirmek”. sonra “sınırlamak” ve en nihayet “tanımlamak” tır. Araştırma Süreci 105 Araştırma Problemi İlk aşamada araştırma sorunu/problemi kavramını bilmek gerekir. 1. siyasette kadınların düşük oranda temsil edilmesi bir problemdir. 2. Bu amaçla hem mekanik hem de zihinsel bazı işlemlerde bulunmak gerekir. Örneğin burada kadınların veya yaşlıların sağlık hizmetlerinden daha düşük yararlanması yönünde bir problem tanımına ulaşmak mümkündür. sosyolojik açıdan araştırma problemini “sağlıkta sosyal eşitsizlikler”ile sınırlamak mümkündür. Bir sosyal araştırmacıyı rahatsız eden olayların çoğu. Örneğin siyaset bir konu iken. Birinin diğerine önceliği yoktur. Aynı şekilde sağlık bir konu iken. Bu nedenle.

Savaş ve çatışma. İnsanlar hastalandıktan veya öldükten sonra geride kalanlarla araştırma yapılabilmektedir. suç örnek olarak verilebilir. çevresel tahribat bunların başında gelir. Aile ve bireysel düzeyde sorunlar: ailenin çözülmesi. 2. 3. sosyoekonomik eşitsizlikler. yeni vergiler demek olacağından politikacıları sosyal problemleri araştırmak için ikna etmek güçtür. fay veya heyelan hattını yerleşime açan yerel yönetimler veya burada denetimsiz konutlarda oturmak zorunda kalan insanlara yönelik sosyal problemler belirleyerek araştırmak ve toplumu risklerden haberdar ederek hazırlamak mümkündür. 2. Aynı şekilde çevresel sorunlara ilgi de. Küresel sorunlar: Dünya çapında bölge ve ülke sorunlarını aşan sorunlardır. 4. nüfus hareketleri ve göçler. ancak önemli/güçlü bir kişi veya yakınının kaybından sonra mümkün olabilir. bağımlılık. Diğer önemli bir faktör ise. 1995): 1. Örneğin trafik. Nelerin hangi düzeylerde ele alınacağını bilmek açısından bazı sınıflamaları gözden geçirmekte yarar vardır (Soraka ve Bryjack. 3. Kentleşme. her yıl binlerce kişinin hayatının kaybetmesine yol açarak artık bireysel bir sorun olmaktan çıkmıştır. Bunun temel nedenlerinden biri etik kaygılarla insanları doğrudan etkileyecek deneysel araştırmaların önceden yapılmamasıdır. Ayrıca kaynak yaratma. Ancak belirli bir yere üst geçidin yapılması. sadece nesnel değil bazı öznel ölçütlere bağlı olarak artabilir.106 Ünite 7 kayıpları olmasına rağmen bu olayların kendileri doğal olaylardır. uzun vadede sonuç alınacak hiçbir yatırıma kolaylıkla girişmedikleri bilinen bir gerçektir. Toplum düzeyinde sorunlar: Bunlar toplumdan topluma değişen sorunlardır. Sosyal problemler çoğu zaman olaylar ortaya çıktıktan sonra araştırılmaktadır. Olayların sosyal problem olarak kabul edilmesinde hem nesnel hem de öznel koşullar birlikte rol oynarlar. Politikacıların ise. cinsellik. Giddens’ın insan ürünü afetler (human-made disasters) kavramına başvurarak. Olaylar ortaya çıktıktan sonra sonuçları itibariyle ve ikinci elden verilerle incelenebilmektedir. Sosyolojinin ilgilendiği tüm problemler aynı düzeyde değildir. Bu nedenle kestirimler sadece olasılık düzeyinde kalmakta ve ciddiye alınmamaktadır. sosyologların sorunları araştırmaları ve çözüm yolları önermelerinin politik destek olmadan fazla bir şey ifade etmemesidir. hastalık ve sağlık bakımı gibi. Bu nedenle A. .

4. Çünkü sağlık ve hastalık bireysel bir sorun gibi görünse de. Örneğin doğal veya terör gibi insan ürünü afetler yüzünden sahaya gidilemeyebilir. araştırma önerisinin en önemli ikinci aşaması amaçların yazılmasıdır. sosyal bilimlerin özellikle pozitivist kanadında bu koşul önem kazanır. Bu durumda nasıl bir yol izlenebileceğinin önceden düşünülmesi gerekir. gerçekleştirilmesi ve dolayısıyla bilime katkı sağlaması da bazı koşullara bağlıdır: 1. Özgün/orijinal bir sorun mu? Daha önce defalarca araştırılmış problemler de araştırılabilir ancak belirli bir süre geçmesi veya mekân farklılaşması ile karşılaştırma olanağı sağlanması beklenir. zaman ve paranın karşılığının alınması beklenir. sağlık personeline performansa dayalı ödemeler yapılması. Metre olmadan uzunluk ölçülemeyeceği gibi. Araştırma Süreci 107 Aslında burada gözden kaçırılmaması gereken önemli nokta sorunların her düzeyde önemli olabileceği ve araştırılabileceğidir. Araştırılabilir mi? Sorunun mevcut bilimsel araştırma teknikleriyle araştırılabilir şekilde ortaya konması beklenir. hem küresel hem de sosyoekonomik eşitsizliklerden çok etkilenen bir sorundur. hep IMF gibi küresel aktörlerin dayatmasıyla ortaya çıktığından bireysel olmaktan çok toplumsal ve küresel boyutlar kazanmıştır. Araştırma Amaçları Problem tanımlandıktan sonra. 3. Örneğin demokrasi veya yabancılaşma için ölçme araçları varsa nesnel bir inceleme yapılabilir. Önemli/anlamlı (significant) bir sorun mu? Sonuç olarak araştırmanın bir maliyeti vardır ve harcanan emek. Araştırmacı riskleri karşılamada alternatif bir plana (B Planı gibi) sahip mi? Öyle problemler vardır ki. 6. Bir sosyal araştırmada amaçlar iki şekilde yazılabilir: . 5. hasta katkı payının arttırılması. araştırma sırasında çıkan engeller yüzünden araştırılamaz. Araştırma probleminin araştırmaya değer bulunması. Maliyet/bütçe ve zaman hesaplaması uygun mu? Bu konularda gerçekçi hesaplamalar yapmak gerekir. 2. Güncel bir sorun mu? Çoğu kez bazı problemler bazı kesimler için artık önemini kaybetmiş olabilir. Nitekim Türkiye’de sağlık hizmetlerinde yapısal değişikliklere gidilmesi.

geniş çaplı alan araştırmalarında bütüncül bir bakış açısıyla çok yönlü bilgi toplamak için çok sayıda araştırma amacı yazmak. Örneğin aynı şekilde boşanma problemini araştırırken. Hipotezler halinde amaç yazmak: Bu daha çok doğa bilimlerine öykünmeci biçimde amaç yazmak yoludur. Burada aslında istatistiksel olarak “farksızlık” ya da “boş/sıfır hipotezi” (null hypothesis) kurulmakta ve daha çok iki değişken arasında bir ilişkinin var olup olmadığı sorgulanmaktadır. 2. Amaçları sorular halinde yazmak: Araştırma amaçlarının hipotezler halinde yazılmasının uygun olmadığı görüşüne alternatif olarak önerilen çözüm amaçları sorular halinde yazmaktır. “Boşanmalarda artışa yol açan faktörler nelerdir?” veya “Boşanmaların artmasında rol oynayan etmenler nelerdir?” ya da “Boşanma en çok kimler arasında görülmektedir?” şeklinde sorulara yanıt aramak araştırmanın amacı olabilir. Ancak boşanma üzerinde ekonomik nedenlerden eşlerin yaşına ve hatta çocuk sahibi olup olmadıklarına kadar pek çok bağımsız değişken etkili olabilir. Doğa bilimlerine öykünerek yazılmakla birlikte.108 Ünite 7 1. hem kapsam/içerik hem de maliyet açısından daha uygundur. Kuşkusuz her araştırmada birden fazla soruya yanıt aranabilir. daha önce başkaları tarafından toplanılan bilgi ve belgeden de yararlanıldığı için bu tür sınırlamalara gitmek pek mümkün görünmemektedir. Hipotez aslında “bağımlı” (sonuç) ve “bağımsız” (neden/etken) değişkenler arasında ilişki kuran bir önermedir. Kaldı ki. Ancak sosyal olaylar çoğu zaman tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmadıkları için çok sayıda hipotez yazmak gerekir. Oysa sosyal bilimlerin çoğunda. hipotez formüle ederek sosyal bilimlerde araştırma amacı yazmanın pek de uygun olmayacağı söylenebilir. özellikle de sosyolojide hem ikinci elden verilere dayanılarak araştırma yapılması hem de olayların karmaşıklığı yüzünden tek probleme veya amaca yönelik bir araştırma planlamak ve yürütmek pek gerçekçi görünmemektedir. ısınmanın neden. Boşanmanın tek bir nedeni olmadığı için teke tek bir neden sonuç ilişkisi zaten kurulamaz. “ısınan metalin genişlemesi” örneğinde olduğu gibi. Bu daha çok laboratuvar koşullarında deney yaparken tek bir soruna yönelmek ve daha sonra bundan tek bir yayın yapmak geleneğinin bir parçasıdır. Oysa sosyal bilimlerin çoğunda. genleşmenin sonuç olduğu gibi bir vargıya ulaşılamadığı için. Ancak bazı eğitimci ve psikologların tek bir araştırma sorusu sorarak araştırma yaptıkları belirtilmelidir. . Örneğin boşanmaların artışını problem edinen bir araştırmada boşanma bağımlı değişkendir.

Araştırmanın Sınırlılıkları Bu alt bölümde araştırmada yapılmayanlar kadar araştırma sırasında karşılaşılan güçlükler ve bunların nasıl yenildiği anlatılır. farklılaşan sosyolojik kuramsal ve metodolojik yaklaşımların hangisinden hareket edilerek araştırmanın yürütüleceği veya yürütüldüğü hakkında bilgi vermek gerekir. ona temel olan önermelerin de tekrar alanda araştırılmasına gerek olmadan kabulü olan sayıltılar (assumptions) hakkında da kaynak göstererek bilgi vermek gerekir. Seçilecek araştırma tekniklerinin iç tutarlılığının denetlenmesi açısından bu bölüm önemlidir. Çünkü araştırma amaçları nelerin inceleneceğini gösterirken. Bazen de önceki araştırmalarda sorgulanmayan bir boyutun eklenmesi. Örneğin bir aile araştırmasında aile üyelerinin sağlık problemlerinin tıbbi yönüyle ilgilenilmediği veya psikolojik analizlerinin yapılmadığını belirtmek uygun olabilir. artık çatışma var mı yok mu diye araştırmaz. bunların da açıklandığı yer burasıdır. Bu tür açıklamalar neyin neden yapılmadığının da yanıtı niteliğindedir. Daha önce böyle bir problem üzerinde odaklaşan araştırmanın yapılmamış olması onun önemini arttırır. Daha önce uygulanmayan araştırma tekniklerinin. örneğin aile araştırmasına aile içi şiddetin eklenmiş olması araştırmaya değer katabilir. Sadece bunu sayıltı olarak . Örneğin çatışmacı yaklaşımdan hareket eden bir araştırma. Araştırmanın kuram ve uygulama bütünlüğü açsından en önemli bölümüdür. nerede kullanılacağını anlatır. Yaklaşım ve Sayıltılar İnsan ve toplum hakkındaki kabullere göre. Ayrıca kabul edilen kuramsal yaklaşımın belirtilmesi kadar. diğer bir ifade ile katkısının ne olacağı bu alt bölümde yazılır. Süre açısından sarkmalar varsa. önem bölümü toplanan bilgilerin neye hizmet edeceğini. örneğin nitel tekniklerden odak grup çalışmasının kullanılması veya birden fazla araştırma tekniğinin bir arada kullanılması da araştırmanın önemini arttırabilir. Ayrıca B planı uyarınca yapılan her türlü düzenlemenin bu altbölümde ayrıntılarıyla anlatılması araştırmanın geçerlik ve güvenirliğine katkıda bulunur. Araştırma Süreci 109 Araştırmanın Önemi Yapılacak araştırmanın neye hizmet edeceği. Araştırmanın bu alt bölümü araştırmanın gerekçesi gibi düşünülebilir. Sözgelimi araştırma sırasında ulaşılamayan kişiler yerine kimlerin seçildiği veya hangi soruların işlenmediğini belirtmek gerekir.

Araştırmada yapılacak olan ise. formların kaç sorudan oluştuğu ve nasıl uygulandığı ayrıntılı olarak anlatılır.110 Ünite 7 kabul ettiğini kaynak vererek belirtir. çatışma türlerini. Daha sonra toplanan verilerin hangi istatistiksel teknikler kullanılarak analiz edildiği hakkında da bilgi vermek gerekir.bölümde verilir. İşte tüm araştırmanın iç tutarlığı. Söz gelimi odak grup çalışması yapıldıysa grupların nasıl oluşturulduğu. eğer araştırma mali açıdan destek bulunarak gerçekleşecekse o zaman daha geniş tutulabilir. maliyet unsuru önemle gözetilerek daha dar çerçevede yürütülür. Örneğin araştırma bir tez olacaksa belirli bir eğitim dönemi içinde tamamlanmak zorundadır. Bu gibi durumlarda araştırma genelde tek bir kişi tarafından yürütüleceğinden. . Buna karşılık. Süre ve Maliyet Araştırmalar çoğu zaman belirli bir zaman içinde yürütülür. Öte yandan Sembolik Etkileşimci bir yaklaşım daha çok mikro öznel süreçlerle ilgilendiği için nitel araştırma tip ve tekniklerini tercih edecektir. seçilen araştırma tekniklerinin neler olduğu ve sahada nasıl uygulandığı anlatılır. Araştırmada kaç kişinin ne kadar süreyle ve ne kadar ücretle çalışacağı hesaplanarak bütçesi oluşturulur. Eğer araştırma nitel bir araştırma ise. Çünkü Çatışmacı Yaklaşım çatışmayı önceden kabul eder. toplantıların kaç saat sürdüğü. Araştırmanın yaklaşım ve sayıltılar bölümüyle tutarlı olarak seçilen ve uygulanan araştırma tipi hakkında öncelikle bilgi vermek gerekir. Üniversitelerin Bilimsel Araştırma Proje Fonları. kimlerin moderatörlük yaptığı. nasıl kaydedildiği ve toplanan verilerin nasıl çözümlendiği hakkında ayrıntılı bilgi verilir. Ancak bu durumda da kaynak sağlayıcılara belirli süre taahhüdünde bulunmak gerekir. çatışma sürecini veya çatışmaya yol açan faktörleri ortaya çıkarmaktır. Örneğin betimsel bir araştırma ise burada kullanılan anket ve mülakatların nasıl geliştirildiği. ulusal. pilot çalışma yapılıp yapılmadığı. geçerlik ve güvenirliği açısından bu bölümde verilen bilgiler büyük önem taşır ve okuyucu kadar araştırmacıya da yol gösterir. yerel ve hatta uluslararası araştırma fonlarından destek alınarak yürütülecek araştırmalarda ilan edilen koşullara uygun süre ve maliyet hesapları yapılır. Yöntem Araştırmalarda başta evren ve örneklem olmak üzere kullanılan tüm araştırma teknikleri hakkında yeterli bilgi bu alt.

Bu nedenle araştırmalarda kaynakça çok önemli bir gösterge olarak özenle hazırlanmalı. planlanan ve yürütülen araştırmanın yapacağı katkının gösterilmesi açısından da gereklidir. Toplanan bulguların değerlendirilmesi için öncekilerle tartışılması gerekir. Referans gösterme ve kaynakça yazmada çeşitli yollar bulunsa da önemli olan. Araştırma Süreci 111 Kaynakça Araştırmalar bilginin birikimli olarak ilerlediği ana düşüncesinden hareketle yürütüldüğünden önceki araştırma raporlarının. Çünkü araştırma raporu yazılırken sadece eldeki araştırma bulgularını betimlemek yetmez. . değinilen çalışmalara mutlaka kaynakçada da yer verilmelidir. Sosyal bilimler ve sosyolojide son yıllarda APA denilen ve Amerikan Psikoloji Derneği tarafından geliştirilen sistem daha pratik bulunarak yaygın şekilde kullanılmaktadır. araştırma önerisi ve raporunda başından sonuna kadar tek bir sistemi tutarlı olarak izlemektir. konuyla ilgili ulusal ve uluslararası bilimsel dergilerde yayınlanmış makalelerin taranması gerekir. Bu. Araştırmada toplanılan bilgilerle önceki araştırmaların bulgularının karşılaştırılması hayati önem taşır.

Bir araştırma önerisinde sırasıyla problem. öte yandan da zihinsel faaliyetlerde örneğin. insan ve toplum hakkındaki kabullere göre farklılaşan sosyolojik kuramsal ve metodolojik yaklaşımların hangisinden hareket edilerek araştırmanın yürütüleceği veya yürütüldüğü hakkında bilgi vermek gerekir. kaynakça hakkında bilgiler verilir. Araştırmalar bilginin birikimli olarak ilerlediği ana düşüncesinden hareketle yürütüldüğünden önceki araştırma raporlarının. Ancak konu ile problemi birbiriyle karıştırmamak gerekir. araştırmalarda başta evren ve örneklem olmak üzere kullanılan tüm araştırma teknikleri hakkındaki bilgileri içerir. Yapılacak araştırmanın neye hizmet edeceği diğer bir ifade ile katkısının ne olacağı önem alt bölümünde yazılır. konunun uzmanlarına danışmak. konuyla ilgili ulusal ve uluslararası bilimsel dergilerde yayınlanmış makalelerin taranması ve kaynakçada gösterilmesi gerekir. İlk aşamada araştırma sorunu/problemi kavramını bilmek zorunludur. amaçlar. önem. Kişiyi zihinsel. . Araştırmanın sınırlılıkları bölümünde araştırmada yapılmayanlar kadar. “siyasette kadınların düşük oranda temsil edilmesi” bir problemdir. Problem tanımlanırken bir yandan mekanik faaliyetlerde bulunmak örneğin literatürü taramak. Yaklaşım ve sayıltılar alt bölümünde. Bir sosyal araştırmada amaçlar sorular veya hipotezler olarak iki şekilde yazılabilir.112 Ünite 7 Özet Bir araştırmanın yapılabilmesi için başta problemin tanımlanması olmak üzere çeşitli aşamaların yerine getirilmesi gerekir. alana gitmek ve sorunu yaşayanlarla görüşmek. problemi önce “bütünleştirmek” sonra “sınırlamak” ve en nihayet “tanımlamak” gerekir. Örneğin “siyaset” bir konu iken. yaklaşım ve sayıltılar. yöntem. Araştırmanın kuram ve uygulama bütünlüğü açısından en önemli bölümüdür. süre ve maliyet. sınırlılıklar. Problem tanımlandıktan sonra araştırma önerisinin en önemli ikinci aşaması amaçların yazılmasıdır. araştırma sırasında karşılaşılan güçlükler ve bunların nasıl yenildiği anlatılır. Aynı şekilde “sağlık” bir konu iken. “sağlık hizmetlerinin kalitesinin düşüklüğü” veya “sağlıkta eşitsizlikler” birer problemdir. Araştırmanın yaklaşım ve sayıltılar bölümüyle tutarlı olarak seçilen ve uygulanan araştırma tipi hakkında öncelikle bilgi vermek gerekir. Yöntem alt bölümü ise. psikolojik veya fiziksel olarak rahatsız eden her durum problem olabilir.

a ve b e. a ve b e. Süre ve maliyet d. Araştırma Süreci 113 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Kodlamalar halinde d. Bulgular ve tartışma b. Problem 2. Sorular halinde c. Bir araştırma problemi tanımlanırken hangi faaliyetlerde bulunulur? a. Örneklem d. Hiçbiri 3. Zihinsel faaliyetler b. Tek bir referans sistemine sadık kalmak c. Ritmik faaliyetler d. Araştırma amaçları nasıl yazılabilir? a. Tartışma 5. Yararlanılan tüm kitapları göstermek b. Hepsi 4. Hiçbiri . Bir araştırmanın yöntem bölümünde hangi bilgiler yer almaz? a. Bir bilimsel raporda kaynakça yazarken en önemli nokta nedir? a. Araştırma Tekniği c. Evren e. Ulusal kaynaklar kadar uluslararası kaynakları kullanmak d. Aşağıdakilerden hangisi bir araştırma önerisinde yer almaz? a. Mekanik faaliyetler c. Hepsi e. Hipotezler halinde b. Araştırma tipi b. Amaçlar e. Kaynakça c.

114 Ünite 7 .

Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 8 Sivil Toplum 9. 5. 4. 2. 7. Küreselleşme 10. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci SOSYOLOJİ 3. 6. Türkiye’de Sosyoloji .1.

• Sivil toplum kavramına açıklık kazandırılacaktır.116 Ünite 8 Ünitede Ele Al›nan Konular • Tarihsel Gelişim • Devlet ve Sivil Toplum İlişkisi • İslam ve Sivil Toplum • Kavramsal Açıklık • Sivil Toplum Kuruluşları • Sivil Toplumun Yeniden İnşası Ünite Hakk›nda • Sivil toplum kavramının tarihsel arka planı gösterilecektir. • Sivil toplumun yeniden inşası konusundaki görüşler incelenecektir. • Devlet ve sivil toplum arasındaki ilişki incelenecektir. • İslam toplumlarında sivil toplumun ortaya çıkışı tartışılacaktır. • Sivil toplum kuruluşlarının işlevlerinin eleştirel değerlendirilmesi yapılacaktır. • Sivil toplum kuruluşlarının özellikleri ve tipleri incelenecektir. .

ne olduğunu tartışınız. • Sivil toplum kavramının özelliklerini öğreneceksiniz. • Sivil Toplumun yeniden inşası konusundaki görüşleri öğreneceksiniz. kullanıldığını sorgulayınız. çıkan farklı gelenekleri karşılaştırınız. • Sivil toplum kuruluşlarının özelliklerini ve sınıflamalarını öğreneceksiniz. • İslam ülkelerinde sivil toplumun ortaya çıkışını öğreneceksiniz. • Yeni toplumsal hareketlerin temel özelliklerini araştırınız. • Sivil toplumun hangi gerekçeyle asker olmayan anlamında • Sivil toplum kuruluşlarının Türkiye’de en önemli işlevinin • Çevrenizden bir sivil toplum kuruluşu seçerek sahip olduğu özellikleri literatür ile • Karşılaştırınız ve farklılıkların sebeplerini tartışınız. • Sivil toplum kuruluşlarının işlevlerinin öğreneceksiniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Sivil toplum kavramının Batı toplumlarında hangi koşullara bağlı olarak nasıl ortaya çıktığını araştırınız. . • Batıda devlet ve sivil toplum arasındaki ilişkide ortaya • Neden İslam ülkelerinde sivil toplumun ortaya çıkamayacağının düşünüldüğünü araştırınız. • Devlet ve sivil toplum arasındaki ilişkiyi öğreneceksiniz. Sivil Toplum 117 Ö¤renme Hedefleri • Sivil toplum kavramının tarihsel geçmişini öğreneceksiniz.

çeşitli dinsel cemaatler veya laikler arasındadır. İlkçağda Aristo ile modern dönemde Kant ve ve Lock’un sivil toplum olarak tanımladıkları şey benzer biçimde sivil devlettir (etat civil). Herkesin üzerinde anlaştığı bir tanımını yapmak pek mümkün değilse de. Kutuplaşmış bir devlet karşısında sivil toplum anlayışı her ikisi arasında bulunan diyalektik ilişkinin bulanıklaşmasına yol açar. toprak sahibi olanlar ve olmayanlar. Bundan sonra mücadele devlet olanaklarını kullanarak yürütülür. “sivil toplum” kuramsal olarak. örneğin sermaye ve emek. Çoğu kez eşitsiz güç ilişkileri mücadelesinde galip gelenler iktidara da talip olurlar ve devleti ele geçirirler. Oysa Sunar (1998)’ın da belirttiği gibi. despotik keyfi idarenin yerine kanun ve düzenin egemen olduğu bir yönetimi getirmektir. “devlet” veya “siyasal alan” dışında kalan “toplumsal” alan olarak görülür. Daha doğrusu liberal görüş. devlet ve sivil toplumu böyle bir konumlandırmadan yarar umar. Ayrıca bu faaliyetlerin çoğunlukla devlet ve birey arasında kalan alana yönelik olduğu kabul edilir. Kısaca sivil toplum. Diğer bir ifade ile çatışmalar. devlet yapısı ve onu oluşturan siyasal kurum ve örgütlerin dışında kalan alan ve faaliyetleri ifade etmede yaygın olarak kullanılır. 18. Sosyolojiyi anlamak için sivil toplumun ne olduğunu ve nasıl ortaya çıktığını bilmek gerekir. Ünlü filozof Thomas Hobbes’un da ifade ettiği gibi. olgulara yüzeysel ve eksik bakmak anlamına gelir. Bu yüzden devlet ve sivil toplum kutuplaşması.118 Ünite 8 Sivil Toplum Sosyolojik açıdan sivil toplum kavramı çok şey ifade eder.yüzyılın sonuna kadar devlet ve siyasal toplumla eş anlamlı olarak ve tıpkı klasik Atina ve Roma dönemlerindeki anlamıyla kullanıldığı görülür. Ünlü Alman sosyologu Jurgen Habermas tarafından da “kamusal alan” olarak tanımlanır. hem sivil toplum kesimleri hem de onların devlet içinde olan temsilcileri aracılığıyla yürütülür. daha çok çıkar grubuna dönüşen. kanun ve düzenin egemen olabilmesi için insanların özgür iradesiyle egemenliği devlete ve onun yönetici- . kadınlar ve erkekler. esas çatışmalar devlet ve çeşitli kesimleri temsil eden sivil toplum örgütleri arasında değil. Bundan kastedilen ise. Tarihsel Gelişim Sivil toplum kavramıyla ilgili literatür incelendiğinde. Günümüzde devlet ve sivil toplum çatışan alanlar olarak kavramlaştırılmaktadır. Kaldı ki tarihsel olarak da başlangıçta sivil toplum daha farklı şekilde kavramlaştırılmıştır.

İlk aşamada. John Keane (2004)’a göre bu kavramın Avrupa’da ortaya çıkışı ve gelişiminde dört dönemi birbirinden ayırmak mümkündür: 1. Birçok yazar. devletten ayrı ve özerk bir alana göndermede bulunur. kendi kendini yaratan. Sonuç olarak bu dönemde klasik anlamıyla devlet ve sivil toplum aynı şeydir. Hegel. Ancak gerçek yaşamda böyle olmayabilir. 18. yüzyılın başına denk gelen dönemde Alman filozof Hegel’inkine benzer biçimde bir sivil toplum anlayışına ulaşılmıştır. Burada temel sorular kimin bağımsızlığı. Sivil Toplum 119 lerine devretmesi gerekir. devletten bağımsızlık ya da devlet karşısında özerk toplum vurgusudur. İşte 19. onun içinde sivil toplumun nasıl korunacağına dair ilkeler belirlenmeye başlamıştır. 3. devlet desteğini alarak muhalifleriyle mücadele etmişlerdir. Örneğin Türkiye’de bazı sivil toplum kuruluşları menfaatleri gereği devlet ile bütünleşmekte sakınca görmemişler. yüzyılın ortalarından itibaren bu anlayışta değişmeler ortaya çıkmıştır. kimin gücü ve kimin devletidir. Hegel aile. Sözgelimi işverenler veya işçiler kendilerine yakın iktidarlarla ittifak kurmaktan çekinmemişlerdir. Ancak 18. Diamond’a göre sivil toplum. devlet ile aile arasında. gazete ilanlarıyla iktidardaki sosyal demokrat partiyi (CHP) devirmede misyon üstlen- . sivil toplumun kendini dengelemekten uzaklaşacağı ve denetime ihtiyacı olduğu fikrine ulaşılmıştır. tekrar sivil toplumun bağımsız bir alan olarak devlet tarafından baskılanmasının önüne geçilmesi savunulmaya başlanmıştır. devletten bağımsız örgütlü toplumsal yaşam alanıdır. sivil toplum ve devlet üzerinde önemle durarak. daha sonra sivil toplum ve onun içindeki alt grupların kendilerini savunmalarının meşruiyeti konusu tartışmaya açılarak daha ileri bir aşamaya gelinmiştir. Hatta bir keresinde bir işverenler derneği (TÜSIAD). Sivil toplum tartışmalarında en önemli konulardan biri. Sivil toplumun özgürlüğünün çatışma üreten bir sürece dönüşmesi kaygısı uyanmıştır. yüzyılın ortalarından başlayarak sivil toplum ve devlet kavramları arasında farklılaşmalar ortaya çıkmış ve anayasal devletin otoriter olabileceği varsayılarak. ayrıca sivil topluma oldukça olumsuz bakarak devlet tarafından denetlenmesinden yana olmuştur. 4. sivil toplumun devlet ve ailenin bir sentezi olduğunu savunmuştur. Üçüncü aşamada ise. kendi kendini sürdürebilen. 2. Son aşamada ise. Bugünkü anlamında sivil toplum devletten bağımsız bir alan olarak görülmektedir. İkinci aşama olarak.

120 Ünite 8 miş ve başarılı olmuştur. 1992. onun kaynaklandığı temelleri aşarak çok geniş kitlelere mal olduğu tartışmasız bir gerçekliktir. bir sivil toplum kuruluşu zamanla siyasallaşma derecesini yükselterek siyasal partiye dönüşebilir. • Fransız Geleneği: Tocqueville tarafından temsil edilir. Aralarında aracılar olduğunu kabul etmekle birlikte ikisini farklı iki alan olarak görmez. iktidarın pratiğinde pek fazla anlam ifade etmediği ülkelerde bu argümanın fazlaca bir değeri kalmamaktadır. Çünkü işsizlik ve çocuk yardımları yapan devlet tüm vatandaşlarına toplumsal refahtan büyük bir pay vermekte sadece üretim değil dağıtımda da genel toplum çıkarını gözetmektedir. Öte yandan. Bu yüzden devletten bağımsızlık tartışmalı bir konudur. Bunun bir örneği Almanya’da Yeşiller Hareketidir. Hele İsveç gibi toplum ve hükümet ayrımının. Ancak bu görüşleri aşırı bularak devlet ve sivil toplum karşıtlığı yerine. onların birbiri içine girerek etkileştiklerini kabul eden çalışmalar daha fazladır. İlk bakışta liberal temelinden koparıldığında fazla bir anlam ifade etmeyecek gibi görünse de. • İtalyan Geleneği: Gramsci tarafından savunulan politik toplumla devletin aynı olduğunu ya da özdeş olduğunu savunan görüştür. Yeni-Marksistler ekonominin sivil topluma dahil olmasına çalışırlar. Bu hareket zamanla Yeşiller Partisine dönüşmüştür. Sivil toplumu devletin parçası olarak kabul eder. 2000): • Alman Geleneği: Bu gelenek Hegel ve Marks ile başlar. Sivil toplum ile devlet arasında politik toplumun bulunduğunu ve bunun önemli olduğunu savunur. onu önemsiz kılar mı?" sorusunun tartışılması gerekir. Yeni-Muhafazakârlar sivil toplum ile burjuva toplumunu özdeşleştirerek devlet karşıtlığı yaparlar. siyasal alan ile toplumsal alanı ayırmak son derece güçleşmektedir. sivil toplumu ekonomiye indirgerken. Yeni-Liberaller ise. Öte yandan "Sivil toplum kavramlaştırmasının liberal düşüncelerle sıkı sıkıya bağlantılı olması. Devlet ve Sivil Toplum İlişkisi Bununla birlikte devlet-sivil toplum ilişkisini göstermede üç farklı gelenek bulunduğu söylenebilir (Cohen ve Arato. Öte yandan farklı çıkar gruplarının çekişmesi gibi bir kavramlaştırması da Gramsci tarafından yapılmış olan sivil toplumun önemi inkâr edilemez. Ayrıca. Bu nedenle Sunar (1998)’ın da belirttiği gibi. Sarıbay. Bu durumda devlet ve toplum o kadar iç içedir ki. onu liberal olma- .

Diyalektik olarak da karşıtların birliği (unity of opposites) ilkesi uyarınca bu mümkündür. Ayrıca ona göre devlet ve birey ya da aile arasında. Nitekim Niyazi Berkes. Ancak Türkiye gibi ülkelerde farklı cemaatlerin demokrasi ve sivil toplum adı altında çok temel evrensel referansları bile değiştirme çabaları bulunduğundan. Ona göre. sadece İslamiyet. Örneğin Ernest Gellner. girişimci bireyler tarafından denetlenmesini talep etmektedirler. siyasal partiler. Öte yandan burada bir parantez açarak belirtilmesinde yarar olan bir konu ise. İslamiyet ve sivil toplumun bağdaşamayacağını ileri sürmesiyle tanınmaktadır. “laikleşme”nin sosyolojik bir süreç iken. sivil toplumu tartışmak mümkündür. diğer tüm dinler laikleşirken. Bu bağlamda laikleşme. büyük ölçüde bireylerin iradesinden bağımsız olarak içinde bulunulan koşulların . sivil toplumun kurulacağı türde ara örgütlenmelerin yapı taşları olamazlar. laikliğin bir ideoloji olduğunu söyler. konunun artık basit bir sivil toplum düzeyinden çıkıp. Bu gözlemlere karşı Elizabeth Özdalga (1998) “Türkiye’de Osmanlı döneminden başlayarak hem devlet hem de toplum laikleşmiştir. Gellner’e göre. baskı grupları ya da dernek ve kulüplere benzer sivil toplum ara örgütlenmeleri şu anda yıkılmış bulunan önceki Demir Perde ülkelerinde olmadığı için. 10 yıl önceden bugünleri adeta tarif etmiştir. Anayasa ve yasalar İslam Hukukundan bağımsız olarak yapılmıştır. onlar da Batı gibi olamamışlardır. Özellikle iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisinin “muhafazakâr demokrat” olduklarını iddia eden resmi görüşleri de bu şekilde okunabilir. müminler cemaatinde bağımsız hareket edemeyen bireyler. Sivil Toplum 121 yan alana çekerek ve böylelikle de liberal bağlantılarını genişleterek. örneğin vatandaşlık ve kamu fikri üzerinde yoğunlaşarak. Ayrıca cemaatçi ve liberal değerleri bir arada görmek mümkündür. Devletin küçülmesi ve özelleştirme politikaları ile de bu taleplerin paralel gitmesi liberal bağlantıların kanıtı olarak görülebilir. Onlar devletin kendi başına önemini reddederek. dinsel örgütlenmeler. hüküm sürdüğü topraklarda ahali üzerinde etkisini hiç azaltmadan sürdürdü. İslam ve Sivil Toplum Çeşitli dinler ve onların sivil topluma dönüşme kapasiteleri konusunda da çeşitli tartışmalar bulunmaktadır. Ayrıca piyasa ekonomisi sivil toplumun ön koşuludur.” derken. sendikalar. “laiklikleşme” ve “laiklik ideolojisi” arasındaki ayrımdır. Bu konuda yeni muhafazakârlık adı altında yükselen görüşler önemlidir. ciddi siyasal rejim değiştirme talebine dönüşme kapasitesine sahip olduğu söylenebilir.

esas mücadele laik ve İslamcılar arasında değil. Gerek cemaat vakıfları gerekse onların uzantıları olan holdingler son derece güçlüdür. Toplumsal istikrarın yanısıra bireyin kendine olduğu kadar başkasına güveneceği koşullar olmadan sivil toplum gelişemez. Özdalga (1988)’ya göre özellikle bu örgütlenmeler. Bu tür yapının hâkim olduğu bölgede sivil toplumun örgütlenmesi zordur. Öte yandan dinsel cemaatler arasındaki ayrışma ve mücadele göz ardı edilmiştir. Ayrıca istikrarsızlık nedeniyle toplumsal düzeyde oldukça fazla siyasallaşmışlardır. Ayrıca girişimci sınıfın zayıflığı da değişimi yavaşlatan bir faktördür. Öte yandan Türkiye’de Kemalizm. Ayrıca onun köktendinciliği laikleşmeye tepkiler olarak kullanması ve İslamiyeti laikleşmeye bağışıklı olarak görmesi de eleştirilir (Özdalga. Otoriteye meydan okumak.1998). Ortadoğu’daki mistik devlet anlayışının da sivil toplumun gelişmesini engelleyici potansiyelinden bahsedenler bulunmaktadır.122 Ünite 8 sonucu olarak ortaya çıkan bir süreçtir. ideolojiyi toplumsal gerçek sanmak yanılgısından ibarettir. Aynı şekilde hem laik rejim hem de muhalifler birbirini sivil toplum ve demokrasi düşmanı olarak algılamış ve suçlamıştır. Sonuç olarak kültürel . Başkalarına kolay kolay güvenmezler ve duygusaldırlar. Göreli değişmeye rağmen devletin ağırlığı baskındır ve bu durum sivil toplumu zayıflatır. Bağımsız davrananlardan şüphelenilir. Bunlardan en önemlisi Kemalizmin laikleştirici birçok devrim yapmasına karşılık bazı sivil toplum olarak düşünülebilecek dinsel cemaat tipi örgütlenmelere izin vermemesidir. İslamcıların kendi aralarındaki mücadelede aranmalıdır denilebilir. Oysa Özdalga’nın da belirttiği gibi. Örneğin Sariolgaham (1998)’a göre. Güvenlik kaygısı da otoriteye bağımlılığın diğer bir nedenidir. maddi çıkarlar peşinde koşmak olarak görülür ve olumsuzlanır. Çünkü sivil toplum anlamında en güçlü örgütlenmeye sahip olanlar onlardır. Ortadoğu’nun tamamında vatandaşların çoğunluğu devlete itaatkârdır ve bunun kaynağı mistik bakış açısıdır. Ayrıca bölgede aşiret yapısı da bireylerin bağımsız hareket kabiliyetini sınırlar. Türkiye’de dinsel cemaatler bu nedenle karşıt eğilimlerin taşıyıcısı olmuş ve dolayısıyla bazen çok seslilik ve demokrasi temsilcisi olarak algılanmıştır. İslami bir eğilime sahip olduklarında rejim tarafından kısıtlanmışlardır. Bu yüzden Gellner’in İslamiyetin laikleşemeyeceği vargısı. Devletin doğası korku ve güvensizliği besler. otoriterlik ve sivil toplumun gelişmesi konusunda da bazı değerlendirmeler bulunmaktadır. Rejimin güvenliği önde gelir.

Sivil toplum içinde örgütlenmemiş kesimler de temsil edilir. Oysa sivil toplumun karşıtı siyasal toplumdur. demokratik hukuk devleti olarak sivil toplum olma yolunda çok büyük avantajlara sahiptir. Türkiye’de sosyologlar sivil toplumun içinde “Halk Sosyolojisi” (Public Sociology) yaparak yer almaktadırlar. Sivil topluma güven tam gelişmediği gibi daha dar alanda faaliyet gösterilir. 2008): 1. Kavramsal Açıklık Sivil toplum kavramına ilişkin olarak ayrıca bilinmesi gereken başka noktalar da vardır (Özden. Sivil toplum kuruluşları. Buna karşılık gelişmekte olan ülkelerde devletin faaliyet alanı daha geniştir. Sivil Toplum 123 engeller Ortadoğu’nun değişimi için gerekli gücü üretememiştir. kısmen de olsa Türkiye için de geçerli olduğunu söylemek yanlış olmaz. Toplumun değişik kesimlerinin mitinglerde pro testo gösterileri veya yardımlaşma girişimleri sivil toplum faaliyetidir. Bu toplumlarda devlet. söz konusu işlevlerin (Özden. Tüm bu değerlendirmelerin. sivil toplumun destekçisi olarak ikincil konumdadır. devleti ve kurumlarını. kendi ile ilgili kararlara katılmasına ve . Sivil Toplum Kuruluşları Sivil Toplum Kuruluşları. 2. sivil toplum kuruluşları arasında ortak çıkarın korunması adına hakem rolü oynar. sivil toplumun kendisi değil ve fakat en önemli parçasıdır. 2008) eleştirel değerlendirmesinin yapılmasında yarar vardır: Demokrasi Kültürünü geliştirmek Özellikle otoriter ve merkezi devlet yapısının kullaştırdığı tebaanın birey olarak güçlenmesine. Gelişmiş toplumlarda devletin temel sorumlulukları ve yükümlülükleri sınırlanmıştır. 3. askeri olmayan anlamında da kullanılmaktadır. Ancak bu işlevlerini yerine getirirlerken bazı sorunlara da yol açmaları olasılık dahilinde olduğundan. Siyasal toplum ise. Sivil toplum özellikle Türkiye’de sivil-asker ikiliğinden hareketle. Sivil toplum faaliyetleri resmi örgütlenme olmaksızın da gerçekleşebilir. sivil ve askeri bürokrasiyi. Daha sonra bu faaliyetler örgütlenerek STK’ya dönüşebilir. Sivil toplum denilince yalnızca sivil toplum kuruluşları (STK) anlaşılmaktadır. Ayrıca devlet. siyasal partileri de kapsayan çok daha geniş bir alandır. Oysa sivil toplum çok daha geniş bir kavramdır. sivil toplumun oluşmasında çeşitli işlevlere sahiptir. Ancak Türkiye bölgesinde tek laik.

Geleneksel toplumda benzer ve farklılaşmayan arasında mekanik dayanışma varken modern toplumda farklılıktan kaynaklanan organik dayanışmanın artması bir zorunluluk olsa da. Modern toplum. Ancak bunun gerçekleşip gerçeklememesinin çok daha başka koşullarla belirlendiği ve tek başına STK’lerin bu misyonu yerine getirmesinin mümkün olmadığı belirtilmelidir. aynı spor takımını tutanlar arasında dayanışma gibi birçok örnek sıralamak mümkündür. Etnik aidiyetlerin artmasının ise. başta terör olmak üzer şiddet olaylarını beslemesi olasılığı yüksektir. hemşeri grupları. toplumun bölünmesi ve bölünenlerin de kendi aralarında birleşerek örgütlenmesi söz konusudur. Örneğin Türkiye’de 600 yüzyıllık imparatorluk geçmişinden kaynaklanan ve devleti baba olarak görmek ve her şeyi devletten beklemek yaygın bir gelenektir. Ayrıca. Bu konuda da birbirinden ayrılığın farkında olma düzeyi arttıkça çatışma olması. Örneğin işçi ve işverenlerin kendi aralarında ayrı ayrı dayanışması bu kez örgütlü mücadeleye yol açmaktadır. demokrasi konusu da son derece tartışmalı bir alandır. devletin vatandaşın hizmetkârı olması düşüncesi de her zaman gerçeklerle uyuşmamaktadır. Örneğin etnik gruplar. Ayrıca tam birey olduğunun farkına varan kişilerin tekrar STK'ler aracılığıyla cemaatleşmesi ve baskılanması olasılığı her zaman vardır. mezhepsel cemaatlerin STK’leşmesi bu yolla gerçekleşmektedir. Liberal demokrasilerden katılmacı demokrasiye geçildiği iddialarının içeriği çoğu zaman doldurulamamaktadır. örgütlü toplum olduğundan aynı okuldan mezun olanlar. Çeşitlenmeye katkıda bulunmak Bu kavramın da demokrasi ile ilgisi kurulmakta ve farklılık. Bu durumda özellikle yoksul kesim hem ekonomik hem de cemaat tarafından çifte baskılanmaya maruz kalmaktadır. Bireysel çıkarların toplumsal çıkara dönüşmesi de ortak çıkarların başarı şansını arttırıcı bir faktör olarak göz önünde bulundurulmalıdır. . Vatandaşların birey olma süreci henüz tam olarak gerçekleşmemiştir.124 Ünite 8 dolayısıyla demokrasi kültürünün gelişmesine hizmet etmek sivil toplumun en ideal işlevidir. çeşitlilik zenginlik olarak algılanmaktadır. dayanışma yerine çatışma ve mücadeleye dönüşme olasılığı hiçbir zaman göz ardı edilemez. Dayanışmaya yol açması Durkheim işbölümü ve farklılaşmanın dayanışmaya yol açacağını söyleyerek örgütlenme düşüncesinin önemine işaret etmiştir. Kaldı ki.

sivil toplumun örgütlenmiş yapısı olarak belirli temel özelliklere sahiptir: • Biçimsel yapı ve örgütlenme: Sivil toplum kuruluşlarının hiyerarşik bir yapı içinde düzenlenen. Ayrıca toplumun gelişmişlik düzeyi ile siyasetle ilgilenme arasında ters bir ilişki olup. destek çıktıkları kesimlerin sorunlarının çözümü için daha sistematik düşünmek. Sivil toplum kuruluşları. siyasal partiler devletten de yardım aldıkları gibi açıkça çıkar grubuna dönüştüklerinden. taraf olmak. • Kamu yararına çalışmak: Sivil toplum kuruluşları kâr amacı güdemezler. İşte özellikle Batıda birey olma bilincine erişmiş geniş toplum kesimlerinin çıkarlarının kamusal alanda temsili. Nitekim Batı ülkelerinde seçime katılma oranı yüzde elliler civarında iken. STK olarak örgütlendiğinde ve çevreyi tahrip eden fabrikalarla mücadelesinin Parlamentoda bazı yasal değişiklikler yapılmazsa başarıya ulaşamayacağını gördüğünde artık siyaset ile ilgilenmeye başlamış demektir. • Özerklik: Sivil toplum kuruluşları devletten mali destek almaksızın kendi öz kaynakları ile yaşamlarını sürdürürler. faaliyet alanlarını ve organlarını bir tüzük ile belirlemiştir. topluma hizmet sırasında sosyal ilişkileri geliştirmek. Sonuç olarak bir çevreci hareket. siyasal partiler yerine sivil toplum kuruluşlarına kaydığından siyasal bilinçlenme fonksiyonu buralarda daha önemsenmektedir. Derneklerdeki seçimlere katılmak. siyasal yabancılaşma gelişmiş ülkelerde daha yaygındır. işbölümü ve amaçlarının yazılı olarak belirlendiği bir yapısı vardır. Zaten STK'ler. Sivil Toplum 125 Siyasal bilinçlenmeye katkıda bulunmak Sivil toplum kuruluşu üyeleri başlangıçta gönüllü olarak başladıkları üyeliklerinde giderek bilinçlenirler. Bu tüzel kişilik ona kurumsal bir kimlik ve süreklilik sağlamaktadır. Öte yandan. Örnek olarak Sosyoloji Derneği bir sivil toplum kuruluşu olarak amaçlarını. özerk olmaları sağlanır. ama siyasetle yakından ilgilenirler. yapılan projelerden alınan katkı payları ve bağışlar ile faaliyetlerini yürüterek. kamu fikrine aşina olmayı beraberinde getirir. Örneğin Sosyoloji Derneği kamu yararına çalışan der- . hak aramak. En güvenilir kuruluşlar içinde siyasal partiler ilk sıralarda değildir. toplumda fazla yüksek statüde görülmezler. bir anlamda iktidar talepleri olmayan “yeni toplumsal hareketler” olarak da anılan yapılanmaların içinde geliştiği örgütlenmeler olarak siyasal alan dışındadır. propaganda yapmak. Üye aidatları. aday olmak. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde daha yüksektir.

Çünkü kâr amacı güdülmediği için maliyetin karşılanması mümkün değildir. • Güçlendirme amaçlı kuruluşlar (empowering orientation): Mesleki kuruluşların çoğu böyledir. Gönüllü kuruluşları ayrıca ilgilendikleri alanlara göre de sınıflamak mümkündür: • Ekonomik faaliyette bulunanlar: İşveren ve işçi sendikaları. Bunlara fon yaratma kuruluşları da denilmektedir (fund raising). aralarında önemli farklılıklar da vardır. Sosyoloji Derneğinde de tüm yöneticiler gönüllülük esasında çalışırlar ve hiçbir ücret almazlar. kooperatifler. ilaç gibi gereksinimlerin karşılanmasını hedeflerler. Bu örgütlerde çalışmak gönüllülük esasında olmaktadır. özürlü ve damgalanmış kişilere yönelik çalışmalar da bu kapsamdadır. Türkiye’de 100. Kâr amacı gütmeksizin yaptığı projelerle giderlerini karşılamaya çalışır. • Katılım sağlamayı amaçlayan kuruluşlar (particiapatory orientation): Kampanyalarla bağış toplayarak belirli hizmetleri sunmaya aracı olurlar. . Ancak bazı görevlerde üyelerin harcamaları Yönetim Kurulu kararıyla karşılanabilir. • Hizmet amaçlı kuruluşlar (Service orientation): Sağlık. Onları çeşitli ölçütlere göre sınıflamak mümkündür: • Bağış yapan kuruluşlar (charitable orientation): Daha çok yiyecek. bazı meslek örgütleri. yakacak. Aslında bazı büyük ve geniş ölçekte örgütlenmiş STK'lerde ücretle çalışan profesyonel yöneticiler ve sekreter gibi bazı görevliler istihdam edilmektedir. Ancak buralarda bile çoğunluk gönüllülerdedir. Yoksul. Sivil toplum kuruluşları tek tip olmadığı gibi. Üyelerinin sorunlarına çözüm ararlar. eğitim. dinsel hizmetler sunmayı hedeflerler.000’in üzerinde STK vardır. Ayrıca kadın kuruluşları da kadınların güçlendirilmesine çalışırlar. Örneğin törenlerde çiçek yerine bağış toplayarak eğitime katkı sağlanmaktadır. • Gönüllü olarak çalışmak: STK'lerin bir adı da gönüllü kuruluştur. • Özgürce kurulabilmek: Belirli bir alanda faaliyet göstermek isteyen herkes gerekli belgeleri tamamlayarak örgütlenebilir. Ayrıca üye aidatları toplanması da büyük bir sorun olduğundan STK'lerin yaşam mücadelesi verdikleri söylenebilir.126 Ünite 8 nek statüsüne sahiptir.

Sivil Toplum 127 • Kültürel faaliyette bulunanlar: Her türden sanatsal faaliyette bulunan dernekler/ vakıflar. cemaatler. kent/kasaba/ köy güzelleştirme ve hemşeri dernekleri bu gruba girer. Özellikle dinsel azınlıkların veya mezhepsel cemaatlerin vakıfları üyelerine çok yönlü hizmet sunarlar. Ağ Toplumun Yükselişi (The Rise of Network Society. vakıflar sayılabilir. 1996) adlı birinci ciltte enformasyon ağlarının dışında kalan tüm ülke ve ulusların marjinalleştiğini gösterir. Toplum ve Kültür (Information Age :Economy. 1998) adını taşıyan ikinci ciltte ise. kadın örgütleri kurarak aileyi dönüştürmesi buna bir örnektir. O. eşcinseller ve onların cinsel kimlik hareketleri. . Sivil Toplumun Yeniden İnşası Çağımızın ünlü düşünürlerinden Manuel Castels (1996)’in üç ciltlik Enformasyon Çağı: Ekonomi. Bazı yeni kuruluşların yaratacağı ağ (network) ile bireyler arasında köprü kurularak toplumun potansiyel dağılımını engeller. Örneğin Şerif Mardin’e göre. düşünce üretme (think-tanks) kuruluşları. Bununla birlikte Avrupa’yı değiştiren hareketlerin çevrecilik ve insan hakları savunuculuğu gibi yeni toplumsal hareketler olduğunu ve sivil topluma dönüşüm şansı tanıdıklarını iddia eder. çoğu zaman kimlik hareketlerinin direniş kaynaklı olduğunu. buna “kimlik projesi” adını verir. Yeni kurulan ailelerin de kadın hareketiyle bağı böylelikle kurulmuş olduğu gibi aile de yeni biçimiyle sürdürülmüş olacaktır. Kimliğin Gücü (The Power of Identity. sermaye ve iletişim akışıdır. • Dinsel alanda faaliyet gösterenler: Cami dernekleri. Örneğin kadın hareketlerinin. Sivil toplumun yeniden inşa projesi aslında kadın. çevre. devlet ile birey arasında boşluğu dolduran en önemli sivil toplum kuruluşları vakıflardır. Ancak Castels. insan hakları hareketi gibi “yeni toplumsal hareketlerin” çok önemli olduğu fikrine dayanır. Ona göre hem tüketim hem de üretimi bu akışlar belirler. sivil toplumun yeniden inşası üzerinde durur. • Siyasal faaliyette bulunanlar: Feminist ve çevreci faaliyetler. Society and Culture) adlı eserinde üzerinde durduğu önemli konu. bu yüzden de cemaatçiliğe kayma riski taşıdığını da hemen ekler. çeşitli platformlar gibi. bilgi çağında küresel ekonominin temel özelliğinin anında gerçekleşen enformasyon. Aslında Craig Calhoun (2004) da endüstri çağının eskiyen kurumlarının yeniden inşası konusunda çağrı yapanlardandır.

Sivil toplum ile devlet arasında politik toplumun bulunduğunu ve bunun önemli olduğunu savunur. Sivil toplumu devletin parçası olarak kabul eder. Kutuplaşmış bir devlet karşısında sivil toplum anlayışı her ikisi arasında bulunan diyalektik ilişkinin bulanıklaşmasına yol açar. i) Biçimsel yapı ve örgütlenme. Sivil toplumun yeniden inşa projesi aslında kadın. insan hakları hareketi gibi “yeni toplumsal hareketlerin” çok önemli olduğu fikrine dayanır. ii) Özerklik. . Diamond’a göre. Sivil toplum tartışmalarında en önemli konulardan biri devletten bağımsızlık ya da devlet karşısında özerk toplum vurgusudur. Burada önemli sorular kimin bağımsızlığı. devletten bağımsız örgütlü toplumsal yaşam alanıdır. Daha doğrusu liberal görüş.128 Ünite 8 Özet Günümüzde devlet ve sivil toplum. devlet ile aile arasında. b) Fransız Geleneği: Tocqueville tarafından temsil edilir. Bununla birlikte devlet-sivil toplum ilişkisini göstermede üç farklı gelenek bulunduğu söylenebilir: a) Alman Geleneği: Bu gelenek Hegel ve Marks ile başlar. çatışan alanlar olarak kavramlaştırılmaktadır. Birçok yazar. sivil toplumun örgütlenmiş yapısı olarak belirli temel özelliklere sahiptir. eşcinseller ve onların cinsel kimlik hareketleri. devletten ayrı ve özerk bir alana göndermede bulunur. Sivil toplum kuruluşları. c) İtalyan Geleneği: Gramsci tarafından savunulan politik toplumla devletin aynı olduğunu ya da özdeş olduğunu savunan görüştür. Oysa esas çatışmalar devlet ve çeşitli kesimleri temsil eden sivil toplum örgütleri arasında değil. Sivil toplum kuruluşları tek tip olmadığı gibi aralarında önemli farklılıklar da vardır. Manuel Castells’in üzerinde durduğu “sivil toplumun yeniden inşası” önemli bir konudur. iv) Siyasal bilinçlenmeye katkıda bulunmak en önemlileridir. kimin gücü ve kimin devletidir. devlet ve sivil toplumu böyle bir konumlandırmadan yarar umar. çevre. çeşitli dinsel cemaatler veya laikler arasındadır. iv) Özgürce kurulabilmek. v) Gönüllü olarak çalışmak gelir. Bunlar arasında i) Demokrasi Kültürünü geliştirmek. Sivil toplum kuruluşlarının çok çeşitli işlevleri vardır. sivil toplum kendi kendini yaratan. iii) Dayanışmaya yol açmak. Bunların başında ise. daha çok bizzat çıkar grubuna dönüşen. kadınlar ve erkekler. kendi kendini sürdürebilen. Buna “kimlik projesi” de denilmektedir. toprak sahibi olanlar ve olmayanlar. iii) Kamu yararına çalışmak. örneğin sermaye ve emek. ii) Çeşitlenmeye katkıda bulunmak.

Hepsi e. Siyasal bilinçlenmeye hizmet etmek e. Dayanışmaya yol açmak d. Devlet desteği Mali özerklik Kamu yararına çalışmak Hepsi Hiçbiri . d. Piyasa ekonomisi gelişmemiştir. c. e. Alman geleneği d. Birinci aşama (18. İslamiyet’in sivil topluma izin vermeyeceği düşüncesinin temelinde yatan görüş nedir? a. Aşağıdaki hangi özellik sivil toplum kuruluşlarında bulunmaz a. İtalyan geleneği 3.yy) c. Demokrasi kültürünü geliştirmek b. başı) d. Çeşitlenmeye katkıda bulunmak c. Sivil toplumun tarihsel gelişimi içinde hangi aşamada kamu yararını ihlal edeceği ve çatışma üreten bir sürece dönüşeceği düşünülerek denetlenmesi gündeme gelmiştir? a. b. Üçüncü aşama (19. Hepsi 5. Amerikan geleneği e. Bağımsız birey olmayışı b. Her zaman 2.yy. İngiliz geleneği b. d. İkinci aşama (18. Hangi gelenek sivil toplumu devletin bir parçası olarak görür? a.yy) b. Hiçbir zaman e. Hiçbiri 4. Sivil Toplum 129 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Fransız geleneği c. Sivil Toplum kuruluşlarının temel işlevi nedir? a. Laikliğin olmayışı c.

130 Ünite 8 6. Gramsci d. E. Sivil toplumu çatışma kavramı içinde hegemonya ile ilişkilendirip açıklayan düşünür kimdir? a. J. Hangisi sivil toplum kuruluşlarının işlevlerinden biri değildir? a. J. Habermas c. Dayanışmaya yol açması c. Castels 7. Bireyin grup içinde pasifleşmesi . Çeşitlenmeye katkıda bulunması e. Demokrasi kültürünü geliştirmesi b. Gellner e. Siyasal bilinçlenmeye katkıda bulunması d. Keane b. A. M.

8. 9 Küreselleşme 10. 6.1. 2. 7. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum SOSYOLOJİ 3. 4. 5. Türkiye’de Sosyoloji . Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar.

• Küreselleşmede farklı gruplar bulunduğu gösterilecektir. . • Küreyellik kavramına açıklık kazandırılacaktır. küresel ve küreselleşme kavramları arasındaki farklar gösterilecektir. • Kültürel mekânlar sınıflaması incelenecektir. • Küresel yaklaşımlar incelenecektir.132 Ünite 9 Ünitede Ele Al›nan Konular • Kavramsal Açıklık • Küresel Yaklaşımlar • Küreselleşme Tartışmaları • Küreyellik • Kültürel Mekânlar • Küreselleşme Eleştirisi • Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketler Ünite Hakk›nda • Küresellik. • Küreselleşmeye yapılan eleştiriler gözden geçirilecektir. • Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketlerin ortaya çıkışı gösterilecektir.

• Küresel yaklaşımları öğreneceksiniz. • Küreyellik kavramını öğreneceksiniz. homojenleştirici olarak baktıklarını değerlendiriniz. belirleyerek gerekçelendiriniz. küresel ve küreselleşme kavramlarının yanlış kullanımlarından örnekler bulunuz. • Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketlerin ortaya çıktığını öğreneceksiniz. • Sosyologların neden küreselleşmeye daha çok • Küreyellik kavramının temelinde kültürel emperyalizmin • Küreselleşmeye yapılan eleştirilerden katılmadıklarınızı • Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketlerin internet sitelerine girerek. bulunma olasılığını tartışınız. • Kültürel mekânlar sınıflamasını öğreneceksiniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Küresellik. Kültürel mekânların temel özelliğini ve gelecekteki etkilerini tartışınız. • Küreselleşmeye yapılan eleştirileri öğreneceksiniz. • Küreselleşme konusunda farklı gruplar bulunduğunu öğreneceksiniz. • Küresel sistemler yaklaşımı başlangıçta sadece iktisat ile sınırlı iken neden daha sonra genişlemiştir? Tartışınız. bu hareketleri araştırınız ve bunların ortaya çıkmalarında ve gelişimlerinde yaşanan sorunları değerlendiriniz. Küreselleşme 133 Ö¤renme Hedefleri • Küresellik. . küresel ve küreselleşme kavramları arasındaki farkları öğreneceksiniz.

kültür ve kimlik konuları da katılarak genişletilmiştir. Ulrick Beck’i izleyerek bu kavrama açıklık kazandırmakta yarar vardır. Bu yaklaşım insan toplulukları arasında olduğu kadar. Bu süreçte ekonomi. Dünya Sistem Yaklaşımı olarak da bilinen bu bakış. Diğer bir ifade ile ekonomiye indirgenmiş tek ve düz bir yapının. siyaset ve sivil toplum birbirine indirgenmeksizin yan yana görülürler. . sivil toplumun tümünün ekonomik yapı tarafından belirlendiği savunulur. alışverişler ve hareketlerin farkına varılmasına dayanır. küresel/global olan ile ilgili olarak iki farklı görüşün bulunduğuna işaret eder: • Kültürel Sosyoloji Yaklaşımı: Daha çok edebiyat alanındaki farklı araştırmaları birleştiren ve Birmingham çevresinden esinlenen yaklaşımdır. Bu yaklaşım daha çok politik iktisat alanıyla sınırlıdır. kültür. Küresel Yaklaşımlar Jonathan Friedman (1992). kültüre değinmemesi yüzünden eleştirilmiştir. Ülkelerin çok boyutlu ilişkiler içinde bağımlılıklarını gösterir. 2000): • Globalism/Küresellik: Neo-liberalizm temelli bir kavramlaştırmayla kültür. Ronald Robertson ve işlevselci sistem kuramcısı Talcot Parsons bu kategoride yer alırlar. Ancak daha sonra bu alan. “globalite” (globality) ve “globalleşme/küreselleşme” (globalization) gibi farklı kullanımlar bulunmaktadır (Sarıbay. • Küresel Sistemler Yaklaşımı: Bu yaklaşım daha önce küresel tarihsel politik iktisat olarak ortaya çıkmıştır. Uluslarüstü aktörler tarafından belirlenen bir sistemi ifade eder. Dünya ölçeğindeki politik ve ideolojik dönüşümleri izlemek için önemli bir araçtır. Ancak gerçekte durum hiç de öyle değildir.134 Ünite 9 Küreselleşme Küreselleşme kavramı günümüzde en sık kullanılan kavramların başında gelir ve pek çok yönden sosyolojiyi ilgilendirir. Çünkü literatürde “globalism” (globalisme). • Globalleşme/Küreselleşme: Globalleşme bir süreçtir. • Globalite /Küresel: “Dünya Toplumu” anlayışına işaret eder. pazar hâkimiyeti altında işlemesini anlatır. siyaset. maddi ve manevi öğeler arasında da giderek artan bağlantılar.

Ayrıca yerel de küresel bir üründür. tikelcilik ve evrenselciliğin karşılıklı gelişimini izler. küreselleşme tartışmalarını yapanlar iki grup halinde sınıflanabilir: • Birörnekleştiriciler/Homojenleştiriciler: Bunların başında A. parçalar arasındaki mesafenin azalmasıyla sonuçlanır. Küreselleşme 135 Küreselleşme Tartışmaları Küreselleşme literatüründe önde gelen bir isim olan Ronald Robertson’a göre. yani kültürel emperyalizm şiddetle eleştirilmiştir. küreselleşme söyleminin önemli bir kısmı modernitenin ideolojik ürünüdür. Örneğin geçen yüzyılda ulus devletlerin karbon kopya gibi çoğalmaları küresel kültürün bir yansımasıdır. Onlar daha çok derin yorumsama/ hermeneutik yaparlar. Amerika’nın hamburger ve kola kültüründen çekinilmektedir. Özne olan bilim adamı. Jonathan Friedman (1992)’a göre. Yalnız ekonomik olarak çevre konumunda olan ülkelerde değil. Robertson’a göre küresel sistemde en önemli olgu karşılıklı bağımlılıktır. Parsons’ın izlerini taşıyan Robertson. Sosyal bilimcilerin önemli bir kısmı bu tür yaklaşımı benimser. örneğin Amerikan değerlerinin. Giddens gibi Marksistler gelse de bazı işlevselciler de bu kategoride yer alır. Çünkü kültürel farkların silinip gitmesi endişesi vardı. küreselleşmeyi nesnel ve öznel bileşenler olarak formüle eder. Avrupa’da bile bu kaygılara rastlanmakta. Tek merkezli kültürel hegemonyanın. Ona göre bu baskılanma süreci yeni olmayıp insanlık tarihinde çok gerilere kadar uzanır. Bu yaklaşımı daha çok kültürel çalışma yapanlar benimser. Küreselleşme bu bağlamda. O. • Farkçılaştırıcılar/Heterojenleştiriciler: Edvard Said ve Stuart Hall en önemli temsilcileridir. Ona göre tikelcilik yayılarak evrenselleşmektedir. . Postmodern bir yaklaşımdır. dünyanın küçülerek baskılanmasını/sıkıştırılmasını (compression) ifade eden bir terimdir. Bu küçülme ve baskılanma fikri ise. Modernist bir yaklaşımdır. Düşüncelerinde T. Ona göre hepimizde “daha büyük bir sistemin parçası olduğumuz bilinci” yani tikelcilik (particularisme) gelişir. nesne olarak dış dünyayı inceler. Bu konudaki tartışmaların önemli bir bölümü de emperyalizm eleştirisi üzerinde yoğunlaşmıştır. Bilimsel ve realist bir epistemoloji taraftarıdırlar. tüketim ürünlerinin ve yaşam biçimlerinin çevre ülke kültürlerinin içine sızarak yaygınlaşması. Öte yandan küreselleşme kuramcısı olarak Ronald Robertson bir küreselleşme modeli önerir.

Aynı şekilde birçok yerel sigara. • Finans-mekân: Uluslararası para hareketlerinin gerçekleştiği borsa türü mekânlardır. dünya ekonomik stratejilerinin ve özgül toplumsal yapıların etkisiyle ortaya çıktığını savunur. mevsimlik işçiler ve turistlerin yaşadıkları mekânlar. Bu kavramın Japon kaynaklı olduğu ve kendine özgü olan ile evrensel olanı çok iyi bağdaştıran iş kültüründen esinlenerek üretildiği de ayrıca bilinmelidir. Örneğin Amerikan toplumundaki hamburger kültürü dünyanın her yerine yayılmıştır ve artık buna “McDonallaştırma / McDonalization denilmektedir (Ritzer. yemek. Küreyellik/Glokalleşme Anılan kavramlardan sonra ortaya çıkan bir yeni kavram daha vardır. Örneğin Friedman (1992) Harvey’den yararlanarak. bütünün parçası olduğumuzun bilincine varma ile anlatmasının sığlığına dikkatleri çeker. Bu. küresel ve yerel (local) kelimelerinden üretildiği için “küreyellik/glokalleşme” (glocalization) veya “kültürel globalleşme” denilmektedir. adalet. toplumsal öğeleri. zaman ve mekânda küçülmenin ve baskılanmanın ya da tazyik altında kalarak sıkışmanın. aslında belirli bir kültüre özgü olanın yaygınlaşmasıdır. Ona göre yerelleşen benzerlikler.136 Ünite 9 Robertson (1992)’un görüşleri birçok yönden eleştirilmiştir. Bu süreçlerin. salt bilimsel gelişme veya tarafsız teknolojik evrimden kaynaklanmadığını söyler. siyasal. giyim tarzı yaygınlaşmaktadır. • Tekno-mekân: Tüm mevcut teknolojilerin. demokrasi gibi fikirlerin yayıldığı mekânlar. müzik. Robertson’un tüm ekonomik. küresel toplumsal güç ve koşulların ürünüdür. ileri olanlar da dahil olmak üzere tüm sınırları aşarak oluşturdukları mekânlardır. 1983). Bunlar içinde yaşadığımız dünyayı değiştiren insanların yaşadığı mekânlar olarak önem kazanır. Appadurai (1993) ve Sarıbay (2000)’a göre glokalleşme yaratan kültürel mekânlar (space) bulunmaktadır ve bunları beş başlık altında toplamak mümkündür: • Etno-mekân: Göçmen ve mülteciler. • Zihinsel-mekân: Aydınlanmadan bu yana üretilen düşünce ve ideolojilerin. Buna. Örneğin herkes kot pantolonu her yerde giymektedir. örneğin eşitlik. . sermaye birikiminin. • Medya-mekân: Televizyon ve radyo başta olmak üzere tüm bilgilerin elektronik olarak üretildiği ve yayıldığı mekânlardır. özgürlük.

homojenlik ve heterojenlik. Tüketilen şeylerin benzer veya farklı olması ise detaydan ibarettir. Oysa küreselleşme. Artık burada “küresel sanallaşma” söz konusudur (cyberspace) demek daha doğrudur. Bu tür kullanımlar daha önce tarihsel ya da zaman (time) boyutunda değişme ile ilgilenen sosyolojinin mekân (space) ile de ilgilenmeye başladığının işaretlerdir.1992). Nitekim küreselleşme sürecinde. Ayrıca Giddens. Aslında olayın gerçeği. Geniş anlamda coğrafi olarak uzak uygarlıkların iç içe geçmesini göstermede uygun terminolojidir (Robertson.1990). Ayrıca kendini sanal ortamlarda serbestçe ifade etme olanağına da sahiptir. O. Küreselleşme 137 Sözü edilen bu fiziki yerleşim/toprağından koparılmış (deterritorialized) mekânlar kuşkusuz etkileşim içindedir. aksine küreselleşme modernliği hazırlayan bir koşuldur. küreselleşmeyi modernliğin bir sonucu olarak görmüştür. ilk önceleri Giddens’in “Yapılaşma Kuramı”nda ortaya konmuştur. basitçe modernliğin bir sonucu olarak görülemez. Giddens’ın bu düşüncelerini eleştirenler de bulunmaktadır. Öte yandan modernlik genel anlamda kurumların ve temel tecrübelerin bir örnek /homojen olması anlamını taşır. İnsanların “tüketim toplumu” nda sadece tüketme eğilimlerinin arttırılması temel hedeftir. “küreselleşme için. toplumsal olaylarla toplumsal ilişkilerin belli mesafede yerel bağlamsallıklarla karışmasıdır” demiştir (Giddens. Ayrıca Giddens. bir yandan kültürel birliği sağlarken. Zaman ve mekânın birlikte önem taşıdığı ise. Çünkü küresellik modernliğin yaygınlaşmasını kolaylaştıran bir durumdur. küreselleşme yerine küresel terimini kullanmadığı için eleştirilmiştir. Giddens küreselleşmeye diyalektik olarak bakmıştır. bir yandan da farklılıkları derinleştirmekte. Çünkü o. varlık ile yokluğun kesişmesi. Küreselleşmenin Eleştirisi Postmodern düşünceleri ile tanınan Zygmunt Bauman (1997) da dahil olmak üzere küreselleşmenin zenginler ve fakirler arasında tabaka- . en azından su yüzüne çıkmasına olanak tanımaktadır. Hatta küresellik bunu ideolojik olarak teşvik eder görünür. küreselleşmeyi modernliğin bir sonucu olarak görmektedir. Örneğin Roland Robertson (1992)’a göre. ekonomik olarak homojenlik (kapitalizm) karşısında kültürel çoğulculuğa izin verilmesidir. evrensellik ile özgücülük (particularisme) gibi ikili karşıtlıklar diyalektik olarak bir arada bulunabilir. küreselleşme. Burada Giddens’in modernlik ile küreselleşme arasında kurduğu ilişki problemlidir.

her şeyin karşılıklı bağımlılığa sahip bir denge içinde cereyan ettiğini savunurlar. onun üstünlüğünden kaynaklanıyor olamaz. Bilindiği üzere. yüzyılda da geçmişteki tüm eşitsizlikler artarak sürdüğü halde. • Merkeze çevre ekonomilerinden sistematik olan aktarılan değerler göz ardı edilerek. emperyalizmin yerini alma süreci üzerinde durmak gerekmektedir. emperyalizm terminolojini kullananlardan başlıca üç açıdan farklılaşırlar: • Yapısal bağımlılık yerine karşılıklı bağımlılık kullanırlar. Patnaik (1997) emperyalizmi. .138 Ünite 9 laşmayı daha da keskinleştirerek kutuplaşmaya yol açtığı değerlendirmesini yapanlar çoktur. küreselci yaklaşımın emperyalizm kavramlaştırmasına egemenliği. 21. Probhat Patnaik (1997)’ten esinlenerek “emperyalizm neden artık sol aydınların söyleminde yer almıyor” sorusunu sormakta ve bu kavramın yerini kürselleşmenin aldığı sonucuna varmaktadır. Gelişmiş merkez ile çevre ülkeleri arasındaki bölüşüm mücadeleleri gündeme getirilmez. herkesin eşit olarak yararlandığı bir sistem yaklaşımı sunarlar. Çünkü bu durum aynı olgunun farklı iki biçimde anlatılması ve dolayısıyla çarpıtılması ile sonuçlanmaktadır. Onun ve Boratav (2000)’ın itirazı. Dünyanın eşitsiz ve hiyerarşik yapıya sahip olduğunu görmezden gelerek. dünyayı belirleyen ekonomik ilişkilerin bütünü olarak tanımlamakta ve dünyada yaşanan tüm dönüşümleri bunun sonucu olarak görmektedir. Piyasa ilişkilerinin genişlemesiyle daha adil bir kaynak dağılımına ulaşılacağı savunulur. Ayrıca küreselleşme ile emperyalizm arasında ilişki kurarak yapılan bazı eleştirilere kulak vermek gerekmektedir. Hele hele bağımlılık ve sömürü ilişkilerini görmezden gelen bir yaklaşımın yeterli gibi sunulması mümkün değildir. Piyasa eleştirilerden uzak tutularak fetişleştirilir. Boratav (2000)’a göre küreselleşme terminolojisini kullananlar. piyasaya güven yaklaşımı pekiştirilir. tüm bu dönüşümlerin artık küreselleşme ile açıklanmaya başlamasıdır. Buna fanatik güven yaklaşımı da denilir. Boratav’ın haklı olarak ileri sürdüğü gibi. Bu durumda küreselleşmenin. • Piyasanın eşitsiz güçler arasında oluştuğunu eleştiren yaklaşım terk edilerek. Böyle bir sitemde devletin rolü hemen hemen hiç yoktur. Türkiye’nin önemli iktisatçılarından Korkut Boratav (2000).

Dünyanın çok değişik kıta ve ülkelerinde ortaya çıkmıştır. Bu yüzden sosyal hareketler politik hareketlerden farklıdırlar. ABD’de sanayide çalışan kadın işçilerin sömürülmesi sonucunda ortaya çıkan Feminizm de aynı şekilde sanayileşmemiş ülkelerde de yayılmıştır. 2006’da Pakistan ve Mali’de. Toplumda “meşruluk krizi” (Habermas.” sloganı etrafında örgütlenilmiştir. günümüzde küreselleşmeye ciddi eleştiriler getirmektedirler. Başka ülkelerdeki hareketlerin izlenmesi çoğu zaman söz konusudur. 2009’da yine Brezilya’da . sosyal hareketler toplumdaki mevcut bağımlılık ve baskılama sistemini dönüştürmeyi amaçlayan eylemlerdir. Küreselleşme karşıtı hareketler ise çok daha farklı bir yapıya sahiptir. Çok çeşitli aktörleri bir araya getirmiştir. Daha önceki bölümde de belirtildiği gibi iktidarı ele geçirme talebinde bulunmazlar. kültürel olarak sorgulanması ve sonucunda sosyal ilişkilerin yeniden inşasıdır. 2004’de Hindistan’da. 2007’de Kenya’da. daha muhafazakâr güçlerin dünya egemenliğini ele geçirmiş olmaları yüzünden işlevini yerine getiremez hale geldiği de açıktır. Çok sayıda bağımsız tekil örgütün bir araya gelmesine yol açmıştır. 1971) ortaya çıktığında örneğin toplumda ataerkillik sorgulanmaya başladığında feminist hareketler de ortaya çıkar. Birbirinden farklı talep ve yaklaşımları barındırması temel özelliğidir. Küreselleşme 139 Ancak Marksizmin emperyalizm üzerindeki eleştirileri geçerliliğini koruyor olsa da. Küreselleşme karşıtı hareketlerin temeli 1990’lı yıllarda emperyalizme ve tekellere karşı direniş olarak atılmıştır. Birbirinden çok uzak mesafelerde olan insanlar iletişim teknolojilerinden yararlanarak ve ağlar kurarak önemli küreselleşme yanlısı zirve toplantılarını protesto etmişlerdir. Yeni liberal görüşlere karşı “Yeni Bir Dünya Mümkündür. bu sorgulama tam yapılmadan bazı görüşler ithal edilebilir. Örneğin 1968’de Fransa’da ortaya çıkan öğrencilerin başlattığı özgürlük ve barış hareketi dünyaya yayılmıştır. önemli bir eleştiri söz konusudur. Bu anlamda sağlıksız görülen bir durum ya da öğenin. Ancak birçok küreselleşme karşıtı yeni toplumsal hareket. 2005'te tekrar Brezilya’da. Aynı zamanda geniş ölçüde genç kesim tarafından desteklenmiştir. Ancak başlangıçta. bu bir değer. Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketler Alan Touraine (1998)’e göre. Ayrıca umutlarını yitiren aydınların teslimiyetçi tutumlarına da. İlki 2001’de Brezilya’da. kural veya tabiiyet ilişkisi olabilir. Ancak mevcut sisteme meydana okurlar ve bu meydan okuma sırasında politik sistemle mücadele ederken ortaya çıkarlar.

hareketin örgütsel yapısını da ortaya çıkarmaya başlamıştır. • İkinci aşama: Antiküresel Hareketin Alternatif/Alter-Küreselci Harekete dönüşmesidir. “Sosyal Forum” olarak anılan toplantılar. herhangi bir hiyerarşiye ve karar mekanizmasının olmaması. binlerce örgüt ve aktivisti barındıran ve adeta Enternasyonalist hareketi çağrıştıran bir yapıya sahip olması önemlidir. . Gelişmiş Yediler (G7) toplantıları sürekli protesto edilmiştir. 1999’da ABD’de Seattle’de büyük bir protesto gösterisi düzenlenmiştir. anti küreselciler alternatif olarak ilk toplantılarını Brezilya’da Porto Allegre kentinde toplanmıştır. Alter-Küreselci aşamaya gelinmesinin önemi. sadece protesto gösterileriyle yetinilmeyip. Dünya Bankası. Küreselleşme yanlıları Davos toplantıları yaparken. Daha sonraları da Dünya Ticaret Örgütü Bakanlar Kurulu. 2011’de ise Senagal’in Dakar kentinde yapılması planlanmıştır. Bu yapının temel özelliği. • Üçüncü aşama: Maalesef üyeler arasında bazı anlaşmalar çıkmış ve taraflar birbirini mahkemeye vermiştir.140 Ünite 9 toplanmıştır. alternatif projeler geliştirme potansiyeline sahip olunduğunun gösterilmesidir. Güven bunalımı yüzünden ortaya çıkan çatışma birçok üye kaybına yol açmıştır. herhangi bir örgüt disiplininden bağımsız olmasıdır. Küreselleşme Karşıtı Hareketin çeşitli aşamalardan geçtiği söylenebilir: • Birinci aşama: Fransa’da Le Monde Diplomatigue dergisi çevresinde kuramsal temeller atılmıştır. Ayrıca Dünya Sosyal Forumu (DSF)’nun.

salt bilimsel gelişme veya tarafsız teknolojik evrimden kaynaklanmadığını söyler. . toplumsal öğeleri. Ona göre tikelcilik yayılarak evrenselleşmektedir. Küreselleşme bu bağlamda. Düşüncelerinde T. Bu süreçlerin. Öte yandan küreselleşme kuramcısı olarak Ronald Robertson bir küreselleşme modeli önerir. küreselleşmeyi nesnel ve öznel bileşenler olarak formüle eder. dünya ekonomik stratejilerinin ve özgül toplumsal yapıların etkisiyle ortaya çıktığını savunur. Bu konudaki tartışmaların önemli bir bölümü de emperyalizm eleştirisi üzerinde yoğunlaşmıştır. tüketim ürünlerinin ve yaşam biçimlerinin çevre ülke kültürlerinin içine sızarak yaygınlaşması. iv) Medya-mekân. iii) Finans-mekân. siyasal. Örneğin Friedman (1992) Harvey’den yararlanarak. yani kültürel emperyalizm şiddetle eleştirilmiştir. Glokalleşme yaratan kültürel mekânlar (space) bulunmaktadır ve bunları beş başlık altında toplamak mümkündür: i) Etnomekân. örneğin Amerikan değerlerinin. dünyanın küçülerek baskılanmasını/sıkıştırılmasını (compression) ifade eden bir terimdir. tikelcilik ve evrenselciliğin karşılıklı gelişimini izler. ii) Tekno-mekân.Parsons’ın izlerini taşıyan Robertson. Örneğin geçen yüzyılda ulus devletlerin karbon kopya gibi çoğalmaları küresel kültürün bir yansımasıdır. Ona göre yerelleşen benzerlikler. yeni ortaya çıkan bir kavramdır. “Küreyellik/Glokalleşme ise. Ayrıca küreselleşme ile emperyalizm arasında ilişki kurarak yapılan bazı eleştirilere kulak vermek gerekmektedir. Buna küresel ve yerel (local) kelimelerinden üretildiği için “küreyellik/glokalleşme” (glocalization) veya “kültürel globalleşme” denilmektedir. küresel toplumsal güç ve koşulların ürünüdür. Bu aslında belirli bir kültüre özgü olanın yaygınlaşmasıdır. Robertson’un tüm ekenomik. v) Zihinsel–mekân. sermaye birikiminin. Küreselleşmenin zenginler ve fakirler arasında tabakalaşmayı daha da keskinleştirerek kutuplaşmaya yol açtığı değerlendirmesini yapanlar çoktur. Tek merkezli kültürel hegemonyanın. Ona göre bu baskılanma süreci yeni olmayıp insanlık tarihinde çok gerilere kadar uzanır. Ayrıca yerel de küresel bir üründür. Robertson (1992)’un görüşleri birçok yönden eleştirilmiştir. zaman ve mekânda küçülmenin ve baskılanmanın ya da tazyik altında kalarak sıkışmanın. O. bütünün parçası olduğumuzun bilincine varma ile anlatmasının sığlığına dikkatleri çeker. Küreselleşme 141 Özet Küreselleşme tartışmalarını yapanlar iki grup halinde sınıflandırılmaktadır: i) Birörnekleştiriciler/Homojenleştiriciler ii) Farkçılaştırıcılar/ Heterojenleştiriciler. Aslında küreselleşme söyleminin önemli bir kısmı modernitenin ideolojik ürünüdür.

Kapitalizm c. c. Hiçbiri 2. Glokalizm ya da Küreyellik hangi kelimelerden üretilmiştir? a. b. Postmodernlik Kültüre önem verme Derin yorumsama yapma Hepsi Hiçbiri 4. Sosyalizm b. Sanayileşme e. Küreselleşme konusunda Farkçılaştırıcıların temel görüşü nedir? a. Küresel ve küresel olmayan Küresel ve yerel Küresel olmayan ve yerel Küresel ve genel Hiçbiri 3. b. Politik hareket olmak Politik hareketlerden farklı olmak Yerel olmak Kapitalizmi savunmak Hiçbiri . c. Globalite b. Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketlerin temel özelliği nedir? a. d.142 Ünite 9 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Glocalization e. d. e. Aşağıdaki kavramlardan hangisi “Dünya Toplumu” anlamına gelir? a. Korkut Boratav günümüzde küreselleşmenin hangi kavramın yerini aldığı iddiasındadır? a. c. Emperyalizm d. b. Globalizm c. e. Hiçbiri 5. Globalleşme d. d. e.

4. 8. 2. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme SOSYOLOJİ 10 3. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 7. Türkiye’de Sosyoloji . 9. 5.1. 6.

144 Ünite 10 Ünitede Ele Al›nan Konular • Türkiye’de Sosyoloji • Türkiye’de Sosyolojinin Sorunları • Genel Değerlendirme ve Çözüm Önerileri • Dünya’daki Son Gelişmeler Işığında Türkiye’de Sosyoloji Ünite Hakk›nda • Türkiye’de sosyolojinin kuruluş tarihçesi gösterilecektir. • Dünya’daki son gelişmeler ışığında Türkiye’de sosyolojinin konumu irdelenecektir. . • Genel değerlendirme ve çözüm önerileri gözden geçirilecektir. • Türkiye’de sosyolojinin sorunları incelenecektir.

Türkiye’de Sosyoloji 145 Ö¤renme Hedefleri • Türkiye’de sosyolojinin kuruluş tarihçesini öğreneceksiniz. • Türkiye’de Sosyolojinin konumunu. . Burawoy’un sınıflamasını göz önünde bulundurarak. • Türkiye’de sosyolojinin sorunlarının hangi alanlarda yoğunlaştığını belirledikten sonra bunun olası nedenlerini tartışınız. yakından bildiğiniz diğer bir sosyal bilim ile karşılaştırınız ve bunların farklarını görünüz. Türkiye’de sosyolojinin hangi alanlarda daha fazla gelişim gösterdiğini ve Halk Sosyolojisi yapma olanaklarını tartışınız. Üniteyi Çal›ş›rken • Türkiye’de sosyolojinin kuruluş tarihçesini daha kapsamlı olarak inceleyiniz. değerlendirmelerin hayata geçirilmesi için size göre ne yapılmalıdır? Tartışınız. • Genel değerlendirme ve çözüm önerilerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Genel değerlendirme ve çözüm önerileri hakkında yapılan • M. • Türkiye’de sosyolojinin başlıca sorunlarının neler olduğunu öğreneceksiniz. • Dünya’daki son gelişmeler ışığında Türkiye’de sosyolojinin konumu hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olacaksınız.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (1959) ve Boğaziçi Üniversitesinde (1971) Sosyal Bilimler Bölümü. Daha sonra 1982’de Yüksek Öğretim Kanunu (YÖK) ile Sosyoloji Bölümleri bağımsız olmuştur. İkinci önemli sorun ise. Düz evrimci gelişme kuramlarının eleştirilmesi ve Batı merkezli kuramların Batı-dışını açıklamada yetersizliklerinin ortaya konulması üzerine ise. Türkiye’de Sosyolojinin Sorunları Türkiye’de sosyolojinin sorunları daha sistematik ve detaylı olarak sekiz başlık altında değerlendirilebilir: . Ege Üniversitesinde (1977) Davranış Bilimleri içinde sosyoloji dersleri okutulmaya başlanmıştır. Başlangıçta sosyoloji “İçtimaiyat Darülmesaisi” adı altında bağımsız bir kürsü olarak Ziya Gökalp tarafından kurulmuş iken. Nitekim Cumhuriyet Döneminin ilk Fakültelerinden Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde de 1939-40 öğretim yılında Felsefe Bölümü içinde sosyoloji dersleri verilmeye başlanmış ve daha sonra da kürsü olarak yapılanma gerçekleşmiştir. 2004). Günümüz sosyolojinin statüsünün düşüklüğünün en önemli nedenlerinin başında Batıya bağımlılığı ve kendi koşularına uygun kuramsal ve kavramsal çerçeveleri oluşturamaması gelmektedir (Odabaş. Aktarmacılık ya da uyarlamacılık. Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji'nin ilk kuruluşundan itibaren ve YÖK’ten önce bağımsız bir bölüm olarak kurulmasıdır (1964). Türkiye’de ve Avrupa’da sosyolojinin bir bilim olarak kabul edilmesi hemen hemen aynı yıllara rastlamakla birlikte. Ancak bu konudaki değerlendirmelerin sosyolojisinin nasıl bir bilim olduğu konusundaki tartışmalar ışığında yapılması daha sağlıklı olacaktır. aynı gelişimi gösterememiştir. daha sonraki uygulamalar iktisat ve felsefe bölümleri içinde sosyoloji kürsüleri şeklinde olmuştur. özgünlük sorunu bugün de devam etmektedir. Sosyoloji öğretim üyeleri tarafından uzun yıllardır üzerinde durulan en önemli sorunların başında “aktarmacılık” gelmektedir. Çünkü başlangıçta Batıda doğan ve Batı sorunlarını inceleyen sosyolojinin evrenselliği hiçbir eleştiri yapılmadan tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kabul edilmiştir. önceden olağan sanılan bağımlılık ilişkisi artık sorun edilmeye ve eleştirilmeye başlanmıştır. “gelenek yokluğu” dur.146 Ünite 10 Türkiye’de Sosyoloji ve Son Gelişmeler Türkiye’de ilk sosyoloji dersleri İstanbul Üniversitesi’nde/ Darülfünun’da 1913-1914 öğretim yılında Ziya Gökalp tarafından verilmiştir. Bunlar içinde tek farklı gelişim.

Bilimsel Toplantılar • Uluslararası gündemi izlemek. • Kuram ve uygulama bütünlüğüne sahip araştırmalar ve bunlara dayanan yayınlar yapmamak. uygulamalara yeterince fırsat tanımamak. • Eğitimleri kuramsal ağırlıklı vermek. yerel bağlantılarını kurmadan tebliğ olarak sunmak. Metodolojik Sorunlar • Pozitivist geleneğin baskınlığı ya da hegemonyası. • Kuramsal ve metodolojik yaklaşımları birbirine karıştırmak ve bunun farkında olmamak. • Sadece Batı kuramlarını. • Standart programlarda esneklik olmadan eğitim vermek. • Batı kuramlarını Türkiye’den bulgularla test eden yayınlar yapmak. • Geniş katılımlı toplantıları sık sık yapamamak . • Sosyologlar arasında kuramsal tartışmaları yeterince yapmamak. • Kuramları uygularken tatarsızlığa düşmek ve bunun farkında olamamak. Eğitim • Batı literatürünü tercüme eden kitapları eleştirmeden okutmak. yerel ve özgün gündemli toplantılar yapmamak. • Yorumlayıcı sosyolojiye çok az yer verilmesi. Türkiye’de Sosyoloji 147 Kuramsal Sorunlar Bu başlık altında üç temel sorun alanı bulunmaktadır: • Evrensel olduğu düşüncesiyle hiç eleştiriye tabi tutmadan Batı sosyolojisini kabul etmek ve kullanmak. • Yabancı dilde yayın yapmaya daha çok önem vermek. • Yüksek öğretim hakkında dar bir vizyona sahip olmak. • Feminist eleştirilerden çok az yararlanılması. • Kalitatif /nitel tekniklere araştırmalarda çok az yer verilmesi. Bilimsel Çalışmalar ve Yayınlar • Ulusal yerine uluslararası ölçütler kullanmak.

Avrupa Kredi Transfer Sistemi (AKTS/ECTS) uygulanmalarına başlanmış ve sosyoloji bölümlerinin denkliği için yeterlilikler belirlenmeye başlanmıştır. Genel Değerlendirme ve Çözüm Önerileri • Sosyoloji Batıda doğup geliştiği için Türkiye’de de Batı merkezli bir sosyoloji son derece meşru görülmekte ve etkili olmaktadır. Bilim dallarına başvurular ve başvuru koşulları batı yönelimlidir.148 Ünite 10 Araştırma • Devlet destekli araştırmalar artmıştır. • Kurumlaşmış uluslararası destek artmıştır. Üç yılda bir Sosyoloji Derneği ulusal bir kongre düzenleyebilmektedir. TÜBİTAK önemli destekler vermektedir. . ulusal ve bağlamsal koşulları göz ardı edilerek aktarılmaktadır. Belirli üniversitelerden dil bilenler daha çok katılmaktadır. kuramsal araştırmalar ise destek görmemektedir. • Türkiye’deki gelişmiş kabul edilen üç büyük kentteki üniversitelerle diğer üniversiteler arasında merkez-çevre benzeri hegemonik bir bağımlılık ilişkisi bulunmaktadır. • Sınırlı ulusal toplantı düzenlenmekte ve iletişim azalmaktadır. Sosyal ve Akademik İlişkiler • Uluslararası kongre ve toplantılara katılım düşüktür. Akademik Dereceler • Batı sistemiyle son derece bütünleşmiş bir sistem vardır. “Avrupa Birliği Yüksek Öğretim Alanı”na dahil olmak üzere izlenen süreç de batıyla bütünleşme derecesini hızlandırmıştır. • Bölümler içinde ve bölümler arasında “bölmelenmişlikler” (Akşit. • Bolognizasyon denilen. • Mevcut Batı sosyolojisi yerel. Avrupa Birliği fonları ancak belirli konuları desteklemektedir. 1986)yoğundur. • Politika yönelimli araştırmalara devlet desteği daha fazladır. Bu Türkiye ve Batı ülkeleri arasında olduğu gibi derin olmasa da benzer biçimde varlığını sürdürmektedir. • Yapılan çalışma ve yayınların çoğu Batı kuramlarını test etmeye yarayan bilgi/data kaynağı niteliğindedir.

. • Yapı-birey arasındaki ilişkiyi önemseyerek. Çünkü Michael Burawoy’e göre. • Uluslararası ve bölgelerarası araştırma programları geliştirmek. • Sınırlı özgün kuramsal çerçeve ve akademik yükselme amacıyla yapılan çalışma ve yayınlar yeterli bir sosyolojinin gelişiminde en önemli engellerdir. ‘eleştirel’. ‘halk’ ve ‘politika yönelimli” sosyologlar. ‘halk’ (public). diğer uluslarla toplantı ve konferanslar düzenlemek. 1956) geliştirmek. dört tip sosyoloji ve dört tip sosyolog bulunmaktadır: ‘Profesyonel’. • Uluslararası merkez-çevre ilişkilerine duyarlı biçimde. Akademik kuruluşlara göre farklılaştığı gibi. birbirine içten bağımlılığı olan bu dört tip sosyolog ve sosyoloji arasında kaçınılmaz olarak hükmetme ve bağımlılık ilişkileri söz konusudur. aynı ulus/toplum içinde olduğu kadar farklı uluslara/toplumlara göre zaman içinde değişiklikler gösteren. Türkiye’de Sosyolojinin gelişmesi için çok sayıda öneride bulunmak mümkündür: • Sosyologlar arasında iletişimi geliştirerek ortak yapılan çalışma sayısını arttırmak. • İletişim kopukluğu son derece yaygındır. • Küresel gelişim içinde tarihsel özgüllükleri önemseyerek “sosyolojik düşünme yeteneği” (Mills. Türkiye’de Sosyoloji 149 • Birbiriyle yarışan çok sayıda görüş vardır. makro ve mikro çalışmaları birlikte yapmak. ‘politika’ (policy) ve ‘eleştirel’ (critical) sosyoloji sınıflamasını göz önünde bulundurarak Türkiye’de Sosyoloji’ye bakıldığında başlangıçtaki kurucularımızın mesleki sosyoloji kadar halk sosyolojisi de yaptığı söylenebilir. • Küresel ve yerel ölçekte karşılaştırmalı araştırmalar yapmak. • Metodolojik ve ontolojik sayıltılarını gözeterek nicel ve nitel araştırma tekniklerini bütünleştirmek. Dünyadaki Son Gelişmeler Işığında Türkiye’de Sosyoloji Amerikan Sosyoloji Derneği (ASA) ve Uluslararası Sosyoloji Derneği (ISA) başkanlıkları da yapan İngiliz asıllı sosyolog Michael Burawoy’in yaptığı ‘mesleki’ (professional). Ancak bilimsel topluluğun/cemaatin gelişmesinde bundan yararlanılabilir.

akademi dışındaki izleyiciye. Halk sosyolojisi ise. Araçsal bilgi ve düşünümsel bilginin her ikisinde de meşruluk. halk sosyolojisi kadar politika yönelimli sosyoloji ve onun müşterilerinin hizmetine de sunulabilir. hesap verme. fakat onların var olabilmesi için zorunludur. dahili tartışma içeren düşünümsel bilgi sunar. Diğer bir ifade ile mesleki ve politika yönelimli sosyoloji. araçsal bilginin değişik formlarıdır. belirli halk kesimlerine yönelik ve halk ile diyalog içinde düşünümsel bilgi üretir. yönlendirici soruları ve kavramsal çerçeveyi sağlayan profesyonel sosyoloji olmaksızın ne halk ne de politika yönelimli sosyoloji olur. aynı durum eleştirel sosyoloji için de geçerlidir. Ancak farklı bir şekilde.150 Ünite 10 Sosyolojik Bilgi Araçsal Bilgi Düşünümsel Bilgi (Diyaloga dayalı bilgi) Akademi Profesyonel Sosyoloji Eleştirel Sosyoloji Akademi Dışı Politika Yönelimli Halk Sosyolojisi Tablo 7: Burawoy’un Sosyoloji Sınıflandırması (Burawoy. halk sosyolojisi ise. akademik izleyiciye. iletişimsel. Nitekim Burawoy’e göre. temel ahlaki görüşler taşıyan. Eğer profesyonel sosyoloji olmaksızın halk ve politika sosyolojisi olmuyorsa. bilimsel normlara ve akran değerlendirmesine dayalı. Buna karşılık eleştirel sosyoloji. akademi dışındakilere yönelik düşünümsel bilgi üretmekten sorumludur. birikimli bilgi yapılarını. Profesyonel sosyoloji. Eleştirel sosyoloji. 2005) Sosyolojik işbölümünde Burawoy sosyolojik bilgi türleri ve onun izleyicilerinin bir tipolojisini önerirken ‘araçsal’ (instrumental) ve ‘düşünümsel’ (reflexive) olarak iki bilgi türü ve ‘akademik’ ve ‘extra-akademik/akademi dışı olarak’ iki grup dinleyici ayrımı yapar. ‘gerçek’ (truth) ve gerçeğin test edilmiş yöntemleri. somut. sırasında dogmatik özelliklere sahip. Aralarında uzlaşma pek kolay olmasa da profesyonel sosyolojinin araçsal (instrumental) bilgisi. patolojik davranışlara sahip olma ve siyaset yapma açısından sosyologlar karşılaştırılır. Politika yönelimli sosyoloji ise. etkili. akademik izleyiciye kuramsal veya ampirik özellikte. akademi dışındaki izleyiciye. profesyonel sosyoloji olmadan halk ve politika yönelimli sosyoloji olmayacağı gibi. Mesleki sosyoloji. sırasında kaynak sağlayıcıların hizmetinde olabilen. halk ve politika yönelimli sosyolojinin düşmanı değildir. kendi referans sistemine ve mesleki çıkarına sahip araçsal bilgi üretir. politik müdahale olanağı veren araçsal bilgi üretir. akademisyenlere. eleştirilecek bir şey olmayacağı için .

Türkiye’de Sosyoloji 151 eleştirel sosyoloji de olamaz. halk ile sosyolog arasında karşılıklı anlaşma içinde konuşmayı/ diyalogu başlatır. işçi sendikaları gibi. Organik ya da tabana dayalı halk sosyolojisi ise. organik/tabana dayalı yaklaşım ise diyalog ile öğrencilerde var olan bilgilerin ortaya çıkarılabileceğini kabul eder. Halk sosyolojisi. Politika yönelimli bir sosyolojiden halk sosyolojisine de geçiş olabilir. sosyologların ilk halkı olarak görülürler. bu tiplerden birinde yer alan sosyologların kendilerine göre farklı bilgileri. inanç toplulukları. Geleneksel seçkinci yaklaşım öğrencileri hiçbir şey bilmeyen ve bilgi ile doldurulması gereken boş bir kap/tabla olarak görürken. Örneğin James Coleman’ın Amerikan Kongresi’ne sunduğu Afrikalı Amerikalıların okullara entegrasyon önerisi böyle bir durumu yansıtmaktadır. propaganda ve dogmaya dönüşmeyi engellemede. Benimsedikleri bilimsel süreçler. Onlar toplumun içinde bulunduğu en önemli problemleri göstermek için halk ile birlikte çalışırlar ve halka karşı sorumludurlar. profesyonel sosyoloji tarafından geliştirilen kuramsal çerçeveleri ve metodolojileri. Söz konusu sınıflamada yer alan ilk kategori olarak profesyonel sosyologlar. Ayrıca ‘seçkinci/geleneksel’ ve ‘organik/tabana dayalı’ (grassroots) halk sosyolojileri şeklinde ayrım da söz konusudur. Gunnar Myrdal’ın Amerikan İkilemi. Örneğin eğitim sırasında öğrenciler. Profesyonel sosyologlar yaptıkları çalışmaları yayınlama sorumluluğuna sahiptirler. Robert Bellah’ın Kalbin Alışkanlıkları adlı kitapları veya New York Times gazetesinde çıkan yazılar. temelde kamuya angaje olmuştur. akademinin ötesinde politik ve ahlaki düşüncelerle halk ile diyalog içinde olmaktır. toplumu analiz etmek için kuramsal ve metodolojik olarak sofistike araçlara sahiptirler. Politika yönelimli araştırmacı sosyologlar. Türkiye’den de benzer örnekler vermek . Örneğin David Reisman’ın Yalnız Kalabalıklar. kamu veya özel sektör tarafından talep edilen araştırmaları yapmakta kullanırlar. Ancak. mahalle grupları. geleneksel ya da seçkinci halk sosyolojileri olarak kabul edilmektedir. Halk sosyolojisi. meşruluk ilkeleri ve hesap verme biçimleri kendi meslektaşları tarafından belirlenir. diğer sosyoloji yapma biçimlerinin belkemiğidir. daha sınırlı çıkarların savunulmasına yönelik olabilir. eğer profesyonel sosyoloji bir ülkede çok gelişmişse diğerlerinin zayıf kalma olasılığı yüksektir. Ancak kabul etmek gerekir ki. Halk sosyologları ise. meşruluk temelleri ve sorumlulukları/hesap verme mekanizmaları bulunduğundan uzlaştırılmaları pek kolay değildir. İdeal olarak profesyonel sosyoloji. Türkiye’de başlangıcından bu yana sosyolojinin bu kapsamda gelişim gösterdiği iddia edilebilir.

“ne için bilgi” ve “kimin için bilgi” sorularını sorarak yanıt aramışlardır. Bu yüzden eleştirel sosyolojinin mesleki sosyolojinin bilinci olduğunu söylemek yanlış olmaz. Sosyoloji Derneği yönetiminde uzun yıllardır görev üstelenerek bu misyonu yerine getirmeye çalışmaktadır. halk sosyolojisi olarak düşünülebilir. Gelişmiş Batı toplumlarındaki bu dörtlü sınıflama yerine. bunun da normal olduğunu belirtir. devlet/siyaset ve ekonomi tarafından tehdit edilen sivil toplumu savunmanın. Örneğin bazı DTCF Sosyoloji Bölümü öğretim üyelerinin GAP İdaresi için yaptıkları karşılaştırmalı toplumsal yapı araştırması öncelikle politika yönelimlidir. eleştirel sosyolojinin en önemli görevi olduğudur. Aslında bir sosyolog.152 Ünite 10 mümkündür. ‘aktivist’ ve ‘profesyonel’ sosyolog tipleri bulunmaktadır. onların sayıltılarını ve mesleki sosyolojinin gizli gündemini sorunsallaştırırken bilimsel topluluğa karşı sorumludur. Burawoy. Kategoriler arasındaki ilişki ya da bağlılık. ama bilginin piyasada metalaşmasını sorunlaştırarak politika yönelimli sosyoloji ile. Tipler arasında . Bu işi yapmak eleştirel sosyolojinin görevidir. Ancak çoğu zaman birinde yoğunlaşma söz konusudur. Normal bilim yaparken Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlarnın bilgisinin veya sosyolojinin temellerinin sorgulanması fazla mümkün değildir. Wright Mills. Aslında bunların birbirlerini tamamen dışladığı söylenemez. bu kategorilerin özerkleşmesi ile tehlike altına girebilir. ‘çalışılan yer’ ve ‘yapılan iş’ gibi iki ölçütlü bir sınıflama yapmak da mümkündür. Onlar. Örneğin Achwan ve Sujatmiko’ya göre Endonezya’da ‘akademik’. politika yönelimli araştırmalar iktidarın hizmetine girebilir. Alvin Gouldner ve hatta Pitirim Sorokin’in mevcut mesleki sosyolojinin temellerini sorgulayan eleştirel sosyologlar olduğunu söylemek mümkündür. halk sosyolojisi ve mesleki sosyoloji arasında yer değiştirebileceğini. yaptığı işin ahlaki boyutuna hiç değinmeden mesleki sosyoloji yapabilir. Ancak tüm bu dört tipin Weberyen anlamda birer ideal tip olduklarını unutmamak gerekir. Eleştirel sosyoloji ilk olarak mesleki sosyoloji ile ilgilenir. Bazı öğretim üyeleri. Ayrıca kalkınma ajansları ve GAP’ın eşitsizlikleri arttırdığı konusunda kamuoyuna yapılan eleştiriler. ahlaki yükümlülükler nedeniyle de halk sosyolojisi ile ilgilenir. Örneğin mesleki sosyoloji kendini diğer tiplerden tamamen soyutlayabilir. eleştirel sosyoloji. sosyologların politika sosyolojisi. Her tipin kendine özgü patalojik yanları söz konusudur. mevcut kuramları. Eleştirel sosyologlar ise. Bazı sosyologlar dört tip içinde de faaliyet gösterebilirler. halk sosyolojisinin de pop sosyolojiye dönüşme riski vardır. Ancak unutulmaması gereken. Bu anlamda C.

toplumsal meşruluk baskısı ile karşı karşıya kalmada yalnız değildir. üniversite ve araştırma enstitülerinde toplumu anlamada sofistike kuramlar ve yöntemlere sahip olarak çalışmaktadırlar. Türkiye’de Sosyoloji 153 sürekli geçişler de mümkündür ve birbirleriyle işbirliği de yapmaktadırlar. Endonezyalı profesyonel sosyologlar ise. bilmece çözme . medya veya sivil toplum kuruluşları aracılığıyla sosyal problemleri yorumlayarak daha iyi bir toplumu inşa etmek üzere evrensel değerlerle ilintili eleştirel politikalar üretmeye çalışmaktadırlar. devlet fonlarıyla desteklenmiş ve disiplin temelli olarak organize edilmiş klasik araştırma ise.5 veya Mod 3 şeklinde (devlet üniversitesinde piyasaya araştırma yapmak gibi) örneklerden de söz edilebilir. Profesyonel sosyolojinin bilgi savları. Bu bağlamda değerlendirdiğimizde kurucularımızın aktivist olduklarını. daha sonraki kuşakların ise hem akademik hem de profesyonel özellikler taşıdığını söylemek pek yanlış olmayacaktır. Bir araştırmanın yararını değerlendirmede de. Aktivist sosyologlar ise. Bunun yerine araştırma merkezleri. Mod 2 Araştırmalar geçici ve interdisipliner ortamlarda yürütülmekte. politik etki ve sosyal performans göstergelerinin baskısına hedef olmaktadır. Bu tür özelliklerin Türkiye için de geçerli olmaya başladığı söylenebilir. hükümet kuruluşları. Mod 2 bilimin kurumsal bağlamında bir dizi önemli değişim gerektirmektedir. Mod 2’de. Farklı bir deyişle aktivist sosyologlar. ki bu değişim Mod 1’den Mod 2’ye geçiş olarak adlandırılmaktadır. bu gelişmelere paralel olarak politik ve ekonomik ölçütler daha fazla önem kazanmaktadır. Akademik sosyologlar Burawoy’in profesyonel sosyologlarına benzemekte. Sonuç olarak araştırmalar. özel danışmanlık şirketleri araştırmalara fon sağlamakta ve öncekilerden çok daha fazla sayıda araştırmacı istihdam etmektedirler. Hatta Mod 1. üniversiteler bilgi üretimindeki tekel konumlarını kaybetmişlerdir. bilgi toplumunun ortaya çıkışıyla birlikte. temel araştırmalardan farklı olarak çeşitli düzeylerde uygulamalar içermekte ve büyük ölçüde dış ortak/ partner ve müşterilerle yakın işbirliği içinde yapılmaktadır. Eğer Mod1 araştırma. Burawoy’un eleştirel ve halk sosyolojisine benzer faaliyetlerde bulunmaktadırlar. örgütsel problemlere veya pratik politikalara uygulanabilecek bilgi üretilir. ekonomik yarar. Tüm Batı Avrupa ülkelerinde bilim ve toplum ilişkilerinin yeni ve değişen örüntüleri söz konusudur. Profesyonel sosyolojiden beslenen politika yönelimli sosyologlar tarafından. Burawoy’in politika yönelimli araştırmacı sosyologları gibi kamu veya özel sektörde hizmet ve politika üretiminde görev almaktadırlar. Öte yandan bir disiplin olarak sosyoloji.

Nitekim Burawoy de. Halk sosyolojisi kamusal tartışmalara hizmet eder ve bu yüzden dıştan dinleyicileriyle diyalog içerisindedir. kapanış oturumunda sonuçların paylaşılması da halk sosyolojisi örneği olarak değerlendirilebilir. Aile Araştırma Kurumu’na 1990 yılında kurulan Sosyoloji Derneği üyelerinin yaptığı. Geleneksel Dayanışmanın Çağdaş Dayanışmaya Dönüşümü (1993) bir politika yönelimli araştırmadır. Bu terim. Ancak bu çalışmaların arkasında hep akademik kaygılar olmuştur. Irak Savaşı’na karşı ASA’nın açıklama yapmasını sağlayarak. 1990’lı yıllardan başlayarak politika yönelimli olmaya başlamıştır. Elektrik Mühendisleri Odası ile işbirliği içinde “Elektronik gözaltı ve telekulak” konusunda. Hatta Sosyoloji Derneği üye ve yöneticilerinin Adnan Menderes Üniversitesi ile birlikte Aydın'ın Didim ilçesinde Ekim 2009 ‘da gerçekleştirdiği 6. yılında “Afetlere Hazırlık” konusunda. Politika yönelimli sosyoloji. 12 Eylül 2009 ‘da İstanbul’da yaşanan sel felaketinden sonra merkezi ve yerel yönetime yönelik eleştirel basın açıklamalar ve 2007’de Ankara’da yaşanan su kesintilerinde yerel yönetim uygulamalarının değerlendirmesini yapan bir doktora tezinde halk sosyolojisi yapıldığı söylenebilir. DTCF Sosyoloji bölümü. Kuhn’un normal bilim yapma dönemine denk gelir. Örnek vermek gerekirse. Sosyoloji Türkiye’de İstanbul Üniversitesi’nde Ziya Gökalp tarafından ilk derslerin verildiği 1914’lü yıllara kadar giden geçmişinden bu yana büyük ölçüde halk sosyolojisi ağırlıklı iken. İnşaat Mühendisleri Odası ile 1999 Marmara Depreminin 10. Çoğu kamusal destekli olan araştırmalar. “diyalog hakkında da diyalog” söz konusudur ve bunların dinleyicileri daha çok akademiktir. daima geniş . Tüm bu tartışmaların Türkiye’de tam karşılıkları bire bir bulunmasa da veya ‘kuramsal’ ve ‘uygulamalı’ sosyoloji ayrımına dayanan terminoloji daha yaygın olsa da. Eleştirel sosyolojide. gerek uygulamalı gerekse politika yönelimli sosyoloji yaparken de eleştirel olmak ve halka yönelmek eğilimindedir. Politika yönelimli sosyologlar arasında ‘geleneksel/seçkinci ’ ve ‘organik/tabana dayalı’ halk sosyolojisini benimseme açısından da farklar bulunabilir. halk sosyolojisi yaparken bu şekilde tavır almanın sosyologların ahlaki sorumluluğu olduğunu belirtmiş ve üyelerinden önemli destek görmüştür. bu bağlamda sosyal problemlere yönelik olarak problem çözmedir. Burawoy veya başkalarının eleştirdiği parasal kaynak sağlayıcıların çıkarına hizmet eden araştırmalar hiçbir zaman yapılmamıştır.154 Ünite 10 şeklinde meydana gelir. Ulusal Sosyoloji Kongresinde Türkiye’nin önemli gündem maddesini oluşturan ‘demokratik açılım’ konusunda katılanların görüşlerini alarak.

Türkiye’de Sosyoloji

155

toplum kesimlerine hizmet etmek anlayışının ürünüdür. Bu çabaların bir örneği olarak TÜBİTAK tarafından desteklenen GAP Karşılaştırmalı Toplumsal Yapı Araştırması en son çalışmalardan birisi olarak hem Sosyoloji Derneği hem de GAP idaresi tarafından 2010 yılında basılmıştır. Bu çalışmaların ayrıca Mod1 araştırmadan Mod 2’ye geçişin izlerini taşıdığı söylenebilir. Ancak TÜBİTAK’ın da devlet kuruluşu olması nedeniyle tam bir dönüşümden söz edilemez. Ayrıca henüz kamu en önemli kaynak sağlayıcı olduğundan Türkiye’de Mod 2 araştırmalar çok sınırlıdır. Bununla birlikte, şimdilik yakın bir tehdit olmaması hiç olmayacak anlamına gelmemelidir. Bilindiği üzere sosyoloji Türkiye’de ağırlıkla devlet üniversitelerinde bilimsel ve ekonomik açıdan tam özerk olmayan koşullarda yapılmaktadır. Buradan hareketle “acaba Türkiye’de halk sosyolojisinin geliştiğini iddia etmek mümkün müdür ” sorusu akla gelmektedir. Ancak “Özellikle İskandinav refah toplumunda, devletin her zaman her şeyin içinde olması demek halk sosyoloji anlamına gelmemektedir. Diğer bir ifade ile araçsal halk sosyoloji tatmin edici görünmemektedir.” diyen Kropp’un saptaması, yanıtın olumsuz olduğunu bize açıkça göstermektedir. Sujata Patel (2010)’in belirttiği gibi, 1970’lerden bu yana dünya hızla değişmekte; bilgi, düşünce, hizmet, para, mal ve teknoloji kadar hastalık (örneğin kuş ve domuz gribi) ve ilaçlar ile silahlar da sınır ötesine taşarak dolaşmaktadır. Dünya Risk Toplumu olarak da tanımlanan bu toplum yapısı içinde işbirliği olanakları kadar çatışma, eşitsizlikler ve askeri güç uygulamaları da artmakta; kültürel dışlamalar ve grup kimlikleri yeni formlarda ortaya çıkmakta; mekân kavramı yeniden tanımlanmaktadır. Bu yüzden değişen dünyayı anlamada yeni yaklaşımlara ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak önemli olan sosyologların bu değişmelere meydan okumaya ne kadar hazır oldukları ya da değişen dinamikleri anlamada ne tür kaynaklara sahip olduklarıdır. Öte yandan, sosyolojik çalışmalarda toplum olarak kavramlaştırılan gerçeklik çoğu kez ulus devlete karşılık gelmektedir. Hatta Amerikalı sosyologların, toplum yerine ulus kavramını tercih ettiklerini dikkatli gözlemciler hemen fark edebilirler. Bu yüzden birçok ünlü Batılı sosyologun geliştirdiği kuram veya kavramın küresel düzeyde karşılaştırmalar içermediğini ve yalnızca Kuzey Amerika ya da Avrupa ile sınırlı kaldığını söylemek mümkündür. Aslında U. Beck’in “yöntemsel ulusalcılık” (methodological nationalism), “kozmopolitan gerçeklik” (cosmopolitan reality) ve “ikinci modernlik” (second modernity) kavramları da tam bu konulara işaret etmektedir. Diğer bir ifade ile sosyolojinin konusu olan insan, kurum, örgüt ya da gruplar hakkındaki

156

Ünite 10

betimlemeler, bunu yapan sosyologun kendi ulusal kültürü ile sınırlı kalabilmektedir. Özetle bugüne değin evrensel olarak ileri sürülen birçok sosyolojik görüş bu özelliği taşımazken, hatta bölgesel/taşra (provincial) düzeyinde kalırken, bunları eleştirmeden evrensel olarak kabul etmek Syed Farid Alatas (2010)’ın yıllar önce belirttiği gibi “tutuklu zihinler” (captive mind) olarak eleştirilmektedir. Buradan hareketle DTCF Sosyoloji Bölümü’nde yoksulluk konusundaki bir doktora tezinde “azimli yoksullar” kavramı geliştirilerek sosyolojik yazına kazandırılmıştır. Bu girişimin Alataş’ın “basit alternatif” geliştirme söylemine denk düştüğünü belirtmek yanlış olmayacaktır. Bilindiği üzere, alternatif sosyoloji arayışları, Batı-dışının ya da Güneyin Kuzeye tarihsel, sosyal, ekonomik, siyasal, kültürel, bilimsel/ akademik çok yönlü bağımlılığına karşı bir meydan okumadır. Batı dışından, kendi tarihsel ve sosyal deneyimlerine dayanan yeni kavram ve kuramların üretilmesi, sosyal bilimlerde güneyin kuzeye olan tarihsel bağımlılığını azaltmada önemli görülmektedir. Alataş’ a göre, sosyal bilimlerde batıya alternatif olabilmek için, taklitçi olmamak, yaratıcı olmak, özgün olmak, özcü olmamak, Avrupa merkezli olmamak, ulus devlet ve uluslararası grup ve kuruluşlardan bağımsız olmak, yerelin kültürünü, dilini, sosyal ve ekonomik koşullarını yeni kavramlar ve kuramlar üretmede bilginin kaynağı olarak görmek gerekir. O, ‘basit’ ve ‘yüksek’ düzeyde alternatif olma konularını tartışır. Basit düzeyde alternatif olmak, Batıda geliştirilen kavramları Batı dışı bağlama dikkatle uygulamak iken; yüksek düzeyde alternatif olmak, Batı dışında/yerel düzeyde üretilen bir kavramın yerel bağlamda yaratıcı olarak uygulanması demektir. Yüksek düzeyde alternatif olmak, özellikle hegemonik ilişkileri yıkacağı için önemlidir. Alataş’ın burada İbn-i Haldun’un Asabiye Teorisi’ni kastettiği belirtilmelidir. Ancak İbn-i Haldun’un sanayi öncesi toplumlardaki değişmeyi açıklamak üzere geliştirdiği kuramından yararlanmanın da basit alternatif olma özelliğinin daha fazla olduğunu ifade etmek gerekmektedir. Bu bağlamda Ziya Gökalp’in ‘hars’ ve ‘medeniyet’ ayrımı da Batı dışından bir alternatif söylem olabilir. Ayrıca hars kavramının kültüre denk düşmesi yüzünden, bu girişimin de basit alternatif olacağı iddia edilebilir. Aslında basit alternatiflerin, günümüzde çok tartışılan ‘tek’ yerine ‘çoklu evrenselliklerin’ olduğu görüşü için de uygun bir zemin hazırladığı düşünülmelidir.

Türkiye’de Sosyoloji

157

Özet
Türkiye’de ve Avrupa’da sosyolojinin bir bilim olarak kabul edilmesi hemen hemen aynı yıllara rastlamakla birlikte, aynı gelişimi gösterememiştir. Türkiye’de sosyolojinin en önemli sorunlarının başında “aktarmacılık” ve “gelenek yokluğu” gelmektedir. Türkiye’de sosyolojinin statüsünün düşüklüğü ise, son yıllarda tartışmaya açılan diğer bir sorundur. Bu duruma yol açan en önemli nedenlerin başında batıya bağımlılığı ve kendi koşularına uygun kuramsal ve kavramsal çerçeveleri oluşturamaması gelmektedir. Ancak bu konudaki değerlendirmelerin sosyolojinin nasıl bir bilim olduğu konusundaki tartışmalar ışığında yapılması daha sağlıklı olacaktır. Çünkü başlangıçta Batıda doğan ve Batı sorunlarını inceleyen sosyolojinin evrenselliği hiçbir eleştiri yapılmadan tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kabul edilmiştir. Evrimci gelişme kuramlarının mercek altına alınması ve Batı merkezli kuramların Batı-dışını açıklamada yetersizliklerinin saptanmasıyla yapılan eleştiriler de artmıştır. Bu eleştirilerin başında, yapılan çalışma ve yayınların çoğu Batı kuramlarını test etmeye yarayan bilgi/data kaynağı niteliğinde olması ve Batı sosyolojisinin yerel, ulusal ve bağlamsal koşulları göz ardı edilerek aktarılması gelmektedir. Ayrıca sosyologlar arasında iletişim kopukluğunun yaygın olması ve sınırlı özgün kuramsal çerçeve ve akademik yükselme amacıyla yapılan çalışmalar, yeterli bir sosyolojinin gelişiminde en önemli engeller olarak görülmektedir. Amerikan Sosyoloji Derneği (ASA) ve Uluslararası Sosyoloji Derneği (ISA) başkanlıkları da yapan İngiliz asıllı sosyolog Michael Burawoy’in yaptığı ‘mesleki’ (professional), ‘halk’ (public), ‘politika’ (policy) ve ‘eleştirel’ sosyoloji sınıflamasını göz önünde bulundurarak Türkiye’de Sosyoloji’ye bakıldığında, başlangıçtaki kurucularımızın mesleki sosyoloji kadar halk sosyolojisi yaptığı da söylenebilir. Alternatif sosyoloji arayışları ise, Batı-dışının ya da güneyin kuzeye tarihsel, sosyal, ekonomik, siyasi, kültürel, bilimsel/akademik çok yönlü bağımlılığına karşı bir meydan okumadır. Batı dışından, kendi tarihsel ve sosyal deneyimlerine dayanan yeni kavram ve kuramların üretilmesi, sosyal bilimlerde güneyin kuzeye olan tarihsel bağımlılığını azaltmada önemli görülmektedir.

158 Ünite 10 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Türkiye’de sosyolojinin en önemli sorunlarının başında ne gelmektedir? a) Aktarmacılık b) Gelenek yokluğu c) Batıya bağımlılık d) Özgünlük e) Hepsi 3. Burawoy’un sınıflamasından hareketle Türkiye’de en az yapılan sosyoloji hangisidir? a) Mesleki sosyoloji b) Eleştirel Sosyoloji c) Politika Yönelimli Sosyoloji d) Halk sosyolojisi e) Hiçbiri . Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de sosyolojinin metodolojik sorunları arasında sayılamaz? a) Pozitivizmin baskınlığı b) Pozitivizmin ihmali c) Yorumlayıcı sosyolojinin ihmali d) Feminist eleştirileri yok sayma e) Hiçbiri 4. M. Türkiye’de sosyolojinin kurucusu kimdir? a) Hilmi Ziya Ülken b) Prens Sabahattin c) Ziya Gökalp d) Fahri Fındıkoğlu e) Niyazi Berkes 2. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de sosyolojinin gelişiminde etkili değildir? a) İletişimi güçlendirmek b) Karşılaştırmalı araştırmalar yapmak c) Sadece mikro çalışma yapmak d) Mikro ve makro çalışmaları birlikte yapmak e) Ulusal ve uluslararası toplantılar düzenlemek 5.

Bozkurt. New Jersey: Humanities. (1958) The Human Condition. (1997) Modern Devletin Doğuşu. iç. P. iç. İç. Burawoy. (1991) Family and the State of Theory. (1965) Vicarious Process: A Case of No-trial Learning. Castels.. (2004)(der) Küresel Kuşatma Karşısında İnsan. Bursa: Ekin. Stanford: Stanford University Pres. “The Definition and Types of Alternative Discourses”. Appadurai. Rock ve M. M. U. Globalization and Modernity (Dr. P. Cheal. İstanbul: Ufuk. Chicago: University of Chicago Press. P. A. D. Bandura. Boratav. . Featherstone). M. Social Forces. Ankara: İmge. H. S. (2005) Public Sociologies: Contradictions. Advances in Experimental Psychology (der. (1987) Women and Social Class. McIntosh). Deviance and Social Control (der. Z. M. Yılmaz). (1996) Rise of Network Society. M. Bauman. Oxford Blackwell. R. H. L. London. Coşkun. Alataş. (1997) Thinking Sociologically. (1963) İnvitation to Sociology: A Humanistic Perspective. Tonak). London: Sage. Tronto: Üniversity of Toronto Pres. Arrent. London: Tavistock. (1999) Küreselleşme: Toplumsal Sonuçları (Çev. Türkiye’de Sosyoloji 159 Kaynaklar Abbott. M. (1974) Labelling Theory Reconsidered. New York: Academic Press. S. New York: Doubleday. (2000) Emperyalizm mi? Küreselleşme mi? İç Küreselleşme: Emperyalizm Yerelcilik İşçi Sınıfı (der. (1992) Risk Society. 82: 1603-1618. A. Baumann. Z. Berger. Beck. Global Culture: Nationalism. E. A. Chang. İ. K. (1959) Class and Class Conflict in Industrial Society. F. (1995) Socail Problems and Social Movements. İstanbul: Ayrıntı. Hsieh). Coser. Berkowitz). R. Oxford: Blackwell. Sapsford. M. Gelencoe. Ill. (1956) The Fuctions of Social Conflict. H. (2010). İstanbul: Der. F. London: Tavistock. V. A.: The Free Pres. Armağan. Dilemmas and Possibilities. (2010) Değişen Dünyada Sosyoloji. Vol 2 : 139-158. (1993) Disjuncture and Difference in the Global Cultural Economy. iç. L. Burawoy. Bash. H. Facing an Unequal World: Challenges for a Global Socıology (der. M. Becker. Dahrendorf.

T. Giddens. London: Polity. J. J. (1992) Postmodernism. selcted Interviews and Other Writings 1971-1977. F. New Jersey: Prentice Hall. London: Routledge. (1997) Social Problems: A Critical Power-Conflict Perspective. (1983) The Managed Hear: Commercialization of Human Feeling. (1992) Sosyolojide Birlik Sağlamak. Durkheim. (1990) The Consequences of Mpodernity: Cambridge: Polity. J. Kasapoğlu. . London: Hamilton. R. M. Feagin. A. (1990) Postmodern Durum (Çev.Dursun). Berkeley: University of California Pres. (1995) Sociology: Themes and Perspectives. A. Ankara: Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sosyal Hizmetler Müsteşarlığı Yayınları. J. (!1938/1964) The Rules of Soıciological Method. A. Çiğdem). F. (1989) The End of History and The Last Man. Sociology: A Down to Earth Approach. (1993) Sociology. Fukuyama. (Çev. (2004) Sivil toplum ve Devlet. Friedman. Review. J (1981) The Philosophical Discourse of Modernity. New York: Free Press. Ankara: Ara. Foucault.160 Ünite 10 Durkheim. A. Avrupa’da Yeni Yaklaşımlar. Akınhay). M. O. A. Haldun. Keane. İstanbul: Alfa. E. Giddens. Ankara. Feagin. (1977) Mukaddime. Hochschield. E. Lenslin. Cambridge: Polity Pres. J. M. Holborn. Gellner. Kasapoğlu. C. A. Reason and Religion. Cambridge: Polity. Kasapoglu. 15: 335-372. A. (1991) Yüksek Öğretimde Sosyoloji Eğitiminin Sorunları. Brighton: Harvester. Habermas. (1912/1965) Elementary Forms of Religious Life. (1980 ) Power/Knowledge. Boston: Allyn and Bacon. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. DTCF Araştırma Dergisi. New York: Free Press. (Çev. Giddens. A. Ankara: Ankara Üniversitesi. 1: 141-158. M. Haralambos. (Çev. (2000) Elimizden Kaçıp Giden Dünya. Giddens. E. (1984) Constitution of Society.. London: Coolins . A. B. Lyotard. (1997) Günümüzde Aile Araştırmaları. M..Çiğdem). İ. A. (1992) General Historical and Culturally Specific Properties of Global Systems.

Vol 1: 48-63 Patnaik. Robertson. Sivil Toplum ve İslam. M. Sezer. (1997) Niyazi Berkes: Unutulan Yıllar. A. M. Demokrasi ve İslam Dünyası. P (1997) Imperialism. Facing an Unequal World: Challenges for a Global Socıology (der. W. T. New York. Özden. H. R. (2010).1967) The Social System. Özkalp. Özdalga. Marks. A. Topçuoğlu. New York: Oxford University Press Neuman (1994) The Qualitative and Quantitative Research Metheods.: Free Pres. Ritzer. Merton. Küreselleşme ve Oryantalizm. ( 1995) Social Problems: A World at Risk.) Postmodernizm ve İslam. E. (1966) Power and Privilege: A THeory of Social Stratification. İstanbul: İletişim. Persson.Mandel). Birkan). Sivil Toplum Kuruluşlarında Yönetim. Parsons.Hill Company. (1993) An Introductory Guide to Cultural Theory and Popular Culture. R. R. Ankara: İmge. Ankara: Vadi. S. A. iç. Bryjack. M. S. Reconstructing Sociological Traditions fort he Twenty First Century”.. (1998) (der) Sivil Toplum. C. Ill. Aktay. M. New York: Alfred A. K. Y. (1995) Postmodernite. (1983) Sociological Theory. (der. 38-150. J. (2000) (der) Küreselleşme: Emperyalizm Yerelcilik İşçi Sınıfı. E. Rosenau. London: Sage. (1978) Capital. (1934) Mind. Fethi): İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları. A.Coşkun). G. (1956) The Power Elites. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi. E. “The Imperative and the Challenge of Diversity. R.. Türkiye’de Sosyoloji 161 Lenski. New York: Wheatsheaf. Burawoy. A. Ankara: Bilim ve Sanat. Chang. F. III: The Free Press Patel. P. Tonak. Knoph. Sarıbay.. M. Soraka. Glencoe. Hsieh). (1949) Social Theory and Social Structure. iç. Storey. New York: Vinatge Books. Ill. Self and Society. (1999) (der. (2000) Global Bir Bakışla Politik Sosyoloji. (Çev. Boston: Allyn and Bacon. Glencoe.. (1951. Mills. . E. Mead. Chicago. (Çev. (1998) Postmodernizm ve Toplum Bilimleri (Çev.: Chicago Univesity Press. T. P. Ankara: Seçkin. G. A. Sarıbay. McGraw. (1992) Globalization: Social Theory and Global Culture.. K. Revue Tiers Monde . G. R. İstanbul: İletişim. (2000) Sosyolojiye Giriş. (2008) Sivil Toplum ve Sivil Toplum Kuruluşları. İstanbul: Alfa.

Çev. I. Glencoe. Weber. Ill: The Free Press Worsley. (1988) Introducing Sociology. Hendelson ve T. M. (1998) The Heritage of Sociology and The future of Social Sciences in the 21st Century. (1913/1947) The Theory of Social and Economic Organization.162 Ünite 10 Wallertein. 2: 1-4. Weber. M. M. Mills) New York: Oxford University Pres. Current Sociology. (1946 ) From Max Weber: Essays in Sociology (Çev. . Parsons). W. Gerth ve C. H. Harmonworth: Penguin. P. A.

Ünite 1. A 2. D 5. Ünite 1. A 4. D 4. D 4. Ünite 1. Ünite 1. C 5. B 4. D 4. A 6. D 7. E 3. C 3. C 3. Ünite 1. Ünite 1. C 5. C 3. Ünite 1. Ünite 1. C 7. D 3. B . D 6. C 2. D 4. Ünite 1. C 7. B 4. C 3. D 4. Türkiye’de Sosyoloji 163 Değerlendirme Sorularının Yanıtları 1. A 2. E 3. D 6. Ünite 1. C 2. A 9. E 10. B 4. B 3. C 5. E 5. C 5. C 5. E 3. B 4. A 6. E 5. E 2. B 8. A 5. C 7. B 7. B 2. A 3. B 4. C 2. B 8. D 2. B 3. D 5. E 2. E 5. D 2. B 6. D 2. D 6.

164 Ünite 10 .

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful