ANKARA ÜN‹VERS‹TES‹ UZAKTAN E⁄‹T‹M YAYINLARI

Sosyolojiye Giriş

Yazar
Prof. Dr. Aytül Kasapoğlu

@

Ankara Üniversitesi Uzaktan E¤itim Yay›nlar›

Yay›n No: 79

@
ISBN: 978-975-482-936-5 © Ankara Üniversitesi, 2011
Bu kitab›n bas›m, yay›n ve da¤›t›m haklar› Ankara Üniversitesi’ne aittir. Ankara Üniversitesi’nden yaz›l› izin al›nmadan kitab›n tamam› ya da bir bölümü mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik kay›t ya da başka şekillerde ço¤alt›lamaz, bas›lamaz ve da¤›t›lamaz. Kitaptaki görüşlerin yasal ve bilimsel sorumlulu¤u, ünite yazarlar›na ve kitap editörlerine aittir. Genel Yönetim : Prof. Dr. Haluk Geray Akademik Koordinasyon : Prof. Dr. Aytül Kasapoğlu Teknik Koordinasyon : Murat Çınar Tasar›m : Öğr. Gör. Mehmet Sobacı Kemal Cenk Türkçe Editörü : Dr. Hüseyin Özçelebi Dr. Ejder Kındıra

1. Bask› 2011 Baskı: Sistem Ofset Basım - Yayın San. ve Tic. Ltd. Şti. Strazburg Caddesi No: 7/A Sıhhiye • Ankara Tel: (312) 229 18 81 Bas›m Tarihi: 30 Kasım 2010

Sosyolojiye Giriş

iii

Sunuş
Uzaktan öğretim, öğretim elemanı ve öğrencilerin aynı mekanda bulunma zorunluluğu olmadan, bilgi ve iletişim teknolojilerine dayalı olarak öğretim faaliyetlerinin yürütüldüğü ortamlardır. Siz öğrencilerimiz için, Ankara Üniversitesi’nde sunulan uzaktan eğitim programları internet tabanlıdır. Ders içeriklerine istediğiniz yerde ve istediğiniz zamanda erişebilecek, hocalarınızla internet üzerinden iletişim içinde olabileceksiniz. Uzaktan e-öğrenme yoluyla eğitim, geleneksel sınıf ortamındaki öğrenmeden farklıdır. Bu nedenle sizlerin dikkat etmesi gereken bazı konular bulunmaktadır. Öncelikle e-öğrenme, kendi kendinizi disiplin etmenizi gerektirir. Yüzyüze eğitimde belli bir oranda da olsa, sınıflara devam zorunluyken, e-öğrenme sistemlerinde bunun yerini alacak bir zorunluluk bulunmaz. Bu nedenle kendi kendinizi her gün veya haftanın bir kaç günü içeriklere erişmeye, hocalarla ve sınıf arkadaşlarınızla etkileşim içinde olmaya yönlendirmelisiniz. Bazı öğrenciler bu yönlendirmeyi yapmakta zorlanırlar ve hazırlıklarını sınav öncelerine göre hazırlarlar. Böyle bir davranış başarısızlığı getirir. Haftalık çalışma programı yapmak, çevrim-içi ve çevrim-dışı çalışma zamanları belirlemek ve derslerde aktif olmak başarıyı getirecek unsurlardır. Derslerin portalını her gün veya yeteri kadar ziyaret etmek, içerikleri çalışmak ve etkileşimlere katılmak başarı için şarttır. Eğer çalışmaya ara verir ve sürekli ertelerseniz, bir süre sonra derslerden uzaklaşarak kendinizi yalnız ve edilgin hissetmeye başlarsınız. Böylesi durumlarda bu zinciri kırmalı, kaldığınız yerden hızla aradaki farkı kapatmaya çalışmalısınız. Her insanın öğrenme biçimi farklıdır. Öğrenme biçimi kişilerin yeni bilgiyi öğrenmesinde, çoğunlukla farkında olmadan, daha başarılı olduğu yöntem olarak tanımlanabilir. Bazıları görsel yollarla yani okuyarak, grafiklere, resimlere bakarak daha kolay öğrenir. Bazılarıysa yeni bilgiyi işitsel yollarla dinlediklerinde daha kolay zihinlerine yerleştirirler. Kimi öğrenciler başkalarının davranışlarını, örneğin bir aygıtın nasıl çalıştırıldığını izleyerek yeni bilgileri edinebilirler. Bu tür farklı öğrenme biçimlerini bir arada sunan ders içeriklerine zenginleştirilmiş çokortamlı içerikler diyoruz. Ankara Üniversitesi, e-öğrenim derslerinin içeriklerini farklı öğrenme biçimlerine sahip olanların gereksinimlerini karşılayacak biçimde üretmeyi hedefliyor, her dönem zenginleştirilmiş çokortamlı içeriklerin oranını arttırıyor. Sizlere ulaştırılan bu kitap içerisindeki bilgilerin geniş bir özeti, internetteki eğitim portalında, görsel, görsel/işitsel ve yazılım desteğiyle birlikte verilecektir. Ayrıca, dersin sorumlu öğretim elemanı, forum modülünü ve sanal sınıfları sizlerle etkileşime geçmek için kullanacaklardır. Kitaplar sizlere ait önemli kaynak materyallerden biridir. Kitaplarınıza not almanız, önemli cümlelerin altını çizmeniz çalışmalarınıza yardımcı olacaktır. Hepinize başarılar dilerim. Prof. Dr. Haluk Geray

Öğrenme Hedefleri: Her ünitenin başında “Öğrenme Hedefleri” başlığı altında o üniteyi tamamladığınızda kazanmış olacağınız beklenen yeterlilikler verilmektedir. Örnek: Anlatılanların olabildiğince somutlaştırılması ve anlatımın pekiştirilebilmesi amacıyla metin içerisinde örneklere başvurulmaktadır. .iv Sosyolojiye Giriş Kitabı Çalışırken Size sunulan kitap içeriği ile etkileşiminizi desteklemek amacıyla kullanılan simgeler aşağıda tanıtılmıştır. Değerlendirme: Ünite sonlarında sunulan çoktan seçmeli değerlendirme soruları ile konuya yönelik öğrenmelerinizi değerlendirebilmeniz amaçlanmaktadır. ya da kavrama yönelik farklı nitelemelerin aktarılması amacıyla çeşitli tanımlar yer almaktadır. Özet: Konu ile alakalı bütünsel bir fikre sahip olmanız amacıyla konu sonlarında bulunan özet başlığı altında konunun kısa ve öz hali sunulmaktadır. Sözlük: Metin içerisinde geçen. Gözden Geçir: Özet başlığı ardından her konu sonunda karşılaşacağınız gözden geçir başlığı altında sizi konuyla ilgili daha kapsamlı sorgulama yapmaya sevk edecek açık uçlu sorular bulunmaktadır. Soru: Metin içerisinde sizi düşünmeye ve sorgulamaya sevk etmesi amacıyla sorular bulunmaktadır. Özgün Tanım: Konu anlatımı esnasında belli kavramların karşılık geldiği anlamları özetlemek. anlamada sıkıntı yaşayabileceğiniz düşünülen kavramlar sözlük bölümlerinde kısaca tanımlanmaktadır. Üniteyi Çalışırken: Her ünitenin başında sunulan üniteyi çalışırken başlığı altında üniteyi çalışırken dikkat etmeniz gereken önemli noktalar belirtilmektedir. Önemli Metin: Konulara çalışırken bazı bölümlere daha fazla dikkat etmeniz amacıyla uzmanlar tarafından önemli görülen bölümler önemli metin ikonu ile belirtilmektedir. Kaynaklar: Sunulan kaynaklar bölümü daha ayrıntılı çalışma ve araştırma yapmak istemeniz durumunda yardımcı niteliğinde olacaktır.

.................................................................................19 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar..................35 Ünite 3 Sosyolojinin Kurucuları ...........................25 Auguste Comte.......................................10 Sosyolojinin Dalları.......................................................................................................................................................................................................................................40 ............................................................8 Ekonomi..................................................................................... .....................22 Henri de Saint Simon...................................8 Siyaset Bilimi............... ...................... .................. ............................................................................16 Ünite 2 Sosyolojinin Öncüleri............................................ Sosyolojiye Giriş v İçindekiler Sunuş........................7 Antropoloji..................15 Değerlendirme Soruları.................................................................................................................................................33 Değerlendirme Soruları................................................ ...................9 Sosyoloji ve Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi.............................................................................. iii İçindekiler......................................................................................................................7 Psikoloji.......................................................................40 Önerme 1......................................................................9 Felsefe........................................................................................................................................22 İbn-i Haldun............................................................................30 Özet....................37 Sosyolojinin Kurucuları ......4 Sosyolojinin İlişkide Bulunduğu Bazı Sosyal Bilimler................................................. 11 Özet................................................................................. v Ünite 1 Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler.....................................1 Sosyoloji ve Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi......................................................................................................................................................................................40 Sosyolojinin Temel Önermeleri...................................40 Önerme 2...................................28 Karl Marks......................................................................................................................................................................40 Önerme 3.........................................

.............................94 Zaman Boyutunda Araştırma Tipleri.82 Değerlendirme Soruları....................................................................................................................................................... ...............................................................72 Farklı Feminist Yaklaşımlar....................................... Durkheim.........73 Marksist Feminizm........................75 Sosyalist Feminizm.......... Weber ......58 İşlevselci Yaklaşım.............................................................................. ...........................65 Özet......................... ..............................................................88 Araştırma Tipleri/Boyutları..................................................................................................................................................................................................................................................................44 Özet........................................................................................................................... ....................................................vi Sosyolojiye Giriş E..............................................57 Etiketleme Kuramı.................76 Postmodernizm....................51 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar..........................................................93 Amacına Göre Araştırma Tipleri................................67 Değerlendirme Soruları..................54 Sosyal İnşaacılık.........................................68 Ünite 5 Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar ....................................63 Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı..73 Radikal Feminizm..74 Liberal Feminizm........ .......................................84 Ünite 6 Yöntembilimsel Yaklaşımlar............................................................................... ............................ .........59 Çatışmacı Yaklaşım..................................................................... ................................................................................................................................................... Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri............................................69 Feminizm.....................................95 ...............................................................................94 Kullanım Alanına Göre Araştırma Tipleri...77 Özet...........................................................................................85 Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımlar..................48 Değerlendirme Soruları.54 Sembolik Etkileşimci Yaklaşım.................49 Ünite 4 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar....................................................................................................... .... .......................... .....41 M...................................................................................................................................................................................................................

............123 Sivil Toplum Kuruluşları.............. 118 Devlet ve Sivil Toplum İlişkisi.......................................................... 115 Tarihsel Gelişim....................................................................................................................................................................................................................................................................134 Küreselleşme Tartışmaları.......................................................... ............ .......................................... 110 Kaynakça............................................................................................................................................................................................................. 112 Değerlendirme Soruları.....................................................................97 Özet......................................109 Yöntem...........................................................................................................................................107 Araştırmanın Önemi.......... ..................................................131 Küresel Yaklaşımlar............................................................................99 Değerlendirme Soruları................ 110 Süre ve Maliyet.....................................................100 Ünite 7 Araştırma Süreci...............................................................................95 Yanıtladıkları Sorulara Göre Araştırmalar.....129 Ünite 9 Küreselleşme ...........109 Araştırmanın Yaklaşım ve Sayıltıları.....121 Kavramsal Açıklık...................104 Araştırma Problemi...........................128 Değerlendirme Soruları............................ ..................................... Sosyolojiye Giriş vii Bilgi Toplama Tekniklerine Göre Araştırma Tipleri.......................96 Araştırma Teknikleri... 111 Özet...................................................123 Sivil Toplumun Yeniden İnşası....................................................................................................96 Yapıldıkları Yerlere Göre Araştırmalar.............................................................120 İslam ve Sivil Toplum.....................109 Araştırmanın Sınırlılıkları.............................................96 Aktif veya Pasif Olarak Yapıldıklarına Göre Araştırmalar........................................................................ .......105 Araştırma Amaçları......................................................................................................................................................101 Araştırmanın Adımları................................................ 113 Ünite 8 Sivil Toplum ............................................................. .........................................................................................................................................135 ....... ....127 Özet....................... ........................................................................................................................................................

...............................................146 Kurumsal Sorunlar.....................................................148 Genel Değerlendirme ve Çözüm Önerileri...... ..................................................................................................................158 Kaynakça..............................................................................143 Türkiye’de Sosyoloji..................................................142 Ünite 10 Türkiye’de Sosyoloji ve Son Gelişmeler ..................................................................................................................................... ........147 Bilimsel Çalışmalar ve Yayınlar...........................147 Eğitim......................................163 ...................................................................................................141 Değerlendirme Soruları............................................................................................................................................148 Dünyadaki Son Gelişmeler Işığında Türkiye’de Sosyoloji................................157 Değerlendirme Soruları........................................................................147 Metodolojik Sorunlar...................................................136 Küreselleşme Eleştirisi................................................................viii Sosyolojiye Giriş Küreyellik/Glokalleşme.........159 Değerlendirme Sorularının Yanıtları.....................146 Türkiye’de Sosyolojinin Sorunları..................................... ....................................................... ........................................................................ .............. ...............................................................................................149 Özet.................................148 Sosyal ve Akademik İlişkiler..147 Araştırma.....................137 Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketler.................................................148 Akademik Gerekçeler........................147 Bilimsel Toplantılar...139 Özet............................................

Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 5. 10.1 Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler 2. 7. 4. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme SOSYOLOJİ 3. 8. 6. 9. Türkiye’de Sosyoloji .

• Sosyolojinin dallarının neler olduğu incelenecektir. . • Sosyolojinin diğer sosyal bilimlerle olan ilişkisi gösterilecektir.2 Ünite 1 Ünitede Ele Al›nan Konular • Genel Olarak Bilim • Bilim Sınıflamaları • Sosyoloji • Diğer Sosyal Bilimler • Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi • Sosyolojinin Dalları Ünite Hakk›nda • Genel olarak bilim tanımı ve bilim sınıflamaları hakkında bilgi verilecektir. • Sosyolojinin nasıl bir bilim olduğu anlatılacaktır.

bir antropolog. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 3 Ö¤renme Hedefleri • Genel olarak bilim nedir öğreneceksiniz. bir iktisatçıya eski fil hikâyesini anlatarak görüşlerini alınız ve farklı düşünüp düşünmediklerini gerekçeleriyle tartışınız. • Sosyolojinin Türkiye’de bir sivil toplum kuruluşu halinde örgütlenmesini araştırınız. . • Diğer sosyal bilimlerin sosyoloji ile benzer ve farklı olan yönlerini tartışınız. • Sosyolojinin diğer bilim dallarıyla ilişkisini öğreneceksiniz. • Sosyolojinin dallarını öğreneceksiniz. • Sosyolojinin diğer bilimler gibi dallara ayrılmasının avantaj ve dezavantajlarını karşılaştırınız. • Sosyolojinin nasıl bir bilim olduğunu öğreneceksiniz. • Çevrenizde varsa bir psikolog. bir felsefeci. Üniteyi Çal›ş›rken • Genel olarak bir alanın bağımsız bir disiplin haline gelmesi için hangi koşulları yerine getirmesi gerektiğini tartışınız. • Bilim dallarının kaça ayrıldığını öğreneceksiniz.

daha geniş kesimlerde örneğin kırda veya kentte evlenme ve boşanma eğilimlerine yönelik daha kapsayıcı önermelerde bulunmak gerekir. “Neden insanlar evlenirler veya boşanırlar?” sorularına yanıt vermek gerekir. Mevcut bilgilerimiz ışığında gelecekte neler olacağını söyleyebilmektir. . İleri sürülenlerin birey veya tekil olay boyutlarını aşarak daha geniş grup ve ortamlarda da geçerli olduğunu ortaya koymaktır. 3. 2. Sosyologlar. Bilimsellik koşulları olarak aşağıdaki ilkeler de son derece önemlidir: 1. varoluşundan bu yana etrafında olup biten olay ve olguları anlama. yerleşik kabullerin etkisinde kalarak toplumsal olgu veya olayları değerlendirmemek. İkinci amaç ise “genellemeler” yapmaktır. daha sonra da toplum ve insana yönelik olarak da sosyal bilimler gelişmeye başlamıştır. 2. genelleme yapabilmek için tekrarlayan özelliklere veya olaylara. 4. Örneğin sadece Ahmet/ Ayşe’de değil. açıklama ve geleceğe yönelik öngörülerde bulunma çabasında olmuştur. öngörülerde bulunmaktır. yani kalıplara/örüntülere bakarlar. yanlı davranmamak. İnsanların doğal ve sosyal yaşama ilişkin bilme meraklarını gidermek amacıyla daha sistemli bilgiler elde etmeye yönelik çabalar artmış ve sırasıyla doğaya yönelik olarak doğa bilimleri. Herkesin bildiği kabul edilen sağduyu (common sence) bilgisinden uzak durmak. 2001): 1. Ancak bunlar çoğu zaman sadece gözlemlere dayanmamış büyü ve efsanelerle de karışmıştır. Bulguları başkalarının denetleyebileceği açıklıkta sunmak. Önyargılarda bulunmaktan kaçınmak.4 Ünite 1 Sosyoloji ve Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi İnsanoğlu. Daha çok zihinsel olarak yürütülen bu çabaların bilimsel olarak kabul edilmesi için bazı koşulları yerine getirmesi beklenir (Henslin. 3. Bir bilimin ilk hedefi olayların neden bu şekilde olduğunu “açıklamak”tır. Üçüncü bilim olma koşulu ise. Bulguları olduğu gibi hiç değiştirmeden ortaya koymak. “Neden atılan taş yere düşer?” veya “Neden ısınan cıva yükselir?” gibi. Yukarıda belirtilen koşulları yerine getirmek için bilim insanları sistematik çalışmalar yaparlar.

Örneğin biyoloji. hukuk. Bunu yaparken I. jeoloji vb. yeni Türkçe ile “Toplumbilim”. a. b. Doğa bilimleri ve sosyal bilimler içinde geçen tüm bilimlerin de kendi içlerinde uzmanlaşmış alt dalları vardır. o alanda neyin nasıl düşünüldüğünü veya diğer alanlarda neler düşünüldüğünü araştırmak ve alanın ne olduğu kadar ne olmadığını göstermek demektir. Çünkü birçok sosyal bilim insan ilişkilerinin değişik yanlarını inceler. aile. Belirli önermeleri paylaşan bilim insanları topluluğu olarak sosyo loji. 3. Kimya ise.Wallerstein (1998)’dan yararlanmak mümkündür. kimya. Burada ürün ve süreçten kastedilen.) olarak ikiye ayrıldığını bilmek gerekir. sağlık. Entelektüel/zihinsel disiplin olarak sosyoloji. Diğer bir ifade ile sosyolojinin ekonomi veya psikolojiden farkını orta- . kent. 2. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 5 Bu nedenle bilimlerin. Bu bağlamda sosyoloji de modern uygarlığın geliştirdiği bir bilim olarak kendi içinde pek çok dallara ayrılır (kır. organik ve inorganik kimya olmak üzere çok geniş iki dala ayrılır. botanik ve zoolojiden oluşur. Sosyal bilimler (antropoloji. eskilerin kullandığı gibi “İçtimaiyat” olarak tanımlamak yeterli değildir. psikoloji. Örgütlenmiş bir yapı olarak sosyoloji. biyoloji. bilim insanlarının sistemli çabaları sonucunda ortaya koydukları anlamda bilim tanımıdır. her şeyden önce zihinsel bir inşa olarak. Entelektüel ve akademik olarak doğal bilimler ve sosyal bilimler sınıflaması çok geneldir. Sosyal bilimlerin çoğu genel. bir alanın bağımsız bir disiplin haline gelmesi demek. Wallerstein’a göre. Sosyolojiyi. Sosyal Bilimler ‘ürün’(product) ve ‘süreç’(process) bağlamında daha geniş bir bilim tanımını tercih ederler. Ona göre her çalışma alanı gibi sosyolojiyi de üç temel alanda incelemek mümkündür: 1. ekonomi. tümel. Aynı şekilde insan ilişkilerini inceleyen bir sosyal bilim demek de fazla bir anlam ifade etmez.). zorunlu önermelerde bulunmayı hedeflemez. din sosyolojisi vb. O zaman sosyolojinin ne ile uğraştığını nasıl bir bilim olduğunu biraz daha ayrıntılı olarak incelemekte yarar vardır.). Çünkü o daha kapsamlı bir biçimde sosyolojinin ne olduğunu gösteren bir çaba içindedir. Doğa bilimleri (fizik. siyasetbilim vb.

” der. antropolog. Daha ileride sosyolojinin disiplin olarak kabul edilmesine temel olarak kabul edilen önermelerin neler olduğu ve bu önermeleri geliştirmiş olmaları dolayısıyla sosyolojinin kurucusu kabul edilen sosyologların kimler olduğu görülecektir (Bkz. ancak onların bütünün parçası olduğun- . bir disiplin olarak sosyoloji 19.” der. çalışmalarınızı bu dağılımın nasıl gerçekleştiği üzerinde yoğunlaştırın. Bu dönemde birçok sosyal bilim kendini diğerlerinden ayıran özelliklerini özenle ortaya koymaya çalışmıştır. Bölüm 3). burada yoğunlaşın. bu bilginin toplanmasında farklı yöntem ve yaklaşımlara sahip olmak bir alanı disiplin yapmak için aranan koşullardır. ve 14. yüzyıl sonlarında keşfedilmeye başlanmıştır. 20. yüzyıl ilk çeyreğinde ise. “ Bu gerçekten ilkel. her şey bedene buradan yayılır. iktisatçı ve sosyologdan oluşan beş kişiye bir file dokunarak neler gördüklerini açıklamaları istenir.” der. o tüm filin bedenini yokladıktan sonra. Ayrıca diğer sosyal bilimlerden farklı bir çalışma alanı ve konuya sahip olmak. Filin hortumuna/ gerdanına ve dişlerine şefkatle dokunan antropolog gülümseyerek. Filin dev kulaklarına dokunan siyasetbilimci. Başlangıçta birçok çalışma sosyolojik çalışma olarak kabul görmemiş.” denilmiştir.6 Ünite 1 ya koymaktır. 2001: 8): Hikâyeye göre. tüm düşünce ve duygular burada yer alır. siyasetbilimci. yüzyıllara kadar götürmek mümkün olmakla birlikte. “Bu kısım en önemlidir. gözleri bağlanmış psikolog. hayvanı en iyi anlamak için sadece burayı çalışın. Filin ağzını yoklayan iktisatçı. Filin başına dokunan psikolog. boyun. dişler. ancak bunlar bütünün birer parçasıdır. “Bu sosyoloji değil iktisat tarihi veya siyaset bilimidir. Öncü düşünürlerinin izlerini 13.” der. burası diğer tüm hayvanları denetler. “Burası güç merkezidir. Son olarak sıra sosyologa gelince. Burada sosyal bilimlerin farklı dallara ayrılmasını karikatürize eden çok bilindik fil hikâyesini özetle vermek uygun olacaktır (Henslin. baş. “Bu kısım en önemlidir. burada kendimi çok rahat hissediyorum. çalışmalarınızı burada yoğunlaştırın. kulakların hepsi önemlidir. İşte sosyoloji bu anlamda entelektüel bir faaliyet olarak diğer bilimler gibi bir disiplin olmasının yanı sıra. bölümler ve anabilim dalları halinde düzenlenmiş bir yapıya sahiptir ve sosyolojinin ne olduğu hakkında bazı ortak görüşleri paylaşan çok sayıda kişi yani sosyolog da bulunmaktadır. “Hayvanı en iyi ancak bir parçası üzerinde yoğunlaşarak anlayabilirsiniz. sosyoloji artık sosyal bilimler içinde bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmeye başlanmıştır.

hayvanı oluşturan tüm parçaların birlikte nasıl çalıştığını görmemiz gerekir. Psikolojideki diğer düşünce okulları arasında en önemlileri sırasıyla Yapısalcılık. Psikoloji Psikoloji hem biyoloji hem de felsefeden beslenerek gelişen bir bilim dalıdır. Daha sonra sosyolog. Psikoloji. “Bu yaratığın diğer benzer yaratıklarla nasıl etkileştiğini. Ancak sosyologun önerdiği gibi olmaz. İşlevselcilik. “ağız benim alanım ondan uzak durun” dediklerini duyar gibi oluruz. Psikolojik araştırmalar da bu bağlamda insan düşünce. Tarihsel olarak antik Yunan filozofları Aristo ve Sokrates’e kadar uzanan geçmişinin derin izlerini adından da anlamak mümkündür. “gerdana dokunmayın”. Hiçbiri gözlerindeki bağı çözerek bir araya gelme ve yaratığın tümünü birlikte incelemeyi kabul etmez. Aslında tarih. Psikoanaliz. Ancak bilim olarak psikolog Wilhelm Wundt (1832-1920)’un Almanya’nın Leipzig kentinde psikoloji laboratuvarını kurmasıyla doğar. grup içinde davranışların nasıl değiştiğini de görmemiz gerekir. iletişim. coğrafya. sosyal psikoloji. klinik ve deneysel psikoloji başlıca dallarıdır.” der. biz gözlerimizdeki bağı kaldırarak resmin tümünü görmeliyiz. Sosyolojinin İlişkide Bulunduğu Bazı Sosyal Bilimler Doğa bilimleri gibi sosyal bilimler de çok farklı dallarda uzmanlaştıklarından bunlar hakkında kısa tanıtıcı bilgi edinmek sosyolojiyi anlamaya başlamak için uygun olacaktır. Davranışçılık ve Humanizmdir. felsefeden ilahiyata kadar çok geniş bir alana yayılan sosyal bilimlerin tümünün sosyoloji ile yakın ilişkisi vardır. Gelişim psikolojisi. Akademik olarak psikoloji insan düşüncesi ve davranışını inceler. Ancak burada bunlardan sadece beşine yer verilmiştir. “ellerinizi kulaklardan çekin”. ondan uzak durun”. Wundt’un düşünceleri daha sonra Yapısalcılık olarak bilinen düşünce okuluna da temel oluşturmuştur. duygu ve davranışını anlamaya ve açıklamaya çalışır. .” der. “baş kısmı benim. hem akademide hem de akademi dışında uygulama olanağı bulunan bir bilim dalıdır. Yunanca “psyche” ruh ve zihin demektir. hukuk. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 7 dan hiç söz etmediniz. Bunun yerine onların.

İnsanın yanı sıra. grup üyeliği. aslında insanların nasıl seçim yaptıklarıyla ilgilenir. İnsanlık tarihi boyunca görülen tüm kültürleri anlamak için sosyal. Bunlar arasında sosyal antropoloji. Sosyal psikoloji. katılarak gözlem yaparak yerel bilgi toplar ve değerlendirirler. çömlek ve taş aletleri. Biyolojik ya da Fiziki Antropoloji. sosyolojiye en yakın bilim dalıdır. inşaat kalıntılarını kuramsal. Arkeologlar ise. Ekonomistler en genel anlamda toplumsal üretim. Dili iletişim. hizmet ve malların toplumda nasıl dağıldığıyla da yakından ilgilidir. Ekonomi Ekonominin ne olduğu konusunda evrensel olarak kabul gören bir tanım yapmak güç ise de. maymun ve benzeri memeli omurgalılar. tarih öncesi insanlar ve genetik üzerinde çalışır. dili sosyal yaşamı yansıtan ve belirleyen yollar olarak görür ve karşılaştırmalı olarak incelerler. sosyoloji ile kardeş disiplindir. performans geliştirme.8 Ünite 1 Psikologlar ayrıca meslek olarak akıl/ruh sağlığı tedavisi. insanın biyolojik geçmişi. yerleşim. fiziki/biyolojik antropoloji. alkol. uyum ve farklılaşma ile ilgilenir. üretim ve bölüşüm ile ilgili davranışını araştıran bir sosyal bilim dalı olduğu söylenebilir. organizasyonu ve yönetimiyle ilgilenir. Sosyal kültürel antropoloji. . ideolojik oluşumları ve çevre ile etkileşimleri açısından incelerler. Sosyal psikolojik araştırma tekniklerinden ampirik sosyolojik araştırmalarda geniş ölçüde yararlanılır. yaygın kültürel inançlar ve ideolojilerle ilişkilendirerek incelerler. Sosyal Antropologlar. hayvan kemiklerini. evrim. çanak. kimlik örüntüleri. fosiller. Dil antropo logları ise. kumar. Diğer bir ifade ile insanlar ve grupların kıt kaynaklar arasından istek ve taleplerini en iyi karşılayabilmek için nasıl karar verdiklerini inceler. ergonomi gibi gündelik yaşamı etkileyen alanlarda çalışmalar yapar. anlamın yaratılması. ilaç bağımlılığı gibi problemlerin yanı sıra tecavüz gibi çeşitli travmalarda tedavi sağlarlar. Antropoloji Antropoloji. Sosyal Antropoloji. Ekonomi. basitçe insanın tüketim. Onların temel ilgisi kültürü anlamaktır. beşeri. kendine yardım. uzak ve yakın tarih öncesi maddi kalıntıları örneğin. doğal ve biyolojik bilimlerden yararlanır. kültürel değişme. arkeoloji ve dilbilim alanlarında uzmanlaşılır. insanların geçmişiyle olduğu kadar bugünüyle de ilgilenir. Nitekim bazı sosyal psikologlar sosyoloji kökenlidir.

Aslında siyaset bilimi kesin/katı verilerden daha çok öznel yorumlara dayanır. uluslararası ilişkiler konularında uzmanlaşmaya gidilmiştir. ekonomik kararların alt veya mikro düzeyde olanlarıyla ilgilenir. sistemler ve siyasal davranışı inceler. ahlak filozoflarına. siyasal çalışmalar ve analizler. sistem ve siyasal dinamiklerle ilgili çalışmalarda bulunur. Örneğin “Benim felsefem çok çalışmaktır. Bu nedenle kapsamlı inanç sistemi veya dünya görüşü ile karıştırılmamalıdır. Son yıllarda anayasal hükümetlerde oy verme davranışına kadar ilgi alanı genişlemiştir. Tarihsel olarak tüm liderler siyasetle ilgilenmişlerdir. Farklı yönetim biçimleri ve yapıları. sadece bir dünya görüşüne işaret eder. buradaki kullanım bilim değil.” fikrine dayanan eser. Siyaset Biliminin en temel eserlerinden biri İtalyan diplomat Niccolo Machievelli’nin yazdığı Prens (1513)’tir. akıl ya da çıkarsamalar yoluyla gerçeği aramaktır. Bu eserde başarılı yönetici için belirli stratejiler önerilir. siyaset ve siyasal süreçler. Mikro ekonomi. Felsefe Bir disiplin olarak felsefe. Ancak kökleri antik uygarlıklara. Felsefenin bir sosyal bilim olarak. Geçmişte askeri güç siyasetin en temel belirleyicisi olmuşsa da günümüzün göreli olarak daha istikrarlı devletlerinde yolsuzluğun baskılanması gibi temel konularda siyaset biliminin yol göstericiliğine ihtiyaç artmıştır. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 9 Ekonominin biri mikro diğeri makro olmak üzere iki temel alanı vardır. tarih ve ekonomiye dayanır. Makro ekonomi ise. siyaset felsefesi. karşılaştırmalı siyaset. varlık. Siyaset kuramı. Örneğin fiyatlardaki artış veya azalmanın ailelerin satın alma gücüne etkisini inceler. ABD’de sivil savaş sonrası ortaya çıkmış oldukça yeni bir alandır. siyaset bilimin tartışmalı da olsa en temel yapılarındandır. gündelik dildeki kullanımdan farklı bir anlamı vardır. Örneğin faizlerdeki değişim oranının ulusal tasarruf oranlarını nasıl etkilediğini inceler. Görünüşte liderin adil ve iyi olması gerekse de “Amaca ulaşmada her yol meşrudur. siyasal ekonomi. . kamu politikaları. Ampirizm yerine. Siyaset Bilimi Disiplin olarak Siyaset Bilimi. bilgi ve etik konularındaki sorularla ilgili rasyonel incelemedir.” denildiğinde. Siyaset bilimi hem humanistik hem bilimsel yaklaşımlar hem de bunların araç ve yöntemlerini kullanarak dünyanın çeşitli bölge ve ülkelerinde siyasal süreç. mikro ekonominin tam tersine daha geniş ölçekte ve toplumdaki tüm bireylerin toplam olarak kararlarıyla ilgilenir. siyasal ideoloji.

insan ürünü olay ve olguların yorumlanarak anlaşılmasında kültür son derece önemlidir. Bu yüzden bu bilimlere bazen Davranış Bilimleri de denilir. Bunlar sırasıyla “Metafizik”. Hatta ilk önceleri sosyal. ekonomi ve siyaset biliminin hepsi de insan davranışı ile ilgilenirler. siyasal ve ekonomik yönler ayrı ayrı değil bir bütün olarak ele alınıp incelenirdi. siyaset ve sosyal birbirinden ayrılmak bir yana birbiri ile etkileşim içindedir. “Epistemoloji” (Bilgi Kuramı). Sosyoloji ve Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi Her şeyden evvel psikoloji. Hatta son yıllarda bir gelişme daha yaşanarak. Örneğin antropologlar ve sosyologlar kültür ile ilgilenirler. Ayrıca insanlar arasındaki iletişim aracı olarak dilin en büyük kültür taşıyıcısı olması da sosyolojinin kültüre ilgisini arttırmaktadır. Ancak daha sonra başta Emile Durkheim olmak üzere bazı sosyologlar sosyal olanı diğer alanlardan ayırmak için yoğun çaba göstermişlerdir. bilginin kaynağını “akıl” olarak görmek Rasyonalizm. “deney” olarak görmek Ampirizm. Tüm bu bilimler insan ilişkileri üzerinde mikro veya makro düzeylerde dururlar. Sosyolojinin diğer alanlarla benzerlikleri çoktur. Örneğin sosyologlar. “fayda” olarak görmek Pragmatizm olarak anılır. günümüzde tekrar toplumsal yapı-kültür ve bireyin birlikte incelenmesine dayanan daha kapsamlı çalışmalar tercih edilmeye başlanmıştır. Ayrıca Bilgi Kuramının da “bilginin kaynağı” ve “bilginin değeri” olarak iki temel alanı vardır. Ekonomi ve sosyolojinin her ikisi de üretim ve bölüşümle ilgilenirler. Ancak sosyologlar üretim ve bölüşümün sosyal sonuçları ile daha fazla ilgilenirler. Örneğin Karl Marks’ın tarihsel maddeci sosyolojisinde ekonomi. Durkheim bir sosyal olayın ancak diğer bir sosyal olay ile açıklanması ilkesi üzerinde ısrarla durmuştur. Özellikle ontoloji ve epistemolojiden birçok bilimsel kavramı tanımlamada yararlanılır. Feminizm de böylelikle epistemoloji tartışmalarında yerini almış bulunmaktadır. kapitalist üretim biçiminde . “sezgi” olarak görmek Intuitionism/Sezgicilik. bilginin kaynağının “kadının öznel deneyimleri” veya algıları olduğu ileri sürüldüğünden. Özellikle doğa bilimlerinden farklı olarak.10 Ünite 1 Aslında felsefenin temel dört çalışma alanı vardır. Aynı ekonomik üretim biçimine sahip olmasına rağmen farklı toplumsal yapıların varlığı kültürel analizlere duyulan ihtiyacın başlıca kaynağı olmuştur. Nitekim başlangıçta sosyologlar daha çok toplumsal yapı ile ilgilenirken. antropoloji. “Ontoloji” (Varlıkbilim) ve “Ahlak”tır. Bu bağlamda epistemolojik olarak.

Bunlar arasında kadın. Antony Giddens’ın Yapılaşma Kuramı bunun en iyi örneğidir. kadın ve çocukların sömürüldüğü konusu üzerinde daha fazla dururlar. Ayrıca günümüzde sanayi sosyolojisi artık örgütsel sosyolojiye dönüşmüştür. Öte yanda bilgi ve kültür sosyolojisi adı altında yapılan çalışmalara da rastlanmaktadır. Sosyal kurumları çalışan sosyoloji dalları da vardır. Sosyolojide çok sık kullanılan diyalektik kavramı da felsefeden alınmıştır. suç. Hatta feminist sosyologlar konuyu daha da derinleştirerek kadının ev içi emeğinin de ekonomik ve sosyal bir değeri olduğunu ve dolayısıyla kapitalizmi gizli olarak beslediğini iddia ederler. afet sosyolojisi en önde gelenleridir. .” şeklindeki diyalektik görüş sosyolojinin temel önermesidir ve felsefe kökenlidir. Sosyolojideki pek çok yaklaşımın insan ve toplum hakkında sahip oldukları felsefi kabullere göre birbirinden ayrıldığı söylenebilir. “Değişmeyen tek şey değişmenin kendisidir. aile. yaşlılık. çocuk. ajan olarak bireyi yapıyı etkileme kapasitesine sahip olarak görür ve önemser. “Aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz. devlet. Bunların başında aile sosyolojisi. Ancak son yıllarda psikolojik gelenek içinde gelişmiş bazı mikro sosyolojik yaklaşımlar başta olmak üzere bireyin toplum tarafından belirlenen pasif bir alıcı olmadığını kabul eden yaklaşımlar da gelişmiştir. Bunlar arasındaki ilk sınıflama kuramsal ve uygulamalı sosyoloji ayrımıdır. eğitim sosyolojisi. Nitekim sosyolojinin temel kabulü olan değişme fikri. Marks’a göre üretim güçleri ve üretim ilişkileri olarak ekonomik altyapı. Sosyolojinin kurucusu Auguste Comte’da aslında bir filozoftur. ekonomik sosyoloji ve sağlık sosyolojisi gelir. din sosyolojisi. hukuk gibi diğer üstyapı kurumlarını belirler. çevre.” görüşlerine fazla itibar edilmemesi. Daha sonra araştırma yapılan mekâna göre kır ve kent sosyolojileri gelir. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 11 işçilerin. bireyin sosyal sorunlarla baş ederken başvurduğu stratejilerin psikolojide olduğu gibi önemsenmesi söz konusudur. cemiyet var. Psikolojinin toplum yerine bireyle ilgilendiği açıktır. Sosyolojinin Dalları Diğer pek çok bilim gibi sosyolojinin de alt dalları vardır.” diyen ilkçağ filozofu Heraklit’e aittir. siyaset sosyolojisi. Marksizm’in ekonomik altyapıya önem ve öncelik vermesi de sosyoloji ve ekonomi yakınlığının en iyi göstergesidir. hukuk sosyolojisi. Sosyolojinin inceledikleri sosyal problemler açısından da gelişmiş pek çok dalı vardır. Felsefe ve sosyoloji arasında da çok yakın bağlar vardır. din. Yapı ve birey ikiliğini kabul eden bu kuram. eğitim. Artık Durkheim gibi. “Fert yok.

Bu sorun son yıllarda ayrı ayrı kadın ve çocuk anket/mülakat formları düzenlenerek çözümlenmeye çalışılmaktadır. modernitenin bilimi olan sosyolojiye meydan okuduklarıdır. sosyolojik araştırmalara sınırlar koyduğundan kabul edilemez bulunmaktadır. Çünkü ailedeki en yüksek eğitimli ve sorumlu kişi aile reisidir. kadın ve çocuk mülakatları ayrı ayrı yer almıştır. Kadın odaklı bir çalışma feminist kuramlara göre yapıldığında farklı.12 Ünite 1 Sosyolojinin dallara ayrılması içerik açısından problemlidir. Özellikle kendisi de modernist olduğu halde feminizm. Ancak. Örneğin geçmişte birçok klasik aile araştırmasında sorular sadece aile reisi olarak erkeğe yöneltilmiştir. Aynı şekilde hastane incelemelerine örgüt sosyolojisi mi sağlık sosyolojisi içinde mi yer verileceği de tartışılabilir. Araştırmaya sağlık sosyolojisi olarak bakılır. Bu yüzden sosyoloji dallarının çok net sınırlarının bulunmadığı bir gerçektir. Burada belirtilmesinde yarar olan önemli bir nokta feminist ve postmodernist görüşlerin. Sosyolojideki temel yaklaşımlar daha sonra inceleneceği için burada daha fazla ayrıntıya girilmeyecektir. Bu durum gelişme ve gerçeğe daha fazla ulaşma çabası olarak olumlu bir şekilde değerlendirilmiştir. Örneğin feminist araştırmalar nitel araştırma tekniklerini tercih eder. diğeri sağlık sosyolojisi kuramsal yaklaşımlarını kullanacaktır. Örneğin kırsal sağlık sorunlarının incelenmesinin kırsal sosyoloji mi yoksa sağlık sosyolojisi mi olduğu tartışılabilir. sosyolojiyi ataerkil ideolojiyi yeniden üretmekle suçlar. Türkiye’de de Sosyoloji Derneği tarafından yapılan Gecekondularda Geleneksel Dayanışmanın Çağdaş Organizasyonlara Dönüşümü (1993) adlı aile araştırmasında erkek. Bu durumlarda okuyucunun temel ölçüt olarak hangi alanın temel kuram ve kavramlarından hareketle çalışmanın yapıldığına dikkat etmesi gerekir. Aynı konu sosyal problemler çalışıldığında da ortaya çıkabilir. Örneğin bir sağlık örgütünde sosyal ilişkiler sorunu araştırıldığında bunun kırsal veya kentsel bir çalışma olması önemini yitirir. Ayrıca araştırma probleminin nasıl tanımlandığı da ipucu verebilir. diğer bir ifade ile çok geniş kapsamlı ve iddialı görerek dışlar. Çünkü feminist kuram. Postmodernizm de sosyolojiyi meta-anlatı. Postmodernizm de içinde bulunduğumuz anı ve yeri önemsediğin- . Ancak feminist ve postmodernist araştırmaların mevcut araştırma tekniklerinden bazılarını önemsemesi. kadının konumunu ataerkil ve erkek egemen görüşlerle temellendirirken. feminist ve postmodernist eleştirilerin sosyolojiye ayna tutarak eksikliklerini görmesine olanak sağladığı da inkâr edilemez. sağlık sosyolojisi açısından yapıldığında farklı terminoloji kullanılarak birbirinden ayrılacaktır.

tüm sosyal bilimlerin ve sosyolojinin daha bütüncül çalışmalar yapması ve . “Kurumlar Sosyolojisi”. Oysa sosyoloji hem nicel hem nitel. Çünkü tüm Dünya’da sosyolojiden beklenen çok fazla olmasına rağmen yerine getirilebilenler çok daha azdır. Nitekim bazı üniversitelerdeki sosyoloji bölümlerinde bu ayrıma son verilmiştir. Bu konu ayrıntılı olarak 10. Karşılaştırmalarını hem zaman hem de mekân boyutunda yapmak onun zenginliğidir. Sosyologlar toplumla diyalog haline geçtiklerinde onların sorunlarını daha iyi anlayacak ve daha verimli çalışmalar yapabileceklerdir. Bu nedenle sadece doğal ve sosyal olarak ikiye bölünen bilimlerin değil. halkın düzeyine inerek onlar için bilgi üretmek ve bunu onlarla paylaşmaktır. Sosyologlar ağaçlar ile uğraşırken ormanı göremez hale gelmişlerdir. kitle iletişim araçlarında programlara katılmak. Bunlar bilginin uzmanlaşması kadar bölünmesinin de işaretleridir. Burada en önemli kısım. Bu ayrımın pek sağlıklı olduğu söylenemez. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 13 den tarihsel çalışmaları reddeder. Bunlar sırasıyla “Genel Sosyoloji ve Metodoloji”. toplumsal gerçekliğin bütünlüğünün gözden kaçırılmasına ve birbirinden habersiz çalışmalar sonucunda da sosyolojide bir “meşruiyet krizinin” (Habermas. Bölünen bilgi ise. hem dünü/tarihsel olanı hem de bugünü önemser ve bilmek ister. Bölümde ele alınmıştır. Oysa bilimsel çalışmaların yanı sıra topluma sorumluluk bilinci ile toplum için diğer bazı çalışmalarda bulunmak ahlaki bir sorumluluktur. 1981) yaşanmasına yol açmaktadır. Öte yandan 2010 yılında İsveç/ Göteborg’da yapılan Dünya Sosyoloji Kongresine aktif olarak katılan 51 Araştırma Komitesi (RC) bulunmaktadır. Çünkü akademisyen sosyologlar çoğu zaman akademik ilgi ve merakları temelinde araştırmalar yapmakta halk ile diyalogu ihmal etmektedirler. “Uygulamalı Sosyoloji” ve “Toplumsal Yapı ve Değişme” anabilim dallarıdır. Örneğin sivil toplum kuruluşlarında görev almak. Akademi dışına yönelik olanlar ise “Politika Yönelimli” uygulamalı araştırmalar ve “Halk Sosyolojisi” (Public Sociology) olarak adlandırılabilir. Örneğin Michael Burawoy (2005) tarafından sosyolojinin akademi içine ve dışına yönelik olarak yapılması da önemlidir. Sosyolojinin ayrıca Türkiye’de akademik kadroların atanmasında esas olan dört bölümü bulunmaktadır. dünyada ve ülkede yaşanan önemli konularda görüş bildirmek sosyologları sırça köşklerinden çıkaracak ve halk sosyolojisi yapmaya götürecektir. Sosyolojinin dallarını farklı şekilde kavramlaştırmak da mümkündür. Akademi içinde sosyologların yaptıkları çalışmalar hem “Profesyonel” hem de “Eleştirel” olabilir.

yapı-birey ile kuram ve uygulama bütünlüğü içinde inceleyen bir bilimdir. yurtta ve dünyada yaşanan kamusal sorunlara ahlaki olarak sorumlu olduğunun bilinciyle halka yönelen. artık daha kapsamlı bir sosyoloji tanımı yapacak bir konuma gelinmiş bulunulmaktadır. eşitlikçi ve güvenilir bir dünya için mücadele etmesi beklenmektedir.” Sosyolojinin Türkiye’de yüksek öğretimdeki hedefi ise. Sonuç olarak. grup. yazan. . toplumsal ilişkiler ve onları düzenleyen başta eğitim. her türden ayrımcılığa karşı. profesyonel sosyoloji ile politika yönelimli sosyolojiyi dengeleyebilen. “Sosyoloji.14 Ünite 1 daha adil. eleştirel düşünen. tartışan. hem nicel hem de nitel teknikler aracılığıyla tarihsel ve mekânsal bağlamından koparmaksızın. sivil topluma duyarlı. aile gibi kurumlar ile bu ilişkilerin içinde oluştuğu ekonomik-sosyal-kültürel. siyaset. yaratıcı ve demokrat sosyologlar yetiştirmektir. hukuksal yapı ve süreçleri. sınıf ve örgütleri hem makro hem de mikro.

Daha sonra araştırma yapılan mekâna göre kır ve kent sosyolojileri gelir. yaşlılık. iletişim. . Bunlar arasında kadın. Aslında tarih. ekonomik sosyoloji ve sağlık sosyolojisi gelir. Ayrıca bilgi ve kültür sosyolojisi adı altında yapılan çalışmalara da rastlanmaktadır. Sosyal Bilimlerin çoğu genel. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 15 Özet İnsanların doğal ve sosyal yaşama ilişkin bilme meraklarını gidermek amacıyla daha sistemli bilgiler elde etmeye yönelik çabalar artmış ve sırasıyla doğaya yönelik olarak Doğal Bilimler. Diğer pek çok bilim gibi sosyolojinin de alt dalları vardır. hukuk sosyolojisi. Sosyolojinin incelediği sosyal problemler açısından da gelişmiş pek çok dalı vardır. afet sosyolojisi en önde gelenleridir. belirli önermeleri paylaşan bilim insanları topluluğu olarak sosyoloji. Burada ürün ve süreçten kastedilen bilim insanlarının sistemli çabaları sonucunda ortaya koydukları anlamında bilim tanımıdır. Ayrıca günümüzde sanayi sosyolojisi artık örgütsel sosyolojiye dönüşmüştür. hukuk. örgütlenmiş bir yapı olarak sosyoloji. felsefeden ilahiyata kadar çok geniş bir alana yayılan sosyal bilimlerin tümünün sosyoloji ile yakın ilişkisi vardır. suç. eğitim sosyolojisi. çevre. daha sonra da toplum ve insana yönelik olarak da Sosyal Bilimler gelişmeye başlamıştır. coğrafya. Sosyal kurumları çalışan sosyoloji dalları da vardır. çocuk. Her çalışma alanı gibi sosyolojiyi de üç temel alanda incelemek mümkündür: entelektüel / zihinsel disiplin olarak sosyoloji. Sosyal Bilimler ‘ürün’ (product) ve ‘süreç’ (process) bağlamında daha geniş bir bilim tanımını tercih ederler. Doğa bilimleri gibi sosyal bilimler de çok farklı dallarda uzmanlaşmışlardır. siyaset sosyolojisi. din sosyolojisi. Öte yandan 2010 yılında İsveç/Göteborg’da yapılan Dünya Sosyoloji Kongresine aktif olarak katılan 51 Araştırma Komitesi (RC) bulunmaktadır. zorunlu önermelerde bulunmayı hedeflemez. Bunlar bilginin uzmanlaşması kadar bölünmesinin de işaretleridir. Bunlar arasındaki ilk sınıflama kuramsal ve uygulamalı sosyoloji ayrımıdır. tümel. Bunların başında aile sosyolojisi.

Betimleme e. Hepsi 3. Zaman b. Hepsi e. I. Hepsi . Anlama c. Organizasyon d. Mekân c. Açıklama b. Diğer tüm bilimler gibi sosyolojinin de temel amacı nedir? a. Bütünsel /holistik bakış c. Öngörüde bulunma d. Aileye önem vermek c. Kurumlar d. Bireye önem vermek b. Eski fil hikâyesinde sosyologun rolü aşağıdakilerden hangisiyle uyuşmaz? a. Hiçbiri 4. Bağımsız yöntem c. Wallerstein’e göre bilimlerin bağımsız bir disiplin olmasının koşulları nelerdir? a.16 Ünite 1 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Bilim insanları topluluğu e. Problemler e. Hepsi 2. Hukuka önem vermek d. Sosyolojinin dallara ayrılmasının temel ilkeleri nelerdir? a. Hepsi 5 Aşağıdakilerden hangisi “halk sosyolojisi”nin temel özelliğidir? a. Bütünün parçaların kaba toplamından daha fazla bir işleve sahip oluşu d. Parçalar bütünden önemlidir b. Toplumun geneline ahlaki sorumluluk duymak e. Bağımsız bir konu b.

Toplumsal yönü b. Baumann b. Sosyolojinin alt dallara ayrılmasının bilginin uzmanlaşması kadar. Amin . Sosyolojiyi diğer sosyal bilimlerden ayıran temel özellik nedir? a. Aşağıdakilerden hangisi sosyolojinin inceleme alanı dışındadır? a. Objektivite e. Habermas d. Toplumsal sınıfları incelemek c. Bütünsel yönü c. Grupları incelemek b. Bireysel yönü 8. Burawoy c. M. Toplumsal hareketliliği incelemek 7. toplumsal krize de yol açabileceğini savunan ünlü sosyolog/ filozof kimdir? a. Toplumsal değerleri incelemek e. Olması gerekeni incelemek d. I. Wallerstein e. Z. S. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 17 6. J. Nedensel yönü d.

18 Ünite 1 .

Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler 2 Sosyolojinin Öncüleri 3. 9. 4. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme SOSYOLOJİ 10.1. 7. 8. 6. Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Türkiye’de Sosyoloji . 5.

.20 Ünite 5 Ünitede Ele Al›nan Konular • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar • İbn-i Haldun • Henri de Saint Simon • Auguste Comte • Karl Marks Ünite Hakk›nda • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar olarak kimlerin kabul edildiği gösterilecektir. • Auguste Comte’un temel görüşlerinin neler olduğu incelenecektir. • İbn-i Haldun’un temel görüşlerinin neler olduğu incelenecektir. • Karl Marks’ın temel görüşlerinin neler olduğu incelenecektir. • Henri de Saint Simon’un temel görüşlerinin neler olduğu incelenecektir.

• İbn-i Haldun’un temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. Üniteyi Çal›ş›rken • İbn-i Haldun’un öyküsünün onun görüşleri üzerindeki etkisinin ne olduğunu araştırınız. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 21 Ö¤renme Hedefleri • Sosyolojinin öcüleri olarak kimlerin kabul edildiğini öğreneceksiniz. • Auguste Comte’un temel görüşleri neler olduğunu öğreneceksiniz. • Henri de Saint Simon’un temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. yönü araştırınız. • Karl Marks’ın temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Saint Simon’un neden etikçi veya ütopik sosyalist olarak • A. Marks’ın felsefi ve sosyolojik görüşleri arasındaki ortak • Öncü düşünürler arasındaki benzer ve farklı yönleri listeleyiniz. • K. Comte’un Pozitivizm adlı felsefesinin nasıl bir sosyolojinin kurulmasına öncülük ettiğini araştırınız. . adlandırıldığını tartışınız.

22

Ünite 2

Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar
Sosyoloji konusundaki kitapların çoğunluğunun Batı kaynaklı oluşu yüzünden sosyoloji tarihi yazılırken sürekli Batılı düşünürlere yer verilmesi alışıldık bir tutum ve davranıştır. Ancak son yıllarda giderek Batı dışındaki sosyologlar tarafından bir kişinin adı daha fazla anılır hale gelmiştir. Bu kişi Arap asıllı düşünür İbn-i Haldun’dur. Sosyoloji tarihi kitapları incelendiğinde birçok önemli ve güncel reform konusunda olduğu gibi sosyoloji hakkında da ilk habercinin Henri de Saint Simon olduğu ve daha sonra Karl Marks, Auguste Comte, Emile Durkheim ve Max Weber’in geldiği görülür. Bu nedenle adı geçen düşünürlerin temel görüşlerini bilmek gerekmektedir. Bununla birlikte Batı dışından bir sese kulak vermenin uygun olacağı düşüncesiyle kitabın bu bölümünde Henri de St. Simon, Auguste Comte ve Karl Marks gibi Batılı öncüler yanında İbn-i Haldun’a yer verilmiştir.

İbn-i Haldun (1332-1406)
İbn-i Haldun’u basit bir Arap düşünürü ya da tarihçisi olarak görmek yanıltıcı bir başlangıca yol açabilir. Bu nedenle biraz daha gerilere giderek yaşadığı dönemi ve öncesini bilmek gerekir. Nitekim tarihe bakıldığında M.S. 711’de Arapların bugün İspanya olarak bilinen İber Yarımadasına Cebeli Tarık Körfezini geçerek geldikleri ve güneyde yaşayan Yahudi ve Hıristiyanlara İslamiyeti tanıtarak tarihte “Endülüs Uygarlığı” (756-1031) olarak geçen uygarlığı inşa ettikleri görülür. Ancak daha sonra İspanya Kraliçesi Kastilya’nın iktidara geldiği dönemde İslam egemenliğine son verilerek önce 1492 yılında Yahudiler (Seferadlar) daha sonra da Araplar ülkeden sürülürler (1610). Nitekim Yahudiler/ Sefaradlar daha sonra Osmanlı Devleti tarafından kabul edilmişler ve gemilerle İstanbul’a getirilmişlerdir. Bu nedenle halen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Museviler, geçmişteki cömert davranışı şükranla anmaktadırlar. Buna karşılık tekrar Afrika’ya dönen Müslümanlar çeşitli ülkelere dağılmışlardır. İşte Tunus’ta 1332 yılında doğan daha sonra İspanya’nın Sevile kentine gelerek burada uzun yıllar yaşayan İbn-i Haldun’u bu kültür zenginliği içinde değerlendirmek gerekmektedir. İbn-i Haldun hakkındaki bilgilere Batının Gumplowicz ve Oppenheimer aracılığıyla ulaştığı da belirtilmelidir. İbn-i Haldun Endülüs Uygarlığının son dönemlerinde daha 21 yaşında iken Arap Sultanı Abu Einan’ın güvenini kazanarak onun özel sekreteri olarak çalışırken, kendisini çekemeyenlerin iftiraları yüzün-

Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar

23

den aynı sultan tarafından iki yıl hapse mahkûm olur (1356-1358). Sultanın ölümünden sonra Vezir İbn-i Ömer, onu özgürlüğüne kavuşturarak görevine iade eder. Aslında onun yaşamının iki bölümü olduğu; birinde kamu bürokrasisinin hizmetkârı iken, diğerinde bilimsel çalışmalara kendini adamış bir kişilik olduğu söylenir. Ancak ilk dönemdeki devlet tecrübelerinin onun daha sonra geliştirdiği kuramlara katkısının olduğu inkâr edilemez. İspanya’dan ayrıldıktan sonra Mısır’ın Kahire kentinde 1402’de ölen İbn-i Haldun, evrimci ve determinist bir düşünürdür. En önemli eseri olan Mukaddime aslında çok kapsamlı bir sosyal bilimler ansiklopedisine benzetilebilir. Kolaylıkla anlaşılması mümkün olmayan eserinde uygarlıkların gelişimini ortaya koyar. Özellikle Ümran başlığı altında bugün hars/kültür denilen konu hakkında düşüncelerini ortaya koyar. Ona göre iki türlü Umran vardır: 1. Bedevi Umran: Bugünkü karşılığı köylülüktür. Kır ve göçebe kültürün özelliklerini taşır. 2. Hadari Umran: Yerleşiklik ve kentlilik anlamında kullanılmıştır. İbn-i Haldun’a göre medeniyet bedevilerde değil Hadarilerdedir ve Ümran’ın üç özelliği vardır: 1. Doğallık: İnsan doğası gereği tek başına yaşayamaz. İnsan topluluğu bu nedenle doğaldır. 2. Organiktir: İnsan topluluğunun belirli bir şekilde gelişmesi zorunludur. 3. İşlevseldir: Bireyler iyi yaptıkları işlerde uzmanlaşırlar. Sosyolojik açıdan önemi, özellikle kır ve kentler arasında farklılaşma üzerinde durmasıdır. Ona göre, göçebe-köy toplulukları yerleşik-kentlerden önce ortaya çıkar ve burada yaşayanlar henüz daha güvenilir ve sağlamdır. Bunun temel nedeni kırda ailenin daha istikrarlı olmasıdır. Buna bağlı olarak da sosyal dayanışma daha yüksektir. Ayrıca büyüklere özellikle de kadınlara çok fazla değer verilir ve saygı duyulur. Ancak bedeviler aynı zamanda inançsız, isyankâr ve şiddet yanlısıdırlar. Hadarilerin yaşadıkları yerler, yani kentler değişmeyi temsil eder; burada düşünceler derinleşebilir; bilgi artar ve düşünceler zenginleşir. Kent hayatı tüm bu kültürün gelişeceği en uygun ortamdır. İbn-i Haldun’un Ümran ile bağlantılı diğer kavramı Asabiye’dir. Ona göre Ümran tıpkı bir ağaca benzer. Ağacın gövdesi hadara/kentlilik;

24

Ünite 2

özsuyu ise asabiyedir. Asabiye demek, herkesin aslına/asabiyesine bağlı olması demektir. Diğer bir ifade ile soyundan geldiklerine bağlılık göstermek ve onlarla dayanışma içine girmektir. Psikologlar buna “ortak bilinç” de derler. Sosyolojik açıdan ise, dayanışma duygusu, sosyal bağlılık/tesanüt, yakın akraba bağı anlamına gelir. Asabiyenin özellikleri kabile, aşiret veya topluluk üyeleri arasında kuvvetli bir birlik, güçlü bir dayanışma, yardımlaşma, doğadan koruma bilinci ve inancının kuvvetli olmasıdır. Asabiye aynı zamanda davranış anlamına da gelir. Güçlü ortak düşünce güçlü davranış birliğine dayanır. Bedeviler arasında asabiye daha güçlüdür. Ancak bedeviler modernleşip yerleşikliğe geçtikçe soy asabiyesi güçsüzleşirler. Bu nedenle İbn-i Haldun’un görüşlerinde sadece ekonomik değil manevi bir motif, metafizik bir değerlendirme de söz konusudur Bu düşünceler daha sonra ekonomi yerine ahlakı önemseyen Emile Durkheim’da daha ayrıntılı olarak görülür. Aslında İbn-i Haldun iki tür asabiye sınıflandırır: 1. Nesep/soy Asabiyesi: Bedevilerde ve göçebelerde daha çok görülür. 2. Sebep Asabiyesi: Yerleşik toplumlarda daha yaygındır. İbn-i Haldun’a göre sebep asabiyesi, kişilerin hayatını anlamlandıran uğruna yaşamı feda etmeyi ya da çatışmayı göze aldırabilecek yüksek bir değer veya inançtır. Bu yüzden yerleşik toplumlarda sebep asabiyesi gelişir ve millet ortaya çıkar. Çünkü millet ideali olan insanlar büyük özverilerle oluşturdukları sebep asabiyesine bağlanırlar ve artık nesep/soy asabiyesine ihtiyaç duymazlar. Bundan sonraki çatışma ve mücadele milletler ve uygarlıklar arasında cereyan eder. Uygarlıklar arasında savaşlara işaret eden Huntington’ın da benzeri düşüncelere sahip olduğu söylenebilir. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu’na göre, biyolojik determinizmi sosyal determinizm ile birleştirmeye çalışmıştır. Afrika’da çeşitli kabileleri dolaşarak yaptığı saha çalışmaları sonucunda toplumu canlı bir organizmaya benzetir. Buradan hareketle toplumların da doğup, büyüyüp, gelişeceğini ve sonlanacağını iddia eder. Ona göre doğum ve gelişme dönemleri göçebe kültürünün sonucudur. Buna karşı kent yaşamına olumsuz bakar ve giderek kentleşen uygarlıkların gerileyerek yok olduğu düşüncesine ulaşır. Nitekim bu görüşleri nedeniyle Hilmi Ziya Ülken tarafından ilerleme karşıtı olarak algılanmıştır. Çünkü onun ilgisini çeken Ümran aslında uygarlık demektir ve kentlerdeki yaşamı anlatır. Ancak onun görüşlerinin sadece bilimsel değil

” Nitekim Amerikan Bağımsızlık Savaşı’na heyecan duyarak katılması ve subay olarak dövüşmesi böyle bir heyecan sonucu olsa gerektir. din adamları ile bilim insanı eğitimcilerin yer değiştirmesini önermiştir. Bu bağlamda laik bir dini savunarak. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 25 aynı zamanda İslami olduğu. Fransız Devrimi sırasında yaşayabilmek için adını M. Kuran’ın Araf suresi 34. St. aynı doğa bilimlerinde olduğu gibi benzer temeller üzerinde inşa edilmesi gerektiğini savunmuştur. St. Simon. ayetinde toplumların da canlılar gibi doğup. geleneksel din adamlarını eleştirmiş. Her zaman coşkulu bir insan olarak ölüm yatağında iken.” sözlerinin yanı sıra. büyüyüp geliştiğinin yazıldığı ve dolayısıyla da İbn-i Haldun’un görüşlerinin özgün olmadığı iddia edilebilir. kendisini mali açıdan destekleyen Olinde Rodriquez’e şunları söylemiştir: “Yaptığın büyük işlerin seni heyecanlandırması gerektiğini unutma. Ancak aristokrasiye karşı olan devrimcilerin yardımı ile hapishaneden kaçmayı başarmış ve tekrar eski ismini almıştı. Aynı şekilde Fransız Devrimi de kendisine yapılanlara rağmen onun desteğini kazanmıştır. Fransız Devrimi sırasında 11 ay hapishanede kalmış ve burada insanlığın bilimsel ve sosyal reformu hakkındaki düşüncelerini formüle etmiştir. Toplumbilimin. daha 13 yaşında iken dinsel dogmalara koşulsuz itaati reddetmiş ve genç yaşında bir yakınının etkisiyle Yorktown’a giderek Amerikan Bağımsızlık Savaşı’na katılmıştır. Çünkü St. sosyoloji dışında iktisat tarihinin de kurucusu olarak kabul edildiğini hatırlamakta yarar vardır. Ancak onun hem Marks’ın değişme ve çatışma konusundaki düşüncelerine sahip olduğu hem de Durkheim’ın ortak bilinç ve dayanışma kavramlarının benzerlerini çok daha önce kullandığı açıktır. Ünlü tarihçi Arnold Toynbee’nin “Dünyaya onun gibi bir tarihçi bir daha gelmedi. Simon şanssız ve yoksul olmasına karşılık yüksek soylu bir memurdu. Simon toplumun yeniden organizasyonunun ancak felsefeci. Ülkesine dönmeden önce de Pasifik ile Atlas Okyanusu’nu birbirine bağlayacak Panama Kanalı inşaat planı için Meksika Genel Valisini temsil etmiştir (1783). mühendis ve bilim insanları ile birlikte olabileceğini düşünmüştür. Ayrıca 19. yy boyunca . Simon arkadaşı olan A. Buna rağmen tepeden inmeci jakoben devrimciler Onu geçmişine dayanarak hapse atmışlardı. Henri de Saint Simon (1760-1825) Ünlü Fransız düşünürü St. Bonhomme olarak değiştirmek zorunda kalmıştı. Simon’un düşünceleri sosyal bilimlerde önemli yankılar yaratmıştır. Comte’u büyük ölçüde etkilemiştir. St.

onun çırağı. sosyalizmin. St. zihinlerdeki karmaşıklığı gidererek düzen kurmada anahtar olarak görmekteydi. 17 Ekim 1760’ta Paris’te yoksul. St. St. “Daha sonraki sosyalizm ile ilgili tüm düşünceleri St. Gençliğinde Aydınlanmacı filozoflardan etkilenmiştir. O.” demiştir. Ancak böylelikle sosyal istikrar. fakat soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. yüzyıl düşüncesinin tohumlarını atmıştır. gelecekteki toplumun bilime ve sanayiye dayanacağını öngörmüştü. St. Simon aslında kendi kendini eğitmiş bir düşünür olsa da sosyolojinin. Marks ve F. Simon’un sosyolojinin en önde gelen düşünürü olmasına rağmen. Engels’in Komünist Manifesto'yu yayımlamalarından 23 yıl önce ölmüştü. Simon 19. F. Tarihe dayalı analizler yaparak. sosyal organizasyonlarda teknokratik yaklaşımın ve birleşik bir Avrupa kurulması fikrinin. hep onun düşüncelerinden esinlendiği iddiaları bulunmaktadır. Simon. K. sosyal gelişme ve farklılaşma konularında yazmakla Comte ve Spencer’e iyi bir başlangıç yapma imkânı sağlamıştır. altı ciltlik Pozitif Felsefe Dersleri adlı eserin sahibi olarak sosyolojinin babası olarak anılmıştır. Durkheim’a göre. Oysa düşünce anlamında sosyoloji fikrine ilk ve en büyük ilham kaynağı olan kişi St. toplum hakkında çalışmayı içeren biçimde bilime dayalı olarak bilginin yeniden kurulmasını. Tarihte sınıfların rolü hakkında yazarak. Özellikle d’Alambert gibi ansiklopedistlerin etkisiyle antikçağ düşüncesinden beslenerek dinsel ve siyasal kurumların modasının geçtiği düşüncesine ulaşmıştır. Oysa St. Napolyon bulunmaktadır.26 Ünite 2 tüm Avrupa’da etkili olmuştur denilebilir. Seçkinlerin toplumsal gelişmelere ayak uydurmaları gerektiğini inceleyerek. Simon tüm bu yönleriyle önemli bir miras bırakmıştır. Taraftarları arasında ünlü matematikçi Lagrange ve imparator III. Comte. Modernitenin kapsamlı analizini yapan St. Bu toplum herkesin yararlı işler yapabileceği bir atölye olacaktı. aristokrasinin ve papazların önceki dönemlerde önemli işlevler görmelerine rağmen artık sadece kendi imtiyazları için mücadele ettiklerini ve gelecek için yararsız veya fuzuli olduklarını düşünmüştür. Engels. Simon’da bulmak mümkündür. Simon’dur demek yanlış olmayacaktır. refahın yaratılmasında emekçiler ve onları sömürenler üzerine düşüncelerini ifade . daha sonra ünlenen seçkinci filozoflara örneğin Gaetano Mosca ve Vilfredo Pareto’nun yolunu açmıştır. Artık eskimiş olan monarşinin. birkaç eserinde ortak yazarı olan A. Simon “sanayileşme” kavramını ortaya atarak. Fransız Devrimi ve Napolyon Savaşlarından sonra kurulabilirdi. arkadaşı.

Simon sosyalizmin temel şahsiyetidir. Bir gün gelip Avrupa Parlamentosu kurulacağı fikrine inanmıştır. politik haklarından çok doğal haklar insanları mutlu etmektedir. Bu haklar. Herkesin yeteneklerine ve ihtiyaçlarına göre iş bulmasını istemiştir. Etik ya da Ütopyacı Sosyalizme göre. sosyolojik işlevselcilik ve değişken sosyal yapılar düşüncesinin ilk habercisi olmuştur. Marks’ın daha keskin ve ayrıntılı bir doktrin oluşturmasına katkıda bulunmuştur. Simon’un büyük düşünce mirası fazlaca sistematik olmaması yüzünden bazı kayıplara uğradığı gibi. Etikçi Sosyalizm herkesin yeni oluşan kentlerdeki toplumda nezih bir yaşam standardı ve insan ilişkilerine sahip olma hakkı olduğunu savunmaktaydı. Diğer bir ifade ile elde edilen kâr. istikrarlı ve istikrarsız yapılar arasındaki farklara işareddederek. Kuram ve uygulamada temel sosyal değerlerin özellikle de dinsel olanların üzerinde durarak bunların toplum açısından sonuçlarını incelemiştir. çalışmak. O. Bu görüş Avrupa’da modernizasyon hareketlerinin başladığı zamana denk düşer. Onun temsil ettiği sosyalizme Etikçi/Ethical Sosyalizm denilmekte ve aynı zamanda Ütopyacı olarak da anılmaktadır. bazı biyografi yazarları onun için. Ayrıca giderek sosyal problemlere duyarsızlığı yüzünden liberalizme daha fazla kuşku ile bakmıştır. Simon ayrıca refah devleti çözüm önerisini geliştirmiştir. Doğuştan veya sermaye ile yüksek sınıflardan gelen kişiler daha iyi koşullarda yaşarken. Engels’e göre St. O politik yöntem olarak her zaman şiddete karşı olmuştur. işletmelerin yerel toplulukta yeni hâkim kuruluşlar haline dönüştüğü döneme rastlar. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 27 ederek sınıf mücadelesi konusunda K. Avrupalı ulusların parlamenter cumhuriyetlere dönüşeceğini de öngörmüştür. Halkın sosyal refahının sağlanmasında devlete anahtar rolü yüklemiştir. Bu konu daha sonra Durkheim sosyolojisinin en önemli katkısı olarak değerlendirilmiştir. vasıfsız veya vasıflı olarak çalışanın kendisine ait olmalıdır. sanayi kentlerindeki çoğunluk ancak asgari geçim standartlarını çok daha fazla çalışarak koruyabilmektedir. kendi işini seçmek. Ev ve işyeri artık birbirinden ayrılmaktadır. Hatta daha da ileri giderek. Toplumların kooperatif modelinin oluşmasını savunduğu için ütopyacı denildiği belirtilmelidir. St. Şehirler ve onların banliyöleri. önceden kırsal kesimde yaşayanların yeni yerleşim bölgeleri haline gelmektedir. emeğinin meyvelerini görmektir. yy sonlarında başlı başına bir sosyal mesele haline gelmiştir. Bu görüş daha sonra 19. St. Bu hareket. “her zaman öğrenen ve bir şey bilmeyen” demek cesaretini gös- .

Robert Owen İngiltere’de.28 Ünite 2 terebilmiştir. ayrıca farklı ampirik konu alanlarının birbirinden ayırt edilmesine olanak sağlayan yöntemlerin tarihsel olarak ortaya çıkışını anlamamıza olanak sağlar. her zaman bilimlerin kendinden önce gelen bilimlere dayanması gerektiğine. Auguste Comte (1798-1859) Fransa’da küçük bir yerleşim olan Montpellier şehrinde muhafazakâr bir memur ailesinde doğmuştur. Wilhelm Weitling Almanya’da sosyalizme katkıda bulunan öncü sosyalistlerdi. bugünkü çalışma yaşamının demokratikleşmesi ve çalışma yaşamında kalite fikirlerinin çok eskilere giderek Etikçi sosyalistlere ve dolayısıyla St. doğal olarak Ütopyacı Sosyalizm ideolojisini formüle etmede o yalnız değildi. Marks’a ait olduğu sanılan birçok düşüncenin aslında onlara ait olduğunu. dolayısıyla . O. O. Ayrıca nesnel bir değerlendirme yapmak gerekirse. Comte. sosyolojiyi yeni bir bilim olarak ortaya koyduğunda. O. deneyimlenen/yaşanan olguların betimlenmesine dayandıran felsefi düşünce sistemi” olarak basitçe tanımlayabileceğimiz Pozitivizmin kurucusudur. sosyolojinin diğer tüm bilimleri bir araya getireceğine inanmıştır. Annesinin ve eşinin koyu birer Katolik olarak dindarlığının daha sonraki yaşamında önemli etkileri olmuştur. zaman içinde görüşlerinde ortaya çıkan değişmeler onun bilimsellikten uzaklaşması yönünde olmuşsa da. Aslında. Fransız Devrimi ve Aydınlanma Düşüncesine tepki olarak geliştirdiği düşünceleriyle tanınan sosyolojinin isim babası Fransız sosyologudur. “Var olup olmadığını sorgulamaksızın. Pierre Joseph Proudhon. aynı zamanda doğa bilimleriyle ilgilendiğinden sosyolojinin de doğa bilimlerine benzemesine çalışır. anarşi başta olmak üzere tüm sosyal problemleri çözeceğine. Bu düzen. Tüm bilimler içinde en son ortaya çıkan ve en karmaşık olan sosyolojidir. doğa bilimlerinde kullanılan gözlem ve deney gibi tekniklerin sosyolojide de kullanılabileceğini savunur. bilginin amacını. A. matematik ve astronomi ile de ilgilenen bir kişi olması. Ona göre pozitif bilimler arasında basitten karmaşığa doğru bir düzen vardır. bilimler arasında birlik sağlar ve bilimlerin gelişim sırasını gösterir. belirli hiyerarşi içinde bilimsel yöntemlerin kullanılmasının. Charles Fourier ve Louis Blanc Fransa’da. bunlar onun önce felsefeye daha sonra sosyolojiye katkılarını gölgeleyememiştir. Simon’a dayandığını bilmek gerekmektedir. onun doğal bilimlere benzer bir sosyal bilim kurma düşüncesini beslemiştir denilebilir. Comte. A. Buna karşılık fizik. Ancak K.

Soyut cisimlerle ilgilenme anlamında kullanılmaktadır. Tüm insan düşüncesinin. düzenli ve istikrarlı sosyal ilişkiler ve toplumsal yapıdır. Kesin ve yasalara bağlı bilgi demektir. Nitekim mezar taşında da onu en iyi simgeleyen bu iki kelime yazmaktadır. c. bilimsel düşünce tarafından ahenkli bir hale dönüştürüldüğünde. İlerlemeye olumlu bakan bir filozoftur. Son olarak en büyük eleştiri Üç Hal Yasası ile ilgili olarak yapılmıştır. Nitekim günümüzde bazı insanlar teolojik açıklamalara inanırken bazıları da bilimsel olanları kabul etmektedirler. Metafizik hal/dönem: Soyut hal de denilmektedir. Bilimsel dönem de denilir. En azından günümüz modern toplumunda da teolojik ve metafizik açıklamalara başvurulması A. Comte sosyolojinin aracılığıyla. duygular da eğitilecektir. insanlığın uygarlık düzeyinin gelişeceğine inanmıştır. sosyal değişme demektir ve en iyi ifadesini Üç Hal Yasasında bulur. Ona göre. dinsel ayin ve törenler. bireysel veya tarihsel kültürel olsun üç adımlı yasayı izlediğini savunur. Sosyal Statik. Bu düşünceleri adeta “Yerçekimi Yasası”nı değiştirmekle bir tutulmuş ve imkânsız bulunarak eleştirilmiştir. tek ve çok tanrıcılık olarak üçe ayrılmaktadır. Pozitif felsefe ile insanlığın içinde bulunduğu kaotik durumun sonlanacağını ve dolayısıyla ilerleyeceğini savunmuştur. Teolojik hal/dönem: Bu dönem de kendi içinde doğacılık (animizm). Bunlar: a. bireyler üzerinde önce ahlaki daha sonra hukuki baskı kurmaya çalıştığı için. Pozitif hal/dönem: Değişkenler arasında gözlenebilen ilişkilere dayanır. Ancak evrimci düşüncelerle tarihi ilerleme olarak olumlu görmesi önemini korumaktadır. Ayrıca altı ciltlik Pozitif . Onun iddiasının aksine insanların bu dönemlerden zorunlu olarak ve birbirini izleyerek geçmedikleri bilinen bir gerçektir. Onun düşüncelerini “sosyal dinamik” ve “sosyal statik” olarak iki bölüm halinde incelemek mümkündür. Pozitivizmin önceki bilimsellik iddiaları yerini daha çok dine bırakmıştır. Sosyal Dinamik ise. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 29 hem düzen (order) hem de gelişme/ilerleme (progress) fikirlerine birlikte inanmıştır. b. bencil duyguların ele geçirdiği doğal durumdan. O. Teolojik döneme hayali dönem de denilmektedir. Hatta bu çabalarını “Sosyalatri” adlı bir insanlık dini geliştirmeye kadar vardırmıştır. Ayrıca. A. Comte’u doğrulamamaktadır. daha sonraki yıllarında da mistisizme sapmakla eleştirilmiştir. sosyal duygulara geçilmesini veya yükselmeyi kendisine problem edinmiştir.

Marks tez olarak temele ekonomiyi koymuştur. ekonomi. siyaset. altbölümüne geldikten sonra “sosyal fizik” adını sosyolojiye çevirerek sosyolojinin isim babası olmuştur. Kısaca Hegel ve Marks’ın düşüncelerinin orijinalliği sadece tezin ne olacağı konusundadır. “üretim ilişkileri” (işçi-işveren vb.) ve “üretim biçimi” (kapitalist. bireysel düzeyde analiz edildiğini unutmamak gerekir. O. Aile. Her iki grubun da hacmi ve nasıl üye olunduğu içinde bulundukları toplumun ekonomik sistemiyle olan bireysel ilişkileri tarafından belirlenir.30 Ünite 2 Felsefe Dersleri'nin 47. din. Bu da başlı başına önemli bir katkı olarak değerlendirilmelidir. Marks’ın Felsefesi “Diyalektik Materyalizm” (Dialectical Materialism) olarak anılırken. insanlık tarihinin sınıf çatışmasına dayandığını ve sınırlı sayıda güçlünün (burjuvazi) üretim araçlarına sahip olduğunu ve çoğunluğu oluşturan işçileri (proletarya) sömürdüğünü görmüştür.Ö. 5. sosyolojisine “Tarihsel Maddecilik” (Historical Materialism) denilir. Bu acımasız çalışma koşullarını anlayabilmek için tarihsel olarak toplumları incelemeye başladığında ise.” diyerek değişimin her yerde olduğuna ilk işaret edendir. Karl Marks (1818-1883) Karl Marks. Aslında diyalektik düşüncenin temeli ilkçağ filozofu Heraklit’e (İ. hukuk ve hatta sanatsal beğenilerin tümü üstyapıyı (super structure) oluşturur . Avrupa’yı dönüştüren Sanayi Devrimi'ni gözleyerek kuramını geliştirmiştir. kaynaklara sahip olanlarla olmayanlara karşı sınıf mücadelesinin tarihidir. Kırdan göçen tarım işçilerinin kentlerde karın tokluğuna çalıştırıldığını ve ortalama ömürlerinin 30 yaş olduğuna tanık olmuştur. sosyalist v. O. Marks’ın iddiasına göre. yy) dayanır. “Aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz. Ona göre insanlık sosyal tarihi. Refahın üretildiği ve dağıtıldığı düzenleme “altyapıyı” (infra structure) oluşturur ve diğer soysal kültürel düzenlemeleri belirler.b) olarak her toplumun ekonomik sistemi. o toplum için en önemli ve tek olgudur. Bu yüzden güç ilişkilerinin sınıfsal değil. Daha sonra Alman filozofu Johann Fichte (1762-1814) tez-antitez-sentez formülünü ortaya atmıştır. Çünkü üç aşamalı tez-antitez ve sentez şeklindeki ilerlemede Hegel tez olarak manevi bir varlık olan Geist’i (tanrıyı) görürken. Marks tüm üretim biçimleri gibi kapitalizmin de diyalektik olarak kendini ortadan kaldıracak potansiyele (işçi sınıfı) sahip olduğunu ve tarihin sınıf mücadelesine dayandığını savunur. Hegel’in baş aşağı durduğunu iddia ettiği diyalektik anlayışını yerine oturtmuştur.

proletarya da emeğinin karşılığını en fazla almak isteyecektir. Ekonomik determinizm ise. Marks’a göre. üretim biçimini dolayısıyla politik. emeğini satarak geçinenlerdir. Bu da aslında bir grubun kârı diğer grubun zararından başka bir şey değildir. Sonuçta kendini diğerleriyle aynı sınıftan görenlerin ortak çıkarlarını arttırmak için örgütlenmeleriyle sınıf bilinci gelişir. hem evrimci hem de ekonomik determinizmi savunan bir düşünürdür. siyasal yasal kaynaklar. “feodal”. toplumun temel parametresi olan üretim biçimini korumak ve desteklemektir. Sonuç olarak yoksulluk. game) söz konusudur. örneğin önce “ilkel-komünal”. Marks’a göre. makine/teknoloji (machine) ve para (money) üç belirleyicidir. Bu bireysel duruşların da üretim biçimine göre düzenlenmesi demektir. Üretim aracına sahip olarak burjuvazi. Marks için temel ayrım. Aslında bu algılar. Çünkü üretim aracına sahip olanlar. sözle ifade edilmese de. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 31 ve ekonomik altyapının üstyapı üzerindeki etkilerini yansıtırlar. hastalık. Ona göre emek (man). Yüksek kârlar ve güç farklılıkları sonucunda. İşte bu noktada nesnel bir gerçeklik olan sınıf. İngilizce karşılıkları M harfi ile başladığı için bunlara “3M” der. “kapitalist” ve “sosyalist” toplum aşamalarının birbirini izleyeceği ve sonuçta sınıfsız topluma ulaşılacağını savunmasından kaynaklanır. özel mülkiyete sahip olan yönetici sınıf tarafından el konur. Her grubun kendisini nesnel olarak görmesini sağlayan sınıf algısı vardır. belirli bir toplumda tüm önemli pozisyonlar ve sosyal etkileşimlerin üretim biçimi tarafından belirlenmesi görüşüdür. onlar her şeyin temelidir ve altyapıyı oluştururlar. sum. Marks. Böylelikle insanlar yaşamak için tarihsel mücadeleye hazırlanmış olurlar. sınırlı arz içinde sonucu sıfır olan bir oyun (zero. yasal ve diğer tüm üstyapıyı kontrol ederler. açlık. Evrimciliği toplumların belirli aşamalardan geçeceği. çalışanların hakkı olan refah payına. Geniş anlamda bunların nihai rolü. Mevcut ekonomik sistemde ya da üretim biçiminde. ekonomik yatırımlarından elde ettiği kârı en fazlaya çıkarmak. modern toplumda amaçları ve çıkarları açısından her iki sınıf (özel mülkiyete sahip güçlü burjuvazi ve güçsüz proletarya) doğalarından dolayı uyuşmaz ve birbirine zıttır. Üretim aracına sahip olmayanlar ise. Bu. kapitalist toplumun ücretli köleleri olan işçilerin yoksullukları artar. kötü barınma koşullarının . ona çok daha geniş bir grup olan emekçiler üzerinde çok büyük güç ve avantajlar sağlar. gerçek sınıfların gelişmesinde kritik rol oynarlar. öznel bir farkındalık olan sınıf için mücadeleye dönüşür. üretim aracına sahip olanlar ve olmayanlar arasındadır. burjuvazinin sahip olduğu ekonomik.

32 Ünite 2 tümü. toplumların onun önerdiği zorunlu aşamalardan geçmesini de engellemiştir. yeni orta sınıflar ortaya çıkmış. işçiler en fazla sömürülen olmaktan çıkmıştır. . diğer ifade ile kapitalizmin yerini sosyalizm aldığında çözümlenebilir. Sınıflar ortadan kalkmadığı gibi. modern toplumda karşılaştığımız sorunlardan sorumlu olan ekonomik sistem değişmeden sorunlar çözülemez. Ayrıca kendinden sonraki gelişmeler onun iddialarını doğrulamamıştır. Ayrıca sanayinin en gelişmiş olduğu İngiltere yerine. Emperyalizm sayesinde sanayi toplumları dış talanı arttırarak kendi işçilerine bazı iyileşmeler sağlayabilmiştir. bir üstyapı kurumu olan siyasetin de toplumsal değişmede önemli olduğunu göstermiştir. Sorunlar ancak özel mülkiyetin yerini ortak mülkiyet aldığında. bir tarım toplumu olarak yeterli işçisi olmayan Sovyetlerde devrimin olması da ekonomi kadar. Marks’ın katı ekonomik determinist anlayışı çok eleştirilmiştir. Bu gelişmeler ve ortaya çıkan yeni koşullar. özel mülkiyet temelli ekonomik sistemden kaynaklanan sosyal problemlerdir. Marks’a göre.

K. Simon’un düşünceleri sosyal bilimlerde önemli yankılar yaratmıştır. A.yy boyunca tüm Avrupa’da etkili olmuştur. İbn-i Haldun. sanat ve bilimin ancak kentlerde gelişeceğini ifade ettiği de unutulmamalıdır. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 33 Özet Bu bölümde Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar olarak İbn-i Haldun. İbn-i Haldun’u basit bir Arap düşünürü ya da tarihçisi olarak görmek yanıltıcı bir başlangıca yol açabilir. aynı zamanda doğa bilimleriyle ilgilendiğinden sosyolojinin de doğa bilimlerine benzemesine çalışır. Afrika’da çeşitli kabileleri dolaşarak yaptığı saha çalışmaları sonucunda toplumu canlı bir organizmaya benzetir. St. Buna karşı kent yaşamına olumsuz bakar ve giderek kentleşen uygarlıkların gerileyerek yok olduğu düşüncesine ulaşır. Simon arkadaşı olan A. St. Evrimciliği toplumların belirli aşamalardan geçeceği. “Daha sonraki sosyalizm ile ilgili tüm düşünceleri St. Marks ve F. Özellikle Ümran başlığı altında bugün hars/kültür denilen konu hakkında düşüncelerini yazar. Simon 19. St. Simon ve Karl Max kısaca incelenmiştir. Ancak İbn-i Haldun'un kültür. gelişeceğini ve sonlanacağını iddia eder. doğa bilimlerinde kullanılan gözlem ve deney gibi tekniklerin sosyolojide de kullanılabileceğini savunur. O. Sosyal Statik.Engels. Determinizmi sosyal determinizm ile birleştirmeye çalışmıştır. . evrimci ve determinist bir düşünürdür. Ona göre doğum ve gelişme dönemleri göçebe kültürünün sonucudur. Bu nedenle biraz daha gerilere giderek onun yaşadığı dönemi ve öncesini bilmek gerekir. Buradan hareketle toplumların da doğup. Simon. O bu eserinde uygarlıkların gelişimini ortaya koyar. Tüm insan düşüncesinin. düzenli ve istikrarlı sosyal ilişkiler ve toplumsal yapıdır. Toplumbilimin aynı doğa bilimlerinde olduğu gibi benzer temeller üzerinde inşa edilmesi gerektiğini savunmuştur. K. sosyal değişme demektir ve en iyi ifadesini Üç Hal Yasasında bulur. August Comte. Metafizik hal/dönem. tarihsel veya kültürel olsun üç adımlı yasayı izlediğini savunur. bireysel.” demiştir. Bunları şöyle sıralayabiliriz: Teolojik hal/dönem. yy düşüncesinin tohumlarını atmıştır. Comte. Engels’in Komünist Manifesto'yu yayımlamalarından 23 yıl önce ölmüştü. St. Marks hem evrimci hem de ekonomik determinizmi savunan bir düşünürdür. Comte’u büyük ölçüde etkilemiştir. En önemli eseri olan Mukaddime aslında çok kapsamlı bir sosyal bilimler ansiklopedisine benzetilebilir. büyüyüp. Sosyal Dinamik ise. örneğin önce “ilkel-komünal”. Ona göre iki türlü Ümran vardır. Oysa St. Pozitif hal/dönem. Ayrıca 19. F. Onun düşüncelerini “sosyal dinamik” ve “sosyal statik” olarak iki bölüm halinde incelemek mümkündür. Simon’da bulmak mümkündür.

“kapitalist” ve “sosyalist” toplum aşamalarının birbirini izleyeceği ve sonuçta sınıfsız topluma ulaşılacağını savunmasından kaynaklanır.34 Ünite 2 “feodal”. belirli bir toplumda tüm önemli pozisyonlar ve sosyal etkileşimlerin üretim biçimi tarafından belirlenmesi görüşüdür. . Ekonomik determinizm ise.

Pozitif Felsefe Dersleri d. İbn-i Haldun b. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 35 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1 İbn-i Haldun’un görüşlerinden kimlerin etkilendiği söylenebilir? a. A. E. K. St.Toynbee d. Marks b. Hepsi e. Hiçbiri 2. Ütopyacı kapitalist c. Değişmeden yana olmak c. Comte’un evrimci düşüncesini en iyi yansıtan kavram hangisidir? a. Ütopyacı sosyalist d. Simon nasıl nitelendirilmektedir? a. Determinizm d. Fichte d. Hiçbiri 3. K. Hepsi e. Hiçbiri 5. Hepsi e. Ütopyacı realist b. Aşağıdakilerden hangisi sosyolojinin öncü düşünürlerinin ortak yönü arasında sayılmaz? a. İki Hal Yasası b. Marks kimin düşüncesinden etkiler taşır? a. Durkheim c. Üç Hal Yasası c. Bireycilik e. A. Hiçbiri . Hegel c. Toplumculuk b. Sosyoloji Dersleri e. Hepsi 4.

Darvin e. Din d. Umran b. J. İbn-i Haldun’un sosyolojik düşüncesinde bedevilikten (göçebelik) medeniliğe (yerleşiklik) geçişi sağlayan motor güç nedir? a. Dil e. Asabiye c. Locke . K.36 Ünite 2 6. Irk 7. daha sonra hangi filozof tarafından biyolojik determinizme çevrilerek hayat bulmuştur? a. M. Weber d. Marks c. E. İbn-i Haldun tarafından devletlerin ömrü üzerine geliştirilen sosyal determinizm. Durkheim b. C.

7. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme 10. 5. 9. 2. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri SOSYOLOJİ 3 Sosyolojinin Kurucuları 4. Türkiye’de Sosyoloji . 6.1. 8. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar.

Durkheim’ın görüşleri incelenecektir. Durkheim • M. • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlarnın kimler olduğu belirlenecektir.Weber’in görüşleri incelenecektir. • M. Weber Ünite Hakk›nda • Sosyolojinin temel önermelerinin neler olduğu gösterilecektir. • E. .38 Ünite 3 Ünitede Ele Al›nan Konular • Sosyolojinin Temel Önermeleri • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar • E.

Durkheim’ın görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Toplumsal olgular nelerdir ve bize nasıl baskı yaparlar? Örneklerle gösteriniz. • Durkheim ve Marks yanılırken Weber’in doğrulandığı iddiasının kaynağını araştırınız. . • Durkheim ve Weber’in ortak özelliklerini karşılaştırınız.Weber’in görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Weber’in otorite ve bürokrasi sınıflamaları arasında nasıl bir ilişki bulunduğunu gösteriniz. • M. Diğer bir ifade ile “Sosyolojik • Metodun Kuralları” ve “İntihar” arasındaki ilişkiyi tartışınız. • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlarnın kimler olduğunu öğreneceksiniz. • Durkheim’in temel eserleri arasındaki bağı gösteriniz. • E. • Durkheim’ın ortak bilinç kavramının daha önce kimde görüldüğünü hatırlayınız. Bu durum • Durkheim’ın özgün bir düşünür olmasını nasıl etkiler? Tartışınız. Sosyolojinin Kurucuları 39 Ö¤renme Hedefleri • Sosyolojinin temel önermelerinin neler olduğunu öğreneceksiniz.

Durkheim ve M. Durkheim’ın bu önermesi. “Tüm toplumlarda var olan sosyal tarih sınıf çatışması tarihidir” (Marks ve Engels. Sosyolojinin bağımsız bir disiplin olmasında bu görüş önemli katkı sağlamıştır. Daha önce de sözü edildiği gibi.” İşte K. sosyal olguları nesnel gerçeklikler olarak incelemektir. Önerme 1 “Toplumda açıklanabilir. Onun temel ilkesi. Marks’a göre. Marks.1948). ancak uzun zaman içinde toplum içindeki alt gruplar içinde hiyerarşik otorite .” E. Daha sonra sosyolojide ortaya çıkan çatışmacı yaklaşım bu görüşten beslenmiştir. Durkheim ve Weber’in sosyolojinin bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmesi ve tanınmasında en önemli katkılarda bulunduğunu iddia ederler. bir alanın bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmesi için bazı zihinsel çabaların bulunması ve bunların yaygın olarak kabul edilerek bir kültüre dönüşmesi beklenir.E. Bugüne kadar kuşkusuz daha birçok düşünür tarafından çok sayıda önerme üretilmişse. Bu bölümde önce bu düşünürler tarafından öne sürülen üç kurucu temel önerme hakkında bilgi verilecek daha sonra -K.40 Ünite 3 Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojinin bir disiplin olarak kurucularının kim olduğu konusunda farklı görüşler bulunduğu söylenebilir. Bazıları Durkheim. onu diğer alanlardan ayıran özellikleri. Weber hakkında kısa bilgi verilecektir. Durkheim’a göre sosyal olgular bizim dışımızdadır ve bize baskı yaparlar. sosyolojinin bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmesinde önemli rol oynar. Önerme 3 “Bir ölçüde gruplar/devletler çatışma içinde olabilirler. Önerme 2 “Ancak bu gruplar uyum (ahenk) içinde değildir. Sosyal olgular ancak diğer sosyal olgularla açıklanabilir ve biyoloji veya psikolojiye indirgenemez. tarihi. Marks Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar arasında sayılarak daha önce tanıtıldığından. rasyonel yapılar olarak sosyal gruplar vardır. de zaman içinde bunlar unutularak gitmiştir. K. aksine sürekli çatışma/mücadele içindedirler. diğer bir ifade ile kültürü vardır. Weber ve Pareto’yu kurucu olarak görürler. Sosyolojinin Temel Önermeleri Her alanın geçmişi. Wallerstein gibi bazıları ise.

Daha sonra en önemli yapıtı Sosyolojik Metodun Kuralları adlı eserini yazar (1898). Ancak sosyolojinin yöntem ve ilkelerini yeniden tanımlarken A. Bu çalışmasında sosyolojinin biyoloji ve psikolojiye indirgenemeyeceğini göstermek için intihar istatistiklerini. Aynı şekilde toplumdaki iş bölümünü de açıklamaya çalışır. yaş. Comte’un düşüncelerinin büyük bir kısmını onaylamaz. Geleneksel topluluklarda görülür. Ona göre toplumların evrimine bakıldığında iki tür dayanışma olduğu anlaşılır: 1. . Durkheim. Japon pilotların kamikaze/ intihar dalışları veya toplum için kendini feda eden eylemciler gibi. evlenme/boşanma ya da çocuk sahibi olup olmama gibi koşullar açısında karşılaştırır. toplumun sürdürülebilirliği açısından meşrudur. eğitim. sosyolojinin isim babası A.Weber’e ait olan önerme. rasyonel ve olaylar arasında nedensellik ilişkisi (causality) arayan bir sosyal bilim anlayışı oluşturur. Örneğin intiharın bireysel bir olay olmadığını Katoliklerde Protestanlara göre daha fazla intihar olmasıyla göstermeye çalışır. Mekanik dayanışma: Birbirine benzeyen insanların dayanışmasıdır. Aslında Durkheim üç tür intihar arasında ayrım yapmıştır: 1. normal ve patolojik arasında ayrım yapar. Anomik İntihar: Toplumda dayanışmanın çözülmesine bağlı olarak her yıl belirli sayıda insanın intihar etmesidir. Emile Durkheim (1858-1917) Modern akademik bir bilim olarak sosyoloji Durkheim’in çalışmalarıyla başlamıştır. Daha sonra yazdığı yöntem ilkelerini uygulayarak İntihar adlı monografik çalışmasını yayımlar (1897). mezhepler. Bu eserde sosyal olguları tanımlar. Alturistik/Elcil İntihar: Sosyal bağların çok sıkı olduğu toplumlarda daha çok görülür. çatışmaya rağmen düzenin varlığını açıklayan ve dolayısıyla sosyolojinin bir disiplin olarak kabulüne katkıda bulunan temel önermedir. 3. 2. Comte gibi doğa bilimleriyle devamlılık içinde nesnel.” Bu M. Egoist İntihar: Bireysel nedenlerden kaynaklanan intihardır. Sosyolojinin Kurucuları 41 içinde yapılanma. Sosyal olayların nasıl açıklanacağını anlatır. Daha sonra bu görüş sosyal bilimleri doğa bilimlerine indirgeme (reductionism) olarak eleştirilir. Durkheim’in burada göstermek istediği. Anomi kuralsızlık demektir. her toplumsal olayın diğer bir sosyal olay ile açıklanması yönündeki yöntem ilkesidir. Durkheim Avrupa’da ilk sosyoloji bölümünü Bordo Üniversitesi’nde 1895 yılında kurar.

Öte yandan Durkheim’in çok eleştirilen “ortak bilinç” (collective counces) fikrinin de özgün olmadığı ve öncü filozoflardan İbn-i Haldun’a ve onun “asabiye” kavramına kadar uzandığı belirtilmelidir. neyin normal neyin hastalıklı olduğunu belirleyen. aynı zamanda metafizik bir kavrama ya da hiç istemediği psikolojik açıklamalara girmiştir. Bu. Anomi. bu durum sosyal reformlar yapılarak ortadan kaldırılmalıdır. Kırın aksine kentlerde nüfus artmakta ve herkes farklı alanlarda uzmanlaşmaktadır. Toplum giderek bireycileşmektedir. para vermeden malı alamazsınız. bizi diğer gruplardan ayıracak bir bilince ulaşınca ortaya toplum çıkar. Sosyoloji. Ancak onun. normalden sapma ve negatif bir durumdur. sosyal olguları doğa bilimleri gibi inceleyen pozitivist görüşü A. Modern toplumda işbölümü ve dolayısıyla organik dayanışmanın sebebi nüfus artışıdır. Ancak bu bireysel bilinçlerin basit bir toplamı veya sonucu ortaya çıkmaz. insanlar tarafından oluşturulan gerçeklik. toplumda biz duygusunun ortak bilinç ile inşa edildiğini savunurken. sosyoloji yönteminin kurallarını ortaya koymuş olması özgün yanıdır. Olaylar arasında neden-sonuç ilişkileri . Durkheim’in yöntem ilkeleri diğer sosyal bilimler üzerinde de. Durkheim. Durkheim nedensel açıklamalarını işbölümü konusunda da yapar. “bir toplumun bireylerinin taşıdığı ortak inanç ve duygular bütünüdür”. Comte’u aşamasa da. Bu artık bizim dışımızda ve bize baskı yapan gerçeklik. Toplum ortalamasında görülen olaylar normal iken sapanlar patolojiktir. Örneğin dil. Uzun tarihsel ortak yaşam sonucunda ortaya çıkan inançlar ve değerler. daha sonra bize baskı yapar ve bizi kurallarına uymaya zorlar. Dilini bilmeden anlaşamaz. giysilerini diktirmek için terzilere ihtiyaç duyar hale gelirler. nesnel olarak incelenebilir. Bu boşlukları dolduracak sosyal organizasyonlara ihtiyaç vardır. Artık insanlar ekmeklerini yaptırmak için fırıncılara. Organik dayanışma: Modern toplumlarda işbölümü sonucunda farklılaşmaya bağlı olarak ortaya çıkar. kurumların ortaya çıkışını ve işlevlerini inceleyen bilimdir. Ona göre ortak bilinç. İşbölümü ve organik dayanışmanın toplumun ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olarak ortaya çıktığını savunduğu için görüşlerinin işlevselci olduğu söylenir. başta siyaset bilimi ve pazarlama olmak üzere oldukça etkili olmuştur. para gibi.42 Ünite 3 2. yazı. Buradan da Durkheim’in işlevselci görüşlerine gelmek mümkündür. Durkheim toplumda normal ve hastalıklı/patolojik ayrımı yapar. yani toplumda kuralların çözülmesi hali. Birey ve devlet arasında büyük bir boşluk vardır.

Öte yandan Durkheim’in Marks’a karşı bir düşünür olarak. klan ve yerleşik hale geçişini inceleyen çalışmalarında tarihsel yönler bulunur. Modern sanayi toplumlarının sorunlarının çözümü için ortaya çıkan bir bilim olan sosyolojiden. bugün halen bu şekilde ve henüz değişmeden yaşayan ilksel kabileler üzerinden araştırdığı için tarihsel çalışma olarak görmemiş olabilir. Genel olarak Fransız Pozitivizmi ve özel olarak Durkheim Sosyolojisi Türkiye’de çok etkili olmuştur. işsizlik. modern toplumda yoksulluk. . Çünkü toplumların bunalımı için önerdiği ahlaki reçeteler fazlaca işe yaramamış.” görüşü olmuştur. Sosyolojinin Kurucuları 43 kurarak açıklanabilir. Onun antropoloji üzerinde de etkilerinden söz edilebilir. Durkheim’in görüşlerinin doğrulandığı görülür. Daha sonra onun aracılığıyla Atatürk ilkeleri üzerinde de Fransız Pozitivizmi ve Durkheim Sosyolojisi etkili olmuştur denilebilir. daha sonra da yeni kurulan ve her şeyden önce kültür değişmesini hedefleyen Cumhuriyet Devrimlerinin gerçekleştirilmesinde yol gösterici olmuştur. o fazlaca tarihe önem vermez gibi görünür. O hiçbir zaman kapitalizmi eleştirmemiş. Marks ne de E. modern toplumda mevcut koşullarda düzeni değiştirmeden. ekonomik determinizmi reddettiğini ve daha çok ahlakçı bir düşünür olduğunu belirtmek gerekir. Ancak toplumların en basit (horde) halden. yolsuzluk. tek doğrulanan M. Bu yönden devrimci değil. Ayrıca Pozitivizmin kurucusu A. Aynı şekilde Marks’ın da öngörüleri doğrulanmamış iken. ardından iki dünya savaşı patlak vermiş. Durkheim. Onun basit bir aktarıcısı olmaksızın Ziya Gökalp Türkiye’ye sosyolojiyi getirmiş ve 1914’te Cumhuriyet kurulmadan önce ilk sosyoloji derslerini vermiştir. Batıdan farklı olarak Türkiye’de mevcut kamusal sorunların çözümünde fayda umulmuştur. Pozitivist olmaktan çok İşlevselci bir sosyolog olarak tanınır. çevre kirliliği gibi artık küreselleşen sorunlar baş göstermiştir. Comte’un tarihsel çalışmalarda bulunmasına rağmen. Ayrıca tüm olay ve olguların aynı zamanda işlevselliğini de gösteren Durkheim’in neden intiharın işlevi üzerinde durmadığı da ayrı bir sorudur ve eleştirilere açıktır. Weber ve onun “İstikbal bürokrasilerdedir. İlksel toplumlarda din ve büyünün işlevini açıklayan çalışmaları bu bağlamda değerlendirilebilir. statükocu bir geleneği temsil eder. reformlar yaparak iyileştirme önerilerinde bulunmuştur. Bununla birlikte bunları antropologlar gibi. Türkiye’de sosyoloji Ziya Gökalp aracılığıyla önce Osmanlı’nın nasıl kurtarılacağı. Tarihe bakıldığında ne K. Ayrıca onların işlevsel olup olmadıkları da gösterilebilir.

Geleneksel Bürokrasi: Geleneksel aile ve hemşerilik dayanışması içinde yönetim anlayışıdır. Buradan hareketle meşru olan güce de otorite denilir. determinist. Alman iktisatçı düşünürüdür. “direnmelere rağmen birinin diğerlerine dediklerini yaptırabilmesidir ve bunun kaynağı önemli değildir”. yaşlıların dedikleri yapılır. işlevselci. Max Weber (1864-1920) Max Weber. Aslında Weber’in bürokrasi ve otorite arasında kurduğu bağlantı önemlidir. Geleneksel Otorite: Toplumdaki gelenek ve göreneklere dayanır. Kişinin gerçekte bu özellikleri taşıyıp taşımaması önemli değildir. Karizmatik Otorite: Olağanüstü koşullarda bazen kişilere bazı üstün özellikler atfedilir. . Weber’e göre üç tip otorite arasında ayrım yapmak gerekir: 1. Parsons. Daha sonra özellikle ABD’de etkili olmuştur. 2. Ünlü Amerikalı sosyolog T. Weber üç tip otoriteye karşı iki tip bürokrasi sınıflar: 1. O da Durkheim gibi Marks’a karşı bir konumda saf tutmuştur. erkeklerin. Büyüklerin. Toplumdaki çatışmayı reddetmemiş. 2. daha sonra “Sosyal Sistem Kuramını” geliştirerek yapısal işlevselciliği ABD’de hâkim paradigma haline getirmiştir. kendilerinden istekte bulunanın taleplerini meşru görmeleri gerekir. Ona göre güç. Aksi takdirde bu kaba güç (force) ve şiddet/ zorbalık olur. Çünkü itaat edenlerin. 3. indirgemeci bir sosyolojinin kurucusudur.44 Ünite 3 Sonuç olarak “fert yok cemiyet var” ya da “önce toplum sonra birey” görüşünün sahibi Emile Durkheim. Yasal/ussal Otorite: Bu tip otorite kaynağını yasalardan alır. Yasal Bürokrasi: Bu tür bürokrasi en ussal yönetim biçimidir. Onun güç (power) ve otorite (authority) arasında ayrım yaptığı bilinmektedir. Onun Almanya’da Bismark döneminde güçlü bir ulusal devlet kurulana kadar toplumda yaşanan çalkantılar üzerinde yaptığı gözlemler ve tarihsel çalışmalar kültüre önem vermesine yol açmıştır. ancak ekonomi yerine din gibi kültürel farklılıklara bağlamıştır. ıslahatçı/reformcu. Örneğin bir yönetimde amir memurlarından bazı taleplerde bulunur ve memurlar onun bu istemlerde bulunmasını meşru görerek ona itaat ederler. Genelde başlangıçtaki karizmatik otorite giderek geleneksel veya ussal otoriteye dönüşebilir.

Protestanlar değişmeyi seçmişlerdir. 2. Örneğin Hint kültüründe kadınlar ölen kocaları ile birlikte yakılırlar veya kaptanlar batan gemilerini en son terk ederler. Amaca yönelik ussal eylem. Bu dünyada çok çalışıp. 3. hiç tüketmeden biriktirmek ve dünya zevklerinden vazgeçmek olarak çileci yaşam biçiminin (asketizm) Protestanlıkta yaygın olduğu ve dolayısıyla kapitalizmin bu ülkelerde ortaya çıktığı sonucuna varır. Başka bir örnek de aristokratların düelloda onurları yüzünden ölmeyi göze almasıdır. İlk olarak kapitalizm ile Protestan ahlakı arasında nedensel ilişki kurulmaya çalışılmakta- . İdeal tip olması gereken anlamında kullanılmaz. O tarihte yaptığı incelemeler sonucunda geçmiş çağlarda Avrupa’nın bazı yerlerinde kapitalizme geçildiği halde dünyanın diğer yerlerinde bunun neden gerçekleşemediğini sorgular. Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu adlı ünlü eserinde bulmak mümkündür. bunların gerçeklik düzleminde birebir karşılıklarının bulunması gerekmez. fikir olarak bulunduklarını söyler. Nitekim Türkiye’de dikkatli bir gözlemci en büyük siyasal partilerin veya firmaların dahi tüm ussal/rasyonel yönetim iddialarına rağmen. Sosyolojinin Kurucuları 45 Weber’e göre. Daha çok zihinsel olarak oluşturulduğunu. Sosyolojinin yapacağı en önemli iş. Weber ayrıca Eylem Kuramcısı olarak anılmasına yol açan üç tip eylem sınıflaması da yapmıştır: 1. Daha sonra ikinci adımda yapılacak işlem ise. Weber’in Metodoloji konusundaki görüşlerini. Ancak ilkinde hukuk kuralları ve yasalar gereği eylemde bulunulurken. Bunlar “ideal tipler”dir. diğerinde değerler rol oynar. Değere yönelik ussal eylem. Duygusal eylem. Amaca ve değere yönelik ussal eylemin her ikisinin de rasyonalitesi vardır. Katolikler kilise sayesinde kendilerini güven içinde hisseder ve cennete gitmeyi garantilerken. Protestanlar bu inancı paylaşmayarak Tanrının isteğinin çalışmak ve daha çok kazanmak olduğuna inanırlar. ne kadar geleneksel yönler taşıdıklarını saptayabilir. gerçekte gözlenen ile zihinsel olarak kurgulanan arasında ne kadar fark bulunduğunu ortaya koymaktır. kapital birikiminin doğmasına da yol açarlar. tarihin zengin hazinesine başvurarak ideal tip kavramlaştırmalarına gitmektir. Bu amaçla harcamayarak. Bu açıklama birkaç yönden değerlendirilebilir. Ona göre Katolikler geleneksel muhafazakârlığı temsil ederken.

Ancak bir yandan Protestan etiği ile kapitalizm arasında katı nedensellik ilişkisi kurarken. Asilzadenin kazara mı. Onun en temel katkısının Bürokrasi Kuramı olduğu açıktır. Ancak sadece anlama yeterli değildir. İkincisi ekonomik bir sonuç. Anlamanın açıklama ile desteklenmesi konusunda ilk örneğe dönülecek olursa. öte yanda olasılıklar üzerine dikkat çekmeye çalışması çelişkili olarak algılanmasına yol açar. kültürel ya da dinsel bir nedene bağlanmaktadır. "Eğer Maraton Savaşı'nı Yunanlılar yerine Persler kazansaydı. sadece anlamak yetmez. Ayrıca Marks’ın ekonomik temelli indirgemeci açıklamasının benzerini yapması ve tek nedenli (din) açıklama olarak Protestan etiğini kapitalizmin nedeni olarak ileri sürmesi çok eleştirilir. Bu durum onun görüşlerindeki “olasılıklı yasalar” yönünün ağırlığını ortaya koyar. yoksa kasıtlı mı olarak mı vurulduğunun açıklanması gerekir. Bu durumda açıklamanın tatmin edici olması için “değere yönelik ussal eylem” kavramına başvurur ve o dönemde onur için insanların birbirini öldürebileceği nedenini tatmin edici bulur. dünyanın gelişimi nasıl olurdu?" diyerek sorgular. Oysa Weber’in bizzat kendisi açıklamaların yeterli olması koşulunu arar. Aslında Weber’in söylemek istediği olasılıkların göz önünde bulundurulmasıdır. Örneğin uzaktan asilzadelerden birinin av sırasında vurulduğu anlaşılabilir. Olayın gerçekten kaza olması da olasıdır. Weber. Ona göre sosyal olayları. Nitekim tarihsel olarak geriye baktığında. Bunların ilki olgusal olarak görünüşte. Weber insanların neden çok çalışıp harcamadan biriktirdikleri konusunda tatmin edici bir açıklama getirememiş ve sermaye birikimini sadece Protestanlığa bağlamıştır. çağdaşları arasında ampirizm ile realizm arasındaki uçurumda köprü olmaya çalışmış bir düşünürdür. "Bu takdirde Helen uygarlığı dünyaya egemen olamazdı." sonucuna varır.46 Ünite 3 dır. Aynı şekilde ilacın neden baş ağrısını giderdiğini de açıklamak gerekir. kişinin aşığına yaklaştığı için diğerini vurarak kasıtlı bir eylemde bulunması ve olaya kaza süsü vermesi bir seçenektir. Ancak neden üç tip otorite tanımlarken iki tip bürokrasi sınıfladığı konusunda da eleştiriler alır. Aynı şekilde alınan bir ilacın baş ağrısına iyi geldiği anlaşılabilir. aynı zamanda açıklamak gerekir. . ikincisi mantıken tatmin edici olmasıdır.

Durkheim sosyolojisinin egemenliğine bağlanabilir. Ancak yorumlayıcı/hermeneutik çalışmalar yapan sosyologlar onu tekrar keşfetmektedirler denilebilir. . Türkiye’de son yıllara kadar fazla önemsenmemesi. insan eylemlerini sınıflaması ve en önemlisi de bürokrasi konusunda bir kuram geliştirmiş olması yüzünden bugün de önemini korumaktadır. Sosyolojinin Kurucuları 47 Sonuç olarak Weber. anlama kadar açıklama üzerinde durması.

Aslında Weber’in bürokrasi ve otorite arasında kurduğu bağlantı önemlidir. Durkheim. Onun basit bir aktarıcısı olmaksızın Ziya Gökalp Türkiye’ye sosyolojiyi getirmiş ve 1914’te Cumhuriyet kurulmadan önce ilk sosyoloji derslerini vermiştir.” (K. ancak uzun zaman içinde toplum içindeki alt gruplar içinde hiyerarşik otorite içinde yapılanma. “direnmelere rağmen birinin diğerlerine dediklerini yaptırabilmesidir ve bunun kaynağı önemli değildir". Weber üç tip otoriteye karşı iki tip bürokrasi sınıflar: Yasal bürokrasi ve Geleneksel bürokrasi. bunların gerçeklik düzleminde birebir karşılıklarının bulunması gerekmez. Comte gibi doğa bilimleriyle devamlılık içinde nesnel. ekonomik determinizmi reddettiğini ve daha çok ahlakçı bir düşünür olduğunu belirtmek gerekir. . Modern akademik bir bilim olarak sosyoloji Durkheim’in çalışmalarıyla başlamıştır. Daha sonra bu görüş. sosyolojinin isim babası A. sosyal bilimleri doğa bilimlerine indirgeme (reductionism) olarak eleştirilir. O da Durkheim gibi Marks’a karşı bir konumda saf tutmuştur.” (Durkheim) b) “Ancak bu gruplar uyum (ahenk) içinde değildir aksine sürekli mücadele içindedirler. Bunlar “ideal tipler” dir. rasyonel yapılar olarak sosyal gruplar vardır. Weber). Marks) “Bir ölçüde gruplar/devletler çatışma içinde olabilirler. Metodoloji konusundaki görüşlerini Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu adlı ünlü eserinde bulmak mümkündür. Genel olarak Fransız Pozitivizmi ve özel olarak Durkheim Sosyolojisi Türkiye’de çok etkili olmuştur. rasyonel ve olaylar arasında nedensellik ilişkisi (causality) arayan bir sosyal bilim anlayışı oluşturur.48 Ünite 3 Özet Bir alanın bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmesi için bazı zihinsel çabaların bulunması ve bunların yaygın olarak kabul edilerek bir kültüre dönüşmesi beklenir. Alman iktisatçı düşünürüdür. Weber ayrıca Eylem Kuramcısı olarak anılmasına yol açan üç tip eylem sınıflaması da yapmıştır: a) Amaca yönelik ussal eylem b) Değere yönelik ussal eylem c) Duygusal eylem. Max Weber. Onun güç (power) ve otorite (authority) arasında ayrım yaptığı bilinmektedir. Ona göre güç. Öte yandan Durkheim’in Marks’a karşı bir düşünür olarak.” (M. Weber’ e göre. Sosyoloji için bu temel önermeler şunlardır: a) “Toplumda açıklanabilir. Comte’un düşüncelerinin büyük bir kısmını onaylamaz. Ancak sosyolojinin yöntem ve ilkelerini yeniden tanımlarken A. toplumun sürdürülebilirliği açısından meşrudur. Weber’e göre üç tip otorite arasında ayrım yapmak gerekir: a)Yasal/ussal Otorite b) Geleneksel Otorite c) Karizmatik otorite.

Meşruluk d. d. Marks’ın ekonomik determinizmine karşı çıkmıştır? a. Hiçbiri 4. e. Anomik intihar d. Geçmiş zamanlarda d. Weber’e göre karizmatik otorite ne zaman ortaya çıkar? a. Toplumsal olgu tanımı b. Aşağıdakilerden hangisi K. E. E. b. Hiçbiri 2. Hepsi e. Organikten mekanik dayanışmaya b. Her zaman b. Durkheim’e aşağıdakilerden hangisi modern toplumda en fazla görülür? a. Elcil intihar b. Benci intihar c. Mekanik ten statik dayanışmaya e. Hegel Durkheim Weber Hepsi Hiçbiri 5. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 49 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Mekanik ten organik dayanışmaya c. Aşağıdaki düşüncelerden hangisi sosyolojinin bağımsız bir bilim olmasına en fazla hizmet etmiştir? a. Organikten statik dayanışmaya d. Hepsi . Hepsi e. Olağanüstü durumlarda c. Hiçbiri 3. Çatışma/mücadele c. c. Modern zamanlarda e. Durkheim’e göre toplumların değişimi hangi yöndedir? a.

Siyasi Partiler . Weber. Birey b. Olgu – Olay e. K. Olay – mücadele b. Olgu – Olgu d. Bürokrasi d.50 Ünite 3 6. Sınıf c. Hiçbiri 7. Devrim ve Fransız Devrimi gibi kavramlar sosyal bir analizde hangi verilere karşılık gelir? a. Olay – Olay c. Statü e. Marks’ı sosyal kuram yönünden eleştirerek. onun toplumu açıklamada hangi ölçütü eksik bıraktığını düşünür? a.

4 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 5.1. Türkiye’de Sosyoloji . 6. 8. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları SOSYOLOJİ 3. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme 10. 9. 2. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 7.

• Sembolik Etkileşimci Yaklaşımın temel görüşleri incelenecektir. • İşlevselci Yaklaşımın temel görüşleri incelenecektir. • Çatışmacı Yaklaşımın temel görüşleri incelenecektir.52 Ünite 4 Ünitede Ele Al›nan Konular • Farklı Sosyolojik Yaklaşımlar • Sembolik Etkileşimci Yaklaşım • İşlevselci Yaklaşım • Çatışmacı Yaklaşım Ünite Hakk›nda • Sosyolojide farklı sosyolojik yaklaşımlar bulunduğu gösterilecektir. .

• Çatışmanın işlevselliği konusunu tartışınız. • Çatışmacı Yaklaşımın temel görüşlerini öğreneceksiniz. . Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 53 Ö¤renme Hedefleri • Sosyolojide farklı sosyolojik yaklaşımlar bulunduğunu öğreneceksiniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Farklı sosyolojik yaklaşımların genel analiz düzeylerini karşılaştırınız. • Sembolik Etkileşimci Yaklaşımın temel görüşlerini öğreneceksiniz. • Sembolik Etkileşimci Yaklaşımın mikro bir yaklaşım olarak beslendiği felsefi temelleri öğreniniz. • İşlevselci Yaklaşımın temel görüşlerini öğreneceksiniz. • Yapısal İşlevselci Yaklaşımın dayandığı ampirizm ve pozitivizm ile uyuşumunu yapılan çalışmalardan örneklerle gösteriniz. • Farklı sosyolojik yaklaşımların anahtar kavramlarını inceleyerek farklarını ortaya koyunuz.

modernist çerçevede “Sembolik Etkileşimcilik” gibi daha mikro yaklaşımlardan. aynı araştırmanın değişik aşamalarında da bunların bazılarından yararlanmaları mümkündür. Ayrıca bu kuramsal yaklaşımların insan ve toplum hakkındakabul ettikleri epistemolojik ve ontolojik özellikler çerçevesinde bazılarının nitel. Bunlar genelde “Metodolojik Yaklaşımlar” ( Pozitivist. Bu yaklaşımı sosyolojiye taşıyan en önemli savunucuların başında George Herbert . yüzyıl İngiliz Ahlak felsefecilerine kadar izlerinin sürülebildiği ve William James (1842-1910) ve John Dewey (1859-1952) gibi 20.54 Ünite 4 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Genel olarak sosyal bilimlerde. makro nesnel boyutlara kadar uzanan geniş bir alanda araştırma yapması meşru olduğu gibi. Sosyolojide başlangıçtan bu yana birbiriyle yarışan görüş ve modeller söz konusu olmuştur. yüzyıl eğitimci ve psikologları tarafından geliştirildiği belirtilmelidir. Sembolik Etkileşimci Yaklaşım Modernist çerçevede mikro öznel düzeyde sosyolojik çalışmalarda pek çok kuramdan söz edilse de. Bu nedenle bu bölümde belli başlı sosyolojik yaklaşımlar karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Önemli olan kuram ve uygulama bütünlüğüne sahip bir araştırma planlamak ve yürütebilmektir. onun epistemolojik olarak Amerika’da yaygın kabul gören pragmatizm içinde geliştiğini göstermektedir. özel olarak sosyolojide tek hakim bir paradigma (model veya kavramlar ana demeti) yoktur. bunların genel bir şemsiye altında toplanması mümkündür. daha doğrusu onlar hakkındaki kabullerine göre farklılaşan çeşitli yaklaşımlar vardır. Burada önemli olan sosyolojik araştırmalarda birbirinden oldukça farklı çok sayıda kuramsal ve metodolojik yaklaşımın kullanıldığının bilinmesidir. Diğer bir ifade ile sosyolojide insan ve toplumu nasıl gördüklerine. Araştırmacıların mikro öznelden. “İşlevselcilik” ve “Çatışmacılık” gibi daha makro yapısal yaklaşımlara doğru genişlediği ve hatta son yıllarda sosyolojiye meydan okuyan feminist ve postmodernist yaklaşımlarla da zenginleştiği söylenebilir. bazılarının ise nicel araştırma tekniklerinin kullanılmasına uygun olduğu veya bunları gerektirdikleri bilinmelidir. Sosyolojideki kuramsal yaklaşımların. Psikolojik gelenek içinde gelişen bir sosyoloji ekolü olarak da adlandırılan bu kuramsal yaklaşımın tarihsel analizi. İşte Sembolik Etkileşimcilik böylesine genel bir kapsayıcılığa sahiptir. Antipozitivist / Yorumlayıcı ve Eleştirel gibi) ve “Kuramsal Yaklaşımlar” olarak iki genel grupta toplanabilirler. Hatta bu yaklaşımın 18.

insanların öncelikle karşılarındakinin davranışını yorumladıkları ve daha sonra eyleme karar verdikleri yönündedir. Sosyolojideki Temel Yaklaşımlar (Henslin.2001: 24) Mead (1863-1931) ve onun öğrencisi Herbert Blumer gelmektedir. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 55 Yaklaşımlar Genel analiz düzeyi Sosyal etkileşimin mikrososyolojik incelemeleri Analiz odağı Anahtar kavramlar • Semboller • Etkileşim • Anlamlar • Tanımlar Sembolik Etkileşimcilik/ Symbolic Interactionism Yüz yüze etkileşim ve insanların toplum yaşamı oluşturmak için sembolleri nasıl kullandıkları Toplumu oluşturan parçaların birbirleriyle olan olumlu (işlevsel) ve olumsuz (işlevsel olmayan) ilişkileri Fonksiyonel / İşlevselci Analiz (Yapısal İşlevselcilik / Uyma/ Consensus da denilmektedir) Çatışmacılık / Conflict Perspective (Çatışmacı yapısalcılık da denilmektedir) Toplumun makro -sosyolojik incelemesi • Yapı İşlevler (gizil veya açık) • İşlevsel olmayan • Denge/ tarafsızlık Toplumun makrososyolojik incelemesi Toplumda kıt olan kaynaklar için mücadele ve güçlü egemenlerin güçsüzleri nasıl kontrol ettikleri • Eşitsizlik • Güç/iktidar • Çatışma • Rekabet • Sömürü/ istismar Tablo 1. 3. İnsanların davranışları toplumdaki diğer insanlarla giriştikleri sosyal etkileşimden kaynaklanır. 2. Sembolik Etkileşimin Pragmatizme dayanan üç temel ilkesi şunlardır: 1. İnsanlar kendileri tarafından anlam/önem atfedilen (yüklenilen) davranışlarda bulunurlar. Herbert Mead’in izleyicisi olarak Blumer (1962)’in temel iddiası. İnsanlar karşılaştıkları durumları yorumlarlar ve ulaştıkları sonuca bağlı olarak da davranışlarını değiştirirler. Ona göre insanlar araya yorum süreci girmeden doğrudan eyleme geçmezler. Bu yorumlama . Ayrıca Charles Horton Cooley (1864-1929) ve William Thomas (18631947) da bulunmaktadır.

Ancak onlara göre bu nesnel tavır yeterli değildir. sosyal etkileşimi daha iyi çalışabilmek için katılarak gözlem gibi nitel teknikleri kullandıkları söylenebilir. daha dinamik ve etkileşimsel olan “konuşma” (parole) üzerinde vurgu yapan semiotik çalışmalar yapıldığı söylenebilir. yoksa daha ileri bir ilişki için bir ilk adım mı olduğunu anlamlandırmaya çalışır ve olasılıkları gözden geçirdikten sonra 'evet' veya 'hayır' der. Koşullardaki her hangi bir değişmenin her ikisinde de farklı tepkilere yol açacağı düşünülmelidir. ortam tanımlama gibi konular gelmektedir. Sosyal etkileşimciler yaşamdaki bazı nesnel bileşenleri kullanabilirler. Teklifin masum bir yardım amacına mı. etrafında ördüğü öznel anlamın da bilinmesi gerekir. Kişilerin olaylara yüklediği. aslında insanların bu koşullar hakkındaki öznel algılamaları ve yorumlamalarıdır. insanların kendilerini ve karşılarındakini nasıl konumlandırdıklarını inceler. Bu yaklaşıma göre. Bu gelenek içinde yer alan sosyologlar çok sayıda farklı konularda ve değişik araştırma teknikleri kullanarak çalışmaktadırlar.56 Ünite 4 ve anlamlandırma sürecinde ise. Ancak çoğunluğun. Onlar. işsiz. Onlar. Bu görüşün. ontolojik olarak sosyal yaşamın dinamik olduğunu ve diyalektik olarak karşılıklı ilişki içinde bir bütün olarak sürekli değiştiğini kabul ederler. kuşkusuz semboller ve işaretler önem kazanır. Sembolik Etkileşimci yaklaşım ile kadın. klasik Davranış/ Behaviorizm Kuramındaki “uyaran. Ayrıca klasik yapısalcılığın “dil kuralları”na (language) vurgu yapan semiotik/ göstergebilimsel incelemeleri yerine. izlenim yaratma ve yönetme. Bu yüzden bu yaklaşıma Sembolik Etkileşimcilik denilmiştir. Sözgelimi ölümcül bir hastalık birinde intihara diğerinde yaşama daha fazla sarılmaya yol açabilir. Örnek olarak aynı koşullarda olan iki insanı ile alalım. İşte Sembolik Etkileşimcilik. bu anlamlandırma ve yorumlama sürecinin nasıl inşa edildiğini. çalışan. çocuk. insanların sosyal davranış ve inançlarını belirleyen yaşamın sosyal koşulları fazla nesnel değildir. Örneğin bir genç kadın kendisine gelen her teklifi sonuçları itibariyle yorumlamadan 'evet' demez. insanı sosyal bir fenomen olarak anlamak için öznelci yaklaşımı tercih eder. işçi veya işveren her türden sosyal statünün toplumdaki . yaşlı.tepki” ilişkisini reddederek araya yorumlama sürecini koyması önemlidir. sosyal hareketler ve kendine ayna tutma. Sembolik etkileşimcilik. erkek. Özellikle son yıllarda çalışılan konular arasında duygusal emek (Arlie Hochschild). hasta. Çünkü insanlar her uyarana basitçe tepki veren robotlar değildir.

Onlar belirli bir toplumda insanların çevrelerinde olup bitenleri anlamlandırmaları. Tüm bu sözü edilen yaklaşımların ortak özelliği. sosyal problemleri çalışırken sembolik etkileşim yaklaşımının kabullerinden hareket edildiğinde bu çaba artık sosyal inşacılık adını almaktadır. Sosyal sorunlar. Özellikle son yıllarda evsizler üzerine araştırmalar yaygınlaşmıştır. Onlara göre. olay ve objelere değer yüklemeleri sonucunda ortaya çıkarlar. sosyal sorunlar da insan ürünüdür ve yaratıcıları insanlardır. Onlar ancak birileri tarafından kötü veya yanlış olarak yorumlandıktan ve tepki aldıktan sonra o hale gelirler. daha fazla yapı (makro) yerine “birey” (mikro) üzerinde durmaları ve olgular yerine “süreçlere” odaklanmalarıdır. “Dramatujikal” ve “Etiketleme Kuramı” (Labellng Theory) olarak literatürde geçen çalışmaların da Sembolik Etkileşim genel çerçevesi içinde düşünülerek değerlendirilmesinin mümkün olduğu belirtilmelidir. araştırmacının kendini. Sembolik etkileşimciler. Her şeyden önce değişen sembollerle ilgili olarak ortaya çıkan yeni yaşam biçimleri. Süreçlerin incelenmesine bağlı olarak da nitel araştırma tekniklerinin kullanılmasının diğer bir ortak özellik olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca nitel veri analizlerini. organize insan yaşamının diğer yönleri gibi. Diğer bir ifade ile birçok çalışmada farklı etiketler kullanılarak benzer araştırmaların benzer amaçlara yönelik olarak yapıldığı dikkatten kaçmamalıdır. tek eşli. Buna “içe bakışlı anlama” denilir ve bu yönden hem psikolojik hem de halkbilim ve sosyal antropolojik olarak da “emik” yaklaşımı da çağrıştırır. Bu kendiliğinden hatalı veya kötü koşullar var olamaz demektir. özellikle de sözel/konuşma ve sözel olmayan jestler (gestures) ve sessiz kalmaya (silence) yönelik araştırmalarla ilgilenirler. incelediği kişi veya grubun yerine kendisini koyarak. Ayrıca “Yorumlayıcı” (Interpretive/ Verstehen). “ Sosyal İnşacılık” (Social Constructionism). Aslında sosyal problemlerin öznel . bazı grupların belirli ortamları ahlaki olarak algılamaları ve tanımlamalarından bağımsız olarak var olamazlar. onların açısından olaylara bakmasını önemser. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 57 konumuna ilişkin çalışma yapabileceği unutulmamalıdır. nicel ve ileri istatistik tekniklerle çözümlemelere tercih ederler. Sosyal İnşacılık Berger ve Luckmann (1996) gibi fenomonolojik sosyoloji yapanlara göre. Evsizlerin iletişim tarzlarıyla. eşcinsel veya lezbiyen çiftler veya yaşlılar hakkında çok zengin bir literatür bulunduğu belirtilmelidir.

Belirli bir grup ya da toplum. sosyal sapma. artık kendini tüm sosyal fırsatlardan ve ilişkilerden dışlanmış olarak bulur. bu yorumlamaya göre. kuralları koyan insanlar bunların ihlalini sapma olarak görürler. kendileri gibi damgalanmış insanların yanına giderler. Bu nedenle konunun tartışmalı bir alan olduğu belirtilmelidir. belirli bir grup veya toplumun tüm üyeleri bazen düzenlenmiş kuralları bozan davranışlarda bulunurlar. Etiketleme Kuramı Etiketleme için en iyi örnek Sapmanın Etiketlenmesi Kuramıdır (Labeling Theory of Deviance). Diğer suç ve sapmanın bilimsel yorumlarına benzemeyen biçimde. onları sapkın (deviant) olarak etiketlendirirler. belirli bireylerde gözlenen biyolojik veya psikolojik bir kusur değildir. onları sosyal problem olarak görme ve tanımlama sürecini göstermektir. Etiketleme kuramcılarına göre. toplumsal olarak onaylanmayan (kuramda bunlar ikincil/secondary sapmalar olarak anılırlar) davranışlarda bulundukları gibi. Kişi bir kez etiketlendi mi. davranışları sapan davranış olarak görür ve bunlara yönelik olarak resmi tepki koyar. belirli olguları. Bu noktada şansız bireyler aşağılanırlar. Bu ikincil sapma da. bireyin hakikaten sapan bir karaktere sahip olduğunun bir kanıtı olarak gösterilir. Howard Becker (1963). Sosyal olarak kabul edilen insanlar gibi yaşamını sürdürme şansından mahrum olan bireyler. Onlar. yaşayabilmek için. 1995) adlı yeni bir yaklaşım daha bulunmakta ve sadece sorunların tanımlamasıyla yetinmeyerek radikal çözüm önerileri geliştirmeyi hedeflemektedir. Buna karşılık günümüzde Tarihsel İnşacılık (Bash. sosyolojik analizin temel amacı. Becker’in deyimiyle “ahlak müteahhitleri” tarafından gözlenir ve endişe verir olduklarında sosyal olarak önem kazanırlar. Bu birincil sapma (primary deviance) denilen ve rastlantısal olarak arada sırada yapılan eylemler. Ona göre. Bu . Ayrıca belirli bir grup ya da toplumun işleyişi sırasında gözlenebilen bir kusur da değildir. Tarihsel İnşacılığın Avrupa sosyolojisi kökenli olmasına karşılık Sosyal İnşacılığın daha çok ABD’den beslendiği söylenebilir. önceki yasal vatandaş ya da mahalle sakini kimliğinden mahrum edilirler ve kendilerine yeni bir sapkın kimliği verilir. Sosyal İnşacılara göre.58 Ünite 4 ve nesnel bölümlerinin bulunduğunu iddia edenler vardır. bazı olay ve koşulları belirlemek. sosyal grupların sosyal sapmayı yarattığını söyler. Ayrıca bu kuralları belirli insanlara uygulayarak.

suç ve sapmayı anlamamızda da yeni bir boyut kazandırmamaktadır. Etiketleme Kuramı. “bütünleştirici”. kural ihlallerinden bu kadar rahatsız olmayacaktık. Örneğin HIV pozitif virüs taşıyan herkesin AIDS damgası yiyerek toplumdan dışlanma sürecinin incelemesi gibi. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlarndan Auguste Comte ve onun pozitivist felsefesine kadar uzanır. İlk olarak Fransız Devrimi sonrası dağılma konumuna gelen toplumda birlik sağlamak amacıyla A. kurum olarak koruyucu bir alt sistem iken. İşlevselci / Fonksiyonalist Yaklaşım Genel olarak sosyolojide modernist çerçevede en yaygın olarak kullanılan makro yaklaşım “Yapısal İşlevselcilik” olarak da anılan yaklaşımdır. Bu yaklaşım toplumu birbiri ile ilişkili parçaların görev yaptığı bir sistem olarak görür. Çünkü eğer toplum kurallara sahip olmada bu kadar ısrarlı olmasaydı. adetler. din. sorumluluğu şiddet dolu veya tehlikeli olarak etiketlenenlerden çok etiketlemeyi yapanlara yüklemek eğilimi taşır. Aile. İşlevselcilik açısından hem bir organizma olarak yapıya hem de onu oluşturan parçaların işleyişine bak- . siyasal kurumları yönlendiren. İşlevselcilikteki vurgu daha çok yapı ve onun işleyişi üzerindedir. İşlevselciğin tarihsel olarak kökeni. ekonomik kurumlarda da uygulayıcı konumundadır. Yapıyı oluşturan elemanlar olarak normlar. Durkehim’e göre. Bu konuda Goffman (1963)’ın Damgalanma (Stigma) çalışması önemlidir. Bu kuram dikkatleri sadece sapma olayına ve sapkın insanları etiketleme sürecine ve neticelerine yöneltmekte. suç ve suçun keşfedilişi ve etiketlendirme süreçleri ana tema olmaktadır. sosyal kuralların ihlalinin yorum konusu yapılmasına son derece karşıdır. Sembolik Etkileşimci yaklaşımın birey üzerinde odaklaşmasının aksine. Durkheim tarafından geliştirilen görüşlere dayanır. Buna karşılık organlar görevlerini yapamaz durumda iseler. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 59 durum. ahlaki ve yasal düzenin koruyucularının cezalandırma eylemi kadar çevrenin kibarca dışlanmasını da meşrulaştırır. toplumu oluşturan parçalar işlevlerini gördüklerinde toplum normal konumdadır. Comte ve daha sonra sanayileşmenin yarattığı “kuralsızlık /anomi” ve ahlaki bunalımların çözümü için “organik dayanışmayı” arttırmak denge ve istikrarı yeniden tesis etmek üzere E. Aslında Etiketleme Kuramı. toplumun bütünlüğünü sağlayan. Etiketleme Kuramı. “yönlendirici” ve “uygulayıcı” alt sistemlerden oluştuğunu savunur. Parsons toplumun “koruyucu”. Örneğin Amerikalı ünlü sosyolog T. bu “anormal” veya “hastalıklı /patolojik” durumdur. gelenekler ve kurumlar analiz edilir.

Spencer de toplumu bir tür yaşayan organizma gibi görürler. Bazen tam tersi oluşumlar da gözlenebilir. onun parçaları olan organlar/uzuvlar da kurumlara benzetilmiştir. toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak organlar ve onların işleyişidir. Bronislaw Malinovski ve Radcliffe-Brown gibi ünlü antropologlarla beslenen bir temeli de bulunmaktadır. Toplumu doğal bilimler modelini örnek alarak çözümlemeye çalışan bu indirgemeci ve ampirik temelli yaklaşım. onların bu tür eleştirilerle karşılaşmaları olağandır. toplumda istikrar. Luhmann) antipozitivist oldukları bilinmelidir.60 Ünite 4 mak gereklidir. Comte ve onun ünlü “Üç Hal Yasası” dahil bazı sosyologlar topluma ve sosyal bilimlere en uygun model olacak bilimin biyoloji olduğunu düşünmüşlerdir. Onun Marcel Mauss. kapitalist yapının zorladığı tasarlanmış sanal ihtiyaçlar yaratılabilmektedir. İşlevselcilik. Aslında “Organizmacı” olarak adlandırılan bu modelin temeli. Sistem içinde yapı ve işlevleri anlatırken biyolojik benzetmeler kolaylık sağlamıştır. Bedenin parçalarının işlevlerine benzeyen şekilde toplumsal kurumların uyum mekanizmaları ve işlevleri incelenmiştir. diğer varlıklar gibi toplumu da birbiri ile karşılıklı ilişkilerden oluşan bir sistem olarak görür . Comte ve H. onu oluşturan organların uyum (ahenk) içinde olmasına bağlıdır. Çünkü A. Parsons ve N. A. İşlevselci Yaklaşım epistemolojik olarak bilginin kaynağını deneyde gören Ampirizm’den ve sosyal dünyanın da fizik dünya gibi dıştan göründüğü gibi doğrudan inceleneceğini savunan Pozitivizm’den temellenir. Bir organizma gibi toplumun da sağlıklı olması. Aslında yapı veya işlevden hangisinin önce geldiği tartışılan bir konudur. Çatışmacı Yaklaşımın sosyal problemler ve eşitsizlikler üzerinde durmasının tam aksine İşlevselciler. Çünkü toplumda önce belirli bir ihtiyacın ortaya çıkması ve daha sonra bu ihtiyacı karşılayacak yapılaşmaya gidilmesi söz konusudur. Klasik işlevselciliğin biyolojik analoji yaparak bir sosyal evrim kuramına sahip olduğunu da belirtmek gerekir. Özellikle yapı ve işlev arasındaki ilişkiler üzerinde duran ve yapının oluşumunu açıklayan Radcliffe-Brown’ın katkıları önemlidir. sadece sosyoloji ile sınırlı değildir. ahenk ve bütünlüğü esas olarak gördüklerinden. Nitekim günümüz tüketim toplumunda. Örneğin toplum bir insan bedenine. Aslında işlevselciliğin değişme yerine mevcut durumun savunuculuğunu yapan muhafazakâr bir ideolojiyi temsil ettiği yönünde görüşler de yok değildir. Ancak tüm işlevselcilerin böyle olmadığı ve daha sonraki birçok işlevselcinin (T.

başka bir bölgede sağlığın korunmasına hizmet edebilir. Çünkü insanlar yaşasınlar veya ölsünler toplumların devamlılığını bu kurumlar sağlayacaktır. Sistemin dengede bulunmasına hizmet etmeyen işlevler de bulunduğunu belirleyen Merton bunlara “işlevsel olmayan” (dysfunctions) sonuçlar adını verir. Örneğin ABD’de azalan doğumların artması için ailelere para desteğinde bulunulmuştur. Öte yandan gizil/latent ve açık/manifest işlevler arasında da ayrım yapar. Buna karşılık. İşlevselcilere göre insanlar. Burada paranın açık işlevi çocuk sayısının artmasına katkıda bulunmaktır. Örneğin aile planlamasının nüfusun denetlenmesine mi yoksa sağlığa mı hizmet ettiği böyle bir sorudur. İşlevselcilikte -insanlardan bağımsız bir sistem olarak. Başka bir örnek de haşhaş üretimine getirilen kısıtlamalar hakkında verilebilir. toplumun dengede kalmasına hizmet etme koşuluna bağlar. belirli bir toplumda bulunan sosyal sorunları açıklamada iki yol önerir: . iyi inşa edilmiş evlilik ve aile gibi her toplumda bulunan sosyal kurumlar önemsenir. Merton’dur. O.toplumun. Merton işlevselliği. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 61 (sosyal yapı) ve bu parçaların her biri organizmanın yaşamını sürdürmesinde sonuçlara (işlevlere) sahiptir. insanların bazı ortak inanç ve değerleri de paylaştığını kabul eder. bebek yatağı gibi birçok sanayinin de iş kapasitesini arttırmış. niyetlenilmeyen olumsuz gizli işlevlerden de söz edilebilir. Kısaca pozitif ve negatif işlevlerin herkesim için aynı olmadığı söylenmek istenir. Bu yüzden. Ayrıca bu görüş. Ancak doğum sayısının patlaması bebek bezi. sosyal denilen ortak yaşamı olanaklı kılan zekâya sahip olan amaç yönelimli varlıklardır. para desteğinin aynı zamanda uzun dönem için gizil ve fakat negatif bir işlevi olduğu anlaşılmıştır. artan çocuk sayısının yoksulluğa ve işsizliğe yol açtığı. Haşhaş üretilmemesi bir yerde ekonomik işsizliğe yola açarken. Örgütlü toplumsal yaşamı olanaklı kılan birlik ve dayanışma duygusunun kaynağı da budur. İşlevselci Yaklaşımın önemli isimlerinden biri de R. Örneğin hükümet zamanında teşvikleri sona erdirmediği için. organik benzetmeler üzerinde fazla durmaz ve onun yerine işlevler ve çeşitleri üzerinde çalışır. uzun süreli devamlılığı esastır. Oysa Çatışmacı Yaklaşım için ölçüt bu kararın kimlerin çıkarına hizmet ettiği tarafından belirlenir. ileriki yıllarda ailelerin genişlediği. bu baştan niyetlenilmemiş gizil bir işlev olarak bazı sektörlerin gelişimine katkı yapmıştır. Pozitivizm ve ampirizm temelli klasik işlevselcilik. Bu sonuçların bazıları sistemin yaşamını sürdürmesine katkıda bulunurken yani fonksiyonel olurken bazıları da bunu azaltabilir ve disfonksiyonel olabilir.

62

Ünite 4

1. Sosyal Patoloji Açıklaması: Buna göre, kötü ya da yanlış yönlendirilmiş bireylerin kasıtlı davranışları sonucunda sosyal problemler ortaya çıkar. Örneğin bir birey dıştan bir mikrop veya virüsler; içten de hastalıklı hücreler yüzünden hastalanabilir. İşte bu hastalıklı bireyler toplumu da etkilerler. Bu görüşe göre ateşlenmek belirli bir bedensel hastalığın belirtisi iken, yoksulluk gibi suç da toplumsal hastalıkların belirtisidir. Buradan varılan sonuç da ilginçtir. Şöyle ki, nasıl fiziksel sağaltım için bedenin mikroplardan temizlenmesi gerekiyorsa, toplumların da sorun yaratan bu tür hastalıklı birey ve gruplardan ya tedavi görerek ya da atarak kurtulması gerekir. Örneğin ekonomik sorunlarından tembellik ya da çalışma isteği ve şevki olmadığı için sorumlu olan fakir insanlara çalışma ahlakı ve arzusu kazandırılarak yoksulluğun ortadan kaldırılabileceğini düşünürler. Çünkü tembellikleri yüzünden çalışmama patolojik bir durumdur ve bir an önce ortadan kaldırılmalıdır. Suçun da aynı şekilde suçluların yakalanmasıyla denetim altına alınacağını düşünürler. Toplumun korunması için bu insanlara ömür boyu hapis, hatta idam cezası dahi verilebilir. Büyük sistemin sürekli sağlığı en önemlidir ve hastalanmış toplumsal parçaları keserek kötülükleri azaltan her şey meşrudur. Sosyal sorunları, uyumsuzluk, ahlaksızlık ve sosyal çözülme biçiminde kavramlaştıran sosyal patoloji yaklaşımı, boşanma, eğitimsizlik ve akıl hastalıklarını tartışırken; toplumdaki mevcut kurallara uymada bireylerin başarısızlığı üzerinde odaklaşır. Diğer bir ifade ile toplum ya da devletin toplum ya da sağlık programlarındaki yetersizliği yerine, bireyi toplumdaki normlara uymada başarısız olarak görür ve suçlar. Aslında burada yansılanan Durkheim’ın ahlakçı görüşüdür. Mevcut kapitalist düzen normal olarak kabul edilmekte, aksayan yönler ise sapma, anormal ve patolojik olarak görülmektedir. 2. Sosyal Çözülme Açıklaması: İkinci bir yorum olarak, soysal çözülme kavramlaştırmasına göre sosyal problemler, toplumdaki normal durumda yapının öğeleri arasında var olan denge ve uyumun bozulması sonucunda ortaya çıkarlar. Sistemin bir bölümünde ortaya çıkan rahatsızlıklar, karşılıklı ilişki halindeki diğer bölümleri de etkiler. Bu yüzden ortaya çıkan sorunlar sistemin iyi işlemediğinin işaretidir. Bu yaklaşımda problemin çözülmesi bozulan yapının onarılmasıdır. Eğer mevcut yapının içinde sorun çözülmezse, yapı yeni ve farklı düzeyde denge oluşturarak sorunu çözümler.

Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar

63

Sosyal problemlerin işlevselci/fonksiyonalist yorumları, güçsüz sayıltıları ve bunların yaşam üzerinde yaptıkları olumlu ve olumsuz etkiler yüzünden eleştirilmektedir. Ayrıca muhafazakârlık dolayısıyla, mevcut düzeni sürdürme çabasında olmaları yüzünden de suçlanmaktadırlar. Bu eleştiriler, klasik işlevselci modelin gözden geçirilmesine yol açmış ve Robert K. Merton toplumsal sistemlerin karmaşıklığını anlamada daha orta boy bir işlevselci kuram geliştirmiştir.

Çatışmacı Yaklaşım
Sosyal bilimlerde Çatışmacı yaklaşım ve kuramlar, toplumdaki gruplar ve sınıflar arasındaki sosyal, siyasi ve maddi eşitsizlikler üzerinde vurgu yaparak mevcut sosyopolitik sistemi eleştirirler. Çatışmacılar, özellikle sınıflar arasındaki güç mücadelesi ve birbirine tarihsel olarak karşıt olan hâkim ideolojiler üzerinde dururlar. Bu çalışmaları, güncel “barış ve çatışma çözümleme” (peace and conflic resolution) analizleriyle karıştırmamak gerekir. İşlevselcilerin toplumu ahenk içinde bir bütün olarak görmelerinin aksine çatışmacılar, toplumun birbiriyle kıt kaynaklar için çatışan gruplardan oluştuğunu kabul ederler. Dıştan bakıldığında birlik ve beraberlik içinde görülen ilişkilerin ardında bir güç mücadelesi olduğunu savunurlar. Çatışmacı Yaklaşım da modernist kuramlara ve daha çok makro düzeyde yapısal analizlere dayanır. Çatışmacı sosyologların en başında K. Marks gelir. Ona göre insanlık tarihi aynı zamanda sınıf çatışması tarihidir. Ancak günümüzde Marksist olmayan çatışma kuramcıları da bulunmaktadır. Örneğin bunlardan biri olarak Ralf Dahrendorf, çatışmanın “otorite” içeren her ilişkide söz konusu olabileceğini savunur. Meşru olan güç (power) olarak tanımlanan otorite (Weber, 1946) toplumun her kesiminde, ister küçük bir grup ister bir organizasyon ya da geniş toplum olsun her düzeyde bulunur. Otorite konumunda bulunanların diğerlerinde kendisine uymayı beklemesine karşılık, diğerleri buna direnirler. Sonuç olarak, toplumda her iki taraf arasında otorite adına sürekli çatışma yaşanır. Örneğin bir işyerinde farklı birimler arasında, okulda öğretmenler ve öğrenciler arasında, hastanede hekim ve hekim-dışı personel arasında, ailede karı-koca veya ana-baba ve çocuklar arasında sürekli otorite çatışması yaşanabilir. Aynı şekilde Lewis Coser da Marks’tan farklı olarak, çatışmanın aralarında yakın (close) ilişki bulunan herkes için söz konusu olduğunu savunur. Çünkü birbirleriyle yakın ilişki içinde olanlar arasında sorumluluk, güç ve ödüllerin paylaşımı sırasında ortaya çıkabilecek her türlü değişiklik diğerlerinde hayal kırıklığı yaratabilir. Bu durum,

64

Ünite 4

aile içindeki mahrem (intimate) ilişkilerde de söz konusudur. Eş ve veya çocuklar arasında, her an ya ev işlerinin paylaşımında ya da önemli kararların alınmasında anlaşmazlık çıkabilir. Coser, ayrıca çatışmanın sosyal sistem açısından bütünleştirici ve uyum sağlayıcı işlevleri üzerinde durmasıyla da tanınır. Ona göre çatışma yoluyla grup normlarının yeniden gözden geçirilmesine ve uyarlanmasına olanak sağlanır. Örneğin bir işyerinde çalışanlar arasındaki işbölümü çatışma yaratıyorsa, taraflar tutum ve davranışlarını gözden geçirerek yeni sorumluluklar üstlenebilirler. Modern çatışma kuramının kurucusu C. W. Mills’e göre, ilk aşamada sosyal yapılar birbiriyle çıkar ve kıt kaynaklar için çatışan insanlar aracılığıyla yaratılır. Daha sonraki aşamada ise, çıkar ve kaynaklar, insanlar tarafından yaratılan yapının yüceltilerek “şeyleştirilmesi”nden (reification) ve toplumdaki güç ve kaynakların eşitsiz dağılımından etkilenir. Bu şeyleştirme aslında insan ve onun yarattığı yapı arasındaki diyalektik bağın kopması ya da gözden kaçırılmasıdır. Ona göre Amerikan toplumundaki iktidar seçkinlerinin üç ayağı vardır: ordu (Pentagon), ekonomi ve yönetim/hükümet. Aslında ordu ve ekonominin iç içe geçmişliği de göz ardı edilmemelidir. Savaş sanayi demek daha doğru bile olabilir. Bu yüzden iktidar seçkinlerinin temel politikası ülkeler ve toplumlar arasında çatışmanın yükselmesi, silahlanma ve kitlesel yıkım ve insan ırkının yok edilmesine yöneliktir. Görüşleri yüzünden Amerika’da toplum dışı ilan edilen C. W. Mills’in tüm radikalliğine rağmen, 1960’larda yaptığı kestirimlerin pek çoğunda haklı olduğunu söylemek mümkündür. Sosyolog G. Lenski (1966)’ye göre, bir toplumda varlığı kabul edilen alt grupları birbirinden ayıran her özellik, Marks tarafından betimlenen sınıf çatışmalarına temel oluşturma potansiyeline sahiptir. Örneğin yaş ve cinsiyet, mülkiyet ve otorite hatlarını çaprazlamasına keser ve nüfusu toplumsal eşitsizlik olarak değerlendirilen gruplara böler. Ekonomik konumlarına bakılmaksızın çağdaş toplumda birçok yerde erkeklere göre kadınlar, toplumsal ödüllerden daha düşük pay alırlar. Gençlere daha fazla önem verilen sosyokültürel sistemlerde toplumun yaşlıları, gençlere göre daha az değerli bulunabilir. Yaş Sınıfları (Age Classes) kavramını ortaya atan Lenski’ye göre, bu ayrımlar modern toplumda giderek artmakta ve aralarındaki mücadele giderek sertleşmektedir. Ona göre eğer toplumdaki mevcut gruplar düzenlemelerin kendi çıkarlarına hizmet etmediğini düşünmeye başlarlarsa toplumdaki karışıklık alevlenir.

sadece sanayileşme değil ve fakat kapitalizmdir. Sonuç olarak Çatışmacı Yaklaşım. Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı Son yıllarda hem eleştirel hem de çatışma yaklaşımlarını güç odağında birleştiren bir yaklaşımdan daha fazla söz edilir hale gelmiştir. sınıf üzerinde duran neoMarksistler. toplumu birbiriyle dayanışma içinde olan grupların oluşturduğu bir bütün olarak görmezler. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 65 Yapısal işlevselcilik gibi Çatışmacı Yaklaşım da. farklı gruplar kendi çıkarlarını arttırmak için toplumu denetlemeye girişirler. Problem edindikleri konuların başında sınıf mücadelesi ve güçlü sınıfların işsizliğe. artık politik. R. Çünkü Çatışmacı Yaklaşıma temel oluşturan Marksizm de yapısalcı bir kuramdır. İktidara gelen grup ise. Collins. ekonomik ve sosyal kararları kendi lehine ve diğer grupların aleyhine alır. Aksine onlar. Örneğin aile konusunda önemli çalışmalar yapan Abbott ve Sapsford (1987)’a göre Marksizm. Aslında bu yaklaşımın taraftarları arasında henüz üzerinde anlaşmaya varılan bir kuram ve analiz gövdesinin bulunmadığı hemen belir- . çekirdek ailenin. Örneğin Amerika’da Afrika kökenlilerin neden daha fazla işsiz olduğunu sorgular. Marksistlerin toplum hakkındaki görüşleri işlevselcilerden son derece farklıdır. toplumdaki egemen kurumları derinlemesine incelemekte ve sosyal sorunların çözümünde radikal ve temel çözüm önerileri geliştirmeye çalışmaktadırlar. Kısaca Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı (Critical Power Conflict Perspective) olarak geçen şemsiye altında. makro düzeyde ve çoğu zaman tarihsel karşılaştırmalar yaparak incelemeler yapar. kapitalist iş yerindeki gerilimlerden kaynaklanan tansiyonu düşürmede bir supap olarak modern toplum için daha uygun bir form olduğunu kabul eder. Lenski. Günümüzdeki çatışmacı sosyologlar arsında en önemlileri R. modern ve makro bir yaklaşım olarak benzer bazı özelliklere sahiptir. Onlar. kadının sömürüsü üzerine vurgu yapan feministler. Eric Olin Wrigh'tır. hükümet politikalarını eleştirirler. Aralarında farklılıklar olmasına rağmen bu yaklaşımı benimseyenler. Onlara göre. ırk ve etnik sömürü üzerinde vurgu yapan analizciler ve antidemokratik yönetim üzerinde odaklaşan eleştirel devlet analizcileri gibi oldukça geniş ve heterojen gruplar yer almaktadır. Dahrendorf. Eitzen ve Baca Zinn. Onlara göre modern toplumu karakterize eden özellik. toplumu birbiriyle çatışan çıkarlara sahip grupların zor ve güç kullanarak kendi refahlarını arttırmak için mücadele ettikleri bir arena olarak görürler. yoksulluğa örneğin evsizliğe nasıl baktığı gelir.

kapitalizmi veri olarak kabul eden tüm yaklaşımları statükocu bularak eleştirmesi de ayrıca değerini arttırmaktadır. c. Bu yaklaşımın. Toplumdaki tabakalaşma. sınıflı sistem içinde geniş işçi kesimine az sayıdaki kapitalist sınıf hükmetmektedir. sosyal problemlerin anlaşılmasında daha derin bir görüş sağlar. Belirli aralıklarla güçlülerle güçsüzler arasında yaşanan çatışmalar. sosyal sorunların yarattığı baskı ve tehditler. Yeni sosyal hareketler olarak çevreciler ve feministler gibi grupların. Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı. toplumdaki gruplar ve sınıflar arasındaki sosyal. daha fazla refah ve gelir payı. toplumsal cinsiyet (gender) ayrımında da erkekler kadınlara hükmetmektedir. siyasi ve maddi eşitsizlikler üzerinde vurgu yaparak mevcut sosyopolitik sistemi eleştirirler. hükmetme ve itaat ilişkileri birçok sosyal soruna kaynaklık etmektedir. Sonuç olarak Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı.66 Ünite 4 tilmelidir. d. Irkçılık temelinde beyazlar beyaz olmayanlara. Toplumdaki mevcut düzen ile hiyerarşiyi açıklayan. Güçlü insanların diğerleri üzerinde güçleri vardır. 1997): a. kaynakların ve güçlerin yeniden dağılımıyla sosyal sorunların çözümünü amaçlayan yeni sosyal hareketler (social movements) ve örgütlenmelerin doğmasına yol açmıştır. daha fazla bilgi kaynağı ve daha fazla asker ve polis üzerinde kontrol gibi önemli kaynakları denetlerler. iktidar talepleri olmamakla birlikte toplumsal duyarlılık arttırmada önemli misyonları vardır. Marksist entelektüel gelenekten beslendiği açık olan bu yaklaşımın temel önermeleri şunlardır (Feagin ve Feagin. muhafazakâr veya liberal piyasa düzeni yaklaşımlarıyla karşılaştırıldığında. b. sadece uyum ve ahenk ile ilgilenmek yerine. Örneğin. güç ve çatışma ilişkilerini birlikte kavramlaştırarak daha bütüncül (holistik) bir bakış açısına sahip olması açısından çok önemlidir. Çatışmacılar özellikle sınıflar arasındaki güç mücadelesi ve birbirine tarihsel olarak karşıt olan hakim ideolojiler üzerinde dururlar . Bu yüzden sıradan insanlar üzerinde güçleri vardır. yorumlayan inanç ve ideolojiler güçlüler tarafından şekillendirilir. e. Çünkü onlar toprak ve işletme üzerinde özel mülkiyet. Sosyal bilimlerde Çatışmacı yaklaşım ve kuramlar.

Bu yaklaşıma göre. Sosyolojideki kuramsal yaklaşımların. Aynı şekilde Lemis Coser da Marks’tan farklı olarak. özel olarak sosyolojide tek hakim bir paradigma (model veya kavramlar ana demeti) yoktur. Parsons toplumun “koruyucu”. insanların sosyal davranış ve inançlarını belirleyen yaşamın sosyal koşulları fazla nesnel değildir. toplumu birbiri ile ilişkili parçaların görev yaptığı bir sistem olarak görür. Çatışmacı Yaklaşım. Antipozitivist /Yorumlayıcı ve Eleştirel gibi) ve “Kuramsal Yaklaşımlar” olarak iki genel grupta toplanabilirler. İşlevselci Yaklaşım. din toplumun bütünlüğünü sağlayan. makro düzeyde ve çoğu zaman tarihsel karşılaştırmalar yaparak incelemeler yapar. Ona göre insanlık tarihi aynı zamanda sınıf çatışması tarihidir. Örneğin Amerikalı ünlü sosyolog T. “yönlendirici” ve “uygulayıcı” alt sistemlerden oluştuğunu savunur. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 67 Özet Genel olarak sosyal bilimlerde. modernist çerçevede “Sembolik Etkileşimcilik” gibi daha mikro yaklaşımlardan. Bunlar genelde “Metodolojik Yaklaşımlar” (Pozitivist. Ancak günümüzde Marksist olmayan çatışma kuramcıları da bulunmaktadır. siyasal kurumları yönlendiren. . ekonomik kurumlar da uygulayıcı konumundadır. Sosyolojide başlangıçtan bu yana birbiriyle yarışan görüş ve modeller söz konusu olmuştur. “Yapısal İşlevselcilik” olarak da anılan yaklaşımdır. Sembolik etkileşimcilik. Genel olarak sosyolojide modernist çerçevede en yaygın olarak kullanılan makro yaklaşım. daha doğrusu onlar hakkındaki kabullerine göre farklılaşan çeşitli yaklaşımlar vardır. Marks gelir. Örneğin Ralf Dahrendorf çatışmanın otorite ilişkisi bulunan her yerde olabileceğini savunur. Problem edindikleri konuların başında sınıf mücadelesi ve güçlü sınıfların işsizliğe ve yoksulluğa nasıl baktığı gelir. insanı sosyal bir fenomen olarak anlamak için öznelci yaklaşımı tercih eder. “İşlevselcilik” ve “Çatışmacılık” gibi daha makro yapısal yaklaşımlara doğru genişlediği ve hatta son yıllarda sosyolojiye meydan okuyan feminist ve postmodernist yaklaşımlarla da zenginleştiği söylenebilir. “bütünleştirici”. Bu yaklaşım. Onlar aslında insanların bu koşullar hakkındaki öznel algılamaları ve yorumlamalarıdır. Çatışmacı sosyologların en başında K. Diğer bir ifade ile sosyolojide insan ve toplumu nasıl gördüklerine. çatışmanın aralarında yakın (close) ilişki bulunan herkes için söz konusu olduğunu savunur. Aile kurum olarak koruyucu bir alt sistem iken. epistemolojik olarak bilginin kaynağını deneyde gören Ampirizmden ve sosyal dünyanın da fizik dünya gibi dıştan göründüğü gibi doğrudan inceleneceğini savunan Pozitivizmden temellenir.

M. Pragmatizm e. e. Hiçbiri . Ampirizm d. d. Pozitivizm b. Genel analiz düzeyi Analizin odaklandığı konular Anahtar kavramlar Hepsi Hiçbiri 2. Aşağıdakilerden hangisi farklı sosyolojik yaklaşımların karşılaştırılmasında ölçüt olabilir? a. Çatışmacı Yaklaşımın temel görüşleri kime dayanır? a. Yapısal İşlevselcilik en çok hangi kaynaktan beslenir? a. Comte e. Durkheim b. Hepsi 5.68 Ünite 4 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Feminizm b. Rasyonalizm e. Hiçbiri 4. K. c. Pragmatizm c. E. Sembolik Etkileşimcilik en çok hangi görüşten beslenir? a. Marks c. A. Sosyolojik Yaklaşımlar birbirinden en fazla hangi açıdan farklılaşır? a. b. e. b. Weber d. Pozitivizm d. Entivisyonizm c. Düzey (makro-mikro) Zaman (dün-bugün) Yer (doğu-batı) Hepsi Hiçbiri 3. c. d.

2. 5 Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 6. 4. 9. Türkiye’de Sosyoloji . Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme 10. 8.1. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar SOSYOLOJİ 3. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 7.

• Marksist Feminizmin temel görüşleri incelenecektir. • Radikal Feminizmin temel görüşleri incelenecektir. • Postmodernizmin kendisine yöneltilen eleştiriler gösterilecektir. • Sosyalist Feminizm temel görüşleri incelenecektir.70 Ünite 5 Ünitede Ele Al›nan Konular • Feminizm • Farklı Feminist Yaklaşımlar > Marksist Feminizm > Radikal Feminizm > Liberal Feminizm > Sosyalist Feminizm • Postmodernizm • Postmodernizmin Eleştirisi Ünite Hakk›nda • Feminizmin sosyolojiye eleştirileri incelenecektir. . • Liberal Feminizmin temel görüşleri incelenecektir. • Farklı Feminist Yaklaşımların neler olduğu gösterilecektir. • Postmodernizmin sosyolojiye eleştirileri incelenecektir.

• Neden farklı feministlerin ortaya çıktığını öğreniniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Feminizmin ataerkillik konusundaki görüşünü tartışınız. • Postmodernizm ve postyapısalcılığın sosyolojiye nasıl bir . Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 71 Ö¤renme Hedefleri • Feminizmin sosyolojiye eleştirilerini öğreneceksiniz. • Sosyalist Feminizm temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Marksist Feminizmin temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Postmodernizmin en çok hangi alanlarda gelişme gösterdiğini nedenleriyle tartışınız. • Postmodernizmin sosyolojiye eleştirilerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Feminizm sosyolojiye neden meydan okumaktadır? Tartışınız. • Farklı Feminist Yaklaşımların neler olduğunu öğreneceksiniz. • Postmodernizmin kendisine yöneltilen eleştirilerin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Liberal Feminizmin temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Postmodernizmin sosyolojiye neden bu kadar eleştirel yaklaştığını ve bundaki haklılık payını tartışınız. • Radikal Feminizmin temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. tehdit oluşturabileceğini örneklerle tartışınız. • Farklı feministlerin benzer noktalarını sıralayınız.

4. Feminizm genel anlamda sosyolojiye eleştirel bakar. Bu amaçla.72 Ünite 5 Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Klasik sosyolojik yaklaşımlara temel eleştirilerden biri Feminizmden diğeri ise Postmodernizmden gelmektedir. İşlevselcileri ailenin tüm üyelerine sağladığı olanakların ya da çıkarların eşit olduğunu iddia ettikleri için eleştirirler. Tüm Feminist kuramlar aileyi ataerkil bir kurum olarak görürler. Örneğin Feministler. Kadının temel rolü üreme ve çocuk yetiştirmedir. bu bölümde her iki yaklaşıma da yer verilmiştir. Oysa tüm ev işleri ve çocukların yetişmesinden sorumlu olan kişi kadındır. Onlara göre bu yaklaşım toplumsal cinsiyet farklılıklarını görmezden gelmektedir. genel hatlarıyla farklı feminist yaklaşımlar ortak bazı özelliklere de sahiptirler: 1. Weber. İkinci olarak Feminizm hem İşlevselcilerin hem de Çatışmacıların görüşlerine eleştirel bakar. Kurucu sosyologlardan M. Ancak günümüzde artık nesnellik konusundaki kesin ısrarlardan vazgeçildiği belirtilmelidir. 3. Aileyi ataerkil olarak görmek ise oldukça kapsamlıdır. Çünkü sosyolojide araştırmaya başlarken problemin seçimi değerlerle ilgilidir. Klasik anadamar (mainstream) sosyolojinin aslında erkekegemen (malestream) görüşlere sahip olduğunu iddia eder. araştırmacının bu öznel başlangıca rağmen nesnel bir araştırma yürütmesinin olanaklılığını savunmuşsa da artık büyük ölçüde bu tür iddialardan vazgeçilmiş bulunulmaktadır. Burada esas sorgulanmak istenen sosyolojinin değerlerden arınmış bir bilim olup olmadığıdır. bu kadının iki kez sömü- . Sosyolojinin eleştirilerini bilmenin onun daha iyi anlaşılmasına hizmet edeceği kuşkusuzdur. Sosyolojinin toplumsal yaşam hakkında yanlı/tarafgil görüşlere sahip olduğunu savunur. 2. Her ne kadar artık birçok ülkede kadın ev dışında çalışmaya başlasa da Feministlere göre. Feminizm Ancak daha başlangıçta feminist olarak adlandırılan pek çok kuramın olduğu veya birbirinden farklı çok sayıda feminizm bulunduğu belirtilmelidir. Bu eleştirinin altında tek fakat önemli bir neden yatar ki. Buna rağmen. bu konuda aralarında oldukça önemsiz farklar bulunur. o da erkek egemenliği demek olan “ataerkillik ”tir (patriarchy).

Marksist Feminizm Adından da anlaşılacağı üzere bu kuram hem Feminist hem de Marksist görüşlerin bir karışımıdır. Farklı Feminist Yaklaşımlar Feminist Yaklaşım içinde en önemlileri Marksist. Feministler. Feministler ayrıca İşlevselci Yaklaşımın toplumsal cinsiyet (gender) farklarına ilişkin görüşlerinde çelişki ve belirsizlik olduğunu iddia ederler. sadece bir sınıfın diğer sınıf üzerindeki güç mücadelesini sorun edinerek sermaye ve emek üzerinde odaklanarak toplumsal cinsiyeti ihmal ederler. Çünkü bu durumda. Çünkü kadın meslek sahibi de olsa. Feministler erkek egemenliğini. Diğer bir ifade ile aile. sadece kapitalizmin ihtiyacı olan emeği üreterek onu destekleyen birim olmanın ötesinde ataerkilliği de yeniden üreten birimdir. . özel mülkiyet ortadan kalktığında ataerkilliğin de kalkması gerekecektir. kapitalizmin bir sonucu veya özel mülkiyeti koruyan kapitalizmin yol açtığı bir durum olarak görürlerse de. İşlevselcilerin toplumsal cinsiyet rollerini doğal ve değişmez olarak görmelerini sorgularlar. Marksistler. hem kapitalizmin hem de ataerkilliğin emniyet supabıdır. kadınlara yapılan baskı ve sömürü aynen kapitalist ülkelerde olduğu gibi devam etmiştir. Feministlere göre toplumsal cinsiyet rolleri kültürel olarak öğrenilerek aktarılırlar ve bu yüzden değiştirilebilirler. 5. 6. Çin ve Küba olmak üzere kapitalizm yıkıldığı halde ataerkillik yok olmamış. Radikal. bazıları kapitalist bazıları değilken ataerkillik son derece yaygındır. Oysa başta eski Sovyetler Birliği. kapitalizme mi yoksa kültürel yapıya yani dine mi bağlamak gerekeceği sorularının yanıtları oldukça tuzaklı ve tartışmalıdır. Kapitalist sistemde kadın hem yedek emek gücünü üretir hem de piyasanın ucuz emek ihtiyacını karşılar. Bunlar hakkında tanıtıcı bilgiler verilerek aralarındaki farklar aşağıda gösterilmeye çalışılmıştır. Bu durum aynı işi yapan kadına erkekten daha az ücret ödenmesine olanak tanır. Feministlere göre aile. İslam ülkelerinde de. Liberal ve Sosyalist Feminizmdir. Bu nedenle bu toplumlardaki ataerkilliği. bu konu son derece tartışmalıdır. ev işleri ve çocukların yetiştirilmesi sorumluluğu halen onun üzerindedir. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 73 rülmesi ve baskılanmasıdır. Marksist aile görüşlerini de toplumsal cinsiyete kapalı ya da görmezden gelen tutumları yüzünden eleştirirler.

74

Ünite 5

Marksistler tarafından aile yaşamı ve evlilikte kadının sömürüldüğü kabul edilmekle birlikte, bunun ailenin kadın üzerinde etkisinden çok, aile ile kapitalizm arasındaki ilişkiden kaynaklandığının ileri sürülmesi önemlidir. Marksist feministler, Marksist kavramları kullanmakla birlikte kadının sömürüsünü aile yaşamının anahtar özelliği olarak görmektedirler. Örneğin Margaret Benston (1972), Kadının Özgürlüğünün Politik İktisadı adlı eserinde, “kadının yarattığı ücretsiz emeğin çok büyük olduğunu ve üretim araçlarının mülkiyetine sahip olanlarla karşılaştırıldığında çok daha kârlı olduğunu” savunmaktadır. Minimum ücret ölçülerinde bile kadının emeğinin ödenmesi durumunda refahın yeniden dağılımında çok büyük artışlar sağlanacaktır. Bugün için ailenin desteklenmesi, ücretliler üzerinde gizli bir vergilendirme demektir. Diğer bir ifade ile şu andaki ücretler ile iki kişinin emeği satın alınmış bulunmaktadır. Bu bağlamda Benston, çekirdek ailenin kapitalist toplumda istikrar sağlayan bir “ekonomik birim” olduğunu tartışmaktadır. Böylelikle evde yapılan üretim, baba ya da eşin kazancından ödenmekte ve onun emeğini piyasadan çekme olanağı çok daha azalmaktadır. Böylelikle yalnızca aile üretimi ve ucuz emek değil, aynı zamanda işverenin masrafsız olarak idamesi de sağlanmaktadır (Haralambos ve Holborn, 1995). Öte yandan Marksist feministlere göre ev kadını rolündeki kadınlar, eşlerinin ücretli işçi olarak rollerini en iyi şekilde yerine getirmek için duydukları gereksinmeleri de karşılamaya çalışırlar. Ansley’e göre kadınlar, geleneksel rollerini oynarken, kocalarının meşru kızgınlıklarını, güçsüzlüklerinden kaynaklanan hayal kırgınlıklarını ve baskıyı sineye çekerler. Hatta birçok kocanın aileleri ve karısı üzerinde kurduğu diktatörlük, onlara sisteme hiç meydan okumaksızın kızgınlıklarını ifade etme olanağı sağladığı için aile kapitalizm için vazgeçilmezdir.

Radikal Feminizm

Radikal feministler, ataerkilliği kültürün bir sonucu olarak görürler. Ataerkillik, kadının rollerini doğal ve karma bir şekilde görerek aile aracılığıyla kültürel olarak aktarılmasına yardımcı olunması demektir. Ataerkil ideoloji, kadını ikincil ve zayıf cins olarak görerek ev işi ve çocuk yetiştirme rolüne indirger. Ataerkillik, farklı toplumsal yapılarda kültürel değerler ve inançların bir sonucu olarak görülebilir. Kültür toplumsal yapının bir parçasıdır; ancak, Marksistlerden farklı olarak sadece ekonomik ihtiyaçlarla belirlenmemektedir. Ataerkillik bu nedenle farklı toplumsal yapılarda farklı biçimlerde ortaya çıkabilir. Örneğin kapitalist, komünist ve teokratik toplumlarda ataerkillik mümkündür. Ancak kültür değiştiğinde ataerkillik de değişebilir.

Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar

75

Sonuç olarak çok sayıda feminizm olmasına rağmen radikal feministleri diğer feminizmlerden ayıran iki temel özellik vardır. Bunlardan ilki, kadınlar tarafından kadınlar için geliştirilmiş olmasıdır. Bu yüzden mevcut yaklaşımlar ve gündem ile uzlaşmaya gereksinim duymazlar. Diğer kuramlar örneğin Marksizmin uyarlamasının yerine, yenilikçi olma eğilimindedirler. İkinci temel özellikleri, kadınların baskı görmesini, hükmetmenin en evrensel ve en temel biçimi olarak görmeleridir. Toplum kapitalist olmaktan çok ataerkil veya erkek egemen olarak görülür. Ayrıca kadını erkeklerden farklı çıkarlara sahip olarak görürler. Üzerinde fikir birliğine varmamış olmakla birlikte, Christina Delphy ve Diana Leonard (1992) gibi bazıları, erkek egemenliğinin sürmesinden aileyi sorumlu tutarlar. Onlar aileyi temel olarak ekonomik bir sistem olarak görürler. Bu sistemde erkek çoğu kez kazançlı iken, kadın ve çocuklar kaybedenler tarafındadır. Çünkü tüm aile fertleri aile reisi için çalışırlar. Kadının uğradığı baskı, onun yaptığı işten ve bedeninin kullanımından gelmektedir. Bu yüzden de kadının pasif olarak yetiştirilmesi gibi ideolojik gerekçelerle değil, kadının aile içinde çalıştırılması uygun olduğu için kadın baskılanmakta olduğu görüşündedirler.

Liberal Feminizm

Liberal feminizmin iki temel savından biri “erkekle eşitlik”, diğeri ise “kadının özgürlüğü” dür. Onlar için kamusal alanda çalışmak çok önemlidir. Çalışma yaşamında eşitlik, aile yaşamında eşitlik ve son olarak sosyal hayatta eşitlik sağlanmalıdır. Aile içindeki geleneksel işbölümü kadının çalışmasının en büyük engelidir. Kapitalizmin gelişmesi ve yeterli istihdam olanağının sağlanması ile aile dönüşüme uğrayacaktır. Onlar sosyalist ve radikal feministlerin aileyi köklü biçimde dönüştürme taleplerine eleştirel bakarlar. Liberal feminizm, aslında bilimsel bir yaklaşımdan çok politik özellikler taşır. Ataerkil yapının, nasıl ortaya çıktığı veya ne olduğuyla ilgilenmek yerine nasıl olması gerektiğini sorgular. Liberal Feministler, yasal değişiklik ile ailede ve toplumda kadının konumun iyileşebileceğini savunurlar. 1970’lerin eşit işe eşit ücret getiren Eşit Fırsatlar Yasasını savunurlar. Ancak bazı iyileşmeler sağlanmış olsa bile temel eşitsizliklerin hâlâ mevcut olduğunu görmek gerekir. Bu nedenle Marksistler, fırsatlar ve seçeneklerin artmasının toplumsal yapının esnek ve değişebilir olarak görülmesine hizmet etmesine rağmen gerçekte daha güçlü olanlar (zenginler ve erkekler) tarafından bunun bir yol bulunarak engellendiğini görürler.

76

Ünite 5

Sosyalist Feminizm
Kamusal ve özel alan kavramlarını özellikle vurgulayan Sosyalist Feministler, Radikal Feministlerden farklı olarak ataerkillik yerine kapitalizm vurgusuyla dikkat çekerler. Onlara göre kapitalizm, kadını “özel alana”, erkeği de “kamusal alana” yerleştirmiştir. Kapitalizm, kadını özgürleştiriyor gibi görünürken, aslında bunun tam aksini yaptığı için, kadının özgürleşmesi ve kurtuluşu ancak sosyalizm ile mümkündür. Ailenin yıkılması ancak sosyalist bir toplumda gerçekleşebilir. Üretimin toplumsallaşması, ailedeki yeniden üretime gereksinim bırakmayacak ve ailenin önemi azalacaktır. Sosyalist feministlere göre özel alan siyasaldır. Bu söyleme göre, özel bir kurum olan aile içindeki kişiliklerin, özel ilişkilerin, diğer bir ifade ile mahrum sayılabilecek konuların tümü politik boyutlara sahiptir. Özel alan yani aile, kadının ezilmişliğinin, ikincilliğinin ortamını hazırlayan bir kurumdur. Önerilen ise, aile ilişkilerinin de siyasal alan içinde görülmesidir. Siyasal alanın, kamusal alan ile sınırlandırılmış olması da böylece tartışılır hale gelmiş bulunmaktadır. Birleşmiş Milletlerin “Gender in Development” (1996) serisinde de “yönetişim” (governance) kavramının aile içi ilişkileri de kapsayan biçimde genişletildiği unutulmamalıdır. Sonuç olarak birçok yeni gelişme, ailenin erkek egemenliğine terk edilen özel bir alan olarak görülmesine karşı olunduğunu göstermektedir. Böylelikle kadın ve çocukların istismarı durumunda, sivil toplum kuruluşları tarafından aile içi ilişkilere müdahale edilmesi meşrulaşmaktadır. Feministler de sürekli araştırma yaparak kadının toplumdaki konumunun daha iyiye götürülmesine çalışırlar ve farklı feminist görüşlere göre değişmeyen temel özellikleri burada bulmak mümkündür. Feminist araştırmaların özellikleri olarak şunlar sıralanabilir (Neuman, 1995) 1. Çoğunluğu kadın olan araştırmacılar tarafından Feminist değerlerin, yaklaşımların savunuculuğunu yapmak. Çok nadir olarak erkekler de bulunmakla beraber fazla kabul görmezler. 2. Kavram, sayıltı ve araştırma amaçlarını ifade eden sorularda biyolojik farklılık ifadesi olan ‘sexizm’in reddi ve bunun yerine “toplumsal cinsiyet”i (gender) kabul etmek. 3. Araştırmacı ile üzerinde çalışılan arasında empatik (kendini yerine koyma) ilişkiler kurmak, ona özne olarak yönelmek.

Araştırmalarda toplumsal cinsiyet ve güç ilişkilerinin toplumsal yaşamın tüm yönlerine nüfuz ederek etkilediğine duyarlı olmak. Nihilizm ve Anarşizmden beslenir. Bu görüşe fikir babalığı edenler Alman filozofları Nietzsche ve Heiddeger’dir. araştırmacının kişisel deneyim ve duygularını katmak. Araştırma tekniklerinin seçiminde esneklik ve akademik alanlar arasındaki mevcut sınırları aşmak. onu yetersiz bulması ve modernite dışında kendini kurmaya çalışmasıdır. başta sosyoloji. modernizmin ve yapısalcılığın sonu demektir. 7. Araştırma sürecine. moderniteden beklentilerini bulamayanlara başlı başına ilgi kaynağı olmaktadır. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 77 4. 6. Ona duyulan ilginin temel kaynağı modernizmi reddetmesi. Modernizmi “yapısöküm”e uğratma (deconstruction) çabası bile. Baudrillard ve Faucault postmodernizm denilince öne çıkan diğer isimlerdir. İki dünya savaşından başka. her ikisi arasında büyük benzerlikler olmasından kaynaklanır. Sosyolojinin ve ataerkil söylemin tüm insanlığa genellenmesine karşı durmak. 8. Postmodern eleştiriler. aktivist olmak. şehir planlama olmak üzere bazı alanlarda daha fazla etkili olmuştur. hukuk. coğrafya. Ancak deney ve niceliksel çözümlemelerden 7. Çoğu zaman da birbirleri yerine kullanılırlar. Lyotard. Postmodernizm Genel olarak sosyal bilimlere özel olarak sosyolojiye günümüzde en büyük eleştiri postmodernizmden gelmektedir. Birçok araştırma tekniğini birlikte kullanmak. psikoloji ve iktisat dışındaki alanlarda. 5. Postmodernizmle ilgili çok sayıda çalışmanın yapılması ve yayımlanması. İnsan yaşamının duygusal olan ve karşılıklı bağımlılığa dayanan boyutlarını kabul etmek. Kelime olarak anlamı ise. Postyapısalcılık ile oldukça yakın eleştiriler getirmeleri ise. bu konuya ilginin yüksek olduğunu göstermektedir. Jurgen Habermas. Kişisel ve toplumsal değişme amaçlayan “eylem yönelimli” (action oriented) araştırma yapmak. yoksulluk. Ayrıca Derrida. akla ve bilime tekrar dönmeyi şiddetle savunmuştur. Postmodernizm kıta Avrupası ve özellikle de Fransa ve Almanya’da ortaya çıkmıştır. Aslında postmodernizmin en sert eleştirisi de yine Almanya’dan gelmiştir. işsiz- .

Modernin kendinden önceki gelenekselden üstün olduğunu da kabul etmezler. Bu yüzden postmo dernizm. Elinizdeki metinde savunulan bir genellemeyi en uç noktalara kadar giderek. çevresel kirlilik gibi küresel problemler tüm bilimsel gelişmelere rağmen giderek artmıştır. Sosyal bilimler ile doğa bilimleri. Akıldışı. Tam tersi de olabilir. baskılayan araçlar olarak eleştirilir. Bu yüzden onlara göre kentleşme. Her alanı bir metin olarak görür ve onu bir çerçeveye oturtarak anlamaya çalışırlar. Bunun yerine belirsizliği tercih ederler. görünüş ve estetik her zaman ön plandadır.78 Ünite 5 lik. Popüler kültürü de bu arada önemserler. sanat ve edebiyat. tikel ve modern olmayana. metafizik olana. Bu bağlamda akademik disiplinler arasındaki ayrımı da reddederler. Hiçbir şeyi kabul veya reddetmezler. her türden büyük kuram veya üst-anlatı olarak gördüğü. Kışkırtıcı söylemi. onu saçma gösterene kadar uğraşın. Günümüzde özellikle mimaride. açıklamaya niyetlenmeksizin göreli yorumlar yapmayı daha uygun bulurlar. O. akademik ve ciddi olanlardan daha çok kullanırlar.1998:197): 1. hümanizma ve her şeyden önce insan aklına güven ve rasyonalite değerini yitirmiştir. pratik ve verimli olandan çok. Postmodernizmin “yapısöküm” konusundaki bazı önerileri şöyledir (Rosenau. Onlar. korkak bir kişinin aslında çok cesur olduğunu gösterin. büyüye. İslamiyet gibi tüm dinleri ve hatta feminizmi bile özcü ve modernist bularak eleştirir. müzik ve fotoğrafçılık alanında oldukça etkilidirler. modernliğin eleştirdiği ne varsa sahip çıkarak değer verirler. Rasyonalite ve bilimler. Aslında postmodernizm bunlara alternatif üst-anlatılar geliştirmek amacında değildir. sanayileşme. geleneksele. diğer bir ifade ile her şeyin cevabını önceden veren Marksizm. efsaneye. bürokrasi. Disiplinlerarası çalışmaları değerli bulurlar. aksine. Bunların tezlerinin büyücülük veya astroloji kadar bile kesinliği yoktur. liberalizm gibi ideolojileri. Söz gelimi bir kahramanın cesareti anlatılıyorsa onun aslında korkak olduğunu. edebiyat ve sanatta. metindeki istisnai bazı örneklerden hareketle gösterin. Ancak teknik. sadece açıklamalara temel veya öz oluşturacak dayanakların olamayacağını iddia eder. bilimsel olan ile olmayan arasında bir fark gözetmezler. Kuralı bozmak için istisna arayın. resim. liberal demokrasi. Onlar her türden katı sınırlamalar getirilmesine karşıdırlar. . insanları özgürleştirmeye yetmeyen. Hıristiyanlık. Ayrıca bugün ve burada olanı daha fazla önemserler. şiddet ve zorunlu göç. coşkuya.

yerleşmemiş. Örneğin iyi ve kötü ya da geleneksel ve modern gibi. susturulmuş. Yeni ve alışılmamış kelimeler kullanın. davranışlar. Oysa yapısökümün de birçok araç/yol/yöntem içinden biri olarak görülmesi gerekirken. klasik. ertelenmiş ve parçalanmış olaylar üzerinde durur. Tekrar eden rutin olaylar yerine. alternatif söylemler ve anlam üzerinde odaklanır. Postmodern bir çalışma. Unutulmuş. Bunun nedeni karşınızdakinin sizi eleştirmesine fırsat vermemektir. seçimler. Metnin veya kahramanın bu özelliklerinin meşru olmadığını istisnalar bularak gösterin. hayali akrabalar gibi kavramlar kullanın. marjinal ya da çevrede olan. niteliksiz. unutkan ve de yalancı olduğunu gösterin. sentez yerine farklılığı araştırır. bastırılmış. 7. boyun eğdirilmiş. özsel/özcü olmayan. Terminoloji değişikliğine izin vermeyin. daha çok amaçlar. reddedilmiş. determinizm/ belirlenme yerine belirsizliği. kutsal. 5. dışlanmış. tutumlar ve kişilik üzerinde değil. Örneğin geleneksel bir evlilikte demokratik ya da eşitlikçi ilişkilerin yürüyemeyeceğini gösterin. birlik yerine çeşitliliği. bir daha . Eleştirdiği hegemonik ilişkiyi kurarak benzersiz olduğunu kanıtlamaya çalışmaktadır. Bu aslında postmodernizm ile çelişkili bir öneridir. Hiçbir şeyi kabul veya reddetmeyin. Daha sonra bu karşıtlıkları inkâr etmeye çalışın. geleneksel. 6. Nedensel ilişkiler aramak yerine metinlerarasılığı (intertextuality) savunur. sınırdaki. Örneğin Zygmunt Bauman sosyolojinin görevinin bu olduğunu ısrarla savunur: “Bildik sanılanın aslında bilinmediğini göstermek. küçük olayları önemser. Toplumsal olayların yalın hali yerine karmaşıklığını. Genellemelere varmak yerine tek ve biricik olayları araştırmayı önerir. Mutlak görüş bildirmekten kaçının. Bunun amacı okuyucuya çok iyi bildiği sandığı şeyi aslında bilmediğini göstermektir. Belirsiz. akıl dışı. Metindeki ikili karşıtlıkları kullanın. 4. Bunun yerine heyecan uyandırıcı sansasyonel önermeler geliştirin. taviz vermez tutum önerisi yadırganmaktadır. geçici. bulanık ifadeler sizi anlaşılmaz kılacak ve okuyucu “Tamam bunu demek istiyor!” duygusu yaşayamayacaktır. ayrık duran. Önemli olan okuyanın sizi anlamasına fırsat vermemektir. Tikel ayrıntıları. Çok sayıda yoruma açık olacak şekilde yazmaya çalışın. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 79 2. Örneğin metindeki kahramanın uykuda gezer. 3. önemsiz.” Yorgun cemaat.

dünyanın hiç ilerlemeyeceğine ve düzelmeyeceğine kuvvetle inanmak. Farklılık. dramatik sunumlar. Postmodernist bir araştırmanın genelde paylaşılan özellikleri olarak bazı saptamalarda bulunmak mümkündür (Neuman. Tüm ideolojilerin. Modernizm ve Aydınlanmayı reddetmek. Bu nedenle tiyatro gibi. dış dünya ile akıl arasında hiçbir ayrım yapmamak. . birbirine üstün olmayan sonsuz sayıda yorumlar yapmak. Bunu tekno-bilimsel kültür olarak eleştirir. nesnellikten üstün tutulur ve parçalara ayırma tercih edilir. Kişisel deneyimlere. 6. kaos ve karmaşıklığı benimsemek. Aşırı görececilik/ relativizm. duygulara ve imgelemlere. Sonuç olarak görececilik/rölativizm. film. Hiçbir zaman alternatif bir bakış açısı aramaksızın sadece eleştirmeyi misyon edinirler. 10. oyun. tüm toplumsal kuramlar da dahil olmak üzere hepsini reddederek işe başlamak. Şimdi ve burada olanın önemsenmesine bağlı olarak. Sosyolojiyi bir doğa bilimi gibi gören tüm görüşlere karşı çıkar. kaset üretmek. Bütünleştirme önemsenmez. 9. daha gelip geçici şeylerle uğraşmak gibi daha mütevazi bir misyon önerir. Yüzeydeki görüntüler yerine gizli yapıları ortaya çıkarmak. sürekli değişmeyi kabul etmek. 3. 1994): 1. 7. 2. Anlamsızlık ve kötümserlik duygusu taşıyarak. Postmodern araştırma raporu bir sanatsal çalışmadır. 5. 11. 4. örgütlü inanç sistemlerinin. sezgilere çok güvenmek. Toplumun bilimi olmayacağına ve sosyal bilimlerin kökten dönüşümü fikrine inanmak. Sosyoloji için genel geçer bilimsel gerçekler yerine. Nesnellik peşinde koşmak yerine duyguların arkasından gitmeyi önerir. 12. 8. Aşırı öznellik. Postmodern görüş sahipleri de araştırmalar yaparlar. geçmişi ve farklı yerlerle ilgili çalışmaları küçümsemek ve reddetmek.80 Ünite 5 tekrarlanmayan olaylara bakmayı önemser. Yaşamın çok karmaşık olmasına bağlı olarak nedensel ilişkilerin kurulamayacağını kabul etmek. Araştırmanın hiçbir zaman gerçek dünyada olup biteni yansıtamayacağını iddia etmek.

modernizmin sonunun gelmeyip. Yapısöküm konusundaki ısrarları ile sosyolojiye meydan okur. akıl ve ahlaki evrensellerin reddi konusunda Nietzsche ve Heidegger vurgusu onları zayıflatır. Hakikat. aynı konu ve kavramların birçok yerde kullanılması yüzünden özgünlük olamayacağını kabul etmek demektir. bütün yerine parçayı önemserler. Birçok zaman çelişki içindedirler. genellemeleri reddetmesi sosyologların bazılarına cazip gelse de önemli çoğunluğuna son derece sınırlama getirici bir görüş gibi görünmektedir. 7. Modernizmin yarattığı hayal kırıklığından beslenen kötümser bir görüş olması en fazla eleştirilir. anlamsızlaştırma ya da bozuma uğratma yerine olgu ya da eylemi anlama ve yorumlama peşinde bir bilimdir. Fransız Yapısalcılığı. Oysa sosyoloji. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 81 Sosyolojiyi eleştiren postmodernizmin kendisi de büyük eleştiriler alır. umutların boşa çıkmasının gerginliği içindeki bilim insanlarının bir kurgusu olarak görülür. . Oysa onlar. İyimserliğin. Ekonomik sıkıntı içindeki bilim insanlarının kendi iç değişimlerini de bir ölçüde yansıttığı. daha ileri bir aşamaya geçildiği yönündedir. 2. 4. 3. artık fazla anlam ifade etmez hale gelmeye başlamıştır. Fenomenoloji. Son bir nokta ise. Örneğin A. Marksizm. Bu durum bile. bir neden sonuç ilişkisi olduğu kadar devamlılık ya da bütünlük işaretidir. Bunlar kısaca şöyle özetlenebilir: 1. Sadece bugün ve burada olan ile ilgilenmesi. Tüm yenilik iddialarına rağmen önceki birçok düşünceden örneğin Nihilizm. Giddens modernitenin bu aşamasını ileri veya geç. işsiz ve umutsuzların görüşü olduğu ileri sürülür. Etnometodoloji ve Hermeneutik’ten derin izler taşır. Kritisizm ve Varoluşçuluk. Metinlerarasılık. 5. Romantizm. her şeyin göreceli olduğunu kabul etmesi. 6. En önemli savunucusu Fransız Jacquez Derrida bile.modernite (late-modernizm) olarak anar.

ataerkilliği kültürün bir sonucu olarak görürler. her ikisi arasında büyük benzerlikler olmasından kaynaklanır. Onlar için kamusal alanda çalışmak çok önemlidir. Ona duyulan ilginin temel kaynağı modernizmi reddetmesi. Kelime olarak anlamı ise. aslında bunun tam aksini yaptığı için. Onlara göre kapitalizm kadını “özel”. Postmodern eleştiriler psikoloji ve iktisat dışındaki alanlarda. davranışlar. erkeği de “kamusal alana” yerleştirmiştir. coğrafya. onu yetersiz bulması ve modernite dışında kendini kurmaya çalışmasıdır. Kapitalizmin gelişmesi ve yeterli istihdam olanağının sağlanması ile aile dönüşüme uğrayacaktır. modernizmin ve yapısalcılığın sonu demektir. radikal feministlerden farklı olarak ataerkillik yerine kapitalizm vurgusuyla dikkat çekerler. kadını ikincil ve zayıf cins olarak görerek ev işi ve çocuk yetiştirme rolüne indirger. Feminist Yaklaşım içinde en önemlileri Marksist. Çalışma yaşamında eşitlik. kadın rollerini doğal ve karma olarak görerek aile aracılığıyla kültürel olarak aktarılmasına yardımcı olmak demektir. alternatif söylemler ve anlam üzerinde odaklanır.82 Ünite 5 Özet Klasik sosyolojik yaklaşımlara temel eleştirilerden biri Feminizmden diğeri ise Postmodernizmden gelmektedir. kapitalizmin bir sonucu veya özel mülkiyeti koruyan kapitalizmin yol açtığı bir durum olarak görürlerse de. Ataerkillik demek. örneğin. özel olarak sosyolojide bugün en büyük eleştiri postmodernizmden gelmektedir. Feministler erkek egemenliğini. aile yaşamında eşitlik ve son olarak sosyal hayatta eşitlik sağlanmalıdır. Radikal feministler. . şehir planlama olmak üzere bazı alanlarda daha fazla etkili olmuştur. seçimler. Kapitalizm. hukuk. başta sosyoloji. Onlar sosyalist ve radikal feministlerin aileyi köklü biçimde dönüştürme taleplerine eleştirel bakarlar. bu konu son derece tartışmalıdır. Modernizmi “yapısöküme” uğratma (deconstruction) çabası bile moderniteden beklentilerini bulamayanlara başlı başına ilgi kaynağı olmaktadır. Ataerkil ideoloji. Aile içindeki geleneksel işbölümü kadının çalışmasının en büyük engelidir. Çoğu zaman da birbirleri yerine kullanılırlar. Postyapısalcılık ile oldukça yakın eleştiriler getirmeleri ise. Liberal feminizmin iki temel savından biri “erkekle eşitlik”. Kamusal ve özel alan kavramlarını özellikle vurgulayan sosyalist feministler. tutumlar ve kişilik üzerinde değil. diğeri ise “kadının özgürlüğü” dür. kadının özgürleşmesi ve kurtuluşu ancak sosyalizm ile mümkündür. kadını özgürleştiriyor gibi görünürken. Genel olarak sosyal bilimlerde. Liberal ve Sosyalist Feminizmdir. Postmodern bir çalışma daha çok. Marksist Feminizm hem Feminist hem de Marksist görüşlerin bir karışımıdır. amaçlar. Radikal.

. önemli çoğunluğuna son derece sınırlama getirici bir görüş gibi görünmektedir. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 83 Sadece bugün ve burada olan ile ilgilenmesi. her şeyin göreceli olduğunu kabul etmesi. genellemeleri reddetmesi sosyologların bazılarına cazip gelse de.

Sosyolojini kesin sonuçlar içermemesi e. Aşağıdakilerden hangisi feminist yaklaşımlar içinde yer alır? a. Aileyi köklü bir biçimde değiştirmeye karşı olanlar kimlerdir? a. Modernizmi reddetmek c. b. Sosyolojinin modern bir bilim olması b. Hiçbiri 4. Postmodernizmin sosyolojiyi eleştirmesinin temel sebebi nedir? a. Kapsamlı kuramları reddetmek b. d. Anaerkillik c.84 Ünite 5 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Küreselleşme e. Sosyolojinin erkek egemen bir söylemin etkisinde kalması d. Sosyalist feministler d. Hepsi 3. c. Aşağıdakilerden hangisi postmodernizm için önemlidir? a. Hepsi 6. Sosyalist feministler en fazla ne üzerinde durur? a. Yapısöküm b. Kapitalizm d. e. Postmodernizm hangi yolla metinleri inceler? a. Hepsi 5. Ataerkillik b. Marksist feminizm Sosyalist feminizm Radikal feminizm Liberal feminizm Hepsi 2. Sosyolojinin bir diğer sosyal bilimlerle arasının tam olarak ayrışmamış olması . Kodlama e. Hepsi e. Liberal feministler c. Akla güvenmemek d. Şimdi ve burada olanla ilgilenmek e. Yaz boz c. Şifreleme d. Sosyolojinin toplumsal olgularla ilgilenmesi c. Marksist feministler b.

4. 2.1. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar SOSYOLOJİ 3. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 7. Türkiye’de Sosyoloji . 9. 5. 6 Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme 10. 8.

> Postmodern Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir. > Pozitivist Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir. . • Araştırma tipleri hakkında bilgi verilecektir. > Feminist Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir. > Yorumlayıcı Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir.86 Ünite 6 Ünitede Ele Al›nan Konular • Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımlar > Pozitivist Yaklaşım > Yorumlayıcı Yaklaşım > Eleştirel Yaklaşım > Feminist Yaklaşım > Postmodern Yaklaşım • Araştırma Tipleri • Araştırma Teknikleri Ünite Hakk›nda • Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımların neler olduğu gösterilecektir. • Araştırma teknikleri karşılaştırılacaktır. > Eleştirel Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir.

> Feminist Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Sosyolojide Postmodern Yaklaşım ile araştırma yapmanın • Araştırma tipleri ve araştırma tekniklerinin birbirine karıştırılması konusunda örnekler veriniz. • Araştırma tekniklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Eleştirel Yaklaşım hangi noktalarda diğer yaklaşımlardan köklü bir ayrılığı temsil eder ve haklılık payı nedir? Tartışınız. Üniteyi Çal›ş›rken • Farklı Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımlar bulunmasının nedenlerini araştırınız. nedir? Tartışınız. • Araştırma tiplerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. > Yorumlayıcı Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Araştırma Teknikleri arasındaki farkların temelinde yatan . Yöntembilimsel Yaklaşımlar. > Pozitivist Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. olanak ve sınırlarını tartışınız. • Pozitivist Yaklaşımın temel ilkelerini sıralayınız • Yorumlayıcı Yaklaşım ile Pozitivist Yaklaşımı karşılaştırınız. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 87 Ö¤renme Hedefleri • Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımların neler olduğunu öğreneceksiniz. > Postmodern Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Feminist Yaklaşımdan hareketle yapılan araştırmaların diğerlerinden temelde ayrıldıkları noktaları eleştiriniz. > Eleştirel Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz.

araştırma teknikleri kavramlarının sosyal bilimler söz konusu olduğunda son derece detaylı tartışmalara konu olduğu. Bu. “iyi bir kanıtın ne olduğu” ve araştırmalarda “değerlerin yeri” olarak sekiz temel başlık altında özelliklerine yer verilmiştir. genellikle bu zihinsel işlemlerin tümüne verilen ad olarak kabul edilir. Ayrıca alanın temel kavramlarının çoğu kez birbiri yerine kullanıldığı görülür. Bunun arkasında yatan temel sebeplerden biri metodolojik yaklaşımlar arasındaki farklardır. Ayrıca araştırmalarda hem tümdengelim hem de tümevarımın birlikte yapıldığını da bilmek gerekir. Yorumlayıcı ve Eleştirel Metodolojik Yaklaşımlar hakkında kısa verilmiştir. hatta yöntem ve yöntembilimin/metodolojinin sosyal bilimlerin en hassas alanı olduğu söylenebilir. Araştırma tipleri ise. Araştırma boyutları ya da tipleri ile araştırma tekniklerini de birbiriyle karıştırmamak gerekir. Örneğin birçok araştırma tekniğine yöntem denildiğine sıkça rastlanır. “kuramın ne olduğu” ve “doğru olan bir açıklama”. Yöntem denilince. . Bu nedenle öncelikle Pozitivizm. “sağduyunun rolü”. Aslında son yıllarda metodolojik yaklaşımlara Feminizm ve Postmodernizm de eklendiğinden onların da “araştırma nedeni”. Ancak tümdengelim (dedüksiyon) ve tümevarım (endüksiyon) gibi mantıksal çıkarsama (logical reasoning) yollarının da tek başına yöntem olma özelliği yoktur. aslında yöntem konusunda monist/tekçi bir anlayışın yansımasıdır. sosyal araştırmanın boyutları olarak da (Neuman. araştırma tekniklerine rahatlıkla araştırma yöntemleri diyebilirler. Yöntem. Bu nedenle araştırma tipleri hakkında yapılan sınıflamalardan örnekler vererek konunun daha iyi anlaşılmasına çalışılmıştır. 1994) kavramlaştırılan sınıflamalardır. Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımlar Genel olarak sosyal bilimlerde. “insanoğlunun doğası”. bilimsel bir araştırmada izlenecek adımlar ve zihinsel tutumlar anlaşılmalıdır. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Genel olarak bilim. özel olarak sosyolojide kullanılan çok sayıda araştırma tipi ve tekniğinden söz etmek mümkündür. Yöntem konusuna çoğulcu yaklaşanlar ise.88 Ünite 6 Yöntembilimsel Yaklaşımlar. yöntem/metot. Bu kitabın sınırları içinde şu noktanın açıklığa kavuşturulmasında yarar vardır: Yöntem ve araştırma tip ve teknikleri aynı şeyler değildir. “toplumsal gerçekliğin doğası”.

Pozitivizm. tümdengelimsel (dedüktif) sistemi. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. Değerin Yeri Nedir? Tablo 1. Araştırma Nedeni POZİTİVİZM (Emile Durkheim) İnsanların olayları öngörebilmeleri ve denetleyebilmeleri için doğal yasaların bulunması. Yasalara mantıksal olarak bağlı olan ve olgulara dayanandır.1994) Pozitivizm. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 89 Özellikler 1. daha çok doğa bilimlerine öykünerek indirgemeci bir yaklaşım sergilerken. gözlenebilen ve ölçülebilen olguları analiz ederler. epistemolojik/bilgi kuramsal olarak bilginin kaynağının “ampirizm” olduğunu ve dolayısıyla. Gözlenebilen olguların ardında yatan anlamlarla fazlaca ilgilenmez. Dışsal Faktörler tarafından belirlenmiş/ biçimlenmiş rasyonel ve benmerkezli bireyler. Diğerleri tarafından tekrarlanabilecek. Ancak değerler bir konu olarak seçilip incelenebilirler (Valuefree) 2. Düzenli kalıplar veya keşfedilebilecek bir düzen. İnsanoğlunun Doğası 4. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. sadece gözlenebilir olanların seçilerek analiz edilmesini hedefler. Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. Yorumlayıcılık. Sonuç olarak pozitivizmi benimseyen sosyologlar da. nesnel olandır. sosyal ve beşeri bilimlerin kendine özgü özel- . Bilimden daha az değerli ve açıkça farklı olan bir form. insan zekâsının bu gözlenemeyen ve gizli olan anlamları kavrama kapasitesine güvensizliğidir. aksiyomlar ve yasaların mantıksal. Birbiriyle ilişkili tanımlar. Onlar daima ampirik bilginin üstün olduğunu savunurlar. Pozitivist Yaklaşım (Neuman. Sağduyunun Rolü 5. İyi Bir Kanıt Nedir? 8. Toplumsal Gerçekliğin Doğası 3. kesin gözlemlere dayalı. Bunun temel nedeni. Bilim değerlerden arınıktır. Değerlerin bilimde yeri yoktur. Pozitivist ve Yorumlayıcı yaklaşımların karşılaştırılan sekiz alanda da birbirinden çok farklı kutuplarda konumlandıkları açıktır.

90 Ünite 6 liklerini ön planda tutar. Bu nedenle aktivist bir tavır benimser. Bir grubun anlam sisteminin nasıl meydana geldiği ve sürdürüldüğüne ilişkin tanımlama. Hiçbir grubun değeri yanlış değildir. Ancak farklı değerler olabilir. Sağduyunun Rolü 5. Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. 3. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. Araştırma nedeni YORUMLAYICILIK (Max Weber) Önemli toplumsal eylemleri anlamak ve betimlemek. güçlü gündelik teoriler. Toplumsal Gerçekliğin İnsan etkileşimi tarafından yaratılan Doğası ortamın akışkan veya sabit/kalıcı olmayan tanımları. Değerin yeri Nedir? Tablo 2. İnsan ve topluma yönelik araştırmalarda yasa bağımlı “açıklamalar” yerine. Özellikler 1. 4. onların anteni olmak. 2. Akışkan toplumsal etkileşimler çerçevesine konulan veya oturtulandır. Yorumlayıcı Yaklaşım (Neuman. Nesnellik aramaktan vazgeçilmesi diğer ortak yönleridir. Değerler. İnsanoğlunun Doğası Hem anlamı yaratan sosyal varlıklar hem de yaşamlarını sürekli anlamlandıran varlıklar. toplumsal yaşamın onunla bütünleşmiş bir parçasıdır. toplumsal eylemi “anlamak”. 1994) Eleştirel Yaklaşımın hedefi düzeni değiştirmektir. Sıradan insanlar tarafından kullanılan. betimlemek ve “yorumlamak” esastır. Bazı yönlerden Feminist araştırmalarla örtüşür. İyi Bir Kanıt Nedir? 8. . Üzerinde çalışma yapılanların ses ve duygularını doğru aksettirme.

Freud) Efsane/mitleri yıkmak. Eleştirel Yaklaşım (Neuman. toplumu kökten değiştirmek üzere insanları güçlendirmek. Ancak temelde modernizmi reddetmezler. Çatışma dolu gizli yapılar tarafından yönetilen İstismar edilerek hayaller peşinde tuzağa düşürülmüş. Değerin Yeri Nedir? ELEŞTİREL (K. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. Onun amacı bilimsellik sınırlarını zorlayarak toplumsal değişmeyi sağlamak ve bunun için de bireyleri bilgilendirerek sarsmaktır. İyi Bir Kanıt Nedir? 8. Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. . Değerlerin bazıları doğru bazıları yanlıştır. İnsanların dünyayı değiştirmek için gereksinme duydukları araçları sağlar. İnsanoğlunun Doğası 4. Toplumsal Gerçekliğin Doğası 3. sahip oldukları yaratıcı potansiyelleri gerçekleşmeyen bireyler. Araştırma Nedeni 2. Sağduyunun Rolü 5. Hayalleri ve hataları. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Çünkü çoğu zaman bireyler içinde yaşadıkları düzendeki güç ve bağımlılık ilişkilerini sorgulamadan yaşarlar. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 91 Özellikler 1. 1994) Eleştirel yaklaşım gerçek üstü söylemlerle uyuşturulmuş toplum bireylerini güçlendirerek mevcut sisteme başkaldırmalarını hedefler. yanılsamaları ortaya koyan kuram tarafından bilgilendirilmedir. Gerçek koşulları ortaya koyan ve insanların daha iyi yaşamalarına yardım eden bir eleştiri. Nesnel koşullar ve güç dağılımını gizleyen sahte/yanlış inanç. Tüm bilim değerle başlamalıdır (aktivisttir). Marks ve S. Tablo 3.

‘ötekilerin’ değerlerini ve eşitliğini arttırmak. Feminizm. Feminist Yaklaşım (Neuman. Gücü ve nesnel durumları gizleyen sahte inançlar İnsanlara dünyayı daha iyi görebilme yolu sağlayan. Sağduyunun Rolü 5. efsaneleri yıkmak ve insanları güçlendirmek. Tablo 4. Hayal ve hataları ortaya çıkaran kuramla biçimlendirilmiştir. çoğunlukla görülemeyen güçler tarafından tuzağa düşürülmüş potansiyeli kavranmamış cinsiyete dayalı varlık.Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. gerçek durumları açıklayan eleştiri İnsanları baskıcı ilişkilerden kurtarmaya yardım eden araçları ve fikirleri destekler. epistemolojik olarak kadının öznel algılarını bilginin kaynağı olarak görür. 2. . 2003) Gerek Feminist ve gerekse postmodern yaklaşımlar sosyolojiye radikal eleştiriler getirirler.92 Ünite 6 Özellikler 1. İyi Bir Kanıt Nedir? 8. Bu yüzden literatürde “feminist metodoloji” kavramı artık kullanılmaya başlamıştır.Araştırma Nedeni FEMİNİST Mitleri. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. insanları baskı altında tutan güç ilişkileriyle sarmalanmıştır. Çatışma yüklü. Toplumsal Gerçekliğin Doğası 3. Değerin Yeri Nedir? Araştırma için değerler esastır ve feminist olanları açıkça tercih edilir. Yaratıcı. İnsanoğlunun Doğası 4.

İyi Bir Kanıt Nedir? 8. Yaratıcı. İnsanoğlunun Doğası 4. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 93 Özellikler 1. zaman boyutuna. bilgi toplama tekniklerine. Diğerlerini oyalayan. Sosyal gerçekliğin mahiyeti bilimsel ve teknokratik tümevarımcı biçimlerden üstündür. modernite eleştirilerindeki aşırılığını her alanda olduğu gibi bu alanda da sergiler. Ancak modernitenin bilim insanları ve geniş kitleler üzerindeki olumsuz etkilerini temsil eden içeriği yüzünden giderek yaygınlaşmaktadır. Daha çok kültür ve sanat alanında yapılacak çalışmalarda kullanılabilir olduğu göz ardı edilmemelidir. Postmodern Yaklaşım (Neuman. potansiyeli kavranmamış dinamik varlık. Sağduyunun Rolü POSTMODERNİZM Öznelliği ifade etmek. şoke eden veya harekete geçiren tiyatro benzeri veya sanatsal çalışmanın anlatımı ya da ifadesidir. Kabul edenler için tüm açıklamalar doğrudur. insanları harekete geçirmektir Gerçek bir örüntü/kalıp veya ana plan olmaksızın kaotik ve akışkandır. kullanım alanına. Daha doğru olan bir açıklama yoktur. Toplumsal Gerçekliğin Doğası 3. 2003) Postmodernizm. Araştırma Tipleri / Boyutları Araştırma tiplerini çeşitli ölçütlere göre sınıflamak örneğin araştırmanın amacına. İnsanların iç dünyalarında ve duygularında yankısını bulan estetik özelliklere sahiptir. farklı değildir. Tablo 5. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. Ayrıca bütün değerler eşit konumdadır. Değerin Yeri Nedir? Değerler araştırmanın ayrılmaz parçasıdır. Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. 5. yapıldıkları yerlere. yanıt verdikleri sorulara ve aktif veya pasif katılıma göre sınıflamak mümkündür. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Araştırma Nedeni 2. .

Bir kuramın doğruluğunu test etmede. Betimsel (Descriptive) Araştırmalar İlişki. Nicel/sayısal ilişkilerle veya sözel/nitel verilerle durum betimlenir. Açıklamaları desteklemek ve çürütmek için kanıt sağlamak amacıyla da yapılabilir. geçici kuramsal bağlantılar geliştirmek. Bir grubun kusursuz/düzgün bir profilini elde etmek için yapılır. aşama Açıklayıcı (Explenatory) Araştırmalar Neden-sonuç ilişkilerinin ortaya konmasını hedefler. Temel ilgi araştırmanın içsel tutarlılığı üzerinde yoğunlaşır. Araştırma sonuçlarının bilimsel dergilerde yayınlanması ve akranların tepkilerinin alınmasıyla başarı değerlendirilir. Uygulamalı (Applied) Araştırmalar Bilimsel özen. Kullanım alanına göre araştırma tipleri İki önemli başlık altında toplanmaları mümkündür: Temel (Basic) Araştırmalar Kurama katkı amacına yönelik olarak yapılırlar. Etrafta neler olup bittiği hakkında derli toplu. yeni bir kuram oluşturmada veya mevcut kuramların alanını genişletmede yararlanılır. ek araştırma yapma olasılık ve uygunluğunu belirlemek. Araştırma ile ilgili kararı diğer sosyologlar verir. Çoğu zaman araştırmayı talep edenler tarafından kaynak sağlanarak yürütülürler.94 Ünite 6 Amacına göre araştırma tipleri Bu konuda üç tip araştırmadan söz edilebilir: Keşfedici (Exploratory) Araştırmalar Bir konu ve problem alanında hiçbir şey bilinmiyorsa. Daha önce çok sayıda betimsel araştırma yapılması halinde neden-sonuç ilişkilerine daha fazla ulaşılabilir. Bilim ve bilim insanlarının en yüksek standartları gözetilerek yapılır. mekanizma ve süreci betimlemeye yarar. Bir konu hakkında yeni bilgiler toplamak. araştırma sonuçlarının kullanımına bağlı olduğu araştırmalardır. Araştırma problemi büyük bir özgürlük içinde seçilir. En fazla kullanılan araştırma tipidir. Ancak sosyal bilimlerde çok yaygın olarak uygulanması mümkün değildir. Araştırma içsel bir tatmin sağlar. Çeşitli fikirler ortaya atmak. ayakları yere basan bir resim geliştirmekte yararlıdır. sorular formüle etmek üzere yapılır. bu tip bir araştırma ile durum anlaşılmaya çalışılır. birbiriyle yarışan açıklamalardan hangisinin en uygun olduğunu belirlemede. standartlar ve başarı değerlendirmesinin. Ethnometodolojik araştırmalar keşfedicidir. .

• Değerlendirme Araştırması (Evaluation Research): Yeni eğitim modeli. demografik/nüfus hareketlerinin. Bu tip araştırmalar da aslında üç alt başlık altında incelenebilirler: • Eylem Yönelimli (Action Oriented) : Kadın. bunların test edilmesi. hizmet veya teknoloji etkilerinin değerlendirilmesidir. ayrımcılık ve suçluluk gibi sosyal koşulların. daha dar ölçekte sosyal sorunlara çözüm önerileri geliştirmek amacıyla yapılırlar. mevcut istatistikler nicel araştırma teknikleridir. • Etki Değerlendirmesi (Impact Assessment): Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporları bu türe girer. Boylamasına (Longitudinal) Araştırmalar Panel veya takip araştırmaları da denir. Eğitim ve sosyal hizmetlerin. Bilgi toplama tekniklerine göre araştırmalar en genel anlamda ikiye ayrılırlar: Nicel (Quantitative) Araştırmalar Deney (experiment). Tarama denilen surveylerde anket ve mülakatlar kullanılır. tarama (survey). Olaylar ve etkileri belirli dönemler aylar veya yıllar boyunca izlenir. sağlık çıktılarının ve psikolojik iyilik. içerik analizi (content analysis). kav- . Zaman Boyutunda Araştırma Tipleri Araştırmaların bazıları. Burada da üç tip araştırmadan söz edilebilir: Kesitsel (Cross sectional) Araştırmalar Dört yıl beklemek yerine halen ilk ve son sınıfta okuyan öğrencilerin karşılaştırması gibi. kendine saygıda değişmelerin araştırıldığı değerlendirme çalışmalarıdır. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 95 Ancak çoğu zaman kaynak sağlanmadan da. stres. Bilgi Toplama Tekniklerine Göre Araştırmalar Araştırmalar sürekli bilgiler toplanarak ve analiz edilerek yapıldığından böyle bir sınıflama da yapılmış bulunmaktadır. çevre kirliliğinin. çevre gibi toplumda değişme yaratmaya yönelik araştırmalardır. korku. karşılaştırma yapmak için zaman boyutunu kullanır. iş kaybı. yoksullaşma gibi ekonomik etkilerin. Son yıllarda Sosyal Etki Değerlendirmesi (SED) Raporları da artık giderek yaygınlaşmaktadır. Vak’a İncelemesi (Case Study) Bir birimi derinliğine incelerken de zaman boyutunda değişmelere bakılabilir. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Nicel araştırmalarda eğer amaçlar hipotezler halinde yazılmış ise.

bilginin ampirik ve deneysel olmadığı ya da aşkın/transandantal olduğu savunulur. grafikler kullanılması yüzünden bu tür araştırmalar “teknokratik” olarak değerlendirilir. odak grup çalışmaları (focus group studies). belge ve dergiler incelenir. öznel anlamı yakalaması ve keşfetmesi. • Ne idi? Tarihsel karşılaştırmalı araştırmalardır. eğitim. değişkenlere (variable) dönüştürülmesi. bilgi toplamada bazı nesnel ölçekler geliştirilerek kullanılması. araştırma süreçlerinin aşırı özgül oluşu ve buna bağlı olarak tekrarlanamazlığı. sorulan sorulara göre de sınıflanabilirler: • Nedir? Betimsel araştırmalar bu türdendir. • Alan /Saha Araştırması: Sosyal bilimlerin laboratuvarı alandır. bilgilerin bu ölçeklerle sayısal olarak toplanması. Nitel (Qualitative) Araştırmalar Göstergebilim (semiotics). derin yorumsama (hermeneutics). gelir vb. tümevarımsal çıkarsama. odak grup çalışmaları böyledir. nedensel/kozal olan veya olmayanın birlikte kabulü. kuramın tümdengelimsel ve nedensel (causal) olması araştırma süreçlerinin tümüyle standartlaştırılarak tekrar edilebilir hale getirilmiş olması. alan araştırması (field research) ve etnometodoloji (ethnomethodology) en önemli nitel araştırma teknikleridir. verilerin analizinde istatistikler. şekiller. • Laboratuvar Araştırması: Sosyal bilimlerde çok az yapılabilir. Bu nedenle “Yorumlayıcı” (interpretive) sosyoloji olarak da adlandırılırlar. Yapıldıkları Yerlere Göre Araştırmalar Araştırmalar yapıldıkları yere göre üçe ayrılırlar: • Kitaplık /Kütüphane Araştırması: Kitap. • Nasıl? Deneysel araştırmalar. açıklama amacına yönelik olarak yapılırlar. En fazla psikolojik temelli sosyal araştırmalarda kullanılır. Yanıtladıkları Sorulara Göre Araştırmalar Genel olarak araştırma sorulara yanıt arama süreci olduğundan. Araştırmacının bilgilerin içine dalarak ona nüfuz etmesi. Aktif veya Pasif Olarak Yapıldıklarına Göre Araştırmalar • Birinci Elden Veri Toplanan Araştırmalar (Reactive Research): Tüm yüz yüze yapılan görüşmeler. bilgilerin sayılar yerine kelimeler kullanılarak betimlenmesi. .96 Ünite 6 ramların yaş. Aslında “Pozitivist” epistemolojiye uygun olarak yapıldıklarını bilmek gerekir.

Araştırma Teknikleri Sosyal araştırmalarda çok sayıda bilgi toplama tekniğinden yararlanılır. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. resim ve belge gibi “dokümanlar” veya geriye kalan “artıklar ya da izlere” bakılarak yapılan araştırmalar. Bu tekniklerin katılarak gözlem gibi bazıları antropologlar tarafından. Örneğin grup mülakatına benzer olarak düzenlenen odak grup çalışmaları gibi. 1969) . Örneğin yer taşları gibi eşyaların aşınması. Ayrıca tabloda gösterilmeyen birçok araştırma tekniği daha bulunmaktadır. Bu tekniğin formel. “mevcut istatistikler”. fakat yapılaşmamış olarak değerlendirilmesi mümkündür. İnformel Düzen Katılarak Gözlem (Yalınç ve Denetimsiz) Karşılıklı Konuşma (kaynak kişilerle görüşme) Mektuplar Biyografiler Makaleler Formel Fakat Yapılaşmamış (Unstructured) Sistematik Gözlem (Denetimli Gözlem) Formel Fakat Yapılaşmış (Structured) Deneysel Teknikler (Experimental) Yanıtlar Sözel olmayan Mülakat Tekniği Mülakat Tekniği (sorular kapalı uçlu. Araştırmalarda Temel Bilgi Toplama Teknikleri (Galtung. “içerik analizi”. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 97 • İkinci Elden Veriye Dayanan Araştırmalar (Non-reactive Research): Önceden yapılmış başka araştırmaların analizi olarak “meta-analiz”. anket ve mülakatlar ise sosyal psikologlar tarafından geliştirilmiş olsalar da. seçenekler seçenekler belirlenmiş: belirlenmemiş: Görüşme Cetveli Görüşme Kılavuzu ile) ile) Soru Cetveli (Sorular açık uçlu) (Questionnaire) Soru Cetveli (Sorular kapalı uçlu) Grup Tipi ve Posta ile Anket Tekniği Sözel Yazılı ve sözlü Tablo 6. tüketilen içeceklerin çöpe atılmış şişeleri veya tamire bırakılan arabalardaki radyo programlarına bakılarak tüketici analizleri yapılmasıdır. (sorular açık uçlu. bunlar sosyolojide de yaygın olarak kullanılırlar.

98 Ünite 6 Çoğu zaman anket ve mülakat kavramları birbiri yerine hatalı olarak kullanılmaktadır. görüşülenlerin eğitim düzeyi. Anket ise. birden fazla araştırma tekniğini araştırmalarının değişik aşamalarında kullanabilir. temel olarak seçtikleri yaklaşımlarla epistemolojik ve ontolojik olarak tutarlı olacak şekilde araştırma tekniklerini seçerek bilgi toplarken. katılımcıların kendi başlarına sorulara yanıt verdiği durumlardır. Posta veya grup tipi olabilir. Örneğin önce açık uçlu sorularla mülakat yaparak pilot çalışmasını tamamlar ve daha sonra kapalı uçlu sorularını oluşturarak grup tipi anket ile bilgi toplar. Soruların açık uçlu ve kapalı uçlu (seçenekli) olmasında. . Bu türlü birden fazla tekniğin birlikte. yüz yüze görüşme veya posta ile gönderilmesinde araştırma probleminin niteliği. Araştırmacılar. Sorular mülakatçı tarafından sorulur. ulaşılabilirlik gibi daha pek çok faktör rol oynar. ancak tutarlılık içinde uygulanmasına “sacayağı” denilir. Mülakatlar yüz yüze yapılan görüşmelerdir.

Yorumlayıcılık. Sosyal araştırmalarda. çok sayıda bilgi toplama tekniğinden yararlanılır. “iyi bir kanıtın ne olduğu” ve araştırmalarda “değerlerin yeri” olarak sekiz temel başlık altında özelliklerine de kısaca değinilmiştir. Bu nedenle öncelikle Pozitivizm. Bu tekniklerin katılarak gözlem gibi bazıları antropologlar tarafından. örneğin araştırmanın amacına. karşılaştırılan sekiz alanda da birbirinden çok farklı kutuplarda konumlandıkları açıktır. . bunlar sosyolojide de yaygın olarak kullanılırlar. Yorumlayıcı ve Eleştirel Metodolojik Yaklaşımlar hakkında kısa bilgi verilmiştir. betimlemek ve “yorumlamak” esastır. Pozitivizm. Pozitivist ve Yorumlayıcı yaklaşımların. sosyal ve beşeri bilimlerin kendine özgü özelliklerini ön planda tutar. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. toplumsal eylemi “anlamak”. İnsan ve topluma yönelik araştırmalarda yasa bağımlı “açıklamalar” yerine. “kuramın ne olduğu” ve “doğru olan bir açıklama”. yanıt verdikleri sorulara ve aktif veya pasif katılıma göre sınıflamak mümkündür. yapıldıkları yerlere. “toplumsal gerçekliğin doğası”. bilgi toplama tekniklerine. anket ve mülakatlar ise sosyal psikologlar tarafından geliştirilmiş olsalar da. “insanoğlunun doğası”. “sağduyunun rolü”. zaman boyutuna. Aslında son yıllarda metodolojik yaklaşımlara Feminizm ve Postmodernizm de eklendiğinden onların da “araştırma nedeni”. kullanım alanına. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 99 Özet Genel olarak sosyal bilimlerde özel olarak sosyolojide kullanılan çok sayıda araştırma tipi ve tekniğinden söz etmek mümkündür. Araştırma tiplerini çok çeşitli ölçütlere göre sınıflamak. Bu duruma yol açan yatan temel sebeplerden biri metodolojik yaklaşımlar arasındaki farklardır. Ayrıca grup mülakatına benzer olarak düzenlenen odak grup çalışmaları da bulunmaktadır ve bu tekniğin formel fakat yapılaşmamış olarak değerlendirilmesi mümkündür. daha çok doğa bilimlerine öykünerek indirgemeci bir yaklaşım sergilerken.

Toplumu korumak b. İçe bakışlı anlama b. Hiçbiri 3. Kullanım alanı c. Zaman boyutu d. Açıklama c. Feminist ve Post modernist yaklaşımlar sosyolojiyi nasıl görürler? a. Hiçbiri 2. Amaçlar b. Dışsal faktörleri araştırmak d. Hiçbiri 5. Yorumlayıcı Yaklaşım aşağıdaki özelliklerden hangisiyle bağdaşmaz? a. Muhafazakâr d. Hepsi e. Betimleme d. Yorum yapma e. Emik yaklaşma c. Toplumu yıkmak d. Hiçbiri 4.100 Ünite 6 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1 Pozitivizm temelde aşağıdaki özelliklerden hangisiyle bağdaşır? a. Yenilikçi b. Eleştirel Yaklaşımın temel amacı nedir? a. Araştırmalar hangi ölçütler kullanılarak tiplere ayrılırlar? a. İlerici e. Yoplumu değiştirmek c. Hepsi e. Bilgi toplama teknikleri e. Anlama b. Değişimci c. Hepsi .

7 Araştırma Süreci 8. 5. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri SOSYOLOJİ 3. Sivil Toplum Küreselleşme 10.1. Türkiye’de Sosyoloji . 2. 9. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 6. 4.

• Araştırmanın Yöntemi hakkında nasıl bilgi verildiği incelenecektir. • Araştırma Amaçlarının nasıl belirlendiği incelenecektir. • Araştırmanın Öneminin nasıl belirlendiği incelenecektir. • Araştırma Probleminin nasıl tanımlandığı gösterilecektir. • Araştırmanın Kaynakçasının nasıl yazıldığı gösterilecektir. . • Araştırmanın Yaklaşım ve Sayıltılarının önemi gösterilecektir. • Araştırmanın Süre ve Maliyetinin nasıl hesaplandığı incelenecektir.102 Ünite 7 Ünitede Ele Al›nan Konular Sosyal araştırmaların adımları • Araştırma Problemi • Araştırma Amaçları • Araştırmanın Önemi • Araştırmanın Sınırlılıkları • Araştırmanın Yaklaşım ve Sayıltıları • Araştırmanın Yöntemi • Araştırmanın Süre ve Maliyeti • Araştırmanın Kaynakçası Ünite Hakk›nda • Araştırmanın adımlarının neler olduğu gösterilecektir. • Araştırmanın Sınırlılıklarının nasıl ortaya konduğu gösterilecektir.

• Araştırmanızın maliyet ve süresi hakkında öngörülerde bulununuz. amacını. önemini. Üniteyi Çal›ş›rken • Bir araştırma problemi belirledikten sonra. • Araştırmanın Yöntemi hakkında nasıl bilgi verildiğini öğreneceksiniz. • Araştırmanın Öneminin nasıl belirlendiğini öğreneceksiniz. • Seçtiğiniz kuramsal yaklaşımla uyumlu araştırma tekniklerinin neler olabileceğini tasarlayınız. onu zihinsel ve mekanik faaliyetlerde bulunarak tanımlamaya çalışınız. • Araştırmanın Süre ve Maliyetinin nasıl hesaplandığını öğreneceksiniz. • Araştırmanın Kaynakçasının nasıl yazıldığını öğreneceksiniz. . • Araştırmanın Yaklaşım ve Sayıltılarının önemini öğreneceksiniz. • Araştırma Amaçlarının nasıl belirlendiğini öğreneceksiniz. • Araştırmanın Sınırlılıklarının nasıl ortaya konduğunu öğreneceksiniz.. Araştırma Süreci 103 Ö¤renme Hedefleri • Araştırmanın adımlarının neler olduğunu öğreneceksiniz.. sınırlılıklarını yazmaya çalışınız. • Araştırma Probleminin nasıl tanımladığını öğreneceksiniz. • Kaynakçanızı APA sistemine göre yazmaya çalışınız. • Belirlediğiniz problemi temel alan bir araştırmanın • Yapacağınız araştırmanın dayanacağı kuramsal yaklaşımı belirledikten sonra sayıltılarınızı yazmaya çalışınız.

Araştırmanın Adımları Bir araştırmanın yapılabilmesi için problemin tanımlanması da yeterli değildir. Çünkü bazı sosyologlar böyle bir görevi üstlenmek istemezler ya da sosyolojiye yüklemezler. anket/mülakat formları. Ayrıca metin içinde okumayı güçleştirecek detaylar. Burada önemli olan araştırma sürecindeki her aşamada geriye dönülerek değişikler yapma olanağının bulunmasıdır.104 Ünite 7 Araştırma Süreci En basit tanımıyla araştırma. araştırma önerisinde yer alan söz konusu altbölümler. araştırma titizlikle tamamlandıktan sonra raporun “Giriş” adı verilen birinci bölümünde yer alır. Araştırma doğrusal (linear) adımlarla gerçekleşmez. . soru ve sorunlara yanıt arama sürecidir. Einstein’in de belirttiği gibi soru ve sorun (problem) yoksa araştırma da yoktur. • Problem • Amaçlar • Önem • Sınırlılıklar • Yaklaşım ve sayıltılar • Yöntem • Süre ve maliyet • Kaynakça Genel olarak. Bunun bir yaklaşım meselesi olduğunun belirtilmesinde yarar vardır. Bazı araştırmalarda. haritalar gibi malzemelerin de raporun ekinde verildiği belirtilmelidir. Bir araştırma önerisi hazırlarken aşağıdaki alt bölümler özenle hazırlanmalıdır. Ayrıca “Bulgular ve Tartışma” ile “Sonuç ve Öneriler” olarak iki ayrı bölümün daha hazırlanarak rapor edilmesi gerekir. A. Daha sonraki aşamaların da titizlikle yerine getirilmesi gerekir. öneriler ayrı olarak da verilebildiği gibi öneri yazılmayan araştırmalara da rastlanabilir. Bunun yerine gelgitlerden oluşan bir süreç olarak ilerler. Ancak yine de araştırma sürecinin aşamalarını bilmek gerekir.

çığ. sosyolojik açıdan araştırma problemini “sağlıkta sosyal eşitsizlikler”ile sınırlamak mümkündür. 1995): 1. Aynı şekilde sağlık bir konu iken. sonuçları itibariyle sosyal olmasına rağmen kendileri sosyal olmayabilir. Örneğin sağlıkta eğitsizlikler probleminin o ülkede uygulanan sağlık politikalarıyla. sahaya gitmek ve sağlık sosyolojisi çalışan uzmanlarla görüşmek yerinde olacaktır. Örneğin deprem. sağlık hizmetlerinin kalitesinin düşüklüğü veya sağlıkta eşitsizlikler birer problemdir. Kişiyi zihinsel. ekonomik ve sosyal gelişmişlik düzeyi ile ve hatta tıp eğitimiyle bile ilişkisi olduğunu ortaya koymak gerekir. Ancak bu zihinsel işlemleri yaparken. Örneğin burada kadınların veya yaşlıların sağlık hizmetlerinden daha düşük yararlanması yönünde bir problem tanımına ulaşmak mümkündür. Ancak konu ile problemi birbiriyle karıştırmamak gerekir. Bu nedenle. Bu amaçla hem mekanik hem de zihinsel bazı işlemlerde bulunmak gerekir. siyasette kadınların düşük oranda temsil edilmesi bir problemdir. 2. Ancak bu da yeterli değildir. önce bizi rahatsız eden problemi diğer problemlerle bütünleştirmek gerekir. konunun uzmanlarına danışmak. Araştırma Süreci 105 Araştırma Problemi İlk aşamada araştırma sorunu/problemi kavramını bilmek gerekir. heyelan. Zihinsel faaliyetler: Problemi önce “bütünleştirmek”. Sosyal problemler yaşamda tek başına ortaya çıkmazlar. Üçüncü bir aşamada problemi taşıyanları da içeren biçimde tanımlamak gerekir. Ancak sağlık politikalarının siyasetin. Örneğin siyaset bir konu iken. psikolojik veya fiziksel olarak rahatsız eden her durum problem olabilir. Bir sosyal araştırmacıyı rahatsız eden olayların çoğu. Sosyal problemleri çalışmanın güçlükleri arasında şunlar sayılabilir (Soraka ve Bryjack. 1. sel gibi birçok olayda kitlesel can . sonra “sınırlamak” ve en nihayet “tanımlamak” tır. alana gitmek ve sorunu yaşayanlarla görüşmek. bir yandan da bu alanda yapılmış yerli ve yabancı kaynakları okumak. Mekanik faaliyetler: Literatürü taramak. Ancak bu işlemlerin eşzamanlı olarak yürütülmesi gerekir. sağlığa ayrılan payın düşük olmasının ekonominin ve hekimlerin tutumlarının da eğitimin öncelikli çalışma alanı olduğunu düşünerek. Problemin tanımlanması çok kolay bir iş değildir. Birinin diğerine önceliği yoktur.

Ancak belirli bir yere üst geçidin yapılması. Diğer önemli bir faktör ise. Olayların sosyal problem olarak kabul edilmesinde hem nesnel hem de öznel koşullar birlikte rol oynarlar. sosyologların sorunları araştırmaları ve çözüm yolları önermelerinin politik destek olmadan fazla bir şey ifade etmemesidir. suç örnek olarak verilebilir. çevresel tahribat bunların başında gelir. Politikacıların ise. her yıl binlerce kişinin hayatının kaybetmesine yol açarak artık bireysel bir sorun olmaktan çıkmıştır. 1995): 1. 4. Aynı şekilde çevresel sorunlara ilgi de. Olaylar ortaya çıktıktan sonra sonuçları itibariyle ve ikinci elden verilerle incelenebilmektedir. 2. Örneğin trafik. yeni vergiler demek olacağından politikacıları sosyal problemleri araştırmak için ikna etmek güçtür. 3. 2.106 Ünite 7 kayıpları olmasına rağmen bu olayların kendileri doğal olaylardır. bağımlılık. sadece nesnel değil bazı öznel ölçütlere bağlı olarak artabilir. Sosyolojinin ilgilendiği tüm problemler aynı düzeyde değildir. Bu nedenle kestirimler sadece olasılık düzeyinde kalmakta ve ciddiye alınmamaktadır. Kentleşme. hastalık ve sağlık bakımı gibi. Nelerin hangi düzeylerde ele alınacağını bilmek açısından bazı sınıflamaları gözden geçirmekte yarar vardır (Soraka ve Bryjack. Savaş ve çatışma. 3. Bunun temel nedenlerinden biri etik kaygılarla insanları doğrudan etkileyecek deneysel araştırmaların önceden yapılmamasıdır. uzun vadede sonuç alınacak hiçbir yatırıma kolaylıkla girişmedikleri bilinen bir gerçektir. ancak önemli/güçlü bir kişi veya yakınının kaybından sonra mümkün olabilir. Küresel sorunlar: Dünya çapında bölge ve ülke sorunlarını aşan sorunlardır. Giddens’ın insan ürünü afetler (human-made disasters) kavramına başvurarak. Toplum düzeyinde sorunlar: Bunlar toplumdan topluma değişen sorunlardır. Aile ve bireysel düzeyde sorunlar: ailenin çözülmesi. Bu nedenle A. . İnsanlar hastalandıktan veya öldükten sonra geride kalanlarla araştırma yapılabilmektedir. sosyoekonomik eşitsizlikler. nüfus hareketleri ve göçler. fay veya heyelan hattını yerleşime açan yerel yönetimler veya burada denetimsiz konutlarda oturmak zorunda kalan insanlara yönelik sosyal problemler belirleyerek araştırmak ve toplumu risklerden haberdar ederek hazırlamak mümkündür. cinsellik. Sosyal problemler çoğu zaman olaylar ortaya çıktıktan sonra araştırılmaktadır. Ayrıca kaynak yaratma.

5. sosyal bilimlerin özellikle pozitivist kanadında bu koşul önem kazanır. 2. Metre olmadan uzunluk ölçülemeyeceği gibi. Araştırmacı riskleri karşılamada alternatif bir plana (B Planı gibi) sahip mi? Öyle problemler vardır ki. Çünkü sağlık ve hastalık bireysel bir sorun gibi görünse de. zaman ve paranın karşılığının alınması beklenir. 6. araştırma önerisinin en önemli ikinci aşaması amaçların yazılmasıdır. Araştırma Amaçları Problem tanımlandıktan sonra. Bu durumda nasıl bir yol izlenebileceğinin önceden düşünülmesi gerekir. Araştırılabilir mi? Sorunun mevcut bilimsel araştırma teknikleriyle araştırılabilir şekilde ortaya konması beklenir. hasta katkı payının arttırılması. Güncel bir sorun mu? Çoğu kez bazı problemler bazı kesimler için artık önemini kaybetmiş olabilir. Özgün/orijinal bir sorun mu? Daha önce defalarca araştırılmış problemler de araştırılabilir ancak belirli bir süre geçmesi veya mekân farklılaşması ile karşılaştırma olanağı sağlanması beklenir. araştırma sırasında çıkan engeller yüzünden araştırılamaz. Örneğin demokrasi veya yabancılaşma için ölçme araçları varsa nesnel bir inceleme yapılabilir. Araştırma probleminin araştırmaya değer bulunması. Önemli/anlamlı (significant) bir sorun mu? Sonuç olarak araştırmanın bir maliyeti vardır ve harcanan emek. 4. Maliyet/bütçe ve zaman hesaplaması uygun mu? Bu konularda gerçekçi hesaplamalar yapmak gerekir. Örneğin doğal veya terör gibi insan ürünü afetler yüzünden sahaya gidilemeyebilir. Araştırma Süreci 107 Aslında burada gözden kaçırılmaması gereken önemli nokta sorunların her düzeyde önemli olabileceği ve araştırılabileceğidir. sağlık personeline performansa dayalı ödemeler yapılması. Nitekim Türkiye’de sağlık hizmetlerinde yapısal değişikliklere gidilmesi. 3. Bir sosyal araştırmada amaçlar iki şekilde yazılabilir: . hep IMF gibi küresel aktörlerin dayatmasıyla ortaya çıktığından bireysel olmaktan çok toplumsal ve küresel boyutlar kazanmıştır. gerçekleştirilmesi ve dolayısıyla bilime katkı sağlaması da bazı koşullara bağlıdır: 1. hem küresel hem de sosyoekonomik eşitsizliklerden çok etkilenen bir sorundur.

Ancak boşanma üzerinde ekonomik nedenlerden eşlerin yaşına ve hatta çocuk sahibi olup olmadıklarına kadar pek çok bağımsız değişken etkili olabilir.108 Ünite 7 1. geniş çaplı alan araştırmalarında bütüncül bir bakış açısıyla çok yönlü bilgi toplamak için çok sayıda araştırma amacı yazmak. Ancak sosyal olaylar çoğu zaman tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmadıkları için çok sayıda hipotez yazmak gerekir. “Boşanmalarda artışa yol açan faktörler nelerdir?” veya “Boşanmaların artmasında rol oynayan etmenler nelerdir?” ya da “Boşanma en çok kimler arasında görülmektedir?” şeklinde sorulara yanıt aramak araştırmanın amacı olabilir. Oysa sosyal bilimlerin çoğunda. hem kapsam/içerik hem de maliyet açısından daha uygundur. Burada aslında istatistiksel olarak “farksızlık” ya da “boş/sıfır hipotezi” (null hypothesis) kurulmakta ve daha çok iki değişken arasında bir ilişkinin var olup olmadığı sorgulanmaktadır. Kuşkusuz her araştırmada birden fazla soruya yanıt aranabilir. 2. Doğa bilimlerine öykünerek yazılmakla birlikte. “ısınan metalin genişlemesi” örneğinde olduğu gibi. daha önce başkaları tarafından toplanılan bilgi ve belgeden de yararlanıldığı için bu tür sınırlamalara gitmek pek mümkün görünmemektedir. Amaçları sorular halinde yazmak: Araştırma amaçlarının hipotezler halinde yazılmasının uygun olmadığı görüşüne alternatif olarak önerilen çözüm amaçları sorular halinde yazmaktır. Örneğin boşanmaların artışını problem edinen bir araştırmada boşanma bağımlı değişkendir. ısınmanın neden. Örneğin aynı şekilde boşanma problemini araştırırken. Kaldı ki. Hipotez aslında “bağımlı” (sonuç) ve “bağımsız” (neden/etken) değişkenler arasında ilişki kuran bir önermedir. Boşanmanın tek bir nedeni olmadığı için teke tek bir neden sonuç ilişkisi zaten kurulamaz. . Ancak bazı eğitimci ve psikologların tek bir araştırma sorusu sorarak araştırma yaptıkları belirtilmelidir. Oysa sosyal bilimlerin çoğunda. Bu daha çok laboratuvar koşullarında deney yaparken tek bir soruna yönelmek ve daha sonra bundan tek bir yayın yapmak geleneğinin bir parçasıdır. genleşmenin sonuç olduğu gibi bir vargıya ulaşılamadığı için. hipotez formüle ederek sosyal bilimlerde araştırma amacı yazmanın pek de uygun olmayacağı söylenebilir. özellikle de sosyolojide hem ikinci elden verilere dayanılarak araştırma yapılması hem de olayların karmaşıklığı yüzünden tek probleme veya amaca yönelik bir araştırma planlamak ve yürütmek pek gerçekçi görünmemektedir. Hipotezler halinde amaç yazmak: Bu daha çok doğa bilimlerine öykünmeci biçimde amaç yazmak yoludur.

Daha önce uygulanmayan araştırma tekniklerinin. Çünkü araştırma amaçları nelerin inceleneceğini gösterirken. Örneğin çatışmacı yaklaşımdan hareket eden bir araştırma. Sözgelimi araştırma sırasında ulaşılamayan kişiler yerine kimlerin seçildiği veya hangi soruların işlenmediğini belirtmek gerekir. diğer bir ifade ile katkısının ne olacağı bu alt bölümde yazılır. ona temel olan önermelerin de tekrar alanda araştırılmasına gerek olmadan kabulü olan sayıltılar (assumptions) hakkında da kaynak göstererek bilgi vermek gerekir. örneğin nitel tekniklerden odak grup çalışmasının kullanılması veya birden fazla araştırma tekniğinin bir arada kullanılması da araştırmanın önemini arttırabilir. Ayrıca kabul edilen kuramsal yaklaşımın belirtilmesi kadar. farklılaşan sosyolojik kuramsal ve metodolojik yaklaşımların hangisinden hareket edilerek araştırmanın yürütüleceği veya yürütüldüğü hakkında bilgi vermek gerekir. Daha önce böyle bir problem üzerinde odaklaşan araştırmanın yapılmamış olması onun önemini arttırır. Bazen de önceki araştırmalarda sorgulanmayan bir boyutun eklenmesi. artık çatışma var mı yok mu diye araştırmaz. önem bölümü toplanan bilgilerin neye hizmet edeceğini. Süre açısından sarkmalar varsa. Örneğin bir aile araştırmasında aile üyelerinin sağlık problemlerinin tıbbi yönüyle ilgilenilmediği veya psikolojik analizlerinin yapılmadığını belirtmek uygun olabilir. bunların da açıklandığı yer burasıdır. Yaklaşım ve Sayıltılar İnsan ve toplum hakkındaki kabullere göre. Araştırma Süreci 109 Araştırmanın Önemi Yapılacak araştırmanın neye hizmet edeceği. Sadece bunu sayıltı olarak . örneğin aile araştırmasına aile içi şiddetin eklenmiş olması araştırmaya değer katabilir. Seçilecek araştırma tekniklerinin iç tutarlılığının denetlenmesi açısından bu bölüm önemlidir. Araştırmanın bu alt bölümü araştırmanın gerekçesi gibi düşünülebilir. Ayrıca B planı uyarınca yapılan her türlü düzenlemenin bu altbölümde ayrıntılarıyla anlatılması araştırmanın geçerlik ve güvenirliğine katkıda bulunur. Araştırmanın kuram ve uygulama bütünlüğü açsından en önemli bölümüdür. Araştırmanın Sınırlılıkları Bu alt bölümde araştırmada yapılmayanlar kadar araştırma sırasında karşılaşılan güçlükler ve bunların nasıl yenildiği anlatılır. Bu tür açıklamalar neyin neden yapılmadığının da yanıtı niteliğindedir. nerede kullanılacağını anlatır.

yerel ve hatta uluslararası araştırma fonlarından destek alınarak yürütülecek araştırmalarda ilan edilen koşullara uygun süre ve maliyet hesapları yapılır. Daha sonra toplanan verilerin hangi istatistiksel teknikler kullanılarak analiz edildiği hakkında da bilgi vermek gerekir. pilot çalışma yapılıp yapılmadığı. Buna karşılık. geçerlik ve güvenirliği açısından bu bölümde verilen bilgiler büyük önem taşır ve okuyucu kadar araştırmacıya da yol gösterir. . Araştırmada yapılacak olan ise. Çünkü Çatışmacı Yaklaşım çatışmayı önceden kabul eder. Eğer araştırma nitel bir araştırma ise. Ancak bu durumda da kaynak sağlayıcılara belirli süre taahhüdünde bulunmak gerekir. eğer araştırma mali açıdan destek bulunarak gerçekleşecekse o zaman daha geniş tutulabilir. toplantıların kaç saat sürdüğü.110 Ünite 7 kabul ettiğini kaynak vererek belirtir. çatışma türlerini. Bu gibi durumlarda araştırma genelde tek bir kişi tarafından yürütüleceğinden. Yöntem Araştırmalarda başta evren ve örneklem olmak üzere kullanılan tüm araştırma teknikleri hakkında yeterli bilgi bu alt. Örneğin araştırma bir tez olacaksa belirli bir eğitim dönemi içinde tamamlanmak zorundadır. Süre ve Maliyet Araştırmalar çoğu zaman belirli bir zaman içinde yürütülür.bölümde verilir. maliyet unsuru önemle gözetilerek daha dar çerçevede yürütülür. Araştırmada kaç kişinin ne kadar süreyle ve ne kadar ücretle çalışacağı hesaplanarak bütçesi oluşturulur. seçilen araştırma tekniklerinin neler olduğu ve sahada nasıl uygulandığı anlatılır. formların kaç sorudan oluştuğu ve nasıl uygulandığı ayrıntılı olarak anlatılır. Öte yandan Sembolik Etkileşimci bir yaklaşım daha çok mikro öznel süreçlerle ilgilendiği için nitel araştırma tip ve tekniklerini tercih edecektir. çatışma sürecini veya çatışmaya yol açan faktörleri ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın yaklaşım ve sayıltılar bölümüyle tutarlı olarak seçilen ve uygulanan araştırma tipi hakkında öncelikle bilgi vermek gerekir. ulusal. İşte tüm araştırmanın iç tutarlığı. Söz gelimi odak grup çalışması yapıldıysa grupların nasıl oluşturulduğu. kimlerin moderatörlük yaptığı. nasıl kaydedildiği ve toplanan verilerin nasıl çözümlendiği hakkında ayrıntılı bilgi verilir. Üniversitelerin Bilimsel Araştırma Proje Fonları. Örneğin betimsel bir araştırma ise burada kullanılan anket ve mülakatların nasıl geliştirildiği.

Araştırmada toplanılan bilgilerle önceki araştırmaların bulgularının karşılaştırılması hayati önem taşır. değinilen çalışmalara mutlaka kaynakçada da yer verilmelidir. Bu. Çünkü araştırma raporu yazılırken sadece eldeki araştırma bulgularını betimlemek yetmez. Toplanan bulguların değerlendirilmesi için öncekilerle tartışılması gerekir. planlanan ve yürütülen araştırmanın yapacağı katkının gösterilmesi açısından da gereklidir. Referans gösterme ve kaynakça yazmada çeşitli yollar bulunsa da önemli olan. . Bu nedenle araştırmalarda kaynakça çok önemli bir gösterge olarak özenle hazırlanmalı. konuyla ilgili ulusal ve uluslararası bilimsel dergilerde yayınlanmış makalelerin taranması gerekir. Araştırma Süreci 111 Kaynakça Araştırmalar bilginin birikimli olarak ilerlediği ana düşüncesinden hareketle yürütüldüğünden önceki araştırma raporlarının. Sosyal bilimler ve sosyolojide son yıllarda APA denilen ve Amerikan Psikoloji Derneği tarafından geliştirilen sistem daha pratik bulunarak yaygın şekilde kullanılmaktadır. araştırma önerisi ve raporunda başından sonuna kadar tek bir sistemi tutarlı olarak izlemektir.

Araştırmalar bilginin birikimli olarak ilerlediği ana düşüncesinden hareketle yürütüldüğünden önceki araştırma raporlarının. Bir araştırma önerisinde sırasıyla problem. Araştırmanın kuram ve uygulama bütünlüğü açısından en önemli bölümüdür. alana gitmek ve sorunu yaşayanlarla görüşmek. konuyla ilgili ulusal ve uluslararası bilimsel dergilerde yayınlanmış makalelerin taranması ve kaynakçada gösterilmesi gerekir. “sağlık hizmetlerinin kalitesinin düşüklüğü” veya “sağlıkta eşitsizlikler” birer problemdir. amaçlar. konunun uzmanlarına danışmak. yöntem. yaklaşım ve sayıltılar. Problem tanımlandıktan sonra araştırma önerisinin en önemli ikinci aşaması amaçların yazılmasıdır. önem. Yaklaşım ve sayıltılar alt bölümünde. Kişiyi zihinsel. araştırmalarda başta evren ve örneklem olmak üzere kullanılan tüm araştırma teknikleri hakkındaki bilgileri içerir. Örneğin “siyaset” bir konu iken. kaynakça hakkında bilgiler verilir. insan ve toplum hakkındaki kabullere göre farklılaşan sosyolojik kuramsal ve metodolojik yaklaşımların hangisinden hareket edilerek araştırmanın yürütüleceği veya yürütüldüğü hakkında bilgi vermek gerekir. öte yandan da zihinsel faaliyetlerde örneğin. Araştırmanın sınırlılıkları bölümünde araştırmada yapılmayanlar kadar. süre ve maliyet. Aynı şekilde “sağlık” bir konu iken. psikolojik veya fiziksel olarak rahatsız eden her durum problem olabilir. Bir sosyal araştırmada amaçlar sorular veya hipotezler olarak iki şekilde yazılabilir. problemi önce “bütünleştirmek” sonra “sınırlamak” ve en nihayet “tanımlamak” gerekir. araştırma sırasında karşılaşılan güçlükler ve bunların nasıl yenildiği anlatılır. sınırlılıklar. İlk aşamada araştırma sorunu/problemi kavramını bilmek zorunludur.112 Ünite 7 Özet Bir araştırmanın yapılabilmesi için başta problemin tanımlanması olmak üzere çeşitli aşamaların yerine getirilmesi gerekir. “siyasette kadınların düşük oranda temsil edilmesi” bir problemdir. . Araştırmanın yaklaşım ve sayıltılar bölümüyle tutarlı olarak seçilen ve uygulanan araştırma tipi hakkında öncelikle bilgi vermek gerekir. Problem tanımlanırken bir yandan mekanik faaliyetlerde bulunmak örneğin literatürü taramak. Yöntem alt bölümü ise. Ancak konu ile problemi birbiriyle karıştırmamak gerekir. Yapılacak araştırmanın neye hizmet edeceği diğer bir ifade ile katkısının ne olacağı önem alt bölümünde yazılır.

Kaynakça c. Bir araştırma problemi tanımlanırken hangi faaliyetlerde bulunulur? a. Kodlamalar halinde d. Aşağıdakilerden hangisi bir araştırma önerisinde yer almaz? a. Yararlanılan tüm kitapları göstermek b. Sorular halinde c. Problem 2. Hiçbiri 3. Ritmik faaliyetler d. Araştırma Süreci 113 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Evren e. a ve b e. Süre ve maliyet d. Hepsi e. Zihinsel faaliyetler b. Örneklem d. Araştırma tipi b. Bulgular ve tartışma b. Hipotezler halinde b. Amaçlar e. Bir bilimsel raporda kaynakça yazarken en önemli nokta nedir? a. Tartışma 5. Araştırma Tekniği c. Araştırma amaçları nasıl yazılabilir? a. Mekanik faaliyetler c. Ulusal kaynaklar kadar uluslararası kaynakları kullanmak d. Hiçbiri . Tek bir referans sistemine sadık kalmak c. Bir araştırmanın yöntem bölümünde hangi bilgiler yer almaz? a. a ve b e. Hepsi 4.

114 Ünite 7 .

7.1. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci SOSYOLOJİ 3. 4. Türkiye’de Sosyoloji . Küreselleşme 10. 2. 6. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 8 Sivil Toplum 9. 5.

• İslam toplumlarında sivil toplumun ortaya çıkışı tartışılacaktır. • Sivil toplum kuruluşlarının özellikleri ve tipleri incelenecektir. • Sivil toplumun yeniden inşası konusundaki görüşler incelenecektir. • Sivil toplum kavramına açıklık kazandırılacaktır. • Sivil toplum kuruluşlarının işlevlerinin eleştirel değerlendirilmesi yapılacaktır. . • Devlet ve sivil toplum arasındaki ilişki incelenecektir.116 Ünite 8 Ünitede Ele Al›nan Konular • Tarihsel Gelişim • Devlet ve Sivil Toplum İlişkisi • İslam ve Sivil Toplum • Kavramsal Açıklık • Sivil Toplum Kuruluşları • Sivil Toplumun Yeniden İnşası Ünite Hakk›nda • Sivil toplum kavramının tarihsel arka planı gösterilecektir.

Üniteyi Çal›ş›rken • Sivil toplum kavramının Batı toplumlarında hangi koşullara bağlı olarak nasıl ortaya çıktığını araştırınız. • Batıda devlet ve sivil toplum arasındaki ilişkide ortaya • Neden İslam ülkelerinde sivil toplumun ortaya çıkamayacağının düşünüldüğünü araştırınız. • Devlet ve sivil toplum arasındaki ilişkiyi öğreneceksiniz. Sivil Toplum 117 Ö¤renme Hedefleri • Sivil toplum kavramının tarihsel geçmişini öğreneceksiniz. kullanıldığını sorgulayınız. • Sivil toplumun hangi gerekçeyle asker olmayan anlamında • Sivil toplum kuruluşlarının Türkiye’de en önemli işlevinin • Çevrenizden bir sivil toplum kuruluşu seçerek sahip olduğu özellikleri literatür ile • Karşılaştırınız ve farklılıkların sebeplerini tartışınız. • Sivil toplum kuruluşlarının işlevlerinin öğreneceksiniz. . • İslam ülkelerinde sivil toplumun ortaya çıkışını öğreneceksiniz. • Sivil toplum kuruluşlarının özelliklerini ve sınıflamalarını öğreneceksiniz. • Sivil Toplumun yeniden inşası konusundaki görüşleri öğreneceksiniz. • Sivil toplum kavramının özelliklerini öğreneceksiniz. çıkan farklı gelenekleri karşılaştırınız. ne olduğunu tartışınız. • Yeni toplumsal hareketlerin temel özelliklerini araştırınız.

Çoğu kez eşitsiz güç ilişkileri mücadelesinde galip gelenler iktidara da talip olurlar ve devleti ele geçirirler. Ünlü filozof Thomas Hobbes’un da ifade ettiği gibi. Sosyolojiyi anlamak için sivil toplumun ne olduğunu ve nasıl ortaya çıktığını bilmek gerekir. 18.118 Ünite 8 Sivil Toplum Sosyolojik açıdan sivil toplum kavramı çok şey ifade eder. Bundan kastedilen ise. Ünlü Alman sosyologu Jurgen Habermas tarafından da “kamusal alan” olarak tanımlanır. Kaldı ki tarihsel olarak da başlangıçta sivil toplum daha farklı şekilde kavramlaştırılmıştır. Herkesin üzerinde anlaştığı bir tanımını yapmak pek mümkün değilse de. Kutuplaşmış bir devlet karşısında sivil toplum anlayışı her ikisi arasında bulunan diyalektik ilişkinin bulanıklaşmasına yol açar. devlet yapısı ve onu oluşturan siyasal kurum ve örgütlerin dışında kalan alan ve faaliyetleri ifade etmede yaygın olarak kullanılır. çeşitli dinsel cemaatler veya laikler arasındadır. örneğin sermaye ve emek. Oysa Sunar (1998)’ın da belirttiği gibi. Bundan sonra mücadele devlet olanaklarını kullanarak yürütülür. devlet ve sivil toplumu böyle bir konumlandırmadan yarar umar.yüzyılın sonuna kadar devlet ve siyasal toplumla eş anlamlı olarak ve tıpkı klasik Atina ve Roma dönemlerindeki anlamıyla kullanıldığı görülür. kadınlar ve erkekler. Diğer bir ifade ile çatışmalar. toprak sahibi olanlar ve olmayanlar. İlkçağda Aristo ile modern dönemde Kant ve ve Lock’un sivil toplum olarak tanımladıkları şey benzer biçimde sivil devlettir (etat civil). Bu yüzden devlet ve sivil toplum kutuplaşması. hem sivil toplum kesimleri hem de onların devlet içinde olan temsilcileri aracılığıyla yürütülür. kanun ve düzenin egemen olabilmesi için insanların özgür iradesiyle egemenliği devlete ve onun yönetici- . “devlet” veya “siyasal alan” dışında kalan “toplumsal” alan olarak görülür. “sivil toplum” kuramsal olarak. despotik keyfi idarenin yerine kanun ve düzenin egemen olduğu bir yönetimi getirmektir. Kısaca sivil toplum. esas çatışmalar devlet ve çeşitli kesimleri temsil eden sivil toplum örgütleri arasında değil. daha çok çıkar grubuna dönüşen. Günümüzde devlet ve sivil toplum çatışan alanlar olarak kavramlaştırılmaktadır. olgulara yüzeysel ve eksik bakmak anlamına gelir. Daha doğrusu liberal görüş. Ayrıca bu faaliyetlerin çoğunlukla devlet ve birey arasında kalan alana yönelik olduğu kabul edilir. Tarihsel Gelişim Sivil toplum kavramıyla ilgili literatür incelendiğinde.

Birçok yazar. onun içinde sivil toplumun nasıl korunacağına dair ilkeler belirlenmeye başlamıştır. 2. sivil toplumun devlet ve ailenin bir sentezi olduğunu savunmuştur. Sonuç olarak bu dönemde klasik anlamıyla devlet ve sivil toplum aynı şeydir. Sözgelimi işverenler veya işçiler kendilerine yakın iktidarlarla ittifak kurmaktan çekinmemişlerdir. Burada temel sorular kimin bağımsızlığı. tekrar sivil toplumun bağımsız bir alan olarak devlet tarafından baskılanmasının önüne geçilmesi savunulmaya başlanmıştır. Hatta bir keresinde bir işverenler derneği (TÜSIAD). 18. İşte 19. Ancak gerçek yaşamda böyle olmayabilir. yüzyılın ortalarından başlayarak sivil toplum ve devlet kavramları arasında farklılaşmalar ortaya çıkmış ve anayasal devletin otoriter olabileceği varsayılarak. Üçüncü aşamada ise. ayrıca sivil topluma oldukça olumsuz bakarak devlet tarafından denetlenmesinden yana olmuştur. devlet desteğini alarak muhalifleriyle mücadele etmişlerdir. devletten bağımsızlık ya da devlet karşısında özerk toplum vurgusudur. Sivil toplumun özgürlüğünün çatışma üreten bir sürece dönüşmesi kaygısı uyanmıştır. yüzyılın ortalarından itibaren bu anlayışta değişmeler ortaya çıkmıştır. yüzyılın başına denk gelen dönemde Alman filozof Hegel’inkine benzer biçimde bir sivil toplum anlayışına ulaşılmıştır. daha sonra sivil toplum ve onun içindeki alt grupların kendilerini savunmalarının meşruiyeti konusu tartışmaya açılarak daha ileri bir aşamaya gelinmiştir. devlet ile aile arasında. kimin gücü ve kimin devletidir. Bugünkü anlamında sivil toplum devletten bağımsız bir alan olarak görülmektedir. sivil toplumun kendini dengelemekten uzaklaşacağı ve denetime ihtiyacı olduğu fikrine ulaşılmıştır. Diamond’a göre sivil toplum. devletten ayrı ve özerk bir alana göndermede bulunur. Hegel aile. 3. İlk aşamada. 4. Sivil toplum tartışmalarında en önemli konulardan biri. Son aşamada ise. İkinci aşama olarak. sivil toplum ve devlet üzerinde önemle durarak. kendi kendini sürdürebilen. Hegel. John Keane (2004)’a göre bu kavramın Avrupa’da ortaya çıkışı ve gelişiminde dört dönemi birbirinden ayırmak mümkündür: 1. kendi kendini yaratan. gazete ilanlarıyla iktidardaki sosyal demokrat partiyi (CHP) devirmede misyon üstlen- . Sivil Toplum 119 lerine devretmesi gerekir. devletten bağımsız örgütlü toplumsal yaşam alanıdır. Ancak 18. Örneğin Türkiye’de bazı sivil toplum kuruluşları menfaatleri gereği devlet ile bütünleşmekte sakınca görmemişler.

• Fransız Geleneği: Tocqueville tarafından temsil edilir. sivil toplumu ekonomiye indirgerken. Bu yüzden devletten bağımsızlık tartışmalı bir konudur. Bunun bir örneği Almanya’da Yeşiller Hareketidir. onların birbiri içine girerek etkileştiklerini kabul eden çalışmalar daha fazladır. Bu hareket zamanla Yeşiller Partisine dönüşmüştür. 2000): • Alman Geleneği: Bu gelenek Hegel ve Marks ile başlar. Ayrıca. • İtalyan Geleneği: Gramsci tarafından savunulan politik toplumla devletin aynı olduğunu ya da özdeş olduğunu savunan görüştür. Yeni-Liberaller ise. Sivil toplumu devletin parçası olarak kabul eder. Öte yandan farklı çıkar gruplarının çekişmesi gibi bir kavramlaştırması da Gramsci tarafından yapılmış olan sivil toplumun önemi inkâr edilemez. Yeni-Marksistler ekonominin sivil topluma dahil olmasına çalışırlar. Hele İsveç gibi toplum ve hükümet ayrımının. Sarıbay.120 Ünite 8 miş ve başarılı olmuştur. Yeni-Muhafazakârlar sivil toplum ile burjuva toplumunu özdeşleştirerek devlet karşıtlığı yaparlar. Aralarında aracılar olduğunu kabul etmekle birlikte ikisini farklı iki alan olarak görmez. Öte yandan. onun kaynaklandığı temelleri aşarak çok geniş kitlelere mal olduğu tartışmasız bir gerçekliktir. Ancak bu görüşleri aşırı bularak devlet ve sivil toplum karşıtlığı yerine. İlk bakışta liberal temelinden koparıldığında fazla bir anlam ifade etmeyecek gibi görünse de. Bu nedenle Sunar (1998)’ın da belirttiği gibi. onu önemsiz kılar mı?" sorusunun tartışılması gerekir. Sivil toplum ile devlet arasında politik toplumun bulunduğunu ve bunun önemli olduğunu savunur. onu liberal olma- . 1992. Çünkü işsizlik ve çocuk yardımları yapan devlet tüm vatandaşlarına toplumsal refahtan büyük bir pay vermekte sadece üretim değil dağıtımda da genel toplum çıkarını gözetmektedir. Bu durumda devlet ve toplum o kadar iç içedir ki. bir sivil toplum kuruluşu zamanla siyasallaşma derecesini yükselterek siyasal partiye dönüşebilir. siyasal alan ile toplumsal alanı ayırmak son derece güçleşmektedir. Devlet ve Sivil Toplum İlişkisi Bununla birlikte devlet-sivil toplum ilişkisini göstermede üç farklı gelenek bulunduğu söylenebilir (Cohen ve Arato. Öte yandan "Sivil toplum kavramlaştırmasının liberal düşüncelerle sıkı sıkıya bağlantılı olması. iktidarın pratiğinde pek fazla anlam ifade etmediği ülkelerde bu argümanın fazlaca bir değeri kalmamaktadır.

ciddi siyasal rejim değiştirme talebine dönüşme kapasitesine sahip olduğu söylenebilir. Bu konuda yeni muhafazakârlık adı altında yükselen görüşler önemlidir. Sivil Toplum 121 yan alana çekerek ve böylelikle de liberal bağlantılarını genişleterek. diğer tüm dinler laikleşirken. baskı grupları ya da dernek ve kulüplere benzer sivil toplum ara örgütlenmeleri şu anda yıkılmış bulunan önceki Demir Perde ülkelerinde olmadığı için. Onlar devletin kendi başına önemini reddederek. Ona göre. büyük ölçüde bireylerin iradesinden bağımsız olarak içinde bulunulan koşulların . sadece İslamiyet. Ayrıca cemaatçi ve liberal değerleri bir arada görmek mümkündür. Anayasa ve yasalar İslam Hukukundan bağımsız olarak yapılmıştır. Devletin küçülmesi ve özelleştirme politikaları ile de bu taleplerin paralel gitmesi liberal bağlantıların kanıtı olarak görülebilir. konunun artık basit bir sivil toplum düzeyinden çıkıp. İslamiyet ve sivil toplumun bağdaşamayacağını ileri sürmesiyle tanınmaktadır. Gellner’e göre. onlar da Batı gibi olamamışlardır. laikliğin bir ideoloji olduğunu söyler.” derken. “laikleşme”nin sosyolojik bir süreç iken. sivil toplumu tartışmak mümkündür. dinsel örgütlenmeler. girişimci bireyler tarafından denetlenmesini talep etmektedirler. Bu bağlamda laikleşme. Örneğin Ernest Gellner. sendikalar. Öte yandan burada bir parantez açarak belirtilmesinde yarar olan bir konu ise. müminler cemaatinde bağımsız hareket edemeyen bireyler. 10 yıl önceden bugünleri adeta tarif etmiştir. Özellikle iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisinin “muhafazakâr demokrat” olduklarını iddia eden resmi görüşleri de bu şekilde okunabilir. Ayrıca piyasa ekonomisi sivil toplumun ön koşuludur. Bu gözlemlere karşı Elizabeth Özdalga (1998) “Türkiye’de Osmanlı döneminden başlayarak hem devlet hem de toplum laikleşmiştir. sivil toplumun kurulacağı türde ara örgütlenmelerin yapı taşları olamazlar. Nitekim Niyazi Berkes. “laiklikleşme” ve “laiklik ideolojisi” arasındaki ayrımdır. siyasal partiler. İslam ve Sivil Toplum Çeşitli dinler ve onların sivil topluma dönüşme kapasiteleri konusunda da çeşitli tartışmalar bulunmaktadır. örneğin vatandaşlık ve kamu fikri üzerinde yoğunlaşarak. Ayrıca ona göre devlet ve birey ya da aile arasında. Diyalektik olarak da karşıtların birliği (unity of opposites) ilkesi uyarınca bu mümkündür. hüküm sürdüğü topraklarda ahali üzerinde etkisini hiç azaltmadan sürdürdü. Ancak Türkiye gibi ülkelerde farklı cemaatlerin demokrasi ve sivil toplum adı altında çok temel evrensel referansları bile değiştirme çabaları bulunduğundan.

maddi çıkarlar peşinde koşmak olarak görülür ve olumsuzlanır. Bağımsız davrananlardan şüphelenilir. Gerek cemaat vakıfları gerekse onların uzantıları olan holdingler son derece güçlüdür. Rejimin güvenliği önde gelir. Ortadoğu’nun tamamında vatandaşların çoğunluğu devlete itaatkârdır ve bunun kaynağı mistik bakış açısıdır. Bu yüzden Gellner’in İslamiyetin laikleşemeyeceği vargısı.122 Ünite 8 sonucu olarak ortaya çıkan bir süreçtir. Göreli değişmeye rağmen devletin ağırlığı baskındır ve bu durum sivil toplumu zayıflatır. İslami bir eğilime sahip olduklarında rejim tarafından kısıtlanmışlardır. ideolojiyi toplumsal gerçek sanmak yanılgısından ibarettir. Sonuç olarak kültürel . Ayrıca onun köktendinciliği laikleşmeye tepkiler olarak kullanması ve İslamiyeti laikleşmeye bağışıklı olarak görmesi de eleştirilir (Özdalga. Öte yandan dinsel cemaatler arasındaki ayrışma ve mücadele göz ardı edilmiştir. Oysa Özdalga’nın da belirttiği gibi. Toplumsal istikrarın yanısıra bireyin kendine olduğu kadar başkasına güveneceği koşullar olmadan sivil toplum gelişemez. Öte yandan Türkiye’de Kemalizm. Çünkü sivil toplum anlamında en güçlü örgütlenmeye sahip olanlar onlardır. Bu tür yapının hâkim olduğu bölgede sivil toplumun örgütlenmesi zordur. Otoriteye meydan okumak. esas mücadele laik ve İslamcılar arasında değil. Ayrıca bölgede aşiret yapısı da bireylerin bağımsız hareket kabiliyetini sınırlar. Özdalga (1988)’ya göre özellikle bu örgütlenmeler. Başkalarına kolay kolay güvenmezler ve duygusaldırlar. Güvenlik kaygısı da otoriteye bağımlılığın diğer bir nedenidir. Türkiye’de dinsel cemaatler bu nedenle karşıt eğilimlerin taşıyıcısı olmuş ve dolayısıyla bazen çok seslilik ve demokrasi temsilcisi olarak algılanmıştır. otoriterlik ve sivil toplumun gelişmesi konusunda da bazı değerlendirmeler bulunmaktadır. Ortadoğu’daki mistik devlet anlayışının da sivil toplumun gelişmesini engelleyici potansiyelinden bahsedenler bulunmaktadır. Ayrıca istikrarsızlık nedeniyle toplumsal düzeyde oldukça fazla siyasallaşmışlardır. İslamcıların kendi aralarındaki mücadelede aranmalıdır denilebilir. Örneğin Sariolgaham (1998)’a göre. Bunlardan en önemlisi Kemalizmin laikleştirici birçok devrim yapmasına karşılık bazı sivil toplum olarak düşünülebilecek dinsel cemaat tipi örgütlenmelere izin vermemesidir. Aynı şekilde hem laik rejim hem de muhalifler birbirini sivil toplum ve demokrasi düşmanı olarak algılamış ve suçlamıştır. Devletin doğası korku ve güvensizliği besler.1998). Ayrıca girişimci sınıfın zayıflığı da değişimi yavaşlatan bir faktördür.

Sivil topluma güven tam gelişmediği gibi daha dar alanda faaliyet gösterilir. Sivil Toplum 123 engeller Ortadoğu’nun değişimi için gerekli gücü üretememiştir. demokratik hukuk devleti olarak sivil toplum olma yolunda çok büyük avantajlara sahiptir. Tüm bu değerlendirmelerin. Türkiye’de sosyologlar sivil toplumun içinde “Halk Sosyolojisi” (Public Sociology) yaparak yer almaktadırlar. 2008) eleştirel değerlendirmesinin yapılmasında yarar vardır: Demokrasi Kültürünü geliştirmek Özellikle otoriter ve merkezi devlet yapısının kullaştırdığı tebaanın birey olarak güçlenmesine. kısmen de olsa Türkiye için de geçerli olduğunu söylemek yanlış olmaz. askeri olmayan anlamında da kullanılmaktadır. Oysa sivil toplum çok daha geniş bir kavramdır. söz konusu işlevlerin (Özden. Buna karşılık gelişmekte olan ülkelerde devletin faaliyet alanı daha geniştir. sivil ve askeri bürokrasiyi. kendi ile ilgili kararlara katılmasına ve . sivil toplumun destekçisi olarak ikincil konumdadır. Ancak bu işlevlerini yerine getirirlerken bazı sorunlara da yol açmaları olasılık dahilinde olduğundan. Siyasal toplum ise. Sivil toplum kuruluşları. devleti ve kurumlarını. Gelişmiş toplumlarda devletin temel sorumlulukları ve yükümlülükleri sınırlanmıştır. 3. sivil toplum kuruluşları arasında ortak çıkarın korunması adına hakem rolü oynar. Toplumun değişik kesimlerinin mitinglerde pro testo gösterileri veya yardımlaşma girişimleri sivil toplum faaliyetidir. Sivil toplum içinde örgütlenmemiş kesimler de temsil edilir. Sivil toplum faaliyetleri resmi örgütlenme olmaksızın da gerçekleşebilir. Sivil toplum denilince yalnızca sivil toplum kuruluşları (STK) anlaşılmaktadır. Kavramsal Açıklık Sivil toplum kavramına ilişkin olarak ayrıca bilinmesi gereken başka noktalar da vardır (Özden. Daha sonra bu faaliyetler örgütlenerek STK’ya dönüşebilir. Ancak Türkiye bölgesinde tek laik. Ayrıca devlet. Oysa sivil toplumun karşıtı siyasal toplumdur. Sivil toplum özellikle Türkiye’de sivil-asker ikiliğinden hareketle. 2. siyasal partileri de kapsayan çok daha geniş bir alandır. sivil toplumun oluşmasında çeşitli işlevlere sahiptir. 2008): 1. Bu toplumlarda devlet. Sivil Toplum Kuruluşları Sivil Toplum Kuruluşları. sivil toplumun kendisi değil ve fakat en önemli parçasıdır.

başta terör olmak üzer şiddet olaylarını beslemesi olasılığı yüksektir. Örneğin etnik gruplar. Etnik aidiyetlerin artmasının ise. Modern toplum. Örneğin işçi ve işverenlerin kendi aralarında ayrı ayrı dayanışması bu kez örgütlü mücadeleye yol açmaktadır. örgütlü toplum olduğundan aynı okuldan mezun olanlar. demokrasi konusu da son derece tartışmalı bir alandır. Vatandaşların birey olma süreci henüz tam olarak gerçekleşmemiştir. Bu konuda da birbirinden ayrılığın farkında olma düzeyi arttıkça çatışma olması. aynı spor takımını tutanlar arasında dayanışma gibi birçok örnek sıralamak mümkündür. çeşitlilik zenginlik olarak algılanmaktadır. Bireysel çıkarların toplumsal çıkara dönüşmesi de ortak çıkarların başarı şansını arttırıcı bir faktör olarak göz önünde bulundurulmalıdır. Ayrıca tam birey olduğunun farkına varan kişilerin tekrar STK'ler aracılığıyla cemaatleşmesi ve baskılanması olasılığı her zaman vardır. Ancak bunun gerçekleşip gerçeklememesinin çok daha başka koşullarla belirlendiği ve tek başına STK’lerin bu misyonu yerine getirmesinin mümkün olmadığı belirtilmelidir. hemşeri grupları. Ayrıca. mezhepsel cemaatlerin STK’leşmesi bu yolla gerçekleşmektedir. toplumun bölünmesi ve bölünenlerin de kendi aralarında birleşerek örgütlenmesi söz konusudur. Bu durumda özellikle yoksul kesim hem ekonomik hem de cemaat tarafından çifte baskılanmaya maruz kalmaktadır. Liberal demokrasilerden katılmacı demokrasiye geçildiği iddialarının içeriği çoğu zaman doldurulamamaktadır. Geleneksel toplumda benzer ve farklılaşmayan arasında mekanik dayanışma varken modern toplumda farklılıktan kaynaklanan organik dayanışmanın artması bir zorunluluk olsa da. dayanışma yerine çatışma ve mücadeleye dönüşme olasılığı hiçbir zaman göz ardı edilemez. Dayanışmaya yol açması Durkheim işbölümü ve farklılaşmanın dayanışmaya yol açacağını söyleyerek örgütlenme düşüncesinin önemine işaret etmiştir. Kaldı ki.124 Ünite 8 dolayısıyla demokrasi kültürünün gelişmesine hizmet etmek sivil toplumun en ideal işlevidir. devletin vatandaşın hizmetkârı olması düşüncesi de her zaman gerçeklerle uyuşmamaktadır. . Örneğin Türkiye’de 600 yüzyıllık imparatorluk geçmişinden kaynaklanan ve devleti baba olarak görmek ve her şeyi devletten beklemek yaygın bir gelenektir. Çeşitlenmeye katkıda bulunmak Bu kavramın da demokrasi ile ilgisi kurulmakta ve farklılık.

Sivil toplum kuruluşları. Örneğin Sosyoloji Derneği kamu yararına çalışan der- . Sivil Toplum 125 Siyasal bilinçlenmeye katkıda bulunmak Sivil toplum kuruluşu üyeleri başlangıçta gönüllü olarak başladıkları üyeliklerinde giderek bilinçlenirler. sivil toplumun örgütlenmiş yapısı olarak belirli temel özelliklere sahiptir: • Biçimsel yapı ve örgütlenme: Sivil toplum kuruluşlarının hiyerarşik bir yapı içinde düzenlenen. topluma hizmet sırasında sosyal ilişkileri geliştirmek. kamu fikrine aşina olmayı beraberinde getirir. Ayrıca toplumun gelişmişlik düzeyi ile siyasetle ilgilenme arasında ters bir ilişki olup. Örnek olarak Sosyoloji Derneği bir sivil toplum kuruluşu olarak amaçlarını. STK olarak örgütlendiğinde ve çevreyi tahrip eden fabrikalarla mücadelesinin Parlamentoda bazı yasal değişiklikler yapılmazsa başarıya ulaşamayacağını gördüğünde artık siyaset ile ilgilenmeye başlamış demektir. siyasal yabancılaşma gelişmiş ülkelerde daha yaygındır. ama siyasetle yakından ilgilenirler. özerk olmaları sağlanır. İşte özellikle Batıda birey olma bilincine erişmiş geniş toplum kesimlerinin çıkarlarının kamusal alanda temsili. En güvenilir kuruluşlar içinde siyasal partiler ilk sıralarda değildir. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde daha yüksektir. destek çıktıkları kesimlerin sorunlarının çözümü için daha sistematik düşünmek. • Özerklik: Sivil toplum kuruluşları devletten mali destek almaksızın kendi öz kaynakları ile yaşamlarını sürdürürler. Üye aidatları. Zaten STK'ler. bir anlamda iktidar talepleri olmayan “yeni toplumsal hareketler” olarak da anılan yapılanmaların içinde geliştiği örgütlenmeler olarak siyasal alan dışındadır. siyasal partiler yerine sivil toplum kuruluşlarına kaydığından siyasal bilinçlenme fonksiyonu buralarda daha önemsenmektedir. Öte yandan. • Kamu yararına çalışmak: Sivil toplum kuruluşları kâr amacı güdemezler. toplumda fazla yüksek statüde görülmezler. Bu tüzel kişilik ona kurumsal bir kimlik ve süreklilik sağlamaktadır. siyasal partiler devletten de yardım aldıkları gibi açıkça çıkar grubuna dönüştüklerinden. Sonuç olarak bir çevreci hareket. propaganda yapmak. hak aramak. aday olmak. yapılan projelerden alınan katkı payları ve bağışlar ile faaliyetlerini yürüterek. faaliyet alanlarını ve organlarını bir tüzük ile belirlemiştir. işbölümü ve amaçlarının yazılı olarak belirlendiği bir yapısı vardır. Nitekim Batı ülkelerinde seçime katılma oranı yüzde elliler civarında iken. Derneklerdeki seçimlere katılmak. taraf olmak.

kooperatifler. Sosyoloji Derneğinde de tüm yöneticiler gönüllülük esasında çalışırlar ve hiçbir ücret almazlar. Bu örgütlerde çalışmak gönüllülük esasında olmaktadır. . Üyelerinin sorunlarına çözüm ararlar. Aslında bazı büyük ve geniş ölçekte örgütlenmiş STK'lerde ücretle çalışan profesyonel yöneticiler ve sekreter gibi bazı görevliler istihdam edilmektedir. Ancak bazı görevlerde üyelerin harcamaları Yönetim Kurulu kararıyla karşılanabilir. yakacak. aralarında önemli farklılıklar da vardır. dinsel hizmetler sunmayı hedeflerler. Yoksul. • Hizmet amaçlı kuruluşlar (Service orientation): Sağlık.126 Ünite 8 nek statüsüne sahiptir. Ayrıca üye aidatları toplanması da büyük bir sorun olduğundan STK'lerin yaşam mücadelesi verdikleri söylenebilir. Sivil toplum kuruluşları tek tip olmadığı gibi. Örneğin törenlerde çiçek yerine bağış toplayarak eğitime katkı sağlanmaktadır. özürlü ve damgalanmış kişilere yönelik çalışmalar da bu kapsamdadır. • Güçlendirme amaçlı kuruluşlar (empowering orientation): Mesleki kuruluşların çoğu böyledir. • Özgürce kurulabilmek: Belirli bir alanda faaliyet göstermek isteyen herkes gerekli belgeleri tamamlayarak örgütlenebilir. Ayrıca kadın kuruluşları da kadınların güçlendirilmesine çalışırlar. Türkiye’de 100.000’in üzerinde STK vardır. Çünkü kâr amacı güdülmediği için maliyetin karşılanması mümkün değildir. Bunlara fon yaratma kuruluşları da denilmektedir (fund raising). ilaç gibi gereksinimlerin karşılanmasını hedeflerler. Onları çeşitli ölçütlere göre sınıflamak mümkündür: • Bağış yapan kuruluşlar (charitable orientation): Daha çok yiyecek. Gönüllü kuruluşları ayrıca ilgilendikleri alanlara göre de sınıflamak mümkündür: • Ekonomik faaliyette bulunanlar: İşveren ve işçi sendikaları. • Katılım sağlamayı amaçlayan kuruluşlar (particiapatory orientation): Kampanyalarla bağış toplayarak belirli hizmetleri sunmaya aracı olurlar. • Gönüllü olarak çalışmak: STK'lerin bir adı da gönüllü kuruluştur. eğitim. Kâr amacı gütmeksizin yaptığı projelerle giderlerini karşılamaya çalışır. Ancak buralarda bile çoğunluk gönüllülerdedir. bazı meslek örgütleri.

Aslında Craig Calhoun (2004) da endüstri çağının eskiyen kurumlarının yeniden inşası konusunda çağrı yapanlardandır. O. devlet ile birey arasında boşluğu dolduran en önemli sivil toplum kuruluşları vakıflardır. 1996) adlı birinci ciltte enformasyon ağlarının dışında kalan tüm ülke ve ulusların marjinalleştiğini gösterir. • Siyasal faaliyette bulunanlar: Feminist ve çevreci faaliyetler. Yeni kurulan ailelerin de kadın hareketiyle bağı böylelikle kurulmuş olduğu gibi aile de yeni biçimiyle sürdürülmüş olacaktır. düşünce üretme (think-tanks) kuruluşları. sivil toplumun yeniden inşası üzerinde durur. Örneğin kadın hareketlerinin. cemaatler. • Dinsel alanda faaliyet gösterenler: Cami dernekleri. bilgi çağında küresel ekonominin temel özelliğinin anında gerçekleşen enformasyon. Toplum ve Kültür (Information Age :Economy. Kimliğin Gücü (The Power of Identity. Sivil Toplum 127 • Kültürel faaliyette bulunanlar: Her türden sanatsal faaliyette bulunan dernekler/ vakıflar. Sivil toplumun yeniden inşa projesi aslında kadın. çeşitli platformlar gibi. çevre. . buna “kimlik projesi” adını verir. Ancak Castels. eşcinseller ve onların cinsel kimlik hareketleri. kadın örgütleri kurarak aileyi dönüştürmesi buna bir örnektir. kent/kasaba/ köy güzelleştirme ve hemşeri dernekleri bu gruba girer. Society and Culture) adlı eserinde üzerinde durduğu önemli konu. Ona göre hem tüketim hem de üretimi bu akışlar belirler. Bununla birlikte Avrupa’yı değiştiren hareketlerin çevrecilik ve insan hakları savunuculuğu gibi yeni toplumsal hareketler olduğunu ve sivil topluma dönüşüm şansı tanıdıklarını iddia eder. çoğu zaman kimlik hareketlerinin direniş kaynaklı olduğunu. vakıflar sayılabilir. bu yüzden de cemaatçiliğe kayma riski taşıdığını da hemen ekler. insan hakları hareketi gibi “yeni toplumsal hareketlerin” çok önemli olduğu fikrine dayanır. Örneğin Şerif Mardin’e göre. 1998) adını taşıyan ikinci ciltte ise. Bazı yeni kuruluşların yaratacağı ağ (network) ile bireyler arasında köprü kurularak toplumun potansiyel dağılımını engeller. Özellikle dinsel azınlıkların veya mezhepsel cemaatlerin vakıfları üyelerine çok yönlü hizmet sunarlar. sermaye ve iletişim akışıdır. Ağ Toplumun Yükselişi (The Rise of Network Society. Sivil Toplumun Yeniden İnşası Çağımızın ünlü düşünürlerinden Manuel Castels (1996)’in üç ciltlik Enformasyon Çağı: Ekonomi.

iv) Siyasal bilinçlenmeye katkıda bulunmak en önemlileridir. Bunların başında ise. Birçok yazar. devletten ayrı ve özerk bir alana göndermede bulunur. örneğin sermaye ve emek. iii) Dayanışmaya yol açmak. Bunlar arasında i) Demokrasi Kültürünü geliştirmek. Oysa esas çatışmalar devlet ve çeşitli kesimleri temsil eden sivil toplum örgütleri arasında değil. ii) Özerklik. Daha doğrusu liberal görüş. kadınlar ve erkekler. ii) Çeşitlenmeye katkıda bulunmak. daha çok bizzat çıkar grubuna dönüşen. i) Biçimsel yapı ve örgütlenme. insan hakları hareketi gibi “yeni toplumsal hareketlerin” çok önemli olduğu fikrine dayanır. devlet ile aile arasında. Sivil toplum ile devlet arasında politik toplumun bulunduğunu ve bunun önemli olduğunu savunur. c) İtalyan Geleneği: Gramsci tarafından savunulan politik toplumla devletin aynı olduğunu ya da özdeş olduğunu savunan görüştür. çatışan alanlar olarak kavramlaştırılmaktadır. Kutuplaşmış bir devlet karşısında sivil toplum anlayışı her ikisi arasında bulunan diyalektik ilişkinin bulanıklaşmasına yol açar. Manuel Castells’in üzerinde durduğu “sivil toplumun yeniden inşası” önemli bir konudur. eşcinseller ve onların cinsel kimlik hareketleri. Bununla birlikte devlet-sivil toplum ilişkisini göstermede üç farklı gelenek bulunduğu söylenebilir: a) Alman Geleneği: Bu gelenek Hegel ve Marks ile başlar. sivil toplum kendi kendini yaratan. Sivil toplumu devletin parçası olarak kabul eder. çeşitli dinsel cemaatler veya laikler arasındadır. iii) Kamu yararına çalışmak. toprak sahibi olanlar ve olmayanlar. Sivil toplum tartışmalarında en önemli konulardan biri devletten bağımsızlık ya da devlet karşısında özerk toplum vurgusudur. Sivil toplum kuruluşları. kimin gücü ve kimin devletidir. Burada önemli sorular kimin bağımsızlığı. Sivil toplum kuruluşlarının çok çeşitli işlevleri vardır. çevre. Buna “kimlik projesi” de denilmektedir. v) Gönüllü olarak çalışmak gelir. Sivil toplumun yeniden inşa projesi aslında kadın. b) Fransız Geleneği: Tocqueville tarafından temsil edilir. Sivil toplum kuruluşları tek tip olmadığı gibi aralarında önemli farklılıklar da vardır. devlet ve sivil toplumu böyle bir konumlandırmadan yarar umar.128 Ünite 8 Özet Günümüzde devlet ve sivil toplum. iv) Özgürce kurulabilmek. . kendi kendini sürdürebilen. Diamond’a göre. sivil toplumun örgütlenmiş yapısı olarak belirli temel özelliklere sahiptir. devletten bağımsız örgütlü toplumsal yaşam alanıdır.

Birinci aşama (18. Hepsi 5.yy) b. Hangi gelenek sivil toplumu devletin bir parçası olarak görür? a. Hiçbiri 4. Laikliğin olmayışı c. Piyasa ekonomisi gelişmemiştir. e. d. başı) d. Fransız geleneği c. Sivil Toplum 129 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Sivil toplumun tarihsel gelişimi içinde hangi aşamada kamu yararını ihlal edeceği ve çatışma üreten bir sürece dönüşeceği düşünülerek denetlenmesi gündeme gelmiştir? a. Bağımsız birey olmayışı b. Her zaman 2. Devlet desteği Mali özerklik Kamu yararına çalışmak Hepsi Hiçbiri . Amerikan geleneği e. b. İtalyan geleneği 3. Çeşitlenmeye katkıda bulunmak c. Siyasal bilinçlenmeye hizmet etmek e. Dayanışmaya yol açmak d. Hiçbir zaman e. İslamiyet’in sivil topluma izin vermeyeceği düşüncesinin temelinde yatan görüş nedir? a. d. c. Sivil Toplum kuruluşlarının temel işlevi nedir? a. İkinci aşama (18. Üçüncü aşama (19. Alman geleneği d.yy. Aşağıdaki hangi özellik sivil toplum kuruluşlarında bulunmaz a. Demokrasi kültürünü geliştirmek b. Hepsi e. İngiliz geleneği b.yy) c.

J. A. Gramsci d. Hangisi sivil toplum kuruluşlarının işlevlerinden biri değildir? a. Sivil toplumu çatışma kavramı içinde hegemonya ile ilişkilendirip açıklayan düşünür kimdir? a. Gellner e. Demokrasi kültürünü geliştirmesi b. Habermas c. Dayanışmaya yol açması c. J. Çeşitlenmeye katkıda bulunması e.130 Ünite 8 6. Castels 7. M. Siyasal bilinçlenmeye katkıda bulunması d. Keane b. E. Bireyin grup içinde pasifleşmesi .

9 Küreselleşme 10. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum SOSYOLOJİ 3. 4. 2. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 6. 7. 5. Türkiye’de Sosyoloji . 8.1.

• Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketlerin ortaya çıkışı gösterilecektir. • Küreselleşmeye yapılan eleştiriler gözden geçirilecektir. • Küreyellik kavramına açıklık kazandırılacaktır. • Küresel yaklaşımlar incelenecektir. küresel ve küreselleşme kavramları arasındaki farklar gösterilecektir.132 Ünite 9 Ünitede Ele Al›nan Konular • Kavramsal Açıklık • Küresel Yaklaşımlar • Küreselleşme Tartışmaları • Küreyellik • Kültürel Mekânlar • Küreselleşme Eleştirisi • Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketler Ünite Hakk›nda • Küresellik. • Kültürel mekânlar sınıflaması incelenecektir. • Küreselleşmede farklı gruplar bulunduğu gösterilecektir. .

• Küreselleşmeye yapılan eleştirileri öğreneceksiniz. . • Sosyologların neden küreselleşmeye daha çok • Küreyellik kavramının temelinde kültürel emperyalizmin • Küreselleşmeye yapılan eleştirilerden katılmadıklarınızı • Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketlerin internet sitelerine girerek. bu hareketleri araştırınız ve bunların ortaya çıkmalarında ve gelişimlerinde yaşanan sorunları değerlendiriniz. bulunma olasılığını tartışınız. • Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketlerin ortaya çıktığını öğreneceksiniz. • Küresel sistemler yaklaşımı başlangıçta sadece iktisat ile sınırlı iken neden daha sonra genişlemiştir? Tartışınız. • Küreyellik kavramını öğreneceksiniz. • Küresel yaklaşımları öğreneceksiniz. • Kültürel mekânlar sınıflamasını öğreneceksiniz. küresel ve küreselleşme kavramlarının yanlış kullanımlarından örnekler bulunuz. Küreselleşme 133 Ö¤renme Hedefleri • Küresellik. Üniteyi Çal›ş›rken • Küresellik. Kültürel mekânların temel özelliğini ve gelecekteki etkilerini tartışınız. belirleyerek gerekçelendiriniz. homojenleştirici olarak baktıklarını değerlendiriniz. küresel ve küreselleşme kavramları arasındaki farkları öğreneceksiniz. • Küreselleşme konusunda farklı gruplar bulunduğunu öğreneceksiniz.

Bu yaklaşım daha çok politik iktisat alanıyla sınırlıdır. kültür ve kimlik konuları da katılarak genişletilmiştir. “globalite” (globality) ve “globalleşme/küreselleşme” (globalization) gibi farklı kullanımlar bulunmaktadır (Sarıbay. küresel/global olan ile ilgili olarak iki farklı görüşün bulunduğuna işaret eder: • Kültürel Sosyoloji Yaklaşımı: Daha çok edebiyat alanındaki farklı araştırmaları birleştiren ve Birmingham çevresinden esinlenen yaklaşımdır. Uluslarüstü aktörler tarafından belirlenen bir sistemi ifade eder. maddi ve manevi öğeler arasında da giderek artan bağlantılar. alışverişler ve hareketlerin farkına varılmasına dayanır. Ulrick Beck’i izleyerek bu kavrama açıklık kazandırmakta yarar vardır. kültüre değinmemesi yüzünden eleştirilmiştir. sivil toplumun tümünün ekonomik yapı tarafından belirlendiği savunulur. Ancak daha sonra bu alan. • Globalleşme/Küreselleşme: Globalleşme bir süreçtir. Dünya Sistem Yaklaşımı olarak da bilinen bu bakış. siyaset. Bu süreçte ekonomi.134 Ünite 9 Küreselleşme Küreselleşme kavramı günümüzde en sık kullanılan kavramların başında gelir ve pek çok yönden sosyolojiyi ilgilendirir. Dünya ölçeğindeki politik ve ideolojik dönüşümleri izlemek için önemli bir araçtır. 2000): • Globalism/Küresellik: Neo-liberalizm temelli bir kavramlaştırmayla kültür. Küresel Yaklaşımlar Jonathan Friedman (1992). siyaset ve sivil toplum birbirine indirgenmeksizin yan yana görülürler. Ülkelerin çok boyutlu ilişkiler içinde bağımlılıklarını gösterir. Bu yaklaşım insan toplulukları arasında olduğu kadar. Ronald Robertson ve işlevselci sistem kuramcısı Talcot Parsons bu kategoride yer alırlar. . Diğer bir ifade ile ekonomiye indirgenmiş tek ve düz bir yapının. Çünkü literatürde “globalism” (globalisme). pazar hâkimiyeti altında işlemesini anlatır. kültür. • Küresel Sistemler Yaklaşımı: Bu yaklaşım daha önce küresel tarihsel politik iktisat olarak ortaya çıkmıştır. Ancak gerçekte durum hiç de öyle değildir. • Globalite /Küresel: “Dünya Toplumu” anlayışına işaret eder.

küreselleşme tartışmalarını yapanlar iki grup halinde sınıflanabilir: • Birörnekleştiriciler/Homojenleştiriciler: Bunların başında A. Küreselleşme bu bağlamda. Küreselleşme 135 Küreselleşme Tartışmaları Küreselleşme literatüründe önde gelen bir isim olan Ronald Robertson’a göre. Düşüncelerinde T. Ona göre tikelcilik yayılarak evrenselleşmektedir. tikelcilik ve evrenselciliğin karşılıklı gelişimini izler. Parsons’ın izlerini taşıyan Robertson. yani kültürel emperyalizm şiddetle eleştirilmiştir. Jonathan Friedman (1992)’a göre. Bu konudaki tartışmaların önemli bir bölümü de emperyalizm eleştirisi üzerinde yoğunlaşmıştır. küreselleşmeyi nesnel ve öznel bileşenler olarak formüle eder. Ona göre hepimizde “daha büyük bir sistemin parçası olduğumuz bilinci” yani tikelcilik (particularisme) gelişir. O. Örneğin geçen yüzyılda ulus devletlerin karbon kopya gibi çoğalmaları küresel kültürün bir yansımasıdır. parçalar arasındaki mesafenin azalmasıyla sonuçlanır. nesne olarak dış dünyayı inceler. tüketim ürünlerinin ve yaşam biçimlerinin çevre ülke kültürlerinin içine sızarak yaygınlaşması. Bilimsel ve realist bir epistemoloji taraftarıdırlar. • Farkçılaştırıcılar/Heterojenleştiriciler: Edvard Said ve Stuart Hall en önemli temsilcileridir. Öte yandan küreselleşme kuramcısı olarak Ronald Robertson bir küreselleşme modeli önerir. Amerika’nın hamburger ve kola kültüründen çekinilmektedir. örneğin Amerikan değerlerinin. Özne olan bilim adamı. Modernist bir yaklaşımdır. Ona göre bu baskılanma süreci yeni olmayıp insanlık tarihinde çok gerilere kadar uzanır. Giddens gibi Marksistler gelse de bazı işlevselciler de bu kategoride yer alır. Çünkü kültürel farkların silinip gitmesi endişesi vardı. Onlar daha çok derin yorumsama/ hermeneutik yaparlar. . Bu yaklaşımı daha çok kültürel çalışma yapanlar benimser. küreselleşme söyleminin önemli bir kısmı modernitenin ideolojik ürünüdür. Robertson’a göre küresel sistemde en önemli olgu karşılıklı bağımlılıktır. Bu küçülme ve baskılanma fikri ise. Sosyal bilimcilerin önemli bir kısmı bu tür yaklaşımı benimser. Yalnız ekonomik olarak çevre konumunda olan ülkelerde değil. dünyanın küçülerek baskılanmasını/sıkıştırılmasını (compression) ifade eden bir terimdir. Postmodern bir yaklaşımdır. Tek merkezli kültürel hegemonyanın. Avrupa’da bile bu kaygılara rastlanmakta. Ayrıca yerel de küresel bir üründür.

Bu kavramın Japon kaynaklı olduğu ve kendine özgü olan ile evrensel olanı çok iyi bağdaştıran iş kültüründen esinlenerek üretildiği de ayrıca bilinmelidir. • Finans-mekân: Uluslararası para hareketlerinin gerçekleştiği borsa türü mekânlardır. Bu süreçlerin. Bu. Robertson’un tüm ekonomik. küresel ve yerel (local) kelimelerinden üretildiği için “küreyellik/glokalleşme” (glocalization) veya “kültürel globalleşme” denilmektedir. • Medya-mekân: Televizyon ve radyo başta olmak üzere tüm bilgilerin elektronik olarak üretildiği ve yayıldığı mekânlardır. Bunlar içinde yaşadığımız dünyayı değiştiren insanların yaşadığı mekânlar olarak önem kazanır. müzik. aslında belirli bir kültüre özgü olanın yaygınlaşmasıdır. örneğin eşitlik. Aynı şekilde birçok yerel sigara. mevsimlik işçiler ve turistlerin yaşadıkları mekânlar. salt bilimsel gelişme veya tarafsız teknolojik evrimden kaynaklanmadığını söyler. özgürlük. 1983). Küreyellik/Glokalleşme Anılan kavramlardan sonra ortaya çıkan bir yeni kavram daha vardır. adalet. Örneğin Friedman (1992) Harvey’den yararlanarak. • Tekno-mekân: Tüm mevcut teknolojilerin. zaman ve mekânda küçülmenin ve baskılanmanın ya da tazyik altında kalarak sıkışmanın. ileri olanlar da dahil olmak üzere tüm sınırları aşarak oluşturdukları mekânlardır. siyasal. bütünün parçası olduğumuzun bilincine varma ile anlatmasının sığlığına dikkatleri çeker. Ona göre yerelleşen benzerlikler. demokrasi gibi fikirlerin yayıldığı mekânlar. Appadurai (1993) ve Sarıbay (2000)’a göre glokalleşme yaratan kültürel mekânlar (space) bulunmaktadır ve bunları beş başlık altında toplamak mümkündür: • Etno-mekân: Göçmen ve mülteciler. toplumsal öğeleri. Buna. Örneğin Amerikan toplumundaki hamburger kültürü dünyanın her yerine yayılmıştır ve artık buna “McDonallaştırma / McDonalization denilmektedir (Ritzer. giyim tarzı yaygınlaşmaktadır.136 Ünite 9 Robertson (1992)’un görüşleri birçok yönden eleştirilmiştir. küresel toplumsal güç ve koşulların ürünüdür. . dünya ekonomik stratejilerinin ve özgül toplumsal yapıların etkisiyle ortaya çıktığını savunur. yemek. sermaye birikiminin. • Zihinsel-mekân: Aydınlanmadan bu yana üretilen düşünce ve ideolojilerin. Örneğin herkes kot pantolonu her yerde giymektedir.

Ayrıca kendini sanal ortamlarda serbestçe ifade etme olanağına da sahiptir. Giddens küreselleşmeye diyalektik olarak bakmıştır. Hatta küresellik bunu ideolojik olarak teşvik eder görünür. küreselleşmeyi modernliğin bir sonucu olarak görmektedir. O. Geniş anlamda coğrafi olarak uzak uygarlıkların iç içe geçmesini göstermede uygun terminolojidir (Robertson. toplumsal olaylarla toplumsal ilişkilerin belli mesafede yerel bağlamsallıklarla karışmasıdır” demiştir (Giddens.1992). Bu tür kullanımlar daha önce tarihsel ya da zaman (time) boyutunda değişme ile ilgilenen sosyolojinin mekân (space) ile de ilgilenmeye başladığının işaretlerdir. en azından su yüzüne çıkmasına olanak tanımaktadır. Zaman ve mekânın birlikte önem taşıdığı ise. Küreselleşme 137 Sözü edilen bu fiziki yerleşim/toprağından koparılmış (deterritorialized) mekânlar kuşkusuz etkileşim içindedir. Ayrıca Giddens. Artık burada “küresel sanallaşma” söz konusudur (cyberspace) demek daha doğrudur. Çünkü o. Giddens’ın bu düşüncelerini eleştirenler de bulunmaktadır. bir yandan da farklılıkları derinleştirmekte. varlık ile yokluğun kesişmesi. Örneğin Roland Robertson (1992)’a göre. İnsanların “tüketim toplumu” nda sadece tüketme eğilimlerinin arttırılması temel hedeftir. Nitekim küreselleşme sürecinde. küreselleşmeyi modernliğin bir sonucu olarak görmüştür. Tüketilen şeylerin benzer veya farklı olması ise detaydan ibarettir. homojenlik ve heterojenlik. “küreselleşme için. ekonomik olarak homojenlik (kapitalizm) karşısında kültürel çoğulculuğa izin verilmesidir. basitçe modernliğin bir sonucu olarak görülemez. Burada Giddens’in modernlik ile küreselleşme arasında kurduğu ilişki problemlidir. Ayrıca Giddens. aksine küreselleşme modernliği hazırlayan bir koşuldur. Küreselleşmenin Eleştirisi Postmodern düşünceleri ile tanınan Zygmunt Bauman (1997) da dahil olmak üzere küreselleşmenin zenginler ve fakirler arasında tabaka- . Çünkü küresellik modernliğin yaygınlaşmasını kolaylaştıran bir durumdur.1990). bir yandan kültürel birliği sağlarken. küreselleşme yerine küresel terimini kullanmadığı için eleştirilmiştir. küreselleşme. ilk önceleri Giddens’in “Yapılaşma Kuramı”nda ortaya konmuştur. evrensellik ile özgücülük (particularisme) gibi ikili karşıtlıklar diyalektik olarak bir arada bulunabilir. Öte yandan modernlik genel anlamda kurumların ve temel tecrübelerin bir örnek /homojen olması anlamını taşır. Oysa küreselleşme. Aslında olayın gerçeği.

yüzyılda da geçmişteki tüm eşitsizlikler artarak sürdüğü halde. küreselci yaklaşımın emperyalizm kavramlaştırmasına egemenliği. Piyasa ilişkilerinin genişlemesiyle daha adil bir kaynak dağılımına ulaşılacağı savunulur. emperyalizmin yerini alma süreci üzerinde durmak gerekmektedir. Probhat Patnaik (1997)’ten esinlenerek “emperyalizm neden artık sol aydınların söyleminde yer almıyor” sorusunu sormakta ve bu kavramın yerini kürselleşmenin aldığı sonucuna varmaktadır. Hele hele bağımlılık ve sömürü ilişkilerini görmezden gelen bir yaklaşımın yeterli gibi sunulması mümkün değildir. her şeyin karşılıklı bağımlılığa sahip bir denge içinde cereyan ettiğini savunurlar. Böyle bir sitemde devletin rolü hemen hemen hiç yoktur. herkesin eşit olarak yararlandığı bir sistem yaklaşımı sunarlar. Bilindiği üzere. Türkiye’nin önemli iktisatçılarından Korkut Boratav (2000). Patnaik (1997) emperyalizmi. Boratav (2000)’a göre küreselleşme terminolojisini kullananlar. tüm bu dönüşümlerin artık küreselleşme ile açıklanmaya başlamasıdır. Boratav’ın haklı olarak ileri sürdüğü gibi. emperyalizm terminolojini kullananlardan başlıca üç açıdan farklılaşırlar: • Yapısal bağımlılık yerine karşılıklı bağımlılık kullanırlar. Dünyanın eşitsiz ve hiyerarşik yapıya sahip olduğunu görmezden gelerek. dünyayı belirleyen ekonomik ilişkilerin bütünü olarak tanımlamakta ve dünyada yaşanan tüm dönüşümleri bunun sonucu olarak görmektedir. Piyasa eleştirilerden uzak tutularak fetişleştirilir.138 Ünite 9 laşmayı daha da keskinleştirerek kutuplaşmaya yol açtığı değerlendirmesini yapanlar çoktur. 21. • Piyasanın eşitsiz güçler arasında oluştuğunu eleştiren yaklaşım terk edilerek. Ayrıca küreselleşme ile emperyalizm arasında ilişki kurarak yapılan bazı eleştirilere kulak vermek gerekmektedir. Buna fanatik güven yaklaşımı da denilir. Gelişmiş merkez ile çevre ülkeleri arasındaki bölüşüm mücadeleleri gündeme getirilmez. . Bu durumda küreselleşmenin. piyasaya güven yaklaşımı pekiştirilir. • Merkeze çevre ekonomilerinden sistematik olan aktarılan değerler göz ardı edilerek. onun üstünlüğünden kaynaklanıyor olamaz. Onun ve Boratav (2000)’ın itirazı. Çünkü bu durum aynı olgunun farklı iki biçimde anlatılması ve dolayısıyla çarpıtılması ile sonuçlanmaktadır.

günümüzde küreselleşmeye ciddi eleştiriler getirmektedirler. kültürel olarak sorgulanması ve sonucunda sosyal ilişkilerin yeniden inşasıdır. kural veya tabiiyet ilişkisi olabilir. Birbirinden çok uzak mesafelerde olan insanlar iletişim teknolojilerinden yararlanarak ve ağlar kurarak önemli küreselleşme yanlısı zirve toplantılarını protesto etmişlerdir. 2007’de Kenya’da. Dünyanın çok değişik kıta ve ülkelerinde ortaya çıkmıştır. İlki 2001’de Brezilya’da. Çok çeşitli aktörleri bir araya getirmiştir. 1971) ortaya çıktığında örneğin toplumda ataerkillik sorgulanmaya başladığında feminist hareketler de ortaya çıkar. Bu yüzden sosyal hareketler politik hareketlerden farklıdırlar. bu sorgulama tam yapılmadan bazı görüşler ithal edilebilir. Daha önceki bölümde de belirtildiği gibi iktidarı ele geçirme talebinde bulunmazlar. Küreselleşme karşıtı hareketler ise çok daha farklı bir yapıya sahiptir. Küreselleşme karşıtı hareketlerin temeli 1990’lı yıllarda emperyalizme ve tekellere karşı direniş olarak atılmıştır. ABD’de sanayide çalışan kadın işçilerin sömürülmesi sonucunda ortaya çıkan Feminizm de aynı şekilde sanayileşmemiş ülkelerde de yayılmıştır. Ancak mevcut sisteme meydana okurlar ve bu meydan okuma sırasında politik sistemle mücadele ederken ortaya çıkarlar. Örneğin 1968’de Fransa’da ortaya çıkan öğrencilerin başlattığı özgürlük ve barış hareketi dünyaya yayılmıştır. Birbirinden farklı talep ve yaklaşımları barındırması temel özelliğidir. 2004’de Hindistan’da. daha muhafazakâr güçlerin dünya egemenliğini ele geçirmiş olmaları yüzünden işlevini yerine getiremez hale geldiği de açıktır. Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketler Alan Touraine (1998)’e göre. Yeni liberal görüşlere karşı “Yeni Bir Dünya Mümkündür. Ancak başlangıçta. Küreselleşme 139 Ancak Marksizmin emperyalizm üzerindeki eleştirileri geçerliliğini koruyor olsa da.” sloganı etrafında örgütlenilmiştir. Başka ülkelerdeki hareketlerin izlenmesi çoğu zaman söz konusudur. Toplumda “meşruluk krizi” (Habermas. 2006’da Pakistan ve Mali’de. Çok sayıda bağımsız tekil örgütün bir araya gelmesine yol açmıştır. 2005'te tekrar Brezilya’da. Ancak birçok küreselleşme karşıtı yeni toplumsal hareket. bu bir değer. 2009’da yine Brezilya’da . Ayrıca umutlarını yitiren aydınların teslimiyetçi tutumlarına da. önemli bir eleştiri söz konusudur. Bu anlamda sağlıksız görülen bir durum ya da öğenin. sosyal hareketler toplumdaki mevcut bağımlılık ve baskılama sistemini dönüştürmeyi amaçlayan eylemlerdir. Aynı zamanda geniş ölçüde genç kesim tarafından desteklenmiştir.

Ayrıca Dünya Sosyal Forumu (DSF)’nun. Alter-Küreselci aşamaya gelinmesinin önemi. “Sosyal Forum” olarak anılan toplantılar. Daha sonraları da Dünya Ticaret Örgütü Bakanlar Kurulu. 1999’da ABD’de Seattle’de büyük bir protesto gösterisi düzenlenmiştir. Küreselleşme Karşıtı Hareketin çeşitli aşamalardan geçtiği söylenebilir: • Birinci aşama: Fransa’da Le Monde Diplomatigue dergisi çevresinde kuramsal temeller atılmıştır. Bu yapının temel özelliği. sadece protesto gösterileriyle yetinilmeyip. 2011’de ise Senagal’in Dakar kentinde yapılması planlanmıştır. • Üçüncü aşama: Maalesef üyeler arasında bazı anlaşmalar çıkmış ve taraflar birbirini mahkemeye vermiştir. Güven bunalımı yüzünden ortaya çıkan çatışma birçok üye kaybına yol açmıştır. anti küreselciler alternatif olarak ilk toplantılarını Brezilya’da Porto Allegre kentinde toplanmıştır. Dünya Bankası. . hareketin örgütsel yapısını da ortaya çıkarmaya başlamıştır. alternatif projeler geliştirme potansiyeline sahip olunduğunun gösterilmesidir. herhangi bir örgüt disiplininden bağımsız olmasıdır. Küreselleşme yanlıları Davos toplantıları yaparken. herhangi bir hiyerarşiye ve karar mekanizmasının olmaması. Gelişmiş Yediler (G7) toplantıları sürekli protesto edilmiştir.140 Ünite 9 toplanmıştır. binlerce örgüt ve aktivisti barındıran ve adeta Enternasyonalist hareketi çağrıştıran bir yapıya sahip olması önemlidir. • İkinci aşama: Antiküresel Hareketin Alternatif/Alter-Küreselci Harekete dönüşmesidir.

Robertson’un tüm ekenomik. tikelcilik ve evrenselciliğin karşılıklı gelişimini izler. salt bilimsel gelişme veya tarafsız teknolojik evrimden kaynaklanmadığını söyler. tüketim ürünlerinin ve yaşam biçimlerinin çevre ülke kültürlerinin içine sızarak yaygınlaşması. Öte yandan küreselleşme kuramcısı olarak Ronald Robertson bir küreselleşme modeli önerir. dünya ekonomik stratejilerinin ve özgül toplumsal yapıların etkisiyle ortaya çıktığını savunur. Düşüncelerinde T. Ona göre yerelleşen benzerlikler. Ona göre bu baskılanma süreci yeni olmayıp insanlık tarihinde çok gerilere kadar uzanır. Ona göre tikelcilik yayılarak evrenselleşmektedir. “Küreyellik/Glokalleşme ise. Bu konudaki tartışmaların önemli bir bölümü de emperyalizm eleştirisi üzerinde yoğunlaşmıştır. ii) Tekno-mekân. Örneğin geçen yüzyılda ulus devletlerin karbon kopya gibi çoğalmaları küresel kültürün bir yansımasıdır. Bu aslında belirli bir kültüre özgü olanın yaygınlaşmasıdır. Glokalleşme yaratan kültürel mekânlar (space) bulunmaktadır ve bunları beş başlık altında toplamak mümkündür: i) Etnomekân. Buna küresel ve yerel (local) kelimelerinden üretildiği için “küreyellik/glokalleşme” (glocalization) veya “kültürel globalleşme” denilmektedir. Aslında küreselleşme söyleminin önemli bir kısmı modernitenin ideolojik ürünüdür. sermaye birikiminin. yeni ortaya çıkan bir kavramdır.Parsons’ın izlerini taşıyan Robertson. yani kültürel emperyalizm şiddetle eleştirilmiştir. . dünyanın küçülerek baskılanmasını/sıkıştırılmasını (compression) ifade eden bir terimdir. zaman ve mekânda küçülmenin ve baskılanmanın ya da tazyik altında kalarak sıkışmanın. örneğin Amerikan değerlerinin. iii) Finans-mekân. küreselleşmeyi nesnel ve öznel bileşenler olarak formüle eder. Tek merkezli kültürel hegemonyanın. siyasal. Robertson (1992)’un görüşleri birçok yönden eleştirilmiştir. Küreselleşmenin zenginler ve fakirler arasında tabakalaşmayı daha da keskinleştirerek kutuplaşmaya yol açtığı değerlendirmesini yapanlar çoktur. Küreselleşme 141 Özet Küreselleşme tartışmalarını yapanlar iki grup halinde sınıflandırılmaktadır: i) Birörnekleştiriciler/Homojenleştiriciler ii) Farkçılaştırıcılar/ Heterojenleştiriciler. toplumsal öğeleri. Örneğin Friedman (1992) Harvey’den yararlanarak. Ayrıca küreselleşme ile emperyalizm arasında ilişki kurarak yapılan bazı eleştirilere kulak vermek gerekmektedir. Küreselleşme bu bağlamda. Bu süreçlerin. v) Zihinsel–mekân. küresel toplumsal güç ve koşulların ürünüdür. bütünün parçası olduğumuzun bilincine varma ile anlatmasının sığlığına dikkatleri çeker. O. Ayrıca yerel de küresel bir üründür. iv) Medya-mekân.

c. e. Postmodernlik Kültüre önem verme Derin yorumsama yapma Hepsi Hiçbiri 4. b. Hiçbiri 5. d. Korkut Boratav günümüzde küreselleşmenin hangi kavramın yerini aldığı iddiasındadır? a. Emperyalizm d. Küreselleşme konusunda Farkçılaştırıcıların temel görüşü nedir? a. d. c. Politik hareket olmak Politik hareketlerden farklı olmak Yerel olmak Kapitalizmi savunmak Hiçbiri . Globalizm c. Glocalization e. c. e. Aşağıdaki kavramlardan hangisi “Dünya Toplumu” anlamına gelir? a. d. Globalleşme d. Globalite b. e. Küresel ve küresel olmayan Küresel ve yerel Küresel olmayan ve yerel Küresel ve genel Hiçbiri 3. b. Glokalizm ya da Küreyellik hangi kelimelerden üretilmiştir? a. Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketlerin temel özelliği nedir? a. b. Kapitalizm c.142 Ünite 9 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Sosyalizm b. Sanayileşme e. Hiçbiri 2.

7. 6. Türkiye’de Sosyoloji .1. 4. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 8. 9. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme SOSYOLOJİ 10 3. 5. 2.

• Genel değerlendirme ve çözüm önerileri gözden geçirilecektir.144 Ünite 10 Ünitede Ele Al›nan Konular • Türkiye’de Sosyoloji • Türkiye’de Sosyolojinin Sorunları • Genel Değerlendirme ve Çözüm Önerileri • Dünya’daki Son Gelişmeler Işığında Türkiye’de Sosyoloji Ünite Hakk›nda • Türkiye’de sosyolojinin kuruluş tarihçesi gösterilecektir. . • Dünya’daki son gelişmeler ışığında Türkiye’de sosyolojinin konumu irdelenecektir. • Türkiye’de sosyolojinin sorunları incelenecektir.

• Genel değerlendirme ve çözüm önerileri hakkında yapılan • M. • Türkiye’de sosyolojinin başlıca sorunlarının neler olduğunu öğreneceksiniz. . Üniteyi Çal›ş›rken • Türkiye’de sosyolojinin kuruluş tarihçesini daha kapsamlı olarak inceleyiniz. • Türkiye’de sosyolojinin sorunlarının hangi alanlarda yoğunlaştığını belirledikten sonra bunun olası nedenlerini tartışınız. Türkiye’de sosyolojinin hangi alanlarda daha fazla gelişim gösterdiğini ve Halk Sosyolojisi yapma olanaklarını tartışınız. Türkiye’de Sosyoloji 145 Ö¤renme Hedefleri • Türkiye’de sosyolojinin kuruluş tarihçesini öğreneceksiniz. Burawoy’un sınıflamasını göz önünde bulundurarak. değerlendirmelerin hayata geçirilmesi için size göre ne yapılmalıdır? Tartışınız. • Genel değerlendirme ve çözüm önerilerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Dünya’daki son gelişmeler ışığında Türkiye’de sosyolojinin konumu hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olacaksınız. yakından bildiğiniz diğer bir sosyal bilim ile karşılaştırınız ve bunların farklarını görünüz. • Türkiye’de Sosyolojinin konumunu.

Sosyoloji öğretim üyeleri tarafından uzun yıllardır üzerinde durulan en önemli sorunların başında “aktarmacılık” gelmektedir. Aktarmacılık ya da uyarlamacılık. Düz evrimci gelişme kuramlarının eleştirilmesi ve Batı merkezli kuramların Batı-dışını açıklamada yetersizliklerinin ortaya konulması üzerine ise.146 Ünite 10 Türkiye’de Sosyoloji ve Son Gelişmeler Türkiye’de ilk sosyoloji dersleri İstanbul Üniversitesi’nde/ Darülfünun’da 1913-1914 öğretim yılında Ziya Gökalp tarafından verilmiştir. aynı gelişimi gösterememiştir. “gelenek yokluğu” dur. Çünkü başlangıçta Batıda doğan ve Batı sorunlarını inceleyen sosyolojinin evrenselliği hiçbir eleştiri yapılmadan tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kabul edilmiştir. 2004). Başlangıçta sosyoloji “İçtimaiyat Darülmesaisi” adı altında bağımsız bir kürsü olarak Ziya Gökalp tarafından kurulmuş iken. Bunlar içinde tek farklı gelişim. Ancak bu konudaki değerlendirmelerin sosyolojisinin nasıl bir bilim olduğu konusundaki tartışmalar ışığında yapılması daha sağlıklı olacaktır. Günümüz sosyolojinin statüsünün düşüklüğünün en önemli nedenlerinin başında Batıya bağımlılığı ve kendi koşularına uygun kuramsal ve kavramsal çerçeveleri oluşturamaması gelmektedir (Odabaş. Türkiye’de Sosyolojinin Sorunları Türkiye’de sosyolojinin sorunları daha sistematik ve detaylı olarak sekiz başlık altında değerlendirilebilir: . Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji'nin ilk kuruluşundan itibaren ve YÖK’ten önce bağımsız bir bölüm olarak kurulmasıdır (1964). önceden olağan sanılan bağımlılık ilişkisi artık sorun edilmeye ve eleştirilmeye başlanmıştır. Türkiye’de ve Avrupa’da sosyolojinin bir bilim olarak kabul edilmesi hemen hemen aynı yıllara rastlamakla birlikte. Ege Üniversitesinde (1977) Davranış Bilimleri içinde sosyoloji dersleri okutulmaya başlanmıştır. özgünlük sorunu bugün de devam etmektedir. daha sonraki uygulamalar iktisat ve felsefe bölümleri içinde sosyoloji kürsüleri şeklinde olmuştur. İkinci önemli sorun ise. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (1959) ve Boğaziçi Üniversitesinde (1971) Sosyal Bilimler Bölümü. Daha sonra 1982’de Yüksek Öğretim Kanunu (YÖK) ile Sosyoloji Bölümleri bağımsız olmuştur. Nitekim Cumhuriyet Döneminin ilk Fakültelerinden Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde de 1939-40 öğretim yılında Felsefe Bölümü içinde sosyoloji dersleri verilmeye başlanmış ve daha sonra da kürsü olarak yapılanma gerçekleşmiştir.

Türkiye’de Sosyoloji 147 Kuramsal Sorunlar Bu başlık altında üç temel sorun alanı bulunmaktadır: • Evrensel olduğu düşüncesiyle hiç eleştiriye tabi tutmadan Batı sosyolojisini kabul etmek ve kullanmak. • Sosyologlar arasında kuramsal tartışmaları yeterince yapmamak. • Standart programlarda esneklik olmadan eğitim vermek. • Batı kuramlarını Türkiye’den bulgularla test eden yayınlar yapmak. • Kalitatif /nitel tekniklere araştırmalarda çok az yer verilmesi. • Yabancı dilde yayın yapmaya daha çok önem vermek. Metodolojik Sorunlar • Pozitivist geleneğin baskınlığı ya da hegemonyası. • Kuram ve uygulama bütünlüğüne sahip araştırmalar ve bunlara dayanan yayınlar yapmamak. Bilimsel Toplantılar • Uluslararası gündemi izlemek. • Yüksek öğretim hakkında dar bir vizyona sahip olmak. uygulamalara yeterince fırsat tanımamak. • Feminist eleştirilerden çok az yararlanılması. • Geniş katılımlı toplantıları sık sık yapamamak . Eğitim • Batı literatürünü tercüme eden kitapları eleştirmeden okutmak. • Eğitimleri kuramsal ağırlıklı vermek. yerel bağlantılarını kurmadan tebliğ olarak sunmak. • Kuramsal ve metodolojik yaklaşımları birbirine karıştırmak ve bunun farkında olmamak. • Sadece Batı kuramlarını. Bilimsel Çalışmalar ve Yayınlar • Ulusal yerine uluslararası ölçütler kullanmak. • Kuramları uygularken tatarsızlığa düşmek ve bunun farkında olamamak. • Yorumlayıcı sosyolojiye çok az yer verilmesi. yerel ve özgün gündemli toplantılar yapmamak.

• Yapılan çalışma ve yayınların çoğu Batı kuramlarını test etmeye yarayan bilgi/data kaynağı niteliğindedir. • Türkiye’deki gelişmiş kabul edilen üç büyük kentteki üniversitelerle diğer üniversiteler arasında merkez-çevre benzeri hegemonik bir bağımlılık ilişkisi bulunmaktadır. Genel Değerlendirme ve Çözüm Önerileri • Sosyoloji Batıda doğup geliştiği için Türkiye’de de Batı merkezli bir sosyoloji son derece meşru görülmekte ve etkili olmaktadır. ulusal ve bağlamsal koşulları göz ardı edilerek aktarılmaktadır. • Bolognizasyon denilen. TÜBİTAK önemli destekler vermektedir. “Avrupa Birliği Yüksek Öğretim Alanı”na dahil olmak üzere izlenen süreç de batıyla bütünleşme derecesini hızlandırmıştır. • Politika yönelimli araştırmalara devlet desteği daha fazladır. . • Kurumlaşmış uluslararası destek artmıştır. Sosyal ve Akademik İlişkiler • Uluslararası kongre ve toplantılara katılım düşüktür. kuramsal araştırmalar ise destek görmemektedir. Akademik Dereceler • Batı sistemiyle son derece bütünleşmiş bir sistem vardır. • Bölümler içinde ve bölümler arasında “bölmelenmişlikler” (Akşit. • Sınırlı ulusal toplantı düzenlenmekte ve iletişim azalmaktadır. Belirli üniversitelerden dil bilenler daha çok katılmaktadır. Avrupa Birliği fonları ancak belirli konuları desteklemektedir. Bilim dallarına başvurular ve başvuru koşulları batı yönelimlidir. • Mevcut Batı sosyolojisi yerel. Üç yılda bir Sosyoloji Derneği ulusal bir kongre düzenleyebilmektedir. 1986)yoğundur. Avrupa Kredi Transfer Sistemi (AKTS/ECTS) uygulanmalarına başlanmış ve sosyoloji bölümlerinin denkliği için yeterlilikler belirlenmeye başlanmıştır.148 Ünite 10 Araştırma • Devlet destekli araştırmalar artmıştır. Bu Türkiye ve Batı ülkeleri arasında olduğu gibi derin olmasa da benzer biçimde varlığını sürdürmektedir.

. • İletişim kopukluğu son derece yaygındır. • Uluslararası ve bölgelerarası araştırma programları geliştirmek. dört tip sosyoloji ve dört tip sosyolog bulunmaktadır: ‘Profesyonel’. diğer uluslarla toplantı ve konferanslar düzenlemek. Akademik kuruluşlara göre farklılaştığı gibi. Ancak bilimsel topluluğun/cemaatin gelişmesinde bundan yararlanılabilir. • Yapı-birey arasındaki ilişkiyi önemseyerek. Çünkü Michael Burawoy’e göre. ‘halk’ (public). • Küresel ve yerel ölçekte karşılaştırmalı araştırmalar yapmak. • Küresel gelişim içinde tarihsel özgüllükleri önemseyerek “sosyolojik düşünme yeteneği” (Mills. ‘eleştirel’. birbirine içten bağımlılığı olan bu dört tip sosyolog ve sosyoloji arasında kaçınılmaz olarak hükmetme ve bağımlılık ilişkileri söz konusudur. Türkiye’de Sosyoloji 149 • Birbiriyle yarışan çok sayıda görüş vardır. • Sınırlı özgün kuramsal çerçeve ve akademik yükselme amacıyla yapılan çalışma ve yayınlar yeterli bir sosyolojinin gelişiminde en önemli engellerdir. ‘politika’ (policy) ve ‘eleştirel’ (critical) sosyoloji sınıflamasını göz önünde bulundurarak Türkiye’de Sosyoloji’ye bakıldığında başlangıçtaki kurucularımızın mesleki sosyoloji kadar halk sosyolojisi de yaptığı söylenebilir. aynı ulus/toplum içinde olduğu kadar farklı uluslara/toplumlara göre zaman içinde değişiklikler gösteren. • Metodolojik ve ontolojik sayıltılarını gözeterek nicel ve nitel araştırma tekniklerini bütünleştirmek. ‘halk’ ve ‘politika yönelimli” sosyologlar. • Uluslararası merkez-çevre ilişkilerine duyarlı biçimde. Türkiye’de Sosyolojinin gelişmesi için çok sayıda öneride bulunmak mümkündür: • Sosyologlar arasında iletişimi geliştirerek ortak yapılan çalışma sayısını arttırmak. Dünyadaki Son Gelişmeler Işığında Türkiye’de Sosyoloji Amerikan Sosyoloji Derneği (ASA) ve Uluslararası Sosyoloji Derneği (ISA) başkanlıkları da yapan İngiliz asıllı sosyolog Michael Burawoy’in yaptığı ‘mesleki’ (professional). 1956) geliştirmek. makro ve mikro çalışmaları birlikte yapmak.

sırasında kaynak sağlayıcıların hizmetinde olabilen. halk ve politika yönelimli sosyolojinin düşmanı değildir. Aralarında uzlaşma pek kolay olmasa da profesyonel sosyolojinin araçsal (instrumental) bilgisi. sırasında dogmatik özelliklere sahip. iletişimsel. Mesleki sosyoloji. Araçsal bilgi ve düşünümsel bilginin her ikisinde de meşruluk. 2005) Sosyolojik işbölümünde Burawoy sosyolojik bilgi türleri ve onun izleyicilerinin bir tipolojisini önerirken ‘araçsal’ (instrumental) ve ‘düşünümsel’ (reflexive) olarak iki bilgi türü ve ‘akademik’ ve ‘extra-akademik/akademi dışı olarak’ iki grup dinleyici ayrımı yapar. birikimli bilgi yapılarını. Profesyonel sosyoloji. ‘gerçek’ (truth) ve gerçeğin test edilmiş yöntemleri. Politika yönelimli sosyoloji ise. Eğer profesyonel sosyoloji olmaksızın halk ve politika sosyolojisi olmuyorsa. akademi dışındaki izleyiciye. eleştirilecek bir şey olmayacağı için . kendi referans sistemine ve mesleki çıkarına sahip araçsal bilgi üretir. halk sosyolojisi kadar politika yönelimli sosyoloji ve onun müşterilerinin hizmetine de sunulabilir.150 Ünite 10 Sosyolojik Bilgi Araçsal Bilgi Düşünümsel Bilgi (Diyaloga dayalı bilgi) Akademi Profesyonel Sosyoloji Eleştirel Sosyoloji Akademi Dışı Politika Yönelimli Halk Sosyolojisi Tablo 7: Burawoy’un Sosyoloji Sınıflandırması (Burawoy. halk sosyolojisi ise. yönlendirici soruları ve kavramsal çerçeveyi sağlayan profesyonel sosyoloji olmaksızın ne halk ne de politika yönelimli sosyoloji olur. dahili tartışma içeren düşünümsel bilgi sunar. akademik izleyiciye kuramsal veya ampirik özellikte. araçsal bilginin değişik formlarıdır. temel ahlaki görüşler taşıyan. akademik izleyiciye. politik müdahale olanağı veren araçsal bilgi üretir. Diğer bir ifade ile mesleki ve politika yönelimli sosyoloji. Halk sosyolojisi ise. Buna karşılık eleştirel sosyoloji. belirli halk kesimlerine yönelik ve halk ile diyalog içinde düşünümsel bilgi üretir. patolojik davranışlara sahip olma ve siyaset yapma açısından sosyologlar karşılaştırılır. Nitekim Burawoy’e göre. akademi dışındakilere yönelik düşünümsel bilgi üretmekten sorumludur. aynı durum eleştirel sosyoloji için de geçerlidir. fakat onların var olabilmesi için zorunludur. profesyonel sosyoloji olmadan halk ve politika yönelimli sosyoloji olmayacağı gibi. akademi dışındaki izleyiciye. somut. bilimsel normlara ve akran değerlendirmesine dayalı. Ancak farklı bir şekilde. Eleştirel sosyoloji. akademisyenlere. etkili. hesap verme.

profesyonel sosyoloji tarafından geliştirilen kuramsal çerçeveleri ve metodolojileri. Söz konusu sınıflamada yer alan ilk kategori olarak profesyonel sosyologlar. Örneğin David Reisman’ın Yalnız Kalabalıklar. mahalle grupları. kamu veya özel sektör tarafından talep edilen araştırmaları yapmakta kullanırlar. bu tiplerden birinde yer alan sosyologların kendilerine göre farklı bilgileri. Halk sosyologları ise. Örneğin James Coleman’ın Amerikan Kongresi’ne sunduğu Afrikalı Amerikalıların okullara entegrasyon önerisi böyle bir durumu yansıtmaktadır. Ancak. akademinin ötesinde politik ve ahlaki düşüncelerle halk ile diyalog içinde olmaktır. organik/tabana dayalı yaklaşım ise diyalog ile öğrencilerde var olan bilgilerin ortaya çıkarılabileceğini kabul eder. Politika yönelimli araştırmacı sosyologlar. propaganda ve dogmaya dönüşmeyi engellemede. Ancak kabul etmek gerekir ki. inanç toplulukları. Ayrıca ‘seçkinci/geleneksel’ ve ‘organik/tabana dayalı’ (grassroots) halk sosyolojileri şeklinde ayrım da söz konusudur. İdeal olarak profesyonel sosyoloji. meşruluk temelleri ve sorumlulukları/hesap verme mekanizmaları bulunduğundan uzlaştırılmaları pek kolay değildir. temelde kamuya angaje olmuştur. halk ile sosyolog arasında karşılıklı anlaşma içinde konuşmayı/ diyalogu başlatır. Politika yönelimli bir sosyolojiden halk sosyolojisine de geçiş olabilir. Türkiye’de başlangıcından bu yana sosyolojinin bu kapsamda gelişim gösterdiği iddia edilebilir. Türkiye’den de benzer örnekler vermek . diğer sosyoloji yapma biçimlerinin belkemiğidir. meşruluk ilkeleri ve hesap verme biçimleri kendi meslektaşları tarafından belirlenir. Gunnar Myrdal’ın Amerikan İkilemi. Benimsedikleri bilimsel süreçler. sosyologların ilk halkı olarak görülürler. toplumu analiz etmek için kuramsal ve metodolojik olarak sofistike araçlara sahiptirler. Halk sosyolojisi. Türkiye’de Sosyoloji 151 eleştirel sosyoloji de olamaz. Organik ya da tabana dayalı halk sosyolojisi ise. daha sınırlı çıkarların savunulmasına yönelik olabilir. işçi sendikaları gibi. geleneksel ya da seçkinci halk sosyolojileri olarak kabul edilmektedir. eğer profesyonel sosyoloji bir ülkede çok gelişmişse diğerlerinin zayıf kalma olasılığı yüksektir. Halk sosyolojisi. Profesyonel sosyologlar yaptıkları çalışmaları yayınlama sorumluluğuna sahiptirler. Onlar toplumun içinde bulunduğu en önemli problemleri göstermek için halk ile birlikte çalışırlar ve halka karşı sorumludurlar. Örneğin eğitim sırasında öğrenciler. Geleneksel seçkinci yaklaşım öğrencileri hiçbir şey bilmeyen ve bilgi ile doldurulması gereken boş bir kap/tabla olarak görürken. Robert Bellah’ın Kalbin Alışkanlıkları adlı kitapları veya New York Times gazetesinde çıkan yazılar.

Eleştirel sosyologlar ise. halk sosyolojisi ve mesleki sosyoloji arasında yer değiştirebileceğini. Alvin Gouldner ve hatta Pitirim Sorokin’in mevcut mesleki sosyolojinin temellerini sorgulayan eleştirel sosyologlar olduğunu söylemek mümkündür. Ancak çoğu zaman birinde yoğunlaşma söz konusudur. Bazı öğretim üyeleri. Burawoy. Kategoriler arasındaki ilişki ya da bağlılık. politika yönelimli araştırmalar iktidarın hizmetine girebilir. Sosyoloji Derneği yönetiminde uzun yıllardır görev üstelenerek bu misyonu yerine getirmeye çalışmaktadır.152 Ünite 10 mümkündür. yaptığı işin ahlaki boyutuna hiç değinmeden mesleki sosyoloji yapabilir. onların sayıltılarını ve mesleki sosyolojinin gizli gündemini sorunsallaştırırken bilimsel topluluğa karşı sorumludur. Eleştirel sosyoloji ilk olarak mesleki sosyoloji ile ilgilenir. Aslında bunların birbirlerini tamamen dışladığı söylenemez. Bu işi yapmak eleştirel sosyolojinin görevidir. Onlar. ama bilginin piyasada metalaşmasını sorunlaştırarak politika yönelimli sosyoloji ile. mevcut kuramları. Wright Mills. “ne için bilgi” ve “kimin için bilgi” sorularını sorarak yanıt aramışlardır. Aslında bir sosyolog. eleştirel sosyoloji. Bu yüzden eleştirel sosyolojinin mesleki sosyolojinin bilinci olduğunu söylemek yanlış olmaz. sosyologların politika sosyolojisi. bu kategorilerin özerkleşmesi ile tehlike altına girebilir. Örneğin bazı DTCF Sosyoloji Bölümü öğretim üyelerinin GAP İdaresi için yaptıkları karşılaştırmalı toplumsal yapı araştırması öncelikle politika yönelimlidir. ahlaki yükümlülükler nedeniyle de halk sosyolojisi ile ilgilenir. Her tipin kendine özgü patalojik yanları söz konusudur. ‘aktivist’ ve ‘profesyonel’ sosyolog tipleri bulunmaktadır. Ancak tüm bu dört tipin Weberyen anlamda birer ideal tip olduklarını unutmamak gerekir. halk sosyolojisinin de pop sosyolojiye dönüşme riski vardır. Tipler arasında . Bazı sosyologlar dört tip içinde de faaliyet gösterebilirler. ‘çalışılan yer’ ve ‘yapılan iş’ gibi iki ölçütlü bir sınıflama yapmak da mümkündür. bunun da normal olduğunu belirtir. Örneğin Achwan ve Sujatmiko’ya göre Endonezya’da ‘akademik’. Ayrıca kalkınma ajansları ve GAP’ın eşitsizlikleri arttırdığı konusunda kamuoyuna yapılan eleştiriler. halk sosyolojisi olarak düşünülebilir. Bu anlamda C. Ancak unutulmaması gereken. devlet/siyaset ve ekonomi tarafından tehdit edilen sivil toplumu savunmanın. Örneğin mesleki sosyoloji kendini diğer tiplerden tamamen soyutlayabilir. Gelişmiş Batı toplumlarındaki bu dörtlü sınıflama yerine. eleştirel sosyolojinin en önemli görevi olduğudur. Normal bilim yaparken Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlarnın bilgisinin veya sosyolojinin temellerinin sorgulanması fazla mümkün değildir.

üniversite ve araştırma enstitülerinde toplumu anlamada sofistike kuramlar ve yöntemlere sahip olarak çalışmaktadırlar. hükümet kuruluşları. Endonezyalı profesyonel sosyologlar ise. Bunun yerine araştırma merkezleri. Farklı bir deyişle aktivist sosyologlar. Türkiye’de Sosyoloji 153 sürekli geçişler de mümkündür ve birbirleriyle işbirliği de yapmaktadırlar.5 veya Mod 3 şeklinde (devlet üniversitesinde piyasaya araştırma yapmak gibi) örneklerden de söz edilebilir. ki bu değişim Mod 1’den Mod 2’ye geçiş olarak adlandırılmaktadır. politik etki ve sosyal performans göstergelerinin baskısına hedef olmaktadır. Mod 2 Araştırmalar geçici ve interdisipliner ortamlarda yürütülmekte. medya veya sivil toplum kuruluşları aracılığıyla sosyal problemleri yorumlayarak daha iyi bir toplumu inşa etmek üzere evrensel değerlerle ilintili eleştirel politikalar üretmeye çalışmaktadırlar. özel danışmanlık şirketleri araştırmalara fon sağlamakta ve öncekilerden çok daha fazla sayıda araştırmacı istihdam etmektedirler. Mod 2 bilimin kurumsal bağlamında bir dizi önemli değişim gerektirmektedir. ekonomik yarar. üniversiteler bilgi üretimindeki tekel konumlarını kaybetmişlerdir. Profesyonel sosyolojiden beslenen politika yönelimli sosyologlar tarafından. Öte yandan bir disiplin olarak sosyoloji. bilmece çözme . Bu bağlamda değerlendirdiğimizde kurucularımızın aktivist olduklarını. örgütsel problemlere veya pratik politikalara uygulanabilecek bilgi üretilir. Profesyonel sosyolojinin bilgi savları. Burawoy’in politika yönelimli araştırmacı sosyologları gibi kamu veya özel sektörde hizmet ve politika üretiminde görev almaktadırlar. Bir araştırmanın yararını değerlendirmede de. Akademik sosyologlar Burawoy’in profesyonel sosyologlarına benzemekte. Mod 2’de. temel araştırmalardan farklı olarak çeşitli düzeylerde uygulamalar içermekte ve büyük ölçüde dış ortak/ partner ve müşterilerle yakın işbirliği içinde yapılmaktadır. Sonuç olarak araştırmalar. Tüm Batı Avrupa ülkelerinde bilim ve toplum ilişkilerinin yeni ve değişen örüntüleri söz konusudur. Eğer Mod1 araştırma. Aktivist sosyologlar ise. bu gelişmelere paralel olarak politik ve ekonomik ölçütler daha fazla önem kazanmaktadır. toplumsal meşruluk baskısı ile karşı karşıya kalmada yalnız değildir. daha sonraki kuşakların ise hem akademik hem de profesyonel özellikler taşıdığını söylemek pek yanlış olmayacaktır. devlet fonlarıyla desteklenmiş ve disiplin temelli olarak organize edilmiş klasik araştırma ise. Burawoy’un eleştirel ve halk sosyolojisine benzer faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Bu tür özelliklerin Türkiye için de geçerli olmaya başladığı söylenebilir. Hatta Mod 1. bilgi toplumunun ortaya çıkışıyla birlikte.

1990’lı yıllardan başlayarak politika yönelimli olmaya başlamıştır. Geleneksel Dayanışmanın Çağdaş Dayanışmaya Dönüşümü (1993) bir politika yönelimli araştırmadır.154 Ünite 10 şeklinde meydana gelir. Ulusal Sosyoloji Kongresinde Türkiye’nin önemli gündem maddesini oluşturan ‘demokratik açılım’ konusunda katılanların görüşlerini alarak. daima geniş . İnşaat Mühendisleri Odası ile 1999 Marmara Depreminin 10. Sosyoloji Türkiye’de İstanbul Üniversitesi’nde Ziya Gökalp tarafından ilk derslerin verildiği 1914’lü yıllara kadar giden geçmişinden bu yana büyük ölçüde halk sosyolojisi ağırlıklı iken. Hatta Sosyoloji Derneği üye ve yöneticilerinin Adnan Menderes Üniversitesi ile birlikte Aydın'ın Didim ilçesinde Ekim 2009 ‘da gerçekleştirdiği 6. Tüm bu tartışmaların Türkiye’de tam karşılıkları bire bir bulunmasa da veya ‘kuramsal’ ve ‘uygulamalı’ sosyoloji ayrımına dayanan terminoloji daha yaygın olsa da. Çoğu kamusal destekli olan araştırmalar. yılında “Afetlere Hazırlık” konusunda. gerek uygulamalı gerekse politika yönelimli sosyoloji yaparken de eleştirel olmak ve halka yönelmek eğilimindedir. DTCF Sosyoloji bölümü. Örnek vermek gerekirse. Nitekim Burawoy de. Politika yönelimli sosyologlar arasında ‘geleneksel/seçkinci ’ ve ‘organik/tabana dayalı’ halk sosyolojisini benimseme açısından da farklar bulunabilir. Politika yönelimli sosyoloji. Halk sosyolojisi kamusal tartışmalara hizmet eder ve bu yüzden dıştan dinleyicileriyle diyalog içerisindedir. bu bağlamda sosyal problemlere yönelik olarak problem çözmedir. Elektrik Mühendisleri Odası ile işbirliği içinde “Elektronik gözaltı ve telekulak” konusunda. 12 Eylül 2009 ‘da İstanbul’da yaşanan sel felaketinden sonra merkezi ve yerel yönetime yönelik eleştirel basın açıklamalar ve 2007’de Ankara’da yaşanan su kesintilerinde yerel yönetim uygulamalarının değerlendirmesini yapan bir doktora tezinde halk sosyolojisi yapıldığı söylenebilir. Eleştirel sosyolojide. halk sosyolojisi yaparken bu şekilde tavır almanın sosyologların ahlaki sorumluluğu olduğunu belirtmiş ve üyelerinden önemli destek görmüştür. Bu terim. Kuhn’un normal bilim yapma dönemine denk gelir. kapanış oturumunda sonuçların paylaşılması da halk sosyolojisi örneği olarak değerlendirilebilir. Ancak bu çalışmaların arkasında hep akademik kaygılar olmuştur. Irak Savaşı’na karşı ASA’nın açıklama yapmasını sağlayarak. Burawoy veya başkalarının eleştirdiği parasal kaynak sağlayıcıların çıkarına hizmet eden araştırmalar hiçbir zaman yapılmamıştır. Aile Araştırma Kurumu’na 1990 yılında kurulan Sosyoloji Derneği üyelerinin yaptığı. “diyalog hakkında da diyalog” söz konusudur ve bunların dinleyicileri daha çok akademiktir.

Türkiye’de Sosyoloji

155

toplum kesimlerine hizmet etmek anlayışının ürünüdür. Bu çabaların bir örneği olarak TÜBİTAK tarafından desteklenen GAP Karşılaştırmalı Toplumsal Yapı Araştırması en son çalışmalardan birisi olarak hem Sosyoloji Derneği hem de GAP idaresi tarafından 2010 yılında basılmıştır. Bu çalışmaların ayrıca Mod1 araştırmadan Mod 2’ye geçişin izlerini taşıdığı söylenebilir. Ancak TÜBİTAK’ın da devlet kuruluşu olması nedeniyle tam bir dönüşümden söz edilemez. Ayrıca henüz kamu en önemli kaynak sağlayıcı olduğundan Türkiye’de Mod 2 araştırmalar çok sınırlıdır. Bununla birlikte, şimdilik yakın bir tehdit olmaması hiç olmayacak anlamına gelmemelidir. Bilindiği üzere sosyoloji Türkiye’de ağırlıkla devlet üniversitelerinde bilimsel ve ekonomik açıdan tam özerk olmayan koşullarda yapılmaktadır. Buradan hareketle “acaba Türkiye’de halk sosyolojisinin geliştiğini iddia etmek mümkün müdür ” sorusu akla gelmektedir. Ancak “Özellikle İskandinav refah toplumunda, devletin her zaman her şeyin içinde olması demek halk sosyoloji anlamına gelmemektedir. Diğer bir ifade ile araçsal halk sosyoloji tatmin edici görünmemektedir.” diyen Kropp’un saptaması, yanıtın olumsuz olduğunu bize açıkça göstermektedir. Sujata Patel (2010)’in belirttiği gibi, 1970’lerden bu yana dünya hızla değişmekte; bilgi, düşünce, hizmet, para, mal ve teknoloji kadar hastalık (örneğin kuş ve domuz gribi) ve ilaçlar ile silahlar da sınır ötesine taşarak dolaşmaktadır. Dünya Risk Toplumu olarak da tanımlanan bu toplum yapısı içinde işbirliği olanakları kadar çatışma, eşitsizlikler ve askeri güç uygulamaları da artmakta; kültürel dışlamalar ve grup kimlikleri yeni formlarda ortaya çıkmakta; mekân kavramı yeniden tanımlanmaktadır. Bu yüzden değişen dünyayı anlamada yeni yaklaşımlara ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak önemli olan sosyologların bu değişmelere meydan okumaya ne kadar hazır oldukları ya da değişen dinamikleri anlamada ne tür kaynaklara sahip olduklarıdır. Öte yandan, sosyolojik çalışmalarda toplum olarak kavramlaştırılan gerçeklik çoğu kez ulus devlete karşılık gelmektedir. Hatta Amerikalı sosyologların, toplum yerine ulus kavramını tercih ettiklerini dikkatli gözlemciler hemen fark edebilirler. Bu yüzden birçok ünlü Batılı sosyologun geliştirdiği kuram veya kavramın küresel düzeyde karşılaştırmalar içermediğini ve yalnızca Kuzey Amerika ya da Avrupa ile sınırlı kaldığını söylemek mümkündür. Aslında U. Beck’in “yöntemsel ulusalcılık” (methodological nationalism), “kozmopolitan gerçeklik” (cosmopolitan reality) ve “ikinci modernlik” (second modernity) kavramları da tam bu konulara işaret etmektedir. Diğer bir ifade ile sosyolojinin konusu olan insan, kurum, örgüt ya da gruplar hakkındaki

156

Ünite 10

betimlemeler, bunu yapan sosyologun kendi ulusal kültürü ile sınırlı kalabilmektedir. Özetle bugüne değin evrensel olarak ileri sürülen birçok sosyolojik görüş bu özelliği taşımazken, hatta bölgesel/taşra (provincial) düzeyinde kalırken, bunları eleştirmeden evrensel olarak kabul etmek Syed Farid Alatas (2010)’ın yıllar önce belirttiği gibi “tutuklu zihinler” (captive mind) olarak eleştirilmektedir. Buradan hareketle DTCF Sosyoloji Bölümü’nde yoksulluk konusundaki bir doktora tezinde “azimli yoksullar” kavramı geliştirilerek sosyolojik yazına kazandırılmıştır. Bu girişimin Alataş’ın “basit alternatif” geliştirme söylemine denk düştüğünü belirtmek yanlış olmayacaktır. Bilindiği üzere, alternatif sosyoloji arayışları, Batı-dışının ya da Güneyin Kuzeye tarihsel, sosyal, ekonomik, siyasal, kültürel, bilimsel/ akademik çok yönlü bağımlılığına karşı bir meydan okumadır. Batı dışından, kendi tarihsel ve sosyal deneyimlerine dayanan yeni kavram ve kuramların üretilmesi, sosyal bilimlerde güneyin kuzeye olan tarihsel bağımlılığını azaltmada önemli görülmektedir. Alataş’ a göre, sosyal bilimlerde batıya alternatif olabilmek için, taklitçi olmamak, yaratıcı olmak, özgün olmak, özcü olmamak, Avrupa merkezli olmamak, ulus devlet ve uluslararası grup ve kuruluşlardan bağımsız olmak, yerelin kültürünü, dilini, sosyal ve ekonomik koşullarını yeni kavramlar ve kuramlar üretmede bilginin kaynağı olarak görmek gerekir. O, ‘basit’ ve ‘yüksek’ düzeyde alternatif olma konularını tartışır. Basit düzeyde alternatif olmak, Batıda geliştirilen kavramları Batı dışı bağlama dikkatle uygulamak iken; yüksek düzeyde alternatif olmak, Batı dışında/yerel düzeyde üretilen bir kavramın yerel bağlamda yaratıcı olarak uygulanması demektir. Yüksek düzeyde alternatif olmak, özellikle hegemonik ilişkileri yıkacağı için önemlidir. Alataş’ın burada İbn-i Haldun’un Asabiye Teorisi’ni kastettiği belirtilmelidir. Ancak İbn-i Haldun’un sanayi öncesi toplumlardaki değişmeyi açıklamak üzere geliştirdiği kuramından yararlanmanın da basit alternatif olma özelliğinin daha fazla olduğunu ifade etmek gerekmektedir. Bu bağlamda Ziya Gökalp’in ‘hars’ ve ‘medeniyet’ ayrımı da Batı dışından bir alternatif söylem olabilir. Ayrıca hars kavramının kültüre denk düşmesi yüzünden, bu girişimin de basit alternatif olacağı iddia edilebilir. Aslında basit alternatiflerin, günümüzde çok tartışılan ‘tek’ yerine ‘çoklu evrenselliklerin’ olduğu görüşü için de uygun bir zemin hazırladığı düşünülmelidir.

Türkiye’de Sosyoloji

157

Özet
Türkiye’de ve Avrupa’da sosyolojinin bir bilim olarak kabul edilmesi hemen hemen aynı yıllara rastlamakla birlikte, aynı gelişimi gösterememiştir. Türkiye’de sosyolojinin en önemli sorunlarının başında “aktarmacılık” ve “gelenek yokluğu” gelmektedir. Türkiye’de sosyolojinin statüsünün düşüklüğü ise, son yıllarda tartışmaya açılan diğer bir sorundur. Bu duruma yol açan en önemli nedenlerin başında batıya bağımlılığı ve kendi koşularına uygun kuramsal ve kavramsal çerçeveleri oluşturamaması gelmektedir. Ancak bu konudaki değerlendirmelerin sosyolojinin nasıl bir bilim olduğu konusundaki tartışmalar ışığında yapılması daha sağlıklı olacaktır. Çünkü başlangıçta Batıda doğan ve Batı sorunlarını inceleyen sosyolojinin evrenselliği hiçbir eleştiri yapılmadan tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kabul edilmiştir. Evrimci gelişme kuramlarının mercek altına alınması ve Batı merkezli kuramların Batı-dışını açıklamada yetersizliklerinin saptanmasıyla yapılan eleştiriler de artmıştır. Bu eleştirilerin başında, yapılan çalışma ve yayınların çoğu Batı kuramlarını test etmeye yarayan bilgi/data kaynağı niteliğinde olması ve Batı sosyolojisinin yerel, ulusal ve bağlamsal koşulları göz ardı edilerek aktarılması gelmektedir. Ayrıca sosyologlar arasında iletişim kopukluğunun yaygın olması ve sınırlı özgün kuramsal çerçeve ve akademik yükselme amacıyla yapılan çalışmalar, yeterli bir sosyolojinin gelişiminde en önemli engeller olarak görülmektedir. Amerikan Sosyoloji Derneği (ASA) ve Uluslararası Sosyoloji Derneği (ISA) başkanlıkları da yapan İngiliz asıllı sosyolog Michael Burawoy’in yaptığı ‘mesleki’ (professional), ‘halk’ (public), ‘politika’ (policy) ve ‘eleştirel’ sosyoloji sınıflamasını göz önünde bulundurarak Türkiye’de Sosyoloji’ye bakıldığında, başlangıçtaki kurucularımızın mesleki sosyoloji kadar halk sosyolojisi yaptığı da söylenebilir. Alternatif sosyoloji arayışları ise, Batı-dışının ya da güneyin kuzeye tarihsel, sosyal, ekonomik, siyasi, kültürel, bilimsel/akademik çok yönlü bağımlılığına karşı bir meydan okumadır. Batı dışından, kendi tarihsel ve sosyal deneyimlerine dayanan yeni kavram ve kuramların üretilmesi, sosyal bilimlerde güneyin kuzeye olan tarihsel bağımlılığını azaltmada önemli görülmektedir.

Burawoy’un sınıflamasından hareketle Türkiye’de en az yapılan sosyoloji hangisidir? a) Mesleki sosyoloji b) Eleştirel Sosyoloji c) Politika Yönelimli Sosyoloji d) Halk sosyolojisi e) Hiçbiri . Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de sosyolojinin metodolojik sorunları arasında sayılamaz? a) Pozitivizmin baskınlığı b) Pozitivizmin ihmali c) Yorumlayıcı sosyolojinin ihmali d) Feminist eleştirileri yok sayma e) Hiçbiri 4. Türkiye’de sosyolojinin en önemli sorunlarının başında ne gelmektedir? a) Aktarmacılık b) Gelenek yokluğu c) Batıya bağımlılık d) Özgünlük e) Hepsi 3. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de sosyolojinin gelişiminde etkili değildir? a) İletişimi güçlendirmek b) Karşılaştırmalı araştırmalar yapmak c) Sadece mikro çalışma yapmak d) Mikro ve makro çalışmaları birlikte yapmak e) Ulusal ve uluslararası toplantılar düzenlemek 5. Türkiye’de sosyolojinin kurucusu kimdir? a) Hilmi Ziya Ülken b) Prens Sabahattin c) Ziya Gökalp d) Fahri Fındıkoğlu e) Niyazi Berkes 2. M.158 Ünite 10 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1.

A. Burawoy. Gelencoe. P. R. (2000) Emperyalizm mi? Küreselleşme mi? İç Küreselleşme: Emperyalizm Yerelcilik İşçi Sınıfı (der. Berger. Facing an Unequal World: Challenges for a Global Socıology (der. (1993) Disjuncture and Difference in the Global Cultural Economy. İstanbul: Der. M. L. A. iç. İstanbul: Ufuk. İstanbul: Ayrıntı.: The Free Pres. “The Definition and Types of Alternative Discourses”. Baumann. (1965) Vicarious Process: A Case of No-trial Learning. Tonak). Globalization and Modernity (Dr. Coşkun. . (1996) Rise of Network Society. M. (1997) Thinking Sociologically.. New Jersey: Humanities. (2010) Değişen Dünyada Sosyoloji. Tronto: Üniversity of Toronto Pres. P. Burawoy. Featherstone). Cheal. R. Berkowitz). London: Tavistock. A. Rock ve M. Bash. Alataş. L. H. (1987) Women and Social Class. Z. Ill. A. Türkiye’de Sosyoloji 159 Kaynaklar Abbott. Arrent. (1956) The Fuctions of Social Conflict. (1963) İnvitation to Sociology: A Humanistic Perspective. H. V. Bursa: Ekin. D. P. Appadurai. London. (1991) Family and the State of Theory. Sapsford. Boratav. (2005) Public Sociologies: Contradictions. İç. Hsieh). F. Bauman. iç. F. Bozkurt. S. M. New York: Academic Press. K. (1974) Labelling Theory Reconsidered. Global Culture: Nationalism. Coser. Deviance and Social Control (der. McIntosh). (2004)(der) Küresel Kuşatma Karşısında İnsan. Stanford: Stanford University Pres. Vol 2 : 139-158. M. Dahrendorf. S. 82: 1603-1618. E. (1997) Modern Devletin Doğuşu. Ankara: İmge. London: Tavistock. (1995) Socail Problems and Social Movements. Becker. M. (2010). M. Castels. Bandura. İ. Oxford: Blackwell. Yılmaz). (1999) Küreselleşme: Toplumsal Sonuçları (Çev. (1959) Class and Class Conflict in Industrial Society. Dilemmas and Possibilities. New York: Doubleday. M. (1958) The Human Condition. Armağan. London: Sage. Z. Chicago: University of Chicago Press. Chang. Social Forces. U. Oxford Blackwell. Advances in Experimental Psychology (der. H. iç. H. Beck. (1992) Risk Society.

M. New York: Free Press. (1997) Günümüzde Aile Araştırmaları. M. (1980 ) Power/Knowledge. M. O. New York: Free Press... (1991) Yüksek Öğretimde Sosyoloji Eğitiminin Sorunları. (1992) Postmodernism. New Jersey: Prentice Hall. Foucault. J. (1995) Sociology: Themes and Perspectives. (1992) Sosyolojide Birlik Sağlamak. J. London: Routledge. A. Ankara: Ara. Lyotard. 1: 141-158. (1990) Postmodern Durum (Çev. C. (1992) General Historical and Culturally Specific Properties of Global Systems. B. Keane. A. Kasapoğlu.Dursun). Review. İstanbul: Alfa. Cambridge: Polity. Habermas. E. Giddens. Feagin. E. J. (Çev. Haralambos. A. Avrupa’da Yeni Yaklaşımlar. A. (Çev. R.160 Ünite 10 Durkheim. (Çev. Cambridge: Polity Pres. A. A. DTCF Araştırma Dergisi. selcted Interviews and Other Writings 1971-1977. Berkeley: University of California Pres. Çiğdem). Ankara: Ankara Üniversitesi. (2000) Elimizden Kaçıp Giden Dünya. London: Hamilton. Giddens. Feagin. (1997) Social Problems: A Critical Power-Conflict Perspective. Hochschield. M. A. J. Lenslin. 15: 335-372. Kasapoğlu. (!1938/1964) The Rules of Soıciological Method. Akınhay). A. (1912/1965) Elementary Forms of Religious Life. London: Polity. Gellner. (1989) The End of History and The Last Man. J (1981) The Philosophical Discourse of Modernity. Fukuyama. London: Coolins . Kasapoglu. (1984) Constitution of Society. Ankara: Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sosyal Hizmetler Müsteşarlığı Yayınları. Reason and Religion. (1983) The Managed Hear: Commercialization of Human Feeling. Friedman. Ankara. A. İ. (2004) Sivil toplum ve Devlet. Sociology: A Down to Earth Approach. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. . (1993) Sociology.Çiğdem). Giddens. J. Holborn. Brighton: Harvester. F. T. Giddens. Durkheim. M. (1977) Mukaddime. Haldun. A. F. (1990) The Consequences of Mpodernity: Cambridge: Polity. E. Boston: Allyn and Bacon.

Tonak. Ill. İstanbul: Alfa. S.Hill Company. A. Persson. J. New York: Vinatge Books.) Postmodernizm ve İslam. (2000) Global Bir Bakışla Politik Sosyoloji. Demokrasi ve İslam Dünyası. (1993) An Introductory Guide to Cultural Theory and Popular Culture. M. iç. Chicago. R. M.Mandel).. Mills. R. R. E. Glencoe. Revue Tiers Monde . (1956) The Power Elites.Coşkun). Sarıbay. Sivil Toplum Kuruluşlarında Yönetim. K. 38-150. Özdalga. “The Imperative and the Challenge of Diversity.. New York: Oxford University Press Neuman (1994) The Qualitative and Quantitative Research Metheods. (der.: Chicago Univesity Press. Robertson. Vol 1: 48-63 Patnaik. Ankara: Bilim ve Sanat. M. (1997) Niyazi Berkes: Unutulan Yıllar. Burawoy. (1999) (der.. Sarıbay. Özden. (1992) Globalization: Social Theory and Global Culture. Parsons. W.. London: Sage. M. Knoph. Sezer. T. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi. (2008) Sivil Toplum ve Sivil Toplum Kuruluşları. F. Türkiye’de Sosyoloji 161 Lenski. (1934) Mind. New York. A. G. (1983) Sociological Theory. Merton. A. E. (2000) Sosyolojiye Giriş.: Free Pres. Soraka. New York: Alfred A. (1978) Capital. G. III: The Free Press Patel. Marks. A. Ankara: Seçkin. Self and Society. (1998) (der) Sivil Toplum. Özkalp. P. P (1997) Imperialism. iç. Küreselleşme ve Oryantalizm. Storey. McGraw. . K. A. Ritzer. Y. İstanbul: İletişim. P. Hsieh). Mead. S. G. C. (1998) Postmodernizm ve Toplum Bilimleri (Çev. Chang. (1951. Glencoe. Ankara: Vadi. (1995) Postmodernite. A. M. Rosenau. (1966) Power and Privilege: A THeory of Social Stratification. H. (Çev. ( 1995) Social Problems: A World at Risk. Ill. E. Fethi): İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları. Facing an Unequal World: Challenges for a Global Socıology (der. E. (2010). Topçuoğlu. T. New York: Wheatsheaf. Birkan). Boston: Allyn and Bacon. Ankara: İmge. R. İstanbul: İletişim.1967) The Social System. Bryjack. Reconstructing Sociological Traditions fort he Twenty First Century”. Aktay. Sivil Toplum ve İslam. (Çev. R. (1949) Social Theory and Social Structure. (2000) (der) Küreselleşme: Emperyalizm Yerelcilik İşçi Sınıfı..

Parsons). P. . Mills) New York: Oxford University Pres. Hendelson ve T. (1913/1947) The Theory of Social and Economic Organization.162 Ünite 10 Wallertein. W. Ill: The Free Press Worsley. Glencoe. Çev. I. Gerth ve C. H. 2: 1-4. Weber. Weber. M. M. Harmonworth: Penguin. (1988) Introducing Sociology. Current Sociology. (1946 ) From Max Weber: Essays in Sociology (Çev. (1998) The Heritage of Sociology and The future of Social Sciences in the 21st Century. A. M.

E 5. B 3. A 6. Ünite 1. Türkiye’de Sosyoloji 163 Değerlendirme Sorularının Yanıtları 1. E 5. C 3. A 2. D 2. D 2. E 3. B 4. D 6. Ünite 1. D 7. C 3. Ünite 1. D 4. A 9. E 3. B 2. C 7. D 4. B 3. C 3. C 5. D 4. C 5. Ünite 1. A 6. Ünite 1. Ünite 1. C 2. D 5. A 4. B . D 6. E 2. A 5. B 4. C 7. C 5. C 7. B 8. B 4. B 6. C 5. Ünite 1. E 3. D 4. D 5. A 3. B 4. Ünite 1. E 5. C 2. Ünite 1. D 3. A 2. E 10. D 2. Ünite 1. B 4. B 8. C 3. D 6. E 2. B 7. C 5. C 2. D 4.

164 Ünite 10 .