ANKARA ÜN‹VERS‹TES‹ UZAKTAN E⁄‹T‹M YAYINLARI

Sosyolojiye Giriş

Yazar
Prof. Dr. Aytül Kasapoğlu

@

Ankara Üniversitesi Uzaktan E¤itim Yay›nlar›

Yay›n No: 79

@
ISBN: 978-975-482-936-5 © Ankara Üniversitesi, 2011
Bu kitab›n bas›m, yay›n ve da¤›t›m haklar› Ankara Üniversitesi’ne aittir. Ankara Üniversitesi’nden yaz›l› izin al›nmadan kitab›n tamam› ya da bir bölümü mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik kay›t ya da başka şekillerde ço¤alt›lamaz, bas›lamaz ve da¤›t›lamaz. Kitaptaki görüşlerin yasal ve bilimsel sorumlulu¤u, ünite yazarlar›na ve kitap editörlerine aittir. Genel Yönetim : Prof. Dr. Haluk Geray Akademik Koordinasyon : Prof. Dr. Aytül Kasapoğlu Teknik Koordinasyon : Murat Çınar Tasar›m : Öğr. Gör. Mehmet Sobacı Kemal Cenk Türkçe Editörü : Dr. Hüseyin Özçelebi Dr. Ejder Kındıra

1. Bask› 2011 Baskı: Sistem Ofset Basım - Yayın San. ve Tic. Ltd. Şti. Strazburg Caddesi No: 7/A Sıhhiye • Ankara Tel: (312) 229 18 81 Bas›m Tarihi: 30 Kasım 2010

Sosyolojiye Giriş

iii

Sunuş
Uzaktan öğretim, öğretim elemanı ve öğrencilerin aynı mekanda bulunma zorunluluğu olmadan, bilgi ve iletişim teknolojilerine dayalı olarak öğretim faaliyetlerinin yürütüldüğü ortamlardır. Siz öğrencilerimiz için, Ankara Üniversitesi’nde sunulan uzaktan eğitim programları internet tabanlıdır. Ders içeriklerine istediğiniz yerde ve istediğiniz zamanda erişebilecek, hocalarınızla internet üzerinden iletişim içinde olabileceksiniz. Uzaktan e-öğrenme yoluyla eğitim, geleneksel sınıf ortamındaki öğrenmeden farklıdır. Bu nedenle sizlerin dikkat etmesi gereken bazı konular bulunmaktadır. Öncelikle e-öğrenme, kendi kendinizi disiplin etmenizi gerektirir. Yüzyüze eğitimde belli bir oranda da olsa, sınıflara devam zorunluyken, e-öğrenme sistemlerinde bunun yerini alacak bir zorunluluk bulunmaz. Bu nedenle kendi kendinizi her gün veya haftanın bir kaç günü içeriklere erişmeye, hocalarla ve sınıf arkadaşlarınızla etkileşim içinde olmaya yönlendirmelisiniz. Bazı öğrenciler bu yönlendirmeyi yapmakta zorlanırlar ve hazırlıklarını sınav öncelerine göre hazırlarlar. Böyle bir davranış başarısızlığı getirir. Haftalık çalışma programı yapmak, çevrim-içi ve çevrim-dışı çalışma zamanları belirlemek ve derslerde aktif olmak başarıyı getirecek unsurlardır. Derslerin portalını her gün veya yeteri kadar ziyaret etmek, içerikleri çalışmak ve etkileşimlere katılmak başarı için şarttır. Eğer çalışmaya ara verir ve sürekli ertelerseniz, bir süre sonra derslerden uzaklaşarak kendinizi yalnız ve edilgin hissetmeye başlarsınız. Böylesi durumlarda bu zinciri kırmalı, kaldığınız yerden hızla aradaki farkı kapatmaya çalışmalısınız. Her insanın öğrenme biçimi farklıdır. Öğrenme biçimi kişilerin yeni bilgiyi öğrenmesinde, çoğunlukla farkında olmadan, daha başarılı olduğu yöntem olarak tanımlanabilir. Bazıları görsel yollarla yani okuyarak, grafiklere, resimlere bakarak daha kolay öğrenir. Bazılarıysa yeni bilgiyi işitsel yollarla dinlediklerinde daha kolay zihinlerine yerleştirirler. Kimi öğrenciler başkalarının davranışlarını, örneğin bir aygıtın nasıl çalıştırıldığını izleyerek yeni bilgileri edinebilirler. Bu tür farklı öğrenme biçimlerini bir arada sunan ders içeriklerine zenginleştirilmiş çokortamlı içerikler diyoruz. Ankara Üniversitesi, e-öğrenim derslerinin içeriklerini farklı öğrenme biçimlerine sahip olanların gereksinimlerini karşılayacak biçimde üretmeyi hedefliyor, her dönem zenginleştirilmiş çokortamlı içeriklerin oranını arttırıyor. Sizlere ulaştırılan bu kitap içerisindeki bilgilerin geniş bir özeti, internetteki eğitim portalında, görsel, görsel/işitsel ve yazılım desteğiyle birlikte verilecektir. Ayrıca, dersin sorumlu öğretim elemanı, forum modülünü ve sanal sınıfları sizlerle etkileşime geçmek için kullanacaklardır. Kitaplar sizlere ait önemli kaynak materyallerden biridir. Kitaplarınıza not almanız, önemli cümlelerin altını çizmeniz çalışmalarınıza yardımcı olacaktır. Hepinize başarılar dilerim. Prof. Dr. Haluk Geray

Üniteyi Çalışırken: Her ünitenin başında sunulan üniteyi çalışırken başlığı altında üniteyi çalışırken dikkat etmeniz gereken önemli noktalar belirtilmektedir. Soru: Metin içerisinde sizi düşünmeye ve sorgulamaya sevk etmesi amacıyla sorular bulunmaktadır. Özet: Konu ile alakalı bütünsel bir fikre sahip olmanız amacıyla konu sonlarında bulunan özet başlığı altında konunun kısa ve öz hali sunulmaktadır. Önemli Metin: Konulara çalışırken bazı bölümlere daha fazla dikkat etmeniz amacıyla uzmanlar tarafından önemli görülen bölümler önemli metin ikonu ile belirtilmektedir. Örnek: Anlatılanların olabildiğince somutlaştırılması ve anlatımın pekiştirilebilmesi amacıyla metin içerisinde örneklere başvurulmaktadır. . ya da kavrama yönelik farklı nitelemelerin aktarılması amacıyla çeşitli tanımlar yer almaktadır. Sözlük: Metin içerisinde geçen. Gözden Geçir: Özet başlığı ardından her konu sonunda karşılaşacağınız gözden geçir başlığı altında sizi konuyla ilgili daha kapsamlı sorgulama yapmaya sevk edecek açık uçlu sorular bulunmaktadır. Değerlendirme: Ünite sonlarında sunulan çoktan seçmeli değerlendirme soruları ile konuya yönelik öğrenmelerinizi değerlendirebilmeniz amaçlanmaktadır. anlamada sıkıntı yaşayabileceğiniz düşünülen kavramlar sözlük bölümlerinde kısaca tanımlanmaktadır.iv Sosyolojiye Giriş Kitabı Çalışırken Size sunulan kitap içeriği ile etkileşiminizi desteklemek amacıyla kullanılan simgeler aşağıda tanıtılmıştır. Özgün Tanım: Konu anlatımı esnasında belli kavramların karşılık geldiği anlamları özetlemek. Öğrenme Hedefleri: Her ünitenin başında “Öğrenme Hedefleri” başlığı altında o üniteyi tamamladığınızda kazanmış olacağınız beklenen yeterlilikler verilmektedir. Kaynaklar: Sunulan kaynaklar bölümü daha ayrıntılı çalışma ve araştırma yapmak istemeniz durumunda yardımcı niteliğinde olacaktır.

...........................30 Özet..............................................................28 Karl Marks.........................................................................................19 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar.......................................22 Henri de Saint Simon..................................................................................................................8 Siyaset Bilimi..........................................................................................................................................................4 Sosyolojinin İlişkide Bulunduğu Bazı Sosyal Bilimler...........................33 Değerlendirme Soruları.................... 11 Özet................................ Sosyolojiye Giriş v İçindekiler Sunuş.....................................................1 Sosyoloji ve Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi....................................................................................................................................40 ............... iii İçindekiler............... .....................40 Sosyolojinin Temel Önermeleri................................10 Sosyolojinin Dalları....................................................................................... v Ünite 1 Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler.................................................................8 Ekonomi.................................................... .......................................................7 Psikoloji....................................................................................................... .......15 Değerlendirme Soruları............................16 Ünite 2 Sosyolojinin Öncüleri.. ..22 İbn-i Haldun...............................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................40 Önerme 1.....................37 Sosyolojinin Kurucuları ......................................40 Önerme 2..............................................7 Antropoloji...................................25 Auguste Comte.............................................................................. .............................................................35 Ünite 3 Sosyolojinin Kurucuları ................................................40 Önerme 3...................9 Felsefe...........................................................................................................................9 Sosyoloji ve Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi..............................................................................................................

...........................................................................54 Sembolik Etkileşimci Yaklaşım................................49 Ünite 4 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar......................................................................68 Ünite 5 Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar .....................................................................................................................95 ................ ...... Weber ...................84 Ünite 6 Yöntembilimsel Yaklaşımlar...............63 Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı.................. ..........................................................................73 Marksist Feminizm..............................................................................................................................................................88 Araştırma Tipleri/Boyutları......................................................................................................................82 Değerlendirme Soruları.....58 İşlevselci Yaklaşım.......................................................................................85 Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımlar........vi Sosyolojiye Giriş E............................44 Özet.......77 Özet...................................76 Postmodernizm........................... Durkheim.................................75 Sosyalist Feminizm........................................................................................................................................................................................................................... ..................93 Amacına Göre Araştırma Tipleri......94 Kullanım Alanına Göre Araştırma Tipleri.....................................................48 Değerlendirme Soruları................... ............. .............. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri... ..............65 Özet......................................................73 Radikal Feminizm................ .............................94 Zaman Boyutunda Araştırma Tipleri............................................................................................... .............................................................................. ............57 Etiketleme Kuramı...72 Farklı Feminist Yaklaşımlar.......59 Çatışmacı Yaklaşım............................................ ......41 M.................................................................................................54 Sosyal İnşaacılık....................................................67 Değerlendirme Soruları...................................................................................................................74 Liberal Feminizm............................. .......................................................69 Feminizm.............51 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar...........................................................................................................................................................................................................................................

...............................................109 Araştırmanın Yaklaşım ve Sayıltıları.........................................................................................................................................................99 Değerlendirme Soruları...............................................................................................................................................104 Araştırma Problemi..........................................96 Yapıldıkları Yerlere Göre Araştırmalar...................................121 Kavramsal Açıklık...97 Özet............................................100 Ünite 7 Araştırma Süreci.................................................101 Araştırmanın Adımları.......................105 Araştırma Amaçları...................................................................................................134 Küreselleşme Tartışmaları....................................... 112 Değerlendirme Soruları................... ............................................................................................................................................107 Araştırmanın Önemi..........131 Küresel Yaklaşımlar........................................................................ 110 Kaynakça............96 Araştırma Teknikleri....................... 110 Süre ve Maliyet...........109 Yöntem....... ............. .................................................................................................95 Yanıtladıkları Sorulara Göre Araştırmalar............ ............................................ 118 Devlet ve Sivil Toplum İlişkisi............................................................................................ 111 Özet.............................................................120 İslam ve Sivil Toplum.............................. 113 Ünite 8 Sivil Toplum ......................................................................................................................................... .............................................96 Aktif veya Pasif Olarak Yapıldıklarına Göre Araştırmalar...................................................................................................................................................................................................127 Özet.........................................................................................................................................................................................109 Araştırmanın Sınırlılıkları............ Sosyolojiye Giriş vii Bilgi Toplama Tekniklerine Göre Araştırma Tipleri.................. ....123 Sivil Toplum Kuruluşları....................................................................135 ..............128 Değerlendirme Soruları.123 Sivil Toplumun Yeniden İnşası................................................... 115 Tarihsel Gelişim............... ...........................................................................................................................129 Ünite 9 Küreselleşme ................................................... .................................................

...........................143 Türkiye’de Sosyoloji..................................................................................................................................................158 Kaynakça.....146 Kurumsal Sorunlar..................................................139 Özet..........142 Ünite 10 Türkiye’de Sosyoloji ve Son Gelişmeler ...................................................159 Değerlendirme Sorularının Yanıtları.........147 Bilimsel Çalışmalar ve Yayınlar...............................................136 Küreselleşme Eleştirisi.............137 Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketler............................................148 Sosyal ve Akademik İlişkiler.....148 Dünyadaki Son Gelişmeler Işığında Türkiye’de Sosyoloji................................................................................................................................................................................................................................163 ...........149 Özet.........146 Türkiye’de Sosyolojinin Sorunları.......................................................................................... .............................................................................................................. ..............................................................................................................................................................................................................................viii Sosyolojiye Giriş Küreyellik/Glokalleşme................................. ........................148 Genel Değerlendirme ve Çözüm Önerileri.................147 Metodolojik Sorunlar........147 Bilimsel Toplantılar.................................................148 Akademik Gerekçeler..... .......... ..........141 Değerlendirme Soruları.............147 Araştırma......................157 Değerlendirme Soruları......................147 Eğitim.............................................................. ...............................................................................................................................................

5. 10. 7. 6.1 Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler 2. 4. Türkiye’de Sosyoloji . Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 8. 9. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme SOSYOLOJİ 3.

. • Sosyolojinin dallarının neler olduğu incelenecektir. • Sosyolojinin nasıl bir bilim olduğu anlatılacaktır. • Sosyolojinin diğer sosyal bilimlerle olan ilişkisi gösterilecektir.2 Ünite 1 Ünitede Ele Al›nan Konular • Genel Olarak Bilim • Bilim Sınıflamaları • Sosyoloji • Diğer Sosyal Bilimler • Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi • Sosyolojinin Dalları Ünite Hakk›nda • Genel olarak bilim tanımı ve bilim sınıflamaları hakkında bilgi verilecektir.

• Sosyolojinin diğer bilim dallarıyla ilişkisini öğreneceksiniz. • Diğer sosyal bilimlerin sosyoloji ile benzer ve farklı olan yönlerini tartışınız. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 3 Ö¤renme Hedefleri • Genel olarak bilim nedir öğreneceksiniz. • Bilim dallarının kaça ayrıldığını öğreneceksiniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Genel olarak bir alanın bağımsız bir disiplin haline gelmesi için hangi koşulları yerine getirmesi gerektiğini tartışınız. • Sosyolojinin nasıl bir bilim olduğunu öğreneceksiniz. • Çevrenizde varsa bir psikolog. • Sosyolojinin diğer bilimler gibi dallara ayrılmasının avantaj ve dezavantajlarını karşılaştırınız. bir antropolog. • Sosyolojinin dallarını öğreneceksiniz. • Sosyolojinin Türkiye’de bir sivil toplum kuruluşu halinde örgütlenmesini araştırınız. . bir iktisatçıya eski fil hikâyesini anlatarak görüşlerini alınız ve farklı düşünüp düşünmediklerini gerekçeleriyle tartışınız. bir felsefeci.

“Neden insanlar evlenirler veya boşanırlar?” sorularına yanıt vermek gerekir. Yukarıda belirtilen koşulları yerine getirmek için bilim insanları sistematik çalışmalar yaparlar. Bilimsellik koşulları olarak aşağıdaki ilkeler de son derece önemlidir: 1. İleri sürülenlerin birey veya tekil olay boyutlarını aşarak daha geniş grup ve ortamlarda da geçerli olduğunu ortaya koymaktır. 2001): 1. Üçüncü bilim olma koşulu ise. Bir bilimin ilk hedefi olayların neden bu şekilde olduğunu “açıklamak”tır. Ancak bunlar çoğu zaman sadece gözlemlere dayanmamış büyü ve efsanelerle de karışmıştır. yanlı davranmamak. 2. Önyargılarda bulunmaktan kaçınmak. . Herkesin bildiği kabul edilen sağduyu (common sence) bilgisinden uzak durmak. 3. genelleme yapabilmek için tekrarlayan özelliklere veya olaylara. İkinci amaç ise “genellemeler” yapmaktır. İnsanların doğal ve sosyal yaşama ilişkin bilme meraklarını gidermek amacıyla daha sistemli bilgiler elde etmeye yönelik çabalar artmış ve sırasıyla doğaya yönelik olarak doğa bilimleri. daha geniş kesimlerde örneğin kırda veya kentte evlenme ve boşanma eğilimlerine yönelik daha kapsayıcı önermelerde bulunmak gerekir. Mevcut bilgilerimiz ışığında gelecekte neler olacağını söyleyebilmektir. yani kalıplara/örüntülere bakarlar. yerleşik kabullerin etkisinde kalarak toplumsal olgu veya olayları değerlendirmemek. “Neden atılan taş yere düşer?” veya “Neden ısınan cıva yükselir?” gibi. 2. 4. Daha çok zihinsel olarak yürütülen bu çabaların bilimsel olarak kabul edilmesi için bazı koşulları yerine getirmesi beklenir (Henslin. Sosyologlar.4 Ünite 1 Sosyoloji ve Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi İnsanoğlu. 3. açıklama ve geleceğe yönelik öngörülerde bulunma çabasında olmuştur. daha sonra da toplum ve insana yönelik olarak da sosyal bilimler gelişmeye başlamıştır. Örneğin sadece Ahmet/ Ayşe’de değil. öngörülerde bulunmaktır. Bulguları başkalarının denetleyebileceği açıklıkta sunmak. Bulguları olduğu gibi hiç değiştirmeden ortaya koymak. varoluşundan bu yana etrafında olup biten olay ve olguları anlama.

bilim insanlarının sistemli çabaları sonucunda ortaya koydukları anlamda bilim tanımıdır. Entelektüel/zihinsel disiplin olarak sosyoloji. Aynı şekilde insan ilişkilerini inceleyen bir sosyal bilim demek de fazla bir anlam ifade etmez. a. jeoloji vb. Örgütlenmiş bir yapı olarak sosyoloji. Çünkü birçok sosyal bilim insan ilişkilerinin değişik yanlarını inceler. Entelektüel ve akademik olarak doğal bilimler ve sosyal bilimler sınıflaması çok geneldir. bir alanın bağımsız bir disiplin haline gelmesi demek. Belirli önermeleri paylaşan bilim insanları topluluğu olarak sosyo loji. Doğa bilimleri (fizik.) olarak ikiye ayrıldığını bilmek gerekir. eskilerin kullandığı gibi “İçtimaiyat” olarak tanımlamak yeterli değildir. O zaman sosyolojinin ne ile uğraştığını nasıl bir bilim olduğunu biraz daha ayrıntılı olarak incelemekte yarar vardır. kent. 3. biyoloji. Sosyolojiyi. 2. o alanda neyin nasıl düşünüldüğünü veya diğer alanlarda neler düşünüldüğünü araştırmak ve alanın ne olduğu kadar ne olmadığını göstermek demektir.). ekonomi.Wallerstein (1998)’dan yararlanmak mümkündür. din sosyolojisi vb.). zorunlu önermelerde bulunmayı hedeflemez. Wallerstein’a göre. psikoloji. Sosyal Bilimler ‘ürün’(product) ve ‘süreç’(process) bağlamında daha geniş bir bilim tanımını tercih ederler. Sosyal bilimlerin çoğu genel. organik ve inorganik kimya olmak üzere çok geniş iki dala ayrılır. her şeyden önce zihinsel bir inşa olarak. Ona göre her çalışma alanı gibi sosyolojiyi de üç temel alanda incelemek mümkündür: 1. aile. Örneğin biyoloji. Burada ürün ve süreçten kastedilen. Doğa bilimleri ve sosyal bilimler içinde geçen tüm bilimlerin de kendi içlerinde uzmanlaşmış alt dalları vardır. botanik ve zoolojiden oluşur. hukuk. siyasetbilim vb. tümel. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 5 Bu nedenle bilimlerin. Kimya ise. Sosyal bilimler (antropoloji. Bunu yaparken I. b. sağlık. Diğer bir ifade ile sosyolojinin ekonomi veya psikolojiden farkını orta- . yeni Türkçe ile “Toplumbilim”. Çünkü o daha kapsamlı bir biçimde sosyolojinin ne olduğunu gösteren bir çaba içindedir. kimya. Bu bağlamda sosyoloji de modern uygarlığın geliştirdiği bir bilim olarak kendi içinde pek çok dallara ayrılır (kır.

” denilmiştir. gözleri bağlanmış psikolog. ancak onların bütünün parçası olduğun- . hayvanı en iyi anlamak için sadece burayı çalışın. Başlangıçta birçok çalışma sosyolojik çalışma olarak kabul görmemiş. o tüm filin bedenini yokladıktan sonra. 20. “Bu sosyoloji değil iktisat tarihi veya siyaset bilimidir. ve 14. iktisatçı ve sosyologdan oluşan beş kişiye bir file dokunarak neler gördüklerini açıklamaları istenir. çalışmalarınızı bu dağılımın nasıl gerçekleştiği üzerinde yoğunlaştırın.” der. antropolog. Daha ileride sosyolojinin disiplin olarak kabul edilmesine temel olarak kabul edilen önermelerin neler olduğu ve bu önermeleri geliştirmiş olmaları dolayısıyla sosyolojinin kurucusu kabul edilen sosyologların kimler olduğu görülecektir (Bkz. yüzyıl ilk çeyreğinde ise.6 Ünite 1 ya koymaktır. burası diğer tüm hayvanları denetler. Bu dönemde birçok sosyal bilim kendini diğerlerinden ayıran özelliklerini özenle ortaya koymaya çalışmıştır. Filin ağzını yoklayan iktisatçı.” der. boyun. yüzyıllara kadar götürmek mümkün olmakla birlikte. Öncü düşünürlerinin izlerini 13. ancak bunlar bütünün birer parçasıdır. baş. Filin hortumuna/ gerdanına ve dişlerine şefkatle dokunan antropolog gülümseyerek. siyasetbilimci. Son olarak sıra sosyologa gelince. bir disiplin olarak sosyoloji 19. bu bilginin toplanmasında farklı yöntem ve yaklaşımlara sahip olmak bir alanı disiplin yapmak için aranan koşullardır. Filin başına dokunan psikolog.” der. her şey bedene buradan yayılır. Burada sosyal bilimlerin farklı dallara ayrılmasını karikatürize eden çok bilindik fil hikâyesini özetle vermek uygun olacaktır (Henslin. Ayrıca diğer sosyal bilimlerden farklı bir çalışma alanı ve konuya sahip olmak. “Bu kısım en önemlidir. yüzyıl sonlarında keşfedilmeye başlanmıştır. burada yoğunlaşın. Bölüm 3). tüm düşünce ve duygular burada yer alır. Filin dev kulaklarına dokunan siyasetbilimci. “Hayvanı en iyi ancak bir parçası üzerinde yoğunlaşarak anlayabilirsiniz. kulakların hepsi önemlidir. dişler. 2001: 8): Hikâyeye göre. bölümler ve anabilim dalları halinde düzenlenmiş bir yapıya sahiptir ve sosyolojinin ne olduğu hakkında bazı ortak görüşleri paylaşan çok sayıda kişi yani sosyolog da bulunmaktadır. İşte sosyoloji bu anlamda entelektüel bir faaliyet olarak diğer bilimler gibi bir disiplin olmasının yanı sıra. burada kendimi çok rahat hissediyorum. “ Bu gerçekten ilkel. sosyoloji artık sosyal bilimler içinde bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmeye başlanmıştır.” der. çalışmalarınızı burada yoğunlaştırın. “Bu kısım en önemlidir. “Burası güç merkezidir.

Psikoloji Psikoloji hem biyoloji hem de felsefeden beslenerek gelişen bir bilim dalıdır. Psikoloji.” der. klinik ve deneysel psikoloji başlıca dallarıdır. “ellerinizi kulaklardan çekin”. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 7 dan hiç söz etmediniz. Akademik olarak psikoloji insan düşüncesi ve davranışını inceler.” der. Gelişim psikolojisi. Daha sonra sosyolog. Yunanca “psyche” ruh ve zihin demektir. hukuk. felsefeden ilahiyata kadar çok geniş bir alana yayılan sosyal bilimlerin tümünün sosyoloji ile yakın ilişkisi vardır. biz gözlerimizdeki bağı kaldırarak resmin tümünü görmeliyiz. “baş kısmı benim. Ancak burada bunlardan sadece beşine yer verilmiştir. Davranışçılık ve Humanizmdir. Psikoanaliz. grup içinde davranışların nasıl değiştiğini de görmemiz gerekir. hayvanı oluşturan tüm parçaların birlikte nasıl çalıştığını görmemiz gerekir. “ağız benim alanım ondan uzak durun” dediklerini duyar gibi oluruz. duygu ve davranışını anlamaya ve açıklamaya çalışır. İşlevselcilik. . Psikolojideki diğer düşünce okulları arasında en önemlileri sırasıyla Yapısalcılık. Aslında tarih. sosyal psikoloji. iletişim. Tarihsel olarak antik Yunan filozofları Aristo ve Sokrates’e kadar uzanan geçmişinin derin izlerini adından da anlamak mümkündür. Ancak bilim olarak psikolog Wilhelm Wundt (1832-1920)’un Almanya’nın Leipzig kentinde psikoloji laboratuvarını kurmasıyla doğar. Psikolojik araştırmalar da bu bağlamda insan düşünce. coğrafya. “gerdana dokunmayın”. hem akademide hem de akademi dışında uygulama olanağı bulunan bir bilim dalıdır. ondan uzak durun”. Bunun yerine onların. “Bu yaratığın diğer benzer yaratıklarla nasıl etkileştiğini. Hiçbiri gözlerindeki bağı çözerek bir araya gelme ve yaratığın tümünü birlikte incelemeyi kabul etmez. Sosyolojinin İlişkide Bulunduğu Bazı Sosyal Bilimler Doğa bilimleri gibi sosyal bilimler de çok farklı dallarda uzmanlaştıklarından bunlar hakkında kısa tanıtıcı bilgi edinmek sosyolojiyi anlamaya başlamak için uygun olacaktır. Ancak sosyologun önerdiği gibi olmaz. Wundt’un düşünceleri daha sonra Yapısalcılık olarak bilinen düşünce okuluna da temel oluşturmuştur.

Biyolojik ya da Fiziki Antropoloji. ilaç bağımlılığı gibi problemlerin yanı sıra tecavüz gibi çeşitli travmalarda tedavi sağlarlar. Dili iletişim. sosyolojiye en yakın bilim dalıdır. Dil antropo logları ise. kültürel değişme. maymun ve benzeri memeli omurgalılar. Onların temel ilgisi kültürü anlamaktır. Sosyal psikoloji. anlamın yaratılması. hizmet ve malların toplumda nasıl dağıldığıyla da yakından ilgilidir. kimlik örüntüleri. insanların geçmişiyle olduğu kadar bugünüyle de ilgilenir. beşeri. çanak. uzak ve yakın tarih öncesi maddi kalıntıları örneğin. dili sosyal yaşamı yansıtan ve belirleyen yollar olarak görür ve karşılaştırmalı olarak incelerler. çömlek ve taş aletleri. Antropoloji Antropoloji. Bunlar arasında sosyal antropoloji. fiziki/biyolojik antropoloji. aslında insanların nasıl seçim yaptıklarıyla ilgilenir. Nitekim bazı sosyal psikologlar sosyoloji kökenlidir.8 Ünite 1 Psikologlar ayrıca meslek olarak akıl/ruh sağlığı tedavisi. Sosyal Antropoloji. performans geliştirme. arkeoloji ve dilbilim alanlarında uzmanlaşılır. İnsanlık tarihi boyunca görülen tüm kültürleri anlamak için sosyal. yaygın kültürel inançlar ve ideolojilerle ilişkilendirerek incelerler. organizasyonu ve yönetimiyle ilgilenir. Diğer bir ifade ile insanlar ve grupların kıt kaynaklar arasından istek ve taleplerini en iyi karşılayabilmek için nasıl karar verdiklerini inceler. evrim. ideolojik oluşumları ve çevre ile etkileşimleri açısından incelerler. İnsanın yanı sıra. Sosyal Antropologlar. Ekonomi. kumar. fosiller. uyum ve farklılaşma ile ilgilenir. hayvan kemiklerini. doğal ve biyolojik bilimlerden yararlanır. Sosyal kültürel antropoloji. Sosyal psikolojik araştırma tekniklerinden ampirik sosyolojik araştırmalarda geniş ölçüde yararlanılır. Ekonomistler en genel anlamda toplumsal üretim. Arkeologlar ise. yerleşim. . sosyoloji ile kardeş disiplindir. ergonomi gibi gündelik yaşamı etkileyen alanlarda çalışmalar yapar. basitçe insanın tüketim. tarih öncesi insanlar ve genetik üzerinde çalışır. üretim ve bölüşüm ile ilgili davranışını araştıran bir sosyal bilim dalı olduğu söylenebilir. kendine yardım. Ekonomi Ekonominin ne olduğu konusunda evrensel olarak kabul gören bir tanım yapmak güç ise de. alkol. inşaat kalıntılarını kuramsal. grup üyeliği. insanın biyolojik geçmişi. katılarak gözlem yaparak yerel bilgi toplar ve değerlendirirler.

Felsefe Bir disiplin olarak felsefe. Geçmişte askeri güç siyasetin en temel belirleyicisi olmuşsa da günümüzün göreli olarak daha istikrarlı devletlerinde yolsuzluğun baskılanması gibi temel konularda siyaset biliminin yol göstericiliğine ihtiyaç artmıştır.” denildiğinde. kamu politikaları. siyasal çalışmalar ve analizler. sistemler ve siyasal davranışı inceler. sistem ve siyasal dinamiklerle ilgili çalışmalarda bulunur. Örneğin faizlerdeki değişim oranının ulusal tasarruf oranlarını nasıl etkilediğini inceler. . Son yıllarda anayasal hükümetlerde oy verme davranışına kadar ilgi alanı genişlemiştir. siyasal ekonomi. Felsefenin bir sosyal bilim olarak. ahlak filozoflarına. mikro ekonominin tam tersine daha geniş ölçekte ve toplumdaki tüm bireylerin toplam olarak kararlarıyla ilgilenir. uluslararası ilişkiler konularında uzmanlaşmaya gidilmiştir.” fikrine dayanan eser. ekonomik kararların alt veya mikro düzeyde olanlarıyla ilgilenir. Siyaset Biliminin en temel eserlerinden biri İtalyan diplomat Niccolo Machievelli’nin yazdığı Prens (1513)’tir. siyaset felsefesi. siyaset ve siyasal süreçler. Görünüşte liderin adil ve iyi olması gerekse de “Amaca ulaşmada her yol meşrudur. siyasal ideoloji. Siyaset Bilimi Disiplin olarak Siyaset Bilimi. Örneğin “Benim felsefem çok çalışmaktır. gündelik dildeki kullanımdan farklı bir anlamı vardır. karşılaştırmalı siyaset. sadece bir dünya görüşüne işaret eder. siyaset bilimin tartışmalı da olsa en temel yapılarındandır. Farklı yönetim biçimleri ve yapıları. Siyaset kuramı. Ampirizm yerine. bilgi ve etik konularındaki sorularla ilgili rasyonel incelemedir. tarih ve ekonomiye dayanır. ABD’de sivil savaş sonrası ortaya çıkmış oldukça yeni bir alandır. Bu nedenle kapsamlı inanç sistemi veya dünya görüşü ile karıştırılmamalıdır. Mikro ekonomi. buradaki kullanım bilim değil. varlık. Bu eserde başarılı yönetici için belirli stratejiler önerilir. Ancak kökleri antik uygarlıklara. Aslında siyaset bilimi kesin/katı verilerden daha çok öznel yorumlara dayanır. Tarihsel olarak tüm liderler siyasetle ilgilenmişlerdir. Örneğin fiyatlardaki artış veya azalmanın ailelerin satın alma gücüne etkisini inceler. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 9 Ekonominin biri mikro diğeri makro olmak üzere iki temel alanı vardır. Siyaset bilimi hem humanistik hem bilimsel yaklaşımlar hem de bunların araç ve yöntemlerini kullanarak dünyanın çeşitli bölge ve ülkelerinde siyasal süreç. akıl ya da çıkarsamalar yoluyla gerçeği aramaktır. Makro ekonomi ise.

Bu yüzden bu bilimlere bazen Davranış Bilimleri de denilir. Hatta son yıllarda bir gelişme daha yaşanarak. Ancak sosyologlar üretim ve bölüşümün sosyal sonuçları ile daha fazla ilgilenirler. antropoloji. siyasal ve ekonomik yönler ayrı ayrı değil bir bütün olarak ele alınıp incelenirdi. siyaset ve sosyal birbirinden ayrılmak bir yana birbiri ile etkileşim içindedir.10 Ünite 1 Aslında felsefenin temel dört çalışma alanı vardır. Bu bağlamda epistemolojik olarak. Ancak daha sonra başta Emile Durkheim olmak üzere bazı sosyologlar sosyal olanı diğer alanlardan ayırmak için yoğun çaba göstermişlerdir. “Epistemoloji” (Bilgi Kuramı). Sosyoloji ve Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi Her şeyden evvel psikoloji. Örneğin Karl Marks’ın tarihsel maddeci sosyolojisinde ekonomi. “Ontoloji” (Varlıkbilim) ve “Ahlak”tır. “deney” olarak görmek Ampirizm. insan ürünü olay ve olguların yorumlanarak anlaşılmasında kültür son derece önemlidir. Bunlar sırasıyla “Metafizik”. günümüzde tekrar toplumsal yapı-kültür ve bireyin birlikte incelenmesine dayanan daha kapsamlı çalışmalar tercih edilmeye başlanmıştır. Örneğin sosyologlar. Özellikle doğa bilimlerinden farklı olarak. Aynı ekonomik üretim biçimine sahip olmasına rağmen farklı toplumsal yapıların varlığı kültürel analizlere duyulan ihtiyacın başlıca kaynağı olmuştur. Nitekim başlangıçta sosyologlar daha çok toplumsal yapı ile ilgilenirken. Hatta ilk önceleri sosyal. Ekonomi ve sosyolojinin her ikisi de üretim ve bölüşümle ilgilenirler. “sezgi” olarak görmek Intuitionism/Sezgicilik. bilginin kaynağının “kadının öznel deneyimleri” veya algıları olduğu ileri sürüldüğünden. “fayda” olarak görmek Pragmatizm olarak anılır. Feminizm de böylelikle epistemoloji tartışmalarında yerini almış bulunmaktadır. ekonomi ve siyaset biliminin hepsi de insan davranışı ile ilgilenirler. Örneğin antropologlar ve sosyologlar kültür ile ilgilenirler. Ayrıca Bilgi Kuramının da “bilginin kaynağı” ve “bilginin değeri” olarak iki temel alanı vardır. bilginin kaynağını “akıl” olarak görmek Rasyonalizm. Durkheim bir sosyal olayın ancak diğer bir sosyal olay ile açıklanması ilkesi üzerinde ısrarla durmuştur. Tüm bu bilimler insan ilişkileri üzerinde mikro veya makro düzeylerde dururlar. Sosyolojinin diğer alanlarla benzerlikleri çoktur. Özellikle ontoloji ve epistemolojiden birçok bilimsel kavramı tanımlamada yararlanılır. kapitalist üretim biçiminde . Ayrıca insanlar arasındaki iletişim aracı olarak dilin en büyük kültür taşıyıcısı olması da sosyolojinin kültüre ilgisini arttırmaktadır.

Marks’a göre üretim güçleri ve üretim ilişkileri olarak ekonomik altyapı. Bunlar arasında kadın. . “Aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz. Nitekim sosyolojinin temel kabulü olan değişme fikri. Sosyolojinin inceledikleri sosyal problemler açısından da gelişmiş pek çok dalı vardır. siyaset sosyolojisi. devlet. çevre. Öte yanda bilgi ve kültür sosyolojisi adı altında yapılan çalışmalara da rastlanmaktadır. çocuk.” diyen ilkçağ filozofu Heraklit’e aittir. Bunlar arasındaki ilk sınıflama kuramsal ve uygulamalı sosyoloji ayrımıdır. “Değişmeyen tek şey değişmenin kendisidir. Felsefe ve sosyoloji arasında da çok yakın bağlar vardır. Sosyal kurumları çalışan sosyoloji dalları da vardır.” görüşlerine fazla itibar edilmemesi. ajan olarak bireyi yapıyı etkileme kapasitesine sahip olarak görür ve önemser. Psikolojinin toplum yerine bireyle ilgilendiği açıktır. aile. bireyin sosyal sorunlarla baş ederken başvurduğu stratejilerin psikolojide olduğu gibi önemsenmesi söz konusudur. hukuk gibi diğer üstyapı kurumlarını belirler. Antony Giddens’ın Yapılaşma Kuramı bunun en iyi örneğidir. eğitim. kadın ve çocukların sömürüldüğü konusu üzerinde daha fazla dururlar. din. cemiyet var. “Fert yok. Bunların başında aile sosyolojisi. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 11 işçilerin. hukuk sosyolojisi. Sosyolojinin kurucusu Auguste Comte’da aslında bir filozoftur. Hatta feminist sosyologlar konuyu daha da derinleştirerek kadının ev içi emeğinin de ekonomik ve sosyal bir değeri olduğunu ve dolayısıyla kapitalizmi gizli olarak beslediğini iddia ederler. afet sosyolojisi en önde gelenleridir. Marksizm’in ekonomik altyapıya önem ve öncelik vermesi de sosyoloji ve ekonomi yakınlığının en iyi göstergesidir. Sosyolojinin Dalları Diğer pek çok bilim gibi sosyolojinin de alt dalları vardır. Sosyolojideki pek çok yaklaşımın insan ve toplum hakkında sahip oldukları felsefi kabullere göre birbirinden ayrıldığı söylenebilir. Yapı ve birey ikiliğini kabul eden bu kuram. ekonomik sosyoloji ve sağlık sosyolojisi gelir. Artık Durkheim gibi. Daha sonra araştırma yapılan mekâna göre kır ve kent sosyolojileri gelir.” şeklindeki diyalektik görüş sosyolojinin temel önermesidir ve felsefe kökenlidir. Ayrıca günümüzde sanayi sosyolojisi artık örgütsel sosyolojiye dönüşmüştür. suç. eğitim sosyolojisi. Ancak son yıllarda psikolojik gelenek içinde gelişmiş bazı mikro sosyolojik yaklaşımlar başta olmak üzere bireyin toplum tarafından belirlenen pasif bir alıcı olmadığını kabul eden yaklaşımlar da gelişmiştir. Sosyolojide çok sık kullanılan diyalektik kavramı da felsefeden alınmıştır. yaşlılık. din sosyolojisi.

Ancak feminist ve postmodernist araştırmaların mevcut araştırma tekniklerinden bazılarını önemsemesi. Burada belirtilmesinde yarar olan önemli bir nokta feminist ve postmodernist görüşlerin. Kadın odaklı bir çalışma feminist kuramlara göre yapıldığında farklı. kadının konumunu ataerkil ve erkek egemen görüşlerle temellendirirken. Bu yüzden sosyoloji dallarının çok net sınırlarının bulunmadığı bir gerçektir. Sosyolojideki temel yaklaşımlar daha sonra inceleneceği için burada daha fazla ayrıntıya girilmeyecektir. Ayrıca araştırma probleminin nasıl tanımlandığı da ipucu verebilir. Araştırmaya sağlık sosyolojisi olarak bakılır. Aynı şekilde hastane incelemelerine örgüt sosyolojisi mi sağlık sosyolojisi içinde mi yer verileceği de tartışılabilir. modernitenin bilimi olan sosyolojiye meydan okuduklarıdır. Bu durum gelişme ve gerçeğe daha fazla ulaşma çabası olarak olumlu bir şekilde değerlendirilmiştir. Ancak. Çünkü ailedeki en yüksek eğitimli ve sorumlu kişi aile reisidir. feminist ve postmodernist eleştirilerin sosyolojiye ayna tutarak eksikliklerini görmesine olanak sağladığı da inkâr edilemez. kadın ve çocuk mülakatları ayrı ayrı yer almıştır. Postmodernizm de sosyolojiyi meta-anlatı. sosyolojik araştırmalara sınırlar koyduğundan kabul edilemez bulunmaktadır. diğer bir ifade ile çok geniş kapsamlı ve iddialı görerek dışlar. sosyolojiyi ataerkil ideolojiyi yeniden üretmekle suçlar. sağlık sosyolojisi açısından yapıldığında farklı terminoloji kullanılarak birbirinden ayrılacaktır. diğeri sağlık sosyolojisi kuramsal yaklaşımlarını kullanacaktır. Bu sorun son yıllarda ayrı ayrı kadın ve çocuk anket/mülakat formları düzenlenerek çözümlenmeye çalışılmaktadır. Postmodernizm de içinde bulunduğumuz anı ve yeri önemsediğin- .12 Ünite 1 Sosyolojinin dallara ayrılması içerik açısından problemlidir. Bu durumlarda okuyucunun temel ölçüt olarak hangi alanın temel kuram ve kavramlarından hareketle çalışmanın yapıldığına dikkat etmesi gerekir. Türkiye’de de Sosyoloji Derneği tarafından yapılan Gecekondularda Geleneksel Dayanışmanın Çağdaş Organizasyonlara Dönüşümü (1993) adlı aile araştırmasında erkek. Örneğin bir sağlık örgütünde sosyal ilişkiler sorunu araştırıldığında bunun kırsal veya kentsel bir çalışma olması önemini yitirir. Aynı konu sosyal problemler çalışıldığında da ortaya çıkabilir. Örneğin feminist araştırmalar nitel araştırma tekniklerini tercih eder. Örneğin geçmişte birçok klasik aile araştırmasında sorular sadece aile reisi olarak erkeğe yöneltilmiştir. Çünkü feminist kuram. Özellikle kendisi de modernist olduğu halde feminizm. Örneğin kırsal sağlık sorunlarının incelenmesinin kırsal sosyoloji mi yoksa sağlık sosyolojisi mi olduğu tartışılabilir.

Oysa bilimsel çalışmaların yanı sıra topluma sorumluluk bilinci ile toplum için diğer bazı çalışmalarda bulunmak ahlaki bir sorumluluktur. Öte yandan 2010 yılında İsveç/ Göteborg’da yapılan Dünya Sosyoloji Kongresine aktif olarak katılan 51 Araştırma Komitesi (RC) bulunmaktadır. Bu konu ayrıntılı olarak 10. Karşılaştırmalarını hem zaman hem de mekân boyutunda yapmak onun zenginliğidir. kitle iletişim araçlarında programlara katılmak. hem dünü/tarihsel olanı hem de bugünü önemser ve bilmek ister. Bu ayrımın pek sağlıklı olduğu söylenemez. “Uygulamalı Sosyoloji” ve “Toplumsal Yapı ve Değişme” anabilim dallarıdır. Örneğin Michael Burawoy (2005) tarafından sosyolojinin akademi içine ve dışına yönelik olarak yapılması da önemlidir. dünyada ve ülkede yaşanan önemli konularda görüş bildirmek sosyologları sırça köşklerinden çıkaracak ve halk sosyolojisi yapmaya götürecektir. Sosyologlar toplumla diyalog haline geçtiklerinde onların sorunlarını daha iyi anlayacak ve daha verimli çalışmalar yapabileceklerdir. Bölümde ele alınmıştır. Çünkü tüm Dünya’da sosyolojiden beklenen çok fazla olmasına rağmen yerine getirilebilenler çok daha azdır. Sosyolojinin dallarını farklı şekilde kavramlaştırmak da mümkündür. Sosyologlar ağaçlar ile uğraşırken ormanı göremez hale gelmişlerdir. Çünkü akademisyen sosyologlar çoğu zaman akademik ilgi ve merakları temelinde araştırmalar yapmakta halk ile diyalogu ihmal etmektedirler. toplumsal gerçekliğin bütünlüğünün gözden kaçırılmasına ve birbirinden habersiz çalışmalar sonucunda da sosyolojide bir “meşruiyet krizinin” (Habermas. “Kurumlar Sosyolojisi”. Akademi dışına yönelik olanlar ise “Politika Yönelimli” uygulamalı araştırmalar ve “Halk Sosyolojisi” (Public Sociology) olarak adlandırılabilir. Bu nedenle sadece doğal ve sosyal olarak ikiye bölünen bilimlerin değil. 1981) yaşanmasına yol açmaktadır. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 13 den tarihsel çalışmaları reddeder. Bunlar sırasıyla “Genel Sosyoloji ve Metodoloji”. Akademi içinde sosyologların yaptıkları çalışmalar hem “Profesyonel” hem de “Eleştirel” olabilir. Bölünen bilgi ise. Burada en önemli kısım. Bunlar bilginin uzmanlaşması kadar bölünmesinin de işaretleridir. Oysa sosyoloji hem nicel hem nitel. halkın düzeyine inerek onlar için bilgi üretmek ve bunu onlarla paylaşmaktır. Örneğin sivil toplum kuruluşlarında görev almak. Sosyolojinin ayrıca Türkiye’de akademik kadroların atanmasında esas olan dört bölümü bulunmaktadır. tüm sosyal bilimlerin ve sosyolojinin daha bütüncül çalışmalar yapması ve . Nitekim bazı üniversitelerdeki sosyoloji bölümlerinde bu ayrıma son verilmiştir.

yazan. yaratıcı ve demokrat sosyologlar yetiştirmektir. siyaset. profesyonel sosyoloji ile politika yönelimli sosyolojiyi dengeleyebilen. eleştirel düşünen. her türden ayrımcılığa karşı. artık daha kapsamlı bir sosyoloji tanımı yapacak bir konuma gelinmiş bulunulmaktadır. aile gibi kurumlar ile bu ilişkilerin içinde oluştuğu ekonomik-sosyal-kültürel. .” Sosyolojinin Türkiye’de yüksek öğretimdeki hedefi ise. yurtta ve dünyada yaşanan kamusal sorunlara ahlaki olarak sorumlu olduğunun bilinciyle halka yönelen. hem nicel hem de nitel teknikler aracılığıyla tarihsel ve mekânsal bağlamından koparmaksızın. sivil topluma duyarlı. toplumsal ilişkiler ve onları düzenleyen başta eğitim. grup. tartışan. “Sosyoloji. hukuksal yapı ve süreçleri. eşitlikçi ve güvenilir bir dünya için mücadele etmesi beklenmektedir. sınıf ve örgütleri hem makro hem de mikro.14 Ünite 1 daha adil. Sonuç olarak. yapı-birey ile kuram ve uygulama bütünlüğü içinde inceleyen bir bilimdir.

yaşlılık. ekonomik sosyoloji ve sağlık sosyolojisi gelir. Öte yandan 2010 yılında İsveç/Göteborg’da yapılan Dünya Sosyoloji Kongresine aktif olarak katılan 51 Araştırma Komitesi (RC) bulunmaktadır. coğrafya. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 15 Özet İnsanların doğal ve sosyal yaşama ilişkin bilme meraklarını gidermek amacıyla daha sistemli bilgiler elde etmeye yönelik çabalar artmış ve sırasıyla doğaya yönelik olarak Doğal Bilimler. Doğa bilimleri gibi sosyal bilimler de çok farklı dallarda uzmanlaşmışlardır. tümel. afet sosyolojisi en önde gelenleridir. Sosyal Bilimlerin çoğu genel. Bunlar arasındaki ilk sınıflama kuramsal ve uygulamalı sosyoloji ayrımıdır. Sosyal Bilimler ‘ürün’ (product) ve ‘süreç’ (process) bağlamında daha geniş bir bilim tanımını tercih ederler. Diğer pek çok bilim gibi sosyolojinin de alt dalları vardır. . Daha sonra araştırma yapılan mekâna göre kır ve kent sosyolojileri gelir. Bunlar arasında kadın. felsefeden ilahiyata kadar çok geniş bir alana yayılan sosyal bilimlerin tümünün sosyoloji ile yakın ilişkisi vardır. Sosyolojinin incelediği sosyal problemler açısından da gelişmiş pek çok dalı vardır. Her çalışma alanı gibi sosyolojiyi de üç temel alanda incelemek mümkündür: entelektüel / zihinsel disiplin olarak sosyoloji. çevre. din sosyolojisi. çocuk. siyaset sosyolojisi. zorunlu önermelerde bulunmayı hedeflemez. belirli önermeleri paylaşan bilim insanları topluluğu olarak sosyoloji. Ayrıca günümüzde sanayi sosyolojisi artık örgütsel sosyolojiye dönüşmüştür. Sosyal kurumları çalışan sosyoloji dalları da vardır. iletişim. Bunların başında aile sosyolojisi. Bunlar bilginin uzmanlaşması kadar bölünmesinin de işaretleridir. eğitim sosyolojisi. hukuk sosyolojisi. suç. Burada ürün ve süreçten kastedilen bilim insanlarının sistemli çabaları sonucunda ortaya koydukları anlamında bilim tanımıdır. Ayrıca bilgi ve kültür sosyolojisi adı altında yapılan çalışmalara da rastlanmaktadır. örgütlenmiş bir yapı olarak sosyoloji. daha sonra da toplum ve insana yönelik olarak da Sosyal Bilimler gelişmeye başlamıştır. Aslında tarih. hukuk.

16 Ünite 1 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Hepsi 3. Bütünün parçaların kaba toplamından daha fazla bir işleve sahip oluşu d. Hiçbiri 4. Bilim insanları topluluğu e. Aileye önem vermek c. Hukuka önem vermek d. Zaman b. Organizasyon d. Mekân c. Hepsi 5 Aşağıdakilerden hangisi “halk sosyolojisi”nin temel özelliğidir? a. Açıklama b. Öngörüde bulunma d. Anlama c. Problemler e. Hepsi . Bütünsel /holistik bakış c. Wallerstein’e göre bilimlerin bağımsız bir disiplin olmasının koşulları nelerdir? a. Diğer tüm bilimler gibi sosyolojinin de temel amacı nedir? a. Betimleme e. Parçalar bütünden önemlidir b. Bağımsız bir konu b. Hepsi 2. Bağımsız yöntem c. Eski fil hikâyesinde sosyologun rolü aşağıdakilerden hangisiyle uyuşmaz? a. I. Sosyolojinin dallara ayrılmasının temel ilkeleri nelerdir? a. Toplumun geneline ahlaki sorumluluk duymak e. Hepsi e. Kurumlar d. Bireye önem vermek b.

Toplumsal yönü b. Burawoy c. S. Toplumsal hareketliliği incelemek 7. toplumsal krize de yol açabileceğini savunan ünlü sosyolog/ filozof kimdir? a. M. Olması gerekeni incelemek d. Bireysel yönü 8. Aşağıdakilerden hangisi sosyolojinin inceleme alanı dışındadır? a. Sosyolojiyi diğer sosyal bilimlerden ayıran temel özellik nedir? a. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 17 6. Toplumsal değerleri incelemek e. Wallerstein e. Objektivite e. Amin . Toplumsal sınıfları incelemek c. Habermas d. Nedensel yönü d. I. Sosyolojinin alt dallara ayrılmasının bilginin uzmanlaşması kadar. J. Baumann b. Grupları incelemek b. Bütünsel yönü c. Z.

18 Ünite 1 .

Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme SOSYOLOJİ 10. 5.1. 6. 9. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler 2 Sosyolojinin Öncüleri 3. 7. Türkiye’de Sosyoloji . 4. Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 8.

• İbn-i Haldun’un temel görüşlerinin neler olduğu incelenecektir. .20 Ünite 5 Ünitede Ele Al›nan Konular • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar • İbn-i Haldun • Henri de Saint Simon • Auguste Comte • Karl Marks Ünite Hakk›nda • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar olarak kimlerin kabul edildiği gösterilecektir. • Karl Marks’ın temel görüşlerinin neler olduğu incelenecektir. • Auguste Comte’un temel görüşlerinin neler olduğu incelenecektir. • Henri de Saint Simon’un temel görüşlerinin neler olduğu incelenecektir.

• Henri de Saint Simon’un temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Auguste Comte’un temel görüşleri neler olduğunu öğreneceksiniz. Comte’un Pozitivizm adlı felsefesinin nasıl bir sosyolojinin kurulmasına öncülük ettiğini araştırınız. adlandırıldığını tartışınız. • K. • İbn-i Haldun’un temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Saint Simon’un neden etikçi veya ütopik sosyalist olarak • A. . Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 21 Ö¤renme Hedefleri • Sosyolojinin öcüleri olarak kimlerin kabul edildiğini öğreneceksiniz. yönü araştırınız. • Karl Marks’ın temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. Üniteyi Çal›ş›rken • İbn-i Haldun’un öyküsünün onun görüşleri üzerindeki etkisinin ne olduğunu araştırınız. Marks’ın felsefi ve sosyolojik görüşleri arasındaki ortak • Öncü düşünürler arasındaki benzer ve farklı yönleri listeleyiniz.

22

Ünite 2

Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar
Sosyoloji konusundaki kitapların çoğunluğunun Batı kaynaklı oluşu yüzünden sosyoloji tarihi yazılırken sürekli Batılı düşünürlere yer verilmesi alışıldık bir tutum ve davranıştır. Ancak son yıllarda giderek Batı dışındaki sosyologlar tarafından bir kişinin adı daha fazla anılır hale gelmiştir. Bu kişi Arap asıllı düşünür İbn-i Haldun’dur. Sosyoloji tarihi kitapları incelendiğinde birçok önemli ve güncel reform konusunda olduğu gibi sosyoloji hakkında da ilk habercinin Henri de Saint Simon olduğu ve daha sonra Karl Marks, Auguste Comte, Emile Durkheim ve Max Weber’in geldiği görülür. Bu nedenle adı geçen düşünürlerin temel görüşlerini bilmek gerekmektedir. Bununla birlikte Batı dışından bir sese kulak vermenin uygun olacağı düşüncesiyle kitabın bu bölümünde Henri de St. Simon, Auguste Comte ve Karl Marks gibi Batılı öncüler yanında İbn-i Haldun’a yer verilmiştir.

İbn-i Haldun (1332-1406)
İbn-i Haldun’u basit bir Arap düşünürü ya da tarihçisi olarak görmek yanıltıcı bir başlangıca yol açabilir. Bu nedenle biraz daha gerilere giderek yaşadığı dönemi ve öncesini bilmek gerekir. Nitekim tarihe bakıldığında M.S. 711’de Arapların bugün İspanya olarak bilinen İber Yarımadasına Cebeli Tarık Körfezini geçerek geldikleri ve güneyde yaşayan Yahudi ve Hıristiyanlara İslamiyeti tanıtarak tarihte “Endülüs Uygarlığı” (756-1031) olarak geçen uygarlığı inşa ettikleri görülür. Ancak daha sonra İspanya Kraliçesi Kastilya’nın iktidara geldiği dönemde İslam egemenliğine son verilerek önce 1492 yılında Yahudiler (Seferadlar) daha sonra da Araplar ülkeden sürülürler (1610). Nitekim Yahudiler/ Sefaradlar daha sonra Osmanlı Devleti tarafından kabul edilmişler ve gemilerle İstanbul’a getirilmişlerdir. Bu nedenle halen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Museviler, geçmişteki cömert davranışı şükranla anmaktadırlar. Buna karşılık tekrar Afrika’ya dönen Müslümanlar çeşitli ülkelere dağılmışlardır. İşte Tunus’ta 1332 yılında doğan daha sonra İspanya’nın Sevile kentine gelerek burada uzun yıllar yaşayan İbn-i Haldun’u bu kültür zenginliği içinde değerlendirmek gerekmektedir. İbn-i Haldun hakkındaki bilgilere Batının Gumplowicz ve Oppenheimer aracılığıyla ulaştığı da belirtilmelidir. İbn-i Haldun Endülüs Uygarlığının son dönemlerinde daha 21 yaşında iken Arap Sultanı Abu Einan’ın güvenini kazanarak onun özel sekreteri olarak çalışırken, kendisini çekemeyenlerin iftiraları yüzün-

Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar

23

den aynı sultan tarafından iki yıl hapse mahkûm olur (1356-1358). Sultanın ölümünden sonra Vezir İbn-i Ömer, onu özgürlüğüne kavuşturarak görevine iade eder. Aslında onun yaşamının iki bölümü olduğu; birinde kamu bürokrasisinin hizmetkârı iken, diğerinde bilimsel çalışmalara kendini adamış bir kişilik olduğu söylenir. Ancak ilk dönemdeki devlet tecrübelerinin onun daha sonra geliştirdiği kuramlara katkısının olduğu inkâr edilemez. İspanya’dan ayrıldıktan sonra Mısır’ın Kahire kentinde 1402’de ölen İbn-i Haldun, evrimci ve determinist bir düşünürdür. En önemli eseri olan Mukaddime aslında çok kapsamlı bir sosyal bilimler ansiklopedisine benzetilebilir. Kolaylıkla anlaşılması mümkün olmayan eserinde uygarlıkların gelişimini ortaya koyar. Özellikle Ümran başlığı altında bugün hars/kültür denilen konu hakkında düşüncelerini ortaya koyar. Ona göre iki türlü Umran vardır: 1. Bedevi Umran: Bugünkü karşılığı köylülüktür. Kır ve göçebe kültürün özelliklerini taşır. 2. Hadari Umran: Yerleşiklik ve kentlilik anlamında kullanılmıştır. İbn-i Haldun’a göre medeniyet bedevilerde değil Hadarilerdedir ve Ümran’ın üç özelliği vardır: 1. Doğallık: İnsan doğası gereği tek başına yaşayamaz. İnsan topluluğu bu nedenle doğaldır. 2. Organiktir: İnsan topluluğunun belirli bir şekilde gelişmesi zorunludur. 3. İşlevseldir: Bireyler iyi yaptıkları işlerde uzmanlaşırlar. Sosyolojik açıdan önemi, özellikle kır ve kentler arasında farklılaşma üzerinde durmasıdır. Ona göre, göçebe-köy toplulukları yerleşik-kentlerden önce ortaya çıkar ve burada yaşayanlar henüz daha güvenilir ve sağlamdır. Bunun temel nedeni kırda ailenin daha istikrarlı olmasıdır. Buna bağlı olarak da sosyal dayanışma daha yüksektir. Ayrıca büyüklere özellikle de kadınlara çok fazla değer verilir ve saygı duyulur. Ancak bedeviler aynı zamanda inançsız, isyankâr ve şiddet yanlısıdırlar. Hadarilerin yaşadıkları yerler, yani kentler değişmeyi temsil eder; burada düşünceler derinleşebilir; bilgi artar ve düşünceler zenginleşir. Kent hayatı tüm bu kültürün gelişeceği en uygun ortamdır. İbn-i Haldun’un Ümran ile bağlantılı diğer kavramı Asabiye’dir. Ona göre Ümran tıpkı bir ağaca benzer. Ağacın gövdesi hadara/kentlilik;

24

Ünite 2

özsuyu ise asabiyedir. Asabiye demek, herkesin aslına/asabiyesine bağlı olması demektir. Diğer bir ifade ile soyundan geldiklerine bağlılık göstermek ve onlarla dayanışma içine girmektir. Psikologlar buna “ortak bilinç” de derler. Sosyolojik açıdan ise, dayanışma duygusu, sosyal bağlılık/tesanüt, yakın akraba bağı anlamına gelir. Asabiyenin özellikleri kabile, aşiret veya topluluk üyeleri arasında kuvvetli bir birlik, güçlü bir dayanışma, yardımlaşma, doğadan koruma bilinci ve inancının kuvvetli olmasıdır. Asabiye aynı zamanda davranış anlamına da gelir. Güçlü ortak düşünce güçlü davranış birliğine dayanır. Bedeviler arasında asabiye daha güçlüdür. Ancak bedeviler modernleşip yerleşikliğe geçtikçe soy asabiyesi güçsüzleşirler. Bu nedenle İbn-i Haldun’un görüşlerinde sadece ekonomik değil manevi bir motif, metafizik bir değerlendirme de söz konusudur Bu düşünceler daha sonra ekonomi yerine ahlakı önemseyen Emile Durkheim’da daha ayrıntılı olarak görülür. Aslında İbn-i Haldun iki tür asabiye sınıflandırır: 1. Nesep/soy Asabiyesi: Bedevilerde ve göçebelerde daha çok görülür. 2. Sebep Asabiyesi: Yerleşik toplumlarda daha yaygındır. İbn-i Haldun’a göre sebep asabiyesi, kişilerin hayatını anlamlandıran uğruna yaşamı feda etmeyi ya da çatışmayı göze aldırabilecek yüksek bir değer veya inançtır. Bu yüzden yerleşik toplumlarda sebep asabiyesi gelişir ve millet ortaya çıkar. Çünkü millet ideali olan insanlar büyük özverilerle oluşturdukları sebep asabiyesine bağlanırlar ve artık nesep/soy asabiyesine ihtiyaç duymazlar. Bundan sonraki çatışma ve mücadele milletler ve uygarlıklar arasında cereyan eder. Uygarlıklar arasında savaşlara işaret eden Huntington’ın da benzeri düşüncelere sahip olduğu söylenebilir. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu’na göre, biyolojik determinizmi sosyal determinizm ile birleştirmeye çalışmıştır. Afrika’da çeşitli kabileleri dolaşarak yaptığı saha çalışmaları sonucunda toplumu canlı bir organizmaya benzetir. Buradan hareketle toplumların da doğup, büyüyüp, gelişeceğini ve sonlanacağını iddia eder. Ona göre doğum ve gelişme dönemleri göçebe kültürünün sonucudur. Buna karşı kent yaşamına olumsuz bakar ve giderek kentleşen uygarlıkların gerileyerek yok olduğu düşüncesine ulaşır. Nitekim bu görüşleri nedeniyle Hilmi Ziya Ülken tarafından ilerleme karşıtı olarak algılanmıştır. Çünkü onun ilgisini çeken Ümran aslında uygarlık demektir ve kentlerdeki yaşamı anlatır. Ancak onun görüşlerinin sadece bilimsel değil

Comte’u büyük ölçüde etkilemiştir. Toplumbilimin. Fransız Devrimi sırasında yaşayabilmek için adını M. kendisini mali açıdan destekleyen Olinde Rodriquez’e şunları söylemiştir: “Yaptığın büyük işlerin seni heyecanlandırması gerektiğini unutma. mühendis ve bilim insanları ile birlikte olabileceğini düşünmüştür. Buna rağmen tepeden inmeci jakoben devrimciler Onu geçmişine dayanarak hapse atmışlardı.” sözlerinin yanı sıra. Kuran’ın Araf suresi 34. daha 13 yaşında iken dinsel dogmalara koşulsuz itaati reddetmiş ve genç yaşında bir yakınının etkisiyle Yorktown’a giderek Amerikan Bağımsızlık Savaşı’na katılmıştır. Simon şanssız ve yoksul olmasına karşılık yüksek soylu bir memurdu. Fransız Devrimi sırasında 11 ay hapishanede kalmış ve burada insanlığın bilimsel ve sosyal reformu hakkındaki düşüncelerini formüle etmiştir. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 25 aynı zamanda İslami olduğu.” Nitekim Amerikan Bağımsızlık Savaşı’na heyecan duyarak katılması ve subay olarak dövüşmesi böyle bir heyecan sonucu olsa gerektir. aynı doğa bilimlerinde olduğu gibi benzer temeller üzerinde inşa edilmesi gerektiğini savunmuştur. St. yy boyunca . Her zaman coşkulu bir insan olarak ölüm yatağında iken. geleneksel din adamlarını eleştirmiş. büyüyüp geliştiğinin yazıldığı ve dolayısıyla da İbn-i Haldun’un görüşlerinin özgün olmadığı iddia edilebilir. sosyoloji dışında iktisat tarihinin de kurucusu olarak kabul edildiğini hatırlamakta yarar vardır. Bu bağlamda laik bir dini savunarak. Simon arkadaşı olan A. Ülkesine dönmeden önce de Pasifik ile Atlas Okyanusu’nu birbirine bağlayacak Panama Kanalı inşaat planı için Meksika Genel Valisini temsil etmiştir (1783). Ünlü tarihçi Arnold Toynbee’nin “Dünyaya onun gibi bir tarihçi bir daha gelmedi. Ancak aristokrasiye karşı olan devrimcilerin yardımı ile hapishaneden kaçmayı başarmış ve tekrar eski ismini almıştı. Simon. Ancak onun hem Marks’ın değişme ve çatışma konusundaki düşüncelerine sahip olduğu hem de Durkheim’ın ortak bilinç ve dayanışma kavramlarının benzerlerini çok daha önce kullandığı açıktır. Ayrıca 19. St. Çünkü St. Bonhomme olarak değiştirmek zorunda kalmıştı. Aynı şekilde Fransız Devrimi de kendisine yapılanlara rağmen onun desteğini kazanmıştır. Simon’un düşünceleri sosyal bilimlerde önemli yankılar yaratmıştır. din adamları ile bilim insanı eğitimcilerin yer değiştirmesini önermiştir. ayetinde toplumların da canlılar gibi doğup. St. Simon toplumun yeniden organizasyonunun ancak felsefeci. Henri de Saint Simon (1760-1825) Ünlü Fransız düşünürü St.

sosyalizmin. Durkheim’a göre. Tarihte sınıfların rolü hakkında yazarak. zihinlerdeki karmaşıklığı gidererek düzen kurmada anahtar olarak görmekteydi. St. 17 Ekim 1760’ta Paris’te yoksul. Simon’un sosyolojinin en önde gelen düşünürü olmasına rağmen. Simon tüm bu yönleriyle önemli bir miras bırakmıştır. Simon “sanayileşme” kavramını ortaya atarak. F. Gençliğinde Aydınlanmacı filozoflardan etkilenmiştir. St. Simon’dur demek yanlış olmayacaktır. Simon’da bulmak mümkündür. Modernitenin kapsamlı analizini yapan St. Seçkinlerin toplumsal gelişmelere ayak uydurmaları gerektiğini inceleyerek. O. aristokrasinin ve papazların önceki dönemlerde önemli işlevler görmelerine rağmen artık sadece kendi imtiyazları için mücadele ettiklerini ve gelecek için yararsız veya fuzuli olduklarını düşünmüştür. Artık eskimiş olan monarşinin. Oysa düşünce anlamında sosyoloji fikrine ilk ve en büyük ilham kaynağı olan kişi St. St. fakat soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. arkadaşı. Simon 19.26 Ünite 2 tüm Avrupa’da etkili olmuştur denilebilir. Ancak böylelikle sosyal istikrar. St.” demiştir. yüzyıl düşüncesinin tohumlarını atmıştır. birkaç eserinde ortak yazarı olan A. Taraftarları arasında ünlü matematikçi Lagrange ve imparator III. Özellikle d’Alambert gibi ansiklopedistlerin etkisiyle antikçağ düşüncesinden beslenerek dinsel ve siyasal kurumların modasının geçtiği düşüncesine ulaşmıştır. sosyal organizasyonlarda teknokratik yaklaşımın ve birleşik bir Avrupa kurulması fikrinin. daha sonra ünlenen seçkinci filozoflara örneğin Gaetano Mosca ve Vilfredo Pareto’nun yolunu açmıştır. Engels. onun çırağı. gelecekteki toplumun bilime ve sanayiye dayanacağını öngörmüştü. Simon. Comte. Napolyon bulunmaktadır. toplum hakkında çalışmayı içeren biçimde bilime dayalı olarak bilginin yeniden kurulmasını. Fransız Devrimi ve Napolyon Savaşlarından sonra kurulabilirdi. Tarihe dayalı analizler yaparak. Engels’in Komünist Manifesto'yu yayımlamalarından 23 yıl önce ölmüştü. sosyal gelişme ve farklılaşma konularında yazmakla Comte ve Spencer’e iyi bir başlangıç yapma imkânı sağlamıştır. Marks ve F. altı ciltlik Pozitif Felsefe Dersleri adlı eserin sahibi olarak sosyolojinin babası olarak anılmıştır. K. refahın yaratılmasında emekçiler ve onları sömürenler üzerine düşüncelerini ifade . Bu toplum herkesin yararlı işler yapabileceği bir atölye olacaktı. Oysa St. “Daha sonraki sosyalizm ile ilgili tüm düşünceleri St. hep onun düşüncelerinden esinlendiği iddiaları bulunmaktadır. Simon aslında kendi kendini eğitmiş bir düşünür olsa da sosyolojinin.

Kuram ve uygulamada temel sosyal değerlerin özellikle de dinsel olanların üzerinde durarak bunların toplum açısından sonuçlarını incelemiştir. istikrarlı ve istikrarsız yapılar arasındaki farklara işareddederek. vasıfsız veya vasıflı olarak çalışanın kendisine ait olmalıdır. Avrupalı ulusların parlamenter cumhuriyetlere dönüşeceğini de öngörmüştür. “her zaman öğrenen ve bir şey bilmeyen” demek cesaretini gös- . Bu görüş Avrupa’da modernizasyon hareketlerinin başladığı zamana denk düşer. O politik yöntem olarak her zaman şiddete karşı olmuştur. Etik ya da Ütopyacı Sosyalizme göre. sosyolojik işlevselcilik ve değişken sosyal yapılar düşüncesinin ilk habercisi olmuştur. St. O. Ev ve işyeri artık birbirinden ayrılmaktadır. Engels’e göre St. Bu görüş daha sonra 19. Simon ayrıca refah devleti çözüm önerisini geliştirmiştir. Şehirler ve onların banliyöleri. Halkın sosyal refahının sağlanmasında devlete anahtar rolü yüklemiştir. Onun temsil ettiği sosyalizme Etikçi/Ethical Sosyalizm denilmekte ve aynı zamanda Ütopyacı olarak da anılmaktadır. önceden kırsal kesimde yaşayanların yeni yerleşim bölgeleri haline gelmektedir. yy sonlarında başlı başına bir sosyal mesele haline gelmiştir. St. Etikçi Sosyalizm herkesin yeni oluşan kentlerdeki toplumda nezih bir yaşam standardı ve insan ilişkilerine sahip olma hakkı olduğunu savunmaktaydı. sanayi kentlerindeki çoğunluk ancak asgari geçim standartlarını çok daha fazla çalışarak koruyabilmektedir. Bu haklar. kendi işini seçmek. çalışmak. politik haklarından çok doğal haklar insanları mutlu etmektedir. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 27 ederek sınıf mücadelesi konusunda K. Hatta daha da ileri giderek. Marks’ın daha keskin ve ayrıntılı bir doktrin oluşturmasına katkıda bulunmuştur. emeğinin meyvelerini görmektir. Bu konu daha sonra Durkheim sosyolojisinin en önemli katkısı olarak değerlendirilmiştir. Toplumların kooperatif modelinin oluşmasını savunduğu için ütopyacı denildiği belirtilmelidir. Diğer bir ifade ile elde edilen kâr. Bu hareket. bazı biyografi yazarları onun için. Simon sosyalizmin temel şahsiyetidir. işletmelerin yerel toplulukta yeni hâkim kuruluşlar haline dönüştüğü döneme rastlar. Simon’un büyük düşünce mirası fazlaca sistematik olmaması yüzünden bazı kayıplara uğradığı gibi. Doğuştan veya sermaye ile yüksek sınıflardan gelen kişiler daha iyi koşullarda yaşarken. Herkesin yeteneklerine ve ihtiyaçlarına göre iş bulmasını istemiştir. Ayrıca giderek sosyal problemlere duyarsızlığı yüzünden liberalizme daha fazla kuşku ile bakmıştır. Bir gün gelip Avrupa Parlamentosu kurulacağı fikrine inanmıştır.

Marks’a ait olduğu sanılan birçok düşüncenin aslında onlara ait olduğunu. sosyolojiyi yeni bir bilim olarak ortaya koyduğunda. O. Charles Fourier ve Louis Blanc Fransa’da. ayrıca farklı ampirik konu alanlarının birbirinden ayırt edilmesine olanak sağlayan yöntemlerin tarihsel olarak ortaya çıkışını anlamamıza olanak sağlar. Comte. Ayrıca nesnel bir değerlendirme yapmak gerekirse. O. Tüm bilimler içinde en son ortaya çıkan ve en karmaşık olan sosyolojidir. bunlar onun önce felsefeye daha sonra sosyolojiye katkılarını gölgeleyememiştir. doğal olarak Ütopyacı Sosyalizm ideolojisini formüle etmede o yalnız değildi. bilginin amacını. Simon’a dayandığını bilmek gerekmektedir. Aslında. bugünkü çalışma yaşamının demokratikleşmesi ve çalışma yaşamında kalite fikirlerinin çok eskilere giderek Etikçi sosyalistlere ve dolayısıyla St. Ona göre pozitif bilimler arasında basitten karmaşığa doğru bir düzen vardır. matematik ve astronomi ile de ilgilenen bir kişi olması. onun doğal bilimlere benzer bir sosyal bilim kurma düşüncesini beslemiştir denilebilir. dolayısıyla . Wilhelm Weitling Almanya’da sosyalizme katkıda bulunan öncü sosyalistlerdi. Pierre Joseph Proudhon. anarşi başta olmak üzere tüm sosyal problemleri çözeceğine. sosyolojinin diğer tüm bilimleri bir araya getireceğine inanmıştır. A. aynı zamanda doğa bilimleriyle ilgilendiğinden sosyolojinin de doğa bilimlerine benzemesine çalışır. “Var olup olmadığını sorgulamaksızın. Robert Owen İngiltere’de. zaman içinde görüşlerinde ortaya çıkan değişmeler onun bilimsellikten uzaklaşması yönünde olmuşsa da.28 Ünite 2 terebilmiştir. bilimler arasında birlik sağlar ve bilimlerin gelişim sırasını gösterir. Comte. Auguste Comte (1798-1859) Fransa’da küçük bir yerleşim olan Montpellier şehrinde muhafazakâr bir memur ailesinde doğmuştur. deneyimlenen/yaşanan olguların betimlenmesine dayandıran felsefi düşünce sistemi” olarak basitçe tanımlayabileceğimiz Pozitivizmin kurucusudur. Annesinin ve eşinin koyu birer Katolik olarak dindarlığının daha sonraki yaşamında önemli etkileri olmuştur. her zaman bilimlerin kendinden önce gelen bilimlere dayanması gerektiğine. belirli hiyerarşi içinde bilimsel yöntemlerin kullanılmasının. doğa bilimlerinde kullanılan gözlem ve deney gibi tekniklerin sosyolojide de kullanılabileceğini savunur. O. Ancak K. A. Buna karşılık fizik. Bu düzen. Fransız Devrimi ve Aydınlanma Düşüncesine tepki olarak geliştirdiği düşünceleriyle tanınan sosyolojinin isim babası Fransız sosyologudur.

bireyler üzerinde önce ahlaki daha sonra hukuki baskı kurmaya çalıştığı için. Sosyal Statik. Ayrıca altı ciltlik Pozitif . Ayrıca. Onun iddiasının aksine insanların bu dönemlerden zorunlu olarak ve birbirini izleyerek geçmedikleri bilinen bir gerçektir. Soyut cisimlerle ilgilenme anlamında kullanılmaktadır. Sosyal Dinamik ise. Nitekim günümüzde bazı insanlar teolojik açıklamalara inanırken bazıları da bilimsel olanları kabul etmektedirler. Pozitif felsefe ile insanlığın içinde bulunduğu kaotik durumun sonlanacağını ve dolayısıyla ilerleyeceğini savunmuştur. Onun düşüncelerini “sosyal dinamik” ve “sosyal statik” olarak iki bölüm halinde incelemek mümkündür. Pozitivizmin önceki bilimsellik iddiaları yerini daha çok dine bırakmıştır. Tüm insan düşüncesinin. duygular da eğitilecektir. sosyal duygulara geçilmesini veya yükselmeyi kendisine problem edinmiştir. Pozitif hal/dönem: Değişkenler arasında gözlenebilen ilişkilere dayanır. Hatta bu çabalarını “Sosyalatri” adlı bir insanlık dini geliştirmeye kadar vardırmıştır. Ona göre. sosyal değişme demektir ve en iyi ifadesini Üç Hal Yasasında bulur. En azından günümüz modern toplumunda da teolojik ve metafizik açıklamalara başvurulması A. c. daha sonraki yıllarında da mistisizme sapmakla eleştirilmiştir. Comte’u doğrulamamaktadır. Ancak evrimci düşüncelerle tarihi ilerleme olarak olumlu görmesi önemini korumaktadır. bireysel veya tarihsel kültürel olsun üç adımlı yasayı izlediğini savunur. Nitekim mezar taşında da onu en iyi simgeleyen bu iki kelime yazmaktadır. Kesin ve yasalara bağlı bilgi demektir. A. insanlığın uygarlık düzeyinin gelişeceğine inanmıştır. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 29 hem düzen (order) hem de gelişme/ilerleme (progress) fikirlerine birlikte inanmıştır. Bu düşünceleri adeta “Yerçekimi Yasası”nı değiştirmekle bir tutulmuş ve imkânsız bulunarak eleştirilmiştir. bilimsel düşünce tarafından ahenkli bir hale dönüştürüldüğünde. Teolojik hal/dönem: Bu dönem de kendi içinde doğacılık (animizm). İlerlemeye olumlu bakan bir filozoftur. Comte sosyolojinin aracılığıyla. b. Son olarak en büyük eleştiri Üç Hal Yasası ile ilgili olarak yapılmıştır. Bunlar: a. tek ve çok tanrıcılık olarak üçe ayrılmaktadır. O. dinsel ayin ve törenler. düzenli ve istikrarlı sosyal ilişkiler ve toplumsal yapıdır. Metafizik hal/dönem: Soyut hal de denilmektedir. bencil duyguların ele geçirdiği doğal durumdan. Teolojik döneme hayali dönem de denilmektedir. Bilimsel dönem de denilir.

yy) dayanır. Kırdan göçen tarım işçilerinin kentlerde karın tokluğuna çalıştırıldığını ve ortalama ömürlerinin 30 yaş olduğuna tanık olmuştur. Refahın üretildiği ve dağıtıldığı düzenleme “altyapıyı” (infra structure) oluşturur ve diğer soysal kültürel düzenlemeleri belirler. bireysel düzeyde analiz edildiğini unutmamak gerekir.Ö. O.30 Ünite 2 Felsefe Dersleri'nin 47. Avrupa’yı dönüştüren Sanayi Devrimi'ni gözleyerek kuramını geliştirmiştir. ekonomi.b) olarak her toplumun ekonomik sistemi. Marks’ın Felsefesi “Diyalektik Materyalizm” (Dialectical Materialism) olarak anılırken. Bu yüzden güç ilişkilerinin sınıfsal değil. altbölümüne geldikten sonra “sosyal fizik” adını sosyolojiye çevirerek sosyolojinin isim babası olmuştur. o toplum için en önemli ve tek olgudur. hukuk ve hatta sanatsal beğenilerin tümü üstyapıyı (super structure) oluşturur . Bu da başlı başına önemli bir katkı olarak değerlendirilmelidir. “Aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz. Ona göre insanlık sosyal tarihi. sosyalist v. Marks tüm üretim biçimleri gibi kapitalizmin de diyalektik olarak kendini ortadan kaldıracak potansiyele (işçi sınıfı) sahip olduğunu ve tarihin sınıf mücadelesine dayandığını savunur. Daha sonra Alman filozofu Johann Fichte (1762-1814) tez-antitez-sentez formülünü ortaya atmıştır. Marks’ın iddiasına göre. Marks tez olarak temele ekonomiyi koymuştur. Aile. Kısaca Hegel ve Marks’ın düşüncelerinin orijinalliği sadece tezin ne olacağı konusundadır. O. Çünkü üç aşamalı tez-antitez ve sentez şeklindeki ilerlemede Hegel tez olarak manevi bir varlık olan Geist’i (tanrıyı) görürken. Bu acımasız çalışma koşullarını anlayabilmek için tarihsel olarak toplumları incelemeye başladığında ise. insanlık tarihinin sınıf çatışmasına dayandığını ve sınırlı sayıda güçlünün (burjuvazi) üretim araçlarına sahip olduğunu ve çoğunluğu oluşturan işçileri (proletarya) sömürdüğünü görmüştür. din. Hegel’in baş aşağı durduğunu iddia ettiği diyalektik anlayışını yerine oturtmuştur. sosyolojisine “Tarihsel Maddecilik” (Historical Materialism) denilir. siyaset. Her iki grubun da hacmi ve nasıl üye olunduğu içinde bulundukları toplumun ekonomik sistemiyle olan bireysel ilişkileri tarafından belirlenir.) ve “üretim biçimi” (kapitalist. Aslında diyalektik düşüncenin temeli ilkçağ filozofu Heraklit’e (İ. kaynaklara sahip olanlarla olmayanlara karşı sınıf mücadelesinin tarihidir. “üretim ilişkileri” (işçi-işveren vb. Karl Marks (1818-1883) Karl Marks.” diyerek değişimin her yerde olduğuna ilk işaret edendir. 5.

Üretim aracına sahip olarak burjuvazi. Ona göre emek (man). Marks’a göre. kapitalist toplumun ücretli köleleri olan işçilerin yoksullukları artar. yasal ve diğer tüm üstyapıyı kontrol ederler. öznel bir farkındalık olan sınıf için mücadeleye dönüşür. Çünkü üretim aracına sahip olanlar. Her grubun kendisini nesnel olarak görmesini sağlayan sınıf algısı vardır. üretim biçimini dolayısıyla politik. çalışanların hakkı olan refah payına. kötü barınma koşullarının . Marks. İngilizce karşılıkları M harfi ile başladığı için bunlara “3M” der. Marks için temel ayrım. modern toplumda amaçları ve çıkarları açısından her iki sınıf (özel mülkiyete sahip güçlü burjuvazi ve güçsüz proletarya) doğalarından dolayı uyuşmaz ve birbirine zıttır. Marks’a göre. Aslında bu algılar. hastalık. Bu bireysel duruşların da üretim biçimine göre düzenlenmesi demektir. Geniş anlamda bunların nihai rolü. Sonuç olarak yoksulluk. üretim aracına sahip olanlar ve olmayanlar arasındadır. burjuvazinin sahip olduğu ekonomik. Bu. hem evrimci hem de ekonomik determinizmi savunan bir düşünürdür. Üretim aracına sahip olmayanlar ise. onlar her şeyin temelidir ve altyapıyı oluştururlar. “kapitalist” ve “sosyalist” toplum aşamalarının birbirini izleyeceği ve sonuçta sınıfsız topluma ulaşılacağını savunmasından kaynaklanır. toplumun temel parametresi olan üretim biçimini korumak ve desteklemektir. İşte bu noktada nesnel bir gerçeklik olan sınıf. siyasal yasal kaynaklar. makine/teknoloji (machine) ve para (money) üç belirleyicidir. gerçek sınıfların gelişmesinde kritik rol oynarlar. Sonuçta kendini diğerleriyle aynı sınıftan görenlerin ortak çıkarlarını arttırmak için örgütlenmeleriyle sınıf bilinci gelişir. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 31 ve ekonomik altyapının üstyapı üzerindeki etkilerini yansıtırlar. Böylelikle insanlar yaşamak için tarihsel mücadeleye hazırlanmış olurlar. açlık. emeğini satarak geçinenlerdir. sum. game) söz konusudur. ona çok daha geniş bir grup olan emekçiler üzerinde çok büyük güç ve avantajlar sağlar. sınırlı arz içinde sonucu sıfır olan bir oyun (zero. Mevcut ekonomik sistemde ya da üretim biçiminde. Ekonomik determinizm ise. “feodal”. proletarya da emeğinin karşılığını en fazla almak isteyecektir. Bu da aslında bir grubun kârı diğer grubun zararından başka bir şey değildir. Evrimciliği toplumların belirli aşamalardan geçeceği. örneğin önce “ilkel-komünal”. özel mülkiyete sahip olan yönetici sınıf tarafından el konur. belirli bir toplumda tüm önemli pozisyonlar ve sosyal etkileşimlerin üretim biçimi tarafından belirlenmesi görüşüdür. Yüksek kârlar ve güç farklılıkları sonucunda. sözle ifade edilmese de. ekonomik yatırımlarından elde ettiği kârı en fazlaya çıkarmak.

bir tarım toplumu olarak yeterli işçisi olmayan Sovyetlerde devrimin olması da ekonomi kadar. işçiler en fazla sömürülen olmaktan çıkmıştır. modern toplumda karşılaştığımız sorunlardan sorumlu olan ekonomik sistem değişmeden sorunlar çözülemez. . Marks’a göre. diğer ifade ile kapitalizmin yerini sosyalizm aldığında çözümlenebilir. Ayrıca kendinden sonraki gelişmeler onun iddialarını doğrulamamıştır. Emperyalizm sayesinde sanayi toplumları dış talanı arttırarak kendi işçilerine bazı iyileşmeler sağlayabilmiştir. Marks’ın katı ekonomik determinist anlayışı çok eleştirilmiştir. Sorunlar ancak özel mülkiyetin yerini ortak mülkiyet aldığında. toplumların onun önerdiği zorunlu aşamalardan geçmesini de engellemiştir. özel mülkiyet temelli ekonomik sistemden kaynaklanan sosyal problemlerdir. Sınıflar ortadan kalkmadığı gibi. Ayrıca sanayinin en gelişmiş olduğu İngiltere yerine. Bu gelişmeler ve ortaya çıkan yeni koşullar. bir üstyapı kurumu olan siyasetin de toplumsal değişmede önemli olduğunu göstermiştir. yeni orta sınıflar ortaya çıkmış.32 Ünite 2 tümü.

Afrika’da çeşitli kabileleri dolaşarak yaptığı saha çalışmaları sonucunda toplumu canlı bir organizmaya benzetir. düzenli ve istikrarlı sosyal ilişkiler ve toplumsal yapıdır. A. O. O bu eserinde uygarlıkların gelişimini ortaya koyar. gelişeceğini ve sonlanacağını iddia eder. Determinizmi sosyal determinizm ile birleştirmeye çalışmıştır. Toplumbilimin aynı doğa bilimlerinde olduğu gibi benzer temeller üzerinde inşa edilmesi gerektiğini savunmuştur. Marks ve F. F. Bunları şöyle sıralayabiliriz: Teolojik hal/dönem. Simon arkadaşı olan A. Özellikle Ümran başlığı altında bugün hars/kültür denilen konu hakkında düşüncelerini yazar. K. Metafizik hal/dönem. Marks hem evrimci hem de ekonomik determinizmi savunan bir düşünürdür. İbn-i Haldun’u basit bir Arap düşünürü ya da tarihçisi olarak görmek yanıltıcı bir başlangıca yol açabilir. Simon ve Karl Max kısaca incelenmiştir. Oysa St. sanat ve bilimin ancak kentlerde gelişeceğini ifade ettiği de unutulmamalıdır. evrimci ve determinist bir düşünürdür. doğa bilimlerinde kullanılan gözlem ve deney gibi tekniklerin sosyolojide de kullanılabileceğini savunur. yy düşüncesinin tohumlarını atmıştır.yy boyunca tüm Avrupa’da etkili olmuştur. Buradan hareketle toplumların da doğup. Simon 19. örneğin önce “ilkel-komünal”. Sosyal Statik. Comte’u büyük ölçüde etkilemiştir. St. “Daha sonraki sosyalizm ile ilgili tüm düşünceleri St. St. Ona göre doğum ve gelişme dönemleri göçebe kültürünün sonucudur. Ona göre iki türlü Ümran vardır. Pozitif hal/dönem. aynı zamanda doğa bilimleriyle ilgilendiğinden sosyolojinin de doğa bilimlerine benzemesine çalışır. Comte. Onun düşüncelerini “sosyal dinamik” ve “sosyal statik” olarak iki bölüm halinde incelemek mümkündür.” demiştir. Tüm insan düşüncesinin. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 33 Özet Bu bölümde Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar olarak İbn-i Haldun. Simon’da bulmak mümkündür. K. St.Engels. bireysel. St. Simon. İbn-i Haldun. Evrimciliği toplumların belirli aşamalardan geçeceği. Bu nedenle biraz daha gerilere giderek onun yaşadığı dönemi ve öncesini bilmek gerekir. Simon’un düşünceleri sosyal bilimlerde önemli yankılar yaratmıştır. Sosyal Dinamik ise. Ayrıca 19. . Ancak İbn-i Haldun'un kültür. Engels’in Komünist Manifesto'yu yayımlamalarından 23 yıl önce ölmüştü. büyüyüp. sosyal değişme demektir ve en iyi ifadesini Üç Hal Yasasında bulur. En önemli eseri olan Mukaddime aslında çok kapsamlı bir sosyal bilimler ansiklopedisine benzetilebilir. tarihsel veya kültürel olsun üç adımlı yasayı izlediğini savunur. Buna karşı kent yaşamına olumsuz bakar ve giderek kentleşen uygarlıkların gerileyerek yok olduğu düşüncesine ulaşır. August Comte.

34 Ünite 2 “feodal”. Ekonomik determinizm ise. belirli bir toplumda tüm önemli pozisyonlar ve sosyal etkileşimlerin üretim biçimi tarafından belirlenmesi görüşüdür. “kapitalist” ve “sosyalist” toplum aşamalarının birbirini izleyeceği ve sonuçta sınıfsız topluma ulaşılacağını savunmasından kaynaklanır. .

Hiçbiri 3.Toynbee d. Hepsi 4. Hiçbiri 5. Hiçbiri . Comte’un evrimci düşüncesini en iyi yansıtan kavram hangisidir? a. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 35 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1 İbn-i Haldun’un görüşlerinden kimlerin etkilendiği söylenebilir? a. Fichte d. Hepsi e. A. Marks kimin düşüncesinden etkiler taşır? a. Toplumculuk b. Hegel c. Üç Hal Yasası c. Ütopyacı realist b. A. E. Pozitif Felsefe Dersleri d. K. Aşağıdakilerden hangisi sosyolojinin öncü düşünürlerinin ortak yönü arasında sayılmaz? a. Ütopyacı sosyalist d. Determinizm d. Ütopyacı kapitalist c. Hepsi e. Simon nasıl nitelendirilmektedir? a. Hepsi e. Sosyoloji Dersleri e. İki Hal Yasası b. Marks b. K. Değişmeden yana olmak c. İbn-i Haldun b. Hiçbiri 2. Durkheim c. Bireycilik e. St.

36 Ünite 2 6. Marks c. İbn-i Haldun tarafından devletlerin ömrü üzerine geliştirilen sosyal determinizm. J. Din d. Dil e. Durkheim b. C. M. daha sonra hangi filozof tarafından biyolojik determinizme çevrilerek hayat bulmuştur? a. K. Asabiye c. Umran b. İbn-i Haldun’un sosyolojik düşüncesinde bedevilikten (göçebelik) medeniliğe (yerleşiklik) geçişi sağlayan motor güç nedir? a. Irk 7. Locke . Darvin e. Weber d. E.

Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme 10. 7.1. 2. 5. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 8. 6. 9. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri SOSYOLOJİ 3 Sosyolojinin Kurucuları 4. Türkiye’de Sosyoloji .

Durkheim’ın görüşleri incelenecektir. • E.Weber’in görüşleri incelenecektir. • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlarnın kimler olduğu belirlenecektir. Weber Ünite Hakk›nda • Sosyolojinin temel önermelerinin neler olduğu gösterilecektir. • M. Durkheim • M.38 Ünite 3 Ünitede Ele Al›nan Konular • Sosyolojinin Temel Önermeleri • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar • E. .

• E. Sosyolojinin Kurucuları 39 Ö¤renme Hedefleri • Sosyolojinin temel önermelerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Durkheim’ın ortak bilinç kavramının daha önce kimde görüldüğünü hatırlayınız. • Durkheim ve Marks yanılırken Weber’in doğrulandığı iddiasının kaynağını araştırınız. Diğer bir ifade ile “Sosyolojik • Metodun Kuralları” ve “İntihar” arasındaki ilişkiyi tartışınız. • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlarnın kimler olduğunu öğreneceksiniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Toplumsal olgular nelerdir ve bize nasıl baskı yaparlar? Örneklerle gösteriniz. . • Durkheim ve Weber’in ortak özelliklerini karşılaştırınız. Durkheim’ın görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz.Weber’in görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. Bu durum • Durkheim’ın özgün bir düşünür olmasını nasıl etkiler? Tartışınız. • M. • Durkheim’in temel eserleri arasındaki bağı gösteriniz. • Weber’in otorite ve bürokrasi sınıflamaları arasında nasıl bir ilişki bulunduğunu gösteriniz.

diğer bir ifade ile kültürü vardır. Wallerstein gibi bazıları ise. Durkheim’a göre sosyal olgular bizim dışımızdadır ve bize baskı yaparlar. Weber ve Pareto’yu kurucu olarak görürler.” E. Sosyal olgular ancak diğer sosyal olgularla açıklanabilir ve biyoloji veya psikolojiye indirgenemez. “Tüm toplumlarda var olan sosyal tarih sınıf çatışması tarihidir” (Marks ve Engels. rasyonel yapılar olarak sosyal gruplar vardır. ancak uzun zaman içinde toplum içindeki alt gruplar içinde hiyerarşik otorite . Marks’a göre. Onun temel ilkesi. Daha sonra sosyolojide ortaya çıkan çatışmacı yaklaşım bu görüşten beslenmiştir. Önerme 1 “Toplumda açıklanabilir. Bazıları Durkheim. Bu bölümde önce bu düşünürler tarafından öne sürülen üç kurucu temel önerme hakkında bilgi verilecek daha sonra -K. Durkheim’ın bu önermesi. Önerme 3 “Bir ölçüde gruplar/devletler çatışma içinde olabilirler. Marks Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar arasında sayılarak daha önce tanıtıldığından.E. sosyal olguları nesnel gerçeklikler olarak incelemektir. K. onu diğer alanlardan ayıran özellikleri. Durkheim ve Weber’in sosyolojinin bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmesi ve tanınmasında en önemli katkılarda bulunduğunu iddia ederler. Önerme 2 “Ancak bu gruplar uyum (ahenk) içinde değildir. tarihi. Durkheim ve M.” İşte K. de zaman içinde bunlar unutularak gitmiştir. Marks. sosyolojinin bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmesinde önemli rol oynar. Sosyolojinin Temel Önermeleri Her alanın geçmişi. Bugüne kadar kuşkusuz daha birçok düşünür tarafından çok sayıda önerme üretilmişse. bir alanın bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmesi için bazı zihinsel çabaların bulunması ve bunların yaygın olarak kabul edilerek bir kültüre dönüşmesi beklenir. Sosyolojinin bağımsız bir disiplin olmasında bu görüş önemli katkı sağlamıştır.1948). Daha önce de sözü edildiği gibi. aksine sürekli çatışma/mücadele içindedirler.40 Ünite 3 Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojinin bir disiplin olarak kurucularının kim olduğu konusunda farklı görüşler bulunduğu söylenebilir. Weber hakkında kısa bilgi verilecektir.

sosyolojinin isim babası A. Bu eserde sosyal olguları tanımlar. eğitim. Daha sonra bu görüş sosyal bilimleri doğa bilimlerine indirgeme (reductionism) olarak eleştirilir. normal ve patolojik arasında ayrım yapar. Durkheim. Aynı şekilde toplumdaki iş bölümünü de açıklamaya çalışır. Bu çalışmasında sosyolojinin biyoloji ve psikolojiye indirgenemeyeceğini göstermek için intihar istatistiklerini. Emile Durkheim (1858-1917) Modern akademik bir bilim olarak sosyoloji Durkheim’in çalışmalarıyla başlamıştır. Ancak sosyolojinin yöntem ve ilkelerini yeniden tanımlarken A. Daha sonra yazdığı yöntem ilkelerini uygulayarak İntihar adlı monografik çalışmasını yayımlar (1897). toplumun sürdürülebilirliği açısından meşrudur. 3. Aslında Durkheim üç tür intihar arasında ayrım yapmıştır: 1. . 2. Anomik İntihar: Toplumda dayanışmanın çözülmesine bağlı olarak her yıl belirli sayıda insanın intihar etmesidir. çatışmaya rağmen düzenin varlığını açıklayan ve dolayısıyla sosyolojinin bir disiplin olarak kabulüne katkıda bulunan temel önermedir. Mekanik dayanışma: Birbirine benzeyen insanların dayanışmasıdır. Comte’un düşüncelerinin büyük bir kısmını onaylamaz.” Bu M. Comte gibi doğa bilimleriyle devamlılık içinde nesnel.Weber’e ait olan önerme. Sosyal olayların nasıl açıklanacağını anlatır. Sosyolojinin Kurucuları 41 içinde yapılanma. yaş. Alturistik/Elcil İntihar: Sosyal bağların çok sıkı olduğu toplumlarda daha çok görülür. Ona göre toplumların evrimine bakıldığında iki tür dayanışma olduğu anlaşılır: 1. evlenme/boşanma ya da çocuk sahibi olup olmama gibi koşullar açısında karşılaştırır. mezhepler. Durkheim’in burada göstermek istediği. Japon pilotların kamikaze/ intihar dalışları veya toplum için kendini feda eden eylemciler gibi. Anomi kuralsızlık demektir. Geleneksel topluluklarda görülür. rasyonel ve olaylar arasında nedensellik ilişkisi (causality) arayan bir sosyal bilim anlayışı oluşturur. Örneğin intiharın bireysel bir olay olmadığını Katoliklerde Protestanlara göre daha fazla intihar olmasıyla göstermeye çalışır. Egoist İntihar: Bireysel nedenlerden kaynaklanan intihardır. her toplumsal olayın diğer bir sosyal olay ile açıklanması yönündeki yöntem ilkesidir. Daha sonra en önemli yapıtı Sosyolojik Metodun Kuralları adlı eserini yazar (1898). Durkheim Avrupa’da ilk sosyoloji bölümünü Bordo Üniversitesi’nde 1895 yılında kurar.

para gibi. Ancak bu bireysel bilinçlerin basit bir toplamı veya sonucu ortaya çıkmaz. normalden sapma ve negatif bir durumdur. Buradan da Durkheim’in işlevselci görüşlerine gelmek mümkündür. sosyal olguları doğa bilimleri gibi inceleyen pozitivist görüşü A. insanlar tarafından oluşturulan gerçeklik. Olaylar arasında neden-sonuç ilişkileri . Öte yandan Durkheim’in çok eleştirilen “ortak bilinç” (collective counces) fikrinin de özgün olmadığı ve öncü filozoflardan İbn-i Haldun’a ve onun “asabiye” kavramına kadar uzandığı belirtilmelidir. Bu boşlukları dolduracak sosyal organizasyonlara ihtiyaç vardır. Organik dayanışma: Modern toplumlarda işbölümü sonucunda farklılaşmaya bağlı olarak ortaya çıkar. Ona göre ortak bilinç. giysilerini diktirmek için terzilere ihtiyaç duyar hale gelirler. Comte’u aşamasa da. Sosyoloji. Toplum giderek bireycileşmektedir. kurumların ortaya çıkışını ve işlevlerini inceleyen bilimdir. İşbölümü ve organik dayanışmanın toplumun ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olarak ortaya çıktığını savunduğu için görüşlerinin işlevselci olduğu söylenir. Artık insanlar ekmeklerini yaptırmak için fırıncılara. Dilini bilmeden anlaşamaz. Toplum ortalamasında görülen olaylar normal iken sapanlar patolojiktir. Durkheim toplumda normal ve hastalıklı/patolojik ayrımı yapar. Ancak onun. yazı. Anomi. daha sonra bize baskı yapar ve bizi kurallarına uymaya zorlar. Birey ve devlet arasında büyük bir boşluk vardır. Durkheim’in yöntem ilkeleri diğer sosyal bilimler üzerinde de. aynı zamanda metafizik bir kavrama ya da hiç istemediği psikolojik açıklamalara girmiştir. bu durum sosyal reformlar yapılarak ortadan kaldırılmalıdır.42 Ünite 3 2. nesnel olarak incelenebilir. Durkheim nedensel açıklamalarını işbölümü konusunda da yapar. Örneğin dil. Durkheim. yani toplumda kuralların çözülmesi hali. sosyoloji yönteminin kurallarını ortaya koymuş olması özgün yanıdır. bizi diğer gruplardan ayıracak bir bilince ulaşınca ortaya toplum çıkar. para vermeden malı alamazsınız. Bu artık bizim dışımızda ve bize baskı yapan gerçeklik. neyin normal neyin hastalıklı olduğunu belirleyen. toplumda biz duygusunun ortak bilinç ile inşa edildiğini savunurken. Modern toplumda işbölümü ve dolayısıyla organik dayanışmanın sebebi nüfus artışıdır. Bu. “bir toplumun bireylerinin taşıdığı ortak inanç ve duygular bütünüdür”. başta siyaset bilimi ve pazarlama olmak üzere oldukça etkili olmuştur. Uzun tarihsel ortak yaşam sonucunda ortaya çıkan inançlar ve değerler. Kırın aksine kentlerde nüfus artmakta ve herkes farklı alanlarda uzmanlaşmaktadır.

Durkheim. Tarihe bakıldığında ne K. modern toplumda mevcut koşullarda düzeni değiştirmeden. Onun basit bir aktarıcısı olmaksızın Ziya Gökalp Türkiye’ye sosyolojiyi getirmiş ve 1914’te Cumhuriyet kurulmadan önce ilk sosyoloji derslerini vermiştir. statükocu bir geleneği temsil eder. modern toplumda yoksulluk. Onun antropoloji üzerinde de etkilerinden söz edilebilir. ekonomik determinizmi reddettiğini ve daha çok ahlakçı bir düşünür olduğunu belirtmek gerekir. Batıdan farklı olarak Türkiye’de mevcut kamusal sorunların çözümünde fayda umulmuştur. . Marks ne de E. işsizlik. Modern sanayi toplumlarının sorunlarının çözümü için ortaya çıkan bir bilim olan sosyolojiden. Pozitivist olmaktan çok İşlevselci bir sosyolog olarak tanınır. reformlar yaparak iyileştirme önerilerinde bulunmuştur. Ayrıca Pozitivizmin kurucusu A. ardından iki dünya savaşı patlak vermiş. yolsuzluk. o fazlaca tarihe önem vermez gibi görünür. Durkheim’in görüşlerinin doğrulandığı görülür.” görüşü olmuştur. Bununla birlikte bunları antropologlar gibi. Daha sonra onun aracılığıyla Atatürk ilkeleri üzerinde de Fransız Pozitivizmi ve Durkheim Sosyolojisi etkili olmuştur denilebilir. İlksel toplumlarda din ve büyünün işlevini açıklayan çalışmaları bu bağlamda değerlendirilebilir. Türkiye’de sosyoloji Ziya Gökalp aracılığıyla önce Osmanlı’nın nasıl kurtarılacağı. Ayrıca onların işlevsel olup olmadıkları da gösterilebilir. tek doğrulanan M. Aynı şekilde Marks’ın da öngörüleri doğrulanmamış iken. bugün halen bu şekilde ve henüz değişmeden yaşayan ilksel kabileler üzerinden araştırdığı için tarihsel çalışma olarak görmemiş olabilir. Comte’un tarihsel çalışmalarda bulunmasına rağmen. klan ve yerleşik hale geçişini inceleyen çalışmalarında tarihsel yönler bulunur. Genel olarak Fransız Pozitivizmi ve özel olarak Durkheim Sosyolojisi Türkiye’de çok etkili olmuştur. Ayrıca tüm olay ve olguların aynı zamanda işlevselliğini de gösteren Durkheim’in neden intiharın işlevi üzerinde durmadığı da ayrı bir sorudur ve eleştirilere açıktır. Bu yönden devrimci değil. Çünkü toplumların bunalımı için önerdiği ahlaki reçeteler fazlaca işe yaramamış. çevre kirliliği gibi artık küreselleşen sorunlar baş göstermiştir. Weber ve onun “İstikbal bürokrasilerdedir. O hiçbir zaman kapitalizmi eleştirmemiş. Ancak toplumların en basit (horde) halden. Öte yandan Durkheim’in Marks’a karşı bir düşünür olarak. Sosyolojinin Kurucuları 43 kurarak açıklanabilir. daha sonra da yeni kurulan ve her şeyden önce kültür değişmesini hedefleyen Cumhuriyet Devrimlerinin gerçekleştirilmesinde yol gösterici olmuştur.

Buradan hareketle meşru olan güce de otorite denilir. determinist.44 Ünite 3 Sonuç olarak “fert yok cemiyet var” ya da “önce toplum sonra birey” görüşünün sahibi Emile Durkheim. Max Weber (1864-1920) Max Weber. Ona göre güç. Onun güç (power) ve otorite (authority) arasında ayrım yaptığı bilinmektedir. Weber’e göre üç tip otorite arasında ayrım yapmak gerekir: 1. işlevselci. Büyüklerin. Daha sonra özellikle ABD’de etkili olmuştur. Aksi takdirde bu kaba güç (force) ve şiddet/ zorbalık olur. “direnmelere rağmen birinin diğerlerine dediklerini yaptırabilmesidir ve bunun kaynağı önemli değildir”. Onun Almanya’da Bismark döneminde güçlü bir ulusal devlet kurulana kadar toplumda yaşanan çalkantılar üzerinde yaptığı gözlemler ve tarihsel çalışmalar kültüre önem vermesine yol açmıştır. Karizmatik Otorite: Olağanüstü koşullarda bazen kişilere bazı üstün özellikler atfedilir. erkeklerin. indirgemeci bir sosyolojinin kurucusudur. kendilerinden istekte bulunanın taleplerini meşru görmeleri gerekir. Alman iktisatçı düşünürüdür. 2. daha sonra “Sosyal Sistem Kuramını” geliştirerek yapısal işlevselciliği ABD’de hâkim paradigma haline getirmiştir. Yasal/ussal Otorite: Bu tip otorite kaynağını yasalardan alır. Yasal Bürokrasi: Bu tür bürokrasi en ussal yönetim biçimidir. Genelde başlangıçtaki karizmatik otorite giderek geleneksel veya ussal otoriteye dönüşebilir. Toplumdaki çatışmayı reddetmemiş. 3. yaşlıların dedikleri yapılır. Kişinin gerçekte bu özellikleri taşıyıp taşımaması önemli değildir. O da Durkheim gibi Marks’a karşı bir konumda saf tutmuştur. Parsons. Aslında Weber’in bürokrasi ve otorite arasında kurduğu bağlantı önemlidir. Geleneksel Bürokrasi: Geleneksel aile ve hemşerilik dayanışması içinde yönetim anlayışıdır. Çünkü itaat edenlerin. Ünlü Amerikalı sosyolog T. Örneğin bir yönetimde amir memurlarından bazı taleplerde bulunur ve memurlar onun bu istemlerde bulunmasını meşru görerek ona itaat ederler. . Weber üç tip otoriteye karşı iki tip bürokrasi sınıflar: 1. ancak ekonomi yerine din gibi kültürel farklılıklara bağlamıştır. Geleneksel Otorite: Toplumdaki gelenek ve göreneklere dayanır. 2. ıslahatçı/reformcu.

Bu dünyada çok çalışıp. Daha çok zihinsel olarak oluşturulduğunu. Daha sonra ikinci adımda yapılacak işlem ise. kapital birikiminin doğmasına da yol açarlar. bunların gerçeklik düzleminde birebir karşılıklarının bulunması gerekmez. Örneğin Hint kültüründe kadınlar ölen kocaları ile birlikte yakılırlar veya kaptanlar batan gemilerini en son terk ederler. Amaca yönelik ussal eylem. Değere yönelik ussal eylem. Sosyolojinin Kurucuları 45 Weber’e göre. diğerinde değerler rol oynar. gerçekte gözlenen ile zihinsel olarak kurgulanan arasında ne kadar fark bulunduğunu ortaya koymaktır. O tarihte yaptığı incelemeler sonucunda geçmiş çağlarda Avrupa’nın bazı yerlerinde kapitalizme geçildiği halde dünyanın diğer yerlerinde bunun neden gerçekleşemediğini sorgular. Bunlar “ideal tipler”dir. Katolikler kilise sayesinde kendilerini güven içinde hisseder ve cennete gitmeyi garantilerken. Amaca ve değere yönelik ussal eylemin her ikisinin de rasyonalitesi vardır. Sosyolojinin yapacağı en önemli iş. Ona göre Katolikler geleneksel muhafazakârlığı temsil ederken. İdeal tip olması gereken anlamında kullanılmaz. Weber’in Metodoloji konusundaki görüşlerini. tarihin zengin hazinesine başvurarak ideal tip kavramlaştırmalarına gitmektir. Nitekim Türkiye’de dikkatli bir gözlemci en büyük siyasal partilerin veya firmaların dahi tüm ussal/rasyonel yönetim iddialarına rağmen. fikir olarak bulunduklarını söyler. Duygusal eylem. Bu amaçla harcamayarak. ne kadar geleneksel yönler taşıdıklarını saptayabilir. 3. İlk olarak kapitalizm ile Protestan ahlakı arasında nedensel ilişki kurulmaya çalışılmakta- . Protestanlar bu inancı paylaşmayarak Tanrının isteğinin çalışmak ve daha çok kazanmak olduğuna inanırlar. 2. Weber ayrıca Eylem Kuramcısı olarak anılmasına yol açan üç tip eylem sınıflaması da yapmıştır: 1. Ancak ilkinde hukuk kuralları ve yasalar gereği eylemde bulunulurken. Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu adlı ünlü eserinde bulmak mümkündür. hiç tüketmeden biriktirmek ve dünya zevklerinden vazgeçmek olarak çileci yaşam biçiminin (asketizm) Protestanlıkta yaygın olduğu ve dolayısıyla kapitalizmin bu ülkelerde ortaya çıktığı sonucuna varır. Bu açıklama birkaç yönden değerlendirilebilir. Başka bir örnek de aristokratların düelloda onurları yüzünden ölmeyi göze almasıdır. Protestanlar değişmeyi seçmişlerdir.

Anlamanın açıklama ile desteklenmesi konusunda ilk örneğe dönülecek olursa. Bu durumda açıklamanın tatmin edici olması için “değere yönelik ussal eylem” kavramına başvurur ve o dönemde onur için insanların birbirini öldürebileceği nedenini tatmin edici bulur. çağdaşları arasında ampirizm ile realizm arasındaki uçurumda köprü olmaya çalışmış bir düşünürdür. Örneğin uzaktan asilzadelerden birinin av sırasında vurulduğu anlaşılabilir.46 Ünite 3 dır. öte yanda olasılıklar üzerine dikkat çekmeye çalışması çelişkili olarak algılanmasına yol açar. Oysa Weber’in bizzat kendisi açıklamaların yeterli olması koşulunu arar. kültürel ya da dinsel bir nedene bağlanmaktadır. Aynı şekilde alınan bir ilacın baş ağrısına iyi geldiği anlaşılabilir. Bu durum onun görüşlerindeki “olasılıklı yasalar” yönünün ağırlığını ortaya koyar. Ancak sadece anlama yeterli değildir. Ancak neden üç tip otorite tanımlarken iki tip bürokrasi sınıfladığı konusunda da eleştiriler alır. sadece anlamak yetmez. "Eğer Maraton Savaşı'nı Yunanlılar yerine Persler kazansaydı. yoksa kasıtlı mı olarak mı vurulduğunun açıklanması gerekir. Onun en temel katkısının Bürokrasi Kuramı olduğu açıktır. Aslında Weber’in söylemek istediği olasılıkların göz önünde bulundurulmasıdır. Asilzadenin kazara mı. . Ancak bir yandan Protestan etiği ile kapitalizm arasında katı nedensellik ilişkisi kurarken. Olayın gerçekten kaza olması da olasıdır. ikincisi mantıken tatmin edici olmasıdır. kişinin aşığına yaklaştığı için diğerini vurarak kasıtlı bir eylemde bulunması ve olaya kaza süsü vermesi bir seçenektir. Weber. Nitekim tarihsel olarak geriye baktığında. Bunların ilki olgusal olarak görünüşte." sonucuna varır. Ona göre sosyal olayları. dünyanın gelişimi nasıl olurdu?" diyerek sorgular. Aynı şekilde ilacın neden baş ağrısını giderdiğini de açıklamak gerekir. Weber insanların neden çok çalışıp harcamadan biriktirdikleri konusunda tatmin edici bir açıklama getirememiş ve sermaye birikimini sadece Protestanlığa bağlamıştır. Ayrıca Marks’ın ekonomik temelli indirgemeci açıklamasının benzerini yapması ve tek nedenli (din) açıklama olarak Protestan etiğini kapitalizmin nedeni olarak ileri sürmesi çok eleştirilir. İkincisi ekonomik bir sonuç. "Bu takdirde Helen uygarlığı dünyaya egemen olamazdı. aynı zamanda açıklamak gerekir.

Ancak yorumlayıcı/hermeneutik çalışmalar yapan sosyologlar onu tekrar keşfetmektedirler denilebilir. anlama kadar açıklama üzerinde durması. Sosyolojinin Kurucuları 47 Sonuç olarak Weber. insan eylemlerini sınıflaması ve en önemlisi de bürokrasi konusunda bir kuram geliştirmiş olması yüzünden bugün de önemini korumaktadır. Türkiye’de son yıllara kadar fazla önemsenmemesi. . Durkheim sosyolojisinin egemenliğine bağlanabilir.

Sosyoloji için bu temel önermeler şunlardır: a) “Toplumda açıklanabilir. Ona göre güç. ekonomik determinizmi reddettiğini ve daha çok ahlakçı bir düşünür olduğunu belirtmek gerekir. Alman iktisatçı düşünürüdür. Durkheim. “direnmelere rağmen birinin diğerlerine dediklerini yaptırabilmesidir ve bunun kaynağı önemli değildir". Onun basit bir aktarıcısı olmaksızın Ziya Gökalp Türkiye’ye sosyolojiyi getirmiş ve 1914’te Cumhuriyet kurulmadan önce ilk sosyoloji derslerini vermiştir. toplumun sürdürülebilirliği açısından meşrudur. Aslında Weber’in bürokrasi ve otorite arasında kurduğu bağlantı önemlidir. Onun güç (power) ve otorite (authority) arasında ayrım yaptığı bilinmektedir.” (K. O da Durkheim gibi Marks’a karşı bir konumda saf tutmuştur.” (M. Weber ayrıca Eylem Kuramcısı olarak anılmasına yol açan üç tip eylem sınıflaması da yapmıştır: a) Amaca yönelik ussal eylem b) Değere yönelik ussal eylem c) Duygusal eylem. Ancak sosyolojinin yöntem ve ilkelerini yeniden tanımlarken A. Comte’un düşüncelerinin büyük bir kısmını onaylamaz. Metodoloji konusundaki görüşlerini Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu adlı ünlü eserinde bulmak mümkündür. Weber). Weber üç tip otoriteye karşı iki tip bürokrasi sınıflar: Yasal bürokrasi ve Geleneksel bürokrasi. Comte gibi doğa bilimleriyle devamlılık içinde nesnel. rasyonel ve olaylar arasında nedensellik ilişkisi (causality) arayan bir sosyal bilim anlayışı oluşturur. rasyonel yapılar olarak sosyal gruplar vardır. Marks) “Bir ölçüde gruplar/devletler çatışma içinde olabilirler. Öte yandan Durkheim’in Marks’a karşı bir düşünür olarak. sosyal bilimleri doğa bilimlerine indirgeme (reductionism) olarak eleştirilir. Max Weber. bunların gerçeklik düzleminde birebir karşılıklarının bulunması gerekmez. Bunlar “ideal tipler” dir. Modern akademik bir bilim olarak sosyoloji Durkheim’in çalışmalarıyla başlamıştır.” (Durkheim) b) “Ancak bu gruplar uyum (ahenk) içinde değildir aksine sürekli mücadele içindedirler. sosyolojinin isim babası A. Daha sonra bu görüş.48 Ünite 3 Özet Bir alanın bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmesi için bazı zihinsel çabaların bulunması ve bunların yaygın olarak kabul edilerek bir kültüre dönüşmesi beklenir. . ancak uzun zaman içinde toplum içindeki alt gruplar içinde hiyerarşik otorite içinde yapılanma. Genel olarak Fransız Pozitivizmi ve özel olarak Durkheim Sosyolojisi Türkiye’de çok etkili olmuştur. Weber’e göre üç tip otorite arasında ayrım yapmak gerekir: a)Yasal/ussal Otorite b) Geleneksel Otorite c) Karizmatik otorite. Weber’ e göre.

Çatışma/mücadele c. c. Hepsi . E. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 49 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Weber’e göre karizmatik otorite ne zaman ortaya çıkar? a. Anomik intihar d. Her zaman b. e. Elcil intihar b. Hiçbiri 3. Organikten statik dayanışmaya d. Hiçbiri 2. Durkheim’e aşağıdakilerden hangisi modern toplumda en fazla görülür? a. b. Geçmiş zamanlarda d. Durkheim’e göre toplumların değişimi hangi yöndedir? a. Marks’ın ekonomik determinizmine karşı çıkmıştır? a. Meşruluk d. Mekanik ten organik dayanışmaya c. Benci intihar c. Mekanik ten statik dayanışmaya e. Aşağıdaki düşüncelerden hangisi sosyolojinin bağımsız bir bilim olmasına en fazla hizmet etmiştir? a. Hepsi e. Organikten mekanik dayanışmaya b. Hepsi e. E. d. Toplumsal olgu tanımı b. Hegel Durkheim Weber Hepsi Hiçbiri 5. Olağanüstü durumlarda c. Aşağıdakilerden hangisi K. Modern zamanlarda e. Hiçbiri 4.

Olay – mücadele b. Marks’ı sosyal kuram yönünden eleştirerek. Bürokrasi d.50 Ünite 3 6. Olgu – Olay e. K. Statü e. Olay – Olay c. Weber. Devrim ve Fransız Devrimi gibi kavramlar sosyal bir analizde hangi verilere karşılık gelir? a. Birey b. Sınıf c. Siyasi Partiler . Hiçbiri 7. onun toplumu açıklamada hangi ölçütü eksik bıraktığını düşünür? a. Olgu – Olgu d.

7.1. 6. 9. Türkiye’de Sosyoloji . 2. 4 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 5. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları SOSYOLOJİ 3. 8. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme 10. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar.

52 Ünite 4 Ünitede Ele Al›nan Konular • Farklı Sosyolojik Yaklaşımlar • Sembolik Etkileşimci Yaklaşım • İşlevselci Yaklaşım • Çatışmacı Yaklaşım Ünite Hakk›nda • Sosyolojide farklı sosyolojik yaklaşımlar bulunduğu gösterilecektir. . • Çatışmacı Yaklaşımın temel görüşleri incelenecektir. • Sembolik Etkileşimci Yaklaşımın temel görüşleri incelenecektir. • İşlevselci Yaklaşımın temel görüşleri incelenecektir.

• İşlevselci Yaklaşımın temel görüşlerini öğreneceksiniz. • Yapısal İşlevselci Yaklaşımın dayandığı ampirizm ve pozitivizm ile uyuşumunu yapılan çalışmalardan örneklerle gösteriniz. . • Farklı sosyolojik yaklaşımların anahtar kavramlarını inceleyerek farklarını ortaya koyunuz. • Sembolik Etkileşimci Yaklaşımın mikro bir yaklaşım olarak beslendiği felsefi temelleri öğreniniz. • Çatışmanın işlevselliği konusunu tartışınız. Üniteyi Çal›ş›rken • Farklı sosyolojik yaklaşımların genel analiz düzeylerini karşılaştırınız. • Çatışmacı Yaklaşımın temel görüşlerini öğreneceksiniz. • Sembolik Etkileşimci Yaklaşımın temel görüşlerini öğreneceksiniz. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 53 Ö¤renme Hedefleri • Sosyolojide farklı sosyolojik yaklaşımlar bulunduğunu öğreneceksiniz.

onun epistemolojik olarak Amerika’da yaygın kabul gören pragmatizm içinde geliştiğini göstermektedir. Hatta bu yaklaşımın 18. Psikolojik gelenek içinde gelişen bir sosyoloji ekolü olarak da adlandırılan bu kuramsal yaklaşımın tarihsel analizi. Burada önemli olan sosyolojik araştırmalarda birbirinden oldukça farklı çok sayıda kuramsal ve metodolojik yaklaşımın kullanıldığının bilinmesidir. Sosyolojide başlangıçtan bu yana birbiriyle yarışan görüş ve modeller söz konusu olmuştur. bunların genel bir şemsiye altında toplanması mümkündür. daha doğrusu onlar hakkındaki kabullerine göre farklılaşan çeşitli yaklaşımlar vardır. yüzyıl İngiliz Ahlak felsefecilerine kadar izlerinin sürülebildiği ve William James (1842-1910) ve John Dewey (1859-1952) gibi 20. özel olarak sosyolojide tek hakim bir paradigma (model veya kavramlar ana demeti) yoktur. “İşlevselcilik” ve “Çatışmacılık” gibi daha makro yapısal yaklaşımlara doğru genişlediği ve hatta son yıllarda sosyolojiye meydan okuyan feminist ve postmodernist yaklaşımlarla da zenginleştiği söylenebilir. modernist çerçevede “Sembolik Etkileşimcilik” gibi daha mikro yaklaşımlardan. Bunlar genelde “Metodolojik Yaklaşımlar” ( Pozitivist.54 Ünite 4 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Genel olarak sosyal bilimlerde. Diğer bir ifade ile sosyolojide insan ve toplumu nasıl gördüklerine. Araştırmacıların mikro öznelden. Bu nedenle bu bölümde belli başlı sosyolojik yaklaşımlar karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu yaklaşımı sosyolojiye taşıyan en önemli savunucuların başında George Herbert . Sembolik Etkileşimci Yaklaşım Modernist çerçevede mikro öznel düzeyde sosyolojik çalışmalarda pek çok kuramdan söz edilse de. İşte Sembolik Etkileşimcilik böylesine genel bir kapsayıcılığa sahiptir. makro nesnel boyutlara kadar uzanan geniş bir alanda araştırma yapması meşru olduğu gibi. Sosyolojideki kuramsal yaklaşımların. bazılarının ise nicel araştırma tekniklerinin kullanılmasına uygun olduğu veya bunları gerektirdikleri bilinmelidir. Ayrıca bu kuramsal yaklaşımların insan ve toplum hakkındakabul ettikleri epistemolojik ve ontolojik özellikler çerçevesinde bazılarının nitel. Antipozitivist / Yorumlayıcı ve Eleştirel gibi) ve “Kuramsal Yaklaşımlar” olarak iki genel grupta toplanabilirler. yüzyıl eğitimci ve psikologları tarafından geliştirildiği belirtilmelidir. aynı araştırmanın değişik aşamalarında da bunların bazılarından yararlanmaları mümkündür. Önemli olan kuram ve uygulama bütünlüğüne sahip bir araştırma planlamak ve yürütebilmektir.

Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 55 Yaklaşımlar Genel analiz düzeyi Sosyal etkileşimin mikrososyolojik incelemeleri Analiz odağı Anahtar kavramlar • Semboller • Etkileşim • Anlamlar • Tanımlar Sembolik Etkileşimcilik/ Symbolic Interactionism Yüz yüze etkileşim ve insanların toplum yaşamı oluşturmak için sembolleri nasıl kullandıkları Toplumu oluşturan parçaların birbirleriyle olan olumlu (işlevsel) ve olumsuz (işlevsel olmayan) ilişkileri Fonksiyonel / İşlevselci Analiz (Yapısal İşlevselcilik / Uyma/ Consensus da denilmektedir) Çatışmacılık / Conflict Perspective (Çatışmacı yapısalcılık da denilmektedir) Toplumun makro -sosyolojik incelemesi • Yapı İşlevler (gizil veya açık) • İşlevsel olmayan • Denge/ tarafsızlık Toplumun makrososyolojik incelemesi Toplumda kıt olan kaynaklar için mücadele ve güçlü egemenlerin güçsüzleri nasıl kontrol ettikleri • Eşitsizlik • Güç/iktidar • Çatışma • Rekabet • Sömürü/ istismar Tablo 1. Sosyolojideki Temel Yaklaşımlar (Henslin. Bu yorumlama . insanların öncelikle karşılarındakinin davranışını yorumladıkları ve daha sonra eyleme karar verdikleri yönündedir. Ayrıca Charles Horton Cooley (1864-1929) ve William Thomas (18631947) da bulunmaktadır. İnsanlar karşılaştıkları durumları yorumlarlar ve ulaştıkları sonuca bağlı olarak da davranışlarını değiştirirler. 3.2001: 24) Mead (1863-1931) ve onun öğrencisi Herbert Blumer gelmektedir. Ona göre insanlar araya yorum süreci girmeden doğrudan eyleme geçmezler. Herbert Mead’in izleyicisi olarak Blumer (1962)’in temel iddiası. 2. Sembolik Etkileşimin Pragmatizme dayanan üç temel ilkesi şunlardır: 1. İnsanlar kendileri tarafından anlam/önem atfedilen (yüklenilen) davranışlarda bulunurlar. İnsanların davranışları toplumdaki diğer insanlarla giriştikleri sosyal etkileşimden kaynaklanır.

ontolojik olarak sosyal yaşamın dinamik olduğunu ve diyalektik olarak karşılıklı ilişki içinde bir bütün olarak sürekli değiştiğini kabul ederler. sosyal etkileşimi daha iyi çalışabilmek için katılarak gözlem gibi nitel teknikleri kullandıkları söylenebilir. ortam tanımlama gibi konular gelmektedir. klasik Davranış/ Behaviorizm Kuramındaki “uyaran. daha dinamik ve etkileşimsel olan “konuşma” (parole) üzerinde vurgu yapan semiotik çalışmalar yapıldığı söylenebilir. çalışan. Ayrıca klasik yapısalcılığın “dil kuralları”na (language) vurgu yapan semiotik/ göstergebilimsel incelemeleri yerine. işsiz. insanların sosyal davranış ve inançlarını belirleyen yaşamın sosyal koşulları fazla nesnel değildir. bu anlamlandırma ve yorumlama sürecinin nasıl inşa edildiğini.tepki” ilişkisini reddederek araya yorumlama sürecini koyması önemlidir. sosyal hareketler ve kendine ayna tutma. Çünkü insanlar her uyarana basitçe tepki veren robotlar değildir. Örnek olarak aynı koşullarda olan iki insanı ile alalım. Teklifin masum bir yardım amacına mı. aslında insanların bu koşullar hakkındaki öznel algılamaları ve yorumlamalarıdır. İşte Sembolik Etkileşimcilik. çocuk. Özellikle son yıllarda çalışılan konular arasında duygusal emek (Arlie Hochschild). yaşlı. yoksa daha ileri bir ilişki için bir ilk adım mı olduğunu anlamlandırmaya çalışır ve olasılıkları gözden geçirdikten sonra 'evet' veya 'hayır' der. Bu görüşün. Kişilerin olaylara yüklediği. erkek. insanı sosyal bir fenomen olarak anlamak için öznelci yaklaşımı tercih eder. Sosyal etkileşimciler yaşamdaki bazı nesnel bileşenleri kullanabilirler. Ancak onlara göre bu nesnel tavır yeterli değildir. Sözgelimi ölümcül bir hastalık birinde intihara diğerinde yaşama daha fazla sarılmaya yol açabilir. insanların kendilerini ve karşılarındakini nasıl konumlandırdıklarını inceler. işçi veya işveren her türden sosyal statünün toplumdaki . Bu gelenek içinde yer alan sosyologlar çok sayıda farklı konularda ve değişik araştırma teknikleri kullanarak çalışmaktadırlar. Ancak çoğunluğun. hasta. Onlar. Sembolik Etkileşimci yaklaşım ile kadın. etrafında ördüğü öznel anlamın da bilinmesi gerekir. Onlar. Koşullardaki her hangi bir değişmenin her ikisinde de farklı tepkilere yol açacağı düşünülmelidir. Bu yaklaşıma göre. Örneğin bir genç kadın kendisine gelen her teklifi sonuçları itibariyle yorumlamadan 'evet' demez. kuşkusuz semboller ve işaretler önem kazanır. Bu yüzden bu yaklaşıma Sembolik Etkileşimcilik denilmiştir.56 Ünite 4 ve anlamlandırma sürecinde ise. izlenim yaratma ve yönetme. Sembolik etkileşimcilik.

daha fazla yapı (makro) yerine “birey” (mikro) üzerinde durmaları ve olgular yerine “süreçlere” odaklanmalarıdır. Özellikle son yıllarda evsizler üzerine araştırmalar yaygınlaşmıştır. araştırmacının kendini. Onlara göre. Onlar ancak birileri tarafından kötü veya yanlış olarak yorumlandıktan ve tepki aldıktan sonra o hale gelirler. Ayrıca “Yorumlayıcı” (Interpretive/ Verstehen). özellikle de sözel/konuşma ve sözel olmayan jestler (gestures) ve sessiz kalmaya (silence) yönelik araştırmalarla ilgilenirler. incelediği kişi veya grubun yerine kendisini koyarak. Evsizlerin iletişim tarzlarıyla. olay ve objelere değer yüklemeleri sonucunda ortaya çıkarlar. sosyal sorunlar da insan ürünüdür ve yaratıcıları insanlardır. Ayrıca nitel veri analizlerini. bazı grupların belirli ortamları ahlaki olarak algılamaları ve tanımlamalarından bağımsız olarak var olamazlar. Sembolik etkileşimciler. tek eşli. “ Sosyal İnşacılık” (Social Constructionism). Süreçlerin incelenmesine bağlı olarak da nitel araştırma tekniklerinin kullanılmasının diğer bir ortak özellik olduğu unutulmamalıdır. Aslında sosyal problemlerin öznel . organize insan yaşamının diğer yönleri gibi. Sosyal İnşacılık Berger ve Luckmann (1996) gibi fenomonolojik sosyoloji yapanlara göre. Buna “içe bakışlı anlama” denilir ve bu yönden hem psikolojik hem de halkbilim ve sosyal antropolojik olarak da “emik” yaklaşımı da çağrıştırır. Onlar belirli bir toplumda insanların çevrelerinde olup bitenleri anlamlandırmaları. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 57 konumuna ilişkin çalışma yapabileceği unutulmamalıdır. Diğer bir ifade ile birçok çalışmada farklı etiketler kullanılarak benzer araştırmaların benzer amaçlara yönelik olarak yapıldığı dikkatten kaçmamalıdır. Tüm bu sözü edilen yaklaşımların ortak özelliği. Sosyal sorunlar. sosyal problemleri çalışırken sembolik etkileşim yaklaşımının kabullerinden hareket edildiğinde bu çaba artık sosyal inşacılık adını almaktadır. nicel ve ileri istatistik tekniklerle çözümlemelere tercih ederler. “Dramatujikal” ve “Etiketleme Kuramı” (Labellng Theory) olarak literatürde geçen çalışmaların da Sembolik Etkileşim genel çerçevesi içinde düşünülerek değerlendirilmesinin mümkün olduğu belirtilmelidir. Bu kendiliğinden hatalı veya kötü koşullar var olamaz demektir. Her şeyden önce değişen sembollerle ilgili olarak ortaya çıkan yeni yaşam biçimleri. onların açısından olaylara bakmasını önemser. eşcinsel veya lezbiyen çiftler veya yaşlılar hakkında çok zengin bir literatür bulunduğu belirtilmelidir.

Buna karşılık günümüzde Tarihsel İnşacılık (Bash. onları sapkın (deviant) olarak etiketlendirirler. Onlar. Bu . Bu ikincil sapma da. belirli bir grup veya toplumun tüm üyeleri bazen düzenlenmiş kuralları bozan davranışlarda bulunurlar. yaşayabilmek için. önceki yasal vatandaş ya da mahalle sakini kimliğinden mahrum edilirler ve kendilerine yeni bir sapkın kimliği verilir. belirli olguları. Etiketleme kuramcılarına göre. kendileri gibi damgalanmış insanların yanına giderler. Sosyal İnşacılara göre. Bu nedenle konunun tartışmalı bir alan olduğu belirtilmelidir. Diğer suç ve sapmanın bilimsel yorumlarına benzemeyen biçimde. Ona göre. Etiketleme Kuramı Etiketleme için en iyi örnek Sapmanın Etiketlenmesi Kuramıdır (Labeling Theory of Deviance). toplumsal olarak onaylanmayan (kuramda bunlar ikincil/secondary sapmalar olarak anılırlar) davranışlarda bulundukları gibi. artık kendini tüm sosyal fırsatlardan ve ilişkilerden dışlanmış olarak bulur. belirli bireylerde gözlenen biyolojik veya psikolojik bir kusur değildir. Becker’in deyimiyle “ahlak müteahhitleri” tarafından gözlenir ve endişe verir olduklarında sosyal olarak önem kazanırlar. Howard Becker (1963). bu yorumlamaya göre. sosyolojik analizin temel amacı. sosyal sapma. Ayrıca bu kuralları belirli insanlara uygulayarak. Tarihsel İnşacılığın Avrupa sosyolojisi kökenli olmasına karşılık Sosyal İnşacılığın daha çok ABD’den beslendiği söylenebilir. Bu noktada şansız bireyler aşağılanırlar. Sosyal olarak kabul edilen insanlar gibi yaşamını sürdürme şansından mahrum olan bireyler. kuralları koyan insanlar bunların ihlalini sapma olarak görürler.58 Ünite 4 ve nesnel bölümlerinin bulunduğunu iddia edenler vardır. davranışları sapan davranış olarak görür ve bunlara yönelik olarak resmi tepki koyar. Ayrıca belirli bir grup ya da toplumun işleyişi sırasında gözlenebilen bir kusur da değildir. onları sosyal problem olarak görme ve tanımlama sürecini göstermektir. Bu birincil sapma (primary deviance) denilen ve rastlantısal olarak arada sırada yapılan eylemler. sosyal grupların sosyal sapmayı yarattığını söyler. Kişi bir kez etiketlendi mi. 1995) adlı yeni bir yaklaşım daha bulunmakta ve sadece sorunların tanımlamasıyla yetinmeyerek radikal çözüm önerileri geliştirmeyi hedeflemektedir. bireyin hakikaten sapan bir karaktere sahip olduğunun bir kanıtı olarak gösterilir. bazı olay ve koşulları belirlemek. Belirli bir grup ya da toplum.

suç ve sapmayı anlamamızda da yeni bir boyut kazandırmamaktadır. Durkheim tarafından geliştirilen görüşlere dayanır. toplumu oluşturan parçalar işlevlerini gördüklerinde toplum normal konumdadır. Buna karşılık organlar görevlerini yapamaz durumda iseler. Etiketleme Kuramı. toplumun bütünlüğünü sağlayan. Bu konuda Goffman (1963)’ın Damgalanma (Stigma) çalışması önemlidir. Çünkü eğer toplum kurallara sahip olmada bu kadar ısrarlı olmasaydı. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlarndan Auguste Comte ve onun pozitivist felsefesine kadar uzanır. Etiketleme Kuramı. bu “anormal” veya “hastalıklı /patolojik” durumdur. siyasal kurumları yönlendiren. Örneğin Amerikalı ünlü sosyolog T. Yapıyı oluşturan elemanlar olarak normlar. sosyal kuralların ihlalinin yorum konusu yapılmasına son derece karşıdır. Sembolik Etkileşimci yaklaşımın birey üzerinde odaklaşmasının aksine. Bu kuram dikkatleri sadece sapma olayına ve sapkın insanları etiketleme sürecine ve neticelerine yöneltmekte. Aile. Bu yaklaşım toplumu birbiri ile ilişkili parçaların görev yaptığı bir sistem olarak görür. suç ve suçun keşfedilişi ve etiketlendirme süreçleri ana tema olmaktadır. Comte ve daha sonra sanayileşmenin yarattığı “kuralsızlık /anomi” ve ahlaki bunalımların çözümü için “organik dayanışmayı” arttırmak denge ve istikrarı yeniden tesis etmek üzere E. İlk olarak Fransız Devrimi sonrası dağılma konumuna gelen toplumda birlik sağlamak amacıyla A. Aslında Etiketleme Kuramı. adetler. ahlaki ve yasal düzenin koruyucularının cezalandırma eylemi kadar çevrenin kibarca dışlanmasını da meşrulaştırır. İşlevselciğin tarihsel olarak kökeni. sorumluluğu şiddet dolu veya tehlikeli olarak etiketlenenlerden çok etiketlemeyi yapanlara yüklemek eğilimi taşır. İşlevselcilik açısından hem bir organizma olarak yapıya hem de onu oluşturan parçaların işleyişine bak- . İşlevselcilikteki vurgu daha çok yapı ve onun işleyişi üzerindedir. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 59 durum. Durkehim’e göre. Parsons toplumun “koruyucu”. kurum olarak koruyucu bir alt sistem iken. İşlevselci / Fonksiyonalist Yaklaşım Genel olarak sosyolojide modernist çerçevede en yaygın olarak kullanılan makro yaklaşım “Yapısal İşlevselcilik” olarak da anılan yaklaşımdır. din. “bütünleştirici”. ekonomik kurumlarda da uygulayıcı konumundadır. gelenekler ve kurumlar analiz edilir. kural ihlallerinden bu kadar rahatsız olmayacaktık. Örneğin HIV pozitif virüs taşıyan herkesin AIDS damgası yiyerek toplumdan dışlanma sürecinin incelemesi gibi. “yönlendirici” ve “uygulayıcı” alt sistemlerden oluştuğunu savunur.

A. Toplumu doğal bilimler modelini örnek alarak çözümlemeye çalışan bu indirgemeci ve ampirik temelli yaklaşım. Sistem içinde yapı ve işlevleri anlatırken biyolojik benzetmeler kolaylık sağlamıştır. toplumda istikrar. İşlevselcilik. onların bu tür eleştirilerle karşılaşmaları olağandır. Çünkü toplumda önce belirli bir ihtiyacın ortaya çıkması ve daha sonra bu ihtiyacı karşılayacak yapılaşmaya gidilmesi söz konusudur. Aslında “Organizmacı” olarak adlandırılan bu modelin temeli. Nitekim günümüz tüketim toplumunda. Bazen tam tersi oluşumlar da gözlenebilir. Parsons ve N. Bronislaw Malinovski ve Radcliffe-Brown gibi ünlü antropologlarla beslenen bir temeli de bulunmaktadır. Luhmann) antipozitivist oldukları bilinmelidir. ahenk ve bütünlüğü esas olarak gördüklerinden. Aslında yapı veya işlevden hangisinin önce geldiği tartışılan bir konudur. Bir organizma gibi toplumun da sağlıklı olması. sadece sosyoloji ile sınırlı değildir. Comte ve H. Özellikle yapı ve işlev arasındaki ilişkiler üzerinde duran ve yapının oluşumunu açıklayan Radcliffe-Brown’ın katkıları önemlidir. Bedenin parçalarının işlevlerine benzeyen şekilde toplumsal kurumların uyum mekanizmaları ve işlevleri incelenmiştir. Çatışmacı Yaklaşımın sosyal problemler ve eşitsizlikler üzerinde durmasının tam aksine İşlevselciler. onu oluşturan organların uyum (ahenk) içinde olmasına bağlıdır. Klasik işlevselciliğin biyolojik analoji yaparak bir sosyal evrim kuramına sahip olduğunu da belirtmek gerekir.60 Ünite 4 mak gereklidir. Çünkü A. İşlevselci Yaklaşım epistemolojik olarak bilginin kaynağını deneyde gören Ampirizm’den ve sosyal dünyanın da fizik dünya gibi dıştan göründüğü gibi doğrudan inceleneceğini savunan Pozitivizm’den temellenir. toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak organlar ve onların işleyişidir. diğer varlıklar gibi toplumu da birbiri ile karşılıklı ilişkilerden oluşan bir sistem olarak görür . onun parçaları olan organlar/uzuvlar da kurumlara benzetilmiştir. Spencer de toplumu bir tür yaşayan organizma gibi görürler. Örneğin toplum bir insan bedenine. Aslında işlevselciliğin değişme yerine mevcut durumun savunuculuğunu yapan muhafazakâr bir ideolojiyi temsil ettiği yönünde görüşler de yok değildir. Onun Marcel Mauss. Comte ve onun ünlü “Üç Hal Yasası” dahil bazı sosyologlar topluma ve sosyal bilimlere en uygun model olacak bilimin biyoloji olduğunu düşünmüşlerdir. Ancak tüm işlevselcilerin böyle olmadığı ve daha sonraki birçok işlevselcinin (T. kapitalist yapının zorladığı tasarlanmış sanal ihtiyaçlar yaratılabilmektedir.

uzun süreli devamlılığı esastır. insanların bazı ortak inanç ve değerleri de paylaştığını kabul eder. Ayrıca bu görüş. Ancak doğum sayısının patlaması bebek bezi. Çünkü insanlar yaşasınlar veya ölsünler toplumların devamlılığını bu kurumlar sağlayacaktır. ileriki yıllarda ailelerin genişlediği. Kısaca pozitif ve negatif işlevlerin herkesim için aynı olmadığı söylenmek istenir. iyi inşa edilmiş evlilik ve aile gibi her toplumda bulunan sosyal kurumlar önemsenir. bu baştan niyetlenilmemiş gizil bir işlev olarak bazı sektörlerin gelişimine katkı yapmıştır. Merton işlevselliği. belirli bir toplumda bulunan sosyal sorunları açıklamada iki yol önerir: . Pozitivizm ve ampirizm temelli klasik işlevselcilik. Burada paranın açık işlevi çocuk sayısının artmasına katkıda bulunmaktır. Bu sonuçların bazıları sistemin yaşamını sürdürmesine katkıda bulunurken yani fonksiyonel olurken bazıları da bunu azaltabilir ve disfonksiyonel olabilir. Örneğin aile planlamasının nüfusun denetlenmesine mi yoksa sağlığa mı hizmet ettiği böyle bir sorudur. Sistemin dengede bulunmasına hizmet etmeyen işlevler de bulunduğunu belirleyen Merton bunlara “işlevsel olmayan” (dysfunctions) sonuçlar adını verir. niyetlenilmeyen olumsuz gizli işlevlerden de söz edilebilir. O. organik benzetmeler üzerinde fazla durmaz ve onun yerine işlevler ve çeşitleri üzerinde çalışır. Merton’dur. bebek yatağı gibi birçok sanayinin de iş kapasitesini arttırmış. Örgütlü toplumsal yaşamı olanaklı kılan birlik ve dayanışma duygusunun kaynağı da budur. başka bir bölgede sağlığın korunmasına hizmet edebilir.toplumun. Örneğin ABD’de azalan doğumların artması için ailelere para desteğinde bulunulmuştur. Başka bir örnek de haşhaş üretimine getirilen kısıtlamalar hakkında verilebilir. İşlevselcilikte -insanlardan bağımsız bir sistem olarak. para desteğinin aynı zamanda uzun dönem için gizil ve fakat negatif bir işlevi olduğu anlaşılmıştır. Haşhaş üretilmemesi bir yerde ekonomik işsizliğe yola açarken. Örneğin hükümet zamanında teşvikleri sona erdirmediği için. İşlevselci Yaklaşımın önemli isimlerinden biri de R. Bu yüzden. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 61 (sosyal yapı) ve bu parçaların her biri organizmanın yaşamını sürdürmesinde sonuçlara (işlevlere) sahiptir. Oysa Çatışmacı Yaklaşım için ölçüt bu kararın kimlerin çıkarına hizmet ettiği tarafından belirlenir. İşlevselcilere göre insanlar. artan çocuk sayısının yoksulluğa ve işsizliğe yol açtığı. Öte yandan gizil/latent ve açık/manifest işlevler arasında da ayrım yapar. toplumun dengede kalmasına hizmet etme koşuluna bağlar. Buna karşılık. sosyal denilen ortak yaşamı olanaklı kılan zekâya sahip olan amaç yönelimli varlıklardır.

62

Ünite 4

1. Sosyal Patoloji Açıklaması: Buna göre, kötü ya da yanlış yönlendirilmiş bireylerin kasıtlı davranışları sonucunda sosyal problemler ortaya çıkar. Örneğin bir birey dıştan bir mikrop veya virüsler; içten de hastalıklı hücreler yüzünden hastalanabilir. İşte bu hastalıklı bireyler toplumu da etkilerler. Bu görüşe göre ateşlenmek belirli bir bedensel hastalığın belirtisi iken, yoksulluk gibi suç da toplumsal hastalıkların belirtisidir. Buradan varılan sonuç da ilginçtir. Şöyle ki, nasıl fiziksel sağaltım için bedenin mikroplardan temizlenmesi gerekiyorsa, toplumların da sorun yaratan bu tür hastalıklı birey ve gruplardan ya tedavi görerek ya da atarak kurtulması gerekir. Örneğin ekonomik sorunlarından tembellik ya da çalışma isteği ve şevki olmadığı için sorumlu olan fakir insanlara çalışma ahlakı ve arzusu kazandırılarak yoksulluğun ortadan kaldırılabileceğini düşünürler. Çünkü tembellikleri yüzünden çalışmama patolojik bir durumdur ve bir an önce ortadan kaldırılmalıdır. Suçun da aynı şekilde suçluların yakalanmasıyla denetim altına alınacağını düşünürler. Toplumun korunması için bu insanlara ömür boyu hapis, hatta idam cezası dahi verilebilir. Büyük sistemin sürekli sağlığı en önemlidir ve hastalanmış toplumsal parçaları keserek kötülükleri azaltan her şey meşrudur. Sosyal sorunları, uyumsuzluk, ahlaksızlık ve sosyal çözülme biçiminde kavramlaştıran sosyal patoloji yaklaşımı, boşanma, eğitimsizlik ve akıl hastalıklarını tartışırken; toplumdaki mevcut kurallara uymada bireylerin başarısızlığı üzerinde odaklaşır. Diğer bir ifade ile toplum ya da devletin toplum ya da sağlık programlarındaki yetersizliği yerine, bireyi toplumdaki normlara uymada başarısız olarak görür ve suçlar. Aslında burada yansılanan Durkheim’ın ahlakçı görüşüdür. Mevcut kapitalist düzen normal olarak kabul edilmekte, aksayan yönler ise sapma, anormal ve patolojik olarak görülmektedir. 2. Sosyal Çözülme Açıklaması: İkinci bir yorum olarak, soysal çözülme kavramlaştırmasına göre sosyal problemler, toplumdaki normal durumda yapının öğeleri arasında var olan denge ve uyumun bozulması sonucunda ortaya çıkarlar. Sistemin bir bölümünde ortaya çıkan rahatsızlıklar, karşılıklı ilişki halindeki diğer bölümleri de etkiler. Bu yüzden ortaya çıkan sorunlar sistemin iyi işlemediğinin işaretidir. Bu yaklaşımda problemin çözülmesi bozulan yapının onarılmasıdır. Eğer mevcut yapının içinde sorun çözülmezse, yapı yeni ve farklı düzeyde denge oluşturarak sorunu çözümler.

Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar

63

Sosyal problemlerin işlevselci/fonksiyonalist yorumları, güçsüz sayıltıları ve bunların yaşam üzerinde yaptıkları olumlu ve olumsuz etkiler yüzünden eleştirilmektedir. Ayrıca muhafazakârlık dolayısıyla, mevcut düzeni sürdürme çabasında olmaları yüzünden de suçlanmaktadırlar. Bu eleştiriler, klasik işlevselci modelin gözden geçirilmesine yol açmış ve Robert K. Merton toplumsal sistemlerin karmaşıklığını anlamada daha orta boy bir işlevselci kuram geliştirmiştir.

Çatışmacı Yaklaşım
Sosyal bilimlerde Çatışmacı yaklaşım ve kuramlar, toplumdaki gruplar ve sınıflar arasındaki sosyal, siyasi ve maddi eşitsizlikler üzerinde vurgu yaparak mevcut sosyopolitik sistemi eleştirirler. Çatışmacılar, özellikle sınıflar arasındaki güç mücadelesi ve birbirine tarihsel olarak karşıt olan hâkim ideolojiler üzerinde dururlar. Bu çalışmaları, güncel “barış ve çatışma çözümleme” (peace and conflic resolution) analizleriyle karıştırmamak gerekir. İşlevselcilerin toplumu ahenk içinde bir bütün olarak görmelerinin aksine çatışmacılar, toplumun birbiriyle kıt kaynaklar için çatışan gruplardan oluştuğunu kabul ederler. Dıştan bakıldığında birlik ve beraberlik içinde görülen ilişkilerin ardında bir güç mücadelesi olduğunu savunurlar. Çatışmacı Yaklaşım da modernist kuramlara ve daha çok makro düzeyde yapısal analizlere dayanır. Çatışmacı sosyologların en başında K. Marks gelir. Ona göre insanlık tarihi aynı zamanda sınıf çatışması tarihidir. Ancak günümüzde Marksist olmayan çatışma kuramcıları da bulunmaktadır. Örneğin bunlardan biri olarak Ralf Dahrendorf, çatışmanın “otorite” içeren her ilişkide söz konusu olabileceğini savunur. Meşru olan güç (power) olarak tanımlanan otorite (Weber, 1946) toplumun her kesiminde, ister küçük bir grup ister bir organizasyon ya da geniş toplum olsun her düzeyde bulunur. Otorite konumunda bulunanların diğerlerinde kendisine uymayı beklemesine karşılık, diğerleri buna direnirler. Sonuç olarak, toplumda her iki taraf arasında otorite adına sürekli çatışma yaşanır. Örneğin bir işyerinde farklı birimler arasında, okulda öğretmenler ve öğrenciler arasında, hastanede hekim ve hekim-dışı personel arasında, ailede karı-koca veya ana-baba ve çocuklar arasında sürekli otorite çatışması yaşanabilir. Aynı şekilde Lewis Coser da Marks’tan farklı olarak, çatışmanın aralarında yakın (close) ilişki bulunan herkes için söz konusu olduğunu savunur. Çünkü birbirleriyle yakın ilişki içinde olanlar arasında sorumluluk, güç ve ödüllerin paylaşımı sırasında ortaya çıkabilecek her türlü değişiklik diğerlerinde hayal kırıklığı yaratabilir. Bu durum,

64

Ünite 4

aile içindeki mahrem (intimate) ilişkilerde de söz konusudur. Eş ve veya çocuklar arasında, her an ya ev işlerinin paylaşımında ya da önemli kararların alınmasında anlaşmazlık çıkabilir. Coser, ayrıca çatışmanın sosyal sistem açısından bütünleştirici ve uyum sağlayıcı işlevleri üzerinde durmasıyla da tanınır. Ona göre çatışma yoluyla grup normlarının yeniden gözden geçirilmesine ve uyarlanmasına olanak sağlanır. Örneğin bir işyerinde çalışanlar arasındaki işbölümü çatışma yaratıyorsa, taraflar tutum ve davranışlarını gözden geçirerek yeni sorumluluklar üstlenebilirler. Modern çatışma kuramının kurucusu C. W. Mills’e göre, ilk aşamada sosyal yapılar birbiriyle çıkar ve kıt kaynaklar için çatışan insanlar aracılığıyla yaratılır. Daha sonraki aşamada ise, çıkar ve kaynaklar, insanlar tarafından yaratılan yapının yüceltilerek “şeyleştirilmesi”nden (reification) ve toplumdaki güç ve kaynakların eşitsiz dağılımından etkilenir. Bu şeyleştirme aslında insan ve onun yarattığı yapı arasındaki diyalektik bağın kopması ya da gözden kaçırılmasıdır. Ona göre Amerikan toplumundaki iktidar seçkinlerinin üç ayağı vardır: ordu (Pentagon), ekonomi ve yönetim/hükümet. Aslında ordu ve ekonominin iç içe geçmişliği de göz ardı edilmemelidir. Savaş sanayi demek daha doğru bile olabilir. Bu yüzden iktidar seçkinlerinin temel politikası ülkeler ve toplumlar arasında çatışmanın yükselmesi, silahlanma ve kitlesel yıkım ve insan ırkının yok edilmesine yöneliktir. Görüşleri yüzünden Amerika’da toplum dışı ilan edilen C. W. Mills’in tüm radikalliğine rağmen, 1960’larda yaptığı kestirimlerin pek çoğunda haklı olduğunu söylemek mümkündür. Sosyolog G. Lenski (1966)’ye göre, bir toplumda varlığı kabul edilen alt grupları birbirinden ayıran her özellik, Marks tarafından betimlenen sınıf çatışmalarına temel oluşturma potansiyeline sahiptir. Örneğin yaş ve cinsiyet, mülkiyet ve otorite hatlarını çaprazlamasına keser ve nüfusu toplumsal eşitsizlik olarak değerlendirilen gruplara böler. Ekonomik konumlarına bakılmaksızın çağdaş toplumda birçok yerde erkeklere göre kadınlar, toplumsal ödüllerden daha düşük pay alırlar. Gençlere daha fazla önem verilen sosyokültürel sistemlerde toplumun yaşlıları, gençlere göre daha az değerli bulunabilir. Yaş Sınıfları (Age Classes) kavramını ortaya atan Lenski’ye göre, bu ayrımlar modern toplumda giderek artmakta ve aralarındaki mücadele giderek sertleşmektedir. Ona göre eğer toplumdaki mevcut gruplar düzenlemelerin kendi çıkarlarına hizmet etmediğini düşünmeye başlarlarsa toplumdaki karışıklık alevlenir.

yoksulluğa örneğin evsizliğe nasıl baktığı gelir. Collins. Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı Son yıllarda hem eleştirel hem de çatışma yaklaşımlarını güç odağında birleştiren bir yaklaşımdan daha fazla söz edilir hale gelmiştir. Dahrendorf. Çünkü Çatışmacı Yaklaşıma temel oluşturan Marksizm de yapısalcı bir kuramdır. Marksistlerin toplum hakkındaki görüşleri işlevselcilerden son derece farklıdır. artık politik. Eric Olin Wrigh'tır. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 65 Yapısal işlevselcilik gibi Çatışmacı Yaklaşım da. Onlar. sınıf üzerinde duran neoMarksistler. İktidara gelen grup ise. Onlara göre modern toplumu karakterize eden özellik. ırk ve etnik sömürü üzerinde vurgu yapan analizciler ve antidemokratik yönetim üzerinde odaklaşan eleştirel devlet analizcileri gibi oldukça geniş ve heterojen gruplar yer almaktadır. kadının sömürüsü üzerine vurgu yapan feministler. Örneğin Amerika’da Afrika kökenlilerin neden daha fazla işsiz olduğunu sorgular. hükümet politikalarını eleştirirler. çekirdek ailenin. toplumu birbiriyle çatışan çıkarlara sahip grupların zor ve güç kullanarak kendi refahlarını arttırmak için mücadele ettikleri bir arena olarak görürler. Aralarında farklılıklar olmasına rağmen bu yaklaşımı benimseyenler. Eitzen ve Baca Zinn. Problem edindikleri konuların başında sınıf mücadelesi ve güçlü sınıfların işsizliğe. Onlara göre. ekonomik ve sosyal kararları kendi lehine ve diğer grupların aleyhine alır. Sonuç olarak Çatışmacı Yaklaşım. Aksine onlar. R. Kısaca Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı (Critical Power Conflict Perspective) olarak geçen şemsiye altında. makro düzeyde ve çoğu zaman tarihsel karşılaştırmalar yaparak incelemeler yapar. Aslında bu yaklaşımın taraftarları arasında henüz üzerinde anlaşmaya varılan bir kuram ve analiz gövdesinin bulunmadığı hemen belir- . Örneğin aile konusunda önemli çalışmalar yapan Abbott ve Sapsford (1987)’a göre Marksizm. toplumdaki egemen kurumları derinlemesine incelemekte ve sosyal sorunların çözümünde radikal ve temel çözüm önerileri geliştirmeye çalışmaktadırlar. toplumu birbiriyle dayanışma içinde olan grupların oluşturduğu bir bütün olarak görmezler. kapitalist iş yerindeki gerilimlerden kaynaklanan tansiyonu düşürmede bir supap olarak modern toplum için daha uygun bir form olduğunu kabul eder. farklı gruplar kendi çıkarlarını arttırmak için toplumu denetlemeye girişirler. modern ve makro bir yaklaşım olarak benzer bazı özelliklere sahiptir. Günümüzdeki çatışmacı sosyologlar arsında en önemlileri R. sadece sanayileşme değil ve fakat kapitalizmdir. Lenski.

daha fazla refah ve gelir payı. Örneğin. kapitalizmi veri olarak kabul eden tüm yaklaşımları statükocu bularak eleştirmesi de ayrıca değerini arttırmaktadır. Sonuç olarak Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı. Belirli aralıklarla güçlülerle güçsüzler arasında yaşanan çatışmalar. muhafazakâr veya liberal piyasa düzeni yaklaşımlarıyla karşılaştırıldığında. Toplumdaki tabakalaşma. c. Yeni sosyal hareketler olarak çevreciler ve feministler gibi grupların. Irkçılık temelinde beyazlar beyaz olmayanlara. daha fazla bilgi kaynağı ve daha fazla asker ve polis üzerinde kontrol gibi önemli kaynakları denetlerler. b. kaynakların ve güçlerin yeniden dağılımıyla sosyal sorunların çözümünü amaçlayan yeni sosyal hareketler (social movements) ve örgütlenmelerin doğmasına yol açmıştır. iktidar talepleri olmamakla birlikte toplumsal duyarlılık arttırmada önemli misyonları vardır. yorumlayan inanç ve ideolojiler güçlüler tarafından şekillendirilir. sadece uyum ve ahenk ile ilgilenmek yerine. Bu yaklaşımın. sosyal problemlerin anlaşılmasında daha derin bir görüş sağlar. 1997): a. Çünkü onlar toprak ve işletme üzerinde özel mülkiyet. toplumsal cinsiyet (gender) ayrımında da erkekler kadınlara hükmetmektedir. d. e. sınıflı sistem içinde geniş işçi kesimine az sayıdaki kapitalist sınıf hükmetmektedir. güç ve çatışma ilişkilerini birlikte kavramlaştırarak daha bütüncül (holistik) bir bakış açısına sahip olması açısından çok önemlidir. Toplumdaki mevcut düzen ile hiyerarşiyi açıklayan. hükmetme ve itaat ilişkileri birçok sosyal soruna kaynaklık etmektedir. Sosyal bilimlerde Çatışmacı yaklaşım ve kuramlar. sosyal sorunların yarattığı baskı ve tehditler. toplumdaki gruplar ve sınıflar arasındaki sosyal.66 Ünite 4 tilmelidir. Marksist entelektüel gelenekten beslendiği açık olan bu yaklaşımın temel önermeleri şunlardır (Feagin ve Feagin. Güçlü insanların diğerleri üzerinde güçleri vardır. siyasi ve maddi eşitsizlikler üzerinde vurgu yaparak mevcut sosyopolitik sistemi eleştirirler. Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı. Bu yüzden sıradan insanlar üzerinde güçleri vardır. Çatışmacılar özellikle sınıflar arasındaki güç mücadelesi ve birbirine tarihsel olarak karşıt olan hakim ideolojiler üzerinde dururlar .

modernist çerçevede “Sembolik Etkileşimcilik” gibi daha mikro yaklaşımlardan. Marks gelir. Parsons toplumun “koruyucu”. Genel olarak sosyolojide modernist çerçevede en yaygın olarak kullanılan makro yaklaşım. Örneğin Ralf Dahrendorf çatışmanın otorite ilişkisi bulunan her yerde olabileceğini savunur. Örneğin Amerikalı ünlü sosyolog T. Ancak günümüzde Marksist olmayan çatışma kuramcıları da bulunmaktadır. makro düzeyde ve çoğu zaman tarihsel karşılaştırmalar yaparak incelemeler yapar. Sembolik etkileşimcilik. . Onlar aslında insanların bu koşullar hakkındaki öznel algılamaları ve yorumlamalarıdır. çatışmanın aralarında yakın (close) ilişki bulunan herkes için söz konusu olduğunu savunur. Bunlar genelde “Metodolojik Yaklaşımlar” (Pozitivist. Çatışmacı Yaklaşım. Aile kurum olarak koruyucu bir alt sistem iken. insanı sosyal bir fenomen olarak anlamak için öznelci yaklaşımı tercih eder. daha doğrusu onlar hakkındaki kabullerine göre farklılaşan çeşitli yaklaşımlar vardır. insanların sosyal davranış ve inançlarını belirleyen yaşamın sosyal koşulları fazla nesnel değildir. Bu yaklaşım. Bu yaklaşıma göre. “İşlevselcilik” ve “Çatışmacılık” gibi daha makro yapısal yaklaşımlara doğru genişlediği ve hatta son yıllarda sosyolojiye meydan okuyan feminist ve postmodernist yaklaşımlarla da zenginleştiği söylenebilir. Sosyolojideki kuramsal yaklaşımların. ekonomik kurumlar da uygulayıcı konumundadır. “yönlendirici” ve “uygulayıcı” alt sistemlerden oluştuğunu savunur. “Yapısal İşlevselcilik” olarak da anılan yaklaşımdır. özel olarak sosyolojide tek hakim bir paradigma (model veya kavramlar ana demeti) yoktur. Antipozitivist /Yorumlayıcı ve Eleştirel gibi) ve “Kuramsal Yaklaşımlar” olarak iki genel grupta toplanabilirler. İşlevselci Yaklaşım. Ona göre insanlık tarihi aynı zamanda sınıf çatışması tarihidir. Çatışmacı sosyologların en başında K. Problem edindikleri konuların başında sınıf mücadelesi ve güçlü sınıfların işsizliğe ve yoksulluğa nasıl baktığı gelir. “bütünleştirici”. toplumu birbiri ile ilişkili parçaların görev yaptığı bir sistem olarak görür. siyasal kurumları yönlendiren. Aynı şekilde Lemis Coser da Marks’tan farklı olarak. epistemolojik olarak bilginin kaynağını deneyde gören Ampirizmden ve sosyal dünyanın da fizik dünya gibi dıştan göründüğü gibi doğrudan inceleneceğini savunan Pozitivizmden temellenir. Diğer bir ifade ile sosyolojide insan ve toplumu nasıl gördüklerine. din toplumun bütünlüğünü sağlayan. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 67 Özet Genel olarak sosyal bilimlerde. Sosyolojide başlangıçtan bu yana birbiriyle yarışan görüş ve modeller söz konusu olmuştur.

E. b. Marks c. Entivisyonizm c. Hiçbiri 4. M. c. Pozitivizm d. A. Hepsi 5. Sembolik Etkileşimcilik en çok hangi görüşten beslenir? a. Ampirizm d. Pragmatizm e. b.68 Ünite 4 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Durkheim b. e. c. Yapısal İşlevselcilik en çok hangi kaynaktan beslenir? a. Weber d. Comte e. Rasyonalizm e. K. Çatışmacı Yaklaşımın temel görüşleri kime dayanır? a. Pozitivizm b. Feminizm b. e. Genel analiz düzeyi Analizin odaklandığı konular Anahtar kavramlar Hepsi Hiçbiri 2. Pragmatizm c. Hiçbiri . d. Aşağıdakilerden hangisi farklı sosyolojik yaklaşımların karşılaştırılmasında ölçüt olabilir? a. d. Düzey (makro-mikro) Zaman (dün-bugün) Yer (doğu-batı) Hepsi Hiçbiri 3. Sosyolojik Yaklaşımlar birbirinden en fazla hangi açıdan farklılaşır? a.

4.1. Türkiye’de Sosyoloji . 7. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme 10. 5 Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 6. 8. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar SOSYOLOJİ 3. 2. 9.

• Marksist Feminizmin temel görüşleri incelenecektir. • Sosyalist Feminizm temel görüşleri incelenecektir. • Farklı Feminist Yaklaşımların neler olduğu gösterilecektir. • Postmodernizmin kendisine yöneltilen eleştiriler gösterilecektir. • Radikal Feminizmin temel görüşleri incelenecektir. • Liberal Feminizmin temel görüşleri incelenecektir. . • Postmodernizmin sosyolojiye eleştirileri incelenecektir.70 Ünite 5 Ünitede Ele Al›nan Konular • Feminizm • Farklı Feminist Yaklaşımlar > Marksist Feminizm > Radikal Feminizm > Liberal Feminizm > Sosyalist Feminizm • Postmodernizm • Postmodernizmin Eleştirisi Ünite Hakk›nda • Feminizmin sosyolojiye eleştirileri incelenecektir.

tehdit oluşturabileceğini örneklerle tartışınız. • Marksist Feminizmin temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Farklı feministlerin benzer noktalarını sıralayınız. • Radikal Feminizmin temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 71 Ö¤renme Hedefleri • Feminizmin sosyolojiye eleştirilerini öğreneceksiniz. • Farklı Feminist Yaklaşımların neler olduğunu öğreneceksiniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Feminizmin ataerkillik konusundaki görüşünü tartışınız. • Sosyalist Feminizm temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Postmodernizmin kendisine yöneltilen eleştirilerin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Postmodernizmin en çok hangi alanlarda gelişme gösterdiğini nedenleriyle tartışınız. • Postmodernizmin sosyolojiye eleştirilerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Postmodernizmin sosyolojiye neden bu kadar eleştirel yaklaştığını ve bundaki haklılık payını tartışınız. • Liberal Feminizmin temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Neden farklı feministlerin ortaya çıktığını öğreniniz. • Feminizm sosyolojiye neden meydan okumaktadır? Tartışınız. • Postmodernizm ve postyapısalcılığın sosyolojiye nasıl bir .

bu konuda aralarında oldukça önemsiz farklar bulunur. Ancak günümüzde artık nesnellik konusundaki kesin ısrarlardan vazgeçildiği belirtilmelidir. Buna rağmen. Sosyolojinin eleştirilerini bilmenin onun daha iyi anlaşılmasına hizmet edeceği kuşkusuzdur. Feminizm genel anlamda sosyolojiye eleştirel bakar. Bu eleştirinin altında tek fakat önemli bir neden yatar ki. Aileyi ataerkil olarak görmek ise oldukça kapsamlıdır. Kadının temel rolü üreme ve çocuk yetiştirmedir. Oysa tüm ev işleri ve çocukların yetişmesinden sorumlu olan kişi kadındır. bu kadının iki kez sömü- . bu bölümde her iki yaklaşıma da yer verilmiştir. Weber. Her ne kadar artık birçok ülkede kadın ev dışında çalışmaya başlasa da Feministlere göre. 3. Tüm Feminist kuramlar aileyi ataerkil bir kurum olarak görürler. 2. genel hatlarıyla farklı feminist yaklaşımlar ortak bazı özelliklere de sahiptirler: 1. Burada esas sorgulanmak istenen sosyolojinin değerlerden arınmış bir bilim olup olmadığıdır. 4. Onlara göre bu yaklaşım toplumsal cinsiyet farklılıklarını görmezden gelmektedir. Sosyolojinin toplumsal yaşam hakkında yanlı/tarafgil görüşlere sahip olduğunu savunur. Örneğin Feministler. o da erkek egemenliği demek olan “ataerkillik ”tir (patriarchy). Bu amaçla. İkinci olarak Feminizm hem İşlevselcilerin hem de Çatışmacıların görüşlerine eleştirel bakar. Klasik anadamar (mainstream) sosyolojinin aslında erkekegemen (malestream) görüşlere sahip olduğunu iddia eder.72 Ünite 5 Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Klasik sosyolojik yaklaşımlara temel eleştirilerden biri Feminizmden diğeri ise Postmodernizmden gelmektedir. Feminizm Ancak daha başlangıçta feminist olarak adlandırılan pek çok kuramın olduğu veya birbirinden farklı çok sayıda feminizm bulunduğu belirtilmelidir. araştırmacının bu öznel başlangıca rağmen nesnel bir araştırma yürütmesinin olanaklılığını savunmuşsa da artık büyük ölçüde bu tür iddialardan vazgeçilmiş bulunulmaktadır. İşlevselcileri ailenin tüm üyelerine sağladığı olanakların ya da çıkarların eşit olduğunu iddia ettikleri için eleştirirler. Kurucu sosyologlardan M. Çünkü sosyolojide araştırmaya başlarken problemin seçimi değerlerle ilgilidir.

İslam ülkelerinde de. kapitalizmin bir sonucu veya özel mülkiyeti koruyan kapitalizmin yol açtığı bir durum olarak görürlerse de. Bu durum aynı işi yapan kadına erkekten daha az ücret ödenmesine olanak tanır. Oysa başta eski Sovyetler Birliği. Bu nedenle bu toplumlardaki ataerkilliği. Bunlar hakkında tanıtıcı bilgiler verilerek aralarındaki farklar aşağıda gösterilmeye çalışılmıştır. hem kapitalizmin hem de ataerkilliğin emniyet supabıdır. Marksist aile görüşlerini de toplumsal cinsiyete kapalı ya da görmezden gelen tutumları yüzünden eleştirirler. Çünkü kadın meslek sahibi de olsa. Marksist Feminizm Adından da anlaşılacağı üzere bu kuram hem Feminist hem de Marksist görüşlerin bir karışımıdır. bu konu son derece tartışmalıdır. Radikal. Feministler ayrıca İşlevselci Yaklaşımın toplumsal cinsiyet (gender) farklarına ilişkin görüşlerinde çelişki ve belirsizlik olduğunu iddia ederler. Feministlere göre aile. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 73 rülmesi ve baskılanmasıdır. Farklı Feminist Yaklaşımlar Feminist Yaklaşım içinde en önemlileri Marksist. bazıları kapitalist bazıları değilken ataerkillik son derece yaygındır. . 6. sadece kapitalizmin ihtiyacı olan emeği üreterek onu destekleyen birim olmanın ötesinde ataerkilliği de yeniden üreten birimdir. İşlevselcilerin toplumsal cinsiyet rollerini doğal ve değişmez olarak görmelerini sorgularlar. sadece bir sınıfın diğer sınıf üzerindeki güç mücadelesini sorun edinerek sermaye ve emek üzerinde odaklanarak toplumsal cinsiyeti ihmal ederler. Feministler. Çünkü bu durumda. Diğer bir ifade ile aile. Feministlere göre toplumsal cinsiyet rolleri kültürel olarak öğrenilerek aktarılırlar ve bu yüzden değiştirilebilirler. Marksistler. özel mülkiyet ortadan kalktığında ataerkilliğin de kalkması gerekecektir. kadınlara yapılan baskı ve sömürü aynen kapitalist ülkelerde olduğu gibi devam etmiştir. Kapitalist sistemde kadın hem yedek emek gücünü üretir hem de piyasanın ucuz emek ihtiyacını karşılar. Feministler erkek egemenliğini. Çin ve Küba olmak üzere kapitalizm yıkıldığı halde ataerkillik yok olmamış. ev işleri ve çocukların yetiştirilmesi sorumluluğu halen onun üzerindedir. 5. kapitalizme mi yoksa kültürel yapıya yani dine mi bağlamak gerekeceği sorularının yanıtları oldukça tuzaklı ve tartışmalıdır. Liberal ve Sosyalist Feminizmdir.

74

Ünite 5

Marksistler tarafından aile yaşamı ve evlilikte kadının sömürüldüğü kabul edilmekle birlikte, bunun ailenin kadın üzerinde etkisinden çok, aile ile kapitalizm arasındaki ilişkiden kaynaklandığının ileri sürülmesi önemlidir. Marksist feministler, Marksist kavramları kullanmakla birlikte kadının sömürüsünü aile yaşamının anahtar özelliği olarak görmektedirler. Örneğin Margaret Benston (1972), Kadının Özgürlüğünün Politik İktisadı adlı eserinde, “kadının yarattığı ücretsiz emeğin çok büyük olduğunu ve üretim araçlarının mülkiyetine sahip olanlarla karşılaştırıldığında çok daha kârlı olduğunu” savunmaktadır. Minimum ücret ölçülerinde bile kadının emeğinin ödenmesi durumunda refahın yeniden dağılımında çok büyük artışlar sağlanacaktır. Bugün için ailenin desteklenmesi, ücretliler üzerinde gizli bir vergilendirme demektir. Diğer bir ifade ile şu andaki ücretler ile iki kişinin emeği satın alınmış bulunmaktadır. Bu bağlamda Benston, çekirdek ailenin kapitalist toplumda istikrar sağlayan bir “ekonomik birim” olduğunu tartışmaktadır. Böylelikle evde yapılan üretim, baba ya da eşin kazancından ödenmekte ve onun emeğini piyasadan çekme olanağı çok daha azalmaktadır. Böylelikle yalnızca aile üretimi ve ucuz emek değil, aynı zamanda işverenin masrafsız olarak idamesi de sağlanmaktadır (Haralambos ve Holborn, 1995). Öte yandan Marksist feministlere göre ev kadını rolündeki kadınlar, eşlerinin ücretli işçi olarak rollerini en iyi şekilde yerine getirmek için duydukları gereksinmeleri de karşılamaya çalışırlar. Ansley’e göre kadınlar, geleneksel rollerini oynarken, kocalarının meşru kızgınlıklarını, güçsüzlüklerinden kaynaklanan hayal kırgınlıklarını ve baskıyı sineye çekerler. Hatta birçok kocanın aileleri ve karısı üzerinde kurduğu diktatörlük, onlara sisteme hiç meydan okumaksızın kızgınlıklarını ifade etme olanağı sağladığı için aile kapitalizm için vazgeçilmezdir.

Radikal Feminizm

Radikal feministler, ataerkilliği kültürün bir sonucu olarak görürler. Ataerkillik, kadının rollerini doğal ve karma bir şekilde görerek aile aracılığıyla kültürel olarak aktarılmasına yardımcı olunması demektir. Ataerkil ideoloji, kadını ikincil ve zayıf cins olarak görerek ev işi ve çocuk yetiştirme rolüne indirger. Ataerkillik, farklı toplumsal yapılarda kültürel değerler ve inançların bir sonucu olarak görülebilir. Kültür toplumsal yapının bir parçasıdır; ancak, Marksistlerden farklı olarak sadece ekonomik ihtiyaçlarla belirlenmemektedir. Ataerkillik bu nedenle farklı toplumsal yapılarda farklı biçimlerde ortaya çıkabilir. Örneğin kapitalist, komünist ve teokratik toplumlarda ataerkillik mümkündür. Ancak kültür değiştiğinde ataerkillik de değişebilir.

Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar

75

Sonuç olarak çok sayıda feminizm olmasına rağmen radikal feministleri diğer feminizmlerden ayıran iki temel özellik vardır. Bunlardan ilki, kadınlar tarafından kadınlar için geliştirilmiş olmasıdır. Bu yüzden mevcut yaklaşımlar ve gündem ile uzlaşmaya gereksinim duymazlar. Diğer kuramlar örneğin Marksizmin uyarlamasının yerine, yenilikçi olma eğilimindedirler. İkinci temel özellikleri, kadınların baskı görmesini, hükmetmenin en evrensel ve en temel biçimi olarak görmeleridir. Toplum kapitalist olmaktan çok ataerkil veya erkek egemen olarak görülür. Ayrıca kadını erkeklerden farklı çıkarlara sahip olarak görürler. Üzerinde fikir birliğine varmamış olmakla birlikte, Christina Delphy ve Diana Leonard (1992) gibi bazıları, erkek egemenliğinin sürmesinden aileyi sorumlu tutarlar. Onlar aileyi temel olarak ekonomik bir sistem olarak görürler. Bu sistemde erkek çoğu kez kazançlı iken, kadın ve çocuklar kaybedenler tarafındadır. Çünkü tüm aile fertleri aile reisi için çalışırlar. Kadının uğradığı baskı, onun yaptığı işten ve bedeninin kullanımından gelmektedir. Bu yüzden de kadının pasif olarak yetiştirilmesi gibi ideolojik gerekçelerle değil, kadının aile içinde çalıştırılması uygun olduğu için kadın baskılanmakta olduğu görüşündedirler.

Liberal Feminizm

Liberal feminizmin iki temel savından biri “erkekle eşitlik”, diğeri ise “kadının özgürlüğü” dür. Onlar için kamusal alanda çalışmak çok önemlidir. Çalışma yaşamında eşitlik, aile yaşamında eşitlik ve son olarak sosyal hayatta eşitlik sağlanmalıdır. Aile içindeki geleneksel işbölümü kadının çalışmasının en büyük engelidir. Kapitalizmin gelişmesi ve yeterli istihdam olanağının sağlanması ile aile dönüşüme uğrayacaktır. Onlar sosyalist ve radikal feministlerin aileyi köklü biçimde dönüştürme taleplerine eleştirel bakarlar. Liberal feminizm, aslında bilimsel bir yaklaşımdan çok politik özellikler taşır. Ataerkil yapının, nasıl ortaya çıktığı veya ne olduğuyla ilgilenmek yerine nasıl olması gerektiğini sorgular. Liberal Feministler, yasal değişiklik ile ailede ve toplumda kadının konumun iyileşebileceğini savunurlar. 1970’lerin eşit işe eşit ücret getiren Eşit Fırsatlar Yasasını savunurlar. Ancak bazı iyileşmeler sağlanmış olsa bile temel eşitsizliklerin hâlâ mevcut olduğunu görmek gerekir. Bu nedenle Marksistler, fırsatlar ve seçeneklerin artmasının toplumsal yapının esnek ve değişebilir olarak görülmesine hizmet etmesine rağmen gerçekte daha güçlü olanlar (zenginler ve erkekler) tarafından bunun bir yol bulunarak engellendiğini görürler.

76

Ünite 5

Sosyalist Feminizm
Kamusal ve özel alan kavramlarını özellikle vurgulayan Sosyalist Feministler, Radikal Feministlerden farklı olarak ataerkillik yerine kapitalizm vurgusuyla dikkat çekerler. Onlara göre kapitalizm, kadını “özel alana”, erkeği de “kamusal alana” yerleştirmiştir. Kapitalizm, kadını özgürleştiriyor gibi görünürken, aslında bunun tam aksini yaptığı için, kadının özgürleşmesi ve kurtuluşu ancak sosyalizm ile mümkündür. Ailenin yıkılması ancak sosyalist bir toplumda gerçekleşebilir. Üretimin toplumsallaşması, ailedeki yeniden üretime gereksinim bırakmayacak ve ailenin önemi azalacaktır. Sosyalist feministlere göre özel alan siyasaldır. Bu söyleme göre, özel bir kurum olan aile içindeki kişiliklerin, özel ilişkilerin, diğer bir ifade ile mahrum sayılabilecek konuların tümü politik boyutlara sahiptir. Özel alan yani aile, kadının ezilmişliğinin, ikincilliğinin ortamını hazırlayan bir kurumdur. Önerilen ise, aile ilişkilerinin de siyasal alan içinde görülmesidir. Siyasal alanın, kamusal alan ile sınırlandırılmış olması da böylece tartışılır hale gelmiş bulunmaktadır. Birleşmiş Milletlerin “Gender in Development” (1996) serisinde de “yönetişim” (governance) kavramının aile içi ilişkileri de kapsayan biçimde genişletildiği unutulmamalıdır. Sonuç olarak birçok yeni gelişme, ailenin erkek egemenliğine terk edilen özel bir alan olarak görülmesine karşı olunduğunu göstermektedir. Böylelikle kadın ve çocukların istismarı durumunda, sivil toplum kuruluşları tarafından aile içi ilişkilere müdahale edilmesi meşrulaşmaktadır. Feministler de sürekli araştırma yaparak kadının toplumdaki konumunun daha iyiye götürülmesine çalışırlar ve farklı feminist görüşlere göre değişmeyen temel özellikleri burada bulmak mümkündür. Feminist araştırmaların özellikleri olarak şunlar sıralanabilir (Neuman, 1995) 1. Çoğunluğu kadın olan araştırmacılar tarafından Feminist değerlerin, yaklaşımların savunuculuğunu yapmak. Çok nadir olarak erkekler de bulunmakla beraber fazla kabul görmezler. 2. Kavram, sayıltı ve araştırma amaçlarını ifade eden sorularda biyolojik farklılık ifadesi olan ‘sexizm’in reddi ve bunun yerine “toplumsal cinsiyet”i (gender) kabul etmek. 3. Araştırmacı ile üzerinde çalışılan arasında empatik (kendini yerine koyma) ilişkiler kurmak, ona özne olarak yönelmek.

Kişisel ve toplumsal değişme amaçlayan “eylem yönelimli” (action oriented) araştırma yapmak. işsiz- . İnsan yaşamının duygusal olan ve karşılıklı bağımlılığa dayanan boyutlarını kabul etmek. Jurgen Habermas. Aslında postmodernizmin en sert eleştirisi de yine Almanya’dan gelmiştir. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 77 4. Postmodernizm kıta Avrupası ve özellikle de Fransa ve Almanya’da ortaya çıkmıştır. Postyapısalcılık ile oldukça yakın eleştiriler getirmeleri ise. onu yetersiz bulması ve modernite dışında kendini kurmaya çalışmasıdır. modernizmin ve yapısalcılığın sonu demektir. coğrafya. İki dünya savaşından başka. Ayrıca Derrida. 8. Ancak deney ve niceliksel çözümlemelerden 7. 5. Modernizmi “yapısöküm”e uğratma (deconstruction) çabası bile. Lyotard. Araştırma sürecine. Postmodern eleştiriler. akla ve bilime tekrar dönmeyi şiddetle savunmuştur. Araştırma tekniklerinin seçiminde esneklik ve akademik alanlar arasındaki mevcut sınırları aşmak. araştırmacının kişisel deneyim ve duygularını katmak. Sosyolojinin ve ataerkil söylemin tüm insanlığa genellenmesine karşı durmak. her ikisi arasında büyük benzerlikler olmasından kaynaklanır. Postmodernizmle ilgili çok sayıda çalışmanın yapılması ve yayımlanması. moderniteden beklentilerini bulamayanlara başlı başına ilgi kaynağı olmaktadır. Nihilizm ve Anarşizmden beslenir. 6. psikoloji ve iktisat dışındaki alanlarda. Postmodernizm Genel olarak sosyal bilimlere özel olarak sosyolojiye günümüzde en büyük eleştiri postmodernizmden gelmektedir. hukuk. şehir planlama olmak üzere bazı alanlarda daha fazla etkili olmuştur. Bu görüşe fikir babalığı edenler Alman filozofları Nietzsche ve Heiddeger’dir. Kelime olarak anlamı ise. bu konuya ilginin yüksek olduğunu göstermektedir. Baudrillard ve Faucault postmodernizm denilince öne çıkan diğer isimlerdir. yoksulluk. Araştırmalarda toplumsal cinsiyet ve güç ilişkilerinin toplumsal yaşamın tüm yönlerine nüfuz ederek etkilediğine duyarlı olmak. aktivist olmak. Çoğu zaman da birbirleri yerine kullanılırlar. başta sosyoloji. 7. Birçok araştırma tekniğini birlikte kullanmak. Ona duyulan ilginin temel kaynağı modernizmi reddetmesi.

Bunların tezlerinin büyücülük veya astroloji kadar bile kesinliği yoktur. Söz gelimi bir kahramanın cesareti anlatılıyorsa onun aslında korkak olduğunu. Rasyonalite ve bilimler. onu saçma gösterene kadar uğraşın. Popüler kültürü de bu arada önemserler. pratik ve verimli olandan çok. modernliğin eleştirdiği ne varsa sahip çıkarak değer verirler. Bu bağlamda akademik disiplinler arasındaki ayrımı da reddederler. Aslında postmodernizm bunlara alternatif üst-anlatılar geliştirmek amacında değildir. Hıristiyanlık. . Hiçbir şeyi kabul veya reddetmezler. liberal demokrasi. Modernin kendinden önceki gelenekselden üstün olduğunu da kabul etmezler. Tam tersi de olabilir. Kuralı bozmak için istisna arayın. Her alanı bir metin olarak görür ve onu bir çerçeveye oturtarak anlamaya çalışırlar. her türden büyük kuram veya üst-anlatı olarak gördüğü. Bunun yerine belirsizliği tercih ederler. geleneksele. Bu yüzden onlara göre kentleşme. Onlar her türden katı sınırlamalar getirilmesine karşıdırlar. resim. görünüş ve estetik her zaman ön plandadır.78 Ünite 5 lik. müzik ve fotoğrafçılık alanında oldukça etkilidirler. insanları özgürleştirmeye yetmeyen. Sosyal bilimler ile doğa bilimleri. edebiyat ve sanatta. şiddet ve zorunlu göç. hümanizma ve her şeyden önce insan aklına güven ve rasyonalite değerini yitirmiştir. akademik ve ciddi olanlardan daha çok kullanırlar. metafizik olana. metindeki istisnai bazı örneklerden hareketle gösterin. efsaneye. bürokrasi. büyüye. sadece açıklamalara temel veya öz oluşturacak dayanakların olamayacağını iddia eder. liberalizm gibi ideolojileri.1998:197): 1. İslamiyet gibi tüm dinleri ve hatta feminizmi bile özcü ve modernist bularak eleştirir. Postmodernizmin “yapısöküm” konusundaki bazı önerileri şöyledir (Rosenau. Ayrıca bugün ve burada olanı daha fazla önemserler. bilimsel olan ile olmayan arasında bir fark gözetmezler. Ancak teknik. Akıldışı. Disiplinlerarası çalışmaları değerli bulurlar. sanayileşme. Günümüzde özellikle mimaride. Bu yüzden postmo dernizm. aksine. çevresel kirlilik gibi küresel problemler tüm bilimsel gelişmelere rağmen giderek artmıştır. açıklamaya niyetlenmeksizin göreli yorumlar yapmayı daha uygun bulurlar. coşkuya. sanat ve edebiyat. Kışkırtıcı söylemi. Elinizdeki metinde savunulan bir genellemeyi en uç noktalara kadar giderek. O. korkak bir kişinin aslında çok cesur olduğunu gösterin. Onlar. diğer bir ifade ile her şeyin cevabını önceden veren Marksizm. tikel ve modern olmayana. baskılayan araçlar olarak eleştirilir.

kutsal. Genellemelere varmak yerine tek ve biricik olayları araştırmayı önerir. 3. Tikel ayrıntıları. bir daha . ayrık duran. Terminoloji değişikliğine izin vermeyin. Metnin veya kahramanın bu özelliklerinin meşru olmadığını istisnalar bularak gösterin. alternatif söylemler ve anlam üzerinde odaklanır. Önemli olan okuyanın sizi anlamasına fırsat vermemektir. Örneğin metindeki kahramanın uykuda gezer. Unutulmuş. yerleşmemiş. determinizm/ belirlenme yerine belirsizliği. Postmodern bir çalışma. unutkan ve de yalancı olduğunu gösterin. sentez yerine farklılığı araştırır. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 79 2. özsel/özcü olmayan. Toplumsal olayların yalın hali yerine karmaşıklığını. davranışlar. reddedilmiş. geleneksel. Bu aslında postmodernizm ile çelişkili bir öneridir. Bunun nedeni karşınızdakinin sizi eleştirmesine fırsat vermemektir. Bunun yerine heyecan uyandırıcı sansasyonel önermeler geliştirin. dışlanmış. hayali akrabalar gibi kavramlar kullanın. ertelenmiş ve parçalanmış olaylar üzerinde durur. tutumlar ve kişilik üzerinde değil. susturulmuş. 4. akıl dışı. Çok sayıda yoruma açık olacak şekilde yazmaya çalışın. küçük olayları önemser. Nedensel ilişkiler aramak yerine metinlerarasılığı (intertextuality) savunur. seçimler. Mutlak görüş bildirmekten kaçının. Örneğin Zygmunt Bauman sosyolojinin görevinin bu olduğunu ısrarla savunur: “Bildik sanılanın aslında bilinmediğini göstermek. Örneğin iyi ve kötü ya da geleneksel ve modern gibi. Daha sonra bu karşıtlıkları inkâr etmeye çalışın. 6. sınırdaki. Metindeki ikili karşıtlıkları kullanın. niteliksiz. Tekrar eden rutin olaylar yerine. daha çok amaçlar. birlik yerine çeşitliliği. bulanık ifadeler sizi anlaşılmaz kılacak ve okuyucu “Tamam bunu demek istiyor!” duygusu yaşayamayacaktır. klasik. Bunun amacı okuyucuya çok iyi bildiği sandığı şeyi aslında bilmediğini göstermektir. Yeni ve alışılmamış kelimeler kullanın. Eleştirdiği hegemonik ilişkiyi kurarak benzersiz olduğunu kanıtlamaya çalışmaktadır. marjinal ya da çevrede olan. taviz vermez tutum önerisi yadırganmaktadır. 5. boyun eğdirilmiş. 7.” Yorgun cemaat. Hiçbir şeyi kabul veya reddetmeyin. Oysa yapısökümün de birçok araç/yol/yöntem içinden biri olarak görülmesi gerekirken. önemsiz. Belirsiz. Örneğin geleneksel bir evlilikte demokratik ya da eşitlikçi ilişkilerin yürüyemeyeceğini gösterin. geçici. bastırılmış.

Farklılık. 3. 2. Yaşamın çok karmaşık olmasına bağlı olarak nedensel ilişkilerin kurulamayacağını kabul etmek. Şimdi ve burada olanın önemsenmesine bağlı olarak. dramatik sunumlar. oyun. Anlamsızlık ve kötümserlik duygusu taşıyarak. 11. Yüzeydeki görüntüler yerine gizli yapıları ortaya çıkarmak. kaos ve karmaşıklığı benimsemek. Hiçbir zaman alternatif bir bakış açısı aramaksızın sadece eleştirmeyi misyon edinirler. 6. dünyanın hiç ilerlemeyeceğine ve düzelmeyeceğine kuvvetle inanmak. 9. sezgilere çok güvenmek. Modernizm ve Aydınlanmayı reddetmek. duygulara ve imgelemlere. Tüm ideolojilerin. 8. Bu nedenle tiyatro gibi. geçmişi ve farklı yerlerle ilgili çalışmaları küçümsemek ve reddetmek. . daha gelip geçici şeylerle uğraşmak gibi daha mütevazi bir misyon önerir. 5. birbirine üstün olmayan sonsuz sayıda yorumlar yapmak. Kişisel deneyimlere. kaset üretmek. Bunu tekno-bilimsel kültür olarak eleştirir. Postmodern araştırma raporu bir sanatsal çalışmadır. Sosyolojiyi bir doğa bilimi gibi gören tüm görüşlere karşı çıkar. 7. 4. Postmodernist bir araştırmanın genelde paylaşılan özellikleri olarak bazı saptamalarda bulunmak mümkündür (Neuman. Postmodern görüş sahipleri de araştırmalar yaparlar. dış dünya ile akıl arasında hiçbir ayrım yapmamak. tüm toplumsal kuramlar da dahil olmak üzere hepsini reddederek işe başlamak. Sosyoloji için genel geçer bilimsel gerçekler yerine. nesnellikten üstün tutulur ve parçalara ayırma tercih edilir. film. Araştırmanın hiçbir zaman gerçek dünyada olup biteni yansıtamayacağını iddia etmek. sürekli değişmeyi kabul etmek.80 Ünite 5 tekrarlanmayan olaylara bakmayı önemser. 12. Sonuç olarak görececilik/rölativizm. Bütünleştirme önemsenmez. örgütlü inanç sistemlerinin. Aşırı görececilik/ relativizm. 1994): 1. 10. Aşırı öznellik. Nesnellik peşinde koşmak yerine duyguların arkasından gitmeyi önerir. Toplumun bilimi olmayacağına ve sosyal bilimlerin kökten dönüşümü fikrine inanmak.

bir neden sonuç ilişkisi olduğu kadar devamlılık ya da bütünlük işaretidir. İyimserliğin. Oysa sosyoloji. Bunlar kısaca şöyle özetlenebilir: 1.modernite (late-modernizm) olarak anar. daha ileri bir aşamaya geçildiği yönündedir. Giddens modernitenin bu aşamasını ileri veya geç. En önemli savunucusu Fransız Jacquez Derrida bile. Fransız Yapısalcılığı. 6. 3. Kritisizm ve Varoluşçuluk. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 81 Sosyolojiyi eleştiren postmodernizmin kendisi de büyük eleştiriler alır. Romantizm. 4. aynı konu ve kavramların birçok yerde kullanılması yüzünden özgünlük olamayacağını kabul etmek demektir. Bu durum bile. Modernizmin yarattığı hayal kırıklığından beslenen kötümser bir görüş olması en fazla eleştirilir. Metinlerarasılık. Fenomenoloji. Örneğin A. Oysa onlar. Etnometodoloji ve Hermeneutik’ten derin izler taşır. Birçok zaman çelişki içindedirler. umutların boşa çıkmasının gerginliği içindeki bilim insanlarının bir kurgusu olarak görülür. 7. işsiz ve umutsuzların görüşü olduğu ileri sürülür. 5. her şeyin göreceli olduğunu kabul etmesi. anlamsızlaştırma ya da bozuma uğratma yerine olgu ya da eylemi anlama ve yorumlama peşinde bir bilimdir. 2. modernizmin sonunun gelmeyip. Yapısöküm konusundaki ısrarları ile sosyolojiye meydan okur. Tüm yenilik iddialarına rağmen önceki birçok düşünceden örneğin Nihilizm. bütün yerine parçayı önemserler. Marksizm. Sadece bugün ve burada olan ile ilgilenmesi. genellemeleri reddetmesi sosyologların bazılarına cazip gelse de önemli çoğunluğuna son derece sınırlama getirici bir görüş gibi görünmektedir. Son bir nokta ise. akıl ve ahlaki evrensellerin reddi konusunda Nietzsche ve Heidegger vurgusu onları zayıflatır. Hakikat. artık fazla anlam ifade etmez hale gelmeye başlamıştır. . Ekonomik sıkıntı içindeki bilim insanlarının kendi iç değişimlerini de bir ölçüde yansıttığı.

bu konu son derece tartışmalıdır. Aile içindeki geleneksel işbölümü kadının çalışmasının en büyük engelidir. her ikisi arasında büyük benzerlikler olmasından kaynaklanır. Postmodern eleştiriler psikoloji ve iktisat dışındaki alanlarda. Marksist Feminizm hem Feminist hem de Marksist görüşlerin bir karışımıdır. Kamusal ve özel alan kavramlarını özellikle vurgulayan sosyalist feministler. kadının özgürleşmesi ve kurtuluşu ancak sosyalizm ile mümkündür. şehir planlama olmak üzere bazı alanlarda daha fazla etkili olmuştur. seçimler. Modernizmi “yapısöküme” uğratma (deconstruction) çabası bile moderniteden beklentilerini bulamayanlara başlı başına ilgi kaynağı olmaktadır. davranışlar. Kelime olarak anlamı ise. kadın rollerini doğal ve karma olarak görerek aile aracılığıyla kültürel olarak aktarılmasına yardımcı olmak demektir. radikal feministlerden farklı olarak ataerkillik yerine kapitalizm vurgusuyla dikkat çekerler.82 Ünite 5 Özet Klasik sosyolojik yaklaşımlara temel eleştirilerden biri Feminizmden diğeri ise Postmodernizmden gelmektedir. kadını özgürleştiriyor gibi görünürken. Liberal ve Sosyalist Feminizmdir. Radikal feministler. Kapitalizm. Onlar için kamusal alanda çalışmak çok önemlidir. Radikal. Kapitalizmin gelişmesi ve yeterli istihdam olanağının sağlanması ile aile dönüşüme uğrayacaktır. örneğin. Ona duyulan ilginin temel kaynağı modernizmi reddetmesi. kadını ikincil ve zayıf cins olarak görerek ev işi ve çocuk yetiştirme rolüne indirger. aslında bunun tam aksini yaptığı için. aile yaşamında eşitlik ve son olarak sosyal hayatta eşitlik sağlanmalıdır. amaçlar. modernizmin ve yapısalcılığın sonu demektir. Ataerkil ideoloji. başta sosyoloji. coğrafya. alternatif söylemler ve anlam üzerinde odaklanır. onu yetersiz bulması ve modernite dışında kendini kurmaya çalışmasıdır. Liberal feminizmin iki temel savından biri “erkekle eşitlik”. Feminist Yaklaşım içinde en önemlileri Marksist. hukuk. Onlar sosyalist ve radikal feministlerin aileyi köklü biçimde dönüştürme taleplerine eleştirel bakarlar. Feministler erkek egemenliğini. Genel olarak sosyal bilimlerde. kapitalizmin bir sonucu veya özel mülkiyeti koruyan kapitalizmin yol açtığı bir durum olarak görürlerse de. Onlara göre kapitalizm kadını “özel”. Çalışma yaşamında eşitlik. diğeri ise “kadının özgürlüğü” dür. erkeği de “kamusal alana” yerleştirmiştir. ataerkilliği kültürün bir sonucu olarak görürler. Postmodern bir çalışma daha çok. Çoğu zaman da birbirleri yerine kullanılırlar. Ataerkillik demek. Postyapısalcılık ile oldukça yakın eleştiriler getirmeleri ise. özel olarak sosyolojide bugün en büyük eleştiri postmodernizmden gelmektedir. . tutumlar ve kişilik üzerinde değil.

genellemeleri reddetmesi sosyologların bazılarına cazip gelse de. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 83 Sadece bugün ve burada olan ile ilgilenmesi. önemli çoğunluğuna son derece sınırlama getirici bir görüş gibi görünmektedir. her şeyin göreceli olduğunu kabul etmesi. .

b. Postmodernizmin sosyolojiyi eleştirmesinin temel sebebi nedir? a. Hiçbiri 4. Sosyolojinin modern bir bilim olması b. Postmodernizm hangi yolla metinleri inceler? a. Kapsamlı kuramları reddetmek b. Kapitalizm d. Aşağıdakilerden hangisi feminist yaklaşımlar içinde yer alır? a. c. Hepsi e. d. Küreselleşme e. Sosyolojinin toplumsal olgularla ilgilenmesi c. Akla güvenmemek d. Ataerkillik b. Sosyolojinin erkek egemen bir söylemin etkisinde kalması d. Hepsi 6. Marksist feministler b. Liberal feministler c. Hepsi 3. Modernizmi reddetmek c. Yaz boz c. Yapısöküm b. Marksist feminizm Sosyalist feminizm Radikal feminizm Liberal feminizm Hepsi 2. Sosyolojini kesin sonuçlar içermemesi e. Kodlama e. Sosyalist feministler en fazla ne üzerinde durur? a. Hepsi 5. Şimdi ve burada olanla ilgilenmek e. Şifreleme d. Anaerkillik c. Aileyi köklü bir biçimde değiştirmeye karşı olanlar kimlerdir? a.84 Ünite 5 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Sosyolojinin bir diğer sosyal bilimlerle arasının tam olarak ayrışmamış olması . e. Aşağıdakilerden hangisi postmodernizm için önemlidir? a. Sosyalist feministler d.

Türkiye’de Sosyoloji . Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme 10. 8. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar SOSYOLOJİ 3. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 7. 5. 4. 2. 6 Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 9.1.

> Postmodern Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir. > Yorumlayıcı Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir. • Araştırma tipleri hakkında bilgi verilecektir. > Feminist Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir.86 Ünite 6 Ünitede Ele Al›nan Konular • Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımlar > Pozitivist Yaklaşım > Yorumlayıcı Yaklaşım > Eleştirel Yaklaşım > Feminist Yaklaşım > Postmodern Yaklaşım • Araştırma Tipleri • Araştırma Teknikleri Ünite Hakk›nda • Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımların neler olduğu gösterilecektir. . > Eleştirel Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir. • Araştırma teknikleri karşılaştırılacaktır. > Pozitivist Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir.

> Pozitivist Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. > Eleştirel Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Araştırma tiplerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. > Yorumlayıcı Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 87 Ö¤renme Hedefleri • Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımların neler olduğunu öğreneceksiniz. olanak ve sınırlarını tartışınız. • Araştırma tekniklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Farklı Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımlar bulunmasının nedenlerini araştırınız. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. • Eleştirel Yaklaşım hangi noktalarda diğer yaklaşımlardan köklü bir ayrılığı temsil eder ve haklılık payı nedir? Tartışınız. • Sosyolojide Postmodern Yaklaşım ile araştırma yapmanın • Araştırma tipleri ve araştırma tekniklerinin birbirine karıştırılması konusunda örnekler veriniz. nedir? Tartışınız. > Feminist Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Araştırma Teknikleri arasındaki farkların temelinde yatan . • Feminist Yaklaşımdan hareketle yapılan araştırmaların diğerlerinden temelde ayrıldıkları noktaları eleştiriniz. • Pozitivist Yaklaşımın temel ilkelerini sıralayınız • Yorumlayıcı Yaklaşım ile Pozitivist Yaklaşımı karşılaştırınız. > Postmodern Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz.

hatta yöntem ve yöntembilimin/metodolojinin sosyal bilimlerin en hassas alanı olduğu söylenebilir. “toplumsal gerçekliğin doğası”. 1994) kavramlaştırılan sınıflamalardır. Araştırma tipleri ise. Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımlar Genel olarak sosyal bilimlerde. “kuramın ne olduğu” ve “doğru olan bir açıklama”. Örneğin birçok araştırma tekniğine yöntem denildiğine sıkça rastlanır. Bunun arkasında yatan temel sebeplerden biri metodolojik yaklaşımlar arasındaki farklardır. Ancak tümdengelim (dedüksiyon) ve tümevarım (endüksiyon) gibi mantıksal çıkarsama (logical reasoning) yollarının da tek başına yöntem olma özelliği yoktur. Yöntem denilince. Araştırma boyutları ya da tipleri ile araştırma tekniklerini de birbiriyle karıştırmamak gerekir. araştırma tekniklerine rahatlıkla araştırma yöntemleri diyebilirler. Ayrıca araştırmalarda hem tümdengelim hem de tümevarımın birlikte yapıldığını da bilmek gerekir. Yöntem konusuna çoğulcu yaklaşanlar ise. “insanoğlunun doğası”.88 Ünite 6 Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Ayrıca alanın temel kavramlarının çoğu kez birbiri yerine kullanıldığı görülür. Yöntem. . sosyal araştırmanın boyutları olarak da (Neuman. özel olarak sosyolojide kullanılan çok sayıda araştırma tipi ve tekniğinden söz etmek mümkündür. araştırma teknikleri kavramlarının sosyal bilimler söz konusu olduğunda son derece detaylı tartışmalara konu olduğu. bilimsel bir araştırmada izlenecek adımlar ve zihinsel tutumlar anlaşılmalıdır. Bu. “iyi bir kanıtın ne olduğu” ve araştırmalarda “değerlerin yeri” olarak sekiz temel başlık altında özelliklerine yer verilmiştir. Yorumlayıcı ve Eleştirel Metodolojik Yaklaşımlar hakkında kısa verilmiştir. Aslında son yıllarda metodolojik yaklaşımlara Feminizm ve Postmodernizm de eklendiğinden onların da “araştırma nedeni”. Bu kitabın sınırları içinde şu noktanın açıklığa kavuşturulmasında yarar vardır: Yöntem ve araştırma tip ve teknikleri aynı şeyler değildir. genellikle bu zihinsel işlemlerin tümüne verilen ad olarak kabul edilir. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Genel olarak bilim. Bu nedenle araştırma tipleri hakkında yapılan sınıflamalardan örnekler vererek konunun daha iyi anlaşılmasına çalışılmıştır. “sağduyunun rolü”. Bu nedenle öncelikle Pozitivizm. aslında yöntem konusunda monist/tekçi bir anlayışın yansımasıdır. yöntem/metot.

Değerlerin bilimde yeri yoktur. İnsanoğlunun Doğası 4. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. gözlenebilen ve ölçülebilen olguları analiz ederler. Yorumlayıcılık. Ancak değerler bir konu olarak seçilip incelenebilirler (Valuefree) 2. İyi Bir Kanıt Nedir? 8. Diğerleri tarafından tekrarlanabilecek. Araştırma Nedeni POZİTİVİZM (Emile Durkheim) İnsanların olayları öngörebilmeleri ve denetleyebilmeleri için doğal yasaların bulunması. Sağduyunun Rolü 5. Bilimden daha az değerli ve açıkça farklı olan bir form. Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. daha çok doğa bilimlerine öykünerek indirgemeci bir yaklaşım sergilerken. sosyal ve beşeri bilimlerin kendine özgü özel- . Bilim değerlerden arınıktır. Birbiriyle ilişkili tanımlar. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 89 Özellikler 1.1994) Pozitivizm. Dışsal Faktörler tarafından belirlenmiş/ biçimlenmiş rasyonel ve benmerkezli bireyler. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. Yasalara mantıksal olarak bağlı olan ve olgulara dayanandır. Onlar daima ampirik bilginin üstün olduğunu savunurlar. Pozitivist Yaklaşım (Neuman. Düzenli kalıplar veya keşfedilebilecek bir düzen. Değerin Yeri Nedir? Tablo 1. Toplumsal Gerçekliğin Doğası 3. Gözlenebilen olguların ardında yatan anlamlarla fazlaca ilgilenmez. kesin gözlemlere dayalı. insan zekâsının bu gözlenemeyen ve gizli olan anlamları kavrama kapasitesine güvensizliğidir. aksiyomlar ve yasaların mantıksal. tümdengelimsel (dedüktif) sistemi. Pozitivist ve Yorumlayıcı yaklaşımların karşılaştırılan sekiz alanda da birbirinden çok farklı kutuplarda konumlandıkları açıktır. Bunun temel nedeni. Sonuç olarak pozitivizmi benimseyen sosyologlar da. sadece gözlenebilir olanların seçilerek analiz edilmesini hedefler. Pozitivizm. nesnel olandır. epistemolojik/bilgi kuramsal olarak bilginin kaynağının “ampirizm” olduğunu ve dolayısıyla.

Değerin yeri Nedir? Tablo 2. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. betimlemek ve “yorumlamak” esastır. 4. Yorumlayıcı Yaklaşım (Neuman. 1994) Eleştirel Yaklaşımın hedefi düzeni değiştirmektir. Nesnellik aramaktan vazgeçilmesi diğer ortak yönleridir. İnsan ve topluma yönelik araştırmalarda yasa bağımlı “açıklamalar” yerine. onların anteni olmak. Akışkan toplumsal etkileşimler çerçevesine konulan veya oturtulandır. Üzerinde çalışma yapılanların ses ve duygularını doğru aksettirme. İnsanoğlunun Doğası Hem anlamı yaratan sosyal varlıklar hem de yaşamlarını sürekli anlamlandıran varlıklar. 3. Ancak farklı değerler olabilir. İyi Bir Kanıt Nedir? 8. 2. Değerler.90 Ünite 6 liklerini ön planda tutar. Hiçbir grubun değeri yanlış değildir. Toplumsal Gerçekliğin İnsan etkileşimi tarafından yaratılan Doğası ortamın akışkan veya sabit/kalıcı olmayan tanımları. toplumsal yaşamın onunla bütünleşmiş bir parçasıdır. Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. toplumsal eylemi “anlamak”. Sağduyunun Rolü 5. güçlü gündelik teoriler. Bu nedenle aktivist bir tavır benimser. Sıradan insanlar tarafından kullanılan. Bazı yönlerden Feminist araştırmalarla örtüşür. Bir grubun anlam sisteminin nasıl meydana geldiği ve sürdürüldüğüne ilişkin tanımlama. Özellikler 1. Araştırma nedeni YORUMLAYICILIK (Max Weber) Önemli toplumsal eylemleri anlamak ve betimlemek. .

Tablo 3. İnsanoğlunun Doğası 4. Çünkü çoğu zaman bireyler içinde yaşadıkları düzendeki güç ve bağımlılık ilişkilerini sorgulamadan yaşarlar. İyi Bir Kanıt Nedir? 8. Tüm bilim değerle başlamalıdır (aktivisttir). Araştırma Nedeni 2. sahip oldukları yaratıcı potansiyelleri gerçekleşmeyen bireyler. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. 1994) Eleştirel yaklaşım gerçek üstü söylemlerle uyuşturulmuş toplum bireylerini güçlendirerek mevcut sisteme başkaldırmalarını hedefler. Onun amacı bilimsellik sınırlarını zorlayarak toplumsal değişmeyi sağlamak ve bunun için de bireyleri bilgilendirerek sarsmaktır. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Marks ve S. İnsanların dünyayı değiştirmek için gereksinme duydukları araçları sağlar. Gerçek koşulları ortaya koyan ve insanların daha iyi yaşamalarına yardım eden bir eleştiri. Hayalleri ve hataları. Sağduyunun Rolü 5. Değerlerin bazıları doğru bazıları yanlıştır. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 91 Özellikler 1. Çatışma dolu gizli yapılar tarafından yönetilen İstismar edilerek hayaller peşinde tuzağa düşürülmüş. toplumu kökten değiştirmek üzere insanları güçlendirmek. Ancak temelde modernizmi reddetmezler. Değerin Yeri Nedir? ELEŞTİREL (K. yanılsamaları ortaya koyan kuram tarafından bilgilendirilmedir. . Freud) Efsane/mitleri yıkmak. Eleştirel Yaklaşım (Neuman. Nesnel koşullar ve güç dağılımını gizleyen sahte/yanlış inanç. Toplumsal Gerçekliğin Doğası 3. Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7.

çoğunlukla görülemeyen güçler tarafından tuzağa düşürülmüş potansiyeli kavranmamış cinsiyete dayalı varlık. Feminist Yaklaşım (Neuman. epistemolojik olarak kadının öznel algılarını bilginin kaynağı olarak görür. Sağduyunun Rolü 5. 2003) Gerek Feminist ve gerekse postmodern yaklaşımlar sosyolojiye radikal eleştiriler getirirler. İyi Bir Kanıt Nedir? 8. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6.92 Ünite 6 Özellikler 1. Çatışma yüklü. efsaneleri yıkmak ve insanları güçlendirmek. İnsanoğlunun Doğası 4. ‘ötekilerin’ değerlerini ve eşitliğini arttırmak. Gücü ve nesnel durumları gizleyen sahte inançlar İnsanlara dünyayı daha iyi görebilme yolu sağlayan.Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. 2. insanları baskı altında tutan güç ilişkileriyle sarmalanmıştır. . Değerin Yeri Nedir? Araştırma için değerler esastır ve feminist olanları açıkça tercih edilir. Feminizm. Bu yüzden literatürde “feminist metodoloji” kavramı artık kullanılmaya başlamıştır. Tablo 4. Yaratıcı. gerçek durumları açıklayan eleştiri İnsanları baskıcı ilişkilerden kurtarmaya yardım eden araçları ve fikirleri destekler. Toplumsal Gerçekliğin Doğası 3. Hayal ve hataları ortaya çıkaran kuramla biçimlendirilmiştir.Araştırma Nedeni FEMİNİST Mitleri.

Postmodern Yaklaşım (Neuman. kullanım alanına. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. Yaratıcı. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 93 Özellikler 1. bilgi toplama tekniklerine. Kabul edenler için tüm açıklamalar doğrudur. Diğerlerini oyalayan. 2003) Postmodernizm. Sağduyunun Rolü POSTMODERNİZM Öznelliği ifade etmek. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. Sosyal gerçekliğin mahiyeti bilimsel ve teknokratik tümevarımcı biçimlerden üstündür. şoke eden veya harekete geçiren tiyatro benzeri veya sanatsal çalışmanın anlatımı ya da ifadesidir. Tablo 5. farklı değildir. 5. Daha doğru olan bir açıklama yoktur. Ayrıca bütün değerler eşit konumdadır. yapıldıkları yerlere. yanıt verdikleri sorulara ve aktif veya pasif katılıma göre sınıflamak mümkündür. İnsanoğlunun Doğası 4. İnsanların iç dünyalarında ve duygularında yankısını bulan estetik özelliklere sahiptir. insanları harekete geçirmektir Gerçek bir örüntü/kalıp veya ana plan olmaksızın kaotik ve akışkandır. Toplumsal Gerçekliğin Doğası 3. Araştırma Tipleri / Boyutları Araştırma tiplerini çeşitli ölçütlere göre sınıflamak örneğin araştırmanın amacına. Değerin Yeri Nedir? Değerler araştırmanın ayrılmaz parçasıdır. zaman boyutuna. modernite eleştirilerindeki aşırılığını her alanda olduğu gibi bu alanda da sergiler. . Ancak modernitenin bilim insanları ve geniş kitleler üzerindeki olumsuz etkilerini temsil eden içeriği yüzünden giderek yaygınlaşmaktadır. potansiyeli kavranmamış dinamik varlık. Daha çok kültür ve sanat alanında yapılacak çalışmalarda kullanılabilir olduğu göz ardı edilmemelidir. Araştırma Nedeni 2. İyi Bir Kanıt Nedir? 8.

bu tip bir araştırma ile durum anlaşılmaya çalışılır. Bir kuramın doğruluğunu test etmede. Bir grubun kusursuz/düzgün bir profilini elde etmek için yapılır. ek araştırma yapma olasılık ve uygunluğunu belirlemek. Ethnometodolojik araştırmalar keşfedicidir. Betimsel (Descriptive) Araştırmalar İlişki. araştırma sonuçlarının kullanımına bağlı olduğu araştırmalardır. birbiriyle yarışan açıklamalardan hangisinin en uygun olduğunu belirlemede. Daha önce çok sayıda betimsel araştırma yapılması halinde neden-sonuç ilişkilerine daha fazla ulaşılabilir. En fazla kullanılan araştırma tipidir. Araştırma sonuçlarının bilimsel dergilerde yayınlanması ve akranların tepkilerinin alınmasıyla başarı değerlendirilir. Nicel/sayısal ilişkilerle veya sözel/nitel verilerle durum betimlenir. standartlar ve başarı değerlendirmesinin. Araştırma ile ilgili kararı diğer sosyologlar verir. yeni bir kuram oluşturmada veya mevcut kuramların alanını genişletmede yararlanılır. Temel ilgi araştırmanın içsel tutarlılığı üzerinde yoğunlaşır. Kullanım alanına göre araştırma tipleri İki önemli başlık altında toplanmaları mümkündür: Temel (Basic) Araştırmalar Kurama katkı amacına yönelik olarak yapılırlar.94 Ünite 6 Amacına göre araştırma tipleri Bu konuda üç tip araştırmadan söz edilebilir: Keşfedici (Exploratory) Araştırmalar Bir konu ve problem alanında hiçbir şey bilinmiyorsa. Bilim ve bilim insanlarının en yüksek standartları gözetilerek yapılır. Araştırma içsel bir tatmin sağlar. ayakları yere basan bir resim geliştirmekte yararlıdır. Bir konu hakkında yeni bilgiler toplamak. Etrafta neler olup bittiği hakkında derli toplu. Uygulamalı (Applied) Araştırmalar Bilimsel özen. Çoğu zaman araştırmayı talep edenler tarafından kaynak sağlanarak yürütülürler. Ancak sosyal bilimlerde çok yaygın olarak uygulanması mümkün değildir. geçici kuramsal bağlantılar geliştirmek. Araştırma problemi büyük bir özgürlük içinde seçilir. Çeşitli fikirler ortaya atmak. . Açıklamaları desteklemek ve çürütmek için kanıt sağlamak amacıyla da yapılabilir. aşama Açıklayıcı (Explenatory) Araştırmalar Neden-sonuç ilişkilerinin ortaya konmasını hedefler. mekanizma ve süreci betimlemeye yarar. sorular formüle etmek üzere yapılır.

Burada da üç tip araştırmadan söz edilebilir: Kesitsel (Cross sectional) Araştırmalar Dört yıl beklemek yerine halen ilk ve son sınıfta okuyan öğrencilerin karşılaştırması gibi. Bilgi Toplama Tekniklerine Göre Araştırmalar Araştırmalar sürekli bilgiler toplanarak ve analiz edilerek yapıldığından böyle bir sınıflama da yapılmış bulunmaktadır. daha dar ölçekte sosyal sorunlara çözüm önerileri geliştirmek amacıyla yapılırlar. Bilgi toplama tekniklerine göre araştırmalar en genel anlamda ikiye ayrılırlar: Nicel (Quantitative) Araştırmalar Deney (experiment). ayrımcılık ve suçluluk gibi sosyal koşulların. • Etki Değerlendirmesi (Impact Assessment): Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporları bu türe girer. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. mevcut istatistikler nicel araştırma teknikleridir. Vak’a İncelemesi (Case Study) Bir birimi derinliğine incelerken de zaman boyutunda değişmelere bakılabilir. Bu tip araştırmalar da aslında üç alt başlık altında incelenebilirler: • Eylem Yönelimli (Action Oriented) : Kadın. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 95 Ancak çoğu zaman kaynak sağlanmadan da. stres. hizmet veya teknoloji etkilerinin değerlendirilmesidir. Eğitim ve sosyal hizmetlerin. yoksullaşma gibi ekonomik etkilerin. Olaylar ve etkileri belirli dönemler aylar veya yıllar boyunca izlenir. Zaman Boyutunda Araştırma Tipleri Araştırmaların bazıları. Nicel araştırmalarda eğer amaçlar hipotezler halinde yazılmış ise. korku. • Değerlendirme Araştırması (Evaluation Research): Yeni eğitim modeli. sağlık çıktılarının ve psikolojik iyilik. çevre kirliliğinin. Boylamasına (Longitudinal) Araştırmalar Panel veya takip araştırmaları da denir. kav- . karşılaştırma yapmak için zaman boyutunu kullanır. kendine saygıda değişmelerin araştırıldığı değerlendirme çalışmalarıdır. demografik/nüfus hareketlerinin. içerik analizi (content analysis). Son yıllarda Sosyal Etki Değerlendirmesi (SED) Raporları da artık giderek yaygınlaşmaktadır. Tarama denilen surveylerde anket ve mülakatlar kullanılır. çevre gibi toplumda değişme yaratmaya yönelik araştırmalardır. bunların test edilmesi. iş kaybı. tarama (survey).

En fazla psikolojik temelli sosyal araştırmalarda kullanılır. odak grup çalışmaları böyledir. bilgilerin bu ölçeklerle sayısal olarak toplanması. Aktif veya Pasif Olarak Yapıldıklarına Göre Araştırmalar • Birinci Elden Veri Toplanan Araştırmalar (Reactive Research): Tüm yüz yüze yapılan görüşmeler. . nedensel/kozal olan veya olmayanın birlikte kabulü. • Laboratuvar Araştırması: Sosyal bilimlerde çok az yapılabilir. Yanıtladıkları Sorulara Göre Araştırmalar Genel olarak araştırma sorulara yanıt arama süreci olduğundan. sorulan sorulara göre de sınıflanabilirler: • Nedir? Betimsel araştırmalar bu türdendir. araştırma süreçlerinin aşırı özgül oluşu ve buna bağlı olarak tekrarlanamazlığı. • Nasıl? Deneysel araştırmalar. açıklama amacına yönelik olarak yapılırlar. gelir vb. verilerin analizinde istatistikler. bilginin ampirik ve deneysel olmadığı ya da aşkın/transandantal olduğu savunulur. Nitel (Qualitative) Araştırmalar Göstergebilim (semiotics). Aslında “Pozitivist” epistemolojiye uygun olarak yapıldıklarını bilmek gerekir. grafikler kullanılması yüzünden bu tür araştırmalar “teknokratik” olarak değerlendirilir. derin yorumsama (hermeneutics). Bu nedenle “Yorumlayıcı” (interpretive) sosyoloji olarak da adlandırılırlar. odak grup çalışmaları (focus group studies). Araştırmacının bilgilerin içine dalarak ona nüfuz etmesi. Yapıldıkları Yerlere Göre Araştırmalar Araştırmalar yapıldıkları yere göre üçe ayrılırlar: • Kitaplık /Kütüphane Araştırması: Kitap. öznel anlamı yakalaması ve keşfetmesi. değişkenlere (variable) dönüştürülmesi.96 Ünite 6 ramların yaş. bilgilerin sayılar yerine kelimeler kullanılarak betimlenmesi. • Ne idi? Tarihsel karşılaştırmalı araştırmalardır. tümevarımsal çıkarsama. kuramın tümdengelimsel ve nedensel (causal) olması araştırma süreçlerinin tümüyle standartlaştırılarak tekrar edilebilir hale getirilmiş olması. bilgi toplamada bazı nesnel ölçekler geliştirilerek kullanılması. şekiller. alan araştırması (field research) ve etnometodoloji (ethnomethodology) en önemli nitel araştırma teknikleridir. eğitim. belge ve dergiler incelenir. • Alan /Saha Araştırması: Sosyal bilimlerin laboratuvarı alandır.

bunlar sosyolojide de yaygın olarak kullanılırlar. seçenekler seçenekler belirlenmiş: belirlenmemiş: Görüşme Cetveli Görüşme Kılavuzu ile) ile) Soru Cetveli (Sorular açık uçlu) (Questionnaire) Soru Cetveli (Sorular kapalı uçlu) Grup Tipi ve Posta ile Anket Tekniği Sözel Yazılı ve sözlü Tablo 6. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 97 • İkinci Elden Veriye Dayanan Araştırmalar (Non-reactive Research): Önceden yapılmış başka araştırmaların analizi olarak “meta-analiz”. Örneğin grup mülakatına benzer olarak düzenlenen odak grup çalışmaları gibi. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 1969) . (sorular açık uçlu. Araştırma Teknikleri Sosyal araştırmalarda çok sayıda bilgi toplama tekniğinden yararlanılır. Örneğin yer taşları gibi eşyaların aşınması. İnformel Düzen Katılarak Gözlem (Yalınç ve Denetimsiz) Karşılıklı Konuşma (kaynak kişilerle görüşme) Mektuplar Biyografiler Makaleler Formel Fakat Yapılaşmamış (Unstructured) Sistematik Gözlem (Denetimli Gözlem) Formel Fakat Yapılaşmış (Structured) Deneysel Teknikler (Experimental) Yanıtlar Sözel olmayan Mülakat Tekniği Mülakat Tekniği (sorular kapalı uçlu. fakat yapılaşmamış olarak değerlendirilmesi mümkündür. Bu tekniğin formel. resim ve belge gibi “dokümanlar” veya geriye kalan “artıklar ya da izlere” bakılarak yapılan araştırmalar. Bu tekniklerin katılarak gözlem gibi bazıları antropologlar tarafından. “mevcut istatistikler”. “içerik analizi”. anket ve mülakatlar ise sosyal psikologlar tarafından geliştirilmiş olsalar da. Araştırmalarda Temel Bilgi Toplama Teknikleri (Galtung. Ayrıca tabloda gösterilmeyen birçok araştırma tekniği daha bulunmaktadır. tüketilen içeceklerin çöpe atılmış şişeleri veya tamire bırakılan arabalardaki radyo programlarına bakılarak tüketici analizleri yapılmasıdır.

Mülakatlar yüz yüze yapılan görüşmelerdir. görüşülenlerin eğitim düzeyi. Soruların açık uçlu ve kapalı uçlu (seçenekli) olmasında. birden fazla araştırma tekniğini araştırmalarının değişik aşamalarında kullanabilir. yüz yüze görüşme veya posta ile gönderilmesinde araştırma probleminin niteliği. katılımcıların kendi başlarına sorulara yanıt verdiği durumlardır. . ancak tutarlılık içinde uygulanmasına “sacayağı” denilir. Bu türlü birden fazla tekniğin birlikte. Posta veya grup tipi olabilir.98 Ünite 6 Çoğu zaman anket ve mülakat kavramları birbiri yerine hatalı olarak kullanılmaktadır. ulaşılabilirlik gibi daha pek çok faktör rol oynar. Sorular mülakatçı tarafından sorulur. Araştırmacılar. temel olarak seçtikleri yaklaşımlarla epistemolojik ve ontolojik olarak tutarlı olacak şekilde araştırma tekniklerini seçerek bilgi toplarken. Anket ise. Örneğin önce açık uçlu sorularla mülakat yaparak pilot çalışmasını tamamlar ve daha sonra kapalı uçlu sorularını oluşturarak grup tipi anket ile bilgi toplar.

kullanım alanına. çok sayıda bilgi toplama tekniğinden yararlanılır. anket ve mülakatlar ise sosyal psikologlar tarafından geliştirilmiş olsalar da. “insanoğlunun doğası”. “sağduyunun rolü”. daha çok doğa bilimlerine öykünerek indirgemeci bir yaklaşım sergilerken. Araştırma tiplerini çok çeşitli ölçütlere göre sınıflamak. Ayrıca grup mülakatına benzer olarak düzenlenen odak grup çalışmaları da bulunmaktadır ve bu tekniğin formel fakat yapılaşmamış olarak değerlendirilmesi mümkündür. yanıt verdikleri sorulara ve aktif veya pasif katılıma göre sınıflamak mümkündür. karşılaştırılan sekiz alanda da birbirinden çok farklı kutuplarda konumlandıkları açıktır. yapıldıkları yerlere. Aslında son yıllarda metodolojik yaklaşımlara Feminizm ve Postmodernizm de eklendiğinden onların da “araştırma nedeni”. Sosyal araştırmalarda. “toplumsal gerçekliğin doğası”. zaman boyutuna. . Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 99 Özet Genel olarak sosyal bilimlerde özel olarak sosyolojide kullanılan çok sayıda araştırma tipi ve tekniğinden söz etmek mümkündür. betimlemek ve “yorumlamak” esastır. “kuramın ne olduğu” ve “doğru olan bir açıklama”. İnsan ve topluma yönelik araştırmalarda yasa bağımlı “açıklamalar” yerine. Bu tekniklerin katılarak gözlem gibi bazıları antropologlar tarafından. Yorumlayıcılık. Bu duruma yol açan yatan temel sebeplerden biri metodolojik yaklaşımlar arasındaki farklardır. sosyal ve beşeri bilimlerin kendine özgü özelliklerini ön planda tutar. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. örneğin araştırmanın amacına. Pozitivist ve Yorumlayıcı yaklaşımların. “iyi bir kanıtın ne olduğu” ve araştırmalarda “değerlerin yeri” olarak sekiz temel başlık altında özelliklerine de kısaca değinilmiştir. Pozitivizm. Yorumlayıcı ve Eleştirel Metodolojik Yaklaşımlar hakkında kısa bilgi verilmiştir. bunlar sosyolojide de yaygın olarak kullanılırlar. toplumsal eylemi “anlamak”. bilgi toplama tekniklerine. Bu nedenle öncelikle Pozitivizm.

Toplumu korumak b. Dışsal faktörleri araştırmak d. Araştırmalar hangi ölçütler kullanılarak tiplere ayrılırlar? a.100 Ünite 6 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1 Pozitivizm temelde aşağıdaki özelliklerden hangisiyle bağdaşır? a. Bilgi toplama teknikleri e. Hepsi e. Amaçlar b. Hepsi . Zaman boyutu d. Emik yaklaşma c. Muhafazakâr d. Hiçbiri 3. Hiçbiri 5. Feminist ve Post modernist yaklaşımlar sosyolojiyi nasıl görürler? a. Kullanım alanı c. İlerici e. Yorumlayıcı Yaklaşım aşağıdaki özelliklerden hangisiyle bağdaşmaz? a. Anlama b. Betimleme d. Açıklama c. Toplumu yıkmak d. Yenilikçi b. Eleştirel Yaklaşımın temel amacı nedir? a. Yorum yapma e. Yoplumu değiştirmek c. Hepsi e. İçe bakışlı anlama b. Hiçbiri 4. Hiçbiri 2. Değişimci c.

6. 7 Araştırma Süreci 8. 5. 4. 9. Türkiye’de Sosyoloji . 2. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri SOSYOLOJİ 3. Sivil Toplum Küreselleşme 10. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar.1.

• Araştırma Amaçlarının nasıl belirlendiği incelenecektir. • Araştırmanın Sınırlılıklarının nasıl ortaya konduğu gösterilecektir. • Araştırmanın Öneminin nasıl belirlendiği incelenecektir. • Araştırmanın Yöntemi hakkında nasıl bilgi verildiği incelenecektir. . • Araştırmanın Yaklaşım ve Sayıltılarının önemi gösterilecektir. • Araştırmanın Kaynakçasının nasıl yazıldığı gösterilecektir. • Araştırma Probleminin nasıl tanımlandığı gösterilecektir. • Araştırmanın Süre ve Maliyetinin nasıl hesaplandığı incelenecektir.102 Ünite 7 Ünitede Ele Al›nan Konular Sosyal araştırmaların adımları • Araştırma Problemi • Araştırma Amaçları • Araştırmanın Önemi • Araştırmanın Sınırlılıkları • Araştırmanın Yaklaşım ve Sayıltıları • Araştırmanın Yöntemi • Araştırmanın Süre ve Maliyeti • Araştırmanın Kaynakçası Ünite Hakk›nda • Araştırmanın adımlarının neler olduğu gösterilecektir.

• Belirlediğiniz problemi temel alan bir araştırmanın • Yapacağınız araştırmanın dayanacağı kuramsal yaklaşımı belirledikten sonra sayıltılarınızı yazmaya çalışınız. • Araştırmanızın maliyet ve süresi hakkında öngörülerde bulununuz. Üniteyi Çal›ş›rken • Bir araştırma problemi belirledikten sonra. onu zihinsel ve mekanik faaliyetlerde bulunarak tanımlamaya çalışınız. • Araştırmanın Yöntemi hakkında nasıl bilgi verildiğini öğreneceksiniz. • Araştırma Probleminin nasıl tanımladığını öğreneceksiniz. . • Araştırma Amaçlarının nasıl belirlendiğini öğreneceksiniz. amacını. • Seçtiğiniz kuramsal yaklaşımla uyumlu araştırma tekniklerinin neler olabileceğini tasarlayınız. önemini.. • Kaynakçanızı APA sistemine göre yazmaya çalışınız. • Araştırmanın Sınırlılıklarının nasıl ortaya konduğunu öğreneceksiniz. • Araştırmanın Yaklaşım ve Sayıltılarının önemini öğreneceksiniz. Araştırma Süreci 103 Ö¤renme Hedefleri • Araştırmanın adımlarının neler olduğunu öğreneceksiniz. • Araştırmanın Öneminin nasıl belirlendiğini öğreneceksiniz. • Araştırmanın Süre ve Maliyetinin nasıl hesaplandığını öğreneceksiniz. • Araştırmanın Kaynakçasının nasıl yazıldığını öğreneceksiniz. sınırlılıklarını yazmaya çalışınız..

Araştırma doğrusal (linear) adımlarla gerçekleşmez. Bazı araştırmalarda. araştırma titizlikle tamamlandıktan sonra raporun “Giriş” adı verilen birinci bölümünde yer alır. öneriler ayrı olarak da verilebildiği gibi öneri yazılmayan araştırmalara da rastlanabilir. Ayrıca metin içinde okumayı güçleştirecek detaylar.104 Ünite 7 Araştırma Süreci En basit tanımıyla araştırma. haritalar gibi malzemelerin de raporun ekinde verildiği belirtilmelidir. Ancak yine de araştırma sürecinin aşamalarını bilmek gerekir. anket/mülakat formları. soru ve sorunlara yanıt arama sürecidir. • Problem • Amaçlar • Önem • Sınırlılıklar • Yaklaşım ve sayıltılar • Yöntem • Süre ve maliyet • Kaynakça Genel olarak. Bunun bir yaklaşım meselesi olduğunun belirtilmesinde yarar vardır. araştırma önerisinde yer alan söz konusu altbölümler. . Daha sonraki aşamaların da titizlikle yerine getirilmesi gerekir. A. Bir araştırma önerisi hazırlarken aşağıdaki alt bölümler özenle hazırlanmalıdır. Burada önemli olan araştırma sürecindeki her aşamada geriye dönülerek değişikler yapma olanağının bulunmasıdır. Ayrıca “Bulgular ve Tartışma” ile “Sonuç ve Öneriler” olarak iki ayrı bölümün daha hazırlanarak rapor edilmesi gerekir. Einstein’in de belirttiği gibi soru ve sorun (problem) yoksa araştırma da yoktur. Araştırmanın Adımları Bir araştırmanın yapılabilmesi için problemin tanımlanması da yeterli değildir. Çünkü bazı sosyologlar böyle bir görevi üstlenmek istemezler ya da sosyolojiye yüklemezler. Bunun yerine gelgitlerden oluşan bir süreç olarak ilerler.

alana gitmek ve sorunu yaşayanlarla görüşmek. Bu nedenle. Örneğin burada kadınların veya yaşlıların sağlık hizmetlerinden daha düşük yararlanması yönünde bir problem tanımına ulaşmak mümkündür. ekonomik ve sosyal gelişmişlik düzeyi ile ve hatta tıp eğitimiyle bile ilişkisi olduğunu ortaya koymak gerekir. sonra “sınırlamak” ve en nihayet “tanımlamak” tır. Aynı şekilde sağlık bir konu iken. konunun uzmanlarına danışmak. Üçüncü bir aşamada problemi taşıyanları da içeren biçimde tanımlamak gerekir. siyasette kadınların düşük oranda temsil edilmesi bir problemdir. sağlık hizmetlerinin kalitesinin düşüklüğü veya sağlıkta eşitsizlikler birer problemdir. Ancak bu işlemlerin eşzamanlı olarak yürütülmesi gerekir. Ancak sağlık politikalarının siyasetin. Ancak bu zihinsel işlemleri yaparken. sağlığa ayrılan payın düşük olmasının ekonominin ve hekimlerin tutumlarının da eğitimin öncelikli çalışma alanı olduğunu düşünerek. Ancak konu ile problemi birbiriyle karıştırmamak gerekir. Ancak bu da yeterli değildir. sahaya gitmek ve sağlık sosyolojisi çalışan uzmanlarla görüşmek yerinde olacaktır. Örneğin sağlıkta eğitsizlikler probleminin o ülkede uygulanan sağlık politikalarıyla. çığ. Mekanik faaliyetler: Literatürü taramak. 1. sonuçları itibariyle sosyal olmasına rağmen kendileri sosyal olmayabilir. önce bizi rahatsız eden problemi diğer problemlerle bütünleştirmek gerekir. sosyolojik açıdan araştırma problemini “sağlıkta sosyal eşitsizlikler”ile sınırlamak mümkündür. Örneğin deprem. Problemin tanımlanması çok kolay bir iş değildir. 1995): 1. Birinin diğerine önceliği yoktur. Örneğin siyaset bir konu iken. 2. Kişiyi zihinsel. bir yandan da bu alanda yapılmış yerli ve yabancı kaynakları okumak. Sosyal problemler yaşamda tek başına ortaya çıkmazlar. Bu amaçla hem mekanik hem de zihinsel bazı işlemlerde bulunmak gerekir. psikolojik veya fiziksel olarak rahatsız eden her durum problem olabilir. heyelan. Bir sosyal araştırmacıyı rahatsız eden olayların çoğu. Araştırma Süreci 105 Araştırma Problemi İlk aşamada araştırma sorunu/problemi kavramını bilmek gerekir. Zihinsel faaliyetler: Problemi önce “bütünleştirmek”. Sosyal problemleri çalışmanın güçlükleri arasında şunlar sayılabilir (Soraka ve Bryjack. sel gibi birçok olayda kitlesel can .

Toplum düzeyinde sorunlar: Bunlar toplumdan topluma değişen sorunlardır. Ancak belirli bir yere üst geçidin yapılması. Politikacıların ise. Bu nedenle A. sosyoekonomik eşitsizlikler. çevresel tahribat bunların başında gelir. bağımlılık. yeni vergiler demek olacağından politikacıları sosyal problemleri araştırmak için ikna etmek güçtür. Sosyal problemler çoğu zaman olaylar ortaya çıktıktan sonra araştırılmaktadır. Sosyolojinin ilgilendiği tüm problemler aynı düzeyde değildir.106 Ünite 7 kayıpları olmasına rağmen bu olayların kendileri doğal olaylardır. sosyologların sorunları araştırmaları ve çözüm yolları önermelerinin politik destek olmadan fazla bir şey ifade etmemesidir. Kentleşme. Olayların sosyal problem olarak kabul edilmesinde hem nesnel hem de öznel koşullar birlikte rol oynarlar. 1995): 1. Olaylar ortaya çıktıktan sonra sonuçları itibariyle ve ikinci elden verilerle incelenebilmektedir. Bunun temel nedenlerinden biri etik kaygılarla insanları doğrudan etkileyecek deneysel araştırmaların önceden yapılmamasıdır. İnsanlar hastalandıktan veya öldükten sonra geride kalanlarla araştırma yapılabilmektedir. Ayrıca kaynak yaratma. Küresel sorunlar: Dünya çapında bölge ve ülke sorunlarını aşan sorunlardır. her yıl binlerce kişinin hayatının kaybetmesine yol açarak artık bireysel bir sorun olmaktan çıkmıştır. Bu nedenle kestirimler sadece olasılık düzeyinde kalmakta ve ciddiye alınmamaktadır. hastalık ve sağlık bakımı gibi. cinsellik. suç örnek olarak verilebilir. 2. 2. ancak önemli/güçlü bir kişi veya yakınının kaybından sonra mümkün olabilir. 3. Nelerin hangi düzeylerde ele alınacağını bilmek açısından bazı sınıflamaları gözden geçirmekte yarar vardır (Soraka ve Bryjack. Örneğin trafik. sadece nesnel değil bazı öznel ölçütlere bağlı olarak artabilir. nüfus hareketleri ve göçler. Aile ve bireysel düzeyde sorunlar: ailenin çözülmesi. Aynı şekilde çevresel sorunlara ilgi de. Savaş ve çatışma. uzun vadede sonuç alınacak hiçbir yatırıma kolaylıkla girişmedikleri bilinen bir gerçektir. Diğer önemli bir faktör ise. 3. fay veya heyelan hattını yerleşime açan yerel yönetimler veya burada denetimsiz konutlarda oturmak zorunda kalan insanlara yönelik sosyal problemler belirleyerek araştırmak ve toplumu risklerden haberdar ederek hazırlamak mümkündür. Giddens’ın insan ürünü afetler (human-made disasters) kavramına başvurarak. 4. .

5. hem küresel hem de sosyoekonomik eşitsizliklerden çok etkilenen bir sorundur. Örneğin demokrasi veya yabancılaşma için ölçme araçları varsa nesnel bir inceleme yapılabilir. Özgün/orijinal bir sorun mu? Daha önce defalarca araştırılmış problemler de araştırılabilir ancak belirli bir süre geçmesi veya mekân farklılaşması ile karşılaştırma olanağı sağlanması beklenir. Önemli/anlamlı (significant) bir sorun mu? Sonuç olarak araştırmanın bir maliyeti vardır ve harcanan emek. Çünkü sağlık ve hastalık bireysel bir sorun gibi görünse de. Metre olmadan uzunluk ölçülemeyeceği gibi. 2. Araştırmacı riskleri karşılamada alternatif bir plana (B Planı gibi) sahip mi? Öyle problemler vardır ki. 4. Araştırma probleminin araştırmaya değer bulunması. 6. sağlık personeline performansa dayalı ödemeler yapılması. Bu durumda nasıl bir yol izlenebileceğinin önceden düşünülmesi gerekir. araştırma önerisinin en önemli ikinci aşaması amaçların yazılmasıdır. hep IMF gibi küresel aktörlerin dayatmasıyla ortaya çıktığından bireysel olmaktan çok toplumsal ve küresel boyutlar kazanmıştır. gerçekleştirilmesi ve dolayısıyla bilime katkı sağlaması da bazı koşullara bağlıdır: 1. Araştırılabilir mi? Sorunun mevcut bilimsel araştırma teknikleriyle araştırılabilir şekilde ortaya konması beklenir. Nitekim Türkiye’de sağlık hizmetlerinde yapısal değişikliklere gidilmesi. Araştırma Amaçları Problem tanımlandıktan sonra. araştırma sırasında çıkan engeller yüzünden araştırılamaz. sosyal bilimlerin özellikle pozitivist kanadında bu koşul önem kazanır. Örneğin doğal veya terör gibi insan ürünü afetler yüzünden sahaya gidilemeyebilir. zaman ve paranın karşılığının alınması beklenir. hasta katkı payının arttırılması. Güncel bir sorun mu? Çoğu kez bazı problemler bazı kesimler için artık önemini kaybetmiş olabilir. Bir sosyal araştırmada amaçlar iki şekilde yazılabilir: . Maliyet/bütçe ve zaman hesaplaması uygun mu? Bu konularda gerçekçi hesaplamalar yapmak gerekir. 3. Araştırma Süreci 107 Aslında burada gözden kaçırılmaması gereken önemli nokta sorunların her düzeyde önemli olabileceği ve araştırılabileceğidir.

108 Ünite 7 1. Örneğin boşanmaların artışını problem edinen bir araştırmada boşanma bağımlı değişkendir. Ancak sosyal olaylar çoğu zaman tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmadıkları için çok sayıda hipotez yazmak gerekir. özellikle de sosyolojide hem ikinci elden verilere dayanılarak araştırma yapılması hem de olayların karmaşıklığı yüzünden tek probleme veya amaca yönelik bir araştırma planlamak ve yürütmek pek gerçekçi görünmemektedir. hipotez formüle ederek sosyal bilimlerde araştırma amacı yazmanın pek de uygun olmayacağı söylenebilir. . 2. Burada aslında istatistiksel olarak “farksızlık” ya da “boş/sıfır hipotezi” (null hypothesis) kurulmakta ve daha çok iki değişken arasında bir ilişkinin var olup olmadığı sorgulanmaktadır. Oysa sosyal bilimlerin çoğunda. Bu daha çok laboratuvar koşullarında deney yaparken tek bir soruna yönelmek ve daha sonra bundan tek bir yayın yapmak geleneğinin bir parçasıdır. Boşanmanın tek bir nedeni olmadığı için teke tek bir neden sonuç ilişkisi zaten kurulamaz. Kaldı ki. Amaçları sorular halinde yazmak: Araştırma amaçlarının hipotezler halinde yazılmasının uygun olmadığı görüşüne alternatif olarak önerilen çözüm amaçları sorular halinde yazmaktır. Örneğin aynı şekilde boşanma problemini araştırırken. Ancak bazı eğitimci ve psikologların tek bir araştırma sorusu sorarak araştırma yaptıkları belirtilmelidir. daha önce başkaları tarafından toplanılan bilgi ve belgeden de yararlanıldığı için bu tür sınırlamalara gitmek pek mümkün görünmemektedir. Doğa bilimlerine öykünerek yazılmakla birlikte. Kuşkusuz her araştırmada birden fazla soruya yanıt aranabilir. Hipotezler halinde amaç yazmak: Bu daha çok doğa bilimlerine öykünmeci biçimde amaç yazmak yoludur. genleşmenin sonuç olduğu gibi bir vargıya ulaşılamadığı için. ısınmanın neden. Hipotez aslında “bağımlı” (sonuç) ve “bağımsız” (neden/etken) değişkenler arasında ilişki kuran bir önermedir. hem kapsam/içerik hem de maliyet açısından daha uygundur. Oysa sosyal bilimlerin çoğunda. Ancak boşanma üzerinde ekonomik nedenlerden eşlerin yaşına ve hatta çocuk sahibi olup olmadıklarına kadar pek çok bağımsız değişken etkili olabilir. “ısınan metalin genişlemesi” örneğinde olduğu gibi. “Boşanmalarda artışa yol açan faktörler nelerdir?” veya “Boşanmaların artmasında rol oynayan etmenler nelerdir?” ya da “Boşanma en çok kimler arasında görülmektedir?” şeklinde sorulara yanıt aramak araştırmanın amacı olabilir. geniş çaplı alan araştırmalarında bütüncül bir bakış açısıyla çok yönlü bilgi toplamak için çok sayıda araştırma amacı yazmak.

Ayrıca B planı uyarınca yapılan her türlü düzenlemenin bu altbölümde ayrıntılarıyla anlatılması araştırmanın geçerlik ve güvenirliğine katkıda bulunur. Araştırmanın Sınırlılıkları Bu alt bölümde araştırmada yapılmayanlar kadar araştırma sırasında karşılaşılan güçlükler ve bunların nasıl yenildiği anlatılır. Daha önce uygulanmayan araştırma tekniklerinin. ona temel olan önermelerin de tekrar alanda araştırılmasına gerek olmadan kabulü olan sayıltılar (assumptions) hakkında da kaynak göstererek bilgi vermek gerekir. örneğin nitel tekniklerden odak grup çalışmasının kullanılması veya birden fazla araştırma tekniğinin bir arada kullanılması da araştırmanın önemini arttırabilir. bunların da açıklandığı yer burasıdır. örneğin aile araştırmasına aile içi şiddetin eklenmiş olması araştırmaya değer katabilir. Araştırmanın bu alt bölümü araştırmanın gerekçesi gibi düşünülebilir. Örneğin çatışmacı yaklaşımdan hareket eden bir araştırma. artık çatışma var mı yok mu diye araştırmaz. Sözgelimi araştırma sırasında ulaşılamayan kişiler yerine kimlerin seçildiği veya hangi soruların işlenmediğini belirtmek gerekir. Araştırmanın kuram ve uygulama bütünlüğü açsından en önemli bölümüdür. Daha önce böyle bir problem üzerinde odaklaşan araştırmanın yapılmamış olması onun önemini arttırır. farklılaşan sosyolojik kuramsal ve metodolojik yaklaşımların hangisinden hareket edilerek araştırmanın yürütüleceği veya yürütüldüğü hakkında bilgi vermek gerekir. Seçilecek araştırma tekniklerinin iç tutarlılığının denetlenmesi açısından bu bölüm önemlidir. Örneğin bir aile araştırmasında aile üyelerinin sağlık problemlerinin tıbbi yönüyle ilgilenilmediği veya psikolojik analizlerinin yapılmadığını belirtmek uygun olabilir. Çünkü araştırma amaçları nelerin inceleneceğini gösterirken. Süre açısından sarkmalar varsa. önem bölümü toplanan bilgilerin neye hizmet edeceğini. Sadece bunu sayıltı olarak . Ayrıca kabul edilen kuramsal yaklaşımın belirtilmesi kadar. nerede kullanılacağını anlatır. diğer bir ifade ile katkısının ne olacağı bu alt bölümde yazılır. Yaklaşım ve Sayıltılar İnsan ve toplum hakkındaki kabullere göre. Bu tür açıklamalar neyin neden yapılmadığının da yanıtı niteliğindedir. Araştırma Süreci 109 Araştırmanın Önemi Yapılacak araştırmanın neye hizmet edeceği. Bazen de önceki araştırmalarda sorgulanmayan bir boyutun eklenmesi.

pilot çalışma yapılıp yapılmadığı. çatışma türlerini. İşte tüm araştırmanın iç tutarlığı. Eğer araştırma nitel bir araştırma ise. toplantıların kaç saat sürdüğü. Daha sonra toplanan verilerin hangi istatistiksel teknikler kullanılarak analiz edildiği hakkında da bilgi vermek gerekir. Ancak bu durumda da kaynak sağlayıcılara belirli süre taahhüdünde bulunmak gerekir. kimlerin moderatörlük yaptığı. Araştırmada kaç kişinin ne kadar süreyle ve ne kadar ücretle çalışacağı hesaplanarak bütçesi oluşturulur. yerel ve hatta uluslararası araştırma fonlarından destek alınarak yürütülecek araştırmalarda ilan edilen koşullara uygun süre ve maliyet hesapları yapılır. nasıl kaydedildiği ve toplanan verilerin nasıl çözümlendiği hakkında ayrıntılı bilgi verilir. maliyet unsuru önemle gözetilerek daha dar çerçevede yürütülür.110 Ünite 7 kabul ettiğini kaynak vererek belirtir. Örneğin araştırma bir tez olacaksa belirli bir eğitim dönemi içinde tamamlanmak zorundadır. Örneğin betimsel bir araştırma ise burada kullanılan anket ve mülakatların nasıl geliştirildiği.bölümde verilir. ulusal. Yöntem Araştırmalarda başta evren ve örneklem olmak üzere kullanılan tüm araştırma teknikleri hakkında yeterli bilgi bu alt. çatışma sürecini veya çatışmaya yol açan faktörleri ortaya çıkarmaktır. Süre ve Maliyet Araştırmalar çoğu zaman belirli bir zaman içinde yürütülür. formların kaç sorudan oluştuğu ve nasıl uygulandığı ayrıntılı olarak anlatılır. Söz gelimi odak grup çalışması yapıldıysa grupların nasıl oluşturulduğu. Buna karşılık. Araştırmada yapılacak olan ise. . Çünkü Çatışmacı Yaklaşım çatışmayı önceden kabul eder. Bu gibi durumlarda araştırma genelde tek bir kişi tarafından yürütüleceğinden. geçerlik ve güvenirliği açısından bu bölümde verilen bilgiler büyük önem taşır ve okuyucu kadar araştırmacıya da yol gösterir. Öte yandan Sembolik Etkileşimci bir yaklaşım daha çok mikro öznel süreçlerle ilgilendiği için nitel araştırma tip ve tekniklerini tercih edecektir. Araştırmanın yaklaşım ve sayıltılar bölümüyle tutarlı olarak seçilen ve uygulanan araştırma tipi hakkında öncelikle bilgi vermek gerekir. Üniversitelerin Bilimsel Araştırma Proje Fonları. eğer araştırma mali açıdan destek bulunarak gerçekleşecekse o zaman daha geniş tutulabilir. seçilen araştırma tekniklerinin neler olduğu ve sahada nasıl uygulandığı anlatılır.

Sosyal bilimler ve sosyolojide son yıllarda APA denilen ve Amerikan Psikoloji Derneği tarafından geliştirilen sistem daha pratik bulunarak yaygın şekilde kullanılmaktadır. araştırma önerisi ve raporunda başından sonuna kadar tek bir sistemi tutarlı olarak izlemektir. Toplanan bulguların değerlendirilmesi için öncekilerle tartışılması gerekir. Araştırma Süreci 111 Kaynakça Araştırmalar bilginin birikimli olarak ilerlediği ana düşüncesinden hareketle yürütüldüğünden önceki araştırma raporlarının. konuyla ilgili ulusal ve uluslararası bilimsel dergilerde yayınlanmış makalelerin taranması gerekir. . Araştırmada toplanılan bilgilerle önceki araştırmaların bulgularının karşılaştırılması hayati önem taşır. Bu. planlanan ve yürütülen araştırmanın yapacağı katkının gösterilmesi açısından da gereklidir. Referans gösterme ve kaynakça yazmada çeşitli yollar bulunsa da önemli olan. değinilen çalışmalara mutlaka kaynakçada da yer verilmelidir. Çünkü araştırma raporu yazılırken sadece eldeki araştırma bulgularını betimlemek yetmez. Bu nedenle araştırmalarda kaynakça çok önemli bir gösterge olarak özenle hazırlanmalı.

“sağlık hizmetlerinin kalitesinin düşüklüğü” veya “sağlıkta eşitsizlikler” birer problemdir. Ancak konu ile problemi birbiriyle karıştırmamak gerekir. öte yandan da zihinsel faaliyetlerde örneğin. psikolojik veya fiziksel olarak rahatsız eden her durum problem olabilir.112 Ünite 7 Özet Bir araştırmanın yapılabilmesi için başta problemin tanımlanması olmak üzere çeşitli aşamaların yerine getirilmesi gerekir. Yöntem alt bölümü ise. konunun uzmanlarına danışmak. problemi önce “bütünleştirmek” sonra “sınırlamak” ve en nihayet “tanımlamak” gerekir. konuyla ilgili ulusal ve uluslararası bilimsel dergilerde yayınlanmış makalelerin taranması ve kaynakçada gösterilmesi gerekir. “siyasette kadınların düşük oranda temsil edilmesi” bir problemdir. yaklaşım ve sayıltılar. Araştırmanın yaklaşım ve sayıltılar bölümüyle tutarlı olarak seçilen ve uygulanan araştırma tipi hakkında öncelikle bilgi vermek gerekir. Örneğin “siyaset” bir konu iken. Bir sosyal araştırmada amaçlar sorular veya hipotezler olarak iki şekilde yazılabilir. insan ve toplum hakkındaki kabullere göre farklılaşan sosyolojik kuramsal ve metodolojik yaklaşımların hangisinden hareket edilerek araştırmanın yürütüleceği veya yürütüldüğü hakkında bilgi vermek gerekir. . yöntem. sınırlılıklar. araştırma sırasında karşılaşılan güçlükler ve bunların nasıl yenildiği anlatılır. Araştırmanın sınırlılıkları bölümünde araştırmada yapılmayanlar kadar. Araştırmalar bilginin birikimli olarak ilerlediği ana düşüncesinden hareketle yürütüldüğünden önceki araştırma raporlarının. Kişiyi zihinsel. Aynı şekilde “sağlık” bir konu iken. kaynakça hakkında bilgiler verilir. süre ve maliyet. Problem tanımlanırken bir yandan mekanik faaliyetlerde bulunmak örneğin literatürü taramak. alana gitmek ve sorunu yaşayanlarla görüşmek. Problem tanımlandıktan sonra araştırma önerisinin en önemli ikinci aşaması amaçların yazılmasıdır. araştırmalarda başta evren ve örneklem olmak üzere kullanılan tüm araştırma teknikleri hakkındaki bilgileri içerir. Yapılacak araştırmanın neye hizmet edeceği diğer bir ifade ile katkısının ne olacağı önem alt bölümünde yazılır. Araştırmanın kuram ve uygulama bütünlüğü açısından en önemli bölümüdür. önem. amaçlar. Bir araştırma önerisinde sırasıyla problem. İlk aşamada araştırma sorunu/problemi kavramını bilmek zorunludur. Yaklaşım ve sayıltılar alt bölümünde.

Problem 2. Bir bilimsel raporda kaynakça yazarken en önemli nokta nedir? a. Araştırma tipi b. Aşağıdakilerden hangisi bir araştırma önerisinde yer almaz? a. Hiçbiri . Süre ve maliyet d. Ritmik faaliyetler d. Sorular halinde c. Örneklem d. Hipotezler halinde b. Hepsi e. Mekanik faaliyetler c. Bir araştırma problemi tanımlanırken hangi faaliyetlerde bulunulur? a. Yararlanılan tüm kitapları göstermek b. Tartışma 5. Araştırma Tekniği c. Hiçbiri 3. Zihinsel faaliyetler b. Hepsi 4. a ve b e. a ve b e. Araştırma amaçları nasıl yazılabilir? a. Evren e. Amaçlar e. Bulgular ve tartışma b. Bir araştırmanın yöntem bölümünde hangi bilgiler yer almaz? a. Ulusal kaynaklar kadar uluslararası kaynakları kullanmak d. Araştırma Süreci 113 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Kaynakça c. Kodlamalar halinde d. Tek bir referans sistemine sadık kalmak c.

114 Ünite 7 .

2. 7. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci SOSYOLOJİ 3. 5.1. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 6. 4. 8 Sivil Toplum 9. Küreselleşme 10. Türkiye’de Sosyoloji .

• Devlet ve sivil toplum arasındaki ilişki incelenecektir. . • Sivil toplum kuruluşlarının özellikleri ve tipleri incelenecektir. • Sivil toplumun yeniden inşası konusundaki görüşler incelenecektir.116 Ünite 8 Ünitede Ele Al›nan Konular • Tarihsel Gelişim • Devlet ve Sivil Toplum İlişkisi • İslam ve Sivil Toplum • Kavramsal Açıklık • Sivil Toplum Kuruluşları • Sivil Toplumun Yeniden İnşası Ünite Hakk›nda • Sivil toplum kavramının tarihsel arka planı gösterilecektir. • Sivil toplum kuruluşlarının işlevlerinin eleştirel değerlendirilmesi yapılacaktır. • Sivil toplum kavramına açıklık kazandırılacaktır. • İslam toplumlarında sivil toplumun ortaya çıkışı tartışılacaktır.

kullanıldığını sorgulayınız. • Batıda devlet ve sivil toplum arasındaki ilişkide ortaya • Neden İslam ülkelerinde sivil toplumun ortaya çıkamayacağının düşünüldüğünü araştırınız. • Sivil toplum kuruluşlarının özelliklerini ve sınıflamalarını öğreneceksiniz. Sivil Toplum 117 Ö¤renme Hedefleri • Sivil toplum kavramının tarihsel geçmişini öğreneceksiniz. • Sivil Toplumun yeniden inşası konusundaki görüşleri öğreneceksiniz. • Devlet ve sivil toplum arasındaki ilişkiyi öğreneceksiniz. . çıkan farklı gelenekleri karşılaştırınız. Üniteyi Çal›ş›rken • Sivil toplum kavramının Batı toplumlarında hangi koşullara bağlı olarak nasıl ortaya çıktığını araştırınız. • Sivil toplum kuruluşlarının işlevlerinin öğreneceksiniz. • Yeni toplumsal hareketlerin temel özelliklerini araştırınız. • Sivil toplumun hangi gerekçeyle asker olmayan anlamında • Sivil toplum kuruluşlarının Türkiye’de en önemli işlevinin • Çevrenizden bir sivil toplum kuruluşu seçerek sahip olduğu özellikleri literatür ile • Karşılaştırınız ve farklılıkların sebeplerini tartışınız. • İslam ülkelerinde sivil toplumun ortaya çıkışını öğreneceksiniz. • Sivil toplum kavramının özelliklerini öğreneceksiniz. ne olduğunu tartışınız.

Herkesin üzerinde anlaştığı bir tanımını yapmak pek mümkün değilse de. despotik keyfi idarenin yerine kanun ve düzenin egemen olduğu bir yönetimi getirmektir. Ayrıca bu faaliyetlerin çoğunlukla devlet ve birey arasında kalan alana yönelik olduğu kabul edilir. hem sivil toplum kesimleri hem de onların devlet içinde olan temsilcileri aracılığıyla yürütülür.yüzyılın sonuna kadar devlet ve siyasal toplumla eş anlamlı olarak ve tıpkı klasik Atina ve Roma dönemlerindeki anlamıyla kullanıldığı görülür. Oysa Sunar (1998)’ın da belirttiği gibi. Bundan kastedilen ise. 18. devlet yapısı ve onu oluşturan siyasal kurum ve örgütlerin dışında kalan alan ve faaliyetleri ifade etmede yaygın olarak kullanılır. “devlet” veya “siyasal alan” dışında kalan “toplumsal” alan olarak görülür. Sosyolojiyi anlamak için sivil toplumun ne olduğunu ve nasıl ortaya çıktığını bilmek gerekir. Bu yüzden devlet ve sivil toplum kutuplaşması. “sivil toplum” kuramsal olarak. Daha doğrusu liberal görüş. devlet ve sivil toplumu böyle bir konumlandırmadan yarar umar. Bundan sonra mücadele devlet olanaklarını kullanarak yürütülür. toprak sahibi olanlar ve olmayanlar. Tarihsel Gelişim Sivil toplum kavramıyla ilgili literatür incelendiğinde. Ünlü filozof Thomas Hobbes’un da ifade ettiği gibi. daha çok çıkar grubuna dönüşen. Ünlü Alman sosyologu Jurgen Habermas tarafından da “kamusal alan” olarak tanımlanır. olgulara yüzeysel ve eksik bakmak anlamına gelir. kadınlar ve erkekler. kanun ve düzenin egemen olabilmesi için insanların özgür iradesiyle egemenliği devlete ve onun yönetici- . Diğer bir ifade ile çatışmalar.118 Ünite 8 Sivil Toplum Sosyolojik açıdan sivil toplum kavramı çok şey ifade eder. Kutuplaşmış bir devlet karşısında sivil toplum anlayışı her ikisi arasında bulunan diyalektik ilişkinin bulanıklaşmasına yol açar. örneğin sermaye ve emek. Kısaca sivil toplum. çeşitli dinsel cemaatler veya laikler arasındadır. esas çatışmalar devlet ve çeşitli kesimleri temsil eden sivil toplum örgütleri arasında değil. İlkçağda Aristo ile modern dönemde Kant ve ve Lock’un sivil toplum olarak tanımladıkları şey benzer biçimde sivil devlettir (etat civil). Kaldı ki tarihsel olarak da başlangıçta sivil toplum daha farklı şekilde kavramlaştırılmıştır. Çoğu kez eşitsiz güç ilişkileri mücadelesinde galip gelenler iktidara da talip olurlar ve devleti ele geçirirler. Günümüzde devlet ve sivil toplum çatışan alanlar olarak kavramlaştırılmaktadır.

devlet desteğini alarak muhalifleriyle mücadele etmişlerdir. Hegel aile. ayrıca sivil topluma oldukça olumsuz bakarak devlet tarafından denetlenmesinden yana olmuştur. yüzyılın ortalarından başlayarak sivil toplum ve devlet kavramları arasında farklılaşmalar ortaya çıkmış ve anayasal devletin otoriter olabileceği varsayılarak. John Keane (2004)’a göre bu kavramın Avrupa’da ortaya çıkışı ve gelişiminde dört dönemi birbirinden ayırmak mümkündür: 1. 18. Sivil toplum tartışmalarında en önemli konulardan biri. Sivil Toplum 119 lerine devretmesi gerekir. Birçok yazar. devletten ayrı ve özerk bir alana göndermede bulunur. Sonuç olarak bu dönemde klasik anlamıyla devlet ve sivil toplum aynı şeydir. Örneğin Türkiye’de bazı sivil toplum kuruluşları menfaatleri gereği devlet ile bütünleşmekte sakınca görmemişler. devlet ile aile arasında. devletten bağımsızlık ya da devlet karşısında özerk toplum vurgusudur. gazete ilanlarıyla iktidardaki sosyal demokrat partiyi (CHP) devirmede misyon üstlen- . Üçüncü aşamada ise. sivil toplum ve devlet üzerinde önemle durarak. yüzyılın ortalarından itibaren bu anlayışta değişmeler ortaya çıkmıştır. Ancak gerçek yaşamda böyle olmayabilir. 4. daha sonra sivil toplum ve onun içindeki alt grupların kendilerini savunmalarının meşruiyeti konusu tartışmaya açılarak daha ileri bir aşamaya gelinmiştir. onun içinde sivil toplumun nasıl korunacağına dair ilkeler belirlenmeye başlamıştır. İlk aşamada. İşte 19. Diamond’a göre sivil toplum. kendi kendini sürdürebilen. kimin gücü ve kimin devletidir. yüzyılın başına denk gelen dönemde Alman filozof Hegel’inkine benzer biçimde bir sivil toplum anlayışına ulaşılmıştır. devletten bağımsız örgütlü toplumsal yaşam alanıdır. İkinci aşama olarak. Hegel. kendi kendini yaratan. Son aşamada ise. 2. sivil toplumun kendini dengelemekten uzaklaşacağı ve denetime ihtiyacı olduğu fikrine ulaşılmıştır. Sivil toplumun özgürlüğünün çatışma üreten bir sürece dönüşmesi kaygısı uyanmıştır. Hatta bir keresinde bir işverenler derneği (TÜSIAD). 3. tekrar sivil toplumun bağımsız bir alan olarak devlet tarafından baskılanmasının önüne geçilmesi savunulmaya başlanmıştır. Bugünkü anlamında sivil toplum devletten bağımsız bir alan olarak görülmektedir. Ancak 18. Burada temel sorular kimin bağımsızlığı. sivil toplumun devlet ve ailenin bir sentezi olduğunu savunmuştur. Sözgelimi işverenler veya işçiler kendilerine yakın iktidarlarla ittifak kurmaktan çekinmemişlerdir.

onların birbiri içine girerek etkileştiklerini kabul eden çalışmalar daha fazladır. bir sivil toplum kuruluşu zamanla siyasallaşma derecesini yükselterek siyasal partiye dönüşebilir. Bu yüzden devletten bağımsızlık tartışmalı bir konudur. Ayrıca. Sarıbay. 2000): • Alman Geleneği: Bu gelenek Hegel ve Marks ile başlar. Bu hareket zamanla Yeşiller Partisine dönüşmüştür. • Fransız Geleneği: Tocqueville tarafından temsil edilir. Bu durumda devlet ve toplum o kadar iç içedir ki. • İtalyan Geleneği: Gramsci tarafından savunulan politik toplumla devletin aynı olduğunu ya da özdeş olduğunu savunan görüştür. Bu nedenle Sunar (1998)’ın da belirttiği gibi. Yeni-Muhafazakârlar sivil toplum ile burjuva toplumunu özdeşleştirerek devlet karşıtlığı yaparlar. siyasal alan ile toplumsal alanı ayırmak son derece güçleşmektedir. Sivil toplumu devletin parçası olarak kabul eder. Öte yandan farklı çıkar gruplarının çekişmesi gibi bir kavramlaştırması da Gramsci tarafından yapılmış olan sivil toplumun önemi inkâr edilemez. Öte yandan. Yeni-Liberaller ise. 1992. Ancak bu görüşleri aşırı bularak devlet ve sivil toplum karşıtlığı yerine. sivil toplumu ekonomiye indirgerken. onu liberal olma- . Öte yandan "Sivil toplum kavramlaştırmasının liberal düşüncelerle sıkı sıkıya bağlantılı olması. Devlet ve Sivil Toplum İlişkisi Bununla birlikte devlet-sivil toplum ilişkisini göstermede üç farklı gelenek bulunduğu söylenebilir (Cohen ve Arato. Sivil toplum ile devlet arasında politik toplumun bulunduğunu ve bunun önemli olduğunu savunur. Hele İsveç gibi toplum ve hükümet ayrımının. Yeni-Marksistler ekonominin sivil topluma dahil olmasına çalışırlar. İlk bakışta liberal temelinden koparıldığında fazla bir anlam ifade etmeyecek gibi görünse de. Aralarında aracılar olduğunu kabul etmekle birlikte ikisini farklı iki alan olarak görmez. onun kaynaklandığı temelleri aşarak çok geniş kitlelere mal olduğu tartışmasız bir gerçekliktir. Çünkü işsizlik ve çocuk yardımları yapan devlet tüm vatandaşlarına toplumsal refahtan büyük bir pay vermekte sadece üretim değil dağıtımda da genel toplum çıkarını gözetmektedir. iktidarın pratiğinde pek fazla anlam ifade etmediği ülkelerde bu argümanın fazlaca bir değeri kalmamaktadır. onu önemsiz kılar mı?" sorusunun tartışılması gerekir. Bunun bir örneği Almanya’da Yeşiller Hareketidir.120 Ünite 8 miş ve başarılı olmuştur.

Bu gözlemlere karşı Elizabeth Özdalga (1998) “Türkiye’de Osmanlı döneminden başlayarak hem devlet hem de toplum laikleşmiştir. laikliğin bir ideoloji olduğunu söyler. Onlar devletin kendi başına önemini reddederek. 10 yıl önceden bugünleri adeta tarif etmiştir. sivil toplumu tartışmak mümkündür. Ayrıca cemaatçi ve liberal değerleri bir arada görmek mümkündür. Nitekim Niyazi Berkes. Ayrıca piyasa ekonomisi sivil toplumun ön koşuludur. Bu bağlamda laikleşme. “laiklikleşme” ve “laiklik ideolojisi” arasındaki ayrımdır. sivil toplumun kurulacağı türde ara örgütlenmelerin yapı taşları olamazlar. girişimci bireyler tarafından denetlenmesini talep etmektedirler. İslamiyet ve sivil toplumun bağdaşamayacağını ileri sürmesiyle tanınmaktadır. sendikalar. Örneğin Ernest Gellner. örneğin vatandaşlık ve kamu fikri üzerinde yoğunlaşarak. hüküm sürdüğü topraklarda ahali üzerinde etkisini hiç azaltmadan sürdürdü. diğer tüm dinler laikleşirken. baskı grupları ya da dernek ve kulüplere benzer sivil toplum ara örgütlenmeleri şu anda yıkılmış bulunan önceki Demir Perde ülkelerinde olmadığı için. büyük ölçüde bireylerin iradesinden bağımsız olarak içinde bulunulan koşulların . dinsel örgütlenmeler. Bu konuda yeni muhafazakârlık adı altında yükselen görüşler önemlidir. Devletin küçülmesi ve özelleştirme politikaları ile de bu taleplerin paralel gitmesi liberal bağlantıların kanıtı olarak görülebilir. Anayasa ve yasalar İslam Hukukundan bağımsız olarak yapılmıştır. Diyalektik olarak da karşıtların birliği (unity of opposites) ilkesi uyarınca bu mümkündür. “laikleşme”nin sosyolojik bir süreç iken. Özellikle iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisinin “muhafazakâr demokrat” olduklarını iddia eden resmi görüşleri de bu şekilde okunabilir. Öte yandan burada bir parantez açarak belirtilmesinde yarar olan bir konu ise. Gellner’e göre. ciddi siyasal rejim değiştirme talebine dönüşme kapasitesine sahip olduğu söylenebilir. sadece İslamiyet. Sivil Toplum 121 yan alana çekerek ve böylelikle de liberal bağlantılarını genişleterek. onlar da Batı gibi olamamışlardır. Ona göre. Ayrıca ona göre devlet ve birey ya da aile arasında. konunun artık basit bir sivil toplum düzeyinden çıkıp. İslam ve Sivil Toplum Çeşitli dinler ve onların sivil topluma dönüşme kapasiteleri konusunda da çeşitli tartışmalar bulunmaktadır. müminler cemaatinde bağımsız hareket edemeyen bireyler.” derken. siyasal partiler. Ancak Türkiye gibi ülkelerde farklı cemaatlerin demokrasi ve sivil toplum adı altında çok temel evrensel referansları bile değiştirme çabaları bulunduğundan.

esas mücadele laik ve İslamcılar arasında değil.122 Ünite 8 sonucu olarak ortaya çıkan bir süreçtir. Ayrıca girişimci sınıfın zayıflığı da değişimi yavaşlatan bir faktördür. Oysa Özdalga’nın da belirttiği gibi. Otoriteye meydan okumak. Ortadoğu’daki mistik devlet anlayışının da sivil toplumun gelişmesini engelleyici potansiyelinden bahsedenler bulunmaktadır. Türkiye’de dinsel cemaatler bu nedenle karşıt eğilimlerin taşıyıcısı olmuş ve dolayısıyla bazen çok seslilik ve demokrasi temsilcisi olarak algılanmıştır. Ortadoğu’nun tamamında vatandaşların çoğunluğu devlete itaatkârdır ve bunun kaynağı mistik bakış açısıdır. Toplumsal istikrarın yanısıra bireyin kendine olduğu kadar başkasına güveneceği koşullar olmadan sivil toplum gelişemez. Bunlardan en önemlisi Kemalizmin laikleştirici birçok devrim yapmasına karşılık bazı sivil toplum olarak düşünülebilecek dinsel cemaat tipi örgütlenmelere izin vermemesidir. Örneğin Sariolgaham (1998)’a göre. Göreli değişmeye rağmen devletin ağırlığı baskındır ve bu durum sivil toplumu zayıflatır.1998). Öte yandan Türkiye’de Kemalizm. Başkalarına kolay kolay güvenmezler ve duygusaldırlar. Çünkü sivil toplum anlamında en güçlü örgütlenmeye sahip olanlar onlardır. Devletin doğası korku ve güvensizliği besler. ideolojiyi toplumsal gerçek sanmak yanılgısından ibarettir. Öte yandan dinsel cemaatler arasındaki ayrışma ve mücadele göz ardı edilmiştir. İslamcıların kendi aralarındaki mücadelede aranmalıdır denilebilir. Ayrıca onun köktendinciliği laikleşmeye tepkiler olarak kullanması ve İslamiyeti laikleşmeye bağışıklı olarak görmesi de eleştirilir (Özdalga. Rejimin güvenliği önde gelir. Bağımsız davrananlardan şüphelenilir. maddi çıkarlar peşinde koşmak olarak görülür ve olumsuzlanır. Sonuç olarak kültürel . Aynı şekilde hem laik rejim hem de muhalifler birbirini sivil toplum ve demokrasi düşmanı olarak algılamış ve suçlamıştır. Güvenlik kaygısı da otoriteye bağımlılığın diğer bir nedenidir. Gerek cemaat vakıfları gerekse onların uzantıları olan holdingler son derece güçlüdür. Ayrıca bölgede aşiret yapısı da bireylerin bağımsız hareket kabiliyetini sınırlar. Bu tür yapının hâkim olduğu bölgede sivil toplumun örgütlenmesi zordur. Bu yüzden Gellner’in İslamiyetin laikleşemeyeceği vargısı. Özdalga (1988)’ya göre özellikle bu örgütlenmeler. otoriterlik ve sivil toplumun gelişmesi konusunda da bazı değerlendirmeler bulunmaktadır. İslami bir eğilime sahip olduklarında rejim tarafından kısıtlanmışlardır. Ayrıca istikrarsızlık nedeniyle toplumsal düzeyde oldukça fazla siyasallaşmışlardır.

2008) eleştirel değerlendirmesinin yapılmasında yarar vardır: Demokrasi Kültürünü geliştirmek Özellikle otoriter ve merkezi devlet yapısının kullaştırdığı tebaanın birey olarak güçlenmesine. Sivil toplum özellikle Türkiye’de sivil-asker ikiliğinden hareketle. demokratik hukuk devleti olarak sivil toplum olma yolunda çok büyük avantajlara sahiptir. 2008): 1. Sivil toplum denilince yalnızca sivil toplum kuruluşları (STK) anlaşılmaktadır. Sivil toplum içinde örgütlenmemiş kesimler de temsil edilir. Ancak bu işlevlerini yerine getirirlerken bazı sorunlara da yol açmaları olasılık dahilinde olduğundan. Türkiye’de sosyologlar sivil toplumun içinde “Halk Sosyolojisi” (Public Sociology) yaparak yer almaktadırlar. Toplumun değişik kesimlerinin mitinglerde pro testo gösterileri veya yardımlaşma girişimleri sivil toplum faaliyetidir. Sivil Toplum 123 engeller Ortadoğu’nun değişimi için gerekli gücü üretememiştir. Sivil toplum faaliyetleri resmi örgütlenme olmaksızın da gerçekleşebilir. Daha sonra bu faaliyetler örgütlenerek STK’ya dönüşebilir. söz konusu işlevlerin (Özden. siyasal partileri de kapsayan çok daha geniş bir alandır. Sivil toplum kuruluşları. sivil toplumun kendisi değil ve fakat en önemli parçasıdır. Ayrıca devlet. sivil ve askeri bürokrasiyi. kısmen de olsa Türkiye için de geçerli olduğunu söylemek yanlış olmaz. sivil toplum kuruluşları arasında ortak çıkarın korunması adına hakem rolü oynar. Buna karşılık gelişmekte olan ülkelerde devletin faaliyet alanı daha geniştir. 3. Sivil topluma güven tam gelişmediği gibi daha dar alanda faaliyet gösterilir. 2. sivil toplumun destekçisi olarak ikincil konumdadır. Tüm bu değerlendirmelerin. Gelişmiş toplumlarda devletin temel sorumlulukları ve yükümlülükleri sınırlanmıştır. Sivil Toplum Kuruluşları Sivil Toplum Kuruluşları. askeri olmayan anlamında da kullanılmaktadır. sivil toplumun oluşmasında çeşitli işlevlere sahiptir. kendi ile ilgili kararlara katılmasına ve . Kavramsal Açıklık Sivil toplum kavramına ilişkin olarak ayrıca bilinmesi gereken başka noktalar da vardır (Özden. Siyasal toplum ise. Oysa sivil toplum çok daha geniş bir kavramdır. Ancak Türkiye bölgesinde tek laik. devleti ve kurumlarını. Bu toplumlarda devlet. Oysa sivil toplumun karşıtı siyasal toplumdur.

Ayrıca tam birey olduğunun farkına varan kişilerin tekrar STK'ler aracılığıyla cemaatleşmesi ve baskılanması olasılığı her zaman vardır. hemşeri grupları. Modern toplum. devletin vatandaşın hizmetkârı olması düşüncesi de her zaman gerçeklerle uyuşmamaktadır. mezhepsel cemaatlerin STK’leşmesi bu yolla gerçekleşmektedir. demokrasi konusu da son derece tartışmalı bir alandır. dayanışma yerine çatışma ve mücadeleye dönüşme olasılığı hiçbir zaman göz ardı edilemez. Geleneksel toplumda benzer ve farklılaşmayan arasında mekanik dayanışma varken modern toplumda farklılıktan kaynaklanan organik dayanışmanın artması bir zorunluluk olsa da. Örneğin Türkiye’de 600 yüzyıllık imparatorluk geçmişinden kaynaklanan ve devleti baba olarak görmek ve her şeyi devletten beklemek yaygın bir gelenektir. Örneğin işçi ve işverenlerin kendi aralarında ayrı ayrı dayanışması bu kez örgütlü mücadeleye yol açmaktadır.124 Ünite 8 dolayısıyla demokrasi kültürünün gelişmesine hizmet etmek sivil toplumun en ideal işlevidir. toplumun bölünmesi ve bölünenlerin de kendi aralarında birleşerek örgütlenmesi söz konusudur. Liberal demokrasilerden katılmacı demokrasiye geçildiği iddialarının içeriği çoğu zaman doldurulamamaktadır. aynı spor takımını tutanlar arasında dayanışma gibi birçok örnek sıralamak mümkündür. başta terör olmak üzer şiddet olaylarını beslemesi olasılığı yüksektir. Etnik aidiyetlerin artmasının ise. Bireysel çıkarların toplumsal çıkara dönüşmesi de ortak çıkarların başarı şansını arttırıcı bir faktör olarak göz önünde bulundurulmalıdır. çeşitlilik zenginlik olarak algılanmaktadır. . Bu konuda da birbirinden ayrılığın farkında olma düzeyi arttıkça çatışma olması. Çeşitlenmeye katkıda bulunmak Bu kavramın da demokrasi ile ilgisi kurulmakta ve farklılık. Ayrıca. Kaldı ki. Vatandaşların birey olma süreci henüz tam olarak gerçekleşmemiştir. örgütlü toplum olduğundan aynı okuldan mezun olanlar. Örneğin etnik gruplar. Ancak bunun gerçekleşip gerçeklememesinin çok daha başka koşullarla belirlendiği ve tek başına STK’lerin bu misyonu yerine getirmesinin mümkün olmadığı belirtilmelidir. Bu durumda özellikle yoksul kesim hem ekonomik hem de cemaat tarafından çifte baskılanmaya maruz kalmaktadır. Dayanışmaya yol açması Durkheim işbölümü ve farklılaşmanın dayanışmaya yol açacağını söyleyerek örgütlenme düşüncesinin önemine işaret etmiştir.

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde daha yüksektir. siyasal partiler yerine sivil toplum kuruluşlarına kaydığından siyasal bilinçlenme fonksiyonu buralarda daha önemsenmektedir. Ayrıca toplumun gelişmişlik düzeyi ile siyasetle ilgilenme arasında ters bir ilişki olup. özerk olmaları sağlanır. Sivil Toplum 125 Siyasal bilinçlenmeye katkıda bulunmak Sivil toplum kuruluşu üyeleri başlangıçta gönüllü olarak başladıkları üyeliklerinde giderek bilinçlenirler. Örneğin Sosyoloji Derneği kamu yararına çalışan der- . sivil toplumun örgütlenmiş yapısı olarak belirli temel özelliklere sahiptir: • Biçimsel yapı ve örgütlenme: Sivil toplum kuruluşlarının hiyerarşik bir yapı içinde düzenlenen. aday olmak. Öte yandan. topluma hizmet sırasında sosyal ilişkileri geliştirmek. işbölümü ve amaçlarının yazılı olarak belirlendiği bir yapısı vardır. bir anlamda iktidar talepleri olmayan “yeni toplumsal hareketler” olarak da anılan yapılanmaların içinde geliştiği örgütlenmeler olarak siyasal alan dışındadır. destek çıktıkları kesimlerin sorunlarının çözümü için daha sistematik düşünmek. faaliyet alanlarını ve organlarını bir tüzük ile belirlemiştir. siyasal partiler devletten de yardım aldıkları gibi açıkça çıkar grubuna dönüştüklerinden. En güvenilir kuruluşlar içinde siyasal partiler ilk sıralarda değildir. • Kamu yararına çalışmak: Sivil toplum kuruluşları kâr amacı güdemezler. STK olarak örgütlendiğinde ve çevreyi tahrip eden fabrikalarla mücadelesinin Parlamentoda bazı yasal değişiklikler yapılmazsa başarıya ulaşamayacağını gördüğünde artık siyaset ile ilgilenmeye başlamış demektir. siyasal yabancılaşma gelişmiş ülkelerde daha yaygındır. • Özerklik: Sivil toplum kuruluşları devletten mali destek almaksızın kendi öz kaynakları ile yaşamlarını sürdürürler. ama siyasetle yakından ilgilenirler. taraf olmak. Sivil toplum kuruluşları. Üye aidatları. Sonuç olarak bir çevreci hareket. propaganda yapmak. toplumda fazla yüksek statüde görülmezler. Bu tüzel kişilik ona kurumsal bir kimlik ve süreklilik sağlamaktadır. Nitekim Batı ülkelerinde seçime katılma oranı yüzde elliler civarında iken. İşte özellikle Batıda birey olma bilincine erişmiş geniş toplum kesimlerinin çıkarlarının kamusal alanda temsili. hak aramak. yapılan projelerden alınan katkı payları ve bağışlar ile faaliyetlerini yürüterek. Derneklerdeki seçimlere katılmak. Örnek olarak Sosyoloji Derneği bir sivil toplum kuruluşu olarak amaçlarını. Zaten STK'ler. kamu fikrine aşina olmayı beraberinde getirir.

Ancak bazı görevlerde üyelerin harcamaları Yönetim Kurulu kararıyla karşılanabilir. Yoksul. Bu örgütlerde çalışmak gönüllülük esasında olmaktadır. Ayrıca kadın kuruluşları da kadınların güçlendirilmesine çalışırlar. Çünkü kâr amacı güdülmediği için maliyetin karşılanması mümkün değildir. Ayrıca üye aidatları toplanması da büyük bir sorun olduğundan STK'lerin yaşam mücadelesi verdikleri söylenebilir. • Katılım sağlamayı amaçlayan kuruluşlar (particiapatory orientation): Kampanyalarla bağış toplayarak belirli hizmetleri sunmaya aracı olurlar. Örneğin törenlerde çiçek yerine bağış toplayarak eğitime katkı sağlanmaktadır.000’in üzerinde STK vardır. • Hizmet amaçlı kuruluşlar (Service orientation): Sağlık. Sivil toplum kuruluşları tek tip olmadığı gibi. yakacak. . Üyelerinin sorunlarına çözüm ararlar. aralarında önemli farklılıklar da vardır. Bunlara fon yaratma kuruluşları da denilmektedir (fund raising). • Güçlendirme amaçlı kuruluşlar (empowering orientation): Mesleki kuruluşların çoğu böyledir. Onları çeşitli ölçütlere göre sınıflamak mümkündür: • Bağış yapan kuruluşlar (charitable orientation): Daha çok yiyecek. Ancak buralarda bile çoğunluk gönüllülerdedir. dinsel hizmetler sunmayı hedeflerler. Gönüllü kuruluşları ayrıca ilgilendikleri alanlara göre de sınıflamak mümkündür: • Ekonomik faaliyette bulunanlar: İşveren ve işçi sendikaları. Aslında bazı büyük ve geniş ölçekte örgütlenmiş STK'lerde ücretle çalışan profesyonel yöneticiler ve sekreter gibi bazı görevliler istihdam edilmektedir. eğitim. kooperatifler. Kâr amacı gütmeksizin yaptığı projelerle giderlerini karşılamaya çalışır. ilaç gibi gereksinimlerin karşılanmasını hedeflerler. • Özgürce kurulabilmek: Belirli bir alanda faaliyet göstermek isteyen herkes gerekli belgeleri tamamlayarak örgütlenebilir.126 Ünite 8 nek statüsüne sahiptir. bazı meslek örgütleri. özürlü ve damgalanmış kişilere yönelik çalışmalar da bu kapsamdadır. Türkiye’de 100. Sosyoloji Derneğinde de tüm yöneticiler gönüllülük esasında çalışırlar ve hiçbir ücret almazlar. • Gönüllü olarak çalışmak: STK'lerin bir adı da gönüllü kuruluştur.

Bazı yeni kuruluşların yaratacağı ağ (network) ile bireyler arasında köprü kurularak toplumun potansiyel dağılımını engeller. Örneğin kadın hareketlerinin. buna “kimlik projesi” adını verir. Ona göre hem tüketim hem de üretimi bu akışlar belirler. devlet ile birey arasında boşluğu dolduran en önemli sivil toplum kuruluşları vakıflardır. Toplum ve Kültür (Information Age :Economy. bilgi çağında küresel ekonominin temel özelliğinin anında gerçekleşen enformasyon. insan hakları hareketi gibi “yeni toplumsal hareketlerin” çok önemli olduğu fikrine dayanır. • Dinsel alanda faaliyet gösterenler: Cami dernekleri. düşünce üretme (think-tanks) kuruluşları. Yeni kurulan ailelerin de kadın hareketiyle bağı böylelikle kurulmuş olduğu gibi aile de yeni biçimiyle sürdürülmüş olacaktır. 1996) adlı birinci ciltte enformasyon ağlarının dışında kalan tüm ülke ve ulusların marjinalleştiğini gösterir. vakıflar sayılabilir. Kimliğin Gücü (The Power of Identity. Society and Culture) adlı eserinde üzerinde durduğu önemli konu. . Ancak Castels. sivil toplumun yeniden inşası üzerinde durur. Özellikle dinsel azınlıkların veya mezhepsel cemaatlerin vakıfları üyelerine çok yönlü hizmet sunarlar. kadın örgütleri kurarak aileyi dönüştürmesi buna bir örnektir. çeşitli platformlar gibi. sermaye ve iletişim akışıdır. Bununla birlikte Avrupa’yı değiştiren hareketlerin çevrecilik ve insan hakları savunuculuğu gibi yeni toplumsal hareketler olduğunu ve sivil topluma dönüşüm şansı tanıdıklarını iddia eder. çevre. cemaatler. Sivil Toplum 127 • Kültürel faaliyette bulunanlar: Her türden sanatsal faaliyette bulunan dernekler/ vakıflar. O. kent/kasaba/ köy güzelleştirme ve hemşeri dernekleri bu gruba girer. 1998) adını taşıyan ikinci ciltte ise. çoğu zaman kimlik hareketlerinin direniş kaynaklı olduğunu. eşcinseller ve onların cinsel kimlik hareketleri. bu yüzden de cemaatçiliğe kayma riski taşıdığını da hemen ekler. Aslında Craig Calhoun (2004) da endüstri çağının eskiyen kurumlarının yeniden inşası konusunda çağrı yapanlardandır. Sivil Toplumun Yeniden İnşası Çağımızın ünlü düşünürlerinden Manuel Castels (1996)’in üç ciltlik Enformasyon Çağı: Ekonomi. Sivil toplumun yeniden inşa projesi aslında kadın. Ağ Toplumun Yükselişi (The Rise of Network Society. • Siyasal faaliyette bulunanlar: Feminist ve çevreci faaliyetler. Örneğin Şerif Mardin’e göre.

c) İtalyan Geleneği: Gramsci tarafından savunulan politik toplumla devletin aynı olduğunu ya da özdeş olduğunu savunan görüştür. sivil toplum kendi kendini yaratan. iii) Kamu yararına çalışmak. Sivil toplum kuruluşlarının çok çeşitli işlevleri vardır. devletten ayrı ve özerk bir alana göndermede bulunur. kadınlar ve erkekler. Bunlar arasında i) Demokrasi Kültürünü geliştirmek. Sivil toplum tartışmalarında en önemli konulardan biri devletten bağımsızlık ya da devlet karşısında özerk toplum vurgusudur. çeşitli dinsel cemaatler veya laikler arasındadır. Sivil toplumun yeniden inşa projesi aslında kadın. i) Biçimsel yapı ve örgütlenme. Sivil toplum kuruluşları. kendi kendini sürdürebilen. devlet ile aile arasında. daha çok bizzat çıkar grubuna dönüşen. toprak sahibi olanlar ve olmayanlar. ii) Çeşitlenmeye katkıda bulunmak. örneğin sermaye ve emek. kimin gücü ve kimin devletidir. Sivil toplum kuruluşları tek tip olmadığı gibi aralarında önemli farklılıklar da vardır.128 Ünite 8 Özet Günümüzde devlet ve sivil toplum. Manuel Castells’in üzerinde durduğu “sivil toplumun yeniden inşası” önemli bir konudur. v) Gönüllü olarak çalışmak gelir. devletten bağımsız örgütlü toplumsal yaşam alanıdır. Bunların başında ise. iv) Siyasal bilinçlenmeye katkıda bulunmak en önemlileridir. ii) Özerklik. Kutuplaşmış bir devlet karşısında sivil toplum anlayışı her ikisi arasında bulunan diyalektik ilişkinin bulanıklaşmasına yol açar. Diamond’a göre. Bununla birlikte devlet-sivil toplum ilişkisini göstermede üç farklı gelenek bulunduğu söylenebilir: a) Alman Geleneği: Bu gelenek Hegel ve Marks ile başlar. . iv) Özgürce kurulabilmek. çatışan alanlar olarak kavramlaştırılmaktadır. Birçok yazar. eşcinseller ve onların cinsel kimlik hareketleri. insan hakları hareketi gibi “yeni toplumsal hareketlerin” çok önemli olduğu fikrine dayanır. Oysa esas çatışmalar devlet ve çeşitli kesimleri temsil eden sivil toplum örgütleri arasında değil. Daha doğrusu liberal görüş. b) Fransız Geleneği: Tocqueville tarafından temsil edilir. çevre. devlet ve sivil toplumu böyle bir konumlandırmadan yarar umar. Sivil toplum ile devlet arasında politik toplumun bulunduğunu ve bunun önemli olduğunu savunur. Burada önemli sorular kimin bağımsızlığı. sivil toplumun örgütlenmiş yapısı olarak belirli temel özelliklere sahiptir. Buna “kimlik projesi” de denilmektedir. Sivil toplumu devletin parçası olarak kabul eder. iii) Dayanışmaya yol açmak.

yy. Hepsi 5. İtalyan geleneği 3. d. Laikliğin olmayışı c. b. Her zaman 2. Siyasal bilinçlenmeye hizmet etmek e. Aşağıdaki hangi özellik sivil toplum kuruluşlarında bulunmaz a.yy) c. Alman geleneği d. Hepsi e. Dayanışmaya yol açmak d. Demokrasi kültürünü geliştirmek b. Hiçbiri 4. Sivil toplumun tarihsel gelişimi içinde hangi aşamada kamu yararını ihlal edeceği ve çatışma üreten bir sürece dönüşeceği düşünülerek denetlenmesi gündeme gelmiştir? a. Piyasa ekonomisi gelişmemiştir. e.yy) b. Amerikan geleneği e. İkinci aşama (18. c. Sivil Toplum 129 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Fransız geleneği c. Sivil Toplum kuruluşlarının temel işlevi nedir? a. İngiliz geleneği b. Hangi gelenek sivil toplumu devletin bir parçası olarak görür? a. Çeşitlenmeye katkıda bulunmak c. Devlet desteği Mali özerklik Kamu yararına çalışmak Hepsi Hiçbiri . Birinci aşama (18. Hiçbir zaman e. başı) d. Üçüncü aşama (19. İslamiyet’in sivil topluma izin vermeyeceği düşüncesinin temelinde yatan görüş nedir? a. d. Bağımsız birey olmayışı b.

130 Ünite 8 6. Gramsci d. M. Demokrasi kültürünü geliştirmesi b. A. Hangisi sivil toplum kuruluşlarının işlevlerinden biri değildir? a. Siyasal bilinçlenmeye katkıda bulunması d. Gellner e. E. Habermas c. Bireyin grup içinde pasifleşmesi . Dayanışmaya yol açması c. Castels 7. J. Sivil toplumu çatışma kavramı içinde hegemonya ile ilişkilendirip açıklayan düşünür kimdir? a. Çeşitlenmeye katkıda bulunması e. J. Keane b.

2. 8. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 4. 9 Küreselleşme 10. Türkiye’de Sosyoloji . 5. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum SOSYOLOJİ 3.1. 7. 6.

132 Ünite 9 Ünitede Ele Al›nan Konular • Kavramsal Açıklık • Küresel Yaklaşımlar • Küreselleşme Tartışmaları • Küreyellik • Kültürel Mekânlar • Küreselleşme Eleştirisi • Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketler Ünite Hakk›nda • Küresellik. • Kültürel mekânlar sınıflaması incelenecektir. • Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketlerin ortaya çıkışı gösterilecektir. küresel ve küreselleşme kavramları arasındaki farklar gösterilecektir. • Küresel yaklaşımlar incelenecektir. . • Küreselleşmeye yapılan eleştiriler gözden geçirilecektir. • Küreselleşmede farklı gruplar bulunduğu gösterilecektir. • Küreyellik kavramına açıklık kazandırılacaktır.

Küreselleşme 133 Ö¤renme Hedefleri • Küresellik. homojenleştirici olarak baktıklarını değerlendiriniz. bu hareketleri araştırınız ve bunların ortaya çıkmalarında ve gelişimlerinde yaşanan sorunları değerlendiriniz. • Küreyellik kavramını öğreneceksiniz. • Sosyologların neden küreselleşmeye daha çok • Küreyellik kavramının temelinde kültürel emperyalizmin • Küreselleşmeye yapılan eleştirilerden katılmadıklarınızı • Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketlerin internet sitelerine girerek. Kültürel mekânların temel özelliğini ve gelecekteki etkilerini tartışınız. belirleyerek gerekçelendiriniz. bulunma olasılığını tartışınız. • Küreselleşme konusunda farklı gruplar bulunduğunu öğreneceksiniz. küresel ve küreselleşme kavramlarının yanlış kullanımlarından örnekler bulunuz. • Küreselleşmeye yapılan eleştirileri öğreneceksiniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Küresellik. . • Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketlerin ortaya çıktığını öğreneceksiniz. • Küresel yaklaşımları öğreneceksiniz. • Küresel sistemler yaklaşımı başlangıçta sadece iktisat ile sınırlı iken neden daha sonra genişlemiştir? Tartışınız. küresel ve küreselleşme kavramları arasındaki farkları öğreneceksiniz. • Kültürel mekânlar sınıflamasını öğreneceksiniz.

• Globalleşme/Küreselleşme: Globalleşme bir süreçtir. kültür ve kimlik konuları da katılarak genişletilmiştir. Bu yaklaşım insan toplulukları arasında olduğu kadar. Ancak gerçekte durum hiç de öyle değildir. Diğer bir ifade ile ekonomiye indirgenmiş tek ve düz bir yapının. Bu süreçte ekonomi. Ulrick Beck’i izleyerek bu kavrama açıklık kazandırmakta yarar vardır. Dünya ölçeğindeki politik ve ideolojik dönüşümleri izlemek için önemli bir araçtır. . küresel/global olan ile ilgili olarak iki farklı görüşün bulunduğuna işaret eder: • Kültürel Sosyoloji Yaklaşımı: Daha çok edebiyat alanındaki farklı araştırmaları birleştiren ve Birmingham çevresinden esinlenen yaklaşımdır. Ronald Robertson ve işlevselci sistem kuramcısı Talcot Parsons bu kategoride yer alırlar. maddi ve manevi öğeler arasında da giderek artan bağlantılar. siyaset. siyaset ve sivil toplum birbirine indirgenmeksizin yan yana görülürler. Uluslarüstü aktörler tarafından belirlenen bir sistemi ifade eder. Ancak daha sonra bu alan.134 Ünite 9 Küreselleşme Küreselleşme kavramı günümüzde en sık kullanılan kavramların başında gelir ve pek çok yönden sosyolojiyi ilgilendirir. kültür. • Küresel Sistemler Yaklaşımı: Bu yaklaşım daha önce küresel tarihsel politik iktisat olarak ortaya çıkmıştır. Ülkelerin çok boyutlu ilişkiler içinde bağımlılıklarını gösterir. sivil toplumun tümünün ekonomik yapı tarafından belirlendiği savunulur. 2000): • Globalism/Küresellik: Neo-liberalizm temelli bir kavramlaştırmayla kültür. alışverişler ve hareketlerin farkına varılmasına dayanır. pazar hâkimiyeti altında işlemesini anlatır. Çünkü literatürde “globalism” (globalisme). Küresel Yaklaşımlar Jonathan Friedman (1992). • Globalite /Küresel: “Dünya Toplumu” anlayışına işaret eder. Bu yaklaşım daha çok politik iktisat alanıyla sınırlıdır. kültüre değinmemesi yüzünden eleştirilmiştir. Dünya Sistem Yaklaşımı olarak da bilinen bu bakış. “globalite” (globality) ve “globalleşme/küreselleşme” (globalization) gibi farklı kullanımlar bulunmaktadır (Sarıbay.

Örneğin geçen yüzyılda ulus devletlerin karbon kopya gibi çoğalmaları küresel kültürün bir yansımasıdır. Ona göre hepimizde “daha büyük bir sistemin parçası olduğumuz bilinci” yani tikelcilik (particularisme) gelişir. nesne olarak dış dünyayı inceler. Giddens gibi Marksistler gelse de bazı işlevselciler de bu kategoride yer alır. tüketim ürünlerinin ve yaşam biçimlerinin çevre ülke kültürlerinin içine sızarak yaygınlaşması. Küreselleşme 135 Küreselleşme Tartışmaları Küreselleşme literatüründe önde gelen bir isim olan Ronald Robertson’a göre. örneğin Amerikan değerlerinin. Yalnız ekonomik olarak çevre konumunda olan ülkelerde değil. Modernist bir yaklaşımdır. Ayrıca yerel de küresel bir üründür. küreselleşme tartışmalarını yapanlar iki grup halinde sınıflanabilir: • Birörnekleştiriciler/Homojenleştiriciler: Bunların başında A. Parsons’ın izlerini taşıyan Robertson. O. küreselleşmeyi nesnel ve öznel bileşenler olarak formüle eder. Ona göre bu baskılanma süreci yeni olmayıp insanlık tarihinde çok gerilere kadar uzanır. Küreselleşme bu bağlamda. • Farkçılaştırıcılar/Heterojenleştiriciler: Edvard Said ve Stuart Hall en önemli temsilcileridir. Öte yandan küreselleşme kuramcısı olarak Ronald Robertson bir küreselleşme modeli önerir. Robertson’a göre küresel sistemde en önemli olgu karşılıklı bağımlılıktır. Jonathan Friedman (1992)’a göre. Bilimsel ve realist bir epistemoloji taraftarıdırlar. Özne olan bilim adamı. Düşüncelerinde T. . Onlar daha çok derin yorumsama/ hermeneutik yaparlar. Postmodern bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımı daha çok kültürel çalışma yapanlar benimser. küreselleşme söyleminin önemli bir kısmı modernitenin ideolojik ürünüdür. tikelcilik ve evrenselciliğin karşılıklı gelişimini izler. parçalar arasındaki mesafenin azalmasıyla sonuçlanır. Ona göre tikelcilik yayılarak evrenselleşmektedir. Sosyal bilimcilerin önemli bir kısmı bu tür yaklaşımı benimser. Bu konudaki tartışmaların önemli bir bölümü de emperyalizm eleştirisi üzerinde yoğunlaşmıştır. Çünkü kültürel farkların silinip gitmesi endişesi vardı. yani kültürel emperyalizm şiddetle eleştirilmiştir. Tek merkezli kültürel hegemonyanın. Amerika’nın hamburger ve kola kültüründen çekinilmektedir. dünyanın küçülerek baskılanmasını/sıkıştırılmasını (compression) ifade eden bir terimdir. Avrupa’da bile bu kaygılara rastlanmakta. Bu küçülme ve baskılanma fikri ise.

Bu süreçlerin. Bu. . sermaye birikiminin. toplumsal öğeleri. dünya ekonomik stratejilerinin ve özgül toplumsal yapıların etkisiyle ortaya çıktığını savunur. giyim tarzı yaygınlaşmaktadır. Aynı şekilde birçok yerel sigara. Küreyellik/Glokalleşme Anılan kavramlardan sonra ortaya çıkan bir yeni kavram daha vardır. demokrasi gibi fikirlerin yayıldığı mekânlar. salt bilimsel gelişme veya tarafsız teknolojik evrimden kaynaklanmadığını söyler. • Tekno-mekân: Tüm mevcut teknolojilerin. küresel toplumsal güç ve koşulların ürünüdür. aslında belirli bir kültüre özgü olanın yaygınlaşmasıdır. Buna. • Medya-mekân: Televizyon ve radyo başta olmak üzere tüm bilgilerin elektronik olarak üretildiği ve yayıldığı mekânlardır. Robertson’un tüm ekonomik. • Finans-mekân: Uluslararası para hareketlerinin gerçekleştiği borsa türü mekânlardır. özgürlük. yemek. küresel ve yerel (local) kelimelerinden üretildiği için “küreyellik/glokalleşme” (glocalization) veya “kültürel globalleşme” denilmektedir. bütünün parçası olduğumuzun bilincine varma ile anlatmasının sığlığına dikkatleri çeker. mevsimlik işçiler ve turistlerin yaşadıkları mekânlar. • Zihinsel-mekân: Aydınlanmadan bu yana üretilen düşünce ve ideolojilerin. Ona göre yerelleşen benzerlikler. siyasal. Bunlar içinde yaşadığımız dünyayı değiştiren insanların yaşadığı mekânlar olarak önem kazanır. Örneğin Amerikan toplumundaki hamburger kültürü dünyanın her yerine yayılmıştır ve artık buna “McDonallaştırma / McDonalization denilmektedir (Ritzer. adalet. ileri olanlar da dahil olmak üzere tüm sınırları aşarak oluşturdukları mekânlardır. Örneğin herkes kot pantolonu her yerde giymektedir. Appadurai (1993) ve Sarıbay (2000)’a göre glokalleşme yaratan kültürel mekânlar (space) bulunmaktadır ve bunları beş başlık altında toplamak mümkündür: • Etno-mekân: Göçmen ve mülteciler. örneğin eşitlik. Örneğin Friedman (1992) Harvey’den yararlanarak. müzik.136 Ünite 9 Robertson (1992)’un görüşleri birçok yönden eleştirilmiştir. 1983). Bu kavramın Japon kaynaklı olduğu ve kendine özgü olan ile evrensel olanı çok iyi bağdaştıran iş kültüründen esinlenerek üretildiği de ayrıca bilinmelidir. zaman ve mekânda küçülmenin ve baskılanmanın ya da tazyik altında kalarak sıkışmanın.

küreselleşme yerine küresel terimini kullanmadığı için eleştirilmiştir. Çünkü küresellik modernliğin yaygınlaşmasını kolaylaştıran bir durumdur. aksine küreselleşme modernliği hazırlayan bir koşuldur. Ayrıca Giddens. bir yandan kültürel birliği sağlarken. bir yandan da farklılıkları derinleştirmekte. Aslında olayın gerçeği. Küreselleşmenin Eleştirisi Postmodern düşünceleri ile tanınan Zygmunt Bauman (1997) da dahil olmak üzere küreselleşmenin zenginler ve fakirler arasında tabaka- . küreselleşme.1990). evrensellik ile özgücülük (particularisme) gibi ikili karşıtlıklar diyalektik olarak bir arada bulunabilir.1992). Çünkü o. ekonomik olarak homojenlik (kapitalizm) karşısında kültürel çoğulculuğa izin verilmesidir. Giddens’ın bu düşüncelerini eleştirenler de bulunmaktadır. küreselleşmeyi modernliğin bir sonucu olarak görmüştür. Geniş anlamda coğrafi olarak uzak uygarlıkların iç içe geçmesini göstermede uygun terminolojidir (Robertson. Tüketilen şeylerin benzer veya farklı olması ise detaydan ibarettir. en azından su yüzüne çıkmasına olanak tanımaktadır. toplumsal olaylarla toplumsal ilişkilerin belli mesafede yerel bağlamsallıklarla karışmasıdır” demiştir (Giddens. küreselleşmeyi modernliğin bir sonucu olarak görmektedir. “küreselleşme için. Hatta küresellik bunu ideolojik olarak teşvik eder görünür. Burada Giddens’in modernlik ile küreselleşme arasında kurduğu ilişki problemlidir. Zaman ve mekânın birlikte önem taşıdığı ise. Küreselleşme 137 Sözü edilen bu fiziki yerleşim/toprağından koparılmış (deterritorialized) mekânlar kuşkusuz etkileşim içindedir. Nitekim küreselleşme sürecinde. Artık burada “küresel sanallaşma” söz konusudur (cyberspace) demek daha doğrudur. basitçe modernliğin bir sonucu olarak görülemez. Öte yandan modernlik genel anlamda kurumların ve temel tecrübelerin bir örnek /homojen olması anlamını taşır. varlık ile yokluğun kesişmesi. O. Oysa küreselleşme. Bu tür kullanımlar daha önce tarihsel ya da zaman (time) boyutunda değişme ile ilgilenen sosyolojinin mekân (space) ile de ilgilenmeye başladığının işaretlerdir. homojenlik ve heterojenlik. Ayrıca kendini sanal ortamlarda serbestçe ifade etme olanağına da sahiptir. İnsanların “tüketim toplumu” nda sadece tüketme eğilimlerinin arttırılması temel hedeftir. Örneğin Roland Robertson (1992)’a göre. Ayrıca Giddens. Giddens küreselleşmeye diyalektik olarak bakmıştır. ilk önceleri Giddens’in “Yapılaşma Kuramı”nda ortaya konmuştur.

Ayrıca küreselleşme ile emperyalizm arasında ilişki kurarak yapılan bazı eleştirilere kulak vermek gerekmektedir. emperyalizm terminolojini kullananlardan başlıca üç açıdan farklılaşırlar: • Yapısal bağımlılık yerine karşılıklı bağımlılık kullanırlar. Boratav’ın haklı olarak ileri sürdüğü gibi. Patnaik (1997) emperyalizmi. Boratav (2000)’a göre küreselleşme terminolojisini kullananlar. her şeyin karşılıklı bağımlılığa sahip bir denge içinde cereyan ettiğini savunurlar. Piyasa eleştirilerden uzak tutularak fetişleştirilir. Probhat Patnaik (1997)’ten esinlenerek “emperyalizm neden artık sol aydınların söyleminde yer almıyor” sorusunu sormakta ve bu kavramın yerini kürselleşmenin aldığı sonucuna varmaktadır. Türkiye’nin önemli iktisatçılarından Korkut Boratav (2000). piyasaya güven yaklaşımı pekiştirilir. Dünyanın eşitsiz ve hiyerarşik yapıya sahip olduğunu görmezden gelerek. Gelişmiş merkez ile çevre ülkeleri arasındaki bölüşüm mücadeleleri gündeme getirilmez. Bilindiği üzere. tüm bu dönüşümlerin artık küreselleşme ile açıklanmaya başlamasıdır. • Piyasanın eşitsiz güçler arasında oluştuğunu eleştiren yaklaşım terk edilerek. herkesin eşit olarak yararlandığı bir sistem yaklaşımı sunarlar. Böyle bir sitemde devletin rolü hemen hemen hiç yoktur. . 21.138 Ünite 9 laşmayı daha da keskinleştirerek kutuplaşmaya yol açtığı değerlendirmesini yapanlar çoktur. Çünkü bu durum aynı olgunun farklı iki biçimde anlatılması ve dolayısıyla çarpıtılması ile sonuçlanmaktadır. Hele hele bağımlılık ve sömürü ilişkilerini görmezden gelen bir yaklaşımın yeterli gibi sunulması mümkün değildir. onun üstünlüğünden kaynaklanıyor olamaz. emperyalizmin yerini alma süreci üzerinde durmak gerekmektedir. Bu durumda küreselleşmenin. dünyayı belirleyen ekonomik ilişkilerin bütünü olarak tanımlamakta ve dünyada yaşanan tüm dönüşümleri bunun sonucu olarak görmektedir. Piyasa ilişkilerinin genişlemesiyle daha adil bir kaynak dağılımına ulaşılacağı savunulur. yüzyılda da geçmişteki tüm eşitsizlikler artarak sürdüğü halde. Onun ve Boratav (2000)’ın itirazı. küreselci yaklaşımın emperyalizm kavramlaştırmasına egemenliği. Buna fanatik güven yaklaşımı da denilir. • Merkeze çevre ekonomilerinden sistematik olan aktarılan değerler göz ardı edilerek.

1971) ortaya çıktığında örneğin toplumda ataerkillik sorgulanmaya başladığında feminist hareketler de ortaya çıkar. Başka ülkelerdeki hareketlerin izlenmesi çoğu zaman söz konusudur. Çok çeşitli aktörleri bir araya getirmiştir. 2004’de Hindistan’da. sosyal hareketler toplumdaki mevcut bağımlılık ve baskılama sistemini dönüştürmeyi amaçlayan eylemlerdir. Küreselleşme 139 Ancak Marksizmin emperyalizm üzerindeki eleştirileri geçerliliğini koruyor olsa da. önemli bir eleştiri söz konusudur. Bu anlamda sağlıksız görülen bir durum ya da öğenin.” sloganı etrafında örgütlenilmiştir. Dünyanın çok değişik kıta ve ülkelerinde ortaya çıkmıştır. Ayrıca umutlarını yitiren aydınların teslimiyetçi tutumlarına da. Ancak birçok küreselleşme karşıtı yeni toplumsal hareket. Bu yüzden sosyal hareketler politik hareketlerden farklıdırlar. Çok sayıda bağımsız tekil örgütün bir araya gelmesine yol açmıştır. Birbirinden çok uzak mesafelerde olan insanlar iletişim teknolojilerinden yararlanarak ve ağlar kurarak önemli küreselleşme yanlısı zirve toplantılarını protesto etmişlerdir. 2006’da Pakistan ve Mali’de. daha muhafazakâr güçlerin dünya egemenliğini ele geçirmiş olmaları yüzünden işlevini yerine getiremez hale geldiği de açıktır. Ancak başlangıçta. Yeni liberal görüşlere karşı “Yeni Bir Dünya Mümkündür. bu sorgulama tam yapılmadan bazı görüşler ithal edilebilir. bu bir değer. Küreselleşme karşıtı hareketlerin temeli 1990’lı yıllarda emperyalizme ve tekellere karşı direniş olarak atılmıştır. Birbirinden farklı talep ve yaklaşımları barındırması temel özelliğidir. İlki 2001’de Brezilya’da. Aynı zamanda geniş ölçüde genç kesim tarafından desteklenmiştir. 2005'te tekrar Brezilya’da. kültürel olarak sorgulanması ve sonucunda sosyal ilişkilerin yeniden inşasıdır. Ancak mevcut sisteme meydana okurlar ve bu meydan okuma sırasında politik sistemle mücadele ederken ortaya çıkarlar. 2009’da yine Brezilya’da . kural veya tabiiyet ilişkisi olabilir. Toplumda “meşruluk krizi” (Habermas. Örneğin 1968’de Fransa’da ortaya çıkan öğrencilerin başlattığı özgürlük ve barış hareketi dünyaya yayılmıştır. ABD’de sanayide çalışan kadın işçilerin sömürülmesi sonucunda ortaya çıkan Feminizm de aynı şekilde sanayileşmemiş ülkelerde de yayılmıştır. 2007’de Kenya’da. günümüzde küreselleşmeye ciddi eleştiriler getirmektedirler. Daha önceki bölümde de belirtildiği gibi iktidarı ele geçirme talebinde bulunmazlar. Küreselleşme karşıtı hareketler ise çok daha farklı bir yapıya sahiptir. Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketler Alan Touraine (1998)’e göre.

anti küreselciler alternatif olarak ilk toplantılarını Brezilya’da Porto Allegre kentinde toplanmıştır. Güven bunalımı yüzünden ortaya çıkan çatışma birçok üye kaybına yol açmıştır. Küreselleşme Karşıtı Hareketin çeşitli aşamalardan geçtiği söylenebilir: • Birinci aşama: Fransa’da Le Monde Diplomatigue dergisi çevresinde kuramsal temeller atılmıştır. sadece protesto gösterileriyle yetinilmeyip. Alter-Küreselci aşamaya gelinmesinin önemi. Daha sonraları da Dünya Ticaret Örgütü Bakanlar Kurulu. . • Üçüncü aşama: Maalesef üyeler arasında bazı anlaşmalar çıkmış ve taraflar birbirini mahkemeye vermiştir. Gelişmiş Yediler (G7) toplantıları sürekli protesto edilmiştir. • İkinci aşama: Antiküresel Hareketin Alternatif/Alter-Küreselci Harekete dönüşmesidir. alternatif projeler geliştirme potansiyeline sahip olunduğunun gösterilmesidir. 2011’de ise Senagal’in Dakar kentinde yapılması planlanmıştır. herhangi bir örgüt disiplininden bağımsız olmasıdır. “Sosyal Forum” olarak anılan toplantılar. Bu yapının temel özelliği.140 Ünite 9 toplanmıştır. Ayrıca Dünya Sosyal Forumu (DSF)’nun. herhangi bir hiyerarşiye ve karar mekanizmasının olmaması. Dünya Bankası. hareketin örgütsel yapısını da ortaya çıkarmaya başlamıştır. Küreselleşme yanlıları Davos toplantıları yaparken. 1999’da ABD’de Seattle’de büyük bir protesto gösterisi düzenlenmiştir. binlerce örgüt ve aktivisti barındıran ve adeta Enternasyonalist hareketi çağrıştıran bir yapıya sahip olması önemlidir.

tikelcilik ve evrenselciliğin karşılıklı gelişimini izler. Tek merkezli kültürel hegemonyanın. Bu konudaki tartışmaların önemli bir bölümü de emperyalizm eleştirisi üzerinde yoğunlaşmıştır. bütünün parçası olduğumuzun bilincine varma ile anlatmasının sığlığına dikkatleri çeker. Ona göre bu baskılanma süreci yeni olmayıp insanlık tarihinde çok gerilere kadar uzanır.Parsons’ın izlerini taşıyan Robertson. zaman ve mekânda küçülmenin ve baskılanmanın ya da tazyik altında kalarak sıkışmanın. Ayrıca küreselleşme ile emperyalizm arasında ilişki kurarak yapılan bazı eleştirilere kulak vermek gerekmektedir. Bu aslında belirli bir kültüre özgü olanın yaygınlaşmasıdır. iii) Finans-mekân. Glokalleşme yaratan kültürel mekânlar (space) bulunmaktadır ve bunları beş başlık altında toplamak mümkündür: i) Etnomekân. Düşüncelerinde T. Örneğin geçen yüzyılda ulus devletlerin karbon kopya gibi çoğalmaları küresel kültürün bir yansımasıdır. dünyanın küçülerek baskılanmasını/sıkıştırılmasını (compression) ifade eden bir terimdir. ii) Tekno-mekân. yani kültürel emperyalizm şiddetle eleştirilmiştir. örneğin Amerikan değerlerinin. Küreselleşme bu bağlamda. O. Robertson (1992)’un görüşleri birçok yönden eleştirilmiştir. toplumsal öğeleri. dünya ekonomik stratejilerinin ve özgül toplumsal yapıların etkisiyle ortaya çıktığını savunur. “Küreyellik/Glokalleşme ise. Örneğin Friedman (1992) Harvey’den yararlanarak. iv) Medya-mekân. Ona göre yerelleşen benzerlikler. . Küreselleşme 141 Özet Küreselleşme tartışmalarını yapanlar iki grup halinde sınıflandırılmaktadır: i) Birörnekleştiriciler/Homojenleştiriciler ii) Farkçılaştırıcılar/ Heterojenleştiriciler. Küreselleşmenin zenginler ve fakirler arasında tabakalaşmayı daha da keskinleştirerek kutuplaşmaya yol açtığı değerlendirmesini yapanlar çoktur. sermaye birikiminin. küreselleşmeyi nesnel ve öznel bileşenler olarak formüle eder. küresel toplumsal güç ve koşulların ürünüdür. Buna küresel ve yerel (local) kelimelerinden üretildiği için “küreyellik/glokalleşme” (glocalization) veya “kültürel globalleşme” denilmektedir. Ayrıca yerel de küresel bir üründür. yeni ortaya çıkan bir kavramdır. Aslında küreselleşme söyleminin önemli bir kısmı modernitenin ideolojik ürünüdür. Ona göre tikelcilik yayılarak evrenselleşmektedir. salt bilimsel gelişme veya tarafsız teknolojik evrimden kaynaklanmadığını söyler. Bu süreçlerin. siyasal. Öte yandan küreselleşme kuramcısı olarak Ronald Robertson bir küreselleşme modeli önerir. tüketim ürünlerinin ve yaşam biçimlerinin çevre ülke kültürlerinin içine sızarak yaygınlaşması. v) Zihinsel–mekân. Robertson’un tüm ekenomik.

Globalleşme d. Aşağıdaki kavramlardan hangisi “Dünya Toplumu” anlamına gelir? a. Globalite b.142 Ünite 9 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. d. Emperyalizm d. e. b. Hiçbiri 2. Globalizm c. Glocalization e. Korkut Boratav günümüzde küreselleşmenin hangi kavramın yerini aldığı iddiasındadır? a. b. Glokalizm ya da Küreyellik hangi kelimelerden üretilmiştir? a. Kapitalizm c. b. Sosyalizm b. c. Sanayileşme e. Hiçbiri 5. d. Postmodernlik Kültüre önem verme Derin yorumsama yapma Hepsi Hiçbiri 4. e. Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketlerin temel özelliği nedir? a. d. Küreselleşme konusunda Farkçılaştırıcıların temel görüşü nedir? a. c. c. e. Küresel ve küresel olmayan Küresel ve yerel Küresel olmayan ve yerel Küresel ve genel Hiçbiri 3. Politik hareket olmak Politik hareketlerden farklı olmak Yerel olmak Kapitalizmi savunmak Hiçbiri .

8. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme SOSYOLOJİ 10 3. 6. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 4.1. 9. Türkiye’de Sosyoloji . 7. 5. 2.

. • Dünya’daki son gelişmeler ışığında Türkiye’de sosyolojinin konumu irdelenecektir. • Türkiye’de sosyolojinin sorunları incelenecektir. • Genel değerlendirme ve çözüm önerileri gözden geçirilecektir.144 Ünite 10 Ünitede Ele Al›nan Konular • Türkiye’de Sosyoloji • Türkiye’de Sosyolojinin Sorunları • Genel Değerlendirme ve Çözüm Önerileri • Dünya’daki Son Gelişmeler Işığında Türkiye’de Sosyoloji Ünite Hakk›nda • Türkiye’de sosyolojinin kuruluş tarihçesi gösterilecektir.

değerlendirmelerin hayata geçirilmesi için size göre ne yapılmalıdır? Tartışınız. • Türkiye’de Sosyolojinin konumunu. • Genel değerlendirme ve çözüm önerileri hakkında yapılan • M. . yakından bildiğiniz diğer bir sosyal bilim ile karşılaştırınız ve bunların farklarını görünüz. Türkiye’de sosyolojinin hangi alanlarda daha fazla gelişim gösterdiğini ve Halk Sosyolojisi yapma olanaklarını tartışınız. Türkiye’de Sosyoloji 145 Ö¤renme Hedefleri • Türkiye’de sosyolojinin kuruluş tarihçesini öğreneceksiniz. • Genel değerlendirme ve çözüm önerilerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Dünya’daki son gelişmeler ışığında Türkiye’de sosyolojinin konumu hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olacaksınız. Burawoy’un sınıflamasını göz önünde bulundurarak. Üniteyi Çal›ş›rken • Türkiye’de sosyolojinin kuruluş tarihçesini daha kapsamlı olarak inceleyiniz. • Türkiye’de sosyolojinin sorunlarının hangi alanlarda yoğunlaştığını belirledikten sonra bunun olası nedenlerini tartışınız. • Türkiye’de sosyolojinin başlıca sorunlarının neler olduğunu öğreneceksiniz.

İkinci önemli sorun ise. önceden olağan sanılan bağımlılık ilişkisi artık sorun edilmeye ve eleştirilmeye başlanmıştır. Daha sonra 1982’de Yüksek Öğretim Kanunu (YÖK) ile Sosyoloji Bölümleri bağımsız olmuştur. Sosyoloji öğretim üyeleri tarafından uzun yıllardır üzerinde durulan en önemli sorunların başında “aktarmacılık” gelmektedir. 2004). Ege Üniversitesinde (1977) Davranış Bilimleri içinde sosyoloji dersleri okutulmaya başlanmıştır. aynı gelişimi gösterememiştir. Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji'nin ilk kuruluşundan itibaren ve YÖK’ten önce bağımsız bir bölüm olarak kurulmasıdır (1964). Çünkü başlangıçta Batıda doğan ve Batı sorunlarını inceleyen sosyolojinin evrenselliği hiçbir eleştiri yapılmadan tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kabul edilmiştir. “gelenek yokluğu” dur. Başlangıçta sosyoloji “İçtimaiyat Darülmesaisi” adı altında bağımsız bir kürsü olarak Ziya Gökalp tarafından kurulmuş iken. daha sonraki uygulamalar iktisat ve felsefe bölümleri içinde sosyoloji kürsüleri şeklinde olmuştur. Düz evrimci gelişme kuramlarının eleştirilmesi ve Batı merkezli kuramların Batı-dışını açıklamada yetersizliklerinin ortaya konulması üzerine ise. Bunlar içinde tek farklı gelişim. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (1959) ve Boğaziçi Üniversitesinde (1971) Sosyal Bilimler Bölümü. özgünlük sorunu bugün de devam etmektedir. Türkiye’de ve Avrupa’da sosyolojinin bir bilim olarak kabul edilmesi hemen hemen aynı yıllara rastlamakla birlikte. Nitekim Cumhuriyet Döneminin ilk Fakültelerinden Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde de 1939-40 öğretim yılında Felsefe Bölümü içinde sosyoloji dersleri verilmeye başlanmış ve daha sonra da kürsü olarak yapılanma gerçekleşmiştir. Aktarmacılık ya da uyarlamacılık.146 Ünite 10 Türkiye’de Sosyoloji ve Son Gelişmeler Türkiye’de ilk sosyoloji dersleri İstanbul Üniversitesi’nde/ Darülfünun’da 1913-1914 öğretim yılında Ziya Gökalp tarafından verilmiştir. Türkiye’de Sosyolojinin Sorunları Türkiye’de sosyolojinin sorunları daha sistematik ve detaylı olarak sekiz başlık altında değerlendirilebilir: . Günümüz sosyolojinin statüsünün düşüklüğünün en önemli nedenlerinin başında Batıya bağımlılığı ve kendi koşularına uygun kuramsal ve kavramsal çerçeveleri oluşturamaması gelmektedir (Odabaş. Ancak bu konudaki değerlendirmelerin sosyolojisinin nasıl bir bilim olduğu konusundaki tartışmalar ışığında yapılması daha sağlıklı olacaktır.

• Kalitatif /nitel tekniklere araştırmalarda çok az yer verilmesi. • Yabancı dilde yayın yapmaya daha çok önem vermek. Eğitim • Batı literatürünü tercüme eden kitapları eleştirmeden okutmak. • Standart programlarda esneklik olmadan eğitim vermek. yerel bağlantılarını kurmadan tebliğ olarak sunmak. • Eğitimleri kuramsal ağırlıklı vermek. yerel ve özgün gündemli toplantılar yapmamak. • Yüksek öğretim hakkında dar bir vizyona sahip olmak. uygulamalara yeterince fırsat tanımamak. • Feminist eleştirilerden çok az yararlanılması. Türkiye’de Sosyoloji 147 Kuramsal Sorunlar Bu başlık altında üç temel sorun alanı bulunmaktadır: • Evrensel olduğu düşüncesiyle hiç eleştiriye tabi tutmadan Batı sosyolojisini kabul etmek ve kullanmak. • Yorumlayıcı sosyolojiye çok az yer verilmesi. Bilimsel Toplantılar • Uluslararası gündemi izlemek. • Kuram ve uygulama bütünlüğüne sahip araştırmalar ve bunlara dayanan yayınlar yapmamak. • Batı kuramlarını Türkiye’den bulgularla test eden yayınlar yapmak. Bilimsel Çalışmalar ve Yayınlar • Ulusal yerine uluslararası ölçütler kullanmak. • Sosyologlar arasında kuramsal tartışmaları yeterince yapmamak. • Kuramsal ve metodolojik yaklaşımları birbirine karıştırmak ve bunun farkında olmamak. Metodolojik Sorunlar • Pozitivist geleneğin baskınlığı ya da hegemonyası. • Sadece Batı kuramlarını. • Kuramları uygularken tatarsızlığa düşmek ve bunun farkında olamamak. • Geniş katılımlı toplantıları sık sık yapamamak .

“Avrupa Birliği Yüksek Öğretim Alanı”na dahil olmak üzere izlenen süreç de batıyla bütünleşme derecesini hızlandırmıştır. • Türkiye’deki gelişmiş kabul edilen üç büyük kentteki üniversitelerle diğer üniversiteler arasında merkez-çevre benzeri hegemonik bir bağımlılık ilişkisi bulunmaktadır. Genel Değerlendirme ve Çözüm Önerileri • Sosyoloji Batıda doğup geliştiği için Türkiye’de de Batı merkezli bir sosyoloji son derece meşru görülmekte ve etkili olmaktadır. Üç yılda bir Sosyoloji Derneği ulusal bir kongre düzenleyebilmektedir. Bu Türkiye ve Batı ülkeleri arasında olduğu gibi derin olmasa da benzer biçimde varlığını sürdürmektedir. • Bolognizasyon denilen.148 Ünite 10 Araştırma • Devlet destekli araştırmalar artmıştır. • Politika yönelimli araştırmalara devlet desteği daha fazladır. • Bölümler içinde ve bölümler arasında “bölmelenmişlikler” (Akşit. Avrupa Birliği fonları ancak belirli konuları desteklemektedir. Avrupa Kredi Transfer Sistemi (AKTS/ECTS) uygulanmalarına başlanmış ve sosyoloji bölümlerinin denkliği için yeterlilikler belirlenmeye başlanmıştır. . Belirli üniversitelerden dil bilenler daha çok katılmaktadır. 1986)yoğundur. ulusal ve bağlamsal koşulları göz ardı edilerek aktarılmaktadır. • Kurumlaşmış uluslararası destek artmıştır. Akademik Dereceler • Batı sistemiyle son derece bütünleşmiş bir sistem vardır. kuramsal araştırmalar ise destek görmemektedir. • Sınırlı ulusal toplantı düzenlenmekte ve iletişim azalmaktadır. TÜBİTAK önemli destekler vermektedir. Sosyal ve Akademik İlişkiler • Uluslararası kongre ve toplantılara katılım düşüktür. • Yapılan çalışma ve yayınların çoğu Batı kuramlarını test etmeye yarayan bilgi/data kaynağı niteliğindedir. • Mevcut Batı sosyolojisi yerel. Bilim dallarına başvurular ve başvuru koşulları batı yönelimlidir.

‘eleştirel’. • Küresel gelişim içinde tarihsel özgüllükleri önemseyerek “sosyolojik düşünme yeteneği” (Mills. ‘halk’ ve ‘politika yönelimli” sosyologlar. 1956) geliştirmek. • Uluslararası ve bölgelerarası araştırma programları geliştirmek. diğer uluslarla toplantı ve konferanslar düzenlemek. • Uluslararası merkez-çevre ilişkilerine duyarlı biçimde. Türkiye’de Sosyoloji 149 • Birbiriyle yarışan çok sayıda görüş vardır. . dört tip sosyoloji ve dört tip sosyolog bulunmaktadır: ‘Profesyonel’. birbirine içten bağımlılığı olan bu dört tip sosyolog ve sosyoloji arasında kaçınılmaz olarak hükmetme ve bağımlılık ilişkileri söz konusudur. Akademik kuruluşlara göre farklılaştığı gibi. Ancak bilimsel topluluğun/cemaatin gelişmesinde bundan yararlanılabilir. ‘politika’ (policy) ve ‘eleştirel’ (critical) sosyoloji sınıflamasını göz önünde bulundurarak Türkiye’de Sosyoloji’ye bakıldığında başlangıçtaki kurucularımızın mesleki sosyoloji kadar halk sosyolojisi de yaptığı söylenebilir. • Metodolojik ve ontolojik sayıltılarını gözeterek nicel ve nitel araştırma tekniklerini bütünleştirmek. • İletişim kopukluğu son derece yaygındır. makro ve mikro çalışmaları birlikte yapmak. Türkiye’de Sosyolojinin gelişmesi için çok sayıda öneride bulunmak mümkündür: • Sosyologlar arasında iletişimi geliştirerek ortak yapılan çalışma sayısını arttırmak. Dünyadaki Son Gelişmeler Işığında Türkiye’de Sosyoloji Amerikan Sosyoloji Derneği (ASA) ve Uluslararası Sosyoloji Derneği (ISA) başkanlıkları da yapan İngiliz asıllı sosyolog Michael Burawoy’in yaptığı ‘mesleki’ (professional). • Yapı-birey arasındaki ilişkiyi önemseyerek. ‘halk’ (public). Çünkü Michael Burawoy’e göre. aynı ulus/toplum içinde olduğu kadar farklı uluslara/toplumlara göre zaman içinde değişiklikler gösteren. • Sınırlı özgün kuramsal çerçeve ve akademik yükselme amacıyla yapılan çalışma ve yayınlar yeterli bir sosyolojinin gelişiminde en önemli engellerdir. • Küresel ve yerel ölçekte karşılaştırmalı araştırmalar yapmak.

akademisyenlere. Profesyonel sosyoloji. Buna karşılık eleştirel sosyoloji. akademi dışındakilere yönelik düşünümsel bilgi üretmekten sorumludur. politik müdahale olanağı veren araçsal bilgi üretir. iletişimsel. Eğer profesyonel sosyoloji olmaksızın halk ve politika sosyolojisi olmuyorsa. etkili. halk sosyolojisi kadar politika yönelimli sosyoloji ve onun müşterilerinin hizmetine de sunulabilir. belirli halk kesimlerine yönelik ve halk ile diyalog içinde düşünümsel bilgi üretir. dahili tartışma içeren düşünümsel bilgi sunar. fakat onların var olabilmesi için zorunludur. Mesleki sosyoloji. sırasında kaynak sağlayıcıların hizmetinde olabilen. somut. temel ahlaki görüşler taşıyan. akademik izleyiciye kuramsal veya ampirik özellikte. akademi dışındaki izleyiciye. sırasında dogmatik özelliklere sahip. aynı durum eleştirel sosyoloji için de geçerlidir. Eleştirel sosyoloji. profesyonel sosyoloji olmadan halk ve politika yönelimli sosyoloji olmayacağı gibi. patolojik davranışlara sahip olma ve siyaset yapma açısından sosyologlar karşılaştırılır.150 Ünite 10 Sosyolojik Bilgi Araçsal Bilgi Düşünümsel Bilgi (Diyaloga dayalı bilgi) Akademi Profesyonel Sosyoloji Eleştirel Sosyoloji Akademi Dışı Politika Yönelimli Halk Sosyolojisi Tablo 7: Burawoy’un Sosyoloji Sınıflandırması (Burawoy. Nitekim Burawoy’e göre. araçsal bilginin değişik formlarıdır. yönlendirici soruları ve kavramsal çerçeveyi sağlayan profesyonel sosyoloji olmaksızın ne halk ne de politika yönelimli sosyoloji olur. bilimsel normlara ve akran değerlendirmesine dayalı. Halk sosyolojisi ise. Ancak farklı bir şekilde. Politika yönelimli sosyoloji ise. eleştirilecek bir şey olmayacağı için . halk sosyolojisi ise. Diğer bir ifade ile mesleki ve politika yönelimli sosyoloji. halk ve politika yönelimli sosyolojinin düşmanı değildir. akademik izleyiciye. birikimli bilgi yapılarını. hesap verme. akademi dışındaki izleyiciye. kendi referans sistemine ve mesleki çıkarına sahip araçsal bilgi üretir. Araçsal bilgi ve düşünümsel bilginin her ikisinde de meşruluk. 2005) Sosyolojik işbölümünde Burawoy sosyolojik bilgi türleri ve onun izleyicilerinin bir tipolojisini önerirken ‘araçsal’ (instrumental) ve ‘düşünümsel’ (reflexive) olarak iki bilgi türü ve ‘akademik’ ve ‘extra-akademik/akademi dışı olarak’ iki grup dinleyici ayrımı yapar. ‘gerçek’ (truth) ve gerçeğin test edilmiş yöntemleri. Aralarında uzlaşma pek kolay olmasa da profesyonel sosyolojinin araçsal (instrumental) bilgisi.

propaganda ve dogmaya dönüşmeyi engellemede. Örneğin David Reisman’ın Yalnız Kalabalıklar. Türkiye’de başlangıcından bu yana sosyolojinin bu kapsamda gelişim gösterdiği iddia edilebilir. akademinin ötesinde politik ve ahlaki düşüncelerle halk ile diyalog içinde olmaktır. meşruluk temelleri ve sorumlulukları/hesap verme mekanizmaları bulunduğundan uzlaştırılmaları pek kolay değildir. diğer sosyoloji yapma biçimlerinin belkemiğidir. Halk sosyolojisi. Halk sosyologları ise. kamu veya özel sektör tarafından talep edilen araştırmaları yapmakta kullanırlar. sosyologların ilk halkı olarak görülürler. bu tiplerden birinde yer alan sosyologların kendilerine göre farklı bilgileri. Örneğin eğitim sırasında öğrenciler. toplumu analiz etmek için kuramsal ve metodolojik olarak sofistike araçlara sahiptirler. temelde kamuya angaje olmuştur. profesyonel sosyoloji tarafından geliştirilen kuramsal çerçeveleri ve metodolojileri. Ancak kabul etmek gerekir ki. Türkiye’den de benzer örnekler vermek . Gunnar Myrdal’ın Amerikan İkilemi. Söz konusu sınıflamada yer alan ilk kategori olarak profesyonel sosyologlar. Türkiye’de Sosyoloji 151 eleştirel sosyoloji de olamaz. meşruluk ilkeleri ve hesap verme biçimleri kendi meslektaşları tarafından belirlenir. Halk sosyolojisi. Politika yönelimli bir sosyolojiden halk sosyolojisine de geçiş olabilir. Ayrıca ‘seçkinci/geleneksel’ ve ‘organik/tabana dayalı’ (grassroots) halk sosyolojileri şeklinde ayrım da söz konusudur. işçi sendikaları gibi. Onlar toplumun içinde bulunduğu en önemli problemleri göstermek için halk ile birlikte çalışırlar ve halka karşı sorumludurlar. Ancak. inanç toplulukları. daha sınırlı çıkarların savunulmasına yönelik olabilir. Robert Bellah’ın Kalbin Alışkanlıkları adlı kitapları veya New York Times gazetesinde çıkan yazılar. mahalle grupları. Benimsedikleri bilimsel süreçler. organik/tabana dayalı yaklaşım ise diyalog ile öğrencilerde var olan bilgilerin ortaya çıkarılabileceğini kabul eder. eğer profesyonel sosyoloji bir ülkede çok gelişmişse diğerlerinin zayıf kalma olasılığı yüksektir. Örneğin James Coleman’ın Amerikan Kongresi’ne sunduğu Afrikalı Amerikalıların okullara entegrasyon önerisi böyle bir durumu yansıtmaktadır. geleneksel ya da seçkinci halk sosyolojileri olarak kabul edilmektedir. Profesyonel sosyologlar yaptıkları çalışmaları yayınlama sorumluluğuna sahiptirler. Organik ya da tabana dayalı halk sosyolojisi ise. Politika yönelimli araştırmacı sosyologlar. İdeal olarak profesyonel sosyoloji. halk ile sosyolog arasında karşılıklı anlaşma içinde konuşmayı/ diyalogu başlatır. Geleneksel seçkinci yaklaşım öğrencileri hiçbir şey bilmeyen ve bilgi ile doldurulması gereken boş bir kap/tabla olarak görürken.

bunun da normal olduğunu belirtir. Wright Mills. Bu anlamda C. Bazı öğretim üyeleri. halk sosyolojisinin de pop sosyolojiye dönüşme riski vardır. Eleştirel sosyoloji ilk olarak mesleki sosyoloji ile ilgilenir. Bazı sosyologlar dört tip içinde de faaliyet gösterebilirler. Tipler arasında . Bu yüzden eleştirel sosyolojinin mesleki sosyolojinin bilinci olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ancak unutulmaması gereken. Bu işi yapmak eleştirel sosyolojinin görevidir. ‘çalışılan yer’ ve ‘yapılan iş’ gibi iki ölçütlü bir sınıflama yapmak da mümkündür. Gelişmiş Batı toplumlarındaki bu dörtlü sınıflama yerine. Aslında bunların birbirlerini tamamen dışladığı söylenemez. Eleştirel sosyologlar ise. Ancak çoğu zaman birinde yoğunlaşma söz konusudur. halk sosyolojisi olarak düşünülebilir. Sosyoloji Derneği yönetiminde uzun yıllardır görev üstelenerek bu misyonu yerine getirmeye çalışmaktadır. Alvin Gouldner ve hatta Pitirim Sorokin’in mevcut mesleki sosyolojinin temellerini sorgulayan eleştirel sosyologlar olduğunu söylemek mümkündür. Örneğin mesleki sosyoloji kendini diğer tiplerden tamamen soyutlayabilir. Kategoriler arasındaki ilişki ya da bağlılık. mevcut kuramları. ama bilginin piyasada metalaşmasını sorunlaştırarak politika yönelimli sosyoloji ile. devlet/siyaset ve ekonomi tarafından tehdit edilen sivil toplumu savunmanın.152 Ünite 10 mümkündür. “ne için bilgi” ve “kimin için bilgi” sorularını sorarak yanıt aramışlardır. Örneğin bazı DTCF Sosyoloji Bölümü öğretim üyelerinin GAP İdaresi için yaptıkları karşılaştırmalı toplumsal yapı araştırması öncelikle politika yönelimlidir. Burawoy. Örneğin Achwan ve Sujatmiko’ya göre Endonezya’da ‘akademik’. Aslında bir sosyolog. onların sayıltılarını ve mesleki sosyolojinin gizli gündemini sorunsallaştırırken bilimsel topluluğa karşı sorumludur. yaptığı işin ahlaki boyutuna hiç değinmeden mesleki sosyoloji yapabilir. Ancak tüm bu dört tipin Weberyen anlamda birer ideal tip olduklarını unutmamak gerekir. sosyologların politika sosyolojisi. ahlaki yükümlülükler nedeniyle de halk sosyolojisi ile ilgilenir. bu kategorilerin özerkleşmesi ile tehlike altına girebilir. halk sosyolojisi ve mesleki sosyoloji arasında yer değiştirebileceğini. politika yönelimli araştırmalar iktidarın hizmetine girebilir. Ayrıca kalkınma ajansları ve GAP’ın eşitsizlikleri arttırdığı konusunda kamuoyuna yapılan eleştiriler. Onlar. Her tipin kendine özgü patalojik yanları söz konusudur. ‘aktivist’ ve ‘profesyonel’ sosyolog tipleri bulunmaktadır. eleştirel sosyoloji. eleştirel sosyolojinin en önemli görevi olduğudur. Normal bilim yaparken Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlarnın bilgisinin veya sosyolojinin temellerinin sorgulanması fazla mümkün değildir.

Hatta Mod 1. Eğer Mod1 araştırma. Akademik sosyologlar Burawoy’in profesyonel sosyologlarına benzemekte. bilgi toplumunun ortaya çıkışıyla birlikte. politik etki ve sosyal performans göstergelerinin baskısına hedef olmaktadır. Mod 2 bilimin kurumsal bağlamında bir dizi önemli değişim gerektirmektedir. örgütsel problemlere veya pratik politikalara uygulanabilecek bilgi üretilir. bilmece çözme . Sonuç olarak araştırmalar. Bu tür özelliklerin Türkiye için de geçerli olmaya başladığı söylenebilir. Tüm Batı Avrupa ülkelerinde bilim ve toplum ilişkilerinin yeni ve değişen örüntüleri söz konusudur. Mod 2 Araştırmalar geçici ve interdisipliner ortamlarda yürütülmekte. Profesyonel sosyolojinin bilgi savları. Bu bağlamda değerlendirdiğimizde kurucularımızın aktivist olduklarını. Profesyonel sosyolojiden beslenen politika yönelimli sosyologlar tarafından. temel araştırmalardan farklı olarak çeşitli düzeylerde uygulamalar içermekte ve büyük ölçüde dış ortak/ partner ve müşterilerle yakın işbirliği içinde yapılmaktadır. üniversiteler bilgi üretimindeki tekel konumlarını kaybetmişlerdir. Aktivist sosyologlar ise. ki bu değişim Mod 1’den Mod 2’ye geçiş olarak adlandırılmaktadır. bu gelişmelere paralel olarak politik ve ekonomik ölçütler daha fazla önem kazanmaktadır. medya veya sivil toplum kuruluşları aracılığıyla sosyal problemleri yorumlayarak daha iyi bir toplumu inşa etmek üzere evrensel değerlerle ilintili eleştirel politikalar üretmeye çalışmaktadırlar. Bir araştırmanın yararını değerlendirmede de. ekonomik yarar. Endonezyalı profesyonel sosyologlar ise. Burawoy’un eleştirel ve halk sosyolojisine benzer faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Mod 2’de. Öte yandan bir disiplin olarak sosyoloji. hükümet kuruluşları. Türkiye’de Sosyoloji 153 sürekli geçişler de mümkündür ve birbirleriyle işbirliği de yapmaktadırlar. üniversite ve araştırma enstitülerinde toplumu anlamada sofistike kuramlar ve yöntemlere sahip olarak çalışmaktadırlar. Burawoy’in politika yönelimli araştırmacı sosyologları gibi kamu veya özel sektörde hizmet ve politika üretiminde görev almaktadırlar. toplumsal meşruluk baskısı ile karşı karşıya kalmada yalnız değildir.5 veya Mod 3 şeklinde (devlet üniversitesinde piyasaya araştırma yapmak gibi) örneklerden de söz edilebilir. özel danışmanlık şirketleri araştırmalara fon sağlamakta ve öncekilerden çok daha fazla sayıda araştırmacı istihdam etmektedirler. devlet fonlarıyla desteklenmiş ve disiplin temelli olarak organize edilmiş klasik araştırma ise. Bunun yerine araştırma merkezleri. Farklı bir deyişle aktivist sosyologlar. daha sonraki kuşakların ise hem akademik hem de profesyonel özellikler taşıdığını söylemek pek yanlış olmayacaktır.

154 Ünite 10 şeklinde meydana gelir. bu bağlamda sosyal problemlere yönelik olarak problem çözmedir. Politika yönelimli sosyologlar arasında ‘geleneksel/seçkinci ’ ve ‘organik/tabana dayalı’ halk sosyolojisini benimseme açısından da farklar bulunabilir. 12 Eylül 2009 ‘da İstanbul’da yaşanan sel felaketinden sonra merkezi ve yerel yönetime yönelik eleştirel basın açıklamalar ve 2007’de Ankara’da yaşanan su kesintilerinde yerel yönetim uygulamalarının değerlendirmesini yapan bir doktora tezinde halk sosyolojisi yapıldığı söylenebilir. Aile Araştırma Kurumu’na 1990 yılında kurulan Sosyoloji Derneği üyelerinin yaptığı. gerek uygulamalı gerekse politika yönelimli sosyoloji yaparken de eleştirel olmak ve halka yönelmek eğilimindedir. Tüm bu tartışmaların Türkiye’de tam karşılıkları bire bir bulunmasa da veya ‘kuramsal’ ve ‘uygulamalı’ sosyoloji ayrımına dayanan terminoloji daha yaygın olsa da. Burawoy veya başkalarının eleştirdiği parasal kaynak sağlayıcıların çıkarına hizmet eden araştırmalar hiçbir zaman yapılmamıştır. Elektrik Mühendisleri Odası ile işbirliği içinde “Elektronik gözaltı ve telekulak” konusunda. Çoğu kamusal destekli olan araştırmalar. Nitekim Burawoy de. DTCF Sosyoloji bölümü. Hatta Sosyoloji Derneği üye ve yöneticilerinin Adnan Menderes Üniversitesi ile birlikte Aydın'ın Didim ilçesinde Ekim 2009 ‘da gerçekleştirdiği 6. Bu terim. Örnek vermek gerekirse. yılında “Afetlere Hazırlık” konusunda. Halk sosyolojisi kamusal tartışmalara hizmet eder ve bu yüzden dıştan dinleyicileriyle diyalog içerisindedir. Geleneksel Dayanışmanın Çağdaş Dayanışmaya Dönüşümü (1993) bir politika yönelimli araştırmadır. kapanış oturumunda sonuçların paylaşılması da halk sosyolojisi örneği olarak değerlendirilebilir. İnşaat Mühendisleri Odası ile 1999 Marmara Depreminin 10. daima geniş . 1990’lı yıllardan başlayarak politika yönelimli olmaya başlamıştır. Sosyoloji Türkiye’de İstanbul Üniversitesi’nde Ziya Gökalp tarafından ilk derslerin verildiği 1914’lü yıllara kadar giden geçmişinden bu yana büyük ölçüde halk sosyolojisi ağırlıklı iken. Ancak bu çalışmaların arkasında hep akademik kaygılar olmuştur. Eleştirel sosyolojide. Politika yönelimli sosyoloji. Ulusal Sosyoloji Kongresinde Türkiye’nin önemli gündem maddesini oluşturan ‘demokratik açılım’ konusunda katılanların görüşlerini alarak. “diyalog hakkında da diyalog” söz konusudur ve bunların dinleyicileri daha çok akademiktir. Kuhn’un normal bilim yapma dönemine denk gelir. halk sosyolojisi yaparken bu şekilde tavır almanın sosyologların ahlaki sorumluluğu olduğunu belirtmiş ve üyelerinden önemli destek görmüştür. Irak Savaşı’na karşı ASA’nın açıklama yapmasını sağlayarak.

Türkiye’de Sosyoloji

155

toplum kesimlerine hizmet etmek anlayışının ürünüdür. Bu çabaların bir örneği olarak TÜBİTAK tarafından desteklenen GAP Karşılaştırmalı Toplumsal Yapı Araştırması en son çalışmalardan birisi olarak hem Sosyoloji Derneği hem de GAP idaresi tarafından 2010 yılında basılmıştır. Bu çalışmaların ayrıca Mod1 araştırmadan Mod 2’ye geçişin izlerini taşıdığı söylenebilir. Ancak TÜBİTAK’ın da devlet kuruluşu olması nedeniyle tam bir dönüşümden söz edilemez. Ayrıca henüz kamu en önemli kaynak sağlayıcı olduğundan Türkiye’de Mod 2 araştırmalar çok sınırlıdır. Bununla birlikte, şimdilik yakın bir tehdit olmaması hiç olmayacak anlamına gelmemelidir. Bilindiği üzere sosyoloji Türkiye’de ağırlıkla devlet üniversitelerinde bilimsel ve ekonomik açıdan tam özerk olmayan koşullarda yapılmaktadır. Buradan hareketle “acaba Türkiye’de halk sosyolojisinin geliştiğini iddia etmek mümkün müdür ” sorusu akla gelmektedir. Ancak “Özellikle İskandinav refah toplumunda, devletin her zaman her şeyin içinde olması demek halk sosyoloji anlamına gelmemektedir. Diğer bir ifade ile araçsal halk sosyoloji tatmin edici görünmemektedir.” diyen Kropp’un saptaması, yanıtın olumsuz olduğunu bize açıkça göstermektedir. Sujata Patel (2010)’in belirttiği gibi, 1970’lerden bu yana dünya hızla değişmekte; bilgi, düşünce, hizmet, para, mal ve teknoloji kadar hastalık (örneğin kuş ve domuz gribi) ve ilaçlar ile silahlar da sınır ötesine taşarak dolaşmaktadır. Dünya Risk Toplumu olarak da tanımlanan bu toplum yapısı içinde işbirliği olanakları kadar çatışma, eşitsizlikler ve askeri güç uygulamaları da artmakta; kültürel dışlamalar ve grup kimlikleri yeni formlarda ortaya çıkmakta; mekân kavramı yeniden tanımlanmaktadır. Bu yüzden değişen dünyayı anlamada yeni yaklaşımlara ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak önemli olan sosyologların bu değişmelere meydan okumaya ne kadar hazır oldukları ya da değişen dinamikleri anlamada ne tür kaynaklara sahip olduklarıdır. Öte yandan, sosyolojik çalışmalarda toplum olarak kavramlaştırılan gerçeklik çoğu kez ulus devlete karşılık gelmektedir. Hatta Amerikalı sosyologların, toplum yerine ulus kavramını tercih ettiklerini dikkatli gözlemciler hemen fark edebilirler. Bu yüzden birçok ünlü Batılı sosyologun geliştirdiği kuram veya kavramın küresel düzeyde karşılaştırmalar içermediğini ve yalnızca Kuzey Amerika ya da Avrupa ile sınırlı kaldığını söylemek mümkündür. Aslında U. Beck’in “yöntemsel ulusalcılık” (methodological nationalism), “kozmopolitan gerçeklik” (cosmopolitan reality) ve “ikinci modernlik” (second modernity) kavramları da tam bu konulara işaret etmektedir. Diğer bir ifade ile sosyolojinin konusu olan insan, kurum, örgüt ya da gruplar hakkındaki

156

Ünite 10

betimlemeler, bunu yapan sosyologun kendi ulusal kültürü ile sınırlı kalabilmektedir. Özetle bugüne değin evrensel olarak ileri sürülen birçok sosyolojik görüş bu özelliği taşımazken, hatta bölgesel/taşra (provincial) düzeyinde kalırken, bunları eleştirmeden evrensel olarak kabul etmek Syed Farid Alatas (2010)’ın yıllar önce belirttiği gibi “tutuklu zihinler” (captive mind) olarak eleştirilmektedir. Buradan hareketle DTCF Sosyoloji Bölümü’nde yoksulluk konusundaki bir doktora tezinde “azimli yoksullar” kavramı geliştirilerek sosyolojik yazına kazandırılmıştır. Bu girişimin Alataş’ın “basit alternatif” geliştirme söylemine denk düştüğünü belirtmek yanlış olmayacaktır. Bilindiği üzere, alternatif sosyoloji arayışları, Batı-dışının ya da Güneyin Kuzeye tarihsel, sosyal, ekonomik, siyasal, kültürel, bilimsel/ akademik çok yönlü bağımlılığına karşı bir meydan okumadır. Batı dışından, kendi tarihsel ve sosyal deneyimlerine dayanan yeni kavram ve kuramların üretilmesi, sosyal bilimlerde güneyin kuzeye olan tarihsel bağımlılığını azaltmada önemli görülmektedir. Alataş’ a göre, sosyal bilimlerde batıya alternatif olabilmek için, taklitçi olmamak, yaratıcı olmak, özgün olmak, özcü olmamak, Avrupa merkezli olmamak, ulus devlet ve uluslararası grup ve kuruluşlardan bağımsız olmak, yerelin kültürünü, dilini, sosyal ve ekonomik koşullarını yeni kavramlar ve kuramlar üretmede bilginin kaynağı olarak görmek gerekir. O, ‘basit’ ve ‘yüksek’ düzeyde alternatif olma konularını tartışır. Basit düzeyde alternatif olmak, Batıda geliştirilen kavramları Batı dışı bağlama dikkatle uygulamak iken; yüksek düzeyde alternatif olmak, Batı dışında/yerel düzeyde üretilen bir kavramın yerel bağlamda yaratıcı olarak uygulanması demektir. Yüksek düzeyde alternatif olmak, özellikle hegemonik ilişkileri yıkacağı için önemlidir. Alataş’ın burada İbn-i Haldun’un Asabiye Teorisi’ni kastettiği belirtilmelidir. Ancak İbn-i Haldun’un sanayi öncesi toplumlardaki değişmeyi açıklamak üzere geliştirdiği kuramından yararlanmanın da basit alternatif olma özelliğinin daha fazla olduğunu ifade etmek gerekmektedir. Bu bağlamda Ziya Gökalp’in ‘hars’ ve ‘medeniyet’ ayrımı da Batı dışından bir alternatif söylem olabilir. Ayrıca hars kavramının kültüre denk düşmesi yüzünden, bu girişimin de basit alternatif olacağı iddia edilebilir. Aslında basit alternatiflerin, günümüzde çok tartışılan ‘tek’ yerine ‘çoklu evrenselliklerin’ olduğu görüşü için de uygun bir zemin hazırladığı düşünülmelidir.

Türkiye’de Sosyoloji

157

Özet
Türkiye’de ve Avrupa’da sosyolojinin bir bilim olarak kabul edilmesi hemen hemen aynı yıllara rastlamakla birlikte, aynı gelişimi gösterememiştir. Türkiye’de sosyolojinin en önemli sorunlarının başında “aktarmacılık” ve “gelenek yokluğu” gelmektedir. Türkiye’de sosyolojinin statüsünün düşüklüğü ise, son yıllarda tartışmaya açılan diğer bir sorundur. Bu duruma yol açan en önemli nedenlerin başında batıya bağımlılığı ve kendi koşularına uygun kuramsal ve kavramsal çerçeveleri oluşturamaması gelmektedir. Ancak bu konudaki değerlendirmelerin sosyolojinin nasıl bir bilim olduğu konusundaki tartışmalar ışığında yapılması daha sağlıklı olacaktır. Çünkü başlangıçta Batıda doğan ve Batı sorunlarını inceleyen sosyolojinin evrenselliği hiçbir eleştiri yapılmadan tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kabul edilmiştir. Evrimci gelişme kuramlarının mercek altına alınması ve Batı merkezli kuramların Batı-dışını açıklamada yetersizliklerinin saptanmasıyla yapılan eleştiriler de artmıştır. Bu eleştirilerin başında, yapılan çalışma ve yayınların çoğu Batı kuramlarını test etmeye yarayan bilgi/data kaynağı niteliğinde olması ve Batı sosyolojisinin yerel, ulusal ve bağlamsal koşulları göz ardı edilerek aktarılması gelmektedir. Ayrıca sosyologlar arasında iletişim kopukluğunun yaygın olması ve sınırlı özgün kuramsal çerçeve ve akademik yükselme amacıyla yapılan çalışmalar, yeterli bir sosyolojinin gelişiminde en önemli engeller olarak görülmektedir. Amerikan Sosyoloji Derneği (ASA) ve Uluslararası Sosyoloji Derneği (ISA) başkanlıkları da yapan İngiliz asıllı sosyolog Michael Burawoy’in yaptığı ‘mesleki’ (professional), ‘halk’ (public), ‘politika’ (policy) ve ‘eleştirel’ sosyoloji sınıflamasını göz önünde bulundurarak Türkiye’de Sosyoloji’ye bakıldığında, başlangıçtaki kurucularımızın mesleki sosyoloji kadar halk sosyolojisi yaptığı da söylenebilir. Alternatif sosyoloji arayışları ise, Batı-dışının ya da güneyin kuzeye tarihsel, sosyal, ekonomik, siyasi, kültürel, bilimsel/akademik çok yönlü bağımlılığına karşı bir meydan okumadır. Batı dışından, kendi tarihsel ve sosyal deneyimlerine dayanan yeni kavram ve kuramların üretilmesi, sosyal bilimlerde güneyin kuzeye olan tarihsel bağımlılığını azaltmada önemli görülmektedir.

Türkiye’de sosyolojinin kurucusu kimdir? a) Hilmi Ziya Ülken b) Prens Sabahattin c) Ziya Gökalp d) Fahri Fındıkoğlu e) Niyazi Berkes 2. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de sosyolojinin gelişiminde etkili değildir? a) İletişimi güçlendirmek b) Karşılaştırmalı araştırmalar yapmak c) Sadece mikro çalışma yapmak d) Mikro ve makro çalışmaları birlikte yapmak e) Ulusal ve uluslararası toplantılar düzenlemek 5. Burawoy’un sınıflamasından hareketle Türkiye’de en az yapılan sosyoloji hangisidir? a) Mesleki sosyoloji b) Eleştirel Sosyoloji c) Politika Yönelimli Sosyoloji d) Halk sosyolojisi e) Hiçbiri .158 Ünite 10 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. M. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de sosyolojinin metodolojik sorunları arasında sayılamaz? a) Pozitivizmin baskınlığı b) Pozitivizmin ihmali c) Yorumlayıcı sosyolojinin ihmali d) Feminist eleştirileri yok sayma e) Hiçbiri 4. Türkiye’de sosyolojinin en önemli sorunlarının başında ne gelmektedir? a) Aktarmacılık b) Gelenek yokluğu c) Batıya bağımlılık d) Özgünlük e) Hepsi 3.

M. A. Coşkun. (1965) Vicarious Process: A Case of No-trial Learning. R. Tronto: Üniversity of Toronto Pres. (2005) Public Sociologies: Contradictions. Bauman. Z. Global Culture: Nationalism. Oxford Blackwell. Cheal. A. Bozkurt. U. (2000) Emperyalizm mi? Küreselleşme mi? İç Küreselleşme: Emperyalizm Yerelcilik İşçi Sınıfı (der. İstanbul: Der. M. (1992) Risk Society. Dahrendorf. H. K. (1999) Küreselleşme: Toplumsal Sonuçları (Çev. H. S. Chicago: University of Chicago Press. . Facing an Unequal World: Challenges for a Global Socıology (der. iç. İstanbul: Ayrıntı. Bash. A. D. Arrent. Bandura. Boratav. M. Yılmaz). London: Tavistock. (1995) Socail Problems and Social Movements. R. Baumann. İ. “The Definition and Types of Alternative Discourses”. (1959) Class and Class Conflict in Industrial Society. M. Ill. (2010) Değişen Dünyada Sosyoloji. Berger. 82: 1603-1618. M. Tonak). Coser. Dilemmas and Possibilities. (1987) Women and Social Class. Burawoy. M. İç. New York: Doubleday. P. F. Armağan. M. New York: Academic Press. E. Hsieh). Z. (1974) Labelling Theory Reconsidered.. Advances in Experimental Psychology (der. Appadurai. (2010). (1956) The Fuctions of Social Conflict. Vol 2 : 139-158. iç. İstanbul: Ufuk. Social Forces. Beck. Ankara: İmge. (1991) Family and the State of Theory. (1997) Modern Devletin Doğuşu. Castels. Berkowitz). Rock ve M. P. A. Alataş. McIntosh). L. (1996) Rise of Network Society. Stanford: Stanford University Pres. (2004)(der) Küresel Kuşatma Karşısında İnsan. iç. (1993) Disjuncture and Difference in the Global Cultural Economy. H. Sapsford. Chang. S. New Jersey: Humanities.: The Free Pres. Türkiye’de Sosyoloji 159 Kaynaklar Abbott. Featherstone). Oxford: Blackwell. L. Deviance and Social Control (der. (1958) The Human Condition. (1997) Thinking Sociologically. Burawoy. P. V. Globalization and Modernity (Dr. Gelencoe. H. London: Tavistock. London. Bursa: Ekin. (1963) İnvitation to Sociology: A Humanistic Perspective. London: Sage. Becker. F.

(2004) Sivil toplum ve Devlet. (Çev. Boston: Allyn and Bacon.Dursun). A. London: Routledge. Giddens. (1990) Postmodern Durum (Çev. London: Hamilton. (1991) Yüksek Öğretimde Sosyoloji Eğitiminin Sorunları. Avrupa’da Yeni Yaklaşımlar. 15: 335-372.. Ankara: Ara. DTCF Araştırma Dergisi. A. F.Çiğdem). Habermas. J. Keane. M. (2000) Elimizden Kaçıp Giden Dünya. Ankara: Ankara Üniversitesi. London: Coolins . A. Sociology: A Down to Earth Approach. Gellner. Lyotard. (!1938/1964) The Rules of Soıciological Method. (Çev. Kasapoglu. Haldun. Giddens. Brighton: Harvester. (1912/1965) Elementary Forms of Religious Life. New York: Free Press. F. A. (1995) Sociology: Themes and Perspectives. İstanbul: Alfa. Reason and Religion. Review. O. Lenslin. (1992) General Historical and Culturally Specific Properties of Global Systems. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. M. (1977) Mukaddime. Cambridge: Polity. A. A. R. Feagin. (1984) Constitution of Society. (1989) The End of History and The Last Man. Foucault. (Çev. (1993) Sociology. E. New Jersey: Prentice Hall. M. (1997) Social Problems: A Critical Power-Conflict Perspective. Haralambos. T. M. (1983) The Managed Hear: Commercialization of Human Feeling. (1980 ) Power/Knowledge. Kasapoğlu. selcted Interviews and Other Writings 1971-1977. A. M. Cambridge: Polity Pres. Kasapoğlu. B. (1992) Postmodernism. J. Holborn. A. Berkeley: University of California Pres. (1990) The Consequences of Mpodernity: Cambridge: Polity. Hochschield. A.160 Ünite 10 Durkheim. Çiğdem). Ankara: Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sosyal Hizmetler Müsteşarlığı Yayınları. Friedman. C. İ. E. Ankara. J (1981) The Philosophical Discourse of Modernity.. (1997) Günümüzde Aile Araştırmaları. Akınhay). (1992) Sosyolojide Birlik Sağlamak. Durkheim. New York: Free Press. . E. Giddens. London: Polity. A. J. J. Fukuyama. J. Feagin. 1: 141-158. Giddens.

New York. İstanbul: İletişim. Ankara: Seçkin. (2010). Ill. McGraw. G. Parsons. A. (Çev. T. Tonak. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi. (1949) Social Theory and Social Structure. İstanbul: İletişim. Birkan). Aktay. Chicago. (1983) Sociological Theory. S. (1992) Globalization: Social Theory and Global Culture. Demokrasi ve İslam Dünyası. R. Ill. (1978) Capital. Facing an Unequal World: Challenges for a Global Socıology (der.Hill Company. G. Vol 1: 48-63 Patnaik.Coşkun). E.. C.) Postmodernizm ve İslam. Sarıbay. M. M. Storey. F. (Çev. Sezer. (2000) (der) Küreselleşme: Emperyalizm Yerelcilik İşçi Sınıfı.. Topçuoğlu. Ritzer. M.: Free Pres. (der. K. Bryjack. P (1997) Imperialism. Ankara: Bilim ve Sanat. (2000) Sosyolojiye Giriş. Sarıbay. Küreselleşme ve Oryantalizm. Fethi): İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları. Özden. Glencoe. Soraka. Sivil Toplum ve İslam. Hsieh). Mills. (1998) (der) Sivil Toplum. S. Self and Society. G. New York: Alfred A. (1951. Ankara: İmge. (2000) Global Bir Bakışla Politik Sosyoloji. Türkiye’de Sosyoloji 161 Lenski.: Chicago Univesity Press. Revue Tiers Monde . R. A.. iç. K. A. Glencoe.Mandel). Persson. “The Imperative and the Challenge of Diversity. Marks. A. İstanbul: Alfa. (1934) Mind. (1997) Niyazi Berkes: Unutulan Yıllar. A. Reconstructing Sociological Traditions fort he Twenty First Century”. (1995) Postmodernite. Sivil Toplum Kuruluşlarında Yönetim. Knoph. Özdalga.1967) The Social System. New York: Vinatge Books. W. J. R. Özkalp. (1999) (der. . Burawoy. R. E. R.. H. iç. (2008) Sivil Toplum ve Sivil Toplum Kuruluşları. New York: Wheatsheaf. M. Mead. Boston: Allyn and Bacon. (1966) Power and Privilege: A THeory of Social Stratification. III: The Free Press Patel. (1993) An Introductory Guide to Cultural Theory and Popular Culture. London: Sage. E. Y. M. ( 1995) Social Problems: A World at Risk. Chang. P. (1998) Postmodernizm ve Toplum Bilimleri (Çev. Rosenau. Merton. Ankara: Vadi. P. (1956) The Power Elites. A. Robertson. New York: Oxford University Press Neuman (1994) The Qualitative and Quantitative Research Metheods. 38-150. E.. T.

H. M. Harmonworth: Penguin. 2: 1-4. P. Current Sociology. A. Glencoe. . Mills) New York: Oxford University Pres. Weber. I. Gerth ve C. Ill: The Free Press Worsley. (1998) The Heritage of Sociology and The future of Social Sciences in the 21st Century. Parsons). M. Weber.162 Ünite 10 Wallertein. W. (1946 ) From Max Weber: Essays in Sociology (Çev. (1913/1947) The Theory of Social and Economic Organization. (1988) Introducing Sociology. Hendelson ve T. Çev. M.

D 4. D 6. B 3. Ünite 1. D 4. E 10. E 3. D 5. E 3. D 7. C 5. E 5. A 3. C 7. A 5. A 2. Ünite 1. D 4. D 5. Ünite 1. C 7. Ünite 1. B 4. E 5. E 2. C 7. B 7. A 4. C 5. D 4. B 8. C 2. C 2. B 4. B 2. B . B 6. D 3. Ünite 1. B 8. D 2. C 3. D 6. E 3. C 2. B 3. A 6. D 2. C 3. D 2. Ünite 1. B 4. A 2. A 9. E 2. C 5. C 3. Ünite 1. Ünite 1. C 5. D 6. D 4. Türkiye’de Sosyoloji 163 Değerlendirme Sorularının Yanıtları 1. B 4. B 4. Ünite 1. Ünite 1. C 3. C 5. E 5. A 6.

164 Ünite 10 .

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful