ANKARA ÜN‹VERS‹TES‹ UZAKTAN E⁄‹T‹M YAYINLARI

Sosyolojiye Giriş

Yazar
Prof. Dr. Aytül Kasapoğlu

@

Ankara Üniversitesi Uzaktan E¤itim Yay›nlar›

Yay›n No: 79

@
ISBN: 978-975-482-936-5 © Ankara Üniversitesi, 2011
Bu kitab›n bas›m, yay›n ve da¤›t›m haklar› Ankara Üniversitesi’ne aittir. Ankara Üniversitesi’nden yaz›l› izin al›nmadan kitab›n tamam› ya da bir bölümü mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik kay›t ya da başka şekillerde ço¤alt›lamaz, bas›lamaz ve da¤›t›lamaz. Kitaptaki görüşlerin yasal ve bilimsel sorumlulu¤u, ünite yazarlar›na ve kitap editörlerine aittir. Genel Yönetim : Prof. Dr. Haluk Geray Akademik Koordinasyon : Prof. Dr. Aytül Kasapoğlu Teknik Koordinasyon : Murat Çınar Tasar›m : Öğr. Gör. Mehmet Sobacı Kemal Cenk Türkçe Editörü : Dr. Hüseyin Özçelebi Dr. Ejder Kındıra

1. Bask› 2011 Baskı: Sistem Ofset Basım - Yayın San. ve Tic. Ltd. Şti. Strazburg Caddesi No: 7/A Sıhhiye • Ankara Tel: (312) 229 18 81 Bas›m Tarihi: 30 Kasım 2010

Sosyolojiye Giriş

iii

Sunuş
Uzaktan öğretim, öğretim elemanı ve öğrencilerin aynı mekanda bulunma zorunluluğu olmadan, bilgi ve iletişim teknolojilerine dayalı olarak öğretim faaliyetlerinin yürütüldüğü ortamlardır. Siz öğrencilerimiz için, Ankara Üniversitesi’nde sunulan uzaktan eğitim programları internet tabanlıdır. Ders içeriklerine istediğiniz yerde ve istediğiniz zamanda erişebilecek, hocalarınızla internet üzerinden iletişim içinde olabileceksiniz. Uzaktan e-öğrenme yoluyla eğitim, geleneksel sınıf ortamındaki öğrenmeden farklıdır. Bu nedenle sizlerin dikkat etmesi gereken bazı konular bulunmaktadır. Öncelikle e-öğrenme, kendi kendinizi disiplin etmenizi gerektirir. Yüzyüze eğitimde belli bir oranda da olsa, sınıflara devam zorunluyken, e-öğrenme sistemlerinde bunun yerini alacak bir zorunluluk bulunmaz. Bu nedenle kendi kendinizi her gün veya haftanın bir kaç günü içeriklere erişmeye, hocalarla ve sınıf arkadaşlarınızla etkileşim içinde olmaya yönlendirmelisiniz. Bazı öğrenciler bu yönlendirmeyi yapmakta zorlanırlar ve hazırlıklarını sınav öncelerine göre hazırlarlar. Böyle bir davranış başarısızlığı getirir. Haftalık çalışma programı yapmak, çevrim-içi ve çevrim-dışı çalışma zamanları belirlemek ve derslerde aktif olmak başarıyı getirecek unsurlardır. Derslerin portalını her gün veya yeteri kadar ziyaret etmek, içerikleri çalışmak ve etkileşimlere katılmak başarı için şarttır. Eğer çalışmaya ara verir ve sürekli ertelerseniz, bir süre sonra derslerden uzaklaşarak kendinizi yalnız ve edilgin hissetmeye başlarsınız. Böylesi durumlarda bu zinciri kırmalı, kaldığınız yerden hızla aradaki farkı kapatmaya çalışmalısınız. Her insanın öğrenme biçimi farklıdır. Öğrenme biçimi kişilerin yeni bilgiyi öğrenmesinde, çoğunlukla farkında olmadan, daha başarılı olduğu yöntem olarak tanımlanabilir. Bazıları görsel yollarla yani okuyarak, grafiklere, resimlere bakarak daha kolay öğrenir. Bazılarıysa yeni bilgiyi işitsel yollarla dinlediklerinde daha kolay zihinlerine yerleştirirler. Kimi öğrenciler başkalarının davranışlarını, örneğin bir aygıtın nasıl çalıştırıldığını izleyerek yeni bilgileri edinebilirler. Bu tür farklı öğrenme biçimlerini bir arada sunan ders içeriklerine zenginleştirilmiş çokortamlı içerikler diyoruz. Ankara Üniversitesi, e-öğrenim derslerinin içeriklerini farklı öğrenme biçimlerine sahip olanların gereksinimlerini karşılayacak biçimde üretmeyi hedefliyor, her dönem zenginleştirilmiş çokortamlı içeriklerin oranını arttırıyor. Sizlere ulaştırılan bu kitap içerisindeki bilgilerin geniş bir özeti, internetteki eğitim portalında, görsel, görsel/işitsel ve yazılım desteğiyle birlikte verilecektir. Ayrıca, dersin sorumlu öğretim elemanı, forum modülünü ve sanal sınıfları sizlerle etkileşime geçmek için kullanacaklardır. Kitaplar sizlere ait önemli kaynak materyallerden biridir. Kitaplarınıza not almanız, önemli cümlelerin altını çizmeniz çalışmalarınıza yardımcı olacaktır. Hepinize başarılar dilerim. Prof. Dr. Haluk Geray

Özgün Tanım: Konu anlatımı esnasında belli kavramların karşılık geldiği anlamları özetlemek. Değerlendirme: Ünite sonlarında sunulan çoktan seçmeli değerlendirme soruları ile konuya yönelik öğrenmelerinizi değerlendirebilmeniz amaçlanmaktadır. . ya da kavrama yönelik farklı nitelemelerin aktarılması amacıyla çeşitli tanımlar yer almaktadır.iv Sosyolojiye Giriş Kitabı Çalışırken Size sunulan kitap içeriği ile etkileşiminizi desteklemek amacıyla kullanılan simgeler aşağıda tanıtılmıştır. Önemli Metin: Konulara çalışırken bazı bölümlere daha fazla dikkat etmeniz amacıyla uzmanlar tarafından önemli görülen bölümler önemli metin ikonu ile belirtilmektedir. Örnek: Anlatılanların olabildiğince somutlaştırılması ve anlatımın pekiştirilebilmesi amacıyla metin içerisinde örneklere başvurulmaktadır. Soru: Metin içerisinde sizi düşünmeye ve sorgulamaya sevk etmesi amacıyla sorular bulunmaktadır. Üniteyi Çalışırken: Her ünitenin başında sunulan üniteyi çalışırken başlığı altında üniteyi çalışırken dikkat etmeniz gereken önemli noktalar belirtilmektedir. Kaynaklar: Sunulan kaynaklar bölümü daha ayrıntılı çalışma ve araştırma yapmak istemeniz durumunda yardımcı niteliğinde olacaktır. Özet: Konu ile alakalı bütünsel bir fikre sahip olmanız amacıyla konu sonlarında bulunan özet başlığı altında konunun kısa ve öz hali sunulmaktadır. Gözden Geçir: Özet başlığı ardından her konu sonunda karşılaşacağınız gözden geçir başlığı altında sizi konuyla ilgili daha kapsamlı sorgulama yapmaya sevk edecek açık uçlu sorular bulunmaktadır. Öğrenme Hedefleri: Her ünitenin başında “Öğrenme Hedefleri” başlığı altında o üniteyi tamamladığınızda kazanmış olacağınız beklenen yeterlilikler verilmektedir. Sözlük: Metin içerisinde geçen. anlamada sıkıntı yaşayabileceğiniz düşünülen kavramlar sözlük bölümlerinde kısaca tanımlanmaktadır.

........................................................30 Özet..10 Sosyolojinin Dalları................................................................................................................................ ............................... 11 Özet...................................................... .............................................. ..................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................... ...............................................................................................................................8 Siyaset Bilimi..........................................16 Ünite 2 Sosyolojinin Öncüleri........................................35 Ünite 3 Sosyolojinin Kurucuları .......1 Sosyoloji ve Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi............................................40 Önerme 2..4 Sosyolojinin İlişkide Bulunduğu Bazı Sosyal Bilimler........................................15 Değerlendirme Soruları.....9 Felsefe................................................ iii İçindekiler..........................................19 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar................................................................................................................................................................................................40 Önerme 1.........................................................................................................................7 Psikoloji...33 Değerlendirme Soruları.............................22 Henri de Saint Simon..........40 .....................................................................................................................................7 Antropoloji.............................................................................................................................................................40 Sosyolojinin Temel Önermeleri............................ .........................................................................22 İbn-i Haldun............28 Karl Marks...................................................................................................................... Sosyolojiye Giriş v İçindekiler Sunuş...........8 Ekonomi.........................25 Auguste Comte..................9 Sosyoloji ve Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi...............40 Önerme 3.......................................................................... v Ünite 1 Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler..........................................................................................................37 Sosyolojinin Kurucuları ...............................

................ Weber ......................................................................... ........76 Postmodernizm......................................................................................69 Feminizm.59 Çatışmacı Yaklaşım..... ...........73 Marksist Feminizm..................................................85 Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımlar...................................................51 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar..... .................................................49 Ünite 4 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar.......... Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri....................................................... Durkheim....................................54 Sosyal İnşaacılık............................................................................................... .................................................94 Zaman Boyutunda Araştırma Tipleri..........................................................94 Kullanım Alanına Göre Araştırma Tipleri...................................................................................................................................................................................... .............................................................................. .......84 Ünite 6 Yöntembilimsel Yaklaşımlar..............68 Ünite 5 Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar ...............................................................................................................75 Sosyalist Feminizm..........................57 Etiketleme Kuramı.......................................73 Radikal Feminizm............................................................................ ..............................................................................88 Araştırma Tipleri/Boyutları...........................................58 İşlevselci Yaklaşım..............................................93 Amacına Göre Araştırma Tipleri......................................65 Özet.....................................82 Değerlendirme Soruları.................................................95 .54 Sembolik Etkileşimci Yaklaşım.........................................................................44 Özet..................41 M......... .............................................................................................................................................................77 Özet..............................................63 Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı............................. .....................................................................................................................67 Değerlendirme Soruları........................................................................................................................................................................................... ................................72 Farklı Feminist Yaklaşımlar..... ...............74 Liberal Feminizm..............................48 Değerlendirme Soruları...............................vi Sosyolojiye Giriş E...............

...........................................................................................123 Sivil Toplum Kuruluşları...................... 110 Süre ve Maliyet......................109 Araştırmanın Yaklaşım ve Sayıltıları....................120 İslam ve Sivil Toplum.................................................................................................................................................................................................127 Özet................................. ...97 Özet......................................................... 111 Özet.............................................. 115 Tarihsel Gelişim.............................. ...........................................123 Sivil Toplumun Yeniden İnşası...................................................................................................................... .......................................................................................................... .................................................128 Değerlendirme Soruları.............................. .96 Araştırma Teknikleri........................................................................104 Araştırma Problemi......................129 Ünite 9 Küreselleşme ....................................131 Küresel Yaklaşımlar........................................100 Ünite 7 Araştırma Süreci..................................135 .......................... ...........................................................................................................................................................................105 Araştırma Amaçları...............109 Yöntem........................107 Araştırmanın Önemi..............................................................................................................................................................96 Yapıldıkları Yerlere Göre Araştırmalar..........................95 Yanıtladıkları Sorulara Göre Araştırmalar.................. 118 Devlet ve Sivil Toplum İlişkisi...................................................99 Değerlendirme Soruları................................................... Sosyolojiye Giriş vii Bilgi Toplama Tekniklerine Göre Araştırma Tipleri....... 112 Değerlendirme Soruları...................................................... ................................................................................................... 110 Kaynakça............................................................... 113 Ünite 8 Sivil Toplum ...................................................................................................................................................................................................101 Araştırmanın Adımları............................................................................................96 Aktif veya Pasif Olarak Yapıldıklarına Göre Araştırmalar.........................134 Küreselleşme Tartışmaları..................................................................109 Araştırmanın Sınırlılıkları.........................................................121 Kavramsal Açıklık.......... ............

......................................159 Değerlendirme Sorularının Yanıtları......................147 Bilimsel Toplantılar.................................................146 Türkiye’de Sosyolojinin Sorunları.....................158 Kaynakça....................................................................................................................................................148 Genel Değerlendirme ve Çözüm Önerileri......................................................................141 Değerlendirme Soruları.......................................viii Sosyolojiye Giriş Küreyellik/Glokalleşme...........147 Bilimsel Çalışmalar ve Yayınlar........................................147 Metodolojik Sorunlar........................................136 Küreselleşme Eleştirisi.......................148 Akademik Gerekçeler......................................................................................................................................... ...........143 Türkiye’de Sosyoloji............................................... ......................................................................................................................................................................... ............... ...................................................................................137 Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketler.........................157 Değerlendirme Soruları.........................139 Özet.163 ........................................................147 Araştırma.......................148 Dünyadaki Son Gelişmeler Işığında Türkiye’de Sosyoloji.......................................................................148 Sosyal ve Akademik İlişkiler............................................................142 Ünite 10 Türkiye’de Sosyoloji ve Son Gelişmeler .........................................................................................147 Eğitim..................146 Kurumsal Sorunlar........................... ................................149 Özet.................... .................................................................................

Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme SOSYOLOJİ 3. 4. Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 5. 10. Türkiye’de Sosyoloji .1 Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler 2. 8. 6. 7. 9.

.2 Ünite 1 Ünitede Ele Al›nan Konular • Genel Olarak Bilim • Bilim Sınıflamaları • Sosyoloji • Diğer Sosyal Bilimler • Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi • Sosyolojinin Dalları Ünite Hakk›nda • Genel olarak bilim tanımı ve bilim sınıflamaları hakkında bilgi verilecektir. • Sosyolojinin nasıl bir bilim olduğu anlatılacaktır. • Sosyolojinin diğer sosyal bilimlerle olan ilişkisi gösterilecektir. • Sosyolojinin dallarının neler olduğu incelenecektir.

. • Diğer sosyal bilimlerin sosyoloji ile benzer ve farklı olan yönlerini tartışınız. • Sosyolojinin diğer bilimler gibi dallara ayrılmasının avantaj ve dezavantajlarını karşılaştırınız. bir iktisatçıya eski fil hikâyesini anlatarak görüşlerini alınız ve farklı düşünüp düşünmediklerini gerekçeleriyle tartışınız. • Bilim dallarının kaça ayrıldığını öğreneceksiniz. • Sosyolojinin dallarını öğreneceksiniz. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 3 Ö¤renme Hedefleri • Genel olarak bilim nedir öğreneceksiniz. • Sosyolojinin Türkiye’de bir sivil toplum kuruluşu halinde örgütlenmesini araştırınız. • Sosyolojinin diğer bilim dallarıyla ilişkisini öğreneceksiniz. bir antropolog. • Sosyolojinin nasıl bir bilim olduğunu öğreneceksiniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Genel olarak bir alanın bağımsız bir disiplin haline gelmesi için hangi koşulları yerine getirmesi gerektiğini tartışınız. bir felsefeci. • Çevrenizde varsa bir psikolog.

Bulguları başkalarının denetleyebileceği açıklıkta sunmak. genelleme yapabilmek için tekrarlayan özelliklere veya olaylara. Örneğin sadece Ahmet/ Ayşe’de değil. İleri sürülenlerin birey veya tekil olay boyutlarını aşarak daha geniş grup ve ortamlarda da geçerli olduğunu ortaya koymaktır. 2. Bilimsellik koşulları olarak aşağıdaki ilkeler de son derece önemlidir: 1. Üçüncü bilim olma koşulu ise. varoluşundan bu yana etrafında olup biten olay ve olguları anlama. 3. Önyargılarda bulunmaktan kaçınmak. Mevcut bilgilerimiz ışığında gelecekte neler olacağını söyleyebilmektir. . yanlı davranmamak.4 Ünite 1 Sosyoloji ve Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi İnsanoğlu. Sosyologlar. Bulguları olduğu gibi hiç değiştirmeden ortaya koymak. “Neden atılan taş yere düşer?” veya “Neden ısınan cıva yükselir?” gibi. daha sonra da toplum ve insana yönelik olarak da sosyal bilimler gelişmeye başlamıştır. açıklama ve geleceğe yönelik öngörülerde bulunma çabasında olmuştur. 2. daha geniş kesimlerde örneğin kırda veya kentte evlenme ve boşanma eğilimlerine yönelik daha kapsayıcı önermelerde bulunmak gerekir. 4. 2001): 1. Yukarıda belirtilen koşulları yerine getirmek için bilim insanları sistematik çalışmalar yaparlar. 3. “Neden insanlar evlenirler veya boşanırlar?” sorularına yanıt vermek gerekir. İkinci amaç ise “genellemeler” yapmaktır. Bir bilimin ilk hedefi olayların neden bu şekilde olduğunu “açıklamak”tır. Herkesin bildiği kabul edilen sağduyu (common sence) bilgisinden uzak durmak. yani kalıplara/örüntülere bakarlar. yerleşik kabullerin etkisinde kalarak toplumsal olgu veya olayları değerlendirmemek. İnsanların doğal ve sosyal yaşama ilişkin bilme meraklarını gidermek amacıyla daha sistemli bilgiler elde etmeye yönelik çabalar artmış ve sırasıyla doğaya yönelik olarak doğa bilimleri. Daha çok zihinsel olarak yürütülen bu çabaların bilimsel olarak kabul edilmesi için bazı koşulları yerine getirmesi beklenir (Henslin. öngörülerde bulunmaktır. Ancak bunlar çoğu zaman sadece gözlemlere dayanmamış büyü ve efsanelerle de karışmıştır.

yeni Türkçe ile “Toplumbilim”. organik ve inorganik kimya olmak üzere çok geniş iki dala ayrılır. Çünkü o daha kapsamlı bir biçimde sosyolojinin ne olduğunu gösteren bir çaba içindedir. zorunlu önermelerde bulunmayı hedeflemez. Örneğin biyoloji. bir alanın bağımsız bir disiplin haline gelmesi demek. eskilerin kullandığı gibi “İçtimaiyat” olarak tanımlamak yeterli değildir. jeoloji vb. Entelektüel/zihinsel disiplin olarak sosyoloji. o alanda neyin nasıl düşünüldüğünü veya diğer alanlarda neler düşünüldüğünü araştırmak ve alanın ne olduğu kadar ne olmadığını göstermek demektir. din sosyolojisi vb. Aynı şekilde insan ilişkilerini inceleyen bir sosyal bilim demek de fazla bir anlam ifade etmez. Sosyolojiyi. biyoloji. ekonomi.). kent. siyasetbilim vb. Ona göre her çalışma alanı gibi sosyolojiyi de üç temel alanda incelemek mümkündür: 1. tümel. psikoloji. Bu bağlamda sosyoloji de modern uygarlığın geliştirdiği bir bilim olarak kendi içinde pek çok dallara ayrılır (kır. Wallerstein’a göre. aile. botanik ve zoolojiden oluşur. her şeyden önce zihinsel bir inşa olarak. Sosyal Bilimler ‘ürün’(product) ve ‘süreç’(process) bağlamında daha geniş bir bilim tanımını tercih ederler. a. bilim insanlarının sistemli çabaları sonucunda ortaya koydukları anlamda bilim tanımıdır. Çünkü birçok sosyal bilim insan ilişkilerinin değişik yanlarını inceler. Doğa bilimleri ve sosyal bilimler içinde geçen tüm bilimlerin de kendi içlerinde uzmanlaşmış alt dalları vardır. 3. Kimya ise. 2. hukuk. Bunu yaparken I.) olarak ikiye ayrıldığını bilmek gerekir. Belirli önermeleri paylaşan bilim insanları topluluğu olarak sosyo loji. sağlık. Örgütlenmiş bir yapı olarak sosyoloji. kimya. Entelektüel ve akademik olarak doğal bilimler ve sosyal bilimler sınıflaması çok geneldir. Burada ürün ve süreçten kastedilen. b. Diğer bir ifade ile sosyolojinin ekonomi veya psikolojiden farkını orta- . Sosyal bilimlerin çoğu genel.Wallerstein (1998)’dan yararlanmak mümkündür.). Doğa bilimleri (fizik. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 5 Bu nedenle bilimlerin. Sosyal bilimler (antropoloji. O zaman sosyolojinin ne ile uğraştığını nasıl bir bilim olduğunu biraz daha ayrıntılı olarak incelemekte yarar vardır.

“Bu sosyoloji değil iktisat tarihi veya siyaset bilimidir. bu bilginin toplanmasında farklı yöntem ve yaklaşımlara sahip olmak bir alanı disiplin yapmak için aranan koşullardır. burası diğer tüm hayvanları denetler. baş.” der. “Burası güç merkezidir. Ayrıca diğer sosyal bilimlerden farklı bir çalışma alanı ve konuya sahip olmak. boyun.” der. bir disiplin olarak sosyoloji 19. Bu dönemde birçok sosyal bilim kendini diğerlerinden ayıran özelliklerini özenle ortaya koymaya çalışmıştır. 20. burada kendimi çok rahat hissediyorum. “Bu kısım en önemlidir. Son olarak sıra sosyologa gelince.” der. dişler. Filin dev kulaklarına dokunan siyasetbilimci. yüzyıl sonlarında keşfedilmeye başlanmıştır. Daha ileride sosyolojinin disiplin olarak kabul edilmesine temel olarak kabul edilen önermelerin neler olduğu ve bu önermeleri geliştirmiş olmaları dolayısıyla sosyolojinin kurucusu kabul edilen sosyologların kimler olduğu görülecektir (Bkz. siyasetbilimci. hayvanı en iyi anlamak için sadece burayı çalışın. Filin hortumuna/ gerdanına ve dişlerine şefkatle dokunan antropolog gülümseyerek. “Bu kısım en önemlidir. antropolog. “ Bu gerçekten ilkel. ancak bunlar bütünün birer parçasıdır. Öncü düşünürlerinin izlerini 13. “Hayvanı en iyi ancak bir parçası üzerinde yoğunlaşarak anlayabilirsiniz. yüzyıl ilk çeyreğinde ise. her şey bedene buradan yayılır. ve 14.” denilmiştir. Bölüm 3). İşte sosyoloji bu anlamda entelektüel bir faaliyet olarak diğer bilimler gibi bir disiplin olmasının yanı sıra. sosyoloji artık sosyal bilimler içinde bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmeye başlanmıştır. ancak onların bütünün parçası olduğun- . tüm düşünce ve duygular burada yer alır. gözleri bağlanmış psikolog. Başlangıçta birçok çalışma sosyolojik çalışma olarak kabul görmemiş. bölümler ve anabilim dalları halinde düzenlenmiş bir yapıya sahiptir ve sosyolojinin ne olduğu hakkında bazı ortak görüşleri paylaşan çok sayıda kişi yani sosyolog da bulunmaktadır. çalışmalarınızı bu dağılımın nasıl gerçekleştiği üzerinde yoğunlaştırın. 2001: 8): Hikâyeye göre. yüzyıllara kadar götürmek mümkün olmakla birlikte. Filin ağzını yoklayan iktisatçı. çalışmalarınızı burada yoğunlaştırın. burada yoğunlaşın.” der. Filin başına dokunan psikolog. iktisatçı ve sosyologdan oluşan beş kişiye bir file dokunarak neler gördüklerini açıklamaları istenir.6 Ünite 1 ya koymaktır. Burada sosyal bilimlerin farklı dallara ayrılmasını karikatürize eden çok bilindik fil hikâyesini özetle vermek uygun olacaktır (Henslin. o tüm filin bedenini yokladıktan sonra. kulakların hepsi önemlidir.

Gelişim psikolojisi. sosyal psikoloji.” der. Yunanca “psyche” ruh ve zihin demektir. Wundt’un düşünceleri daha sonra Yapısalcılık olarak bilinen düşünce okuluna da temel oluşturmuştur. hayvanı oluşturan tüm parçaların birlikte nasıl çalıştığını görmemiz gerekir. iletişim. Psikoloji Psikoloji hem biyoloji hem de felsefeden beslenerek gelişen bir bilim dalıdır. ondan uzak durun”. İşlevselcilik. Bunun yerine onların. Ancak sosyologun önerdiği gibi olmaz. hem akademide hem de akademi dışında uygulama olanağı bulunan bir bilim dalıdır. Daha sonra sosyolog. “ellerinizi kulaklardan çekin”.” der. biz gözlerimizdeki bağı kaldırarak resmin tümünü görmeliyiz. Hiçbiri gözlerindeki bağı çözerek bir araya gelme ve yaratığın tümünü birlikte incelemeyi kabul etmez. Sosyolojinin İlişkide Bulunduğu Bazı Sosyal Bilimler Doğa bilimleri gibi sosyal bilimler de çok farklı dallarda uzmanlaştıklarından bunlar hakkında kısa tanıtıcı bilgi edinmek sosyolojiyi anlamaya başlamak için uygun olacaktır. Psikolojik araştırmalar da bu bağlamda insan düşünce. felsefeden ilahiyata kadar çok geniş bir alana yayılan sosyal bilimlerin tümünün sosyoloji ile yakın ilişkisi vardır. Psikoanaliz. klinik ve deneysel psikoloji başlıca dallarıdır. “gerdana dokunmayın”. hukuk. . Psikoloji. grup içinde davranışların nasıl değiştiğini de görmemiz gerekir. Aslında tarih. coğrafya. Tarihsel olarak antik Yunan filozofları Aristo ve Sokrates’e kadar uzanan geçmişinin derin izlerini adından da anlamak mümkündür. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 7 dan hiç söz etmediniz. Akademik olarak psikoloji insan düşüncesi ve davranışını inceler. duygu ve davranışını anlamaya ve açıklamaya çalışır. “Bu yaratığın diğer benzer yaratıklarla nasıl etkileştiğini. Psikolojideki diğer düşünce okulları arasında en önemlileri sırasıyla Yapısalcılık. Ancak bilim olarak psikolog Wilhelm Wundt (1832-1920)’un Almanya’nın Leipzig kentinde psikoloji laboratuvarını kurmasıyla doğar. “ağız benim alanım ondan uzak durun” dediklerini duyar gibi oluruz. Ancak burada bunlardan sadece beşine yer verilmiştir. “baş kısmı benim. Davranışçılık ve Humanizmdir.

uyum ve farklılaşma ile ilgilenir. kendine yardım. organizasyonu ve yönetimiyle ilgilenir. sosyolojiye en yakın bilim dalıdır. Ekonomi. Sosyal psikolojik araştırma tekniklerinden ampirik sosyolojik araştırmalarda geniş ölçüde yararlanılır. Diğer bir ifade ile insanlar ve grupların kıt kaynaklar arasından istek ve taleplerini en iyi karşılayabilmek için nasıl karar verdiklerini inceler. Dil antropo logları ise. grup üyeliği. Dili iletişim. dili sosyal yaşamı yansıtan ve belirleyen yollar olarak görür ve karşılaştırmalı olarak incelerler. anlamın yaratılması. inşaat kalıntılarını kuramsal. çömlek ve taş aletleri. insanların geçmişiyle olduğu kadar bugünüyle de ilgilenir. Sosyal Antropologlar. Ekonomi Ekonominin ne olduğu konusunda evrensel olarak kabul gören bir tanım yapmak güç ise de. ergonomi gibi gündelik yaşamı etkileyen alanlarda çalışmalar yapar. ilaç bağımlılığı gibi problemlerin yanı sıra tecavüz gibi çeşitli travmalarda tedavi sağlarlar. İnsanlık tarihi boyunca görülen tüm kültürleri anlamak için sosyal. evrim. Biyolojik ya da Fiziki Antropoloji.8 Ünite 1 Psikologlar ayrıca meslek olarak akıl/ruh sağlığı tedavisi. doğal ve biyolojik bilimlerden yararlanır. yaygın kültürel inançlar ve ideolojilerle ilişkilendirerek incelerler. fiziki/biyolojik antropoloji. Sosyal Antropoloji. maymun ve benzeri memeli omurgalılar. performans geliştirme. Bunlar arasında sosyal antropoloji. . Sosyal kültürel antropoloji. İnsanın yanı sıra. üretim ve bölüşüm ile ilgili davranışını araştıran bir sosyal bilim dalı olduğu söylenebilir. hizmet ve malların toplumda nasıl dağıldığıyla da yakından ilgilidir. aslında insanların nasıl seçim yaptıklarıyla ilgilenir. kültürel değişme. beşeri. insanın biyolojik geçmişi. ideolojik oluşumları ve çevre ile etkileşimleri açısından incelerler. Ekonomistler en genel anlamda toplumsal üretim. kumar. kimlik örüntüleri. Onların temel ilgisi kültürü anlamaktır. Nitekim bazı sosyal psikologlar sosyoloji kökenlidir. Arkeologlar ise. sosyoloji ile kardeş disiplindir. basitçe insanın tüketim. uzak ve yakın tarih öncesi maddi kalıntıları örneğin. katılarak gözlem yaparak yerel bilgi toplar ve değerlendirirler. alkol. tarih öncesi insanlar ve genetik üzerinde çalışır. hayvan kemiklerini. yerleşim. Antropoloji Antropoloji. Sosyal psikoloji. fosiller. çanak. arkeoloji ve dilbilim alanlarında uzmanlaşılır.

Makro ekonomi ise. Bu eserde başarılı yönetici için belirli stratejiler önerilir. Felsefenin bir sosyal bilim olarak. Görünüşte liderin adil ve iyi olması gerekse de “Amaca ulaşmada her yol meşrudur. Ampirizm yerine. siyasal ekonomi. mikro ekonominin tam tersine daha geniş ölçekte ve toplumdaki tüm bireylerin toplam olarak kararlarıyla ilgilenir. Geçmişte askeri güç siyasetin en temel belirleyicisi olmuşsa da günümüzün göreli olarak daha istikrarlı devletlerinde yolsuzluğun baskılanması gibi temel konularda siyaset biliminin yol göstericiliğine ihtiyaç artmıştır. Son yıllarda anayasal hükümetlerde oy verme davranışına kadar ilgi alanı genişlemiştir. Aslında siyaset bilimi kesin/katı verilerden daha çok öznel yorumlara dayanır. . Örneğin “Benim felsefem çok çalışmaktır. akıl ya da çıkarsamalar yoluyla gerçeği aramaktır. ekonomik kararların alt veya mikro düzeyde olanlarıyla ilgilenir. sadece bir dünya görüşüne işaret eder. uluslararası ilişkiler konularında uzmanlaşmaya gidilmiştir. Mikro ekonomi. gündelik dildeki kullanımdan farklı bir anlamı vardır. Örneğin faizlerdeki değişim oranının ulusal tasarruf oranlarını nasıl etkilediğini inceler. Siyaset Bilimi Disiplin olarak Siyaset Bilimi.” denildiğinde. sistemler ve siyasal davranışı inceler. Felsefe Bir disiplin olarak felsefe.” fikrine dayanan eser. ahlak filozoflarına. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 9 Ekonominin biri mikro diğeri makro olmak üzere iki temel alanı vardır. Siyaset bilimi hem humanistik hem bilimsel yaklaşımlar hem de bunların araç ve yöntemlerini kullanarak dünyanın çeşitli bölge ve ülkelerinde siyasal süreç. siyaset ve siyasal süreçler. Siyaset kuramı. Tarihsel olarak tüm liderler siyasetle ilgilenmişlerdir. buradaki kullanım bilim değil. tarih ve ekonomiye dayanır. siyaset bilimin tartışmalı da olsa en temel yapılarındandır. Farklı yönetim biçimleri ve yapıları. bilgi ve etik konularındaki sorularla ilgili rasyonel incelemedir. kamu politikaları. Bu nedenle kapsamlı inanç sistemi veya dünya görüşü ile karıştırılmamalıdır. Siyaset Biliminin en temel eserlerinden biri İtalyan diplomat Niccolo Machievelli’nin yazdığı Prens (1513)’tir. ABD’de sivil savaş sonrası ortaya çıkmış oldukça yeni bir alandır. siyasal ideoloji. varlık. karşılaştırmalı siyaset. siyaset felsefesi. Ancak kökleri antik uygarlıklara. Örneğin fiyatlardaki artış veya azalmanın ailelerin satın alma gücüne etkisini inceler. sistem ve siyasal dinamiklerle ilgili çalışmalarda bulunur. siyasal çalışmalar ve analizler.

bilginin kaynağının “kadının öznel deneyimleri” veya algıları olduğu ileri sürüldüğünden. “sezgi” olarak görmek Intuitionism/Sezgicilik.10 Ünite 1 Aslında felsefenin temel dört çalışma alanı vardır. siyasal ve ekonomik yönler ayrı ayrı değil bir bütün olarak ele alınıp incelenirdi. Sosyolojinin diğer alanlarla benzerlikleri çoktur. ekonomi ve siyaset biliminin hepsi de insan davranışı ile ilgilenirler. Ancak daha sonra başta Emile Durkheim olmak üzere bazı sosyologlar sosyal olanı diğer alanlardan ayırmak için yoğun çaba göstermişlerdir. günümüzde tekrar toplumsal yapı-kültür ve bireyin birlikte incelenmesine dayanan daha kapsamlı çalışmalar tercih edilmeye başlanmıştır. Bu yüzden bu bilimlere bazen Davranış Bilimleri de denilir. Ayrıca Bilgi Kuramının da “bilginin kaynağı” ve “bilginin değeri” olarak iki temel alanı vardır. Özellikle ontoloji ve epistemolojiden birçok bilimsel kavramı tanımlamada yararlanılır. “Ontoloji” (Varlıkbilim) ve “Ahlak”tır. Örneğin sosyologlar. Nitekim başlangıçta sosyologlar daha çok toplumsal yapı ile ilgilenirken. Hatta ilk önceleri sosyal. antropoloji. Bunlar sırasıyla “Metafizik”. “fayda” olarak görmek Pragmatizm olarak anılır. Ayrıca insanlar arasındaki iletişim aracı olarak dilin en büyük kültür taşıyıcısı olması da sosyolojinin kültüre ilgisini arttırmaktadır. Bu bağlamda epistemolojik olarak. Ekonomi ve sosyolojinin her ikisi de üretim ve bölüşümle ilgilenirler. Durkheim bir sosyal olayın ancak diğer bir sosyal olay ile açıklanması ilkesi üzerinde ısrarla durmuştur. Örneğin Karl Marks’ın tarihsel maddeci sosyolojisinde ekonomi. kapitalist üretim biçiminde . bilginin kaynağını “akıl” olarak görmek Rasyonalizm. Örneğin antropologlar ve sosyologlar kültür ile ilgilenirler. Sosyoloji ve Sosyolojinin Diğer Sosyal Bilimlerle İlişkisi Her şeyden evvel psikoloji. “deney” olarak görmek Ampirizm. Aynı ekonomik üretim biçimine sahip olmasına rağmen farklı toplumsal yapıların varlığı kültürel analizlere duyulan ihtiyacın başlıca kaynağı olmuştur. Özellikle doğa bilimlerinden farklı olarak. “Epistemoloji” (Bilgi Kuramı). Hatta son yıllarda bir gelişme daha yaşanarak. Feminizm de böylelikle epistemoloji tartışmalarında yerini almış bulunmaktadır. insan ürünü olay ve olguların yorumlanarak anlaşılmasında kültür son derece önemlidir. Ancak sosyologlar üretim ve bölüşümün sosyal sonuçları ile daha fazla ilgilenirler. Tüm bu bilimler insan ilişkileri üzerinde mikro veya makro düzeylerde dururlar. siyaset ve sosyal birbirinden ayrılmak bir yana birbiri ile etkileşim içindedir.

Bunların başında aile sosyolojisi. yaşlılık. Sosyolojinin inceledikleri sosyal problemler açısından da gelişmiş pek çok dalı vardır. eğitim sosyolojisi. “Değişmeyen tek şey değişmenin kendisidir. siyaset sosyolojisi. Marksizm’in ekonomik altyapıya önem ve öncelik vermesi de sosyoloji ve ekonomi yakınlığının en iyi göstergesidir. Artık Durkheim gibi. . ekonomik sosyoloji ve sağlık sosyolojisi gelir. Sosyolojideki pek çok yaklaşımın insan ve toplum hakkında sahip oldukları felsefi kabullere göre birbirinden ayrıldığı söylenebilir. Antony Giddens’ın Yapılaşma Kuramı bunun en iyi örneğidir. çevre. Yapı ve birey ikiliğini kabul eden bu kuram. hukuk sosyolojisi. Ayrıca günümüzde sanayi sosyolojisi artık örgütsel sosyolojiye dönüşmüştür. çocuk. Bunlar arasında kadın. aile. din sosyolojisi. suç. “Fert yok. afet sosyolojisi en önde gelenleridir.” diyen ilkçağ filozofu Heraklit’e aittir.” görüşlerine fazla itibar edilmemesi. Sosyolojinin kurucusu Auguste Comte’da aslında bir filozoftur. Ancak son yıllarda psikolojik gelenek içinde gelişmiş bazı mikro sosyolojik yaklaşımlar başta olmak üzere bireyin toplum tarafından belirlenen pasif bir alıcı olmadığını kabul eden yaklaşımlar da gelişmiştir. Hatta feminist sosyologlar konuyu daha da derinleştirerek kadının ev içi emeğinin de ekonomik ve sosyal bir değeri olduğunu ve dolayısıyla kapitalizmi gizli olarak beslediğini iddia ederler. hukuk gibi diğer üstyapı kurumlarını belirler. Psikolojinin toplum yerine bireyle ilgilendiği açıktır. Daha sonra araştırma yapılan mekâna göre kır ve kent sosyolojileri gelir. devlet.” şeklindeki diyalektik görüş sosyolojinin temel önermesidir ve felsefe kökenlidir. “Aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz. Nitekim sosyolojinin temel kabulü olan değişme fikri. ajan olarak bireyi yapıyı etkileme kapasitesine sahip olarak görür ve önemser. Sosyolojide çok sık kullanılan diyalektik kavramı da felsefeden alınmıştır. din. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 11 işçilerin. Sosyolojinin Dalları Diğer pek çok bilim gibi sosyolojinin de alt dalları vardır. Marks’a göre üretim güçleri ve üretim ilişkileri olarak ekonomik altyapı. Öte yanda bilgi ve kültür sosyolojisi adı altında yapılan çalışmalara da rastlanmaktadır. bireyin sosyal sorunlarla baş ederken başvurduğu stratejilerin psikolojide olduğu gibi önemsenmesi söz konusudur. Sosyal kurumları çalışan sosyoloji dalları da vardır. Bunlar arasındaki ilk sınıflama kuramsal ve uygulamalı sosyoloji ayrımıdır. kadın ve çocukların sömürüldüğü konusu üzerinde daha fazla dururlar. eğitim. cemiyet var. Felsefe ve sosyoloji arasında da çok yakın bağlar vardır.

Örneğin bir sağlık örgütünde sosyal ilişkiler sorunu araştırıldığında bunun kırsal veya kentsel bir çalışma olması önemini yitirir. Ancak feminist ve postmodernist araştırmaların mevcut araştırma tekniklerinden bazılarını önemsemesi. sosyolojik araştırmalara sınırlar koyduğundan kabul edilemez bulunmaktadır. Sosyolojideki temel yaklaşımlar daha sonra inceleneceği için burada daha fazla ayrıntıya girilmeyecektir. Örneğin kırsal sağlık sorunlarının incelenmesinin kırsal sosyoloji mi yoksa sağlık sosyolojisi mi olduğu tartışılabilir. Ayrıca araştırma probleminin nasıl tanımlandığı da ipucu verebilir. Bu yüzden sosyoloji dallarının çok net sınırlarının bulunmadığı bir gerçektir. kadın ve çocuk mülakatları ayrı ayrı yer almıştır. Özellikle kendisi de modernist olduğu halde feminizm. Örneğin feminist araştırmalar nitel araştırma tekniklerini tercih eder. Örneğin geçmişte birçok klasik aile araştırmasında sorular sadece aile reisi olarak erkeğe yöneltilmiştir. Postmodernizm de içinde bulunduğumuz anı ve yeri önemsediğin- . Türkiye’de de Sosyoloji Derneği tarafından yapılan Gecekondularda Geleneksel Dayanışmanın Çağdaş Organizasyonlara Dönüşümü (1993) adlı aile araştırmasında erkek. Aynı konu sosyal problemler çalışıldığında da ortaya çıkabilir. Çünkü feminist kuram. feminist ve postmodernist eleştirilerin sosyolojiye ayna tutarak eksikliklerini görmesine olanak sağladığı da inkâr edilemez. sosyolojiyi ataerkil ideolojiyi yeniden üretmekle suçlar. diğeri sağlık sosyolojisi kuramsal yaklaşımlarını kullanacaktır. Burada belirtilmesinde yarar olan önemli bir nokta feminist ve postmodernist görüşlerin. diğer bir ifade ile çok geniş kapsamlı ve iddialı görerek dışlar. Ancak. Bu sorun son yıllarda ayrı ayrı kadın ve çocuk anket/mülakat formları düzenlenerek çözümlenmeye çalışılmaktadır. Kadın odaklı bir çalışma feminist kuramlara göre yapıldığında farklı. modernitenin bilimi olan sosyolojiye meydan okuduklarıdır. Bu durumlarda okuyucunun temel ölçüt olarak hangi alanın temel kuram ve kavramlarından hareketle çalışmanın yapıldığına dikkat etmesi gerekir. Araştırmaya sağlık sosyolojisi olarak bakılır. Bu durum gelişme ve gerçeğe daha fazla ulaşma çabası olarak olumlu bir şekilde değerlendirilmiştir. Aynı şekilde hastane incelemelerine örgüt sosyolojisi mi sağlık sosyolojisi içinde mi yer verileceği de tartışılabilir. Postmodernizm de sosyolojiyi meta-anlatı.12 Ünite 1 Sosyolojinin dallara ayrılması içerik açısından problemlidir. sağlık sosyolojisi açısından yapıldığında farklı terminoloji kullanılarak birbirinden ayrılacaktır. Çünkü ailedeki en yüksek eğitimli ve sorumlu kişi aile reisidir. kadının konumunu ataerkil ve erkek egemen görüşlerle temellendirirken.

Bu konu ayrıntılı olarak 10. dünyada ve ülkede yaşanan önemli konularda görüş bildirmek sosyologları sırça köşklerinden çıkaracak ve halk sosyolojisi yapmaya götürecektir. hem dünü/tarihsel olanı hem de bugünü önemser ve bilmek ister. Bu ayrımın pek sağlıklı olduğu söylenemez. Bunlar sırasıyla “Genel Sosyoloji ve Metodoloji”. toplumsal gerçekliğin bütünlüğünün gözden kaçırılmasına ve birbirinden habersiz çalışmalar sonucunda da sosyolojide bir “meşruiyet krizinin” (Habermas. Sosyologlar ağaçlar ile uğraşırken ormanı göremez hale gelmişlerdir. Nitekim bazı üniversitelerdeki sosyoloji bölümlerinde bu ayrıma son verilmiştir. “Uygulamalı Sosyoloji” ve “Toplumsal Yapı ve Değişme” anabilim dallarıdır. Bu nedenle sadece doğal ve sosyal olarak ikiye bölünen bilimlerin değil. Sosyologlar toplumla diyalog haline geçtiklerinde onların sorunlarını daha iyi anlayacak ve daha verimli çalışmalar yapabileceklerdir. Akademi dışına yönelik olanlar ise “Politika Yönelimli” uygulamalı araştırmalar ve “Halk Sosyolojisi” (Public Sociology) olarak adlandırılabilir. Öte yandan 2010 yılında İsveç/ Göteborg’da yapılan Dünya Sosyoloji Kongresine aktif olarak katılan 51 Araştırma Komitesi (RC) bulunmaktadır. kitle iletişim araçlarında programlara katılmak. Çünkü tüm Dünya’da sosyolojiden beklenen çok fazla olmasına rağmen yerine getirilebilenler çok daha azdır. Bunlar bilginin uzmanlaşması kadar bölünmesinin de işaretleridir. Oysa bilimsel çalışmaların yanı sıra topluma sorumluluk bilinci ile toplum için diğer bazı çalışmalarda bulunmak ahlaki bir sorumluluktur. Sosyolojinin dallarını farklı şekilde kavramlaştırmak da mümkündür. Örneğin sivil toplum kuruluşlarında görev almak. Örneğin Michael Burawoy (2005) tarafından sosyolojinin akademi içine ve dışına yönelik olarak yapılması da önemlidir. Karşılaştırmalarını hem zaman hem de mekân boyutunda yapmak onun zenginliğidir. Bölünen bilgi ise. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 13 den tarihsel çalışmaları reddeder. Bölümde ele alınmıştır. Sosyolojinin ayrıca Türkiye’de akademik kadroların atanmasında esas olan dört bölümü bulunmaktadır. “Kurumlar Sosyolojisi”. Oysa sosyoloji hem nicel hem nitel. Burada en önemli kısım. Çünkü akademisyen sosyologlar çoğu zaman akademik ilgi ve merakları temelinde araştırmalar yapmakta halk ile diyalogu ihmal etmektedirler. 1981) yaşanmasına yol açmaktadır. Akademi içinde sosyologların yaptıkları çalışmalar hem “Profesyonel” hem de “Eleştirel” olabilir. tüm sosyal bilimlerin ve sosyolojinin daha bütüncül çalışmalar yapması ve . halkın düzeyine inerek onlar için bilgi üretmek ve bunu onlarla paylaşmaktır.

her türden ayrımcılığa karşı. siyaset. artık daha kapsamlı bir sosyoloji tanımı yapacak bir konuma gelinmiş bulunulmaktadır. eleştirel düşünen. profesyonel sosyoloji ile politika yönelimli sosyolojiyi dengeleyebilen. toplumsal ilişkiler ve onları düzenleyen başta eğitim.” Sosyolojinin Türkiye’de yüksek öğretimdeki hedefi ise. yapı-birey ile kuram ve uygulama bütünlüğü içinde inceleyen bir bilimdir. Sonuç olarak. hukuksal yapı ve süreçleri. yazan. yurtta ve dünyada yaşanan kamusal sorunlara ahlaki olarak sorumlu olduğunun bilinciyle halka yönelen.14 Ünite 1 daha adil. sivil topluma duyarlı. tartışan. “Sosyoloji. hem nicel hem de nitel teknikler aracılığıyla tarihsel ve mekânsal bağlamından koparmaksızın. sınıf ve örgütleri hem makro hem de mikro. aile gibi kurumlar ile bu ilişkilerin içinde oluştuğu ekonomik-sosyal-kültürel. . eşitlikçi ve güvenilir bir dünya için mücadele etmesi beklenmektedir. grup. yaratıcı ve demokrat sosyologlar yetiştirmektir.

. iletişim. hukuk. tümel. Diğer pek çok bilim gibi sosyolojinin de alt dalları vardır. Burada ürün ve süreçten kastedilen bilim insanlarının sistemli çabaları sonucunda ortaya koydukları anlamında bilim tanımıdır. yaşlılık. Doğa bilimleri gibi sosyal bilimler de çok farklı dallarda uzmanlaşmışlardır. ekonomik sosyoloji ve sağlık sosyolojisi gelir. Sosyal Bilimler ‘ürün’ (product) ve ‘süreç’ (process) bağlamında daha geniş bir bilim tanımını tercih ederler. coğrafya. çevre. belirli önermeleri paylaşan bilim insanları topluluğu olarak sosyoloji. Bunların başında aile sosyolojisi. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 15 Özet İnsanların doğal ve sosyal yaşama ilişkin bilme meraklarını gidermek amacıyla daha sistemli bilgiler elde etmeye yönelik çabalar artmış ve sırasıyla doğaya yönelik olarak Doğal Bilimler. Bunlar bilginin uzmanlaşması kadar bölünmesinin de işaretleridir. Ayrıca bilgi ve kültür sosyolojisi adı altında yapılan çalışmalara da rastlanmaktadır. Aslında tarih. örgütlenmiş bir yapı olarak sosyoloji. Daha sonra araştırma yapılan mekâna göre kır ve kent sosyolojileri gelir. siyaset sosyolojisi. Bunlar arasındaki ilk sınıflama kuramsal ve uygulamalı sosyoloji ayrımıdır. Sosyolojinin incelediği sosyal problemler açısından da gelişmiş pek çok dalı vardır. hukuk sosyolojisi. Sosyal Bilimlerin çoğu genel. felsefeden ilahiyata kadar çok geniş bir alana yayılan sosyal bilimlerin tümünün sosyoloji ile yakın ilişkisi vardır. zorunlu önermelerde bulunmayı hedeflemez. afet sosyolojisi en önde gelenleridir. Ayrıca günümüzde sanayi sosyolojisi artık örgütsel sosyolojiye dönüşmüştür. Bunlar arasında kadın. Her çalışma alanı gibi sosyolojiyi de üç temel alanda incelemek mümkündür: entelektüel / zihinsel disiplin olarak sosyoloji. Öte yandan 2010 yılında İsveç/Göteborg’da yapılan Dünya Sosyoloji Kongresine aktif olarak katılan 51 Araştırma Komitesi (RC) bulunmaktadır. din sosyolojisi. eğitim sosyolojisi. Sosyal kurumları çalışan sosyoloji dalları da vardır. daha sonra da toplum ve insana yönelik olarak da Sosyal Bilimler gelişmeye başlamıştır. suç. çocuk.

16 Ünite 1 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Eski fil hikâyesinde sosyologun rolü aşağıdakilerden hangisiyle uyuşmaz? a. Bütünsel /holistik bakış c. Hukuka önem vermek d. Mekân c. Öngörüde bulunma d. Hepsi 5 Aşağıdakilerden hangisi “halk sosyolojisi”nin temel özelliğidir? a. Hiçbiri 4. Bütünün parçaların kaba toplamından daha fazla bir işleve sahip oluşu d. Diğer tüm bilimler gibi sosyolojinin de temel amacı nedir? a. Hepsi . Hepsi e. Açıklama b. Anlama c. Bilim insanları topluluğu e. Zaman b. Toplumun geneline ahlaki sorumluluk duymak e. Kurumlar d. Parçalar bütünden önemlidir b. Sosyolojinin dallara ayrılmasının temel ilkeleri nelerdir? a. Organizasyon d. Bireye önem vermek b. Bağımsız bir konu b. Hepsi 2. I. Hepsi 3. Bağımsız yöntem c. Aileye önem vermek c. Wallerstein’e göre bilimlerin bağımsız bir disiplin olmasının koşulları nelerdir? a. Problemler e. Betimleme e.

Olması gerekeni incelemek d. Toplumsal değerleri incelemek e. toplumsal krize de yol açabileceğini savunan ünlü sosyolog/ filozof kimdir? a. Toplumsal hareketliliği incelemek 7. Wallerstein e. Z. Sosyolojiyi diğer sosyal bilimlerden ayıran temel özellik nedir? a. Nedensel yönü d. Baumann b. Grupları incelemek b. S. Aşağıdakilerden hangisi sosyolojinin inceleme alanı dışındadır? a. Objektivite e. Sosyolojinin alt dallara ayrılmasının bilginin uzmanlaşması kadar. Bütünsel yönü c. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 17 6. Amin . I. Bireysel yönü 8. J. Toplumsal sınıfları incelemek c. M. Toplumsal yönü b. Burawoy c. Habermas d.

18 Ünite 1 .

6. 9. 8. 5.1. Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 4. 7. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme SOSYOLOJİ 10. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler 2 Sosyolojinin Öncüleri 3. Türkiye’de Sosyoloji .

• Auguste Comte’un temel görüşlerinin neler olduğu incelenecektir. • İbn-i Haldun’un temel görüşlerinin neler olduğu incelenecektir. • Karl Marks’ın temel görüşlerinin neler olduğu incelenecektir. . • Henri de Saint Simon’un temel görüşlerinin neler olduğu incelenecektir.20 Ünite 5 Ünitede Ele Al›nan Konular • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar • İbn-i Haldun • Henri de Saint Simon • Auguste Comte • Karl Marks Ünite Hakk›nda • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar olarak kimlerin kabul edildiği gösterilecektir.

. Üniteyi Çal›ş›rken • İbn-i Haldun’un öyküsünün onun görüşleri üzerindeki etkisinin ne olduğunu araştırınız. Marks’ın felsefi ve sosyolojik görüşleri arasındaki ortak • Öncü düşünürler arasındaki benzer ve farklı yönleri listeleyiniz. • K. Comte’un Pozitivizm adlı felsefesinin nasıl bir sosyolojinin kurulmasına öncülük ettiğini araştırınız. • Henri de Saint Simon’un temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • İbn-i Haldun’un temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. adlandırıldığını tartışınız. • Saint Simon’un neden etikçi veya ütopik sosyalist olarak • A. • Auguste Comte’un temel görüşleri neler olduğunu öğreneceksiniz. yönü araştırınız. • Karl Marks’ın temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 21 Ö¤renme Hedefleri • Sosyolojinin öcüleri olarak kimlerin kabul edildiğini öğreneceksiniz.

22

Ünite 2

Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar
Sosyoloji konusundaki kitapların çoğunluğunun Batı kaynaklı oluşu yüzünden sosyoloji tarihi yazılırken sürekli Batılı düşünürlere yer verilmesi alışıldık bir tutum ve davranıştır. Ancak son yıllarda giderek Batı dışındaki sosyologlar tarafından bir kişinin adı daha fazla anılır hale gelmiştir. Bu kişi Arap asıllı düşünür İbn-i Haldun’dur. Sosyoloji tarihi kitapları incelendiğinde birçok önemli ve güncel reform konusunda olduğu gibi sosyoloji hakkında da ilk habercinin Henri de Saint Simon olduğu ve daha sonra Karl Marks, Auguste Comte, Emile Durkheim ve Max Weber’in geldiği görülür. Bu nedenle adı geçen düşünürlerin temel görüşlerini bilmek gerekmektedir. Bununla birlikte Batı dışından bir sese kulak vermenin uygun olacağı düşüncesiyle kitabın bu bölümünde Henri de St. Simon, Auguste Comte ve Karl Marks gibi Batılı öncüler yanında İbn-i Haldun’a yer verilmiştir.

İbn-i Haldun (1332-1406)
İbn-i Haldun’u basit bir Arap düşünürü ya da tarihçisi olarak görmek yanıltıcı bir başlangıca yol açabilir. Bu nedenle biraz daha gerilere giderek yaşadığı dönemi ve öncesini bilmek gerekir. Nitekim tarihe bakıldığında M.S. 711’de Arapların bugün İspanya olarak bilinen İber Yarımadasına Cebeli Tarık Körfezini geçerek geldikleri ve güneyde yaşayan Yahudi ve Hıristiyanlara İslamiyeti tanıtarak tarihte “Endülüs Uygarlığı” (756-1031) olarak geçen uygarlığı inşa ettikleri görülür. Ancak daha sonra İspanya Kraliçesi Kastilya’nın iktidara geldiği dönemde İslam egemenliğine son verilerek önce 1492 yılında Yahudiler (Seferadlar) daha sonra da Araplar ülkeden sürülürler (1610). Nitekim Yahudiler/ Sefaradlar daha sonra Osmanlı Devleti tarafından kabul edilmişler ve gemilerle İstanbul’a getirilmişlerdir. Bu nedenle halen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Museviler, geçmişteki cömert davranışı şükranla anmaktadırlar. Buna karşılık tekrar Afrika’ya dönen Müslümanlar çeşitli ülkelere dağılmışlardır. İşte Tunus’ta 1332 yılında doğan daha sonra İspanya’nın Sevile kentine gelerek burada uzun yıllar yaşayan İbn-i Haldun’u bu kültür zenginliği içinde değerlendirmek gerekmektedir. İbn-i Haldun hakkındaki bilgilere Batının Gumplowicz ve Oppenheimer aracılığıyla ulaştığı da belirtilmelidir. İbn-i Haldun Endülüs Uygarlığının son dönemlerinde daha 21 yaşında iken Arap Sultanı Abu Einan’ın güvenini kazanarak onun özel sekreteri olarak çalışırken, kendisini çekemeyenlerin iftiraları yüzün-

Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar

23

den aynı sultan tarafından iki yıl hapse mahkûm olur (1356-1358). Sultanın ölümünden sonra Vezir İbn-i Ömer, onu özgürlüğüne kavuşturarak görevine iade eder. Aslında onun yaşamının iki bölümü olduğu; birinde kamu bürokrasisinin hizmetkârı iken, diğerinde bilimsel çalışmalara kendini adamış bir kişilik olduğu söylenir. Ancak ilk dönemdeki devlet tecrübelerinin onun daha sonra geliştirdiği kuramlara katkısının olduğu inkâr edilemez. İspanya’dan ayrıldıktan sonra Mısır’ın Kahire kentinde 1402’de ölen İbn-i Haldun, evrimci ve determinist bir düşünürdür. En önemli eseri olan Mukaddime aslında çok kapsamlı bir sosyal bilimler ansiklopedisine benzetilebilir. Kolaylıkla anlaşılması mümkün olmayan eserinde uygarlıkların gelişimini ortaya koyar. Özellikle Ümran başlığı altında bugün hars/kültür denilen konu hakkında düşüncelerini ortaya koyar. Ona göre iki türlü Umran vardır: 1. Bedevi Umran: Bugünkü karşılığı köylülüktür. Kır ve göçebe kültürün özelliklerini taşır. 2. Hadari Umran: Yerleşiklik ve kentlilik anlamında kullanılmıştır. İbn-i Haldun’a göre medeniyet bedevilerde değil Hadarilerdedir ve Ümran’ın üç özelliği vardır: 1. Doğallık: İnsan doğası gereği tek başına yaşayamaz. İnsan topluluğu bu nedenle doğaldır. 2. Organiktir: İnsan topluluğunun belirli bir şekilde gelişmesi zorunludur. 3. İşlevseldir: Bireyler iyi yaptıkları işlerde uzmanlaşırlar. Sosyolojik açıdan önemi, özellikle kır ve kentler arasında farklılaşma üzerinde durmasıdır. Ona göre, göçebe-köy toplulukları yerleşik-kentlerden önce ortaya çıkar ve burada yaşayanlar henüz daha güvenilir ve sağlamdır. Bunun temel nedeni kırda ailenin daha istikrarlı olmasıdır. Buna bağlı olarak da sosyal dayanışma daha yüksektir. Ayrıca büyüklere özellikle de kadınlara çok fazla değer verilir ve saygı duyulur. Ancak bedeviler aynı zamanda inançsız, isyankâr ve şiddet yanlısıdırlar. Hadarilerin yaşadıkları yerler, yani kentler değişmeyi temsil eder; burada düşünceler derinleşebilir; bilgi artar ve düşünceler zenginleşir. Kent hayatı tüm bu kültürün gelişeceği en uygun ortamdır. İbn-i Haldun’un Ümran ile bağlantılı diğer kavramı Asabiye’dir. Ona göre Ümran tıpkı bir ağaca benzer. Ağacın gövdesi hadara/kentlilik;

24

Ünite 2

özsuyu ise asabiyedir. Asabiye demek, herkesin aslına/asabiyesine bağlı olması demektir. Diğer bir ifade ile soyundan geldiklerine bağlılık göstermek ve onlarla dayanışma içine girmektir. Psikologlar buna “ortak bilinç” de derler. Sosyolojik açıdan ise, dayanışma duygusu, sosyal bağlılık/tesanüt, yakın akraba bağı anlamına gelir. Asabiyenin özellikleri kabile, aşiret veya topluluk üyeleri arasında kuvvetli bir birlik, güçlü bir dayanışma, yardımlaşma, doğadan koruma bilinci ve inancının kuvvetli olmasıdır. Asabiye aynı zamanda davranış anlamına da gelir. Güçlü ortak düşünce güçlü davranış birliğine dayanır. Bedeviler arasında asabiye daha güçlüdür. Ancak bedeviler modernleşip yerleşikliğe geçtikçe soy asabiyesi güçsüzleşirler. Bu nedenle İbn-i Haldun’un görüşlerinde sadece ekonomik değil manevi bir motif, metafizik bir değerlendirme de söz konusudur Bu düşünceler daha sonra ekonomi yerine ahlakı önemseyen Emile Durkheim’da daha ayrıntılı olarak görülür. Aslında İbn-i Haldun iki tür asabiye sınıflandırır: 1. Nesep/soy Asabiyesi: Bedevilerde ve göçebelerde daha çok görülür. 2. Sebep Asabiyesi: Yerleşik toplumlarda daha yaygındır. İbn-i Haldun’a göre sebep asabiyesi, kişilerin hayatını anlamlandıran uğruna yaşamı feda etmeyi ya da çatışmayı göze aldırabilecek yüksek bir değer veya inançtır. Bu yüzden yerleşik toplumlarda sebep asabiyesi gelişir ve millet ortaya çıkar. Çünkü millet ideali olan insanlar büyük özverilerle oluşturdukları sebep asabiyesine bağlanırlar ve artık nesep/soy asabiyesine ihtiyaç duymazlar. Bundan sonraki çatışma ve mücadele milletler ve uygarlıklar arasında cereyan eder. Uygarlıklar arasında savaşlara işaret eden Huntington’ın da benzeri düşüncelere sahip olduğu söylenebilir. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu’na göre, biyolojik determinizmi sosyal determinizm ile birleştirmeye çalışmıştır. Afrika’da çeşitli kabileleri dolaşarak yaptığı saha çalışmaları sonucunda toplumu canlı bir organizmaya benzetir. Buradan hareketle toplumların da doğup, büyüyüp, gelişeceğini ve sonlanacağını iddia eder. Ona göre doğum ve gelişme dönemleri göçebe kültürünün sonucudur. Buna karşı kent yaşamına olumsuz bakar ve giderek kentleşen uygarlıkların gerileyerek yok olduğu düşüncesine ulaşır. Nitekim bu görüşleri nedeniyle Hilmi Ziya Ülken tarafından ilerleme karşıtı olarak algılanmıştır. Çünkü onun ilgisini çeken Ümran aslında uygarlık demektir ve kentlerdeki yaşamı anlatır. Ancak onun görüşlerinin sadece bilimsel değil

Simon şanssız ve yoksul olmasına karşılık yüksek soylu bir memurdu. Kuran’ın Araf suresi 34.” sözlerinin yanı sıra. Ülkesine dönmeden önce de Pasifik ile Atlas Okyanusu’nu birbirine bağlayacak Panama Kanalı inşaat planı için Meksika Genel Valisini temsil etmiştir (1783). din adamları ile bilim insanı eğitimcilerin yer değiştirmesini önermiştir. ayetinde toplumların da canlılar gibi doğup. Comte’u büyük ölçüde etkilemiştir. yy boyunca . Fransız Devrimi sırasında yaşayabilmek için adını M. sosyoloji dışında iktisat tarihinin de kurucusu olarak kabul edildiğini hatırlamakta yarar vardır. Simon’un düşünceleri sosyal bilimlerde önemli yankılar yaratmıştır. Ancak aristokrasiye karşı olan devrimcilerin yardımı ile hapishaneden kaçmayı başarmış ve tekrar eski ismini almıştı. St. Ünlü tarihçi Arnold Toynbee’nin “Dünyaya onun gibi bir tarihçi bir daha gelmedi. aynı doğa bilimlerinde olduğu gibi benzer temeller üzerinde inşa edilmesi gerektiğini savunmuştur.” Nitekim Amerikan Bağımsızlık Savaşı’na heyecan duyarak katılması ve subay olarak dövüşmesi böyle bir heyecan sonucu olsa gerektir. Simon toplumun yeniden organizasyonunun ancak felsefeci. Ayrıca 19. St. Fransız Devrimi sırasında 11 ay hapishanede kalmış ve burada insanlığın bilimsel ve sosyal reformu hakkındaki düşüncelerini formüle etmiştir. Bonhomme olarak değiştirmek zorunda kalmıştı. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 25 aynı zamanda İslami olduğu. Toplumbilimin. geleneksel din adamlarını eleştirmiş. Henri de Saint Simon (1760-1825) Ünlü Fransız düşünürü St. Aynı şekilde Fransız Devrimi de kendisine yapılanlara rağmen onun desteğini kazanmıştır. Çünkü St. Bu bağlamda laik bir dini savunarak. Simon. kendisini mali açıdan destekleyen Olinde Rodriquez’e şunları söylemiştir: “Yaptığın büyük işlerin seni heyecanlandırması gerektiğini unutma. Simon arkadaşı olan A. mühendis ve bilim insanları ile birlikte olabileceğini düşünmüştür. Ancak onun hem Marks’ın değişme ve çatışma konusundaki düşüncelerine sahip olduğu hem de Durkheim’ın ortak bilinç ve dayanışma kavramlarının benzerlerini çok daha önce kullandığı açıktır. St. büyüyüp geliştiğinin yazıldığı ve dolayısıyla da İbn-i Haldun’un görüşlerinin özgün olmadığı iddia edilebilir. Buna rağmen tepeden inmeci jakoben devrimciler Onu geçmişine dayanarak hapse atmışlardı. daha 13 yaşında iken dinsel dogmalara koşulsuz itaati reddetmiş ve genç yaşında bir yakınının etkisiyle Yorktown’a giderek Amerikan Bağımsızlık Savaşı’na katılmıştır. Her zaman coşkulu bir insan olarak ölüm yatağında iken.

Engels. Seçkinlerin toplumsal gelişmelere ayak uydurmaları gerektiğini inceleyerek. St. sosyal gelişme ve farklılaşma konularında yazmakla Comte ve Spencer’e iyi bir başlangıç yapma imkânı sağlamıştır.26 Ünite 2 tüm Avrupa’da etkili olmuştur denilebilir. sosyalizmin. Taraftarları arasında ünlü matematikçi Lagrange ve imparator III. refahın yaratılmasında emekçiler ve onları sömürenler üzerine düşüncelerini ifade . Özellikle d’Alambert gibi ansiklopedistlerin etkisiyle antikçağ düşüncesinden beslenerek dinsel ve siyasal kurumların modasının geçtiği düşüncesine ulaşmıştır. Comte. St. O. Durkheim’a göre. gelecekteki toplumun bilime ve sanayiye dayanacağını öngörmüştü. Simon. Simon’da bulmak mümkündür.” demiştir. Tarihe dayalı analizler yaparak. St. Marks ve F. Oysa St. zihinlerdeki karmaşıklığı gidererek düzen kurmada anahtar olarak görmekteydi. 17 Ekim 1760’ta Paris’te yoksul. Modernitenin kapsamlı analizini yapan St. onun çırağı. St. birkaç eserinde ortak yazarı olan A. “Daha sonraki sosyalizm ile ilgili tüm düşünceleri St. Tarihte sınıfların rolü hakkında yazarak. yüzyıl düşüncesinin tohumlarını atmıştır. Simon tüm bu yönleriyle önemli bir miras bırakmıştır. arkadaşı. Simon’un sosyolojinin en önde gelen düşünürü olmasına rağmen. Simon “sanayileşme” kavramını ortaya atarak. Oysa düşünce anlamında sosyoloji fikrine ilk ve en büyük ilham kaynağı olan kişi St. Napolyon bulunmaktadır. Bu toplum herkesin yararlı işler yapabileceği bir atölye olacaktı. Fransız Devrimi ve Napolyon Savaşlarından sonra kurulabilirdi. sosyal organizasyonlarda teknokratik yaklaşımın ve birleşik bir Avrupa kurulması fikrinin. F. hep onun düşüncelerinden esinlendiği iddiaları bulunmaktadır. K. Artık eskimiş olan monarşinin. daha sonra ünlenen seçkinci filozoflara örneğin Gaetano Mosca ve Vilfredo Pareto’nun yolunu açmıştır. Simon aslında kendi kendini eğitmiş bir düşünür olsa da sosyolojinin. fakat soylu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Simon’dur demek yanlış olmayacaktır. altı ciltlik Pozitif Felsefe Dersleri adlı eserin sahibi olarak sosyolojinin babası olarak anılmıştır. Engels’in Komünist Manifesto'yu yayımlamalarından 23 yıl önce ölmüştü. Gençliğinde Aydınlanmacı filozoflardan etkilenmiştir. Simon 19. toplum hakkında çalışmayı içeren biçimde bilime dayalı olarak bilginin yeniden kurulmasını. aristokrasinin ve papazların önceki dönemlerde önemli işlevler görmelerine rağmen artık sadece kendi imtiyazları için mücadele ettiklerini ve gelecek için yararsız veya fuzuli olduklarını düşünmüştür. Ancak böylelikle sosyal istikrar.

Onun temsil ettiği sosyalizme Etikçi/Ethical Sosyalizm denilmekte ve aynı zamanda Ütopyacı olarak da anılmaktadır. O. Bu haklar. Marks’ın daha keskin ve ayrıntılı bir doktrin oluşturmasına katkıda bulunmuştur. politik haklarından çok doğal haklar insanları mutlu etmektedir. Etik ya da Ütopyacı Sosyalizme göre. Simon’un büyük düşünce mirası fazlaca sistematik olmaması yüzünden bazı kayıplara uğradığı gibi. yy sonlarında başlı başına bir sosyal mesele haline gelmiştir. bazı biyografi yazarları onun için. önceden kırsal kesimde yaşayanların yeni yerleşim bölgeleri haline gelmektedir. Bir gün gelip Avrupa Parlamentosu kurulacağı fikrine inanmıştır. kendi işini seçmek. Ayrıca giderek sosyal problemlere duyarsızlığı yüzünden liberalizme daha fazla kuşku ile bakmıştır. Toplumların kooperatif modelinin oluşmasını savunduğu için ütopyacı denildiği belirtilmelidir. sanayi kentlerindeki çoğunluk ancak asgari geçim standartlarını çok daha fazla çalışarak koruyabilmektedir. “her zaman öğrenen ve bir şey bilmeyen” demek cesaretini gös- . Halkın sosyal refahının sağlanmasında devlete anahtar rolü yüklemiştir. Bu görüş daha sonra 19. Diğer bir ifade ile elde edilen kâr. Simon ayrıca refah devleti çözüm önerisini geliştirmiştir. çalışmak. Simon sosyalizmin temel şahsiyetidir. O politik yöntem olarak her zaman şiddete karşı olmuştur. Bu konu daha sonra Durkheim sosyolojisinin en önemli katkısı olarak değerlendirilmiştir. Ev ve işyeri artık birbirinden ayrılmaktadır. Bu hareket. Kuram ve uygulamada temel sosyal değerlerin özellikle de dinsel olanların üzerinde durarak bunların toplum açısından sonuçlarını incelemiştir. St. istikrarlı ve istikrarsız yapılar arasındaki farklara işareddederek. Engels’e göre St. Hatta daha da ileri giderek. St. sosyolojik işlevselcilik ve değişken sosyal yapılar düşüncesinin ilk habercisi olmuştur. emeğinin meyvelerini görmektir. Etikçi Sosyalizm herkesin yeni oluşan kentlerdeki toplumda nezih bir yaşam standardı ve insan ilişkilerine sahip olma hakkı olduğunu savunmaktaydı. Bu görüş Avrupa’da modernizasyon hareketlerinin başladığı zamana denk düşer. Herkesin yeteneklerine ve ihtiyaçlarına göre iş bulmasını istemiştir. Şehirler ve onların banliyöleri. Doğuştan veya sermaye ile yüksek sınıflardan gelen kişiler daha iyi koşullarda yaşarken. işletmelerin yerel toplulukta yeni hâkim kuruluşlar haline dönüştüğü döneme rastlar. Avrupalı ulusların parlamenter cumhuriyetlere dönüşeceğini de öngörmüştür. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 27 ederek sınıf mücadelesi konusunda K. vasıfsız veya vasıflı olarak çalışanın kendisine ait olmalıdır.

“Var olup olmadığını sorgulamaksızın. doğal olarak Ütopyacı Sosyalizm ideolojisini formüle etmede o yalnız değildi. doğa bilimlerinde kullanılan gözlem ve deney gibi tekniklerin sosyolojide de kullanılabileceğini savunur. Comte. Annesinin ve eşinin koyu birer Katolik olarak dindarlığının daha sonraki yaşamında önemli etkileri olmuştur. Ayrıca nesnel bir değerlendirme yapmak gerekirse. A. Comte. Simon’a dayandığını bilmek gerekmektedir. zaman içinde görüşlerinde ortaya çıkan değişmeler onun bilimsellikten uzaklaşması yönünde olmuşsa da. Aslında. her zaman bilimlerin kendinden önce gelen bilimlere dayanması gerektiğine. Robert Owen İngiltere’de. matematik ve astronomi ile de ilgilenen bir kişi olması. Pierre Joseph Proudhon. sosyolojinin diğer tüm bilimleri bir araya getireceğine inanmıştır. Marks’a ait olduğu sanılan birçok düşüncenin aslında onlara ait olduğunu. ayrıca farklı ampirik konu alanlarının birbirinden ayırt edilmesine olanak sağlayan yöntemlerin tarihsel olarak ortaya çıkışını anlamamıza olanak sağlar. Charles Fourier ve Louis Blanc Fransa’da. O. Ancak K. Wilhelm Weitling Almanya’da sosyalizme katkıda bulunan öncü sosyalistlerdi. bilginin amacını. Buna karşılık fizik. sosyolojiyi yeni bir bilim olarak ortaya koyduğunda. deneyimlenen/yaşanan olguların betimlenmesine dayandıran felsefi düşünce sistemi” olarak basitçe tanımlayabileceğimiz Pozitivizmin kurucusudur. aynı zamanda doğa bilimleriyle ilgilendiğinden sosyolojinin de doğa bilimlerine benzemesine çalışır. onun doğal bilimlere benzer bir sosyal bilim kurma düşüncesini beslemiştir denilebilir. Bu düzen. Auguste Comte (1798-1859) Fransa’da küçük bir yerleşim olan Montpellier şehrinde muhafazakâr bir memur ailesinde doğmuştur.28 Ünite 2 terebilmiştir. anarşi başta olmak üzere tüm sosyal problemleri çözeceğine. belirli hiyerarşi içinde bilimsel yöntemlerin kullanılmasının. Fransız Devrimi ve Aydınlanma Düşüncesine tepki olarak geliştirdiği düşünceleriyle tanınan sosyolojinin isim babası Fransız sosyologudur. bunlar onun önce felsefeye daha sonra sosyolojiye katkılarını gölgeleyememiştir. A. bugünkü çalışma yaşamının demokratikleşmesi ve çalışma yaşamında kalite fikirlerinin çok eskilere giderek Etikçi sosyalistlere ve dolayısıyla St. Tüm bilimler içinde en son ortaya çıkan ve en karmaşık olan sosyolojidir. Ona göre pozitif bilimler arasında basitten karmaşığa doğru bir düzen vardır. dolayısıyla . bilimler arasında birlik sağlar ve bilimlerin gelişim sırasını gösterir. O. O.

Teolojik hal/dönem: Bu dönem de kendi içinde doğacılık (animizm). duygular da eğitilecektir. Kesin ve yasalara bağlı bilgi demektir. tek ve çok tanrıcılık olarak üçe ayrılmaktadır. En azından günümüz modern toplumunda da teolojik ve metafizik açıklamalara başvurulması A. insanlığın uygarlık düzeyinin gelişeceğine inanmıştır. Sosyal Dinamik ise. düzenli ve istikrarlı sosyal ilişkiler ve toplumsal yapıdır. sosyal duygulara geçilmesini veya yükselmeyi kendisine problem edinmiştir. Ayrıca. Comte’u doğrulamamaktadır. b. Tüm insan düşüncesinin. bencil duyguların ele geçirdiği doğal durumdan. sosyal değişme demektir ve en iyi ifadesini Üç Hal Yasasında bulur. Comte sosyolojinin aracılığıyla. A. Metafizik hal/dönem: Soyut hal de denilmektedir. Onun iddiasının aksine insanların bu dönemlerden zorunlu olarak ve birbirini izleyerek geçmedikleri bilinen bir gerçektir. Bunlar: a. daha sonraki yıllarında da mistisizme sapmakla eleştirilmiştir. Bu düşünceleri adeta “Yerçekimi Yasası”nı değiştirmekle bir tutulmuş ve imkânsız bulunarak eleştirilmiştir. bilimsel düşünce tarafından ahenkli bir hale dönüştürüldüğünde. Hatta bu çabalarını “Sosyalatri” adlı bir insanlık dini geliştirmeye kadar vardırmıştır. Pozitivizmin önceki bilimsellik iddiaları yerini daha çok dine bırakmıştır. Nitekim günümüzde bazı insanlar teolojik açıklamalara inanırken bazıları da bilimsel olanları kabul etmektedirler. dinsel ayin ve törenler. Pozitif felsefe ile insanlığın içinde bulunduğu kaotik durumun sonlanacağını ve dolayısıyla ilerleyeceğini savunmuştur. c. Ancak evrimci düşüncelerle tarihi ilerleme olarak olumlu görmesi önemini korumaktadır. Nitekim mezar taşında da onu en iyi simgeleyen bu iki kelime yazmaktadır. Son olarak en büyük eleştiri Üç Hal Yasası ile ilgili olarak yapılmıştır. O. Ayrıca altı ciltlik Pozitif . Pozitif hal/dönem: Değişkenler arasında gözlenebilen ilişkilere dayanır. İlerlemeye olumlu bakan bir filozoftur. Bilimsel dönem de denilir. Ona göre. Teolojik döneme hayali dönem de denilmektedir. Sosyal Statik. Onun düşüncelerini “sosyal dinamik” ve “sosyal statik” olarak iki bölüm halinde incelemek mümkündür. Soyut cisimlerle ilgilenme anlamında kullanılmaktadır. bireyler üzerinde önce ahlaki daha sonra hukuki baskı kurmaya çalıştığı için. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 29 hem düzen (order) hem de gelişme/ilerleme (progress) fikirlerine birlikte inanmıştır. bireysel veya tarihsel kültürel olsun üç adımlı yasayı izlediğini savunur.

Karl Marks (1818-1883) Karl Marks. Ona göre insanlık sosyal tarihi. Aile. O.Ö. Çünkü üç aşamalı tez-antitez ve sentez şeklindeki ilerlemede Hegel tez olarak manevi bir varlık olan Geist’i (tanrıyı) görürken.) ve “üretim biçimi” (kapitalist. Hegel’in baş aşağı durduğunu iddia ettiği diyalektik anlayışını yerine oturtmuştur. “Aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz. Aslında diyalektik düşüncenin temeli ilkçağ filozofu Heraklit’e (İ. hukuk ve hatta sanatsal beğenilerin tümü üstyapıyı (super structure) oluşturur . Bu acımasız çalışma koşullarını anlayabilmek için tarihsel olarak toplumları incelemeye başladığında ise. sosyolojisine “Tarihsel Maddecilik” (Historical Materialism) denilir. o toplum için en önemli ve tek olgudur. Marks’ın iddiasına göre. ekonomi. Marks tez olarak temele ekonomiyi koymuştur. Kırdan göçen tarım işçilerinin kentlerde karın tokluğuna çalıştırıldığını ve ortalama ömürlerinin 30 yaş olduğuna tanık olmuştur. Her iki grubun da hacmi ve nasıl üye olunduğu içinde bulundukları toplumun ekonomik sistemiyle olan bireysel ilişkileri tarafından belirlenir. bireysel düzeyde analiz edildiğini unutmamak gerekir. siyaset.b) olarak her toplumun ekonomik sistemi. Marks tüm üretim biçimleri gibi kapitalizmin de diyalektik olarak kendini ortadan kaldıracak potansiyele (işçi sınıfı) sahip olduğunu ve tarihin sınıf mücadelesine dayandığını savunur. Daha sonra Alman filozofu Johann Fichte (1762-1814) tez-antitez-sentez formülünü ortaya atmıştır. Marks’ın Felsefesi “Diyalektik Materyalizm” (Dialectical Materialism) olarak anılırken. Refahın üretildiği ve dağıtıldığı düzenleme “altyapıyı” (infra structure) oluşturur ve diğer soysal kültürel düzenlemeleri belirler. “üretim ilişkileri” (işçi-işveren vb.” diyerek değişimin her yerde olduğuna ilk işaret edendir. O. Avrupa’yı dönüştüren Sanayi Devrimi'ni gözleyerek kuramını geliştirmiştir. Bu da başlı başına önemli bir katkı olarak değerlendirilmelidir. 5. din. altbölümüne geldikten sonra “sosyal fizik” adını sosyolojiye çevirerek sosyolojinin isim babası olmuştur. insanlık tarihinin sınıf çatışmasına dayandığını ve sınırlı sayıda güçlünün (burjuvazi) üretim araçlarına sahip olduğunu ve çoğunluğu oluşturan işçileri (proletarya) sömürdüğünü görmüştür. Bu yüzden güç ilişkilerinin sınıfsal değil. yy) dayanır. kaynaklara sahip olanlarla olmayanlara karşı sınıf mücadelesinin tarihidir. sosyalist v. Kısaca Hegel ve Marks’ın düşüncelerinin orijinalliği sadece tezin ne olacağı konusundadır.30 Ünite 2 Felsefe Dersleri'nin 47.

İşte bu noktada nesnel bir gerçeklik olan sınıf. emeğini satarak geçinenlerdir. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 31 ve ekonomik altyapının üstyapı üzerindeki etkilerini yansıtırlar. siyasal yasal kaynaklar. Üretim aracına sahip olarak burjuvazi. hastalık. Marks için temel ayrım. Sonuç olarak yoksulluk. Marks. sözle ifade edilmese de. toplumun temel parametresi olan üretim biçimini korumak ve desteklemektir. açlık. Geniş anlamda bunların nihai rolü. öznel bir farkındalık olan sınıf için mücadeleye dönüşür. game) söz konusudur. ekonomik yatırımlarından elde ettiği kârı en fazlaya çıkarmak. Çünkü üretim aracına sahip olanlar. Üretim aracına sahip olmayanlar ise. üretim aracına sahip olanlar ve olmayanlar arasındadır. kötü barınma koşullarının . Bu. modern toplumda amaçları ve çıkarları açısından her iki sınıf (özel mülkiyete sahip güçlü burjuvazi ve güçsüz proletarya) doğalarından dolayı uyuşmaz ve birbirine zıttır. “kapitalist” ve “sosyalist” toplum aşamalarının birbirini izleyeceği ve sonuçta sınıfsız topluma ulaşılacağını savunmasından kaynaklanır. örneğin önce “ilkel-komünal”. hem evrimci hem de ekonomik determinizmi savunan bir düşünürdür. “feodal”. özel mülkiyete sahip olan yönetici sınıf tarafından el konur. makine/teknoloji (machine) ve para (money) üç belirleyicidir. ona çok daha geniş bir grup olan emekçiler üzerinde çok büyük güç ve avantajlar sağlar. Aslında bu algılar. Mevcut ekonomik sistemde ya da üretim biçiminde. Sonuçta kendini diğerleriyle aynı sınıftan görenlerin ortak çıkarlarını arttırmak için örgütlenmeleriyle sınıf bilinci gelişir. üretim biçimini dolayısıyla politik. sınırlı arz içinde sonucu sıfır olan bir oyun (zero. yasal ve diğer tüm üstyapıyı kontrol ederler. Yüksek kârlar ve güç farklılıkları sonucunda. İngilizce karşılıkları M harfi ile başladığı için bunlara “3M” der. Ona göre emek (man). Böylelikle insanlar yaşamak için tarihsel mücadeleye hazırlanmış olurlar. Bu da aslında bir grubun kârı diğer grubun zararından başka bir şey değildir. çalışanların hakkı olan refah payına. Marks’a göre. belirli bir toplumda tüm önemli pozisyonlar ve sosyal etkileşimlerin üretim biçimi tarafından belirlenmesi görüşüdür. Evrimciliği toplumların belirli aşamalardan geçeceği. burjuvazinin sahip olduğu ekonomik. onlar her şeyin temelidir ve altyapıyı oluştururlar. proletarya da emeğinin karşılığını en fazla almak isteyecektir. sum. gerçek sınıfların gelişmesinde kritik rol oynarlar. Ekonomik determinizm ise. kapitalist toplumun ücretli köleleri olan işçilerin yoksullukları artar. Marks’a göre. Her grubun kendisini nesnel olarak görmesini sağlayan sınıf algısı vardır. Bu bireysel duruşların da üretim biçimine göre düzenlenmesi demektir.

Sınıflar ortadan kalkmadığı gibi. bir üstyapı kurumu olan siyasetin de toplumsal değişmede önemli olduğunu göstermiştir. Ayrıca kendinden sonraki gelişmeler onun iddialarını doğrulamamıştır. yeni orta sınıflar ortaya çıkmış. Marks’ın katı ekonomik determinist anlayışı çok eleştirilmiştir. bir tarım toplumu olarak yeterli işçisi olmayan Sovyetlerde devrimin olması da ekonomi kadar. modern toplumda karşılaştığımız sorunlardan sorumlu olan ekonomik sistem değişmeden sorunlar çözülemez. Sorunlar ancak özel mülkiyetin yerini ortak mülkiyet aldığında. Marks’a göre. özel mülkiyet temelli ekonomik sistemden kaynaklanan sosyal problemlerdir.32 Ünite 2 tümü. toplumların onun önerdiği zorunlu aşamalardan geçmesini de engellemiştir. . Ayrıca sanayinin en gelişmiş olduğu İngiltere yerine. Emperyalizm sayesinde sanayi toplumları dış talanı arttırarak kendi işçilerine bazı iyileşmeler sağlayabilmiştir. Bu gelişmeler ve ortaya çıkan yeni koşullar. diğer ifade ile kapitalizmin yerini sosyalizm aldığında çözümlenebilir. işçiler en fazla sömürülen olmaktan çıkmıştır.

Evrimciliği toplumların belirli aşamalardan geçeceği. St. K. Ona göre iki türlü Ümran vardır. Oysa St. Toplumbilimin aynı doğa bilimlerinde olduğu gibi benzer temeller üzerinde inşa edilmesi gerektiğini savunmuştur. İbn-i Haldun. “Daha sonraki sosyalizm ile ilgili tüm düşünceleri St. K. Özellikle Ümran başlığı altında bugün hars/kültür denilen konu hakkında düşüncelerini yazar. bireysel. örneğin önce “ilkel-komünal”. evrimci ve determinist bir düşünürdür. İbn-i Haldun’u basit bir Arap düşünürü ya da tarihçisi olarak görmek yanıltıcı bir başlangıca yol açabilir. Afrika’da çeşitli kabileleri dolaşarak yaptığı saha çalışmaları sonucunda toplumu canlı bir organizmaya benzetir. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 33 Özet Bu bölümde Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar olarak İbn-i Haldun. A. Simon’un düşünceleri sosyal bilimlerde önemli yankılar yaratmıştır. Buradan hareketle toplumların da doğup. St. Comte’u büyük ölçüde etkilemiştir. August Comte. Sosyal Statik. Simon arkadaşı olan A. Simon 19. Marks hem evrimci hem de ekonomik determinizmi savunan bir düşünürdür. sanat ve bilimin ancak kentlerde gelişeceğini ifade ettiği de unutulmamalıdır. aynı zamanda doğa bilimleriyle ilgilendiğinden sosyolojinin de doğa bilimlerine benzemesine çalışır. gelişeceğini ve sonlanacağını iddia eder. doğa bilimlerinde kullanılan gözlem ve deney gibi tekniklerin sosyolojide de kullanılabileceğini savunur.yy boyunca tüm Avrupa’da etkili olmuştur.Engels. O. büyüyüp. sosyal değişme demektir ve en iyi ifadesini Üç Hal Yasasında bulur. Engels’in Komünist Manifesto'yu yayımlamalarından 23 yıl önce ölmüştü. Sosyal Dinamik ise. O bu eserinde uygarlıkların gelişimini ortaya koyar. tarihsel veya kültürel olsun üç adımlı yasayı izlediğini savunur. En önemli eseri olan Mukaddime aslında çok kapsamlı bir sosyal bilimler ansiklopedisine benzetilebilir. Simon ve Karl Max kısaca incelenmiştir. . Buna karşı kent yaşamına olumsuz bakar ve giderek kentleşen uygarlıkların gerileyerek yok olduğu düşüncesine ulaşır. St. Comte.” demiştir. Tüm insan düşüncesinin. Metafizik hal/dönem. Ayrıca 19. Bu nedenle biraz daha gerilere giderek onun yaşadığı dönemi ve öncesini bilmek gerekir. Ona göre doğum ve gelişme dönemleri göçebe kültürünün sonucudur. Pozitif hal/dönem. F. Simon’da bulmak mümkündür. Bunları şöyle sıralayabiliriz: Teolojik hal/dönem. Marks ve F. Simon. yy düşüncesinin tohumlarını atmıştır. düzenli ve istikrarlı sosyal ilişkiler ve toplumsal yapıdır. St. Onun düşüncelerini “sosyal dinamik” ve “sosyal statik” olarak iki bölüm halinde incelemek mümkündür. Determinizmi sosyal determinizm ile birleştirmeye çalışmıştır. Ancak İbn-i Haldun'un kültür.

.34 Ünite 2 “feodal”. Ekonomik determinizm ise. “kapitalist” ve “sosyalist” toplum aşamalarının birbirini izleyeceği ve sonuçta sınıfsız topluma ulaşılacağını savunmasından kaynaklanır. belirli bir toplumda tüm önemli pozisyonlar ve sosyal etkileşimlerin üretim biçimi tarafından belirlenmesi görüşüdür.

Sosyoloji Dersleri e. İki Hal Yasası b. Hepsi e. K. Determinizm d. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 35 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1 İbn-i Haldun’un görüşlerinden kimlerin etkilendiği söylenebilir? a. İbn-i Haldun b. Hiçbiri 2.Toynbee d. Hepsi e. Aşağıdakilerden hangisi sosyolojinin öncü düşünürlerinin ortak yönü arasında sayılmaz? a. Üç Hal Yasası c. E. A. Hiçbiri . Fichte d. Ütopyacı sosyalist d. K. Ütopyacı realist b. Marks b. Hepsi 4. Hiçbiri 5. Bireycilik e. Hepsi e. Comte’un evrimci düşüncesini en iyi yansıtan kavram hangisidir? a. Hiçbiri 3. Hegel c. Pozitif Felsefe Dersleri d. A. St. Simon nasıl nitelendirilmektedir? a. Değişmeden yana olmak c. Marks kimin düşüncesinden etkiler taşır? a. Toplumculuk b. Durkheim c. Ütopyacı kapitalist c.

E. J. Din d. daha sonra hangi filozof tarafından biyolojik determinizme çevrilerek hayat bulmuştur? a. M. Durkheim b. İbn-i Haldun’un sosyolojik düşüncesinde bedevilikten (göçebelik) medeniliğe (yerleşiklik) geçişi sağlayan motor güç nedir? a. Marks c.36 Ünite 2 6. Asabiye c. C. Irk 7. İbn-i Haldun tarafından devletlerin ömrü üzerine geliştirilen sosyal determinizm. Locke . K. Dil e. Darvin e. Weber d. Umran b.

6. 8. 2. 7. Türkiye’de Sosyoloji . 9. 5. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme 10. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri SOSYOLOJİ 3 Sosyolojinin Kurucuları 4.1.

38 Ünite 3 Ünitede Ele Al›nan Konular • Sosyolojinin Temel Önermeleri • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar • E. • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlarnın kimler olduğu belirlenecektir. . • E. Durkheim’ın görüşleri incelenecektir. Weber Ünite Hakk›nda • Sosyolojinin temel önermelerinin neler olduğu gösterilecektir.Weber’in görüşleri incelenecektir. Durkheim • M. • M.

Weber’in görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Durkheim’in temel eserleri arasındaki bağı gösteriniz. . • Durkheim’ın ortak bilinç kavramının daha önce kimde görüldüğünü hatırlayınız. • E. Bu durum • Durkheim’ın özgün bir düşünür olmasını nasıl etkiler? Tartışınız. • Durkheim ve Marks yanılırken Weber’in doğrulandığı iddiasının kaynağını araştırınız. • Weber’in otorite ve bürokrasi sınıflamaları arasında nasıl bir ilişki bulunduğunu gösteriniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Toplumsal olgular nelerdir ve bize nasıl baskı yaparlar? Örneklerle gösteriniz. Durkheim’ın görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • M. Sosyolojinin Kurucuları 39 Ö¤renme Hedefleri • Sosyolojinin temel önermelerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. Diğer bir ifade ile “Sosyolojik • Metodun Kuralları” ve “İntihar” arasındaki ilişkiyi tartışınız. • Durkheim ve Weber’in ortak özelliklerini karşılaştırınız. • Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlarnın kimler olduğunu öğreneceksiniz.

40 Ünite 3 Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojinin bir disiplin olarak kurucularının kim olduğu konusunda farklı görüşler bulunduğu söylenebilir. sosyolojinin bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmesinde önemli rol oynar. Bugüne kadar kuşkusuz daha birçok düşünür tarafından çok sayıda önerme üretilmişse. sosyal olguları nesnel gerçeklikler olarak incelemektir. ancak uzun zaman içinde toplum içindeki alt gruplar içinde hiyerarşik otorite .1948). Daha önce de sözü edildiği gibi.” E. Marks. Daha sonra sosyolojide ortaya çıkan çatışmacı yaklaşım bu görüşten beslenmiştir. Sosyolojinin Temel Önermeleri Her alanın geçmişi. Sosyal olgular ancak diğer sosyal olgularla açıklanabilir ve biyoloji veya psikolojiye indirgenemez. tarihi. Weber hakkında kısa bilgi verilecektir. Bazıları Durkheim. Sosyolojinin bağımsız bir disiplin olmasında bu görüş önemli katkı sağlamıştır. Marks’a göre. diğer bir ifade ile kültürü vardır.E.” İşte K. Önerme 1 “Toplumda açıklanabilir. rasyonel yapılar olarak sosyal gruplar vardır. onu diğer alanlardan ayıran özellikleri. Önerme 3 “Bir ölçüde gruplar/devletler çatışma içinde olabilirler. bir alanın bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmesi için bazı zihinsel çabaların bulunması ve bunların yaygın olarak kabul edilerek bir kültüre dönüşmesi beklenir. Bu bölümde önce bu düşünürler tarafından öne sürülen üç kurucu temel önerme hakkında bilgi verilecek daha sonra -K. aksine sürekli çatışma/mücadele içindedirler. Önerme 2 “Ancak bu gruplar uyum (ahenk) içinde değildir. Durkheim ve M. Durkheim’ın bu önermesi. “Tüm toplumlarda var olan sosyal tarih sınıf çatışması tarihidir” (Marks ve Engels. Durkheim’a göre sosyal olgular bizim dışımızdadır ve bize baskı yaparlar. Onun temel ilkesi. Wallerstein gibi bazıları ise. Weber ve Pareto’yu kurucu olarak görürler. Durkheim ve Weber’in sosyolojinin bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmesi ve tanınmasında en önemli katkılarda bulunduğunu iddia ederler. de zaman içinde bunlar unutularak gitmiştir. Marks Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar arasında sayılarak daha önce tanıtıldığından. K.

Alturistik/Elcil İntihar: Sosyal bağların çok sıkı olduğu toplumlarda daha çok görülür. Durkheim. sosyolojinin isim babası A. Daha sonra bu görüş sosyal bilimleri doğa bilimlerine indirgeme (reductionism) olarak eleştirilir. Comte gibi doğa bilimleriyle devamlılık içinde nesnel. Aynı şekilde toplumdaki iş bölümünü de açıklamaya çalışır. Bu çalışmasında sosyolojinin biyoloji ve psikolojiye indirgenemeyeceğini göstermek için intihar istatistiklerini. Durkheim Avrupa’da ilk sosyoloji bölümünü Bordo Üniversitesi’nde 1895 yılında kurar. Sosyal olayların nasıl açıklanacağını anlatır. Geleneksel topluluklarda görülür. Örneğin intiharın bireysel bir olay olmadığını Katoliklerde Protestanlara göre daha fazla intihar olmasıyla göstermeye çalışır. 2. Anomik İntihar: Toplumda dayanışmanın çözülmesine bağlı olarak her yıl belirli sayıda insanın intihar etmesidir. Comte’un düşüncelerinin büyük bir kısmını onaylamaz. toplumun sürdürülebilirliği açısından meşrudur. Bu eserde sosyal olguları tanımlar. Mekanik dayanışma: Birbirine benzeyen insanların dayanışmasıdır. mezhepler. 3. . Daha sonra yazdığı yöntem ilkelerini uygulayarak İntihar adlı monografik çalışmasını yayımlar (1897). Emile Durkheim (1858-1917) Modern akademik bir bilim olarak sosyoloji Durkheim’in çalışmalarıyla başlamıştır. Ancak sosyolojinin yöntem ve ilkelerini yeniden tanımlarken A. Durkheim’in burada göstermek istediği. normal ve patolojik arasında ayrım yapar. Japon pilotların kamikaze/ intihar dalışları veya toplum için kendini feda eden eylemciler gibi. rasyonel ve olaylar arasında nedensellik ilişkisi (causality) arayan bir sosyal bilim anlayışı oluşturur. Anomi kuralsızlık demektir. Aslında Durkheim üç tür intihar arasında ayrım yapmıştır: 1.” Bu M. Ona göre toplumların evrimine bakıldığında iki tür dayanışma olduğu anlaşılır: 1. çatışmaya rağmen düzenin varlığını açıklayan ve dolayısıyla sosyolojinin bir disiplin olarak kabulüne katkıda bulunan temel önermedir. Sosyolojinin Kurucuları 41 içinde yapılanma. Egoist İntihar: Bireysel nedenlerden kaynaklanan intihardır. yaş. eğitim.Weber’e ait olan önerme. evlenme/boşanma ya da çocuk sahibi olup olmama gibi koşullar açısında karşılaştırır. her toplumsal olayın diğer bir sosyal olay ile açıklanması yönündeki yöntem ilkesidir. Daha sonra en önemli yapıtı Sosyolojik Metodun Kuralları adlı eserini yazar (1898).

İşbölümü ve organik dayanışmanın toplumun ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olarak ortaya çıktığını savunduğu için görüşlerinin işlevselci olduğu söylenir. Olaylar arasında neden-sonuç ilişkileri . Sosyoloji. yani toplumda kuralların çözülmesi hali. neyin normal neyin hastalıklı olduğunu belirleyen. Modern toplumda işbölümü ve dolayısıyla organik dayanışmanın sebebi nüfus artışıdır. Durkheim’in yöntem ilkeleri diğer sosyal bilimler üzerinde de. Bu. kurumların ortaya çıkışını ve işlevlerini inceleyen bilimdir. normalden sapma ve negatif bir durumdur. Durkheim. Ancak onun. yazı. aynı zamanda metafizik bir kavrama ya da hiç istemediği psikolojik açıklamalara girmiştir. toplumda biz duygusunun ortak bilinç ile inşa edildiğini savunurken. Toplum giderek bireycileşmektedir. Uzun tarihsel ortak yaşam sonucunda ortaya çıkan inançlar ve değerler. Artık insanlar ekmeklerini yaptırmak için fırıncılara. Öte yandan Durkheim’in çok eleştirilen “ortak bilinç” (collective counces) fikrinin de özgün olmadığı ve öncü filozoflardan İbn-i Haldun’a ve onun “asabiye” kavramına kadar uzandığı belirtilmelidir. para vermeden malı alamazsınız. Durkheim toplumda normal ve hastalıklı/patolojik ayrımı yapar. giysilerini diktirmek için terzilere ihtiyaç duyar hale gelirler. Buradan da Durkheim’in işlevselci görüşlerine gelmek mümkündür. bu durum sosyal reformlar yapılarak ortadan kaldırılmalıdır. sosyoloji yönteminin kurallarını ortaya koymuş olması özgün yanıdır. Comte’u aşamasa da. para gibi. Organik dayanışma: Modern toplumlarda işbölümü sonucunda farklılaşmaya bağlı olarak ortaya çıkar. Anomi. başta siyaset bilimi ve pazarlama olmak üzere oldukça etkili olmuştur. bizi diğer gruplardan ayıracak bir bilince ulaşınca ortaya toplum çıkar. Dilini bilmeden anlaşamaz. insanlar tarafından oluşturulan gerçeklik. Durkheim nedensel açıklamalarını işbölümü konusunda da yapar. Bu boşlukları dolduracak sosyal organizasyonlara ihtiyaç vardır. nesnel olarak incelenebilir. Bu artık bizim dışımızda ve bize baskı yapan gerçeklik. daha sonra bize baskı yapar ve bizi kurallarına uymaya zorlar. Kırın aksine kentlerde nüfus artmakta ve herkes farklı alanlarda uzmanlaşmaktadır. Birey ve devlet arasında büyük bir boşluk vardır. sosyal olguları doğa bilimleri gibi inceleyen pozitivist görüşü A. Ona göre ortak bilinç. Ancak bu bireysel bilinçlerin basit bir toplamı veya sonucu ortaya çıkmaz. Toplum ortalamasında görülen olaylar normal iken sapanlar patolojiktir. Örneğin dil.42 Ünite 3 2. “bir toplumun bireylerinin taşıdığı ortak inanç ve duygular bütünüdür”.

Ayrıca onların işlevsel olup olmadıkları da gösterilebilir. statükocu bir geleneği temsil eder. ardından iki dünya savaşı patlak vermiş. yolsuzluk. o fazlaca tarihe önem vermez gibi görünür. modern toplumda mevcut koşullarda düzeni değiştirmeden. çevre kirliliği gibi artık küreselleşen sorunlar baş göstermiştir. Durkheim. Onun basit bir aktarıcısı olmaksızın Ziya Gökalp Türkiye’ye sosyolojiyi getirmiş ve 1914’te Cumhuriyet kurulmadan önce ilk sosyoloji derslerini vermiştir. Batıdan farklı olarak Türkiye’de mevcut kamusal sorunların çözümünde fayda umulmuştur. O hiçbir zaman kapitalizmi eleştirmemiş. Ayrıca Pozitivizmin kurucusu A. Çünkü toplumların bunalımı için önerdiği ahlaki reçeteler fazlaca işe yaramamış. ekonomik determinizmi reddettiğini ve daha çok ahlakçı bir düşünür olduğunu belirtmek gerekir. Comte’un tarihsel çalışmalarda bulunmasına rağmen. Durkheim’in görüşlerinin doğrulandığı görülür. Onun antropoloji üzerinde de etkilerinden söz edilebilir. Weber ve onun “İstikbal bürokrasilerdedir. Sosyolojinin Kurucuları 43 kurarak açıklanabilir. Bu yönden devrimci değil. daha sonra da yeni kurulan ve her şeyden önce kültür değişmesini hedefleyen Cumhuriyet Devrimlerinin gerçekleştirilmesinde yol gösterici olmuştur. Pozitivist olmaktan çok İşlevselci bir sosyolog olarak tanınır. Öte yandan Durkheim’in Marks’a karşı bir düşünür olarak. tek doğrulanan M. işsizlik. modern toplumda yoksulluk. Genel olarak Fransız Pozitivizmi ve özel olarak Durkheim Sosyolojisi Türkiye’de çok etkili olmuştur. bugün halen bu şekilde ve henüz değişmeden yaşayan ilksel kabileler üzerinden araştırdığı için tarihsel çalışma olarak görmemiş olabilir. Tarihe bakıldığında ne K. Bununla birlikte bunları antropologlar gibi.” görüşü olmuştur. Marks ne de E. . reformlar yaparak iyileştirme önerilerinde bulunmuştur. Modern sanayi toplumlarının sorunlarının çözümü için ortaya çıkan bir bilim olan sosyolojiden. Daha sonra onun aracılığıyla Atatürk ilkeleri üzerinde de Fransız Pozitivizmi ve Durkheim Sosyolojisi etkili olmuştur denilebilir. Aynı şekilde Marks’ın da öngörüleri doğrulanmamış iken. klan ve yerleşik hale geçişini inceleyen çalışmalarında tarihsel yönler bulunur. Ayrıca tüm olay ve olguların aynı zamanda işlevselliğini de gösteren Durkheim’in neden intiharın işlevi üzerinde durmadığı da ayrı bir sorudur ve eleştirilere açıktır. İlksel toplumlarda din ve büyünün işlevini açıklayan çalışmaları bu bağlamda değerlendirilebilir. Türkiye’de sosyoloji Ziya Gökalp aracılığıyla önce Osmanlı’nın nasıl kurtarılacağı. Ancak toplumların en basit (horde) halden.

Genelde başlangıçtaki karizmatik otorite giderek geleneksel veya ussal otoriteye dönüşebilir. . Onun Almanya’da Bismark döneminde güçlü bir ulusal devlet kurulana kadar toplumda yaşanan çalkantılar üzerinde yaptığı gözlemler ve tarihsel çalışmalar kültüre önem vermesine yol açmıştır. erkeklerin. 3. Weber üç tip otoriteye karşı iki tip bürokrasi sınıflar: 1. Geleneksel Bürokrasi: Geleneksel aile ve hemşerilik dayanışması içinde yönetim anlayışıdır. ıslahatçı/reformcu. Ünlü Amerikalı sosyolog T. kendilerinden istekte bulunanın taleplerini meşru görmeleri gerekir. Toplumdaki çatışmayı reddetmemiş. Büyüklerin. Geleneksel Otorite: Toplumdaki gelenek ve göreneklere dayanır. determinist. Aksi takdirde bu kaba güç (force) ve şiddet/ zorbalık olur. Buradan hareketle meşru olan güce de otorite denilir. daha sonra “Sosyal Sistem Kuramını” geliştirerek yapısal işlevselciliği ABD’de hâkim paradigma haline getirmiştir. 2. Aslında Weber’in bürokrasi ve otorite arasında kurduğu bağlantı önemlidir.44 Ünite 3 Sonuç olarak “fert yok cemiyet var” ya da “önce toplum sonra birey” görüşünün sahibi Emile Durkheim. yaşlıların dedikleri yapılır. indirgemeci bir sosyolojinin kurucusudur. Örneğin bir yönetimde amir memurlarından bazı taleplerde bulunur ve memurlar onun bu istemlerde bulunmasını meşru görerek ona itaat ederler. Weber’e göre üç tip otorite arasında ayrım yapmak gerekir: 1. Daha sonra özellikle ABD’de etkili olmuştur. Yasal/ussal Otorite: Bu tip otorite kaynağını yasalardan alır. Kişinin gerçekte bu özellikleri taşıyıp taşımaması önemli değildir. Çünkü itaat edenlerin. işlevselci. 2. Ona göre güç. O da Durkheim gibi Marks’a karşı bir konumda saf tutmuştur. “direnmelere rağmen birinin diğerlerine dediklerini yaptırabilmesidir ve bunun kaynağı önemli değildir”. Karizmatik Otorite: Olağanüstü koşullarda bazen kişilere bazı üstün özellikler atfedilir. Onun güç (power) ve otorite (authority) arasında ayrım yaptığı bilinmektedir. Yasal Bürokrasi: Bu tür bürokrasi en ussal yönetim biçimidir. ancak ekonomi yerine din gibi kültürel farklılıklara bağlamıştır. Alman iktisatçı düşünürüdür. Parsons. Max Weber (1864-1920) Max Weber.

diğerinde değerler rol oynar. İdeal tip olması gereken anlamında kullanılmaz. Daha sonra ikinci adımda yapılacak işlem ise. Sosyolojinin yapacağı en önemli iş. Değere yönelik ussal eylem. Nitekim Türkiye’de dikkatli bir gözlemci en büyük siyasal partilerin veya firmaların dahi tüm ussal/rasyonel yönetim iddialarına rağmen. Ancak ilkinde hukuk kuralları ve yasalar gereği eylemde bulunulurken. İlk olarak kapitalizm ile Protestan ahlakı arasında nedensel ilişki kurulmaya çalışılmakta- . Weber ayrıca Eylem Kuramcısı olarak anılmasına yol açan üç tip eylem sınıflaması da yapmıştır: 1. bunların gerçeklik düzleminde birebir karşılıklarının bulunması gerekmez. Sosyolojinin Kurucuları 45 Weber’e göre. Ona göre Katolikler geleneksel muhafazakârlığı temsil ederken. gerçekte gözlenen ile zihinsel olarak kurgulanan arasında ne kadar fark bulunduğunu ortaya koymaktır. kapital birikiminin doğmasına da yol açarlar. Örneğin Hint kültüründe kadınlar ölen kocaları ile birlikte yakılırlar veya kaptanlar batan gemilerini en son terk ederler. Protestanlar bu inancı paylaşmayarak Tanrının isteğinin çalışmak ve daha çok kazanmak olduğuna inanırlar. 2. Duygusal eylem. Katolikler kilise sayesinde kendilerini güven içinde hisseder ve cennete gitmeyi garantilerken. hiç tüketmeden biriktirmek ve dünya zevklerinden vazgeçmek olarak çileci yaşam biçiminin (asketizm) Protestanlıkta yaygın olduğu ve dolayısıyla kapitalizmin bu ülkelerde ortaya çıktığı sonucuna varır. O tarihte yaptığı incelemeler sonucunda geçmiş çağlarda Avrupa’nın bazı yerlerinde kapitalizme geçildiği halde dünyanın diğer yerlerinde bunun neden gerçekleşemediğini sorgular. Protestanlar değişmeyi seçmişlerdir. Daha çok zihinsel olarak oluşturulduğunu. Bu dünyada çok çalışıp. fikir olarak bulunduklarını söyler. Weber’in Metodoloji konusundaki görüşlerini. Bunlar “ideal tipler”dir. Bu amaçla harcamayarak. Amaca ve değere yönelik ussal eylemin her ikisinin de rasyonalitesi vardır. Başka bir örnek de aristokratların düelloda onurları yüzünden ölmeyi göze almasıdır. Bu açıklama birkaç yönden değerlendirilebilir. Amaca yönelik ussal eylem. tarihin zengin hazinesine başvurarak ideal tip kavramlaştırmalarına gitmektir. Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu adlı ünlü eserinde bulmak mümkündür. 3. ne kadar geleneksel yönler taşıdıklarını saptayabilir.

Aynı şekilde ilacın neden baş ağrısını giderdiğini de açıklamak gerekir. kişinin aşığına yaklaştığı için diğerini vurarak kasıtlı bir eylemde bulunması ve olaya kaza süsü vermesi bir seçenektir. Bunların ilki olgusal olarak görünüşte. Ayrıca Marks’ın ekonomik temelli indirgemeci açıklamasının benzerini yapması ve tek nedenli (din) açıklama olarak Protestan etiğini kapitalizmin nedeni olarak ileri sürmesi çok eleştirilir. kültürel ya da dinsel bir nedene bağlanmaktadır. çağdaşları arasında ampirizm ile realizm arasındaki uçurumda köprü olmaya çalışmış bir düşünürdür. Aslında Weber’in söylemek istediği olasılıkların göz önünde bulundurulmasıdır. Ancak sadece anlama yeterli değildir. Ancak bir yandan Protestan etiği ile kapitalizm arasında katı nedensellik ilişkisi kurarken. Örneğin uzaktan asilzadelerden birinin av sırasında vurulduğu anlaşılabilir. Oysa Weber’in bizzat kendisi açıklamaların yeterli olması koşulunu arar. Bu durumda açıklamanın tatmin edici olması için “değere yönelik ussal eylem” kavramına başvurur ve o dönemde onur için insanların birbirini öldürebileceği nedenini tatmin edici bulur. Anlamanın açıklama ile desteklenmesi konusunda ilk örneğe dönülecek olursa. yoksa kasıtlı mı olarak mı vurulduğunun açıklanması gerekir. Onun en temel katkısının Bürokrasi Kuramı olduğu açıktır. Olayın gerçekten kaza olması da olasıdır. ikincisi mantıken tatmin edici olmasıdır. İkincisi ekonomik bir sonuç. Ancak neden üç tip otorite tanımlarken iki tip bürokrasi sınıfladığı konusunda da eleştiriler alır. Asilzadenin kazara mı. "Eğer Maraton Savaşı'nı Yunanlılar yerine Persler kazansaydı. öte yanda olasılıklar üzerine dikkat çekmeye çalışması çelişkili olarak algılanmasına yol açar. . Aynı şekilde alınan bir ilacın baş ağrısına iyi geldiği anlaşılabilir.46 Ünite 3 dır. Weber. Nitekim tarihsel olarak geriye baktığında. "Bu takdirde Helen uygarlığı dünyaya egemen olamazdı. Bu durum onun görüşlerindeki “olasılıklı yasalar” yönünün ağırlığını ortaya koyar. sadece anlamak yetmez. dünyanın gelişimi nasıl olurdu?" diyerek sorgular. Weber insanların neden çok çalışıp harcamadan biriktirdikleri konusunda tatmin edici bir açıklama getirememiş ve sermaye birikimini sadece Protestanlığa bağlamıştır. Ona göre sosyal olayları. aynı zamanda açıklamak gerekir." sonucuna varır.

Durkheim sosyolojisinin egemenliğine bağlanabilir. anlama kadar açıklama üzerinde durması. insan eylemlerini sınıflaması ve en önemlisi de bürokrasi konusunda bir kuram geliştirmiş olması yüzünden bugün de önemini korumaktadır. . Türkiye’de son yıllara kadar fazla önemsenmemesi. Ancak yorumlayıcı/hermeneutik çalışmalar yapan sosyologlar onu tekrar keşfetmektedirler denilebilir. Sosyolojinin Kurucuları 47 Sonuç olarak Weber.

ancak uzun zaman içinde toplum içindeki alt gruplar içinde hiyerarşik otorite içinde yapılanma. Max Weber. Öte yandan Durkheim’in Marks’a karşı bir düşünür olarak. Comte gibi doğa bilimleriyle devamlılık içinde nesnel. “direnmelere rağmen birinin diğerlerine dediklerini yaptırabilmesidir ve bunun kaynağı önemli değildir". bunların gerçeklik düzleminde birebir karşılıklarının bulunması gerekmez. rasyonel ve olaylar arasında nedensellik ilişkisi (causality) arayan bir sosyal bilim anlayışı oluşturur. . Daha sonra bu görüş. Weber’ e göre. Modern akademik bir bilim olarak sosyoloji Durkheim’in çalışmalarıyla başlamıştır. Onun güç (power) ve otorite (authority) arasında ayrım yaptığı bilinmektedir. Genel olarak Fransız Pozitivizmi ve özel olarak Durkheim Sosyolojisi Türkiye’de çok etkili olmuştur. Weber). Alman iktisatçı düşünürüdür. rasyonel yapılar olarak sosyal gruplar vardır. Weber üç tip otoriteye karşı iki tip bürokrasi sınıflar: Yasal bürokrasi ve Geleneksel bürokrasi. Comte’un düşüncelerinin büyük bir kısmını onaylamaz. Bunlar “ideal tipler” dir. Durkheim. Onun basit bir aktarıcısı olmaksızın Ziya Gökalp Türkiye’ye sosyolojiyi getirmiş ve 1914’te Cumhuriyet kurulmadan önce ilk sosyoloji derslerini vermiştir. Ona göre güç.48 Ünite 3 Özet Bir alanın bağımsız bir disiplin olarak kabul edilmesi için bazı zihinsel çabaların bulunması ve bunların yaygın olarak kabul edilerek bir kültüre dönüşmesi beklenir. O da Durkheim gibi Marks’a karşı bir konumda saf tutmuştur. Metodoloji konusundaki görüşlerini Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu adlı ünlü eserinde bulmak mümkündür. sosyal bilimleri doğa bilimlerine indirgeme (reductionism) olarak eleştirilir. ekonomik determinizmi reddettiğini ve daha çok ahlakçı bir düşünür olduğunu belirtmek gerekir. Weber’e göre üç tip otorite arasında ayrım yapmak gerekir: a)Yasal/ussal Otorite b) Geleneksel Otorite c) Karizmatik otorite. Ancak sosyolojinin yöntem ve ilkelerini yeniden tanımlarken A.” (Durkheim) b) “Ancak bu gruplar uyum (ahenk) içinde değildir aksine sürekli mücadele içindedirler. Aslında Weber’in bürokrasi ve otorite arasında kurduğu bağlantı önemlidir.” (K. Marks) “Bir ölçüde gruplar/devletler çatışma içinde olabilirler. toplumun sürdürülebilirliği açısından meşrudur. Sosyoloji için bu temel önermeler şunlardır: a) “Toplumda açıklanabilir.” (M. Weber ayrıca Eylem Kuramcısı olarak anılmasına yol açan üç tip eylem sınıflaması da yapmıştır: a) Amaca yönelik ussal eylem b) Değere yönelik ussal eylem c) Duygusal eylem. sosyolojinin isim babası A.

Mekanik ten statik dayanışmaya e. Durkheim’e göre toplumların değişimi hangi yöndedir? a. Meşruluk d. Aşağıdaki düşüncelerden hangisi sosyolojinin bağımsız bir bilim olmasına en fazla hizmet etmiştir? a. Olağanüstü durumlarda c. Benci intihar c. Hiçbiri 4. Weber’e göre karizmatik otorite ne zaman ortaya çıkar? a. b. Hepsi . d. e. Toplumsal olgu tanımı b. Organikten mekanik dayanışmaya b. Anomik intihar d. Geçmiş zamanlarda d. Hiçbiri 3. Modern zamanlarda e. Hepsi e. Çatışma/mücadele c. c. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 49 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Durkheim’e aşağıdakilerden hangisi modern toplumda en fazla görülür? a. Aşağıdakilerden hangisi K. Her zaman b. Hegel Durkheim Weber Hepsi Hiçbiri 5. Mekanik ten organik dayanışmaya c. E. Hiçbiri 2. Elcil intihar b. E. Hepsi e. Marks’ın ekonomik determinizmine karşı çıkmıştır? a. Organikten statik dayanışmaya d.

Olgu – Olgu d. Hiçbiri 7. Weber.50 Ünite 3 6. onun toplumu açıklamada hangi ölçütü eksik bıraktığını düşünür? a. Devrim ve Fransız Devrimi gibi kavramlar sosyal bir analizde hangi verilere karşılık gelir? a. Statü e. Olgu – Olay e. Bürokrasi d. Olay – mücadele b. K. Siyasi Partiler . Marks’ı sosyal kuram yönünden eleştirerek. Birey b. Olay – Olay c. Sınıf c.

Türkiye’de Sosyoloji .1. 6. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 7. 9. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları SOSYOLOJİ 3. 2. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme 10. 8. 4 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 5.

. • Çatışmacı Yaklaşımın temel görüşleri incelenecektir. • İşlevselci Yaklaşımın temel görüşleri incelenecektir. • Sembolik Etkileşimci Yaklaşımın temel görüşleri incelenecektir.52 Ünite 4 Ünitede Ele Al›nan Konular • Farklı Sosyolojik Yaklaşımlar • Sembolik Etkileşimci Yaklaşım • İşlevselci Yaklaşım • Çatışmacı Yaklaşım Ünite Hakk›nda • Sosyolojide farklı sosyolojik yaklaşımlar bulunduğu gösterilecektir.

• Farklı sosyolojik yaklaşımların anahtar kavramlarını inceleyerek farklarını ortaya koyunuz. • Sembolik Etkileşimci Yaklaşımın mikro bir yaklaşım olarak beslendiği felsefi temelleri öğreniniz. • İşlevselci Yaklaşımın temel görüşlerini öğreneceksiniz. • Sembolik Etkileşimci Yaklaşımın temel görüşlerini öğreneceksiniz. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 53 Ö¤renme Hedefleri • Sosyolojide farklı sosyolojik yaklaşımlar bulunduğunu öğreneceksiniz. • Yapısal İşlevselci Yaklaşımın dayandığı ampirizm ve pozitivizm ile uyuşumunu yapılan çalışmalardan örneklerle gösteriniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Farklı sosyolojik yaklaşımların genel analiz düzeylerini karşılaştırınız. • Çatışmacı Yaklaşımın temel görüşlerini öğreneceksiniz. • Çatışmanın işlevselliği konusunu tartışınız. .

makro nesnel boyutlara kadar uzanan geniş bir alanda araştırma yapması meşru olduğu gibi. onun epistemolojik olarak Amerika’da yaygın kabul gören pragmatizm içinde geliştiğini göstermektedir. Bu nedenle bu bölümde belli başlı sosyolojik yaklaşımlar karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu yaklaşımı sosyolojiye taşıyan en önemli savunucuların başında George Herbert . Sembolik Etkileşimci Yaklaşım Modernist çerçevede mikro öznel düzeyde sosyolojik çalışmalarda pek çok kuramdan söz edilse de. bazılarının ise nicel araştırma tekniklerinin kullanılmasına uygun olduğu veya bunları gerektirdikleri bilinmelidir. İşte Sembolik Etkileşimcilik böylesine genel bir kapsayıcılığa sahiptir. Araştırmacıların mikro öznelden. Sosyolojide başlangıçtan bu yana birbiriyle yarışan görüş ve modeller söz konusu olmuştur.54 Ünite 4 Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Genel olarak sosyal bilimlerde. Önemli olan kuram ve uygulama bütünlüğüne sahip bir araştırma planlamak ve yürütebilmektir. Sosyolojideki kuramsal yaklaşımların. Psikolojik gelenek içinde gelişen bir sosyoloji ekolü olarak da adlandırılan bu kuramsal yaklaşımın tarihsel analizi. Antipozitivist / Yorumlayıcı ve Eleştirel gibi) ve “Kuramsal Yaklaşımlar” olarak iki genel grupta toplanabilirler. daha doğrusu onlar hakkındaki kabullerine göre farklılaşan çeşitli yaklaşımlar vardır. Ayrıca bu kuramsal yaklaşımların insan ve toplum hakkındakabul ettikleri epistemolojik ve ontolojik özellikler çerçevesinde bazılarının nitel. bunların genel bir şemsiye altında toplanması mümkündür. modernist çerçevede “Sembolik Etkileşimcilik” gibi daha mikro yaklaşımlardan. yüzyıl İngiliz Ahlak felsefecilerine kadar izlerinin sürülebildiği ve William James (1842-1910) ve John Dewey (1859-1952) gibi 20. Diğer bir ifade ile sosyolojide insan ve toplumu nasıl gördüklerine. Hatta bu yaklaşımın 18. yüzyıl eğitimci ve psikologları tarafından geliştirildiği belirtilmelidir. Bunlar genelde “Metodolojik Yaklaşımlar” ( Pozitivist. özel olarak sosyolojide tek hakim bir paradigma (model veya kavramlar ana demeti) yoktur. Burada önemli olan sosyolojik araştırmalarda birbirinden oldukça farklı çok sayıda kuramsal ve metodolojik yaklaşımın kullanıldığının bilinmesidir. “İşlevselcilik” ve “Çatışmacılık” gibi daha makro yapısal yaklaşımlara doğru genişlediği ve hatta son yıllarda sosyolojiye meydan okuyan feminist ve postmodernist yaklaşımlarla da zenginleştiği söylenebilir. aynı araştırmanın değişik aşamalarında da bunların bazılarından yararlanmaları mümkündür.

Bu yorumlama . Ona göre insanlar araya yorum süreci girmeden doğrudan eyleme geçmezler. İnsanlar kendileri tarafından anlam/önem atfedilen (yüklenilen) davranışlarda bulunurlar. Herbert Mead’in izleyicisi olarak Blumer (1962)’in temel iddiası. İnsanların davranışları toplumdaki diğer insanlarla giriştikleri sosyal etkileşimden kaynaklanır. Sembolik Etkileşimin Pragmatizme dayanan üç temel ilkesi şunlardır: 1. 3. Ayrıca Charles Horton Cooley (1864-1929) ve William Thomas (18631947) da bulunmaktadır. Sosyolojideki Temel Yaklaşımlar (Henslin.2001: 24) Mead (1863-1931) ve onun öğrencisi Herbert Blumer gelmektedir. insanların öncelikle karşılarındakinin davranışını yorumladıkları ve daha sonra eyleme karar verdikleri yönündedir. 2. İnsanlar karşılaştıkları durumları yorumlarlar ve ulaştıkları sonuca bağlı olarak da davranışlarını değiştirirler. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 55 Yaklaşımlar Genel analiz düzeyi Sosyal etkileşimin mikrososyolojik incelemeleri Analiz odağı Anahtar kavramlar • Semboller • Etkileşim • Anlamlar • Tanımlar Sembolik Etkileşimcilik/ Symbolic Interactionism Yüz yüze etkileşim ve insanların toplum yaşamı oluşturmak için sembolleri nasıl kullandıkları Toplumu oluşturan parçaların birbirleriyle olan olumlu (işlevsel) ve olumsuz (işlevsel olmayan) ilişkileri Fonksiyonel / İşlevselci Analiz (Yapısal İşlevselcilik / Uyma/ Consensus da denilmektedir) Çatışmacılık / Conflict Perspective (Çatışmacı yapısalcılık da denilmektedir) Toplumun makro -sosyolojik incelemesi • Yapı İşlevler (gizil veya açık) • İşlevsel olmayan • Denge/ tarafsızlık Toplumun makrososyolojik incelemesi Toplumda kıt olan kaynaklar için mücadele ve güçlü egemenlerin güçsüzleri nasıl kontrol ettikleri • Eşitsizlik • Güç/iktidar • Çatışma • Rekabet • Sömürü/ istismar Tablo 1.

Sembolik Etkileşimci yaklaşım ile kadın. bu anlamlandırma ve yorumlama sürecinin nasıl inşa edildiğini. aslında insanların bu koşullar hakkındaki öznel algılamaları ve yorumlamalarıdır. Bu gelenek içinde yer alan sosyologlar çok sayıda farklı konularda ve değişik araştırma teknikleri kullanarak çalışmaktadırlar. çalışan. sosyal hareketler ve kendine ayna tutma. Bu yüzden bu yaklaşıma Sembolik Etkileşimcilik denilmiştir. Koşullardaki her hangi bir değişmenin her ikisinde de farklı tepkilere yol açacağı düşünülmelidir. işçi veya işveren her türden sosyal statünün toplumdaki . ortam tanımlama gibi konular gelmektedir. İşte Sembolik Etkileşimcilik. çocuk. Sözgelimi ölümcül bir hastalık birinde intihara diğerinde yaşama daha fazla sarılmaya yol açabilir. daha dinamik ve etkileşimsel olan “konuşma” (parole) üzerinde vurgu yapan semiotik çalışmalar yapıldığı söylenebilir. etrafında ördüğü öznel anlamın da bilinmesi gerekir.56 Ünite 4 ve anlamlandırma sürecinde ise. Onlar. Kişilerin olaylara yüklediği. işsiz. yoksa daha ileri bir ilişki için bir ilk adım mı olduğunu anlamlandırmaya çalışır ve olasılıkları gözden geçirdikten sonra 'evet' veya 'hayır' der. erkek. sosyal etkileşimi daha iyi çalışabilmek için katılarak gözlem gibi nitel teknikleri kullandıkları söylenebilir. Çünkü insanlar her uyarana basitçe tepki veren robotlar değildir. Teklifin masum bir yardım amacına mı. Ancak çoğunluğun. insanların kendilerini ve karşılarındakini nasıl konumlandırdıklarını inceler. Sembolik etkileşimcilik. Bu yaklaşıma göre. Bu görüşün. Ayrıca klasik yapısalcılığın “dil kuralları”na (language) vurgu yapan semiotik/ göstergebilimsel incelemeleri yerine. Örnek olarak aynı koşullarda olan iki insanı ile alalım. hasta. izlenim yaratma ve yönetme. kuşkusuz semboller ve işaretler önem kazanır. insanların sosyal davranış ve inançlarını belirleyen yaşamın sosyal koşulları fazla nesnel değildir. insanı sosyal bir fenomen olarak anlamak için öznelci yaklaşımı tercih eder. yaşlı. Özellikle son yıllarda çalışılan konular arasında duygusal emek (Arlie Hochschild). Onlar. klasik Davranış/ Behaviorizm Kuramındaki “uyaran. ontolojik olarak sosyal yaşamın dinamik olduğunu ve diyalektik olarak karşılıklı ilişki içinde bir bütün olarak sürekli değiştiğini kabul ederler.tepki” ilişkisini reddederek araya yorumlama sürecini koyması önemlidir. Sosyal etkileşimciler yaşamdaki bazı nesnel bileşenleri kullanabilirler. Ancak onlara göre bu nesnel tavır yeterli değildir. Örneğin bir genç kadın kendisine gelen her teklifi sonuçları itibariyle yorumlamadan 'evet' demez.

sosyal problemleri çalışırken sembolik etkileşim yaklaşımının kabullerinden hareket edildiğinde bu çaba artık sosyal inşacılık adını almaktadır. “Dramatujikal” ve “Etiketleme Kuramı” (Labellng Theory) olarak literatürde geçen çalışmaların da Sembolik Etkileşim genel çerçevesi içinde düşünülerek değerlendirilmesinin mümkün olduğu belirtilmelidir. Her şeyden önce değişen sembollerle ilgili olarak ortaya çıkan yeni yaşam biçimleri. araştırmacının kendini. organize insan yaşamının diğer yönleri gibi. daha fazla yapı (makro) yerine “birey” (mikro) üzerinde durmaları ve olgular yerine “süreçlere” odaklanmalarıdır. özellikle de sözel/konuşma ve sözel olmayan jestler (gestures) ve sessiz kalmaya (silence) yönelik araştırmalarla ilgilenirler. Sembolik etkileşimciler. Diğer bir ifade ile birçok çalışmada farklı etiketler kullanılarak benzer araştırmaların benzer amaçlara yönelik olarak yapıldığı dikkatten kaçmamalıdır. olay ve objelere değer yüklemeleri sonucunda ortaya çıkarlar. Özellikle son yıllarda evsizler üzerine araştırmalar yaygınlaşmıştır. Onlara göre. sosyal sorunlar da insan ürünüdür ve yaratıcıları insanlardır. eşcinsel veya lezbiyen çiftler veya yaşlılar hakkında çok zengin bir literatür bulunduğu belirtilmelidir. Ayrıca “Yorumlayıcı” (Interpretive/ Verstehen). Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 57 konumuna ilişkin çalışma yapabileceği unutulmamalıdır. Onlar belirli bir toplumda insanların çevrelerinde olup bitenleri anlamlandırmaları. Bu kendiliğinden hatalı veya kötü koşullar var olamaz demektir. onların açısından olaylara bakmasını önemser. bazı grupların belirli ortamları ahlaki olarak algılamaları ve tanımlamalarından bağımsız olarak var olamazlar. Evsizlerin iletişim tarzlarıyla. tek eşli. Süreçlerin incelenmesine bağlı olarak da nitel araştırma tekniklerinin kullanılmasının diğer bir ortak özellik olduğu unutulmamalıdır. “ Sosyal İnşacılık” (Social Constructionism). nicel ve ileri istatistik tekniklerle çözümlemelere tercih ederler. Onlar ancak birileri tarafından kötü veya yanlış olarak yorumlandıktan ve tepki aldıktan sonra o hale gelirler. Sosyal İnşacılık Berger ve Luckmann (1996) gibi fenomonolojik sosyoloji yapanlara göre. Ayrıca nitel veri analizlerini. Sosyal sorunlar. Buna “içe bakışlı anlama” denilir ve bu yönden hem psikolojik hem de halkbilim ve sosyal antropolojik olarak da “emik” yaklaşımı da çağrıştırır. Tüm bu sözü edilen yaklaşımların ortak özelliği. incelediği kişi veya grubun yerine kendisini koyarak. Aslında sosyal problemlerin öznel .

1995) adlı yeni bir yaklaşım daha bulunmakta ve sadece sorunların tanımlamasıyla yetinmeyerek radikal çözüm önerileri geliştirmeyi hedeflemektedir. Sosyal İnşacılara göre. Kişi bir kez etiketlendi mi. belirli bireylerde gözlenen biyolojik veya psikolojik bir kusur değildir. Diğer suç ve sapmanın bilimsel yorumlarına benzemeyen biçimde. onları sapkın (deviant) olarak etiketlendirirler. davranışları sapan davranış olarak görür ve bunlara yönelik olarak resmi tepki koyar. Belirli bir grup ya da toplum. toplumsal olarak onaylanmayan (kuramda bunlar ikincil/secondary sapmalar olarak anılırlar) davranışlarda bulundukları gibi. Bu birincil sapma (primary deviance) denilen ve rastlantısal olarak arada sırada yapılan eylemler. sosyal sapma. Ayrıca belirli bir grup ya da toplumun işleyişi sırasında gözlenebilen bir kusur da değildir. belirli olguları. Onlar. bazı olay ve koşulları belirlemek.58 Ünite 4 ve nesnel bölümlerinin bulunduğunu iddia edenler vardır. Etiketleme kuramcılarına göre. sosyal grupların sosyal sapmayı yarattığını söyler. belirli bir grup veya toplumun tüm üyeleri bazen düzenlenmiş kuralları bozan davranışlarda bulunurlar. Ona göre. Buna karşılık günümüzde Tarihsel İnşacılık (Bash. Etiketleme Kuramı Etiketleme için en iyi örnek Sapmanın Etiketlenmesi Kuramıdır (Labeling Theory of Deviance). kuralları koyan insanlar bunların ihlalini sapma olarak görürler. artık kendini tüm sosyal fırsatlardan ve ilişkilerden dışlanmış olarak bulur. bireyin hakikaten sapan bir karaktere sahip olduğunun bir kanıtı olarak gösterilir. Becker’in deyimiyle “ahlak müteahhitleri” tarafından gözlenir ve endişe verir olduklarında sosyal olarak önem kazanırlar. Bu nedenle konunun tartışmalı bir alan olduğu belirtilmelidir. sosyolojik analizin temel amacı. önceki yasal vatandaş ya da mahalle sakini kimliğinden mahrum edilirler ve kendilerine yeni bir sapkın kimliği verilir. Bu ikincil sapma da. Bu . onları sosyal problem olarak görme ve tanımlama sürecini göstermektir. Sosyal olarak kabul edilen insanlar gibi yaşamını sürdürme şansından mahrum olan bireyler. Howard Becker (1963). Bu noktada şansız bireyler aşağılanırlar. bu yorumlamaya göre. kendileri gibi damgalanmış insanların yanına giderler. yaşayabilmek için. Ayrıca bu kuralları belirli insanlara uygulayarak. Tarihsel İnşacılığın Avrupa sosyolojisi kökenli olmasına karşılık Sosyal İnşacılığın daha çok ABD’den beslendiği söylenebilir.

toplumun bütünlüğünü sağlayan. Çünkü eğer toplum kurallara sahip olmada bu kadar ısrarlı olmasaydı. Sembolik Etkileşimci yaklaşımın birey üzerinde odaklaşmasının aksine. suç ve suçun keşfedilişi ve etiketlendirme süreçleri ana tema olmaktadır. Parsons toplumun “koruyucu”. Örneğin Amerikalı ünlü sosyolog T. bu “anormal” veya “hastalıklı /patolojik” durumdur. İşlevselci / Fonksiyonalist Yaklaşım Genel olarak sosyolojide modernist çerçevede en yaygın olarak kullanılan makro yaklaşım “Yapısal İşlevselcilik” olarak da anılan yaklaşımdır. din. toplumu oluşturan parçalar işlevlerini gördüklerinde toplum normal konumdadır. Comte ve daha sonra sanayileşmenin yarattığı “kuralsızlık /anomi” ve ahlaki bunalımların çözümü için “organik dayanışmayı” arttırmak denge ve istikrarı yeniden tesis etmek üzere E. Buna karşılık organlar görevlerini yapamaz durumda iseler. Bu kuram dikkatleri sadece sapma olayına ve sapkın insanları etiketleme sürecine ve neticelerine yöneltmekte. sorumluluğu şiddet dolu veya tehlikeli olarak etiketlenenlerden çok etiketlemeyi yapanlara yüklemek eğilimi taşır. sosyal kuralların ihlalinin yorum konusu yapılmasına son derece karşıdır. Yapıyı oluşturan elemanlar olarak normlar. ahlaki ve yasal düzenin koruyucularının cezalandırma eylemi kadar çevrenin kibarca dışlanmasını da meşrulaştırır. adetler. Aslında Etiketleme Kuramı. İşlevselcilik açısından hem bir organizma olarak yapıya hem de onu oluşturan parçaların işleyişine bak- . ekonomik kurumlarda da uygulayıcı konumundadır. İşlevselciğin tarihsel olarak kökeni. “yönlendirici” ve “uygulayıcı” alt sistemlerden oluştuğunu savunur. Etiketleme Kuramı. Durkehim’e göre. gelenekler ve kurumlar analiz edilir. Bu yaklaşım toplumu birbiri ile ilişkili parçaların görev yaptığı bir sistem olarak görür. İlk olarak Fransız Devrimi sonrası dağılma konumuna gelen toplumda birlik sağlamak amacıyla A. Bu konuda Goffman (1963)’ın Damgalanma (Stigma) çalışması önemlidir. Durkheim tarafından geliştirilen görüşlere dayanır. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 59 durum. İşlevselcilikteki vurgu daha çok yapı ve onun işleyişi üzerindedir. siyasal kurumları yönlendiren. Aile. suç ve sapmayı anlamamızda da yeni bir boyut kazandırmamaktadır. “bütünleştirici”. kural ihlallerinden bu kadar rahatsız olmayacaktık. Örneğin HIV pozitif virüs taşıyan herkesin AIDS damgası yiyerek toplumdan dışlanma sürecinin incelemesi gibi. Etiketleme Kuramı. kurum olarak koruyucu bir alt sistem iken. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlarndan Auguste Comte ve onun pozitivist felsefesine kadar uzanır.

Sistem içinde yapı ve işlevleri anlatırken biyolojik benzetmeler kolaylık sağlamıştır. onların bu tür eleştirilerle karşılaşmaları olağandır. Bir organizma gibi toplumun da sağlıklı olması. onun parçaları olan organlar/uzuvlar da kurumlara benzetilmiştir. Aslında yapı veya işlevden hangisinin önce geldiği tartışılan bir konudur. onu oluşturan organların uyum (ahenk) içinde olmasına bağlıdır. Toplumu doğal bilimler modelini örnek alarak çözümlemeye çalışan bu indirgemeci ve ampirik temelli yaklaşım. toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak organlar ve onların işleyişidir. Örneğin toplum bir insan bedenine. Comte ve onun ünlü “Üç Hal Yasası” dahil bazı sosyologlar topluma ve sosyal bilimlere en uygun model olacak bilimin biyoloji olduğunu düşünmüşlerdir. ahenk ve bütünlüğü esas olarak gördüklerinden. Nitekim günümüz tüketim toplumunda. Aslında işlevselciliğin değişme yerine mevcut durumun savunuculuğunu yapan muhafazakâr bir ideolojiyi temsil ettiği yönünde görüşler de yok değildir. Comte ve H. Parsons ve N. Özellikle yapı ve işlev arasındaki ilişkiler üzerinde duran ve yapının oluşumunu açıklayan Radcliffe-Brown’ın katkıları önemlidir. Bedenin parçalarının işlevlerine benzeyen şekilde toplumsal kurumların uyum mekanizmaları ve işlevleri incelenmiştir. Çünkü toplumda önce belirli bir ihtiyacın ortaya çıkması ve daha sonra bu ihtiyacı karşılayacak yapılaşmaya gidilmesi söz konusudur. toplumda istikrar. Onun Marcel Mauss. Spencer de toplumu bir tür yaşayan organizma gibi görürler. Bazen tam tersi oluşumlar da gözlenebilir. Çatışmacı Yaklaşımın sosyal problemler ve eşitsizlikler üzerinde durmasının tam aksine İşlevselciler.60 Ünite 4 mak gereklidir. Ancak tüm işlevselcilerin böyle olmadığı ve daha sonraki birçok işlevselcinin (T. diğer varlıklar gibi toplumu da birbiri ile karşılıklı ilişkilerden oluşan bir sistem olarak görür . Bronislaw Malinovski ve Radcliffe-Brown gibi ünlü antropologlarla beslenen bir temeli de bulunmaktadır. İşlevselci Yaklaşım epistemolojik olarak bilginin kaynağını deneyde gören Ampirizm’den ve sosyal dünyanın da fizik dünya gibi dıştan göründüğü gibi doğrudan inceleneceğini savunan Pozitivizm’den temellenir. İşlevselcilik. Klasik işlevselciliğin biyolojik analoji yaparak bir sosyal evrim kuramına sahip olduğunu da belirtmek gerekir. Luhmann) antipozitivist oldukları bilinmelidir. sadece sosyoloji ile sınırlı değildir. A. kapitalist yapının zorladığı tasarlanmış sanal ihtiyaçlar yaratılabilmektedir. Çünkü A. Aslında “Organizmacı” olarak adlandırılan bu modelin temeli.

uzun süreli devamlılığı esastır. Pozitivizm ve ampirizm temelli klasik işlevselcilik. Çünkü insanlar yaşasınlar veya ölsünler toplumların devamlılığını bu kurumlar sağlayacaktır. sosyal denilen ortak yaşamı olanaklı kılan zekâya sahip olan amaç yönelimli varlıklardır. Ayrıca bu görüş. Burada paranın açık işlevi çocuk sayısının artmasına katkıda bulunmaktır. ileriki yıllarda ailelerin genişlediği. insanların bazı ortak inanç ve değerleri de paylaştığını kabul eder. iyi inşa edilmiş evlilik ve aile gibi her toplumda bulunan sosyal kurumlar önemsenir. O. Haşhaş üretilmemesi bir yerde ekonomik işsizliğe yola açarken. para desteğinin aynı zamanda uzun dönem için gizil ve fakat negatif bir işlevi olduğu anlaşılmıştır. Başka bir örnek de haşhaş üretimine getirilen kısıtlamalar hakkında verilebilir. Ancak doğum sayısının patlaması bebek bezi.toplumun. Merton’dur. İşlevselcilere göre insanlar. bu baştan niyetlenilmemiş gizil bir işlev olarak bazı sektörlerin gelişimine katkı yapmıştır. İşlevselcilikte -insanlardan bağımsız bir sistem olarak. Örneğin aile planlamasının nüfusun denetlenmesine mi yoksa sağlığa mı hizmet ettiği böyle bir sorudur. organik benzetmeler üzerinde fazla durmaz ve onun yerine işlevler ve çeşitleri üzerinde çalışır. bebek yatağı gibi birçok sanayinin de iş kapasitesini arttırmış. başka bir bölgede sağlığın korunmasına hizmet edebilir. Bu yüzden. Bu sonuçların bazıları sistemin yaşamını sürdürmesine katkıda bulunurken yani fonksiyonel olurken bazıları da bunu azaltabilir ve disfonksiyonel olabilir. belirli bir toplumda bulunan sosyal sorunları açıklamada iki yol önerir: . toplumun dengede kalmasına hizmet etme koşuluna bağlar. Merton işlevselliği. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 61 (sosyal yapı) ve bu parçaların her biri organizmanın yaşamını sürdürmesinde sonuçlara (işlevlere) sahiptir. niyetlenilmeyen olumsuz gizli işlevlerden de söz edilebilir. Oysa Çatışmacı Yaklaşım için ölçüt bu kararın kimlerin çıkarına hizmet ettiği tarafından belirlenir. Öte yandan gizil/latent ve açık/manifest işlevler arasında da ayrım yapar. Örneğin ABD’de azalan doğumların artması için ailelere para desteğinde bulunulmuştur. İşlevselci Yaklaşımın önemli isimlerinden biri de R. artan çocuk sayısının yoksulluğa ve işsizliğe yol açtığı. Örneğin hükümet zamanında teşvikleri sona erdirmediği için. Örgütlü toplumsal yaşamı olanaklı kılan birlik ve dayanışma duygusunun kaynağı da budur. Sistemin dengede bulunmasına hizmet etmeyen işlevler de bulunduğunu belirleyen Merton bunlara “işlevsel olmayan” (dysfunctions) sonuçlar adını verir. Buna karşılık. Kısaca pozitif ve negatif işlevlerin herkesim için aynı olmadığı söylenmek istenir.

62

Ünite 4

1. Sosyal Patoloji Açıklaması: Buna göre, kötü ya da yanlış yönlendirilmiş bireylerin kasıtlı davranışları sonucunda sosyal problemler ortaya çıkar. Örneğin bir birey dıştan bir mikrop veya virüsler; içten de hastalıklı hücreler yüzünden hastalanabilir. İşte bu hastalıklı bireyler toplumu da etkilerler. Bu görüşe göre ateşlenmek belirli bir bedensel hastalığın belirtisi iken, yoksulluk gibi suç da toplumsal hastalıkların belirtisidir. Buradan varılan sonuç da ilginçtir. Şöyle ki, nasıl fiziksel sağaltım için bedenin mikroplardan temizlenmesi gerekiyorsa, toplumların da sorun yaratan bu tür hastalıklı birey ve gruplardan ya tedavi görerek ya da atarak kurtulması gerekir. Örneğin ekonomik sorunlarından tembellik ya da çalışma isteği ve şevki olmadığı için sorumlu olan fakir insanlara çalışma ahlakı ve arzusu kazandırılarak yoksulluğun ortadan kaldırılabileceğini düşünürler. Çünkü tembellikleri yüzünden çalışmama patolojik bir durumdur ve bir an önce ortadan kaldırılmalıdır. Suçun da aynı şekilde suçluların yakalanmasıyla denetim altına alınacağını düşünürler. Toplumun korunması için bu insanlara ömür boyu hapis, hatta idam cezası dahi verilebilir. Büyük sistemin sürekli sağlığı en önemlidir ve hastalanmış toplumsal parçaları keserek kötülükleri azaltan her şey meşrudur. Sosyal sorunları, uyumsuzluk, ahlaksızlık ve sosyal çözülme biçiminde kavramlaştıran sosyal patoloji yaklaşımı, boşanma, eğitimsizlik ve akıl hastalıklarını tartışırken; toplumdaki mevcut kurallara uymada bireylerin başarısızlığı üzerinde odaklaşır. Diğer bir ifade ile toplum ya da devletin toplum ya da sağlık programlarındaki yetersizliği yerine, bireyi toplumdaki normlara uymada başarısız olarak görür ve suçlar. Aslında burada yansılanan Durkheim’ın ahlakçı görüşüdür. Mevcut kapitalist düzen normal olarak kabul edilmekte, aksayan yönler ise sapma, anormal ve patolojik olarak görülmektedir. 2. Sosyal Çözülme Açıklaması: İkinci bir yorum olarak, soysal çözülme kavramlaştırmasına göre sosyal problemler, toplumdaki normal durumda yapının öğeleri arasında var olan denge ve uyumun bozulması sonucunda ortaya çıkarlar. Sistemin bir bölümünde ortaya çıkan rahatsızlıklar, karşılıklı ilişki halindeki diğer bölümleri de etkiler. Bu yüzden ortaya çıkan sorunlar sistemin iyi işlemediğinin işaretidir. Bu yaklaşımda problemin çözülmesi bozulan yapının onarılmasıdır. Eğer mevcut yapının içinde sorun çözülmezse, yapı yeni ve farklı düzeyde denge oluşturarak sorunu çözümler.

Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar

63

Sosyal problemlerin işlevselci/fonksiyonalist yorumları, güçsüz sayıltıları ve bunların yaşam üzerinde yaptıkları olumlu ve olumsuz etkiler yüzünden eleştirilmektedir. Ayrıca muhafazakârlık dolayısıyla, mevcut düzeni sürdürme çabasında olmaları yüzünden de suçlanmaktadırlar. Bu eleştiriler, klasik işlevselci modelin gözden geçirilmesine yol açmış ve Robert K. Merton toplumsal sistemlerin karmaşıklığını anlamada daha orta boy bir işlevselci kuram geliştirmiştir.

Çatışmacı Yaklaşım
Sosyal bilimlerde Çatışmacı yaklaşım ve kuramlar, toplumdaki gruplar ve sınıflar arasındaki sosyal, siyasi ve maddi eşitsizlikler üzerinde vurgu yaparak mevcut sosyopolitik sistemi eleştirirler. Çatışmacılar, özellikle sınıflar arasındaki güç mücadelesi ve birbirine tarihsel olarak karşıt olan hâkim ideolojiler üzerinde dururlar. Bu çalışmaları, güncel “barış ve çatışma çözümleme” (peace and conflic resolution) analizleriyle karıştırmamak gerekir. İşlevselcilerin toplumu ahenk içinde bir bütün olarak görmelerinin aksine çatışmacılar, toplumun birbiriyle kıt kaynaklar için çatışan gruplardan oluştuğunu kabul ederler. Dıştan bakıldığında birlik ve beraberlik içinde görülen ilişkilerin ardında bir güç mücadelesi olduğunu savunurlar. Çatışmacı Yaklaşım da modernist kuramlara ve daha çok makro düzeyde yapısal analizlere dayanır. Çatışmacı sosyologların en başında K. Marks gelir. Ona göre insanlık tarihi aynı zamanda sınıf çatışması tarihidir. Ancak günümüzde Marksist olmayan çatışma kuramcıları da bulunmaktadır. Örneğin bunlardan biri olarak Ralf Dahrendorf, çatışmanın “otorite” içeren her ilişkide söz konusu olabileceğini savunur. Meşru olan güç (power) olarak tanımlanan otorite (Weber, 1946) toplumun her kesiminde, ister küçük bir grup ister bir organizasyon ya da geniş toplum olsun her düzeyde bulunur. Otorite konumunda bulunanların diğerlerinde kendisine uymayı beklemesine karşılık, diğerleri buna direnirler. Sonuç olarak, toplumda her iki taraf arasında otorite adına sürekli çatışma yaşanır. Örneğin bir işyerinde farklı birimler arasında, okulda öğretmenler ve öğrenciler arasında, hastanede hekim ve hekim-dışı personel arasında, ailede karı-koca veya ana-baba ve çocuklar arasında sürekli otorite çatışması yaşanabilir. Aynı şekilde Lewis Coser da Marks’tan farklı olarak, çatışmanın aralarında yakın (close) ilişki bulunan herkes için söz konusu olduğunu savunur. Çünkü birbirleriyle yakın ilişki içinde olanlar arasında sorumluluk, güç ve ödüllerin paylaşımı sırasında ortaya çıkabilecek her türlü değişiklik diğerlerinde hayal kırıklığı yaratabilir. Bu durum,

64

Ünite 4

aile içindeki mahrem (intimate) ilişkilerde de söz konusudur. Eş ve veya çocuklar arasında, her an ya ev işlerinin paylaşımında ya da önemli kararların alınmasında anlaşmazlık çıkabilir. Coser, ayrıca çatışmanın sosyal sistem açısından bütünleştirici ve uyum sağlayıcı işlevleri üzerinde durmasıyla da tanınır. Ona göre çatışma yoluyla grup normlarının yeniden gözden geçirilmesine ve uyarlanmasına olanak sağlanır. Örneğin bir işyerinde çalışanlar arasındaki işbölümü çatışma yaratıyorsa, taraflar tutum ve davranışlarını gözden geçirerek yeni sorumluluklar üstlenebilirler. Modern çatışma kuramının kurucusu C. W. Mills’e göre, ilk aşamada sosyal yapılar birbiriyle çıkar ve kıt kaynaklar için çatışan insanlar aracılığıyla yaratılır. Daha sonraki aşamada ise, çıkar ve kaynaklar, insanlar tarafından yaratılan yapının yüceltilerek “şeyleştirilmesi”nden (reification) ve toplumdaki güç ve kaynakların eşitsiz dağılımından etkilenir. Bu şeyleştirme aslında insan ve onun yarattığı yapı arasındaki diyalektik bağın kopması ya da gözden kaçırılmasıdır. Ona göre Amerikan toplumundaki iktidar seçkinlerinin üç ayağı vardır: ordu (Pentagon), ekonomi ve yönetim/hükümet. Aslında ordu ve ekonominin iç içe geçmişliği de göz ardı edilmemelidir. Savaş sanayi demek daha doğru bile olabilir. Bu yüzden iktidar seçkinlerinin temel politikası ülkeler ve toplumlar arasında çatışmanın yükselmesi, silahlanma ve kitlesel yıkım ve insan ırkının yok edilmesine yöneliktir. Görüşleri yüzünden Amerika’da toplum dışı ilan edilen C. W. Mills’in tüm radikalliğine rağmen, 1960’larda yaptığı kestirimlerin pek çoğunda haklı olduğunu söylemek mümkündür. Sosyolog G. Lenski (1966)’ye göre, bir toplumda varlığı kabul edilen alt grupları birbirinden ayıran her özellik, Marks tarafından betimlenen sınıf çatışmalarına temel oluşturma potansiyeline sahiptir. Örneğin yaş ve cinsiyet, mülkiyet ve otorite hatlarını çaprazlamasına keser ve nüfusu toplumsal eşitsizlik olarak değerlendirilen gruplara böler. Ekonomik konumlarına bakılmaksızın çağdaş toplumda birçok yerde erkeklere göre kadınlar, toplumsal ödüllerden daha düşük pay alırlar. Gençlere daha fazla önem verilen sosyokültürel sistemlerde toplumun yaşlıları, gençlere göre daha az değerli bulunabilir. Yaş Sınıfları (Age Classes) kavramını ortaya atan Lenski’ye göre, bu ayrımlar modern toplumda giderek artmakta ve aralarındaki mücadele giderek sertleşmektedir. Ona göre eğer toplumdaki mevcut gruplar düzenlemelerin kendi çıkarlarına hizmet etmediğini düşünmeye başlarlarsa toplumdaki karışıklık alevlenir.

Aksine onlar. ırk ve etnik sömürü üzerinde vurgu yapan analizciler ve antidemokratik yönetim üzerinde odaklaşan eleştirel devlet analizcileri gibi oldukça geniş ve heterojen gruplar yer almaktadır. Günümüzdeki çatışmacı sosyologlar arsında en önemlileri R. Problem edindikleri konuların başında sınıf mücadelesi ve güçlü sınıfların işsizliğe. Collins. Eitzen ve Baca Zinn. yoksulluğa örneğin evsizliğe nasıl baktığı gelir. çekirdek ailenin. modern ve makro bir yaklaşım olarak benzer bazı özelliklere sahiptir. toplumu birbiriyle dayanışma içinde olan grupların oluşturduğu bir bütün olarak görmezler. kadının sömürüsü üzerine vurgu yapan feministler. artık politik. Kısaca Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı (Critical Power Conflict Perspective) olarak geçen şemsiye altında. sınıf üzerinde duran neoMarksistler. farklı gruplar kendi çıkarlarını arttırmak için toplumu denetlemeye girişirler. R. ekonomik ve sosyal kararları kendi lehine ve diğer grupların aleyhine alır. sadece sanayileşme değil ve fakat kapitalizmdir. Onlara göre. toplumdaki egemen kurumları derinlemesine incelemekte ve sosyal sorunların çözümünde radikal ve temel çözüm önerileri geliştirmeye çalışmaktadırlar. Dahrendorf. İktidara gelen grup ise. Marksistlerin toplum hakkındaki görüşleri işlevselcilerden son derece farklıdır. Örneğin aile konusunda önemli çalışmalar yapan Abbott ve Sapsford (1987)’a göre Marksizm. Aralarında farklılıklar olmasına rağmen bu yaklaşımı benimseyenler. Onlara göre modern toplumu karakterize eden özellik. Örneğin Amerika’da Afrika kökenlilerin neden daha fazla işsiz olduğunu sorgular. Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı Son yıllarda hem eleştirel hem de çatışma yaklaşımlarını güç odağında birleştiren bir yaklaşımdan daha fazla söz edilir hale gelmiştir. toplumu birbiriyle çatışan çıkarlara sahip grupların zor ve güç kullanarak kendi refahlarını arttırmak için mücadele ettikleri bir arena olarak görürler. makro düzeyde ve çoğu zaman tarihsel karşılaştırmalar yaparak incelemeler yapar. Aslında bu yaklaşımın taraftarları arasında henüz üzerinde anlaşmaya varılan bir kuram ve analiz gövdesinin bulunmadığı hemen belir- . hükümet politikalarını eleştirirler. Onlar. kapitalist iş yerindeki gerilimlerden kaynaklanan tansiyonu düşürmede bir supap olarak modern toplum için daha uygun bir form olduğunu kabul eder. Çünkü Çatışmacı Yaklaşıma temel oluşturan Marksizm de yapısalcı bir kuramdır. Eric Olin Wrigh'tır. Lenski. Sonuç olarak Çatışmacı Yaklaşım. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 65 Yapısal işlevselcilik gibi Çatışmacı Yaklaşım da.

Yeni sosyal hareketler olarak çevreciler ve feministler gibi grupların. Çünkü onlar toprak ve işletme üzerinde özel mülkiyet. güç ve çatışma ilişkilerini birlikte kavramlaştırarak daha bütüncül (holistik) bir bakış açısına sahip olması açısından çok önemlidir. siyasi ve maddi eşitsizlikler üzerinde vurgu yaparak mevcut sosyopolitik sistemi eleştirirler. hükmetme ve itaat ilişkileri birçok sosyal soruna kaynaklık etmektedir. Toplumdaki tabakalaşma. daha fazla refah ve gelir payı. kapitalizmi veri olarak kabul eden tüm yaklaşımları statükocu bularak eleştirmesi de ayrıca değerini arttırmaktadır. e. toplumdaki gruplar ve sınıflar arasındaki sosyal. Çatışmacılar özellikle sınıflar arasındaki güç mücadelesi ve birbirine tarihsel olarak karşıt olan hakim ideolojiler üzerinde dururlar . Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı. Bu yaklaşımın.66 Ünite 4 tilmelidir. Toplumdaki mevcut düzen ile hiyerarşiyi açıklayan. Örneğin. Marksist entelektüel gelenekten beslendiği açık olan bu yaklaşımın temel önermeleri şunlardır (Feagin ve Feagin. b. Sosyal bilimlerde Çatışmacı yaklaşım ve kuramlar. Irkçılık temelinde beyazlar beyaz olmayanlara. yorumlayan inanç ve ideolojiler güçlüler tarafından şekillendirilir. sosyal problemlerin anlaşılmasında daha derin bir görüş sağlar. iktidar talepleri olmamakla birlikte toplumsal duyarlılık arttırmada önemli misyonları vardır. daha fazla bilgi kaynağı ve daha fazla asker ve polis üzerinde kontrol gibi önemli kaynakları denetlerler. Bu yüzden sıradan insanlar üzerinde güçleri vardır. muhafazakâr veya liberal piyasa düzeni yaklaşımlarıyla karşılaştırıldığında. sınıflı sistem içinde geniş işçi kesimine az sayıdaki kapitalist sınıf hükmetmektedir. kaynakların ve güçlerin yeniden dağılımıyla sosyal sorunların çözümünü amaçlayan yeni sosyal hareketler (social movements) ve örgütlenmelerin doğmasına yol açmıştır. sadece uyum ve ahenk ile ilgilenmek yerine. c. 1997): a. Belirli aralıklarla güçlülerle güçsüzler arasında yaşanan çatışmalar. Sonuç olarak Eleştirel Güç Çatışma Yaklaşımı. d. Güçlü insanların diğerleri üzerinde güçleri vardır. sosyal sorunların yarattığı baskı ve tehditler. toplumsal cinsiyet (gender) ayrımında da erkekler kadınlara hükmetmektedir.

Bu yaklaşım. ekonomik kurumlar da uygulayıcı konumundadır. çatışmanın aralarında yakın (close) ilişki bulunan herkes için söz konusu olduğunu savunur. Ancak günümüzde Marksist olmayan çatışma kuramcıları da bulunmaktadır. insanların sosyal davranış ve inançlarını belirleyen yaşamın sosyal koşulları fazla nesnel değildir. “yönlendirici” ve “uygulayıcı” alt sistemlerden oluştuğunu savunur. din toplumun bütünlüğünü sağlayan. modernist çerçevede “Sembolik Etkileşimcilik” gibi daha mikro yaklaşımlardan. Aynı şekilde Lemis Coser da Marks’tan farklı olarak. Diğer bir ifade ile sosyolojide insan ve toplumu nasıl gördüklerine. Antipozitivist /Yorumlayıcı ve Eleştirel gibi) ve “Kuramsal Yaklaşımlar” olarak iki genel grupta toplanabilirler. Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar 67 Özet Genel olarak sosyal bilimlerde. Örneğin Ralf Dahrendorf çatışmanın otorite ilişkisi bulunan her yerde olabileceğini savunur. “İşlevselcilik” ve “Çatışmacılık” gibi daha makro yapısal yaklaşımlara doğru genişlediği ve hatta son yıllarda sosyolojiye meydan okuyan feminist ve postmodernist yaklaşımlarla da zenginleştiği söylenebilir. Çatışmacı sosyologların en başında K. . Genel olarak sosyolojide modernist çerçevede en yaygın olarak kullanılan makro yaklaşım. Onlar aslında insanların bu koşullar hakkındaki öznel algılamaları ve yorumlamalarıdır. Sosyolojideki kuramsal yaklaşımların. siyasal kurumları yönlendiren. toplumu birbiri ile ilişkili parçaların görev yaptığı bir sistem olarak görür. Parsons toplumun “koruyucu”. Bunlar genelde “Metodolojik Yaklaşımlar” (Pozitivist. Marks gelir. epistemolojik olarak bilginin kaynağını deneyde gören Ampirizmden ve sosyal dünyanın da fizik dünya gibi dıştan göründüğü gibi doğrudan inceleneceğini savunan Pozitivizmden temellenir. Ona göre insanlık tarihi aynı zamanda sınıf çatışması tarihidir. “bütünleştirici”. daha doğrusu onlar hakkındaki kabullerine göre farklılaşan çeşitli yaklaşımlar vardır. Çatışmacı Yaklaşım. Sembolik etkileşimcilik. “Yapısal İşlevselcilik” olarak da anılan yaklaşımdır. Sosyolojide başlangıçtan bu yana birbiriyle yarışan görüş ve modeller söz konusu olmuştur. makro düzeyde ve çoğu zaman tarihsel karşılaştırmalar yaparak incelemeler yapar. Aile kurum olarak koruyucu bir alt sistem iken. özel olarak sosyolojide tek hakim bir paradigma (model veya kavramlar ana demeti) yoktur. İşlevselci Yaklaşım. insanı sosyal bir fenomen olarak anlamak için öznelci yaklaşımı tercih eder. Problem edindikleri konuların başında sınıf mücadelesi ve güçlü sınıfların işsizliğe ve yoksulluğa nasıl baktığı gelir. Örneğin Amerikalı ünlü sosyolog T. Bu yaklaşıma göre.

E. Düzey (makro-mikro) Zaman (dün-bugün) Yer (doğu-batı) Hepsi Hiçbiri 3. d. M. Yapısal İşlevselcilik en çok hangi kaynaktan beslenir? a. e. Marks c. K. Durkheim b. Comte e. Ampirizm d. b. Sembolik Etkileşimcilik en çok hangi görüşten beslenir? a. Hiçbiri . Çatışmacı Yaklaşımın temel görüşleri kime dayanır? a. Rasyonalizm e. d. Genel analiz düzeyi Analizin odaklandığı konular Anahtar kavramlar Hepsi Hiçbiri 2. Feminizm b. Weber d. Hepsi 5. c. Pozitivizm d. A. Hiçbiri 4. Aşağıdakilerden hangisi farklı sosyolojik yaklaşımların karşılaştırılmasında ölçüt olabilir? a. Pozitivizm b.68 Ünite 4 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. b. Sosyolojik Yaklaşımlar birbirinden en fazla hangi açıdan farklılaşır? a. Pragmatizm e. Pragmatizm c. Entivisyonizm c. c. e.

9. 5 Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 6. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar SOSYOLOJİ 3.1. 7. Türkiye’de Sosyoloji . Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme 10. 2. 8. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 4.

• Liberal Feminizmin temel görüşleri incelenecektir. • Marksist Feminizmin temel görüşleri incelenecektir. • Radikal Feminizmin temel görüşleri incelenecektir. . • Sosyalist Feminizm temel görüşleri incelenecektir. • Farklı Feminist Yaklaşımların neler olduğu gösterilecektir. • Postmodernizmin kendisine yöneltilen eleştiriler gösterilecektir.70 Ünite 5 Ünitede Ele Al›nan Konular • Feminizm • Farklı Feminist Yaklaşımlar > Marksist Feminizm > Radikal Feminizm > Liberal Feminizm > Sosyalist Feminizm • Postmodernizm • Postmodernizmin Eleştirisi Ünite Hakk›nda • Feminizmin sosyolojiye eleştirileri incelenecektir. • Postmodernizmin sosyolojiye eleştirileri incelenecektir.

Üniteyi Çal›ş›rken • Feminizmin ataerkillik konusundaki görüşünü tartışınız. tehdit oluşturabileceğini örneklerle tartışınız. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 71 Ö¤renme Hedefleri • Feminizmin sosyolojiye eleştirilerini öğreneceksiniz. • Liberal Feminizmin temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Feminizm sosyolojiye neden meydan okumaktadır? Tartışınız. • Farklı Feminist Yaklaşımların neler olduğunu öğreneceksiniz. • Postmodernizm ve postyapısalcılığın sosyolojiye nasıl bir . • Postmodernizmin sosyolojiye neden bu kadar eleştirel yaklaştığını ve bundaki haklılık payını tartışınız. • Postmodernizmin kendisine yöneltilen eleştirilerin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Sosyalist Feminizm temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Postmodernizmin en çok hangi alanlarda gelişme gösterdiğini nedenleriyle tartışınız. • Radikal Feminizmin temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Marksist Feminizmin temel görüşlerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Postmodernizmin sosyolojiye eleştirilerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Farklı feministlerin benzer noktalarını sıralayınız. • Neden farklı feministlerin ortaya çıktığını öğreniniz.

Ancak günümüzde artık nesnellik konusundaki kesin ısrarlardan vazgeçildiği belirtilmelidir. bu kadının iki kez sömü- . 3. Kadının temel rolü üreme ve çocuk yetiştirmedir. o da erkek egemenliği demek olan “ataerkillik ”tir (patriarchy). Kurucu sosyologlardan M. araştırmacının bu öznel başlangıca rağmen nesnel bir araştırma yürütmesinin olanaklılığını savunmuşsa da artık büyük ölçüde bu tür iddialardan vazgeçilmiş bulunulmaktadır. Buna rağmen. Klasik anadamar (mainstream) sosyolojinin aslında erkekegemen (malestream) görüşlere sahip olduğunu iddia eder. Oysa tüm ev işleri ve çocukların yetişmesinden sorumlu olan kişi kadındır. Onlara göre bu yaklaşım toplumsal cinsiyet farklılıklarını görmezden gelmektedir. 4. 2. Tüm Feminist kuramlar aileyi ataerkil bir kurum olarak görürler. Weber. Sosyolojinin toplumsal yaşam hakkında yanlı/tarafgil görüşlere sahip olduğunu savunur.72 Ünite 5 Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Klasik sosyolojik yaklaşımlara temel eleştirilerden biri Feminizmden diğeri ise Postmodernizmden gelmektedir. Burada esas sorgulanmak istenen sosyolojinin değerlerden arınmış bir bilim olup olmadığıdır. İşlevselcileri ailenin tüm üyelerine sağladığı olanakların ya da çıkarların eşit olduğunu iddia ettikleri için eleştirirler. genel hatlarıyla farklı feminist yaklaşımlar ortak bazı özelliklere de sahiptirler: 1. Sosyolojinin eleştirilerini bilmenin onun daha iyi anlaşılmasına hizmet edeceği kuşkusuzdur. bu bölümde her iki yaklaşıma da yer verilmiştir. Örneğin Feministler. Bu eleştirinin altında tek fakat önemli bir neden yatar ki. Feminizm genel anlamda sosyolojiye eleştirel bakar. Her ne kadar artık birçok ülkede kadın ev dışında çalışmaya başlasa da Feministlere göre. Çünkü sosyolojide araştırmaya başlarken problemin seçimi değerlerle ilgilidir. Bu amaçla. Aileyi ataerkil olarak görmek ise oldukça kapsamlıdır. İkinci olarak Feminizm hem İşlevselcilerin hem de Çatışmacıların görüşlerine eleştirel bakar. bu konuda aralarında oldukça önemsiz farklar bulunur. Feminizm Ancak daha başlangıçta feminist olarak adlandırılan pek çok kuramın olduğu veya birbirinden farklı çok sayıda feminizm bulunduğu belirtilmelidir.

Liberal ve Sosyalist Feminizmdir. . Kapitalist sistemde kadın hem yedek emek gücünü üretir hem de piyasanın ucuz emek ihtiyacını karşılar. bazıları kapitalist bazıları değilken ataerkillik son derece yaygındır. Farklı Feminist Yaklaşımlar Feminist Yaklaşım içinde en önemlileri Marksist. Feministler erkek egemenliğini. 5. Marksist aile görüşlerini de toplumsal cinsiyete kapalı ya da görmezden gelen tutumları yüzünden eleştirirler. Bu durum aynı işi yapan kadına erkekten daha az ücret ödenmesine olanak tanır. kapitalizmin bir sonucu veya özel mülkiyeti koruyan kapitalizmin yol açtığı bir durum olarak görürlerse de. Diğer bir ifade ile aile. Feministler ayrıca İşlevselci Yaklaşımın toplumsal cinsiyet (gender) farklarına ilişkin görüşlerinde çelişki ve belirsizlik olduğunu iddia ederler. İslam ülkelerinde de. Feministlere göre aile. ev işleri ve çocukların yetiştirilmesi sorumluluğu halen onun üzerindedir. Çin ve Küba olmak üzere kapitalizm yıkıldığı halde ataerkillik yok olmamış. Feministler. kapitalizme mi yoksa kültürel yapıya yani dine mi bağlamak gerekeceği sorularının yanıtları oldukça tuzaklı ve tartışmalıdır. Çünkü kadın meslek sahibi de olsa. Marksist Feminizm Adından da anlaşılacağı üzere bu kuram hem Feminist hem de Marksist görüşlerin bir karışımıdır. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 73 rülmesi ve baskılanmasıdır. Marksistler. İşlevselcilerin toplumsal cinsiyet rollerini doğal ve değişmez olarak görmelerini sorgularlar. Bunlar hakkında tanıtıcı bilgiler verilerek aralarındaki farklar aşağıda gösterilmeye çalışılmıştır. Bu nedenle bu toplumlardaki ataerkilliği. sadece bir sınıfın diğer sınıf üzerindeki güç mücadelesini sorun edinerek sermaye ve emek üzerinde odaklanarak toplumsal cinsiyeti ihmal ederler. Feministlere göre toplumsal cinsiyet rolleri kültürel olarak öğrenilerek aktarılırlar ve bu yüzden değiştirilebilirler. özel mülkiyet ortadan kalktığında ataerkilliğin de kalkması gerekecektir. hem kapitalizmin hem de ataerkilliğin emniyet supabıdır. sadece kapitalizmin ihtiyacı olan emeği üreterek onu destekleyen birim olmanın ötesinde ataerkilliği de yeniden üreten birimdir. Radikal. Oysa başta eski Sovyetler Birliği. kadınlara yapılan baskı ve sömürü aynen kapitalist ülkelerde olduğu gibi devam etmiştir. Çünkü bu durumda. bu konu son derece tartışmalıdır. 6.

74

Ünite 5

Marksistler tarafından aile yaşamı ve evlilikte kadının sömürüldüğü kabul edilmekle birlikte, bunun ailenin kadın üzerinde etkisinden çok, aile ile kapitalizm arasındaki ilişkiden kaynaklandığının ileri sürülmesi önemlidir. Marksist feministler, Marksist kavramları kullanmakla birlikte kadının sömürüsünü aile yaşamının anahtar özelliği olarak görmektedirler. Örneğin Margaret Benston (1972), Kadının Özgürlüğünün Politik İktisadı adlı eserinde, “kadının yarattığı ücretsiz emeğin çok büyük olduğunu ve üretim araçlarının mülkiyetine sahip olanlarla karşılaştırıldığında çok daha kârlı olduğunu” savunmaktadır. Minimum ücret ölçülerinde bile kadının emeğinin ödenmesi durumunda refahın yeniden dağılımında çok büyük artışlar sağlanacaktır. Bugün için ailenin desteklenmesi, ücretliler üzerinde gizli bir vergilendirme demektir. Diğer bir ifade ile şu andaki ücretler ile iki kişinin emeği satın alınmış bulunmaktadır. Bu bağlamda Benston, çekirdek ailenin kapitalist toplumda istikrar sağlayan bir “ekonomik birim” olduğunu tartışmaktadır. Böylelikle evde yapılan üretim, baba ya da eşin kazancından ödenmekte ve onun emeğini piyasadan çekme olanağı çok daha azalmaktadır. Böylelikle yalnızca aile üretimi ve ucuz emek değil, aynı zamanda işverenin masrafsız olarak idamesi de sağlanmaktadır (Haralambos ve Holborn, 1995). Öte yandan Marksist feministlere göre ev kadını rolündeki kadınlar, eşlerinin ücretli işçi olarak rollerini en iyi şekilde yerine getirmek için duydukları gereksinmeleri de karşılamaya çalışırlar. Ansley’e göre kadınlar, geleneksel rollerini oynarken, kocalarının meşru kızgınlıklarını, güçsüzlüklerinden kaynaklanan hayal kırgınlıklarını ve baskıyı sineye çekerler. Hatta birçok kocanın aileleri ve karısı üzerinde kurduğu diktatörlük, onlara sisteme hiç meydan okumaksızın kızgınlıklarını ifade etme olanağı sağladığı için aile kapitalizm için vazgeçilmezdir.

Radikal Feminizm

Radikal feministler, ataerkilliği kültürün bir sonucu olarak görürler. Ataerkillik, kadının rollerini doğal ve karma bir şekilde görerek aile aracılığıyla kültürel olarak aktarılmasına yardımcı olunması demektir. Ataerkil ideoloji, kadını ikincil ve zayıf cins olarak görerek ev işi ve çocuk yetiştirme rolüne indirger. Ataerkillik, farklı toplumsal yapılarda kültürel değerler ve inançların bir sonucu olarak görülebilir. Kültür toplumsal yapının bir parçasıdır; ancak, Marksistlerden farklı olarak sadece ekonomik ihtiyaçlarla belirlenmemektedir. Ataerkillik bu nedenle farklı toplumsal yapılarda farklı biçimlerde ortaya çıkabilir. Örneğin kapitalist, komünist ve teokratik toplumlarda ataerkillik mümkündür. Ancak kültür değiştiğinde ataerkillik de değişebilir.

Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar

75

Sonuç olarak çok sayıda feminizm olmasına rağmen radikal feministleri diğer feminizmlerden ayıran iki temel özellik vardır. Bunlardan ilki, kadınlar tarafından kadınlar için geliştirilmiş olmasıdır. Bu yüzden mevcut yaklaşımlar ve gündem ile uzlaşmaya gereksinim duymazlar. Diğer kuramlar örneğin Marksizmin uyarlamasının yerine, yenilikçi olma eğilimindedirler. İkinci temel özellikleri, kadınların baskı görmesini, hükmetmenin en evrensel ve en temel biçimi olarak görmeleridir. Toplum kapitalist olmaktan çok ataerkil veya erkek egemen olarak görülür. Ayrıca kadını erkeklerden farklı çıkarlara sahip olarak görürler. Üzerinde fikir birliğine varmamış olmakla birlikte, Christina Delphy ve Diana Leonard (1992) gibi bazıları, erkek egemenliğinin sürmesinden aileyi sorumlu tutarlar. Onlar aileyi temel olarak ekonomik bir sistem olarak görürler. Bu sistemde erkek çoğu kez kazançlı iken, kadın ve çocuklar kaybedenler tarafındadır. Çünkü tüm aile fertleri aile reisi için çalışırlar. Kadının uğradığı baskı, onun yaptığı işten ve bedeninin kullanımından gelmektedir. Bu yüzden de kadının pasif olarak yetiştirilmesi gibi ideolojik gerekçelerle değil, kadının aile içinde çalıştırılması uygun olduğu için kadın baskılanmakta olduğu görüşündedirler.

Liberal Feminizm

Liberal feminizmin iki temel savından biri “erkekle eşitlik”, diğeri ise “kadının özgürlüğü” dür. Onlar için kamusal alanda çalışmak çok önemlidir. Çalışma yaşamında eşitlik, aile yaşamında eşitlik ve son olarak sosyal hayatta eşitlik sağlanmalıdır. Aile içindeki geleneksel işbölümü kadının çalışmasının en büyük engelidir. Kapitalizmin gelişmesi ve yeterli istihdam olanağının sağlanması ile aile dönüşüme uğrayacaktır. Onlar sosyalist ve radikal feministlerin aileyi köklü biçimde dönüştürme taleplerine eleştirel bakarlar. Liberal feminizm, aslında bilimsel bir yaklaşımdan çok politik özellikler taşır. Ataerkil yapının, nasıl ortaya çıktığı veya ne olduğuyla ilgilenmek yerine nasıl olması gerektiğini sorgular. Liberal Feministler, yasal değişiklik ile ailede ve toplumda kadının konumun iyileşebileceğini savunurlar. 1970’lerin eşit işe eşit ücret getiren Eşit Fırsatlar Yasasını savunurlar. Ancak bazı iyileşmeler sağlanmış olsa bile temel eşitsizliklerin hâlâ mevcut olduğunu görmek gerekir. Bu nedenle Marksistler, fırsatlar ve seçeneklerin artmasının toplumsal yapının esnek ve değişebilir olarak görülmesine hizmet etmesine rağmen gerçekte daha güçlü olanlar (zenginler ve erkekler) tarafından bunun bir yol bulunarak engellendiğini görürler.

76

Ünite 5

Sosyalist Feminizm
Kamusal ve özel alan kavramlarını özellikle vurgulayan Sosyalist Feministler, Radikal Feministlerden farklı olarak ataerkillik yerine kapitalizm vurgusuyla dikkat çekerler. Onlara göre kapitalizm, kadını “özel alana”, erkeği de “kamusal alana” yerleştirmiştir. Kapitalizm, kadını özgürleştiriyor gibi görünürken, aslında bunun tam aksini yaptığı için, kadının özgürleşmesi ve kurtuluşu ancak sosyalizm ile mümkündür. Ailenin yıkılması ancak sosyalist bir toplumda gerçekleşebilir. Üretimin toplumsallaşması, ailedeki yeniden üretime gereksinim bırakmayacak ve ailenin önemi azalacaktır. Sosyalist feministlere göre özel alan siyasaldır. Bu söyleme göre, özel bir kurum olan aile içindeki kişiliklerin, özel ilişkilerin, diğer bir ifade ile mahrum sayılabilecek konuların tümü politik boyutlara sahiptir. Özel alan yani aile, kadının ezilmişliğinin, ikincilliğinin ortamını hazırlayan bir kurumdur. Önerilen ise, aile ilişkilerinin de siyasal alan içinde görülmesidir. Siyasal alanın, kamusal alan ile sınırlandırılmış olması da böylece tartışılır hale gelmiş bulunmaktadır. Birleşmiş Milletlerin “Gender in Development” (1996) serisinde de “yönetişim” (governance) kavramının aile içi ilişkileri de kapsayan biçimde genişletildiği unutulmamalıdır. Sonuç olarak birçok yeni gelişme, ailenin erkek egemenliğine terk edilen özel bir alan olarak görülmesine karşı olunduğunu göstermektedir. Böylelikle kadın ve çocukların istismarı durumunda, sivil toplum kuruluşları tarafından aile içi ilişkilere müdahale edilmesi meşrulaşmaktadır. Feministler de sürekli araştırma yaparak kadının toplumdaki konumunun daha iyiye götürülmesine çalışırlar ve farklı feminist görüşlere göre değişmeyen temel özellikleri burada bulmak mümkündür. Feminist araştırmaların özellikleri olarak şunlar sıralanabilir (Neuman, 1995) 1. Çoğunluğu kadın olan araştırmacılar tarafından Feminist değerlerin, yaklaşımların savunuculuğunu yapmak. Çok nadir olarak erkekler de bulunmakla beraber fazla kabul görmezler. 2. Kavram, sayıltı ve araştırma amaçlarını ifade eden sorularda biyolojik farklılık ifadesi olan ‘sexizm’in reddi ve bunun yerine “toplumsal cinsiyet”i (gender) kabul etmek. 3. Araştırmacı ile üzerinde çalışılan arasında empatik (kendini yerine koyma) ilişkiler kurmak, ona özne olarak yönelmek.

Baudrillard ve Faucault postmodernizm denilince öne çıkan diğer isimlerdir. Araştırma tekniklerinin seçiminde esneklik ve akademik alanlar arasındaki mevcut sınırları aşmak. Araştırma sürecine. Bu görüşe fikir babalığı edenler Alman filozofları Nietzsche ve Heiddeger’dir. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 77 4. Lyotard. bu konuya ilginin yüksek olduğunu göstermektedir. İnsan yaşamının duygusal olan ve karşılıklı bağımlılığa dayanan boyutlarını kabul etmek. Birçok araştırma tekniğini birlikte kullanmak. Sosyolojinin ve ataerkil söylemin tüm insanlığa genellenmesine karşı durmak. coğrafya. Çoğu zaman da birbirleri yerine kullanılırlar. işsiz- . aktivist olmak. başta sosyoloji. Ona duyulan ilginin temel kaynağı modernizmi reddetmesi. Ancak deney ve niceliksel çözümlemelerden 7. 5. Postyapısalcılık ile oldukça yakın eleştiriler getirmeleri ise. 8. Kelime olarak anlamı ise. psikoloji ve iktisat dışındaki alanlarda. Postmodernizmle ilgili çok sayıda çalışmanın yapılması ve yayımlanması. şehir planlama olmak üzere bazı alanlarda daha fazla etkili olmuştur. Postmodernizm Genel olarak sosyal bilimlere özel olarak sosyolojiye günümüzde en büyük eleştiri postmodernizmden gelmektedir. Modernizmi “yapısöküm”e uğratma (deconstruction) çabası bile. İki dünya savaşından başka. Kişisel ve toplumsal değişme amaçlayan “eylem yönelimli” (action oriented) araştırma yapmak. 6. Jurgen Habermas. yoksulluk. akla ve bilime tekrar dönmeyi şiddetle savunmuştur. 7. moderniteden beklentilerini bulamayanlara başlı başına ilgi kaynağı olmaktadır. Postmodern eleştiriler. her ikisi arasında büyük benzerlikler olmasından kaynaklanır. Ayrıca Derrida. Aslında postmodernizmin en sert eleştirisi de yine Almanya’dan gelmiştir. modernizmin ve yapısalcılığın sonu demektir. onu yetersiz bulması ve modernite dışında kendini kurmaya çalışmasıdır. Nihilizm ve Anarşizmden beslenir. Postmodernizm kıta Avrupası ve özellikle de Fransa ve Almanya’da ortaya çıkmıştır. hukuk. araştırmacının kişisel deneyim ve duygularını katmak. Araştırmalarda toplumsal cinsiyet ve güç ilişkilerinin toplumsal yaşamın tüm yönlerine nüfuz ederek etkilediğine duyarlı olmak.

Modernin kendinden önceki gelenekselden üstün olduğunu da kabul etmezler. Söz gelimi bir kahramanın cesareti anlatılıyorsa onun aslında korkak olduğunu. liberal demokrasi. coşkuya. Aslında postmodernizm bunlara alternatif üst-anlatılar geliştirmek amacında değildir.78 Ünite 5 lik. . Postmodernizmin “yapısöküm” konusundaki bazı önerileri şöyledir (Rosenau. insanları özgürleştirmeye yetmeyen. pratik ve verimli olandan çok. Hiçbir şeyi kabul veya reddetmezler. Bu yüzden postmo dernizm. Popüler kültürü de bu arada önemserler. bilimsel olan ile olmayan arasında bir fark gözetmezler.1998:197): 1. Kışkırtıcı söylemi. bürokrasi. efsaneye. Ancak teknik. Onlar. tikel ve modern olmayana. Sosyal bilimler ile doğa bilimleri. her türden büyük kuram veya üst-anlatı olarak gördüğü. sanayileşme. modernliğin eleştirdiği ne varsa sahip çıkarak değer verirler. metafizik olana. açıklamaya niyetlenmeksizin göreli yorumlar yapmayı daha uygun bulurlar. Bu bağlamda akademik disiplinler arasındaki ayrımı da reddederler. İslamiyet gibi tüm dinleri ve hatta feminizmi bile özcü ve modernist bularak eleştirir. Elinizdeki metinde savunulan bir genellemeyi en uç noktalara kadar giderek. sadece açıklamalara temel veya öz oluşturacak dayanakların olamayacağını iddia eder. Akıldışı. metindeki istisnai bazı örneklerden hareketle gösterin. görünüş ve estetik her zaman ön plandadır. müzik ve fotoğrafçılık alanında oldukça etkilidirler. Günümüzde özellikle mimaride. edebiyat ve sanatta. Onlar her türden katı sınırlamalar getirilmesine karşıdırlar. çevresel kirlilik gibi küresel problemler tüm bilimsel gelişmelere rağmen giderek artmıştır. Disiplinlerarası çalışmaları değerli bulurlar. resim. O. Tam tersi de olabilir. akademik ve ciddi olanlardan daha çok kullanırlar. baskılayan araçlar olarak eleştirilir. diğer bir ifade ile her şeyin cevabını önceden veren Marksizm. sanat ve edebiyat. Kuralı bozmak için istisna arayın. aksine. Bunun yerine belirsizliği tercih ederler. geleneksele. Bu yüzden onlara göre kentleşme. onu saçma gösterene kadar uğraşın. Ayrıca bugün ve burada olanı daha fazla önemserler. hümanizma ve her şeyden önce insan aklına güven ve rasyonalite değerini yitirmiştir. Rasyonalite ve bilimler. korkak bir kişinin aslında çok cesur olduğunu gösterin. Hıristiyanlık. şiddet ve zorunlu göç. büyüye. Her alanı bir metin olarak görür ve onu bir çerçeveye oturtarak anlamaya çalışırlar. Bunların tezlerinin büyücülük veya astroloji kadar bile kesinliği yoktur. liberalizm gibi ideolojileri.

klasik. daha çok amaçlar. 3. bastırılmış. Nedensel ilişkiler aramak yerine metinlerarasılığı (intertextuality) savunur. Bunun nedeni karşınızdakinin sizi eleştirmesine fırsat vermemektir. bir daha . Metindeki ikili karşıtlıkları kullanın. determinizm/ belirlenme yerine belirsizliği. unutkan ve de yalancı olduğunu gösterin. küçük olayları önemser. Mutlak görüş bildirmekten kaçının. geleneksel. Oysa yapısökümün de birçok araç/yol/yöntem içinden biri olarak görülmesi gerekirken. 4. geçici. 6. yerleşmemiş. Örneğin Zygmunt Bauman sosyolojinin görevinin bu olduğunu ısrarla savunur: “Bildik sanılanın aslında bilinmediğini göstermek. boyun eğdirilmiş. tutumlar ve kişilik üzerinde değil. davranışlar. önemsiz. sentez yerine farklılığı araştırır. seçimler. dışlanmış. 7. Eleştirdiği hegemonik ilişkiyi kurarak benzersiz olduğunu kanıtlamaya çalışmaktadır. Örneğin metindeki kahramanın uykuda gezer. Tekrar eden rutin olaylar yerine. hayali akrabalar gibi kavramlar kullanın. Metnin veya kahramanın bu özelliklerinin meşru olmadığını istisnalar bularak gösterin. niteliksiz. sınırdaki. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 79 2. Bu aslında postmodernizm ile çelişkili bir öneridir. taviz vermez tutum önerisi yadırganmaktadır. Yeni ve alışılmamış kelimeler kullanın. Belirsiz. Terminoloji değişikliğine izin vermeyin. akıl dışı. ayrık duran. Toplumsal olayların yalın hali yerine karmaşıklığını. bulanık ifadeler sizi anlaşılmaz kılacak ve okuyucu “Tamam bunu demek istiyor!” duygusu yaşayamayacaktır. birlik yerine çeşitliliği. marjinal ya da çevrede olan. Unutulmuş. Bunun amacı okuyucuya çok iyi bildiği sandığı şeyi aslında bilmediğini göstermektir. reddedilmiş. Çok sayıda yoruma açık olacak şekilde yazmaya çalışın. susturulmuş. Genellemelere varmak yerine tek ve biricik olayları araştırmayı önerir. Bunun yerine heyecan uyandırıcı sansasyonel önermeler geliştirin.” Yorgun cemaat. 5. Hiçbir şeyi kabul veya reddetmeyin. özsel/özcü olmayan. Daha sonra bu karşıtlıkları inkâr etmeye çalışın. Postmodern bir çalışma. Tikel ayrıntıları. Örneğin geleneksel bir evlilikte demokratik ya da eşitlikçi ilişkilerin yürüyemeyeceğini gösterin. Önemli olan okuyanın sizi anlamasına fırsat vermemektir. Örneğin iyi ve kötü ya da geleneksel ve modern gibi. kutsal. ertelenmiş ve parçalanmış olaylar üzerinde durur. alternatif söylemler ve anlam üzerinde odaklanır.

1994): 1. Tüm ideolojilerin. Şimdi ve burada olanın önemsenmesine bağlı olarak. birbirine üstün olmayan sonsuz sayıda yorumlar yapmak. . Yüzeydeki görüntüler yerine gizli yapıları ortaya çıkarmak. duygulara ve imgelemlere. oyun. 5. örgütlü inanç sistemlerinin. Postmodern araştırma raporu bir sanatsal çalışmadır. Kişisel deneyimlere. sezgilere çok güvenmek. nesnellikten üstün tutulur ve parçalara ayırma tercih edilir. 4. 7. Araştırmanın hiçbir zaman gerçek dünyada olup biteni yansıtamayacağını iddia etmek. kaset üretmek. Postmodernist bir araştırmanın genelde paylaşılan özellikleri olarak bazı saptamalarda bulunmak mümkündür (Neuman. sürekli değişmeyi kabul etmek. tüm toplumsal kuramlar da dahil olmak üzere hepsini reddederek işe başlamak. 11. kaos ve karmaşıklığı benimsemek. Aşırı öznellik. 12. daha gelip geçici şeylerle uğraşmak gibi daha mütevazi bir misyon önerir. Sosyoloji için genel geçer bilimsel gerçekler yerine. Nesnellik peşinde koşmak yerine duyguların arkasından gitmeyi önerir. 6. Sosyolojiyi bir doğa bilimi gibi gören tüm görüşlere karşı çıkar. 2. 8. 3. Anlamsızlık ve kötümserlik duygusu taşıyarak. Sonuç olarak görececilik/rölativizm. Aşırı görececilik/ relativizm. Hiçbir zaman alternatif bir bakış açısı aramaksızın sadece eleştirmeyi misyon edinirler. dramatik sunumlar. Postmodern görüş sahipleri de araştırmalar yaparlar. 10. film. Bu nedenle tiyatro gibi. Farklılık.80 Ünite 5 tekrarlanmayan olaylara bakmayı önemser. Bütünleştirme önemsenmez. dünyanın hiç ilerlemeyeceğine ve düzelmeyeceğine kuvvetle inanmak. geçmişi ve farklı yerlerle ilgili çalışmaları küçümsemek ve reddetmek. Yaşamın çok karmaşık olmasına bağlı olarak nedensel ilişkilerin kurulamayacağını kabul etmek. dış dünya ile akıl arasında hiçbir ayrım yapmamak. Modernizm ve Aydınlanmayı reddetmek. 9. Toplumun bilimi olmayacağına ve sosyal bilimlerin kökten dönüşümü fikrine inanmak. Bunu tekno-bilimsel kültür olarak eleştirir.

Tüm yenilik iddialarına rağmen önceki birçok düşünceden örneğin Nihilizm. her şeyin göreceli olduğunu kabul etmesi. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 81 Sosyolojiyi eleştiren postmodernizmin kendisi de büyük eleştiriler alır. Örneğin A. bir neden sonuç ilişkisi olduğu kadar devamlılık ya da bütünlük işaretidir. . modernizmin sonunun gelmeyip. Modernizmin yarattığı hayal kırıklığından beslenen kötümser bir görüş olması en fazla eleştirilir. Fransız Yapısalcılığı. Hakikat. daha ileri bir aşamaya geçildiği yönündedir. umutların boşa çıkmasının gerginliği içindeki bilim insanlarının bir kurgusu olarak görülür. akıl ve ahlaki evrensellerin reddi konusunda Nietzsche ve Heidegger vurgusu onları zayıflatır. Giddens modernitenin bu aşamasını ileri veya geç. En önemli savunucusu Fransız Jacquez Derrida bile. Sadece bugün ve burada olan ile ilgilenmesi. Marksizm. 7.modernite (late-modernizm) olarak anar. 2. anlamsızlaştırma ya da bozuma uğratma yerine olgu ya da eylemi anlama ve yorumlama peşinde bir bilimdir. Yapısöküm konusundaki ısrarları ile sosyolojiye meydan okur. aynı konu ve kavramların birçok yerde kullanılması yüzünden özgünlük olamayacağını kabul etmek demektir. Oysa onlar. Son bir nokta ise. Fenomenoloji. bütün yerine parçayı önemserler. Oysa sosyoloji. genellemeleri reddetmesi sosyologların bazılarına cazip gelse de önemli çoğunluğuna son derece sınırlama getirici bir görüş gibi görünmektedir. Kritisizm ve Varoluşçuluk. 3. 5. 6. Ekonomik sıkıntı içindeki bilim insanlarının kendi iç değişimlerini de bir ölçüde yansıttığı. artık fazla anlam ifade etmez hale gelmeye başlamıştır. Metinlerarasılık. 4. Bunlar kısaca şöyle özetlenebilir: 1. İyimserliğin. işsiz ve umutsuzların görüşü olduğu ileri sürülür. Bu durum bile. Etnometodoloji ve Hermeneutik’ten derin izler taşır. Birçok zaman çelişki içindedirler. Romantizm.

kadın rollerini doğal ve karma olarak görerek aile aracılığıyla kültürel olarak aktarılmasına yardımcı olmak demektir. Onlara göre kapitalizm kadını “özel”. aile yaşamında eşitlik ve son olarak sosyal hayatta eşitlik sağlanmalıdır. özel olarak sosyolojide bugün en büyük eleştiri postmodernizmden gelmektedir. her ikisi arasında büyük benzerlikler olmasından kaynaklanır. erkeği de “kamusal alana” yerleştirmiştir. modernizmin ve yapısalcılığın sonu demektir. alternatif söylemler ve anlam üzerinde odaklanır. Çoğu zaman da birbirleri yerine kullanılırlar. radikal feministlerden farklı olarak ataerkillik yerine kapitalizm vurgusuyla dikkat çekerler. Liberal feminizmin iki temel savından biri “erkekle eşitlik”. şehir planlama olmak üzere bazı alanlarda daha fazla etkili olmuştur. Postmodern bir çalışma daha çok. örneğin. Kelime olarak anlamı ise. aslında bunun tam aksini yaptığı için. Marksist Feminizm hem Feminist hem de Marksist görüşlerin bir karışımıdır. Postmodern eleştiriler psikoloji ve iktisat dışındaki alanlarda. amaçlar. seçimler. Modernizmi “yapısöküme” uğratma (deconstruction) çabası bile moderniteden beklentilerini bulamayanlara başlı başına ilgi kaynağı olmaktadır. Ona duyulan ilginin temel kaynağı modernizmi reddetmesi. davranışlar. Onlar için kamusal alanda çalışmak çok önemlidir. Ataerkil ideoloji. Postyapısalcılık ile oldukça yakın eleştiriler getirmeleri ise. Çalışma yaşamında eşitlik. Kapitalizm. hukuk. coğrafya. bu konu son derece tartışmalıdır. . onu yetersiz bulması ve modernite dışında kendini kurmaya çalışmasıdır. ataerkilliği kültürün bir sonucu olarak görürler. Aile içindeki geleneksel işbölümü kadının çalışmasının en büyük engelidir. Feminist Yaklaşım içinde en önemlileri Marksist. Kapitalizmin gelişmesi ve yeterli istihdam olanağının sağlanması ile aile dönüşüme uğrayacaktır. kadının özgürleşmesi ve kurtuluşu ancak sosyalizm ile mümkündür. Kamusal ve özel alan kavramlarını özellikle vurgulayan sosyalist feministler. Feministler erkek egemenliğini. Liberal ve Sosyalist Feminizmdir. kadını ikincil ve zayıf cins olarak görerek ev işi ve çocuk yetiştirme rolüne indirger. Radikal. diğeri ise “kadının özgürlüğü” dür.82 Ünite 5 Özet Klasik sosyolojik yaklaşımlara temel eleştirilerden biri Feminizmden diğeri ise Postmodernizmden gelmektedir. kadını özgürleştiriyor gibi görünürken. Radikal feministler. kapitalizmin bir sonucu veya özel mülkiyeti koruyan kapitalizmin yol açtığı bir durum olarak görürlerse de. Genel olarak sosyal bilimlerde. Onlar sosyalist ve radikal feministlerin aileyi köklü biçimde dönüştürme taleplerine eleştirel bakarlar. tutumlar ve kişilik üzerinde değil. başta sosyoloji. Ataerkillik demek.

. genellemeleri reddetmesi sosyologların bazılarına cazip gelse de. Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar 83 Sadece bugün ve burada olan ile ilgilenmesi. her şeyin göreceli olduğunu kabul etmesi. önemli çoğunluğuna son derece sınırlama getirici bir görüş gibi görünmektedir.

Hepsi 6. Marksist feminizm Sosyalist feminizm Radikal feminizm Liberal feminizm Hepsi 2. Akla güvenmemek d. e. Modernizmi reddetmek c. Şimdi ve burada olanla ilgilenmek e. Aşağıdakilerden hangisi feminist yaklaşımlar içinde yer alır? a. Kapitalizm d. d. Yaz boz c. Kodlama e. Kapsamlı kuramları reddetmek b. Ataerkillik b. Sosyalist feministler en fazla ne üzerinde durur? a. Şifreleme d. Hepsi 5. Sosyolojinin toplumsal olgularla ilgilenmesi c. Sosyalist feministler d. Anaerkillik c. Aşağıdakilerden hangisi postmodernizm için önemlidir? a. Sosyolojini kesin sonuçlar içermemesi e. Sosyolojinin modern bir bilim olması b.84 Ünite 5 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Aileyi köklü bir biçimde değiştirmeye karşı olanlar kimlerdir? a. Postmodernizm hangi yolla metinleri inceler? a. Hepsi e. Sosyolojinin erkek egemen bir söylemin etkisinde kalması d. Postmodernizmin sosyolojiyi eleştirmesinin temel sebebi nedir? a. Yapısöküm b. Liberal feministler c. Hiçbiri 4. Marksist feministler b. b. Hepsi 3. c. Sosyolojinin bir diğer sosyal bilimlerle arasının tam olarak ayrışmamış olması . Küreselleşme e.

8. 4.1. 2. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 7. 9. 6 Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar SOSYOLOJİ 3. Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme 10. 5. Türkiye’de Sosyoloji .

> Postmodern Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir. . • Araştırma teknikleri karşılaştırılacaktır.86 Ünite 6 Ünitede Ele Al›nan Konular • Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımlar > Pozitivist Yaklaşım > Yorumlayıcı Yaklaşım > Eleştirel Yaklaşım > Feminist Yaklaşım > Postmodern Yaklaşım • Araştırma Tipleri • Araştırma Teknikleri Ünite Hakk›nda • Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımların neler olduğu gösterilecektir. > Pozitivist Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir. > Eleştirel Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir. > Yorumlayıcı Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir. > Feminist Yaklaşımın temel özellikleri gösterilecektir. • Araştırma tipleri hakkında bilgi verilecektir.

• Araştırma tekniklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. olanak ve sınırlarını tartışınız. > Feminist Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. > Postmodern Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. > Eleştirel Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. nedir? Tartışınız. > Yorumlayıcı Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Farklı Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımlar bulunmasının nedenlerini araştırınız. • Pozitivist Yaklaşımın temel ilkelerini sıralayınız • Yorumlayıcı Yaklaşım ile Pozitivist Yaklaşımı karşılaştırınız. • Araştırma tiplerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 87 Ö¤renme Hedefleri • Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımların neler olduğunu öğreneceksiniz. • Sosyolojide Postmodern Yaklaşım ile araştırma yapmanın • Araştırma tipleri ve araştırma tekniklerinin birbirine karıştırılması konusunda örnekler veriniz. > Pozitivist Yaklaşımın temel özelliklerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. • Eleştirel Yaklaşım hangi noktalarda diğer yaklaşımlardan köklü bir ayrılığı temsil eder ve haklılık payı nedir? Tartışınız. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. • Feminist Yaklaşımdan hareketle yapılan araştırmaların diğerlerinden temelde ayrıldıkları noktaları eleştiriniz. • Araştırma Teknikleri arasındaki farkların temelinde yatan .

Yöntem denilince. Araştırma tipleri ise. “iyi bir kanıtın ne olduğu” ve araştırmalarda “değerlerin yeri” olarak sekiz temel başlık altında özelliklerine yer verilmiştir. 1994) kavramlaştırılan sınıflamalardır. Bu nedenle araştırma tipleri hakkında yapılan sınıflamalardan örnekler vererek konunun daha iyi anlaşılmasına çalışılmıştır. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Genel olarak bilim. “sağduyunun rolü”. Yöntembilimsel/Metodolojik Yaklaşımlar Genel olarak sosyal bilimlerde. Aslında son yıllarda metodolojik yaklaşımlara Feminizm ve Postmodernizm de eklendiğinden onların da “araştırma nedeni”. . “kuramın ne olduğu” ve “doğru olan bir açıklama”. Araştırma boyutları ya da tipleri ile araştırma tekniklerini de birbiriyle karıştırmamak gerekir. genellikle bu zihinsel işlemlerin tümüne verilen ad olarak kabul edilir. Bu kitabın sınırları içinde şu noktanın açıklığa kavuşturulmasında yarar vardır: Yöntem ve araştırma tip ve teknikleri aynı şeyler değildir. aslında yöntem konusunda monist/tekçi bir anlayışın yansımasıdır. “insanoğlunun doğası”. Bu. yöntem/metot. Bunun arkasında yatan temel sebeplerden biri metodolojik yaklaşımlar arasındaki farklardır. Yorumlayıcı ve Eleştirel Metodolojik Yaklaşımlar hakkında kısa verilmiştir. bilimsel bir araştırmada izlenecek adımlar ve zihinsel tutumlar anlaşılmalıdır.88 Ünite 6 Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Bu nedenle öncelikle Pozitivizm. sosyal araştırmanın boyutları olarak da (Neuman. araştırma teknikleri kavramlarının sosyal bilimler söz konusu olduğunda son derece detaylı tartışmalara konu olduğu. hatta yöntem ve yöntembilimin/metodolojinin sosyal bilimlerin en hassas alanı olduğu söylenebilir. araştırma tekniklerine rahatlıkla araştırma yöntemleri diyebilirler. Ancak tümdengelim (dedüksiyon) ve tümevarım (endüksiyon) gibi mantıksal çıkarsama (logical reasoning) yollarının da tek başına yöntem olma özelliği yoktur. “toplumsal gerçekliğin doğası”. Örneğin birçok araştırma tekniğine yöntem denildiğine sıkça rastlanır. özel olarak sosyolojide kullanılan çok sayıda araştırma tipi ve tekniğinden söz etmek mümkündür. Yöntem konusuna çoğulcu yaklaşanlar ise. Ayrıca alanın temel kavramlarının çoğu kez birbiri yerine kullanıldığı görülür. Ayrıca araştırmalarda hem tümdengelim hem de tümevarımın birlikte yapıldığını da bilmek gerekir. Yöntem.

İyi Bir Kanıt Nedir? 8. Bilim değerlerden arınıktır. sosyal ve beşeri bilimlerin kendine özgü özel- . Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 89 Özellikler 1. Sonuç olarak pozitivizmi benimseyen sosyologlar da. Birbiriyle ilişkili tanımlar. Gözlenebilen olguların ardında yatan anlamlarla fazlaca ilgilenmez. Araştırma Nedeni POZİTİVİZM (Emile Durkheim) İnsanların olayları öngörebilmeleri ve denetleyebilmeleri için doğal yasaların bulunması. kesin gözlemlere dayalı. epistemolojik/bilgi kuramsal olarak bilginin kaynağının “ampirizm” olduğunu ve dolayısıyla. Pozitivist ve Yorumlayıcı yaklaşımların karşılaştırılan sekiz alanda da birbirinden çok farklı kutuplarda konumlandıkları açıktır. gözlenebilen ve ölçülebilen olguları analiz ederler. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. daha çok doğa bilimlerine öykünerek indirgemeci bir yaklaşım sergilerken.1994) Pozitivizm. Bunun temel nedeni. Diğerleri tarafından tekrarlanabilecek. Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. Bilimden daha az değerli ve açıkça farklı olan bir form. Sağduyunun Rolü 5. Dışsal Faktörler tarafından belirlenmiş/ biçimlenmiş rasyonel ve benmerkezli bireyler. nesnel olandır. aksiyomlar ve yasaların mantıksal. tümdengelimsel (dedüktif) sistemi. Onlar daima ampirik bilginin üstün olduğunu savunurlar. Değerlerin bilimde yeri yoktur. Pozitivizm. Yasalara mantıksal olarak bağlı olan ve olgulara dayanandır. insan zekâsının bu gözlenemeyen ve gizli olan anlamları kavrama kapasitesine güvensizliğidir. Ancak değerler bir konu olarak seçilip incelenebilirler (Valuefree) 2. Yorumlayıcılık. sadece gözlenebilir olanların seçilerek analiz edilmesini hedefler. Pozitivist Yaklaşım (Neuman. İnsanoğlunun Doğası 4. Toplumsal Gerçekliğin Doğası 3. Değerin Yeri Nedir? Tablo 1. Düzenli kalıplar veya keşfedilebilecek bir düzen.

Üzerinde çalışma yapılanların ses ve duygularını doğru aksettirme. Sağduyunun Rolü 5. Hiçbir grubun değeri yanlış değildir. 3. Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. Değerler. Değerin yeri Nedir? Tablo 2. Nesnellik aramaktan vazgeçilmesi diğer ortak yönleridir.90 Ünite 6 liklerini ön planda tutar. betimlemek ve “yorumlamak” esastır. güçlü gündelik teoriler. Bazı yönlerden Feminist araştırmalarla örtüşür. . Ancak farklı değerler olabilir. toplumsal yaşamın onunla bütünleşmiş bir parçasıdır. Bir grubun anlam sisteminin nasıl meydana geldiği ve sürdürüldüğüne ilişkin tanımlama. Bu nedenle aktivist bir tavır benimser. Yorumlayıcı Yaklaşım (Neuman. onların anteni olmak. Özellikler 1. İnsan ve topluma yönelik araştırmalarda yasa bağımlı “açıklamalar” yerine. İyi Bir Kanıt Nedir? 8. 1994) Eleştirel Yaklaşımın hedefi düzeni değiştirmektir. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. toplumsal eylemi “anlamak”. Sıradan insanlar tarafından kullanılan. 2. 4. İnsanoğlunun Doğası Hem anlamı yaratan sosyal varlıklar hem de yaşamlarını sürekli anlamlandıran varlıklar. Araştırma nedeni YORUMLAYICILIK (Max Weber) Önemli toplumsal eylemleri anlamak ve betimlemek. Toplumsal Gerçekliğin İnsan etkileşimi tarafından yaratılan Doğası ortamın akışkan veya sabit/kalıcı olmayan tanımları. Akışkan toplumsal etkileşimler çerçevesine konulan veya oturtulandır.

Marks ve S. Eleştirel Yaklaşım (Neuman. Ancak temelde modernizmi reddetmezler. Hayalleri ve hataları. İyi Bir Kanıt Nedir? 8. Gerçek koşulları ortaya koyan ve insanların daha iyi yaşamalarına yardım eden bir eleştiri. Değerin Yeri Nedir? ELEŞTİREL (K. Tablo 3. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 91 Özellikler 1. yanılsamaları ortaya koyan kuram tarafından bilgilendirilmedir. toplumu kökten değiştirmek üzere insanları güçlendirmek. İnsanoğlunun Doğası 4. Onun amacı bilimsellik sınırlarını zorlayarak toplumsal değişmeyi sağlamak ve bunun için de bireyleri bilgilendirerek sarsmaktır. 1994) Eleştirel yaklaşım gerçek üstü söylemlerle uyuşturulmuş toplum bireylerini güçlendirerek mevcut sisteme başkaldırmalarını hedefler. Değerlerin bazıları doğru bazıları yanlıştır. sahip oldukları yaratıcı potansiyelleri gerçekleşmeyen bireyler. Çatışma dolu gizli yapılar tarafından yönetilen İstismar edilerek hayaller peşinde tuzağa düşürülmüş. Sağduyunun Rolü 5. Araştırma Nedeni 2. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. Toplumsal Gerçekliğin Doğası 3. Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. Nesnel koşullar ve güç dağılımını gizleyen sahte/yanlış inanç. Çünkü çoğu zaman bireyler içinde yaşadıkları düzendeki güç ve bağımlılık ilişkilerini sorgulamadan yaşarlar. Tüm bilim değerle başlamalıdır (aktivisttir). . Yöntembilimsel Yaklaşımlar. Freud) Efsane/mitleri yıkmak. İnsanların dünyayı değiştirmek için gereksinme duydukları araçları sağlar.

Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. Bu yüzden literatürde “feminist metodoloji” kavramı artık kullanılmaya başlamıştır. Tablo 4. çoğunlukla görülemeyen güçler tarafından tuzağa düşürülmüş potansiyeli kavranmamış cinsiyete dayalı varlık.Araştırma Nedeni FEMİNİST Mitleri. Feminizm. İyi Bir Kanıt Nedir? 8.Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. Hayal ve hataları ortaya çıkaran kuramla biçimlendirilmiştir. İnsanoğlunun Doğası 4. Feminist Yaklaşım (Neuman.92 Ünite 6 Özellikler 1. Yaratıcı. gerçek durumları açıklayan eleştiri İnsanları baskıcı ilişkilerden kurtarmaya yardım eden araçları ve fikirleri destekler. 2. Sağduyunun Rolü 5. Gücü ve nesnel durumları gizleyen sahte inançlar İnsanlara dünyayı daha iyi görebilme yolu sağlayan. . Değerin Yeri Nedir? Araştırma için değerler esastır ve feminist olanları açıkça tercih edilir. Çatışma yüklü. efsaneleri yıkmak ve insanları güçlendirmek. ‘ötekilerin’ değerlerini ve eşitliğini arttırmak. insanları baskı altında tutan güç ilişkileriyle sarmalanmıştır. Toplumsal Gerçekliğin Doğası 3. epistemolojik olarak kadının öznel algılarını bilginin kaynağı olarak görür. 2003) Gerek Feminist ve gerekse postmodern yaklaşımlar sosyolojiye radikal eleştiriler getirirler.

yanıt verdikleri sorulara ve aktif veya pasif katılıma göre sınıflamak mümkündür. Yaratıcı. . Toplumsal Gerçekliğin Doğası 3. şoke eden veya harekete geçiren tiyatro benzeri veya sanatsal çalışmanın anlatımı ya da ifadesidir. Kuram Nedir ve Neye Benzer? 6. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. yapıldıkları yerlere. Sosyal gerçekliğin mahiyeti bilimsel ve teknokratik tümevarımcı biçimlerden üstündür. İnsanların iç dünyalarında ve duygularında yankısını bulan estetik özelliklere sahiptir. farklı değildir. Daha çok kültür ve sanat alanında yapılacak çalışmalarda kullanılabilir olduğu göz ardı edilmemelidir. modernite eleştirilerindeki aşırılığını her alanda olduğu gibi bu alanda da sergiler. İnsanoğlunun Doğası 4. Ancak modernitenin bilim insanları ve geniş kitleler üzerindeki olumsuz etkilerini temsil eden içeriği yüzünden giderek yaygınlaşmaktadır. 5. Daha doğru olan bir açıklama yoktur. Doğru Olan Bir Açıklama Nedir? 7. Araştırma Tipleri / Boyutları Araştırma tiplerini çeşitli ölçütlere göre sınıflamak örneğin araştırmanın amacına. insanları harekete geçirmektir Gerçek bir örüntü/kalıp veya ana plan olmaksızın kaotik ve akışkandır. Sağduyunun Rolü POSTMODERNİZM Öznelliği ifade etmek. potansiyeli kavranmamış dinamik varlık. İyi Bir Kanıt Nedir? 8. Postmodern Yaklaşım (Neuman. Diğerlerini oyalayan. Araştırma Nedeni 2. bilgi toplama tekniklerine. Tablo 5. kullanım alanına. Değerin Yeri Nedir? Değerler araştırmanın ayrılmaz parçasıdır. Kabul edenler için tüm açıklamalar doğrudur. 2003) Postmodernizm. Ayrıca bütün değerler eşit konumdadır. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 93 Özellikler 1. zaman boyutuna.

Kullanım alanına göre araştırma tipleri İki önemli başlık altında toplanmaları mümkündür: Temel (Basic) Araştırmalar Kurama katkı amacına yönelik olarak yapılırlar. Uygulamalı (Applied) Araştırmalar Bilimsel özen. standartlar ve başarı değerlendirmesinin. Açıklamaları desteklemek ve çürütmek için kanıt sağlamak amacıyla da yapılabilir. Bir grubun kusursuz/düzgün bir profilini elde etmek için yapılır. Çeşitli fikirler ortaya atmak. Ancak sosyal bilimlerde çok yaygın olarak uygulanması mümkün değildir. sorular formüle etmek üzere yapılır. bu tip bir araştırma ile durum anlaşılmaya çalışılır. Araştırma problemi büyük bir özgürlük içinde seçilir. Daha önce çok sayıda betimsel araştırma yapılması halinde neden-sonuç ilişkilerine daha fazla ulaşılabilir. . mekanizma ve süreci betimlemeye yarar. aşama Açıklayıcı (Explenatory) Araştırmalar Neden-sonuç ilişkilerinin ortaya konmasını hedefler. Araştırma ile ilgili kararı diğer sosyologlar verir. Bir konu hakkında yeni bilgiler toplamak. Araştırma sonuçlarının bilimsel dergilerde yayınlanması ve akranların tepkilerinin alınmasıyla başarı değerlendirilir. yeni bir kuram oluşturmada veya mevcut kuramların alanını genişletmede yararlanılır. Bilim ve bilim insanlarının en yüksek standartları gözetilerek yapılır. Nicel/sayısal ilişkilerle veya sözel/nitel verilerle durum betimlenir. ayakları yere basan bir resim geliştirmekte yararlıdır. Araştırma içsel bir tatmin sağlar. En fazla kullanılan araştırma tipidir. araştırma sonuçlarının kullanımına bağlı olduğu araştırmalardır. Etrafta neler olup bittiği hakkında derli toplu.94 Ünite 6 Amacına göre araştırma tipleri Bu konuda üç tip araştırmadan söz edilebilir: Keşfedici (Exploratory) Araştırmalar Bir konu ve problem alanında hiçbir şey bilinmiyorsa. Betimsel (Descriptive) Araştırmalar İlişki. Temel ilgi araştırmanın içsel tutarlılığı üzerinde yoğunlaşır. Çoğu zaman araştırmayı talep edenler tarafından kaynak sağlanarak yürütülürler. Bir kuramın doğruluğunu test etmede. ek araştırma yapma olasılık ve uygunluğunu belirlemek. Ethnometodolojik araştırmalar keşfedicidir. birbiriyle yarışan açıklamalardan hangisinin en uygun olduğunu belirlemede. geçici kuramsal bağlantılar geliştirmek.

Tarama denilen surveylerde anket ve mülakatlar kullanılır. çevre kirliliğinin. demografik/nüfus hareketlerinin. yoksullaşma gibi ekonomik etkilerin. sağlık çıktılarının ve psikolojik iyilik. Bu tip araştırmalar da aslında üç alt başlık altında incelenebilirler: • Eylem Yönelimli (Action Oriented) : Kadın. • Değerlendirme Araştırması (Evaluation Research): Yeni eğitim modeli. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. hizmet veya teknoloji etkilerinin değerlendirilmesidir. tarama (survey). bunların test edilmesi. Vak’a İncelemesi (Case Study) Bir birimi derinliğine incelerken de zaman boyutunda değişmelere bakılabilir. Zaman Boyutunda Araştırma Tipleri Araştırmaların bazıları. Bilgi Toplama Tekniklerine Göre Araştırmalar Araştırmalar sürekli bilgiler toplanarak ve analiz edilerek yapıldığından böyle bir sınıflama da yapılmış bulunmaktadır. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 95 Ancak çoğu zaman kaynak sağlanmadan da. çevre gibi toplumda değişme yaratmaya yönelik araştırmalardır. • Etki Değerlendirmesi (Impact Assessment): Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporları bu türe girer. kav- . Boylamasına (Longitudinal) Araştırmalar Panel veya takip araştırmaları da denir. ayrımcılık ve suçluluk gibi sosyal koşulların. kendine saygıda değişmelerin araştırıldığı değerlendirme çalışmalarıdır. Son yıllarda Sosyal Etki Değerlendirmesi (SED) Raporları da artık giderek yaygınlaşmaktadır. daha dar ölçekte sosyal sorunlara çözüm önerileri geliştirmek amacıyla yapılırlar. Bilgi toplama tekniklerine göre araştırmalar en genel anlamda ikiye ayrılırlar: Nicel (Quantitative) Araştırmalar Deney (experiment). stres. karşılaştırma yapmak için zaman boyutunu kullanır. mevcut istatistikler nicel araştırma teknikleridir. Olaylar ve etkileri belirli dönemler aylar veya yıllar boyunca izlenir. Nicel araştırmalarda eğer amaçlar hipotezler halinde yazılmış ise. Eğitim ve sosyal hizmetlerin. korku. içerik analizi (content analysis). iş kaybı. Burada da üç tip araştırmadan söz edilebilir: Kesitsel (Cross sectional) Araştırmalar Dört yıl beklemek yerine halen ilk ve son sınıfta okuyan öğrencilerin karşılaştırması gibi.

Nitel (Qualitative) Araştırmalar Göstergebilim (semiotics). bilgi toplamada bazı nesnel ölçekler geliştirilerek kullanılması. Araştırmacının bilgilerin içine dalarak ona nüfuz etmesi. değişkenlere (variable) dönüştürülmesi. belge ve dergiler incelenir. gelir vb. odak grup çalışmaları böyledir. grafikler kullanılması yüzünden bu tür araştırmalar “teknokratik” olarak değerlendirilir. Bu nedenle “Yorumlayıcı” (interpretive) sosyoloji olarak da adlandırılırlar. alan araştırması (field research) ve etnometodoloji (ethnomethodology) en önemli nitel araştırma teknikleridir. En fazla psikolojik temelli sosyal araştırmalarda kullanılır. Yapıldıkları Yerlere Göre Araştırmalar Araştırmalar yapıldıkları yere göre üçe ayrılırlar: • Kitaplık /Kütüphane Araştırması: Kitap. . Yanıtladıkları Sorulara Göre Araştırmalar Genel olarak araştırma sorulara yanıt arama süreci olduğundan. kuramın tümdengelimsel ve nedensel (causal) olması araştırma süreçlerinin tümüyle standartlaştırılarak tekrar edilebilir hale getirilmiş olması. odak grup çalışmaları (focus group studies). Aktif veya Pasif Olarak Yapıldıklarına Göre Araştırmalar • Birinci Elden Veri Toplanan Araştırmalar (Reactive Research): Tüm yüz yüze yapılan görüşmeler. öznel anlamı yakalaması ve keşfetmesi. açıklama amacına yönelik olarak yapılırlar. bilginin ampirik ve deneysel olmadığı ya da aşkın/transandantal olduğu savunulur. şekiller. • Laboratuvar Araştırması: Sosyal bilimlerde çok az yapılabilir. bilgilerin sayılar yerine kelimeler kullanılarak betimlenmesi.96 Ünite 6 ramların yaş. • Ne idi? Tarihsel karşılaştırmalı araştırmalardır. • Alan /Saha Araştırması: Sosyal bilimlerin laboratuvarı alandır. derin yorumsama (hermeneutics). nedensel/kozal olan veya olmayanın birlikte kabulü. eğitim. sorulan sorulara göre de sınıflanabilirler: • Nedir? Betimsel araştırmalar bu türdendir. • Nasıl? Deneysel araştırmalar. verilerin analizinde istatistikler. tümevarımsal çıkarsama. araştırma süreçlerinin aşırı özgül oluşu ve buna bağlı olarak tekrarlanamazlığı. bilgilerin bu ölçeklerle sayısal olarak toplanması. Aslında “Pozitivist” epistemolojiye uygun olarak yapıldıklarını bilmek gerekir.

Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 97 • İkinci Elden Veriye Dayanan Araştırmalar (Non-reactive Research): Önceden yapılmış başka araştırmaların analizi olarak “meta-analiz”. resim ve belge gibi “dokümanlar” veya geriye kalan “artıklar ya da izlere” bakılarak yapılan araştırmalar. tüketilen içeceklerin çöpe atılmış şişeleri veya tamire bırakılan arabalardaki radyo programlarına bakılarak tüketici analizleri yapılmasıdır. Örneğin yer taşları gibi eşyaların aşınması. Ayrıca tabloda gösterilmeyen birçok araştırma tekniği daha bulunmaktadır. Araştırmalarda Temel Bilgi Toplama Teknikleri (Galtung. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. “mevcut istatistikler”. Bu tekniğin formel. anket ve mülakatlar ise sosyal psikologlar tarafından geliştirilmiş olsalar da. Araştırma Teknikleri Sosyal araştırmalarda çok sayıda bilgi toplama tekniğinden yararlanılır. İnformel Düzen Katılarak Gözlem (Yalınç ve Denetimsiz) Karşılıklı Konuşma (kaynak kişilerle görüşme) Mektuplar Biyografiler Makaleler Formel Fakat Yapılaşmamış (Unstructured) Sistematik Gözlem (Denetimli Gözlem) Formel Fakat Yapılaşmış (Structured) Deneysel Teknikler (Experimental) Yanıtlar Sözel olmayan Mülakat Tekniği Mülakat Tekniği (sorular kapalı uçlu. (sorular açık uçlu. Bu tekniklerin katılarak gözlem gibi bazıları antropologlar tarafından. fakat yapılaşmamış olarak değerlendirilmesi mümkündür. seçenekler seçenekler belirlenmiş: belirlenmemiş: Görüşme Cetveli Görüşme Kılavuzu ile) ile) Soru Cetveli (Sorular açık uçlu) (Questionnaire) Soru Cetveli (Sorular kapalı uçlu) Grup Tipi ve Posta ile Anket Tekniği Sözel Yazılı ve sözlü Tablo 6. Örneğin grup mülakatına benzer olarak düzenlenen odak grup çalışmaları gibi. “içerik analizi”. bunlar sosyolojide de yaygın olarak kullanılırlar. 1969) .

Örneğin önce açık uçlu sorularla mülakat yaparak pilot çalışmasını tamamlar ve daha sonra kapalı uçlu sorularını oluşturarak grup tipi anket ile bilgi toplar. yüz yüze görüşme veya posta ile gönderilmesinde araştırma probleminin niteliği. görüşülenlerin eğitim düzeyi. . ancak tutarlılık içinde uygulanmasına “sacayağı” denilir. Mülakatlar yüz yüze yapılan görüşmelerdir. Araştırmacılar. katılımcıların kendi başlarına sorulara yanıt verdiği durumlardır. temel olarak seçtikleri yaklaşımlarla epistemolojik ve ontolojik olarak tutarlı olacak şekilde araştırma tekniklerini seçerek bilgi toplarken.98 Ünite 6 Çoğu zaman anket ve mülakat kavramları birbiri yerine hatalı olarak kullanılmaktadır. Sorular mülakatçı tarafından sorulur. Soruların açık uçlu ve kapalı uçlu (seçenekli) olmasında. Posta veya grup tipi olabilir. Anket ise. ulaşılabilirlik gibi daha pek çok faktör rol oynar. Bu türlü birden fazla tekniğin birlikte. birden fazla araştırma tekniğini araştırmalarının değişik aşamalarında kullanabilir.

Araştırma tiplerini çok çeşitli ölçütlere göre sınıflamak. Pozitivist ve Yorumlayıcı yaklaşımların. zaman boyutuna. sosyal ve beşeri bilimlerin kendine özgü özelliklerini ön planda tutar. Sosyal araştırmalarda. Bu nedenle öncelikle Pozitivizm. “sağduyunun rolü”. Yorumlayıcılık. bilgi toplama tekniklerine. “insanoğlunun doğası”. İnsan ve topluma yönelik araştırmalarda yasa bağımlı “açıklamalar” yerine. Yöntembilimsel Yaklaşımlar. yapıldıkları yerlere. “iyi bir kanıtın ne olduğu” ve araştırmalarda “değerlerin yeri” olarak sekiz temel başlık altında özelliklerine de kısaca değinilmiştir. çok sayıda bilgi toplama tekniğinden yararlanılır. yanıt verdikleri sorulara ve aktif veya pasif katılıma göre sınıflamak mümkündür. örneğin araştırmanın amacına. Bu duruma yol açan yatan temel sebeplerden biri metodolojik yaklaşımlar arasındaki farklardır. “toplumsal gerçekliğin doğası”. toplumsal eylemi “anlamak”. Yorumlayıcı ve Eleştirel Metodolojik Yaklaşımlar hakkında kısa bilgi verilmiştir. Bu tekniklerin katılarak gözlem gibi bazıları antropologlar tarafından. Pozitivizm. karşılaştırılan sekiz alanda da birbirinden çok farklı kutuplarda konumlandıkları açıktır. kullanım alanına. “kuramın ne olduğu” ve “doğru olan bir açıklama”. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri 99 Özet Genel olarak sosyal bilimlerde özel olarak sosyolojide kullanılan çok sayıda araştırma tipi ve tekniğinden söz etmek mümkündür. anket ve mülakatlar ise sosyal psikologlar tarafından geliştirilmiş olsalar da. . Ayrıca grup mülakatına benzer olarak düzenlenen odak grup çalışmaları da bulunmaktadır ve bu tekniğin formel fakat yapılaşmamış olarak değerlendirilmesi mümkündür. bunlar sosyolojide de yaygın olarak kullanılırlar. daha çok doğa bilimlerine öykünerek indirgemeci bir yaklaşım sergilerken. Aslında son yıllarda metodolojik yaklaşımlara Feminizm ve Postmodernizm de eklendiğinden onların da “araştırma nedeni”. betimlemek ve “yorumlamak” esastır.

Toplumu korumak b. Hepsi e.100 Ünite 6 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1 Pozitivizm temelde aşağıdaki özelliklerden hangisiyle bağdaşır? a. Feminist ve Post modernist yaklaşımlar sosyolojiyi nasıl görürler? a. Muhafazakâr d. Yorumlayıcı Yaklaşım aşağıdaki özelliklerden hangisiyle bağdaşmaz? a. Yoplumu değiştirmek c. Araştırmalar hangi ölçütler kullanılarak tiplere ayrılırlar? a. Eleştirel Yaklaşımın temel amacı nedir? a. Açıklama c. Anlama b. Kullanım alanı c. Betimleme d. Hepsi e. Zaman boyutu d. Hiçbiri 3. Hiçbiri 5. Hiçbiri 4. Hepsi . Bilgi toplama teknikleri e. Yorum yapma e. Değişimci c. İlerici e. Emik yaklaşma c. Amaçlar b. Hiçbiri 2. Toplumu yıkmak d. Yenilikçi b. İçe bakışlı anlama b. Dışsal faktörleri araştırmak d.

7 Araştırma Süreci 8. 6.1. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri SOSYOLOJİ 3. Sivil Toplum Küreselleşme 10. 4. Türkiye’de Sosyoloji . 5. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 9. 2.

• Araştırmanın Öneminin nasıl belirlendiği incelenecektir. • Araştırmanın Sınırlılıklarının nasıl ortaya konduğu gösterilecektir.102 Ünite 7 Ünitede Ele Al›nan Konular Sosyal araştırmaların adımları • Araştırma Problemi • Araştırma Amaçları • Araştırmanın Önemi • Araştırmanın Sınırlılıkları • Araştırmanın Yaklaşım ve Sayıltıları • Araştırmanın Yöntemi • Araştırmanın Süre ve Maliyeti • Araştırmanın Kaynakçası Ünite Hakk›nda • Araştırmanın adımlarının neler olduğu gösterilecektir. • Araştırmanın Yaklaşım ve Sayıltılarının önemi gösterilecektir. • Araştırma Probleminin nasıl tanımlandığı gösterilecektir. • Araştırmanın Süre ve Maliyetinin nasıl hesaplandığı incelenecektir. • Araştırmanın Kaynakçasının nasıl yazıldığı gösterilecektir. . • Araştırma Amaçlarının nasıl belirlendiği incelenecektir. • Araştırmanın Yöntemi hakkında nasıl bilgi verildiği incelenecektir.

• Araştırmanın Kaynakçasının nasıl yazıldığını öğreneceksiniz. • Belirlediğiniz problemi temel alan bir araştırmanın • Yapacağınız araştırmanın dayanacağı kuramsal yaklaşımı belirledikten sonra sayıltılarınızı yazmaya çalışınız. • Araştırmanızın maliyet ve süresi hakkında öngörülerde bulununuz. • Seçtiğiniz kuramsal yaklaşımla uyumlu araştırma tekniklerinin neler olabileceğini tasarlayınız.. . Araştırma Süreci 103 Ö¤renme Hedefleri • Araştırmanın adımlarının neler olduğunu öğreneceksiniz. • Kaynakçanızı APA sistemine göre yazmaya çalışınız. • Araştırmanın Yöntemi hakkında nasıl bilgi verildiğini öğreneceksiniz. • Araştırmanın Yaklaşım ve Sayıltılarının önemini öğreneceksiniz. sınırlılıklarını yazmaya çalışınız. Üniteyi Çal›ş›rken • Bir araştırma problemi belirledikten sonra. önemini. • Araştırmanın Sınırlılıklarının nasıl ortaya konduğunu öğreneceksiniz. amacını. • Araştırma Probleminin nasıl tanımladığını öğreneceksiniz. • Araştırmanın Süre ve Maliyetinin nasıl hesaplandığını öğreneceksiniz. • Araştırma Amaçlarının nasıl belirlendiğini öğreneceksiniz. onu zihinsel ve mekanik faaliyetlerde bulunarak tanımlamaya çalışınız. • Araştırmanın Öneminin nasıl belirlendiğini öğreneceksiniz..

Araştırmanın Adımları Bir araştırmanın yapılabilmesi için problemin tanımlanması da yeterli değildir. haritalar gibi malzemelerin de raporun ekinde verildiği belirtilmelidir. Ayrıca “Bulgular ve Tartışma” ile “Sonuç ve Öneriler” olarak iki ayrı bölümün daha hazırlanarak rapor edilmesi gerekir. Daha sonraki aşamaların da titizlikle yerine getirilmesi gerekir. Çünkü bazı sosyologlar böyle bir görevi üstlenmek istemezler ya da sosyolojiye yüklemezler.104 Ünite 7 Araştırma Süreci En basit tanımıyla araştırma. Ancak yine de araştırma sürecinin aşamalarını bilmek gerekir. araştırma önerisinde yer alan söz konusu altbölümler. Einstein’in de belirttiği gibi soru ve sorun (problem) yoksa araştırma da yoktur. . Ayrıca metin içinde okumayı güçleştirecek detaylar. anket/mülakat formları. A. soru ve sorunlara yanıt arama sürecidir. Bazı araştırmalarda. Bunun bir yaklaşım meselesi olduğunun belirtilmesinde yarar vardır. Burada önemli olan araştırma sürecindeki her aşamada geriye dönülerek değişikler yapma olanağının bulunmasıdır. Bir araştırma önerisi hazırlarken aşağıdaki alt bölümler özenle hazırlanmalıdır. • Problem • Amaçlar • Önem • Sınırlılıklar • Yaklaşım ve sayıltılar • Yöntem • Süre ve maliyet • Kaynakça Genel olarak. öneriler ayrı olarak da verilebildiği gibi öneri yazılmayan araştırmalara da rastlanabilir. Araştırma doğrusal (linear) adımlarla gerçekleşmez. Bunun yerine gelgitlerden oluşan bir süreç olarak ilerler. araştırma titizlikle tamamlandıktan sonra raporun “Giriş” adı verilen birinci bölümünde yer alır.

ekonomik ve sosyal gelişmişlik düzeyi ile ve hatta tıp eğitimiyle bile ilişkisi olduğunu ortaya koymak gerekir. Ancak bu da yeterli değildir. Problemin tanımlanması çok kolay bir iş değildir. sağlık hizmetlerinin kalitesinin düşüklüğü veya sağlıkta eşitsizlikler birer problemdir. Bir sosyal araştırmacıyı rahatsız eden olayların çoğu. sağlığa ayrılan payın düşük olmasının ekonominin ve hekimlerin tutumlarının da eğitimin öncelikli çalışma alanı olduğunu düşünerek. Örneğin deprem. Zihinsel faaliyetler: Problemi önce “bütünleştirmek”. Bu amaçla hem mekanik hem de zihinsel bazı işlemlerde bulunmak gerekir. Üçüncü bir aşamada problemi taşıyanları da içeren biçimde tanımlamak gerekir. Aynı şekilde sağlık bir konu iken. siyasette kadınların düşük oranda temsil edilmesi bir problemdir. Örneğin burada kadınların veya yaşlıların sağlık hizmetlerinden daha düşük yararlanması yönünde bir problem tanımına ulaşmak mümkündür. Birinin diğerine önceliği yoktur. Mekanik faaliyetler: Literatürü taramak. konunun uzmanlarına danışmak. psikolojik veya fiziksel olarak rahatsız eden her durum problem olabilir. Örneğin sağlıkta eğitsizlikler probleminin o ülkede uygulanan sağlık politikalarıyla. çığ. Ancak sağlık politikalarının siyasetin. Sosyal problemleri çalışmanın güçlükleri arasında şunlar sayılabilir (Soraka ve Bryjack. Örneğin siyaset bir konu iken. sahaya gitmek ve sağlık sosyolojisi çalışan uzmanlarla görüşmek yerinde olacaktır. 1995): 1. sel gibi birçok olayda kitlesel can . heyelan. 2. Ancak konu ile problemi birbiriyle karıştırmamak gerekir. sonuçları itibariyle sosyal olmasına rağmen kendileri sosyal olmayabilir. bir yandan da bu alanda yapılmış yerli ve yabancı kaynakları okumak. alana gitmek ve sorunu yaşayanlarla görüşmek. Ancak bu işlemlerin eşzamanlı olarak yürütülmesi gerekir. Kişiyi zihinsel. Ancak bu zihinsel işlemleri yaparken. Bu nedenle. Araştırma Süreci 105 Araştırma Problemi İlk aşamada araştırma sorunu/problemi kavramını bilmek gerekir. Sosyal problemler yaşamda tek başına ortaya çıkmazlar. sosyolojik açıdan araştırma problemini “sağlıkta sosyal eşitsizlikler”ile sınırlamak mümkündür. sonra “sınırlamak” ve en nihayet “tanımlamak” tır. önce bizi rahatsız eden problemi diğer problemlerle bütünleştirmek gerekir. 1.

sosyoekonomik eşitsizlikler. 2. Giddens’ın insan ürünü afetler (human-made disasters) kavramına başvurarak. Bu nedenle kestirimler sadece olasılık düzeyinde kalmakta ve ciddiye alınmamaktadır. sosyologların sorunları araştırmaları ve çözüm yolları önermelerinin politik destek olmadan fazla bir şey ifade etmemesidir.106 Ünite 7 kayıpları olmasına rağmen bu olayların kendileri doğal olaylardır. 2. Nelerin hangi düzeylerde ele alınacağını bilmek açısından bazı sınıflamaları gözden geçirmekte yarar vardır (Soraka ve Bryjack. Olaylar ortaya çıktıktan sonra sonuçları itibariyle ve ikinci elden verilerle incelenebilmektedir. fay veya heyelan hattını yerleşime açan yerel yönetimler veya burada denetimsiz konutlarda oturmak zorunda kalan insanlara yönelik sosyal problemler belirleyerek araştırmak ve toplumu risklerden haberdar ederek hazırlamak mümkündür. uzun vadede sonuç alınacak hiçbir yatırıma kolaylıkla girişmedikleri bilinen bir gerçektir. Bu nedenle A. İnsanlar hastalandıktan veya öldükten sonra geride kalanlarla araştırma yapılabilmektedir. 4. ancak önemli/güçlü bir kişi veya yakınının kaybından sonra mümkün olabilir. Toplum düzeyinde sorunlar: Bunlar toplumdan topluma değişen sorunlardır. sadece nesnel değil bazı öznel ölçütlere bağlı olarak artabilir. Aynı şekilde çevresel sorunlara ilgi de. Ancak belirli bir yere üst geçidin yapılması. Politikacıların ise. Örneğin trafik. Diğer önemli bir faktör ise. Olayların sosyal problem olarak kabul edilmesinde hem nesnel hem de öznel koşullar birlikte rol oynarlar. Sosyal problemler çoğu zaman olaylar ortaya çıktıktan sonra araştırılmaktadır. 1995): 1. Kentleşme. Bunun temel nedenlerinden biri etik kaygılarla insanları doğrudan etkileyecek deneysel araştırmaların önceden yapılmamasıdır. 3. Aile ve bireysel düzeyde sorunlar: ailenin çözülmesi. Sosyolojinin ilgilendiği tüm problemler aynı düzeyde değildir. her yıl binlerce kişinin hayatının kaybetmesine yol açarak artık bireysel bir sorun olmaktan çıkmıştır. . yeni vergiler demek olacağından politikacıları sosyal problemleri araştırmak için ikna etmek güçtür. Ayrıca kaynak yaratma. cinsellik. 3. suç örnek olarak verilebilir. Küresel sorunlar: Dünya çapında bölge ve ülke sorunlarını aşan sorunlardır. nüfus hareketleri ve göçler. hastalık ve sağlık bakımı gibi. Savaş ve çatışma. bağımlılık. çevresel tahribat bunların başında gelir.

Güncel bir sorun mu? Çoğu kez bazı problemler bazı kesimler için artık önemini kaybetmiş olabilir. 5. Önemli/anlamlı (significant) bir sorun mu? Sonuç olarak araştırmanın bir maliyeti vardır ve harcanan emek. 2. hep IMF gibi küresel aktörlerin dayatmasıyla ortaya çıktığından bireysel olmaktan çok toplumsal ve küresel boyutlar kazanmıştır. gerçekleştirilmesi ve dolayısıyla bilime katkı sağlaması da bazı koşullara bağlıdır: 1. hem küresel hem de sosyoekonomik eşitsizliklerden çok etkilenen bir sorundur. Nitekim Türkiye’de sağlık hizmetlerinde yapısal değişikliklere gidilmesi. Metre olmadan uzunluk ölçülemeyeceği gibi. Araştırılabilir mi? Sorunun mevcut bilimsel araştırma teknikleriyle araştırılabilir şekilde ortaya konması beklenir. Bu durumda nasıl bir yol izlenebileceğinin önceden düşünülmesi gerekir. 6. Örneğin demokrasi veya yabancılaşma için ölçme araçları varsa nesnel bir inceleme yapılabilir. Araştırma Süreci 107 Aslında burada gözden kaçırılmaması gereken önemli nokta sorunların her düzeyde önemli olabileceği ve araştırılabileceğidir. araştırma sırasında çıkan engeller yüzünden araştırılamaz. Araştırmacı riskleri karşılamada alternatif bir plana (B Planı gibi) sahip mi? Öyle problemler vardır ki. Bir sosyal araştırmada amaçlar iki şekilde yazılabilir: . sosyal bilimlerin özellikle pozitivist kanadında bu koşul önem kazanır. Araştırma Amaçları Problem tanımlandıktan sonra. Çünkü sağlık ve hastalık bireysel bir sorun gibi görünse de. Araştırma probleminin araştırmaya değer bulunması. 4. sağlık personeline performansa dayalı ödemeler yapılması. Özgün/orijinal bir sorun mu? Daha önce defalarca araştırılmış problemler de araştırılabilir ancak belirli bir süre geçmesi veya mekân farklılaşması ile karşılaştırma olanağı sağlanması beklenir. araştırma önerisinin en önemli ikinci aşaması amaçların yazılmasıdır. Maliyet/bütçe ve zaman hesaplaması uygun mu? Bu konularda gerçekçi hesaplamalar yapmak gerekir. Örneğin doğal veya terör gibi insan ürünü afetler yüzünden sahaya gidilemeyebilir. zaman ve paranın karşılığının alınması beklenir. 3. hasta katkı payının arttırılması.

daha önce başkaları tarafından toplanılan bilgi ve belgeden de yararlanıldığı için bu tür sınırlamalara gitmek pek mümkün görünmemektedir. geniş çaplı alan araştırmalarında bütüncül bir bakış açısıyla çok yönlü bilgi toplamak için çok sayıda araştırma amacı yazmak. ısınmanın neden. .108 Ünite 7 1. Hipotezler halinde amaç yazmak: Bu daha çok doğa bilimlerine öykünmeci biçimde amaç yazmak yoludur. “ısınan metalin genişlemesi” örneğinde olduğu gibi. özellikle de sosyolojide hem ikinci elden verilere dayanılarak araştırma yapılması hem de olayların karmaşıklığı yüzünden tek probleme veya amaca yönelik bir araştırma planlamak ve yürütmek pek gerçekçi görünmemektedir. Hipotez aslında “bağımlı” (sonuç) ve “bağımsız” (neden/etken) değişkenler arasında ilişki kuran bir önermedir. Oysa sosyal bilimlerin çoğunda. Ancak sosyal olaylar çoğu zaman tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmadıkları için çok sayıda hipotez yazmak gerekir. Ancak boşanma üzerinde ekonomik nedenlerden eşlerin yaşına ve hatta çocuk sahibi olup olmadıklarına kadar pek çok bağımsız değişken etkili olabilir. genleşmenin sonuç olduğu gibi bir vargıya ulaşılamadığı için. Amaçları sorular halinde yazmak: Araştırma amaçlarının hipotezler halinde yazılmasının uygun olmadığı görüşüne alternatif olarak önerilen çözüm amaçları sorular halinde yazmaktır. Bu daha çok laboratuvar koşullarında deney yaparken tek bir soruna yönelmek ve daha sonra bundan tek bir yayın yapmak geleneğinin bir parçasıdır. hem kapsam/içerik hem de maliyet açısından daha uygundur. Oysa sosyal bilimlerin çoğunda. Örneğin aynı şekilde boşanma problemini araştırırken. Doğa bilimlerine öykünerek yazılmakla birlikte. Ancak bazı eğitimci ve psikologların tek bir araştırma sorusu sorarak araştırma yaptıkları belirtilmelidir. Kuşkusuz her araştırmada birden fazla soruya yanıt aranabilir. Kaldı ki. Boşanmanın tek bir nedeni olmadığı için teke tek bir neden sonuç ilişkisi zaten kurulamaz. “Boşanmalarda artışa yol açan faktörler nelerdir?” veya “Boşanmaların artmasında rol oynayan etmenler nelerdir?” ya da “Boşanma en çok kimler arasında görülmektedir?” şeklinde sorulara yanıt aramak araştırmanın amacı olabilir. hipotez formüle ederek sosyal bilimlerde araştırma amacı yazmanın pek de uygun olmayacağı söylenebilir. Örneğin boşanmaların artışını problem edinen bir araştırmada boşanma bağımlı değişkendir. 2. Burada aslında istatistiksel olarak “farksızlık” ya da “boş/sıfır hipotezi” (null hypothesis) kurulmakta ve daha çok iki değişken arasında bir ilişkinin var olup olmadığı sorgulanmaktadır.

örneğin nitel tekniklerden odak grup çalışmasının kullanılması veya birden fazla araştırma tekniğinin bir arada kullanılması da araştırmanın önemini arttırabilir. örneğin aile araştırmasına aile içi şiddetin eklenmiş olması araştırmaya değer katabilir. Daha önce böyle bir problem üzerinde odaklaşan araştırmanın yapılmamış olması onun önemini arttırır. Sadece bunu sayıltı olarak . Araştırmanın Sınırlılıkları Bu alt bölümde araştırmada yapılmayanlar kadar araştırma sırasında karşılaşılan güçlükler ve bunların nasıl yenildiği anlatılır. Araştırma Süreci 109 Araştırmanın Önemi Yapılacak araştırmanın neye hizmet edeceği. ona temel olan önermelerin de tekrar alanda araştırılmasına gerek olmadan kabulü olan sayıltılar (assumptions) hakkında da kaynak göstererek bilgi vermek gerekir. nerede kullanılacağını anlatır. artık çatışma var mı yok mu diye araştırmaz. Örneğin bir aile araştırmasında aile üyelerinin sağlık problemlerinin tıbbi yönüyle ilgilenilmediği veya psikolojik analizlerinin yapılmadığını belirtmek uygun olabilir. Ayrıca B planı uyarınca yapılan her türlü düzenlemenin bu altbölümde ayrıntılarıyla anlatılması araştırmanın geçerlik ve güvenirliğine katkıda bulunur. bunların da açıklandığı yer burasıdır. Bu tür açıklamalar neyin neden yapılmadığının da yanıtı niteliğindedir. farklılaşan sosyolojik kuramsal ve metodolojik yaklaşımların hangisinden hareket edilerek araştırmanın yürütüleceği veya yürütüldüğü hakkında bilgi vermek gerekir. Bazen de önceki araştırmalarda sorgulanmayan bir boyutun eklenmesi. Örneğin çatışmacı yaklaşımdan hareket eden bir araştırma. Araştırmanın kuram ve uygulama bütünlüğü açsından en önemli bölümüdür. Yaklaşım ve Sayıltılar İnsan ve toplum hakkındaki kabullere göre. diğer bir ifade ile katkısının ne olacağı bu alt bölümde yazılır. Araştırmanın bu alt bölümü araştırmanın gerekçesi gibi düşünülebilir. Daha önce uygulanmayan araştırma tekniklerinin. Seçilecek araştırma tekniklerinin iç tutarlılığının denetlenmesi açısından bu bölüm önemlidir. Ayrıca kabul edilen kuramsal yaklaşımın belirtilmesi kadar. Süre açısından sarkmalar varsa. önem bölümü toplanan bilgilerin neye hizmet edeceğini. Sözgelimi araştırma sırasında ulaşılamayan kişiler yerine kimlerin seçildiği veya hangi soruların işlenmediğini belirtmek gerekir. Çünkü araştırma amaçları nelerin inceleneceğini gösterirken.

. Örneğin betimsel bir araştırma ise burada kullanılan anket ve mülakatların nasıl geliştirildiği. çatışma sürecini veya çatışmaya yol açan faktörleri ortaya çıkarmaktır. Öte yandan Sembolik Etkileşimci bir yaklaşım daha çok mikro öznel süreçlerle ilgilendiği için nitel araştırma tip ve tekniklerini tercih edecektir. çatışma türlerini. Bu gibi durumlarda araştırma genelde tek bir kişi tarafından yürütüleceğinden. Çünkü Çatışmacı Yaklaşım çatışmayı önceden kabul eder. ulusal. Örneğin araştırma bir tez olacaksa belirli bir eğitim dönemi içinde tamamlanmak zorundadır. Ancak bu durumda da kaynak sağlayıcılara belirli süre taahhüdünde bulunmak gerekir. seçilen araştırma tekniklerinin neler olduğu ve sahada nasıl uygulandığı anlatılır. formların kaç sorudan oluştuğu ve nasıl uygulandığı ayrıntılı olarak anlatılır. Buna karşılık. Araştırmanın yaklaşım ve sayıltılar bölümüyle tutarlı olarak seçilen ve uygulanan araştırma tipi hakkında öncelikle bilgi vermek gerekir.110 Ünite 7 kabul ettiğini kaynak vererek belirtir. Yöntem Araştırmalarda başta evren ve örneklem olmak üzere kullanılan tüm araştırma teknikleri hakkında yeterli bilgi bu alt. nasıl kaydedildiği ve toplanan verilerin nasıl çözümlendiği hakkında ayrıntılı bilgi verilir. Üniversitelerin Bilimsel Araştırma Proje Fonları. toplantıların kaç saat sürdüğü. eğer araştırma mali açıdan destek bulunarak gerçekleşecekse o zaman daha geniş tutulabilir. Daha sonra toplanan verilerin hangi istatistiksel teknikler kullanılarak analiz edildiği hakkında da bilgi vermek gerekir. Eğer araştırma nitel bir araştırma ise.bölümde verilir. pilot çalışma yapılıp yapılmadığı. maliyet unsuru önemle gözetilerek daha dar çerçevede yürütülür. kimlerin moderatörlük yaptığı. yerel ve hatta uluslararası araştırma fonlarından destek alınarak yürütülecek araştırmalarda ilan edilen koşullara uygun süre ve maliyet hesapları yapılır. Söz gelimi odak grup çalışması yapıldıysa grupların nasıl oluşturulduğu. Süre ve Maliyet Araştırmalar çoğu zaman belirli bir zaman içinde yürütülür. geçerlik ve güvenirliği açısından bu bölümde verilen bilgiler büyük önem taşır ve okuyucu kadar araştırmacıya da yol gösterir. Araştırmada yapılacak olan ise. İşte tüm araştırmanın iç tutarlığı. Araştırmada kaç kişinin ne kadar süreyle ve ne kadar ücretle çalışacağı hesaplanarak bütçesi oluşturulur.

planlanan ve yürütülen araştırmanın yapacağı katkının gösterilmesi açısından da gereklidir. . Referans gösterme ve kaynakça yazmada çeşitli yollar bulunsa da önemli olan. Bu. Araştırma Süreci 111 Kaynakça Araştırmalar bilginin birikimli olarak ilerlediği ana düşüncesinden hareketle yürütüldüğünden önceki araştırma raporlarının. değinilen çalışmalara mutlaka kaynakçada da yer verilmelidir. Araştırmada toplanılan bilgilerle önceki araştırmaların bulgularının karşılaştırılması hayati önem taşır. Çünkü araştırma raporu yazılırken sadece eldeki araştırma bulgularını betimlemek yetmez. Sosyal bilimler ve sosyolojide son yıllarda APA denilen ve Amerikan Psikoloji Derneği tarafından geliştirilen sistem daha pratik bulunarak yaygın şekilde kullanılmaktadır. Bu nedenle araştırmalarda kaynakça çok önemli bir gösterge olarak özenle hazırlanmalı. araştırma önerisi ve raporunda başından sonuna kadar tek bir sistemi tutarlı olarak izlemektir. Toplanan bulguların değerlendirilmesi için öncekilerle tartışılması gerekir. konuyla ilgili ulusal ve uluslararası bilimsel dergilerde yayınlanmış makalelerin taranması gerekir.

Aynı şekilde “sağlık” bir konu iken. Problem tanımlandıktan sonra araştırma önerisinin en önemli ikinci aşaması amaçların yazılmasıdır. Araştırmanın sınırlılıkları bölümünde araştırmada yapılmayanlar kadar. İlk aşamada araştırma sorunu/problemi kavramını bilmek zorunludur. alana gitmek ve sorunu yaşayanlarla görüşmek. önem. araştırma sırasında karşılaşılan güçlükler ve bunların nasıl yenildiği anlatılır. amaçlar. problemi önce “bütünleştirmek” sonra “sınırlamak” ve en nihayet “tanımlamak” gerekir. Araştırmalar bilginin birikimli olarak ilerlediği ana düşüncesinden hareketle yürütüldüğünden önceki araştırma raporlarının. yöntem. kaynakça hakkında bilgiler verilir. Araştırmanın yaklaşım ve sayıltılar bölümüyle tutarlı olarak seçilen ve uygulanan araştırma tipi hakkında öncelikle bilgi vermek gerekir. Ancak konu ile problemi birbiriyle karıştırmamak gerekir. “siyasette kadınların düşük oranda temsil edilmesi” bir problemdir. konunun uzmanlarına danışmak. Kişiyi zihinsel. araştırmalarda başta evren ve örneklem olmak üzere kullanılan tüm araştırma teknikleri hakkındaki bilgileri içerir. . Bir sosyal araştırmada amaçlar sorular veya hipotezler olarak iki şekilde yazılabilir. Problem tanımlanırken bir yandan mekanik faaliyetlerde bulunmak örneğin literatürü taramak. sınırlılıklar. Araştırmanın kuram ve uygulama bütünlüğü açısından en önemli bölümüdür.112 Ünite 7 Özet Bir araştırmanın yapılabilmesi için başta problemin tanımlanması olmak üzere çeşitli aşamaların yerine getirilmesi gerekir. psikolojik veya fiziksel olarak rahatsız eden her durum problem olabilir. konuyla ilgili ulusal ve uluslararası bilimsel dergilerde yayınlanmış makalelerin taranması ve kaynakçada gösterilmesi gerekir. Örneğin “siyaset” bir konu iken. yaklaşım ve sayıltılar. süre ve maliyet. “sağlık hizmetlerinin kalitesinin düşüklüğü” veya “sağlıkta eşitsizlikler” birer problemdir. Yaklaşım ve sayıltılar alt bölümünde. öte yandan da zihinsel faaliyetlerde örneğin. Yapılacak araştırmanın neye hizmet edeceği diğer bir ifade ile katkısının ne olacağı önem alt bölümünde yazılır. Bir araştırma önerisinde sırasıyla problem. insan ve toplum hakkındaki kabullere göre farklılaşan sosyolojik kuramsal ve metodolojik yaklaşımların hangisinden hareket edilerek araştırmanın yürütüleceği veya yürütüldüğü hakkında bilgi vermek gerekir. Yöntem alt bölümü ise.

Araştırma Tekniği c. Kodlamalar halinde d. Hipotezler halinde b. Araştırma amaçları nasıl yazılabilir? a. Amaçlar e. Hepsi 4. a ve b e. Zihinsel faaliyetler b. Araştırma Süreci 113 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Yararlanılan tüm kitapları göstermek b. Bir bilimsel raporda kaynakça yazarken en önemli nokta nedir? a. Araştırma tipi b. a ve b e. Problem 2. Örneklem d. Bulgular ve tartışma b. Bir araştırmanın yöntem bölümünde hangi bilgiler yer almaz? a. Süre ve maliyet d. Hepsi e. Ritmik faaliyetler d. Aşağıdakilerden hangisi bir araştırma önerisinde yer almaz? a. Tek bir referans sistemine sadık kalmak c. Mekanik faaliyetler c. Tartışma 5. Hiçbiri . Bir araştırma problemi tanımlanırken hangi faaliyetlerde bulunulur? a. Kaynakça c. Sorular halinde c. Ulusal kaynaklar kadar uluslararası kaynakları kullanmak d. Evren e. Hiçbiri 3.

114 Ünite 7 .

Küreselleşme 10. 8 Sivil Toplum 9. 5. Türkiye’de Sosyoloji . 4. 7. 6.1. 2. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci SOSYOLOJİ 3. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar.

• Sivil toplum kuruluşlarının özellikleri ve tipleri incelenecektir. • Sivil toplum kavramına açıklık kazandırılacaktır. • Sivil toplumun yeniden inşası konusundaki görüşler incelenecektir.116 Ünite 8 Ünitede Ele Al›nan Konular • Tarihsel Gelişim • Devlet ve Sivil Toplum İlişkisi • İslam ve Sivil Toplum • Kavramsal Açıklık • Sivil Toplum Kuruluşları • Sivil Toplumun Yeniden İnşası Ünite Hakk›nda • Sivil toplum kavramının tarihsel arka planı gösterilecektir. • İslam toplumlarında sivil toplumun ortaya çıkışı tartışılacaktır. . • Devlet ve sivil toplum arasındaki ilişki incelenecektir. • Sivil toplum kuruluşlarının işlevlerinin eleştirel değerlendirilmesi yapılacaktır.

• Sivil toplum kavramının özelliklerini öğreneceksiniz. • Sivil toplum kuruluşlarının özelliklerini ve sınıflamalarını öğreneceksiniz. ne olduğunu tartışınız. • Sivil toplumun hangi gerekçeyle asker olmayan anlamında • Sivil toplum kuruluşlarının Türkiye’de en önemli işlevinin • Çevrenizden bir sivil toplum kuruluşu seçerek sahip olduğu özellikleri literatür ile • Karşılaştırınız ve farklılıkların sebeplerini tartışınız. • Devlet ve sivil toplum arasındaki ilişkiyi öğreneceksiniz. • Batıda devlet ve sivil toplum arasındaki ilişkide ortaya • Neden İslam ülkelerinde sivil toplumun ortaya çıkamayacağının düşünüldüğünü araştırınız. çıkan farklı gelenekleri karşılaştırınız. • Sivil Toplumun yeniden inşası konusundaki görüşleri öğreneceksiniz. • Sivil toplum kuruluşlarının işlevlerinin öğreneceksiniz. kullanıldığını sorgulayınız. • İslam ülkelerinde sivil toplumun ortaya çıkışını öğreneceksiniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Sivil toplum kavramının Batı toplumlarında hangi koşullara bağlı olarak nasıl ortaya çıktığını araştırınız. • Yeni toplumsal hareketlerin temel özelliklerini araştırınız. . Sivil Toplum 117 Ö¤renme Hedefleri • Sivil toplum kavramının tarihsel geçmişini öğreneceksiniz.

Bundan kastedilen ise. Günümüzde devlet ve sivil toplum çatışan alanlar olarak kavramlaştırılmaktadır. kanun ve düzenin egemen olabilmesi için insanların özgür iradesiyle egemenliği devlete ve onun yönetici- . daha çok çıkar grubuna dönüşen. Daha doğrusu liberal görüş. Sosyolojiyi anlamak için sivil toplumun ne olduğunu ve nasıl ortaya çıktığını bilmek gerekir. Kısaca sivil toplum. Ayrıca bu faaliyetlerin çoğunlukla devlet ve birey arasında kalan alana yönelik olduğu kabul edilir. İlkçağda Aristo ile modern dönemde Kant ve ve Lock’un sivil toplum olarak tanımladıkları şey benzer biçimde sivil devlettir (etat civil). hem sivil toplum kesimleri hem de onların devlet içinde olan temsilcileri aracılığıyla yürütülür.yüzyılın sonuna kadar devlet ve siyasal toplumla eş anlamlı olarak ve tıpkı klasik Atina ve Roma dönemlerindeki anlamıyla kullanıldığı görülür. Herkesin üzerinde anlaştığı bir tanımını yapmak pek mümkün değilse de. Bundan sonra mücadele devlet olanaklarını kullanarak yürütülür.118 Ünite 8 Sivil Toplum Sosyolojik açıdan sivil toplum kavramı çok şey ifade eder. olgulara yüzeysel ve eksik bakmak anlamına gelir. despotik keyfi idarenin yerine kanun ve düzenin egemen olduğu bir yönetimi getirmektir. Kutuplaşmış bir devlet karşısında sivil toplum anlayışı her ikisi arasında bulunan diyalektik ilişkinin bulanıklaşmasına yol açar. devlet yapısı ve onu oluşturan siyasal kurum ve örgütlerin dışında kalan alan ve faaliyetleri ifade etmede yaygın olarak kullanılır. toprak sahibi olanlar ve olmayanlar. örneğin sermaye ve emek. esas çatışmalar devlet ve çeşitli kesimleri temsil eden sivil toplum örgütleri arasında değil. “devlet” veya “siyasal alan” dışında kalan “toplumsal” alan olarak görülür. çeşitli dinsel cemaatler veya laikler arasındadır. kadınlar ve erkekler. devlet ve sivil toplumu böyle bir konumlandırmadan yarar umar. Tarihsel Gelişim Sivil toplum kavramıyla ilgili literatür incelendiğinde. Çoğu kez eşitsiz güç ilişkileri mücadelesinde galip gelenler iktidara da talip olurlar ve devleti ele geçirirler. Oysa Sunar (1998)’ın da belirttiği gibi. Diğer bir ifade ile çatışmalar. Ünlü filozof Thomas Hobbes’un da ifade ettiği gibi. Kaldı ki tarihsel olarak da başlangıçta sivil toplum daha farklı şekilde kavramlaştırılmıştır. Ünlü Alman sosyologu Jurgen Habermas tarafından da “kamusal alan” olarak tanımlanır. 18. Bu yüzden devlet ve sivil toplum kutuplaşması. “sivil toplum” kuramsal olarak.

sivil toplum ve devlet üzerinde önemle durarak. devlet desteğini alarak muhalifleriyle mücadele etmişlerdir. Ancak gerçek yaşamda böyle olmayabilir. Birçok yazar. devlet ile aile arasında. Sözgelimi işverenler veya işçiler kendilerine yakın iktidarlarla ittifak kurmaktan çekinmemişlerdir. Diamond’a göre sivil toplum. John Keane (2004)’a göre bu kavramın Avrupa’da ortaya çıkışı ve gelişiminde dört dönemi birbirinden ayırmak mümkündür: 1. Hegel. kendi kendini sürdürebilen. yüzyılın ortalarından başlayarak sivil toplum ve devlet kavramları arasında farklılaşmalar ortaya çıkmış ve anayasal devletin otoriter olabileceği varsayılarak. ayrıca sivil topluma oldukça olumsuz bakarak devlet tarafından denetlenmesinden yana olmuştur. Hatta bir keresinde bir işverenler derneği (TÜSIAD). sivil toplumun devlet ve ailenin bir sentezi olduğunu savunmuştur. Sivil toplumun özgürlüğünün çatışma üreten bir sürece dönüşmesi kaygısı uyanmıştır. 3. Ancak 18. sivil toplumun kendini dengelemekten uzaklaşacağı ve denetime ihtiyacı olduğu fikrine ulaşılmıştır. daha sonra sivil toplum ve onun içindeki alt grupların kendilerini savunmalarının meşruiyeti konusu tartışmaya açılarak daha ileri bir aşamaya gelinmiştir. Sonuç olarak bu dönemde klasik anlamıyla devlet ve sivil toplum aynı şeydir. İşte 19. yüzyılın ortalarından itibaren bu anlayışta değişmeler ortaya çıkmıştır. Üçüncü aşamada ise. Son aşamada ise. kendi kendini yaratan. yüzyılın başına denk gelen dönemde Alman filozof Hegel’inkine benzer biçimde bir sivil toplum anlayışına ulaşılmıştır. kimin gücü ve kimin devletidir. Hegel aile. Sivil toplum tartışmalarında en önemli konulardan biri. devletten bağımsızlık ya da devlet karşısında özerk toplum vurgusudur. gazete ilanlarıyla iktidardaki sosyal demokrat partiyi (CHP) devirmede misyon üstlen- . 2. Sivil Toplum 119 lerine devretmesi gerekir. devletten bağımsız örgütlü toplumsal yaşam alanıdır. 18. onun içinde sivil toplumun nasıl korunacağına dair ilkeler belirlenmeye başlamıştır. İkinci aşama olarak. devletten ayrı ve özerk bir alana göndermede bulunur. Burada temel sorular kimin bağımsızlığı. Bugünkü anlamında sivil toplum devletten bağımsız bir alan olarak görülmektedir. İlk aşamada. 4. Örneğin Türkiye’de bazı sivil toplum kuruluşları menfaatleri gereği devlet ile bütünleşmekte sakınca görmemişler. tekrar sivil toplumun bağımsız bir alan olarak devlet tarafından baskılanmasının önüne geçilmesi savunulmaya başlanmıştır.

• İtalyan Geleneği: Gramsci tarafından savunulan politik toplumla devletin aynı olduğunu ya da özdeş olduğunu savunan görüştür. sivil toplumu ekonomiye indirgerken. Çünkü işsizlik ve çocuk yardımları yapan devlet tüm vatandaşlarına toplumsal refahtan büyük bir pay vermekte sadece üretim değil dağıtımda da genel toplum çıkarını gözetmektedir. onu önemsiz kılar mı?" sorusunun tartışılması gerekir. bir sivil toplum kuruluşu zamanla siyasallaşma derecesini yükselterek siyasal partiye dönüşebilir. Sivil toplumu devletin parçası olarak kabul eder. Bu durumda devlet ve toplum o kadar iç içedir ki. Ayrıca. Yeni-Muhafazakârlar sivil toplum ile burjuva toplumunu özdeşleştirerek devlet karşıtlığı yaparlar. siyasal alan ile toplumsal alanı ayırmak son derece güçleşmektedir. Bunun bir örneği Almanya’da Yeşiller Hareketidir. 1992. Sivil toplum ile devlet arasında politik toplumun bulunduğunu ve bunun önemli olduğunu savunur. İlk bakışta liberal temelinden koparıldığında fazla bir anlam ifade etmeyecek gibi görünse de. Bu yüzden devletten bağımsızlık tartışmalı bir konudur. • Fransız Geleneği: Tocqueville tarafından temsil edilir. Ancak bu görüşleri aşırı bularak devlet ve sivil toplum karşıtlığı yerine. onun kaynaklandığı temelleri aşarak çok geniş kitlelere mal olduğu tartışmasız bir gerçekliktir. Öte yandan. Hele İsveç gibi toplum ve hükümet ayrımının. Öte yandan farklı çıkar gruplarının çekişmesi gibi bir kavramlaştırması da Gramsci tarafından yapılmış olan sivil toplumun önemi inkâr edilemez. Sarıbay. 2000): • Alman Geleneği: Bu gelenek Hegel ve Marks ile başlar. Bu hareket zamanla Yeşiller Partisine dönüşmüştür. Devlet ve Sivil Toplum İlişkisi Bununla birlikte devlet-sivil toplum ilişkisini göstermede üç farklı gelenek bulunduğu söylenebilir (Cohen ve Arato. Yeni-Liberaller ise. iktidarın pratiğinde pek fazla anlam ifade etmediği ülkelerde bu argümanın fazlaca bir değeri kalmamaktadır.120 Ünite 8 miş ve başarılı olmuştur. Öte yandan "Sivil toplum kavramlaştırmasının liberal düşüncelerle sıkı sıkıya bağlantılı olması. onu liberal olma- . onların birbiri içine girerek etkileştiklerini kabul eden çalışmalar daha fazladır. Bu nedenle Sunar (1998)’ın da belirttiği gibi. Aralarında aracılar olduğunu kabul etmekle birlikte ikisini farklı iki alan olarak görmez. Yeni-Marksistler ekonominin sivil topluma dahil olmasına çalışırlar.

Bu bağlamda laikleşme. Devletin küçülmesi ve özelleştirme politikaları ile de bu taleplerin paralel gitmesi liberal bağlantıların kanıtı olarak görülebilir. Ayrıca piyasa ekonomisi sivil toplumun ön koşuludur. müminler cemaatinde bağımsız hareket edemeyen bireyler. Ancak Türkiye gibi ülkelerde farklı cemaatlerin demokrasi ve sivil toplum adı altında çok temel evrensel referansları bile değiştirme çabaları bulunduğundan. İslam ve Sivil Toplum Çeşitli dinler ve onların sivil topluma dönüşme kapasiteleri konusunda da çeşitli tartışmalar bulunmaktadır. Nitekim Niyazi Berkes. konunun artık basit bir sivil toplum düzeyinden çıkıp. Anayasa ve yasalar İslam Hukukundan bağımsız olarak yapılmıştır. Örneğin Ernest Gellner. laikliğin bir ideoloji olduğunu söyler. sendikalar. “laiklikleşme” ve “laiklik ideolojisi” arasındaki ayrımdır.” derken. Bu gözlemlere karşı Elizabeth Özdalga (1998) “Türkiye’de Osmanlı döneminden başlayarak hem devlet hem de toplum laikleşmiştir. örneğin vatandaşlık ve kamu fikri üzerinde yoğunlaşarak. Gellner’e göre. Ayrıca ona göre devlet ve birey ya da aile arasında. dinsel örgütlenmeler. İslamiyet ve sivil toplumun bağdaşamayacağını ileri sürmesiyle tanınmaktadır. Diyalektik olarak da karşıtların birliği (unity of opposites) ilkesi uyarınca bu mümkündür. Öte yandan burada bir parantez açarak belirtilmesinde yarar olan bir konu ise. ciddi siyasal rejim değiştirme talebine dönüşme kapasitesine sahip olduğu söylenebilir. sadece İslamiyet. girişimci bireyler tarafından denetlenmesini talep etmektedirler. onlar da Batı gibi olamamışlardır. sivil toplumu tartışmak mümkündür. Onlar devletin kendi başına önemini reddederek. Özellikle iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisinin “muhafazakâr demokrat” olduklarını iddia eden resmi görüşleri de bu şekilde okunabilir. hüküm sürdüğü topraklarda ahali üzerinde etkisini hiç azaltmadan sürdürdü. büyük ölçüde bireylerin iradesinden bağımsız olarak içinde bulunulan koşulların . diğer tüm dinler laikleşirken. “laikleşme”nin sosyolojik bir süreç iken. sivil toplumun kurulacağı türde ara örgütlenmelerin yapı taşları olamazlar. Sivil Toplum 121 yan alana çekerek ve böylelikle de liberal bağlantılarını genişleterek. Ayrıca cemaatçi ve liberal değerleri bir arada görmek mümkündür. 10 yıl önceden bugünleri adeta tarif etmiştir. baskı grupları ya da dernek ve kulüplere benzer sivil toplum ara örgütlenmeleri şu anda yıkılmış bulunan önceki Demir Perde ülkelerinde olmadığı için. Ona göre. siyasal partiler. Bu konuda yeni muhafazakârlık adı altında yükselen görüşler önemlidir.

Toplumsal istikrarın yanısıra bireyin kendine olduğu kadar başkasına güveneceği koşullar olmadan sivil toplum gelişemez. Devletin doğası korku ve güvensizliği besler. Ortadoğu’nun tamamında vatandaşların çoğunluğu devlete itaatkârdır ve bunun kaynağı mistik bakış açısıdır. Ayrıca girişimci sınıfın zayıflığı da değişimi yavaşlatan bir faktördür. Örneğin Sariolgaham (1998)’a göre. İslami bir eğilime sahip olduklarında rejim tarafından kısıtlanmışlardır. Güvenlik kaygısı da otoriteye bağımlılığın diğer bir nedenidir. Özdalga (1988)’ya göre özellikle bu örgütlenmeler. Öte yandan dinsel cemaatler arasındaki ayrışma ve mücadele göz ardı edilmiştir. maddi çıkarlar peşinde koşmak olarak görülür ve olumsuzlanır. Rejimin güvenliği önde gelir.1998). esas mücadele laik ve İslamcılar arasında değil. Ortadoğu’daki mistik devlet anlayışının da sivil toplumun gelişmesini engelleyici potansiyelinden bahsedenler bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi Kemalizmin laikleştirici birçok devrim yapmasına karşılık bazı sivil toplum olarak düşünülebilecek dinsel cemaat tipi örgütlenmelere izin vermemesidir. Ayrıca istikrarsızlık nedeniyle toplumsal düzeyde oldukça fazla siyasallaşmışlardır. Türkiye’de dinsel cemaatler bu nedenle karşıt eğilimlerin taşıyıcısı olmuş ve dolayısıyla bazen çok seslilik ve demokrasi temsilcisi olarak algılanmıştır. Göreli değişmeye rağmen devletin ağırlığı baskındır ve bu durum sivil toplumu zayıflatır. Ayrıca bölgede aşiret yapısı da bireylerin bağımsız hareket kabiliyetini sınırlar. Öte yandan Türkiye’de Kemalizm. Başkalarına kolay kolay güvenmezler ve duygusaldırlar. Sonuç olarak kültürel . Oysa Özdalga’nın da belirttiği gibi. Bu tür yapının hâkim olduğu bölgede sivil toplumun örgütlenmesi zordur. Otoriteye meydan okumak. Bağımsız davrananlardan şüphelenilir. İslamcıların kendi aralarındaki mücadelede aranmalıdır denilebilir. otoriterlik ve sivil toplumun gelişmesi konusunda da bazı değerlendirmeler bulunmaktadır. Ayrıca onun köktendinciliği laikleşmeye tepkiler olarak kullanması ve İslamiyeti laikleşmeye bağışıklı olarak görmesi de eleştirilir (Özdalga.122 Ünite 8 sonucu olarak ortaya çıkan bir süreçtir. ideolojiyi toplumsal gerçek sanmak yanılgısından ibarettir. Bu yüzden Gellner’in İslamiyetin laikleşemeyeceği vargısı. Gerek cemaat vakıfları gerekse onların uzantıları olan holdingler son derece güçlüdür. Aynı şekilde hem laik rejim hem de muhalifler birbirini sivil toplum ve demokrasi düşmanı olarak algılamış ve suçlamıştır. Çünkü sivil toplum anlamında en güçlü örgütlenmeye sahip olanlar onlardır.

Sivil Toplum 123 engeller Ortadoğu’nun değişimi için gerekli gücü üretememiştir. siyasal partileri de kapsayan çok daha geniş bir alandır. kendi ile ilgili kararlara katılmasına ve . Gelişmiş toplumlarda devletin temel sorumlulukları ve yükümlülükleri sınırlanmıştır. sivil toplumun destekçisi olarak ikincil konumdadır. demokratik hukuk devleti olarak sivil toplum olma yolunda çok büyük avantajlara sahiptir. kısmen de olsa Türkiye için de geçerli olduğunu söylemek yanlış olmaz. Türkiye’de sosyologlar sivil toplumun içinde “Halk Sosyolojisi” (Public Sociology) yaparak yer almaktadırlar. Ancak Türkiye bölgesinde tek laik. Buna karşılık gelişmekte olan ülkelerde devletin faaliyet alanı daha geniştir. Oysa sivil toplumun karşıtı siyasal toplumdur. sivil toplumun oluşmasında çeşitli işlevlere sahiptir. Siyasal toplum ise. sivil toplumun kendisi değil ve fakat en önemli parçasıdır. söz konusu işlevlerin (Özden. Sivil Toplum Kuruluşları Sivil Toplum Kuruluşları. Kavramsal Açıklık Sivil toplum kavramına ilişkin olarak ayrıca bilinmesi gereken başka noktalar da vardır (Özden. Oysa sivil toplum çok daha geniş bir kavramdır. Sivil toplum içinde örgütlenmemiş kesimler de temsil edilir. Tüm bu değerlendirmelerin. 2008): 1. 2. Sivil toplum denilince yalnızca sivil toplum kuruluşları (STK) anlaşılmaktadır. Sivil toplum özellikle Türkiye’de sivil-asker ikiliğinden hareketle. devleti ve kurumlarını. 3. sivil ve askeri bürokrasiyi. sivil toplum kuruluşları arasında ortak çıkarın korunması adına hakem rolü oynar. Daha sonra bu faaliyetler örgütlenerek STK’ya dönüşebilir. Sivil toplum faaliyetleri resmi örgütlenme olmaksızın da gerçekleşebilir. 2008) eleştirel değerlendirmesinin yapılmasında yarar vardır: Demokrasi Kültürünü geliştirmek Özellikle otoriter ve merkezi devlet yapısının kullaştırdığı tebaanın birey olarak güçlenmesine. Sivil toplum kuruluşları. Toplumun değişik kesimlerinin mitinglerde pro testo gösterileri veya yardımlaşma girişimleri sivil toplum faaliyetidir. askeri olmayan anlamında da kullanılmaktadır. Sivil topluma güven tam gelişmediği gibi daha dar alanda faaliyet gösterilir. Bu toplumlarda devlet. Ayrıca devlet. Ancak bu işlevlerini yerine getirirlerken bazı sorunlara da yol açmaları olasılık dahilinde olduğundan.

124 Ünite 8 dolayısıyla demokrasi kültürünün gelişmesine hizmet etmek sivil toplumun en ideal işlevidir. aynı spor takımını tutanlar arasında dayanışma gibi birçok örnek sıralamak mümkündür. Vatandaşların birey olma süreci henüz tam olarak gerçekleşmemiştir. Etnik aidiyetlerin artmasının ise. Ayrıca. Bireysel çıkarların toplumsal çıkara dönüşmesi de ortak çıkarların başarı şansını arttırıcı bir faktör olarak göz önünde bulundurulmalıdır. başta terör olmak üzer şiddet olaylarını beslemesi olasılığı yüksektir. dayanışma yerine çatışma ve mücadeleye dönüşme olasılığı hiçbir zaman göz ardı edilemez. Bu konuda da birbirinden ayrılığın farkında olma düzeyi arttıkça çatışma olması. . Ayrıca tam birey olduğunun farkına varan kişilerin tekrar STK'ler aracılığıyla cemaatleşmesi ve baskılanması olasılığı her zaman vardır. hemşeri grupları. Kaldı ki. Örneğin Türkiye’de 600 yüzyıllık imparatorluk geçmişinden kaynaklanan ve devleti baba olarak görmek ve her şeyi devletten beklemek yaygın bir gelenektir. toplumun bölünmesi ve bölünenlerin de kendi aralarında birleşerek örgütlenmesi söz konusudur. Çeşitlenmeye katkıda bulunmak Bu kavramın da demokrasi ile ilgisi kurulmakta ve farklılık. Örneğin işçi ve işverenlerin kendi aralarında ayrı ayrı dayanışması bu kez örgütlü mücadeleye yol açmaktadır. örgütlü toplum olduğundan aynı okuldan mezun olanlar. Geleneksel toplumda benzer ve farklılaşmayan arasında mekanik dayanışma varken modern toplumda farklılıktan kaynaklanan organik dayanışmanın artması bir zorunluluk olsa da. demokrasi konusu da son derece tartışmalı bir alandır. mezhepsel cemaatlerin STK’leşmesi bu yolla gerçekleşmektedir. Bu durumda özellikle yoksul kesim hem ekonomik hem de cemaat tarafından çifte baskılanmaya maruz kalmaktadır. Örneğin etnik gruplar. Liberal demokrasilerden katılmacı demokrasiye geçildiği iddialarının içeriği çoğu zaman doldurulamamaktadır. çeşitlilik zenginlik olarak algılanmaktadır. Modern toplum. devletin vatandaşın hizmetkârı olması düşüncesi de her zaman gerçeklerle uyuşmamaktadır. Ancak bunun gerçekleşip gerçeklememesinin çok daha başka koşullarla belirlendiği ve tek başına STK’lerin bu misyonu yerine getirmesinin mümkün olmadığı belirtilmelidir. Dayanışmaya yol açması Durkheim işbölümü ve farklılaşmanın dayanışmaya yol açacağını söyleyerek örgütlenme düşüncesinin önemine işaret etmiştir.

Sivil toplum kuruluşları. siyasal yabancılaşma gelişmiş ülkelerde daha yaygındır. İşte özellikle Batıda birey olma bilincine erişmiş geniş toplum kesimlerinin çıkarlarının kamusal alanda temsili. faaliyet alanlarını ve organlarını bir tüzük ile belirlemiştir. yapılan projelerden alınan katkı payları ve bağışlar ile faaliyetlerini yürüterek. propaganda yapmak. Örnek olarak Sosyoloji Derneği bir sivil toplum kuruluşu olarak amaçlarını. bir anlamda iktidar talepleri olmayan “yeni toplumsal hareketler” olarak da anılan yapılanmaların içinde geliştiği örgütlenmeler olarak siyasal alan dışındadır. • Kamu yararına çalışmak: Sivil toplum kuruluşları kâr amacı güdemezler. kamu fikrine aşina olmayı beraberinde getirir. işbölümü ve amaçlarının yazılı olarak belirlendiği bir yapısı vardır. Ayrıca toplumun gelişmişlik düzeyi ile siyasetle ilgilenme arasında ters bir ilişki olup. Örneğin Sosyoloji Derneği kamu yararına çalışan der- . Derneklerdeki seçimlere katılmak. sivil toplumun örgütlenmiş yapısı olarak belirli temel özelliklere sahiptir: • Biçimsel yapı ve örgütlenme: Sivil toplum kuruluşlarının hiyerarşik bir yapı içinde düzenlenen. En güvenilir kuruluşlar içinde siyasal partiler ilk sıralarda değildir. taraf olmak. Nitekim Batı ülkelerinde seçime katılma oranı yüzde elliler civarında iken. ama siyasetle yakından ilgilenirler. toplumda fazla yüksek statüde görülmezler. Öte yandan. Zaten STK'ler. hak aramak. topluma hizmet sırasında sosyal ilişkileri geliştirmek. destek çıktıkları kesimlerin sorunlarının çözümü için daha sistematik düşünmek. Sonuç olarak bir çevreci hareket. siyasal partiler yerine sivil toplum kuruluşlarına kaydığından siyasal bilinçlenme fonksiyonu buralarda daha önemsenmektedir. Üye aidatları. aday olmak. STK olarak örgütlendiğinde ve çevreyi tahrip eden fabrikalarla mücadelesinin Parlamentoda bazı yasal değişiklikler yapılmazsa başarıya ulaşamayacağını gördüğünde artık siyaset ile ilgilenmeye başlamış demektir. Bu tüzel kişilik ona kurumsal bir kimlik ve süreklilik sağlamaktadır. • Özerklik: Sivil toplum kuruluşları devletten mali destek almaksızın kendi öz kaynakları ile yaşamlarını sürdürürler. siyasal partiler devletten de yardım aldıkları gibi açıkça çıkar grubuna dönüştüklerinden. özerk olmaları sağlanır. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde daha yüksektir. Sivil Toplum 125 Siyasal bilinçlenmeye katkıda bulunmak Sivil toplum kuruluşu üyeleri başlangıçta gönüllü olarak başladıkları üyeliklerinde giderek bilinçlenirler.

Bunlara fon yaratma kuruluşları da denilmektedir (fund raising). Bu örgütlerde çalışmak gönüllülük esasında olmaktadır. • Hizmet amaçlı kuruluşlar (Service orientation): Sağlık. Çünkü kâr amacı güdülmediği için maliyetin karşılanması mümkün değildir. Ancak buralarda bile çoğunluk gönüllülerdedir. Örneğin törenlerde çiçek yerine bağış toplayarak eğitime katkı sağlanmaktadır. • Özgürce kurulabilmek: Belirli bir alanda faaliyet göstermek isteyen herkes gerekli belgeleri tamamlayarak örgütlenebilir. • Gönüllü olarak çalışmak: STK'lerin bir adı da gönüllü kuruluştur. Sivil toplum kuruluşları tek tip olmadığı gibi. Onları çeşitli ölçütlere göre sınıflamak mümkündür: • Bağış yapan kuruluşlar (charitable orientation): Daha çok yiyecek. Kâr amacı gütmeksizin yaptığı projelerle giderlerini karşılamaya çalışır. Türkiye’de 100. aralarında önemli farklılıklar da vardır. • Güçlendirme amaçlı kuruluşlar (empowering orientation): Mesleki kuruluşların çoğu böyledir. Sosyoloji Derneğinde de tüm yöneticiler gönüllülük esasında çalışırlar ve hiçbir ücret almazlar. özürlü ve damgalanmış kişilere yönelik çalışmalar da bu kapsamdadır. Gönüllü kuruluşları ayrıca ilgilendikleri alanlara göre de sınıflamak mümkündür: • Ekonomik faaliyette bulunanlar: İşveren ve işçi sendikaları. Ayrıca kadın kuruluşları da kadınların güçlendirilmesine çalışırlar. Ayrıca üye aidatları toplanması da büyük bir sorun olduğundan STK'lerin yaşam mücadelesi verdikleri söylenebilir.000’in üzerinde STK vardır. Ancak bazı görevlerde üyelerin harcamaları Yönetim Kurulu kararıyla karşılanabilir. Yoksul. yakacak. kooperatifler. • Katılım sağlamayı amaçlayan kuruluşlar (particiapatory orientation): Kampanyalarla bağış toplayarak belirli hizmetleri sunmaya aracı olurlar. ilaç gibi gereksinimlerin karşılanmasını hedeflerler. . Aslında bazı büyük ve geniş ölçekte örgütlenmiş STK'lerde ücretle çalışan profesyonel yöneticiler ve sekreter gibi bazı görevliler istihdam edilmektedir. bazı meslek örgütleri. Üyelerinin sorunlarına çözüm ararlar. dinsel hizmetler sunmayı hedeflerler.126 Ünite 8 nek statüsüne sahiptir. eğitim.

sivil toplumun yeniden inşası üzerinde durur. buna “kimlik projesi” adını verir. eşcinseller ve onların cinsel kimlik hareketleri. Sivil toplumun yeniden inşa projesi aslında kadın. düşünce üretme (think-tanks) kuruluşları. • Siyasal faaliyette bulunanlar: Feminist ve çevreci faaliyetler. Bununla birlikte Avrupa’yı değiştiren hareketlerin çevrecilik ve insan hakları savunuculuğu gibi yeni toplumsal hareketler olduğunu ve sivil topluma dönüşüm şansı tanıdıklarını iddia eder. cemaatler. . O. Ağ Toplumun Yükselişi (The Rise of Network Society. kent/kasaba/ köy güzelleştirme ve hemşeri dernekleri bu gruba girer. çeşitli platformlar gibi. 1996) adlı birinci ciltte enformasyon ağlarının dışında kalan tüm ülke ve ulusların marjinalleştiğini gösterir. çoğu zaman kimlik hareketlerinin direniş kaynaklı olduğunu. Sivil Toplum 127 • Kültürel faaliyette bulunanlar: Her türden sanatsal faaliyette bulunan dernekler/ vakıflar. Örneğin kadın hareketlerinin. bilgi çağında küresel ekonominin temel özelliğinin anında gerçekleşen enformasyon. Kimliğin Gücü (The Power of Identity. bu yüzden de cemaatçiliğe kayma riski taşıdığını da hemen ekler. Aslında Craig Calhoun (2004) da endüstri çağının eskiyen kurumlarının yeniden inşası konusunda çağrı yapanlardandır. Toplum ve Kültür (Information Age :Economy. Özellikle dinsel azınlıkların veya mezhepsel cemaatlerin vakıfları üyelerine çok yönlü hizmet sunarlar. Sivil Toplumun Yeniden İnşası Çağımızın ünlü düşünürlerinden Manuel Castels (1996)’in üç ciltlik Enformasyon Çağı: Ekonomi. Örneğin Şerif Mardin’e göre. çevre. • Dinsel alanda faaliyet gösterenler: Cami dernekleri. Society and Culture) adlı eserinde üzerinde durduğu önemli konu. devlet ile birey arasında boşluğu dolduran en önemli sivil toplum kuruluşları vakıflardır. Ancak Castels. Ona göre hem tüketim hem de üretimi bu akışlar belirler. Yeni kurulan ailelerin de kadın hareketiyle bağı böylelikle kurulmuş olduğu gibi aile de yeni biçimiyle sürdürülmüş olacaktır. sermaye ve iletişim akışıdır. kadın örgütleri kurarak aileyi dönüştürmesi buna bir örnektir. insan hakları hareketi gibi “yeni toplumsal hareketlerin” çok önemli olduğu fikrine dayanır. 1998) adını taşıyan ikinci ciltte ise. vakıflar sayılabilir. Bazı yeni kuruluşların yaratacağı ağ (network) ile bireyler arasında köprü kurularak toplumun potansiyel dağılımını engeller.

i) Biçimsel yapı ve örgütlenme. kadınlar ve erkekler. Sivil toplum kuruluşları. Sivil toplum kuruluşlarının çok çeşitli işlevleri vardır. insan hakları hareketi gibi “yeni toplumsal hareketlerin” çok önemli olduğu fikrine dayanır. Kutuplaşmış bir devlet karşısında sivil toplum anlayışı her ikisi arasında bulunan diyalektik ilişkinin bulanıklaşmasına yol açar. Oysa esas çatışmalar devlet ve çeşitli kesimleri temsil eden sivil toplum örgütleri arasında değil. sivil toplum kendi kendini yaratan. ii) Çeşitlenmeye katkıda bulunmak. çeşitli dinsel cemaatler veya laikler arasındadır. Bunların başında ise. çevre. Sivil toplum ile devlet arasında politik toplumun bulunduğunu ve bunun önemli olduğunu savunur. devletten ayrı ve özerk bir alana göndermede bulunur. Sivil toplum kuruluşları tek tip olmadığı gibi aralarında önemli farklılıklar da vardır. c) İtalyan Geleneği: Gramsci tarafından savunulan politik toplumla devletin aynı olduğunu ya da özdeş olduğunu savunan görüştür. daha çok bizzat çıkar grubuna dönüşen. Manuel Castells’in üzerinde durduğu “sivil toplumun yeniden inşası” önemli bir konudur. Sivil toplum tartışmalarında en önemli konulardan biri devletten bağımsızlık ya da devlet karşısında özerk toplum vurgusudur. eşcinseller ve onların cinsel kimlik hareketleri. iv) Özgürce kurulabilmek. sivil toplumun örgütlenmiş yapısı olarak belirli temel özelliklere sahiptir. . iii) Dayanışmaya yol açmak. v) Gönüllü olarak çalışmak gelir. Sivil toplumun yeniden inşa projesi aslında kadın.128 Ünite 8 Özet Günümüzde devlet ve sivil toplum. devletten bağımsız örgütlü toplumsal yaşam alanıdır. Sivil toplumu devletin parçası olarak kabul eder. kendi kendini sürdürebilen. Diamond’a göre. b) Fransız Geleneği: Tocqueville tarafından temsil edilir. Bunlar arasında i) Demokrasi Kültürünü geliştirmek. Daha doğrusu liberal görüş. Bununla birlikte devlet-sivil toplum ilişkisini göstermede üç farklı gelenek bulunduğu söylenebilir: a) Alman Geleneği: Bu gelenek Hegel ve Marks ile başlar. ii) Özerklik. kimin gücü ve kimin devletidir. devlet ile aile arasında. Burada önemli sorular kimin bağımsızlığı. iv) Siyasal bilinçlenmeye katkıda bulunmak en önemlileridir. iii) Kamu yararına çalışmak. örneğin sermaye ve emek. Birçok yazar. Buna “kimlik projesi” de denilmektedir. çatışan alanlar olarak kavramlaştırılmaktadır. devlet ve sivil toplumu böyle bir konumlandırmadan yarar umar. toprak sahibi olanlar ve olmayanlar.

Hepsi 5. Piyasa ekonomisi gelişmemiştir. Çeşitlenmeye katkıda bulunmak c.yy) b. Devlet desteği Mali özerklik Kamu yararına çalışmak Hepsi Hiçbiri . Sivil Toplum 129 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1.yy. İngiliz geleneği b. Dayanışmaya yol açmak d. Laikliğin olmayışı c. İslamiyet’in sivil topluma izin vermeyeceği düşüncesinin temelinde yatan görüş nedir? a. İtalyan geleneği 3. Hiçbiri 4. Amerikan geleneği e. Fransız geleneği c. Birinci aşama (18. Bağımsız birey olmayışı b. Alman geleneği d. Üçüncü aşama (19. Her zaman 2.yy) c. Sivil Toplum kuruluşlarının temel işlevi nedir? a. c. Hiçbir zaman e. Demokrasi kültürünü geliştirmek b. İkinci aşama (18. Hepsi e. Hangi gelenek sivil toplumu devletin bir parçası olarak görür? a. e. Siyasal bilinçlenmeye hizmet etmek e. başı) d. d. b. Sivil toplumun tarihsel gelişimi içinde hangi aşamada kamu yararını ihlal edeceği ve çatışma üreten bir sürece dönüşeceği düşünülerek denetlenmesi gündeme gelmiştir? a. d. Aşağıdaki hangi özellik sivil toplum kuruluşlarında bulunmaz a.

Habermas c. Dayanışmaya yol açması c. Gellner e. Sivil toplumu çatışma kavramı içinde hegemonya ile ilişkilendirip açıklayan düşünür kimdir? a. Demokrasi kültürünü geliştirmesi b. J. Bireyin grup içinde pasifleşmesi . Çeşitlenmeye katkıda bulunması e. Castels 7. Gramsci d. E. Hangisi sivil toplum kuruluşlarının işlevlerinden biri değildir? a. Siyasal bilinçlenmeye katkıda bulunması d. A. M.130 Ünite 8 6. Keane b. J.

Türkiye’de Sosyoloji . 9 Küreselleşme 10. 8. 6. Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum SOSYOLOJİ 3. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar.1. 5. 7. 4. 2.

• Kültürel mekânlar sınıflaması incelenecektir. • Küreselleşmede farklı gruplar bulunduğu gösterilecektir. • Küresel yaklaşımlar incelenecektir. • Küreyellik kavramına açıklık kazandırılacaktır. küresel ve küreselleşme kavramları arasındaki farklar gösterilecektir. . • Küreselleşmeye yapılan eleştiriler gözden geçirilecektir. • Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketlerin ortaya çıkışı gösterilecektir.132 Ünite 9 Ünitede Ele Al›nan Konular • Kavramsal Açıklık • Küresel Yaklaşımlar • Küreselleşme Tartışmaları • Küreyellik • Kültürel Mekânlar • Küreselleşme Eleştirisi • Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketler Ünite Hakk›nda • Küresellik.

• Küresel sistemler yaklaşımı başlangıçta sadece iktisat ile sınırlı iken neden daha sonra genişlemiştir? Tartışınız. • Küreyellik kavramını öğreneceksiniz. Kültürel mekânların temel özelliğini ve gelecekteki etkilerini tartışınız. homojenleştirici olarak baktıklarını değerlendiriniz. küresel ve küreselleşme kavramlarının yanlış kullanımlarından örnekler bulunuz. belirleyerek gerekçelendiriniz. Üniteyi Çal›ş›rken • Küresellik. bu hareketleri araştırınız ve bunların ortaya çıkmalarında ve gelişimlerinde yaşanan sorunları değerlendiriniz. • Küreselleşme konusunda farklı gruplar bulunduğunu öğreneceksiniz. • Sosyologların neden küreselleşmeye daha çok • Küreyellik kavramının temelinde kültürel emperyalizmin • Küreselleşmeye yapılan eleştirilerden katılmadıklarınızı • Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketlerin internet sitelerine girerek. bulunma olasılığını tartışınız. . • Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketlerin ortaya çıktığını öğreneceksiniz. Küreselleşme 133 Ö¤renme Hedefleri • Küresellik. • Küresel yaklaşımları öğreneceksiniz. • Kültürel mekânlar sınıflamasını öğreneceksiniz. küresel ve küreselleşme kavramları arasındaki farkları öğreneceksiniz. • Küreselleşmeye yapılan eleştirileri öğreneceksiniz.

kültüre değinmemesi yüzünden eleştirilmiştir. • Küresel Sistemler Yaklaşımı: Bu yaklaşım daha önce küresel tarihsel politik iktisat olarak ortaya çıkmıştır. Ulrick Beck’i izleyerek bu kavrama açıklık kazandırmakta yarar vardır. Küresel Yaklaşımlar Jonathan Friedman (1992). Çünkü literatürde “globalism” (globalisme). . 2000): • Globalism/Küresellik: Neo-liberalizm temelli bir kavramlaştırmayla kültür. Dünya ölçeğindeki politik ve ideolojik dönüşümleri izlemek için önemli bir araçtır. siyaset. siyaset ve sivil toplum birbirine indirgenmeksizin yan yana görülürler. alışverişler ve hareketlerin farkına varılmasına dayanır. sivil toplumun tümünün ekonomik yapı tarafından belirlendiği savunulur. kültür ve kimlik konuları da katılarak genişletilmiştir. Diğer bir ifade ile ekonomiye indirgenmiş tek ve düz bir yapının. küresel/global olan ile ilgili olarak iki farklı görüşün bulunduğuna işaret eder: • Kültürel Sosyoloji Yaklaşımı: Daha çok edebiyat alanındaki farklı araştırmaları birleştiren ve Birmingham çevresinden esinlenen yaklaşımdır. pazar hâkimiyeti altında işlemesini anlatır. maddi ve manevi öğeler arasında da giderek artan bağlantılar. “globalite” (globality) ve “globalleşme/küreselleşme” (globalization) gibi farklı kullanımlar bulunmaktadır (Sarıbay. Ronald Robertson ve işlevselci sistem kuramcısı Talcot Parsons bu kategoride yer alırlar. Ancak daha sonra bu alan. Bu süreçte ekonomi. Dünya Sistem Yaklaşımı olarak da bilinen bu bakış. Uluslarüstü aktörler tarafından belirlenen bir sistemi ifade eder.134 Ünite 9 Küreselleşme Küreselleşme kavramı günümüzde en sık kullanılan kavramların başında gelir ve pek çok yönden sosyolojiyi ilgilendirir. Bu yaklaşım daha çok politik iktisat alanıyla sınırlıdır. • Globalleşme/Küreselleşme: Globalleşme bir süreçtir. Ülkelerin çok boyutlu ilişkiler içinde bağımlılıklarını gösterir. • Globalite /Küresel: “Dünya Toplumu” anlayışına işaret eder. kültür. Ancak gerçekte durum hiç de öyle değildir. Bu yaklaşım insan toplulukları arasında olduğu kadar.

. Modernist bir yaklaşımdır. Sosyal bilimcilerin önemli bir kısmı bu tür yaklaşımı benimser. yani kültürel emperyalizm şiddetle eleştirilmiştir. Onlar daha çok derin yorumsama/ hermeneutik yaparlar. • Farkçılaştırıcılar/Heterojenleştiriciler: Edvard Said ve Stuart Hall en önemli temsilcileridir. küreselleşme söyleminin önemli bir kısmı modernitenin ideolojik ürünüdür. Öte yandan küreselleşme kuramcısı olarak Ronald Robertson bir küreselleşme modeli önerir. Giddens gibi Marksistler gelse de bazı işlevselciler de bu kategoride yer alır. Ona göre bu baskılanma süreci yeni olmayıp insanlık tarihinde çok gerilere kadar uzanır. nesne olarak dış dünyayı inceler. dünyanın küçülerek baskılanmasını/sıkıştırılmasını (compression) ifade eden bir terimdir. Parsons’ın izlerini taşıyan Robertson. Bu küçülme ve baskılanma fikri ise. parçalar arasındaki mesafenin azalmasıyla sonuçlanır. Düşüncelerinde T. Ona göre tikelcilik yayılarak evrenselleşmektedir. Bilimsel ve realist bir epistemoloji taraftarıdırlar. Küreselleşme 135 Küreselleşme Tartışmaları Küreselleşme literatüründe önde gelen bir isim olan Ronald Robertson’a göre. O. Jonathan Friedman (1992)’a göre. tikelcilik ve evrenselciliğin karşılıklı gelişimini izler. Özne olan bilim adamı. Küreselleşme bu bağlamda. örneğin Amerikan değerlerinin. Çünkü kültürel farkların silinip gitmesi endişesi vardı. Yalnız ekonomik olarak çevre konumunda olan ülkelerde değil. tüketim ürünlerinin ve yaşam biçimlerinin çevre ülke kültürlerinin içine sızarak yaygınlaşması. Tek merkezli kültürel hegemonyanın. Ona göre hepimizde “daha büyük bir sistemin parçası olduğumuz bilinci” yani tikelcilik (particularisme) gelişir. Postmodern bir yaklaşımdır. Bu konudaki tartışmaların önemli bir bölümü de emperyalizm eleştirisi üzerinde yoğunlaşmıştır. Amerika’nın hamburger ve kola kültüründen çekinilmektedir. Bu yaklaşımı daha çok kültürel çalışma yapanlar benimser. Avrupa’da bile bu kaygılara rastlanmakta. Robertson’a göre küresel sistemde en önemli olgu karşılıklı bağımlılıktır. küreselleşmeyi nesnel ve öznel bileşenler olarak formüle eder. küreselleşme tartışmalarını yapanlar iki grup halinde sınıflanabilir: • Birörnekleştiriciler/Homojenleştiriciler: Bunların başında A. Örneğin geçen yüzyılda ulus devletlerin karbon kopya gibi çoğalmaları küresel kültürün bir yansımasıdır. Ayrıca yerel de küresel bir üründür.

küresel ve yerel (local) kelimelerinden üretildiği için “küreyellik/glokalleşme” (glocalization) veya “kültürel globalleşme” denilmektedir. Buna. yemek. Bu kavramın Japon kaynaklı olduğu ve kendine özgü olan ile evrensel olanı çok iyi bağdaştıran iş kültüründen esinlenerek üretildiği de ayrıca bilinmelidir. Appadurai (1993) ve Sarıbay (2000)’a göre glokalleşme yaratan kültürel mekânlar (space) bulunmaktadır ve bunları beş başlık altında toplamak mümkündür: • Etno-mekân: Göçmen ve mülteciler. bütünün parçası olduğumuzun bilincine varma ile anlatmasının sığlığına dikkatleri çeker. özgürlük. Örneğin Amerikan toplumundaki hamburger kültürü dünyanın her yerine yayılmıştır ve artık buna “McDonallaştırma / McDonalization denilmektedir (Ritzer. • Tekno-mekân: Tüm mevcut teknolojilerin. zaman ve mekânda küçülmenin ve baskılanmanın ya da tazyik altında kalarak sıkışmanın. . giyim tarzı yaygınlaşmaktadır. Bu. Ona göre yerelleşen benzerlikler. • Medya-mekân: Televizyon ve radyo başta olmak üzere tüm bilgilerin elektronik olarak üretildiği ve yayıldığı mekânlardır. dünya ekonomik stratejilerinin ve özgül toplumsal yapıların etkisiyle ortaya çıktığını savunur. aslında belirli bir kültüre özgü olanın yaygınlaşmasıdır. 1983). Robertson’un tüm ekonomik.136 Ünite 9 Robertson (1992)’un görüşleri birçok yönden eleştirilmiştir. • Finans-mekân: Uluslararası para hareketlerinin gerçekleştiği borsa türü mekânlardır. müzik. Örneğin Friedman (1992) Harvey’den yararlanarak. demokrasi gibi fikirlerin yayıldığı mekânlar. Aynı şekilde birçok yerel sigara. toplumsal öğeleri. siyasal. Küreyellik/Glokalleşme Anılan kavramlardan sonra ortaya çıkan bir yeni kavram daha vardır. Örneğin herkes kot pantolonu her yerde giymektedir. Bu süreçlerin. mevsimlik işçiler ve turistlerin yaşadıkları mekânlar. küresel toplumsal güç ve koşulların ürünüdür. örneğin eşitlik. adalet. sermaye birikiminin. ileri olanlar da dahil olmak üzere tüm sınırları aşarak oluşturdukları mekânlardır. salt bilimsel gelişme veya tarafsız teknolojik evrimden kaynaklanmadığını söyler. Bunlar içinde yaşadığımız dünyayı değiştiren insanların yaşadığı mekânlar olarak önem kazanır. • Zihinsel-mekân: Aydınlanmadan bu yana üretilen düşünce ve ideolojilerin.

Geniş anlamda coğrafi olarak uzak uygarlıkların iç içe geçmesini göstermede uygun terminolojidir (Robertson. Aslında olayın gerçeği. homojenlik ve heterojenlik. Ayrıca kendini sanal ortamlarda serbestçe ifade etme olanağına da sahiptir. “küreselleşme için. Bu tür kullanımlar daha önce tarihsel ya da zaman (time) boyutunda değişme ile ilgilenen sosyolojinin mekân (space) ile de ilgilenmeye başladığının işaretlerdir. varlık ile yokluğun kesişmesi. Ayrıca Giddens. Öte yandan modernlik genel anlamda kurumların ve temel tecrübelerin bir örnek /homojen olması anlamını taşır. basitçe modernliğin bir sonucu olarak görülemez. ekonomik olarak homojenlik (kapitalizm) karşısında kültürel çoğulculuğa izin verilmesidir. Küreselleşmenin Eleştirisi Postmodern düşünceleri ile tanınan Zygmunt Bauman (1997) da dahil olmak üzere küreselleşmenin zenginler ve fakirler arasında tabaka- . O. Örneğin Roland Robertson (1992)’a göre.1990). Artık burada “küresel sanallaşma” söz konusudur (cyberspace) demek daha doğrudur. Çünkü o. İnsanların “tüketim toplumu” nda sadece tüketme eğilimlerinin arttırılması temel hedeftir. Çünkü küresellik modernliğin yaygınlaşmasını kolaylaştıran bir durumdur. bir yandan da farklılıkları derinleştirmekte. Tüketilen şeylerin benzer veya farklı olması ise detaydan ibarettir. küreselleşmeyi modernliğin bir sonucu olarak görmektedir. toplumsal olaylarla toplumsal ilişkilerin belli mesafede yerel bağlamsallıklarla karışmasıdır” demiştir (Giddens. Burada Giddens’in modernlik ile küreselleşme arasında kurduğu ilişki problemlidir. Hatta küresellik bunu ideolojik olarak teşvik eder görünür. evrensellik ile özgücülük (particularisme) gibi ikili karşıtlıklar diyalektik olarak bir arada bulunabilir. küreselleşme. en azından su yüzüne çıkmasına olanak tanımaktadır. Küreselleşme 137 Sözü edilen bu fiziki yerleşim/toprağından koparılmış (deterritorialized) mekânlar kuşkusuz etkileşim içindedir. Ayrıca Giddens. küreselleşmeyi modernliğin bir sonucu olarak görmüştür. ilk önceleri Giddens’in “Yapılaşma Kuramı”nda ortaya konmuştur. Oysa küreselleşme. Giddens küreselleşmeye diyalektik olarak bakmıştır. bir yandan kültürel birliği sağlarken. Zaman ve mekânın birlikte önem taşıdığı ise. küreselleşme yerine küresel terimini kullanmadığı için eleştirilmiştir.1992). Giddens’ın bu düşüncelerini eleştirenler de bulunmaktadır. Nitekim küreselleşme sürecinde. aksine küreselleşme modernliği hazırlayan bir koşuldur.

her şeyin karşılıklı bağımlılığa sahip bir denge içinde cereyan ettiğini savunurlar. Hele hele bağımlılık ve sömürü ilişkilerini görmezden gelen bir yaklaşımın yeterli gibi sunulması mümkün değildir. emperyalizm terminolojini kullananlardan başlıca üç açıdan farklılaşırlar: • Yapısal bağımlılık yerine karşılıklı bağımlılık kullanırlar. Bu durumda küreselleşmenin. Böyle bir sitemde devletin rolü hemen hemen hiç yoktur. Çünkü bu durum aynı olgunun farklı iki biçimde anlatılması ve dolayısıyla çarpıtılması ile sonuçlanmaktadır. küreselci yaklaşımın emperyalizm kavramlaştırmasına egemenliği. piyasaya güven yaklaşımı pekiştirilir. • Piyasanın eşitsiz güçler arasında oluştuğunu eleştiren yaklaşım terk edilerek. Ayrıca küreselleşme ile emperyalizm arasında ilişki kurarak yapılan bazı eleştirilere kulak vermek gerekmektedir. onun üstünlüğünden kaynaklanıyor olamaz. 21. • Merkeze çevre ekonomilerinden sistematik olan aktarılan değerler göz ardı edilerek. Piyasa ilişkilerinin genişlemesiyle daha adil bir kaynak dağılımına ulaşılacağı savunulur. Boratav’ın haklı olarak ileri sürdüğü gibi. Onun ve Boratav (2000)’ın itirazı. dünyayı belirleyen ekonomik ilişkilerin bütünü olarak tanımlamakta ve dünyada yaşanan tüm dönüşümleri bunun sonucu olarak görmektedir. Piyasa eleştirilerden uzak tutularak fetişleştirilir. Boratav (2000)’a göre küreselleşme terminolojisini kullananlar.138 Ünite 9 laşmayı daha da keskinleştirerek kutuplaşmaya yol açtığı değerlendirmesini yapanlar çoktur. . Türkiye’nin önemli iktisatçılarından Korkut Boratav (2000). Patnaik (1997) emperyalizmi. Probhat Patnaik (1997)’ten esinlenerek “emperyalizm neden artık sol aydınların söyleminde yer almıyor” sorusunu sormakta ve bu kavramın yerini kürselleşmenin aldığı sonucuna varmaktadır. Buna fanatik güven yaklaşımı da denilir. tüm bu dönüşümlerin artık küreselleşme ile açıklanmaya başlamasıdır. herkesin eşit olarak yararlandığı bir sistem yaklaşımı sunarlar. Bilindiği üzere. emperyalizmin yerini alma süreci üzerinde durmak gerekmektedir. yüzyılda da geçmişteki tüm eşitsizlikler artarak sürdüğü halde. Gelişmiş merkez ile çevre ülkeleri arasındaki bölüşüm mücadeleleri gündeme getirilmez. Dünyanın eşitsiz ve hiyerarşik yapıya sahip olduğunu görmezden gelerek.

İlki 2001’de Brezilya’da. Bu yüzden sosyal hareketler politik hareketlerden farklıdırlar. Başka ülkelerdeki hareketlerin izlenmesi çoğu zaman söz konusudur. kural veya tabiiyet ilişkisi olabilir. Küreselleşme karşıtı hareketlerin temeli 1990’lı yıllarda emperyalizme ve tekellere karşı direniş olarak atılmıştır. Bu anlamda sağlıksız görülen bir durum ya da öğenin. 2007’de Kenya’da.” sloganı etrafında örgütlenilmiştir. Ancak birçok küreselleşme karşıtı yeni toplumsal hareket. Birbirinden çok uzak mesafelerde olan insanlar iletişim teknolojilerinden yararlanarak ve ağlar kurarak önemli küreselleşme yanlısı zirve toplantılarını protesto etmişlerdir. Yeni liberal görüşlere karşı “Yeni Bir Dünya Mümkündür. Çok sayıda bağımsız tekil örgütün bir araya gelmesine yol açmıştır. Çok çeşitli aktörleri bir araya getirmiştir. bu bir değer. ABD’de sanayide çalışan kadın işçilerin sömürülmesi sonucunda ortaya çıkan Feminizm de aynı şekilde sanayileşmemiş ülkelerde de yayılmıştır. Ancak başlangıçta. 2006’da Pakistan ve Mali’de. 1971) ortaya çıktığında örneğin toplumda ataerkillik sorgulanmaya başladığında feminist hareketler de ortaya çıkar. daha muhafazakâr güçlerin dünya egemenliğini ele geçirmiş olmaları yüzünden işlevini yerine getiremez hale geldiği de açıktır. 2009’da yine Brezilya’da . 2005'te tekrar Brezilya’da. Küreselleşme 139 Ancak Marksizmin emperyalizm üzerindeki eleştirileri geçerliliğini koruyor olsa da. Aynı zamanda geniş ölçüde genç kesim tarafından desteklenmiştir. Birbirinden farklı talep ve yaklaşımları barındırması temel özelliğidir. Dünyanın çok değişik kıta ve ülkelerinde ortaya çıkmıştır. günümüzde küreselleşmeye ciddi eleştiriler getirmektedirler. Küreselleşme karşıtı hareketler ise çok daha farklı bir yapıya sahiptir. Toplumda “meşruluk krizi” (Habermas. sosyal hareketler toplumdaki mevcut bağımlılık ve baskılama sistemini dönüştürmeyi amaçlayan eylemlerdir. önemli bir eleştiri söz konusudur. Ancak mevcut sisteme meydana okurlar ve bu meydan okuma sırasında politik sistemle mücadele ederken ortaya çıkarlar. Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketler Alan Touraine (1998)’e göre. Daha önceki bölümde de belirtildiği gibi iktidarı ele geçirme talebinde bulunmazlar. Örneğin 1968’de Fransa’da ortaya çıkan öğrencilerin başlattığı özgürlük ve barış hareketi dünyaya yayılmıştır. 2004’de Hindistan’da. Ayrıca umutlarını yitiren aydınların teslimiyetçi tutumlarına da. bu sorgulama tam yapılmadan bazı görüşler ithal edilebilir. kültürel olarak sorgulanması ve sonucunda sosyal ilişkilerin yeniden inşasıdır.

anti küreselciler alternatif olarak ilk toplantılarını Brezilya’da Porto Allegre kentinde toplanmıştır. Alter-Küreselci aşamaya gelinmesinin önemi. Bu yapının temel özelliği. herhangi bir hiyerarşiye ve karar mekanizmasının olmaması. “Sosyal Forum” olarak anılan toplantılar. Küreselleşme yanlıları Davos toplantıları yaparken. Gelişmiş Yediler (G7) toplantıları sürekli protesto edilmiştir. binlerce örgüt ve aktivisti barındıran ve adeta Enternasyonalist hareketi çağrıştıran bir yapıya sahip olması önemlidir. Dünya Bankası. Küreselleşme Karşıtı Hareketin çeşitli aşamalardan geçtiği söylenebilir: • Birinci aşama: Fransa’da Le Monde Diplomatigue dergisi çevresinde kuramsal temeller atılmıştır. herhangi bir örgüt disiplininden bağımsız olmasıdır. alternatif projeler geliştirme potansiyeline sahip olunduğunun gösterilmesidir. Ayrıca Dünya Sosyal Forumu (DSF)’nun. Daha sonraları da Dünya Ticaret Örgütü Bakanlar Kurulu. hareketin örgütsel yapısını da ortaya çıkarmaya başlamıştır. . 2011’de ise Senagal’in Dakar kentinde yapılması planlanmıştır. • İkinci aşama: Antiküresel Hareketin Alternatif/Alter-Küreselci Harekete dönüşmesidir. 1999’da ABD’de Seattle’de büyük bir protesto gösterisi düzenlenmiştir.140 Ünite 9 toplanmıştır. Güven bunalımı yüzünden ortaya çıkan çatışma birçok üye kaybına yol açmıştır. • Üçüncü aşama: Maalesef üyeler arasında bazı anlaşmalar çıkmış ve taraflar birbirini mahkemeye vermiştir. sadece protesto gösterileriyle yetinilmeyip.

Parsons’ın izlerini taşıyan Robertson. Ayrıca küreselleşme ile emperyalizm arasında ilişki kurarak yapılan bazı eleştirilere kulak vermek gerekmektedir. yani kültürel emperyalizm şiddetle eleştirilmiştir. v) Zihinsel–mekân. örneğin Amerikan değerlerinin. “Küreyellik/Glokalleşme ise. sermaye birikiminin. tikelcilik ve evrenselciliğin karşılıklı gelişimini izler. iv) Medya-mekân. ii) Tekno-mekân. siyasal. Buna küresel ve yerel (local) kelimelerinden üretildiği için “küreyellik/glokalleşme” (glocalization) veya “kültürel globalleşme” denilmektedir. Ona göre yerelleşen benzerlikler. zaman ve mekânda küçülmenin ve baskılanmanın ya da tazyik altında kalarak sıkışmanın. tüketim ürünlerinin ve yaşam biçimlerinin çevre ülke kültürlerinin içine sızarak yaygınlaşması. Örneğin Friedman (1992) Harvey’den yararlanarak. Glokalleşme yaratan kültürel mekânlar (space) bulunmaktadır ve bunları beş başlık altında toplamak mümkündür: i) Etnomekân. küresel toplumsal güç ve koşulların ürünüdür. Ayrıca yerel de küresel bir üründür. Robertson (1992)’un görüşleri birçok yönden eleştirilmiştir. Aslında küreselleşme söyleminin önemli bir kısmı modernitenin ideolojik ürünüdür. Küreselleşmenin zenginler ve fakirler arasında tabakalaşmayı daha da keskinleştirerek kutuplaşmaya yol açtığı değerlendirmesini yapanlar çoktur. dünyanın küçülerek baskılanmasını/sıkıştırılmasını (compression) ifade eden bir terimdir. dünya ekonomik stratejilerinin ve özgül toplumsal yapıların etkisiyle ortaya çıktığını savunur. Örneğin geçen yüzyılda ulus devletlerin karbon kopya gibi çoğalmaları küresel kültürün bir yansımasıdır. Tek merkezli kültürel hegemonyanın. toplumsal öğeleri. bütünün parçası olduğumuzun bilincine varma ile anlatmasının sığlığına dikkatleri çeker. Bu konudaki tartışmaların önemli bir bölümü de emperyalizm eleştirisi üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu süreçlerin. Öte yandan küreselleşme kuramcısı olarak Ronald Robertson bir küreselleşme modeli önerir. Küreselleşme bu bağlamda. O. Robertson’un tüm ekenomik. küreselleşmeyi nesnel ve öznel bileşenler olarak formüle eder. salt bilimsel gelişme veya tarafsız teknolojik evrimden kaynaklanmadığını söyler. iii) Finans-mekân. Küreselleşme 141 Özet Küreselleşme tartışmalarını yapanlar iki grup halinde sınıflandırılmaktadır: i) Birörnekleştiriciler/Homojenleştiriciler ii) Farkçılaştırıcılar/ Heterojenleştiriciler. Bu aslında belirli bir kültüre özgü olanın yaygınlaşmasıdır. Düşüncelerinde T. Ona göre tikelcilik yayılarak evrenselleşmektedir. yeni ortaya çıkan bir kavramdır. Ona göre bu baskılanma süreci yeni olmayıp insanlık tarihinde çok gerilere kadar uzanır. .

d. Aşağıdaki kavramlardan hangisi “Dünya Toplumu” anlamına gelir? a. Hiçbiri 2. d.142 Ünite 9 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Globalite b. Globalleşme d. Glocalization e. c. d. Korkut Boratav günümüzde küreselleşmenin hangi kavramın yerini aldığı iddiasındadır? a. Postmodernlik Kültüre önem verme Derin yorumsama yapma Hepsi Hiçbiri 4. Politik hareket olmak Politik hareketlerden farklı olmak Yerel olmak Kapitalizmi savunmak Hiçbiri . c. e. Kapitalizm c. b. Sanayileşme e. e. Emperyalizm d. e. Sosyalizm b. b. Küreselleşme konusunda Farkçılaştırıcıların temel görüşü nedir? a. c. Küresel ve küresel olmayan Küresel ve yerel Küresel olmayan ve yerel Küresel ve genel Hiçbiri 3. b. Küreselleşme Karşıtı Yeni Toplumsal Hareketlerin temel özelliği nedir? a. Glokalizm ya da Küreyellik hangi kelimelerden üretilmiştir? a. Globalizm c. Hiçbiri 5.

6. 7. 2.1. Sosyoloji ve Diğer Sosyal Bilimler Sosyolojinin Öncüleri Sosyolojinin Kurucuları Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlar Sosyolojiye Eleştirel Bakan Yaklaşımlar Yöntembilimsel Yaklaşımlar. 5. 4. Türkiye’de Sosyoloji . Araştırma Tipleri ve Araştırma Teknikleri Araştırma Süreci Sivil Toplum Küreselleşme SOSYOLOJİ 10 3. 8. 9.

• Genel değerlendirme ve çözüm önerileri gözden geçirilecektir.144 Ünite 10 Ünitede Ele Al›nan Konular • Türkiye’de Sosyoloji • Türkiye’de Sosyolojinin Sorunları • Genel Değerlendirme ve Çözüm Önerileri • Dünya’daki Son Gelişmeler Işığında Türkiye’de Sosyoloji Ünite Hakk›nda • Türkiye’de sosyolojinin kuruluş tarihçesi gösterilecektir. . • Dünya’daki son gelişmeler ışığında Türkiye’de sosyolojinin konumu irdelenecektir. • Türkiye’de sosyolojinin sorunları incelenecektir.

Türkiye’de Sosyoloji 145 Ö¤renme Hedefleri • Türkiye’de sosyolojinin kuruluş tarihçesini öğreneceksiniz. • Genel değerlendirme ve çözüm önerileri hakkında yapılan • M. • Türkiye’de Sosyolojinin konumunu. . değerlendirmelerin hayata geçirilmesi için size göre ne yapılmalıdır? Tartışınız. • Türkiye’de sosyolojinin sorunlarının hangi alanlarda yoğunlaştığını belirledikten sonra bunun olası nedenlerini tartışınız. • Türkiye’de sosyolojinin başlıca sorunlarının neler olduğunu öğreneceksiniz. • Dünya’daki son gelişmeler ışığında Türkiye’de sosyolojinin konumu hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olacaksınız. Burawoy’un sınıflamasını göz önünde bulundurarak. yakından bildiğiniz diğer bir sosyal bilim ile karşılaştırınız ve bunların farklarını görünüz. Üniteyi Çal›ş›rken • Türkiye’de sosyolojinin kuruluş tarihçesini daha kapsamlı olarak inceleyiniz. • Genel değerlendirme ve çözüm önerilerinin neler olduğunu öğreneceksiniz. Türkiye’de sosyolojinin hangi alanlarda daha fazla gelişim gösterdiğini ve Halk Sosyolojisi yapma olanaklarını tartışınız.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (1959) ve Boğaziçi Üniversitesinde (1971) Sosyal Bilimler Bölümü. Aktarmacılık ya da uyarlamacılık. daha sonraki uygulamalar iktisat ve felsefe bölümleri içinde sosyoloji kürsüleri şeklinde olmuştur.146 Ünite 10 Türkiye’de Sosyoloji ve Son Gelişmeler Türkiye’de ilk sosyoloji dersleri İstanbul Üniversitesi’nde/ Darülfünun’da 1913-1914 öğretim yılında Ziya Gökalp tarafından verilmiştir. Daha sonra 1982’de Yüksek Öğretim Kanunu (YÖK) ile Sosyoloji Bölümleri bağımsız olmuştur. Türkiye’de Sosyolojinin Sorunları Türkiye’de sosyolojinin sorunları daha sistematik ve detaylı olarak sekiz başlık altında değerlendirilebilir: . 2004). aynı gelişimi gösterememiştir. Çünkü başlangıçta Batıda doğan ve Batı sorunlarını inceleyen sosyolojinin evrenselliği hiçbir eleştiri yapılmadan tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kabul edilmiştir. Başlangıçta sosyoloji “İçtimaiyat Darülmesaisi” adı altında bağımsız bir kürsü olarak Ziya Gökalp tarafından kurulmuş iken. Türkiye’de ve Avrupa’da sosyolojinin bir bilim olarak kabul edilmesi hemen hemen aynı yıllara rastlamakla birlikte. Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji'nin ilk kuruluşundan itibaren ve YÖK’ten önce bağımsız bir bölüm olarak kurulmasıdır (1964). Ege Üniversitesinde (1977) Davranış Bilimleri içinde sosyoloji dersleri okutulmaya başlanmıştır. İkinci önemli sorun ise. Bunlar içinde tek farklı gelişim. Düz evrimci gelişme kuramlarının eleştirilmesi ve Batı merkezli kuramların Batı-dışını açıklamada yetersizliklerinin ortaya konulması üzerine ise. Ancak bu konudaki değerlendirmelerin sosyolojisinin nasıl bir bilim olduğu konusundaki tartışmalar ışığında yapılması daha sağlıklı olacaktır. Sosyoloji öğretim üyeleri tarafından uzun yıllardır üzerinde durulan en önemli sorunların başında “aktarmacılık” gelmektedir. önceden olağan sanılan bağımlılık ilişkisi artık sorun edilmeye ve eleştirilmeye başlanmıştır. Nitekim Cumhuriyet Döneminin ilk Fakültelerinden Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde de 1939-40 öğretim yılında Felsefe Bölümü içinde sosyoloji dersleri verilmeye başlanmış ve daha sonra da kürsü olarak yapılanma gerçekleşmiştir. özgünlük sorunu bugün de devam etmektedir. Günümüz sosyolojinin statüsünün düşüklüğünün en önemli nedenlerinin başında Batıya bağımlılığı ve kendi koşularına uygun kuramsal ve kavramsal çerçeveleri oluşturamaması gelmektedir (Odabaş. “gelenek yokluğu” dur.

• Yorumlayıcı sosyolojiye çok az yer verilmesi. • Kalitatif /nitel tekniklere araştırmalarda çok az yer verilmesi. • Yüksek öğretim hakkında dar bir vizyona sahip olmak. Bilimsel Çalışmalar ve Yayınlar • Ulusal yerine uluslararası ölçütler kullanmak. Türkiye’de Sosyoloji 147 Kuramsal Sorunlar Bu başlık altında üç temel sorun alanı bulunmaktadır: • Evrensel olduğu düşüncesiyle hiç eleştiriye tabi tutmadan Batı sosyolojisini kabul etmek ve kullanmak. • Kuramları uygularken tatarsızlığa düşmek ve bunun farkında olamamak. • Yabancı dilde yayın yapmaya daha çok önem vermek. • Sosyologlar arasında kuramsal tartışmaları yeterince yapmamak. yerel ve özgün gündemli toplantılar yapmamak. • Kuram ve uygulama bütünlüğüne sahip araştırmalar ve bunlara dayanan yayınlar yapmamak. • Kuramsal ve metodolojik yaklaşımları birbirine karıştırmak ve bunun farkında olmamak. • Batı kuramlarını Türkiye’den bulgularla test eden yayınlar yapmak. yerel bağlantılarını kurmadan tebliğ olarak sunmak. • Feminist eleştirilerden çok az yararlanılması. uygulamalara yeterince fırsat tanımamak. • Eğitimleri kuramsal ağırlıklı vermek. • Geniş katılımlı toplantıları sık sık yapamamak . Eğitim • Batı literatürünü tercüme eden kitapları eleştirmeden okutmak. • Standart programlarda esneklik olmadan eğitim vermek. Metodolojik Sorunlar • Pozitivist geleneğin baskınlığı ya da hegemonyası. • Sadece Batı kuramlarını. Bilimsel Toplantılar • Uluslararası gündemi izlemek.

ulusal ve bağlamsal koşulları göz ardı edilerek aktarılmaktadır. TÜBİTAK önemli destekler vermektedir.148 Ünite 10 Araştırma • Devlet destekli araştırmalar artmıştır. Akademik Dereceler • Batı sistemiyle son derece bütünleşmiş bir sistem vardır. • Bölümler içinde ve bölümler arasında “bölmelenmişlikler” (Akşit. • Yapılan çalışma ve yayınların çoğu Batı kuramlarını test etmeye yarayan bilgi/data kaynağı niteliğindedir. . Avrupa Kredi Transfer Sistemi (AKTS/ECTS) uygulanmalarına başlanmış ve sosyoloji bölümlerinin denkliği için yeterlilikler belirlenmeye başlanmıştır. 1986)yoğundur. Avrupa Birliği fonları ancak belirli konuları desteklemektedir. Bilim dallarına başvurular ve başvuru koşulları batı yönelimlidir. Üç yılda bir Sosyoloji Derneği ulusal bir kongre düzenleyebilmektedir. Genel Değerlendirme ve Çözüm Önerileri • Sosyoloji Batıda doğup geliştiği için Türkiye’de de Batı merkezli bir sosyoloji son derece meşru görülmekte ve etkili olmaktadır. • Bolognizasyon denilen. • Sınırlı ulusal toplantı düzenlenmekte ve iletişim azalmaktadır. kuramsal araştırmalar ise destek görmemektedir. • Türkiye’deki gelişmiş kabul edilen üç büyük kentteki üniversitelerle diğer üniversiteler arasında merkez-çevre benzeri hegemonik bir bağımlılık ilişkisi bulunmaktadır. • Politika yönelimli araştırmalara devlet desteği daha fazladır. Bu Türkiye ve Batı ülkeleri arasında olduğu gibi derin olmasa da benzer biçimde varlığını sürdürmektedir. Sosyal ve Akademik İlişkiler • Uluslararası kongre ve toplantılara katılım düşüktür. • Mevcut Batı sosyolojisi yerel. Belirli üniversitelerden dil bilenler daha çok katılmaktadır. “Avrupa Birliği Yüksek Öğretim Alanı”na dahil olmak üzere izlenen süreç de batıyla bütünleşme derecesini hızlandırmıştır. • Kurumlaşmış uluslararası destek artmıştır.

Türkiye’de Sosyolojinin gelişmesi için çok sayıda öneride bulunmak mümkündür: • Sosyologlar arasında iletişimi geliştirerek ortak yapılan çalışma sayısını arttırmak. • Küresel gelişim içinde tarihsel özgüllükleri önemseyerek “sosyolojik düşünme yeteneği” (Mills. dört tip sosyoloji ve dört tip sosyolog bulunmaktadır: ‘Profesyonel’. aynı ulus/toplum içinde olduğu kadar farklı uluslara/toplumlara göre zaman içinde değişiklikler gösteren. Ancak bilimsel topluluğun/cemaatin gelişmesinde bundan yararlanılabilir. birbirine içten bağımlılığı olan bu dört tip sosyolog ve sosyoloji arasında kaçınılmaz olarak hükmetme ve bağımlılık ilişkileri söz konusudur. • Uluslararası merkez-çevre ilişkilerine duyarlı biçimde. . ‘politika’ (policy) ve ‘eleştirel’ (critical) sosyoloji sınıflamasını göz önünde bulundurarak Türkiye’de Sosyoloji’ye bakıldığında başlangıçtaki kurucularımızın mesleki sosyoloji kadar halk sosyolojisi de yaptığı söylenebilir. • Metodolojik ve ontolojik sayıltılarını gözeterek nicel ve nitel araştırma tekniklerini bütünleştirmek. Dünyadaki Son Gelişmeler Işığında Türkiye’de Sosyoloji Amerikan Sosyoloji Derneği (ASA) ve Uluslararası Sosyoloji Derneği (ISA) başkanlıkları da yapan İngiliz asıllı sosyolog Michael Burawoy’in yaptığı ‘mesleki’ (professional). • Yapı-birey arasındaki ilişkiyi önemseyerek. ‘halk’ ve ‘politika yönelimli” sosyologlar. • Uluslararası ve bölgelerarası araştırma programları geliştirmek. ‘eleştirel’. • Sınırlı özgün kuramsal çerçeve ve akademik yükselme amacıyla yapılan çalışma ve yayınlar yeterli bir sosyolojinin gelişiminde en önemli engellerdir. diğer uluslarla toplantı ve konferanslar düzenlemek. 1956) geliştirmek. ‘halk’ (public). • İletişim kopukluğu son derece yaygındır. • Küresel ve yerel ölçekte karşılaştırmalı araştırmalar yapmak. Türkiye’de Sosyoloji 149 • Birbiriyle yarışan çok sayıda görüş vardır. Akademik kuruluşlara göre farklılaştığı gibi. Çünkü Michael Burawoy’e göre. makro ve mikro çalışmaları birlikte yapmak.

Halk sosyolojisi ise. akademik izleyiciye kuramsal veya ampirik özellikte. Mesleki sosyoloji. temel ahlaki görüşler taşıyan. ‘gerçek’ (truth) ve gerçeğin test edilmiş yöntemleri. Araçsal bilgi ve düşünümsel bilginin her ikisinde de meşruluk. halk sosyolojisi kadar politika yönelimli sosyoloji ve onun müşterilerinin hizmetine de sunulabilir. yönlendirici soruları ve kavramsal çerçeveyi sağlayan profesyonel sosyoloji olmaksızın ne halk ne de politika yönelimli sosyoloji olur. Eğer profesyonel sosyoloji olmaksızın halk ve politika sosyolojisi olmuyorsa. dahili tartışma içeren düşünümsel bilgi sunar. hesap verme. akademik izleyiciye. Profesyonel sosyoloji. halk ve politika yönelimli sosyolojinin düşmanı değildir. sırasında dogmatik özelliklere sahip. etkili. halk sosyolojisi ise. Eleştirel sosyoloji. 2005) Sosyolojik işbölümünde Burawoy sosyolojik bilgi türleri ve onun izleyicilerinin bir tipolojisini önerirken ‘araçsal’ (instrumental) ve ‘düşünümsel’ (reflexive) olarak iki bilgi türü ve ‘akademik’ ve ‘extra-akademik/akademi dışı olarak’ iki grup dinleyici ayrımı yapar. akademi dışındakilere yönelik düşünümsel bilgi üretmekten sorumludur. fakat onların var olabilmesi için zorunludur. somut. aynı durum eleştirel sosyoloji için de geçerlidir.150 Ünite 10 Sosyolojik Bilgi Araçsal Bilgi Düşünümsel Bilgi (Diyaloga dayalı bilgi) Akademi Profesyonel Sosyoloji Eleştirel Sosyoloji Akademi Dışı Politika Yönelimli Halk Sosyolojisi Tablo 7: Burawoy’un Sosyoloji Sınıflandırması (Burawoy. Buna karşılık eleştirel sosyoloji. patolojik davranışlara sahip olma ve siyaset yapma açısından sosyologlar karşılaştırılır. politik müdahale olanağı veren araçsal bilgi üretir. Aralarında uzlaşma pek kolay olmasa da profesyonel sosyolojinin araçsal (instrumental) bilgisi. Ancak farklı bir şekilde. akademisyenlere. kendi referans sistemine ve mesleki çıkarına sahip araçsal bilgi üretir. araçsal bilginin değişik formlarıdır. belirli halk kesimlerine yönelik ve halk ile diyalog içinde düşünümsel bilgi üretir. Politika yönelimli sosyoloji ise. akademi dışındaki izleyiciye. birikimli bilgi yapılarını. akademi dışındaki izleyiciye. profesyonel sosyoloji olmadan halk ve politika yönelimli sosyoloji olmayacağı gibi. iletişimsel. Nitekim Burawoy’e göre. Diğer bir ifade ile mesleki ve politika yönelimli sosyoloji. eleştirilecek bir şey olmayacağı için . bilimsel normlara ve akran değerlendirmesine dayalı. sırasında kaynak sağlayıcıların hizmetinde olabilen.

Gunnar Myrdal’ın Amerikan İkilemi. Onlar toplumun içinde bulunduğu en önemli problemleri göstermek için halk ile birlikte çalışırlar ve halka karşı sorumludurlar. eğer profesyonel sosyoloji bir ülkede çok gelişmişse diğerlerinin zayıf kalma olasılığı yüksektir. diğer sosyoloji yapma biçimlerinin belkemiğidir. Örneğin David Reisman’ın Yalnız Kalabalıklar. profesyonel sosyoloji tarafından geliştirilen kuramsal çerçeveleri ve metodolojileri. halk ile sosyolog arasında karşılıklı anlaşma içinde konuşmayı/ diyalogu başlatır. bu tiplerden birinde yer alan sosyologların kendilerine göre farklı bilgileri. Türkiye’de başlangıcından bu yana sosyolojinin bu kapsamda gelişim gösterdiği iddia edilebilir. toplumu analiz etmek için kuramsal ve metodolojik olarak sofistike araçlara sahiptirler. Geleneksel seçkinci yaklaşım öğrencileri hiçbir şey bilmeyen ve bilgi ile doldurulması gereken boş bir kap/tabla olarak görürken. temelde kamuya angaje olmuştur. mahalle grupları. kamu veya özel sektör tarafından talep edilen araştırmaları yapmakta kullanırlar. Halk sosyolojisi. inanç toplulukları. işçi sendikaları gibi. geleneksel ya da seçkinci halk sosyolojileri olarak kabul edilmektedir. İdeal olarak profesyonel sosyoloji. Ayrıca ‘seçkinci/geleneksel’ ve ‘organik/tabana dayalı’ (grassroots) halk sosyolojileri şeklinde ayrım da söz konusudur. Profesyonel sosyologlar yaptıkları çalışmaları yayınlama sorumluluğuna sahiptirler. daha sınırlı çıkarların savunulmasına yönelik olabilir. Halk sosyolojisi. meşruluk ilkeleri ve hesap verme biçimleri kendi meslektaşları tarafından belirlenir. Benimsedikleri bilimsel süreçler. Türkiye’den de benzer örnekler vermek . meşruluk temelleri ve sorumlulukları/hesap verme mekanizmaları bulunduğundan uzlaştırılmaları pek kolay değildir. Örneğin James Coleman’ın Amerikan Kongresi’ne sunduğu Afrikalı Amerikalıların okullara entegrasyon önerisi böyle bir durumu yansıtmaktadır. sosyologların ilk halkı olarak görülürler. Robert Bellah’ın Kalbin Alışkanlıkları adlı kitapları veya New York Times gazetesinde çıkan yazılar. Türkiye’de Sosyoloji 151 eleştirel sosyoloji de olamaz. akademinin ötesinde politik ve ahlaki düşüncelerle halk ile diyalog içinde olmaktır. organik/tabana dayalı yaklaşım ise diyalog ile öğrencilerde var olan bilgilerin ortaya çıkarılabileceğini kabul eder. Halk sosyologları ise. Ancak. Politika yönelimli bir sosyolojiden halk sosyolojisine de geçiş olabilir. Politika yönelimli araştırmacı sosyologlar. Ancak kabul etmek gerekir ki. propaganda ve dogmaya dönüşmeyi engellemede. Örneğin eğitim sırasında öğrenciler. Söz konusu sınıflamada yer alan ilk kategori olarak profesyonel sosyologlar. Organik ya da tabana dayalı halk sosyolojisi ise.

Burawoy. bu kategorilerin özerkleşmesi ile tehlike altına girebilir. ‘çalışılan yer’ ve ‘yapılan iş’ gibi iki ölçütlü bir sınıflama yapmak da mümkündür. Kategoriler arasındaki ilişki ya da bağlılık. yaptığı işin ahlaki boyutuna hiç değinmeden mesleki sosyoloji yapabilir. halk sosyolojisi ve mesleki sosyoloji arasında yer değiştirebileceğini. Wright Mills. Onlar. Bu işi yapmak eleştirel sosyolojinin görevidir. halk sosyolojisi olarak düşünülebilir. Eleştirel sosyologlar ise. mevcut kuramları. Aslında bir sosyolog.152 Ünite 10 mümkündür. ‘aktivist’ ve ‘profesyonel’ sosyolog tipleri bulunmaktadır. Ancak tüm bu dört tipin Weberyen anlamda birer ideal tip olduklarını unutmamak gerekir. Her tipin kendine özgü patalojik yanları söz konusudur. halk sosyolojisinin de pop sosyolojiye dönüşme riski vardır. Alvin Gouldner ve hatta Pitirim Sorokin’in mevcut mesleki sosyolojinin temellerini sorgulayan eleştirel sosyologlar olduğunu söylemek mümkündür. bunun da normal olduğunu belirtir. ama bilginin piyasada metalaşmasını sorunlaştırarak politika yönelimli sosyoloji ile. Gelişmiş Batı toplumlarındaki bu dörtlü sınıflama yerine. Ancak çoğu zaman birinde yoğunlaşma söz konusudur. ahlaki yükümlülükler nedeniyle de halk sosyolojisi ile ilgilenir. “ne için bilgi” ve “kimin için bilgi” sorularını sorarak yanıt aramışlardır. Ayrıca kalkınma ajansları ve GAP’ın eşitsizlikleri arttırdığı konusunda kamuoyuna yapılan eleştiriler. Bazı öğretim üyeleri. Bu yüzden eleştirel sosyolojinin mesleki sosyolojinin bilinci olduğunu söylemek yanlış olmaz. Örneğin bazı DTCF Sosyoloji Bölümü öğretim üyelerinin GAP İdaresi için yaptıkları karşılaştırmalı toplumsal yapı araştırması öncelikle politika yönelimlidir. Normal bilim yaparken Sosyolojik Kuramsal Yaklaşımlarnın bilgisinin veya sosyolojinin temellerinin sorgulanması fazla mümkün değildir. Sosyoloji Derneği yönetiminde uzun yıllardır görev üstelenerek bu misyonu yerine getirmeye çalışmaktadır. Örneğin mesleki sosyoloji kendini diğer tiplerden tamamen soyutlayabilir. sosyologların politika sosyolojisi. eleştirel sosyolojinin en önemli görevi olduğudur. Bu anlamda C. Ancak unutulmaması gereken. Bazı sosyologlar dört tip içinde de faaliyet gösterebilirler. Eleştirel sosyoloji ilk olarak mesleki sosyoloji ile ilgilenir. eleştirel sosyoloji. Aslında bunların birbirlerini tamamen dışladığı söylenemez. onların sayıltılarını ve mesleki sosyolojinin gizli gündemini sorunsallaştırırken bilimsel topluluğa karşı sorumludur. Tipler arasında . politika yönelimli araştırmalar iktidarın hizmetine girebilir. Örneğin Achwan ve Sujatmiko’ya göre Endonezya’da ‘akademik’. devlet/siyaset ve ekonomi tarafından tehdit edilen sivil toplumu savunmanın.

bilmece çözme . Bunun yerine araştırma merkezleri. üniversite ve araştırma enstitülerinde toplumu anlamada sofistike kuramlar ve yöntemlere sahip olarak çalışmaktadırlar. toplumsal meşruluk baskısı ile karşı karşıya kalmada yalnız değildir. Farklı bir deyişle aktivist sosyologlar. temel araştırmalardan farklı olarak çeşitli düzeylerde uygulamalar içermekte ve büyük ölçüde dış ortak/ partner ve müşterilerle yakın işbirliği içinde yapılmaktadır. bu gelişmelere paralel olarak politik ve ekonomik ölçütler daha fazla önem kazanmaktadır. Öte yandan bir disiplin olarak sosyoloji. özel danışmanlık şirketleri araştırmalara fon sağlamakta ve öncekilerden çok daha fazla sayıda araştırmacı istihdam etmektedirler. Türkiye’de Sosyoloji 153 sürekli geçişler de mümkündür ve birbirleriyle işbirliği de yapmaktadırlar. Sonuç olarak araştırmalar. Profesyonel sosyolojinin bilgi savları. devlet fonlarıyla desteklenmiş ve disiplin temelli olarak organize edilmiş klasik araştırma ise. hükümet kuruluşları. örgütsel problemlere veya pratik politikalara uygulanabilecek bilgi üretilir. Bu tür özelliklerin Türkiye için de geçerli olmaya başladığı söylenebilir. Eğer Mod1 araştırma. Tüm Batı Avrupa ülkelerinde bilim ve toplum ilişkilerinin yeni ve değişen örüntüleri söz konusudur. Burawoy’in politika yönelimli araştırmacı sosyologları gibi kamu veya özel sektörde hizmet ve politika üretiminde görev almaktadırlar.5 veya Mod 3 şeklinde (devlet üniversitesinde piyasaya araştırma yapmak gibi) örneklerden de söz edilebilir. üniversiteler bilgi üretimindeki tekel konumlarını kaybetmişlerdir. Mod 2’de. Hatta Mod 1. bilgi toplumunun ortaya çıkışıyla birlikte. ekonomik yarar. Bu bağlamda değerlendirdiğimizde kurucularımızın aktivist olduklarını. Endonezyalı profesyonel sosyologlar ise. daha sonraki kuşakların ise hem akademik hem de profesyonel özellikler taşıdığını söylemek pek yanlış olmayacaktır. ki bu değişim Mod 1’den Mod 2’ye geçiş olarak adlandırılmaktadır. politik etki ve sosyal performans göstergelerinin baskısına hedef olmaktadır. Bir araştırmanın yararını değerlendirmede de. Aktivist sosyologlar ise. Profesyonel sosyolojiden beslenen politika yönelimli sosyologlar tarafından. Mod 2 Araştırmalar geçici ve interdisipliner ortamlarda yürütülmekte. Burawoy’un eleştirel ve halk sosyolojisine benzer faaliyetlerde bulunmaktadırlar. medya veya sivil toplum kuruluşları aracılığıyla sosyal problemleri yorumlayarak daha iyi bir toplumu inşa etmek üzere evrensel değerlerle ilintili eleştirel politikalar üretmeye çalışmaktadırlar. Mod 2 bilimin kurumsal bağlamında bir dizi önemli değişim gerektirmektedir. Akademik sosyologlar Burawoy’in profesyonel sosyologlarına benzemekte.

İnşaat Mühendisleri Odası ile 1999 Marmara Depreminin 10. Eleştirel sosyolojide. “diyalog hakkında da diyalog” söz konusudur ve bunların dinleyicileri daha çok akademiktir. halk sosyolojisi yaparken bu şekilde tavır almanın sosyologların ahlaki sorumluluğu olduğunu belirtmiş ve üyelerinden önemli destek görmüştür. Kuhn’un normal bilim yapma dönemine denk gelir.154 Ünite 10 şeklinde meydana gelir. Geleneksel Dayanışmanın Çağdaş Dayanışmaya Dönüşümü (1993) bir politika yönelimli araştırmadır. Sosyoloji Türkiye’de İstanbul Üniversitesi’nde Ziya Gökalp tarafından ilk derslerin verildiği 1914’lü yıllara kadar giden geçmişinden bu yana büyük ölçüde halk sosyolojisi ağırlıklı iken. kapanış oturumunda sonuçların paylaşılması da halk sosyolojisi örneği olarak değerlendirilebilir. Burawoy veya başkalarının eleştirdiği parasal kaynak sağlayıcıların çıkarına hizmet eden araştırmalar hiçbir zaman yapılmamıştır. Ancak bu çalışmaların arkasında hep akademik kaygılar olmuştur. Bu terim. Elektrik Mühendisleri Odası ile işbirliği içinde “Elektronik gözaltı ve telekulak” konusunda. gerek uygulamalı gerekse politika yönelimli sosyoloji yaparken de eleştirel olmak ve halka yönelmek eğilimindedir. bu bağlamda sosyal problemlere yönelik olarak problem çözmedir. 12 Eylül 2009 ‘da İstanbul’da yaşanan sel felaketinden sonra merkezi ve yerel yönetime yönelik eleştirel basın açıklamalar ve 2007’de Ankara’da yaşanan su kesintilerinde yerel yönetim uygulamalarının değerlendirmesini yapan bir doktora tezinde halk sosyolojisi yapıldığı söylenebilir. Hatta Sosyoloji Derneği üye ve yöneticilerinin Adnan Menderes Üniversitesi ile birlikte Aydın'ın Didim ilçesinde Ekim 2009 ‘da gerçekleştirdiği 6. Örnek vermek gerekirse. Tüm bu tartışmaların Türkiye’de tam karşılıkları bire bir bulunmasa da veya ‘kuramsal’ ve ‘uygulamalı’ sosyoloji ayrımına dayanan terminoloji daha yaygın olsa da. Nitekim Burawoy de. Çoğu kamusal destekli olan araştırmalar. 1990’lı yıllardan başlayarak politika yönelimli olmaya başlamıştır. Irak Savaşı’na karşı ASA’nın açıklama yapmasını sağlayarak. Aile Araştırma Kurumu’na 1990 yılında kurulan Sosyoloji Derneği üyelerinin yaptığı. yılında “Afetlere Hazırlık” konusunda. Ulusal Sosyoloji Kongresinde Türkiye’nin önemli gündem maddesini oluşturan ‘demokratik açılım’ konusunda katılanların görüşlerini alarak. DTCF Sosyoloji bölümü. Politika yönelimli sosyologlar arasında ‘geleneksel/seçkinci ’ ve ‘organik/tabana dayalı’ halk sosyolojisini benimseme açısından da farklar bulunabilir. daima geniş . Halk sosyolojisi kamusal tartışmalara hizmet eder ve bu yüzden dıştan dinleyicileriyle diyalog içerisindedir. Politika yönelimli sosyoloji.

Türkiye’de Sosyoloji

155

toplum kesimlerine hizmet etmek anlayışının ürünüdür. Bu çabaların bir örneği olarak TÜBİTAK tarafından desteklenen GAP Karşılaştırmalı Toplumsal Yapı Araştırması en son çalışmalardan birisi olarak hem Sosyoloji Derneği hem de GAP idaresi tarafından 2010 yılında basılmıştır. Bu çalışmaların ayrıca Mod1 araştırmadan Mod 2’ye geçişin izlerini taşıdığı söylenebilir. Ancak TÜBİTAK’ın da devlet kuruluşu olması nedeniyle tam bir dönüşümden söz edilemez. Ayrıca henüz kamu en önemli kaynak sağlayıcı olduğundan Türkiye’de Mod 2 araştırmalar çok sınırlıdır. Bununla birlikte, şimdilik yakın bir tehdit olmaması hiç olmayacak anlamına gelmemelidir. Bilindiği üzere sosyoloji Türkiye’de ağırlıkla devlet üniversitelerinde bilimsel ve ekonomik açıdan tam özerk olmayan koşullarda yapılmaktadır. Buradan hareketle “acaba Türkiye’de halk sosyolojisinin geliştiğini iddia etmek mümkün müdür ” sorusu akla gelmektedir. Ancak “Özellikle İskandinav refah toplumunda, devletin her zaman her şeyin içinde olması demek halk sosyoloji anlamına gelmemektedir. Diğer bir ifade ile araçsal halk sosyoloji tatmin edici görünmemektedir.” diyen Kropp’un saptaması, yanıtın olumsuz olduğunu bize açıkça göstermektedir. Sujata Patel (2010)’in belirttiği gibi, 1970’lerden bu yana dünya hızla değişmekte; bilgi, düşünce, hizmet, para, mal ve teknoloji kadar hastalık (örneğin kuş ve domuz gribi) ve ilaçlar ile silahlar da sınır ötesine taşarak dolaşmaktadır. Dünya Risk Toplumu olarak da tanımlanan bu toplum yapısı içinde işbirliği olanakları kadar çatışma, eşitsizlikler ve askeri güç uygulamaları da artmakta; kültürel dışlamalar ve grup kimlikleri yeni formlarda ortaya çıkmakta; mekân kavramı yeniden tanımlanmaktadır. Bu yüzden değişen dünyayı anlamada yeni yaklaşımlara ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak önemli olan sosyologların bu değişmelere meydan okumaya ne kadar hazır oldukları ya da değişen dinamikleri anlamada ne tür kaynaklara sahip olduklarıdır. Öte yandan, sosyolojik çalışmalarda toplum olarak kavramlaştırılan gerçeklik çoğu kez ulus devlete karşılık gelmektedir. Hatta Amerikalı sosyologların, toplum yerine ulus kavramını tercih ettiklerini dikkatli gözlemciler hemen fark edebilirler. Bu yüzden birçok ünlü Batılı sosyologun geliştirdiği kuram veya kavramın küresel düzeyde karşılaştırmalar içermediğini ve yalnızca Kuzey Amerika ya da Avrupa ile sınırlı kaldığını söylemek mümkündür. Aslında U. Beck’in “yöntemsel ulusalcılık” (methodological nationalism), “kozmopolitan gerçeklik” (cosmopolitan reality) ve “ikinci modernlik” (second modernity) kavramları da tam bu konulara işaret etmektedir. Diğer bir ifade ile sosyolojinin konusu olan insan, kurum, örgüt ya da gruplar hakkındaki

156

Ünite 10

betimlemeler, bunu yapan sosyologun kendi ulusal kültürü ile sınırlı kalabilmektedir. Özetle bugüne değin evrensel olarak ileri sürülen birçok sosyolojik görüş bu özelliği taşımazken, hatta bölgesel/taşra (provincial) düzeyinde kalırken, bunları eleştirmeden evrensel olarak kabul etmek Syed Farid Alatas (2010)’ın yıllar önce belirttiği gibi “tutuklu zihinler” (captive mind) olarak eleştirilmektedir. Buradan hareketle DTCF Sosyoloji Bölümü’nde yoksulluk konusundaki bir doktora tezinde “azimli yoksullar” kavramı geliştirilerek sosyolojik yazına kazandırılmıştır. Bu girişimin Alataş’ın “basit alternatif” geliştirme söylemine denk düştüğünü belirtmek yanlış olmayacaktır. Bilindiği üzere, alternatif sosyoloji arayışları, Batı-dışının ya da Güneyin Kuzeye tarihsel, sosyal, ekonomik, siyasal, kültürel, bilimsel/ akademik çok yönlü bağımlılığına karşı bir meydan okumadır. Batı dışından, kendi tarihsel ve sosyal deneyimlerine dayanan yeni kavram ve kuramların üretilmesi, sosyal bilimlerde güneyin kuzeye olan tarihsel bağımlılığını azaltmada önemli görülmektedir. Alataş’ a göre, sosyal bilimlerde batıya alternatif olabilmek için, taklitçi olmamak, yaratıcı olmak, özgün olmak, özcü olmamak, Avrupa merkezli olmamak, ulus devlet ve uluslararası grup ve kuruluşlardan bağımsız olmak, yerelin kültürünü, dilini, sosyal ve ekonomik koşullarını yeni kavramlar ve kuramlar üretmede bilginin kaynağı olarak görmek gerekir. O, ‘basit’ ve ‘yüksek’ düzeyde alternatif olma konularını tartışır. Basit düzeyde alternatif olmak, Batıda geliştirilen kavramları Batı dışı bağlama dikkatle uygulamak iken; yüksek düzeyde alternatif olmak, Batı dışında/yerel düzeyde üretilen bir kavramın yerel bağlamda yaratıcı olarak uygulanması demektir. Yüksek düzeyde alternatif olmak, özellikle hegemonik ilişkileri yıkacağı için önemlidir. Alataş’ın burada İbn-i Haldun’un Asabiye Teorisi’ni kastettiği belirtilmelidir. Ancak İbn-i Haldun’un sanayi öncesi toplumlardaki değişmeyi açıklamak üzere geliştirdiği kuramından yararlanmanın da basit alternatif olma özelliğinin daha fazla olduğunu ifade etmek gerekmektedir. Bu bağlamda Ziya Gökalp’in ‘hars’ ve ‘medeniyet’ ayrımı da Batı dışından bir alternatif söylem olabilir. Ayrıca hars kavramının kültüre denk düşmesi yüzünden, bu girişimin de basit alternatif olacağı iddia edilebilir. Aslında basit alternatiflerin, günümüzde çok tartışılan ‘tek’ yerine ‘çoklu evrenselliklerin’ olduğu görüşü için de uygun bir zemin hazırladığı düşünülmelidir.

Türkiye’de Sosyoloji

157

Özet
Türkiye’de ve Avrupa’da sosyolojinin bir bilim olarak kabul edilmesi hemen hemen aynı yıllara rastlamakla birlikte, aynı gelişimi gösterememiştir. Türkiye’de sosyolojinin en önemli sorunlarının başında “aktarmacılık” ve “gelenek yokluğu” gelmektedir. Türkiye’de sosyolojinin statüsünün düşüklüğü ise, son yıllarda tartışmaya açılan diğer bir sorundur. Bu duruma yol açan en önemli nedenlerin başında batıya bağımlılığı ve kendi koşularına uygun kuramsal ve kavramsal çerçeveleri oluşturamaması gelmektedir. Ancak bu konudaki değerlendirmelerin sosyolojinin nasıl bir bilim olduğu konusundaki tartışmalar ışığında yapılması daha sağlıklı olacaktır. Çünkü başlangıçta Batıda doğan ve Batı sorunlarını inceleyen sosyolojinin evrenselliği hiçbir eleştiri yapılmadan tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kabul edilmiştir. Evrimci gelişme kuramlarının mercek altına alınması ve Batı merkezli kuramların Batı-dışını açıklamada yetersizliklerinin saptanmasıyla yapılan eleştiriler de artmıştır. Bu eleştirilerin başında, yapılan çalışma ve yayınların çoğu Batı kuramlarını test etmeye yarayan bilgi/data kaynağı niteliğinde olması ve Batı sosyolojisinin yerel, ulusal ve bağlamsal koşulları göz ardı edilerek aktarılması gelmektedir. Ayrıca sosyologlar arasında iletişim kopukluğunun yaygın olması ve sınırlı özgün kuramsal çerçeve ve akademik yükselme amacıyla yapılan çalışmalar, yeterli bir sosyolojinin gelişiminde en önemli engeller olarak görülmektedir. Amerikan Sosyoloji Derneği (ASA) ve Uluslararası Sosyoloji Derneği (ISA) başkanlıkları da yapan İngiliz asıllı sosyolog Michael Burawoy’in yaptığı ‘mesleki’ (professional), ‘halk’ (public), ‘politika’ (policy) ve ‘eleştirel’ sosyoloji sınıflamasını göz önünde bulundurarak Türkiye’de Sosyoloji’ye bakıldığında, başlangıçtaki kurucularımızın mesleki sosyoloji kadar halk sosyolojisi yaptığı da söylenebilir. Alternatif sosyoloji arayışları ise, Batı-dışının ya da güneyin kuzeye tarihsel, sosyal, ekonomik, siyasi, kültürel, bilimsel/akademik çok yönlü bağımlılığına karşı bir meydan okumadır. Batı dışından, kendi tarihsel ve sosyal deneyimlerine dayanan yeni kavram ve kuramların üretilmesi, sosyal bilimlerde güneyin kuzeye olan tarihsel bağımlılığını azaltmada önemli görülmektedir.

Türkiye’de sosyolojinin kurucusu kimdir? a) Hilmi Ziya Ülken b) Prens Sabahattin c) Ziya Gökalp d) Fahri Fındıkoğlu e) Niyazi Berkes 2. Burawoy’un sınıflamasından hareketle Türkiye’de en az yapılan sosyoloji hangisidir? a) Mesleki sosyoloji b) Eleştirel Sosyoloji c) Politika Yönelimli Sosyoloji d) Halk sosyolojisi e) Hiçbiri . Türkiye’de sosyolojinin en önemli sorunlarının başında ne gelmektedir? a) Aktarmacılık b) Gelenek yokluğu c) Batıya bağımlılık d) Özgünlük e) Hepsi 3.158 Ünite 10 De¤er­ len­ dir­ me Sorular› 1. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de sosyolojinin gelişiminde etkili değildir? a) İletişimi güçlendirmek b) Karşılaştırmalı araştırmalar yapmak c) Sadece mikro çalışma yapmak d) Mikro ve makro çalışmaları birlikte yapmak e) Ulusal ve uluslararası toplantılar düzenlemek 5. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye’de sosyolojinin metodolojik sorunları arasında sayılamaz? a) Pozitivizmin baskınlığı b) Pozitivizmin ihmali c) Yorumlayıcı sosyolojinin ihmali d) Feminist eleştirileri yok sayma e) Hiçbiri 4. M.

Dahrendorf. H. (2010) Değişen Dünyada Sosyoloji. (1963) İnvitation to Sociology: A Humanistic Perspective. İstanbul: Der. Z. Burawoy. İstanbul: Ayrıntı. (2004)(der) Küresel Kuşatma Karşısında İnsan. A. Bozkurt. London: Tavistock. (2005) Public Sociologies: Contradictions. (1991) Family and the State of Theory. (1995) Socail Problems and Social Movements. Oxford: Blackwell. Boratav. İç. H. Stanford: Stanford University Pres. (1956) The Fuctions of Social Conflict. F. Alataş. (1997) Modern Devletin Doğuşu. Tronto: Üniversity of Toronto Pres. London. Cheal. 82: 1603-1618. Globalization and Modernity (Dr. Bursa: Ekin. Bash. H. H. S. London: Tavistock. M. Hsieh). Berger. Bandura. (1992) Risk Society. A. Featherstone). Chicago: University of Chicago Press. London: Sage. Rock ve M. iç. . New Jersey: Humanities. P. Advances in Experimental Psychology (der. Appadurai. M. K. Vol 2 : 139-158. Dilemmas and Possibilities. (1965) Vicarious Process: A Case of No-trial Learning. iç. Coşkun. (2000) Emperyalizm mi? Küreselleşme mi? İç Küreselleşme: Emperyalizm Yerelcilik İşçi Sınıfı (der. (1987) Women and Social Class. Türkiye’de Sosyoloji 159 Kaynaklar Abbott. F. M. Becker. M. Z. A. New York: Academic Press. M. Bauman. Ill. V. Gelencoe. R. Yılmaz). Coser. Tonak). New York: Doubleday. M. Baumann. L. D. P. R. Deviance and Social Control (der. (2010). Armağan. (1974) Labelling Theory Reconsidered. Berkowitz). S. Ankara: İmge. Beck. Social Forces. Facing an Unequal World: Challenges for a Global Socıology (der. McIntosh). Oxford Blackwell. (1958) The Human Condition. Burawoy. M. Sapsford. İ. (1959) Class and Class Conflict in Industrial Society. (1996) Rise of Network Society. (1993) Disjuncture and Difference in the Global Cultural Economy.: The Free Pres. “The Definition and Types of Alternative Discourses”. P. U. Global Culture: Nationalism. iç. L. İstanbul: Ufuk. Castels. (1999) Küreselleşme: Toplumsal Sonuçları (Çev. E. A. Arrent. Chang.. (1997) Thinking Sociologically.

(1990) Postmodern Durum (Çev. Haralambos. Avrupa’da Yeni Yaklaşımlar. Sociology: A Down to Earth Approach. (1980 ) Power/Knowledge. Feagin. (1997) Günümüzde Aile Araştırmaları. Friedman. Cambridge: Polity Pres. J. Ankara. (1992) Sosyolojide Birlik Sağlamak. İ. Habermas. (1995) Sociology: Themes and Perspectives. (2004) Sivil toplum ve Devlet. London: Hamilton. (2000) Elimizden Kaçıp Giden Dünya. J (1981) The Philosophical Discourse of Modernity. R. Lenslin. Haldun. Kasapoglu. A. New Jersey: Prentice Hall. 1: 141-158. E. London: Coolins . (Çev.. (1992) General Historical and Culturally Specific Properties of Global Systems. (1977) Mukaddime. A. F. B. DTCF Araştırma Dergisi. Reason and Religion. A. (Çev. (1989) The End of History and The Last Man. Giddens. (1997) Social Problems: A Critical Power-Conflict Perspective. New York: Free Press. M. Ankara: Ara. Durkheim. Brighton: Harvester. A. (Çev. Berkeley: University of California Pres. A. A. A. Hochschield. Feagin. C. M. Ankara: Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sosyal Hizmetler Müsteşarlığı Yayınları. (1990) The Consequences of Mpodernity: Cambridge: Polity. Kasapoğlu. selcted Interviews and Other Writings 1971-1977. Boston: Allyn and Bacon. J. London: Routledge. J. (1984) Constitution of Society. (1912/1965) Elementary Forms of Religious Life. A. (1992) Postmodernism. New York: Free Press. Giddens. M. (1993) Sociology. E. Giddens. Akınhay). J.160 Ünite 10 Durkheim.Dursun). O. (!1938/1964) The Rules of Soıciological Method. Cambridge: Polity. J. E. Fukuyama. Gellner. . Ankara: Ankara Üniversitesi. M. T. London: Polity. Keane. Lyotard. Review.. Holborn. Giddens. (1983) The Managed Hear: Commercialization of Human Feeling. Kasapoğlu.Çiğdem). İstanbul: Ayrıntı Yayınları. (1991) Yüksek Öğretimde Sosyoloji Eğitiminin Sorunları. Foucault. 15: 335-372. F. Çiğdem). A. M. A. İstanbul: Alfa.

Storey. K. 38-150. A. Merton. J. Self and Society. Revue Tiers Monde . (2008) Sivil Toplum ve Sivil Toplum Kuruluşları. P. A. (1934) Mind. Tonak. Marks.: Free Pres. Vol 1: 48-63 Patnaik. (1949) Social Theory and Social Structure. C. New York: Wheatsheaf. A. Sarıbay. Glencoe. Boston: Allyn and Bacon. Topçuoğlu. Burawoy. .1967) The Social System. (1995) Postmodernite. G. (1978) Capital. E. (2000) (der) Küreselleşme: Emperyalizm Yerelcilik İşçi Sınıfı. Ritzer. New York: Vinatge Books. iç. G. Chicago. Aktay. İstanbul: İletişim. M.. New York: Alfred A. III: The Free Press Patel. Persson. Reconstructing Sociological Traditions fort he Twenty First Century”. (1951. Fethi): İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları. Ill. İstanbul: İletişim. Knoph. Sivil Toplum ve İslam. Hsieh). Facing an Unequal World: Challenges for a Global Socıology (der. Soraka. R. ( 1995) Social Problems: A World at Risk. Bryjack. M. Sivil Toplum Kuruluşlarında Yönetim. Chang. (1998) (der) Sivil Toplum. Sarıbay. G. Sezer. (1966) Power and Privilege: A THeory of Social Stratification.. Rosenau.Hill Company. Ankara: Vadi... F. R. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi. Mills. Mead. (2000) Global Bir Bakışla Politik Sosyoloji.. A. Türkiye’de Sosyoloji 161 Lenski. New York. H. M. P (1997) Imperialism. A. Ankara: Bilim ve Sanat. İstanbul: Alfa. (1998) Postmodernizm ve Toplum Bilimleri (Çev. S. Küreselleşme ve Oryantalizm. McGraw.: Chicago Univesity Press. Özden. (1992) Globalization: Social Theory and Global Culture. K. Ankara: Seçkin.Coşkun). (1983) Sociological Theory. A. (2000) Sosyolojiye Giriş. Robertson. (1956) The Power Elites. P. Glencoe. T. Parsons. New York: Oxford University Press Neuman (1994) The Qualitative and Quantitative Research Metheods. Ill. R. Birkan). Özdalga. (der. Demokrasi ve İslam Dünyası. W. R.) Postmodernizm ve İslam. S. M. iç. “The Imperative and the Challenge of Diversity. Ankara: İmge.Mandel). Y. E. (Çev. (1999) (der. (1993) An Introductory Guide to Cultural Theory and Popular Culture. E. (2010). M. London: Sage. (1997) Niyazi Berkes: Unutulan Yıllar. R. T. E. (Çev. Özkalp.

Gerth ve C. Glencoe. Weber. M. W. Ill: The Free Press Worsley. H. 2: 1-4. Weber. M.162 Ünite 10 Wallertein. Çev. (1946 ) From Max Weber: Essays in Sociology (Çev. A. (1998) The Heritage of Sociology and The future of Social Sciences in the 21st Century. M. (1913/1947) The Theory of Social and Economic Organization. (1988) Introducing Sociology. P. Current Sociology. Parsons). Hendelson ve T. Mills) New York: Oxford University Pres. Harmonworth: Penguin. I. .

D 4. C 5. A 4. E 10. Ünite 1. A 3. Ünite 1. B 4. Ünite 1. Ünite 1. B 4. C 7. D 4. E 2. C 5. D 6. E 5. Ünite 1. A 9. B 7. A 5. C 2. B 3. D 4. D 6. D 7. C 5. D 5. C 7. D 3. C 2. E 3. E 5. B 4. Ünite 1. Türkiye’de Sosyoloji 163 Değerlendirme Sorularının Yanıtları 1. B . E 3. Ünite 1. E 5. C 3. C 3. B 4. C 7. Ünite 1. C 3. C 5. C 3. C 2. A 2. B 4. B 8. D 4. B 8. D 5. A 2. A 6. B 6. B 3. E 3. D 6. D 4. D 2. D 2. E 2. A 6. C 5. B 2. D 2. Ünite 1. Ünite 1.

164 Ünite 10 .

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful