Mühendislik Mimarlýk Öyküleri I

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

ISBN 975-395-755-6 Kapak Tasarýmý ve Sayfa Düzeni: Emrah Durak Baský Kozan Ofset 0 312 3842003 Baský Tarihi Nisan 2004 Türk Mühendis ve Mimar Odalarý Birliði Atatürk Bul. No: 131 Kat: 9 Bakanlýklar-ANKARA Tel: (0312) 418 12 75 Faks: (0312) 417 48 24 Web: http:// www.tmmob.org.tr E-posta: tmmob@tmmob.org.tr

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

ÝÇÝNDEKÝLER
Önsöz Sunuþ Kemal Saatçioðlu ile Söyleþi Fabrikalar Kuran Fabrika Kardemir ve Türkiye Cumhuriyeti Demir-Çelik Öyküsü Mahmut Kiper Ýlk Feneri Yakanlar Nadir Avþaroðlu Yeþil Çay Yapraðýnda Demli Çay Bardaðýna Bir Baþarý Öyküsü Baki Remzi SUÝÇMEZ Devrim Otomobili Hikayeleri Ýsmet Özkan-Aydýn Engin Türkiye’nin Yaþadýðý Hýzlý Kentleþmenin Öyküsünü Kurmanýn Seçeneklerinden Biri Ýlhan Tekeli Celalettin Uzer’le Söyleþi Uçak Fabrikalarý Nasýl Kapatýldý? M.Bahattin ADIGÜZEL Atatürk Orman Çiftliði Reþat Ünal Bir Rüzgara Karþý Toplu Konut Öyküsü Þevki Vanlý Cumhuriyetin Ýlk Dönemlerinde Yüksek Mühendis Mektebi ve Dökümcülük Anýlarým Burhan OÐUZ PTT Arla ve Teletaþ’ýn Öyküsü Dr. Fikret Yücel MTA'lý Yýllarým Doç. Dr. Sadrettin ALPAN A. Reþit Gencer’le Söyleþi 5 7 11

19 43 63 89

119 135 141 155 173

187 203 217 229

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

toplumun ihtiyaçlarýný bilimsel bilgiyi kullanarak karþýlama misyonlarý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ÖNSÖZ "Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I" adlý kitabýmýzdaki öyküleri okurken. öyküleri yaratanlara vefa borcunun ödenmesinin ötesinde bir amacý daha var: O da "mühendislik-mimarlýk þimdi nasýl bir yerde" sorusunun yanýtlarýný aramak. hatta ülkemize dayattýðý role karþýn yer yer baþarýlar elde ediliyor. yapmanýn yerine yýkmanýn. inançlý mühendislerin umutlarýnýn nasýl tüketildiðinin ifadesi. Demir-çeliðin öyküsü mühendislik tarihine kendisi kadar saðlam bir yapý taþý býrakýyor. Bilimle toplumun buluþturulmasýna tanýklýk ediyor bu öyküler. Devrim Otomobilinin öyküsünün kendisi baþlý baþýna önemli bir mühendislik giriþiminin ne tür engellemelerle karþýlaþtýðýnýn. Bu derlemenin. bu amaçlara ulaþmak için çabalarý sürüyor. ayný zamanda kalkýnma tarihimizden kesitler de göreceksiniz. hakça paylaþma hedefleri. sanayileþme. "Ýlk feneri yakan" maden mühendisleri emekçilerin geleceðe giden yoluna ýþýk tutuyor. Kýsýtlý olanaklar. 5 . coþkunun yerine umutsuzluðun geçirilmeye çalýþýlmasýnýn arkasýnda hangi ekonomik ve siyasi koþullar yer alýyor? Mühendislerin ve mimarlarýn. Mühendislerin ve mimarlarýn sýnýrlý olanaklarla yarattýklarý. kalkýnma. halka hizmet için mücadele eden mühendisler ve mimarlar bugün ne yapabiliyorlar? Mesleklerini toplum yararýna ne ölçüde kullanabiliyorlar? Baþarý öykülerinin temelini oluþturan irade bugün ne kadar geçerli? Baþarýnýn yerine duraðanlýðýn. çaðýn gerisinde kalmýþ teknoloji þartlarý içerisinde kalkýnmak için. Atatürk Orman Çiftliðinin kuruluþu ve geçmiþi terkedilmiþ bir alanda umudun yeþertilebileceðinin kanýtý. maddi sýkýntýlar. mühendislerimizin ve mimarlarýmýzýn geçmiþteki serüvenine tanýklýk etmekle kalmayacak. Emperyalist sistemin ülkemiz için öngördüðü. Her gün zevkle yudumladýðýmýz çayýn bardaðýmýza gelene kadar ne badireler atlattýðý anlatýlýyor. ulaþýlmayacak yol olmadýðýný gösteriyorlar. yaratmaya çalýþtýklarý bir dünya var bu kitapta… Cide yolunu yapanlar mesleðimizin bir çözüm sanatý olduðunu.

bilimi ve teknolojiyi toplum yararýna kullanma anlayýþýný egemen kýlabilelim. bu anlayýþa uygun yatýrýmlar yapabilelim. umudumuzla ve kararlýlýðýmýzla. Daha fazla. Kaya Güvenç Yönetim Kurulu Baþkaný 6 . her yýl mezun olanlarýn sayýsý 25 bini bulan meslektaþlarýmýzýn. tasarlamanýn. iþletmenin coþkusunu yaþamaya özlem duyuyorlar. Yeter ki. bu çalýþmayý planlayýp bize kazandýran Mahmut Kiper'e. mimarlar ve þehir plancýlarý. kalkýnma.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Mühendisler. daha güncel baþarýnýn öyküsünü yazmaya ve yayýnlamaya devam edeceðimiz günlere olan özlemimizle. Yeter ki sayýlarý 500 bine yaklaþan. Yeter ki. Yaptýklarýndan daha fazlasýný yapmaya hazýrlar. bize bu öyküleri yayýnlama olanaðýný veren meslektaþlarýmýza. yapmanýn. Yeter ki bu amaçlarla sürdürdüðümüz mücadelemizi yükseltebilelim. bütün çalýþanlarla ortaklaþtýrabilelim. araþtýrmanýn. artýk ulusal bilim. Yeter ki. hakça paylaþým için siyasi bir irade oluþturabilelim. kitabý yayýna hazýrlayanlara Yönetim Kurulumuz adýna teþekkür ediyorum. teknoloji ve yenilenme politikalarý temelinde sanayileþme. bilimi ve teknolojiyi halkýmýzýn hizmetine sunabilmeleri için görülen ortamlar yaratabilelim. bize uygun bulunan ucuz iþgücüne ve doðal ve kültürel varlýklarýmýzýn kuralsýz ve sýnýrsýz tüketimine dayalý rekabet anlayýþý yerine.

o koþullarda yapýlanlarýn bilinmesi. Bu kitapta. Bu öykü kitabý ile amaçlananlardan biri. kurduklarý. bir diðeri.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I SUNUÞ TMMOB'nin kuruluþunun 50. çalýþtýrdýklarý ile sadece TMMOB'yi deðil. kimi de iz býrakmýþ bazý mühendislerin ve mimarlarýn kendilerini ya da yarattýklarýný anlatýyor. sonuncusu da ne zorluklarla kurulanlarýn ne kadar kolay yýkýlýp satýldýðýný ya da yok edildiðini göstermektir. kimi. bir kýsmýnýn da eski yayýnlardan alýntý 7 . Türkiye'de gerek sektörlerin oluþumu. Özellikle son çeyrekte üretimin iyice geri plana itilmesi ile artýk kimse yapýlan baþarýlý uygulamalarý gündeme getirmemektedir. yaptýklarý. ayný zamanda Türkiye Cumhuriyeti'ni anlamlandýran. gerek fabrikalarýn kurulmasý ve gerekse bu iþletmelerde yapýlan uygulamalar ve bir çok planlamalar büyük mühendislik ve mimarlýk baþarýlarý içermektedir. baþlangýcýndan beri de böyle bir hedef hiç olmadý. üretimde mühendisinmimarýn öneminin anlaþýlmasýný saðlamak ve çalýþmalarda yer almýþ meslektaþlarýmýzý anarak belki de gecikmiþ bir vefa borcunu bir nebze ödemek. Tabii. Bu baþarýlara imza atanlarýn çoðu TMMOB üyeleridir. daha geniþ bir ifadeyle mühendisliðin ve mimarlýðýn bazý öyküleri bu kitapta toplandý. ismini hepimizin yakýndan bildiði sanayi kuruluþlarýnýn kurulmasýný ve geliþimini. ülke mühendislik-mimarlýk yeteneðinin ve birikiminin anlaþýlabilmesini saðlayacak tüm mozaikleri birarada bulabilmek mümkün deðildir. hem moral olarak hem de geliþimde üretimin ne denli gerekli olduðunun gösterilmesi bakýmýndan büyük önem taþýmaktadýr. Bu öykülerden kimi. Oysa o gün. Türkiye Cumhuriyeti döneminde gerçekleþtirilmiþ ve önemli baþarýlar içeren sektörlerin oluþumunu. yýlýnda. Bu kitaba çoðunun ýsmarlama. geliþtiren mühendis ve mimarlarýn. Buna örnek esintilere de yer verilmiþtir. nedeni ne olursa olsun kazanýlmýþ yetenek ve kültürü red edercesine baþarýsýz mühendislik-mimarlýk uygulamalarý da ülkemizin çokça görülen gerçeklerindendir. baþarýlý uygulamalarý hatýrlatmak ya da bilinmesini saðlamak.

tam tersine anonimleþtiren insanlar Cumhuriyetin saðlam tuðlalarýný ördü. hatta son kuþaðýn muhtemelen doðal karþýladýðý yýkan. tasarlayan. mimar ya da plancýlarýn hakkýný teslim etmek mümkün olacaktýr. Umarýz serinin devamý gelir. pek çoðu sessizce göçüp gitti. Bunlar. bazý öykülerin bugün artýk neredeyse kanýksadýðýmýz. Ancak gene de. kuran. Ancak tüm bu geliþme potansiyeline raðmen büyük emeklerle kurulanlarýn iki dakikada yýkýldýðýný.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I þeklinde temin edildiði bir mühendislik-mimarlýk öyküleri denemesi denebilir sadece. Onlar 8 . Bu kitapla. bozan. konuyu bilsin bilmesin herkesin anlayabileceði hikayemsi bir dille kaleme alýnan ya da daha önce yapýlan söyleþilerden alýntýlanan öyküler yer alýyor. teknik detaylardan uzak. paylaþan üretim modellerine doðru ufak umut yolculuklarýna sebep olacaðýný umuyoruz. çalýþtýran. satýldýðýný da çok gördük. masallardan baþka nerede olur ki? Görev bilinciyle öne çýkmayý yadýrgayan.5 yýlda iþletmeye alan. neredeyse toplu iðne üretmeden otomobil üretimine soyunan ve muhtemelen bir kýsmý otomobil kullanmayý bile bilmeyen 23 mühendisi ile o günün en ileri teknolojilerini içeren otomobili 129 günde tamamlayan bir ülkede yaþýyoruz. topraklarýn tahliyesini merkep katarlarý ile yaparak 2. yapan. Buna uygun olarak. Bu nedenle mühendislik-mimarlýk baþarý ya da baþarýsýzlýklarý öykülerin içine gömülmüþ durumdadýr. bir aðýr sanayi iþletmesini 1930'larýn sonunda hafriyatýný kazma-kürekle. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda neredeyse en küçük bir sanayi tesisi olmadan uçak fabrikasý deneyimini yaþayan. ülkenin zengin mühendislik-mimarlýk öykü hazinesinin gün ýþýðýna çýkarýlmasý için ilk giriþim olarak 'Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri-I' baþlýðý ile yayýnlandý. yaptýklarý ile övünmeyen. Ancak bazý uygulama veya sonuçlara bakarak. bunlarýn bazýlarýný öne çýkarma fýrsatý bulduk. birilerine peþkeþ çeken para modellerinin bize yaþattýðý usanmýþlýk ve umarsýzlýk girdaplarýndan. mühendis. Zaten. geliþtiren. Anlatýlanlar kimi zaman masallardaki olaðanüstülükleri çaðrýþtýrýyor. bu kitapta.

O cevherin ýþýðýný bilir misin sen? 1200 derecede erimiþ demir cevheri bir ýþýk saçar efendi. tüm yetenek ve kazanýmlara raðmen bugünkü kötü durumun sebepleri kuþkusuz daha iyi anlaþýlacak ve anlatýlacaktýr. Ne demek istediðimi anlýyonmu sen?. akýyor potaya. Çünkü. Öykülerini bu kitapta bizlerle paylaþan tüm yazarlara teþekkür ediyoruz. Yoksa kör olursun. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda. Erimiþ cevhere bakmasýný bileceksin. Mühendis ve mimarlarýn merkezinde olduðu öyküler sadece teknik içerikleri ile deðil.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bunu çoktan hak etmiþlerdi. Kendilerinden habersiz hikayelerini daha önceki yayýnlardan derlediðimiz. Bu tür anýlasý insanlarýmýz ve mühendislik-mimarlýk öykülerimiz pek çok. bugün gelinen noktadaki geliþmemiþ ve yetersiz görüntünün aksine pek çok ilk ve yenilik görmek mümkündür. Aydýn Engin'in yaptýðý söyleþide þöyle diyor. Karabük'te düðün dernek kurulmuþ. cevher erimiþ. ülkemizin ilk aðýr sanayi tesisi Karabük Demir Çelik Fabrikalarý'nýn inþaatýnda iþe baþlayan ve bu tesiste üretimde aralýksýz 45 yýl çalýþan Hakký Usta herkese. sanayi yaratarak.. sanayinin koþullarýnda sürekli iyileþtirmeyi ve üretkenliði artýrarak toplumsal deðiþim projelerinde aktif hatta öncü rol almak vardýr. O öykülere. bunun yanýnda saðladýklarý toplumsal ve tarihsel etkileri ile de deðerlendirilmelidir. Ýyi bakmazsan kör eder adamý. geleceðe de umutla bakmamýzý saðlayan geçmiþimizin en deðerli miraslarý olarak bakmalý ve onlara sahip çýkmalýyýz. 9 . memleketin ýþýðý. mühendisliðin tanýmýnda zaten. 'Divriði madeniyle Zonguldak kömürü buluþmuþ. O ýþýktýr. üretime ve üretim tesislerine nasýl bakýlmasý gerektiðine iliþkin galiba en güzel dersi veriyor. Bu dönüþüm projesinde. memleketin ýþýklarýna nasýl bakýlmasý gerektiðini bir de öykülerle anlatalým istedik.' Ne demek istediðimizi. köylülerden sanayi iþçisi yaratmak buna güzel bir örnektir. ergimiþ metalin ýþýðý ile özdeþleþtirerek. Türkiye sanayi ve teknoloji tarihinde. Öyküleri çoðalttýkça. bir çoðu artýk aramýzda olmayan mühendis-mimarýmýzý saygýyla anýyoruz.

Türkiye mühendislik-mimarlýk ve plancýlýk tarihinin geliþimine katkýda bulunan tüm meslekdaþlarýmýza þükranlarýmýzý sunuyoruz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu kitabýn peþinden birçok öyküyle bu serinin devam edeceði ümidiyle. Mahmut Kiper Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri-I Kitabý Koordinatörü 10 .

. TMMOB yayýn organlarýndan “Mühendislik-Mimarlýk” gazetesinin18 Temmuz 1957 tarihli sayýsýndan alýnmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kemal Saatçioðlu ile Söyleþi “60 YILLIK MÜHENDÝSLE KONUÞTUM”* Söyleþiyi Yapan: Aydýn Nisari * Bu söyleþi.

. düþündüm. 7 Çocuk Babasý Ýki defa evlenmiþ. Kemal Saatçýoðlu'nun nüfus tezkeresi deðil.. Müh. Hendese-i Mülkiye Mektebinden aldýðý diploma 60 yaþýnda! Gözümüz aldanýyor..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Umumi Katip Þükrü Er. Uzun bir ömrün tatlý meyveleri.60 yaþýnda olsalar gerek. hem belediye reisi. 7 çocuðu var. kýzlarýndan biri de hem doktor. tanýdýðým yaþlý kimselerle kýyaslayarak doðru bir sonuç çýkarmaya çalýþtým: . ikisi yüksek mühendis. Y. Çocuklarýndan ikisi profesör. biri baþmüfettiþ. Birliði ziyaret etmiþ bulunan bir zatý göstererek sordu. fakat dinlediðimiz zaman 83 yýllýk bir ömrün dile geldiðini anlýyoruz. 12 . hem de bir partinin baþkaný.Beyefendiyi kaç yaþýnda tahmin edersin? Dikkatle baktým. Son hanýmýndan doðan çocuklarý ise henüz küçük. Meðer çok yanýlmýþým.

Bitmeyen bir çalýþma azmi. Makina diye yalnýz buhar makinalarýný gördük. o zamanki adý Hüdavendigâr olan Bursa'ya Baþmühendis Muavini olarak tayin edilmiþ. elektrik bahsinde ise sâdece bir postane kurabilecek bilgiyi aldýk. þimdiki Mühendis mekteplerinin idaresi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünle Bugünün Mukayesesi Kemâl Saatçýoðlu. tahsili ve yetiþtirdikleri arasýnda mukayese imkânsýzdýr. Bölge Ýnþaat ve Proje Servisinde gündelikle çalýþýyor. Tayyare henüz icat edilmemiþti. Cemal Paþanýn þahsiyet ve hüviyeti ile kendisinin ve devrinin otorite telakkisini açýklayan aþaðýdaki fýkra. Biz. DSÝ 2. inþaatçýsý. Eðer dakikada 400 devir yapacak bir makina icat edilebilirse. imar bakýmýndan dünle bugün arasýndaki farký hayranlýkla belirttikten sonra. sucusu filân hep bizden çýkardý.. Daha sonra hiç durmadan vazifeden vazifeye koþmuþ. þevk ve iradesi…. her branþýn dersini birlikte okuyarak mezun olurduk. ilk Vazife Kemâl Saatçýoðlu mektebi bitirdikten sonra. emekli olarak da yurdun hizmetinde ve mesleðinin gösterdiði istikamette gayretler sarf etmiþ. güzel bir espriyi de kucaklamaktadýr: 13 . Enebik'in kitaplarýndan öðrenmiþler. betonarmeyi doðrudan doðruya mucidinin. Ama yine de durmamýþ. 1929 da Giresun Baþmühendisi iken kendi isteði ile emekliye ayrýlmýþ."Tophanenin Maliye’ye borcunu ödemek için Topçu Mektebi’nin yanýnda ve Topçu Mektebi hocalarýnýn idaresinde kurulan okulda gördüðümüz tahsille. Eski tahsilin þimdikine göre pek iptidai kalacaðý kanaatindeyim. adetâ hezarfen yetiþecekmiþiz gibi. dünkü mühendisle þimdiki meslektaþlarýmý þöyle kýyasladý: . Halen. uçmanýn mümkün olacaðý söylenirdi. Cemal Paþa'ya Ait Bir Hatýra Birinci Cihan Harbi içerisine Suriye'de öbüründen ayýrmak için "Büyük" diye anýlan Cemal Paþa’nýn icraatý o devri anlatan kitaplarýn ve aðýzlarýn önemli konularýndandýr." O zaman betonarme de okumamýþlar. fakat.

Karargahtaki kanalýn içerisine girerek yürümeye baþladým. "Bir haftada bitirmek için ne lazýmsa söyle. Hüsnü Paþa’ya gittim." Ne diyeyim. Rýza Paþa’yý yalancý çýkaramazdým. . yeryüzüne inmemek için Hazreti Muhammed'in gösterdiði bahane þudur. “Cemal Paþanýn bir sorusu üzerine evvelce bahsi geçen kanal ve setin tamirine baþlandýðýný ve baþýnda senin bulunduðunu söyledim." Rýza Paþa Rikabi'nin alet edavatý temin edebileceðini söylemesi üzerine Cemal Paþa bana "Yarýn gider bunlarý Hüsnü Paþa’ya temin ettirirsiniz" emirini verdi. Çýkarken de "Bir hafta içerisinde bitiremediðin takdirde vallahi seni asarým. Bu iþin o günün imkanlarýyla iki ayda bitirilmesi bile zor. Huzura Rýza Paþa ile birlikte çýktýk. geliþigüzel saydým. 50 laðýmcý. yarýn gidip bakacak ve ne lazýmsa derhal yapacaksýn. Nehri Tura Kanalýný da týkadýðý için karargaha ve kýþlalara su gitmiyormuþ.Ümmetimin arasýna inemem. 200 asker. Cemal Paþa beni istiyormuþ. 5 kilometre gittikten sonra ne göreyim? 30 metre yükseklikte 50 metre boyunda 2 tünel arasýnda üzerinden kanal geçen bir duvar yýkýlmýþ ve Nehri Tura kanalýný da doldurmuþ. sonunda kurþun var”.Belediyede akþam saat 8'e kadar çalýþtýktan sonra. Öðleden 14 . Paþa emretti. birbirlerini vahþiyane þekilde kýrýp geçiren insanlýðý yola getirmek kararýný veren peygamberlerin kendi ümmetleri içerisine inmeleri söz konusu olurken. Karargahýn önünde Belediye Reisi bekliyordu. Bilirsin. Belediye Reisi Rýza Paþa Rikabi beni çaðýrarak "Cemal Paþa telefon etti. Cemal Paþa asar! Ýþte bu Cemal Paþa’nýn hakim olduðu Þam Vilayeti Belediyesi’nin Heyeti Fenniye Reisi. Nehri Yezid Rivarý yýkýlmýþ. saat 9:30'da tekrar gelip 12'ye kadar vazifeye devam ediyorduk. "Ýnþallah bir ayda. Sakýn beni yalancý çýkarma. . ona göre davran" dedi. Arabým ben. Paþa Hazretleri" dedim. Cemal Paþa hiddetlendi. yok.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Birinci Cihan Harbi’nin en kýzgýn günlerinde. "40 kilo dinamit. ama yanlýþ bir hareketimi de hayatýmla ödeyeceðimi biliyordum. Bu yorucu mesai arasýnda bir gün. Cemal Paþa bana sordu “Ýþi kaç günde bitirip bize su verebileceksin?” Bir anda þaþýrdým. bizim Kemal Saatçýoðlu! Kemal Bey gülümseyen bir yüzle bir hatýrasýný þöyle anlattý. Durumu kýsaca izah ederek." dedi. Ayný gecenin yarýsý evime yeni dönmüþ ve henüz soyunmuþken kapýya bir otomobil geldi.

. diðer taraftan da Cide yolunun yapýlmasý konusunda çalýþmalara baþlamýþ. . "Bir ayda". Ata Beye “Çýk bakalým dedi. Aþaðý inince Ata Bey "Paþam dedi. Cemal Paþa. bu iþ ne kadar günde bitirilebilir?" Merdivenlerden çýkarken Ata Bey yavaþça sordu: "Kaç günde mümkündür. Nezaretten gelen istikþaf mühendisleri "Kibert Þirketi. iyisi mi gidip Cemal Paþa’ya iþin içyüzünü anlatayým. kendilerinden ürkmüþ olduðu halký memnun etmek için. Baþmühendis Nadir Bey beni Nazým Paþa’ya takdim ettiði zaman Paþa sordu. bir taraftan meyhanecileri Cide'ye sürerken.Mektepli misin. Ertesi gün. Cide yolunun yapýlmasýný isteriz" demiþler. buraya tayin edilir edilmez Vilayetin ileri gelenlerini toplayarak.Kastamonu Valisi Yeniþehirli Nazým Paþa. dedi. bu yolun haritasýný yapmadýkça orada istikþaf imkansýzdýr" yollu baþtan savýcý bir cevapla geldikleri yere dönmüþler ki benim bundan ve daha evvel verilmiþ bulunan 16 rapordan haberim yok. vurursa kader. bu söz üzerine bana dönerek. iþi ele alarak. Paþa. arzularýný sormuþ. alaylý mý? 15 . onlar da "Meyhanecileri istemeyiz. dedin". öyle de ölüm." Paþa. . orada Cide yolu istikþafý dolayýsýyla baþýndan geçen dikkate deðer bir vakayý da þöyle anlattý. böyle de.Seni affettim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I sonra gelecekmiþ. yanýnda Rýza Paþa ile Mýsýr Baþmühendisi Maisner Paþa’nýn muavini Mühendis Ata Bey’le birlikte kanala geldiler. ama iþin bitmesi için kendisinden 460 altýn harcamaktan kurtulamamýþ. Kemal Bey iþe iyi baþlamýþ. Nazým Paþa. Ayaklarýna kapanarak aðlamaya baþladým… Kemal Bey böylece asýlmaktan kurtulmuþ. Cide Yolu Ýstikþafý Kosova'dan sonra Kastamonu'ya tayin edilen Kemal Saatçýoðlu. elden ne gelir? Düþündüðüm gibi de yaptým. Düþündüm. ümit ederim ki bir ayda iþi bitirecek.

Beni yukarýdan aþaðý þöyle bir süzdükten sonra. efendim. . Ailemi yerleþtirdim. . Kaymakama. gören köylüler jandarmaya. Elimde istikþaf paftasý. omzumda altimetrik. ayaðýma podametre asýlý. ben mühendisim Paþam. Ýþte tam bu günlerde.O halde yer de var. Köylü jandarmaya koþtu. onu karþýlayýp. para var mý? .Sen Cide yolunu yapabilir misin? "Hay hay" cevabýný verince de: . tekrar sordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I .Mezuniyetine kaç sene oldu? . elbetteki yaparým bu yolu. Ben yaya önde. dedim.Ya binek? Yaya gideceðimi haber verince adamcaðýzýn yüzünde þaþkýnlýðýn çizgileri belirdi. .Paþam. 16 . . dedi.Mektepliyim.Var .Otur bakalým þuraya.Nireye götürüyon donguzu? Diyorlar.Nasýl. Ertesi gün yola çýktýk. Daday’la Cide arasý. sen bu yeri görmeden nasýl yaparým diye söz veriyorsun? . .8 sene Paþa Hazretleri. bir jandarma ve bir mekkareden ibaret ihtiyacýmý bildirince sordu. Yapýlmasý istenilen yol. diye soruyarlar. suvari jandarma arkada. köþesinde pusula. sonra da bana dönüp. ýraký satan mý? 8 kilometre sonra bir köye indik. 50 lira avans aldým ve Kastamonu'ya geliþimin dördüncü günü Daday’a gittim. daha evvel bahsettiðim gibi meyhaneciler Cide'ye sevkediliyorlarmýþ. Daday'dan istikþafa baþladým.

Kemal Bey. tabiidir ki. merhaba. .Merhaba çavuþaða kolay. hatýralarý var ama biz bunlarý yayýnlarken. bana da.Ne bilek.Ülen. bu mühendis. Hatýrasý. . kýsa don giyiyo da. Demeye baþlamýþlar. Kemal Saatçýoðlu 22 günde Cide yolunun haritasýný ve 3 ay sonra da en müþkül bölgede 24 kilometrelik tesviyeyi turabiye yaptýrmaya muvaffak olunca. maaþýna 150 kuruþ zam almýþ! 60 sene mühendislik yapan ve 83 yýl yaþamýþ bulunan Kemal Saatçýoðlu'nun biri birinden enteresan daha pek çok hatýrasý var. Jandarma hiddetlendi. mektepte 7'nci sýnýfta giyindiði kýrmýzý þeritli ceketini istemiþ. Filan dedikten sonra. . bakmýþ ki nereye gitse gayri Müslim veya meyhaneci sanýlacak.Hoþ geldin baþefendi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I .Akþamlar hayýrlý olsun çorbacý “dediler. hemen eve haber yollayýp. Köylü boynunu büktü. . gazetemizin hacmini göz önünde tutmak zorundayýz… 17 . Ancak bunu giydikten sonradýr ki yolda görenler. Müslüman. gelsin.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 18 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I FABRÝKALAR KURAN FABRÝKA KARDEMÝR VE TÜRKÝYE CUMHURÝYETÝ DEMÝR-ÇELÝK ÖYKÜSÜ Mahmut Kiper Metalurji Mühendisi .

' Evet. Ýngiltere'nin davetinin sebebi Türkiye'yi harbe sokmak için iliþkileri geliþtirmekti. önce makina mühendisliði eðitimine baþlamýþ. tüm olumsuzluk ve yokluklara raðmen. Ayný zamanda. ülke sanayisinin temel taþlarýný oluþturan kuruluþlarýný ülkemizin saðlam tuðlalarý olarak sessizce ören ve yine sessizce göçüp giden bir mühendisi idi. lider. 'Biz bir müstemleke kaybettik ama öyle bir sanayi üretimi meydana getirdik ki. Türkiye'nin sýnaî geliþiminde sürekli izler býrakmýþ ve bu satýrlarda anlatýlacak olan demir-çelik öyküsünün -inanýlmaz güçlü hafýzasýyla en ince detaylarýna kadar. "Memlekete gereklidir" diyerek Aachen'de metalurji eðitimi görmüþ. konuþmacýsý ise -Atatürk'ün yurtdýþýna gönderdiði diðer öðrencilerle birlikte 1926'da Ankara Garý'ndan bizzat uðurladýðý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 20 Ekim 1992 tarihinde TMMOB Metalurji Mühendisleri Odasý'nda yapýlan Akþam Söyleþisi'nin konusu "Türkiye'nin Demir-Çelik Öyküsü". Þöyle bir hatýramý müsaade ederseniz arz etmek isterim : 1942-43 senesinde.. Türkiye demir-çelik öyküsünde KARDEMÝR'in (Karabük Demir Çelik Ýþletmeleri). Askeri Fabrikalar Genel Müdürü Baþkanlýðý'ndaki bir heyetle harp içerisinde Ýngiltere'ye gittik. KARDEMÝR öyküsünde de. gözlemci ve tanýk olarak yer almýþ. ama daha sonra. Fabrikayý gezdikten sonra enteresan bir þey göstere20 . Cumhuriyetin o dönemlerdeki insanlarýnda görülen özelliklerinden olan üstün devlet ve görev bilinciyle.1820'lerde sanayi devrimine girmeye çalýþmýþtýr. S. o müstemlekeyi kat kat telafi edecek durumdadýr. Þanbaþoðlu. Osmanlý Ýmparatorluðu'nun son dönemlerinden baþlayarak bu öyküyü þöyle aktarmýþtý : "Endüstri devrimine yol açan temel unsur olan çeliðin kütle halinde imalatýný gerçekleþtirmiþ olan Ýngiltere'nin Baþbakaný kaybettikleri Amerikan müstemlekesi için demiþtir ki.bu günlere taþýnmasýný saðlamýþ bir üstadýmýzdý. kendisi hiç çalýþmamýþ olmasýna raðmen.ülkemizin ilk Metalurji Yüksek Mühendisi Selahattin Þanbaþoðlu idi. Osmanlý Ýmparatorluðu -gerçi elde bir vesika yok ama. Söyleþide Þanbaþoðlu.. 1930'larýn baþlarýnda baþlayan demir-çelik seferberliðinin her aþamasýnda nefer.. Þanbaþoðlu'nun çok önemli bir yeri vardýr. çeliðin kitle halinde imali çok önemli bir olaydýr.

Ýlk kurulan tesisler beþer tonluk biri bazik. Bu savaþta hem çelikhane. hem imalathaneler ve diðer tüm fabrikalar var güçleriyle çalýþtýlar. Ama. 2000 tona kadar bütün gemilerin boyasý. Sonra gidip aradým. mermerden yapýlmýþ. diðeri de asidik Siemens-Martin ocaklarýdýr. Siemens-Martin ocaðýndan dökülen çelik haddeleme suretiyle deðil. bu tersane kurulmuþtur ve içinde hem demirhane.' yazýyor. 1923'te elinde çelik üreten hiçbir tesis yoktu. Osmanlý'da kütle halinde çelik üretimi evvela Camialtý Tersanesi ile baþlamýþtýr. Zeytinburnu'nda haddehane yoktu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ceðiz dediler.. Bazik sistemle kütle çelik imalatý..." S. Ýmalat-ý Harbiye'nin mazisinden bahseden bir kitap görmüþtüm. Vakti zamanýnda Askeri Fabrikalarýn kütüphanesindeyken. Tarih 1840. Ve Türkiye Cumhuriyeti teþekkül ettiði vakit. etrafý zincirle çevrili bir mezar var. ama kaybolmuþtu. Daha sonra Ýmalat-ý Harbiye tarafýndan Zeytinburnu'ndaki demirçelik tesisleri kurulmuþtur. fevkalade bakýmlý. Abdülaziz'in zamanýnda Osmanlý Donanmasý'nýn geliþmesi arzu edilmiþ olduðu için.. Bu durum aþaðý yukarý Birinci Cihan Harbi'ne kadar devam etti. Osmanlý Ýmparatorluðu'nda hangi tarihte kütle halinde çelik imaline baþlandýðýna iliþkin bir vesika yok. dövme ve presleme iþlemleri vardý. Yani. Bu garibin mezarýna kimse dokunmasýn!. çýrak okulunun mürekkep ihtiyacý dahil tüm ihtiyaçlarý da bu tesiste yapýlýyordu. Ufak pik dökümhanelerinden baþka hiçbir þey kalmamýþtý. 100 milyon liralýk tahsisatýn 5 sene zarfýnda sarf edilmesi üzerine bir kanun çýkarýlmýþ ve ona istinaden 21 . Mütareke ile birlikte hepsi kapandý. asidik sistemle de toplarýn namlularý yapýlýyordu. Mezarýn üzerinde: 'Ýstanbul'dan buraya staj için gelip 28 yaþýnda ölen Ýbrahim……'in mezarýdýr. "Ýlk teþebbüs 1924 senesinde imalathanelerin tekrar kurulmasý için çýkarýlmýþ bir kanunla baþlar. dövülme suretiyle þekil alýrdý. harap oldu.. Þanbaþoðlu Cumhuriyetin ilk yýllarýndaki demir-çelik ile ilgili giriþimleri de þöyle anlatýyor. O nedenle hafýzama istinaden anlatacaðým. hem de bir haddehane bulunmaktadýr. Fabrikanýn büyük yeþil bahçesinin bir yerinde.

Bu söyleþide. ya da çamur tarladan geçerek gidilirdi. bir aný kitabý basýldý. ne kabzýmal ne de mezbaha vardýr ve onlar. Fabrikada eþeklere ayrý yer vardý. Türk Tarih Vakfý'nýn Sözlü Tarih Projesi kapsamýnda. fabrika çevresindeki uygun bir arazide domates. Gazete gelmezdi. demirhane. Ýþçi tamamen oralarýn köylüsüydü. hangi koþullar altýnda ve hangi inanç ve dirençlerle baþarýldýðýný gösteren bu ara açýklamadan sonra. Fabrikada iki tane 10'ar tonluk SiemensMartin ocaðý. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda nelerin. tekrar Þanbaþoðlu'nun aðzýndan demir-çelik serüvenine devam edelim : 22 . bunlarý çalýþtýrmaya baþladýk. Kýrýkkale'nin ve fabrikanýn o günlerdeki durumunu da Þanbaþoðlu þöyle anlatýyordu : "1932'de Kýrýkkale'de askeri fabrika sahasý dýþýnda sadece 13 ev vardý. Çelik fabrikasýnda 500-600 iþçi çalýþýrdý. gibi sebzeler ile tavuk. Kendi aramýzda para toplayýp baþlattýk ve usul haline getirdik. Fabrikaya ya trenle. Ülkü Özen'in Selahattin Þanbaþoðlu ile yaptýðý söyleþiden alýntýlara da yer vermiþti. koyun gibi hayvanlarý doðrudan doðruya kendileri yetiþtirerek. çalýþanlara Cumhuriyetin ilk tabldot uygulamasýný baþlatýrlar.." S. Haftada yalnýz iki tren geçerdi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I askeri fabrika imalathaneleri tekrar yeni baþtan kurulmaya baþlanmýþtýr. Ýki.. fasulye vb. haddehane. bir tane 2 tonluk elektrikli ark ocaðý ve iki tane de kupol ocaðý ile beraber dökümhane." O devirde yörede ne sebze hali. Þanbaþoðlu'nun 1995'te ölümünün ardýndan. Bu kitabýn sunuþunda Prof. tamirhane vardý.. Bu fabrika 1932'nin baþýnda bitti. ilk fabrika yemeði ve kýyafeti Kýrýkkale Çelik Fabrikasý'nda verilmiþtir. kahvehane ve kasap dükkaný ayný yerdi. 1932'te Almanlar’dan bir heyet geldi. üç saatte köyünden eþekle veya yaya gelirdi. Ve 1929 senesinde de. biber. Kýrýkkale'deki çelik fabrikasýnýn temeli atýlýr. Bunu yapan da devlet deðildi. Dr. Ýlk önce Ankara Fiþek Fabrikasý ile iþe baþlanmýþtýr. Ýþçilere (yani çalýþan köylüye) kendi getirdiði pekmez veya ayrana bandýðý yufka ekmeðinden ibaret yemeðinin ve kendi elbisesinin dýþýnda. Bilsay Kuruç. Yol yoktu. Meyhane.

.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "O vakit demiryollarý Türkiye için çok önemli.08) karbonlu ve silissiz malzeme imal etmekti.. Türkiye'de ilk defa ray 1932 senesinin Haziraný'nýn 4'ünde burada yapýlmýþtýr.da yapýlsýn. kuma çelik döküm de bura23 . Sýcak iþ. Kýrýkkale'nin esas imal görevi vasýflý çeliktir. tabiatýyla hiç tahsisat falan yok. Bunda baþarýlý olmuþtur. Burada ray. fiþek için. Türkiye'de bugün bunun yarýsý üretilmiyor..000 ton ray verdik. Daha sonra Almanlar gittiler ve 1934'e kadar çelikhane çalýþmadý. atýþa dayanýklý çelikler. yüksek hýz. Kýrýkkale'de hep yeni þeyler yapýlýrdý. uçak çeliði. Ýsmet Paþa'nýn emriyle '. Škoda firmasýndan Harlas isimli bir ustabaþý getirdiler. çünkü ne mühimmat. 1935-1940 tarihleri arasýnda TCDD'ye 20. Bizim çelik imalatýnda Harlas'ýn çok büyük yardýmý ve tesiri oldu. O esnada. Baþlangýçta. platina dediðimiz çok düþük (% 0. Sonra. Ýnþaat Fen Heyeti Baþkaný olan Ýsmail Fuat Bey bizim raylardan ve Alman konsorsiyumundan gelmiþ raylardan bir kaç örnek alýp test etmek üzere Ýsviçre'ye gönderdi. Çetinkaya zorlayýnca ray sipariþini Kýrýkkale'ye vermek zorunda kaldýlar... Türkiye'de ilk defa çelik döküm. Bu fabrikalarý askerlerin ihtiyaçlarý için kurarken. Hülasa. kýsaca her cins takým çeliði yapýldý. kalem çeliði. paslanmaz çelikler. daha bir çoklarý yapýldý. Raylarý ilk teslim ettiðimiz zaman TCDD þüphe etmiþti. Hepimiz acemiyiz ve doðru dürüst kütle halinde üretim yapamýyoruz. ama. Devlet Demiryollarý baþlangýçta hiç istemiyordu. ama manyezit vardý.. Kýrýkkale'de dolomit yoktu. bütün diþli çelikleri. ne de ray için sipariþ vardý. Bizim raylar onlarýnkinden kat be kat mukavim çýkýnca herkesin sesi kesildi. 1935-50 arasýnda 150 kadar deðiþik çelik çeþidi yapýlmýþtýr. 15'lik top imalatý için Almanya'ya tekâmül kursuna gidenler. semantasyon çelikleri. Bizi en çok müþkülata uðratan.' denmiþtir. manyezitin yakýlmasý ve katýlmasý ilk defa burada oldu. Onlar raylarý Thomas çeliðinden yapýyordu.. 1934 senesinde Ali Çetinkaya Bayýndýrlýk Bakaný olduktan sonra Devlet Demiryollarý ona baðlandý.

Fiþek. ekonomik geliþ24 . kapsül.. bunu çelik endüstrisi merkezli sýnaî üretim gücüne borçludur. top tabanca.. 1930'larda ýssýz Kýrýkkale köyünde minyatür bir sanayi modeli kurulmuþtu. Kendi ihtiyacýmýzý. bentonit hiç bilinmezdi. zýrh levhasý.. bunlar eski Erkin denizaltý personel gemisinin bodoslamalarý ve mermi çeliklerinin çekme halkalarý için." Bu minyatür sanayide gerçekten çok önemli. Çelik döküm kumu tanýnmýyordu. vagon yayý. Piyasaya vermedik. baþta ABD olmak üzere. Ama 600-700 ton/yýl ölçekli çelik üretimi ülkenin sanayileþebilmesi için çok yetersizdi. Þanbaþoðlu'nun anlattýklarýndan yola çýkarak o dönemki Kýrkkale'yi þöyle tanýmlýyor : ". yýllýk toplantýsýndaki þeref konuðu þöyle diyordu: "ABD bir endüstri devi ise.. tüfek ve barut fabrikalarý ortaya çýkar. aðýr sanayisini kurmasý ve bunun için de lokomotif sektörlerden olan demir-çelik iþinde çok yüksek üretim rakamlarýna ulaþmasý gerekiyordu. bu minyatür sanayide üretiliyordu. Kapasite 2 tonluk bir elektrik ark ocaðýndan ibaretti. Askeri fabrikalar 1924'te alýnmýþ olan bir kararla. O vakit þamotu öðütüp döküm kumuyla karýþtýrma suretiyle çelik kumu imal edildi. Ýngilizlerin kitlesel demir-çelik üretimini 'Amerika Müstemlekesi'nden daha üstün tutmalarý gibi.. dýþ kýsýmlarý gri döküm halkalardý. zýrh mermisi. mermi..... tampon yayý ve kabýna sýðmayan bir çok ürün. Ve ondan sonra da enteresan iki döküm yapýldý. fiþek yanýnda. Ýlk yapýlan þeyler." En azýndan 2000'lerin baþýna kadar uzanan bir sanayi çaðýnda lokomotif rol oynamýþ olan iþ kollarýnýn desteklenmesi. lisans söz konusu olamazdý. piyasanýn ihtiyacý da yoktu. Dr. ana ve yardýmcý fabrikalar biçiminde kurulur. barut.. 1980'lerin sonlarýnda Uluslararasý Demir-Çelik Enstitüsü'nün (IISI) 21.' ilkesine göre ve bütünüyle de harp sanayisine yönelik olarak." Prof. Bütün bunlarý kitaplardan bakarak yaptýk. çelik. TCDD'nin ve Milli Savunma'nýn ihtiyaçlarýný karþýlardýk. Patent. Mermi. deðiþik ve zor iþler yapýlýyordu.. iç kýsmý beyaz döküm. 'Kýzýlýrmak’ýn doðusunda kurulsun. Bilsay Kuruç... diðer geliþmiþ ülkeler de bu üretimi çok önemsediler.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I da yapýldý.. Türkiye'nin sanayi devrimini yakalamasý için. toplarýn tekerlek baþlarý olmuþtur.

Ruslardan sonra Amerika'dan gelen bir diðer heyete Türkiye'nin ekonomik tahlilleri yaptýrýlmýþ. Bu kýpýrtýlardan sonra 1928'e kadar herhangi bir diðer araþtýrma emaresi gözlenmemektedir. ülkede kitlesel ölçekli bir entegre demir-çelik tesisinin kurulmasý hususunun araþtýrýlmasý için gereken çalýþmalar. 1932'de Rus Heyeti'nin incelemelerinden sonra. bir yýlda 150. Dr. demirçelik sanayi kurma teþebbüsü ikinci kez olumsuz sonuçlanmýþtýr. Bu nedenle de. 1929-30 gümrük istatistiklerine göre. bu sektörlerden etkilenen diðer iþkollarýnda 20 kiþiye daha istihdam olanaðý saðlamaktaydý. diðer taraftan da kömür ve demir madenlerinin araþtýrýlmasý için Avusturya'daki ünlü Löben Maden Mektebi'nin profesörlerinden Dr. Öte yandan ülkemizdeki kömürlerin koklaþma testleri ve cevherlerin uygunluk analizleri de yurtdýþýnda yaptýrýlmýþtýr.000 ton demir-çeliðe sürüm bulunabileceði. fakat. ulaþýmdan reklama tüm diðer yan sektörlerde % 20'lik bir artýþý da beraberinde getirmekteydi. bunun için de günde 300 ton kapasiteli bir yüksek fýrýna ihtiyaç olduðu belirtilmiþtir. KARDEMÝR'in kuruluþunun 50. 1928'de Genel Kurmay'da yapýlan bir toplantýda konu tekrar ele alýnmýþ. konu tekrar gündeme gelmiþ. 1925 yýlýnda.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I menin anahtarý konumundaydý. Çünkü bu anahtar sektörlere yapýlan yatýrýmlar sonucu. Bu yüksek fýrýnýn iþletilmesi için kurulacak kok fabrikasýnda da kimya sanayi bakýmýndan önemli yan ürünler elde edileceði ve bu aðýr sanayi merkezi çevresinde kurulacak sülfürik asit fabrikasý ile diðer yan sanayi tesislerinin çok ekonomik olacaðý doðrultusunda görüþler ortaya konmuþtur. bütçeye ödenek konamadýðýndan. üretimde görülen % 20'lik bir artýþ. yýlýnda yayýnlanan bir broþürde anlatýlanlara göre. raporunda demir cevherinin ve cevherin izabesi için kullanýlacak kokun dýþarýdan getirilmesini tavsiye eder. Granigg. bir taraftan petrollerin incelenmesi için Lüksemburg'dan Dr. Granigg Türkiye'ye getirtilir. Ýktisat Vekaleti tarafýndan hemen baþlatýlmýþtý. bu heyetin verdiði raporlarda. bu kapsamda demir-çelik sanayisi de 25 .. Kimya sanayisi ile birlikte temel lokomotif sektörlerden olan demir-çelik iþkolunda çalýþan bir kiþi.. Lucius. Yeni yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti de bu gerçeði görüyordu.

. kesin kuruluþ yerinin tespiti için Sümerbank ve Askeri Fabrikalar uzmanlarýndan bir heyet seçilir. A. Ve nihayet. Amerikalý iktisatçýlarýn ve Rus heyetinin incelemeleri sonucunda. Demiryolu güzergahýnda olmasý nedeniyle.. Þanbaþoðlu bulunmaktadýr. tesis Zonguldak'ta kurulsun. entegre demir-çelik tesislerinin kuruluþ yerlerinin seçiminin ve diðer sorunlarýn incelenebilmesi için. Yer seçimi için oluþturulan heyette Vedat Akdoðan. Demir cevheri dýþarýdan ithal edileceði için sahile yakýn oluþu. 3 Nisan 1937 tarihindeki temel atma töreninde Baþvekil Ýsmet Ýnönü þunlarý söylüyordu : ". Bunlardan her biri her memlekette baþlý baþýna birer kýymet sayýla26 ." derler. Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarý adý dikkatinizi celp etmiþtir..... 1936 yýlýnda Erzurum demiryolu hattýnýn yapýlýþýnda bulunan Divriði demir madenindeki cevherin nakil imkâný.000 ton/yýl kapasiteli iki ayrý teklif verirler.. Yöredeki jeolojik yapýnýn aðýr sanayi tesisi kuruluþuna elveriþli oluþu. BRASSERT firmasýna verilir. Genelkurmay deniz toplarýnýn atýþ menzili (o zamanlar 70 km'ydi) dýþýnda kalmasý hususunda ýsrar eder ve Zonguldak'tan 70 km içeride 11-12 haneli Karabük Köyü bulunur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ele alýnmýþtýr. Demir-Çelik fabrikalarý yedi tane büyük fabrikadan mürekkeptir. Karabük'ün seçilmesinde savunma gereksinimi dýþýnda þu faktörler de rol oynamýþtýr : Taþkömürü havzasýna olan yakýnlýðý.5 milyon £ tutarýndaki bir kredi anlaþmasý çerçevesinde.000 ton/yýl ve Ýngiliz Brassert firmasý da 150. Yörenin iþçi yerleþmesine uygunluðu. Alman Krupp firmasý 80. Þanbaþoðlu ile KARDEMÝR'in yollarý da ilk kez burada kesiþir. Daha sonra. KARDEMÝR'in ihalesi H. birinci sanayi kalkýnma planý kapsamýnda yer alan bu en önemli tesisin kesin olarak kurulmasýna karar verilmiþtir.. Sümerbank ve Genel Kurmay ile birlikte çalýþmalara baþlanmýþ. Hasan Osman Kýraç ve S. Ýþin alýnmasý için çok bastýran Ýngiliz Hükümeti ile imzalanan toplam 2. Ýncelemelerin sonucunda ". S. tesisler için önerdikleri kuruluþ yeri Ereðli'dir.

Fabrikalarýn her gün kullanacaðý madenleri 236 vagon taþýyacaktýr. Kurulacak fabrikalar fennin en son terakkilerini ve en son icatlarýný ihtiva edecek olan en kuvvetli müesseselerdir. Bu fabrikada günde bine yakýn amele çalýþacaktýr. Bu her gün on trenin buraya gelmesi demektir. 27 . endüstri hayatýna hevesle girdikten sonra asýl endüstrinin ana kýsmýna. Bu fabrikalar her ihtiyaç için istediðimiz demir ve çelik temin etmekle. Cumhuriyetçi ve milliyetçi Türkiye'nin manevi ve içtimai bir medeniyet ve kültür müessesesini de meydana getirmiþ oluyoruz. Görüyorsunuz ki. haddehane. mektep ihtiyaçlarý ayrýca hazýrlanacak. bunlar için ayrý ayrý müesseseler kurulacaktýr. Demir ve Çelik Fabrikalarýnýn endüstri bakýmýndan. Makina endüstrisine de buradan baþlanýr. Her bakýmdan memlekete bu kadar lüzumlu ve faydalý olan bu fabrikalarý vücuda getirmek Atatürk'ün büyük ehemmiyet verdiði baþlýca bir mevzu idi. Burada çalýþanlarýn ikamet ve çalýþma sýhhat þartlarý. Yüksek fýrýnlar. çelik fýrýnlarý. Bu müesseselere 22 milyon liradan fazla para sarf edeceðiz. aðýr endüstriye bugün baþlamýþ bulunuyoruz. Arkadaþlar. kurulacak olan bu fabrikanýn ne kadar modern ve mekanize olduðunu göstermeye kâfidir. Bu müesseselere dayanarak yeniden kurulacak fabrikalar ayrýca bir mevzu olacaktýr. memleketin müdafaasý için olan yüksek ehemmiyetine de bilhassa dikkatlerinizi celp etmek isterim. bugün meydana getirilmesi kararlaþtýrýlmýþ olan bunlardýr. 20. Bu müessese içtimai bakýmdan da ayrýca dikkati celp edecek bir kýymeti haizdir. ekonomi bakýmýndan olduðu kadar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bilir. Amelenin nispeten azlýðý. memleket müdafaasý bugünden sonra daha geniþ temellere istinat etmiþ olacaktýr. kok fýrýný.000 kw kudretinde bir elektrik santrali. büyük bir atölye ve tali maddeler fabrikasý. Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarý ile memleketin her sahada çok kýymetli olan baþlýca ihtiyaçlarýna cevap verecek bir müessese kurmakla kalmýyoruz.

.. Soðanlý ile Araç çaylarýnýn kesiþtiði yerde ve birer bataklýktan farksýz olan geniþ çeltik tarlalarýnýn üzerinde memleketimizin ilk büyük aðýr sanayi tesisleri hýzla yükselmeye baþlamýþtý.. KARDEMÝR'in kuruluþu ile ilgili olarak S. Allah rahmet eylesin." 28 .. uzun müzakereler ve tetkiklerde bulunulmuþtur..…" Böylelikle. Bu kadar hýzlý bir fabrika yapýlmasýnda. Þanbaþoðlu þunlarý anlatýyordu : ". Bütün bu iþler kazma... kürek ve eþek küfeleriyle yerlerin doldurulmasý suretiyle gerçekleþtirilmiþtir. benim kanýmca en önemli faktör -öldüyse. Bu yolda karþýlaþýlmýþ olan sayýsýz zorluklarý gidermek ve kuruluþlarýný tahakkuk ettirebilmek için baþlýca istinat kuvvetimiz Atatürk'ün bitmez tükenmez müzahereti ve yardýmý olmuþtur. Bu olay ülke çapýnda büyük yankýlar uyandýrmýþ ve gazeteler olayý 'Millî Þef' KARDEMÝR'in Temel Atma Merasiminde (3 Nisan 1937) günlerce iþlemiþlerdi. ne de ekskavatör vardý. Karabük'ün yapýlmasý -dikkat buyurun. O hep iþinin baþýndaydý ve sabahtan gece saat 12'ye kadar mütemadiyen bu iþle meþgul olurdu..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün temelini atmakla sevinç duyacaðýmýz bu fabrikalarýn kurulmasý için çok çalýþýlmýþ..Azmi Tlabar ismindeki kontrol mühendisiydi.2½ senede olmuþtur ve bu yapýlma iþinde ne dozer...

Cumhuriyetin ilk sývý demiri 10 Eylül 1939'da Fatma'nýn karnýndan akkor halinde gün ýþýðýna çýktý.. Ama topraðý ateþle birleþtirerek demir veren bütün yüksek fýrýnlara. Yüksek fýrýnda gerçekleþen reaksiyonlarýn tümü bugün bile açýklanamamaktadýr.... 15 Eylül 1939'da Fatma tam kapasiteyle iþletmeye alýndýðýnda.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bir Entegre Demir-Çelik Tesisinin Konstrüksiyonunda Kas Gücü Kullanýldýðýnýn Resimli Vesikasýdýr. 9 Eylül 1939'da iþletmeye alýnan Fatma adýndaki 1. Yüksek Fýrýn. Smith Müessese 29 . gerisin geri demir olarak gün yüzüne çýkarýrlar. her gün demir doðurur durur. (28 Þubat 1938) 1 Mart 1938'de makinalarýn montajý baþladý ve birbirini besleyentamamlayan üniteler bütünü olan bu tesiste ilk olarak 6 Haziran 1939'da Kuvvet Santrali ve ardýndan da 27 Temmuz 1939'da 1. uzun doðum sancýlarý çekti. hep kadýn isimleri verilir ve yýllarca hiç durmazlar. bu saygý uyandýran ve heyecan veren doðurganlýklarýndan dolayý. Ýçerilerine her gün yüklenen cevheri bu fýrýnlar. Ve tam 64 senedir -her 5-6 senede bir bakým-onarým için verilen kýsa molalar hariç... karnýndaki cevheri taþkömürünün ateþi ve karbonu ile yoðurdu.Fatma ve daha sonralarý da kardeþleri Zeynep ile Ülkü. Yüksek Fýrýn Þefi Ekrem Kapralý ve Ýngiliz Uzman Mr. Kok Fabrikasý iþletmeye alýndý.

sýra demiri yine ateþle çeliðe dönüþtürecek olan Siemens-Martin ocaklarýnýn devreye alýnmasýna gelir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Müdürü Halit Civelekoðlu'nun yanýna gelir ve döküm alýndýðýný bildirirler.000 TL'ye mal olan KARDEMÝR'e Sümerbank'ça Sülfürik Asit ve Süperfosfat Fabrikalarý ile bazý tesisler daha ilave ediliyor ve böylece toplam kombine yatýrým maliyeti de 50.000 TL. Haddehaneler. 13 Mayýs 1955 tarihli bir kanunla KARDEMÝR. olaðanüstü bir özveriyle.000. 1 Haziran 1939'da 30. 200 milyon TL sermayeli bir 'iktisadi devlet teþekkülü' durumuna gelmiþ ve "Türkiye Demir-Çelik Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü" adýný almýþtý. Makina Atölyesi. uzun yýllar sonra tekrar kesiþecektir.000 TL'ye balið oluyordu. orada tanýk olarak S.000. Hem bu ocaklarýn devreye alýnmasý. KARDEMÝR'le Þanbaþoðlu'nun yollarý. hem de haddehane ve ray çekme ayarlarýnýn yapýlmasý süreçlerinde Kýrýkkale'den gelen ekiplerin çok büyük katkýlarý olacaktýr. 30 . Daha sonra. sermaye ile kurulan Türkiye Demir-Çelik Fabrikalarý Müessesesi'ne devir oluyor. hem baþka demirçelik iþletmelerinin. KARDEMÝR o günlerde en ileri teknolojileri içeren devasa boyutlu bir aðýr sanayi tesisiydi ve iþletilmesi için müteahhit firma ile 1½ senelik bir sözleþme yapýlmýþtý. baþlangýçta 32. çok büyük hizmetler verecektir. Kýrma-Eleme ve Sinter Tesisleri. 13 Mart 1937'de kurulan Sümerbank Karabük Bürosu. Çelikhane. Þanbaþoðlu da bulunmaktadýr. Bu esnada. bu iþletmelerin dýþýnda baþlýca þu üniteler mevcuttu. SÜMERBANK da bu tesisin iþletilmesine yardým etmekle görevlendirilmiþti. Kok Fabrikalarý. Yüksek Fýrýn. 21 Mayýs 1955'te ETÝBANK'ýn bir müessesesi olan Divriði Demir Madenleri'ni de bünyesine katan kuruluþta. hem de baþka fabrika ve tesislerin kurulmasýnda. Ve bundan sonra da KARDEMÝR.900.

000 t/yýl kapasiteli dökümhaneler. çok aðýr parçalarýn dökülebildiði 49. Türkiye ve Balkanlar'ýn en büyük ve Avrupa'nýn da hatýrý sayýlýr büyük tesislerindendi. Ülke sanayinin geliþiminde büyük hizmetler veren tesis öte yandan bir 'içtimai medeniyet ve kültür müessesesi' olma iþlevini de yerine getirmiþtir. 35 tona kadar pikten ve 26 tona kadar da çelikten mamûl. ETÝBANK iþletmelerinin bir kýsmý ve bazý askeri tesisler KARDEMÝR tarafýndan kurulmuþtur. ülkemizin her yöresinde baþlatýlan kalkýnma ve sanayileþme çaðýný yakalama hamlesi çerçevesinde planlanan tesislerin hayat geçirilmesiydi. Zira. bir çok fabrikanýn kuruluþunda önemli görevler üstlenip 'Fabrikalar Kuran Fabrika' unvanýný taþýmaya hak kazanmýþtýr. cumhuriyetçi ve milliyetçi Türkiye'nin manevi ve içtimai bir medeniyet ve kültür müessesesini de meydana getirmiþ oluyoruz" sözlerini bu iþletme tümüyle doðru çýkarmýþtýr. PETKÝM. TRT ve PTT'nin 19 adet Radyo-TV anten kulesi. 9 tane þeker fabrikasý. çay fabrikalarýnýn 64 ünitesi. KARDEMÝR'de. Türk Tarih Vakfý tarafýndan çýkarýlan "75 yýlda Çarklardan Çiplere" isimli kitapta yer alan bir çok sanayi öyküsü içinde Aydýn Engin tarafýndan kaleme alýnmýþ KARDEMÝR hikayesi de vardýr. Seydiþehir Alüminyum Tesisi. "Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarý ile memleketin her sahada çok kýymetli olan baþlýca ihtiyaçlarýna cevap verecek bir müessese kurmakla kalmýyoruz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Çelik Konstrüksiyon Atölyesi. Örneðin. Fýrat Köprüsü. 7 çimento fabrikasý. yalnýz inþaatlarda kullanýlabilecek olan klasik uzun çelik mamûllerinin üretimi için gerek duyulan tesislerin yaný sýra. Bu yazýnýn sonlarýn31 . Taþkýzak ve Alaybey Tersaneleri ile Ereðli Demir-Çelik Tesisleri (ERDEMÝR) ve Ýskenderun Demir-Çelik Tesisleri (ÝSDEMÝR) de dahil olmak üzere. Milli Þef Ýnönü'nün KARDEMÝR'in temel atma töreninde söylediði. makina ve çelik konstrüksiyon atölyeleri ile dökümhanelerin de kurulmasýnýn temel nedeni. Çelik ve Demirdýþý Metal Dökümhaneleri. Karakaya Barajý. Pendik. Pik. Afþin-Elbistan Termik ElektrikSantralý. bünyesindeki bu ek tesislerle. KARDEMÝR.

Metalurji Mühendisleri Odasý eski Baþkanlarýndan Süleyman Sami Altun'dan KARDEMÝR'in eski yöneticileri ile ilgili bazý anýlar dinlemiþtim. Hareketli cereyan eden münakaþalarda garp ve þark zaviyesinden tiyatro san'atý da bahis mevzuu edilmiþtir. bu temsilin akabinde. ayrýca Ankara'dan davet edilen Gazi Orta Öðretmen Mektebi ve Terbiye Enstitüsü spor muallimleri tarafýndan ameli ve nazari olarak eskrim dersleri verilmiþtir.'' Türkiye sanayisinin ve insanýnýn geliþiminde bir çok ilke imza atan KARDEMÝR. her iki versiyonu da seyir eylemiþ olanlar tarafýndan. 32 . Karabük'e teþrif eden Ankara Devlet Konservatuarý talebelerinden müteþekkil heyet. Maarif Vekilimiz Hasan Ali Yücel ise konferansýnda Karabük civarýnda Köy Enstitüsü deðil sanayi meslek mektepleri ihdasýna karar verdiklerini samiine izah buyurmuþ. ''KARDEMÝR bünyesinde “Fabrika” dergisinin Ýkinci Dünya Savaþý'nýn en zorlu günlerinde (1943) çýkarýlan bir sayýsýnda Ocak ayý etkinlikleri þöyle verilmiþtir: '… Halkevlerinde Ocak ayý içerisinde altý konferans icra edilmiþ olup. Ahmet Vefik Paþa adaptasyonu Mürai eserini temsil etmiþ. bir tanesinde üstad Nurullah Ataç lisan meselelerine temas etmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I da KARDEMÝR'in genç cumhuriyette medeni insanlar yetiþtirmek adýna yaptýklarýndan bir kaç örnek þöyle anlatýlmaktadýr. ayný eseri bu defa da Fransýzca aslýndan tercüme edilmiþ þekliyle sahneye vazetmiþlerdir. … Gene ocak ayý müddetince Demir Çelik tiyatro salonunda. bu ülkeye yöneticilik dersleri de vermiþtir. Ocak ayý hitamýna doðru Ankara Musiki Muallim Mektebi korosu tarafýndan halk þarkýlarýnýn çok sesli icrasý yapýlmýþ. Demir Çelik Tenis ve Velosipet (bisiklet) takýmlarýna ilave olarak pek yakýnda bir eskrim takýmý ihdas edileceði memnuniyetle haber alýnmýþtýr…. Halkevi müsamere kolu. milli þairimiz Mehmet Emin Yurdakul hece vezni þiiri ile aruz vezni þiirinin mukayesesine tahsis edilmiþ bir konferans vermiþtir. lise edebiyat muallimesi Fitnat Arzýkal idaresinde münakaþa ve mukayesesi yapýlmýþtýr. Fransýz edip Moliere'nin. Temsilden sonra.

Ýþini iyi yapaný ödüllendirmek için bir çok kendine has yöntem geliþtirmiþ. daha sonralarý.000 ton/yýl'a kadar yükselmiþ. Ocak 1947 ile Temmuz 1950 arasýnda bu tesisin Müdürü olan Muhittin Erkan ne o zamanlar ne de þimdi Karabüklüler tarafýndan unutulmuþ. Böyle geliþen KARDEMÝR. Mevcut kapasite. kendini tevsi etmiþtir.000 ton/yýl'a ve son yüksek fýrýn Ülkü'nün 1964'te yýlýnda iþletmeye alýnmasýyla da 600. getirerek personele hesaplý þekilde sattýrýrmýþ. iliþkileri geliþtirmek için piknikler düzenlermiþ. Onun döneminde bir gün Yönetim Kurulunda bir karar teklifi önergesi okunmuþ. toplu sünnet ve düðün törenleri yaptýrmayý sosyal sorumluluk olarak görürmüþ.. yassý ürüne yönelik ve yine cevher ve taþkömüründen üretim yapmak üzere.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu gün Karabük Yeniþehir Cami karþýsýndaki Parka ismi verilen Tayyip Baba (Tayyip Arý) 1930'lu yýllarýn sonlarýnda çok uzun süre Ýdari Ýþler Müdür Yardýmcýlýðý yapmýþ. kendisi hakkýnda ceza verilmesi için önerge vermiþ ve bu önergenin iþleme konulmamasý yönünde Yönetim Kurulu ýsrarlarýný da kabul etmemiþtir. ilk yüksek fýrýn Fatma'nýn kardeþi Zeynep'in devreye girmesiyle 275. daha sonra gerçekleþen ýslahat ve tevsiat ile birlikte 1 milyonton/yýl'a eriþmiþtir. Sümerbank’tan ucuz kumaþ vb. Adana’dan ucuz karpuz. " Maiyetindeki personelin…… iþlerini deruhte etmeleri sýrasýnda gerekli denetleme ve kontrolleri yeterince yapmayarak Ýþletmelerin zarar görmesine sebep olan Müessese Müdür Yardýmcýsý Tayyip Arý'nýn…. Tarihe düþülen bu notu bugünkü yöneticiler okuyorlar mý acaba? KARDEMÝR'in bir baþka Yöneticisi. Ülkemizin sanayisini geliþtirmeyi hedefleyen demir-çelik üretimini artýrma gayretlerine paralel olarak. Ýmza Tayyip Arý" Tayyip Baba. Erzurum’dan et ve tereyað. Önergede mealen þöyle denilmekteymiþ. Yöre halký tanýnmýþ sanatçýlarý ilk kez onun düzenlediði gecelerde görmüþ.TL yevmiye cezasýyla cezalandýrýlmasýný tensip ve müsaadelerinize arz ederim. Uzun ürüne yönelik bu ilk entegre tesisin ardýndan. ikinci bir entegre demir-çelik tesisi kurulmasý yönündeki giriþimler 1957'de 33 .

' firmasýna aitti. demir-çelik 1 ton mamul için 6 ton hammadde ithal eder ve su yolu en ucuzudur. iki baraj. SÜMERBANK. SÜMERBANK ile TDÇÝ-KARDEMÝR de 153'er milyon TL ile % 25. ama kapasite 500. Ülkenin tek yassý mamûl üreten tesisi olan ERDEMÝR bu gün. ana ve yan üretim tesislerinin yaný sýra iki liman. Üç ayrý yerden birinde olmalýydý: Ereðli..000 ton/yýl kapasiteli ikinci entegre tesis olarak.25'i de 'Chase Int.. Þirketten istenen Türkiye'de bulunan demir yataklarýný inceleyip ikinci demir çelik sanayisinin tipi ve yerini tayin etmekti..500 34 ." Evet. ETÝBANK ve Ýþ Bankasý iþtiraklarýyla bir þirket kuruldu. Edremit Körfezi veya Ýskenderun. Ereðli'nin kuruluþuna ön ayak oldu. Investment Co. Tavsiyem 1 milyonton/yýllýk yassý mamûl tesisi kurulmasýydý. Ereðli verdiðim rapordaki esaslara göre kuruldu. yassý mamûl hedefleyen 470. 1958'de þirketin baþýna beni getirdiler. Bundan sonrasýný gene Selahattin Þanbaþoðlu'nun aðzýndan dinleyelim : ".000 ton/yýl olarak. Buralarýn üçünde de birer demirçelik tesisi kurulmuþtur (Ali Aða'yý Edremit Körfezi'nin havzasýnda düþünmek gerekir).5'erlik iki ayrý hisseye (veya % 51'lik kombine bir çoðunluða) sahiptiler. Sonradan yabancý ortaklar hisselerini yerli ortaklara satmýþlardý. 1956-57'de Alman Krupp.' isimli bir konsorsiyuma ve % 8. Ben görev almadým. 7462 sayýlý yasayla 1960'ta kurulmaya baþlanmýþ ve özel bir AÞ statüsüyle 1965 yýlýnda da iþletmeye alýnmýþtýr.. Üzeyir Avunduk'a verdim.. Ýzah ettim. Bir rapor hazýrlayýp. 1. ERDEMÝR.. ardýndan da 3 Mt/yýl'a çýkarýlmýþtýr. Üretim kapasitesi ilk önce 2 milyonton/yýl'a(Mt/yýl).. Çünkü entegre demir-çelik tesislerini deniz kenarýnda kurmak doðrudur. Çünkü. ERDEMÝR hisselerinin yarýya yakýný bugün borsada kote edilmiþ durumdadýr ve geri kalan kýsmý ise hâlâ kamunun elindedir. Beni bazý bakanlarýn bulunduðu küçük bir Bakanlar Kurulu'na çaðýrdýlar. Kredi alýndý ve Sanayi Bak. hükümete yakýnlýðý da bulunan Ýþ Bankasý Genel Md.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I baþlamýþtý. ERDEMÝR'in 600 milyon TL'lik kuruluþ sermayesinin % 21'i 'Koppers Assoc.. Krupp hammadde vaziyetini uygun görmeyerek iþten çýktý.

iþi önce býraktýklarý halde. bir hava limaný ve sahibi olduðu diðer fabrikalarla ülke ekonomisinin temel taþlarýndan biridir. Ancak. Cevher ve taþkömüründen demir-çelik üreten bu entegre tesisler dýþýnda. ERDEMÝR'in devreye alýnmasýnda da yoðun çabalar harcayan KARDEMÝR. ancak.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I lojman. 1974'te bitirilmesi planlanan. Ýnþaat ve montaj iþlerinin tonaj hesabýyla bölüm bölüm özel firmalara ihale edilmesinin ardýndan. 1977'de ise 1 mt/yýl kapasiteli bir çelikhane çalýþmaya baþlamýþtýr. hurda demir-çelik girdisiyle çelik üreten EAO (Elektrikli Ark Ocaðý) Tesisleri de -bu kapsamdaki ilk tesis olan Kýrýkkale Çelik Fabrikasý istisna kalmak kaydýyla. ya da aðýr tonajlý bazý iþler tamamlanmýþ ve hassas bölümler tamamlanamadan iþ yarým býrakýlmýþtýr. Elektro Metal AÞ 1957'de EAO ile çelik üretimeye baþlamýþ. Süre uzatýmý ve yeniden fiyatlandýrma ile büyük para kazanan bazý firmalar. EAO iþletmelerinden olan ve Türkiye'nin alaþýmlý çelik üreten en büyük tesisi olan Asil Çelik'in de gayet ilginç bir öyküsü vardýr.2 mt/yýl'lýk kapasiteye ulaþmýþtýr. METAÞ ile diðerleri onu izlemiþlerdir. altyapýsý yeterli olmayan küçük þirketler iþleri bitirememiþ. ama ancak 1977'de bitirilebilen ÝSDEMÝR'in kuruluþundaki gecikmede. Tüm bunlara raðmen. yüksek bedellerle iþi alan firmalar bu iþleri çok daha düþük fiyatlarla küçük þirketlere devretmiþ. 1975'te yüksek fýrýn devreye alýnmýþ. ayný iþi daha yüksek bedellerle tekrar almýþlardýr. 1970'te temeli atýlan ÝSDEMÝR'de. ülkemizin üçüncü ve son entegre demir-çelik tesisi olan ÝSDEMÝR'in devreye alýnmasý sürecinde de sayýsýz fedakârlýklarda bulunmuþtur. Türkiye'de özel sektör geliþtirmek üzere sermaye yaratma çabalarýnýn büyük etkisi olmuþtur. ünitelerin hemen hemen hepsi yarým kalmýþ ve bu iþler de KARDEMÝR'in montaj ekibince tamamlanmýþtýr. Bu tesis 35 . ÝSDEMÝR bugün 2. Sermaye takviyesinin yanýnda. özel sektör tarafýndan ülkemizde kurulmaya baþlanmýþtýr. sonra da. Ýlk olarak. yaþadýðý finans sorunlarý ve kronikleþen zararlarý sonucu ERDEMÝR'e baðlanmýþ ve uzun yýllarýn birikimleri sonucunda oluþan sorunlar göz ardý edilmiþtir.1950'lerin sonlarýna doðru.

Yassý ürün talebi. zaman içinde demir-çelik üretimi ile ilgili olarak alýnan bazý yanlýþ kararlar. toplam kapasitenin % 69'una tekabül eden 14 mt düzeyindedir ve bunlarýn toplam 2002 üretimi de 11. Böylece. yassý ürün tüketimi ise yine 6 mt civarýndadýr. 2002 yýlý sonu itibarýyla. her yýl % 5 artmaktadýr.8'ini üreten Türkiye. Bu olguya baðýmlý olarak ekonomik. yaklaþýk 11 mt uzun ürün kapasite fazlasý ve 3 mt da yassý ürün açýðýmýz bulunmaktadýr. ancak layýðýnca iþletilemediði için de kamulaþtýrýlmýþtýr. Ülkemizin 16. 36 . Ülkemizdeki yýllýk uzun ürün tüketimi 6 mt. sosyal ve politik bütün geliþmelerde de demir-çelik iþkolunun büyük etkisi olmuþtur. ekonomik geliþmeye de paralel olarak.6 mt'lik bölümü (% 83'ü) uzun ürün. dünyanýn en büyük 13. 2002'de dünyada üretilen toplam 886 mt çeliðin % 1. 2000'li yýllara kadar dünya demir-çelik üretimi ile dünya sýnaî üretimindeki geliþme büyük bir paralellik göstermektedir. ancak. net demir-çelik ithalatçýsý bir ülke konumuna gelmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I özel sektör tarafýndan yapýlmýþ. 2002 yýlý sonu itibarýyla. doðru bir öngörüþle. ülkemizde faaliyet sürdüren 16 EAO tesisinin kapasitesi. Bugünkü Avrupa Birliði'nin temelini oluþturan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluðu (AKÇT) anlaþmalarý ülkelerinin geliþmiþlik düzeyini de çok etkilemiþtir.47 mt/yýl olmuþtur. Uzun yýllar bu tertiple çalýþtýktan ve pek çok ek yatýrým gerçekleþtirildikten sonra. üreticisi olmuþtur. Ülkemizdeki ham çelik üretim kapasitesinin 16. entegre demir-çelik tesisini kurarak aðýr sanayi hamlesine baþlamýþ. Asil Çelik tekrar özelleþtirilmiþtir. Türkiye. Türkiye'nin toplam ham çelik kapasitesi yaklaþýk 20 mt/yýl ve üretimi de 16. Genç Türkiye Cumhuriyeti de sanayi çaðýný yakalamak için. Ülkemizde halen mevcut üç entegre demir-çelik tesisinin toplam kapasitesi ise yalnýz 6.33 mt (% 69) kadardýr. baþta EAO tesislerinin hurda girdiye baðýmlý olmasý ve entegre tesislerin de yurtdýþýnýn hammadde girdilerine baðýmlý olmasý nedeniyle. büyük yapýsal bozukluklara neden olmuþtur.47 mt ham çelik üretimine karþýlýk 12 mt tüketimi olmasýna raðmen.2 mt/yýl (ülke toplamýnýn % 31'i) düzeyindedir ve 2002 yýlý üretimi de 5.14 mt'dir (% 31).

Zamanla geliþmiþlik düzeyine baðlý olarak beyaz eþya. alaþýmlý çelik üretiminin toplam üretim içindeki payý da %15 dolaylarýndadýr. Bu nedenle çelik endüstrisinde ilk baþlarda uzun ürün talebi fazladýr. Dünya çelik üretiminin % 70'i entegre tesislerde ve sadece % 30'u EAO ile iþletilen tesislerde gerçekleþmektedir Ayrýca. dünya çelik üretimine iliþkin istatistik verilerine baktýðýmýz zaman. yassý ürün payý ayný kalmak kaydýyla. yabancý uzmanlarýn genellikle yanlýþ kararlarý görülür. yanlýþ politik kararlar yanýnda.4 mt'lik kalan bölümü (% 2'si) ise vasýflý çelik üretimini hedef almýþtýr. Oysa ki. 37 . yukarýda çizilen tablonun neredeyse tam tersi bir görünümle karþýlaþmaktayýz. otomotiv gibi sektörlerin yassý çelik ürünlerine talebi artar. Cumhuriyet demir-çelik öyküsüne yakýþmayacak bir kara mizahtýr. Geliþme çabasýna giren ülkelerde öncelikle þehirleþme çalýþmalarýnýn ve buna baðlý olarak inþaat sektörünün aðýrlýk kazandýðý görülür. Ülkemizin demir-çelik sektöründeki bu çarpýklýktan en çok etkilenen kuruluþlarýn baþýnda ise KARDEMÝR gelmektedir. daha da ötesinde teþvik saðlandý? Bu. uzun ürünlerinki ise % 35 düzeyindedir. ayný zamanda alaþýmlý çelik çeþitlerine ve miktarlarýna da gereksinim fazlalaþýr. hem de KARDEMÝR'in yapýsal bozulmasýný hazýrlayan etmenler arasýnda.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 3 mt'lik bölümü (% 15'i) yassý ürün ve yaklaþýk 0. geliþmiþ ülkelerde. Demir-çelik üretim projeksiyonlarý yapýlýrken ve buna göre yatýrýmlar yönlendirilip. O halde. makina. teþvik edilirken bu temel kural gözetilir. hangi çýkarlarla ve hangi yabancý danýþmanlýk kuruluþlarýnýn yönlendirmesi ile onca yatýrýma izin verildi. Hem demir-çelik sektörümüzün. gerek tesis ölçeklendirilmesi ve gerekse tevsiat iþlerinde. Ayrýca. Gerek ülkemizin demir-çelik üretiminin projeksiyonu. yabancý uzman ve danýþmanlýk kuruluþlarýnýn da büyük veballeri bulunmaktadýr. dünya üretiminde yassý ürünlerin payý % 65. 1960'larda ülkemiz uzman ve mühendislerinin bu günlerin yassý-uzun gereksinimlerinde doðru tahminler yaptýðý biliniyor. Demirçelik üretiminden etkilenecek sektörlerin geliþtirilmesi de böyle yönlendirilir.

gerekse iþçi sendikasýnýn baskýsýyla Baþbakanlýk bünyesinde bir 'KARDEMÝR Ýnceleme Komisyonu' kurulmuþtu. teknolojik yatýrýmlarý zamanýnda yaptýrmama ve engelleme. Þanbaþoðlu'nun yollarý en son bir kez daha kesiþti: Bu komisyonda o da bulunuyordu. Ancak. KARDEMÝR'deki zarar dönemini baþlatan en önemli teknik nedenlerin bir diðeridir. o yýllarda günümüzde de hala geçerli olan 'LD Konvertörleri'yle çelik üretimi yapýlmaktadýr. sadece Karabük'ü deðil. KARDEMÝR'in hâlâ verimli olarak iþletilebileceði gerçeðini kamuoyuna açýkladý. Çankýrý gibi çok geniþ bir bölgeyi de besleyip giydiren KARDEMÝR hakkýndaki bu kararýn. Ve nihayet. Yukarýda özetlenen geliþmelerin ardýndan. bazý yabancý uzmanlarýn tesisi incelemesini takiben. 5 Nisan 1994'ün ekonomik tedbir paketi içinden KARDEMÝR'in kapatýlma kararý da çýkmýþtýr. Kontinü kütük tesisinin zamanýnda kurulmamasý da. 1989'da baþlayýp epey de uzun süren bir grevin ardýndan KARDEMÝR eni konu mecalsizleþip verimsizleþmiþ. Oysa. 38 . Kastamonu. Zira. Ünlü 5 Nisan Paketi'ne karþý gösterilen ilk tepki. aþýrý istihdam. kararýn hemen ertesindeki bir basýn toplantýsý ve ardýndan yayýnlanan 'KARDEMÝR Raporu' ile gerekçelerin doðru olmadýðý ve aslýnda çoktan alýnmasý gereken bir takým tedbirlerle. sermaye yetersizliði ve çok yüksek faizlerle özel bankalara borçlandýrma gibi çeþitli kötü yönetim politikalarýnýn en acýmasýzlarý bu iþletmeye uygulanmýþtýr. bazý yanlýþ uygulamalarý hayata geçirmek için ince hesaplarla kurulmuþ bir tuzak olduðunun anlaþýlmasý uzun sürmemiþtir. Aslýnda. Bu stratejik hata tesisin geleceðine hep olumsuzluk taþýyacaktýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I KARDEMÝR'in 1958-62 yýllarý arasýnda 600. Bartýn. Eflani. 1980'lerin sonuna doðru kamu iþletmelerini her ne pahasýna olursa olsun elden çýkarma politikalarý ile baþlamýþtýr. KARDEMÝR'le S. anýlan kapatma kararýnýn alýnacaðýný fark eden Metalurji Mühendisleri Odasý yönünden geldi. mevcut küçük Siemens-Martin fýrýnlarýný yýkýp yerine büyüklerini kurarak çelik üretimini saðlamýþlardýr. KARDEMÝR'deki esas geri gidiþ süreci.000 ton/yýl kapasitesine çýkarýlmasý çalýþmalarýnda görev üstlenen Alman ve Ýngiliz firmalarý. gerek bölge insanýnýn etkisi. Oda.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1939 Eylül’de KARDEMÝR'den sývý metalin alýndýðý ilk gün orada bulunan Þanbaþoðlu, Komisyon'un en çalýþkan üyesiydi; tam 55 yýl sonra, KARDEMÝR'i kurtarmak için en ön safta yine mücadele ediyordu. Komisyon çalýþmalarýnýn sonuna doðru inceleme için KARDEMÝR'e gidildi. Buraya þov yapmak için gelen siyasilere, ülke sanayisinde derin izler býrakmýþ 87 yaþýndaki bu kiþi, 'Bu tesis ülke için gereklidir, kapatmak cinayettir!' sözleriyle ders veriyordu....

S: Þanbaþoðlu 1907-1995 5 Nisan 1994 kararlarý öncesi ve sonrasý tüm olanlara o dönem Metalurji Mühendisleri Odasý Baþkaný olan ve KARDEMÝR Ýnceleme Komisyonunda da yer alan bu satýrlarýn yazarý þahittir. KARDEMÝR Raporu da ucuz siyaset malzemesi yapýldý. Selahattin Þanbaþoðlu ise, engin bir vicdan huzuru içinde, "Biz görevimizi yaptýk...." diyordu. Ve bu onun son görevi oldu; bir yýl sonra kendisini trafik terörüne kurban verdik, aramýzdan ebediyen ayrýldý. KARDEMÝR de, çok büyük paralar karþýlýðý yabancý bir danýþmanlýk þirketince düzenlenen raporda belirlenen esaslara göre, iþçi sendikasýnýn önderliðindeki bir konsorsiyuma devredildi. 39

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Oysa ki, Türkiye'nin geliþim sürecinde hep ilklere imza atmýþ, sürekli üretmiþ, pek çok fabrika kurmuþ, bunlara ilaveten týpký bir sanayi okulu gibi sayýsýz iþadamý ve teknik eleman yetiþtirmiþ olan Cumhuriyetin bu ilk aðýr sanayi iþletmesinin yapacaðý daha çok þey var. Yüksek fýrýnlarda ve diðer tesislerde, ülkenin büyük gereksinim duyduðu ara mamûllerin üretimi pek alâ mümkün. Ama, galiba niyet yok. Sadece KARDEMÝR'i tekrar ayaða kaldýrmaya deðil, üretmeye ve üretime dayalý olan deðerlerle ekonomik geliþmeyi saðlamaya da niyet yok.... Genç Cumhuriyetin o ilk dönemlerinde hangi niyet ve heveslerle nelerin baþarýldýðýný, üretmeyi sevmeyle memleket sevmenin nasýl eþ anlamlý olduðunu, ayný ýþýðýn kimilerine aydýnlýk verirken, kimilerini nasýl kör edebileceðini bilmem KARDEMÝR Eski Ustabaþýlarýndan Hakký Yardibi'nden daha güzel kim anlatabilir? Sözünü ettiðim, "Çarklardan Chip'lere" isimli kitaptaki Aydýn Engin'in KARDEMÝR öyküsünde yer verdiði bu söyleþide, KARDEMÝR'in temel atma töreni için kurulan derme çatma þantiye binasýnýn inþaatýnda iþbaþý yapýp aralýksýz 45 yýl çalýþtýktan sonra Kuvvet Santralý Ustabaþýlýðýndan Emekli Hakký Usta þöyle diyor;

"….Þu Keltepe'den aþaðýya, buraya yürüyerek geldim. Baktým bu civarýn köylüleri toplanmýþ bir yere doðru gidiyorlar. Biz de fabrika kurulacak diye duymuþuz ya, onlarýn ardýna takýldým. Soðanlý Suyu'nun oraya vardýk, Uþaklý Eyüp Bey diye bir adam kýrýn ortasýna bir masa, bir iskemle kondurmuþ, oturuyor. 'Çocuk gel buraya' diye çaðýrdý. Sordu, 'Çalýþýr mýsýn?' dedim, 'Çalýþýrým efendim.' Baþladýk iþe. Geleni alýyorlar biliyor musun? Ýþçi yok. Sinek, sivrisinek kýrýyor milleti. Isýcak kavuruyor. Gelen bir bakýyor þöyle. Bir on beþ gün çalýþýyor. Býrakýyor gidiyor. Dayanmasý zor senin anlayacaðýn. Ben dayandým. …. Baktým düz amele yövmiyesi düþük. 'Haaa, bu iþ cahillikten böyle oldu' dedim. Ona sora, buna sora yazýyý öðrenmeye çabalýyorum biliyor musun? Daha fabrika filan kurulmadan, þimdi bu Yeniþehir dediðimiz yere bir ilk mektep açýldý. Duttum kaydoldum.
40

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Þimdi bak sekiz saat çalýþmak, inþaatta mesai senin anlayacaðýn; sekiz saat uykuydu, yemekti, ývýr zývýrdý; sekiz saat mektepti, ders çalýþmaktý filan oluyor. Akþamdan yarý geceye kadar. Biz 17 iþçiyiz, köylülerin ufak mektep çocuklarýnlan beraber okuyoruz. Þimdi ben ordan hemde üstün baþarýyla bir diploma aldým mý arkadaþ! O zaman anladým ki dünyanýn ekseni nedir? Ne kadar eðiktir? 23 derece eðiktir biliyon mu? Ýngiliz gavurunun tercümaný da hoca okulda. Adam diyor ki 'Karadeniz’in ortasýna bir iðne düþmüþ, bunu bul!' Sen þimdi buna imkan yoktur efendim,' dersin. Paraleller, meridyenler filan bir araya getirip karþýlaþtýrdýn mý 'gemi aha burada batmýþ, iðne de aha þurada diyeceksin, elinle koymuþ gibi bulacaksýn. Ben burada, bu fabrikada yani, öðrendim dünyanýn ne olduðunu. ….. 36 baþýndan 37 sonuna doðru temeller bitti, duvarlar yükseldi epey. Ve efendi iþ yürüdü biliyon mu? 1939 senesinde de jenaratörü çevirdik biz. Kuvvet santrali cereyan vermeye baþladý. Haaa bak, o jeneratörün þalterini basma þerefini Allah bana nasip etti biliyonmu? Çok þanlý, þereflidir yani. …… Ýþte þimdi geldik Yüksek Fýrýna. Hepsi bir tamam. Ýsmet Paþa filan gelmiþ, yüksek askeriye kumandanlarý, vekiller filan hep orda. Vali arada kaybolmuþ, var sen hesapla artýk. Günlerdir vermiþiz kuvveti ýsýnmýþ yüksek fýrýn. Derken efendi, bir ýþýk çaktý ki yüksek fýrýndan… Ohooo içimiz ýþýyor efendi içimiz. Herkes salya sümük aðlýyor biliyon mu? Iþýk bu, yüreðine de vuruyor, kafanýn içine de. Öyle kýzýl, öyle parlak bir ýþýk iþte. Divriði madeniyle Zonguldak kömürü buluþmuþ; Karabük'te düðün dernek kurulmuþ, cevher erimiþ, akýyor potaya. ….. Bak efendi ben bu fabrikaya 45 yýl hizmet vermiþim. 45 yýl ne demek biliyon mu sen? 45 yýl yetiþkin adamda ömür demek. 45 yýl. Bir yevmiye cezam yoktur benim 45 yýlda. Bir yevmiye ceza alacak bir kusur, bir ihmal yoktur efendi. Neden öyle peki? Bu fabrika bizim gözümüz. Bizim gözümüzün ýþýðý. O cevherin ýþýðýný bilirmisin sen? 1200 derecede erimiþ demir cevheri bir ýþýk saçar efen41

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

di. O ýþýktýr, memleketin ýþýðý. Ýyi bakmazsan kör eder adamý. Erimiþ cevhere bakmasýný bileceksin. Yoksa kör olursun. Ne demek istediðimi anlýyon mu sen?.."
Hakký Usta'nýn ne demek istediðini anladýk mý? Iþýða, memleketin ýþýklarýna doðru bakmasýný bildik mi? Yoksa kör mü olduk? Madem ki, Türkiye Cumhuriyeti demir-çelik öyküsüne Selahattin Þanbaþoðlu ile baþladýk, yine onunla bitirelim; aynen þöyle diyordu : ".... O gün, o koþullarda yapýlanlarýn bugün yapýlmamasýnýn mazereti olamaz, isteselerdi her þey yapýlabilirlerdi…."

42

" K. . Türkiye Taþkömürü Kurumu (TTK) ve Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüklerine baðlý iþyerlerinde çalýþan 48 bin iþçi greve gitmiþtir. Maden Mühendislerimizi ihtiyaca yeter sayý ve deðerde yetiþtirmeye önem vermek gerekir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Maden iþleri yeni bir açýlma devresindedir. Madencilikte yýllardýr kullanýlan ancak ülke gündemine ilk kez bu yürüyüþte oturan slogan "Madencinin Feneri Sönmeyecek" olmuþtur. Taleplerini kamuoyuna duyurmak isteyen madenciler Zonguldak’tan Ankara'ya yürüyüþe geçmiþtir. ATATÜRK 1935 yýlý TBMM açýlýþ nutku ÝLK FENERÝ YAKANLAR* Nadir Avþaroðlu Maden Mühendisi * Madenciliðin kalbi Zonguldak'ta 1848'ten bu yana ilk yasal grev 30 Kasým 1990 tarihinde baþlamýþ.

Maden Fakültesi 1947'de baþlayan ve 6 yýl süren yoðun bir hazýrlýk sürecinden sonra. ülkenin kendi kaynaklarýna yönelmesine neden olmuþ ve hemen 1924 yýlýnda özellikle askeri amaçlar göz önünde bulundurularak Zonguldak Yüksek Maden Mühendisi Mekteb-i Alisi eðitime açýlmýþtýr. Doðaldýr ki böylesi bir aktarým eðitim kurumlarý aracýlýðýyla olacaktýr. çocuklarýn yiyeceði. aþaðýda sunulan çalýþma. Bu nedenle.Ýlhami CÝVAOÐLU'nun Makina Fakültesi Dekanlýðý'na verdiði önerge ile baþlatýlan kuruluþ süreci. Ülkemizde hak ettiði yeri bir türlü bulamayan madencilik sektöründeki en önemli eksikliklerden biri de bellek kaybý ve güçlüklerle elde edilen deneyimlerin yitmesidir. 1 Mart 1953'te öðrenime baþlamýþtýr. eðitim konusuna sadece Osmanlý'nýn son dönemlerinden baþlayan kýsa bir tarihçe olarak deðerlendirilmelidir. 1947 yýlýnda Prof. sistem ya da kurumlarýn bütün boyutlarýyla kavranýp deðerlendirilmesi. Özellikle Anadolu'dan yoksul ailelerin zeki çocuklarý (bir çoðu o yýllarda Anadolu'da öðretmenlik yapan eðitmenler tarafýndan önerilenler) bu okula alýnmýþ. 11 Ekim 1947'de Ýktisat Vekaleti'nin (Ekonomi Bakanlýðý) Maarif Vekaleti'ne (Milli Eðitim Baþkanlýðý). toplumun geliþmesinin belirli bir aþamasýndaki düþünce. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda baþlatýlan kalkýnma hareketleri. Toplumdaki kurumlarýn incelenmesi ise. söz konusu sistem ya da kurumlarýn. Yüksek Maden Mühendisi azlýðý nedeni ile yer altý servetlerinin deðerlendirilmesi iþinin ele alýnmasý konulu baþvurusu ile devam etmiþtir. Bu boyutlarý ile ele alýndýðýnda. bilgi ve becerilerin bireylere aktarýlmasýdýr. Toplumsal kurumlardan bir tanesi olan eðitim kurumunu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Eðitim. bu kurumlarýn içinde yer aldýklarý sosyoekonomik yapýnýn bütünselliði içinde ele alýndýðýnda anlamlý sonuçlar verebilir. toplumsal yapýnýn içerdiði diðer kurumlar arasýndaki yerinin belirlenmesine baðlýdýr. yatacaðý ve hatta sigarasý dâhi devlet tarafýndan karþýlanarak okutulmuþtur. 44 . toplumun sosyo-ekonomik yapý ve iliþkilerinin oluþturduðu dinamiklerden soyutlayarak yalnýzca kendi içinde deðerlendirmeye giriþmek ele alýnan konunun gerçek boyutlarýnýn gözden kaçýrýlmasý sonucunu verir. Akademik anlamda devamlý ilk maden mühendisliði eðitimi Ýstanbul Teknik Üniversitesi'nde "Maden Fakültesi"nin kuruluþu ile baþlamýþtýr. toplumdaki eðitim. davranýþ.

Miskole Üniversitesi'nin Müze Kütüphanesi'nde 45. jeoloji ve matematik kitaplarý bulunmaktadýr. eskiler ise Latince'dir. madenler. Eðitim 1764'te Almanca olarak baþlamýþ. metalurji. Avusturya kraliçesi Maria Therasa Yukarý Macaristan'da (günümüzdeki Slovak Cumhuriyeti) Schemnitz'de Ýmparatorluðun varlýðýný sürdürmek için Maden ve Metalurji tesislerini yönetebilecek mühendisler ve günün bilim ve teknolojisi ile donatýlmýþ yöneticiler yetiþtirmek için Maden Akademisi'ni kurmuþtur. Kitaplarýn çoðu Almanca. Ýlk Maden Okulu'na 1763'te Belçikalý kimyager-metalurjist Joseph Nikolaus JACKQUIN atanmýþtýr. ilk Maden Teknik Okulu 1736'da Avusturya'da kurulmuþtur. Bu kütüphane maden ve metalurji dallarýnda dünyadaki tüm kitaplarý içeren tek kütüphanedir. Ortaçað’da. Bu okul dünyadaki ilk maden mühendisliði okulu olarak literatürlerde yer almaktadýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünyada ise. mineraloji. metalurji. doðunun en büyük hekimi ve düþünürü Ýbni Sina "Þifa" ve "Kanun" adlý yapýtýnda taþlar. yüzyýlýn kitaplarý dahi kütüphanede bulunmaktadýr. Kraliçe. 1867'de Macar egemenliðinden sonra Macarca olarak sürdürülmüþtür. ekonomi ve iþ iliþkileri konularýnda eðitilmeleri için bu okula yollamýþtýr. yanar taþlar(kömür) ve fosiller hakkýnda bilgiler vermiþtir. Arabistan. Avrupa'da kiliseler ve dinsel örgütler. Buna karþýn Anadolu. 1762'de. fizik. bilimsel düþünümü ve yerbilimlerinin geliþmesini engellemiþ. maden ve metalurjiye çok fazla önem vermektedir. yurdumuzda yüksek öðretim kurumlarýnýn kurulmasý ve buralarda bu konulardaki derslerin verilmesi ile baþlamýþtýr. tuzlar. biyoloji. El-Biruni (973-1040) mineraller ve bunlarýn fiziksel özelliklerinden. deðiþik aðýrlýkta ve anlayýþta yer vermiþlerdir. 16. Bunlardan Hüseyn Ýbni Ishak (809-873) kýymetli taþlardan. 1949'da Üniversite olan okul 1990'da Miskole Üniversitesi adýný almýþtýr. yerbilimlerinin deðiþik konularýna. Üniversitenin ilk 45 .000 ciltlik maden. Oðullarýný yaz aylarýnda maden bölgelerine madencilik. kimya. Avrupa ülkelerinde olduðu gibi Anadolu'da da yerbilimleri ve mineraller konusunda ilk ayrýntýlý bilgilerin verilmesi ve yayýnlarýn yapýlmasý. Buhara. ortam kara bir bulut ile örtülmüþtür. Semerkant ve Mezopotamya'da yaþayan bilim adamlarý.

Türkiye'de yer bilimlerinin yüksek öðrenime girmesi Tanzimat Devri'nden sonra baþlar (1839). bitkiler. 19. Abdullah Bey bu mektepte "Ýlm-i Arz ve Maadin" (Yeryüzü Bilimi ve Madenler) dersleri vermiþtir. taþlar (ahçar). Tanzimattan önce. skolastik metotlarýn ve Medrese Öðretimi'nin uzun zamanlardan beri ülkemizde kökleþmiþ olmasýdýr. özellikle yerbilimlerinde Avrupa'daki geliþmelerin bizdeki yansýmalarý ne yazýk ki çok geç ve pek azdýr. altýn. hayvanlar ve madenler hakkýnda ayrýntýlý bilgiler vermektedir. Ýstanbul'da "Týphane" adýyla 4 sýnýflý bir Týbbiye Mektebi açýlmýþ (1827) ve bundan ayrý olarak Cerrahhane adýyla bir mektep de bulunmaktadýr. ana dilimiz yerine Arapça'nýn egemen olduðu bir öðretim metodu takip ediliyordu. demir vb. Yeryüzünün Halinden Özetler) bölümünde. doðada bulunan cisimler (ecsami arziye-i tabiiye). madenler anlatýlmakta. Bunun asýl nedeni. tuzlar. tecrübe ve tenkide hiçbir yer vermeyen. Abdullah Bey. ve 20. sayfasýnda.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I temeli sayýlan "Mühendishane-i Berri-i Hümayun"nun ders programlarý ve yayýnlarý incelendiðinde. hadislerin ve diðer metinlerin þerh ve tefsirine dayanan. bu okulun "Baþ Hocasý" Hoca Ýshak Efendi’nin yerbilimlerinin bazý konularýna "Mecmua-i Ulumu Riyaziye" (Matematik Bilim Dergisi) adlý yapýtýda yerverdiði görülür. kurþun. Cildinin 381. Ýstanbul bölgesinin jeolojisi hakkýnda yaptýðý araþtýr46 . yüzyýllarda fen bilimlerinde. tetkik. somut örnekler verilmektedir. (emleka). yalnýz ayetlerin. jeolojik olaylar "Alemi kevn-ü fezada vâki alâim ve âsar" (Yeryüzünün ve Uzayýn Oluþumundan Ýzler ve Eserler)) adlý alt bölümde sýcak maden sularý. Dr. 1836'da bu iki müessese birleþtirilerek 6 sýnýflý "Mekteb-i Týbbýye-i Þahane" adýyla yeniden kurulmuþ ve 1850'de bu mektep ýslah edilerek modernleþtirilmiþtir. bir bölüm olarak "Ýlmi Hikmet-i Tabiiye-i Mahsusdan Mevcudat-ý Arziye'nin Ahvali Muhtasaralarý" (Tabiat Bilimi Özelliklerinin Hikmetinden. yanardaðlar ve depremler anlatýlmakta. 1835'te basýlan 4. içerisinde tuzlar. Madeniyat alt bölümünde. özellikleri açýklanmaktadýr. kýymetli taþlar (cevahir). platin. Medreselerde "Ümmet Terbiyesi" yani müþahade. Bunlardan sonra yeryüzünde görülen.

Fosilleri paleontolog Ýbrahim Lütfi Paþa Verneuil tarafýndan tamamlanmýþ ve (1838-1902 birçok yeni türler bulunmuþtur. verem uzmaný Ord. Dr. Trilobites Abdullahi Verneuil. Ýbrahim Lütfi Paþa 1867 yýlýndan itibaren Askeri Týp Okulu'nda önce Patolojik Anatomi muallim muavini. jeoloji ve mineraloji derslerini Türkçe'ye çevirmiþtir. Paris'te 1867 yýlýnda kurulan uluslararasý sergiye Türk Miralayý rütbesiyle gönderilmiþ ve Ýstanbul civarýndan topladýðý 1. Abdullah Bey'in ölümü üzerine de dersin muallimliðine (profesörlüðüne) getirilmiþ ve bu dersi ölünceye kadar bu okulda okutmuþtur. Abdullah Bey'in derslerini Binbaþý Ýbrahim Lütfi Bey Türkçe'ye tercüme etmeye baþlamýþ ve 1874'de (1291) Abdullah Bey ölünce. Abdullah Bey'in muavini olmuþ. Mektebi Týbbiye-i Þahane'nin Ýlmülarz ve Maadin (Jeoloji ve Mineraloji) muallimliðine atanmýþtýr. 1898 yýlýnda girdiði Askeri Týbbiye'nin öðrenim yýllarý anýlarýný ve hocalarýnýn özelliklerini anlatýrken Ýbrahim Lütfi Paþa hakkýnda.Dr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I malarýný Fransýz Jeoloji Derneði ve Fransýz Bilimler Akademisi dergilerinde yayýnlamýþtýr.200 kadar fosil ve mineral numunesini sergilemiþtir. 1870 yýlýnda Askeri Týbbiye'de öðretim Türkçeleþince. Abdullah Bey ve Ýbrahim Lütfi Paþa. öðrencilere derste göstermek için düzgün ve düzenli taþ ve fosil koleksiyonu yapmýþtýr. Ýstanbul jeolojisine dair makaleler yayýnlanmýþtýr. Pleurodictyum Constantinopolitanum gibi ayrýca Ýstanbul'da Fransýzca olarak yayýnlanan Gazete Medicale d'Orient'da da. Gördüðü ilgi nedeniyle. burada jeoloji ve mineraloji derslerini Fransýzca olarak veren Dr. Tevfik Salim SAÐLAM 1959'da yayýnladýðý "Nasýl Okudum?" adlý yapýtýnda. bunlarý ve bunlarýn resimlerini çizdiði albümle beraber Fransýz "Museum d'Historie Naturelle"e hediye etmiþtir. Ýstanbul Üniversitesi eski Rektörlerinden. 1874'de Dr. 1870'de Dr.Prof. "Birinci sýnýf hocalarý arasýnda pek muhterem iki sima daha 47 .

. esasen güç ve düðümlü bir uslüp ile yazýlmýþtý. . Mineraloji için Týbbiye'de oldukça zengin bir taþ koleksiyonu vardý. ilginç bilgiler vermektedir. Ýmtihanda etiketleri çýkartýlýr ve bizim tanýmamýz istenirdi. Hatta bu sebepten kendisine "Taþçý Ýbrahim Paþa" denirdi. Tanzimat Hattý Hümayunu’nun Sultan Mecid zamanýnda Reþit Paþa tarafýndan açýklanmasýndan sonra 1869'da Darülfünun çok basit bir programla açýlmýþ ve iki sene sonra tekrar kapanmýþtýr. Halil Ethem Bey'in hocalýðý 1909'da Þehr-i Eminliði'ne tayin oluncaya kadar devam etmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I vardý." demekte ve o yýllarda (tamamýyla bugünkünün benzeri olan) jeoloji ve mineraloji öðretimi hakkýnda. Ýbrahim Lütfi Paþa Týbbiye’nin en eski hocalarýndan ve týp dilimizin Türkçe'ye çevrilmesinde büyük hizmetler görmüþ.. Türkiye'nin Bilim Tarihi'nde Arkeoloji ve Müzecilikte büyük bir isim yapmýþ olan Halil Ethem Bey'in jeoloji eðitiminde de hizmetleri olmuþtur.. Jeoloji tatbikatý yapýlmazdý. Bu o zamanýn klasik bir kitabý olan Lapparant'ýn tercümesiydi. Türkçe'si ise hakikaten pek üstadâne bir tarzda harfiyyen yapýlmýþ bir tercüme olmakla beraber. Elimizde küçük bir jeoloji kitabý vardý. 48 .. Türkçe'sinden anlayamadýðým cümlelerin manasýný Fransýzca metinden çýkardýðým olurdu. Kitabýn aslý. Halil Ethem Bey. hiç anlaþýlmaz bir þeydi. Kendisi. Ýlmi tabakatül-arz ve maadin hocasý Ýbrahim Lütfi Paþa ve muavini Sakýzlý Ali Bey. Halil Bey Viyana Politeknik'de Kimya ve Maden Mühendisliði eðitimi görmüþ ve Avrupa'dan dönüþünde (1876) Mekteb-i Mülkiye'de ve Darüþþafaka'da Kimya. 1900 senesinde Darülfünunü Þahane adý ile yeniden açýlmýþ ve Ulumu Tabiye Þubesi'ne (Doða Bilimleri Þubesi) Halil Ethem Bey. zamanýn jeoloji ve bilhassa mineralojiyi en iyi bilen bir mütehassýsý sayýlýrdý. Onlarý dersaneye getirir. Ýlmi Tabakatül Arz ve Maadin (Jeolojik Formasyonlar ve Madenler) müderrisi olarak tayin edilmiþtir. Ýlm-i Tabakatül Arz ve Maadin derslerini vermiþ ve sonradan Darülfünun'a nakletmiþtir. Fransa'da Maden Mühendisliði öðrenimi görmüþ olan Sadrazam Ýbrahim Ethem Paþa'nýn oðlu ve Arkeoloji Müzesi'ni ilk kurmuþ olan ünlü ressam Osman Hamdi Bey'in kardeþidir. bize gösterirlerdi. daha sonra yaþantýsýný aktaracaðýmýz. altmýþýný geçkin nazik ve muhterem bir zattý.

Rhynconella Ethemi.. vs.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu sýrada Viyana'daki hocalarý Hochstatter ve Franz Toula'nýn derslerini göz önünde tutarak ve onlarýn okutma tarzlarýna uygun olarak Ýlm-i Maadin ve Tabakatül Arz (Madenler ve Jeolojik Formasyon Bilimi) isimli bir kitap yayýnlamýþtýr (1891). gençliði Avrupa'da geçmiþtir. Kocaeli'nde Halil Ethem ELDEM Triyas devrine ait toplayýp tanýmladýðý bazý fosil türlerini.. Bu çalýþma temel bilimler dalýnda Halil Ethem ELDEM’in 49 . Toula. (Terebratula Ethemi. gibi) Bu fosil koleksiyonu halen Viyana Tabiat Tarihi Müzesi'nde bulunmaktadýr. yüksek öðrenimini de babasýnýn isteðine uyarak kimya ve yerbilimleri dallarýnda Ýsviçre'de Zürih Üniversitesi'nde yapmýþ ve sonra da Bern Üniversitesi'ne giderek kimya dalýnda doktor unvaný almýþtýr. Halil Ethem Bey Hochstatter'in Avrupa Türkiye'sinin Jeolojisi ve Franz Toula'nýn Kocaeli jeolojisi ve maden potansiyeli üzerine yaptýklarý araþtýrmalarda kýsmen birlikte çalýþmýþlardýr. Halil Ethem orta öðrenimini babasýnýn (Ýbrahim Ethem Bey) elçi olduðu Berlin'de. Avrupa'da ilk doktora yapan ve Darülfünun'da ilk jeoloji ve mineraloji muallimi (profesörü) olan Halil Ethem ELDEM'in çocukluðu Ýstanbul'da. þekli ve resimleri güzel olan bu kitapta ülkemize ait örnekler ve bilgiler aktarýlmýþtýr. Ýfadesi sade. Acrodiceras Halili. Halil Ethem Bey'in adýna dayanýlarak adlandýrmýþtýr.

Mektebi Mülkiye'nin Lise kýsmýnda (1894-1901). Halil Ethem 1885'te yurda dönünce. Bunlarýn isimleri. Ýhsan KETÝN ve Prof. ilk yýllardaki resmi görevleri yanýnda Darüþþafaka Lisesi'nde (1885-1893). E. Hicaz demiryolu boyunca.Dr. Bu doktoranýn konusu. unvanýný hiç bir yerde. Türk Tarih Kurumu tarafýndan. Hendeseyi Mülkiye'de (1894-1909) hocalýk yapmýþ ve 1900'de açýlan yüksek muallim mektebi (Darül-Muallimini Aliye) fünun þubesi tabakatülarz (jeoloji) profesörlüðüne 40 kuruþ maaþla getirilmiþtir. alýnan sondaj makinalarýný kullanmak ve su bulmak için Halil Ethem'i görevlendirmiþ fakat Halil Ethem kendisinin bu iþte yeterli olmadýðýný. Kimya dalýnda yapýlan bu doktora çalýþmasý Türkiye'de bilimsel araþtýrmalarýn baþlangýcý. tarihsel geliþimi ve bilim tarihi açýsýndan ayrý bir önem taþýmaktadýr. Halil Ethem kimya dalýnda doktora yapmasýna karþýn kimya ile pek az uðraþmýþ. zamanýn sadrazamý Avlonyalý Ferit Paþa. Bu arada Mektebi Sultani'de (Galatasaray Lisesi) bulunan Turuku Meabir Mühendis Mektebi'nde ve Mektebi Harbiye'de jeoloji öðret50 . 5. 1947'de yayýnlanan "Halil Ethem Hatýra Kitabý" Cilt 1. saðlýðýnýn da bu iþlere uygun bulunmadýðýný söyleyerek görevi kabul etmemiþtir (Türkiye'deki ilk sondaj yer altý suyu bulmak için 1920 yýlýnda Samsun civarýnda yapýldýðý bilinmektedir). ÝNÖNÜ'nün araþtýrmalarý ile gün ýþýðýna çýkarýlmýþtýr. Halil Ethem Bey'in büyük bir emek ve araþtýrma sonucu hazýrlanan yayýnlarý 60'dan fazladýr. Halil Ethem.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Avrupa'da yapýlan ilk Türk doktorasýdýr.Dr. orada bir kimya laboratuarý yaptýrmýþ ve sonra kimya ile ilgisini kesmiþtir. 1885 yýlýnda ilk Türk bilim doktoru olarak yurda dönmüþ fakat Dr. ayrýntýsý ve belgeleri Prof. hiç bir yapýtýnda kullanmamýþtýr. ancak yurda dönüþünün ilk yýllarýnda (1885-1892) Darüþþafaka Lisesi'nde kimya ve jeoloji dersleri okutmuþ. Darülfünun'da hoca olduðu yýllarda (1903). yayýn tarihine göre verilmiþtir. kurulacak tesisler ve burada yaþayacak insanlara gerekli suyun bulunmasý için yeraltý suyu araþtýrmalarý yapmak. 1901'de Darülfünunu Þahane'nin Tabii Ýlimler Bölümü'ne Ýlmimaadin ve Tabakatülarz (Jeoloji ve Mineraloji) profesörlüðüne 600 kuruþ maaþla atanarak Avrupa'da öðrenim gördüðü konularda dersler vermiþtir.299-302'de. yayýn yerleri.

Kolaðasý Rusçuklu Þevki Bey tarafýndan Türkçe'ye çevrilmiþtir (1854). Müþtak Bey.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I meni olan Lecog Paþa Ameli Ýlmül Arz isimli bir kitap yayýnlamýþtýr. Kýzlar kýsmýnda Dr. Kitapta Anadolu'nun jeolojisine hiç deðinilmemiþtir. Ýstanbul Darülfünunu Balkan Savaþý sýrasýnda yeniden kapanmýþ (1911) ve Ýlmi Maadin ve Tabakatülarz (mineraloji 1913'te yeni bir anlayýþla Darülfünunu ve jeoloji) Þeklin altýnda. diðeri kýzlara (Ýnas Darülfünunu) ait olmak üzere iki bölümü vardý. Þekil a Þekil b Þekil c 51 . Babýali Genel Müdürlüðü'ne Salih Zeki Bey Caddesi numro 7. 128 adet þekil. 1915'te erkekler kýsmýnda esaslý bir reform yapýlmýþ ve Birinci Dünya Savaþý'nda müttefikimiz olan Almanya'dan birçok Profesör tayin olunmuþtur. Kýrým Seferi dolayýsýyla müttefik devletlerin donanmalarýna gerekli olan kömürü saðlayacak olan Ereðli ve Zonguldak Havzasý hakkýnda Fransýz mühendislerin raporlarýndan alýnmýþ bilgiler vardýr.1307 (1891) tayin olmuþtur. Kitap. Bu þubenin biri erkeklere. de boyalý tabakatül arz haritasýný Osman-i Ulumu Riyaziye ve Tabiiye bir havaidir. erkekler kýsmýnda Eczacý Mahzar Hüsnü Bey Ýlmi Arz derslerini kürsülere vermiþlerdi. Ýstanbul (Mihran) Matbaasý. Þubesi (Fen Fakültesi) olarak açýlmýþ.

ustalarýn daðýldýðý bilinen bir gerçektir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Þekil a : Türkiye'de jeoloji konusunda 1852'de yayýnlanan ilk kitap "Ýlmü Tabakatülarz" in ilk. yüzyýlda Osmanlý. Tanrý adý ile baþlamakta. Tanrýya þükür. para basýmý için yurt dýþýndan ucuza aldýðý madenlerden yoksun kalýnca. Þekil b : Dr. sayfasý. Kitap... Bu olguya Batýlýlarýn siyasal çekiþmeleri ile Ereðli Kömür Havzasý'nýn bulunuþu da eklenince. düz yazýda kafiye kullanýlmýþ ve edebiyat yapýlarak konuya girilmektedir. o yýllarýn yazýþ biçiminde. teknoloji birikiminin yok olduðu. Bu canlanmanýn iþaretlerini. Darülfünun jeoloji profesörü Müþtak Bey'e "Efâzýlý etibbâi Osmaniye'den (Osmanlý doktorlarýnýn ünlülerinden). 1827 yýlýnda ÝBRAHÝM ETHEM adýnda bir gencin. diyerek. iç kaynaklara yönelmek zorunda kalmýþtýr. ve 18. elçisine selam ve içten saygý ile devam etmekte ve . üstâd meâli himem Müþtak Bey Efendi Hazretleri'ne takdim" yazýsý ve imzasý bulunmaktadýr. þayan ve sezadýrki iþbu arziyat arz (yer) ve asuman (gök) ve teayyünatý edvar (devirler) ü ezman (zamanlar) satama. Ýkinci gerçek de.. medrese eðitim düzeninde madenciliði oluþturan bilim dallarýndan hiç birinin yer almadýðýdýr. 1858 yýlýnda Arazi Kanunnamesi'nin ve 1862 yýlýnda da Ýlk Maden Nizâmnamesi'nin yürürlüðe Sadrazam Ýbrahim Ethem Paþa 52 . ÝLK MADEN MÜHENDÝSÝ SADRAZAM ÝBRAHÝM ETHEM PAÞA Osmanlý madenciliðinin 17.. Maden Mühendisliði öðrenimi için yurt dýþýna gönderilmiþ olmasýyla. Þekil c : Darülfünun ve Mühendis Mektebi'nde muâllim Ahmet Malik (SAYAR) tarafýndan yazýlmýþ "Madeniyat ve Arziyat" adlý kitabýn kapaðý. ülke madenciliði dirilme sürecine girmiþtir. Esad Feyzi (Mekteb-i Týbbiyei Þahane ilmi hikmeti tabiiyei týbbiye muâllim muavini) nin "Ýlmüarz ve Maadin" adlý kitabýnýn kapaðý. 19. yüzyýllarda çöktüðü.

kabiliyetli çocuklara baba olmasýdýr. Bu çocuklarýn arasýnda Prens Sabahattin'in dedesi (Kaptan-ý Derya) Halil Rýfat Paþa da bulunmaktadýr. Institution Barbet'in bir geleneði vardýr. Ethem'in sýnýf arkadaþý daha sonra Nobel ödülü alacak olan biyokimya uzmaný Louis Pasteur'dur. Ethem bu eðitiminde de birinciliði kimselere býrakmaz 53 . Baþlarýnda ünlü bir oryantalist olan Türk dostu Amédéé Joubert bulunmaktadýr. Henüz 11 yaþýnda olan Ethem. Bu çocuklarýn arasýnda bakanlýk ve valilik makamlarýna kadar yükselmiþ kimseler bulunmaktadýr. Napoleon gelir ve Ethem'e eliyle diplomasýný verir. Hüsrev Paþa'nýn yaþamýndaki özellik (çocuðu bulunmadýðý için) bu gibi kimsesiz. Ethem yüksek öðrenimini maden mühendisliði dalýnda yapar. Okulu birincilikle bitirenlerin diplomalarýný devlet baþkanlarý vermektedir. Koca Hüsrev Paþa. Himayesine aldýklarý çocuklarý. Amacýný dönemin padiþahý Sultan Mahmut'a açar. Diploma törenine Ýmparator III. Adýný da Ýbrahim Ethem koyar. 1829 yazýnda bir yelkenli ile (padiþahýn huzurunda) Aynalýkavak'tan hareket eden bu çocuklar (Ethem. Yeraltý zenginlikleri bu denli çok olan ülkemizde maden mühendisi yoktur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I konulmasýnda buluyoruz. Ethem ile Pasteur arasýnda birincilik yarýþý baþlar. Bu çocuklarý padiþaha tanýtýr ve padiþahýn onayýný alýr. hayýrsever bir devlet adamý oluþudur. Bu zeki çocuk "Kaptan-ý Derya" ve dönemin Bahriye Nazýrý olan Koca Hüsrev Paþa'ya köle olarak satýlýr. Hüsrev Paþa'nýn diðer bir özelliði de padiþahýn saygýsýný kazanan. kýl payý Pasteur'u geçer. fakat üstün zekalý diðer çocuklar gibi evlat edinir. Abdüllatif ve Ahmet) 40 gün sonra Marsilya'ya ulaþýrlar. Bunlar yakýn arkadaþlýklarý ile sýnýfýn gözde öðrencileridir. Bu maksatla dört çocuk seçer. bunu kimsesiz. Pariste (Ýnstitution Barbet'e) yatýlý olarak verilir. ileride devlete hizmet edebilecek kiþiler olarak yetiþtirmek onun amaçlarýnýn baþýnda gelmektedir. 10 kadar kimsesiz ve zeki çocuðu evlat edinmiþtir. kendisine yakýn. Ýbrahim Ethem Sakýz Adasý'ndaki bir ayaklanma sýrasýnda Ýzmir'e kaçan Rum kökenli bir çocuktur. Hüseyin Rýfký. Koca Hüsrev Paþa. bunlarý Paris'te okutmak ister. Ethem.

Bunun için 1872 yýlýnda "Orman ve Maadin Mektebi" kurulmuþtur. Ýçiþleri. Ýbrahim Ethem bundan sonra birçok idari iþlerde ve Meclisi Maarif ve Þurayý Devlet aza ve reisliklerinde bulunmuþtur. 1840'da Ergani madenlerine baþ mühendis olarak tayin edilmiþtir. Daha sonra Gümüþhacýköy'e müdür olarak atanmýþ ve 1845'de Keban ve Ýstanbul Sarýyer madeninde. bu tarihlerde Avrupalýlar tarafýndan madenlerimizi iþletme istekleri karþýsýnda. "onlarýn dilinden ve ilminden anlar eleman yetiþtirmek ve zarar görmemek gayesiyle" meslek okullarýný açmayý düþünmüþtür. Orman ve Maadin Ýdaresi'nin 1872 (28 Teþrinisani ve 7 Kânunisani 1289) tarihli yazýlarýnda bir maden okulunun kurulmasý hakkýnda þunlar denilmektedir: "Rüþtiye mekteplerinden mezun veya dýþarýdan istekli 18-25 yaþýndakiler imtihan ile alýnarak 2 yýllýk bir öðretimle maden aramak. Ýbrahim Ethem Paþa." Sadrazam Ýbrahim Ethem Paþa Bu konuda daha detaylý bilgi elde etmek için teskerelerin ve eski yazýþ54 . ölçekli harita yapmak maden damarlarýnýn durumunu ve gidiþini tayin etmek. Maden Nizamnamesi'ne göre maden çýkartanlarýn imalâtýný ve þartnamelere uygun hareket edip etmediklerini kontrol etmek ve rapor vermek üzere ikinci sýnýf maden mühendisliði derecesinde öðrenci yetiþtirmek üzere bir maden mektebi kurulmasý istenmektedir. Ticaret Vekili iken hükümete mali kaynaklar saðlamak. Bayýndýrlýk. Elçiliklerde bulunmasýnýn ardýndan sýrasý ile Dýþiþleri. Adliye Vekillikleri'nde bulunmuþ ve Mithat Paþa'nýn yerine Sadrazam (Baþbakan) olur. 1846 Amasya'da çalýþmýþtýr. üstün Fransýzcasý. madenlerin mahiyetini meydana çýkarmak. zengin Batý kültürü. Ticaret.5 yýl çalýþabilmiþtir).Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I (1839). 1839'da Türkiye'ye dönen Ýbrahim Ethem.Türkiye'ye dönüþünde bu meslekte çalýþmak istese de (6. Maarif. yönetim alanýndaki yetenekleri ile devletin üst kademelerinde deðiþik görevler alýr.

"imtihan ederken müracaat edenlerin durumlarýnýn tespitinin mümkün olacaðýný" ileri sürerek bu okulun açýlmasýnda ýsrar etmiþ ve okulun açýlmasý hakkýnda gerekli irade 1873'de(15 Za. Ýrtisam (Hendese ve Çizim). Bu Yönetmeliðe göre öðretim iki yýldýr ve þu dersler okutulacaktýr: 1. Yýl : Tabakatülarz (Jeoloji). Bu okulda 1879 yýlýna kadar iki yýl süre ile öðrenim yapýlmýþ ve 1879'da (Recep 1297) çýkartýlan 12 maddelik yeni bir yönetmelikle öðretim süresi 4 yýla çýkartýlmýþtýr. Ticaret Nazýrlýðý'nda baþlamýþ onun yardýmlarý ile yürümüþ. Cebir. Fizik. bu okul için gerekli derslerin Rüþtiyelerde okutulduðunu ve sýnavla öðrenci alýnacaðýna göre. önemli görevlerde bulunmuþ olan 69'un üstündeki maden mühendisleri Fransa. 1290) çýkmýþtýr. Yýl : Hesap. Topografya. Bugün Türkiye'de tanýnmýþ. Fenni Maadin. bu meslekte yetiþmek isteyenler Avrupa'ya gitmiþ veya gönderilmiþtir. Topografya ve Tatbikatý. Bu konu kendilerinin huzurunda "Þurayý Devlet"te tartýþýlmýþtýr. Mesaha (Ölçme). Bu Okulun kapanýþýndan 1924 yýlýna kadar Türkiye'de Madencilik öðretimi yapýlmamýþ. Ýbrahim Ethem Paþa'nýn Nafýa. Ameliyatý Kimya. ölümü ile birlikte kapanmýþ olduðunu tahmin etmekteyiz. Belçika ve Almanya'daki maden okullarýndan mezun olmuþlardýr. Fenni Maadin. Bu okulun kuruluþ hazýrlýklarýnýn ve yönetmeliklerinin. Bu iki maden mühendisi: Bu Okula girecek öðrencilerde yeteri kadar ön bilgi bulunmadýðýndan böyle bir okulun açýlmasýnda fayda olmayacaðýný ileri sürmüþlerdir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I malarýn incelenmesi gereklidir. Orman ve Maadin Ýdaresi'nin mektep açýlmasý hakkýndaki bu fikri. sýnýflar ayrý ayrý olarak meslek 55 . o sýralarda Türkiye'de "Maden Ýþleri"ne bakmak üzere Fransa'dan getirilmiþ olan Vays ve Donez isimli maden mühendislerine de bildirilmiþ ve bu konuda düþünceleri sorulmuþtur. Logaritma. Nizamatý Maadin ve Kitabet (Maden Kanunu) 2. Nizamatý Maadin ve Kitabet. Okulun açýlmasý sýrasýnda 1872'de (7 Kânunisani 1289) bu okul için bir de Yönetmelik (Nizamname) çýkarýlmýþtýr. 3 ve 4. Buna karþý Orman ve Maadin Ýdaresi. Ýlk iki yýl "Orman Mühendisi Mektebi" öðrencileri ile ortak. Müsellesat (Trigonometri).

Coðrafya. Fizik. Hendese. Resim. Fizik. ülkemize maden bilim ve teknolojisini getirenler. Münsaat-i Osmaniye. Bu eðitim programýnýn. Osmanlý arþivlerine göre yurdumuzda Maden Mühendisi yetiþtirildiðine iliþkin baþka hiçbir iþarete rastlanýlmamýþtýr Bu okullarýn yeri. Tatbiki Arazi. Ýktisat Vekilliði'ne baðlý dört yýl tedris devreli "Yüksek Maadin Mühendisi Mektebi Alisi" açýlmýþ ve baþýna müdür olarak Ýstanbul Yüksek Mühendis Okulundan Profesör "Müderris" M. 2. Fakat bu okulun Ýbrahim Ethem Paþa tarafýndan kurulduðu ve Ýbrahim Ethem Paþa'nýn burada hocalýk yaptýðýný biliyoruz. mezunlarý. Logaritma. Tarihi Tabii. Ýmâlatý maadin. 1928 yýlýnda. Minþeat-i Osmaniye. 4. Yýl : Trigonometri. Fransýzca. Yýl : Edebiyat. madenciliðin ihtiyaç duyduðu mühendisleri yetiþtirmek üzere. Zonguldak Yüksek Maden Mühendisi Mektebi Alisi ilk mezunlarýný verinceye kadar. Hendese. Hesap. Cebir. yurt dýþýnda eðitim görmüþ mühendis ve teknisyenlerdir. Trigonometri. hocalarý. 3.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I dersleri görmek üzere programlar yapýlmýþtýr. Münþeat-i Osmaniye (Okuma). Yönetmeliðe göre Okul'da þu dersler okutulmaktadýr. madencilik eðitiminin yurt dýþýnda yapýlmasýdýr. Yýl : Kavaidi Osmaniye (Osmanlý Grameri). günümüzün modern maden mühendisliði eðitimine çok yakýn olduðu gözlenmektedir. Orman Mektebi'nden 7 dönemde 49 Orman ve Maden Mühendisi mezun verildiðini öðreniyoruz. 1. Zonguldak'ta 1924 yýlýnda T. TÜRKÝYE'DE ÖÐRENÝM GÖREN ÝLK MADEN MÜHENDÝSLERÝ Türkiye'deki "Türk Maden Teknik Elemaný" miktarýnýn yetersizliði dikkate alýnarak. Harita. Maden Bölümü de kapatýlmýþtýr. Kapatma gerekçesi. 1893 yýlýnda da Orman Bölümü Halkalý Ziraat Mektebi'ne nakledilmiþtir. Resim. Fransýzca. Resim.Refik FENMEN tayin edildiði gibi yurt dýþýndan da bir 56 . Yýl : Kimya ve Ýzabe-i Maadin. Jeoloji. Kimya. Ýmâlat Müsveddesi. Fransýzca. Kimya. Fransýzca. kaç yýl öðretim verdiði hakkýnda maalesef elimizde kesin bir bilgi yoktur.C. Kimya.

Okulun madencilikle ilgili diðer bütün mesleki ders hocalarý da Avrupa'da öðrenim görmüþ deðerli Maden Mühendisleri olup. Bu okulun kurucusu ve müdürü M. Ýnþaatýn finansmanýný. Baþçavuþ gibi teknik elemanlar yetiþtirir. savaþtan sonra Bölge Erkan-ý Harp Kumandaný Kurmay Yarbay Hayri Bey'inde yardýmýyla bu kýþlalarýn Ýktisat Vekaleti'ne (Ekonomi Bakanlýðý'na) baðlý Havzai Fahmiye emrine býrakýlmasý saðlanýr. ayrýca Belçika'dan gelmiþ dördte mesleki uzmanlýk sahibi ve deneyimli hoca bulunmakta idi. Maden mühendisi yetiþtirmek amacýyla kurulan okul. Jeometr. Dünya Savaþý sýrasýnda askeri kýþla olarak yapýlmýþtýr. Binalar önceleri "Maden Fen Memuru Mektebi" olarak kullanýlýr. 1924'den 1927 yýlýna kadar ilk dönemlerde Ýstanbul Yüksek Mühendis Mektebi'nde olduðu gibi lise sýnýflarý arasýndan imtihanla ve sonradan sadece Lise mezunlarý arasýndan seçilen leyli meccani (parasýz yatýlý) öðrencilerin deðerli bir öðretim kadrosuyla ciddi bir 57 . Elektrik Yüksek Mühendisi Profesör Mehmet Refik Fenmen (1882-1951) görevini okulun kapatýldýðý 1931 yýlýna dek sürdürdü. Okulun kuruluþunda. Ereðli Þirketi teslim tutanaklarýnda askeri kýþla olarak görülen. I. Orman Maadin Mektebi'nin 1888 yýlý mezunu olan Havzai Fahmiye Müdürü Hüseyin Fehmi (Ýmer)' in giriþimleriyle.Refik FENMEN. Bu okul. ülke madenciliðine hizmeti kendisine ideal edinmiþ. "bilgili ve çalýþkan" öðrenciler yetiþtirmeye büyük önem veren deðerli bir eðitimcidir. Daha sonra Havzada mühendis ihtiyacýný karþýlamak amacýyla 1924 Yýlýnda açýlan "Yüksek Maadin ve Sanayi Mühendis Mektebi" kurulur. 1925' te tayin olan Okulun kurucusu ve müdürü ayný zamanda Elektrik Bölümü hocasý. savaþtan yeni çýkmýþ ve tamamen kendi öz gücüne dayanarak ülkeyi yeniden kurma amacýndaki genç Türkiye Cumhuriyeti'nin umudu olmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kýsým yabancý öðretmenler getirtilmiþtir. Bu okul Topoðraf. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurduðu ilk yüksek okuludur. o zaman taþkömürü ocaklarýný iþleten þirketlerin iane olarak karþýladýklarý bilinmektedir. þimdiki Endüstri Meslek Lisesi'nin tarihi binalarý. zamanýn en geliþmiþ okullarýndan Belçika'nýn Mons þehrindeki "Ecole des Mines" örnek alýnmýþtýr.

1925-1926 ve Zonguldak Yüksek Maadin Mühendisi Mektebi Alisi Binasý 58 . mevcut yerli. tercüme yoluyla deðil. Öðrenciler her tedris yýlý sonunda bir ay ocaklarda iþçi gibi çalýþarak staj yaptýklarý gibi. okulu bitirmelerinde de Avrupa'daki maden ocaklarýna staja gönderilirdi. doðrudan doðruya girme imkaný saðlanmýþtýr. Okuldan 19241931 yýllarý arasýnda toplam 70 Maden Mühendisi mezun olmuþtur. Bu sayede.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I öðretim verilmiþtir. Ancak bu yüksekokul pek kýsa ömürlü olmuþ ve 1931 yýlýnda son mezunlarýný verdikten sonra kapatýlmýþtýr. Tamamlayýcý olarak da Fransýzca Teknik Kütüphane kurulmuþtur. koleksiyonlarýyla. Ayrýca teneffüslerde dahi öðrencilerin aralarýnda Fransýzca konuþmalarýný saðlayan sýký bir disiplin. 1924-1925. Ýsviçreli bir Fransýzca öðretmeni tarafýndan tesis ve tatbik olunmuþtur. her türlü cihazlarýyla zamanýn en modern bir Maden Yüksek Mühendis Mektebi halinde çabuk geliþen bu okulun mezunlarý. Laboratuarlarýyla. Batý dünyasýnýn teknik literatürü içine. Böylece Fransýzca öðretilmiþ öðrencilere ders kitabý olarak Fransýzca teknik kitaplarýn en modernleri her yýl parasýz olarak verilmiþtir. tatilleri sýrasýnda Türkiye'deki madenlerde ve mezuniyeti takiben 3 ay da Avrupa'daki madenlerde ciddi bir stajdan geçirildikleri için. yabancý maden þirketlerince maddi ve manevi çok iyi þartlarda derhal angaje edilmiþlerdir. ilk mezunlarýný 1928 yýlýnda vermiþtir. Zonguldak Yüksek Maadin Mühendisi Mektebi Alisi 1924 yýlýnda açýlmýþ. Okulda gösterilen derslerin madenciliðe ait olan uzmanlýk kýsmýndaki yabancý profesörlerin ders müfredatýný doðrudan doðruya takip edebilmeleri için öðrencilere okula giriþlerinden itibaren haftada 10 saat Fransýzca kurslarý verilmiþtir. Bu stajlarýný baþarý ile tamamlamayanlara da diplomalarý verilmezdi.

1927-1928 ve 1928-1929 dönemlerinde ise sadece lise mezunlarý arasýndan sýnavla öðrenci alýndý. sadece temel dersler verildi. 1929 yýlýndan sonra okula öðrenci kaydý yapýlmadý. 1931 yýlýnda mezun verildikten sonra okul kapatýlmýþtýr. okul müdürü M. voleybol ve tenis eðitmenleri saðlanarak güçlendirildi. 1924-1925 ve 1925-1926 dönemlerinde. 1925 ile 1927 yýllarý arasýnda iki büyük bina daha ilave edilerek.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1926-1927 dönemlerinde lise sýnýflarý (ortaokul mezunlarý). Matematik Türkiye’de Öðrenim Gören Ýlk Maden Mühendisleri Profesörü Kerim Bey. Mineraloji ile Petrografi koleksiyonlarý oluþturuldu ve Sýnai (Endüstriyel) Kimya Laboratuarý kuruldu. Okul kapatýlmadan önce Ýktisat Vekaleti'nin (Ekonomi Bakanlýðý) okulu kapatma gerekçesi þu þekilde belirtiliyor. Okulun son devrelerinde. "Çýkarýlacak madenlerle ilgili gereksinime yeterli 59 Mektebi Alisi öðrencileri Laboratuarda .Refik FENMEN okulun geniþletilerek mühendisliðin baþlýca dallarýnda geniþ bilgi sahibi sanayi mühendisleri de yetiþtirilmek arzusuyla okulu "Maadin ve Sanayi Mühendisi Mektebi Alisi" haline çevrilmesine çalýþmýþ ise de. 1926-1927 döneminde baþlayan meslek dersleri için Belçika'dan 4 adet ve Fransýzca dersi için Ýsviçre'den 1 adet profesör getirtilerek dersler Fransýzca verilmeye baþlandý ve bu eðitim kadrosu Fransýzca bilen Türk futbol. Fizik Profesörü Hayri Bey ve Kimya Profesörü Mehmet Akif Bey tarafýndan. ülkemizin ihtiyacýndan fazla Maden Mühendisi mezun olduðunun ileri sürülmesi üzerine.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I olacaðý ya da fazlasýnýn iþsiz kalacaðý. sýnýfýn öðrencileri Ýstanbul'daki yüksek okullara nakledilmiþlerdir. milletvekilliði (Rauf ALPSOYLU. Cemal KIPÇAK) ve þairler (Behçet Kemal ÇAÐLAR) gibi birçok deðerli maden mühendisi yetiþtirmiþ olan bu okulun kuruluþunda ve devamýnda hizmeti geçenleri þükranla yad etmek gerekir. Cumhuriyetten önce. Etibank'a. Necdet EGERAN Hilmi EREL Nebil EZGÜ Azmi HALULU Kâmil HAZNEDAROÐLU Sýtký KOÇMAN Mazlum KUROSMAN Mücteba MEHMET Necdet ÖZDÝNÇ Hilmi SANALAN Hikmet SÖZEN Rýza TUNA Kadri YERSEL 60 .C.1931 MEZUNLARI 1928 Mezunlarý (16) Ruhi ALKOR Zülkerem ALTAY Kudret ARGUN Tevfik AYYILDIZ Ö. YÜKSEK MAADÝN MÜHENDÝSÝ MEKTEBÝ ALÝSÝ 1928 . 1929 Dünya ekonomik bunalýmýnýn Türkiye'yi de etkilemesi gerekçeleriyle ve T. MTA'ya deðerli hizmetlerde bulunmuþ. Naim KROMER. daha sonraki yýllarda aralarýnda bakanlýk (Ýhsan SOYAK). Hükümeti'nin tasarruf önlemi almasý" nedenleriyle geçici olarak kapatýlmýþtýr. Türk madenciliðine. Türkiye'deki madenlerde ve Zonguldak Havzasýnda tek tük maden mühendisi mevcut iken. Müdür Mehmet Refik Bey Ýstanbul'a tayin edilmiþtir.Ýhsan SOYAK Nevzat URUK Nihat ÜSTÜNEL Cafer ZADÝL 1930 Mezunlarý (17) Nazým ADASAL Mustafa AHÝ Cemil AHMET Kâmil AKAT Rahmi AKINCI Ekrem BEKSOY Niyazi DURUSOY Mustafa Sami ERK Enver ERKMEN Hakký EVÝNSEL Emin HARAÇCI Sadettin PEKMEZCÝLER Bahri SAVAÞKAN Kemal SÝLÝMEN Reþat SÝLÝMEN Halim TÜRKMEN Zeki YERDELEN 1931Mezunlarý (25) Hamdi ADALI Celâl ADIBELLÝ Þerif AKKUTAY Kazým AKYEL Rauf ALPSOYLU Mazlum ANGIN Cemalettin BAÞGÖZE Cemil BAÞGÖZE Celâl Ferit ÇINAR Adnan DEMÝRCÝ Fahrettin DORUK Mahir EDÝSON E. Kapanma nedeniyle okulu bitiremeyen 3.Hulusi BARUTOÐLU Faik BÝRKAN Bahattin BÝRSAN Selahattin GÖKTUÐ Yusuf GÜRATA Hakký KÖK Naim KROMER Cemal KURTULAN Hulusi ORPEN Mazlum ÖÐET Fuat TARI Nevzat YERDEL 1929Mezunlarý (12) Cevad ADIGÜZEL Ýhsan AYLA Behçet Kemal ÇAÐLAR Ahmet KALAYCI Cemal KIPÇAK Nuri KIRCI Sadi MÝMAROÐLU Ýbrahim NARÞAP A.

MTA Enstitüsü Dergisi.Mühendis Cemâl Sait Bark'ýn Anýlarý 18 . California. (Kitap olarak hazýrlansa da basýlamamýþ kendi daktilo yazýlarý 3 . Darülfünun JeolojiMineraloji Muallimi" Kemal ERGUVANLI. Senai SALTOÐLU. ALBRITTON."The Fabric of Geology" C. 5 ."Zonguldak Yüksek Maadin Mektebi Alisi'nin Kuruluþ Yýllarý".Havzanýn Tarihçesi. Yeryuvarý Dergisi. MTA Dergisi. Fahrettin DORUK.TMMOB Maden Mühendisleri Odasý Arþivi 2 .. Kemal ERGUVANLI."Maden Mühendisliðine Giriþ". ADAMS. 1962. 17 .Maden Yüksek Mühendisi Ahmet PEKKAN'ýn Özel Arþivi 15 . London. Freeman. Yeryuvarý Dergisi. Dover Pub. Prof. 1945 16 .Ekrem Murat ZAMAN ve Alaattin ÇAKIR'ýn Zonguldak Havzasý'nýn Tarihçesini konu alan kitap taslaðýndan 61 .Türkiye'de Madenciliðin Tarihçesi ve MTA. 7 . Yeryuvarý Dergisi. Aðustos 1982 8 . Cemal BÝRÖN. Bahri SAVAÞKAN 12 . GEIKIE. BERENT."Yerbilimlerini Mekteb-i Týbbiye'de Ýlk Kez Türkçe Okutan Hoca Ýbrahim Lütfi Paþa". 1985 14 . Kadri YERSEL.Maden Mühendisleri Biyografisi. Tindall and Cox."The Birth and Development of the Geological Sciences" F. 1954. 1981 13 . Ýhsan R. Suna ATAK. 1986. Baillére."Türkiye'de Yerbilimleri Öðretiminin Tarihçesi". Çaðlayan Kitabevi. Hamit Nafiz PAMÝR.Dr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kaynakça 1 .Maden Teknisyen ve Baþçavuþ Okullarýmýz."Halil Ethem ELDEM: Temel Bilimler Dalýnda Avrupa'da Ýlk Doktora Yapan.Ýbrahim Ethem Paþa'nýn torunu Yük. Sayfa 156 4 .D. Inc. 2/34. 6 . MTA Yayýnlarý."The Founders of Geology" A. 1990 11 .Türkiye Maden Mühendisliði Öðretiminin Geliþmesi. 1938. Aðustos-Kasým 1980 9 . Kasým-Aralýk 1979 10 . New York. Bahri SAVAÞKAN. Cooper Co. No 12.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 62 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "YEÞÝL ÇAY YAPRAÐINDAN DEMLÝ ÇAY BARDAÐINA" BÝR BAÞARI ÖYKÜSÜ Baki Remzi SUÝÇMEZ Ziraat Mühendisi .

yýllýk kiþi baþýna tüketim bakýmýndan ise 4. Bozkýrý cennete çevirenler. sýrada. Damaklarýmýzý esir eden çay tutkusu. bilimsel çalýþmanýn baþarý öyküsü olduðu kadar. Cumhuriyeti kuranlarýn ve geliþtirenlerin inancý.112 üreticinin çay ürettiði Türkiye. 766. "Camelli Sinensis Kuntze" bitkisinin taze sürgünlerinin deðiþik yöntemlerle iþlenmesi ile elde edilmektedir. Doðu Karadeniz'de ekili olduðu bölgenin baþlýca tarýmsal geçim kaynaðý. ýsrarý.533 dekar alanda 204. kurulan ve Atamýz’ýn vasiyeti sonucu 11 Haziran 1937 yýlýnda Hazineye emanet edilen Atatürk Orman Çiftliði. baþarma tutkusu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünyada sudan sonra en çok tüketilen bir gýda ve içecek maddesi olan çay. Tüketim amacýyla çayýn dýþardan getirtilmesinin öyküsü 1600'lü yýllara dayansa da. çayý iþleyerek siyah altýna döndürdüler. en önemli istihdam alaný olan çay tarýmýndan. ülkemizde yerli üretime geçilmesi ve çay kullanýmýnýn yaygýnlaþmasý 1923 sonrasý Türkiye Cumhuriyeti'nin baþarýsýdýr. yaklaþýk 1 milyon kiþi geçinmektedir. çay tarým alanlarýnýn geniþliði bakýmýndan dünya üretici ülkeler arasýnda 6. Doðu Karadeniz bölgesinde Artvin. Türk insaný için sabah kahvaltýlarýndan gece sohbetlerine kadar en çok tüketilen gýda maddelerindendir. kuru çay üretimi yönünden 5. asýrlar ötesine uzanan bir beslenme geleneði deðildir. yeþil atýl alanlarý yeþil altýna. Trabzon illerini kapsayan asýl bölgede ve Giresun ili ve Ordu ili Fatsa ilçesini kapsayan ikincil bölgede. 10-35 km içerilere kadar uzanan kesimde. 5 Mayýs 1925 tarihinde Atatürk tarafýndan Ankara'da. Çaðdaþ Türkiye'nin bilinçli emekle yeþertilebileceðini. Dünyanýn tek doðal çayý olan ve "yeþil altýn" olarak adlandýrýlan "çay"ýn ülkemizdeki öyküsü. ekonomik anlamda yetiþtirilmektedir. sýrada yer almaktadýr. 1000 metre yüksekliklere deðin ulaþan yamaçlarda. sýrada. yaklaþýk 200 km uzunluðundaki kýyý þeridinde. çaðdaþ üretim yöntemleriyle bozkýrýn bile en güzel ürünleri verebileceðini tüm dünyaya gösteren örnek bir projedir. 64 . Çay. Rize. Ziraat Mühendisliði mesleðinin de baþarý öyküsüdür. Çin ve Hindistan'da 2700 yýldan beri yetiþtirilen çay bitkisi.

Doðu Karadeniz'in "makus talihi"ni deðiþtirmeye yönelik önemli bir geliþme. yüzyýlýn ilk çeyreði erkekler gurbete gidiyor. o günkü Ýstanbul gümrüðüne dýþalým yoluyla gelen çaylara da Camellia sinensis (Çay) deðinerek çayýn Türkiye'deki geçmiþi65 . bölgede huzur ve güvenin saðlanmasý gerekiyordu. 20. lastik ayakkabýsý olmayan çocuklarýný doyurmaya çalýþýyorlardý. Genç Cumhuriyete karþý oluþan gerici baþkaldýrý hýzla bastýrýlmýþtý. gözü yaþlý analar.Tarým Bakanlýðý tarafýndan 1918 yýlýnda Batum ve çevresinin zirai ve iktisadi durumunu incelemek üzere görevlendirilen Halkalý Yüksek Ziraat Okulu (Halkalý Ziraat Mektebi Alisi) öðretim üyelerinden eski Mardin Mebusu Ali Rýza Erten'in hazýrlamýþ olduðu. bölgeye eþkiya baskýsýný getirmiþti. Ýktisat Bakanlýðý temsilcisi Ziraat Genel Müdürü Zihni Derin. “Birinci Paylaþým Savaþý” sonucu Ýmparatorluðun parçalanýþýnýn yarattýðý otorite boþluðu. çayýn Rize dolaylarýnda yetiþtirilmesinin olanaklý olduðunu nedenleri ile birlikte açýklayan. öncelikle insanlarýn geçimini saðlayacak iþ ve çalýþma koþullarýnýn yaratýlmasý gerektiðini söylüyordu. 1918 yýlýnda Ali Rýza Erten'in Batum ve Kafkasya’daki incelemeleridir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Doðu Karadeniz göç veriyordu. Ekonomik zorluklar ve isyanlarýn yarattýðý güvensizlik ortamýnýn giderilmesi. savaþ sonrasý ortaya çýkan öncelikli olaylar nedeniyle dikkate alýnamayan ve daha sonra "Þimali Þarki Anadolu ve Kafkasya'da Tetkikatý Ziraiye" adýyla Hükümet tarafýndan kitap olarak yayýmlanan rapor. Ankara'da 1921 yýlý Nisan ayýnda Bakanlýklar temsilciliklerinin katýldýðý bir Komisyon kuruldu. gözü yolda gencecik gelinler. bölgenin huzura kavuþmasý için.

1924'e kadar bu görevde kalmýþtýr. Bu fikir çok hoþuma gitti. 1920'de Yunanlýlarýn iþgalinden hemen önce Bursa'dan ayrýlýp. Bu görevdeyken bir heyetle birlikte Doðu Karadeniz illerine gidiþi. bu arada çay yetiþtirilmesi üzerinde de durmanýzý bilhassa rica ederim. bölge insanýnýn yaklaþýmýndan duyduðu sevinci þöyle anlatýr: "Ben Umum Müdürken Rize'de Ziraat Odasý Reisinden þöyle bir mektup almýþtým." 66 . Bu arada Batum'dan Rize'ye gelip çay üzerinde tetkikler yapan bir Rus ilmi heyetinin de raporunu verdi. Batum'dan getirttiðim bu topraklarda gayet iyi yetiþiyor' diye bahsediyordu. Sefir memnuniyetle bana birkaç kitap verdi. 'Siz burada bazý kalkýnmalar yapacakmýþsýnýz. iki yýl sonra Akdeniz Adalarý Ýli Orman Müfettiþliðine atanmýþtýr. Milli Mücadele Hükümetinin kurduðu Ýktisat Bakanlýðýnda ilk Ziraat Umum Müdürü olmuþ. Ziraat Sanaatlarý ve Jeoloji öðretmenliði yapmýþ. Bu raporda Batum'la Rize'nin ayný iklim þartlarýna ve toprak kalitesine sahip olduðu. Gediz ve Simav ilçeleri Orman Müfettiþ Vekaletinde bulunduktan sonra. yalnýzca yazdýðý raporla çay tarýmýna katký saðlayan Ali Rýza Erten'in raporunu Komisyonda gündeme getiren Zihni Derin. 1914'den 1920'ye kadar Bursa'da Sultani Mektebinde (Lise) ve Kýz Öðretmen Okulunda Tabi Ýlimler okutmuþ ve Bursa Milli Eðitim Müdür Vekilliði görevinde bulunmuþtur. kara yoluyla Ankara'ya gelmiþ. halka yeni geçim olanaklarý bulabilmek amacýyla Rize ve çevresinde incelemelerde bulunmak üzere Komisyonca görevlendirilir. Bahçemde bir çay fidaný var. 1904'de Halkalý Yüksek Ziraat Okulunu bitirmiþ. 1907'de ayný ilçelerde Orman Müfettiþi olmuþ. 1905'te Aydýn'da Orman ve Maden Muamelat Katibi olarak Devlet Memurluðuna baþlamýþ. 1909'den 1912'ye kadar Selanik Ziraat Mektebi'nde Kimya. ileriki yýllarda çizeceði mücadeleli yolun ve "Çayýn Babasý" olarak adlandýrýlmasýnýn baþlangýcý olur. Rodos'ta Akdeniz Adalarý (Cezayir-i Bahr-i Sefit) Ýli Orman Müfettiþ Katipliðinde. Batum'da yetiþen çayýn ve birçok denemeleri yapýlan çay çeþitlerinin Rize’de de çok iyi neticeler vereceðini yazýyordu. 1880 yýlýnda Muðla'da doðan Zihni Derin. Ziraat Umum Müdürü Zihni Bey. Rica ederek ondan çaya ait broþürler istedim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ni anlatan ilk bilimsel yapýttýr. Rus Sefiri ahbabýmdý. Ülkede çay yetiþtirilmesi için fiili ve aktif bir çalýþmaya girmeyip.

"Çaycý" lakabý ile anýlan ve Hicaz Vali Vekilliði. 15 dekarlýk arazide ilk fidanlýk kurulur ve çok küçük ölçekli de olsa ilk üretim baþlar. bu giriþimle ilgili bilgiler 1892 yýlýnda yayýnlanan "Coðrafyayý Sýnai ve Ticari" adlý kitapta yer almýþtýr. Harem-i Þerif Müdürlüðü ve Basra Valiliði gibi görevlerde bulunan Hacý Mehmet Arif'in 1877 yýlýnda yayýnlanan "Çay Risalesi". Türkiye'de çay üretme giriþimleri de yeni deðildi aslýnda. 5. Eski adý Garal Daðý olan hazineye ait bir bölgedeki Müftü Mahallesi'nde. Beraberinde çay tohumu ve fidanlarý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Rize ve çevresinin zirai ve ekonomik durumu hakkýnda bilgi toplamaya baþlayan ve bölgede yapýlabilecekleri araþtýran Zihni Derin. zamanýn Ticaret Nazýrý Esbak-ý Ýsmail Paþa'nýn aracýlýðý ile Çin'den çay fidanlarý ve tohumlarýnýn getirildiði ve getirilen bu tohum ve fidanlarýn Bursa ilinde denendiði. Sonraki yýllarda çay içme alýþkanlýðýnýn halk arasýnda hýzla yaygýnlaþmasýnýn etkisiyle Türkiye'de çay yetiþtirilmesi sürekli konuþulur ve tartýþýlýr bir konu olmuþ. Ýlk giriþim l888 yýlýnda yapýlmýþ. Batum ve çevresinde Ruslar tarafýndan kurulmuþ olan çay bahçelerini. çaya ilgi gösterilmemesi nedeniyle. narenciye ve bazý meyve çeþitleri. çok az sayýda da olsa çay ile ilgili risaleler yazýlmaya baþlanmýþtýr. iklim ve toprak yapýsýnýn çay ya da turunçgil üretimine uygun olduðu kanýsýna vararak bu konuda yoðun çalýþmalar yapmaya baþlar. çayýn tarihi göçlerle Anadolu'ya gelmediði bilinmektedir. 1893 yýlýnda Ali Nazýma'nýn "Çay Risalesi" ile 1910 yýlýnda Mehmet Ýzzet Efendi tarafýndan yazýlan "Çay Hakkýnda Malumat" adlý kitap. M. ancak çay fidanlarýnýn geliþme 67 . Söz konusu yazýlý kaynakta.'da çay ticareti yapýlsa da. Rize Ziraat Fen Memuru Ýbrahim Bey'le birlikte 1924'de Batum'a düzenlenen geziye katýlýr. Türklerin çayla tanýþmasýnýn öyküsü incelenir süreçte. Selçuklu ve Osmanlý dönemlerinde köklü bir kahve tüketim alýþkanlýðý yerleþmiþtir. bambu rizomlarý ve bir Rus bahçývaný getirir.Ahmet Hamdi'nin yazdýðý "Çay Risalesi". 1731 yýlýnda Damât-zâde Ebû'l-Hayr Ahmed Efendî'nin yazdýðý "Çay Risalesi".S. 1879 yýlýnda Mehmet Ýzzet Seyit B. çay fabrikasýný ve Astropikal Bitkiler Araþtýrma Ýstasyonu'nu inceleyerek gerekli bilgilerle Rize'ye döner. bu yapýtlara örnek olarak gösterilebilir. bu gezinin ardýndan. Anadolu'da çay içme alýþkanlýðýnýn baþlangýcýnýn 17. yy. bugünkü adýyla Merkez Fidanlýðýnda. yüzyýla kadar gitmesine karþýn.

halk Sayýn Derin'i. Fidanlýðýmýzdaki çay ziraatini çok beðendi." 1918 yýlýnda hazýrlanan Rapor da dikkate alýnarak. Fakat kanun çýkmýyor. "Zihni Hoca" adýyla anmaya baþladý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I göstermediði. Bu konuda yoðun uðraþ veren Zihni Derin. Birgün Sýhhat Vekili Hulusi Bey Rize'ye geldi. Bu yasaya göre baþlatýlan çay üretimi çalýþmalarýnýn baþýna Ziraat Umum Müfettiþi olarak Zihni Derin getirildi ve Rize vilayeti ile Borçka kazasýnda çay fidaný yetiþtirilmesine baþlandý. Kanuna. Bir kere erozyona mani olmak için araziyi sed yapmak icapediyordu. çiftçiye dönüm baþýna 60 lira verilmesine dair bir madde de koydurtmuþtum. bir çay kanunu teklifi yapýlmasýný istedim. Büyük Millet Meclisi'nde 6 Þubat 1924 tarihinde "Rize Vilayeti ve Borçka Kazasýnda Fýndýk. çay tarýmý böylece yasal güvenceye kavuþturulur. Ve kanunun biran evvel çýkmasý için uðraþacaðýný söyledi. bölge insanýna gelir kaynaðý ve iþ alanlarý yaratýlmasýný zorunlu kýlmýþtýr. Mandalina. iþsizlik dolayýsýyla meydana gelen aþýrý göç. bir rapor ve yasa teklifi hazýrlar: "Rize'de Araklý hududundan Batum hududuna kadar olan sahada Batum'da yetiþen çay kalitesinde bizim de çay yetiþtirebileceðimiz kanaatine vardýkdan sonra hazýrladýðým raporu Vekile ibraz ederek. Rize'de kurulan Çay Araþtýrma Enstitüsü'nün kurucu müdürü de olan Zihni Derin tarafýndan yürütülen bir çok deneme nedeniyle. Hakikaten o Ankara'ya döndükten birkaç ay sonra da beklediðimiz birinci Çay Kanunu çýktý. Rize ve çevresindeki çalýlýk ve kýzýlaðaçlarýn sökülerek yerlerine yasada yazýlý çeþitlerin dikilmesini amaçlayan 407 sayýlý Yasa. büyük 68 . ben de müthiþ telaþlanýyordum. gecikiyor. Çünkü masraflarý az olacaktý. Portakal. Eðer böyle bir para alýrlarsa çiftçiler daha kolaylýkla çay ziraati yapabilirlerdi. Birinci Paylaþým Savaþý'ndan sonra bölgede yaþanan ekonomik ve sosyal bunalýmlar. Limon ve Çay yetiþtirilmesine dair 407 Sayýlý Kanun" kabul edilir. ayný çabanýn 1892 yýlýnda tekrarlandýðý ve ekolojik koþullarýn çay yetiþtiriciliðine uygun olmamasý nedeniyle her iki denemeden de sonuç alýnamadýðý belirtilmektedir.

Çay tarýmý. Devlet Deniz Yollarý bu dönemde önemli atak69 . ne yazýk ki fazla raðbet görmez ve devletin ilgisi de kýsa sürünce. bu dönemde bile her kýr gezisinden cepler dolusu bitki örnekleriyle döner ve laboratuarda incelemeler yapar. geleceðe yönelik belirsizliðin de giderilememesi üzerine. üreticilerin ilgisizliðine paralel olarak azalýr. Zihni Derin sonraki 10 yýl boyunca tekrar öðretmenlik mesleðine döner. çalýþmalar durdurulur. Devlet Demiryollarý. Ekonomik kalkýnma modeli olarak "Devletçilik" modeline geçen Hükümetin. "Kendi Kendine Yetme" ilkesini benimsemesi ve 1933 yýlýnda bunu bir programa baðlamasý üzerine. Ege ve Akdeniz bölgelerinde geniþ çapta yetiþtirilen Satsuma türü mandalinanýn ilk üretildiði yer olan Merkez Fidanlýðý. ülkemizde çay tarýmý yeniden gündeme gelir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çaplý devlet yardýmý. Kömür Ýþletmesi. iþletilememiþtir. Zaman ilerledikçe çay fidanlarýnýn üretim ve daðýtýmýndaki heyecan. tesis ve teþkilat kurulmasýný gerektiren çay yetiþtirme ve iþlemesine para ayrýlmamasý ve devletin çeþitli ivedi sorunlarla karþýlaþmasý sonucu. Süreci ve Ýsmet Ýnönü'nün çayla iliþkisini Asým Bey þöyle deðerlendirir: "Gerçekten de o yýllarda her alanda Türkiye kendi ihtiyacýný kendisi karþýlama çabasýna girmiþti. Pancardan þeker çýkarýr. Sümerbank. 1930'lu yýllardan beri Þeker Fabrikasý. çeþitli yaðlardan da sabun. 1936 yýlýna deðin süren bir duraklama dönemine girer. Karabük. Öðretmen arkadaþlarýnýn anýlarýna göre. 1936'da meslek aþký depreþir ve Edirne'de Ziraat Müþavirliði görevini yürütür. Devlet Üretme Çiftliði gibi fabrika ve kurumlarý geliþtirme hareketleri baþlamýþtý. Ali Rýza Erten'in raporunda ayrýntýlý þekilde açýklanmýþ olan çayýn ekolojisine uymuyan illerde üretim denemesi yapýlmasý ile çoðaltýlarak halka daðýtýlan fidanlarýn gerekli destekten yoksun bulunan ve yeterli bilgi verilemeyen üreticilerce. Etibank. 407 sayýlý Yasa'nýn tek yararý Rize Merkez Fidanlýðý'nýn ayakta kalmasý olmuþtur. ölü doðmuþ. Fen Memuru Ýbrahim Bey'in Çarþamba'ya tayin edilmesine üzerine. 1924-27 yýllarý arasýndaki yoðun çabalar yetersiz kalýr. Asým Zihnioðlu'na göre.

" 1935 yýlýnda yurt gezisine çýkan dönemin Baþbakaný Ýsmet Ýnönü'ye. Zihni Derin bu çalýþmalar içinde boðuþup dururken. uzun yýllardan sonra tekrar Rize'ye gelir. Dr. kendisinden 30 yaþ daha genç olan bir meslektaþý onunla ayný kader yolunda 70 . Dr. Ankara'da Tarým Bakanlýðý Baþ Müþavirliði'ne atanýr. Ýsmet Ýnönü'nün kafasýnda ve yüreðinde yurtta çay yetiþtirilmesi de vardý. Rize ve çevresinde kurulacak Ziraat Teþkilatý'nýn koordinatörlüðü görevi verilen Zihni Derin.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I lara giriþmiþti. aðaçkavunu. 1924 yýlýnda Batum'dan getirdikleriyle oluþturduðu bahçeyi ve parselleri gezerken. bölgenin çay tarýmý ve sanayisinin geliþmesine her yönden elveriþli olduðu kanýsýna bir kez daha varýlýr. Geziye katýlan heyet içerisinde yer alan ve sonradan Tarým Bakaný olan Prof. O yýllarýn koþullarý. greyfurt. limon. dönemin Ziraat Odasý Baþkaný Muharrem Þad ve Ticaret Odasý Baþkaný Hulusi Karadeniz tarafýndan Rize'de ilk çay yetiþtirme giriþimi ve Zihni Derin'in 1924 yýlýndaki çalýþmalarý anlatýlýr. bambu ve diðer meyveler ile küçük çaplý parsellerde birkaç yüz fidandan oluþan küçük bir çay bahçesinin gayet güzel yetiþtiðini görmek. Konuyu ilgiyle dinleyen Ýsmet Ýnönü. alt kattaki odayý laboratuar olarak hazýrlar. portakal. Bu nedenle Ýnönü yurt çaycýlýðýyla yakýndan ilgileniyordu. üretimde devletin öncülük yapmasýný gerektiriyordu. mandalina. Hindistan'dan getirilen iki uzmanýn iki yýl süren çalýþmalarýndan baþarýlý sonuç alýnamayýnca. çay yetiþtiriciliði çalýþmalarýna baþlanmasý amacýyla Tarým Bakanlýðý'ný görevlendirir. Muhlis Erkmen'in Ankara'daki Ziraat Fakültesi ve Bakanlýk uzmanlarýndan oluþan bir bilim heyeti ile birlikte Rize'ye yaptýðý inceleme gezisinde. 1935 yýlýnda Ziraat Vekili Prof. Ankara'ya dönünce. "Türkiye'de Çay Ýktisadiyatý" adlý yapýtýný yazarak. Þevket Raþit Hatipoðlu. çeþitli süs bitkilerinin. Edirne'de Ziraat Müþavirliði görevinde bulunan Zihni Derin. bölgede çay bahçeleri kurmanýn ve elde edilecek yapraklarýn kuru çay haline getirilmesinin önemini savunur. Þevket Raþit Hatipoðlu Rize'ye gelir ve örgütlenme çalýþmalarýný yürütür. Ülkenin üretim alanýna dönük ataklarý yine o dönemde gerçekleþmiþti. onu mutlu eder. Fidanlýkta bulunan iki ahþap evden birinin üst katýndaki bir odaya yerleþir.

Ýskelenin çýkýþýndan baþlayan ve denize paralel olarak uzanan bir tek ana cadde var. O tarihte henüz liman da yok. 1938'de Rize'de yeniden düzenlenen Çay ve Fidanlýklar Müdürlüðü Teþkilatý'na atanan Asým Zihnioðlu. doðma büyüme bir Rizeli gibi buralara baðlanacaðýmý hiç düþünmemiþtim. yaþamýmýn 16 yýlýný geçireceðimi. eczane. çirkin görünüþlü bir bina yükseliyor. Bunun da boyu beþ yüz metreyi geçmiyor. yýllar boyu Rize ve çevresi ile ilgileneceðimi. Bu Rize'nin en yüksek binalarýndan birisi. Fýndýk türleriyle ilgili denemeler yapar ve özellikle o günlerde hasat sonrasý hemen depolanan ürünün çürümesini önlemek için. Giresun'da bir Fýndýk Araþtýrma Ýstasyonu kuruluþunu gerçekleþtirdikten kýsa bir süre sonra. Burada. hoþ kokusu insana huzur veriyor. altý odasý var. Caddenin deniz tarafýnda þirin bir park yer alýyor. 1933 yýlýnda Giresun'da fýndýk tarýmýyla ilgili çalýþmalara baþlar. Zihni Derin'le tanýþmasýný ise þöyle anlatýr: "Zihni Derin benden bir vapur önce gelmiþ. beþ. 35-40 kiþilik ekiplerle köylerde fýndýk harmanlarý organize edilir. Parkýn bir kýyýsý kumsal ve deniz… Denizin çýrpýntýsý. Binanýn ikinci katý kahvehane. yörede pek bilinmeyen harman iþlemini gündeme getirerek çiftçilere öðretmeye baþlar. Bu amaçla. arka sokaðýnda da aþhane ve berber dükkaný yer alýyor. "Bir Yeþilin Peþinde" adlý yapýtýnda anýlarýný anlatan Asým Zihnioðlu. O'nu alt kat71 . fidanlýkta bulunan iki ahþap evden birinin üst katýndaki bir odaya yerleþmiþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I buluþur. burasý Belediye Parký. 1938'te tanýþtýðý Rize iliyle ilgili þunlarý yazar: "O dönemde Rize küçük bir kentti. 1927'de Ýzmir Ziraat Okulu’nu bitiren ve Uþak Þeker Fabrikasý’nda göreve baþlayan Asým Zihnioðlu. Parkýn ve ana yolun karþýsýnda üç katlý beton. Yeþil tepelere serpilmiþ iki katlý evler ve bu tepelerin dibindeki ince düzlük þeride sýralanmýþ dükkanlardan ibaret küçük bir kent. Odalardan birine yerleþiyorum ve artýk Rize'deyim. Altýnda bakkal. üçüncü katý otel: Palas Oteli. Zihni Derin'le birlikte yoðun bir çalýþma ortamýna girer." Odasýna yerleþtikten sonra hemen Ziraat Bahçesi diye adlandýrýlan fidanlýða giden Asým Bey.

laboratuarda bölge topraklarý ve iklim incelenirken. Bu tohumlar kontraplak sandýklar içinde ve ufalanmýþ odun kömürü ile karýþýk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I taki odayý laboratuar olarak kullanma hazýrlýðýnda iken buluyorum. Bu koþullar altýnda þevkle çalýþmalara baþlandýðý sýrada. Sizinle bir yýl sonra tekrar buluþmak isterim. Mehmet Mataracý'nýn "Birkaç yýl önce buraya iki Ýngiliz uzman geldi. Bu tarz ambalajlama. bir þey yapamadý. Zihni Hoca'nýn derlediði çay tarýmý ve sanatý hakkýndaki ilk notlar toplu halde okunarak incelenir. Çaya gönül veren ekip tarafýndan. umutsuzluk ve güvensizliðin yaygýn olduðu bölgede sonradan dost olduðu CHP Ýl Baþkaný Mehmet Mataracý'yla tanýþan Asým Zihnioðlu." 1924 yýlýndan 1937 yýlýna kadar yapýlan bilimsel çalýþmalarýn olumlu sonuç vermesi ile Batum'dan 1937 yýlýnda Gürcistan kökenli 20 ton. Rize çayýnýn içeriðindeki maddeler bakýmýndan diðer ülke çaylarýndan daha kaliteli olduðu laboratuar çalýþmalarý sonunda anlaþýlýr. çok saðlam durumda ambalajlanmýþ olarak bize ulaþtý. bünyesinde önemli miktarda yað içeren tohumlarýn rutubetten korunarak bozulmasýný önlemekteydi. Beni sevinçle karþýlýyor ve birkaç arkadaþýmýzýn daha geleceðini haber veriyor. Ýklim ve toprak yapýsý da çay tarýmý için oldukça uygundur." 72 . siz mi yapacaksýnýz bu iþi?" küçümsemesine Asým Bey'in yanýtý kýsa ve serttir: "Mehmet Bey bu sözünüzü unutmayýn. laboratuara çevrilmiþ odada el ele verilerek yapýlacak iþler planlanmaya baþlanýr. 1940 yýlýnda 40 ton çay tohumu ithal edilerek. hýzlý bir þekilde çay bahçesi tesisi çalýþmalarýna baþlanýr. Çaylarýn getiriliþ öyküsünü Asým Bey'den aktaralým: "Batum'dan getirilen çay tohumlarýnýn en azýndan yüzde 90'ýnýn intaþ kabiliyetinde olmasý iþimizi kolaylaþtýrýyordu. Batum'daki Çakva Çay Araþtýrma Ýstasyonu tarafýndan hazýrlanan tohumlarý Rize'den kiraladýðýmýz iki motorla Rize'ye getirdik. çayla ilgili uygulamaya en elveriþli olan teknikler saptanýr. 1939 yýlýnda 30 ton." Geçmiþte kaybedilen yýllarýn deneyimleriyle sýký tutulan iþler. oldukça iddialý konuþur. bu kez daha bilinçli ve programlý þekilde yürütülmeye baþlanýr.

Ýkinci Merkez Kaza Teknisyeni ve Fidanlýk Þefi: Rauf Baþar. 5. Zihni Derin'in baþkanlýðýnda belirlenen bölgelerde o dönemde çalýþan teknisyenler þunlardý: 1. O dönemde köylerde yetiþmiþ insan gücü bulma olanaðý yoktu. Teþkilatýn Mali Ýþler Mutemedi: Behçet Tuzcu Bölge teknisyenlerinin kontrolü altýnda önceden eðitilmiþ çay ustalarý fiilen çalýþarak çaylýk kuracak olanlara yardým ediyor. Süreci Asým Zihnioðlu'dan aktaralým: "Öncelikle bu topraklarýn çalýlardan temizlenip köklerin sökülerek temizlenmesini ve ardýndan da 100-120 santimetre geniþlikte setlendirilmesini hedef almýþtýk. 1939 yýlýnda Batum'dan getirtilen çay tohumlarý ile atýl durumdaki kumar ve çýfýnlar sökülerek. 120'þer santim sýra arasý ve 1 metre sýra üzeri aralýklarla dikilmek üzere ortalama 833 fidan sýðýyordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1938 yýlýnýn Ekim ayýnýn sonuna kadar süren çalýþmalarýn ardýndan bölgenin örgütlenme çalýþmalarý baþlatýlýr. bölge teknisyeninin kontrolü altýnda halk bilinçlendiriliyor ve yönlendiriliyordu. önce yalnýz Rize merkez kazasýna baðlý dar bir alan ele alýnmýþ ve bu alan altý bölgeye ayrýlmýþtý. böylece onlara pratik kazandýrmýþ oluyorlardý. 7. Derepazarý ve Ýyidere Bölgesi Teknisyeni: Mahmut Fevzi Gökçeli. Bu arada Ankara ve diðer büyük kentlerde inþaat iþçiliði ve ustalýðý yapan 73 . Pehlivantaþý Bölgesi Teknisyeni: Sadullah Dikmen. Fakat bu iþler. Topraðýný çay yetiþtirilmesi için kurulan örgüte bir yýllýðýna vermiþ olan üreticilerin hazýr çay bahçesine kavuþmasýnýn yaný sýra. bölge çalýþmalarýnýn düzenli ve sürekli olduðunu gördükten sonra iþin ciddiyetine vararak. kol gücü gerektiriyordu. Ýlk günlerde çay üretimine sýcak bakmayan köylüler. 2. 6. 3. O zamanki örgütün dar bir kadro olmasý yüzünden. Birinci Merkez Kaza Bölgesi Teknisyeni: Cahit Yýlmaz. hep bu bölge insanýnýn uðraþ yeri ve ekmek kapýsýydý. mýsýr tarlalarýnýn çay bahçelerine dönüþmesine izin verirler. Gündoðdu Bölgesi Teknisyeni ve Bölgeler Kontrolörü: Asým Zihnioðlu. Ýstanbul Boðazý'nda balýkçýlýk. 4. Ekonomik darlýk ve sýkýntý bölge erkeklerini gurbetçi yapmýþtý. Bir dönüm topraða. Çayeli Bölgesi Teknisyeni: Hakký Balköse. Zonguldak'ta kömür iþçiliði. mýsýra ek bir ürün olarak yeni çay bahçeleri kurulur.

birinci gruptakilerden daha þanþlýydýlar. Türkiye'de çay yetiþtirme umut ve gayreti büyük bir darbe yerdi. tesis avansý vermeden plan ve projelerin gerçekleþmeyeceði kanýsýna varan Zihni Derin ve arkadaþlarý. Baþarýlý olmak isteðine karþýn. soruna kalýcý çözüm bulmak amacýyla bir kanun teklifi hazýrlar. inþaat iþlerinde ücretler kömür iþçiliði ve balýkçýlýktan daha iyiydi. Fakat ne imama ne müezzine ne de cemaate rastlayabiliyorduk. 74 . "Yerli çay yetiþtirilemez" fikri yaygýnlýk kazanýyordu. "Rize ve çevresinde ekþi portakal yetiþir. çayýn Rize'de yetiþtirilmesinin beyhude bir davranýþ olduðu þeklinde halký yönlendiriyordu." Çaylýk. tarlasýndaki mýsýr. baþarý için kendilerine güvenen köylüye teþekkür etmeyi de borç sayýyordu: "1939 ilkbaharýnda Batum'dan gelen çay tohumlarýnýn hazýrladýðýmýz köy topraklarýna ekimi baþarýlý olmasaydý. kabak ve karalahana gibi baþlýca yiyecek ürünlerinden vazgeçmeyi göze alan ileri görüþlü Rize köylüsünün anlayýþ ve kavrayýþýný burada takdirle anmak isterim. Belki de hem bölge halkýnda hem de devlette umutsuz tepkiler doðar. çay yetiþtirme çalýþmalarýndan vazgeçilmesini istiyordu. Köylerde yalnýzca kadýnlar vardý. Köylerde çalýþarak çaylýk kuracak adam buluruz umuduyla Cuma namazlarýnda köy camilerine gidiyorduk. bu atýlým baþarýsýzlýða dönüþebilirdi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çok kiþi. fasulye. baþarýsýzlýða uðramak olasýlýðý çaya gönül verenleri ürkütüyordu. Onlar yuvalarýnýn ve çocuklarýnýn bekçisi. Burhan Felek'e verilen yanýtlar. evlerinin sahibi idi" Çayýn ülkemizde yetiþtirilmesine basýn kuþkuyla yaklaþýyor. kapý kapý dolaþarak yetkililere durumun ciddiyetini anlatmaya çalýþýrlar. Bu ruh yapýsýný anlatan Asým Zihnioðlu. Ortada hiçbir somut kanýt yokken. Zira. çay yetiþmez" diyenlerin baþýnda gelen üstat gazeteci Burhan Felek. avans para vermenin yasal dayanak gerektirmesi nedeniyle. ortaya konulan somut analiz sonuçlarý ve belgeler onu bu düþüncesinden vazgeçirmiyor.

Ýlk kuruluþ avansý olan 12. 1940 yýlýnda Ankara'da yapýlan bir toplantýya katýlan Asým Zihnioðlu. topraðý asiditesini araþtýrýyor. Bakým avanslarýnýn da bölge memurunun olumlu raporuna göre ödenmesi sayesinde. bir çaylýk sahibi olmak ve yakýn gelecekte gelir kaynaðýna kavuþmak isteðinin bölgede yayýlmasý. çaylýk kurulacak araziyi önceden yerinde görerek inceliyor. o sýralar Ankara'da olan Zihni Derin'in de katýldýðý toplantýda ilginç bir yöntem geliþtirdiklerini belirtiyor: 75 . mýsýr gereksiniminin önemli bir kýsmýný karþýlayabiliyordu. on beþ gün çalýþarak bir dönüm çaylýðý meydana getirebiliyordu. çaylýk tesisi kurma çalýþmalarýný bir süre duraklattý. gereksinimler için gerekli olan maddi olanaklar saðlanamýyordu.5 lira ile bir aile. Kredi desteðiyle desteklenen çay tarýmýnýn baþarýlý olmasý üzerine. Faizsiz olarak üreticiye verilen paralar. yýllýk izinlerini erken kullanarak. Bu olanaðý duyan bazý gurbetçiler. Bir dönüm çaylýk kuracaklara. Eve dönmeyenlerin eþleri olan kadýnlar ise. gurbete gidiþi oldukça azalttýðý gibi. Atatürk Çiftliklerinin sahibi Devlet Ziraat Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü devreye sokulur. mýsýr fiyatlarýnýn 3 kuruþtan 150-200 kuruþa kadar aþýrý artýþý. gurbetten izinli dönenlerin de çay tarýmýyla uðraþmalarýna yol açtý. önce 12. atölyelere ve fabrikalara ürün tesliminde ve ürün tesliminden iki yýl sonra baþlamak üzere taksitle kesilerek tahsil ediliyordu. döndükleri evlerinin bahçesinde kendi çaylýklarýný kuruyorlardý. sonra 625 kuruþ birinci yýl bakým avansý ve ikinci yýl bakým avansý olarak da yine 625 kuruþ verilmesi kararlaþtýrýlýr ve bu yöntem herkese duyurulur. çaylýk tesisinde emniyet saðlanýyordu. Ýkinci Dünya Savaþý'nýn baþlamasý üzerine gereksinim duyulan erkek iþgücünün askere alýnmasý. Bölge memuru teknisyen. Gereksinimin giderilmesi amacýyla. Rize teþkilatý emrine avans olarak köylüye daðýtýlmak üzere 127.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kanunun bir türlü çýkarýlamadýðý bu süreçte. O zamanýn Ziraat Genel Müdürlüðü'nde toplanan anlayýþlý insanlarýn gayretleriyle.5 lira kuruluþ avansý. 1938 yýlý ve 1939 yýlý baþlarýnda bir kilo mýsýrýn fiyatý 3 kuruþtu. örgütle anlaþma imzalayarak aldýklarý avansla komþu erkekleri çalýþtýrarak çaylýklarýný kuruyorlardý. uygun bulursa çaylýk kurma izni veriyor ve sonra da üreticiye avans ödeniyordu.000 lira Ziraat Bankasý'na gönderilir. Günlük ücreti 1 lira olan bir erkek iþçi.

Kilosu 18 kuruþtan satýn alýnan mýsýrlarýn parasý Rize köylüsü yerine Gelemen Çiftliði'ne aktarýldý. ofis yerine çay üreticisine tahsisi uygun görüldü. Aksi halde Batum'dan ikinci parti olarak getirilecek tohumlardan çýkacak fidanlarýn bozulmaya yüz tutacaðý ve böyle bir durumun da programý altüst edeceði düþünülerek mýsýrýn. 1940 yýlýnda çýkarýlan 3788 sayýlý Çay Yasasý ile çay tarýmý ve üretimi. girdi ve kredi sübvansiyonlarý ile önemli ölçüde desteklenmiþ. bahçe tesis edeceklere arazi vergisi muafiyeti ve çay bahçesi ruhsatnamesi alma zorunluluðu getirilmiþ." Çay tarýmýnýn geliþmesine paralel olarak yeni yasal düzenlemeler gündeme gelir. 76 . Çaylýk kurma anlaþmasýný imzalayanlar bir dönüm için alacaðý mýsýrýn yarýsýný bu tesiste çalýþacak kiþilere vermek suretiyle bir dönüm çaylýðýn eksiksiz ve tam olarak tesisini saðlama imkanýný buluyorlardý. üreticiye Ziraat Bankasý'ndan 5 yýl süreyle faizsiz kredi verilmiþtir. Bakanlýkta bu konu tartýþýldý ve bu mýsýrlarýn çay üreticisine tahsis edilmesi halinde son parti çay tohumlarýndan elde edilen fidanlarla yeni çaylýklarýn kurulmasý olanaðýnýn ele geçeceði ortaya çýktý. bu ürünün Toprak Ofisi'ne kilosu 18 kuruþtan devredileceðini öðrendim. Bunu duyanlar teþkilata baþvurup anlaþma imzalayarak arazilerini çaylýk haline getirme uðraþýsýna girdiler. … Bölgede çaylýk kurma isteði yeniden canlandý. Araklý'dan Sovyet sýnýrýna kadar olan bölgede 30 bin dekarlýk bir alan çay tarýmý için ayrýlmýþ. Çiftlik müdürüne ayný fiyatla bu mýsýrlarýn çay üreticisine avans para yerine daðýtýlmasý düþüncesini aktardým.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Samsun'dan Ankara istikametine hareket edecek treni beklerken Samsun ile Çarþamba arasýnda yeni kurulmuþ olan Gelemen Devlet Üretme Çiftliði'ni ziyaretim sýrasýnda o yýl çok bereketli bir mýsýr ürününün elde edildiðini. bu mýsýrlarýn ofise tesliminin ertelenmesini rica ettim. Gelemen Çiftliði'nde yüzer tonluk jüt çuvallara doldurulmuþ olan mýsýrlar Toprak Ofisi yerine Rize'deki Ziraat Bankasý depolarýna taþýndý. Teþkilat bölgede derhal bir açýklama yaparak 1 dönüm çay bahçesi yapacaklara 100 kiloluk bir çuval mýsýr vereceðini açýkladý.

O köye ait ödeme bordrosunda bu kadýndan ne kadar para kesildiðini araþtýrdým. çeþitli tahriklerin etkisiyle sorunlu olur. al bunu' dediðim zaman utanarak peþtamalýný yüzüne kapattý. Yasalarýn üreticilerin kooperatifleþmesine özendirmesine karþýn. fakat onlar isteklerini ýsrarla sürdürdüler. 'Sen þimdi git de seni buraya gönderenlerden baðýrma ücreti iste!" dediðim zaman ortalýkta bir sessizlik olmuþtu. Bunlarýn tahrik ve tertip edilerek gönderildiðini anlamýþtým. Bundan hem sen hem de çocuklarýn hayýr görecek. Kooperatifin geliþmesi süreci ise. Asým Zihnioðlu'nun bir anýsý verilen mücadeleyi çok iyi yansýtmaktadýr: "Bir gün Rize merkezindeki dairemde çalýþýrken. 'Sizin hesabýnýza da bakayým' diyerek. Buyur. Türk Ticaret Yasasý'na uygun. Kesilen yüzde beþ paralarýný istiyorlardý. 1946'da "Çaycýlar Yardýmlaþma Kooperatifi" kurulur. Diðer kadýnlara.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Hindistan'ý yerinde inceleyen. Cüzdanýmdan beþ lira çýkararak muhatabýma uzattým. çaya gönül verenler. yok' diyerek kapýdan çýkýp gitti. Müteþebbis heyetin on üçüncü ortaðý olan Asým Zihnioðlu. Ýçlerinden sözcülük yapar gibi en çok baðýran kadýna 'Sen neredensin. ülkemizdeki üreticilerin bir kooperatif çatýsý altýnda birleþmelerine çalýþýr. Kooperatiften görecekleri yararlarý anlatmaya çalýþtým. özgür bir kooperatif kurulmasýný gündeme getirir. 77 . yönetim kurulu baþkaný ve üyelerine her hangi bir þekilde bir ücret ödenmeyeceði maddesini içeren tüzüðüyle. Diðer kadýnlar arasýnda da bir sessizlik hüküm sürmüþ. dolayýsýyla ondan bir para kesilmediðini anlayýnca kendisine dönerek. Fakat bu isimde birisinin kayýtlý olmadýðýný. fahri baþkanlýðý da üstlenir. Böylece. "Ýndian Tea Association" adlý organizasyondan etkilenerek. 'Bacým senin kooperatif paraný ben ödeyeceðim ve sen yine kooperatif üyesi ortaðý olarak kalacaksýn. kalabalýk bir kadýn grubu toplanarak baskýn yaparcasýna odama girdi. kalabalýðýn içinden birisinin adýný aldým ve bordroda bu kadýndan 500 kuruþ kesildiðini gördüm. Kendilerini nezaketle karþýlayýp sukunetle dinledim. adýn nedir?' diye sordum. Rize'de görevlendirilen kooperatif uzmaný Akil Koyuncu ile birlikte kooperatif tüzüðü hazýrlanýr. tarým satýþ kooperatifleri ve diðer kooperatiflerin baþarýsýz örnekler olmasý. 'Yok.

Asým Bey'in yanýtý ise." Ýþleme aþamasýnda ise. "Bu bile yetmeyecek. Onurlu Karadeniz kadýný her türlü zorluk ve olay karþýsýnda önce onurunu korumasýný çok iyi biliyordu. Rize'ye gelen Ýngiliz çay uzmanlarý Dr. Üretilmeye baþlanan yaþ çay yapraklarý Zihni Derin tarafýndan kurulan atölyelerde iþlenerek kuru çay elde edilmiþ ve üretim giderek artmýþtýr. üstelik Ýnönü için yazýlan yazýlmýþ duvar yazýsýný sildirdi" iddiasýyla. Kendilerinin aldatýldýðýný ve kullanýldýðýný anlamýþ. CHP yerel örgütü yetkililere baský yapar. Kýsa süre sonra kurulma zorunluluðu ortaya çýkan Gündoðdu ve Çayeli Fabrikalarýnýn açýlýþ töreninde. gerekirse askeri kýþla yaparýz" alaycýlýðýný taþýyordu. temel yeri henüz belirlenmemiþ fabrikanýn temelinin atýlmasý amacýyla. "Zararý yok. 1940 yýlýnda kurulan çaylýklarýn iyice geliþmiþ olmasý üzerine. "Ýnönü'ye temel attýrmadý. fabrika makinalarýnýn müteahhidi olarak seçilir. 78 . Karabük'te ilk Demir Çelik Fabrikasýný kuran Brassert firmasý. Baskýya direnen ve Çaycýlar Yardýmlaþma Kooperatifi nedeniyle de eþrafla görüþ ayrýlýðý içinde bulunan Zihnioðlu. ele geçecek ürünü Hindistan ve Seylan'daki gibi iþleyerek kuru çay haline getirecek yeni ve modern bir fabrikaya gereksinim duyulmaya baþlanmýþtý. Mann ve Mr." olmuþtu. Allen. uzaklaþmýþlardý. beþinci kata yükselen inþaata bakarak. piþmanlýk duymuþ gibiydiler. sipariþ edilen makinalar Ýngiltere'den 1946 yýlýnda getirilir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I birbirlerine bakýþýp yola dizilerek. kurtuluþ umudunun gerçekleþmekte olduðunu gören Mataracý'nýn 1946'da ilk fabrikaya yaklaþýmý ise. bunun gibi daha çok fabrikalar kurulacak. yapýlan çalýþmalarý olumlayan tespitlerde bulunur. artýk atölyelerden fabrikalara geçme zamaný gelmiþti. Bu amaçla Ýngiltere'de çay makinalarý üreten fabrikalara baþvurularak teklif istenir. Cumhurbaþkaný’na ve Tarým Bakaný'na þikayet edilir. 1946 yýlýnda ilk çay fabrikasý inþa edilirken Asým Bey'in yanýna gelen Mehmet Mataracý. inþaatý baþlamamýþ. "Bu kadar büyük bir binayý çayla nasýl dolduracaksýn?" sorusunu sormuþ. 1946 yýlýnda Rize'yi ziyaret eden Cumhurbaþkaný Ýsmet Ýnönü tarafýndan. Savaþýn uzun sürmesinin etkisiyle.

Ýlk çay fabrikasýnýn kurucusu ve müdürü. Ankara'ya Tarým Bakaný'nýn yanýna çaðrýlýr. teþekkürlerini bildirerek. Bir ambar memurunun Dalaman'a gönderilmesiyle sorunu çözmeyi öneren Bakana.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Geliþmeleri Genel Müdür Þefik Bakay'dan aktaralým: "Önce bana geldiler. Zihni Derin. Ali Rýza Erten'in de bulunduðu bir heyet tarafýndan temeli atýlan 60 ton/gün kapasiteli ilk çay fabrikasý. Üreticilerin verdiði bilgi ve çayýn kalitesi hakkýnda edindiði izlenim Paþa'yý çok memnun eder. Sadece 'Bitti mi?' diyerek bu tutumlarýndan memnun olmadýðý anlamýna gelen bir tavýr takýndý. Dr. 1946 yýlýnda aralarýnda Prof. Þikayetçilerin umduklarýný bulamamalarý üzerine. üreticilerin "Çay ve fabrika bizim gözbebeðimiz" sözleri Paþa'yý etkiler. Onlarý buluþturdum. bana da 'Al bunu. Paþa'ya hitaben Rize Çay Fabrikasý Müdürü hakkýndaki þikayetleri özetledi ve elindeki raporu sundu. Halen Çay-Kur. iki saat boyunca incelemelerde bulunduðu fabrikadan ayrýlýr. Asým Zihnioðlu olur. yaþ haddi nedeniyle emekli olduðu haberi gelir. bir yýl önce geldiði fabrikayý. sorun tatlýya baðlanýr." Tarým Bakanlýðý'nca Rize'ye Baþmüfettiþ gönderilmesinin ardýndan Asým Bey. 46 adet tasnifli dökme kuru çay fabrikasý. Paþa'yý ziyaret etmek istediklerini söylediler. Çay tarým alanlarýnýn ve yaþ çay yapraðý üretiminin artmasý çay iþleme fabrikalarýnýn sayýsýnýn da giderek artmasýný zorunlu kýlar. kendi tayininin daha anlamlý olacaðý gerekçesiyle karþý çýkan Asým Bey. Fahri Kurtuluþ. iddia sahibi Fahri Kurtuluþ ile görüþtürülür. ilgili bakanlýða gönder' talimatýný verdi. Emeklilik onun bu bölgede 79 . 1973 yýlýnda kurulan yaþ çay iþleme fabrika sayýsý 32'ye. üretime geçtikten sonra tekrar ziyaret eder. 3 adet paketleme fabrikasýyla üretime devam etmektedir. 1947 yýlý yazýnda bir savaþ gemisiyle Doðu Karadeniz gezisine çýkan Cumhurbaþkaný Ýsmet Ýnönü. bölgeye yerleþtirilen çay tarýmýnýn mutlu dönemini gönül rahatlýðý içinde yaþarken. 1947 yýlýnda Rize Fener Mahallesinde Merkez Çay Fabrikasý adý altýnda iþletmeye açýlýr. 1946 yýlý Aðustos ayýnda. 1985 yýlýnda ise 45'e ulaþýr. Cumhurbaþkaný onlarý sukunetle dinledi ve hiçbir karþýlýk vermedi.

Ankara'ya yerleþen Zihni Derin. farklý bir havada yapýlan seçim sonunda bütün popülaritesine raðmen milletvekili seçilemez. 80 . Ýstanbul'a tayin edilir. idealinin gerçekleþtiðini görmenin heyecanýný ve duygusallýðýný yaþýyordu. ikna ettikleri Zihni Hocalarýna karþý sözlerini tutamamýþlar. meclise girerse Doðu Karadeniz bölgesine ait sorunlarý dile getireceðini ve bölgenin çeþitli yönlerden kalkýnmasý için çaba sarf edebileceðini düþünerek. ancak Demokrat Parti'nin yaptýðý yanlýþlara karþý protesto anlamýnda Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin adaylýk teklifini kabul eden Asým Zihnioðlu da. Tarým Bakanlýðý kendisine anlaþmalý bir kadro tahsis ederek Bakanlýk Koordinatörü görevini verir. 5-6 yýl boyunca yýlda birkaç defa Rize'ye gelerek çalýþmalarýna devam eder. ama seçilemez. 1954 seçimlerinde Uþak'tan baðýmsýz milletvekili adayý olur. Rize'deki görevine dönen Zihnioðlu. Gece 21:00 sularýnda Rize'ye ulaþarak fabrika misafirhanesine yerleþti. Çalýþma Bakaný Bülent Ecevit ile birlikte Zihni Derin'de davet edildi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bulunmasý için bir engel deðildir. Bu toplantýya katýlmak üzere Rize'ye giderken üzücü bir trafik kazasý geçirir. Olayý Asým Zihnioðlu'ndan aktaralým: "1964 yýlýna gelindiðinde çay bitkisinin bilinçli olarak Rize topraðýna dikilmesinin 40. yalnýzca seçim pusulasý bastýrarak seçime katýlan Zihni Derin. Sabah erken saatlerinde Zihni Hoca kalkmýþ etrafý seyrederken. Rize'yle ilgisini kesmemiþtir. Siyasetle hiçbir ilgisi olmayan Zihni Derin. Rize'de seçim propagandasýna çýkmayýp.Yýlý kutlamalarý doðrultusunda bazý bakanlar. Siyasete ilgi duymayan. Zihni Derin ise küsmemiþ. Yýlý" törenlerine. mücadele arkadaþý Asým Zihnioðlu ile birlikte onur konuðu olarak çaðrýlýr. 1950 seçimlerinde Rize'den baðýmsýz milletvekili adayý olur. 1964 yýlýnda Rize'de yapýlan "Çay'ýn 40. Rizeli’ler. Zihni Derin. Zihni Derin'i Meclise gönderememiþlerdir. kendisini çok seven Rizeli’lerin parlemontada Rize'yi temsil etmesine yönelik ýsrarlý teklifleri üzerine.

fakat hiçbir netice alamýyordum. Onlarý aldatmýþ bir insan vaziyetine girdiðimden öyle utanç duyuyordum ki bu benim için meslek hayatýmda hiç unutamayacaðým bir hüsran olmuþtu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Rize merkezindeki tören yerine gitmek üzere hazýr beklerken valinin otomobili göründü. çiftçi ve köylüye de bu zevki öyle aþýlýyordum ki onlar da derhal bu iþe baþlayacaklarýný ve bütün tarlalarýna çay ekeceklerini söylüyor. Zihni Derin hemen hastaneye kaldýrýldý. kuru çay üretimi iç tüketimi karþýlayacak düzeye 81 . Öyle çalýþýyor. sevinçlerine beni de iþtirak ettiriyorlardý. Çalýþma Bakaný Bülent Ecevit. Taburcu olup evine döndüðünde koltuk deðneði kullanarak yürümeye baþladý. Ankara Hastanesi’ne yatýrýldý." Zihni Hoca'nýn meslek yaþamýndaki en büyük hüsranýný onun anýlarýndan aktaralým: "1938'de Rize'de bilhassa çay ziraatiyle meþgul olmaya memur edilmiþ ve kendimi adeta çay aþkýna vermiþtim. Çiftçilerin de bana karþý itimatlarýnýn gittikçe azaldýðýný daima deðiþen hallerinden anlýyordum. geçer" diyordu. Havaalanýnda oðlu Haldun Derin ve kýzý Melahat Haným tarafýndan karþýlandý. teklif etmiþ ve neticeyi beklemeye koyulmuþtum. ameliyatý takip eden günlerde acýlarý hafifledi. kalça kemiðinin kýrýldýðý anlaþýlarak. "Birlikte gidelim" diyerek Zihni Derin'i valinin arabasýna aldý. kaza sonrasý saðlýðý bir daha düzelemeden. Tören yerine geldikten sonra. Hala unutamam. 1965 yýlýnda Ankara'da vefat eder. Ziyarete gelenlere "Bir aksilik oldu. Bu yüzden ne kadar uzun ve uykusuz geceler geçirmiþtim. Zihni Hoca arabadan indi. 1965 yýlýnda ise. Hemen ameliyata alýndý. arabanýn arkasýndan geçerken þoför arabayý geriye sürdü. Ýþte ikinci Çay Kanununu o zamanlar hazýrlamýþ. Günler uzuyor. Trabzon'da öðle sonu uçaðý ile Ankara'ya ulaþtýrýldý. Hoca'ya çarpýp onu yere düþürdü. Vekalete müteaddit telgraflar çekiyor. Röntgen çekiminden sonra. ameliyat için Ankara'ya dönmesine karar verildi." Çay aþký için uykusuz geceler geçiren Zihni Derin.

Ülke çaycýlýðýnýn Devlet Planlama Programýna uygun olarak planlanmasý için kurulan I. Dönem Ýhtisas Komisyonlarý'na Asým Zihnioðlu katýlýr ve Çay Ýhtisas Komisyonu'nun Raportörü olur. 1969 yýlýnda kendi isteðiyle emekliye ayrýlan Asým Zihnioðlu. Dr. Çaykur'daki istihdam politikasý konusunda da Asým Zihnioðlu'nun bir anýsý yöneticilere örnek olmasý gereken bir niteliktedir: "1951 yýlýnda Tekel Bakaný Rýfký Salim Burçak'ýn özel kalem müdürü Fethi Aþkýn'dan bir mektup aldým. Ekonomik boyutta üretime geçilmesiyle birlikte çayýn tarýmý Tarým Bakanlýðý. bu raporlar hiçbir zaman uygulamaya konulmaz. Zihni Hoca'nýn sabýrla baþlattýðý ve saðlam temellere oturttuðu çalýþmalar durmaz. üretim özendirilir ve çay plantasyonlarý artýrýlýr. sürekli siyasetçilerin oyun alaný olmuþtur. çayla ilgili öngörülen geliþme projeleri yanýnda. Çay üretimi 1971 yýlýnda Çay Kurumu Genel Müdürlüðüne devredilmiþ. Fehmi Yavuz'un bir akrabasýna fabrikada iþ verilmesini istiyor' diye yazýyordu. Türkiye çay dýþalýmcýsý konumundan kurtulmuþtur. kuru çay üretimi ve pazarlamasý ise Gümrük ve Tekel Bakanlýðý ya da Sanayi ve Ticaret Bakanlýðý tarafýndan yürütülmüþtür. Kýsa bir müddet sonra da mevsim gereði ürün azalacaðý için fabrikada mevsimlik ve geçici olarak çalýþan iþçilerimizin bir kýsmýna yol verilmesi gerekecekti. "Bundan sonraki çalýþmalarý genç meslektaþlarýmýza býrakalým. 82 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ulaþmýþ. nitelikli personel istihdamýna ve piyasa koþullarýna uygun özerk bir yönetim anlayýþýna yönelememiþ. bu çalýþmayý onlar sürdürsün" ifadesiyle nazikçe reddeder. ve II. kaliteli ürünün imalat yöntemleri ve buna uygun maliyet hesaplarý. O sýrada kampanyanýn yarýsýný devirmiþ bulunuyorduk. arkadaþý Prof. Sonraki yýllarda Çaykur. içsatým fazlasýnýn dýþsatýmý ve dýþ piyasaya açýlma konularýna yer verilmesine karþýn. Durumu. 6133 ve 6757 sayýlý yasalar çýkarýlarak. yeni birisine ihtiyaç yoktu. 5684. Beþ Yýllýk Planlama Ýhtisas Komisyonu Raporlarý'nda. en modern tesislerin bölgede kurulmasý. Mektupta 'Bakan'ýn bir ricasý var. 1973 yýlýnda fiilen faaliyete geçen kurum 1982 yýlýnda "Çay Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü (Çaykur)" adý altýnda bir kamu iktisadi kuruluþuna dönüþtürülmüþtür. Diðer usta ve memur kadrolarý ise doluydu. Tekel Bakaný'nýn Genel Müdürlük isteðini.

insanlarýmýzýn emeðiyle kazanýlmýþtýr. bozulan yaprak kalitesinin düzeltilmesi çalýþmalarýna ivme kazandýrýr. 1961 kampanyasýnda filiz yaprak alýmýna tepki gösterirler. Rize Valiliði önünde protesto gösterileri yapýlýr. Daha güzel ve daha nefis olmasý için çalýþacaðýz. daha sonra 1960'da Tekel bakaný olmuþtu. Rize Belediye Baþkaný Ekrem Orhon. 'sýrayý ve kuralý bozmayýn' diyor. Milli Birlik Komitesi'nin görevlendirdiði bir askeri heyet Rize'ye gelir ve üreticilerin protestosuna yol açan uygulamalarý yapan yetkilileri sýrasýyla görevden alýr. birçok kimsenin ellerindeki sýra numarasýna göre bizden iþe davet beklediðini belirterek. Halka haber verilerek Rize Belediyesi yakýnýnda bir meydanda bu çaylar yakýlýr. 1960 yýlýnda yönetime askerlerin gelmesi. Sayýn Bakan'ýn bizi mazur görmesini rica ettim. Çayýn yakýlarak imha edildiðini gören ve duyanlar için bu olay bir tür uyarýcý olur ve bunun yararý yaprak standardýnýn korunmasýný saðlar. Önceki üç-dört yýl boyunca kaba ve kart yapraklarýn alýmýna göz yuman tutuma alýþan üreticiler. 1947 yýlýnda açýlýþý yapýlan fabrikanýn üretime bir hafta geç baþlamasý yüzünden ürüne sert ve kart yapraklarýn karýþmasý üzerine. Günümüzde sorun olarak görülen üretim alanlarýndaki geniþleme ve çay yapraðýnda kalitenin bozulmasý ile ilgili birkaç saptama yapmak gerekir." sözleri yanýnda.)" 1938 yýlýnda baþlanýlan çay bahçesi tesisi çalýþmalarýna. 1982 yýlýnda tekrar çaylýk kurulmasý izini verilmiþ. "Bu siyah altýn topraklarýmýzýn ürünü. 1985 yýlýnda ise çay alanlarý Ordu-Fatsa'ya kadar geniþletilmiþtir. tutumumuzu tasvip ediyor ve teþekkürlerini iletiyordu. çaycýlýðýn Rize ve çevresine saðladýðý kalkýnma hareketini överek.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kuralýmýzý anlatan bir mektupla bu isteði karþýlayamayacaðýmýzý. 1974 yýlýnda yeni izinler verilmemiþ. kaliteden ödün vermemek amacýyla yaklaþýk dört ton kuru çay imha edilir. Tekel Bakaný Rýfký Salim Burçak. anlatarak kuralý bozarsak kötü duruma düþeceðimizi. (Fethi Aþkýn. meydana dökülen kötü vasýflý çayý yetiþtirmekten sakýnmanýn gereðini anlatan içtenlikli bir konuþma yapar. Ona gözümüz gibi bakacaðýz. Bu mektubumdan kýsa bir süre sonar Özel Kalem Müdürü'nden aldýðým mektup ilginçti. 83 .

Ýstifamý takdim ediyorum." der. böylece çayýn lezzeti. yasak bir konu olmuþ. uygun vasýfta çay yapraðý getirmediði için alým yerinde sert ve kart yapraklarý seçmek zorunda kalan bir üretici. çayla ilgili ilk sözü. Tekel Bakaný'na þikayette bulunur. ancak karar yetkisi Ankara'da ve siyasilerin elinde olduðu için kurum kendi inisiyatifini kullanamaz hale gelmiþtir. Bunun için de budamayý hiç bir zaman ihmal etmemelidir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Deneyimli uzmanlarýn görevden alýnmasýný fýrsat bilen Rize'li üreticiler. Sonradan çiftçiler fazla yaprak alsýnlar diye budamayý býraktýlar ve geliþigüzel yapraklarý zamansýz olarak yolmaya baþladýlar." Adalet Partisi'nin iktidara geldiði yýllarda Tekel Bakaný Ýhsan Topaloðlu Rize'ye gelir. Aksi takdirde çaylarýmýz bugünkü gibi semiz otu kokusunu alýr. Çay Ýþletmeleri'nin Tekel Genel Müdürlüðü'ne baðlý iken Tekel mevzuatýnýn sürat ve aktivite eksikliði nedeniyle bu iþletmeler iktisadi kuruluþ haline getirilmiþ. tüm alým yerlerinde uygulamaya konulan ve 3788 sayýlý Yasa'ya dayalý tüzüðe uygun yürütülen çay yapraðý alým kampanyasýný desteklemesi gerekirken. Bakan'ýn bu sözünü tebessümle karþýlayan Zihnioðlu'nun 84 . "Ýlk zamanlar çaylarýmýz çok iyi kalitede idi. kokusu bozuldu. Ýhsan Topaloðlu ise. "Seçtirilen bu yapraklar da üründür. Bakan konumundaki bazý kiþilerin bilgisizliði ise. "Bunu yapamam. bu konuya dokunanýn eli kýrýlmýþtýr. Siyasetin içinde olmasý nedeniyle yaprak standardý konusu sakýncalý. 1951 yýlýnda dönemin Ticaret Bakaný Veli Beþe Rize'ye geldiðinde. Halbuki beþ filizden ancak üçü alýnýp. diðer önemli sorunlardan birisidir. aslýnda kendi geleceklerini yok ettiklerini görmüyorlardý. Bakanýn sözünde ýsrar etmesi üzerine. Gelinen noktaya Zihni Derin'in yaklaþýmý serttir. budama býçaklarýyla koparttýklarý kart yapraklarý ve sert yapraklý dallarý satarken. Yaprak toplama konusunda programlý çalýþmalarla üreticileri yönlendirmeye çalýþan Merkez Müdürü Ziraat Mühendisi Orhan Minisker ile alým yerlerini dolaþýr. Konunun önemini Bakana anlatmaya çalýþan Orhan Minisker. Üreticiye sýkýntý vermeyin. ikisi göz için býrakýlmalýdýr. "Þu otunuzu görelim bakalým" olmuþtu." der ve görevinden ayrýlýr. Hopa'da. üreticilerin dertlerini dinler.

özür niteliðindeydi: "Çok güzel. özellikle 1980'li yýllarýn baþýndan itibaren bitmeye baþlar." Ýktidarý elinde bulunduranlarýn bu bilgisiz. sektörün geliþmesini engeller. maddesiyle 3788. Çaykur mevcut kapasitesinin tamamýný kullanýrken. Toplam kapasite 15. Sektörde kapasite kullaným oraný yönünden büyük fark vardýr. Ýkinci Paylaþým Savaþý'nýn ortaya çýkardýðý pahalýlýk karþýsýnda 150 kuruþ/kg. "Tanýyacaksýnýz efendim" olmuþtu. yapraðýn fiyatý 60 kuruþ/kg. Özellikle özelleþtirmeye zemin hazýrlama amaçlý politikalar nedeniyle güç duruma düþen Çaykur ödeme güçlüðü çekerken. erkeklerin göçünü önlediði sürece "yeþil altýn" adýný verir.700 ton/gün. önyargýlý ve popülist yaklaþýmý benimsemesi ve deneyimli ve dirayetli yöneticileri devre dýþýnda býrakmalarý. böyle bilmiyorduk. ekmek parasýný çýkardýðý. 4223 ve 6133 sayýlý yasalarýn çayla ilgili hükümleri yürürlükten kaldýrýlýr. kuru çay üretiminde % 30-35. Yasanýn 3.700 ton/gün'dür. Günümüzde Çaykur'un 46. 1949'da ortalama olarak 180 kuruþ/kg. Çay üreticileri için "güzel günler". özel sektörün kapasite kullaným oraný oldukça düþüktür. Ben bu kalitedeki çayý dünyaya satarým. 1942-1952 arasýnda 20 kilo yaþ yaprakla bir Reþat altýný alýrken 1965'de ayný altýný alabilmek için 40-45 kilo vermek zorunda kalýr. gerçek ve tüzel kiþilere yaþ çay satýn alma. 1959'dan itibaren 1965 yýlýna kadar 300 kuruþ/kg olarak tespit edilir. Özelleþtirme rüzgarlarý altýnda. iþleme ve paketleme fabrikalarý kurup iþletme hakký tanýnýr.400 ton/gün'dür. Altýnýn 9 lira olduðu 1938 yýlýna kadar. Bu süreçte üretici 1938'de 15. kýzlarýn çeyiz parasýný saðladýðý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yanýtý ise.. özel sektörün ise 8. Toplam üretim kapasitesinin % 57'sine sahip olan özel sektör. paslý yapraða dönüþür. toplam % 43 üretim kapasitesine sahip Çaykur kuru çay üretiminde % 60-65'lik paya sahiptir. Çaykur'un üretim kapasitesi 6. devlet 85 . Karadeniz'in eðimli arazi yapýsý nedeniyle daðlarýn eteklerine kurulan bahçelerde yetiþen çaya. Gerekli bilgilendirmelerden sonra Rize'den ayrýlýrken söyledikleri. Yöre halký. özel sektörün ise 230 adet yaþ çay iþleme fabrikasý bulunmaktadýr. yeþil altýn. 4 Aralýk 1984 tarih ve 3092 sayýlý yasayla çayda Devlet Tekeli kaldýrýlarak..

özel sektör tarafýndan günümüze deðin gerçekleþtirilemez.1996 ve 22853 sayýlý Resmi Gazete'de yayýmlanan Çay Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü. çay ekonomik bir gelir kaynaðý özelliðini yitirmiþtir.970 ton olmak üzere toplam 846. hem de özel sektör iþletmeciliði bakýmýndan baþarýlý görünmemektedir. Ana statüsü 20. % 11'i Artvin. % 2'si 11-15 dekar. % 1'i 16 ve üzeri dekar çaylýk alana sahiptir. 2002 yýlý taban fiyatý ile net 312 TL/kg üzerinden ortalama 1. kalitesiz yaþ çay yapraðýnýn alýnmasý ve kaçak kuru çay giriþinin artmasý nedeniyle arz talep dengesizliðinde ortaya çýkan ürün fazlasý ve böylece büyüyen stok hacimleri.970 ton çay satan üreticilerin geliri. Çay tarýmý bölgede çoðunlukla küçük aile iþletmeciliði þeklinde yapýlmaktadýr. üreticiye düþük yaþ çay geliri olarak yansýmakta. Yaþ çay alýmlarý itibariyle Çaykur'un % 65. Özellikle son yýllarda enflasyon ve girdi fiyat artýþý ile çay fiyatý arasýnda oluþan dengesizlikler nedeniyle ve yaþ çay ürün bedellerinin kamu ve özellikle özel sektörce üreticiye zamanýnda ödenmemesi sonucu üretici yoksullaþmýþ. uygun fiyat oluþumu gibi amaçlar.000 ton. maddesi gereðince.650 TL'dir. hem kamu. % 17'si 6-10 dekar. rekabet. % 21'i Trabzon. Ekim alanlarýnýn artýþý.12.294. Özel sektöre tanýnan teþviklerin de etkisi ile hýzla kurulan çay iþletmelerinin üretim kapasitesinin artmasýna karþýn. Ýktisadi Devlet Teþekkülü (ÝDT) statüsüne alýnýr. % 3'ü ise Giresun ve Ordu illerinde bulunmaktadýr. Bir çay üreticisi ailesinin 4 kiþi olduðunu var say86 . Çay üreticilerinin % 80'i 0. özel kesimin ise % 35 paya sahip olduðu sektör. mevcut durumdan memnun olan hiçbir kesim kalmamaktadýr. halen yürürlükte olan bu statü çerçevesinde faaliyetlerini sürdürmektedir.1-5 dekar. Çay iþletmeciliðinde ortaya çýkan baþarýsýzlýk. üreticinin yaþ çayý satmasýný güçleþtirmiþtir. özelleþtirmenin amaçlarý arasýnda sayýlan kaliteli üretim. Kamu Ýktisadi Kuruluþu (KIK) niteliðinde olan Çay Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü 1994 yýlýnda çýkartýlan 4046 sayýlý Yasa'nýn 35. 2001 yýlý itibari ile özel sektöre yaklaþýk 300. Çaykur'a 546. Günümüzde çaylýk alanlarýn % 65'i Rize.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I özel fabrikalara yüzmilyarlarca lira aktarýr.

Asým Zihnioðlu'nun sözleriyle bitirelim: "Bugün çay üretimimizde yaþanan gerçek bir yanýlgý ve gerçek bir kaostur. dizeleriyle tarihe taþýr: Bir ilimiz var adý.6 milyon TL." "Yürekten verilen hizmet yüreklerde iz býrakýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I dýðýmýzda. Rize Durup dururken bir bardak çay sundu bize Rize'de çayý kim yetiþtirdi Rize'de 87 . Büyük zorluklarý aþarak baþarýya ulaþan.. bu çürük gidiþin kendi çýkarlarý için büyük tehlike olduðunu düþünmemektedir. her tür masraf dahil kiþi baþý gelir 323." Bedri Rahmi Eyüboðlu çaya gönül verenleri unutmaz. Üreticiler. hem günü hem de geleceði kurtarmak için çaba sarf etmenin zamaný gelmiþtir. Yöre insanýmýzýn. üreticilerimizin umursamazlýðýný ve içinde bulunduklarý tehlikeye göz yummalarýný þaþkýnlýkla izliyorum.Üreticilerimiz ise sadece devletin vereceði yaprak fiyatlarýnýn artýrýlmasýný istemekten baþka bir þey yapmamakta. yaklaþýk 180 $'dýr. Artýk çaycýlýðýmýzýn devlet desteðine ihtiyacý kalmamalýydý. sorunlar birer birer kolayca çözülür. Bu. kendi ürününe ve onun sorunlarýna sahip çýkmasý gerekirdi. Bu rakamlar. sorunlara birlikte sahip çýkmakla yaratýlabilir.. ancak sorumluluðu hep birlikte paylaþmakla. bölge insaný ve ilgililer sorumlulukta paydaþlýk yaratabilirlerse. sonradan geleceði göremeyenlerce baþarýsýzlýða mahkum edilmeye çalýþýlan "Yeþil Çay Yapraðýndan Demli Çay Bardaðýna" çayýn öyküsünü. Artýk 'günü kurtarma' ve 'günlük yaþam' düþüncesi deðil. Üreticilerimizin ve bundan yararlanan bölge insanýnýn harekete geçerek. Ýþte özlemim budur. Üretici için belli miktarda çay alma ve uzun vadede de olsa ödeme garantisi taþýyan Çaykur'u tamamen özelleþtirilmesini gündeme getiren Hükümet. çay üreticiliðinin artýk ekonomik bir faaliyet olmaktan çýktýðýný göstermektedir. maliyeti ancak karþýlayan bir fiyatla üretim yapmak zorunda kalan çay üreticisinin de üretimden çekilmesini dayatmaktadýr..

Ankara. Asým Zihnioðlu.net 88 . http://tea. TERZÝ. TUNCER. 1958. tek baþýna deðil. adýný ölümsüzleþtirir. KAYNAKÇA 1.gov. Kýrk Yýllýk Meslektaþlarýmýz. Bir Yeþilin Peþinde. Akyýldýz matbaasý. Tübitak.caykur. onun adý da ölümsüzleþtirilir. "Zihni Derin'le Röportaj". Necati. Hadiye. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasý yayýný. Ankara. Asým. 2003. Sizi saygý ve þükranla anýyoruz. Zihni Derin. 4. 1998. 2. ulusal çýkarlarýmýza uygun bir tarým politikasý bütünlüðü içinde inançlý ve onurlu insanlarca çözüme kavuþturulabilir. bir yeþilin peþinde koþan diðer insanlar. Öyküde de görüleceði gibi.birdemet.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Misisipi'ye karýþan çaylarý öðrettiler bize Rize'de çayý kim buldu Rize'de Kimdi o sessiz sedasýz kumral kumral demlenen mübarek adam Adýný öðretmediler bize Ýþte o güzel adamdan bre þahin aman Bir tane daha. 1983 yýlýnda Asým Zihnioðlu'na verilir. Ankara. Unutmayalým: Bir yudum çay keyfi için geçmedi ömürler. Ali Rýza Erten. ZÝHNÝOÐLU. bir ideal uðruna ömrünü feda eden Zihni Derin'e 1969 yýlýnda bir "Hizmet Ödülü" vererek.tr 5. www. Tübitak Yayýný. Çay Sektör Analizi. 3. çay üretiminin çok önemli sosyal ve ekonomik getirileri vardýr ve çay sektörünü ilgilendiren sorunlar. gurur dolu bir baþarý öyküsünün kahramanýný taçlandýrýr. bir yeþilin peþinde. Türk Yüksek Ziraat Mühendisleri Birliði Yayýný. Tübitak Hizmet Ödülü.

.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I DEVRÝM OTOMOBÝLÝ HÝKAYELERÝ Devrim Otomobili Raporu Ýsmet Özkan 23 inançlý insanýn 129 günlük serüveni. Aydýn Engin ..

Ancak. Devrim otomobili süspansiyon ve fren grubundan Yüksek Makina Mühendisi Ýsmet Özkan tarafýndan yazýlan 'Devrim Otomobili Raporu'. Sadece ülke otomotiv sanayinin deðil. gösterge panellerinde 'Yað'. Ýsmet Özkan. büyük bir görev bilinciyle. yaptýklarýný da öne çýkarmadan. ayný zamanda Türkiye sanayi tarihinin de çok etkileyici ve önemli bu yapýtaþý ile ilgili birincisi ikincisinin özeti olan iki öyküye neden yer verildiðine gelince…. yazdýðý Devrim öyküsünde. Böylece. mütevazý bir þekilde üç otomobil imal etmiþler ve eleþtirileri hep yüreklerine gömmüþlerdi. Devrim otomobilinin de yer almasý gerektiði düþünüldü. seri üretim koþullarý neler getirir bilinmese de. birkaç teknik detay ve otomobilin 29 Ekim 1961 günü insanlarla ilk karþýlaþtýðýnda karþýlaþtýðý þaþkýnlýk ve haksýzlýkla ilgili bir kaç cümleyi yeterli görmüþtü. tasarýmý da dahil Türk mühendislerince yapýlmýþ üç adetlik prototip üretim de olsa. hiç hak etmediði bir sonla karþýlaþan Devrim otomobiline ve onu yapan 23 meslektaþýmýza. gecikmiþ bir vefa borcunu bir nebze ödemek mümkün olabilecekti. Devrim'i yapan 23 mühendisden biri ile konuþuldu ve kendisi önerimizi kabul ederek bir yazý yazdý ve bize gönderdi. öne çýkmadan. Bu ilk Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri kitabýnda. kitabýn amacýna uygun þekilde. ilk öykü olarak kitaptaki yerini aldý. kendisini yapan mühendisleri ile hatýra fotoðrafý çektirirken üzerine 'Türk Malý' yazan bir þerit yapýþtýrýlmýþ. 90 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I DEVRÝM OTOMOBÝLÝ ÖYKÜLERÝ ÝLE ÝLGÝLÝ AÇIKLAMA Bu kitapta iki tane Devrim otomobili öyküsü yer almaktadýr. o zamanki ismiyle Cer atelyesi bugünkü ismiyle Türkiye Lokomotif ve Motor Sanayi A.Þ. onu yapanlarýn isimleri. Ýlk talimat alýndýktan sonra tasarýmdan üretime kadar geçen 129 günde ve daha sonrasýnda onu yapanlar. O otomobili yapanlardan birinin yazdýðý öykünün de ayný mütevazýlýkla kaleme alýnmýþ olmasý bizi þaþýrtmadý. 'Devir' gibi bugün bile göremediðimiz türkçe kelimeler yazan bu otomobilin hikayesi detaylarýyla yer almalýydý.nin bir hangarýnda üretilmiþ.

Bir meydan Okumanýn Öyküsü' baþlýklý yazý dizisi bu otomobil ile ilgili olabildiðince ayrýntý içermekte ve bir çok yönüyle olaylarý deðerlendirmekteydi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu otomobilden on yýl sonra yabancý lisanslarla üretilmeye baþlanan otomobillerin cilt cilt reklamý. 1994'teki bu yazý dizisinde Devrim için 33 yýldýr direniyor denilmekteydi. O otomobil bugün de hala direnmekte ve görenleri heyecanlandýrmaktadýr. Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri-I Kitabý Koordinatörü 91 . Eskiþehir TÜLOMSAÞ Fabrikasýndaki Devrim. Öyküleri beðeneceðinizi umuyoruz. Yazarýndan izin alýndý ve derlenerek ikinci öykü olarak bu kitapta yer aldý. Aydýn Engin'in Cumhuriyet Gazetesi'nde 28 Aðustos 1994 günü baþlayan ve dört gün süren 'Devrim Direniyor. adýna yaraþýr tarihi ve kimliði ile hala ayakta. Ýkinci öykünün ismi ise Cumhuriyet Gazetesi'nin dört günlük yazý dizisinin baþlýklarýndan oluþturulmuþtur. 'Devrim Otomobil Raporu' isimli öyküyü kaleme alan Ýsmet Özkan ve Devrim'i üreten diðer meslektaþlarýmýza teþekkürlerimizi sunuyoruz. Evet. romaný varken Devrimde iki öykülük bir yeri herhalde hak ederdi.

Nurettin Erguvanlý. Sayýn Emin Bozoðlu. Yrd.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I DEVRÝM OTOMOBÝLÝ RAPORU Ýsmet Özkan Makina Yüksek Mühendisi Devrim. Md. 92 . Md. Mustafa Ersoy. " " " " " " Orhan Alp. Adap. Yönetim Grubu. Ank. Hakký Tomsu. Cer Daire Bþk. Fab. TCDD bünyesinde . Esk. -Proje Yönetim Grubu -Çalýþma Gruplarý oluþturulmuþtur. Mehmet Nöker. Bu görev için TCDD Ýþletmesinin seçiminde o tarihlerde onarým amacý ile kurulmuþ geniþ ölçüde yedek parça imal eden Ankara Adapazarý Eskiþehir ve Sivas fabrikalarýnda önemli adette teknik personele ilaveten yetiþmiþ iþçiden mühendisine kadar güçlü bir imalat kadrosu bulunmasý büyük rol oynamýþtýr. Md.prototip otomobil imalat projesi tarihçesi: Ulaþtýrma Bakanlýðý’nca 16 Haziran 1961 tarihinde bir yazý ile TCDD Ýþletmesi Genel Müdürlüðü’ne bir binek otomobilin geliþtirilmesi ve bir prototip Ýmali görevi verilmiþtir. Fab.TCDD Genel Müdür Yrd. Cer Daire Bþk. Daire Bþk. Fab. Fab. Celal Taner. -TCDD'nin imalat kadrosu: Projenin tahakkuku için aþaðý listede gösterildiði gibi.

Yüksek Mühendis Mehmet Nöker Yüksek Mühendis Rýfat Serdaroðlu Yüksek Mühendis Güttekin Sabuncuoðlu Yüksek Mühendis Salih Kayasagun Yüksek Mühendis Þecaattin Sevgen Yüksek Mühendis Kemalettin Vardar Karoseri Grubu: Makina Mühendisi Celal Taner Yüksek Mühendis Faruk Akyol Yüksek Mühendis Samim Özgür Yüksek Mühendis Salih Kaya Saðýn Süspansiyon ve Fren Grubu: Makine Mühendisi Hamit Ýþeri Yüksek Mühendis Ýsmet Özkan Yüksek Mühendis Mustafa Seyrek Elektrik Donaným: Yüksek Mühendis Hasan Dinçer Döküm Ýþleri: Metalurjist Ýsmail Sýdal 93 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I " " Hüseyin Kayoðlu. Müþaviri Çalýþma Gruplarý. Müþaviri Necati Teköz. TCDD Genel Müd. TCDD Genel Müd. Styling Grubu: Yüksek Mühendis Nurettin Erguvanlý Yüksek Mühendis Özcan Türer Yüksek Mimar Kemal Alagöz Motor Þanzýman Grubu.

anahatlarýný belirledi. kardan istavrozlarý. Nihayet 1961 Ekim ortalarýnda Devrim otomobil prototiplerinden 94 . d) Dört silindirli motorun gövde ve baþlýðý. e) Süspansiyon grubu. kollarý Eskiþehir Demiryol Fabrikas’ýnda yapýlmýþ ve son montajý ise Ankara Demiryol Fabrikasý'nda tamamlanmýþtýr. karoseri. orta boy tipinde (1000 -1100 kg. direksiyon vitesli bir aile otomobili imal edilmiþtir. fakat gönül rahatlýðý ile çalýþmasýný saðlamýþtýr. el iþçiliðimizle üretilmiþ ve sonuçta dört silindirli. Yönetim Kurulunun lideri olarak bu listede adý geçen mühendis ve personelin olaðanüstü bir tempo ile. b) Motor dört zamanlý ve dört silindir olarak 0-60 beygir gücünde olacak. Sivas Demiryol Fabrikasý’nda dökülüp Ankara Demiryol Fabrika'sýnda iþlendikten sonra. böylece "f" de belirtilen parçalar haricinde tüm parçalar. f) Elektrik donanýmý diferansiyel diþlileri. Prototip otomobilin. Üç adet prototip imal edildi. ön takýmlar için "Mc Pherson sistemini" ve bu sistem benimsenerek Eskiþehir'de imâl edilmiþtir. motor kaputu ve benzeri saçlarý. motor yataklarý ile cam ve lastik aksam dýþýnda tüm parçalar yerli imal edilmiþtir. STYLING Grubu (Oto tipi Geliþtirme). sonra bu modelden alýnan kalýplarla yapýlmýþ beton bloklara çekilmek ve çekiçle düzeltmek sureti ile tek tek imâl edilmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Satýnalma ve Maliyet Hesaplama: Yüksek Mühendis Yavuz Yücel Yüksek Mühendis Emin Bozoðlu. otonun boyutlarý.) binek otomobil. c) Karoser için hazýrlanan (1/10) ölçekli maketlerden seçilen (1/1) ölçekli alçý modeli. þanzýman motor ve diðer gruplarýn nasýl toparlanýp imal edileceði üzerinde çalýþmýþtýr ve otonun anahatlarý aþaðýdaki gibi belirlenmiþtir: a) Dört ile beþ kiþilik.

Tren sabaha karþý Ankara'ya vasýl olmuþ ve Devrim otomobilleri. Yola çýkýldý. 29 Ekim sabahý motosikletli. Acilen getirilen benzin arabaya konuldu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ilki hazýr duruma gelebildi. 95 . 20. benzin bitti. Ankara Demiryol Fabrikasýna indirilmiþtir (mânevra imkaný saðlamak için birkaç litre benzin konulmuþtur). Cemal Paþa'nýn "Ne oluyor?" sorusuna direksiyondaki Yüksek Mühendis Rýfat Serdaroðlu "Paþam.prototipin son kat boyasý ancak 28 Ekim akþam yapýlýp Ankara'ya sevk edilmek üzere yüklendiði trende boyasýnýn pasta ve cilasý yapýlmýþ ve bu nedenle benzin deposu boþaltýlmýþtýr. Ertesi gün bütün gazeteler sözbirliði etmiþçesine "100 metre gidip bozulan" baþlýðý attýklarý gözlendi. fakat 100 metre sonra motor durdu. Bir yandan ilk prototipin tecrübesi sürdürülürken bir yandan da 2. " cevabýný verdi. 2. oldukça kalabalýk bir trafik ekibinden oluþan eskort eþliðinde Devrim otomobilleri yola çýktý. Büyük bir hoþgörü ile buna uyan Cemal Paþa Anýtkabir'e bu otomobille gitti ve inerken ünlü "Batý kafasýyla otomobili yaptýnýz ama doðu kafasýyla ikmali unuttunuz" sözlerini söyledi. Ancak 2 noÝu Devrim otomobili ayný gün Hipodromda geçit törenine katýlýyor ve basýnýmýz ne bunu ne de Cemal Paþa'nýn Anýtkabire 1 nolu oto ile gittiðini yazýyordu. Eskortu oluþturanlar benzin ikmali konusunda bilgi sahibi olmadýklarý için benzin istasyonuna uðramadan yola devam ettiler. arabaya konulacaðý sýrada Cemal Paþa Meclis’in önüne gelmiþ ve Anýtkabir'e gitmek üzere 2 numaralý Devrim otomobiline binmiþtir. Paþa’dan özür dileyerek 1 numaralý Devrim otomobiline geçmesi rica edildi. Yüzyýlýn ekonomik ve toplumsal hayatýna yön veren en önemli etkenlerden biri olan otomobil sanayi yolunu açan bu giriþimi için Cemal Paþa'yý her zaman rahmet ve þükranla anýyoruz. Asýl benzin ikmali müteakip sabah Sýhhiye'de yapýlarak Meclis’e gidilecekti. ancak Meclis önüne gelindiðinde durum fark edildi.

96 . Devrim otomobili imalatý. vagon ve makina üreten dev bir devlet þirketine (Tülomsaþ) dönüþtüðünü görüyoruz. Tülomsaþ adýný alan bu þirketin hangarlarýnýn birinde.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Eskiþehir Demiryol Fabrikalarý ve Devrim Otomobilleri Müzesi Eskiþehir Demiryol tesislerinin hem yurtiçi hem yurtdýþý pazarlara. tamamen orada çalýþan insanlarýn özverisi ile 2 nolu Devrim otomobili korumaya alýnmýþ ve bilahare Tülomsaþ Genel Müdürü Dilaver Zeki Daloðlu'nun emirleri ile tesisin bahçesinde bir "mini müze" yapýlmýþ ve Devrim otomobili bu müzede yýpratýcý iklim þartlarýndan etkilenmeyeceði camekanlý bir bölüme konulmuþtur. Saygý ve selamlar. müspet bilimlere önem verilerek kýsa zamanda sonuç alýnabileceðinin göstergesi olarak hep çok önemli olacaktýr.

Ankara programýný bilseler ve 'Nasýl olsa yalnýzca gösterilecek' diyerek henüz denenmemiþ 'siyah' Devrimi Ankara'ya götürmeselerdi. Dönemin Ulaþtýrma Bakaný Orhan Mersinli’ye görücüye çýktýðýnda emme manifoldu kapakçýðýnýn kapatýlmasý unutulmamýþ olsaydý. Bütün bunlar olsaydý belki de bugünlerde ülkemizin yollarý Devrim'lerle dolup taþacaktý. Ne bir telefon numarasý ne bir adres. Olcay Akdeniz arkadaþýmýz. ama ulaþmak mümkün olmadý. Bu yüzden Ankara büromuzdan genç arkadaþýmýz Bülent Sarýoðlu ve Milas muhabirimiz Olcay Akdeniz bize omuz verdiler. Ankara'da Cemal (Gürsel) Paþa 'ya sunulmaya götürülürken deposuna benzin doldurulsaydý. tümüyle yerli malý otomobilin öyküsünü anlatacaðýz. TBMM önüne giderken 'Yolda Shell'e uðrar benzin alýrýz' denip benzin istasyonuna giriþ. Devrim otomobillerinin yapýmýna katkýda bulunmuþ 23 kiþilik mühendisler ekibinin. Belki þu günlerde Devrimler de önce iþçi çýkaracak. Kimilerinin izini bulduk. Devrimi yapan mühendisler.. Dört buçuk ay bile sürmeyen kýsa bir gebelik döneminin ardýndan 29 Ekim 1961 günü doðan ve ayný gün ölen Devrim otomobilinin öyküsünü. sonra KDV'si düþürülünce yok sata97 . ilk Türk otomobilinin. Bulabildiklerimizin bir bölümü yaz tatili için Ýstanbul ve Ankara dýþýndaydýlar. çok kalabalýk araç konvoyu ve aceleci polis eskortlarý tarafýndan engellenmeseydi. yaþayan tüm üyelerine ulaþmaya çabaladýk. Bu dizi için. Kimilerinin izini bile bulamadýk. Didim'de tatil yapan emekli bir mühendisle konuþtuktan sonra yazýsýna þöyle girdi: "Devrim'in þansý yoktu.. Cemal Paþa'nýn caný o anda 'sarý' Devrim yerine 'siyah' Devrim'e binmek istemeseydi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 23 inançlý insanýn. 129 günlük serüveni sonucu 1961'de doðan ve hala direnen bir otomobil: Adý Devrim Aydýn Engin Bu yazý dizisinde.

Devrim otomobili küçük bir ütopyaydý. "Bir yerli otomobil yapýnýz "emrini. köþeyi kolayca dönebilecekken. Ýnsanlarýn "repo" kuyruklarýnda bekleþtiði. 1 milyon 650 bin lira bütçe ile DDY atölyelerinde üretilen üç prototip otomobil (Devrim1. ülkenin en önemli istihdam alanlarýndan birini oluþturuyor." Olcay Akdeniz'in iþlek Türkçesi. ama her geçen yýl üretimde yerli parça payýný arttýrarak bugün yüzde 80'lere ulaþan Türk otomotiv sanayii. Biz. Ama Devrim'in þansý yoktu!. devrim inançlý adamlarýn iþi. Bu dizide bunlarý tartýþacak deðiliz. "çok iyi "yetiþmiþ. minibüs.. Kuruluþ yýllarýnda "montaj sanayii"nden öteye gidemeyen. daha yaþanasý. Aðýr sanayiye sahip olmanýn temel göstergesi olan "yerli motor üretimi" cesur. inancýný yitirenlerin deðil. dünyayý deðiþtirmek. ülkenin bir güç gösterisi olarak kavrayan 23 yüksek mühendisin. onu daha haklý. ama çocuksu bir giriþim olarak deðerlendirilebilir. su kadar gereksinim olduðu kanýsýndayýz. kamyon. banka faizlerinden söz edip döviz kurlarý üstüne sohbet ettiði bugünün Türkiyesi'nde böylesi öykülere ekmek kadar. sevimli alaycýlýðý bir yana. Akarbantlarýndan her gün yüzlerce otomobil. Ýsviçre'de. Almanya'da. ütopyalarýný yitirenler Devrim yapamazlar. kamyonet. 23 "Demiryolcu" nun öyküsünü. Amerika 'da eðitim görmüþ ve "iyi" deðil.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I caktý. Devrim-2. 1961 Türkiyesi'nde 23 inançlý adamýn öyküsünü anlatmak istiyoruz. Devrim'in 1961 Türkiyesi'nde bir þansý olabilir miydi? Galiba hayýr! Bugün Türkiye'de epey büyük bir otomotiv sanayii var. seri üretimin sorunlarý üstüne haklý teknik ve ekonomik açýklamalar sýralanabilir. kollanmak isteyen Türkiye'nin sanayileþme savaþýmýna omuz vermeyi yeðlemiþ 23 mühendisin 129 gününü anlatmak istiyoruz... Devrim. Ütopyasý olmayanlar. Devrim otomobilini 23 inançlý adam yaptý. daha özgür kýlmaksa eðer. Bugünün gözlükleri ile bakýldýðýnda 1961 yýlýnda. otobüs ve traktör "akan " bir otomotiv sanayii. Prototip yapýmýnýn kolaylýðýna karþýlýk. 98 . Küçük atölyelerden kocaman fabrikalara kadar uzanan "yan sanayii" ile birlikte Türkiye ekonomisinde artýk "vazgeçilmez "bir yeri var. emrin ötesinde bir meydan okuma. Devrim-3) önemsenmeyebilir.

bir motosikletli polis memuru tarafýndan Bakanlýða ulaþtýrýlmýþtý. Adý. daha genç kuþaklara ise kýsa bir okuma parçasý. hatta bozuk Türkçesini bir yana býrakýrsak bu bir emirdi. Yazýda þöyle deniyordu: "Memleketimize has bir binek otomobil motoru imali ve örnek olarak da bir yerli otomobil numunesinin vücut bulmasýný müteakip. Devrim Yaþý bizcileyin olanlara bir anýmsatma. Bayram tatili baþlamak üzereydi. 27 Mayýs 1960'ta iktidara el koyan askeri yönetim 22 Nisan 1961 günü 18-1959 sayýlý ve nedense çift aylý. Askeri yönetim dönemlerinde ise "Emir demiri keser". diðer memleketlerin en iyi evsaftaki otomobilleriyle mukayesesinin yapýlarak hatalarýnýn da tespiti suretiyle bu otomobilin zamanla tekamül ettirilmesi mevzuunun ivedilikle tetkiki…. "çok gizli'" damgasýný taþýyan bir Baþbakanlýk yazýsýný Ulaþtýrma Bakanlýðý’na iletti." Çetrefil. "çok gizli" damgalý yazý. O yüzden her 99 . O yüzden çift aylý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Toplu iðne bile yapýlamayan bir dönemde bir ülkede motoru dahil her þeyi yerli bir otomobil yapmak için gerekli özgüven ve inanç ile dünyayý deðiþtirmek onu daha yaþanasý daha özgür kýlmak sömürüsüz bir Dünyaya ulaþmak için gerekli özgüven ve inanç arasýnda daðlar yok. Bir otomobil.

kendilerini Eskiþehir'den Ankara'ya taþýyan özel tren katarýndan indirildiler. Orada Cumhurbaþkaný Cemal Gürsel siyah Devrim-1 otomobiline bindi. Gürsel tarihsel(!) sözünü söyledi: "Batý kafasý ile otomobil yaptýk. Ertesi günkü gazeteler "Devrim yolda kaldý". Devrim. ol bir lord". Unutuldular da… *** Gazeteci. DDY'nin Eskiþehir Cer Atölyesi merkez seçildi. Devrimin defteri dürülmüþtü.5 ay süren bu endüstri macerasý bitti. Cumhuriyet Bayramý töreninin düzenlendiði Hipodrom'a Gürsel. Gürsel siyah Devrim'den bej Devrim'e geçti ve yola çýktý. nikah dairesi para ister" gibisinden çocukça tekerlemeler dinledi. Doðu kafasý ile benzin koymayý unuttuk!" Az ötede bekleyen ikinci Devrim otomobili çaðrýldý. O dönemde böylesi bir projeyi gerçekleþtirebilme olanaðý yalnýzca Devlet Demiryollarýnda vardý. Ambalaj sanayii bu" diye 100 . kalmasýn borç. Her iki araba da Eskiþehir'e döndüler. Devrim arabasýyla girdi. O benzin ikmalini yapmýþtý. "Al bir Chrysler. Gencecik bir üniversite öðrencisi iken uluslararasý petrol tekellerinin ülkeyi nasýl yaðmaladýðýna iliþkin yayýnlarý heyecanla okudu. Batý kafasý ve Doðu kafasý 29 Ekim 1961 sabahý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I þeyiyle yerli bir otomobil üretmek gibi bir düþ. "Devrim ancak 200 metre yürüdü" baþlýklarýyla çýktýlar. Devrim daha sonra geçit törenine de katýldý ve 4."Al bir Doç (Dodge). Orada unutulmaya ve çürümeye terk edildiler. motorlarý dahil tümüyle yerli iki otomobil (Devrim-1 ve Devrim-2). "Devrim yürümedi". O günlerde yeni yeni kurulan otomotiv sanayiine. "Devrim'in benzini bitti". bir "endüstriyel macera" tartýþýlmaksýzýn uygulamaya kondu. 200 metre kadar gitti ve durdu. çocukluðunda "Al bir Ford. Sivas ve Adapazarý DDY fabrikalarý da ayný proje kapsamýnda görevlendirildi. Kalabalýk bir polis eskortuyla TBMM'ye gittiler. "Bu gerçek aðýr sanayi deðil. Ankara. Benzin bitmiþti.

ikinci. üçüncü. Ustalar omuz silkti: -Devriiiiim!. Hangarýn kapýlarýný açtýlar. sonra geri.. Baþladý tur atmaya.. gazeteci sürücü ile birlikte Eskiþehir Cer Atölyesi'nin uçsuz bucaksýza benzeyen bahçesine çýktý.. hazýrlamakta olduðu bir baþka yazý dizisi için Eskiþehir'e. ikinci. yeni adýyla Türk Lokomotif ve Motor Sanayii. Demediler. deve. Ve gazetelerde "Devrim yürümedi. Nedir bu? diye sordu.Bu. ama mahzun bir bej otomobil gördü. Plakasýnda "Devrim" yazýyordu. Daha ilk çeviriþte motor aldý. bu. Tiyatro oyunlarý yazdý.. Devrim yolda kaldý" manþetlerini okuduðu 30 Ekim 1961 sabahý kederlendi. Arada bir. ambalaj Süleymaniye' diye dalgasýný geçti. -Ne yapýyor bu burada? -Hiiiç. birþey lazým olunca biniyoruz. bakýmlý. Yürüyüþlere katýldý.. 101 . 33 yýl geçmiþ aradan" demeleri gerekiyordu. Birinci vites bulundu. dediler.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I karþý çýktý. mitinglerde baðýrdý. "Motor Fiat. bir daha birinci.. Türkiye'nin belki de en büyük aðýr sanayi kuruluþu Eskiþehir Cer Atölyesi'nin hangarlarýnda dolaþýrken. (TÜLOMSAÞ)'a yolu düþtü. -Anahtarý nerde bunun? Gene omuz silktiler: -Üstündeee!. piston Ford. eski adýyla Cer Atölyesi. dediler. Takýldý ve Devrim yürüdü. Bir kaç hafta önce. Birinci vites. bu. Niye yürümesin? Aslýnda "Yok caným. -Yani yürüyor mu bu hala? -Elbette. Vitesleri bulamamak arabanýn deðil. akü EAS. sürücünün kusuruydu. Devrim. Direksiyondan vitesli araba görmeyeli kim bilir kaç yýl olmuþtu. . bir köþede. Aradan 33 uzun yýl geçti. Yenilginin acýsýný bölüþtü.

. Gazeteci (Haydi itiraf etsin) Devrim'i þöyle bir okþadý. Devrimle buruk vedalaþma Turlar bitti.. evet. Toplantýya katýlan 23 teknik adamýn yüzünde bir. Biraz (33 yýl kadar biraz) yaþlanmýþ. koþuyor Devrim. mutluluktan. Bir binek otomobili. ama giriþecekleri zorlu kavganýn sonuçlarýndan ne de olsa ürkenlerin yüzüne konuveren o belli belirsiz. Meydan okuyan. bir. Gazeteye döndü ve daktilosunun baþýna oturdu. fotoðraflar çekildi. TCDD Genel Müdür Yardýmcýsý Yüksek Mühendis Emin Bozoðlu toplantýyý açtý. Gazetecinin de keyiften. Ulaþtýrma Bakanlýðý'ndan gelen çift aylý.. 33 yýl öncesinden kalma çekiç izleri taþýyan kaportaya dostça bir þaplak attý. "çok gizli" damgalý yazýyý okudu. Çalýþýrken titriyor. 33 yýldýr unutulduðu hangarýndan çýkmýþ. coþkudan elleri titriyor. evet yürüyor.. 102 . keyifli bir motor gürültüsüyle koþuyor. o gergin gülücüklerden biri. motoru dahil tümüyle yerli bir binek otomobili üretmekle görevlendirilmiþlerdi. bir "gülücük" uçuþtu..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Yürüyor.. vedalaþtý. *** 16 Haziran 1961 günü Devlet Demiryollarý'nýn 23 mühendisi Ankara'da bir araya geldiler.

Hisse senetlerinin ne iþe yaradýðýný duymamýþtýr bile. bir kahramandýr. Evet. Trenle geldiler.. ABD'de renkli televizyon. Çoðunun yoktu. dünyayý kötülüklerden arýndýrmaya ant içmiþtir. Almanya'da Volkswagen fabrikalarýnýn akarbandýnda bugünün bilgisayarlarýnýn babasý delikli kart tekniði deneniyor. Olsun insan yanýlýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Sonra tartýþma baþladý. Repo kuyruklarýnda sarsak bir budala gibidir. siyah beyaz cihazlarý piyasadan kovup atýyor ve Türkiye'de yerlisi kaliteli olmadýðý için toplu iðne ithal ediliyordu. gelirken arabalarýný da yanlarýnda getirmeleri istenmiþti. Üretim için Eskiþehir Cer atölyesinde bir hangar hazýrlandý. jet uçaklarý sivil havacýlýða adým atýyor. borsada oynamayý beceremez. bir arabanýn direksiyonuna oturmamýþ mühendisler vardý. 103 . Yel deðirmenidir onlar. Teknik adamlarýn duygularý.. hatta çoðunluktaydý. Otomobil yapmaya gelen ekipte. Daha iyi. örneðin köþeyi dönemez. 23 Donkiþot Ýþbaþýnda Donkiþot. Karar: "Biz bunu yaparýz arkadaþ!" Yýl 1961'di. Mark alýp dolar satmayý. Çürüyen.. Otomobili olanlardan. ne ayak sürür. ne geri kalýr. Parasýnýn hesabýný bilmez. ülkülerini yitirmiþ. O tutkuludur. Yanýlmýþtýr. meslekten olmayana hiç bir þey anlatmayacak terimlerin çarpýþtýðý bir tartýþma. Donkiþot dürüsttür ve tutkuludur. coþkularý bir yana ittikleri. Motoru dahil tümüyle yerli bir otomobil yapacaklardý. Kahramanlar insandýr. 129 gün kaldý Ýlk toplantýdan üç gün sonra. deðerleri aþýnmýþ bir Ýspanya'da cýlýz atýnýn üstünde dimdik duran bu cýlýz adam. Dünyayý kötülüklerden arýtma ülküsüne tutkuyla baðlanmýþtýr.. daha yaþanýlasý bir dünya için canavarlara saldýrmaktan ne korkar. 19 Haziran 1961 günü TCDD'nin Eskiþehir Cer Atölyesi'nde. toplu iðne ithal eden Türkiye'nin 23 mühendisi bir araya geldi. epey beceriksizdir. Canavarlara saldýrýr.

Bir gezer vinç. Hamdi Tahýllýoðlu ve Salih Kaya Saðýn'dan oluþtu. Eskiþehir Cer Atölyesinin yoksul hangarýnda uzun masanýn çevresinde toplanmýþ tek lükslerinin. Þecaattin Sevgen. Zürich. Ýsmet Özkan. Samim Özgür. Salih Kaya Saðýn. TCDD Fabrikalar Dairesi Baþkaný Orhan Alp. Adapazarý DDY Fabrikasý Müdürü Celal Taner. Sonra zemini kullanýlmayan lokomotiv saclarýyla kaplandý. her biri Berlin. Eskiþehir DDY Fabrikasý Müdürü Mustafa Ersoy. Ateþli tartýþmalar oldu. Ön takýmlarýn süspansiyonlarýnda "Mc 104 . Motor. Detroit üniversitelerinde parlak derecelerle eðitimlerini tamamlayýp devlet memuru maaþýna talim etmeyi yeðlemiþ Donkiþotlar kýlý kýrk yardýlar. tavþan kaný çayýn tadýný çýkaran mühendisler ilkin iþ bölümü yaptýlar. Hangarýn dýþ duvarýna. dört silindirli ve 50-60 beygir gücünde olacaktý. Bilgilerini daha yaratýcý bir alanda kullanmanýn tadýný yaþadýlar. Ankara DDY Fabrikasý müdürü Mehmet Nöker oluþturdular. Cer Dairesi Baþkan Yardýmcýsý Nurettin Erguvanlý. Devrim otomobili 29 Ekim Cumhuriyet Bayramý’na yetiþtirilecekti. Kemal Vardar yer aldýlar. biçimlendirme) grubunda Nurettin Erguvanlý. Toplantý masasýnýn bitiþiðine de bir çay ocaðý konuldu. Bu grup Celal Taner. Cer Dairesi Baþkaný Hakký Tomsu. tezgah niyetine birkaç uzun masa. Süspansiyon ve fren grubunda Hamit Ýþeri. Her biri kendi dalýnda uzman. Dresden. Mustafa Seyrek görev aldýlar. Karoseri grubu kalabalýktý. Gültekin Sabuncuoðlu. Rifat Serdaroðlu. Faruk Akyol. bir de toplantý masasý yerleþtirildi. Styling (stil verme. satýn alma ve maliyet iþlerini de Yavuz Yücel yüklendiler. Amerika'yý yeniden keþfetmenin 'tuhaf' coþkusunu duydular. Sonra alt gruplar belirlendi. Özcan Türer ve yüksek mimar Kemal Elagöz vardý. Elektrik donanýmýnýn sorumluluðunu Hasan Dinçer üstlendi. Döküm iþlerini metalurjist Ýsmail Sýdal. Bir otomobil doðuyor Ýlkin otomobilin temel özellikleri saptandý.þanzýman grubunda Mehmet Nöker. Motoru dahil her þeyiyle yerli ilk otomobil Devrim’in temel nitelikleri belli olmaya baþladý: Motor dört zamanlý. Yönetici grubu TCDD Genel Müdür Yardýmcýsý Emin Bozoðlu baþkanlýðýnda. New York. kapýnýn hemen üstüne kocaman bir tabela çakýlmýþtý: 129 gün kaldý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kullaným dýþý kalmýþ dökümhane hangarý önce badana edildi.

Bir tane daha üretiyoruz. Bozoðlu. yere hidrolik krikolar yerleþtirdik. Otomobilin tavaný. þaþýlasý örgütleme yetisiyle ekibi ateþliyordu. Ýlk gün böyle geçti. Haydi o da çöpe. Cer Atölyesi misafirhanesindeki yataklarýna çekilmeden önce hangarýn kapýsýnýn üstündeki tabelayý deðiþtirdiler: 128 gün kaldý. saðlýk 105 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Phearson" sistemi kullanýlacak. Sonra da krikolarla yukarý doðru iterek. 50 beygir gücündeki motorun dakikada 3600 devir yapmasý öngörülmüþ. 3 ileri 1 geri olmak üzere direksiyondan komuta edilen bir vites düzeni tercih edilmiþti. Atýyoruz çizimi bir yana. bu Ford'un bilmem ne modeline benzemiþ. Oraya.Çok yakýn akrabasý. bu da Opel'i andýrdý. bombeli tavaný elde ettik. Çiziyoruz. çamurluklar. Bir örnek yeterli. Olmadý. Eskiþehir Fabrikasý’nýn bahçesine. Önce otomobilin bire on ölçeðinde bir maketi yapýldý.' Bu ilkel koþullar ve olanaksýzlarda bir yerli otomobil üretmeye çabalayan Donkiþotlar’ýn baþý. bagaj kapaðý… bütün bu bölümler sacdan üretiliyor. Bir bakýyoruz. Bunun içinse özel kalýplar ve uygun presler gerek. Bu kez de bire bir alçý kalýbý yapýldý. bir biçim veriyoruz. motor kapaðý (kaput). frenler hidrolik yapýlacaktý.' Böylece arabanýn biçiminde (design) mutabik kalýndý. Otomobilin taban sacýný beton kalýbýn üstüne koyup uçlarýndan yere baðladýk. Yüksek Makina Mühendisi Nurettin Erguvan anlatýyor: 'Daha çizimler sýrasýnda sorun çýkýyordu. Bozoðlu artýk yaþamýyor. Bunun ayrýntýlarý üstünde çalýþýldý. Sonunda tümüyle bizim olan bir biçim üretmeyi baþardýk. kapýlar. Karoseri ekibi zaten "Sorun çýksa da çözsek" dercesine hýrslý. Kalýplarý betondan döktük.Kalýplarýn altýna. aaaa. debriyaj diskli. Ama dümdüz deðil. Ayrýntýlara dalsak bu yazý bitmez. olaðanüstü enerjisi. Yüksek Makina Mühendisi Emin Bozoðlu'ydu. her biri dýþbükey otomotivcilerin deyiþiyle "bombeli". Bundan sonrasýný Yüksek Makina Mühendisi Rýfat Serdaroðlu anlatýyor: 'O zamanlar ne o kapasitede büyük preslerimiz vardý ne de pres kalýplarý üretecek zaman.

Rüyamýzda da ya çalýþan bir motor ya yürüyen bir otomobil görürdük. amcasý da Emin Bozoðlu'dur. Geceleri yatak yüzü görmedik. galiba onun en son akla gelen mesleðiydi. Genelkurmay Genel Sekreterliði'ne kadar yükselmiþ bir subaydý. bir güzel. Ekim ayý gelmiþ çatmýþ. gönül rahatlýðý ile çalýþmalarýný saðlayarak Devrim projesinin baþarýlmasýnda da birinci derecede rol oynadý. Makina yüksek mühendisiydi. teknolojiye vurgundu. Bir daha o kadar deliksiz uyuduðumu hatýrlamýyorum. Diferansiyeli baðlayacaðýz. Kimyagerdi. Onun inancý olmasaydý Devrim otomobilinin ne motoru çalýþýrdý ne tekeri dönerdi. O bitirince ben de aksý takacaðým.görevin çok yanlýlýðý ve ivediliði nedeniyle büyük gerilim altýnda çalýþan yirmiyi aþkýn mühendisin kiþisel sorunlarýný bile çözüp. Ötesini kendi anlatýyor: 'O gün de vakit gece yarýsýný hayli geçmiþti. Tekerleðin yanýna uzanmýþým. Sevgen. Bizi þevkle çalýþtýrmasýný bilen bir yöneticiydi. Bilime tutkun. yönetim grubunun baþý olarak bütün bürokratik engelleri cesaretle aþarak. O kadar ki onun saçtýðý coþku ile otomobili Cumhuriyet Bayramý'na yetiþtirebilmek için son haftalarda günde 3-4 saat uyku ile yetinir olduk. Tarihçiydi. motor þanzýman grubundan bir baþka Donkiþot. Gün aðarmýþtý. bir deli adamdý. birkaç saat uyurduk. Ama askerlik. Gülüþmelerle uyandým. gün deðil saat sayýlýr hale gelinmiþtir. Kanaldaki arkadaþýmýn iþini bitirmesini bekliyordum. Ne iþçiler ne ustalar ne biz mühendisler… Hangardaki uzun masalarýn üstüne kývrýlýr.' 106 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I eski bakanlarýndan Mete Tan anlatýyor: 'Bozoðlu bir tuhaf.' Arkadaþlarý arasýnda adý neredeyse efsaneleþmiþ Emin Bozoðlu'nu bu kez de Rýfat Serdaroðlu'ndan dinliyoruz: 'Bence bugün Türkiye'de otomotiv sektörünün babasý Cemal (Gürsel) Paþa ise. uykusuzluktan kýzarmýþ gözleriyle "zaman"la savaþmaktadýr. ona yönelen saldýrýlarýn göðüslenmesinde de bunca yýl býkmadan savaþan Yüksek Mühendis Salih Kaya Saðýn anlatýyor: 'Emin Bozoðlu.' Devrim otomobilinin salt üretiminde deðil.' Yüksek Makina Mühendisi Þecaattin Sevgen. Sosyologdu.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Salt Mühendisler deðil.' Bir Motor Üretmenin Coþkusu Motor. Bizim projede görevli bir iþçi arkadaþa parçayý verdik. Devrim otomobilleri için. Bunlar. Bu yazý için ulaþabildiðimiz tüm mühendislere sorduk. üç ayrý tipte motor yapýldý. bir motor ve otomobil üretmek düþü Eskiþehir Cer Atölyesi’nin "Demiryolcularýný" tutkuyla sarmýþtýr. Sonra içlerinden birinde karar kýlýndý. Otomotiv sanayiinin de kilidi. Elimizle demir kalýptan dökülmüþ bir filtre vardý.ama ya Þecaattin Sevgen ya da Rifat Serdaroðlu marþa bastý. Nissan. Skoda büyük otomobil kuruluþlarýdýr. Ýþçi arkadaþ. Kusursuz bir parçaydý. Çelik kafes yerleþtirildi. "Ýlk Türk motoru" diyorlar. otomobilin kalbidir. meslekten olmayan bizcileyin kiþilerin bile bildiði gerçekler. Seat. Marþa basmadan önce motorun çevresine çelik birtür kafes geçirdi."ilk Türk motoru saat gibi çalýþmaya baþladýðý zaman…" Ýlk motor bitmiþti. Orada tezgahýn üstünde duruyordu ve marþa basýlma aný gelmiþti. Rýfat Serdaroðlu sakinliði ve çelebiliði ile ünlü. Motor ekibinden. Bir demir parçasýný kendi elleriyle sabaha kadar iþleyip filtre üretmiþti. Ýlk kez üretilen. ama motoru mutlaka DaimlerBenz imparatorluðunda üretilir. tekleyen ABD otomotiv sanayiine motoruyla sýzdý. Ama motorun bir teknik adam. Salih Kaya Saðýn bitmez tükenmeze benzeyen 129 günlük aný hazinesinden bir tane daha çekip çýkarýyor: 'Devrim için yað filtresine ihtiyacýmýz vardý. Mantýksal sonuç: Eskiþehir atölyesinde ilk Türk motorunun marþýna basýldýðýnda tüm ekip sevinçten aðlamýþtý. Hepsi "Arkadaþlar aðladý"dediler. Ýlk Türk motoru saat gibi çalýþmaya baþladý. Ýyi anýmsamýyorlar. baþka bir örneði olmayan ve ilk sýnavýný verecek olan motor patlayabilirdi ve bu binlerce çelik parçasý fýrlatan bir þarapnelden daha tehlikeliydi. Sabahleyin filtreyi getirdi. Ama ürettikleri arabada koþan Volkswagen motorodur. Bu gün de o günleri anarken. 107 . Hiç biri kendisinin aðladýðýný söylemedi. Mercedes'in bir sürü parçasý yan sanayiye yaptýrýlýr. bütün gece uyumamýþ. bir makina mühendisi için anlamý çok farklý.Bir de tedbirliliði ile.

Cumhurbaþkaný Gürsel'in siyah arabaya yaklaþmasý. Pasta ve cilasý ise Ankara'ya sevk edilmek üzere yüklendiði trende gece yol alýrken yapýldý. Yað borusunda sýzýntý. “kraldan fazla kralcý” yüksek bürokratlarýn aceleciliði. Kemalettin Vardar'ýn avuçlarýný huni gibi depo kapaðýna tutup. Onu siyaha boyadýk.Önemli deðil. Sonra ikinci araba da tamamlandý. Üstesinden geliriz. Boþalttýk. "Dök þunu Rifat Geliyor adam. Þecaattin Sevgen anlatýyor: 'Bej arabayý. Biz de günlerden beri ilk kez sabaha kadar uyumak üzere trene bindik. Ankara'ya gidiyoruz. Buharlý lokomotiflerle çekilen trende bacadan sýçramasý olasý kývýlcýmlardan ötürü benzin depolarýnýn boþaltýlmasý istendi. alelacele bulunan bir bidon benzini depoya boþaltacak huninin unutulmasý. Ankara'ya gidiyoruz…' Salih Kaya Saðýn ayný günleri. Kýsa bir parkurda gidip döndük.' Biten benzin mi. Geç vakit arabalar vagonlara yüklendi. Tren katarýndan indirilen. depolarý güvenlik nedeniyle boþaltýlmýþ arabalara. Zaman dolmuþtu 28 Ekim gün batýmýnda çaresiz. Daha resmi görünsün diye. Kemalettin Vardar ile Rifat Serdaroðlu'nun bir gazeteyi huni yapmaya çabalamasý. umut mu? Öykünün sonunu ilk baþta anlattýk. saate karþý yarýþýlan o amansýz günleri anlatýyor: 'Siyah renkteki 2 Numaralý Devrim otomobilinin son kat boyasý ancak 28 Ekim akþamý vurulabildi. iþi býraktýk. Ayrýntýlar çok da önem taþýmýyor. Biz de trene bindik. konvoya eþlik eden motosikletli polislerin zamanýnda uyarýlmamasýyla benzin ikmali yapýlamadan TBMM'nin yolunun tutulmasý. yað pompasýnýn geri dönüþ valf ayarýnda aksama var. bayrama bir hafta kala güç bela yol tecrübesine hazýrlayabilmiþtik. Ama 28 Ekim akþamýný hepsi iyi anýmsýyor. iki gencecik mühendisin. bir kilometre ötedeki Shell istasyonuna gitmeye yetecek kadar bir iki litre benzin konduðu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Arabalar vagonlara yükleniyor Konuþtuðumuz mühendisler hangarýn duvarýna asýlý tabelaya "1 gün kaldý" yazýlýp yazýlmadýðýndan pek söz etmediler. dök 108 . Ama onu yol tecrübesine almamýza olanak kalmadý. gazete kaðýdýndan huninin ýslanýp hamurlaþývermesi.

önce bir öksürmesi... 'Devrim yürümedi'. Gürsel'in aktarma yapmasý. buraya? Tabii uydu. yani Limuzin kalitesinde bir araba da yolda kalabilirdi.Rifat Serdaroðlu anlatýyor: 'Basýn olayý bu kadar olumsuz iþlemeseydi çok daha farklý sonuçlar alýnabilirdi. direksiyonunda yüksek mühendis Þecaattin Sevgen'in oturduðu bej renkli Devrim1'in Ankara caddelerini. Evet. Günün tüm gazeteleri aðýz birliði etmiþçesine ve galiba Devrim sözcüðüyle bilinçaltý bir hesaplaþmanýn hýnç ve þehvetiyle (Hýnç ve þehvet? Uydu mu bu söz. Nurettin Erguvanlý. Ortalýk da birbirine girmiyor. Cemal Gürsel'in "Ne oldu?" sorusunu. O günlerde gazetelerde bir de fotoðraf yayýnlanmýþtý. "Devrim yolda kaldý". 29 Ekim 1961 günü doðdu ve o gün öldü. bir baþka arýzadan yolda kalabilirdi. Çelebi Serdaroðlu'nun.' Þecaattin Sevgen farklý bir karamsarlýðý dile getiriyor: O günlerde ‘basýnýn ne denli büyük bir güç olduðunu kavramýþtým ve aralarýnda gerçekleri sabýrla araþtýran ve uzun vadeli çýkarlarý 109 . Ýngiltere Kraliçesi'nin limuzini yolda kalmýþ. Hayýr. hýnç ve þehvetiyle) hemen hemen ayný baþlýklarý attýlar. benzinin depo yerine yere boþalmasý.siyah Devrim otomobilinin 200 metre gidip. geçit törenine katýlmasý…Hayýr. sanki kendisine saat sorulmuþ gibi. bej Devrim'i çabucak siyah Devrim'in yanýna çekmeleri. her zaman sakin. 129 gün önce tohumu çatlayan Devrim. "Devrim200 metre gidebildi". "Benzin bitti paþam" diye yanýtlayýþý. Lordlar arkadan itiyorlar. Þecaatin Sevgen ve Mehmet Nöker'in o arada benzin ikmali yapmayý becerdikleri. bu ayrýntýlar da hiç önemli deðil. Serdoðlu'nun çaresizlik içinde benzinden sýrýlsýklam ellerini pantolonuna silip direksiyona oturmasý. önce Anýtkabir'e oradan da geçit töreninin yapýlacaðý Hipodrom'a gidiþi. sonra da durmasý. Devrim'e ölüm fermaný Ama 30 Ekim sabahý yayýnlanan gazetelerdeki idam fetvalarý önemli.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I þunu" deyiþi. bu ayrýntýlar hiç önemli deðil. Bu olay normal bir þeydir. Sorun bu deðil ki. Üstelik benzin bittiði için deðil.. alkýþ ve gözyaþlarý arasýnda aþýp. denenmemiþ bir Devrim de.

uzun yýllar öncesinde kalmýþ o günleri anlatýrken. Bürokrasi çarkýný iyi tanýyan bir teknokratýn zengin deneyimine saygý duyduk. Yüksek Mühendis Nurettin Erguvanlý.' At neslinin ýslahý saðlandý mý? Devrim otomobiline yönelen saldýrýlar salt "Yürüdü. "Milletin parasý har vurup harman savruldu" çýðlýklarý atýldý. gerçekten ilginç bir rastlantý" dememize fýrsat býrakmadan konuyu deðiþtirdi. Ford. Bunlar dikkate bile alýnmadý. savunulmasýnýn da yorulmaz militanlarýndan Salih Kaya Saðýn anlatýyor: 'Haber. yürümedi" noktasýnda yoðunlaþmadý. "Bir þeyler" söylemeden "bir þeyler" söylüyor. Ýþte bu anlaþýlamadý. Özel sektör otomotiv sanayiinde bir hamleye hazýrlanýyordu. Binlerce ve binlerce motor ithal edilecekti Türkiye'ye. kýrk yýllýk devlet memurluðunun deneyimi ile sözcükleri tartarak konuþuyor. O dönemde bir ithal otomobil 50 bin liraya satýlýrken. Dudaklarýn da kederli bir gülümseme: 'Heyecanlý günlerdi. Böyle bir þey söylemedim ben. Devrim'in üretiminin de. Bir kaç yýl sonra bir sürü üretim kusuruyla sokaklarýmýzý dolduracak yerli (!) arabalarýn hazýrlýðý yapýlýyordu. yorum ve fýkralarda harcanan bunca paranýn boþa gittiðin110 . Fiat motorlarý filan. Ama ilginç bir rastlantý deðil mi söylediðim?' 'Evet efendim. Tümüyle yerli bir motor üretimi de o günlerde gerçekleþince…' 'Yani efendim. Bir prototip yaptýk biz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gözetenlerin pek ender bulunduðu kanýsýna varmýþtým. Þayet ilk imalat sorunsuz olursa bu daha kötü olur. Oysa 1 milyon 600 bin liraya üç prototip otomobil yapýlmýþtý.Biz seri üretime uygun bir otomobil yapmadýk. Devrim otomobillerinin üretimi için "tahsis" edilen 1 milyon 600 bin lira da dile düþtü. ýsrar etmedik. tezgahlar kurulmuþtu. hayýr. Devrim için yerli motor üretimi engellendi mi diyorsunuz ?' 'Hayýr. bunlar için çeþitli tip ve güçlerde 7 motor üretilmiþti. Özel kalýplar hazýrlanmýþ. eksikleri geliþtirilemez.

Mustafa Seyrek. Hala merak ederim. Oysa ayný yýl orduda süvari birlikleri kaldýrýldýðý halde Tarým Bakanlýðý bütçesine "At neslinin ýslahý" için konmuþ bulunan 25 milyon lira ödenekten ve sonucundan kimse söz etmiyordu. Þecaattin Sevgen. Devrim otomobili üreten mühendislerden ulaþabildiklerimizin tanýklýklarýna baþvurmaya özen gösterdik. Bize 1 milyon 600 bin lira tahsis edilmiþti. Mustafa Seyrek 33 yýl öncesine bakarken telefonda (uzakta. baþtan beri kendi kiþisel yargýlarýmýzý bir yana býrakýp. bu ülkenin servetler harcayarak yetiþtirdiði mühendislerinin en zorlu teknik sorunlarýn üstesinden gelebileceðini kanýtladýk. yýllarca omuza omuza ter döktüðü demiryolcu arkadaþlarýyla. Mehmet Nöker.) Sesi titriyordu: 'Bu bir meydan okumaydý Aydýn Bey. Celal Taner. Ancak telefonla ulaþabildik. Biz. Ama þunu vurgulamak istiyorum. Baþta da söyledik. Toplu iðnenin bile ithal edildiði bir ülkede bir meydan okumaydý. bu gözü kara "endüstri serüvenini" pek ilginç deðerlendiriyorlar. Mustafa Ersoy. Hakký Tomsu. Hamdi Tahýllýoðlu gibi kamu ya da özel sektörde baþarýlar kazanmýþ uzmanlar 33 yýl sonra Devrim'i. Çoðu yüksek makina mühendisi olan ya meslek yaþamlarýnda devletin en üst düzeylerine yükselmiþ çoðu çok önemli sorumluluklar yüklenmiþ yurtsever teknokratlar. bu ülkenin yetiþmiþ elemanlarýnýn. Ýçlerinde iki kez THY genel müdürlüðü yapmýþ Nurettin Erguvanlý gibi. Rifat Serdaroðlu. Ecevit hükümetlerinden birinde Sanayi Bakanlýðý yapmýþ Orhan Alp gibi. Devrim projesi baþarýya ulaþmýþ ve kendini kanýtlamýþtýr. Genel Kurmay Genel Sekreterliði’nden gelip DDY genel müdür yardýmcýlýðýný üstlenmiþ Emin Bozoðlu gibi adlarý Devlet Demiryollarý ile özdeþleþmiþ Salih Kaya Saðýn. Bunun onuru bize yeter.' Didim'de alçak gönüllü bir tatil sitesinde. örneðin kýrk yýllýk "kavga arkadaþý" Mehmet Nöker'le birlikte emekliliðin tadýný çýkarmaya çalýþan Rifat Serdaroðlu anlatýyor: 'Bir otomobil fabrikasý kurulmadan ve yardýmcý sanayi tam oluþ111 . at neslinde o günden bu yana bir geliþme saðlanmýþ mýdýr?' Devrim bir meydan okumaydý Fark etmiþsinizdir. Silifke'deydi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I den dem vuruyorlardý. Engellenmesiyle ilgili ayrýntýlara girmek istemiyorum.

Fiat. Bizim görevimiz bunu kanýtlamaktý. Biz sadece istenirse ve zorlanýrsa Türkiye'de otomobil yapýlabileceðini ve hatta bu yolda çok geç kalýndýðýný göstermiþ olduk. Devrim otomobilinin "menþe þehadetnamesi". Çalýþýyor da. Parçalarý alçý kalýplarýyla hazýrladýk. Ama asýl gülünç olan Türkiye'de bir otomobilin."diye baþlayan resmi yazýlarla yanýt geldi.yurdunu savunurcasýna konuþuyor: 'Bu proje Türkiye'nin otomobil tipinin geliþtirilmesiydi. Mazda. Biz kendi Amerika'mýzý keþfettik ama ürettiðimiz otomobile ruhsat bile alamadýk…" Salih Kaya Saðýn doðru söylüyor. Eskiþehir Ýl Trafik Müdürlüðü yerden göðe haklýydý. Kendi özel otomobillerimizi söküp parçalarýný inceledik. Ýþte bunu anlayamadýlar. Renault. "Menþe þehadetnamesi olmadýðýndan ruhsat verilmesine imkan bulunmadýðý tespit edilmiþ olup. nüfus kaðýdýnda Ford. Otomobilin motorunu yapýp çalýþtýrdýðýmýz gün.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I madan seri halde otomobil üretimi yapýlmayacaðýný herkes bilir. yani nüfus kaðýdý yoktu. baþka bir çok teknik gerecimiz yoktu. Türkiye'de otomobil ve motor yapýlacaðýna kimse inanmýyordu. Pres makinalarýmýz. Emin Bozoðlu ve arkadaþlarý. Olanaksýz bir sürede motor yapýlsýn ve bu küçümsensin. Devrim otomobilleri için Eskiþehir il trafik müdürlüðüne birkaç kez tescil.' Salih Kaya Saðýn çocuðunu. Bir ülke düþünün ki "Motor yapýlamaz" densin. Jaguar.Ama iktisadi olur mu? diye soruyordu. bilgi edinilmesi…. 112 . Zaten asýl hedef de buydu.Cemal Gürsel'le birlikte görmeye gelen bir Bakan. motoruyla birlikte bir otomobilin yapýlacaðýna inanmamak deðil mi? Sýfýrdan baþladýk. ruhsat ve plaka için baþvuruldu. Otomobili yaptýk."Motor yapýldý. yani "23 deli" tarafýndan yoktan var edilmiþti. Ruhsat ve plaka. nesebi gayri sahih (ana babasý bilinmeyen) arabalara deðil…Geçelim . Amerika'yý yeniden keþfediyorduk sanki. Teknik olarak bu gülünç bulunabilir. Opel filan damgasý olan arabalara verilir. Bu otomobil yürüdü ve hala yürüyor. Devrim gibi ne idüðü belirsiz.

Eðer o "bayat yaveler" den söz etmek isteseydik buruþan suratlar umurumuzda olmazdý. Baþlýkta kullandýðýmýz "baðýmsýzlýk" kavramýný da salt bu çerçevede kullanýyoruz. Gittik. Önce kimi gazetelerin sayfalarýna yansýyan bir haberi aktaralým. Bizim ihtiyaçlarýmýzý yanýtlayacak hiçbir olanaklarý olmadýðýný söylediler. Yani "surat buruþturanlar" bile okumaya devam edebilirler. Mustafa Seyrek'e sorduk. Biz bu diziyi hazýrlarken genç arkadaþlarýmýzýn bir bölümü Devrim otomobilini anýmsamadý bile. Erbakan siyasi yarar saðlayacaksa sinekten bile yað çýkarýr. Devrim daha onlar doðmadan doðmuþ ve ölmüþtü. Hürriyet gazetesi 28 Temmuz günü iç sayfalarýndan birinde þöyle yazdý: "Dizayný eski olmasýna raðmen TOFAÞ'ýn ürettiði otomobiller Çin'de 113 . güldü. þu Erbakan'ýn yaptýðý araba deðil mi. aðabey?" diye sordular. Ama Erbakan'ý anýmsadýlar. Biz de zaten açýlmamýþ olan Erbakan. Genç arkadaþlarýmýzý yanýtladýk: Erbakan'ýn Devrim otomobiliyle iliþkisinin bir "asparagas" olduðunu dilimizin döndüðünce anlattýk. Ama bu dizide bir siyasal ya da sosyal devrimden deðil. "Haa. yöneticisi mi neydi ? Biz de motor üstüne çalýþýyoruz ya. "Gidip bakalým þu Gümüþ Motor'a. Kimi öfkeyle. Rifat Serdaroglu'na sorduk. Baðýmsýzlýk ve Devrim Þimdi kimileri yazýnýn bu baþlýðýna bakýp suratlarýný buruþturacaklar. meslek gereði Erbakan Hoca'yý iyi kötü tanýyoruz. "Amaaaan gene o bayat yaveler" diyecekler. Anlaþýlan bir gazetecinin (!) "asparagas" haberini tekzip etmeyiþinin ardýnda da Hoca’nýn sinek yaðý meraký var. O zamanlar Gümüþ Motor adlý bir fabrikanýn sahibi mi.. Yýllar ve yýllar sonra bir gazeteci. Ardýndan Salih Kaya Saðýn'a sorduk. Hepsi bu. Bunu da geçelim. kimi dalgasýný geçti. 'Devrim otomobili'nden söz ediyoruz. bir de Erbakan Hoca öyküsü var. iþimize yarayacak bir katkýlarý olur mu" dedik. Serdaroðlu daha sakin açýkladý: 'Erbakan da nereden çýktý? Erbakan'ýn Devrim projesi ile tek iliþkisi bir olumsuzluktan ibaret. Devrim otomobili projesini Erbakan 'a yamamaya kalkýþtý. ihtiyaçlarýmýzý anlattýk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Necmettin Erbakan nereden çýktý? Ah evet. daha doðrusu Gümüþ Motor defterini kapattýk.

Buralarda dolaþmayýn' þeklinde bir uyarý aldý. Þahin. Saðýn'ýn deðerlendirmesi önemli. büyük rol oynadý. Ýlkin. Salih Kaya Saðýn'a kulak verelim: 'Bizim görevimiz teknik bir sorunu çözmekti. Þili ve Arjantin gibi ülkelerden otomobil satýn almak için teklifler yaðýyor. (Ancak) Þili ve Arjantin'den gelen teklifi Fiat'a ileten TOFAÞ. Kartal. ancak TOFAÞ. Hyundailer. Bugün "kendi" otomobil sanayii olan Türkiye'nin sokaklarýnda Güney Kore arabalarý. Ford ve Opel gibi dünya devlerine karþý büyük baþarý saðladý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Toyota. daha doðrusu diyebilen oldu mu? Nedir þu anda Türk otomotiv sanayiinin teknik düzeyi? 1965'te özel sektörce üretilen ilk otomobilden (Anadol) bu yana. Mazda. Çözdük. Acaba Fiat (ya da Ford ya da Opel ya da Renault filan) kime ve hangi koþullarda "Buralarda dolaþmayýn bakayým" diye buyurabilir? Kore'de uçan kuþ gördünüz mü? Bir üst paragraftaki sorunun yanýtýný en iyisi Devrim'i yaratanlar versin. Ýhracatý zorlamak için. Kuzey Afrika. Ama daha sonraki yýllarda mühendislik alanýnda özgün bir þey geliþtirilmedi. dünyanýn her ülkesinden ihracat teklifleri gelmeye baþladý. lisans anlaþmasý nedeniyle baðlý olduðu Fiat'ýn izniyle ihracât yapabiliyor. piyasada "ege- 114 . Kia'lar cirit atýyor. ihracatta adým adým ilerlediklerini söylediler. Rus Cumhuriyetleri. Romanya. Bugün Türkiye'nin otomotiv sanayinin de içine düþtüðü kýsýr döngünün kilidi de buradadýr zaten. Devrim'den sonra Türk mühendislerinin tasarým olarak otomobil üretimine etkin bir katkýsý olmadý. Her þey bizim yaptýðýmýzla kaldý. Fiat'ý ihracat için ikna ettiklerini belirten TOFAÞ yetkilileri. Fiat'tan "Buralar bizim pazarýmýz. Ortadoðu. Makedonya. Örneðin Güney Kore Avrupa'dan aldýðý otomobillerde özgün deðiþiklikler yaparak kendi otomobil "tipi"ni geliþtirdi ve þimdi bir çok ülkeye ihracat yapýyor. Peki Güney Kore sokaklarýnda hiç Serçe. Doðan türü "kuþlar"ýn uçtuðunu gören var mý? Acaba Þili ve Arjantin pazarýna Kia ya da Hyundai ihraç etmek isteyen Güney Kore firmalarýna "Buralarda dolaþmayýn bakayým'' diyen. cazip fiyatlarla pazara çýkan TOFAÞ'a. TOFAÞ'a Çin pazarýnýn kapýlarýnýn açýlmasýnda ucuz fiyatlar.

ABD'de Cortina olarak satýlan araba. Sonra ne olmuþ ya piyasa doyduðu için ya da piyasa tutmadýðý için üretimden çekilmiþ modellere? Bernard Nahum. tezgahlarda. Kepenkleri indirdi ve KDV'den pay dilenmeye baþladý. Ford'un. Ýþte bu safkan iþ adamýnýn anýlarýndan þu paragrafý birlikte okuyalým: "…Ben Ford'un 1982 yýlýnda imalattan kaldýrmayý planladýðý Cortina marka (modeli demek istiyor) otomobilin kalýplarýný ucuz bir fiyata alarak. Renault'un Renault 9 ve Renault 11 serisi gibi. Taunus otomobili Türkiye yollarýnda "En iyi yerli" sloganýyla iþte böyle bir "mali strateji" sonucu koþmaya baþladý. Peki sonra ne olmuþ bu modeller ? Öyle ya üretimleri için onca yatýrým yapýlmýþ. Cortina ile Taunus ayný tür otomobil olduðundan…" Modasý geçen otomobil ucuzdur Anlaþýlacaðý gibi Taunus ile Cortina ayný otomobil. Türk otomotiv sanayiinin özel sektördeki "babasý" sayýlýr. Bunlara Ford kaynaklý Taunus'u. Frankfurt yakýnlarýnda daðlýk bir bölgenin adýdýr).Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I men" olarak iki marka var: Fiat ve Renault. yerli üretime hazýrlanan Toyoto'yý. 1984-1985 yýllarýnda böyle bir projeyi gerçekleþtirme yolunun ciddiyetle araþtýrýlmasý gerektiði kanýsýndaydým. Ama mahalle kahvelerinin sade suya tirit soh- 115 . Fiat'ýn Tempra'sý. ayrýca Opel'i katýn. Doðrudur da. pazarlama teknikleri gereði olsa gerek. Almanya'da. (Taunus.ince ve masraflý düzenlemelere gidilmiþ. Fiat'ýn bizde kuþ adlarýyla anýlan 131 modelleri. Modeller Avrupa ve ABD pazarlarýna epey önce çýkarýlmýþ. Avrupa pazarýnda Taunus adýyla satýþa sunuldu. Artýk ABD ve Avrupa piyasalarýndan çekildiði için kalýplarý ucuza gelecek bir otomobil. Yok eðer model tutmadýysa fazla diretilmeyip pazardan çekilmiþler. Hemen hepsi 1960'larýn motor teknolojisi ile donanmýþ arabalar. kalýplar için milyonlar (Dolar tabii) harcanmýþ. Reanault'nun Renault 12 serisi gibi. Vehbi Koç'la birlikte. Böylesi stratejilerin sonucudur ki 5 Nisan 1994'teki Ekonomik Önlemler Paketi'nin ardýndan da Türk otomotiv sanayii bunalýma girdi. Payý aldý. pazar doyuncaya kadar üretilmiþler. Biraz kendine gelir gibi oldu. preslerde onlara uygun. Taunus'un. Toyota'nýn Corolla'sý. Hepsi bu.

Türkiye pazarý týkanma noktasýna doðru hýzla ilerliyor. Devrim'in bir baþka üreticisi. Fabrikalar daima montaja dayalý büyük arabaya gitti. "Çekin ayaðýnýzý bu pazarlardan bakayým" deyince ne olacak? Otomobil ihraç etmenin tek yolu fiyatý ucuz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I betlerinde dahi. Çünkü bu alanla ilgili insan gücü yetiþtiremedi. ana üretici firmalara býrakýldýðý için daha fazla kar getiren büyük arabalar yeðleniyor. O zaman da Torino'daki (Fiat). Osaka'daki (Toyota). kalitesi yüksek ve tasarýmý özgün araç üretmektir. Fiyat. yani hiç bir zaman. Günlerdir otomobil markalarýyla. Türkiye o gün bugündür. Ama ondan sonra ne olacaðý hiç düþünülmemiþti. geliþtirme ve özgünlük. Rüsselsheim'deki (Opel) patronlar. Ama hangi modellerle? Eloðlunun ya sonuna kadar pazarlayýp piyasalarý doyurduðu. "Motoru þuraya yada buraya koyalým" dan öteye gitmedi teknik yaratýcýlýk. kim. ister istemez ihracatta. Sürekli deðiþiklik. bu "kendine geliþ"in geçiciliði konuþuluyor. Benim en büyük hüsraným.” Türkiye'ye özgü otomobil yapýlmadý Ama Türkiye bunu yapacak halde deðil. Otomobil imalatý budur. hepsi çekik gözlü Çin kýzlarý gibi oldular. motor türleriyle. Bugün Türkiye'de az benzin yakan. Þecaattin Sevgen konuþuyor: 'Biz çalýþan. baðýmsýz bir otomobil üretememesidir… --------------------------------------------------------------Gazeteci daktilosunun baþýndan kalktý. Türk otomotiv sanayiinin geleceði. yürüyen Türk tipi otomobili araþtýrdýk. nerede bulacak ? Bulunsa bile bu ancak fiyat dampingleri ile olanaklý. Dünya piyasasý otomotiv devlerinin dað gibi yýðýlmýþ stoklarýný alýrken iyiden iyiye þýmarýk davranabiliyor. ya da zaten piyasalarda tutmadýðý için üretimden kaldýrdýðý modellerle mi? Bunlarý alacak enayileri. Benzin alanýnda büyük kayýplar var. benzin tüketimiyle uðraþmýþtý. kendi koþullarýna uygun otomobil geliþtiremedi.Türkiye'nin kendi öz kaynaklarýný harekete geçirerek kendi koþullarýna uygun. Otomobil deyince bugün herkes deðiþiklik arýyor. Türkiye özgün modeller üretemedi ve dünya otomobil pazarýndan pay kapamadý. Ama karar. küçük arabaya ihtiyaç var. Dünyanýn en beðenilen arabalarýna bakýn. Detroit'teki (Ford). Ortaya özgün bir ürün koyduk. Aradýðýný bulamayýnca kolayca burun kývýrýyor. kalite ve özgünlük arýyor. Mola 116 .

Devrim'i yaratan 23 delikanlýdan hayatta kalanlar. Kendine iç pazardan baþka piyasa bulamadýðý için bir ekonomik bunalýmda kepenkleri indiriveren otomobil fabrikalarýnýn iþten çýkarýlýp köylerine yollanan ( Ah evet. ustalarýný düþündü. Devrim sözcüðünü duyar duymaz canlanýveriyorlar. Avrupa'da. marþýna basýnca gürleyiveren Devrim'i anýmsadý.. nedense bir marþ: Çýktýk açýk alýnla / On yýlda her savaþtan. anýmsatmak istemiþlerdi. gerilik çemberini kýrmak için silkinmesini bilmiþ bir halkýn özgüvenini anlatan bir marþ…. ABD'de modasý çoktan geçmiþ ama Ýstanbul sokaklarýnda hala koþan "yerli" arabalarda kurþunsuz benzin kullanýlamadýðý için atýk borularýndan (egzoz) fýþkýran zehirli gazlarla aþýrý kirlenen kentin havasýný soludu. Devrim orada. volta atarcasýna dolandý. Kimiyle yüz yüze konuþmuþtu. Eskiþehir Cer Atölyesi'nin bir hangarýnda bekleyen. Eskiþehir'de 33 yýldýr direniyor. ama sürücüsünü bulunca canlanýveren.diye baþlayan. genç gazeteci arkadaþlarý konuþmuþtu. bozkýrýn göbeðinde. Türkiye'ye onur kazandýran. yoksulluk. Kimileriyle. Gazetenin bahçesinde turlamaya baþladý.. Gazeteci Cumhuriyet'in görmüþ geçirmiþ bahçesinde. Dudaklarýnda. Sonra orada. 117 . Kimine telefonla ulaþabilmiþti.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I verdi. Hep birlikte 1994 yýlý Türkiye'sine Devrim'i anlatmak. bir meydan okumanýn öyküsünü anlatmayý denemiþlerdi. ayrýlmadan önce tezgahlarýný temizleyip öpen) iþçilerini.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 118 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I TÜRKÝYE'NÝN YAÞADIÐI HIZLI KENTLEÞMENÝN ÖYKÜSÜNÜ KURMANIN SEÇENEKLERÝNDEN BÝRÝ Ýlhan Tekeli .

bu deneyimi ilk kez yaþayan ülkelere göre çok dezavantajlý konumdadýr. Yaþanan bu dönüþümün baþarýlý olabilmesi için. Cumhuriyet bir tek kentteki bu hýzlý büyümenin sorunlarýyla baþa çýkmakta önemli sorunlarla karþýlaþmýþtý. Hem sanayiin geliþmesi. II. bu dönüþümü yaþayan ülkelerin sanayilerini hýzla büyütmeleri ve kentlerinin yapýlaþmasýný yaþam kalitesini artýracak biçimde gerçekleþtirmeleri gerekmektedir. çok partili bir siyasal yaþama girmeye çalýþan Türkiye hýzlý bir kentleþme beklentisi içinde deðildir. bu öykü üzerinde düþünmek Türkiye'nin bugünkü durumunu anlamak bakýmýndan çok önemlidir. Gerçi Cumhuriyet ilan edilirken Ankara'nýn Baþkent seçilmesi üzerine Ankara nüfusu yýlda yüzde 6'lýk bir hýzla büyümüþtü. Oysa Türkiye kapital birikimi bakýmýndan. ama bu dönüþümün Türkiye'de yaþanan biçiminin. Dünya Savaþý’ndan çýkmýþ. dolayýsýyla kentleþmeyi ilk kez yaþamýþ Avrupa ülkelerine göre. Önümüzdeki on yýl içinde bu sürecin sonuna daha çok yaklaþýlmýþ olunacaktýr. hem de kentlerin yapýlaþmasýnýn saðlanmasý hýzlý bir kapital birikimini gerektirmektedir. Kuþkusuz bu dönüþüm öyküsünü tanýmak. Türkiye'nin bu dönüþümü 1948 yýlýndan itibaren yaþamaya baþladýðý kabul edilirse. Bu öyküyü anlatmaya. bizim yaþadýðýmýz kentleþme öyküsünü kurmak konusuna yeterince düþündüðümüzü. beklenebileceði gibi. Avrupa deneyimine göre üstün olduðu yönler olduðu da söylenebilir. bu sorunun ne zaman farkýna vardýðý ve bu konudaki kavrayýþýný o Türkiye'nin yaþadýðý zamanki donanýmýnýn nasýl belirlediði üzerinde durarak baþlayalým. Genellikle yapýldýðý üzere. önemli sorunlar yaratmýþtýr. Dünya'da sanayi devrimini gerçekleþtirmiþ. denilebilir ki bir toplumun yaþamýnda görebileceði en köklü dönüþüm sanayi devrimi sonrasýnda yaþadýðý kentleþmedir. anlatý seçeneklerini geliþtirdiðimizi söylemek zordur. Örneðin Türkiye'de bu dönüþüm sýrasýnda Avrupa'daki kadar yüksek toplumsal gerilimler yaþanmamýþtýr. Kentleþme sözcüðünü çok kullanmamýza karþýn. Böyle hýzla ve az kaynakla yaþanan bu dönüþüm. Ülkenin 120 . iki misli hýzlý olarak yaþamýþtýr. günümüze kadar geçen elli beþ yýlda büyük ölçüde kentleþmesini tamamladýðý düþünülebilir. Türkiye bu dönüþümü.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Eðer insanlýðýn yaþamýnda binlerce yýl önce yaþanan neolitik devrim bir yana býrakýlýrsa.

Bu nedenle en açýk örnekleri. Belediyelere plan yapmalarýna yardýmcý olacak merkezi planlama ofisleri kurulmuþtu. kent planlamasý mimarlýk hünerleri arasýnda görülmeye baþlamýþtý. Yani hýzlý kentleþme süreci iþlemeye baþladýðýnda Türkiye bir kentin büyümesinin ve kentte yapýlan bir yapýnýn hangi koþullarda meþru kabul edildiði konusunda koyu bir modernist meþruiyet çerçevesi oluþturmuþ bulunuyordu. Zonguldak kömür madenlerinde ve Karabük Demir ve Çelik iþletmelerinde görüldüðü biçimde. Türkiye çalýþan nüfusun iþçileþmesini ve kentleþmesini tehlikeli buluyor ve sosyal rahatsýzlýklarýn kaynaðý olarak görüyordu. Hatta bu kadronun bir kýsmý uluslararasý yarýþmalarý kazanacak düzeyde yetiþmiþlerdi. Kentlerde bina yapabilme yetkileri sadece mimar ve mühendislere inhisar edilmiþti. bu olgunun kaçýnýlmaz bir zorunluluk olduðunun bilincinde olmadan ve düþünce olarak ona karþý bir vaziyet içindeyken karþýlaþmýþlardýr. yaþanacak hýzlý kentleþme olgusuyla. Yani Türkiye'nin yöneticileri ve elitleri. Kent planlamasýnda uzmanlaþmýþ bir mimarlar grubu yetiþmiþti. Zaten Türkiye'nin II. Cumhuriyetin Ankara'yý Baþkent olarak ilaný ve köktenci bir modernite projesini uygulamadaki kararlýlýðý kent planlamasýna siyasal gündemde önemli bir yer kazandýrmýþtý. köyde yaþayan iþçi kategorileri yaratýlmaya çalýþýlmýþtý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I tüm kentlerinin bu hýzla büyümesini hiç beklemiyordu. Ýlgili üniversitelerin programlarýna þehircilik dersleri konmuþtu. Gerçi Cumhuriyet daha ilk yýllarýnda kent planlamasý konusunda önemli adýmlar atmýþtý.Dünya Savaþý öncesindeki temel politikasý nüfusun kýrda tutulmasý ve kentleþmenin önlenmesi yönündeydi. Kentlerin dokusunu çok ayrýntýlý bir biçimde adeta bir yönetmelik düzeyinde belirleyen bir yapý ve yollar kanunu benimsenmiþti. Bu durumda Türkiye hýzlý kentleþme olgusuyla karþýlaþtýðýnda Türkiye’nin aydýnlarý bu olguyla iliþki kurmak konusunda hazýrlýksýzdý. Çýkartýlan Belediyeler ve Umumi Hýfssýsýhha Kanunlarýyla kent planlamasý yapýlmasý zorunlu hale getirilmiþti. Hýzla sanayileþmeyen bir ülkede bu hýzdaki bir kentleþmenin olabileceðini de o zamana kadar yaþanan dünya deneyimi de göstermiyordu. 121 . Cumhuriyetin bu ilk yýllarýnda kent planlamasýnýn artýk bir harita mühendisliði pratiði olarak görülmesi terk edilmiþ.

Bunun bir ayaðý bu kitlelerin kentlere gelmesinin engellenmesini istemek biçiminde ortaya çýkmýþtýr. binasýný kurallara uygun olarak inþa ettikten sonra. Köyden koparak kente gelenler kendi çözümlerini yaratmýþlardý. Ýkinci ayaðý ise yasalara uygun olarak yapýlmamýþ bu binalarýn yýkýlmasýný istemek ve bunun için de yýkýma iliþkin mevzuatýn çalýþmasýnýn hýz122 . gecekondularý inþaa etmeye baþladýlar.. Kentlerin etrafýnda gecekondu kuþaklarý doðdu. Kýrdan koparak kentlere gelen gruplarýn kapasiteleri göz önüne alýndýðýnda. yapý ruhsatý aldýktan sonra. O da devletin bu kente gelenlere sosyal konutlar saðlamasýdýr. Bu durumda kente gelenler kendi baþlarýnýn çaresine baktýlar. Bu da pratikte olanaksýzdýr. Modernitenin meþruiyet kalýplarýyla koþullanmýþ zihinler hemen iki ayaklý çözümler geliþtirmiþlerdir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Cumhuriyetin ilk yýllarýnda kentsel planlama konusunda oluþturduðu bu kapasiteler ve zihniyet çerçeveleriyle karþýlaþýlan hýzlý kentleþme olgusunun niteliði arasýnda büyük bir tutarsýzlýk bulunuyordu. bir plan yaptýrýp. kentte kendilerine yer bulmayý baþardýlar. Yeni gelenlerin modernitenin meþruiyet kalýplarý içinde kente yerleþtirilmesinin bir üçüncü seçeneði vardýr. Kentlere gelen bu gruplar çok düþük gelirliydi. Devletin bu seçeneði gerçekleþtirecek bir kaynaðý yoktur. O gelir seviyesinde düzenin meþru gördüðü bir þekilde konut yaptýrmalarý olanaðý da yoktu. köyden koparak kente yeni gelenlerin gerçekleþtirebileceði bir þey deðildir. oturma ruhsatý almasý ve daha sonra orada yaþamaya baþlamasý. kendi koþullarýna uygun bir þekilde. Kazançlarýyla meþruiyet kalýplarýna uygun olarak inþa edilmiþ düzgün bir evi kiralama olanaklarý yoktu. kurumsallaþtýrýlmýþ bulunan modernitenin meþruiyet kalýplarýnýn kentlere meþru olarak yerleþme olanaðý býrakmadýðý hemen farkedilir. Kente yeni gelenler. Ama bu modernitenin meþruiyetinin sýký kalýplarýna sýðmýyordu. Kýsacasý. modernitenin meþruiyet kalýplarý kente yeni gelen kitlelere bir çözüm saðlamaya uygun deðildi. Bir þekilde para saðlamýþ olsalar bile modernitenin ondan beklediði þekilde bir arsa alýp. Þimdi toplumun aydýn kesimleri özellikle de mimar ve mühendis camialarý modernite karþýsýnda spontan olarak geliþen bu çözüm karþýsýnda nasýl bir tavýr takýnacaklarý sorunuyla karþýlaþtýlar.

Yöneticilerin bu konudaki ruh halini gösteren en ilginç konuþmalardan biri 1930'lu yýllarda TBMM'de geçmiþtir. Oysa Þükrü Kaya bu barakalarý hemen yýkmayacaðýný çünkü eðer bunlarý yýkarsa soðuk Ankara gecelerinde “Kim dondu” kaygýsý içinde rahatça uyuyamayacaðýný biliyordu. Temel beklenti bu barakalarýn hemen yýkýlmasýydý. Modernitenin meþruiyet çerçevesi onlarýn baþkalarý hakkýnda acýmasýz yargýlarda bulunmasýný kolaylaþtýrmýþtýr. Türkiye'de ilk gecekondular bu yýllarda Ankara'da yapýlýyordu. Gecekondu olgusuna (ilk kez) sahip çýkan bir Türk düþünürü ya da plancýsý olmamýþtýr. Modernitenin kalýplarý içinde bu tür çözüm arayanlar genellikle toplumun tuzu kuru denilen kesimi olmuþtur.Kessler olmuþtur. II.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I landýrýlmasýný saðlayacak düzenlemelere gidilmesini talep etmek olmuþtur. bunlarýn yerine kente yeni gelen bu kitlelerin kapasiteleriyle tutarlý yeni meþruiyet kalýplarý önermek gelmemiþtir. Hemen hemen hiç kimsenin aklýna modernitenin meþruiyet kalýplarýný sorgulamak. Bu örnek çok aydýnlatýcýdýr. onlara o zaman barakalar denilip geçiliyordu. Modernitenin temsilcisinden beklenilen buydu. Bunlarýn baþýnda da modernitenin yýkma çözümlerini uygulamasý gereken yöneticiler gelmektedir. Dönemin gazeteleri bu tür yazýlarla doludur. Almanya'da çok baþarýlý 123 . Dünya Savaþý sonrasýndaki çok parti döneminin yöneticilerinin kararlarýndan farklý olarak onun karar verirken bir popülizm yaptýðý kuþkusunu duyamayýz. sorumluluk yerinde olanlarý ikna etmekte yeterli olamamaktadýr. Ama toplumda herkesin tuzu kuru deðildir.Dünya Savaþý sonrasýndaki gecekondulaþma sýrasýnda uygulanmayan yýkým kararlarýnýn tek gerekçesinin popülizm olmadýðýný bize göstermesi bakýmýndan önemlidir. Kendilerini yeni gelenlerin yerine koyarak empatik anlayýþ içinde çözüm geliþtirme sorumluluðunu duymamýþlardýr. Ama henüz toplumda gecekondu ismi ortaya çýkmamýþtý. Þükrü Kaya tek parti rejiminin güçlü Ýçiþleri Bakaný’dýr. Ama modernitenin meþruiyet çerçevesinin tuzu kuru olanlarda yarattýðý haklýlýk etkisi. Sayýlarý artýnca bu konuda TBMM'de dönemin güçlü Ýçiþleri Bakaný Þükrü Kaya'dan açýklama yapmasý istenildi. 1933 Üniversite Reformundan sonra Nazi Almanya'sýndan kaçarak Ýstanbul Üniversitesi Sosyal Siyaset Kürsüsüne profesör olarak gelen G. Bu örnek II.

Kessler devletin çözemediði sorunlarý kendi giriþimleriyle çözen gecekonduculara çok anlayýþlý olarak ve sempatiyle yaklaþmaktadýr. önceden planlanmýþ gecekondu önleme bölgeleri oluþturmakta bulmuþlardýr. Ýkinci önemli aktör ise bu geliþme karþýsýnda göz yuman siyasal yöneticiler olmuþtur. Bu konuda onlardan çözüm üretmeleri istendiðinde. Kuþkusuz Türkiye. Kuþkusuz baþ aktör zaruret içindeki kente yeni gelenlerdir. çözümü küçük konutlar üretmede. Ýkinci Dünya Savaþý sonrasýnda Türkiye'nin içine girdiði çok partili siyasal rejimin halkýn istekleri karþýsýnda artan duyarlýlýðýnýn da katkýsý olmuþtur. Bu emrivakilerin gerçekleþtirilmesinde deðiþik aktörler deðiþik roller üstlenmiþtir. Onlarýn içinde kimileri farklý düþünse de meslek camiasýnýn tutumu katý modernist meþruiyet çizgisini savunmak olmuþtur denilebilir. Yapýlmasý gerekenin onlarý cezalandýrmak deðil. Ama onlarýn savunusunu açýkça yüklenmemiþlerdir. kentleþme için kabul ettiði meþruiyet kalýplarý. Onlar gecekondularýn savunma söyleminin geliþtirilmesinde doðrudan katkýsý olmasa da bu kesimlerin iþgücünden yararlanarak. küçük parsellerde. Bu giriþimci gecekonducularýn belediye seçimlerinde. mühendisler ve planlama pratiði içinde yer alan meslek camiasý içindekiler olmuþtur denilebilir. onlara yardýmcý olarak daha yeterli konut sahibi olmalarýnýn kolaylaþtýrýlmasýný savunmaktadýr. bir yandan onlarýn kentte kalmasýný kolaylaþtýrýrken. Onlar bu olguyu gerçekleþtirmiþlerdir. bu geri döndürülemez olgunun kendisine emrivakilerle yol bulmak zorunda kalmasý sonucunu doðurmuþtur. öte yandan onlarýn gecekondu yapmalarýna belli ölçüde de olsa fiilen yardýmcý olmuþlardýr. Hýzlý kentleþme karþýsýnda Türkiye'nin kaynaklarýnýn sýnýrlýlýðý. bu konularda yeterli kaynak ve insan gücü seferber edebilseydi bu yolla 124 . Tabii iþ gücünden esas yararlananlar kente gelen bu büyük sayýdaki yeni göçmenin sanayi ve inþaat giriþimcileri olmaktadýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I konut kooperatiflerinin geliþmesinde önemli rol oynamýþ sosyal demokrat eðilimli bir bilim adamý olan Kessler gecekondulara ve gecekonduculara sahip çýkmýþtýr. Bu göz yummada daha önce üzerinde durduðumuz insani kaygýlar etkili olduðu kadar. Modernitenin meþruiyet kalýplarý üzerinde en çok direnenler mimarlar. þehir meclislerine seçilmeleri ve kentlerin onlarýn giriþimci potansiyelinden yararlanýlmasýný önermektedir.

Modernitenin meþruiyet kalýplarý içinde bu yolla açýlan delik çok küçüktü. Türkiye'nin kurumsal yapýsýnýn direniþi. Bu direnç de mülkiyet türleri arasýnda önemli farklýklar göstermiþtir. Özel mülkiyet kurumunda hiçbir zayýflama olmamýþ ama kamunun toprak mülkiyeti büyük ölçüde iþgallere açýk hale gelmiþtir. Bu süre içinde modernitenin kalýplarýna baðlý olmadan yaþam koþullarý iyileþtirilebilecekti. Bu çizgi içindeki alanlara belli bir süre için af getiriliyordu. Kurumsal yapýnýn emrivakilerin zorlamasý karþýsýnda en çok zedelenen kesimi daha çok yönetmeliklerin iç tutarlýðýnda ortaya çýkmýþtýr. o kurumun rejim bakýmýndan önemine göre. Burada modernitenin meþruiyet kurallarý geçerli deðildir. Belediyeler imar planý olmayan alanlara yol ve alt yapý götürebilmiþlerdir. ikincisi yapsatçýlýk olmuþtur. Nüfuslarý hýzla 125 . Bu afta “gecekondu” sözcüðü geçmiyordu. Kentin modernitenin meþruiyeti çerçevesinde kalan kýsýmlarýnda da emrivakiler halinde geliþen çözümler modernitenin çözüm önerileri yanýsýra kendilerine yer bulabilmiþlerdir. elektrik baðlama olanaðý yaratýlmýþtýr. Örneðin oturma izni alýnmamýþ yapýlara su. çok farklý düzeylerde olmuþtur. Yasanýn adý Bina Yapýmýný Teþvik’ti. Nitekim savaþtan büyük yýkýmlarla çýkmýþ Avrupa'daki kentlerde konut sorunlarýnýn çözümünde benzer yollar izleniyor. bunlar da Türkiye'deki meslek camiasýnýn bu yoldaki düþüncelerine katkýda bulunuyordu. sadece kentlerin etrafýnda oluþan gecekondu kuþaklarý halinde çýkmamýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I da çözümler bulabilirdi. Yani bu yasayla modernitenin kalýplarý dýþýna çýkmak mekanla ve zamanla sýnýrlanýyordu. Hýzlý kentleþmenin kentsel yaþama ve kentin büyüme biçimine etkisi. Bunlardan biri dolmuþlar iken. Ankara için özel olarak çýkarýlan bu yasada gecekondu alanlarý yasaya ekli bir haritada mavi çizgilerle sýnýrlanmýþtý. Ýmar aflarýnýn karþýlaþtýðý en önemli direnç mülkiyet kurumundan gelmiþtir. Bir toplumun yaþayabileceði bu en büyük dönüþüm olgusunun gerisinde bulunan büyük itici gücün yarattýðý emrivakilere karþý. Bu direniþ farklýlýðý kendisini en açýk biçimde çýkartýlan gecekondu aflarýnda ortaya koymuþtur. Ýlk gecekondu affý 1948 yýlýnda çýktý. Belediye sýnýrlarý dýþýnda yapýlaþma büyük ölçüde köy mevzuatýna baðlý býrakýlmýþtýr.

Bu yenilikçi çözümün var olan meþruiyet kalýplarýyla uzlaþtýrýlmasý gecekondulara göre çok daha kolay olmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I büyüyen büyükþehirlerde yaþanan tek sorun konut sýkýntýsý deðildir. Tabii bunda baþlangýçta daha çok kentin modern kesimlerinin yararlandýðý bir çözüm olmasý da kolaylaþtýrýcý bir etki yaratmýþtýr denilebilir. sistemin meþru kabul ettiði bir araçtýr. Ama yine de modernitenin meþruiyet kalýplarý 126 . Bu durumda orta sýnýflarýn bir konut sahibi haline gelebilmesi için arsa parasýný aralarýnda bölüþmesine olanak verecek çözümler gerekiyordu. Nüfuslarý hýzla artan kentlerde imarlý arsalarýn deðerleri de hýzla artýyordu. Modernitenin bu konudaki akýlcý çözümü toplu ulaþým sistemlerinin sunduðu hizmetleri artýrýlmasýný gerektirmektedir. Hýzlý kentleþme karþýsýnda geliþen bir baþka spontan çözüm yapsatçýlýk sürecinin geliþmesi olmuþtur. Yapsatçý bu arsada artmýþ olan imar haklarýndan yararlanarak çok katlý çok konutlu binalar yapýyordu. Böyle bir yatýrýmý gerçekleþtirememektedirler. Taksi. Bu yeni geliþen süreç ilk bakýþta modernitenin kalýplarý içinde bir iþleyiþe sahipti. Küçük giriþimciler eliyle kent yenileniyordu. çözümün küçük giriþimci sermayesiyle üretilmesi zorunluluðu doðmuþ. Kent içi ulaþýmýn saðlanmasýnda da ciddi sorunlar yaþanmaya baþlamýþtýr. Bu durumda spontan bir çözüm olarak taksi-dolmuþlar geliþmiþtir. Bu konuya belediyeler büyük miktarda kapital ayýramayýnca. Yürürlükteki yasal sistemde bir parselin ve içindeki yapýnýn mülkiyetinin parçalanmasý olanaðý bulunmuyordu. Oysa belediyeler güçsüzdür. Bu katlarýn önemli bir kýsmýný arsa sahibine býrakýyor. Bu durumda toplumda orta sýnýflarýn bir parsel alýp onun üstünde bir konut yaptýrma olanaklarý kalmamýþtý. tek bir yapý yapýlmasý öngörülüyordu. yapý ve oturma ruhsatlarý alýnýyordu. bu da dolmuþlarýn geliþmesi halinde ortaya çýkmýþtýr. Ýkinci Dünya Savaþý öncesinde geliþen imara ve yapý yapmaya iliþkin mevzuatta tek bir parselde. Onun yeni bir kullanma biçimi olan dolmuþlar hatlar halinde düzenlenerek sistem içine alýnmýþtýr. diðer kesimini inþaat sýrasýnda satýyor. Arsa spekülasyonu toplumda en çok yakýnýlan konulardan biri haline gelmiþti. yapý için gerekli kapitali saðlýyor ve giriþimini tamamlýyordu. Bu çözüm daha sonra toplumda yapsatçý adý verilecek bir küçük giriþimci formunun geliþmesiyle saðlandý. Yapsatçý genellikle kent merkezinde bir arsa sahibi ya da arsasý geniþ bir eski ev sahibi buluyordu. Plan yapýlýyor.

Tersine modernite söylemi bu geliþmeyi de kolayca denetim altýna alabilmiþtir. yaþanmakta olan bu olguyu kavramakta ve bununla ilgili politikalar üretmekte modernist imar anlayýþlarýnýn ve bunlara iliþkin deðer yargýlarýnýn yetersiz olduðunun da farkýna varmaya baþlamýþtýr. oysa bu süreç mülkiyetin bölünmesini gerektirmektedir. Yaþanmakta olan dönüþümün toplumsal boyutlarýnýn gündeme gelmesi ve bunun öneminin kavranmaya baþlamasý modernite karþýsýnda yeni bir meþruiyet çerçevesinin geliþmesini getirememiþtir. Avrupa ülkelerinin kentleþmesi sýrasýnda ise böyle ayrý bir sözcüðe genellikle gereksinme duyulmamýþtýr. Bunun için noterlerde yapýlan anlaþmalarla bulunmak istenen çözümler daire sahiplerine güven vermemektedir. Bu deðiþik biçimlerde kendilerini göstermeye baþlamýþtýr. tarihsel dokular tahrip olmaktadýr. Bu geliþme sonunda sözkonusu mahallelerde altyapýlar ve sosyal donatýlar yetersiz kalmakta. Türkiye'de 127 . Bu dönemde Türkiye'de “kentleþme” sözcüðünün yanýsýra “kentlileþme” diye yeni bir sözcük geliþmiþtir. Kentleþmenin sorunlarýyla baþa çýkmak için Ýmar ve Ýskan Bakanlýðý kurulmuþ. Mülkiyet bölünememektedir. Yapsatçýlýk meslek çevrelerinde küçümsenen bir iþtir. Bu süreç bu konuda hiçbir formel eðitimi olmayan çoðu Karadeniz kökenli küçük giriþimcilerce yürütülmeye baþlamýþtýr. Ayrýca bu süreç eskiden düþük yoðunluklu olan mahallelerin yüksek yoðunluklu olarak yeniden yapýlanmasýna neden olmaktadýr. Bu farkýna varýþ için on yýl kadar bir süre gerekmiþtir. Türkiye yaþamakta olduðu bu büyük dönüþüme pratikte spontan çözümlerle uyum yaparken. sorunlarýn çözümü için gecekondu alanlarýnda sosyal araþtýrmalar yapýlmaya baþlamýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I içine sýðmayan bir þeyler vardýr. Bu ülkelerde kentleþme sözcüðü hep kentlileþmeyi de kapsayan bir anlam içerecek biçimde kullanýlmýþtýr. Prestijli mimarlar bu süreçten büyük ölçüde uzak durmaya çalýþmaktadýr. mutlaka toplumsal araþtýrmaya ve çözümlemeye dayandýrýlmasý gerektiði anlaþýlmýþ. Kentlerin planlamasýnýn salt mimarlýk hünerlerine dayandýrýlamayacaðý. üniversitelerde baðýmsýz ilk þehir ve bölge planlama bölümleri açýlmaya baþlamýþtýr. Bu olup bitenler Türkiye'de Cumhuriyetin ilk dönemlerinde geliþen meslek çevrelerinin savunduðu düþük yoðunluklu kentlerden çok farklý bir kent yaratmaya baþlamýþtýr.

Þimdi eski kentliler onlarý kavramsal olarak yarattýklarý sanal köylere hapsetmek istemektedirler. Artýk kentlerin makro formlarý ikili yapý þeklinde betimlenmekte ve kentlerin iç farklýlaþmalarý bu ikili yapýyla açýklanýr hale gelmektedir. Bir yandan kentte yaþamlarýný sürdürmekte.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yaþanan kentleþme deneyimi sýrasýnda. onlar kente gelmiþlerdir. Bu yasada ilk kez gecekondu olgusu kabul edilmekte. Böyle bir terimin geliþtirilmesinin modernitenin meþruiyet çerçevesini korumak bakýmýndan önemli sonuçlarý olmuþtur. Yaþanan bu olgu karþýsýnda yeni bir kavramlaþtýrmaya gerek duyulmaya baþlanmýþtýr. Artýk modernist kültürü benimsemiþ eski kentliler onlarý kendi kafalarýnda çizdiði köyün sýnýrlarý içinde tutamamaktadýrlar. Onlarýn kalýcýlýðý iki yönden kendisini göstermektedir. öte yandan verdiði oyun saðladýðý pazarlýk gücünü iyi kullanarak gecekondu alanlarýnýn altyapý kalitesini belli ölçüde geliþtirebilmiþtir. Artýk kentte varlýklarýnýn kalýcýlýðý anlaþýlmýþtýr. öte yandan kültürlerini tek yönlü olarak deðiþtirmemekte. Kente gelen bu göçmenler artýk kentteki köylülerdir. Kentte varlýðýný sürdürmesini kolaylaþtýracak dayanýþmayý saðlamak üzere hemþehrileri arasýnda iliþki aðlarýný kurmuþtur. Bu grup kentlere yerleþmiþtir. Bu yasada 128 . kentli deðerleri benimseyemediklerini kavrayýnca. Onlarýn kentte bulunurken özgün bir kültür yaratabileceðini kabul etmemekte ve belli bir gecikmeyle de olsa moderni temsil eden eski kentli kültürünü benimseyeceklerini beklemektedirler. Çok partili demokrasinin olanaklarýndan iki yönlü yararlanmaktadýr. Bir yandan siyasi partilerin kayýrmacý pratiklerini. bu kültürel dönüþümdeki gecikmeyi anlatabilmek için. Böylece kalýcý bir ikili yapý algýlamasýnýn geliþmesinin kurumsal geliþmeye yansýmasýnýn en iyi örneði 1966 yýlýnda çýkartýlan 775 sayýlý gecekondu yasasý olmuþtur. Böyle bir kent içinde köylüler kavramlaþtýrmasý geliþtirilecek politikalara yol gösterememektedir. bu olgu izinsiz inþaat kavramýyla geçiþtirilmemektedir. kentli kültürle etkileþmektedir. Kendi varlýðýný kabul ettirmiþtir. Eski kentliler onlarýn kente gelmesini engelleyememiþ. Bu da modernitenin kültürel hegemonyasýna karþý bir baþkaldýrýnýn görmezden gelinmesini kolaylaþtýrmaktadýr. kente gelen köylüler kýsa bir sürede kültürel bir dönüþme geçirerek. Kýrdan kopuþ ve kente geliþ sürmektedir. kentlileþme terimine de gereksinme duymuþlardýr. Bu da kentlerin iki yapýlý olduðunu kabul etmek þeklinde geliþti.

Bu gayri resmi planlama mafya türü gücün zorlamasýyla büyük itirazlar olmadan uygulanmaktadýr. Artýk gecekondular hazine topraklarý üzerinde deðil. çok katlý hale getirmesine yapý kalitesini geliþtirmesine yol açmaktadýr. 1970'li yýllarda iki yönlü bir geliþme gerçekleþmiþtir. Kente gelen bu yeni gruplarýn kentte varlýklarýný kabul ettirmesinden ve kentin fýrsatlarýndan yararlanmaya baþlamasýndan sonra gecekondu olgusunun nitelik deðiþtirmesi hýzlanmýþtýr. hiç bir hukuki geçerliliði olmayan ama üzerinde yapý yapma güvencesi þu ya da bu þekilde saðlanmýþ bir parsel üzerinde yapýlmaktadýr. Bir yandan varolan gecekondu mahalleleri kentsel hizmetlerden yararlanmasýný sürekli artýrmakta. Bu çok katlý hale geliþ deðiþik süreçlerin birlikte iþleyiþiyle ortaya çýkmýþtýr. Artýk yapýlan gecekondularýn niteliði de çok deðiþmiþtir. Bu süreçlerden biri gecekondu sahiplerinin para biriktirdikçe yeni katlar 129 . Gecekondularda kiracý olarak oldukça uzun süreler yaþadýktan sonra bir gecekondu sahibi olabilmektedir. Kente yeni gelenlerin modernite dýþýnda emrivakilerle kurduðu yeni düzen sadece modern dýþý alanda kalmamakta.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gecekondu kavramý ilk kez kullanýlmakta ve daha düþük standartlý konutlarýn yapýlmasýný kolaylaþtýrýcý yollar bir ölçüde de olsa meþrulaþtýrýlmaktadýr. Öte yandan gecekondu yapýmý kente gelenlerin geldiklerinden kýsa bir süre sonra kendi emekleriyle gerçekleþtirebildikleri derme çatma bir konut olmaktan çýkmýþtýr. Ama bu iliþkiler gecekonduya meþruiyet saðlamasa bile ona güvence saðlayabilmektedir. Tabii ki böyle bir zor düzenin moderniteyi temsil eden devlet bürokrasisi içinde yandaþlarý olmadan varlýðýný sürdüreceði düþünülemez. hisseli mülkiyet statüsüne sahip. Bu yeni iliþkiler gecekondularýn maliyetini artýrmýþtýr. saðlanan güvenceler gecekondularýn konutlarýný büyütmesine. Gecekondularýn oldukça büyük oraný çok katlý hale gelmiþtir. Artýk kente yeni gelen bir köylü kente geldiðinde ancak bir gecekondu kiracýsý olabilmektedir. yarý mafya türü güç iliþkileri içinde gerçekleþtirilmektedir. modernin içine sýzarak onu da deðiþik bakýmdan tahrip eder hale gelmektedir. mafya türü güç iliþkileri içinde parsellenmiþ. Bir anlamda modernitenin meþruiyeti dýþýnda ortaya çýkmýþ bir tür planlama içinde gerçekleþmektedir. Gecekondu yapýmý yarý piyasa iliþkileri.

Bu birikimlerini kentin modern kesimlerine deðil gecekondu bölgelerine gecekondu yaptýrarak yatýrmaya baþlamýþlardýr. 1980 müdahalesi sonrasýnda gecekondu alanlarýnda bu parçalanma zaman içinde yok oldu. Artýk onlardan para deðil. Bir diðeri ise kentin imarlý kesimi içinde bir arz süreci olarak spontan olarak geliþmiþ bulunan yapsatçýlýðýn çok katlý gecekondu mahallelerinin oluþmasýnda iþlemeye baþlamasý olmuþtur. Özellikle yeni gecekondu alanlarý þiddet kullanan radikal gruplarýn himayesi altýna girdi. gecekondu yapmalarýna olanak verilmesi karþýlýðýnda radikal ideolojilere sadakat talep ediliyordu. 1970'li yýllarýn sonuna doðru gecekondu yapýmýnda yeniden bir nitelik deðiþmesi ortaya çýktý. Bu yasa da gecekondu olgusunun modernist meþruiyet çerçevesiyle iliþkileri konusundaki ironik durumu sergilemesi açýsýndan çok ilginç hükümler taþýmaktadýr. gecekondu yapýmý þiddet kullanabilen radikal siyasal gruplar tarafýndan örgütlenmeye baþladý. Kente yeni gelenlerin kentte kýsa sürede gecekondu yapabilmeleri büyük ölçüde olanaksýz hale gelince.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I eklemesi yoludur. baþlangýçta modern kesimin temsilcisi olan devlet medyasý tarafýndan dýþlanmasýna karþýn. piyasa mekanizmasý içinde etkili olmuþ ve zaman içinde kendisi de bazý dönüþümler geçirerek meþruiyetini kabul ettirmiþtir. Bu yasa okunduðunda ilk bakýþta Türkiye'deki siyasi otoritenin bunca 130 . Ama ayný model bir ölçüde deðiþik tarikatlar tarafýndan uygulamaya konuldu. aynen gecekondu olgusunda olduðu gibi. Bu kesimin duygularýna tercüman olmak için geliþen arabesk müzik. Ýkili yapýsý oldukça kemikleþmiþ bu kente adeta iki ayrý konut pazarý oluþmuþ bulunmaktadýr. Gecekondu konusuna toplumun bakýþýndaki önemli bir deðiþme 1984 yýlýnda çýkartýlan af yasasýnda ortaya çýktý. Gecekondulularýn kent mekanýna iyice yerleþmeleri karmaþýk bir ekonomik sektör niteliðini kazanmasý sadece yapý alanýnda kalmamaktadýr. Buralarda artýk mafya gücü deðil bu gruplarýn gücü egemen olmaya baþladý. Gecekondu alanlarýnda uzun yýllardýr yaþayanlarýn birikimleri olmaya baþlamýþtýr. Piyasa mekanizmasýnýn saðladýðý demokratiklik içinde müzik alanýnda ilginç bir baþka spontan geliþme ortaya çýkmýþtýr. Yatýrým olarak gecekondularda kiralýk konut arzý önemli bir paya sahip olmuþtur.

Bu çözüm ancak büyük kentlerde prestijli konut alanlarýna yakýn gecekondu mahallerinde etkili olmuþ ve dönüþümlere yol açmýþtýr. Böyle bir anlayýþ içinde gecekondu sorununa yaklaþýnca devletin düzenine uygun olarak hareket etmiþ bir yurttaþýna göre 131 . Bu da gecekondu olgusunu iyi tanýmamaktan kaynaklanan bir baþka modernist çözümdü. Boðaz sýrtlarýndaki gecekondu bölgelerinde olduðu gibi eski gecekondu sahiplerin çok büyük kazançlar elde etmelerine neden olmuþtur. Yasada gecekondu alanlarýnda imar ve ýslah planlarý yapýlmasý ve bu planlar yapýldýktan sonra piyasa süreçleri içinde gecekondularýn yýkýlarak yerine yapsatçýlýk yoluyla çok katlý apartmanlar yapýlmasý öngörülüyordu. bir anlamda devletin kendisinin halkýnýn konut hakkýný karþýlayamayýþý dolayýsýyla emrivaki olarak geliþmiþ bir duruma razý olmaktan çýkmasý ve gecekondulunun da kentte toprak spekülasyonu yapabilme hakkýnýn varlýðýnýn tanýnmasý haline gelmiþtir. piyasa mekanizmasý yoluyla yapsatçýlarýn gerçekleþtirmesi öngörülüyordu. Bu amaçla gecekondu bölgeleri için imar ve ýslah planlarý hazýrlanýrken belediye baþkanlarý plancýlardan her gecekondu yerine verilecek imar haklarýnýn hesabýnda ikinci kuþak gecekondulunun konut sorununun çözülmesinin göz önünde tutulmasýný rica ettiler. Bu da toplum vicdanýný rahatsýz etmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yaþanan maceraya karþýn kentlerin büyümesi konusunda modernist meþruiyet çerçevesi içinde çözüm bulunmaya çalýþýldýðý kanýsý uyanmaktadýr. Bu çözüm de gecekondularýn yýkýlýp temizlenmesini çözüm olarak gören anlayýþ üzerine kurulmuþtu. Bunun ilginç yaný siyasal otoritenin gecekondululara geçmiþteki aflarda olduðu gibi sadece kentte yaþamlarýný sürdürmeleri için yapýlan. Bu spekülasyon hakkýný tanýmanýn üstü kapalý gerekçesini ise kentin her yanýnda modernitenin meþruiyet çerçevesini yürürlüðe koymak teþkil etmiþtir. Ama bu temizleme iþlemini devletin deðil. Bunun gerçekleþebilmesi için de imar ve ýslah planlarýnda yüksek imar haklarý verilmesi isteniliyordu. 1950'lerde modernist meþruiyet adýna gecekondularýn yýkýlarak temizlenmesini öngörenlerin çözümü kadar yüzeyseldi. Yani bu gecekondu yerine yapýlacak apartman için yapsatçýnýn gecekondu sahibine en az iki kat vermesine olanak saðlayacak kadar imar hakký verilmeliydi.

Gecekondu mahallerinin bir kýsmýnda yýkyap süreciyle yaþanan bu dönüþüm gecekondu kiracýlarýna gecekondu arzýný azaltýyor. kentin iyi yerlerinde gecekondu yapmýþ olanlarýn ikinci neslinin konut sorunu çözmeye çalýþýyordu. Bu yolla önemli dönüþüm projeleri gündeme geldi. Öykünün buradaki kuruluþ biçimi üç konuya dikkatimizi çekiyor. Kentin modern kesimindekiler gecekondulularla girdiði iliþkilerde onlarýn dönüþmesini beklerken hayretle kendilerinin de dönüþtüðünün farkýna varýyorlardý. Türkiye'nin hýzlý kentleþme olgusuyla kendi zihniyet ve kapasiteleri çerçevesi içinde nasýl iliþki kurduðunun. Bunun belki de 132 . ama Türkiye'de kent planlamasýnýn gündemine dönüþüm projeleri sorunsalýný getirdi. Devlet gecekondu yapmak yerine modern kesimden bir kat almýþ bir ailenin cocuklarýnýn konut sorunu düþünmezken.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I devlet gecekondulu yurttaþýna daha çok hak tanýmýþ oluyordu. modern kesimlerin imar mevzuatý dýþýndaki geliþmeleri ve kaçak yapýlarý için af getirmesiydi. onu denetleyerek nasýl baþa çýkmaya çalýþtýðýnýn öyküsünü anlatmanýn sonuna geldik. Bu öykü önümüzdeki iki on yýlda da bir ölçüde devam edecek. Diðer gecekondu bölgeleri için bu gerçekçi bir çözüm deðildi. Bu dönüþümde belediyeler giriþimci rolünü oynamaya baþladýlar. Devlet nasýl spekülasyonda eþitlik saðlýyorsa kentin iki kesimi arasýnda imar mevzuatý dýþýna çýkmada da eþitlik saðlýyordu!! Gecekondu bölgelerinin zihniyeti arabesk müzikle nasýl kentin diðer kesimlerine taþýndýysa. 1984 yýlýnda yürürlüðe giren bu aftan sonra geçen yirmi yýlda beklenen dönüþmenin piyasa mekanizmasý içinde gerçekleþmesi ancak belli alanlarda oldu. Bu bölgelerdeki gecekondularýn sahiplerinin büyük kesimi af için gerekli harçlarý bile yatýrmadýlar. imar konusundaki tutumlarý da ayný þekilde kentlerin diðer kesimlerini etkiliyordu. Kýrk yýl boyunca sürekli çözümsüzlüklerin nedeni haline gelmiþ olan modernitenin meþruiyet kalýbý deðiþim projeleriyle kendisini yeniden üretmek yolunu buluyordu. onlarýn yaþamýný daha da zorlaþtýrýyordu. Bu son af yasasýnýn belki de en ironik yaný gecekondu bölgelerini modernitenin meþruiyet kalýplarý içine sokmak isterken. Ama bu çözüm bir kentin çok küçük bir kesimi için geçerli olabilecekti. Böyle yaparak modernitenin ulus devletinin yurttaþlarý arasýndaki eþitlik anlayýþýný da ihlal etmiþ oluyordu.

Üçüncüsü ise popülizmin aðýr bastýðý çok partili demokrasi pratikleri modernitenin katý meþruiyet çerçevesinin yaratabileceði gerilimleri düþürmüþ ve çatýþmaya dönüþmesini engellemiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I en önde geleni toplumun hazýrlýðý en az. onlarla iliþki kurmakta yetersiz kalmasý ve yaratýcý çözümlere büyük ölçüde kapalý kalmasýdýr. Ýkinci önemli konu ise modernitenin meþruiyet çerçevelerinin bu kapasiteleri yönlendirmekte. Bu karmaþýk geliþme öyküsü içinde modernitenin meþruiyet çerçevesine alternatif bir baþka meþruiyet çerçevesi geliþtirilemediði için de modernitenin meþruiyet çerçevesi önemli yaralar alsa da kendisini yeniden üretebilme olanaðýný hep bulmuþtur. kapasitesi en düþük kesimlerinin zorunluluklar altýnda yaratýcý çözümler üretebilme ve uyum yapma kapasitesinin yüksekliðidir. 133 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

134

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Celalettin Uzer’le Söyleþi*

* Bu söyleþi, TMMOB yayýn organlarýndan “TEKNOKRAT” dergisinin Aðustos 1986 sayýsýndan alýnmýþtýr.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Celaleddin Uzer
Kýsa Özgeçmiþ 1914 1941 1944-46 1952 1958 1959 1959-60 1961-63 1963-65 Van doðumlu Liverpool Üniversitesi Mimarlýk Fakültesi mezunu Gelibolu Kolordu Baþmühendisi Ýmar Ýskan Bakanlýðý, Fen Heyeti Reisi Ýmar Ýskan Bakanlýðý, Þehircilik Dairesi Baþkaný Mesken Genel Müdürü Tokyo, Wasseda Üniversitesi deprem mütehassýsý TBMM Bayýndýrlýk ve Ýmar Komisyonu Baþkaný Ýmar Ýskan Bakaný

1965'den beri serbest Mimar, þehir plancýlýðý yapýyor. Celaleddin Uzer, 1914'de Van'da doðmuþ. Van Valisi olan babasý Tahsin Uzer'in görevi dolayýsýyla, daha sonra Erzurum ve Suriye'de bulunmuþlar. "Ýlkokulda 9 aldýðým zaman hasta olurdum" diyen Uzer, orta tahsilini Robert Kolej'de yapmýþ ve birincilikle bitirmiþ. 136

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Aslýnda doktor olmak isterdim. Lise bitince 6 bin kiþinin katýldýðý bir sýnava girdim ve birincilikle kazanarak Amerika'ya gitmeye hak kazandým. Atatürk, "Senin yerine baþka bir fakir gitsin, ben senin paraný veririm" dedi ve beni Ýngiltere'ye gönderdi. Þehirciliðe olan ilgim orada baþladý. 1934'den 1942'ye kadar Ýngiltere'de kaldým. Üniversiteyi birincilikle bitirdim ve 'First Class Honors' aldým. Diploma töreninde beni Ýngiliz sandýlar ve Ýncil getirdiler. Rektör, Churcill'in kulaðýna bir þey fýsýldadý ve Kuran getirildi. Churcill, "Kahraman Türk dostlarýmýza ve bize yardýmcý olacak bu gence, iftiharla bu diplomayý veriyorum" dedi, diplomamý teslim etti. Üniversiteyi birincilikle bitirdikten sonra Türkiye'ye hemen gelemedim. Harp yýllarýydý, çýkýþ vizesi vermediler. Ýngiltere'de Abercrombie'nýn asistaný olarak çatýþtým. Þehirciliðe, onun yanýnda çýrak olarak baþladým. Londra'yý, Tokyo'yu ben çizdim ama imzayý onlar attýlar. Daha sonra Dünya Mesken Kongresi'nde Divan Baþkaný, Londra ve Liverpool Belediyelerinde sýðýnak mütehassýsý olarak çalýþtým. 'The Machinegun' derlerdi bana, çünkü en çok sýðýnaðý ben yaptým orada. Ve benim yaptýðým sýðýnaklar da en dayanýklýlarý oldu. Çünkü, bombardýmanda, uður mudur, nedir, tam isabet almadý. Orada biraz þanslýydým. Ýngiltere'de ayrý ayrý mimarlýk, mühendislik ve þehircilik okudum. Daha sonra Japonya'da deprem ihtisasý yaptým. Ali Çetinkaya'nýn isteði üzerine Türkiye'ye döndüðümde, çok deðiþmiþ buldum Türkiye'yi. Atatürk ölmüþ, annem, babam, amcalarým ölmüþ. Bunlardan haberim yoktu. Bambaþka bir Türkiye buldum. Bayýndýrlýk Bakanlýðý'nda Þehircilik Fen Heyeti'nde mecburi hizmete tabi oldum. O zaman bu memlekette þehircilik diye birþey yoktu. Heussler diye bir adam var, acayip meydanlar yapýyor, dairevi meydanlar kabul etmez, dar yol sistemi yapar, 9,5 m.lik yollar. Bunlar benim nazariyelerime uymuyordu, boyuna deðiþtirmeye baþladým. Halbuki ben fakir milletlerin geniþ yollar yapmasýna taraftarým. Çünkü fakir milletin yapboza tahammülü yoktur. Nitekim 1948'de Ankara'ya troleybüs geldiði zaman dönemedi. Dýþkapý'ya gitti oradan döndü. Ulus meydaný kifayetsizdi. Hiç unutmam bir gün Ulus meydanýnda troleybüs dönecek, ortada da bir saat var, artýk “Allah þoföre kolaylýk versin” derken, “Halka da selamet versin” diyorduk. Çünkü dönemiyordu. 137

þimdi 600 milyara yapamazlar bu iþi. T. ne karýþýyorsun?" diye. Gecekondu davasýný ele aldým. Ankara’nýn havasýnýn temizlenmesi için Gribla þirketi ile anlaþtým. Ben o zaman Bakanlýk'ta Fen Heyeti Reisi'yim. Bayýndýrlýk Bakanlýðý'na bir þehircilik uzmaný.Türkiye'deki þehircilik eðitimini olumlu buluyor musunuz? C. Arkadan partililere daðýtýldý. Orada oturuyoruz. Bakanlar Kurulu'nda ilk defa projeksiyon gösterdim. bütün Arap diyarý buraya gelir. Altyapýsýný yaptýrdým. ODTÜ'nün kuruluþu baþlý baþýna bir olaydýr. gecekondu davasýný halledecektim. Bu zatýn vazifesi. Biz Abrahms'la bütün Anadolu'yu gezdik. bir deprem uzmaný. deðiþtirdim. bir de mimari büroya bir uzman temin etmek. Ýmar Ýskan Bakanlýðý'ný kurduk sonra. cins cins 3 ton kömür yolladým. "Sen Saðlýk Bakaný mýsýn? . Fakat maalesef bu memlekette çalýþana karþý düþmanlýk var. 1963-65 yýllarý arasýnda Ýmar Ýskan Bakaný iken. teþkilatý kurdum. Allah’ýn büyüklüðü. daha bir tanesi bile görememiþ" dedi. 200 milyona tasfiyehane kuracaktým. 138 . Aktepe'yi seçtim." Charles Abrahms "Bunu yapmam için Baþbakan'ý görmem lazým. Tahlilleri yapýldý. O sýrada þöyle bir kafamý çevirdim ki. "Gezdir" dedi. Ankara'ya döndük.ODTÜ'yü de Teknik Üniversite’yi de ben bugün dünya ayarýnda okullar olarak kabul ediyorum. Charles Abrahms diye Birleþmiþ Milletler Teknik Kurulu Baþkaný bir zat geldi. 5 bin bina yaptýk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Þehircilik Fen Heyeti Reisliði'nden sonra Mesken Genel Müdürü oldum. Þark’ta Ermenilerden kalan alanlara köyleri yerleþtirdim. Didim'de Fethiye'de yaklaþýk 1000 tane bina yaptým. Charles Abrahms'la Tunalý Hilmi'de yeni açýlan bir lokantaya gittik. Eðer Ýsmet Ýnönü kabinesi 4 yýl kalsaydý. her ikisi de iyi elemanlar yetiþtiriyor. Sen buraya bir üniversite kurabilir misin? Mesela. dedim ki Charles Abrahms'a. Bakan. Havadan tesbip ederek. Bizim 60 uzmanýmýz 6 aydýr bekliyorlar. bunlar çekip gidecek. hem de çevreye hizmet etmiþ oluruz. Yanlýþ bir deprem talimatnamesi vardý. "Orta Doðu Teknik Üniversitesi" diye bir üniversite kursak. Ýsmet Ýnönü'den izin alarak. Hem bize döviz saðlar. Daha Sosyal-Sigortalar yokken. Bu iþ kaldý. O zaman bana kýzdýlar. "Sen bize 3 uzman göndereceksin. Bütün deprem bölgelerinde prefabrikasyona geçmek için.U. iþçi konutlarý yaptým. Eskiþehir'deki 1 ve 2 numaralý kooperatifler hep benimdir.

þehircilik varmýþ. "Ýþler düzeldi. Karþýladým. Vecdi Diker'in ne dinamik adam olduðunu bildiðim için. Charles Abrahms þaþýrdý. O esnada Eisenhover düþtü. Caným sýkýldý. sanki ben Halk Partili deðilmiþim gibi. "Tamam yarýn saat 9'a randevu aldým" dedi.U. Ankara Palas'ta misafir ediyoruz onu.Türkiye'de "þehirci" olmak nasýl bir þey? C. Þehircilik öyle bir þey ki. adreslerini arayayým" dedi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Vecdi Diker oturuyor karþý masadan. "Dean Perkins baþkanlýðýnda Pensylvania heyeti Türkiye'ye geliyor. Osman Veriver'le beni bu iþte vazifeli kýldý. karþýla". Geldi. yarýn size sunarým" dedi. "Çok güzel" dedi. biz kurmuþtuk Karayollarý'ný. her þey tamam. böyle böyle bir teklifte bulundum. rapora baktý. hemen telefonla Fatih Bey'i aradý. dedi Charles Abrahms." Burada ise Halk Partililer. Efendim. gitti. Haftasýnda Charles Abrahms'tan bir telgraf. “Çok güzel”. "Yahu senin neþen yok. biz bekleriz".Sürekli olarak. Abrahms'tan bir telgraf. ama kuruluyor. 75 milyona indi. "Þimdi okuyun. Fatih Bey gözlüðünü deðiþtirdi. Þehir 139 . gitti. bir rapor hazýrladý. biz de takip ediyoruz. ver bana isimlerini. böyle bir üniversiteye ne lüzum varmýþ. milletvekilidir. ben. Milli Eðitim Bakanlýðý'nda bir toplantý yaptýk. Her konan taþ. Vecdi Diker.. Teknik Üniversite ve Mülkiye benim aleyhimdeydi. Nazým Berksan. "ben bunlarý sonra okuyayým. “Ne dersin” dedim. Anlattým. "Ýptal edildi. "Efendim. aþaðý yukarý 40-45 senedir Türkiye'de þehircilik yapýyorum. Charles Abrahms'ý yolcu ettik. Fehmi Tokay. ne oldu" dedi. Fatih Bey. Karayollarýnda beraber çalýþmýþtýk. "Biz parlamenterlerle Amerika'ya gidiyoruz. Truman geldi. Ahmet Tokuþ vardý. Ertesi sabah Vecdi Diker ve Avni Yener geldiler." General Rally böyle bir üniversiteye lüzum yoktur diye beyanat vermiþ. Türkiye'de Amerikan Üniversitesi kurulamazmýþ" diye karþý çýkýyorlar. Hemen gittik. "Vecdi Abi bir dakika gelir misin?" dedim. Fatih Bey'e gittik. "Hayýr". Bir süre sonra bir telgraf aldýk "300 milyon ayrýldý. meyvesini geç veren aðaca benzer. Geldi. birbiriyle toplanarak bir þehri oluþturur. dedi." Arkasýndan bir telgraf daha. baþladý okumaya. T.

Þehirciliði. þehircilikle uðraþýyorum diye beni hakir görenler var. her ihtiyaca cevap vermelidir. Ve þehirci prensiplere uymalý. Üstgeçitler var çünkü. bir. Bakkal Ahmet'ten. Ne yapacakmýþým? Bakanlýktan sonra. arkeolojiyi. Eski eser. Enerji Bakanlýðý çýkacak. beþ. Arkeologlar çýkacak. "þehirciyim" demekle bitmez. Emine Haným'dan öðrenirsin. örneðin. Milli Eðitim Bakanlýðý çýkacak. dört. iþte bütün bunlarla iliþkisi var diye seviyorum ben. mühendisliði. üç. içine hiç dikkat etmeyiz. Ben böyle þeye yokum. halkla iliþki. Ondan sonra çarþamba günleri 3 saat gidip. biraz politikacýlýk da var serde. Bakanlýk yaptýktan sonra. Fonksiyon deðil. Bilmediði bir þeyi Lokantacý Mahmut Efendi'den. niye yapmayayým? Çalýþmak ayýp mý? Ýstersem çöpçülük bile yaparým. 200 bin lirayý cebe atýcaðým. Bizim millet. Binanýn dýþýný pek güzel yaparýz da. þehirci etki altýnda kalmamalý. 140 . haritacýlýðý da içine alýr. mantýk demektir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I sosyal hayatýn akýþýna baðlýdýr. þahsi menfaat olmamalý. böyle bir akýþtan iþi ele almalýyýz. Mesleðim var seviyorum. altý. Üst geçitler. Anýtlar Yüksek Kurulu çýkacak. bir bankaya girecek. Þehirci. Þehircilik. Þehirciye etki yapýlmamalý. dýþ görünüþ önemli bizim için. Devlet Su Ýþleri çýkacak. Þehircilikte. meclis-i idare azasý olacakmýþým. iki. Þehirci ayný zamanda. Þehir demek. bu milleti delirtmek için mi? Ýki katlý otobüs gelse. bakanlýklarla ve vatandaþla sürekli temas halinde olmalý. Ankara'da iþleyemez. Niye alt geçit yapmazlar bilmem. Þimdi bakýn bir þehir planý yaparken nerelerden geçeceksiniz: Karþýnýza Karayollarý çýkacak. pire için yorgan yakan millettir.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I UÇAK FABRÝKALARI NASIL KAPATILDI? M.Bahattin ADIGÜZEL Pilot THK Tanýtým Müdürü .

yani tarihimizi iyi bilmek zorundayýz. Türkiye'de havacýlýðýn çaðdaþ ölçülerde geliþmesine sebep olan ilk kiþi her konuda olduðu gibi Ulu Önder ATATÜRK'tür. bu þirket kapandý. Göklere hakim olan ülkenin muhtemel bir savaþýn da galibi olacaðý düþüncesi 20nci yüzyýlýn baþlarýnda önce askeri bir doktrin olarak ortaya çýktý. Dr. John Wilkins'in 1648'de yazdýðý "Discovery of a New World: Moon-Yeni Dünyanýn Keþfi: Ay" isimli kitaplarý dahi ihtiyaca cevap vermiyor. Evliya Çelebi'nin "Seyehatname'si. ne Hezarfen Ahmet Çelebi ne de Lagari Hasan Çelebi'nin adlarý uluslararasý havacýlýk camiasýnda anýlmýyor. artýk bu tarihe karýþtý. böyle bir uçuþun yapýldýðýna dair belge gösteremediðimiz için Uluslararasý Havacýlýk Federasyonu (FAI) tarafýndan karþý çýkýlýyor. Türk Hava Kurumu tarafýndan her yýl üstün performans gösteren bir kadýn ve bir erkek havacýya Hezarfen ve Lagari adýna verilmek istenen madalyalara. Aksi halde ya deðirmen taþlarý arasýnda ya da diþliler arasýnda ezilip yok olmaya mahkumsunuz demektir. Arþivlere sahip çýkmadýðýmýz için bugün ne Ýmam Ceheri. Cumhuriyet döneminin çok güzel arþivleri var. Ama bu sefer de bunun kýymetini bilmeyen bir bürokrasi ve gerçeklerin gün ýþýðýna çýkmasýný bilerek ve/veya bilme yerek engelleyen siyasiler ve yasal engeller var. Konu havacýlýk sanayi olunca ister istemez yakýn tarihimize giriþ yapmadan konunun ayrýntýlarýna girmek uygun deðil. yasalar deðiþti. 10uncu ve 17nci yüzyýlda böyle bir uçuþ yaptýklarý dahi kabul edilmiyor. Ulu Önder bunu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Hangi konuda olursa olsun baþarýlý olmak istiyorsanýz önce hedefinizi sonra da baþarýnýn en önemli vasýtasý olan stratejinizi iyi belirlemeniz gerekir. Özellikle ulusal baþarýlardan bahsedebilmek için geçmiþimizi. bir daha lazým olmaz” gibi onlarca gerekçeyle imha ettiðimiz veya üç kuruþ para uðruna sattýðýmýz arþivler ne yazýk ki Türkiye üzerinde oynanan senaryolarýn sürmesine ve tarihin sürekli tekerrür ettirilmesine neden olmuþtur. 142 . Bunun mümkün olabilmesi için öncelikle arþivlere sahip çýkýlmasý gerekiyor. Çoðu kez “güncelliðini kaybetti.

Cumhuriyet'in ilk yýllarýnda bize de rehber oldu. 1929 yýlýna kadar Türk Hava Kurumu'nun denetiminde kalan bu fabrika 1929'da Milli Savunma Bakanlýðý’na devredildi. Ulu Önder hem fikir hem de icraat adamýdýr. Bunlarý söylemekle yetinmedi. Ýlk yaptýðý iþ 23 Nisan 1926'da "Tayyare Makinist Mektebi"ni hizmete açmak oldu. Cumhuriyet döneminin baþlangýç yýllarýnda Türkiye'de havacýlýk sektöründe atýlan dev adýmlarýn ve baþarýlarýn ardý arkasýnýn kesilmediðine tanýk olunur. ama ilerleyen yýllarda ne oldu da bu ruh söndü ya da söndürüldü? Havacýlýk sanayisinin geliþmesini saðlamak için Cumhuriyet'in ilânýndan hemen sonra ilk yaptýðý iþ. Vecihi Hürkuþ anýlarýný bizzat kendisi kaleme aldý ve ölümünden sonra "Bir Tayyarecinin Anýlarý" adý ile yayýmlandý. O. Ancak baþlangýçtaki amaç devam ettirilemedi ve uçak üretimi durduruldu. Bugün Hava Kuvvetleri’ne baðlý 2nci Ýkmal Bakým Merkezi olarak çalýþmalarýna devam etmektedir. 143 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Ýstikbal Göklerdedir" diyerek bir çift sözle özetledi.. Ayný yýl Alman Junkers Tayyare Fabrikasý’yla iþbirliði yaparak Kayseri'de TOMTAÞ Uçak Fabrikasý’ný kurdu. 1900'lü yýllarýn baþýnda havacýlýkta gördüðü geliþmelerin gelecek yýllara hükmedeceðini anlayarak bu cümleyi sarf etmiþti. 1931 yýlýnda Ýstanbul'da kendi atölyesinde ürettiði Vecihi-XIV adýyla anýlan ikinci uçakla Ankara'dan havalanarak küçük bir Türkiye turu yapmayý baþardý. Amerika'da Boing firmalarý yoktu!." þeklinde yazarak asýl amacýný net bir þekilde ortaya koydu. Bu fabrika kurulduðu zaman Avrupa'da Airbus.. Böylece Junkers lisansýyla A-19 ve A-20 uçaklarýnýn hem üretimi hem de bakým ve onarýmlarý Türkiye'de yapýlmaya baþlandý. Ancak baþýna gelenler kelimenin tam anlamýyla piþmiþ tavuðun baþýna gelmedi. Kuruluþ tüzüðünün ilk maddesine de. Vecihi-VI adýyla anýlan ilk tasarýsýný 1924'de gerçekleþtiren Pilot Vecihi Hürkuþ. 16 Þubat 1925'de Türk Tayyare Cemiyeti’ni kurmak oldu. Ýbret dolu bu öykünün herkes tarafýndan okunmasý gerektiðine inanýyorum. "Türkiye'de havacýlýk sanayisini kurmak.

Fabrikaya paralel olarak Nuri Demirað bugünkü Atatürk Havalimaný'nýn bulunduðu bölgede bir de uçuþ okulu açar. Yeþilköy'de açtýðý uçuþ okulunda yapar ve ürettiði uçaklarýn deneme uçuþlarý da burada gerçekleþtirilir. Türk Hava Kurumu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bir yanda varlýðýný ve hayatýný ortaya koyan yaratýcý bir genç diðer tarafta hiçbir riski ve sorumluluðu olmayan bürokraside yer alan þer diþlileri!… Kime hizmet ettiklerini bilmeden hizmet ürettiklerini iddia eden bürokratlar!… Vecihi Hürkuþ'tan sonra THK tarafýndan Fransa'da eðitime gönderilen Mühendis Selahattin Reþit Alan Bey. Ýlk uçaðýný 1936'ta yapan Demirað. Yýllarca Beþiktaþ'ta ürettiði parçalarýn montajýný. 1930'larýn baþýnda ekonomik krizlerin tüm dünyada doruk noktada olduðu yýllarda Nuri Demirað'ýn Ýstanbul Beþiktaþ'ta açtýðý uçak fabrikasý havacýlýk sektörüne yeni bir ivme kazandýrdý. Fakat takip eden yýllarda O'nu. Tek motorlu olan bu uçaðýn hemen ardýndan 2 yýl sonra 1938'de çift motorlu tipi imal edildi ve adýna da "Nu D-38" denildi. bu uçaða "Nu D-36" adýný verdi. motor ve pervanesi hariç bütün parçalarý Türk malý olan ve MMV-1 adý verilen yeni tip bir ulusal uçaðýn prototipini imal etti. Cumhuriyet döneminde mühendis pilotlarýn çoðu yoðun olarak bu dönemde olmuþtur. Böylece Türk Hava Kurumundan sonra havacýlýk alanýnda faaliyet gösteren özel teþebbüs ruhu önemli bir baþlangýç yarattý. Hatta mühendislerin birçoðu pilot olur. Bu okul Ýstanbul Teknik Üniversitesi’nin özellikle mühendislik bölümü öðrencilerinin staj yeri olur. Nuri Demirað keþfetti ve kurmayý düþündüðü uçak fabrikasýna ortak yaptý. Baþarýlý uçuþlardan sonra bu uçaklarýn seri üretimlerinin yapýldýðýna ve bir kýsmýnýn yurt dýþýna satýldýðýna da tanýk olunmaktadýr. sipariþ ettiði 12 uçaðý "teknik þartnameye uygun deðil" diye reddettiði için uzun süren hukuk mücadelesine rað144 . Ancak test uçuþlarýný yapacak tecrübe pilotu bulamadýðý için projesi yarým kaldý. Servetini ortaya koyan Nuri Demirað da ne yazýk ki Vecihi Hürkuþ gibi aradýðýný bulamadý ve fabrikasýný 1945'de kapatmak zorunda kaldý1.

1944 yýlýnda Atatürk Orman Çiftliði'nde ilk uçak motor fabrikasý kuruldu. 9 eðitim ve akrobasi planörleriyle THK-13 uçan kanat. Hatta fabrikanýn temellerinin atýlmasýnda büyük yararlarý dokunmuþtur bu mühendis ve teknisyenlerin. burada Ýngiliz Miles Magister eðitim uçaklarýnýn seri montajýna baþlandý. 3. Geliþmeler bununla da bitmedi. Fabrikalar 1953 yýlýnda da Marþal yardýmlarý nedeniyle tamamen kapatýldý. akrobasi. 4. 5 ve 10 tipi eðitim. dönemin yöneticileri tarafýndan 1940'lý yýllarýn baþýnda iyi deðerlendirilmiþ ve Etimesgut uçak fabrikasýnda çalýþtýrýlmaya baþlanmýþtýr. saðlýk ve nakliye uçaklarý da üretildi. Hatta THK-5 Danimarka'ya ve Ürdün'e satýldý.. Milyonlarca dolarlýk yatýrýmlar yok edildiði gibi bir ülkenin geleceðini garanti altýna alacak yatýrýmlarda çýkan küçük sorunlara "adam gibi" yuvarlak masa etrafýnda oturulup çözüm aranmadýðý için bir ülkenin geleceði karartýldý. Hezarfen ve Lagari gibi sürgüne gönderilmediler ama yöneticiler ve politikacýlar tarafýndan desteklenmediler de!. Vecihi HÜRKUÞ ve Selahattin REÞÝT (ALAN) gibi havacýlýk lokomotifinin özel teþebbüs ruhunu yaratanlar. 2nci Dünya Harbi nedeniyle ülkelerinden kaçtýklarý için Türkiye'de tutunmak ve baþarmak zorunda olduklarýný kendileri de biliyordu. Kayseri tecrübesinden sonra uçak üretimi konusunda Türk Hava Kurumu’nun ikinci teþebbüsü Ankara'da oldu. 2nci Dünya Harbi’nden önce Polonya'dan kaçarak Türkiye'ye sýðýnan havacýlýkla ilgili birçok mühendis ve teknisyen. 7. Etimesgut'ta kurulan uçak fabrikasý 1944'de tam üretime geçti. Nuri DEMÝRAÐ. harpten önce yurtdýþýna kaçan bilim adamlarýnýn belirli bir tarihe kadar yurda dönmeleri 145 . 1951 yýlýna kadar üretime devam eden ve birçok projeye.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I men hem davayý hem de tüm servetini kaybetti. Baþardýlar da… Ancak Harp bittikten sonra Polonya Hükümeti. Bu fabrikada Magister uçaklarýnýn yanýsýra THK-1.. THK-2. 1940 yýlýnýn sonlarýna kadar Akköprü'de sýnýrlý kadroyla çalýþan Türk Hava Kurumu planör atölyesinin fabrika haline getirilmesiyle. imza atan bu fabrikalar bu tarihten sonra Makina Kimya Endüstrisine (MKE) devredildi.

Bilgiler birbirini destekledi ve senaryosu yýllar önce yazýlan korkunç plan ortaya çýktý. Bu tür olaylar bugün de var olan hareket tarzlarýdýr. Fabrikanýn önde gelen mühendisleri yüksek ücretlerle ve hepsi bir ay gibi kýsa bir zaman periyodu içerisinde Polonya'ya dönüyoruz diye 146 . Uzmanlar fabrikayý gezerlerken yapýlan iþleri ve geliþmeleri sürekli takip ederler ve medyaya güzel demeçler vererek ülkeden ayrýlýrlar4. þu mühendisleriniz ise iyiler ama henüz yeterli deneyimleri yoktur. bizim mühendis ve teknisyenlerimize güvenmez olurlar2. Polonyalý mühendis ve teknisyenler fabrikayý ve Türkiye'yi bir ay içerisinde terk ederler. Birincisi Türk Hava Kurumu ve Uçak Fabrikasý. resmi görevlerinin dýþýnda ziyaret ettikleri iki önemli kurum ve tesis vardýr. Polonyalýlar’ýn çok iyi çalýþtýklarýný ve oldukça verimli iþler yaptýklarýný belirtmektedirler. Polonya'ya döneceklerini söyleyerek fabrikadan ayrýlan Polonyalý mühendis ve teknisyenlerin çoðunun Polonya'ya dönmedikleri. Tecrübesizlik nedeniyle sorun yaratabilirler…" þeklinde açýklamalar yaparlar fabrika yöneticilerine. ikincisi ise Nuri Demirað Uçak Fabrikasý ve Gök Okulu. Arþivin tozlu raflarýnda önem verip konunun ayrýntýlarýný araþtýrýrken hiç ummadýðým bilgi ve belgelere ulaþtým. Kanada ve Fransa'ya transfer edildikleri yýllar sonra 1952'de tesadüfen öðrenildi3. Bu aftan yararlanmak isteyen Polonyalý mühendis ve teknisyenler bir ay içerisinde fabrikadan ayrýlarak Türkiye'yi terk ederler.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I halinde af edileceklerini açýklar. Ancak çok riskli çalýþýyorlar ve ileride pilotlarýnýzýn baþýný aðrýtabilirler…. Onlar gittikten sonra da bizim yöneticilerimiz. 'Þu. þu mühendisleriniz oldukça deneyimli ve iyi iþler yapabilecek durumdalar. 1925-1950 yýllarý arasýnda Türkiye'yi ziyaret eden havacýlýkla ilgili Amerikalýlarýn. Ancak bu kiþiler fabrikadan ayrýlýrken nifak tohumlarýný atmayý ihmal etmemiþlerdir: "Þu. O dönemde fabrikalarda birlikte çalýþan Türk mühendis ve iþçileri. büyük ücretlerle ABD. þu.

Buna. onlarýn isteklerine. geleceði düþünmeden boyun eðen herkesindir. "Türkiye'nin.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I fabrikadan ayrýldýlar. -Polonyalýlar ayrýldýktan sonra yöneticiler Türk mühendislerine güvenmemeye baþladý. -ABD hibe olarak çok sayýda uçak vererek. asker ve politikacýlarýn kurbaný oldu. Ancak belli bir çevrenin dýþýnda yine de fazla ilgi görmemiþti o dönemde. -ABD'nin Marshall yardýmlarý Türk havacýlýk sanayisinin üzerine kara bulut gibi çöktü. -Yeni uçaklarý gören pilotlarýmýz üretilen uçaklara güvenmemeye baþladý. -Sipariþ kesilince üretim durdu. fabrikada üretimin iyice durmasýna neden oldu. Her þeye raðmen içimizdeki ateþin söndüðünü söylemek mümkün deðil. 147 . -Sürekli gideri olan 850'den fazla mühendis ve iþçinin çalýþtýðý fabrikalarýn da kapanmaktan ve kapatýlmaktan baþka çaresi kalmadý. havacýlýk sektöründeki en az 100 yýllýk kaybý" diyebiliriz. 1970'li yýllarýn baþýnda Hava Kuvvetleri Komutanlýðý'nýn baþlattýðý "Kendi uçaðýný kendin yap" kampanyasý fikri ortaya atýldý. Kýsýr görüþün. Bu kararlarýn alýnmasýnda yabancý ülkelerin baský ve yönlendirmelerinin çok büyük payý vardýr. Suç. bu fabrikalarýn kapatýlmasý için çaba sarf eden yabancýlarýn deðil. Kýbrýs Barýþ Harekatý sonrasý Türkiye'ye konan ambargo nedeniyle bu fikir savunma sanayi ve havacýlýk sanayimizde aniden alevlendi ve sonuçta bugün itibariyle azýmsanmayacak ölçülerde ilerlemeler kaydetti. -Binbir güçlükle kurulan fabrikalara verilen sipariþler dönemin iktidarý tarafýndan kesildi. uzun vadeli stratejinin ne olduðunu bilmeyen ve anlamayan bürokrat.

ulusal çýkarlarý koruyacak kararlarý zamanýnda almalarý gerekmektedir. ROKETSAN gibi birçok kuruluþ da anýlan tarihlerden sonra kurulan ve geleceðine umutla bakýlan ve bakýlmasý gereken kuruluþlar arasýndadýr. Havacýlýk sanayisi en hýzlý geliþen ve diðer sanayi dallarý arasýnda kurallarý en katý olan bir sektör konumuna geldi. Hükümetlerin ve politikacýlarýn özellikle yerli sanayiyi desteklemeleri için bu kurum ve kuruluþlarý yakýn takibe almalarý. TEI ve TAI kuruldu5. 148 . Varþova gibi havacýlýk kurallarýný içeren bir dizi konferanslar düzenlenmiþ ve uluslararasý anlaþmalar yapýlmýþ olmasýna raðmen havacýlýk dalýnda en kapsamlý sözleþme 1944'de imzalanan Þikago sözleþmesidir. Dünyada ve özellikle Avrupa'da kurulan sivil havacýlýk otoriteleri bir dizi önlemler almaya. HAVELSAN. 1920-1944 yýllarý arasýnda Madrid. Devlet-Özel sektör ve asker arasýndaki iþbirliði sorunlarý geciktirilmeden giderilmelidir. Yakýn tarihimizde yaþanan ayný hatalara tekrar düþülmemesi için yöneticilerin bu sözlere kulak kabartmalarý gerektiðine inanýyorum. Havacýlýk sanayinde Ankara. Roma. emniyet için yeni kurallar koymaya ve bu kurallara uymayanlara aðýr yaptýrýmlar uygulamaya baþladýlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün F-16 projesi kapsamýnda kendini bulan TUSAÞ. Her þeye politik görüþ malzemesi olarak bakýlmamalýdýr. Politika yapmak isteyen bilim adamlarý var ise bilim ile politika arasýnda tercih yapmalarý gerekmektedir. Ancak bu sektörümüzde de acilen sivil-asker iþbirliðine ihtiyaç duyulmaktadýr. Eskiþehir ve Kayseri'deki Hava Kuvvetlerine baðlý Ýkmal Bakým Merkezleri. Kara Kuvvetleri Komutanlýðý'na baðlý olarak özellikle helikopter montaj sanayii alanýnda Ankara'da faaliyet gösteren 5’nci Ana Bakým Merkezi Komutanlýðý baþta olmak üzere birçok özel ve kamu sektöründeki geliþmeler 2000'li yýllara umutla bakýlabilecek bir geleceðin habercileridir. Bilime politika sokulmamalýdýr. Hem bilimsel hem de siyasi titri olan cevherlerimizin düþünceleri ülke menfaatleri kapsamýnda birleþtirilerek sanayiye iþlerlik kazandýrýlmalýdýr. Hatta ASELSAN. Paris. faaliyetlerinden haberdar olmalarý.

hem de fiilen uçuþ denemeleri gerçekleþtirilmiþtir. devlet idarecileri tarafýndan desteklenmedi. Sonuç olarak havacýlýk alanýnda faaliyet gösteren firmalar ya belirlenen üretim-iþletim standartlarýna eriþecek. Ancak sözleþmeyi imzalayarak teþkilata tam üye olduðumuzu ilan etmek marifet deðil. ICAO standartlarýnda üretim ve iþletme yapacak seviyeye gelmeleri için gayret sarf etmeleridir. ne araþtýrmacýlar çalýþmalarýndan vazgeçebilmiþ ne de devlet yöneticileri araþtýrmacýlara verdikleri desteði çekmiþlerdir… 21’inci yüzyýlda ise anýlan ülkeler araþtýrma ve geliþtirmeye daha çok bütçe ve zaman ayýrmaktalar. ABD kendi hava sahasýnda geçerli olmak üzere Federation Aviation Authority (FAA). 149 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Türkiye. Ýlk uçuþu gerçekleþtirerek havacýlýk tarihine ilk imzayý atan bir Türk olmasýna raðmen. hizmetlerinden yararlanamayacak duruma getirilmiþtir. Böylece 20’nci yüzyýlýn ikinci yarýsýndan sonra yeni bir döneme girildi ve yüzyýlýn sonunda gerek iþletmede gerekse üretimlerde yasaklarýn yerini üretim standartlarý almaya baþladý. Önemli olan üretimden iþletmeye varýncaya kadar havacýlýk camiasý içinde faaliyet gösterecek firmalarýn. 19 ve 20’nci yüzyýllarda ABD. 18. Fransa ve Ýngiltere baþta olmak üzere birçok ülkede hem bilimsel araþtýrmalar yapýlmýþ. sürekli olduðu takdirde önemlidir. ya da batýlý ülkelerin teknolojilerini benimseyip onlara baðýmlý ülkeler ve iþletmeler haline gelecekler. Zaman zaman kazayla sonuçlanan olaylara raðmen. Belirlenen standartlarý taþýmayan hava araçlarý Avrupa Birliði ve Amerika Birleþik Devletleri hava sahalarýna giremeyecek. 1944 Þikago antlaþmasý ile kurulan Uluslararasý Sivil Havacýlýk Teþkilatý'nýn (ICAO) kuruluþunu onaylamýþtýr. Avrupa Birliði de Joint Aviation Authority (JAA) adýyla anýlan sivil havacýlýk otoritelerini kurdular. havacýlýk tarihindeki Lâgari Hasan ve Hezarfen Ahmet Çelebi'lerle yapýlan güzel baþlangýç. Aksi takdirde. yeni teknolojilere uyum saðlamak için daha çok emek ve daha çok sermaye harcanmaktadýr. Oysa sadece 17. Destek. 20’nci yüzyýlýn son çeyreðinde özellikle geliþmiþ ülkeler ICAO standartlarýnýn üzerine çýkarak bir dizi yeni önlemler almaktadýr.

Havacýlýk sektöründe 20nci yüzyýlýn ortalarýnda meydana gelen hýzlý geliþmeler karþýsýnda ulusal çýkarlarýmýzýn korunmasý. 1925'de Ankara-Ýstanbul arasýnda uçuþ izni verilmesiyle atýlmaya baþladý. THY. Ard arda kaza geçiren. Baþlangýçta sadece Ýstanbul-Ankara arasýnda baþlatýlan hava taþýmacýlýðý takip eden yýllarda (1933) Ýstanbul-Ýzmir. 79 yýllýk geliþimin iyi irdelenmesi gerekmektedir. Þu anda özelleþtirme kapsamýnda bulunmaktadýr. Dünyanýn en önemli yerlerine seferler yaparak Türk bayraðýný dalgalandýran bu þirket bugünkü seviyesine kolay gelmedi. THY'nin Ýstanbul'da sahip olduðu teknik alt yapý ise özel sektör için güzel bir gelecek vadetmektedir. filolarýný yenilemeyen bir þirketin sektörde tutunmasý genellikle mümkün deðildir. 1933 yýlýnda 2186 sayýlý yasayla Hava Yollarý Devlet Ýþletme Ýdaresi’nin kurulmasýyla havacýlýk sektöründe dünyadaki deðiþiklikler yakýn izlemeye alýndý. Sümerbank'a dönecekse böyle bir þirketi tekrar kurmanýn kolay kolay mümkün olamayacaðýný hatýrlatmayý havacýlýðý bilen bir vatandaþ olarak görev sayýyorum. orada da ilginç durumlarla karþýlaþmamýz kaçýnýlmazdýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Üretimin yanýnda konuya bir de iþletme açýsýndan bakacak olursak. Yatýrýmlarý çok pahalý ve riskleri çok fazladýr. Et Balýk Kurumu'na. uluslararasý 150 . Ýþletme masraflarý çok fazladýr. Havacýlýk þirketleri kolay kurulan þirketler deðildir. Bu nedenle sivil havacýlýk otoritesinin koordinatörlük görevi havacýlýk sanayisinin saðlýklý büyümesi için çok önemlidir. Çok kaygan zeminlerde yürütülen bir iþletmedir. Özelleþtirmeden önce özerkleþtirilmesinin öncelikle düþünülmesinin daha yararlý olacaðýný deðerlendirmekteyim. Türkiye'de çaðdaþ anlamda kurulan ilk hava taþýmacýlýk þirketi bilindiði üzere Türk Hava Yollarý Anonim Ortaklýðý'dýr. Türk Hava Yollarý özelleþtirildikten sonra sonu. 1968 yýlýna kadar piston motorlu uçaklarla sürdürdüðü iç ve dýþ hat seferlerine bu tarihten sonra jet uçaklarý satýn alarak filolarýný dýþ seferlere uygun hale getirdi. Türkiye'de sivil hava taþýmacýlýðý alanýnda da ilk adýmlar. Ancak Türk Hava Yollarý’ný özelleþtirmeden önce iyi düþünmek gerekir. Ankara-Adana bacaklarý da eklenerek büyümeye baþladý.

ister iktidar partisi mensubu olalým. Ýsteyen herkes parlamenter seçilebileceðine göre uluslararasý iliþkilerde önemli olan devamlýlýk. arþivlerimiz iyi tetkik edildiðinde tarihimiz 5'inci kol faaliyetleri ve entrikalarla dolu. ister edebiyatçý. ister muhalefetteki siyasetçi. Ayný dönem içerisinde Türk Hava Kurumu ve Silahlý Kuvvetlerin haricinde sivil havacýlýk sektörüne pilot ve teknik eleman desteði saðlayan birçok fakülte ve yüksek okul açýldý. alýnan kararlara baðýmlýlýk ve kararlýlýk ilkeleri bütün parlamenterleri yakýndan ilgilendirmektedir. Hava limanlarýnýn iþletilmesi ve uçuþ güvenliðinin saðlanmasý amacýyla da 28 Þubat 1956'da 6686 sayýlý yasayla Devlet Hava Meydanlarý Ýþletmesi (DHMÝ) Genel Müdürlüðü kuruldu. parlamenterlerdir. Ýster mühendis olalým. Günümüzde "Geçmiþini bilmeyenler geleceklerine asla yön veremezler. Adý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I iliþkilerin düzenli bir þekilde yürütülmesi ve denetlenmesi için Ulaþtýrma Bakanlýðý bünyesinde "Sivil Havacýlýk Daire Baþkanlýðý" 1954 yýlýnda kuruldu. Buraya kadar anlatýlanlar havacýlýk sanayimizin geçirdiði evrelerin çok kýsa bir özetini vermekte olup tarihten açýlan sayfalarý içermekteydi." 151 . doðru kararlar alabilmek ve doðru stratejiler çizebilmek için siyasi tarihimizi iyi bilmemiz gerekiyor. ister memur. sadece kamu yöneticileri ve tarihçiler deðil. 20. Anadolu ve Erciyes Üniversitesi Havacýlýk Yüksek Okullarý. Erciyes ve Anadolu Üniversitesi Sivil Havacýlýk Yüksek Okullarý pilot ve çeþitli dallarda teknik personel eðitimleri veren beþ yýllýk yüksek okul konumundadýr. ister iþçi. 1987'de 'Sivil Havacýlýk Genel Müdürlüðü (SHGM)' olarak deðiþtirildi. Çünkü bugün itibariyle ülkenin kaderine parmak basan insanlar. ODTÜ ve ÝTÜ Havacýlýk ve Uzay Mühendisliði Fakülteleri. yüzyýlýn son çeyreðinde kuruluþlarýný tamamlayarak sektöre eleman yetiþtirmeye baþladýlar. düzenlilik. Aslýnda. Kaldýrýlan parmaðýn ne anlama geldiðini bilmeyen parlamenterin parlamentoda yeri yoktur. Bunlardan ODTÜ ve ÝTU mühendislik alanýnda eleman yetiþtirirken.

Bunlardan birincisi 31 Haziran 1921'de kurulan Çocuk Esirgeme Kurumu’dur. Ýkincisi. 1. Ulu Önder ATATÜRK'ün 1920'li yýllarýn baþýnda önemle üzerin de titrediði üç önemli kurum var. Dünya Savaþý ve Kurtuluþ Savaþý yýllarýnda harpten yorgun ve bitkin düþmüþ." Fakat bunun tedavisi kolaydýr. Din iþlerini bilimsel bir þekilde incelemek. Bunun tedavisi. Balkan Savaþý. Kýsacasý geleceðin emanetçilerinin çocuklar olduðunu görmüþ ve bu nedenle de çocuða önem vermiþtir Ulu Önder. Birçoklarýmýzýn düþüncesine göre öncelik sýrasý daha sonra gelmesi gerekirken O. Amacý. havacýlýðý diðer sanayi dallarýndan daha önemli 152 . 3 Mart 1924'de kurulan Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý’dýr. Ama ondan daha tehlikeli olaný "bilmeden yapýlan hatalardýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Aslýnda her birimiz 5'inci kol faaliyetlerinin. Cumhuriyetin baþlangýç yýllarýný tekrar hatýrlayalým. Amacý. þehit olan ve sakat kalan insanlarýmýzýn çocuklarýna ve yaþlýlarýna kol kanat germektir. Cumhuriyetin ilanýndan önce düþünülmüþ bir kurumdur. Sonra bizlerin geleceðine yön veren müesseselerimizi tanýmaktan. Biz bu ülkeye bilerek kötülük yapanlar tespit edildiðinde tek kelime ile onlara "hain" diyoruz. 16 Þubat 1925'de kurulan Türk Tayyare Cemiyeti’dir. ölen. Önce vatandaþ olarak birbirimizi tanýmaktan. Kargaþaya meydan verilmemesi için Devletimizin çýkarmýþ olduðu yasalara uymaktan ve Bunlara raðmen sorunlar yaþanýyorsa birbirimizle kavga etmeden sorunlarýmýzý yuvarlak masa etrafýndan toplanýp tartýþarak çözmekten geçer. Cumhuriyetin ilanýndan hemen sonra ele alýnmýþ olmasý dikkat çekicidir. yani bilerek ve bilmeyerek yapýlan kötülüklerin potansiyel suçlusuyuz. Nutuk'u bir daha okuyalým… 1920'li yýllarýn baþýnda ATAMIZ’IN icraatlerini hatýrlayalým. din ile devlet iþlerini birbirinden ayýrt ederek din kurallarýný hurafecilerin elinden kurtarmaktýr. Üçüncüsü.

araþtýrma yapmak ve onlarýn anlayabileceði tarzda bilgilendirmektir. þahýstan ya da geçmiþ yýllara ait bilgi ve belgelerden alýntýlar yaparak yorum ve yargýlama yapmaya hakký ve yetkisi yoktur. Ancak medya mensuplarýna kýsa bir mesajým var. Bunu yapabilmesi için konuyu araþtýrmasý gerekir. Atatürk döneminde yaratýlan havacýlýk sanayi ruhunda medya desteði çok yüksektir. "Bir köpek bir insaný ýsýrýrsa bu bir haber olmaz. Toplumun karþýsýna sürekli felaket haberleri vermenin anlamý yoktur. Zaten sayýsý her geçen gün azalmaya baþlayan gerçek gazetecilik yapanlarýn azlýðý bir Türk vatandaþý olarak beni derinden yaralamaktadýr… Eskiden basýn yayýncýlara okul yýllarýnda. Ülke sanayisinin bel kemiðini oluþturacak sanayi dallarýnda sadece kamu ve özel sektör temsilcilerinin çaba sarf etmesi yeterli deðildir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I olduðunu görmüþ ve Türk Hava Kurumu’nu kurmuþtur. Artýk bu iddia çaðýmýzda geçerliliðini kaybetmiþtir. Medya desteði ile ilgili konu oldukça uzun olduðu için bu makale içerisinde incelenmesi yeterli ve uygun deðil. Amacý. Çünkü gazetecinin görevi. Bu hareket. Ön yargýsýz haber ve yorum yapan gazeteciler de olmaktadýr. toplumun ihtiyaç duyduðu konularý belirleyip. çok kötüleri de. Bu konuyu merak edenlere "Gökteki Venüs" kitabýmý okumalarýný öneririm6. her þeyin küçüðünü ve hafifini yapmanýn önemi o yýllarda kavranmýþ bir düþüncenin ürünü olarak görülmektedir. Oysa günümüzde bir gazetecinin bu yöndeki bir iddiasýna katýlmamýz mümkün deðil. Toplumu doðru haberlerle donatmaktýr. ancak bir insan bir köpeði ýsýrýrsa bu haberdir" derlerdi. Bu ülkede çok güzel iþler de yapýlmaktadýr. Medyanýn da rolü büyüktür. Bir çok gazete bazý kurum ve kuruluþlarýn sürekli kapalý bir kutuya benzediðini. gazeteci olarak kendilerinin tanýmadýðý bir kurumu topluma da tanýtamadýklarýný yazýyorlar. Bir baþka gazeteden. Hele hele bir gazetecinin bu sözün arkasýna sýðýnmasýný asla kabul edemiyorum. Araþtýrma ise kaynaða inilerek yapýlýr. havacýlýk sanayinin temellerini atmak ve geliþtirmektir. 153 . Yapýlan güzel iþler. Basýn ahlak ilkelerine uygun deðildir.

Gökteki Venüs. Bunlar da haber yapýlmalý. Dipnotlar: 1.Bahattin Adýgüzel. Turkish Engine Industry (TEI) ve Turkish Airospace Industry (TAI) 6. Gökteki Venüs. s-256. Uçak Motor Fabrikasý mühendislerinden Uçak Yüksek Mühendisi Þükrü ER ile yapýlan söyleþiler. Yorumlar insanlar bilinçlendirildikten sonra yapýlmalý ve/veya yaptýrýlmalýdýr. Nuri Demirað Kimdir. 1947 2. Televizyon ve yazýlý basýn doðru kullanýlýrsa. 5. 1947. Türkiye Uçak sanayii (TUSAÞ). Ziya Þakir. Türk Havacýlýðýnda Ýz Býrakanlar. 15 Þubat 2004. doðru yönlendirilirse. M. 154 .Bahattin Adýgüzel. M. 3. Ziya Þakir. açýlan fabrikalar. M. 15 Þubat 2004. Nuri Demirað Kimdir.Bahattin Adýgüzel 4. basýnda çalýþanlar da basýn ahlak ilkelerine uyarak çalýþma yaparlarsa kalkýnmanýn daha hýzlý olacaðýný düþünüyorum. 1 Aðustos 2003.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kurulan güzel tesisler. yapýlan üretimler de vardýr. toplum bilgilendirilmelidir.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Gerçek esenliðe ermek istiyorsak.ATATÜRK ATATÜRK ORMAN ÇÝFTLÝÐÝ Reþat Ünal Harita ve Kadastro Mühendisi . ticaret ve sanat sahasýnda önemli adýmlarla yürümeye bakalým. M. çok kan dökerek kazandýðýmýz zaferlerden sonra çok fedakarlýklar yaparak ziraat.K.

000 kadar nüfuslu Ankara'da yerleþme kararý. Mustafa Kemal ATATÜRK. Yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin. 1925 yýlý baharýnda. bir gün ATATÜRK. bir yandan da aðaçsýz ve çorak baþkent Ankara'da örnek olacak. sýtmalý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1923 yýlýnýn Ekim ayýnýn en önemli olayý. asýrlarca süren ihmaller. ülkenin tanýnmýþ ziraatçilerini çaðýrarak . onlara aðaçsýz ve çorak Ankara'nýn yanýbaþýnda büyük bir çiftlik kurmak istediðini söyler ve yer aramalarýný emreder. bakýmsýzlýklar. ihanetler içinde çökmüþ. 13 Ekim 1923'te Ankara'nýn baþkent olarak ilanýdýr. yeni devletin gözlerini anayurdun büyük parçasý. en küçük imar ve konfor nasibi görmemiþ ve 25. Anadolu'nun en harap þehirlerinden biri olan tozlu. baðýmsýzlýk mücadelesinin hatýralarýna karþý asil bir saygý ve baðlýlýk niþanesi olmasýndan baþka Orta Doðu’nun yeni jeopolitiði bakýmýndan da gerçek ve ileri görüþlülüðe dayanan bir olaydýr. laboratuvar niteliðinde büyük bir çiftlik kurmayý kafasýna koymuþtur. 156 . bir yandan yeni kurulan devletin yapýlanmasýna çalýþýrken. bunalmýþ olan Anadolu topraklarýna çeviriþidir. Bu büyük ve anlamlý bir olay.

ATATÜRK. bir yandan da gerekli idari binalar. imalathane. hem de kötü bir yer. fidanlýklar bir yýl gibi bir sürede tamamlandý. kendilerine elçilik binasý yaptýrmalarý için bedava arsa verildiði halde birçok ülke burada aðaç bile yetiþmez diyerek Ankara'ya taþýnmaya yanaþmýyorlar. 157 . bataklýk. ATATÜRK bugünkü çiftliðin bulunduðu yeri sorar. hem bataklýk. uzmanlar burasýnýn bir çiftlik kurulmasý için gereken özelliklerden hiç birini taþýmadýðýný. Atatürk Orman Çiftliði'nin temeli. Bunlarýn deðerinin üstünde fiyatla alýndýðýný gören sahipleri arazilerini Orman Çiftliðine satmaya baþladýlar ve Yaðmurbaba. aðýl. Bu geniþ arazinin bataklýklarý. þehrin hayatýný zehirleyen ve etrafýnda yaþayanlarý kendi gibi renksiz ve hasta yapan bir sýtma kaynaðý idi. çorak. süthane. Ankara'nýn çevresinde çiftlik olacak yer ararken. Ankara'nýn kenarýnda. anbar. atölye. Burada uygarlýðýn eseri olarak yalnýz bir demiryolu ince bir þerit halinde uzanýyordu. 5 Mayýs 1925 Pazartesi günü kurulan birkaç çadýr ile çalýþmalara baþlandý ve mevsimin ilerlemiþ olmasýna raðmen iki fordson traktör ile topraðý sürmeye giriþildi. su tesisleri. ahýr. Atatürk'ün 1925 yýlýnda Abdi Paþa’nýn eþi Faika Haným’dan satýn aldýðý 20 000 dönüm toprak üzerinde atýlmýþtýr. En basit bir barýnma yeri bile olmadýðý için. kim gelip ýslah edecektir?” der. Bu dönemde. Ancak 20. yoðun devlet iþlerine karþýn buraya da zaman ayýrýyor ve bazen traktörleri bizzat kullanýyordu.000 dönüm arazi modern teknikle geniþ bir çiftlik iþletmesi için yeterli deðildi ve yörede uzun seneler terk edilmiþ vaziyette duran ve sahipleri topraklarýný iþleyemeyecek durumda geniþ araziler vardý. Böylelikle. sarý ve insaný bakarken rahatsýz eden bir durumda idi. hem çorak. “Ýstediðimiz yer böyle olmalýdýr. ATATÜRK.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Uzman heyet. hastalýklý. hangar. Uzmanlar çalýþmalarýný tamamlayarak sunarlar. kiraladýklarý küçük temsilcilik binalarýyla yetinip Ýstanbul'da kalmakta direniyorlardý. o zaman dört kerpiç duvardan baþka bir þey olmayan mezbahanýn etrafýna yuva yapmýþlardý. Bir yandan topraðýn ýslah çalýþmalarý yürütülürken. en az bugünkü çiftlik yeri üzerinde durmuþtur. fakir bir yer olduðunu belirtirler. Bunu biz ýslah etmezsek. Burasý bakýmsýz. elektrik. Biraz kýraç yerlerinde yuva kurmuþ olan kartallar ve akbabalar.

yepyeni bir mucize daha yaratmayý hedefliyordu. hayvanat bahçeleri. Millet ve Baltacý Çiftliklerini. Tahar. havuzlarý. Silifke'de. yeni bir kent. Atatürk Orman Çiftliði yalnýz çiftlik iþleten bir yer olmamýþ. lokantalarý. ayný amaçlarý doðrultusunda iþletmek üzere Yalova'da. Bu özellik. Çakýrlar çiftliklerinden satýn alýnan topraklarla oluþan çiftlikler tek bir yönetim altýnda birleþtirilerek "Orman Çiftliði" olarak adlandýrmýþtýr. yeni bir ülke ve yeni bir toplum kurma iradesini Orman Çiftliðinde simgeleþtirerek. tarým. Atatürk Orman Çiftliði’ni sýradan bir çiftlik olmaktan çýkarmakta. Etimesut. 158 . Macun. parklarý. Kendi çiftliðini. ATATÜRK. zaferlerine birer þahit olan denizlerle süslüyor'' demiþtir. iç ve dýþ kamuoyuna göstermek istemiþtir. tarihsel bir özellik kazandýrmaktadýr. ziraat fakültesi öðrencilerinin staj yaptýðý. ilk sanayi kuruluþlarýna kucak açmasý. ATATÜRK'ün Ankara'daki çiftliklerinde. Karadeniz havuzu yapýldýðý yer itibariyle týpký gerçek Karadeniz gibi rüzgarlý ve dalgalý haliyle. modern ziraat ve hayvancýlýk tekniklerinin uygulandýðý. zaferi elde ettikten ve kýlýcýný kýnýna koyduktan sonra yorgunluðunu gideriyor. örnek sanat atölyeleri (ilk KOBÝ'ler) . aðaç bile yetiþmeyen bu yerde insanýn nasýl yaþayabileceðini kendi kendilerine soran ve Ankara'nýn devlet merkezi oluþunu affedilmez bir hata sayan inançsýz insanlara karþý. Piloðlu Çifliði'ni de satýn alarak çiftlik iþletmeleri arasýna katmýþtýr. Büyük Önder ATATÜRK'e hayranlýðý daha da artýrmaktadýr. hayvancýlýk ve sýnai üretimdeki baþarýlar önemsenmekle birlikte. Güvercinlik. Portakal Bahçesi ve Karabasamak Çiftliðini ve Tarsus'ta. Tekir ve Þövalye Çiftliklerini. Karadeniz havuzu halkýn dinlenme ve eðlence yeri olmuþtur. ATATÜRK. bira parklarý ile gerek Ankara halkýnýn ve gerekse dýþarýdan gelenlerin gezi ve dinlenme yeri olmuþ. bunlarýn dýþýnda. Dörtyol'da. eðitim ve rekreasyon ile çaðdaþ bir baþkent yaratma amacý da bulunmaktadýr. Marmara havuzunu gören Amerikalý gazeteci Rose Lea. makalelerinden birinde ''Büyük cengaver. Atatürk'ün döneminde yapýlan Marmara Denizi ve alaný Karadeniz'in þeklini taþýyan havuzlarý hayranlýklar yaratmýþ. ATATÜRK.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Balgat.

ATATÜRK'ün çiftliklerin anlamýný tam anlatabilmek için Ankara'daki Orman Çiftliðinin kuruluþundan Hazine’ye baðýþlanana kadar geçen 12 yýllýk dönemini vurgulamak gerekmiþtir. sanayi ve ticaret örgütlenmesiyle birbirini tamamlayan ve modern teknik aletlerle rasyonel bir iþ birliðine dayanan büyük bir iþletme haline gelmiþtir. Çiftlik arazisinin bir bölümü kuvvetsiz. Çiftlik sadece üretim ile kalmamýþ. genel ziraati. Ziraat Ýþleri. hayvancýlýðý. gerekli önlemlerini alarak yoluna devam etmiþtir. bir bölümü bataklýktý. ürettiði maddeleri iþlenmiþ olarak piyasalara sürmüþtür.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Orman Çiftliði. iyi ve bol 159 . kurutma. bir bölüm arazisi yorgun ve bakýmsýz. Tüm Dünya'yý etkileyen 1929 krizine raðmen. sulama. Bir yandan bunlarýn iþe yarar hale getirilmesi için imar ýslah. uzun ve çetin çalýþmalar sonucunda çiftlikleri.

sulama zamanlarý. sebzecilik ve baðcýlýk yapýlmaktaydý. Ankara iklim ve topraðýnýn yetiþtirdiði yüksek kaliteli üzümlerden hem yemeklik. Çubuk Çayý üzerinde bentler kuruldu ve sulama kanallarý ile araziye baðlandý. hem de þaraplýk olarak yararlanýlacak duruma getirildi. Kuruluþ yýllarýnda tek bir aðacý bulun160 . sulama kanallarý kuruldu. Beþ büyük ve nakledilebilen santrafüj tulumbasý alýnarak her sahada ekinlerin sulamasý saðlandý. çiftlik yapýlarýnýn ihtiyacý ile aðaçlama çalýþmalarýnda kullanýlmak üzere kuyular açýldý. mýsýr gibi kuru mahsullerle patates. yonca nevinden nasýl yetiþtirileceði. Ankara'nýn baþkent olmasýyla nüfusu adeta bir sýçrama yapmýþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I mahsul almak için besleme çalýþmalarýna baþlanýrken bir yandan da hemen 1925 yýlýnda 14. Ankara çevresinde meyvecilik. pancar. böyle bir kentin meyve. Marmara ve Karadeniz havuzlarý yapýldý. sebze ve bað mahsullerine ihtiyacý artmýþtýr. Ýncesu ve Bend Dereleri. Orman Çiftliðinde de bu iþlere modern yöntemlerle baþlatýldý ve böylelikle Ankara'nýn sebze ihtiyacýnýn bir bölümü karþýlanmaya baþlandý. yer altý sularýnýn santrifüj tulumbalarý ile çekilmesi için çalýþmalar yapýldý. yaðmur ve kar sularýnýn depolanmasý ve ilk baharda kullanýlmasý için göletler oluþturuldu. Her yýl istenilen miktarda mahsul alabilmek için araþtýrmalar yapýldý. buðday. Ýlk dört yýlda yapýlan çalýþmalar sonucunda. uzunluðunda bir baraj yapýldý. Orta Anadolu iklim koþullarýnda topraðýn istediði en uygun tohumlar tespit edilmiþ ve köylüye her yönüyle örnek olmuþtur. topraðýn laboratuar tahlilleri yapýldý. topraðýn gübre ile nasýl besleneceði. Öyle ki bu üretim karþýsýnda çiftlikte bir marmelat ve konserve fabrikasýnýn kurulmasý planlandý. Tahar Boðazý’nda ve Kelek Mevkiinde kýþýn akan sularý ile yer altý sularýnýn depolamak için göletler yapýldý.000 dönüm hububat ekimiyle üretime baþlanmýþtýr. topraðýn gereksinimine göre gübreleme yöntemleri geliþtirildi. Su ihtiyacý için. Ýstanbul Boðazýnda 145 m. ancak bunlar geleneksel yöntemlerle yapýlmaktaydý. Orman Çiftliðinde yöre iklimine uygun çeþitli meyve aðaçlarý dikildi ve üretime geçildi. arpa. Orman Çiftliði uygulamalarý ile maliyetler düþürülmüþ. Çakýrlar Çiftliði’ndeki yer altý sularý galerilerle yukarý çýkarýldý.

kývýrcýk yetiþtirmeye baþlamýþlardýr. Bunun dýþýnda Arap ýrký ile Fransýz Ardana ýrký atlarý da muhtelif iþlerde kullanýlmýþtýr. Çiftlikte kývýrcýktan sonra karaman ve merinos koyunlarý önem kazanmýþ. kümes hayvanlarý iþinde de büyük ölçüde tavuk ve yumurta üretimi ilk defa Orman Çiftliði’nde yapýlmýþtýr. sýðýrcýlýkta ve kümes hayvanlarýnýn yetiþtirilmesinde önemli baþarýlar elde edilmiþtir. Kývýrcýk koyunlarý çiftliðin en verimli koyunlarý olmuþ. Orman Çiftliði’nde koyunculuk gittikçe geliþtirilmiþtir. yünleri. Ankara'da sürü besleyenler. Koyunculuk ile süt ve mamülleri. ülke piyasasýna sunulmuþtur. ineklerinde süt kalmamýþ olan yerli ýrký. Orman Çiftliðinde ilk günden itibaren modern yetiþtirme tekniði ile baþlanýlan hayvancýlýk. derleri ve kasaplýk et olarak önemli bir üretim alaný yaratýlmýþtýr. soylarý bozulmuþ. Gittikçe büyüyen Ankara'nýn et ihtiyacý için modern bir devlet merkezine yakýþýr modern. öküzlerinde kuvvet. hem sütünden. boylarý küçülmüþ. kurulan fidanlýklarla aðaçlandýrma alaný geniþletilmiþtir. Hollanda'dan getirilen damýzlýklarla ýslah edilerek yeni bir sýðýr tipi yaratýlmýþ. çiftlikten damýzlýk kývýrcýklar alarak. Karagül koyunlarýnýn derileri Leipzig'de iþletilerek. Çiftlikte Sovyetler Birliði tarafýndan hediye edilen erkek ve diþi karagül (astragan) koyunlarý seneden seneye geliþtirilerek sayýsý iki binden fazla hale getirilmiþtir. Çiftliðin ilk kuruluþ yýllarýnda Macaristan'dan getirtilen Nonyüs kýrak ve aygýrlarý ile çiftlikte saf kanlý koþum atlarý yetiþtirilmiþ. Bursa Merinos Yün Fabrikasý’nýn iþlemeye baþlamasý ile merinos koyunculuðu daha da önem kazanmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I mayan Orman Çiftliðine dört milyondan fazla aðaç dikilmiþ. Hayvancýlýk iþlerinden koyunculukta. 161 . makinali ziraat yanýnda attan da ziraat ve nakliye iþlerinde yaralanýlmýþtýr. Fidanlýklarda yetiþtirilen meyveli ve meyvesiz aðaçlar Ankara'nýn ve hatta diðer þehirlerin aðaçlandýrma çalýþmalarýna kaynak olmuþtur. hem çiftçilere ve köylülere verilerek sýðýr hayvancýlýðýnýn geliþtirilmesine çalýþýlmýþ. hem kasaplýk hayvan olarak yaralanýlmýþtýr. Hayvancýlýk Ýþleri. Anadolu'nun verimleri azalmýþ. temiz ve sýhhi bir kasaplýk sýnýfý tesis edilmiþ. kýsa zamanda geliþtirilmiþtir.

Fabrika tam tesisatlý bir iþletme olarak beþ yýl sonra faaliyete geçmiþtir. gazoz. Pastörize Süt ve Yoðurt Fabrikasý. þarap ve deri fabrikalarý çiftliðe küçük bir sanayi ve endüstri merkezi görüntüsü vermiþtir. satýþ maðazalarýnýn açýlmasý ile daha da geliþtirilmiþtir. Çiftlikte peynir imalinde. piyasanýn tavuk eti ve yumurta ihtiyacýnýn bir bölümü karþýlanmaya çalýþýlmýþtýr. Normal. Atatürk Çiftlikleri’nin dikkate deðer özelliklerinden birisi de endüstriyel kuruluþlarýdýr. doldurma ve ambalaj iþlerini de yapmýþtýr. Çiftlikte 1929 yýlýndan itibaren arýcýlýk faaliyetleri de baþlatýlmýþ ve yöre köyleri için fenni arýcýlýk konusunda iyi bir örnek olmuþtur. buz fabrikalarý. buz. hem uzmanlýklarýndan yararlanýlmýþ hem de uzman gençler yetiþtirmeleri saðlanmýþtýr. Bira fabrikasýnda. Ankara ve Hollanda ýrkýndan olan bu tavþanlar çok kolay çoðalmalarý ve masraflarýn az olmasý nedeniyle kürkçülük iþlerinde kullanýlmýþlardýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Çiftlikte modern tavukçuluk ilk kuruluþundan itibaren yapýlmaya baþlanmýþ. demir eþya ve pulluk fabrikasý. yoðurt. gerek kalite ve gerekse miktar 162 . Sütçülük ve mamulatý iþleri için Avusturya ve Macaristan'dan uzmanlar getirtilmiþ. soda. bira. Salon ve Salvator birasý olmak üzere dört çeþit bira üretilmiþtir. Bira Fabrikasý. Süt fabrikasý çiftliðin ilk kuruluþ yýllarýnda düþünülmüþ. Fransa’dan getirtilen tavþanlarla ýslah edilmiþlerdir. peynir çeþitleri. soda imalat. binalarýnýn bir bölümü o günlerde yapýlmýþtýr. Ankara'nýn süt ve yoðurt ihtiyacýnýn önemli bir bölümü karþýlanmýþtýr. Bira fabrikasý küspeleri hayvanlar için çok besleyici bir gýda olmuþtur. Daha önce þerbetçi otu ekmemiþ olan köylü. gazoz. kýsmen rodeyland soyu tavuklarla iþe baþlanýlmýþ. Bira endüstrisi zirai kalkýnma içinde önemli görülmüþtür. malt. Legorn. Sanayi ve Endüstri Ýþleri. Çiftlik bünyesinde doðal ihtiyaçlarýn ürünü olarak 1934’de kurulan bira fabrikasý. bu maddenin ziraatine baþlamýþ. 1937’de yeni ve daha büyük bir fabrikaya dönüþtürülmüþtür. Çiftlikteki malt. Orman Çiftliði’nde tavukçuluk bölümünde tavþan da yetiþtirilmiþ ve iyi sonuçlar alýnmýþtýr. Tesislerin modern ve sýhhi olmasý saðlanmýþ. süt. Siyah. bunlar üzerinde yapýlan tecrübeler iyi sonuç vermiþ. Nesli bozulan Ankara tavþanlarý. yetiþtirdiði arpasýna iyi ve devamlý bir müþteri bulmuþtur. Ýlk birasýný 1934’de piyasaya veren birinci bira fabrikasý. bira.

Deri Fabrikasý. kafes teli iþleri eklenmiþ. Çiftlik ürünlerinden olan tereyaðlarý ve gerekse yemeklik yaðlar piyasada aranýr olmuþtur. Beyaz peynirin yaný sýra kaþar peynirleri de ülkemizin her tarafýnda aranýr olmuþtur. Atatürk Çiftlikleri’nin ilk tesisinde küçük bir tamirhane olarak kurulmuþ olan fabrika. Yine fýrýnda baþlangýç- 163 . 1931 yýlýnda da çiftliðin ve Anadolu köylüsünün pulluk ihtiyacýný karþýlamak için pulluk atölyesi kurulmuþtur. Þarap Fabrikasý. Kasaplýk hayvancýlýk iþlerinin yan ürünü olan derileri deðerlendirmek üzere kurulmuþtur. tesviye ve montaj kýsmý. Deðirmen ve Fýrýn.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I itibariyle önemli geliþmeler saðlanmýþtýr. týrmýk. demirhane ve tornahane. Orta Anadolu yaylasýnýn yüksek kaliteli þaraplýk üzümlerinden imal edilen þaraplar. metal dökme kýsmý. Çiftlik ihtiyaçlarý için kurulan deðirmen. çiftliðin makinalarýnýn tamiri ve yedek parça imali iþlerini görürken. gerek Ankara'da. tereyeðý pres aletleri gibi makinalar da yapýlmýþtýr. Demir Eþya ve Pulluk Fabrikasý. Burada pulluktan baþka tohum temizleme makinalarý. ayný zamanda yöre köylerinin ihtiyaçlarýný gidermiþtir. zamanla atölyeye demir döküm kýsmý. Çiftliðin tulum ve salamura peynirlerine talepler giderek artýþ göstermiþtir. gerekse ülkenin diðer kentlerinde aranan þaraplar olmuþtur.

Atatürk Çiftliklerinde. bu gençlere bir taraftan pulluk fabrikasýnda. park ve plaj gibi iþletmeler açýlmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ta çiftlik ihtiyaçlarý için kurulmuþ. buradaki baþarýsýna göre enstitüye girebilmiþlerdir. 1936’da kurularak temiz ve ucuz yemekleriyle halkýn hizmetine sunulmuþtur. Çiftliklerde ilk aþamada ziraat ve hayvancýlýk organize edilmiþtir. Bugün hala Ankara'nýn önemli lokantalarýndan olan Çiftlik Lokantasý. Orman çiftliðinde. Atatürk Çiftlikleri satýþ maðazalarýnda. lokanta ve gazinolar açýlmýþtýr. Fýrýnda ekmek üretimi dýþýnda bisküvi vb. Bunun uzantýsý olarak endüstriyel yapýlanmalar olmuþtur. çiftliklerin bütün mahsulleri satýlmýþtýr. modern ziraatýn nasýl yapýlabileceði ve üretimin nasýl deðerlendirilebileceði gösterilmekle yetinilmemiþ. parasýz olarak gezilen bir hayvanat bahçesi ile bir müze kurulmuþtur. bir poliklinik açýlmýþtýr. gazinolarýnda ve lokantalarýnda geçirmiþlerdir. Yüksek Ziraat Enstitüsü’ne girecek lise mezunlarýna önce Orman Çiftliði’nin bütün faaliyet alanlarýnda 10 ay süreyle staj yapma zorunluluðu getirilmiþ. Ýstanbul'da Beyoðlu ve Kadýköy'de maðazalar açýlmýþtýr. diðer 164 . bu alanda uzmanlar yetiþtirilmesi de amaçlanmýþtýr. havuzda spor eðlenceleri düzenlenmiþtir. Ankara'da Yeniþehir'de. imalatlar yapýlmýþtýr. Gerektiðinde yurtdýþýndan uzmanlar getirilerek. Hacýbayram'da ve Samanpazarý'nda. gazino. Halkýn eðlencesi için bir lunapark kurulmuþ. Yaz günlerinde Çiftliðin Bira Parký ve Lokantasý halkla dolup taþmýþtýr. tatil günlerini çiftliðin parklarýnda. Bunun için satýþ maðazalarý. Doðal olarak üretimin deðerlendirilmesi için piyasalarla iliþkiyi saðlamak için ticari yapýlanmalar kurulmuþtur. tarým teknikleri ve tarým makinelerini kullanma konusunda yetiþtirilmeleri saðlanmýþ. Atatürk Çiftlikleri’nde ayný zamanda sosyal yaþama öncülük etmek için lokanta. ülkemizde uzman yetiþtirilmesi saðlanmýþtýr. Karadeniz Havuzu yaz aylarýnda halka açýk hale getirilmiþ. Eðlence yerleri az olan Ankara'da halk. Çalýþanlar ile civar köylülerin çocuklarýnýn okumalarý için çiftlikte bir de yatýlý okul kurulmuþ. Bu düþünceden hareketle. daha sonra Ankara'ya da ekmek yetiþtirecek þekilde geliþtirilmiþtir. Atatürk Çiftlikleri’nin ekonomik zincirinin son halkasý ticaret birimleri olmuþtur. deðiþik kentlerden gelen ziraat makinelerinde çalýþacak ve kullanacak gençler için eðitim verilmiþ.

bir taraftan da iç ve dýþ piyasalarla daimi ve sýký temasta bulunmak suretiyle. Çiftliklerin yerine göre araziyi ýslah ve tanzim etmek. ''Baþvekalete. ATATÜRK Orman Çiftliði ile. aþaðýdaki 11. yerli ve yabancý bir çok hayvan ýrklarý üzerinde çift ve mahsul bakýmýndan yaptýklarý tetkikler neticesinde. bulunduklarý iklimin yetiþtirdiði her çeþit mahsulattan baþka. bazý yerlerde ihtikarla fiili ve muvaffakiyetli mücadelede bulunmak gibi hizmetleri de zikre þayandýr. bütün ziraat makine ve aletlerini yerinde ve faydalý þekilde kullanarak bunlarýn hepsini tamir ve mühim bir kýsmýný yeniden imal edecek tesisat vücuda getirmiþler. muhitlerini güzelleþtirmek. bunlarýn muhite en elveriþli ve verimli olanlarýný tespit etmiþler. eðlenecek ve dinlenecek sýhhi yerler. ziraat ve zirai iktisat sahasýnda fenni ve ameli tecrübeler yapmak maksadý ile muhtelif zamanlarda memleketin muhtelif mýntýkalarýnda müteaddit çiftlikler tesis etmiþtim. kooperatif teþkili suretiyle veya ayný mahiyette baþka suretlerle civar köylerle beraber faydalý þekilde çalýþmýþlar. gerekse tamirini öðrenmiþlerdir. yurdun deðiþik bölgelerinde kurduðu 6 adet çiftliðini. Malum olduðu üzere. kurduðu amaçlar doðrultusunda yönetileceði umuduyla.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I taraftan ziraat makinelerinde çalýþarak gerek makinalarý kullanmasýný. halka gezecek. mümasilleri tesis 165 . ve memleketin diðer mýntýkalarýnda da. hiylesiz ve nefis gýda maddeleri temin eylemek. Bünyelerinin metanetini ve muvaffakiyetlerinin temelini teþkil eden geniþ çalýþma ve ticari esaslar dahilinde idare edildikleri. olgun ve çok kýymetli birer varlýk haline gelmiþlerdir.6. On üç sene devam eden çetin çalýþmalarý esnasýnda faaliyetlerini. her nevi ziraat sanatlarýný da teçmil eden bu müesseseler: ilk senelerden baþlayan bütün kazançlarýný inkiþaflarýna sarfederek büyük küçük müteaddit fabrika ve imalathaneler tesis etmiþler.1937 günlü bir mektupla Hazineye baðýþlamýþtýr. faaliyetlerini ve istihsallerini bunlarýn isteklerine uydurmuþlar. ve bugün her bakýmdan verimli.

ve bu kanaatle tasarrufum altýndaki bu çiftlikleri bütün tesisat. istihsalatý artýrma ve köyleri kalkýndýrma yolunda devletçe alýnan ve alýnacak olan tedbirlerin hüsnü intihap ve istikþafýna çok müsait birer birer amil ve mesnet olacaklarýna kani buluyorum. Tekel Genel Müdürlüðüne satýlmýþ. çiftliðin Devlet yönetimine geçmesi ile birlikte birdenbire yavaþlamýþ.1949 gün ve 5433 sayýlý Yasanýn TBMM görüþmeleri sýrasýnda. Ankara þarabýnýn 166 .1. Çiftliklerin arazisi ile tesisat ve demirbaþlarýný mücmel olarak gösteren bir liste iliþiktir. Muktazi kanuni muamelesinin yapýlmasýný dilerim. 24. Dünya Savaþý’nýn olumsuzsuz etkileri giderek azalmasýna karþýn daima büyük zararlar etmiþtir. Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu. 2. çiftlik arazisi dýþýnda yerler kiralanarak çalýþmalar geniþletilmiþ. Ancak.3. tecrübelerini müspet iþ sahasýndan alan bu müesseselerinin ziraat usullerini düzeltme. Sonuçta. Mali bünyede baþgösteren dengesizlik. 2. faaliyetler devam ettirilmiþ. þarapçýlýk geliþtirilmiþ. Gazi Orman Çiftliðinin parlak ve devamlý geliþmedeki hýzý. Dünya Savaþý’nýn getirdiði olumsuzluklarla da gerileyerek. Bu dönemde Ankara'daki Orman Çiftliði ''Gazi Orman Çiftliði '' adýný alarak faaliyetlerini sürdürmüþtür. bu eðilime yanýt vermek amacýyla çýkarýlmýþtýr. Atatürk'ün ölümünün üzerinden bir yýl geçmeden bira fabrikasý Tarým Bakanlýðýnca. '' Atatürk Çiftlikleri’nin yönetilmesi için 1. Zirai Kombinalar Ýdaresi ile birleþtirilerek Devlet Üretme Çiftlikleri adý altýnda yeniden örgütlenmesini öngören 7.6. Atatürk'ün Ankara'daki çiftliðinin. özerk bir müdürlük eliyle yönetilmesinin uygun olacaðý doðrultusunda bir eðilim belirmiþ. hayvanat ve demirbaþlarý ile beraber hazineye hediye ediyorum. yýllar ilerledikçe artmýþ.1950 günlü 5659 sayýlý Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü Kuruluþ Yasasý. Atatürk'ün baðýþladýðý çiftlikler. Atatürk Orman Çiftliði adý altýnda özerk bir yapýya kavuþtuktan sonra.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I edildiði takdirde.1938 günlü 3308 sayýlý yasa ile Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu (DZÝK) kurulmuþ ve bütün taþýnmazlar bu kuruma devredilmiþtir. mali bir buhranýn içine düþmüþtür. etkinliklerini yalnýzca 11 yýl sürdürebilmiþtir.

1952 yýlýndan itibaren kar etmeye baþlayan Atatürk Orman Çiftliði’nde tarla ziraati yapýlan alan bir misli geniþletilmiþ. Çakýrlar Çiftliklerinden oluþan Orman Çiftliði. Atatürk Orman Çiftliði'nin örgüt yapýsýndaki yetersizlikler ile bunun yol açtýðý temel sorunlar olan. Macun. Ancak ne yazýk ki. üretim ve aðaçlandýrma etkinliklerinden giderek uzaklaþýlmasý. Yaðmurbaba. taþýnmazlarýnýn envanterinin yapýlamayýþý. Ürünler için soðuk hava deposu yapýlmýþ. Çiftlik arazisi üzerinde Ankara Þehirlerarasý Otobüs Terminali inþa edilerek 1997 yýlýndan bu yana iþletilmektedir. Orman. Yalova'da. Turistik Marmara Oteli 1968'de iþletmeye açýlmýþtýr. Nevþehir-Narköy'ün Emir. Lüks Kilis'in Horos Karasý üzüm çeþitleri ile yüksek kalitede þaraplar üretildi ve Uluslararasý Þarap Ofisi’nce tescil edildi. Silifke'de. Baðbahçe kültürleri ve aðaçlandýrma iþleri artýrýlmýþtýr. Dörtyol'da. Tekir ve Þövalye Çiftlikleri. Halkýn.1937 tarihli vasiyetnamesinin ekindeki listede ''Ankara'da. yeni makinalar saðlanmýþtýr. Etimesgut. yasalara aykýrý yapýlaþma ve iþgaller ortaya çýkmýþtýr. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün 11. Portakal Bahçesi ve Karabasamak Çiftliði ve Tarsus'ta. Ancak. Güvercinlik. siyasi iradenin korumasý altýna alýnmýþtýr. çiftliðe geliþ gidiþi kolaylaþtýrmak için 1952 yýlýndan itibaren halk otobüsleri tahsis edildi. 10. büyük bir süt fabrikasý inþa edilmiþtir. Piloðlu Çitliði'ni arazi varlýðý olarak belirtmiþtir. Taze üzüm suyu “üzüm özü” adýyla piyasaya sürüldü. Arazi büyüklüðü bu listede 154. Balgat. maddesi çiftlik taþýnmazlarýný Devlet malý saymýþ. Millet ve Baltacý Çiftlikleri. 5659 sayýlý Yasanýn 9. Çiftlik arazisi 1978 yýlýndan bu yana toprak döküm alaný olarak da kullanýlmaktadýr. korumacý bir anlayýþla yetinilmiþ ve stratejik kullaným ilkelerini belirleyecek ve uygulayabilecek bir örgüt modeli öngörülmemiþtir. Tahar. maddesi ise satýlmasý ve kamulaþtýrýlmasýný özel bir yasa ile izin alýnmasý koþuluna baðlamýþtýr. Bu nedenle Ankara'nýn büyümesi ile birlikte yoðunlaþan kentin altyapý gereksinmesi ve rant baskýlarýnýn Çiftlik alanýný olumsuz etkilemesi önlenememiþtir.1939 yýlýnda Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu tarafýndan yayýnlanan ''Atatürk Çiftlikleri'' adlý yayýn ile 1953 yýlýnda Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü tarafýndan yayýnlanan ''Atatürk Orman Çiftliði'' isimli yayýnda bu rakam 150.395 167 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I imal edildiði Kalecik Beyaz ve Karasý.06.729 dönüm olarak belirtilmiþtir. Böylece Çiftliðin toprak bütünlüðü.

envanter vb. 1926'da Hakimiyet-i Milliye Gazetesi'nde yapýlan '' Reisi Cumhur Gazi Mustafa Kemal Paþa Hazretlerinin Ankara Çiftlikler '' adlý yayýnda Çiftliðin Orman.1. Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðü ve Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü tarafýndan atanan 4 kiþilik komisyon marifetiyle belirlenmesi hüküm altýna alýnmýþtýr.544 m2'dir. bu devirlerde mal deðerlerinin Maliye.1938 günü Hazine’ye baðýþ iþlemine konu tapu senedi ve tapu kayýtlarý incelendiðinde Ankara'da 39.1937'de bütün tesisat.000 dönümden söz edilmektedir. 7. Orman Çiftliði ve Mülhakatý Müdüriyeti tarafýndan hazýrlandýðý anlaþýlan 8 Aðustos 1928 tarihli Gazi Orman Çiftliði baþlýklý bir raporda 120.1937'yi izleyen günlerde maliye hazinesine. 24.704.000 dönüm araziden ibaret olduðu belirtilmektedir. Bu durum bazý soru iþaretleri doðurmaktadýr.090 m2 büyüklüðünde bir arazinin baðýþlandýðý görülmektedir. hayvanat ve demirbaþlarý ile beraber hazineye baðýþladýðý arazi. Tarým.05. 5433 sayýlý Yasa'sýnýn Geçici 3. ATATÜRK'ün 11.3.6. Ancak bu rakamlarý doðrulayacak kesin kanýt oluþturacak bir belge. Bu baðýþ ile birlikte bazý özel þahýslar ile Ankara Belediyesi ile Cumhuriyet Halk Partisine yapýlan baðýþlar söz konudur. maddesiyle. bu devirlerde mal deðerlerinin Maliye.6. Bu miktardan 102. maddesiyle. 11.1. Macun. 5659 Yasa'nýn Geçici 2. Güvercinlik ve Etimesgut Çiftliklerinin birleþmesi ile oluþmuþ 80. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün 11. 12. kayýt bulunmamaktadýr.1950 'de yayýnlanarak yürürlüðe giren 5659 sayýlý Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü Kuruluþ Yasa 'sý ile Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü'ne devredilmiþtir. Tarým ve Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðü tarafýndan atanan 3 kiþilik komisyon marifetiyle belirlenmesi.1938 'de kabul edilen ve 13.1949 'da kabul edilen ve 13. 168 .1949 'da yayýnlanarak yürürlüðe giren 5433 sayýlý Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðü Görev ve Kuruluþ Yasa 'sý ile Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðüne. Balgat.1937 tarihli vasiyetnamesi ile hazineye baðýþladýðý arazilere iliþkin tek resmi kayýt. Bu miktar günümüzün rakamýyla 93. Ancak bu belgeler bulunamamaktadýr.06. Yaðmurbaba.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I dönüm olarak verilmektedir.000 dönümü Ankara'daki Orman Çiftliði olarak verilmektedir.210.6.6.1938 'de yayýnlanarak yürürlüðe giren 3308 sayýlý Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu Hakkýnda Yasa'sý ile Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu'na.4. 7.1950'de kabul edilen ve 1.

372.000 m2 arazi bulgulanmýþtýr. gelecek hedefi belirleyebilecek. taþýnmazlarýný yönetebilecek bir birim öngörülmemiþtir. Devlet Ziraat Ýþletmeleri Yönetim Kurulu kararýyla satýlan yaklaþýk 7.'nýn yaptýðý incelemede ortaya çýkartýlmýþtýr. Ancak bu tartýþmalarýn dayanaklarý ne yazýk ki belge ve bilgiler deðil. Topraklarýnýn büyük bir bölümünün yasal olmayan yollarla özel kiþilerin eline geçtiði kuþkularý çeþitli platformlarda yoðun biçimde dile getirilmektedir. Devlete hakim siyasi irade Atatürk'ün arazilerinin talanýnda esas belirleyici olmuþtur.O. Satýlan bu arazinin bir kýsmý alým amacý dýþýnda kullanýlmaktadýr. varlýk nedenini ortaya koyabilecek. Atatürk Orman Çiftliði döneminde çýkartýlan yasalarla (bir bölümü de mahkeme kararlarýyla) yaklaþýk 14. Günümüzde ise ATATÜRK'ün diðer miraslarýna yapýldýðý gibi bu eseri de yok edilmek için özelleþtirme kapsamýna alýnmýþtýr. Örneðin Atatürk'ün arazileri arasýnda olduðu iddia edilen Çubuk'taki Aydos Yaylasý'nýn mülkiyetinin hiçbir zaman Atatürk'e yada (A. Diðer bir ifade. geliþtirilemediði gibi topraklarýnýn giderek küçültülmesi ve dokusunun bozulmasý önlenememiþtir. Atatürk Orman Çiftliði her ne kadar özerk bir statüye kavuþturulmuþsa da. Bu durum bugün içinde geçerlidir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Ancak baðýþa konu arazi miktarýyla ilgili olarak çeþitli iddialar bulunmaktadýr.7.K.1939'da çýkartýlan 3697 sayýlý yasa ile Tekel Genel Müdürlüðüne satýlmýþtýr . Kuruluþ Yasasý’nda varlýk nedeni (misyon) ile gelecek hedefi (vizyon) belirlenmemiþ. incelemesi sýrasýnda. Ancak bunlar belgeye dayanmayan varsayýmlara dayalý iddialardýr.D. Atatürk'ün arazilerinden yapýlan satýþlarda. Atatürk Orman Çiftliði arazileri ve tesislerden Bira Fabrikasý ATATÜRK'ün ölümünün üzerinden bir yýl bile geçmeden (yaklaþýk 50. Atatürk Orman Çiftliði'nin. Atatürk'ün arazileri üzerinde þimdi Urankent Konutlarý yükselmektedir. Yasanýn býraktýðý boþluklarý giderilemediði için kuruluþ amacýnýn gereklerince yönetilemediði. genelde önce fiili durum yaratýlmýþ. belirlenen hedefe uygun stratejik planlar 169 . söylenti ya da sezgilerdir. 2002 yýlýnda yapýlan D.000 m2 arazi satýlmýþtýr.611.000 m2) 6.K.D. 2002 yýlý D.Ç'ye) ait olmadýðý. sonra bu duruma yasallýk kazandýrmak için yasa çýkarmak suretiyle satýþlarý saðlanmýþtýr.

Çiftlik alanýndaki yapýlaþmalarýn büyük bir bölümü. 3194 sayýlý Yasaya ve 2863 sayýlý Yasaya da aykýrý olarak yapýlmýþtýr. 1992 yýlýnda sit. üretim yapýlabilecek tarlalarý parçalanmýþ ve tarýmsal iþlevini yitirmiþtir. Çiftlik alanýnýn kentin geliþmesinden olumsuz etkilenmesinin önüne geçilemeyecek ve Atatürk'ün çaðdaþ bir baþkent yaratma düþü gerçekleþtirilemeyecektir. Deðiþik disiplin alanlarýnda eðitilmiþ iþgücünün. 2003 yýlýnýn sonlarýna gelindiði halde henüz yapýlmamýþtýr. sürekli ve eþgüdüm içinde çalýþmasýnýn öngörüldüðü bir yönetim modeli kurulmadýkça. Kentin altyapýsýnýn gerektirdiði ana ulaþým yollarý. Baðcýlýk yapýlmadýðý için. Hayvancýlýktan büyük ölçüde vazgeçildiði için deri fabrikasý ile daha sonralarý pulluk fabrikasýna dönüþen demir atölyesi kapatýlmýþtýr. Çimento ve Traktör Fabrikalarý ile Mitaþ gibi sanayi kuruluþlarýnýn kullandýklarý alanlar da kapsam içine alýnmýþ. Fýrýn kapatýlmýþtýr. 170 . 1930'lu yýllardaki üretim çeþitliliði geniþ bir yelpazeye yayýlýrken. Çiftliðin Türkiye ortalamasýnýn altýnda bir aðaç dokusuna sahip olmasý düþündürücüdür. üretim etkinliðinden giderek uzaklaþýlmýþtýr. Çiftliðin alan bütünlüðü içinde yer alan Fiþek. birlikte. Ayrýca. 1998 yýlýnda ise I. 2863 sayýlý Yasanýn korumasý altýna alýnmýþtýr. Atatürk Orman Çiftliði'nin tarým ve hayvansal üretimi giderek azalan bir seyir izlemiþtir. böylelikle Çiftlik alanýnýn bütünlük içinde korunabilmesi ve planlanabilmesinin ortamý oluþturulmuþtur. Az sayýda büyükbaþ hayvan yetiþtirilmekte ve bu nedenle de fabrikada iþlenen süt satýn alýnmaktadýr. böylece. Derece Doðal ve Tarihi Sit olarak tescil edilmiþ. Adýnda orman olan. enerji nakil hatlarý ile bir að gibi sarýldýðý için. Tahýl ve hayvancýlýk için ayrýlan alan giderek küçülmüþtür. Ancak. Oysa. þarap üretimi satýn alýnan üzümlerle sürdürülmektedir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I üretebilecek. Üstelik biriken stoklar nedeniyle 1999'dan sonra arasýnda üretilmemiþtir. su ve doðalgaz borularý. 2863 sayýlý Yasaya göre en geç bir yýl içinde bitirilmesi gereken koruma amaçlý imar planý. kanalizasyon. geliþtirebilecek ve uygulayabilecek bir örgüt yapýsý bulunmamaktadýr. Atatürk Orman Çiftliði. Çiftlik Müdürlüðü kayýtlarýna göre Çiftlik alanýnýn %15'nin orman olarak tanýmlanabilecek nitelikte olduðunu göstermektedir. Orman Bakanlýðý'na göre ülkemizin % 25'i ormandýr.

bir sarmala dönüþmekte.989 m²'si kentin altyapýsýnda kullanýlmýþ.296. Gençlerbirliði. toptancý hali gibi büyük yapýlar yapýlmýþtýr. 171 . bir bölümünün ise yargý kararlarýyla satýlmasýna yol açýlmýþtýr. Metro. Bu topraklarýn 5. Atatürk Orman Çiftliði alanýnýn stratejik kullaným ilkeleri belirlenmediði için.218 m²'si satýlarak. bu bölgeye olan ilgiyi artýracaktýr. altyapý için yeni topraklarýn terk edilmesini gerektirmekte ve bu gereklilik. 6.496 m²'si ise kiraya verilerek toplam 28. üzerinde kamu kurumlarýna ait yapýlarýn bulunduðu parsellerde ortaklýk biçiminde mülkiyetler oluþturularak fiilen Çiftliðin kullanýmýndan çýkarýlmýþ. Üstelik.Aþama Ýþleri. borular ve enerji nakil hatlarý gibi kentin teknik altyapýsý ile bir að gibi sarýlmýþtýr.983. Ayrýca. Bütünlük ve dokusunun korunmasý konusunda özenli olunmadýðý için Çiftlik topraklarý. Kent planlarý ve imar düzenlemeleri konusunda alýnan her karar. imar düzenlemeleri ile 2. kamu kurumlarý ile özel hukuk kiþilerinin kullanýmýna býrakýlmýþtýr. Çiftlik topraklarýnýn 21. üzerine otogar. bu yasa dýþýlýðý ortadan kaldýrmak üzere 3194 sayýlý Yasaya ve 2863 sayýlý Yasaya da aykýrý olarak yoðun yapýlanmalarýn olduðu bir bölümde. Güçlü bir koruma oluþturulamazsa bu ilginin Çiftlik topraklarýný olumsuz etkilemesinden kaçýnýlamayacaðý açýktýr. haritasýndan anlaþýldýðýna göre bu bölgenin hemen yakýnýnda bulunan ve Çiftliðin ortaklýk biçiminde mülkiyetindeki 42129/2 parsel.871. 1983 yýlýndan bu yana son 20 yýlda Çiftlik topraklarýnýn satýlmasýna izin veren bir yasa çýkarýlmamýþ iken ilk defa bu dönem.714 m²'si. Batýkent-Sincan-Organize Sanayi Bölgesi Arasý Hat Yolu" ile iki metro istasyonu planlanmýþ ve çalýþmalara baþlanýlmýþtýr. "Ankara Metrosu 3. Ankaragücü kulüplerinin kullanýmýndaki yerlerin satýþý için bir tasarý bir yasa teklifi TBMM gündemine alýnmýþ bulunmaktadýr. bir konut kooperatifine tahsis edilmiþtir.178. Çiftlik topraklarý giderek artan bir hýzda küçülmekte ve dokusu bozulmaktadýr. yollar. Çiftlik topraklarý üzerinde tehdit oluþturacak yeni geliþmelerin varlýðý dikkat çekmektedir: Çiftliðin hipodrom yakýnýndaki topraklarý üzerinde. kent planlarýný yaparken belediyelerin kendilerini uymakla yükümlü sayacaklarý bir düzenleme bulunmamaktadýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Geçmiþte yapýlanlar bir yana.888.621 m²'sinde.

belediyeler kent içinde kalan arazileri imar uygulamalarý ile yok etmiþtir. Orman Çiftliði projesine çaðdaþ bir baþkent kurabilme amacýyla giriþmiþ. Stratejik planlar yapabilecek ve bunlarý uygulayabilecek yetkinlikte bir örgüt yapýsýna kavuþturulamadýðý için. Türkiye ortalamasýnýn altýnda bir bitki dokusuna sahiptir. Þ. Çiftlik olmanýn gerektirdiði üretimden giderek uzaklaþýlmýþtýr. kurduðu amaçlar doðrultusunda geliþtirilmesi dileðini belirten bir yazý ile Hazine’ye baðýþlamýþtýr. Yýl Marþý ile (Türkiye Cumhuriyeti'nin 80. yýlýnda bile) coþkusunu açýða vurmasýna önemli bir açýklama getirmektedir. Orman Çiftliði olarak adlandýrýlmakla birlikte.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün. arazi varlýðý giderek bizzat devleti yönetenler tarafýndan azaltýlmýþ. Kaynakça Tek Adam. bataklýk. kentin altyapý gereksinmeleri ve rant baskýlarýnýn topraklarýný küçültmesi ve dokusunu bozmasý önlenememektedir. Atatürk'ün çaðdaþ bir baþkent kurabilme projesine sahip çýkýlamadýðý görülmektedir. 12 yýl boyunca neredeyse kendisi yönetmiþ. Büyük Atatürk'ün. AOÇ 1953 DDK Ýncelemesi 2002 Resimler: Atatürk Çiftlikleri. Atatürk'ün yönetiminden çýktýktan sonra ayný baþarýyý yakalayamamýþ. bütün dünyayý kasýp kavuran 1929 krizinden bile geliþerek çýkarttýðý ve büyüttüðü bu iþletme.AYDEMÝR Atatürk Çiftlikleri. Kentin büyümesi yeþil alan gereksinmesini artýrýrken. þehrin hayatýný zehirleyen bir sýtma kaynaðý iken. gaflet ve dalalet içine girilmiþtir. DZÝK 1939 172 . yoktan var ederek hýzla geliþtirdiði. Çiftlik alaný üzerindeki rant baskýsý var olaný da tehdit etmektedir. yaþamýnýn son günlerinde. Ancak bu konuda büyük bir ihanet. Atatürk Orman Çiftliði. Atatürk. Halen Atatürk'ün manevi þahsiyeti kullanýlarak bu devam ettirilmektedir.S. DZÝK 1939 Atatürk Orman Çiftliði. halkýmýzýn sadece Atatürk'ün bulunduðu dönemi anlatan 10. bakýmsýz.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I BÝR RÜZGARA KARÞI TOPLU KONUT ÖYKÜSÜ Þevki Vanlý Mimar .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Ankara'da mimarlýk hayatýna atýlalý on yýla yaklaþýyordu... Müþterilerimin iþlerini yaptýrýp komisyon almadýðým imalatçý ve malzemeciler, kendime iþ yaparsam bana kredi açacaklarýný söylediler. Babadan kalma olanaklarýn da katkýsýyla Gaziosmanpaþa'da bir arsa aldým. Emlak Bankas’ýndan kardeþimle benim ev kredimizi kullanarak, sekiz daireden üçünü satarak inþaatý bitirdim ve kiralarla kalan borçlarýmý ödedim. 1964 yýlý böyle geçti. Bu, projeci olarak, çalýþtýðým mühendislerin çok hoþuna gitti ve birlikte inþaat yapmak istiyorlardý. Ýmalatçý ve malzemeci dostlar sürekli bana kredi açamazlardý... Yýl 1968 ve hala ýsrar ediyorlardý. Sonunda, ben yapsatçýlýk yapmak istemediðimi, Ankara'ya bir uydu yerleþim kazandýrmak hedefiyle bir toplu konut kuruluþu, yani bir anonim þirket kurabileceðimizi söyledim. Baþýma neler geleceðini bilmediðim için cesurdum.

OR-AN A.Þ. Kuruluyor 1968 Ýlkbaharýnda verdiðimiz bu kararý eþe dosta açtýk... Hemen herkes hedefi ilginç buluyor ve katýlmak istiyordu... Fakat hiç birimizde topluca bir para yoktu. Hepimiz emeðimizle yaþayanlardandýk. Üç yüzden fazla dost ve tanýdýk dokuz milyon sermayenin 1/4'ünü ödeyebildik. Anlaþýlacaðý gibi, on milyona dahi gelemedik. Topu topu 150.000 dolarýmýz vardý. Kuþkusuz dolar da 35 yýlda 5/6 kez deðer kaybetmiþtir. Yani bugünkü deðeriyle bir milyon dolar kadar bir para Bütün bu olup bitenler, Ýzmir Caddesi'ndeki proje büromda, benim odamda yaþanýyordu... OR-AN'ýn bir yeri dahi yoktu.

174

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Þirkete Ýsim Arýyoruz Kulaða hoþ gelen ve bellekte iz býrakacak bir ad arýyordum. Anadolu'ya, Konya'nýn yerlisi bir aileden gelmem nedeniyle bir tutkum vardýr... Faaliyete de Ankara'dan baþlayacaðýmýza göre, þirketin adýnýn Orta Anadolu ile ilgili olmasýný istedim. Fakat bu isim bana uzun geliyordu, bir þekilde kýsaltmak istiyordum, ama baþaramýyordum. Bir gün Yeniþehir, Atatürk Bulvarý, Ýþ Bankasý’nýn önünden aþaðýya doðru yürüyordum Tuna Caddesi’ni geçer geçmez saðda bir gazeteci / kýrtasiyeci vardý, onun tepesinde, bir fotoðraf filmi markasý olan "ORWO" yazýlý bir tabela sallanýyordu... O anda þirketimizin adýný gördüm "OR-AN" olmalýydý... O günlerde yaptýðýmýz bir genel kurul toplantýsýna bu öneriyi getirdim... Herkes yadýrgadý, kimse beðenmedi... O zaman

onlardan öneri beklediðimi söyledim. Sevgili ülkemizde beðenmeyen çoktur, öneri yoktur. Ben de, sonradan yerleþimin de adý olacak OR-AN ismini tescil ettirdim... Tuttu... O kadar tuttu ki bizden iki yýl kadar sonra kurulan ME-SA'nýn adýnda çaðrýþým bulurum.

175

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Uydu Yerleþime Arazi Aranýyor O zamanlar, ODTÜ yerleþkesiyle, Ankara'nýn coðrafyasýna giren Eskiþehir yolu çevresi aklýmýza geliyordu. 1968'in sonbaharýnda bir emlakçý orada 500 dönüm arazisi olan bir avukatý getirdi... Avukat arazisinin m2 sine 40 TL. istiyordu... O günkü ölçülerimize göre, arazi sýnýrsýz büyük, fiyat ise þehire göre çok küçük geliyordu. Fakat arazinin tutarý olan 20 milyon deðil, iki milyon paramýz vardý ve sonra ne yapacaðýmýzý bilmiyorduk. Arazi sahibine, onun ayný sermaye olarak taþýnmazýný koymasýný önerdim. O da bizim ne koyacaðýmýzý sordu... "Emeðimizi" yanýtýný verdim. Adama, onunla alay ediyormuþum gibi geldi ve bir Cumartesi öðleden sonra, benim mimarlýk büromdaki odamýn kapýsýný vurdu, gitti... Biz birkaç arkadaþ ve emlakçý kaldýk... Ne yapabilirdik? O zaman Çankaya, Ýþ Bankasý bloklarýyla biterdi... Sonrasýný bilmiyorduk. Emlakçý arkada kimsenin ilgilenmediði ucuz arazi olduðunu söyledi, hemen görmeye gittik. Ankara'da, Çankaya ve Dikmen tepelerinin þehre dönük kuzey sýrtlarýna göreli olarak yerleþilmiþti... Güney sýrtlarýnýn iyi bir ufku vardý... Doðuya doðru çýplak daðlar, güneye doðru içinde Gölbaþý'nýn da yer aldýðý ova görünüyordu. Dýþardan bakýnca arazi çorak ve tatsýzdý. Ýçerden dýþarýya bakýnca ilginç bir manzara vardý ve önemli olan da buydu. Yönetim Kurulu kente bakan kuzey sýrtlarýný, ben ise ovaya bakan güneyi istiyordum. Yer seçimi giriþimin ilk önemli adýmýydý. Israrla güneyi kabul ettirdim. Çok tapulu arazi nasýl alýnýr? Baþýna gelen bilir, kurnaz arsa sahipleri arkaya kalýr ve fiyat artýrmak için ortadan kaybolur. Çizdiðimiz sýnýrlarýn içi yaklaþýk yüz hektarda, belki elli kadar tapu vardý... Kýrk kadarýný, bakýmsýz Dikmen Köyü kahvesinde topladýk. Ben, bizden önce m2 si 4 TL. olan, talep olunca 6 liraya çýkan arazinin metresine 12 TL. teklif ettim. Yalnýz koþullarým vardý... Hepsi ile ayný zamanda sözleþme yapacaðýz. Onlar da hemen tapuyu verecekler ve biz bir yýl sonra borcumuzu ödeyeceðiz. Çünkü onlara verecek meteliðimiz yoktu. Elimizdeki küçük parayla da Bakanlýklar’daki görkemli bir iþhanýnýn 1.katýný kiralamýþ ve 6 aylýk ödemeyi yapmýþtýk. Yani çarkýn bu 6 ay içinde ciddi ciddi dönmesi gerekiyordu... 176

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Uydu Yerleþkenin Planlamasý Tapularý aldýk ve hemen planlamaya baþladým. Orta tabakayý hedef alacaktýk. Egemen kat yüksekliði ile inþa edilecek ve yerleþim planlamasýna esneklik vermesi için, 8 daireli çok küçük apartmanlar olacaktý. Konfor standardý ayný olan, fakat büyüklükleri 100 ile 200 m2 arasýnda deðiþen ve her biri için iki farklý tip geliþtirecektik... Yoðunluk (1)olacak, yani alanýn 1/4' ü yapýlarla örtülecek, %75 açýk alan kalacaktý... Konutlarýn aralarýndaki mekanlar ve doða, yerleþimin þekillenmesinde 1. sýrada gözetilecekti.

Planlamada yüksek yapýlar, yalnýzca yerleþimin giriþi ve sosyal merkezini vurgulamak için bulunacaktý. Bu baþlýca ölçüt ve istekleri planlamada yanýtlamaya çalýþtým. Ankara Ýmar Müdürlüðü projeyi desteklediðini söyledi ve sýkýntý çýkarmadan tastik ederek, Bakanlýða sevketti. Ýmar ve Ýskan Bakanlýðý, projeyi doðru Ankara Nazým Plan bürosuna gönderdi. Bu Kurum uzun zaman, projemizin ilkelerine uyup uymadýðýný tartýþtý... Kanýmca bu 177

bu boyanýn silinmesi plan deðiþikliðine girerdi. Ýþin garip yaný ise bizden sonra baþta kendi memurlarý için.. bu gözlüðün istendiðinde kullanýlmadýðýný gösteriyor... Ama Çaldaðý nazým planda nasýlsa maviye boyanmýþtý. Bakanlýk’tan arazi baraj taþma sahasý olduðu için tastik olasý deðil.... Zaman gerçekleri su yüzüne çýkarýyor. burada hemen tastik olacaðýný sanýrken. Bugün Ankara'daki geliþmeler bu endiþelerin þaka niteliðinde olduðunu gösterdi.. Tüm memur meslektaþlarýn böyle olmadýðýný biliyorum. Nihayet en son merci. ek alanlar tastik ettiler. Ýmar ve Ýskan Bakanlýð’ýna geldik... spekülasyon katmerli olacaktý. Kanýmca þehircilerin en önemli yaný bu tür birkaç takýntýdýr. Devlet memurunun gözlüðünün "kuþku" olduðudur. 178 . projemiz çalýþma alanýný kapsamadýðý için bir "yatakhane yerleþim" olacaðý sorununu ve arsa spekülasyonu olacaðý konusunu kendisine dert etti. Neyse ki Müsteþar Muavini meslektaþ Fikret Ungan müdahale etti. Önceki iþlemlerden sonra. Onlara 1200 metre yükseklikte ne baraj ne de taþma olacaðýný anlatmaya çalýþtým. Aldýðým yanýt bu yazýnýn gerçek olduðu doðrultusundaydý.... Elli yýllýk mesleki hayatýmda öðrendiðim.. ilkeleri konusunda kuþku uyandýrýyordu. Arsa spekülasyonuna gelince. Haftalar geçiyor. tasdik yazýsý gelmiyordu. Ama son yýllardaki olaylar.. Bir arazi Nazým Plan içinde olsa alt yapýyý Belediye yapacak. Bakanlýkta yazýlarýn karýþtýðýný düþünerek ve gülerek ilgili müdürlüðe gittim.. Meslektaþlarýn yine Devlet memurluðu tutmuþtu.. Bir yazý geldi...Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kadar uzun tartýþma. Sayýn okuyucu. tüm Bakanlýklarýn onayý ve yaklaþýk iki yýl zaman gerekiyordu. Ama büyük oranda böyle olduðunu da bu süreç içinde öðrendim.. Bu kaçýncý incelemeydi? Yine yukarýya baþvurmak zorunda kalmýþtým. Örneðin Çankaya'ya 6/7 km uzaklýktaki bir yerleþimin ulaþýmý ülke ekonomisine yük olur sorununu. Millet vekillerine ve diplomatik alan gereksinmesine de OR-AN'da yer vererek arsalarýmýzýn ciddi bir bölümünün istimlak edilmesiyle projemizi bozmak için ellerinden geleni yaptýlar.. arkasýndan. mavi boya silindi ve projemiz incelemeye alýndý. Ziyaretlerine gittiðimde daha incelenmediðini söylüyorlardý. artýk projenin tastik olduðunu sanmayýn. diye.

Yeni konut alýcýlarýnýn. Bu büyük bir baþarýydý. "Beni nasýl yalancý durumuna düþürürsünüz?" diyordu. kamuda olmayan köklü sorunlar Kurula geldikçe telaþ179 . Biz 100'er daireli iki kooperatif kurarak SSK kredili alýcýlarý toplamaya baþladýk. bir kaç alamadýðýmýz kiþilerin de kazan kaldýrmasý olasý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Toplu Konutta Pazarlama Konut üretimi büyük ve yavaþ bir yatýrým olduðundan. böyle bir soru sorulursa. Bilgi alanlarýnda. Bu korkumuzu alýcýlara anlatarak yerleþimin yerini baþlangýçta gizli tuttuk. kendilerinden önce kaç daire satýldýðý da olacaðýný. benzetme yoluyla. ben de günahýmdan kurtuldum.. Buna raðmen genel yaklaþýmýmýz güven verdi ve biz birkaç haftada 100 kadar daire sattýk. Ýnþaat Baþlýyor Proje ve onun uygulayýcýsý olmak ile inþaatçý olmak.. OR-AN þirketinin bir ortaðýnýn görevlilere baðýrýp çaðýrdýðýný duydum..... "Ne oldu?" diye sormaktan baþka bir þey aklýma gelmedi... Yine sorunlarýn içine düþmüþtük.. ne diyeceðimi bilemiyordum. almak istedikleri bilgiler arasýnda.. yerleþim civarýnda arsa almaya giriþmeleri ve bizim arsalarýný aldýðýmýz. "Kardeþim ben 500 sattýk diyorum. Ortaðýmýz.. Birkaç gün sonra. Yönetim Kurulu üyesi Rafet Bey. Pazarlamak için de giriþim hakkýnda bilgi vermek gerekli. Fakat 200’den sonra satýþlar çok yavaþladý. Derken Hastaþ iflas etti. Bir de Hastaþ isimli. benim kýrk yýlda bir söylediðim bir pazarlama abartmasý yüzünden. Ne yapacaðýmý. bize imrenerek kurulan ve müthiþ reklam yapan bir firma peydah oldu Bizim konut alýcýlarýmýzýn yarýsý bizden paralarýný çekerek oraya yatýrdý.. OR-AN giriþimini o yürütecekti... fakat 100 sayýsýnýn önemini anlayamayacaklarýný düþündüm. Kýsa zamanda 200'ü bulduk. Bu nedenle aramýza Emek Ýnþaat Genel Müdürü ve Emek Ýþhaný ve Otelleri inþaatlarýnýn yürütücüsü Rafet Kapýcýoðlu'nu almýþtýk. Bu kez konut alýcýlarýmýzýn bir bölümü. siz 200 diyorsunuz" demez mi? Demek ki benim abartýlý sayým bu ortaðýmýzýn pazarlama yeteneði yanýnda pek pýsýrýk kalmýþtý. satmadan yapmak olasý deðil. 200 demelerini söyledim. yatýrdýklarý parayý istediler. bize olan güvenlerini yitirerek. onu örgütlemek arasýnda çok fark var. Görevlilere.

malzeme teminiyle boðuþur olduk. bu konuþmanýn anlamýný hemen anlarlar. "Bu iþ yürümez" dedi.. Bir tören hazýrladýk ve ilk anahtarý verme180 .. yavaþda olsa satýþ ve ödemeleri sürüyordu. yol. Ben de 20 küçük birimi 20 kalfayla baþlamayý düþünmüþtüm. Bankalar Kanununun 50.. Bütün iþlerle karþý karþýya kalmýþtým. Dostlarýn aklý ile Ankara'nýn o zamanki en ünlü yapsatçý patronuna gittim. inþaat mühendisi... Toplu Ýþ Sözleþmesi yapýncaya kadar yapýlan pazarlýklar sýkýntýlarýmýza tüy dikiyordu. Biz de 1970 sonbaharýnda ilk konut teslimini yapacaðýz.... Kýsa zamanda 400 ile 500 arasýnda deðiþen bir kalabalýðýn yatmasý. Bir zamanlar küçük apartmanlarý... Köy iþlerinden makina kiralamak ve diðerlerini de en ekonomik yöntemlerle yürütüyorduk. Uygulamaya alt yapýyla. aramýzdan ayrýldý ve bu sorumluluða kimse talip olmadý. konut alýcýlarý taksitlerini pek aksatmýyorlardý. ellerindeki ihale oranýnda temlikle kredi açýyorlardý. su ve elektrikle baþladým. O zamanlar. Adam bana sordu. batýk Hastaþ'a kredi veriyor bize vermiyordu. kalýpçý kökenli kalfalar yürütürdü. yemesi. Beþ yüze yakýn bir iþçi kümesi bulan sendikalar da peþimizdeydi. Ýlk Konutlarýn Bitiþi Biliyorsunuz inþaatlar kýþa doðru biter. ne kalfa. Konumuzla ilgili Emlak Kredi Bankasý ise o zamanlar etkin olan DPT'nin kanunlaþmýþ 2. iþbirliði teklif ettim. vinç veya asansör yok veya çok kýttý. Finansman sorunu bir türlü çözülmüyordu. Þehirden uzak iþlere.. Biz onlar için ne yaptýklarý ne sonlarý belli olmayan garip yaratýklardýk. bir kaç kalfa ve birçok iþçi alarak iþe baþladým. ne usta ne de iþçi þehir dýþýna gelmek isteyorlardý. Hayatýmda baþka böyle dert görmedim. Ortaklar hisse paylarýný ödemekte aðýr davranýyor. düþük faizli kredi verilmesini öngördüðü halde. düzgün tuðla üretimi. beþ yýllýk kalkýnma planýnda toplu konut kuruluþlarýna uzun vadeli. maddesine göre bankalar ancak Kamu yüklenicilerine. Türkiye'de hazýr beton. genel saðlýk ve ulaþým sorunlarýyla. tesisat malzemesi. Düzeni deðiþtirmek için.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I landý. çalýþmasý. Düzensiz de olsa iþler yürüyor. "Siz aldýðýnýzý.. verdiðinizi yazýyor musunuz?" Doðal olarak "Evet" dedim. mahrumiyet gözüyle bakan. Türkiye'deki iþ hayatýný bilenler...

yeni boþaltýlmýþ olan iþçi yatakhanesine sýðýndýk. bu baþarýnýn mutluluðunu yaþayamadým. Þirketin kuruluþundan beri 7 yýl geçmiþ. bir o kadarý da epeyce toparlanmýþ haldeydi. telefonu ve yolu ile iskana hazýr. Baþladý tavan üstümüze akmaya. Bu arada enflasyon %6'dan %15'e çýktý. Bir kadýn ve bir bekçiyle yaþamaya baþladýk. Çocuklarýn ikisi benim. diðerlerine becerilerini denemelerine fýrsat tanýmam gerektiðini düþünerek Murahhas Azalýktan. Bahara toplu taþýnmalar baþladý."Ya kýþ günü þehirle baðlantýmýz kesilirse? Ya daðdan kurtlar inerse?" gibi endiþelerle kimse taþýnmak istemiyordu.. Yýlýn ilk yaðmurlarý olduðu için çatýnýn delik deþik olduðunu bilmiyorduk. Sanýyorum ilk elde 200'e yakýn konut.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I si için Vali Þerif Tüten'i davet ettik. Ertesi yýl. suyu. merkezi ýsýtmasý. kararlara ve uygulamalara uzak durmayý seçtim.. Bunlarýn arasýnda bir doktor ve iki çocuklu bir ilkokul müdürü de vardý. ikisi hocanýn diðer üçü de komþularýndý. kapalý yerde þemsiyeleri açtýk ve Vali bey ilk anahtarý verdi. 1975 yýlýnýn Þubat ayý. elektiriði. gerekli ek takýlmýþ olan traktörle 7 km'lik yolu Çankaya'ya kadar açacaktýk.. fýrtýnalý bir havada çýkýp geldiler. Eksik olmasýn. (þimdi CEO deniyor) ayrýlmaya karar verdim. Yönetim Kurulundan tümden ayrýldým ve projeciliðe geri döndüm. 181 . Yönetim Kurulundaki arkadaþlar arsa satmak istiyorlar. ben de projenin kontrolünü elden kaçýrmaktan korktuðum için satýþa engel oluyordum. Ben çocuklarý alarak taþýndým. minibüsle ulaþýmý saðlayacak. inþaatlar da durmuþ iken yaptýðýmýz Genel Kurul toplantýsýnda.. çaresiz. Baþlangýçta. Yeni Sorunlar Eksik Olmuyor Yerleþimin gerçekleþmesi bazý mühendis ortaklarýn þirkete olan ilgilerini artýrdý. Yönetim Kuruluna katýlmaya baþlasam da. Fakat bir yandan elektrik ve su arýzalarý. Bu kez gereken kapalý büyük bir yer olmadýðýndan. ben yorgun düþmüþ. kar yaðdýðýnda. Okul olarak projelendirdiðimiz þantiyede 7 öðrenci ile derslere baþladýk. Þirketin baþýndan ayrýlmam. o ve yüzlerce konut alýcýsý. diðer yandan yine inþaatlarýn baþlamasýnýn sýkýntýlarýndan. iþi yerli yerine oturtamamýþtým. Bizi gören beþ aile daha taþýndý. Yani ekonomik sorunlarýmýz da arttý. Ýþ bana düþtü.

Göreli bir þehir yaþama biçimine uygun bir hayat süren kooperatifler toplu tüketimi örgütleyerek. genelde köy kökenli halkýmýz. ucundan kýyýsýndan arsa satmaya baþladý. Proje Bir Ütopya mý. yerleþimin batýsýndaki bir o kadar araziyi de (gecekondu önleme bölgesi) alarak. OR-AN'ýn inþaatlarýný bu ortaklýða devrettiler. bir ortaklýk. Yoksa Türkiye'nin Gerçeklerine Uygun mu? Þehirlerimizin gerçeklerine yaklaþmaya çalýþalým. Bir taraftan inþaatýn standardý çok düþtü.. amatör / acemi bir yaklaþýmla yapýlaþmaya katýlanlar. güzel ve çaðdaþ bir yerleþim 182 . Kalabalýklaþtýkça toplum düzenini tehdit eden. Þimdi 2 katlý... Sahipsiz.. Arkasýndan Kamu. Bütün bu olanlar yerleþimi güçlendirirken projeyi karmakarýþýk etti.. bizim projeyi gaddarca torpilledi. genelde kasaba kökenli halkýmýz ise kurallarý arkalarýna alýp toplumu nasýl sömüreceðinin peþinde.. aralarýnda herhangi bir düzen olmadan rastgele yerleþtiler.. Belki mevzuata uygundur.. diðer kümelere meydan okurcasýna arayýþlar içinde.. Bunlar... ama projeye deðil. 4 katlý ve 16 katlý yapýlar. yaþama hakkýný yasalara.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Yönetim. Millet Vekilleri Lojmanlarý ve yeni elçilikler için sanýyorum 30-40 Ha arasý bir istimlakla... Yani kendi hesaplarýna götürü yaptýlar. Þehirlerin yaþamasý için bazý örgütleme ve üretim becerilerini deðerlendiren. Buna karþýlýk bir zaman sonra Çankaya ile Konya Yolu arasýnda çok yüksek düzeyli bir yol yapýldý. iyi huylu. Arsa ofisi de OR-AN ile Konya Yolu arasýnda. uygarlýk dýþý yapýlarla þehirlerimizi maskara eden kesim.. ve nihayet üst düzey ekonomik koþullara sahip kesimin... Hukuka uygun.. bir dayanýþmadan güç alarak. benim gibi olmayan. villalar veya görkemli yapýlarda büyük lüks dairelerde duvarlarla korunmuþ bölgede yaþamak isteyen ve çok þey bildiði iddiasýnda olan kesim. diðer taraftan yerleþim projesinin dýþýna çýkýlmaya baþlandý. düzene karþý gelerek zorla koparan gecekondular ve yaþadýklarý þehirlerin hizmetindeki insanlar. dünyadaki deneyimlerden yararlanarak. OR-AN'da bu sosyal ekonomik yapý içinden orta tabakaya yönelik. uyumlu bir mühendis arkadaþý genel müdürlüðe getirerek yürütüldü.. Arkasýndan bir özel ortaklýk kurarak.

Bundan anlaþýlýyor ki. konut alýcýlarýnýn da kendi açýlarýndan sorunlarý var. Bahçeli ev. çaðýn uygarlýðýnýn duygusal ve düþünsel güzelliklerini paylaþan bir yerleþim gerçekleþtirmek ütopyasýný yaþadým. yüksek gelir düzeyine dönük bir program. Bu durumda az katlý küçük apartman ile yüksek bloklarýn arasýnda kesin bir seçim yok. konuyla ilgili birikimsizlik ve deneyimsizlik nedeniyle giriþimcilerin de.. Ayrýmýn ekonomik deðil kültürel bir ölçütle oluþmasýný umuyordum. OR-AN'daki orta alt gelir gurubu. Fakat. Ve hiç boþ kalmýyorlar. OR-AN'da 74m2 ile 200m2 arasýnda ve birkaç 183 . Ama onun doða ile ilgili olanaklarýndan yararlanmaktan çok.. bir istek olmalý.. Halbuki yerleþim gerçekleþmeye baþlayýnca. apartman dairesini seçiyorlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gerçekleþtirmek istiyordum. yeryüzünde aidiyeti sýnýrlarýyla belli bir mülkiyet olmasý. Bu hoþnutluðun bir yaný dairelerin kullanýþý. Fakat onlar olmasaydý giriþim gerçekleþebilir miydi? Onlarýn yaþadýðýmýz hayatýn dinamiði olduðunu görmek istemeyen. Sanýyorum. Çünkü daireler el deðiþtiriyor. diðer yaný doðaya yakýnlýklarý olmalý.. 74 m2 lik daireler dahil hiç boþ kaldýðý görülmüyor. güven duygusu veriyor. OR-AN'daki 4 katlý bloklarda oturanlar oldukça mutlular. Bahçeli evin getirdiði yükün bilincinde olan orta üst gelir gruplarý. Buna karþýlýk. gerekse konut alýcýlarýnýn arasýndaki kasaba veya küçük þehir kökenli piyasa oluþturucularýnýn saldýrýsýna uðradý. OR-AN'ýn büyüklüðünün ve þehre uzaklýðýnýn da 1960'lara göre iyi seçildiði anlaþýlýyor. Bakýmlarý da fena sayýlmaz. OR-AN Yerleþiminde Baþarýlar ve Baþarýsýzlýklar Þehirlerin büyüklüðüne ve alýþkanlýklarýna göre konut yerleþiminin geniþliði ve merkeze uzaklýðý söz konusu. Bunun kendisine ne kadar sorunlar ile parasal yük getirdiðini düþünmek istemiyor. gerek ortaklar arasý. Aileler en çok bahçeli ev istiyorlar. Sigorta veya Emlak Bankasý kredisi koþullarýyla 100-120 m2 lik göreli küçük konutlardan da oturanlarýn herhangi bir þikayetlerini duymadým. Bu istek yüzünden derme çatma evler ve altyapý yapýlmasý ile yapýnýn bakýmýnýn ihmali kötü sonuçlar vermektedir.

. kendileri ve eþ / dost yararlandý veya ancak bu kesim geri ödeme olanaðýna sahipti... Uygulamada bu büyük yapýlar... herbirinin gerçekleþmesi baðýmsýz olacak birimler haline getirildiler. Doðal üst gelir guruplarýnýn her konuda sorunlarýna bir yanýt bulunur.. Bir diðer yanlýþ varsayým ise projedeki az orandaki yüksek bloklarýn çevre oluþturacak bir þekilde toplu ve bir bütün oluþturacak nitelikte ele alýnmamasýdýr.. 184 .. Örneðin. Sanki bu iþleri yürütenler kendi düzeylerini korudular. Proje. ülkenin koþullarýna uygun bu yaklaþýmý önceden kavrayamadýk. pazarlama ve inþaatý yineleme yoluyla kolaylaþtýrmak piyasamýza daha uygun bir yaklaþýmdý. Planlamada bahçeli evi dýþlamak ve sonradan programa almak yanlýþ bir yaklaþýmdý. bahçeli ev . Gecekondu Önleme bölgeleri adýndaki program dahi büyük ölçüde orta gelir gruplarýna yaradý. örneðin gecekondu düzeyinde konutlarda oturanlar için. Bunlar arasýnda bir büyük ortaklýðý planlamayý düþünmüyorlar. 10 hektarlýk bölümler halinde geliþtirmek gerekirdi.. 1/1000 veya 1/500 yönlendirici planlara ihtiyaç var.. "1940'larda Emlak Bankasý kredileriyle baþlayan krediler ve gerçekleþtirilen yerleþimler hep orta gelir guruplara dönük oldu. Belki 100 hektara... uygulama ölçülerini küçük tutarak zamanlamanýn deðiþen gerçekleri karþýlamasýný saðlamak gerekirdi.000m2 bir yapýnýn projesi yerine 6000m2 nin projesini yaparak on kez yinelemek gibi. 300 yerine 30 daireyi pazarlamak. yönlendirici bir plan yaparak bütünlüðü saðlamak. villalar ve yüksek bloklar gruplayarak uygulama yapýyorlar. Þimdi topluca konut üreten kuruluþlar. pazarlama ve üretimde.. yatýrýmý bölmek ve küçük ekipleri bir bloktan diðerine kaydýrarak onlara sürekli iþ verebilmek gibi. 1930'larda yeni kurulan kamu fabrikalarýnda ve maden ocaklarýnda yapýlan iþçi evlerinden sonra gereksinme arttýkça sorundan daha çok uzaklaþýldý sanki. 60.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I iþlevsel yorum tipi çeþitleme ve tasarýmlarý baþarýlý oldu. Bunu planlamak ve projelendirmek belki 100 hektar bir alaný. Projelendirme. her blok doldukça yeni blok inþaatýna baþlamak.. Toplu Konut Çalýþmalarýnda Gelinen Nokta "Alt gelir gruplarýnýn.

Bölgesine adýný verdiðine göre bir saygýnlýðý vardýr. hangi konuda iki yakasý bir araya geldi? Ama ben bu eksikliði mimar ve mühendislerin baþarýsýzlýðý sayarým. kapsamlý olarak ele alýnmýþ. birikim içinde yararlý bir deneyimdir. Eðrisi ve Doðrusu ile OR-AN Piyasa koþullarýna aykýrý olduðu için saptýrýlmýþ bir uygulama olsa da Cumhuriyet döneminde özel. konut. Ne yapýp yapýp toplumun bu temel sorunlarý. Bilinçli olarak ve peþinen her türlü etkiye açýk ve bir istek taþýmayan planý ve projeleri olan bir giriþim deðildir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Afet bölgeleri. özgür ve bütün olarak tasarlanmýþ tek projedir. tümü hedeflenmiþ plan ve projeleri olsa da Türkiye gerçekleriyle çeliþen isteklerle yönlendirilmiþ olduðu için hedefine varamamýþtýr.. depremlerde yýkýlanlar yerine yapýlan konutlarýn genelde ilkelliði.. özellikle mimari olarak ilkelliði akýl almaz niteliktedir. konut konusuna sahip çýkmak istedi gibi oldu. Sanýrým. 1960'larda DPT. Ama konu Devlet politikasý olamadý. OR-AN yerleþimi. 185 . saðlýk ve eðitim 80 yýlda bir çizgiye getirilmeliydi. Ülkemiz için çok daha baþarýlý yerleþim projeleri ve uygulamalarý olmasý dileðiyle!. Türkiyenin...

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 186 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

CUMHURÝYETÝN ÝLK DÖNEMLERÝNDE YÜKSEK MÜHENDÝS MEKTEBÝ VE DÖKÜMCÜLÜK ANILARIM*

Burhan OÐUZ

*Bu yazý Burhan Oðuz'un "Yaþadýklarým-Dinlediklerim" isimli aný kitabýndan derlenmiþtir.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Benim zamanýmýn Yüksek Mühendis Mektebi’nin tüzüðü bugün için ilginç olabilir. Mektep altý yýllýktý. Ýlk üç yýlý "Müþterek", son üç yýlý da "Ýhtisas" yýllarýydý. Ýlk üç yýlda çok saðlam bir matematik kültürü aldýk, namlý hocalardan: Hamit (Dilgan) Hoca, Ali Yar Bey, Kerim (Erim) Bey, Ratip (Berker) Hoca, Müderris Muavini Nüshet (Gökdoðan) Haným. Bahriyeden yetiþme Salih Murat Bey, klasik fizik okuturdu. Kimya Hocamýz Nurettin Münþi Bey ise ayrý bir tipti. Giritli idi ve Türkçe'yi ora þivesiyle konuþurdu. Doðru dürüst Rumca bildiði de þüpheliydi. Fransa'da okumuþ, Fransýzca bilmezdi. Karýsý Almandý, Almanca bilmezdi. Kýsa boylu, týknaz, sürekli terleyen ve tütün çiðneyen, öðleden sonralarý yarý sarhoþ bir adamdý. Bildiði tahlil kimyasýydý, gümrüklerde lazým olan türden. Bize anion, kation araþtýrýrdý. Modern kimyadan haberi yoktu. Anlatmýþtý: Her tür malzemenin eþantiyonu bulunurmuþ. Þüphelendiðinde mikroskop altýna beraber sürülür, getirilen kýrmýzý tozun gerçek biber mi yoksa kiremit tozu mu olduðu derhal saptanýrmýþ. Çeþitli kürklerin kýl kesitleri varmýþ. "Bir gün baktým, domuz kili, týpký kaynanamýnki gibiydi" diye latife etmiþti. Sorularla sýkýþtýrdýðýmýzda "Çok sorma, sonra atarim" (yani "uydururum") derdi. Nekre bir adamdý. Hamit Hoca, Nurettin Bey ve Onnik Bey, bir üçlü idiler, beraber meyhaneye giderlerdi. Meclisleri pek hoþ olurdu; kahkahadan geçilmezdi. Onnik Bey Mühendishane'nin emektarý idi. Anlatýldýðýna göre mütarekede Ýngilizler bütün eþyalarý sokaða atmýþlar. Mukavemet hocamýz Fikri Santur Beyle ikisi, sabahlara kadar bunlarýn baþýnda nöbet tutarlarmýþ, fisebillah. Çok güzel bas bariton sesi vardý, opera aryalarý söylerdi. Yine kimya, özellikle þimi-fizik (Fiziksel Kimya) okutan Ýlhami Cývaoðlu hocamýz vardý. Çok bilgili bir hoca idi. Modern fizik ve kimyaya bilhakken vakýftý (ama huyunu suyunu fazlaca övmeyeceðim). Notlar yirmi üzerinden verilirdi. Geçme notu sekizdi. Ama; her dersin, önemine göre bir "üssü mizan"ý yani onunla çarpýldýðý bir katsayýsý vardý, beþ ile on arasýnda (devam notununki ondu) . Notlar bunlarla çarpýlýr ve toplanýrdý. Çýkan yekün ders sayýsýna bölünür, eðer sonuç on üçten aþaðý ise bütün derslerden, çok iyi not aldýklarýmýz dahil, 188

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kalýnýrdý. Sýnavlarla iki dersten kalýnýrsa, bütün dersler sil baþtan olurdu. Bir devrede iki kez kalan mektepten atýlýrdý. Bunlar Yýldýz'a gidip oradan mezun olurlardý. Yani mektep en çok sekiz yýlda bitirilebilirdi. Burada mutlak bir disiplin hüküm sürerdi. Dersler birer saat olup on beþ dakika ara verilirdi. Hoca, saniyesinde derse girer, herkes ayaða kalkar, sýnýf mümessili hemen yoklama yapardý. Bu iþ bir iki dakika sürerdi. Müdür Suphi Bey sabah saat dokuzda yani derslerin baþladýðý saatte dýþ kapýyý kilitletir, geç kalanlarý aldýrtmazdý. Bunlar üç ders "namevcut" yazýlýrdý ki bu çok önemliydi, þöyle ki devam notu genel ortalamaya büyük destek olurdu. Ama kapýcý Kamber Aða "Bahçe" rakýsý içerdi. "Özel teþebbüs" kendini göstermiþ, arkadaþýmýz Vedat Öztaþ "Ajans Jim Barnett"i kurmuþtu. Sermayesi bir halatla bir ip merdivendi. Ýniþ çýkýþ beþ kuruþtu. Bunlar, üçüncü kattan sarkýtýlýrdý (alt kat pencereleri sabit demir parmaklýklý idi). Kapýlar akþam beþte açýlýrdý. Laboratuarda iþini erken bitirenler çýkýp gidemezlerdi. Ama Kamber Aða "Bahçe" rakýsý içerdi… Yatýlýlar gece sekizde dönmek zorundaydýlar, aksi halde sokakta kalýrlardý. "Ajans"a müracaat edilirdi. Yemekten sonra kaçanlar ip merdivenle iner, tebeþirle bir çizgi çekerdi duvara. Her dönen bu çizgiyi artý iþareti þekline sokar, son gelen merdiveni toplardý. Sýnýflarýmýz genelde Boðaz'a bakardý. Bir sabah, topografya dersinde iken Dolmabahçe Sarayý'nýn bayraðýnýn aðýr aðýr yarýya indiðini gördük. Haber bütün mektebe yayýldý. Heyecanýmýzý tarif edemem. Suphi Bey yine kapýlarý kilitletti. Sýnýflarý dolaþýp "Efendiler, matem matemdir, ders derstir" diye bizi tutmaya çalýþýyordu. Ama kim dinler? Ýnce bir radyo anten desant teline tutunarak üçüncü kattan aþaðýya indiðimizi hatýrlýyorum. Saray'ýn kapýsýna vardýk. Nöbetçiler, aðlayarak, Atatürk'ün vefatýný doðruladýlar, ama nezaketle bizleri geri çevirdiler. Bir de ilginç bir idare memurumuz vardý, Arnavut Þevki Bey. Zayýf, uzunca boylu bir zattý. Jandarma yüzbaþýsý imiþ. Dersim'de bulunmuþ. Ortalýðý öyle idare etmiþmiþ ki onun mýntýkasýnda “çýt” çýkmazmýþmýþ. Gerçekten o hem talebeyi, hem Müdür Suphi Bey'i "idare" ederdi. "Plaðina göre dans ederim" derdi. O zamanlar, ulaþtýrma vasýtalarýnýn pasolarý vapur için ayrý, tramvay için ayrý ve sadece ev ile mektebin bulunduðu semtlerin duraklarý arasýnda geçerliydi. Pasolarý Þevki Bey 189

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I hazýrlardý. Ben Tarabya'da oturuyordum, benim vapur pasom "Trabya ile Küprü" arasý içindi... Derken mektep Nafýa'dan alýnýp Maarife baðlandý; adý da "Yüksek Mühendis Okulu" oldu. Müdür olarak Osman Tevfik (Taylan) Bey, muavini olarak da aile dostumuz ve benim kültür hayatýmda son derece etkili olmuþ olan Fahri Bekiroðlu Bey atandýlar. Her ikisi de Almanya'dan mezun makina mühendisi idiler. Ama bize demiryolu dersini veren Osman Tevfik Bey'in cehaleti dillere destandý. "Stratosfere gidilemez, hava olmadýðý için itilecek bir vasat yok" derdi. Yani adam, fiziðin temel "etki-tepki" kaidesinden bihaberdi. Fahri Bey Sümerbank'a intisap etmiþ, dokuma fabrikalarýnýn kuruluþu sýralarýnda kalabalýk bir usta kafilesiyle birlikte Rusya'ya gitmiþ. Kurulacak Nazilli ve sair bez fabrikalarýnýn makinelerinin imalâtýný takip etmiþler, iþletilmesini öðrenmiþler. Ruslar, kendi fabrikalarýnýn birini bunlara teslim etmiþler, bunlar da onu bir süre iþletmiþler ve randýmaný da yüzde altý kadar artýrmýþlar. Fahri Bey orada ayrýca, Sovyetlerin halkýn top yekûn okutulmasý sorununu nasýl çözdüklerini tetkik etmiþ ve dönüþünde bunu bir rapor halinde Maarif vekiline (muhtemelen Hikmet Bayur Bey) sunmuþ. Arada bir de nasýl etki yaptýðýný sorarmýþ. Ancak bir gün vekil ona "Israr etmeyin Fahri Bey, mareþal katiyetle top yekûn okutulmanýn aleyhinde" demiþ. Çok iyi Almanca ve Fransýzca bilir, saðlam bir Osmanlý kültürüne sahipti. Çok okurdu ve inanmýþ, dengeli bir solcu idi. Bana "Kupkuru bir mühendis olmanýn hiçbir deðeri yok. Çok okuyup dünyanýn gerçeklerini iyice öðrenmelisin" derdi ve bana sürekli kitap verirdi. Maalesef 1942 sonunda onu, bir safra kesesi ameliyatý sonucunda genç sayýlacak yaþýnda kaybettik. Sanki babam ölmüþtü... Ýlk "Müþterek" devreyi bitirip iþ meslek seçimine gelince bütün eþ dost, hýsým akraba, "Sakýn Elektro-Mekanik'e gitme, Türkiye'de iþsiz kalýrsýn; inþaat mühendisi ol, müteahhitlik "edersin" öðüdünü ýsrarla veriyordu. Ben kimseyi dinlemedim ve Elektro-Mekanik'e girdim. Ülkenin kurtuluþunu sanayide görüyor, bunun öncülüðünü yapma hayalini kuruyordum. Bizim þube, mektebin en zor þubesiydi. Bugün elektrik ve makina fakültelerinde okutulan bütün dersleri okuyor, yaptýrýlan projeleri yapý190

hidroelektrik santral inþasýyla ilgili olarak hidrolik dersini su mühendisleriyle birlikte okuduk. gelsene!" diye baðýrýyorlardý. Yapýlan ölçümler sonucunda arýzanýn tam genelevlerin bulunduðu Abanoz Sokaðý'nýn çýkýþýnda olduðu saptandý. Bir süre orada çalýþtýktan sonra þebekeye çýktým. zorunlu staj diye bir þey yoktu. Ýskender Humbaracý). Çadýr kurulup tranþe açýldý. Kamyonlara bindirilip sokaklara kablo döþemeye götürülüyorduk. bu yüzden ilk kez giriþ sýnavý uygulandý ve o gün bugün devam ediyor. þimdiki AKM'nin bulunduðu yerde ÝETT Umum Müdürlük lojmaný. Elektro-mekanik ve PTT. 1956'da Kayseri'de topograf bulunamadýðýndan Erkilet-Kayseri enerji nakil hattý güzergâhýnýn nivelmanýný.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yorduk. Girdiðimiz 1936 yýlýna kadar lisede Olgunluk Ýmtihaný'ný veren herkes kaydýný yaptýrýp girerdi. 117 kuruþ yevmiye alýyordum. Dördüncü sýnýfa on bir kiþi geçtik. Bayýndýrlýk Müdürlüðü’nden ödünç aldýðým bir nivo ile yapmak zorunda kalmýþtým. makina mühendisi ve elektrik mühendisi olarak beþ mezun vermiþti. yani zayýf akým elektrik mühendisliði þubeleri. Yaz aylarýnda olduðundan genelev kadýnlarý. biri de Polonya'dan iki arkadaþ bize katýldý. bütün þubelere toplam 120 kiþi alýnacakken 170 kiþi müracaat etmiþti. Ben þahsen bunlarýn çok faydasýný gördüm. Önemli arýza olduðundan baþta ÝETT Umum Müdürü Hulki Bey (sonradan bizim ýsýtma ve havalandýrma hocamýz) olmak üzere elektrik dairesinin bütün þefleri orada idi. gönüllü olarak 1938 yazýnda elektrik idaresine amele yazýldým. bellerine kadar çýplak olarak pencerelere çýkýp "mühendis. Ben. O yýl. Muhtasar betonarme ve topografya bile okuttular bize. Taksim'de. Bir gün hayli komik bir olay oldu: Bir gece. Fazladan. büyük bir arýza nedeniyle bütün Beyoðlu karanlýkta kaldý. Son sýnýftan beþ kiþi mezun olduk! Yani. koca Türkiye'nin tek Yüksek Mühendis mektebi. yine ayný yýllarda. Ýnþaat (Mühendis-Mimar çýkaran). Harp dolayýsýyla (1939) biri Almanya'dan (Prof. Kaðýzman'da bir ilâve trafo binasýnýn betonarme hesabýný yapmýþtým. Mektebin beþ þubesi vardý: Yol. Bu 191 . Keza. bunun arkasýnda da trafo merkezleri ve trafo tamir atölyeleri vardý. O zamanlar. Su.

Deney. keyiften aðzý kulaklarýna varýyordu. bunlarý grafitleþtirmek . bakýrýnki de mermi çemberinden elde edilenlerdi). paydostan hemen sonra baþlayacak gibi küçük ocaðý ateþlettim. ne eðe tutan ne kalemle kesilen saf sementitten (beyaz dökme demir) ibaretti. arkadaþlarýmýn Sular Ýdaresi'nden aldýklarý paranýn da yarýsýyla Nuri Paþa'nýn Sütlüce fabrikasýnýn dökümhane þefliðine baþladým. ama herkes bir üstünden utanýyordu. aldýklarý maaþ yetmediðinden Yýldýz Teknikum'unda hocalýk da yaptýlar ve buna yýllarca devam ettiler. Birkaç iþçi de. Ýstanbul Sular Ýdaresi'ne girdiler. Yapýlacak þey. O harp zamanlarýnýn pik demirini sadece Karabük saðlýyor ve kilosu fabrikaya 18 kuruþa mal oluyordu. Þöyle ki. ama kýsa sürede iþe hâkim oldum. malý tümden bozdu. Okuduðum kitaplardan. Panayot kremarla karýþtýrýyordu. kese kâðýdý ile içine attým. tartmýþ olduðum bakýrý. Geceleri elime bu konularda ne geçirdiysem okuyordum. Ýskender Humbaracý ve Necip Demirci. Arkasýndan alüminyumu atacak oldum ki müthiþ 192 . Bunun için de ferrosilisyum gerekliydi ki bulunmuyordu.yani kýr döküme dönüþtürmekti. Günlük mesaide piyade havan mermileri döküyorduk. Sadece Hulki Bey olaya duyarsýz kalýyordu. Ýlk ikisi. Bunlardan Faruk Özerengin. giyinmiþ halde. Potayý doldurduk. Döküm hakkýnda hiçbir bilgim yoktu. Paþa. Sadece ustabaþý (Panayot Usta) ile ben kalmýþtýk dökümhanede. Paþa'ya askeriyeden 200 ton 93 Rus Harbi'nden kalma gülle vermiþler. sonradan Kâzým Karabekir Paþa'nýn bir kýzýyla evlendi). kilosu 20 paradan (1/2 kuruþtan). Derken bir kanunla birdenbire profesör unvanýna sahip oldular (Faruk. O ise ki fazla erken sevinmiþti: yaptýðým ilk deneme alabildiðine olumsuz sonuç vermiþti. bakýrla alimünyumun da grafitleþtirici etkisi olduðunu öðrendim. Bir potayý ölçüp belli bir yerine kadar doldurduðumda 250 kilo olacak þekilde iþaretledim. Kýsaca. hep o sanayi aþkýyla. Bunlarý Karabük pikine azar azar yedirerek kullanmayý denedim. uzaktan ne yaptýðýmýza merakla bakýyordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I davet herkesi güldürüyordu. Zeytinburnu'na telefon ederek bunlarýn talaþlarýndan üçer kilo istedim (alüminyum talaþlarý matra imalinden. mal daha ocaðýn aðzýndan akarken adetâ hamurlaþan cam gibi sert. Ben. böyle geçmiþ bir öðrencilikten sonra 1942 Haziran ayýnda mezun oldum. Ben önce.

Elektron-metal. halkadan geçen bir demir çubuðunun iki ucundan tuttuðumuz kapakla birlikte potaya kapattýk. Zeytinburnu'ndan. Yeri kar yaðmýþ gibi ince bir beyaz oksit tabakasý kaplamýþtý. Bir büyük yanma tehlikesi atlatmýþtým. çelik gibi beyaz bir kesitte daðýlmýþ siyah noktalar gördüm. Dýþ görünüþ itibariyle alüminyumla elektron-metal birbirlerine çok benziyorlardý. Ýlgi ile dinledi ve bunun pekâlâ bir doktora konusu olabileceðini söyleyerek çalýþmalara baþlama önerisinde bulundu. yangýn bombasý imalinde kullanýlan. Bunlarý kýrdýðýmda. eksotermik (ýsý üretici) bir reaksiyon yaptýðýndan. 193 . Olayý anlattým. ben kendimi maça kurutma fýrýnýnýn içine attým. Muntazam kütükler döktürdüm ve ertesi sabah yine muayene ettiðimde bu siyah benekli metalin. paydostan sonra potayý doldurttum ve kapaðýn altýna astýðým elektron-metal kesesini. Bir tanesini çakmaðýna tutmasýyla maytap gibi parladý. Mühendis Mektebi'ne gidip Ýlhami Cývaoðlu hocayý buldum. Baþmühendisim Cemal Rýfat (Berk) Bey beni bu halde görünce þaþýrdý. Korkudan sapsarý olmuþum. Potaya hiçbir þey olmamýþtý. Panayot ocaðýn arkasýna saklandý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bir patlama oldu. Meðer. Haliç'e bakan kapýlarý da açtýrdým. Potaya kalýn saçtan bir kapak kestirttim. erimiþ demir havalara kalkýp þemsiye gibi etrafa yayýldý. Maden. Ertesi sabah fabrikaya geldiðimde ilk iþim yerlere daðýlmýþ döküm parçalarýný toplatmak oldu. talaþla iþlenebilir hale geldiðini iyice saptadým. Ýdare binasýna çýktým. Ayný þekilde. "O talaþlardan kaldý mý?" diye sordu. madenin dökülebilirliðini belirgin þekilde artýrmýþtý. alüminyum bunu yapmaz" dedi. havalara fýrlamakla yetinmiþti. Ýçerde kýyamet koptu ve sonra duruldu. Ben de biliyordum yapmayacaðýný ama yapmýþtý. Koca dökümhaneyi yoðun bir sis kaplamýþtý. Çatý uçtu sanmýþtým. Cemal Rýfat Bey yanan talaþý elinden attý. "Olmaz. Ve hayret! Matkap. Kalmýþtý. sis daðýldý. yanlýþlýkla. magnezyum esaslý elektron-metal talaþlarýný göndermiþler. Bu deneyi yenilemeyi aklýma koydum ve Zeytinburnu'ndan elektron-metal talaþý getirttim. metali kesti. Kendime gelince "kimseye bir þey oldu mu?" diye baðýrdým. üstüne bir halka kaynattýrdým. Olmamýþtý.

benim kapalý kapta magnezyumu karýþtýrma prensibimin ayný olmasýdýr. Yani bu çalýþma böylece kaldý. Bu arkadaþlar. Pay Mahalli (kesilecek hayvanlarýn alýnýp satýldýðý yer) ve Þakir Zümre soba ve bazý bombalarýn imal edildiði fabrikaya varmadan ortada bir yerde idi." demiþlerdi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Daha ilk sýnýflarda iken bazý arkadaþlarýmýz. Buna karþýlýk demir dýþý metal. güverteleri kalafatlanýrdý. O zamana kadar. Çekiç 194 . Ýþte bu "bombardýman" doktorlarýndan Orhan Iþýk'la Necdet Tükel benim karþýma dikilip "Ýlhami Bey. ama talihsizliðim bu ülkeli olmamdaydý.. Ýstanbul'da. Aradan on. Biz referans oluruz. alüminyum dökümcüleri çoðunlukla Ermeni idiler. Devlet'in çeþitli organlarýnýn açtýklarý sýnavlara girerek Avrupa'ya. coreferent olabilir. Her geçen gün daha aðýr bombardýmanlar. bunca deðerli hoca. çalýþmayan bir dikiþli boru fabrikasý vardý. 1942'den sonra bu ülkenin harp talihi dönmüþ.. Bunlar. Kurtuluþta Karlotti Biraderler. Perþembe pazarýndan Unkapaný köprüsüne kadar olan yerde küçük gemiler çekilir. O. çoðunlukla Almanya'ya gitmiþlerdi.. Küçükleri musluk dökerdi. her gün daha zor günler birbirini izler olmuþtu. Yani ben bunu bulmuþtum. bunun elde edilme yönteminin. doktora tezlerini profesörlerine kabul ettirip yurda dönmüþlerdi. siz gelin bana doktora verin!" diye çýkýp gittim. "Güftara (söze) gelip söyleseler cehl-i mürekkep. Kalafat yerinde bunlarýn en ünlüsü Haykasar Usta idi. herkesin can derdine düþtüðü bir ortamda. doktor olmadýðý için sana doktora yaptýramaz. Azap Kapý'ya yakýn Dapey Biraderler. Kalafat yerinde Corci Manfredi bunlardandý. fizik laboratuarýnýn bir köþesinde çalýþmama da izin vermediler. Ama ustalar genellikle Rumdu . Nuri Paþa'nýn fabrikasý Sütlüce mezbahasýnýn ötesinde.". Ýþin bir ilginç yaný da. dökme demir dökümcülüðü büyük ölçüde Ýtalyanlar’ýn elindeydi. on iki yýl geçecek ve Batý'da ilk "küresel grafitli dökme demir-spheroguss" patenti alýnacaktý. olsa olsa. Yanýnda. Vehbi Koç'a ait olduðu söylenen.. doçentlerin hiçbirinin doktorasý yoktu. pirinç. boyalarý tazelenir. "doktor" sýfatlarýyla küçük daðlarý yaratýyorlardý. yaþamý ve bu arada üniversite yaþamýný zeminliklere indirmiþti. Onlar. bugün bile.. Ben de "Hadi oradan..

08. Ama çaresiz. geri kalanýný da Dalan temizledi. Artýk bu denli az paraya bu rutini (ve de Paþa'yý) çekmenin anlamý kalmamýþtý. orada tornacýlýk yapýyordum. yangýndan sadece dört duvarý kalmýþ bir binayý kiraladým. Üst üste konmuþ iki üç varilin içi þamotla sývanarak ve bir vantilatör ilâvesiyle meydana getirilmiþ döküm ocaðý (sözüm ona Kupol ocaðý) ile küçük parçalar. Nuri Paþa fabrikalarýnda öðreneceðimi öðrenmiþtim. Yemenciler…. soba aksamý.1943) ve Tarabya'daki köþkün satýþýndan. 1943 sonlarýnda istifa ettim (20. ipçiler. Tabiî bazýlarý delikti ve yaðmur yaðdýðýnda bizim kalýplar berbat oluyordu. Yukarda adlarýný verdiðim Ýtalyanlar. Bu yüzden de bir hýrsýz türü türemiþti: "Kýrdý kaçtý"lar. Haliç kýyýsýnda bir park halinde. Sabahleyin de bunlarý hurdacýlara satýp aldýklarý para ile þarap içerlerdi. kavaflar. Doðru dürüst bir çatý yapmaya param yetmiyordu. Kalafatyeri'nde ölmüþ bir tornacýnýn dul eþinden adamýn dükkanýný kiralamýþ. Bunlar çoðunlukla Tophane "þarapçý" serserileri idi ve bellerinde bir çekiç bulunurdu. bekçiyi kollarlar.. Gece. Yer darlýðýndan bunlar kapýnýn dýþýna atýlýrdý. kaynak tekniði yaygýnlaþmamýþ olduðundan gemiler perçinli idi. sýralanýrdý. adam öbür sokaða gittiðinde gözlerine kestirdikleri parçalarý çekiçle kýrýp taþýyabildikleri kadarýný götürürlerdi. Kalafatyeri'nin bazý sokaklarýnda da yelkenciler. Menderes buralarý yýktý. Hasköy'de dökümcülüðün yanýnda. kürekçiler. bir küçük kamyonun zor sýðacaðý geniþlikteki sokaklar üzerinde küçük küçük atölye ve dökümhaneler sýralanmýþtý. Civarda atýlmýþ katran varillerini çok küçük bir paraya alýp dama serdim. Ben de. Oralarda çalýþanlarýn çoðu bu yüzden saðýrdý. benim de olduðum gibi. Bir de Azap kapý tersanesinin kompresör çekici gürültüleri buna eklenirdi. Þimdi bu semt. Belediye Mecari Þubesi (Kanalizasyon Þubesi)'nin sokak yaðmur suyu ve pis su rögarlarýný (ýzgaralarýný) tekellerinde tutuyorlardý. þöyle ki. ocak ýzgaralarý gibi þeyler dökülürdü. Bu semtin adý Kalafatyeri idi. özellikle Karlotti Biraderler'le Manfredi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gürültüsünden geçilmezdi. Kalafatyeri'nde. borçlar ödendikten sonra kalan çok cüzî bir meblaða el koydum ve Karaköy meydanýnda rýhtýma çýkan ara sokaðýn köþesinde sarraflýk yapan bir Yahudi'den Hasköy'de. 195 .

O zamanlar ne otobüs. Sýnýrlý olan Karabük piki ve metalurji koku dökümcüler kooperatifi eliyle kapasiteye göre daðýtýlýrdý. Her ihalede peþime takýlýp benimle anlaþma arar hale gelmiþlerdi. devam ederiz diyerek). Bütün bunlarýn dýþýnda büyük kârlara alýþmýþ Ýtalyanlarý. Bir akþam bizim döküm geç kaldý. Nasýl olsa Türkler bu iþi yapamaz. Öbürleri. kýsým ihalesinin tüm dökümlerini alacaktým ve çeþitli vana. yol ve dükkân sorarlardý. Bizim bu güçlü rakiplere göre bir baþka avantajýmýz da vardý: Fatura üzerinden %15 muamele vergisinden baðýþýklýk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bunlarýn kalýplanmasý ve dökümü oldukça zor olup geniþ olanaklarý gerektiriyordu ki küçük dökümhaneler bu iþlere giriþemiyordu. çok daha ucuza çalýþarak kanalizasyon piyasasýndan sildim. Potanýn bir ucunu ben taþýyordum. savaþtýktan sonra gelir.5 beygirdi. Ýlk zamanlar ustabaþý tutacak param yoktu ve bu iþi kendim üstlenmiþtim. Beþ iþçiden fazlasýný kullanan ve müesses motor gücü iki beygiri aþan iþyerleri bu vergiye tabî idiler ki Ýtalyanlar bunu ödüyorlardý (benim vantilatör motorum 4. Savaþ dolayýsýyla karartma vardý. Arabacýlarýn hiçbiri okuma bilmezdi. ama plâkasý iki beygir gösteriyordu. Bunun dýþýnda kupol ocaðýmý ve vantilatörümü kendim projelendirmiþtim ve yüksek randýman elde etmiþtim. motorla uðraþýyorlardý.. pik miktarýnýn %1418'i arasýnda kömür kullanýrken benim ocak %11 ile yetiniyordu.. Buna karþýlýk þoförlerin böyle bir sýkýntýlarý yoklu. Ne de olsa atla deðil. Çok miktarda alýnýrsa kamyon tutulurdu. maliyete yansýyordu. kolektör silicilerini projelendirip imal edecektim (harpten hemen önce bu iþi Alman Hochtief Þirketi üstlenmiþ. Baþ baþa vererek kendi olanaklarýmýzla bu dökümü gerçekleþtirebilecek bir yöntem meydana getirdik. gitmek zorunda kalýnca bütün projeleri de beraberinde götürmüþ. Daha sonralarý Sütlüce'nin ustabaþýsý Panayot'u çekip aldým. ne de dolmuþ çalýþýrdý oralara. Bu keyfiyet. Daha sonraki yýllarda Ankara kanalizasyonunun 1. Sadece Haliç vapurlarý vardý ve bunlar da akþam erken saatlerde paydos ediyorlardý. 196 . Ellerindeki adresi gösterir. Bunlar at arabalarýyla Hasköy'e taþýnýrdý. Maliyeciler kontrole geldiklerinde iþçilerim arka kapýdan çil yavrusu gibi daðýlýrlardý).

eþi ve kýz kardeþi Tua ile yemeðe geleceklerdi (Tua ile evlenmem bahis konusuydu). Bir ara. Aynalýkavak Karakolu komiseri baðýrýp duruyordu. Beyazýt Kulesi yangýn alarmý vermiþ.da. Bitten geçilmiyormuþ. Tünel civarýndaki evimden yaya gidip geliyordum. ama iþin baþka yolu yoktu. dostum olan Finlandiya Baþkonsolosu Berthel Weckman. Þiþhane'den Kasýmpaþa'ya. dökümhanemin önünde (1943) Çoðu kez. Benim Hasköy'deki adamým Süleyman (Tanyýldýz) Usta "Çok baðýrma. Hasköy Caddesi 81 no. Eve gelip yýkanýp dökündüm. Bir akþam. akþam da bu yolu ters yönde kat ediyordum. Dökümhanede benim için yýkanma imkâný olmadýðýndan iþ elbiseleri ile ve akþamlarý el yüz siyah olarak gidip geliyordum. 197 . tamamen tenha olan Okmeydaný mezarlýðýndan Hasköy'e iniyor. fazla baðýrýrsan on bir olmayacak!" diye adamý susturmuþtu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bacadan normal olarak alevler çýkýyordu. Annem doðal olarak çok endiþeleniyordu. kolalý gömlek giydim. alacaðýn on kâðýt. Ýstanbul'da kolera baþ gösterdi.

Bu kanuna muhalefetten yakalananlar aðýr hapis cezalarýna çarptýrýlýyordu. uðradýðýmda bunu bana söylerlerdi. Bunun esas sahibi Yerasimos Evgenidis adlý bir Rum'du.. "Emülzer" markalý bir tecrit (yalýtým) maddesi imal edip satardý. üstünde benek bulunmayýþýndan hastalýklý olmadýðýný söyledi. yine aile dostu Dr. çalýþkan. Nadir'in parlak dönemleriydi. Nail Bey'in oðlu Nadir (aðabey) bu iþe ortak olmuþtu. henüz önemli bir üretim yeteneði olmayan ülkemizde kimilerine de kolay ve bol paralar kazandýrmýþtý. Hasköy'de haliyle telefon yoktu. çapkýnlýðý seven bir kiþiydi. Kamereddin Kanýçelebi oturuyordu. Anlaþýlan iþ elbiselerinden bulaþmýþ. Doktor.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Sofrada yanýmda. Vehbi Bey'in hemþerisi idi. Ekmek karneye baðlanmýþtý ve her gün daha kýsýtlanýyordu. þöyle ki. Oraya Etibank'tan ayrýlmýþ bürokrat olan Necdet Merey'i müdür yapmýþtý. kahkahasý bol. Ama Varlýk Vergisi belini bükmüþ. Ýyi anlaþmýþtýk ve burasý benim irtibat bürom olmuþtu. Sonunda bir gün 300 gr. bir yaným da Halýcýoðlu Topçu Kýþlasýydý. rahatladým. poðaça. Yüksek Kaldýrým'ýn köþesinde 198 . Ahmet Balcý da. Ben buradan piyasada dönen dolaplarý öðrenirdim. þöyle ki. kimseye çaktýrmadan baktý. simit. Ankaralý tüccar Ahmet Balcý'nýn arkadaþý idi. o zaman Müzeyyen Senar Haným'ýn kocasý olan Ercüment Iþýl idi... Perþembe Pazarýnda "Asfalt Evi" tabelalý bir dükkan vardý. satýþý yasaktý. Ama benim bu hususta fazla sýkýntým yoktu. Devlet'in.. börek. meðer yakamda bir bit geziniyormuþ. Un ve unlu madde. Bunun baþýndaki kiþi. ama yakalanýrlarsa… Ýþin asýl sahipleri ortada gözükmezdi. Kumlu dam muþambasý. bir gün de 150 grama kadar indi.. Birden beni dürttü. Harp yýllarý. Bu kiþi Nadir ve yakýn dostu. Akýllý. Beyoðlu Tünel meydanýnda. Beni arayan oraya not býrakýrdý. Hasköy'de bir yaným Bahriye. Harp sýrasýnda ihtikar ve karaborsayý sözüm ona önlemek için bir "Milli Korunma Kanunu" çýkarýlmýþtý. ithal mallarýnýn daðýtýmý için þimdi adýný unuttuðum bir teþekkülü vardý.

Adamýn patates köftesi.. Bazý akþamlar Tokatlayan'a uðrardým. bir iki kiþi daha ve bazen de þöhreti þüpheli hanýmlar bulunurdu. 199 . keyfine düþkün. Tepebaþý'ndaki Alp Oteli'nde oturan diþçi Leon Bey vardý. Ýlk iþçi kadrosu. nekre bir zattý.. Bunun hemen yanýnda Yüksek Kaldýrým'a bakan küçücük. Kimileri Tokatlayan’da kalýrdý. Ahmet Balcý. dünya kataloglarýna geçmiþti. eþi Müzeyyen Haným." derdi. O denli meþhurdu ki millet kuyruk olur. Adam burada patates köftesi. cam çerçeve kara kâðýtlarla örtülürdü. Tokatlayanýn arka tarafýnda bir salonda sofra kurulur. Leon Bey.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Sergiades Kitabevi vardý. Bu resmi gören yabancý dostlarým bunu “Germinal”e benzetiyordu. Barmen Serkis'in kokteylleri. Gelir.. o da ölmek mi dersin?" þarkýsýný o zaman ilk olarak ondan dinlemiþtim. "Bir yere kaybolmayasýn. Gecenin geç saatinde daðýlýrdýk. Müdavimlerden. "Bir ihtimal daha var.. Aleko (kemençeci) ile Hýrant (udî) gelecek. Tabiî karartma da vardý. Müzeyyen Haným bir ara gider ve seansý bittikten sonra dönerdi. hamur iþini unuttururdu. pilâv ve zerde yapardý. Nadir. Orada birçok tanýdýk olurdu. Zengin. ÝETT idaresinin büyükleri buradan yemek getirtirlerdi. Ercüment Iþýl. ancak tek bir masanýn sýðabildiði bir dükkân vardý. Gece.

) kaldýrýma çýkarýlýr ve yayalarýn geçidini engellerler. O sokaðýn köþesinde yine Karadenizli sýcak 200 . sosyal demokrat (?) Belediyenin gelip geçmiþ olmasýna raðmen. Hukukun koruyucusu geçinen ünlü avukatlarýmýz. Az çok herkesle tanýþýklýðým vardý. Türk sanayinin kalbi burada atardý ve hâlâ da atýyor. Burada. Onunla birçok önemli iþler yaptýk. Yani her bakýmdan vatandaþýn hak ve hukukuna tecavüz. Herhangi bir Belediye yasaðýný ihlâl etmekten çekinmez. yaratýcý Karadenizli bir dostumdu. Perþembe Pazarý'nýn deniz tarafýndaki bütün bir semtini iþgal eden. mert. Her türlü Belediye vergisine itiraz edip kazanç vergisi hususunda bilançolarda Ali Cengiz oyunu oynarlar. Vallahi kamu yararýna yýkým bahis konusu olduðunda hepsi ''hak hukuk" diye basar feryadý. Ýþim icabý 1950'ye kadar. Hiçbirinin çöp sepeti yoktur. hukuk" duvarýna çarpmýþtý ve Perþembe pazarý. Yemeniciler Sokaðý'nda kendisiyle uzun yýllar çok iþ yaptýðým tornacý Hasan (Çelikoðlu) Usta vardý. pahada alabildiðine aðýr þeylerdir. küçük küçük dükkânlar sýralanýr. çoðunlukla Ermeni muslukçular yerlerini kaynakçýlara býraktý. Hiçbirisi o çirkin görünüþlü binasýna bir badana vurdurmaz. Ama bu noktadan öteye o dahi "hak. kaldýrýmlarý eðri büðrüdür.. Bu.. bir iki tanesi müstesna (meselâ Viktor Bali müessesesi). Bunu süpürüp kaldýrýmýn dibine sürerler (tabiî her geçen araba bunlarý peyderpey dükkâna iade eder). Pres döküm tekniði yaygýnlaþtýðýndan (ECA vs. Hani "dinsizin hakkýndan imansýz. kýlavuz. bunlar akýl almaz cirolar yaparlar. freze býçaðý. akýllý. bunlarýn hakkýndan. Bu dükkânlarýn sahipleri isimsiz zenginlerdir. pis görünümlü. bunlarýn vekâletini alýp Belediye'nin karþýsýna dikilirler. Yer darlýðýndan bazý iri mallar (kaynak makinasi. gelir" derler ya. çünkü sattýklarý mallar (matkap ucu. küçük tezgâhlar vs. sonra da 1963-79 arasý burayla sýký temas halinde oldum. Bedrettin Dalan gelmiþti. Sadece "Hýrdavatçýlar çarþýsý" biraz düzgün bir veçhe arz eder ve buradaki dükkânlar az çok rahat boyutludur. gözü pek. Ama binalarý çok harap. kaldýrýmýný düzeltmez.. kýsmen bile olsa. büyük bir bedenî güce sahip..) yükte çok hafif.). bahis konusudur. ölçü âletleri vs. o kötü görünümünü koruyor.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Karaköy'den Unkapaný köprüsüne kadar uzanan ve "Perþembe Pazarý" adýyla anýlan Tersane Caddesi ayrý bir âlemdi ve günümüzde de böyle olmayý sürdürüyor.

döviz yokluðundan saðlanamýyordu. Akþam oldu mu. töre gereði oruçlu. müddet filan yok.. Baþlar yukarý kalkmýþ.. oturduðu yerden büyük paralar kazandý. Daðda dolaþýrken askerler bunu casus diye yakalamýþlar. kimileri ateþin karþýsýnda kavruldu. Dakikalar onlara saat gibi geliyor. O koskocaman elleri hiç gözümün önünden gitmez. yaparlardý. ne de nöbetçi teðmeni laf dinlemiþ. cefa çekti. Aralarýnda mýrýldanýyorlar: "Ha avradýný s…. sefa sürdü. 2-4 m. Beni çok güldüren. ülke malýna sahip çýktý. çýkmadi da!". ellerini yüzlerini yýkayýp Arap Camii'nin bulunduðu sokaktaki meyhanelerin birinde soluðu alýrlardý. ne iþ yaptýklarýný. meyhanenin kapýsýna arkalarýný dönmüþ olarak sýralanmýþ halde (o zamanlar minarelerde hoparlör yoktu). Hatta bazý mühendisler. Bir uzun ve çok sýcak yaz günü Ramazan'ýnda bizim Karadeniz uþaklarý. terledi. Akþama kadar aç susuz. Adam iþi anlamýþ ve aþaðýdaki kaðýdý yazýp kendisine vermiþ: "Su mühendisine su aramak için vesika verilmiþtir. Ýþte böyle. Bu adamlar akþama kadar. Aðýzlarý kupkuru.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I demirciler vardý. Neticede Mahiç'i bir kurmay binbaþýnýn huzuruna çýkarmýþlar. Ne gediklisi. Finike'de hidro-elektrik santral. ateþ karþýsýnda balyoz sallamýþlar. mahal. gözler þerefede. Birçok mühendisi de bu ikinci kýsma dahil etmek mümkün. Mahiç Suman Orhantepe'ye su getirmek için Maltepe civarýnda kaptaj etüdü yapýyormuþ. üretti." Ýsim. altýnda ateþin yandýðý.min imami. meramlarýný bile anlatmakta zorluk çektiler. ama ayýp olmasýn diye içeri dalmak için imamýn þerefeye çýkmasýný bekliyorlar. çapýnda kalýn saclarý 12'þer kiloluk balyozlarla döve döve kazan aynasý vs. Kimileri boþluklarý ve düzeni iyi kollayýp üretmeden. cisim. Gerekli donaným. aklýma geldikçe hala güldüðüm bir baþka zor mühendislik vakasý da Finike'de geçmiþti. Orucu meyhanede bozacaklar. enerji nakil hattý ve kasabanýn þebekesini yapýyorduk. Nihayet hükümet Ýtalyanlarla bir anlaþmaya girdi ve 201 . Bunlardan biri de 1955'de Arpaçay Þantiyesi Þefi olan Yüksek Mühendis Mahiç Suman'dýr.

Geç saate kadar bekleyip daðýlmýþlar. Burasý geniþ bir açýk saha idi. teslim protokolunu hazýrlýyordu. kontrol mühendisi ile yanyana iskemlelerde oturan memurun koluna yapýþýp sürüklemeye baþladý. memurun gazhanede olduðunu söylemiþ. Temsilci. Pürhiddet damat bir faytona atlayýp oraya geldi ve doðruca kantar baþýnda. misafirler gelmiþler ki ne Belediye Reisi var (bir yerlere gitmiþti). bekçileri olan gazhaneye istifledi. 202 . gramýn kaçýrýlmamasýna dikkat ediyor. mühendis baðýrýyor. törenden hemen sonra memuru arabayla getirme vaadi alarak mühendisi yumuþattýk. ayný zamanda Belediye'nin nikah memuru imiþ. Tartýnýn baþýna oturmuþ. gelin. Belediye de bunlarý. izolatör ve saireyi eliyle tek tek sayýyordu. Nihayet üçüncü gün birisi. Mühendis 'Ulan biz burada memleket iþi yapýyoruz. Buradan da. Öbür koluna da mühendis yapýþtý ve bir çekiþtirmedir gidiyor. Banka'nýn Bölge Müdürü'de olan. sen s…ni düþünüyorsun!' diyordu. iri yarý. Bu sonuncusunun nerede olduðunu bilen de yok. çok namuslu ve vatansever bir kontrol mühendisiydi. ne de nikah memuru. Damat baðýrýyor. Adý geçen tesis için lüzumlu olanlar Ýller Bankasý tarafýndan Belediye'ye teslim edildi. etrafý tel örgü ile çevrili. O zamanlar Mühendislik zor zanaattý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bu mallar o ülkeden geldi. karanfilini takmýþ. mesafede. Ertesi günü yine ayný sahne. yine Ýller Bankasý temsilcisinin huzurunda bize devredilecekti. Adamýn biri de gün almýþ. kasabadan 1. Biz de seyrediyoruz. damattan.5-2 km. Araya girdik de. Hesabý da Belediye muhasebecisi tutuyor. Meðer muhasebeci.

Fikret Yücel TTGV ve TESÝD Yönetim Kurulu Baþkaný .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I PTT ARLA ve TELETAÞ'IN ÖYKÜSÜ Dr.

sayýsal yetersizliði ve kötü kaliteleri de göze batmaktadýr. ölçü aletlerinden yararlanarak bir ve üç kanallý kuranportör cihazlarý imal etmiþ ve ihtiyaç olan yerlerde iþletmeye vermiþlerdir. bir çok sakýncasý yanýnda . uzun seneler telekomünikasyonun ekonomik. idari. gerek transmisyon yollarý. bazý mühendisler yedek parçalardan. Zira.özellikle uzak mesafe baðlantýlarýnýn. Türkiye’nin bir türlü kurtulamadýðý dýþ ödemeler dengesini saðlamada karþýlaþtýðý güçlüklerden kaynaklanmaktadýr. Bu durum. Nato altyapý yatýrýmlarýndan faydalanma 204 . 1940 yýlýnda bütün Türkiyede iþletmede bulunan telefon sayýsý 40. internete baðlý abone sayýsý gibi kavramlar mevcut deðildir. 1960'lý yýllara gelindiðinde telefon yoðunluðu 0.2 seviyesindedir. o tarihlerde telekomünikasyon yatýrýmlarýnda kullanýlan hemen her þey dýþardan temin edilmekte idi.7'lere yükselmiþ olmakla birlikte telefon bekleyenlerin sayýsý iþletmede olanlarý geçmiþ. gerekse transmisyon cihazlarý açýsýndan.cihazlarýn bakým ve iþletmesinden sorumlu mühendislerin deneyim kazanmalarýna yardýmcý olmuþtur.000'den ibarettir. kültürel ve siyasi alandaki öneminin kavranamamýþ olmasý yanýnda. Bu durum. bir müze görüntüsünde olduðu tespitini de eklemek gerekir.6-0.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I GÝRÝÞ 1960'lý yýllarda Türkiyede PTT Genel Müdürlüðü tarafýndan kurulan ve çalýþtýrýlan haberleþme þebekesi nicelik ve nitelik açýsýndan yetersiz bir görünümdedir.hatta 1940'lý yýllarda 0. O tarihlerde telefon yoðunluðu 1 (bir)'in altýnda. Türkiyenin 1954 yýlýnda Nato'ya girmesi ile PTT Genel Müdürlüðü uzak mesafe baðlantýlarý için. Telefon yoðunluðunun düþüklüðü yanýnda baðlantýlarýn. bekleme süreleri on yýl ve daha yukarý seviyelere ulaþmýþ bulunmaktadýr. Bu resme Türkiye’nin uzak mesafe baðlantýlarýnda kullanýlan cihazlar bakýmýndan bir sergi. Öyle ki.Bu dönemde henüz hane baþýna bilgisayar sayýsý. Geçmiþte gerekli yatýrýmlarýn yapýlamamasýndan ileri gelen karþýlanamamýþ büyük bir istek stoðu ve iþletmede kötü kaliteli baðlantýlar þikayet konusudur.

aralarýnda ABD'nin de bulunduðu az sayýda ülke dýþýnda. O tarihlerde uzak mesafe baðlantýlarýnda çýplak havai devreler kullanýldýðý için bu kaynak. yani. Türkiye’de telekomünikasyon kablolarý imalatýnýn baþlamasý da bu yýllara rastlamaktadýr. hatta Türk sanayii bakýmýndan. Bu yýllar . geliþtirerek üretimlerini ülkelerindeki sanayi kuruluþlarý arasýnda paylaþtýrýrlardý. telefon santrali ve telefon makinalarý ihtiyacýný karþýlamak üzere kullandýðý ve çeþitli sebeplerle sýk sýk geciken aksayan. tekel durumundaki idareler tarafýndan yerine getirilmektedir. Türkiyede de PTT Genel Müdürlüðü’nün böyle bir laboratuara sahip olmasý fikri 1955-1956 yýllarýnda gündeme gelmiþtir.mevcutlarýn iyileþtirilmesinde ve bunlar üzerinde çalýþan kuranportör cihazlarýnýn satýn alýnmasýnda kullanýlmýþtýr. Laboratuarýn o 205 .Türkiye’de telekomünikasyon bakýmýndan.1967 yýlýnda. yeni bir kaynaða kavuþmuþtur. PTT Genel Müdürlüðü ve o zamanki ismi ile Northern Telecom arasýnda kurulan Netaþ isimli ortaklýk bu amacý gerçekleþtirmek yolunda baþarýlý bir adým teþkil etmiþtir. büyük ölçüde. telekomünikasyon hizmetleri. Türkiyedeki gibi. hatta iptal edilen uluslararasý ihaleler yolu yerine. Bu idarelerden bazýlarý sahip olduklarý ar-ge laboratuarlarýnda iletiþim aðlarýnda kullanacaklarý telekomünikasyon cihazlarýný. özel sektör kuruluþlarý ile iþbirliði halinde.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I imkanýna. PTT Genel Müdürlüðü. çýplak havai hatlarýn büyük ölçüde yerini alacak olan R/L sistemlerinin ilk defa Türkiyeye giriþi Nato alt yapý yatýrýmlarý sayesinde olmuþtur.Daha sonra. 1960'lý yýllar . yeni çýplak havai hatlar inþaasýnda..sanayileþmiþ ve geliþmiþ ülkelerde bilgisayar ve telekomünikasyonun birlikte kullanýlmasýnýn baþladýðý döneme rastlýyor. PTT ARLA'NIN KURULMASI Dünyada Devletin yeni rolünün tartýþýlmaya ve yeni tanýmlar getirilmeye baþlandýðý 1970'li yýllara kadar.özelikle 1965 ve sonrasý . daha kararlý bir yol olarak yerli üretimi saðlamak için muhtelif zamanlarda giriþimlerde bulunmuþsa da baþarýlý olamamýþtýr. Bunlarýn görev ve yetkileri arasýnda bugünün düzenleyici kuruluþlarýnýn görev ve yetkileri de bulunmaktadýr. önemli yýllardýr.

bu iþlem. 1965 yýlýnda konu tekrar ele alýndý ve vakit kazanmak üzere PTT Araþtýrma Laboratuarý’nýn o sýralarda Gülhane Parký’nýn cadde tarafýnda bulunan PTT Fabrikasý’na baðlý bir Müdür Yardýmcýlýðý yapýsýnda kurulmasýna karar verildi. Ancak hayata geçirilmesinde meydana gelen gecikmeler. O sýrada PTT ARLA'nýn kuruluþunu tamamlamak üzere üç kiþi çalýþýyor. 206 . Gene de bu noktaya eriþmek 1965 yýlýnýn. henüz kaba inþaatý bitmiþ olan santral binasýnýn bir köþesinde 60-65 metrekare büyüklüðünde yan yana üç oda hýzla barýnacak hale getirilerek PTT ARLA'nýn emrine verildi. Kýsa zamanda PTT ARLA kýsaltýlmýþ isminin kullanýlmasýna alýþýlan PTT Araþtýrma Laboratuarý’nýn faaliyet göstereceði mekan hususunda hiç bir hazýrlýk yapýlmamýþtý. Nihayet. PTT Fabrikasý kendisine dahi yeterli bulunmayan bir binada yer almýþ bulunuyordu. Baþlangýçta. destek hizmetler PTT Fabrikasý tarafýndan saðlanýyordu. PTT Genel Müdürlüðü bünyesinde bir yönetim kurulu kararý ile saðlanabiliyordu. Zira. ilerde anlatýlacaðý gibi. Santral binasý tamamlandýktan sonra PTT ARLA'ya iþgal ettiði odalarýn bulunduðu katta toplam 600 metre karelik bir yer tahsis edildi. nerede ise. O sýralarda Tahtakale’de mevcut telefon santrali binasý yanýnda inþa edilmekte olan yeni telefon santral binasýnda PTT ARLA'ya bir yer tahsis edilmesi kararlaþtýrýldý. 1966 yýlý kýþý gayet sert geçmiþ ve geri kalan kýsmýnýn tamamen açýk ve inþaatýn devam etmekte olduðu binanýn bir köþesinde ilk çalýþmalarýný yapan PTT ARLA mensuplarýnýn bu arada ýsýnmak için verdikleri uðraþ acý. tamamýný almýþ ve PTT Araþtýrma Laboratuarý’nýn kurulmasý bu yýlýn aralýk ayýnda mümkün olmuþtur. konunun uzun süre gündemden kaldýrýlmasý sonucunu doðurmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I tarihlerde Ankara Dýþkapý’da. tatlý ilk anýlarý teþkil etmiþtir. kendi binasina taþýndýðý 1971 senesine kadar bu yerde faaliyetlerini sürdürdü. daha sonra da sözü edilen arazinin PTT'nin elinden çýkmasý. üzerinde bazý binalarýn ve anten direklerinin bulunduðu PTT'ye ait bir arazi üzerinde kurulmasý fikri aðýrlýk kazanmýþ bulunuyordu.

Transmisyon sistemleri ihtiyacýnýn milli bütçeden karþýlanmasý gerekiyordu. 207 . ÝLK ÜRÜN PTT ARLA'nýn yerleþme döneminde PTT Genel Müdürlüðü havai hatlar üzerinde kullanmak üzere bir miktar fizik filtresi satýn almak için bir ihale yapmýþ ve bu ihaleyi daha önce Türkiye’ye havai hat kuranportörleri. Bu olayda PTT Genel Müdürlüðü’nün ve PTT ARLA 'nýn gösterdiði cesaret övülmeye deðerdir. Önemli olan. atmosferik deþarjlardan etkilenmiyecek þekilde yapýlmalarý gerekiyordu. O tarihlerde artýk Nato altyapý projeleri iyice azalmýþ ve PTT Genel Müdürlüðü’nün yatýrýmlarýnda bunlardan yararlanma olanaðý hemen hemen ortadan kalkmýþ bulunuyordu. transmisyon sistemleri ve eriþim devreleri arasýnda dengeli bir þekilde yapýlmasý gerekmektedir. O günlerin Türkiye yan sanayi imkanlarý ile filtrenin içinde bulundurulacaðý ve havai hat direkleri üzerine yerleþtirilen kutunun dýþ etkenlerden zarar görmeyecek þekilde üretilmesi dahi çözülmesi gereken bir problem idi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Üç odanýn ikisi bir ölçü laboratuarý halinde düzenlendi: Bunun için PTT Genel Müdürlüðü’nün bilhassa Nato projelerinden saðladýðý. Bu sebeple PTT ARLA'nýn öncelikle transmisyon sistemleri üzerinde çalýþmasý esasý kabul edildi. Ýletiþim yatýrýmlarýnýn telefon santrali. bu arada fizik filtreleri satmýþ olan bir firma kazanmýþdý. Hat filtresinin hesaplanmasý bir devreler teorisi dersinin ev ödevi seviyesinde bir iþti. kuranportör ve radyolink cihazlarýnýn bakým ve iþletmesinde kullanýlan ihtiyaç fazlasý ölçü aletleri kullanýldý. PTT ARLA'nýn isteði üzerine ihale iptal edildi ve iþ PTT ARLA'ya verildi. bu filtrenin çalýþacaðý ortam ve koþullar göz önünde tutularak geliþtirilip imal edilmesi idi. Bu filtreler havai hatlarda iþaret seviyesinin en yüksek olduðu noktalarda bulunduðu için bobinlerinin entermodülasyona sebep olmayacak. havai hatlardan gelecek yýldýrým. Bunun üzerine ihaleyi kazanmýþ olan firma fiyatýný 500 dolardan 225 dolara kadar indirdi. Bunlar arasýnda da uzak mesafa haberleþmesinin saðlanmasýnda büyük ekseriyetle kullanýlan çýplak havai devrelerle ilgili teçhizat ön sýraya alýndý.

diðerinin daha sonraki merkez için hizmet görmesi imkanýnýn da gerçekleþtirilmesi ön görülüyordu. Ýki kanallý kuranportör sistemi haberleþme þebekesinde uzun yýllar çok sayýda kullanýlan baþarýlý bir ürün olmuþtur. O tarihler elektron tüplerinin devrini tamamlayýp yerini bazý alanlarda yarý iletkenlere býraktýklarý dönemdi. Denebilir ki . özellikle kuranportör merkezlerinde çalýþan teknisyenlerin. Sözü edilen filtreler. Bu sebeple PTT ARLA'da geliþtirilen cihazlarda yarý iletken kullanýlmasý esasý kabul edilmiþti. benimsedikleri.ucuz iki kanallý bir kuranportör sisteminin geliþtirilmesi konusu ele alýndý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Yukarýda belirtildiði gibi. PTT ARLA. TÜRKÝYEDE ELEKTRONÝK SANAYÝÝNÝN KURULMASI ÝLE ÝLGÝLÝ ÇALIÞMALAR Milli Güvenlik Kurulu Mayýs 1964'deki toplantýsýnda Türkiye’de elektronik sanayii kurulmasý için çalýþmalar yapýlmasý kararýný almýþ ve Birinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Planý’nýn 1964-1965 programýna bu konuda bir fizibilite raporu hazýrlanmasý kararý eklenmiþ idi. PTT Genel Müdürlüðünde çalýþan personelin. Ayný havai hattan yararlanan merkezlerin bulunduðu göz önünde tutularak.Germanyumdan silisyuma geçiþ de o dönemlerde yaþanmýþ bir geliþmedir ve iki kanallý kuranportör sisteminde önemli deðiþiklikler yapýlmasýna sebep olmuþtur. PTT ARLA mühendislerinin çeþitli firmalarýn cihazlarý üzerinde kazanmýþ olduklarý deneyim bu problemlerin kýsa sürede çözülmesini saðlamýþ ve PTT Genel Müdürlüðü’nün fizik filtresi ihtiyacý baþarý ile karþýlanmýþtýr. bu iki kanaldan birisinin ilk merkezde býrakýlmasý. Bu görev evvela 208 . ÝLK ÖZGÜN SÝSTEM O yýllarda Türkiye’de. Bunlarýn ihtiyacýný karþýlamak üzere basit. uzun yýllar daha sonra geliþtirilen diðer havai hat sistemleri organlarý ile birlikte. PTT ARLA'nýn repertuarýnýn bir elemanýný teþkil etmiþtir.bu ürünün PTT ARLA'ya olan güvenin tesisinde önemli bir rolü vardýr. gerektiðinde. uzak mesafe telefon trafiði yüksek olmayan çok sayýda ilçe hatta il bulunuyordu. güvenip övündükleri bir kuruluþ haline gelmiþtir.Yarý iletken teknolojisindeki hýzlý geliþme ve sýk sýk yeni tertipler ortaya çýkmasý bitmiþ bazý tasarýmlarýn yenilenmesi gereðini ortaya çýkarýyordu. kýsa zamanda. kendilerine yakýn bulduklarý.

Buna ilaveten elektronik sanayiinin ayrý bir sektör olarak ilk defa ele alýndýðý Ýkinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Planý için kurulan Elektronik Sanayii Özel Ýhtisas Komisyonunda PTT ARLA önemli görevler üstlenmiþtir. VHF-SSB ve VHF-FM telsiz cihazlarýnýn küçük atölyelerde imalinden ibaret idi. Türkiye’de elektronik sanayiinin kurulup büyümesini desteklemenin gerekli olduðu. elektronik tüketim cihazlarýnýn da ithaline kýsýtlamalar getirilmiþtir. sipariþ üzere yapýlan bazý ses düzenleri. YENÝ CÝHAZLAR GELÝÞTÝRME YOLUNDA ÇALIÞMALAR PTT ARLA'da baþlangýçta nispeten basit. PTT Genel Müdürlüðünde konu. 1964 yýlýnda çýkarýlan Montaj Sanayii Talimatý bu alanda bir düzenleme getirmiþtir. Türkiyede 1950'li yýllarýn öncesinde elektronik sanayi faaliyeti. dayanýklý tüketim mallarý üretiminin özel sektöre býrakýlmasýnýn uygun olacaðý. Raporda. kolay ve hýzlý sonuç alýnabilecek konular ele alýnmakla birlikte bütün analog transmisyon 209 . Kotalý ithal rejiminin baþlamasý ile ithali yasaklanan bu tür cihazlarýn eski ithalatçýlarý yarý sanayici rolünü üstlenerek bu cihazlarýn parçalarýný getirtmek suretiyle montajlarýnýn yapýlmasýný baþlatmýþlardýr. PTT ARLA konu ile ilgili raporunu 1967 yýlý Temmuz ayýnda bitirerek PTT Genel Müdürlüðü’ne teslim etmiþ. evvela Teknik Ýþler Daire Baþkanlýðýnda ele alýnmýþ. Milli Güvenlik Kurulu’nun verdiði görevle Ýkinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Planý’nýn ayný zamana isabet etmesi sonucunda Elektronik Sanayii raporundaki ana fikirlerin Kalkýnma Planýna girmesi saðlanmýþ oldu. profesyonel cihazlarda. özet olarak.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Makina Kimya Endüstrisi Kurumuna verilmiþse de bir sonuç alýnamayýnca PTT Genel Müdürlüðüne aktarýlmýþtýr. 1950'li yýllarýn ikinci yarýsýnda Türkiyede yaþanan büyük dýþ ödemeler dengesizliði sonucunda. devletin öncülük etmesi icap ettiði belirtilmiþtir.Tarih 1967 yýlý baþlarýdýr. önceliðin telekomünikasyon cihazlarýna verilmesi þartý ile. o güne kadar yapýlan çalýþmalar ve toplanan bilgilerle birlikte PTT ARLA'ya aktarýlmýþtýr.oradan da baþta Milli Güvenlik Kurulu olmak üzere ilgililere daðýtýlmýþtýr. bir çok mallar gibi. sonra da.

Bu sýrada büyük çapta yan sanayiden yararlanmak gerekiyor ve faydalanabilecek mevcut imkanlarý tanýmak iþin önemli bir bölümünü teþkil ediyordu. ÜRETÝM PTT Araþtýrma Laboratuarýnýn kurulmasý düþüncesinin ortaya atýldýðý sýralarda.analog çoklayýcý sistemlerinin bütün hiyerarþik kademelerinin geliþtirilmesi hedeflenmiþtir. Daha sonraki yýllarda bunlar geliþtirilmiþ. Amaç. Ancak ülkemizde geliþtirilen ürünlerin çoðaltýlmasý için sanayi tesisleri bulunmamasý dolayýsý ile bunlarýn üretiminin de PTT ARLA'da yapýlmasý yoluna gidilmiþtir. Haber denince öncelikle ele alýnan ses.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I teçhizatýnýn geliþtirilmesi ile ilgili hazýrlýklar da sürdürülmekteydi.Yan sanayii tanýmak yanýnda onu desteklemek. baþta havai hatlar olmak üzere. her ürün ve üretim adýmý için yenileri elde edilmiþtir. devre sentezinin matematik temeli atýldýktan sonra geliþtirilen metotlardan yararlanarak geliþtirilmiþ ve o tarihte Türkiye’de bu alanda adeta bir mükemmeliyet merkezi haline gelinmiþtir. Buna telgrafý da eklemek gerekmiþtir. 210 . yani telefondu. Evvela . PTT ARLA'nýn ve onun devamý olan TELETAÞ'ýn etrafýnda bir yan sanayi halkasý oluþmuþtur.g. malzemelerinin sipariþinde yardýmcý olmak. icabýnda yol göstermek hatta eðitmek. bazen tedarik etmek bu alandaki uðraþlar arasýnda sayýlabilir. eþeksenli kablo. bazý baþka ülkelerdeki örnekleri gibi. Tahtakale’deki üretim sýrasýnda yapýlan asamblaj iþi ile ilgili ilk yöntem esaslarý da tespit edilmiþtir. sadece ar-ge yapmasý öngörülüyordu. Yukarda sözü edilen fizik filtresi ve iki kanallý havai hat kuranportör sistemlerinin ilk üretimleri bu alanda yapýlmýþtýr. bunlarla ilgili hesap yöntemleri. radyolink v. Tahtakale’de kendisine ayrýlan yerin 600 metre kareye çýkarýlmasý ile küçük sayýda üretimin yapýlabileceði bir alana da sahip olunmuþtu.b. Bu baþlangýç ilerde iþler büyüyüp geniþlediðinde yerli katkýnýn en üst seviyede tutulmasýnýn saðlanmasýnda çok yardýmcý olmuþtur. transmisyon yollarýnýn ayný anda çok sayýda haber iletiminde kullanýlmasýný saðlayan her türlü çoklayýcý sistemler geliþtirmek idi. Analog sistemlerde çok önemli bir yeri olan LC filtrelerinin geliþtirilmesi. simetrili kablo. Zamanla.

Bununla ilgili olarak herhangi bir lisans. Daha sonra o tarihlerde kullanýlmasý özellikle profesyonel cihazlarda giderek yaygýnlaþan kalýn film teknolojisinin öðrenilmesine baþlanmýþtýr. Buna paralel olarak bir mekanik iþler atölyesi kurulmuþtur. Bu amaçla ÝTÜ'de kurulan kalýn film laboratuarýndan faydalanýldýðý gibi. Sonuçta laboratuar çapýnda bir kalýn film atölyesine sahip olunmuþtur. Bunun yarýsý Netaþ’a tahsis edildi. PTT ARLA'nýn bu sýrada 44 çalýþaný bulunuyordu. PTT Fabrikasý. Bina inþaatý 1971 yýlýnda tamamlandý ve bu senenin Haziranýnda PTT ARLA Tahtakale’den Ümraniye’ye taþýndý.000 metre kareye ulaþan bir büyüme çizgisi izlenmekte idi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I YENÝ BÝNA PTT Genel Müdürlüðü Northern Electric ile ortak olarak Netaþ'ý kurmaya karar verince Ümraniye’de büyük bir arazi satýn aldý. Böylece 60'dan 600'e. Bu iþlemin PTT ARLA tarafý plana girmediði için. Geri kalan yarýsýnýn bir kýsmý PTT Tesellüm Depo Müdürlüðü için ayrýldý. O tarihlerde kullanýlmasý giderek yaygýnlaþmakta ve özellikle profesyonel 211 . oradan da 6. YENÝ ÜRÜNLER Yeni bina ihtiyaç duyulan bazý üretim süreçlerinin PTT ARLA'ya kazandýrýlmasýna imkan saðlýyordu. Artan arazi parçasýna PTT Fabrikasýnýn ve PTT ARLA'nýn yerleþtirilmesi öngörülüyordu. Devlet Planlama Teþkilatýndan gizli olarak yapýlýyordu. Daha sonra TELETAÞ döneminde bu alan 60000 metrekareye kadar büyüyecektir. UNIDO'dan saðlanan yardým ile bir eksperin kýsa süreli hizmetinden yararlanýlmýþ ve bazý teçhizatýn satýn alýnmasý da saðlanmýþtýr. ya da know-how anlaþmasý yapýlmamýþtýr. Kalýn film teknolojisi bileþen entegrasyonunun bir aþamasý mikroelektroniðin ilk adýmý olarak kabul edilmektedir.000 metre kare kapalý alana sahipti. Ýlk giriþim. YENÝ SÜREÇLER. PTT ARLA için yapýlan bina 6. Tesellüm Depo ve PTT ARLA'nýn bina inþaatý ayný müteahhide verildi. henüz Türkiyede bulunmayan baský devre üretim teknolojisinin kazanýlmasýný temin edecek olan tek ve iki yüzlü baský devrelerin imali için bir atölye kurmak olmuþtur.

Ümraniye’deki yeni binasýna taþýndýktan sonra hemen bir radyo laboratuarý kurarak bu cihazlarýn geliþtirme çalýþmalarýna giriþilmiþtir. PTT'nin büyüyen ihtiyaçlarý karþýsýnda daha hýzlý bir çözüm bulmak amacý ile konu ile ilgili bir lisans anlaþmasýna gidilmiþtir. Bu anlaþmanýn asýl faydasý bu münasebetle. Tahtakale’de baþlayan yeni ürün geliþtirme çalýþmalarý Ümraniye’de de geniþleyerek sürdürülmüþ ve havai hat kuranportör sistemlerinin bütün çeþit ve kademeleri. o tarihlerde Türkiye’nin ihtiyaç duyduðu transmisyon sistemlerinin çok önemli bir bölümü evvela PTT ARLA'nýn sonra da TELETAÞ'ýn özgün ürünleriyle karþýlanabilir duruma gelinmiþtir. önemli sayýda üretim yapýlmýþtýr. daha sonra milli bütçeden ayný cihazlarýn tedarikine gerek duyularak bu cihazlarýn uzak mesafe þebekesindeki payý önemli boyutlara ulaþmýþtýr. Bu cihazlardan transmisyonda sayýsallaþmaya geçilinceye kadar. gerekse özgün ürünlerde kullanýlmýþ ve kalýn film atölyesi fabrikanýn en meþgul birimi haline gelmiþtir. özellikle TELETAÞ döneminde. PTT ARLA. sahip olunan üretim süreçlerinin ve tekniklerinin iyileþtirilmesi. ince film gibi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I elektronik cihazlarda tercih edilmekte idi. analog mültipleks sistemlerinin simetrili kablo ve koaksiyal kablo için bütün hiyerarþik kademeleri. AM ve FM telgraf frekans sistemleri geliþtirilmiþtir. 212 . Bu tarihten sonra analog radyolink sistemleri de Nato altyapý projelerinden yararlanarak ayný maksatla kullanýlmaya baþlamýþ. Daha sonra bu teknoloji TELETAÞ döneminde gerek lisansla üretilen. Böylece. yeni teknolojilerin de kazanýlmasý olmuþtur. ÝLK LÝSANS ANLAÞMASI PTT Genel Müdürlüðü Türkiye’nin Nato’ya girdiði 1954 yýlýna kadar uzak mesafe haberleþmesinde münhasýran çýplak havai hatlar kullanmýþtýr. Çeþitli sebeplerle bu giriþim beklenen zamanda baþarýlý sonuçlar vermemiþ. 1978 yýlýnda yapýlan bir inceleme ve çalýþma sonunda analog radyo sistemleri için yapýlacak lisans anlaþmasý hususunda karar verildi ve PTT ARLA böylece ilk olarak özgün olmayan bir cihaz ailesini üretim yelpazesine dahil etmiþ oldu.O sýralarda (yetmiþli yýllarýn ikinci yarýsý) Türkiye gene önemli bir dýþ ödeme güçlüðü içinde bulunuyordu. büyütülmesi yanýnda.

çok olumlu sonuçlar verdi. PTT ARLA baþýndan beri Tübitak ile çeþitli konularda ilþki içinde bulunuyordu. Ýlk parti üretim 1981 sonu ile 1982 baþlarýnda bitirilerek Tahtakale-Erenköy santralleri arasýnda servise verildi.sayýsal alanda PDH sistemleri ve sayýsal radyo sistemleri . Analog sistemlerin (radyo ve mültipleks) en yüksek kapasiteli kademelerine kadar varan geliþtirme ve üretimi ile baþlayan uzak mesafe baðlantýlarýndaki zenginleþme . 213 .uzak mesafeli baðlantýlarda otomatiðe geçiþin kolayca gerçekleþmesini saðlamýþtýr. PCM sistemlerini öðrenmeye baþladý. PTT Genel Müdürlüðü bir Ýtalyan firmasýndan satýn aldýðý ilk PCM sistemlerini Ýstanbulda bazý telefon santralleri arasýnda 1974 yýlýnda iþletmeye verdi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I SAYISAL SÝSTEMLERE GEÇÝÞ 1960'lý yýllarda bütün dünyada sayýsal transmisyon uygulamalarý baþlamýþtý. Marmara Araþtýrma Enstitüsü Elektronik Ünitesinin kurulmasý ile bu iliþki iyice kuvvetlendi. Bu uygulamalar telefon santralleri arasýndaki baðlantý sayýsýnýn artýrýlmasý alanýnda yapýlýyordu. zaman içinde her kademenin çeþitli jenerasyonlarý geliþtirilmek suretiyle elde edilmiþtir: Bu hiyerarþik cihaz ailesi sayýsal radyo sistemlerinin saðladýðý yollara uygulanmak suretiyle uzak mesafe haberleþmesinin sayýsal olarak iletiminde geniþ þekilde kullanýlmýþtýr.sonra da fiber optik kablolar ile devam ederek bu alandaki ihtiyacýn bütününü çözmüþ . Simetrili kablo üzerinde çalýþan ve santraller arasý baðlantýlarýn artýrýlmasý amacý ile kullanýlan bu ilk kademe cihazdan sonra bütün hiyerarþik kademeleri le PDH olarak isimlendirilen sistem ailesi. PTT ARLA da konu ile önce akademik seviyede ilgilendi ve cihazlarýnda bazý lojik devre uygulamalarýna yer verdi. çeþitli sebeplerle beklenenden uzun sürmesi dýþýnda. PTT ARLA ortaya çýkan ilk modeli üretilebilir ve kullanýlabilir hale getirmek için olaðanüstü gayret sarfetmek mecburiyetinde kaldý. araþtýrma projelerinde iþ birliði ve sanayinin ihtiyaçlarýna yönlenme konularýna sirayet etti. Bu baðlamda 30 kanallý bir PCM sisteminin geliþtirilmesi için yapýlan anlaþma. Bu ilk modelden bir baþka imalat daha yapýlmadan sistemde önemli iyileþtirmeler ve deðiþiklikler yapýlmýþ cihazýn çok sayýda jenerasyonu geliþtirilmiþtir.

Diðer yandan geliþtirdikleri. AM ve FM telgraf mültipleks sistemleri. büyümeye ve hizmet vermeye devam etmiþtir. 10 MHz bandýnda çalýþan 2-8 Mb/s hýzýnda iþaretler için kullanýlan sayýsal radyo sistemi vasýtasý ile Türkiyenin transmisyon ve anahtarlama cihazlarý ihtiyacýný büyük ölçüde özgün ürünler kullanarak karþýla214 . PTT Genel Müdürlüðü’nün %49 hissesine karþýlýk.tarafýndan geliþtirilen bu sistemler yaklaþýk yirmi yýl geçerliliðini korumuþ . bir çok üretim teknolojisini endüstriyel boyutlarda Türkiye’ye kazandýrmak baþarýsýný göstermiþlerdir. küçük þehir sayýsal telefon santralleri. TELETAÞIN KURULMASI PTT ARLA'nýn kurulmasýndan bir süre sonra ona bir anonim þirket statüsü kazandýrma yönünde çalýþmalar da yapýlmýþtý: Muhtelif tarihlerdeki giriþimlerden . geliþmeye. Bu dönüþüm sýrasýnda PTT ARLA 620 personele sahipti.örnek bir iþbirliði sergilemesi yanýnda çok baþarýlý bir ticari geliþme göstermiþ. 1983 senesinin sonbaharýnda PTT ARLA. analog ve sayýsal mültipleks sistemleri hiyerarþisi. Bunlarýn yerini geniþ bandlý transmisyon özelliklerine ekonomik çözüm getiren senkron sistemler hiyerarþisi almýþ bulunuyor. Transmisyon cihazlarýndan oluþan PTT ARLA'dan devraldýðý repertuarýný zenginleþtirmekle birlikte yaptýðý lisans anlaþmasý ile ve lisansör firmayý da kendi içine alarak sayýsal santralleri de ürünleri arasýna katmýþtýr. BÝTÝRÝRKEN PTT ARLA ve onun devamý olan TELETAÞ. Bununla birlikte PTT ARLA . Vakýflar Bankasý %10 ve Ray Sigorta %2 hisseye sahip idiler. PTT Biriktirme Yardým Sandýðý %26. TELETAÞ uzun yýllar PTT ARLA'nýn çizgisinde yürümeye. ömürleri boyunca.Doðal olarak bütün bu süre zarfýnda cihaz ailesi sürekli olarak geliþmeye ve iyileþtirmeye tabi tutulmuþtur. fiber optik kablolar için hat teçhizatý.daha sonra TELETAÞ . Nihayet. telefon makinalarý.bir öncekinden bir adým ileriye gitmesine karþýn olumlu sonuç alýnamamýþtýr. TELETAÞ ismi ile bir anonim þirkete dönüþtürüldü. Sezai Türkeþ-Fevzi Akkaya %13. ihracat yapýlmýþ ve üretim lisansý satýlmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün artýk PDH sistemleri yeni yatýrýmlarda pek kullanýlmýyor.

teleks makinesi gibi cihazlarda eriþilen yerli içerik gayet yüksek deðerlerde bulunuyordu. Ancak. yabancý ortak TELETAÞ'ýn kendi geliþtirdiði ya da PTT ARLA'dan tevarüs ettiði bu ürünlerden yýllarca. O dönemde bu model Türkiye’de o kadar yabancý idi ki konuya uzak kiþiler yukarda sayýlan özgün ürünlerin yabancý ortak tarafýndan getirildiðini zannetmiþler. Bu örnek zaman içinde baþka þirketlerin de benimsediði ve kopyaladýðý bir esas haline gelmiþtir. bir ara ülkenin telekomünikasyon yatýrýmlarýnýn %20'den fazlasý yerli fikri mülkiyete sahip ürünlerle karþýlanýr seviyeye ulaþmýþtýr. Bu tablo ayný zamanda PTT'nin telekomünikasyon yatýrýmlarýný planlamasýna uygun. Öyle ki. sayýsal telefon santralleri. SON SÖZ YERÝNE PTT ARLA. bir ara personel sayýsý 2400'e kadar yükselmiþtir. hýzlý. önemli kar paylarý almýþtýr. Bu suretle elde edilen katma deðer de gayet yüksek idi. gene belki Türkiye’de ilk defa. 1965-1990 arasýnda uygulanan modelin devam etmesinin mümkün olamayacaðý açýktýr. kuruluþlarýn teknolojiyi serbestçe izleyerek 215 . Bütün bunlar kadar önemli olan husus. bir kýsmýný böyle olmadýðý hususunda ikna giriþimleri dahi inandýrýcý olmamýþtýr. TELETAÞ.Ýlaveten lisansla imal edilen analog ve sayýsal radyo-link sistemleri. Bugün ülkemizde de mal ve hizmet üreten þirketlerin rekabet gücüne sahip olabilmeleri için farklý ürünler geliþtirme yeteneðine sahip olmalarý gerçeði anlaþýlmaya baþlanmýþtýr. TELETAÞ ve diðerlerinin baþarýlarý ile Türkiye’deki haberleþme þebekesi yatýrýmlarýnda %20'lere ulaþan yerli fikri mülkiyet payýnýn bugün %3'ün de altýna düþmesi sorgulanmalýdýr. PTT ARLA ve TELETAÞ'ýn ülkemizde sanayi þirketlerinin kendi ürün ve teknolojilerini kendileri geliþtiren bir þirket kimliðinde öncü rolü oynamalýdýr. hýzlý bir þekilde büyümüþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I mak imkanýný saðlamýþlardýr. Oysa. Kuþkusuz. infokomünikasyon ve bilgi teknolojileri sanayiindeki Türkiyenin zayýf durumu ile bunun iliþkisi vardýr. özel ihtiyaçlarýn gerektirdiði özel çözümlerin kolaylýkla elde edilmesine olanak vermiþtir. ucuz bir þekilde yapabilmesine olanak saðlamýþ.

Yüz kiþiye düþen telefon sayýsý. ince mekanik. sýnýr aþan sulara ve hatta bor cevherine ve diðer stratejik doðal kaynaklara dýþardan müdahaleler olasýdýr. Petrole olduðu gibi.Fizik filtresi hattan gelen kuranportör sistemi frekanslarýndan fizik konuþma frekanslarýný (300-3400 Hz) ayýran veya bunlarý birleþtirerek hatta uygulayan bir makas filtredir. Kuranportör cihazlarý iki nokta arasýnda bulunan fiziki (çýplak havai hat. ince film. Radyo-link:Ýki nokta arasýnda fiziki bir baðlantý olmaksýzýn elektromagnetik dalgalar vasýtasý ile irtibat saðlayan cihazlar. Mültipleks sistemleri 11. fikri mülkiyet haklarý ve bunlara dayalý sanayi bu müdahalelere karþý kendi kendini koruyabilen deðerlerdir.Deutsche Bundestpost .Türk Telekomünikasyon A.Genel olarak hat filtresi ismi verilen bir gup filtreden birisidir.Posta Ýþletmesi Genel Müdürlüðü olarak ikiye ayrýlmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I geleceklerini saptamalarý ve devam eden süreçte gerekli transformasyona uðrama inisyatifleri adeta ellerinden alýnmýþtýr. Türk Elektronik Sanayicileri Derneði 3. Bu cihaz gerekli mültipleks cihazý ile akuple idi. Oysa. PTT Genel Müdürlüðü . British Post Office . 4.1994 yýlýnda .Fransýz PTT Ýdaresi gibi: 8. 21. ve TC. Kerkük-Musul petrolünün yýllýk gelirinin 20 milyar dolara ulaþabileceði tahmin ediliyor. 18. Bugünkü Marmara Araþtýrma Merkezi (MAM) 16.Þ. Baský devre. 9. Pseudo synchronous digital hierarchy 17. Türkiye Teknoloji Geliþtirme Vakfý 2. Bu itibarla Türkiye’nin kalkýnma politikalarýný böyle bir tabana dayandýrmasý gerekir. demokratik bir ortamda bilgi birikimi.kablo) veya fiziki olmayan (elektromagnetik dalga) baðlantýlarýnýn ayný anda çok sayýda haberleþmede kullanýlmasýna olanak saðlayan cihaz grubuna verilen isimdir. Printed circuit board 12. Koaksiyal kablo 10. Pulse code modulation 15. 20. kalýn film. 6. 19. 216 . dipnotlar 1. Bugün bu oranýn maalesef %3'ün altýna düþtüðünü belirtmeliyim. 7. Amplitüt modülasyonlu ve frekans modülasyonlu 14. SDH.Bunlara Türkiyenin sahip olmasýný dünyada destekleyecek bir ülke bulmak mümkün deðildir. 5.Tick film technologie 13.

Dr. Sadrettin ALPAN Maden Yüksek Mühendisi .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I MTA'LI YILLARIM Doç.

petrol mühendisliði. bulunan maden ve endüstriyel hammaddelerin iþletilip mamul madde üretilmesi için Etibank kurulur. kurþun. Sümerbank ve EÝEÝ ihtiyacý için her yýl 2. Ayný yýl. Yüksek maden mühendisliði. metalurji. Endüstrileþmenin temelini de maden. Büyük Atatürk ve o zamanki Türkiye'nin ileri görüþlü yöneticileri. çinko madenlerini bulmuþ ve deðerlendirmiþler. Etibank. Tüm bu kuruluþlarýn teknik ve bilimsel personel ihtiyacýný karþýlama görevi de MTA'ya verilir. Cihan Harbi'nden hemen önce ve harp sýrasýnda MTA.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünyanýn bir çok yerinde uluslararasý toplantýlarda yaptýðým bütün konuþmalarýmda "Madenciliðin beþiði Anadolu'dur" diye söze baþlardým. krom. memleket çapýnda kalkýnmanýn temeli olarak endüstrileþmenin de þart olduðunu anlamýþlar ve ancak böyle dünyada saygýn bir ülke olacaðýna inanmýþlardýr.000 müracaat arasýndan 20-30 öðrenci dýþ ülkelere gönderilirdi. bortuzu madenlerinin üretimi yapýlmýþ ancak bütün bu taþkömürü ve madenler genellikle yabancý þirketler tarafýndan iþletilmiþtir. O zamanlar Türkiye'de sadece Yüksek Mühendis Mektebi ile Ýstanbul Üniversitesi vardý.000-3. Hakikaten de 5000-6000 yýl evvel Anadolu'da yaþayan çok akýllý ve kabiliyetli insanlar demir. insanlarýn medeni bir hayat yaþamalarý için yapýlan çeþitli sosyal ve eðitim reformlarýna ilave olarak. kurþun. Türkiye'nin çaðdaþ ülkeler seviyesinde modernleþmesi. endüstriyel hammadde ve enerji teþkil eder. Osmanlýlar döneminde ve Cumhuriyetimizin baþlangýcýnda Zonguldak kömür havzasýnda taþkömür iþletme ve üretiminde önemli bir geliþme ile bazý küçük altýn. jeofizik eðitimi yoktu. Elektrik enerjisi için gerekli etütleri yapmak için Elektrik Ýþleri Etüd Ýdaresi (EÝEÝ) Umum Müdürlüðü ve genel olarak Türkiye'de endüstri kuruluþlarýný baþlatmak için de Sümerbank gene ayný yýlda kurulurlar. 218 . Bunlarýn bulunmasý için Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü'nün (MTA) kurulmasýna 1935 yýlýnda karar verilmiþtir. Jeoloji eðitimi sadece Ýstanbul Üniversitesi'nde mevcuttu. MTA kurulur kurulmaz 1935 yýlýndan itibaren. gerek o zamanki hükümet ve gerekse MTA'nýn ileri görüþlü ve cesur yöneticilerinin kararlarý neticesinde II.

Cebelitarýk'tan sonra hemen hemen Amerika sahillerine yaklaþýp. Buradaki çalýþmalar da geliþigüzel yapýlýyordu ve memnuniyetsizlikle geri döndüm. Akdeniz'de Alman uçaklarýnýn hücumuna uðradýk 70 kargo gemilik konvoydan ikisi Malta civarýnda battý. Hamit Nafiz PAMÝR ve Hadi YENER'in ileri görüþle 1935 yýlýndan itibaren yabancý ülkelere gönderdikleri öðrenciler de 1940'larda dönmeye ve MTA'da çalýþmaya baþlamýþlardý. Daha ilk gün beni akrep soktu. Avusturyalý ve Hollandalý jeologlar ve mühendisler ile Fransýz. Zar zor uzaklaþtýk. Prof. Ýrlanda üzerinden bir kavis çizerek bir aylýk deniz seyahatinden sonra Glasgow'a geldik. Daha sonra yedek subaylýðýmý tamamlayarak MTA'ya döndüm ve tekrar Üçköprü krom kamp þefi olarak Köyceðiz'e gönderildim. Harbin en þiddetli zamanýnda Londra'nýn V1 pilotsuz uçak ve V2 roketatarlarla bombalanmasýný gördük. Ýngiliz ve Ýtalyan jeologlarý çalýþýyordu. 1951 yýlýnda yurdumuza döndük ve MTA'da çalýþmaya baþladýk. Yolculuk üç aydan fazla sürdü. Nerede sondaj yapýlacak. sonra Akdeniz'den geçen ilk konvoylardan biri ile yolumuza devam ettik. Mehmet Yusuf DÝZÝOÐLU. 1943 yýlýnda harp içerisinde MTA'nýn gönderdiði son gruplardan biri olarak Ýngiltere'ye gönderildik. 219 . Münir TANYELOÐLU. Ertesi gün topallayarak yürürken güzergahta kalýn bir dal gördüm. MTA'nýn ilk kuruluþ yýllarýnda Ýstanbul Üniversitesi'nden mezun bir kaç jeolog hariç tamamen yabancý jeolog ve maden mühendisleri çalýþýyordu. Burada çok zor þartlarda çalýþtýk. Senih GÜREL ve ben vardýk. Ord. Ankara ile temas yoktu. dikkatlice bakýnca kocaman bir yýlanýn dikilmiþ bana baktýðýný fark ettim. Benim çalýþmaya baþladýðým 1951 yýlýnda da çoðunlukla Alman. nerede galeri yapýlacak ben karar veriyordum. Zeki DOÐAN. Ayný gece trenle Londra'ya gittik. Tek mühendis bendim. oradan arayan soran da olmuyordu. Özellikle yaz sýcaðýnda tepelerde çalýþýrken bayýlacak gibi oluyorduk. harbin içinde yaþadýk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1942 yýlýnda MTA adýna yurt dýþýna gitmek için açýlan devlet imtihanýný kazananlarýn arasýnda M. MTA'nýn ilk Genel Direktörleri Reþit GENCER. 1944 yýlýnda Birmingham Üniversitesinde Maden Mühendisliði eðitimimize baþladýk. Bir müddet Kahire'de bekledik. hemen sýhhiye memuru geldi ve zehirlenmeye karþý getirdiðimiz iðnelerden bir tane yaptý. Ben ilk olarak Köyceðiz’deki Üçköprü Krom Arama Kampýna ve daha sonra Sarýyer altýn arama kampýna gönderildim.

çadýrlarýn yýkýldýðýný gördük. Herkes güler eðlenirdi. Bir kaç gün sonra geri döndüðümüzde kampýn kurtlar tarafýndan basýldýðýný. iyi giyinmiþ gelirlerdi. Onlara spor da yaptýrýrdým. Hamit Nafiz PAMÝR oldu. Dr. Ankara'ya telgraf çekerek madenin bulunduðunu ve kampý kapatacaðýmý bildirdim. Buraya kamp þefi olarak atandým. galeri çalýþmalarýný sondaj neticelerini takip eder. Çok maceralý bir yolculuktan sonra otellere ulaþabildik.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Tüm zor koþullara raðmen her sabah traþ olur. ne giden. Halen çalýþmakta olan. gerek teknik ve gerekse ilim yönünden en ileri kuruluþ yapacaktým. Hepsi de traþ olmuþ. Yýllar sonra benim o zaman yanýmda çalýþanlar iþçi sendikalarýný kurdular ve yöneticileri oldular. Gece gündüz 9 ay çalýþtýk. Bu süre zarfýnda bir kez olsun Köyceðiz'e ve Fethiye'ye inmedim. Ne gelen var. Üç aylýk evli iken ayrýldýðým evime 9 ay sonra yýlbaþýndan birkaç gün evvel döndüm. yüksekliðindeki karý yararak yol açtý ve Üçköprü'ye sondör. koyunlarýn öldürüldüðünü. 50 yýl evvel bulduðum madeni bir daha görmek nasip olmadý. Maden mühendisi Samim DÝBEKLÝ 3m. 1954 yýlýnda MTA Genel Direktörü Prof. Yedi sondaj makinasý gece gündüz çalýþýyordu. Daðýn tepesinden aþaðýdaki otellere gitmeye karar verdik. Ben gelmeden önce. Kimse inanmýyor. çavuþ ve iþçileri ile gittik ve kampý kurduk. Yalnýz pazar günleri 3-4 yerde çalýþan bütün iþçilerin Üçköprü kamp merkezine gelmelerini isterdim. Yaptýðýmýz sondajlarda cevherleþme olduðu görülüyordu. O pazar günleri bize bayram gibi olurdu. 1953 yýlýnda raporumu yazdým ve maden iþletilmek üzere ETÝBANK'a devredildi. geçen yýl iki iþçi donarak öldüðü için 1 Eylül'de yaðan kar büyük bir paniðe neden oldu. Hazýrlýklarý yapýp sondajý 220 . Cumhurbaþkaný Celal BAYAR kendisini aramýþ ve Bursa Uludað'daki Wolfram/tungsten madeni aramalarýnýn sonuçlandýrýlmasýný istemiþ.000 ton krom rezervini tespit ederek daha evvel 3 yýl çalýþýlýp netice alýnamayan Üçköprü aramalarýný tamamladýk. Sonunda 100. bu kuruluþu gerek sosyal. O zaman karar verdim þayet bir gün MTA Genel Direktörü olursam. Uludað'daki durumda Üçköprü gibi yýlan hikayesine dönmüþtü. oradan oraya koþturur dururdum.

Bizim gideceðimiz tarafta bir kaðný belirdi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I tamamladýk ve böylece dünyanýn sayýlý büyüklükte Wolfram madeni bulunmuþ oldu. 1954 yýlýnda raporunu hazýrladýðým bu maden de Etibank'a devredildi. Belediye Reisi ile görüþtük. Bize gösterdikleri numunelerin demir cevheri ile ilgisi yoktu. Eylül ayýnda Uludað'dan döndükten birkaç gün sonra Ekim ayýnýn baþýnda MTA Genel Direktörü H. Ben bu mevsimin uygun olmadýðýný anlatmaya çalýþtýysam da "Bakan Samet AÐAOÐLU'nun talimatý. Suya girip jeepi itiyorlar ama nafile. arkada askerler var. 1954 yýlýndan beri Uludað'ý ve bu tesisi görmek de nasip olmadý. Dr. sahilde bulunduðunu ve civarda bir de elektrik üretim santralinin mevcut olduðunu. Nafiz PAMÝR beni çaðýrdý ve "Derhal bugün Dr. O gece Ereðli'ye vardýk. tam bu sýrada Belediye Reisi de karþý kýyýya gelmiþti. 1954 yýlý benim için çok meþgul ve enteresan bir yýl oldu. hemen etüt edilmesi gerekiyor" cevabýný aldým. Su jeep içinde yükseliyordu. Her seferinde rehber "Herhalde þaþýrdým. Baktýk. bir demir yataðý bulmuþlar onu görüp etüt edeceksiniz" talimatýný verdi. Biraz uðraþtýktan sonra aracý çalýþtýrdýk. Alaplý deresine geldiðimizde yaðmurdan köprü yýkýlmýþtý ve sel aktýðýný gördük. KAADEN'in dizlerine kadar yükselmiþti. Bu tesis daha sonra kapatýldý. Sonunda biz biraz kendi baþýmýza etüt yapalým diyerek geldiðimiz Jeeple oradan kaçtýk. Ben cevher görmediðimizi ama Ereðli'nin Zonguldak Taþkömürü ve üretimine yakýn olduðunu. Van Der KAADEN'ý alýp Zonguldak Ereðlisi'ne gideceksiniz. Yalvar yakar olduk. Bizi býrakmýyorlar ve zorla dolaþtýrýyorlardý. Ona el sallayýp Ankara'ya döndük. burasý deðildi" diyerek bizi baþka yere götürüyordu ama orada da cevhere benzer bir þey olmuyordu. Mandalara jeepi baðladýk ve hep birlikte itip arabayý kurtardýk. Ertesi sabah bir kýlavuz üç atla geldi ve daðda maden olduðu söylenen yere gittik. Meseleyi sonra anladýk. tüm bunlarýn bir çelik tesisi için önemli bulunduðunu bu nedenle Ereðli'de 221 . Þoföre hýzla Ankara'ya sür dedim. “Suya sür” dedim ama derenin içinde saplanarak kaldýk. Ereðlililer orada bir demir-çelik sanayi kurulabilmesi için demir cevheri olduðunu resmi olarak bildirmemizi istiyorlarmýþ.

Dr. 1957 yýlýnda uranyum aramalarýna baþlamak için Atom Þubesi’nin kurulmasý için beni bu þubenin müdürlüðüne tayin ettiler.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çelik sanayiinin kurulmasýnýn uygun olacaðýný tavsiye eden kýsa bir rapor yazabileceðimi söyledim. 1954-1958 arasýnda ÝTÜ'de part-time ders verdim. Prof. Türkiye'deki bu amaçlý hemen hemen ilk tesis olacak bu kampýn kararýný Encümen Üyelere kabul ettirmek zor oldu ama sonunda gerçekleþti. Ýlk iþlerimden biri çalýþanlara sosyal yardým olarak Akçakoca dinlenme kampýný yaptýrmak oldu. MTA'yý Ankara dýþýna temiz havaya çýkarmaya karar verdim. Bu projenin gerçekleþmesi için Amerika'ya gittim. beni çaðýrdýlar. Projede benimle birlikte. Dr. Genel Direktör PAMÝR çok memnun oldu. Prospektör kursu açtýk ve bu kurs yýllarca devam etti. Mehmet Yusuf DÝZÝOÐLU ve Prof. Tezimi verdim ve Türkiye'nin ilk maden mühendisi doçenti oldum. herhalde bana uður getirdi. O zamanlar bir milyon dolar çok önemli idi. Prof. M. Burada bulunan iki Fransýz’ýn bu konuda hiç bilgisi olmadýðý görülüp iþlerine son verildi ve bir kaç Türk jeolog göreve baþladý. Ankara o zamanlar evlerin bacalarýndan çýkan dumanla kaplý idi. Bir milyon dolar verilince Hükümet çok sevindi. 1960 yýlýnda ihtilalden sonra MTA Genel Direktörlüðü’ne tayin oldum. Ayný yýl oðlum doðdu. Ýki sayfalýk bir rapor yazdým ve Bakanlýða gönderildi. O sýrada uçakla maden arama (airborne survey) projesini hazýrlýyorduk. Ekrem GÖKSU MTA'dan yeni gitmiþlerdi. Buradan çýkanlar çok baþarýlý çalýþmalar yaptýlar. Galip SAÐIROÐLU ve Prof. 1958 yýlýnda MTA Genel Direktör Yardýmcýsý oldum. Ayný zamanda Orta Doðu Teknik Üniversitesi Mütevelli Heyet Üyeliði ve Atom Enerjisi Komisyonu üyeliðine seçildim. 1960 yýlýnda Eskiþehir yolunda bugünkü MTA tesislerinin olduðu kýr arazide inþaatý baþlatmak için arazi almak üzere Encümeni toplantýya 222 . Ama arazide çalýþabilecek eleman yoktu. AID Amerikan Yardým Teþkilatýnýn Baþkaný ile görüþtüm. 1954 yýlýnda ayný zamanda ÝTÜ'ye doçentlik için müracaat etmem istendi. Zeki DOÐAN vardý.

Birleþmiþ Milletler Teþkilatý bir milyon USD'lýk bir alet yardýmý yapacakmýþ fakat üniversitenin bu aletleri koyacak bir yerinin olmasýný istemiþ. Ýnþaat yerinin ODTÜ üyelerinden mimar Orhan ALSAÇ tarafýndan tespit edilmesini önerdim. ikincisini ben. Ýlk bina Mimarlýk Fakültesi idi. Ama 20 yýl sonra bu yeni yerin muhtemelen þehirin ortasýnda kalacaðýný anlatýnca ikna oldular. elektrik. Ardýndan ilk kürek çimentoyu Cumhurbaþkaný Cemal GÜRSEL. “Orasý þehir dýþý. su yok. Temele önce bir çuval bozuk para döküldü. son küreði de Kemal KURDAÞ attý. Ben ODTÜ Mütevelli Heyeti toplantýsýnda ODTÜ'nün þimdi bugünkü bulunduðu yerde kurulmasýný teklif ettim. arsa alýndý ve inþaat baþladý. Bu bölüm de kuruldu. dað baþý zor olur. ODTÜ þeker fabrikasýnda kurulsun diye görüþler vardý. MTA ve ODTÜ'nün inþaatlarýna ayný zamanda baþlandý. O sýrada Ankara'da þeker fabrikasý inþa ediliyordu.” dediler. Daha sonra Kemal KURDAÞ Rektör olarak seçildi ve inþaatlara baþlandý. Bu teklif kabul gördü. Üyeler. MTA'nýn ilk yýllarýndaki Ankara-Akköprü tesisleri Ayný zamanda 1960 yýlýnda ODTÜ için de bir yer aranýyordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çaðýrdým. çok deðer223 . Ýnþaat bürosunun kurulmasýna karar verildi. 1960 yýlýnda ODTÜ Mütevelli Heyeti Üyesi olur olmaz Maden bölümünün kurulmasýný teklif ettim.

maden mühendisi. Ankara Üniversitesi Senatosu kabul etti ve 1960'larýn sonlarýnda bu üniversitenin joloji mezunlarý MTA'da çalýþmaya baþladýlar. 224 . Trabzon ve Ankara'daki üniversitelerin mezunlarý. Kabul ettik ve öðretim üyelerinin çoðu MTA'dan temin edildi. Gerek memleketimizde ve gerekse dýþarýda çok önemli ve baþarýlý iþler yaptýlar. Dr. 1967-1968 yýllarýnda Prof. Mustafa ULUÖZ'ün talebi üzerine burada da Maden Bölümünün kurulmasýný destekledik. 1970'li yýllarýn baþýnda Marmaris'te MTA. Bir yerbilimci ordusu faaliyete geçmiþti artýk ve MTA'nýn kuruluþundan ancak 35 yýl sonra teknik eleman ihtiyacýný karþýlamýþ oldu. baþarýlý birçok eleman yetiþti. 1970'lerin baþýnda Ýzmir. 1960'larýn baþýnda Ankara Üniversitesi Zooloji/Botanik diplomasý veriyordu ve mezunlarýnýn MTA'ya alýnmasýný arzu ediyorlardý. Trabzon'da Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde jeoloji bölümü kurmak için MTA'dan destek istedi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I li. Yaptýðýmýz protokol ile MTA'nýn Hacettepe Üniversitesi Maden Bölümü'nün kurulmasýna 10 yýl süre ile yardým ve nezaret etmesi kararlaþtýrýldý. 1968 yýlýnda da Ýzmir Üniversitesi Rektörü Prof. Türkiye'de ilk defa yeraltýndan tabii buharý çýkarmak suretiyle jeotermal enerjiden istifade etmek için çalýþmalar MTA'da 1960'lý yýllarda baþlamýþ ve 1968 yýlýnda Denizli civarýnda Kýzýldere'de kuyularý açýp tabii buharý çýkarmýþtýr. Yine 1960'larýn sonuna doðru ÝTÜ. Enerji kaynaklarý olarak petrol ve kömüre ilave. bir güneþ ve rüzgar enerji merkezi kurmuþ. 19401950'lerden beri gelen Ýstanbul Üniversitesi mezunlarýna eklenmeye baþlayýnca MTA'da güçlendi. böylece memleketimizde güneþ enerjisi araþtýrma çalýþmalarýna öncülük etmiþtir. Kendi üniversitelerimizden jeolog. Dr. Ýhsan DOÐRAMACI ve Hacettepe Üniversitesi yöneticileri ile yaptýðýmýz görüþmeler neticesinde bir Maden Bölümünün açýlmasýna karar verildi. Jeoloji diplomasý verdikleri takdirde mezunlarýný MTA'ya alabileceðimizi bildirdim. 1965'lerden sonra ODTÜ. cevher zenginleþtirmeci yetiþmeye baþlandý. Maalesef ben MTA'dan ayrýldýktan sonra bu merkezin kapatýldýðýný öðrendim ve böylece güneþ enerjisinden yararlanmada gecikmiþ olduk. jeofizikçi. Böylece 1960'larýn baþýnda ÝTÜ.

Sýrrý KAVLAKOÐLU. Dr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1970'li yýllarýn önemli bir anýsý elbette Yunanistan'a “Ege'de biz de varýz” demek için Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklýðý'nýn (TPAO) bir sismik etüd yapmasý konusunda alýnan karardý. Ciddi 225 . Norveçli firma önce kabul etmiþ sonra vazgeçmiþti. Hora gemisi alýndý. MTA'dan Doç. Böylece MTA Sismik I doðdu. ya da kendimizin bir sismik gemi yapmasý þýklarý üzerinde duruldu. Kabul gördü. Kiralýk bir gemi bulunamadý. Gemiyi kendimizin yapmasý konusunda TPAO çekimser kaldý ve biz talip olduk. 1974 1950'li yýllarda maden mühendisleri bir arazi çalýþmasýnda. Ýyi bir kaptan ve gemi personeli bulundu. çok deðerli jeofizik ekibini aldý ve Ýstanbul Ýstinye tersanesinin yanýnda bir eve yerleþti. Bunun için önce TPAO bir Norveç Sismik Etüd gemisi kiralamak istemiþ. Deðiþik bakanlýklarýn temsilcileri ile yapýlan toplantýda ya yabancý bir geminin kiralanmasý. satýn alýnmasý ise pahalý görüldü. Diðer taraftan Amerika'da bir þirkete gemiye yerleþtirilecek sismik cihazlarýn sipariþi yapýldý. yeni baþtan tersanenin çok becerikli gemi mühendisleri ve iþçileri tarafýndan MTA jeofizik ekibinin nezaretinde kýsa zamanda tamamlandý. söküldü. yýlýnda Jeofizik Þube Müdürü Sýrrý KAVLAKOÐLU'nu bu iþle görevlendirdim. Altan NECÝOÐLU yönetiminde Sismik I denize açýldý. ya satýn alýnmasý. Altan NECÝOÐLU'nun denetiminde bu cihazlar imal edildi ve gemiye takýldý.

bütün bakanlýklar ve özel kuruluþlar tarafýndan kullanýlýyor. bor tuzu sanayi ile. lüzumlu modern alet. havadan uçakla ve off-shore denizde yaparak çok önemli neticeler almýþlardýr. endüstriyel hammadde. makina ve cihazlar. endüstriyel hammadde ve kömürlerin yalnýz listesi sayfalar dolusudur. kömür. petrol. endüstriyel hammadde. Müzeye bir de planatoryum yapýlmasý için Alman Hükümeti ile anlaþtým. uranyum. 226 . demir. jeotermal enerji etütlerini karada. cihaz ve makinalarla gerek merkezde ve gerekse arazide hýzlý ve verimli çalýþmalar yaparak maden. Bulunan ve rezervleri tespit edilen maden. kömür ve petrol sayesinde kurulmuþtur. krom. MTA'nýn yaptýðý jeolojik haritalar. ben MTA'dan ayrýlýnca Alman Hükümeti projeyi durdurdu. alüminyum. Bununla genç öðrencilerin yerbilimine ilgisini çekmek istedik ve baþarýlý olduk. 1968 yýlýnda MTA Tabiat Tarihi müzesini kurduk. hammadde ve cevher zenginleþtirmesi ve deðerlendirmesi hususunda araþtýrmalar yaparak kurulacak endüstrinin projelerinin hazýrlanmasýnda öncülük ediyordu. sondaj makinalarý. mermer. kurþun/çinko. bulduðu madenler. Halen mevcut çimento. seramik. MTA Sismik I ile etüt yapmaya baþladýktan sonra bir de sondaj gemisi yapmak üzere Sondaj Þubesi Müdürü Alaattin HAMAMCIOÐLU baþkanlýðýnda hazýrlýklar yapýldý fakat bu projeden sonra vazgeçildi. Böylece üniversitelerimizde yetiþen yerbilimciler kendilerine temin edilen modern alet. endüstriyel hammaddeler ve enerji kaynaklarý yeni endüstrilerin kurulmasýný saðlayýp iþ sahasý açýyor ve memleketimizin sosyal ve ekonomik geliþmesinin temelini teþkil ediyordu. Kuruluþundan beri baþarýlý çalýþmalar yapan MTA'nýn daha baþarýlý olmasý. 1960 yýlýnda MTA'ya Genel Direktör olunca 1953 yýlýnda Muðla Üçköprü krom kampýnda düþündüklerimi yapma imkaný kazandým. bu sayede ülkemizde off-shore sismik etüd de baþlamýþ oldu. harita matbaa ve baský makinalarý saðlanmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I etütler yapýldý. cevher zenginleþtirme ve jeofizik aletleri. petrol) dayalý sanayi MTA'nýn bulduðu maden. laboratuar. enerji kaynaklarýna (kömür. Laboratuarlarda. modern teknolojiyi uygulayan bilimsel ve çaðdaþ bir kuruluþ olmasý için MTA'nýn yeni tesisleri yapýlmýþ. bakýr.

madenciliðin temelini attýk. MTA'nýn isminin deðiþtirilmesi ile beraber bütçenin kýsýtlanmasý. mali gücün azalmasý ile çalýþma kapasitesinin azalmasýna neden olmuþ ve neticede maden arama gücü de azalmýþ ve sýnýrlý kalmýþtýr. kanununun deðiþtirilmesi neticesinde yetenekli teknik personelin daðýlmasýna. Son olarak. cihaz ve malzeme parkýnýn zayýflamasýna. MTA Genel Direktörlüðü'nün kurulmasýnda büyük hizmetleri geçen ilk Genel Direktörler. jeofizik ve maden mühendisleri bundan sonra derinlerde zengin yeraltý servetimizi. Yeraltýnda önemli. üretecek ve deðerlendirecektir. Genç yerbilimciler jeoloji. maden ve enerji kaynaklarýmýzý baþarý ile bulacak. büyük maden yataklarý vardýr. memleketimizin hayrýna yaptýðýnýz hiç bir þeyden korkmayýn. Ýnançla ve bilinçle çalýþýldýðýnda baþarý gelir. H. jeofizik ve sondaj makina. Daha madenciliðin baþlangýcýndayýz. daha büyük denecek birçok maden yataklarý bulunacaktýr. 227 . Türkiye'de bundan sonra büyük maden yataklarý bulunmaz diye görüþler iþitiyorum. Ben ve bizim neslimiz gerek MTA ve diðer kamu/özel kuruluþlarda ve gerekse üniversitelerde zevkle çalýþtýk. Gençler. Prof. daha yeraltýna inmedik. daha yapýlacak çok iþ var. A.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Düþünce ve rüyalarýmýn hakikatleþmesinde benimle birlikte çalýþan mesai arkadaþlarýma ve bütün MTA'lýlara teþekkür ederim. baþlangýcýný yaptýk. Reþit GENCER. bu görüþler tamamen yanlýþtýr. Nafiz PAMÝR ve Hadi YENER ile petrolün bulunmasýný saðlayan Ýhsan Ruhi BERENT'i saygý ile anarým. maden potansiyelimiz büyüktür. laboratuar. Bugün.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 228 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I A. . TMMOB yayýn organlarýndan 'TEKNOKRAT' dergisinin Nisan 1986 sayýsýndan alýnmýþtýr. REÞÝT GENCER’LE SÖYLEÞÝ* *Bu söyleþi.

Çocukluðunun ilk günleri. 1891 yýlýnda Ýstanbul'da doðdu. Orta öðretim için Belçika'ya giderek. ilkokulu orada bitirdi.. sizden baþka maden mühendisi var mýydý? A.R.G. Birincisi.ilk o. Þu anda en yaþlý maden mühendisi sýfatýný taþýyan Gencer. benden yaþlý ve eski mezun Damat Kenan Bey. Evli ve çocuðu bulunmayan Reþit Gencer Ýngilizce ve Fransýzca biliyor. ETÝBANK'ýn ikinci Genel Müdürlüðünü yaptý.Okulunuzu bitirip Türkiye'ye geldiðinizde. Ama yine de ilk maden mühendisi o deðil. MTA'nýn ilk. sonra da Sadrazamlýða 230 . Paris'ten mezun olmuþ. dönmüþ ve çeþitli yerlerde memurluk yapmýþ. Belçika'nýn Mons Kentinde Poly Technique'in Maden Bölümü'nden 1914'te mezun olup Türkiye'ye döndü..Reþit Gencer. Daha sonra babasýnýn 1903 yýlýnda Selanik'e Nafýa Müdürü olarak tayin edilmesi üzerine. Bundan yaklaþýk 130 yýl kadar önce yaþamýþ Ethem Paþa varmýþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kýsa Özgeçmiþ A. T. uzun yýllar burada kaldý.Belçika'da Mons'taki Poly Technique'in maden bölümünden mezun olup Türkiye'ye döndüðümde üç maden mühendisi ile karþýlaþtým. Mühendishane-i Berr-i Hümayun'un ilk mezunu olan babasý Osman Vehbî Bey'in görevi nedeniyle Beyrut ve Þam'da geçti.

hem yüksek mektebe de hazýrlýyor.. öyle mi? O yýllardaki anýlarýnýzdan biraz söz eder misiniz? A.G.Efendim.Yani tamamen tesadüfi bir seçim oldu. T.. oraya gönder" demiþ. benden 8-10 yaþ büyüktür.Kendi isteðinizle mi bu mesleði seçip yurt dýþýnda okumaya gittiniz.R. "Yahu baba ben maden mühendisiyim. Orada konsolos dostlarý vardý. birisi biraz evvel bahsettiðim Damat Kenan Bey.Evet. sizin bir askerlik anýnýz olduðunu duyduk. Tanýdýðý sevk iþlerine bakan dostu Enver 231 . ikincisi gene Paris'ten mezun Abdullah Hüsrev Bey ki sonradan MTA'da bana muavinlik yapmýþtýr. hemen gidip verdiði adrese baþvurmamýzý istedi. 5 sene okudum orada ve mezun oldum. T.. Ben Brüksel'de 15 yaþýnda yatýlý olarak liseye baþladým. Bir de Behçet Bey vardý. "Bizim memlekette çok iyi bir lise var. Bizi Hatay ve Ýskenderun'da yol ve köprü yapýlacakmýþ. Onun oðlu. oraya gönderiyorlar. bir subay girdi içeri ve "Ýçinizde mühendis olan var mý?" diye sordu. Babam 1903'te Selanik Nafýa Müdürüydü. 5-6 sene evvel öldü. yoksa devlet mi sizi göndermiþti? A.R. Birinci Harp çýktý. Neyse.G. O da Berlin'den mezundu. öyle. yol. T. gittim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kadar yükselmiþ.. Donanmanýn kömürü bitmiþ. Onun oðlu da maden mühendisiymiþ. Bunlardan birkaç tanesi beraberce maden mektebine gitmek istiyorlardý. Bir gün dersteyiz. Siz maden mühendisisiniz diye çaðýrýp “Kömür bulun bir yerlerden” demiþler. döndüm. Belçika'da lisede çok iyi arkadaþlarým olmuþtu. Bir gün Belçika Konsolosuyla konuþurken benden bahsetmiþ ve iyi bir tahsil yapmam konusunda tavsiyelerini rica etmiþ. köprü ne anlarým. devlet göndermedi. Hadi ben de onlardan ayrýlmayayým dedim. ne olacak bu iþ?" dedim. Bir iki kiþi el kaldýrdýk. Ýstanbul'da çeþitli müzeleri yapan Ressam Osman Hamdi Bey vardýr. ben Belçika'dan döndüðümde üç kiþi vardý.G. Elektrik mühendisi olmak isterdim aklýmca.Hayýr.Evet.R. Konsolos. A. Celal Sait Bey. Akþam babama. Subay.

günde 750 ton kömür çýkarttýk.G. çalýþmaya baþladýk.O sýralarda Türkiye'de Zonguldak Havzasýnýn dýþýnda madencilik faaliyetleri var mýydý? A. bari kömür ara" dediler. Burada iþ olur kanaatine vardýk ve rapor verdik. Fethiye taraflarýnda krom madeni vardý..G. iþimizi görüyordu. kapitülasyonlar da var. onlarla taþýrdýk. Bu dediðim maden arabasýdýr. lokomotifli dekoviller vardý.Kazma iþlemezdi. O tekrar iþlet232 . Bir de Balya'da kurþun madeni vardý. Kömürü madenden dýþarýya taþýmak için tahtadan derviller yaptýk.Neyle taþýrdýnýz çýkardýðýnýz kömürü? A. Bana da "Madem öyle maden mühendisisin.R. askeri fabrikada yapýldý. gidip ona durumu anlatmýþ. Çýktýk yola. Kaðýthane'den Aðaçlý'ya dekovil hattý vardý. Bursa Bandýrma'da G.R. Ýstiklal Harbi biter bitmez Balya'ya gittim. Pattersan diye bir Ýngiliz'in elindeydi o maden.Vardý. Gayri Müslimlerden bir iþçi grubu verdiler bize.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Paþa'nýn oðlu vardý. Tekerlek filan döktüler Ýstanbul'da.Almýþ iþte. donanmanýn kömürü yok. isteyen istediði ruhsatý alýrdý.R. O sýrada da Ruslar Boðazlarý kapamýþlar. T. T. Askeri fabrikalar.. Yalnýz birkaç iþçi vardý. kaçmýþlar. Ucu sivri çelik kamalar vardý. öyle toplanýrdý. hep bizim çýkardýðýmýz kömürle beslendiler. Zonguldak'tan kömür gelemiyor. Savaþ sýrasýnda bütün personeli yabancýydý. Osman paþa'da bir linyit madeni vardý. epey bir yer dolaþtýktan sonra..Kazma kürekle mi çýkartýyordunuz kömürü? A.R. Oranýn kömürü kahverengimtraktýr.Nasýl almýþ bu Ýngiliz iþletme ruhsatýný? A. Beykoz Kaðýthane vs.. üstten balyozla vurulurdu ve damar çatlatýlýrdý. Resimlerini biz çizdik. nihayet Karadeniz Aðaçlý'da bir maden bulduk. Birkaç tane daha kömür ve linyit madenleri açýlmýþtý. Sonradan müdürlüðünü yapmýþtým. Esasen askerler baþlamýþlardý orada çalýþmaya. T.G.Askeri istihkâm taburu vardý. T. Harbin sonuna kadar burada kömür çýkardým. oduna benzer.G.

1933 yýlýydý ve þirketin merkezi Ýstanbul'daydý. ticari açýdan çok þey öðrenmiþtim. 1927'de baþmühendis. Sermayesi Fransýz’dý. bakýr. Atatürk'ün arkadaþlarýndan bir subay. ufak bir miktar alýyordu ton baþýna. önce olur dedim ama. Kurþun. Fransýz þirketi olduðu halde bir Türk'ü baþa getirmiþlerdi. Balya Karaaydýn Madenleri Þirketi Fransa'ya cevher satardý. T.Evet. babamýn da arkadaþýydý. 1928'de genel müdür ve murahhas aza oldum. 1932 sonuna kadar oradaydým. Balya'ya gelen yeni yabancý grup.G. Bakan da Celal Bayar idi.R.G.R.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I meye konmak istedi. Ankara'ya çaðrýldým. faydasý oldu. 2 yýl Osmanlý Bankasý'nda çalýþtým. çinko fiyatlarý düþtü. Memurluða baþlamýþtým. tuttu kendi elemanlarýný getirdi.Balya iþletmeye kondu iþte..Zonguldak'taki Maden Teknik Okulu ne zaman kurulmuþtu? A. mühendis olarak gittim ve 1923'te göreve baþladým. oraya müdür oldu. T..Ben Balya'da çalýþýrken kurulmuþ. Sümerbank filan kuruldu.O zamanlar þimdilerde olan devlet hakký diye bir kavram var mýydý? A. Devlet de o zaman sanayileþme hamlesine giriþmiþti. Beni ve bir arkadaþý görevlendirdiler. T.G. Ankara'ya gittim ve görev talep ettim. O þirket de müþkül duruma düþtü.. zarar etmeye baþladýlar ve þirketi daha güçlü bir gruba devretmek zorunda kaldýlar. Ondan evvel zafere kadar. Vekalet madenleri iþletmek için bu arada bir kanun yapýyor. Meclis üyeliðine girer misiniz?" dediler. Bana da "Siz çok yoruldunuz ama..R. sonradan meslekten kopunca yavaþ yavaþ sýkýlmaya baþladým. Bana haber yolladý. madenler hususunda ayrý bir teþkilatlanmaya gitmek üzere baþka ülkelerdeki uygulamalarý inceleyin ve kanununu hazýr233 . Bir sene kadar Havzayý Fehmiye Umum Müdürlüðü yaptým.Atatürk döneminde madencilik faaliyetleri geliþti mi? Bu yönde bir çalýþma oldu mu? A. O yýllarda meþhur dünya bunalýmý vardý. çok da hizmet ettiniz. O zaman Sanayi Bakanlýðý'nýn yerine Ýktisat Bakanlýðý vardý. Adam arýyorlardý iþletmek için. Orada da.

R.G. O gün o iki projeyi yaptýk ve yine ayný gün Meclis'ten geçerek kabul edildi.Böylece MTA'nýn ilk genel müdürü oldunuz. Zonguldak Maden Teknik Okulu'ndan mezun 2-3 tane maden mühendisi vardý.G. þimdi birini seç ve genel müdür ol" dedi.R. belli bir hisse alýyordu karþýlýðýnda.R. teknik eleman durumu nasýldý? A.R. 234 . Muazzam bir teþkilatlarý vardý. Necdet Egeran vardý.Yanýlmýyorsak Etibank ve MTA iki ayrý kuruluþ deðillermiþ.Aramalarda belli bir masraf yapýyor ve daha sonra anlaþtýðý banka.R. Vekil. tehlikeli olur" dedi ve ayýrmamýzý söyledi. Fransa'ya göndermiþtim MTA'da çalýþtýðý sýralarda ve jeoloji eðitimi görmüþtü bir yýl süreyle. Bakanlýða verdiðimiz projede ayný örgütlenmeydi.Hangi ülkeleri incelemiþtiniz? A. T.. kendi iþletiyor tabii. çalýþtýk ve 1935'te MTA.Rusla’rýnkini incelemiþtik.G.MTA'nýn kuruluþ yýllarýnda bütçesi. Bakan. T. sermaye olarak hisse alýyordu.Abdullah Hüsrev benim muavinimdi.MTA nasýl çalýþýyordu? Hangi esasa göre arama yapýlýyordu? A. ben de Meclis'in locasýndan izliyordum oturumu. Celal Bayar ile birlikte 25 kiþilik heyet ile Rusya'ya gittik ve inceledik. A. Apart olarak..G. "Politik amaçlý kullanýlabilir. Hiç unutmam. önce arayacak. þirket vs.Etibank'a Ýlhami Nafiz Pamir genel müdür oldu.. Peki Etibank'a kimi verdiler? A.G. "Ýþte oldu bu iþ. T. T.Evet. Adnan Demirci geçenlerde öldü. Oturduk. personel durumu. Onlarda devlet kendi arýyor. T. sonra bir mali kuruluþla anlaþarak iþletecekti. Etibank kuruldu. Bakan bizde yürümez ayýrýn dedi ya.. o vardý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I layýn dediler. Ben de "Maden Arama'yý istiyorum" dedim.. kabul edilip vekiller daðýlmaya baþladý..

A. iki katlý. Almanya ekolündendir. T. o zamanlar bilinir miydi? A. MTA'ya da Hadi Yener getirildi. Ergani bakýr hiç iþletilmemiþti. ilk etüt ettirip Etibank'a devrettiðimiz maden ise krom idi. Kömür iþletmeleri daha sonra kurulunca Etibank'tan oraya devir oldu.Kömür aramalarý nasýldý peki? A. Ýlk defa Raman'da petrol sondajý yaptýk.. vekil deðiþti ve Etibank Umum Müdürü'nün yeni vekille yýldýzý barýþmadý. Orada da laboratuarlar vardý. Sonra Ruslardan geri alýnan Ardahan'da kuvarsam bakýr madeni vardý. Yine Ruslar zamanýnda Murgul bakýr vardý. Tunçbilek linyitleri ilk benim. Teþkilatý ile olduðu gibi duruyordu. Sonra Ergani madenleri vardý.Hangi yöntemlerle arama yapýyordunuz? Sondaj makinalarýnýz var mýydý? Ýlk etüdünüzü hangi bölgede yaptýnýz? A. Biraz ilerde de ikinci bir bina vardý.R. onu da Etibank'a devrettik.G. kira ile oturuyorduk.R.. Biri 4 katlýydý. iki tane apartman tutmuþtuk. çok alim bir adamdý. devrettik.Daha sonra Etibank'a genel müdür oldunuz. Bu hocalar Türkiye'ye bu âdeti soktular ve 4 Aralýk Madenciler Günü olarak bizde de kutlanmaya baþladý ondan sonra.R.G. 235 . 6 sene evvel öldü o da..Evet.G. Etüdünü bitirip.R. aramalarýmdýr benim zamanýmda ortaya çýkarýldý.G.G. O zamanlar MTA'da meclis baþkanýydý. tabii þimdiki gibi muazzam deðildi. Etibank'a devrettik.R. o iyice yarým bir teþebbüstü. biz yaptýk. gelen profesörlerin çoðu Belçikalý’ydý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I T.Saint Barbara hakkýnda bir bilginiz var mýydý..Evet.. T. hikayesini bilirim. Þimdi biliyorsunuz sadece metal iþletmeciliði yapýyor.Büyük sondaj makinalarýmýz vardý..4-5 sene içerisinde epeyce ilerlettik ama. T. Benden sonra devir oldu ama. ilk Zonguldak'taki mektep açýldýðý vakit. Beni yaptýlar.Kütahya.MTA'yý geniþletmek için ne yaptýnýz? A. T.

.G.. bunlarý yapabilmek için de mücadeleci olmalý. A.. Tabii bu bir natur meselesi.Madenci olduðunuza memnun musunuz? Elektrik mühendisi olmak istiyorum demiþtiniz. çok memnunum. ketum olmalý. Çünkü madencilikte ben en önemli olaylarda rol oynadým. Fransýzlar sanat anlamýna gelen "art" derler hatta.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I T.. çok yönlü deðildir kýsacasý. orasý ile meþguldür.Evet. 236 .. Bir maden mühendisi makinadan..Madencilik açýsýndan yok.Bu kadar uzun madencilik yaþamý ve çalýþma alaný içinde yapmayý düþünüp de yapamadýðýnýz bir þey oldu mu? A.. T. inþaattan. Belki birçoklarý gibi zengin olamadým..R. olamaz. Maden mühendisliði çok geniþ çapta bir mühendisliktir. Doða ile tek baþýnýza mücadele etmeye mecbursunuz. Mesleki açýdan tatmin oldum.R.G. Ticari fikir olmalý insanda. Bir elektrik mühendisi santraldedir. týptan anlamaya mecburdur.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful