Mühendislik Mimarlýk Öyküleri I

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

ISBN 975-395-755-6 Kapak Tasarýmý ve Sayfa Düzeni: Emrah Durak Baský Kozan Ofset 0 312 3842003 Baský Tarihi Nisan 2004 Türk Mühendis ve Mimar Odalarý Birliði Atatürk Bul. No: 131 Kat: 9 Bakanlýklar-ANKARA Tel: (0312) 418 12 75 Faks: (0312) 417 48 24 Web: http:// www.tmmob.org.tr E-posta: tmmob@tmmob.org.tr

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

ÝÇÝNDEKÝLER
Önsöz Sunuþ Kemal Saatçioðlu ile Söyleþi Fabrikalar Kuran Fabrika Kardemir ve Türkiye Cumhuriyeti Demir-Çelik Öyküsü Mahmut Kiper Ýlk Feneri Yakanlar Nadir Avþaroðlu Yeþil Çay Yapraðýnda Demli Çay Bardaðýna Bir Baþarý Öyküsü Baki Remzi SUÝÇMEZ Devrim Otomobili Hikayeleri Ýsmet Özkan-Aydýn Engin Türkiye’nin Yaþadýðý Hýzlý Kentleþmenin Öyküsünü Kurmanýn Seçeneklerinden Biri Ýlhan Tekeli Celalettin Uzer’le Söyleþi Uçak Fabrikalarý Nasýl Kapatýldý? M.Bahattin ADIGÜZEL Atatürk Orman Çiftliði Reþat Ünal Bir Rüzgara Karþý Toplu Konut Öyküsü Þevki Vanlý Cumhuriyetin Ýlk Dönemlerinde Yüksek Mühendis Mektebi ve Dökümcülük Anýlarým Burhan OÐUZ PTT Arla ve Teletaþ’ýn Öyküsü Dr. Fikret Yücel MTA'lý Yýllarým Doç. Dr. Sadrettin ALPAN A. Reþit Gencer’le Söyleþi 5 7 11

19 43 63 89

119 135 141 155 173

187 203 217 229

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Bilimle toplumun buluþturulmasýna tanýklýk ediyor bu öyküler. Demir-çeliðin öyküsü mühendislik tarihine kendisi kadar saðlam bir yapý taþý býrakýyor. Atatürk Orman Çiftliðinin kuruluþu ve geçmiþi terkedilmiþ bir alanda umudun yeþertilebileceðinin kanýtý. bu amaçlara ulaþmak için çabalarý sürüyor. Her gün zevkle yudumladýðýmýz çayýn bardaðýmýza gelene kadar ne badireler atlattýðý anlatýlýyor. coþkunun yerine umutsuzluðun geçirilmeye çalýþýlmasýnýn arkasýnda hangi ekonomik ve siyasi koþullar yer alýyor? Mühendislerin ve mimarlarýn. Kýsýtlý olanaklar. sanayileþme. maddi sýkýntýlar. yaratmaya çalýþtýklarý bir dünya var bu kitapta… Cide yolunu yapanlar mesleðimizin bir çözüm sanatý olduðunu. "Ýlk feneri yakan" maden mühendisleri emekçilerin geleceðe giden yoluna ýþýk tutuyor.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ÖNSÖZ "Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I" adlý kitabýmýzdaki öyküleri okurken. inançlý mühendislerin umutlarýnýn nasýl tüketildiðinin ifadesi. yapmanýn yerine yýkmanýn. Bu derlemenin. 5 . Emperyalist sistemin ülkemiz için öngördüðü. ayný zamanda kalkýnma tarihimizden kesitler de göreceksiniz. hakça paylaþma hedefleri. ulaþýlmayacak yol olmadýðýný gösteriyorlar. öyküleri yaratanlara vefa borcunun ödenmesinin ötesinde bir amacý daha var: O da "mühendislik-mimarlýk þimdi nasýl bir yerde" sorusunun yanýtlarýný aramak. Mühendislerin ve mimarlarýn sýnýrlý olanaklarla yarattýklarý. Devrim Otomobilinin öyküsünün kendisi baþlý baþýna önemli bir mühendislik giriþiminin ne tür engellemelerle karþýlaþtýðýnýn. halka hizmet için mücadele eden mühendisler ve mimarlar bugün ne yapabiliyorlar? Mesleklerini toplum yararýna ne ölçüde kullanabiliyorlar? Baþarý öykülerinin temelini oluþturan irade bugün ne kadar geçerli? Baþarýnýn yerine duraðanlýðýn. mühendislerimizin ve mimarlarýmýzýn geçmiþteki serüvenine tanýklýk etmekle kalmayacak. çaðýn gerisinde kalmýþ teknoloji þartlarý içerisinde kalkýnmak için. kalkýnma. hatta ülkemize dayattýðý role karþýn yer yer baþarýlar elde ediliyor. toplumun ihtiyaçlarýný bilimsel bilgiyi kullanarak karþýlama misyonlarý.

mimarlar ve þehir plancýlarý. Kaya Güvenç Yönetim Kurulu Baþkaný 6 . bu anlayýþa uygun yatýrýmlar yapabilelim. Yeter ki. daha güncel baþarýnýn öyküsünü yazmaya ve yayýnlamaya devam edeceðimiz günlere olan özlemimizle. hakça paylaþým için siyasi bir irade oluþturabilelim. bize bu öyküleri yayýnlama olanaðýný veren meslektaþlarýmýza. Yeter ki bu amaçlarla sürdürdüðümüz mücadelemizi yükseltebilelim. bilimi ve teknolojiyi toplum yararýna kullanma anlayýþýný egemen kýlabilelim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Mühendisler. yapmanýn. araþtýrmanýn. kalkýnma. bu çalýþmayý planlayýp bize kazandýran Mahmut Kiper'e. Yeter ki. Yeter ki sayýlarý 500 bine yaklaþan. Yaptýklarýndan daha fazlasýný yapmaya hazýrlar. artýk ulusal bilim. kitabý yayýna hazýrlayanlara Yönetim Kurulumuz adýna teþekkür ediyorum. umudumuzla ve kararlýlýðýmýzla. iþletmenin coþkusunu yaþamaya özlem duyuyorlar. her yýl mezun olanlarýn sayýsý 25 bini bulan meslektaþlarýmýzýn. bütün çalýþanlarla ortaklaþtýrabilelim. bilimi ve teknolojiyi halkýmýzýn hizmetine sunabilmeleri için görülen ortamlar yaratabilelim. tasarlamanýn. bize uygun bulunan ucuz iþgücüne ve doðal ve kültürel varlýklarýmýzýn kuralsýz ve sýnýrsýz tüketimine dayalý rekabet anlayýþý yerine. Yeter ki. Daha fazla. teknoloji ve yenilenme politikalarý temelinde sanayileþme.

nedeni ne olursa olsun kazanýlmýþ yetenek ve kültürü red edercesine baþarýsýz mühendislik-mimarlýk uygulamalarý da ülkemizin çokça görülen gerçeklerindendir. daha geniþ bir ifadeyle mühendisliðin ve mimarlýðýn bazý öyküleri bu kitapta toplandý. kimi. ismini hepimizin yakýndan bildiði sanayi kuruluþlarýnýn kurulmasýný ve geliþimini. Özellikle son çeyrekte üretimin iyice geri plana itilmesi ile artýk kimse yapýlan baþarýlý uygulamalarý gündeme getirmemektedir. Bu kitapta. gerek fabrikalarýn kurulmasý ve gerekse bu iþletmelerde yapýlan uygulamalar ve bir çok planlamalar büyük mühendislik ve mimarlýk baþarýlarý içermektedir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I SUNUÞ TMMOB'nin kuruluþunun 50. Tabii. kurduklarý. Oysa o gün. bir diðeri. ayný zamanda Türkiye Cumhuriyeti'ni anlamlandýran. baþlangýcýndan beri de böyle bir hedef hiç olmadý. hem moral olarak hem de geliþimde üretimin ne denli gerekli olduðunun gösterilmesi bakýmýndan büyük önem taþýmaktadýr. bir kýsmýnýn da eski yayýnlardan alýntý 7 . Türkiye Cumhuriyeti döneminde gerçekleþtirilmiþ ve önemli baþarýlar içeren sektörlerin oluþumunu. baþarýlý uygulamalarý hatýrlatmak ya da bilinmesini saðlamak. Buna örnek esintilere de yer verilmiþtir. sonuncusu da ne zorluklarla kurulanlarýn ne kadar kolay yýkýlýp satýldýðýný ya da yok edildiðini göstermektir. yaptýklarý. Bu baþarýlara imza atanlarýn çoðu TMMOB üyeleridir. yýlýnda. kimi de iz býrakmýþ bazý mühendislerin ve mimarlarýn kendilerini ya da yarattýklarýný anlatýyor. o koþullarda yapýlanlarýn bilinmesi. Türkiye'de gerek sektörlerin oluþumu. çalýþtýrdýklarý ile sadece TMMOB'yi deðil. Bu kitaba çoðunun ýsmarlama. Bu öykü kitabý ile amaçlananlardan biri. üretimde mühendisinmimarýn öneminin anlaþýlmasýný saðlamak ve çalýþmalarda yer almýþ meslektaþlarýmýzý anarak belki de gecikmiþ bir vefa borcunu bir nebze ödemek. ülke mühendislik-mimarlýk yeteneðinin ve birikiminin anlaþýlabilmesini saðlayacak tüm mozaikleri birarada bulabilmek mümkün deðildir. Bu öykülerden kimi. geliþtiren mühendis ve mimarlarýn.

bunlarýn bazýlarýný öne çýkarma fýrsatý bulduk. Buna uygun olarak. geliþtiren. birilerine peþkeþ çeken para modellerinin bize yaþattýðý usanmýþlýk ve umarsýzlýk girdaplarýndan. Bunlar. Umarýz serinin devamý gelir. Ancak bazý uygulama veya sonuçlara bakarak. satýldýðýný da çok gördük. masallardan baþka nerede olur ki? Görev bilinciyle öne çýkmayý yadýrgayan. teknik detaylardan uzak. Bu nedenle mühendislik-mimarlýk baþarý ya da baþarýsýzlýklarý öykülerin içine gömülmüþ durumdadýr. kuran. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda neredeyse en küçük bir sanayi tesisi olmadan uçak fabrikasý deneyimini yaþayan. bir aðýr sanayi iþletmesini 1930'larýn sonunda hafriyatýný kazma-kürekle. Anlatýlanlar kimi zaman masallardaki olaðanüstülükleri çaðrýþtýrýyor. ülkenin zengin mühendislik-mimarlýk öykü hazinesinin gün ýþýðýna çýkarýlmasý için ilk giriþim olarak 'Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri-I' baþlýðý ile yayýnlandý. paylaþan üretim modellerine doðru ufak umut yolculuklarýna sebep olacaðýný umuyoruz. bozan. bazý öykülerin bugün artýk neredeyse kanýksadýðýmýz. tam tersine anonimleþtiren insanlar Cumhuriyetin saðlam tuðlalarýný ördü. yapan. yaptýklarý ile övünmeyen. mühendis.5 yýlda iþletmeye alan. pek çoðu sessizce göçüp gitti. topraklarýn tahliyesini merkep katarlarý ile yaparak 2. mimar ya da plancýlarýn hakkýný teslim etmek mümkün olacaktýr. neredeyse toplu iðne üretmeden otomobil üretimine soyunan ve muhtemelen bir kýsmý otomobil kullanmayý bile bilmeyen 23 mühendisi ile o günün en ileri teknolojilerini içeren otomobili 129 günde tamamlayan bir ülkede yaþýyoruz. konuyu bilsin bilmesin herkesin anlayabileceði hikayemsi bir dille kaleme alýnan ya da daha önce yapýlan söyleþilerden alýntýlanan öyküler yer alýyor. bu kitapta.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I þeklinde temin edildiði bir mühendislik-mimarlýk öyküleri denemesi denebilir sadece. hatta son kuþaðýn muhtemelen doðal karþýladýðý yýkan. Bu kitapla. Zaten. Ancak gene de. çalýþtýran. Ancak tüm bu geliþme potansiyeline raðmen büyük emeklerle kurulanlarýn iki dakikada yýkýldýðýný. Onlar 8 . tasarlayan.

bir çoðu artýk aramýzda olmayan mühendis-mimarýmýzý saygýyla anýyoruz. sanayinin koþullarýnda sürekli iyileþtirmeyi ve üretkenliði artýrarak toplumsal deðiþim projelerinde aktif hatta öncü rol almak vardýr. akýyor potaya. tüm yetenek ve kazanýmlara raðmen bugünkü kötü durumun sebepleri kuþkusuz daha iyi anlaþýlacak ve anlatýlacaktýr. O öykülere.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bunu çoktan hak etmiþlerdi. Aydýn Engin'in yaptýðý söyleþide þöyle diyor. Öykülerini bu kitapta bizlerle paylaþan tüm yazarlara teþekkür ediyoruz. ergimiþ metalin ýþýðý ile özdeþleþtirerek. Kendilerinden habersiz hikayelerini daha önceki yayýnlardan derlediðimiz.' Ne demek istediðimizi. Karabük'te düðün dernek kurulmuþ. Türkiye sanayi ve teknoloji tarihinde. Ne demek istediðimi anlýyonmu sen?. mühendisliðin tanýmýnda zaten. 9 . 'Divriði madeniyle Zonguldak kömürü buluþmuþ. O ýþýktýr. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda. köylülerden sanayi iþçisi yaratmak buna güzel bir örnektir. Çünkü. ülkemizin ilk aðýr sanayi tesisi Karabük Demir Çelik Fabrikalarý'nýn inþaatýnda iþe baþlayan ve bu tesiste üretimde aralýksýz 45 yýl çalýþan Hakký Usta herkese. bunun yanýnda saðladýklarý toplumsal ve tarihsel etkileri ile de deðerlendirilmelidir. Erimiþ cevhere bakmasýný bileceksin. cevher erimiþ. memleketin ýþýklarýna nasýl bakýlmasý gerektiðini bir de öykülerle anlatalým istedik. sanayi yaratarak. O cevherin ýþýðýný bilir misin sen? 1200 derecede erimiþ demir cevheri bir ýþýk saçar efendi. Bu dönüþüm projesinde. Yoksa kör olursun. Ýyi bakmazsan kör eder adamý.. bugün gelinen noktadaki geliþmemiþ ve yetersiz görüntünün aksine pek çok ilk ve yenilik görmek mümkündür. üretime ve üretim tesislerine nasýl bakýlmasý gerektiðine iliþkin galiba en güzel dersi veriyor. memleketin ýþýðý. Öyküleri çoðalttýkça. Mühendis ve mimarlarýn merkezinde olduðu öyküler sadece teknik içerikleri ile deðil. geleceðe de umutla bakmamýzý saðlayan geçmiþimizin en deðerli miraslarý olarak bakmalý ve onlara sahip çýkmalýyýz. Bu tür anýlasý insanlarýmýz ve mühendislik-mimarlýk öykülerimiz pek çok.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu kitabýn peþinden birçok öyküyle bu serinin devam edeceði ümidiyle. Mahmut Kiper Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri-I Kitabý Koordinatörü 10 . Türkiye mühendislik-mimarlýk ve plancýlýk tarihinin geliþimine katkýda bulunan tüm meslekdaþlarýmýza þükranlarýmýzý sunuyoruz.

TMMOB yayýn organlarýndan “Mühendislik-Mimarlýk” gazetesinin18 Temmuz 1957 tarihli sayýsýndan alýnmýþtýr. .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kemal Saatçioðlu ile Söyleþi “60 YILLIK MÜHENDÝSLE KONUÞTUM”* Söyleþiyi Yapan: Aydýn Nisari * Bu söyleþi.

Müh.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Umumi Katip Þükrü Er. Y. Son hanýmýndan doðan çocuklarý ise henüz küçük. Çocuklarýndan ikisi profesör. Uzun bir ömrün tatlý meyveleri. Birliði ziyaret etmiþ bulunan bir zatý göstererek sordu. hem de bir partinin baþkaný. ikisi yüksek mühendis. ..Beyefendiyi kaç yaþýnda tahmin edersin? Dikkatle baktým. 7 çocuðu var. fakat dinlediðimiz zaman 83 yýllýk bir ömrün dile geldiðini anlýyoruz. 7 Çocuk Babasý Ýki defa evlenmiþ. biri baþmüfettiþ. kýzlarýndan biri de hem doktor. hem belediye reisi. Hendese-i Mülkiye Mektebinden aldýðý diploma 60 yaþýnda! Gözümüz aldanýyor. 12 . düþündüm.. Kemal Saatçýoðlu'nun nüfus tezkeresi deðil.60 yaþýnda olsalar gerek. tanýdýðým yaþlý kimselerle kýyaslayarak doðru bir sonuç çýkarmaya çalýþtým: . Meðer çok yanýlmýþým.

güzel bir espriyi de kucaklamaktadýr: 13 . Bölge Ýnþaat ve Proje Servisinde gündelikle çalýþýyor. Tayyare henüz icat edilmemiþti."Tophanenin Maliye’ye borcunu ödemek için Topçu Mektebi’nin yanýnda ve Topçu Mektebi hocalarýnýn idaresinde kurulan okulda gördüðümüz tahsille. Daha sonra hiç durmadan vazifeden vazifeye koþmuþ. elektrik bahsinde ise sâdece bir postane kurabilecek bilgiyi aldýk. Eski tahsilin þimdikine göre pek iptidai kalacaðý kanaatindeyim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünle Bugünün Mukayesesi Kemâl Saatçýoðlu. þimdiki Mühendis mekteplerinin idaresi. Makina diye yalnýz buhar makinalarýný gördük. þevk ve iradesi…. Biz. DSÝ 2. inþaatçýsý. Ama yine de durmamýþ.. 1929 da Giresun Baþmühendisi iken kendi isteði ile emekliye ayrýlmýþ. betonarmeyi doðrudan doðruya mucidinin. imar bakýmýndan dünle bugün arasýndaki farký hayranlýkla belirttikten sonra. her branþýn dersini birlikte okuyarak mezun olurduk. ilk Vazife Kemâl Saatçýoðlu mektebi bitirdikten sonra. tahsili ve yetiþtirdikleri arasýnda mukayese imkânsýzdýr. uçmanýn mümkün olacaðý söylenirdi. Enebik'in kitaplarýndan öðrenmiþler. Eðer dakikada 400 devir yapacak bir makina icat edilebilirse." O zaman betonarme de okumamýþlar. dünkü mühendisle þimdiki meslektaþlarýmý þöyle kýyasladý: . Cemal Paþa'ya Ait Bir Hatýra Birinci Cihan Harbi içerisine Suriye'de öbüründen ayýrmak için "Büyük" diye anýlan Cemal Paþa’nýn icraatý o devri anlatan kitaplarýn ve aðýzlarýn önemli konularýndandýr. adetâ hezarfen yetiþecekmiþiz gibi. o zamanki adý Hüdavendigâr olan Bursa'ya Baþmühendis Muavini olarak tayin edilmiþ. Bitmeyen bir çalýþma azmi. emekli olarak da yurdun hizmetinde ve mesleðinin gösterdiði istikamette gayretler sarf etmiþ. fakat. sucusu filân hep bizden çýkardý. Halen. Cemal Paþanýn þahsiyet ve hüviyeti ile kendisinin ve devrinin otorite telakkisini açýklayan aþaðýdaki fýkra.

Belediye Reisi Rýza Paþa Rikabi beni çaðýrarak "Cemal Paþa telefon etti. 200 asker. Paþa Hazretleri" dedim. saat 9:30'da tekrar gelip 12'ye kadar vazifeye devam ediyorduk. Bilirsin. ama yanlýþ bir hareketimi de hayatýmla ödeyeceðimi biliyordum. Nehri Yezid Rivarý yýkýlmýþ. Karargahýn önünde Belediye Reisi bekliyordu. Karargahtaki kanalýn içerisine girerek yürümeye baþladým. "40 kilo dinamit. Ayný gecenin yarýsý evime yeni dönmüþ ve henüz soyunmuþken kapýya bir otomobil geldi. yok. Arabým ben. . Cemal Paþa hiddetlendi. Bu yorucu mesai arasýnda bir gün. yeryüzüne inmemek için Hazreti Muhammed'in gösterdiði bahane þudur. Bu iþin o günün imkanlarýyla iki ayda bitirilmesi bile zor. Çýkarken de "Bir hafta içerisinde bitiremediðin takdirde vallahi seni asarým. yarýn gidip bakacak ve ne lazýmsa derhal yapacaksýn." Ne diyeyim. geliþigüzel saydým. Durumu kýsaca izah ederek. birbirlerini vahþiyane þekilde kýrýp geçiren insanlýðý yola getirmek kararýný veren peygamberlerin kendi ümmetleri içerisine inmeleri söz konusu olurken. Cemal Paþa asar! Ýþte bu Cemal Paþa’nýn hakim olduðu Þam Vilayeti Belediyesi’nin Heyeti Fenniye Reisi." dedi. Öðleden 14 . bizim Kemal Saatçýoðlu! Kemal Bey gülümseyen bir yüzle bir hatýrasýný þöyle anlattý. "Bir haftada bitirmek için ne lazýmsa söyle. Nehri Tura Kanalýný da týkadýðý için karargaha ve kýþlalara su gitmiyormuþ. Cemal Paþa beni istiyormuþ. Paþa emretti." Rýza Paþa Rikabi'nin alet edavatý temin edebileceðini söylemesi üzerine Cemal Paþa bana "Yarýn gider bunlarý Hüsnü Paþa’ya temin ettirirsiniz" emirini verdi. Huzura Rýza Paþa ile birlikte çýktýk.Belediyede akþam saat 8'e kadar çalýþtýktan sonra. "Ýnþallah bir ayda. 50 laðýmcý. “Cemal Paþanýn bir sorusu üzerine evvelce bahsi geçen kanal ve setin tamirine baþlandýðýný ve baþýnda senin bulunduðunu söyledim. ona göre davran" dedi. Sakýn beni yalancý çýkarma. Cemal Paþa bana sordu “Ýþi kaç günde bitirip bize su verebileceksin?” Bir anda þaþýrdým. sonunda kurþun var”. .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Birinci Cihan Harbi’nin en kýzgýn günlerinde.Ümmetimin arasýna inemem. 5 kilometre gittikten sonra ne göreyim? 30 metre yükseklikte 50 metre boyunda 2 tünel arasýnda üzerinden kanal geçen bir duvar yýkýlmýþ ve Nehri Tura kanalýný da doldurmuþ. Hüsnü Paþa’ya gittim. Rýza Paþa’yý yalancý çýkaramazdým.

Cide yolunun yapýlmasýný isteriz" demiþler. Ayaklarýna kapanarak aðlamaya baþladým… Kemal Bey böylece asýlmaktan kurtulmuþ. bir taraftan meyhanecileri Cide'ye sürerken. yanýnda Rýza Paþa ile Mýsýr Baþmühendisi Maisner Paþa’nýn muavini Mühendis Ata Bey’le birlikte kanala geldiler.Kastamonu Valisi Yeniþehirli Nazým Paþa. diðer taraftan da Cide yolunun yapýlmasý konusunda çalýþmalara baþlamýþ. iþi ele alarak. bu iþ ne kadar günde bitirilebilir?" Merdivenlerden çýkarken Ata Bey yavaþça sordu: "Kaç günde mümkündür.Seni affettim. Cemal Paþa. Paþa. .Mektepli misin. Düþündüm. alaylý mý? 15 . bu yolun haritasýný yapmadýkça orada istikþaf imkansýzdýr" yollu baþtan savýcý bir cevapla geldikleri yere dönmüþler ki benim bundan ve daha evvel verilmiþ bulunan 16 rapordan haberim yok. Aþaðý inince Ata Bey "Paþam dedi." Paþa.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I sonra gelecekmiþ. bu söz üzerine bana dönerek. vurursa kader. Cide Yolu Ýstikþafý Kosova'dan sonra Kastamonu'ya tayin edilen Kemal Saatçýoðlu. ümit ederim ki bir ayda iþi bitirecek. Baþmühendis Nadir Bey beni Nazým Paþa’ya takdim ettiði zaman Paþa sordu. kendilerinden ürkmüþ olduðu halký memnun etmek için. Ertesi gün. onlar da "Meyhanecileri istemeyiz. elden ne gelir? Düþündüðüm gibi de yaptým. iyisi mi gidip Cemal Paþa’ya iþin içyüzünü anlatayým. böyle de. buraya tayin edilir edilmez Vilayetin ileri gelenlerini toplayarak. orada Cide yolu istikþafý dolayýsýyla baþýndan geçen dikkate deðer bir vakayý da þöyle anlattý. dedi. öyle de ölüm. . ama iþin bitmesi için kendisinden 460 altýn harcamaktan kurtulamamýþ. Nezaretten gelen istikþaf mühendisleri "Kibert Þirketi. . Ata Beye “Çýk bakalým dedi. dedin". arzularýný sormuþ. Kemal Bey iþe iyi baþlamýþ. "Bir ayda". Nazým Paþa.

ayaðýma podametre asýlý. Elimde istikþaf paftasý.Nireye götürüyon donguzu? Diyorlar. Ýþte tam bu günlerde. elbetteki yaparým bu yolu. Kaymakama. . Yapýlmasý istenilen yol.Mezuniyetine kaç sene oldu? .8 sene Paþa Hazretleri. para var mý? . sonra da bana dönüp. Daday’la Cide arasý.O halde yer de var. Ailemi yerleþtirdim. gören köylüler jandarmaya. .Var . ben mühendisim Paþam.Sen Cide yolunu yapabilir misin? "Hay hay" cevabýný verince de: . omzumda altimetrik. dedi. tekrar sordu.Mektepliyim. Ertesi gün yola çýktýk. Ben yaya önde. daha evvel bahsettiðim gibi meyhaneciler Cide'ye sevkediliyorlarmýþ. . Köylü jandarmaya koþtu. onu karþýlayýp. ýraký satan mý? 8 kilometre sonra bir köye indik. köþesinde pusula.Otur bakalým þuraya.Nasýl. 50 lira avans aldým ve Kastamonu'ya geliþimin dördüncü günü Daday’a gittim.Ya binek? Yaya gideceðimi haber verince adamcaðýzýn yüzünde þaþkýnlýðýn çizgileri belirdi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I . efendim. diye soruyarlar. dedim. sen bu yeri görmeden nasýl yaparým diye söz veriyorsun? . Daday'dan istikþafa baþladým. . Beni yukarýdan aþaðý þöyle bir süzdükten sonra. suvari jandarma arkada. .Paþam. bir jandarma ve bir mekkareden ibaret ihtiyacýmý bildirince sordu. 16 .

Hoþ geldin baþefendi. maaþýna 150 kuruþ zam almýþ! 60 sene mühendislik yapan ve 83 yýl yaþamýþ bulunan Kemal Saatçýoðlu'nun biri birinden enteresan daha pek çok hatýrasý var. Demeye baþlamýþlar. Müslüman. Köylü boynunu büktü. mektepte 7'nci sýnýfta giyindiði kýrmýzý þeritli ceketini istemiþ. Hatýrasý. Kemal Saatçýoðlu 22 günde Cide yolunun haritasýný ve 3 ay sonra da en müþkül bölgede 24 kilometrelik tesviyeyi turabiye yaptýrmaya muvaffak olunca. . bu mühendis. hemen eve haber yollayýp. hatýralarý var ama biz bunlarý yayýnlarken.Merhaba çavuþaða kolay. tabiidir ki. Filan dedikten sonra. Ancak bunu giydikten sonradýr ki yolda görenler. gazetemizin hacmini göz önünde tutmak zorundayýz… 17 .Akþamlar hayýrlý olsun çorbacý “dediler. Kemal Bey. merhaba. kýsa don giyiyo da. .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I .Ülen.Ne bilek. Jandarma hiddetlendi. bakmýþ ki nereye gitse gayri Müslim veya meyhaneci sanýlacak. . . gelsin. bana da.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 18 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I FABRÝKALAR KURAN FABRÝKA KARDEMÝR VE TÜRKÝYE CUMHURÝYETÝ DEMÝR-ÇELÝK ÖYKÜSÜ Mahmut Kiper Metalurji Mühendisi .

kendisi hiç çalýþmamýþ olmasýna raðmen. gözlemci ve tanýk olarak yer almýþ. tüm olumsuzluk ve yokluklara raðmen. Þanbaþoðlu.bu günlere taþýnmasýný saðlamýþ bir üstadýmýzdý. Osmanlý Ýmparatorluðu'nun son dönemlerinden baþlayarak bu öyküyü þöyle aktarmýþtý : "Endüstri devrimine yol açan temel unsur olan çeliðin kütle halinde imalatýný gerçekleþtirmiþ olan Ýngiltere'nin Baþbakaný kaybettikleri Amerikan müstemlekesi için demiþtir ki. Ayný zamanda.. ama daha sonra. Osmanlý Ýmparatorluðu -gerçi elde bir vesika yok ama.. Söyleþide Þanbaþoðlu. KARDEMÝR öyküsünde de.' Evet. lider. ülke sanayisinin temel taþlarýný oluþturan kuruluþlarýný ülkemizin saðlam tuðlalarý olarak sessizce ören ve yine sessizce göçüp giden bir mühendisi idi. 1930'larýn baþlarýnda baþlayan demir-çelik seferberliðinin her aþamasýnda nefer. Türkiye'nin sýnaî geliþiminde sürekli izler býrakmýþ ve bu satýrlarda anlatýlacak olan demir-çelik öyküsünün -inanýlmaz güçlü hafýzasýyla en ince detaylarýna kadar. o müstemlekeyi kat kat telafi edecek durumdadýr. 'Biz bir müstemleke kaybettik ama öyle bir sanayi üretimi meydana getirdik ki. önce makina mühendisliði eðitimine baþlamýþ.1820'lerde sanayi devrimine girmeye çalýþmýþtýr. Ýngiltere'nin davetinin sebebi Türkiye'yi harbe sokmak için iliþkileri geliþtirmekti.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 20 Ekim 1992 tarihinde TMMOB Metalurji Mühendisleri Odasý'nda yapýlan Akþam Söyleþisi'nin konusu "Türkiye'nin Demir-Çelik Öyküsü". çeliðin kitle halinde imali çok önemli bir olaydýr. Þanbaþoðlu'nun çok önemli bir yeri vardýr. Fabrikayý gezdikten sonra enteresan bir þey göstere20 . Cumhuriyetin o dönemlerdeki insanlarýnda görülen özelliklerinden olan üstün devlet ve görev bilinciyle.. "Memlekete gereklidir" diyerek Aachen'de metalurji eðitimi görmüþ.ülkemizin ilk Metalurji Yüksek Mühendisi Selahattin Þanbaþoðlu idi. Askeri Fabrikalar Genel Müdürü Baþkanlýðý'ndaki bir heyetle harp içerisinde Ýngiltere'ye gittik. Türkiye demir-çelik öyküsünde KARDEMÝR'in (Karabük Demir Çelik Ýþletmeleri). Þöyle bir hatýramý müsaade ederseniz arz etmek isterim : 1942-43 senesinde. konuþmacýsý ise -Atatürk'ün yurtdýþýna gönderdiði diðer öðrencilerle birlikte 1926'da Ankara Garý'ndan bizzat uðurladýðý. S.

Abdülaziz'in zamanýnda Osmanlý Donanmasý'nýn geliþmesi arzu edilmiþ olduðu için. diðeri de asidik Siemens-Martin ocaklarýdýr. Ýlk kurulan tesisler beþer tonluk biri bazik. Fabrikanýn büyük yeþil bahçesinin bir yerinde.' yazýyor. Daha sonra Ýmalat-ý Harbiye tarafýndan Zeytinburnu'ndaki demirçelik tesisleri kurulmuþtur. etrafý zincirle çevrili bir mezar var. bu tersane kurulmuþtur ve içinde hem demirhane. Sonra gidip aradým. Siemens-Martin ocaðýndan dökülen çelik haddeleme suretiyle deðil.. Ve Türkiye Cumhuriyeti teþekkül ettiði vakit..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ceðiz dediler. hem imalathaneler ve diðer tüm fabrikalar var güçleriyle çalýþtýlar.. Tarih 1840." S.. dövme ve presleme iþlemleri vardý. 1923'te elinde çelik üreten hiçbir tesis yoktu. mermerden yapýlmýþ. Osmanlý Ýmparatorluðu'nda hangi tarihte kütle halinde çelik imaline baþlandýðýna iliþkin bir vesika yok. Zeytinburnu'nda haddehane yoktu. Ýmalat-ý Harbiye'nin mazisinden bahseden bir kitap görmüþtüm. O nedenle hafýzama istinaden anlatacaðým.. Mütareke ile birlikte hepsi kapandý. Ufak pik dökümhanelerinden baþka hiçbir þey kalmamýþtý. Yani. 2000 tona kadar bütün gemilerin boyasý. ama kaybolmuþtu. "Ýlk teþebbüs 1924 senesinde imalathanelerin tekrar kurulmasý için çýkarýlmýþ bir kanunla baþlar. Bu savaþta hem çelikhane. Vakti zamanýnda Askeri Fabrikalarýn kütüphanesindeyken. harap oldu. Osmanlý'da kütle halinde çelik üretimi evvela Camialtý Tersanesi ile baþlamýþtýr. Mezarýn üzerinde: 'Ýstanbul'dan buraya staj için gelip 28 yaþýnda ölen Ýbrahim……'in mezarýdýr. hem de bir haddehane bulunmaktadýr. Bu garibin mezarýna kimse dokunmasýn!. Bazik sistemle kütle çelik imalatý. Bu durum aþaðý yukarý Birinci Cihan Harbi'ne kadar devam etti. fevkalade bakýmlý. asidik sistemle de toplarýn namlularý yapýlýyordu. çýrak okulunun mürekkep ihtiyacý dahil tüm ihtiyaçlarý da bu tesiste yapýlýyordu. Ama. dövülme suretiyle þekil alýrdý. 100 milyon liralýk tahsisatýn 5 sene zarfýnda sarf edilmesi üzerine bir kanun çýkarýlmýþ ve ona istinaden 21 . Þanbaþoðlu Cumhuriyetin ilk yýllarýndaki demir-çelik ile ilgili giriþimleri de þöyle anlatýyor.

Þanbaþoðlu'nun 1995'te ölümünün ardýndan. hangi koþullar altýnda ve hangi inanç ve dirençlerle baþarýldýðýný gösteren bu ara açýklamadan sonra. Bu söyleþide. çalýþanlara Cumhuriyetin ilk tabldot uygulamasýný baþlatýrlar. tekrar Þanbaþoðlu'nun aðzýndan demir-çelik serüvenine devam edelim : 22 . kahvehane ve kasap dükkaný ayný yerdi.. Ýki. Kendi aramýzda para toplayýp baþlattýk ve usul haline getirdik. bir aný kitabý basýldý. Haftada yalnýz iki tren geçerdi. bir tane 2 tonluk elektrikli ark ocaðý ve iki tane de kupol ocaðý ile beraber dökümhane. Fabrikada eþeklere ayrý yer vardý." S. Bu kitabýn sunuþunda Prof. Bilsay Kuruç. Çelik fabrikasýnda 500-600 iþçi çalýþýrdý. fabrika çevresindeki uygun bir arazide domates. Bunu yapan da devlet deðildi. Meyhane. Kýrýkkale'deki çelik fabrikasýnýn temeli atýlýr. Dr. Ýþçilere (yani çalýþan köylüye) kendi getirdiði pekmez veya ayrana bandýðý yufka ekmeðinden ibaret yemeðinin ve kendi elbisesinin dýþýnda. Ýþçi tamamen oralarýn köylüsüydü. gibi sebzeler ile tavuk. ne kabzýmal ne de mezbaha vardýr ve onlar. 1932'te Almanlar’dan bir heyet geldi. Fabrikada iki tane 10'ar tonluk SiemensMartin ocaðý. koyun gibi hayvanlarý doðrudan doðruya kendileri yetiþtirerek. Bu fabrika 1932'nin baþýnda bitti. Fabrikaya ya trenle. ilk fabrika yemeði ve kýyafeti Kýrýkkale Çelik Fabrikasý'nda verilmiþtir.. tamirhane vardý. Ülkü Özen'in Selahattin Þanbaþoðlu ile yaptýðý söyleþiden alýntýlara da yer vermiþti. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda nelerin. haddehane. fasulye vb. demirhane. Ve 1929 senesinde de. Kýrýkkale'nin ve fabrikanýn o günlerdeki durumunu da Þanbaþoðlu þöyle anlatýyordu : "1932'de Kýrýkkale'de askeri fabrika sahasý dýþýnda sadece 13 ev vardý. ya da çamur tarladan geçerek gidilirdi. Yol yoktu.. Gazete gelmezdi. biber." O devirde yörede ne sebze hali. Türk Tarih Vakfý'nýn Sözlü Tarih Projesi kapsamýnda. Ýlk önce Ankara Fiþek Fabrikasý ile iþe baþlanmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I askeri fabrika imalathaneleri tekrar yeni baþtan kurulmaya baþlanmýþtýr. üç saatte köyünden eþekle veya yaya gelirdi. bunlarý çalýþtýrmaya baþladýk.

Bunda baþarýlý olmuþtur. çünkü ne mühimmat. yüksek hýz.. Çetinkaya zorlayýnca ray sipariþini Kýrýkkale'ye vermek zorunda kaldýlar. Hülasa. Bizim çelik imalatýnda Harlas'ýn çok büyük yardýmý ve tesiri oldu. kalem çeliði. Daha sonra Almanlar gittiler ve 1934'e kadar çelikhane çalýþmadý. Türkiye'de ilk defa ray 1932 senesinin Haziraný'nýn 4'ünde burada yapýlmýþtýr. fiþek için. Kýrýkkale'de hep yeni þeyler yapýlýrdý. 1934 senesinde Ali Çetinkaya Bayýndýrlýk Bakaný olduktan sonra Devlet Demiryollarý ona baðlandý. daha bir çoklarý yapýldý.. atýþa dayanýklý çelikler. Kýrýkkale'nin esas imal görevi vasýflý çeliktir. semantasyon çelikleri. Onlar raylarý Thomas çeliðinden yapýyordu.' denmiþtir. paslanmaz çelikler. 1935-1940 tarihleri arasýnda TCDD'ye 20.. ne de ray için sipariþ vardý. bütün diþli çelikleri. Kýrýkkale'de dolomit yoktu. uçak çeliði. Türkiye'de ilk defa çelik döküm. Burada ray. manyezitin yakýlmasý ve katýlmasý ilk defa burada oldu.. Sýcak iþ. Ýnþaat Fen Heyeti Baþkaný olan Ýsmail Fuat Bey bizim raylardan ve Alman konsorsiyumundan gelmiþ raylardan bir kaç örnek alýp test etmek üzere Ýsviçre'ye gönderdi. Devlet Demiryollarý baþlangýçta hiç istemiyordu. kuma çelik döküm de bura23 . O esnada. Baþlangýçta. Raylarý ilk teslim ettiðimiz zaman TCDD þüphe etmiþti. Bizim raylar onlarýnkinden kat be kat mukavim çýkýnca herkesin sesi kesildi. 1935-50 arasýnda 150 kadar deðiþik çelik çeþidi yapýlmýþtýr. kýsaca her cins takým çeliði yapýldý. Bu fabrikalarý askerlerin ihtiyaçlarý için kurarken. Bizi en çok müþkülata uðratan. Ýsmet Paþa'nýn emriyle '. platina dediðimiz çok düþük (% 0. 15'lik top imalatý için Almanya'ya tekâmül kursuna gidenler... Türkiye'de bugün bunun yarýsý üretilmiyor.. tabiatýyla hiç tahsisat falan yok. Škoda firmasýndan Harlas isimli bir ustabaþý getirdiler.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "O vakit demiryollarý Türkiye için çok önemli. Sonra. Hepimiz acemiyiz ve doðru dürüst kütle halinde üretim yapamýyoruz.08) karbonlu ve silissiz malzeme imal etmekti.da yapýlsýn. ama manyezit vardý. ama.000 ton ray verdik.

Fiþek.' ilkesine göre ve bütünüyle de harp sanayisine yönelik olarak. Mermi. Ýngilizlerin kitlesel demir-çelik üretimini 'Amerika Müstemlekesi'nden daha üstün tutmalarý gibi. Türkiye'nin sanayi devrimini yakalamasý için." En azýndan 2000'lerin baþýna kadar uzanan bir sanayi çaðýnda lokomotif rol oynamýþ olan iþ kollarýnýn desteklenmesi.." Bu minyatür sanayide gerçekten çok önemli. bunu çelik endüstrisi merkezli sýnaî üretim gücüne borçludur. TCDD'nin ve Milli Savunma'nýn ihtiyaçlarýný karþýlardýk. tampon yayý ve kabýna sýðmayan bir çok ürün. aðýr sanayisini kurmasý ve bunun için de lokomotif sektörlerden olan demir-çelik iþinde çok yüksek üretim rakamlarýna ulaþmasý gerekiyordu. top tabanca. toplarýn tekerlek baþlarý olmuþtur. Ve ondan sonra da enteresan iki döküm yapýldý. lisans söz konusu olamazdý.. ana ve yardýmcý fabrikalar biçiminde kurulur. zýrh levhasý. Ýlk yapýlan þeyler.. piyasanýn ihtiyacý da yoktu.. 'Kýzýlýrmak’ýn doðusunda kurulsun.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I da yapýldý. 1930'larda ýssýz Kýrýkkale köyünde minyatür bir sanayi modeli kurulmuþtu.. fiþek yanýnda. Ama 600-700 ton/yýl ölçekli çelik üretimi ülkenin sanayileþebilmesi için çok yetersizdi. Þanbaþoðlu'nun anlattýklarýndan yola çýkarak o dönemki Kýrkkale'yi þöyle tanýmlýyor : ". kapsül. Dr... zýrh mermisi. bunlar eski Erkin denizaltý personel gemisinin bodoslamalarý ve mermi çeliklerinin çekme halkalarý için. Kendi ihtiyacýmýzý. 1980'lerin sonlarýnda Uluslararasý Demir-Çelik Enstitüsü'nün (IISI) 21. dýþ kýsýmlarý gri döküm halkalardý. bu minyatür sanayide üretiliyordu. Piyasaya vermedik. Bütün bunlarý kitaplardan bakarak yaptýk.. barut. çelik.. Çelik döküm kumu tanýnmýyordu." Prof. Kapasite 2 tonluk bir elektrik ark ocaðýndan ibaretti. tüfek ve barut fabrikalarý ortaya çýkar. iç kýsmý beyaz döküm. vagon yayý. mermi... O vakit þamotu öðütüp döküm kumuyla karýþtýrma suretiyle çelik kumu imal edildi. bentonit hiç bilinmezdi. Askeri fabrikalar 1924'te alýnmýþ olan bir kararla. deðiþik ve zor iþler yapýlýyordu. diðer geliþmiþ ülkeler de bu üretimi çok önemsediler. baþta ABD olmak üzere.. ekonomik geliþ24 . Bilsay Kuruç.. Patent. yýllýk toplantýsýndaki þeref konuðu þöyle diyordu: "ABD bir endüstri devi ise..

bir yýlda 150. demirçelik sanayi kurma teþebbüsü ikinci kez olumsuz sonuçlanmýþtýr. yýlýnda yayýnlanan bir broþürde anlatýlanlara göre. 1932'de Rus Heyeti'nin incelemelerinden sonra. Granigg. 1929-30 gümrük istatistiklerine göre. Dr.. bütçeye ödenek konamadýðýndan.000 ton demir-çeliðe sürüm bulunabileceði. bu heyetin verdiði raporlarda. fakat.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I menin anahtarý konumundaydý. raporunda demir cevherinin ve cevherin izabesi için kullanýlacak kokun dýþarýdan getirilmesini tavsiye eder. Kimya sanayisi ile birlikte temel lokomotif sektörlerden olan demir-çelik iþkolunda çalýþan bir kiþi. Lucius. Bu nedenle de. bir taraftan petrollerin incelenmesi için Lüksemburg'dan Dr. ulaþýmdan reklama tüm diðer yan sektörlerde % 20'lik bir artýþý da beraberinde getirmekteydi. üretimde görülen % 20'lik bir artýþ. Yeni yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti de bu gerçeði görüyordu. ülkede kitlesel ölçekli bir entegre demir-çelik tesisinin kurulmasý hususunun araþtýrýlmasý için gereken çalýþmalar. Ruslardan sonra Amerika'dan gelen bir diðer heyete Türkiye'nin ekonomik tahlilleri yaptýrýlmýþ. Granigg Türkiye'ye getirtilir.. Çünkü bu anahtar sektörlere yapýlan yatýrýmlar sonucu. 1928'de Genel Kurmay'da yapýlan bir toplantýda konu tekrar ele alýnmýþ. Öte yandan ülkemizdeki kömürlerin koklaþma testleri ve cevherlerin uygunluk analizleri de yurtdýþýnda yaptýrýlmýþtýr. Bu yüksek fýrýnýn iþletilmesi için kurulacak kok fabrikasýnda da kimya sanayi bakýmýndan önemli yan ürünler elde edileceði ve bu aðýr sanayi merkezi çevresinde kurulacak sülfürik asit fabrikasý ile diðer yan sanayi tesislerinin çok ekonomik olacaðý doðrultusunda görüþler ortaya konmuþtur. konu tekrar gündeme gelmiþ. 1925 yýlýnda. bu kapsamda demir-çelik sanayisi de 25 . diðer taraftan da kömür ve demir madenlerinin araþtýrýlmasý için Avusturya'daki ünlü Löben Maden Mektebi'nin profesörlerinden Dr. bunun için de günde 300 ton kapasiteli bir yüksek fýrýna ihtiyaç olduðu belirtilmiþtir. KARDEMÝR'in kuruluþunun 50. Ýktisat Vekaleti tarafýndan hemen baþlatýlmýþtý. bu sektörlerden etkilenen diðer iþkollarýnda 20 kiþiye daha istihdam olanaðý saðlamaktaydý. Bu kýpýrtýlardan sonra 1928'e kadar herhangi bir diðer araþtýrma emaresi gözlenmemektedir.

" derler. S. Þanbaþoðlu bulunmaktadýr. Ve nihayet. 1936 yýlýnda Erzurum demiryolu hattýnýn yapýlýþýnda bulunan Divriði demir madenindeki cevherin nakil imkâný. tesisler için önerdikleri kuruluþ yeri Ereðli'dir.. Demir cevheri dýþarýdan ithal edileceði için sahile yakýn oluþu. Amerikalý iktisatçýlarýn ve Rus heyetinin incelemeleri sonucunda. Yörenin iþçi yerleþmesine uygunluðu. birinci sanayi kalkýnma planý kapsamýnda yer alan bu en önemli tesisin kesin olarak kurulmasýna karar verilmiþtir.000 ton/yýl kapasiteli iki ayrý teklif verirler. BRASSERT firmasýna verilir. Genelkurmay deniz toplarýnýn atýþ menzili (o zamanlar 70 km'ydi) dýþýnda kalmasý hususunda ýsrar eder ve Zonguldak'tan 70 km içeride 11-12 haneli Karabük Köyü bulunur. Alman Krupp firmasý 80. A. kesin kuruluþ yerinin tespiti için Sümerbank ve Askeri Fabrikalar uzmanlarýndan bir heyet seçilir.. Demiryolu güzergahýnda olmasý nedeniyle... KARDEMÝR'in ihalesi H. Hasan Osman Kýraç ve S.000 ton/yýl ve Ýngiliz Brassert firmasý da 150..5 milyon £ tutarýndaki bir kredi anlaþmasý çerçevesinde. Sümerbank ve Genel Kurmay ile birlikte çalýþmalara baþlanmýþ. Bunlardan her biri her memlekette baþlý baþýna birer kýymet sayýla26 . tesis Zonguldak'ta kurulsun.. entegre demir-çelik tesislerinin kuruluþ yerlerinin seçiminin ve diðer sorunlarýn incelenebilmesi için. Daha sonra.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ele alýnmýþtýr. 3 Nisan 1937 tarihindeki temel atma töreninde Baþvekil Ýsmet Ýnönü þunlarý söylüyordu : ".. Yöredeki jeolojik yapýnýn aðýr sanayi tesisi kuruluþuna elveriþli oluþu. Ýncelemelerin sonucunda ".. Þanbaþoðlu ile KARDEMÝR'in yollarý da ilk kez burada kesiþir. Ýþin alýnmasý için çok bastýran Ýngiliz Hükümeti ile imzalanan toplam 2. Yer seçimi için oluþturulan heyette Vedat Akdoðan. Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarý adý dikkatinizi celp etmiþtir. Karabük'ün seçilmesinde savunma gereksinimi dýþýnda þu faktörler de rol oynamýþtýr : Taþkömürü havzasýna olan yakýnlýðý. Demir-Çelik fabrikalarý yedi tane büyük fabrikadan mürekkeptir.

Bu fabrikada günde bine yakýn amele çalýþacaktýr. ekonomi bakýmýndan olduðu kadar. Kurulacak fabrikalar fennin en son terakkilerini ve en son icatlarýný ihtiva edecek olan en kuvvetli müesseselerdir. Amelenin nispeten azlýðý. Bu müesseselere 22 milyon liradan fazla para sarf edeceðiz. Bu müessese içtimai bakýmdan da ayrýca dikkati celp edecek bir kýymeti haizdir. Makina endüstrisine de buradan baþlanýr. Arkadaþlar. aðýr endüstriye bugün baþlamýþ bulunuyoruz. Fabrikalarýn her gün kullanacaðý madenleri 236 vagon taþýyacaktýr. 27 . çelik fýrýnlarý. 20. kok fýrýný. Bu müesseselere dayanarak yeniden kurulacak fabrikalar ayrýca bir mevzu olacaktýr. Her bakýmdan memlekete bu kadar lüzumlu ve faydalý olan bu fabrikalarý vücuda getirmek Atatürk'ün büyük ehemmiyet verdiði baþlýca bir mevzu idi. Demir ve Çelik Fabrikalarýnýn endüstri bakýmýndan.000 kw kudretinde bir elektrik santrali.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bilir. Burada çalýþanlarýn ikamet ve çalýþma sýhhat þartlarý. Görüyorsunuz ki. Yüksek fýrýnlar. memleket müdafaasý bugünden sonra daha geniþ temellere istinat etmiþ olacaktýr. Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarý ile memleketin her sahada çok kýymetli olan baþlýca ihtiyaçlarýna cevap verecek bir müessese kurmakla kalmýyoruz. bunlar için ayrý ayrý müesseseler kurulacaktýr. kurulacak olan bu fabrikanýn ne kadar modern ve mekanize olduðunu göstermeye kâfidir. Cumhuriyetçi ve milliyetçi Türkiye'nin manevi ve içtimai bir medeniyet ve kültür müessesesini de meydana getirmiþ oluyoruz. Bu fabrikalar her ihtiyaç için istediðimiz demir ve çelik temin etmekle. endüstri hayatýna hevesle girdikten sonra asýl endüstrinin ana kýsmýna. Bu her gün on trenin buraya gelmesi demektir. büyük bir atölye ve tali maddeler fabrikasý. memleketin müdafaasý için olan yüksek ehemmiyetine de bilhassa dikkatlerinizi celp etmek isterim. haddehane. mektep ihtiyaçlarý ayrýca hazýrlanacak. bugün meydana getirilmesi kararlaþtýrýlmýþ olan bunlardýr.

. Bütün bu iþler kazma.…" Böylelikle....Azmi Tlabar ismindeki kontrol mühendisiydi. Bu olay ülke çapýnda büyük yankýlar uyandýrmýþ ve gazeteler olayý 'Millî Þef' KARDEMÝR'in Temel Atma Merasiminde (3 Nisan 1937) günlerce iþlemiþlerdi.. benim kanýmca en önemli faktör -öldüyse... Bu yolda karþýlaþýlmýþ olan sayýsýz zorluklarý gidermek ve kuruluþlarýný tahakkuk ettirebilmek için baþlýca istinat kuvvetimiz Atatürk'ün bitmez tükenmez müzahereti ve yardýmý olmuþtur.. Bu kadar hýzlý bir fabrika yapýlmasýnda. Soðanlý ile Araç çaylarýnýn kesiþtiði yerde ve birer bataklýktan farksýz olan geniþ çeltik tarlalarýnýn üzerinde memleketimizin ilk büyük aðýr sanayi tesisleri hýzla yükselmeye baþlamýþtý. Þanbaþoðlu þunlarý anlatýyordu : ". Allah rahmet eylesin.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün temelini atmakla sevinç duyacaðýmýz bu fabrikalarýn kurulmasý için çok çalýþýlmýþ. kürek ve eþek küfeleriyle yerlerin doldurulmasý suretiyle gerçekleþtirilmiþtir. O hep iþinin baþýndaydý ve sabahtan gece saat 12'ye kadar mütemadiyen bu iþle meþgul olurdu... uzun müzakereler ve tetkiklerde bulunulmuþtur.. Karabük'ün yapýlmasý -dikkat buyurun." 28 . KARDEMÝR'in kuruluþu ile ilgili olarak S. ne de ekskavatör vardý.2½ senede olmuþtur ve bu yapýlma iþinde ne dozer.

9 Eylül 1939'da iþletmeye alýnan Fatma adýndaki 1.. (28 Þubat 1938) 1 Mart 1938'de makinalarýn montajý baþladý ve birbirini besleyentamamlayan üniteler bütünü olan bu tesiste ilk olarak 6 Haziran 1939'da Kuvvet Santrali ve ardýndan da 27 Temmuz 1939'da 1. Yüksek Fýrýn.Fatma ve daha sonralarý da kardeþleri Zeynep ile Ülkü. hep kadýn isimleri verilir ve yýllarca hiç durmazlar. Yüksek fýrýnda gerçekleþen reaksiyonlarýn tümü bugün bile açýklanamamaktadýr. Ýçerilerine her gün yüklenen cevheri bu fýrýnlar.. Kok Fabrikasý iþletmeye alýndý. gerisin geri demir olarak gün yüzüne çýkarýrlar.. 15 Eylül 1939'da Fatma tam kapasiteyle iþletmeye alýndýðýnda.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bir Entegre Demir-Çelik Tesisinin Konstrüksiyonunda Kas Gücü Kullanýldýðýnýn Resimli Vesikasýdýr. karnýndaki cevheri taþkömürünün ateþi ve karbonu ile yoðurdu. her gün demir doðurur durur. Ve tam 64 senedir -her 5-6 senede bir bakým-onarým için verilen kýsa molalar hariç. Ama topraðý ateþle birleþtirerek demir veren bütün yüksek fýrýnlara. Cumhuriyetin ilk sývý demiri 10 Eylül 1939'da Fatma'nýn karnýndan akkor halinde gün ýþýðýna çýktý. Yüksek Fýrýn Þefi Ekrem Kapralý ve Ýngiliz Uzman Mr.. Smith Müessese 29 .. bu saygý uyandýran ve heyecan veren doðurganlýklarýndan dolayý.. uzun doðum sancýlarý çekti.

Kýrma-Eleme ve Sinter Tesisleri.000 TL'ye mal olan KARDEMÝR'e Sümerbank'ça Sülfürik Asit ve Süperfosfat Fabrikalarý ile bazý tesisler daha ilave ediliyor ve böylece toplam kombine yatýrým maliyeti de 50. baþlangýçta 32. 13 Mayýs 1955 tarihli bir kanunla KARDEMÝR. 200 milyon TL sermayeli bir 'iktisadi devlet teþekkülü' durumuna gelmiþ ve "Türkiye Demir-Çelik Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü" adýný almýþtý. Haddehaneler. Kok Fabrikalarý.000. 1 Haziran 1939'da 30.900. sýra demiri yine ateþle çeliðe dönüþtürecek olan Siemens-Martin ocaklarýnýn devreye alýnmasýna gelir. 13 Mart 1937'de kurulan Sümerbank Karabük Bürosu. Daha sonra. Hem bu ocaklarýn devreye alýnmasý.000 TL. Bu esnada. sermaye ile kurulan Türkiye Demir-Çelik Fabrikalarý Müessesesi'ne devir oluyor. çok büyük hizmetler verecektir. Makina Atölyesi. hem de haddehane ve ray çekme ayarlarýnýn yapýlmasý süreçlerinde Kýrýkkale'den gelen ekiplerin çok büyük katkýlarý olacaktýr. bu iþletmelerin dýþýnda baþlýca þu üniteler mevcuttu. Þanbaþoðlu da bulunmaktadýr. KARDEMÝR'le Þanbaþoðlu'nun yollarý. olaðanüstü bir özveriyle. KARDEMÝR o günlerde en ileri teknolojileri içeren devasa boyutlu bir aðýr sanayi tesisiydi ve iþletilmesi için müteahhit firma ile 1½ senelik bir sözleþme yapýlmýþtý. Yüksek Fýrýn. orada tanýk olarak S. Ve bundan sonra da KARDEMÝR.000. Çelikhane. hem baþka demirçelik iþletmelerinin.000 TL'ye balið oluyordu. SÜMERBANK da bu tesisin iþletilmesine yardým etmekle görevlendirilmiþti. 30 . uzun yýllar sonra tekrar kesiþecektir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Müdürü Halit Civelekoðlu'nun yanýna gelir ve döküm alýndýðýný bildirirler. hem de baþka fabrika ve tesislerin kurulmasýnda. 21 Mayýs 1955'te ETÝBANK'ýn bir müessesesi olan Divriði Demir Madenleri'ni de bünyesine katan kuruluþta.

bir çok fabrikanýn kuruluþunda önemli görevler üstlenip 'Fabrikalar Kuran Fabrika' unvanýný taþýmaya hak kazanmýþtýr. bünyesindeki bu ek tesislerle. yalnýz inþaatlarda kullanýlabilecek olan klasik uzun çelik mamûllerinin üretimi için gerek duyulan tesislerin yaný sýra. Türkiye ve Balkanlar'ýn en büyük ve Avrupa'nýn da hatýrý sayýlýr büyük tesislerindendi. Seydiþehir Alüminyum Tesisi. cumhuriyetçi ve milliyetçi Türkiye'nin manevi ve içtimai bir medeniyet ve kültür müessesesini de meydana getirmiþ oluyoruz" sözlerini bu iþletme tümüyle doðru çýkarmýþtýr. "Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarý ile memleketin her sahada çok kýymetli olan baþlýca ihtiyaçlarýna cevap verecek bir müessese kurmakla kalmýyoruz. Örneðin. Pik. PETKÝM. Ülke sanayinin geliþiminde büyük hizmetler veren tesis öte yandan bir 'içtimai medeniyet ve kültür müessesesi' olma iþlevini de yerine getirmiþtir. Karakaya Barajý. 35 tona kadar pikten ve 26 tona kadar da çelikten mamûl. Afþin-Elbistan Termik ElektrikSantralý. ETÝBANK iþletmelerinin bir kýsmý ve bazý askeri tesisler KARDEMÝR tarafýndan kurulmuþtur. TRT ve PTT'nin 19 adet Radyo-TV anten kulesi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Çelik Konstrüksiyon Atölyesi. 7 çimento fabrikasý. Milli Þef Ýnönü'nün KARDEMÝR'in temel atma töreninde söylediði. Fýrat Köprüsü. Türk Tarih Vakfý tarafýndan çýkarýlan "75 yýlda Çarklardan Çiplere" isimli kitapta yer alan bir çok sanayi öyküsü içinde Aydýn Engin tarafýndan kaleme alýnmýþ KARDEMÝR hikayesi de vardýr. Zira. 9 tane þeker fabrikasý.000 t/yýl kapasiteli dökümhaneler. makina ve çelik konstrüksiyon atölyeleri ile dökümhanelerin de kurulmasýnýn temel nedeni. Taþkýzak ve Alaybey Tersaneleri ile Ereðli Demir-Çelik Tesisleri (ERDEMÝR) ve Ýskenderun Demir-Çelik Tesisleri (ÝSDEMÝR) de dahil olmak üzere. Çelik ve Demirdýþý Metal Dökümhaneleri. çok aðýr parçalarýn dökülebildiði 49. çay fabrikalarýnýn 64 ünitesi. Pendik. ülkemizin her yöresinde baþlatýlan kalkýnma ve sanayileþme çaðýný yakalama hamlesi çerçevesinde planlanan tesislerin hayat geçirilmesiydi. KARDEMÝR'de. Bu yazýnýn sonlarýn31 . KARDEMÝR.

Hareketli cereyan eden münakaþalarda garp ve þark zaviyesinden tiyatro san'atý da bahis mevzuu edilmiþtir. … Gene ocak ayý müddetince Demir Çelik tiyatro salonunda. Ocak ayý hitamýna doðru Ankara Musiki Muallim Mektebi korosu tarafýndan halk þarkýlarýnýn çok sesli icrasý yapýlmýþ. Halkevi müsamere kolu. her iki versiyonu da seyir eylemiþ olanlar tarafýndan. Karabük'e teþrif eden Ankara Devlet Konservatuarý talebelerinden müteþekkil heyet.'' Türkiye sanayisinin ve insanýnýn geliþiminde bir çok ilke imza atan KARDEMÝR. Temsilden sonra. bir tanesinde üstad Nurullah Ataç lisan meselelerine temas etmiþtir. lise edebiyat muallimesi Fitnat Arzýkal idaresinde münakaþa ve mukayesesi yapýlmýþtýr. ayrýca Ankara'dan davet edilen Gazi Orta Öðretmen Mektebi ve Terbiye Enstitüsü spor muallimleri tarafýndan ameli ve nazari olarak eskrim dersleri verilmiþtir. bu ülkeye yöneticilik dersleri de vermiþtir. ''KARDEMÝR bünyesinde “Fabrika” dergisinin Ýkinci Dünya Savaþý'nýn en zorlu günlerinde (1943) çýkarýlan bir sayýsýnda Ocak ayý etkinlikleri þöyle verilmiþtir: '… Halkevlerinde Ocak ayý içerisinde altý konferans icra edilmiþ olup.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I da KARDEMÝR'in genç cumhuriyette medeni insanlar yetiþtirmek adýna yaptýklarýndan bir kaç örnek þöyle anlatýlmaktadýr. Ahmet Vefik Paþa adaptasyonu Mürai eserini temsil etmiþ. ayný eseri bu defa da Fransýzca aslýndan tercüme edilmiþ þekliyle sahneye vazetmiþlerdir. Maarif Vekilimiz Hasan Ali Yücel ise konferansýnda Karabük civarýnda Köy Enstitüsü deðil sanayi meslek mektepleri ihdasýna karar verdiklerini samiine izah buyurmuþ. milli þairimiz Mehmet Emin Yurdakul hece vezni þiiri ile aruz vezni þiirinin mukayesesine tahsis edilmiþ bir konferans vermiþtir. 32 . Fransýz edip Moliere'nin. Demir Çelik Tenis ve Velosipet (bisiklet) takýmlarýna ilave olarak pek yakýnda bir eskrim takýmý ihdas edileceði memnuniyetle haber alýnmýþtýr…. bu temsilin akabinde. Metalurji Mühendisleri Odasý eski Baþkanlarýndan Süleyman Sami Altun'dan KARDEMÝR'in eski yöneticileri ile ilgili bazý anýlar dinlemiþtim.

Onun döneminde bir gün Yönetim Kurulunda bir karar teklifi önergesi okunmuþ. iliþkileri geliþtirmek için piknikler düzenlermiþ. kendisi hakkýnda ceza verilmesi için önerge vermiþ ve bu önergenin iþleme konulmamasý yönünde Yönetim Kurulu ýsrarlarýný da kabul etmemiþtir. Sümerbank’tan ucuz kumaþ vb. Yöre halký tanýnmýþ sanatçýlarý ilk kez onun düzenlediði gecelerde görmüþ. Adana’dan ucuz karpuz. ikinci bir entegre demir-çelik tesisi kurulmasý yönündeki giriþimler 1957'de 33 . Böyle geliþen KARDEMÝR. " Maiyetindeki personelin…… iþlerini deruhte etmeleri sýrasýnda gerekli denetleme ve kontrolleri yeterince yapmayarak Ýþletmelerin zarar görmesine sebep olan Müessese Müdür Yardýmcýsý Tayyip Arý'nýn…. Ülkemizin sanayisini geliþtirmeyi hedefleyen demir-çelik üretimini artýrma gayretlerine paralel olarak.. Tarihe düþülen bu notu bugünkü yöneticiler okuyorlar mý acaba? KARDEMÝR'in bir baþka Yöneticisi. Mevcut kapasite. daha sonra gerçekleþen ýslahat ve tevsiat ile birlikte 1 milyonton/yýl'a eriþmiþtir.000 ton/yýl'a kadar yükselmiþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu gün Karabük Yeniþehir Cami karþýsýndaki Parka ismi verilen Tayyip Baba (Tayyip Arý) 1930'lu yýllarýn sonlarýnda çok uzun süre Ýdari Ýþler Müdür Yardýmcýlýðý yapmýþ. getirerek personele hesaplý þekilde sattýrýrmýþ. Ýþini iyi yapaný ödüllendirmek için bir çok kendine has yöntem geliþtirmiþ. kendini tevsi etmiþtir. Ýmza Tayyip Arý" Tayyip Baba.TL yevmiye cezasýyla cezalandýrýlmasýný tensip ve müsaadelerinize arz ederim. Ocak 1947 ile Temmuz 1950 arasýnda bu tesisin Müdürü olan Muhittin Erkan ne o zamanlar ne de þimdi Karabüklüler tarafýndan unutulmuþ. Erzurum’dan et ve tereyað. Uzun ürüne yönelik bu ilk entegre tesisin ardýndan. toplu sünnet ve düðün törenleri yaptýrmayý sosyal sorumluluk olarak görürmüþ.000 ton/yýl'a ve son yüksek fýrýn Ülkü'nün 1964'te yýlýnda iþletmeye alýnmasýyla da 600. ilk yüksek fýrýn Fatma'nýn kardeþi Zeynep'in devreye girmesiyle 275. yassý ürüne yönelik ve yine cevher ve taþkömüründen üretim yapmak üzere. daha sonralarý. Önergede mealen þöyle denilmekteymiþ.

Üretim kapasitesi ilk önce 2 milyonton/yýl'a(Mt/yýl). yassý mamûl hedefleyen 470. Ereðli'nin kuruluþuna ön ayak oldu.. ERDEMÝR hisselerinin yarýya yakýný bugün borsada kote edilmiþ durumdadýr ve geri kalan kýsmý ise hâlâ kamunun elindedir. ERDEMÝR'in 600 milyon TL'lik kuruluþ sermayesinin % 21'i 'Koppers Assoc. SÜMERBANK ile TDÇÝ-KARDEMÝR de 153'er milyon TL ile % 25." Evet. hükümete yakýnlýðý da bulunan Ýþ Bankasý Genel Md. 1. 7462 sayýlý yasayla 1960'ta kurulmaya baþlanmýþ ve özel bir AÞ statüsüyle 1965 yýlýnda da iþletmeye alýnmýþtýr. Üzeyir Avunduk'a verdim. Bundan sonrasýný gene Selahattin Þanbaþoðlu'nun aðzýndan dinleyelim : ". ETÝBANK ve Ýþ Bankasý iþtiraklarýyla bir þirket kuruldu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I baþlamýþtý. ama kapasite 500.' firmasýna aitti.000 ton/yýl olarak. Investment Co. Krupp hammadde vaziyetini uygun görmeyerek iþten çýktý.... Bir rapor hazýrlayýp.. Buralarýn üçünde de birer demirçelik tesisi kurulmuþtur (Ali Aða'yý Edremit Körfezi'nin havzasýnda düþünmek gerekir).. demir-çelik 1 ton mamul için 6 ton hammadde ithal eder ve su yolu en ucuzudur. Üç ayrý yerden birinde olmalýydý: Ereðli. Çünkü. Tavsiyem 1 milyonton/yýllýk yassý mamûl tesisi kurulmasýydý. 1956-57'de Alman Krupp. Þirketten istenen Türkiye'de bulunan demir yataklarýný inceleyip ikinci demir çelik sanayisinin tipi ve yerini tayin etmekti. Çünkü entegre demir-çelik tesislerini deniz kenarýnda kurmak doðrudur.. ERDEMÝR. SÜMERBANK.000 ton/yýl kapasiteli ikinci entegre tesis olarak. Kredi alýndý ve Sanayi Bak. 1958'de þirketin baþýna beni getirdiler. ana ve yan üretim tesislerinin yaný sýra iki liman. ardýndan da 3 Mt/yýl'a çýkarýlmýþtýr. Ben görev almadým. Edremit Körfezi veya Ýskenderun. Ýzah ettim.. Sonradan yabancý ortaklar hisselerini yerli ortaklara satmýþlardý.5'erlik iki ayrý hisseye (veya % 51'lik kombine bir çoðunluða) sahiptiler.500 34 .25'i de 'Chase Int. Ülkenin tek yassý mamûl üreten tesisi olan ERDEMÝR bu gün. Ereðli verdiðim rapordaki esaslara göre kuruldu. iki baraj.' isimli bir konsorsiyuma ve % 8. Beni bazý bakanlarýn bulunduðu küçük bir Bakanlar Kurulu'na çaðýrdýlar.

altyapýsý yeterli olmayan küçük þirketler iþleri bitirememiþ. Tüm bunlara raðmen. 1975'te yüksek fýrýn devreye alýnmýþ. yaþadýðý finans sorunlarý ve kronikleþen zararlarý sonucu ERDEMÝR'e baðlanmýþ ve uzun yýllarýn birikimleri sonucunda oluþan sorunlar göz ardý edilmiþtir. ancak. ayný iþi daha yüksek bedellerle tekrar almýþlardýr. Süre uzatýmý ve yeniden fiyatlandýrma ile büyük para kazanan bazý firmalar. METAÞ ile diðerleri onu izlemiþlerdir. EAO iþletmelerinden olan ve Türkiye'nin alaþýmlý çelik üreten en büyük tesisi olan Asil Çelik'in de gayet ilginç bir öyküsü vardýr. Elektro Metal AÞ 1957'de EAO ile çelik üretimeye baþlamýþ. yüksek bedellerle iþi alan firmalar bu iþleri çok daha düþük fiyatlarla küçük þirketlere devretmiþ. ERDEMÝR'in devreye alýnmasýnda da yoðun çabalar harcayan KARDEMÝR. Ýlk olarak. sonra da. Sermaye takviyesinin yanýnda.1950'lerin sonlarýna doðru. Bu tesis 35 . Ýnþaat ve montaj iþlerinin tonaj hesabýyla bölüm bölüm özel firmalara ihale edilmesinin ardýndan.2 mt/yýl'lýk kapasiteye ulaþmýþtýr. 1977'de ise 1 mt/yýl kapasiteli bir çelikhane çalýþmaya baþlamýþtýr. ama ancak 1977'de bitirilebilen ÝSDEMÝR'in kuruluþundaki gecikmede. ülkemizin üçüncü ve son entegre demir-çelik tesisi olan ÝSDEMÝR'in devreye alýnmasý sürecinde de sayýsýz fedakârlýklarda bulunmuþtur. 1974'te bitirilmesi planlanan. ya da aðýr tonajlý bazý iþler tamamlanmýþ ve hassas bölümler tamamlanamadan iþ yarým býrakýlmýþtýr. ÝSDEMÝR bugün 2. Türkiye'de özel sektör geliþtirmek üzere sermaye yaratma çabalarýnýn büyük etkisi olmuþtur. hurda demir-çelik girdisiyle çelik üreten EAO (Elektrikli Ark Ocaðý) Tesisleri de -bu kapsamdaki ilk tesis olan Kýrýkkale Çelik Fabrikasý istisna kalmak kaydýyla. iþi önce býraktýklarý halde. 1970'te temeli atýlan ÝSDEMÝR'de. bir hava limaný ve sahibi olduðu diðer fabrikalarla ülke ekonomisinin temel taþlarýndan biridir. özel sektör tarafýndan ülkemizde kurulmaya baþlanmýþtýr. ünitelerin hemen hemen hepsi yarým kalmýþ ve bu iþler de KARDEMÝR'in montaj ekibince tamamlanmýþtýr. Cevher ve taþkömüründen demir-çelik üreten bu entegre tesisler dýþýnda.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I lojman. Ancak.

2 mt/yýl (ülke toplamýnýn % 31'i) düzeyindedir ve 2002 yýlý üretimi de 5.14 mt'dir (% 31). her yýl % 5 artmaktadýr.33 mt (% 69) kadardýr. 2002 yýlý sonu itibarýyla. üreticisi olmuþtur. 36 . Bu olguya baðýmlý olarak ekonomik. doðru bir öngörüþle. toplam kapasitenin % 69'una tekabül eden 14 mt düzeyindedir ve bunlarýn toplam 2002 üretimi de 11. net demir-çelik ithalatçýsý bir ülke konumuna gelmiþtir. Uzun yýllar bu tertiple çalýþtýktan ve pek çok ek yatýrým gerçekleþtirildikten sonra.47 mt/yýl olmuþtur. baþta EAO tesislerinin hurda girdiye baðýmlý olmasý ve entegre tesislerin de yurtdýþýnýn hammadde girdilerine baðýmlý olmasý nedeniyle. Asil Çelik tekrar özelleþtirilmiþtir. 2000'li yýllara kadar dünya demir-çelik üretimi ile dünya sýnaî üretimindeki geliþme büyük bir paralellik göstermektedir. büyük yapýsal bozukluklara neden olmuþtur. ancak layýðýnca iþletilemediði için de kamulaþtýrýlmýþtýr. ancak. sosyal ve politik bütün geliþmelerde de demir-çelik iþkolunun büyük etkisi olmuþtur. Yassý ürün talebi. yaklaþýk 11 mt uzun ürün kapasite fazlasý ve 3 mt da yassý ürün açýðýmýz bulunmaktadýr. Türkiye'nin toplam ham çelik kapasitesi yaklaþýk 20 mt/yýl ve üretimi de 16. Ülkemizin 16. Türkiye.47 mt ham çelik üretimine karþýlýk 12 mt tüketimi olmasýna raðmen. Bugünkü Avrupa Birliði'nin temelini oluþturan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluðu (AKÇT) anlaþmalarý ülkelerinin geliþmiþlik düzeyini de çok etkilemiþtir. zaman içinde demir-çelik üretimi ile ilgili olarak alýnan bazý yanlýþ kararlar. entegre demir-çelik tesisini kurarak aðýr sanayi hamlesine baþlamýþ. 2002 yýlý sonu itibarýyla. ekonomik geliþmeye de paralel olarak. 2002'de dünyada üretilen toplam 886 mt çeliðin % 1. yassý ürün tüketimi ise yine 6 mt civarýndadýr.8'ini üreten Türkiye.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I özel sektör tarafýndan yapýlmýþ. Ülkemizde halen mevcut üç entegre demir-çelik tesisinin toplam kapasitesi ise yalnýz 6. Ülkemizdeki yýllýk uzun ürün tüketimi 6 mt. Böylece. Genç Türkiye Cumhuriyeti de sanayi çaðýný yakalamak için.6 mt'lik bölümü (% 83'ü) uzun ürün. ülkemizde faaliyet sürdüren 16 EAO tesisinin kapasitesi. dünyanýn en büyük 13. Ülkemizdeki ham çelik üretim kapasitesinin 16.

Ülkemizin demir-çelik sektöründeki bu çarpýklýktan en çok etkilenen kuruluþlarýn baþýnda ise KARDEMÝR gelmektedir. daha da ötesinde teþvik saðlandý? Bu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 3 mt'lik bölümü (% 15'i) yassý ürün ve yaklaþýk 0. 1960'larda ülkemiz uzman ve mühendislerinin bu günlerin yassý-uzun gereksinimlerinde doðru tahminler yaptýðý biliniyor. yanlýþ politik kararlar yanýnda.Zamanla geliþmiþlik düzeyine baðlý olarak beyaz eþya. yabancý uzmanlarýn genellikle yanlýþ kararlarý görülür. geliþmiþ ülkelerde. teþvik edilirken bu temel kural gözetilir. Cumhuriyet demir-çelik öyküsüne yakýþmayacak bir kara mizahtýr. ayný zamanda alaþýmlý çelik çeþitlerine ve miktarlarýna da gereksinim fazlalaþýr. uzun ürünlerinki ise % 35 düzeyindedir. Demirçelik üretiminden etkilenecek sektörlerin geliþtirilmesi de böyle yönlendirilir. 37 . gerek tesis ölçeklendirilmesi ve gerekse tevsiat iþlerinde. O halde. dünya üretiminde yassý ürünlerin payý % 65. Bu nedenle çelik endüstrisinde ilk baþlarda uzun ürün talebi fazladýr. hangi çýkarlarla ve hangi yabancý danýþmanlýk kuruluþlarýnýn yönlendirmesi ile onca yatýrýma izin verildi. makina. hem de KARDEMÝR'in yapýsal bozulmasýný hazýrlayan etmenler arasýnda. Gerek ülkemizin demir-çelik üretiminin projeksiyonu. yassý ürün payý ayný kalmak kaydýyla.4 mt'lik kalan bölümü (% 2'si) ise vasýflý çelik üretimini hedef almýþtýr. Oysa ki. dünya çelik üretimine iliþkin istatistik verilerine baktýðýmýz zaman. yukarýda çizilen tablonun neredeyse tam tersi bir görünümle karþýlaþmaktayýz. yabancý uzman ve danýþmanlýk kuruluþlarýnýn da büyük veballeri bulunmaktadýr. Dünya çelik üretiminin % 70'i entegre tesislerde ve sadece % 30'u EAO ile iþletilen tesislerde gerçekleþmektedir Ayrýca. Geliþme çabasýna giren ülkelerde öncelikle þehirleþme çalýþmalarýnýn ve buna baðlý olarak inþaat sektörünün aðýrlýk kazandýðý görülür. Hem demir-çelik sektörümüzün. otomotiv gibi sektörlerin yassý çelik ürünlerine talebi artar. Ayrýca. Demir-çelik üretim projeksiyonlarý yapýlýrken ve buna göre yatýrýmlar yönlendirilip. alaþýmlý çelik üretiminin toplam üretim içindeki payý da %15 dolaylarýndadýr.

5 Nisan 1994'ün ekonomik tedbir paketi içinden KARDEMÝR'in kapatýlma kararý da çýkmýþtýr. KARDEMÝR'in hâlâ verimli olarak iþletilebileceði gerçeðini kamuoyuna açýkladý. Ancak. bazý yanlýþ uygulamalarý hayata geçirmek için ince hesaplarla kurulmuþ bir tuzak olduðunun anlaþýlmasý uzun sürmemiþtir. gerekse iþçi sendikasýnýn baskýsýyla Baþbakanlýk bünyesinde bir 'KARDEMÝR Ýnceleme Komisyonu' kurulmuþtu. 1980'lerin sonuna doðru kamu iþletmelerini her ne pahasýna olursa olsun elden çýkarma politikalarý ile baþlamýþtýr. kararýn hemen ertesindeki bir basýn toplantýsý ve ardýndan yayýnlanan 'KARDEMÝR Raporu' ile gerekçelerin doðru olmadýðý ve aslýnda çoktan alýnmasý gereken bir takým tedbirlerle. Oda. KARDEMÝR'le S.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I KARDEMÝR'in 1958-62 yýllarý arasýnda 600.000 ton/yýl kapasitesine çýkarýlmasý çalýþmalarýnda görev üstlenen Alman ve Ýngiliz firmalarý. Çankýrý gibi çok geniþ bir bölgeyi de besleyip giydiren KARDEMÝR hakkýndaki bu kararýn. Kontinü kütük tesisinin zamanýnda kurulmamasý da. Bu stratejik hata tesisin geleceðine hep olumsuzluk taþýyacaktýr. gerek bölge insanýnýn etkisi. Ünlü 5 Nisan Paketi'ne karþý gösterilen ilk tepki. bazý yabancý uzmanlarýn tesisi incelemesini takiben. teknolojik yatýrýmlarý zamanýnda yaptýrmama ve engelleme. Oysa. o yýllarda günümüzde de hala geçerli olan 'LD Konvertörleri'yle çelik üretimi yapýlmaktadýr. KARDEMÝR'deki zarar dönemini baþlatan en önemli teknik nedenlerin bir diðeridir. Þanbaþoðlu'nun yollarý en son bir kez daha kesiþti: Bu komisyonda o da bulunuyordu. aþýrý istihdam. Aslýnda. Ve nihayet. mevcut küçük Siemens-Martin fýrýnlarýný yýkýp yerine büyüklerini kurarak çelik üretimini saðlamýþlardýr. Zira. Yukarýda özetlenen geliþmelerin ardýndan. Bartýn. sermaye yetersizliði ve çok yüksek faizlerle özel bankalara borçlandýrma gibi çeþitli kötü yönetim politikalarýnýn en acýmasýzlarý bu iþletmeye uygulanmýþtýr. KARDEMÝR'deki esas geri gidiþ süreci. 38 . Kastamonu. Eflani. anýlan kapatma kararýnýn alýnacaðýný fark eden Metalurji Mühendisleri Odasý yönünden geldi. sadece Karabük'ü deðil. 1989'da baþlayýp epey de uzun süren bir grevin ardýndan KARDEMÝR eni konu mecalsizleþip verimsizleþmiþ.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1939 Eylül’de KARDEMÝR'den sývý metalin alýndýðý ilk gün orada bulunan Þanbaþoðlu, Komisyon'un en çalýþkan üyesiydi; tam 55 yýl sonra, KARDEMÝR'i kurtarmak için en ön safta yine mücadele ediyordu. Komisyon çalýþmalarýnýn sonuna doðru inceleme için KARDEMÝR'e gidildi. Buraya þov yapmak için gelen siyasilere, ülke sanayisinde derin izler býrakmýþ 87 yaþýndaki bu kiþi, 'Bu tesis ülke için gereklidir, kapatmak cinayettir!' sözleriyle ders veriyordu....

S: Þanbaþoðlu 1907-1995 5 Nisan 1994 kararlarý öncesi ve sonrasý tüm olanlara o dönem Metalurji Mühendisleri Odasý Baþkaný olan ve KARDEMÝR Ýnceleme Komisyonunda da yer alan bu satýrlarýn yazarý þahittir. KARDEMÝR Raporu da ucuz siyaset malzemesi yapýldý. Selahattin Þanbaþoðlu ise, engin bir vicdan huzuru içinde, "Biz görevimizi yaptýk...." diyordu. Ve bu onun son görevi oldu; bir yýl sonra kendisini trafik terörüne kurban verdik, aramýzdan ebediyen ayrýldý. KARDEMÝR de, çok büyük paralar karþýlýðý yabancý bir danýþmanlýk þirketince düzenlenen raporda belirlenen esaslara göre, iþçi sendikasýnýn önderliðindeki bir konsorsiyuma devredildi. 39

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Oysa ki, Türkiye'nin geliþim sürecinde hep ilklere imza atmýþ, sürekli üretmiþ, pek çok fabrika kurmuþ, bunlara ilaveten týpký bir sanayi okulu gibi sayýsýz iþadamý ve teknik eleman yetiþtirmiþ olan Cumhuriyetin bu ilk aðýr sanayi iþletmesinin yapacaðý daha çok þey var. Yüksek fýrýnlarda ve diðer tesislerde, ülkenin büyük gereksinim duyduðu ara mamûllerin üretimi pek alâ mümkün. Ama, galiba niyet yok. Sadece KARDEMÝR'i tekrar ayaða kaldýrmaya deðil, üretmeye ve üretime dayalý olan deðerlerle ekonomik geliþmeyi saðlamaya da niyet yok.... Genç Cumhuriyetin o ilk dönemlerinde hangi niyet ve heveslerle nelerin baþarýldýðýný, üretmeyi sevmeyle memleket sevmenin nasýl eþ anlamlý olduðunu, ayný ýþýðýn kimilerine aydýnlýk verirken, kimilerini nasýl kör edebileceðini bilmem KARDEMÝR Eski Ustabaþýlarýndan Hakký Yardibi'nden daha güzel kim anlatabilir? Sözünü ettiðim, "Çarklardan Chip'lere" isimli kitaptaki Aydýn Engin'in KARDEMÝR öyküsünde yer verdiði bu söyleþide, KARDEMÝR'in temel atma töreni için kurulan derme çatma þantiye binasýnýn inþaatýnda iþbaþý yapýp aralýksýz 45 yýl çalýþtýktan sonra Kuvvet Santralý Ustabaþýlýðýndan Emekli Hakký Usta þöyle diyor;

"….Þu Keltepe'den aþaðýya, buraya yürüyerek geldim. Baktým bu civarýn köylüleri toplanmýþ bir yere doðru gidiyorlar. Biz de fabrika kurulacak diye duymuþuz ya, onlarýn ardýna takýldým. Soðanlý Suyu'nun oraya vardýk, Uþaklý Eyüp Bey diye bir adam kýrýn ortasýna bir masa, bir iskemle kondurmuþ, oturuyor. 'Çocuk gel buraya' diye çaðýrdý. Sordu, 'Çalýþýr mýsýn?' dedim, 'Çalýþýrým efendim.' Baþladýk iþe. Geleni alýyorlar biliyor musun? Ýþçi yok. Sinek, sivrisinek kýrýyor milleti. Isýcak kavuruyor. Gelen bir bakýyor þöyle. Bir on beþ gün çalýþýyor. Býrakýyor gidiyor. Dayanmasý zor senin anlayacaðýn. Ben dayandým. …. Baktým düz amele yövmiyesi düþük. 'Haaa, bu iþ cahillikten böyle oldu' dedim. Ona sora, buna sora yazýyý öðrenmeye çabalýyorum biliyor musun? Daha fabrika filan kurulmadan, þimdi bu Yeniþehir dediðimiz yere bir ilk mektep açýldý. Duttum kaydoldum.
40

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Þimdi bak sekiz saat çalýþmak, inþaatta mesai senin anlayacaðýn; sekiz saat uykuydu, yemekti, ývýr zývýrdý; sekiz saat mektepti, ders çalýþmaktý filan oluyor. Akþamdan yarý geceye kadar. Biz 17 iþçiyiz, köylülerin ufak mektep çocuklarýnlan beraber okuyoruz. Þimdi ben ordan hemde üstün baþarýyla bir diploma aldým mý arkadaþ! O zaman anladým ki dünyanýn ekseni nedir? Ne kadar eðiktir? 23 derece eðiktir biliyon mu? Ýngiliz gavurunun tercümaný da hoca okulda. Adam diyor ki 'Karadeniz’in ortasýna bir iðne düþmüþ, bunu bul!' Sen þimdi buna imkan yoktur efendim,' dersin. Paraleller, meridyenler filan bir araya getirip karþýlaþtýrdýn mý 'gemi aha burada batmýþ, iðne de aha þurada diyeceksin, elinle koymuþ gibi bulacaksýn. Ben burada, bu fabrikada yani, öðrendim dünyanýn ne olduðunu. ….. 36 baþýndan 37 sonuna doðru temeller bitti, duvarlar yükseldi epey. Ve efendi iþ yürüdü biliyon mu? 1939 senesinde de jenaratörü çevirdik biz. Kuvvet santrali cereyan vermeye baþladý. Haaa bak, o jeneratörün þalterini basma þerefini Allah bana nasip etti biliyonmu? Çok þanlý, þereflidir yani. …… Ýþte þimdi geldik Yüksek Fýrýna. Hepsi bir tamam. Ýsmet Paþa filan gelmiþ, yüksek askeriye kumandanlarý, vekiller filan hep orda. Vali arada kaybolmuþ, var sen hesapla artýk. Günlerdir vermiþiz kuvveti ýsýnmýþ yüksek fýrýn. Derken efendi, bir ýþýk çaktý ki yüksek fýrýndan… Ohooo içimiz ýþýyor efendi içimiz. Herkes salya sümük aðlýyor biliyon mu? Iþýk bu, yüreðine de vuruyor, kafanýn içine de. Öyle kýzýl, öyle parlak bir ýþýk iþte. Divriði madeniyle Zonguldak kömürü buluþmuþ; Karabük'te düðün dernek kurulmuþ, cevher erimiþ, akýyor potaya. ….. Bak efendi ben bu fabrikaya 45 yýl hizmet vermiþim. 45 yýl ne demek biliyon mu sen? 45 yýl yetiþkin adamda ömür demek. 45 yýl. Bir yevmiye cezam yoktur benim 45 yýlda. Bir yevmiye ceza alacak bir kusur, bir ihmal yoktur efendi. Neden öyle peki? Bu fabrika bizim gözümüz. Bizim gözümüzün ýþýðý. O cevherin ýþýðýný bilirmisin sen? 1200 derecede erimiþ demir cevheri bir ýþýk saçar efen41

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

di. O ýþýktýr, memleketin ýþýðý. Ýyi bakmazsan kör eder adamý. Erimiþ cevhere bakmasýný bileceksin. Yoksa kör olursun. Ne demek istediðimi anlýyon mu sen?.."
Hakký Usta'nýn ne demek istediðini anladýk mý? Iþýða, memleketin ýþýklarýna doðru bakmasýný bildik mi? Yoksa kör mü olduk? Madem ki, Türkiye Cumhuriyeti demir-çelik öyküsüne Selahattin Þanbaþoðlu ile baþladýk, yine onunla bitirelim; aynen þöyle diyordu : ".... O gün, o koþullarda yapýlanlarýn bugün yapýlmamasýnýn mazereti olamaz, isteselerdi her þey yapýlabilirlerdi…."

42

Taleplerini kamuoyuna duyurmak isteyen madenciler Zonguldak’tan Ankara'ya yürüyüþe geçmiþtir. ATATÜRK 1935 yýlý TBMM açýlýþ nutku ÝLK FENERÝ YAKANLAR* Nadir Avþaroðlu Maden Mühendisi * Madenciliðin kalbi Zonguldak'ta 1848'ten bu yana ilk yasal grev 30 Kasým 1990 tarihinde baþlamýþ. Türkiye Taþkömürü Kurumu (TTK) ve Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüklerine baðlý iþyerlerinde çalýþan 48 bin iþçi greve gitmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Maden iþleri yeni bir açýlma devresindedir. . Madencilikte yýllardýr kullanýlan ancak ülke gündemine ilk kez bu yürüyüþte oturan slogan "Madencinin Feneri Sönmeyecek" olmuþtur." K. Maden Mühendislerimizi ihtiyaca yeter sayý ve deðerde yetiþtirmeye önem vermek gerekir.

sistem ya da kurumlarýn bütün boyutlarýyla kavranýp deðerlendirilmesi. 1 Mart 1953'te öðrenime baþlamýþtýr. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda baþlatýlan kalkýnma hareketleri. ülkenin kendi kaynaklarýna yönelmesine neden olmuþ ve hemen 1924 yýlýnda özellikle askeri amaçlar göz önünde bulundurularak Zonguldak Yüksek Maden Mühendisi Mekteb-i Alisi eðitime açýlmýþtýr. Özellikle Anadolu'dan yoksul ailelerin zeki çocuklarý (bir çoðu o yýllarda Anadolu'da öðretmenlik yapan eðitmenler tarafýndan önerilenler) bu okula alýnmýþ. eðitim konusuna sadece Osmanlý'nýn son dönemlerinden baþlayan kýsa bir tarihçe olarak deðerlendirilmelidir. 11 Ekim 1947'de Ýktisat Vekaleti'nin (Ekonomi Bakanlýðý) Maarif Vekaleti'ne (Milli Eðitim Baþkanlýðý). Bu nedenle. Yüksek Maden Mühendisi azlýðý nedeni ile yer altý servetlerinin deðerlendirilmesi iþinin ele alýnmasý konulu baþvurusu ile devam etmiþtir. Toplumdaki kurumlarýn incelenmesi ise. yatacaðý ve hatta sigarasý dâhi devlet tarafýndan karþýlanarak okutulmuþtur. çocuklarýn yiyeceði. 1947 yýlýnda Prof. bu kurumlarýn içinde yer aldýklarý sosyoekonomik yapýnýn bütünselliði içinde ele alýndýðýnda anlamlý sonuçlar verebilir. Doðaldýr ki böylesi bir aktarým eðitim kurumlarý aracýlýðýyla olacaktýr. davranýþ. toplumsal yapýnýn içerdiði diðer kurumlar arasýndaki yerinin belirlenmesine baðlýdýr. bilgi ve becerilerin bireylere aktarýlmasýdýr. toplumun sosyo-ekonomik yapý ve iliþkilerinin oluþturduðu dinamiklerden soyutlayarak yalnýzca kendi içinde deðerlendirmeye giriþmek ele alýnan konunun gerçek boyutlarýnýn gözden kaçýrýlmasý sonucunu verir. Maden Fakültesi 1947'de baþlayan ve 6 yýl süren yoðun bir hazýrlýk sürecinden sonra. aþaðýda sunulan çalýþma.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Eðitim. 44 . toplumun geliþmesinin belirli bir aþamasýndaki düþünce. Ülkemizde hak ettiði yeri bir türlü bulamayan madencilik sektöründeki en önemli eksikliklerden biri de bellek kaybý ve güçlüklerle elde edilen deneyimlerin yitmesidir.Ýlhami CÝVAOÐLU'nun Makina Fakültesi Dekanlýðý'na verdiði önerge ile baþlatýlan kuruluþ süreci. Toplumsal kurumlardan bir tanesi olan eðitim kurumunu. Bu boyutlarý ile ele alýndýðýnda. söz konusu sistem ya da kurumlarýn. Akademik anlamda devamlý ilk maden mühendisliði eðitimi Ýstanbul Teknik Üniversitesi'nde "Maden Fakültesi"nin kuruluþu ile baþlamýþtýr. toplumdaki eðitim.

Oðullarýný yaz aylarýnda maden bölgelerine madencilik. Avrupa'da kiliseler ve dinsel örgütler. Kitaplarýn çoðu Almanca. ekonomi ve iþ iliþkileri konularýnda eðitilmeleri için bu okula yollamýþtýr. Buna karþýn Anadolu. yurdumuzda yüksek öðretim kurumlarýnýn kurulmasý ve buralarda bu konulardaki derslerin verilmesi ile baþlamýþtýr. Ortaçað’da. maden ve metalurjiye çok fazla önem vermektedir. Üniversitenin ilk 45 .000 ciltlik maden. 1762'de. ilk Maden Teknik Okulu 1736'da Avusturya'da kurulmuþtur. Buhara. El-Biruni (973-1040) mineraller ve bunlarýn fiziksel özelliklerinden. bilimsel düþünümü ve yerbilimlerinin geliþmesini engellemiþ. kimya. biyoloji. metalurji. yanar taþlar(kömür) ve fosiller hakkýnda bilgiler vermiþtir. tuzlar. Semerkant ve Mezopotamya'da yaþayan bilim adamlarý. Bu okul dünyadaki ilk maden mühendisliði okulu olarak literatürlerde yer almaktadýr. Miskole Üniversitesi'nin Müze Kütüphanesi'nde 45. doðunun en büyük hekimi ve düþünürü Ýbni Sina "Þifa" ve "Kanun" adlý yapýtýnda taþlar. Ýlk Maden Okulu'na 1763'te Belçikalý kimyager-metalurjist Joseph Nikolaus JACKQUIN atanmýþtýr. mineraloji. jeoloji ve matematik kitaplarý bulunmaktadýr. Avusturya kraliçesi Maria Therasa Yukarý Macaristan'da (günümüzdeki Slovak Cumhuriyeti) Schemnitz'de Ýmparatorluðun varlýðýný sürdürmek için Maden ve Metalurji tesislerini yönetebilecek mühendisler ve günün bilim ve teknolojisi ile donatýlmýþ yöneticiler yetiþtirmek için Maden Akademisi'ni kurmuþtur. madenler. Arabistan. metalurji.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünyada ise. 1867'de Macar egemenliðinden sonra Macarca olarak sürdürülmüþtür. Eðitim 1764'te Almanca olarak baþlamýþ. eskiler ise Latince'dir. Avrupa ülkelerinde olduðu gibi Anadolu'da da yerbilimleri ve mineraller konusunda ilk ayrýntýlý bilgilerin verilmesi ve yayýnlarýn yapýlmasý. fizik. deðiþik aðýrlýkta ve anlayýþta yer vermiþlerdir. Bunlardan Hüseyn Ýbni Ishak (809-873) kýymetli taþlardan. 1949'da Üniversite olan okul 1990'da Miskole Üniversitesi adýný almýþtýr. yüzyýlýn kitaplarý dahi kütüphanede bulunmaktadýr. Bu kütüphane maden ve metalurji dallarýnda dünyadaki tüm kitaplarý içeren tek kütüphanedir. 16. yerbilimlerinin deðiþik konularýna. Kraliçe. ortam kara bir bulut ile örtülmüþtür.

jeolojik olaylar "Alemi kevn-ü fezada vâki alâim ve âsar" (Yeryüzünün ve Uzayýn Oluþumundan Ýzler ve Eserler)) adlý alt bölümde sýcak maden sularý. Tanzimattan önce. Madeniyat alt bölümünde. ve 20. 1836'da bu iki müessese birleþtirilerek 6 sýnýflý "Mekteb-i Týbbýye-i Þahane" adýyla yeniden kurulmuþ ve 1850'de bu mektep ýslah edilerek modernleþtirilmiþtir. 1835'te basýlan 4. Bunun asýl nedeni. Yeryüzünün Halinden Özetler) bölümünde. hadislerin ve diðer metinlerin þerh ve tefsirine dayanan. yanardaðlar ve depremler anlatýlmakta. altýn. doðada bulunan cisimler (ecsami arziye-i tabiiye). kurþun. ana dilimiz yerine Arapça'nýn egemen olduðu bir öðretim metodu takip ediliyordu. Abdullah Bey. somut örnekler verilmektedir. madenler anlatýlmakta. Ýstanbul bölgesinin jeolojisi hakkýnda yaptýðý araþtýr46 . demir vb. özellikleri açýklanmaktadýr. bu okulun "Baþ Hocasý" Hoca Ýshak Efendi’nin yerbilimlerinin bazý konularýna "Mecmua-i Ulumu Riyaziye" (Matematik Bilim Dergisi) adlý yapýtýda yerverdiði görülür. Ýstanbul'da "Týphane" adýyla 4 sýnýflý bir Týbbiye Mektebi açýlmýþ (1827) ve bundan ayrý olarak Cerrahhane adýyla bir mektep de bulunmaktadýr. (emleka). bir bölüm olarak "Ýlmi Hikmet-i Tabiiye-i Mahsusdan Mevcudat-ý Arziye'nin Ahvali Muhtasaralarý" (Tabiat Bilimi Özelliklerinin Hikmetinden. yüzyýllarda fen bilimlerinde. taþlar (ahçar). Cildinin 381.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I temeli sayýlan "Mühendishane-i Berri-i Hümayun"nun ders programlarý ve yayýnlarý incelendiðinde. hayvanlar ve madenler hakkýnda ayrýntýlý bilgiler vermektedir. Dr. tetkik. kýymetli taþlar (cevahir). 19. Medreselerde "Ümmet Terbiyesi" yani müþahade. tuzlar. bitkiler. Abdullah Bey bu mektepte "Ýlm-i Arz ve Maadin" (Yeryüzü Bilimi ve Madenler) dersleri vermiþtir. tecrübe ve tenkide hiçbir yer vermeyen. Türkiye'de yer bilimlerinin yüksek öðrenime girmesi Tanzimat Devri'nden sonra baþlar (1839). özellikle yerbilimlerinde Avrupa'daki geliþmelerin bizdeki yansýmalarý ne yazýk ki çok geç ve pek azdýr. platin. Bunlardan sonra yeryüzünde görülen. skolastik metotlarýn ve Medrese Öðretimi'nin uzun zamanlardan beri ülkemizde kökleþmiþ olmasýdýr. sayfasýnda. içerisinde tuzlar. yalnýz ayetlerin.

"Birinci sýnýf hocalarý arasýnda pek muhterem iki sima daha 47 . Ýstanbul Üniversitesi eski Rektörlerinden. Fosilleri paleontolog Ýbrahim Lütfi Paþa Verneuil tarafýndan tamamlanmýþ ve (1838-1902 birçok yeni türler bulunmuþtur. Paris'te 1867 yýlýnda kurulan uluslararasý sergiye Türk Miralayý rütbesiyle gönderilmiþ ve Ýstanbul civarýndan topladýðý 1. bunlarý ve bunlarýn resimlerini çizdiði albümle beraber Fransýz "Museum d'Historie Naturelle"e hediye etmiþtir. Tevfik Salim SAÐLAM 1959'da yayýnladýðý "Nasýl Okudum?" adlý yapýtýnda. Ýstanbul jeolojisine dair makaleler yayýnlanmýþtýr. Abdullah Bey'in muavini olmuþ. Abdullah Bey'in derslerini Binbaþý Ýbrahim Lütfi Bey Türkçe'ye tercüme etmeye baþlamýþ ve 1874'de (1291) Abdullah Bey ölünce. Mektebi Týbbiye-i Þahane'nin Ýlmülarz ve Maadin (Jeoloji ve Mineraloji) muallimliðine atanmýþtýr. jeoloji ve mineraloji derslerini Türkçe'ye çevirmiþtir. 1874'de Dr. Dr. Gördüðü ilgi nedeniyle. burada jeoloji ve mineraloji derslerini Fransýzca olarak veren Dr.200 kadar fosil ve mineral numunesini sergilemiþtir. öðrencilere derste göstermek için düzgün ve düzenli taþ ve fosil koleksiyonu yapmýþtýr. 1870 yýlýnda Askeri Týbbiye'de öðretim Türkçeleþince.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I malarýný Fransýz Jeoloji Derneði ve Fransýz Bilimler Akademisi dergilerinde yayýnlamýþtýr.Prof. Trilobites Abdullahi Verneuil. Ýbrahim Lütfi Paþa 1867 yýlýndan itibaren Askeri Týp Okulu'nda önce Patolojik Anatomi muallim muavini. Pleurodictyum Constantinopolitanum gibi ayrýca Ýstanbul'da Fransýzca olarak yayýnlanan Gazete Medicale d'Orient'da da. Abdullah Bey ve Ýbrahim Lütfi Paþa. 1898 yýlýnda girdiði Askeri Týbbiye'nin öðrenim yýllarý anýlarýný ve hocalarýnýn özelliklerini anlatýrken Ýbrahim Lütfi Paþa hakkýnda. verem uzmaný Ord.Dr. Abdullah Bey'in ölümü üzerine de dersin muallimliðine (profesörlüðüne) getirilmiþ ve bu dersi ölünceye kadar bu okulda okutmuþtur. 1870'de Dr.

Türkçe'si ise hakikaten pek üstadâne bir tarzda harfiyyen yapýlmýþ bir tercüme olmakla beraber. 48 . Mineraloji için Týbbiye'de oldukça zengin bir taþ koleksiyonu vardý. Kitabýn aslý. esasen güç ve düðümlü bir uslüp ile yazýlmýþtý. Ýlm-i Tabakatül Arz ve Maadin derslerini vermiþ ve sonradan Darülfünun'a nakletmiþtir. . Ýlmi Tabakatül Arz ve Maadin (Jeolojik Formasyonlar ve Madenler) müderrisi olarak tayin edilmiþtir. Kendisi. Jeoloji tatbikatý yapýlmazdý. Halil Bey Viyana Politeknik'de Kimya ve Maden Mühendisliði eðitimi görmüþ ve Avrupa'dan dönüþünde (1876) Mekteb-i Mülkiye'de ve Darüþþafaka'da Kimya. Türkçe'sinden anlayamadýðým cümlelerin manasýný Fransýzca metinden çýkardýðým olurdu. 1900 senesinde Darülfünunü Þahane adý ile yeniden açýlmýþ ve Ulumu Tabiye Þubesi'ne (Doða Bilimleri Þubesi) Halil Ethem Bey. daha sonra yaþantýsýný aktaracaðýmýz. Halil Ethem Bey'in hocalýðý 1909'da Þehr-i Eminliði'ne tayin oluncaya kadar devam etmiþtir. Ýbrahim Lütfi Paþa Týbbiye’nin en eski hocalarýndan ve týp dilimizin Türkçe'ye çevrilmesinde büyük hizmetler görmüþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I vardý. Ýlmi tabakatül-arz ve maadin hocasý Ýbrahim Lütfi Paþa ve muavini Sakýzlý Ali Bey. Bu o zamanýn klasik bir kitabý olan Lapparant'ýn tercümesiydi. Tanzimat Hattý Hümayunu’nun Sultan Mecid zamanýnda Reþit Paþa tarafýndan açýklanmasýndan sonra 1869'da Darülfünun çok basit bir programla açýlmýþ ve iki sene sonra tekrar kapanmýþtýr. Halil Ethem Bey. hiç anlaþýlmaz bir þeydi. bize gösterirlerdi. Onlarý dersaneye getirir. Ýmtihanda etiketleri çýkartýlýr ve bizim tanýmamýz istenirdi.. ilginç bilgiler vermektedir. Elimizde küçük bir jeoloji kitabý vardý." demekte ve o yýllarda (tamamýyla bugünkünün benzeri olan) jeoloji ve mineraloji öðretimi hakkýnda. altmýþýný geçkin nazik ve muhterem bir zattý.. zamanýn jeoloji ve bilhassa mineralojiyi en iyi bilen bir mütehassýsý sayýlýrdý.. Hatta bu sebepten kendisine "Taþçý Ýbrahim Paþa" denirdi. Türkiye'nin Bilim Tarihi'nde Arkeoloji ve Müzecilikte büyük bir isim yapmýþ olan Halil Ethem Bey'in jeoloji eðitiminde de hizmetleri olmuþtur.. Fransa'da Maden Mühendisliði öðrenimi görmüþ olan Sadrazam Ýbrahim Ethem Paþa'nýn oðlu ve Arkeoloji Müzesi'ni ilk kurmuþ olan ünlü ressam Osman Hamdi Bey'in kardeþidir.

Toula. yüksek öðrenimini de babasýnýn isteðine uyarak kimya ve yerbilimleri dallarýnda Ýsviçre'de Zürih Üniversitesi'nde yapmýþ ve sonra da Bern Üniversitesi'ne giderek kimya dalýnda doktor unvaný almýþtýr.. Avrupa'da ilk doktora yapan ve Darülfünun'da ilk jeoloji ve mineraloji muallimi (profesörü) olan Halil Ethem ELDEM'in çocukluðu Ýstanbul'da.. gençliði Avrupa'da geçmiþtir. gibi) Bu fosil koleksiyonu halen Viyana Tabiat Tarihi Müzesi'nde bulunmaktadýr. Acrodiceras Halili. Ýfadesi sade. Kocaeli'nde Halil Ethem ELDEM Triyas devrine ait toplayýp tanýmladýðý bazý fosil türlerini. Halil Ethem Bey Hochstatter'in Avrupa Türkiye'sinin Jeolojisi ve Franz Toula'nýn Kocaeli jeolojisi ve maden potansiyeli üzerine yaptýklarý araþtýrmalarda kýsmen birlikte çalýþmýþlardýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu sýrada Viyana'daki hocalarý Hochstatter ve Franz Toula'nýn derslerini göz önünde tutarak ve onlarýn okutma tarzlarýna uygun olarak Ýlm-i Maadin ve Tabakatül Arz (Madenler ve Jeolojik Formasyon Bilimi) isimli bir kitap yayýnlamýþtýr (1891). Bu çalýþma temel bilimler dalýnda Halil Ethem ELDEM’in 49 . (Terebratula Ethemi. Halil Ethem Bey'in adýna dayanýlarak adlandýrmýþtýr. Halil Ethem orta öðrenimini babasýnýn (Ýbrahim Ethem Bey) elçi olduðu Berlin'de. þekli ve resimleri güzel olan bu kitapta ülkemize ait örnekler ve bilgiler aktarýlmýþtýr. vs. Rhynconella Ethemi.

1947'de yayýnlanan "Halil Ethem Hatýra Kitabý" Cilt 1. E.Dr. yayýn tarihine göre verilmiþtir. ÝNÖNÜ'nün araþtýrmalarý ile gün ýþýðýna çýkarýlmýþtýr. Mektebi Mülkiye'nin Lise kýsmýnda (1894-1901). ilk yýllardaki resmi görevleri yanýnda Darüþþafaka Lisesi'nde (1885-1893).Dr.299-302'de. tarihsel geliþimi ve bilim tarihi açýsýndan ayrý bir önem taþýmaktadýr. saðlýðýnýn da bu iþlere uygun bulunmadýðýný söyleyerek görevi kabul etmemiþtir (Türkiye'deki ilk sondaj yer altý suyu bulmak için 1920 yýlýnda Samsun civarýnda yapýldýðý bilinmektedir). Ýhsan KETÝN ve Prof. Halil Ethem Bey'in büyük bir emek ve araþtýrma sonucu hazýrlanan yayýnlarý 60'dan fazladýr. Türk Tarih Kurumu tarafýndan. ancak yurda dönüþünün ilk yýllarýnda (1885-1892) Darüþþafaka Lisesi'nde kimya ve jeoloji dersleri okutmuþ. Darülfünun'da hoca olduðu yýllarda (1903). 1885 yýlýnda ilk Türk bilim doktoru olarak yurda dönmüþ fakat Dr. zamanýn sadrazamý Avlonyalý Ferit Paþa.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Avrupa'da yapýlan ilk Türk doktorasýdýr. yayýn yerleri. Halil Ethem 1885'te yurda dönünce. Bu doktoranýn konusu. hiç bir yapýtýnda kullanmamýþtýr. ayrýntýsý ve belgeleri Prof. Halil Ethem. Halil Ethem kimya dalýnda doktora yapmasýna karþýn kimya ile pek az uðraþmýþ. orada bir kimya laboratuarý yaptýrmýþ ve sonra kimya ile ilgisini kesmiþtir. Hicaz demiryolu boyunca. unvanýný hiç bir yerde. 1901'de Darülfünunu Þahane'nin Tabii Ýlimler Bölümü'ne Ýlmimaadin ve Tabakatülarz (Jeoloji ve Mineraloji) profesörlüðüne 600 kuruþ maaþla atanarak Avrupa'da öðrenim gördüðü konularda dersler vermiþtir. Bunlarýn isimleri. kurulacak tesisler ve burada yaþayacak insanlara gerekli suyun bulunmasý için yeraltý suyu araþtýrmalarý yapmak. Hendeseyi Mülkiye'de (1894-1909) hocalýk yapmýþ ve 1900'de açýlan yüksek muallim mektebi (Darül-Muallimini Aliye) fünun þubesi tabakatülarz (jeoloji) profesörlüðüne 40 kuruþ maaþla getirilmiþtir. Kimya dalýnda yapýlan bu doktora çalýþmasý Türkiye'de bilimsel araþtýrmalarýn baþlangýcý. alýnan sondaj makinalarýný kullanmak ve su bulmak için Halil Ethem'i görevlendirmiþ fakat Halil Ethem kendisinin bu iþte yeterli olmadýðýný. Bu arada Mektebi Sultani'de (Galatasaray Lisesi) bulunan Turuku Meabir Mühendis Mektebi'nde ve Mektebi Harbiye'de jeoloji öðret50 . 5.

Kolaðasý Rusçuklu Þevki Bey tarafýndan Türkçe'ye çevrilmiþtir (1854). Babýali Genel Müdürlüðü'ne Salih Zeki Bey Caddesi numro 7. Kýzlar kýsmýnda Dr. 1915'te erkekler kýsmýnda esaslý bir reform yapýlmýþ ve Birinci Dünya Savaþý'nda müttefikimiz olan Almanya'dan birçok Profesör tayin olunmuþtur. Þekil a Þekil b Þekil c 51 . diðeri kýzlara (Ýnas Darülfünunu) ait olmak üzere iki bölümü vardý. Ýstanbul Darülfünunu Balkan Savaþý sýrasýnda yeniden kapanmýþ (1911) ve Ýlmi Maadin ve Tabakatülarz (mineraloji 1913'te yeni bir anlayýþla Darülfünunu ve jeoloji) Þeklin altýnda. Kitap.1307 (1891) tayin olmuþtur. Ýstanbul (Mihran) Matbaasý. Þubesi (Fen Fakültesi) olarak açýlmýþ. Kitapta Anadolu'nun jeolojisine hiç deðinilmemiþtir. 128 adet þekil. erkekler kýsmýnda Eczacý Mahzar Hüsnü Bey Ýlmi Arz derslerini kürsülere vermiþlerdi. de boyalý tabakatül arz haritasýný Osman-i Ulumu Riyaziye ve Tabiiye bir havaidir. Kýrým Seferi dolayýsýyla müttefik devletlerin donanmalarýna gerekli olan kömürü saðlayacak olan Ereðli ve Zonguldak Havzasý hakkýnda Fransýz mühendislerin raporlarýndan alýnmýþ bilgiler vardýr. Bu þubenin biri erkeklere. Müþtak Bey.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I meni olan Lecog Paþa Ameli Ýlmül Arz isimli bir kitap yayýnlamýþtýr.

. düz yazýda kafiye kullanýlmýþ ve edebiyat yapýlarak konuya girilmektedir. para basýmý için yurt dýþýndan ucuza aldýðý madenlerden yoksun kalýnca. iç kaynaklara yönelmek zorunda kalmýþtýr. Tanrýya þükür. medrese eðitim düzeninde madenciliði oluþturan bilim dallarýndan hiç birinin yer almadýðýdýr. ÝLK MADEN MÜHENDÝSÝ SADRAZAM ÝBRAHÝM ETHEM PAÞA Osmanlý madenciliðinin 17. Bu olguya Batýlýlarýn siyasal çekiþmeleri ile Ereðli Kömür Havzasý'nýn bulunuþu da eklenince. 1858 yýlýnda Arazi Kanunnamesi'nin ve 1862 yýlýnda da Ýlk Maden Nizâmnamesi'nin yürürlüðe Sadrazam Ýbrahim Ethem Paþa 52 . teknoloji birikiminin yok olduðu. Maden Mühendisliði öðrenimi için yurt dýþýna gönderilmiþ olmasýyla. üstâd meâli himem Müþtak Bey Efendi Hazretleri'ne takdim" yazýsý ve imzasý bulunmaktadýr. Kitap. Tanrý adý ile baþlamakta. 1827 yýlýnda ÝBRAHÝM ETHEM adýnda bir gencin. Darülfünun jeoloji profesörü Müþtak Bey'e "Efâzýlý etibbâi Osmaniye'den (Osmanlý doktorlarýnýn ünlülerinden). yüzyýllarda çöktüðü.. sayfasý. 19. ustalarýn daðýldýðý bilinen bir gerçektir. Þekil b : Dr. yüzyýlda Osmanlý.. Bu canlanmanýn iþaretlerini..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Þekil a : Türkiye'de jeoloji konusunda 1852'de yayýnlanan ilk kitap "Ýlmü Tabakatülarz" in ilk. þayan ve sezadýrki iþbu arziyat arz (yer) ve asuman (gök) ve teayyünatý edvar (devirler) ü ezman (zamanlar) satama. Þekil c : Darülfünun ve Mühendis Mektebi'nde muâllim Ahmet Malik (SAYAR) tarafýndan yazýlmýþ "Madeniyat ve Arziyat" adlý kitabýn kapaðý. Ýkinci gerçek de. Esad Feyzi (Mekteb-i Týbbiyei Þahane ilmi hikmeti tabiiyei týbbiye muâllim muavini) nin "Ýlmüarz ve Maadin" adlý kitabýnýn kapaðý. elçisine selam ve içten saygý ile devam etmekte ve . ülke madenciliði dirilme sürecine girmiþtir. ve 18. o yýllarýn yazýþ biçiminde. diyerek.

Ethem yüksek öðrenimini maden mühendisliði dalýnda yapar. bunu kimsesiz. Ethem bu eðitiminde de birinciliði kimselere býrakmaz 53 . kýl payý Pasteur'u geçer. bunlarý Paris'te okutmak ister. Bu maksatla dört çocuk seçer. Hüsrev Paþa'nýn diðer bir özelliði de padiþahýn saygýsýný kazanan.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I konulmasýnda buluyoruz. hayýrsever bir devlet adamý oluþudur. Hüseyin Rýfký. Bu çocuklarýn arasýnda Prens Sabahattin'in dedesi (Kaptan-ý Derya) Halil Rýfat Paþa da bulunmaktadýr. kendisine yakýn. Koca Hüsrev Paþa. Amacýný dönemin padiþahý Sultan Mahmut'a açar. Abdüllatif ve Ahmet) 40 gün sonra Marsilya'ya ulaþýrlar. Ethem'in sýnýf arkadaþý daha sonra Nobel ödülü alacak olan biyokimya uzmaný Louis Pasteur'dur. ileride devlete hizmet edebilecek kiþiler olarak yetiþtirmek onun amaçlarýnýn baþýnda gelmektedir. Himayesine aldýklarý çocuklarý. Bu çocuklarýn arasýnda bakanlýk ve valilik makamlarýna kadar yükselmiþ kimseler bulunmaktadýr. 1829 yazýnda bir yelkenli ile (padiþahýn huzurunda) Aynalýkavak'tan hareket eden bu çocuklar (Ethem. Diploma törenine Ýmparator III. Baþlarýnda ünlü bir oryantalist olan Türk dostu Amédéé Joubert bulunmaktadýr. Ýbrahim Ethem Sakýz Adasý'ndaki bir ayaklanma sýrasýnda Ýzmir'e kaçan Rum kökenli bir çocuktur. Ethem ile Pasteur arasýnda birincilik yarýþý baþlar. 10 kadar kimsesiz ve zeki çocuðu evlat edinmiþtir. Hüsrev Paþa'nýn yaþamýndaki özellik (çocuðu bulunmadýðý için) bu gibi kimsesiz. Yeraltý zenginlikleri bu denli çok olan ülkemizde maden mühendisi yoktur. Institution Barbet'in bir geleneði vardýr. fakat üstün zekalý diðer çocuklar gibi evlat edinir. Bu zeki çocuk "Kaptan-ý Derya" ve dönemin Bahriye Nazýrý olan Koca Hüsrev Paþa'ya köle olarak satýlýr. Pariste (Ýnstitution Barbet'e) yatýlý olarak verilir. Okulu birincilikle bitirenlerin diplomalarýný devlet baþkanlarý vermektedir. Bu çocuklarý padiþaha tanýtýr ve padiþahýn onayýný alýr. Bunlar yakýn arkadaþlýklarý ile sýnýfýn gözde öðrencileridir. Koca Hüsrev Paþa. Napoleon gelir ve Ethem'e eliyle diplomasýný verir. Henüz 11 yaþýnda olan Ethem. kabiliyetli çocuklara baba olmasýdýr. Ethem. Adýný da Ýbrahim Ethem koyar.

Maden Nizamnamesi'ne göre maden çýkartanlarýn imalâtýný ve þartnamelere uygun hareket edip etmediklerini kontrol etmek ve rapor vermek üzere ikinci sýnýf maden mühendisliði derecesinde öðrenci yetiþtirmek üzere bir maden mektebi kurulmasý istenmektedir. zengin Batý kültürü. Orman ve Maadin Ýdaresi'nin 1872 (28 Teþrinisani ve 7 Kânunisani 1289) tarihli yazýlarýnda bir maden okulunun kurulmasý hakkýnda þunlar denilmektedir: "Rüþtiye mekteplerinden mezun veya dýþarýdan istekli 18-25 yaþýndakiler imtihan ile alýnarak 2 yýllýk bir öðretimle maden aramak. Ticaret Vekili iken hükümete mali kaynaklar saðlamak. "onlarýn dilinden ve ilminden anlar eleman yetiþtirmek ve zarar görmemek gayesiyle" meslek okullarýný açmayý düþünmüþtür. Ýbrahim Ethem bundan sonra birçok idari iþlerde ve Meclisi Maarif ve Þurayý Devlet aza ve reisliklerinde bulunmuþtur.5 yýl çalýþabilmiþtir). Ýçiþleri. Adliye Vekillikleri'nde bulunmuþ ve Mithat Paþa'nýn yerine Sadrazam (Baþbakan) olur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I (1839). Bunun için 1872 yýlýnda "Orman ve Maadin Mektebi" kurulmuþtur. yönetim alanýndaki yetenekleri ile devletin üst kademelerinde deðiþik görevler alýr. 1839'da Türkiye'ye dönen Ýbrahim Ethem. 1846 Amasya'da çalýþmýþtýr. bu tarihlerde Avrupalýlar tarafýndan madenlerimizi iþletme istekleri karþýsýnda. Daha sonra Gümüþhacýköy'e müdür olarak atanmýþ ve 1845'de Keban ve Ýstanbul Sarýyer madeninde. Ýbrahim Ethem Paþa. madenlerin mahiyetini meydana çýkarmak." Sadrazam Ýbrahim Ethem Paþa Bu konuda daha detaylý bilgi elde etmek için teskerelerin ve eski yazýþ54 . ölçekli harita yapmak maden damarlarýnýn durumunu ve gidiþini tayin etmek. üstün Fransýzcasý. 1840'da Ergani madenlerine baþ mühendis olarak tayin edilmiþtir. Maarif. Elçiliklerde bulunmasýnýn ardýndan sýrasý ile Dýþiþleri.Türkiye'ye dönüþünde bu meslekte çalýþmak istese de (6. Ticaret. Bayýndýrlýk.

Buna karþý Orman ve Maadin Ýdaresi. Topografya. Müsellesat (Trigonometri). Bu okulda 1879 yýlýna kadar iki yýl süre ile öðrenim yapýlmýþ ve 1879'da (Recep 1297) çýkartýlan 12 maddelik yeni bir yönetmelikle öðretim süresi 4 yýla çýkartýlmýþtýr. Fenni Maadin. Fizik. o sýralarda Türkiye'de "Maden Ýþleri"ne bakmak üzere Fransa'dan getirilmiþ olan Vays ve Donez isimli maden mühendislerine de bildirilmiþ ve bu konuda düþünceleri sorulmuþtur. Orman ve Maadin Ýdaresi'nin mektep açýlmasý hakkýndaki bu fikri. Okulun açýlmasý sýrasýnda 1872'de (7 Kânunisani 1289) bu okul için bir de Yönetmelik (Nizamname) çýkarýlmýþtýr. önemli görevlerde bulunmuþ olan 69'un üstündeki maden mühendisleri Fransa. 1290) çýkmýþtýr. Yýl : Tabakatülarz (Jeoloji).Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I malarýn incelenmesi gereklidir. Bu iki maden mühendisi: Bu Okula girecek öðrencilerde yeteri kadar ön bilgi bulunmadýðýndan böyle bir okulun açýlmasýnda fayda olmayacaðýný ileri sürmüþlerdir. Mesaha (Ölçme). Cebir. 3 ve 4. sýnýflar ayrý ayrý olarak meslek 55 . Bu konu kendilerinin huzurunda "Þurayý Devlet"te tartýþýlmýþtýr. Nizamatý Maadin ve Kitabet. "imtihan ederken müracaat edenlerin durumlarýnýn tespitinin mümkün olacaðýný" ileri sürerek bu okulun açýlmasýnda ýsrar etmiþ ve okulun açýlmasý hakkýnda gerekli irade 1873'de(15 Za. bu okul için gerekli derslerin Rüþtiyelerde okutulduðunu ve sýnavla öðrenci alýnacaðýna göre. Ticaret Nazýrlýðý'nda baþlamýþ onun yardýmlarý ile yürümüþ. Bu Yönetmeliðe göre öðretim iki yýldýr ve þu dersler okutulacaktýr: 1. Bu Okulun kapanýþýndan 1924 yýlýna kadar Türkiye'de Madencilik öðretimi yapýlmamýþ. Bugün Türkiye'de tanýnmýþ. ölümü ile birlikte kapanmýþ olduðunu tahmin etmekteyiz. Nizamatý Maadin ve Kitabet (Maden Kanunu) 2. bu meslekte yetiþmek isteyenler Avrupa'ya gitmiþ veya gönderilmiþtir. Ýrtisam (Hendese ve Çizim). Bu okulun kuruluþ hazýrlýklarýnýn ve yönetmeliklerinin. Logaritma. Topografya ve Tatbikatý. Belçika ve Almanya'daki maden okullarýndan mezun olmuþlardýr. Ýbrahim Ethem Paþa'nýn Nafýa. Ameliyatý Kimya. Fenni Maadin. Yýl : Hesap. Ýlk iki yýl "Orman Mühendisi Mektebi" öðrencileri ile ortak.

Fakat bu okulun Ýbrahim Ethem Paþa tarafýndan kurulduðu ve Ýbrahim Ethem Paþa'nýn burada hocalýk yaptýðýný biliyoruz. Osmanlý arþivlerine göre yurdumuzda Maden Mühendisi yetiþtirildiðine iliþkin baþka hiçbir iþarete rastlanýlmamýþtýr Bu okullarýn yeri. günümüzün modern maden mühendisliði eðitimine çok yakýn olduðu gözlenmektedir. yurt dýþýnda eðitim görmüþ mühendis ve teknisyenlerdir. Fizik. Fizik. Resim. Tatbiki Arazi. Harita. Ýmâlat Müsveddesi. 3. Fransýzca. madenciliðin ihtiyaç duyduðu mühendisleri yetiþtirmek üzere. Ýktisat Vekilliði'ne baðlý dört yýl tedris devreli "Yüksek Maadin Mühendisi Mektebi Alisi" açýlmýþ ve baþýna müdür olarak Ýstanbul Yüksek Mühendis Okulundan Profesör "Müderris" M. Yönetmeliðe göre Okul'da þu dersler okutulmaktadýr. madencilik eðitiminin yurt dýþýnda yapýlmasýdýr. Tarihi Tabii. Bu eðitim programýnýn. Resim. Kapatma gerekçesi. Yýl : Edebiyat. Cebir. kaç yýl öðretim verdiði hakkýnda maalesef elimizde kesin bir bilgi yoktur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I dersleri görmek üzere programlar yapýlmýþtýr. Kimya. 2. Fransýzca.C. hocalarý. Münþeat-i Osmaniye (Okuma). Logaritma. Trigonometri. Hesap. Fransýzca. TÜRKÝYE'DE ÖÐRENÝM GÖREN ÝLK MADEN MÜHENDÝSLERÝ Türkiye'deki "Türk Maden Teknik Elemaný" miktarýnýn yetersizliði dikkate alýnarak. 4. Coðrafya. Hendese. Zonguldak'ta 1924 yýlýnda T. Hendese. Orman Mektebi'nden 7 dönemde 49 Orman ve Maden Mühendisi mezun verildiðini öðreniyoruz. Zonguldak Yüksek Maden Mühendisi Mektebi Alisi ilk mezunlarýný verinceye kadar. mezunlarý. Jeoloji. 1. Resim. Yýl : Trigonometri. Yýl : Kimya ve Ýzabe-i Maadin. Minþeat-i Osmaniye. 1893 yýlýnda da Orman Bölümü Halkalý Ziraat Mektebi'ne nakledilmiþtir. Fransýzca. Kimya. Kimya.Refik FENMEN tayin edildiði gibi yurt dýþýndan da bir 56 . 1928 yýlýnda. Ýmâlatý maadin. ülkemize maden bilim ve teknolojisini getirenler. Yýl : Kavaidi Osmaniye (Osmanlý Grameri). Maden Bölümü de kapatýlmýþtýr. Münsaat-i Osmaniye.

o zaman taþkömürü ocaklarýný iþleten þirketlerin iane olarak karþýladýklarý bilinmektedir. Bu okulun kurucusu ve müdürü M.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kýsým yabancý öðretmenler getirtilmiþtir. Bu okul Topoðraf. Bu okul. zamanýn en geliþmiþ okullarýndan Belçika'nýn Mons þehrindeki "Ecole des Mines" örnek alýnmýþtýr. Maden mühendisi yetiþtirmek amacýyla kurulan okul. Elektrik Yüksek Mühendisi Profesör Mehmet Refik Fenmen (1882-1951) görevini okulun kapatýldýðý 1931 yýlýna dek sürdürdü. "bilgili ve çalýþkan" öðrenciler yetiþtirmeye büyük önem veren deðerli bir eðitimcidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurduðu ilk yüksek okuludur. Orman Maadin Mektebi'nin 1888 yýlý mezunu olan Havzai Fahmiye Müdürü Hüseyin Fehmi (Ýmer)' in giriþimleriyle. Ereðli Þirketi teslim tutanaklarýnda askeri kýþla olarak görülen. Binalar önceleri "Maden Fen Memuru Mektebi" olarak kullanýlýr. savaþtan sonra Bölge Erkan-ý Harp Kumandaný Kurmay Yarbay Hayri Bey'inde yardýmýyla bu kýþlalarýn Ýktisat Vekaleti'ne (Ekonomi Bakanlýðý'na) baðlý Havzai Fahmiye emrine býrakýlmasý saðlanýr. ülke madenciliðine hizmeti kendisine ideal edinmiþ. savaþtan yeni çýkmýþ ve tamamen kendi öz gücüne dayanarak ülkeyi yeniden kurma amacýndaki genç Türkiye Cumhuriyeti'nin umudu olmuþtur. Jeometr. Daha sonra Havzada mühendis ihtiyacýný karþýlamak amacýyla 1924 Yýlýnda açýlan "Yüksek Maadin ve Sanayi Mühendis Mektebi" kurulur. ayrýca Belçika'dan gelmiþ dördte mesleki uzmanlýk sahibi ve deneyimli hoca bulunmakta idi. þimdiki Endüstri Meslek Lisesi'nin tarihi binalarý. Okulun madencilikle ilgili diðer bütün mesleki ders hocalarý da Avrupa'da öðrenim görmüþ deðerli Maden Mühendisleri olup. 1924'den 1927 yýlýna kadar ilk dönemlerde Ýstanbul Yüksek Mühendis Mektebi'nde olduðu gibi lise sýnýflarý arasýndan imtihanla ve sonradan sadece Lise mezunlarý arasýndan seçilen leyli meccani (parasýz yatýlý) öðrencilerin deðerli bir öðretim kadrosuyla ciddi bir 57 . Okulun kuruluþunda. Dünya Savaþý sýrasýnda askeri kýþla olarak yapýlmýþtýr. I. Ýnþaatýn finansmanýný.Refik FENMEN. 1925' te tayin olan Okulun kurucusu ve müdürü ayný zamanda Elektrik Bölümü hocasý. Baþçavuþ gibi teknik elemanlar yetiþtirir.

Laboratuarlarýyla. okulu bitirmelerinde de Avrupa'daki maden ocaklarýna staja gönderilirdi. mevcut yerli. Ayrýca teneffüslerde dahi öðrencilerin aralarýnda Fransýzca konuþmalarýný saðlayan sýký bir disiplin. ilk mezunlarýný 1928 yýlýnda vermiþtir. Ancak bu yüksekokul pek kýsa ömürlü olmuþ ve 1931 yýlýnda son mezunlarýný verdikten sonra kapatýlmýþtýr. Batý dünyasýnýn teknik literatürü içine. doðrudan doðruya girme imkaný saðlanmýþtýr. tatilleri sýrasýnda Türkiye'deki madenlerde ve mezuniyeti takiben 3 ay da Avrupa'daki madenlerde ciddi bir stajdan geçirildikleri için. tercüme yoluyla deðil. Ýsviçreli bir Fransýzca öðretmeni tarafýndan tesis ve tatbik olunmuþtur. yabancý maden þirketlerince maddi ve manevi çok iyi þartlarda derhal angaje edilmiþlerdir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I öðretim verilmiþtir. Böylece Fransýzca öðretilmiþ öðrencilere ders kitabý olarak Fransýzca teknik kitaplarýn en modernleri her yýl parasýz olarak verilmiþtir. Zonguldak Yüksek Maadin Mühendisi Mektebi Alisi 1924 yýlýnda açýlmýþ. her türlü cihazlarýyla zamanýn en modern bir Maden Yüksek Mühendis Mektebi halinde çabuk geliþen bu okulun mezunlarý. 1924-1925. koleksiyonlarýyla. Bu stajlarýný baþarý ile tamamlamayanlara da diplomalarý verilmezdi. 1925-1926 ve Zonguldak Yüksek Maadin Mühendisi Mektebi Alisi Binasý 58 . Öðrenciler her tedris yýlý sonunda bir ay ocaklarda iþçi gibi çalýþarak staj yaptýklarý gibi. Bu sayede. Okuldan 19241931 yýllarý arasýnda toplam 70 Maden Mühendisi mezun olmuþtur. Tamamlayýcý olarak da Fransýzca Teknik Kütüphane kurulmuþtur. Okulda gösterilen derslerin madenciliðe ait olan uzmanlýk kýsmýndaki yabancý profesörlerin ders müfredatýný doðrudan doðruya takip edebilmeleri için öðrencilere okula giriþlerinden itibaren haftada 10 saat Fransýzca kurslarý verilmiþtir.

ülkemizin ihtiyacýndan fazla Maden Mühendisi mezun olduðunun ileri sürülmesi üzerine. Okul kapatýlmadan önce Ýktisat Vekaleti'nin (Ekonomi Bakanlýðý) okulu kapatma gerekçesi þu þekilde belirtiliyor. 1931 yýlýnda mezun verildikten sonra okul kapatýlmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1926-1927 dönemlerinde lise sýnýflarý (ortaokul mezunlarý). okul müdürü M. 1924-1925 ve 1925-1926 dönemlerinde. 1927-1928 ve 1928-1929 dönemlerinde ise sadece lise mezunlarý arasýndan sýnavla öðrenci alýndý. Matematik Türkiye’de Öðrenim Gören Ýlk Maden Mühendisleri Profesörü Kerim Bey. Fizik Profesörü Hayri Bey ve Kimya Profesörü Mehmet Akif Bey tarafýndan. 1925 ile 1927 yýllarý arasýnda iki büyük bina daha ilave edilerek. "Çýkarýlacak madenlerle ilgili gereksinime yeterli 59 Mektebi Alisi öðrencileri Laboratuarda . sadece temel dersler verildi. Mineraloji ile Petrografi koleksiyonlarý oluþturuldu ve Sýnai (Endüstriyel) Kimya Laboratuarý kuruldu. 1926-1927 döneminde baþlayan meslek dersleri için Belçika'dan 4 adet ve Fransýzca dersi için Ýsviçre'den 1 adet profesör getirtilerek dersler Fransýzca verilmeye baþlandý ve bu eðitim kadrosu Fransýzca bilen Türk futbol.Refik FENMEN okulun geniþletilerek mühendisliðin baþlýca dallarýnda geniþ bilgi sahibi sanayi mühendisleri de yetiþtirilmek arzusuyla okulu "Maadin ve Sanayi Mühendisi Mektebi Alisi" haline çevrilmesine çalýþmýþ ise de. Okulun son devrelerinde. voleybol ve tenis eðitmenleri saðlanarak güçlendirildi. 1929 yýlýndan sonra okula öðrenci kaydý yapýlmadý.

Cumhuriyetten önce. Hükümeti'nin tasarruf önlemi almasý" nedenleriyle geçici olarak kapatýlmýþtýr. milletvekilliði (Rauf ALPSOYLU.1931 MEZUNLARI 1928 Mezunlarý (16) Ruhi ALKOR Zülkerem ALTAY Kudret ARGUN Tevfik AYYILDIZ Ö. Necdet EGERAN Hilmi EREL Nebil EZGÜ Azmi HALULU Kâmil HAZNEDAROÐLU Sýtký KOÇMAN Mazlum KUROSMAN Mücteba MEHMET Necdet ÖZDÝNÇ Hilmi SANALAN Hikmet SÖZEN Rýza TUNA Kadri YERSEL 60 . Türkiye'deki madenlerde ve Zonguldak Havzasýnda tek tük maden mühendisi mevcut iken. YÜKSEK MAADÝN MÜHENDÝSÝ MEKTEBÝ ALÝSÝ 1928 . Naim KROMER. Türk madenciliðine. Etibank'a.Hulusi BARUTOÐLU Faik BÝRKAN Bahattin BÝRSAN Selahattin GÖKTUÐ Yusuf GÜRATA Hakký KÖK Naim KROMER Cemal KURTULAN Hulusi ORPEN Mazlum ÖÐET Fuat TARI Nevzat YERDEL 1929Mezunlarý (12) Cevad ADIGÜZEL Ýhsan AYLA Behçet Kemal ÇAÐLAR Ahmet KALAYCI Cemal KIPÇAK Nuri KIRCI Sadi MÝMAROÐLU Ýbrahim NARÞAP A. 1929 Dünya ekonomik bunalýmýnýn Türkiye'yi de etkilemesi gerekçeleriyle ve T. Kapanma nedeniyle okulu bitiremeyen 3. MTA'ya deðerli hizmetlerde bulunmuþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I olacaðý ya da fazlasýnýn iþsiz kalacaðý. sýnýfýn öðrencileri Ýstanbul'daki yüksek okullara nakledilmiþlerdir. daha sonraki yýllarda aralarýnda bakanlýk (Ýhsan SOYAK). Müdür Mehmet Refik Bey Ýstanbul'a tayin edilmiþtir.C. Cemal KIPÇAK) ve þairler (Behçet Kemal ÇAÐLAR) gibi birçok deðerli maden mühendisi yetiþtirmiþ olan bu okulun kuruluþunda ve devamýnda hizmeti geçenleri þükranla yad etmek gerekir.Ýhsan SOYAK Nevzat URUK Nihat ÜSTÜNEL Cafer ZADÝL 1930 Mezunlarý (17) Nazým ADASAL Mustafa AHÝ Cemil AHMET Kâmil AKAT Rahmi AKINCI Ekrem BEKSOY Niyazi DURUSOY Mustafa Sami ERK Enver ERKMEN Hakký EVÝNSEL Emin HARAÇCI Sadettin PEKMEZCÝLER Bahri SAVAÞKAN Kemal SÝLÝMEN Reþat SÝLÝMEN Halim TÜRKMEN Zeki YERDELEN 1931Mezunlarý (25) Hamdi ADALI Celâl ADIBELLÝ Þerif AKKUTAY Kazým AKYEL Rauf ALPSOYLU Mazlum ANGIN Cemalettin BAÞGÖZE Cemil BAÞGÖZE Celâl Ferit ÇINAR Adnan DEMÝRCÝ Fahrettin DORUK Mahir EDÝSON E.

London.Maden Mühendisleri Biyografisi. No 12. Baillére. 1985 14 .Türkiye'de Madenciliðin Tarihçesi ve MTA. 7 . California. Freeman. Cooper Co. MTA Yayýnlarý. Darülfünun JeolojiMineraloji Muallimi" Kemal ERGUVANLI.Mühendis Cemâl Sait Bark'ýn Anýlarý 18 . Kasým-Aralýk 1979 10 . 2/34. Yeryuvarý Dergisi. Yeryuvarý Dergisi. Hamit Nafiz PAMÝR.D. New York..Ýbrahim Ethem Paþa'nýn torunu Yük. 5 . 1954. Bahri SAVAÞKAN 12 . BERENT. Prof. Kadri YERSEL. Suna ATAK. (Kitap olarak hazýrlansa da basýlamamýþ kendi daktilo yazýlarý 3 . 1990 11 ."Maden Mühendisliðine Giriþ". Cemal BÝRÖN. 1938."Halil Ethem ELDEM: Temel Bilimler Dalýnda Avrupa'da Ýlk Doktora Yapan.TMMOB Maden Mühendisleri Odasý Arþivi 2 . Bahri SAVAÞKAN. 1945 16 . Kemal ERGUVANLI."The Founders of Geology" A. ADAMS. Dover Pub. 1986. Sayfa 156 4 .Ekrem Murat ZAMAN ve Alaattin ÇAKIR'ýn Zonguldak Havzasý'nýn Tarihçesini konu alan kitap taslaðýndan 61 . Senai SALTOÐLU. Yeryuvarý Dergisi.Maden Teknisyen ve Baþçavuþ Okullarýmýz. 17 . 1981 13 .Dr."Yerbilimlerini Mekteb-i Týbbiye'de Ýlk Kez Türkçe Okutan Hoca Ýbrahim Lütfi Paþa". Aðustos 1982 8 . GEIKIE. Fahrettin DORUK.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kaynakça 1 . Çaðlayan Kitabevi."The Birth and Development of the Geological Sciences" F. Aðustos-Kasým 1980 9 .Havzanýn Tarihçesi.Türkiye Maden Mühendisliði Öðretiminin Geliþmesi."The Fabric of Geology" C."Zonguldak Yüksek Maadin Mektebi Alisi'nin Kuruluþ Yýllarý". ALBRITTON.Maden Yüksek Mühendisi Ahmet PEKKAN'ýn Özel Arþivi 15 ."Türkiye'de Yerbilimleri Öðretiminin Tarihçesi". Ýhsan R.MTA Enstitüsü Dergisi. Tindall and Cox. 6 . 1962. MTA Dergisi. Inc.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 62 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "YEÞÝL ÇAY YAPRAÐINDAN DEMLÝ ÇAY BARDAÐINA" BÝR BAÞARI ÖYKÜSÜ Baki Remzi SUÝÇMEZ Ziraat Mühendisi .

kurulan ve Atamýz’ýn vasiyeti sonucu 11 Haziran 1937 yýlýnda Hazineye emanet edilen Atatürk Orman Çiftliði. yaklaþýk 1 milyon kiþi geçinmektedir. Rize. en önemli istihdam alaný olan çay tarýmýndan. Cumhuriyeti kuranlarýn ve geliþtirenlerin inancý. Ziraat Mühendisliði mesleðinin de baþarý öyküsüdür. çaðdaþ üretim yöntemleriyle bozkýrýn bile en güzel ürünleri verebileceðini tüm dünyaya gösteren örnek bir projedir. Dünyanýn tek doðal çayý olan ve "yeþil altýn" olarak adlandýrýlan "çay"ýn ülkemizdeki öyküsü. "Camelli Sinensis Kuntze" bitkisinin taze sürgünlerinin deðiþik yöntemlerle iþlenmesi ile elde edilmektedir. sýrada. yaklaþýk 200 km uzunluðundaki kýyý þeridinde. Çay. ekonomik anlamda yetiþtirilmektedir. Tüketim amacýyla çayýn dýþardan getirtilmesinin öyküsü 1600'lü yýllara dayansa da. Bozkýrý cennete çevirenler.112 üreticinin çay ürettiði Türkiye. asýrlar ötesine uzanan bir beslenme geleneði deðildir. 10-35 km içerilere kadar uzanan kesimde. yeþil atýl alanlarý yeþil altýna. 766. çay tarým alanlarýnýn geniþliði bakýmýndan dünya üretici ülkeler arasýnda 6. sýrada yer almaktadýr.533 dekar alanda 204. Çin ve Hindistan'da 2700 yýldan beri yetiþtirilen çay bitkisi. Doðu Karadeniz bölgesinde Artvin. Doðu Karadeniz'de ekili olduðu bölgenin baþlýca tarýmsal geçim kaynaðý. 5 Mayýs 1925 tarihinde Atatürk tarafýndan Ankara'da. Çaðdaþ Türkiye'nin bilinçli emekle yeþertilebileceðini. Damaklarýmýzý esir eden çay tutkusu. çayý iþleyerek siyah altýna döndürdüler. bilimsel çalýþmanýn baþarý öyküsü olduðu kadar. 1000 metre yüksekliklere deðin ulaþan yamaçlarda. yýllýk kiþi baþýna tüketim bakýmýndan ise 4. sýrada. ýsrarý. 64 . ülkemizde yerli üretime geçilmesi ve çay kullanýmýnýn yaygýnlaþmasý 1923 sonrasý Türkiye Cumhuriyeti'nin baþarýsýdýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünyada sudan sonra en çok tüketilen bir gýda ve içecek maddesi olan çay. Trabzon illerini kapsayan asýl bölgede ve Giresun ili ve Ordu ili Fatsa ilçesini kapsayan ikincil bölgede. Türk insaný için sabah kahvaltýlarýndan gece sohbetlerine kadar en çok tüketilen gýda maddelerindendir. kuru çay üretimi yönünden 5. baþarma tutkusu.

öncelikle insanlarýn geçimini saðlayacak iþ ve çalýþma koþullarýnýn yaratýlmasý gerektiðini söylüyordu. Doðu Karadeniz'in "makus talihi"ni deðiþtirmeye yönelik önemli bir geliþme. bölgede huzur ve güvenin saðlanmasý gerekiyordu. yüzyýlýn ilk çeyreði erkekler gurbete gidiyor.Tarým Bakanlýðý tarafýndan 1918 yýlýnda Batum ve çevresinin zirai ve iktisadi durumunu incelemek üzere görevlendirilen Halkalý Yüksek Ziraat Okulu (Halkalý Ziraat Mektebi Alisi) öðretim üyelerinden eski Mardin Mebusu Ali Rýza Erten'in hazýrlamýþ olduðu. gözü yaþlý analar. çayýn Rize dolaylarýnda yetiþtirilmesinin olanaklý olduðunu nedenleri ile birlikte açýklayan. Ekonomik zorluklar ve isyanlarýn yarattýðý güvensizlik ortamýnýn giderilmesi. Ýktisat Bakanlýðý temsilcisi Ziraat Genel Müdürü Zihni Derin. 1918 yýlýnda Ali Rýza Erten'in Batum ve Kafkasya’daki incelemeleridir. Genç Cumhuriyete karþý oluþan gerici baþkaldýrý hýzla bastýrýlmýþtý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Doðu Karadeniz göç veriyordu. bölgenin huzura kavuþmasý için. bölgeye eþkiya baskýsýný getirmiþti. o günkü Ýstanbul gümrüðüne dýþalým yoluyla gelen çaylara da Camellia sinensis (Çay) deðinerek çayýn Türkiye'deki geçmiþi65 . “Birinci Paylaþým Savaþý” sonucu Ýmparatorluðun parçalanýþýnýn yarattýðý otorite boþluðu. 20. lastik ayakkabýsý olmayan çocuklarýný doyurmaya çalýþýyorlardý. gözü yolda gencecik gelinler. savaþ sonrasý ortaya çýkan öncelikli olaylar nedeniyle dikkate alýnamayan ve daha sonra "Þimali Þarki Anadolu ve Kafkasya'da Tetkikatý Ziraiye" adýyla Hükümet tarafýndan kitap olarak yayýmlanan rapor. Ankara'da 1921 yýlý Nisan ayýnda Bakanlýklar temsilciliklerinin katýldýðý bir Komisyon kuruldu.

1907'de ayný ilçelerde Orman Müfettiþi olmuþ. Bahçemde bir çay fidaný var. kara yoluyla Ankara'ya gelmiþ. 1904'de Halkalý Yüksek Ziraat Okulunu bitirmiþ. 1909'den 1912'ye kadar Selanik Ziraat Mektebi'nde Kimya. 1905'te Aydýn'da Orman ve Maden Muamelat Katibi olarak Devlet Memurluðuna baþlamýþ. 'Siz burada bazý kalkýnmalar yapacakmýþsýnýz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ni anlatan ilk bilimsel yapýttýr. Bu fikir çok hoþuma gitti. ileriki yýllarda çizeceði mücadeleli yolun ve "Çayýn Babasý" olarak adlandýrýlmasýnýn baþlangýcý olur. Ziraat Sanaatlarý ve Jeoloji öðretmenliði yapmýþ. bölge insanýnýn yaklaþýmýndan duyduðu sevinci þöyle anlatýr: "Ben Umum Müdürken Rize'de Ziraat Odasý Reisinden þöyle bir mektup almýþtým. Batum'dan getirttiðim bu topraklarda gayet iyi yetiþiyor' diye bahsediyordu. 1920'de Yunanlýlarýn iþgalinden hemen önce Bursa'dan ayrýlýp. Bu görevdeyken bir heyetle birlikte Doðu Karadeniz illerine gidiþi. Rus Sefiri ahbabýmdý. 1880 yýlýnda Muðla'da doðan Zihni Derin. Bu arada Batum'dan Rize'ye gelip çay üzerinde tetkikler yapan bir Rus ilmi heyetinin de raporunu verdi. Sefir memnuniyetle bana birkaç kitap verdi. Gediz ve Simav ilçeleri Orman Müfettiþ Vekaletinde bulunduktan sonra. Milli Mücadele Hükümetinin kurduðu Ýktisat Bakanlýðýnda ilk Ziraat Umum Müdürü olmuþ. 1914'den 1920'ye kadar Bursa'da Sultani Mektebinde (Lise) ve Kýz Öðretmen Okulunda Tabi Ýlimler okutmuþ ve Bursa Milli Eðitim Müdür Vekilliði görevinde bulunmuþtur. Batum'da yetiþen çayýn ve birçok denemeleri yapýlan çay çeþitlerinin Rize’de de çok iyi neticeler vereceðini yazýyordu. Ülkede çay yetiþtirilmesi için fiili ve aktif bir çalýþmaya girmeyip. 1924'e kadar bu görevde kalmýþtýr. iki yýl sonra Akdeniz Adalarý Ýli Orman Müfettiþliðine atanmýþtýr. Rodos'ta Akdeniz Adalarý (Cezayir-i Bahr-i Sefit) Ýli Orman Müfettiþ Katipliðinde." 66 . Ziraat Umum Müdürü Zihni Bey. halka yeni geçim olanaklarý bulabilmek amacýyla Rize ve çevresinde incelemelerde bulunmak üzere Komisyonca görevlendirilir. Rica ederek ondan çaya ait broþürler istedim. Bu raporda Batum'la Rize'nin ayný iklim þartlarýna ve toprak kalitesine sahip olduðu. bu arada çay yetiþtirilmesi üzerinde de durmanýzý bilhassa rica ederim. yalnýzca yazdýðý raporla çay tarýmýna katký saðlayan Ali Rýza Erten'in raporunu Komisyonda gündeme getiren Zihni Derin.

1879 yýlýnda Mehmet Ýzzet Seyit B. 1893 yýlýnda Ali Nazýma'nýn "Çay Risalesi" ile 1910 yýlýnda Mehmet Ýzzet Efendi tarafýndan yazýlan "Çay Hakkýnda Malumat" adlý kitap. zamanýn Ticaret Nazýrý Esbak-ý Ýsmail Paþa'nýn aracýlýðý ile Çin'den çay fidanlarý ve tohumlarýnýn getirildiði ve getirilen bu tohum ve fidanlarýn Bursa ilinde denendiði. M. bugünkü adýyla Merkez Fidanlýðýnda. yüzyýla kadar gitmesine karþýn.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Rize ve çevresinin zirai ve ekonomik durumu hakkýnda bilgi toplamaya baþlayan ve bölgede yapýlabilecekleri araþtýran Zihni Derin. Selçuklu ve Osmanlý dönemlerinde köklü bir kahve tüketim alýþkanlýðý yerleþmiþtir. Beraberinde çay tohumu ve fidanlarý. narenciye ve bazý meyve çeþitleri. iklim ve toprak yapýsýnýn çay ya da turunçgil üretimine uygun olduðu kanýsýna vararak bu konuda yoðun çalýþmalar yapmaya baþlar. çok az sayýda da olsa çay ile ilgili risaleler yazýlmaya baþlanmýþtýr. Türkiye'de çay üretme giriþimleri de yeni deðildi aslýnda. Ýlk giriþim l888 yýlýnda yapýlmýþ. bu yapýtlara örnek olarak gösterilebilir. Harem-i Þerif Müdürlüðü ve Basra Valiliði gibi görevlerde bulunan Hacý Mehmet Arif'in 1877 yýlýnda yayýnlanan "Çay Risalesi". çaya ilgi gösterilmemesi nedeniyle. Türklerin çayla tanýþmasýnýn öyküsü incelenir süreçte. yy.'da çay ticareti yapýlsa da. çay fabrikasýný ve Astropikal Bitkiler Araþtýrma Ýstasyonu'nu inceleyerek gerekli bilgilerle Rize'ye döner. çayýn tarihi göçlerle Anadolu'ya gelmediði bilinmektedir. Batum ve çevresinde Ruslar tarafýndan kurulmuþ olan çay bahçelerini. 1731 yýlýnda Damât-zâde Ebû'l-Hayr Ahmed Efendî'nin yazdýðý "Çay Risalesi". Anadolu'da çay içme alýþkanlýðýnýn baþlangýcýnýn 17. bu giriþimle ilgili bilgiler 1892 yýlýnda yayýnlanan "Coðrafyayý Sýnai ve Ticari" adlý kitapta yer almýþtýr. Rize Ziraat Fen Memuru Ýbrahim Bey'le birlikte 1924'de Batum'a düzenlenen geziye katýlýr. bambu rizomlarý ve bir Rus bahçývaný getirir. Sonraki yýllarda çay içme alýþkanlýðýnýn halk arasýnda hýzla yaygýnlaþmasýnýn etkisiyle Türkiye'de çay yetiþtirilmesi sürekli konuþulur ve tartýþýlýr bir konu olmuþ. Eski adý Garal Daðý olan hazineye ait bir bölgedeki Müftü Mahallesi'nde. "Çaycý" lakabý ile anýlan ve Hicaz Vali Vekilliði.Ahmet Hamdi'nin yazdýðý "Çay Risalesi". ancak çay fidanlarýnýn geliþme 67 . 5.S. Söz konusu yazýlý kaynakta. bu gezinin ardýndan. 15 dekarlýk arazide ilk fidanlýk kurulur ve çok küçük ölçekli de olsa ilk üretim baþlar.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I göstermediði. halk Sayýn Derin'i. Kanuna. "Zihni Hoca" adýyla anmaya baþladý. bir çay kanunu teklifi yapýlmasýný istedim. Büyük Millet Meclisi'nde 6 Þubat 1924 tarihinde "Rize Vilayeti ve Borçka Kazasýnda Fýndýk. iþsizlik dolayýsýyla meydana gelen aþýrý göç. gecikiyor. Birinci Paylaþým Savaþý'ndan sonra bölgede yaþanan ekonomik ve sosyal bunalýmlar. Bir kere erozyona mani olmak için araziyi sed yapmak icapediyordu. Eðer böyle bir para alýrlarsa çiftçiler daha kolaylýkla çay ziraati yapabilirlerdi. çiftçiye dönüm baþýna 60 lira verilmesine dair bir madde de koydurtmuþtum. Bu yasaya göre baþlatýlan çay üretimi çalýþmalarýnýn baþýna Ziraat Umum Müfettiþi olarak Zihni Derin getirildi ve Rize vilayeti ile Borçka kazasýnda çay fidaný yetiþtirilmesine baþlandý. Mandalina. Hakikaten o Ankara'ya döndükten birkaç ay sonra da beklediðimiz birinci Çay Kanunu çýktý. Fidanlýðýmýzdaki çay ziraatini çok beðendi. çay tarýmý böylece yasal güvenceye kavuþturulur. Portakal. ben de müthiþ telaþlanýyordum. Ve kanunun biran evvel çýkmasý için uðraþacaðýný söyledi. Rize'de kurulan Çay Araþtýrma Enstitüsü'nün kurucu müdürü de olan Zihni Derin tarafýndan yürütülen bir çok deneme nedeniyle. ayný çabanýn 1892 yýlýnda tekrarlandýðý ve ekolojik koþullarýn çay yetiþtiriciliðine uygun olmamasý nedeniyle her iki denemeden de sonuç alýnamadýðý belirtilmektedir. bölge insanýna gelir kaynaðý ve iþ alanlarý yaratýlmasýný zorunlu kýlmýþtýr. Fakat kanun çýkmýyor. Rize ve çevresindeki çalýlýk ve kýzýlaðaçlarýn sökülerek yerlerine yasada yazýlý çeþitlerin dikilmesini amaçlayan 407 sayýlý Yasa." 1918 yýlýnda hazýrlanan Rapor da dikkate alýnarak. Limon ve Çay yetiþtirilmesine dair 407 Sayýlý Kanun" kabul edilir. büyük 68 . Birgün Sýhhat Vekili Hulusi Bey Rize'ye geldi. Çünkü masraflarý az olacaktý. bir rapor ve yasa teklifi hazýrlar: "Rize'de Araklý hududundan Batum hududuna kadar olan sahada Batum'da yetiþen çay kalitesinde bizim de çay yetiþtirebileceðimiz kanaatine vardýkdan sonra hazýrladýðým raporu Vekile ibraz ederek. Bu konuda yoðun uðraþ veren Zihni Derin.

çalýþmalar durdurulur. 1930'lu yýllardan beri Þeker Fabrikasý. çeþitli yaðlardan da sabun. Ege ve Akdeniz bölgelerinde geniþ çapta yetiþtirilen Satsuma türü mandalinanýn ilk üretildiði yer olan Merkez Fidanlýðý. 407 sayýlý Yasa'nýn tek yararý Rize Merkez Fidanlýðý'nýn ayakta kalmasý olmuþtur. 1924-27 yýllarý arasýndaki yoðun çabalar yetersiz kalýr. Fen Memuru Ýbrahim Bey'in Çarþamba'ya tayin edilmesine üzerine. 1936 yýlýna deðin süren bir duraklama dönemine girer. geleceðe yönelik belirsizliðin de giderilememesi üzerine. iþletilememiþtir. Sümerbank. Asým Zihnioðlu'na göre. Çay tarýmý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çaplý devlet yardýmý. Ali Rýza Erten'in raporunda ayrýntýlý þekilde açýklanmýþ olan çayýn ekolojisine uymuyan illerde üretim denemesi yapýlmasý ile çoðaltýlarak halka daðýtýlan fidanlarýn gerekli destekten yoksun bulunan ve yeterli bilgi verilemeyen üreticilerce. "Kendi Kendine Yetme" ilkesini benimsemesi ve 1933 yýlýnda bunu bir programa baðlamasý üzerine. Kömür Ýþletmesi. ölü doðmuþ. Karabük. Etibank. Devlet Üretme Çiftliði gibi fabrika ve kurumlarý geliþtirme hareketleri baþlamýþtý. 1936'da meslek aþký depreþir ve Edirne'de Ziraat Müþavirliði görevini yürütür. bu dönemde bile her kýr gezisinden cepler dolusu bitki örnekleriyle döner ve laboratuarda incelemeler yapar. Zaman ilerledikçe çay fidanlarýnýn üretim ve daðýtýmýndaki heyecan. Süreci ve Ýsmet Ýnönü'nün çayla iliþkisini Asým Bey þöyle deðerlendirir: "Gerçekten de o yýllarda her alanda Türkiye kendi ihtiyacýný kendisi karþýlama çabasýna girmiþti. Öðretmen arkadaþlarýnýn anýlarýna göre. Devlet Deniz Yollarý bu dönemde önemli atak69 . üreticilerin ilgisizliðine paralel olarak azalýr. Devlet Demiryollarý. Zihni Derin sonraki 10 yýl boyunca tekrar öðretmenlik mesleðine döner. ülkemizde çay tarýmý yeniden gündeme gelir. tesis ve teþkilat kurulmasýný gerektiren çay yetiþtirme ve iþlemesine para ayrýlmamasý ve devletin çeþitli ivedi sorunlarla karþýlaþmasý sonucu. Pancardan þeker çýkarýr. ne yazýk ki fazla raðbet görmez ve devletin ilgisi de kýsa sürünce. Ekonomik kalkýnma modeli olarak "Devletçilik" modeline geçen Hükümetin.

portakal. "Türkiye'de Çay Ýktisadiyatý" adlý yapýtýný yazarak. Þevket Raþit Hatipoðlu Rize'ye gelir ve örgütlenme çalýþmalarýný yürütür. Konuyu ilgiyle dinleyen Ýsmet Ýnönü. 1924 yýlýnda Batum'dan getirdikleriyle oluþturduðu bahçeyi ve parselleri gezerken. dönemin Ziraat Odasý Baþkaný Muharrem Þad ve Ticaret Odasý Baþkaný Hulusi Karadeniz tarafýndan Rize'de ilk çay yetiþtirme giriþimi ve Zihni Derin'in 1924 yýlýndaki çalýþmalarý anlatýlýr. Zihni Derin bu çalýþmalar içinde boðuþup dururken. Geziye katýlan heyet içerisinde yer alan ve sonradan Tarým Bakaný olan Prof. 1935 yýlýnda Ziraat Vekili Prof. Ankara'ya dönünce. Bu nedenle Ýnönü yurt çaycýlýðýyla yakýndan ilgileniyordu. Dr. limon. aðaçkavunu. Ýsmet Ýnönü'nün kafasýnda ve yüreðinde yurtta çay yetiþtirilmesi de vardý. Dr. kendisinden 30 yaþ daha genç olan bir meslektaþý onunla ayný kader yolunda 70 . Muhlis Erkmen'in Ankara'daki Ziraat Fakültesi ve Bakanlýk uzmanlarýndan oluþan bir bilim heyeti ile birlikte Rize'ye yaptýðý inceleme gezisinde. Ülkenin üretim alanýna dönük ataklarý yine o dönemde gerçekleþmiþti.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I lara giriþmiþti. Ankara'da Tarým Bakanlýðý Baþ Müþavirliði'ne atanýr. üretimde devletin öncülük yapmasýný gerektiriyordu. Fidanlýkta bulunan iki ahþap evden birinin üst katýndaki bir odaya yerleþir. bambu ve diðer meyveler ile küçük çaplý parsellerde birkaç yüz fidandan oluþan küçük bir çay bahçesinin gayet güzel yetiþtiðini görmek. çay yetiþtiriciliði çalýþmalarýna baþlanmasý amacýyla Tarým Bakanlýðý'ný görevlendirir. Hindistan'dan getirilen iki uzmanýn iki yýl süren çalýþmalarýndan baþarýlý sonuç alýnamayýnca. uzun yýllardan sonra tekrar Rize'ye gelir. onu mutlu eder. Þevket Raþit Hatipoðlu. bölgenin çay tarýmý ve sanayisinin geliþmesine her yönden elveriþli olduðu kanýsýna bir kez daha varýlýr. Rize ve çevresinde kurulacak Ziraat Teþkilatý'nýn koordinatörlüðü görevi verilen Zihni Derin. Edirne'de Ziraat Müþavirliði görevinde bulunan Zihni Derin. alt kattaki odayý laboratuar olarak hazýrlar. O yýllarýn koþullarý. mandalina. çeþitli süs bitkilerinin. greyfurt. bölgede çay bahçeleri kurmanýn ve elde edilecek yapraklarýn kuru çay haline getirilmesinin önemini savunur." 1935 yýlýnda yurt gezisine çýkan dönemin Baþbakaný Ýsmet Ýnönü'ye.

yýllar boyu Rize ve çevresi ile ilgileneceðimi. Binanýn ikinci katý kahvehane. Altýnda bakkal. Bu Rize'nin en yüksek binalarýndan birisi. Parkýn ve ana yolun karþýsýnda üç katlý beton. 1938'de Rize'de yeniden düzenlenen Çay ve Fidanlýklar Müdürlüðü Teþkilatý'na atanan Asým Zihnioðlu. altý odasý var. Bu amaçla. Caddenin deniz tarafýnda þirin bir park yer alýyor. Bunun da boyu beþ yüz metreyi geçmiyor. O'nu alt kat71 . arka sokaðýnda da aþhane ve berber dükkaný yer alýyor. doðma büyüme bir Rizeli gibi buralara baðlanacaðýmý hiç düþünmemiþtim." Odasýna yerleþtikten sonra hemen Ziraat Bahçesi diye adlandýrýlan fidanlýða giden Asým Bey. üçüncü katý otel: Palas Oteli. Fýndýk türleriyle ilgili denemeler yapar ve özellikle o günlerde hasat sonrasý hemen depolanan ürünün çürümesini önlemek için. çirkin görünüþlü bir bina yükseliyor. 1938'te tanýþtýðý Rize iliyle ilgili þunlarý yazar: "O dönemde Rize küçük bir kentti. Zihni Derin'le tanýþmasýný ise þöyle anlatýr: "Zihni Derin benden bir vapur önce gelmiþ. beþ. O tarihte henüz liman da yok. fidanlýkta bulunan iki ahþap evden birinin üst katýndaki bir odaya yerleþmiþ. "Bir Yeþilin Peþinde" adlý yapýtýnda anýlarýný anlatan Asým Zihnioðlu. eczane. 1927'de Ýzmir Ziraat Okulu’nu bitiren ve Uþak Þeker Fabrikasý’nda göreve baþlayan Asým Zihnioðlu. Giresun'da bir Fýndýk Araþtýrma Ýstasyonu kuruluþunu gerçekleþtirdikten kýsa bir süre sonra. 1933 yýlýnda Giresun'da fýndýk tarýmýyla ilgili çalýþmalara baþlar. yaþamýmýn 16 yýlýný geçireceðimi. yörede pek bilinmeyen harman iþlemini gündeme getirerek çiftçilere öðretmeye baþlar. Ýskelenin çýkýþýndan baþlayan ve denize paralel olarak uzanan bir tek ana cadde var.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I buluþur. burasý Belediye Parký. 35-40 kiþilik ekiplerle köylerde fýndýk harmanlarý organize edilir. Yeþil tepelere serpilmiþ iki katlý evler ve bu tepelerin dibindeki ince düzlük þeride sýralanmýþ dükkanlardan ibaret küçük bir kent. Parkýn bir kýyýsý kumsal ve deniz… Denizin çýrpýntýsý. Odalardan birine yerleþiyorum ve artýk Rize'deyim. hoþ kokusu insana huzur veriyor. Burada. Zihni Derin'le birlikte yoðun bir çalýþma ortamýna girer.

Çaylarýn getiriliþ öyküsünü Asým Bey'den aktaralým: "Batum'dan getirilen çay tohumlarýnýn en azýndan yüzde 90'ýnýn intaþ kabiliyetinde olmasý iþimizi kolaylaþtýrýyordu. Bu tarz ambalajlama. umutsuzluk ve güvensizliðin yaygýn olduðu bölgede sonradan dost olduðu CHP Ýl Baþkaný Mehmet Mataracý'yla tanýþan Asým Zihnioðlu. Batum'daki Çakva Çay Araþtýrma Ýstasyonu tarafýndan hazýrlanan tohumlarý Rize'den kiraladýðýmýz iki motorla Rize'ye getirdik. çayla ilgili uygulamaya en elveriþli olan teknikler saptanýr. oldukça iddialý konuþur. laboratuarda bölge topraklarý ve iklim incelenirken." Geçmiþte kaybedilen yýllarýn deneyimleriyle sýký tutulan iþler. Ýklim ve toprak yapýsý da çay tarýmý için oldukça uygundur." 1924 yýlýndan 1937 yýlýna kadar yapýlan bilimsel çalýþmalarýn olumlu sonuç vermesi ile Batum'dan 1937 yýlýnda Gürcistan kökenli 20 ton. Bu koþullar altýnda þevkle çalýþmalara baþlandýðý sýrada. Bu tohumlar kontraplak sandýklar içinde ve ufalanmýþ odun kömürü ile karýþýk. bir þey yapamadý. Çaya gönül veren ekip tarafýndan. Beni sevinçle karþýlýyor ve birkaç arkadaþýmýzýn daha geleceðini haber veriyor.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I taki odayý laboratuar olarak kullanma hazýrlýðýnda iken buluyorum. laboratuara çevrilmiþ odada el ele verilerek yapýlacak iþler planlanmaya baþlanýr. bünyesinde önemli miktarda yað içeren tohumlarýn rutubetten korunarak bozulmasýný önlemekteydi. çok saðlam durumda ambalajlanmýþ olarak bize ulaþtý. 1939 yýlýnda 30 ton. 1940 yýlýnda 40 ton çay tohumu ithal edilerek. siz mi yapacaksýnýz bu iþi?" küçümsemesine Asým Bey'in yanýtý kýsa ve serttir: "Mehmet Bey bu sözünüzü unutmayýn. Zihni Hoca'nýn derlediði çay tarýmý ve sanatý hakkýndaki ilk notlar toplu halde okunarak incelenir. bu kez daha bilinçli ve programlý þekilde yürütülmeye baþlanýr. Mehmet Mataracý'nýn "Birkaç yýl önce buraya iki Ýngiliz uzman geldi. hýzlý bir þekilde çay bahçesi tesisi çalýþmalarýna baþlanýr. Sizinle bir yýl sonra tekrar buluþmak isterim. Rize çayýnýn içeriðindeki maddeler bakýmýndan diðer ülke çaylarýndan daha kaliteli olduðu laboratuar çalýþmalarý sonunda anlaþýlýr." 72 .

Gündoðdu Bölgesi Teknisyeni ve Bölgeler Kontrolörü: Asým Zihnioðlu. 7. mýsýr tarlalarýnýn çay bahçelerine dönüþmesine izin verirler. 2. Teþkilatýn Mali Ýþler Mutemedi: Behçet Tuzcu Bölge teknisyenlerinin kontrolü altýnda önceden eðitilmiþ çay ustalarý fiilen çalýþarak çaylýk kuracak olanlara yardým ediyor. 3. kol gücü gerektiriyordu. mýsýra ek bir ürün olarak yeni çay bahçeleri kurulur. hep bu bölge insanýnýn uðraþ yeri ve ekmek kapýsýydý. Çayeli Bölgesi Teknisyeni: Hakký Balköse. Süreci Asým Zihnioðlu'dan aktaralým: "Öncelikle bu topraklarýn çalýlardan temizlenip köklerin sökülerek temizlenmesini ve ardýndan da 100-120 santimetre geniþlikte setlendirilmesini hedef almýþtýk. Derepazarý ve Ýyidere Bölgesi Teknisyeni: Mahmut Fevzi Gökçeli. Ýlk günlerde çay üretimine sýcak bakmayan köylüler. Ýkinci Merkez Kaza Teknisyeni ve Fidanlýk Þefi: Rauf Baþar. 4. O zamanki örgütün dar bir kadro olmasý yüzünden. Bir dönüm topraða. önce yalnýz Rize merkez kazasýna baðlý dar bir alan ele alýnmýþ ve bu alan altý bölgeye ayrýlmýþtý. bölge çalýþmalarýnýn düzenli ve sürekli olduðunu gördükten sonra iþin ciddiyetine vararak. Pehlivantaþý Bölgesi Teknisyeni: Sadullah Dikmen. 6. Ýstanbul Boðazý'nda balýkçýlýk. Topraðýný çay yetiþtirilmesi için kurulan örgüte bir yýllýðýna vermiþ olan üreticilerin hazýr çay bahçesine kavuþmasýnýn yaný sýra. Zonguldak'ta kömür iþçiliði. bölge teknisyeninin kontrolü altýnda halk bilinçlendiriliyor ve yönlendiriliyordu. Birinci Merkez Kaza Bölgesi Teknisyeni: Cahit Yýlmaz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1938 yýlýnýn Ekim ayýnýn sonuna kadar süren çalýþmalarýn ardýndan bölgenin örgütlenme çalýþmalarý baþlatýlýr. böylece onlara pratik kazandýrmýþ oluyorlardý. Zihni Derin'in baþkanlýðýnda belirlenen bölgelerde o dönemde çalýþan teknisyenler þunlardý: 1. O dönemde köylerde yetiþmiþ insan gücü bulma olanaðý yoktu. Fakat bu iþler. 1939 yýlýnda Batum'dan getirtilen çay tohumlarý ile atýl durumdaki kumar ve çýfýnlar sökülerek. 5. Ekonomik darlýk ve sýkýntý bölge erkeklerini gurbetçi yapmýþtý. Bu arada Ankara ve diðer büyük kentlerde inþaat iþçiliði ve ustalýðý yapan 73 . 120'þer santim sýra arasý ve 1 metre sýra üzeri aralýklarla dikilmek üzere ortalama 833 fidan sýðýyordu.

Belki de hem bölge halkýnda hem de devlette umutsuz tepkiler doðar. Ortada hiçbir somut kanýt yokken. 74 . birinci gruptakilerden daha þanþlýydýlar. Onlar yuvalarýnýn ve çocuklarýnýn bekçisi. Köylerde yalnýzca kadýnlar vardý." Çaylýk. "Yerli çay yetiþtirilemez" fikri yaygýnlýk kazanýyordu. evlerinin sahibi idi" Çayýn ülkemizde yetiþtirilmesine basýn kuþkuyla yaklaþýyor. Baþarýlý olmak isteðine karþýn. inþaat iþlerinde ücretler kömür iþçiliði ve balýkçýlýktan daha iyiydi. Türkiye'de çay yetiþtirme umut ve gayreti büyük bir darbe yerdi. çay yetiþtirme çalýþmalarýndan vazgeçilmesini istiyordu. baþarý için kendilerine güvenen köylüye teþekkür etmeyi de borç sayýyordu: "1939 ilkbaharýnda Batum'dan gelen çay tohumlarýnýn hazýrladýðýmýz köy topraklarýna ekimi baþarýlý olmasaydý. kapý kapý dolaþarak yetkililere durumun ciddiyetini anlatmaya çalýþýrlar. Bu ruh yapýsýný anlatan Asým Zihnioðlu. ortaya konulan somut analiz sonuçlarý ve belgeler onu bu düþüncesinden vazgeçirmiyor. bu atýlým baþarýsýzlýða dönüþebilirdi. Zira. kabak ve karalahana gibi baþlýca yiyecek ürünlerinden vazgeçmeyi göze alan ileri görüþlü Rize köylüsünün anlayýþ ve kavrayýþýný burada takdirle anmak isterim. fasulye. "Rize ve çevresinde ekþi portakal yetiþir. soruna kalýcý çözüm bulmak amacýyla bir kanun teklifi hazýrlar. avans para vermenin yasal dayanak gerektirmesi nedeniyle. tarlasýndaki mýsýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çok kiþi. tesis avansý vermeden plan ve projelerin gerçekleþmeyeceði kanýsýna varan Zihni Derin ve arkadaþlarý. çayýn Rize'de yetiþtirilmesinin beyhude bir davranýþ olduðu þeklinde halký yönlendiriyordu. Köylerde çalýþarak çaylýk kuracak adam buluruz umuduyla Cuma namazlarýnda köy camilerine gidiyorduk. Burhan Felek'e verilen yanýtlar. baþarýsýzlýða uðramak olasýlýðý çaya gönül verenleri ürkütüyordu. Fakat ne imama ne müezzine ne de cemaate rastlayabiliyorduk. çay yetiþmez" diyenlerin baþýnda gelen üstat gazeteci Burhan Felek.

Bir dönüm çaylýk kuracaklara. topraðý asiditesini araþtýrýyor. O zamanýn Ziraat Genel Müdürlüðü'nde toplanan anlayýþlý insanlarýn gayretleriyle. uygun bulursa çaylýk kurma izni veriyor ve sonra da üreticiye avans ödeniyordu. Faizsiz olarak üreticiye verilen paralar. bir çaylýk sahibi olmak ve yakýn gelecekte gelir kaynaðýna kavuþmak isteðinin bölgede yayýlmasý. Ýkinci Dünya Savaþý'nýn baþlamasý üzerine gereksinim duyulan erkek iþgücünün askere alýnmasý. çaylýk kurulacak araziyi önceden yerinde görerek inceliyor. Ýlk kuruluþ avansý olan 12. önce 12. Eve dönmeyenlerin eþleri olan kadýnlar ise. mýsýr gereksiniminin önemli bir kýsmýný karþýlayabiliyordu. Kredi desteðiyle desteklenen çay tarýmýnýn baþarýlý olmasý üzerine. gurbetten izinli dönenlerin de çay tarýmýyla uðraþmalarýna yol açtý. o sýralar Ankara'da olan Zihni Derin'in de katýldýðý toplantýda ilginç bir yöntem geliþtirdiklerini belirtiyor: 75 . 1938 yýlý ve 1939 yýlý baþlarýnda bir kilo mýsýrýn fiyatý 3 kuruþtu. gurbete gidiþi oldukça azalttýðý gibi. sonra 625 kuruþ birinci yýl bakým avansý ve ikinci yýl bakým avansý olarak da yine 625 kuruþ verilmesi kararlaþtýrýlýr ve bu yöntem herkese duyurulur. döndükleri evlerinin bahçesinde kendi çaylýklarýný kuruyorlardý. on beþ gün çalýþarak bir dönüm çaylýðý meydana getirebiliyordu. örgütle anlaþma imzalayarak aldýklarý avansla komþu erkekleri çalýþtýrarak çaylýklarýný kuruyorlardý. Bu olanaðý duyan bazý gurbetçiler. Gereksinimin giderilmesi amacýyla.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kanunun bir türlü çýkarýlamadýðý bu süreçte.000 lira Ziraat Bankasý'na gönderilir. 1940 yýlýnda Ankara'da yapýlan bir toplantýya katýlan Asým Zihnioðlu. çaylýk tesisi kurma çalýþmalarýný bir süre duraklattý.5 lira kuruluþ avansý. Bölge memuru teknisyen. Günlük ücreti 1 lira olan bir erkek iþçi.5 lira ile bir aile. mýsýr fiyatlarýnýn 3 kuruþtan 150-200 kuruþa kadar aþýrý artýþý. Rize teþkilatý emrine avans olarak köylüye daðýtýlmak üzere 127. çaylýk tesisinde emniyet saðlanýyordu. Bakým avanslarýnýn da bölge memurunun olumlu raporuna göre ödenmesi sayesinde. Atatürk Çiftliklerinin sahibi Devlet Ziraat Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü devreye sokulur. atölyelere ve fabrikalara ürün tesliminde ve ürün tesliminden iki yýl sonra baþlamak üzere taksitle kesilerek tahsil ediliyordu. gereksinimler için gerekli olan maddi olanaklar saðlanamýyordu. yýllýk izinlerini erken kullanarak.

" Çay tarýmýnýn geliþmesine paralel olarak yeni yasal düzenlemeler gündeme gelir. Çiftlik müdürüne ayný fiyatla bu mýsýrlarýn çay üreticisine avans para yerine daðýtýlmasý düþüncesini aktardým. 76 . Bakanlýkta bu konu tartýþýldý ve bu mýsýrlarýn çay üreticisine tahsis edilmesi halinde son parti çay tohumlarýndan elde edilen fidanlarla yeni çaylýklarýn kurulmasý olanaðýnýn ele geçeceði ortaya çýktý. … Bölgede çaylýk kurma isteði yeniden canlandý. üreticiye Ziraat Bankasý'ndan 5 yýl süreyle faizsiz kredi verilmiþtir. bu ürünün Toprak Ofisi'ne kilosu 18 kuruþtan devredileceðini öðrendim. ofis yerine çay üreticisine tahsisi uygun görüldü. Çaylýk kurma anlaþmasýný imzalayanlar bir dönüm için alacaðý mýsýrýn yarýsýný bu tesiste çalýþacak kiþilere vermek suretiyle bir dönüm çaylýðýn eksiksiz ve tam olarak tesisini saðlama imkanýný buluyorlardý. girdi ve kredi sübvansiyonlarý ile önemli ölçüde desteklenmiþ. Kilosu 18 kuruþtan satýn alýnan mýsýrlarýn parasý Rize köylüsü yerine Gelemen Çiftliði'ne aktarýldý. Aksi halde Batum'dan ikinci parti olarak getirilecek tohumlardan çýkacak fidanlarýn bozulmaya yüz tutacaðý ve böyle bir durumun da programý altüst edeceði düþünülerek mýsýrýn. bu mýsýrlarýn ofise tesliminin ertelenmesini rica ettim. Araklý'dan Sovyet sýnýrýna kadar olan bölgede 30 bin dekarlýk bir alan çay tarýmý için ayrýlmýþ. Teþkilat bölgede derhal bir açýklama yaparak 1 dönüm çay bahçesi yapacaklara 100 kiloluk bir çuval mýsýr vereceðini açýkladý. bahçe tesis edeceklere arazi vergisi muafiyeti ve çay bahçesi ruhsatnamesi alma zorunluluðu getirilmiþ. Bunu duyanlar teþkilata baþvurup anlaþma imzalayarak arazilerini çaylýk haline getirme uðraþýsýna girdiler. Gelemen Çiftliði'nde yüzer tonluk jüt çuvallara doldurulmuþ olan mýsýrlar Toprak Ofisi yerine Rize'deki Ziraat Bankasý depolarýna taþýndý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Samsun'dan Ankara istikametine hareket edecek treni beklerken Samsun ile Çarþamba arasýnda yeni kurulmuþ olan Gelemen Devlet Üretme Çiftliði'ni ziyaretim sýrasýnda o yýl çok bereketli bir mýsýr ürününün elde edildiðini. 1940 yýlýnda çýkarýlan 3788 sayýlý Çay Yasasý ile çay tarýmý ve üretimi.

yönetim kurulu baþkaný ve üyelerine her hangi bir þekilde bir ücret ödenmeyeceði maddesini içeren tüzüðüyle. yok' diyerek kapýdan çýkýp gitti. Kendilerini nezaketle karþýlayýp sukunetle dinledim. O köye ait ödeme bordrosunda bu kadýndan ne kadar para kesildiðini araþtýrdým. 'Sizin hesabýnýza da bakayým' diyerek. adýn nedir?' diye sordum. Rize'de görevlendirilen kooperatif uzmaný Akil Koyuncu ile birlikte kooperatif tüzüðü hazýrlanýr. Kooperatifin geliþmesi süreci ise. kalabalýðýn içinden birisinin adýný aldým ve bordroda bu kadýndan 500 kuruþ kesildiðini gördüm. Diðer kadýnlar arasýnda da bir sessizlik hüküm sürmüþ. 'Yok. Fakat bu isimde birisinin kayýtlý olmadýðýný. Kooperatiften görecekleri yararlarý anlatmaya çalýþtým. 'Sen þimdi git de seni buraya gönderenlerden baðýrma ücreti iste!" dediðim zaman ortalýkta bir sessizlik olmuþtu. 77 . özgür bir kooperatif kurulmasýný gündeme getirir. Bunlarýn tahrik ve tertip edilerek gönderildiðini anlamýþtým. Bundan hem sen hem de çocuklarýn hayýr görecek. Diðer kadýnlara. tarým satýþ kooperatifleri ve diðer kooperatiflerin baþarýsýz örnekler olmasý. 'Bacým senin kooperatif paraný ben ödeyeceðim ve sen yine kooperatif üyesi ortaðý olarak kalacaksýn. çaya gönül verenler. Asým Zihnioðlu'nun bir anýsý verilen mücadeleyi çok iyi yansýtmaktadýr: "Bir gün Rize merkezindeki dairemde çalýþýrken. çeþitli tahriklerin etkisiyle sorunlu olur. ülkemizdeki üreticilerin bir kooperatif çatýsý altýnda birleþmelerine çalýþýr. Kesilen yüzde beþ paralarýný istiyorlardý. Yasalarýn üreticilerin kooperatifleþmesine özendirmesine karþýn. Böylece. fahri baþkanlýðý da üstlenir. dolayýsýyla ondan bir para kesilmediðini anlayýnca kendisine dönerek. Müteþebbis heyetin on üçüncü ortaðý olan Asým Zihnioðlu. Türk Ticaret Yasasý'na uygun.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Hindistan'ý yerinde inceleyen. Cüzdanýmdan beþ lira çýkararak muhatabýma uzattým. "Ýndian Tea Association" adlý organizasyondan etkilenerek. al bunu' dediðim zaman utanarak peþtamalýný yüzüne kapattý. kalabalýk bir kadýn grubu toplanarak baskýn yaparcasýna odama girdi. fakat onlar isteklerini ýsrarla sürdürdüler. Buyur. Ýçlerinden sözcülük yapar gibi en çok baðýran kadýna 'Sen neredensin. 1946'da "Çaycýlar Yardýmlaþma Kooperatifi" kurulur.

yapýlan çalýþmalarý olumlayan tespitlerde bulunur. "Bu bile yetmeyecek. Baskýya direnen ve Çaycýlar Yardýmlaþma Kooperatifi nedeniyle de eþrafla görüþ ayrýlýðý içinde bulunan Zihnioðlu. Savaþýn uzun sürmesinin etkisiyle." olmuþtu. uzaklaþmýþlardý. 1946 yýlýnda Rize'yi ziyaret eden Cumhurbaþkaný Ýsmet Ýnönü tarafýndan. üstelik Ýnönü için yazýlan yazýlmýþ duvar yazýsýný sildirdi" iddiasýyla. fabrika makinalarýnýn müteahhidi olarak seçilir. temel yeri henüz belirlenmemiþ fabrikanýn temelinin atýlmasý amacýyla. 1940 yýlýnda kurulan çaylýklarýn iyice geliþmiþ olmasý üzerine. sipariþ edilen makinalar Ýngiltere'den 1946 yýlýnda getirilir. gerekirse askeri kýþla yaparýz" alaycýlýðýný taþýyordu. Asým Bey'in yanýtý ise. Onurlu Karadeniz kadýný her türlü zorluk ve olay karþýsýnda önce onurunu korumasýný çok iyi biliyordu. ele geçecek ürünü Hindistan ve Seylan'daki gibi iþleyerek kuru çay haline getirecek yeni ve modern bir fabrikaya gereksinim duyulmaya baþlanmýþtý. 1946 yýlýnda ilk çay fabrikasý inþa edilirken Asým Bey'in yanýna gelen Mehmet Mataracý. 78 . Rize'ye gelen Ýngiliz çay uzmanlarý Dr. CHP yerel örgütü yetkililere baský yapar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I birbirlerine bakýþýp yola dizilerek. "Bu kadar büyük bir binayý çayla nasýl dolduracaksýn?" sorusunu sormuþ. Kýsa süre sonra kurulma zorunluluðu ortaya çýkan Gündoðdu ve Çayeli Fabrikalarýnýn açýlýþ töreninde. Kendilerinin aldatýldýðýný ve kullanýldýðýný anlamýþ. "Zararý yok. Mann ve Mr. piþmanlýk duymuþ gibiydiler. artýk atölyelerden fabrikalara geçme zamaný gelmiþti. kurtuluþ umudunun gerçekleþmekte olduðunu gören Mataracý'nýn 1946'da ilk fabrikaya yaklaþýmý ise. "Ýnönü'ye temel attýrmadý. Bu amaçla Ýngiltere'de çay makinalarý üreten fabrikalara baþvurularak teklif istenir. inþaatý baþlamamýþ. Karabük'te ilk Demir Çelik Fabrikasýný kuran Brassert firmasý. Cumhurbaþkaný’na ve Tarým Bakaný'na þikayet edilir. beþinci kata yükselen inþaata bakarak. bunun gibi daha çok fabrikalar kurulacak." Ýþleme aþamasýnda ise. Üretilmeye baþlanan yaþ çay yapraklarý Zihni Derin tarafýndan kurulan atölyelerde iþlenerek kuru çay elde edilmiþ ve üretim giderek artmýþtýr. Allen.

46 adet tasnifli dökme kuru çay fabrikasý. Asým Zihnioðlu olur." Tarým Bakanlýðý'nca Rize'ye Baþmüfettiþ gönderilmesinin ardýndan Asým Bey. Halen Çay-Kur. Fahri Kurtuluþ. bölgeye yerleþtirilen çay tarýmýnýn mutlu dönemini gönül rahatlýðý içinde yaþarken. Emeklilik onun bu bölgede 79 . Dr. Ali Rýza Erten'in de bulunduðu bir heyet tarafýndan temeli atýlan 60 ton/gün kapasiteli ilk çay fabrikasý. 1947 yýlý yazýnda bir savaþ gemisiyle Doðu Karadeniz gezisine çýkan Cumhurbaþkaný Ýsmet Ýnönü. Bir ambar memurunun Dalaman'a gönderilmesiyle sorunu çözmeyi öneren Bakana. kendi tayininin daha anlamlý olacaðý gerekçesiyle karþý çýkan Asým Bey. üreticilerin "Çay ve fabrika bizim gözbebeðimiz" sözleri Paþa'yý etkiler. üretime geçtikten sonra tekrar ziyaret eder. Paþa'ya hitaben Rize Çay Fabrikasý Müdürü hakkýndaki þikayetleri özetledi ve elindeki raporu sundu. 1947 yýlýnda Rize Fener Mahallesinde Merkez Çay Fabrikasý adý altýnda iþletmeye açýlýr. iki saat boyunca incelemelerde bulunduðu fabrikadan ayrýlýr. sorun tatlýya baðlanýr. 1946 yýlý Aðustos ayýnda. ilgili bakanlýða gönder' talimatýný verdi. 1946 yýlýnda aralarýnda Prof. Sadece 'Bitti mi?' diyerek bu tutumlarýndan memnun olmadýðý anlamýna gelen bir tavýr takýndý. Zihni Derin. teþekkürlerini bildirerek. Üreticilerin verdiði bilgi ve çayýn kalitesi hakkýnda edindiði izlenim Paþa'yý çok memnun eder. 1985 yýlýnda ise 45'e ulaþýr. 3 adet paketleme fabrikasýyla üretime devam etmektedir. Çay tarým alanlarýnýn ve yaþ çay yapraðý üretiminin artmasý çay iþleme fabrikalarýnýn sayýsýnýn da giderek artmasýný zorunlu kýlar. bir yýl önce geldiði fabrikayý. Paþa'yý ziyaret etmek istediklerini söylediler. iddia sahibi Fahri Kurtuluþ ile görüþtürülür. Ankara'ya Tarým Bakaný'nýn yanýna çaðrýlýr. Cumhurbaþkaný onlarý sukunetle dinledi ve hiçbir karþýlýk vermedi. yaþ haddi nedeniyle emekli olduðu haberi gelir. 1973 yýlýnda kurulan yaþ çay iþleme fabrika sayýsý 32'ye. bana da 'Al bunu. Ýlk çay fabrikasýnýn kurucusu ve müdürü. Þikayetçilerin umduklarýný bulamamalarý üzerine.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Geliþmeleri Genel Müdür Þefik Bakay'dan aktaralým: "Önce bana geldiler. Onlarý buluþturdum.

Sabah erken saatlerinde Zihni Hoca kalkmýþ etrafý seyrederken. farklý bir havada yapýlan seçim sonunda bütün popülaritesine raðmen milletvekili seçilemez. Rize'deki görevine dönen Zihnioðlu. Rize'yle ilgisini kesmemiþtir. 1964 yýlýnda Rize'de yapýlan "Çay'ýn 40. Rizeli’ler. Ýstanbul'a tayin edilir. ikna ettikleri Zihni Hocalarýna karþý sözlerini tutamamýþlar.Yýlý kutlamalarý doðrultusunda bazý bakanlar. Tarým Bakanlýðý kendisine anlaþmalý bir kadro tahsis ederek Bakanlýk Koordinatörü görevini verir. yalnýzca seçim pusulasý bastýrarak seçime katýlan Zihni Derin. Siyasete ilgi duymayan. Çalýþma Bakaný Bülent Ecevit ile birlikte Zihni Derin'de davet edildi. Rize'de seçim propagandasýna çýkmayýp. Zihni Derin ise küsmemiþ. Zihni Derin. Olayý Asým Zihnioðlu'ndan aktaralým: "1964 yýlýna gelindiðinde çay bitkisinin bilinçli olarak Rize topraðýna dikilmesinin 40. ancak Demokrat Parti'nin yaptýðý yanlýþlara karþý protesto anlamýnda Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin adaylýk teklifini kabul eden Asým Zihnioðlu da.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bulunmasý için bir engel deðildir. kendisini çok seven Rizeli’lerin parlemontada Rize'yi temsil etmesine yönelik ýsrarlý teklifleri üzerine. mücadele arkadaþý Asým Zihnioðlu ile birlikte onur konuðu olarak çaðrýlýr. Siyasetle hiçbir ilgisi olmayan Zihni Derin. idealinin gerçekleþtiðini görmenin heyecanýný ve duygusallýðýný yaþýyordu. Ankara'ya yerleþen Zihni Derin. Bu toplantýya katýlmak üzere Rize'ye giderken üzücü bir trafik kazasý geçirir. Gece 21:00 sularýnda Rize'ye ulaþarak fabrika misafirhanesine yerleþti. meclise girerse Doðu Karadeniz bölgesine ait sorunlarý dile getireceðini ve bölgenin çeþitli yönlerden kalkýnmasý için çaba sarf edebileceðini düþünerek. ama seçilemez. 80 . 1954 seçimlerinde Uþak'tan baðýmsýz milletvekili adayý olur. Yýlý" törenlerine. Zihni Derin'i Meclise gönderememiþlerdir. 5-6 yýl boyunca yýlda birkaç defa Rize'ye gelerek çalýþmalarýna devam eder. 1950 seçimlerinde Rize'den baðýmsýz milletvekili adayý olur.

Hemen ameliyata alýndý. geçer" diyordu. Taburcu olup evine döndüðünde koltuk deðneði kullanarak yürümeye baþladý. Trabzon'da öðle sonu uçaðý ile Ankara'ya ulaþtýrýldý. sevinçlerine beni de iþtirak ettiriyorlardý." Zihni Hoca'nýn meslek yaþamýndaki en büyük hüsranýný onun anýlarýndan aktaralým: "1938'de Rize'de bilhassa çay ziraatiyle meþgul olmaya memur edilmiþ ve kendimi adeta çay aþkýna vermiþtim. Hala unutamam. Öyle çalýþýyor." Çay aþký için uykusuz geceler geçiren Zihni Derin. Vekalete müteaddit telgraflar çekiyor. Ziyarete gelenlere "Bir aksilik oldu. Zihni Derin hemen hastaneye kaldýrýldý. Çalýþma Bakaný Bülent Ecevit. fakat hiçbir netice alamýyordum. 1965 yýlýnda Ankara'da vefat eder. Hoca'ya çarpýp onu yere düþürdü. 1965 yýlýnda ise. kuru çay üretimi iç tüketimi karþýlayacak düzeye 81 . "Birlikte gidelim" diyerek Zihni Derin'i valinin arabasýna aldý. Röntgen çekiminden sonra. Günler uzuyor. ameliyatý takip eden günlerde acýlarý hafifledi. Zihni Hoca arabadan indi. Tören yerine geldikten sonra.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Rize merkezindeki tören yerine gitmek üzere hazýr beklerken valinin otomobili göründü. arabanýn arkasýndan geçerken þoför arabayý geriye sürdü. Çiftçilerin de bana karþý itimatlarýnýn gittikçe azaldýðýný daima deðiþen hallerinden anlýyordum. Bu yüzden ne kadar uzun ve uykusuz geceler geçirmiþtim. teklif etmiþ ve neticeyi beklemeye koyulmuþtum. çiftçi ve köylüye de bu zevki öyle aþýlýyordum ki onlar da derhal bu iþe baþlayacaklarýný ve bütün tarlalarýna çay ekeceklerini söylüyor. Onlarý aldatmýþ bir insan vaziyetine girdiðimden öyle utanç duyuyordum ki bu benim için meslek hayatýmda hiç unutamayacaðým bir hüsran olmuþtu. kalça kemiðinin kýrýldýðý anlaþýlarak. Ýþte ikinci Çay Kanununu o zamanlar hazýrlamýþ. ameliyat için Ankara'ya dönmesine karar verildi. kaza sonrasý saðlýðý bir daha düzelemeden. Ankara Hastanesi’ne yatýrýldý. Havaalanýnda oðlu Haldun Derin ve kýzý Melahat Haným tarafýndan karþýlandý.

Ülke çaycýlýðýnýn Devlet Planlama Programýna uygun olarak planlanmasý için kurulan I. Tekel Bakaný'nýn Genel Müdürlük isteðini. Beþ Yýllýk Planlama Ýhtisas Komisyonu Raporlarý'nda. en modern tesislerin bölgede kurulmasý. Kýsa bir müddet sonra da mevsim gereði ürün azalacaðý için fabrikada mevsimlik ve geçici olarak çalýþan iþçilerimizin bir kýsmýna yol verilmesi gerekecekti. Sonraki yýllarda Çaykur. Diðer usta ve memur kadrolarý ise doluydu. Ekonomik boyutta üretime geçilmesiyle birlikte çayýn tarýmý Tarým Bakanlýðý. Çay üretimi 1971 yýlýnda Çay Kurumu Genel Müdürlüðüne devredilmiþ. Fehmi Yavuz'un bir akrabasýna fabrikada iþ verilmesini istiyor' diye yazýyordu. "Bundan sonraki çalýþmalarý genç meslektaþlarýmýza býrakalým. bu çalýþmayý onlar sürdürsün" ifadesiyle nazikçe reddeder. Durumu. ve II. Çaykur'daki istihdam politikasý konusunda da Asým Zihnioðlu'nun bir anýsý yöneticilere örnek olmasý gereken bir niteliktedir: "1951 yýlýnda Tekel Bakaný Rýfký Salim Burçak'ýn özel kalem müdürü Fethi Aþkýn'dan bir mektup aldým. arkadaþý Prof. kaliteli ürünün imalat yöntemleri ve buna uygun maliyet hesaplarý. yeni birisine ihtiyaç yoktu. Zihni Hoca'nýn sabýrla baþlattýðý ve saðlam temellere oturttuðu çalýþmalar durmaz. 1973 yýlýnda fiilen faaliyete geçen kurum 1982 yýlýnda "Çay Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü (Çaykur)" adý altýnda bir kamu iktisadi kuruluþuna dönüþtürülmüþtür. Dr. 6133 ve 6757 sayýlý yasalar çýkarýlarak. 82 . sürekli siyasetçilerin oyun alaný olmuþtur. 5684. Türkiye çay dýþalýmcýsý konumundan kurtulmuþtur. O sýrada kampanyanýn yarýsýný devirmiþ bulunuyorduk. içsatým fazlasýnýn dýþsatýmý ve dýþ piyasaya açýlma konularýna yer verilmesine karþýn. Dönem Ýhtisas Komisyonlarý'na Asým Zihnioðlu katýlýr ve Çay Ýhtisas Komisyonu'nun Raportörü olur. üretim özendirilir ve çay plantasyonlarý artýrýlýr. kuru çay üretimi ve pazarlamasý ise Gümrük ve Tekel Bakanlýðý ya da Sanayi ve Ticaret Bakanlýðý tarafýndan yürütülmüþtür. çayla ilgili öngörülen geliþme projeleri yanýnda. bu raporlar hiçbir zaman uygulamaya konulmaz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ulaþmýþ. nitelikli personel istihdamýna ve piyasa koþullarýna uygun özerk bir yönetim anlayýþýna yönelememiþ. Mektupta 'Bakan'ýn bir ricasý var. 1969 yýlýnda kendi isteðiyle emekliye ayrýlan Asým Zihnioðlu.

"Bu siyah altýn topraklarýmýzýn ürünü. 1961 kampanyasýnda filiz yaprak alýmýna tepki gösterirler. Ona gözümüz gibi bakacaðýz. Sayýn Bakan'ýn bizi mazur görmesini rica ettim. anlatarak kuralý bozarsak kötü duruma düþeceðimizi. Günümüzde sorun olarak görülen üretim alanlarýndaki geniþleme ve çay yapraðýnda kalitenin bozulmasý ile ilgili birkaç saptama yapmak gerekir. kaliteden ödün vermemek amacýyla yaklaþýk dört ton kuru çay imha edilir. 1985 yýlýnda ise çay alanlarý Ordu-Fatsa'ya kadar geniþletilmiþtir. Rize Belediye Baþkaný Ekrem Orhon. Halka haber verilerek Rize Belediyesi yakýnýnda bir meydanda bu çaylar yakýlýr. bozulan yaprak kalitesinin düzeltilmesi çalýþmalarýna ivme kazandýrýr. Daha güzel ve daha nefis olmasý için çalýþacaðýz. insanlarýmýzýn emeðiyle kazanýlmýþtýr." sözleri yanýnda. 1947 yýlýnda açýlýþý yapýlan fabrikanýn üretime bir hafta geç baþlamasý yüzünden ürüne sert ve kart yapraklarýn karýþmasý üzerine. 1982 yýlýnda tekrar çaylýk kurulmasý izini verilmiþ. Milli Birlik Komitesi'nin görevlendirdiði bir askeri heyet Rize'ye gelir ve üreticilerin protestosuna yol açan uygulamalarý yapan yetkilileri sýrasýyla görevden alýr. daha sonra 1960'da Tekel bakaný olmuþtu. birçok kimsenin ellerindeki sýra numarasýna göre bizden iþe davet beklediðini belirterek. 1960 yýlýnda yönetime askerlerin gelmesi. tutumumuzu tasvip ediyor ve teþekkürlerini iletiyordu. Önceki üç-dört yýl boyunca kaba ve kart yapraklarýn alýmýna göz yuman tutuma alýþan üreticiler.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kuralýmýzý anlatan bir mektupla bu isteði karþýlayamayacaðýmýzý. Çayýn yakýlarak imha edildiðini gören ve duyanlar için bu olay bir tür uyarýcý olur ve bunun yararý yaprak standardýnýn korunmasýný saðlar.)" 1938 yýlýnda baþlanýlan çay bahçesi tesisi çalýþmalarýna. (Fethi Aþkýn. 1974 yýlýnda yeni izinler verilmemiþ. 'sýrayý ve kuralý bozmayýn' diyor. Bu mektubumdan kýsa bir süre sonar Özel Kalem Müdürü'nden aldýðým mektup ilginçti. çaycýlýðýn Rize ve çevresine saðladýðý kalkýnma hareketini överek. 83 . Tekel Bakaný Rýfký Salim Burçak. Rize Valiliði önünde protesto gösterileri yapýlýr. meydana dökülen kötü vasýflý çayý yetiþtirmekten sakýnmanýn gereðini anlatan içtenlikli bir konuþma yapar.

aslýnda kendi geleceklerini yok ettiklerini görmüyorlardý. ancak karar yetkisi Ankara'da ve siyasilerin elinde olduðu için kurum kendi inisiyatifini kullanamaz hale gelmiþtir. "Ýlk zamanlar çaylarýmýz çok iyi kalitede idi. Bakan konumundaki bazý kiþilerin bilgisizliði ise. Aksi takdirde çaylarýmýz bugünkü gibi semiz otu kokusunu alýr. Bakanýn sözünde ýsrar etmesi üzerine. ikisi göz için býrakýlmalýdýr. yasak bir konu olmuþ. üreticilerin dertlerini dinler. Ýstifamý takdim ediyorum. "Seçtirilen bu yapraklar da üründür. budama býçaklarýyla koparttýklarý kart yapraklarý ve sert yapraklý dallarý satarken. "Bunu yapamam." der. Halbuki beþ filizden ancak üçü alýnýp. "Þu otunuzu görelim bakalým" olmuþtu. Çay Ýþletmeleri'nin Tekel Genel Müdürlüðü'ne baðlý iken Tekel mevzuatýnýn sürat ve aktivite eksikliði nedeniyle bu iþletmeler iktisadi kuruluþ haline getirilmiþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Deneyimli uzmanlarýn görevden alýnmasýný fýrsat bilen Rize'li üreticiler. Bunun için de budamayý hiç bir zaman ihmal etmemelidir. bu konuya dokunanýn eli kýrýlmýþtýr. Yaprak toplama konusunda programlý çalýþmalarla üreticileri yönlendirmeye çalýþan Merkez Müdürü Ziraat Mühendisi Orhan Minisker ile alým yerlerini dolaþýr. kokusu bozuldu. Siyasetin içinde olmasý nedeniyle yaprak standardý konusu sakýncalý." Adalet Partisi'nin iktidara geldiði yýllarda Tekel Bakaný Ýhsan Topaloðlu Rize'ye gelir. Konunun önemini Bakana anlatmaya çalýþan Orhan Minisker. Bakan'ýn bu sözünü tebessümle karþýlayan Zihnioðlu'nun 84 . 1951 yýlýnda dönemin Ticaret Bakaný Veli Beþe Rize'ye geldiðinde. Ýhsan Topaloðlu ise. Hopa'da. böylece çayýn lezzeti. uygun vasýfta çay yapraðý getirmediði için alým yerinde sert ve kart yapraklarý seçmek zorunda kalan bir üretici. diðer önemli sorunlardan birisidir. çayla ilgili ilk sözü. Gelinen noktaya Zihni Derin'in yaklaþýmý serttir. Tekel Bakaný'na þikayette bulunur." der ve görevinden ayrýlýr. tüm alým yerlerinde uygulamaya konulan ve 3788 sayýlý Yasa'ya dayalý tüzüðe uygun yürütülen çay yapraðý alým kampanyasýný desteklemesi gerekirken. Sonradan çiftçiler fazla yaprak alsýnlar diye budamayý býraktýlar ve geliþigüzel yapraklarý zamansýz olarak yolmaya baþladýlar. Üreticiye sýkýntý vermeyin.

önyargýlý ve popülist yaklaþýmý benimsemesi ve deneyimli ve dirayetli yöneticileri devre dýþýnda býrakmalarý. özel sektörün kapasite kullaným oraný oldukça düþüktür.. Çaykur mevcut kapasitesinin tamamýný kullanýrken. Çaykur'un üretim kapasitesi 6. paslý yapraða dönüþür. böyle bilmiyorduk. "Tanýyacaksýnýz efendim" olmuþtu. Karadeniz'in eðimli arazi yapýsý nedeniyle daðlarýn eteklerine kurulan bahçelerde yetiþen çaya. devlet 85 . Çay üreticileri için "güzel günler". maddesiyle 3788. Sektörde kapasite kullaným oraný yönünden büyük fark vardýr. özel sektörün ise 230 adet yaþ çay iþleme fabrikasý bulunmaktadýr.400 ton/gün'dür. 1942-1952 arasýnda 20 kilo yaþ yaprakla bir Reþat altýný alýrken 1965'de ayný altýný alabilmek için 40-45 kilo vermek zorunda kalýr. sektörün geliþmesini engeller. Özellikle özelleþtirmeye zemin hazýrlama amaçlý politikalar nedeniyle güç duruma düþen Çaykur ödeme güçlüðü çekerken.700 ton/gün. Ýkinci Paylaþým Savaþý'nýn ortaya çýkardýðý pahalýlýk karþýsýnda 150 kuruþ/kg. 4223 ve 6133 sayýlý yasalarýn çayla ilgili hükümleri yürürlükten kaldýrýlýr. Ben bu kalitedeki çayý dünyaya satarým. özel sektörün ise 8. Yasanýn 3. gerçek ve tüzel kiþilere yaþ çay satýn alma.. iþleme ve paketleme fabrikalarý kurup iþletme hakký tanýnýr. Özelleþtirme rüzgarlarý altýnda. özellikle 1980'li yýllarýn baþýndan itibaren bitmeye baþlar. kýzlarýn çeyiz parasýný saðladýðý.700 ton/gün'dür. yapraðýn fiyatý 60 kuruþ/kg. Toplam kapasite 15. 1949'da ortalama olarak 180 kuruþ/kg. kuru çay üretiminde % 30-35. Toplam üretim kapasitesinin % 57'sine sahip olan özel sektör. Altýnýn 9 lira olduðu 1938 yýlýna kadar. Gerekli bilgilendirmelerden sonra Rize'den ayrýlýrken söyledikleri.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yanýtý ise. 1959'dan itibaren 1965 yýlýna kadar 300 kuruþ/kg olarak tespit edilir. 4 Aralýk 1984 tarih ve 3092 sayýlý yasayla çayda Devlet Tekeli kaldýrýlarak. özür niteliðindeydi: "Çok güzel. erkeklerin göçünü önlediði sürece "yeþil altýn" adýný verir. Yöre halký. toplam % 43 üretim kapasitesine sahip Çaykur kuru çay üretiminde % 60-65'lik paya sahiptir." Ýktidarý elinde bulunduranlarýn bu bilgisiz. Günümüzde Çaykur'un 46. Bu süreçte üretici 1938'de 15. yeþil altýn. ekmek parasýný çýkardýðý.

uygun fiyat oluþumu gibi amaçlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I özel fabrikalara yüzmilyarlarca lira aktarýr. Çay tarýmý bölgede çoðunlukla küçük aile iþletmeciliði þeklinde yapýlmaktadýr. Çay üreticilerinin % 80'i 0. maddesi gereðince. özel sektör tarafýndan günümüze deðin gerçekleþtirilemez. 2002 yýlý taban fiyatý ile net 312 TL/kg üzerinden ortalama 1.12. özel kesimin ise % 35 paya sahip olduðu sektör. Yaþ çay alýmlarý itibariyle Çaykur'un % 65. halen yürürlükte olan bu statü çerçevesinde faaliyetlerini sürdürmektedir. kalitesiz yaþ çay yapraðýnýn alýnmasý ve kaçak kuru çay giriþinin artmasý nedeniyle arz talep dengesizliðinde ortaya çýkan ürün fazlasý ve böylece büyüyen stok hacimleri. üreticiye düþük yaþ çay geliri olarak yansýmakta. % 1'i 16 ve üzeri dekar çaylýk alana sahiptir.1996 ve 22853 sayýlý Resmi Gazete'de yayýmlanan Çay Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü. mevcut durumdan memnun olan hiçbir kesim kalmamaktadýr. hem de özel sektör iþletmeciliði bakýmýndan baþarýlý görünmemektedir. Bir çay üreticisi ailesinin 4 kiþi olduðunu var say86 . rekabet. Özellikle son yýllarda enflasyon ve girdi fiyat artýþý ile çay fiyatý arasýnda oluþan dengesizlikler nedeniyle ve yaþ çay ürün bedellerinin kamu ve özellikle özel sektörce üreticiye zamanýnda ödenmemesi sonucu üretici yoksullaþmýþ. Özel sektöre tanýnan teþviklerin de etkisi ile hýzla kurulan çay iþletmelerinin üretim kapasitesinin artmasýna karþýn. hem kamu. Çaykur'a 546.294. % 3'ü ise Giresun ve Ordu illerinde bulunmaktadýr. Ana statüsü 20.970 ton çay satan üreticilerin geliri. özelleþtirmenin amaçlarý arasýnda sayýlan kaliteli üretim.1-5 dekar. üreticinin yaþ çayý satmasýný güçleþtirmiþtir. % 2'si 11-15 dekar.970 ton olmak üzere toplam 846.000 ton. % 21'i Trabzon.650 TL'dir. çay ekonomik bir gelir kaynaðý özelliðini yitirmiþtir. 2001 yýlý itibari ile özel sektöre yaklaþýk 300. Ekim alanlarýnýn artýþý. Günümüzde çaylýk alanlarýn % 65'i Rize. % 11'i Artvin. Çay iþletmeciliðinde ortaya çýkan baþarýsýzlýk. Ýktisadi Devlet Teþekkülü (ÝDT) statüsüne alýnýr. Kamu Ýktisadi Kuruluþu (KIK) niteliðinde olan Çay Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü 1994 yýlýnda çýkartýlan 4046 sayýlý Yasa'nýn 35. % 17'si 6-10 dekar.

Artýk çaycýlýðýmýzýn devlet desteðine ihtiyacý kalmamalýydý. yaklaþýk 180 $'dýr. Bu. kendi ürününe ve onun sorunlarýna sahip çýkmasý gerekirdi. çay üreticiliðinin artýk ekonomik bir faaliyet olmaktan çýktýðýný göstermektedir. sonradan geleceði göremeyenlerce baþarýsýzlýða mahkum edilmeye çalýþýlan "Yeþil Çay Yapraðýndan Demli Çay Bardaðýna" çayýn öyküsünü. Yöre insanýmýzýn. bölge insaný ve ilgililer sorumlulukta paydaþlýk yaratabilirlerse.. üreticilerimizin umursamazlýðýný ve içinde bulunduklarý tehlikeye göz yummalarýný þaþkýnlýkla izliyorum." "Yürekten verilen hizmet yüreklerde iz býrakýr. Bu rakamlar. her tür masraf dahil kiþi baþý gelir 323. Üretici için belli miktarda çay alma ve uzun vadede de olsa ödeme garantisi taþýyan Çaykur'u tamamen özelleþtirilmesini gündeme getiren Hükümet. sorunlara birlikte sahip çýkmakla yaratýlabilir. dizeleriyle tarihe taþýr: Bir ilimiz var adý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I dýðýmýzda.Üreticilerimiz ise sadece devletin vereceði yaprak fiyatlarýnýn artýrýlmasýný istemekten baþka bir þey yapmamakta. bu çürük gidiþin kendi çýkarlarý için büyük tehlike olduðunu düþünmemektedir. Rize Durup dururken bir bardak çay sundu bize Rize'de çayý kim yetiþtirdi Rize'de 87 . Üreticilerimizin ve bundan yararlanan bölge insanýnýn harekete geçerek. Artýk 'günü kurtarma' ve 'günlük yaþam' düþüncesi deðil. maliyeti ancak karþýlayan bir fiyatla üretim yapmak zorunda kalan çay üreticisinin de üretimden çekilmesini dayatmaktadýr.. ancak sorumluluðu hep birlikte paylaþmakla. Ýþte özlemim budur. Üreticiler. hem günü hem de geleceði kurtarmak için çaba sarf etmenin zamaný gelmiþtir.. sorunlar birer birer kolayca çözülür.6 milyon TL. Asým Zihnioðlu'nun sözleriyle bitirelim: "Bugün çay üretimimizde yaþanan gerçek bir yanýlgý ve gerçek bir kaostur." Bedri Rahmi Eyüboðlu çaya gönül verenleri unutmaz. Büyük zorluklarý aþarak baþarýya ulaþan.

net 88 . 3. 2003. adýný ölümsüzleþtirir. ulusal çýkarlarýmýza uygun bir tarým politikasý bütünlüðü içinde inançlý ve onurlu insanlarca çözüme kavuþturulabilir. onun adý da ölümsüzleþtirilir. bir yeþilin peþinde. Akyýldýz matbaasý.tr 5. ZÝHNÝOÐLU. 1983 yýlýnda Asým Zihnioðlu'na verilir. Bir Yeþilin Peþinde. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasý yayýný. Tübitak Hizmet Ödülü. tek baþýna deðil. KAYNAKÇA 1.caykur. www. Necati. 2. gurur dolu bir baþarý öyküsünün kahramanýný taçlandýrýr. TERZÝ. Ankara. TUNCER. Asým Zihnioðlu. 1958. Zihni Derin.birdemet.gov. Tübitak. Tübitak Yayýný. Hadiye. Kýrk Yýllýk Meslektaþlarýmýz. Unutmayalým: Bir yudum çay keyfi için geçmedi ömürler.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Misisipi'ye karýþan çaylarý öðrettiler bize Rize'de çayý kim buldu Rize'de Kimdi o sessiz sedasýz kumral kumral demlenen mübarek adam Adýný öðretmediler bize Ýþte o güzel adamdan bre þahin aman Bir tane daha. 1998. Ankara. Öyküde de görüleceði gibi. Sizi saygý ve þükranla anýyoruz. Asým. http://tea. bir yeþilin peþinde koþan diðer insanlar. Ali Rýza Erten. "Zihni Derin'le Röportaj". Çay Sektör Analizi. Ankara. çay üretiminin çok önemli sosyal ve ekonomik getirileri vardýr ve çay sektörünü ilgilendiren sorunlar. 4. bir ideal uðruna ömrünü feda eden Zihni Derin'e 1969 yýlýnda bir "Hizmet Ödülü" vererek. Türk Yüksek Ziraat Mühendisleri Birliði Yayýný.

.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I DEVRÝM OTOMOBÝLÝ HÝKAYELERÝ Devrim Otomobili Raporu Ýsmet Özkan 23 inançlý insanýn 129 günlük serüveni.. Aydýn Engin .

Þ. onu yapanlarýn isimleri. O otomobili yapanlardan birinin yazdýðý öykünün de ayný mütevazýlýkla kaleme alýnmýþ olmasý bizi þaþýrtmadý. Bu ilk Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri kitabýnda. gösterge panellerinde 'Yað'. Ýsmet Özkan. tasarýmý da dahil Türk mühendislerince yapýlmýþ üç adetlik prototip üretim de olsa. Ýlk talimat alýndýktan sonra tasarýmdan üretime kadar geçen 129 günde ve daha sonrasýnda onu yapanlar. kendisini yapan mühendisleri ile hatýra fotoðrafý çektirirken üzerine 'Türk Malý' yazan bir þerit yapýþtýrýlmýþ. öne çýkmadan. Ancak. kitabýn amacýna uygun þekilde. birkaç teknik detay ve otomobilin 29 Ekim 1961 günü insanlarla ilk karþýlaþtýðýnda karþýlaþtýðý þaþkýnlýk ve haksýzlýkla ilgili bir kaç cümleyi yeterli görmüþtü.nin bir hangarýnda üretilmiþ. ayný zamanda Türkiye sanayi tarihinin de çok etkileyici ve önemli bu yapýtaþý ile ilgili birincisi ikincisinin özeti olan iki öyküye neden yer verildiðine gelince…. seri üretim koþullarý neler getirir bilinmese de. Devrim otomobili süspansiyon ve fren grubundan Yüksek Makina Mühendisi Ýsmet Özkan tarafýndan yazýlan 'Devrim Otomobili Raporu'. 'Devir' gibi bugün bile göremediðimiz türkçe kelimeler yazan bu otomobilin hikayesi detaylarýyla yer almalýydý. büyük bir görev bilinciyle. Devrim otomobilinin de yer almasý gerektiði düþünüldü. 90 . Devrim'i yapan 23 mühendisden biri ile konuþuldu ve kendisi önerimizi kabul ederek bir yazý yazdý ve bize gönderdi. o zamanki ismiyle Cer atelyesi bugünkü ismiyle Türkiye Lokomotif ve Motor Sanayi A. Böylece. mütevazý bir þekilde üç otomobil imal etmiþler ve eleþtirileri hep yüreklerine gömmüþlerdi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I DEVRÝM OTOMOBÝLÝ ÖYKÜLERÝ ÝLE ÝLGÝLÝ AÇIKLAMA Bu kitapta iki tane Devrim otomobili öyküsü yer almaktadýr. ilk öykü olarak kitaptaki yerini aldý. yazdýðý Devrim öyküsünde. gecikmiþ bir vefa borcunu bir nebze ödemek mümkün olabilecekti. hiç hak etmediði bir sonla karþýlaþan Devrim otomobiline ve onu yapan 23 meslektaþýmýza. Sadece ülke otomotiv sanayinin deðil. yaptýklarýný da öne çýkarmadan.

Aydýn Engin'in Cumhuriyet Gazetesi'nde 28 Aðustos 1994 günü baþlayan ve dört gün süren 'Devrim Direniyor.Bir meydan Okumanýn Öyküsü' baþlýklý yazý dizisi bu otomobil ile ilgili olabildiðince ayrýntý içermekte ve bir çok yönüyle olaylarý deðerlendirmekteydi. O otomobil bugün de hala direnmekte ve görenleri heyecanlandýrmaktadýr. Eskiþehir TÜLOMSAÞ Fabrikasýndaki Devrim. Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri-I Kitabý Koordinatörü 91 . Öyküleri beðeneceðinizi umuyoruz. Ýkinci öykünün ismi ise Cumhuriyet Gazetesi'nin dört günlük yazý dizisinin baþlýklarýndan oluþturulmuþtur. 'Devrim Otomobil Raporu' isimli öyküyü kaleme alan Ýsmet Özkan ve Devrim'i üreten diðer meslektaþlarýmýza teþekkürlerimizi sunuyoruz. Yazarýndan izin alýndý ve derlenerek ikinci öykü olarak bu kitapta yer aldý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu otomobilden on yýl sonra yabancý lisanslarla üretilmeye baþlanan otomobillerin cilt cilt reklamý. Evet. romaný varken Devrimde iki öykülük bir yeri herhalde hak ederdi. adýna yaraþýr tarihi ve kimliði ile hala ayakta. 1994'teki bu yazý dizisinde Devrim için 33 yýldýr direniyor denilmekteydi.

Yrd. Fab. Celal Taner. Md.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I DEVRÝM OTOMOBÝLÝ RAPORU Ýsmet Özkan Makina Yüksek Mühendisi Devrim. Cer Daire Bþk. Mehmet Nöker. Sayýn Emin Bozoðlu. Fab.TCDD Genel Müdür Yrd. Mustafa Ersoy. Md. Bu görev için TCDD Ýþletmesinin seçiminde o tarihlerde onarým amacý ile kurulmuþ geniþ ölçüde yedek parça imal eden Ankara Adapazarý Eskiþehir ve Sivas fabrikalarýnda önemli adette teknik personele ilaveten yetiþmiþ iþçiden mühendisine kadar güçlü bir imalat kadrosu bulunmasý büyük rol oynamýþtýr. " " " " " " Orhan Alp. -Proje Yönetim Grubu -Çalýþma Gruplarý oluþturulmuþtur. Daire Bþk. 92 . Md. TCDD bünyesinde . Fab. Fab. -TCDD'nin imalat kadrosu: Projenin tahakkuku için aþaðý listede gösterildiði gibi. Adap. Ank. Hakký Tomsu.prototip otomobil imalat projesi tarihçesi: Ulaþtýrma Bakanlýðý’nca 16 Haziran 1961 tarihinde bir yazý ile TCDD Ýþletmesi Genel Müdürlüðü’ne bir binek otomobilin geliþtirilmesi ve bir prototip Ýmali görevi verilmiþtir. Nurettin Erguvanlý. Esk. Cer Daire Bþk. Yönetim Grubu.

Müþaviri Çalýþma Gruplarý. Müþaviri Necati Teköz. Styling Grubu: Yüksek Mühendis Nurettin Erguvanlý Yüksek Mühendis Özcan Türer Yüksek Mimar Kemal Alagöz Motor Þanzýman Grubu. Yüksek Mühendis Mehmet Nöker Yüksek Mühendis Rýfat Serdaroðlu Yüksek Mühendis Güttekin Sabuncuoðlu Yüksek Mühendis Salih Kayasagun Yüksek Mühendis Þecaattin Sevgen Yüksek Mühendis Kemalettin Vardar Karoseri Grubu: Makina Mühendisi Celal Taner Yüksek Mühendis Faruk Akyol Yüksek Mühendis Samim Özgür Yüksek Mühendis Salih Kaya Saðýn Süspansiyon ve Fren Grubu: Makine Mühendisi Hamit Ýþeri Yüksek Mühendis Ýsmet Özkan Yüksek Mühendis Mustafa Seyrek Elektrik Donaným: Yüksek Mühendis Hasan Dinçer Döküm Ýþleri: Metalurjist Ýsmail Sýdal 93 . TCDD Genel Müd.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I " " Hüseyin Kayoðlu. TCDD Genel Müd.

) binek otomobil. STYLING Grubu (Oto tipi Geliþtirme).Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Satýnalma ve Maliyet Hesaplama: Yüksek Mühendis Yavuz Yücel Yüksek Mühendis Emin Bozoðlu. f) Elektrik donanýmý diferansiyel diþlileri. anahatlarýný belirledi. fakat gönül rahatlýðý ile çalýþmasýný saðlamýþtýr. c) Karoser için hazýrlanan (1/10) ölçekli maketlerden seçilen (1/1) ölçekli alçý modeli. motor kaputu ve benzeri saçlarý. orta boy tipinde (1000 -1100 kg. þanzýman motor ve diðer gruplarýn nasýl toparlanýp imal edileceði üzerinde çalýþmýþtýr ve otonun anahatlarý aþaðýdaki gibi belirlenmiþtir: a) Dört ile beþ kiþilik. Prototip otomobilin. böylece "f" de belirtilen parçalar haricinde tüm parçalar. ön takýmlar için "Mc Pherson sistemini" ve bu sistem benimsenerek Eskiþehir'de imâl edilmiþtir. d) Dört silindirli motorun gövde ve baþlýðý. motor yataklarý ile cam ve lastik aksam dýþýnda tüm parçalar yerli imal edilmiþtir. el iþçiliðimizle üretilmiþ ve sonuçta dört silindirli. Nihayet 1961 Ekim ortalarýnda Devrim otomobil prototiplerinden 94 . b) Motor dört zamanlý ve dört silindir olarak 0-60 beygir gücünde olacak. kollarý Eskiþehir Demiryol Fabrikas’ýnda yapýlmýþ ve son montajý ise Ankara Demiryol Fabrikasý'nda tamamlanmýþtýr. direksiyon vitesli bir aile otomobili imal edilmiþtir. Yönetim Kurulunun lideri olarak bu listede adý geçen mühendis ve personelin olaðanüstü bir tempo ile. e) Süspansiyon grubu. kardan istavrozlarý. karoseri. Üç adet prototip imal edildi. otonun boyutlarý. sonra bu modelden alýnan kalýplarla yapýlmýþ beton bloklara çekilmek ve çekiçle düzeltmek sureti ile tek tek imâl edilmiþtir. Sivas Demiryol Fabrikasý’nda dökülüp Ankara Demiryol Fabrika'sýnda iþlendikten sonra.

29 Ekim sabahý motosikletli. Tren sabaha karþý Ankara'ya vasýl olmuþ ve Devrim otomobilleri. Eskortu oluþturanlar benzin ikmali konusunda bilgi sahibi olmadýklarý için benzin istasyonuna uðramadan yola devam ettiler.prototipin son kat boyasý ancak 28 Ekim akþam yapýlýp Ankara'ya sevk edilmek üzere yüklendiði trende boyasýnýn pasta ve cilasý yapýlmýþ ve bu nedenle benzin deposu boþaltýlmýþtýr. Cemal Paþa'nýn "Ne oluyor?" sorusuna direksiyondaki Yüksek Mühendis Rýfat Serdaroðlu "Paþam.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ilki hazýr duruma gelebildi. Yola çýkýldý. Büyük bir hoþgörü ile buna uyan Cemal Paþa Anýtkabir'e bu otomobille gitti ve inerken ünlü "Batý kafasýyla otomobili yaptýnýz ama doðu kafasýyla ikmali unuttunuz" sözlerini söyledi. benzin bitti. Asýl benzin ikmali müteakip sabah Sýhhiye'de yapýlarak Meclis’e gidilecekti. " cevabýný verdi. ancak Meclis önüne gelindiðinde durum fark edildi. arabaya konulacaðý sýrada Cemal Paþa Meclis’in önüne gelmiþ ve Anýtkabir'e gitmek üzere 2 numaralý Devrim otomobiline binmiþtir. Ancak 2 noÝu Devrim otomobili ayný gün Hipodromda geçit törenine katýlýyor ve basýnýmýz ne bunu ne de Cemal Paþa'nýn Anýtkabire 1 nolu oto ile gittiðini yazýyordu. 20. Yüzyýlýn ekonomik ve toplumsal hayatýna yön veren en önemli etkenlerden biri olan otomobil sanayi yolunu açan bu giriþimi için Cemal Paþa'yý her zaman rahmet ve þükranla anýyoruz. Ertesi gün bütün gazeteler sözbirliði etmiþçesine "100 metre gidip bozulan" baþlýðý attýklarý gözlendi. Ankara Demiryol Fabrikasýna indirilmiþtir (mânevra imkaný saðlamak için birkaç litre benzin konulmuþtur). oldukça kalabalýk bir trafik ekibinden oluþan eskort eþliðinde Devrim otomobilleri yola çýktý. 95 . 2. Paþa’dan özür dileyerek 1 numaralý Devrim otomobiline geçmesi rica edildi. fakat 100 metre sonra motor durdu. Bir yandan ilk prototipin tecrübesi sürdürülürken bir yandan da 2. Acilen getirilen benzin arabaya konuldu.

Tülomsaþ adýný alan bu þirketin hangarlarýnýn birinde. 96 . müspet bilimlere önem verilerek kýsa zamanda sonuç alýnabileceðinin göstergesi olarak hep çok önemli olacaktýr. Saygý ve selamlar. Devrim otomobili imalatý. vagon ve makina üreten dev bir devlet þirketine (Tülomsaþ) dönüþtüðünü görüyoruz. tamamen orada çalýþan insanlarýn özverisi ile 2 nolu Devrim otomobili korumaya alýnmýþ ve bilahare Tülomsaþ Genel Müdürü Dilaver Zeki Daloðlu'nun emirleri ile tesisin bahçesinde bir "mini müze" yapýlmýþ ve Devrim otomobili bu müzede yýpratýcý iklim þartlarýndan etkilenmeyeceði camekanlý bir bölüme konulmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Eskiþehir Demiryol Fabrikalarý ve Devrim Otomobilleri Müzesi Eskiþehir Demiryol tesislerinin hem yurtiçi hem yurtdýþý pazarlara.

Ankara'da Cemal (Gürsel) Paþa 'ya sunulmaya götürülürken deposuna benzin doldurulsaydý. TBMM önüne giderken 'Yolda Shell'e uðrar benzin alýrýz' denip benzin istasyonuna giriþ. Ankara programýný bilseler ve 'Nasýl olsa yalnýzca gösterilecek' diyerek henüz denenmemiþ 'siyah' Devrimi Ankara'ya götürmeselerdi. Devrimi yapan mühendisler. Cemal Paþa'nýn caný o anda 'sarý' Devrim yerine 'siyah' Devrim'e binmek istemeseydi. Olcay Akdeniz arkadaþýmýz. Kimilerinin izini bulduk. Didim'de tatil yapan emekli bir mühendisle konuþtuktan sonra yazýsýna þöyle girdi: "Devrim'in þansý yoktu.. Belki þu günlerde Devrimler de önce iþçi çýkaracak. sonra KDV'si düþürülünce yok sata97 . Dört buçuk ay bile sürmeyen kýsa bir gebelik döneminin ardýndan 29 Ekim 1961 günü doðan ve ayný gün ölen Devrim otomobilinin öyküsünü. Devrim otomobillerinin yapýmýna katkýda bulunmuþ 23 kiþilik mühendisler ekibinin. Dönemin Ulaþtýrma Bakaný Orhan Mersinli’ye görücüye çýktýðýnda emme manifoldu kapakçýðýnýn kapatýlmasý unutulmamýþ olsaydý. Bu yüzden Ankara büromuzdan genç arkadaþýmýz Bülent Sarýoðlu ve Milas muhabirimiz Olcay Akdeniz bize omuz verdiler. Bütün bunlar olsaydý belki de bugünlerde ülkemizin yollarý Devrim'lerle dolup taþacaktý. 129 günlük serüveni sonucu 1961'de doðan ve hala direnen bir otomobil: Adý Devrim Aydýn Engin Bu yazý dizisinde. tümüyle yerli malý otomobilin öyküsünü anlatacaðýz. Kimilerinin izini bile bulamadýk. ama ulaþmak mümkün olmadý. çok kalabalýk araç konvoyu ve aceleci polis eskortlarý tarafýndan engellenmeseydi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 23 inançlý insanýn. ilk Türk otomobilinin.. Bu dizi için. Ne bir telefon numarasý ne bir adres. yaþayan tüm üyelerine ulaþmaya çabaladýk. Bulabildiklerimizin bir bölümü yaz tatili için Ýstanbul ve Ankara dýþýndaydýlar.

Ama Devrim'in þansý yoktu!.. onu daha haklý. 98 . ülkenin en önemli istihdam alanlarýndan birini oluþturuyor. "çok iyi "yetiþmiþ. Devrim.. Biz. sevimli alaycýlýðý bir yana. Akarbantlarýndan her gün yüzlerce otomobil. kamyonet. "Bir yerli otomobil yapýnýz "emrini. Devrim-3) önemsenmeyebilir. Ýnsanlarýn "repo" kuyruklarýnda bekleþtiði. köþeyi kolayca dönebilecekken. emrin ötesinde bir meydan okuma. daha yaþanasý. minibüs. ülkenin bir güç gösterisi olarak kavrayan 23 yüksek mühendisin. Küçük atölyelerden kocaman fabrikalara kadar uzanan "yan sanayii" ile birlikte Türkiye ekonomisinde artýk "vazgeçilmez "bir yeri var. Aðýr sanayiye sahip olmanýn temel göstergesi olan "yerli motor üretimi" cesur. ütopyalarýný yitirenler Devrim yapamazlar. seri üretimin sorunlarý üstüne haklý teknik ve ekonomik açýklamalar sýralanabilir. Bugünün gözlükleri ile bakýldýðýnda 1961 yýlýnda. Devrim otomobilini 23 inançlý adam yaptý. kollanmak isteyen Türkiye'nin sanayileþme savaþýmýna omuz vermeyi yeðlemiþ 23 mühendisin 129 gününü anlatmak istiyoruz. 1 milyon 650 bin lira bütçe ile DDY atölyelerinde üretilen üç prototip otomobil (Devrim1. inancýný yitirenlerin deðil. kamyon. Ýsviçre'de.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I caktý. ama çocuksu bir giriþim olarak deðerlendirilebilir. 23 "Demiryolcu" nun öyküsünü. dünyayý deðiþtirmek. Devrim otomobili küçük bir ütopyaydý. devrim inançlý adamlarýn iþi. ama her geçen yýl üretimde yerli parça payýný arttýrarak bugün yüzde 80'lere ulaþan Türk otomotiv sanayii. su kadar gereksinim olduðu kanýsýndayýz. banka faizlerinden söz edip döviz kurlarý üstüne sohbet ettiði bugünün Türkiyesi'nde böylesi öykülere ekmek kadar. Bu dizide bunlarý tartýþacak deðiliz. Devrim'in 1961 Türkiyesi'nde bir þansý olabilir miydi? Galiba hayýr! Bugün Türkiye'de epey büyük bir otomotiv sanayii var. Prototip yapýmýnýn kolaylýðýna karþýlýk. Ütopyasý olmayanlar. daha özgür kýlmaksa eðer. Amerika 'da eðitim görmüþ ve "iyi" deðil. Kuruluþ yýllarýnda "montaj sanayii"nden öteye gidemeyen. Almanya'da. Devrim-2." Olcay Akdeniz'in iþlek Türkçesi. otobüs ve traktör "akan " bir otomotiv sanayii.. 1961 Türkiyesi'nde 23 inançlý adamýn öyküsünü anlatmak istiyoruz.

O yüzden çift aylý. hatta bozuk Türkçesini bir yana býrakýrsak bu bir emirdi. diðer memleketlerin en iyi evsaftaki otomobilleriyle mukayesesinin yapýlarak hatalarýnýn da tespiti suretiyle bu otomobilin zamanla tekamül ettirilmesi mevzuunun ivedilikle tetkiki…. Devrim Yaþý bizcileyin olanlara bir anýmsatma." Çetrefil. 27 Mayýs 1960'ta iktidara el koyan askeri yönetim 22 Nisan 1961 günü 18-1959 sayýlý ve nedense çift aylý. "çok gizli'" damgasýný taþýyan bir Baþbakanlýk yazýsýný Ulaþtýrma Bakanlýðý’na iletti. bir motosikletli polis memuru tarafýndan Bakanlýða ulaþtýrýlmýþtý. Yazýda þöyle deniyordu: "Memleketimize has bir binek otomobil motoru imali ve örnek olarak da bir yerli otomobil numunesinin vücut bulmasýný müteakip. Adý. Bir otomobil. Askeri yönetim dönemlerinde ise "Emir demiri keser". daha genç kuþaklara ise kýsa bir okuma parçasý. "çok gizli" damgalý yazý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Toplu iðne bile yapýlamayan bir dönemde bir ülkede motoru dahil her þeyi yerli bir otomobil yapmak için gerekli özgüven ve inanç ile dünyayý deðiþtirmek onu daha yaþanasý daha özgür kýlmak sömürüsüz bir Dünyaya ulaþmak için gerekli özgüven ve inanç arasýnda daðlar yok. O yüzden her 99 . Bayram tatili baþlamak üzereydi.

ol bir lord". "Al bir Chrysler.5 ay süren bu endüstri macerasý bitti. kendilerini Eskiþehir'den Ankara'ya taþýyan özel tren katarýndan indirildiler. 200 metre kadar gitti ve durdu. O benzin ikmalini yapmýþtý. Orada Cumhurbaþkaný Cemal Gürsel siyah Devrim-1 otomobiline bindi. Batý kafasý ve Doðu kafasý 29 Ekim 1961 sabahý. Benzin bitmiþti. "Devrim ancak 200 metre yürüdü" baþlýklarýyla çýktýlar. Devrim daha sonra geçit törenine de katýldý ve 4. Devrim. Kalabalýk bir polis eskortuyla TBMM'ye gittiler. Gürsel tarihsel(!) sözünü söyledi: "Batý kafasý ile otomobil yaptýk. kalmasýn borç. Cumhuriyet Bayramý töreninin düzenlendiði Hipodrom'a Gürsel. O dönemde böylesi bir projeyi gerçekleþtirebilme olanaðý yalnýzca Devlet Demiryollarýnda vardý. çocukluðunda "Al bir Ford. Doðu kafasý ile benzin koymayý unuttuk!" Az ötede bekleyen ikinci Devrim otomobili çaðrýldý. Orada unutulmaya ve çürümeye terk edildiler. DDY'nin Eskiþehir Cer Atölyesi merkez seçildi. bir "endüstriyel macera" tartýþýlmaksýzýn uygulamaya kondu. "Devrim'in benzini bitti". Her iki araba da Eskiþehir'e döndüler.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I þeyiyle yerli bir otomobil üretmek gibi bir düþ. Gürsel siyah Devrim'den bej Devrim'e geçti ve yola çýktý."Al bir Doç (Dodge). nikah dairesi para ister" gibisinden çocukça tekerlemeler dinledi. Ertesi günkü gazeteler "Devrim yolda kaldý". Devrimin defteri dürülmüþtü. Ankara. Ambalaj sanayii bu" diye 100 . Unutuldular da… *** Gazeteci. "Devrim yürümedi". "Bu gerçek aðýr sanayi deðil. motorlarý dahil tümüyle yerli iki otomobil (Devrim-1 ve Devrim-2). Gencecik bir üniversite öðrencisi iken uluslararasý petrol tekellerinin ülkeyi nasýl yaðmaladýðýna iliþkin yayýnlarý heyecanla okudu. Devrim arabasýyla girdi. O günlerde yeni yeni kurulan otomotiv sanayiine. Sivas ve Adapazarý DDY fabrikalarý da ayný proje kapsamýnda görevlendirildi.

sonra geri. Devrim yolda kaldý" manþetlerini okuduðu 30 Ekim 1961 sabahý kederlendi. 101 .. Aradan 33 uzun yýl geçti. mitinglerde baðýrdý.Bu. Niye yürümesin? Aslýnda "Yok caným.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I karþý çýktý. Birinci vites. Arada bir. dediler... eski adýyla Cer Atölyesi. akü EAS. Ve gazetelerde "Devrim yürümedi. hazýrlamakta olduðu bir baþka yazý dizisi için Eskiþehir'e. Daha ilk çeviriþte motor aldý. Baþladý tur atmaya.. Plakasýnda "Devrim" yazýyordu. -Anahtarý nerde bunun? Gene omuz silktiler: -Üstündeee!. yeni adýyla Türk Lokomotif ve Motor Sanayii. Yürüyüþlere katýldý. ikinci.. -Yani yürüyor mu bu hala? -Elbette. Birinci vites bulundu. Bir kaç hafta önce. bir daha birinci. dediler. bir köþede. ambalaj Süleymaniye' diye dalgasýný geçti. Yenilginin acýsýný bölüþtü. (TÜLOMSAÞ)'a yolu düþtü. -Ne yapýyor bu burada? -Hiiiç. Türkiye'nin belki de en büyük aðýr sanayi kuruluþu Eskiþehir Cer Atölyesi'nin hangarlarýnda dolaþýrken. Vitesleri bulamamak arabanýn deðil. piston Ford. Ustalar omuz silkti: -Devriiiiim!. gazeteci sürücü ile birlikte Eskiþehir Cer Atölyesi'nin uçsuz bucaksýza benzeyen bahçesine çýktý. ikinci. Tiyatro oyunlarý yazdý. deve. Hangarýn kapýlarýný açtýlar. ama mahzun bir bej otomobil gördü. Nedir bu? diye sordu.. Direksiyondan vitesli araba görmeyeli kim bilir kaç yýl olmuþtu. . bu. Takýldý ve Devrim yürüdü. "Motor Fiat. üçüncü. 33 yýl geçmiþ aradan" demeleri gerekiyordu. birþey lazým olunca biniyoruz. Devrim. sürücünün kusuruydu. Demediler. bakýmlý. bu.

. Gazeteci (Haydi itiraf etsin) Devrim'i þöyle bir okþadý. fotoðraflar çekildi. Bir binek otomobili. evet. evet yürüyor.. vedalaþtý. Gazeteye döndü ve daktilosunun baþýna oturdu.. keyifli bir motor gürültüsüyle koþuyor.. "çok gizli" damgalý yazýyý okudu. Ulaþtýrma Bakanlýðý'ndan gelen çift aylý... motoru dahil tümüyle yerli bir binek otomobili üretmekle görevlendirilmiþlerdi. 33 yýldýr unutulduðu hangarýndan çýkmýþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Yürüyor. TCDD Genel Müdür Yardýmcýsý Yüksek Mühendis Emin Bozoðlu toplantýyý açtý. Meydan okuyan. coþkudan elleri titriyor. Çalýþýrken titriyor. bir. 33 yýl öncesinden kalma çekiç izleri taþýyan kaportaya dostça bir þaplak attý. 102 . ama giriþecekleri zorlu kavganýn sonuçlarýndan ne de olsa ürkenlerin yüzüne konuveren o belli belirsiz. Biraz (33 yýl kadar biraz) yaþlanmýþ. Gazetecinin de keyiften. bir "gülücük" uçuþtu. o gergin gülücüklerden biri. *** 16 Haziran 1961 günü Devlet Demiryollarý'nýn 23 mühendisi Ankara'da bir araya geldiler. mutluluktan. Toplantýya katýlan 23 teknik adamýn yüzünde bir. Devrimle buruk vedalaþma Turlar bitti. koþuyor Devrim.

ülkülerini yitirmiþ. örneðin köþeyi dönemez. coþkularý bir yana ittikleri. Hisse senetlerinin ne iþe yaradýðýný duymamýþtýr bile. Trenle geldiler. Kahramanlar insandýr. Yanýlmýþtýr. 129 gün kaldý Ýlk toplantýdan üç gün sonra. jet uçaklarý sivil havacýlýða adým atýyor. Dünyayý kötülüklerden arýtma ülküsüne tutkuyla baðlanmýþtýr. siyah beyaz cihazlarý piyasadan kovup atýyor ve Türkiye'de yerlisi kaliteli olmadýðý için toplu iðne ithal ediliyordu. bir kahramandýr. Olsun insan yanýlýr. daha yaþanýlasý bir dünya için canavarlara saldýrmaktan ne korkar. Otomobil yapmaya gelen ekipte.. hatta çoðunluktaydý. O tutkuludur. Parasýnýn hesabýný bilmez. Teknik adamlarýn duygularý. dünyayý kötülüklerden arýndýrmaya ant içmiþtir. Çürüyen.. epey beceriksizdir. borsada oynamayý beceremez. 103 . Çoðunun yoktu. Karar: "Biz bunu yaparýz arkadaþ!" Yýl 1961'di. ABD'de renkli televizyon.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Sonra tartýþma baþladý. meslekten olmayana hiç bir þey anlatmayacak terimlerin çarpýþtýðý bir tartýþma. Mark alýp dolar satmayý. Canavarlara saldýrýr. Almanya'da Volkswagen fabrikalarýnýn akarbandýnda bugünün bilgisayarlarýnýn babasý delikli kart tekniði deneniyor... bir arabanýn direksiyonuna oturmamýþ mühendisler vardý. deðerleri aþýnmýþ bir Ýspanya'da cýlýz atýnýn üstünde dimdik duran bu cýlýz adam. Otomobili olanlardan. ne ayak sürür. toplu iðne ithal eden Türkiye'nin 23 mühendisi bir araya geldi. 19 Haziran 1961 günü TCDD'nin Eskiþehir Cer Atölyesi'nde. 23 Donkiþot Ýþbaþýnda Donkiþot. Donkiþot dürüsttür ve tutkuludur. ne geri kalýr. Evet. Daha iyi. Yel deðirmenidir onlar. Repo kuyruklarýnda sarsak bir budala gibidir. gelirken arabalarýný da yanlarýnda getirmeleri istenmiþti. Motoru dahil tümüyle yerli bir otomobil yapacaklardý. Üretim için Eskiþehir Cer atölyesinde bir hangar hazýrlandý.

tavþan kaný çayýn tadýný çýkaran mühendisler ilkin iþ bölümü yaptýlar. Eskiþehir DDY Fabrikasý Müdürü Mustafa Ersoy. Rifat Serdaroðlu. Elektrik donanýmýnýn sorumluluðunu Hasan Dinçer üstlendi. Sonra alt gruplar belirlendi. Adapazarý DDY Fabrikasý Müdürü Celal Taner. Motoru dahil her þeyiyle yerli ilk otomobil Devrim’in temel nitelikleri belli olmaya baþladý: Motor dört zamanlý. Þecaattin Sevgen. Hamdi Tahýllýoðlu ve Salih Kaya Saðýn'dan oluþtu. Özcan Türer ve yüksek mimar Kemal Elagöz vardý. Döküm iþlerini metalurjist Ýsmail Sýdal. Bir otomobil doðuyor Ýlkin otomobilin temel özellikleri saptandý. New York. TCDD Fabrikalar Dairesi Baþkaný Orhan Alp.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kullaným dýþý kalmýþ dökümhane hangarý önce badana edildi. Ýsmet Özkan. dört silindirli ve 50-60 beygir gücünde olacaktý. Gültekin Sabuncuoðlu. Süspansiyon ve fren grubunda Hamit Ýþeri. Hangarýn dýþ duvarýna. Ön takýmlarýn süspansiyonlarýnda "Mc 104 . Bir gezer vinç. biçimlendirme) grubunda Nurettin Erguvanlý. satýn alma ve maliyet iþlerini de Yavuz Yücel yüklendiler. Cer Dairesi Baþkan Yardýmcýsý Nurettin Erguvanlý. Bu grup Celal Taner. Her biri kendi dalýnda uzman. bir de toplantý masasý yerleþtirildi. Eskiþehir Cer Atölyesinin yoksul hangarýnda uzun masanýn çevresinde toplanmýþ tek lükslerinin. Toplantý masasýnýn bitiþiðine de bir çay ocaðý konuldu. Bilgilerini daha yaratýcý bir alanda kullanmanýn tadýný yaþadýlar. Karoseri grubu kalabalýktý.þanzýman grubunda Mehmet Nöker. Dresden. Detroit üniversitelerinde parlak derecelerle eðitimlerini tamamlayýp devlet memuru maaþýna talim etmeyi yeðlemiþ Donkiþotlar kýlý kýrk yardýlar. Amerika'yý yeniden keþfetmenin 'tuhaf' coþkusunu duydular. Cer Dairesi Baþkaný Hakký Tomsu. Motor. Yönetici grubu TCDD Genel Müdür Yardýmcýsý Emin Bozoðlu baþkanlýðýnda. kapýnýn hemen üstüne kocaman bir tabela çakýlmýþtý: 129 gün kaldý. tezgah niyetine birkaç uzun masa. Salih Kaya Saðýn. Faruk Akyol. her biri Berlin. Styling (stil verme. Kemal Vardar yer aldýlar. Zürich. Mustafa Seyrek görev aldýlar. Sonra zemini kullanýlmayan lokomotiv saclarýyla kaplandý. Samim Özgür. Devrim otomobili 29 Ekim Cumhuriyet Bayramý’na yetiþtirilecekti. Ateþli tartýþmalar oldu. Ankara DDY Fabrikasý müdürü Mehmet Nöker oluþturdular.

3 ileri 1 geri olmak üzere direksiyondan komuta edilen bir vites düzeni tercih edilmiþti. frenler hidrolik yapýlacaktý. Ayrýntýlara dalsak bu yazý bitmez. Kalýplarý betondan döktük. Eskiþehir Fabrikasý’nýn bahçesine. Haydi o da çöpe. motor kapaðý (kaput).' Böylece arabanýn biçiminde (design) mutabik kalýndý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Phearson" sistemi kullanýlacak. Bir tane daha üretiyoruz.Kalýplarýn altýna. Olmadý. yere hidrolik krikolar yerleþtirdik. Bundan sonrasýný Yüksek Makina Mühendisi Rýfat Serdaroðlu anlatýyor: 'O zamanlar ne o kapasitede büyük preslerimiz vardý ne de pres kalýplarý üretecek zaman. debriyaj diskli. Bu kez de bire bir alçý kalýbý yapýldý.' Bu ilkel koþullar ve olanaksýzlarda bir yerli otomobil üretmeye çabalayan Donkiþotlar’ýn baþý. Ýlk gün böyle geçti. þaþýlasý örgütleme yetisiyle ekibi ateþliyordu. Otomobilin taban sacýný beton kalýbýn üstüne koyup uçlarýndan yere baðladýk. Bozoðlu artýk yaþamýyor. Oraya. Bir örnek yeterli. Çiziyoruz. Bunun içinse özel kalýplar ve uygun presler gerek. çamurluklar. saðlýk 105 . Sonunda tümüyle bizim olan bir biçim üretmeyi baþardýk.Çok yakýn akrabasý. Bunun ayrýntýlarý üstünde çalýþýldý. bombeli tavaný elde ettik. 50 beygir gücündeki motorun dakikada 3600 devir yapmasý öngörülmüþ. aaaa. Ama dümdüz deðil. bu da Opel'i andýrdý. kapýlar. Bozoðlu. Cer Atölyesi misafirhanesindeki yataklarýna çekilmeden önce hangarýn kapýsýnýn üstündeki tabelayý deðiþtirdiler: 128 gün kaldý. Otomobilin tavaný. Yüksek Makina Mühendisi Emin Bozoðlu'ydu. Bir bakýyoruz. olaðanüstü enerjisi. Karoseri ekibi zaten "Sorun çýksa da çözsek" dercesine hýrslý. her biri dýþbükey otomotivcilerin deyiþiyle "bombeli". bir biçim veriyoruz. bu Ford'un bilmem ne modeline benzemiþ. Yüksek Makina Mühendisi Nurettin Erguvan anlatýyor: 'Daha çizimler sýrasýnda sorun çýkýyordu. Önce otomobilin bire on ölçeðinde bir maketi yapýldý. bagaj kapaðý… bütün bu bölümler sacdan üretiliyor. Atýyoruz çizimi bir yana. Sonra da krikolarla yukarý doðru iterek.

Kimyagerdi. bir deli adamdý. Geceleri yatak yüzü görmedik. amcasý da Emin Bozoðlu'dur.' Arkadaþlarý arasýnda adý neredeyse efsaneleþmiþ Emin Bozoðlu'nu bu kez de Rýfat Serdaroðlu'ndan dinliyoruz: 'Bence bugün Türkiye'de otomotiv sektörünün babasý Cemal (Gürsel) Paþa ise. Genelkurmay Genel Sekreterliði'ne kadar yükselmiþ bir subaydý.görevin çok yanlýlýðý ve ivediliði nedeniyle büyük gerilim altýnda çalýþan yirmiyi aþkýn mühendisin kiþisel sorunlarýný bile çözüp. Ötesini kendi anlatýyor: 'O gün de vakit gece yarýsýný hayli geçmiþti. motor þanzýman grubundan bir baþka Donkiþot. Tekerleðin yanýna uzanmýþým. Ama askerlik. Sevgen. bir güzel. Rüyamýzda da ya çalýþan bir motor ya yürüyen bir otomobil görürdük.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I eski bakanlarýndan Mete Tan anlatýyor: 'Bozoðlu bir tuhaf. Tarihçiydi. Bilime tutkun. Makina yüksek mühendisiydi. teknolojiye vurgundu. O bitirince ben de aksý takacaðým. Bir daha o kadar deliksiz uyuduðumu hatýrlamýyorum. gönül rahatlýðý ile çalýþmalarýný saðlayarak Devrim projesinin baþarýlmasýnda da birinci derecede rol oynadý. Onun inancý olmasaydý Devrim otomobilinin ne motoru çalýþýrdý ne tekeri dönerdi. Bizi þevkle çalýþtýrmasýný bilen bir yöneticiydi.' Devrim otomobilinin salt üretiminde deðil. galiba onun en son akla gelen mesleðiydi.' Yüksek Makina Mühendisi Þecaattin Sevgen. yönetim grubunun baþý olarak bütün bürokratik engelleri cesaretle aþarak. Ekim ayý gelmiþ çatmýþ.' 106 . Sosyologdu. birkaç saat uyurduk. gün deðil saat sayýlýr hale gelinmiþtir. Diferansiyeli baðlayacaðýz. uykusuzluktan kýzarmýþ gözleriyle "zaman"la savaþmaktadýr. Gün aðarmýþtý. Ne iþçiler ne ustalar ne biz mühendisler… Hangardaki uzun masalarýn üstüne kývrýlýr. ona yönelen saldýrýlarýn göðüslenmesinde de bunca yýl býkmadan savaþan Yüksek Mühendis Salih Kaya Saðýn anlatýyor: 'Emin Bozoðlu. Gülüþmelerle uyandým. O kadar ki onun saçtýðý coþku ile otomobili Cumhuriyet Bayramý'na yetiþtirebilmek için son haftalarda günde 3-4 saat uyku ile yetinir olduk. Kanaldaki arkadaþýmýn iþini bitirmesini bekliyordum.

"ilk Türk motoru saat gibi çalýþmaya baþladýðý zaman…" Ýlk motor bitmiþti. tekleyen ABD otomotiv sanayiine motoruyla sýzdý. Hiç biri kendisinin aðladýðýný söylemedi. Kusursuz bir parçaydý. Hepsi "Arkadaþlar aðladý"dediler. Bizim projede görevli bir iþçi arkadaþa parçayý verdik. Ýlk Türk motoru saat gibi çalýþmaya baþladý. Devrim otomobilleri için.' Bir Motor Üretmenin Coþkusu Motor.Bir de tedbirliliði ile. üç ayrý tipte motor yapýldý. Mercedes'in bir sürü parçasý yan sanayiye yaptýrýlýr. Orada tezgahýn üstünde duruyordu ve marþa basýlma aný gelmiþti. Skoda büyük otomobil kuruluþlarýdýr. Nissan. Rýfat Serdaroðlu sakinliði ve çelebiliði ile ünlü. Çelik kafes yerleþtirildi. 107 . Ama motorun bir teknik adam. bir motor ve otomobil üretmek düþü Eskiþehir Cer Atölyesi’nin "Demiryolcularýný" tutkuyla sarmýþtýr. Motor ekibinden.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Salt Mühendisler deðil. Bu gün de o günleri anarken. Bir demir parçasýný kendi elleriyle sabaha kadar iþleyip filtre üretmiþti. ama motoru mutlaka DaimlerBenz imparatorluðunda üretilir. baþka bir örneði olmayan ve ilk sýnavýný verecek olan motor patlayabilirdi ve bu binlerce çelik parçasý fýrlatan bir þarapnelden daha tehlikeliydi.ama ya Þecaattin Sevgen ya da Rifat Serdaroðlu marþa bastý. otomobilin kalbidir. Ýlk kez üretilen. Bu yazý için ulaþabildiðimiz tüm mühendislere sorduk. bir makina mühendisi için anlamý çok farklý. Ýþçi arkadaþ. bütün gece uyumamýþ. Otomotiv sanayiinin de kilidi. Marþa basmadan önce motorun çevresine çelik birtür kafes geçirdi. meslekten olmayan bizcileyin kiþilerin bile bildiði gerçekler. Sabahleyin filtreyi getirdi. Salih Kaya Saðýn bitmez tükenmeze benzeyen 129 günlük aný hazinesinden bir tane daha çekip çýkarýyor: 'Devrim için yað filtresine ihtiyacýmýz vardý. Ama ürettikleri arabada koþan Volkswagen motorodur. Elimizle demir kalýptan dökülmüþ bir filtre vardý. Sonra içlerinden birinde karar kýlýndý. Bunlar. Mantýksal sonuç: Eskiþehir atölyesinde ilk Türk motorunun marþýna basýldýðýnda tüm ekip sevinçten aðlamýþtý. Seat. "Ýlk Türk motoru" diyorlar. Ýyi anýmsamýyorlar.

Onu siyaha boyadýk. Boþalttýk.Önemli deðil. "Dök þunu Rifat Geliyor adam. iki gencecik mühendisin. Þecaattin Sevgen anlatýyor: 'Bej arabayý. “kraldan fazla kralcý” yüksek bürokratlarýn aceleciliði. umut mu? Öykünün sonunu ilk baþta anlattýk. Geç vakit arabalar vagonlara yüklendi. Biz de trene bindik. yað pompasýnýn geri dönüþ valf ayarýnda aksama var. Cumhurbaþkaný Gürsel'in siyah arabaya yaklaþmasý. Biz de günlerden beri ilk kez sabaha kadar uyumak üzere trene bindik. Daha resmi görünsün diye. Yað borusunda sýzýntý. saate karþý yarýþýlan o amansýz günleri anlatýyor: 'Siyah renkteki 2 Numaralý Devrim otomobilinin son kat boyasý ancak 28 Ekim akþamý vurulabildi. Kemalettin Vardar ile Rifat Serdaroðlu'nun bir gazeteyi huni yapmaya çabalamasý. Pasta ve cilasý ise Ankara'ya sevk edilmek üzere yüklendiði trende gece yol alýrken yapýldý. Üstesinden geliriz. alelacele bulunan bir bidon benzini depoya boþaltacak huninin unutulmasý. Ankara'ya gidiyoruz…' Salih Kaya Saðýn ayný günleri. Ama 28 Ekim akþamýný hepsi iyi anýmsýyor. gazete kaðýdýndan huninin ýslanýp hamurlaþývermesi. Kemalettin Vardar'ýn avuçlarýný huni gibi depo kapaðýna tutup. dök 108 . Kýsa bir parkurda gidip döndük. iþi býraktýk. Sonra ikinci araba da tamamlandý. bir kilometre ötedeki Shell istasyonuna gitmeye yetecek kadar bir iki litre benzin konduðu.' Biten benzin mi. Zaman dolmuþtu 28 Ekim gün batýmýnda çaresiz. bayrama bir hafta kala güç bela yol tecrübesine hazýrlayabilmiþtik. Ankara'ya gidiyoruz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Arabalar vagonlara yükleniyor Konuþtuðumuz mühendisler hangarýn duvarýna asýlý tabelaya "1 gün kaldý" yazýlýp yazýlmadýðýndan pek söz etmediler. Buharlý lokomotiflerle çekilen trende bacadan sýçramasý olasý kývýlcýmlardan ötürü benzin depolarýnýn boþaltýlmasý istendi. konvoya eþlik eden motosikletli polislerin zamanýnda uyarýlmamasýyla benzin ikmali yapýlamadan TBMM'nin yolunun tutulmasý. depolarý güvenlik nedeniyle boþaltýlmýþ arabalara. Ayrýntýlar çok da önem taþýmýyor. Ama onu yol tecrübesine almamýza olanak kalmadý. Tren katarýndan indirilen.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I þunu" deyiþi. Cemal Gürsel'in "Ne oldu?" sorusunu. Nurettin Erguvanlý.' Þecaattin Sevgen farklý bir karamsarlýðý dile getiriyor: O günlerde ‘basýnýn ne denli büyük bir güç olduðunu kavramýþtým ve aralarýnda gerçekleri sabýrla araþtýran ve uzun vadeli çýkarlarý 109 . Ýngiltere Kraliçesi'nin limuzini yolda kalmýþ. 'Devrim yürümedi'.. O günlerde gazetelerde bir de fotoðraf yayýnlanmýþtý.. sanki kendisine saat sorulmuþ gibi. 129 gün önce tohumu çatlayan Devrim. yani Limuzin kalitesinde bir araba da yolda kalabilirdi. Üstelik benzin bittiði için deðil. Gürsel'in aktarma yapmasý. "Benzin bitti paþam" diye yanýtlayýþý. "Devrim200 metre gidebildi". Evet. her zaman sakin. Serdoðlu'nun çaresizlik içinde benzinden sýrýlsýklam ellerini pantolonuna silip direksiyona oturmasý. direksiyonunda yüksek mühendis Þecaattin Sevgen'in oturduðu bej renkli Devrim1'in Ankara caddelerini. Lordlar arkadan itiyorlar. sonra da durmasý. Þecaatin Sevgen ve Mehmet Nöker'in o arada benzin ikmali yapmayý becerdikleri. Günün tüm gazeteleri aðýz birliði etmiþçesine ve galiba Devrim sözcüðüyle bilinçaltý bir hesaplaþmanýn hýnç ve þehvetiyle (Hýnç ve þehvet? Uydu mu bu söz.. önce bir öksürmesi.siyah Devrim otomobilinin 200 metre gidip. buraya? Tabii uydu. Bu olay normal bir þeydir. bej Devrim'i çabucak siyah Devrim'in yanýna çekmeleri. bu ayrýntýlar hiç önemli deðil. Hayýr. hýnç ve þehvetiyle) hemen hemen ayný baþlýklarý attýlar. bir baþka arýzadan yolda kalabilirdi. 29 Ekim 1961 günü doðdu ve o gün öldü. geçit törenine katýlmasý…Hayýr. benzinin depo yerine yere boþalmasý. Ortalýk da birbirine girmiyor. bu ayrýntýlar da hiç önemli deðil. Çelebi Serdaroðlu'nun. denenmemiþ bir Devrim de. alkýþ ve gözyaþlarý arasýnda aþýp. Devrim'e ölüm fermaný Ama 30 Ekim sabahý yayýnlanan gazetelerdeki idam fetvalarý önemli. önce Anýtkabir'e oradan da geçit töreninin yapýlacaðý Hipodrom'a gidiþi.Rifat Serdaroðlu anlatýyor: 'Basýn olayý bu kadar olumsuz iþlemeseydi çok daha farklý sonuçlar alýnabilirdi. "Devrim yolda kaldý". Sorun bu deðil ki.

Tümüyle yerli bir motor üretimi de o günlerde gerçekleþince…' 'Yani efendim. Bürokrasi çarkýný iyi tanýyan bir teknokratýn zengin deneyimine saygý duyduk. gerçekten ilginç bir rastlantý" dememize fýrsat býrakmadan konuyu deðiþtirdi. Devrim'in üretiminin de. Ýþte bu anlaþýlamadý. Dudaklarýn da kederli bir gülümseme: 'Heyecanlý günlerdi. Ama ilginç bir rastlantý deðil mi söylediðim?' 'Evet efendim. Yüksek Mühendis Nurettin Erguvanlý.' At neslinin ýslahý saðlandý mý? Devrim otomobiline yönelen saldýrýlar salt "Yürüdü. Bir prototip yaptýk biz. "Bir þeyler" söylemeden "bir þeyler" söylüyor. Bir kaç yýl sonra bir sürü üretim kusuruyla sokaklarýmýzý dolduracak yerli (!) arabalarýn hazýrlýðý yapýlýyordu. Þayet ilk imalat sorunsuz olursa bu daha kötü olur. kýrk yýllýk devlet memurluðunun deneyimi ile sözcükleri tartarak konuþuyor. savunulmasýnýn da yorulmaz militanlarýndan Salih Kaya Saðýn anlatýyor: 'Haber.Biz seri üretime uygun bir otomobil yapmadýk. bunlar için çeþitli tip ve güçlerde 7 motor üretilmiþti. eksikleri geliþtirilemez. Özel sektör otomotiv sanayiinde bir hamleye hazýrlanýyordu. uzun yýllar öncesinde kalmýþ o günleri anlatýrken. Özel kalýplar hazýrlanmýþ. Devrim için yerli motor üretimi engellendi mi diyorsunuz ?' 'Hayýr. Binlerce ve binlerce motor ithal edilecekti Türkiye'ye. Fiat motorlarý filan. tezgahlar kurulmuþtu. Ford. Oysa 1 milyon 600 bin liraya üç prototip otomobil yapýlmýþtý. O dönemde bir ithal otomobil 50 bin liraya satýlýrken. "Milletin parasý har vurup harman savruldu" çýðlýklarý atýldý. ýsrar etmedik. hayýr. Devrim otomobillerinin üretimi için "tahsis" edilen 1 milyon 600 bin lira da dile düþtü. yürümedi" noktasýnda yoðunlaþmadý. yorum ve fýkralarda harcanan bunca paranýn boþa gittiðin110 . Böyle bir þey söylemedim ben.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gözetenlerin pek ender bulunduðu kanýsýna varmýþtým. Bunlar dikkate bile alýnmadý.

Bize 1 milyon 600 bin lira tahsis edilmiþti. bu ülkenin yetiþmiþ elemanlarýnýn.) Sesi titriyordu: 'Bu bir meydan okumaydý Aydýn Bey. Mustafa Seyrek 33 yýl öncesine bakarken telefonda (uzakta. Hala merak ederim. Ancak telefonla ulaþabildik. baþtan beri kendi kiþisel yargýlarýmýzý bir yana býrakýp. bu ülkenin servetler harcayarak yetiþtirdiði mühendislerinin en zorlu teknik sorunlarýn üstesinden gelebileceðini kanýtladýk. Mustafa Ersoy. Hakký Tomsu. Biz. Celal Taner. Þecaattin Sevgen. bu gözü kara "endüstri serüvenini" pek ilginç deðerlendiriyorlar. Devrim projesi baþarýya ulaþmýþ ve kendini kanýtlamýþtýr.' Didim'de alçak gönüllü bir tatil sitesinde. at neslinde o günden bu yana bir geliþme saðlanmýþ mýdýr?' Devrim bir meydan okumaydý Fark etmiþsinizdir. Genel Kurmay Genel Sekreterliði’nden gelip DDY genel müdür yardýmcýlýðýný üstlenmiþ Emin Bozoðlu gibi adlarý Devlet Demiryollarý ile özdeþleþmiþ Salih Kaya Saðýn.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I den dem vuruyorlardý. yýllarca omuza omuza ter döktüðü demiryolcu arkadaþlarýyla. Engellenmesiyle ilgili ayrýntýlara girmek istemiyorum. Mehmet Nöker. Toplu iðnenin bile ithal edildiði bir ülkede bir meydan okumaydý. Ama þunu vurgulamak istiyorum. Bunun onuru bize yeter. Baþta da söyledik. Devrim otomobili üreten mühendislerden ulaþabildiklerimizin tanýklýklarýna baþvurmaya özen gösterdik. Mustafa Seyrek. Çoðu yüksek makina mühendisi olan ya meslek yaþamlarýnda devletin en üst düzeylerine yükselmiþ çoðu çok önemli sorumluluklar yüklenmiþ yurtsever teknokratlar. Ecevit hükümetlerinden birinde Sanayi Bakanlýðý yapmýþ Orhan Alp gibi. Oysa ayný yýl orduda süvari birlikleri kaldýrýldýðý halde Tarým Bakanlýðý bütçesine "At neslinin ýslahý" için konmuþ bulunan 25 milyon lira ödenekten ve sonucundan kimse söz etmiyordu. Hamdi Tahýllýoðlu gibi kamu ya da özel sektörde baþarýlar kazanmýþ uzmanlar 33 yýl sonra Devrim'i. Silifke'deydi. Ýçlerinde iki kez THY genel müdürlüðü yapmýþ Nurettin Erguvanlý gibi. Rifat Serdaroðlu. örneðin kýrk yýllýk "kavga arkadaþý" Mehmet Nöker'le birlikte emekliliðin tadýný çýkarmaya çalýþan Rifat Serdaroðlu anlatýyor: 'Bir otomobil fabrikasý kurulmadan ve yardýmcý sanayi tam oluþ111 .

Ama asýl gülünç olan Türkiye'de bir otomobilin. Eskiþehir Ýl Trafik Müdürlüðü yerden göðe haklýydý. Teknik olarak bu gülünç bulunabilir. Devrim gibi ne idüðü belirsiz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I madan seri halde otomobil üretimi yapýlmayacaðýný herkes bilir. Jaguar. Otomobili yaptýk. "Menþe þehadetnamesi olmadýðýndan ruhsat verilmesine imkan bulunmadýðý tespit edilmiþ olup. ruhsat ve plaka için baþvuruldu. Mazda. motoruyla birlikte bir otomobilin yapýlacaðýna inanmamak deðil mi? Sýfýrdan baþladýk. Emin Bozoðlu ve arkadaþlarý. Kendi özel otomobillerimizi söküp parçalarýný inceledik. Ýþte bunu anlayamadýlar. Türkiye'de otomobil ve motor yapýlacaðýna kimse inanmýyordu. Fiat. Çalýþýyor da. 112 . bilgi edinilmesi…. Devrim otomobilleri için Eskiþehir il trafik müdürlüðüne birkaç kez tescil. Zaten asýl hedef de buydu. nüfus kaðýdýnda Ford. baþka bir çok teknik gerecimiz yoktu. yani "23 deli" tarafýndan yoktan var edilmiþti. Bir ülke düþünün ki "Motor yapýlamaz" densin. Olanaksýz bir sürede motor yapýlsýn ve bu küçümsensin. Renault.Cemal Gürsel'le birlikte görmeye gelen bir Bakan. Bizim görevimiz bunu kanýtlamaktý. Devrim otomobilinin "menþe þehadetnamesi".yurdunu savunurcasýna konuþuyor: 'Bu proje Türkiye'nin otomobil tipinin geliþtirilmesiydi. Pres makinalarýmýz.Ama iktisadi olur mu? diye soruyordu. Parçalarý alçý kalýplarýyla hazýrladýk. Opel filan damgasý olan arabalara verilir. Amerika'yý yeniden keþfediyorduk sanki."Motor yapýldý. yani nüfus kaðýdý yoktu. nesebi gayri sahih (ana babasý bilinmeyen) arabalara deðil…Geçelim . Ruhsat ve plaka."diye baþlayan resmi yazýlarla yanýt geldi. Bu otomobil yürüdü ve hala yürüyor. Biz sadece istenirse ve zorlanýrsa Türkiye'de otomobil yapýlabileceðini ve hatta bu yolda çok geç kalýndýðýný göstermiþ olduk. Biz kendi Amerika'mýzý keþfettik ama ürettiðimiz otomobile ruhsat bile alamadýk…" Salih Kaya Saðýn doðru söylüyor.' Salih Kaya Saðýn çocuðunu. Otomobilin motorunu yapýp çalýþtýrdýðýmýz gün.

Bizim ihtiyaçlarýmýzý yanýtlayacak hiçbir olanaklarý olmadýðýný söylediler. güldü. Gittik. Mustafa Seyrek'e sorduk. bir de Erbakan Hoca öyküsü var. Biz bu diziyi hazýrlarken genç arkadaþlarýmýzýn bir bölümü Devrim otomobilini anýmsamadý bile. meslek gereði Erbakan Hoca'yý iyi kötü tanýyoruz. Eðer o "bayat yaveler" den söz etmek isteseydik buruþan suratlar umurumuzda olmazdý. þu Erbakan'ýn yaptýðý araba deðil mi. Bunu da geçelim. "Haa. Yýllar ve yýllar sonra bir gazeteci. Yani "surat buruþturanlar" bile okumaya devam edebilirler. Biz de zaten açýlmamýþ olan Erbakan. daha doðrusu Gümüþ Motor defterini kapattýk. Baðýmsýzlýk ve Devrim Þimdi kimileri yazýnýn bu baþlýðýna bakýp suratlarýný buruþturacaklar. Devrim daha onlar doðmadan doðmuþ ve ölmüþtü. Ama Erbakan'ý anýmsadýlar. Kimi öfkeyle. "Gidip bakalým þu Gümüþ Motor'a. Rifat Serdaroglu'na sorduk. Ardýndan Salih Kaya Saðýn'a sorduk. Anlaþýlan bir gazetecinin (!) "asparagas" haberini tekzip etmeyiþinin ardýnda da Hoca’nýn sinek yaðý meraký var. ihtiyaçlarýmýzý anlattýk. Serdaroðlu daha sakin açýkladý: 'Erbakan da nereden çýktý? Erbakan'ýn Devrim projesi ile tek iliþkisi bir olumsuzluktan ibaret. 'Devrim otomobili'nden söz ediyoruz. iþimize yarayacak bir katkýlarý olur mu" dedik. "Amaaaan gene o bayat yaveler" diyecekler. Erbakan siyasi yarar saðlayacaksa sinekten bile yað çýkarýr. Genç arkadaþlarýmýzý yanýtladýk: Erbakan'ýn Devrim otomobiliyle iliþkisinin bir "asparagas" olduðunu dilimizin döndüðünce anlattýk. O zamanlar Gümüþ Motor adlý bir fabrikanýn sahibi mi. Hürriyet gazetesi 28 Temmuz günü iç sayfalarýndan birinde þöyle yazdý: "Dizayný eski olmasýna raðmen TOFAÞ'ýn ürettiði otomobiller Çin'de 113 . kimi dalgasýný geçti. aðabey?" diye sordular. yöneticisi mi neydi ? Biz de motor üstüne çalýþýyoruz ya..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Necmettin Erbakan nereden çýktý? Ah evet. Hepsi bu. Ama bu dizide bir siyasal ya da sosyal devrimden deðil. Önce kimi gazetelerin sayfalarýna yansýyan bir haberi aktaralým. Devrim otomobili projesini Erbakan 'a yamamaya kalkýþtý. Baþlýkta kullandýðýmýz "baðýmsýzlýk" kavramýný da salt bu çerçevede kullanýyoruz.

Kuzey Afrika. Þahin. Hyundailer. Fiat'tan "Buralar bizim pazarýmýz. Rus Cumhuriyetleri. büyük rol oynadý. Acaba Fiat (ya da Ford ya da Opel ya da Renault filan) kime ve hangi koþullarda "Buralarda dolaþmayýn bakayým" diye buyurabilir? Kore'de uçan kuþ gördünüz mü? Bir üst paragraftaki sorunun yanýtýný en iyisi Devrim'i yaratanlar versin. Bugün Türkiye'nin otomotiv sanayinin de içine düþtüðü kýsýr döngünün kilidi de buradadýr zaten. Ýhracatý zorlamak için. Çözdük. Doðan türü "kuþlar"ýn uçtuðunu gören var mý? Acaba Þili ve Arjantin pazarýna Kia ya da Hyundai ihraç etmek isteyen Güney Kore firmalarýna "Buralarda dolaþmayýn bakayým'' diyen. piyasada "ege- 114 . Her þey bizim yaptýðýmýzla kaldý. Ford ve Opel gibi dünya devlerine karþý büyük baþarý saðladý. Ortadoðu. dünyanýn her ülkesinden ihracat teklifleri gelmeye baþladý. cazip fiyatlarla pazara çýkan TOFAÞ'a. lisans anlaþmasý nedeniyle baðlý olduðu Fiat'ýn izniyle ihracât yapabiliyor. TOFAÞ'a Çin pazarýnýn kapýlarýnýn açýlmasýnda ucuz fiyatlar. Romanya. Kartal. Ýlkin. (Ancak) Þili ve Arjantin'den gelen teklifi Fiat'a ileten TOFAÞ. Peki Güney Kore sokaklarýnda hiç Serçe. Saðýn'ýn deðerlendirmesi önemli. Buralarda dolaþmayýn' þeklinde bir uyarý aldý. Salih Kaya Saðýn'a kulak verelim: 'Bizim görevimiz teknik bir sorunu çözmekti. Mazda. Fiat'ý ihracat için ikna ettiklerini belirten TOFAÞ yetkilileri. Þili ve Arjantin gibi ülkelerden otomobil satýn almak için teklifler yaðýyor. ancak TOFAÞ. Makedonya. daha doðrusu diyebilen oldu mu? Nedir þu anda Türk otomotiv sanayiinin teknik düzeyi? 1965'te özel sektörce üretilen ilk otomobilden (Anadol) bu yana.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Toyota. Bugün "kendi" otomobil sanayii olan Türkiye'nin sokaklarýnda Güney Kore arabalarý. Kia'lar cirit atýyor. Ama daha sonraki yýllarda mühendislik alanýnda özgün bir þey geliþtirilmedi. ihracatta adým adým ilerlediklerini söylediler. Devrim'den sonra Türk mühendislerinin tasarým olarak otomobil üretimine etkin bir katkýsý olmadý. Örneðin Güney Kore Avrupa'dan aldýðý otomobillerde özgün deðiþiklikler yaparak kendi otomobil "tipi"ni geliþtirdi ve þimdi bir çok ülkeye ihracat yapýyor.

Hemen hepsi 1960'larýn motor teknolojisi ile donanmýþ arabalar. Fiat'ýn Tempra'sý. Doðrudur da. Avrupa pazarýnda Taunus adýyla satýþa sunuldu. ayrýca Opel'i katýn. Böylesi stratejilerin sonucudur ki 5 Nisan 1994'teki Ekonomik Önlemler Paketi'nin ardýndan da Türk otomotiv sanayii bunalýma girdi. yerli üretime hazýrlanan Toyoto'yý. Sonra ne olmuþ ya piyasa doyduðu için ya da piyasa tutmadýðý için üretimden çekilmiþ modellere? Bernard Nahum. Ama mahalle kahvelerinin sade suya tirit soh- 115 . Modeller Avrupa ve ABD pazarlarýna epey önce çýkarýlmýþ. Frankfurt yakýnlarýnda daðlýk bir bölgenin adýdýr). tezgahlarda. Ýþte bu safkan iþ adamýnýn anýlarýndan þu paragrafý birlikte okuyalým: "…Ben Ford'un 1982 yýlýnda imalattan kaldýrmayý planladýðý Cortina marka (modeli demek istiyor) otomobilin kalýplarýný ucuz bir fiyata alarak. Almanya'da. preslerde onlara uygun. Peki sonra ne olmuþ bu modeller ? Öyle ya üretimleri için onca yatýrým yapýlmýþ. Biraz kendine gelir gibi oldu. Cortina ile Taunus ayný tür otomobil olduðundan…" Modasý geçen otomobil ucuzdur Anlaþýlacaðý gibi Taunus ile Cortina ayný otomobil. Renault'un Renault 9 ve Renault 11 serisi gibi. Bunlara Ford kaynaklý Taunus'u. Reanault'nun Renault 12 serisi gibi. pazarlama teknikleri gereði olsa gerek. pazar doyuncaya kadar üretilmiþler. Artýk ABD ve Avrupa piyasalarýndan çekildiði için kalýplarý ucuza gelecek bir otomobil. kalýplar için milyonlar (Dolar tabii) harcanmýþ. Taunus'un. (Taunus. Toyota'nýn Corolla'sý. Yok eðer model tutmadýysa fazla diretilmeyip pazardan çekilmiþler. Kepenkleri indirdi ve KDV'den pay dilenmeye baþladý. ABD'de Cortina olarak satýlan araba.ince ve masraflý düzenlemelere gidilmiþ. Türk otomotiv sanayiinin özel sektördeki "babasý" sayýlýr. Taunus otomobili Türkiye yollarýnda "En iyi yerli" sloganýyla iþte böyle bir "mali strateji" sonucu koþmaya baþladý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I men" olarak iki marka var: Fiat ve Renault. Vehbi Koç'la birlikte. Ford'un. Fiat'ýn bizde kuþ adlarýyla anýlan 131 modelleri. Payý aldý. Hepsi bu. 1984-1985 yýllarýnda böyle bir projeyi gerçekleþtirme yolunun ciddiyetle araþtýrýlmasý gerektiði kanýsýndaydým.

yürüyen Türk tipi otomobili araþtýrdýk. hepsi çekik gözlü Çin kýzlarý gibi oldular. motor türleriyle.” Türkiye'ye özgü otomobil yapýlmadý Ama Türkiye bunu yapacak halde deðil. Dünyanýn en beðenilen arabalarýna bakýn. Dünya piyasasý otomotiv devlerinin dað gibi yýðýlmýþ stoklarýný alýrken iyiden iyiye þýmarýk davranabiliyor. Türkiye pazarý týkanma noktasýna doðru hýzla ilerliyor. baðýmsýz bir otomobil üretememesidir… --------------------------------------------------------------Gazeteci daktilosunun baþýndan kalktý. geliþtirme ve özgünlük. yani hiç bir zaman. Devrim'in bir baþka üreticisi. Otomobil deyince bugün herkes deðiþiklik arýyor. Türk otomotiv sanayiinin geleceði. kalitesi yüksek ve tasarýmý özgün araç üretmektir. Detroit'teki (Ford). Mola 116 . Sürekli deðiþiklik. Ama karar. Bugün Türkiye'de az benzin yakan. Otomobil imalatý budur. Ama hangi modellerle? Eloðlunun ya sonuna kadar pazarlayýp piyasalarý doyurduðu. ana üretici firmalara býrakýldýðý için daha fazla kar getiren büyük arabalar yeðleniyor. bu "kendine geliþ"in geçiciliði konuþuluyor. Osaka'daki (Toyota). Ama ondan sonra ne olacaðý hiç düþünülmemiþti. benzin tüketimiyle uðraþmýþtý. Günlerdir otomobil markalarýyla. Þecaattin Sevgen konuþuyor: 'Biz çalýþan. ister istemez ihracatta. Benzin alanýnda büyük kayýplar var. Türkiye o gün bugündür. Türkiye özgün modeller üretemedi ve dünya otomobil pazarýndan pay kapamadý. kalite ve özgünlük arýyor. "Çekin ayaðýnýzý bu pazarlardan bakayým" deyince ne olacak? Otomobil ihraç etmenin tek yolu fiyatý ucuz. kim. Aradýðýný bulamayýnca kolayca burun kývýrýyor. O zaman da Torino'daki (Fiat). ya da zaten piyasalarda tutmadýðý için üretimden kaldýrdýðý modellerle mi? Bunlarý alacak enayileri. nerede bulacak ? Bulunsa bile bu ancak fiyat dampingleri ile olanaklý. kendi koþullarýna uygun otomobil geliþtiremedi.Türkiye'nin kendi öz kaynaklarýný harekete geçirerek kendi koþullarýna uygun. Fabrikalar daima montaja dayalý büyük arabaya gitti. Benim en büyük hüsraným. Fiyat. Ortaya özgün bir ürün koyduk. "Motoru þuraya yada buraya koyalým" dan öteye gitmedi teknik yaratýcýlýk. Çünkü bu alanla ilgili insan gücü yetiþtiremedi. Rüsselsheim'deki (Opel) patronlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I betlerinde dahi. küçük arabaya ihtiyaç var.

. Sonra orada. Devrim sözcüðünü duyar duymaz canlanýveriyorlar. Türkiye'ye onur kazandýran. gerilik çemberini kýrmak için silkinmesini bilmiþ bir halkýn özgüvenini anlatan bir marþ…. ustalarýný düþündü.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I verdi. Eskiþehir'de 33 yýldýr direniyor. marþýna basýnca gürleyiveren Devrim'i anýmsadý. Devrim orada. Kimiyle yüz yüze konuþmuþtu. Avrupa'da.. anýmsatmak istemiþlerdi. Kimileriyle. Gazeteci Cumhuriyet'in görmüþ geçirmiþ bahçesinde. Dudaklarýnda. 117 . ABD'de modasý çoktan geçmiþ ama Ýstanbul sokaklarýnda hala koþan "yerli" arabalarda kurþunsuz benzin kullanýlamadýðý için atýk borularýndan (egzoz) fýþkýran zehirli gazlarla aþýrý kirlenen kentin havasýný soludu. ayrýlmadan önce tezgahlarýný temizleyip öpen) iþçilerini. bir meydan okumanýn öyküsünü anlatmayý denemiþlerdi. ama sürücüsünü bulunca canlanýveren. Devrim'i yaratan 23 delikanlýdan hayatta kalanlar. genç gazeteci arkadaþlarý konuþmuþtu. Hep birlikte 1994 yýlý Türkiye'sine Devrim'i anlatmak. bozkýrýn göbeðinde. volta atarcasýna dolandý. Eskiþehir Cer Atölyesi'nin bir hangarýnda bekleyen. Kendine iç pazardan baþka piyasa bulamadýðý için bir ekonomik bunalýmda kepenkleri indiriveren otomobil fabrikalarýnýn iþten çýkarýlýp köylerine yollanan ( Ah evet. Gazetenin bahçesinde turlamaya baþladý. Kimine telefonla ulaþabilmiþti. yoksulluk.diye baþlayan. nedense bir marþ: Çýktýk açýk alýnla / On yýlda her savaþtan.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 118 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I TÜRKÝYE'NÝN YAÞADIÐI HIZLI KENTLEÞMENÝN ÖYKÜSÜNÜ KURMANIN SEÇENEKLERÝNDEN BÝRÝ Ýlhan Tekeli .

Hem sanayiin geliþmesi. bu deneyimi ilk kez yaþayan ülkelere göre çok dezavantajlý konumdadýr. Dünya'da sanayi devrimini gerçekleþtirmiþ. dolayýsýyla kentleþmeyi ilk kez yaþamýþ Avrupa ülkelerine göre. Böyle hýzla ve az kaynakla yaþanan bu dönüþüm. Genellikle yapýldýðý üzere. Ülkenin 120 . ama bu dönüþümün Türkiye'de yaþanan biçiminin. Avrupa deneyimine göre üstün olduðu yönler olduðu da söylenebilir. bu dönüþümü yaþayan ülkelerin sanayilerini hýzla büyütmeleri ve kentlerinin yapýlaþmasýný yaþam kalitesini artýracak biçimde gerçekleþtirmeleri gerekmektedir. Örneðin Türkiye'de bu dönüþüm sýrasýnda Avrupa'daki kadar yüksek toplumsal gerilimler yaþanmamýþtýr. Oysa Türkiye kapital birikimi bakýmýndan. II. Kentleþme sözcüðünü çok kullanmamýza karþýn. önemli sorunlar yaratmýþtýr. hem de kentlerin yapýlaþmasýnýn saðlanmasý hýzlý bir kapital birikimini gerektirmektedir. günümüze kadar geçen elli beþ yýlda büyük ölçüde kentleþmesini tamamladýðý düþünülebilir. Cumhuriyet bir tek kentteki bu hýzlý büyümenin sorunlarýyla baþa çýkmakta önemli sorunlarla karþýlaþmýþtý. çok partili bir siyasal yaþama girmeye çalýþan Türkiye hýzlý bir kentleþme beklentisi içinde deðildir. bizim yaþadýðýmýz kentleþme öyküsünü kurmak konusuna yeterince düþündüðümüzü. Dünya Savaþý’ndan çýkmýþ. iki misli hýzlý olarak yaþamýþtýr. Kuþkusuz bu dönüþüm öyküsünü tanýmak. Türkiye'nin bu dönüþümü 1948 yýlýndan itibaren yaþamaya baþladýðý kabul edilirse. Gerçi Cumhuriyet ilan edilirken Ankara'nýn Baþkent seçilmesi üzerine Ankara nüfusu yýlda yüzde 6'lýk bir hýzla büyümüþtü. beklenebileceði gibi. Türkiye bu dönüþümü. bu öykü üzerinde düþünmek Türkiye'nin bugünkü durumunu anlamak bakýmýndan çok önemlidir. Yaþanan bu dönüþümün baþarýlý olabilmesi için. Bu öyküyü anlatmaya. anlatý seçeneklerini geliþtirdiðimizi söylemek zordur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Eðer insanlýðýn yaþamýnda binlerce yýl önce yaþanan neolitik devrim bir yana býrakýlýrsa. denilebilir ki bir toplumun yaþamýnda görebileceði en köklü dönüþüm sanayi devrimi sonrasýnda yaþadýðý kentleþmedir. Önümüzdeki on yýl içinde bu sürecin sonuna daha çok yaklaþýlmýþ olunacaktýr. bu sorunun ne zaman farkýna vardýðý ve bu konudaki kavrayýþýný o Türkiye'nin yaþadýðý zamanki donanýmýnýn nasýl belirlediði üzerinde durarak baþlayalým.

Hýzla sanayileþmeyen bir ülkede bu hýzdaki bir kentleþmenin olabileceðini de o zamana kadar yaþanan dünya deneyimi de göstermiyordu. Yani hýzlý kentleþme süreci iþlemeye baþladýðýnda Türkiye bir kentin büyümesinin ve kentte yapýlan bir yapýnýn hangi koþullarda meþru kabul edildiði konusunda koyu bir modernist meþruiyet çerçevesi oluþturmuþ bulunuyordu. Bu nedenle en açýk örnekleri. köyde yaþayan iþçi kategorileri yaratýlmaya çalýþýlmýþtý. Kent planlamasýnda uzmanlaþmýþ bir mimarlar grubu yetiþmiþti. Ýlgili üniversitelerin programlarýna þehircilik dersleri konmuþtu. Zonguldak kömür madenlerinde ve Karabük Demir ve Çelik iþletmelerinde görüldüðü biçimde. Zaten Türkiye'nin II. Çýkartýlan Belediyeler ve Umumi Hýfssýsýhha Kanunlarýyla kent planlamasý yapýlmasý zorunlu hale getirilmiþti. kent planlamasý mimarlýk hünerleri arasýnda görülmeye baþlamýþtý. Cumhuriyetin Ankara'yý Baþkent olarak ilaný ve köktenci bir modernite projesini uygulamadaki kararlýlýðý kent planlamasýna siyasal gündemde önemli bir yer kazandýrmýþtý. Kentlerin dokusunu çok ayrýntýlý bir biçimde adeta bir yönetmelik düzeyinde belirleyen bir yapý ve yollar kanunu benimsenmiþti. bu olgunun kaçýnýlmaz bir zorunluluk olduðunun bilincinde olmadan ve düþünce olarak ona karþý bir vaziyet içindeyken karþýlaþmýþlardýr. 121 . Bu durumda Türkiye hýzlý kentleþme olgusuyla karþýlaþtýðýnda Türkiye’nin aydýnlarý bu olguyla iliþki kurmak konusunda hazýrlýksýzdý.Dünya Savaþý öncesindeki temel politikasý nüfusun kýrda tutulmasý ve kentleþmenin önlenmesi yönündeydi. Yani Türkiye'nin yöneticileri ve elitleri. Türkiye çalýþan nüfusun iþçileþmesini ve kentleþmesini tehlikeli buluyor ve sosyal rahatsýzlýklarýn kaynaðý olarak görüyordu. Kentlerde bina yapabilme yetkileri sadece mimar ve mühendislere inhisar edilmiþti. Cumhuriyetin bu ilk yýllarýnda kent planlamasýnýn artýk bir harita mühendisliði pratiði olarak görülmesi terk edilmiþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I tüm kentlerinin bu hýzla büyümesini hiç beklemiyordu. Gerçi Cumhuriyet daha ilk yýllarýnda kent planlamasý konusunda önemli adýmlar atmýþtý. Hatta bu kadronun bir kýsmý uluslararasý yarýþmalarý kazanacak düzeyde yetiþmiþlerdi. Belediyelere plan yapmalarýna yardýmcý olacak merkezi planlama ofisleri kurulmuþtu. yaþanacak hýzlý kentleþme olgusuyla.

modernitenin meþruiyet kalýplarý kente yeni gelen kitlelere bir çözüm saðlamaya uygun deðildi. Bir þekilde para saðlamýþ olsalar bile modernitenin ondan beklediði þekilde bir arsa alýp. Ama bu modernitenin meþruiyetinin sýký kalýplarýna sýðmýyordu. O gelir seviyesinde düzenin meþru gördüðü bir þekilde konut yaptýrmalarý olanaðý da yoktu. yapý ruhsatý aldýktan sonra. oturma ruhsatý almasý ve daha sonra orada yaþamaya baþlamasý. Bu durumda kente gelenler kendi baþlarýnýn çaresine baktýlar. kentte kendilerine yer bulmayý baþardýlar. Devletin bu seçeneði gerçekleþtirecek bir kaynaðý yoktur. Kýsacasý. gecekondularý inþaa etmeye baþladýlar. Köyden koparak kente gelenler kendi çözümlerini yaratmýþlardý. Modernitenin meþruiyet kalýplarýyla koþullanmýþ zihinler hemen iki ayaklý çözümler geliþtirmiþlerdir. bir plan yaptýrýp. kendi koþullarýna uygun bir þekilde. Kentlerin etrafýnda gecekondu kuþaklarý doðdu. Þimdi toplumun aydýn kesimleri özellikle de mimar ve mühendis camialarý modernite karþýsýnda spontan olarak geliþen bu çözüm karþýsýnda nasýl bir tavýr takýnacaklarý sorunuyla karþýlaþtýlar. Kazançlarýyla meþruiyet kalýplarýna uygun olarak inþa edilmiþ düzgün bir evi kiralama olanaklarý yoktu.. Yeni gelenlerin modernitenin meþruiyet kalýplarý içinde kente yerleþtirilmesinin bir üçüncü seçeneði vardýr. Bunun bir ayaðý bu kitlelerin kentlere gelmesinin engellenmesini istemek biçiminde ortaya çýkmýþtýr. Kente yeni gelenler. binasýný kurallara uygun olarak inþa ettikten sonra. köyden koparak kente yeni gelenlerin gerçekleþtirebileceði bir þey deðildir. Kýrdan koparak kentlere gelen gruplarýn kapasiteleri göz önüne alýndýðýnda. Bu da pratikte olanaksýzdýr. Ýkinci ayaðý ise yasalara uygun olarak yapýlmamýþ bu binalarýn yýkýlmasýný istemek ve bunun için de yýkýma iliþkin mevzuatýn çalýþmasýnýn hýz122 . Kentlere gelen bu gruplar çok düþük gelirliydi. kurumsallaþtýrýlmýþ bulunan modernitenin meþruiyet kalýplarýnýn kentlere meþru olarak yerleþme olanaðý býrakmadýðý hemen farkedilir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Cumhuriyetin ilk yýllarýnda kentsel planlama konusunda oluþturduðu bu kapasiteler ve zihniyet çerçeveleriyle karþýlaþýlan hýzlý kentleþme olgusunun niteliði arasýnda büyük bir tutarsýzlýk bulunuyordu. O da devletin bu kente gelenlere sosyal konutlar saðlamasýdýr.

Hemen hemen hiç kimsenin aklýna modernitenin meþruiyet kalýplarýný sorgulamak. II. bunlarýn yerine kente yeni gelen bu kitlelerin kapasiteleriyle tutarlý yeni meþruiyet kalýplarý önermek gelmemiþtir. Bu örnek çok aydýnlatýcýdýr. Ama henüz toplumda gecekondu ismi ortaya çýkmamýþtý. onlara o zaman barakalar denilip geçiliyordu. Bu örnek II.Dünya Savaþý sonrasýndaki gecekondulaþma sýrasýnda uygulanmayan yýkým kararlarýnýn tek gerekçesinin popülizm olmadýðýný bize göstermesi bakýmýndan önemlidir. Sayýlarý artýnca bu konuda TBMM'de dönemin güçlü Ýçiþleri Bakaný Þükrü Kaya'dan açýklama yapmasý istenildi. Dönemin gazeteleri bu tür yazýlarla doludur. Yöneticilerin bu konudaki ruh halini gösteren en ilginç konuþmalardan biri 1930'lu yýllarda TBMM'de geçmiþtir. Kendilerini yeni gelenlerin yerine koyarak empatik anlayýþ içinde çözüm geliþtirme sorumluluðunu duymamýþlardýr. 1933 Üniversite Reformundan sonra Nazi Almanya'sýndan kaçarak Ýstanbul Üniversitesi Sosyal Siyaset Kürsüsüne profesör olarak gelen G. Almanya'da çok baþarýlý 123 . Türkiye'de ilk gecekondular bu yýllarda Ankara'da yapýlýyordu. Dünya Savaþý sonrasýndaki çok parti döneminin yöneticilerinin kararlarýndan farklý olarak onun karar verirken bir popülizm yaptýðý kuþkusunu duyamayýz. Temel beklenti bu barakalarýn hemen yýkýlmasýydý. Þükrü Kaya tek parti rejiminin güçlü Ýçiþleri Bakaný’dýr. Ama modernitenin meþruiyet çerçevesinin tuzu kuru olanlarda yarattýðý haklýlýk etkisi. Bunlarýn baþýnda da modernitenin yýkma çözümlerini uygulamasý gereken yöneticiler gelmektedir. Ama toplumda herkesin tuzu kuru deðildir. Gecekondu olgusuna (ilk kez) sahip çýkan bir Türk düþünürü ya da plancýsý olmamýþtýr.Kessler olmuþtur. Modernitenin kalýplarý içinde bu tür çözüm arayanlar genellikle toplumun tuzu kuru denilen kesimi olmuþtur. Oysa Þükrü Kaya bu barakalarý hemen yýkmayacaðýný çünkü eðer bunlarý yýkarsa soðuk Ankara gecelerinde “Kim dondu” kaygýsý içinde rahatça uyuyamayacaðýný biliyordu. sorumluluk yerinde olanlarý ikna etmekte yeterli olamamaktadýr. Modernitenin meþruiyet çerçevesi onlarýn baþkalarý hakkýnda acýmasýz yargýlarda bulunmasýný kolaylaþtýrmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I landýrýlmasýný saðlayacak düzenlemelere gidilmesini talep etmek olmuþtur. Modernitenin temsilcisinden beklenilen buydu.

mühendisler ve planlama pratiði içinde yer alan meslek camiasý içindekiler olmuþtur denilebilir. Onlarýn içinde kimileri farklý düþünse de meslek camiasýnýn tutumu katý modernist meþruiyet çizgisini savunmak olmuþtur denilebilir. Hýzlý kentleþme karþýsýnda Türkiye'nin kaynaklarýnýn sýnýrlýlýðý. Kessler devletin çözemediði sorunlarý kendi giriþimleriyle çözen gecekonduculara çok anlayýþlý olarak ve sempatiyle yaklaþmaktadýr. Onlar bu olguyu gerçekleþtirmiþlerdir. Kuþkusuz Türkiye. Yapýlmasý gerekenin onlarý cezalandýrmak deðil. Bu giriþimci gecekonducularýn belediye seçimlerinde. onlara yardýmcý olarak daha yeterli konut sahibi olmalarýnýn kolaylaþtýrýlmasýný savunmaktadýr. þehir meclislerine seçilmeleri ve kentlerin onlarýn giriþimci potansiyelinden yararlanýlmasýný önermektedir. Onlar gecekondularýn savunma söyleminin geliþtirilmesinde doðrudan katkýsý olmasa da bu kesimlerin iþgücünden yararlanarak. Bu konuda onlardan çözüm üretmeleri istendiðinde. Tabii iþ gücünden esas yararlananlar kente gelen bu büyük sayýdaki yeni göçmenin sanayi ve inþaat giriþimcileri olmaktadýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I konut kooperatiflerinin geliþmesinde önemli rol oynamýþ sosyal demokrat eðilimli bir bilim adamý olan Kessler gecekondulara ve gecekonduculara sahip çýkmýþtýr. öte yandan onlarýn gecekondu yapmalarýna belli ölçüde de olsa fiilen yardýmcý olmuþlardýr. Ýkinci Dünya Savaþý sonrasýnda Türkiye'nin içine girdiði çok partili siyasal rejimin halkýn istekleri karþýsýnda artan duyarlýlýðýnýn da katkýsý olmuþtur. Bu emrivakilerin gerçekleþtirilmesinde deðiþik aktörler deðiþik roller üstlenmiþtir. kentleþme için kabul ettiði meþruiyet kalýplarý. Kuþkusuz baþ aktör zaruret içindeki kente yeni gelenlerdir. Modernitenin meþruiyet kalýplarý üzerinde en çok direnenler mimarlar. önceden planlanmýþ gecekondu önleme bölgeleri oluþturmakta bulmuþlardýr. bir yandan onlarýn kentte kalmasýný kolaylaþtýrýrken. Bu göz yummada daha önce üzerinde durduðumuz insani kaygýlar etkili olduðu kadar. Ama onlarýn savunusunu açýkça yüklenmemiþlerdir. bu konularda yeterli kaynak ve insan gücü seferber edebilseydi bu yolla 124 . çözümü küçük konutlar üretmede. bu geri döndürülemez olgunun kendisine emrivakilerle yol bulmak zorunda kalmasý sonucunu doðurmuþtur. Ýkinci önemli aktör ise bu geliþme karþýsýnda göz yuman siyasal yöneticiler olmuþtur. küçük parsellerde.

ikincisi yapsatçýlýk olmuþtur. sadece kentlerin etrafýnda oluþan gecekondu kuþaklarý halinde çýkmamýþtýr. bunlar da Türkiye'deki meslek camiasýnýn bu yoldaki düþüncelerine katkýda bulunuyordu. Kurumsal yapýnýn emrivakilerin zorlamasý karþýsýnda en çok zedelenen kesimi daha çok yönetmeliklerin iç tutarlýðýnda ortaya çýkmýþtýr. Bir toplumun yaþayabileceði bu en büyük dönüþüm olgusunun gerisinde bulunan büyük itici gücün yarattýðý emrivakilere karþý. çok farklý düzeylerde olmuþtur. Yani bu yasayla modernitenin kalýplarý dýþýna çýkmak mekanla ve zamanla sýnýrlanýyordu. Belediyeler imar planý olmayan alanlara yol ve alt yapý götürebilmiþlerdir. Modernitenin meþruiyet kalýplarý içinde bu yolla açýlan delik çok küçüktü. Bu çizgi içindeki alanlara belli bir süre için af getiriliyordu. Burada modernitenin meþruiyet kurallarý geçerli deðildir. Bu süre içinde modernitenin kalýplarýna baðlý olmadan yaþam koþullarý iyileþtirilebilecekti. Nitekim savaþtan büyük yýkýmlarla çýkmýþ Avrupa'daki kentlerde konut sorunlarýnýn çözümünde benzer yollar izleniyor. Belediye sýnýrlarý dýþýnda yapýlaþma büyük ölçüde köy mevzuatýna baðlý býrakýlmýþtýr. Türkiye'nin kurumsal yapýsýnýn direniþi. Bu direniþ farklýlýðý kendisini en açýk biçimde çýkartýlan gecekondu aflarýnda ortaya koymuþtur. o kurumun rejim bakýmýndan önemine göre. Nüfuslarý hýzla 125 . Ankara için özel olarak çýkarýlan bu yasada gecekondu alanlarý yasaya ekli bir haritada mavi çizgilerle sýnýrlanmýþtý. Özel mülkiyet kurumunda hiçbir zayýflama olmamýþ ama kamunun toprak mülkiyeti büyük ölçüde iþgallere açýk hale gelmiþtir. elektrik baðlama olanaðý yaratýlmýþtýr. Hýzlý kentleþmenin kentsel yaþama ve kentin büyüme biçimine etkisi. Bu direnç de mülkiyet türleri arasýnda önemli farklýklar göstermiþtir. Ýlk gecekondu affý 1948 yýlýnda çýktý. Bu afta “gecekondu” sözcüðü geçmiyordu. Kentin modernitenin meþruiyeti çerçevesinde kalan kýsýmlarýnda da emrivakiler halinde geliþen çözümler modernitenin çözüm önerileri yanýsýra kendilerine yer bulabilmiþlerdir. Örneðin oturma izni alýnmamýþ yapýlara su.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I da çözümler bulabilirdi. Ýmar aflarýnýn karþýlaþtýðý en önemli direnç mülkiyet kurumundan gelmiþtir. Yasanýn adý Bina Yapýmýný Teþvik’ti. Bunlardan biri dolmuþlar iken.

Plan yapýlýyor. sistemin meþru kabul ettiði bir araçtýr. Yürürlükteki yasal sistemde bir parselin ve içindeki yapýnýn mülkiyetinin parçalanmasý olanaðý bulunmuyordu. Bu yenilikçi çözümün var olan meþruiyet kalýplarýyla uzlaþtýrýlmasý gecekondulara göre çok daha kolay olmuþtur. Hýzlý kentleþme karþýsýnda geliþen bir baþka spontan çözüm yapsatçýlýk sürecinin geliþmesi olmuþtur. Ama yine de modernitenin meþruiyet kalýplarý 126 . Bu katlarýn önemli bir kýsmýný arsa sahibine býrakýyor. Bu konuya belediyeler büyük miktarda kapital ayýramayýnca. yapý için gerekli kapitali saðlýyor ve giriþimini tamamlýyordu. Küçük giriþimciler eliyle kent yenileniyordu. Yapsatçý bu arsada artmýþ olan imar haklarýndan yararlanarak çok katlý çok konutlu binalar yapýyordu. Arsa spekülasyonu toplumda en çok yakýnýlan konulardan biri haline gelmiþti. Nüfuslarý hýzla artan kentlerde imarlý arsalarýn deðerleri de hýzla artýyordu. Ýkinci Dünya Savaþý öncesinde geliþen imara ve yapý yapmaya iliþkin mevzuatta tek bir parselde. diðer kesimini inþaat sýrasýnda satýyor. Bu durumda toplumda orta sýnýflarýn bir parsel alýp onun üstünde bir konut yaptýrma olanaklarý kalmamýþtý. Bu çözüm daha sonra toplumda yapsatçý adý verilecek bir küçük giriþimci formunun geliþmesiyle saðlandý. Böyle bir yatýrýmý gerçekleþtirememektedirler. Bu yeni geliþen süreç ilk bakýþta modernitenin kalýplarý içinde bir iþleyiþe sahipti. tek bir yapý yapýlmasý öngörülüyordu. Onun yeni bir kullanma biçimi olan dolmuþlar hatlar halinde düzenlenerek sistem içine alýnmýþtýr. çözümün küçük giriþimci sermayesiyle üretilmesi zorunluluðu doðmuþ. Taksi. Tabii bunda baþlangýçta daha çok kentin modern kesimlerinin yararlandýðý bir çözüm olmasý da kolaylaþtýrýcý bir etki yaratmýþtýr denilebilir. bu da dolmuþlarýn geliþmesi halinde ortaya çýkmýþtýr. Modernitenin bu konudaki akýlcý çözümü toplu ulaþým sistemlerinin sunduðu hizmetleri artýrýlmasýný gerektirmektedir. Oysa belediyeler güçsüzdür. Kent içi ulaþýmýn saðlanmasýnda da ciddi sorunlar yaþanmaya baþlamýþtýr. yapý ve oturma ruhsatlarý alýnýyordu. Bu durumda orta sýnýflarýn bir konut sahibi haline gelebilmesi için arsa parasýný aralarýnda bölüþmesine olanak verecek çözümler gerekiyordu. Yapsatçý genellikle kent merkezinde bir arsa sahibi ya da arsasý geniþ bir eski ev sahibi buluyordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I büyüyen büyükþehirlerde yaþanan tek sorun konut sýkýntýsý deðildir. Bu durumda spontan bir çözüm olarak taksi-dolmuþlar geliþmiþtir.

mutlaka toplumsal araþtýrmaya ve çözümlemeye dayandýrýlmasý gerektiði anlaþýlmýþ. Bu farkýna varýþ için on yýl kadar bir süre gerekmiþtir. Ayrýca bu süreç eskiden düþük yoðunluklu olan mahallelerin yüksek yoðunluklu olarak yeniden yapýlanmasýna neden olmaktadýr. oysa bu süreç mülkiyetin bölünmesini gerektirmektedir. tarihsel dokular tahrip olmaktadýr. Bu dönemde Türkiye'de “kentleþme” sözcüðünün yanýsýra “kentlileþme” diye yeni bir sözcük geliþmiþtir. Kentleþmenin sorunlarýyla baþa çýkmak için Ýmar ve Ýskan Bakanlýðý kurulmuþ. Avrupa ülkelerinin kentleþmesi sýrasýnda ise böyle ayrý bir sözcüðe genellikle gereksinme duyulmamýþtýr. Yapsatçýlýk meslek çevrelerinde küçümsenen bir iþtir. Türkiye'de 127 . Mülkiyet bölünememektedir. Bu olup bitenler Türkiye'de Cumhuriyetin ilk dönemlerinde geliþen meslek çevrelerinin savunduðu düþük yoðunluklu kentlerden çok farklý bir kent yaratmaya baþlamýþtýr. üniversitelerde baðýmsýz ilk þehir ve bölge planlama bölümleri açýlmaya baþlamýþtýr. Kentlerin planlamasýnýn salt mimarlýk hünerlerine dayandýrýlamayacaðý. Türkiye yaþamakta olduðu bu büyük dönüþüme pratikte spontan çözümlerle uyum yaparken. Bu süreç bu konuda hiçbir formel eðitimi olmayan çoðu Karadeniz kökenli küçük giriþimcilerce yürütülmeye baþlamýþtýr. Prestijli mimarlar bu süreçten büyük ölçüde uzak durmaya çalýþmaktadýr. Bu ülkelerde kentleþme sözcüðü hep kentlileþmeyi de kapsayan bir anlam içerecek biçimde kullanýlmýþtýr. Bu deðiþik biçimlerde kendilerini göstermeye baþlamýþtýr. sorunlarýn çözümü için gecekondu alanlarýnda sosyal araþtýrmalar yapýlmaya baþlamýþtýr. Yaþanmakta olan dönüþümün toplumsal boyutlarýnýn gündeme gelmesi ve bunun öneminin kavranmaya baþlamasý modernite karþýsýnda yeni bir meþruiyet çerçevesinin geliþmesini getirememiþtir. Bu geliþme sonunda sözkonusu mahallelerde altyapýlar ve sosyal donatýlar yetersiz kalmakta. Bunun için noterlerde yapýlan anlaþmalarla bulunmak istenen çözümler daire sahiplerine güven vermemektedir. yaþanmakta olan bu olguyu kavramakta ve bununla ilgili politikalar üretmekte modernist imar anlayýþlarýnýn ve bunlara iliþkin deðer yargýlarýnýn yetersiz olduðunun da farkýna varmaya baþlamýþtýr. Tersine modernite söylemi bu geliþmeyi de kolayca denetim altýna alabilmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I içine sýðmayan bir þeyler vardýr.

Artýk modernist kültürü benimsemiþ eski kentliler onlarý kendi kafalarýnda çizdiði köyün sýnýrlarý içinde tutamamaktadýrlar. Böyle bir terimin geliþtirilmesinin modernitenin meþruiyet çerçevesini korumak bakýmýndan önemli sonuçlarý olmuþtur. Bu da kentlerin iki yapýlý olduðunu kabul etmek þeklinde geliþti. Artýk kentlerin makro formlarý ikili yapý þeklinde betimlenmekte ve kentlerin iç farklýlaþmalarý bu ikili yapýyla açýklanýr hale gelmektedir. bu kültürel dönüþümdeki gecikmeyi anlatabilmek için. Bir yandan siyasi partilerin kayýrmacý pratiklerini.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yaþanan kentleþme deneyimi sýrasýnda. bu olgu izinsiz inþaat kavramýyla geçiþtirilmemektedir. Kendi varlýðýný kabul ettirmiþtir. onlar kente gelmiþlerdir. Kente gelen bu göçmenler artýk kentteki köylülerdir. Bir yandan kentte yaþamlarýný sürdürmekte. kentli deðerleri benimseyemediklerini kavrayýnca. Bu grup kentlere yerleþmiþtir. öte yandan verdiði oyun saðladýðý pazarlýk gücünü iyi kullanarak gecekondu alanlarýnýn altyapý kalitesini belli ölçüde geliþtirebilmiþtir. Bu yasada ilk kez gecekondu olgusu kabul edilmekte. Bu da modernitenin kültürel hegemonyasýna karþý bir baþkaldýrýnýn görmezden gelinmesini kolaylaþtýrmaktadýr. Þimdi eski kentliler onlarý kavramsal olarak yarattýklarý sanal köylere hapsetmek istemektedirler. kente gelen köylüler kýsa bir sürede kültürel bir dönüþme geçirerek. Böylece kalýcý bir ikili yapý algýlamasýnýn geliþmesinin kurumsal geliþmeye yansýmasýnýn en iyi örneði 1966 yýlýnda çýkartýlan 775 sayýlý gecekondu yasasý olmuþtur. Onlarýn kalýcýlýðý iki yönden kendisini göstermektedir. Bu yasada 128 . Onlarýn kentte bulunurken özgün bir kültür yaratabileceðini kabul etmemekte ve belli bir gecikmeyle de olsa moderni temsil eden eski kentli kültürünü benimseyeceklerini beklemektedirler. Çok partili demokrasinin olanaklarýndan iki yönlü yararlanmaktadýr. Kentte varlýðýný sürdürmesini kolaylaþtýracak dayanýþmayý saðlamak üzere hemþehrileri arasýnda iliþki aðlarýný kurmuþtur. Kýrdan kopuþ ve kente geliþ sürmektedir. öte yandan kültürlerini tek yönlü olarak deðiþtirmemekte. Artýk kentte varlýklarýnýn kalýcýlýðý anlaþýlmýþtýr. kentlileþme terimine de gereksinme duymuþlardýr. Yaþanan bu olgu karþýsýnda yeni bir kavramlaþtýrmaya gerek duyulmaya baþlanmýþtýr. kentli kültürle etkileþmektedir. Eski kentliler onlarýn kente gelmesini engelleyememiþ. Böyle bir kent içinde köylüler kavramlaþtýrmasý geliþtirilecek politikalara yol gösterememektedir.

yarý mafya türü güç iliþkileri içinde gerçekleþtirilmektedir. Bu yeni iliþkiler gecekondularýn maliyetini artýrmýþtýr. çok katlý hale getirmesine yapý kalitesini geliþtirmesine yol açmaktadýr. Bu süreçlerden biri gecekondu sahiplerinin para biriktirdikçe yeni katlar 129 . Gecekondularda kiracý olarak oldukça uzun süreler yaþadýktan sonra bir gecekondu sahibi olabilmektedir. hisseli mülkiyet statüsüne sahip. Ama bu iliþkiler gecekonduya meþruiyet saðlamasa bile ona güvence saðlayabilmektedir. Bu çok katlý hale geliþ deðiþik süreçlerin birlikte iþleyiþiyle ortaya çýkmýþtýr. Artýk kente yeni gelen bir köylü kente geldiðinde ancak bir gecekondu kiracýsý olabilmektedir. Artýk gecekondular hazine topraklarý üzerinde deðil. hiç bir hukuki geçerliliði olmayan ama üzerinde yapý yapma güvencesi þu ya da bu þekilde saðlanmýþ bir parsel üzerinde yapýlmaktadýr. Gecekondu yapýmý yarý piyasa iliþkileri. Kente yeni gelenlerin modernite dýþýnda emrivakilerle kurduðu yeni düzen sadece modern dýþý alanda kalmamakta. mafya türü güç iliþkileri içinde parsellenmiþ. Tabii ki böyle bir zor düzenin moderniteyi temsil eden devlet bürokrasisi içinde yandaþlarý olmadan varlýðýný sürdüreceði düþünülemez. 1970'li yýllarda iki yönlü bir geliþme gerçekleþmiþtir. Bir anlamda modernitenin meþruiyeti dýþýnda ortaya çýkmýþ bir tür planlama içinde gerçekleþmektedir. saðlanan güvenceler gecekondularýn konutlarýný büyütmesine. Bir yandan varolan gecekondu mahalleleri kentsel hizmetlerden yararlanmasýný sürekli artýrmakta. Gecekondularýn oldukça büyük oraný çok katlý hale gelmiþtir. Bu gayri resmi planlama mafya türü gücün zorlamasýyla büyük itirazlar olmadan uygulanmaktadýr. modernin içine sýzarak onu da deðiþik bakýmdan tahrip eder hale gelmektedir. Öte yandan gecekondu yapýmý kente gelenlerin geldiklerinden kýsa bir süre sonra kendi emekleriyle gerçekleþtirebildikleri derme çatma bir konut olmaktan çýkmýþtýr. Artýk yapýlan gecekondularýn niteliði de çok deðiþmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gecekondu kavramý ilk kez kullanýlmakta ve daha düþük standartlý konutlarýn yapýlmasýný kolaylaþtýrýcý yollar bir ölçüde de olsa meþrulaþtýrýlmaktadýr. Kente gelen bu yeni gruplarýn kentte varlýklarýný kabul ettirmesinden ve kentin fýrsatlarýndan yararlanmaya baþlamasýndan sonra gecekondu olgusunun nitelik deðiþtirmesi hýzlanmýþtýr.

Bu kesimin duygularýna tercüman olmak için geliþen arabesk müzik. gecekondu yapmalarýna olanak verilmesi karþýlýðýnda radikal ideolojilere sadakat talep ediliyordu. piyasa mekanizmasý içinde etkili olmuþ ve zaman içinde kendisi de bazý dönüþümler geçirerek meþruiyetini kabul ettirmiþtir. 1970'li yýllarýn sonuna doðru gecekondu yapýmýnda yeniden bir nitelik deðiþmesi ortaya çýktý. Gecekondu konusuna toplumun bakýþýndaki önemli bir deðiþme 1984 yýlýnda çýkartýlan af yasasýnda ortaya çýktý. baþlangýçta modern kesimin temsilcisi olan devlet medyasý tarafýndan dýþlanmasýna karþýn. 1980 müdahalesi sonrasýnda gecekondu alanlarýnda bu parçalanma zaman içinde yok oldu. Özellikle yeni gecekondu alanlarý þiddet kullanan radikal gruplarýn himayesi altýna girdi. Ýkili yapýsý oldukça kemikleþmiþ bu kente adeta iki ayrý konut pazarý oluþmuþ bulunmaktadýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I eklemesi yoludur. Gecekondulularýn kent mekanýna iyice yerleþmeleri karmaþýk bir ekonomik sektör niteliðini kazanmasý sadece yapý alanýnda kalmamaktadýr. Kente yeni gelenlerin kentte kýsa sürede gecekondu yapabilmeleri büyük ölçüde olanaksýz hale gelince. Buralarda artýk mafya gücü deðil bu gruplarýn gücü egemen olmaya baþladý. Yatýrým olarak gecekondularda kiralýk konut arzý önemli bir paya sahip olmuþtur. Bu yasa da gecekondu olgusunun modernist meþruiyet çerçevesiyle iliþkileri konusundaki ironik durumu sergilemesi açýsýndan çok ilginç hükümler taþýmaktadýr. gecekondu yapýmý þiddet kullanabilen radikal siyasal gruplar tarafýndan örgütlenmeye baþladý. Bu yasa okunduðunda ilk bakýþta Türkiye'deki siyasi otoritenin bunca 130 . aynen gecekondu olgusunda olduðu gibi. Bu birikimlerini kentin modern kesimlerine deðil gecekondu bölgelerine gecekondu yaptýrarak yatýrmaya baþlamýþlardýr. Artýk onlardan para deðil. Ama ayný model bir ölçüde deðiþik tarikatlar tarafýndan uygulamaya konuldu. Gecekondu alanlarýnda uzun yýllardýr yaþayanlarýn birikimleri olmaya baþlamýþtýr. Piyasa mekanizmasýnýn saðladýðý demokratiklik içinde müzik alanýnda ilginç bir baþka spontan geliþme ortaya çýkmýþtýr. Bir diðeri ise kentin imarlý kesimi içinde bir arz süreci olarak spontan olarak geliþmiþ bulunan yapsatçýlýðýn çok katlý gecekondu mahallelerinin oluþmasýnda iþlemeye baþlamasý olmuþtur.

1950'lerde modernist meþruiyet adýna gecekondularýn yýkýlarak temizlenmesini öngörenlerin çözümü kadar yüzeyseldi. Bunun ilginç yaný siyasal otoritenin gecekondululara geçmiþteki aflarda olduðu gibi sadece kentte yaþamlarýný sürdürmeleri için yapýlan. Yasada gecekondu alanlarýnda imar ve ýslah planlarý yapýlmasý ve bu planlar yapýldýktan sonra piyasa süreçleri içinde gecekondularýn yýkýlarak yerine yapsatçýlýk yoluyla çok katlý apartmanlar yapýlmasý öngörülüyordu. Boðaz sýrtlarýndaki gecekondu bölgelerinde olduðu gibi eski gecekondu sahiplerin çok büyük kazançlar elde etmelerine neden olmuþtur. Ama bu temizleme iþlemini devletin deðil.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yaþanan maceraya karþýn kentlerin büyümesi konusunda modernist meþruiyet çerçevesi içinde çözüm bulunmaya çalýþýldýðý kanýsý uyanmaktadýr. Bu da gecekondu olgusunu iyi tanýmamaktan kaynaklanan bir baþka modernist çözümdü. Bu da toplum vicdanýný rahatsýz etmiþtir. Bu spekülasyon hakkýný tanýmanýn üstü kapalý gerekçesini ise kentin her yanýnda modernitenin meþruiyet çerçevesini yürürlüðe koymak teþkil etmiþtir. Bu çözüm ancak büyük kentlerde prestijli konut alanlarýna yakýn gecekondu mahallerinde etkili olmuþ ve dönüþümlere yol açmýþtýr. Böyle bir anlayýþ içinde gecekondu sorununa yaklaþýnca devletin düzenine uygun olarak hareket etmiþ bir yurttaþýna göre 131 . Bu çözüm de gecekondularýn yýkýlýp temizlenmesini çözüm olarak gören anlayýþ üzerine kurulmuþtu. piyasa mekanizmasý yoluyla yapsatçýlarýn gerçekleþtirmesi öngörülüyordu. Bunun gerçekleþebilmesi için de imar ve ýslah planlarýnda yüksek imar haklarý verilmesi isteniliyordu. Bu amaçla gecekondu bölgeleri için imar ve ýslah planlarý hazýrlanýrken belediye baþkanlarý plancýlardan her gecekondu yerine verilecek imar haklarýnýn hesabýnda ikinci kuþak gecekondulunun konut sorununun çözülmesinin göz önünde tutulmasýný rica ettiler. bir anlamda devletin kendisinin halkýnýn konut hakkýný karþýlayamayýþý dolayýsýyla emrivaki olarak geliþmiþ bir duruma razý olmaktan çýkmasý ve gecekondulunun da kentte toprak spekülasyonu yapabilme hakkýnýn varlýðýnýn tanýnmasý haline gelmiþtir. Yani bu gecekondu yerine yapýlacak apartman için yapsatçýnýn gecekondu sahibine en az iki kat vermesine olanak saðlayacak kadar imar hakký verilmeliydi.

onu denetleyerek nasýl baþa çýkmaya çalýþtýðýnýn öyküsünü anlatmanýn sonuna geldik. Bunun belki de 132 . Devlet gecekondu yapmak yerine modern kesimden bir kat almýþ bir ailenin cocuklarýnýn konut sorunu düþünmezken. 1984 yýlýnda yürürlüðe giren bu aftan sonra geçen yirmi yýlda beklenen dönüþmenin piyasa mekanizmasý içinde gerçekleþmesi ancak belli alanlarda oldu. Türkiye'nin hýzlý kentleþme olgusuyla kendi zihniyet ve kapasiteleri çerçevesi içinde nasýl iliþki kurduðunun. imar konusundaki tutumlarý da ayný þekilde kentlerin diðer kesimlerini etkiliyordu. Diðer gecekondu bölgeleri için bu gerçekçi bir çözüm deðildi. Ama bu çözüm bir kentin çok küçük bir kesimi için geçerli olabilecekti. Böyle yaparak modernitenin ulus devletinin yurttaþlarý arasýndaki eþitlik anlayýþýný da ihlal etmiþ oluyordu. Bu son af yasasýnýn belki de en ironik yaný gecekondu bölgelerini modernitenin meþruiyet kalýplarý içine sokmak isterken. Bu bölgelerdeki gecekondularýn sahiplerinin büyük kesimi af için gerekli harçlarý bile yatýrmadýlar. Bu öykü önümüzdeki iki on yýlda da bir ölçüde devam edecek.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I devlet gecekondulu yurttaþýna daha çok hak tanýmýþ oluyordu. Kýrk yýl boyunca sürekli çözümsüzlüklerin nedeni haline gelmiþ olan modernitenin meþruiyet kalýbý deðiþim projeleriyle kendisini yeniden üretmek yolunu buluyordu. Kentin modern kesimindekiler gecekondulularla girdiði iliþkilerde onlarýn dönüþmesini beklerken hayretle kendilerinin de dönüþtüðünün farkýna varýyorlardý. Öykünün buradaki kuruluþ biçimi üç konuya dikkatimizi çekiyor. Bu dönüþümde belediyeler giriþimci rolünü oynamaya baþladýlar. Bu yolla önemli dönüþüm projeleri gündeme geldi. onlarýn yaþamýný daha da zorlaþtýrýyordu. ama Türkiye'de kent planlamasýnýn gündemine dönüþüm projeleri sorunsalýný getirdi. Devlet nasýl spekülasyonda eþitlik saðlýyorsa kentin iki kesimi arasýnda imar mevzuatý dýþýna çýkmada da eþitlik saðlýyordu!! Gecekondu bölgelerinin zihniyeti arabesk müzikle nasýl kentin diðer kesimlerine taþýndýysa. Gecekondu mahallerinin bir kýsmýnda yýkyap süreciyle yaþanan bu dönüþüm gecekondu kiracýlarýna gecekondu arzýný azaltýyor. modern kesimlerin imar mevzuatý dýþýndaki geliþmeleri ve kaçak yapýlarý için af getirmesiydi. kentin iyi yerlerinde gecekondu yapmýþ olanlarýn ikinci neslinin konut sorunu çözmeye çalýþýyordu.

Ýkinci önemli konu ise modernitenin meþruiyet çerçevelerinin bu kapasiteleri yönlendirmekte. kapasitesi en düþük kesimlerinin zorunluluklar altýnda yaratýcý çözümler üretebilme ve uyum yapma kapasitesinin yüksekliðidir. Üçüncüsü ise popülizmin aðýr bastýðý çok partili demokrasi pratikleri modernitenin katý meþruiyet çerçevesinin yaratabileceði gerilimleri düþürmüþ ve çatýþmaya dönüþmesini engellemiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I en önde geleni toplumun hazýrlýðý en az. Bu karmaþýk geliþme öyküsü içinde modernitenin meþruiyet çerçevesine alternatif bir baþka meþruiyet çerçevesi geliþtirilemediði için de modernitenin meþruiyet çerçevesi önemli yaralar alsa da kendisini yeniden üretebilme olanaðýný hep bulmuþtur. 133 . onlarla iliþki kurmakta yetersiz kalmasý ve yaratýcý çözümlere büyük ölçüde kapalý kalmasýdýr.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

134

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Celalettin Uzer’le Söyleþi*

* Bu söyleþi, TMMOB yayýn organlarýndan “TEKNOKRAT” dergisinin Aðustos 1986 sayýsýndan alýnmýþtýr.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Celaleddin Uzer
Kýsa Özgeçmiþ 1914 1941 1944-46 1952 1958 1959 1959-60 1961-63 1963-65 Van doðumlu Liverpool Üniversitesi Mimarlýk Fakültesi mezunu Gelibolu Kolordu Baþmühendisi Ýmar Ýskan Bakanlýðý, Fen Heyeti Reisi Ýmar Ýskan Bakanlýðý, Þehircilik Dairesi Baþkaný Mesken Genel Müdürü Tokyo, Wasseda Üniversitesi deprem mütehassýsý TBMM Bayýndýrlýk ve Ýmar Komisyonu Baþkaný Ýmar Ýskan Bakaný

1965'den beri serbest Mimar, þehir plancýlýðý yapýyor. Celaleddin Uzer, 1914'de Van'da doðmuþ. Van Valisi olan babasý Tahsin Uzer'in görevi dolayýsýyla, daha sonra Erzurum ve Suriye'de bulunmuþlar. "Ýlkokulda 9 aldýðým zaman hasta olurdum" diyen Uzer, orta tahsilini Robert Kolej'de yapmýþ ve birincilikle bitirmiþ. 136

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Aslýnda doktor olmak isterdim. Lise bitince 6 bin kiþinin katýldýðý bir sýnava girdim ve birincilikle kazanarak Amerika'ya gitmeye hak kazandým. Atatürk, "Senin yerine baþka bir fakir gitsin, ben senin paraný veririm" dedi ve beni Ýngiltere'ye gönderdi. Þehirciliðe olan ilgim orada baþladý. 1934'den 1942'ye kadar Ýngiltere'de kaldým. Üniversiteyi birincilikle bitirdim ve 'First Class Honors' aldým. Diploma töreninde beni Ýngiliz sandýlar ve Ýncil getirdiler. Rektör, Churcill'in kulaðýna bir þey fýsýldadý ve Kuran getirildi. Churcill, "Kahraman Türk dostlarýmýza ve bize yardýmcý olacak bu gence, iftiharla bu diplomayý veriyorum" dedi, diplomamý teslim etti. Üniversiteyi birincilikle bitirdikten sonra Türkiye'ye hemen gelemedim. Harp yýllarýydý, çýkýþ vizesi vermediler. Ýngiltere'de Abercrombie'nýn asistaný olarak çatýþtým. Þehirciliðe, onun yanýnda çýrak olarak baþladým. Londra'yý, Tokyo'yu ben çizdim ama imzayý onlar attýlar. Daha sonra Dünya Mesken Kongresi'nde Divan Baþkaný, Londra ve Liverpool Belediyelerinde sýðýnak mütehassýsý olarak çalýþtým. 'The Machinegun' derlerdi bana, çünkü en çok sýðýnaðý ben yaptým orada. Ve benim yaptýðým sýðýnaklar da en dayanýklýlarý oldu. Çünkü, bombardýmanda, uður mudur, nedir, tam isabet almadý. Orada biraz þanslýydým. Ýngiltere'de ayrý ayrý mimarlýk, mühendislik ve þehircilik okudum. Daha sonra Japonya'da deprem ihtisasý yaptým. Ali Çetinkaya'nýn isteði üzerine Türkiye'ye döndüðümde, çok deðiþmiþ buldum Türkiye'yi. Atatürk ölmüþ, annem, babam, amcalarým ölmüþ. Bunlardan haberim yoktu. Bambaþka bir Türkiye buldum. Bayýndýrlýk Bakanlýðý'nda Þehircilik Fen Heyeti'nde mecburi hizmete tabi oldum. O zaman bu memlekette þehircilik diye birþey yoktu. Heussler diye bir adam var, acayip meydanlar yapýyor, dairevi meydanlar kabul etmez, dar yol sistemi yapar, 9,5 m.lik yollar. Bunlar benim nazariyelerime uymuyordu, boyuna deðiþtirmeye baþladým. Halbuki ben fakir milletlerin geniþ yollar yapmasýna taraftarým. Çünkü fakir milletin yapboza tahammülü yoktur. Nitekim 1948'de Ankara'ya troleybüs geldiði zaman dönemedi. Dýþkapý'ya gitti oradan döndü. Ulus meydaný kifayetsizdi. Hiç unutmam bir gün Ulus meydanýnda troleybüs dönecek, ortada da bir saat var, artýk “Allah þoföre kolaylýk versin” derken, “Halka da selamet versin” diyorduk. Çünkü dönemiyordu. 137

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Þehircilik Fen Heyeti Reisliði'nden sonra Mesken Genel Müdürü oldum. Orada oturuyoruz. Ankara'ya döndük. Tahlilleri yapýldý. Bütün deprem bölgelerinde prefabrikasyona geçmek için. 5 bin bina yaptýk. Biz Abrahms'la bütün Anadolu'yu gezdik. her ikisi de iyi elemanlar yetiþtiriyor. Bakanlar Kurulu'nda ilk defa projeksiyon gösterdim.Türkiye'deki þehircilik eðitimini olumlu buluyor musunuz? C. Fakat maalesef bu memlekette çalýþana karþý düþmanlýk var. Bu iþ kaldý. Havadan tesbip ederek. Sen buraya bir üniversite kurabilir misin? Mesela. 1963-65 yýllarý arasýnda Ýmar Ýskan Bakaný iken. cins cins 3 ton kömür yolladým. teþkilatý kurdum. Daha Sosyal-Sigortalar yokken. Bizim 60 uzmanýmýz 6 aydýr bekliyorlar. hem de çevreye hizmet etmiþ oluruz. gecekondu davasýný halledecektim. Altyapýsýný yaptýrdým. 138 . ODTÜ'nün kuruluþu baþlý baþýna bir olaydýr. Didim'de Fethiye'de yaklaþýk 1000 tane bina yaptým. daha bir tanesi bile görememiþ" dedi. Eskiþehir'deki 1 ve 2 numaralý kooperatifler hep benimdir. Bayýndýrlýk Bakanlýðý'na bir þehircilik uzmaný. Ýmar Ýskan Bakanlýðý'ný kurduk sonra. T. O zaman bana kýzdýlar. "Gezdir" dedi. Ankara’nýn havasýnýn temizlenmesi için Gribla þirketi ile anlaþtým. Charles Abrahms'la Tunalý Hilmi'de yeni açýlan bir lokantaya gittik. Ýsmet Ýnönü'den izin alarak. Arkadan partililere daðýtýldý. dedim ki Charles Abrahms'a. Gecekondu davasýný ele aldým. bunlar çekip gidecek. bir deprem uzmaný. Þark’ta Ermenilerden kalan alanlara köyleri yerleþtirdim. "Orta Doðu Teknik Üniversitesi" diye bir üniversite kursak. Hem bize döviz saðlar. Eðer Ýsmet Ýnönü kabinesi 4 yýl kalsaydý. "Sen Saðlýk Bakaný mýsýn? . bütün Arap diyarý buraya gelir. bir de mimari büroya bir uzman temin etmek." Charles Abrahms "Bunu yapmam için Baþbakan'ý görmem lazým. 200 milyona tasfiyehane kuracaktým.ODTÜ'yü de Teknik Üniversite’yi de ben bugün dünya ayarýnda okullar olarak kabul ediyorum. ne karýþýyorsun?" diye. Bakan. "Sen bize 3 uzman göndereceksin. Charles Abrahms diye Birleþmiþ Milletler Teknik Kurulu Baþkaný bir zat geldi. þimdi 600 milyara yapamazlar bu iþi. Bu zatýn vazifesi. iþçi konutlarý yaptým. O sýrada þöyle bir kafamý çevirdim ki. Aktepe'yi seçtim. Yanlýþ bir deprem talimatnamesi vardý. Allah’ýn büyüklüðü. deðiþtirdim.U. Ben o zaman Bakanlýk'ta Fen Heyeti Reisi'yim.

"Hayýr". T. Nazým Berksan. Milli Eðitim Bakanlýðý'nda bir toplantý yaptýk. “Çok güzel”.Sürekli olarak. “Ne dersin” dedim. Bir süre sonra bir telgraf aldýk "300 milyon ayrýldý. "Tamam yarýn saat 9'a randevu aldým" dedi. Fehmi Tokay. karþýla". aþaðý yukarý 40-45 senedir Türkiye'de þehircilik yapýyorum. Vecdi Diker'in ne dinamik adam olduðunu bildiðim için. adreslerini arayayým" dedi. baþladý okumaya. ama kuruluyor. ben. dedi Charles Abrahms. Þehircilik öyle bir þey ki. Þehir 139 . Osman Veriver'le beni bu iþte vazifeli kýldý. Ankara Palas'ta misafir ediyoruz onu. Truman geldi. Haftasýnda Charles Abrahms'tan bir telgraf.Türkiye'de "þehirci" olmak nasýl bir þey? C. gitti.U. bir rapor hazýrladý. Ertesi sabah Vecdi Diker ve Avni Yener geldiler. Ahmet Tokuþ vardý. Geldi. þehircilik varmýþ. "Ýþler düzeldi. "Çok güzel" dedi. Fatih Bey. Fatih Bey gözlüðünü deðiþtirdi. ne oldu" dedi. böyle böyle bir teklifte bulundum. "ben bunlarý sonra okuyayým. ver bana isimlerini. milletvekilidir." General Rally böyle bir üniversiteye lüzum yoktur diye beyanat vermiþ. "Yahu senin neþen yok. Karþýladým. rapora baktý. gitti. yarýn size sunarým" dedi. 75 milyona indi. Anlattým.. Abrahms'tan bir telgraf. "Þimdi okuyun. Caným sýkýldý." Burada ise Halk Partililer. "Ýptal edildi. biz bekleriz". Teknik Üniversite ve Mülkiye benim aleyhimdeydi. Türkiye'de Amerikan Üniversitesi kurulamazmýþ" diye karþý çýkýyorlar. biz de takip ediyoruz. sanki ben Halk Partili deðilmiþim gibi. Hemen gittik." Arkasýndan bir telgraf daha. Fatih Bey'e gittik. birbiriyle toplanarak bir þehri oluþturur. meyvesini geç veren aðaca benzer. Charles Abrahms'ý yolcu ettik.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Vecdi Diker oturuyor karþý masadan. "Dean Perkins baþkanlýðýnda Pensylvania heyeti Türkiye'ye geliyor. böyle bir üniversiteye ne lüzum varmýþ. Geldi. O esnada Eisenhover düþtü. "Vecdi Abi bir dakika gelir misin?" dedim. dedi. Efendim. Vecdi Diker. her þey tamam. Karayollarýnda beraber çalýþmýþtýk. "Efendim. "Biz parlamenterlerle Amerika'ya gidiyoruz. biz kurmuþtuk Karayollarý'ný. Her konan taþ. hemen telefonla Fatih Bey'i aradý. Charles Abrahms þaþýrdý.

Ne yapacakmýþým? Bakanlýktan sonra. altý. mühendisliði. Anýtlar Yüksek Kurulu çýkacak. "þehirciyim" demekle bitmez. halkla iliþki. Milli Eðitim Bakanlýðý çýkacak. Niye alt geçit yapmazlar bilmem. Ankara'da iþleyemez. biraz politikacýlýk da var serde. Þehirciye etki yapýlmamalý. örneðin. Fonksiyon deðil. dört. mantýk demektir. böyle bir akýþtan iþi ele almalýyýz. Þehirci. Binanýn dýþýný pek güzel yaparýz da. þehircilikle uðraþýyorum diye beni hakir görenler var. Þimdi bakýn bir þehir planý yaparken nerelerden geçeceksiniz: Karþýnýza Karayollarý çýkacak. Eski eser. dýþ görünüþ önemli bizim için. þehirci etki altýnda kalmamalý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I sosyal hayatýn akýþýna baðlýdýr. niye yapmayayým? Çalýþmak ayýp mý? Ýstersem çöpçülük bile yaparým. Þehir demek. bu milleti delirtmek için mi? Ýki katlý otobüs gelse. arkeolojiyi. Bakanlýk yaptýktan sonra. Ondan sonra çarþamba günleri 3 saat gidip. içine hiç dikkat etmeyiz. bakanlýklarla ve vatandaþla sürekli temas halinde olmalý. Bizim millet. Arkeologlar çýkacak. Enerji Bakanlýðý çýkacak. pire için yorgan yakan millettir. Ben böyle þeye yokum. Bilmediði bir þeyi Lokantacý Mahmut Efendi'den. bir. Devlet Su Ýþleri çýkacak. Bakkal Ahmet'ten. üç. Üstgeçitler var çünkü. Mesleðim var seviyorum. beþ. Þehircilikte. Emine Haným'dan öðrenirsin. þahsi menfaat olmamalý. iþte bütün bunlarla iliþkisi var diye seviyorum ben. bir bankaya girecek. Üst geçitler. Þehirci ayný zamanda. Þehircilik. 140 . Ve þehirci prensiplere uymalý. meclis-i idare azasý olacakmýþým. her ihtiyaca cevap vermelidir. Þehirciliði. 200 bin lirayý cebe atýcaðým. haritacýlýðý da içine alýr. iki.

Bahattin ADIGÜZEL Pilot THK Tanýtým Müdürü .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I UÇAK FABRÝKALARI NASIL KAPATILDI? M.

Türk Hava Kurumu tarafýndan her yýl üstün performans gösteren bir kadýn ve bir erkek havacýya Hezarfen ve Lagari adýna verilmek istenen madalyalara. Ulu Önder bunu. Türkiye'de havacýlýðýn çaðdaþ ölçülerde geliþmesine sebep olan ilk kiþi her konuda olduðu gibi Ulu Önder ATATÜRK'tür. 10uncu ve 17nci yüzyýlda böyle bir uçuþ yaptýklarý dahi kabul edilmiyor. Özellikle ulusal baþarýlardan bahsedebilmek için geçmiþimizi. Cumhuriyet döneminin çok güzel arþivleri var. yani tarihimizi iyi bilmek zorundayýz. Arþivlere sahip çýkmadýðýmýz için bugün ne Ýmam Ceheri. bir daha lazým olmaz” gibi onlarca gerekçeyle imha ettiðimiz veya üç kuruþ para uðruna sattýðýmýz arþivler ne yazýk ki Türkiye üzerinde oynanan senaryolarýn sürmesine ve tarihin sürekli tekerrür ettirilmesine neden olmuþtur. böyle bir uçuþun yapýldýðýna dair belge gösteremediðimiz için Uluslararasý Havacýlýk Federasyonu (FAI) tarafýndan karþý çýkýlýyor. 142 . Konu havacýlýk sanayi olunca ister istemez yakýn tarihimize giriþ yapmadan konunun ayrýntýlarýna girmek uygun deðil. Aksi halde ya deðirmen taþlarý arasýnda ya da diþliler arasýnda ezilip yok olmaya mahkumsunuz demektir. John Wilkins'in 1648'de yazdýðý "Discovery of a New World: Moon-Yeni Dünyanýn Keþfi: Ay" isimli kitaplarý dahi ihtiyaca cevap vermiyor. Evliya Çelebi'nin "Seyehatname'si. Bunun mümkün olabilmesi için öncelikle arþivlere sahip çýkýlmasý gerekiyor. Göklere hakim olan ülkenin muhtemel bir savaþýn da galibi olacaðý düþüncesi 20nci yüzyýlýn baþlarýnda önce askeri bir doktrin olarak ortaya çýktý. bu þirket kapandý. artýk bu tarihe karýþtý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Hangi konuda olursa olsun baþarýlý olmak istiyorsanýz önce hedefinizi sonra da baþarýnýn en önemli vasýtasý olan stratejinizi iyi belirlemeniz gerekir. yasalar deðiþti. Ama bu sefer de bunun kýymetini bilmeyen bir bürokrasi ve gerçeklerin gün ýþýðýna çýkmasýný bilerek ve/veya bilme yerek engelleyen siyasiler ve yasal engeller var. Çoðu kez “güncelliðini kaybetti. Dr. ne Hezarfen Ahmet Çelebi ne de Lagari Hasan Çelebi'nin adlarý uluslararasý havacýlýk camiasýnda anýlmýyor.

"Türkiye'de havacýlýk sanayisini kurmak. Ancak baþlangýçtaki amaç devam ettirilemedi ve uçak üretimi durduruldu. Böylece Junkers lisansýyla A-19 ve A-20 uçaklarýnýn hem üretimi hem de bakým ve onarýmlarý Türkiye'de yapýlmaya baþlandý. Bu fabrika kurulduðu zaman Avrupa'da Airbus. Ýlk yaptýðý iþ 23 Nisan 1926'da "Tayyare Makinist Mektebi"ni hizmete açmak oldu. 1929 yýlýna kadar Türk Hava Kurumu'nun denetiminde kalan bu fabrika 1929'da Milli Savunma Bakanlýðý’na devredildi." þeklinde yazarak asýl amacýný net bir þekilde ortaya koydu. Kuruluþ tüzüðünün ilk maddesine de. 16 Þubat 1925'de Türk Tayyare Cemiyeti’ni kurmak oldu. Cumhuriyet döneminin baþlangýç yýllarýnda Türkiye'de havacýlýk sektöründe atýlan dev adýmlarýn ve baþarýlarýn ardý arkasýnýn kesilmediðine tanýk olunur. Vecihi-VI adýyla anýlan ilk tasarýsýný 1924'de gerçekleþtiren Pilot Vecihi Hürkuþ. Bunlarý söylemekle yetinmedi. Ulu Önder hem fikir hem de icraat adamýdýr. Cumhuriyet'in ilk yýllarýnda bize de rehber oldu. 1900'lü yýllarýn baþýnda havacýlýkta gördüðü geliþmelerin gelecek yýllara hükmedeceðini anlayarak bu cümleyi sarf etmiþti.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Ýstikbal Göklerdedir" diyerek bir çift sözle özetledi. ama ilerleyen yýllarda ne oldu da bu ruh söndü ya da söndürüldü? Havacýlýk sanayisinin geliþmesini saðlamak için Cumhuriyet'in ilânýndan hemen sonra ilk yaptýðý iþ. Ýbret dolu bu öykünün herkes tarafýndan okunmasý gerektiðine inanýyorum. Amerika'da Boing firmalarý yoktu!. O. Vecihi Hürkuþ anýlarýný bizzat kendisi kaleme aldý ve ölümünden sonra "Bir Tayyarecinin Anýlarý" adý ile yayýmlandý. 143 .. Ayný yýl Alman Junkers Tayyare Fabrikasý’yla iþbirliði yaparak Kayseri'de TOMTAÞ Uçak Fabrikasý’ný kurdu. 1931 yýlýnda Ýstanbul'da kendi atölyesinde ürettiði Vecihi-XIV adýyla anýlan ikinci uçakla Ankara'dan havalanarak küçük bir Türkiye turu yapmayý baþardý. Bugün Hava Kuvvetleri’ne baðlý 2nci Ýkmal Bakým Merkezi olarak çalýþmalarýna devam etmektedir. Ancak baþýna gelenler kelimenin tam anlamýyla piþmiþ tavuðun baþýna gelmedi..

Türk Hava Kurumu. motor ve pervanesi hariç bütün parçalarý Türk malý olan ve MMV-1 adý verilen yeni tip bir ulusal uçaðýn prototipini imal etti. Yeþilköy'de açtýðý uçuþ okulunda yapar ve ürettiði uçaklarýn deneme uçuþlarý da burada gerçekleþtirilir. Baþarýlý uçuþlardan sonra bu uçaklarýn seri üretimlerinin yapýldýðýna ve bir kýsmýnýn yurt dýþýna satýldýðýna da tanýk olunmaktadýr. Ýlk uçaðýný 1936'ta yapan Demirað. 1930'larýn baþýnda ekonomik krizlerin tüm dünyada doruk noktada olduðu yýllarda Nuri Demirað'ýn Ýstanbul Beþiktaþ'ta açtýðý uçak fabrikasý havacýlýk sektörüne yeni bir ivme kazandýrdý. Cumhuriyet döneminde mühendis pilotlarýn çoðu yoðun olarak bu dönemde olmuþtur. Fabrikaya paralel olarak Nuri Demirað bugünkü Atatürk Havalimaný'nýn bulunduðu bölgede bir de uçuþ okulu açar. Fakat takip eden yýllarda O'nu. Nuri Demirað keþfetti ve kurmayý düþündüðü uçak fabrikasýna ortak yaptý. Yýllarca Beþiktaþ'ta ürettiði parçalarýn montajýný. Servetini ortaya koyan Nuri Demirað da ne yazýk ki Vecihi Hürkuþ gibi aradýðýný bulamadý ve fabrikasýný 1945'de kapatmak zorunda kaldý1. Tek motorlu olan bu uçaðýn hemen ardýndan 2 yýl sonra 1938'de çift motorlu tipi imal edildi ve adýna da "Nu D-38" denildi. Bu okul Ýstanbul Teknik Üniversitesi’nin özellikle mühendislik bölümü öðrencilerinin staj yeri olur. sipariþ ettiði 12 uçaðý "teknik þartnameye uygun deðil" diye reddettiði için uzun süren hukuk mücadelesine rað144 . bu uçaða "Nu D-36" adýný verdi. Böylece Türk Hava Kurumundan sonra havacýlýk alanýnda faaliyet gösteren özel teþebbüs ruhu önemli bir baþlangýç yarattý. Hatta mühendislerin birçoðu pilot olur. Ancak test uçuþlarýný yapacak tecrübe pilotu bulamadýðý için projesi yarým kaldý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bir yanda varlýðýný ve hayatýný ortaya koyan yaratýcý bir genç diðer tarafta hiçbir riski ve sorumluluðu olmayan bürokraside yer alan þer diþlileri!… Kime hizmet ettiklerini bilmeden hizmet ürettiklerini iddia eden bürokratlar!… Vecihi Hürkuþ'tan sonra THK tarafýndan Fransa'da eðitime gönderilen Mühendis Selahattin Reþit Alan Bey.

Vecihi HÜRKUÞ ve Selahattin REÞÝT (ALAN) gibi havacýlýk lokomotifinin özel teþebbüs ruhunu yaratanlar. 1944 yýlýnda Atatürk Orman Çiftliði'nde ilk uçak motor fabrikasý kuruldu. 5 ve 10 tipi eðitim. saðlýk ve nakliye uçaklarý da üretildi. Hezarfen ve Lagari gibi sürgüne gönderilmediler ama yöneticiler ve politikacýlar tarafýndan desteklenmediler de!. Milyonlarca dolarlýk yatýrýmlar yok edildiði gibi bir ülkenin geleceðini garanti altýna alacak yatýrýmlarda çýkan küçük sorunlara "adam gibi" yuvarlak masa etrafýnda oturulup çözüm aranmadýðý için bir ülkenin geleceði karartýldý. Fabrikalar 1953 yýlýnda da Marþal yardýmlarý nedeniyle tamamen kapatýldý. 2nci Dünya Harbi nedeniyle ülkelerinden kaçtýklarý için Türkiye'de tutunmak ve baþarmak zorunda olduklarýný kendileri de biliyordu. 7.. harpten önce yurtdýþýna kaçan bilim adamlarýnýn belirli bir tarihe kadar yurda dönmeleri 145 . 4. Kayseri tecrübesinden sonra uçak üretimi konusunda Türk Hava Kurumu’nun ikinci teþebbüsü Ankara'da oldu. 3. 1951 yýlýna kadar üretime devam eden ve birçok projeye. Baþardýlar da… Ancak Harp bittikten sonra Polonya Hükümeti. Bu fabrikada Magister uçaklarýnýn yanýsýra THK-1. Hatta THK-5 Danimarka'ya ve Ürdün'e satýldý. akrobasi. 2nci Dünya Harbi’nden önce Polonya'dan kaçarak Türkiye'ye sýðýnan havacýlýkla ilgili birçok mühendis ve teknisyen. imza atan bu fabrikalar bu tarihten sonra Makina Kimya Endüstrisine (MKE) devredildi. dönemin yöneticileri tarafýndan 1940'lý yýllarýn baþýnda iyi deðerlendirilmiþ ve Etimesgut uçak fabrikasýnda çalýþtýrýlmaya baþlanmýþtýr. THK-2. Hatta fabrikanýn temellerinin atýlmasýnda büyük yararlarý dokunmuþtur bu mühendis ve teknisyenlerin. 1940 yýlýnýn sonlarýna kadar Akköprü'de sýnýrlý kadroyla çalýþan Türk Hava Kurumu planör atölyesinin fabrika haline getirilmesiyle. Geliþmeler bununla da bitmedi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I men hem davayý hem de tüm servetini kaybetti. 9 eðitim ve akrobasi planörleriyle THK-13 uçan kanat. Etimesgut'ta kurulan uçak fabrikasý 1944'de tam üretime geçti. burada Ýngiliz Miles Magister eðitim uçaklarýnýn seri montajýna baþlandý.. Nuri DEMÝRAÐ.

Polonyalý mühendis ve teknisyenler fabrikayý ve Türkiye'yi bir ay içerisinde terk ederler. resmi görevlerinin dýþýnda ziyaret ettikleri iki önemli kurum ve tesis vardýr. Kanada ve Fransa'ya transfer edildikleri yýllar sonra 1952'de tesadüfen öðrenildi3. ikincisi ise Nuri Demirað Uçak Fabrikasý ve Gök Okulu. O dönemde fabrikalarda birlikte çalýþan Türk mühendis ve iþçileri. 1925-1950 yýllarý arasýnda Türkiye'yi ziyaret eden havacýlýkla ilgili Amerikalýlarýn. 'Þu. þu mühendisleriniz ise iyiler ama henüz yeterli deneyimleri yoktur. Bilgiler birbirini destekledi ve senaryosu yýllar önce yazýlan korkunç plan ortaya çýktý. Birincisi Türk Hava Kurumu ve Uçak Fabrikasý. Bu aftan yararlanmak isteyen Polonyalý mühendis ve teknisyenler bir ay içerisinde fabrikadan ayrýlarak Türkiye'yi terk ederler. Ancak çok riskli çalýþýyorlar ve ileride pilotlarýnýzýn baþýný aðrýtabilirler…. Polonyalýlar’ýn çok iyi çalýþtýklarýný ve oldukça verimli iþler yaptýklarýný belirtmektedirler. Arþivin tozlu raflarýnda önem verip konunun ayrýntýlarýný araþtýrýrken hiç ummadýðým bilgi ve belgelere ulaþtým. Ancak bu kiþiler fabrikadan ayrýlýrken nifak tohumlarýný atmayý ihmal etmemiþlerdir: "Þu. Uzmanlar fabrikayý gezerlerken yapýlan iþleri ve geliþmeleri sürekli takip ederler ve medyaya güzel demeçler vererek ülkeden ayrýlýrlar4. büyük ücretlerle ABD. Bu tür olaylar bugün de var olan hareket tarzlarýdýr. Fabrikanýn önde gelen mühendisleri yüksek ücretlerle ve hepsi bir ay gibi kýsa bir zaman periyodu içerisinde Polonya'ya dönüyoruz diye 146 . þu mühendisleriniz oldukça deneyimli ve iyi iþler yapabilecek durumdalar. bizim mühendis ve teknisyenlerimize güvenmez olurlar2. Polonya'ya döneceklerini söyleyerek fabrikadan ayrýlan Polonyalý mühendis ve teknisyenlerin çoðunun Polonya'ya dönmedikleri. Onlar gittikten sonra da bizim yöneticilerimiz. Tecrübesizlik nedeniyle sorun yaratabilirler…" þeklinde açýklamalar yaparlar fabrika yöneticilerine. þu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I halinde af edileceklerini açýklar.

-ABD'nin Marshall yardýmlarý Türk havacýlýk sanayisinin üzerine kara bulut gibi çöktü. Suç. -Polonyalýlar ayrýldýktan sonra yöneticiler Türk mühendislerine güvenmemeye baþladý. -ABD hibe olarak çok sayýda uçak vererek.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I fabrikadan ayrýldýlar. Her þeye raðmen içimizdeki ateþin söndüðünü söylemek mümkün deðil. Kýsýr görüþün. 147 . Buna. havacýlýk sektöründeki en az 100 yýllýk kaybý" diyebiliriz. uzun vadeli stratejinin ne olduðunu bilmeyen ve anlamayan bürokrat. geleceði düþünmeden boyun eðen herkesindir. "Türkiye'nin. 1970'li yýllarýn baþýnda Hava Kuvvetleri Komutanlýðý'nýn baþlattýðý "Kendi uçaðýný kendin yap" kampanyasý fikri ortaya atýldý. onlarýn isteklerine. -Sürekli gideri olan 850'den fazla mühendis ve iþçinin çalýþtýðý fabrikalarýn da kapanmaktan ve kapatýlmaktan baþka çaresi kalmadý. -Binbir güçlükle kurulan fabrikalara verilen sipariþler dönemin iktidarý tarafýndan kesildi. bu fabrikalarýn kapatýlmasý için çaba sarf eden yabancýlarýn deðil. Kýbrýs Barýþ Harekatý sonrasý Türkiye'ye konan ambargo nedeniyle bu fikir savunma sanayi ve havacýlýk sanayimizde aniden alevlendi ve sonuçta bugün itibariyle azýmsanmayacak ölçülerde ilerlemeler kaydetti. fabrikada üretimin iyice durmasýna neden oldu. Ancak belli bir çevrenin dýþýnda yine de fazla ilgi görmemiþti o dönemde. -Yeni uçaklarý gören pilotlarýmýz üretilen uçaklara güvenmemeye baþladý. asker ve politikacýlarýn kurbaný oldu. -Sipariþ kesilince üretim durdu. Bu kararlarýn alýnmasýnda yabancý ülkelerin baský ve yönlendirmelerinin çok büyük payý vardýr.

Her þeye politik görüþ malzemesi olarak bakýlmamalýdýr. Varþova gibi havacýlýk kurallarýný içeren bir dizi konferanslar düzenlenmiþ ve uluslararasý anlaþmalar yapýlmýþ olmasýna raðmen havacýlýk dalýnda en kapsamlý sözleþme 1944'de imzalanan Þikago sözleþmesidir. Hem bilimsel hem de siyasi titri olan cevherlerimizin düþünceleri ülke menfaatleri kapsamýnda birleþtirilerek sanayiye iþlerlik kazandýrýlmalýdýr. Bilime politika sokulmamalýdýr. Hatta ASELSAN. Kara Kuvvetleri Komutanlýðý'na baðlý olarak özellikle helikopter montaj sanayii alanýnda Ankara'da faaliyet gösteren 5’nci Ana Bakým Merkezi Komutanlýðý baþta olmak üzere birçok özel ve kamu sektöründeki geliþmeler 2000'li yýllara umutla bakýlabilecek bir geleceðin habercileridir. Hükümetlerin ve politikacýlarýn özellikle yerli sanayiyi desteklemeleri için bu kurum ve kuruluþlarý yakýn takibe almalarý. Eskiþehir ve Kayseri'deki Hava Kuvvetlerine baðlý Ýkmal Bakým Merkezleri. 1920-1944 yýllarý arasýnda Madrid. Roma.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün F-16 projesi kapsamýnda kendini bulan TUSAÞ. Politika yapmak isteyen bilim adamlarý var ise bilim ile politika arasýnda tercih yapmalarý gerekmektedir. Devlet-Özel sektör ve asker arasýndaki iþbirliði sorunlarý geciktirilmeden giderilmelidir. Havacýlýk sanayinde Ankara. Havacýlýk sanayisi en hýzlý geliþen ve diðer sanayi dallarý arasýnda kurallarý en katý olan bir sektör konumuna geldi. ROKETSAN gibi birçok kuruluþ da anýlan tarihlerden sonra kurulan ve geleceðine umutla bakýlan ve bakýlmasý gereken kuruluþlar arasýndadýr. Dünyada ve özellikle Avrupa'da kurulan sivil havacýlýk otoriteleri bir dizi önlemler almaya. Yakýn tarihimizde yaþanan ayný hatalara tekrar düþülmemesi için yöneticilerin bu sözlere kulak kabartmalarý gerektiðine inanýyorum. ulusal çýkarlarý koruyacak kararlarý zamanýnda almalarý gerekmektedir. HAVELSAN. TEI ve TAI kuruldu5. Ancak bu sektörümüzde de acilen sivil-asker iþbirliðine ihtiyaç duyulmaktadýr. 148 . emniyet için yeni kurallar koymaya ve bu kurallara uymayanlara aðýr yaptýrýmlar uygulamaya baþladýlar. Paris. faaliyetlerinden haberdar olmalarý.

ABD kendi hava sahasýnda geçerli olmak üzere Federation Aviation Authority (FAA). Böylece 20’nci yüzyýlýn ikinci yarýsýndan sonra yeni bir döneme girildi ve yüzyýlýn sonunda gerek iþletmede gerekse üretimlerde yasaklarýn yerini üretim standartlarý almaya baþladý. 20’nci yüzyýlýn son çeyreðinde özellikle geliþmiþ ülkeler ICAO standartlarýnýn üzerine çýkarak bir dizi yeni önlemler almaktadýr. hem de fiilen uçuþ denemeleri gerçekleþtirilmiþtir. ICAO standartlarýnda üretim ve iþletme yapacak seviyeye gelmeleri için gayret sarf etmeleridir. hizmetlerinden yararlanamayacak duruma getirilmiþtir. yeni teknolojilere uyum saðlamak için daha çok emek ve daha çok sermaye harcanmaktadýr. Aksi takdirde. Avrupa Birliði de Joint Aviation Authority (JAA) adýyla anýlan sivil havacýlýk otoritelerini kurdular. havacýlýk tarihindeki Lâgari Hasan ve Hezarfen Ahmet Çelebi'lerle yapýlan güzel baþlangýç. Önemli olan üretimden iþletmeye varýncaya kadar havacýlýk camiasý içinde faaliyet gösterecek firmalarýn. Ýlk uçuþu gerçekleþtirerek havacýlýk tarihine ilk imzayý atan bir Türk olmasýna raðmen. Sonuç olarak havacýlýk alanýnda faaliyet gösteren firmalar ya belirlenen üretim-iþletim standartlarýna eriþecek. ya da batýlý ülkelerin teknolojilerini benimseyip onlara baðýmlý ülkeler ve iþletmeler haline gelecekler. 1944 Þikago antlaþmasý ile kurulan Uluslararasý Sivil Havacýlýk Teþkilatý'nýn (ICAO) kuruluþunu onaylamýþtýr. Oysa sadece 17. 149 . Destek. ne araþtýrmacýlar çalýþmalarýndan vazgeçebilmiþ ne de devlet yöneticileri araþtýrmacýlara verdikleri desteði çekmiþlerdir… 21’inci yüzyýlda ise anýlan ülkeler araþtýrma ve geliþtirmeye daha çok bütçe ve zaman ayýrmaktalar. devlet idarecileri tarafýndan desteklenmedi. 19 ve 20’nci yüzyýllarda ABD. Ancak sözleþmeyi imzalayarak teþkilata tam üye olduðumuzu ilan etmek marifet deðil.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Türkiye. Fransa ve Ýngiltere baþta olmak üzere birçok ülkede hem bilimsel araþtýrmalar yapýlmýþ. 18. Belirlenen standartlarý taþýmayan hava araçlarý Avrupa Birliði ve Amerika Birleþik Devletleri hava sahalarýna giremeyecek. sürekli olduðu takdirde önemlidir. Zaman zaman kazayla sonuçlanan olaylara raðmen.

THY'nin Ýstanbul'da sahip olduðu teknik alt yapý ise özel sektör için güzel bir gelecek vadetmektedir. uluslararasý 150 . Türkiye'de sivil hava taþýmacýlýðý alanýnda da ilk adýmlar. Yatýrýmlarý çok pahalý ve riskleri çok fazladýr. Havacýlýk þirketleri kolay kurulan þirketler deðildir. Ancak Türk Hava Yollarý’ný özelleþtirmeden önce iyi düþünmek gerekir. 79 yýllýk geliþimin iyi irdelenmesi gerekmektedir. Baþlangýçta sadece Ýstanbul-Ankara arasýnda baþlatýlan hava taþýmacýlýðý takip eden yýllarda (1933) Ýstanbul-Ýzmir. Türk Hava Yollarý özelleþtirildikten sonra sonu. Bu nedenle sivil havacýlýk otoritesinin koordinatörlük görevi havacýlýk sanayisinin saðlýklý büyümesi için çok önemlidir. filolarýný yenilemeyen bir þirketin sektörde tutunmasý genellikle mümkün deðildir. Sümerbank'a dönecekse böyle bir þirketi tekrar kurmanýn kolay kolay mümkün olamayacaðýný hatýrlatmayý havacýlýðý bilen bir vatandaþ olarak görev sayýyorum. Çok kaygan zeminlerde yürütülen bir iþletmedir. THY.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Üretimin yanýnda konuya bir de iþletme açýsýndan bakacak olursak. Özelleþtirmeden önce özerkleþtirilmesinin öncelikle düþünülmesinin daha yararlý olacaðýný deðerlendirmekteyim. Havacýlýk sektöründe 20nci yüzyýlýn ortalarýnda meydana gelen hýzlý geliþmeler karþýsýnda ulusal çýkarlarýmýzýn korunmasý. Ýþletme masraflarý çok fazladýr. 1925'de Ankara-Ýstanbul arasýnda uçuþ izni verilmesiyle atýlmaya baþladý. Ard arda kaza geçiren. 1933 yýlýnda 2186 sayýlý yasayla Hava Yollarý Devlet Ýþletme Ýdaresi’nin kurulmasýyla havacýlýk sektöründe dünyadaki deðiþiklikler yakýn izlemeye alýndý. Ankara-Adana bacaklarý da eklenerek büyümeye baþladý. orada da ilginç durumlarla karþýlaþmamýz kaçýnýlmazdýr. Et Balýk Kurumu'na. Türkiye'de çaðdaþ anlamda kurulan ilk hava taþýmacýlýk þirketi bilindiði üzere Türk Hava Yollarý Anonim Ortaklýðý'dýr. Þu anda özelleþtirme kapsamýnda bulunmaktadýr. Dünyanýn en önemli yerlerine seferler yaparak Türk bayraðýný dalgalandýran bu þirket bugünkü seviyesine kolay gelmedi. 1968 yýlýna kadar piston motorlu uçaklarla sürdürdüðü iç ve dýþ hat seferlerine bu tarihten sonra jet uçaklarý satýn alarak filolarýný dýþ seferlere uygun hale getirdi.

Ayný dönem içerisinde Türk Hava Kurumu ve Silahlý Kuvvetlerin haricinde sivil havacýlýk sektörüne pilot ve teknik eleman desteði saðlayan birçok fakülte ve yüksek okul açýldý. parlamenterlerdir. ister iþçi. düzenlilik. Aslýnda. arþivlerimiz iyi tetkik edildiðinde tarihimiz 5'inci kol faaliyetleri ve entrikalarla dolu. ister iktidar partisi mensubu olalým. Ýster mühendis olalým. Buraya kadar anlatýlanlar havacýlýk sanayimizin geçirdiði evrelerin çok kýsa bir özetini vermekte olup tarihten açýlan sayfalarý içermekteydi. ister edebiyatçý. Çünkü bugün itibariyle ülkenin kaderine parmak basan insanlar. alýnan kararlara baðýmlýlýk ve kararlýlýk ilkeleri bütün parlamenterleri yakýndan ilgilendirmektedir. Erciyes ve Anadolu Üniversitesi Sivil Havacýlýk Yüksek Okullarý pilot ve çeþitli dallarda teknik personel eðitimleri veren beþ yýllýk yüksek okul konumundadýr. ister muhalefetteki siyasetçi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I iliþkilerin düzenli bir þekilde yürütülmesi ve denetlenmesi için Ulaþtýrma Bakanlýðý bünyesinde "Sivil Havacýlýk Daire Baþkanlýðý" 1954 yýlýnda kuruldu. Adý." 151 . doðru kararlar alabilmek ve doðru stratejiler çizebilmek için siyasi tarihimizi iyi bilmemiz gerekiyor. Günümüzde "Geçmiþini bilmeyenler geleceklerine asla yön veremezler. Ýsteyen herkes parlamenter seçilebileceðine göre uluslararasý iliþkilerde önemli olan devamlýlýk. ODTÜ ve ÝTÜ Havacýlýk ve Uzay Mühendisliði Fakülteleri. Bunlardan ODTÜ ve ÝTU mühendislik alanýnda eleman yetiþtirirken. Hava limanlarýnýn iþletilmesi ve uçuþ güvenliðinin saðlanmasý amacýyla da 28 Þubat 1956'da 6686 sayýlý yasayla Devlet Hava Meydanlarý Ýþletmesi (DHMÝ) Genel Müdürlüðü kuruldu. 1987'de 'Sivil Havacýlýk Genel Müdürlüðü (SHGM)' olarak deðiþtirildi. ister memur. Kaldýrýlan parmaðýn ne anlama geldiðini bilmeyen parlamenterin parlamentoda yeri yoktur. yüzyýlýn son çeyreðinde kuruluþlarýný tamamlayarak sektöre eleman yetiþtirmeye baþladýlar. Anadolu ve Erciyes Üniversitesi Havacýlýk Yüksek Okullarý. sadece kamu yöneticileri ve tarihçiler deðil. 20.

Kýsacasý geleceðin emanetçilerinin çocuklar olduðunu görmüþ ve bu nedenle de çocuða önem vermiþtir Ulu Önder. Ýkincisi. Cumhuriyetin ilanýndan hemen sonra ele alýnmýþ olmasý dikkat çekicidir. Ulu Önder ATATÜRK'ün 1920'li yýllarýn baþýnda önemle üzerin de titrediði üç önemli kurum var. 16 Þubat 1925'de kurulan Türk Tayyare Cemiyeti’dir. Ama ondan daha tehlikeli olaný "bilmeden yapýlan hatalardýr. Kargaþaya meydan verilmemesi için Devletimizin çýkarmýþ olduðu yasalara uymaktan ve Bunlara raðmen sorunlar yaþanýyorsa birbirimizle kavga etmeden sorunlarýmýzý yuvarlak masa etrafýndan toplanýp tartýþarak çözmekten geçer. din ile devlet iþlerini birbirinden ayýrt ederek din kurallarýný hurafecilerin elinden kurtarmaktýr. yani bilerek ve bilmeyerek yapýlan kötülüklerin potansiyel suçlusuyuz. Cumhuriyetin ilanýndan önce düþünülmüþ bir kurumdur. 1. Birçoklarýmýzýn düþüncesine göre öncelik sýrasý daha sonra gelmesi gerekirken O. Bunun tedavisi. Üçüncüsü. Nutuk'u bir daha okuyalým… 1920'li yýllarýn baþýnda ATAMIZ’IN icraatlerini hatýrlayalým. 3 Mart 1924'de kurulan Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý’dýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Aslýnda her birimiz 5'inci kol faaliyetlerinin. Bunlardan birincisi 31 Haziran 1921'de kurulan Çocuk Esirgeme Kurumu’dur." Fakat bunun tedavisi kolaydýr. þehit olan ve sakat kalan insanlarýmýzýn çocuklarýna ve yaþlýlarýna kol kanat germektir. Balkan Savaþý. Dünya Savaþý ve Kurtuluþ Savaþý yýllarýnda harpten yorgun ve bitkin düþmüþ. Amacý. ölen. Önce vatandaþ olarak birbirimizi tanýmaktan. Cumhuriyetin baþlangýç yýllarýný tekrar hatýrlayalým. havacýlýðý diðer sanayi dallarýndan daha önemli 152 . Amacý. Sonra bizlerin geleceðine yön veren müesseselerimizi tanýmaktan. Din iþlerini bilimsel bir þekilde incelemek. Biz bu ülkeye bilerek kötülük yapanlar tespit edildiðinde tek kelime ile onlara "hain" diyoruz.

Bir baþka gazeteden. Toplumun karþýsýna sürekli felaket haberleri vermenin anlamý yoktur. Medyanýn da rolü büyüktür. Çünkü gazetecinin görevi. Hele hele bir gazetecinin bu sözün arkasýna sýðýnmasýný asla kabul edemiyorum. 153 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I olduðunu görmüþ ve Türk Hava Kurumu’nu kurmuþtur. Bunu yapabilmesi için konuyu araþtýrmasý gerekir. Ön yargýsýz haber ve yorum yapan gazeteciler de olmaktadýr. Atatürk döneminde yaratýlan havacýlýk sanayi ruhunda medya desteði çok yüksektir. çok kötüleri de. araþtýrma yapmak ve onlarýn anlayabileceði tarzda bilgilendirmektir. Amacý. Araþtýrma ise kaynaða inilerek yapýlýr. Ancak medya mensuplarýna kýsa bir mesajým var. Basýn ahlak ilkelerine uygun deðildir. Bir çok gazete bazý kurum ve kuruluþlarýn sürekli kapalý bir kutuya benzediðini. Artýk bu iddia çaðýmýzda geçerliliðini kaybetmiþtir. þahýstan ya da geçmiþ yýllara ait bilgi ve belgelerden alýntýlar yaparak yorum ve yargýlama yapmaya hakký ve yetkisi yoktur. "Bir köpek bir insaný ýsýrýrsa bu bir haber olmaz. ancak bir insan bir köpeði ýsýrýrsa bu haberdir" derlerdi. Medya desteði ile ilgili konu oldukça uzun olduðu için bu makale içerisinde incelenmesi yeterli ve uygun deðil. Bu ülkede çok güzel iþler de yapýlmaktadýr. Zaten sayýsý her geçen gün azalmaya baþlayan gerçek gazetecilik yapanlarýn azlýðý bir Türk vatandaþý olarak beni derinden yaralamaktadýr… Eskiden basýn yayýncýlara okul yýllarýnda. Toplumu doðru haberlerle donatmaktýr. her þeyin küçüðünü ve hafifini yapmanýn önemi o yýllarda kavranmýþ bir düþüncenin ürünü olarak görülmektedir. Bu konuyu merak edenlere "Gökteki Venüs" kitabýmý okumalarýný öneririm6. Oysa günümüzde bir gazetecinin bu yöndeki bir iddiasýna katýlmamýz mümkün deðil. toplumun ihtiyaç duyduðu konularý belirleyip. Ülke sanayisinin bel kemiðini oluþturacak sanayi dallarýnda sadece kamu ve özel sektör temsilcilerinin çaba sarf etmesi yeterli deðildir. Yapýlan güzel iþler. gazeteci olarak kendilerinin tanýmadýðý bir kurumu topluma da tanýtamadýklarýný yazýyorlar. havacýlýk sanayinin temellerini atmak ve geliþtirmektir. Bu hareket.

Bahattin Adýgüzel 4. Nuri Demirað Kimdir. toplum bilgilendirilmelidir. basýnda çalýþanlar da basýn ahlak ilkelerine uyarak çalýþma yaparlarsa kalkýnmanýn daha hýzlý olacaðýný düþünüyorum. Ziya Þakir. 15 Þubat 2004. Dipnotlar: 1. M. 5. M. Turkish Engine Industry (TEI) ve Turkish Airospace Industry (TAI) 6. M. 15 Þubat 2004. 3. Gökteki Venüs. yapýlan üretimler de vardýr. Türk Havacýlýðýnda Ýz Býrakanlar. açýlan fabrikalar.Bahattin Adýgüzel.Bahattin Adýgüzel. doðru yönlendirilirse. Nuri Demirað Kimdir. Uçak Motor Fabrikasý mühendislerinden Uçak Yüksek Mühendisi Þükrü ER ile yapýlan söyleþiler. Türkiye Uçak sanayii (TUSAÞ). Ziya Þakir. 1947 2. 1947. 1 Aðustos 2003. s-256. Gökteki Venüs. Televizyon ve yazýlý basýn doðru kullanýlýrsa. Yorumlar insanlar bilinçlendirildikten sonra yapýlmalý ve/veya yaptýrýlmalýdýr. 154 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kurulan güzel tesisler. Bunlar da haber yapýlmalý.

ticaret ve sanat sahasýnda önemli adýmlarla yürümeye bakalým.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Gerçek esenliðe ermek istiyorsak. çok kan dökerek kazandýðýmýz zaferlerden sonra çok fedakarlýklar yaparak ziraat.ATATÜRK ATATÜRK ORMAN ÇÝFTLÝÐÝ Reþat Ünal Harita ve Kadastro Mühendisi . M.K.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1923 yýlýnýn Ekim ayýnýn en önemli olayý. 13 Ekim 1923'te Ankara'nýn baþkent olarak ilanýdýr. bir gün ATATÜRK. Mustafa Kemal ATATÜRK. sýtmalý. onlara aðaçsýz ve çorak Ankara'nýn yanýbaþýnda büyük bir çiftlik kurmak istediðini söyler ve yer aramalarýný emreder. Yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin. bir yandan da aðaçsýz ve çorak baþkent Ankara'da örnek olacak. 156 . en küçük imar ve konfor nasibi görmemiþ ve 25. bunalmýþ olan Anadolu topraklarýna çeviriþidir. bakýmsýzlýklar. ihanetler içinde çökmüþ.000 kadar nüfuslu Ankara'da yerleþme kararý. bir yandan yeni kurulan devletin yapýlanmasýna çalýþýrken. laboratuvar niteliðinde büyük bir çiftlik kurmayý kafasýna koymuþtur. yeni devletin gözlerini anayurdun büyük parçasý. Bu büyük ve anlamlý bir olay. baðýmsýzlýk mücadelesinin hatýralarýna karþý asil bir saygý ve baðlýlýk niþanesi olmasýndan baþka Orta Doðu’nun yeni jeopolitiði bakýmýndan da gerçek ve ileri görüþlülüðe dayanan bir olaydýr. asýrlarca süren ihmaller. ülkenin tanýnmýþ ziraatçilerini çaðýrarak . Anadolu'nun en harap þehirlerinden biri olan tozlu. 1925 yýlý baharýnda.

imalathane. Ankara'nýn çevresinde çiftlik olacak yer ararken. kiraladýklarý küçük temsilcilik binalarýyla yetinip Ýstanbul'da kalmakta direniyorlardý. bir yandan da gerekli idari binalar. “Ýstediðimiz yer böyle olmalýdýr. ATATÜRK bugünkü çiftliðin bulunduðu yeri sorar. ATATÜRK. Burasý bakýmsýz. su tesisleri. Böylelikle. Bunu biz ýslah etmezsek. hem bataklýk. çorak. ahýr. Atatürk Orman Çiftliði'nin temeli. sarý ve insaný bakarken rahatsýz eden bir durumda idi. Uzmanlar çalýþmalarýný tamamlayarak sunarlar. hastalýklý.000 dönüm arazi modern teknikle geniþ bir çiftlik iþletmesi için yeterli deðildi ve yörede uzun seneler terk edilmiþ vaziyette duran ve sahipleri topraklarýný iþleyemeyecek durumda geniþ araziler vardý. yoðun devlet iþlerine karþýn buraya da zaman ayýrýyor ve bazen traktörleri bizzat kullanýyordu. aðýl. kim gelip ýslah edecektir?” der. elektrik. Biraz kýraç yerlerinde yuva kurmuþ olan kartallar ve akbabalar. Bu dönemde. Atatürk'ün 1925 yýlýnda Abdi Paþa’nýn eþi Faika Haným’dan satýn aldýðý 20 000 dönüm toprak üzerinde atýlmýþtýr. süthane. Ankara'nýn kenarýnda. atölye. fakir bir yer olduðunu belirtirler. Bir yandan topraðýn ýslah çalýþmalarý yürütülürken. uzmanlar burasýnýn bir çiftlik kurulmasý için gereken özelliklerden hiç birini taþýmadýðýný. hem çorak. kendilerine elçilik binasý yaptýrmalarý için bedava arsa verildiði halde birçok ülke burada aðaç bile yetiþmez diyerek Ankara'ya taþýnmaya yanaþmýyorlar. Bu geniþ arazinin bataklýklarý. En basit bir barýnma yeri bile olmadýðý için. en az bugünkü çiftlik yeri üzerinde durmuþtur. Bunlarýn deðerinin üstünde fiyatla alýndýðýný gören sahipleri arazilerini Orman Çiftliðine satmaya baþladýlar ve Yaðmurbaba. þehrin hayatýný zehirleyen ve etrafýnda yaþayanlarý kendi gibi renksiz ve hasta yapan bir sýtma kaynaðý idi. fidanlýklar bir yýl gibi bir sürede tamamlandý. 5 Mayýs 1925 Pazartesi günü kurulan birkaç çadýr ile çalýþmalara baþlandý ve mevsimin ilerlemiþ olmasýna raðmen iki fordson traktör ile topraðý sürmeye giriþildi. o zaman dört kerpiç duvardan baþka bir þey olmayan mezbahanýn etrafýna yuva yapmýþlardý. Ancak 20. Burada uygarlýðýn eseri olarak yalnýz bir demiryolu ince bir þerit halinde uzanýyordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Uzman heyet. anbar. 157 . hem de kötü bir yer. hangar. ATATÜRK. bataklýk.

yeni bir ülke ve yeni bir toplum kurma iradesini Orman Çiftliðinde simgeleþtirerek. Millet ve Baltacý Çiftliklerini. tarým. iç ve dýþ kamuoyuna göstermek istemiþtir. Atatürk Orman Çiftliði yalnýz çiftlik iþleten bir yer olmamýþ. 158 . zaferlerine birer þahit olan denizlerle süslüyor'' demiþtir. Dörtyol'da. Etimesut. ziraat fakültesi öðrencilerinin staj yaptýðý. ATATÜRK. parklarý. eðitim ve rekreasyon ile çaðdaþ bir baþkent yaratma amacý da bulunmaktadýr. Marmara havuzunu gören Amerikalý gazeteci Rose Lea. makalelerinden birinde ''Büyük cengaver. lokantalarý. ilk sanayi kuruluþlarýna kucak açmasý. ayný amaçlarý doðrultusunda iþletmek üzere Yalova'da. Büyük Önder ATATÜRK'e hayranlýðý daha da artýrmaktadýr. Atatürk Orman Çiftliði’ni sýradan bir çiftlik olmaktan çýkarmakta. hayvancýlýk ve sýnai üretimdeki baþarýlar önemsenmekle birlikte. Tekir ve Þövalye Çiftliklerini. bira parklarý ile gerek Ankara halkýnýn ve gerekse dýþarýdan gelenlerin gezi ve dinlenme yeri olmuþ. yeni bir kent. Macun. aðaç bile yetiþmeyen bu yerde insanýn nasýl yaþayabileceðini kendi kendilerine soran ve Ankara'nýn devlet merkezi oluþunu affedilmez bir hata sayan inançsýz insanlara karþý. ATATÜRK. Karadeniz havuzu yapýldýðý yer itibariyle týpký gerçek Karadeniz gibi rüzgarlý ve dalgalý haliyle. modern ziraat ve hayvancýlýk tekniklerinin uygulandýðý. zaferi elde ettikten ve kýlýcýný kýnýna koyduktan sonra yorgunluðunu gideriyor. Atatürk'ün döneminde yapýlan Marmara Denizi ve alaný Karadeniz'in þeklini taþýyan havuzlarý hayranlýklar yaratmýþ. havuzlarý. ATATÜRK'ün Ankara'daki çiftliklerinde.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Balgat. tarihsel bir özellik kazandýrmaktadýr. Tahar. Portakal Bahçesi ve Karabasamak Çiftliðini ve Tarsus'ta. Kendi çiftliðini. örnek sanat atölyeleri (ilk KOBÝ'ler) . Çakýrlar çiftliklerinden satýn alýnan topraklarla oluþan çiftlikler tek bir yönetim altýnda birleþtirilerek "Orman Çiftliði" olarak adlandýrmýþtýr. ATATÜRK. Bu özellik. Silifke'de. Karadeniz havuzu halkýn dinlenme ve eðlence yeri olmuþtur. Güvercinlik. hayvanat bahçeleri. yepyeni bir mucize daha yaratmayý hedefliyordu. Piloðlu Çifliði'ni de satýn alarak çiftlik iþletmeleri arasýna katmýþtýr. bunlarýn dýþýnda.

iyi ve bol 159 . gerekli önlemlerini alarak yoluna devam etmiþtir. ürettiði maddeleri iþlenmiþ olarak piyasalara sürmüþtür. sulama. Çiftlik arazisinin bir bölümü kuvvetsiz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Orman Çiftliði. kurutma. bir bölüm arazisi yorgun ve bakýmsýz. bir bölümü bataklýktý. Çiftlik sadece üretim ile kalmamýþ. uzun ve çetin çalýþmalar sonucunda çiftlikleri. Tüm Dünya'yý etkileyen 1929 krizine raðmen. genel ziraati. Ziraat Ýþleri. Bir yandan bunlarýn iþe yarar hale getirilmesi için imar ýslah. hayvancýlýðý. ATATÜRK'ün çiftliklerin anlamýný tam anlatabilmek için Ankara'daki Orman Çiftliðinin kuruluþundan Hazine’ye baðýþlanana kadar geçen 12 yýllýk dönemini vurgulamak gerekmiþtir. sanayi ve ticaret örgütlenmesiyle birbirini tamamlayan ve modern teknik aletlerle rasyonel bir iþ birliðine dayanan büyük bir iþletme haline gelmiþtir.

buðday. Ankara çevresinde meyvecilik. Ankara iklim ve topraðýnýn yetiþtirdiði yüksek kaliteli üzümlerden hem yemeklik. sebzecilik ve baðcýlýk yapýlmaktaydý. Orman Çiftliðinde de bu iþlere modern yöntemlerle baþlatýldý ve böylelikle Ankara'nýn sebze ihtiyacýnýn bir bölümü karþýlanmaya baþlandý. Tahar Boðazý’nda ve Kelek Mevkiinde kýþýn akan sularý ile yer altý sularýnýn depolamak için göletler yapýldý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I mahsul almak için besleme çalýþmalarýna baþlanýrken bir yandan da hemen 1925 yýlýnda 14. çiftlik yapýlarýnýn ihtiyacý ile aðaçlama çalýþmalarýnda kullanýlmak üzere kuyular açýldý. Su ihtiyacý için. topraðýn laboratuar tahlilleri yapýldý. yer altý sularýnýn santrifüj tulumbalarý ile çekilmesi için çalýþmalar yapýldý. sulama zamanlarý. sebze ve bað mahsullerine ihtiyacý artmýþtýr. Ýlk dört yýlda yapýlan çalýþmalar sonucunda. uzunluðunda bir baraj yapýldý. Marmara ve Karadeniz havuzlarý yapýldý.000 dönüm hububat ekimiyle üretime baþlanmýþtýr. pancar. Orman Çiftliði uygulamalarý ile maliyetler düþürülmüþ. Orta Anadolu iklim koþullarýnda topraðýn istediði en uygun tohumlar tespit edilmiþ ve köylüye her yönüyle örnek olmuþtur. Çakýrlar Çiftliði’ndeki yer altý sularý galerilerle yukarý çýkarýldý. Kuruluþ yýllarýnda tek bir aðacý bulun160 . Ankara'nýn baþkent olmasýyla nüfusu adeta bir sýçrama yapmýþ. Ýncesu ve Bend Dereleri. mýsýr gibi kuru mahsullerle patates. yaðmur ve kar sularýnýn depolanmasý ve ilk baharda kullanýlmasý için göletler oluþturuldu. yonca nevinden nasýl yetiþtirileceði. Beþ büyük ve nakledilebilen santrafüj tulumbasý alýnarak her sahada ekinlerin sulamasý saðlandý. hem de þaraplýk olarak yararlanýlacak duruma getirildi. Orman Çiftliðinde yöre iklimine uygun çeþitli meyve aðaçlarý dikildi ve üretime geçildi. Her yýl istenilen miktarda mahsul alabilmek için araþtýrmalar yapýldý. topraðýn gereksinimine göre gübreleme yöntemleri geliþtirildi. böyle bir kentin meyve. sulama kanallarý kuruldu. ancak bunlar geleneksel yöntemlerle yapýlmaktaydý. Ýstanbul Boðazýnda 145 m. Öyle ki bu üretim karþýsýnda çiftlikte bir marmelat ve konserve fabrikasýnýn kurulmasý planlandý. arpa. topraðýn gübre ile nasýl besleneceði. Çubuk Çayý üzerinde bentler kuruldu ve sulama kanallarý ile araziye baðlandý.

Hayvancýlýk Ýþleri. Çiftlikte kývýrcýktan sonra karaman ve merinos koyunlarý önem kazanmýþ. öküzlerinde kuvvet. Koyunculuk ile süt ve mamülleri. boylarý küçülmüþ. kýsa zamanda geliþtirilmiþtir. Anadolu'nun verimleri azalmýþ. Hayvancýlýk iþlerinden koyunculukta. Hollanda'dan getirilen damýzlýklarla ýslah edilerek yeni bir sýðýr tipi yaratýlmýþ. Kývýrcýk koyunlarý çiftliðin en verimli koyunlarý olmuþ. makinali ziraat yanýnda attan da ziraat ve nakliye iþlerinde yaralanýlmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I mayan Orman Çiftliðine dört milyondan fazla aðaç dikilmiþ. 161 . hem çiftçilere ve köylülere verilerek sýðýr hayvancýlýðýnýn geliþtirilmesine çalýþýlmýþ. Karagül koyunlarýnýn derileri Leipzig'de iþletilerek. yünleri. kümes hayvanlarý iþinde de büyük ölçüde tavuk ve yumurta üretimi ilk defa Orman Çiftliði’nde yapýlmýþtýr. kurulan fidanlýklarla aðaçlandýrma alaný geniþletilmiþtir. hem sütünden. Orman Çiftliði’nde koyunculuk gittikçe geliþtirilmiþtir. Fidanlýklarda yetiþtirilen meyveli ve meyvesiz aðaçlar Ankara'nýn ve hatta diðer þehirlerin aðaçlandýrma çalýþmalarýna kaynak olmuþtur. Ankara'da sürü besleyenler. Çiftliðin ilk kuruluþ yýllarýnda Macaristan'dan getirtilen Nonyüs kýrak ve aygýrlarý ile çiftlikte saf kanlý koþum atlarý yetiþtirilmiþ. Gittikçe büyüyen Ankara'nýn et ihtiyacý için modern bir devlet merkezine yakýþýr modern. kývýrcýk yetiþtirmeye baþlamýþlardýr. hem kasaplýk hayvan olarak yaralanýlmýþtýr. derleri ve kasaplýk et olarak önemli bir üretim alaný yaratýlmýþtýr. Çiftlikte Sovyetler Birliði tarafýndan hediye edilen erkek ve diþi karagül (astragan) koyunlarý seneden seneye geliþtirilerek sayýsý iki binden fazla hale getirilmiþtir. Bursa Merinos Yün Fabrikasý’nýn iþlemeye baþlamasý ile merinos koyunculuðu daha da önem kazanmýþtýr. temiz ve sýhhi bir kasaplýk sýnýfý tesis edilmiþ. sýðýrcýlýkta ve kümes hayvanlarýnýn yetiþtirilmesinde önemli baþarýlar elde edilmiþtir. Orman Çiftliðinde ilk günden itibaren modern yetiþtirme tekniði ile baþlanýlan hayvancýlýk. ülke piyasasýna sunulmuþtur. soylarý bozulmuþ. Bunun dýþýnda Arap ýrký ile Fransýz Ardana ýrký atlarý da muhtelif iþlerde kullanýlmýþtýr. çiftlikten damýzlýk kývýrcýklar alarak. ineklerinde süt kalmamýþ olan yerli ýrký.

Normal. Legorn. hem uzmanlýklarýndan yararlanýlmýþ hem de uzman gençler yetiþtirmeleri saðlanmýþtýr. Bira fabrikasýnda. Ankara'nýn süt ve yoðurt ihtiyacýnýn önemli bir bölümü karþýlanmýþtýr. kýsmen rodeyland soyu tavuklarla iþe baþlanýlmýþ. Pastörize Süt ve Yoðurt Fabrikasý. binalarýnýn bir bölümü o günlerde yapýlmýþtýr. Salon ve Salvator birasý olmak üzere dört çeþit bira üretilmiþtir. Ankara ve Hollanda ýrkýndan olan bu tavþanlar çok kolay çoðalmalarý ve masraflarýn az olmasý nedeniyle kürkçülük iþlerinde kullanýlmýþlardýr. Daha önce þerbetçi otu ekmemiþ olan köylü. Sanayi ve Endüstri Ýþleri. Sütçülük ve mamulatý iþleri için Avusturya ve Macaristan'dan uzmanlar getirtilmiþ. Fabrika tam tesisatlý bir iþletme olarak beþ yýl sonra faaliyete geçmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Çiftlikte modern tavukçuluk ilk kuruluþundan itibaren yapýlmaya baþlanmýþ. Çiftlikte peynir imalinde. þarap ve deri fabrikalarý çiftliðe küçük bir sanayi ve endüstri merkezi görüntüsü vermiþtir. bunlar üzerinde yapýlan tecrübeler iyi sonuç vermiþ. Bira fabrikasý küspeleri hayvanlar için çok besleyici bir gýda olmuþtur. gerek kalite ve gerekse miktar 162 . Bira endüstrisi zirai kalkýnma içinde önemli görülmüþtür. gazoz. demir eþya ve pulluk fabrikasý. soda. peynir çeþitleri. piyasanýn tavuk eti ve yumurta ihtiyacýnýn bir bölümü karþýlanmaya çalýþýlmýþtýr. 1937’de yeni ve daha büyük bir fabrikaya dönüþtürülmüþtür. Atatürk Çiftlikleri’nin dikkate deðer özelliklerinden birisi de endüstriyel kuruluþlarýdýr. Ýlk birasýný 1934’de piyasaya veren birinci bira fabrikasý. yetiþtirdiði arpasýna iyi ve devamlý bir müþteri bulmuþtur. buz fabrikalarý. bira. doldurma ve ambalaj iþlerini de yapmýþtýr. yoðurt. Tesislerin modern ve sýhhi olmasý saðlanmýþ. buz. Bira Fabrikasý. satýþ maðazalarýnýn açýlmasý ile daha da geliþtirilmiþtir. Çiftlikte 1929 yýlýndan itibaren arýcýlýk faaliyetleri de baþlatýlmýþ ve yöre köyleri için fenni arýcýlýk konusunda iyi bir örnek olmuþtur. gazoz. Çiftlikteki malt. malt. Çiftlik bünyesinde doðal ihtiyaçlarýn ürünü olarak 1934’de kurulan bira fabrikasý. soda imalat. Siyah. Fransa’dan getirtilen tavþanlarla ýslah edilmiþlerdir. bu maddenin ziraatine baþlamýþ. süt. bira. Nesli bozulan Ankara tavþanlarý. Orman Çiftliði’nde tavukçuluk bölümünde tavþan da yetiþtirilmiþ ve iyi sonuçlar alýnmýþtýr. Süt fabrikasý çiftliðin ilk kuruluþ yýllarýnda düþünülmüþ.

tereyeðý pres aletleri gibi makinalar da yapýlmýþtýr. metal dökme kýsmý. Çiftlik ihtiyaçlarý için kurulan deðirmen. gerekse ülkenin diðer kentlerinde aranan þaraplar olmuþtur. Deri Fabrikasý. Orta Anadolu yaylasýnýn yüksek kaliteli þaraplýk üzümlerinden imal edilen þaraplar. 1931 yýlýnda da çiftliðin ve Anadolu köylüsünün pulluk ihtiyacýný karþýlamak için pulluk atölyesi kurulmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I itibariyle önemli geliþmeler saðlanmýþtýr. týrmýk. Atatürk Çiftlikleri’nin ilk tesisinde küçük bir tamirhane olarak kurulmuþ olan fabrika. Demir Eþya ve Pulluk Fabrikasý. Çiftliðin tulum ve salamura peynirlerine talepler giderek artýþ göstermiþtir. çiftliðin makinalarýnýn tamiri ve yedek parça imali iþlerini görürken. ayný zamanda yöre köylerinin ihtiyaçlarýný gidermiþtir. gerek Ankara'da. Kasaplýk hayvancýlýk iþlerinin yan ürünü olan derileri deðerlendirmek üzere kurulmuþtur. kafes teli iþleri eklenmiþ. tesviye ve montaj kýsmý. Þarap Fabrikasý. Yine fýrýnda baþlangýç- 163 . demirhane ve tornahane. Çiftlik ürünlerinden olan tereyaðlarý ve gerekse yemeklik yaðlar piyasada aranýr olmuþtur. zamanla atölyeye demir döküm kýsmý. Beyaz peynirin yaný sýra kaþar peynirleri de ülkemizin her tarafýnda aranýr olmuþtur. Burada pulluktan baþka tohum temizleme makinalarý. Deðirmen ve Fýrýn.

Çiftliklerde ilk aþamada ziraat ve hayvancýlýk organize edilmiþtir. daha sonra Ankara'ya da ekmek yetiþtirecek þekilde geliþtirilmiþtir. çiftliklerin bütün mahsulleri satýlmýþtýr. bu alanda uzmanlar yetiþtirilmesi de amaçlanmýþtýr. Fýrýnda ekmek üretimi dýþýnda bisküvi vb. imalatlar yapýlmýþtýr. tatil günlerini çiftliðin parklarýnda. Bunun uzantýsý olarak endüstriyel yapýlanmalar olmuþtur. buradaki baþarýsýna göre enstitüye girebilmiþlerdir. lokanta ve gazinolar açýlmýþtýr. park ve plaj gibi iþletmeler açýlmýþtýr. deðiþik kentlerden gelen ziraat makinelerinde çalýþacak ve kullanacak gençler için eðitim verilmiþ. ülkemizde uzman yetiþtirilmesi saðlanmýþtýr. tarým teknikleri ve tarým makinelerini kullanma konusunda yetiþtirilmeleri saðlanmýþ. 1936’da kurularak temiz ve ucuz yemekleriyle halkýn hizmetine sunulmuþtur. Gerektiðinde yurtdýþýndan uzmanlar getirilerek. Atatürk Çiftliklerinde. Hacýbayram'da ve Samanpazarý'nda. modern ziraatýn nasýl yapýlabileceði ve üretimin nasýl deðerlendirilebileceði gösterilmekle yetinilmemiþ. bu gençlere bir taraftan pulluk fabrikasýnda. Atatürk Çiftlikleri satýþ maðazalarýnda. Eðlence yerleri az olan Ankara'da halk. diðer 164 . Atatürk Çiftlikleri’nin ekonomik zincirinin son halkasý ticaret birimleri olmuþtur. bir poliklinik açýlmýþtýr. Ankara'da Yeniþehir'de. Halkýn eðlencesi için bir lunapark kurulmuþ. Çalýþanlar ile civar köylülerin çocuklarýnýn okumalarý için çiftlikte bir de yatýlý okul kurulmuþ. Yaz günlerinde Çiftliðin Bira Parký ve Lokantasý halkla dolup taþmýþtýr. Bunun için satýþ maðazalarý. gazinolarýnda ve lokantalarýnda geçirmiþlerdir. Atatürk Çiftlikleri’nde ayný zamanda sosyal yaþama öncülük etmek için lokanta. havuzda spor eðlenceleri düzenlenmiþtir. Bugün hala Ankara'nýn önemli lokantalarýndan olan Çiftlik Lokantasý. Orman çiftliðinde.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ta çiftlik ihtiyaçlarý için kurulmuþ. Doðal olarak üretimin deðerlendirilmesi için piyasalarla iliþkiyi saðlamak için ticari yapýlanmalar kurulmuþtur. Bu düþünceden hareketle. gazino. Yüksek Ziraat Enstitüsü’ne girecek lise mezunlarýna önce Orman Çiftliði’nin bütün faaliyet alanlarýnda 10 ay süreyle staj yapma zorunluluðu getirilmiþ. Karadeniz Havuzu yaz aylarýnda halka açýk hale getirilmiþ. Ýstanbul'da Beyoðlu ve Kadýköy'de maðazalar açýlmýþtýr. parasýz olarak gezilen bir hayvanat bahçesi ile bir müze kurulmuþtur.

On üç sene devam eden çetin çalýþmalarý esnasýnda faaliyetlerini. hiylesiz ve nefis gýda maddeleri temin eylemek. olgun ve çok kýymetli birer varlýk haline gelmiþlerdir. halka gezecek. ''Baþvekalete.6. faaliyetlerini ve istihsallerini bunlarýn isteklerine uydurmuþlar. kooperatif teþkili suretiyle veya ayný mahiyette baþka suretlerle civar köylerle beraber faydalý þekilde çalýþmýþlar. bunlarýn muhite en elveriþli ve verimli olanlarýný tespit etmiþler.1937 günlü bir mektupla Hazineye baðýþlamýþtýr. bir taraftan da iç ve dýþ piyasalarla daimi ve sýký temasta bulunmak suretiyle. her nevi ziraat sanatlarýný da teçmil eden bu müesseseler: ilk senelerden baþlayan bütün kazançlarýný inkiþaflarýna sarfederek büyük küçük müteaddit fabrika ve imalathaneler tesis etmiþler. yerli ve yabancý bir çok hayvan ýrklarý üzerinde çift ve mahsul bakýmýndan yaptýklarý tetkikler neticesinde. aþaðýdaki 11. ve memleketin diðer mýntýkalarýnda da.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I taraftan ziraat makinelerinde çalýþarak gerek makinalarý kullanmasýný. Bünyelerinin metanetini ve muvaffakiyetlerinin temelini teþkil eden geniþ çalýþma ve ticari esaslar dahilinde idare edildikleri. yurdun deðiþik bölgelerinde kurduðu 6 adet çiftliðini. gerekse tamirini öðrenmiþlerdir. ve bugün her bakýmdan verimli. bazý yerlerde ihtikarla fiili ve muvaffakiyetli mücadelede bulunmak gibi hizmetleri de zikre þayandýr. bulunduklarý iklimin yetiþtirdiði her çeþit mahsulattan baþka. Malum olduðu üzere. mümasilleri tesis 165 . ATATÜRK Orman Çiftliði ile. eðlenecek ve dinlenecek sýhhi yerler. muhitlerini güzelleþtirmek. ziraat ve zirai iktisat sahasýnda fenni ve ameli tecrübeler yapmak maksadý ile muhtelif zamanlarda memleketin muhtelif mýntýkalarýnda müteaddit çiftlikler tesis etmiþtim. Çiftliklerin yerine göre araziyi ýslah ve tanzim etmek. bütün ziraat makine ve aletlerini yerinde ve faydalý þekilde kullanarak bunlarýn hepsini tamir ve mühim bir kýsmýný yeniden imal edecek tesisat vücuda getirmiþler. kurduðu amaçlar doðrultusunda yönetileceði umuduyla.

1938 günlü 3308 sayýlý yasa ile Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu (DZÝK) kurulmuþ ve bütün taþýnmazlar bu kuruma devredilmiþtir. Atatürk'ün baðýþladýðý çiftlikler. Dünya Savaþý’nýn getirdiði olumsuzluklarla da gerileyerek. faaliyetler devam ettirilmiþ. þarapçýlýk geliþtirilmiþ. tecrübelerini müspet iþ sahasýndan alan bu müesseselerinin ziraat usullerini düzeltme. bu eðilime yanýt vermek amacýyla çýkarýlmýþtýr. istihsalatý artýrma ve köyleri kalkýndýrma yolunda devletçe alýnan ve alýnacak olan tedbirlerin hüsnü intihap ve istikþafýna çok müsait birer birer amil ve mesnet olacaklarýna kani buluyorum. Atatürk'ün ölümünün üzerinden bir yýl geçmeden bira fabrikasý Tarým Bakanlýðýnca. Ancak. Çiftliklerin arazisi ile tesisat ve demirbaþlarýný mücmel olarak gösteren bir liste iliþiktir. çiftlik arazisi dýþýnda yerler kiralanarak çalýþmalar geniþletilmiþ. özerk bir müdürlük eliyle yönetilmesinin uygun olacaðý doðrultusunda bir eðilim belirmiþ.3. Bu dönemde Ankara'daki Orman Çiftliði ''Gazi Orman Çiftliði '' adýný alarak faaliyetlerini sürdürmüþtür. 2. Atatürk'ün Ankara'daki çiftliðinin.1950 günlü 5659 sayýlý Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü Kuruluþ Yasasý. Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu. Dünya Savaþý’nýn olumsuzsuz etkileri giderek azalmasýna karþýn daima büyük zararlar etmiþtir. Sonuçta. hayvanat ve demirbaþlarý ile beraber hazineye hediye ediyorum.1949 gün ve 5433 sayýlý Yasanýn TBMM görüþmeleri sýrasýnda. 2.6.1. çiftliðin Devlet yönetimine geçmesi ile birlikte birdenbire yavaþlamýþ. mali bir buhranýn içine düþmüþtür. Ankara þarabýnýn 166 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I edildiði takdirde. 24. Muktazi kanuni muamelesinin yapýlmasýný dilerim. Tekel Genel Müdürlüðüne satýlmýþ. Zirai Kombinalar Ýdaresi ile birleþtirilerek Devlet Üretme Çiftlikleri adý altýnda yeniden örgütlenmesini öngören 7. Atatürk Orman Çiftliði adý altýnda özerk bir yapýya kavuþtuktan sonra. Mali bünyede baþgösteren dengesizlik. yýllar ilerledikçe artmýþ. ve bu kanaatle tasarrufum altýndaki bu çiftlikleri bütün tesisat. '' Atatürk Çiftlikleri’nin yönetilmesi için 1. Gazi Orman Çiftliðinin parlak ve devamlý geliþmedeki hýzý. etkinliklerini yalnýzca 11 yýl sürdürebilmiþtir.

Çakýrlar Çiftliklerinden oluþan Orman Çiftliði. Güvercinlik. 1952 yýlýndan itibaren kar etmeye baþlayan Atatürk Orman Çiftliði’nde tarla ziraati yapýlan alan bir misli geniþletilmiþ. Turistik Marmara Oteli 1968'de iþletmeye açýlmýþtýr.395 167 . Taze üzüm suyu “üzüm özü” adýyla piyasaya sürüldü. Etimesgut. maddesi çiftlik taþýnmazlarýný Devlet malý saymýþ. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün 11. Dörtyol'da. Macun. Tahar.729 dönüm olarak belirtilmiþtir. siyasi iradenin korumasý altýna alýnmýþtýr. Portakal Bahçesi ve Karabasamak Çiftliði ve Tarsus'ta. yeni makinalar saðlanmýþtýr.1937 tarihli vasiyetnamesinin ekindeki listede ''Ankara'da. Piloðlu Çitliði'ni arazi varlýðý olarak belirtmiþtir. 5659 sayýlý Yasanýn 9. çiftliðe geliþ gidiþi kolaylaþtýrmak için 1952 yýlýndan itibaren halk otobüsleri tahsis edildi. Balgat. korumacý bir anlayýþla yetinilmiþ ve stratejik kullaným ilkelerini belirleyecek ve uygulayabilecek bir örgüt modeli öngörülmemiþtir. maddesi ise satýlmasý ve kamulaþtýrýlmasýný özel bir yasa ile izin alýnmasý koþuluna baðlamýþtýr. Halkýn.06. Lüks Kilis'in Horos Karasý üzüm çeþitleri ile yüksek kalitede þaraplar üretildi ve Uluslararasý Þarap Ofisi’nce tescil edildi. Yalova'da. Silifke'de. üretim ve aðaçlandýrma etkinliklerinden giderek uzaklaþýlmasý. Nevþehir-Narköy'ün Emir. yasalara aykýrý yapýlaþma ve iþgaller ortaya çýkmýþtýr. Yaðmurbaba. Çiftlik arazisi üzerinde Ankara Þehirlerarasý Otobüs Terminali inþa edilerek 1997 yýlýndan bu yana iþletilmektedir. Ancak ne yazýk ki. Çiftlik arazisi 1978 yýlýndan bu yana toprak döküm alaný olarak da kullanýlmaktadýr. Bu nedenle Ankara'nýn büyümesi ile birlikte yoðunlaþan kentin altyapý gereksinmesi ve rant baskýlarýnýn Çiftlik alanýný olumsuz etkilemesi önlenememiþtir. Ürünler için soðuk hava deposu yapýlmýþ. Ancak.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I imal edildiði Kalecik Beyaz ve Karasý. 10. büyük bir süt fabrikasý inþa edilmiþtir. taþýnmazlarýnýn envanterinin yapýlamayýþý. Atatürk Orman Çiftliði'nin örgüt yapýsýndaki yetersizlikler ile bunun yol açtýðý temel sorunlar olan.1939 yýlýnda Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu tarafýndan yayýnlanan ''Atatürk Çiftlikleri'' adlý yayýn ile 1953 yýlýnda Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü tarafýndan yayýnlanan ''Atatürk Orman Çiftliði'' isimli yayýnda bu rakam 150. Millet ve Baltacý Çiftlikleri. Baðbahçe kültürleri ve aðaçlandýrma iþleri artýrýlmýþtýr. Tekir ve Þövalye Çiftlikleri. Böylece Çiftliðin toprak bütünlüðü. Arazi büyüklüðü bu listede 154. Orman.

6. Balgat.6. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün 11.6.4.000 dönümü Ankara'daki Orman Çiftliði olarak verilmektedir. 7. Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðü ve Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü tarafýndan atanan 4 kiþilik komisyon marifetiyle belirlenmesi hüküm altýna alýnmýþtýr. bu devirlerde mal deðerlerinin Maliye. maddesiyle.000 dönümden söz edilmektedir.3.1937'de bütün tesisat. 12. 1926'da Hakimiyet-i Milliye Gazetesi'nde yapýlan '' Reisi Cumhur Gazi Mustafa Kemal Paþa Hazretlerinin Ankara Çiftlikler '' adlý yayýnda Çiftliðin Orman.1937 tarihli vasiyetnamesi ile hazineye baðýþladýðý arazilere iliþkin tek resmi kayýt. Bu miktar günümüzün rakamýyla 93. Bu durum bazý soru iþaretleri doðurmaktadýr.1950'de kabul edilen ve 1. Ancak bu rakamlarý doðrulayacak kesin kanýt oluþturacak bir belge.090 m2 büyüklüðünde bir arazinin baðýþlandýðý görülmektedir.210.05.1949 'da yayýnlanarak yürürlüðe giren 5433 sayýlý Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðü Görev ve Kuruluþ Yasa 'sý ile Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðüne.1950 'de yayýnlanarak yürürlüðe giren 5659 sayýlý Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü Kuruluþ Yasa 'sý ile Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü'ne devredilmiþtir.1937'yi izleyen günlerde maliye hazinesine. 11.000 dönüm araziden ibaret olduðu belirtilmektedir. 168 .704. 5433 sayýlý Yasa'sýnýn Geçici 3. Tarým.1.06. Güvercinlik ve Etimesgut Çiftliklerinin birleþmesi ile oluþmuþ 80. ATATÜRK'ün 11. hayvanat ve demirbaþlarý ile beraber hazineye baðýþladýðý arazi.1. Bu miktardan 102.1949 'da kabul edilen ve 13. Orman Çiftliði ve Mülhakatý Müdüriyeti tarafýndan hazýrlandýðý anlaþýlan 8 Aðustos 1928 tarihli Gazi Orman Çiftliði baþlýklý bir raporda 120. Yaðmurbaba. kayýt bulunmamaktadýr. bu devirlerde mal deðerlerinin Maliye. 7. Macun. 24. 5659 Yasa'nýn Geçici 2.6. Ancak bu belgeler bulunamamaktadýr. Bu baðýþ ile birlikte bazý özel þahýslar ile Ankara Belediyesi ile Cumhuriyet Halk Partisine yapýlan baðýþlar söz konudur.1938 'de yayýnlanarak yürürlüðe giren 3308 sayýlý Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu Hakkýnda Yasa'sý ile Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu'na.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I dönüm olarak verilmektedir.1938 günü Hazine’ye baðýþ iþlemine konu tapu senedi ve tapu kayýtlarý incelendiðinde Ankara'da 39. Tarým ve Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðü tarafýndan atanan 3 kiþilik komisyon marifetiyle belirlenmesi.544 m2'dir.1938 'de kabul edilen ve 13. maddesiyle. envanter vb.

7. söylenti ya da sezgilerdir. geliþtirilemediði gibi topraklarýnýn giderek küçültülmesi ve dokusunun bozulmasý önlenememiþtir. varlýk nedenini ortaya koyabilecek. Atatürk'ün arazileri üzerinde þimdi Urankent Konutlarý yükselmektedir.000 m2) 6.000 m2 arazi satýlmýþtýr.K. Satýlan bu arazinin bir kýsmý alým amacý dýþýnda kullanýlmaktadýr.000 m2 arazi bulgulanmýþtýr. Atatürk'ün arazilerinden yapýlan satýþlarda. Atatürk Orman Çiftliði her ne kadar özerk bir statüye kavuþturulmuþsa da. Atatürk Orman Çiftliði arazileri ve tesislerden Bira Fabrikasý ATATÜRK'ün ölümünün üzerinden bir yýl bile geçmeden (yaklaþýk 50. genelde önce fiili durum yaratýlmýþ.Ç'ye) ait olmadýðý.372. Diðer bir ifade. 2002 yýlýnda yapýlan D. sonra bu duruma yasallýk kazandýrmak için yasa çýkarmak suretiyle satýþlarý saðlanmýþtýr. Bu durum bugün içinde geçerlidir. incelemesi sýrasýnda. gelecek hedefi belirleyebilecek.O.611. Ancak bu tartýþmalarýn dayanaklarý ne yazýk ki belge ve bilgiler deðil. belirlenen hedefe uygun stratejik planlar 169 . Ancak bunlar belgeye dayanmayan varsayýmlara dayalý iddialardýr.D. Atatürk Orman Çiftliði döneminde çýkartýlan yasalarla (bir bölümü de mahkeme kararlarýyla) yaklaþýk 14. 2002 yýlý D. Devlet Ziraat Ýþletmeleri Yönetim Kurulu kararýyla satýlan yaklaþýk 7.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Ancak baðýþa konu arazi miktarýyla ilgili olarak çeþitli iddialar bulunmaktadýr. Örneðin Atatürk'ün arazileri arasýnda olduðu iddia edilen Çubuk'taki Aydos Yaylasý'nýn mülkiyetinin hiçbir zaman Atatürk'e yada (A. Yasanýn býraktýðý boþluklarý giderilemediði için kuruluþ amacýnýn gereklerince yönetilemediði. Topraklarýnýn büyük bir bölümünün yasal olmayan yollarla özel kiþilerin eline geçtiði kuþkularý çeþitli platformlarda yoðun biçimde dile getirilmektedir. Günümüzde ise ATATÜRK'ün diðer miraslarýna yapýldýðý gibi bu eseri de yok edilmek için özelleþtirme kapsamýna alýnmýþtýr. Kuruluþ Yasasý’nda varlýk nedeni (misyon) ile gelecek hedefi (vizyon) belirlenmemiþ. taþýnmazlarýný yönetebilecek bir birim öngörülmemiþtir. Atatürk Orman Çiftliði'nin. Devlete hakim siyasi irade Atatürk'ün arazilerinin talanýnda esas belirleyici olmuþtur.K.1939'da çýkartýlan 3697 sayýlý yasa ile Tekel Genel Müdürlüðüne satýlmýþtýr .D.'nýn yaptýðý incelemede ortaya çýkartýlmýþtýr.

Çiftlik alanýndaki yapýlaþmalarýn büyük bir bölümü. Çiftliðin alan bütünlüðü içinde yer alan Fiþek. üretim yapýlabilecek tarlalarý parçalanmýþ ve tarýmsal iþlevini yitirmiþtir. su ve doðalgaz borularý. 2003 yýlýnýn sonlarýna gelindiði halde henüz yapýlmamýþtýr. Çimento ve Traktör Fabrikalarý ile Mitaþ gibi sanayi kuruluþlarýnýn kullandýklarý alanlar da kapsam içine alýnmýþ. Az sayýda büyükbaþ hayvan yetiþtirilmekte ve bu nedenle de fabrikada iþlenen süt satýn alýnmaktadýr. 1992 yýlýnda sit. enerji nakil hatlarý ile bir að gibi sarýldýðý için. böylece. birlikte. Atatürk Orman Çiftliði'nin tarým ve hayvansal üretimi giderek azalan bir seyir izlemiþtir. 170 . 2863 sayýlý Yasaya göre en geç bir yýl içinde bitirilmesi gereken koruma amaçlý imar planý. Ayrýca. 1998 yýlýnda ise I. Orman Bakanlýðý'na göre ülkemizin % 25'i ormandýr. geliþtirebilecek ve uygulayabilecek bir örgüt yapýsý bulunmamaktadýr. Deðiþik disiplin alanlarýnda eðitilmiþ iþgücünün. Tahýl ve hayvancýlýk için ayrýlan alan giderek küçülmüþtür. 3194 sayýlý Yasaya ve 2863 sayýlý Yasaya da aykýrý olarak yapýlmýþtýr. Atatürk Orman Çiftliði. üretim etkinliðinden giderek uzaklaþýlmýþtýr. Hayvancýlýktan büyük ölçüde vazgeçildiði için deri fabrikasý ile daha sonralarý pulluk fabrikasýna dönüþen demir atölyesi kapatýlmýþtýr. þarap üretimi satýn alýnan üzümlerle sürdürülmektedir. Çiftlik Müdürlüðü kayýtlarýna göre Çiftlik alanýnýn %15'nin orman olarak tanýmlanabilecek nitelikte olduðunu göstermektedir. sürekli ve eþgüdüm içinde çalýþmasýnýn öngörüldüðü bir yönetim modeli kurulmadýkça.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I üretebilecek. Baðcýlýk yapýlmadýðý için. Çiftliðin Türkiye ortalamasýnýn altýnda bir aðaç dokusuna sahip olmasý düþündürücüdür. Oysa. Derece Doðal ve Tarihi Sit olarak tescil edilmiþ. böylelikle Çiftlik alanýnýn bütünlük içinde korunabilmesi ve planlanabilmesinin ortamý oluþturulmuþtur. Ancak. Üstelik biriken stoklar nedeniyle 1999'dan sonra arasýnda üretilmemiþtir. Çiftlik alanýnýn kentin geliþmesinden olumsuz etkilenmesinin önüne geçilemeyecek ve Atatürk'ün çaðdaþ bir baþkent yaratma düþü gerçekleþtirilemeyecektir. Fýrýn kapatýlmýþtýr. Adýnda orman olan. 1930'lu yýllardaki üretim çeþitliliði geniþ bir yelpazeye yayýlýrken. Kentin altyapýsýnýn gerektirdiði ana ulaþým yollarý. kanalizasyon. 2863 sayýlý Yasanýn korumasý altýna alýnmýþtýr.

Çiftlik topraklarýnýn 21. kamu kurumlarý ile özel hukuk kiþilerinin kullanýmýna býrakýlmýþtýr. Ayrýca. üzerinde kamu kurumlarýna ait yapýlarýn bulunduðu parsellerde ortaklýk biçiminde mülkiyetler oluþturularak fiilen Çiftliðin kullanýmýndan çýkarýlmýþ.983. bir sarmala dönüþmekte.714 m²'si. 171 . üzerine otogar.218 m²'si satýlarak. bir konut kooperatifine tahsis edilmiþtir. kent planlarýný yaparken belediyelerin kendilerini uymakla yükümlü sayacaklarý bir düzenleme bulunmamaktadýr.989 m²'si kentin altyapýsýnda kullanýlmýþ.296. haritasýndan anlaþýldýðýna göre bu bölgenin hemen yakýnýnda bulunan ve Çiftliðin ortaklýk biçiminde mülkiyetindeki 42129/2 parsel.888.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Geçmiþte yapýlanlar bir yana. altyapý için yeni topraklarýn terk edilmesini gerektirmekte ve bu gereklilik. Çiftlik topraklarý giderek artan bir hýzda küçülmekte ve dokusu bozulmaktadýr. Batýkent-Sincan-Organize Sanayi Bölgesi Arasý Hat Yolu" ile iki metro istasyonu planlanmýþ ve çalýþmalara baþlanýlmýþtýr.Aþama Ýþleri. Atatürk Orman Çiftliði alanýnýn stratejik kullaným ilkeleri belirlenmediði için.178.871. 1983 yýlýndan bu yana son 20 yýlda Çiftlik topraklarýnýn satýlmasýna izin veren bir yasa çýkarýlmamýþ iken ilk defa bu dönem. Bu topraklarýn 5. Çiftlik topraklarý üzerinde tehdit oluþturacak yeni geliþmelerin varlýðý dikkat çekmektedir: Çiftliðin hipodrom yakýnýndaki topraklarý üzerinde. bir bölümünün ise yargý kararlarýyla satýlmasýna yol açýlmýþtýr. toptancý hali gibi büyük yapýlar yapýlmýþtýr. imar düzenlemeleri ile 2. yollar. Bütünlük ve dokusunun korunmasý konusunda özenli olunmadýðý için Çiftlik topraklarý. Metro. 6. Kent planlarý ve imar düzenlemeleri konusunda alýnan her karar.621 m²'sinde. "Ankara Metrosu 3. Gençlerbirliði. Güçlü bir koruma oluþturulamazsa bu ilginin Çiftlik topraklarýný olumsuz etkilemesinden kaçýnýlamayacaðý açýktýr. bu yasa dýþýlýðý ortadan kaldýrmak üzere 3194 sayýlý Yasaya ve 2863 sayýlý Yasaya da aykýrý olarak yoðun yapýlanmalarýn olduðu bir bölümde.496 m²'si ise kiraya verilerek toplam 28. borular ve enerji nakil hatlarý gibi kentin teknik altyapýsý ile bir að gibi sarýlmýþtýr. Ankaragücü kulüplerinin kullanýmýndaki yerlerin satýþý için bir tasarý bir yasa teklifi TBMM gündemine alýnmýþ bulunmaktadýr. bu bölgeye olan ilgiyi artýracaktýr. Üstelik.

S.AYDEMÝR Atatürk Çiftlikleri. Büyük Atatürk'ün. Atatürk'ün çaðdaþ bir baþkent kurabilme projesine sahip çýkýlamadýðý görülmektedir. Stratejik planlar yapabilecek ve bunlarý uygulayabilecek yetkinlikte bir örgüt yapýsýna kavuþturulamadýðý için. Atatürk Orman Çiftliði. Orman Çiftliði olarak adlandýrýlmakla birlikte. belediyeler kent içinde kalan arazileri imar uygulamalarý ile yok etmiþtir. bütün dünyayý kasýp kavuran 1929 krizinden bile geliþerek çýkarttýðý ve büyüttüðü bu iþletme. kentin altyapý gereksinmeleri ve rant baskýlarýnýn topraklarýný küçültmesi ve dokusunu bozmasý önlenememektedir. DZÝK 1939 Atatürk Orman Çiftliði. þehrin hayatýný zehirleyen bir sýtma kaynaðý iken. bataklýk. Çiftlik alaný üzerindeki rant baskýsý var olaný da tehdit etmektedir. kurduðu amaçlar doðrultusunda geliþtirilmesi dileðini belirten bir yazý ile Hazine’ye baðýþlamýþtýr. bakýmsýz. Atatürk. AOÇ 1953 DDK Ýncelemesi 2002 Resimler: Atatürk Çiftlikleri. yýlýnda bile) coþkusunu açýða vurmasýna önemli bir açýklama getirmektedir. Kaynakça Tek Adam. Ancak bu konuda büyük bir ihanet. yaþamýnýn son günlerinde. halkýmýzýn sadece Atatürk'ün bulunduðu dönemi anlatan 10. arazi varlýðý giderek bizzat devleti yönetenler tarafýndan azaltýlmýþ. Orman Çiftliði projesine çaðdaþ bir baþkent kurabilme amacýyla giriþmiþ. 12 yýl boyunca neredeyse kendisi yönetmiþ. Yýl Marþý ile (Türkiye Cumhuriyeti'nin 80. DZÝK 1939 172 . gaflet ve dalalet içine girilmiþtir. Halen Atatürk'ün manevi þahsiyeti kullanýlarak bu devam ettirilmektedir. Türkiye ortalamasýnýn altýnda bir bitki dokusuna sahiptir. Atatürk'ün yönetiminden çýktýktan sonra ayný baþarýyý yakalayamamýþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün. Kentin büyümesi yeþil alan gereksinmesini artýrýrken. Çiftlik olmanýn gerektirdiði üretimden giderek uzaklaþýlmýþtýr. yoktan var ederek hýzla geliþtirdiði. Þ.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I BÝR RÜZGARA KARÞI TOPLU KONUT ÖYKÜSÜ Þevki Vanlý Mimar .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Ankara'da mimarlýk hayatýna atýlalý on yýla yaklaþýyordu... Müþterilerimin iþlerini yaptýrýp komisyon almadýðým imalatçý ve malzemeciler, kendime iþ yaparsam bana kredi açacaklarýný söylediler. Babadan kalma olanaklarýn da katkýsýyla Gaziosmanpaþa'da bir arsa aldým. Emlak Bankas’ýndan kardeþimle benim ev kredimizi kullanarak, sekiz daireden üçünü satarak inþaatý bitirdim ve kiralarla kalan borçlarýmý ödedim. 1964 yýlý böyle geçti. Bu, projeci olarak, çalýþtýðým mühendislerin çok hoþuna gitti ve birlikte inþaat yapmak istiyorlardý. Ýmalatçý ve malzemeci dostlar sürekli bana kredi açamazlardý... Yýl 1968 ve hala ýsrar ediyorlardý. Sonunda, ben yapsatçýlýk yapmak istemediðimi, Ankara'ya bir uydu yerleþim kazandýrmak hedefiyle bir toplu konut kuruluþu, yani bir anonim þirket kurabileceðimizi söyledim. Baþýma neler geleceðini bilmediðim için cesurdum.

OR-AN A.Þ. Kuruluyor 1968 Ýlkbaharýnda verdiðimiz bu kararý eþe dosta açtýk... Hemen herkes hedefi ilginç buluyor ve katýlmak istiyordu... Fakat hiç birimizde topluca bir para yoktu. Hepimiz emeðimizle yaþayanlardandýk. Üç yüzden fazla dost ve tanýdýk dokuz milyon sermayenin 1/4'ünü ödeyebildik. Anlaþýlacaðý gibi, on milyona dahi gelemedik. Topu topu 150.000 dolarýmýz vardý. Kuþkusuz dolar da 35 yýlda 5/6 kez deðer kaybetmiþtir. Yani bugünkü deðeriyle bir milyon dolar kadar bir para Bütün bu olup bitenler, Ýzmir Caddesi'ndeki proje büromda, benim odamda yaþanýyordu... OR-AN'ýn bir yeri dahi yoktu.

174

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Þirkete Ýsim Arýyoruz Kulaða hoþ gelen ve bellekte iz býrakacak bir ad arýyordum. Anadolu'ya, Konya'nýn yerlisi bir aileden gelmem nedeniyle bir tutkum vardýr... Faaliyete de Ankara'dan baþlayacaðýmýza göre, þirketin adýnýn Orta Anadolu ile ilgili olmasýný istedim. Fakat bu isim bana uzun geliyordu, bir þekilde kýsaltmak istiyordum, ama baþaramýyordum. Bir gün Yeniþehir, Atatürk Bulvarý, Ýþ Bankasý’nýn önünden aþaðýya doðru yürüyordum Tuna Caddesi’ni geçer geçmez saðda bir gazeteci / kýrtasiyeci vardý, onun tepesinde, bir fotoðraf filmi markasý olan "ORWO" yazýlý bir tabela sallanýyordu... O anda þirketimizin adýný gördüm "OR-AN" olmalýydý... O günlerde yaptýðýmýz bir genel kurul toplantýsýna bu öneriyi getirdim... Herkes yadýrgadý, kimse beðenmedi... O zaman

onlardan öneri beklediðimi söyledim. Sevgili ülkemizde beðenmeyen çoktur, öneri yoktur. Ben de, sonradan yerleþimin de adý olacak OR-AN ismini tescil ettirdim... Tuttu... O kadar tuttu ki bizden iki yýl kadar sonra kurulan ME-SA'nýn adýnda çaðrýþým bulurum.

175

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Uydu Yerleþime Arazi Aranýyor O zamanlar, ODTÜ yerleþkesiyle, Ankara'nýn coðrafyasýna giren Eskiþehir yolu çevresi aklýmýza geliyordu. 1968'in sonbaharýnda bir emlakçý orada 500 dönüm arazisi olan bir avukatý getirdi... Avukat arazisinin m2 sine 40 TL. istiyordu... O günkü ölçülerimize göre, arazi sýnýrsýz büyük, fiyat ise þehire göre çok küçük geliyordu. Fakat arazinin tutarý olan 20 milyon deðil, iki milyon paramýz vardý ve sonra ne yapacaðýmýzý bilmiyorduk. Arazi sahibine, onun ayný sermaye olarak taþýnmazýný koymasýný önerdim. O da bizim ne koyacaðýmýzý sordu... "Emeðimizi" yanýtýný verdim. Adama, onunla alay ediyormuþum gibi geldi ve bir Cumartesi öðleden sonra, benim mimarlýk büromdaki odamýn kapýsýný vurdu, gitti... Biz birkaç arkadaþ ve emlakçý kaldýk... Ne yapabilirdik? O zaman Çankaya, Ýþ Bankasý bloklarýyla biterdi... Sonrasýný bilmiyorduk. Emlakçý arkada kimsenin ilgilenmediði ucuz arazi olduðunu söyledi, hemen görmeye gittik. Ankara'da, Çankaya ve Dikmen tepelerinin þehre dönük kuzey sýrtlarýna göreli olarak yerleþilmiþti... Güney sýrtlarýnýn iyi bir ufku vardý... Doðuya doðru çýplak daðlar, güneye doðru içinde Gölbaþý'nýn da yer aldýðý ova görünüyordu. Dýþardan bakýnca arazi çorak ve tatsýzdý. Ýçerden dýþarýya bakýnca ilginç bir manzara vardý ve önemli olan da buydu. Yönetim Kurulu kente bakan kuzey sýrtlarýný, ben ise ovaya bakan güneyi istiyordum. Yer seçimi giriþimin ilk önemli adýmýydý. Israrla güneyi kabul ettirdim. Çok tapulu arazi nasýl alýnýr? Baþýna gelen bilir, kurnaz arsa sahipleri arkaya kalýr ve fiyat artýrmak için ortadan kaybolur. Çizdiðimiz sýnýrlarýn içi yaklaþýk yüz hektarda, belki elli kadar tapu vardý... Kýrk kadarýný, bakýmsýz Dikmen Köyü kahvesinde topladýk. Ben, bizden önce m2 si 4 TL. olan, talep olunca 6 liraya çýkan arazinin metresine 12 TL. teklif ettim. Yalnýz koþullarým vardý... Hepsi ile ayný zamanda sözleþme yapacaðýz. Onlar da hemen tapuyu verecekler ve biz bir yýl sonra borcumuzu ödeyeceðiz. Çünkü onlara verecek meteliðimiz yoktu. Elimizdeki küçük parayla da Bakanlýklar’daki görkemli bir iþhanýnýn 1.katýný kiralamýþ ve 6 aylýk ödemeyi yapmýþtýk. Yani çarkýn bu 6 ay içinde ciddi ciddi dönmesi gerekiyordu... 176

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Uydu Yerleþkenin Planlamasý Tapularý aldýk ve hemen planlamaya baþladým. Orta tabakayý hedef alacaktýk. Egemen kat yüksekliði ile inþa edilecek ve yerleþim planlamasýna esneklik vermesi için, 8 daireli çok küçük apartmanlar olacaktý. Konfor standardý ayný olan, fakat büyüklükleri 100 ile 200 m2 arasýnda deðiþen ve her biri için iki farklý tip geliþtirecektik... Yoðunluk (1)olacak, yani alanýn 1/4' ü yapýlarla örtülecek, %75 açýk alan kalacaktý... Konutlarýn aralarýndaki mekanlar ve doða, yerleþimin þekillenmesinde 1. sýrada gözetilecekti.

Planlamada yüksek yapýlar, yalnýzca yerleþimin giriþi ve sosyal merkezini vurgulamak için bulunacaktý. Bu baþlýca ölçüt ve istekleri planlamada yanýtlamaya çalýþtým. Ankara Ýmar Müdürlüðü projeyi desteklediðini söyledi ve sýkýntý çýkarmadan tastik ederek, Bakanlýða sevketti. Ýmar ve Ýskan Bakanlýðý, projeyi doðru Ankara Nazým Plan bürosuna gönderdi. Bu Kurum uzun zaman, projemizin ilkelerine uyup uymadýðýný tartýþtý... Kanýmca bu 177

.. Bakanlýk’tan arazi baraj taþma sahasý olduðu için tastik olasý deðil. Ama son yýllardaki olaylar. Ama Çaldaðý nazým planda nasýlsa maviye boyanmýþtý. Devlet memurunun gözlüðünün "kuþku" olduðudur. Ýþin garip yaný ise bizden sonra baþta kendi memurlarý için. Örneðin Çankaya'ya 6/7 km uzaklýktaki bir yerleþimin ulaþýmý ülke ekonomisine yük olur sorununu. Bugün Ankara'daki geliþmeler bu endiþelerin þaka niteliðinde olduðunu gösterdi. artýk projenin tastik olduðunu sanmayýn. Elli yýllýk mesleki hayatýmda öðrendiðim. Bu kaçýncý incelemeydi? Yine yukarýya baþvurmak zorunda kalmýþtým. Bir arazi Nazým Plan içinde olsa alt yapýyý Belediye yapacak. Önceki iþlemlerden sonra.. projemiz çalýþma alanýný kapsamadýðý için bir "yatakhane yerleþim" olacaðý sorununu ve arsa spekülasyonu olacaðý konusunu kendisine dert etti. tasdik yazýsý gelmiyordu.. Bakanlýkta yazýlarýn karýþtýðýný düþünerek ve gülerek ilgili müdürlüðe gittim..... Zaman gerçekleri su yüzüne çýkarýyor. spekülasyon katmerli olacaktý. burada hemen tastik olacaðýný sanýrken.. Ziyaretlerine gittiðimde daha incelenmediðini söylüyorlardý.. 178 .. diye. Kanýmca þehircilerin en önemli yaný bu tür birkaç takýntýdýr. Onlara 1200 metre yükseklikte ne baraj ne de taþma olacaðýný anlatmaya çalýþtým.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kadar uzun tartýþma. ek alanlar tastik ettiler. bu gözlüðün istendiðinde kullanýlmadýðýný gösteriyor.. Neyse ki Müsteþar Muavini meslektaþ Fikret Ungan müdahale etti.. Sayýn okuyucu. Haftalar geçiyor.. Ama büyük oranda böyle olduðunu da bu süreç içinde öðrendim.. tüm Bakanlýklarýn onayý ve yaklaþýk iki yýl zaman gerekiyordu. bu boyanýn silinmesi plan deðiþikliðine girerdi. Bir yazý geldi.. Arsa spekülasyonuna gelince. arkasýndan. Aldýðým yanýt bu yazýnýn gerçek olduðu doðrultusundaydý. Meslektaþlarýn yine Devlet memurluðu tutmuþtu. mavi boya silindi ve projemiz incelemeye alýndý. Nihayet en son merci. ilkeleri konusunda kuþku uyandýrýyordu.. Millet vekillerine ve diplomatik alan gereksinmesine de OR-AN'da yer vererek arsalarýmýzýn ciddi bir bölümünün istimlak edilmesiyle projemizi bozmak için ellerinden geleni yaptýlar... Tüm memur meslektaþlarýn böyle olmadýðýný biliyorum. Ýmar ve Ýskan Bakanlýð’ýna geldik..

. Yönetim Kurulu üyesi Rafet Bey. "Kardeþim ben 500 sattýk diyorum. Görevlilere. almak istedikleri bilgiler arasýnda. "Beni nasýl yalancý durumuna düþürürsünüz?" diyordu.. benim kýrk yýlda bir söylediðim bir pazarlama abartmasý yüzünden. ben de günahýmdan kurtuldum. siz 200 diyorsunuz" demez mi? Demek ki benim abartýlý sayým bu ortaðýmýzýn pazarlama yeteneði yanýnda pek pýsýrýk kalmýþtý. yatýrdýklarý parayý istediler.... Bu korkumuzu alýcýlara anlatarak yerleþimin yerini baþlangýçta gizli tuttuk. Birkaç gün sonra. ne diyeceðimi bilemiyordum.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Toplu Konutta Pazarlama Konut üretimi büyük ve yavaþ bir yatýrým olduðundan. OR-AN giriþimini o yürütecekti. kendilerinden önce kaç daire satýldýðý da olacaðýný. 200 demelerini söyledim.. Yine sorunlarýn içine düþmüþtük. Pazarlamak için de giriþim hakkýnda bilgi vermek gerekli. Ýnþaat Baþlýyor Proje ve onun uygulayýcýsý olmak ile inþaatçý olmak. onu örgütlemek arasýnda çok fark var. kamuda olmayan köklü sorunlar Kurula geldikçe telaþ179 . Buna raðmen genel yaklaþýmýmýz güven verdi ve biz birkaç haftada 100 kadar daire sattýk.. Bilgi alanlarýnda. Ortaðýmýz. Fakat 200’den sonra satýþlar çok yavaþladý. "Ne oldu?" diye sormaktan baþka bir þey aklýma gelmedi.. bize olan güvenlerini yitirerek. yerleþim civarýnda arsa almaya giriþmeleri ve bizim arsalarýný aldýðýmýz. Bir de Hastaþ isimli.. bize imrenerek kurulan ve müthiþ reklam yapan bir firma peydah oldu Bizim konut alýcýlarýmýzýn yarýsý bizden paralarýný çekerek oraya yatýrdý. Kýsa zamanda 200'ü bulduk. Bu nedenle aramýza Emek Ýnþaat Genel Müdürü ve Emek Ýþhaný ve Otelleri inþaatlarýnýn yürütücüsü Rafet Kapýcýoðlu'nu almýþtýk. OR-AN þirketinin bir ortaðýnýn görevlilere baðýrýp çaðýrdýðýný duydum.. Ne yapacaðýmý. satmadan yapmak olasý deðil. fakat 100 sayýsýnýn önemini anlayamayacaklarýný düþündüm. böyle bir soru sorulursa. Bu kez konut alýcýlarýmýzýn bir bölümü. Biz 100'er daireli iki kooperatif kurarak SSK kredili alýcýlarý toplamaya baþladýk. bir kaç alamadýðýmýz kiþilerin de kazan kaldýrmasý olasý. Derken Hastaþ iflas etti. Yeni konut alýcýlarýnýn.. benzetme yoluyla. Bu büyük bir baþarýydý....

Uygulamaya alt yapýyla. Bankalar Kanununun 50. bu konuþmanýn anlamýný hemen anlarlar. Düzensiz de olsa iþler yürüyor. batýk Hastaþ'a kredi veriyor bize vermiyordu.. aramýzdan ayrýldý ve bu sorumluluða kimse talip olmadý. iþbirliði teklif ettim. inþaat mühendisi. genel saðlýk ve ulaþým sorunlarýyla. Biz onlar için ne yaptýklarý ne sonlarý belli olmayan garip yaratýklardýk. yemesi. maddesine göre bankalar ancak Kamu yüklenicilerine. Konumuzla ilgili Emlak Kredi Bankasý ise o zamanlar etkin olan DPT'nin kanunlaþmýþ 2. Düzeni deðiþtirmek için. Þehirden uzak iþlere.. "Bu iþ yürümez" dedi. Bir zamanlar küçük apartmanlarý.. Ýlk Konutlarýn Bitiþi Biliyorsunuz inþaatlar kýþa doðru biter... düþük faizli kredi verilmesini öngördüðü halde. yavaþda olsa satýþ ve ödemeleri sürüyordu. düzgün tuðla üretimi. mahrumiyet gözüyle bakan. tesisat malzemesi. Köy iþlerinden makina kiralamak ve diðerlerini de en ekonomik yöntemlerle yürütüyorduk. bir kaç kalfa ve birçok iþçi alarak iþe baþladým. Hayatýmda baþka böyle dert görmedim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I landý.. Ben de 20 küçük birimi 20 kalfayla baþlamayý düþünmüþtüm. Toplu Ýþ Sözleþmesi yapýncaya kadar yapýlan pazarlýklar sýkýntýlarýmýza tüy dikiyordu. Türkiye'deki iþ hayatýný bilenler. ellerindeki ihale oranýnda temlikle kredi açýyorlardý.. ne usta ne de iþçi þehir dýþýna gelmek isteyorlardý. Kýsa zamanda 400 ile 500 arasýnda deðiþen bir kalabalýðýn yatmasý.. su ve elektrikle baþladým. Finansman sorunu bir türlü çözülmüyordu.. Bir tören hazýrladýk ve ilk anahtarý verme180 ... konut alýcýlarý taksitlerini pek aksatmýyorlardý. verdiðinizi yazýyor musunuz?" Doðal olarak "Evet" dedim. Beþ yüze yakýn bir iþçi kümesi bulan sendikalar da peþimizdeydi.. Adam bana sordu. kalýpçý kökenli kalfalar yürütürdü. vinç veya asansör yok veya çok kýttý.. çalýþmasý.. beþ yýllýk kalkýnma planýnda toplu konut kuruluþlarýna uzun vadeli. Ortaklar hisse paylarýný ödemekte aðýr davranýyor. "Siz aldýðýnýzý. O zamanlar. yol. Biz de 1970 sonbaharýnda ilk konut teslimini yapacaðýz. Bütün iþlerle karþý karþýya kalmýþtým. Türkiye'de hazýr beton. Dostlarýn aklý ile Ankara'nýn o zamanki en ünlü yapsatçý patronuna gittim. malzeme teminiyle boðuþur olduk. ne kalfa.

1975 yýlýnýn Þubat ayý. Fakat bir yandan elektrik ve su arýzalarý. Çocuklarýn ikisi benim.. Yýlýn ilk yaðmurlarý olduðu için çatýnýn delik deþik olduðunu bilmiyorduk. Bizi gören beþ aile daha taþýndý. suyu. elektiriði. kapalý yerde þemsiyeleri açtýk ve Vali bey ilk anahtarý verdi. Baþladý tavan üstümüze akmaya. diðerlerine becerilerini denemelerine fýrsat tanýmam gerektiðini düþünerek Murahhas Azalýktan. ikisi hocanýn diðer üçü de komþularýndý. Sanýyorum ilk elde 200'e yakýn konut. Þirketin kuruluþundan beri 7 yýl geçmiþ. (þimdi CEO deniyor) ayrýlmaya karar verdim. Ertesi yýl.. bir o kadarý da epeyce toparlanmýþ haldeydi. Yönetim Kurulundaki arkadaþlar arsa satmak istiyorlar. inþaatlar da durmuþ iken yaptýðýmýz Genel Kurul toplantýsýnda. Yani ekonomik sorunlarýmýz da arttý. Þirketin baþýndan ayrýlmam. diðer yandan yine inþaatlarýn baþlamasýnýn sýkýntýlarýndan.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I si için Vali Þerif Tüten'i davet ettik. Bir kadýn ve bir bekçiyle yaþamaya baþladýk. Okul olarak projelendirdiðimiz þantiyede 7 öðrenci ile derslere baþladýk. kararlara ve uygulamalara uzak durmayý seçtim. çaresiz. gerekli ek takýlmýþ olan traktörle 7 km'lik yolu Çankaya'ya kadar açacaktýk.. Yönetim Kuruluna katýlmaya baþlasam da. Bahara toplu taþýnmalar baþladý. Yönetim Kurulundan tümden ayrýldým ve projeciliðe geri döndüm. ben yorgun düþmüþ. ben de projenin kontrolünü elden kaçýrmaktan korktuðum için satýþa engel oluyordum. Baþlangýçta."Ya kýþ günü þehirle baðlantýmýz kesilirse? Ya daðdan kurtlar inerse?" gibi endiþelerle kimse taþýnmak istemiyordu. yeni boþaltýlmýþ olan iþçi yatakhanesine sýðýndýk.. iþi yerli yerine oturtamamýþtým. merkezi ýsýtmasý. fýrtýnalý bir havada çýkýp geldiler. o ve yüzlerce konut alýcýsý. Bu arada enflasyon %6'dan %15'e çýktý. Yeni Sorunlar Eksik Olmuyor Yerleþimin gerçekleþmesi bazý mühendis ortaklarýn þirkete olan ilgilerini artýrdý. telefonu ve yolu ile iskana hazýr. Eksik olmasýn. 181 . minibüsle ulaþýmý saðlayacak. bu baþarýnýn mutluluðunu yaþayamadým. Ýþ bana düþtü. Bunlarýn arasýnda bir doktor ve iki çocuklu bir ilkokul müdürü de vardý. Ben çocuklarý alarak taþýndým. Bu kez gereken kapalý büyük bir yer olmadýðýndan. kar yaðdýðýnda.

Belki mevzuata uygundur. Bütün bu olanlar yerleþimi güçlendirirken projeyi karmakarýþýk etti... yerleþimin batýsýndaki bir o kadar araziyi de (gecekondu önleme bölgesi) alarak... OR-AN'da bu sosyal ekonomik yapý içinden orta tabakaya yönelik.. Buna karþýlýk bir zaman sonra Çankaya ile Konya Yolu arasýnda çok yüksek düzeyli bir yol yapýldý. Þehirlerin yaþamasý için bazý örgütleme ve üretim becerilerini deðerlendiren. Yoksa Türkiye'nin Gerçeklerine Uygun mu? Þehirlerimizin gerçeklerine yaklaþmaya çalýþalým. amatör / acemi bir yaklaþýmla yapýlaþmaya katýlanlar. ve nihayet üst düzey ekonomik koþullara sahip kesimin.. diðer kümelere meydan okurcasýna arayýþlar içinde.. genelde köy kökenli halkýmýz. uyumlu bir mühendis arkadaþý genel müdürlüðe getirerek yürütüldü. 4 katlý ve 16 katlý yapýlar. iyi huylu. düzene karþý gelerek zorla koparan gecekondular ve yaþadýklarý þehirlerin hizmetindeki insanlar... Arkasýndan bir özel ortaklýk kurarak.. Kalabalýklaþtýkça toplum düzenini tehdit eden. Bir taraftan inþaatýn standardý çok düþtü. uygarlýk dýþý yapýlarla þehirlerimizi maskara eden kesim.. villalar veya görkemli yapýlarda büyük lüks dairelerde duvarlarla korunmuþ bölgede yaþamak isteyen ve çok þey bildiði iddiasýnda olan kesim. Þimdi 2 katlý. ama projeye deðil. bir dayanýþmadan güç alarak. Millet Vekilleri Lojmanlarý ve yeni elçilikler için sanýyorum 30-40 Ha arasý bir istimlakla. bizim projeyi gaddarca torpilledi.. benim gibi olmayan. Hukuka uygun. Göreli bir þehir yaþama biçimine uygun bir hayat süren kooperatifler toplu tüketimi örgütleyerek. güzel ve çaðdaþ bir yerleþim 182 .. Bunlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Yönetim. OR-AN'ýn inþaatlarýný bu ortaklýða devrettiler. Proje Bir Ütopya mý.. genelde kasaba kökenli halkýmýz ise kurallarý arkalarýna alýp toplumu nasýl sömüreceðinin peþinde. bir ortaklýk.. dünyadaki deneyimlerden yararlanarak.. Yani kendi hesaplarýna götürü yaptýlar. Arkasýndan Kamu.. yaþama hakkýný yasalara. diðer taraftan yerleþim projesinin dýþýna çýkýlmaya baþlandý. aralarýnda herhangi bir düzen olmadan rastgele yerleþtiler.. Sahipsiz. Arsa ofisi de OR-AN ile Konya Yolu arasýnda. ucundan kýyýsýndan arsa satmaya baþladý.

Ama onun doða ile ilgili olanaklarýndan yararlanmaktan çok.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gerçekleþtirmek istiyordum. Ayrýmýn ekonomik deðil kültürel bir ölçütle oluþmasýný umuyordum. gerek ortaklar arasý. Bu hoþnutluðun bir yaný dairelerin kullanýþý. OR-AN'daki 4 katlý bloklarda oturanlar oldukça mutlular. OR-AN'daki orta alt gelir gurubu. OR-AN Yerleþiminde Baþarýlar ve Baþarýsýzlýklar Þehirlerin büyüklüðüne ve alýþkanlýklarýna göre konut yerleþiminin geniþliði ve merkeze uzaklýðý söz konusu. Bu istek yüzünden derme çatma evler ve altyapý yapýlmasý ile yapýnýn bakýmýnýn ihmali kötü sonuçlar vermektedir. diðer yaný doðaya yakýnlýklarý olmalý. Buna karþýlýk. yüksek gelir düzeyine dönük bir program. OR-AN'da 74m2 ile 200m2 arasýnda ve birkaç 183 . Çünkü daireler el deðiþtiriyor. Bahçeli evin getirdiði yükün bilincinde olan orta üst gelir gruplarý.. yeryüzünde aidiyeti sýnýrlarýyla belli bir mülkiyet olmasý. güven duygusu veriyor.. 74 m2 lik daireler dahil hiç boþ kaldýðý görülmüyor.. Halbuki yerleþim gerçekleþmeye baþlayýnca. apartman dairesini seçiyorlar. çaðýn uygarlýðýnýn duygusal ve düþünsel güzelliklerini paylaþan bir yerleþim gerçekleþtirmek ütopyasýný yaþadým. Bahçeli ev. Bunun kendisine ne kadar sorunlar ile parasal yük getirdiðini düþünmek istemiyor. Sigorta veya Emlak Bankasý kredisi koþullarýyla 100-120 m2 lik göreli küçük konutlardan da oturanlarýn herhangi bir þikayetlerini duymadým. Bakýmlarý da fena sayýlmaz. gerekse konut alýcýlarýnýn arasýndaki kasaba veya küçük þehir kökenli piyasa oluþturucularýnýn saldýrýsýna uðradý.. Fakat onlar olmasaydý giriþim gerçekleþebilir miydi? Onlarýn yaþadýðýmýz hayatýn dinamiði olduðunu görmek istemeyen. OR-AN'ýn büyüklüðünün ve þehre uzaklýðýnýn da 1960'lara göre iyi seçildiði anlaþýlýyor. Sanýyorum. Fakat. Ve hiç boþ kalmýyorlar. bir istek olmalý. konut alýcýlarýnýn da kendi açýlarýndan sorunlarý var. Bu durumda az katlý küçük apartman ile yüksek bloklarýn arasýnda kesin bir seçim yok. Bundan anlaþýlýyor ki. konuyla ilgili birikimsizlik ve deneyimsizlik nedeniyle giriþimcilerin de. Aileler en çok bahçeli ev istiyorlar.

. yatýrýmý bölmek ve küçük ekipleri bir bloktan diðerine kaydýrarak onlara sürekli iþ verebilmek gibi.. Planlamada bahçeli evi dýþlamak ve sonradan programa almak yanlýþ bir yaklaþýmdý. Gecekondu Önleme bölgeleri adýndaki program dahi büyük ölçüde orta gelir gruplarýna yaradý. herbirinin gerçekleþmesi baðýmsýz olacak birimler haline getirildiler.. 184 . pazarlama ve üretimde. örneðin gecekondu düzeyinde konutlarda oturanlar için. Projelendirme. uygulama ölçülerini küçük tutarak zamanlamanýn deðiþen gerçekleri karþýlamasýný saðlamak gerekirdi. Uygulamada bu büyük yapýlar. bahçeli ev . 10 hektarlýk bölümler halinde geliþtirmek gerekirdi. 1930'larda yeni kurulan kamu fabrikalarýnda ve maden ocaklarýnda yapýlan iþçi evlerinden sonra gereksinme arttýkça sorundan daha çok uzaklaþýldý sanki. "1940'larda Emlak Bankasý kredileriyle baþlayan krediler ve gerçekleþtirilen yerleþimler hep orta gelir guruplara dönük oldu. Doðal üst gelir guruplarýnýn her konuda sorunlarýna bir yanýt bulunur. 60.. Sanki bu iþleri yürütenler kendi düzeylerini korudular. pazarlama ve inþaatý yineleme yoluyla kolaylaþtýrmak piyasamýza daha uygun bir yaklaþýmdý. kendileri ve eþ / dost yararlandý veya ancak bu kesim geri ödeme olanaðýna sahipti.. Örneðin.. Belki 100 hektara.. Bunlar arasýnda bir büyük ortaklýðý planlamayý düþünmüyorlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I iþlevsel yorum tipi çeþitleme ve tasarýmlarý baþarýlý oldu. villalar ve yüksek bloklar gruplayarak uygulama yapýyorlar. 1/1000 veya 1/500 yönlendirici planlara ihtiyaç var. her blok doldukça yeni blok inþaatýna baþlamak...000m2 bir yapýnýn projesi yerine 6000m2 nin projesini yaparak on kez yinelemek gibi. Bir diðer yanlýþ varsayým ise projedeki az orandaki yüksek bloklarýn çevre oluþturacak bir þekilde toplu ve bir bütün oluþturacak nitelikte ele alýnmamasýdýr... Þimdi topluca konut üreten kuruluþlar.. Proje... ülkenin koþullarýna uygun bu yaklaþýmý önceden kavrayamadýk. Bunu planlamak ve projelendirmek belki 100 hektar bir alaný. Toplu Konut Çalýþmalarýnda Gelinen Nokta "Alt gelir gruplarýnýn. yönlendirici bir plan yaparak bütünlüðü saðlamak. 300 yerine 30 daireyi pazarlamak.

Sanýrým. 1960'larda DPT. özgür ve bütün olarak tasarlanmýþ tek projedir. 185 . Eðrisi ve Doðrusu ile OR-AN Piyasa koþullarýna aykýrý olduðu için saptýrýlmýþ bir uygulama olsa da Cumhuriyet döneminde özel.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Afet bölgeleri.. konut konusuna sahip çýkmak istedi gibi oldu. birikim içinde yararlý bir deneyimdir. Ne yapýp yapýp toplumun bu temel sorunlarý.. hangi konuda iki yakasý bir araya geldi? Ama ben bu eksikliði mimar ve mühendislerin baþarýsýzlýðý sayarým. konut. Ama konu Devlet politikasý olamadý. saðlýk ve eðitim 80 yýlda bir çizgiye getirilmeliydi. tümü hedeflenmiþ plan ve projeleri olsa da Türkiye gerçekleriyle çeliþen isteklerle yönlendirilmiþ olduðu için hedefine varamamýþtýr. Bölgesine adýný verdiðine göre bir saygýnlýðý vardýr. özellikle mimari olarak ilkelliði akýl almaz niteliktedir. Türkiyenin. Ülkemiz için çok daha baþarýlý yerleþim projeleri ve uygulamalarý olmasý dileðiyle!. depremlerde yýkýlanlar yerine yapýlan konutlarýn genelde ilkelliði. kapsamlý olarak ele alýnmýþ.. Bilinçli olarak ve peþinen her türlü etkiye açýk ve bir istek taþýmayan planý ve projeleri olan bir giriþim deðildir.. OR-AN yerleþimi.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 186 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

CUMHURÝYETÝN ÝLK DÖNEMLERÝNDE YÜKSEK MÜHENDÝS MEKTEBÝ VE DÖKÜMCÜLÜK ANILARIM*

Burhan OÐUZ

*Bu yazý Burhan Oðuz'un "Yaþadýklarým-Dinlediklerim" isimli aný kitabýndan derlenmiþtir.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Benim zamanýmýn Yüksek Mühendis Mektebi’nin tüzüðü bugün için ilginç olabilir. Mektep altý yýllýktý. Ýlk üç yýlý "Müþterek", son üç yýlý da "Ýhtisas" yýllarýydý. Ýlk üç yýlda çok saðlam bir matematik kültürü aldýk, namlý hocalardan: Hamit (Dilgan) Hoca, Ali Yar Bey, Kerim (Erim) Bey, Ratip (Berker) Hoca, Müderris Muavini Nüshet (Gökdoðan) Haným. Bahriyeden yetiþme Salih Murat Bey, klasik fizik okuturdu. Kimya Hocamýz Nurettin Münþi Bey ise ayrý bir tipti. Giritli idi ve Türkçe'yi ora þivesiyle konuþurdu. Doðru dürüst Rumca bildiði de þüpheliydi. Fransa'da okumuþ, Fransýzca bilmezdi. Karýsý Almandý, Almanca bilmezdi. Kýsa boylu, týknaz, sürekli terleyen ve tütün çiðneyen, öðleden sonralarý yarý sarhoþ bir adamdý. Bildiði tahlil kimyasýydý, gümrüklerde lazým olan türden. Bize anion, kation araþtýrýrdý. Modern kimyadan haberi yoktu. Anlatmýþtý: Her tür malzemenin eþantiyonu bulunurmuþ. Þüphelendiðinde mikroskop altýna beraber sürülür, getirilen kýrmýzý tozun gerçek biber mi yoksa kiremit tozu mu olduðu derhal saptanýrmýþ. Çeþitli kürklerin kýl kesitleri varmýþ. "Bir gün baktým, domuz kili, týpký kaynanamýnki gibiydi" diye latife etmiþti. Sorularla sýkýþtýrdýðýmýzda "Çok sorma, sonra atarim" (yani "uydururum") derdi. Nekre bir adamdý. Hamit Hoca, Nurettin Bey ve Onnik Bey, bir üçlü idiler, beraber meyhaneye giderlerdi. Meclisleri pek hoþ olurdu; kahkahadan geçilmezdi. Onnik Bey Mühendishane'nin emektarý idi. Anlatýldýðýna göre mütarekede Ýngilizler bütün eþyalarý sokaða atmýþlar. Mukavemet hocamýz Fikri Santur Beyle ikisi, sabahlara kadar bunlarýn baþýnda nöbet tutarlarmýþ, fisebillah. Çok güzel bas bariton sesi vardý, opera aryalarý söylerdi. Yine kimya, özellikle þimi-fizik (Fiziksel Kimya) okutan Ýlhami Cývaoðlu hocamýz vardý. Çok bilgili bir hoca idi. Modern fizik ve kimyaya bilhakken vakýftý (ama huyunu suyunu fazlaca övmeyeceðim). Notlar yirmi üzerinden verilirdi. Geçme notu sekizdi. Ama; her dersin, önemine göre bir "üssü mizan"ý yani onunla çarpýldýðý bir katsayýsý vardý, beþ ile on arasýnda (devam notununki ondu) . Notlar bunlarla çarpýlýr ve toplanýrdý. Çýkan yekün ders sayýsýna bölünür, eðer sonuç on üçten aþaðý ise bütün derslerden, çok iyi not aldýklarýmýz dahil, 188

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kalýnýrdý. Sýnavlarla iki dersten kalýnýrsa, bütün dersler sil baþtan olurdu. Bir devrede iki kez kalan mektepten atýlýrdý. Bunlar Yýldýz'a gidip oradan mezun olurlardý. Yani mektep en çok sekiz yýlda bitirilebilirdi. Burada mutlak bir disiplin hüküm sürerdi. Dersler birer saat olup on beþ dakika ara verilirdi. Hoca, saniyesinde derse girer, herkes ayaða kalkar, sýnýf mümessili hemen yoklama yapardý. Bu iþ bir iki dakika sürerdi. Müdür Suphi Bey sabah saat dokuzda yani derslerin baþladýðý saatte dýþ kapýyý kilitletir, geç kalanlarý aldýrtmazdý. Bunlar üç ders "namevcut" yazýlýrdý ki bu çok önemliydi, þöyle ki devam notu genel ortalamaya büyük destek olurdu. Ama kapýcý Kamber Aða "Bahçe" rakýsý içerdi. "Özel teþebbüs" kendini göstermiþ, arkadaþýmýz Vedat Öztaþ "Ajans Jim Barnett"i kurmuþtu. Sermayesi bir halatla bir ip merdivendi. Ýniþ çýkýþ beþ kuruþtu. Bunlar, üçüncü kattan sarkýtýlýrdý (alt kat pencereleri sabit demir parmaklýklý idi). Kapýlar akþam beþte açýlýrdý. Laboratuarda iþini erken bitirenler çýkýp gidemezlerdi. Ama Kamber Aða "Bahçe" rakýsý içerdi… Yatýlýlar gece sekizde dönmek zorundaydýlar, aksi halde sokakta kalýrlardý. "Ajans"a müracaat edilirdi. Yemekten sonra kaçanlar ip merdivenle iner, tebeþirle bir çizgi çekerdi duvara. Her dönen bu çizgiyi artý iþareti þekline sokar, son gelen merdiveni toplardý. Sýnýflarýmýz genelde Boðaz'a bakardý. Bir sabah, topografya dersinde iken Dolmabahçe Sarayý'nýn bayraðýnýn aðýr aðýr yarýya indiðini gördük. Haber bütün mektebe yayýldý. Heyecanýmýzý tarif edemem. Suphi Bey yine kapýlarý kilitletti. Sýnýflarý dolaþýp "Efendiler, matem matemdir, ders derstir" diye bizi tutmaya çalýþýyordu. Ama kim dinler? Ýnce bir radyo anten desant teline tutunarak üçüncü kattan aþaðýya indiðimizi hatýrlýyorum. Saray'ýn kapýsýna vardýk. Nöbetçiler, aðlayarak, Atatürk'ün vefatýný doðruladýlar, ama nezaketle bizleri geri çevirdiler. Bir de ilginç bir idare memurumuz vardý, Arnavut Þevki Bey. Zayýf, uzunca boylu bir zattý. Jandarma yüzbaþýsý imiþ. Dersim'de bulunmuþ. Ortalýðý öyle idare etmiþmiþ ki onun mýntýkasýnda “çýt” çýkmazmýþmýþ. Gerçekten o hem talebeyi, hem Müdür Suphi Bey'i "idare" ederdi. "Plaðina göre dans ederim" derdi. O zamanlar, ulaþtýrma vasýtalarýnýn pasolarý vapur için ayrý, tramvay için ayrý ve sadece ev ile mektebin bulunduðu semtlerin duraklarý arasýnda geçerliydi. Pasolarý Þevki Bey 189

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I hazýrlardý. Ben Tarabya'da oturuyordum, benim vapur pasom "Trabya ile Küprü" arasý içindi... Derken mektep Nafýa'dan alýnýp Maarife baðlandý; adý da "Yüksek Mühendis Okulu" oldu. Müdür olarak Osman Tevfik (Taylan) Bey, muavini olarak da aile dostumuz ve benim kültür hayatýmda son derece etkili olmuþ olan Fahri Bekiroðlu Bey atandýlar. Her ikisi de Almanya'dan mezun makina mühendisi idiler. Ama bize demiryolu dersini veren Osman Tevfik Bey'in cehaleti dillere destandý. "Stratosfere gidilemez, hava olmadýðý için itilecek bir vasat yok" derdi. Yani adam, fiziðin temel "etki-tepki" kaidesinden bihaberdi. Fahri Bey Sümerbank'a intisap etmiþ, dokuma fabrikalarýnýn kuruluþu sýralarýnda kalabalýk bir usta kafilesiyle birlikte Rusya'ya gitmiþ. Kurulacak Nazilli ve sair bez fabrikalarýnýn makinelerinin imalâtýný takip etmiþler, iþletilmesini öðrenmiþler. Ruslar, kendi fabrikalarýnýn birini bunlara teslim etmiþler, bunlar da onu bir süre iþletmiþler ve randýmaný da yüzde altý kadar artýrmýþlar. Fahri Bey orada ayrýca, Sovyetlerin halkýn top yekûn okutulmasý sorununu nasýl çözdüklerini tetkik etmiþ ve dönüþünde bunu bir rapor halinde Maarif vekiline (muhtemelen Hikmet Bayur Bey) sunmuþ. Arada bir de nasýl etki yaptýðýný sorarmýþ. Ancak bir gün vekil ona "Israr etmeyin Fahri Bey, mareþal katiyetle top yekûn okutulmanýn aleyhinde" demiþ. Çok iyi Almanca ve Fransýzca bilir, saðlam bir Osmanlý kültürüne sahipti. Çok okurdu ve inanmýþ, dengeli bir solcu idi. Bana "Kupkuru bir mühendis olmanýn hiçbir deðeri yok. Çok okuyup dünyanýn gerçeklerini iyice öðrenmelisin" derdi ve bana sürekli kitap verirdi. Maalesef 1942 sonunda onu, bir safra kesesi ameliyatý sonucunda genç sayýlacak yaþýnda kaybettik. Sanki babam ölmüþtü... Ýlk "Müþterek" devreyi bitirip iþ meslek seçimine gelince bütün eþ dost, hýsým akraba, "Sakýn Elektro-Mekanik'e gitme, Türkiye'de iþsiz kalýrsýn; inþaat mühendisi ol, müteahhitlik "edersin" öðüdünü ýsrarla veriyordu. Ben kimseyi dinlemedim ve Elektro-Mekanik'e girdim. Ülkenin kurtuluþunu sanayide görüyor, bunun öncülüðünü yapma hayalini kuruyordum. Bizim þube, mektebin en zor þubesiydi. Bugün elektrik ve makina fakültelerinde okutulan bütün dersleri okuyor, yaptýrýlan projeleri yapý190

Su. koca Türkiye'nin tek Yüksek Mühendis mektebi. yani zayýf akým elektrik mühendisliði þubeleri. 117 kuruþ yevmiye alýyordum. Kaðýzman'da bir ilâve trafo binasýnýn betonarme hesabýný yapmýþtým. gönüllü olarak 1938 yazýnda elektrik idaresine amele yazýldým. O zamanlar. bu yüzden ilk kez giriþ sýnavý uygulandý ve o gün bugün devam ediyor. Ben. Bir gün hayli komik bir olay oldu: Bir gece. Yapýlan ölçümler sonucunda arýzanýn tam genelevlerin bulunduðu Abanoz Sokaðý'nýn çýkýþýnda olduðu saptandý. bütün þubelere toplam 120 kiþi alýnacakken 170 kiþi müracaat etmiþti. Elektro-mekanik ve PTT. Taksim'de.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yorduk. Mektebin beþ þubesi vardý: Yol. Ýnþaat (Mühendis-Mimar çýkaran). Son sýnýftan beþ kiþi mezun olduk! Yani. hidroelektrik santral inþasýyla ilgili olarak hidrolik dersini su mühendisleriyle birlikte okuduk. Girdiðimiz 1936 yýlýna kadar lisede Olgunluk Ýmtihaný'ný veren herkes kaydýný yaptýrýp girerdi. bunun arkasýnda da trafo merkezleri ve trafo tamir atölyeleri vardý. Keza. Harp dolayýsýyla (1939) biri Almanya'dan (Prof. bellerine kadar çýplak olarak pencerelere çýkýp "mühendis. Ben þahsen bunlarýn çok faydasýný gördüm. Muhtasar betonarme ve topografya bile okuttular bize. Çadýr kurulup tranþe açýldý. O yýl. biri de Polonya'dan iki arkadaþ bize katýldý. 1956'da Kayseri'de topograf bulunamadýðýndan Erkilet-Kayseri enerji nakil hattý güzergâhýnýn nivelmanýný. Dördüncü sýnýfa on bir kiþi geçtik. Yaz aylarýnda olduðundan genelev kadýnlarý. Bayýndýrlýk Müdürlüðü’nden ödünç aldýðým bir nivo ile yapmak zorunda kalmýþtým. Önemli arýza olduðundan baþta ÝETT Umum Müdürü Hulki Bey (sonradan bizim ýsýtma ve havalandýrma hocamýz) olmak üzere elektrik dairesinin bütün þefleri orada idi. yine ayný yýllarda. þimdiki AKM'nin bulunduðu yerde ÝETT Umum Müdürlük lojmaný. Ýskender Humbaracý). Fazladan. Kamyonlara bindirilip sokaklara kablo döþemeye götürülüyorduk. büyük bir arýza nedeniyle bütün Beyoðlu karanlýkta kaldý. Bu 191 . makina mühendisi ve elektrik mühendisi olarak beþ mezun vermiþti. Bir süre orada çalýþtýktan sonra þebekeye çýktým. zorunlu staj diye bir þey yoktu. gelsene!" diye baðýrýyorlardý.

Bunlardan Faruk Özerengin. hep o sanayi aþkýyla. Döküm hakkýnda hiçbir bilgim yoktu. ne eðe tutan ne kalemle kesilen saf sementitten (beyaz dökme demir) ibaretti. keyiften aðzý kulaklarýna varýyordu. kese kâðýdý ile içine attým. bakýrýnki de mermi çemberinden elde edilenlerdi). Paþa. malý tümden bozdu. Ýlk ikisi. Ben önce. Paþa'ya askeriyeden 200 ton 93 Rus Harbi'nden kalma gülle vermiþler. Bir potayý ölçüp belli bir yerine kadar doldurduðumda 250 kilo olacak þekilde iþaretledim. kilosu 20 paradan (1/2 kuruþtan). Sadece ustabaþý (Panayot Usta) ile ben kalmýþtýk dökümhanede. mal daha ocaðýn aðzýndan akarken adetâ hamurlaþan cam gibi sert. Ben. Bunun için de ferrosilisyum gerekliydi ki bulunmuyordu. arkadaþlarýmýn Sular Ýdaresi'nden aldýklarý paranýn da yarýsýyla Nuri Paþa'nýn Sütlüce fabrikasýnýn dökümhane þefliðine baþladým. Potayý doldurduk. Þöyle ki. Yapýlacak þey. Günlük mesaide piyade havan mermileri döküyorduk. böyle geçmiþ bir öðrencilikten sonra 1942 Haziran ayýnda mezun oldum. uzaktan ne yaptýðýmýza merakla bakýyordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I davet herkesi güldürüyordu. Ýskender Humbaracý ve Necip Demirci. O ise ki fazla erken sevinmiþti: yaptýðým ilk deneme alabildiðine olumsuz sonuç vermiþti.yani kýr döküme dönüþtürmekti. Okuduðum kitaplardan. bunlarý grafitleþtirmek . aldýklarý maaþ yetmediðinden Yýldýz Teknikum'unda hocalýk da yaptýlar ve buna yýllarca devam ettiler. ama kýsa sürede iþe hâkim oldum. O harp zamanlarýnýn pik demirini sadece Karabük saðlýyor ve kilosu fabrikaya 18 kuruþa mal oluyordu. Kýsaca. Geceleri elime bu konularda ne geçirdiysem okuyordum. giyinmiþ halde. bakýrla alimünyumun da grafitleþtirici etkisi olduðunu öðrendim. ama herkes bir üstünden utanýyordu. Arkasýndan alüminyumu atacak oldum ki müthiþ 192 . Birkaç iþçi de. sonradan Kâzým Karabekir Paþa'nýn bir kýzýyla evlendi). Sadece Hulki Bey olaya duyarsýz kalýyordu. Deney. Bunlarý Karabük pikine azar azar yedirerek kullanmayý denedim. Derken bir kanunla birdenbire profesör unvanýna sahip oldular (Faruk. Panayot kremarla karýþtýrýyordu. Ýstanbul Sular Ýdaresi'ne girdiler. tartmýþ olduðum bakýrý. Zeytinburnu'na telefon ederek bunlarýn talaþlarýndan üçer kilo istedim (alüminyum talaþlarý matra imalinden. paydostan hemen sonra baþlayacak gibi küçük ocaðý ateþlettim.

yanlýþlýkla. Koca dökümhaneyi yoðun bir sis kaplamýþtý. "O talaþlardan kaldý mý?" diye sordu. havalara fýrlamakla yetinmiþti. Baþmühendisim Cemal Rýfat (Berk) Bey beni bu halde görünce þaþýrdý. üstüne bir halka kaynattýrdým. Bir tanesini çakmaðýna tutmasýyla maytap gibi parladý. erimiþ demir havalara kalkýp þemsiye gibi etrafa yayýldý. halkadan geçen bir demir çubuðunun iki ucundan tuttuðumuz kapakla birlikte potaya kapattýk. Kalmýþtý. Bir büyük yanma tehlikesi atlatmýþtým. Ayný þekilde. "Olmaz. Bu deneyi yenilemeyi aklýma koydum ve Zeytinburnu'ndan elektron-metal talaþý getirttim. sis daðýldý. Haliç'e bakan kapýlarý da açtýrdým. Ýlgi ile dinledi ve bunun pekâlâ bir doktora konusu olabileceðini söyleyerek çalýþmalara baþlama önerisinde bulundu. Elektron-metal. Zeytinburnu'ndan. Çatý uçtu sanmýþtým. talaþla iþlenebilir hale geldiðini iyice saptadým. Ertesi sabah fabrikaya geldiðimde ilk iþim yerlere daðýlmýþ döküm parçalarýný toplatmak oldu. Kendime gelince "kimseye bir þey oldu mu?" diye baðýrdým. metali kesti. Dýþ görünüþ itibariyle alüminyumla elektron-metal birbirlerine çok benziyorlardý. Ben de biliyordum yapmayacaðýný ama yapmýþtý. ben kendimi maça kurutma fýrýnýnýn içine attým. Korkudan sapsarý olmuþum. paydostan sonra potayý doldurttum ve kapaðýn altýna astýðým elektron-metal kesesini. eksotermik (ýsý üretici) bir reaksiyon yaptýðýndan. Yeri kar yaðmýþ gibi ince bir beyaz oksit tabakasý kaplamýþtý. Ve hayret! Matkap.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bir patlama oldu. Meðer. Bunlarý kýrdýðýmda. Mühendis Mektebi'ne gidip Ýlhami Cývaoðlu hocayý buldum. Panayot ocaðýn arkasýna saklandý. madenin dökülebilirliðini belirgin þekilde artýrmýþtý. Muntazam kütükler döktürdüm ve ertesi sabah yine muayene ettiðimde bu siyah benekli metalin. Cemal Rýfat Bey yanan talaþý elinden attý. 193 . magnezyum esaslý elektron-metal talaþlarýný göndermiþler. Olayý anlattým. Ýçerde kýyamet koptu ve sonra duruldu. alüminyum bunu yapmaz" dedi. Maden. Potaya kalýn saçtan bir kapak kestirttim. Ýdare binasýna çýktým. çelik gibi beyaz bir kesitte daðýlmýþ siyah noktalar gördüm. yangýn bombasý imalinde kullanýlan. Potaya hiçbir þey olmamýþtý. Olmamýþtý.

benim kapalý kapta magnezyumu karýþtýrma prensibimin ayný olmasýdýr. Ýþin bir ilginç yaný da. Aradan on. ama talihsizliðim bu ülkeli olmamdaydý. Bu arkadaþlar. Azap Kapý'ya yakýn Dapey Biraderler. bunun elde edilme yönteminin. Yani ben bunu bulmuþtum. doçentlerin hiçbirinin doktorasý yoktu.. O. on iki yýl geçecek ve Batý'da ilk "küresel grafitli dökme demir-spheroguss" patenti alýnacaktý. dökme demir dökümcülüðü büyük ölçüde Ýtalyanlar’ýn elindeydi. Ýstanbul'da. Vehbi Koç'a ait olduðu söylenen. Yanýnda.. Biz referans oluruz. doktor olmadýðý için sana doktora yaptýramaz. Kalafat yerinde Corci Manfredi bunlardandý. Devlet'in çeþitli organlarýnýn açtýklarý sýnavlara girerek Avrupa'ya. Pay Mahalli (kesilecek hayvanlarýn alýnýp satýldýðý yer) ve Þakir Zümre soba ve bazý bombalarýn imal edildiði fabrikaya varmadan ortada bir yerde idi. Çekiç 194 . fizik laboratuarýnýn bir köþesinde çalýþmama da izin vermediler. Nuri Paþa'nýn fabrikasý Sütlüce mezbahasýnýn ötesinde. Kalafat yerinde bunlarýn en ünlüsü Haykasar Usta idi. Bunlar. Yani bu çalýþma böylece kaldý.. güverteleri kalafatlanýrdý. siz gelin bana doktora verin!" diye çýkýp gittim. alüminyum dökümcüleri çoðunlukla Ermeni idiler.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Daha ilk sýnýflarda iken bazý arkadaþlarýmýz. Onlar. Buna karþýlýk demir dýþý metal. Ama ustalar genellikle Rumdu .. Küçükleri musluk dökerdi. "Güftara (söze) gelip söyleseler cehl-i mürekkep. boyalarý tazelenir. bugün bile. Ben de "Hadi oradan.. Kurtuluþta Karlotti Biraderler. doktora tezlerini profesörlerine kabul ettirip yurda dönmüþlerdi. yaþamý ve bu arada üniversite yaþamýný zeminliklere indirmiþti. "doktor" sýfatlarýyla küçük daðlarý yaratýyorlardý. coreferent olabilir. herkesin can derdine düþtüðü bir ortamda."." demiþlerdi. Her geçen gün daha aðýr bombardýmanlar. olsa olsa. O zamana kadar. çoðunlukla Almanya'ya gitmiþlerdi.. bunca deðerli hoca. Ýþte bu "bombardýman" doktorlarýndan Orhan Iþýk'la Necdet Tükel benim karþýma dikilip "Ýlhami Bey. Perþembe pazarýndan Unkapaný köprüsüne kadar olan yerde küçük gemiler çekilir. pirinç. çalýþmayan bir dikiþli boru fabrikasý vardý. her gün daha zor günler birbirini izler olmuþtu. 1942'den sonra bu ülkenin harp talihi dönmüþ.

Yukarda adlarýný verdiðim Ýtalyanlar. Belediye Mecari Þubesi (Kanalizasyon Þubesi)'nin sokak yaðmur suyu ve pis su rögarlarýný (ýzgaralarýný) tekellerinde tutuyorlardý. bir küçük kamyonun zor sýðacaðý geniþlikteki sokaklar üzerinde küçük küçük atölye ve dökümhaneler sýralanmýþtý. Bunlar çoðunlukla Tophane "þarapçý" serserileri idi ve bellerinde bir çekiç bulunurdu. Yer darlýðýndan bunlar kapýnýn dýþýna atýlýrdý. Nuri Paþa fabrikalarýnda öðreneceðimi öðrenmiþtim. 1943 sonlarýnda istifa ettim (20.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gürültüsünden geçilmezdi.1943) ve Tarabya'daki köþkün satýþýndan. Þimdi bu semt. Tabiî bazýlarý delikti ve yaðmur yaðdýðýnda bizim kalýplar berbat oluyordu. Civarda atýlmýþ katran varillerini çok küçük bir paraya alýp dama serdim. Doðru dürüst bir çatý yapmaya param yetmiyordu. Menderes buralarý yýktý. bekçiyi kollarlar. orada tornacýlýk yapýyordum. Yemenciler…. Gece. sýralanýrdý. ipçiler. Kalafatyeri'nin bazý sokaklarýnda da yelkenciler. 195 . Ben de. Bu yüzden de bir hýrsýz türü türemiþti: "Kýrdý kaçtý"lar. þöyle ki. adam öbür sokaða gittiðinde gözlerine kestirdikleri parçalarý çekiçle kýrýp taþýyabildikleri kadarýný götürürlerdi. kaynak tekniði yaygýnlaþmamýþ olduðundan gemiler perçinli idi. yangýndan sadece dört duvarý kalmýþ bir binayý kiraladým. Kalafatyeri'nde ölmüþ bir tornacýnýn dul eþinden adamýn dükkanýný kiralamýþ. Hasköy'de dökümcülüðün yanýnda. kürekçiler. Sabahleyin de bunlarý hurdacýlara satýp aldýklarý para ile þarap içerlerdi. geri kalanýný da Dalan temizledi. Artýk bu denli az paraya bu rutini (ve de Paþa'yý) çekmenin anlamý kalmamýþtý.. Bir de Azap kapý tersanesinin kompresör çekici gürültüleri buna eklenirdi. özellikle Karlotti Biraderler'le Manfredi. Ama çaresiz. Bu semtin adý Kalafatyeri idi. borçlar ödendikten sonra kalan çok cüzî bir meblaða el koydum ve Karaköy meydanýnda rýhtýma çýkan ara sokaðýn köþesinde sarraflýk yapan bir Yahudi'den Hasköy'de. ocak ýzgaralarý gibi þeyler dökülürdü.08. benim de olduðum gibi. Kalafatyeri'nde. Haliç kýyýsýnda bir park halinde. Üst üste konmuþ iki üç varilin içi þamotla sývanarak ve bir vantilatör ilâvesiyle meydana getirilmiþ döküm ocaðý (sözüm ona Kupol ocaðý) ile küçük parçalar. kavaflar. soba aksamý. Oralarda çalýþanlarýn çoðu bu yüzden saðýrdý.

Öbürleri. Maliyeciler kontrole geldiklerinde iþçilerim arka kapýdan çil yavrusu gibi daðýlýrlardý). Her ihalede peþime takýlýp benimle anlaþma arar hale gelmiþlerdi. Nasýl olsa Türkler bu iþi yapamaz. devam ederiz diyerek). Bizim bu güçlü rakiplere göre bir baþka avantajýmýz da vardý: Fatura üzerinden %15 muamele vergisinden baðýþýklýk. yol ve dükkân sorarlardý. çok daha ucuza çalýþarak kanalizasyon piyasasýndan sildim. Baþ baþa vererek kendi olanaklarýmýzla bu dökümü gerçekleþtirebilecek bir yöntem meydana getirdik. Sýnýrlý olan Karabük piki ve metalurji koku dökümcüler kooperatifi eliyle kapasiteye göre daðýtýlýrdý. 196 .. Ýlk zamanlar ustabaþý tutacak param yoktu ve bu iþi kendim üstlenmiþtim. Bunun dýþýnda kupol ocaðýmý ve vantilatörümü kendim projelendirmiþtim ve yüksek randýman elde etmiþtim. Buna karþýlýk þoförlerin böyle bir sýkýntýlarý yoklu. Daha sonralarý Sütlüce'nin ustabaþýsý Panayot'u çekip aldým.5 beygirdi. kolektör silicilerini projelendirip imal edecektim (harpten hemen önce bu iþi Alman Hochtief Þirketi üstlenmiþ.. pik miktarýnýn %1418'i arasýnda kömür kullanýrken benim ocak %11 ile yetiniyordu. savaþtýktan sonra gelir. Bütün bunlarýn dýþýnda büyük kârlara alýþmýþ Ýtalyanlarý. Savaþ dolayýsýyla karartma vardý. gitmek zorunda kalýnca bütün projeleri de beraberinde götürmüþ. O zamanlar ne otobüs. Sadece Haliç vapurlarý vardý ve bunlar da akþam erken saatlerde paydos ediyorlardý. Potanýn bir ucunu ben taþýyordum. maliyete yansýyordu. Ellerindeki adresi gösterir. Bu keyfiyet. ama plâkasý iki beygir gösteriyordu. motorla uðraþýyorlardý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bunlarýn kalýplanmasý ve dökümü oldukça zor olup geniþ olanaklarý gerektiriyordu ki küçük dökümhaneler bu iþlere giriþemiyordu. Bunlar at arabalarýyla Hasköy'e taþýnýrdý. Bir akþam bizim döküm geç kaldý. Daha sonraki yýllarda Ankara kanalizasyonunun 1. Beþ iþçiden fazlasýný kullanan ve müesses motor gücü iki beygiri aþan iþyerleri bu vergiye tabî idiler ki Ýtalyanlar bunu ödüyorlardý (benim vantilatör motorum 4. Çok miktarda alýnýrsa kamyon tutulurdu. Arabacýlarýn hiçbiri okuma bilmezdi. ne de dolmuþ çalýþýrdý oralara. kýsým ihalesinin tüm dökümlerini alacaktým ve çeþitli vana. Ne de olsa atla deðil.

Bitten geçilmiyormuþ. eþi ve kýz kardeþi Tua ile yemeðe geleceklerdi (Tua ile evlenmem bahis konusuydu). Dökümhanede benim için yýkanma imkâný olmadýðýndan iþ elbiseleri ile ve akþamlarý el yüz siyah olarak gidip geliyordum. alacaðýn on kâðýt. fazla baðýrýrsan on bir olmayacak!" diye adamý susturmuþtu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bacadan normal olarak alevler çýkýyordu. tamamen tenha olan Okmeydaný mezarlýðýndan Hasköy'e iniyor. Bir ara. Bir akþam. Eve gelip yýkanýp dökündüm. Tünel civarýndaki evimden yaya gidip geliyordum.da. akþam da bu yolu ters yönde kat ediyordum. 197 . Þiþhane'den Kasýmpaþa'ya. Hasköy Caddesi 81 no. Aynalýkavak Karakolu komiseri baðýrýp duruyordu. dökümhanemin önünde (1943) Çoðu kez. ama iþin baþka yolu yoktu. Benim Hasköy'deki adamým Süleyman (Tanyýldýz) Usta "Çok baðýrma. Annem doðal olarak çok endiþeleniyordu. Ýstanbul'da kolera baþ gösterdi. dostum olan Finlandiya Baþkonsolosu Berthel Weckman. kolalý gömlek giydim. Beyazýt Kulesi yangýn alarmý vermiþ.

þöyle ki. simit. Beyoðlu Tünel meydanýnda. satýþý yasaktý. Ýyi anlaþmýþtýk ve burasý benim irtibat bürom olmuþtu. Anlaþýlan iþ elbiselerinden bulaþmýþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Sofrada yanýmda.. Sonunda bir gün 300 gr. üstünde benek bulunmayýþýndan hastalýklý olmadýðýný söyledi. Beni arayan oraya not býrakýrdý. meðer yakamda bir bit geziniyormuþ.. ithal mallarýnýn daðýtýmý için þimdi adýný unuttuðum bir teþekkülü vardý. uðradýðýmda bunu bana söylerlerdi. börek. Bu kiþi Nadir ve yakýn dostu. Birden beni dürttü. Ama benim bu hususta fazla sýkýntým yoktu. Bunun esas sahibi Yerasimos Evgenidis adlý bir Rum'du. Bunun baþýndaki kiþi. rahatladým. Akýllý. Ekmek karneye baðlanmýþtý ve her gün daha kýsýtlanýyordu. "Emülzer" markalý bir tecrit (yalýtým) maddesi imal edip satardý. Harp yýllarý. Vehbi Bey'in hemþerisi idi. Kamereddin Kanýçelebi oturuyordu. çalýþkan. bir gün de 150 grama kadar indi. Nadir'in parlak dönemleriydi. kimseye çaktýrmadan baktý. poðaça. Hasköy'de bir yaným Bahriye. Harp sýrasýnda ihtikar ve karaborsayý sözüm ona önlemek için bir "Milli Korunma Kanunu" çýkarýlmýþtý. Ama Varlýk Vergisi belini bükmüþ. Devlet'in. Ahmet Balcý da. çapkýnlýðý seven bir kiþiydi.. Ben buradan piyasada dönen dolaplarý öðrenirdim. Bu kanuna muhalefetten yakalananlar aðýr hapis cezalarýna çarptýrýlýyordu. Oraya Etibank'tan ayrýlmýþ bürokrat olan Necdet Merey'i müdür yapmýþtý. Un ve unlu madde. Doktor. yine aile dostu Dr. Ankaralý tüccar Ahmet Balcý'nýn arkadaþý idi. henüz önemli bir üretim yeteneði olmayan ülkemizde kimilerine de kolay ve bol paralar kazandýrmýþtý. o zaman Müzeyyen Senar Haným'ýn kocasý olan Ercüment Iþýl idi. Kumlu dam muþambasý. Perþembe Pazarýnda "Asfalt Evi" tabelalý bir dükkan vardý. Yüksek Kaldýrým'ýn köþesinde 198 . Hasköy'de haliyle telefon yoktu. þöyle ki. kahkahasý bol. bir yaným da Halýcýoðlu Topçu Kýþlasýydý. Nail Bey'in oðlu Nadir (aðabey) bu iþe ortak olmuþtu. ama yakalanýrlarsa… Ýþin asýl sahipleri ortada gözükmezdi...

pilâv ve zerde yapardý. Gelir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Sergiades Kitabevi vardý.. Müdavimlerden. Bunun hemen yanýnda Yüksek Kaldýrým'a bakan küçücük. 199 . Gecenin geç saatinde daðýlýrdýk." derdi. Barmen Serkis'in kokteylleri. Tepebaþý'ndaki Alp Oteli'nde oturan diþçi Leon Bey vardý. O denli meþhurdu ki millet kuyruk olur. Zengin. Ercüment Iþýl. "Bir yere kaybolmayasýn. Ahmet Balcý. "Bir ihtimal daha var. Adam burada patates köftesi. Kimileri Tokatlayan’da kalýrdý. Bu resmi gören yabancý dostlarým bunu “Germinal”e benzetiyordu. cam çerçeve kara kâðýtlarla örtülürdü. Gece. bir iki kiþi daha ve bazen de þöhreti þüpheli hanýmlar bulunurdu.. Adamýn patates köftesi. eþi Müzeyyen Haným.. dünya kataloglarýna geçmiþti. Orada birçok tanýdýk olurdu. Aleko (kemençeci) ile Hýrant (udî) gelecek. hamur iþini unuttururdu. ancak tek bir masanýn sýðabildiði bir dükkân vardý. Tabiî karartma da vardý. keyfine düþkün. o da ölmek mi dersin?" þarkýsýný o zaman ilk olarak ondan dinlemiþtim. Leon Bey. Bazý akþamlar Tokatlayan'a uðrardým. Tokatlayanýn arka tarafýnda bir salonda sofra kurulur. Nadir. nekre bir zattý. Ýlk iþçi kadrosu.. Müzeyyen Haným bir ara gider ve seansý bittikten sonra dönerdi. ÝETT idaresinin büyükleri buradan yemek getirtirlerdi.

bunlar akýl almaz cirolar yaparlar.. çoðunlukla Ermeni muslukçular yerlerini kaynakçýlara býraktý.) yükte çok hafif. bahis konusudur. pahada alabildiðine aðýr þeylerdir.. Ama binalarý çok harap. Yemeniciler Sokaðý'nda kendisiyle uzun yýllar çok iþ yaptýðým tornacý Hasan (Çelikoðlu) Usta vardý. Hiçbirinin çöp sepeti yoktur. Sadece "Hýrdavatçýlar çarþýsý" biraz düzgün bir veçhe arz eder ve buradaki dükkânlar az çok rahat boyutludur. hukuk" duvarýna çarpmýþtý ve Perþembe pazarý.). çünkü sattýklarý mallar (matkap ucu. kaldýrýmlarý eðri büðrüdür. küçük tezgâhlar vs. Vallahi kamu yararýna yýkým bahis konusu olduðunda hepsi ''hak hukuk" diye basar feryadý. Bedrettin Dalan gelmiþti. kýsmen bile olsa. bir iki tanesi müstesna (meselâ Viktor Bali müessesesi). freze býçaðý. yaratýcý Karadenizli bir dostumdu.. sonra da 1963-79 arasý burayla sýký temas halinde oldum. akýllý. ölçü âletleri vs. gözü pek. Ama bu noktadan öteye o dahi "hak. sosyal demokrat (?) Belediyenin gelip geçmiþ olmasýna raðmen. bunlarýn vekâletini alýp Belediye'nin karþýsýna dikilirler. Yer darlýðýndan bazý iri mallar (kaynak makinasi. Herhangi bir Belediye yasaðýný ihlâl etmekten çekinmez. gelir" derler ya. Bu. pis görünümlü. O sokaðýn köþesinde yine Karadenizli sýcak 200 . kaldýrýmýný düzeltmez. bunlarýn hakkýndan. Ýþim icabý 1950'ye kadar. Pres döküm tekniði yaygýnlaþtýðýndan (ECA vs. Bunu süpürüp kaldýrýmýn dibine sürerler (tabiî her geçen araba bunlarý peyderpey dükkâna iade eder).) kaldýrýma çýkarýlýr ve yayalarýn geçidini engellerler. Her türlü Belediye vergisine itiraz edip kazanç vergisi hususunda bilançolarda Ali Cengiz oyunu oynarlar. Burada. mert. Hani "dinsizin hakkýndan imansýz. o kötü görünümünü koruyor. Türk sanayinin kalbi burada atardý ve hâlâ da atýyor. Az çok herkesle tanýþýklýðým vardý. kýlavuz. küçük küçük dükkânlar sýralanýr. Hiçbirisi o çirkin görünüþlü binasýna bir badana vurdurmaz. büyük bir bedenî güce sahip.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Karaköy'den Unkapaný köprüsüne kadar uzanan ve "Perþembe Pazarý" adýyla anýlan Tersane Caddesi ayrý bir âlemdi ve günümüzde de böyle olmayý sürdürüyor. Yani her bakýmdan vatandaþýn hak ve hukukuna tecavüz.. Bu dükkânlarýn sahipleri isimsiz zenginlerdir. Perþembe Pazarý'nýn deniz tarafýndaki bütün bir semtini iþgal eden. Hukukun koruyucusu geçinen ünlü avukatlarýmýz. Onunla birçok önemli iþler yaptýk.

ne de nöbetçi teðmeni laf dinlemiþ. sefa sürdü. meramlarýný bile anlatmakta zorluk çektiler. Bunlardan biri de 1955'de Arpaçay Þantiyesi Þefi olan Yüksek Mühendis Mahiç Suman'dýr. Dakikalar onlara saat gibi geliyor. Finike'de hidro-elektrik santral. Birçok mühendisi de bu ikinci kýsma dahil etmek mümkün. ateþ karþýsýnda balyoz sallamýþlar. ellerini yüzlerini yýkayýp Arap Camii'nin bulunduðu sokaktaki meyhanelerin birinde soluðu alýrlardý.min imami. Nihayet hükümet Ýtalyanlarla bir anlaþmaya girdi ve 201 . Beni çok güldüren. Akþama kadar aç susuz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I demirciler vardý. Mahiç Suman Orhantepe'ye su getirmek için Maltepe civarýnda kaptaj etüdü yapýyormuþ. enerji nakil hattý ve kasabanýn þebekesini yapýyorduk. cisim. töre gereði oruçlu. Kimileri boþluklarý ve düzeni iyi kollayýp üretmeden. 2-4 m. mahal. Neticede Mahiç'i bir kurmay binbaþýnýn huzuruna çýkarmýþlar. Ne gediklisi. Bir uzun ve çok sýcak yaz günü Ramazan'ýnda bizim Karadeniz uþaklarý.. oturduðu yerden büyük paralar kazandý. çapýnda kalýn saclarý 12'þer kiloluk balyozlarla döve döve kazan aynasý vs. terledi. Baþlar yukarý kalkmýþ. Gerekli donaným. Hatta bazý mühendisler. Aralarýnda mýrýldanýyorlar: "Ha avradýný s…. yaparlardý. Daðda dolaþýrken askerler bunu casus diye yakalamýþlar. çýkmadi da!". üretti." Ýsim. kimileri ateþin karþýsýnda kavruldu. ama ayýp olmasýn diye içeri dalmak için imamýn þerefeye çýkmasýný bekliyorlar. Aðýzlarý kupkuru. gözler þerefede. Bu adamlar akþama kadar.. Adam iþi anlamýþ ve aþaðýdaki kaðýdý yazýp kendisine vermiþ: "Su mühendisine su aramak için vesika verilmiþtir. Akþam oldu mu. Ýþte böyle. döviz yokluðundan saðlanamýyordu. O koskocaman elleri hiç gözümün önünden gitmez. müddet filan yok. altýnda ateþin yandýðý. aklýma geldikçe hala güldüðüm bir baþka zor mühendislik vakasý da Finike'de geçmiþti. cefa çekti. ne iþ yaptýklarýný. Orucu meyhanede bozacaklar. ülke malýna sahip çýktý. meyhanenin kapýsýna arkalarýný dönmüþ olarak sýralanmýþ halde (o zamanlar minarelerde hoparlör yoktu).

memurun gazhanede olduðunu söylemiþ. Buradan da. Mühendis 'Ulan biz burada memleket iþi yapýyoruz. izolatör ve saireyi eliyle tek tek sayýyordu. Nihayet üçüncü gün birisi. bekçileri olan gazhaneye istifledi. ne de nikah memuru. yine Ýller Bankasý temsilcisinin huzurunda bize devredilecekti. çok namuslu ve vatansever bir kontrol mühendisiydi. gelin.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bu mallar o ülkeden geldi. Geç saate kadar bekleyip daðýlmýþlar. Adý geçen tesis için lüzumlu olanlar Ýller Bankasý tarafýndan Belediye'ye teslim edildi. teslim protokolunu hazýrlýyordu. Meðer muhasebeci. mühendis baðýrýyor. Hesabý da Belediye muhasebecisi tutuyor. iri yarý. mesafede. Bu sonuncusunun nerede olduðunu bilen de yok. Damat baðýrýyor. Temsilci. Burasý geniþ bir açýk saha idi. sen s…ni düþünüyorsun!' diyordu. Biz de seyrediyoruz. misafirler gelmiþler ki ne Belediye Reisi var (bir yerlere gitmiþti). kasabadan 1. karanfilini takmýþ. törenden hemen sonra memuru arabayla getirme vaadi alarak mühendisi yumuþattýk. Belediye de bunlarý. etrafý tel örgü ile çevrili. kontrol mühendisi ile yanyana iskemlelerde oturan memurun koluna yapýþýp sürüklemeye baþladý. Öbür koluna da mühendis yapýþtý ve bir çekiþtirmedir gidiyor. 202 . Adamýn biri de gün almýþ. Tartýnýn baþýna oturmuþ. Pürhiddet damat bir faytona atlayýp oraya geldi ve doðruca kantar baþýnda. gramýn kaçýrýlmamasýna dikkat ediyor. ayný zamanda Belediye'nin nikah memuru imiþ. damattan. Banka'nýn Bölge Müdürü'de olan. Ertesi günü yine ayný sahne. O zamanlar Mühendislik zor zanaattý.5-2 km. Araya girdik de.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I PTT ARLA ve TELETAÞ'IN ÖYKÜSÜ Dr. Fikret Yücel TTGV ve TESÝD Yönetim Kurulu Baþkaný .

Telefon yoðunluðunun düþüklüðü yanýnda baðlantýlarýn. gerekse transmisyon cihazlarý açýsýndan.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I GÝRÝÞ 1960'lý yýllarda Türkiyede PTT Genel Müdürlüðü tarafýndan kurulan ve çalýþtýrýlan haberleþme þebekesi nicelik ve nitelik açýsýndan yetersiz bir görünümdedir. Türkiye’nin bir türlü kurtulamadýðý dýþ ödemeler dengesini saðlamada karþýlaþtýðý güçlüklerden kaynaklanmaktadýr. Türkiyenin 1954 yýlýnda Nato'ya girmesi ile PTT Genel Müdürlüðü uzak mesafe baðlantýlarý için.Bu dönemde henüz hane baþýna bilgisayar sayýsý. ölçü aletlerinden yararlanarak bir ve üç kanallý kuranportör cihazlarý imal etmiþ ve ihtiyaç olan yerlerde iþletmeye vermiþlerdir. internete baðlý abone sayýsý gibi kavramlar mevcut deðildir. gerek transmisyon yollarý.cihazlarýn bakým ve iþletmesinden sorumlu mühendislerin deneyim kazanmalarýna yardýmcý olmuþtur. Öyle ki. kültürel ve siyasi alandaki öneminin kavranamamýþ olmasý yanýnda.7'lere yükselmiþ olmakla birlikte telefon bekleyenlerin sayýsý iþletmede olanlarý geçmiþ. bazý mühendisler yedek parçalardan.000'den ibarettir. bekleme süreleri on yýl ve daha yukarý seviyelere ulaþmýþ bulunmaktadýr.6-0. idari.özellikle uzak mesafe baðlantýlarýnýn.hatta 1940'lý yýllarda 0.2 seviyesindedir. Bu resme Türkiye’nin uzak mesafe baðlantýlarýnda kullanýlan cihazlar bakýmýndan bir sergi. sayýsal yetersizliði ve kötü kaliteleri de göze batmaktadýr. 1960'lý yýllara gelindiðinde telefon yoðunluðu 0. Nato altyapý yatýrýmlarýndan faydalanma 204 . O tarihlerde telefon yoðunluðu 1 (bir)'in altýnda. 1940 yýlýnda bütün Türkiyede iþletmede bulunan telefon sayýsý 40. bir çok sakýncasý yanýnda . Bu durum. Bu durum. Geçmiþte gerekli yatýrýmlarýn yapýlamamasýndan ileri gelen karþýlanamamýþ büyük bir istek stoðu ve iþletmede kötü kaliteli baðlantýlar þikayet konusudur. o tarihlerde telekomünikasyon yatýrýmlarýnda kullanýlan hemen her þey dýþardan temin edilmekte idi. bir müze görüntüsünde olduðu tespitini de eklemek gerekir. uzun seneler telekomünikasyonun ekonomik. Zira.

yani.özelikle 1965 ve sonrasý . telekomünikasyon hizmetleri.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I imkanýna. yeni çýplak havai hatlar inþaasýnda. Laboratuarýn o 205 . yeni bir kaynaða kavuþmuþtur. PTT Genel Müdürlüðü. O tarihlerde uzak mesafe baðlantýlarýnda çýplak havai devreler kullanýldýðý için bu kaynak. çýplak havai hatlarýn büyük ölçüde yerini alacak olan R/L sistemlerinin ilk defa Türkiyeye giriþi Nato alt yapý yatýrýmlarý sayesinde olmuþtur. Türkiye’de telekomünikasyon kablolarý imalatýnýn baþlamasý da bu yýllara rastlamaktadýr. daha kararlý bir yol olarak yerli üretimi saðlamak için muhtelif zamanlarda giriþimlerde bulunmuþsa da baþarýlý olamamýþtýr. önemli yýllardýr. Bu yýllar . telefon santrali ve telefon makinalarý ihtiyacýný karþýlamak üzere kullandýðý ve çeþitli sebeplerle sýk sýk geciken aksayan.Türkiye’de telekomünikasyon bakýmýndan. geliþtirerek üretimlerini ülkelerindeki sanayi kuruluþlarý arasýnda paylaþtýrýrlardý. Türkiyede de PTT Genel Müdürlüðü’nün böyle bir laboratuara sahip olmasý fikri 1955-1956 yýllarýnda gündeme gelmiþtir. 1960'lý yýllar . özel sektör kuruluþlarý ile iþbirliði halinde. hatta Türk sanayii bakýmýndan. Bu idarelerden bazýlarý sahip olduklarý ar-ge laboratuarlarýnda iletiþim aðlarýnda kullanacaklarý telekomünikasyon cihazlarýný. büyük ölçüde. aralarýnda ABD'nin de bulunduðu az sayýda ülke dýþýnda. tekel durumundaki idareler tarafýndan yerine getirilmektedir.mevcutlarýn iyileþtirilmesinde ve bunlar üzerinde çalýþan kuranportör cihazlarýnýn satýn alýnmasýnda kullanýlmýþtýr. PTT ARLA'NIN KURULMASI Dünyada Devletin yeni rolünün tartýþýlmaya ve yeni tanýmlar getirilmeye baþlandýðý 1970'li yýllara kadar.1967 yýlýnda.. PTT Genel Müdürlüðü ve o zamanki ismi ile Northern Telecom arasýnda kurulan Netaþ isimli ortaklýk bu amacý gerçekleþtirmek yolunda baþarýlý bir adým teþkil etmiþtir.Daha sonra.sanayileþmiþ ve geliþmiþ ülkelerde bilgisayar ve telekomünikasyonun birlikte kullanýlmasýnýn baþladýðý döneme rastlýyor. Bunlarýn görev ve yetkileri arasýnda bugünün düzenleyici kuruluþlarýnýn görev ve yetkileri de bulunmaktadýr. Türkiyedeki gibi. hatta iptal edilen uluslararasý ihaleler yolu yerine.

Zira. bu iþlem. O sýralarda Tahtakale’de mevcut telefon santrali binasý yanýnda inþa edilmekte olan yeni telefon santral binasýnda PTT ARLA'ya bir yer tahsis edilmesi kararlaþtýrýldý. PTT Fabrikasý kendisine dahi yeterli bulunmayan bir binada yer almýþ bulunuyordu. daha sonra da sözü edilen arazinin PTT'nin elinden çýkmasý. ilerde anlatýlacaðý gibi. kendi binasina taþýndýðý 1971 senesine kadar bu yerde faaliyetlerini sürdürdü. henüz kaba inþaatý bitmiþ olan santral binasýnýn bir köþesinde 60-65 metrekare büyüklüðünde yan yana üç oda hýzla barýnacak hale getirilerek PTT ARLA'nýn emrine verildi. nerede ise. Nihayet. 206 . Baþlangýçta. tamamýný almýþ ve PTT Araþtýrma Laboratuarý’nýn kurulmasý bu yýlýn aralýk ayýnda mümkün olmuþtur. Ancak hayata geçirilmesinde meydana gelen gecikmeler. O sýrada PTT ARLA'nýn kuruluþunu tamamlamak üzere üç kiþi çalýþýyor. tatlý ilk anýlarý teþkil etmiþtir. 1966 yýlý kýþý gayet sert geçmiþ ve geri kalan kýsmýnýn tamamen açýk ve inþaatýn devam etmekte olduðu binanýn bir köþesinde ilk çalýþmalarýný yapan PTT ARLA mensuplarýnýn bu arada ýsýnmak için verdikleri uðraþ acý. üzerinde bazý binalarýn ve anten direklerinin bulunduðu PTT'ye ait bir arazi üzerinde kurulmasý fikri aðýrlýk kazanmýþ bulunuyordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I tarihlerde Ankara Dýþkapý’da. Santral binasý tamamlandýktan sonra PTT ARLA'ya iþgal ettiði odalarýn bulunduðu katta toplam 600 metre karelik bir yer tahsis edildi. Gene de bu noktaya eriþmek 1965 yýlýnýn. destek hizmetler PTT Fabrikasý tarafýndan saðlanýyordu. Kýsa zamanda PTT ARLA kýsaltýlmýþ isminin kullanýlmasýna alýþýlan PTT Araþtýrma Laboratuarý’nýn faaliyet göstereceði mekan hususunda hiç bir hazýrlýk yapýlmamýþtý. 1965 yýlýnda konu tekrar ele alýndý ve vakit kazanmak üzere PTT Araþtýrma Laboratuarý’nýn o sýralarda Gülhane Parký’nýn cadde tarafýnda bulunan PTT Fabrikasý’na baðlý bir Müdür Yardýmcýlýðý yapýsýnda kurulmasýna karar verildi. PTT Genel Müdürlüðü bünyesinde bir yönetim kurulu kararý ile saðlanabiliyordu. konunun uzun süre gündemden kaldýrýlmasý sonucunu doðurmuþtur.

transmisyon sistemleri ve eriþim devreleri arasýnda dengeli bir þekilde yapýlmasý gerekmektedir. O günlerin Türkiye yan sanayi imkanlarý ile filtrenin içinde bulundurulacaðý ve havai hat direkleri üzerine yerleþtirilen kutunun dýþ etkenlerden zarar görmeyecek þekilde üretilmesi dahi çözülmesi gereken bir problem idi. Hat filtresinin hesaplanmasý bir devreler teorisi dersinin ev ödevi seviyesinde bir iþti. Bu filtreler havai hatlarda iþaret seviyesinin en yüksek olduðu noktalarda bulunduðu için bobinlerinin entermodülasyona sebep olmayacak. 207 . Bunlar arasýnda da uzak mesafa haberleþmesinin saðlanmasýnda büyük ekseriyetle kullanýlan çýplak havai devrelerle ilgili teçhizat ön sýraya alýndý. Bu sebeple PTT ARLA'nýn öncelikle transmisyon sistemleri üzerinde çalýþmasý esasý kabul edildi. O tarihlerde artýk Nato altyapý projeleri iyice azalmýþ ve PTT Genel Müdürlüðü’nün yatýrýmlarýnda bunlardan yararlanma olanaðý hemen hemen ortadan kalkmýþ bulunuyordu. Önemli olan. Transmisyon sistemleri ihtiyacýnýn milli bütçeden karþýlanmasý gerekiyordu. ÝLK ÜRÜN PTT ARLA'nýn yerleþme döneminde PTT Genel Müdürlüðü havai hatlar üzerinde kullanmak üzere bir miktar fizik filtresi satýn almak için bir ihale yapmýþ ve bu ihaleyi daha önce Türkiye’ye havai hat kuranportörleri. Bunun üzerine ihaleyi kazanmýþ olan firma fiyatýný 500 dolardan 225 dolara kadar indirdi. bu arada fizik filtreleri satmýþ olan bir firma kazanmýþdý. atmosferik deþarjlardan etkilenmiyecek þekilde yapýlmalarý gerekiyordu. PTT ARLA'nýn isteði üzerine ihale iptal edildi ve iþ PTT ARLA'ya verildi. Bu olayda PTT Genel Müdürlüðü’nün ve PTT ARLA 'nýn gösterdiði cesaret övülmeye deðerdir. havai hatlardan gelecek yýldýrým.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Üç odanýn ikisi bir ölçü laboratuarý halinde düzenlendi: Bunun için PTT Genel Müdürlüðü’nün bilhassa Nato projelerinden saðladýðý. Ýletiþim yatýrýmlarýnýn telefon santrali. bu filtrenin çalýþacaðý ortam ve koþullar göz önünde tutularak geliþtirilip imal edilmesi idi. kuranportör ve radyolink cihazlarýnýn bakým ve iþletmesinde kullanýlan ihtiyaç fazlasý ölçü aletleri kullanýldý.

PTT ARLA'nýn repertuarýnýn bir elemanýný teþkil etmiþtir. Denebilir ki . Bunlarýn ihtiyacýný karþýlamak üzere basit. Bu görev evvela 208 .Yarý iletken teknolojisindeki hýzlý geliþme ve sýk sýk yeni tertipler ortaya çýkmasý bitmiþ bazý tasarýmlarýn yenilenmesi gereðini ortaya çýkarýyordu.ucuz iki kanallý bir kuranportör sisteminin geliþtirilmesi konusu ele alýndý. özellikle kuranportör merkezlerinde çalýþan teknisyenlerin. Sözü edilen filtreler. diðerinin daha sonraki merkez için hizmet görmesi imkanýnýn da gerçekleþtirilmesi ön görülüyordu.bu ürünün PTT ARLA'ya olan güvenin tesisinde önemli bir rolü vardýr. PTT Genel Müdürlüðünde çalýþan personelin. Bu sebeple PTT ARLA'da geliþtirilen cihazlarda yarý iletken kullanýlmasý esasý kabul edilmiþti. uzun yýllar daha sonra geliþtirilen diðer havai hat sistemleri organlarý ile birlikte. O tarihler elektron tüplerinin devrini tamamlayýp yerini bazý alanlarda yarý iletkenlere býraktýklarý dönemdi. benimsedikleri. kendilerine yakýn bulduklarý. Ýki kanallý kuranportör sistemi haberleþme þebekesinde uzun yýllar çok sayýda kullanýlan baþarýlý bir ürün olmuþtur. PTT ARLA. TÜRKÝYEDE ELEKTRONÝK SANAYÝÝNÝN KURULMASI ÝLE ÝLGÝLÝ ÇALIÞMALAR Milli Güvenlik Kurulu Mayýs 1964'deki toplantýsýnda Türkiye’de elektronik sanayii kurulmasý için çalýþmalar yapýlmasý kararýný almýþ ve Birinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Planý’nýn 1964-1965 programýna bu konuda bir fizibilite raporu hazýrlanmasý kararý eklenmiþ idi. Ayný havai hattan yararlanan merkezlerin bulunduðu göz önünde tutularak. uzak mesafe telefon trafiði yüksek olmayan çok sayýda ilçe hatta il bulunuyordu. ÝLK ÖZGÜN SÝSTEM O yýllarda Türkiye’de.Germanyumdan silisyuma geçiþ de o dönemlerde yaþanmýþ bir geliþmedir ve iki kanallý kuranportör sisteminde önemli deðiþiklikler yapýlmasýna sebep olmuþtur. bu iki kanaldan birisinin ilk merkezde býrakýlmasý. kýsa zamanda. PTT ARLA mühendislerinin çeþitli firmalarýn cihazlarý üzerinde kazanmýþ olduklarý deneyim bu problemlerin kýsa sürede çözülmesini saðlamýþ ve PTT Genel Müdürlüðü’nün fizik filtresi ihtiyacý baþarý ile karþýlanmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Yukarýda belirtildiði gibi. güvenip övündükleri bir kuruluþ haline gelmiþtir. gerektiðinde.

Buna ilaveten elektronik sanayiinin ayrý bir sektör olarak ilk defa ele alýndýðý Ýkinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Planý için kurulan Elektronik Sanayii Özel Ýhtisas Komisyonunda PTT ARLA önemli görevler üstlenmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Makina Kimya Endüstrisi Kurumuna verilmiþse de bir sonuç alýnamayýnca PTT Genel Müdürlüðüne aktarýlmýþtýr. sipariþ üzere yapýlan bazý ses düzenleri.oradan da baþta Milli Güvenlik Kurulu olmak üzere ilgililere daðýtýlmýþtýr. dayanýklý tüketim mallarý üretiminin özel sektöre býrakýlmasýnýn uygun olacaðý. YENÝ CÝHAZLAR GELÝÞTÝRME YOLUNDA ÇALIÞMALAR PTT ARLA'da baþlangýçta nispeten basit. elektronik tüketim cihazlarýnýn da ithaline kýsýtlamalar getirilmiþtir. evvela Teknik Ýþler Daire Baþkanlýðýnda ele alýnmýþ. PTT Genel Müdürlüðünde konu. Raporda. Türkiyede 1950'li yýllarýn öncesinde elektronik sanayi faaliyeti. Türkiye’de elektronik sanayiinin kurulup büyümesini desteklemenin gerekli olduðu. Milli Güvenlik Kurulu’nun verdiði görevle Ýkinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Planý’nýn ayný zamana isabet etmesi sonucunda Elektronik Sanayii raporundaki ana fikirlerin Kalkýnma Planýna girmesi saðlanmýþ oldu. profesyonel cihazlarda. VHF-SSB ve VHF-FM telsiz cihazlarýnýn küçük atölyelerde imalinden ibaret idi. sonra da. Kotalý ithal rejiminin baþlamasý ile ithali yasaklanan bu tür cihazlarýn eski ithalatçýlarý yarý sanayici rolünü üstlenerek bu cihazlarýn parçalarýný getirtmek suretiyle montajlarýnýn yapýlmasýný baþlatmýþlardýr. özet olarak. önceliðin telekomünikasyon cihazlarýna verilmesi þartý ile. PTT ARLA konu ile ilgili raporunu 1967 yýlý Temmuz ayýnda bitirerek PTT Genel Müdürlüðü’ne teslim etmiþ. o güne kadar yapýlan çalýþmalar ve toplanan bilgilerle birlikte PTT ARLA'ya aktarýlmýþtýr. 1950'li yýllarýn ikinci yarýsýnda Türkiyede yaþanan büyük dýþ ödemeler dengesizliði sonucunda. kolay ve hýzlý sonuç alýnabilecek konular ele alýnmakla birlikte bütün analog transmisyon 209 .Tarih 1967 yýlý baþlarýdýr. devletin öncülük etmesi icap ettiði belirtilmiþtir. bir çok mallar gibi. 1964 yýlýnda çýkarýlan Montaj Sanayii Talimatý bu alanda bir düzenleme getirmiþtir.

eþeksenli kablo. Ancak ülkemizde geliþtirilen ürünlerin çoðaltýlmasý için sanayi tesisleri bulunmamasý dolayýsý ile bunlarýn üretiminin de PTT ARLA'da yapýlmasý yoluna gidilmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I teçhizatýnýn geliþtirilmesi ile ilgili hazýrlýklar da sürdürülmekteydi. 210 . radyolink v. Yukarda sözü edilen fizik filtresi ve iki kanallý havai hat kuranportör sistemlerinin ilk üretimleri bu alanda yapýlmýþtýr. Haber denince öncelikle ele alýnan ses. bunlarla ilgili hesap yöntemleri. transmisyon yollarýnýn ayný anda çok sayýda haber iletiminde kullanýlmasýný saðlayan her türlü çoklayýcý sistemler geliþtirmek idi. baþta havai hatlar olmak üzere.Yan sanayii tanýmak yanýnda onu desteklemek. bazen tedarik etmek bu alandaki uðraþlar arasýnda sayýlabilir.b.g. icabýnda yol göstermek hatta eðitmek. Bu baþlangýç ilerde iþler büyüyüp geniþlediðinde yerli katkýnýn en üst seviyede tutulmasýnýn saðlanmasýnda çok yardýmcý olmuþtur. yani telefondu. bazý baþka ülkelerdeki örnekleri gibi. ÜRETÝM PTT Araþtýrma Laboratuarýnýn kurulmasý düþüncesinin ortaya atýldýðý sýralarda. Tahtakale’de kendisine ayrýlan yerin 600 metre kareye çýkarýlmasý ile küçük sayýda üretimin yapýlabileceði bir alana da sahip olunmuþtu. Tahtakale’deki üretim sýrasýnda yapýlan asamblaj iþi ile ilgili ilk yöntem esaslarý da tespit edilmiþtir.analog çoklayýcý sistemlerinin bütün hiyerarþik kademelerinin geliþtirilmesi hedeflenmiþtir. Analog sistemlerde çok önemli bir yeri olan LC filtrelerinin geliþtirilmesi. sadece ar-ge yapmasý öngörülüyordu. Evvela . simetrili kablo. devre sentezinin matematik temeli atýldýktan sonra geliþtirilen metotlardan yararlanarak geliþtirilmiþ ve o tarihte Türkiye’de bu alanda adeta bir mükemmeliyet merkezi haline gelinmiþtir. malzemelerinin sipariþinde yardýmcý olmak. PTT ARLA'nýn ve onun devamý olan TELETAÞ'ýn etrafýnda bir yan sanayi halkasý oluþmuþtur. her ürün ve üretim adýmý için yenileri elde edilmiþtir. Zamanla. Bu sýrada büyük çapta yan sanayiden yararlanmak gerekiyor ve faydalanabilecek mevcut imkanlarý tanýmak iþin önemli bir bölümünü teþkil ediyordu. Daha sonraki yýllarda bunlar geliþtirilmiþ. Amaç. Buna telgrafý da eklemek gerekmiþtir.

Buna paralel olarak bir mekanik iþler atölyesi kurulmuþtur. Bu iþlemin PTT ARLA tarafý plana girmediði için. Bu amaçla ÝTÜ'de kurulan kalýn film laboratuarýndan faydalanýldýðý gibi. PTT ARLA için yapýlan bina 6. oradan da 6. O tarihlerde kullanýlmasý giderek yaygýnlaþmakta ve özellikle profesyonel 211 .000 metre kareye ulaþan bir büyüme çizgisi izlenmekte idi. henüz Türkiyede bulunmayan baský devre üretim teknolojisinin kazanýlmasýný temin edecek olan tek ve iki yüzlü baský devrelerin imali için bir atölye kurmak olmuþtur. Devlet Planlama Teþkilatýndan gizli olarak yapýlýyordu. Daha sonra o tarihlerde kullanýlmasý özellikle profesyonel cihazlarda giderek yaygýnlaþan kalýn film teknolojisinin öðrenilmesine baþlanmýþtýr. YENÝ ÜRÜNLER Yeni bina ihtiyaç duyulan bazý üretim süreçlerinin PTT ARLA'ya kazandýrýlmasýna imkan saðlýyordu. Geri kalan yarýsýnýn bir kýsmý PTT Tesellüm Depo Müdürlüðü için ayrýldý. PTT Fabrikasý.000 metre kare kapalý alana sahipti.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I YENÝ BÝNA PTT Genel Müdürlüðü Northern Electric ile ortak olarak Netaþ'ý kurmaya karar verince Ümraniye’de büyük bir arazi satýn aldý. Böylece 60'dan 600'e. YENÝ SÜREÇLER. UNIDO'dan saðlanan yardým ile bir eksperin kýsa süreli hizmetinden yararlanýlmýþ ve bazý teçhizatýn satýn alýnmasý da saðlanmýþtýr. Bununla ilgili olarak herhangi bir lisans. Sonuçta laboratuar çapýnda bir kalýn film atölyesine sahip olunmuþtur. Kalýn film teknolojisi bileþen entegrasyonunun bir aþamasý mikroelektroniðin ilk adýmý olarak kabul edilmektedir. Tesellüm Depo ve PTT ARLA'nýn bina inþaatý ayný müteahhide verildi. PTT ARLA'nýn bu sýrada 44 çalýþaný bulunuyordu. Daha sonra TELETAÞ döneminde bu alan 60000 metrekareye kadar büyüyecektir. Bunun yarýsý Netaþ’a tahsis edildi. ya da know-how anlaþmasý yapýlmamýþtýr. Ýlk giriþim. Bina inþaatý 1971 yýlýnda tamamlandý ve bu senenin Haziranýnda PTT ARLA Tahtakale’den Ümraniye’ye taþýndý. Artan arazi parçasýna PTT Fabrikasýnýn ve PTT ARLA'nýn yerleþtirilmesi öngörülüyordu.

PTT ARLA. daha sonra milli bütçeden ayný cihazlarýn tedarikine gerek duyularak bu cihazlarýn uzak mesafe þebekesindeki payý önemli boyutlara ulaþmýþtýr. ince film gibi. Çeþitli sebeplerle bu giriþim beklenen zamanda baþarýlý sonuçlar vermemiþ. Bu cihazlardan transmisyonda sayýsallaþmaya geçilinceye kadar. 212 . o tarihlerde Türkiye’nin ihtiyaç duyduðu transmisyon sistemlerinin çok önemli bir bölümü evvela PTT ARLA'nýn sonra da TELETAÞ'ýn özgün ürünleriyle karþýlanabilir duruma gelinmiþtir. yeni teknolojilerin de kazanýlmasý olmuþtur. AM ve FM telgraf frekans sistemleri geliþtirilmiþtir. gerekse özgün ürünlerde kullanýlmýþ ve kalýn film atölyesi fabrikanýn en meþgul birimi haline gelmiþtir. 1978 yýlýnda yapýlan bir inceleme ve çalýþma sonunda analog radyo sistemleri için yapýlacak lisans anlaþmasý hususunda karar verildi ve PTT ARLA böylece ilk olarak özgün olmayan bir cihaz ailesini üretim yelpazesine dahil etmiþ oldu. Böylece. analog mültipleks sistemlerinin simetrili kablo ve koaksiyal kablo için bütün hiyerarþik kademeleri. ÝLK LÝSANS ANLAÞMASI PTT Genel Müdürlüðü Türkiye’nin Nato’ya girdiði 1954 yýlýna kadar uzak mesafe haberleþmesinde münhasýran çýplak havai hatlar kullanmýþtýr. Tahtakale’de baþlayan yeni ürün geliþtirme çalýþmalarý Ümraniye’de de geniþleyerek sürdürülmüþ ve havai hat kuranportör sistemlerinin bütün çeþit ve kademeleri. önemli sayýda üretim yapýlmýþtýr. büyütülmesi yanýnda. Ümraniye’deki yeni binasýna taþýndýktan sonra hemen bir radyo laboratuarý kurarak bu cihazlarýn geliþtirme çalýþmalarýna giriþilmiþtir. Bu tarihten sonra analog radyolink sistemleri de Nato altyapý projelerinden yararlanarak ayný maksatla kullanýlmaya baþlamýþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I elektronik cihazlarda tercih edilmekte idi.O sýralarda (yetmiþli yýllarýn ikinci yarýsý) Türkiye gene önemli bir dýþ ödeme güçlüðü içinde bulunuyordu. özellikle TELETAÞ döneminde. sahip olunan üretim süreçlerinin ve tekniklerinin iyileþtirilmesi. Bu anlaþmanýn asýl faydasý bu münasebetle. Daha sonra bu teknoloji TELETAÞ döneminde gerek lisansla üretilen. PTT'nin büyüyen ihtiyaçlarý karþýsýnda daha hýzlý bir çözüm bulmak amacý ile konu ile ilgili bir lisans anlaþmasýna gidilmiþtir.

PTT ARLA ortaya çýkan ilk modeli üretilebilir ve kullanýlabilir hale getirmek için olaðanüstü gayret sarfetmek mecburiyetinde kaldý. Analog sistemlerin (radyo ve mültipleks) en yüksek kapasiteli kademelerine kadar varan geliþtirme ve üretimi ile baþlayan uzak mesafe baðlantýlarýndaki zenginleþme . PTT ARLA da konu ile önce akademik seviyede ilgilendi ve cihazlarýnda bazý lojik devre uygulamalarýna yer verdi. zaman içinde her kademenin çeþitli jenerasyonlarý geliþtirilmek suretiyle elde edilmiþtir: Bu hiyerarþik cihaz ailesi sayýsal radyo sistemlerinin saðladýðý yollara uygulanmak suretiyle uzak mesafe haberleþmesinin sayýsal olarak iletiminde geniþ þekilde kullanýlmýþtýr. çeþitli sebeplerle beklenenden uzun sürmesi dýþýnda. PTT Genel Müdürlüðü bir Ýtalyan firmasýndan satýn aldýðý ilk PCM sistemlerini Ýstanbulda bazý telefon santralleri arasýnda 1974 yýlýnda iþletmeye verdi. PCM sistemlerini öðrenmeye baþladý. PTT ARLA baþýndan beri Tübitak ile çeþitli konularda ilþki içinde bulunuyordu. araþtýrma projelerinde iþ birliði ve sanayinin ihtiyaçlarýna yönlenme konularýna sirayet etti. Bu uygulamalar telefon santralleri arasýndaki baðlantý sayýsýnýn artýrýlmasý alanýnda yapýlýyordu.sayýsal alanda PDH sistemleri ve sayýsal radyo sistemleri .sonra da fiber optik kablolar ile devam ederek bu alandaki ihtiyacýn bütününü çözmüþ . Ýlk parti üretim 1981 sonu ile 1982 baþlarýnda bitirilerek Tahtakale-Erenköy santralleri arasýnda servise verildi. Marmara Araþtýrma Enstitüsü Elektronik Ünitesinin kurulmasý ile bu iliþki iyice kuvvetlendi. çok olumlu sonuçlar verdi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I SAYISAL SÝSTEMLERE GEÇÝÞ 1960'lý yýllarda bütün dünyada sayýsal transmisyon uygulamalarý baþlamýþtý.uzak mesafeli baðlantýlarda otomatiðe geçiþin kolayca gerçekleþmesini saðlamýþtýr. Bu baðlamda 30 kanallý bir PCM sisteminin geliþtirilmesi için yapýlan anlaþma. Bu ilk modelden bir baþka imalat daha yapýlmadan sistemde önemli iyileþtirmeler ve deðiþiklikler yapýlmýþ cihazýn çok sayýda jenerasyonu geliþtirilmiþtir. 213 . Simetrili kablo üzerinde çalýþan ve santraller arasý baðlantýlarýn artýrýlmasý amacý ile kullanýlan bu ilk kademe cihazdan sonra bütün hiyerarþik kademeleri le PDH olarak isimlendirilen sistem ailesi.

TELETAÞ uzun yýllar PTT ARLA'nýn çizgisinde yürümeye. Sezai Türkeþ-Fevzi Akkaya %13.örnek bir iþbirliði sergilemesi yanýnda çok baþarýlý bir ticari geliþme göstermiþ. küçük þehir sayýsal telefon santralleri. Nihayet. TELETAÞIN KURULMASI PTT ARLA'nýn kurulmasýndan bir süre sonra ona bir anonim þirket statüsü kazandýrma yönünde çalýþmalar da yapýlmýþtý: Muhtelif tarihlerdeki giriþimlerden . Transmisyon cihazlarýndan oluþan PTT ARLA'dan devraldýðý repertuarýný zenginleþtirmekle birlikte yaptýðý lisans anlaþmasý ile ve lisansör firmayý da kendi içine alarak sayýsal santralleri de ürünleri arasýna katmýþtýr. Bu dönüþüm sýrasýnda PTT ARLA 620 personele sahipti. Bunlarýn yerini geniþ bandlý transmisyon özelliklerine ekonomik çözüm getiren senkron sistemler hiyerarþisi almýþ bulunuyor. analog ve sayýsal mültipleks sistemleri hiyerarþisi. ihracat yapýlmýþ ve üretim lisansý satýlmýþtýr. AM ve FM telgraf mültipleks sistemleri. telefon makinalarý.tarafýndan geliþtirilen bu sistemler yaklaþýk yirmi yýl geçerliliðini korumuþ . 1983 senesinin sonbaharýnda PTT ARLA. büyümeye ve hizmet vermeye devam etmiþtir. bir çok üretim teknolojisini endüstriyel boyutlarda Türkiye’ye kazandýrmak baþarýsýný göstermiþlerdir. 10 MHz bandýnda çalýþan 2-8 Mb/s hýzýnda iþaretler için kullanýlan sayýsal radyo sistemi vasýtasý ile Türkiyenin transmisyon ve anahtarlama cihazlarý ihtiyacýný büyük ölçüde özgün ürünler kullanarak karþýla214 . fiber optik kablolar için hat teçhizatý. geliþmeye. Bununla birlikte PTT ARLA .bir öncekinden bir adým ileriye gitmesine karþýn olumlu sonuç alýnamamýþtýr. PTT Genel Müdürlüðü’nün %49 hissesine karþýlýk. Vakýflar Bankasý %10 ve Ray Sigorta %2 hisseye sahip idiler. ömürleri boyunca. BÝTÝRÝRKEN PTT ARLA ve onun devamý olan TELETAÞ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün artýk PDH sistemleri yeni yatýrýmlarda pek kullanýlmýyor.Doðal olarak bütün bu süre zarfýnda cihaz ailesi sürekli olarak geliþmeye ve iyileþtirmeye tabi tutulmuþtur. PTT Biriktirme Yardým Sandýðý %26. Diðer yandan geliþtirdikleri.daha sonra TELETAÞ . TELETAÞ ismi ile bir anonim þirkete dönüþtürüldü.

Bütün bunlar kadar önemli olan husus. teleks makinesi gibi cihazlarda eriþilen yerli içerik gayet yüksek deðerlerde bulunuyordu.Ýlaveten lisansla imal edilen analog ve sayýsal radyo-link sistemleri. hýzlý. Bu suretle elde edilen katma deðer de gayet yüksek idi. SON SÖZ YERÝNE PTT ARLA. gene belki Türkiye’de ilk defa. bir ara personel sayýsý 2400'e kadar yükselmiþtir. önemli kar paylarý almýþtýr. Bu tablo ayný zamanda PTT'nin telekomünikasyon yatýrýmlarýný planlamasýna uygun. ucuz bir þekilde yapabilmesine olanak saðlamýþ. özel ihtiyaçlarýn gerektirdiði özel çözümlerin kolaylýkla elde edilmesine olanak vermiþtir. Oysa.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I mak imkanýný saðlamýþlardýr. hýzlý bir þekilde büyümüþ. Kuþkusuz. bir ara ülkenin telekomünikasyon yatýrýmlarýnýn %20'den fazlasý yerli fikri mülkiyete sahip ürünlerle karþýlanýr seviyeye ulaþmýþtýr. Bugün ülkemizde de mal ve hizmet üreten þirketlerin rekabet gücüne sahip olabilmeleri için farklý ürünler geliþtirme yeteneðine sahip olmalarý gerçeði anlaþýlmaya baþlanmýþtýr. bir kýsmýný böyle olmadýðý hususunda ikna giriþimleri dahi inandýrýcý olmamýþtýr. TELETAÞ. sayýsal telefon santralleri. kuruluþlarýn teknolojiyi serbestçe izleyerek 215 . infokomünikasyon ve bilgi teknolojileri sanayiindeki Türkiyenin zayýf durumu ile bunun iliþkisi vardýr. yabancý ortak TELETAÞ'ýn kendi geliþtirdiði ya da PTT ARLA'dan tevarüs ettiði bu ürünlerden yýllarca. 1965-1990 arasýnda uygulanan modelin devam etmesinin mümkün olamayacaðý açýktýr. Ancak. Bu örnek zaman içinde baþka þirketlerin de benimsediði ve kopyaladýðý bir esas haline gelmiþtir. TELETAÞ ve diðerlerinin baþarýlarý ile Türkiye’deki haberleþme þebekesi yatýrýmlarýnda %20'lere ulaþan yerli fikri mülkiyet payýnýn bugün %3'ün de altýna düþmesi sorgulanmalýdýr. Öyle ki. PTT ARLA ve TELETAÞ'ýn ülkemizde sanayi þirketlerinin kendi ürün ve teknolojilerini kendileri geliþtiren bir þirket kimliðinde öncü rolü oynamalýdýr. O dönemde bu model Türkiye’de o kadar yabancý idi ki konuya uzak kiþiler yukarda sayýlan özgün ürünlerin yabancý ortak tarafýndan getirildiðini zannetmiþler.

Türk Telekomünikasyon A. PTT Genel Müdürlüðü . Kerkük-Musul petrolünün yýllýk gelirinin 20 milyar dolara ulaþabileceði tahmin ediliyor. 18. Bugünkü Marmara Araþtýrma Merkezi (MAM) 16. Amplitüt modülasyonlu ve frekans modülasyonlu 14. Printed circuit board 12. 6. ince mekanik. dipnotlar 1. Oysa.Deutsche Bundestpost .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I geleceklerini saptamalarý ve devam eden süreçte gerekli transformasyona uðrama inisyatifleri adeta ellerinden alýnmýþtýr. SDH. British Post Office .Fransýz PTT Ýdaresi gibi: 8. 5. Yüz kiþiye düþen telefon sayýsý. 4. Mültipleks sistemleri 11. 216 .Posta Ýþletmesi Genel Müdürlüðü olarak ikiye ayrýlmýþtýr. Türk Elektronik Sanayicileri Derneði 3. Pseudo synchronous digital hierarchy 17. 20.Þ. Radyo-link:Ýki nokta arasýnda fiziki bir baðlantý olmaksýzýn elektromagnetik dalgalar vasýtasý ile irtibat saðlayan cihazlar. ince film. 7. Kuranportör cihazlarý iki nokta arasýnda bulunan fiziki (çýplak havai hat. demokratik bir ortamda bilgi birikimi. Koaksiyal kablo 10. ve TC. Pulse code modulation 15. sýnýr aþan sulara ve hatta bor cevherine ve diðer stratejik doðal kaynaklara dýþardan müdahaleler olasýdýr. Bu itibarla Türkiye’nin kalkýnma politikalarýný böyle bir tabana dayandýrmasý gerekir. kalýn film.1994 yýlýnda . Türkiye Teknoloji Geliþtirme Vakfý 2. 19. Petrole olduðu gibi.Tick film technologie 13.kablo) veya fiziki olmayan (elektromagnetik dalga) baðlantýlarýnýn ayný anda çok sayýda haberleþmede kullanýlmasýna olanak saðlayan cihaz grubuna verilen isimdir.Bunlara Türkiyenin sahip olmasýný dünyada destekleyecek bir ülke bulmak mümkün deðildir.Fizik filtresi hattan gelen kuranportör sistemi frekanslarýndan fizik konuþma frekanslarýný (300-3400 Hz) ayýran veya bunlarý birleþtirerek hatta uygulayan bir makas filtredir. Bu cihaz gerekli mültipleks cihazý ile akuple idi.Genel olarak hat filtresi ismi verilen bir gup filtreden birisidir. Baský devre. 21. fikri mülkiyet haklarý ve bunlara dayalý sanayi bu müdahalelere karþý kendi kendini koruyabilen deðerlerdir. Bugün bu oranýn maalesef %3'ün altýna düþtüðünü belirtmeliyim. 9.

Dr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I MTA'LI YILLARIM Doç. Sadrettin ALPAN Maden Yüksek Mühendisi .

Hakikaten de 5000-6000 yýl evvel Anadolu'da yaþayan çok akýllý ve kabiliyetli insanlar demir. Bunlarýn bulunmasý için Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü'nün (MTA) kurulmasýna 1935 yýlýnda karar verilmiþtir. kurþun. 218 . insanlarýn medeni bir hayat yaþamalarý için yapýlan çeþitli sosyal ve eðitim reformlarýna ilave olarak. petrol mühendisliði. MTA kurulur kurulmaz 1935 yýlýndan itibaren. çinko madenlerini bulmuþ ve deðerlendirmiþler.000 müracaat arasýndan 20-30 öðrenci dýþ ülkelere gönderilirdi. Sümerbank ve EÝEÝ ihtiyacý için her yýl 2.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünyanýn bir çok yerinde uluslararasý toplantýlarda yaptýðým bütün konuþmalarýmda "Madenciliðin beþiði Anadolu'dur" diye söze baþlardým.000-3. jeofizik eðitimi yoktu. Türkiye'nin çaðdaþ ülkeler seviyesinde modernleþmesi. metalurji. bulunan maden ve endüstriyel hammaddelerin iþletilip mamul madde üretilmesi için Etibank kurulur. Osmanlýlar döneminde ve Cumhuriyetimizin baþlangýcýnda Zonguldak kömür havzasýnda taþkömür iþletme ve üretiminde önemli bir geliþme ile bazý küçük altýn. memleket çapýnda kalkýnmanýn temeli olarak endüstrileþmenin de þart olduðunu anlamýþlar ve ancak böyle dünyada saygýn bir ülke olacaðýna inanmýþlardýr. endüstriyel hammadde ve enerji teþkil eder. O zamanlar Türkiye'de sadece Yüksek Mühendis Mektebi ile Ýstanbul Üniversitesi vardý. bortuzu madenlerinin üretimi yapýlmýþ ancak bütün bu taþkömürü ve madenler genellikle yabancý þirketler tarafýndan iþletilmiþtir. Endüstrileþmenin temelini de maden. kurþun. Cihan Harbi'nden hemen önce ve harp sýrasýnda MTA. Etibank. Jeoloji eðitimi sadece Ýstanbul Üniversitesi'nde mevcuttu. Tüm bu kuruluþlarýn teknik ve bilimsel personel ihtiyacýný karþýlama görevi de MTA'ya verilir. Büyük Atatürk ve o zamanki Türkiye'nin ileri görüþlü yöneticileri. gerek o zamanki hükümet ve gerekse MTA'nýn ileri görüþlü ve cesur yöneticilerinin kararlarý neticesinde II. krom. Yüksek maden mühendisliði. Elektrik enerjisi için gerekli etütleri yapmak için Elektrik Ýþleri Etüd Ýdaresi (EÝEÝ) Umum Müdürlüðü ve genel olarak Türkiye'de endüstri kuruluþlarýný baþlatmak için de Sümerbank gene ayný yýlda kurulurlar. Ayný yýl.

Nerede sondaj yapýlacak. Buradaki çalýþmalar da geliþigüzel yapýlýyordu ve memnuniyetsizlikle geri döndüm. oradan arayan soran da olmuyordu. 219 . Münir TANYELOÐLU. Ankara ile temas yoktu. Cebelitarýk'tan sonra hemen hemen Amerika sahillerine yaklaþýp. Avusturyalý ve Hollandalý jeologlar ve mühendisler ile Fransýz. dikkatlice bakýnca kocaman bir yýlanýn dikilmiþ bana baktýðýný fark ettim. Ben ilk olarak Köyceðiz’deki Üçköprü Krom Arama Kampýna ve daha sonra Sarýyer altýn arama kampýna gönderildim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1942 yýlýnda MTA adýna yurt dýþýna gitmek için açýlan devlet imtihanýný kazananlarýn arasýnda M. Tek mühendis bendim. Ýrlanda üzerinden bir kavis çizerek bir aylýk deniz seyahatinden sonra Glasgow'a geldik. Zar zor uzaklaþtýk. MTA'nýn ilk kuruluþ yýllarýnda Ýstanbul Üniversitesi'nden mezun bir kaç jeolog hariç tamamen yabancý jeolog ve maden mühendisleri çalýþýyordu. 1951 yýlýnda yurdumuza döndük ve MTA'da çalýþmaya baþladýk. 1943 yýlýnda harp içerisinde MTA'nýn gönderdiði son gruplardan biri olarak Ýngiltere'ye gönderildik. sonra Akdeniz'den geçen ilk konvoylardan biri ile yolumuza devam ettik. Harbin en þiddetli zamanýnda Londra'nýn V1 pilotsuz uçak ve V2 roketatarlarla bombalanmasýný gördük. Bir müddet Kahire'de bekledik. Yolculuk üç aydan fazla sürdü. nerede galeri yapýlacak ben karar veriyordum. Mehmet Yusuf DÝZÝOÐLU. Daha ilk gün beni akrep soktu. Prof. Ayný gece trenle Londra'ya gittik. Daha sonra yedek subaylýðýmý tamamlayarak MTA'ya döndüm ve tekrar Üçköprü krom kamp þefi olarak Köyceðiz'e gönderildim. Burada çok zor þartlarda çalýþtýk. harbin içinde yaþadýk. Akdeniz'de Alman uçaklarýnýn hücumuna uðradýk 70 kargo gemilik konvoydan ikisi Malta civarýnda battý. Özellikle yaz sýcaðýnda tepelerde çalýþýrken bayýlacak gibi oluyorduk. Ýngiliz ve Ýtalyan jeologlarý çalýþýyordu. MTA'nýn ilk Genel Direktörleri Reþit GENCER. Zeki DOÐAN. hemen sýhhiye memuru geldi ve zehirlenmeye karþý getirdiðimiz iðnelerden bir tane yaptý. Hamit Nafiz PAMÝR ve Hadi YENER'in ileri görüþle 1935 yýlýndan itibaren yabancý ülkelere gönderdikleri öðrenciler de 1940'larda dönmeye ve MTA'da çalýþmaya baþlamýþlardý. Ord. Benim çalýþmaya baþladýðým 1951 yýlýnda da çoðunlukla Alman. Ertesi gün topallayarak yürürken güzergahta kalýn bir dal gördüm. Senih GÜREL ve ben vardýk. 1944 yýlýnda Birmingham Üniversitesinde Maden Mühendisliði eðitimimize baþladýk.

oradan oraya koþturur dururdum.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Tüm zor koþullara raðmen her sabah traþ olur. Hepsi de traþ olmuþ. koyunlarýn öldürüldüðünü. Sonunda 100. Ne gelen var. Ben gelmeden önce. Yalnýz pazar günleri 3-4 yerde çalýþan bütün iþçilerin Üçköprü kamp merkezine gelmelerini isterdim. Yýllar sonra benim o zaman yanýmda çalýþanlar iþçi sendikalarýný kurdular ve yöneticileri oldular. Üç aylýk evli iken ayrýldýðým evime 9 ay sonra yýlbaþýndan birkaç gün evvel döndüm. Bu süre zarfýnda bir kez olsun Köyceðiz'e ve Fethiye'ye inmedim.000 ton krom rezervini tespit ederek daha evvel 3 yýl çalýþýlýp netice alýnamayan Üçköprü aramalarýný tamamladýk. Gece gündüz 9 ay çalýþtýk. galeri çalýþmalarýný sondaj neticelerini takip eder. Bir kaç gün sonra geri döndüðümüzde kampýn kurtlar tarafýndan basýldýðýný. O zaman karar verdim þayet bir gün MTA Genel Direktörü olursam. Yaptýðýmýz sondajlarda cevherleþme olduðu görülüyordu. Ankara'ya telgraf çekerek madenin bulunduðunu ve kampý kapatacaðýmý bildirdim. 50 yýl evvel bulduðum madeni bir daha görmek nasip olmadý. Çok maceralý bir yolculuktan sonra otellere ulaþabildik. Buraya kamp þefi olarak atandým. Maden mühendisi Samim DÝBEKLÝ 3m. Dr. iyi giyinmiþ gelirlerdi. 1953 yýlýnda raporumu yazdým ve maden iþletilmek üzere ETÝBANK'a devredildi. Kimse inanmýyor. Yedi sondaj makinasý gece gündüz çalýþýyordu. geçen yýl iki iþçi donarak öldüðü için 1 Eylül'de yaðan kar büyük bir paniðe neden oldu. gerek teknik ve gerekse ilim yönünden en ileri kuruluþ yapacaktým. ne giden. yüksekliðindeki karý yararak yol açtý ve Üçköprü'ye sondör. çavuþ ve iþçileri ile gittik ve kampý kurduk. Hazýrlýklarý yapýp sondajý 220 . Hamit Nafiz PAMÝR oldu. Onlara spor da yaptýrýrdým. Herkes güler eðlenirdi. 1954 yýlýnda MTA Genel Direktörü Prof. Daðýn tepesinden aþaðýdaki otellere gitmeye karar verdik. Halen çalýþmakta olan. bu kuruluþu gerek sosyal. Cumhurbaþkaný Celal BAYAR kendisini aramýþ ve Bursa Uludað'daki Wolfram/tungsten madeni aramalarýnýn sonuçlandýrýlmasýný istemiþ. çadýrlarýn yýkýldýðýný gördük. Uludað'daki durumda Üçköprü gibi yýlan hikayesine dönmüþtü. O pazar günleri bize bayram gibi olurdu.

Ben cevher görmediðimizi ama Ereðli'nin Zonguldak Taþkömürü ve üretimine yakýn olduðunu. Þoföre hýzla Ankara'ya sür dedim. 1954 yýlýnda raporunu hazýrladýðým bu maden de Etibank'a devredildi. Su jeep içinde yükseliyordu. Bu tesis daha sonra kapatýldý. Ben bu mevsimin uygun olmadýðýný anlatmaya çalýþtýysam da "Bakan Samet AÐAOÐLU'nun talimatý. sahilde bulunduðunu ve civarda bir de elektrik üretim santralinin mevcut olduðunu. Suya girip jeepi itiyorlar ama nafile. Dr. Mandalara jeepi baðladýk ve hep birlikte itip arabayý kurtardýk. KAADEN'in dizlerine kadar yükselmiþti. Sonunda biz biraz kendi baþýmýza etüt yapalým diyerek geldiðimiz Jeeple oradan kaçtýk. burasý deðildi" diyerek bizi baþka yere götürüyordu ama orada da cevhere benzer bir þey olmuyordu. tam bu sýrada Belediye Reisi de karþý kýyýya gelmiþti. Ertesi sabah bir kýlavuz üç atla geldi ve daðda maden olduðu söylenen yere gittik. Biraz uðraþtýktan sonra aracý çalýþtýrdýk. 1954 yýlýndan beri Uludað'ý ve bu tesisi görmek de nasip olmadý. arkada askerler var.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I tamamladýk ve böylece dünyanýn sayýlý büyüklükte Wolfram madeni bulunmuþ oldu. Belediye Reisi ile görüþtük. Her seferinde rehber "Herhalde þaþýrdým. Bizim gideceðimiz tarafta bir kaðný belirdi. Eylül ayýnda Uludað'dan döndükten birkaç gün sonra Ekim ayýnýn baþýnda MTA Genel Direktörü H. Yalvar yakar olduk. Van Der KAADEN'ý alýp Zonguldak Ereðlisi'ne gideceksiniz. Ona el sallayýp Ankara'ya döndük. O gece Ereðli'ye vardýk. Ereðlililer orada bir demir-çelik sanayi kurulabilmesi için demir cevheri olduðunu resmi olarak bildirmemizi istiyorlarmýþ. Alaplý deresine geldiðimizde yaðmurdan köprü yýkýlmýþtý ve sel aktýðýný gördük. Bize gösterdikleri numunelerin demir cevheri ile ilgisi yoktu. Bizi býrakmýyorlar ve zorla dolaþtýrýyorlardý. 1954 yýlý benim için çok meþgul ve enteresan bir yýl oldu. tüm bunlarýn bir çelik tesisi için önemli bulunduðunu bu nedenle Ereðli'de 221 . Baktýk. “Suya sür” dedim ama derenin içinde saplanarak kaldýk. bir demir yataðý bulmuþlar onu görüp etüt edeceksiniz" talimatýný verdi. Meseleyi sonra anladýk. hemen etüt edilmesi gerekiyor" cevabýný aldým. Nafiz PAMÝR beni çaðýrdý ve "Derhal bugün Dr.

Bir milyon dolar verilince Hükümet çok sevindi. Buradan çýkanlar çok baþarýlý çalýþmalar yaptýlar. Prospektör kursu açtýk ve bu kurs yýllarca devam etti. Mehmet Yusuf DÝZÝOÐLU ve Prof. 1957 yýlýnda uranyum aramalarýna baþlamak için Atom Þubesi’nin kurulmasý için beni bu þubenin müdürlüðüne tayin ettiler. beni çaðýrdýlar. 1954 yýlýnda ayný zamanda ÝTÜ'ye doçentlik için müracaat etmem istendi. Türkiye'deki bu amaçlý hemen hemen ilk tesis olacak bu kampýn kararýný Encümen Üyelere kabul ettirmek zor oldu ama sonunda gerçekleþti. O sýrada uçakla maden arama (airborne survey) projesini hazýrlýyorduk. Dr. 1954-1958 arasýnda ÝTÜ'de part-time ders verdim. Ekrem GÖKSU MTA'dan yeni gitmiþlerdi. herhalde bana uður getirdi. Ayný yýl oðlum doðdu. AID Amerikan Yardým Teþkilatýnýn Baþkaný ile görüþtüm. Ama arazide çalýþabilecek eleman yoktu. Ayný zamanda Orta Doðu Teknik Üniversitesi Mütevelli Heyet Üyeliði ve Atom Enerjisi Komisyonu üyeliðine seçildim. Galip SAÐIROÐLU ve Prof. 1958 yýlýnda MTA Genel Direktör Yardýmcýsý oldum. Ýki sayfalýk bir rapor yazdým ve Bakanlýða gönderildi. Tezimi verdim ve Türkiye'nin ilk maden mühendisi doçenti oldum. Burada bulunan iki Fransýz’ýn bu konuda hiç bilgisi olmadýðý görülüp iþlerine son verildi ve bir kaç Türk jeolog göreve baþladý. O zamanlar bir milyon dolar çok önemli idi. Ankara o zamanlar evlerin bacalarýndan çýkan dumanla kaplý idi. Zeki DOÐAN vardý. Ýlk iþlerimden biri çalýþanlara sosyal yardým olarak Akçakoca dinlenme kampýný yaptýrmak oldu. Genel Direktör PAMÝR çok memnun oldu. 1960 yýlýnda Eskiþehir yolunda bugünkü MTA tesislerinin olduðu kýr arazide inþaatý baþlatmak için arazi almak üzere Encümeni toplantýya 222 . 1960 yýlýnda ihtilalden sonra MTA Genel Direktörlüðü’ne tayin oldum.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çelik sanayiinin kurulmasýnýn uygun olacaðýný tavsiye eden kýsa bir rapor yazabileceðimi söyledim. Bu projenin gerçekleþmesi için Amerika'ya gittim. Prof. M. Dr. Prof. Projede benimle birlikte. MTA'yý Ankara dýþýna temiz havaya çýkarmaya karar verdim.

Bu bölüm de kuruldu. Ardýndan ilk kürek çimentoyu Cumhurbaþkaný Cemal GÜRSEL. MTA ve ODTÜ'nün inþaatlarýna ayný zamanda baþlandý. O sýrada Ankara'da þeker fabrikasý inþa ediliyordu. “Orasý þehir dýþý. Temele önce bir çuval bozuk para döküldü. MTA'nýn ilk yýllarýndaki Ankara-Akköprü tesisleri Ayný zamanda 1960 yýlýnda ODTÜ için de bir yer aranýyordu. çok deðer223 . son küreði de Kemal KURDAÞ attý. 1960 yýlýnda ODTÜ Mütevelli Heyeti Üyesi olur olmaz Maden bölümünün kurulmasýný teklif ettim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çaðýrdým. Daha sonra Kemal KURDAÞ Rektör olarak seçildi ve inþaatlara baþlandý. Ýnþaat bürosunun kurulmasýna karar verildi. elektrik.” dediler. Üyeler. Ben ODTÜ Mütevelli Heyeti toplantýsýnda ODTÜ'nün þimdi bugünkü bulunduðu yerde kurulmasýný teklif ettim. su yok. Ýlk bina Mimarlýk Fakültesi idi. dað baþý zor olur. Bu teklif kabul gördü. arsa alýndý ve inþaat baþladý. Ama 20 yýl sonra bu yeni yerin muhtemelen þehirin ortasýnda kalacaðýný anlatýnca ikna oldular. ODTÜ þeker fabrikasýnda kurulsun diye görüþler vardý. Ýnþaat yerinin ODTÜ üyelerinden mimar Orhan ALSAÇ tarafýndan tespit edilmesini önerdim. ikincisini ben. Birleþmiþ Milletler Teþkilatý bir milyon USD'lýk bir alet yardýmý yapacakmýþ fakat üniversitenin bu aletleri koyacak bir yerinin olmasýný istemiþ.

1970'lerin baþýnda Ýzmir. 1967-1968 yýllarýnda Prof. Dr. 1968 yýlýnda da Ýzmir Üniversitesi Rektörü Prof. 1970'li yýllarýn baþýnda Marmaris'te MTA. baþarýlý birçok eleman yetiþti. Jeoloji diplomasý verdikleri takdirde mezunlarýný MTA'ya alabileceðimizi bildirdim. Kendi üniversitelerimizden jeolog. böylece memleketimizde güneþ enerjisi araþtýrma çalýþmalarýna öncülük etmiþtir. Böylece 1960'larýn baþýnda ÝTÜ. 1960'larýn baþýnda Ankara Üniversitesi Zooloji/Botanik diplomasý veriyordu ve mezunlarýnýn MTA'ya alýnmasýný arzu ediyorlardý. Trabzon'da Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde jeoloji bölümü kurmak için MTA'dan destek istedi. Türkiye'de ilk defa yeraltýndan tabii buharý çýkarmak suretiyle jeotermal enerjiden istifade etmek için çalýþmalar MTA'da 1960'lý yýllarda baþlamýþ ve 1968 yýlýnda Denizli civarýnda Kýzýldere'de kuyularý açýp tabii buharý çýkarmýþtýr. jeofizikçi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I li. Ýhsan DOÐRAMACI ve Hacettepe Üniversitesi yöneticileri ile yaptýðýmýz görüþmeler neticesinde bir Maden Bölümünün açýlmasýna karar verildi. cevher zenginleþtirmeci yetiþmeye baþlandý. bir güneþ ve rüzgar enerji merkezi kurmuþ. Mustafa ULUÖZ'ün talebi üzerine burada da Maden Bölümünün kurulmasýný destekledik. Ankara Üniversitesi Senatosu kabul etti ve 1960'larýn sonlarýnda bu üniversitenin joloji mezunlarý MTA'da çalýþmaya baþladýlar. Kabul ettik ve öðretim üyelerinin çoðu MTA'dan temin edildi. Bir yerbilimci ordusu faaliyete geçmiþti artýk ve MTA'nýn kuruluþundan ancak 35 yýl sonra teknik eleman ihtiyacýný karþýlamýþ oldu. 1965'lerden sonra ODTÜ. Dr. Maalesef ben MTA'dan ayrýldýktan sonra bu merkezin kapatýldýðýný öðrendim ve böylece güneþ enerjisinden yararlanmada gecikmiþ olduk. 224 . Yine 1960'larýn sonuna doðru ÝTÜ. Gerek memleketimizde ve gerekse dýþarýda çok önemli ve baþarýlý iþler yaptýlar. 19401950'lerden beri gelen Ýstanbul Üniversitesi mezunlarýna eklenmeye baþlayýnca MTA'da güçlendi. Trabzon ve Ankara'daki üniversitelerin mezunlarý. Enerji kaynaklarý olarak petrol ve kömüre ilave. Yaptýðýmýz protokol ile MTA'nýn Hacettepe Üniversitesi Maden Bölümü'nün kurulmasýna 10 yýl süre ile yardým ve nezaret etmesi kararlaþtýrýldý. maden mühendisi.

Ýyi bir kaptan ve gemi personeli bulundu. Diðer taraftan Amerika'da bir þirkete gemiye yerleþtirilecek sismik cihazlarýn sipariþi yapýldý. Ciddi 225 . Gemiyi kendimizin yapmasý konusunda TPAO çekimser kaldý ve biz talip olduk. Kabul gördü. MTA'dan Doç. Dr. Altan NECÝOÐLU'nun denetiminde bu cihazlar imal edildi ve gemiye takýldý. Altan NECÝOÐLU yönetiminde Sismik I denize açýldý. yýlýnda Jeofizik Þube Müdürü Sýrrý KAVLAKOÐLU'nu bu iþle görevlendirdim. ya da kendimizin bir sismik gemi yapmasý þýklarý üzerinde duruldu. satýn alýnmasý ise pahalý görüldü. çok deðerli jeofizik ekibini aldý ve Ýstanbul Ýstinye tersanesinin yanýnda bir eve yerleþti. 1974 1950'li yýllarda maden mühendisleri bir arazi çalýþmasýnda. ya satýn alýnmasý. Böylece MTA Sismik I doðdu. Norveçli firma önce kabul etmiþ sonra vazgeçmiþti. söküldü. Sýrrý KAVLAKOÐLU. Hora gemisi alýndý. Kiralýk bir gemi bulunamadý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1970'li yýllarýn önemli bir anýsý elbette Yunanistan'a “Ege'de biz de varýz” demek için Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklýðý'nýn (TPAO) bir sismik etüd yapmasý konusunda alýnan karardý. yeni baþtan tersanenin çok becerikli gemi mühendisleri ve iþçileri tarafýndan MTA jeofizik ekibinin nezaretinde kýsa zamanda tamamlandý. Deðiþik bakanlýklarýn temsilcileri ile yapýlan toplantýda ya yabancý bir geminin kiralanmasý. Bunun için önce TPAO bir Norveç Sismik Etüd gemisi kiralamak istemiþ.

bütün bakanlýklar ve özel kuruluþlar tarafýndan kullanýlýyor. sondaj makinalarý. kömür ve petrol sayesinde kurulmuþtur. kurþun/çinko. enerji kaynaklarýna (kömür. bulduðu madenler. modern teknolojiyi uygulayan bilimsel ve çaðdaþ bir kuruluþ olmasý için MTA'nýn yeni tesisleri yapýlmýþ. bor tuzu sanayi ile. lüzumlu modern alet. bu sayede ülkemizde off-shore sismik etüd de baþlamýþ oldu. mermer. uranyum. Halen mevcut çimento. MTA Sismik I ile etüt yapmaya baþladýktan sonra bir de sondaj gemisi yapmak üzere Sondaj Þubesi Müdürü Alaattin HAMAMCIOÐLU baþkanlýðýnda hazýrlýklar yapýldý fakat bu projeden sonra vazgeçildi. MTA'nýn yaptýðý jeolojik haritalar. 226 . Laboratuarlarda. ben MTA'dan ayrýlýnca Alman Hükümeti projeyi durdurdu. endüstriyel hammaddeler ve enerji kaynaklarý yeni endüstrilerin kurulmasýný saðlayýp iþ sahasý açýyor ve memleketimizin sosyal ve ekonomik geliþmesinin temelini teþkil ediyordu. Böylece üniversitelerimizde yetiþen yerbilimciler kendilerine temin edilen modern alet. demir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I etütler yapýldý. cihaz ve makinalarla gerek merkezde ve gerekse arazide hýzlý ve verimli çalýþmalar yaparak maden. kömür. petrol) dayalý sanayi MTA'nýn bulduðu maden. krom. bakýr. harita matbaa ve baský makinalarý saðlanmýþtýr. 1960 yýlýnda MTA'ya Genel Direktör olunca 1953 yýlýnda Muðla Üçköprü krom kampýnda düþündüklerimi yapma imkaný kazandým. cevher zenginleþtirme ve jeofizik aletleri. jeotermal enerji etütlerini karada. seramik. Kuruluþundan beri baþarýlý çalýþmalar yapan MTA'nýn daha baþarýlý olmasý. endüstriyel hammadde. 1968 yýlýnda MTA Tabiat Tarihi müzesini kurduk. laboratuar. endüstriyel hammadde ve kömürlerin yalnýz listesi sayfalar dolusudur. alüminyum. petrol. Bulunan ve rezervleri tespit edilen maden. hammadde ve cevher zenginleþtirmesi ve deðerlendirmesi hususunda araþtýrmalar yaparak kurulacak endüstrinin projelerinin hazýrlanmasýnda öncülük ediyordu. makina ve cihazlar. havadan uçakla ve off-shore denizde yaparak çok önemli neticeler almýþlardýr. Müzeye bir de planatoryum yapýlmasý için Alman Hükümeti ile anlaþtým. endüstriyel hammadde. Bununla genç öðrencilerin yerbilimine ilgisini çekmek istedik ve baþarýlý olduk.

Genç yerbilimciler jeoloji. Gençler. baþlangýcýný yaptýk. Son olarak. üretecek ve deðerlendirecektir. Ben ve bizim neslimiz gerek MTA ve diðer kamu/özel kuruluþlarda ve gerekse üniversitelerde zevkle çalýþtýk. laboratuar. maden ve enerji kaynaklarýmýzý baþarý ile bulacak. A.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Düþünce ve rüyalarýmýn hakikatleþmesinde benimle birlikte çalýþan mesai arkadaþlarýma ve bütün MTA'lýlara teþekkür ederim. daha yeraltýna inmedik. Reþit GENCER. H. cihaz ve malzeme parkýnýn zayýflamasýna. büyük maden yataklarý vardýr. Ýnançla ve bilinçle çalýþýldýðýnda baþarý gelir. maden potansiyelimiz büyüktür. madenciliðin temelini attýk. Yeraltýnda önemli. daha büyük denecek birçok maden yataklarý bulunacaktýr. Prof. MTA'nýn isminin deðiþtirilmesi ile beraber bütçenin kýsýtlanmasý. kanununun deðiþtirilmesi neticesinde yetenekli teknik personelin daðýlmasýna. bu görüþler tamamen yanlýþtýr. Bugün. Nafiz PAMÝR ve Hadi YENER ile petrolün bulunmasýný saðlayan Ýhsan Ruhi BERENT'i saygý ile anarým. Türkiye'de bundan sonra büyük maden yataklarý bulunmaz diye görüþler iþitiyorum. Daha madenciliðin baþlangýcýndayýz. memleketimizin hayrýna yaptýðýnýz hiç bir þeyden korkmayýn. jeofizik ve sondaj makina. daha yapýlacak çok iþ var. MTA Genel Direktörlüðü'nün kurulmasýnda büyük hizmetleri geçen ilk Genel Direktörler. 227 . mali gücün azalmasý ile çalýþma kapasitesinin azalmasýna neden olmuþ ve neticede maden arama gücü de azalmýþ ve sýnýrlý kalmýþtýr. jeofizik ve maden mühendisleri bundan sonra derinlerde zengin yeraltý servetimizi.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 228 .

TMMOB yayýn organlarýndan 'TEKNOKRAT' dergisinin Nisan 1986 sayýsýndan alýnmýþtýr. .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I A. REÞÝT GENCER’LE SÖYLEÞÝ* *Bu söyleþi.

dönmüþ ve çeþitli yerlerde memurluk yapmýþ.. Orta öðretim için Belçika'ya giderek.ilk o. ilkokulu orada bitirdi. T. Evli ve çocuðu bulunmayan Reþit Gencer Ýngilizce ve Fransýzca biliyor.Okulunuzu bitirip Türkiye'ye geldiðinizde. sonra da Sadrazamlýða 230 . Belçika'nýn Mons Kentinde Poly Technique'in Maden Bölümü'nden 1914'te mezun olup Türkiye'ye döndü. Þu anda en yaþlý maden mühendisi sýfatýný taþýyan Gencer. ETÝBANK'ýn ikinci Genel Müdürlüðünü yaptý. Daha sonra babasýnýn 1903 yýlýnda Selanik'e Nafýa Müdürü olarak tayin edilmesi üzerine. sizden baþka maden mühendisi var mýydý? A. 1891 yýlýnda Ýstanbul'da doðdu..Reþit Gencer. Ama yine de ilk maden mühendisi o deðil. Mühendishane-i Berr-i Hümayun'un ilk mezunu olan babasý Osman Vehbî Bey'in görevi nedeniyle Beyrut ve Þam'da geçti.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kýsa Özgeçmiþ A. uzun yýllar burada kaldý.G. Bundan yaklaþýk 130 yýl kadar önce yaþamýþ Ethem Paþa varmýþ. MTA'nýn ilk. benden yaþlý ve eski mezun Damat Kenan Bey.Belçika'da Mons'taki Poly Technique'in maden bölümünden mezun olup Türkiye'ye döndüðümde üç maden mühendisi ile karþýlaþtým. Çocukluðunun ilk günleri.R. Paris'ten mezun olmuþ. Birincisi.

Konsolos. Donanmanýn kömürü bitmiþ. Elektrik mühendisi olmak isterdim aklýmca. A. ikincisi gene Paris'ten mezun Abdullah Hüsrev Bey ki sonradan MTA'da bana muavinlik yapmýþtýr. ne olacak bu iþ?" dedim. Siz maden mühendisisiniz diye çaðýrýp “Kömür bulun bir yerlerden” demiþler. Onun oðlu. birisi biraz evvel bahsettiðim Damat Kenan Bey. hem yüksek mektebe de hazýrlýyor.G. devlet göndermedi.. köprü ne anlarým.Hayýr. Bir gün Belçika Konsolosuyla konuþurken benden bahsetmiþ ve iyi bir tahsil yapmam konusunda tavsiyelerini rica etmiþ. Ben Brüksel'de 15 yaþýnda yatýlý olarak liseye baþladým. Bir iki kiþi el kaldýrdýk. ben Belçika'dan döndüðümde üç kiþi vardý.. benden 8-10 yaþ büyüktür. 5-6 sene evvel öldü. döndüm.R. 5 sene okudum orada ve mezun oldum. yol. öyle mi? O yýllardaki anýlarýnýzdan biraz söz eder misiniz? A. Subay. T.Kendi isteðinizle mi bu mesleði seçip yurt dýþýnda okumaya gittiniz. O da Berlin'den mezundu.R.Efendim..G. Belçika'da lisede çok iyi arkadaþlarým olmuþtu. Bunlardan birkaç tanesi beraberce maden mektebine gitmek istiyorlardý. oraya gönder" demiþ. Orada konsolos dostlarý vardý. Onun oðlu da maden mühendisiymiþ.Evet. Ýstanbul'da çeþitli müzeleri yapan Ressam Osman Hamdi Bey vardýr.G. T. gittim. Celal Sait Bey. bir subay girdi içeri ve "Ýçinizde mühendis olan var mý?" diye sordu.R. Babam 1903'te Selanik Nafýa Müdürüydü.. öyle. Tanýdýðý sevk iþlerine bakan dostu Enver 231 . Neyse. Akþam babama. "Yahu baba ben maden mühendisiyim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kadar yükselmiþ. Bir gün dersteyiz. Bir de Behçet Bey vardý.Evet. yoksa devlet mi sizi göndermiþti? A. oraya gönderiyorlar. sizin bir askerlik anýnýz olduðunu duyduk. "Bizim memlekette çok iyi bir lise var. Birinci Harp çýktý. Hadi ben de onlardan ayrýlmayayým dedim.Yani tamamen tesadüfi bir seçim oldu. T. hemen gidip verdiði adrese baþvurmamýzý istedi. Bizi Hatay ve Ýskenderun'da yol ve köprü yapýlacakmýþ.

Kazma iþlemezdi. Kömürü madenden dýþarýya taþýmak için tahtadan derviller yaptýk.. Esasen askerler baþlamýþlardý orada çalýþmaya. günde 750 ton kömür çýkarttýk. Beykoz Kaðýthane vs.R. hep bizim çýkardýðýmýz kömürle beslendiler. T. Ýstiklal Harbi biter bitmez Balya'ya gittim.Vardý. T.Nasýl almýþ bu Ýngiliz iþletme ruhsatýný? A. üstten balyozla vurulurdu ve damar çatlatýlýrdý. Bir de Balya'da kurþun madeni vardý. Birkaç tane daha kömür ve linyit madenleri açýlmýþtý. Sonradan müdürlüðünü yapmýþtým. Burada iþ olur kanaatine vardýk ve rapor verdik.Askeri istihkâm taburu vardý.G.G. Savaþ sýrasýnda bütün personeli yabancýydý.R. gidip ona durumu anlatmýþ. epey bir yer dolaþtýktan sonra.G. iþimizi görüyordu. onlarla taþýrdýk.R.. kaçmýþlar. Pattersan diye bir Ýngiliz'in elindeydi o maden. T. oduna benzer.O sýralarda Türkiye'de Zonguldak Havzasýnýn dýþýnda madencilik faaliyetleri var mýydý? A. Bursa Bandýrma'da G. Askeri fabrikalar. Ucu sivri çelik kamalar vardý. Oranýn kömürü kahverengimtraktýr. Gayri Müslimlerden bir iþçi grubu verdiler bize. Bana da "Madem öyle maden mühendisisin. T. nihayet Karadeniz Aðaçlý'da bir maden bulduk. O tekrar iþlet232 . askeri fabrikada yapýldý.. Bu dediðim maden arabasýdýr. Yalnýz birkaç iþçi vardý. Tekerlek filan döktüler Ýstanbul'da.Almýþ iþte. isteyen istediði ruhsatý alýrdý. Fethiye taraflarýnda krom madeni vardý.G. O sýrada da Ruslar Boðazlarý kapamýþlar. donanmanýn kömürü yok.. Zonguldak'tan kömür gelemiyor.Neyle taþýrdýnýz çýkardýðýnýz kömürü? A. Harbin sonuna kadar burada kömür çýkardým. Kaðýthane'den Aðaçlý'ya dekovil hattý vardý. Osman paþa'da bir linyit madeni vardý. lokomotifli dekoviller vardý.R. Resimlerini biz çizdik. çalýþmaya baþladýk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Paþa'nýn oðlu vardý. bari kömür ara" dediler. kapitülasyonlar da var. Çýktýk yola.Kazma kürekle mi çýkartýyordunuz kömürü? A. öyle toplanýrdý.

Bana haber yolladý. 2 yýl Osmanlý Bankasý'nda çalýþtým. Balya Karaaydýn Madenleri Þirketi Fransa'ya cevher satardý. T. babamýn da arkadaþýydý. Adam arýyorlardý iþletmek için. Bana da "Siz çok yoruldunuz ama.O zamanlar þimdilerde olan devlet hakký diye bir kavram var mýydý? A. mühendis olarak gittim ve 1923'te göreve baþladým. faydasý oldu. 1933 yýlýydý ve þirketin merkezi Ýstanbul'daydý. T..R. 1932 sonuna kadar oradaydým.G. Devlet de o zaman sanayileþme hamlesine giriþmiþti.. Atatürk'ün arkadaþlarýndan bir subay.G. önce olur dedim ama.Ben Balya'da çalýþýrken kurulmuþ. Ondan evvel zafere kadar.Balya iþletmeye kondu iþte. Orada da... madenler hususunda ayrý bir teþkilatlanmaya gitmek üzere baþka ülkelerdeki uygulamalarý inceleyin ve kanununu hazýr233 . Bir sene kadar Havzayý Fehmiye Umum Müdürlüðü yaptým. Sermayesi Fransýz’dý. Kurþun.Atatürk döneminde madencilik faaliyetleri geliþti mi? Bu yönde bir çalýþma oldu mu? A. çok da hizmet ettiniz. Balya'ya gelen yeni yabancý grup. 1927'de baþmühendis. tuttu kendi elemanlarýný getirdi.R. Ankara'ya çaðrýldým. Ankara'ya gittim ve görev talep ettim.Evet. oraya müdür oldu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I meye konmak istedi.R. Beni ve bir arkadaþý görevlendirdiler. ticari açýdan çok þey öðrenmiþtim. sonradan meslekten kopunca yavaþ yavaþ sýkýlmaya baþladým.G. O zaman Sanayi Bakanlýðý'nýn yerine Ýktisat Bakanlýðý vardý. 1928'de genel müdür ve murahhas aza oldum. T. Vekalet madenleri iþletmek için bu arada bir kanun yapýyor.Zonguldak'taki Maden Teknik Okulu ne zaman kurulmuþtu? A. O yýllarda meþhur dünya bunalýmý vardý. Memurluða baþlamýþtým. Meclis üyeliðine girer misiniz?" dediler. Sümerbank filan kuruldu. ufak bir miktar alýyordu ton baþýna. çinko fiyatlarý düþtü. bakýr. Fransýz þirketi olduðu halde bir Türk'ü baþa getirmiþlerdi. Bakan da Celal Bayar idi. O þirket de müþkül duruma düþtü. zarar etmeye baþladýlar ve þirketi daha güçlü bir gruba devretmek zorunda kaldýlar.

G. Bakan. kabul edilip vekiller daðýlmaya baþladý. Oturduk. Vekil. Onlarda devlet kendi arýyor.. ben de Meclis'in locasýndan izliyordum oturumu. kendi iþletiyor tabii. Adnan Demirci geçenlerde öldü. A. önce arayacak.R. Peki Etibank'a kimi verdiler? A. 234 . þimdi birini seç ve genel müdür ol" dedi. T.R. Ben de "Maden Arama'yý istiyorum" dedim. belli bir hisse alýyordu karþýlýðýnda. Necdet Egeran vardý.Evet. Muazzam bir teþkilatlarý vardý. Bakan bizde yürümez ayýrýn dedi ya.G.. Zonguldak Maden Teknik Okulu'ndan mezun 2-3 tane maden mühendisi vardý.. teknik eleman durumu nasýldý? A. Fransa'ya göndermiþtim MTA'da çalýþtýðý sýralarda ve jeoloji eðitimi görmüþtü bir yýl süreyle.MTA'nýn kuruluþ yýllarýnda bütçesi.Etibank'a Ýlhami Nafiz Pamir genel müdür oldu. T. Hiç unutmam.Böylece MTA'nýn ilk genel müdürü oldunuz. Etibank kuruldu.R..G.MTA nasýl çalýþýyordu? Hangi esasa göre arama yapýlýyordu? A. Celal Bayar ile birlikte 25 kiþilik heyet ile Rusya'ya gittik ve inceledik. Apart olarak. tehlikeli olur" dedi ve ayýrmamýzý söyledi. "Politik amaçlý kullanýlabilir. þirket vs..Aramalarda belli bir masraf yapýyor ve daha sonra anlaþtýðý banka.G.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I layýn dediler.Hangi ülkeleri incelemiþtiniz? A.R. T. çalýþtýk ve 1935'te MTA. T.. personel durumu. "Ýþte oldu bu iþ.Abdullah Hüsrev benim muavinimdi.R.G. o vardý. sermaye olarak hisse alýyordu. Bakanlýða verdiðimiz projede ayný örgütlenmeydi.Rusla’rýnkini incelemiþtik. O gün o iki projeyi yaptýk ve yine ayný gün Meclis'ten geçerek kabul edildi. sonra bir mali kuruluþla anlaþarak iþletecekti.Yanýlmýyorsak Etibank ve MTA iki ayrý kuruluþ deðillermiþ. T.

Teþkilatý ile olduðu gibi duruyordu.G.. T. 235 . Ergani bakýr hiç iþletilmemiþti.G.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I T. iki tane apartman tutmuþtuk. Tunçbilek linyitleri ilk benim. iki katlý.MTA'yý geniþletmek için ne yaptýnýz? A. aramalarýmdýr benim zamanýmda ortaya çýkarýldý.Hangi yöntemlerle arama yapýyordunuz? Sondaj makinalarýnýz var mýydý? Ýlk etüdünüzü hangi bölgede yaptýnýz? A. A. Etüdünü bitirip.R. o zamanlar bilinir miydi? A.Saint Barbara hakkýnda bir bilginiz var mýydý. Almanya ekolündendir. Þimdi biliyorsunuz sadece metal iþletmeciliði yapýyor. Sonra Ergani madenleri vardý.Büyük sondaj makinalarýmýz vardý.G. tabii þimdiki gibi muazzam deðildi.4-5 sene içerisinde epeyce ilerlettik ama. T. Yine Ruslar zamanýnda Murgul bakýr vardý. devrettik. O zamanlar MTA'da meclis baþkanýydý.G.R. ilk Zonguldak'taki mektep açýldýðý vakit.Kütahya. o iyice yarým bir teþebbüstü.Evet. Kömür iþletmeleri daha sonra kurulunca Etibank'tan oraya devir oldu. onu da Etibank'a devrettik. Orada da laboratuarlar vardý.. Biraz ilerde de ikinci bir bina vardý. Benden sonra devir oldu ama.. ilk etüt ettirip Etibank'a devrettiðimiz maden ise krom idi. T.Kömür aramalarý nasýldý peki? A. T.R.G.. Bu hocalar Türkiye'ye bu âdeti soktular ve 4 Aralýk Madenciler Günü olarak bizde de kutlanmaya baþladý ondan sonra. gelen profesörlerin çoðu Belçikalý’ydý. Etibank'a devrettik. hikayesini bilirim. Sonra Ruslardan geri alýnan Ardahan'da kuvarsam bakýr madeni vardý.Evet. kira ile oturuyorduk.R.Daha sonra Etibank'a genel müdür oldunuz. çok alim bir adamdý. Ýlk defa Raman'da petrol sondajý yaptýk.. MTA'ya da Hadi Yener getirildi. Biri 4 katlýydý. biz yaptýk. 6 sene evvel öldü o da. Beni yaptýlar.R.. vekil deðiþti ve Etibank Umum Müdürü'nün yeni vekille yýldýzý barýþmadý.

R.. Mesleki açýdan tatmin oldum. Maden mühendisliði çok geniþ çapta bir mühendisliktir. týptan anlamaya mecburdur. olamaz..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I T. 236 . Belki birçoklarý gibi zengin olamadým. çok yönlü deðildir kýsacasý.Madenci olduðunuza memnun musunuz? Elektrik mühendisi olmak istiyorum demiþtiniz.G..Evet.. Bir elektrik mühendisi santraldedir. ketum olmalý.Bu kadar uzun madencilik yaþamý ve çalýþma alaný içinde yapmayý düþünüp de yapamadýðýnýz bir þey oldu mu? A. Ticari fikir olmalý insanda.. çok memnunum.. Doða ile tek baþýnýza mücadele etmeye mecbursunuz. Fransýzlar sanat anlamýna gelen "art" derler hatta.. T.Madencilik açýsýndan yok. Tabii bu bir natur meselesi. bunlarý yapabilmek için de mücadeleci olmalý.R. orasý ile meþguldür. Bir maden mühendisi makinadan. A.G.. Çünkü madencilikte ben en önemli olaylarda rol oynadým. inþaattan.