P. 1
TMMOB_1-MuhMimoykuleri

TMMOB_1-MuhMimoykuleri

|Views: 12|Likes:
Yayınlayan: mjoratenax

More info:

Published by: mjoratenax on Oct 07, 2013
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

05/13/2014

pdf

text

original

Sections

  • Kemal Saatçioðlu ile Söyleþi
  • Nadir Avþaroðlu
  • Baki Remzi SUÝÇMEZ
  • Celalettin Uzer’le Söyleþi*
  • M.Bahattin ADIGÜZEL
  • Reþat Ünal
  • Þevki Vanlý
  • Burhan OÐUZ
  • Dr. Fikret Yücel
  • Doç. Dr. Sadrettin ALPAN

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri I

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

ISBN 975-395-755-6 Kapak Tasarýmý ve Sayfa Düzeni: Emrah Durak Baský Kozan Ofset 0 312 3842003 Baský Tarihi Nisan 2004 Türk Mühendis ve Mimar Odalarý Birliði Atatürk Bul. No: 131 Kat: 9 Bakanlýklar-ANKARA Tel: (0312) 418 12 75 Faks: (0312) 417 48 24 Web: http:// www.tmmob.org.tr E-posta: tmmob@tmmob.org.tr

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

ÝÇÝNDEKÝLER
Önsöz Sunuþ Kemal Saatçioðlu ile Söyleþi Fabrikalar Kuran Fabrika Kardemir ve Türkiye Cumhuriyeti Demir-Çelik Öyküsü Mahmut Kiper Ýlk Feneri Yakanlar Nadir Avþaroðlu Yeþil Çay Yapraðýnda Demli Çay Bardaðýna Bir Baþarý Öyküsü Baki Remzi SUÝÇMEZ Devrim Otomobili Hikayeleri Ýsmet Özkan-Aydýn Engin Türkiye’nin Yaþadýðý Hýzlý Kentleþmenin Öyküsünü Kurmanýn Seçeneklerinden Biri Ýlhan Tekeli Celalettin Uzer’le Söyleþi Uçak Fabrikalarý Nasýl Kapatýldý? M.Bahattin ADIGÜZEL Atatürk Orman Çiftliði Reþat Ünal Bir Rüzgara Karþý Toplu Konut Öyküsü Þevki Vanlý Cumhuriyetin Ýlk Dönemlerinde Yüksek Mühendis Mektebi ve Dökümcülük Anýlarým Burhan OÐUZ PTT Arla ve Teletaþ’ýn Öyküsü Dr. Fikret Yücel MTA'lý Yýllarým Doç. Dr. Sadrettin ALPAN A. Reþit Gencer’le Söyleþi 5 7 11

19 43 63 89

119 135 141 155 173

187 203 217 229

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

inançlý mühendislerin umutlarýnýn nasýl tüketildiðinin ifadesi. Demir-çeliðin öyküsü mühendislik tarihine kendisi kadar saðlam bir yapý taþý býrakýyor. mühendislerimizin ve mimarlarýmýzýn geçmiþteki serüvenine tanýklýk etmekle kalmayacak. Bilimle toplumun buluþturulmasýna tanýklýk ediyor bu öyküler. Mühendislerin ve mimarlarýn sýnýrlý olanaklarla yarattýklarý. Her gün zevkle yudumladýðýmýz çayýn bardaðýmýza gelene kadar ne badireler atlattýðý anlatýlýyor. bu amaçlara ulaþmak için çabalarý sürüyor. yaratmaya çalýþtýklarý bir dünya var bu kitapta… Cide yolunu yapanlar mesleðimizin bir çözüm sanatý olduðunu. toplumun ihtiyaçlarýný bilimsel bilgiyi kullanarak karþýlama misyonlarý. 5 . Kýsýtlý olanaklar. Devrim Otomobilinin öyküsünün kendisi baþlý baþýna önemli bir mühendislik giriþiminin ne tür engellemelerle karþýlaþtýðýnýn. ulaþýlmayacak yol olmadýðýný gösteriyorlar. sanayileþme. öyküleri yaratanlara vefa borcunun ödenmesinin ötesinde bir amacý daha var: O da "mühendislik-mimarlýk þimdi nasýl bir yerde" sorusunun yanýtlarýný aramak. kalkýnma.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ÖNSÖZ "Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I" adlý kitabýmýzdaki öyküleri okurken. hakça paylaþma hedefleri. ayný zamanda kalkýnma tarihimizden kesitler de göreceksiniz. "Ýlk feneri yakan" maden mühendisleri emekçilerin geleceðe giden yoluna ýþýk tutuyor. yapmanýn yerine yýkmanýn. Emperyalist sistemin ülkemiz için öngördüðü. Atatürk Orman Çiftliðinin kuruluþu ve geçmiþi terkedilmiþ bir alanda umudun yeþertilebileceðinin kanýtý. coþkunun yerine umutsuzluðun geçirilmeye çalýþýlmasýnýn arkasýnda hangi ekonomik ve siyasi koþullar yer alýyor? Mühendislerin ve mimarlarýn. halka hizmet için mücadele eden mühendisler ve mimarlar bugün ne yapabiliyorlar? Mesleklerini toplum yararýna ne ölçüde kullanabiliyorlar? Baþarý öykülerinin temelini oluþturan irade bugün ne kadar geçerli? Baþarýnýn yerine duraðanlýðýn. hatta ülkemize dayattýðý role karþýn yer yer baþarýlar elde ediliyor. çaðýn gerisinde kalmýþ teknoloji þartlarý içerisinde kalkýnmak için. Bu derlemenin. maddi sýkýntýlar.

kalkýnma. hakça paylaþým için siyasi bir irade oluþturabilelim. artýk ulusal bilim. kitabý yayýna hazýrlayanlara Yönetim Kurulumuz adýna teþekkür ediyorum. daha güncel baþarýnýn öyküsünü yazmaya ve yayýnlamaya devam edeceðimiz günlere olan özlemimizle. teknoloji ve yenilenme politikalarý temelinde sanayileþme. her yýl mezun olanlarýn sayýsý 25 bini bulan meslektaþlarýmýzýn. bütün çalýþanlarla ortaklaþtýrabilelim. araþtýrmanýn. tasarlamanýn. umudumuzla ve kararlýlýðýmýzla. Yeter ki. Daha fazla. bilimi ve teknolojiyi toplum yararýna kullanma anlayýþýný egemen kýlabilelim. bize uygun bulunan ucuz iþgücüne ve doðal ve kültürel varlýklarýmýzýn kuralsýz ve sýnýrsýz tüketimine dayalý rekabet anlayýþý yerine. bize bu öyküleri yayýnlama olanaðýný veren meslektaþlarýmýza. Yeter ki. Yeter ki sayýlarý 500 bine yaklaþan. bu anlayýþa uygun yatýrýmlar yapabilelim. Kaya Güvenç Yönetim Kurulu Baþkaný 6 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Mühendisler. Yeter ki. Yeter ki bu amaçlarla sürdürdüðümüz mücadelemizi yükseltebilelim. Yaptýklarýndan daha fazlasýný yapmaya hazýrlar. yapmanýn. mimarlar ve þehir plancýlarý. bu çalýþmayý planlayýp bize kazandýran Mahmut Kiper'e. iþletmenin coþkusunu yaþamaya özlem duyuyorlar. bilimi ve teknolojiyi halkýmýzýn hizmetine sunabilmeleri için görülen ortamlar yaratabilelim.

ayný zamanda Türkiye Cumhuriyeti'ni anlamlandýran. çalýþtýrdýklarý ile sadece TMMOB'yi deðil. Bu kitapta. Türkiye'de gerek sektörlerin oluþumu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I SUNUÞ TMMOB'nin kuruluþunun 50. Özellikle son çeyrekte üretimin iyice geri plana itilmesi ile artýk kimse yapýlan baþarýlý uygulamalarý gündeme getirmemektedir. baþarýlý uygulamalarý hatýrlatmak ya da bilinmesini saðlamak. ülke mühendislik-mimarlýk yeteneðinin ve birikiminin anlaþýlabilmesini saðlayacak tüm mozaikleri birarada bulabilmek mümkün deðildir. Bu kitaba çoðunun ýsmarlama. Bu öykü kitabý ile amaçlananlardan biri. daha geniþ bir ifadeyle mühendisliðin ve mimarlýðýn bazý öyküleri bu kitapta toplandý. hem moral olarak hem de geliþimde üretimin ne denli gerekli olduðunun gösterilmesi bakýmýndan büyük önem taþýmaktadýr. Bu baþarýlara imza atanlarýn çoðu TMMOB üyeleridir. üretimde mühendisinmimarýn öneminin anlaþýlmasýný saðlamak ve çalýþmalarda yer almýþ meslektaþlarýmýzý anarak belki de gecikmiþ bir vefa borcunu bir nebze ödemek. gerek fabrikalarýn kurulmasý ve gerekse bu iþletmelerde yapýlan uygulamalar ve bir çok planlamalar büyük mühendislik ve mimarlýk baþarýlarý içermektedir. yýlýnda. kurduklarý. sonuncusu da ne zorluklarla kurulanlarýn ne kadar kolay yýkýlýp satýldýðýný ya da yok edildiðini göstermektir. bir diðeri. bir kýsmýnýn da eski yayýnlardan alýntý 7 . Tabii. Bu öykülerden kimi. nedeni ne olursa olsun kazanýlmýþ yetenek ve kültürü red edercesine baþarýsýz mühendislik-mimarlýk uygulamalarý da ülkemizin çokça görülen gerçeklerindendir. ismini hepimizin yakýndan bildiði sanayi kuruluþlarýnýn kurulmasýný ve geliþimini. yaptýklarý. Buna örnek esintilere de yer verilmiþtir. Oysa o gün. kimi de iz býrakmýþ bazý mühendislerin ve mimarlarýn kendilerini ya da yarattýklarýný anlatýyor. baþlangýcýndan beri de böyle bir hedef hiç olmadý. o koþullarda yapýlanlarýn bilinmesi. Türkiye Cumhuriyeti döneminde gerçekleþtirilmiþ ve önemli baþarýlar içeren sektörlerin oluþumunu. kimi. geliþtiren mühendis ve mimarlarýn.

bunlarýn bazýlarýný öne çýkarma fýrsatý bulduk. Anlatýlanlar kimi zaman masallardaki olaðanüstülükleri çaðrýþtýrýyor. Ancak tüm bu geliþme potansiyeline raðmen büyük emeklerle kurulanlarýn iki dakikada yýkýldýðýný. yaptýklarý ile övünmeyen. çalýþtýran. yapan. geliþtiren.5 yýlda iþletmeye alan. tasarlayan. bazý öykülerin bugün artýk neredeyse kanýksadýðýmýz. Onlar 8 . Bu nedenle mühendislik-mimarlýk baþarý ya da baþarýsýzlýklarý öykülerin içine gömülmüþ durumdadýr. Ancak gene de. satýldýðýný da çok gördük. Bunlar. masallardan baþka nerede olur ki? Görev bilinciyle öne çýkmayý yadýrgayan. Zaten. birilerine peþkeþ çeken para modellerinin bize yaþattýðý usanmýþlýk ve umarsýzlýk girdaplarýndan. bir aðýr sanayi iþletmesini 1930'larýn sonunda hafriyatýný kazma-kürekle. kuran. mühendis. bozan. mimar ya da plancýlarýn hakkýný teslim etmek mümkün olacaktýr. topraklarýn tahliyesini merkep katarlarý ile yaparak 2. konuyu bilsin bilmesin herkesin anlayabileceði hikayemsi bir dille kaleme alýnan ya da daha önce yapýlan söyleþilerden alýntýlanan öyküler yer alýyor. Ancak bazý uygulama veya sonuçlara bakarak. tam tersine anonimleþtiren insanlar Cumhuriyetin saðlam tuðlalarýný ördü. paylaþan üretim modellerine doðru ufak umut yolculuklarýna sebep olacaðýný umuyoruz. Buna uygun olarak. Umarýz serinin devamý gelir. hatta son kuþaðýn muhtemelen doðal karþýladýðý yýkan. pek çoðu sessizce göçüp gitti. neredeyse toplu iðne üretmeden otomobil üretimine soyunan ve muhtemelen bir kýsmý otomobil kullanmayý bile bilmeyen 23 mühendisi ile o günün en ileri teknolojilerini içeren otomobili 129 günde tamamlayan bir ülkede yaþýyoruz. Bu kitapla.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I þeklinde temin edildiði bir mühendislik-mimarlýk öyküleri denemesi denebilir sadece. bu kitapta. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda neredeyse en küçük bir sanayi tesisi olmadan uçak fabrikasý deneyimini yaþayan. teknik detaylardan uzak. ülkenin zengin mühendislik-mimarlýk öykü hazinesinin gün ýþýðýna çýkarýlmasý için ilk giriþim olarak 'Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri-I' baþlýðý ile yayýnlandý.

Bu tür anýlasý insanlarýmýz ve mühendislik-mimarlýk öykülerimiz pek çok. Türkiye sanayi ve teknoloji tarihinde.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bunu çoktan hak etmiþlerdi. O ýþýktýr. geleceðe de umutla bakmamýzý saðlayan geçmiþimizin en deðerli miraslarý olarak bakmalý ve onlara sahip çýkmalýyýz. Erimiþ cevhere bakmasýný bileceksin. mühendisliðin tanýmýnda zaten.' Ne demek istediðimizi. Mühendis ve mimarlarýn merkezinde olduðu öyküler sadece teknik içerikleri ile deðil. ergimiþ metalin ýþýðý ile özdeþleþtirerek. O cevherin ýþýðýný bilir misin sen? 1200 derecede erimiþ demir cevheri bir ýþýk saçar efendi. ülkemizin ilk aðýr sanayi tesisi Karabük Demir Çelik Fabrikalarý'nýn inþaatýnda iþe baþlayan ve bu tesiste üretimde aralýksýz 45 yýl çalýþan Hakký Usta herkese. cevher erimiþ. üretime ve üretim tesislerine nasýl bakýlmasý gerektiðine iliþkin galiba en güzel dersi veriyor. Öyküleri çoðalttýkça. O öykülere. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda. Karabük'te düðün dernek kurulmuþ. sanayi yaratarak. akýyor potaya. Kendilerinden habersiz hikayelerini daha önceki yayýnlardan derlediðimiz. Bu dönüþüm projesinde. memleketin ýþýklarýna nasýl bakýlmasý gerektiðini bir de öykülerle anlatalým istedik. tüm yetenek ve kazanýmlara raðmen bugünkü kötü durumun sebepleri kuþkusuz daha iyi anlaþýlacak ve anlatýlacaktýr. Ýyi bakmazsan kör eder adamý. Aydýn Engin'in yaptýðý söyleþide þöyle diyor. bir çoðu artýk aramýzda olmayan mühendis-mimarýmýzý saygýyla anýyoruz. Öykülerini bu kitapta bizlerle paylaþan tüm yazarlara teþekkür ediyoruz. bunun yanýnda saðladýklarý toplumsal ve tarihsel etkileri ile de deðerlendirilmelidir. Yoksa kör olursun. köylülerden sanayi iþçisi yaratmak buna güzel bir örnektir. 9 . 'Divriði madeniyle Zonguldak kömürü buluþmuþ. memleketin ýþýðý. sanayinin koþullarýnda sürekli iyileþtirmeyi ve üretkenliði artýrarak toplumsal deðiþim projelerinde aktif hatta öncü rol almak vardýr. Ne demek istediðimi anlýyonmu sen?. bugün gelinen noktadaki geliþmemiþ ve yetersiz görüntünün aksine pek çok ilk ve yenilik görmek mümkündür. Çünkü..

Türkiye mühendislik-mimarlýk ve plancýlýk tarihinin geliþimine katkýda bulunan tüm meslekdaþlarýmýza þükranlarýmýzý sunuyoruz. Mahmut Kiper Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri-I Kitabý Koordinatörü 10 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu kitabýn peþinden birçok öyküyle bu serinin devam edeceði ümidiyle.

TMMOB yayýn organlarýndan “Mühendislik-Mimarlýk” gazetesinin18 Temmuz 1957 tarihli sayýsýndan alýnmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kemal Saatçioðlu ile Söyleþi “60 YILLIK MÜHENDÝSLE KONUÞTUM”* Söyleþiyi Yapan: Aydýn Nisari * Bu söyleþi. .

Son hanýmýndan doðan çocuklarý ise henüz küçük. 7 çocuðu var. tanýdýðým yaþlý kimselerle kýyaslayarak doðru bir sonuç çýkarmaya çalýþtým: . 7 Çocuk Babasý Ýki defa evlenmiþ. Y. 12 . hem de bir partinin baþkaný..60 yaþýnda olsalar gerek.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Umumi Katip Þükrü Er. hem belediye reisi..Beyefendiyi kaç yaþýnda tahmin edersin? Dikkatle baktým. ikisi yüksek mühendis. Çocuklarýndan ikisi profesör. kýzlarýndan biri de hem doktor. Hendese-i Mülkiye Mektebinden aldýðý diploma 60 yaþýnda! Gözümüz aldanýyor. Müh. Uzun bir ömrün tatlý meyveleri. Birliði ziyaret etmiþ bulunan bir zatý göstererek sordu. . Kemal Saatçýoðlu'nun nüfus tezkeresi deðil. biri baþmüfettiþ. düþündüm. Meðer çok yanýlmýþým. fakat dinlediðimiz zaman 83 yýllýk bir ömrün dile geldiðini anlýyoruz.

tahsili ve yetiþtirdikleri arasýnda mukayese imkânsýzdýr. imar bakýmýndan dünle bugün arasýndaki farký hayranlýkla belirttikten sonra. Bölge Ýnþaat ve Proje Servisinde gündelikle çalýþýyor. elektrik bahsinde ise sâdece bir postane kurabilecek bilgiyi aldýk. Makina diye yalnýz buhar makinalarýný gördük. DSÝ 2. adetâ hezarfen yetiþecekmiþiz gibi. Cemal Paþa'ya Ait Bir Hatýra Birinci Cihan Harbi içerisine Suriye'de öbüründen ayýrmak için "Büyük" diye anýlan Cemal Paþa’nýn icraatý o devri anlatan kitaplarýn ve aðýzlarýn önemli konularýndandýr. her branþýn dersini birlikte okuyarak mezun olurduk. Enebik'in kitaplarýndan öðrenmiþler. inþaatçýsý. þevk ve iradesi…. Cemal Paþanýn þahsiyet ve hüviyeti ile kendisinin ve devrinin otorite telakkisini açýklayan aþaðýdaki fýkra. fakat. emekli olarak da yurdun hizmetinde ve mesleðinin gösterdiði istikamette gayretler sarf etmiþ. Eski tahsilin þimdikine göre pek iptidai kalacaðý kanaatindeyim. o zamanki adý Hüdavendigâr olan Bursa'ya Baþmühendis Muavini olarak tayin edilmiþ. betonarmeyi doðrudan doðruya mucidinin. sucusu filân hep bizden çýkardý. 1929 da Giresun Baþmühendisi iken kendi isteði ile emekliye ayrýlmýþ. dünkü mühendisle þimdiki meslektaþlarýmý þöyle kýyasladý: . Biz. uçmanýn mümkün olacaðý söylenirdi.. þimdiki Mühendis mekteplerinin idaresi. Eðer dakikada 400 devir yapacak bir makina icat edilebilirse. Tayyare henüz icat edilmemiþti. ilk Vazife Kemâl Saatçýoðlu mektebi bitirdikten sonra. Halen. Daha sonra hiç durmadan vazifeden vazifeye koþmuþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünle Bugünün Mukayesesi Kemâl Saatçýoðlu. Ama yine de durmamýþ. Bitmeyen bir çalýþma azmi." O zaman betonarme de okumamýþlar."Tophanenin Maliye’ye borcunu ödemek için Topçu Mektebi’nin yanýnda ve Topçu Mektebi hocalarýnýn idaresinde kurulan okulda gördüðümüz tahsille. güzel bir espriyi de kucaklamaktadýr: 13 .

Belediyede akþam saat 8'e kadar çalýþtýktan sonra. ona göre davran" dedi. Bilirsin." dedi.Ümmetimin arasýna inemem. Ayný gecenin yarýsý evime yeni dönmüþ ve henüz soyunmuþken kapýya bir otomobil geldi. 5 kilometre gittikten sonra ne göreyim? 30 metre yükseklikte 50 metre boyunda 2 tünel arasýnda üzerinden kanal geçen bir duvar yýkýlmýþ ve Nehri Tura kanalýný da doldurmuþ. Cemal Paþa bana sordu “Ýþi kaç günde bitirip bize su verebileceksin?” Bir anda þaþýrdým. Huzura Rýza Paþa ile birlikte çýktýk. Arabým ben. . Sakýn beni yalancý çýkarma. Hüsnü Paþa’ya gittim. Paþa emretti. yok. "Bir haftada bitirmek için ne lazýmsa söyle. Rýza Paþa’yý yalancý çýkaramazdým. Çýkarken de "Bir hafta içerisinde bitiremediðin takdirde vallahi seni asarým. Cemal Paþa asar! Ýþte bu Cemal Paþa’nýn hakim olduðu Þam Vilayeti Belediyesi’nin Heyeti Fenniye Reisi. Bu yorucu mesai arasýnda bir gün. Paþa Hazretleri" dedim. ." Rýza Paþa Rikabi'nin alet edavatý temin edebileceðini söylemesi üzerine Cemal Paþa bana "Yarýn gider bunlarý Hüsnü Paþa’ya temin ettirirsiniz" emirini verdi." Ne diyeyim. bizim Kemal Saatçýoðlu! Kemal Bey gülümseyen bir yüzle bir hatýrasýný þöyle anlattý. sonunda kurþun var”. Durumu kýsaca izah ederek. Belediye Reisi Rýza Paþa Rikabi beni çaðýrarak "Cemal Paþa telefon etti. Nehri Tura Kanalýný da týkadýðý için karargaha ve kýþlalara su gitmiyormuþ. Öðleden 14 . saat 9:30'da tekrar gelip 12'ye kadar vazifeye devam ediyorduk. Cemal Paþa hiddetlendi. "40 kilo dinamit. birbirlerini vahþiyane þekilde kýrýp geçiren insanlýðý yola getirmek kararýný veren peygamberlerin kendi ümmetleri içerisine inmeleri söz konusu olurken. "Ýnþallah bir ayda. yeryüzüne inmemek için Hazreti Muhammed'in gösterdiði bahane þudur. yarýn gidip bakacak ve ne lazýmsa derhal yapacaksýn. Cemal Paþa beni istiyormuþ. 200 asker. Karargahtaki kanalýn içerisine girerek yürümeye baþladým. Karargahýn önünde Belediye Reisi bekliyordu. Bu iþin o günün imkanlarýyla iki ayda bitirilmesi bile zor. “Cemal Paþanýn bir sorusu üzerine evvelce bahsi geçen kanal ve setin tamirine baþlandýðýný ve baþýnda senin bulunduðunu söyledim. ama yanlýþ bir hareketimi de hayatýmla ödeyeceðimi biliyordum. geliþigüzel saydým. 50 laðýmcý. Nehri Yezid Rivarý yýkýlmýþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Birinci Cihan Harbi’nin en kýzgýn günlerinde.

Aþaðý inince Ata Bey "Paþam dedi. ümit ederim ki bir ayda iþi bitirecek. . Baþmühendis Nadir Bey beni Nazým Paþa’ya takdim ettiði zaman Paþa sordu. Cide Yolu Ýstikþafý Kosova'dan sonra Kastamonu'ya tayin edilen Kemal Saatçýoðlu. Paþa. buraya tayin edilir edilmez Vilayetin ileri gelenlerini toplayarak. Nazým Paþa. öyle de ölüm. . . "Bir ayda". kendilerinden ürkmüþ olduðu halký memnun etmek için. dedin"." Paþa.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I sonra gelecekmiþ. Düþündüm. Ayaklarýna kapanarak aðlamaya baþladým… Kemal Bey böylece asýlmaktan kurtulmuþ. Ata Beye “Çýk bakalým dedi. bu yolun haritasýný yapmadýkça orada istikþaf imkansýzdýr" yollu baþtan savýcý bir cevapla geldikleri yere dönmüþler ki benim bundan ve daha evvel verilmiþ bulunan 16 rapordan haberim yok. orada Cide yolu istikþafý dolayýsýyla baþýndan geçen dikkate deðer bir vakayý da þöyle anlattý. iþi ele alarak. iyisi mi gidip Cemal Paþa’ya iþin içyüzünü anlatayým. Kemal Bey iþe iyi baþlamýþ.Kastamonu Valisi Yeniþehirli Nazým Paþa. Nezaretten gelen istikþaf mühendisleri "Kibert Þirketi. onlar da "Meyhanecileri istemeyiz. vurursa kader. alaylý mý? 15 . dedi. böyle de. ama iþin bitmesi için kendisinden 460 altýn harcamaktan kurtulamamýþ.Seni affettim. bu iþ ne kadar günde bitirilebilir?" Merdivenlerden çýkarken Ata Bey yavaþça sordu: "Kaç günde mümkündür. bir taraftan meyhanecileri Cide'ye sürerken.Mektepli misin. Ertesi gün. arzularýný sormuþ. yanýnda Rýza Paþa ile Mýsýr Baþmühendisi Maisner Paþa’nýn muavini Mühendis Ata Bey’le birlikte kanala geldiler. diðer taraftan da Cide yolunun yapýlmasý konusunda çalýþmalara baþlamýþ. elden ne gelir? Düþündüðüm gibi de yaptým. bu söz üzerine bana dönerek. Cide yolunun yapýlmasýný isteriz" demiþler. Cemal Paþa.

dedi. gören köylüler jandarmaya. bir jandarma ve bir mekkareden ibaret ihtiyacýmý bildirince sordu. . onu karþýlayýp. Ben yaya önde.Ya binek? Yaya gideceðimi haber verince adamcaðýzýn yüzünde þaþkýnlýðýn çizgileri belirdi. daha evvel bahsettiðim gibi meyhaneciler Cide'ye sevkediliyorlarmýþ. Ýþte tam bu günlerde.Nireye götürüyon donguzu? Diyorlar. ben mühendisim Paþam. dedim.Otur bakalým þuraya. Daday’la Cide arasý. . 50 lira avans aldým ve Kastamonu'ya geliþimin dördüncü günü Daday’a gittim. Köylü jandarmaya koþtu. diye soruyarlar. Ailemi yerleþtirdim. köþesinde pusula. omzumda altimetrik.Mektepliyim. ýraký satan mý? 8 kilometre sonra bir köye indik.Mezuniyetine kaç sene oldu? .Sen Cide yolunu yapabilir misin? "Hay hay" cevabýný verince de: . sonra da bana dönüp.O halde yer de var. suvari jandarma arkada.Nasýl. . Beni yukarýdan aþaðý þöyle bir süzdükten sonra. tekrar sordu.8 sene Paþa Hazretleri. sen bu yeri görmeden nasýl yaparým diye söz veriyorsun? . Ertesi gün yola çýktýk. Yapýlmasý istenilen yol. elbetteki yaparým bu yolu. Elimde istikþaf paftasý. Daday'dan istikþafa baþladým. 16 . para var mý? . efendim. ayaðýma podametre asýlý. Kaymakama.Paþam.Var . . .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I . gazetemizin hacmini göz önünde tutmak zorundayýz… 17 .Ne bilek. hatýralarý var ama biz bunlarý yayýnlarken. maaþýna 150 kuruþ zam almýþ! 60 sene mühendislik yapan ve 83 yýl yaþamýþ bulunan Kemal Saatçýoðlu'nun biri birinden enteresan daha pek çok hatýrasý var.Hoþ geldin baþefendi. . Köylü boynunu büktü. . Hatýrasý. gelsin. .Ülen. Kemal Saatçýoðlu 22 günde Cide yolunun haritasýný ve 3 ay sonra da en müþkül bölgede 24 kilometrelik tesviyeyi turabiye yaptýrmaya muvaffak olunca. Kemal Bey. Jandarma hiddetlendi. Demeye baþlamýþlar.Merhaba çavuþaða kolay. Müslüman. . mektepte 7'nci sýnýfta giyindiði kýrmýzý þeritli ceketini istemiþ. tabiidir ki. Filan dedikten sonra. hemen eve haber yollayýp. Ancak bunu giydikten sonradýr ki yolda görenler. bakmýþ ki nereye gitse gayri Müslim veya meyhaneci sanýlacak.Akþamlar hayýrlý olsun çorbacý “dediler. merhaba. bana da. kýsa don giyiyo da. bu mühendis.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 18 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I FABRÝKALAR KURAN FABRÝKA KARDEMÝR VE TÜRKÝYE CUMHURÝYETÝ DEMÝR-ÇELÝK ÖYKÜSÜ Mahmut Kiper Metalurji Mühendisi .

ülke sanayisinin temel taþlarýný oluþturan kuruluþlarýný ülkemizin saðlam tuðlalarý olarak sessizce ören ve yine sessizce göçüp giden bir mühendisi idi. "Memlekete gereklidir" diyerek Aachen'de metalurji eðitimi görmüþ. ama daha sonra. 1930'larýn baþlarýnda baþlayan demir-çelik seferberliðinin her aþamasýnda nefer. tüm olumsuzluk ve yokluklara raðmen. Türkiye demir-çelik öyküsünde KARDEMÝR'in (Karabük Demir Çelik Ýþletmeleri). Söyleþide Þanbaþoðlu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 20 Ekim 1992 tarihinde TMMOB Metalurji Mühendisleri Odasý'nda yapýlan Akþam Söyleþisi'nin konusu "Türkiye'nin Demir-Çelik Öyküsü".bu günlere taþýnmasýný saðlamýþ bir üstadýmýzdý. Þöyle bir hatýramý müsaade ederseniz arz etmek isterim : 1942-43 senesinde.' Evet.ülkemizin ilk Metalurji Yüksek Mühendisi Selahattin Þanbaþoðlu idi. kendisi hiç çalýþmamýþ olmasýna raðmen.. o müstemlekeyi kat kat telafi edecek durumdadýr. 'Biz bir müstemleke kaybettik ama öyle bir sanayi üretimi meydana getirdik ki. konuþmacýsý ise -Atatürk'ün yurtdýþýna gönderdiði diðer öðrencilerle birlikte 1926'da Ankara Garý'ndan bizzat uðurladýðý.. Fabrikayý gezdikten sonra enteresan bir þey göstere20 . Askeri Fabrikalar Genel Müdürü Baþkanlýðý'ndaki bir heyetle harp içerisinde Ýngiltere'ye gittik. Türkiye'nin sýnaî geliþiminde sürekli izler býrakmýþ ve bu satýrlarda anlatýlacak olan demir-çelik öyküsünün -inanýlmaz güçlü hafýzasýyla en ince detaylarýna kadar. Ayný zamanda. KARDEMÝR öyküsünde de.. Þanbaþoðlu. Ýngiltere'nin davetinin sebebi Türkiye'yi harbe sokmak için iliþkileri geliþtirmekti. Osmanlý Ýmparatorluðu'nun son dönemlerinden baþlayarak bu öyküyü þöyle aktarmýþtý : "Endüstri devrimine yol açan temel unsur olan çeliðin kütle halinde imalatýný gerçekleþtirmiþ olan Ýngiltere'nin Baþbakaný kaybettikleri Amerikan müstemlekesi için demiþtir ki. çeliðin kitle halinde imali çok önemli bir olaydýr. Þanbaþoðlu'nun çok önemli bir yeri vardýr. Osmanlý Ýmparatorluðu -gerçi elde bir vesika yok ama. lider. önce makina mühendisliði eðitimine baþlamýþ.1820'lerde sanayi devrimine girmeye çalýþmýþtýr. Cumhuriyetin o dönemlerdeki insanlarýnda görülen özelliklerinden olan üstün devlet ve görev bilinciyle. gözlemci ve tanýk olarak yer almýþ. S.

fevkalade bakýmlý. 1923'te elinde çelik üreten hiçbir tesis yoktu. Zeytinburnu'nda haddehane yoktu.' yazýyor. mermerden yapýlmýþ. Yani. Ýmalat-ý Harbiye'nin mazisinden bahseden bir kitap görmüþtüm. 2000 tona kadar bütün gemilerin boyasý. ama kaybolmuþtu. diðeri de asidik Siemens-Martin ocaklarýdýr..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ceðiz dediler. bu tersane kurulmuþtur ve içinde hem demirhane. hem imalathaneler ve diðer tüm fabrikalar var güçleriyle çalýþtýlar. çýrak okulunun mürekkep ihtiyacý dahil tüm ihtiyaçlarý da bu tesiste yapýlýyordu. Ama. Osmanlý'da kütle halinde çelik üretimi evvela Camialtý Tersanesi ile baþlamýþtýr. Vakti zamanýnda Askeri Fabrikalarýn kütüphanesindeyken. Daha sonra Ýmalat-ý Harbiye tarafýndan Zeytinburnu'ndaki demirçelik tesisleri kurulmuþtur. dövülme suretiyle þekil alýrdý. asidik sistemle de toplarýn namlularý yapýlýyordu. Sonra gidip aradým. dövme ve presleme iþlemleri vardý. "Ýlk teþebbüs 1924 senesinde imalathanelerin tekrar kurulmasý için çýkarýlmýþ bir kanunla baþlar. Fabrikanýn büyük yeþil bahçesinin bir yerinde. Ýlk kurulan tesisler beþer tonluk biri bazik. Osmanlý Ýmparatorluðu'nda hangi tarihte kütle halinde çelik imaline baþlandýðýna iliþkin bir vesika yok. hem de bir haddehane bulunmaktadýr.. Siemens-Martin ocaðýndan dökülen çelik haddeleme suretiyle deðil. Þanbaþoðlu Cumhuriyetin ilk yýllarýndaki demir-çelik ile ilgili giriþimleri de þöyle anlatýyor. O nedenle hafýzama istinaden anlatacaðým. Bu garibin mezarýna kimse dokunmasýn!. Bu savaþta hem çelikhane. 100 milyon liralýk tahsisatýn 5 sene zarfýnda sarf edilmesi üzerine bir kanun çýkarýlmýþ ve ona istinaden 21 ." S. Mezarýn üzerinde: 'Ýstanbul'dan buraya staj için gelip 28 yaþýnda ölen Ýbrahim……'in mezarýdýr.. Ve Türkiye Cumhuriyeti teþekkül ettiði vakit. Tarih 1840. Bazik sistemle kütle çelik imalatý. Bu durum aþaðý yukarý Birinci Cihan Harbi'ne kadar devam etti. Ufak pik dökümhanelerinden baþka hiçbir þey kalmamýþtý.. Mütareke ile birlikte hepsi kapandý.. Abdülaziz'in zamanýnda Osmanlý Donanmasý'nýn geliþmesi arzu edilmiþ olduðu için. harap oldu. etrafý zincirle çevrili bir mezar var.

üç saatte köyünden eþekle veya yaya gelirdi. Dr. Bunu yapan da devlet deðildi. çalýþanlara Cumhuriyetin ilk tabldot uygulamasýný baþlatýrlar. ilk fabrika yemeði ve kýyafeti Kýrýkkale Çelik Fabrikasý'nda verilmiþtir." O devirde yörede ne sebze hali. fabrika çevresindeki uygun bir arazide domates. Þanbaþoðlu'nun 1995'te ölümünün ardýndan. Ve 1929 senesinde de. biber. tamirhane vardý. koyun gibi hayvanlarý doðrudan doðruya kendileri yetiþtirerek. Yol yoktu. Fabrikaya ya trenle." S. bir aný kitabý basýldý. demirhane. Bilsay Kuruç. Haftada yalnýz iki tren geçerdi.. Kýrýkkale'deki çelik fabrikasýnýn temeli atýlýr.. Kendi aramýzda para toplayýp baþlattýk ve usul haline getirdik. tekrar Þanbaþoðlu'nun aðzýndan demir-çelik serüvenine devam edelim : 22 . Cumhuriyetin ilk yýllarýnda nelerin. Ýlk önce Ankara Fiþek Fabrikasý ile iþe baþlanmýþtýr. bir tane 2 tonluk elektrikli ark ocaðý ve iki tane de kupol ocaðý ile beraber dökümhane. Fabrikada iki tane 10'ar tonluk SiemensMartin ocaðý. ya da çamur tarladan geçerek gidilirdi. ne kabzýmal ne de mezbaha vardýr ve onlar. bunlarý çalýþtýrmaya baþladýk. Türk Tarih Vakfý'nýn Sözlü Tarih Projesi kapsamýnda. gibi sebzeler ile tavuk. Bu söyleþide. Ýþçi tamamen oralarýn köylüsüydü. Bu fabrika 1932'nin baþýnda bitti. Fabrikada eþeklere ayrý yer vardý. Ýþçilere (yani çalýþan köylüye) kendi getirdiði pekmez veya ayrana bandýðý yufka ekmeðinden ibaret yemeðinin ve kendi elbisesinin dýþýnda. Çelik fabrikasýnda 500-600 iþçi çalýþýrdý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I askeri fabrika imalathaneleri tekrar yeni baþtan kurulmaya baþlanmýþtýr. 1932'te Almanlar’dan bir heyet geldi. Meyhane. Kýrýkkale'nin ve fabrikanýn o günlerdeki durumunu da Þanbaþoðlu þöyle anlatýyordu : "1932'de Kýrýkkale'de askeri fabrika sahasý dýþýnda sadece 13 ev vardý. kahvehane ve kasap dükkaný ayný yerdi. Ýki. fasulye vb. Bu kitabýn sunuþunda Prof.. haddehane. Ülkü Özen'in Selahattin Þanbaþoðlu ile yaptýðý söyleþiden alýntýlara da yer vermiþti. hangi koþullar altýnda ve hangi inanç ve dirençlerle baþarýldýðýný gösteren bu ara açýklamadan sonra. Gazete gelmezdi.

kalem çeliði. ne de ray için sipariþ vardý. Burada ray. Bizim çelik imalatýnda Harlas'ýn çok büyük yardýmý ve tesiri oldu. Hepimiz acemiyiz ve doðru dürüst kütle halinde üretim yapamýyoruz. Škoda firmasýndan Harlas isimli bir ustabaþý getirdiler. 1934 senesinde Ali Çetinkaya Bayýndýrlýk Bakaný olduktan sonra Devlet Demiryollarý ona baðlandý. Bizim raylar onlarýnkinden kat be kat mukavim çýkýnca herkesin sesi kesildi. Çetinkaya zorlayýnca ray sipariþini Kýrýkkale'ye vermek zorunda kaldýlar. Onlar raylarý Thomas çeliðinden yapýyordu. platina dediðimiz çok düþük (% 0. Daha sonra Almanlar gittiler ve 1934'e kadar çelikhane çalýþmadý. 1935-1940 tarihleri arasýnda TCDD'ye 20. atýþa dayanýklý çelikler. Ýsmet Paþa'nýn emriyle '. Kýrýkkale'de dolomit yoktu.da yapýlsýn. Bunda baþarýlý olmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "O vakit demiryollarý Türkiye için çok önemli. Türkiye'de ilk defa çelik döküm. Sonra. tabiatýyla hiç tahsisat falan yok.. ama. semantasyon çelikleri. Baþlangýçta. Türkiye'de ilk defa ray 1932 senesinin Haziraný'nýn 4'ünde burada yapýlmýþtýr. çünkü ne mühimmat. manyezitin yakýlmasý ve katýlmasý ilk defa burada oldu. Raylarý ilk teslim ettiðimiz zaman TCDD þüphe etmiþti. Türkiye'de bugün bunun yarýsý üretilmiyor. Bizi en çok müþkülata uðratan. O esnada. 1935-50 arasýnda 150 kadar deðiþik çelik çeþidi yapýlmýþtýr. 15'lik top imalatý için Almanya'ya tekâmül kursuna gidenler. Kýrýkkale'de hep yeni þeyler yapýlýrdý. yüksek hýz. uçak çeliði. Bu fabrikalarý askerlerin ihtiyaçlarý için kurarken. bütün diþli çelikleri.000 ton ray verdik.. Kýrýkkale'nin esas imal görevi vasýflý çeliktir.' denmiþtir. fiþek için. paslanmaz çelikler.. ama manyezit vardý... daha bir çoklarý yapýldý. kýsaca her cins takým çeliði yapýldý. Devlet Demiryollarý baþlangýçta hiç istemiyordu.08) karbonlu ve silissiz malzeme imal etmekti. Sýcak iþ. Hülasa.. kuma çelik döküm de bura23 .. Ýnþaat Fen Heyeti Baþkaný olan Ýsmail Fuat Bey bizim raylardan ve Alman konsorsiyumundan gelmiþ raylardan bir kaç örnek alýp test etmek üzere Ýsviçre'ye gönderdi.

Çelik döküm kumu tanýnmýyordu. Piyasaya vermedik. Askeri fabrikalar 1924'te alýnmýþ olan bir kararla. Kapasite 2 tonluk bir elektrik ark ocaðýndan ibaretti. vagon yayý.." Bu minyatür sanayide gerçekten çok önemli.. bentonit hiç bilinmezdi." Prof. Þanbaþoðlu'nun anlattýklarýndan yola çýkarak o dönemki Kýrkkale'yi þöyle tanýmlýyor : ". ana ve yardýmcý fabrikalar biçiminde kurulur.. top tabanca. toplarýn tekerlek baþlarý olmuþtur. Bilsay Kuruç. barut. Bütün bunlarý kitaplardan bakarak yaptýk.' ilkesine göre ve bütünüyle de harp sanayisine yönelik olarak. Fiþek.. aðýr sanayisini kurmasý ve bunun için de lokomotif sektörlerden olan demir-çelik iþinde çok yüksek üretim rakamlarýna ulaþmasý gerekiyordu. Ýlk yapýlan þeyler. ekonomik geliþ24 . Kendi ihtiyacýmýzý. zýrh levhasý. Patent. dýþ kýsýmlarý gri döküm halkalardý. 1930'larda ýssýz Kýrýkkale köyünde minyatür bir sanayi modeli kurulmuþtu. bu minyatür sanayide üretiliyordu." En azýndan 2000'lerin baþýna kadar uzanan bir sanayi çaðýnda lokomotif rol oynamýþ olan iþ kollarýnýn desteklenmesi.. Ama 600-700 ton/yýl ölçekli çelik üretimi ülkenin sanayileþebilmesi için çok yetersizdi. Mermi.. O vakit þamotu öðütüp döküm kumuyla karýþtýrma suretiyle çelik kumu imal edildi. Türkiye'nin sanayi devrimini yakalamasý için. diðer geliþmiþ ülkeler de bu üretimi çok önemsediler.. bunu çelik endüstrisi merkezli sýnaî üretim gücüne borçludur.. kapsül... mermi. Ve ondan sonra da enteresan iki döküm yapýldý. baþta ABD olmak üzere... 'Kýzýlýrmak’ýn doðusunda kurulsun.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I da yapýldý. yýllýk toplantýsýndaki þeref konuðu þöyle diyordu: "ABD bir endüstri devi ise.. zýrh mermisi. çelik. Ýngilizlerin kitlesel demir-çelik üretimini 'Amerika Müstemlekesi'nden daha üstün tutmalarý gibi. lisans söz konusu olamazdý. tüfek ve barut fabrikalarý ortaya çýkar. Dr.. fiþek yanýnda. deðiþik ve zor iþler yapýlýyordu. 1980'lerin sonlarýnda Uluslararasý Demir-Çelik Enstitüsü'nün (IISI) 21. TCDD'nin ve Milli Savunma'nýn ihtiyaçlarýný karþýlardýk. tampon yayý ve kabýna sýðmayan bir çok ürün. iç kýsmý beyaz döküm. bunlar eski Erkin denizaltý personel gemisinin bodoslamalarý ve mermi çeliklerinin çekme halkalarý için. piyasanýn ihtiyacý da yoktu.

bu kapsamda demir-çelik sanayisi de 25 . Kimya sanayisi ile birlikte temel lokomotif sektörlerden olan demir-çelik iþkolunda çalýþan bir kiþi. Öte yandan ülkemizdeki kömürlerin koklaþma testleri ve cevherlerin uygunluk analizleri de yurtdýþýnda yaptýrýlmýþtýr. bir taraftan petrollerin incelenmesi için Lüksemburg'dan Dr. 1932'de Rus Heyeti'nin incelemelerinden sonra.000 ton demir-çeliðe sürüm bulunabileceði. Granigg. Dr. ulaþýmdan reklama tüm diðer yan sektörlerde % 20'lik bir artýþý da beraberinde getirmekteydi. bu heyetin verdiði raporlarda. 1929-30 gümrük istatistiklerine göre. raporunda demir cevherinin ve cevherin izabesi için kullanýlacak kokun dýþarýdan getirilmesini tavsiye eder. Yeni yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti de bu gerçeði görüyordu. Lucius. Granigg Türkiye'ye getirtilir.. 1928'de Genel Kurmay'da yapýlan bir toplantýda konu tekrar ele alýnmýþ. yýlýnda yayýnlanan bir broþürde anlatýlanlara göre. KARDEMÝR'in kuruluþunun 50. Bu nedenle de.. bunun için de günde 300 ton kapasiteli bir yüksek fýrýna ihtiyaç olduðu belirtilmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I menin anahtarý konumundaydý. konu tekrar gündeme gelmiþ. diðer taraftan da kömür ve demir madenlerinin araþtýrýlmasý için Avusturya'daki ünlü Löben Maden Mektebi'nin profesörlerinden Dr. bu sektörlerden etkilenen diðer iþkollarýnda 20 kiþiye daha istihdam olanaðý saðlamaktaydý. bütçeye ödenek konamadýðýndan. Ruslardan sonra Amerika'dan gelen bir diðer heyete Türkiye'nin ekonomik tahlilleri yaptýrýlmýþ. Ýktisat Vekaleti tarafýndan hemen baþlatýlmýþtý. bir yýlda 150. 1925 yýlýnda. fakat. Bu kýpýrtýlardan sonra 1928'e kadar herhangi bir diðer araþtýrma emaresi gözlenmemektedir. Bu yüksek fýrýnýn iþletilmesi için kurulacak kok fabrikasýnda da kimya sanayi bakýmýndan önemli yan ürünler elde edileceði ve bu aðýr sanayi merkezi çevresinde kurulacak sülfürik asit fabrikasý ile diðer yan sanayi tesislerinin çok ekonomik olacaðý doðrultusunda görüþler ortaya konmuþtur. demirçelik sanayi kurma teþebbüsü ikinci kez olumsuz sonuçlanmýþtýr. Çünkü bu anahtar sektörlere yapýlan yatýrýmlar sonucu. üretimde görülen % 20'lik bir artýþ. ülkede kitlesel ölçekli bir entegre demir-çelik tesisinin kurulmasý hususunun araþtýrýlmasý için gereken çalýþmalar.

000 ton/yýl ve Ýngiliz Brassert firmasý da 150. Ýþin alýnmasý için çok bastýran Ýngiliz Hükümeti ile imzalanan toplam 2. Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarý adý dikkatinizi celp etmiþtir.5 milyon £ tutarýndaki bir kredi anlaþmasý çerçevesinde. Amerikalý iktisatçýlarýn ve Rus heyetinin incelemeleri sonucunda. Yer seçimi için oluþturulan heyette Vedat Akdoðan..000 ton/yýl kapasiteli iki ayrý teklif verirler. Yöredeki jeolojik yapýnýn aðýr sanayi tesisi kuruluþuna elveriþli oluþu.. Demiryolu güzergahýnda olmasý nedeniyle. Daha sonra.. Bunlardan her biri her memlekette baþlý baþýna birer kýymet sayýla26 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ele alýnmýþtýr. Alman Krupp firmasý 80. Ýncelemelerin sonucunda ". 3 Nisan 1937 tarihindeki temel atma töreninde Baþvekil Ýsmet Ýnönü þunlarý söylüyordu : ". birinci sanayi kalkýnma planý kapsamýnda yer alan bu en önemli tesisin kesin olarak kurulmasýna karar verilmiþtir. S. kesin kuruluþ yerinin tespiti için Sümerbank ve Askeri Fabrikalar uzmanlarýndan bir heyet seçilir. Demir-Çelik fabrikalarý yedi tane büyük fabrikadan mürekkeptir. Demir cevheri dýþarýdan ithal edileceði için sahile yakýn oluþu. Þanbaþoðlu bulunmaktadýr. KARDEMÝR'in ihalesi H. Sümerbank ve Genel Kurmay ile birlikte çalýþmalara baþlanmýþ.. Yörenin iþçi yerleþmesine uygunluðu. Þanbaþoðlu ile KARDEMÝR'in yollarý da ilk kez burada kesiþir. tesis Zonguldak'ta kurulsun.." derler.. Ve nihayet. Hasan Osman Kýraç ve S. 1936 yýlýnda Erzurum demiryolu hattýnýn yapýlýþýnda bulunan Divriði demir madenindeki cevherin nakil imkâný. tesisler için önerdikleri kuruluþ yeri Ereðli'dir. A... entegre demir-çelik tesislerinin kuruluþ yerlerinin seçiminin ve diðer sorunlarýn incelenebilmesi için. Genelkurmay deniz toplarýnýn atýþ menzili (o zamanlar 70 km'ydi) dýþýnda kalmasý hususunda ýsrar eder ve Zonguldak'tan 70 km içeride 11-12 haneli Karabük Köyü bulunur. Karabük'ün seçilmesinde savunma gereksinimi dýþýnda þu faktörler de rol oynamýþtýr : Taþkömürü havzasýna olan yakýnlýðý. BRASSERT firmasýna verilir.

Bu müessese içtimai bakýmdan da ayrýca dikkati celp edecek bir kýymeti haizdir. Bu müesseselere dayanarak yeniden kurulacak fabrikalar ayrýca bir mevzu olacaktýr. Makina endüstrisine de buradan baþlanýr. Fabrikalarýn her gün kullanacaðý madenleri 236 vagon taþýyacaktýr. memleket müdafaasý bugünden sonra daha geniþ temellere istinat etmiþ olacaktýr. mektep ihtiyaçlarý ayrýca hazýrlanacak. aðýr endüstriye bugün baþlamýþ bulunuyoruz. Görüyorsunuz ki. kurulacak olan bu fabrikanýn ne kadar modern ve mekanize olduðunu göstermeye kâfidir. ekonomi bakýmýndan olduðu kadar. Bu her gün on trenin buraya gelmesi demektir. kok fýrýný. Demir ve Çelik Fabrikalarýnýn endüstri bakýmýndan. bunlar için ayrý ayrý müesseseler kurulacaktýr. 27 . bugün meydana getirilmesi kararlaþtýrýlmýþ olan bunlardýr. Arkadaþlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bilir. Her bakýmdan memlekete bu kadar lüzumlu ve faydalý olan bu fabrikalarý vücuda getirmek Atatürk'ün büyük ehemmiyet verdiði baþlýca bir mevzu idi. Bu müesseselere 22 milyon liradan fazla para sarf edeceðiz. büyük bir atölye ve tali maddeler fabrikasý. Bu fabrikada günde bine yakýn amele çalýþacaktýr. Yüksek fýrýnlar. Bu fabrikalar her ihtiyaç için istediðimiz demir ve çelik temin etmekle. Burada çalýþanlarýn ikamet ve çalýþma sýhhat þartlarý. Cumhuriyetçi ve milliyetçi Türkiye'nin manevi ve içtimai bir medeniyet ve kültür müessesesini de meydana getirmiþ oluyoruz.000 kw kudretinde bir elektrik santrali. çelik fýrýnlarý. endüstri hayatýna hevesle girdikten sonra asýl endüstrinin ana kýsmýna. haddehane. Kurulacak fabrikalar fennin en son terakkilerini ve en son icatlarýný ihtiva edecek olan en kuvvetli müesseselerdir. Amelenin nispeten azlýðý. 20. Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarý ile memleketin her sahada çok kýymetli olan baþlýca ihtiyaçlarýna cevap verecek bir müessese kurmakla kalmýyoruz. memleketin müdafaasý için olan yüksek ehemmiyetine de bilhassa dikkatlerinizi celp etmek isterim.

.. Allah rahmet eylesin. Bu kadar hýzlý bir fabrika yapýlmasýnda.." 28 . ne de ekskavatör vardý. Bu yolda karþýlaþýlmýþ olan sayýsýz zorluklarý gidermek ve kuruluþlarýný tahakkuk ettirebilmek için baþlýca istinat kuvvetimiz Atatürk'ün bitmez tükenmez müzahereti ve yardýmý olmuþtur. kürek ve eþek küfeleriyle yerlerin doldurulmasý suretiyle gerçekleþtirilmiþtir. Bütün bu iþler kazma.…" Böylelikle...2½ senede olmuþtur ve bu yapýlma iþinde ne dozer.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün temelini atmakla sevinç duyacaðýmýz bu fabrikalarýn kurulmasý için çok çalýþýlmýþ. Karabük'ün yapýlmasý -dikkat buyurun.. Bu olay ülke çapýnda büyük yankýlar uyandýrmýþ ve gazeteler olayý 'Millî Þef' KARDEMÝR'in Temel Atma Merasiminde (3 Nisan 1937) günlerce iþlemiþlerdi. KARDEMÝR'in kuruluþu ile ilgili olarak S. uzun müzakereler ve tetkiklerde bulunulmuþtur....Azmi Tlabar ismindeki kontrol mühendisiydi. O hep iþinin baþýndaydý ve sabahtan gece saat 12'ye kadar mütemadiyen bu iþle meþgul olurdu.. Soðanlý ile Araç çaylarýnýn kesiþtiði yerde ve birer bataklýktan farksýz olan geniþ çeltik tarlalarýnýn üzerinde memleketimizin ilk büyük aðýr sanayi tesisleri hýzla yükselmeye baþlamýþtý. Þanbaþoðlu þunlarý anlatýyordu : ".. benim kanýmca en önemli faktör -öldüyse.

gerisin geri demir olarak gün yüzüne çýkarýrlar. Yüksek Fýrýn. Ýçerilerine her gün yüklenen cevheri bu fýrýnlar. 9 Eylül 1939'da iþletmeye alýnan Fatma adýndaki 1..Fatma ve daha sonralarý da kardeþleri Zeynep ile Ülkü. uzun doðum sancýlarý çekti. her gün demir doðurur durur. Ve tam 64 senedir -her 5-6 senede bir bakým-onarým için verilen kýsa molalar hariç. Yüksek Fýrýn Þefi Ekrem Kapralý ve Ýngiliz Uzman Mr. bu saygý uyandýran ve heyecan veren doðurganlýklarýndan dolayý.... (28 Þubat 1938) 1 Mart 1938'de makinalarýn montajý baþladý ve birbirini besleyentamamlayan üniteler bütünü olan bu tesiste ilk olarak 6 Haziran 1939'da Kuvvet Santrali ve ardýndan da 27 Temmuz 1939'da 1. hep kadýn isimleri verilir ve yýllarca hiç durmazlar. Yüksek fýrýnda gerçekleþen reaksiyonlarýn tümü bugün bile açýklanamamaktadýr. Smith Müessese 29 .. Ama topraðý ateþle birleþtirerek demir veren bütün yüksek fýrýnlara. Kok Fabrikasý iþletmeye alýndý. karnýndaki cevheri taþkömürünün ateþi ve karbonu ile yoðurdu. 15 Eylül 1939'da Fatma tam kapasiteyle iþletmeye alýndýðýnda. Cumhuriyetin ilk sývý demiri 10 Eylül 1939'da Fatma'nýn karnýndan akkor halinde gün ýþýðýna çýktý..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bir Entegre Demir-Çelik Tesisinin Konstrüksiyonunda Kas Gücü Kullanýldýðýnýn Resimli Vesikasýdýr.

olaðanüstü bir özveriyle. çok büyük hizmetler verecektir. uzun yýllar sonra tekrar kesiþecektir. 200 milyon TL sermayeli bir 'iktisadi devlet teþekkülü' durumuna gelmiþ ve "Türkiye Demir-Çelik Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü" adýný almýþtý. Kýrma-Eleme ve Sinter Tesisleri. 1 Haziran 1939'da 30. orada tanýk olarak S. 30 .000 TL.900. Makina Atölyesi. SÜMERBANK da bu tesisin iþletilmesine yardým etmekle görevlendirilmiþti. baþlangýçta 32. Bu esnada. 13 Mayýs 1955 tarihli bir kanunla KARDEMÝR. bu iþletmelerin dýþýnda baþlýca þu üniteler mevcuttu. 13 Mart 1937'de kurulan Sümerbank Karabük Bürosu. hem de haddehane ve ray çekme ayarlarýnýn yapýlmasý süreçlerinde Kýrýkkale'den gelen ekiplerin çok büyük katkýlarý olacaktýr. Ve bundan sonra da KARDEMÝR. Haddehaneler.000 TL'ye mal olan KARDEMÝR'e Sümerbank'ça Sülfürik Asit ve Süperfosfat Fabrikalarý ile bazý tesisler daha ilave ediliyor ve böylece toplam kombine yatýrým maliyeti de 50. sýra demiri yine ateþle çeliðe dönüþtürecek olan Siemens-Martin ocaklarýnýn devreye alýnmasýna gelir.000. Hem bu ocaklarýn devreye alýnmasý.000. hem de baþka fabrika ve tesislerin kurulmasýnda. 21 Mayýs 1955'te ETÝBANK'ýn bir müessesesi olan Divriði Demir Madenleri'ni de bünyesine katan kuruluþta.000 TL'ye balið oluyordu. Çelikhane. hem baþka demirçelik iþletmelerinin.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Müdürü Halit Civelekoðlu'nun yanýna gelir ve döküm alýndýðýný bildirirler. sermaye ile kurulan Türkiye Demir-Çelik Fabrikalarý Müessesesi'ne devir oluyor. KARDEMÝR o günlerde en ileri teknolojileri içeren devasa boyutlu bir aðýr sanayi tesisiydi ve iþletilmesi için müteahhit firma ile 1½ senelik bir sözleþme yapýlmýþtý. Þanbaþoðlu da bulunmaktadýr. Daha sonra. KARDEMÝR'le Þanbaþoðlu'nun yollarý. Kok Fabrikalarý. Yüksek Fýrýn.

Pendik. Milli Þef Ýnönü'nün KARDEMÝR'in temel atma töreninde söylediði. KARDEMÝR'de. 9 tane þeker fabrikasý. Örneðin. Çelik ve Demirdýþý Metal Dökümhaneleri. Zira. makina ve çelik konstrüksiyon atölyeleri ile dökümhanelerin de kurulmasýnýn temel nedeni. bir çok fabrikanýn kuruluþunda önemli görevler üstlenip 'Fabrikalar Kuran Fabrika' unvanýný taþýmaya hak kazanmýþtýr. KARDEMÝR. Seydiþehir Alüminyum Tesisi. bünyesindeki bu ek tesislerle. 7 çimento fabrikasý. Bu yazýnýn sonlarýn31 . Ülke sanayinin geliþiminde büyük hizmetler veren tesis öte yandan bir 'içtimai medeniyet ve kültür müessesesi' olma iþlevini de yerine getirmiþtir. 35 tona kadar pikten ve 26 tona kadar da çelikten mamûl. Afþin-Elbistan Termik ElektrikSantralý. ETÝBANK iþletmelerinin bir kýsmý ve bazý askeri tesisler KARDEMÝR tarafýndan kurulmuþtur. Taþkýzak ve Alaybey Tersaneleri ile Ereðli Demir-Çelik Tesisleri (ERDEMÝR) ve Ýskenderun Demir-Çelik Tesisleri (ÝSDEMÝR) de dahil olmak üzere. PETKÝM. Türkiye ve Balkanlar'ýn en büyük ve Avrupa'nýn da hatýrý sayýlýr büyük tesislerindendi. "Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarý ile memleketin her sahada çok kýymetli olan baþlýca ihtiyaçlarýna cevap verecek bir müessese kurmakla kalmýyoruz. yalnýz inþaatlarda kullanýlabilecek olan klasik uzun çelik mamûllerinin üretimi için gerek duyulan tesislerin yaný sýra. Karakaya Barajý.000 t/yýl kapasiteli dökümhaneler. Türk Tarih Vakfý tarafýndan çýkarýlan "75 yýlda Çarklardan Çiplere" isimli kitapta yer alan bir çok sanayi öyküsü içinde Aydýn Engin tarafýndan kaleme alýnmýþ KARDEMÝR hikayesi de vardýr. Fýrat Köprüsü. Pik. ülkemizin her yöresinde baþlatýlan kalkýnma ve sanayileþme çaðýný yakalama hamlesi çerçevesinde planlanan tesislerin hayat geçirilmesiydi. cumhuriyetçi ve milliyetçi Türkiye'nin manevi ve içtimai bir medeniyet ve kültür müessesesini de meydana getirmiþ oluyoruz" sözlerini bu iþletme tümüyle doðru çýkarmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Çelik Konstrüksiyon Atölyesi. çay fabrikalarýnýn 64 ünitesi. TRT ve PTT'nin 19 adet Radyo-TV anten kulesi. çok aðýr parçalarýn dökülebildiði 49.

Ahmet Vefik Paþa adaptasyonu Mürai eserini temsil etmiþ. Metalurji Mühendisleri Odasý eski Baþkanlarýndan Süleyman Sami Altun'dan KARDEMÝR'in eski yöneticileri ile ilgili bazý anýlar dinlemiþtim. milli þairimiz Mehmet Emin Yurdakul hece vezni þiiri ile aruz vezni þiirinin mukayesesine tahsis edilmiþ bir konferans vermiþtir. Maarif Vekilimiz Hasan Ali Yücel ise konferansýnda Karabük civarýnda Köy Enstitüsü deðil sanayi meslek mektepleri ihdasýna karar verdiklerini samiine izah buyurmuþ. bir tanesinde üstad Nurullah Ataç lisan meselelerine temas etmiþtir. 32 . lise edebiyat muallimesi Fitnat Arzýkal idaresinde münakaþa ve mukayesesi yapýlmýþtýr. Ocak ayý hitamýna doðru Ankara Musiki Muallim Mektebi korosu tarafýndan halk þarkýlarýnýn çok sesli icrasý yapýlmýþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I da KARDEMÝR'in genç cumhuriyette medeni insanlar yetiþtirmek adýna yaptýklarýndan bir kaç örnek þöyle anlatýlmaktadýr.'' Türkiye sanayisinin ve insanýnýn geliþiminde bir çok ilke imza atan KARDEMÝR. Karabük'e teþrif eden Ankara Devlet Konservatuarý talebelerinden müteþekkil heyet. Demir Çelik Tenis ve Velosipet (bisiklet) takýmlarýna ilave olarak pek yakýnda bir eskrim takýmý ihdas edileceði memnuniyetle haber alýnmýþtýr…. ayrýca Ankara'dan davet edilen Gazi Orta Öðretmen Mektebi ve Terbiye Enstitüsü spor muallimleri tarafýndan ameli ve nazari olarak eskrim dersleri verilmiþtir. … Gene ocak ayý müddetince Demir Çelik tiyatro salonunda. Fransýz edip Moliere'nin. Halkevi müsamere kolu. bu ülkeye yöneticilik dersleri de vermiþtir. ayný eseri bu defa da Fransýzca aslýndan tercüme edilmiþ þekliyle sahneye vazetmiþlerdir. bu temsilin akabinde. Hareketli cereyan eden münakaþalarda garp ve þark zaviyesinden tiyatro san'atý da bahis mevzuu edilmiþtir. her iki versiyonu da seyir eylemiþ olanlar tarafýndan. Temsilden sonra. ''KARDEMÝR bünyesinde “Fabrika” dergisinin Ýkinci Dünya Savaþý'nýn en zorlu günlerinde (1943) çýkarýlan bir sayýsýnda Ocak ayý etkinlikleri þöyle verilmiþtir: '… Halkevlerinde Ocak ayý içerisinde altý konferans icra edilmiþ olup.

Tarihe düþülen bu notu bugünkü yöneticiler okuyorlar mý acaba? KARDEMÝR'in bir baþka Yöneticisi.000 ton/yýl'a kadar yükselmiþ. Erzurum’dan et ve tereyað. getirerek personele hesaplý þekilde sattýrýrmýþ. kendisi hakkýnda ceza verilmesi için önerge vermiþ ve bu önergenin iþleme konulmamasý yönünde Yönetim Kurulu ýsrarlarýný da kabul etmemiþtir. Mevcut kapasite. Yöre halký tanýnmýþ sanatçýlarý ilk kez onun düzenlediði gecelerde görmüþ. daha sonra gerçekleþen ýslahat ve tevsiat ile birlikte 1 milyonton/yýl'a eriþmiþtir. daha sonralarý. Ocak 1947 ile Temmuz 1950 arasýnda bu tesisin Müdürü olan Muhittin Erkan ne o zamanlar ne de þimdi Karabüklüler tarafýndan unutulmuþ.TL yevmiye cezasýyla cezalandýrýlmasýný tensip ve müsaadelerinize arz ederim. yassý ürüne yönelik ve yine cevher ve taþkömüründen üretim yapmak üzere.000 ton/yýl'a ve son yüksek fýrýn Ülkü'nün 1964'te yýlýnda iþletmeye alýnmasýyla da 600. toplu sünnet ve düðün törenleri yaptýrmayý sosyal sorumluluk olarak görürmüþ. Uzun ürüne yönelik bu ilk entegre tesisin ardýndan. Ýþini iyi yapaný ödüllendirmek için bir çok kendine has yöntem geliþtirmiþ. ilk yüksek fýrýn Fatma'nýn kardeþi Zeynep'in devreye girmesiyle 275. " Maiyetindeki personelin…… iþlerini deruhte etmeleri sýrasýnda gerekli denetleme ve kontrolleri yeterince yapmayarak Ýþletmelerin zarar görmesine sebep olan Müessese Müdür Yardýmcýsý Tayyip Arý'nýn…. ikinci bir entegre demir-çelik tesisi kurulmasý yönündeki giriþimler 1957'de 33 . iliþkileri geliþtirmek için piknikler düzenlermiþ. kendini tevsi etmiþtir. Önergede mealen þöyle denilmekteymiþ. Onun döneminde bir gün Yönetim Kurulunda bir karar teklifi önergesi okunmuþ.. Böyle geliþen KARDEMÝR.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu gün Karabük Yeniþehir Cami karþýsýndaki Parka ismi verilen Tayyip Baba (Tayyip Arý) 1930'lu yýllarýn sonlarýnda çok uzun süre Ýdari Ýþler Müdür Yardýmcýlýðý yapmýþ. Adana’dan ucuz karpuz. Ýmza Tayyip Arý" Tayyip Baba. Sümerbank’tan ucuz kumaþ vb. Ülkemizin sanayisini geliþtirmeyi hedefleyen demir-çelik üretimini artýrma gayretlerine paralel olarak.

Krupp hammadde vaziyetini uygun görmeyerek iþten çýktý. hükümete yakýnlýðý da bulunan Ýþ Bankasý Genel Md. Sonradan yabancý ortaklar hisselerini yerli ortaklara satmýþlardý..25'i de 'Chase Int. Ereðli'nin kuruluþuna ön ayak oldu.. Beni bazý bakanlarýn bulunduðu küçük bir Bakanlar Kurulu'na çaðýrdýlar. Üç ayrý yerden birinde olmalýydý: Ereðli. SÜMERBANK ile TDÇÝ-KARDEMÝR de 153'er milyon TL ile % 25. Buralarýn üçünde de birer demirçelik tesisi kurulmuþtur (Ali Aða'yý Edremit Körfezi'nin havzasýnda düþünmek gerekir). ERDEMÝR hisselerinin yarýya yakýný bugün borsada kote edilmiþ durumdadýr ve geri kalan kýsmý ise hâlâ kamunun elindedir. ama kapasite 500. Ýzah ettim. Þirketten istenen Türkiye'de bulunan demir yataklarýný inceleyip ikinci demir çelik sanayisinin tipi ve yerini tayin etmekti. 1958'de þirketin baþýna beni getirdiler.000 ton/yýl olarak. 7462 sayýlý yasayla 1960'ta kurulmaya baþlanmýþ ve özel bir AÞ statüsüyle 1965 yýlýnda da iþletmeye alýnmýþtýr.. ardýndan da 3 Mt/yýl'a çýkarýlmýþtýr. Tavsiyem 1 milyonton/yýllýk yassý mamûl tesisi kurulmasýydý. Kredi alýndý ve Sanayi Bak.. SÜMERBANK. ERDEMÝR'in 600 milyon TL'lik kuruluþ sermayesinin % 21'i 'Koppers Assoc. 1956-57'de Alman Krupp. Çünkü.5'erlik iki ayrý hisseye (veya % 51'lik kombine bir çoðunluða) sahiptiler. Bundan sonrasýný gene Selahattin Þanbaþoðlu'nun aðzýndan dinleyelim : ".Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I baþlamýþtý.' firmasýna aitti.. Ben görev almadým. demir-çelik 1 ton mamul için 6 ton hammadde ithal eder ve su yolu en ucuzudur." Evet... Ülkenin tek yassý mamûl üreten tesisi olan ERDEMÝR bu gün. Investment Co. Bir rapor hazýrlayýp. yassý mamûl hedefleyen 470.. Üzeyir Avunduk'a verdim.000 ton/yýl kapasiteli ikinci entegre tesis olarak. iki baraj. Çünkü entegre demir-çelik tesislerini deniz kenarýnda kurmak doðrudur.500 34 . Üretim kapasitesi ilk önce 2 milyonton/yýl'a(Mt/yýl).' isimli bir konsorsiyuma ve % 8. Edremit Körfezi veya Ýskenderun. Ereðli verdiðim rapordaki esaslara göre kuruldu. ERDEMÝR. 1. ETÝBANK ve Ýþ Bankasý iþtiraklarýyla bir þirket kuruldu. ana ve yan üretim tesislerinin yaný sýra iki liman.

iþi önce býraktýklarý halde.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I lojman. 1977'de ise 1 mt/yýl kapasiteli bir çelikhane çalýþmaya baþlamýþtýr. 1974'te bitirilmesi planlanan. özel sektör tarafýndan ülkemizde kurulmaya baþlanmýþtýr. ya da aðýr tonajlý bazý iþler tamamlanmýþ ve hassas bölümler tamamlanamadan iþ yarým býrakýlmýþtýr. Sermaye takviyesinin yanýnda. ülkemizin üçüncü ve son entegre demir-çelik tesisi olan ÝSDEMÝR'in devreye alýnmasý sürecinde de sayýsýz fedakârlýklarda bulunmuþtur. yüksek bedellerle iþi alan firmalar bu iþleri çok daha düþük fiyatlarla küçük þirketlere devretmiþ. Süre uzatýmý ve yeniden fiyatlandýrma ile büyük para kazanan bazý firmalar. ama ancak 1977'de bitirilebilen ÝSDEMÝR'in kuruluþundaki gecikmede. ancak. ayný iþi daha yüksek bedellerle tekrar almýþlardýr. hurda demir-çelik girdisiyle çelik üreten EAO (Elektrikli Ark Ocaðý) Tesisleri de -bu kapsamdaki ilk tesis olan Kýrýkkale Çelik Fabrikasý istisna kalmak kaydýyla. yaþadýðý finans sorunlarý ve kronikleþen zararlarý sonucu ERDEMÝR'e baðlanmýþ ve uzun yýllarýn birikimleri sonucunda oluþan sorunlar göz ardý edilmiþtir. altyapýsý yeterli olmayan küçük þirketler iþleri bitirememiþ. EAO iþletmelerinden olan ve Türkiye'nin alaþýmlý çelik üreten en büyük tesisi olan Asil Çelik'in de gayet ilginç bir öyküsü vardýr. ÝSDEMÝR bugün 2. Elektro Metal AÞ 1957'de EAO ile çelik üretimeye baþlamýþ. Bu tesis 35 . Cevher ve taþkömüründen demir-çelik üreten bu entegre tesisler dýþýnda. 1970'te temeli atýlan ÝSDEMÝR'de. METAÞ ile diðerleri onu izlemiþlerdir. Ýnþaat ve montaj iþlerinin tonaj hesabýyla bölüm bölüm özel firmalara ihale edilmesinin ardýndan.2 mt/yýl'lýk kapasiteye ulaþmýþtýr. Ancak. bir hava limaný ve sahibi olduðu diðer fabrikalarla ülke ekonomisinin temel taþlarýndan biridir. Türkiye'de özel sektör geliþtirmek üzere sermaye yaratma çabalarýnýn büyük etkisi olmuþtur. sonra da. Ýlk olarak. 1975'te yüksek fýrýn devreye alýnmýþ. ünitelerin hemen hemen hepsi yarým kalmýþ ve bu iþler de KARDEMÝR'in montaj ekibince tamamlanmýþtýr. Tüm bunlara raðmen.1950'lerin sonlarýna doðru. ERDEMÝR'in devreye alýnmasýnda da yoðun çabalar harcayan KARDEMÝR.

Ülkemizdeki ham çelik üretim kapasitesinin 16.47 mt/yýl olmuþtur. Yassý ürün talebi. Ülkemizde halen mevcut üç entegre demir-çelik tesisinin toplam kapasitesi ise yalnýz 6. ancak. entegre demir-çelik tesisini kurarak aðýr sanayi hamlesine baþlamýþ. 36 . her yýl % 5 artmaktadýr. 2002 yýlý sonu itibarýyla. Ülkemizin 16. ekonomik geliþmeye de paralel olarak. zaman içinde demir-çelik üretimi ile ilgili olarak alýnan bazý yanlýþ kararlar. Türkiye.33 mt (% 69) kadardýr. Türkiye'nin toplam ham çelik kapasitesi yaklaþýk 20 mt/yýl ve üretimi de 16. 2002'de dünyada üretilen toplam 886 mt çeliðin % 1. Ülkemizdeki yýllýk uzun ürün tüketimi 6 mt. Genç Türkiye Cumhuriyeti de sanayi çaðýný yakalamak için.47 mt ham çelik üretimine karþýlýk 12 mt tüketimi olmasýna raðmen. toplam kapasitenin % 69'una tekabül eden 14 mt düzeyindedir ve bunlarýn toplam 2002 üretimi de 11. sosyal ve politik bütün geliþmelerde de demir-çelik iþkolunun büyük etkisi olmuþtur. yassý ürün tüketimi ise yine 6 mt civarýndadýr. ülkemizde faaliyet sürdüren 16 EAO tesisinin kapasitesi. yaklaþýk 11 mt uzun ürün kapasite fazlasý ve 3 mt da yassý ürün açýðýmýz bulunmaktadýr. baþta EAO tesislerinin hurda girdiye baðýmlý olmasý ve entegre tesislerin de yurtdýþýnýn hammadde girdilerine baðýmlý olmasý nedeniyle.6 mt'lik bölümü (% 83'ü) uzun ürün.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I özel sektör tarafýndan yapýlmýþ. 2000'li yýllara kadar dünya demir-çelik üretimi ile dünya sýnaî üretimindeki geliþme büyük bir paralellik göstermektedir. dünyanýn en büyük 13.14 mt'dir (% 31).8'ini üreten Türkiye. üreticisi olmuþtur. 2002 yýlý sonu itibarýyla. Bu olguya baðýmlý olarak ekonomik. Uzun yýllar bu tertiple çalýþtýktan ve pek çok ek yatýrým gerçekleþtirildikten sonra. doðru bir öngörüþle. Bugünkü Avrupa Birliði'nin temelini oluþturan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluðu (AKÇT) anlaþmalarý ülkelerinin geliþmiþlik düzeyini de çok etkilemiþtir. ancak layýðýnca iþletilemediði için de kamulaþtýrýlmýþtýr. Asil Çelik tekrar özelleþtirilmiþtir. Böylece.2 mt/yýl (ülke toplamýnýn % 31'i) düzeyindedir ve 2002 yýlý üretimi de 5. net demir-çelik ithalatçýsý bir ülke konumuna gelmiþtir. büyük yapýsal bozukluklara neden olmuþtur.

hangi çýkarlarla ve hangi yabancý danýþmanlýk kuruluþlarýnýn yönlendirmesi ile onca yatýrýma izin verildi. otomotiv gibi sektörlerin yassý çelik ürünlerine talebi artar. Geliþme çabasýna giren ülkelerde öncelikle þehirleþme çalýþmalarýnýn ve buna baðlý olarak inþaat sektörünün aðýrlýk kazandýðý görülür.Zamanla geliþmiþlik düzeyine baðlý olarak beyaz eþya. makina. 1960'larda ülkemiz uzman ve mühendislerinin bu günlerin yassý-uzun gereksinimlerinde doðru tahminler yaptýðý biliniyor. uzun ürünlerinki ise % 35 düzeyindedir. Dünya çelik üretiminin % 70'i entegre tesislerde ve sadece % 30'u EAO ile iþletilen tesislerde gerçekleþmektedir Ayrýca.4 mt'lik kalan bölümü (% 2'si) ise vasýflý çelik üretimini hedef almýþtýr. ayný zamanda alaþýmlý çelik çeþitlerine ve miktarlarýna da gereksinim fazlalaþýr. hem de KARDEMÝR'in yapýsal bozulmasýný hazýrlayan etmenler arasýnda. teþvik edilirken bu temel kural gözetilir. O halde. 37 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 3 mt'lik bölümü (% 15'i) yassý ürün ve yaklaþýk 0. yassý ürün payý ayný kalmak kaydýyla. Gerek ülkemizin demir-çelik üretiminin projeksiyonu. Cumhuriyet demir-çelik öyküsüne yakýþmayacak bir kara mizahtýr. Demirçelik üretiminden etkilenecek sektörlerin geliþtirilmesi de böyle yönlendirilir. yabancý uzman ve danýþmanlýk kuruluþlarýnýn da büyük veballeri bulunmaktadýr. Ayrýca. alaþýmlý çelik üretiminin toplam üretim içindeki payý da %15 dolaylarýndadýr. yabancý uzmanlarýn genellikle yanlýþ kararlarý görülür. gerek tesis ölçeklendirilmesi ve gerekse tevsiat iþlerinde. daha da ötesinde teþvik saðlandý? Bu. Oysa ki. yukarýda çizilen tablonun neredeyse tam tersi bir görünümle karþýlaþmaktayýz. geliþmiþ ülkelerde. Ülkemizin demir-çelik sektöründeki bu çarpýklýktan en çok etkilenen kuruluþlarýn baþýnda ise KARDEMÝR gelmektedir. Hem demir-çelik sektörümüzün. yanlýþ politik kararlar yanýnda. Demir-çelik üretim projeksiyonlarý yapýlýrken ve buna göre yatýrýmlar yönlendirilip. dünya çelik üretimine iliþkin istatistik verilerine baktýðýmýz zaman. Bu nedenle çelik endüstrisinde ilk baþlarda uzun ürün talebi fazladýr. dünya üretiminde yassý ürünlerin payý % 65.

Ünlü 5 Nisan Paketi'ne karþý gösterilen ilk tepki. Oysa. kararýn hemen ertesindeki bir basýn toplantýsý ve ardýndan yayýnlanan 'KARDEMÝR Raporu' ile gerekçelerin doðru olmadýðý ve aslýnda çoktan alýnmasý gereken bir takým tedbirlerle. 1989'da baþlayýp epey de uzun süren bir grevin ardýndan KARDEMÝR eni konu mecalsizleþip verimsizleþmiþ. Bartýn. 1980'lerin sonuna doðru kamu iþletmelerini her ne pahasýna olursa olsun elden çýkarma politikalarý ile baþlamýþtýr. bazý yanlýþ uygulamalarý hayata geçirmek için ince hesaplarla kurulmuþ bir tuzak olduðunun anlaþýlmasý uzun sürmemiþtir. Çankýrý gibi çok geniþ bir bölgeyi de besleyip giydiren KARDEMÝR hakkýndaki bu kararýn. Þanbaþoðlu'nun yollarý en son bir kez daha kesiþti: Bu komisyonda o da bulunuyordu. bazý yabancý uzmanlarýn tesisi incelemesini takiben. 5 Nisan 1994'ün ekonomik tedbir paketi içinden KARDEMÝR'in kapatýlma kararý da çýkmýþtýr. Aslýnda. gerek bölge insanýnýn etkisi. 38 . anýlan kapatma kararýnýn alýnacaðýný fark eden Metalurji Mühendisleri Odasý yönünden geldi. Eflani. Zira. sermaye yetersizliði ve çok yüksek faizlerle özel bankalara borçlandýrma gibi çeþitli kötü yönetim politikalarýnýn en acýmasýzlarý bu iþletmeye uygulanmýþtýr. Bu stratejik hata tesisin geleceðine hep olumsuzluk taþýyacaktýr. Yukarýda özetlenen geliþmelerin ardýndan.000 ton/yýl kapasitesine çýkarýlmasý çalýþmalarýnda görev üstlenen Alman ve Ýngiliz firmalarý. Oda. KARDEMÝR'deki zarar dönemini baþlatan en önemli teknik nedenlerin bir diðeridir. Ancak. mevcut küçük Siemens-Martin fýrýnlarýný yýkýp yerine büyüklerini kurarak çelik üretimini saðlamýþlardýr. o yýllarda günümüzde de hala geçerli olan 'LD Konvertörleri'yle çelik üretimi yapýlmaktadýr. Ve nihayet.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I KARDEMÝR'in 1958-62 yýllarý arasýnda 600. KARDEMÝR'le S. KARDEMÝR'in hâlâ verimli olarak iþletilebileceði gerçeðini kamuoyuna açýkladý. Kastamonu. gerekse iþçi sendikasýnýn baskýsýyla Baþbakanlýk bünyesinde bir 'KARDEMÝR Ýnceleme Komisyonu' kurulmuþtu. teknolojik yatýrýmlarý zamanýnda yaptýrmama ve engelleme. Kontinü kütük tesisinin zamanýnda kurulmamasý da. sadece Karabük'ü deðil. KARDEMÝR'deki esas geri gidiþ süreci. aþýrý istihdam.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1939 Eylül’de KARDEMÝR'den sývý metalin alýndýðý ilk gün orada bulunan Þanbaþoðlu, Komisyon'un en çalýþkan üyesiydi; tam 55 yýl sonra, KARDEMÝR'i kurtarmak için en ön safta yine mücadele ediyordu. Komisyon çalýþmalarýnýn sonuna doðru inceleme için KARDEMÝR'e gidildi. Buraya þov yapmak için gelen siyasilere, ülke sanayisinde derin izler býrakmýþ 87 yaþýndaki bu kiþi, 'Bu tesis ülke için gereklidir, kapatmak cinayettir!' sözleriyle ders veriyordu....

S: Þanbaþoðlu 1907-1995 5 Nisan 1994 kararlarý öncesi ve sonrasý tüm olanlara o dönem Metalurji Mühendisleri Odasý Baþkaný olan ve KARDEMÝR Ýnceleme Komisyonunda da yer alan bu satýrlarýn yazarý þahittir. KARDEMÝR Raporu da ucuz siyaset malzemesi yapýldý. Selahattin Þanbaþoðlu ise, engin bir vicdan huzuru içinde, "Biz görevimizi yaptýk...." diyordu. Ve bu onun son görevi oldu; bir yýl sonra kendisini trafik terörüne kurban verdik, aramýzdan ebediyen ayrýldý. KARDEMÝR de, çok büyük paralar karþýlýðý yabancý bir danýþmanlýk þirketince düzenlenen raporda belirlenen esaslara göre, iþçi sendikasýnýn önderliðindeki bir konsorsiyuma devredildi. 39

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Oysa ki, Türkiye'nin geliþim sürecinde hep ilklere imza atmýþ, sürekli üretmiþ, pek çok fabrika kurmuþ, bunlara ilaveten týpký bir sanayi okulu gibi sayýsýz iþadamý ve teknik eleman yetiþtirmiþ olan Cumhuriyetin bu ilk aðýr sanayi iþletmesinin yapacaðý daha çok þey var. Yüksek fýrýnlarda ve diðer tesislerde, ülkenin büyük gereksinim duyduðu ara mamûllerin üretimi pek alâ mümkün. Ama, galiba niyet yok. Sadece KARDEMÝR'i tekrar ayaða kaldýrmaya deðil, üretmeye ve üretime dayalý olan deðerlerle ekonomik geliþmeyi saðlamaya da niyet yok.... Genç Cumhuriyetin o ilk dönemlerinde hangi niyet ve heveslerle nelerin baþarýldýðýný, üretmeyi sevmeyle memleket sevmenin nasýl eþ anlamlý olduðunu, ayný ýþýðýn kimilerine aydýnlýk verirken, kimilerini nasýl kör edebileceðini bilmem KARDEMÝR Eski Ustabaþýlarýndan Hakký Yardibi'nden daha güzel kim anlatabilir? Sözünü ettiðim, "Çarklardan Chip'lere" isimli kitaptaki Aydýn Engin'in KARDEMÝR öyküsünde yer verdiði bu söyleþide, KARDEMÝR'in temel atma töreni için kurulan derme çatma þantiye binasýnýn inþaatýnda iþbaþý yapýp aralýksýz 45 yýl çalýþtýktan sonra Kuvvet Santralý Ustabaþýlýðýndan Emekli Hakký Usta þöyle diyor;

"….Þu Keltepe'den aþaðýya, buraya yürüyerek geldim. Baktým bu civarýn köylüleri toplanmýþ bir yere doðru gidiyorlar. Biz de fabrika kurulacak diye duymuþuz ya, onlarýn ardýna takýldým. Soðanlý Suyu'nun oraya vardýk, Uþaklý Eyüp Bey diye bir adam kýrýn ortasýna bir masa, bir iskemle kondurmuþ, oturuyor. 'Çocuk gel buraya' diye çaðýrdý. Sordu, 'Çalýþýr mýsýn?' dedim, 'Çalýþýrým efendim.' Baþladýk iþe. Geleni alýyorlar biliyor musun? Ýþçi yok. Sinek, sivrisinek kýrýyor milleti. Isýcak kavuruyor. Gelen bir bakýyor þöyle. Bir on beþ gün çalýþýyor. Býrakýyor gidiyor. Dayanmasý zor senin anlayacaðýn. Ben dayandým. …. Baktým düz amele yövmiyesi düþük. 'Haaa, bu iþ cahillikten böyle oldu' dedim. Ona sora, buna sora yazýyý öðrenmeye çabalýyorum biliyor musun? Daha fabrika filan kurulmadan, þimdi bu Yeniþehir dediðimiz yere bir ilk mektep açýldý. Duttum kaydoldum.
40

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Þimdi bak sekiz saat çalýþmak, inþaatta mesai senin anlayacaðýn; sekiz saat uykuydu, yemekti, ývýr zývýrdý; sekiz saat mektepti, ders çalýþmaktý filan oluyor. Akþamdan yarý geceye kadar. Biz 17 iþçiyiz, köylülerin ufak mektep çocuklarýnlan beraber okuyoruz. Þimdi ben ordan hemde üstün baþarýyla bir diploma aldým mý arkadaþ! O zaman anladým ki dünyanýn ekseni nedir? Ne kadar eðiktir? 23 derece eðiktir biliyon mu? Ýngiliz gavurunun tercümaný da hoca okulda. Adam diyor ki 'Karadeniz’in ortasýna bir iðne düþmüþ, bunu bul!' Sen þimdi buna imkan yoktur efendim,' dersin. Paraleller, meridyenler filan bir araya getirip karþýlaþtýrdýn mý 'gemi aha burada batmýþ, iðne de aha þurada diyeceksin, elinle koymuþ gibi bulacaksýn. Ben burada, bu fabrikada yani, öðrendim dünyanýn ne olduðunu. ….. 36 baþýndan 37 sonuna doðru temeller bitti, duvarlar yükseldi epey. Ve efendi iþ yürüdü biliyon mu? 1939 senesinde de jenaratörü çevirdik biz. Kuvvet santrali cereyan vermeye baþladý. Haaa bak, o jeneratörün þalterini basma þerefini Allah bana nasip etti biliyonmu? Çok þanlý, þereflidir yani. …… Ýþte þimdi geldik Yüksek Fýrýna. Hepsi bir tamam. Ýsmet Paþa filan gelmiþ, yüksek askeriye kumandanlarý, vekiller filan hep orda. Vali arada kaybolmuþ, var sen hesapla artýk. Günlerdir vermiþiz kuvveti ýsýnmýþ yüksek fýrýn. Derken efendi, bir ýþýk çaktý ki yüksek fýrýndan… Ohooo içimiz ýþýyor efendi içimiz. Herkes salya sümük aðlýyor biliyon mu? Iþýk bu, yüreðine de vuruyor, kafanýn içine de. Öyle kýzýl, öyle parlak bir ýþýk iþte. Divriði madeniyle Zonguldak kömürü buluþmuþ; Karabük'te düðün dernek kurulmuþ, cevher erimiþ, akýyor potaya. ….. Bak efendi ben bu fabrikaya 45 yýl hizmet vermiþim. 45 yýl ne demek biliyon mu sen? 45 yýl yetiþkin adamda ömür demek. 45 yýl. Bir yevmiye cezam yoktur benim 45 yýlda. Bir yevmiye ceza alacak bir kusur, bir ihmal yoktur efendi. Neden öyle peki? Bu fabrika bizim gözümüz. Bizim gözümüzün ýþýðý. O cevherin ýþýðýný bilirmisin sen? 1200 derecede erimiþ demir cevheri bir ýþýk saçar efen41

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

di. O ýþýktýr, memleketin ýþýðý. Ýyi bakmazsan kör eder adamý. Erimiþ cevhere bakmasýný bileceksin. Yoksa kör olursun. Ne demek istediðimi anlýyon mu sen?.."
Hakký Usta'nýn ne demek istediðini anladýk mý? Iþýða, memleketin ýþýklarýna doðru bakmasýný bildik mi? Yoksa kör mü olduk? Madem ki, Türkiye Cumhuriyeti demir-çelik öyküsüne Selahattin Þanbaþoðlu ile baþladýk, yine onunla bitirelim; aynen þöyle diyordu : ".... O gün, o koþullarda yapýlanlarýn bugün yapýlmamasýnýn mazereti olamaz, isteselerdi her þey yapýlabilirlerdi…."

42

Türkiye Taþkömürü Kurumu (TTK) ve Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüklerine baðlý iþyerlerinde çalýþan 48 bin iþçi greve gitmiþtir. . ATATÜRK 1935 yýlý TBMM açýlýþ nutku ÝLK FENERÝ YAKANLAR* Nadir Avþaroðlu Maden Mühendisi * Madenciliðin kalbi Zonguldak'ta 1848'ten bu yana ilk yasal grev 30 Kasým 1990 tarihinde baþlamýþ. Maden Mühendislerimizi ihtiyaca yeter sayý ve deðerde yetiþtirmeye önem vermek gerekir." K.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Maden iþleri yeni bir açýlma devresindedir. Madencilikte yýllardýr kullanýlan ancak ülke gündemine ilk kez bu yürüyüþte oturan slogan "Madencinin Feneri Sönmeyecek" olmuþtur. Taleplerini kamuoyuna duyurmak isteyen madenciler Zonguldak’tan Ankara'ya yürüyüþe geçmiþtir.

Bu boyutlarý ile ele alýndýðýnda. davranýþ. sistem ya da kurumlarýn bütün boyutlarýyla kavranýp deðerlendirilmesi. Doðaldýr ki böylesi bir aktarým eðitim kurumlarý aracýlýðýyla olacaktýr. eðitim konusuna sadece Osmanlý'nýn son dönemlerinden baþlayan kýsa bir tarihçe olarak deðerlendirilmelidir. ülkenin kendi kaynaklarýna yönelmesine neden olmuþ ve hemen 1924 yýlýnda özellikle askeri amaçlar göz önünde bulundurularak Zonguldak Yüksek Maden Mühendisi Mekteb-i Alisi eðitime açýlmýþtýr. Toplumsal kurumlardan bir tanesi olan eðitim kurumunu. Özellikle Anadolu'dan yoksul ailelerin zeki çocuklarý (bir çoðu o yýllarda Anadolu'da öðretmenlik yapan eðitmenler tarafýndan önerilenler) bu okula alýnmýþ. toplumsal yapýnýn içerdiði diðer kurumlar arasýndaki yerinin belirlenmesine baðlýdýr. çocuklarýn yiyeceði.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Eðitim.Ýlhami CÝVAOÐLU'nun Makina Fakültesi Dekanlýðý'na verdiði önerge ile baþlatýlan kuruluþ süreci. toplumun geliþmesinin belirli bir aþamasýndaki düþünce. 1 Mart 1953'te öðrenime baþlamýþtýr. 1947 yýlýnda Prof. 44 . Akademik anlamda devamlý ilk maden mühendisliði eðitimi Ýstanbul Teknik Üniversitesi'nde "Maden Fakültesi"nin kuruluþu ile baþlamýþtýr. bu kurumlarýn içinde yer aldýklarý sosyoekonomik yapýnýn bütünselliði içinde ele alýndýðýnda anlamlý sonuçlar verebilir. bilgi ve becerilerin bireylere aktarýlmasýdýr. yatacaðý ve hatta sigarasý dâhi devlet tarafýndan karþýlanarak okutulmuþtur. toplumdaki eðitim. Ülkemizde hak ettiði yeri bir türlü bulamayan madencilik sektöründeki en önemli eksikliklerden biri de bellek kaybý ve güçlüklerle elde edilen deneyimlerin yitmesidir. aþaðýda sunulan çalýþma. Toplumdaki kurumlarýn incelenmesi ise. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda baþlatýlan kalkýnma hareketleri. Bu nedenle. 11 Ekim 1947'de Ýktisat Vekaleti'nin (Ekonomi Bakanlýðý) Maarif Vekaleti'ne (Milli Eðitim Baþkanlýðý). toplumun sosyo-ekonomik yapý ve iliþkilerinin oluþturduðu dinamiklerden soyutlayarak yalnýzca kendi içinde deðerlendirmeye giriþmek ele alýnan konunun gerçek boyutlarýnýn gözden kaçýrýlmasý sonucunu verir. Maden Fakültesi 1947'de baþlayan ve 6 yýl süren yoðun bir hazýrlýk sürecinden sonra. Yüksek Maden Mühendisi azlýðý nedeni ile yer altý servetlerinin deðerlendirilmesi iþinin ele alýnmasý konulu baþvurusu ile devam etmiþtir. söz konusu sistem ya da kurumlarýn.

metalurji. madenler. 1867'de Macar egemenliðinden sonra Macarca olarak sürdürülmüþtür. 16. Buhara. Bunlardan Hüseyn Ýbni Ishak (809-873) kýymetli taþlardan. Ortaçað’da. Eðitim 1764'te Almanca olarak baþlamýþ. Ýlk Maden Okulu'na 1763'te Belçikalý kimyager-metalurjist Joseph Nikolaus JACKQUIN atanmýþtýr. Avrupa'da kiliseler ve dinsel örgütler. ekonomi ve iþ iliþkileri konularýnda eðitilmeleri için bu okula yollamýþtýr. Avrupa ülkelerinde olduðu gibi Anadolu'da da yerbilimleri ve mineraller konusunda ilk ayrýntýlý bilgilerin verilmesi ve yayýnlarýn yapýlmasý. 1949'da Üniversite olan okul 1990'da Miskole Üniversitesi adýný almýþtýr. mineraloji. yerbilimlerinin deðiþik konularýna. yanar taþlar(kömür) ve fosiller hakkýnda bilgiler vermiþtir. Miskole Üniversitesi'nin Müze Kütüphanesi'nde 45. El-Biruni (973-1040) mineraller ve bunlarýn fiziksel özelliklerinden. Avusturya kraliçesi Maria Therasa Yukarý Macaristan'da (günümüzdeki Slovak Cumhuriyeti) Schemnitz'de Ýmparatorluðun varlýðýný sürdürmek için Maden ve Metalurji tesislerini yönetebilecek mühendisler ve günün bilim ve teknolojisi ile donatýlmýþ yöneticiler yetiþtirmek için Maden Akademisi'ni kurmuþtur. deðiþik aðýrlýkta ve anlayýþta yer vermiþlerdir. metalurji. yurdumuzda yüksek öðretim kurumlarýnýn kurulmasý ve buralarda bu konulardaki derslerin verilmesi ile baþlamýþtýr. Kitaplarýn çoðu Almanca. eskiler ise Latince'dir. 1762'de. Kraliçe. biyoloji. fizik. Buna karþýn Anadolu. ilk Maden Teknik Okulu 1736'da Avusturya'da kurulmuþtur.000 ciltlik maden. Semerkant ve Mezopotamya'da yaþayan bilim adamlarý. jeoloji ve matematik kitaplarý bulunmaktadýr. Bu kütüphane maden ve metalurji dallarýnda dünyadaki tüm kitaplarý içeren tek kütüphanedir. tuzlar. kimya. ortam kara bir bulut ile örtülmüþtür. yüzyýlýn kitaplarý dahi kütüphanede bulunmaktadýr. Oðullarýný yaz aylarýnda maden bölgelerine madencilik. maden ve metalurjiye çok fazla önem vermektedir. Üniversitenin ilk 45 . Bu okul dünyadaki ilk maden mühendisliði okulu olarak literatürlerde yer almaktadýr. bilimsel düþünümü ve yerbilimlerinin geliþmesini engellemiþ. doðunun en büyük hekimi ve düþünürü Ýbni Sina "Þifa" ve "Kanun" adlý yapýtýnda taþlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünyada ise. Arabistan.

bitkiler. yanardaðlar ve depremler anlatýlmakta. özellikleri açýklanmaktadýr. bu okulun "Baþ Hocasý" Hoca Ýshak Efendi’nin yerbilimlerinin bazý konularýna "Mecmua-i Ulumu Riyaziye" (Matematik Bilim Dergisi) adlý yapýtýda yerverdiði görülür. Cildinin 381. yüzyýllarda fen bilimlerinde. Ýstanbul bölgesinin jeolojisi hakkýnda yaptýðý araþtýr46 . madenler anlatýlmakta.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I temeli sayýlan "Mühendishane-i Berri-i Hümayun"nun ders programlarý ve yayýnlarý incelendiðinde. altýn. tetkik. hayvanlar ve madenler hakkýnda ayrýntýlý bilgiler vermektedir. 1835'te basýlan 4. 19. tuzlar. Bunlardan sonra yeryüzünde görülen. Madeniyat alt bölümünde. sayfasýnda. Yeryüzünün Halinden Özetler) bölümünde. özellikle yerbilimlerinde Avrupa'daki geliþmelerin bizdeki yansýmalarý ne yazýk ki çok geç ve pek azdýr. Tanzimattan önce. demir vb. bir bölüm olarak "Ýlmi Hikmet-i Tabiiye-i Mahsusdan Mevcudat-ý Arziye'nin Ahvali Muhtasaralarý" (Tabiat Bilimi Özelliklerinin Hikmetinden. Medreselerde "Ümmet Terbiyesi" yani müþahade. ve 20. ana dilimiz yerine Arapça'nýn egemen olduðu bir öðretim metodu takip ediliyordu. taþlar (ahçar). Dr. hadislerin ve diðer metinlerin þerh ve tefsirine dayanan. Ýstanbul'da "Týphane" adýyla 4 sýnýflý bir Týbbiye Mektebi açýlmýþ (1827) ve bundan ayrý olarak Cerrahhane adýyla bir mektep de bulunmaktadýr. yalnýz ayetlerin. içerisinde tuzlar. kýymetli taþlar (cevahir). tecrübe ve tenkide hiçbir yer vermeyen. kurþun. Abdullah Bey. platin. somut örnekler verilmektedir. jeolojik olaylar "Alemi kevn-ü fezada vâki alâim ve âsar" (Yeryüzünün ve Uzayýn Oluþumundan Ýzler ve Eserler)) adlý alt bölümde sýcak maden sularý. Abdullah Bey bu mektepte "Ýlm-i Arz ve Maadin" (Yeryüzü Bilimi ve Madenler) dersleri vermiþtir. Bunun asýl nedeni. 1836'da bu iki müessese birleþtirilerek 6 sýnýflý "Mekteb-i Týbbýye-i Þahane" adýyla yeniden kurulmuþ ve 1850'de bu mektep ýslah edilerek modernleþtirilmiþtir. Türkiye'de yer bilimlerinin yüksek öðrenime girmesi Tanzimat Devri'nden sonra baþlar (1839). doðada bulunan cisimler (ecsami arziye-i tabiiye). skolastik metotlarýn ve Medrese Öðretimi'nin uzun zamanlardan beri ülkemizde kökleþmiþ olmasýdýr. (emleka).

Abdullah Bey'in derslerini Binbaþý Ýbrahim Lütfi Bey Türkçe'ye tercüme etmeye baþlamýþ ve 1874'de (1291) Abdullah Bey ölünce. Abdullah Bey ve Ýbrahim Lütfi Paþa.200 kadar fosil ve mineral numunesini sergilemiþtir. "Birinci sýnýf hocalarý arasýnda pek muhterem iki sima daha 47 . Fosilleri paleontolog Ýbrahim Lütfi Paþa Verneuil tarafýndan tamamlanmýþ ve (1838-1902 birçok yeni türler bulunmuþtur. Ýbrahim Lütfi Paþa 1867 yýlýndan itibaren Askeri Týp Okulu'nda önce Patolojik Anatomi muallim muavini. Gördüðü ilgi nedeniyle. jeoloji ve mineraloji derslerini Türkçe'ye çevirmiþtir. 1870 yýlýnda Askeri Týbbiye'de öðretim Türkçeleþince. Paris'te 1867 yýlýnda kurulan uluslararasý sergiye Türk Miralayý rütbesiyle gönderilmiþ ve Ýstanbul civarýndan topladýðý 1. verem uzmaný Ord. Dr. Ýstanbul Üniversitesi eski Rektörlerinden. Mektebi Týbbiye-i Þahane'nin Ýlmülarz ve Maadin (Jeoloji ve Mineraloji) muallimliðine atanmýþtýr. Tevfik Salim SAÐLAM 1959'da yayýnladýðý "Nasýl Okudum?" adlý yapýtýnda. bunlarý ve bunlarýn resimlerini çizdiði albümle beraber Fransýz "Museum d'Historie Naturelle"e hediye etmiþtir. 1874'de Dr. 1870'de Dr. Ýstanbul jeolojisine dair makaleler yayýnlanmýþtýr. 1898 yýlýnda girdiði Askeri Týbbiye'nin öðrenim yýllarý anýlarýný ve hocalarýnýn özelliklerini anlatýrken Ýbrahim Lütfi Paþa hakkýnda. Trilobites Abdullahi Verneuil. öðrencilere derste göstermek için düzgün ve düzenli taþ ve fosil koleksiyonu yapmýþtýr. burada jeoloji ve mineraloji derslerini Fransýzca olarak veren Dr.Dr.Prof.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I malarýný Fransýz Jeoloji Derneði ve Fransýz Bilimler Akademisi dergilerinde yayýnlamýþtýr. Abdullah Bey'in muavini olmuþ. Abdullah Bey'in ölümü üzerine de dersin muallimliðine (profesörlüðüne) getirilmiþ ve bu dersi ölünceye kadar bu okulda okutmuþtur. Pleurodictyum Constantinopolitanum gibi ayrýca Ýstanbul'da Fransýzca olarak yayýnlanan Gazete Medicale d'Orient'da da.

Kitabýn aslý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I vardý. Onlarý dersaneye getirir.. Ýlmi Tabakatül Arz ve Maadin (Jeolojik Formasyonlar ve Madenler) müderrisi olarak tayin edilmiþtir. Türkiye'nin Bilim Tarihi'nde Arkeoloji ve Müzecilikte büyük bir isim yapmýþ olan Halil Ethem Bey'in jeoloji eðitiminde de hizmetleri olmuþtur. Halil Ethem Bey'in hocalýðý 1909'da Þehr-i Eminliði'ne tayin oluncaya kadar devam etmiþtir. Türkçe'sinden anlayamadýðým cümlelerin manasýný Fransýzca metinden çýkardýðým olurdu. Fransa'da Maden Mühendisliði öðrenimi görmüþ olan Sadrazam Ýbrahim Ethem Paþa'nýn oðlu ve Arkeoloji Müzesi'ni ilk kurmuþ olan ünlü ressam Osman Hamdi Bey'in kardeþidir.. Bu o zamanýn klasik bir kitabý olan Lapparant'ýn tercümesiydi. daha sonra yaþantýsýný aktaracaðýmýz. Hatta bu sebepten kendisine "Taþçý Ýbrahim Paþa" denirdi.. zamanýn jeoloji ve bilhassa mineralojiyi en iyi bilen bir mütehassýsý sayýlýrdý. Türkçe'si ise hakikaten pek üstadâne bir tarzda harfiyyen yapýlmýþ bir tercüme olmakla beraber. ilginç bilgiler vermektedir. . Ýbrahim Lütfi Paþa Týbbiye’nin en eski hocalarýndan ve týp dilimizin Türkçe'ye çevrilmesinde büyük hizmetler görmüþ. Halil Bey Viyana Politeknik'de Kimya ve Maden Mühendisliði eðitimi görmüþ ve Avrupa'dan dönüþünde (1876) Mekteb-i Mülkiye'de ve Darüþþafaka'da Kimya. Tanzimat Hattý Hümayunu’nun Sultan Mecid zamanýnda Reþit Paþa tarafýndan açýklanmasýndan sonra 1869'da Darülfünun çok basit bir programla açýlmýþ ve iki sene sonra tekrar kapanmýþtýr.. Mineraloji için Týbbiye'de oldukça zengin bir taþ koleksiyonu vardý. Ýmtihanda etiketleri çýkartýlýr ve bizim tanýmamýz istenirdi. Kendisi. Halil Ethem Bey. Ýlmi tabakatül-arz ve maadin hocasý Ýbrahim Lütfi Paþa ve muavini Sakýzlý Ali Bey. 1900 senesinde Darülfünunü Þahane adý ile yeniden açýlmýþ ve Ulumu Tabiye Þubesi'ne (Doða Bilimleri Þubesi) Halil Ethem Bey. Jeoloji tatbikatý yapýlmazdý. hiç anlaþýlmaz bir þeydi. Elimizde küçük bir jeoloji kitabý vardý." demekte ve o yýllarda (tamamýyla bugünkünün benzeri olan) jeoloji ve mineraloji öðretimi hakkýnda. esasen güç ve düðümlü bir uslüp ile yazýlmýþtý. bize gösterirlerdi. Ýlm-i Tabakatül Arz ve Maadin derslerini vermiþ ve sonradan Darülfünun'a nakletmiþtir. altmýþýný geçkin nazik ve muhterem bir zattý. 48 .

Acrodiceras Halili.. Avrupa'da ilk doktora yapan ve Darülfünun'da ilk jeoloji ve mineraloji muallimi (profesörü) olan Halil Ethem ELDEM'in çocukluðu Ýstanbul'da. Halil Ethem Bey'in adýna dayanýlarak adlandýrmýþtýr. Halil Ethem orta öðrenimini babasýnýn (Ýbrahim Ethem Bey) elçi olduðu Berlin'de. Kocaeli'nde Halil Ethem ELDEM Triyas devrine ait toplayýp tanýmladýðý bazý fosil türlerini. Halil Ethem Bey Hochstatter'in Avrupa Türkiye'sinin Jeolojisi ve Franz Toula'nýn Kocaeli jeolojisi ve maden potansiyeli üzerine yaptýklarý araþtýrmalarda kýsmen birlikte çalýþmýþlardýr. (Terebratula Ethemi. þekli ve resimleri güzel olan bu kitapta ülkemize ait örnekler ve bilgiler aktarýlmýþtýr. yüksek öðrenimini de babasýnýn isteðine uyarak kimya ve yerbilimleri dallarýnda Ýsviçre'de Zürih Üniversitesi'nde yapmýþ ve sonra da Bern Üniversitesi'ne giderek kimya dalýnda doktor unvaný almýþtýr. gibi) Bu fosil koleksiyonu halen Viyana Tabiat Tarihi Müzesi'nde bulunmaktadýr. gençliði Avrupa'da geçmiþtir. Rhynconella Ethemi..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu sýrada Viyana'daki hocalarý Hochstatter ve Franz Toula'nýn derslerini göz önünde tutarak ve onlarýn okutma tarzlarýna uygun olarak Ýlm-i Maadin ve Tabakatül Arz (Madenler ve Jeolojik Formasyon Bilimi) isimli bir kitap yayýnlamýþtýr (1891). Ýfadesi sade. vs. Bu çalýþma temel bilimler dalýnda Halil Ethem ELDEM’in 49 . Toula.

Bu doktoranýn konusu. alýnan sondaj makinalarýný kullanmak ve su bulmak için Halil Ethem'i görevlendirmiþ fakat Halil Ethem kendisinin bu iþte yeterli olmadýðýný.Dr. Halil Ethem. Halil Ethem kimya dalýnda doktora yapmasýna karþýn kimya ile pek az uðraþmýþ. Kimya dalýnda yapýlan bu doktora çalýþmasý Türkiye'de bilimsel araþtýrmalarýn baþlangýcý. Bu arada Mektebi Sultani'de (Galatasaray Lisesi) bulunan Turuku Meabir Mühendis Mektebi'nde ve Mektebi Harbiye'de jeoloji öðret50 . saðlýðýnýn da bu iþlere uygun bulunmadýðýný söyleyerek görevi kabul etmemiþtir (Türkiye'deki ilk sondaj yer altý suyu bulmak için 1920 yýlýnda Samsun civarýnda yapýldýðý bilinmektedir). Türk Tarih Kurumu tarafýndan.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Avrupa'da yapýlan ilk Türk doktorasýdýr. ancak yurda dönüþünün ilk yýllarýnda (1885-1892) Darüþþafaka Lisesi'nde kimya ve jeoloji dersleri okutmuþ. Halil Ethem 1885'te yurda dönünce. yayýn tarihine göre verilmiþtir. Ýhsan KETÝN ve Prof. zamanýn sadrazamý Avlonyalý Ferit Paþa. 1947'de yayýnlanan "Halil Ethem Hatýra Kitabý" Cilt 1. tarihsel geliþimi ve bilim tarihi açýsýndan ayrý bir önem taþýmaktadýr. 5. Darülfünun'da hoca olduðu yýllarda (1903). Bunlarýn isimleri. kurulacak tesisler ve burada yaþayacak insanlara gerekli suyun bulunmasý için yeraltý suyu araþtýrmalarý yapmak. orada bir kimya laboratuarý yaptýrmýþ ve sonra kimya ile ilgisini kesmiþtir. Hicaz demiryolu boyunca. unvanýný hiç bir yerde. E. ÝNÖNÜ'nün araþtýrmalarý ile gün ýþýðýna çýkarýlmýþtýr. ilk yýllardaki resmi görevleri yanýnda Darüþþafaka Lisesi'nde (1885-1893). Hendeseyi Mülkiye'de (1894-1909) hocalýk yapmýþ ve 1900'de açýlan yüksek muallim mektebi (Darül-Muallimini Aliye) fünun þubesi tabakatülarz (jeoloji) profesörlüðüne 40 kuruþ maaþla getirilmiþtir. Mektebi Mülkiye'nin Lise kýsmýnda (1894-1901). Halil Ethem Bey'in büyük bir emek ve araþtýrma sonucu hazýrlanan yayýnlarý 60'dan fazladýr. yayýn yerleri. ayrýntýsý ve belgeleri Prof.299-302'de. 1901'de Darülfünunu Þahane'nin Tabii Ýlimler Bölümü'ne Ýlmimaadin ve Tabakatülarz (Jeoloji ve Mineraloji) profesörlüðüne 600 kuruþ maaþla atanarak Avrupa'da öðrenim gördüðü konularda dersler vermiþtir. 1885 yýlýnda ilk Türk bilim doktoru olarak yurda dönmüþ fakat Dr.Dr. hiç bir yapýtýnda kullanmamýþtýr.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I meni olan Lecog Paþa Ameli Ýlmül Arz isimli bir kitap yayýnlamýþtýr. erkekler kýsmýnda Eczacý Mahzar Hüsnü Bey Ýlmi Arz derslerini kürsülere vermiþlerdi. diðeri kýzlara (Ýnas Darülfünunu) ait olmak üzere iki bölümü vardý. 1915'te erkekler kýsmýnda esaslý bir reform yapýlmýþ ve Birinci Dünya Savaþý'nda müttefikimiz olan Almanya'dan birçok Profesör tayin olunmuþtur. Müþtak Bey. Kolaðasý Rusçuklu Þevki Bey tarafýndan Türkçe'ye çevrilmiþtir (1854). Kýrým Seferi dolayýsýyla müttefik devletlerin donanmalarýna gerekli olan kömürü saðlayacak olan Ereðli ve Zonguldak Havzasý hakkýnda Fransýz mühendislerin raporlarýndan alýnmýþ bilgiler vardýr. Þubesi (Fen Fakültesi) olarak açýlmýþ. Kitapta Anadolu'nun jeolojisine hiç deðinilmemiþtir. Bu þubenin biri erkeklere. Þekil a Þekil b Þekil c 51 . de boyalý tabakatül arz haritasýný Osman-i Ulumu Riyaziye ve Tabiiye bir havaidir. 128 adet þekil.1307 (1891) tayin olmuþtur. Ýstanbul (Mihran) Matbaasý. Babýali Genel Müdürlüðü'ne Salih Zeki Bey Caddesi numro 7. Kýzlar kýsmýnda Dr. Kitap. Ýstanbul Darülfünunu Balkan Savaþý sýrasýnda yeniden kapanmýþ (1911) ve Ýlmi Maadin ve Tabakatülarz (mineraloji 1913'te yeni bir anlayýþla Darülfünunu ve jeoloji) Þeklin altýnda.

üstâd meâli himem Müþtak Bey Efendi Hazretleri'ne takdim" yazýsý ve imzasý bulunmaktadýr. Darülfünun jeoloji profesörü Müþtak Bey'e "Efâzýlý etibbâi Osmaniye'den (Osmanlý doktorlarýnýn ünlülerinden). diyerek. Þekil b : Dr. elçisine selam ve içten saygý ile devam etmekte ve . ÝLK MADEN MÜHENDÝSÝ SADRAZAM ÝBRAHÝM ETHEM PAÞA Osmanlý madenciliðinin 17.. yüzyýlda Osmanlý. Þekil c : Darülfünun ve Mühendis Mektebi'nde muâllim Ahmet Malik (SAYAR) tarafýndan yazýlmýþ "Madeniyat ve Arziyat" adlý kitabýn kapaðý. Bu canlanmanýn iþaretlerini. Kitap.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Þekil a : Türkiye'de jeoloji konusunda 1852'de yayýnlanan ilk kitap "Ýlmü Tabakatülarz" in ilk. ülke madenciliði dirilme sürecine girmiþtir. Tanrý adý ile baþlamakta. Esad Feyzi (Mekteb-i Týbbiyei Þahane ilmi hikmeti tabiiyei týbbiye muâllim muavini) nin "Ýlmüarz ve Maadin" adlý kitabýnýn kapaðý. 1827 yýlýnda ÝBRAHÝM ETHEM adýnda bir gencin. düz yazýda kafiye kullanýlmýþ ve edebiyat yapýlarak konuya girilmektedir.. medrese eðitim düzeninde madenciliði oluþturan bilim dallarýndan hiç birinin yer almadýðýdýr. 1858 yýlýnda Arazi Kanunnamesi'nin ve 1862 yýlýnda da Ýlk Maden Nizâmnamesi'nin yürürlüðe Sadrazam Ýbrahim Ethem Paþa 52 . para basýmý için yurt dýþýndan ucuza aldýðý madenlerden yoksun kalýnca. iç kaynaklara yönelmek zorunda kalmýþtýr. ustalarýn daðýldýðý bilinen bir gerçektir. þayan ve sezadýrki iþbu arziyat arz (yer) ve asuman (gök) ve teayyünatý edvar (devirler) ü ezman (zamanlar) satama. Ýkinci gerçek de. o yýllarýn yazýþ biçiminde. yüzyýllarda çöktüðü.. sayfasý. Maden Mühendisliði öðrenimi için yurt dýþýna gönderilmiþ olmasýyla. 19.. teknoloji birikiminin yok olduðu. ve 18. Bu olguya Batýlýlarýn siyasal çekiþmeleri ile Ereðli Kömür Havzasý'nýn bulunuþu da eklenince. Tanrýya þükür.

Koca Hüsrev Paþa. Hüsrev Paþa'nýn yaþamýndaki özellik (çocuðu bulunmadýðý için) bu gibi kimsesiz. Institution Barbet'in bir geleneði vardýr. Himayesine aldýklarý çocuklarý. Koca Hüsrev Paþa. Ethem'in sýnýf arkadaþý daha sonra Nobel ödülü alacak olan biyokimya uzmaný Louis Pasteur'dur. kendisine yakýn. Henüz 11 yaþýnda olan Ethem. Ethem yüksek öðrenimini maden mühendisliði dalýnda yapar. Bu maksatla dört çocuk seçer. Abdüllatif ve Ahmet) 40 gün sonra Marsilya'ya ulaþýrlar. Ýbrahim Ethem Sakýz Adasý'ndaki bir ayaklanma sýrasýnda Ýzmir'e kaçan Rum kökenli bir çocuktur. Ethem. 1829 yazýnda bir yelkenli ile (padiþahýn huzurunda) Aynalýkavak'tan hareket eden bu çocuklar (Ethem. Adýný da Ýbrahim Ethem koyar. Amacýný dönemin padiþahý Sultan Mahmut'a açar. Hüseyin Rýfký. Hüsrev Paþa'nýn diðer bir özelliði de padiþahýn saygýsýný kazanan. Napoleon gelir ve Ethem'e eliyle diplomasýný verir. kýl payý Pasteur'u geçer. hayýrsever bir devlet adamý oluþudur. ileride devlete hizmet edebilecek kiþiler olarak yetiþtirmek onun amaçlarýnýn baþýnda gelmektedir. fakat üstün zekalý diðer çocuklar gibi evlat edinir. Diploma törenine Ýmparator III. kabiliyetli çocuklara baba olmasýdýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I konulmasýnda buluyoruz. Okulu birincilikle bitirenlerin diplomalarýný devlet baþkanlarý vermektedir. bunlarý Paris'te okutmak ister. Bu çocuklarý padiþaha tanýtýr ve padiþahýn onayýný alýr. bunu kimsesiz. Pariste (Ýnstitution Barbet'e) yatýlý olarak verilir. 10 kadar kimsesiz ve zeki çocuðu evlat edinmiþtir. Ethem ile Pasteur arasýnda birincilik yarýþý baþlar. Bu çocuklarýn arasýnda bakanlýk ve valilik makamlarýna kadar yükselmiþ kimseler bulunmaktadýr. Ethem bu eðitiminde de birinciliði kimselere býrakmaz 53 . Baþlarýnda ünlü bir oryantalist olan Türk dostu Amédéé Joubert bulunmaktadýr. Bu çocuklarýn arasýnda Prens Sabahattin'in dedesi (Kaptan-ý Derya) Halil Rýfat Paþa da bulunmaktadýr. Bunlar yakýn arkadaþlýklarý ile sýnýfýn gözde öðrencileridir. Bu zeki çocuk "Kaptan-ý Derya" ve dönemin Bahriye Nazýrý olan Koca Hüsrev Paþa'ya köle olarak satýlýr. Yeraltý zenginlikleri bu denli çok olan ülkemizde maden mühendisi yoktur.

1840'da Ergani madenlerine baþ mühendis olarak tayin edilmiþtir. Elçiliklerde bulunmasýnýn ardýndan sýrasý ile Dýþiþleri. Bayýndýrlýk.5 yýl çalýþabilmiþtir). Maden Nizamnamesi'ne göre maden çýkartanlarýn imalâtýný ve þartnamelere uygun hareket edip etmediklerini kontrol etmek ve rapor vermek üzere ikinci sýnýf maden mühendisliði derecesinde öðrenci yetiþtirmek üzere bir maden mektebi kurulmasý istenmektedir. üstün Fransýzcasý. ölçekli harita yapmak maden damarlarýnýn durumunu ve gidiþini tayin etmek. 1846 Amasya'da çalýþmýþtýr. Ýçiþleri. Ticaret. "onlarýn dilinden ve ilminden anlar eleman yetiþtirmek ve zarar görmemek gayesiyle" meslek okullarýný açmayý düþünmüþtür.Türkiye'ye dönüþünde bu meslekte çalýþmak istese de (6. Orman ve Maadin Ýdaresi'nin 1872 (28 Teþrinisani ve 7 Kânunisani 1289) tarihli yazýlarýnda bir maden okulunun kurulmasý hakkýnda þunlar denilmektedir: "Rüþtiye mekteplerinden mezun veya dýþarýdan istekli 18-25 yaþýndakiler imtihan ile alýnarak 2 yýllýk bir öðretimle maden aramak." Sadrazam Ýbrahim Ethem Paþa Bu konuda daha detaylý bilgi elde etmek için teskerelerin ve eski yazýþ54 . zengin Batý kültürü. 1839'da Türkiye'ye dönen Ýbrahim Ethem. madenlerin mahiyetini meydana çýkarmak. Ýbrahim Ethem Paþa. Maarif. Ticaret Vekili iken hükümete mali kaynaklar saðlamak. Ýbrahim Ethem bundan sonra birçok idari iþlerde ve Meclisi Maarif ve Þurayý Devlet aza ve reisliklerinde bulunmuþtur. Bunun için 1872 yýlýnda "Orman ve Maadin Mektebi" kurulmuþtur. yönetim alanýndaki yetenekleri ile devletin üst kademelerinde deðiþik görevler alýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I (1839). Adliye Vekillikleri'nde bulunmuþ ve Mithat Paþa'nýn yerine Sadrazam (Baþbakan) olur. Daha sonra Gümüþhacýköy'e müdür olarak atanmýþ ve 1845'de Keban ve Ýstanbul Sarýyer madeninde. bu tarihlerde Avrupalýlar tarafýndan madenlerimizi iþletme istekleri karþýsýnda.

ölümü ile birlikte kapanmýþ olduðunu tahmin etmekteyiz. Ýrtisam (Hendese ve Çizim).Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I malarýn incelenmesi gereklidir. Nizamatý Maadin ve Kitabet. bu okul için gerekli derslerin Rüþtiyelerde okutulduðunu ve sýnavla öðrenci alýnacaðýna göre. bu meslekte yetiþmek isteyenler Avrupa'ya gitmiþ veya gönderilmiþtir. Bu Okulun kapanýþýndan 1924 yýlýna kadar Türkiye'de Madencilik öðretimi yapýlmamýþ. 1290) çýkmýþtýr. Cebir. Nizamatý Maadin ve Kitabet (Maden Kanunu) 2. Ameliyatý Kimya. Topografya. önemli görevlerde bulunmuþ olan 69'un üstündeki maden mühendisleri Fransa. Mesaha (Ölçme). Belçika ve Almanya'daki maden okullarýndan mezun olmuþlardýr. Fenni Maadin. Bugün Türkiye'de tanýnmýþ. o sýralarda Türkiye'de "Maden Ýþleri"ne bakmak üzere Fransa'dan getirilmiþ olan Vays ve Donez isimli maden mühendislerine de bildirilmiþ ve bu konuda düþünceleri sorulmuþtur. Okulun açýlmasý sýrasýnda 1872'de (7 Kânunisani 1289) bu okul için bir de Yönetmelik (Nizamname) çýkarýlmýþtýr. Bu okulun kuruluþ hazýrlýklarýnýn ve yönetmeliklerinin. Müsellesat (Trigonometri). Ýlk iki yýl "Orman Mühendisi Mektebi" öðrencileri ile ortak. Yýl : Tabakatülarz (Jeoloji). Bu Yönetmeliðe göre öðretim iki yýldýr ve þu dersler okutulacaktýr: 1. Yýl : Hesap. Bu iki maden mühendisi: Bu Okula girecek öðrencilerde yeteri kadar ön bilgi bulunmadýðýndan böyle bir okulun açýlmasýnda fayda olmayacaðýný ileri sürmüþlerdir. Buna karþý Orman ve Maadin Ýdaresi. Ýbrahim Ethem Paþa'nýn Nafýa. Orman ve Maadin Ýdaresi'nin mektep açýlmasý hakkýndaki bu fikri. 3 ve 4. Bu konu kendilerinin huzurunda "Þurayý Devlet"te tartýþýlmýþtýr. sýnýflar ayrý ayrý olarak meslek 55 . Bu okulda 1879 yýlýna kadar iki yýl süre ile öðrenim yapýlmýþ ve 1879'da (Recep 1297) çýkartýlan 12 maddelik yeni bir yönetmelikle öðretim süresi 4 yýla çýkartýlmýþtýr. Fenni Maadin. "imtihan ederken müracaat edenlerin durumlarýnýn tespitinin mümkün olacaðýný" ileri sürerek bu okulun açýlmasýnda ýsrar etmiþ ve okulun açýlmasý hakkýnda gerekli irade 1873'de(15 Za. Ticaret Nazýrlýðý'nda baþlamýþ onun yardýmlarý ile yürümüþ. Logaritma. Topografya ve Tatbikatý. Fizik.

Kapatma gerekçesi. Fransýzca. 1928 yýlýnda. Kimya. Hendese. Fizik. Osmanlý arþivlerine göre yurdumuzda Maden Mühendisi yetiþtirildiðine iliþkin baþka hiçbir iþarete rastlanýlmamýþtýr Bu okullarýn yeri. Yýl : Kavaidi Osmaniye (Osmanlý Grameri). Kimya. Hendese. Fransýzca. ülkemize maden bilim ve teknolojisini getirenler. 4. Ýmâlat Müsveddesi. günümüzün modern maden mühendisliði eðitimine çok yakýn olduðu gözlenmektedir. Hesap. Logaritma. hocalarý. Harita. Cebir. Fizik. 3. Resim. Jeoloji. Maden Bölümü de kapatýlmýþtýr. Yýl : Edebiyat. mezunlarý. Kimya. Fransýzca. madencilik eðitiminin yurt dýþýnda yapýlmasýdýr. Yönetmeliðe göre Okul'da þu dersler okutulmaktadýr. Fakat bu okulun Ýbrahim Ethem Paþa tarafýndan kurulduðu ve Ýbrahim Ethem Paþa'nýn burada hocalýk yaptýðýný biliyoruz. Yýl : Kimya ve Ýzabe-i Maadin. Münsaat-i Osmaniye. Resim. Zonguldak'ta 1924 yýlýnda T. Resim. 1893 yýlýnda da Orman Bölümü Halkalý Ziraat Mektebi'ne nakledilmiþtir. Münþeat-i Osmaniye (Okuma).Refik FENMEN tayin edildiði gibi yurt dýþýndan da bir 56 . Minþeat-i Osmaniye. Trigonometri. Zonguldak Yüksek Maden Mühendisi Mektebi Alisi ilk mezunlarýný verinceye kadar. Ýktisat Vekilliði'ne baðlý dört yýl tedris devreli "Yüksek Maadin Mühendisi Mektebi Alisi" açýlmýþ ve baþýna müdür olarak Ýstanbul Yüksek Mühendis Okulundan Profesör "Müderris" M.C. 2. Tarihi Tabii. yurt dýþýnda eðitim görmüþ mühendis ve teknisyenlerdir. Orman Mektebi'nden 7 dönemde 49 Orman ve Maden Mühendisi mezun verildiðini öðreniyoruz. Fransýzca.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I dersleri görmek üzere programlar yapýlmýþtýr. 1. Coðrafya. Tatbiki Arazi. TÜRKÝYE'DE ÖÐRENÝM GÖREN ÝLK MADEN MÜHENDÝSLERÝ Türkiye'deki "Türk Maden Teknik Elemaný" miktarýnýn yetersizliði dikkate alýnarak. Bu eðitim programýnýn. Yýl : Trigonometri. Ýmâlatý maadin. kaç yýl öðretim verdiði hakkýnda maalesef elimizde kesin bir bilgi yoktur. madenciliðin ihtiyaç duyduðu mühendisleri yetiþtirmek üzere.

Bu okul. o zaman taþkömürü ocaklarýný iþleten þirketlerin iane olarak karþýladýklarý bilinmektedir. Orman Maadin Mektebi'nin 1888 yýlý mezunu olan Havzai Fahmiye Müdürü Hüseyin Fehmi (Ýmer)' in giriþimleriyle. ayrýca Belçika'dan gelmiþ dördte mesleki uzmanlýk sahibi ve deneyimli hoca bulunmakta idi. 1924'den 1927 yýlýna kadar ilk dönemlerde Ýstanbul Yüksek Mühendis Mektebi'nde olduðu gibi lise sýnýflarý arasýndan imtihanla ve sonradan sadece Lise mezunlarý arasýndan seçilen leyli meccani (parasýz yatýlý) öðrencilerin deðerli bir öðretim kadrosuyla ciddi bir 57 . Ýnþaatýn finansmanýný. Okulun madencilikle ilgili diðer bütün mesleki ders hocalarý da Avrupa'da öðrenim görmüþ deðerli Maden Mühendisleri olup. Maden mühendisi yetiþtirmek amacýyla kurulan okul. 1925' te tayin olan Okulun kurucusu ve müdürü ayný zamanda Elektrik Bölümü hocasý. Baþçavuþ gibi teknik elemanlar yetiþtirir. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurduðu ilk yüksek okuludur. ülke madenciliðine hizmeti kendisine ideal edinmiþ. Dünya Savaþý sýrasýnda askeri kýþla olarak yapýlmýþtýr. savaþtan sonra Bölge Erkan-ý Harp Kumandaný Kurmay Yarbay Hayri Bey'inde yardýmýyla bu kýþlalarýn Ýktisat Vekaleti'ne (Ekonomi Bakanlýðý'na) baðlý Havzai Fahmiye emrine býrakýlmasý saðlanýr. "bilgili ve çalýþkan" öðrenciler yetiþtirmeye büyük önem veren deðerli bir eðitimcidir. Binalar önceleri "Maden Fen Memuru Mektebi" olarak kullanýlýr.Refik FENMEN. zamanýn en geliþmiþ okullarýndan Belçika'nýn Mons þehrindeki "Ecole des Mines" örnek alýnmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kýsým yabancý öðretmenler getirtilmiþtir. Daha sonra Havzada mühendis ihtiyacýný karþýlamak amacýyla 1924 Yýlýnda açýlan "Yüksek Maadin ve Sanayi Mühendis Mektebi" kurulur. I. savaþtan yeni çýkmýþ ve tamamen kendi öz gücüne dayanarak ülkeyi yeniden kurma amacýndaki genç Türkiye Cumhuriyeti'nin umudu olmuþtur. Jeometr. Ereðli Þirketi teslim tutanaklarýnda askeri kýþla olarak görülen. Bu okul Topoðraf. Okulun kuruluþunda. Bu okulun kurucusu ve müdürü M. Elektrik Yüksek Mühendisi Profesör Mehmet Refik Fenmen (1882-1951) görevini okulun kapatýldýðý 1931 yýlýna dek sürdürdü. þimdiki Endüstri Meslek Lisesi'nin tarihi binalarý.

Batý dünyasýnýn teknik literatürü içine. Okuldan 19241931 yýllarý arasýnda toplam 70 Maden Mühendisi mezun olmuþtur. Böylece Fransýzca öðretilmiþ öðrencilere ders kitabý olarak Fransýzca teknik kitaplarýn en modernleri her yýl parasýz olarak verilmiþtir. Zonguldak Yüksek Maadin Mühendisi Mektebi Alisi 1924 yýlýnda açýlmýþ. Okulda gösterilen derslerin madenciliðe ait olan uzmanlýk kýsmýndaki yabancý profesörlerin ders müfredatýný doðrudan doðruya takip edebilmeleri için öðrencilere okula giriþlerinden itibaren haftada 10 saat Fransýzca kurslarý verilmiþtir. yabancý maden þirketlerince maddi ve manevi çok iyi þartlarda derhal angaje edilmiþlerdir. Öðrenciler her tedris yýlý sonunda bir ay ocaklarda iþçi gibi çalýþarak staj yaptýklarý gibi. Bu sayede. Ýsviçreli bir Fransýzca öðretmeni tarafýndan tesis ve tatbik olunmuþtur. Ancak bu yüksekokul pek kýsa ömürlü olmuþ ve 1931 yýlýnda son mezunlarýný verdikten sonra kapatýlmýþtýr. Bu stajlarýný baþarý ile tamamlamayanlara da diplomalarý verilmezdi. koleksiyonlarýyla.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I öðretim verilmiþtir. 1924-1925. Laboratuarlarýyla. her türlü cihazlarýyla zamanýn en modern bir Maden Yüksek Mühendis Mektebi halinde çabuk geliþen bu okulun mezunlarý. doðrudan doðruya girme imkaný saðlanmýþtýr. Tamamlayýcý olarak da Fransýzca Teknik Kütüphane kurulmuþtur. tatilleri sýrasýnda Türkiye'deki madenlerde ve mezuniyeti takiben 3 ay da Avrupa'daki madenlerde ciddi bir stajdan geçirildikleri için. ilk mezunlarýný 1928 yýlýnda vermiþtir. 1925-1926 ve Zonguldak Yüksek Maadin Mühendisi Mektebi Alisi Binasý 58 . Ayrýca teneffüslerde dahi öðrencilerin aralarýnda Fransýzca konuþmalarýný saðlayan sýký bir disiplin. mevcut yerli. tercüme yoluyla deðil. okulu bitirmelerinde de Avrupa'daki maden ocaklarýna staja gönderilirdi.

Refik FENMEN okulun geniþletilerek mühendisliðin baþlýca dallarýnda geniþ bilgi sahibi sanayi mühendisleri de yetiþtirilmek arzusuyla okulu "Maadin ve Sanayi Mühendisi Mektebi Alisi" haline çevrilmesine çalýþmýþ ise de. voleybol ve tenis eðitmenleri saðlanarak güçlendirildi. 1927-1928 ve 1928-1929 dönemlerinde ise sadece lise mezunlarý arasýndan sýnavla öðrenci alýndý. Matematik Türkiye’de Öðrenim Gören Ýlk Maden Mühendisleri Profesörü Kerim Bey. 1924-1925 ve 1925-1926 dönemlerinde. "Çýkarýlacak madenlerle ilgili gereksinime yeterli 59 Mektebi Alisi öðrencileri Laboratuarda . ülkemizin ihtiyacýndan fazla Maden Mühendisi mezun olduðunun ileri sürülmesi üzerine. 1929 yýlýndan sonra okula öðrenci kaydý yapýlmadý. sadece temel dersler verildi. Okul kapatýlmadan önce Ýktisat Vekaleti'nin (Ekonomi Bakanlýðý) okulu kapatma gerekçesi þu þekilde belirtiliyor. 1925 ile 1927 yýllarý arasýnda iki büyük bina daha ilave edilerek.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1926-1927 dönemlerinde lise sýnýflarý (ortaokul mezunlarý). Fizik Profesörü Hayri Bey ve Kimya Profesörü Mehmet Akif Bey tarafýndan. Okulun son devrelerinde. okul müdürü M. 1931 yýlýnda mezun verildikten sonra okul kapatýlmýþtýr. Mineraloji ile Petrografi koleksiyonlarý oluþturuldu ve Sýnai (Endüstriyel) Kimya Laboratuarý kuruldu. 1926-1927 döneminde baþlayan meslek dersleri için Belçika'dan 4 adet ve Fransýzca dersi için Ýsviçre'den 1 adet profesör getirtilerek dersler Fransýzca verilmeye baþlandý ve bu eðitim kadrosu Fransýzca bilen Türk futbol.

Cumhuriyetten önce. Naim KROMER. Necdet EGERAN Hilmi EREL Nebil EZGÜ Azmi HALULU Kâmil HAZNEDAROÐLU Sýtký KOÇMAN Mazlum KUROSMAN Mücteba MEHMET Necdet ÖZDÝNÇ Hilmi SANALAN Hikmet SÖZEN Rýza TUNA Kadri YERSEL 60 . Müdür Mehmet Refik Bey Ýstanbul'a tayin edilmiþtir. daha sonraki yýllarda aralarýnda bakanlýk (Ýhsan SOYAK). milletvekilliði (Rauf ALPSOYLU. 1929 Dünya ekonomik bunalýmýnýn Türkiye'yi de etkilemesi gerekçeleriyle ve T. YÜKSEK MAADÝN MÜHENDÝSÝ MEKTEBÝ ALÝSÝ 1928 . MTA'ya deðerli hizmetlerde bulunmuþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I olacaðý ya da fazlasýnýn iþsiz kalacaðý.1931 MEZUNLARI 1928 Mezunlarý (16) Ruhi ALKOR Zülkerem ALTAY Kudret ARGUN Tevfik AYYILDIZ Ö. Türk madenciliðine.Ýhsan SOYAK Nevzat URUK Nihat ÜSTÜNEL Cafer ZADÝL 1930 Mezunlarý (17) Nazým ADASAL Mustafa AHÝ Cemil AHMET Kâmil AKAT Rahmi AKINCI Ekrem BEKSOY Niyazi DURUSOY Mustafa Sami ERK Enver ERKMEN Hakký EVÝNSEL Emin HARAÇCI Sadettin PEKMEZCÝLER Bahri SAVAÞKAN Kemal SÝLÝMEN Reþat SÝLÝMEN Halim TÜRKMEN Zeki YERDELEN 1931Mezunlarý (25) Hamdi ADALI Celâl ADIBELLÝ Þerif AKKUTAY Kazým AKYEL Rauf ALPSOYLU Mazlum ANGIN Cemalettin BAÞGÖZE Cemil BAÞGÖZE Celâl Ferit ÇINAR Adnan DEMÝRCÝ Fahrettin DORUK Mahir EDÝSON E. Etibank'a.C. Hükümeti'nin tasarruf önlemi almasý" nedenleriyle geçici olarak kapatýlmýþtýr. Cemal KIPÇAK) ve þairler (Behçet Kemal ÇAÐLAR) gibi birçok deðerli maden mühendisi yetiþtirmiþ olan bu okulun kuruluþunda ve devamýnda hizmeti geçenleri þükranla yad etmek gerekir. Kapanma nedeniyle okulu bitiremeyen 3. sýnýfýn öðrencileri Ýstanbul'daki yüksek okullara nakledilmiþlerdir.Hulusi BARUTOÐLU Faik BÝRKAN Bahattin BÝRSAN Selahattin GÖKTUÐ Yusuf GÜRATA Hakký KÖK Naim KROMER Cemal KURTULAN Hulusi ORPEN Mazlum ÖÐET Fuat TARI Nevzat YERDEL 1929Mezunlarý (12) Cevad ADIGÜZEL Ýhsan AYLA Behçet Kemal ÇAÐLAR Ahmet KALAYCI Cemal KIPÇAK Nuri KIRCI Sadi MÝMAROÐLU Ýbrahim NARÞAP A. Türkiye'deki madenlerde ve Zonguldak Havzasýnda tek tük maden mühendisi mevcut iken.

Yeryuvarý Dergisi. Sayfa 156 4 .MTA Enstitüsü Dergisi."The Birth and Development of the Geological Sciences" F.TMMOB Maden Mühendisleri Odasý Arþivi 2 . Baillére. 2/34.. 1954. Bahri SAVAÞKAN. Freeman.Mühendis Cemâl Sait Bark'ýn Anýlarý 18 . Cemal BÝRÖN.Maden Teknisyen ve Baþçavuþ Okullarýmýz. California.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kaynakça 1 . (Kitap olarak hazýrlansa da basýlamamýþ kendi daktilo yazýlarý 3 . Inc. Senai SALTOÐLU."The Fabric of Geology" C. Yeryuvarý Dergisi. Aðustos-Kasým 1980 9 .D. New York. Hamit Nafiz PAMÝR. Bahri SAVAÞKAN 12 . Ýhsan R. Aðustos 1982 8 . 1990 11 .Türkiye'de Madenciliðin Tarihçesi ve MTA. 5 . London.Dr. 1962. 1981 13 . Cooper Co. 1945 16 . Kadri YERSEL.Türkiye Maden Mühendisliði Öðretiminin Geliþmesi.Ekrem Murat ZAMAN ve Alaattin ÇAKIR'ýn Zonguldak Havzasý'nýn Tarihçesini konu alan kitap taslaðýndan 61 . Tindall and Cox. Fahrettin DORUK. Suna ATAK. 17 . 1938.Ýbrahim Ethem Paþa'nýn torunu Yük. 6 .Maden Yüksek Mühendisi Ahmet PEKKAN'ýn Özel Arþivi 15 ."Zonguldak Yüksek Maadin Mektebi Alisi'nin Kuruluþ Yýllarý". Kasým-Aralýk 1979 10 . MTA Dergisi. MTA Yayýnlarý. No 12. Darülfünun JeolojiMineraloji Muallimi" Kemal ERGUVANLI. 1985 14 . 1986."Türkiye'de Yerbilimleri Öðretiminin Tarihçesi"."Yerbilimlerini Mekteb-i Týbbiye'de Ýlk Kez Türkçe Okutan Hoca Ýbrahim Lütfi Paþa". Dover Pub. Kemal ERGUVANLI. ADAMS.Maden Mühendisleri Biyografisi."Halil Ethem ELDEM: Temel Bilimler Dalýnda Avrupa'da Ýlk Doktora Yapan. Yeryuvarý Dergisi. 7 . BERENT."Maden Mühendisliðine Giriþ". GEIKIE. Prof.Havzanýn Tarihçesi."The Founders of Geology" A. Çaðlayan Kitabevi. ALBRITTON.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 62 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "YEÞÝL ÇAY YAPRAÐINDAN DEMLÝ ÇAY BARDAÐINA" BÝR BAÞARI ÖYKÜSÜ Baki Remzi SUÝÇMEZ Ziraat Mühendisi .

çay tarým alanlarýnýn geniþliði bakýmýndan dünya üretici ülkeler arasýnda 6. "Camelli Sinensis Kuntze" bitkisinin taze sürgünlerinin deðiþik yöntemlerle iþlenmesi ile elde edilmektedir. 10-35 km içerilere kadar uzanan kesimde. Doðu Karadeniz bölgesinde Artvin. ülkemizde yerli üretime geçilmesi ve çay kullanýmýnýn yaygýnlaþmasý 1923 sonrasý Türkiye Cumhuriyeti'nin baþarýsýdýr. Rize. Damaklarýmýzý esir eden çay tutkusu.533 dekar alanda 204. çaðdaþ üretim yöntemleriyle bozkýrýn bile en güzel ürünleri verebileceðini tüm dünyaya gösteren örnek bir projedir. Trabzon illerini kapsayan asýl bölgede ve Giresun ili ve Ordu ili Fatsa ilçesini kapsayan ikincil bölgede. Tüketim amacýyla çayýn dýþardan getirtilmesinin öyküsü 1600'lü yýllara dayansa da. Çin ve Hindistan'da 2700 yýldan beri yetiþtirilen çay bitkisi. yýllýk kiþi baþýna tüketim bakýmýndan ise 4. baþarma tutkusu. 5 Mayýs 1925 tarihinde Atatürk tarafýndan Ankara'da. Çaðdaþ Türkiye'nin bilinçli emekle yeþertilebileceðini. çayý iþleyerek siyah altýna döndürdüler. asýrlar ötesine uzanan bir beslenme geleneði deðildir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünyada sudan sonra en çok tüketilen bir gýda ve içecek maddesi olan çay. bilimsel çalýþmanýn baþarý öyküsü olduðu kadar. Çay. Türk insaný için sabah kahvaltýlarýndan gece sohbetlerine kadar en çok tüketilen gýda maddelerindendir. kuru çay üretimi yönünden 5. Bozkýrý cennete çevirenler. sýrada. yaklaþýk 200 km uzunluðundaki kýyý þeridinde. Doðu Karadeniz'de ekili olduðu bölgenin baþlýca tarýmsal geçim kaynaðý. 766.112 üreticinin çay ürettiði Türkiye. sýrada yer almaktadýr. Ziraat Mühendisliði mesleðinin de baþarý öyküsüdür. ýsrarý. ekonomik anlamda yetiþtirilmektedir. en önemli istihdam alaný olan çay tarýmýndan. Cumhuriyeti kuranlarýn ve geliþtirenlerin inancý. sýrada. kurulan ve Atamýz’ýn vasiyeti sonucu 11 Haziran 1937 yýlýnda Hazineye emanet edilen Atatürk Orman Çiftliði. yeþil atýl alanlarý yeþil altýna. yaklaþýk 1 milyon kiþi geçinmektedir. 64 . Dünyanýn tek doðal çayý olan ve "yeþil altýn" olarak adlandýrýlan "çay"ýn ülkemizdeki öyküsü. 1000 metre yüksekliklere deðin ulaþan yamaçlarda.

Doðu Karadeniz'in "makus talihi"ni deðiþtirmeye yönelik önemli bir geliþme. bölgeye eþkiya baskýsýný getirmiþti. Ýktisat Bakanlýðý temsilcisi Ziraat Genel Müdürü Zihni Derin. 20. “Birinci Paylaþým Savaþý” sonucu Ýmparatorluðun parçalanýþýnýn yarattýðý otorite boþluðu.Tarým Bakanlýðý tarafýndan 1918 yýlýnda Batum ve çevresinin zirai ve iktisadi durumunu incelemek üzere görevlendirilen Halkalý Yüksek Ziraat Okulu (Halkalý Ziraat Mektebi Alisi) öðretim üyelerinden eski Mardin Mebusu Ali Rýza Erten'in hazýrlamýþ olduðu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Doðu Karadeniz göç veriyordu. gözü yolda gencecik gelinler. bölgenin huzura kavuþmasý için. savaþ sonrasý ortaya çýkan öncelikli olaylar nedeniyle dikkate alýnamayan ve daha sonra "Þimali Þarki Anadolu ve Kafkasya'da Tetkikatý Ziraiye" adýyla Hükümet tarafýndan kitap olarak yayýmlanan rapor. o günkü Ýstanbul gümrüðüne dýþalým yoluyla gelen çaylara da Camellia sinensis (Çay) deðinerek çayýn Türkiye'deki geçmiþi65 . bölgede huzur ve güvenin saðlanmasý gerekiyordu. öncelikle insanlarýn geçimini saðlayacak iþ ve çalýþma koþullarýnýn yaratýlmasý gerektiðini söylüyordu. 1918 yýlýnda Ali Rýza Erten'in Batum ve Kafkasya’daki incelemeleridir. gözü yaþlý analar. Ekonomik zorluklar ve isyanlarýn yarattýðý güvensizlik ortamýnýn giderilmesi. Genç Cumhuriyete karþý oluþan gerici baþkaldýrý hýzla bastýrýlmýþtý. Ankara'da 1921 yýlý Nisan ayýnda Bakanlýklar temsilciliklerinin katýldýðý bir Komisyon kuruldu. yüzyýlýn ilk çeyreði erkekler gurbete gidiyor. lastik ayakkabýsý olmayan çocuklarýný doyurmaya çalýþýyorlardý. çayýn Rize dolaylarýnda yetiþtirilmesinin olanaklý olduðunu nedenleri ile birlikte açýklayan.

1909'den 1912'ye kadar Selanik Ziraat Mektebi'nde Kimya. halka yeni geçim olanaklarý bulabilmek amacýyla Rize ve çevresinde incelemelerde bulunmak üzere Komisyonca görevlendirilir. Bahçemde bir çay fidaný var. Bu fikir çok hoþuma gitti. Rica ederek ondan çaya ait broþürler istedim. bu arada çay yetiþtirilmesi üzerinde de durmanýzý bilhassa rica ederim. Rus Sefiri ahbabýmdý. Batum'da yetiþen çayýn ve birçok denemeleri yapýlan çay çeþitlerinin Rize’de de çok iyi neticeler vereceðini yazýyordu. Bu raporda Batum'la Rize'nin ayný iklim þartlarýna ve toprak kalitesine sahip olduðu. Milli Mücadele Hükümetinin kurduðu Ýktisat Bakanlýðýnda ilk Ziraat Umum Müdürü olmuþ. Bu arada Batum'dan Rize'ye gelip çay üzerinde tetkikler yapan bir Rus ilmi heyetinin de raporunu verdi. iki yýl sonra Akdeniz Adalarý Ýli Orman Müfettiþliðine atanmýþtýr. 1920'de Yunanlýlarýn iþgalinden hemen önce Bursa'dan ayrýlýp. Ülkede çay yetiþtirilmesi için fiili ve aktif bir çalýþmaya girmeyip. 1907'de ayný ilçelerde Orman Müfettiþi olmuþ." 66 . ileriki yýllarda çizeceði mücadeleli yolun ve "Çayýn Babasý" olarak adlandýrýlmasýnýn baþlangýcý olur. 1905'te Aydýn'da Orman ve Maden Muamelat Katibi olarak Devlet Memurluðuna baþlamýþ. 1880 yýlýnda Muðla'da doðan Zihni Derin. kara yoluyla Ankara'ya gelmiþ. 1914'den 1920'ye kadar Bursa'da Sultani Mektebinde (Lise) ve Kýz Öðretmen Okulunda Tabi Ýlimler okutmuþ ve Bursa Milli Eðitim Müdür Vekilliði görevinde bulunmuþtur. Ziraat Sanaatlarý ve Jeoloji öðretmenliði yapmýþ. 'Siz burada bazý kalkýnmalar yapacakmýþsýnýz. Bu görevdeyken bir heyetle birlikte Doðu Karadeniz illerine gidiþi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ni anlatan ilk bilimsel yapýttýr. 1904'de Halkalý Yüksek Ziraat Okulunu bitirmiþ. Batum'dan getirttiðim bu topraklarda gayet iyi yetiþiyor' diye bahsediyordu. yalnýzca yazdýðý raporla çay tarýmýna katký saðlayan Ali Rýza Erten'in raporunu Komisyonda gündeme getiren Zihni Derin. Sefir memnuniyetle bana birkaç kitap verdi. 1924'e kadar bu görevde kalmýþtýr. Gediz ve Simav ilçeleri Orman Müfettiþ Vekaletinde bulunduktan sonra. bölge insanýnýn yaklaþýmýndan duyduðu sevinci þöyle anlatýr: "Ben Umum Müdürken Rize'de Ziraat Odasý Reisinden þöyle bir mektup almýþtým. Ziraat Umum Müdürü Zihni Bey. Rodos'ta Akdeniz Adalarý (Cezayir-i Bahr-i Sefit) Ýli Orman Müfettiþ Katipliðinde.

yüzyýla kadar gitmesine karþýn. çayýn tarihi göçlerle Anadolu'ya gelmediði bilinmektedir. Ýlk giriþim l888 yýlýnda yapýlmýþ. ancak çay fidanlarýnýn geliþme 67 . bambu rizomlarý ve bir Rus bahçývaný getirir. Anadolu'da çay içme alýþkanlýðýnýn baþlangýcýnýn 17.Ahmet Hamdi'nin yazdýðý "Çay Risalesi". bu gezinin ardýndan. "Çaycý" lakabý ile anýlan ve Hicaz Vali Vekilliði. iklim ve toprak yapýsýnýn çay ya da turunçgil üretimine uygun olduðu kanýsýna vararak bu konuda yoðun çalýþmalar yapmaya baþlar. 1893 yýlýnda Ali Nazýma'nýn "Çay Risalesi" ile 1910 yýlýnda Mehmet Ýzzet Efendi tarafýndan yazýlan "Çay Hakkýnda Malumat" adlý kitap. bu giriþimle ilgili bilgiler 1892 yýlýnda yayýnlanan "Coðrafyayý Sýnai ve Ticari" adlý kitapta yer almýþtýr. çaya ilgi gösterilmemesi nedeniyle.'da çay ticareti yapýlsa da. narenciye ve bazý meyve çeþitleri. 15 dekarlýk arazide ilk fidanlýk kurulur ve çok küçük ölçekli de olsa ilk üretim baþlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Rize ve çevresinin zirai ve ekonomik durumu hakkýnda bilgi toplamaya baþlayan ve bölgede yapýlabilecekleri araþtýran Zihni Derin. Türkiye'de çay üretme giriþimleri de yeni deðildi aslýnda. Sonraki yýllarda çay içme alýþkanlýðýnýn halk arasýnda hýzla yaygýnlaþmasýnýn etkisiyle Türkiye'de çay yetiþtirilmesi sürekli konuþulur ve tartýþýlýr bir konu olmuþ. Selçuklu ve Osmanlý dönemlerinde köklü bir kahve tüketim alýþkanlýðý yerleþmiþtir. bu yapýtlara örnek olarak gösterilebilir. Rize Ziraat Fen Memuru Ýbrahim Bey'le birlikte 1924'de Batum'a düzenlenen geziye katýlýr. Söz konusu yazýlý kaynakta.S. M. bugünkü adýyla Merkez Fidanlýðýnda. zamanýn Ticaret Nazýrý Esbak-ý Ýsmail Paþa'nýn aracýlýðý ile Çin'den çay fidanlarý ve tohumlarýnýn getirildiði ve getirilen bu tohum ve fidanlarýn Bursa ilinde denendiði. 1879 yýlýnda Mehmet Ýzzet Seyit B. Türklerin çayla tanýþmasýnýn öyküsü incelenir süreçte. Harem-i Þerif Müdürlüðü ve Basra Valiliði gibi görevlerde bulunan Hacý Mehmet Arif'in 1877 yýlýnda yayýnlanan "Çay Risalesi". Beraberinde çay tohumu ve fidanlarý. 5. Eski adý Garal Daðý olan hazineye ait bir bölgedeki Müftü Mahallesi'nde. Batum ve çevresinde Ruslar tarafýndan kurulmuþ olan çay bahçelerini. 1731 yýlýnda Damât-zâde Ebû'l-Hayr Ahmed Efendî'nin yazdýðý "Çay Risalesi". yy. çay fabrikasýný ve Astropikal Bitkiler Araþtýrma Ýstasyonu'nu inceleyerek gerekli bilgilerle Rize'ye döner. çok az sayýda da olsa çay ile ilgili risaleler yazýlmaya baþlanmýþtýr.

iþsizlik dolayýsýyla meydana gelen aþýrý göç. bir rapor ve yasa teklifi hazýrlar: "Rize'de Araklý hududundan Batum hududuna kadar olan sahada Batum'da yetiþen çay kalitesinde bizim de çay yetiþtirebileceðimiz kanaatine vardýkdan sonra hazýrladýðým raporu Vekile ibraz ederek. Büyük Millet Meclisi'nde 6 Þubat 1924 tarihinde "Rize Vilayeti ve Borçka Kazasýnda Fýndýk. Kanuna. Fakat kanun çýkmýyor. Çünkü masraflarý az olacaktý. Ve kanunun biran evvel çýkmasý için uðraþacaðýný söyledi. Rize ve çevresindeki çalýlýk ve kýzýlaðaçlarýn sökülerek yerlerine yasada yazýlý çeþitlerin dikilmesini amaçlayan 407 sayýlý Yasa. Limon ve Çay yetiþtirilmesine dair 407 Sayýlý Kanun" kabul edilir. Birgün Sýhhat Vekili Hulusi Bey Rize'ye geldi. halk Sayýn Derin'i. Bu yasaya göre baþlatýlan çay üretimi çalýþmalarýnýn baþýna Ziraat Umum Müfettiþi olarak Zihni Derin getirildi ve Rize vilayeti ile Borçka kazasýnda çay fidaný yetiþtirilmesine baþlandý. ayný çabanýn 1892 yýlýnda tekrarlandýðý ve ekolojik koþullarýn çay yetiþtiriciliðine uygun olmamasý nedeniyle her iki denemeden de sonuç alýnamadýðý belirtilmektedir. büyük 68 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I göstermediði. Bu konuda yoðun uðraþ veren Zihni Derin. Portakal. Hakikaten o Ankara'ya döndükten birkaç ay sonra da beklediðimiz birinci Çay Kanunu çýktý. Mandalina. çiftçiye dönüm baþýna 60 lira verilmesine dair bir madde de koydurtmuþtum." 1918 yýlýnda hazýrlanan Rapor da dikkate alýnarak. Birinci Paylaþým Savaþý'ndan sonra bölgede yaþanan ekonomik ve sosyal bunalýmlar. Bir kere erozyona mani olmak için araziyi sed yapmak icapediyordu. Eðer böyle bir para alýrlarsa çiftçiler daha kolaylýkla çay ziraati yapabilirlerdi. Fidanlýðýmýzdaki çay ziraatini çok beðendi. bir çay kanunu teklifi yapýlmasýný istedim. ben de müthiþ telaþlanýyordum. gecikiyor. "Zihni Hoca" adýyla anmaya baþladý. çay tarýmý böylece yasal güvenceye kavuþturulur. bölge insanýna gelir kaynaðý ve iþ alanlarý yaratýlmasýný zorunlu kýlmýþtýr. Rize'de kurulan Çay Araþtýrma Enstitüsü'nün kurucu müdürü de olan Zihni Derin tarafýndan yürütülen bir çok deneme nedeniyle.

Etibank. bu dönemde bile her kýr gezisinden cepler dolusu bitki örnekleriyle döner ve laboratuarda incelemeler yapar. ülkemizde çay tarýmý yeniden gündeme gelir. Ege ve Akdeniz bölgelerinde geniþ çapta yetiþtirilen Satsuma türü mandalinanýn ilk üretildiði yer olan Merkez Fidanlýðý. geleceðe yönelik belirsizliðin de giderilememesi üzerine. 1930'lu yýllardan beri Þeker Fabrikasý. Zihni Derin sonraki 10 yýl boyunca tekrar öðretmenlik mesleðine döner. Devlet Üretme Çiftliði gibi fabrika ve kurumlarý geliþtirme hareketleri baþlamýþtý. Zaman ilerledikçe çay fidanlarýnýn üretim ve daðýtýmýndaki heyecan.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çaplý devlet yardýmý. Sümerbank. Karabük. tesis ve teþkilat kurulmasýný gerektiren çay yetiþtirme ve iþlemesine para ayrýlmamasý ve devletin çeþitli ivedi sorunlarla karþýlaþmasý sonucu. Çay tarýmý. ne yazýk ki fazla raðbet görmez ve devletin ilgisi de kýsa sürünce. ölü doðmuþ. 407 sayýlý Yasa'nýn tek yararý Rize Merkez Fidanlýðý'nýn ayakta kalmasý olmuþtur. Ali Rýza Erten'in raporunda ayrýntýlý þekilde açýklanmýþ olan çayýn ekolojisine uymuyan illerde üretim denemesi yapýlmasý ile çoðaltýlarak halka daðýtýlan fidanlarýn gerekli destekten yoksun bulunan ve yeterli bilgi verilemeyen üreticilerce. 1936 yýlýna deðin süren bir duraklama dönemine girer. Fen Memuru Ýbrahim Bey'in Çarþamba'ya tayin edilmesine üzerine. Devlet Deniz Yollarý bu dönemde önemli atak69 . iþletilememiþtir. Öðretmen arkadaþlarýnýn anýlarýna göre. "Kendi Kendine Yetme" ilkesini benimsemesi ve 1933 yýlýnda bunu bir programa baðlamasý üzerine. Kömür Ýþletmesi. Devlet Demiryollarý. Ekonomik kalkýnma modeli olarak "Devletçilik" modeline geçen Hükümetin. Süreci ve Ýsmet Ýnönü'nün çayla iliþkisini Asým Bey þöyle deðerlendirir: "Gerçekten de o yýllarda her alanda Türkiye kendi ihtiyacýný kendisi karþýlama çabasýna girmiþti. 1936'da meslek aþký depreþir ve Edirne'de Ziraat Müþavirliði görevini yürütür. 1924-27 yýllarý arasýndaki yoðun çabalar yetersiz kalýr. Asým Zihnioðlu'na göre. üreticilerin ilgisizliðine paralel olarak azalýr. çeþitli yaðlardan da sabun. çalýþmalar durdurulur. Pancardan þeker çýkarýr.

Edirne'de Ziraat Müþavirliði görevinde bulunan Zihni Derin. bambu ve diðer meyveler ile küçük çaplý parsellerde birkaç yüz fidandan oluþan küçük bir çay bahçesinin gayet güzel yetiþtiðini görmek. üretimde devletin öncülük yapmasýný gerektiriyordu. Rize ve çevresinde kurulacak Ziraat Teþkilatý'nýn koordinatörlüðü görevi verilen Zihni Derin. greyfurt. Þevket Raþit Hatipoðlu Rize'ye gelir ve örgütlenme çalýþmalarýný yürütür. bölgenin çay tarýmý ve sanayisinin geliþmesine her yönden elveriþli olduðu kanýsýna bir kez daha varýlýr. çeþitli süs bitkilerinin. portakal. Þevket Raþit Hatipoðlu. çay yetiþtiriciliði çalýþmalarýna baþlanmasý amacýyla Tarým Bakanlýðý'ný görevlendirir. Hindistan'dan getirilen iki uzmanýn iki yýl süren çalýþmalarýndan baþarýlý sonuç alýnamayýnca. uzun yýllardan sonra tekrar Rize'ye gelir. Fidanlýkta bulunan iki ahþap evden birinin üst katýndaki bir odaya yerleþir. Bu nedenle Ýnönü yurt çaycýlýðýyla yakýndan ilgileniyordu. Zihni Derin bu çalýþmalar içinde boðuþup dururken." 1935 yýlýnda yurt gezisine çýkan dönemin Baþbakaný Ýsmet Ýnönü'ye. Ankara'da Tarým Bakanlýðý Baþ Müþavirliði'ne atanýr. aðaçkavunu. Ülkenin üretim alanýna dönük ataklarý yine o dönemde gerçekleþmiþti. onu mutlu eder. O yýllarýn koþullarý. Geziye katýlan heyet içerisinde yer alan ve sonradan Tarým Bakaný olan Prof. limon. Ýsmet Ýnönü'nün kafasýnda ve yüreðinde yurtta çay yetiþtirilmesi de vardý. 1935 yýlýnda Ziraat Vekili Prof. "Türkiye'de Çay Ýktisadiyatý" adlý yapýtýný yazarak. dönemin Ziraat Odasý Baþkaný Muharrem Þad ve Ticaret Odasý Baþkaný Hulusi Karadeniz tarafýndan Rize'de ilk çay yetiþtirme giriþimi ve Zihni Derin'in 1924 yýlýndaki çalýþmalarý anlatýlýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I lara giriþmiþti. kendisinden 30 yaþ daha genç olan bir meslektaþý onunla ayný kader yolunda 70 . bölgede çay bahçeleri kurmanýn ve elde edilecek yapraklarýn kuru çay haline getirilmesinin önemini savunur. Dr. Muhlis Erkmen'in Ankara'daki Ziraat Fakültesi ve Bakanlýk uzmanlarýndan oluþan bir bilim heyeti ile birlikte Rize'ye yaptýðý inceleme gezisinde. Ankara'ya dönünce. Dr. Konuyu ilgiyle dinleyen Ýsmet Ýnönü. alt kattaki odayý laboratuar olarak hazýrlar. 1924 yýlýnda Batum'dan getirdikleriyle oluþturduðu bahçeyi ve parselleri gezerken. mandalina.

Parkýn ve ana yolun karþýsýnda üç katlý beton. O tarihte henüz liman da yok. üçüncü katý otel: Palas Oteli. 1933 yýlýnda Giresun'da fýndýk tarýmýyla ilgili çalýþmalara baþlar. Bu amaçla. Bu Rize'nin en yüksek binalarýndan birisi. Yeþil tepelere serpilmiþ iki katlý evler ve bu tepelerin dibindeki ince düzlük þeride sýralanmýþ dükkanlardan ibaret küçük bir kent. 35-40 kiþilik ekiplerle köylerde fýndýk harmanlarý organize edilir. Altýnda bakkal. Caddenin deniz tarafýnda þirin bir park yer alýyor. beþ. doðma büyüme bir Rizeli gibi buralara baðlanacaðýmý hiç düþünmemiþtim. fidanlýkta bulunan iki ahþap evden birinin üst katýndaki bir odaya yerleþmiþ. Parkýn bir kýyýsý kumsal ve deniz… Denizin çýrpýntýsý. "Bir Yeþilin Peþinde" adlý yapýtýnda anýlarýný anlatan Asým Zihnioðlu. Zihni Derin'le birlikte yoðun bir çalýþma ortamýna girer. hoþ kokusu insana huzur veriyor. burasý Belediye Parký. 1938'de Rize'de yeniden düzenlenen Çay ve Fidanlýklar Müdürlüðü Teþkilatý'na atanan Asým Zihnioðlu. eczane. Giresun'da bir Fýndýk Araþtýrma Ýstasyonu kuruluþunu gerçekleþtirdikten kýsa bir süre sonra. altý odasý var. yýllar boyu Rize ve çevresi ile ilgileneceðimi. 1938'te tanýþtýðý Rize iliyle ilgili þunlarý yazar: "O dönemde Rize küçük bir kentti. Bunun da boyu beþ yüz metreyi geçmiyor. yaþamýmýn 16 yýlýný geçireceðimi. Binanýn ikinci katý kahvehane. Fýndýk türleriyle ilgili denemeler yapar ve özellikle o günlerde hasat sonrasý hemen depolanan ürünün çürümesini önlemek için. Burada. çirkin görünüþlü bir bina yükseliyor. O'nu alt kat71 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I buluþur. Ýskelenin çýkýþýndan baþlayan ve denize paralel olarak uzanan bir tek ana cadde var." Odasýna yerleþtikten sonra hemen Ziraat Bahçesi diye adlandýrýlan fidanlýða giden Asým Bey. 1927'de Ýzmir Ziraat Okulu’nu bitiren ve Uþak Þeker Fabrikasý’nda göreve baþlayan Asým Zihnioðlu. Zihni Derin'le tanýþmasýný ise þöyle anlatýr: "Zihni Derin benden bir vapur önce gelmiþ. yörede pek bilinmeyen harman iþlemini gündeme getirerek çiftçilere öðretmeye baþlar. Odalardan birine yerleþiyorum ve artýk Rize'deyim. arka sokaðýnda da aþhane ve berber dükkaný yer alýyor.

laboratuara çevrilmiþ odada el ele verilerek yapýlacak iþler planlanmaya baþlanýr. Bu tarz ambalajlama. Çaylarýn getiriliþ öyküsünü Asým Bey'den aktaralým: "Batum'dan getirilen çay tohumlarýnýn en azýndan yüzde 90'ýnýn intaþ kabiliyetinde olmasý iþimizi kolaylaþtýrýyordu. Zihni Hoca'nýn derlediði çay tarýmý ve sanatý hakkýndaki ilk notlar toplu halde okunarak incelenir. Rize çayýnýn içeriðindeki maddeler bakýmýndan diðer ülke çaylarýndan daha kaliteli olduðu laboratuar çalýþmalarý sonunda anlaþýlýr. çayla ilgili uygulamaya en elveriþli olan teknikler saptanýr. çok saðlam durumda ambalajlanmýþ olarak bize ulaþtý." Geçmiþte kaybedilen yýllarýn deneyimleriyle sýký tutulan iþler. Batum'daki Çakva Çay Araþtýrma Ýstasyonu tarafýndan hazýrlanan tohumlarý Rize'den kiraladýðýmýz iki motorla Rize'ye getirdik. bu kez daha bilinçli ve programlý þekilde yürütülmeye baþlanýr. 1940 yýlýnda 40 ton çay tohumu ithal edilerek. laboratuarda bölge topraklarý ve iklim incelenirken. bir þey yapamadý. oldukça iddialý konuþur. hýzlý bir þekilde çay bahçesi tesisi çalýþmalarýna baþlanýr. Bu koþullar altýnda þevkle çalýþmalara baþlandýðý sýrada. Sizinle bir yýl sonra tekrar buluþmak isterim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I taki odayý laboratuar olarak kullanma hazýrlýðýnda iken buluyorum. bünyesinde önemli miktarda yað içeren tohumlarýn rutubetten korunarak bozulmasýný önlemekteydi. 1939 yýlýnda 30 ton." 1924 yýlýndan 1937 yýlýna kadar yapýlan bilimsel çalýþmalarýn olumlu sonuç vermesi ile Batum'dan 1937 yýlýnda Gürcistan kökenli 20 ton. Mehmet Mataracý'nýn "Birkaç yýl önce buraya iki Ýngiliz uzman geldi." 72 . Çaya gönül veren ekip tarafýndan. Beni sevinçle karþýlýyor ve birkaç arkadaþýmýzýn daha geleceðini haber veriyor. Bu tohumlar kontraplak sandýklar içinde ve ufalanmýþ odun kömürü ile karýþýk. Ýklim ve toprak yapýsý da çay tarýmý için oldukça uygundur. umutsuzluk ve güvensizliðin yaygýn olduðu bölgede sonradan dost olduðu CHP Ýl Baþkaný Mehmet Mataracý'yla tanýþan Asým Zihnioðlu. siz mi yapacaksýnýz bu iþi?" küçümsemesine Asým Bey'in yanýtý kýsa ve serttir: "Mehmet Bey bu sözünüzü unutmayýn.

1939 yýlýnda Batum'dan getirtilen çay tohumlarý ile atýl durumdaki kumar ve çýfýnlar sökülerek. Ekonomik darlýk ve sýkýntý bölge erkeklerini gurbetçi yapmýþtý. 5. böylece onlara pratik kazandýrmýþ oluyorlardý. mýsýr tarlalarýnýn çay bahçelerine dönüþmesine izin verirler. 120'þer santim sýra arasý ve 1 metre sýra üzeri aralýklarla dikilmek üzere ortalama 833 fidan sýðýyordu. Çayeli Bölgesi Teknisyeni: Hakký Balköse. Zihni Derin'in baþkanlýðýnda belirlenen bölgelerde o dönemde çalýþan teknisyenler þunlardý: 1. Zonguldak'ta kömür iþçiliði. hep bu bölge insanýnýn uðraþ yeri ve ekmek kapýsýydý. önce yalnýz Rize merkez kazasýna baðlý dar bir alan ele alýnmýþ ve bu alan altý bölgeye ayrýlmýþtý. 3. bölge çalýþmalarýnýn düzenli ve sürekli olduðunu gördükten sonra iþin ciddiyetine vararak. O zamanki örgütün dar bir kadro olmasý yüzünden. 2. Topraðýný çay yetiþtirilmesi için kurulan örgüte bir yýllýðýna vermiþ olan üreticilerin hazýr çay bahçesine kavuþmasýnýn yaný sýra. 7. 6. kol gücü gerektiriyordu. O dönemde köylerde yetiþmiþ insan gücü bulma olanaðý yoktu. Bu arada Ankara ve diðer büyük kentlerde inþaat iþçiliði ve ustalýðý yapan 73 . 4. Pehlivantaþý Bölgesi Teknisyeni: Sadullah Dikmen. Birinci Merkez Kaza Bölgesi Teknisyeni: Cahit Yýlmaz. Fakat bu iþler. Bir dönüm topraða. Ýkinci Merkez Kaza Teknisyeni ve Fidanlýk Þefi: Rauf Baþar. Gündoðdu Bölgesi Teknisyeni ve Bölgeler Kontrolörü: Asým Zihnioðlu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1938 yýlýnýn Ekim ayýnýn sonuna kadar süren çalýþmalarýn ardýndan bölgenin örgütlenme çalýþmalarý baþlatýlýr. Süreci Asým Zihnioðlu'dan aktaralým: "Öncelikle bu topraklarýn çalýlardan temizlenip köklerin sökülerek temizlenmesini ve ardýndan da 100-120 santimetre geniþlikte setlendirilmesini hedef almýþtýk. mýsýra ek bir ürün olarak yeni çay bahçeleri kurulur. Ýlk günlerde çay üretimine sýcak bakmayan köylüler. Derepazarý ve Ýyidere Bölgesi Teknisyeni: Mahmut Fevzi Gökçeli. Teþkilatýn Mali Ýþler Mutemedi: Behçet Tuzcu Bölge teknisyenlerinin kontrolü altýnda önceden eðitilmiþ çay ustalarý fiilen çalýþarak çaylýk kuracak olanlara yardým ediyor. Ýstanbul Boðazý'nda balýkçýlýk. bölge teknisyeninin kontrolü altýnda halk bilinçlendiriliyor ve yönlendiriliyordu.

avans para vermenin yasal dayanak gerektirmesi nedeniyle. Köylerde yalnýzca kadýnlar vardý. baþarýsýzlýða uðramak olasýlýðý çaya gönül verenleri ürkütüyordu. Köylerde çalýþarak çaylýk kuracak adam buluruz umuduyla Cuma namazlarýnda köy camilerine gidiyorduk. tarlasýndaki mýsýr. bu atýlým baþarýsýzlýða dönüþebilirdi. Türkiye'de çay yetiþtirme umut ve gayreti büyük bir darbe yerdi. Fakat ne imama ne müezzine ne de cemaate rastlayabiliyorduk. çay yetiþmez" diyenlerin baþýnda gelen üstat gazeteci Burhan Felek. çay yetiþtirme çalýþmalarýndan vazgeçilmesini istiyordu. evlerinin sahibi idi" Çayýn ülkemizde yetiþtirilmesine basýn kuþkuyla yaklaþýyor. Belki de hem bölge halkýnda hem de devlette umutsuz tepkiler doðar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çok kiþi. birinci gruptakilerden daha þanþlýydýlar." Çaylýk. "Yerli çay yetiþtirilemez" fikri yaygýnlýk kazanýyordu. kabak ve karalahana gibi baþlýca yiyecek ürünlerinden vazgeçmeyi göze alan ileri görüþlü Rize köylüsünün anlayýþ ve kavrayýþýný burada takdirle anmak isterim. Baþarýlý olmak isteðine karþýn. Burhan Felek'e verilen yanýtlar. çayýn Rize'de yetiþtirilmesinin beyhude bir davranýþ olduðu þeklinde halký yönlendiriyordu. fasulye. ortaya konulan somut analiz sonuçlarý ve belgeler onu bu düþüncesinden vazgeçirmiyor. tesis avansý vermeden plan ve projelerin gerçekleþmeyeceði kanýsýna varan Zihni Derin ve arkadaþlarý. 74 . Ortada hiçbir somut kanýt yokken. soruna kalýcý çözüm bulmak amacýyla bir kanun teklifi hazýrlar. kapý kapý dolaþarak yetkililere durumun ciddiyetini anlatmaya çalýþýrlar. Onlar yuvalarýnýn ve çocuklarýnýn bekçisi. Zira. "Rize ve çevresinde ekþi portakal yetiþir. baþarý için kendilerine güvenen köylüye teþekkür etmeyi de borç sayýyordu: "1939 ilkbaharýnda Batum'dan gelen çay tohumlarýnýn hazýrladýðýmýz köy topraklarýna ekimi baþarýlý olmasaydý. inþaat iþlerinde ücretler kömür iþçiliði ve balýkçýlýktan daha iyiydi. Bu ruh yapýsýný anlatan Asým Zihnioðlu.

Bu olanaðý duyan bazý gurbetçiler.000 lira Ziraat Bankasý'na gönderilir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kanunun bir türlü çýkarýlamadýðý bu süreçte.5 lira kuruluþ avansý. çaylýk tesisi kurma çalýþmalarýný bir süre duraklattý. mýsýr fiyatlarýnýn 3 kuruþtan 150-200 kuruþa kadar aþýrý artýþý. Bölge memuru teknisyen. gurbete gidiþi oldukça azalttýðý gibi. gurbetten izinli dönenlerin de çay tarýmýyla uðraþmalarýna yol açtý. Ýkinci Dünya Savaþý'nýn baþlamasý üzerine gereksinim duyulan erkek iþgücünün askere alýnmasý. Kredi desteðiyle desteklenen çay tarýmýnýn baþarýlý olmasý üzerine. Eve dönmeyenlerin eþleri olan kadýnlar ise. çaylýk kurulacak araziyi önceden yerinde görerek inceliyor. sonra 625 kuruþ birinci yýl bakým avansý ve ikinci yýl bakým avansý olarak da yine 625 kuruþ verilmesi kararlaþtýrýlýr ve bu yöntem herkese duyurulur. atölyelere ve fabrikalara ürün tesliminde ve ürün tesliminden iki yýl sonra baþlamak üzere taksitle kesilerek tahsil ediliyordu. o sýralar Ankara'da olan Zihni Derin'in de katýldýðý toplantýda ilginç bir yöntem geliþtirdiklerini belirtiyor: 75 . bir çaylýk sahibi olmak ve yakýn gelecekte gelir kaynaðýna kavuþmak isteðinin bölgede yayýlmasý. gereksinimler için gerekli olan maddi olanaklar saðlanamýyordu. çaylýk tesisinde emniyet saðlanýyordu. O zamanýn Ziraat Genel Müdürlüðü'nde toplanan anlayýþlý insanlarýn gayretleriyle. on beþ gün çalýþarak bir dönüm çaylýðý meydana getirebiliyordu. Atatürk Çiftliklerinin sahibi Devlet Ziraat Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü devreye sokulur. 1940 yýlýnda Ankara'da yapýlan bir toplantýya katýlan Asým Zihnioðlu. mýsýr gereksiniminin önemli bir kýsmýný karþýlayabiliyordu. 1938 yýlý ve 1939 yýlý baþlarýnda bir kilo mýsýrýn fiyatý 3 kuruþtu. Günlük ücreti 1 lira olan bir erkek iþçi.5 lira ile bir aile. Ýlk kuruluþ avansý olan 12. Faizsiz olarak üreticiye verilen paralar. döndükleri evlerinin bahçesinde kendi çaylýklarýný kuruyorlardý. önce 12. yýllýk izinlerini erken kullanarak. topraðý asiditesini araþtýrýyor. Bir dönüm çaylýk kuracaklara. örgütle anlaþma imzalayarak aldýklarý avansla komþu erkekleri çalýþtýrarak çaylýklarýný kuruyorlardý. Gereksinimin giderilmesi amacýyla. Bakým avanslarýnýn da bölge memurunun olumlu raporuna göre ödenmesi sayesinde. uygun bulursa çaylýk kurma izni veriyor ve sonra da üreticiye avans ödeniyordu. Rize teþkilatý emrine avans olarak köylüye daðýtýlmak üzere 127.

üreticiye Ziraat Bankasý'ndan 5 yýl süreyle faizsiz kredi verilmiþtir. bu ürünün Toprak Ofisi'ne kilosu 18 kuruþtan devredileceðini öðrendim. Araklý'dan Sovyet sýnýrýna kadar olan bölgede 30 bin dekarlýk bir alan çay tarýmý için ayrýlmýþ. bahçe tesis edeceklere arazi vergisi muafiyeti ve çay bahçesi ruhsatnamesi alma zorunluluðu getirilmiþ. Kilosu 18 kuruþtan satýn alýnan mýsýrlarýn parasý Rize köylüsü yerine Gelemen Çiftliði'ne aktarýldý. Çiftlik müdürüne ayný fiyatla bu mýsýrlarýn çay üreticisine avans para yerine daðýtýlmasý düþüncesini aktardým. Aksi halde Batum'dan ikinci parti olarak getirilecek tohumlardan çýkacak fidanlarýn bozulmaya yüz tutacaðý ve böyle bir durumun da programý altüst edeceði düþünülerek mýsýrýn. bu mýsýrlarýn ofise tesliminin ertelenmesini rica ettim. … Bölgede çaylýk kurma isteði yeniden canlandý. Bakanlýkta bu konu tartýþýldý ve bu mýsýrlarýn çay üreticisine tahsis edilmesi halinde son parti çay tohumlarýndan elde edilen fidanlarla yeni çaylýklarýn kurulmasý olanaðýnýn ele geçeceði ortaya çýktý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Samsun'dan Ankara istikametine hareket edecek treni beklerken Samsun ile Çarþamba arasýnda yeni kurulmuþ olan Gelemen Devlet Üretme Çiftliði'ni ziyaretim sýrasýnda o yýl çok bereketli bir mýsýr ürününün elde edildiðini. 1940 yýlýnda çýkarýlan 3788 sayýlý Çay Yasasý ile çay tarýmý ve üretimi. 76 ." Çay tarýmýnýn geliþmesine paralel olarak yeni yasal düzenlemeler gündeme gelir. Gelemen Çiftliði'nde yüzer tonluk jüt çuvallara doldurulmuþ olan mýsýrlar Toprak Ofisi yerine Rize'deki Ziraat Bankasý depolarýna taþýndý. ofis yerine çay üreticisine tahsisi uygun görüldü. Bunu duyanlar teþkilata baþvurup anlaþma imzalayarak arazilerini çaylýk haline getirme uðraþýsýna girdiler. Teþkilat bölgede derhal bir açýklama yaparak 1 dönüm çay bahçesi yapacaklara 100 kiloluk bir çuval mýsýr vereceðini açýkladý. girdi ve kredi sübvansiyonlarý ile önemli ölçüde desteklenmiþ. Çaylýk kurma anlaþmasýný imzalayanlar bir dönüm için alacaðý mýsýrýn yarýsýný bu tesiste çalýþacak kiþilere vermek suretiyle bir dönüm çaylýðýn eksiksiz ve tam olarak tesisini saðlama imkanýný buluyorlardý.

al bunu' dediðim zaman utanarak peþtamalýný yüzüne kapattý. Müteþebbis heyetin on üçüncü ortaðý olan Asým Zihnioðlu. fakat onlar isteklerini ýsrarla sürdürdüler. tarým satýþ kooperatifleri ve diðer kooperatiflerin baþarýsýz örnekler olmasý. Diðer kadýnlar arasýnda da bir sessizlik hüküm sürmüþ. 'Sen þimdi git de seni buraya gönderenlerden baðýrma ücreti iste!" dediðim zaman ortalýkta bir sessizlik olmuþtu. kalabalýk bir kadýn grubu toplanarak baskýn yaparcasýna odama girdi. Rize'de görevlendirilen kooperatif uzmaný Akil Koyuncu ile birlikte kooperatif tüzüðü hazýrlanýr. Kendilerini nezaketle karþýlayýp sukunetle dinledim. çaya gönül verenler. Buyur. fahri baþkanlýðý da üstlenir. 77 . Böylece. yok' diyerek kapýdan çýkýp gitti. ülkemizdeki üreticilerin bir kooperatif çatýsý altýnda birleþmelerine çalýþýr. Ýçlerinden sözcülük yapar gibi en çok baðýran kadýna 'Sen neredensin. O köye ait ödeme bordrosunda bu kadýndan ne kadar para kesildiðini araþtýrdým. Fakat bu isimde birisinin kayýtlý olmadýðýný. kalabalýðýn içinden birisinin adýný aldým ve bordroda bu kadýndan 500 kuruþ kesildiðini gördüm. Bunlarýn tahrik ve tertip edilerek gönderildiðini anlamýþtým. Asým Zihnioðlu'nun bir anýsý verilen mücadeleyi çok iyi yansýtmaktadýr: "Bir gün Rize merkezindeki dairemde çalýþýrken. 'Sizin hesabýnýza da bakayým' diyerek. özgür bir kooperatif kurulmasýný gündeme getirir. Yasalarýn üreticilerin kooperatifleþmesine özendirmesine karþýn. Kooperatiften görecekleri yararlarý anlatmaya çalýþtým. yönetim kurulu baþkaný ve üyelerine her hangi bir þekilde bir ücret ödenmeyeceði maddesini içeren tüzüðüyle. dolayýsýyla ondan bir para kesilmediðini anlayýnca kendisine dönerek. adýn nedir?' diye sordum. 1946'da "Çaycýlar Yardýmlaþma Kooperatifi" kurulur. Diðer kadýnlara. "Ýndian Tea Association" adlý organizasyondan etkilenerek. Cüzdanýmdan beþ lira çýkararak muhatabýma uzattým. Kesilen yüzde beþ paralarýný istiyorlardý. Türk Ticaret Yasasý'na uygun. 'Bacým senin kooperatif paraný ben ödeyeceðim ve sen yine kooperatif üyesi ortaðý olarak kalacaksýn. Bundan hem sen hem de çocuklarýn hayýr görecek. Kooperatifin geliþmesi süreci ise. 'Yok. çeþitli tahriklerin etkisiyle sorunlu olur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Hindistan'ý yerinde inceleyen.

beþinci kata yükselen inþaata bakarak. bunun gibi daha çok fabrikalar kurulacak. Allen. CHP yerel örgütü yetkililere baský yapar. Rize'ye gelen Ýngiliz çay uzmanlarý Dr. üstelik Ýnönü için yazýlan yazýlmýþ duvar yazýsýný sildirdi" iddiasýyla. Cumhurbaþkaný’na ve Tarým Bakaný'na þikayet edilir. artýk atölyelerden fabrikalara geçme zamaný gelmiþti." olmuþtu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I birbirlerine bakýþýp yola dizilerek. Kendilerinin aldatýldýðýný ve kullanýldýðýný anlamýþ. 78 . Karabük'te ilk Demir Çelik Fabrikasýný kuran Brassert firmasý. "Bu kadar büyük bir binayý çayla nasýl dolduracaksýn?" sorusunu sormuþ. inþaatý baþlamamýþ. Savaþýn uzun sürmesinin etkisiyle. Bu amaçla Ýngiltere'de çay makinalarý üreten fabrikalara baþvurularak teklif istenir. fabrika makinalarýnýn müteahhidi olarak seçilir." Ýþleme aþamasýnda ise. Kýsa süre sonra kurulma zorunluluðu ortaya çýkan Gündoðdu ve Çayeli Fabrikalarýnýn açýlýþ töreninde. Asým Bey'in yanýtý ise. "Bu bile yetmeyecek. sipariþ edilen makinalar Ýngiltere'den 1946 yýlýnda getirilir. Mann ve Mr. gerekirse askeri kýþla yaparýz" alaycýlýðýný taþýyordu. Baskýya direnen ve Çaycýlar Yardýmlaþma Kooperatifi nedeniyle de eþrafla görüþ ayrýlýðý içinde bulunan Zihnioðlu. yapýlan çalýþmalarý olumlayan tespitlerde bulunur. uzaklaþmýþlardý. "Zararý yok. piþmanlýk duymuþ gibiydiler. ele geçecek ürünü Hindistan ve Seylan'daki gibi iþleyerek kuru çay haline getirecek yeni ve modern bir fabrikaya gereksinim duyulmaya baþlanmýþtý. Üretilmeye baþlanan yaþ çay yapraklarý Zihni Derin tarafýndan kurulan atölyelerde iþlenerek kuru çay elde edilmiþ ve üretim giderek artmýþtýr. temel yeri henüz belirlenmemiþ fabrikanýn temelinin atýlmasý amacýyla. 1940 yýlýnda kurulan çaylýklarýn iyice geliþmiþ olmasý üzerine. 1946 yýlýnda Rize'yi ziyaret eden Cumhurbaþkaný Ýsmet Ýnönü tarafýndan. kurtuluþ umudunun gerçekleþmekte olduðunu gören Mataracý'nýn 1946'da ilk fabrikaya yaklaþýmý ise. Onurlu Karadeniz kadýný her türlü zorluk ve olay karþýsýnda önce onurunu korumasýný çok iyi biliyordu. "Ýnönü'ye temel attýrmadý. 1946 yýlýnda ilk çay fabrikasý inþa edilirken Asým Bey'in yanýna gelen Mehmet Mataracý.

Cumhurbaþkaný onlarý sukunetle dinledi ve hiçbir karþýlýk vermedi. Fahri Kurtuluþ. 1947 yýlý yazýnda bir savaþ gemisiyle Doðu Karadeniz gezisine çýkan Cumhurbaþkaný Ýsmet Ýnönü. üretime geçtikten sonra tekrar ziyaret eder. Zihni Derin. bölgeye yerleþtirilen çay tarýmýnýn mutlu dönemini gönül rahatlýðý içinde yaþarken. Paþa'ya hitaben Rize Çay Fabrikasý Müdürü hakkýndaki þikayetleri özetledi ve elindeki raporu sundu. üreticilerin "Çay ve fabrika bizim gözbebeðimiz" sözleri Paþa'yý etkiler. 1985 yýlýnda ise 45'e ulaþýr. teþekkürlerini bildirerek. 1947 yýlýnda Rize Fener Mahallesinde Merkez Çay Fabrikasý adý altýnda iþletmeye açýlýr. ilgili bakanlýða gönder' talimatýný verdi. 3 adet paketleme fabrikasýyla üretime devam etmektedir. Ali Rýza Erten'in de bulunduðu bir heyet tarafýndan temeli atýlan 60 ton/gün kapasiteli ilk çay fabrikasý. Üreticilerin verdiði bilgi ve çayýn kalitesi hakkýnda edindiði izlenim Paþa'yý çok memnun eder. 1946 yýlýnda aralarýnda Prof. Asým Zihnioðlu olur. Þikayetçilerin umduklarýný bulamamalarý üzerine.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Geliþmeleri Genel Müdür Þefik Bakay'dan aktaralým: "Önce bana geldiler. bir yýl önce geldiði fabrikayý. yaþ haddi nedeniyle emekli olduðu haberi gelir. 1973 yýlýnda kurulan yaþ çay iþleme fabrika sayýsý 32'ye. Sadece 'Bitti mi?' diyerek bu tutumlarýndan memnun olmadýðý anlamýna gelen bir tavýr takýndý. sorun tatlýya baðlanýr. 1946 yýlý Aðustos ayýnda. iddia sahibi Fahri Kurtuluþ ile görüþtürülür. Halen Çay-Kur. Paþa'yý ziyaret etmek istediklerini söylediler. Emeklilik onun bu bölgede 79 ." Tarým Bakanlýðý'nca Rize'ye Baþmüfettiþ gönderilmesinin ardýndan Asým Bey. Ankara'ya Tarým Bakaný'nýn yanýna çaðrýlýr. Dr. 46 adet tasnifli dökme kuru çay fabrikasý. bana da 'Al bunu. Çay tarým alanlarýnýn ve yaþ çay yapraðý üretiminin artmasý çay iþleme fabrikalarýnýn sayýsýnýn da giderek artmasýný zorunlu kýlar. Onlarý buluþturdum. Bir ambar memurunun Dalaman'a gönderilmesiyle sorunu çözmeyi öneren Bakana. iki saat boyunca incelemelerde bulunduðu fabrikadan ayrýlýr. Ýlk çay fabrikasýnýn kurucusu ve müdürü. kendi tayininin daha anlamlý olacaðý gerekçesiyle karþý çýkan Asým Bey.

Rize'yle ilgisini kesmemiþtir. farklý bir havada yapýlan seçim sonunda bütün popülaritesine raðmen milletvekili seçilemez. 80 . Siyasete ilgi duymayan. Olayý Asým Zihnioðlu'ndan aktaralým: "1964 yýlýna gelindiðinde çay bitkisinin bilinçli olarak Rize topraðýna dikilmesinin 40. kendisini çok seven Rizeli’lerin parlemontada Rize'yi temsil etmesine yönelik ýsrarlý teklifleri üzerine. yalnýzca seçim pusulasý bastýrarak seçime katýlan Zihni Derin. Rize'deki görevine dönen Zihnioðlu. Rizeli’ler. Çalýþma Bakaný Bülent Ecevit ile birlikte Zihni Derin'de davet edildi. Tarým Bakanlýðý kendisine anlaþmalý bir kadro tahsis ederek Bakanlýk Koordinatörü görevini verir. Zihni Derin'i Meclise gönderememiþlerdir. Gece 21:00 sularýnda Rize'ye ulaþarak fabrika misafirhanesine yerleþti. Zihni Derin. Zihni Derin ise küsmemiþ. Ankara'ya yerleþen Zihni Derin. idealinin gerçekleþtiðini görmenin heyecanýný ve duygusallýðýný yaþýyordu. 5-6 yýl boyunca yýlda birkaç defa Rize'ye gelerek çalýþmalarýna devam eder. meclise girerse Doðu Karadeniz bölgesine ait sorunlarý dile getireceðini ve bölgenin çeþitli yönlerden kalkýnmasý için çaba sarf edebileceðini düþünerek. mücadele arkadaþý Asým Zihnioðlu ile birlikte onur konuðu olarak çaðrýlýr. Rize'de seçim propagandasýna çýkmayýp.Yýlý kutlamalarý doðrultusunda bazý bakanlar. 1954 seçimlerinde Uþak'tan baðýmsýz milletvekili adayý olur. ama seçilemez. Sabah erken saatlerinde Zihni Hoca kalkmýþ etrafý seyrederken. Bu toplantýya katýlmak üzere Rize'ye giderken üzücü bir trafik kazasý geçirir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bulunmasý için bir engel deðildir. Siyasetle hiçbir ilgisi olmayan Zihni Derin. Ýstanbul'a tayin edilir. Yýlý" törenlerine. 1964 yýlýnda Rize'de yapýlan "Çay'ýn 40. ancak Demokrat Parti'nin yaptýðý yanlýþlara karþý protesto anlamýnda Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin adaylýk teklifini kabul eden Asým Zihnioðlu da. 1950 seçimlerinde Rize'den baðýmsýz milletvekili adayý olur. ikna ettikleri Zihni Hocalarýna karþý sözlerini tutamamýþlar.

geçer" diyordu. Zihni Hoca arabadan indi. Röntgen çekiminden sonra." Zihni Hoca'nýn meslek yaþamýndaki en büyük hüsranýný onun anýlarýndan aktaralým: "1938'de Rize'de bilhassa çay ziraatiyle meþgul olmaya memur edilmiþ ve kendimi adeta çay aþkýna vermiþtim. sevinçlerine beni de iþtirak ettiriyorlardý. kaza sonrasý saðlýðý bir daha düzelemeden. Bu yüzden ne kadar uzun ve uykusuz geceler geçirmiþtim. Hoca'ya çarpýp onu yere düþürdü. Çiftçilerin de bana karþý itimatlarýnýn gittikçe azaldýðýný daima deðiþen hallerinden anlýyordum. teklif etmiþ ve neticeyi beklemeye koyulmuþtum. çiftçi ve köylüye de bu zevki öyle aþýlýyordum ki onlar da derhal bu iþe baþlayacaklarýný ve bütün tarlalarýna çay ekeceklerini söylüyor. Ankara Hastanesi’ne yatýrýldý. 1965 yýlýnda ise. Zihni Derin hemen hastaneye kaldýrýldý. kalça kemiðinin kýrýldýðý anlaþýlarak. Çalýþma Bakaný Bülent Ecevit. ameliyat için Ankara'ya dönmesine karar verildi. Onlarý aldatmýþ bir insan vaziyetine girdiðimden öyle utanç duyuyordum ki bu benim için meslek hayatýmda hiç unutamayacaðým bir hüsran olmuþtu. kuru çay üretimi iç tüketimi karþýlayacak düzeye 81 . fakat hiçbir netice alamýyordum. 1965 yýlýnda Ankara'da vefat eder. Ziyarete gelenlere "Bir aksilik oldu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Rize merkezindeki tören yerine gitmek üzere hazýr beklerken valinin otomobili göründü. Tören yerine geldikten sonra. Günler uzuyor. Havaalanýnda oðlu Haldun Derin ve kýzý Melahat Haným tarafýndan karþýlandý. Trabzon'da öðle sonu uçaðý ile Ankara'ya ulaþtýrýldý. "Birlikte gidelim" diyerek Zihni Derin'i valinin arabasýna aldý. Hemen ameliyata alýndý. Öyle çalýþýyor. Vekalete müteaddit telgraflar çekiyor." Çay aþký için uykusuz geceler geçiren Zihni Derin. arabanýn arkasýndan geçerken þoför arabayý geriye sürdü. ameliyatý takip eden günlerde acýlarý hafifledi. Ýþte ikinci Çay Kanununu o zamanlar hazýrlamýþ. Taburcu olup evine döndüðünde koltuk deðneði kullanarak yürümeye baþladý. Hala unutamam.

Tekel Bakaný'nýn Genel Müdürlük isteðini. Sonraki yýllarda Çaykur. sürekli siyasetçilerin oyun alaný olmuþtur. Durumu. O sýrada kampanyanýn yarýsýný devirmiþ bulunuyorduk. 6133 ve 6757 sayýlý yasalar çýkarýlarak. içsatým fazlasýnýn dýþsatýmý ve dýþ piyasaya açýlma konularýna yer verilmesine karþýn. Beþ Yýllýk Planlama Ýhtisas Komisyonu Raporlarý'nda. ve II. Kýsa bir müddet sonra da mevsim gereði ürün azalacaðý için fabrikada mevsimlik ve geçici olarak çalýþan iþçilerimizin bir kýsmýna yol verilmesi gerekecekti.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ulaþmýþ. üretim özendirilir ve çay plantasyonlarý artýrýlýr. Çay üretimi 1971 yýlýnda Çay Kurumu Genel Müdürlüðüne devredilmiþ. en modern tesislerin bölgede kurulmasý. 5684. Çaykur'daki istihdam politikasý konusunda da Asým Zihnioðlu'nun bir anýsý yöneticilere örnek olmasý gereken bir niteliktedir: "1951 yýlýnda Tekel Bakaný Rýfký Salim Burçak'ýn özel kalem müdürü Fethi Aþkýn'dan bir mektup aldým. Ekonomik boyutta üretime geçilmesiyle birlikte çayýn tarýmý Tarým Bakanlýðý. arkadaþý Prof. bu raporlar hiçbir zaman uygulamaya konulmaz. kuru çay üretimi ve pazarlamasý ise Gümrük ve Tekel Bakanlýðý ya da Sanayi ve Ticaret Bakanlýðý tarafýndan yürütülmüþtür. "Bundan sonraki çalýþmalarý genç meslektaþlarýmýza býrakalým. 82 . çayla ilgili öngörülen geliþme projeleri yanýnda. 1973 yýlýnda fiilen faaliyete geçen kurum 1982 yýlýnda "Çay Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü (Çaykur)" adý altýnda bir kamu iktisadi kuruluþuna dönüþtürülmüþtür. yeni birisine ihtiyaç yoktu. 1969 yýlýnda kendi isteðiyle emekliye ayrýlan Asým Zihnioðlu. Fehmi Yavuz'un bir akrabasýna fabrikada iþ verilmesini istiyor' diye yazýyordu. bu çalýþmayý onlar sürdürsün" ifadesiyle nazikçe reddeder. Dönem Ýhtisas Komisyonlarý'na Asým Zihnioðlu katýlýr ve Çay Ýhtisas Komisyonu'nun Raportörü olur. Dr. Mektupta 'Bakan'ýn bir ricasý var. Zihni Hoca'nýn sabýrla baþlattýðý ve saðlam temellere oturttuðu çalýþmalar durmaz. Diðer usta ve memur kadrolarý ise doluydu. kaliteli ürünün imalat yöntemleri ve buna uygun maliyet hesaplarý. Türkiye çay dýþalýmcýsý konumundan kurtulmuþtur. nitelikli personel istihdamýna ve piyasa koþullarýna uygun özerk bir yönetim anlayýþýna yönelememiþ. Ülke çaycýlýðýnýn Devlet Planlama Programýna uygun olarak planlanmasý için kurulan I.

1985 yýlýnda ise çay alanlarý Ordu-Fatsa'ya kadar geniþletilmiþtir. bozulan yaprak kalitesinin düzeltilmesi çalýþmalarýna ivme kazandýrýr. 83 . Halka haber verilerek Rize Belediyesi yakýnýnda bir meydanda bu çaylar yakýlýr. Bu mektubumdan kýsa bir süre sonar Özel Kalem Müdürü'nden aldýðým mektup ilginçti. insanlarýmýzýn emeðiyle kazanýlmýþtýr. Ona gözümüz gibi bakacaðýz. Önceki üç-dört yýl boyunca kaba ve kart yapraklarýn alýmýna göz yuman tutuma alýþan üreticiler. Tekel Bakaný Rýfký Salim Burçak. daha sonra 1960'da Tekel bakaný olmuþtu. Çayýn yakýlarak imha edildiðini gören ve duyanlar için bu olay bir tür uyarýcý olur ve bunun yararý yaprak standardýnýn korunmasýný saðlar. (Fethi Aþkýn. Rize Valiliði önünde protesto gösterileri yapýlýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kuralýmýzý anlatan bir mektupla bu isteði karþýlayamayacaðýmýzý. 1982 yýlýnda tekrar çaylýk kurulmasý izini verilmiþ. anlatarak kuralý bozarsak kötü duruma düþeceðimizi. tutumumuzu tasvip ediyor ve teþekkürlerini iletiyordu. Günümüzde sorun olarak görülen üretim alanlarýndaki geniþleme ve çay yapraðýnda kalitenin bozulmasý ile ilgili birkaç saptama yapmak gerekir. Sayýn Bakan'ýn bizi mazur görmesini rica ettim. Milli Birlik Komitesi'nin görevlendirdiði bir askeri heyet Rize'ye gelir ve üreticilerin protestosuna yol açan uygulamalarý yapan yetkilileri sýrasýyla görevden alýr." sözleri yanýnda. meydana dökülen kötü vasýflý çayý yetiþtirmekten sakýnmanýn gereðini anlatan içtenlikli bir konuþma yapar. birçok kimsenin ellerindeki sýra numarasýna göre bizden iþe davet beklediðini belirterek. 1947 yýlýnda açýlýþý yapýlan fabrikanýn üretime bir hafta geç baþlamasý yüzünden ürüne sert ve kart yapraklarýn karýþmasý üzerine. 'sýrayý ve kuralý bozmayýn' diyor.)" 1938 yýlýnda baþlanýlan çay bahçesi tesisi çalýþmalarýna. çaycýlýðýn Rize ve çevresine saðladýðý kalkýnma hareketini överek. Daha güzel ve daha nefis olmasý için çalýþacaðýz. 1960 yýlýnda yönetime askerlerin gelmesi. Rize Belediye Baþkaný Ekrem Orhon. 1974 yýlýnda yeni izinler verilmemiþ. "Bu siyah altýn topraklarýmýzýn ürünü. 1961 kampanyasýnda filiz yaprak alýmýna tepki gösterirler. kaliteden ödün vermemek amacýyla yaklaþýk dört ton kuru çay imha edilir.

Halbuki beþ filizden ancak üçü alýnýp. yasak bir konu olmuþ. Ýstifamý takdim ediyorum. Aksi takdirde çaylarýmýz bugünkü gibi semiz otu kokusunu alýr. Gelinen noktaya Zihni Derin'in yaklaþýmý serttir. "Seçtirilen bu yapraklar da üründür. böylece çayýn lezzeti. Sonradan çiftçiler fazla yaprak alsýnlar diye budamayý býraktýlar ve geliþigüzel yapraklarý zamansýz olarak yolmaya baþladýlar. Bakanýn sözünde ýsrar etmesi üzerine. "Þu otunuzu görelim bakalým" olmuþtu. Bakan'ýn bu sözünü tebessümle karþýlayan Zihnioðlu'nun 84 . çayla ilgili ilk sözü. Hopa'da. aslýnda kendi geleceklerini yok ettiklerini görmüyorlardý. Üreticiye sýkýntý vermeyin. Çay Ýþletmeleri'nin Tekel Genel Müdürlüðü'ne baðlý iken Tekel mevzuatýnýn sürat ve aktivite eksikliði nedeniyle bu iþletmeler iktisadi kuruluþ haline getirilmiþ. ancak karar yetkisi Ankara'da ve siyasilerin elinde olduðu için kurum kendi inisiyatifini kullanamaz hale gelmiþtir." der ve görevinden ayrýlýr." Adalet Partisi'nin iktidara geldiði yýllarda Tekel Bakaný Ýhsan Topaloðlu Rize'ye gelir. ikisi göz için býrakýlmalýdýr. Bunun için de budamayý hiç bir zaman ihmal etmemelidir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Deneyimli uzmanlarýn görevden alýnmasýný fýrsat bilen Rize'li üreticiler. Konunun önemini Bakana anlatmaya çalýþan Orhan Minisker. Bakan konumundaki bazý kiþilerin bilgisizliði ise. uygun vasýfta çay yapraðý getirmediði için alým yerinde sert ve kart yapraklarý seçmek zorunda kalan bir üretici. Siyasetin içinde olmasý nedeniyle yaprak standardý konusu sakýncalý. diðer önemli sorunlardan birisidir. "Ýlk zamanlar çaylarýmýz çok iyi kalitede idi. "Bunu yapamam. bu konuya dokunanýn eli kýrýlmýþtýr." der. budama býçaklarýyla koparttýklarý kart yapraklarý ve sert yapraklý dallarý satarken. 1951 yýlýnda dönemin Ticaret Bakaný Veli Beþe Rize'ye geldiðinde. Ýhsan Topaloðlu ise. Yaprak toplama konusunda programlý çalýþmalarla üreticileri yönlendirmeye çalýþan Merkez Müdürü Ziraat Mühendisi Orhan Minisker ile alým yerlerini dolaþýr. kokusu bozuldu. üreticilerin dertlerini dinler. Tekel Bakaný'na þikayette bulunur. tüm alým yerlerinde uygulamaya konulan ve 3788 sayýlý Yasa'ya dayalý tüzüðe uygun yürütülen çay yapraðý alým kampanyasýný desteklemesi gerekirken.

Bu süreçte üretici 1938'de 15. özel sektörün ise 8. Günümüzde Çaykur'un 46. özel sektörün ise 230 adet yaþ çay iþleme fabrikasý bulunmaktadýr. 1959'dan itibaren 1965 yýlýna kadar 300 kuruþ/kg olarak tespit edilir. kýzlarýn çeyiz parasýný saðladýðý. 4223 ve 6133 sayýlý yasalarýn çayla ilgili hükümleri yürürlükten kaldýrýlýr. Toplam üretim kapasitesinin % 57'sine sahip olan özel sektör. Çaykur'un üretim kapasitesi 6. özel sektörün kapasite kullaným oraný oldukça düþüktür. toplam % 43 üretim kapasitesine sahip Çaykur kuru çay üretiminde % 60-65'lik paya sahiptir. 4 Aralýk 1984 tarih ve 3092 sayýlý yasayla çayda Devlet Tekeli kaldýrýlarak. "Tanýyacaksýnýz efendim" olmuþtu. Çaykur mevcut kapasitesinin tamamýný kullanýrken. Sektörde kapasite kullaným oraný yönünden büyük fark vardýr. Karadeniz'in eðimli arazi yapýsý nedeniyle daðlarýn eteklerine kurulan bahçelerde yetiþen çaya. Özellikle özelleþtirmeye zemin hazýrlama amaçlý politikalar nedeniyle güç duruma düþen Çaykur ödeme güçlüðü çekerken. özür niteliðindeydi: "Çok güzel.. ekmek parasýný çýkardýðý.. Ýkinci Paylaþým Savaþý'nýn ortaya çýkardýðý pahalýlýk karþýsýnda 150 kuruþ/kg. gerçek ve tüzel kiþilere yaþ çay satýn alma.700 ton/gün'dür. sektörün geliþmesini engeller. yapraðýn fiyatý 60 kuruþ/kg. maddesiyle 3788. Altýnýn 9 lira olduðu 1938 yýlýna kadar. yeþil altýn. 1949'da ortalama olarak 180 kuruþ/kg. böyle bilmiyorduk. Yöre halký. 1942-1952 arasýnda 20 kilo yaþ yaprakla bir Reþat altýný alýrken 1965'de ayný altýný alabilmek için 40-45 kilo vermek zorunda kalýr. iþleme ve paketleme fabrikalarý kurup iþletme hakký tanýnýr.400 ton/gün'dür. Özelleþtirme rüzgarlarý altýnda. önyargýlý ve popülist yaklaþýmý benimsemesi ve deneyimli ve dirayetli yöneticileri devre dýþýnda býrakmalarý. kuru çay üretiminde % 30-35. özellikle 1980'li yýllarýn baþýndan itibaren bitmeye baþlar. Ben bu kalitedeki çayý dünyaya satarým. Yasanýn 3. Gerekli bilgilendirmelerden sonra Rize'den ayrýlýrken söyledikleri. Çay üreticileri için "güzel günler". Toplam kapasite 15.700 ton/gün. paslý yapraða dönüþür.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yanýtý ise." Ýktidarý elinde bulunduranlarýn bu bilgisiz. erkeklerin göçünü önlediði sürece "yeþil altýn" adýný verir. devlet 85 .

% 21'i Trabzon.1996 ve 22853 sayýlý Resmi Gazete'de yayýmlanan Çay Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü. Kamu Ýktisadi Kuruluþu (KIK) niteliðinde olan Çay Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü 1994 yýlýnda çýkartýlan 4046 sayýlý Yasa'nýn 35. Çaykur'a 546. Bir çay üreticisi ailesinin 4 kiþi olduðunu var say86 . % 3'ü ise Giresun ve Ordu illerinde bulunmaktadýr.970 ton çay satan üreticilerin geliri. çay ekonomik bir gelir kaynaðý özelliðini yitirmiþtir. Özel sektöre tanýnan teþviklerin de etkisi ile hýzla kurulan çay iþletmelerinin üretim kapasitesinin artmasýna karþýn.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I özel fabrikalara yüzmilyarlarca lira aktarýr. Özellikle son yýllarda enflasyon ve girdi fiyat artýþý ile çay fiyatý arasýnda oluþan dengesizlikler nedeniyle ve yaþ çay ürün bedellerinin kamu ve özellikle özel sektörce üreticiye zamanýnda ödenmemesi sonucu üretici yoksullaþmýþ. özel sektör tarafýndan günümüze deðin gerçekleþtirilemez. hem kamu. 2001 yýlý itibari ile özel sektöre yaklaþýk 300. rekabet. % 2'si 11-15 dekar. Günümüzde çaylýk alanlarýn % 65'i Rize. kalitesiz yaþ çay yapraðýnýn alýnmasý ve kaçak kuru çay giriþinin artmasý nedeniyle arz talep dengesizliðinde ortaya çýkan ürün fazlasý ve böylece büyüyen stok hacimleri. 2002 yýlý taban fiyatý ile net 312 TL/kg üzerinden ortalama 1. % 17'si 6-10 dekar. üreticinin yaþ çayý satmasýný güçleþtirmiþtir. uygun fiyat oluþumu gibi amaçlar. % 11'i Artvin.294. Yaþ çay alýmlarý itibariyle Çaykur'un % 65. Çay iþletmeciliðinde ortaya çýkan baþarýsýzlýk. maddesi gereðince. Çay tarýmý bölgede çoðunlukla küçük aile iþletmeciliði þeklinde yapýlmaktadýr. Ana statüsü 20. hem de özel sektör iþletmeciliði bakýmýndan baþarýlý görünmemektedir. % 1'i 16 ve üzeri dekar çaylýk alana sahiptir. mevcut durumdan memnun olan hiçbir kesim kalmamaktadýr.000 ton.12.1-5 dekar. üreticiye düþük yaþ çay geliri olarak yansýmakta. Ýktisadi Devlet Teþekkülü (ÝDT) statüsüne alýnýr. özel kesimin ise % 35 paya sahip olduðu sektör.650 TL'dir. özelleþtirmenin amaçlarý arasýnda sayýlan kaliteli üretim.970 ton olmak üzere toplam 846. halen yürürlükte olan bu statü çerçevesinde faaliyetlerini sürdürmektedir. Ekim alanlarýnýn artýþý. Çay üreticilerinin % 80'i 0.

Yöre insanýmýzýn.Üreticilerimiz ise sadece devletin vereceði yaprak fiyatlarýnýn artýrýlmasýný istemekten baþka bir þey yapmamakta. ancak sorumluluðu hep birlikte paylaþmakla. çay üreticiliðinin artýk ekonomik bir faaliyet olmaktan çýktýðýný göstermektedir. yaklaþýk 180 $'dýr. Bu rakamlar.. Artýk 'günü kurtarma' ve 'günlük yaþam' düþüncesi deðil. her tür masraf dahil kiþi baþý gelir 323. Asým Zihnioðlu'nun sözleriyle bitirelim: "Bugün çay üretimimizde yaþanan gerçek bir yanýlgý ve gerçek bir kaostur. bölge insaný ve ilgililer sorumlulukta paydaþlýk yaratabilirlerse.. Üretici için belli miktarda çay alma ve uzun vadede de olsa ödeme garantisi taþýyan Çaykur'u tamamen özelleþtirilmesini gündeme getiren Hükümet.6 milyon TL. üreticilerimizin umursamazlýðýný ve içinde bulunduklarý tehlikeye göz yummalarýný þaþkýnlýkla izliyorum. Üreticilerimizin ve bundan yararlanan bölge insanýnýn harekete geçerek. sorunlara birlikte sahip çýkmakla yaratýlabilir." Bedri Rahmi Eyüboðlu çaya gönül verenleri unutmaz. sorunlar birer birer kolayca çözülür. sonradan geleceði göremeyenlerce baþarýsýzlýða mahkum edilmeye çalýþýlan "Yeþil Çay Yapraðýndan Demli Çay Bardaðýna" çayýn öyküsünü. Üreticiler. Rize Durup dururken bir bardak çay sundu bize Rize'de çayý kim yetiþtirdi Rize'de 87 . bu çürük gidiþin kendi çýkarlarý için büyük tehlike olduðunu düþünmemektedir. Artýk çaycýlýðýmýzýn devlet desteðine ihtiyacý kalmamalýydý. Büyük zorluklarý aþarak baþarýya ulaþan.. hem günü hem de geleceði kurtarmak için çaba sarf etmenin zamaný gelmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I dýðýmýzda." "Yürekten verilen hizmet yüreklerde iz býrakýr. kendi ürününe ve onun sorunlarýna sahip çýkmasý gerekirdi. maliyeti ancak karþýlayan bir fiyatla üretim yapmak zorunda kalan çay üreticisinin de üretimden çekilmesini dayatmaktadýr. Ýþte özlemim budur. dizeleriyle tarihe taþýr: Bir ilimiz var adý. Bu.

Öyküde de görüleceði gibi.caykur. 1958. "Zihni Derin'le Röportaj". Hadiye. Ankara.birdemet. Asým. Ali Rýza Erten. Unutmayalým: Bir yudum çay keyfi için geçmedi ömürler.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Misisipi'ye karýþan çaylarý öðrettiler bize Rize'de çayý kim buldu Rize'de Kimdi o sessiz sedasýz kumral kumral demlenen mübarek adam Adýný öðretmediler bize Ýþte o güzel adamdan bre þahin aman Bir tane daha. 1983 yýlýnda Asým Zihnioðlu'na verilir. 2003. 3. Ankara. Bir Yeþilin Peþinde. Tübitak Hizmet Ödülü. onun adý da ölümsüzleþtirilir. 4. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasý yayýný. Akyýldýz matbaasý. tek baþýna deðil. Türk Yüksek Ziraat Mühendisleri Birliði Yayýný. Tübitak. 2. gurur dolu bir baþarý öyküsünün kahramanýný taçlandýrýr. bir ideal uðruna ömrünü feda eden Zihni Derin'e 1969 yýlýnda bir "Hizmet Ödülü" vererek.gov. TERZÝ. Tübitak Yayýný. ulusal çýkarlarýmýza uygun bir tarým politikasý bütünlüðü içinde inançlý ve onurlu insanlarca çözüme kavuþturulabilir. çay üretiminin çok önemli sosyal ve ekonomik getirileri vardýr ve çay sektörünü ilgilendiren sorunlar. bir yeþilin peþinde. Zihni Derin. adýný ölümsüzleþtirir. www. Necati. http://tea. 1998.net 88 . Kýrk Yýllýk Meslektaþlarýmýz. Çay Sektör Analizi. TUNCER. Ankara. bir yeþilin peþinde koþan diðer insanlar. ZÝHNÝOÐLU.tr 5. Sizi saygý ve þükranla anýyoruz. KAYNAKÇA 1. Asým Zihnioðlu.

Aydýn Engin ..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I DEVRÝM OTOMOBÝLÝ HÝKAYELERÝ Devrim Otomobili Raporu Ýsmet Özkan 23 inançlý insanýn 129 günlük serüveni..

gösterge panellerinde 'Yað'. birkaç teknik detay ve otomobilin 29 Ekim 1961 günü insanlarla ilk karþýlaþtýðýnda karþýlaþtýðý þaþkýnlýk ve haksýzlýkla ilgili bir kaç cümleyi yeterli görmüþtü. yazdýðý Devrim öyküsünde. mütevazý bir þekilde üç otomobil imal etmiþler ve eleþtirileri hep yüreklerine gömmüþlerdi. Devrim otomobili süspansiyon ve fren grubundan Yüksek Makina Mühendisi Ýsmet Özkan tarafýndan yazýlan 'Devrim Otomobili Raporu'. Devrim'i yapan 23 mühendisden biri ile konuþuldu ve kendisi önerimizi kabul ederek bir yazý yazdý ve bize gönderdi. Sadece ülke otomotiv sanayinin deðil. yaptýklarýný da öne çýkarmadan. o zamanki ismiyle Cer atelyesi bugünkü ismiyle Türkiye Lokomotif ve Motor Sanayi A. Ancak. Devrim otomobilinin de yer almasý gerektiði düþünüldü. hiç hak etmediði bir sonla karþýlaþan Devrim otomobiline ve onu yapan 23 meslektaþýmýza. kendisini yapan mühendisleri ile hatýra fotoðrafý çektirirken üzerine 'Türk Malý' yazan bir þerit yapýþtýrýlmýþ. kitabýn amacýna uygun þekilde. O otomobili yapanlardan birinin yazdýðý öykünün de ayný mütevazýlýkla kaleme alýnmýþ olmasý bizi þaþýrtmadý. büyük bir görev bilinciyle. onu yapanlarýn isimleri. Ýlk talimat alýndýktan sonra tasarýmdan üretime kadar geçen 129 günde ve daha sonrasýnda onu yapanlar. ilk öykü olarak kitaptaki yerini aldý. ayný zamanda Türkiye sanayi tarihinin de çok etkileyici ve önemli bu yapýtaþý ile ilgili birincisi ikincisinin özeti olan iki öyküye neden yer verildiðine gelince….Þ. Ýsmet Özkan. Böylece. tasarýmý da dahil Türk mühendislerince yapýlmýþ üç adetlik prototip üretim de olsa. gecikmiþ bir vefa borcunu bir nebze ödemek mümkün olabilecekti. Bu ilk Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri kitabýnda.nin bir hangarýnda üretilmiþ. öne çýkmadan. 90 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I DEVRÝM OTOMOBÝLÝ ÖYKÜLERÝ ÝLE ÝLGÝLÝ AÇIKLAMA Bu kitapta iki tane Devrim otomobili öyküsü yer almaktadýr. seri üretim koþullarý neler getirir bilinmese de. 'Devir' gibi bugün bile göremediðimiz türkçe kelimeler yazan bu otomobilin hikayesi detaylarýyla yer almalýydý.

Yazarýndan izin alýndý ve derlenerek ikinci öykü olarak bu kitapta yer aldý. Ýkinci öykünün ismi ise Cumhuriyet Gazetesi'nin dört günlük yazý dizisinin baþlýklarýndan oluþturulmuþtur. Eskiþehir TÜLOMSAÞ Fabrikasýndaki Devrim. Evet. Öyküleri beðeneceðinizi umuyoruz. romaný varken Devrimde iki öykülük bir yeri herhalde hak ederdi. 'Devrim Otomobil Raporu' isimli öyküyü kaleme alan Ýsmet Özkan ve Devrim'i üreten diðer meslektaþlarýmýza teþekkürlerimizi sunuyoruz. adýna yaraþýr tarihi ve kimliði ile hala ayakta. O otomobil bugün de hala direnmekte ve görenleri heyecanlandýrmaktadýr.Bir meydan Okumanýn Öyküsü' baþlýklý yazý dizisi bu otomobil ile ilgili olabildiðince ayrýntý içermekte ve bir çok yönüyle olaylarý deðerlendirmekteydi. Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri-I Kitabý Koordinatörü 91 . Aydýn Engin'in Cumhuriyet Gazetesi'nde 28 Aðustos 1994 günü baþlayan ve dört gün süren 'Devrim Direniyor. 1994'teki bu yazý dizisinde Devrim için 33 yýldýr direniyor denilmekteydi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu otomobilden on yýl sonra yabancý lisanslarla üretilmeye baþlanan otomobillerin cilt cilt reklamý.

Cer Daire Bþk. Daire Bþk. Esk. Bu görev için TCDD Ýþletmesinin seçiminde o tarihlerde onarým amacý ile kurulmuþ geniþ ölçüde yedek parça imal eden Ankara Adapazarý Eskiþehir ve Sivas fabrikalarýnda önemli adette teknik personele ilaveten yetiþmiþ iþçiden mühendisine kadar güçlü bir imalat kadrosu bulunmasý büyük rol oynamýþtýr. Mustafa Ersoy. Fab.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I DEVRÝM OTOMOBÝLÝ RAPORU Ýsmet Özkan Makina Yüksek Mühendisi Devrim. Fab. Celal Taner. " " " " " " Orhan Alp.prototip otomobil imalat projesi tarihçesi: Ulaþtýrma Bakanlýðý’nca 16 Haziran 1961 tarihinde bir yazý ile TCDD Ýþletmesi Genel Müdürlüðü’ne bir binek otomobilin geliþtirilmesi ve bir prototip Ýmali görevi verilmiþtir. Nurettin Erguvanlý. Sayýn Emin Bozoðlu. Fab. Mehmet Nöker. Md. TCDD bünyesinde . Yrd. Md. -Proje Yönetim Grubu -Çalýþma Gruplarý oluþturulmuþtur. Cer Daire Bþk. Adap. -TCDD'nin imalat kadrosu: Projenin tahakkuku için aþaðý listede gösterildiði gibi. Yönetim Grubu. Fab.TCDD Genel Müdür Yrd. Hakký Tomsu. 92 . Ank. Md.

TCDD Genel Müd. Yüksek Mühendis Mehmet Nöker Yüksek Mühendis Rýfat Serdaroðlu Yüksek Mühendis Güttekin Sabuncuoðlu Yüksek Mühendis Salih Kayasagun Yüksek Mühendis Þecaattin Sevgen Yüksek Mühendis Kemalettin Vardar Karoseri Grubu: Makina Mühendisi Celal Taner Yüksek Mühendis Faruk Akyol Yüksek Mühendis Samim Özgür Yüksek Mühendis Salih Kaya Saðýn Süspansiyon ve Fren Grubu: Makine Mühendisi Hamit Ýþeri Yüksek Mühendis Ýsmet Özkan Yüksek Mühendis Mustafa Seyrek Elektrik Donaným: Yüksek Mühendis Hasan Dinçer Döküm Ýþleri: Metalurjist Ýsmail Sýdal 93 . TCDD Genel Müd. Müþaviri Necati Teköz. Styling Grubu: Yüksek Mühendis Nurettin Erguvanlý Yüksek Mühendis Özcan Türer Yüksek Mimar Kemal Alagöz Motor Þanzýman Grubu. Müþaviri Çalýþma Gruplarý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I " " Hüseyin Kayoðlu.

el iþçiliðimizle üretilmiþ ve sonuçta dört silindirli. kollarý Eskiþehir Demiryol Fabrikas’ýnda yapýlmýþ ve son montajý ise Ankara Demiryol Fabrikasý'nda tamamlanmýþtýr. STYLING Grubu (Oto tipi Geliþtirme). d) Dört silindirli motorun gövde ve baþlýðý. Yönetim Kurulunun lideri olarak bu listede adý geçen mühendis ve personelin olaðanüstü bir tempo ile. f) Elektrik donanýmý diferansiyel diþlileri. þanzýman motor ve diðer gruplarýn nasýl toparlanýp imal edileceði üzerinde çalýþmýþtýr ve otonun anahatlarý aþaðýdaki gibi belirlenmiþtir: a) Dört ile beþ kiþilik. orta boy tipinde (1000 -1100 kg. Sivas Demiryol Fabrikasý’nda dökülüp Ankara Demiryol Fabrika'sýnda iþlendikten sonra. sonra bu modelden alýnan kalýplarla yapýlmýþ beton bloklara çekilmek ve çekiçle düzeltmek sureti ile tek tek imâl edilmiþtir. karoseri. otonun boyutlarý. anahatlarýný belirledi. ön takýmlar için "Mc Pherson sistemini" ve bu sistem benimsenerek Eskiþehir'de imâl edilmiþtir. e) Süspansiyon grubu. fakat gönül rahatlýðý ile çalýþmasýný saðlamýþtýr. Üç adet prototip imal edildi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Satýnalma ve Maliyet Hesaplama: Yüksek Mühendis Yavuz Yücel Yüksek Mühendis Emin Bozoðlu. Nihayet 1961 Ekim ortalarýnda Devrim otomobil prototiplerinden 94 . direksiyon vitesli bir aile otomobili imal edilmiþtir. b) Motor dört zamanlý ve dört silindir olarak 0-60 beygir gücünde olacak. kardan istavrozlarý. c) Karoser için hazýrlanan (1/10) ölçekli maketlerden seçilen (1/1) ölçekli alçý modeli. motor yataklarý ile cam ve lastik aksam dýþýnda tüm parçalar yerli imal edilmiþtir. Prototip otomobilin. motor kaputu ve benzeri saçlarý.) binek otomobil. böylece "f" de belirtilen parçalar haricinde tüm parçalar.

" cevabýný verdi. Ertesi gün bütün gazeteler sözbirliði etmiþçesine "100 metre gidip bozulan" baþlýðý attýklarý gözlendi. 2. Asýl benzin ikmali müteakip sabah Sýhhiye'de yapýlarak Meclis’e gidilecekti. Ancak 2 noÝu Devrim otomobili ayný gün Hipodromda geçit törenine katýlýyor ve basýnýmýz ne bunu ne de Cemal Paþa'nýn Anýtkabire 1 nolu oto ile gittiðini yazýyordu. 95 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ilki hazýr duruma gelebildi. Büyük bir hoþgörü ile buna uyan Cemal Paþa Anýtkabir'e bu otomobille gitti ve inerken ünlü "Batý kafasýyla otomobili yaptýnýz ama doðu kafasýyla ikmali unuttunuz" sözlerini söyledi. 20. benzin bitti. Eskortu oluþturanlar benzin ikmali konusunda bilgi sahibi olmadýklarý için benzin istasyonuna uðramadan yola devam ettiler. Paþa’dan özür dileyerek 1 numaralý Devrim otomobiline geçmesi rica edildi. Acilen getirilen benzin arabaya konuldu. fakat 100 metre sonra motor durdu. ancak Meclis önüne gelindiðinde durum fark edildi. arabaya konulacaðý sýrada Cemal Paþa Meclis’in önüne gelmiþ ve Anýtkabir'e gitmek üzere 2 numaralý Devrim otomobiline binmiþtir.prototipin son kat boyasý ancak 28 Ekim akþam yapýlýp Ankara'ya sevk edilmek üzere yüklendiði trende boyasýnýn pasta ve cilasý yapýlmýþ ve bu nedenle benzin deposu boþaltýlmýþtýr. 29 Ekim sabahý motosikletli. Yola çýkýldý. oldukça kalabalýk bir trafik ekibinden oluþan eskort eþliðinde Devrim otomobilleri yola çýktý. Yüzyýlýn ekonomik ve toplumsal hayatýna yön veren en önemli etkenlerden biri olan otomobil sanayi yolunu açan bu giriþimi için Cemal Paþa'yý her zaman rahmet ve þükranla anýyoruz. Ankara Demiryol Fabrikasýna indirilmiþtir (mânevra imkaný saðlamak için birkaç litre benzin konulmuþtur). Cemal Paþa'nýn "Ne oluyor?" sorusuna direksiyondaki Yüksek Mühendis Rýfat Serdaroðlu "Paþam. Bir yandan ilk prototipin tecrübesi sürdürülürken bir yandan da 2. Tren sabaha karþý Ankara'ya vasýl olmuþ ve Devrim otomobilleri.

Devrim otomobili imalatý. vagon ve makina üreten dev bir devlet þirketine (Tülomsaþ) dönüþtüðünü görüyoruz. Saygý ve selamlar. Tülomsaþ adýný alan bu þirketin hangarlarýnýn birinde. tamamen orada çalýþan insanlarýn özverisi ile 2 nolu Devrim otomobili korumaya alýnmýþ ve bilahare Tülomsaþ Genel Müdürü Dilaver Zeki Daloðlu'nun emirleri ile tesisin bahçesinde bir "mini müze" yapýlmýþ ve Devrim otomobili bu müzede yýpratýcý iklim þartlarýndan etkilenmeyeceði camekanlý bir bölüme konulmuþtur. müspet bilimlere önem verilerek kýsa zamanda sonuç alýnabileceðinin göstergesi olarak hep çok önemli olacaktýr. 96 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Eskiþehir Demiryol Fabrikalarý ve Devrim Otomobilleri Müzesi Eskiþehir Demiryol tesislerinin hem yurtiçi hem yurtdýþý pazarlara.

Devrimi yapan mühendisler. Kimilerinin izini bulduk. ilk Türk otomobilinin. Belki þu günlerde Devrimler de önce iþçi çýkaracak. çok kalabalýk araç konvoyu ve aceleci polis eskortlarý tarafýndan engellenmeseydi. Dört buçuk ay bile sürmeyen kýsa bir gebelik döneminin ardýndan 29 Ekim 1961 günü doðan ve ayný gün ölen Devrim otomobilinin öyküsünü. TBMM önüne giderken 'Yolda Shell'e uðrar benzin alýrýz' denip benzin istasyonuna giriþ. Bütün bunlar olsaydý belki de bugünlerde ülkemizin yollarý Devrim'lerle dolup taþacaktý. 129 günlük serüveni sonucu 1961'de doðan ve hala direnen bir otomobil: Adý Devrim Aydýn Engin Bu yazý dizisinde. Bu dizi için. Cemal Paþa'nýn caný o anda 'sarý' Devrim yerine 'siyah' Devrim'e binmek istemeseydi.. sonra KDV'si düþürülünce yok sata97 . Bulabildiklerimizin bir bölümü yaz tatili için Ýstanbul ve Ankara dýþýndaydýlar. Dönemin Ulaþtýrma Bakaný Orhan Mersinli’ye görücüye çýktýðýnda emme manifoldu kapakçýðýnýn kapatýlmasý unutulmamýþ olsaydý. Bu yüzden Ankara büromuzdan genç arkadaþýmýz Bülent Sarýoðlu ve Milas muhabirimiz Olcay Akdeniz bize omuz verdiler. tümüyle yerli malý otomobilin öyküsünü anlatacaðýz. Kimilerinin izini bile bulamadýk. ama ulaþmak mümkün olmadý.. Ankara programýný bilseler ve 'Nasýl olsa yalnýzca gösterilecek' diyerek henüz denenmemiþ 'siyah' Devrimi Ankara'ya götürmeselerdi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 23 inançlý insanýn. Devrim otomobillerinin yapýmýna katkýda bulunmuþ 23 kiþilik mühendisler ekibinin. Ankara'da Cemal (Gürsel) Paþa 'ya sunulmaya götürülürken deposuna benzin doldurulsaydý. Olcay Akdeniz arkadaþýmýz. Ne bir telefon numarasý ne bir adres. Didim'de tatil yapan emekli bir mühendisle konuþtuktan sonra yazýsýna þöyle girdi: "Devrim'in þansý yoktu. yaþayan tüm üyelerine ulaþmaya çabaladýk.

otobüs ve traktör "akan " bir otomotiv sanayii. sevimli alaycýlýðý bir yana. ütopyalarýný yitirenler Devrim yapamazlar. Ýsviçre'de. Devrim-3) önemsenmeyebilir. Ütopyasý olmayanlar. Devrim. daha yaþanasý. dünyayý deðiþtirmek. Kuruluþ yýllarýnda "montaj sanayii"nden öteye gidemeyen.." Olcay Akdeniz'in iþlek Türkçesi. 23 "Demiryolcu" nun öyküsünü. ülkenin en önemli istihdam alanlarýndan birini oluþturuyor. daha özgür kýlmaksa eðer. köþeyi kolayca dönebilecekken. inancýný yitirenlerin deðil. ama çocuksu bir giriþim olarak deðerlendirilebilir. Devrim otomobili küçük bir ütopyaydý. Ýnsanlarýn "repo" kuyruklarýnda bekleþtiði. Akarbantlarýndan her gün yüzlerce otomobil. Küçük atölyelerden kocaman fabrikalara kadar uzanan "yan sanayii" ile birlikte Türkiye ekonomisinde artýk "vazgeçilmez "bir yeri var. ülkenin bir güç gösterisi olarak kavrayan 23 yüksek mühendisin. 1 milyon 650 bin lira bütçe ile DDY atölyelerinde üretilen üç prototip otomobil (Devrim1.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I caktý. Biz. Amerika 'da eðitim görmüþ ve "iyi" deðil. 98 . kamyonet. Almanya'da. devrim inançlý adamlarýn iþi. Prototip yapýmýnýn kolaylýðýna karþýlýk. Bugünün gözlükleri ile bakýldýðýnda 1961 yýlýnda. onu daha haklý. banka faizlerinden söz edip döviz kurlarý üstüne sohbet ettiði bugünün Türkiyesi'nde böylesi öykülere ekmek kadar. kamyon. Devrim-2. Ama Devrim'in þansý yoktu!. 1961 Türkiyesi'nde 23 inançlý adamýn öyküsünü anlatmak istiyoruz. Aðýr sanayiye sahip olmanýn temel göstergesi olan "yerli motor üretimi" cesur. seri üretimin sorunlarý üstüne haklý teknik ve ekonomik açýklamalar sýralanabilir.. "Bir yerli otomobil yapýnýz "emrini. Devrim otomobilini 23 inançlý adam yaptý. Devrim'in 1961 Türkiyesi'nde bir þansý olabilir miydi? Galiba hayýr! Bugün Türkiye'de epey büyük bir otomotiv sanayii var. emrin ötesinde bir meydan okuma. Bu dizide bunlarý tartýþacak deðiliz. kollanmak isteyen Türkiye'nin sanayileþme savaþýmýna omuz vermeyi yeðlemiþ 23 mühendisin 129 gününü anlatmak istiyoruz. ama her geçen yýl üretimde yerli parça payýný arttýrarak bugün yüzde 80'lere ulaþan Türk otomotiv sanayii. "çok iyi "yetiþmiþ. minibüs. su kadar gereksinim olduðu kanýsýndayýz..

Adý. hatta bozuk Türkçesini bir yana býrakýrsak bu bir emirdi. "çok gizli" damgalý yazý. Devrim Yaþý bizcileyin olanlara bir anýmsatma. O yüzden her 99 . O yüzden çift aylý. bir motosikletli polis memuru tarafýndan Bakanlýða ulaþtýrýlmýþtý. daha genç kuþaklara ise kýsa bir okuma parçasý." Çetrefil. Yazýda þöyle deniyordu: "Memleketimize has bir binek otomobil motoru imali ve örnek olarak da bir yerli otomobil numunesinin vücut bulmasýný müteakip. 27 Mayýs 1960'ta iktidara el koyan askeri yönetim 22 Nisan 1961 günü 18-1959 sayýlý ve nedense çift aylý. Bir otomobil. Askeri yönetim dönemlerinde ise "Emir demiri keser".Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Toplu iðne bile yapýlamayan bir dönemde bir ülkede motoru dahil her þeyi yerli bir otomobil yapmak için gerekli özgüven ve inanç ile dünyayý deðiþtirmek onu daha yaþanasý daha özgür kýlmak sömürüsüz bir Dünyaya ulaþmak için gerekli özgüven ve inanç arasýnda daðlar yok. Bayram tatili baþlamak üzereydi. diðer memleketlerin en iyi evsaftaki otomobilleriyle mukayesesinin yapýlarak hatalarýnýn da tespiti suretiyle bu otomobilin zamanla tekamül ettirilmesi mevzuunun ivedilikle tetkiki…. "çok gizli'" damgasýný taþýyan bir Baþbakanlýk yazýsýný Ulaþtýrma Bakanlýðý’na iletti.

Cumhuriyet Bayramý töreninin düzenlendiði Hipodrom'a Gürsel. Devrim arabasýyla girdi. çocukluðunda "Al bir Ford. "Devrim'in benzini bitti". Doðu kafasý ile benzin koymayý unuttuk!" Az ötede bekleyen ikinci Devrim otomobili çaðrýldý. Gencecik bir üniversite öðrencisi iken uluslararasý petrol tekellerinin ülkeyi nasýl yaðmaladýðýna iliþkin yayýnlarý heyecanla okudu. kalmasýn borç. Ertesi günkü gazeteler "Devrim yolda kaldý". Ambalaj sanayii bu" diye 100 . Devrimin defteri dürülmüþtü. "Devrim ancak 200 metre yürüdü" baþlýklarýyla çýktýlar. Orada Cumhurbaþkaný Cemal Gürsel siyah Devrim-1 otomobiline bindi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I þeyiyle yerli bir otomobil üretmek gibi bir düþ. Sivas ve Adapazarý DDY fabrikalarý da ayný proje kapsamýnda görevlendirildi. 200 metre kadar gitti ve durdu. kendilerini Eskiþehir'den Ankara'ya taþýyan özel tren katarýndan indirildiler. "Al bir Chrysler. O dönemde böylesi bir projeyi gerçekleþtirebilme olanaðý yalnýzca Devlet Demiryollarýnda vardý. bir "endüstriyel macera" tartýþýlmaksýzýn uygulamaya kondu. Her iki araba da Eskiþehir'e döndüler. Orada unutulmaya ve çürümeye terk edildiler. Devrim daha sonra geçit törenine de katýldý ve 4.5 ay süren bu endüstri macerasý bitti."Al bir Doç (Dodge). O günlerde yeni yeni kurulan otomotiv sanayiine. motorlarý dahil tümüyle yerli iki otomobil (Devrim-1 ve Devrim-2). Devrim. "Bu gerçek aðýr sanayi deðil. "Devrim yürümedi". Gürsel tarihsel(!) sözünü söyledi: "Batý kafasý ile otomobil yaptýk. Gürsel siyah Devrim'den bej Devrim'e geçti ve yola çýktý. Batý kafasý ve Doðu kafasý 29 Ekim 1961 sabahý. Benzin bitmiþti. nikah dairesi para ister" gibisinden çocukça tekerlemeler dinledi. Kalabalýk bir polis eskortuyla TBMM'ye gittiler. DDY'nin Eskiþehir Cer Atölyesi merkez seçildi. Unutuldular da… *** Gazeteci. Ankara. O benzin ikmalini yapmýþtý. ol bir lord".

dediler. bir daha birinci. Yürüyüþlere katýldý. Nedir bu? diye sordu. Aradan 33 uzun yýl geçti. -Anahtarý nerde bunun? Gene omuz silktiler: -Üstündeee!. Birinci vites. Takýldý ve Devrim yürüdü. ambalaj Süleymaniye' diye dalgasýný geçti. Hangarýn kapýlarýný açtýlar. bakýmlý. gazeteci sürücü ile birlikte Eskiþehir Cer Atölyesi'nin uçsuz bucaksýza benzeyen bahçesine çýktý. akü EAS.Bu. dediler. Plakasýnda "Devrim" yazýyordu. Daha ilk çeviriþte motor aldý. Demediler. Birinci vites bulundu. -Ne yapýyor bu burada? -Hiiiç... Niye yürümesin? Aslýnda "Yok caným. Tiyatro oyunlarý yazdý. bu. "Motor Fiat. eski adýyla Cer Atölyesi. Arada bir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I karþý çýktý... Yenilginin acýsýný bölüþtü. Devrim. yeni adýyla Türk Lokomotif ve Motor Sanayii. bu. Türkiye'nin belki de en büyük aðýr sanayi kuruluþu Eskiþehir Cer Atölyesi'nin hangarlarýnda dolaþýrken. -Yani yürüyor mu bu hala? -Elbette. 33 yýl geçmiþ aradan" demeleri gerekiyordu. birþey lazým olunca biniyoruz.. Baþladý tur atmaya.. bir köþede. mitinglerde baðýrdý. ikinci. Ustalar omuz silkti: -Devriiiiim!. ama mahzun bir bej otomobil gördü. sürücünün kusuruydu. (TÜLOMSAÞ)'a yolu düþtü. üçüncü. ikinci. 101 . hazýrlamakta olduðu bir baþka yazý dizisi için Eskiþehir'e. sonra geri. . Ve gazetelerde "Devrim yürümedi. deve. Direksiyondan vitesli araba görmeyeli kim bilir kaç yýl olmuþtu. Vitesleri bulamamak arabanýn deðil. piston Ford. Bir kaç hafta önce. Devrim yolda kaldý" manþetlerini okuduðu 30 Ekim 1961 sabahý kederlendi.

. evet. fotoðraflar çekildi. Devrimle buruk vedalaþma Turlar bitti. Gazeteye döndü ve daktilosunun baþýna oturdu. mutluluktan. koþuyor Devrim. Çalýþýrken titriyor... bir "gülücük" uçuþtu. evet yürüyor. coþkudan elleri titriyor. keyifli bir motor gürültüsüyle koþuyor.. Bir binek otomobili.. Gazeteci (Haydi itiraf etsin) Devrim'i þöyle bir okþadý.. Biraz (33 yýl kadar biraz) yaþlanmýþ. TCDD Genel Müdür Yardýmcýsý Yüksek Mühendis Emin Bozoðlu toplantýyý açtý. Gazetecinin de keyiften. o gergin gülücüklerden biri. Meydan okuyan. ama giriþecekleri zorlu kavganýn sonuçlarýndan ne de olsa ürkenlerin yüzüne konuveren o belli belirsiz. 102 . 33 yýl öncesinden kalma çekiç izleri taþýyan kaportaya dostça bir þaplak attý. "çok gizli" damgalý yazýyý okudu. motoru dahil tümüyle yerli bir binek otomobili üretmekle görevlendirilmiþlerdi. Toplantýya katýlan 23 teknik adamýn yüzünde bir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Yürüyor. *** 16 Haziran 1961 günü Devlet Demiryollarý'nýn 23 mühendisi Ankara'da bir araya geldiler. vedalaþtý. 33 yýldýr unutulduðu hangarýndan çýkmýþ. Ulaþtýrma Bakanlýðý'ndan gelen çift aylý. bir.

hatta çoðunluktaydý. borsada oynamayý beceremez. coþkularý bir yana ittikleri. Parasýnýn hesabýný bilmez.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Sonra tartýþma baþladý. Repo kuyruklarýnda sarsak bir budala gibidir. deðerleri aþýnmýþ bir Ýspanya'da cýlýz atýnýn üstünde dimdik duran bu cýlýz adam. Çoðunun yoktu. bir arabanýn direksiyonuna oturmamýþ mühendisler vardý. jet uçaklarý sivil havacýlýða adým atýyor.. bir kahramandýr. Trenle geldiler. Kahramanlar insandýr. örneðin köþeyi dönemez. Hisse senetlerinin ne iþe yaradýðýný duymamýþtýr bile. Yel deðirmenidir onlar. 23 Donkiþot Ýþbaþýnda Donkiþot. dünyayý kötülüklerden arýndýrmaya ant içmiþtir. 129 gün kaldý Ýlk toplantýdan üç gün sonra. Canavarlara saldýrýr. epey beceriksizdir. O tutkuludur. ABD'de renkli televizyon. gelirken arabalarýný da yanlarýnda getirmeleri istenmiþti.. 19 Haziran 1961 günü TCDD'nin Eskiþehir Cer Atölyesi'nde. Olsun insan yanýlýr. Donkiþot dürüsttür ve tutkuludur. siyah beyaz cihazlarý piyasadan kovup atýyor ve Türkiye'de yerlisi kaliteli olmadýðý için toplu iðne ithal ediliyordu. Dünyayý kötülüklerden arýtma ülküsüne tutkuyla baðlanmýþtýr. Mark alýp dolar satmayý. Otomobil yapmaya gelen ekipte. meslekten olmayana hiç bir þey anlatmayacak terimlerin çarpýþtýðý bir tartýþma. Daha iyi. ne ayak sürür. Karar: "Biz bunu yaparýz arkadaþ!" Yýl 1961'di. 103 . ülkülerini yitirmiþ. Üretim için Eskiþehir Cer atölyesinde bir hangar hazýrlandý. Evet. Teknik adamlarýn duygularý. toplu iðne ithal eden Türkiye'nin 23 mühendisi bir araya geldi. Almanya'da Volkswagen fabrikalarýnýn akarbandýnda bugünün bilgisayarlarýnýn babasý delikli kart tekniði deneniyor. daha yaþanýlasý bir dünya için canavarlara saldýrmaktan ne korkar. Yanýlmýþtýr. Motoru dahil tümüyle yerli bir otomobil yapacaklardý. Çürüyen.. ne geri kalýr.. Otomobili olanlardan.

Hangarýn dýþ duvarýna. Yönetici grubu TCDD Genel Müdür Yardýmcýsý Emin Bozoðlu baþkanlýðýnda. Amerika'yý yeniden keþfetmenin 'tuhaf' coþkusunu duydular. Zürich. Bu grup Celal Taner. Döküm iþlerini metalurjist Ýsmail Sýdal. Motor. Ön takýmlarýn süspansiyonlarýnda "Mc 104 . Toplantý masasýnýn bitiþiðine de bir çay ocaðý konuldu. New York. Rifat Serdaroðlu. satýn alma ve maliyet iþlerini de Yavuz Yücel yüklendiler. Motoru dahil her þeyiyle yerli ilk otomobil Devrim’in temel nitelikleri belli olmaya baþladý: Motor dört zamanlý. Hamdi Tahýllýoðlu ve Salih Kaya Saðýn'dan oluþtu. Dresden. Süspansiyon ve fren grubunda Hamit Ýþeri.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kullaným dýþý kalmýþ dökümhane hangarý önce badana edildi. biçimlendirme) grubunda Nurettin Erguvanlý. Devrim otomobili 29 Ekim Cumhuriyet Bayramý’na yetiþtirilecekti. Sonra zemini kullanýlmayan lokomotiv saclarýyla kaplandý. Gültekin Sabuncuoðlu. Karoseri grubu kalabalýktý. Kemal Vardar yer aldýlar. Elektrik donanýmýnýn sorumluluðunu Hasan Dinçer üstlendi.þanzýman grubunda Mehmet Nöker. Þecaattin Sevgen. Her biri kendi dalýnda uzman. Bir gezer vinç. Faruk Akyol. Bir otomobil doðuyor Ýlkin otomobilin temel özellikleri saptandý. TCDD Fabrikalar Dairesi Baþkaný Orhan Alp. Salih Kaya Saðýn. Samim Özgür. Bilgilerini daha yaratýcý bir alanda kullanmanýn tadýný yaþadýlar. Styling (stil verme. Detroit üniversitelerinde parlak derecelerle eðitimlerini tamamlayýp devlet memuru maaþýna talim etmeyi yeðlemiþ Donkiþotlar kýlý kýrk yardýlar. Ýsmet Özkan. Ankara DDY Fabrikasý müdürü Mehmet Nöker oluþturdular. Eskiþehir Cer Atölyesinin yoksul hangarýnda uzun masanýn çevresinde toplanmýþ tek lükslerinin. Ateþli tartýþmalar oldu. kapýnýn hemen üstüne kocaman bir tabela çakýlmýþtý: 129 gün kaldý. tezgah niyetine birkaç uzun masa. Adapazarý DDY Fabrikasý Müdürü Celal Taner. Eskiþehir DDY Fabrikasý Müdürü Mustafa Ersoy. Özcan Türer ve yüksek mimar Kemal Elagöz vardý. tavþan kaný çayýn tadýný çýkaran mühendisler ilkin iþ bölümü yaptýlar. her biri Berlin. Cer Dairesi Baþkan Yardýmcýsý Nurettin Erguvanlý. bir de toplantý masasý yerleþtirildi. Sonra alt gruplar belirlendi. dört silindirli ve 50-60 beygir gücünde olacaktý. Cer Dairesi Baþkaný Hakký Tomsu. Mustafa Seyrek görev aldýlar.

Cer Atölyesi misafirhanesindeki yataklarýna çekilmeden önce hangarýn kapýsýnýn üstündeki tabelayý deðiþtirdiler: 128 gün kaldý. Bir örnek yeterli. bu Ford'un bilmem ne modeline benzemiþ. bombeli tavaný elde ettik. Yüksek Makina Mühendisi Nurettin Erguvan anlatýyor: 'Daha çizimler sýrasýnda sorun çýkýyordu.Kalýplarýn altýna. Sonra da krikolarla yukarý doðru iterek. Atýyoruz çizimi bir yana. Önce otomobilin bire on ölçeðinde bir maketi yapýldý. Bozoðlu. Bozoðlu artýk yaþamýyor. Ayrýntýlara dalsak bu yazý bitmez. Bu kez de bire bir alçý kalýbý yapýldý. saðlýk 105 . çamurluklar. her biri dýþbükey otomotivcilerin deyiþiyle "bombeli".' Bu ilkel koþullar ve olanaksýzlarda bir yerli otomobil üretmeye çabalayan Donkiþotlar’ýn baþý. Kalýplarý betondan döktük. motor kapaðý (kaput). Bunun ayrýntýlarý üstünde çalýþýldý. Sonunda tümüyle bizim olan bir biçim üretmeyi baþardýk. kapýlar. þaþýlasý örgütleme yetisiyle ekibi ateþliyordu. olaðanüstü enerjisi. Olmadý. 3 ileri 1 geri olmak üzere direksiyondan komuta edilen bir vites düzeni tercih edilmiþti.' Böylece arabanýn biçiminde (design) mutabik kalýndý. Bunun içinse özel kalýplar ve uygun presler gerek. Bir tane daha üretiyoruz. Eskiþehir Fabrikasý’nýn bahçesine.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Phearson" sistemi kullanýlacak. Bir bakýyoruz. Oraya. 50 beygir gücündeki motorun dakikada 3600 devir yapmasý öngörülmüþ. Bundan sonrasýný Yüksek Makina Mühendisi Rýfat Serdaroðlu anlatýyor: 'O zamanlar ne o kapasitede büyük preslerimiz vardý ne de pres kalýplarý üretecek zaman. Otomobilin tavaný. Otomobilin taban sacýný beton kalýbýn üstüne koyup uçlarýndan yere baðladýk. bir biçim veriyoruz. Yüksek Makina Mühendisi Emin Bozoðlu'ydu. Haydi o da çöpe. yere hidrolik krikolar yerleþtirdik. Karoseri ekibi zaten "Sorun çýksa da çözsek" dercesine hýrslý. bu da Opel'i andýrdý. debriyaj diskli.Çok yakýn akrabasý. Ýlk gün böyle geçti. Çiziyoruz. aaaa. Ama dümdüz deðil. bagaj kapaðý… bütün bu bölümler sacdan üretiliyor. frenler hidrolik yapýlacaktý.

bir güzel. Bilime tutkun. Diferansiyeli baðlayacaðýz. Sevgen. O bitirince ben de aksý takacaðým. Kimyagerdi. Bizi þevkle çalýþtýrmasýný bilen bir yöneticiydi. teknolojiye vurgundu. uykusuzluktan kýzarmýþ gözleriyle "zaman"la savaþmaktadýr.' Devrim otomobilinin salt üretiminde deðil. Gülüþmelerle uyandým. Tarihçiydi.' 106 . Kanaldaki arkadaþýmýn iþini bitirmesini bekliyordum. Onun inancý olmasaydý Devrim otomobilinin ne motoru çalýþýrdý ne tekeri dönerdi.' Arkadaþlarý arasýnda adý neredeyse efsaneleþmiþ Emin Bozoðlu'nu bu kez de Rýfat Serdaroðlu'ndan dinliyoruz: 'Bence bugün Türkiye'de otomotiv sektörünün babasý Cemal (Gürsel) Paþa ise. gönül rahatlýðý ile çalýþmalarýný saðlayarak Devrim projesinin baþarýlmasýnda da birinci derecede rol oynadý. motor þanzýman grubundan bir baþka Donkiþot. Gün aðarmýþtý. yönetim grubunun baþý olarak bütün bürokratik engelleri cesaretle aþarak. galiba onun en son akla gelen mesleðiydi. amcasý da Emin Bozoðlu'dur. Bir daha o kadar deliksiz uyuduðumu hatýrlamýyorum.' Yüksek Makina Mühendisi Þecaattin Sevgen. Genelkurmay Genel Sekreterliði'ne kadar yükselmiþ bir subaydý. birkaç saat uyurduk. Geceleri yatak yüzü görmedik. Ama askerlik. Ekim ayý gelmiþ çatmýþ. bir deli adamdý.görevin çok yanlýlýðý ve ivediliði nedeniyle büyük gerilim altýnda çalýþan yirmiyi aþkýn mühendisin kiþisel sorunlarýný bile çözüp. gün deðil saat sayýlýr hale gelinmiþtir. Sosyologdu. Rüyamýzda da ya çalýþan bir motor ya yürüyen bir otomobil görürdük. ona yönelen saldýrýlarýn göðüslenmesinde de bunca yýl býkmadan savaþan Yüksek Mühendis Salih Kaya Saðýn anlatýyor: 'Emin Bozoðlu. Tekerleðin yanýna uzanmýþým. O kadar ki onun saçtýðý coþku ile otomobili Cumhuriyet Bayramý'na yetiþtirebilmek için son haftalarda günde 3-4 saat uyku ile yetinir olduk. Ne iþçiler ne ustalar ne biz mühendisler… Hangardaki uzun masalarýn üstüne kývrýlýr. Ötesini kendi anlatýyor: 'O gün de vakit gece yarýsýný hayli geçmiþti. Makina yüksek mühendisiydi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I eski bakanlarýndan Mete Tan anlatýyor: 'Bozoðlu bir tuhaf.

Devrim otomobilleri için. bütün gece uyumamýþ. Motor ekibinden. Rýfat Serdaroðlu sakinliði ve çelebiliði ile ünlü. bir motor ve otomobil üretmek düþü Eskiþehir Cer Atölyesi’nin "Demiryolcularýný" tutkuyla sarmýþtýr. tekleyen ABD otomotiv sanayiine motoruyla sýzdý. "Ýlk Türk motoru" diyorlar. Kusursuz bir parçaydý. bir makina mühendisi için anlamý çok farklý. meslekten olmayan bizcileyin kiþilerin bile bildiði gerçekler. Çelik kafes yerleþtirildi. otomobilin kalbidir. Hepsi "Arkadaþlar aðladý"dediler. Bu yazý için ulaþabildiðimiz tüm mühendislere sorduk. Ýþçi arkadaþ. Bir demir parçasýný kendi elleriyle sabaha kadar iþleyip filtre üretmiþti. Elimizle demir kalýptan dökülmüþ bir filtre vardý. Bunlar.ama ya Þecaattin Sevgen ya da Rifat Serdaroðlu marþa bastý. Salih Kaya Saðýn bitmez tükenmeze benzeyen 129 günlük aný hazinesinden bir tane daha çekip çýkarýyor: 'Devrim için yað filtresine ihtiyacýmýz vardý."ilk Türk motoru saat gibi çalýþmaya baþladýðý zaman…" Ýlk motor bitmiþti. Mercedes'in bir sürü parçasý yan sanayiye yaptýrýlýr. Nissan. Hiç biri kendisinin aðladýðýný söylemedi. Orada tezgahýn üstünde duruyordu ve marþa basýlma aný gelmiþti. Bizim projede görevli bir iþçi arkadaþa parçayý verdik. Mantýksal sonuç: Eskiþehir atölyesinde ilk Türk motorunun marþýna basýldýðýnda tüm ekip sevinçten aðlamýþtý. Bu gün de o günleri anarken. Seat. 107 . Skoda büyük otomobil kuruluþlarýdýr.Bir de tedbirliliði ile. Sabahleyin filtreyi getirdi. Sonra içlerinden birinde karar kýlýndý. üç ayrý tipte motor yapýldý. Marþa basmadan önce motorun çevresine çelik birtür kafes geçirdi. Ýlk kez üretilen. ama motoru mutlaka DaimlerBenz imparatorluðunda üretilir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Salt Mühendisler deðil. Otomotiv sanayiinin de kilidi.' Bir Motor Üretmenin Coþkusu Motor. Ýlk Türk motoru saat gibi çalýþmaya baþladý. baþka bir örneði olmayan ve ilk sýnavýný verecek olan motor patlayabilirdi ve bu binlerce çelik parçasý fýrlatan bir þarapnelden daha tehlikeliydi. Ýyi anýmsamýyorlar. Ama motorun bir teknik adam. Ama ürettikleri arabada koþan Volkswagen motorodur.

Geç vakit arabalar vagonlara yüklendi. Daha resmi görünsün diye. Kemalettin Vardar'ýn avuçlarýný huni gibi depo kapaðýna tutup. dök 108 . Onu siyaha boyadýk. iki gencecik mühendisin. konvoya eþlik eden motosikletli polislerin zamanýnda uyarýlmamasýyla benzin ikmali yapýlamadan TBMM'nin yolunun tutulmasý. bir kilometre ötedeki Shell istasyonuna gitmeye yetecek kadar bir iki litre benzin konduðu. Üstesinden geliriz. Þecaattin Sevgen anlatýyor: 'Bej arabayý.' Biten benzin mi. Ankara'ya gidiyoruz. Ayrýntýlar çok da önem taþýmýyor. Sonra ikinci araba da tamamlandý. Zaman dolmuþtu 28 Ekim gün batýmýnda çaresiz. Ama 28 Ekim akþamýný hepsi iyi anýmsýyor. iþi býraktýk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Arabalar vagonlara yükleniyor Konuþtuðumuz mühendisler hangarýn duvarýna asýlý tabelaya "1 gün kaldý" yazýlýp yazýlmadýðýndan pek söz etmediler. Biz de günlerden beri ilk kez sabaha kadar uyumak üzere trene bindik. Boþalttýk. Kemalettin Vardar ile Rifat Serdaroðlu'nun bir gazeteyi huni yapmaya çabalamasý. umut mu? Öykünün sonunu ilk baþta anlattýk. "Dök þunu Rifat Geliyor adam. “kraldan fazla kralcý” yüksek bürokratlarýn aceleciliði. Pasta ve cilasý ise Ankara'ya sevk edilmek üzere yüklendiði trende gece yol alýrken yapýldý. Kýsa bir parkurda gidip döndük. Cumhurbaþkaný Gürsel'in siyah arabaya yaklaþmasý. Yað borusunda sýzýntý. Tren katarýndan indirilen. Ankara'ya gidiyoruz…' Salih Kaya Saðýn ayný günleri. Buharlý lokomotiflerle çekilen trende bacadan sýçramasý olasý kývýlcýmlardan ötürü benzin depolarýnýn boþaltýlmasý istendi. bayrama bir hafta kala güç bela yol tecrübesine hazýrlayabilmiþtik. Biz de trene bindik.Önemli deðil. yað pompasýnýn geri dönüþ valf ayarýnda aksama var. saate karþý yarýþýlan o amansýz günleri anlatýyor: 'Siyah renkteki 2 Numaralý Devrim otomobilinin son kat boyasý ancak 28 Ekim akþamý vurulabildi. Ama onu yol tecrübesine almamýza olanak kalmadý. gazete kaðýdýndan huninin ýslanýp hamurlaþývermesi. alelacele bulunan bir bidon benzini depoya boþaltacak huninin unutulmasý. depolarý güvenlik nedeniyle boþaltýlmýþ arabalara.

Günün tüm gazeteleri aðýz birliði etmiþçesine ve galiba Devrim sözcüðüyle bilinçaltý bir hesaplaþmanýn hýnç ve þehvetiyle (Hýnç ve þehvet? Uydu mu bu söz. bir baþka arýzadan yolda kalabilirdi. Gürsel'in aktarma yapmasý. Sorun bu deðil ki. "Benzin bitti paþam" diye yanýtlayýþý. yani Limuzin kalitesinde bir araba da yolda kalabilirdi. sonra da durmasý. Çelebi Serdaroðlu'nun. Serdoðlu'nun çaresizlik içinde benzinden sýrýlsýklam ellerini pantolonuna silip direksiyona oturmasý.siyah Devrim otomobilinin 200 metre gidip. önce bir öksürmesi. "Devrim yolda kaldý". 'Devrim yürümedi'. önce Anýtkabir'e oradan da geçit töreninin yapýlacaðý Hipodrom'a gidiþi. Devrim'e ölüm fermaný Ama 30 Ekim sabahý yayýnlanan gazetelerdeki idam fetvalarý önemli. direksiyonunda yüksek mühendis Þecaattin Sevgen'in oturduðu bej renkli Devrim1'in Ankara caddelerini. alkýþ ve gözyaþlarý arasýnda aþýp.. "Devrim200 metre gidebildi". geçit törenine katýlmasý…Hayýr.. 129 gün önce tohumu çatlayan Devrim. Hayýr. Ýngiltere Kraliçesi'nin limuzini yolda kalmýþ.' Þecaattin Sevgen farklý bir karamsarlýðý dile getiriyor: O günlerde ‘basýnýn ne denli büyük bir güç olduðunu kavramýþtým ve aralarýnda gerçekleri sabýrla araþtýran ve uzun vadeli çýkarlarý 109 . hýnç ve þehvetiyle) hemen hemen ayný baþlýklarý attýlar. Evet. benzinin depo yerine yere boþalmasý. bu ayrýntýlar hiç önemli deðil. her zaman sakin. Cemal Gürsel'in "Ne oldu?" sorusunu. sanki kendisine saat sorulmuþ gibi. buraya? Tabii uydu. denenmemiþ bir Devrim de. Üstelik benzin bittiði için deðil. Nurettin Erguvanlý. Þecaatin Sevgen ve Mehmet Nöker'in o arada benzin ikmali yapmayý becerdikleri. bu ayrýntýlar da hiç önemli deðil. Bu olay normal bir þeydir. bej Devrim'i çabucak siyah Devrim'in yanýna çekmeleri.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I þunu" deyiþi.Rifat Serdaroðlu anlatýyor: 'Basýn olayý bu kadar olumsuz iþlemeseydi çok daha farklý sonuçlar alýnabilirdi. O günlerde gazetelerde bir de fotoðraf yayýnlanmýþtý. Ortalýk da birbirine girmiyor.. 29 Ekim 1961 günü doðdu ve o gün öldü. Lordlar arkadan itiyorlar.

Özel sektör otomotiv sanayiinde bir hamleye hazýrlanýyordu. bunlar için çeþitli tip ve güçlerde 7 motor üretilmiþti. Bunlar dikkate bile alýnmadý. "Bir þeyler" söylemeden "bir þeyler" söylüyor. hayýr.Biz seri üretime uygun bir otomobil yapmadýk. yürümedi" noktasýnda yoðunlaþmadý. Ama ilginç bir rastlantý deðil mi söylediðim?' 'Evet efendim. O dönemde bir ithal otomobil 50 bin liraya satýlýrken. eksikleri geliþtirilemez. Oysa 1 milyon 600 bin liraya üç prototip otomobil yapýlmýþtý. uzun yýllar öncesinde kalmýþ o günleri anlatýrken. ýsrar etmedik. Bürokrasi çarkýný iyi tanýyan bir teknokratýn zengin deneyimine saygý duyduk. tezgahlar kurulmuþtu. Binlerce ve binlerce motor ithal edilecekti Türkiye'ye. Bir kaç yýl sonra bir sürü üretim kusuruyla sokaklarýmýzý dolduracak yerli (!) arabalarýn hazýrlýðý yapýlýyordu. savunulmasýnýn da yorulmaz militanlarýndan Salih Kaya Saðýn anlatýyor: 'Haber. gerçekten ilginç bir rastlantý" dememize fýrsat býrakmadan konuyu deðiþtirdi. Tümüyle yerli bir motor üretimi de o günlerde gerçekleþince…' 'Yani efendim. Ford. Devrim için yerli motor üretimi engellendi mi diyorsunuz ?' 'Hayýr. "Milletin parasý har vurup harman savruldu" çýðlýklarý atýldý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gözetenlerin pek ender bulunduðu kanýsýna varmýþtým. Þayet ilk imalat sorunsuz olursa bu daha kötü olur. Fiat motorlarý filan. Özel kalýplar hazýrlanmýþ. Devrim otomobillerinin üretimi için "tahsis" edilen 1 milyon 600 bin lira da dile düþtü. yorum ve fýkralarda harcanan bunca paranýn boþa gittiðin110 . Devrim'in üretiminin de. Dudaklarýn da kederli bir gülümseme: 'Heyecanlý günlerdi.' At neslinin ýslahý saðlandý mý? Devrim otomobiline yönelen saldýrýlar salt "Yürüdü. kýrk yýllýk devlet memurluðunun deneyimi ile sözcükleri tartarak konuþuyor. Böyle bir þey söylemedim ben. Yüksek Mühendis Nurettin Erguvanlý. Bir prototip yaptýk biz. Ýþte bu anlaþýlamadý.

Bunun onuru bize yeter. Toplu iðnenin bile ithal edildiði bir ülkede bir meydan okumaydý. Hala merak ederim. yýllarca omuza omuza ter döktüðü demiryolcu arkadaþlarýyla. Mustafa Ersoy. Silifke'deydi. Engellenmesiyle ilgili ayrýntýlara girmek istemiyorum. örneðin kýrk yýllýk "kavga arkadaþý" Mehmet Nöker'le birlikte emekliliðin tadýný çýkarmaya çalýþan Rifat Serdaroðlu anlatýyor: 'Bir otomobil fabrikasý kurulmadan ve yardýmcý sanayi tam oluþ111 . Ama þunu vurgulamak istiyorum. Oysa ayný yýl orduda süvari birlikleri kaldýrýldýðý halde Tarým Bakanlýðý bütçesine "At neslinin ýslahý" için konmuþ bulunan 25 milyon lira ödenekten ve sonucundan kimse söz etmiyordu. Þecaattin Sevgen. Genel Kurmay Genel Sekreterliði’nden gelip DDY genel müdür yardýmcýlýðýný üstlenmiþ Emin Bozoðlu gibi adlarý Devlet Demiryollarý ile özdeþleþmiþ Salih Kaya Saðýn. Ýçlerinde iki kez THY genel müdürlüðü yapmýþ Nurettin Erguvanlý gibi. Rifat Serdaroðlu. Mustafa Seyrek. Devrim projesi baþarýya ulaþmýþ ve kendini kanýtlamýþtýr. Baþta da söyledik. bu gözü kara "endüstri serüvenini" pek ilginç deðerlendiriyorlar. Mehmet Nöker. bu ülkenin servetler harcayarak yetiþtirdiði mühendislerinin en zorlu teknik sorunlarýn üstesinden gelebileceðini kanýtladýk. bu ülkenin yetiþmiþ elemanlarýnýn. Biz. Bize 1 milyon 600 bin lira tahsis edilmiþti.) Sesi titriyordu: 'Bu bir meydan okumaydý Aydýn Bey. Celal Taner. Ancak telefonla ulaþabildik. Çoðu yüksek makina mühendisi olan ya meslek yaþamlarýnda devletin en üst düzeylerine yükselmiþ çoðu çok önemli sorumluluklar yüklenmiþ yurtsever teknokratlar. at neslinde o günden bu yana bir geliþme saðlanmýþ mýdýr?' Devrim bir meydan okumaydý Fark etmiþsinizdir. Ecevit hükümetlerinden birinde Sanayi Bakanlýðý yapmýþ Orhan Alp gibi. baþtan beri kendi kiþisel yargýlarýmýzý bir yana býrakýp. Hamdi Tahýllýoðlu gibi kamu ya da özel sektörde baþarýlar kazanmýþ uzmanlar 33 yýl sonra Devrim'i. Devrim otomobili üreten mühendislerden ulaþabildiklerimizin tanýklýklarýna baþvurmaya özen gösterdik.' Didim'de alçak gönüllü bir tatil sitesinde.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I den dem vuruyorlardý. Mustafa Seyrek 33 yýl öncesine bakarken telefonda (uzakta. Hakký Tomsu.

Biz sadece istenirse ve zorlanýrsa Türkiye'de otomobil yapýlabileceðini ve hatta bu yolda çok geç kalýndýðýný göstermiþ olduk. ruhsat ve plaka için baþvuruldu. Otomobilin motorunu yapýp çalýþtýrdýðýmýz gün. Olanaksýz bir sürede motor yapýlsýn ve bu küçümsensin.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I madan seri halde otomobil üretimi yapýlmayacaðýný herkes bilir. "Menþe þehadetnamesi olmadýðýndan ruhsat verilmesine imkan bulunmadýðý tespit edilmiþ olup. Ruhsat ve plaka. yani nüfus kaðýdý yoktu.Cemal Gürsel'le birlikte görmeye gelen bir Bakan. Devrim otomobilinin "menþe þehadetnamesi". Parçalarý alçý kalýplarýyla hazýrladýk. bilgi edinilmesi…. Jaguar. Teknik olarak bu gülünç bulunabilir.Ama iktisadi olur mu? diye soruyordu. Pres makinalarýmýz. Kendi özel otomobillerimizi söküp parçalarýný inceledik. Türkiye'de otomobil ve motor yapýlacaðýna kimse inanmýyordu. nesebi gayri sahih (ana babasý bilinmeyen) arabalara deðil…Geçelim .yurdunu savunurcasýna konuþuyor: 'Bu proje Türkiye'nin otomobil tipinin geliþtirilmesiydi."Motor yapýldý. baþka bir çok teknik gerecimiz yoktu. Ama asýl gülünç olan Türkiye'de bir otomobilin. Opel filan damgasý olan arabalara verilir. yani "23 deli" tarafýndan yoktan var edilmiþti. Devrim otomobilleri için Eskiþehir il trafik müdürlüðüne birkaç kez tescil. Ýþte bunu anlayamadýlar. 112 . Biz kendi Amerika'mýzý keþfettik ama ürettiðimiz otomobile ruhsat bile alamadýk…" Salih Kaya Saðýn doðru söylüyor. Otomobili yaptýk. Amerika'yý yeniden keþfediyorduk sanki. motoruyla birlikte bir otomobilin yapýlacaðýna inanmamak deðil mi? Sýfýrdan baþladýk. Çalýþýyor da. Devrim gibi ne idüðü belirsiz. Emin Bozoðlu ve arkadaþlarý. Eskiþehir Ýl Trafik Müdürlüðü yerden göðe haklýydý. Bir ülke düþünün ki "Motor yapýlamaz" densin. Zaten asýl hedef de buydu. Mazda.' Salih Kaya Saðýn çocuðunu."diye baþlayan resmi yazýlarla yanýt geldi. nüfus kaðýdýnda Ford. Renault. Fiat. Bu otomobil yürüdü ve hala yürüyor. Bizim görevimiz bunu kanýtlamaktý.

kimi dalgasýný geçti. Ardýndan Salih Kaya Saðýn'a sorduk. Bunu da geçelim. Ama Erbakan'ý anýmsadýlar. Erbakan siyasi yarar saðlayacaksa sinekten bile yað çýkarýr. Hürriyet gazetesi 28 Temmuz günü iç sayfalarýndan birinde þöyle yazdý: "Dizayný eski olmasýna raðmen TOFAÞ'ýn ürettiði otomobiller Çin'de 113 . O zamanlar Gümüþ Motor adlý bir fabrikanýn sahibi mi. iþimize yarayacak bir katkýlarý olur mu" dedik. Ama bu dizide bir siyasal ya da sosyal devrimden deðil. yöneticisi mi neydi ? Biz de motor üstüne çalýþýyoruz ya. Yýllar ve yýllar sonra bir gazeteci. "Haa. Genç arkadaþlarýmýzý yanýtladýk: Erbakan'ýn Devrim otomobiliyle iliþkisinin bir "asparagas" olduðunu dilimizin döndüðünce anlattýk. aðabey?" diye sordular. Devrim daha onlar doðmadan doðmuþ ve ölmüþtü. Anlaþýlan bir gazetecinin (!) "asparagas" haberini tekzip etmeyiþinin ardýnda da Hoca’nýn sinek yaðý meraký var. Baþlýkta kullandýðýmýz "baðýmsýzlýk" kavramýný da salt bu çerçevede kullanýyoruz. Serdaroðlu daha sakin açýkladý: 'Erbakan da nereden çýktý? Erbakan'ýn Devrim projesi ile tek iliþkisi bir olumsuzluktan ibaret. Bizim ihtiyaçlarýmýzý yanýtlayacak hiçbir olanaklarý olmadýðýný söylediler. Biz bu diziyi hazýrlarken genç arkadaþlarýmýzýn bir bölümü Devrim otomobilini anýmsamadý bile. 'Devrim otomobili'nden söz ediyoruz.. güldü. bir de Erbakan Hoca öyküsü var. Devrim otomobili projesini Erbakan 'a yamamaya kalkýþtý. Hepsi bu. Eðer o "bayat yaveler" den söz etmek isteseydik buruþan suratlar umurumuzda olmazdý. "Amaaaan gene o bayat yaveler" diyecekler. Gittik. meslek gereði Erbakan Hoca'yý iyi kötü tanýyoruz. Yani "surat buruþturanlar" bile okumaya devam edebilirler. Mustafa Seyrek'e sorduk. ihtiyaçlarýmýzý anlattýk. "Gidip bakalým þu Gümüþ Motor'a. þu Erbakan'ýn yaptýðý araba deðil mi. Baðýmsýzlýk ve Devrim Þimdi kimileri yazýnýn bu baþlýðýna bakýp suratlarýný buruþturacaklar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Necmettin Erbakan nereden çýktý? Ah evet. Biz de zaten açýlmamýþ olan Erbakan. Rifat Serdaroglu'na sorduk. Önce kimi gazetelerin sayfalarýna yansýyan bir haberi aktaralým. daha doðrusu Gümüþ Motor defterini kapattýk. Kimi öfkeyle.

Hyundailer. Buralarda dolaþmayýn' þeklinde bir uyarý aldý. Doðan türü "kuþlar"ýn uçtuðunu gören var mý? Acaba Þili ve Arjantin pazarýna Kia ya da Hyundai ihraç etmek isteyen Güney Kore firmalarýna "Buralarda dolaþmayýn bakayým'' diyen. piyasada "ege- 114 . Acaba Fiat (ya da Ford ya da Opel ya da Renault filan) kime ve hangi koþullarda "Buralarda dolaþmayýn bakayým" diye buyurabilir? Kore'de uçan kuþ gördünüz mü? Bir üst paragraftaki sorunun yanýtýný en iyisi Devrim'i yaratanlar versin. Salih Kaya Saðýn'a kulak verelim: 'Bizim görevimiz teknik bir sorunu çözmekti. (Ancak) Þili ve Arjantin'den gelen teklifi Fiat'a ileten TOFAÞ. Ford ve Opel gibi dünya devlerine karþý büyük baþarý saðladý. Bugün Türkiye'nin otomotiv sanayinin de içine düþtüðü kýsýr döngünün kilidi de buradadýr zaten. dünyanýn her ülkesinden ihracat teklifleri gelmeye baþladý. Devrim'den sonra Türk mühendislerinin tasarým olarak otomobil üretimine etkin bir katkýsý olmadý. cazip fiyatlarla pazara çýkan TOFAÞ'a. ancak TOFAÞ. Þili ve Arjantin gibi ülkelerden otomobil satýn almak için teklifler yaðýyor. Ýhracatý zorlamak için. büyük rol oynadý. Çözdük. Kartal. daha doðrusu diyebilen oldu mu? Nedir þu anda Türk otomotiv sanayiinin teknik düzeyi? 1965'te özel sektörce üretilen ilk otomobilden (Anadol) bu yana.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Toyota. ihracatta adým adým ilerlediklerini söylediler. Peki Güney Kore sokaklarýnda hiç Serçe. Fiat'ý ihracat için ikna ettiklerini belirten TOFAÞ yetkilileri. Her þey bizim yaptýðýmýzla kaldý. Ortadoðu. Örneðin Güney Kore Avrupa'dan aldýðý otomobillerde özgün deðiþiklikler yaparak kendi otomobil "tipi"ni geliþtirdi ve þimdi bir çok ülkeye ihracat yapýyor. Mazda. Saðýn'ýn deðerlendirmesi önemli. Rus Cumhuriyetleri. Ýlkin. Fiat'tan "Buralar bizim pazarýmýz. Romanya. Makedonya. lisans anlaþmasý nedeniyle baðlý olduðu Fiat'ýn izniyle ihracât yapabiliyor. Þahin. TOFAÞ'a Çin pazarýnýn kapýlarýnýn açýlmasýnda ucuz fiyatlar. Bugün "kendi" otomobil sanayii olan Türkiye'nin sokaklarýnda Güney Kore arabalarý. Kuzey Afrika. Kia'lar cirit atýyor. Ama daha sonraki yýllarda mühendislik alanýnda özgün bir þey geliþtirilmedi.

1984-1985 yýllarýnda böyle bir projeyi gerçekleþtirme yolunun ciddiyetle araþtýrýlmasý gerektiði kanýsýndaydým. Fiat'ýn bizde kuþ adlarýyla anýlan 131 modelleri. yerli üretime hazýrlanan Toyoto'yý. Türk otomotiv sanayiinin özel sektördeki "babasý" sayýlýr. Taunus'un. Böylesi stratejilerin sonucudur ki 5 Nisan 1994'teki Ekonomik Önlemler Paketi'nin ardýndan da Türk otomotiv sanayii bunalýma girdi. Frankfurt yakýnlarýnda daðlýk bir bölgenin adýdýr). Sonra ne olmuþ ya piyasa doyduðu için ya da piyasa tutmadýðý için üretimden çekilmiþ modellere? Bernard Nahum. Hepsi bu. Reanault'nun Renault 12 serisi gibi. Renault'un Renault 9 ve Renault 11 serisi gibi. Artýk ABD ve Avrupa piyasalarýndan çekildiði için kalýplarý ucuza gelecek bir otomobil. Fiat'ýn Tempra'sý.ince ve masraflý düzenlemelere gidilmiþ. pazarlama teknikleri gereði olsa gerek. kalýplar için milyonlar (Dolar tabii) harcanmýþ. pazar doyuncaya kadar üretilmiþler. (Taunus. Peki sonra ne olmuþ bu modeller ? Öyle ya üretimleri için onca yatýrým yapýlmýþ. Kepenkleri indirdi ve KDV'den pay dilenmeye baþladý. Cortina ile Taunus ayný tür otomobil olduðundan…" Modasý geçen otomobil ucuzdur Anlaþýlacaðý gibi Taunus ile Cortina ayný otomobil. Yok eðer model tutmadýysa fazla diretilmeyip pazardan çekilmiþler. Doðrudur da. Vehbi Koç'la birlikte. ABD'de Cortina olarak satýlan araba. ayrýca Opel'i katýn. Ford'un. Ama mahalle kahvelerinin sade suya tirit soh- 115 . Hemen hepsi 1960'larýn motor teknolojisi ile donanmýþ arabalar. Bunlara Ford kaynaklý Taunus'u. Biraz kendine gelir gibi oldu. preslerde onlara uygun.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I men" olarak iki marka var: Fiat ve Renault. Avrupa pazarýnda Taunus adýyla satýþa sunuldu. Toyota'nýn Corolla'sý. Modeller Avrupa ve ABD pazarlarýna epey önce çýkarýlmýþ. tezgahlarda. Ýþte bu safkan iþ adamýnýn anýlarýndan þu paragrafý birlikte okuyalým: "…Ben Ford'un 1982 yýlýnda imalattan kaldýrmayý planladýðý Cortina marka (modeli demek istiyor) otomobilin kalýplarýný ucuz bir fiyata alarak. Taunus otomobili Türkiye yollarýnda "En iyi yerli" sloganýyla iþte böyle bir "mali strateji" sonucu koþmaya baþladý. Payý aldý. Almanya'da.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I betlerinde dahi. ya da zaten piyasalarda tutmadýðý için üretimden kaldýrdýðý modellerle mi? Bunlarý alacak enayileri. Rüsselsheim'deki (Opel) patronlar. motor türleriyle. geliþtirme ve özgünlük. Devrim'in bir baþka üreticisi. yani hiç bir zaman. Türkiye özgün modeller üretemedi ve dünya otomobil pazarýndan pay kapamadý. Fabrikalar daima montaja dayalý büyük arabaya gitti. Türkiye pazarý týkanma noktasýna doðru hýzla ilerliyor. Ama ondan sonra ne olacaðý hiç düþünülmemiþti. kendi koþullarýna uygun otomobil geliþtiremedi. Mola 116 . Osaka'daki (Toyota). Otomobil imalatý budur. kim. ana üretici firmalara býrakýldýðý için daha fazla kar getiren büyük arabalar yeðleniyor. ister istemez ihracatta. Benzin alanýnda büyük kayýplar var. Fiyat. Ama hangi modellerle? Eloðlunun ya sonuna kadar pazarlayýp piyasalarý doyurduðu. Ortaya özgün bir ürün koyduk. kalitesi yüksek ve tasarýmý özgün araç üretmektir. Günlerdir otomobil markalarýyla. Ama karar.” Türkiye'ye özgü otomobil yapýlmadý Ama Türkiye bunu yapacak halde deðil. küçük arabaya ihtiyaç var. nerede bulacak ? Bulunsa bile bu ancak fiyat dampingleri ile olanaklý. Þecaattin Sevgen konuþuyor: 'Biz çalýþan. O zaman da Torino'daki (Fiat). "Motoru þuraya yada buraya koyalým" dan öteye gitmedi teknik yaratýcýlýk. hepsi çekik gözlü Çin kýzlarý gibi oldular. Benim en büyük hüsraným. baðýmsýz bir otomobil üretememesidir… --------------------------------------------------------------Gazeteci daktilosunun baþýndan kalktý. benzin tüketimiyle uðraþmýþtý. Dünyanýn en beðenilen arabalarýna bakýn. Türkiye o gün bugündür. Aradýðýný bulamayýnca kolayca burun kývýrýyor. Sürekli deðiþiklik. Türk otomotiv sanayiinin geleceði. Çünkü bu alanla ilgili insan gücü yetiþtiremedi. Otomobil deyince bugün herkes deðiþiklik arýyor. kalite ve özgünlük arýyor. bu "kendine geliþ"in geçiciliði konuþuluyor.Türkiye'nin kendi öz kaynaklarýný harekete geçirerek kendi koþullarýna uygun. Dünya piyasasý otomotiv devlerinin dað gibi yýðýlmýþ stoklarýný alýrken iyiden iyiye þýmarýk davranabiliyor. yürüyen Türk tipi otomobili araþtýrdýk. Bugün Türkiye'de az benzin yakan. Detroit'teki (Ford). "Çekin ayaðýnýzý bu pazarlardan bakayým" deyince ne olacak? Otomobil ihraç etmenin tek yolu fiyatý ucuz.

genç gazeteci arkadaþlarý konuþmuþtu.. Devrim'i yaratan 23 delikanlýdan hayatta kalanlar.. yoksulluk. Türkiye'ye onur kazandýran. Hep birlikte 1994 yýlý Türkiye'sine Devrim'i anlatmak. ayrýlmadan önce tezgahlarýný temizleyip öpen) iþçilerini. ustalarýný düþündü. nedense bir marþ: Çýktýk açýk alýnla / On yýlda her savaþtan. Gazetenin bahçesinde turlamaya baþladý. Devrim orada. Avrupa'da. Kimiyle yüz yüze konuþmuþtu. gerilik çemberini kýrmak için silkinmesini bilmiþ bir halkýn özgüvenini anlatan bir marþ…. 117 . bir meydan okumanýn öyküsünü anlatmayý denemiþlerdi. Gazeteci Cumhuriyet'in görmüþ geçirmiþ bahçesinde.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I verdi. bozkýrýn göbeðinde. marþýna basýnca gürleyiveren Devrim'i anýmsadý. Devrim sözcüðünü duyar duymaz canlanýveriyorlar. Kendine iç pazardan baþka piyasa bulamadýðý için bir ekonomik bunalýmda kepenkleri indiriveren otomobil fabrikalarýnýn iþten çýkarýlýp köylerine yollanan ( Ah evet. Eskiþehir'de 33 yýldýr direniyor. anýmsatmak istemiþlerdi. Kimine telefonla ulaþabilmiþti. Sonra orada.diye baþlayan. volta atarcasýna dolandý. ABD'de modasý çoktan geçmiþ ama Ýstanbul sokaklarýnda hala koþan "yerli" arabalarda kurþunsuz benzin kullanýlamadýðý için atýk borularýndan (egzoz) fýþkýran zehirli gazlarla aþýrý kirlenen kentin havasýný soludu. ama sürücüsünü bulunca canlanýveren. Dudaklarýnda. Kimileriyle. Eskiþehir Cer Atölyesi'nin bir hangarýnda bekleyen.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 118 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I TÜRKÝYE'NÝN YAÞADIÐI HIZLI KENTLEÞMENÝN ÖYKÜSÜNÜ KURMANIN SEÇENEKLERÝNDEN BÝRÝ Ýlhan Tekeli .

bu öykü üzerinde düþünmek Türkiye'nin bugünkü durumunu anlamak bakýmýndan çok önemlidir. iki misli hýzlý olarak yaþamýþtýr. Gerçi Cumhuriyet ilan edilirken Ankara'nýn Baþkent seçilmesi üzerine Ankara nüfusu yýlda yüzde 6'lýk bir hýzla büyümüþtü. ama bu dönüþümün Türkiye'de yaþanan biçiminin. Türkiye'nin bu dönüþümü 1948 yýlýndan itibaren yaþamaya baþladýðý kabul edilirse. Önümüzdeki on yýl içinde bu sürecin sonuna daha çok yaklaþýlmýþ olunacaktýr. Hem sanayiin geliþmesi. Türkiye bu dönüþümü. Kentleþme sözcüðünü çok kullanmamýza karþýn. Kuþkusuz bu dönüþüm öyküsünü tanýmak. Avrupa deneyimine göre üstün olduðu yönler olduðu da söylenebilir. anlatý seçeneklerini geliþtirdiðimizi söylemek zordur. beklenebileceði gibi. II.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Eðer insanlýðýn yaþamýnda binlerce yýl önce yaþanan neolitik devrim bir yana býrakýlýrsa. Oysa Türkiye kapital birikimi bakýmýndan. hem de kentlerin yapýlaþmasýnýn saðlanmasý hýzlý bir kapital birikimini gerektirmektedir. Genellikle yapýldýðý üzere. Cumhuriyet bir tek kentteki bu hýzlý büyümenin sorunlarýyla baþa çýkmakta önemli sorunlarla karþýlaþmýþtý. bizim yaþadýðýmýz kentleþme öyküsünü kurmak konusuna yeterince düþündüðümüzü. bu deneyimi ilk kez yaþayan ülkelere göre çok dezavantajlý konumdadýr. Bu öyküyü anlatmaya. önemli sorunlar yaratmýþtýr. Yaþanan bu dönüþümün baþarýlý olabilmesi için. Dünya Savaþý’ndan çýkmýþ. Ülkenin 120 . bu sorunun ne zaman farkýna vardýðý ve bu konudaki kavrayýþýný o Türkiye'nin yaþadýðý zamanki donanýmýnýn nasýl belirlediði üzerinde durarak baþlayalým. bu dönüþümü yaþayan ülkelerin sanayilerini hýzla büyütmeleri ve kentlerinin yapýlaþmasýný yaþam kalitesini artýracak biçimde gerçekleþtirmeleri gerekmektedir. Örneðin Türkiye'de bu dönüþüm sýrasýnda Avrupa'daki kadar yüksek toplumsal gerilimler yaþanmamýþtýr. denilebilir ki bir toplumun yaþamýnda görebileceði en köklü dönüþüm sanayi devrimi sonrasýnda yaþadýðý kentleþmedir. çok partili bir siyasal yaþama girmeye çalýþan Türkiye hýzlý bir kentleþme beklentisi içinde deðildir. günümüze kadar geçen elli beþ yýlda büyük ölçüde kentleþmesini tamamladýðý düþünülebilir. Dünya'da sanayi devrimini gerçekleþtirmiþ. dolayýsýyla kentleþmeyi ilk kez yaþamýþ Avrupa ülkelerine göre. Böyle hýzla ve az kaynakla yaþanan bu dönüþüm.

Ýlgili üniversitelerin programlarýna þehircilik dersleri konmuþtu. Çýkartýlan Belediyeler ve Umumi Hýfssýsýhha Kanunlarýyla kent planlamasý yapýlmasý zorunlu hale getirilmiþti. Belediyelere plan yapmalarýna yardýmcý olacak merkezi planlama ofisleri kurulmuþtu.Dünya Savaþý öncesindeki temel politikasý nüfusun kýrda tutulmasý ve kentleþmenin önlenmesi yönündeydi. köyde yaþayan iþçi kategorileri yaratýlmaya çalýþýlmýþtý. Kentlerin dokusunu çok ayrýntýlý bir biçimde adeta bir yönetmelik düzeyinde belirleyen bir yapý ve yollar kanunu benimsenmiþti. Cumhuriyetin bu ilk yýllarýnda kent planlamasýnýn artýk bir harita mühendisliði pratiði olarak görülmesi terk edilmiþ. Bu nedenle en açýk örnekleri. kent planlamasý mimarlýk hünerleri arasýnda görülmeye baþlamýþtý. Gerçi Cumhuriyet daha ilk yýllarýnda kent planlamasý konusunda önemli adýmlar atmýþtý. 121 . Yani hýzlý kentleþme süreci iþlemeye baþladýðýnda Türkiye bir kentin büyümesinin ve kentte yapýlan bir yapýnýn hangi koþullarda meþru kabul edildiði konusunda koyu bir modernist meþruiyet çerçevesi oluþturmuþ bulunuyordu. Yani Türkiye'nin yöneticileri ve elitleri. Kentlerde bina yapabilme yetkileri sadece mimar ve mühendislere inhisar edilmiþti. Bu durumda Türkiye hýzlý kentleþme olgusuyla karþýlaþtýðýnda Türkiye’nin aydýnlarý bu olguyla iliþki kurmak konusunda hazýrlýksýzdý. Hatta bu kadronun bir kýsmý uluslararasý yarýþmalarý kazanacak düzeyde yetiþmiþlerdi. bu olgunun kaçýnýlmaz bir zorunluluk olduðunun bilincinde olmadan ve düþünce olarak ona karþý bir vaziyet içindeyken karþýlaþmýþlardýr. Zonguldak kömür madenlerinde ve Karabük Demir ve Çelik iþletmelerinde görüldüðü biçimde. Türkiye çalýþan nüfusun iþçileþmesini ve kentleþmesini tehlikeli buluyor ve sosyal rahatsýzlýklarýn kaynaðý olarak görüyordu. Kent planlamasýnda uzmanlaþmýþ bir mimarlar grubu yetiþmiþti. yaþanacak hýzlý kentleþme olgusuyla. Zaten Türkiye'nin II. Cumhuriyetin Ankara'yý Baþkent olarak ilaný ve köktenci bir modernite projesini uygulamadaki kararlýlýðý kent planlamasýna siyasal gündemde önemli bir yer kazandýrmýþtý. Hýzla sanayileþmeyen bir ülkede bu hýzdaki bir kentleþmenin olabileceðini de o zamana kadar yaþanan dünya deneyimi de göstermiyordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I tüm kentlerinin bu hýzla büyümesini hiç beklemiyordu.

Devletin bu seçeneði gerçekleþtirecek bir kaynaðý yoktur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Cumhuriyetin ilk yýllarýnda kentsel planlama konusunda oluþturduðu bu kapasiteler ve zihniyet çerçeveleriyle karþýlaþýlan hýzlý kentleþme olgusunun niteliði arasýnda büyük bir tutarsýzlýk bulunuyordu. Kazançlarýyla meþruiyet kalýplarýna uygun olarak inþa edilmiþ düzgün bir evi kiralama olanaklarý yoktu. köyden koparak kente yeni gelenlerin gerçekleþtirebileceði bir þey deðildir. Kente yeni gelenler. Kýsacasý. Kentlere gelen bu gruplar çok düþük gelirliydi. Bir þekilde para saðlamýþ olsalar bile modernitenin ondan beklediði þekilde bir arsa alýp.. modernitenin meþruiyet kalýplarý kente yeni gelen kitlelere bir çözüm saðlamaya uygun deðildi. Kýrdan koparak kentlere gelen gruplarýn kapasiteleri göz önüne alýndýðýnda. Bunun bir ayaðý bu kitlelerin kentlere gelmesinin engellenmesini istemek biçiminde ortaya çýkmýþtýr. kurumsallaþtýrýlmýþ bulunan modernitenin meþruiyet kalýplarýnýn kentlere meþru olarak yerleþme olanaðý býrakmadýðý hemen farkedilir. kentte kendilerine yer bulmayý baþardýlar. O da devletin bu kente gelenlere sosyal konutlar saðlamasýdýr. binasýný kurallara uygun olarak inþa ettikten sonra. yapý ruhsatý aldýktan sonra. Yeni gelenlerin modernitenin meþruiyet kalýplarý içinde kente yerleþtirilmesinin bir üçüncü seçeneði vardýr. Ama bu modernitenin meþruiyetinin sýký kalýplarýna sýðmýyordu. Bu durumda kente gelenler kendi baþlarýnýn çaresine baktýlar. Þimdi toplumun aydýn kesimleri özellikle de mimar ve mühendis camialarý modernite karþýsýnda spontan olarak geliþen bu çözüm karþýsýnda nasýl bir tavýr takýnacaklarý sorunuyla karþýlaþtýlar. bir plan yaptýrýp. oturma ruhsatý almasý ve daha sonra orada yaþamaya baþlamasý. kendi koþullarýna uygun bir þekilde. gecekondularý inþaa etmeye baþladýlar. Köyden koparak kente gelenler kendi çözümlerini yaratmýþlardý. Ýkinci ayaðý ise yasalara uygun olarak yapýlmamýþ bu binalarýn yýkýlmasýný istemek ve bunun için de yýkýma iliþkin mevzuatýn çalýþmasýnýn hýz122 . O gelir seviyesinde düzenin meþru gördüðü bir þekilde konut yaptýrmalarý olanaðý da yoktu. Bu da pratikte olanaksýzdýr. Kentlerin etrafýnda gecekondu kuþaklarý doðdu. Modernitenin meþruiyet kalýplarýyla koþullanmýþ zihinler hemen iki ayaklý çözümler geliþtirmiþlerdir.

Modernitenin kalýplarý içinde bu tür çözüm arayanlar genellikle toplumun tuzu kuru denilen kesimi olmuþtur. Modernitenin meþruiyet çerçevesi onlarýn baþkalarý hakkýnda acýmasýz yargýlarda bulunmasýný kolaylaþtýrmýþtýr. Þükrü Kaya tek parti rejiminin güçlü Ýçiþleri Bakaný’dýr. onlara o zaman barakalar denilip geçiliyordu. Sayýlarý artýnca bu konuda TBMM'de dönemin güçlü Ýçiþleri Bakaný Þükrü Kaya'dan açýklama yapmasý istenildi. Gecekondu olgusuna (ilk kez) sahip çýkan bir Türk düþünürü ya da plancýsý olmamýþtýr. 1933 Üniversite Reformundan sonra Nazi Almanya'sýndan kaçarak Ýstanbul Üniversitesi Sosyal Siyaset Kürsüsüne profesör olarak gelen G. Dönemin gazeteleri bu tür yazýlarla doludur. Ama toplumda herkesin tuzu kuru deðildir. Bu örnek çok aydýnlatýcýdýr. Ama henüz toplumda gecekondu ismi ortaya çýkmamýþtý. Bunlarýn baþýnda da modernitenin yýkma çözümlerini uygulamasý gereken yöneticiler gelmektedir. sorumluluk yerinde olanlarý ikna etmekte yeterli olamamaktadýr. Türkiye'de ilk gecekondular bu yýllarda Ankara'da yapýlýyordu. Hemen hemen hiç kimsenin aklýna modernitenin meþruiyet kalýplarýný sorgulamak.Kessler olmuþtur. Dünya Savaþý sonrasýndaki çok parti döneminin yöneticilerinin kararlarýndan farklý olarak onun karar verirken bir popülizm yaptýðý kuþkusunu duyamayýz. II. bunlarýn yerine kente yeni gelen bu kitlelerin kapasiteleriyle tutarlý yeni meþruiyet kalýplarý önermek gelmemiþtir. Modernitenin temsilcisinden beklenilen buydu. Oysa Þükrü Kaya bu barakalarý hemen yýkmayacaðýný çünkü eðer bunlarý yýkarsa soðuk Ankara gecelerinde “Kim dondu” kaygýsý içinde rahatça uyuyamayacaðýný biliyordu. Temel beklenti bu barakalarýn hemen yýkýlmasýydý. Almanya'da çok baþarýlý 123 . Kendilerini yeni gelenlerin yerine koyarak empatik anlayýþ içinde çözüm geliþtirme sorumluluðunu duymamýþlardýr. Ama modernitenin meþruiyet çerçevesinin tuzu kuru olanlarda yarattýðý haklýlýk etkisi.Dünya Savaþý sonrasýndaki gecekondulaþma sýrasýnda uygulanmayan yýkým kararlarýnýn tek gerekçesinin popülizm olmadýðýný bize göstermesi bakýmýndan önemlidir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I landýrýlmasýný saðlayacak düzenlemelere gidilmesini talep etmek olmuþtur. Bu örnek II. Yöneticilerin bu konudaki ruh halini gösteren en ilginç konuþmalardan biri 1930'lu yýllarda TBMM'de geçmiþtir.

Kuþkusuz Türkiye. bir yandan onlarýn kentte kalmasýný kolaylaþtýrýrken. Ýkinci önemli aktör ise bu geliþme karþýsýnda göz yuman siyasal yöneticiler olmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I konut kooperatiflerinin geliþmesinde önemli rol oynamýþ sosyal demokrat eðilimli bir bilim adamý olan Kessler gecekondulara ve gecekonduculara sahip çýkmýþtýr. çözümü küçük konutlar üretmede. Onlarýn içinde kimileri farklý düþünse de meslek camiasýnýn tutumu katý modernist meþruiyet çizgisini savunmak olmuþtur denilebilir. þehir meclislerine seçilmeleri ve kentlerin onlarýn giriþimci potansiyelinden yararlanýlmasýný önermektedir. Kuþkusuz baþ aktör zaruret içindeki kente yeni gelenlerdir. Tabii iþ gücünden esas yararlananlar kente gelen bu büyük sayýdaki yeni göçmenin sanayi ve inþaat giriþimcileri olmaktadýr. onlara yardýmcý olarak daha yeterli konut sahibi olmalarýnýn kolaylaþtýrýlmasýný savunmaktadýr. bu konularda yeterli kaynak ve insan gücü seferber edebilseydi bu yolla 124 . Bu konuda onlardan çözüm üretmeleri istendiðinde. Bu göz yummada daha önce üzerinde durduðumuz insani kaygýlar etkili olduðu kadar. Kessler devletin çözemediði sorunlarý kendi giriþimleriyle çözen gecekonduculara çok anlayýþlý olarak ve sempatiyle yaklaþmaktadýr. Hýzlý kentleþme karþýsýnda Türkiye'nin kaynaklarýnýn sýnýrlýlýðý. Ýkinci Dünya Savaþý sonrasýnda Türkiye'nin içine girdiði çok partili siyasal rejimin halkýn istekleri karþýsýnda artan duyarlýlýðýnýn da katkýsý olmuþtur. Ama onlarýn savunusunu açýkça yüklenmemiþlerdir. bu geri döndürülemez olgunun kendisine emrivakilerle yol bulmak zorunda kalmasý sonucunu doðurmuþtur. önceden planlanmýþ gecekondu önleme bölgeleri oluþturmakta bulmuþlardýr. Onlar bu olguyu gerçekleþtirmiþlerdir. Yapýlmasý gerekenin onlarý cezalandýrmak deðil. Bu giriþimci gecekonducularýn belediye seçimlerinde. öte yandan onlarýn gecekondu yapmalarýna belli ölçüde de olsa fiilen yardýmcý olmuþlardýr. kentleþme için kabul ettiði meþruiyet kalýplarý. Onlar gecekondularýn savunma söyleminin geliþtirilmesinde doðrudan katkýsý olmasa da bu kesimlerin iþgücünden yararlanarak. Modernitenin meþruiyet kalýplarý üzerinde en çok direnenler mimarlar. mühendisler ve planlama pratiði içinde yer alan meslek camiasý içindekiler olmuþtur denilebilir. Bu emrivakilerin gerçekleþtirilmesinde deðiþik aktörler deðiþik roller üstlenmiþtir. küçük parsellerde.

elektrik baðlama olanaðý yaratýlmýþtýr. Bir toplumun yaþayabileceði bu en büyük dönüþüm olgusunun gerisinde bulunan büyük itici gücün yarattýðý emrivakilere karþý. bunlar da Türkiye'deki meslek camiasýnýn bu yoldaki düþüncelerine katkýda bulunuyordu. Yani bu yasayla modernitenin kalýplarý dýþýna çýkmak mekanla ve zamanla sýnýrlanýyordu. Örneðin oturma izni alýnmamýþ yapýlara su. Bunlardan biri dolmuþlar iken. Yasanýn adý Bina Yapýmýný Teþvik’ti. Hýzlý kentleþmenin kentsel yaþama ve kentin büyüme biçimine etkisi. Nitekim savaþtan büyük yýkýmlarla çýkmýþ Avrupa'daki kentlerde konut sorunlarýnýn çözümünde benzer yollar izleniyor. Özel mülkiyet kurumunda hiçbir zayýflama olmamýþ ama kamunun toprak mülkiyeti büyük ölçüde iþgallere açýk hale gelmiþtir. Burada modernitenin meþruiyet kurallarý geçerli deðildir. Bu direniþ farklýlýðý kendisini en açýk biçimde çýkartýlan gecekondu aflarýnda ortaya koymuþtur. Ankara için özel olarak çýkarýlan bu yasada gecekondu alanlarý yasaya ekli bir haritada mavi çizgilerle sýnýrlanmýþtý. o kurumun rejim bakýmýndan önemine göre. Türkiye'nin kurumsal yapýsýnýn direniþi. Kurumsal yapýnýn emrivakilerin zorlamasý karþýsýnda en çok zedelenen kesimi daha çok yönetmeliklerin iç tutarlýðýnda ortaya çýkmýþtýr. Bu süre içinde modernitenin kalýplarýna baðlý olmadan yaþam koþullarý iyileþtirilebilecekti. sadece kentlerin etrafýnda oluþan gecekondu kuþaklarý halinde çýkmamýþtýr. Ýlk gecekondu affý 1948 yýlýnda çýktý. çok farklý düzeylerde olmuþtur. Bu çizgi içindeki alanlara belli bir süre için af getiriliyordu. Bu direnç de mülkiyet türleri arasýnda önemli farklýklar göstermiþtir. ikincisi yapsatçýlýk olmuþtur. Ýmar aflarýnýn karþýlaþtýðý en önemli direnç mülkiyet kurumundan gelmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I da çözümler bulabilirdi. Kentin modernitenin meþruiyeti çerçevesinde kalan kýsýmlarýnda da emrivakiler halinde geliþen çözümler modernitenin çözüm önerileri yanýsýra kendilerine yer bulabilmiþlerdir. Belediyeler imar planý olmayan alanlara yol ve alt yapý götürebilmiþlerdir. Bu afta “gecekondu” sözcüðü geçmiyordu. Modernitenin meþruiyet kalýplarý içinde bu yolla açýlan delik çok küçüktü. Nüfuslarý hýzla 125 . Belediye sýnýrlarý dýþýnda yapýlaþma büyük ölçüde köy mevzuatýna baðlý býrakýlmýþtýr.

bu da dolmuþlarýn geliþmesi halinde ortaya çýkmýþtýr. Bu durumda toplumda orta sýnýflarýn bir parsel alýp onun üstünde bir konut yaptýrma olanaklarý kalmamýþtý. Bu durumda spontan bir çözüm olarak taksi-dolmuþlar geliþmiþtir. yapý için gerekli kapitali saðlýyor ve giriþimini tamamlýyordu. Onun yeni bir kullanma biçimi olan dolmuþlar hatlar halinde düzenlenerek sistem içine alýnmýþtýr. sistemin meþru kabul ettiði bir araçtýr. Küçük giriþimciler eliyle kent yenileniyordu. Ýkinci Dünya Savaþý öncesinde geliþen imara ve yapý yapmaya iliþkin mevzuatta tek bir parselde. Arsa spekülasyonu toplumda en çok yakýnýlan konulardan biri haline gelmiþti. tek bir yapý yapýlmasý öngörülüyordu. Plan yapýlýyor. Bu konuya belediyeler büyük miktarda kapital ayýramayýnca. Hýzlý kentleþme karþýsýnda geliþen bir baþka spontan çözüm yapsatçýlýk sürecinin geliþmesi olmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I büyüyen büyükþehirlerde yaþanan tek sorun konut sýkýntýsý deðildir. Tabii bunda baþlangýçta daha çok kentin modern kesimlerinin yararlandýðý bir çözüm olmasý da kolaylaþtýrýcý bir etki yaratmýþtýr denilebilir. Yapsatçý bu arsada artmýþ olan imar haklarýndan yararlanarak çok katlý çok konutlu binalar yapýyordu. çözümün küçük giriþimci sermayesiyle üretilmesi zorunluluðu doðmuþ. Yapsatçý genellikle kent merkezinde bir arsa sahibi ya da arsasý geniþ bir eski ev sahibi buluyordu. Bu durumda orta sýnýflarýn bir konut sahibi haline gelebilmesi için arsa parasýný aralarýnda bölüþmesine olanak verecek çözümler gerekiyordu. Bu katlarýn önemli bir kýsmýný arsa sahibine býrakýyor. Modernitenin bu konudaki akýlcý çözümü toplu ulaþým sistemlerinin sunduðu hizmetleri artýrýlmasýný gerektirmektedir. Oysa belediyeler güçsüzdür. Yürürlükteki yasal sistemde bir parselin ve içindeki yapýnýn mülkiyetinin parçalanmasý olanaðý bulunmuyordu. Böyle bir yatýrýmý gerçekleþtirememektedirler. Bu yenilikçi çözümün var olan meþruiyet kalýplarýyla uzlaþtýrýlmasý gecekondulara göre çok daha kolay olmuþtur. Kent içi ulaþýmýn saðlanmasýnda da ciddi sorunlar yaþanmaya baþlamýþtýr. diðer kesimini inþaat sýrasýnda satýyor. yapý ve oturma ruhsatlarý alýnýyordu. Bu çözüm daha sonra toplumda yapsatçý adý verilecek bir küçük giriþimci formunun geliþmesiyle saðlandý. Nüfuslarý hýzla artan kentlerde imarlý arsalarýn deðerleri de hýzla artýyordu. Taksi. Bu yeni geliþen süreç ilk bakýþta modernitenin kalýplarý içinde bir iþleyiþe sahipti. Ama yine de modernitenin meþruiyet kalýplarý 126 .

Türkiye yaþamakta olduðu bu büyük dönüþüme pratikte spontan çözümlerle uyum yaparken. oysa bu süreç mülkiyetin bölünmesini gerektirmektedir. tarihsel dokular tahrip olmaktadýr. Kentleþmenin sorunlarýyla baþa çýkmak için Ýmar ve Ýskan Bakanlýðý kurulmuþ. Bu süreç bu konuda hiçbir formel eðitimi olmayan çoðu Karadeniz kökenli küçük giriþimcilerce yürütülmeye baþlamýþtýr. sorunlarýn çözümü için gecekondu alanlarýnda sosyal araþtýrmalar yapýlmaya baþlamýþtýr. Tersine modernite söylemi bu geliþmeyi de kolayca denetim altýna alabilmiþtir. üniversitelerde baðýmsýz ilk þehir ve bölge planlama bölümleri açýlmaya baþlamýþtýr. Avrupa ülkelerinin kentleþmesi sýrasýnda ise böyle ayrý bir sözcüðe genellikle gereksinme duyulmamýþtýr. Bu farkýna varýþ için on yýl kadar bir süre gerekmiþtir. Yaþanmakta olan dönüþümün toplumsal boyutlarýnýn gündeme gelmesi ve bunun öneminin kavranmaya baþlamasý modernite karþýsýnda yeni bir meþruiyet çerçevesinin geliþmesini getirememiþtir. Bu deðiþik biçimlerde kendilerini göstermeye baþlamýþtýr. Türkiye'de 127 . Bu olup bitenler Türkiye'de Cumhuriyetin ilk dönemlerinde geliþen meslek çevrelerinin savunduðu düþük yoðunluklu kentlerden çok farklý bir kent yaratmaya baþlamýþtýr. Yapsatçýlýk meslek çevrelerinde küçümsenen bir iþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I içine sýðmayan bir þeyler vardýr. Bunun için noterlerde yapýlan anlaþmalarla bulunmak istenen çözümler daire sahiplerine güven vermemektedir. Bu ülkelerde kentleþme sözcüðü hep kentlileþmeyi de kapsayan bir anlam içerecek biçimde kullanýlmýþtýr. Prestijli mimarlar bu süreçten büyük ölçüde uzak durmaya çalýþmaktadýr. Kentlerin planlamasýnýn salt mimarlýk hünerlerine dayandýrýlamayacaðý. Bu geliþme sonunda sözkonusu mahallelerde altyapýlar ve sosyal donatýlar yetersiz kalmakta. Mülkiyet bölünememektedir. mutlaka toplumsal araþtýrmaya ve çözümlemeye dayandýrýlmasý gerektiði anlaþýlmýþ. Bu dönemde Türkiye'de “kentleþme” sözcüðünün yanýsýra “kentlileþme” diye yeni bir sözcük geliþmiþtir. yaþanmakta olan bu olguyu kavramakta ve bununla ilgili politikalar üretmekte modernist imar anlayýþlarýnýn ve bunlara iliþkin deðer yargýlarýnýn yetersiz olduðunun da farkýna varmaya baþlamýþtýr. Ayrýca bu süreç eskiden düþük yoðunluklu olan mahallelerin yüksek yoðunluklu olarak yeniden yapýlanmasýna neden olmaktadýr.

Artýk modernist kültürü benimsemiþ eski kentliler onlarý kendi kafalarýnda çizdiði köyün sýnýrlarý içinde tutamamaktadýrlar. Bir yandan siyasi partilerin kayýrmacý pratiklerini. kentli kültürle etkileþmektedir. öte yandan kültürlerini tek yönlü olarak deðiþtirmemekte. Böyle bir terimin geliþtirilmesinin modernitenin meþruiyet çerçevesini korumak bakýmýndan önemli sonuçlarý olmuþtur. Onlarýn kentte bulunurken özgün bir kültür yaratabileceðini kabul etmemekte ve belli bir gecikmeyle de olsa moderni temsil eden eski kentli kültürünü benimseyeceklerini beklemektedirler. Yaþanan bu olgu karþýsýnda yeni bir kavramlaþtýrmaya gerek duyulmaya baþlanmýþtýr. Bu yasada 128 . öte yandan verdiði oyun saðladýðý pazarlýk gücünü iyi kullanarak gecekondu alanlarýnýn altyapý kalitesini belli ölçüde geliþtirebilmiþtir. Çok partili demokrasinin olanaklarýndan iki yönlü yararlanmaktadýr. Kentte varlýðýný sürdürmesini kolaylaþtýracak dayanýþmayý saðlamak üzere hemþehrileri arasýnda iliþki aðlarýný kurmuþtur. onlar kente gelmiþlerdir. Bir yandan kentte yaþamlarýný sürdürmekte. Onlarýn kalýcýlýðý iki yönden kendisini göstermektedir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yaþanan kentleþme deneyimi sýrasýnda. Böylece kalýcý bir ikili yapý algýlamasýnýn geliþmesinin kurumsal geliþmeye yansýmasýnýn en iyi örneði 1966 yýlýnda çýkartýlan 775 sayýlý gecekondu yasasý olmuþtur. Bu da kentlerin iki yapýlý olduðunu kabul etmek þeklinde geliþti. kentlileþme terimine de gereksinme duymuþlardýr. Böyle bir kent içinde köylüler kavramlaþtýrmasý geliþtirilecek politikalara yol gösterememektedir. bu kültürel dönüþümdeki gecikmeyi anlatabilmek için. Artýk kentte varlýklarýnýn kalýcýlýðý anlaþýlmýþtýr. Artýk kentlerin makro formlarý ikili yapý þeklinde betimlenmekte ve kentlerin iç farklýlaþmalarý bu ikili yapýyla açýklanýr hale gelmektedir. Kendi varlýðýný kabul ettirmiþtir. Kente gelen bu göçmenler artýk kentteki köylülerdir. Eski kentliler onlarýn kente gelmesini engelleyememiþ. Bu grup kentlere yerleþmiþtir. bu olgu izinsiz inþaat kavramýyla geçiþtirilmemektedir. Kýrdan kopuþ ve kente geliþ sürmektedir. Bu da modernitenin kültürel hegemonyasýna karþý bir baþkaldýrýnýn görmezden gelinmesini kolaylaþtýrmaktadýr. kente gelen köylüler kýsa bir sürede kültürel bir dönüþme geçirerek. Þimdi eski kentliler onlarý kavramsal olarak yarattýklarý sanal köylere hapsetmek istemektedirler. kentli deðerleri benimseyemediklerini kavrayýnca. Bu yasada ilk kez gecekondu olgusu kabul edilmekte.

modernin içine sýzarak onu da deðiþik bakýmdan tahrip eder hale gelmektedir. çok katlý hale getirmesine yapý kalitesini geliþtirmesine yol açmaktadýr. Bu süreçlerden biri gecekondu sahiplerinin para biriktirdikçe yeni katlar 129 . Artýk gecekondular hazine topraklarý üzerinde deðil. saðlanan güvenceler gecekondularýn konutlarýný büyütmesine. Ama bu iliþkiler gecekonduya meþruiyet saðlamasa bile ona güvence saðlayabilmektedir. hiç bir hukuki geçerliliði olmayan ama üzerinde yapý yapma güvencesi þu ya da bu þekilde saðlanmýþ bir parsel üzerinde yapýlmaktadýr. mafya türü güç iliþkileri içinde parsellenmiþ. Kente yeni gelenlerin modernite dýþýnda emrivakilerle kurduðu yeni düzen sadece modern dýþý alanda kalmamakta. 1970'li yýllarda iki yönlü bir geliþme gerçekleþmiþtir. Gecekondularda kiracý olarak oldukça uzun süreler yaþadýktan sonra bir gecekondu sahibi olabilmektedir. Tabii ki böyle bir zor düzenin moderniteyi temsil eden devlet bürokrasisi içinde yandaþlarý olmadan varlýðýný sürdüreceði düþünülemez. Gecekondu yapýmý yarý piyasa iliþkileri.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gecekondu kavramý ilk kez kullanýlmakta ve daha düþük standartlý konutlarýn yapýlmasýný kolaylaþtýrýcý yollar bir ölçüde de olsa meþrulaþtýrýlmaktadýr. Bir yandan varolan gecekondu mahalleleri kentsel hizmetlerden yararlanmasýný sürekli artýrmakta. Bu çok katlý hale geliþ deðiþik süreçlerin birlikte iþleyiþiyle ortaya çýkmýþtýr. Öte yandan gecekondu yapýmý kente gelenlerin geldiklerinden kýsa bir süre sonra kendi emekleriyle gerçekleþtirebildikleri derme çatma bir konut olmaktan çýkmýþtýr. Gecekondularýn oldukça büyük oraný çok katlý hale gelmiþtir. Artýk kente yeni gelen bir köylü kente geldiðinde ancak bir gecekondu kiracýsý olabilmektedir. Bir anlamda modernitenin meþruiyeti dýþýnda ortaya çýkmýþ bir tür planlama içinde gerçekleþmektedir. hisseli mülkiyet statüsüne sahip. Artýk yapýlan gecekondularýn niteliði de çok deðiþmiþtir. Kente gelen bu yeni gruplarýn kentte varlýklarýný kabul ettirmesinden ve kentin fýrsatlarýndan yararlanmaya baþlamasýndan sonra gecekondu olgusunun nitelik deðiþtirmesi hýzlanmýþtýr. yarý mafya türü güç iliþkileri içinde gerçekleþtirilmektedir. Bu yeni iliþkiler gecekondularýn maliyetini artýrmýþtýr. Bu gayri resmi planlama mafya türü gücün zorlamasýyla büyük itirazlar olmadan uygulanmaktadýr.

Özellikle yeni gecekondu alanlarý þiddet kullanan radikal gruplarýn himayesi altýna girdi. Bu yasa okunduðunda ilk bakýþta Türkiye'deki siyasi otoritenin bunca 130 . Bir diðeri ise kentin imarlý kesimi içinde bir arz süreci olarak spontan olarak geliþmiþ bulunan yapsatçýlýðýn çok katlý gecekondu mahallelerinin oluþmasýnda iþlemeye baþlamasý olmuþtur. baþlangýçta modern kesimin temsilcisi olan devlet medyasý tarafýndan dýþlanmasýna karþýn. Ýkili yapýsý oldukça kemikleþmiþ bu kente adeta iki ayrý konut pazarý oluþmuþ bulunmaktadýr. Bu birikimlerini kentin modern kesimlerine deðil gecekondu bölgelerine gecekondu yaptýrarak yatýrmaya baþlamýþlardýr. 1980 müdahalesi sonrasýnda gecekondu alanlarýnda bu parçalanma zaman içinde yok oldu. Bu yasa da gecekondu olgusunun modernist meþruiyet çerçevesiyle iliþkileri konusundaki ironik durumu sergilemesi açýsýndan çok ilginç hükümler taþýmaktadýr. aynen gecekondu olgusunda olduðu gibi. Gecekondu alanlarýnda uzun yýllardýr yaþayanlarýn birikimleri olmaya baþlamýþtýr. Buralarda artýk mafya gücü deðil bu gruplarýn gücü egemen olmaya baþladý. Bu kesimin duygularýna tercüman olmak için geliþen arabesk müzik. Gecekondu konusuna toplumun bakýþýndaki önemli bir deðiþme 1984 yýlýnda çýkartýlan af yasasýnda ortaya çýktý. gecekondu yapmalarýna olanak verilmesi karþýlýðýnda radikal ideolojilere sadakat talep ediliyordu. piyasa mekanizmasý içinde etkili olmuþ ve zaman içinde kendisi de bazý dönüþümler geçirerek meþruiyetini kabul ettirmiþtir. Piyasa mekanizmasýnýn saðladýðý demokratiklik içinde müzik alanýnda ilginç bir baþka spontan geliþme ortaya çýkmýþtýr. Kente yeni gelenlerin kentte kýsa sürede gecekondu yapabilmeleri büyük ölçüde olanaksýz hale gelince. Ama ayný model bir ölçüde deðiþik tarikatlar tarafýndan uygulamaya konuldu. 1970'li yýllarýn sonuna doðru gecekondu yapýmýnda yeniden bir nitelik deðiþmesi ortaya çýktý. Yatýrým olarak gecekondularda kiralýk konut arzý önemli bir paya sahip olmuþtur. Artýk onlardan para deðil.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I eklemesi yoludur. Gecekondulularýn kent mekanýna iyice yerleþmeleri karmaþýk bir ekonomik sektör niteliðini kazanmasý sadece yapý alanýnda kalmamaktadýr. gecekondu yapýmý þiddet kullanabilen radikal siyasal gruplar tarafýndan örgütlenmeye baþladý.

Bu çözüm de gecekondularýn yýkýlýp temizlenmesini çözüm olarak gören anlayýþ üzerine kurulmuþtu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yaþanan maceraya karþýn kentlerin büyümesi konusunda modernist meþruiyet çerçevesi içinde çözüm bulunmaya çalýþýldýðý kanýsý uyanmaktadýr. Bu da gecekondu olgusunu iyi tanýmamaktan kaynaklanan bir baþka modernist çözümdü. Bu amaçla gecekondu bölgeleri için imar ve ýslah planlarý hazýrlanýrken belediye baþkanlarý plancýlardan her gecekondu yerine verilecek imar haklarýnýn hesabýnda ikinci kuþak gecekondulunun konut sorununun çözülmesinin göz önünde tutulmasýný rica ettiler. Bunun gerçekleþebilmesi için de imar ve ýslah planlarýnda yüksek imar haklarý verilmesi isteniliyordu. Bu spekülasyon hakkýný tanýmanýn üstü kapalý gerekçesini ise kentin her yanýnda modernitenin meþruiyet çerçevesini yürürlüðe koymak teþkil etmiþtir. Yasada gecekondu alanlarýnda imar ve ýslah planlarý yapýlmasý ve bu planlar yapýldýktan sonra piyasa süreçleri içinde gecekondularýn yýkýlarak yerine yapsatçýlýk yoluyla çok katlý apartmanlar yapýlmasý öngörülüyordu. Yani bu gecekondu yerine yapýlacak apartman için yapsatçýnýn gecekondu sahibine en az iki kat vermesine olanak saðlayacak kadar imar hakký verilmeliydi. Bunun ilginç yaný siyasal otoritenin gecekondululara geçmiþteki aflarda olduðu gibi sadece kentte yaþamlarýný sürdürmeleri için yapýlan. piyasa mekanizmasý yoluyla yapsatçýlarýn gerçekleþtirmesi öngörülüyordu. Böyle bir anlayýþ içinde gecekondu sorununa yaklaþýnca devletin düzenine uygun olarak hareket etmiþ bir yurttaþýna göre 131 . 1950'lerde modernist meþruiyet adýna gecekondularýn yýkýlarak temizlenmesini öngörenlerin çözümü kadar yüzeyseldi. bir anlamda devletin kendisinin halkýnýn konut hakkýný karþýlayamayýþý dolayýsýyla emrivaki olarak geliþmiþ bir duruma razý olmaktan çýkmasý ve gecekondulunun da kentte toprak spekülasyonu yapabilme hakkýnýn varlýðýnýn tanýnmasý haline gelmiþtir. Ama bu temizleme iþlemini devletin deðil. Bu da toplum vicdanýný rahatsýz etmiþtir. Bu çözüm ancak büyük kentlerde prestijli konut alanlarýna yakýn gecekondu mahallerinde etkili olmuþ ve dönüþümlere yol açmýþtýr. Boðaz sýrtlarýndaki gecekondu bölgelerinde olduðu gibi eski gecekondu sahiplerin çok büyük kazançlar elde etmelerine neden olmuþtur.

ama Türkiye'de kent planlamasýnýn gündemine dönüþüm projeleri sorunsalýný getirdi. Devlet nasýl spekülasyonda eþitlik saðlýyorsa kentin iki kesimi arasýnda imar mevzuatý dýþýna çýkmada da eþitlik saðlýyordu!! Gecekondu bölgelerinin zihniyeti arabesk müzikle nasýl kentin diðer kesimlerine taþýndýysa. Bu öykü önümüzdeki iki on yýlda da bir ölçüde devam edecek. kentin iyi yerlerinde gecekondu yapmýþ olanlarýn ikinci neslinin konut sorunu çözmeye çalýþýyordu. Bu bölgelerdeki gecekondularýn sahiplerinin büyük kesimi af için gerekli harçlarý bile yatýrmadýlar. onlarýn yaþamýný daha da zorlaþtýrýyordu. Devlet gecekondu yapmak yerine modern kesimden bir kat almýþ bir ailenin cocuklarýnýn konut sorunu düþünmezken. imar konusundaki tutumlarý da ayný þekilde kentlerin diðer kesimlerini etkiliyordu. Öykünün buradaki kuruluþ biçimi üç konuya dikkatimizi çekiyor. Kentin modern kesimindekiler gecekondulularla girdiði iliþkilerde onlarýn dönüþmesini beklerken hayretle kendilerinin de dönüþtüðünün farkýna varýyorlardý. Bu son af yasasýnýn belki de en ironik yaný gecekondu bölgelerini modernitenin meþruiyet kalýplarý içine sokmak isterken. Böyle yaparak modernitenin ulus devletinin yurttaþlarý arasýndaki eþitlik anlayýþýný da ihlal etmiþ oluyordu. modern kesimlerin imar mevzuatý dýþýndaki geliþmeleri ve kaçak yapýlarý için af getirmesiydi. Diðer gecekondu bölgeleri için bu gerçekçi bir çözüm deðildi. Bu dönüþümde belediyeler giriþimci rolünü oynamaya baþladýlar. Bu yolla önemli dönüþüm projeleri gündeme geldi. Bunun belki de 132 . Gecekondu mahallerinin bir kýsmýnda yýkyap süreciyle yaþanan bu dönüþüm gecekondu kiracýlarýna gecekondu arzýný azaltýyor. Türkiye'nin hýzlý kentleþme olgusuyla kendi zihniyet ve kapasiteleri çerçevesi içinde nasýl iliþki kurduðunun.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I devlet gecekondulu yurttaþýna daha çok hak tanýmýþ oluyordu. Ama bu çözüm bir kentin çok küçük bir kesimi için geçerli olabilecekti. Kýrk yýl boyunca sürekli çözümsüzlüklerin nedeni haline gelmiþ olan modernitenin meþruiyet kalýbý deðiþim projeleriyle kendisini yeniden üretmek yolunu buluyordu. 1984 yýlýnda yürürlüðe giren bu aftan sonra geçen yirmi yýlda beklenen dönüþmenin piyasa mekanizmasý içinde gerçekleþmesi ancak belli alanlarda oldu. onu denetleyerek nasýl baþa çýkmaya çalýþtýðýnýn öyküsünü anlatmanýn sonuna geldik.

onlarla iliþki kurmakta yetersiz kalmasý ve yaratýcý çözümlere büyük ölçüde kapalý kalmasýdýr. 133 . Ýkinci önemli konu ise modernitenin meþruiyet çerçevelerinin bu kapasiteleri yönlendirmekte. kapasitesi en düþük kesimlerinin zorunluluklar altýnda yaratýcý çözümler üretebilme ve uyum yapma kapasitesinin yüksekliðidir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I en önde geleni toplumun hazýrlýðý en az. Bu karmaþýk geliþme öyküsü içinde modernitenin meþruiyet çerçevesine alternatif bir baþka meþruiyet çerçevesi geliþtirilemediði için de modernitenin meþruiyet çerçevesi önemli yaralar alsa da kendisini yeniden üretebilme olanaðýný hep bulmuþtur. Üçüncüsü ise popülizmin aðýr bastýðý çok partili demokrasi pratikleri modernitenin katý meþruiyet çerçevesinin yaratabileceði gerilimleri düþürmüþ ve çatýþmaya dönüþmesini engellemiþtir.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

134

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Celalettin Uzer’le Söyleþi*

* Bu söyleþi, TMMOB yayýn organlarýndan “TEKNOKRAT” dergisinin Aðustos 1986 sayýsýndan alýnmýþtýr.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Celaleddin Uzer
Kýsa Özgeçmiþ 1914 1941 1944-46 1952 1958 1959 1959-60 1961-63 1963-65 Van doðumlu Liverpool Üniversitesi Mimarlýk Fakültesi mezunu Gelibolu Kolordu Baþmühendisi Ýmar Ýskan Bakanlýðý, Fen Heyeti Reisi Ýmar Ýskan Bakanlýðý, Þehircilik Dairesi Baþkaný Mesken Genel Müdürü Tokyo, Wasseda Üniversitesi deprem mütehassýsý TBMM Bayýndýrlýk ve Ýmar Komisyonu Baþkaný Ýmar Ýskan Bakaný

1965'den beri serbest Mimar, þehir plancýlýðý yapýyor. Celaleddin Uzer, 1914'de Van'da doðmuþ. Van Valisi olan babasý Tahsin Uzer'in görevi dolayýsýyla, daha sonra Erzurum ve Suriye'de bulunmuþlar. "Ýlkokulda 9 aldýðým zaman hasta olurdum" diyen Uzer, orta tahsilini Robert Kolej'de yapmýþ ve birincilikle bitirmiþ. 136

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Aslýnda doktor olmak isterdim. Lise bitince 6 bin kiþinin katýldýðý bir sýnava girdim ve birincilikle kazanarak Amerika'ya gitmeye hak kazandým. Atatürk, "Senin yerine baþka bir fakir gitsin, ben senin paraný veririm" dedi ve beni Ýngiltere'ye gönderdi. Þehirciliðe olan ilgim orada baþladý. 1934'den 1942'ye kadar Ýngiltere'de kaldým. Üniversiteyi birincilikle bitirdim ve 'First Class Honors' aldým. Diploma töreninde beni Ýngiliz sandýlar ve Ýncil getirdiler. Rektör, Churcill'in kulaðýna bir þey fýsýldadý ve Kuran getirildi. Churcill, "Kahraman Türk dostlarýmýza ve bize yardýmcý olacak bu gence, iftiharla bu diplomayý veriyorum" dedi, diplomamý teslim etti. Üniversiteyi birincilikle bitirdikten sonra Türkiye'ye hemen gelemedim. Harp yýllarýydý, çýkýþ vizesi vermediler. Ýngiltere'de Abercrombie'nýn asistaný olarak çatýþtým. Þehirciliðe, onun yanýnda çýrak olarak baþladým. Londra'yý, Tokyo'yu ben çizdim ama imzayý onlar attýlar. Daha sonra Dünya Mesken Kongresi'nde Divan Baþkaný, Londra ve Liverpool Belediyelerinde sýðýnak mütehassýsý olarak çalýþtým. 'The Machinegun' derlerdi bana, çünkü en çok sýðýnaðý ben yaptým orada. Ve benim yaptýðým sýðýnaklar da en dayanýklýlarý oldu. Çünkü, bombardýmanda, uður mudur, nedir, tam isabet almadý. Orada biraz þanslýydým. Ýngiltere'de ayrý ayrý mimarlýk, mühendislik ve þehircilik okudum. Daha sonra Japonya'da deprem ihtisasý yaptým. Ali Çetinkaya'nýn isteði üzerine Türkiye'ye döndüðümde, çok deðiþmiþ buldum Türkiye'yi. Atatürk ölmüþ, annem, babam, amcalarým ölmüþ. Bunlardan haberim yoktu. Bambaþka bir Türkiye buldum. Bayýndýrlýk Bakanlýðý'nda Þehircilik Fen Heyeti'nde mecburi hizmete tabi oldum. O zaman bu memlekette þehircilik diye birþey yoktu. Heussler diye bir adam var, acayip meydanlar yapýyor, dairevi meydanlar kabul etmez, dar yol sistemi yapar, 9,5 m.lik yollar. Bunlar benim nazariyelerime uymuyordu, boyuna deðiþtirmeye baþladým. Halbuki ben fakir milletlerin geniþ yollar yapmasýna taraftarým. Çünkü fakir milletin yapboza tahammülü yoktur. Nitekim 1948'de Ankara'ya troleybüs geldiði zaman dönemedi. Dýþkapý'ya gitti oradan döndü. Ulus meydaný kifayetsizdi. Hiç unutmam bir gün Ulus meydanýnda troleybüs dönecek, ortada da bir saat var, artýk “Allah þoföre kolaylýk versin” derken, “Halka da selamet versin” diyorduk. Çünkü dönemiyordu. 137

gecekondu davasýný halledecektim. O zaman bana kýzdýlar. Ankara’nýn havasýnýn temizlenmesi için Gribla þirketi ile anlaþtým. Fakat maalesef bu memlekette çalýþana karþý düþmanlýk var. Ben o zaman Bakanlýk'ta Fen Heyeti Reisi'yim. Daha Sosyal-Sigortalar yokken. O sýrada þöyle bir kafamý çevirdim ki. Eðer Ýsmet Ýnönü kabinesi 4 yýl kalsaydý. her ikisi de iyi elemanlar yetiþtiriyor. bunlar çekip gidecek.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Þehircilik Fen Heyeti Reisliði'nden sonra Mesken Genel Müdürü oldum. Yanlýþ bir deprem talimatnamesi vardý. 200 milyona tasfiyehane kuracaktým. ODTÜ'nün kuruluþu baþlý baþýna bir olaydýr. þimdi 600 milyara yapamazlar bu iþi. teþkilatý kurdum. Tahlilleri yapýldý. daha bir tanesi bile görememiþ" dedi. Biz Abrahms'la bütün Anadolu'yu gezdik. "Gezdir" dedi. Aktepe'yi seçtim. Havadan tesbip ederek. Bütün deprem bölgelerinde prefabrikasyona geçmek için. T. Charles Abrahms'la Tunalý Hilmi'de yeni açýlan bir lokantaya gittik. Altyapýsýný yaptýrdým. Allah’ýn büyüklüðü. "Orta Doðu Teknik Üniversitesi" diye bir üniversite kursak. cins cins 3 ton kömür yolladým. Hem bize döviz saðlar.ODTÜ'yü de Teknik Üniversite’yi de ben bugün dünya ayarýnda okullar olarak kabul ediyorum. bir deprem uzmaný. iþçi konutlarý yaptým. bir de mimari büroya bir uzman temin etmek. Ýmar Ýskan Bakanlýðý'ný kurduk sonra. Bu zatýn vazifesi. Bizim 60 uzmanýmýz 6 aydýr bekliyorlar. Eskiþehir'deki 1 ve 2 numaralý kooperatifler hep benimdir. Bayýndýrlýk Bakanlýðý'na bir þehircilik uzmaný. "Sen bize 3 uzman göndereceksin. 5 bin bina yaptýk. Bu iþ kaldý. Þark’ta Ermenilerden kalan alanlara köyleri yerleþtirdim. 1963-65 yýllarý arasýnda Ýmar Ýskan Bakaný iken. Bakan. Ankara'ya döndük.Türkiye'deki þehircilik eðitimini olumlu buluyor musunuz? C. Arkadan partililere daðýtýldý." Charles Abrahms "Bunu yapmam için Baþbakan'ý görmem lazým. dedim ki Charles Abrahms'a. Bakanlar Kurulu'nda ilk defa projeksiyon gösterdim.U. "Sen Saðlýk Bakaný mýsýn? . ne karýþýyorsun?" diye. Ýsmet Ýnönü'den izin alarak. deðiþtirdim. Orada oturuyoruz. Sen buraya bir üniversite kurabilir misin? Mesela. bütün Arap diyarý buraya gelir. hem de çevreye hizmet etmiþ oluruz. Gecekondu davasýný ele aldým. Charles Abrahms diye Birleþmiþ Milletler Teknik Kurulu Baþkaný bir zat geldi. Didim'de Fethiye'de yaklaþýk 1000 tane bina yaptým. 138 .

"Efendim." Burada ise Halk Partililer. Vecdi Diker. ben. Osman Veriver'le beni bu iþte vazifeli kýldý. ne oldu" dedi. "ben bunlarý sonra okuyayým. her þey tamam. Efendim. rapora baktý. Geldi. Fatih Bey'e gittik. "Þimdi okuyun. gitti. Vecdi Diker'in ne dinamik adam olduðunu bildiðim için. "Ýptal edildi." Arkasýndan bir telgraf daha. "Hayýr". O esnada Eisenhover düþtü. Abrahms'tan bir telgraf. þehircilik varmýþ. ver bana isimlerini. baþladý okumaya. Fatih Bey gözlüðünü deðiþtirdi. Ahmet Tokuþ vardý. dedi Charles Abrahms. karþýla". "Yahu senin neþen yok. Caným sýkýldý. Nazým Berksan.U. Milli Eðitim Bakanlýðý'nda bir toplantý yaptýk. yarýn size sunarým" dedi. Geldi. dedi. böyle bir üniversiteye ne lüzum varmýþ. Karayollarýnda beraber çalýþmýþtýk. Her konan taþ. Fehmi Tokay. T. "Çok güzel" dedi. meyvesini geç veren aðaca benzer. "Biz parlamenterlerle Amerika'ya gidiyoruz. Teknik Üniversite ve Mülkiye benim aleyhimdeydi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Vecdi Diker oturuyor karþý masadan. biz de takip ediyoruz. bir rapor hazýrladý. Ertesi sabah Vecdi Diker ve Avni Yener geldiler. adreslerini arayayým" dedi. Charles Abrahms'ý yolcu ettik. "Dean Perkins baþkanlýðýnda Pensylvania heyeti Türkiye'ye geliyor.Türkiye'de "þehirci" olmak nasýl bir þey? C. Fatih Bey. Türkiye'de Amerikan Üniversitesi kurulamazmýþ" diye karþý çýkýyorlar. biz kurmuþtuk Karayollarý'ný. gitti. “Çok güzel”. Þehir 139 . "Tamam yarýn saat 9'a randevu aldým" dedi.Sürekli olarak. birbiriyle toplanarak bir þehri oluþturur. Karþýladým. Þehircilik öyle bir þey ki. biz bekleriz". "Ýþler düzeldi. Truman geldi.. "Vecdi Abi bir dakika gelir misin?" dedim. Haftasýnda Charles Abrahms'tan bir telgraf. hemen telefonla Fatih Bey'i aradý. Charles Abrahms þaþýrdý. milletvekilidir. Ankara Palas'ta misafir ediyoruz onu." General Rally böyle bir üniversiteye lüzum yoktur diye beyanat vermiþ. Bir süre sonra bir telgraf aldýk "300 milyon ayrýldý. “Ne dersin” dedim. sanki ben Halk Partili deðilmiþim gibi. böyle böyle bir teklifte bulundum. Hemen gittik. ama kuruluyor. 75 milyona indi. Anlattým. aþaðý yukarý 40-45 senedir Türkiye'de þehircilik yapýyorum.

bu milleti delirtmek için mi? Ýki katlý otobüs gelse. üç. Binanýn dýþýný pek güzel yaparýz da. dört. Enerji Bakanlýðý çýkacak. Ve þehirci prensiplere uymalý. bir. niye yapmayayým? Çalýþmak ayýp mý? Ýstersem çöpçülük bile yaparým. þehirci etki altýnda kalmamalý. Ankara'da iþleyemez. Þehirci. Üst geçitler. haritacýlýðý da içine alýr. Þehir demek. Þehirciliði. Þehircilik. mühendisliði. Bakanlýk yaptýktan sonra. örneðin. iki. Niye alt geçit yapmazlar bilmem. 140 . meclis-i idare azasý olacakmýþým. Þehirciye etki yapýlmamalý. Þimdi bakýn bir þehir planý yaparken nerelerden geçeceksiniz: Karþýnýza Karayollarý çýkacak. böyle bir akýþtan iþi ele almalýyýz. þehircilikle uðraþýyorum diye beni hakir görenler var. iþte bütün bunlarla iliþkisi var diye seviyorum ben. Ne yapacakmýþým? Bakanlýktan sonra. 200 bin lirayý cebe atýcaðým. biraz politikacýlýk da var serde. Ondan sonra çarþamba günleri 3 saat gidip. beþ. her ihtiyaca cevap vermelidir. arkeolojiyi. Bilmediði bir þeyi Lokantacý Mahmut Efendi'den. Fonksiyon deðil. "þehirciyim" demekle bitmez. Ben böyle þeye yokum. içine hiç dikkat etmeyiz. Üstgeçitler var çünkü. Milli Eðitim Bakanlýðý çýkacak. Devlet Su Ýþleri çýkacak. Bakkal Ahmet'ten. þahsi menfaat olmamalý. Eski eser. Mesleðim var seviyorum. Anýtlar Yüksek Kurulu çýkacak. halkla iliþki. altý. Arkeologlar çýkacak. pire için yorgan yakan millettir. Þehircilikte. mantýk demektir. Bizim millet. bakanlýklarla ve vatandaþla sürekli temas halinde olmalý. bir bankaya girecek. Emine Haným'dan öðrenirsin. Þehirci ayný zamanda.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I sosyal hayatýn akýþýna baðlýdýr. dýþ görünüþ önemli bizim için.

Bahattin ADIGÜZEL Pilot THK Tanýtým Müdürü .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I UÇAK FABRÝKALARI NASIL KAPATILDI? M.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Hangi konuda olursa olsun baþarýlý olmak istiyorsanýz önce hedefinizi sonra da baþarýnýn en önemli vasýtasý olan stratejinizi iyi belirlemeniz gerekir. Göklere hakim olan ülkenin muhtemel bir savaþýn da galibi olacaðý düþüncesi 20nci yüzyýlýn baþlarýnda önce askeri bir doktrin olarak ortaya çýktý. böyle bir uçuþun yapýldýðýna dair belge gösteremediðimiz için Uluslararasý Havacýlýk Federasyonu (FAI) tarafýndan karþý çýkýlýyor. Türk Hava Kurumu tarafýndan her yýl üstün performans gösteren bir kadýn ve bir erkek havacýya Hezarfen ve Lagari adýna verilmek istenen madalyalara. Çoðu kez “güncelliðini kaybetti. yasalar deðiþti. John Wilkins'in 1648'de yazdýðý "Discovery of a New World: Moon-Yeni Dünyanýn Keþfi: Ay" isimli kitaplarý dahi ihtiyaca cevap vermiyor. Cumhuriyet döneminin çok güzel arþivleri var. Dr. 10uncu ve 17nci yüzyýlda böyle bir uçuþ yaptýklarý dahi kabul edilmiyor. Ulu Önder bunu. Konu havacýlýk sanayi olunca ister istemez yakýn tarihimize giriþ yapmadan konunun ayrýntýlarýna girmek uygun deðil. Aksi halde ya deðirmen taþlarý arasýnda ya da diþliler arasýnda ezilip yok olmaya mahkumsunuz demektir. Özellikle ulusal baþarýlardan bahsedebilmek için geçmiþimizi. Evliya Çelebi'nin "Seyehatname'si. artýk bu tarihe karýþtý. bir daha lazým olmaz” gibi onlarca gerekçeyle imha ettiðimiz veya üç kuruþ para uðruna sattýðýmýz arþivler ne yazýk ki Türkiye üzerinde oynanan senaryolarýn sürmesine ve tarihin sürekli tekerrür ettirilmesine neden olmuþtur. 142 . bu þirket kapandý. Arþivlere sahip çýkmadýðýmýz için bugün ne Ýmam Ceheri. Türkiye'de havacýlýðýn çaðdaþ ölçülerde geliþmesine sebep olan ilk kiþi her konuda olduðu gibi Ulu Önder ATATÜRK'tür. ne Hezarfen Ahmet Çelebi ne de Lagari Hasan Çelebi'nin adlarý uluslararasý havacýlýk camiasýnda anýlmýyor. yani tarihimizi iyi bilmek zorundayýz. Bunun mümkün olabilmesi için öncelikle arþivlere sahip çýkýlmasý gerekiyor. Ama bu sefer de bunun kýymetini bilmeyen bir bürokrasi ve gerçeklerin gün ýþýðýna çýkmasýný bilerek ve/veya bilme yerek engelleyen siyasiler ve yasal engeller var.

Ayný yýl Alman Junkers Tayyare Fabrikasý’yla iþbirliði yaparak Kayseri'de TOMTAÞ Uçak Fabrikasý’ný kurdu. Bugün Hava Kuvvetleri’ne baðlý 2nci Ýkmal Bakým Merkezi olarak çalýþmalarýna devam etmektedir. Kuruluþ tüzüðünün ilk maddesine de. Cumhuriyet döneminin baþlangýç yýllarýnda Türkiye'de havacýlýk sektöründe atýlan dev adýmlarýn ve baþarýlarýn ardý arkasýnýn kesilmediðine tanýk olunur. Vecihi Hürkuþ anýlarýný bizzat kendisi kaleme aldý ve ölümünden sonra "Bir Tayyarecinin Anýlarý" adý ile yayýmlandý.. O. Ýbret dolu bu öykünün herkes tarafýndan okunmasý gerektiðine inanýyorum.. Bunlarý söylemekle yetinmedi. 16 Þubat 1925'de Türk Tayyare Cemiyeti’ni kurmak oldu. 143 . 1931 yýlýnda Ýstanbul'da kendi atölyesinde ürettiði Vecihi-XIV adýyla anýlan ikinci uçakla Ankara'dan havalanarak küçük bir Türkiye turu yapmayý baþardý. Vecihi-VI adýyla anýlan ilk tasarýsýný 1924'de gerçekleþtiren Pilot Vecihi Hürkuþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Ýstikbal Göklerdedir" diyerek bir çift sözle özetledi. Ancak baþýna gelenler kelimenin tam anlamýyla piþmiþ tavuðun baþýna gelmedi. "Türkiye'de havacýlýk sanayisini kurmak. Cumhuriyet'in ilk yýllarýnda bize de rehber oldu. Böylece Junkers lisansýyla A-19 ve A-20 uçaklarýnýn hem üretimi hem de bakým ve onarýmlarý Türkiye'de yapýlmaya baþlandý. Ancak baþlangýçtaki amaç devam ettirilemedi ve uçak üretimi durduruldu. Ýlk yaptýðý iþ 23 Nisan 1926'da "Tayyare Makinist Mektebi"ni hizmete açmak oldu. 1900'lü yýllarýn baþýnda havacýlýkta gördüðü geliþmelerin gelecek yýllara hükmedeceðini anlayarak bu cümleyi sarf etmiþti. ama ilerleyen yýllarda ne oldu da bu ruh söndü ya da söndürüldü? Havacýlýk sanayisinin geliþmesini saðlamak için Cumhuriyet'in ilânýndan hemen sonra ilk yaptýðý iþ. Amerika'da Boing firmalarý yoktu!. Ulu Önder hem fikir hem de icraat adamýdýr." þeklinde yazarak asýl amacýný net bir þekilde ortaya koydu. Bu fabrika kurulduðu zaman Avrupa'da Airbus. 1929 yýlýna kadar Türk Hava Kurumu'nun denetiminde kalan bu fabrika 1929'da Milli Savunma Bakanlýðý’na devredildi.

Cumhuriyet döneminde mühendis pilotlarýn çoðu yoðun olarak bu dönemde olmuþtur. Ancak test uçuþlarýný yapacak tecrübe pilotu bulamadýðý için projesi yarým kaldý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bir yanda varlýðýný ve hayatýný ortaya koyan yaratýcý bir genç diðer tarafta hiçbir riski ve sorumluluðu olmayan bürokraside yer alan þer diþlileri!… Kime hizmet ettiklerini bilmeden hizmet ürettiklerini iddia eden bürokratlar!… Vecihi Hürkuþ'tan sonra THK tarafýndan Fransa'da eðitime gönderilen Mühendis Selahattin Reþit Alan Bey. Bu okul Ýstanbul Teknik Üniversitesi’nin özellikle mühendislik bölümü öðrencilerinin staj yeri olur. Baþarýlý uçuþlardan sonra bu uçaklarýn seri üretimlerinin yapýldýðýna ve bir kýsmýnýn yurt dýþýna satýldýðýna da tanýk olunmaktadýr. Fakat takip eden yýllarda O'nu. Yeþilköy'de açtýðý uçuþ okulunda yapar ve ürettiði uçaklarýn deneme uçuþlarý da burada gerçekleþtirilir. Tek motorlu olan bu uçaðýn hemen ardýndan 2 yýl sonra 1938'de çift motorlu tipi imal edildi ve adýna da "Nu D-38" denildi. Ýlk uçaðýný 1936'ta yapan Demirað. Fabrikaya paralel olarak Nuri Demirað bugünkü Atatürk Havalimaný'nýn bulunduðu bölgede bir de uçuþ okulu açar. Yýllarca Beþiktaþ'ta ürettiði parçalarýn montajýný. Hatta mühendislerin birçoðu pilot olur. bu uçaða "Nu D-36" adýný verdi. Nuri Demirað keþfetti ve kurmayý düþündüðü uçak fabrikasýna ortak yaptý. sipariþ ettiði 12 uçaðý "teknik þartnameye uygun deðil" diye reddettiði için uzun süren hukuk mücadelesine rað144 . 1930'larýn baþýnda ekonomik krizlerin tüm dünyada doruk noktada olduðu yýllarda Nuri Demirað'ýn Ýstanbul Beþiktaþ'ta açtýðý uçak fabrikasý havacýlýk sektörüne yeni bir ivme kazandýrdý. motor ve pervanesi hariç bütün parçalarý Türk malý olan ve MMV-1 adý verilen yeni tip bir ulusal uçaðýn prototipini imal etti. Servetini ortaya koyan Nuri Demirað da ne yazýk ki Vecihi Hürkuþ gibi aradýðýný bulamadý ve fabrikasýný 1945'de kapatmak zorunda kaldý1. Böylece Türk Hava Kurumundan sonra havacýlýk alanýnda faaliyet gösteren özel teþebbüs ruhu önemli bir baþlangýç yarattý. Türk Hava Kurumu.

Etimesgut'ta kurulan uçak fabrikasý 1944'de tam üretime geçti. imza atan bu fabrikalar bu tarihten sonra Makina Kimya Endüstrisine (MKE) devredildi. Fabrikalar 1953 yýlýnda da Marþal yardýmlarý nedeniyle tamamen kapatýldý. Baþardýlar da… Ancak Harp bittikten sonra Polonya Hükümeti. 2nci Dünya Harbi’nden önce Polonya'dan kaçarak Türkiye'ye sýðýnan havacýlýkla ilgili birçok mühendis ve teknisyen. Hatta THK-5 Danimarka'ya ve Ürdün'e satýldý. Kayseri tecrübesinden sonra uçak üretimi konusunda Türk Hava Kurumu’nun ikinci teþebbüsü Ankara'da oldu. Hezarfen ve Lagari gibi sürgüne gönderilmediler ama yöneticiler ve politikacýlar tarafýndan desteklenmediler de!. Nuri DEMÝRAÐ. 5 ve 10 tipi eðitim. akrobasi. 1940 yýlýnýn sonlarýna kadar Akköprü'de sýnýrlý kadroyla çalýþan Türk Hava Kurumu planör atölyesinin fabrika haline getirilmesiyle. Milyonlarca dolarlýk yatýrýmlar yok edildiði gibi bir ülkenin geleceðini garanti altýna alacak yatýrýmlarda çýkan küçük sorunlara "adam gibi" yuvarlak masa etrafýnda oturulup çözüm aranmadýðý için bir ülkenin geleceði karartýldý. Vecihi HÜRKUÞ ve Selahattin REÞÝT (ALAN) gibi havacýlýk lokomotifinin özel teþebbüs ruhunu yaratanlar. 1944 yýlýnda Atatürk Orman Çiftliði'nde ilk uçak motor fabrikasý kuruldu. 4. harpten önce yurtdýþýna kaçan bilim adamlarýnýn belirli bir tarihe kadar yurda dönmeleri 145 . Bu fabrikada Magister uçaklarýnýn yanýsýra THK-1. 9 eðitim ve akrobasi planörleriyle THK-13 uçan kanat. dönemin yöneticileri tarafýndan 1940'lý yýllarýn baþýnda iyi deðerlendirilmiþ ve Etimesgut uçak fabrikasýnda çalýþtýrýlmaya baþlanmýþtýr.. Hatta fabrikanýn temellerinin atýlmasýnda büyük yararlarý dokunmuþtur bu mühendis ve teknisyenlerin. burada Ýngiliz Miles Magister eðitim uçaklarýnýn seri montajýna baþlandý. 2nci Dünya Harbi nedeniyle ülkelerinden kaçtýklarý için Türkiye'de tutunmak ve baþarmak zorunda olduklarýný kendileri de biliyordu.. 1951 yýlýna kadar üretime devam eden ve birçok projeye. 7. saðlýk ve nakliye uçaklarý da üretildi. 3.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I men hem davayý hem de tüm servetini kaybetti. THK-2. Geliþmeler bununla da bitmedi.

1925-1950 yýllarý arasýnda Türkiye'yi ziyaret eden havacýlýkla ilgili Amerikalýlarýn. bizim mühendis ve teknisyenlerimize güvenmez olurlar2. resmi görevlerinin dýþýnda ziyaret ettikleri iki önemli kurum ve tesis vardýr. 'Þu. Polonyalý mühendis ve teknisyenler fabrikayý ve Türkiye'yi bir ay içerisinde terk ederler.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I halinde af edileceklerini açýklar. Bu tür olaylar bugün de var olan hareket tarzlarýdýr. ikincisi ise Nuri Demirað Uçak Fabrikasý ve Gök Okulu. Ancak bu kiþiler fabrikadan ayrýlýrken nifak tohumlarýný atmayý ihmal etmemiþlerdir: "Þu. þu mühendisleriniz oldukça deneyimli ve iyi iþler yapabilecek durumdalar. Polonya'ya döneceklerini söyleyerek fabrikadan ayrýlan Polonyalý mühendis ve teknisyenlerin çoðunun Polonya'ya dönmedikleri. Ancak çok riskli çalýþýyorlar ve ileride pilotlarýnýzýn baþýný aðrýtabilirler…. Fabrikanýn önde gelen mühendisleri yüksek ücretlerle ve hepsi bir ay gibi kýsa bir zaman periyodu içerisinde Polonya'ya dönüyoruz diye 146 . O dönemde fabrikalarda birlikte çalýþan Türk mühendis ve iþçileri. Bu aftan yararlanmak isteyen Polonyalý mühendis ve teknisyenler bir ay içerisinde fabrikadan ayrýlarak Türkiye'yi terk ederler. Onlar gittikten sonra da bizim yöneticilerimiz. þu mühendisleriniz ise iyiler ama henüz yeterli deneyimleri yoktur. Birincisi Türk Hava Kurumu ve Uçak Fabrikasý. þu. büyük ücretlerle ABD. Bilgiler birbirini destekledi ve senaryosu yýllar önce yazýlan korkunç plan ortaya çýktý. Kanada ve Fransa'ya transfer edildikleri yýllar sonra 1952'de tesadüfen öðrenildi3. Arþivin tozlu raflarýnda önem verip konunun ayrýntýlarýný araþtýrýrken hiç ummadýðým bilgi ve belgelere ulaþtým. Uzmanlar fabrikayý gezerlerken yapýlan iþleri ve geliþmeleri sürekli takip ederler ve medyaya güzel demeçler vererek ülkeden ayrýlýrlar4. Polonyalýlar’ýn çok iyi çalýþtýklarýný ve oldukça verimli iþler yaptýklarýný belirtmektedirler. Tecrübesizlik nedeniyle sorun yaratabilirler…" þeklinde açýklamalar yaparlar fabrika yöneticilerine.

-Yeni uçaklarý gören pilotlarýmýz üretilen uçaklara güvenmemeye baþladý. "Türkiye'nin. uzun vadeli stratejinin ne olduðunu bilmeyen ve anlamayan bürokrat. -ABD hibe olarak çok sayýda uçak vererek. -Polonyalýlar ayrýldýktan sonra yöneticiler Türk mühendislerine güvenmemeye baþladý. -Binbir güçlükle kurulan fabrikalara verilen sipariþler dönemin iktidarý tarafýndan kesildi. asker ve politikacýlarýn kurbaný oldu. 1970'li yýllarýn baþýnda Hava Kuvvetleri Komutanlýðý'nýn baþlattýðý "Kendi uçaðýný kendin yap" kampanyasý fikri ortaya atýldý. geleceði düþünmeden boyun eðen herkesindir. Bu kararlarýn alýnmasýnda yabancý ülkelerin baský ve yönlendirmelerinin çok büyük payý vardýr. Her þeye raðmen içimizdeki ateþin söndüðünü söylemek mümkün deðil. bu fabrikalarýn kapatýlmasý için çaba sarf eden yabancýlarýn deðil. Kýbrýs Barýþ Harekatý sonrasý Türkiye'ye konan ambargo nedeniyle bu fikir savunma sanayi ve havacýlýk sanayimizde aniden alevlendi ve sonuçta bugün itibariyle azýmsanmayacak ölçülerde ilerlemeler kaydetti. fabrikada üretimin iyice durmasýna neden oldu. Buna. Suç.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I fabrikadan ayrýldýlar. 147 . -ABD'nin Marshall yardýmlarý Türk havacýlýk sanayisinin üzerine kara bulut gibi çöktü. -Sürekli gideri olan 850'den fazla mühendis ve iþçinin çalýþtýðý fabrikalarýn da kapanmaktan ve kapatýlmaktan baþka çaresi kalmadý. havacýlýk sektöründeki en az 100 yýllýk kaybý" diyebiliriz. -Sipariþ kesilince üretim durdu. onlarýn isteklerine. Kýsýr görüþün. Ancak belli bir çevrenin dýþýnda yine de fazla ilgi görmemiþti o dönemde.

Devlet-Özel sektör ve asker arasýndaki iþbirliði sorunlarý geciktirilmeden giderilmelidir. Hatta ASELSAN. HAVELSAN. Roma. Yakýn tarihimizde yaþanan ayný hatalara tekrar düþülmemesi için yöneticilerin bu sözlere kulak kabartmalarý gerektiðine inanýyorum. ROKETSAN gibi birçok kuruluþ da anýlan tarihlerden sonra kurulan ve geleceðine umutla bakýlan ve bakýlmasý gereken kuruluþlar arasýndadýr. Havacýlýk sanayisi en hýzlý geliþen ve diðer sanayi dallarý arasýnda kurallarý en katý olan bir sektör konumuna geldi. Dünyada ve özellikle Avrupa'da kurulan sivil havacýlýk otoriteleri bir dizi önlemler almaya. Bilime politika sokulmamalýdýr. Havacýlýk sanayinde Ankara. Kara Kuvvetleri Komutanlýðý'na baðlý olarak özellikle helikopter montaj sanayii alanýnda Ankara'da faaliyet gösteren 5’nci Ana Bakým Merkezi Komutanlýðý baþta olmak üzere birçok özel ve kamu sektöründeki geliþmeler 2000'li yýllara umutla bakýlabilecek bir geleceðin habercileridir. 1920-1944 yýllarý arasýnda Madrid. emniyet için yeni kurallar koymaya ve bu kurallara uymayanlara aðýr yaptýrýmlar uygulamaya baþladýlar. Hükümetlerin ve politikacýlarýn özellikle yerli sanayiyi desteklemeleri için bu kurum ve kuruluþlarý yakýn takibe almalarý. Hem bilimsel hem de siyasi titri olan cevherlerimizin düþünceleri ülke menfaatleri kapsamýnda birleþtirilerek sanayiye iþlerlik kazandýrýlmalýdýr. Her þeye politik görüþ malzemesi olarak bakýlmamalýdýr. ulusal çýkarlarý koruyacak kararlarý zamanýnda almalarý gerekmektedir. Politika yapmak isteyen bilim adamlarý var ise bilim ile politika arasýnda tercih yapmalarý gerekmektedir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün F-16 projesi kapsamýnda kendini bulan TUSAÞ. Ancak bu sektörümüzde de acilen sivil-asker iþbirliðine ihtiyaç duyulmaktadýr. TEI ve TAI kuruldu5. 148 . faaliyetlerinden haberdar olmalarý. Eskiþehir ve Kayseri'deki Hava Kuvvetlerine baðlý Ýkmal Bakým Merkezleri. Varþova gibi havacýlýk kurallarýný içeren bir dizi konferanslar düzenlenmiþ ve uluslararasý anlaþmalar yapýlmýþ olmasýna raðmen havacýlýk dalýnda en kapsamlý sözleþme 1944'de imzalanan Þikago sözleþmesidir. Paris.

20’nci yüzyýlýn son çeyreðinde özellikle geliþmiþ ülkeler ICAO standartlarýnýn üzerine çýkarak bir dizi yeni önlemler almaktadýr. havacýlýk tarihindeki Lâgari Hasan ve Hezarfen Ahmet Çelebi'lerle yapýlan güzel baþlangýç. hizmetlerinden yararlanamayacak duruma getirilmiþtir. 19 ve 20’nci yüzyýllarda ABD. Önemli olan üretimden iþletmeye varýncaya kadar havacýlýk camiasý içinde faaliyet gösterecek firmalarýn. Destek. Böylece 20’nci yüzyýlýn ikinci yarýsýndan sonra yeni bir döneme girildi ve yüzyýlýn sonunda gerek iþletmede gerekse üretimlerde yasaklarýn yerini üretim standartlarý almaya baþladý. Sonuç olarak havacýlýk alanýnda faaliyet gösteren firmalar ya belirlenen üretim-iþletim standartlarýna eriþecek. Aksi takdirde. ya da batýlý ülkelerin teknolojilerini benimseyip onlara baðýmlý ülkeler ve iþletmeler haline gelecekler. Ancak sözleþmeyi imzalayarak teþkilata tam üye olduðumuzu ilan etmek marifet deðil. hem de fiilen uçuþ denemeleri gerçekleþtirilmiþtir. ne araþtýrmacýlar çalýþmalarýndan vazgeçebilmiþ ne de devlet yöneticileri araþtýrmacýlara verdikleri desteði çekmiþlerdir… 21’inci yüzyýlda ise anýlan ülkeler araþtýrma ve geliþtirmeye daha çok bütçe ve zaman ayýrmaktalar. ICAO standartlarýnda üretim ve iþletme yapacak seviyeye gelmeleri için gayret sarf etmeleridir. 149 . Avrupa Birliði de Joint Aviation Authority (JAA) adýyla anýlan sivil havacýlýk otoritelerini kurdular. Fransa ve Ýngiltere baþta olmak üzere birçok ülkede hem bilimsel araþtýrmalar yapýlmýþ. Oysa sadece 17. Zaman zaman kazayla sonuçlanan olaylara raðmen. devlet idarecileri tarafýndan desteklenmedi. 1944 Þikago antlaþmasý ile kurulan Uluslararasý Sivil Havacýlýk Teþkilatý'nýn (ICAO) kuruluþunu onaylamýþtýr. yeni teknolojilere uyum saðlamak için daha çok emek ve daha çok sermaye harcanmaktadýr. sürekli olduðu takdirde önemlidir. Belirlenen standartlarý taþýmayan hava araçlarý Avrupa Birliði ve Amerika Birleþik Devletleri hava sahalarýna giremeyecek. Ýlk uçuþu gerçekleþtirerek havacýlýk tarihine ilk imzayý atan bir Türk olmasýna raðmen.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Türkiye. ABD kendi hava sahasýnda geçerli olmak üzere Federation Aviation Authority (FAA). 18.

Ancak Türk Hava Yollarý’ný özelleþtirmeden önce iyi düþünmek gerekir. Ýþletme masraflarý çok fazladýr. THY'nin Ýstanbul'da sahip olduðu teknik alt yapý ise özel sektör için güzel bir gelecek vadetmektedir. THY. Türk Hava Yollarý özelleþtirildikten sonra sonu. 1933 yýlýnda 2186 sayýlý yasayla Hava Yollarý Devlet Ýþletme Ýdaresi’nin kurulmasýyla havacýlýk sektöründe dünyadaki deðiþiklikler yakýn izlemeye alýndý. Havacýlýk þirketleri kolay kurulan þirketler deðildir. uluslararasý 150 . Ankara-Adana bacaklarý da eklenerek büyümeye baþladý. Bu nedenle sivil havacýlýk otoritesinin koordinatörlük görevi havacýlýk sanayisinin saðlýklý büyümesi için çok önemlidir. Baþlangýçta sadece Ýstanbul-Ankara arasýnda baþlatýlan hava taþýmacýlýðý takip eden yýllarda (1933) Ýstanbul-Ýzmir. Yatýrýmlarý çok pahalý ve riskleri çok fazladýr. 79 yýllýk geliþimin iyi irdelenmesi gerekmektedir. Özelleþtirmeden önce özerkleþtirilmesinin öncelikle düþünülmesinin daha yararlý olacaðýný deðerlendirmekteyim. Türkiye'de çaðdaþ anlamda kurulan ilk hava taþýmacýlýk þirketi bilindiði üzere Türk Hava Yollarý Anonim Ortaklýðý'dýr. 1968 yýlýna kadar piston motorlu uçaklarla sürdürdüðü iç ve dýþ hat seferlerine bu tarihten sonra jet uçaklarý satýn alarak filolarýný dýþ seferlere uygun hale getirdi. Havacýlýk sektöründe 20nci yüzyýlýn ortalarýnda meydana gelen hýzlý geliþmeler karþýsýnda ulusal çýkarlarýmýzýn korunmasý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Üretimin yanýnda konuya bir de iþletme açýsýndan bakacak olursak. Çok kaygan zeminlerde yürütülen bir iþletmedir. 1925'de Ankara-Ýstanbul arasýnda uçuþ izni verilmesiyle atýlmaya baþladý. filolarýný yenilemeyen bir þirketin sektörde tutunmasý genellikle mümkün deðildir. Þu anda özelleþtirme kapsamýnda bulunmaktadýr. Sümerbank'a dönecekse böyle bir þirketi tekrar kurmanýn kolay kolay mümkün olamayacaðýný hatýrlatmayý havacýlýðý bilen bir vatandaþ olarak görev sayýyorum. Dünyanýn en önemli yerlerine seferler yaparak Türk bayraðýný dalgalandýran bu þirket bugünkü seviyesine kolay gelmedi. Türkiye'de sivil hava taþýmacýlýðý alanýnda da ilk adýmlar. orada da ilginç durumlarla karþýlaþmamýz kaçýnýlmazdýr. Ard arda kaza geçiren. Et Balýk Kurumu'na.

Kaldýrýlan parmaðýn ne anlama geldiðini bilmeyen parlamenterin parlamentoda yeri yoktur. doðru kararlar alabilmek ve doðru stratejiler çizebilmek için siyasi tarihimizi iyi bilmemiz gerekiyor. Çünkü bugün itibariyle ülkenin kaderine parmak basan insanlar. Ýsteyen herkes parlamenter seçilebileceðine göre uluslararasý iliþkilerde önemli olan devamlýlýk. 1987'de 'Sivil Havacýlýk Genel Müdürlüðü (SHGM)' olarak deðiþtirildi. sadece kamu yöneticileri ve tarihçiler deðil. Anadolu ve Erciyes Üniversitesi Havacýlýk Yüksek Okullarý. ister iþçi. Ayný dönem içerisinde Türk Hava Kurumu ve Silahlý Kuvvetlerin haricinde sivil havacýlýk sektörüne pilot ve teknik eleman desteði saðlayan birçok fakülte ve yüksek okul açýldý. ister memur. parlamenterlerdir. ODTÜ ve ÝTÜ Havacýlýk ve Uzay Mühendisliði Fakülteleri.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I iliþkilerin düzenli bir þekilde yürütülmesi ve denetlenmesi için Ulaþtýrma Bakanlýðý bünyesinde "Sivil Havacýlýk Daire Baþkanlýðý" 1954 yýlýnda kuruldu. ister muhalefetteki siyasetçi. arþivlerimiz iyi tetkik edildiðinde tarihimiz 5'inci kol faaliyetleri ve entrikalarla dolu. ister iktidar partisi mensubu olalým. Adý. Bunlardan ODTÜ ve ÝTU mühendislik alanýnda eleman yetiþtirirken. 20. yüzyýlýn son çeyreðinde kuruluþlarýný tamamlayarak sektöre eleman yetiþtirmeye baþladýlar." 151 . düzenlilik. Erciyes ve Anadolu Üniversitesi Sivil Havacýlýk Yüksek Okullarý pilot ve çeþitli dallarda teknik personel eðitimleri veren beþ yýllýk yüksek okul konumundadýr. ister edebiyatçý. Günümüzde "Geçmiþini bilmeyenler geleceklerine asla yön veremezler. Ýster mühendis olalým. alýnan kararlara baðýmlýlýk ve kararlýlýk ilkeleri bütün parlamenterleri yakýndan ilgilendirmektedir. Buraya kadar anlatýlanlar havacýlýk sanayimizin geçirdiði evrelerin çok kýsa bir özetini vermekte olup tarihten açýlan sayfalarý içermekteydi. Aslýnda. Hava limanlarýnýn iþletilmesi ve uçuþ güvenliðinin saðlanmasý amacýyla da 28 Þubat 1956'da 6686 sayýlý yasayla Devlet Hava Meydanlarý Ýþletmesi (DHMÝ) Genel Müdürlüðü kuruldu.

ölen. Kargaþaya meydan verilmemesi için Devletimizin çýkarmýþ olduðu yasalara uymaktan ve Bunlara raðmen sorunlar yaþanýyorsa birbirimizle kavga etmeden sorunlarýmýzý yuvarlak masa etrafýndan toplanýp tartýþarak çözmekten geçer. 1. Cumhuriyetin ilanýndan hemen sonra ele alýnmýþ olmasý dikkat çekicidir. Önce vatandaþ olarak birbirimizi tanýmaktan. Birçoklarýmýzýn düþüncesine göre öncelik sýrasý daha sonra gelmesi gerekirken O." Fakat bunun tedavisi kolaydýr. havacýlýðý diðer sanayi dallarýndan daha önemli 152 . Ýkincisi. Din iþlerini bilimsel bir þekilde incelemek. Amacý. Kýsacasý geleceðin emanetçilerinin çocuklar olduðunu görmüþ ve bu nedenle de çocuða önem vermiþtir Ulu Önder. din ile devlet iþlerini birbirinden ayýrt ederek din kurallarýný hurafecilerin elinden kurtarmaktýr. Dünya Savaþý ve Kurtuluþ Savaþý yýllarýnda harpten yorgun ve bitkin düþmüþ. Cumhuriyetin baþlangýç yýllarýný tekrar hatýrlayalým.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Aslýnda her birimiz 5'inci kol faaliyetlerinin. Ama ondan daha tehlikeli olaný "bilmeden yapýlan hatalardýr. 3 Mart 1924'de kurulan Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý’dýr. Bunun tedavisi. Bunlardan birincisi 31 Haziran 1921'de kurulan Çocuk Esirgeme Kurumu’dur. Üçüncüsü. Nutuk'u bir daha okuyalým… 1920'li yýllarýn baþýnda ATAMIZ’IN icraatlerini hatýrlayalým. Sonra bizlerin geleceðine yön veren müesseselerimizi tanýmaktan. Amacý. yani bilerek ve bilmeyerek yapýlan kötülüklerin potansiyel suçlusuyuz. þehit olan ve sakat kalan insanlarýmýzýn çocuklarýna ve yaþlýlarýna kol kanat germektir. Balkan Savaþý. Cumhuriyetin ilanýndan önce düþünülmüþ bir kurumdur. 16 Þubat 1925'de kurulan Türk Tayyare Cemiyeti’dir. Biz bu ülkeye bilerek kötülük yapanlar tespit edildiðinde tek kelime ile onlara "hain" diyoruz. Ulu Önder ATATÜRK'ün 1920'li yýllarýn baþýnda önemle üzerin de titrediði üç önemli kurum var.

Bu konuyu merak edenlere "Gökteki Venüs" kitabýmý okumalarýný öneririm6. Medyanýn da rolü büyüktür. araþtýrma yapmak ve onlarýn anlayabileceði tarzda bilgilendirmektir. Bir baþka gazeteden. Artýk bu iddia çaðýmýzda geçerliliðini kaybetmiþtir. havacýlýk sanayinin temellerini atmak ve geliþtirmektir. Atatürk döneminde yaratýlan havacýlýk sanayi ruhunda medya desteði çok yüksektir. þahýstan ya da geçmiþ yýllara ait bilgi ve belgelerden alýntýlar yaparak yorum ve yargýlama yapmaya hakký ve yetkisi yoktur. her þeyin küçüðünü ve hafifini yapmanýn önemi o yýllarda kavranmýþ bir düþüncenin ürünü olarak görülmektedir. ancak bir insan bir köpeði ýsýrýrsa bu haberdir" derlerdi. Yapýlan güzel iþler. "Bir köpek bir insaný ýsýrýrsa bu bir haber olmaz. Araþtýrma ise kaynaða inilerek yapýlýr. gazeteci olarak kendilerinin tanýmadýðý bir kurumu topluma da tanýtamadýklarýný yazýyorlar. Basýn ahlak ilkelerine uygun deðildir. toplumun ihtiyaç duyduðu konularý belirleyip. Ülke sanayisinin bel kemiðini oluþturacak sanayi dallarýnda sadece kamu ve özel sektör temsilcilerinin çaba sarf etmesi yeterli deðildir. Hele hele bir gazetecinin bu sözün arkasýna sýðýnmasýný asla kabul edemiyorum. Ön yargýsýz haber ve yorum yapan gazeteciler de olmaktadýr. Toplumu doðru haberlerle donatmaktýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I olduðunu görmüþ ve Türk Hava Kurumu’nu kurmuþtur. Bunu yapabilmesi için konuyu araþtýrmasý gerekir. Amacý. çok kötüleri de. Medya desteði ile ilgili konu oldukça uzun olduðu için bu makale içerisinde incelenmesi yeterli ve uygun deðil. Toplumun karþýsýna sürekli felaket haberleri vermenin anlamý yoktur. Zaten sayýsý her geçen gün azalmaya baþlayan gerçek gazetecilik yapanlarýn azlýðý bir Türk vatandaþý olarak beni derinden yaralamaktadýr… Eskiden basýn yayýncýlara okul yýllarýnda. Ancak medya mensuplarýna kýsa bir mesajým var. Bu hareket. Çünkü gazetecinin görevi. Oysa günümüzde bir gazetecinin bu yöndeki bir iddiasýna katýlmamýz mümkün deðil. Bir çok gazete bazý kurum ve kuruluþlarýn sürekli kapalý bir kutuya benzediðini. 153 . Bu ülkede çok güzel iþler de yapýlmaktadýr.

basýnda çalýþanlar da basýn ahlak ilkelerine uyarak çalýþma yaparlarsa kalkýnmanýn daha hýzlý olacaðýný düþünüyorum. Gökteki Venüs. doðru yönlendirilirse. toplum bilgilendirilmelidir. Türkiye Uçak sanayii (TUSAÞ). Nuri Demirað Kimdir. M.Bahattin Adýgüzel. Ziya Þakir. 15 Þubat 2004. açýlan fabrikalar. 1947 2. Yorumlar insanlar bilinçlendirildikten sonra yapýlmalý ve/veya yaptýrýlmalýdýr. Bunlar da haber yapýlmalý. Uçak Motor Fabrikasý mühendislerinden Uçak Yüksek Mühendisi Þükrü ER ile yapýlan söyleþiler. Gökteki Venüs. Turkish Engine Industry (TEI) ve Turkish Airospace Industry (TAI) 6. M. 3.Bahattin Adýgüzel 4.Bahattin Adýgüzel. 154 . 1947. Ziya Þakir. M. 15 Þubat 2004. Dipnotlar: 1. yapýlan üretimler de vardýr. 5. 1 Aðustos 2003. Televizyon ve yazýlý basýn doðru kullanýlýrsa.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kurulan güzel tesisler. Türk Havacýlýðýnda Ýz Býrakanlar. s-256. Nuri Demirað Kimdir.

ticaret ve sanat sahasýnda önemli adýmlarla yürümeye bakalým.ATATÜRK ATATÜRK ORMAN ÇÝFTLÝÐÝ Reþat Ünal Harita ve Kadastro Mühendisi . çok kan dökerek kazandýðýmýz zaferlerden sonra çok fedakarlýklar yaparak ziraat. M.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Gerçek esenliðe ermek istiyorsak.K.

asýrlarca süren ihmaller. bunalmýþ olan Anadolu topraklarýna çeviriþidir. Mustafa Kemal ATATÜRK. onlara aðaçsýz ve çorak Ankara'nýn yanýbaþýnda büyük bir çiftlik kurmak istediðini söyler ve yer aramalarýný emreder. bir yandan da aðaçsýz ve çorak baþkent Ankara'da örnek olacak. ihanetler içinde çökmüþ. yeni devletin gözlerini anayurdun büyük parçasý. Yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin. baðýmsýzlýk mücadelesinin hatýralarýna karþý asil bir saygý ve baðlýlýk niþanesi olmasýndan baþka Orta Doðu’nun yeni jeopolitiði bakýmýndan da gerçek ve ileri görüþlülüðe dayanan bir olaydýr. bakýmsýzlýklar. bir yandan yeni kurulan devletin yapýlanmasýna çalýþýrken. laboratuvar niteliðinde büyük bir çiftlik kurmayý kafasýna koymuþtur.000 kadar nüfuslu Ankara'da yerleþme kararý. 1925 yýlý baharýnda. en küçük imar ve konfor nasibi görmemiþ ve 25. bir gün ATATÜRK. Anadolu'nun en harap þehirlerinden biri olan tozlu. ülkenin tanýnmýþ ziraatçilerini çaðýrarak . 156 . Bu büyük ve anlamlý bir olay. sýtmalý. 13 Ekim 1923'te Ankara'nýn baþkent olarak ilanýdýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1923 yýlýnýn Ekim ayýnýn en önemli olayý.

hastalýklý. Uzmanlar çalýþmalarýný tamamlayarak sunarlar. Atatürk'ün 1925 yýlýnda Abdi Paþa’nýn eþi Faika Haným’dan satýn aldýðý 20 000 dönüm toprak üzerinde atýlmýþtýr.000 dönüm arazi modern teknikle geniþ bir çiftlik iþletmesi için yeterli deðildi ve yörede uzun seneler terk edilmiþ vaziyette duran ve sahipleri topraklarýný iþleyemeyecek durumda geniþ araziler vardý. elektrik. fidanlýklar bir yýl gibi bir sürede tamamlandý. ahýr. Burada uygarlýðýn eseri olarak yalnýz bir demiryolu ince bir þerit halinde uzanýyordu. Ankara'nýn kenarýnda. Biraz kýraç yerlerinde yuva kurmuþ olan kartallar ve akbabalar. ATATÜRK. hem de kötü bir yer. en az bugünkü çiftlik yeri üzerinde durmuþtur. Bu geniþ arazinin bataklýklarý. “Ýstediðimiz yer böyle olmalýdýr. Bu dönemde.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Uzman heyet. þehrin hayatýný zehirleyen ve etrafýnda yaþayanlarý kendi gibi renksiz ve hasta yapan bir sýtma kaynaðý idi. atölye. Böylelikle. yoðun devlet iþlerine karþýn buraya da zaman ayýrýyor ve bazen traktörleri bizzat kullanýyordu. su tesisleri. hem çorak. anbar. kiraladýklarý küçük temsilcilik binalarýyla yetinip Ýstanbul'da kalmakta direniyorlardý. ATATÜRK bugünkü çiftliðin bulunduðu yeri sorar. ATATÜRK. En basit bir barýnma yeri bile olmadýðý için. bataklýk. hem bataklýk. Burasý bakýmsýz. Atatürk Orman Çiftliði'nin temeli. 157 . kendilerine elçilik binasý yaptýrmalarý için bedava arsa verildiði halde birçok ülke burada aðaç bile yetiþmez diyerek Ankara'ya taþýnmaya yanaþmýyorlar. uzmanlar burasýnýn bir çiftlik kurulmasý için gereken özelliklerden hiç birini taþýmadýðýný. hangar. Bunu biz ýslah etmezsek. imalathane. kim gelip ýslah edecektir?” der. Ancak 20. Bunlarýn deðerinin üstünde fiyatla alýndýðýný gören sahipleri arazilerini Orman Çiftliðine satmaya baþladýlar ve Yaðmurbaba. süthane. 5 Mayýs 1925 Pazartesi günü kurulan birkaç çadýr ile çalýþmalara baþlandý ve mevsimin ilerlemiþ olmasýna raðmen iki fordson traktör ile topraðý sürmeye giriþildi. çorak. aðýl. bir yandan da gerekli idari binalar. Ankara'nýn çevresinde çiftlik olacak yer ararken. o zaman dört kerpiç duvardan baþka bir þey olmayan mezbahanýn etrafýna yuva yapmýþlardý. fakir bir yer olduðunu belirtirler. Bir yandan topraðýn ýslah çalýþmalarý yürütülürken. sarý ve insaný bakarken rahatsýz eden bir durumda idi.

Silifke'de. zaferlerine birer þahit olan denizlerle süslüyor'' demiþtir. Büyük Önder ATATÜRK'e hayranlýðý daha da artýrmaktadýr. Tahar. hayvanat bahçeleri. tarým. makalelerinden birinde ''Büyük cengaver. Atatürk'ün döneminde yapýlan Marmara Denizi ve alaný Karadeniz'in þeklini taþýyan havuzlarý hayranlýklar yaratmýþ. havuzlarý. bunlarýn dýþýnda. tarihsel bir özellik kazandýrmaktadýr. yepyeni bir mucize daha yaratmayý hedefliyordu. ATATÜRK. Marmara havuzunu gören Amerikalý gazeteci Rose Lea. Güvercinlik. Bu özellik. parklarý. ATATÜRK. Etimesut. Millet ve Baltacý Çiftliklerini. iç ve dýþ kamuoyuna göstermek istemiþtir. hayvancýlýk ve sýnai üretimdeki baþarýlar önemsenmekle birlikte. Dörtyol'da. örnek sanat atölyeleri (ilk KOBÝ'ler) . Portakal Bahçesi ve Karabasamak Çiftliðini ve Tarsus'ta. Karadeniz havuzu halkýn dinlenme ve eðlence yeri olmuþtur. modern ziraat ve hayvancýlýk tekniklerinin uygulandýðý. Atatürk Orman Çiftliði yalnýz çiftlik iþleten bir yer olmamýþ. yeni bir kent. Karadeniz havuzu yapýldýðý yer itibariyle týpký gerçek Karadeniz gibi rüzgarlý ve dalgalý haliyle. Kendi çiftliðini. Macun. aðaç bile yetiþmeyen bu yerde insanýn nasýl yaþayabileceðini kendi kendilerine soran ve Ankara'nýn devlet merkezi oluþunu affedilmez bir hata sayan inançsýz insanlara karþý. ayný amaçlarý doðrultusunda iþletmek üzere Yalova'da. zaferi elde ettikten ve kýlýcýný kýnýna koyduktan sonra yorgunluðunu gideriyor. eðitim ve rekreasyon ile çaðdaþ bir baþkent yaratma amacý da bulunmaktadýr. Tekir ve Þövalye Çiftliklerini. 158 . Atatürk Orman Çiftliði’ni sýradan bir çiftlik olmaktan çýkarmakta. lokantalarý. ziraat fakültesi öðrencilerinin staj yaptýðý. yeni bir ülke ve yeni bir toplum kurma iradesini Orman Çiftliðinde simgeleþtirerek. ATATÜRK. bira parklarý ile gerek Ankara halkýnýn ve gerekse dýþarýdan gelenlerin gezi ve dinlenme yeri olmuþ. Çakýrlar çiftliklerinden satýn alýnan topraklarla oluþan çiftlikler tek bir yönetim altýnda birleþtirilerek "Orman Çiftliði" olarak adlandýrmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Balgat. Piloðlu Çifliði'ni de satýn alarak çiftlik iþletmeleri arasýna katmýþtýr. ATATÜRK'ün Ankara'daki çiftliklerinde. ilk sanayi kuruluþlarýna kucak açmasý.

sanayi ve ticaret örgütlenmesiyle birbirini tamamlayan ve modern teknik aletlerle rasyonel bir iþ birliðine dayanan büyük bir iþletme haline gelmiþtir. gerekli önlemlerini alarak yoluna devam etmiþtir. genel ziraati. Çiftlik sadece üretim ile kalmamýþ. bir bölüm arazisi yorgun ve bakýmsýz. ürettiði maddeleri iþlenmiþ olarak piyasalara sürmüþtür. iyi ve bol 159 . uzun ve çetin çalýþmalar sonucunda çiftlikleri.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Orman Çiftliði. Bir yandan bunlarýn iþe yarar hale getirilmesi için imar ýslah. hayvancýlýðý. ATATÜRK'ün çiftliklerin anlamýný tam anlatabilmek için Ankara'daki Orman Çiftliðinin kuruluþundan Hazine’ye baðýþlanana kadar geçen 12 yýllýk dönemini vurgulamak gerekmiþtir. kurutma. sulama. Tüm Dünya'yý etkileyen 1929 krizine raðmen. Çiftlik arazisinin bir bölümü kuvvetsiz. Ziraat Ýþleri. bir bölümü bataklýktý.

Beþ büyük ve nakledilebilen santrafüj tulumbasý alýnarak her sahada ekinlerin sulamasý saðlandý. sulama kanallarý kuruldu. ancak bunlar geleneksel yöntemlerle yapýlmaktaydý. Marmara ve Karadeniz havuzlarý yapýldý. Orman Çiftliðinde yöre iklimine uygun çeþitli meyve aðaçlarý dikildi ve üretime geçildi. yonca nevinden nasýl yetiþtirileceði. çiftlik yapýlarýnýn ihtiyacý ile aðaçlama çalýþmalarýnda kullanýlmak üzere kuyular açýldý. Orta Anadolu iklim koþullarýnda topraðýn istediði en uygun tohumlar tespit edilmiþ ve köylüye her yönüyle örnek olmuþtur. Su ihtiyacý için. topraðýn laboratuar tahlilleri yapýldý. böyle bir kentin meyve. Ankara çevresinde meyvecilik. Her yýl istenilen miktarda mahsul alabilmek için araþtýrmalar yapýldý. Öyle ki bu üretim karþýsýnda çiftlikte bir marmelat ve konserve fabrikasýnýn kurulmasý planlandý. sebze ve bað mahsullerine ihtiyacý artmýþtýr. buðday. arpa. mýsýr gibi kuru mahsullerle patates. uzunluðunda bir baraj yapýldý. yer altý sularýnýn santrifüj tulumbalarý ile çekilmesi için çalýþmalar yapýldý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I mahsul almak için besleme çalýþmalarýna baþlanýrken bir yandan da hemen 1925 yýlýnda 14. sulama zamanlarý. topraðýn gübre ile nasýl besleneceði. pancar. yaðmur ve kar sularýnýn depolanmasý ve ilk baharda kullanýlmasý için göletler oluþturuldu. Ýstanbul Boðazýnda 145 m. Çubuk Çayý üzerinde bentler kuruldu ve sulama kanallarý ile araziye baðlandý. Orman Çiftliði uygulamalarý ile maliyetler düþürülmüþ. Orman Çiftliðinde de bu iþlere modern yöntemlerle baþlatýldý ve böylelikle Ankara'nýn sebze ihtiyacýnýn bir bölümü karþýlanmaya baþlandý. Ankara iklim ve topraðýnýn yetiþtirdiði yüksek kaliteli üzümlerden hem yemeklik. Kuruluþ yýllarýnda tek bir aðacý bulun160 . hem de þaraplýk olarak yararlanýlacak duruma getirildi. Ankara'nýn baþkent olmasýyla nüfusu adeta bir sýçrama yapmýþ.000 dönüm hububat ekimiyle üretime baþlanmýþtýr. Ýncesu ve Bend Dereleri. sebzecilik ve baðcýlýk yapýlmaktaydý. Çakýrlar Çiftliði’ndeki yer altý sularý galerilerle yukarý çýkarýldý. Tahar Boðazý’nda ve Kelek Mevkiinde kýþýn akan sularý ile yer altý sularýnýn depolamak için göletler yapýldý. Ýlk dört yýlda yapýlan çalýþmalar sonucunda. topraðýn gereksinimine göre gübreleme yöntemleri geliþtirildi.

hem sütünden. ülke piyasasýna sunulmuþtur. Hayvancýlýk Ýþleri. hem çiftçilere ve köylülere verilerek sýðýr hayvancýlýðýnýn geliþtirilmesine çalýþýlmýþ. kývýrcýk yetiþtirmeye baþlamýþlardýr. Gittikçe büyüyen Ankara'nýn et ihtiyacý için modern bir devlet merkezine yakýþýr modern. Çiftliðin ilk kuruluþ yýllarýnda Macaristan'dan getirtilen Nonyüs kýrak ve aygýrlarý ile çiftlikte saf kanlý koþum atlarý yetiþtirilmiþ. Orman Çiftliði’nde koyunculuk gittikçe geliþtirilmiþtir. boylarý küçülmüþ. Çiftlikte Sovyetler Birliði tarafýndan hediye edilen erkek ve diþi karagül (astragan) koyunlarý seneden seneye geliþtirilerek sayýsý iki binden fazla hale getirilmiþtir. 161 . Anadolu'nun verimleri azalmýþ. kýsa zamanda geliþtirilmiþtir. temiz ve sýhhi bir kasaplýk sýnýfý tesis edilmiþ. Koyunculuk ile süt ve mamülleri. ineklerinde süt kalmamýþ olan yerli ýrký. Karagül koyunlarýnýn derileri Leipzig'de iþletilerek. çiftlikten damýzlýk kývýrcýklar alarak. öküzlerinde kuvvet. makinali ziraat yanýnda attan da ziraat ve nakliye iþlerinde yaralanýlmýþtýr. yünleri.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I mayan Orman Çiftliðine dört milyondan fazla aðaç dikilmiþ. Bursa Merinos Yün Fabrikasý’nýn iþlemeye baþlamasý ile merinos koyunculuðu daha da önem kazanmýþtýr. Çiftlikte kývýrcýktan sonra karaman ve merinos koyunlarý önem kazanmýþ. Bunun dýþýnda Arap ýrký ile Fransýz Ardana ýrký atlarý da muhtelif iþlerde kullanýlmýþtýr. derleri ve kasaplýk et olarak önemli bir üretim alaný yaratýlmýþtýr. Hayvancýlýk iþlerinden koyunculukta. hem kasaplýk hayvan olarak yaralanýlmýþtýr. soylarý bozulmuþ. Ankara'da sürü besleyenler. sýðýrcýlýkta ve kümes hayvanlarýnýn yetiþtirilmesinde önemli baþarýlar elde edilmiþtir. kümes hayvanlarý iþinde de büyük ölçüde tavuk ve yumurta üretimi ilk defa Orman Çiftliði’nde yapýlmýþtýr. Kývýrcýk koyunlarý çiftliðin en verimli koyunlarý olmuþ. kurulan fidanlýklarla aðaçlandýrma alaný geniþletilmiþtir. Fidanlýklarda yetiþtirilen meyveli ve meyvesiz aðaçlar Ankara'nýn ve hatta diðer þehirlerin aðaçlandýrma çalýþmalarýna kaynak olmuþtur. Hollanda'dan getirilen damýzlýklarla ýslah edilerek yeni bir sýðýr tipi yaratýlmýþ. Orman Çiftliðinde ilk günden itibaren modern yetiþtirme tekniði ile baþlanýlan hayvancýlýk.

soda imalat. Bira fabrikasý küspeleri hayvanlar için çok besleyici bir gýda olmuþtur. malt. gerek kalite ve gerekse miktar 162 . Sanayi ve Endüstri Ýþleri. bunlar üzerinde yapýlan tecrübeler iyi sonuç vermiþ. Pastörize Süt ve Yoðurt Fabrikasý. satýþ maðazalarýnýn açýlmasý ile daha da geliþtirilmiþtir. gazoz. doldurma ve ambalaj iþlerini de yapmýþtýr. binalarýnýn bir bölümü o günlerde yapýlmýþtýr. gazoz. Atatürk Çiftlikleri’nin dikkate deðer özelliklerinden birisi de endüstriyel kuruluþlarýdýr. Tesislerin modern ve sýhhi olmasý saðlanmýþ. buz. soda.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Çiftlikte modern tavukçuluk ilk kuruluþundan itibaren yapýlmaya baþlanmýþ. demir eþya ve pulluk fabrikasý. Süt fabrikasý çiftliðin ilk kuruluþ yýllarýnda düþünülmüþ. Çiftlikte 1929 yýlýndan itibaren arýcýlýk faaliyetleri de baþlatýlmýþ ve yöre köyleri için fenni arýcýlýk konusunda iyi bir örnek olmuþtur. Çiftlikteki malt. peynir çeþitleri. Ankara'nýn süt ve yoðurt ihtiyacýnýn önemli bir bölümü karþýlanmýþtýr. Fabrika tam tesisatlý bir iþletme olarak beþ yýl sonra faaliyete geçmiþtir. þarap ve deri fabrikalarý çiftliðe küçük bir sanayi ve endüstri merkezi görüntüsü vermiþtir. Fransa’dan getirtilen tavþanlarla ýslah edilmiþlerdir. Sütçülük ve mamulatý iþleri için Avusturya ve Macaristan'dan uzmanlar getirtilmiþ. Legorn. Salon ve Salvator birasý olmak üzere dört çeþit bira üretilmiþtir. Bira endüstrisi zirai kalkýnma içinde önemli görülmüþtür. bira. Siyah. Ankara ve Hollanda ýrkýndan olan bu tavþanlar çok kolay çoðalmalarý ve masraflarýn az olmasý nedeniyle kürkçülük iþlerinde kullanýlmýþlardýr. kýsmen rodeyland soyu tavuklarla iþe baþlanýlmýþ. Ýlk birasýný 1934’de piyasaya veren birinci bira fabrikasý. Çiftlik bünyesinde doðal ihtiyaçlarýn ürünü olarak 1934’de kurulan bira fabrikasý. yetiþtirdiði arpasýna iyi ve devamlý bir müþteri bulmuþtur. bu maddenin ziraatine baþlamýþ. buz fabrikalarý. Çiftlikte peynir imalinde. Orman Çiftliði’nde tavukçuluk bölümünde tavþan da yetiþtirilmiþ ve iyi sonuçlar alýnmýþtýr. Daha önce þerbetçi otu ekmemiþ olan köylü. Bira Fabrikasý. Bira fabrikasýnda. Nesli bozulan Ankara tavþanlarý. hem uzmanlýklarýndan yararlanýlmýþ hem de uzman gençler yetiþtirmeleri saðlanmýþtýr. piyasanýn tavuk eti ve yumurta ihtiyacýnýn bir bölümü karþýlanmaya çalýþýlmýþtýr. Normal. 1937’de yeni ve daha büyük bir fabrikaya dönüþtürülmüþtür. süt. yoðurt. bira.

demirhane ve tornahane. tereyeðý pres aletleri gibi makinalar da yapýlmýþtýr. tesviye ve montaj kýsmý. zamanla atölyeye demir döküm kýsmý. metal dökme kýsmý. Demir Eþya ve Pulluk Fabrikasý. Yine fýrýnda baþlangýç- 163 . Atatürk Çiftlikleri’nin ilk tesisinde küçük bir tamirhane olarak kurulmuþ olan fabrika. ayný zamanda yöre köylerinin ihtiyaçlarýný gidermiþtir. kafes teli iþleri eklenmiþ. Çiftlik ihtiyaçlarý için kurulan deðirmen. Þarap Fabrikasý. Deri Fabrikasý. 1931 yýlýnda da çiftliðin ve Anadolu köylüsünün pulluk ihtiyacýný karþýlamak için pulluk atölyesi kurulmuþtur. Kasaplýk hayvancýlýk iþlerinin yan ürünü olan derileri deðerlendirmek üzere kurulmuþtur. gerekse ülkenin diðer kentlerinde aranan þaraplar olmuþtur. Çiftlik ürünlerinden olan tereyaðlarý ve gerekse yemeklik yaðlar piyasada aranýr olmuþtur. Orta Anadolu yaylasýnýn yüksek kaliteli þaraplýk üzümlerinden imal edilen þaraplar. gerek Ankara'da. çiftliðin makinalarýnýn tamiri ve yedek parça imali iþlerini görürken. Burada pulluktan baþka tohum temizleme makinalarý. Çiftliðin tulum ve salamura peynirlerine talepler giderek artýþ göstermiþtir. Deðirmen ve Fýrýn. týrmýk. Beyaz peynirin yaný sýra kaþar peynirleri de ülkemizin her tarafýnda aranýr olmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I itibariyle önemli geliþmeler saðlanmýþtýr.

bu alanda uzmanlar yetiþtirilmesi de amaçlanmýþtýr. Doðal olarak üretimin deðerlendirilmesi için piyasalarla iliþkiyi saðlamak için ticari yapýlanmalar kurulmuþtur. Gerektiðinde yurtdýþýndan uzmanlar getirilerek. bu gençlere bir taraftan pulluk fabrikasýnda. Bunun uzantýsý olarak endüstriyel yapýlanmalar olmuþtur. parasýz olarak gezilen bir hayvanat bahçesi ile bir müze kurulmuþtur. modern ziraatýn nasýl yapýlabileceði ve üretimin nasýl deðerlendirilebileceði gösterilmekle yetinilmemiþ. imalatlar yapýlmýþtýr. 1936’da kurularak temiz ve ucuz yemekleriyle halkýn hizmetine sunulmuþtur. ülkemizde uzman yetiþtirilmesi saðlanmýþtýr. Bu düþünceden hareketle. Eðlence yerleri az olan Ankara'da halk. Bugün hala Ankara'nýn önemli lokantalarýndan olan Çiftlik Lokantasý. Atatürk Çiftliklerinde. park ve plaj gibi iþletmeler açýlmýþtýr. tatil günlerini çiftliðin parklarýnda. Atatürk Çiftlikleri satýþ maðazalarýnda. tarým teknikleri ve tarým makinelerini kullanma konusunda yetiþtirilmeleri saðlanmýþ. Fýrýnda ekmek üretimi dýþýnda bisküvi vb. Halkýn eðlencesi için bir lunapark kurulmuþ. Bunun için satýþ maðazalarý. diðer 164 . çiftliklerin bütün mahsulleri satýlmýþtýr. lokanta ve gazinolar açýlmýþtýr. Ýstanbul'da Beyoðlu ve Kadýköy'de maðazalar açýlmýþtýr. gazino. daha sonra Ankara'ya da ekmek yetiþtirecek þekilde geliþtirilmiþtir. Hacýbayram'da ve Samanpazarý'nda. gazinolarýnda ve lokantalarýnda geçirmiþlerdir. Yüksek Ziraat Enstitüsü’ne girecek lise mezunlarýna önce Orman Çiftliði’nin bütün faaliyet alanlarýnda 10 ay süreyle staj yapma zorunluluðu getirilmiþ. deðiþik kentlerden gelen ziraat makinelerinde çalýþacak ve kullanacak gençler için eðitim verilmiþ. havuzda spor eðlenceleri düzenlenmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ta çiftlik ihtiyaçlarý için kurulmuþ. Yaz günlerinde Çiftliðin Bira Parký ve Lokantasý halkla dolup taþmýþtýr. Orman çiftliðinde. Ankara'da Yeniþehir'de. bir poliklinik açýlmýþtýr. Çiftliklerde ilk aþamada ziraat ve hayvancýlýk organize edilmiþtir. Atatürk Çiftlikleri’nde ayný zamanda sosyal yaþama öncülük etmek için lokanta. Karadeniz Havuzu yaz aylarýnda halka açýk hale getirilmiþ. Atatürk Çiftlikleri’nin ekonomik zincirinin son halkasý ticaret birimleri olmuþtur. buradaki baþarýsýna göre enstitüye girebilmiþlerdir. Çalýþanlar ile civar köylülerin çocuklarýnýn okumalarý için çiftlikte bir de yatýlý okul kurulmuþ.

kooperatif teþkili suretiyle veya ayný mahiyette baþka suretlerle civar köylerle beraber faydalý þekilde çalýþmýþlar. yerli ve yabancý bir çok hayvan ýrklarý üzerinde çift ve mahsul bakýmýndan yaptýklarý tetkikler neticesinde. her nevi ziraat sanatlarýný da teçmil eden bu müesseseler: ilk senelerden baþlayan bütün kazançlarýný inkiþaflarýna sarfederek büyük küçük müteaddit fabrika ve imalathaneler tesis etmiþler. ve bugün her bakýmdan verimli. bulunduklarý iklimin yetiþtirdiði her çeþit mahsulattan baþka. mümasilleri tesis 165 . gerekse tamirini öðrenmiþlerdir. eðlenecek ve dinlenecek sýhhi yerler. yurdun deðiþik bölgelerinde kurduðu 6 adet çiftliðini.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I taraftan ziraat makinelerinde çalýþarak gerek makinalarý kullanmasýný. bazý yerlerde ihtikarla fiili ve muvaffakiyetli mücadelede bulunmak gibi hizmetleri de zikre þayandýr. bunlarýn muhite en elveriþli ve verimli olanlarýný tespit etmiþler. kurduðu amaçlar doðrultusunda yönetileceði umuduyla. Çiftliklerin yerine göre araziyi ýslah ve tanzim etmek. Malum olduðu üzere. ve memleketin diðer mýntýkalarýnda da. Bünyelerinin metanetini ve muvaffakiyetlerinin temelini teþkil eden geniþ çalýþma ve ticari esaslar dahilinde idare edildikleri. bütün ziraat makine ve aletlerini yerinde ve faydalý þekilde kullanarak bunlarýn hepsini tamir ve mühim bir kýsmýný yeniden imal edecek tesisat vücuda getirmiþler. hiylesiz ve nefis gýda maddeleri temin eylemek. ''Baþvekalete. muhitlerini güzelleþtirmek. faaliyetlerini ve istihsallerini bunlarýn isteklerine uydurmuþlar.6. aþaðýdaki 11. ziraat ve zirai iktisat sahasýnda fenni ve ameli tecrübeler yapmak maksadý ile muhtelif zamanlarda memleketin muhtelif mýntýkalarýnda müteaddit çiftlikler tesis etmiþtim. ATATÜRK Orman Çiftliði ile. olgun ve çok kýymetli birer varlýk haline gelmiþlerdir.1937 günlü bir mektupla Hazineye baðýþlamýþtýr. halka gezecek. bir taraftan da iç ve dýþ piyasalarla daimi ve sýký temasta bulunmak suretiyle. On üç sene devam eden çetin çalýþmalarý esnasýnda faaliyetlerini.

Mali bünyede baþgösteren dengesizlik. Bu dönemde Ankara'daki Orman Çiftliði ''Gazi Orman Çiftliði '' adýný alarak faaliyetlerini sürdürmüþtür. bu eðilime yanýt vermek amacýyla çýkarýlmýþtýr.1950 günlü 5659 sayýlý Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü Kuruluþ Yasasý. Ancak. Atatürk'ün ölümünün üzerinden bir yýl geçmeden bira fabrikasý Tarým Bakanlýðýnca. Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu. þarapçýlýk geliþtirilmiþ. Atatürk Orman Çiftliði adý altýnda özerk bir yapýya kavuþtuktan sonra. 2. Muktazi kanuni muamelesinin yapýlmasýný dilerim. Zirai Kombinalar Ýdaresi ile birleþtirilerek Devlet Üretme Çiftlikleri adý altýnda yeniden örgütlenmesini öngören 7.6. istihsalatý artýrma ve köyleri kalkýndýrma yolunda devletçe alýnan ve alýnacak olan tedbirlerin hüsnü intihap ve istikþafýna çok müsait birer birer amil ve mesnet olacaklarýna kani buluyorum. hayvanat ve demirbaþlarý ile beraber hazineye hediye ediyorum. yýllar ilerledikçe artmýþ. Atatürk'ün Ankara'daki çiftliðinin.1. Tekel Genel Müdürlüðüne satýlmýþ. Gazi Orman Çiftliðinin parlak ve devamlý geliþmedeki hýzý. 2. çiftlik arazisi dýþýnda yerler kiralanarak çalýþmalar geniþletilmiþ. çiftliðin Devlet yönetimine geçmesi ile birlikte birdenbire yavaþlamýþ. etkinliklerini yalnýzca 11 yýl sürdürebilmiþtir. 24. mali bir buhranýn içine düþmüþtür. Dünya Savaþý’nýn getirdiði olumsuzluklarla da gerileyerek. ve bu kanaatle tasarrufum altýndaki bu çiftlikleri bütün tesisat.3. özerk bir müdürlük eliyle yönetilmesinin uygun olacaðý doðrultusunda bir eðilim belirmiþ. Sonuçta.1938 günlü 3308 sayýlý yasa ile Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu (DZÝK) kurulmuþ ve bütün taþýnmazlar bu kuruma devredilmiþtir. Atatürk'ün baðýþladýðý çiftlikler. Çiftliklerin arazisi ile tesisat ve demirbaþlarýný mücmel olarak gösteren bir liste iliþiktir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I edildiði takdirde. Dünya Savaþý’nýn olumsuzsuz etkileri giderek azalmasýna karþýn daima büyük zararlar etmiþtir.1949 gün ve 5433 sayýlý Yasanýn TBMM görüþmeleri sýrasýnda. faaliyetler devam ettirilmiþ. tecrübelerini müspet iþ sahasýndan alan bu müesseselerinin ziraat usullerini düzeltme. Ankara þarabýnýn 166 . '' Atatürk Çiftlikleri’nin yönetilmesi için 1.

Halkýn. Piloðlu Çitliði'ni arazi varlýðý olarak belirtmiþtir. taþýnmazlarýnýn envanterinin yapýlamayýþý. yasalara aykýrý yapýlaþma ve iþgaller ortaya çýkmýþtýr. Balgat. Böylece Çiftliðin toprak bütünlüðü. 5659 sayýlý Yasanýn 9. Nevþehir-Narköy'ün Emir. Lüks Kilis'in Horos Karasý üzüm çeþitleri ile yüksek kalitede þaraplar üretildi ve Uluslararasý Þarap Ofisi’nce tescil edildi. siyasi iradenin korumasý altýna alýnmýþtýr. Orman. Macun. Portakal Bahçesi ve Karabasamak Çiftliði ve Tarsus'ta. Ancak. Dörtyol'da. maddesi ise satýlmasý ve kamulaþtýrýlmasýný özel bir yasa ile izin alýnmasý koþuluna baðlamýþtýr.1937 tarihli vasiyetnamesinin ekindeki listede ''Ankara'da. Bu nedenle Ankara'nýn büyümesi ile birlikte yoðunlaþan kentin altyapý gereksinmesi ve rant baskýlarýnýn Çiftlik alanýný olumsuz etkilemesi önlenememiþtir. maddesi çiftlik taþýnmazlarýný Devlet malý saymýþ. Arazi büyüklüðü bu listede 154. Atatürk Orman Çiftliði'nin örgüt yapýsýndaki yetersizlikler ile bunun yol açtýðý temel sorunlar olan. Millet ve Baltacý Çiftlikleri. Yaðmurbaba.1939 yýlýnda Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu tarafýndan yayýnlanan ''Atatürk Çiftlikleri'' adlý yayýn ile 1953 yýlýnda Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü tarafýndan yayýnlanan ''Atatürk Orman Çiftliði'' isimli yayýnda bu rakam 150. Çiftlik arazisi üzerinde Ankara Þehirlerarasý Otobüs Terminali inþa edilerek 1997 yýlýndan bu yana iþletilmektedir. Ürünler için soðuk hava deposu yapýlmýþ. Yalova'da. Tahar. üretim ve aðaçlandýrma etkinliklerinden giderek uzaklaþýlmasý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I imal edildiði Kalecik Beyaz ve Karasý. Çakýrlar Çiftliklerinden oluþan Orman Çiftliði. Baðbahçe kültürleri ve aðaçlandýrma iþleri artýrýlmýþtýr. büyük bir süt fabrikasý inþa edilmiþtir. korumacý bir anlayýþla yetinilmiþ ve stratejik kullaným ilkelerini belirleyecek ve uygulayabilecek bir örgüt modeli öngörülmemiþtir. Turistik Marmara Oteli 1968'de iþletmeye açýlmýþtýr. Taze üzüm suyu “üzüm özü” adýyla piyasaya sürüldü. 1952 yýlýndan itibaren kar etmeye baþlayan Atatürk Orman Çiftliði’nde tarla ziraati yapýlan alan bir misli geniþletilmiþ. Ancak ne yazýk ki. Silifke'de. yeni makinalar saðlanmýþtýr. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün 11. Etimesgut. çiftliðe geliþ gidiþi kolaylaþtýrmak için 1952 yýlýndan itibaren halk otobüsleri tahsis edildi.729 dönüm olarak belirtilmiþtir.06. Çiftlik arazisi 1978 yýlýndan bu yana toprak döküm alaný olarak da kullanýlmaktadýr. Güvercinlik. 10. Tekir ve Þövalye Çiftlikleri.395 167 .

1950'de kabul edilen ve 1.1. kayýt bulunmamaktadýr. Balgat.090 m2 büyüklüðünde bir arazinin baðýþlandýðý görülmektedir.1937 tarihli vasiyetnamesi ile hazineye baðýþladýðý arazilere iliþkin tek resmi kayýt. 5433 sayýlý Yasa'sýnýn Geçici 3. Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðü ve Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü tarafýndan atanan 4 kiþilik komisyon marifetiyle belirlenmesi hüküm altýna alýnmýþtýr. 11. Bu baðýþ ile birlikte bazý özel þahýslar ile Ankara Belediyesi ile Cumhuriyet Halk Partisine yapýlan baðýþlar söz konudur. Orman Çiftliði ve Mülhakatý Müdüriyeti tarafýndan hazýrlandýðý anlaþýlan 8 Aðustos 1928 tarihli Gazi Orman Çiftliði baþlýklý bir raporda 120.210.1937'de bütün tesisat.6. 7. bu devirlerde mal deðerlerinin Maliye.000 dönüm araziden ibaret olduðu belirtilmektedir. Bu miktardan 102. Yaðmurbaba. 168 .06.4. 7. 1926'da Hakimiyet-i Milliye Gazetesi'nde yapýlan '' Reisi Cumhur Gazi Mustafa Kemal Paþa Hazretlerinin Ankara Çiftlikler '' adlý yayýnda Çiftliðin Orman. Macun. Ancak bu rakamlarý doðrulayacak kesin kanýt oluþturacak bir belge. 5659 Yasa'nýn Geçici 2. Tarým.05.000 dönümden söz edilmektedir. maddesiyle.6. maddesiyle.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I dönüm olarak verilmektedir. envanter vb. 12. Ancak bu belgeler bulunamamaktadýr. hayvanat ve demirbaþlarý ile beraber hazineye baðýþladýðý arazi. Bu miktar günümüzün rakamýyla 93.6.1949 'da yayýnlanarak yürürlüðe giren 5433 sayýlý Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðü Görev ve Kuruluþ Yasa 'sý ile Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðüne.1938 'de kabul edilen ve 13.1938 'de yayýnlanarak yürürlüðe giren 3308 sayýlý Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu Hakkýnda Yasa'sý ile Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu'na.1.6.1938 günü Hazine’ye baðýþ iþlemine konu tapu senedi ve tapu kayýtlarý incelendiðinde Ankara'da 39. bu devirlerde mal deðerlerinin Maliye.1937'yi izleyen günlerde maliye hazinesine.1949 'da kabul edilen ve 13. 24.3.544 m2'dir.000 dönümü Ankara'daki Orman Çiftliði olarak verilmektedir. ATATÜRK'ün 11. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün 11. Tarým ve Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðü tarafýndan atanan 3 kiþilik komisyon marifetiyle belirlenmesi.1950 'de yayýnlanarak yürürlüðe giren 5659 sayýlý Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü Kuruluþ Yasa 'sý ile Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü'ne devredilmiþtir.704. Bu durum bazý soru iþaretleri doðurmaktadýr. Güvercinlik ve Etimesgut Çiftliklerinin birleþmesi ile oluþmuþ 80.

611. varlýk nedenini ortaya koyabilecek. Kuruluþ Yasasý’nda varlýk nedeni (misyon) ile gelecek hedefi (vizyon) belirlenmemiþ. geliþtirilemediði gibi topraklarýnýn giderek küçültülmesi ve dokusunun bozulmasý önlenememiþtir.K. Atatürk Orman Çiftliði'nin. 2002 yýlý D.D.000 m2) 6. Atatürk'ün arazilerinden yapýlan satýþlarda.'nýn yaptýðý incelemede ortaya çýkartýlmýþtýr. Ancak bunlar belgeye dayanmayan varsayýmlara dayalý iddialardýr.000 m2 arazi satýlmýþtýr. genelde önce fiili durum yaratýlmýþ.K. Devlete hakim siyasi irade Atatürk'ün arazilerinin talanýnda esas belirleyici olmuþtur. Atatürk Orman Çiftliði arazileri ve tesislerden Bira Fabrikasý ATATÜRK'ün ölümünün üzerinden bir yýl bile geçmeden (yaklaþýk 50. Devlet Ziraat Ýþletmeleri Yönetim Kurulu kararýyla satýlan yaklaþýk 7. gelecek hedefi belirleyebilecek.Ç'ye) ait olmadýðý. Satýlan bu arazinin bir kýsmý alým amacý dýþýnda kullanýlmaktadýr. taþýnmazlarýný yönetebilecek bir birim öngörülmemiþtir.372.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Ancak baðýþa konu arazi miktarýyla ilgili olarak çeþitli iddialar bulunmaktadýr. 2002 yýlýnda yapýlan D. Ancak bu tartýþmalarýn dayanaklarý ne yazýk ki belge ve bilgiler deðil. Diðer bir ifade. söylenti ya da sezgilerdir. belirlenen hedefe uygun stratejik planlar 169 .1939'da çýkartýlan 3697 sayýlý yasa ile Tekel Genel Müdürlüðüne satýlmýþtýr . Atatürk Orman Çiftliði her ne kadar özerk bir statüye kavuþturulmuþsa da.7.D.O.000 m2 arazi bulgulanmýþtýr. sonra bu duruma yasallýk kazandýrmak için yasa çýkarmak suretiyle satýþlarý saðlanmýþtýr. Bu durum bugün içinde geçerlidir. Yasanýn býraktýðý boþluklarý giderilemediði için kuruluþ amacýnýn gereklerince yönetilemediði. Günümüzde ise ATATÜRK'ün diðer miraslarýna yapýldýðý gibi bu eseri de yok edilmek için özelleþtirme kapsamýna alýnmýþtýr. Atatürk Orman Çiftliði döneminde çýkartýlan yasalarla (bir bölümü de mahkeme kararlarýyla) yaklaþýk 14. Atatürk'ün arazileri üzerinde þimdi Urankent Konutlarý yükselmektedir. Topraklarýnýn büyük bir bölümünün yasal olmayan yollarla özel kiþilerin eline geçtiði kuþkularý çeþitli platformlarda yoðun biçimde dile getirilmektedir. incelemesi sýrasýnda. Örneðin Atatürk'ün arazileri arasýnda olduðu iddia edilen Çubuk'taki Aydos Yaylasý'nýn mülkiyetinin hiçbir zaman Atatürk'e yada (A.

1992 yýlýnda sit. Üstelik biriken stoklar nedeniyle 1999'dan sonra arasýnda üretilmemiþtir. Hayvancýlýktan büyük ölçüde vazgeçildiði için deri fabrikasý ile daha sonralarý pulluk fabrikasýna dönüþen demir atölyesi kapatýlmýþtýr. sürekli ve eþgüdüm içinde çalýþmasýnýn öngörüldüðü bir yönetim modeli kurulmadýkça. Az sayýda büyükbaþ hayvan yetiþtirilmekte ve bu nedenle de fabrikada iþlenen süt satýn alýnmaktadýr. böylelikle Çiftlik alanýnýn bütünlük içinde korunabilmesi ve planlanabilmesinin ortamý oluþturulmuþtur. enerji nakil hatlarý ile bir að gibi sarýldýðý için. Deðiþik disiplin alanlarýnda eðitilmiþ iþgücünün. Kentin altyapýsýnýn gerektirdiði ana ulaþým yollarý. Çiftlik Müdürlüðü kayýtlarýna göre Çiftlik alanýnýn %15'nin orman olarak tanýmlanabilecek nitelikte olduðunu göstermektedir. 2003 yýlýnýn sonlarýna gelindiði halde henüz yapýlmamýþtýr. Fýrýn kapatýlmýþtýr. 1930'lu yýllardaki üretim çeþitliliði geniþ bir yelpazeye yayýlýrken. üretim etkinliðinden giderek uzaklaþýlmýþtýr. Derece Doðal ve Tarihi Sit olarak tescil edilmiþ. Çiftlik alanýndaki yapýlaþmalarýn büyük bir bölümü. Orman Bakanlýðý'na göre ülkemizin % 25'i ormandýr. Atatürk Orman Çiftliði. geliþtirebilecek ve uygulayabilecek bir örgüt yapýsý bulunmamaktadýr. Çiftlik alanýnýn kentin geliþmesinden olumsuz etkilenmesinin önüne geçilemeyecek ve Atatürk'ün çaðdaþ bir baþkent yaratma düþü gerçekleþtirilemeyecektir. böylece. 2863 sayýlý Yasaya göre en geç bir yýl içinde bitirilmesi gereken koruma amaçlý imar planý. Baðcýlýk yapýlmadýðý için. 3194 sayýlý Yasaya ve 2863 sayýlý Yasaya da aykýrý olarak yapýlmýþtýr. üretim yapýlabilecek tarlalarý parçalanmýþ ve tarýmsal iþlevini yitirmiþtir. su ve doðalgaz borularý. Çiftliðin alan bütünlüðü içinde yer alan Fiþek. Ancak. Adýnda orman olan. 1998 yýlýnda ise I. Çiftliðin Türkiye ortalamasýnýn altýnda bir aðaç dokusuna sahip olmasý düþündürücüdür. 2863 sayýlý Yasanýn korumasý altýna alýnmýþtýr. Tahýl ve hayvancýlýk için ayrýlan alan giderek küçülmüþtür.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I üretebilecek. Atatürk Orman Çiftliði'nin tarým ve hayvansal üretimi giderek azalan bir seyir izlemiþtir. Ayrýca. kanalizasyon. 170 . Çimento ve Traktör Fabrikalarý ile Mitaþ gibi sanayi kuruluþlarýnýn kullandýklarý alanlar da kapsam içine alýnmýþ. Oysa. birlikte. þarap üretimi satýn alýnan üzümlerle sürdürülmektedir.

218 m²'si satýlarak.178. üzerine otogar. Çiftlik topraklarý üzerinde tehdit oluþturacak yeni geliþmelerin varlýðý dikkat çekmektedir: Çiftliðin hipodrom yakýnýndaki topraklarý üzerinde.296. Atatürk Orman Çiftliði alanýnýn stratejik kullaným ilkeleri belirlenmediði için. Bu topraklarýn 5. borular ve enerji nakil hatlarý gibi kentin teknik altyapýsý ile bir að gibi sarýlmýþtýr.871.621 m²'sinde. bir konut kooperatifine tahsis edilmiþtir. üzerinde kamu kurumlarýna ait yapýlarýn bulunduðu parsellerde ortaklýk biçiminde mülkiyetler oluþturularak fiilen Çiftliðin kullanýmýndan çýkarýlmýþ.983.Aþama Ýþleri. altyapý için yeni topraklarýn terk edilmesini gerektirmekte ve bu gereklilik. Gençlerbirliði. bir bölümünün ise yargý kararlarýyla satýlmasýna yol açýlmýþtýr. Çiftlik topraklarýnýn 21. Çiftlik topraklarý giderek artan bir hýzda küçülmekte ve dokusu bozulmaktadýr. Üstelik.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Geçmiþte yapýlanlar bir yana. yollar. Metro. kamu kurumlarý ile özel hukuk kiþilerinin kullanýmýna býrakýlmýþtýr. Ayrýca. Güçlü bir koruma oluþturulamazsa bu ilginin Çiftlik topraklarýný olumsuz etkilemesinden kaçýnýlamayacaðý açýktýr. Ankaragücü kulüplerinin kullanýmýndaki yerlerin satýþý için bir tasarý bir yasa teklifi TBMM gündemine alýnmýþ bulunmaktadýr.989 m²'si kentin altyapýsýnda kullanýlmýþ.714 m²'si. 1983 yýlýndan bu yana son 20 yýlda Çiftlik topraklarýnýn satýlmasýna izin veren bir yasa çýkarýlmamýþ iken ilk defa bu dönem. Batýkent-Sincan-Organize Sanayi Bölgesi Arasý Hat Yolu" ile iki metro istasyonu planlanmýþ ve çalýþmalara baþlanýlmýþtýr.496 m²'si ise kiraya verilerek toplam 28. imar düzenlemeleri ile 2. 6. kent planlarýný yaparken belediyelerin kendilerini uymakla yükümlü sayacaklarý bir düzenleme bulunmamaktadýr. haritasýndan anlaþýldýðýna göre bu bölgenin hemen yakýnýnda bulunan ve Çiftliðin ortaklýk biçiminde mülkiyetindeki 42129/2 parsel. "Ankara Metrosu 3.888. 171 . bu yasa dýþýlýðý ortadan kaldýrmak üzere 3194 sayýlý Yasaya ve 2863 sayýlý Yasaya da aykýrý olarak yoðun yapýlanmalarýn olduðu bir bölümde. Kent planlarý ve imar düzenlemeleri konusunda alýnan her karar. toptancý hali gibi büyük yapýlar yapýlmýþtýr. bir sarmala dönüþmekte. bu bölgeye olan ilgiyi artýracaktýr. Bütünlük ve dokusunun korunmasý konusunda özenli olunmadýðý için Çiftlik topraklarý.

bakýmsýz. Yýl Marþý ile (Türkiye Cumhuriyeti'nin 80. kentin altyapý gereksinmeleri ve rant baskýlarýnýn topraklarýný küçültmesi ve dokusunu bozmasý önlenememektedir. Atatürk. Þ. arazi varlýðý giderek bizzat devleti yönetenler tarafýndan azaltýlmýþ. Atatürk'ün çaðdaþ bir baþkent kurabilme projesine sahip çýkýlamadýðý görülmektedir. halkýmýzýn sadece Atatürk'ün bulunduðu dönemi anlatan 10. Atatürk Orman Çiftliði. Kaynakça Tek Adam. gaflet ve dalalet içine girilmiþtir. Stratejik planlar yapabilecek ve bunlarý uygulayabilecek yetkinlikte bir örgüt yapýsýna kavuþturulamadýðý için. Kentin büyümesi yeþil alan gereksinmesini artýrýrken. kurduðu amaçlar doðrultusunda geliþtirilmesi dileðini belirten bir yazý ile Hazine’ye baðýþlamýþtýr.S.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün. bataklýk. Halen Atatürk'ün manevi þahsiyeti kullanýlarak bu devam ettirilmektedir. yýlýnda bile) coþkusunu açýða vurmasýna önemli bir açýklama getirmektedir. 12 yýl boyunca neredeyse kendisi yönetmiþ. Orman Çiftliði olarak adlandýrýlmakla birlikte. Büyük Atatürk'ün. yaþamýnýn son günlerinde.AYDEMÝR Atatürk Çiftlikleri. Türkiye ortalamasýnýn altýnda bir bitki dokusuna sahiptir. bütün dünyayý kasýp kavuran 1929 krizinden bile geliþerek çýkarttýðý ve büyüttüðü bu iþletme. Çiftlik alaný üzerindeki rant baskýsý var olaný da tehdit etmektedir. yoktan var ederek hýzla geliþtirdiði. Çiftlik olmanýn gerektirdiði üretimden giderek uzaklaþýlmýþtýr. DZÝK 1939 172 . belediyeler kent içinde kalan arazileri imar uygulamalarý ile yok etmiþtir. Orman Çiftliði projesine çaðdaþ bir baþkent kurabilme amacýyla giriþmiþ. DZÝK 1939 Atatürk Orman Çiftliði. þehrin hayatýný zehirleyen bir sýtma kaynaðý iken. Ancak bu konuda büyük bir ihanet. Atatürk'ün yönetiminden çýktýktan sonra ayný baþarýyý yakalayamamýþ. AOÇ 1953 DDK Ýncelemesi 2002 Resimler: Atatürk Çiftlikleri.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I BÝR RÜZGARA KARÞI TOPLU KONUT ÖYKÜSÜ Þevki Vanlý Mimar .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Ankara'da mimarlýk hayatýna atýlalý on yýla yaklaþýyordu... Müþterilerimin iþlerini yaptýrýp komisyon almadýðým imalatçý ve malzemeciler, kendime iþ yaparsam bana kredi açacaklarýný söylediler. Babadan kalma olanaklarýn da katkýsýyla Gaziosmanpaþa'da bir arsa aldým. Emlak Bankas’ýndan kardeþimle benim ev kredimizi kullanarak, sekiz daireden üçünü satarak inþaatý bitirdim ve kiralarla kalan borçlarýmý ödedim. 1964 yýlý böyle geçti. Bu, projeci olarak, çalýþtýðým mühendislerin çok hoþuna gitti ve birlikte inþaat yapmak istiyorlardý. Ýmalatçý ve malzemeci dostlar sürekli bana kredi açamazlardý... Yýl 1968 ve hala ýsrar ediyorlardý. Sonunda, ben yapsatçýlýk yapmak istemediðimi, Ankara'ya bir uydu yerleþim kazandýrmak hedefiyle bir toplu konut kuruluþu, yani bir anonim þirket kurabileceðimizi söyledim. Baþýma neler geleceðini bilmediðim için cesurdum.

OR-AN A.Þ. Kuruluyor 1968 Ýlkbaharýnda verdiðimiz bu kararý eþe dosta açtýk... Hemen herkes hedefi ilginç buluyor ve katýlmak istiyordu... Fakat hiç birimizde topluca bir para yoktu. Hepimiz emeðimizle yaþayanlardandýk. Üç yüzden fazla dost ve tanýdýk dokuz milyon sermayenin 1/4'ünü ödeyebildik. Anlaþýlacaðý gibi, on milyona dahi gelemedik. Topu topu 150.000 dolarýmýz vardý. Kuþkusuz dolar da 35 yýlda 5/6 kez deðer kaybetmiþtir. Yani bugünkü deðeriyle bir milyon dolar kadar bir para Bütün bu olup bitenler, Ýzmir Caddesi'ndeki proje büromda, benim odamda yaþanýyordu... OR-AN'ýn bir yeri dahi yoktu.

174

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Þirkete Ýsim Arýyoruz Kulaða hoþ gelen ve bellekte iz býrakacak bir ad arýyordum. Anadolu'ya, Konya'nýn yerlisi bir aileden gelmem nedeniyle bir tutkum vardýr... Faaliyete de Ankara'dan baþlayacaðýmýza göre, þirketin adýnýn Orta Anadolu ile ilgili olmasýný istedim. Fakat bu isim bana uzun geliyordu, bir þekilde kýsaltmak istiyordum, ama baþaramýyordum. Bir gün Yeniþehir, Atatürk Bulvarý, Ýþ Bankasý’nýn önünden aþaðýya doðru yürüyordum Tuna Caddesi’ni geçer geçmez saðda bir gazeteci / kýrtasiyeci vardý, onun tepesinde, bir fotoðraf filmi markasý olan "ORWO" yazýlý bir tabela sallanýyordu... O anda þirketimizin adýný gördüm "OR-AN" olmalýydý... O günlerde yaptýðýmýz bir genel kurul toplantýsýna bu öneriyi getirdim... Herkes yadýrgadý, kimse beðenmedi... O zaman

onlardan öneri beklediðimi söyledim. Sevgili ülkemizde beðenmeyen çoktur, öneri yoktur. Ben de, sonradan yerleþimin de adý olacak OR-AN ismini tescil ettirdim... Tuttu... O kadar tuttu ki bizden iki yýl kadar sonra kurulan ME-SA'nýn adýnda çaðrýþým bulurum.

175

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Uydu Yerleþime Arazi Aranýyor O zamanlar, ODTÜ yerleþkesiyle, Ankara'nýn coðrafyasýna giren Eskiþehir yolu çevresi aklýmýza geliyordu. 1968'in sonbaharýnda bir emlakçý orada 500 dönüm arazisi olan bir avukatý getirdi... Avukat arazisinin m2 sine 40 TL. istiyordu... O günkü ölçülerimize göre, arazi sýnýrsýz büyük, fiyat ise þehire göre çok küçük geliyordu. Fakat arazinin tutarý olan 20 milyon deðil, iki milyon paramýz vardý ve sonra ne yapacaðýmýzý bilmiyorduk. Arazi sahibine, onun ayný sermaye olarak taþýnmazýný koymasýný önerdim. O da bizim ne koyacaðýmýzý sordu... "Emeðimizi" yanýtýný verdim. Adama, onunla alay ediyormuþum gibi geldi ve bir Cumartesi öðleden sonra, benim mimarlýk büromdaki odamýn kapýsýný vurdu, gitti... Biz birkaç arkadaþ ve emlakçý kaldýk... Ne yapabilirdik? O zaman Çankaya, Ýþ Bankasý bloklarýyla biterdi... Sonrasýný bilmiyorduk. Emlakçý arkada kimsenin ilgilenmediði ucuz arazi olduðunu söyledi, hemen görmeye gittik. Ankara'da, Çankaya ve Dikmen tepelerinin þehre dönük kuzey sýrtlarýna göreli olarak yerleþilmiþti... Güney sýrtlarýnýn iyi bir ufku vardý... Doðuya doðru çýplak daðlar, güneye doðru içinde Gölbaþý'nýn da yer aldýðý ova görünüyordu. Dýþardan bakýnca arazi çorak ve tatsýzdý. Ýçerden dýþarýya bakýnca ilginç bir manzara vardý ve önemli olan da buydu. Yönetim Kurulu kente bakan kuzey sýrtlarýný, ben ise ovaya bakan güneyi istiyordum. Yer seçimi giriþimin ilk önemli adýmýydý. Israrla güneyi kabul ettirdim. Çok tapulu arazi nasýl alýnýr? Baþýna gelen bilir, kurnaz arsa sahipleri arkaya kalýr ve fiyat artýrmak için ortadan kaybolur. Çizdiðimiz sýnýrlarýn içi yaklaþýk yüz hektarda, belki elli kadar tapu vardý... Kýrk kadarýný, bakýmsýz Dikmen Köyü kahvesinde topladýk. Ben, bizden önce m2 si 4 TL. olan, talep olunca 6 liraya çýkan arazinin metresine 12 TL. teklif ettim. Yalnýz koþullarým vardý... Hepsi ile ayný zamanda sözleþme yapacaðýz. Onlar da hemen tapuyu verecekler ve biz bir yýl sonra borcumuzu ödeyeceðiz. Çünkü onlara verecek meteliðimiz yoktu. Elimizdeki küçük parayla da Bakanlýklar’daki görkemli bir iþhanýnýn 1.katýný kiralamýþ ve 6 aylýk ödemeyi yapmýþtýk. Yani çarkýn bu 6 ay içinde ciddi ciddi dönmesi gerekiyordu... 176

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Uydu Yerleþkenin Planlamasý Tapularý aldýk ve hemen planlamaya baþladým. Orta tabakayý hedef alacaktýk. Egemen kat yüksekliði ile inþa edilecek ve yerleþim planlamasýna esneklik vermesi için, 8 daireli çok küçük apartmanlar olacaktý. Konfor standardý ayný olan, fakat büyüklükleri 100 ile 200 m2 arasýnda deðiþen ve her biri için iki farklý tip geliþtirecektik... Yoðunluk (1)olacak, yani alanýn 1/4' ü yapýlarla örtülecek, %75 açýk alan kalacaktý... Konutlarýn aralarýndaki mekanlar ve doða, yerleþimin þekillenmesinde 1. sýrada gözetilecekti.

Planlamada yüksek yapýlar, yalnýzca yerleþimin giriþi ve sosyal merkezini vurgulamak için bulunacaktý. Bu baþlýca ölçüt ve istekleri planlamada yanýtlamaya çalýþtým. Ankara Ýmar Müdürlüðü projeyi desteklediðini söyledi ve sýkýntý çýkarmadan tastik ederek, Bakanlýða sevketti. Ýmar ve Ýskan Bakanlýðý, projeyi doðru Ankara Nazým Plan bürosuna gönderdi. Bu Kurum uzun zaman, projemizin ilkelerine uyup uymadýðýný tartýþtý... Kanýmca bu 177

Millet vekillerine ve diplomatik alan gereksinmesine de OR-AN'da yer vererek arsalarýmýzýn ciddi bir bölümünün istimlak edilmesiyle projemizi bozmak için ellerinden geleni yaptýlar. ilkeleri konusunda kuþku uyandýrýyordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kadar uzun tartýþma. Ziyaretlerine gittiðimde daha incelenmediðini söylüyorlardý.. Bugün Ankara'daki geliþmeler bu endiþelerin þaka niteliðinde olduðunu gösterdi.. Haftalar geçiyor. Aldýðým yanýt bu yazýnýn gerçek olduðu doðrultusundaydý.. Tüm memur meslektaþlarýn böyle olmadýðýný biliyorum. arkasýndan.. diye... Örneðin Çankaya'ya 6/7 km uzaklýktaki bir yerleþimin ulaþýmý ülke ekonomisine yük olur sorununu. Ýþin garip yaný ise bizden sonra baþta kendi memurlarý için.. tasdik yazýsý gelmiyordu. Sayýn okuyucu. mavi boya silindi ve projemiz incelemeye alýndý. spekülasyon katmerli olacaktý. Bir arazi Nazým Plan içinde olsa alt yapýyý Belediye yapacak.. Bir yazý geldi.. projemiz çalýþma alanýný kapsamadýðý için bir "yatakhane yerleþim" olacaðý sorununu ve arsa spekülasyonu olacaðý konusunu kendisine dert etti. tüm Bakanlýklarýn onayý ve yaklaþýk iki yýl zaman gerekiyordu.. Ama büyük oranda böyle olduðunu da bu süreç içinde öðrendim.. Kanýmca þehircilerin en önemli yaný bu tür birkaç takýntýdýr.. artýk projenin tastik olduðunu sanmayýn. Bu kaçýncý incelemeydi? Yine yukarýya baþvurmak zorunda kalmýþtým. Zaman gerçekleri su yüzüne çýkarýyor. Ýmar ve Ýskan Bakanlýð’ýna geldik. bu boyanýn silinmesi plan deðiþikliðine girerdi. Ama Çaldaðý nazým planda nasýlsa maviye boyanmýþtý.. Meslektaþlarýn yine Devlet memurluðu tutmuþtu.... Arsa spekülasyonuna gelince. Bakanlýk’tan arazi baraj taþma sahasý olduðu için tastik olasý deðil. burada hemen tastik olacaðýný sanýrken. bu gözlüðün istendiðinde kullanýlmadýðýný gösteriyor. Elli yýllýk mesleki hayatýmda öðrendiðim. Onlara 1200 metre yükseklikte ne baraj ne de taþma olacaðýný anlatmaya çalýþtým. Nihayet en son merci... Devlet memurunun gözlüðünün "kuþku" olduðudur. Önceki iþlemlerden sonra. Neyse ki Müsteþar Muavini meslektaþ Fikret Ungan müdahale etti... Bakanlýkta yazýlarýn karýþtýðýný düþünerek ve gülerek ilgili müdürlüðe gittim. ek alanlar tastik ettiler. 178 . Ama son yýllardaki olaylar.

.. fakat 100 sayýsýnýn önemini anlayamayacaklarýný düþündüm. "Beni nasýl yalancý durumuna düþürürsünüz?" diyordu. ben de günahýmdan kurtuldum. Bilgi alanlarýnda. Yeni konut alýcýlarýnýn. OR-AN þirketinin bir ortaðýnýn görevlilere baðýrýp çaðýrdýðýný duydum. Yine sorunlarýn içine düþmüþtük. Bu korkumuzu alýcýlara anlatarak yerleþimin yerini baþlangýçta gizli tuttuk. Ortaðýmýz. siz 200 diyorsunuz" demez mi? Demek ki benim abartýlý sayým bu ortaðýmýzýn pazarlama yeteneði yanýnda pek pýsýrýk kalmýþtý. böyle bir soru sorulursa. benzetme yoluyla. satmadan yapmak olasý deðil.. bize imrenerek kurulan ve müthiþ reklam yapan bir firma peydah oldu Bizim konut alýcýlarýmýzýn yarýsý bizden paralarýný çekerek oraya yatýrdý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Toplu Konutta Pazarlama Konut üretimi büyük ve yavaþ bir yatýrým olduðundan. 200 demelerini söyledim. Fakat 200’den sonra satýþlar çok yavaþladý. "Ne oldu?" diye sormaktan baþka bir þey aklýma gelmedi. benim kýrk yýlda bir söylediðim bir pazarlama abartmasý yüzünden. Görevlilere.. onu örgütlemek arasýnda çok fark var. Derken Hastaþ iflas etti. Bu nedenle aramýza Emek Ýnþaat Genel Müdürü ve Emek Ýþhaný ve Otelleri inþaatlarýnýn yürütücüsü Rafet Kapýcýoðlu'nu almýþtýk. Kýsa zamanda 200'ü bulduk. ne diyeceðimi bilemiyordum.. yerleþim civarýnda arsa almaya giriþmeleri ve bizim arsalarýný aldýðýmýz. Pazarlamak için de giriþim hakkýnda bilgi vermek gerekli.. Ýnþaat Baþlýyor Proje ve onun uygulayýcýsý olmak ile inþaatçý olmak. kendilerinden önce kaç daire satýldýðý da olacaðýný.... Biz 100'er daireli iki kooperatif kurarak SSK kredili alýcýlarý toplamaya baþladýk. Bu büyük bir baþarýydý. almak istedikleri bilgiler arasýnda. Bir de Hastaþ isimli. bize olan güvenlerini yitirerek. kamuda olmayan köklü sorunlar Kurula geldikçe telaþ179 .. yatýrdýklarý parayý istediler. "Kardeþim ben 500 sattýk diyorum. Buna raðmen genel yaklaþýmýmýz güven verdi ve biz birkaç haftada 100 kadar daire sattýk.. Birkaç gün sonra... bir kaç alamadýðýmýz kiþilerin de kazan kaldýrmasý olasý.. Ne yapacaðýmý. OR-AN giriþimini o yürütecekti. Yönetim Kurulu üyesi Rafet Bey. Bu kez konut alýcýlarýmýzýn bir bölümü.

genel saðlýk ve ulaþým sorunlarýyla. malzeme teminiyle boðuþur olduk.. bir kaç kalfa ve birçok iþçi alarak iþe baþladým.. vinç veya asansör yok veya çok kýttý. batýk Hastaþ'a kredi veriyor bize vermiyordu.. Finansman sorunu bir türlü çözülmüyordu. Uygulamaya alt yapýyla. ne usta ne de iþçi þehir dýþýna gelmek isteyorlardý. Bir zamanlar küçük apartmanlarý. Düzensiz de olsa iþler yürüyor. ne kalfa... Biz onlar için ne yaptýklarý ne sonlarý belli olmayan garip yaratýklardýk.. Konumuzla ilgili Emlak Kredi Bankasý ise o zamanlar etkin olan DPT'nin kanunlaþmýþ 2. Türkiye'de hazýr beton. yavaþda olsa satýþ ve ödemeleri sürüyordu.. Kýsa zamanda 400 ile 500 arasýnda deðiþen bir kalabalýðýn yatmasý. "Bu iþ yürümez" dedi. Köy iþlerinden makina kiralamak ve diðerlerini de en ekonomik yöntemlerle yürütüyorduk. Beþ yüze yakýn bir iþçi kümesi bulan sendikalar da peþimizdeydi. su ve elektrikle baþladým. konut alýcýlarý taksitlerini pek aksatmýyorlardý. maddesine göre bankalar ancak Kamu yüklenicilerine. düzgün tuðla üretimi.. yol. tesisat malzemesi.. bu konuþmanýn anlamýný hemen anlarlar. Adam bana sordu. aramýzdan ayrýldý ve bu sorumluluða kimse talip olmadý. Biz de 1970 sonbaharýnda ilk konut teslimini yapacaðýz. Düzeni deðiþtirmek için. Türkiye'deki iþ hayatýný bilenler. Ben de 20 küçük birimi 20 kalfayla baþlamayý düþünmüþtüm. Ortaklar hisse paylarýný ödemekte aðýr davranýyor. Bir tören hazýrladýk ve ilk anahtarý verme180 . kalýpçý kökenli kalfalar yürütürdü. çalýþmasý.. verdiðinizi yazýyor musunuz?" Doðal olarak "Evet" dedim. iþbirliði teklif ettim. Þehirden uzak iþlere. Toplu Ýþ Sözleþmesi yapýncaya kadar yapýlan pazarlýklar sýkýntýlarýmýza tüy dikiyordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I landý. Bankalar Kanununun 50... Bütün iþlerle karþý karþýya kalmýþtým. O zamanlar... ellerindeki ihale oranýnda temlikle kredi açýyorlardý. Ýlk Konutlarýn Bitiþi Biliyorsunuz inþaatlar kýþa doðru biter. Hayatýmda baþka böyle dert görmedim. yemesi. düþük faizli kredi verilmesini öngördüðü halde. Dostlarýn aklý ile Ankara'nýn o zamanki en ünlü yapsatçý patronuna gittim. inþaat mühendisi. "Siz aldýðýnýzý. mahrumiyet gözüyle bakan. beþ yýllýk kalkýnma planýnda toplu konut kuruluþlarýna uzun vadeli.

Bunlarýn arasýnda bir doktor ve iki çocuklu bir ilkokul müdürü de vardý. yeni boþaltýlmýþ olan iþçi yatakhanesine sýðýndýk. Bu arada enflasyon %6'dan %15'e çýktý. Ertesi yýl. Ben çocuklarý alarak taþýndým.. Çocuklarýn ikisi benim. 1975 yýlýnýn Þubat ayý.. Fakat bir yandan elektrik ve su arýzalarý. Þirketin kuruluþundan beri 7 yýl geçmiþ. merkezi ýsýtmasý. Eksik olmasýn."Ya kýþ günü þehirle baðlantýmýz kesilirse? Ya daðdan kurtlar inerse?" gibi endiþelerle kimse taþýnmak istemiyordu. fýrtýnalý bir havada çýkýp geldiler. Bir kadýn ve bir bekçiyle yaþamaya baþladýk. Okul olarak projelendirdiðimiz þantiyede 7 öðrenci ile derslere baþladýk. Yönetim Kurulundaki arkadaþlar arsa satmak istiyorlar. Sanýyorum ilk elde 200'e yakýn konut. diðer yandan yine inþaatlarýn baþlamasýnýn sýkýntýlarýndan. çaresiz.. Baþlangýçta. (þimdi CEO deniyor) ayrýlmaya karar verdim. minibüsle ulaþýmý saðlayacak. Yýlýn ilk yaðmurlarý olduðu için çatýnýn delik deþik olduðunu bilmiyorduk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I si için Vali Þerif Tüten'i davet ettik. ben yorgun düþmüþ. iþi yerli yerine oturtamamýþtým. inþaatlar da durmuþ iken yaptýðýmýz Genel Kurul toplantýsýnda. Ýþ bana düþtü. Bahara toplu taþýnmalar baþladý. Yönetim Kurulundan tümden ayrýldým ve projeciliðe geri döndüm. gerekli ek takýlmýþ olan traktörle 7 km'lik yolu Çankaya'ya kadar açacaktýk. kararlara ve uygulamalara uzak durmayý seçtim. elektiriði. ikisi hocanýn diðer üçü de komþularýndý. Bizi gören beþ aile daha taþýndý. diðerlerine becerilerini denemelerine fýrsat tanýmam gerektiðini düþünerek Murahhas Azalýktan. kapalý yerde þemsiyeleri açtýk ve Vali bey ilk anahtarý verdi. Þirketin baþýndan ayrýlmam. Bu kez gereken kapalý büyük bir yer olmadýðýndan. o ve yüzlerce konut alýcýsý. Baþladý tavan üstümüze akmaya. Yeni Sorunlar Eksik Olmuyor Yerleþimin gerçekleþmesi bazý mühendis ortaklarýn þirkete olan ilgilerini artýrdý. bir o kadarý da epeyce toparlanmýþ haldeydi.. Yani ekonomik sorunlarýmýz da arttý. telefonu ve yolu ile iskana hazýr. 181 . suyu. ben de projenin kontrolünü elden kaçýrmaktan korktuðum için satýþa engel oluyordum. Yönetim Kuruluna katýlmaya baþlasam da. kar yaðdýðýnda. bu baþarýnýn mutluluðunu yaþayamadým.

.. uyumlu bir mühendis arkadaþý genel müdürlüðe getirerek yürütüldü... bizim projeyi gaddarca torpilledi. Þehirlerin yaþamasý için bazý örgütleme ve üretim becerilerini deðerlendiren.. Arkasýndan Kamu. 4 katlý ve 16 katlý yapýlar.. amatör / acemi bir yaklaþýmla yapýlaþmaya katýlanlar. Bir taraftan inþaatýn standardý çok düþtü. Proje Bir Ütopya mý. diðer kümelere meydan okurcasýna arayýþlar içinde. genelde köy kökenli halkýmýz. Arkasýndan bir özel ortaklýk kurarak. yerleþimin batýsýndaki bir o kadar araziyi de (gecekondu önleme bölgesi) alarak. aralarýnda herhangi bir düzen olmadan rastgele yerleþtiler. Millet Vekilleri Lojmanlarý ve yeni elçilikler için sanýyorum 30-40 Ha arasý bir istimlakla. OR-AN'da bu sosyal ekonomik yapý içinden orta tabakaya yönelik. uygarlýk dýþý yapýlarla þehirlerimizi maskara eden kesim. Kalabalýklaþtýkça toplum düzenini tehdit eden. Sahipsiz. Arsa ofisi de OR-AN ile Konya Yolu arasýnda.... bir ortaklýk.. bir dayanýþmadan güç alarak. Bunlar. Yoksa Türkiye'nin Gerçeklerine Uygun mu? Þehirlerimizin gerçeklerine yaklaþmaya çalýþalým.. düzene karþý gelerek zorla koparan gecekondular ve yaþadýklarý þehirlerin hizmetindeki insanlar.... Bütün bu olanlar yerleþimi güçlendirirken projeyi karmakarýþýk etti. ama projeye deðil. yaþama hakkýný yasalara. diðer taraftan yerleþim projesinin dýþýna çýkýlmaya baþlandý. iyi huylu.. genelde kasaba kökenli halkýmýz ise kurallarý arkalarýna alýp toplumu nasýl sömüreceðinin peþinde. Hukuka uygun. ucundan kýyýsýndan arsa satmaya baþladý. Belki mevzuata uygundur. güzel ve çaðdaþ bir yerleþim 182 . ve nihayet üst düzey ekonomik koþullara sahip kesimin. benim gibi olmayan. Göreli bir þehir yaþama biçimine uygun bir hayat süren kooperatifler toplu tüketimi örgütleyerek.. dünyadaki deneyimlerden yararlanarak.. Buna karþýlýk bir zaman sonra Çankaya ile Konya Yolu arasýnda çok yüksek düzeyli bir yol yapýldý. villalar veya görkemli yapýlarda büyük lüks dairelerde duvarlarla korunmuþ bölgede yaþamak isteyen ve çok þey bildiði iddiasýnda olan kesim..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Yönetim. Þimdi 2 katlý. Yani kendi hesaplarýna götürü yaptýlar. OR-AN'ýn inþaatlarýný bu ortaklýða devrettiler.

güven duygusu veriyor. Bu istek yüzünden derme çatma evler ve altyapý yapýlmasý ile yapýnýn bakýmýnýn ihmali kötü sonuçlar vermektedir. Sanýyorum. konuyla ilgili birikimsizlik ve deneyimsizlik nedeniyle giriþimcilerin de. Sigorta veya Emlak Bankasý kredisi koþullarýyla 100-120 m2 lik göreli küçük konutlardan da oturanlarýn herhangi bir þikayetlerini duymadým. bir istek olmalý. Fakat onlar olmasaydý giriþim gerçekleþebilir miydi? Onlarýn yaþadýðýmýz hayatýn dinamiði olduðunu görmek istemeyen. diðer yaný doðaya yakýnlýklarý olmalý. OR-AN Yerleþiminde Baþarýlar ve Baþarýsýzlýklar Þehirlerin büyüklüðüne ve alýþkanlýklarýna göre konut yerleþiminin geniþliði ve merkeze uzaklýðý söz konusu. Bu durumda az katlý küçük apartman ile yüksek bloklarýn arasýnda kesin bir seçim yok.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gerçekleþtirmek istiyordum. Bahçeli evin getirdiði yükün bilincinde olan orta üst gelir gruplarý. gerekse konut alýcýlarýnýn arasýndaki kasaba veya küçük þehir kökenli piyasa oluþturucularýnýn saldýrýsýna uðradý. Aileler en çok bahçeli ev istiyorlar. OR-AN'da 74m2 ile 200m2 arasýnda ve birkaç 183 . yeryüzünde aidiyeti sýnýrlarýyla belli bir mülkiyet olmasý. Bunun kendisine ne kadar sorunlar ile parasal yük getirdiðini düþünmek istemiyor. konut alýcýlarýnýn da kendi açýlarýndan sorunlarý var. Bu hoþnutluðun bir yaný dairelerin kullanýþý. Bundan anlaþýlýyor ki. Ama onun doða ile ilgili olanaklarýndan yararlanmaktan çok. Ayrýmýn ekonomik deðil kültürel bir ölçütle oluþmasýný umuyordum. Halbuki yerleþim gerçekleþmeye baþlayýnca.. Çünkü daireler el deðiþtiriyor. OR-AN'daki orta alt gelir gurubu. OR-AN'ýn büyüklüðünün ve þehre uzaklýðýnýn da 1960'lara göre iyi seçildiði anlaþýlýyor. OR-AN'daki 4 katlý bloklarda oturanlar oldukça mutlular. apartman dairesini seçiyorlar. Fakat.... Bahçeli ev. çaðýn uygarlýðýnýn duygusal ve düþünsel güzelliklerini paylaþan bir yerleþim gerçekleþtirmek ütopyasýný yaþadým. yüksek gelir düzeyine dönük bir program. gerek ortaklar arasý. Bakýmlarý da fena sayýlmaz. Ve hiç boþ kalmýyorlar. Buna karþýlýk. 74 m2 lik daireler dahil hiç boþ kaldýðý görülmüyor.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I iþlevsel yorum tipi çeþitleme ve tasarýmlarý baþarýlý oldu.. Proje.. Planlamada bahçeli evi dýþlamak ve sonradan programa almak yanlýþ bir yaklaþýmdý... kendileri ve eþ / dost yararlandý veya ancak bu kesim geri ödeme olanaðýna sahipti. Bunu planlamak ve projelendirmek belki 100 hektar bir alaný. her blok doldukça yeni blok inþaatýna baþlamak..000m2 bir yapýnýn projesi yerine 6000m2 nin projesini yaparak on kez yinelemek gibi. 1930'larda yeni kurulan kamu fabrikalarýnda ve maden ocaklarýnda yapýlan iþçi evlerinden sonra gereksinme arttýkça sorundan daha çok uzaklaþýldý sanki.. Doðal üst gelir guruplarýnýn her konuda sorunlarýna bir yanýt bulunur. yönlendirici bir plan yaparak bütünlüðü saðlamak.. yatýrýmý bölmek ve küçük ekipleri bir bloktan diðerine kaydýrarak onlara sürekli iþ verebilmek gibi. "1940'larda Emlak Bankasý kredileriyle baþlayan krediler ve gerçekleþtirilen yerleþimler hep orta gelir guruplara dönük oldu. pazarlama ve inþaatý yineleme yoluyla kolaylaþtýrmak piyasamýza daha uygun bir yaklaþýmdý. pazarlama ve üretimde. Bunlar arasýnda bir büyük ortaklýðý planlamayý düþünmüyorlar. 10 hektarlýk bölümler halinde geliþtirmek gerekirdi. herbirinin gerçekleþmesi baðýmsýz olacak birimler haline getirildiler. Sanki bu iþleri yürütenler kendi düzeylerini korudular.. Gecekondu Önleme bölgeleri adýndaki program dahi büyük ölçüde orta gelir gruplarýna yaradý. Toplu Konut Çalýþmalarýnda Gelinen Nokta "Alt gelir gruplarýnýn. Uygulamada bu büyük yapýlar.. Belki 100 hektara. Þimdi topluca konut üreten kuruluþlar... 60... ülkenin koþullarýna uygun bu yaklaþýmý önceden kavrayamadýk. bahçeli ev . Projelendirme. uygulama ölçülerini küçük tutarak zamanlamanýn deðiþen gerçekleri karþýlamasýný saðlamak gerekirdi. 1/1000 veya 1/500 yönlendirici planlara ihtiyaç var.. villalar ve yüksek bloklar gruplayarak uygulama yapýyorlar. 300 yerine 30 daireyi pazarlamak. 184 . örneðin gecekondu düzeyinde konutlarda oturanlar için. Örneðin. Bir diðer yanlýþ varsayým ise projedeki az orandaki yüksek bloklarýn çevre oluþturacak bir þekilde toplu ve bir bütün oluþturacak nitelikte ele alýnmamasýdýr.

Türkiyenin. Ne yapýp yapýp toplumun bu temel sorunlarý. Bilinçli olarak ve peþinen her türlü etkiye açýk ve bir istek taþýmayan planý ve projeleri olan bir giriþim deðildir. Ama konu Devlet politikasý olamadý.. 185 . özellikle mimari olarak ilkelliði akýl almaz niteliktedir. tümü hedeflenmiþ plan ve projeleri olsa da Türkiye gerçekleriyle çeliþen isteklerle yönlendirilmiþ olduðu için hedefine varamamýþtýr. OR-AN yerleþimi.. depremlerde yýkýlanlar yerine yapýlan konutlarýn genelde ilkelliði. özgür ve bütün olarak tasarlanmýþ tek projedir. Sanýrým.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Afet bölgeleri.. kapsamlý olarak ele alýnmýþ. Eðrisi ve Doðrusu ile OR-AN Piyasa koþullarýna aykýrý olduðu için saptýrýlmýþ bir uygulama olsa da Cumhuriyet döneminde özel. konut. Ülkemiz için çok daha baþarýlý yerleþim projeleri ve uygulamalarý olmasý dileðiyle!. konut konusuna sahip çýkmak istedi gibi oldu. hangi konuda iki yakasý bir araya geldi? Ama ben bu eksikliði mimar ve mühendislerin baþarýsýzlýðý sayarým. 1960'larda DPT.. birikim içinde yararlý bir deneyimdir. Bölgesine adýný verdiðine göre bir saygýnlýðý vardýr. saðlýk ve eðitim 80 yýlda bir çizgiye getirilmeliydi.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 186 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

CUMHURÝYETÝN ÝLK DÖNEMLERÝNDE YÜKSEK MÜHENDÝS MEKTEBÝ VE DÖKÜMCÜLÜK ANILARIM*

Burhan OÐUZ

*Bu yazý Burhan Oðuz'un "Yaþadýklarým-Dinlediklerim" isimli aný kitabýndan derlenmiþtir.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Benim zamanýmýn Yüksek Mühendis Mektebi’nin tüzüðü bugün için ilginç olabilir. Mektep altý yýllýktý. Ýlk üç yýlý "Müþterek", son üç yýlý da "Ýhtisas" yýllarýydý. Ýlk üç yýlda çok saðlam bir matematik kültürü aldýk, namlý hocalardan: Hamit (Dilgan) Hoca, Ali Yar Bey, Kerim (Erim) Bey, Ratip (Berker) Hoca, Müderris Muavini Nüshet (Gökdoðan) Haným. Bahriyeden yetiþme Salih Murat Bey, klasik fizik okuturdu. Kimya Hocamýz Nurettin Münþi Bey ise ayrý bir tipti. Giritli idi ve Türkçe'yi ora þivesiyle konuþurdu. Doðru dürüst Rumca bildiði de þüpheliydi. Fransa'da okumuþ, Fransýzca bilmezdi. Karýsý Almandý, Almanca bilmezdi. Kýsa boylu, týknaz, sürekli terleyen ve tütün çiðneyen, öðleden sonralarý yarý sarhoþ bir adamdý. Bildiði tahlil kimyasýydý, gümrüklerde lazým olan türden. Bize anion, kation araþtýrýrdý. Modern kimyadan haberi yoktu. Anlatmýþtý: Her tür malzemenin eþantiyonu bulunurmuþ. Þüphelendiðinde mikroskop altýna beraber sürülür, getirilen kýrmýzý tozun gerçek biber mi yoksa kiremit tozu mu olduðu derhal saptanýrmýþ. Çeþitli kürklerin kýl kesitleri varmýþ. "Bir gün baktým, domuz kili, týpký kaynanamýnki gibiydi" diye latife etmiþti. Sorularla sýkýþtýrdýðýmýzda "Çok sorma, sonra atarim" (yani "uydururum") derdi. Nekre bir adamdý. Hamit Hoca, Nurettin Bey ve Onnik Bey, bir üçlü idiler, beraber meyhaneye giderlerdi. Meclisleri pek hoþ olurdu; kahkahadan geçilmezdi. Onnik Bey Mühendishane'nin emektarý idi. Anlatýldýðýna göre mütarekede Ýngilizler bütün eþyalarý sokaða atmýþlar. Mukavemet hocamýz Fikri Santur Beyle ikisi, sabahlara kadar bunlarýn baþýnda nöbet tutarlarmýþ, fisebillah. Çok güzel bas bariton sesi vardý, opera aryalarý söylerdi. Yine kimya, özellikle þimi-fizik (Fiziksel Kimya) okutan Ýlhami Cývaoðlu hocamýz vardý. Çok bilgili bir hoca idi. Modern fizik ve kimyaya bilhakken vakýftý (ama huyunu suyunu fazlaca övmeyeceðim). Notlar yirmi üzerinden verilirdi. Geçme notu sekizdi. Ama; her dersin, önemine göre bir "üssü mizan"ý yani onunla çarpýldýðý bir katsayýsý vardý, beþ ile on arasýnda (devam notununki ondu) . Notlar bunlarla çarpýlýr ve toplanýrdý. Çýkan yekün ders sayýsýna bölünür, eðer sonuç on üçten aþaðý ise bütün derslerden, çok iyi not aldýklarýmýz dahil, 188

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kalýnýrdý. Sýnavlarla iki dersten kalýnýrsa, bütün dersler sil baþtan olurdu. Bir devrede iki kez kalan mektepten atýlýrdý. Bunlar Yýldýz'a gidip oradan mezun olurlardý. Yani mektep en çok sekiz yýlda bitirilebilirdi. Burada mutlak bir disiplin hüküm sürerdi. Dersler birer saat olup on beþ dakika ara verilirdi. Hoca, saniyesinde derse girer, herkes ayaða kalkar, sýnýf mümessili hemen yoklama yapardý. Bu iþ bir iki dakika sürerdi. Müdür Suphi Bey sabah saat dokuzda yani derslerin baþladýðý saatte dýþ kapýyý kilitletir, geç kalanlarý aldýrtmazdý. Bunlar üç ders "namevcut" yazýlýrdý ki bu çok önemliydi, þöyle ki devam notu genel ortalamaya büyük destek olurdu. Ama kapýcý Kamber Aða "Bahçe" rakýsý içerdi. "Özel teþebbüs" kendini göstermiþ, arkadaþýmýz Vedat Öztaþ "Ajans Jim Barnett"i kurmuþtu. Sermayesi bir halatla bir ip merdivendi. Ýniþ çýkýþ beþ kuruþtu. Bunlar, üçüncü kattan sarkýtýlýrdý (alt kat pencereleri sabit demir parmaklýklý idi). Kapýlar akþam beþte açýlýrdý. Laboratuarda iþini erken bitirenler çýkýp gidemezlerdi. Ama Kamber Aða "Bahçe" rakýsý içerdi… Yatýlýlar gece sekizde dönmek zorundaydýlar, aksi halde sokakta kalýrlardý. "Ajans"a müracaat edilirdi. Yemekten sonra kaçanlar ip merdivenle iner, tebeþirle bir çizgi çekerdi duvara. Her dönen bu çizgiyi artý iþareti þekline sokar, son gelen merdiveni toplardý. Sýnýflarýmýz genelde Boðaz'a bakardý. Bir sabah, topografya dersinde iken Dolmabahçe Sarayý'nýn bayraðýnýn aðýr aðýr yarýya indiðini gördük. Haber bütün mektebe yayýldý. Heyecanýmýzý tarif edemem. Suphi Bey yine kapýlarý kilitletti. Sýnýflarý dolaþýp "Efendiler, matem matemdir, ders derstir" diye bizi tutmaya çalýþýyordu. Ama kim dinler? Ýnce bir radyo anten desant teline tutunarak üçüncü kattan aþaðýya indiðimizi hatýrlýyorum. Saray'ýn kapýsýna vardýk. Nöbetçiler, aðlayarak, Atatürk'ün vefatýný doðruladýlar, ama nezaketle bizleri geri çevirdiler. Bir de ilginç bir idare memurumuz vardý, Arnavut Þevki Bey. Zayýf, uzunca boylu bir zattý. Jandarma yüzbaþýsý imiþ. Dersim'de bulunmuþ. Ortalýðý öyle idare etmiþmiþ ki onun mýntýkasýnda “çýt” çýkmazmýþmýþ. Gerçekten o hem talebeyi, hem Müdür Suphi Bey'i "idare" ederdi. "Plaðina göre dans ederim" derdi. O zamanlar, ulaþtýrma vasýtalarýnýn pasolarý vapur için ayrý, tramvay için ayrý ve sadece ev ile mektebin bulunduðu semtlerin duraklarý arasýnda geçerliydi. Pasolarý Þevki Bey 189

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I hazýrlardý. Ben Tarabya'da oturuyordum, benim vapur pasom "Trabya ile Küprü" arasý içindi... Derken mektep Nafýa'dan alýnýp Maarife baðlandý; adý da "Yüksek Mühendis Okulu" oldu. Müdür olarak Osman Tevfik (Taylan) Bey, muavini olarak da aile dostumuz ve benim kültür hayatýmda son derece etkili olmuþ olan Fahri Bekiroðlu Bey atandýlar. Her ikisi de Almanya'dan mezun makina mühendisi idiler. Ama bize demiryolu dersini veren Osman Tevfik Bey'in cehaleti dillere destandý. "Stratosfere gidilemez, hava olmadýðý için itilecek bir vasat yok" derdi. Yani adam, fiziðin temel "etki-tepki" kaidesinden bihaberdi. Fahri Bey Sümerbank'a intisap etmiþ, dokuma fabrikalarýnýn kuruluþu sýralarýnda kalabalýk bir usta kafilesiyle birlikte Rusya'ya gitmiþ. Kurulacak Nazilli ve sair bez fabrikalarýnýn makinelerinin imalâtýný takip etmiþler, iþletilmesini öðrenmiþler. Ruslar, kendi fabrikalarýnýn birini bunlara teslim etmiþler, bunlar da onu bir süre iþletmiþler ve randýmaný da yüzde altý kadar artýrmýþlar. Fahri Bey orada ayrýca, Sovyetlerin halkýn top yekûn okutulmasý sorununu nasýl çözdüklerini tetkik etmiþ ve dönüþünde bunu bir rapor halinde Maarif vekiline (muhtemelen Hikmet Bayur Bey) sunmuþ. Arada bir de nasýl etki yaptýðýný sorarmýþ. Ancak bir gün vekil ona "Israr etmeyin Fahri Bey, mareþal katiyetle top yekûn okutulmanýn aleyhinde" demiþ. Çok iyi Almanca ve Fransýzca bilir, saðlam bir Osmanlý kültürüne sahipti. Çok okurdu ve inanmýþ, dengeli bir solcu idi. Bana "Kupkuru bir mühendis olmanýn hiçbir deðeri yok. Çok okuyup dünyanýn gerçeklerini iyice öðrenmelisin" derdi ve bana sürekli kitap verirdi. Maalesef 1942 sonunda onu, bir safra kesesi ameliyatý sonucunda genç sayýlacak yaþýnda kaybettik. Sanki babam ölmüþtü... Ýlk "Müþterek" devreyi bitirip iþ meslek seçimine gelince bütün eþ dost, hýsým akraba, "Sakýn Elektro-Mekanik'e gitme, Türkiye'de iþsiz kalýrsýn; inþaat mühendisi ol, müteahhitlik "edersin" öðüdünü ýsrarla veriyordu. Ben kimseyi dinlemedim ve Elektro-Mekanik'e girdim. Ülkenin kurtuluþunu sanayide görüyor, bunun öncülüðünü yapma hayalini kuruyordum. Bizim þube, mektebin en zor þubesiydi. Bugün elektrik ve makina fakültelerinde okutulan bütün dersleri okuyor, yaptýrýlan projeleri yapý190

bunun arkasýnda da trafo merkezleri ve trafo tamir atölyeleri vardý. gelsene!" diye baðýrýyorlardý. Yaz aylarýnda olduðundan genelev kadýnlarý. þimdiki AKM'nin bulunduðu yerde ÝETT Umum Müdürlük lojmaný. yine ayný yýllarda. Elektro-mekanik ve PTT. Çadýr kurulup tranþe açýldý. bellerine kadar çýplak olarak pencerelere çýkýp "mühendis. bütün þubelere toplam 120 kiþi alýnacakken 170 kiþi müracaat etmiþti. Girdiðimiz 1936 yýlýna kadar lisede Olgunluk Ýmtihaný'ný veren herkes kaydýný yaptýrýp girerdi. O yýl. Ben þahsen bunlarýn çok faydasýný gördüm. 117 kuruþ yevmiye alýyordum. makina mühendisi ve elektrik mühendisi olarak beþ mezun vermiþti. biri de Polonya'dan iki arkadaþ bize katýldý. Ýnþaat (Mühendis-Mimar çýkaran). zorunlu staj diye bir þey yoktu. Ben. Taksim'de. O zamanlar. hidroelektrik santral inþasýyla ilgili olarak hidrolik dersini su mühendisleriyle birlikte okuduk. Muhtasar betonarme ve topografya bile okuttular bize. Bu 191 . Son sýnýftan beþ kiþi mezun olduk! Yani. Ýskender Humbaracý). Harp dolayýsýyla (1939) biri Almanya'dan (Prof. 1956'da Kayseri'de topograf bulunamadýðýndan Erkilet-Kayseri enerji nakil hattý güzergâhýnýn nivelmanýný. gönüllü olarak 1938 yazýnda elektrik idaresine amele yazýldým. büyük bir arýza nedeniyle bütün Beyoðlu karanlýkta kaldý. Su. bu yüzden ilk kez giriþ sýnavý uygulandý ve o gün bugün devam ediyor. Keza. Önemli arýza olduðundan baþta ÝETT Umum Müdürü Hulki Bey (sonradan bizim ýsýtma ve havalandýrma hocamýz) olmak üzere elektrik dairesinin bütün þefleri orada idi. Mektebin beþ þubesi vardý: Yol. Bayýndýrlýk Müdürlüðü’nden ödünç aldýðým bir nivo ile yapmak zorunda kalmýþtým. Fazladan.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yorduk. yani zayýf akým elektrik mühendisliði þubeleri. Dördüncü sýnýfa on bir kiþi geçtik. koca Türkiye'nin tek Yüksek Mühendis mektebi. Bir gün hayli komik bir olay oldu: Bir gece. Yapýlan ölçümler sonucunda arýzanýn tam genelevlerin bulunduðu Abanoz Sokaðý'nýn çýkýþýnda olduðu saptandý. Bir süre orada çalýþtýktan sonra þebekeye çýktým. Kamyonlara bindirilip sokaklara kablo döþemeye götürülüyorduk. Kaðýzman'da bir ilâve trafo binasýnýn betonarme hesabýný yapmýþtým.

Kýsaca. Bunlarý Karabük pikine azar azar yedirerek kullanmayý denedim. Arkasýndan alüminyumu atacak oldum ki müthiþ 192 . Döküm hakkýnda hiçbir bilgim yoktu. Ben önce. mal daha ocaðýn aðzýndan akarken adetâ hamurlaþan cam gibi sert. Bir potayý ölçüp belli bir yerine kadar doldurduðumda 250 kilo olacak þekilde iþaretledim. Geceleri elime bu konularda ne geçirdiysem okuyordum.yani kýr döküme dönüþtürmekti. bakýrýnki de mermi çemberinden elde edilenlerdi). Bunun için de ferrosilisyum gerekliydi ki bulunmuyordu. giyinmiþ halde. O ise ki fazla erken sevinmiþti: yaptýðým ilk deneme alabildiðine olumsuz sonuç vermiþti. Günlük mesaide piyade havan mermileri döküyorduk. ama herkes bir üstünden utanýyordu. aldýklarý maaþ yetmediðinden Yýldýz Teknikum'unda hocalýk da yaptýlar ve buna yýllarca devam ettiler. Ben. keyiften aðzý kulaklarýna varýyordu. uzaktan ne yaptýðýmýza merakla bakýyordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I davet herkesi güldürüyordu. Okuduðum kitaplardan. kilosu 20 paradan (1/2 kuruþtan). Þöyle ki. Sadece ustabaþý (Panayot Usta) ile ben kalmýþtýk dökümhanede. Birkaç iþçi de. Bunlardan Faruk Özerengin. ne eðe tutan ne kalemle kesilen saf sementitten (beyaz dökme demir) ibaretti. Derken bir kanunla birdenbire profesör unvanýna sahip oldular (Faruk. Paþa'ya askeriyeden 200 ton 93 Rus Harbi'nden kalma gülle vermiþler. bunlarý grafitleþtirmek . Sadece Hulki Bey olaya duyarsýz kalýyordu. paydostan hemen sonra baþlayacak gibi küçük ocaðý ateþlettim. malý tümden bozdu. arkadaþlarýmýn Sular Ýdaresi'nden aldýklarý paranýn da yarýsýyla Nuri Paþa'nýn Sütlüce fabrikasýnýn dökümhane þefliðine baþladým. Ýskender Humbaracý ve Necip Demirci. Panayot kremarla karýþtýrýyordu. Ýlk ikisi. ama kýsa sürede iþe hâkim oldum. böyle geçmiþ bir öðrencilikten sonra 1942 Haziran ayýnda mezun oldum. Ýstanbul Sular Ýdaresi'ne girdiler. tartmýþ olduðum bakýrý. Paþa. Deney. Zeytinburnu'na telefon ederek bunlarýn talaþlarýndan üçer kilo istedim (alüminyum talaþlarý matra imalinden. hep o sanayi aþkýyla. bakýrla alimünyumun da grafitleþtirici etkisi olduðunu öðrendim. O harp zamanlarýnýn pik demirini sadece Karabük saðlýyor ve kilosu fabrikaya 18 kuruþa mal oluyordu. Yapýlacak þey. Potayý doldurduk. sonradan Kâzým Karabekir Paþa'nýn bir kýzýyla evlendi). kese kâðýdý ile içine attým.

Çatý uçtu sanmýþtým. talaþla iþlenebilir hale geldiðini iyice saptadým. Cemal Rýfat Bey yanan talaþý elinden attý. Ayný þekilde. Zeytinburnu'ndan. Ýdare binasýna çýktým. Potaya hiçbir þey olmamýþtý. Yeri kar yaðmýþ gibi ince bir beyaz oksit tabakasý kaplamýþtý. "O talaþlardan kaldý mý?" diye sordu. Baþmühendisim Cemal Rýfat (Berk) Bey beni bu halde görünce þaþýrdý. erimiþ demir havalara kalkýp þemsiye gibi etrafa yayýldý. Olmamýþtý. Bir tanesini çakmaðýna tutmasýyla maytap gibi parladý. Olayý anlattým. Ertesi sabah fabrikaya geldiðimde ilk iþim yerlere daðýlmýþ döküm parçalarýný toplatmak oldu. Ýlgi ile dinledi ve bunun pekâlâ bir doktora konusu olabileceðini söyleyerek çalýþmalara baþlama önerisinde bulundu. paydostan sonra potayý doldurttum ve kapaðýn altýna astýðým elektron-metal kesesini. çelik gibi beyaz bir kesitte daðýlmýþ siyah noktalar gördüm. ben kendimi maça kurutma fýrýnýnýn içine attým. Mühendis Mektebi'ne gidip Ýlhami Cývaoðlu hocayý buldum. üstüne bir halka kaynattýrdým. alüminyum bunu yapmaz" dedi. Ve hayret! Matkap. yangýn bombasý imalinde kullanýlan. Bu deneyi yenilemeyi aklýma koydum ve Zeytinburnu'ndan elektron-metal talaþý getirttim. havalara fýrlamakla yetinmiþti. Kendime gelince "kimseye bir þey oldu mu?" diye baðýrdým. Elektron-metal. madenin dökülebilirliðini belirgin þekilde artýrmýþtý. Muntazam kütükler döktürdüm ve ertesi sabah yine muayene ettiðimde bu siyah benekli metalin. Haliç'e bakan kapýlarý da açtýrdým. eksotermik (ýsý üretici) bir reaksiyon yaptýðýndan. Bir büyük yanma tehlikesi atlatmýþtým. Dýþ görünüþ itibariyle alüminyumla elektron-metal birbirlerine çok benziyorlardý. halkadan geçen bir demir çubuðunun iki ucundan tuttuðumuz kapakla birlikte potaya kapattýk. Bunlarý kýrdýðýmda. Ýçerde kýyamet koptu ve sonra duruldu. Potaya kalýn saçtan bir kapak kestirttim. Korkudan sapsarý olmuþum. Kalmýþtý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bir patlama oldu. magnezyum esaslý elektron-metal talaþlarýný göndermiþler. yanlýþlýkla. Koca dökümhaneyi yoðun bir sis kaplamýþtý. metali kesti. sis daðýldý. "Olmaz. Maden. Ben de biliyordum yapmayacaðýný ama yapmýþtý. 193 . Panayot ocaðýn arkasýna saklandý. Meðer.

alüminyum dökümcüleri çoðunlukla Ermeni idiler. Pay Mahalli (kesilecek hayvanlarýn alýnýp satýldýðý yer) ve Þakir Zümre soba ve bazý bombalarýn imal edildiði fabrikaya varmadan ortada bir yerde idi. Ýstanbul'da. Ben de "Hadi oradan." demiþlerdi. Devlet'in çeþitli organlarýnýn açtýklarý sýnavlara girerek Avrupa'ya.. Yani ben bunu bulmuþtum. fizik laboratuarýnýn bir köþesinde çalýþmama da izin vermediler. Yanýnda. herkesin can derdine düþtüðü bir ortamda. "doktor" sýfatlarýyla küçük daðlarý yaratýyorlardý. Bu arkadaþlar. O zamana kadar.. Ama ustalar genellikle Rumdu . Bunlar. her gün daha zor günler birbirini izler olmuþtu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Daha ilk sýnýflarda iken bazý arkadaþlarýmýz. dökme demir dökümcülüðü büyük ölçüde Ýtalyanlar’ýn elindeydi.. olsa olsa. Yani bu çalýþma böylece kaldý. Küçükleri musluk dökerdi. çoðunlukla Almanya'ya gitmiþlerdi. Kurtuluþta Karlotti Biraderler. Ýþte bu "bombardýman" doktorlarýndan Orhan Iþýk'la Necdet Tükel benim karþýma dikilip "Ýlhami Bey. Her geçen gün daha aðýr bombardýmanlar. benim kapalý kapta magnezyumu karýþtýrma prensibimin ayný olmasýdýr. çalýþmayan bir dikiþli boru fabrikasý vardý. bunun elde edilme yönteminin. Biz referans oluruz. Kalafat yerinde bunlarýn en ünlüsü Haykasar Usta idi. siz gelin bana doktora verin!" diye çýkýp gittim. Buna karþýlýk demir dýþý metal. Perþembe pazarýndan Unkapaný köprüsüne kadar olan yerde küçük gemiler çekilir. Ýþin bir ilginç yaný da. Çekiç 194 . doktor olmadýðý için sana doktora yaptýramaz. on iki yýl geçecek ve Batý'da ilk "küresel grafitli dökme demir-spheroguss" patenti alýnacaktý. Onlar. O.". güverteleri kalafatlanýrdý. coreferent olabilir. Kalafat yerinde Corci Manfredi bunlardandý. "Güftara (söze) gelip söyleseler cehl-i mürekkep. 1942'den sonra bu ülkenin harp talihi dönmüþ.. Azap Kapý'ya yakýn Dapey Biraderler. doktora tezlerini profesörlerine kabul ettirip yurda dönmüþlerdi. boyalarý tazelenir. bunca deðerli hoca. doçentlerin hiçbirinin doktorasý yoktu.. yaþamý ve bu arada üniversite yaþamýný zeminliklere indirmiþti. ama talihsizliðim bu ülkeli olmamdaydý. pirinç.. Vehbi Koç'a ait olduðu söylenen. bugün bile. Aradan on. Nuri Paþa'nýn fabrikasý Sütlüce mezbahasýnýn ötesinde.

Sabahleyin de bunlarý hurdacýlara satýp aldýklarý para ile þarap içerlerdi. bekçiyi kollarlar. Þimdi bu semt.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gürültüsünden geçilmezdi.08. Yer darlýðýndan bunlar kapýnýn dýþýna atýlýrdý. Bir de Azap kapý tersanesinin kompresör çekici gürültüleri buna eklenirdi. Kalafatyeri'nin bazý sokaklarýnda da yelkenciler. borçlar ödendikten sonra kalan çok cüzî bir meblaða el koydum ve Karaköy meydanýnda rýhtýma çýkan ara sokaðýn köþesinde sarraflýk yapan bir Yahudi'den Hasköy'de. Artýk bu denli az paraya bu rutini (ve de Paþa'yý) çekmenin anlamý kalmamýþtý. Oralarda çalýþanlarýn çoðu bu yüzden saðýrdý. Hasköy'de dökümcülüðün yanýnda. bir küçük kamyonun zor sýðacaðý geniþlikteki sokaklar üzerinde küçük küçük atölye ve dökümhaneler sýralanmýþtý. Bu semtin adý Kalafatyeri idi. kürekçiler. özellikle Karlotti Biraderler'le Manfredi. Menderes buralarý yýktý. Nuri Paþa fabrikalarýnda öðreneceðimi öðrenmiþtim. Ama çaresiz. Gece.1943) ve Tarabya'daki köþkün satýþýndan. kaynak tekniði yaygýnlaþmamýþ olduðundan gemiler perçinli idi. soba aksamý. 1943 sonlarýnda istifa ettim (20. adam öbür sokaða gittiðinde gözlerine kestirdikleri parçalarý çekiçle kýrýp taþýyabildikleri kadarýný götürürlerdi. Ben de. sýralanýrdý. geri kalanýný da Dalan temizledi. kavaflar. Bu yüzden de bir hýrsýz türü türemiþti: "Kýrdý kaçtý"lar. Yemenciler…. þöyle ki. Civarda atýlmýþ katran varillerini çok küçük bir paraya alýp dama serdim. Tabiî bazýlarý delikti ve yaðmur yaðdýðýnda bizim kalýplar berbat oluyordu. Belediye Mecari Þubesi (Kanalizasyon Þubesi)'nin sokak yaðmur suyu ve pis su rögarlarýný (ýzgaralarýný) tekellerinde tutuyorlardý. Üst üste konmuþ iki üç varilin içi þamotla sývanarak ve bir vantilatör ilâvesiyle meydana getirilmiþ döküm ocaðý (sözüm ona Kupol ocaðý) ile küçük parçalar. ipçiler. Kalafatyeri'nde ölmüþ bir tornacýnýn dul eþinden adamýn dükkanýný kiralamýþ. Doðru dürüst bir çatý yapmaya param yetmiyordu. Bunlar çoðunlukla Tophane "þarapçý" serserileri idi ve bellerinde bir çekiç bulunurdu. Yukarda adlarýný verdiðim Ýtalyanlar. orada tornacýlýk yapýyordum. benim de olduðum gibi. Kalafatyeri'nde. ocak ýzgaralarý gibi þeyler dökülürdü.. 195 . Haliç kýyýsýnda bir park halinde. yangýndan sadece dört duvarý kalmýþ bir binayý kiraladým.

Beþ iþçiden fazlasýný kullanan ve müesses motor gücü iki beygiri aþan iþyerleri bu vergiye tabî idiler ki Ýtalyanlar bunu ödüyorlardý (benim vantilatör motorum 4. çok daha ucuza çalýþarak kanalizasyon piyasasýndan sildim. Maliyeciler kontrole geldiklerinde iþçilerim arka kapýdan çil yavrusu gibi daðýlýrlardý). Daha sonraki yýllarda Ankara kanalizasyonunun 1.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bunlarýn kalýplanmasý ve dökümü oldukça zor olup geniþ olanaklarý gerektiriyordu ki küçük dökümhaneler bu iþlere giriþemiyordu. Bütün bunlarýn dýþýnda büyük kârlara alýþmýþ Ýtalyanlarý. Bizim bu güçlü rakiplere göre bir baþka avantajýmýz da vardý: Fatura üzerinden %15 muamele vergisinden baðýþýklýk. Savaþ dolayýsýyla karartma vardý. motorla uðraþýyorlardý. Çok miktarda alýnýrsa kamyon tutulurdu. Daha sonralarý Sütlüce'nin ustabaþýsý Panayot'u çekip aldým.5 beygirdi. Nasýl olsa Türkler bu iþi yapamaz. Potanýn bir ucunu ben taþýyordum. Baþ baþa vererek kendi olanaklarýmýzla bu dökümü gerçekleþtirebilecek bir yöntem meydana getirdik. yol ve dükkân sorarlardý. Bunlar at arabalarýyla Hasköy'e taþýnýrdý.. ama plâkasý iki beygir gösteriyordu. Bir akþam bizim döküm geç kaldý. Ne de olsa atla deðil. Her ihalede peþime takýlýp benimle anlaþma arar hale gelmiþlerdi. ne de dolmuþ çalýþýrdý oralara. devam ederiz diyerek). pik miktarýnýn %1418'i arasýnda kömür kullanýrken benim ocak %11 ile yetiniyordu. Öbürleri. Bunun dýþýnda kupol ocaðýmý ve vantilatörümü kendim projelendirmiþtim ve yüksek randýman elde etmiþtim.. Ýlk zamanlar ustabaþý tutacak param yoktu ve bu iþi kendim üstlenmiþtim. Bu keyfiyet. gitmek zorunda kalýnca bütün projeleri de beraberinde götürmüþ. Buna karþýlýk þoförlerin böyle bir sýkýntýlarý yoklu. 196 . kolektör silicilerini projelendirip imal edecektim (harpten hemen önce bu iþi Alman Hochtief Þirketi üstlenmiþ. savaþtýktan sonra gelir. maliyete yansýyordu. Arabacýlarýn hiçbiri okuma bilmezdi. Sýnýrlý olan Karabük piki ve metalurji koku dökümcüler kooperatifi eliyle kapasiteye göre daðýtýlýrdý. Sadece Haliç vapurlarý vardý ve bunlar da akþam erken saatlerde paydos ediyorlardý. kýsým ihalesinin tüm dökümlerini alacaktým ve çeþitli vana. Ellerindeki adresi gösterir. O zamanlar ne otobüs.

alacaðýn on kâðýt. Benim Hasköy'deki adamým Süleyman (Tanyýldýz) Usta "Çok baðýrma. Eve gelip yýkanýp dökündüm. dökümhanemin önünde (1943) Çoðu kez. Bir ara. tamamen tenha olan Okmeydaný mezarlýðýndan Hasköy'e iniyor. Bir akþam. Bitten geçilmiyormuþ. fazla baðýrýrsan on bir olmayacak!" diye adamý susturmuþtu.da. ama iþin baþka yolu yoktu. Ýstanbul'da kolera baþ gösterdi. eþi ve kýz kardeþi Tua ile yemeðe geleceklerdi (Tua ile evlenmem bahis konusuydu). Annem doðal olarak çok endiþeleniyordu. 197 . kolalý gömlek giydim. Hasköy Caddesi 81 no. dostum olan Finlandiya Baþkonsolosu Berthel Weckman. Tünel civarýndaki evimden yaya gidip geliyordum. Þiþhane'den Kasýmpaþa'ya. Aynalýkavak Karakolu komiseri baðýrýp duruyordu. akþam da bu yolu ters yönde kat ediyordum. Beyazýt Kulesi yangýn alarmý vermiþ. Dökümhanede benim için yýkanma imkâný olmadýðýndan iþ elbiseleri ile ve akþamlarý el yüz siyah olarak gidip geliyordum.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bacadan normal olarak alevler çýkýyordu.

o zaman Müzeyyen Senar Haným'ýn kocasý olan Ercüment Iþýl idi. simit. þöyle ki. henüz önemli bir üretim yeteneði olmayan ülkemizde kimilerine de kolay ve bol paralar kazandýrmýþtý. Beni arayan oraya not býrakýrdý. Bu kanuna muhalefetten yakalananlar aðýr hapis cezalarýna çarptýrýlýyordu. çalýþkan. Nadir'in parlak dönemleriydi. Un ve unlu madde.. bir yaným da Halýcýoðlu Topçu Kýþlasýydý. Sonunda bir gün 300 gr. rahatladým. Devlet'in. Birden beni dürttü. Beyoðlu Tünel meydanýnda. Harp yýllarý. Ama benim bu hususta fazla sýkýntým yoktu.. "Emülzer" markalý bir tecrit (yalýtým) maddesi imal edip satardý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Sofrada yanýmda. börek. Ýyi anlaþmýþtýk ve burasý benim irtibat bürom olmuþtu. yine aile dostu Dr. Anlaþýlan iþ elbiselerinden bulaþmýþ. satýþý yasaktý. Ekmek karneye baðlanmýþtý ve her gün daha kýsýtlanýyordu.. Vehbi Bey'in hemþerisi idi. çapkýnlýðý seven bir kiþiydi. Bunun baþýndaki kiþi. Ahmet Balcý da. Kumlu dam muþambasý. Bu kiþi Nadir ve yakýn dostu. ithal mallarýnýn daðýtýmý için þimdi adýný unuttuðum bir teþekkülü vardý. meðer yakamda bir bit geziniyormuþ. Akýllý.. uðradýðýmda bunu bana söylerlerdi. Hasköy'de haliyle telefon yoktu.. Ben buradan piyasada dönen dolaplarý öðrenirdim. Yüksek Kaldýrým'ýn köþesinde 198 . Ama Varlýk Vergisi belini bükmüþ. kahkahasý bol. ama yakalanýrlarsa… Ýþin asýl sahipleri ortada gözükmezdi. Doktor. Harp sýrasýnda ihtikar ve karaborsayý sözüm ona önlemek için bir "Milli Korunma Kanunu" çýkarýlmýþtý. Hasköy'de bir yaným Bahriye. þöyle ki. Nail Bey'in oðlu Nadir (aðabey) bu iþe ortak olmuþtu. üstünde benek bulunmayýþýndan hastalýklý olmadýðýný söyledi. kimseye çaktýrmadan baktý. Perþembe Pazarýnda "Asfalt Evi" tabelalý bir dükkan vardý. Bunun esas sahibi Yerasimos Evgenidis adlý bir Rum'du. poðaça. Kamereddin Kanýçelebi oturuyordu. Ankaralý tüccar Ahmet Balcý'nýn arkadaþý idi. bir gün de 150 grama kadar indi. Oraya Etibank'tan ayrýlmýþ bürokrat olan Necdet Merey'i müdür yapmýþtý.

Bunun hemen yanýnda Yüksek Kaldýrým'a bakan küçücük. Ýlk iþçi kadrosu. Müdavimlerden. bir iki kiþi daha ve bazen de þöhreti þüpheli hanýmlar bulunurdu. Gece. 199 . Leon Bey. Gelir. o da ölmek mi dersin?" þarkýsýný o zaman ilk olarak ondan dinlemiþtim. Barmen Serkis'in kokteylleri.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Sergiades Kitabevi vardý. ÝETT idaresinin büyükleri buradan yemek getirtirlerdi. ancak tek bir masanýn sýðabildiði bir dükkân vardý. dünya kataloglarýna geçmiþti. Müzeyyen Haným bir ara gider ve seansý bittikten sonra dönerdi.. Ahmet Balcý. Gecenin geç saatinde daðýlýrdýk. Bazý akþamlar Tokatlayan'a uðrardým. Kimileri Tokatlayan’da kalýrdý. "Bir ihtimal daha var. "Bir yere kaybolmayasýn. Tepebaþý'ndaki Alp Oteli'nde oturan diþçi Leon Bey vardý. Tokatlayanýn arka tarafýnda bir salonda sofra kurulur.. Zengin. keyfine düþkün. pilâv ve zerde yapardý. O denli meþhurdu ki millet kuyruk olur. hamur iþini unuttururdu. eþi Müzeyyen Haným. Aleko (kemençeci) ile Hýrant (udî) gelecek. Ercüment Iþýl. Orada birçok tanýdýk olurdu.. Adamýn patates köftesi. Bu resmi gören yabancý dostlarým bunu “Germinal”e benzetiyordu. Adam burada patates köftesi. nekre bir zattý. Nadir." derdi. Tabiî karartma da vardý.. cam çerçeve kara kâðýtlarla örtülürdü.

Yemeniciler Sokaðý'nda kendisiyle uzun yýllar çok iþ yaptýðým tornacý Hasan (Çelikoðlu) Usta vardý. Bu. O sokaðýn köþesinde yine Karadenizli sýcak 200 . Hiçbirisi o çirkin görünüþlü binasýna bir badana vurdurmaz. büyük bir bedenî güce sahip. Ýþim icabý 1950'ye kadar.) yükte çok hafif. Hukukun koruyucusu geçinen ünlü avukatlarýmýz. bunlarýn vekâletini alýp Belediye'nin karþýsýna dikilirler. Burada. Herhangi bir Belediye yasaðýný ihlâl etmekten çekinmez. kýsmen bile olsa.. o kötü görünümünü koruyor. sonra da 1963-79 arasý burayla sýký temas halinde oldum.. Hani "dinsizin hakkýndan imansýz.. Bunu süpürüp kaldýrýmýn dibine sürerler (tabiî her geçen araba bunlarý peyderpey dükkâna iade eder). Hiçbirinin çöp sepeti yoktur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Karaköy'den Unkapaný köprüsüne kadar uzanan ve "Perþembe Pazarý" adýyla anýlan Tersane Caddesi ayrý bir âlemdi ve günümüzde de böyle olmayý sürdürüyor. akýllý. yaratýcý Karadenizli bir dostumdu. pahada alabildiðine aðýr þeylerdir. kaldýrýmýný düzeltmez. gözü pek. Vallahi kamu yararýna yýkým bahis konusu olduðunda hepsi ''hak hukuk" diye basar feryadý. kaldýrýmlarý eðri büðrüdür. bahis konusudur. bunlar akýl almaz cirolar yaparlar. bir iki tanesi müstesna (meselâ Viktor Bali müessesesi). Perþembe Pazarý'nýn deniz tarafýndaki bütün bir semtini iþgal eden. kýlavuz. Ama binalarý çok harap. Yer darlýðýndan bazý iri mallar (kaynak makinasi.) kaldýrýma çýkarýlýr ve yayalarýn geçidini engellerler. küçük tezgâhlar vs. freze býçaðý. Ama bu noktadan öteye o dahi "hak. Türk sanayinin kalbi burada atardý ve hâlâ da atýyor. Her türlü Belediye vergisine itiraz edip kazanç vergisi hususunda bilançolarda Ali Cengiz oyunu oynarlar. Bu dükkânlarýn sahipleri isimsiz zenginlerdir. mert. gelir" derler ya.). Yani her bakýmdan vatandaþýn hak ve hukukuna tecavüz. küçük küçük dükkânlar sýralanýr. çoðunlukla Ermeni muslukçular yerlerini kaynakçýlara býraktý. sosyal demokrat (?) Belediyenin gelip geçmiþ olmasýna raðmen. hukuk" duvarýna çarpmýþtý ve Perþembe pazarý. Pres döküm tekniði yaygýnlaþtýðýndan (ECA vs. Az çok herkesle tanýþýklýðým vardý. Bedrettin Dalan gelmiþti. bunlarýn hakkýndan. çünkü sattýklarý mallar (matkap ucu. ölçü âletleri vs.. pis görünümlü. Onunla birçok önemli iþler yaptýk. Sadece "Hýrdavatçýlar çarþýsý" biraz düzgün bir veçhe arz eder ve buradaki dükkânlar az çok rahat boyutludur.

Aralarýnda mýrýldanýyorlar: "Ha avradýný s…. Nihayet hükümet Ýtalyanlarla bir anlaþmaya girdi ve 201 . kimileri ateþin karþýsýnda kavruldu. Bu adamlar akþama kadar. ülke malýna sahip çýktý. Hatta bazý mühendisler. Orucu meyhanede bozacaklar. Beni çok güldüren. Finike'de hidro-elektrik santral. müddet filan yok. yaparlardý. Aðýzlarý kupkuru. ne de nöbetçi teðmeni laf dinlemiþ. döviz yokluðundan saðlanamýyordu. cisim. Birçok mühendisi de bu ikinci kýsma dahil etmek mümkün. Daðda dolaþýrken askerler bunu casus diye yakalamýþlar. Bunlardan biri de 1955'de Arpaçay Þantiyesi Þefi olan Yüksek Mühendis Mahiç Suman'dýr. Ýþte böyle. Gerekli donaným. Akþam oldu mu. aklýma geldikçe hala güldüðüm bir baþka zor mühendislik vakasý da Finike'de geçmiþti. meyhanenin kapýsýna arkalarýný dönmüþ olarak sýralanmýþ halde (o zamanlar minarelerde hoparlör yoktu). üretti.min imami. ama ayýp olmasýn diye içeri dalmak için imamýn þerefeye çýkmasýný bekliyorlar. Ne gediklisi.. Adam iþi anlamýþ ve aþaðýdaki kaðýdý yazýp kendisine vermiþ: "Su mühendisine su aramak için vesika verilmiþtir. ellerini yüzlerini yýkayýp Arap Camii'nin bulunduðu sokaktaki meyhanelerin birinde soluðu alýrlardý. töre gereði oruçlu. terledi. O koskocaman elleri hiç gözümün önünden gitmez. Dakikalar onlara saat gibi geliyor." Ýsim. Neticede Mahiç'i bir kurmay binbaþýnýn huzuruna çýkarmýþlar.. meramlarýný bile anlatmakta zorluk çektiler. Akþama kadar aç susuz. sefa sürdü.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I demirciler vardý. cefa çekti. çapýnda kalýn saclarý 12'þer kiloluk balyozlarla döve döve kazan aynasý vs. enerji nakil hattý ve kasabanýn þebekesini yapýyorduk. Bir uzun ve çok sýcak yaz günü Ramazan'ýnda bizim Karadeniz uþaklarý. ateþ karþýsýnda balyoz sallamýþlar. çýkmadi da!". mahal. ne iþ yaptýklarýný. gözler þerefede. Mahiç Suman Orhantepe'ye su getirmek için Maltepe civarýnda kaptaj etüdü yapýyormuþ. Baþlar yukarý kalkmýþ. Kimileri boþluklarý ve düzeni iyi kollayýp üretmeden. oturduðu yerden büyük paralar kazandý. 2-4 m. altýnda ateþin yandýðý.

Burasý geniþ bir açýk saha idi. ne de nikah memuru. Temsilci. damattan. karanfilini takmýþ. mühendis baðýrýyor. Mühendis 'Ulan biz burada memleket iþi yapýyoruz. kasabadan 1. Belediye de bunlarý. Tartýnýn baþýna oturmuþ. çok namuslu ve vatansever bir kontrol mühendisiydi. Nihayet üçüncü gün birisi. bekçileri olan gazhaneye istifledi. gramýn kaçýrýlmamasýna dikkat ediyor. izolatör ve saireyi eliyle tek tek sayýyordu. Geç saate kadar bekleyip daðýlmýþlar. misafirler gelmiþler ki ne Belediye Reisi var (bir yerlere gitmiþti). Banka'nýn Bölge Müdürü'de olan. gelin. Hesabý da Belediye muhasebecisi tutuyor. O zamanlar Mühendislik zor zanaattý. yine Ýller Bankasý temsilcisinin huzurunda bize devredilecekti. kontrol mühendisi ile yanyana iskemlelerde oturan memurun koluna yapýþýp sürüklemeye baþladý. ayný zamanda Belediye'nin nikah memuru imiþ. Meðer muhasebeci. Bu sonuncusunun nerede olduðunu bilen de yok. Ertesi günü yine ayný sahne. teslim protokolunu hazýrlýyordu.5-2 km. sen s…ni düþünüyorsun!' diyordu. Adamýn biri de gün almýþ. Öbür koluna da mühendis yapýþtý ve bir çekiþtirmedir gidiyor.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bu mallar o ülkeden geldi. etrafý tel örgü ile çevrili. törenden hemen sonra memuru arabayla getirme vaadi alarak mühendisi yumuþattýk. Araya girdik de. 202 . Biz de seyrediyoruz. Damat baðýrýyor. iri yarý. mesafede. Adý geçen tesis için lüzumlu olanlar Ýller Bankasý tarafýndan Belediye'ye teslim edildi. Pürhiddet damat bir faytona atlayýp oraya geldi ve doðruca kantar baþýnda. memurun gazhanede olduðunu söylemiþ. Buradan da.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I PTT ARLA ve TELETAÞ'IN ÖYKÜSÜ Dr. Fikret Yücel TTGV ve TESÝD Yönetim Kurulu Baþkaný .

Bu dönemde henüz hane baþýna bilgisayar sayýsý. 1960'lý yýllara gelindiðinde telefon yoðunluðu 0. bekleme süreleri on yýl ve daha yukarý seviyelere ulaþmýþ bulunmaktadýr.2 seviyesindedir. Zira.7'lere yükselmiþ olmakla birlikte telefon bekleyenlerin sayýsý iþletmede olanlarý geçmiþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I GÝRÝÞ 1960'lý yýllarda Türkiyede PTT Genel Müdürlüðü tarafýndan kurulan ve çalýþtýrýlan haberleþme þebekesi nicelik ve nitelik açýsýndan yetersiz bir görünümdedir. Bu resme Türkiye’nin uzak mesafe baðlantýlarýnda kullanýlan cihazlar bakýmýndan bir sergi. Türkiye’nin bir türlü kurtulamadýðý dýþ ödemeler dengesini saðlamada karþýlaþtýðý güçlüklerden kaynaklanmaktadýr.000'den ibarettir. bir müze görüntüsünde olduðu tespitini de eklemek gerekir. o tarihlerde telekomünikasyon yatýrýmlarýnda kullanýlan hemen her þey dýþardan temin edilmekte idi. O tarihlerde telefon yoðunluðu 1 (bir)'in altýnda.hatta 1940'lý yýllarda 0. gerekse transmisyon cihazlarý açýsýndan. bazý mühendisler yedek parçalardan. Bu durum. Nato altyapý yatýrýmlarýndan faydalanma 204 . Türkiyenin 1954 yýlýnda Nato'ya girmesi ile PTT Genel Müdürlüðü uzak mesafe baðlantýlarý için. Telefon yoðunluðunun düþüklüðü yanýnda baðlantýlarýn.cihazlarýn bakým ve iþletmesinden sorumlu mühendislerin deneyim kazanmalarýna yardýmcý olmuþtur. bir çok sakýncasý yanýnda . gerek transmisyon yollarý.özellikle uzak mesafe baðlantýlarýnýn. 1940 yýlýnda bütün Türkiyede iþletmede bulunan telefon sayýsý 40. uzun seneler telekomünikasyonun ekonomik. kültürel ve siyasi alandaki öneminin kavranamamýþ olmasý yanýnda. idari. Geçmiþte gerekli yatýrýmlarýn yapýlamamasýndan ileri gelen karþýlanamamýþ büyük bir istek stoðu ve iþletmede kötü kaliteli baðlantýlar þikayet konusudur.6-0. sayýsal yetersizliði ve kötü kaliteleri de göze batmaktadýr. internete baðlý abone sayýsý gibi kavramlar mevcut deðildir. Bu durum. ölçü aletlerinden yararlanarak bir ve üç kanallý kuranportör cihazlarý imal etmiþ ve ihtiyaç olan yerlerde iþletmeye vermiþlerdir. Öyle ki.

yeni çýplak havai hatlar inþaasýnda. yani.mevcutlarýn iyileþtirilmesinde ve bunlar üzerinde çalýþan kuranportör cihazlarýnýn satýn alýnmasýnda kullanýlmýþtýr. büyük ölçüde. Bu yýllar . O tarihlerde uzak mesafe baðlantýlarýnda çýplak havai devreler kullanýldýðý için bu kaynak. çýplak havai hatlarýn büyük ölçüde yerini alacak olan R/L sistemlerinin ilk defa Türkiyeye giriþi Nato alt yapý yatýrýmlarý sayesinde olmuþtur. Bu idarelerden bazýlarý sahip olduklarý ar-ge laboratuarlarýnda iletiþim aðlarýnda kullanacaklarý telekomünikasyon cihazlarýný. Türkiyede de PTT Genel Müdürlüðü’nün böyle bir laboratuara sahip olmasý fikri 1955-1956 yýllarýnda gündeme gelmiþtir.. PTT Genel Müdürlüðü ve o zamanki ismi ile Northern Telecom arasýnda kurulan Netaþ isimli ortaklýk bu amacý gerçekleþtirmek yolunda baþarýlý bir adým teþkil etmiþtir. telefon santrali ve telefon makinalarý ihtiyacýný karþýlamak üzere kullandýðý ve çeþitli sebeplerle sýk sýk geciken aksayan. 1960'lý yýllar .Türkiye’de telekomünikasyon bakýmýndan.sanayileþmiþ ve geliþmiþ ülkelerde bilgisayar ve telekomünikasyonun birlikte kullanýlmasýnýn baþladýðý döneme rastlýyor. yeni bir kaynaða kavuþmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I imkanýna. özel sektör kuruluþlarý ile iþbirliði halinde. Türkiyedeki gibi. Bunlarýn görev ve yetkileri arasýnda bugünün düzenleyici kuruluþlarýnýn görev ve yetkileri de bulunmaktadýr. PTT ARLA'NIN KURULMASI Dünyada Devletin yeni rolünün tartýþýlmaya ve yeni tanýmlar getirilmeye baþlandýðý 1970'li yýllara kadar. önemli yýllardýr.Daha sonra. Türkiye’de telekomünikasyon kablolarý imalatýnýn baþlamasý da bu yýllara rastlamaktadýr. Laboratuarýn o 205 . daha kararlý bir yol olarak yerli üretimi saðlamak için muhtelif zamanlarda giriþimlerde bulunmuþsa da baþarýlý olamamýþtýr.özelikle 1965 ve sonrasý . telekomünikasyon hizmetleri. tekel durumundaki idareler tarafýndan yerine getirilmektedir. aralarýnda ABD'nin de bulunduðu az sayýda ülke dýþýnda. PTT Genel Müdürlüðü.1967 yýlýnda. geliþtirerek üretimlerini ülkelerindeki sanayi kuruluþlarý arasýnda paylaþtýrýrlardý. hatta iptal edilen uluslararasý ihaleler yolu yerine. hatta Türk sanayii bakýmýndan.

O sýrada PTT ARLA'nýn kuruluþunu tamamlamak üzere üç kiþi çalýþýyor. Nihayet. daha sonra da sözü edilen arazinin PTT'nin elinden çýkmasý. tamamýný almýþ ve PTT Araþtýrma Laboratuarý’nýn kurulmasý bu yýlýn aralýk ayýnda mümkün olmuþtur. Ancak hayata geçirilmesinde meydana gelen gecikmeler. Baþlangýçta. Gene de bu noktaya eriþmek 1965 yýlýnýn. Santral binasý tamamlandýktan sonra PTT ARLA'ya iþgal ettiði odalarýn bulunduðu katta toplam 600 metre karelik bir yer tahsis edildi. 1966 yýlý kýþý gayet sert geçmiþ ve geri kalan kýsmýnýn tamamen açýk ve inþaatýn devam etmekte olduðu binanýn bir köþesinde ilk çalýþmalarýný yapan PTT ARLA mensuplarýnýn bu arada ýsýnmak için verdikleri uðraþ acý. kendi binasina taþýndýðý 1971 senesine kadar bu yerde faaliyetlerini sürdürdü.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I tarihlerde Ankara Dýþkapý’da. ilerde anlatýlacaðý gibi. tatlý ilk anýlarý teþkil etmiþtir. destek hizmetler PTT Fabrikasý tarafýndan saðlanýyordu. Zira. nerede ise. Kýsa zamanda PTT ARLA kýsaltýlmýþ isminin kullanýlmasýna alýþýlan PTT Araþtýrma Laboratuarý’nýn faaliyet göstereceði mekan hususunda hiç bir hazýrlýk yapýlmamýþtý. 206 . henüz kaba inþaatý bitmiþ olan santral binasýnýn bir köþesinde 60-65 metrekare büyüklüðünde yan yana üç oda hýzla barýnacak hale getirilerek PTT ARLA'nýn emrine verildi. konunun uzun süre gündemden kaldýrýlmasý sonucunu doðurmuþtur. PTT Fabrikasý kendisine dahi yeterli bulunmayan bir binada yer almýþ bulunuyordu. 1965 yýlýnda konu tekrar ele alýndý ve vakit kazanmak üzere PTT Araþtýrma Laboratuarý’nýn o sýralarda Gülhane Parký’nýn cadde tarafýnda bulunan PTT Fabrikasý’na baðlý bir Müdür Yardýmcýlýðý yapýsýnda kurulmasýna karar verildi. O sýralarda Tahtakale’de mevcut telefon santrali binasý yanýnda inþa edilmekte olan yeni telefon santral binasýnda PTT ARLA'ya bir yer tahsis edilmesi kararlaþtýrýldý. bu iþlem. PTT Genel Müdürlüðü bünyesinde bir yönetim kurulu kararý ile saðlanabiliyordu. üzerinde bazý binalarýn ve anten direklerinin bulunduðu PTT'ye ait bir arazi üzerinde kurulmasý fikri aðýrlýk kazanmýþ bulunuyordu.

bu arada fizik filtreleri satmýþ olan bir firma kazanmýþdý. O tarihlerde artýk Nato altyapý projeleri iyice azalmýþ ve PTT Genel Müdürlüðü’nün yatýrýmlarýnda bunlardan yararlanma olanaðý hemen hemen ortadan kalkmýþ bulunuyordu. 207 . Transmisyon sistemleri ihtiyacýnýn milli bütçeden karþýlanmasý gerekiyordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Üç odanýn ikisi bir ölçü laboratuarý halinde düzenlendi: Bunun için PTT Genel Müdürlüðü’nün bilhassa Nato projelerinden saðladýðý. Bu sebeple PTT ARLA'nýn öncelikle transmisyon sistemleri üzerinde çalýþmasý esasý kabul edildi. Bu filtreler havai hatlarda iþaret seviyesinin en yüksek olduðu noktalarda bulunduðu için bobinlerinin entermodülasyona sebep olmayacak. Ýletiþim yatýrýmlarýnýn telefon santrali. O günlerin Türkiye yan sanayi imkanlarý ile filtrenin içinde bulundurulacaðý ve havai hat direkleri üzerine yerleþtirilen kutunun dýþ etkenlerden zarar görmeyecek þekilde üretilmesi dahi çözülmesi gereken bir problem idi. havai hatlardan gelecek yýldýrým. kuranportör ve radyolink cihazlarýnýn bakým ve iþletmesinde kullanýlan ihtiyaç fazlasý ölçü aletleri kullanýldý. Hat filtresinin hesaplanmasý bir devreler teorisi dersinin ev ödevi seviyesinde bir iþti. bu filtrenin çalýþacaðý ortam ve koþullar göz önünde tutularak geliþtirilip imal edilmesi idi. Önemli olan. PTT ARLA'nýn isteði üzerine ihale iptal edildi ve iþ PTT ARLA'ya verildi. Bunun üzerine ihaleyi kazanmýþ olan firma fiyatýný 500 dolardan 225 dolara kadar indirdi. Bunlar arasýnda da uzak mesafa haberleþmesinin saðlanmasýnda büyük ekseriyetle kullanýlan çýplak havai devrelerle ilgili teçhizat ön sýraya alýndý. atmosferik deþarjlardan etkilenmiyecek þekilde yapýlmalarý gerekiyordu. transmisyon sistemleri ve eriþim devreleri arasýnda dengeli bir þekilde yapýlmasý gerekmektedir. Bu olayda PTT Genel Müdürlüðü’nün ve PTT ARLA 'nýn gösterdiði cesaret övülmeye deðerdir. ÝLK ÜRÜN PTT ARLA'nýn yerleþme döneminde PTT Genel Müdürlüðü havai hatlar üzerinde kullanmak üzere bir miktar fizik filtresi satýn almak için bir ihale yapmýþ ve bu ihaleyi daha önce Türkiye’ye havai hat kuranportörleri.

bu iki kanaldan birisinin ilk merkezde býrakýlmasý.Yarý iletken teknolojisindeki hýzlý geliþme ve sýk sýk yeni tertipler ortaya çýkmasý bitmiþ bazý tasarýmlarýn yenilenmesi gereðini ortaya çýkarýyordu.bu ürünün PTT ARLA'ya olan güvenin tesisinde önemli bir rolü vardýr.Germanyumdan silisyuma geçiþ de o dönemlerde yaþanmýþ bir geliþmedir ve iki kanallý kuranportör sisteminde önemli deðiþiklikler yapýlmasýna sebep olmuþtur. TÜRKÝYEDE ELEKTRONÝK SANAYÝÝNÝN KURULMASI ÝLE ÝLGÝLÝ ÇALIÞMALAR Milli Güvenlik Kurulu Mayýs 1964'deki toplantýsýnda Türkiye’de elektronik sanayii kurulmasý için çalýþmalar yapýlmasý kararýný almýþ ve Birinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Planý’nýn 1964-1965 programýna bu konuda bir fizibilite raporu hazýrlanmasý kararý eklenmiþ idi. PTT ARLA mühendislerinin çeþitli firmalarýn cihazlarý üzerinde kazanmýþ olduklarý deneyim bu problemlerin kýsa sürede çözülmesini saðlamýþ ve PTT Genel Müdürlüðü’nün fizik filtresi ihtiyacý baþarý ile karþýlanmýþtýr. Bu sebeple PTT ARLA'da geliþtirilen cihazlarda yarý iletken kullanýlmasý esasý kabul edilmiþti. benimsedikleri. Ayný havai hattan yararlanan merkezlerin bulunduðu göz önünde tutularak.ucuz iki kanallý bir kuranportör sisteminin geliþtirilmesi konusu ele alýndý. kendilerine yakýn bulduklarý. ÝLK ÖZGÜN SÝSTEM O yýllarda Türkiye’de. özellikle kuranportör merkezlerinde çalýþan teknisyenlerin. Bunlarýn ihtiyacýný karþýlamak üzere basit. O tarihler elektron tüplerinin devrini tamamlayýp yerini bazý alanlarda yarý iletkenlere býraktýklarý dönemdi. PTT ARLA. uzun yýllar daha sonra geliþtirilen diðer havai hat sistemleri organlarý ile birlikte. Sözü edilen filtreler. kýsa zamanda. güvenip övündükleri bir kuruluþ haline gelmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Yukarýda belirtildiði gibi. Ýki kanallý kuranportör sistemi haberleþme þebekesinde uzun yýllar çok sayýda kullanýlan baþarýlý bir ürün olmuþtur. diðerinin daha sonraki merkez için hizmet görmesi imkanýnýn da gerçekleþtirilmesi ön görülüyordu. uzak mesafe telefon trafiði yüksek olmayan çok sayýda ilçe hatta il bulunuyordu. PTT ARLA'nýn repertuarýnýn bir elemanýný teþkil etmiþtir. PTT Genel Müdürlüðünde çalýþan personelin. Denebilir ki . Bu görev evvela 208 . gerektiðinde.

önceliðin telekomünikasyon cihazlarýna verilmesi þartý ile. profesyonel cihazlarda. elektronik tüketim cihazlarýnýn da ithaline kýsýtlamalar getirilmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Makina Kimya Endüstrisi Kurumuna verilmiþse de bir sonuç alýnamayýnca PTT Genel Müdürlüðüne aktarýlmýþtýr. kolay ve hýzlý sonuç alýnabilecek konular ele alýnmakla birlikte bütün analog transmisyon 209 . Türkiye’de elektronik sanayiinin kurulup büyümesini desteklemenin gerekli olduðu. YENÝ CÝHAZLAR GELÝÞTÝRME YOLUNDA ÇALIÞMALAR PTT ARLA'da baþlangýçta nispeten basit. 1950'li yýllarýn ikinci yarýsýnda Türkiyede yaþanan büyük dýþ ödemeler dengesizliði sonucunda.Tarih 1967 yýlý baþlarýdýr. Milli Güvenlik Kurulu’nun verdiði görevle Ýkinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Planý’nýn ayný zamana isabet etmesi sonucunda Elektronik Sanayii raporundaki ana fikirlerin Kalkýnma Planýna girmesi saðlanmýþ oldu. Türkiyede 1950'li yýllarýn öncesinde elektronik sanayi faaliyeti. Raporda. dayanýklý tüketim mallarý üretiminin özel sektöre býrakýlmasýnýn uygun olacaðý. bir çok mallar gibi. Kotalý ithal rejiminin baþlamasý ile ithali yasaklanan bu tür cihazlarýn eski ithalatçýlarý yarý sanayici rolünü üstlenerek bu cihazlarýn parçalarýný getirtmek suretiyle montajlarýnýn yapýlmasýný baþlatmýþlardýr. VHF-SSB ve VHF-FM telsiz cihazlarýnýn küçük atölyelerde imalinden ibaret idi. sipariþ üzere yapýlan bazý ses düzenleri. PTT ARLA konu ile ilgili raporunu 1967 yýlý Temmuz ayýnda bitirerek PTT Genel Müdürlüðü’ne teslim etmiþ. 1964 yýlýnda çýkarýlan Montaj Sanayii Talimatý bu alanda bir düzenleme getirmiþtir. PTT Genel Müdürlüðünde konu. Buna ilaveten elektronik sanayiinin ayrý bir sektör olarak ilk defa ele alýndýðý Ýkinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Planý için kurulan Elektronik Sanayii Özel Ýhtisas Komisyonunda PTT ARLA önemli görevler üstlenmiþtir.oradan da baþta Milli Güvenlik Kurulu olmak üzere ilgililere daðýtýlmýþtýr. devletin öncülük etmesi icap ettiði belirtilmiþtir. özet olarak. sonra da. evvela Teknik Ýþler Daire Baþkanlýðýnda ele alýnmýþ. o güne kadar yapýlan çalýþmalar ve toplanan bilgilerle birlikte PTT ARLA'ya aktarýlmýþtýr.

b. Tahtakale’deki üretim sýrasýnda yapýlan asamblaj iþi ile ilgili ilk yöntem esaslarý da tespit edilmiþtir. bazen tedarik etmek bu alandaki uðraþlar arasýnda sayýlabilir. Zamanla. radyolink v. Bu baþlangýç ilerde iþler büyüyüp geniþlediðinde yerli katkýnýn en üst seviyede tutulmasýnýn saðlanmasýnda çok yardýmcý olmuþtur. Analog sistemlerde çok önemli bir yeri olan LC filtrelerinin geliþtirilmesi. bazý baþka ülkelerdeki örnekleri gibi. Yukarda sözü edilen fizik filtresi ve iki kanallý havai hat kuranportör sistemlerinin ilk üretimleri bu alanda yapýlmýþtýr. yani telefondu. her ürün ve üretim adýmý için yenileri elde edilmiþtir. 210 .analog çoklayýcý sistemlerinin bütün hiyerarþik kademelerinin geliþtirilmesi hedeflenmiþtir. simetrili kablo. devre sentezinin matematik temeli atýldýktan sonra geliþtirilen metotlardan yararlanarak geliþtirilmiþ ve o tarihte Türkiye’de bu alanda adeta bir mükemmeliyet merkezi haline gelinmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I teçhizatýnýn geliþtirilmesi ile ilgili hazýrlýklar da sürdürülmekteydi. Evvela . Daha sonraki yýllarda bunlar geliþtirilmiþ. malzemelerinin sipariþinde yardýmcý olmak. Tahtakale’de kendisine ayrýlan yerin 600 metre kareye çýkarýlmasý ile küçük sayýda üretimin yapýlabileceði bir alana da sahip olunmuþtu. transmisyon yollarýnýn ayný anda çok sayýda haber iletiminde kullanýlmasýný saðlayan her türlü çoklayýcý sistemler geliþtirmek idi. bunlarla ilgili hesap yöntemleri. Ancak ülkemizde geliþtirilen ürünlerin çoðaltýlmasý için sanayi tesisleri bulunmamasý dolayýsý ile bunlarýn üretiminin de PTT ARLA'da yapýlmasý yoluna gidilmiþtir.Yan sanayii tanýmak yanýnda onu desteklemek. ÜRETÝM PTT Araþtýrma Laboratuarýnýn kurulmasý düþüncesinin ortaya atýldýðý sýralarda. icabýnda yol göstermek hatta eðitmek. eþeksenli kablo. Haber denince öncelikle ele alýnan ses. sadece ar-ge yapmasý öngörülüyordu. baþta havai hatlar olmak üzere. Amaç. Bu sýrada büyük çapta yan sanayiden yararlanmak gerekiyor ve faydalanabilecek mevcut imkanlarý tanýmak iþin önemli bir bölümünü teþkil ediyordu.g. Buna telgrafý da eklemek gerekmiþtir. PTT ARLA'nýn ve onun devamý olan TELETAÞ'ýn etrafýnda bir yan sanayi halkasý oluþmuþtur.

Daha sonra TELETAÞ döneminde bu alan 60000 metrekareye kadar büyüyecektir. Geri kalan yarýsýnýn bir kýsmý PTT Tesellüm Depo Müdürlüðü için ayrýldý.000 metre kareye ulaþan bir büyüme çizgisi izlenmekte idi. PTT ARLA'nýn bu sýrada 44 çalýþaný bulunuyordu. Kalýn film teknolojisi bileþen entegrasyonunun bir aþamasý mikroelektroniðin ilk adýmý olarak kabul edilmektedir. Devlet Planlama Teþkilatýndan gizli olarak yapýlýyordu. Artan arazi parçasýna PTT Fabrikasýnýn ve PTT ARLA'nýn yerleþtirilmesi öngörülüyordu.000 metre kare kapalý alana sahipti. Bunun yarýsý Netaþ’a tahsis edildi. YENÝ ÜRÜNLER Yeni bina ihtiyaç duyulan bazý üretim süreçlerinin PTT ARLA'ya kazandýrýlmasýna imkan saðlýyordu. Buna paralel olarak bir mekanik iþler atölyesi kurulmuþtur. Sonuçta laboratuar çapýnda bir kalýn film atölyesine sahip olunmuþtur. O tarihlerde kullanýlmasý giderek yaygýnlaþmakta ve özellikle profesyonel 211 . Böylece 60'dan 600'e. PTT Fabrikasý. henüz Türkiyede bulunmayan baský devre üretim teknolojisinin kazanýlmasýný temin edecek olan tek ve iki yüzlü baský devrelerin imali için bir atölye kurmak olmuþtur. ya da know-how anlaþmasý yapýlmamýþtýr. Bu iþlemin PTT ARLA tarafý plana girmediði için. Bu amaçla ÝTÜ'de kurulan kalýn film laboratuarýndan faydalanýldýðý gibi. oradan da 6. Daha sonra o tarihlerde kullanýlmasý özellikle profesyonel cihazlarda giderek yaygýnlaþan kalýn film teknolojisinin öðrenilmesine baþlanmýþtýr. UNIDO'dan saðlanan yardým ile bir eksperin kýsa süreli hizmetinden yararlanýlmýþ ve bazý teçhizatýn satýn alýnmasý da saðlanmýþtýr. YENÝ SÜREÇLER. Ýlk giriþim. Bununla ilgili olarak herhangi bir lisans.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I YENÝ BÝNA PTT Genel Müdürlüðü Northern Electric ile ortak olarak Netaþ'ý kurmaya karar verince Ümraniye’de büyük bir arazi satýn aldý. Tesellüm Depo ve PTT ARLA'nýn bina inþaatý ayný müteahhide verildi. PTT ARLA için yapýlan bina 6. Bina inþaatý 1971 yýlýnda tamamlandý ve bu senenin Haziranýnda PTT ARLA Tahtakale’den Ümraniye’ye taþýndý.

analog mültipleks sistemlerinin simetrili kablo ve koaksiyal kablo için bütün hiyerarþik kademeleri. sahip olunan üretim süreçlerinin ve tekniklerinin iyileþtirilmesi. PTT ARLA. PTT'nin büyüyen ihtiyaçlarý karþýsýnda daha hýzlý bir çözüm bulmak amacý ile konu ile ilgili bir lisans anlaþmasýna gidilmiþtir. Böylece. yeni teknolojilerin de kazanýlmasý olmuþtur. özellikle TELETAÞ döneminde.O sýralarda (yetmiþli yýllarýn ikinci yarýsý) Türkiye gene önemli bir dýþ ödeme güçlüðü içinde bulunuyordu. büyütülmesi yanýnda. daha sonra milli bütçeden ayný cihazlarýn tedarikine gerek duyularak bu cihazlarýn uzak mesafe þebekesindeki payý önemli boyutlara ulaþmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I elektronik cihazlarda tercih edilmekte idi. Bu anlaþmanýn asýl faydasý bu münasebetle. Ümraniye’deki yeni binasýna taþýndýktan sonra hemen bir radyo laboratuarý kurarak bu cihazlarýn geliþtirme çalýþmalarýna giriþilmiþtir. Çeþitli sebeplerle bu giriþim beklenen zamanda baþarýlý sonuçlar vermemiþ. ÝLK LÝSANS ANLAÞMASI PTT Genel Müdürlüðü Türkiye’nin Nato’ya girdiði 1954 yýlýna kadar uzak mesafe haberleþmesinde münhasýran çýplak havai hatlar kullanmýþtýr. gerekse özgün ürünlerde kullanýlmýþ ve kalýn film atölyesi fabrikanýn en meþgul birimi haline gelmiþtir. AM ve FM telgraf frekans sistemleri geliþtirilmiþtir. 212 . Bu tarihten sonra analog radyolink sistemleri de Nato altyapý projelerinden yararlanarak ayný maksatla kullanýlmaya baþlamýþ. o tarihlerde Türkiye’nin ihtiyaç duyduðu transmisyon sistemlerinin çok önemli bir bölümü evvela PTT ARLA'nýn sonra da TELETAÞ'ýn özgün ürünleriyle karþýlanabilir duruma gelinmiþtir. Daha sonra bu teknoloji TELETAÞ döneminde gerek lisansla üretilen. 1978 yýlýnda yapýlan bir inceleme ve çalýþma sonunda analog radyo sistemleri için yapýlacak lisans anlaþmasý hususunda karar verildi ve PTT ARLA böylece ilk olarak özgün olmayan bir cihaz ailesini üretim yelpazesine dahil etmiþ oldu. Tahtakale’de baþlayan yeni ürün geliþtirme çalýþmalarý Ümraniye’de de geniþleyerek sürdürülmüþ ve havai hat kuranportör sistemlerinin bütün çeþit ve kademeleri. önemli sayýda üretim yapýlmýþtýr. Bu cihazlardan transmisyonda sayýsallaþmaya geçilinceye kadar. ince film gibi.

araþtýrma projelerinde iþ birliði ve sanayinin ihtiyaçlarýna yönlenme konularýna sirayet etti. Bu baðlamda 30 kanallý bir PCM sisteminin geliþtirilmesi için yapýlan anlaþma.sayýsal alanda PDH sistemleri ve sayýsal radyo sistemleri . Simetrili kablo üzerinde çalýþan ve santraller arasý baðlantýlarýn artýrýlmasý amacý ile kullanýlan bu ilk kademe cihazdan sonra bütün hiyerarþik kademeleri le PDH olarak isimlendirilen sistem ailesi.sonra da fiber optik kablolar ile devam ederek bu alandaki ihtiyacýn bütününü çözmüþ . Bu uygulamalar telefon santralleri arasýndaki baðlantý sayýsýnýn artýrýlmasý alanýnda yapýlýyordu. çeþitli sebeplerle beklenenden uzun sürmesi dýþýnda. PTT ARLA ortaya çýkan ilk modeli üretilebilir ve kullanýlabilir hale getirmek için olaðanüstü gayret sarfetmek mecburiyetinde kaldý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I SAYISAL SÝSTEMLERE GEÇÝÞ 1960'lý yýllarda bütün dünyada sayýsal transmisyon uygulamalarý baþlamýþtý. çok olumlu sonuçlar verdi. Marmara Araþtýrma Enstitüsü Elektronik Ünitesinin kurulmasý ile bu iliþki iyice kuvvetlendi. Bu ilk modelden bir baþka imalat daha yapýlmadan sistemde önemli iyileþtirmeler ve deðiþiklikler yapýlmýþ cihazýn çok sayýda jenerasyonu geliþtirilmiþtir. Analog sistemlerin (radyo ve mültipleks) en yüksek kapasiteli kademelerine kadar varan geliþtirme ve üretimi ile baþlayan uzak mesafe baðlantýlarýndaki zenginleþme . PCM sistemlerini öðrenmeye baþladý. zaman içinde her kademenin çeþitli jenerasyonlarý geliþtirilmek suretiyle elde edilmiþtir: Bu hiyerarþik cihaz ailesi sayýsal radyo sistemlerinin saðladýðý yollara uygulanmak suretiyle uzak mesafe haberleþmesinin sayýsal olarak iletiminde geniþ þekilde kullanýlmýþtýr. PTT ARLA da konu ile önce akademik seviyede ilgilendi ve cihazlarýnda bazý lojik devre uygulamalarýna yer verdi. 213 .uzak mesafeli baðlantýlarda otomatiðe geçiþin kolayca gerçekleþmesini saðlamýþtýr. PTT ARLA baþýndan beri Tübitak ile çeþitli konularda ilþki içinde bulunuyordu. PTT Genel Müdürlüðü bir Ýtalyan firmasýndan satýn aldýðý ilk PCM sistemlerini Ýstanbulda bazý telefon santralleri arasýnda 1974 yýlýnda iþletmeye verdi. Ýlk parti üretim 1981 sonu ile 1982 baþlarýnda bitirilerek Tahtakale-Erenköy santralleri arasýnda servise verildi.

Vakýflar Bankasý %10 ve Ray Sigorta %2 hisseye sahip idiler. TELETAÞIN KURULMASI PTT ARLA'nýn kurulmasýndan bir süre sonra ona bir anonim þirket statüsü kazandýrma yönünde çalýþmalar da yapýlmýþtý: Muhtelif tarihlerdeki giriþimlerden . BÝTÝRÝRKEN PTT ARLA ve onun devamý olan TELETAÞ. AM ve FM telgraf mültipleks sistemleri. Bunlarýn yerini geniþ bandlý transmisyon özelliklerine ekonomik çözüm getiren senkron sistemler hiyerarþisi almýþ bulunuyor. 10 MHz bandýnda çalýþan 2-8 Mb/s hýzýnda iþaretler için kullanýlan sayýsal radyo sistemi vasýtasý ile Türkiyenin transmisyon ve anahtarlama cihazlarý ihtiyacýný büyük ölçüde özgün ürünler kullanarak karþýla214 . fiber optik kablolar için hat teçhizatý. geliþmeye. ihracat yapýlmýþ ve üretim lisansý satýlmýþtýr. PTT Biriktirme Yardým Sandýðý %26. PTT Genel Müdürlüðü’nün %49 hissesine karþýlýk. ömürleri boyunca.örnek bir iþbirliði sergilemesi yanýnda çok baþarýlý bir ticari geliþme göstermiþ. TELETAÞ ismi ile bir anonim þirkete dönüþtürüldü.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün artýk PDH sistemleri yeni yatýrýmlarda pek kullanýlmýyor. Nihayet. büyümeye ve hizmet vermeye devam etmiþtir. küçük þehir sayýsal telefon santralleri. analog ve sayýsal mültipleks sistemleri hiyerarþisi.tarafýndan geliþtirilen bu sistemler yaklaþýk yirmi yýl geçerliliðini korumuþ .bir öncekinden bir adým ileriye gitmesine karþýn olumlu sonuç alýnamamýþtýr. 1983 senesinin sonbaharýnda PTT ARLA. Sezai Türkeþ-Fevzi Akkaya %13. telefon makinalarý. Transmisyon cihazlarýndan oluþan PTT ARLA'dan devraldýðý repertuarýný zenginleþtirmekle birlikte yaptýðý lisans anlaþmasý ile ve lisansör firmayý da kendi içine alarak sayýsal santralleri de ürünleri arasýna katmýþtýr. Diðer yandan geliþtirdikleri.Doðal olarak bütün bu süre zarfýnda cihaz ailesi sürekli olarak geliþmeye ve iyileþtirmeye tabi tutulmuþtur. bir çok üretim teknolojisini endüstriyel boyutlarda Türkiye’ye kazandýrmak baþarýsýný göstermiþlerdir. TELETAÞ uzun yýllar PTT ARLA'nýn çizgisinde yürümeye. Bununla birlikte PTT ARLA . Bu dönüþüm sýrasýnda PTT ARLA 620 personele sahipti.daha sonra TELETAÞ .

Bugün ülkemizde de mal ve hizmet üreten þirketlerin rekabet gücüne sahip olabilmeleri için farklý ürünler geliþtirme yeteneðine sahip olmalarý gerçeði anlaþýlmaya baþlanmýþtýr. Bu örnek zaman içinde baþka þirketlerin de benimsediði ve kopyaladýðý bir esas haline gelmiþtir. Ancak. yabancý ortak TELETAÞ'ýn kendi geliþtirdiði ya da PTT ARLA'dan tevarüs ettiði bu ürünlerden yýllarca. TELETAÞ ve diðerlerinin baþarýlarý ile Türkiye’deki haberleþme þebekesi yatýrýmlarýnda %20'lere ulaþan yerli fikri mülkiyet payýnýn bugün %3'ün de altýna düþmesi sorgulanmalýdýr. bir kýsmýný böyle olmadýðý hususunda ikna giriþimleri dahi inandýrýcý olmamýþtýr. bir ara personel sayýsý 2400'e kadar yükselmiþtir. hýzlý bir þekilde büyümüþ. SON SÖZ YERÝNE PTT ARLA. bir ara ülkenin telekomünikasyon yatýrýmlarýnýn %20'den fazlasý yerli fikri mülkiyete sahip ürünlerle karþýlanýr seviyeye ulaþmýþtýr. kuruluþlarýn teknolojiyi serbestçe izleyerek 215 . PTT ARLA ve TELETAÞ'ýn ülkemizde sanayi þirketlerinin kendi ürün ve teknolojilerini kendileri geliþtiren bir þirket kimliðinde öncü rolü oynamalýdýr. infokomünikasyon ve bilgi teknolojileri sanayiindeki Türkiyenin zayýf durumu ile bunun iliþkisi vardýr. ucuz bir þekilde yapabilmesine olanak saðlamýþ. Oysa.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I mak imkanýný saðlamýþlardýr. O dönemde bu model Türkiye’de o kadar yabancý idi ki konuya uzak kiþiler yukarda sayýlan özgün ürünlerin yabancý ortak tarafýndan getirildiðini zannetmiþler.Ýlaveten lisansla imal edilen analog ve sayýsal radyo-link sistemleri. önemli kar paylarý almýþtýr. Bütün bunlar kadar önemli olan husus. teleks makinesi gibi cihazlarda eriþilen yerli içerik gayet yüksek deðerlerde bulunuyordu. özel ihtiyaçlarýn gerektirdiði özel çözümlerin kolaylýkla elde edilmesine olanak vermiþtir. Bu suretle elde edilen katma deðer de gayet yüksek idi. TELETAÞ. sayýsal telefon santralleri. Kuþkusuz. 1965-1990 arasýnda uygulanan modelin devam etmesinin mümkün olamayacaðý açýktýr. gene belki Türkiye’de ilk defa. Öyle ki. hýzlý. Bu tablo ayný zamanda PTT'nin telekomünikasyon yatýrýmlarýný planlamasýna uygun.

Bugün bu oranýn maalesef %3'ün altýna düþtüðünü belirtmeliyim.Deutsche Bundestpost .Fransýz PTT Ýdaresi gibi: 8.Posta Ýþletmesi Genel Müdürlüðü olarak ikiye ayrýlmýþtýr.Genel olarak hat filtresi ismi verilen bir gup filtreden birisidir.1994 yýlýnda . 7. Bu cihaz gerekli mültipleks cihazý ile akuple idi. 5.kablo) veya fiziki olmayan (elektromagnetik dalga) baðlantýlarýnýn ayný anda çok sayýda haberleþmede kullanýlmasýna olanak saðlayan cihaz grubuna verilen isimdir.Þ. Oysa. British Post Office . kalýn film. Koaksiyal kablo 10. Printed circuit board 12. Amplitüt modülasyonlu ve frekans modülasyonlu 14. Kuranportör cihazlarý iki nokta arasýnda bulunan fiziki (çýplak havai hat. Türk Elektronik Sanayicileri Derneði 3. 9. PTT Genel Müdürlüðü . 6.Bunlara Türkiyenin sahip olmasýný dünyada destekleyecek bir ülke bulmak mümkün deðildir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I geleceklerini saptamalarý ve devam eden süreçte gerekli transformasyona uðrama inisyatifleri adeta ellerinden alýnmýþtýr. 21. ince mekanik. demokratik bir ortamda bilgi birikimi. Mültipleks sistemleri 11. Petrole olduðu gibi. SDH. ince film. dipnotlar 1. ve TC. fikri mülkiyet haklarý ve bunlara dayalý sanayi bu müdahalelere karþý kendi kendini koruyabilen deðerlerdir. Bu itibarla Türkiye’nin kalkýnma politikalarýný böyle bir tabana dayandýrmasý gerekir.Tick film technologie 13. Bugünkü Marmara Araþtýrma Merkezi (MAM) 16. 216 . Baský devre. Pseudo synchronous digital hierarchy 17. 20. Kerkük-Musul petrolünün yýllýk gelirinin 20 milyar dolara ulaþabileceði tahmin ediliyor. 4. Radyo-link:Ýki nokta arasýnda fiziki bir baðlantý olmaksýzýn elektromagnetik dalgalar vasýtasý ile irtibat saðlayan cihazlar.Fizik filtresi hattan gelen kuranportör sistemi frekanslarýndan fizik konuþma frekanslarýný (300-3400 Hz) ayýran veya bunlarý birleþtirerek hatta uygulayan bir makas filtredir. 19. sýnýr aþan sulara ve hatta bor cevherine ve diðer stratejik doðal kaynaklara dýþardan müdahaleler olasýdýr. Türkiye Teknoloji Geliþtirme Vakfý 2. 18.Türk Telekomünikasyon A. Yüz kiþiye düþen telefon sayýsý. Pulse code modulation 15.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I MTA'LI YILLARIM Doç. Sadrettin ALPAN Maden Yüksek Mühendisi . Dr.

Bunlarýn bulunmasý için Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü'nün (MTA) kurulmasýna 1935 yýlýnda karar verilmiþtir. Cihan Harbi'nden hemen önce ve harp sýrasýnda MTA. Elektrik enerjisi için gerekli etütleri yapmak için Elektrik Ýþleri Etüd Ýdaresi (EÝEÝ) Umum Müdürlüðü ve genel olarak Türkiye'de endüstri kuruluþlarýný baþlatmak için de Sümerbank gene ayný yýlda kurulurlar. çinko madenlerini bulmuþ ve deðerlendirmiþler.000-3. Etibank. Osmanlýlar döneminde ve Cumhuriyetimizin baþlangýcýnda Zonguldak kömür havzasýnda taþkömür iþletme ve üretiminde önemli bir geliþme ile bazý küçük altýn. bortuzu madenlerinin üretimi yapýlmýþ ancak bütün bu taþkömürü ve madenler genellikle yabancý þirketler tarafýndan iþletilmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünyanýn bir çok yerinde uluslararasý toplantýlarda yaptýðým bütün konuþmalarýmda "Madenciliðin beþiði Anadolu'dur" diye söze baþlardým. Tüm bu kuruluþlarýn teknik ve bilimsel personel ihtiyacýný karþýlama görevi de MTA'ya verilir. kurþun. Türkiye'nin çaðdaþ ülkeler seviyesinde modernleþmesi. petrol mühendisliði. metalurji. krom. Sümerbank ve EÝEÝ ihtiyacý için her yýl 2. MTA kurulur kurulmaz 1935 yýlýndan itibaren. 218 . O zamanlar Türkiye'de sadece Yüksek Mühendis Mektebi ile Ýstanbul Üniversitesi vardý. Büyük Atatürk ve o zamanki Türkiye'nin ileri görüþlü yöneticileri. memleket çapýnda kalkýnmanýn temeli olarak endüstrileþmenin de þart olduðunu anlamýþlar ve ancak böyle dünyada saygýn bir ülke olacaðýna inanmýþlardýr. Yüksek maden mühendisliði. Hakikaten de 5000-6000 yýl evvel Anadolu'da yaþayan çok akýllý ve kabiliyetli insanlar demir. bulunan maden ve endüstriyel hammaddelerin iþletilip mamul madde üretilmesi için Etibank kurulur. jeofizik eðitimi yoktu. Jeoloji eðitimi sadece Ýstanbul Üniversitesi'nde mevcuttu. kurþun. Ayný yýl.000 müracaat arasýndan 20-30 öðrenci dýþ ülkelere gönderilirdi. Endüstrileþmenin temelini de maden. insanlarýn medeni bir hayat yaþamalarý için yapýlan çeþitli sosyal ve eðitim reformlarýna ilave olarak. endüstriyel hammadde ve enerji teþkil eder. gerek o zamanki hükümet ve gerekse MTA'nýn ileri görüþlü ve cesur yöneticilerinin kararlarý neticesinde II.

Zeki DOÐAN. MTA'nýn ilk Genel Direktörleri Reþit GENCER. Yolculuk üç aydan fazla sürdü. Ertesi gün topallayarak yürürken güzergahta kalýn bir dal gördüm. Akdeniz'de Alman uçaklarýnýn hücumuna uðradýk 70 kargo gemilik konvoydan ikisi Malta civarýnda battý. Zar zor uzaklaþtýk. Ben ilk olarak Köyceðiz’deki Üçköprü Krom Arama Kampýna ve daha sonra Sarýyer altýn arama kampýna gönderildim. 1944 yýlýnda Birmingham Üniversitesinde Maden Mühendisliði eðitimimize baþladýk. Benim çalýþmaya baþladýðým 1951 yýlýnda da çoðunlukla Alman. Ýrlanda üzerinden bir kavis çizerek bir aylýk deniz seyahatinden sonra Glasgow'a geldik. 1951 yýlýnda yurdumuza döndük ve MTA'da çalýþmaya baþladýk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1942 yýlýnda MTA adýna yurt dýþýna gitmek için açýlan devlet imtihanýný kazananlarýn arasýnda M. Nerede sondaj yapýlacak. oradan arayan soran da olmuyordu. Ýngiliz ve Ýtalyan jeologlarý çalýþýyordu. 219 . sonra Akdeniz'den geçen ilk konvoylardan biri ile yolumuza devam ettik. Ankara ile temas yoktu. Harbin en þiddetli zamanýnda Londra'nýn V1 pilotsuz uçak ve V2 roketatarlarla bombalanmasýný gördük. Bir müddet Kahire'de bekledik. Tek mühendis bendim. Cebelitarýk'tan sonra hemen hemen Amerika sahillerine yaklaþýp. Münir TANYELOÐLU. Avusturyalý ve Hollandalý jeologlar ve mühendisler ile Fransýz. hemen sýhhiye memuru geldi ve zehirlenmeye karþý getirdiðimiz iðnelerden bir tane yaptý. Ord. MTA'nýn ilk kuruluþ yýllarýnda Ýstanbul Üniversitesi'nden mezun bir kaç jeolog hariç tamamen yabancý jeolog ve maden mühendisleri çalýþýyordu. Daha ilk gün beni akrep soktu. Daha sonra yedek subaylýðýmý tamamlayarak MTA'ya döndüm ve tekrar Üçköprü krom kamp þefi olarak Köyceðiz'e gönderildim. Mehmet Yusuf DÝZÝOÐLU. dikkatlice bakýnca kocaman bir yýlanýn dikilmiþ bana baktýðýný fark ettim. harbin içinde yaþadýk. Buradaki çalýþmalar da geliþigüzel yapýlýyordu ve memnuniyetsizlikle geri döndüm. nerede galeri yapýlacak ben karar veriyordum. Burada çok zor þartlarda çalýþtýk. Prof. 1943 yýlýnda harp içerisinde MTA'nýn gönderdiði son gruplardan biri olarak Ýngiltere'ye gönderildik. Hamit Nafiz PAMÝR ve Hadi YENER'in ileri görüþle 1935 yýlýndan itibaren yabancý ülkelere gönderdikleri öðrenciler de 1940'larda dönmeye ve MTA'da çalýþmaya baþlamýþlardý. Senih GÜREL ve ben vardýk. Ayný gece trenle Londra'ya gittik. Özellikle yaz sýcaðýnda tepelerde çalýþýrken bayýlacak gibi oluyorduk.

000 ton krom rezervini tespit ederek daha evvel 3 yýl çalýþýlýp netice alýnamayan Üçköprü aramalarýný tamamladýk. bu kuruluþu gerek sosyal. O pazar günleri bize bayram gibi olurdu. Çok maceralý bir yolculuktan sonra otellere ulaþabildik. Halen çalýþmakta olan. Hazýrlýklarý yapýp sondajý 220 . geçen yýl iki iþçi donarak öldüðü için 1 Eylül'de yaðan kar büyük bir paniðe neden oldu. koyunlarýn öldürüldüðünü. Sonunda 100. 50 yýl evvel bulduðum madeni bir daha görmek nasip olmadý. ne giden. galeri çalýþmalarýný sondaj neticelerini takip eder. Ben gelmeden önce. çavuþ ve iþçileri ile gittik ve kampý kurduk. Bir kaç gün sonra geri döndüðümüzde kampýn kurtlar tarafýndan basýldýðýný. Uludað'daki durumda Üçköprü gibi yýlan hikayesine dönmüþtü. Yalnýz pazar günleri 3-4 yerde çalýþan bütün iþçilerin Üçköprü kamp merkezine gelmelerini isterdim. oradan oraya koþturur dururdum. Maden mühendisi Samim DÝBEKLÝ 3m. Herkes güler eðlenirdi. Onlara spor da yaptýrýrdým. Gece gündüz 9 ay çalýþtýk. 1954 yýlýnda MTA Genel Direktörü Prof. Hepsi de traþ olmuþ. Yýllar sonra benim o zaman yanýmda çalýþanlar iþçi sendikalarýný kurdular ve yöneticileri oldular. Ankara'ya telgraf çekerek madenin bulunduðunu ve kampý kapatacaðýmý bildirdim. Bu süre zarfýnda bir kez olsun Köyceðiz'e ve Fethiye'ye inmedim. Yaptýðýmýz sondajlarda cevherleþme olduðu görülüyordu. Buraya kamp þefi olarak atandým. Daðýn tepesinden aþaðýdaki otellere gitmeye karar verdik. gerek teknik ve gerekse ilim yönünden en ileri kuruluþ yapacaktým. iyi giyinmiþ gelirlerdi. Cumhurbaþkaný Celal BAYAR kendisini aramýþ ve Bursa Uludað'daki Wolfram/tungsten madeni aramalarýnýn sonuçlandýrýlmasýný istemiþ. Ne gelen var. çadýrlarýn yýkýldýðýný gördük. Üç aylýk evli iken ayrýldýðým evime 9 ay sonra yýlbaþýndan birkaç gün evvel döndüm. Kimse inanmýyor. 1953 yýlýnda raporumu yazdým ve maden iþletilmek üzere ETÝBANK'a devredildi. O zaman karar verdim þayet bir gün MTA Genel Direktörü olursam.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Tüm zor koþullara raðmen her sabah traþ olur. Dr. yüksekliðindeki karý yararak yol açtý ve Üçköprü'ye sondör. Yedi sondaj makinasý gece gündüz çalýþýyordu. Hamit Nafiz PAMÝR oldu.

1954 yýlýnda raporunu hazýrladýðým bu maden de Etibank'a devredildi. Baktýk. Ben bu mevsimin uygun olmadýðýný anlatmaya çalýþtýysam da "Bakan Samet AÐAOÐLU'nun talimatý. Ona el sallayýp Ankara'ya döndük. Meseleyi sonra anladýk. 1954 yýlý benim için çok meþgul ve enteresan bir yýl oldu. arkada askerler var. Her seferinde rehber "Herhalde þaþýrdým.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I tamamladýk ve böylece dünyanýn sayýlý büyüklükte Wolfram madeni bulunmuþ oldu. tüm bunlarýn bir çelik tesisi için önemli bulunduðunu bu nedenle Ereðli'de 221 . Biraz uðraþtýktan sonra aracý çalýþtýrdýk. Belediye Reisi ile görüþtük. Þoföre hýzla Ankara'ya sür dedim. KAADEN'in dizlerine kadar yükselmiþti. hemen etüt edilmesi gerekiyor" cevabýný aldým. Mandalara jeepi baðladýk ve hep birlikte itip arabayý kurtardýk. Suya girip jeepi itiyorlar ama nafile. Ben cevher görmediðimizi ama Ereðli'nin Zonguldak Taþkömürü ve üretimine yakýn olduðunu. sahilde bulunduðunu ve civarda bir de elektrik üretim santralinin mevcut olduðunu. burasý deðildi" diyerek bizi baþka yere götürüyordu ama orada da cevhere benzer bir þey olmuyordu. Alaplý deresine geldiðimizde yaðmurdan köprü yýkýlmýþtý ve sel aktýðýný gördük. Nafiz PAMÝR beni çaðýrdý ve "Derhal bugün Dr. Bizi býrakmýyorlar ve zorla dolaþtýrýyorlardý. Bize gösterdikleri numunelerin demir cevheri ile ilgisi yoktu. bir demir yataðý bulmuþlar onu görüp etüt edeceksiniz" talimatýný verdi. Sonunda biz biraz kendi baþýmýza etüt yapalým diyerek geldiðimiz Jeeple oradan kaçtýk. Van Der KAADEN'ý alýp Zonguldak Ereðlisi'ne gideceksiniz. Ereðlililer orada bir demir-çelik sanayi kurulabilmesi için demir cevheri olduðunu resmi olarak bildirmemizi istiyorlarmýþ. Yalvar yakar olduk. Dr. Bizim gideceðimiz tarafta bir kaðný belirdi. tam bu sýrada Belediye Reisi de karþý kýyýya gelmiþti. Ertesi sabah bir kýlavuz üç atla geldi ve daðda maden olduðu söylenen yere gittik. Bu tesis daha sonra kapatýldý. “Suya sür” dedim ama derenin içinde saplanarak kaldýk. Su jeep içinde yükseliyordu. O gece Ereðli'ye vardýk. Eylül ayýnda Uludað'dan döndükten birkaç gün sonra Ekim ayýnýn baþýnda MTA Genel Direktörü H. 1954 yýlýndan beri Uludað'ý ve bu tesisi görmek de nasip olmadý.

1954-1958 arasýnda ÝTÜ'de part-time ders verdim. Prospektör kursu açtýk ve bu kurs yýllarca devam etti. Prof. 1958 yýlýnda MTA Genel Direktör Yardýmcýsý oldum. Prof. Ekrem GÖKSU MTA'dan yeni gitmiþlerdi. MTA'yý Ankara dýþýna temiz havaya çýkarmaya karar verdim. Projede benimle birlikte. Zeki DOÐAN vardý. 1960 yýlýnda Eskiþehir yolunda bugünkü MTA tesislerinin olduðu kýr arazide inþaatý baþlatmak için arazi almak üzere Encümeni toplantýya 222 . Ankara o zamanlar evlerin bacalarýndan çýkan dumanla kaplý idi. Dr. 1957 yýlýnda uranyum aramalarýna baþlamak için Atom Þubesi’nin kurulmasý için beni bu þubenin müdürlüðüne tayin ettiler. Mehmet Yusuf DÝZÝOÐLU ve Prof. Burada bulunan iki Fransýz’ýn bu konuda hiç bilgisi olmadýðý görülüp iþlerine son verildi ve bir kaç Türk jeolog göreve baþladý. 1960 yýlýnda ihtilalden sonra MTA Genel Direktörlüðü’ne tayin oldum. herhalde bana uður getirdi. O zamanlar bir milyon dolar çok önemli idi. Buradan çýkanlar çok baþarýlý çalýþmalar yaptýlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çelik sanayiinin kurulmasýnýn uygun olacaðýný tavsiye eden kýsa bir rapor yazabileceðimi söyledim. Ama arazide çalýþabilecek eleman yoktu. Galip SAÐIROÐLU ve Prof. Tezimi verdim ve Türkiye'nin ilk maden mühendisi doçenti oldum. AID Amerikan Yardým Teþkilatýnýn Baþkaný ile görüþtüm. Genel Direktör PAMÝR çok memnun oldu. Türkiye'deki bu amaçlý hemen hemen ilk tesis olacak bu kampýn kararýný Encümen Üyelere kabul ettirmek zor oldu ama sonunda gerçekleþti. Bu projenin gerçekleþmesi için Amerika'ya gittim. Ayný zamanda Orta Doðu Teknik Üniversitesi Mütevelli Heyet Üyeliði ve Atom Enerjisi Komisyonu üyeliðine seçildim. beni çaðýrdýlar. O sýrada uçakla maden arama (airborne survey) projesini hazýrlýyorduk. Ýlk iþlerimden biri çalýþanlara sosyal yardým olarak Akçakoca dinlenme kampýný yaptýrmak oldu. M. Bir milyon dolar verilince Hükümet çok sevindi. Ayný yýl oðlum doðdu. Ýki sayfalýk bir rapor yazdým ve Bakanlýða gönderildi. Dr. 1954 yýlýnda ayný zamanda ÝTÜ'ye doçentlik için müracaat etmem istendi.

arsa alýndý ve inþaat baþladý. Bu bölüm de kuruldu. Birleþmiþ Milletler Teþkilatý bir milyon USD'lýk bir alet yardýmý yapacakmýþ fakat üniversitenin bu aletleri koyacak bir yerinin olmasýný istemiþ. dað baþý zor olur. çok deðer223 . Bu teklif kabul gördü. 1960 yýlýnda ODTÜ Mütevelli Heyeti Üyesi olur olmaz Maden bölümünün kurulmasýný teklif ettim. Ben ODTÜ Mütevelli Heyeti toplantýsýnda ODTÜ'nün þimdi bugünkü bulunduðu yerde kurulmasýný teklif ettim. Temele önce bir çuval bozuk para döküldü. ODTÜ þeker fabrikasýnda kurulsun diye görüþler vardý. Ardýndan ilk kürek çimentoyu Cumhurbaþkaný Cemal GÜRSEL. Ama 20 yýl sonra bu yeni yerin muhtemelen þehirin ortasýnda kalacaðýný anlatýnca ikna oldular. Ýnþaat bürosunun kurulmasýna karar verildi. elektrik.” dediler. son küreði de Kemal KURDAÞ attý. Daha sonra Kemal KURDAÞ Rektör olarak seçildi ve inþaatlara baþlandý. Üyeler. “Orasý þehir dýþý. O sýrada Ankara'da þeker fabrikasý inþa ediliyordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çaðýrdým. MTA ve ODTÜ'nün inþaatlarýna ayný zamanda baþlandý. su yok. MTA'nýn ilk yýllarýndaki Ankara-Akköprü tesisleri Ayný zamanda 1960 yýlýnda ODTÜ için de bir yer aranýyordu. ikincisini ben. Ýlk bina Mimarlýk Fakültesi idi. Ýnþaat yerinin ODTÜ üyelerinden mimar Orhan ALSAÇ tarafýndan tespit edilmesini önerdim.

Gerek memleketimizde ve gerekse dýþarýda çok önemli ve baþarýlý iþler yaptýlar. Türkiye'de ilk defa yeraltýndan tabii buharý çýkarmak suretiyle jeotermal enerjiden istifade etmek için çalýþmalar MTA'da 1960'lý yýllarda baþlamýþ ve 1968 yýlýnda Denizli civarýnda Kýzýldere'de kuyularý açýp tabii buharý çýkarmýþtýr. 19401950'lerden beri gelen Ýstanbul Üniversitesi mezunlarýna eklenmeye baþlayýnca MTA'da güçlendi. 1970'lerin baþýnda Ýzmir. Maalesef ben MTA'dan ayrýldýktan sonra bu merkezin kapatýldýðýný öðrendim ve böylece güneþ enerjisinden yararlanmada gecikmiþ olduk. Jeoloji diplomasý verdikleri takdirde mezunlarýný MTA'ya alabileceðimizi bildirdim. Böylece 1960'larýn baþýnda ÝTÜ. Kabul ettik ve öðretim üyelerinin çoðu MTA'dan temin edildi. jeofizikçi. 1968 yýlýnda da Ýzmir Üniversitesi Rektörü Prof.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I li. 224 . Mustafa ULUÖZ'ün talebi üzerine burada da Maden Bölümünün kurulmasýný destekledik. Kendi üniversitelerimizden jeolog. maden mühendisi. Dr. Dr. baþarýlý birçok eleman yetiþti. Enerji kaynaklarý olarak petrol ve kömüre ilave. Yine 1960'larýn sonuna doðru ÝTÜ. Bir yerbilimci ordusu faaliyete geçmiþti artýk ve MTA'nýn kuruluþundan ancak 35 yýl sonra teknik eleman ihtiyacýný karþýlamýþ oldu. cevher zenginleþtirmeci yetiþmeye baþlandý. Yaptýðýmýz protokol ile MTA'nýn Hacettepe Üniversitesi Maden Bölümü'nün kurulmasýna 10 yýl süre ile yardým ve nezaret etmesi kararlaþtýrýldý. Ankara Üniversitesi Senatosu kabul etti ve 1960'larýn sonlarýnda bu üniversitenin joloji mezunlarý MTA'da çalýþmaya baþladýlar. 1967-1968 yýllarýnda Prof. böylece memleketimizde güneþ enerjisi araþtýrma çalýþmalarýna öncülük etmiþtir. Trabzon'da Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde jeoloji bölümü kurmak için MTA'dan destek istedi. 1970'li yýllarýn baþýnda Marmaris'te MTA. 1965'lerden sonra ODTÜ. Ýhsan DOÐRAMACI ve Hacettepe Üniversitesi yöneticileri ile yaptýðýmýz görüþmeler neticesinde bir Maden Bölümünün açýlmasýna karar verildi. 1960'larýn baþýnda Ankara Üniversitesi Zooloji/Botanik diplomasý veriyordu ve mezunlarýnýn MTA'ya alýnmasýný arzu ediyorlardý. Trabzon ve Ankara'daki üniversitelerin mezunlarý. bir güneþ ve rüzgar enerji merkezi kurmuþ.

yýlýnda Jeofizik Þube Müdürü Sýrrý KAVLAKOÐLU'nu bu iþle görevlendirdim. Bunun için önce TPAO bir Norveç Sismik Etüd gemisi kiralamak istemiþ. Norveçli firma önce kabul etmiþ sonra vazgeçmiþti. Kiralýk bir gemi bulunamadý. çok deðerli jeofizik ekibini aldý ve Ýstanbul Ýstinye tersanesinin yanýnda bir eve yerleþti. Sýrrý KAVLAKOÐLU. ya da kendimizin bir sismik gemi yapmasý þýklarý üzerinde duruldu. söküldü. Ciddi 225 . Ýyi bir kaptan ve gemi personeli bulundu. Kabul gördü. Altan NECÝOÐLU'nun denetiminde bu cihazlar imal edildi ve gemiye takýldý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1970'li yýllarýn önemli bir anýsý elbette Yunanistan'a “Ege'de biz de varýz” demek için Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklýðý'nýn (TPAO) bir sismik etüd yapmasý konusunda alýnan karardý. MTA'dan Doç. 1974 1950'li yýllarda maden mühendisleri bir arazi çalýþmasýnda. yeni baþtan tersanenin çok becerikli gemi mühendisleri ve iþçileri tarafýndan MTA jeofizik ekibinin nezaretinde kýsa zamanda tamamlandý. Hora gemisi alýndý. satýn alýnmasý ise pahalý görüldü. Böylece MTA Sismik I doðdu. Altan NECÝOÐLU yönetiminde Sismik I denize açýldý. Dr. Gemiyi kendimizin yapmasý konusunda TPAO çekimser kaldý ve biz talip olduk. ya satýn alýnmasý. Diðer taraftan Amerika'da bir þirkete gemiye yerleþtirilecek sismik cihazlarýn sipariþi yapýldý. Deðiþik bakanlýklarýn temsilcileri ile yapýlan toplantýda ya yabancý bir geminin kiralanmasý.

Laboratuarlarda. uranyum. kömür. MTA'nýn yaptýðý jeolojik haritalar. Kuruluþundan beri baþarýlý çalýþmalar yapan MTA'nýn daha baþarýlý olmasý. Bununla genç öðrencilerin yerbilimine ilgisini çekmek istedik ve baþarýlý olduk. Böylece üniversitelerimizde yetiþen yerbilimciler kendilerine temin edilen modern alet.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I etütler yapýldý. bulduðu madenler. jeotermal enerji etütlerini karada. kömür ve petrol sayesinde kurulmuþtur. laboratuar. mermer. enerji kaynaklarýna (kömür. kurþun/çinko. alüminyum. endüstriyel hammadde ve kömürlerin yalnýz listesi sayfalar dolusudur. lüzumlu modern alet. demir. ben MTA'dan ayrýlýnca Alman Hükümeti projeyi durdurdu. endüstriyel hammadde. bütün bakanlýklar ve özel kuruluþlar tarafýndan kullanýlýyor. cihaz ve makinalarla gerek merkezde ve gerekse arazide hýzlý ve verimli çalýþmalar yaparak maden. modern teknolojiyi uygulayan bilimsel ve çaðdaþ bir kuruluþ olmasý için MTA'nýn yeni tesisleri yapýlmýþ. Bulunan ve rezervleri tespit edilen maden. endüstriyel hammaddeler ve enerji kaynaklarý yeni endüstrilerin kurulmasýný saðlayýp iþ sahasý açýyor ve memleketimizin sosyal ve ekonomik geliþmesinin temelini teþkil ediyordu. petrol) dayalý sanayi MTA'nýn bulduðu maden. havadan uçakla ve off-shore denizde yaparak çok önemli neticeler almýþlardýr. seramik. krom. 226 . bakýr. bu sayede ülkemizde off-shore sismik etüd de baþlamýþ oldu. endüstriyel hammadde. harita matbaa ve baský makinalarý saðlanmýþtýr. hammadde ve cevher zenginleþtirmesi ve deðerlendirmesi hususunda araþtýrmalar yaparak kurulacak endüstrinin projelerinin hazýrlanmasýnda öncülük ediyordu. makina ve cihazlar. MTA Sismik I ile etüt yapmaya baþladýktan sonra bir de sondaj gemisi yapmak üzere Sondaj Þubesi Müdürü Alaattin HAMAMCIOÐLU baþkanlýðýnda hazýrlýklar yapýldý fakat bu projeden sonra vazgeçildi. 1960 yýlýnda MTA'ya Genel Direktör olunca 1953 yýlýnda Muðla Üçköprü krom kampýnda düþündüklerimi yapma imkaný kazandým. petrol. bor tuzu sanayi ile. 1968 yýlýnda MTA Tabiat Tarihi müzesini kurduk. sondaj makinalarý. Müzeye bir de planatoryum yapýlmasý için Alman Hükümeti ile anlaþtým. cevher zenginleþtirme ve jeofizik aletleri. Halen mevcut çimento.

Gençler. üretecek ve deðerlendirecektir. daha büyük denecek birçok maden yataklarý bulunacaktýr. Genç yerbilimciler jeoloji. mali gücün azalmasý ile çalýþma kapasitesinin azalmasýna neden olmuþ ve neticede maden arama gücü de azalmýþ ve sýnýrlý kalmýþtýr. laboratuar. maden ve enerji kaynaklarýmýzý baþarý ile bulacak. madenciliðin temelini attýk. baþlangýcýný yaptýk. Reþit GENCER. daha yeraltýna inmedik. A. Yeraltýnda önemli. Ben ve bizim neslimiz gerek MTA ve diðer kamu/özel kuruluþlarda ve gerekse üniversitelerde zevkle çalýþtýk. Nafiz PAMÝR ve Hadi YENER ile petrolün bulunmasýný saðlayan Ýhsan Ruhi BERENT'i saygý ile anarým. bu görüþler tamamen yanlýþtýr. jeofizik ve sondaj makina. maden potansiyelimiz büyüktür. Prof. kanununun deðiþtirilmesi neticesinde yetenekli teknik personelin daðýlmasýna. büyük maden yataklarý vardýr. Bugün. daha yapýlacak çok iþ var. memleketimizin hayrýna yaptýðýnýz hiç bir þeyden korkmayýn. cihaz ve malzeme parkýnýn zayýflamasýna. Türkiye'de bundan sonra büyük maden yataklarý bulunmaz diye görüþler iþitiyorum. MTA Genel Direktörlüðü'nün kurulmasýnda büyük hizmetleri geçen ilk Genel Direktörler. H. 227 . Daha madenciliðin baþlangýcýndayýz. jeofizik ve maden mühendisleri bundan sonra derinlerde zengin yeraltý servetimizi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Düþünce ve rüyalarýmýn hakikatleþmesinde benimle birlikte çalýþan mesai arkadaþlarýma ve bütün MTA'lýlara teþekkür ederim. Ýnançla ve bilinçle çalýþýldýðýnda baþarý gelir. Son olarak. MTA'nýn isminin deðiþtirilmesi ile beraber bütçenin kýsýtlanmasý.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 228 .

REÞÝT GENCER’LE SÖYLEÞÝ* *Bu söyleþi. TMMOB yayýn organlarýndan 'TEKNOKRAT' dergisinin Nisan 1986 sayýsýndan alýnmýþtýr. .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I A.

. benden yaþlý ve eski mezun Damat Kenan Bey.Okulunuzu bitirip Türkiye'ye geldiðinizde. Çocukluðunun ilk günleri. Ama yine de ilk maden mühendisi o deðil.R.G. T. Paris'ten mezun olmuþ. uzun yýllar burada kaldý. Bundan yaklaþýk 130 yýl kadar önce yaþamýþ Ethem Paþa varmýþ. sizden baþka maden mühendisi var mýydý? A. Birincisi. Þu anda en yaþlý maden mühendisi sýfatýný taþýyan Gencer. Orta öðretim için Belçika'ya giderek.Belçika'da Mons'taki Poly Technique'in maden bölümünden mezun olup Türkiye'ye döndüðümde üç maden mühendisi ile karþýlaþtým. ilkokulu orada bitirdi. MTA'nýn ilk. Daha sonra babasýnýn 1903 yýlýnda Selanik'e Nafýa Müdürü olarak tayin edilmesi üzerine. Mühendishane-i Berr-i Hümayun'un ilk mezunu olan babasý Osman Vehbî Bey'in görevi nedeniyle Beyrut ve Þam'da geçti. ETÝBANK'ýn ikinci Genel Müdürlüðünü yaptý. dönmüþ ve çeþitli yerlerde memurluk yapmýþ.. Belçika'nýn Mons Kentinde Poly Technique'in Maden Bölümü'nden 1914'te mezun olup Türkiye'ye döndü.ilk o.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kýsa Özgeçmiþ A.Reþit Gencer. Evli ve çocuðu bulunmayan Reþit Gencer Ýngilizce ve Fransýzca biliyor. 1891 yýlýnda Ýstanbul'da doðdu. sonra da Sadrazamlýða 230 .

bir subay girdi içeri ve "Ýçinizde mühendis olan var mý?" diye sordu. Donanmanýn kömürü bitmiþ. yoksa devlet mi sizi göndermiþti? A. Akþam babama. O da Berlin'den mezundu. "Bizim memlekette çok iyi bir lise var. Elektrik mühendisi olmak isterdim aklýmca.Yani tamamen tesadüfi bir seçim oldu. Ýstanbul'da çeþitli müzeleri yapan Ressam Osman Hamdi Bey vardýr. Tanýdýðý sevk iþlerine bakan dostu Enver 231 . Orada konsolos dostlarý vardý. Hadi ben de onlardan ayrýlmayayým dedim. devlet göndermedi. Konsolos.Hayýr. Celal Sait Bey. köprü ne anlarým. T. Birinci Harp çýktý. Bir de Behçet Bey vardý. 5 sene okudum orada ve mezun oldum.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kadar yükselmiþ. T. Bir iki kiþi el kaldýrdýk.Kendi isteðinizle mi bu mesleði seçip yurt dýþýnda okumaya gittiniz. ikincisi gene Paris'ten mezun Abdullah Hüsrev Bey ki sonradan MTA'da bana muavinlik yapmýþtýr.. gittim. öyle mi? O yýllardaki anýlarýnýzdan biraz söz eder misiniz? A. A. Ben Brüksel'de 15 yaþýnda yatýlý olarak liseye baþladým. Bir gün Belçika Konsolosuyla konuþurken benden bahsetmiþ ve iyi bir tahsil yapmam konusunda tavsiyelerini rica etmiþ. sizin bir askerlik anýnýz olduðunu duyduk. Bizi Hatay ve Ýskenderun'da yol ve köprü yapýlacakmýþ..Evet.G. Onun oðlu. 5-6 sene evvel öldü. oraya gönderiyorlar. Bunlardan birkaç tanesi beraberce maden mektebine gitmek istiyorlardý. hemen gidip verdiði adrese baþvurmamýzý istedi.. yol. oraya gönder" demiþ. Onun oðlu da maden mühendisiymiþ. benden 8-10 yaþ büyüktür. Belçika'da lisede çok iyi arkadaþlarým olmuþtu. Neyse.Efendim.R. Subay. öyle. döndüm..G. ben Belçika'dan döndüðümde üç kiþi vardý. Siz maden mühendisisiniz diye çaðýrýp “Kömür bulun bir yerlerden” demiþler. ne olacak bu iþ?" dedim. "Yahu baba ben maden mühendisiyim.Evet.R.G. Bir gün dersteyiz. T. hem yüksek mektebe de hazýrlýyor.R. Babam 1903'te Selanik Nafýa Müdürüydü. birisi biraz evvel bahsettiðim Damat Kenan Bey.

nihayet Karadeniz Aðaçlý'da bir maden bulduk. O tekrar iþlet232 .Neyle taþýrdýnýz çýkardýðýnýz kömürü? A.. Sonradan müdürlüðünü yapmýþtým.R. T.Askeri istihkâm taburu vardý.. Kaðýthane'den Aðaçlý'ya dekovil hattý vardý. Yalnýz birkaç iþçi vardý. Bir de Balya'da kurþun madeni vardý. öyle toplanýrdý. donanmanýn kömürü yok.Nasýl almýþ bu Ýngiliz iþletme ruhsatýný? A.Kazma kürekle mi çýkartýyordunuz kömürü? A.O sýralarda Türkiye'de Zonguldak Havzasýnýn dýþýnda madencilik faaliyetleri var mýydý? A. günde 750 ton kömür çýkarttýk. Birkaç tane daha kömür ve linyit madenleri açýlmýþtý. Bana da "Madem öyle maden mühendisisin.R. Savaþ sýrasýnda bütün personeli yabancýydý. Burada iþ olur kanaatine vardýk ve rapor verdik.G.Almýþ iþte. Askeri fabrikalar. Ýstiklal Harbi biter bitmez Balya'ya gittim. Fethiye taraflarýnda krom madeni vardý. T. Pattersan diye bir Ýngiliz'in elindeydi o maden. hep bizim çýkardýðýmýz kömürle beslendiler. isteyen istediði ruhsatý alýrdý. Ucu sivri çelik kamalar vardý. kapitülasyonlar da var. kaçmýþlar. O sýrada da Ruslar Boðazlarý kapamýþlar.. Çýktýk yola. gidip ona durumu anlatmýþ. Osman paþa'da bir linyit madeni vardý. oduna benzer. Kömürü madenden dýþarýya taþýmak için tahtadan derviller yaptýk. Bu dediðim maden arabasýdýr. Oranýn kömürü kahverengimtraktýr. Harbin sonuna kadar burada kömür çýkardým. Tekerlek filan döktüler Ýstanbul'da. Beykoz Kaðýthane vs. askeri fabrikada yapýldý.G. lokomotifli dekoviller vardý. çalýþmaya baþladýk. epey bir yer dolaþtýktan sonra.R.G. Bursa Bandýrma'da G. onlarla taþýrdýk. T.G. bari kömür ara" dediler.Vardý. üstten balyozla vurulurdu ve damar çatlatýlýrdý. Gayri Müslimlerden bir iþçi grubu verdiler bize.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Paþa'nýn oðlu vardý. Zonguldak'tan kömür gelemiyor. T.Kazma iþlemezdi.. iþimizi görüyordu. Esasen askerler baþlamýþlardý orada çalýþmaya. Resimlerini biz çizdik.R.

Adam arýyorlardý iþletmek için. oraya müdür oldu.Evet. Ankara'ya gittim ve görev talep ettim. babamýn da arkadaþýydý. Kurþun. ufak bir miktar alýyordu ton baþýna. Ankara'ya çaðrýldým. sonradan meslekten kopunca yavaþ yavaþ sýkýlmaya baþladým. Balya Karaaydýn Madenleri Þirketi Fransa'ya cevher satardý.R.O zamanlar þimdilerde olan devlet hakký diye bir kavram var mýydý? A.. bakýr.R.R. 1933 yýlýydý ve þirketin merkezi Ýstanbul'daydý. önce olur dedim ama. ticari açýdan çok þey öðrenmiþtim. faydasý oldu. Balya'ya gelen yeni yabancý grup.. Memurluða baþlamýþtým. mühendis olarak gittim ve 1923'te göreve baþladým. 1928'de genel müdür ve murahhas aza oldum. Atatürk'ün arkadaþlarýndan bir subay. O yýllarda meþhur dünya bunalýmý vardý. Bana da "Siz çok yoruldunuz ama. O zaman Sanayi Bakanlýðý'nýn yerine Ýktisat Bakanlýðý vardý. T. Ondan evvel zafere kadar. zarar etmeye baþladýlar ve þirketi daha güçlü bir gruba devretmek zorunda kaldýlar. Beni ve bir arkadaþý görevlendirdiler. Vekalet madenleri iþletmek için bu arada bir kanun yapýyor. Orada da.Ben Balya'da çalýþýrken kurulmuþ..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I meye konmak istedi. Sümerbank filan kuruldu.G. Fransýz þirketi olduðu halde bir Türk'ü baþa getirmiþlerdi..Zonguldak'taki Maden Teknik Okulu ne zaman kurulmuþtu? A. 1927'de baþmühendis. 2 yýl Osmanlý Bankasý'nda çalýþtým. Bir sene kadar Havzayý Fehmiye Umum Müdürlüðü yaptým. Sermayesi Fransýz’dý. 1932 sonuna kadar oradaydým. tuttu kendi elemanlarýný getirdi. O þirket de müþkül duruma düþtü. Bakan da Celal Bayar idi. T.G. Meclis üyeliðine girer misiniz?" dediler.G. Bana haber yolladý.Balya iþletmeye kondu iþte. madenler hususunda ayrý bir teþkilatlanmaya gitmek üzere baþka ülkelerdeki uygulamalarý inceleyin ve kanununu hazýr233 .Atatürk döneminde madencilik faaliyetleri geliþti mi? Bu yönde bir çalýþma oldu mu? A. Devlet de o zaman sanayileþme hamlesine giriþmiþti. T. çinko fiyatlarý düþtü. çok da hizmet ettiniz.

A. tehlikeli olur" dedi ve ayýrmamýzý söyledi. Celal Bayar ile birlikte 25 kiþilik heyet ile Rusya'ya gittik ve inceledik. ben de Meclis'in locasýndan izliyordum oturumu..G.G. Zonguldak Maden Teknik Okulu'ndan mezun 2-3 tane maden mühendisi vardý. 234 .Aramalarda belli bir masraf yapýyor ve daha sonra anlaþtýðý banka. çalýþtýk ve 1935'te MTA.Yanýlmýyorsak Etibank ve MTA iki ayrý kuruluþ deðillermiþ.. Adnan Demirci geçenlerde öldü. kendi iþletiyor tabii.R.G. "Politik amaçlý kullanýlabilir. T.Böylece MTA'nýn ilk genel müdürü oldunuz. Fransa'ya göndermiþtim MTA'da çalýþtýðý sýralarda ve jeoloji eðitimi görmüþtü bir yýl süreyle.MTA nasýl çalýþýyordu? Hangi esasa göre arama yapýlýyordu? A. T. þirket vs. þimdi birini seç ve genel müdür ol" dedi.Abdullah Hüsrev benim muavinimdi.. T. T.Rusla’rýnkini incelemiþtik.G. Bakanlýða verdiðimiz projede ayný örgütlenmeydi.MTA'nýn kuruluþ yýllarýnda bütçesi. personel durumu.. Peki Etibank'a kimi verdiler? A. Bakan. Etibank kuruldu.Etibank'a Ýlhami Nafiz Pamir genel müdür oldu.Hangi ülkeleri incelemiþtiniz? A..R.R. Ben de "Maden Arama'yý istiyorum" dedim.R. Vekil. Muazzam bir teþkilatlarý vardý. o vardý. Apart olarak. önce arayacak.R. kabul edilip vekiller daðýlmaya baþladý. teknik eleman durumu nasýldý? A. T.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I layýn dediler. Necdet Egeran vardý. belli bir hisse alýyordu karþýlýðýnda. Oturduk. Bakan bizde yürümez ayýrýn dedi ya. Hiç unutmam. sonra bir mali kuruluþla anlaþarak iþletecekti. Onlarda devlet kendi arýyor.. O gün o iki projeyi yaptýk ve yine ayný gün Meclis'ten geçerek kabul edildi.Evet.G. "Ýþte oldu bu iþ. sermaye olarak hisse alýyordu.

Teþkilatý ile olduðu gibi duruyordu.G. kira ile oturuyorduk.R. aramalarýmdýr benim zamanýmda ortaya çýkarýldý.Büyük sondaj makinalarýmýz vardý.Evet. biz yaptýk. Orada da laboratuarlar vardý. Tunçbilek linyitleri ilk benim. O zamanlar MTA'da meclis baþkanýydý. Etüdünü bitirip.G.4-5 sene içerisinde epeyce ilerlettik ama.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I T. Sonra Ergani madenleri vardý. Sonra Ruslardan geri alýnan Ardahan'da kuvarsam bakýr madeni vardý..R.Kömür aramalarý nasýldý peki? A. gelen profesörlerin çoðu Belçikalý’ydý. ilk etüt ettirip Etibank'a devrettiðimiz maden ise krom idi. ilk Zonguldak'taki mektep açýldýðý vakit.Saint Barbara hakkýnda bir bilginiz var mýydý.R. Kömür iþletmeleri daha sonra kurulunca Etibank'tan oraya devir oldu.G.Hangi yöntemlerle arama yapýyordunuz? Sondaj makinalarýnýz var mýydý? Ýlk etüdünüzü hangi bölgede yaptýnýz? A.R. T. hikayesini bilirim.. T.. 6 sene evvel öldü o da. devrettik.R. tabii þimdiki gibi muazzam deðildi. Ýlk defa Raman'da petrol sondajý yaptýk. 235 . çok alim bir adamdý. Yine Ruslar zamanýnda Murgul bakýr vardý. T. Ergani bakýr hiç iþletilmemiþti.. o iyice yarým bir teþebbüstü. Etibank'a devrettik..G.Evet.G.MTA'yý geniþletmek için ne yaptýnýz? A. A. Beni yaptýlar.Daha sonra Etibank'a genel müdür oldunuz. Þimdi biliyorsunuz sadece metal iþletmeciliði yapýyor. o zamanlar bilinir miydi? A. vekil deðiþti ve Etibank Umum Müdürü'nün yeni vekille yýldýzý barýþmadý. iki tane apartman tutmuþtuk. MTA'ya da Hadi Yener getirildi. Biraz ilerde de ikinci bir bina vardý.Kütahya. Biri 4 katlýydý. Bu hocalar Türkiye'ye bu âdeti soktular ve 4 Aralýk Madenciler Günü olarak bizde de kutlanmaya baþladý ondan sonra. iki katlý. Almanya ekolündendir. T. Benden sonra devir oldu ama. onu da Etibank'a devrettik..

. 236 . Fransýzlar sanat anlamýna gelen "art" derler hatta. Çünkü madencilikte ben en önemli olaylarda rol oynadým. orasý ile meþguldür. Ticari fikir olmalý insanda. Bir elektrik mühendisi santraldedir. Doða ile tek baþýnýza mücadele etmeye mecbursunuz..G.Madenci olduðunuza memnun musunuz? Elektrik mühendisi olmak istiyorum demiþtiniz. Mesleki açýdan tatmin oldum. çok memnunum.R. olamaz. T. bunlarý yapabilmek için de mücadeleci olmalý. Bir maden mühendisi makinadan.Evet.Madencilik açýsýndan yok. Maden mühendisliði çok geniþ çapta bir mühendisliktir...Bu kadar uzun madencilik yaþamý ve çalýþma alaný içinde yapmayý düþünüp de yapamadýðýnýz bir þey oldu mu? A. çok yönlü deðildir kýsacasý. Tabii bu bir natur meselesi.R. týptan anlamaya mecburdur.. inþaattan. ketum olmalý. A.. Belki birçoklarý gibi zengin olamadým.G...Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I T.

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->