Mühendislik Mimarlýk Öyküleri I

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

ISBN 975-395-755-6 Kapak Tasarýmý ve Sayfa Düzeni: Emrah Durak Baský Kozan Ofset 0 312 3842003 Baský Tarihi Nisan 2004 Türk Mühendis ve Mimar Odalarý Birliði Atatürk Bul. No: 131 Kat: 9 Bakanlýklar-ANKARA Tel: (0312) 418 12 75 Faks: (0312) 417 48 24 Web: http:// www.tmmob.org.tr E-posta: tmmob@tmmob.org.tr

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

ÝÇÝNDEKÝLER
Önsöz Sunuþ Kemal Saatçioðlu ile Söyleþi Fabrikalar Kuran Fabrika Kardemir ve Türkiye Cumhuriyeti Demir-Çelik Öyküsü Mahmut Kiper Ýlk Feneri Yakanlar Nadir Avþaroðlu Yeþil Çay Yapraðýnda Demli Çay Bardaðýna Bir Baþarý Öyküsü Baki Remzi SUÝÇMEZ Devrim Otomobili Hikayeleri Ýsmet Özkan-Aydýn Engin Türkiye’nin Yaþadýðý Hýzlý Kentleþmenin Öyküsünü Kurmanýn Seçeneklerinden Biri Ýlhan Tekeli Celalettin Uzer’le Söyleþi Uçak Fabrikalarý Nasýl Kapatýldý? M.Bahattin ADIGÜZEL Atatürk Orman Çiftliði Reþat Ünal Bir Rüzgara Karþý Toplu Konut Öyküsü Þevki Vanlý Cumhuriyetin Ýlk Dönemlerinde Yüksek Mühendis Mektebi ve Dökümcülük Anýlarým Burhan OÐUZ PTT Arla ve Teletaþ’ýn Öyküsü Dr. Fikret Yücel MTA'lý Yýllarým Doç. Dr. Sadrettin ALPAN A. Reþit Gencer’le Söyleþi 5 7 11

19 43 63 89

119 135 141 155 173

187 203 217 229

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

yapmanýn yerine yýkmanýn. toplumun ihtiyaçlarýný bilimsel bilgiyi kullanarak karþýlama misyonlarý. "Ýlk feneri yakan" maden mühendisleri emekçilerin geleceðe giden yoluna ýþýk tutuyor.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ÖNSÖZ "Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I" adlý kitabýmýzdaki öyküleri okurken. kalkýnma. Bu derlemenin. Demir-çeliðin öyküsü mühendislik tarihine kendisi kadar saðlam bir yapý taþý býrakýyor. hatta ülkemize dayattýðý role karþýn yer yer baþarýlar elde ediliyor. inançlý mühendislerin umutlarýnýn nasýl tüketildiðinin ifadesi. Mühendislerin ve mimarlarýn sýnýrlý olanaklarla yarattýklarý. 5 . Devrim Otomobilinin öyküsünün kendisi baþlý baþýna önemli bir mühendislik giriþiminin ne tür engellemelerle karþýlaþtýðýnýn. halka hizmet için mücadele eden mühendisler ve mimarlar bugün ne yapabiliyorlar? Mesleklerini toplum yararýna ne ölçüde kullanabiliyorlar? Baþarý öykülerinin temelini oluþturan irade bugün ne kadar geçerli? Baþarýnýn yerine duraðanlýðýn. öyküleri yaratanlara vefa borcunun ödenmesinin ötesinde bir amacý daha var: O da "mühendislik-mimarlýk þimdi nasýl bir yerde" sorusunun yanýtlarýný aramak. ayný zamanda kalkýnma tarihimizden kesitler de göreceksiniz. Bilimle toplumun buluþturulmasýna tanýklýk ediyor bu öyküler. hakça paylaþma hedefleri. yaratmaya çalýþtýklarý bir dünya var bu kitapta… Cide yolunu yapanlar mesleðimizin bir çözüm sanatý olduðunu. Atatürk Orman Çiftliðinin kuruluþu ve geçmiþi terkedilmiþ bir alanda umudun yeþertilebileceðinin kanýtý. mühendislerimizin ve mimarlarýmýzýn geçmiþteki serüvenine tanýklýk etmekle kalmayacak. bu amaçlara ulaþmak için çabalarý sürüyor. coþkunun yerine umutsuzluðun geçirilmeye çalýþýlmasýnýn arkasýnda hangi ekonomik ve siyasi koþullar yer alýyor? Mühendislerin ve mimarlarýn. Her gün zevkle yudumladýðýmýz çayýn bardaðýmýza gelene kadar ne badireler atlattýðý anlatýlýyor. ulaþýlmayacak yol olmadýðýný gösteriyorlar. Emperyalist sistemin ülkemiz için öngördüðü. Kýsýtlý olanaklar. çaðýn gerisinde kalmýþ teknoloji þartlarý içerisinde kalkýnmak için. sanayileþme. maddi sýkýntýlar.

iþletmenin coþkusunu yaþamaya özlem duyuyorlar. bu anlayýþa uygun yatýrýmlar yapabilelim. teknoloji ve yenilenme politikalarý temelinde sanayileþme.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Mühendisler. Yeter ki bu amaçlarla sürdürdüðümüz mücadelemizi yükseltebilelim. umudumuzla ve kararlýlýðýmýzla. Kaya Güvenç Yönetim Kurulu Baþkaný 6 . daha güncel baþarýnýn öyküsünü yazmaya ve yayýnlamaya devam edeceðimiz günlere olan özlemimizle. bütün çalýþanlarla ortaklaþtýrabilelim. bize bu öyküleri yayýnlama olanaðýný veren meslektaþlarýmýza. Yeter ki. bilimi ve teknolojiyi toplum yararýna kullanma anlayýþýný egemen kýlabilelim. kalkýnma. Yeter ki. tasarlamanýn. Yeter ki. hakça paylaþým için siyasi bir irade oluþturabilelim. artýk ulusal bilim. Yeter ki sayýlarý 500 bine yaklaþan. her yýl mezun olanlarýn sayýsý 25 bini bulan meslektaþlarýmýzýn. bilimi ve teknolojiyi halkýmýzýn hizmetine sunabilmeleri için görülen ortamlar yaratabilelim. mimarlar ve þehir plancýlarý. bize uygun bulunan ucuz iþgücüne ve doðal ve kültürel varlýklarýmýzýn kuralsýz ve sýnýrsýz tüketimine dayalý rekabet anlayýþý yerine. araþtýrmanýn. yapmanýn. kitabý yayýna hazýrlayanlara Yönetim Kurulumuz adýna teþekkür ediyorum. bu çalýþmayý planlayýp bize kazandýran Mahmut Kiper'e. Yaptýklarýndan daha fazlasýný yapmaya hazýrlar. Daha fazla.

hem moral olarak hem de geliþimde üretimin ne denli gerekli olduðunun gösterilmesi bakýmýndan büyük önem taþýmaktadýr. Bu öykü kitabý ile amaçlananlardan biri. Bu kitapta. gerek fabrikalarýn kurulmasý ve gerekse bu iþletmelerde yapýlan uygulamalar ve bir çok planlamalar büyük mühendislik ve mimarlýk baþarýlarý içermektedir. bir diðeri. Türkiye'de gerek sektörlerin oluþumu. Özellikle son çeyrekte üretimin iyice geri plana itilmesi ile artýk kimse yapýlan baþarýlý uygulamalarý gündeme getirmemektedir. daha geniþ bir ifadeyle mühendisliðin ve mimarlýðýn bazý öyküleri bu kitapta toplandý. Oysa o gün. ismini hepimizin yakýndan bildiði sanayi kuruluþlarýnýn kurulmasýný ve geliþimini. baþlangýcýndan beri de böyle bir hedef hiç olmadý. kimi de iz býrakmýþ bazý mühendislerin ve mimarlarýn kendilerini ya da yarattýklarýný anlatýyor. Türkiye Cumhuriyeti döneminde gerçekleþtirilmiþ ve önemli baþarýlar içeren sektörlerin oluþumunu. Bu öykülerden kimi. bir kýsmýnýn da eski yayýnlardan alýntý 7 . nedeni ne olursa olsun kazanýlmýþ yetenek ve kültürü red edercesine baþarýsýz mühendislik-mimarlýk uygulamalarý da ülkemizin çokça görülen gerçeklerindendir. baþarýlý uygulamalarý hatýrlatmak ya da bilinmesini saðlamak. Buna örnek esintilere de yer verilmiþtir. geliþtiren mühendis ve mimarlarýn. kimi. ülke mühendislik-mimarlýk yeteneðinin ve birikiminin anlaþýlabilmesini saðlayacak tüm mozaikleri birarada bulabilmek mümkün deðildir. üretimde mühendisinmimarýn öneminin anlaþýlmasýný saðlamak ve çalýþmalarda yer almýþ meslektaþlarýmýzý anarak belki de gecikmiþ bir vefa borcunu bir nebze ödemek. Bu kitaba çoðunun ýsmarlama. Tabii.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I SUNUÞ TMMOB'nin kuruluþunun 50. yýlýnda. sonuncusu da ne zorluklarla kurulanlarýn ne kadar kolay yýkýlýp satýldýðýný ya da yok edildiðini göstermektir. çalýþtýrdýklarý ile sadece TMMOB'yi deðil. ayný zamanda Türkiye Cumhuriyeti'ni anlamlandýran. o koþullarda yapýlanlarýn bilinmesi. yaptýklarý. kurduklarý. Bu baþarýlara imza atanlarýn çoðu TMMOB üyeleridir.

Ancak gene de. Anlatýlanlar kimi zaman masallardaki olaðanüstülükleri çaðrýþtýrýyor. topraklarýn tahliyesini merkep katarlarý ile yaparak 2. yaptýklarý ile övünmeyen. Bunlar. hatta son kuþaðýn muhtemelen doðal karþýladýðý yýkan. bunlarýn bazýlarýný öne çýkarma fýrsatý bulduk. tasarlayan. bozan. konuyu bilsin bilmesin herkesin anlayabileceði hikayemsi bir dille kaleme alýnan ya da daha önce yapýlan söyleþilerden alýntýlanan öyküler yer alýyor. Ancak tüm bu geliþme potansiyeline raðmen büyük emeklerle kurulanlarýn iki dakikada yýkýldýðýný. birilerine peþkeþ çeken para modellerinin bize yaþattýðý usanmýþlýk ve umarsýzlýk girdaplarýndan.5 yýlda iþletmeye alan. Bu nedenle mühendislik-mimarlýk baþarý ya da baþarýsýzlýklarý öykülerin içine gömülmüþ durumdadýr. kuran. neredeyse toplu iðne üretmeden otomobil üretimine soyunan ve muhtemelen bir kýsmý otomobil kullanmayý bile bilmeyen 23 mühendisi ile o günün en ileri teknolojilerini içeren otomobili 129 günde tamamlayan bir ülkede yaþýyoruz. masallardan baþka nerede olur ki? Görev bilinciyle öne çýkmayý yadýrgayan. satýldýðýný da çok gördük. bazý öykülerin bugün artýk neredeyse kanýksadýðýmýz. mühendis. çalýþtýran. Buna uygun olarak. Umarýz serinin devamý gelir. Ancak bazý uygulama veya sonuçlara bakarak. Bu kitapla. bu kitapta.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I þeklinde temin edildiði bir mühendislik-mimarlýk öyküleri denemesi denebilir sadece. paylaþan üretim modellerine doðru ufak umut yolculuklarýna sebep olacaðýný umuyoruz. yapan. geliþtiren. mimar ya da plancýlarýn hakkýný teslim etmek mümkün olacaktýr. tam tersine anonimleþtiren insanlar Cumhuriyetin saðlam tuðlalarýný ördü. Onlar 8 . teknik detaylardan uzak. Zaten. bir aðýr sanayi iþletmesini 1930'larýn sonunda hafriyatýný kazma-kürekle. pek çoðu sessizce göçüp gitti. ülkenin zengin mühendislik-mimarlýk öykü hazinesinin gün ýþýðýna çýkarýlmasý için ilk giriþim olarak 'Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri-I' baþlýðý ile yayýnlandý. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda neredeyse en küçük bir sanayi tesisi olmadan uçak fabrikasý deneyimini yaþayan.

geleceðe de umutla bakmamýzý saðlayan geçmiþimizin en deðerli miraslarý olarak bakmalý ve onlara sahip çýkmalýyýz. Yoksa kör olursun. Erimiþ cevhere bakmasýný bileceksin. tüm yetenek ve kazanýmlara raðmen bugünkü kötü durumun sebepleri kuþkusuz daha iyi anlaþýlacak ve anlatýlacaktýr. O öykülere. 9 . ülkemizin ilk aðýr sanayi tesisi Karabük Demir Çelik Fabrikalarý'nýn inþaatýnda iþe baþlayan ve bu tesiste üretimde aralýksýz 45 yýl çalýþan Hakký Usta herkese. Karabük'te düðün dernek kurulmuþ. Kendilerinden habersiz hikayelerini daha önceki yayýnlardan derlediðimiz. Ýyi bakmazsan kör eder adamý. sanayi yaratarak. köylülerden sanayi iþçisi yaratmak buna güzel bir örnektir. Bu tür anýlasý insanlarýmýz ve mühendislik-mimarlýk öykülerimiz pek çok. Mühendis ve mimarlarýn merkezinde olduðu öyküler sadece teknik içerikleri ile deðil. Türkiye sanayi ve teknoloji tarihinde. mühendisliðin tanýmýnda zaten. bunun yanýnda saðladýklarý toplumsal ve tarihsel etkileri ile de deðerlendirilmelidir. Aydýn Engin'in yaptýðý söyleþide þöyle diyor. O ýþýktýr. bir çoðu artýk aramýzda olmayan mühendis-mimarýmýzý saygýyla anýyoruz. üretime ve üretim tesislerine nasýl bakýlmasý gerektiðine iliþkin galiba en güzel dersi veriyor. Öykülerini bu kitapta bizlerle paylaþan tüm yazarlara teþekkür ediyoruz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bunu çoktan hak etmiþlerdi. sanayinin koþullarýnda sürekli iyileþtirmeyi ve üretkenliði artýrarak toplumsal deðiþim projelerinde aktif hatta öncü rol almak vardýr. Bu dönüþüm projesinde. Çünkü. bugün gelinen noktadaki geliþmemiþ ve yetersiz görüntünün aksine pek çok ilk ve yenilik görmek mümkündür. ergimiþ metalin ýþýðý ile özdeþleþtirerek.. cevher erimiþ. akýyor potaya. Ne demek istediðimi anlýyonmu sen?. O cevherin ýþýðýný bilir misin sen? 1200 derecede erimiþ demir cevheri bir ýþýk saçar efendi. Öyküleri çoðalttýkça.' Ne demek istediðimizi. memleketin ýþýðý. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda. memleketin ýþýklarýna nasýl bakýlmasý gerektiðini bir de öykülerle anlatalým istedik. 'Divriði madeniyle Zonguldak kömürü buluþmuþ.

Mahmut Kiper Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri-I Kitabý Koordinatörü 10 . Türkiye mühendislik-mimarlýk ve plancýlýk tarihinin geliþimine katkýda bulunan tüm meslekdaþlarýmýza þükranlarýmýzý sunuyoruz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu kitabýn peþinden birçok öyküyle bu serinin devam edeceði ümidiyle.

.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kemal Saatçioðlu ile Söyleþi “60 YILLIK MÜHENDÝSLE KONUÞTUM”* Söyleþiyi Yapan: Aydýn Nisari * Bu söyleþi. TMMOB yayýn organlarýndan “Mühendislik-Mimarlýk” gazetesinin18 Temmuz 1957 tarihli sayýsýndan alýnmýþtýr.

. Müh. Kemal Saatçýoðlu'nun nüfus tezkeresi deðil. Birliði ziyaret etmiþ bulunan bir zatý göstererek sordu. biri baþmüfettiþ. Y. Hendese-i Mülkiye Mektebinden aldýðý diploma 60 yaþýnda! Gözümüz aldanýyor. Son hanýmýndan doðan çocuklarý ise henüz küçük.. fakat dinlediðimiz zaman 83 yýllýk bir ömrün dile geldiðini anlýyoruz. düþündüm. tanýdýðým yaþlý kimselerle kýyaslayarak doðru bir sonuç çýkarmaya çalýþtým: . 12 . ikisi yüksek mühendis. 7 Çocuk Babasý Ýki defa evlenmiþ. kýzlarýndan biri de hem doktor.60 yaþýnda olsalar gerek. Uzun bir ömrün tatlý meyveleri. Meðer çok yanýlmýþým.Beyefendiyi kaç yaþýnda tahmin edersin? Dikkatle baktým.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Umumi Katip Þükrü Er. Çocuklarýndan ikisi profesör. 7 çocuðu var. . hem de bir partinin baþkaný. hem belediye reisi.

Makina diye yalnýz buhar makinalarýný gördük. Cemal Paþa'ya Ait Bir Hatýra Birinci Cihan Harbi içerisine Suriye'de öbüründen ayýrmak için "Büyük" diye anýlan Cemal Paþa’nýn icraatý o devri anlatan kitaplarýn ve aðýzlarýn önemli konularýndandýr. sucusu filân hep bizden çýkardý. Daha sonra hiç durmadan vazifeden vazifeye koþmuþ. adetâ hezarfen yetiþecekmiþiz gibi. emekli olarak da yurdun hizmetinde ve mesleðinin gösterdiði istikamette gayretler sarf etmiþ. fakat. Eðer dakikada 400 devir yapacak bir makina icat edilebilirse. ilk Vazife Kemâl Saatçýoðlu mektebi bitirdikten sonra. tahsili ve yetiþtirdikleri arasýnda mukayese imkânsýzdýr. Eski tahsilin þimdikine göre pek iptidai kalacaðý kanaatindeyim.. DSÝ 2. Tayyare henüz icat edilmemiþti. betonarmeyi doðrudan doðruya mucidinin. her branþýn dersini birlikte okuyarak mezun olurduk. Ama yine de durmamýþ. inþaatçýsý." O zaman betonarme de okumamýþlar. þimdiki Mühendis mekteplerinin idaresi. elektrik bahsinde ise sâdece bir postane kurabilecek bilgiyi aldýk. Bölge Ýnþaat ve Proje Servisinde gündelikle çalýþýyor. þevk ve iradesi…. imar bakýmýndan dünle bugün arasýndaki farký hayranlýkla belirttikten sonra. dünkü mühendisle þimdiki meslektaþlarýmý þöyle kýyasladý: . Biz. Cemal Paþanýn þahsiyet ve hüviyeti ile kendisinin ve devrinin otorite telakkisini açýklayan aþaðýdaki fýkra. Bitmeyen bir çalýþma azmi. Halen. o zamanki adý Hüdavendigâr olan Bursa'ya Baþmühendis Muavini olarak tayin edilmiþ. Enebik'in kitaplarýndan öðrenmiþler. 1929 da Giresun Baþmühendisi iken kendi isteði ile emekliye ayrýlmýþ. güzel bir espriyi de kucaklamaktadýr: 13 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünle Bugünün Mukayesesi Kemâl Saatçýoðlu."Tophanenin Maliye’ye borcunu ödemek için Topçu Mektebi’nin yanýnda ve Topçu Mektebi hocalarýnýn idaresinde kurulan okulda gördüðümüz tahsille. uçmanýn mümkün olacaðý söylenirdi.

50 laðýmcý. yeryüzüne inmemek için Hazreti Muhammed'in gösterdiði bahane þudur. saat 9:30'da tekrar gelip 12'ye kadar vazifeye devam ediyorduk. ama yanlýþ bir hareketimi de hayatýmla ödeyeceðimi biliyordum. Rýza Paþa’yý yalancý çýkaramazdým. "40 kilo dinamit. Karargahýn önünde Belediye Reisi bekliyordu. Nehri Yezid Rivarý yýkýlmýþ. . geliþigüzel saydým. Cemal Paþa bana sordu “Ýþi kaç günde bitirip bize su verebileceksin?” Bir anda þaþýrdým. Paþa Hazretleri" dedim. Bu iþin o günün imkanlarýyla iki ayda bitirilmesi bile zor. birbirlerini vahþiyane þekilde kýrýp geçiren insanlýðý yola getirmek kararýný veren peygamberlerin kendi ümmetleri içerisine inmeleri söz konusu olurken." dedi. yok. Paþa emretti. 5 kilometre gittikten sonra ne göreyim? 30 metre yükseklikte 50 metre boyunda 2 tünel arasýnda üzerinden kanal geçen bir duvar yýkýlmýþ ve Nehri Tura kanalýný da doldurmuþ. 200 asker. sonunda kurþun var”. "Ýnþallah bir ayda. Cemal Paþa hiddetlendi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Birinci Cihan Harbi’nin en kýzgýn günlerinde. “Cemal Paþanýn bir sorusu üzerine evvelce bahsi geçen kanal ve setin tamirine baþlandýðýný ve baþýnda senin bulunduðunu söyledim. Durumu kýsaca izah ederek.Belediyede akþam saat 8'e kadar çalýþtýktan sonra. Huzura Rýza Paþa ile birlikte çýktýk." Ne diyeyim. Belediye Reisi Rýza Paþa Rikabi beni çaðýrarak "Cemal Paþa telefon etti. Cemal Paþa asar! Ýþte bu Cemal Paþa’nýn hakim olduðu Þam Vilayeti Belediyesi’nin Heyeti Fenniye Reisi.Ümmetimin arasýna inemem. Bu yorucu mesai arasýnda bir gün. ona göre davran" dedi. Hüsnü Paþa’ya gittim. Öðleden 14 . "Bir haftada bitirmek için ne lazýmsa söyle. Sakýn beni yalancý çýkarma. Cemal Paþa beni istiyormuþ. Ayný gecenin yarýsý evime yeni dönmüþ ve henüz soyunmuþken kapýya bir otomobil geldi. Karargahtaki kanalýn içerisine girerek yürümeye baþladým. yarýn gidip bakacak ve ne lazýmsa derhal yapacaksýn. bizim Kemal Saatçýoðlu! Kemal Bey gülümseyen bir yüzle bir hatýrasýný þöyle anlattý. Arabým ben. Bilirsin. . Çýkarken de "Bir hafta içerisinde bitiremediðin takdirde vallahi seni asarým. Nehri Tura Kanalýný da týkadýðý için karargaha ve kýþlalara su gitmiyormuþ." Rýza Paþa Rikabi'nin alet edavatý temin edebileceðini söylemesi üzerine Cemal Paþa bana "Yarýn gider bunlarý Hüsnü Paþa’ya temin ettirirsiniz" emirini verdi.

bu söz üzerine bana dönerek. ama iþin bitmesi için kendisinden 460 altýn harcamaktan kurtulamamýþ. böyle de.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I sonra gelecekmiþ. "Bir ayda". Baþmühendis Nadir Bey beni Nazým Paþa’ya takdim ettiði zaman Paþa sordu." Paþa.Seni affettim. Ertesi gün. iyisi mi gidip Cemal Paþa’ya iþin içyüzünü anlatayým. dedin". Ayaklarýna kapanarak aðlamaya baþladým… Kemal Bey böylece asýlmaktan kurtulmuþ.Kastamonu Valisi Yeniþehirli Nazým Paþa. alaylý mý? 15 . buraya tayin edilir edilmez Vilayetin ileri gelenlerini toplayarak. bir taraftan meyhanecileri Cide'ye sürerken. öyle de ölüm. Cide Yolu Ýstikþafý Kosova'dan sonra Kastamonu'ya tayin edilen Kemal Saatçýoðlu. iþi ele alarak. vurursa kader. Nazým Paþa. yanýnda Rýza Paþa ile Mýsýr Baþmühendisi Maisner Paþa’nýn muavini Mühendis Ata Bey’le birlikte kanala geldiler. Paþa. . arzularýný sormuþ. Aþaðý inince Ata Bey "Paþam dedi. dedi. Nezaretten gelen istikþaf mühendisleri "Kibert Þirketi. diðer taraftan da Cide yolunun yapýlmasý konusunda çalýþmalara baþlamýþ. Düþündüm. ümit ederim ki bir ayda iþi bitirecek. . Cide yolunun yapýlmasýný isteriz" demiþler. Cemal Paþa. kendilerinden ürkmüþ olduðu halký memnun etmek için. orada Cide yolu istikþafý dolayýsýyla baþýndan geçen dikkate deðer bir vakayý da þöyle anlattý. bu iþ ne kadar günde bitirilebilir?" Merdivenlerden çýkarken Ata Bey yavaþça sordu: "Kaç günde mümkündür. bu yolun haritasýný yapmadýkça orada istikþaf imkansýzdýr" yollu baþtan savýcý bir cevapla geldikleri yere dönmüþler ki benim bundan ve daha evvel verilmiþ bulunan 16 rapordan haberim yok. onlar da "Meyhanecileri istemeyiz. Kemal Bey iþe iyi baþlamýþ. . Ata Beye “Çýk bakalým dedi.Mektepli misin. elden ne gelir? Düþündüðüm gibi de yaptým.

Otur bakalým þuraya. suvari jandarma arkada. Yapýlmasý istenilen yol. Ýþte tam bu günlerde. ben mühendisim Paþam. Kaymakama. sen bu yeri görmeden nasýl yaparým diye söz veriyorsun? .Paþam. daha evvel bahsettiðim gibi meyhaneciler Cide'ye sevkediliyorlarmýþ. omzumda altimetrik. . diye soruyarlar. dedi.Nireye götürüyon donguzu? Diyorlar. Beni yukarýdan aþaðý þöyle bir süzdükten sonra. onu karþýlayýp. efendim.Nasýl. Köylü jandarmaya koþtu. tekrar sordu. . elbetteki yaparým bu yolu. gören köylüler jandarmaya. Daday'dan istikþafa baþladým. Ertesi gün yola çýktýk.Mektepliyim. 16 . Ailemi yerleþtirdim. Ben yaya önde. ýraký satan mý? 8 kilometre sonra bir köye indik. .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I .Ya binek? Yaya gideceðimi haber verince adamcaðýzýn yüzünde þaþkýnlýðýn çizgileri belirdi. köþesinde pusula.O halde yer de var. 50 lira avans aldým ve Kastamonu'ya geliþimin dördüncü günü Daday’a gittim.Mezuniyetine kaç sene oldu? . sonra da bana dönüp. bir jandarma ve bir mekkareden ibaret ihtiyacýmý bildirince sordu.8 sene Paþa Hazretleri.Sen Cide yolunu yapabilir misin? "Hay hay" cevabýný verince de: . ayaðýma podametre asýlý. . . Elimde istikþaf paftasý.Var . Daday’la Cide arasý. para var mý? . dedim.

maaþýna 150 kuruþ zam almýþ! 60 sene mühendislik yapan ve 83 yýl yaþamýþ bulunan Kemal Saatçýoðlu'nun biri birinden enteresan daha pek çok hatýrasý var.Akþamlar hayýrlý olsun çorbacý “dediler. . hatýralarý var ama biz bunlarý yayýnlarken. bana da. Kemal Saatçýoðlu 22 günde Cide yolunun haritasýný ve 3 ay sonra da en müþkül bölgede 24 kilometrelik tesviyeyi turabiye yaptýrmaya muvaffak olunca. Köylü boynunu büktü. Jandarma hiddetlendi. Müslüman. mektepte 7'nci sýnýfta giyindiði kýrmýzý þeritli ceketini istemiþ. gelsin. kýsa don giyiyo da. hemen eve haber yollayýp.Hoþ geldin baþefendi.Ne bilek. . bu mühendis. merhaba.Merhaba çavuþaða kolay.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I . bakmýþ ki nereye gitse gayri Müslim veya meyhaneci sanýlacak. .Ülen. . Hatýrasý. Kemal Bey. tabiidir ki. gazetemizin hacmini göz önünde tutmak zorundayýz… 17 . Filan dedikten sonra. Ancak bunu giydikten sonradýr ki yolda görenler. Demeye baþlamýþlar.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 18 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I FABRÝKALAR KURAN FABRÝKA KARDEMÝR VE TÜRKÝYE CUMHURÝYETÝ DEMÝR-ÇELÝK ÖYKÜSÜ Mahmut Kiper Metalurji Mühendisi .

' Evet. Þanbaþoðlu'nun çok önemli bir yeri vardýr. 1930'larýn baþlarýnda baþlayan demir-çelik seferberliðinin her aþamasýnda nefer. gözlemci ve tanýk olarak yer almýþ. Osmanlý Ýmparatorluðu -gerçi elde bir vesika yok ama.. 'Biz bir müstemleke kaybettik ama öyle bir sanayi üretimi meydana getirdik ki. lider. S. Þanbaþoðlu. ülke sanayisinin temel taþlarýný oluþturan kuruluþlarýný ülkemizin saðlam tuðlalarý olarak sessizce ören ve yine sessizce göçüp giden bir mühendisi idi. çeliðin kitle halinde imali çok önemli bir olaydýr. o müstemlekeyi kat kat telafi edecek durumdadýr. Fabrikayý gezdikten sonra enteresan bir þey göstere20 . Askeri Fabrikalar Genel Müdürü Baþkanlýðý'ndaki bir heyetle harp içerisinde Ýngiltere'ye gittik. Cumhuriyetin o dönemlerdeki insanlarýnda görülen özelliklerinden olan üstün devlet ve görev bilinciyle. ama daha sonra. Türkiye'nin sýnaî geliþiminde sürekli izler býrakmýþ ve bu satýrlarda anlatýlacak olan demir-çelik öyküsünün -inanýlmaz güçlü hafýzasýyla en ince detaylarýna kadar.. "Memlekete gereklidir" diyerek Aachen'de metalurji eðitimi görmüþ. Türkiye demir-çelik öyküsünde KARDEMÝR'in (Karabük Demir Çelik Ýþletmeleri).bu günlere taþýnmasýný saðlamýþ bir üstadýmýzdý. Söyleþide Þanbaþoðlu. kendisi hiç çalýþmamýþ olmasýna raðmen.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 20 Ekim 1992 tarihinde TMMOB Metalurji Mühendisleri Odasý'nda yapýlan Akþam Söyleþisi'nin konusu "Türkiye'nin Demir-Çelik Öyküsü". tüm olumsuzluk ve yokluklara raðmen. Osmanlý Ýmparatorluðu'nun son dönemlerinden baþlayarak bu öyküyü þöyle aktarmýþtý : "Endüstri devrimine yol açan temel unsur olan çeliðin kütle halinde imalatýný gerçekleþtirmiþ olan Ýngiltere'nin Baþbakaný kaybettikleri Amerikan müstemlekesi için demiþtir ki. Ýngiltere'nin davetinin sebebi Türkiye'yi harbe sokmak için iliþkileri geliþtirmekti. Þöyle bir hatýramý müsaade ederseniz arz etmek isterim : 1942-43 senesinde.1820'lerde sanayi devrimine girmeye çalýþmýþtýr.ülkemizin ilk Metalurji Yüksek Mühendisi Selahattin Þanbaþoðlu idi. önce makina mühendisliði eðitimine baþlamýþ. KARDEMÝR öyküsünde de. konuþmacýsý ise -Atatürk'ün yurtdýþýna gönderdiði diðer öðrencilerle birlikte 1926'da Ankara Garý'ndan bizzat uðurladýðý.. Ayný zamanda.

Tarih 1840. Abdülaziz'in zamanýnda Osmanlý Donanmasý'nýn geliþmesi arzu edilmiþ olduðu için. Ýlk kurulan tesisler beþer tonluk biri bazik. O nedenle hafýzama istinaden anlatacaðým. asidik sistemle de toplarýn namlularý yapýlýyordu. fevkalade bakýmlý. Daha sonra Ýmalat-ý Harbiye tarafýndan Zeytinburnu'ndaki demirçelik tesisleri kurulmuþtur. Ufak pik dökümhanelerinden baþka hiçbir þey kalmamýþtý." S.. Bu durum aþaðý yukarý Birinci Cihan Harbi'ne kadar devam etti. Ve Türkiye Cumhuriyeti teþekkül ettiði vakit. 2000 tona kadar bütün gemilerin boyasý. Ama. Bu garibin mezarýna kimse dokunmasýn!. Zeytinburnu'nda haddehane yoktu. Bu savaþta hem çelikhane. Fabrikanýn büyük yeþil bahçesinin bir yerinde. Siemens-Martin ocaðýndan dökülen çelik haddeleme suretiyle deðil. Osmanlý'da kütle halinde çelik üretimi evvela Camialtý Tersanesi ile baþlamýþtýr. "Ýlk teþebbüs 1924 senesinde imalathanelerin tekrar kurulmasý için çýkarýlmýþ bir kanunla baþlar. Yani. etrafý zincirle çevrili bir mezar var. Vakti zamanýnda Askeri Fabrikalarýn kütüphanesindeyken. dövülme suretiyle þekil alýrdý. harap oldu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ceðiz dediler. ama kaybolmuþtu. 100 milyon liralýk tahsisatýn 5 sene zarfýnda sarf edilmesi üzerine bir kanun çýkarýlmýþ ve ona istinaden 21 .. Mütareke ile birlikte hepsi kapandý. Bazik sistemle kütle çelik imalatý. mermerden yapýlmýþ. hem de bir haddehane bulunmaktadýr. bu tersane kurulmuþtur ve içinde hem demirhane. 1923'te elinde çelik üreten hiçbir tesis yoktu. Sonra gidip aradým. çýrak okulunun mürekkep ihtiyacý dahil tüm ihtiyaçlarý da bu tesiste yapýlýyordu. Ýmalat-ý Harbiye'nin mazisinden bahseden bir kitap görmüþtüm.. Mezarýn üzerinde: 'Ýstanbul'dan buraya staj için gelip 28 yaþýnda ölen Ýbrahim……'in mezarýdýr...' yazýyor. Osmanlý Ýmparatorluðu'nda hangi tarihte kütle halinde çelik imaline baþlandýðýna iliþkin bir vesika yok. Þanbaþoðlu Cumhuriyetin ilk yýllarýndaki demir-çelik ile ilgili giriþimleri de þöyle anlatýyor. hem imalathaneler ve diðer tüm fabrikalar var güçleriyle çalýþtýlar. dövme ve presleme iþlemleri vardý. diðeri de asidik Siemens-Martin ocaklarýdýr.

Bunu yapan da devlet deðildi. gibi sebzeler ile tavuk. Bu kitabýn sunuþunda Prof. Meyhane. 1932'te Almanlar’dan bir heyet geldi. bir tane 2 tonluk elektrikli ark ocaðý ve iki tane de kupol ocaðý ile beraber dökümhane. tekrar Þanbaþoðlu'nun aðzýndan demir-çelik serüvenine devam edelim : 22 . Ýki. ilk fabrika yemeði ve kýyafeti Kýrýkkale Çelik Fabrikasý'nda verilmiþtir. Fabrikaya ya trenle. Gazete gelmezdi. Bu söyleþide. bir aný kitabý basýldý. Türk Tarih Vakfý'nýn Sözlü Tarih Projesi kapsamýnda.. fabrika çevresindeki uygun bir arazide domates. Ýlk önce Ankara Fiþek Fabrikasý ile iþe baþlanmýþtýr. Fabrikada iki tane 10'ar tonluk SiemensMartin ocaðý. biber. Çelik fabrikasýnda 500-600 iþçi çalýþýrdý. Haftada yalnýz iki tren geçerdi. Ýþçi tamamen oralarýn köylüsüydü.. Kýrýkkale'nin ve fabrikanýn o günlerdeki durumunu da Þanbaþoðlu þöyle anlatýyordu : "1932'de Kýrýkkale'de askeri fabrika sahasý dýþýnda sadece 13 ev vardý." S. Bu fabrika 1932'nin baþýnda bitti. haddehane. Bilsay Kuruç. hangi koþullar altýnda ve hangi inanç ve dirençlerle baþarýldýðýný gösteren bu ara açýklamadan sonra. tamirhane vardý. Yol yoktu. demirhane. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda nelerin. Kendi aramýzda para toplayýp baþlattýk ve usul haline getirdik. kahvehane ve kasap dükkaný ayný yerdi. Ýþçilere (yani çalýþan köylüye) kendi getirdiði pekmez veya ayrana bandýðý yufka ekmeðinden ibaret yemeðinin ve kendi elbisesinin dýþýnda. Þanbaþoðlu'nun 1995'te ölümünün ardýndan. üç saatte köyünden eþekle veya yaya gelirdi. ya da çamur tarladan geçerek gidilirdi." O devirde yörede ne sebze hali. Dr..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I askeri fabrika imalathaneleri tekrar yeni baþtan kurulmaya baþlanmýþtýr. Ve 1929 senesinde de. fasulye vb. Fabrikada eþeklere ayrý yer vardý. koyun gibi hayvanlarý doðrudan doðruya kendileri yetiþtirerek. ne kabzýmal ne de mezbaha vardýr ve onlar. Ülkü Özen'in Selahattin Þanbaþoðlu ile yaptýðý söyleþiden alýntýlara da yer vermiþti. bunlarý çalýþtýrmaya baþladýk. Kýrýkkale'deki çelik fabrikasýnýn temeli atýlýr. çalýþanlara Cumhuriyetin ilk tabldot uygulamasýný baþlatýrlar.

Kýrýkkale'de hep yeni þeyler yapýlýrdý.. 1934 senesinde Ali Çetinkaya Bayýndýrlýk Bakaný olduktan sonra Devlet Demiryollarý ona baðlandý. Kýrýkkale'de dolomit yoktu. Bizim çelik imalatýnda Harlas'ýn çok büyük yardýmý ve tesiri oldu. Bizi en çok müþkülata uðratan. Türkiye'de ilk defa çelik döküm. kalem çeliði..08) karbonlu ve silissiz malzeme imal etmekti.da yapýlsýn. Raylarý ilk teslim ettiðimiz zaman TCDD þüphe etmiþti. manyezitin yakýlmasý ve katýlmasý ilk defa burada oldu. Türkiye'de ilk defa ray 1932 senesinin Haziraný'nýn 4'ünde burada yapýlmýþtýr. Hepimiz acemiyiz ve doðru dürüst kütle halinde üretim yapamýyoruz. Onlar raylarý Thomas çeliðinden yapýyordu. paslanmaz çelikler. Devlet Demiryollarý baþlangýçta hiç istemiyordu. Ýsmet Paþa'nýn emriyle '. Hülasa.. Kýrýkkale'nin esas imal görevi vasýflý çeliktir..000 ton ray verdik. yüksek hýz. Çetinkaya zorlayýnca ray sipariþini Kýrýkkale'ye vermek zorunda kaldýlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "O vakit demiryollarý Türkiye için çok önemli. Bizim raylar onlarýnkinden kat be kat mukavim çýkýnca herkesin sesi kesildi. fiþek için.. Burada ray. Ýnþaat Fen Heyeti Baþkaný olan Ýsmail Fuat Bey bizim raylardan ve Alman konsorsiyumundan gelmiþ raylardan bir kaç örnek alýp test etmek üzere Ýsviçre'ye gönderdi. 1935-50 arasýnda 150 kadar deðiþik çelik çeþidi yapýlmýþtýr. kýsaca her cins takým çeliði yapýldý. ama. uçak çeliði. ama manyezit vardý. ne de ray için sipariþ vardý. Türkiye'de bugün bunun yarýsý üretilmiyor.. Sonra. 15'lik top imalatý için Almanya'ya tekâmül kursuna gidenler. bütün diþli çelikleri. daha bir çoklarý yapýldý. tabiatýyla hiç tahsisat falan yok. platina dediðimiz çok düþük (% 0.. Bunda baþarýlý olmuþtur. semantasyon çelikleri. 1935-1940 tarihleri arasýnda TCDD'ye 20. Bu fabrikalarý askerlerin ihtiyaçlarý için kurarken. Baþlangýçta. O esnada. atýþa dayanýklý çelikler. Daha sonra Almanlar gittiler ve 1934'e kadar çelikhane çalýþmadý. Sýcak iþ. Škoda firmasýndan Harlas isimli bir ustabaþý getirdiler. kuma çelik döküm de bura23 .' denmiþtir. çünkü ne mühimmat.

vagon yayý. Ýlk yapýlan þeyler.. Türkiye'nin sanayi devrimini yakalamasý için.. tampon yayý ve kabýna sýðmayan bir çok ürün. bunlar eski Erkin denizaltý personel gemisinin bodoslamalarý ve mermi çeliklerinin çekme halkalarý için. TCDD'nin ve Milli Savunma'nýn ihtiyaçlarýný karþýlardýk. deðiþik ve zor iþler yapýlýyordu. Bilsay Kuruç. kapsül. diðer geliþmiþ ülkeler de bu üretimi çok önemsediler. toplarýn tekerlek baþlarý olmuþtur. zýrh mermisi. Kapasite 2 tonluk bir elektrik ark ocaðýndan ibaretti. Ve ondan sonra da enteresan iki döküm yapýldý. top tabanca. Bütün bunlarý kitaplardan bakarak yaptýk. baþta ABD olmak üzere. Ýngilizlerin kitlesel demir-çelik üretimini 'Amerika Müstemlekesi'nden daha üstün tutmalarý gibi....." Bu minyatür sanayide gerçekten çok önemli. dýþ kýsýmlarý gri döküm halkalardý. bunu çelik endüstrisi merkezli sýnaî üretim gücüne borçludur. bu minyatür sanayide üretiliyordu..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I da yapýldý. Ama 600-700 ton/yýl ölçekli çelik üretimi ülkenin sanayileþebilmesi için çok yetersizdi. Kendi ihtiyacýmýzý. 'Kýzýlýrmak’ýn doðusunda kurulsun. 1980'lerin sonlarýnda Uluslararasý Demir-Çelik Enstitüsü'nün (IISI) 21. 1930'larda ýssýz Kýrýkkale köyünde minyatür bir sanayi modeli kurulmuþtu... ana ve yardýmcý fabrikalar biçiminde kurulur. Patent. bentonit hiç bilinmezdi. zýrh levhasý. mermi. lisans söz konusu olamazdý. Dr. iç kýsmý beyaz döküm.' ilkesine göre ve bütünüyle de harp sanayisine yönelik olarak. aðýr sanayisini kurmasý ve bunun için de lokomotif sektörlerden olan demir-çelik iþinde çok yüksek üretim rakamlarýna ulaþmasý gerekiyordu. Askeri fabrikalar 1924'te alýnmýþ olan bir kararla.." En azýndan 2000'lerin baþýna kadar uzanan bir sanayi çaðýnda lokomotif rol oynamýþ olan iþ kollarýnýn desteklenmesi. Çelik döküm kumu tanýnmýyordu.. fiþek yanýnda. ekonomik geliþ24 . Þanbaþoðlu'nun anlattýklarýndan yola çýkarak o dönemki Kýrkkale'yi þöyle tanýmlýyor : "." Prof. Fiþek. yýllýk toplantýsýndaki þeref konuðu þöyle diyordu: "ABD bir endüstri devi ise. barut. çelik. Piyasaya vermedik. tüfek ve barut fabrikalarý ortaya çýkar. piyasanýn ihtiyacý da yoktu. Mermi.... O vakit þamotu öðütüp döküm kumuyla karýþtýrma suretiyle çelik kumu imal edildi.

1929-30 gümrük istatistiklerine göre. demirçelik sanayi kurma teþebbüsü ikinci kez olumsuz sonuçlanmýþtýr. raporunda demir cevherinin ve cevherin izabesi için kullanýlacak kokun dýþarýdan getirilmesini tavsiye eder. Granigg. Bu kýpýrtýlardan sonra 1928'e kadar herhangi bir diðer araþtýrma emaresi gözlenmemektedir. bunun için de günde 300 ton kapasiteli bir yüksek fýrýna ihtiyaç olduðu belirtilmiþtir. Yeni yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti de bu gerçeði görüyordu. bu kapsamda demir-çelik sanayisi de 25 . ulaþýmdan reklama tüm diðer yan sektörlerde % 20'lik bir artýþý da beraberinde getirmekteydi. Kimya sanayisi ile birlikte temel lokomotif sektörlerden olan demir-çelik iþkolunda çalýþan bir kiþi. yýlýnda yayýnlanan bir broþürde anlatýlanlara göre. bir taraftan petrollerin incelenmesi için Lüksemburg'dan Dr. Ýktisat Vekaleti tarafýndan hemen baþlatýlmýþtý. diðer taraftan da kömür ve demir madenlerinin araþtýrýlmasý için Avusturya'daki ünlü Löben Maden Mektebi'nin profesörlerinden Dr. Lucius. Çünkü bu anahtar sektörlere yapýlan yatýrýmlar sonucu. KARDEMÝR'in kuruluþunun 50. Bu nedenle de. 1932'de Rus Heyeti'nin incelemelerinden sonra. bu heyetin verdiði raporlarda. bir yýlda 150.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I menin anahtarý konumundaydý. bütçeye ödenek konamadýðýndan. konu tekrar gündeme gelmiþ. 1928'de Genel Kurmay'da yapýlan bir toplantýda konu tekrar ele alýnmýþ. 1925 yýlýnda. Bu yüksek fýrýnýn iþletilmesi için kurulacak kok fabrikasýnda da kimya sanayi bakýmýndan önemli yan ürünler elde edileceði ve bu aðýr sanayi merkezi çevresinde kurulacak sülfürik asit fabrikasý ile diðer yan sanayi tesislerinin çok ekonomik olacaðý doðrultusunda görüþler ortaya konmuþtur. Ruslardan sonra Amerika'dan gelen bir diðer heyete Türkiye'nin ekonomik tahlilleri yaptýrýlmýþ. Öte yandan ülkemizdeki kömürlerin koklaþma testleri ve cevherlerin uygunluk analizleri de yurtdýþýnda yaptýrýlmýþtýr. ülkede kitlesel ölçekli bir entegre demir-çelik tesisinin kurulmasý hususunun araþtýrýlmasý için gereken çalýþmalar.. bu sektörlerden etkilenen diðer iþkollarýnda 20 kiþiye daha istihdam olanaðý saðlamaktaydý.. fakat. Dr. Granigg Türkiye'ye getirtilir.000 ton demir-çeliðe sürüm bulunabileceði. üretimde görülen % 20'lik bir artýþ.

Amerikalý iktisatçýlarýn ve Rus heyetinin incelemeleri sonucunda. Þanbaþoðlu ile KARDEMÝR'in yollarý da ilk kez burada kesiþir..5 milyon £ tutarýndaki bir kredi anlaþmasý çerçevesinde. birinci sanayi kalkýnma planý kapsamýnda yer alan bu en önemli tesisin kesin olarak kurulmasýna karar verilmiþtir. Karabük'ün seçilmesinde savunma gereksinimi dýþýnda þu faktörler de rol oynamýþtýr : Taþkömürü havzasýna olan yakýnlýðý. Demir cevheri dýþarýdan ithal edileceði için sahile yakýn oluþu. Daha sonra. 3 Nisan 1937 tarihindeki temel atma töreninde Baþvekil Ýsmet Ýnönü þunlarý söylüyordu : ". Ýncelemelerin sonucunda ".. entegre demir-çelik tesislerinin kuruluþ yerlerinin seçiminin ve diðer sorunlarýn incelenebilmesi için.. A. Yöredeki jeolojik yapýnýn aðýr sanayi tesisi kuruluþuna elveriþli oluþu. Yörenin iþçi yerleþmesine uygunluðu. Ve nihayet.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ele alýnmýþtýr. Bunlardan her biri her memlekette baþlý baþýna birer kýymet sayýla26 . 1936 yýlýnda Erzurum demiryolu hattýnýn yapýlýþýnda bulunan Divriði demir madenindeki cevherin nakil imkâný.. Genelkurmay deniz toplarýnýn atýþ menzili (o zamanlar 70 km'ydi) dýþýnda kalmasý hususunda ýsrar eder ve Zonguldak'tan 70 km içeride 11-12 haneli Karabük Köyü bulunur. Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarý adý dikkatinizi celp etmiþtir.. S. Demiryolu güzergahýnda olmasý nedeniyle.000 ton/yýl ve Ýngiliz Brassert firmasý da 150. tesis Zonguldak'ta kurulsun." derler. Demir-Çelik fabrikalarý yedi tane büyük fabrikadan mürekkeptir. Þanbaþoðlu bulunmaktadýr.. BRASSERT firmasýna verilir. Hasan Osman Kýraç ve S. Yer seçimi için oluþturulan heyette Vedat Akdoðan. Ýþin alýnmasý için çok bastýran Ýngiliz Hükümeti ile imzalanan toplam 2. Sümerbank ve Genel Kurmay ile birlikte çalýþmalara baþlanmýþ. tesisler için önerdikleri kuruluþ yeri Ereðli'dir..000 ton/yýl kapasiteli iki ayrý teklif verirler.. kesin kuruluþ yerinin tespiti için Sümerbank ve Askeri Fabrikalar uzmanlarýndan bir heyet seçilir. KARDEMÝR'in ihalesi H. Alman Krupp firmasý 80.

Görüyorsunuz ki. 27 . Burada çalýþanlarýn ikamet ve çalýþma sýhhat þartlarý. bunlar için ayrý ayrý müesseseler kurulacaktýr. endüstri hayatýna hevesle girdikten sonra asýl endüstrinin ana kýsmýna. Her bakýmdan memlekete bu kadar lüzumlu ve faydalý olan bu fabrikalarý vücuda getirmek Atatürk'ün büyük ehemmiyet verdiði baþlýca bir mevzu idi. aðýr endüstriye bugün baþlamýþ bulunuyoruz. kok fýrýný. Makina endüstrisine de buradan baþlanýr. mektep ihtiyaçlarý ayrýca hazýrlanacak.000 kw kudretinde bir elektrik santrali. Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarý ile memleketin her sahada çok kýymetli olan baþlýca ihtiyaçlarýna cevap verecek bir müessese kurmakla kalmýyoruz. memleketin müdafaasý için olan yüksek ehemmiyetine de bilhassa dikkatlerinizi celp etmek isterim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bilir. Bu fabrikalar her ihtiyaç için istediðimiz demir ve çelik temin etmekle. Bu her gün on trenin buraya gelmesi demektir. Cumhuriyetçi ve milliyetçi Türkiye'nin manevi ve içtimai bir medeniyet ve kültür müessesesini de meydana getirmiþ oluyoruz. 20. Bu müesseselere dayanarak yeniden kurulacak fabrikalar ayrýca bir mevzu olacaktýr. Yüksek fýrýnlar. Bu fabrikada günde bine yakýn amele çalýþacaktýr. Demir ve Çelik Fabrikalarýnýn endüstri bakýmýndan. büyük bir atölye ve tali maddeler fabrikasý. haddehane. kurulacak olan bu fabrikanýn ne kadar modern ve mekanize olduðunu göstermeye kâfidir. çelik fýrýnlarý. Amelenin nispeten azlýðý. bugün meydana getirilmesi kararlaþtýrýlmýþ olan bunlardýr. Bu müessese içtimai bakýmdan da ayrýca dikkati celp edecek bir kýymeti haizdir. ekonomi bakýmýndan olduðu kadar. Fabrikalarýn her gün kullanacaðý madenleri 236 vagon taþýyacaktýr. Arkadaþlar. memleket müdafaasý bugünden sonra daha geniþ temellere istinat etmiþ olacaktýr. Kurulacak fabrikalar fennin en son terakkilerini ve en son icatlarýný ihtiva edecek olan en kuvvetli müesseselerdir. Bu müesseselere 22 milyon liradan fazla para sarf edeceðiz.

. ne de ekskavatör vardý.2½ senede olmuþtur ve bu yapýlma iþinde ne dozer.. benim kanýmca en önemli faktör -öldüyse. Allah rahmet eylesin. Bu yolda karþýlaþýlmýþ olan sayýsýz zorluklarý gidermek ve kuruluþlarýný tahakkuk ettirebilmek için baþlýca istinat kuvvetimiz Atatürk'ün bitmez tükenmez müzahereti ve yardýmý olmuþtur. uzun müzakereler ve tetkiklerde bulunulmuþtur.. O hep iþinin baþýndaydý ve sabahtan gece saat 12'ye kadar mütemadiyen bu iþle meþgul olurdu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün temelini atmakla sevinç duyacaðýmýz bu fabrikalarýn kurulmasý için çok çalýþýlmýþ.…" Böylelikle.. kürek ve eþek küfeleriyle yerlerin doldurulmasý suretiyle gerçekleþtirilmiþtir.. KARDEMÝR'in kuruluþu ile ilgili olarak S.Azmi Tlabar ismindeki kontrol mühendisiydi. Þanbaþoðlu þunlarý anlatýyordu : ". Soðanlý ile Araç çaylarýnýn kesiþtiði yerde ve birer bataklýktan farksýz olan geniþ çeltik tarlalarýnýn üzerinde memleketimizin ilk büyük aðýr sanayi tesisleri hýzla yükselmeye baþlamýþtý.. Bütün bu iþler kazma." 28 .. Bu kadar hýzlý bir fabrika yapýlmasýnda... Bu olay ülke çapýnda büyük yankýlar uyandýrmýþ ve gazeteler olayý 'Millî Þef' KARDEMÝR'in Temel Atma Merasiminde (3 Nisan 1937) günlerce iþlemiþlerdi... Karabük'ün yapýlmasý -dikkat buyurun.

(28 Þubat 1938) 1 Mart 1938'de makinalarýn montajý baþladý ve birbirini besleyentamamlayan üniteler bütünü olan bu tesiste ilk olarak 6 Haziran 1939'da Kuvvet Santrali ve ardýndan da 27 Temmuz 1939'da 1. her gün demir doðurur durur. Ve tam 64 senedir -her 5-6 senede bir bakým-onarým için verilen kýsa molalar hariç. 9 Eylül 1939'da iþletmeye alýnan Fatma adýndaki 1... 15 Eylül 1939'da Fatma tam kapasiteyle iþletmeye alýndýðýnda. Yüksek fýrýnda gerçekleþen reaksiyonlarýn tümü bugün bile açýklanamamaktadýr. Kok Fabrikasý iþletmeye alýndý. uzun doðum sancýlarý çekti... Yüksek Fýrýn. Smith Müessese 29 . Ýçerilerine her gün yüklenen cevheri bu fýrýnlar.. hep kadýn isimleri verilir ve yýllarca hiç durmazlar. Ama topraðý ateþle birleþtirerek demir veren bütün yüksek fýrýnlara.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bir Entegre Demir-Çelik Tesisinin Konstrüksiyonunda Kas Gücü Kullanýldýðýnýn Resimli Vesikasýdýr. bu saygý uyandýran ve heyecan veren doðurganlýklarýndan dolayý. Cumhuriyetin ilk sývý demiri 10 Eylül 1939'da Fatma'nýn karnýndan akkor halinde gün ýþýðýna çýktý. gerisin geri demir olarak gün yüzüne çýkarýrlar..Fatma ve daha sonralarý da kardeþleri Zeynep ile Ülkü. karnýndaki cevheri taþkömürünün ateþi ve karbonu ile yoðurdu. Yüksek Fýrýn Þefi Ekrem Kapralý ve Ýngiliz Uzman Mr.

13 Mart 1937'de kurulan Sümerbank Karabük Bürosu. baþlangýçta 32. Þanbaþoðlu da bulunmaktadýr.000 TL'ye mal olan KARDEMÝR'e Sümerbank'ça Sülfürik Asit ve Süperfosfat Fabrikalarý ile bazý tesisler daha ilave ediliyor ve böylece toplam kombine yatýrým maliyeti de 50. 13 Mayýs 1955 tarihli bir kanunla KARDEMÝR. sýra demiri yine ateþle çeliðe dönüþtürecek olan Siemens-Martin ocaklarýnýn devreye alýnmasýna gelir. çok büyük hizmetler verecektir. sermaye ile kurulan Türkiye Demir-Çelik Fabrikalarý Müessesesi'ne devir oluyor.900.000 TL'ye balið oluyordu. 30 . bu iþletmelerin dýþýnda baþlýca þu üniteler mevcuttu.000. Hem bu ocaklarýn devreye alýnmasý. 200 milyon TL sermayeli bir 'iktisadi devlet teþekkülü' durumuna gelmiþ ve "Türkiye Demir-Çelik Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü" adýný almýþtý. Çelikhane. uzun yýllar sonra tekrar kesiþecektir. Ve bundan sonra da KARDEMÝR. Haddehaneler. hem de baþka fabrika ve tesislerin kurulmasýnda. 21 Mayýs 1955'te ETÝBANK'ýn bir müessesesi olan Divriði Demir Madenleri'ni de bünyesine katan kuruluþta. Kok Fabrikalarý. Kýrma-Eleme ve Sinter Tesisleri. KARDEMÝR'le Þanbaþoðlu'nun yollarý.000 TL. Yüksek Fýrýn. Bu esnada. 1 Haziran 1939'da 30.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Müdürü Halit Civelekoðlu'nun yanýna gelir ve döküm alýndýðýný bildirirler. hem baþka demirçelik iþletmelerinin. KARDEMÝR o günlerde en ileri teknolojileri içeren devasa boyutlu bir aðýr sanayi tesisiydi ve iþletilmesi için müteahhit firma ile 1½ senelik bir sözleþme yapýlmýþtý. orada tanýk olarak S. SÜMERBANK da bu tesisin iþletilmesine yardým etmekle görevlendirilmiþti. Daha sonra.000. Makina Atölyesi. hem de haddehane ve ray çekme ayarlarýnýn yapýlmasý süreçlerinde Kýrýkkale'den gelen ekiplerin çok büyük katkýlarý olacaktýr. olaðanüstü bir özveriyle.

bir çok fabrikanýn kuruluþunda önemli görevler üstlenip 'Fabrikalar Kuran Fabrika' unvanýný taþýmaya hak kazanmýþtýr. Milli Þef Ýnönü'nün KARDEMÝR'in temel atma töreninde söylediði. Karakaya Barajý. bünyesindeki bu ek tesislerle. Fýrat Köprüsü. Seydiþehir Alüminyum Tesisi. Pendik. ülkemizin her yöresinde baþlatýlan kalkýnma ve sanayileþme çaðýný yakalama hamlesi çerçevesinde planlanan tesislerin hayat geçirilmesiydi. Örneðin. TRT ve PTT'nin 19 adet Radyo-TV anten kulesi. yalnýz inþaatlarda kullanýlabilecek olan klasik uzun çelik mamûllerinin üretimi için gerek duyulan tesislerin yaný sýra. Afþin-Elbistan Termik ElektrikSantralý. ETÝBANK iþletmelerinin bir kýsmý ve bazý askeri tesisler KARDEMÝR tarafýndan kurulmuþtur. Zira. 9 tane þeker fabrikasý. Çelik ve Demirdýþý Metal Dökümhaneleri. çok aðýr parçalarýn dökülebildiði 49. Bu yazýnýn sonlarýn31 . Türkiye ve Balkanlar'ýn en büyük ve Avrupa'nýn da hatýrý sayýlýr büyük tesislerindendi. Taþkýzak ve Alaybey Tersaneleri ile Ereðli Demir-Çelik Tesisleri (ERDEMÝR) ve Ýskenderun Demir-Çelik Tesisleri (ÝSDEMÝR) de dahil olmak üzere. Ülke sanayinin geliþiminde büyük hizmetler veren tesis öte yandan bir 'içtimai medeniyet ve kültür müessesesi' olma iþlevini de yerine getirmiþtir. KARDEMÝR. PETKÝM. cumhuriyetçi ve milliyetçi Türkiye'nin manevi ve içtimai bir medeniyet ve kültür müessesesini de meydana getirmiþ oluyoruz" sözlerini bu iþletme tümüyle doðru çýkarmýþtýr. 7 çimento fabrikasý. KARDEMÝR'de.000 t/yýl kapasiteli dökümhaneler. Türk Tarih Vakfý tarafýndan çýkarýlan "75 yýlda Çarklardan Çiplere" isimli kitapta yer alan bir çok sanayi öyküsü içinde Aydýn Engin tarafýndan kaleme alýnmýþ KARDEMÝR hikayesi de vardýr. Pik. makina ve çelik konstrüksiyon atölyeleri ile dökümhanelerin de kurulmasýnýn temel nedeni.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Çelik Konstrüksiyon Atölyesi. "Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarý ile memleketin her sahada çok kýymetli olan baþlýca ihtiyaçlarýna cevap verecek bir müessese kurmakla kalmýyoruz. 35 tona kadar pikten ve 26 tona kadar da çelikten mamûl. çay fabrikalarýnýn 64 ünitesi.

Karabük'e teþrif eden Ankara Devlet Konservatuarý talebelerinden müteþekkil heyet. lise edebiyat muallimesi Fitnat Arzýkal idaresinde münakaþa ve mukayesesi yapýlmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I da KARDEMÝR'in genç cumhuriyette medeni insanlar yetiþtirmek adýna yaptýklarýndan bir kaç örnek þöyle anlatýlmaktadýr. Demir Çelik Tenis ve Velosipet (bisiklet) takýmlarýna ilave olarak pek yakýnda bir eskrim takýmý ihdas edileceði memnuniyetle haber alýnmýþtýr…. Temsilden sonra. Metalurji Mühendisleri Odasý eski Baþkanlarýndan Süleyman Sami Altun'dan KARDEMÝR'in eski yöneticileri ile ilgili bazý anýlar dinlemiþtim. ayrýca Ankara'dan davet edilen Gazi Orta Öðretmen Mektebi ve Terbiye Enstitüsü spor muallimleri tarafýndan ameli ve nazari olarak eskrim dersleri verilmiþtir. … Gene ocak ayý müddetince Demir Çelik tiyatro salonunda. Fransýz edip Moliere'nin. Ocak ayý hitamýna doðru Ankara Musiki Muallim Mektebi korosu tarafýndan halk þarkýlarýnýn çok sesli icrasý yapýlmýþ. 32 . her iki versiyonu da seyir eylemiþ olanlar tarafýndan. Ahmet Vefik Paþa adaptasyonu Mürai eserini temsil etmiþ. bir tanesinde üstad Nurullah Ataç lisan meselelerine temas etmiþtir. milli þairimiz Mehmet Emin Yurdakul hece vezni þiiri ile aruz vezni þiirinin mukayesesine tahsis edilmiþ bir konferans vermiþtir.'' Türkiye sanayisinin ve insanýnýn geliþiminde bir çok ilke imza atan KARDEMÝR. ayný eseri bu defa da Fransýzca aslýndan tercüme edilmiþ þekliyle sahneye vazetmiþlerdir. Maarif Vekilimiz Hasan Ali Yücel ise konferansýnda Karabük civarýnda Köy Enstitüsü deðil sanayi meslek mektepleri ihdasýna karar verdiklerini samiine izah buyurmuþ. Hareketli cereyan eden münakaþalarda garp ve þark zaviyesinden tiyatro san'atý da bahis mevzuu edilmiþtir. bu ülkeye yöneticilik dersleri de vermiþtir. bu temsilin akabinde. Halkevi müsamere kolu. ''KARDEMÝR bünyesinde “Fabrika” dergisinin Ýkinci Dünya Savaþý'nýn en zorlu günlerinde (1943) çýkarýlan bir sayýsýnda Ocak ayý etkinlikleri þöyle verilmiþtir: '… Halkevlerinde Ocak ayý içerisinde altý konferans icra edilmiþ olup.

000 ton/yýl'a kadar yükselmiþ. toplu sünnet ve düðün törenleri yaptýrmayý sosyal sorumluluk olarak görürmüþ.. Sümerbank’tan ucuz kumaþ vb. daha sonra gerçekleþen ýslahat ve tevsiat ile birlikte 1 milyonton/yýl'a eriþmiþtir. iliþkileri geliþtirmek için piknikler düzenlermiþ. kendisi hakkýnda ceza verilmesi için önerge vermiþ ve bu önergenin iþleme konulmamasý yönünde Yönetim Kurulu ýsrarlarýný da kabul etmemiþtir.TL yevmiye cezasýyla cezalandýrýlmasýný tensip ve müsaadelerinize arz ederim. Ocak 1947 ile Temmuz 1950 arasýnda bu tesisin Müdürü olan Muhittin Erkan ne o zamanlar ne de þimdi Karabüklüler tarafýndan unutulmuþ. kendini tevsi etmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu gün Karabük Yeniþehir Cami karþýsýndaki Parka ismi verilen Tayyip Baba (Tayyip Arý) 1930'lu yýllarýn sonlarýnda çok uzun süre Ýdari Ýþler Müdür Yardýmcýlýðý yapmýþ. Mevcut kapasite. Ýmza Tayyip Arý" Tayyip Baba. Adana’dan ucuz karpuz. Önergede mealen þöyle denilmekteymiþ.000 ton/yýl'a ve son yüksek fýrýn Ülkü'nün 1964'te yýlýnda iþletmeye alýnmasýyla da 600. Ülkemizin sanayisini geliþtirmeyi hedefleyen demir-çelik üretimini artýrma gayretlerine paralel olarak. Ýþini iyi yapaný ödüllendirmek için bir çok kendine has yöntem geliþtirmiþ. Uzun ürüne yönelik bu ilk entegre tesisin ardýndan. Tarihe düþülen bu notu bugünkü yöneticiler okuyorlar mý acaba? KARDEMÝR'in bir baþka Yöneticisi. ikinci bir entegre demir-çelik tesisi kurulmasý yönündeki giriþimler 1957'de 33 . getirerek personele hesaplý þekilde sattýrýrmýþ. daha sonralarý. yassý ürüne yönelik ve yine cevher ve taþkömüründen üretim yapmak üzere. Erzurum’dan et ve tereyað. Onun döneminde bir gün Yönetim Kurulunda bir karar teklifi önergesi okunmuþ. Yöre halký tanýnmýþ sanatçýlarý ilk kez onun düzenlediði gecelerde görmüþ. ilk yüksek fýrýn Fatma'nýn kardeþi Zeynep'in devreye girmesiyle 275. " Maiyetindeki personelin…… iþlerini deruhte etmeleri sýrasýnda gerekli denetleme ve kontrolleri yeterince yapmayarak Ýþletmelerin zarar görmesine sebep olan Müessese Müdür Yardýmcýsý Tayyip Arý'nýn…. Böyle geliþen KARDEMÝR.

" Evet. demir-çelik 1 ton mamul için 6 ton hammadde ithal eder ve su yolu en ucuzudur. ETÝBANK ve Ýþ Bankasý iþtiraklarýyla bir þirket kuruldu. Tavsiyem 1 milyonton/yýllýk yassý mamûl tesisi kurulmasýydý. Ben görev almadým. Edremit Körfezi veya Ýskenderun. Ereðli verdiðim rapordaki esaslara göre kuruldu. SÜMERBANK ile TDÇÝ-KARDEMÝR de 153'er milyon TL ile % 25. SÜMERBANK. Ýzah ettim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I baþlamýþtý. ardýndan da 3 Mt/yýl'a çýkarýlmýþtýr.500 34 . ama kapasite 500.000 ton/yýl olarak. 7462 sayýlý yasayla 1960'ta kurulmaya baþlanmýþ ve özel bir AÞ statüsüyle 1965 yýlýnda da iþletmeye alýnmýþtýr. ana ve yan üretim tesislerinin yaný sýra iki liman.' isimli bir konsorsiyuma ve % 8.' firmasýna aitti. Üzeyir Avunduk'a verdim. Kredi alýndý ve Sanayi Bak. Ülkenin tek yassý mamûl üreten tesisi olan ERDEMÝR bu gün.. Sonradan yabancý ortaklar hisselerini yerli ortaklara satmýþlardý.. Investment Co.. Üç ayrý yerden birinde olmalýydý: Ereðli. 1956-57'de Alman Krupp. Bir rapor hazýrlayýp. Þirketten istenen Türkiye'de bulunan demir yataklarýný inceleyip ikinci demir çelik sanayisinin tipi ve yerini tayin etmekti. 1. ERDEMÝR. 1958'de þirketin baþýna beni getirdiler. Buralarýn üçünde de birer demirçelik tesisi kurulmuþtur (Ali Aða'yý Edremit Körfezi'nin havzasýnda düþünmek gerekir). Çünkü. Üretim kapasitesi ilk önce 2 milyonton/yýl'a(Mt/yýl). Bundan sonrasýný gene Selahattin Þanbaþoðlu'nun aðzýndan dinleyelim : ". Ereðli'nin kuruluþuna ön ayak oldu.000 ton/yýl kapasiteli ikinci entegre tesis olarak..5'erlik iki ayrý hisseye (veya % 51'lik kombine bir çoðunluða) sahiptiler.. ERDEMÝR'in 600 milyon TL'lik kuruluþ sermayesinin % 21'i 'Koppers Assoc... hükümete yakýnlýðý da bulunan Ýþ Bankasý Genel Md. yassý mamûl hedefleyen 470. iki baraj.25'i de 'Chase Int. Beni bazý bakanlarýn bulunduðu küçük bir Bakanlar Kurulu'na çaðýrdýlar.. Krupp hammadde vaziyetini uygun görmeyerek iþten çýktý. ERDEMÝR hisselerinin yarýya yakýný bugün borsada kote edilmiþ durumdadýr ve geri kalan kýsmý ise hâlâ kamunun elindedir. Çünkü entegre demir-çelik tesislerini deniz kenarýnda kurmak doðrudur.

altyapýsý yeterli olmayan küçük þirketler iþleri bitirememiþ. 1975'te yüksek fýrýn devreye alýnmýþ. yüksek bedellerle iþi alan firmalar bu iþleri çok daha düþük fiyatlarla küçük þirketlere devretmiþ. Ýlk olarak. 1970'te temeli atýlan ÝSDEMÝR'de. Türkiye'de özel sektör geliþtirmek üzere sermaye yaratma çabalarýnýn büyük etkisi olmuþtur. METAÞ ile diðerleri onu izlemiþlerdir. ya da aðýr tonajlý bazý iþler tamamlanmýþ ve hassas bölümler tamamlanamadan iþ yarým býrakýlmýþtýr. Elektro Metal AÞ 1957'de EAO ile çelik üretimeye baþlamýþ. Ancak. Ýnþaat ve montaj iþlerinin tonaj hesabýyla bölüm bölüm özel firmalara ihale edilmesinin ardýndan. Bu tesis 35 .2 mt/yýl'lýk kapasiteye ulaþmýþtýr. ünitelerin hemen hemen hepsi yarým kalmýþ ve bu iþler de KARDEMÝR'in montaj ekibince tamamlanmýþtýr. Cevher ve taþkömüründen demir-çelik üreten bu entegre tesisler dýþýnda. ülkemizin üçüncü ve son entegre demir-çelik tesisi olan ÝSDEMÝR'in devreye alýnmasý sürecinde de sayýsýz fedakârlýklarda bulunmuþtur. bir hava limaný ve sahibi olduðu diðer fabrikalarla ülke ekonomisinin temel taþlarýndan biridir. ÝSDEMÝR bugün 2. iþi önce býraktýklarý halde. EAO iþletmelerinden olan ve Türkiye'nin alaþýmlý çelik üreten en büyük tesisi olan Asil Çelik'in de gayet ilginç bir öyküsü vardýr. Süre uzatýmý ve yeniden fiyatlandýrma ile büyük para kazanan bazý firmalar. 1977'de ise 1 mt/yýl kapasiteli bir çelikhane çalýþmaya baþlamýþtýr. özel sektör tarafýndan ülkemizde kurulmaya baþlanmýþtýr. ama ancak 1977'de bitirilebilen ÝSDEMÝR'in kuruluþundaki gecikmede. Sermaye takviyesinin yanýnda. ERDEMÝR'in devreye alýnmasýnda da yoðun çabalar harcayan KARDEMÝR.1950'lerin sonlarýna doðru. yaþadýðý finans sorunlarý ve kronikleþen zararlarý sonucu ERDEMÝR'e baðlanmýþ ve uzun yýllarýn birikimleri sonucunda oluþan sorunlar göz ardý edilmiþtir. ayný iþi daha yüksek bedellerle tekrar almýþlardýr. sonra da. 1974'te bitirilmesi planlanan. Tüm bunlara raðmen. ancak.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I lojman. hurda demir-çelik girdisiyle çelik üreten EAO (Elektrikli Ark Ocaðý) Tesisleri de -bu kapsamdaki ilk tesis olan Kýrýkkale Çelik Fabrikasý istisna kalmak kaydýyla.

2002'de dünyada üretilen toplam 886 mt çeliðin % 1.2 mt/yýl (ülke toplamýnýn % 31'i) düzeyindedir ve 2002 yýlý üretimi de 5. Ülkemizdeki ham çelik üretim kapasitesinin 16. toplam kapasitenin % 69'una tekabül eden 14 mt düzeyindedir ve bunlarýn toplam 2002 üretimi de 11. dünyanýn en büyük 13. entegre demir-çelik tesisini kurarak aðýr sanayi hamlesine baþlamýþ.6 mt'lik bölümü (% 83'ü) uzun ürün. Bugünkü Avrupa Birliði'nin temelini oluþturan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluðu (AKÇT) anlaþmalarý ülkelerinin geliþmiþlik düzeyini de çok etkilemiþtir. zaman içinde demir-çelik üretimi ile ilgili olarak alýnan bazý yanlýþ kararlar. doðru bir öngörüþle. 2000'li yýllara kadar dünya demir-çelik üretimi ile dünya sýnaî üretimindeki geliþme büyük bir paralellik göstermektedir. Asil Çelik tekrar özelleþtirilmiþtir. Ülkemizdeki yýllýk uzun ürün tüketimi 6 mt.47 mt ham çelik üretimine karþýlýk 12 mt tüketimi olmasýna raðmen. yaklaþýk 11 mt uzun ürün kapasite fazlasý ve 3 mt da yassý ürün açýðýmýz bulunmaktadýr. her yýl % 5 artmaktadýr. Böylece.14 mt'dir (% 31). ülkemizde faaliyet sürdüren 16 EAO tesisinin kapasitesi. net demir-çelik ithalatçýsý bir ülke konumuna gelmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I özel sektör tarafýndan yapýlmýþ. ekonomik geliþmeye de paralel olarak. 2002 yýlý sonu itibarýyla. büyük yapýsal bozukluklara neden olmuþtur. üreticisi olmuþtur. sosyal ve politik bütün geliþmelerde de demir-çelik iþkolunun büyük etkisi olmuþtur.8'ini üreten Türkiye. Uzun yýllar bu tertiple çalýþtýktan ve pek çok ek yatýrým gerçekleþtirildikten sonra. Bu olguya baðýmlý olarak ekonomik. 36 . ancak. Genç Türkiye Cumhuriyeti de sanayi çaðýný yakalamak için. yassý ürün tüketimi ise yine 6 mt civarýndadýr. Türkiye'nin toplam ham çelik kapasitesi yaklaþýk 20 mt/yýl ve üretimi de 16. Ülkemizin 16. Yassý ürün talebi. baþta EAO tesislerinin hurda girdiye baðýmlý olmasý ve entegre tesislerin de yurtdýþýnýn hammadde girdilerine baðýmlý olmasý nedeniyle. ancak layýðýnca iþletilemediði için de kamulaþtýrýlmýþtýr. Türkiye.33 mt (% 69) kadardýr. 2002 yýlý sonu itibarýyla. Ülkemizde halen mevcut üç entegre demir-çelik tesisinin toplam kapasitesi ise yalnýz 6.47 mt/yýl olmuþtur.

dünya çelik üretimine iliþkin istatistik verilerine baktýðýmýz zaman. otomotiv gibi sektörlerin yassý çelik ürünlerine talebi artar. 37 . gerek tesis ölçeklendirilmesi ve gerekse tevsiat iþlerinde. daha da ötesinde teþvik saðlandý? Bu. hangi çýkarlarla ve hangi yabancý danýþmanlýk kuruluþlarýnýn yönlendirmesi ile onca yatýrýma izin verildi. Hem demir-çelik sektörümüzün. yassý ürün payý ayný kalmak kaydýyla. 1960'larda ülkemiz uzman ve mühendislerinin bu günlerin yassý-uzun gereksinimlerinde doðru tahminler yaptýðý biliniyor.Zamanla geliþmiþlik düzeyine baðlý olarak beyaz eþya. yabancý uzman ve danýþmanlýk kuruluþlarýnýn da büyük veballeri bulunmaktadýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 3 mt'lik bölümü (% 15'i) yassý ürün ve yaklaþýk 0. Dünya çelik üretiminin % 70'i entegre tesislerde ve sadece % 30'u EAO ile iþletilen tesislerde gerçekleþmektedir Ayrýca. yanlýþ politik kararlar yanýnda. makina. dünya üretiminde yassý ürünlerin payý % 65. Gerek ülkemizin demir-çelik üretiminin projeksiyonu. teþvik edilirken bu temel kural gözetilir. yabancý uzmanlarýn genellikle yanlýþ kararlarý görülür. Oysa ki. hem de KARDEMÝR'in yapýsal bozulmasýný hazýrlayan etmenler arasýnda. Bu nedenle çelik endüstrisinde ilk baþlarda uzun ürün talebi fazladýr. uzun ürünlerinki ise % 35 düzeyindedir.4 mt'lik kalan bölümü (% 2'si) ise vasýflý çelik üretimini hedef almýþtýr. ayný zamanda alaþýmlý çelik çeþitlerine ve miktarlarýna da gereksinim fazlalaþýr. Demirçelik üretiminden etkilenecek sektörlerin geliþtirilmesi de böyle yönlendirilir. Ayrýca. Cumhuriyet demir-çelik öyküsüne yakýþmayacak bir kara mizahtýr. Demir-çelik üretim projeksiyonlarý yapýlýrken ve buna göre yatýrýmlar yönlendirilip. O halde. Geliþme çabasýna giren ülkelerde öncelikle þehirleþme çalýþmalarýnýn ve buna baðlý olarak inþaat sektörünün aðýrlýk kazandýðý görülür. yukarýda çizilen tablonun neredeyse tam tersi bir görünümle karþýlaþmaktayýz. alaþýmlý çelik üretiminin toplam üretim içindeki payý da %15 dolaylarýndadýr. geliþmiþ ülkelerde. Ülkemizin demir-çelik sektöründeki bu çarpýklýktan en çok etkilenen kuruluþlarýn baþýnda ise KARDEMÝR gelmektedir.

KARDEMÝR'in hâlâ verimli olarak iþletilebileceði gerçeðini kamuoyuna açýkladý. o yýllarda günümüzde de hala geçerli olan 'LD Konvertörleri'yle çelik üretimi yapýlmaktadýr. Ve nihayet.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I KARDEMÝR'in 1958-62 yýllarý arasýnda 600. sermaye yetersizliði ve çok yüksek faizlerle özel bankalara borçlandýrma gibi çeþitli kötü yönetim politikalarýnýn en acýmasýzlarý bu iþletmeye uygulanmýþtýr. mevcut küçük Siemens-Martin fýrýnlarýný yýkýp yerine büyüklerini kurarak çelik üretimini saðlamýþlardýr. Oysa. Þanbaþoðlu'nun yollarý en son bir kez daha kesiþti: Bu komisyonda o da bulunuyordu. bazý yanlýþ uygulamalarý hayata geçirmek için ince hesaplarla kurulmuþ bir tuzak olduðunun anlaþýlmasý uzun sürmemiþtir. 38 . Bartýn. KARDEMÝR'le S. Yukarýda özetlenen geliþmelerin ardýndan. gerekse iþçi sendikasýnýn baskýsýyla Baþbakanlýk bünyesinde bir 'KARDEMÝR Ýnceleme Komisyonu' kurulmuþtu. Ancak. Kastamonu. 1989'da baþlayýp epey de uzun süren bir grevin ardýndan KARDEMÝR eni konu mecalsizleþip verimsizleþmiþ. Ünlü 5 Nisan Paketi'ne karþý gösterilen ilk tepki. Oda. 1980'lerin sonuna doðru kamu iþletmelerini her ne pahasýna olursa olsun elden çýkarma politikalarý ile baþlamýþtýr. bazý yabancý uzmanlarýn tesisi incelemesini takiben. Kontinü kütük tesisinin zamanýnda kurulmamasý da. Aslýnda. sadece Karabük'ü deðil. anýlan kapatma kararýnýn alýnacaðýný fark eden Metalurji Mühendisleri Odasý yönünden geldi. Zira. Çankýrý gibi çok geniþ bir bölgeyi de besleyip giydiren KARDEMÝR hakkýndaki bu kararýn. Bu stratejik hata tesisin geleceðine hep olumsuzluk taþýyacaktýr. KARDEMÝR'deki zarar dönemini baþlatan en önemli teknik nedenlerin bir diðeridir. gerek bölge insanýnýn etkisi. kararýn hemen ertesindeki bir basýn toplantýsý ve ardýndan yayýnlanan 'KARDEMÝR Raporu' ile gerekçelerin doðru olmadýðý ve aslýnda çoktan alýnmasý gereken bir takým tedbirlerle. aþýrý istihdam. KARDEMÝR'deki esas geri gidiþ süreci. teknolojik yatýrýmlarý zamanýnda yaptýrmama ve engelleme.000 ton/yýl kapasitesine çýkarýlmasý çalýþmalarýnda görev üstlenen Alman ve Ýngiliz firmalarý. 5 Nisan 1994'ün ekonomik tedbir paketi içinden KARDEMÝR'in kapatýlma kararý da çýkmýþtýr. Eflani.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1939 Eylül’de KARDEMÝR'den sývý metalin alýndýðý ilk gün orada bulunan Þanbaþoðlu, Komisyon'un en çalýþkan üyesiydi; tam 55 yýl sonra, KARDEMÝR'i kurtarmak için en ön safta yine mücadele ediyordu. Komisyon çalýþmalarýnýn sonuna doðru inceleme için KARDEMÝR'e gidildi. Buraya þov yapmak için gelen siyasilere, ülke sanayisinde derin izler býrakmýþ 87 yaþýndaki bu kiþi, 'Bu tesis ülke için gereklidir, kapatmak cinayettir!' sözleriyle ders veriyordu....

S: Þanbaþoðlu 1907-1995 5 Nisan 1994 kararlarý öncesi ve sonrasý tüm olanlara o dönem Metalurji Mühendisleri Odasý Baþkaný olan ve KARDEMÝR Ýnceleme Komisyonunda da yer alan bu satýrlarýn yazarý þahittir. KARDEMÝR Raporu da ucuz siyaset malzemesi yapýldý. Selahattin Þanbaþoðlu ise, engin bir vicdan huzuru içinde, "Biz görevimizi yaptýk...." diyordu. Ve bu onun son görevi oldu; bir yýl sonra kendisini trafik terörüne kurban verdik, aramýzdan ebediyen ayrýldý. KARDEMÝR de, çok büyük paralar karþýlýðý yabancý bir danýþmanlýk þirketince düzenlenen raporda belirlenen esaslara göre, iþçi sendikasýnýn önderliðindeki bir konsorsiyuma devredildi. 39

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Oysa ki, Türkiye'nin geliþim sürecinde hep ilklere imza atmýþ, sürekli üretmiþ, pek çok fabrika kurmuþ, bunlara ilaveten týpký bir sanayi okulu gibi sayýsýz iþadamý ve teknik eleman yetiþtirmiþ olan Cumhuriyetin bu ilk aðýr sanayi iþletmesinin yapacaðý daha çok þey var. Yüksek fýrýnlarda ve diðer tesislerde, ülkenin büyük gereksinim duyduðu ara mamûllerin üretimi pek alâ mümkün. Ama, galiba niyet yok. Sadece KARDEMÝR'i tekrar ayaða kaldýrmaya deðil, üretmeye ve üretime dayalý olan deðerlerle ekonomik geliþmeyi saðlamaya da niyet yok.... Genç Cumhuriyetin o ilk dönemlerinde hangi niyet ve heveslerle nelerin baþarýldýðýný, üretmeyi sevmeyle memleket sevmenin nasýl eþ anlamlý olduðunu, ayný ýþýðýn kimilerine aydýnlýk verirken, kimilerini nasýl kör edebileceðini bilmem KARDEMÝR Eski Ustabaþýlarýndan Hakký Yardibi'nden daha güzel kim anlatabilir? Sözünü ettiðim, "Çarklardan Chip'lere" isimli kitaptaki Aydýn Engin'in KARDEMÝR öyküsünde yer verdiði bu söyleþide, KARDEMÝR'in temel atma töreni için kurulan derme çatma þantiye binasýnýn inþaatýnda iþbaþý yapýp aralýksýz 45 yýl çalýþtýktan sonra Kuvvet Santralý Ustabaþýlýðýndan Emekli Hakký Usta þöyle diyor;

"….Þu Keltepe'den aþaðýya, buraya yürüyerek geldim. Baktým bu civarýn köylüleri toplanmýþ bir yere doðru gidiyorlar. Biz de fabrika kurulacak diye duymuþuz ya, onlarýn ardýna takýldým. Soðanlý Suyu'nun oraya vardýk, Uþaklý Eyüp Bey diye bir adam kýrýn ortasýna bir masa, bir iskemle kondurmuþ, oturuyor. 'Çocuk gel buraya' diye çaðýrdý. Sordu, 'Çalýþýr mýsýn?' dedim, 'Çalýþýrým efendim.' Baþladýk iþe. Geleni alýyorlar biliyor musun? Ýþçi yok. Sinek, sivrisinek kýrýyor milleti. Isýcak kavuruyor. Gelen bir bakýyor þöyle. Bir on beþ gün çalýþýyor. Býrakýyor gidiyor. Dayanmasý zor senin anlayacaðýn. Ben dayandým. …. Baktým düz amele yövmiyesi düþük. 'Haaa, bu iþ cahillikten böyle oldu' dedim. Ona sora, buna sora yazýyý öðrenmeye çabalýyorum biliyor musun? Daha fabrika filan kurulmadan, þimdi bu Yeniþehir dediðimiz yere bir ilk mektep açýldý. Duttum kaydoldum.
40

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Þimdi bak sekiz saat çalýþmak, inþaatta mesai senin anlayacaðýn; sekiz saat uykuydu, yemekti, ývýr zývýrdý; sekiz saat mektepti, ders çalýþmaktý filan oluyor. Akþamdan yarý geceye kadar. Biz 17 iþçiyiz, köylülerin ufak mektep çocuklarýnlan beraber okuyoruz. Þimdi ben ordan hemde üstün baþarýyla bir diploma aldým mý arkadaþ! O zaman anladým ki dünyanýn ekseni nedir? Ne kadar eðiktir? 23 derece eðiktir biliyon mu? Ýngiliz gavurunun tercümaný da hoca okulda. Adam diyor ki 'Karadeniz’in ortasýna bir iðne düþmüþ, bunu bul!' Sen þimdi buna imkan yoktur efendim,' dersin. Paraleller, meridyenler filan bir araya getirip karþýlaþtýrdýn mý 'gemi aha burada batmýþ, iðne de aha þurada diyeceksin, elinle koymuþ gibi bulacaksýn. Ben burada, bu fabrikada yani, öðrendim dünyanýn ne olduðunu. ….. 36 baþýndan 37 sonuna doðru temeller bitti, duvarlar yükseldi epey. Ve efendi iþ yürüdü biliyon mu? 1939 senesinde de jenaratörü çevirdik biz. Kuvvet santrali cereyan vermeye baþladý. Haaa bak, o jeneratörün þalterini basma þerefini Allah bana nasip etti biliyonmu? Çok þanlý, þereflidir yani. …… Ýþte þimdi geldik Yüksek Fýrýna. Hepsi bir tamam. Ýsmet Paþa filan gelmiþ, yüksek askeriye kumandanlarý, vekiller filan hep orda. Vali arada kaybolmuþ, var sen hesapla artýk. Günlerdir vermiþiz kuvveti ýsýnmýþ yüksek fýrýn. Derken efendi, bir ýþýk çaktý ki yüksek fýrýndan… Ohooo içimiz ýþýyor efendi içimiz. Herkes salya sümük aðlýyor biliyon mu? Iþýk bu, yüreðine de vuruyor, kafanýn içine de. Öyle kýzýl, öyle parlak bir ýþýk iþte. Divriði madeniyle Zonguldak kömürü buluþmuþ; Karabük'te düðün dernek kurulmuþ, cevher erimiþ, akýyor potaya. ….. Bak efendi ben bu fabrikaya 45 yýl hizmet vermiþim. 45 yýl ne demek biliyon mu sen? 45 yýl yetiþkin adamda ömür demek. 45 yýl. Bir yevmiye cezam yoktur benim 45 yýlda. Bir yevmiye ceza alacak bir kusur, bir ihmal yoktur efendi. Neden öyle peki? Bu fabrika bizim gözümüz. Bizim gözümüzün ýþýðý. O cevherin ýþýðýný bilirmisin sen? 1200 derecede erimiþ demir cevheri bir ýþýk saçar efen41

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

di. O ýþýktýr, memleketin ýþýðý. Ýyi bakmazsan kör eder adamý. Erimiþ cevhere bakmasýný bileceksin. Yoksa kör olursun. Ne demek istediðimi anlýyon mu sen?.."
Hakký Usta'nýn ne demek istediðini anladýk mý? Iþýða, memleketin ýþýklarýna doðru bakmasýný bildik mi? Yoksa kör mü olduk? Madem ki, Türkiye Cumhuriyeti demir-çelik öyküsüne Selahattin Þanbaþoðlu ile baþladýk, yine onunla bitirelim; aynen þöyle diyordu : ".... O gün, o koþullarda yapýlanlarýn bugün yapýlmamasýnýn mazereti olamaz, isteselerdi her þey yapýlabilirlerdi…."

42

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Maden iþleri yeni bir açýlma devresindedir. Türkiye Taþkömürü Kurumu (TTK) ve Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüklerine baðlý iþyerlerinde çalýþan 48 bin iþçi greve gitmiþtir. Taleplerini kamuoyuna duyurmak isteyen madenciler Zonguldak’tan Ankara'ya yürüyüþe geçmiþtir. Madencilikte yýllardýr kullanýlan ancak ülke gündemine ilk kez bu yürüyüþte oturan slogan "Madencinin Feneri Sönmeyecek" olmuþtur. . Maden Mühendislerimizi ihtiyaca yeter sayý ve deðerde yetiþtirmeye önem vermek gerekir." K. ATATÜRK 1935 yýlý TBMM açýlýþ nutku ÝLK FENERÝ YAKANLAR* Nadir Avþaroðlu Maden Mühendisi * Madenciliðin kalbi Zonguldak'ta 1848'ten bu yana ilk yasal grev 30 Kasým 1990 tarihinde baþlamýþ.

toplumun sosyo-ekonomik yapý ve iliþkilerinin oluþturduðu dinamiklerden soyutlayarak yalnýzca kendi içinde deðerlendirmeye giriþmek ele alýnan konunun gerçek boyutlarýnýn gözden kaçýrýlmasý sonucunu verir. Özellikle Anadolu'dan yoksul ailelerin zeki çocuklarý (bir çoðu o yýllarda Anadolu'da öðretmenlik yapan eðitmenler tarafýndan önerilenler) bu okula alýnmýþ. Bu nedenle. toplumdaki eðitim. 44 .Ýlhami CÝVAOÐLU'nun Makina Fakültesi Dekanlýðý'na verdiði önerge ile baþlatýlan kuruluþ süreci. Yüksek Maden Mühendisi azlýðý nedeni ile yer altý servetlerinin deðerlendirilmesi iþinin ele alýnmasý konulu baþvurusu ile devam etmiþtir. söz konusu sistem ya da kurumlarýn. Ülkemizde hak ettiði yeri bir türlü bulamayan madencilik sektöründeki en önemli eksikliklerden biri de bellek kaybý ve güçlüklerle elde edilen deneyimlerin yitmesidir. Doðaldýr ki böylesi bir aktarým eðitim kurumlarý aracýlýðýyla olacaktýr. Toplumsal kurumlardan bir tanesi olan eðitim kurumunu. Toplumdaki kurumlarýn incelenmesi ise. eðitim konusuna sadece Osmanlý'nýn son dönemlerinden baþlayan kýsa bir tarihçe olarak deðerlendirilmelidir. 1 Mart 1953'te öðrenime baþlamýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Eðitim. bu kurumlarýn içinde yer aldýklarý sosyoekonomik yapýnýn bütünselliði içinde ele alýndýðýnda anlamlý sonuçlar verebilir. yatacaðý ve hatta sigarasý dâhi devlet tarafýndan karþýlanarak okutulmuþtur. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda baþlatýlan kalkýnma hareketleri. 1947 yýlýnda Prof. toplumsal yapýnýn içerdiði diðer kurumlar arasýndaki yerinin belirlenmesine baðlýdýr. aþaðýda sunulan çalýþma. toplumun geliþmesinin belirli bir aþamasýndaki düþünce. Bu boyutlarý ile ele alýndýðýnda. bilgi ve becerilerin bireylere aktarýlmasýdýr. Maden Fakültesi 1947'de baþlayan ve 6 yýl süren yoðun bir hazýrlýk sürecinden sonra. 11 Ekim 1947'de Ýktisat Vekaleti'nin (Ekonomi Bakanlýðý) Maarif Vekaleti'ne (Milli Eðitim Baþkanlýðý). ülkenin kendi kaynaklarýna yönelmesine neden olmuþ ve hemen 1924 yýlýnda özellikle askeri amaçlar göz önünde bulundurularak Zonguldak Yüksek Maden Mühendisi Mekteb-i Alisi eðitime açýlmýþtýr. sistem ya da kurumlarýn bütün boyutlarýyla kavranýp deðerlendirilmesi. çocuklarýn yiyeceði. Akademik anlamda devamlý ilk maden mühendisliði eðitimi Ýstanbul Teknik Üniversitesi'nde "Maden Fakültesi"nin kuruluþu ile baþlamýþtýr. davranýþ.

1762'de. bilimsel düþünümü ve yerbilimlerinin geliþmesini engellemiþ. Eðitim 1764'te Almanca olarak baþlamýþ. maden ve metalurjiye çok fazla önem vermektedir. Bu kütüphane maden ve metalurji dallarýnda dünyadaki tüm kitaplarý içeren tek kütüphanedir. ortam kara bir bulut ile örtülmüþtür. yurdumuzda yüksek öðretim kurumlarýnýn kurulmasý ve buralarda bu konulardaki derslerin verilmesi ile baþlamýþtýr. metalurji. ekonomi ve iþ iliþkileri konularýnda eðitilmeleri için bu okula yollamýþtýr. Buhara. fizik.000 ciltlik maden. Bunlardan Hüseyn Ýbni Ishak (809-873) kýymetli taþlardan. yerbilimlerinin deðiþik konularýna. Arabistan. Kitaplarýn çoðu Almanca. Bu okul dünyadaki ilk maden mühendisliði okulu olarak literatürlerde yer almaktadýr. Avrupa'da kiliseler ve dinsel örgütler. metalurji.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünyada ise. madenler. Miskole Üniversitesi'nin Müze Kütüphanesi'nde 45. doðunun en büyük hekimi ve düþünürü Ýbni Sina "Þifa" ve "Kanun" adlý yapýtýnda taþlar. yüzyýlýn kitaplarý dahi kütüphanede bulunmaktadýr. Avusturya kraliçesi Maria Therasa Yukarý Macaristan'da (günümüzdeki Slovak Cumhuriyeti) Schemnitz'de Ýmparatorluðun varlýðýný sürdürmek için Maden ve Metalurji tesislerini yönetebilecek mühendisler ve günün bilim ve teknolojisi ile donatýlmýþ yöneticiler yetiþtirmek için Maden Akademisi'ni kurmuþtur. yanar taþlar(kömür) ve fosiller hakkýnda bilgiler vermiþtir. eskiler ise Latince'dir. deðiþik aðýrlýkta ve anlayýþta yer vermiþlerdir. 1867'de Macar egemenliðinden sonra Macarca olarak sürdürülmüþtür. Avrupa ülkelerinde olduðu gibi Anadolu'da da yerbilimleri ve mineraller konusunda ilk ayrýntýlý bilgilerin verilmesi ve yayýnlarýn yapýlmasý. El-Biruni (973-1040) mineraller ve bunlarýn fiziksel özelliklerinden. Kraliçe. jeoloji ve matematik kitaplarý bulunmaktadýr. Semerkant ve Mezopotamya'da yaþayan bilim adamlarý. biyoloji. tuzlar. kimya. Üniversitenin ilk 45 . Ortaçað’da. Buna karþýn Anadolu. Ýlk Maden Okulu'na 1763'te Belçikalý kimyager-metalurjist Joseph Nikolaus JACKQUIN atanmýþtýr. mineraloji. ilk Maden Teknik Okulu 1736'da Avusturya'da kurulmuþtur. 16. 1949'da Üniversite olan okul 1990'da Miskole Üniversitesi adýný almýþtýr. Oðullarýný yaz aylarýnda maden bölgelerine madencilik.

Tanzimattan önce. özellikle yerbilimlerinde Avrupa'daki geliþmelerin bizdeki yansýmalarý ne yazýk ki çok geç ve pek azdýr. yalnýz ayetlerin.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I temeli sayýlan "Mühendishane-i Berri-i Hümayun"nun ders programlarý ve yayýnlarý incelendiðinde. Medreselerde "Ümmet Terbiyesi" yani müþahade. Ýstanbul'da "Týphane" adýyla 4 sýnýflý bir Týbbiye Mektebi açýlmýþ (1827) ve bundan ayrý olarak Cerrahhane adýyla bir mektep de bulunmaktadýr. yanardaðlar ve depremler anlatýlmakta. Bunun asýl nedeni. yüzyýllarda fen bilimlerinde. altýn. ana dilimiz yerine Arapça'nýn egemen olduðu bir öðretim metodu takip ediliyordu. taþlar (ahçar). Madeniyat alt bölümünde. hayvanlar ve madenler hakkýnda ayrýntýlý bilgiler vermektedir. jeolojik olaylar "Alemi kevn-ü fezada vâki alâim ve âsar" (Yeryüzünün ve Uzayýn Oluþumundan Ýzler ve Eserler)) adlý alt bölümde sýcak maden sularý. skolastik metotlarýn ve Medrese Öðretimi'nin uzun zamanlardan beri ülkemizde kökleþmiþ olmasýdýr. kurþun. Türkiye'de yer bilimlerinin yüksek öðrenime girmesi Tanzimat Devri'nden sonra baþlar (1839). tecrübe ve tenkide hiçbir yer vermeyen. Bunlardan sonra yeryüzünde görülen. bitkiler. 19. platin. Abdullah Bey bu mektepte "Ýlm-i Arz ve Maadin" (Yeryüzü Bilimi ve Madenler) dersleri vermiþtir. Abdullah Bey. Ýstanbul bölgesinin jeolojisi hakkýnda yaptýðý araþtýr46 . özellikleri açýklanmaktadýr. Yeryüzünün Halinden Özetler) bölümünde. ve 20. doðada bulunan cisimler (ecsami arziye-i tabiiye). 1835'te basýlan 4. Cildinin 381. somut örnekler verilmektedir. demir vb. bu okulun "Baþ Hocasý" Hoca Ýshak Efendi’nin yerbilimlerinin bazý konularýna "Mecmua-i Ulumu Riyaziye" (Matematik Bilim Dergisi) adlý yapýtýda yerverdiði görülür. tetkik. madenler anlatýlmakta. 1836'da bu iki müessese birleþtirilerek 6 sýnýflý "Mekteb-i Týbbýye-i Þahane" adýyla yeniden kurulmuþ ve 1850'de bu mektep ýslah edilerek modernleþtirilmiþtir. Dr. tuzlar. içerisinde tuzlar. kýymetli taþlar (cevahir). bir bölüm olarak "Ýlmi Hikmet-i Tabiiye-i Mahsusdan Mevcudat-ý Arziye'nin Ahvali Muhtasaralarý" (Tabiat Bilimi Özelliklerinin Hikmetinden. sayfasýnda. (emleka). hadislerin ve diðer metinlerin þerh ve tefsirine dayanan.

Paris'te 1867 yýlýnda kurulan uluslararasý sergiye Türk Miralayý rütbesiyle gönderilmiþ ve Ýstanbul civarýndan topladýðý 1. Gördüðü ilgi nedeniyle. öðrencilere derste göstermek için düzgün ve düzenli taþ ve fosil koleksiyonu yapmýþtýr. Abdullah Bey ve Ýbrahim Lütfi Paþa. Mektebi Týbbiye-i Þahane'nin Ýlmülarz ve Maadin (Jeoloji ve Mineraloji) muallimliðine atanmýþtýr. Ýstanbul jeolojisine dair makaleler yayýnlanmýþtýr. 1870 yýlýnda Askeri Týbbiye'de öðretim Türkçeleþince. Fosilleri paleontolog Ýbrahim Lütfi Paþa Verneuil tarafýndan tamamlanmýþ ve (1838-1902 birçok yeni türler bulunmuþtur. verem uzmaný Ord. bunlarý ve bunlarýn resimlerini çizdiði albümle beraber Fransýz "Museum d'Historie Naturelle"e hediye etmiþtir.Prof. Ýbrahim Lütfi Paþa 1867 yýlýndan itibaren Askeri Týp Okulu'nda önce Patolojik Anatomi muallim muavini. Abdullah Bey'in derslerini Binbaþý Ýbrahim Lütfi Bey Türkçe'ye tercüme etmeye baþlamýþ ve 1874'de (1291) Abdullah Bey ölünce. Dr.Dr. Trilobites Abdullahi Verneuil. Ýstanbul Üniversitesi eski Rektörlerinden. Pleurodictyum Constantinopolitanum gibi ayrýca Ýstanbul'da Fransýzca olarak yayýnlanan Gazete Medicale d'Orient'da da.200 kadar fosil ve mineral numunesini sergilemiþtir. Tevfik Salim SAÐLAM 1959'da yayýnladýðý "Nasýl Okudum?" adlý yapýtýnda.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I malarýný Fransýz Jeoloji Derneði ve Fransýz Bilimler Akademisi dergilerinde yayýnlamýþtýr. "Birinci sýnýf hocalarý arasýnda pek muhterem iki sima daha 47 . jeoloji ve mineraloji derslerini Türkçe'ye çevirmiþtir. 1874'de Dr. Abdullah Bey'in muavini olmuþ. burada jeoloji ve mineraloji derslerini Fransýzca olarak veren Dr. 1870'de Dr. 1898 yýlýnda girdiði Askeri Týbbiye'nin öðrenim yýllarý anýlarýný ve hocalarýnýn özelliklerini anlatýrken Ýbrahim Lütfi Paþa hakkýnda. Abdullah Bey'in ölümü üzerine de dersin muallimliðine (profesörlüðüne) getirilmiþ ve bu dersi ölünceye kadar bu okulda okutmuþtur.

Elimizde küçük bir jeoloji kitabý vardý. Halil Ethem Bey." demekte ve o yýllarda (tamamýyla bugünkünün benzeri olan) jeoloji ve mineraloji öðretimi hakkýnda. Ýlmi Tabakatül Arz ve Maadin (Jeolojik Formasyonlar ve Madenler) müderrisi olarak tayin edilmiþtir. Ýbrahim Lütfi Paþa Týbbiye’nin en eski hocalarýndan ve týp dilimizin Türkçe'ye çevrilmesinde büyük hizmetler görmüþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I vardý. . Türkçe'sinden anlayamadýðým cümlelerin manasýný Fransýzca metinden çýkardýðým olurdu. Bu o zamanýn klasik bir kitabý olan Lapparant'ýn tercümesiydi. Kendisi. Türkiye'nin Bilim Tarihi'nde Arkeoloji ve Müzecilikte büyük bir isim yapmýþ olan Halil Ethem Bey'in jeoloji eðitiminde de hizmetleri olmuþtur.. 1900 senesinde Darülfünunü Þahane adý ile yeniden açýlmýþ ve Ulumu Tabiye Þubesi'ne (Doða Bilimleri Þubesi) Halil Ethem Bey. Hatta bu sebepten kendisine "Taþçý Ýbrahim Paþa" denirdi. Halil Ethem Bey'in hocalýðý 1909'da Þehr-i Eminliði'ne tayin oluncaya kadar devam etmiþtir.. Halil Bey Viyana Politeknik'de Kimya ve Maden Mühendisliði eðitimi görmüþ ve Avrupa'dan dönüþünde (1876) Mekteb-i Mülkiye'de ve Darüþþafaka'da Kimya. esasen güç ve düðümlü bir uslüp ile yazýlmýþtý. Ýmtihanda etiketleri çýkartýlýr ve bizim tanýmamýz istenirdi. Fransa'da Maden Mühendisliði öðrenimi görmüþ olan Sadrazam Ýbrahim Ethem Paþa'nýn oðlu ve Arkeoloji Müzesi'ni ilk kurmuþ olan ünlü ressam Osman Hamdi Bey'in kardeþidir. Ýlm-i Tabakatül Arz ve Maadin derslerini vermiþ ve sonradan Darülfünun'a nakletmiþtir. bize gösterirlerdi... altmýþýný geçkin nazik ve muhterem bir zattý. daha sonra yaþantýsýný aktaracaðýmýz. Türkçe'si ise hakikaten pek üstadâne bir tarzda harfiyyen yapýlmýþ bir tercüme olmakla beraber. Tanzimat Hattý Hümayunu’nun Sultan Mecid zamanýnda Reþit Paþa tarafýndan açýklanmasýndan sonra 1869'da Darülfünun çok basit bir programla açýlmýþ ve iki sene sonra tekrar kapanmýþtýr. Jeoloji tatbikatý yapýlmazdý. 48 . hiç anlaþýlmaz bir þeydi. zamanýn jeoloji ve bilhassa mineralojiyi en iyi bilen bir mütehassýsý sayýlýrdý. ilginç bilgiler vermektedir. Ýlmi tabakatül-arz ve maadin hocasý Ýbrahim Lütfi Paþa ve muavini Sakýzlý Ali Bey. Mineraloji için Týbbiye'de oldukça zengin bir taþ koleksiyonu vardý. Kitabýn aslý. Onlarý dersaneye getirir.

vs. Kocaeli'nde Halil Ethem ELDEM Triyas devrine ait toplayýp tanýmladýðý bazý fosil türlerini.. Acrodiceras Halili. yüksek öðrenimini de babasýnýn isteðine uyarak kimya ve yerbilimleri dallarýnda Ýsviçre'de Zürih Üniversitesi'nde yapmýþ ve sonra da Bern Üniversitesi'ne giderek kimya dalýnda doktor unvaný almýþtýr. þekli ve resimleri güzel olan bu kitapta ülkemize ait örnekler ve bilgiler aktarýlmýþtýr. Bu çalýþma temel bilimler dalýnda Halil Ethem ELDEM’in 49 . Halil Ethem Bey Hochstatter'in Avrupa Türkiye'sinin Jeolojisi ve Franz Toula'nýn Kocaeli jeolojisi ve maden potansiyeli üzerine yaptýklarý araþtýrmalarda kýsmen birlikte çalýþmýþlardýr. Toula. gibi) Bu fosil koleksiyonu halen Viyana Tabiat Tarihi Müzesi'nde bulunmaktadýr. Avrupa'da ilk doktora yapan ve Darülfünun'da ilk jeoloji ve mineraloji muallimi (profesörü) olan Halil Ethem ELDEM'in çocukluðu Ýstanbul'da. Ýfadesi sade. Rhynconella Ethemi. gençliði Avrupa'da geçmiþtir. Halil Ethem orta öðrenimini babasýnýn (Ýbrahim Ethem Bey) elçi olduðu Berlin'de.. Halil Ethem Bey'in adýna dayanýlarak adlandýrmýþtýr. (Terebratula Ethemi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu sýrada Viyana'daki hocalarý Hochstatter ve Franz Toula'nýn derslerini göz önünde tutarak ve onlarýn okutma tarzlarýna uygun olarak Ýlm-i Maadin ve Tabakatül Arz (Madenler ve Jeolojik Formasyon Bilimi) isimli bir kitap yayýnlamýþtýr (1891).

yayýn tarihine göre verilmiþtir. Bu doktoranýn konusu. Hendeseyi Mülkiye'de (1894-1909) hocalýk yapmýþ ve 1900'de açýlan yüksek muallim mektebi (Darül-Muallimini Aliye) fünun þubesi tabakatülarz (jeoloji) profesörlüðüne 40 kuruþ maaþla getirilmiþtir. E. zamanýn sadrazamý Avlonyalý Ferit Paþa. Halil Ethem kimya dalýnda doktora yapmasýna karþýn kimya ile pek az uðraþmýþ. 1885 yýlýnda ilk Türk bilim doktoru olarak yurda dönmüþ fakat Dr. Bunlarýn isimleri. saðlýðýnýn da bu iþlere uygun bulunmadýðýný söyleyerek görevi kabul etmemiþtir (Türkiye'deki ilk sondaj yer altý suyu bulmak için 1920 yýlýnda Samsun civarýnda yapýldýðý bilinmektedir). orada bir kimya laboratuarý yaptýrmýþ ve sonra kimya ile ilgisini kesmiþtir. Hicaz demiryolu boyunca. Ýhsan KETÝN ve Prof.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Avrupa'da yapýlan ilk Türk doktorasýdýr.299-302'de. 1947'de yayýnlanan "Halil Ethem Hatýra Kitabý" Cilt 1. hiç bir yapýtýnda kullanmamýþtýr. ancak yurda dönüþünün ilk yýllarýnda (1885-1892) Darüþþafaka Lisesi'nde kimya ve jeoloji dersleri okutmuþ. unvanýný hiç bir yerde. tarihsel geliþimi ve bilim tarihi açýsýndan ayrý bir önem taþýmaktadýr.Dr. Halil Ethem 1885'te yurda dönünce. ÝNÖNÜ'nün araþtýrmalarý ile gün ýþýðýna çýkarýlmýþtýr. Bu arada Mektebi Sultani'de (Galatasaray Lisesi) bulunan Turuku Meabir Mühendis Mektebi'nde ve Mektebi Harbiye'de jeoloji öðret50 . Türk Tarih Kurumu tarafýndan. kurulacak tesisler ve burada yaþayacak insanlara gerekli suyun bulunmasý için yeraltý suyu araþtýrmalarý yapmak. 1901'de Darülfünunu Þahane'nin Tabii Ýlimler Bölümü'ne Ýlmimaadin ve Tabakatülarz (Jeoloji ve Mineraloji) profesörlüðüne 600 kuruþ maaþla atanarak Avrupa'da öðrenim gördüðü konularda dersler vermiþtir. Darülfünun'da hoca olduðu yýllarda (1903). 5. Halil Ethem Bey'in büyük bir emek ve araþtýrma sonucu hazýrlanan yayýnlarý 60'dan fazladýr. ilk yýllardaki resmi görevleri yanýnda Darüþþafaka Lisesi'nde (1885-1893). alýnan sondaj makinalarýný kullanmak ve su bulmak için Halil Ethem'i görevlendirmiþ fakat Halil Ethem kendisinin bu iþte yeterli olmadýðýný.Dr. ayrýntýsý ve belgeleri Prof. Kimya dalýnda yapýlan bu doktora çalýþmasý Türkiye'de bilimsel araþtýrmalarýn baþlangýcý. Mektebi Mülkiye'nin Lise kýsmýnda (1894-1901). yayýn yerleri. Halil Ethem.

Kýzlar kýsmýnda Dr. Kitap. Müþtak Bey. Ýstanbul (Mihran) Matbaasý. 1915'te erkekler kýsmýnda esaslý bir reform yapýlmýþ ve Birinci Dünya Savaþý'nda müttefikimiz olan Almanya'dan birçok Profesör tayin olunmuþtur. erkekler kýsmýnda Eczacý Mahzar Hüsnü Bey Ýlmi Arz derslerini kürsülere vermiþlerdi. 128 adet þekil. Ýstanbul Darülfünunu Balkan Savaþý sýrasýnda yeniden kapanmýþ (1911) ve Ýlmi Maadin ve Tabakatülarz (mineraloji 1913'te yeni bir anlayýþla Darülfünunu ve jeoloji) Þeklin altýnda.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I meni olan Lecog Paþa Ameli Ýlmül Arz isimli bir kitap yayýnlamýþtýr. diðeri kýzlara (Ýnas Darülfünunu) ait olmak üzere iki bölümü vardý. Babýali Genel Müdürlüðü'ne Salih Zeki Bey Caddesi numro 7. Þekil a Þekil b Þekil c 51 . de boyalý tabakatül arz haritasýný Osman-i Ulumu Riyaziye ve Tabiiye bir havaidir. Þubesi (Fen Fakültesi) olarak açýlmýþ. Kitapta Anadolu'nun jeolojisine hiç deðinilmemiþtir. Kolaðasý Rusçuklu Þevki Bey tarafýndan Türkçe'ye çevrilmiþtir (1854). Bu þubenin biri erkeklere.1307 (1891) tayin olmuþtur. Kýrým Seferi dolayýsýyla müttefik devletlerin donanmalarýna gerekli olan kömürü saðlayacak olan Ereðli ve Zonguldak Havzasý hakkýnda Fransýz mühendislerin raporlarýndan alýnmýþ bilgiler vardýr.

Kitap. Bu olguya Batýlýlarýn siyasal çekiþmeleri ile Ereðli Kömür Havzasý'nýn bulunuþu da eklenince. medrese eðitim düzeninde madenciliði oluþturan bilim dallarýndan hiç birinin yer almadýðýdýr. 1858 yýlýnda Arazi Kanunnamesi'nin ve 1862 yýlýnda da Ýlk Maden Nizâmnamesi'nin yürürlüðe Sadrazam Ýbrahim Ethem Paþa 52 .. Þekil b : Dr. 1827 yýlýnda ÝBRAHÝM ETHEM adýnda bir gencin. Þekil c : Darülfünun ve Mühendis Mektebi'nde muâllim Ahmet Malik (SAYAR) tarafýndan yazýlmýþ "Madeniyat ve Arziyat" adlý kitabýn kapaðý.. üstâd meâli himem Müþtak Bey Efendi Hazretleri'ne takdim" yazýsý ve imzasý bulunmaktadýr. 19.. para basýmý için yurt dýþýndan ucuza aldýðý madenlerden yoksun kalýnca. düz yazýda kafiye kullanýlmýþ ve edebiyat yapýlarak konuya girilmektedir. elçisine selam ve içten saygý ile devam etmekte ve .. Esad Feyzi (Mekteb-i Týbbiyei Þahane ilmi hikmeti tabiiyei týbbiye muâllim muavini) nin "Ýlmüarz ve Maadin" adlý kitabýnýn kapaðý. Maden Mühendisliði öðrenimi için yurt dýþýna gönderilmiþ olmasýyla. sayfasý. diyerek.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Þekil a : Türkiye'de jeoloji konusunda 1852'de yayýnlanan ilk kitap "Ýlmü Tabakatülarz" in ilk. ustalarýn daðýldýðý bilinen bir gerçektir. yüzyýllarda çöktüðü. Bu canlanmanýn iþaretlerini. Tanrýya þükür. iç kaynaklara yönelmek zorunda kalmýþtýr. ve 18. yüzyýlda Osmanlý. Ýkinci gerçek de. teknoloji birikiminin yok olduðu. ülke madenciliði dirilme sürecine girmiþtir. þayan ve sezadýrki iþbu arziyat arz (yer) ve asuman (gök) ve teayyünatý edvar (devirler) ü ezman (zamanlar) satama. Tanrý adý ile baþlamakta. o yýllarýn yazýþ biçiminde. Darülfünun jeoloji profesörü Müþtak Bey'e "Efâzýlý etibbâi Osmaniye'den (Osmanlý doktorlarýnýn ünlülerinden). ÝLK MADEN MÜHENDÝSÝ SADRAZAM ÝBRAHÝM ETHEM PAÞA Osmanlý madenciliðinin 17.

Hüsrev Paþa'nýn yaþamýndaki özellik (çocuðu bulunmadýðý için) bu gibi kimsesiz. Ethem ile Pasteur arasýnda birincilik yarýþý baþlar. bunu kimsesiz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I konulmasýnda buluyoruz. Bu zeki çocuk "Kaptan-ý Derya" ve dönemin Bahriye Nazýrý olan Koca Hüsrev Paþa'ya köle olarak satýlýr. Adýný da Ýbrahim Ethem koyar. bunlarý Paris'te okutmak ister. Bu çocuklarýn arasýnda Prens Sabahattin'in dedesi (Kaptan-ý Derya) Halil Rýfat Paþa da bulunmaktadýr. Amacýný dönemin padiþahý Sultan Mahmut'a açar. Okulu birincilikle bitirenlerin diplomalarýný devlet baþkanlarý vermektedir. Bu maksatla dört çocuk seçer. Ethem yüksek öðrenimini maden mühendisliði dalýnda yapar. ileride devlete hizmet edebilecek kiþiler olarak yetiþtirmek onun amaçlarýnýn baþýnda gelmektedir. Hüsrev Paþa'nýn diðer bir özelliði de padiþahýn saygýsýný kazanan. Baþlarýnda ünlü bir oryantalist olan Türk dostu Amédéé Joubert bulunmaktadýr. Bunlar yakýn arkadaþlýklarý ile sýnýfýn gözde öðrencileridir. kýl payý Pasteur'u geçer. hayýrsever bir devlet adamý oluþudur. Yeraltý zenginlikleri bu denli çok olan ülkemizde maden mühendisi yoktur. Diploma törenine Ýmparator III. Bu çocuklarý padiþaha tanýtýr ve padiþahýn onayýný alýr. Koca Hüsrev Paþa. Bu çocuklarýn arasýnda bakanlýk ve valilik makamlarýna kadar yükselmiþ kimseler bulunmaktadýr. 1829 yazýnda bir yelkenli ile (padiþahýn huzurunda) Aynalýkavak'tan hareket eden bu çocuklar (Ethem. Ethem'in sýnýf arkadaþý daha sonra Nobel ödülü alacak olan biyokimya uzmaný Louis Pasteur'dur. Himayesine aldýklarý çocuklarý. Napoleon gelir ve Ethem'e eliyle diplomasýný verir. Henüz 11 yaþýnda olan Ethem. Pariste (Ýnstitution Barbet'e) yatýlý olarak verilir. Koca Hüsrev Paþa. Ethem bu eðitiminde de birinciliði kimselere býrakmaz 53 . fakat üstün zekalý diðer çocuklar gibi evlat edinir. Institution Barbet'in bir geleneði vardýr. Ethem. kendisine yakýn. 10 kadar kimsesiz ve zeki çocuðu evlat edinmiþtir. Abdüllatif ve Ahmet) 40 gün sonra Marsilya'ya ulaþýrlar. kabiliyetli çocuklara baba olmasýdýr. Hüseyin Rýfký. Ýbrahim Ethem Sakýz Adasý'ndaki bir ayaklanma sýrasýnda Ýzmir'e kaçan Rum kökenli bir çocuktur.

Orman ve Maadin Ýdaresi'nin 1872 (28 Teþrinisani ve 7 Kânunisani 1289) tarihli yazýlarýnda bir maden okulunun kurulmasý hakkýnda þunlar denilmektedir: "Rüþtiye mekteplerinden mezun veya dýþarýdan istekli 18-25 yaþýndakiler imtihan ile alýnarak 2 yýllýk bir öðretimle maden aramak. bu tarihlerde Avrupalýlar tarafýndan madenlerimizi iþletme istekleri karþýsýnda. "onlarýn dilinden ve ilminden anlar eleman yetiþtirmek ve zarar görmemek gayesiyle" meslek okullarýný açmayý düþünmüþtür. Maarif. 1840'da Ergani madenlerine baþ mühendis olarak tayin edilmiþtir. Bunun için 1872 yýlýnda "Orman ve Maadin Mektebi" kurulmuþtur.5 yýl çalýþabilmiþtir). ölçekli harita yapmak maden damarlarýnýn durumunu ve gidiþini tayin etmek. Adliye Vekillikleri'nde bulunmuþ ve Mithat Paþa'nýn yerine Sadrazam (Baþbakan) olur. Ýçiþleri. 1839'da Türkiye'ye dönen Ýbrahim Ethem. Ticaret. üstün Fransýzcasý. Ýbrahim Ethem bundan sonra birçok idari iþlerde ve Meclisi Maarif ve Þurayý Devlet aza ve reisliklerinde bulunmuþtur. zengin Batý kültürü. Ýbrahim Ethem Paþa. Ticaret Vekili iken hükümete mali kaynaklar saðlamak. Maden Nizamnamesi'ne göre maden çýkartanlarýn imalâtýný ve þartnamelere uygun hareket edip etmediklerini kontrol etmek ve rapor vermek üzere ikinci sýnýf maden mühendisliði derecesinde öðrenci yetiþtirmek üzere bir maden mektebi kurulmasý istenmektedir. Daha sonra Gümüþhacýköy'e müdür olarak atanmýþ ve 1845'de Keban ve Ýstanbul Sarýyer madeninde. yönetim alanýndaki yetenekleri ile devletin üst kademelerinde deðiþik görevler alýr. 1846 Amasya'da çalýþmýþtýr.Türkiye'ye dönüþünde bu meslekte çalýþmak istese de (6. madenlerin mahiyetini meydana çýkarmak." Sadrazam Ýbrahim Ethem Paþa Bu konuda daha detaylý bilgi elde etmek için teskerelerin ve eski yazýþ54 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I (1839). Elçiliklerde bulunmasýnýn ardýndan sýrasý ile Dýþiþleri. Bayýndýrlýk.

Okulun açýlmasý sýrasýnda 1872'de (7 Kânunisani 1289) bu okul için bir de Yönetmelik (Nizamname) çýkarýlmýþtýr. önemli görevlerde bulunmuþ olan 69'un üstündeki maden mühendisleri Fransa.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I malarýn incelenmesi gereklidir. Ýlk iki yýl "Orman Mühendisi Mektebi" öðrencileri ile ortak. Bu okulun kuruluþ hazýrlýklarýnýn ve yönetmeliklerinin. sýnýflar ayrý ayrý olarak meslek 55 . Bugün Türkiye'de tanýnmýþ. 3 ve 4. Bu konu kendilerinin huzurunda "Þurayý Devlet"te tartýþýlmýþtýr. bu okul için gerekli derslerin Rüþtiyelerde okutulduðunu ve sýnavla öðrenci alýnacaðýna göre. Müsellesat (Trigonometri). ölümü ile birlikte kapanmýþ olduðunu tahmin etmekteyiz. Fenni Maadin. Topografya ve Tatbikatý. bu meslekte yetiþmek isteyenler Avrupa'ya gitmiþ veya gönderilmiþtir. 1290) çýkmýþtýr. Nizamatý Maadin ve Kitabet (Maden Kanunu) 2. Bu Okulun kapanýþýndan 1924 yýlýna kadar Türkiye'de Madencilik öðretimi yapýlmamýþ. o sýralarda Türkiye'de "Maden Ýþleri"ne bakmak üzere Fransa'dan getirilmiþ olan Vays ve Donez isimli maden mühendislerine de bildirilmiþ ve bu konuda düþünceleri sorulmuþtur. Bu Yönetmeliðe göre öðretim iki yýldýr ve þu dersler okutulacaktýr: 1. Ýrtisam (Hendese ve Çizim). Mesaha (Ölçme). Fizik. Ýbrahim Ethem Paþa'nýn Nafýa. Yýl : Tabakatülarz (Jeoloji). Bu okulda 1879 yýlýna kadar iki yýl süre ile öðrenim yapýlmýþ ve 1879'da (Recep 1297) çýkartýlan 12 maddelik yeni bir yönetmelikle öðretim süresi 4 yýla çýkartýlmýþtýr. Cebir. Ameliyatý Kimya. Bu iki maden mühendisi: Bu Okula girecek öðrencilerde yeteri kadar ön bilgi bulunmadýðýndan böyle bir okulun açýlmasýnda fayda olmayacaðýný ileri sürmüþlerdir. Buna karþý Orman ve Maadin Ýdaresi. Ticaret Nazýrlýðý'nda baþlamýþ onun yardýmlarý ile yürümüþ. Belçika ve Almanya'daki maden okullarýndan mezun olmuþlardýr. Logaritma. Fenni Maadin. "imtihan ederken müracaat edenlerin durumlarýnýn tespitinin mümkün olacaðýný" ileri sürerek bu okulun açýlmasýnda ýsrar etmiþ ve okulun açýlmasý hakkýnda gerekli irade 1873'de(15 Za. Yýl : Hesap. Nizamatý Maadin ve Kitabet. Topografya. Orman ve Maadin Ýdaresi'nin mektep açýlmasý hakkýndaki bu fikri.

3. Zonguldak Yüksek Maden Mühendisi Mektebi Alisi ilk mezunlarýný verinceye kadar. Resim. Tarihi Tabii. Ýmâlatý maadin. Yýl : Trigonometri. 1893 yýlýnda da Orman Bölümü Halkalý Ziraat Mektebi'ne nakledilmiþtir. hocalarý. Kimya. 4. Fransýzca. Kapatma gerekçesi. Fransýzca. Hendese. Ýktisat Vekilliði'ne baðlý dört yýl tedris devreli "Yüksek Maadin Mühendisi Mektebi Alisi" açýlmýþ ve baþýna müdür olarak Ýstanbul Yüksek Mühendis Okulundan Profesör "Müderris" M. Trigonometri. Resim. Coðrafya. 1928 yýlýnda. Fransýzca. Maden Bölümü de kapatýlmýþtýr. Fransýzca. Fizik. Ýmâlat Müsveddesi. Minþeat-i Osmaniye. 1. Zonguldak'ta 1924 yýlýnda T. Kimya. kaç yýl öðretim verdiði hakkýnda maalesef elimizde kesin bir bilgi yoktur. TÜRKÝYE'DE ÖÐRENÝM GÖREN ÝLK MADEN MÜHENDÝSLERÝ Türkiye'deki "Türk Maden Teknik Elemaný" miktarýnýn yetersizliði dikkate alýnarak. Bu eðitim programýnýn.C. madencilik eðitiminin yurt dýþýnda yapýlmasýdýr. Hesap. Münþeat-i Osmaniye (Okuma). ülkemize maden bilim ve teknolojisini getirenler. Kimya. yurt dýþýnda eðitim görmüþ mühendis ve teknisyenlerdir. Fizik. Orman Mektebi'nden 7 dönemde 49 Orman ve Maden Mühendisi mezun verildiðini öðreniyoruz. Tatbiki Arazi. 2. Yýl : Edebiyat. Yýl : Kavaidi Osmaniye (Osmanlý Grameri). Münsaat-i Osmaniye. Yönetmeliðe göre Okul'da þu dersler okutulmaktadýr. Logaritma. Osmanlý arþivlerine göre yurdumuzda Maden Mühendisi yetiþtirildiðine iliþkin baþka hiçbir iþarete rastlanýlmamýþtýr Bu okullarýn yeri.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I dersleri görmek üzere programlar yapýlmýþtýr. mezunlarý.Refik FENMEN tayin edildiði gibi yurt dýþýndan da bir 56 . Cebir. Fakat bu okulun Ýbrahim Ethem Paþa tarafýndan kurulduðu ve Ýbrahim Ethem Paþa'nýn burada hocalýk yaptýðýný biliyoruz. Resim. Harita. Yýl : Kimya ve Ýzabe-i Maadin. Jeoloji. Hendese. madenciliðin ihtiyaç duyduðu mühendisleri yetiþtirmek üzere. günümüzün modern maden mühendisliði eðitimine çok yakýn olduðu gözlenmektedir.

"bilgili ve çalýþkan" öðrenciler yetiþtirmeye büyük önem veren deðerli bir eðitimcidir. Jeometr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kýsým yabancý öðretmenler getirtilmiþtir. o zaman taþkömürü ocaklarýný iþleten þirketlerin iane olarak karþýladýklarý bilinmektedir. Binalar önceleri "Maden Fen Memuru Mektebi" olarak kullanýlýr. 1925' te tayin olan Okulun kurucusu ve müdürü ayný zamanda Elektrik Bölümü hocasý. Baþçavuþ gibi teknik elemanlar yetiþtirir. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurduðu ilk yüksek okuludur.Refik FENMEN. Bu okulun kurucusu ve müdürü M. savaþtan sonra Bölge Erkan-ý Harp Kumandaný Kurmay Yarbay Hayri Bey'inde yardýmýyla bu kýþlalarýn Ýktisat Vekaleti'ne (Ekonomi Bakanlýðý'na) baðlý Havzai Fahmiye emrine býrakýlmasý saðlanýr. I. Okulun madencilikle ilgili diðer bütün mesleki ders hocalarý da Avrupa'da öðrenim görmüþ deðerli Maden Mühendisleri olup. 1924'den 1927 yýlýna kadar ilk dönemlerde Ýstanbul Yüksek Mühendis Mektebi'nde olduðu gibi lise sýnýflarý arasýndan imtihanla ve sonradan sadece Lise mezunlarý arasýndan seçilen leyli meccani (parasýz yatýlý) öðrencilerin deðerli bir öðretim kadrosuyla ciddi bir 57 . Daha sonra Havzada mühendis ihtiyacýný karþýlamak amacýyla 1924 Yýlýnda açýlan "Yüksek Maadin ve Sanayi Mühendis Mektebi" kurulur. Bu okul Topoðraf. Ýnþaatýn finansmanýný. zamanýn en geliþmiþ okullarýndan Belçika'nýn Mons þehrindeki "Ecole des Mines" örnek alýnmýþtýr. Dünya Savaþý sýrasýnda askeri kýþla olarak yapýlmýþtýr. Orman Maadin Mektebi'nin 1888 yýlý mezunu olan Havzai Fahmiye Müdürü Hüseyin Fehmi (Ýmer)' in giriþimleriyle. Bu okul. þimdiki Endüstri Meslek Lisesi'nin tarihi binalarý. Maden mühendisi yetiþtirmek amacýyla kurulan okul. savaþtan yeni çýkmýþ ve tamamen kendi öz gücüne dayanarak ülkeyi yeniden kurma amacýndaki genç Türkiye Cumhuriyeti'nin umudu olmuþtur. Elektrik Yüksek Mühendisi Profesör Mehmet Refik Fenmen (1882-1951) görevini okulun kapatýldýðý 1931 yýlýna dek sürdürdü. Okulun kuruluþunda. Ereðli Þirketi teslim tutanaklarýnda askeri kýþla olarak görülen. ülke madenciliðine hizmeti kendisine ideal edinmiþ. ayrýca Belçika'dan gelmiþ dördte mesleki uzmanlýk sahibi ve deneyimli hoca bulunmakta idi.

koleksiyonlarýyla. Okulda gösterilen derslerin madenciliðe ait olan uzmanlýk kýsmýndaki yabancý profesörlerin ders müfredatýný doðrudan doðruya takip edebilmeleri için öðrencilere okula giriþlerinden itibaren haftada 10 saat Fransýzca kurslarý verilmiþtir. Batý dünyasýnýn teknik literatürü içine. Ancak bu yüksekokul pek kýsa ömürlü olmuþ ve 1931 yýlýnda son mezunlarýný verdikten sonra kapatýlmýþtýr. Tamamlayýcý olarak da Fransýzca Teknik Kütüphane kurulmuþtur. yabancý maden þirketlerince maddi ve manevi çok iyi þartlarda derhal angaje edilmiþlerdir. Böylece Fransýzca öðretilmiþ öðrencilere ders kitabý olarak Fransýzca teknik kitaplarýn en modernleri her yýl parasýz olarak verilmiþtir. okulu bitirmelerinde de Avrupa'daki maden ocaklarýna staja gönderilirdi. 1924-1925. 1925-1926 ve Zonguldak Yüksek Maadin Mühendisi Mektebi Alisi Binasý 58 . Ýsviçreli bir Fransýzca öðretmeni tarafýndan tesis ve tatbik olunmuþtur. Okuldan 19241931 yýllarý arasýnda toplam 70 Maden Mühendisi mezun olmuþtur. Bu stajlarýný baþarý ile tamamlamayanlara da diplomalarý verilmezdi. Laboratuarlarýyla. tatilleri sýrasýnda Türkiye'deki madenlerde ve mezuniyeti takiben 3 ay da Avrupa'daki madenlerde ciddi bir stajdan geçirildikleri için. mevcut yerli.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I öðretim verilmiþtir. Öðrenciler her tedris yýlý sonunda bir ay ocaklarda iþçi gibi çalýþarak staj yaptýklarý gibi. doðrudan doðruya girme imkaný saðlanmýþtýr. her türlü cihazlarýyla zamanýn en modern bir Maden Yüksek Mühendis Mektebi halinde çabuk geliþen bu okulun mezunlarý. Zonguldak Yüksek Maadin Mühendisi Mektebi Alisi 1924 yýlýnda açýlmýþ. tercüme yoluyla deðil. Ayrýca teneffüslerde dahi öðrencilerin aralarýnda Fransýzca konuþmalarýný saðlayan sýký bir disiplin. ilk mezunlarýný 1928 yýlýnda vermiþtir. Bu sayede.

ülkemizin ihtiyacýndan fazla Maden Mühendisi mezun olduðunun ileri sürülmesi üzerine. 1927-1928 ve 1928-1929 dönemlerinde ise sadece lise mezunlarý arasýndan sýnavla öðrenci alýndý.Refik FENMEN okulun geniþletilerek mühendisliðin baþlýca dallarýnda geniþ bilgi sahibi sanayi mühendisleri de yetiþtirilmek arzusuyla okulu "Maadin ve Sanayi Mühendisi Mektebi Alisi" haline çevrilmesine çalýþmýþ ise de. 1925 ile 1927 yýllarý arasýnda iki büyük bina daha ilave edilerek. 1924-1925 ve 1925-1926 dönemlerinde. sadece temel dersler verildi. Mineraloji ile Petrografi koleksiyonlarý oluþturuldu ve Sýnai (Endüstriyel) Kimya Laboratuarý kuruldu. Okulun son devrelerinde. 1929 yýlýndan sonra okula öðrenci kaydý yapýlmadý. "Çýkarýlacak madenlerle ilgili gereksinime yeterli 59 Mektebi Alisi öðrencileri Laboratuarda . 1926-1927 döneminde baþlayan meslek dersleri için Belçika'dan 4 adet ve Fransýzca dersi için Ýsviçre'den 1 adet profesör getirtilerek dersler Fransýzca verilmeye baþlandý ve bu eðitim kadrosu Fransýzca bilen Türk futbol.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1926-1927 dönemlerinde lise sýnýflarý (ortaokul mezunlarý). Fizik Profesörü Hayri Bey ve Kimya Profesörü Mehmet Akif Bey tarafýndan. voleybol ve tenis eðitmenleri saðlanarak güçlendirildi. Okul kapatýlmadan önce Ýktisat Vekaleti'nin (Ekonomi Bakanlýðý) okulu kapatma gerekçesi þu þekilde belirtiliyor. Matematik Türkiye’de Öðrenim Gören Ýlk Maden Mühendisleri Profesörü Kerim Bey. okul müdürü M. 1931 yýlýnda mezun verildikten sonra okul kapatýlmýþtýr.

Kapanma nedeniyle okulu bitiremeyen 3.Ýhsan SOYAK Nevzat URUK Nihat ÜSTÜNEL Cafer ZADÝL 1930 Mezunlarý (17) Nazým ADASAL Mustafa AHÝ Cemil AHMET Kâmil AKAT Rahmi AKINCI Ekrem BEKSOY Niyazi DURUSOY Mustafa Sami ERK Enver ERKMEN Hakký EVÝNSEL Emin HARAÇCI Sadettin PEKMEZCÝLER Bahri SAVAÞKAN Kemal SÝLÝMEN Reþat SÝLÝMEN Halim TÜRKMEN Zeki YERDELEN 1931Mezunlarý (25) Hamdi ADALI Celâl ADIBELLÝ Þerif AKKUTAY Kazým AKYEL Rauf ALPSOYLU Mazlum ANGIN Cemalettin BAÞGÖZE Cemil BAÞGÖZE Celâl Ferit ÇINAR Adnan DEMÝRCÝ Fahrettin DORUK Mahir EDÝSON E. daha sonraki yýllarda aralarýnda bakanlýk (Ýhsan SOYAK). Etibank'a. 1929 Dünya ekonomik bunalýmýnýn Türkiye'yi de etkilemesi gerekçeleriyle ve T. YÜKSEK MAADÝN MÜHENDÝSÝ MEKTEBÝ ALÝSÝ 1928 . MTA'ya deðerli hizmetlerde bulunmuþ. Necdet EGERAN Hilmi EREL Nebil EZGÜ Azmi HALULU Kâmil HAZNEDAROÐLU Sýtký KOÇMAN Mazlum KUROSMAN Mücteba MEHMET Necdet ÖZDÝNÇ Hilmi SANALAN Hikmet SÖZEN Rýza TUNA Kadri YERSEL 60 . Naim KROMER. Cumhuriyetten önce. Türkiye'deki madenlerde ve Zonguldak Havzasýnda tek tük maden mühendisi mevcut iken. Türk madenciliðine. Hükümeti'nin tasarruf önlemi almasý" nedenleriyle geçici olarak kapatýlmýþtýr.1931 MEZUNLARI 1928 Mezunlarý (16) Ruhi ALKOR Zülkerem ALTAY Kudret ARGUN Tevfik AYYILDIZ Ö. sýnýfýn öðrencileri Ýstanbul'daki yüksek okullara nakledilmiþlerdir. Müdür Mehmet Refik Bey Ýstanbul'a tayin edilmiþtir. Cemal KIPÇAK) ve þairler (Behçet Kemal ÇAÐLAR) gibi birçok deðerli maden mühendisi yetiþtirmiþ olan bu okulun kuruluþunda ve devamýnda hizmeti geçenleri þükranla yad etmek gerekir.C.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I olacaðý ya da fazlasýnýn iþsiz kalacaðý.Hulusi BARUTOÐLU Faik BÝRKAN Bahattin BÝRSAN Selahattin GÖKTUÐ Yusuf GÜRATA Hakký KÖK Naim KROMER Cemal KURTULAN Hulusi ORPEN Mazlum ÖÐET Fuat TARI Nevzat YERDEL 1929Mezunlarý (12) Cevad ADIGÜZEL Ýhsan AYLA Behçet Kemal ÇAÐLAR Ahmet KALAYCI Cemal KIPÇAK Nuri KIRCI Sadi MÝMAROÐLU Ýbrahim NARÞAP A. milletvekilliði (Rauf ALPSOYLU.

D. 1990 11 .."Zonguldak Yüksek Maadin Mektebi Alisi'nin Kuruluþ Yýllarý". 1986. Çaðlayan Kitabevi. Dover Pub. Yeryuvarý Dergisi. Tindall and Cox. Yeryuvarý Dergisi. 17 . Aðustos 1982 8 . Suna ATAK. Kemal ERGUVANLI.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kaynakça 1 . New York. 6 .Ýbrahim Ethem Paþa'nýn torunu Yük. 1938. California. (Kitap olarak hazýrlansa da basýlamamýþ kendi daktilo yazýlarý 3 . ALBRITTON. No 12. Bahri SAVAÞKAN. 1985 14 ."Yerbilimlerini Mekteb-i Týbbiye'de Ýlk Kez Türkçe Okutan Hoca Ýbrahim Lütfi Paþa". 7 .Maden Teknisyen ve Baþçavuþ Okullarýmýz."The Birth and Development of the Geological Sciences" F. Yeryuvarý Dergisi.Türkiye Maden Mühendisliði Öðretiminin Geliþmesi. Freeman.Dr. 1954.Havzanýn Tarihçesi. Sayfa 156 4 . Baillére. Cemal BÝRÖN. Kadri YERSEL. 1981 13 . Darülfünun JeolojiMineraloji Muallimi" Kemal ERGUVANLI."The Fabric of Geology" C. Prof. 2/34.Türkiye'de Madenciliðin Tarihçesi ve MTA."The Founders of Geology" A. MTA Yayýnlarý.Ekrem Murat ZAMAN ve Alaattin ÇAKIR'ýn Zonguldak Havzasý'nýn Tarihçesini konu alan kitap taslaðýndan 61 ."Halil Ethem ELDEM: Temel Bilimler Dalýnda Avrupa'da Ýlk Doktora Yapan. London.Maden Mühendisleri Biyografisi."Türkiye'de Yerbilimleri Öðretiminin Tarihçesi". 5 . Kasým-Aralýk 1979 10 . Senai SALTOÐLU. Bahri SAVAÞKAN 12 .MTA Enstitüsü Dergisi.Mühendis Cemâl Sait Bark'ýn Anýlarý 18 . 1962. Aðustos-Kasým 1980 9 ."Maden Mühendisliðine Giriþ". Ýhsan R. 1945 16 . GEIKIE. Fahrettin DORUK. MTA Dergisi. Hamit Nafiz PAMÝR. ADAMS.TMMOB Maden Mühendisleri Odasý Arþivi 2 . BERENT. Inc. Cooper Co.Maden Yüksek Mühendisi Ahmet PEKKAN'ýn Özel Arþivi 15 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 62 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "YEÞÝL ÇAY YAPRAÐINDAN DEMLÝ ÇAY BARDAÐINA" BÝR BAÞARI ÖYKÜSÜ Baki Remzi SUÝÇMEZ Ziraat Mühendisi .

766. sýrada. en önemli istihdam alaný olan çay tarýmýndan. Doðu Karadeniz bölgesinde Artvin. Dünyanýn tek doðal çayý olan ve "yeþil altýn" olarak adlandýrýlan "çay"ýn ülkemizdeki öyküsü.533 dekar alanda 204. yaklaþýk 200 km uzunluðundaki kýyý þeridinde. Trabzon illerini kapsayan asýl bölgede ve Giresun ili ve Ordu ili Fatsa ilçesini kapsayan ikincil bölgede. kuru çay üretimi yönünden 5. Ziraat Mühendisliði mesleðinin de baþarý öyküsüdür. bilimsel çalýþmanýn baþarý öyküsü olduðu kadar. Çaðdaþ Türkiye'nin bilinçli emekle yeþertilebileceðini. ýsrarý. asýrlar ötesine uzanan bir beslenme geleneði deðildir. ülkemizde yerli üretime geçilmesi ve çay kullanýmýnýn yaygýnlaþmasý 1923 sonrasý Türkiye Cumhuriyeti'nin baþarýsýdýr. 5 Mayýs 1925 tarihinde Atatürk tarafýndan Ankara'da. yýllýk kiþi baþýna tüketim bakýmýndan ise 4. çaðdaþ üretim yöntemleriyle bozkýrýn bile en güzel ürünleri verebileceðini tüm dünyaya gösteren örnek bir projedir. Rize. baþarma tutkusu. sýrada yer almaktadýr. yaklaþýk 1 milyon kiþi geçinmektedir. Damaklarýmýzý esir eden çay tutkusu. Çin ve Hindistan'da 2700 yýldan beri yetiþtirilen çay bitkisi. 10-35 km içerilere kadar uzanan kesimde. çay tarým alanlarýnýn geniþliði bakýmýndan dünya üretici ülkeler arasýnda 6.112 üreticinin çay ürettiði Türkiye. 64 . 1000 metre yüksekliklere deðin ulaþan yamaçlarda. Türk insaný için sabah kahvaltýlarýndan gece sohbetlerine kadar en çok tüketilen gýda maddelerindendir. kurulan ve Atamýz’ýn vasiyeti sonucu 11 Haziran 1937 yýlýnda Hazineye emanet edilen Atatürk Orman Çiftliði. Tüketim amacýyla çayýn dýþardan getirtilmesinin öyküsü 1600'lü yýllara dayansa da. Cumhuriyeti kuranlarýn ve geliþtirenlerin inancý. sýrada. "Camelli Sinensis Kuntze" bitkisinin taze sürgünlerinin deðiþik yöntemlerle iþlenmesi ile elde edilmektedir. ekonomik anlamda yetiþtirilmektedir. Bozkýrý cennete çevirenler. yeþil atýl alanlarý yeþil altýna.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünyada sudan sonra en çok tüketilen bir gýda ve içecek maddesi olan çay. çayý iþleyerek siyah altýna döndürdüler. Çay. Doðu Karadeniz'de ekili olduðu bölgenin baþlýca tarýmsal geçim kaynaðý.

yüzyýlýn ilk çeyreði erkekler gurbete gidiyor. Ankara'da 1921 yýlý Nisan ayýnda Bakanlýklar temsilciliklerinin katýldýðý bir Komisyon kuruldu. gözü yaþlý analar. çayýn Rize dolaylarýnda yetiþtirilmesinin olanaklý olduðunu nedenleri ile birlikte açýklayan. bölgeye eþkiya baskýsýný getirmiþti. gözü yolda gencecik gelinler. “Birinci Paylaþým Savaþý” sonucu Ýmparatorluðun parçalanýþýnýn yarattýðý otorite boþluðu.Tarým Bakanlýðý tarafýndan 1918 yýlýnda Batum ve çevresinin zirai ve iktisadi durumunu incelemek üzere görevlendirilen Halkalý Yüksek Ziraat Okulu (Halkalý Ziraat Mektebi Alisi) öðretim üyelerinden eski Mardin Mebusu Ali Rýza Erten'in hazýrlamýþ olduðu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Doðu Karadeniz göç veriyordu. lastik ayakkabýsý olmayan çocuklarýný doyurmaya çalýþýyorlardý. Ekonomik zorluklar ve isyanlarýn yarattýðý güvensizlik ortamýnýn giderilmesi. Genç Cumhuriyete karþý oluþan gerici baþkaldýrý hýzla bastýrýlmýþtý. 20. savaþ sonrasý ortaya çýkan öncelikli olaylar nedeniyle dikkate alýnamayan ve daha sonra "Þimali Þarki Anadolu ve Kafkasya'da Tetkikatý Ziraiye" adýyla Hükümet tarafýndan kitap olarak yayýmlanan rapor. 1918 yýlýnda Ali Rýza Erten'in Batum ve Kafkasya’daki incelemeleridir. bölgenin huzura kavuþmasý için. öncelikle insanlarýn geçimini saðlayacak iþ ve çalýþma koþullarýnýn yaratýlmasý gerektiðini söylüyordu. Ýktisat Bakanlýðý temsilcisi Ziraat Genel Müdürü Zihni Derin. Doðu Karadeniz'in "makus talihi"ni deðiþtirmeye yönelik önemli bir geliþme. bölgede huzur ve güvenin saðlanmasý gerekiyordu. o günkü Ýstanbul gümrüðüne dýþalým yoluyla gelen çaylara da Camellia sinensis (Çay) deðinerek çayýn Türkiye'deki geçmiþi65 .

yalnýzca yazdýðý raporla çay tarýmýna katký saðlayan Ali Rýza Erten'in raporunu Komisyonda gündeme getiren Zihni Derin. 1907'de ayný ilçelerde Orman Müfettiþi olmuþ. 'Siz burada bazý kalkýnmalar yapacakmýþsýnýz." 66 . Ziraat Umum Müdürü Zihni Bey. Bu görevdeyken bir heyetle birlikte Doðu Karadeniz illerine gidiþi. Rica ederek ondan çaya ait broþürler istedim. Rodos'ta Akdeniz Adalarý (Cezayir-i Bahr-i Sefit) Ýli Orman Müfettiþ Katipliðinde. 1880 yýlýnda Muðla'da doðan Zihni Derin. Batum'dan getirttiðim bu topraklarda gayet iyi yetiþiyor' diye bahsediyordu. 1909'den 1912'ye kadar Selanik Ziraat Mektebi'nde Kimya.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ni anlatan ilk bilimsel yapýttýr. halka yeni geçim olanaklarý bulabilmek amacýyla Rize ve çevresinde incelemelerde bulunmak üzere Komisyonca görevlendirilir. 1904'de Halkalý Yüksek Ziraat Okulunu bitirmiþ. Milli Mücadele Hükümetinin kurduðu Ýktisat Bakanlýðýnda ilk Ziraat Umum Müdürü olmuþ. bölge insanýnýn yaklaþýmýndan duyduðu sevinci þöyle anlatýr: "Ben Umum Müdürken Rize'de Ziraat Odasý Reisinden þöyle bir mektup almýþtým. Bu arada Batum'dan Rize'ye gelip çay üzerinde tetkikler yapan bir Rus ilmi heyetinin de raporunu verdi. kara yoluyla Ankara'ya gelmiþ. Bahçemde bir çay fidaný var. iki yýl sonra Akdeniz Adalarý Ýli Orman Müfettiþliðine atanmýþtýr. Sefir memnuniyetle bana birkaç kitap verdi. Bu raporda Batum'la Rize'nin ayný iklim þartlarýna ve toprak kalitesine sahip olduðu. Batum'da yetiþen çayýn ve birçok denemeleri yapýlan çay çeþitlerinin Rize’de de çok iyi neticeler vereceðini yazýyordu. Gediz ve Simav ilçeleri Orman Müfettiþ Vekaletinde bulunduktan sonra. Bu fikir çok hoþuma gitti. 1914'den 1920'ye kadar Bursa'da Sultani Mektebinde (Lise) ve Kýz Öðretmen Okulunda Tabi Ýlimler okutmuþ ve Bursa Milli Eðitim Müdür Vekilliði görevinde bulunmuþtur. ileriki yýllarda çizeceði mücadeleli yolun ve "Çayýn Babasý" olarak adlandýrýlmasýnýn baþlangýcý olur. Rus Sefiri ahbabýmdý. 1905'te Aydýn'da Orman ve Maden Muamelat Katibi olarak Devlet Memurluðuna baþlamýþ. 1924'e kadar bu görevde kalmýþtýr. Ziraat Sanaatlarý ve Jeoloji öðretmenliði yapmýþ. bu arada çay yetiþtirilmesi üzerinde de durmanýzý bilhassa rica ederim. 1920'de Yunanlýlarýn iþgalinden hemen önce Bursa'dan ayrýlýp. Ülkede çay yetiþtirilmesi için fiili ve aktif bir çalýþmaya girmeyip.

1731 yýlýnda Damât-zâde Ebû'l-Hayr Ahmed Efendî'nin yazdýðý "Çay Risalesi". Batum ve çevresinde Ruslar tarafýndan kurulmuþ olan çay bahçelerini.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Rize ve çevresinin zirai ve ekonomik durumu hakkýnda bilgi toplamaya baþlayan ve bölgede yapýlabilecekleri araþtýran Zihni Derin. 1893 yýlýnda Ali Nazýma'nýn "Çay Risalesi" ile 1910 yýlýnda Mehmet Ýzzet Efendi tarafýndan yazýlan "Çay Hakkýnda Malumat" adlý kitap.Ahmet Hamdi'nin yazdýðý "Çay Risalesi". bambu rizomlarý ve bir Rus bahçývaný getirir. Söz konusu yazýlý kaynakta. bu yapýtlara örnek olarak gösterilebilir. zamanýn Ticaret Nazýrý Esbak-ý Ýsmail Paþa'nýn aracýlýðý ile Çin'den çay fidanlarý ve tohumlarýnýn getirildiði ve getirilen bu tohum ve fidanlarýn Bursa ilinde denendiði. 5. Beraberinde çay tohumu ve fidanlarý. çayýn tarihi göçlerle Anadolu'ya gelmediði bilinmektedir.'da çay ticareti yapýlsa da. Eski adý Garal Daðý olan hazineye ait bir bölgedeki Müftü Mahallesi'nde. Sonraki yýllarda çay içme alýþkanlýðýnýn halk arasýnda hýzla yaygýnlaþmasýnýn etkisiyle Türkiye'de çay yetiþtirilmesi sürekli konuþulur ve tartýþýlýr bir konu olmuþ. Selçuklu ve Osmanlý dönemlerinde köklü bir kahve tüketim alýþkanlýðý yerleþmiþtir. iklim ve toprak yapýsýnýn çay ya da turunçgil üretimine uygun olduðu kanýsýna vararak bu konuda yoðun çalýþmalar yapmaya baþlar. "Çaycý" lakabý ile anýlan ve Hicaz Vali Vekilliði.S. çaya ilgi gösterilmemesi nedeniyle. Türklerin çayla tanýþmasýnýn öyküsü incelenir süreçte. Anadolu'da çay içme alýþkanlýðýnýn baþlangýcýnýn 17. bu giriþimle ilgili bilgiler 1892 yýlýnda yayýnlanan "Coðrafyayý Sýnai ve Ticari" adlý kitapta yer almýþtýr. ancak çay fidanlarýnýn geliþme 67 . 15 dekarlýk arazide ilk fidanlýk kurulur ve çok küçük ölçekli de olsa ilk üretim baþlar. yy. 1879 yýlýnda Mehmet Ýzzet Seyit B. bugünkü adýyla Merkez Fidanlýðýnda. çay fabrikasýný ve Astropikal Bitkiler Araþtýrma Ýstasyonu'nu inceleyerek gerekli bilgilerle Rize'ye döner. Ýlk giriþim l888 yýlýnda yapýlmýþ. narenciye ve bazý meyve çeþitleri. bu gezinin ardýndan. Rize Ziraat Fen Memuru Ýbrahim Bey'le birlikte 1924'de Batum'a düzenlenen geziye katýlýr. M. Harem-i Þerif Müdürlüðü ve Basra Valiliði gibi görevlerde bulunan Hacý Mehmet Arif'in 1877 yýlýnda yayýnlanan "Çay Risalesi". yüzyýla kadar gitmesine karþýn. Türkiye'de çay üretme giriþimleri de yeni deðildi aslýnda. çok az sayýda da olsa çay ile ilgili risaleler yazýlmaya baþlanmýþtýr.

büyük 68 . halk Sayýn Derin'i. Portakal.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I göstermediði. Eðer böyle bir para alýrlarsa çiftçiler daha kolaylýkla çay ziraati yapabilirlerdi. Limon ve Çay yetiþtirilmesine dair 407 Sayýlý Kanun" kabul edilir. iþsizlik dolayýsýyla meydana gelen aþýrý göç. Hakikaten o Ankara'ya döndükten birkaç ay sonra da beklediðimiz birinci Çay Kanunu çýktý. ben de müthiþ telaþlanýyordum. Fakat kanun çýkmýyor. ayný çabanýn 1892 yýlýnda tekrarlandýðý ve ekolojik koþullarýn çay yetiþtiriciliðine uygun olmamasý nedeniyle her iki denemeden de sonuç alýnamadýðý belirtilmektedir." 1918 yýlýnda hazýrlanan Rapor da dikkate alýnarak. Mandalina. Bu yasaya göre baþlatýlan çay üretimi çalýþmalarýnýn baþýna Ziraat Umum Müfettiþi olarak Zihni Derin getirildi ve Rize vilayeti ile Borçka kazasýnda çay fidaný yetiþtirilmesine baþlandý. bir çay kanunu teklifi yapýlmasýný istedim. Birinci Paylaþým Savaþý'ndan sonra bölgede yaþanan ekonomik ve sosyal bunalýmlar. Bu konuda yoðun uðraþ veren Zihni Derin. Çünkü masraflarý az olacaktý. Büyük Millet Meclisi'nde 6 Þubat 1924 tarihinde "Rize Vilayeti ve Borçka Kazasýnda Fýndýk. Rize'de kurulan Çay Araþtýrma Enstitüsü'nün kurucu müdürü de olan Zihni Derin tarafýndan yürütülen bir çok deneme nedeniyle. çay tarýmý böylece yasal güvenceye kavuþturulur. gecikiyor. Ve kanunun biran evvel çýkmasý için uðraþacaðýný söyledi. Bir kere erozyona mani olmak için araziyi sed yapmak icapediyordu. Rize ve çevresindeki çalýlýk ve kýzýlaðaçlarýn sökülerek yerlerine yasada yazýlý çeþitlerin dikilmesini amaçlayan 407 sayýlý Yasa. Fidanlýðýmýzdaki çay ziraatini çok beðendi. bölge insanýna gelir kaynaðý ve iþ alanlarý yaratýlmasýný zorunlu kýlmýþtýr. bir rapor ve yasa teklifi hazýrlar: "Rize'de Araklý hududundan Batum hududuna kadar olan sahada Batum'da yetiþen çay kalitesinde bizim de çay yetiþtirebileceðimiz kanaatine vardýkdan sonra hazýrladýðým raporu Vekile ibraz ederek. "Zihni Hoca" adýyla anmaya baþladý. çiftçiye dönüm baþýna 60 lira verilmesine dair bir madde de koydurtmuþtum. Birgün Sýhhat Vekili Hulusi Bey Rize'ye geldi. Kanuna.

çalýþmalar durdurulur. Çay tarýmý. Kömür Ýþletmesi. Pancardan þeker çýkarýr. 1924-27 yýllarý arasýndaki yoðun çabalar yetersiz kalýr. tesis ve teþkilat kurulmasýný gerektiren çay yetiþtirme ve iþlemesine para ayrýlmamasý ve devletin çeþitli ivedi sorunlarla karþýlaþmasý sonucu. bu dönemde bile her kýr gezisinden cepler dolusu bitki örnekleriyle döner ve laboratuarda incelemeler yapar. Fen Memuru Ýbrahim Bey'in Çarþamba'ya tayin edilmesine üzerine. Karabük. Ege ve Akdeniz bölgelerinde geniþ çapta yetiþtirilen Satsuma türü mandalinanýn ilk üretildiði yer olan Merkez Fidanlýðý. ülkemizde çay tarýmý yeniden gündeme gelir. Etibank. çeþitli yaðlardan da sabun. 1930'lu yýllardan beri Þeker Fabrikasý. Devlet Deniz Yollarý bu dönemde önemli atak69 . Öðretmen arkadaþlarýnýn anýlarýna göre. Devlet Üretme Çiftliði gibi fabrika ve kurumlarý geliþtirme hareketleri baþlamýþtý. 407 sayýlý Yasa'nýn tek yararý Rize Merkez Fidanlýðý'nýn ayakta kalmasý olmuþtur. Ali Rýza Erten'in raporunda ayrýntýlý þekilde açýklanmýþ olan çayýn ekolojisine uymuyan illerde üretim denemesi yapýlmasý ile çoðaltýlarak halka daðýtýlan fidanlarýn gerekli destekten yoksun bulunan ve yeterli bilgi verilemeyen üreticilerce. üreticilerin ilgisizliðine paralel olarak azalýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çaplý devlet yardýmý. "Kendi Kendine Yetme" ilkesini benimsemesi ve 1933 yýlýnda bunu bir programa baðlamasý üzerine. Zaman ilerledikçe çay fidanlarýnýn üretim ve daðýtýmýndaki heyecan. Ekonomik kalkýnma modeli olarak "Devletçilik" modeline geçen Hükümetin. geleceðe yönelik belirsizliðin de giderilememesi üzerine. Devlet Demiryollarý. ne yazýk ki fazla raðbet görmez ve devletin ilgisi de kýsa sürünce. Süreci ve Ýsmet Ýnönü'nün çayla iliþkisini Asým Bey þöyle deðerlendirir: "Gerçekten de o yýllarda her alanda Türkiye kendi ihtiyacýný kendisi karþýlama çabasýna girmiþti. Sümerbank. 1936'da meslek aþký depreþir ve Edirne'de Ziraat Müþavirliði görevini yürütür. Asým Zihnioðlu'na göre. 1936 yýlýna deðin süren bir duraklama dönemine girer. ölü doðmuþ. Zihni Derin sonraki 10 yýl boyunca tekrar öðretmenlik mesleðine döner. iþletilememiþtir.

alt kattaki odayý laboratuar olarak hazýrlar. üretimde devletin öncülük yapmasýný gerektiriyordu. Bu nedenle Ýnönü yurt çaycýlýðýyla yakýndan ilgileniyordu. portakal. Zihni Derin bu çalýþmalar içinde boðuþup dururken. Ankara'ya dönünce. greyfurt. çeþitli süs bitkilerinin. 1935 yýlýnda Ziraat Vekili Prof. Þevket Raþit Hatipoðlu Rize'ye gelir ve örgütlenme çalýþmalarýný yürütür. Konuyu ilgiyle dinleyen Ýsmet Ýnönü. limon. Hindistan'dan getirilen iki uzmanýn iki yýl süren çalýþmalarýndan baþarýlý sonuç alýnamayýnca. aðaçkavunu. Dr. Ýsmet Ýnönü'nün kafasýnda ve yüreðinde yurtta çay yetiþtirilmesi de vardý. dönemin Ziraat Odasý Baþkaný Muharrem Þad ve Ticaret Odasý Baþkaný Hulusi Karadeniz tarafýndan Rize'de ilk çay yetiþtirme giriþimi ve Zihni Derin'in 1924 yýlýndaki çalýþmalarý anlatýlýr. mandalina. uzun yýllardan sonra tekrar Rize'ye gelir. bölgenin çay tarýmý ve sanayisinin geliþmesine her yönden elveriþli olduðu kanýsýna bir kez daha varýlýr. bölgede çay bahçeleri kurmanýn ve elde edilecek yapraklarýn kuru çay haline getirilmesinin önemini savunur. bambu ve diðer meyveler ile küçük çaplý parsellerde birkaç yüz fidandan oluþan küçük bir çay bahçesinin gayet güzel yetiþtiðini görmek. Þevket Raþit Hatipoðlu. çay yetiþtiriciliði çalýþmalarýna baþlanmasý amacýyla Tarým Bakanlýðý'ný görevlendirir. Geziye katýlan heyet içerisinde yer alan ve sonradan Tarým Bakaný olan Prof. Rize ve çevresinde kurulacak Ziraat Teþkilatý'nýn koordinatörlüðü görevi verilen Zihni Derin. Fidanlýkta bulunan iki ahþap evden birinin üst katýndaki bir odaya yerleþir. Edirne'de Ziraat Müþavirliði görevinde bulunan Zihni Derin. Ülkenin üretim alanýna dönük ataklarý yine o dönemde gerçekleþmiþti. "Türkiye'de Çay Ýktisadiyatý" adlý yapýtýný yazarak. onu mutlu eder. kendisinden 30 yaþ daha genç olan bir meslektaþý onunla ayný kader yolunda 70 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I lara giriþmiþti." 1935 yýlýnda yurt gezisine çýkan dönemin Baþbakaný Ýsmet Ýnönü'ye. Dr. Muhlis Erkmen'in Ankara'daki Ziraat Fakültesi ve Bakanlýk uzmanlarýndan oluþan bir bilim heyeti ile birlikte Rize'ye yaptýðý inceleme gezisinde. 1924 yýlýnda Batum'dan getirdikleriyle oluþturduðu bahçeyi ve parselleri gezerken. Ankara'da Tarým Bakanlýðý Baþ Müþavirliði'ne atanýr. O yýllarýn koþullarý.

yýllar boyu Rize ve çevresi ile ilgileneceðimi. yörede pek bilinmeyen harman iþlemini gündeme getirerek çiftçilere öðretmeye baþlar. 1938'de Rize'de yeniden düzenlenen Çay ve Fidanlýklar Müdürlüðü Teþkilatý'na atanan Asým Zihnioðlu. Parkýn ve ana yolun karþýsýnda üç katlý beton. Caddenin deniz tarafýnda þirin bir park yer alýyor. Binanýn ikinci katý kahvehane. Bu Rize'nin en yüksek binalarýndan birisi. Giresun'da bir Fýndýk Araþtýrma Ýstasyonu kuruluþunu gerçekleþtirdikten kýsa bir süre sonra. Burada. "Bir Yeþilin Peþinde" adlý yapýtýnda anýlarýný anlatan Asým Zihnioðlu. altý odasý var. 1938'te tanýþtýðý Rize iliyle ilgili þunlarý yazar: "O dönemde Rize küçük bir kentti. Fýndýk türleriyle ilgili denemeler yapar ve özellikle o günlerde hasat sonrasý hemen depolanan ürünün çürümesini önlemek için. Odalardan birine yerleþiyorum ve artýk Rize'deyim. fidanlýkta bulunan iki ahþap evden birinin üst katýndaki bir odaya yerleþmiþ. O'nu alt kat71 ." Odasýna yerleþtikten sonra hemen Ziraat Bahçesi diye adlandýrýlan fidanlýða giden Asým Bey. 35-40 kiþilik ekiplerle köylerde fýndýk harmanlarý organize edilir. arka sokaðýnda da aþhane ve berber dükkaný yer alýyor. Yeþil tepelere serpilmiþ iki katlý evler ve bu tepelerin dibindeki ince düzlük þeride sýralanmýþ dükkanlardan ibaret küçük bir kent. Parkýn bir kýyýsý kumsal ve deniz… Denizin çýrpýntýsý. Zihni Derin'le tanýþmasýný ise þöyle anlatýr: "Zihni Derin benden bir vapur önce gelmiþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I buluþur. üçüncü katý otel: Palas Oteli. doðma büyüme bir Rizeli gibi buralara baðlanacaðýmý hiç düþünmemiþtim. Altýnda bakkal. beþ. hoþ kokusu insana huzur veriyor. Bu amaçla. 1933 yýlýnda Giresun'da fýndýk tarýmýyla ilgili çalýþmalara baþlar. burasý Belediye Parký. yaþamýmýn 16 yýlýný geçireceðimi. Bunun da boyu beþ yüz metreyi geçmiyor. O tarihte henüz liman da yok. 1927'de Ýzmir Ziraat Okulu’nu bitiren ve Uþak Þeker Fabrikasý’nda göreve baþlayan Asým Zihnioðlu. eczane. Zihni Derin'le birlikte yoðun bir çalýþma ortamýna girer. Ýskelenin çýkýþýndan baþlayan ve denize paralel olarak uzanan bir tek ana cadde var. çirkin görünüþlü bir bina yükseliyor.

Bu tarz ambalajlama. Çaylarýn getiriliþ öyküsünü Asým Bey'den aktaralým: "Batum'dan getirilen çay tohumlarýnýn en azýndan yüzde 90'ýnýn intaþ kabiliyetinde olmasý iþimizi kolaylaþtýrýyordu. umutsuzluk ve güvensizliðin yaygýn olduðu bölgede sonradan dost olduðu CHP Ýl Baþkaný Mehmet Mataracý'yla tanýþan Asým Zihnioðlu. Bu tohumlar kontraplak sandýklar içinde ve ufalanmýþ odun kömürü ile karýþýk. laboratuara çevrilmiþ odada el ele verilerek yapýlacak iþler planlanmaya baþlanýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I taki odayý laboratuar olarak kullanma hazýrlýðýnda iken buluyorum. 1940 yýlýnda 40 ton çay tohumu ithal edilerek. Zihni Hoca'nýn derlediði çay tarýmý ve sanatý hakkýndaki ilk notlar toplu halde okunarak incelenir. oldukça iddialý konuþur. bu kez daha bilinçli ve programlý þekilde yürütülmeye baþlanýr. Batum'daki Çakva Çay Araþtýrma Ýstasyonu tarafýndan hazýrlanan tohumlarý Rize'den kiraladýðýmýz iki motorla Rize'ye getirdik. çayla ilgili uygulamaya en elveriþli olan teknikler saptanýr. Bu koþullar altýnda þevkle çalýþmalara baþlandýðý sýrada. Rize çayýnýn içeriðindeki maddeler bakýmýndan diðer ülke çaylarýndan daha kaliteli olduðu laboratuar çalýþmalarý sonunda anlaþýlýr." 72 . çok saðlam durumda ambalajlanmýþ olarak bize ulaþtý. Mehmet Mataracý'nýn "Birkaç yýl önce buraya iki Ýngiliz uzman geldi. 1939 yýlýnda 30 ton. laboratuarda bölge topraklarý ve iklim incelenirken. Ýklim ve toprak yapýsý da çay tarýmý için oldukça uygundur. hýzlý bir þekilde çay bahçesi tesisi çalýþmalarýna baþlanýr." 1924 yýlýndan 1937 yýlýna kadar yapýlan bilimsel çalýþmalarýn olumlu sonuç vermesi ile Batum'dan 1937 yýlýnda Gürcistan kökenli 20 ton. siz mi yapacaksýnýz bu iþi?" küçümsemesine Asým Bey'in yanýtý kýsa ve serttir: "Mehmet Bey bu sözünüzü unutmayýn. Sizinle bir yýl sonra tekrar buluþmak isterim. bir þey yapamadý. Çaya gönül veren ekip tarafýndan." Geçmiþte kaybedilen yýllarýn deneyimleriyle sýký tutulan iþler. Beni sevinçle karþýlýyor ve birkaç arkadaþýmýzýn daha geleceðini haber veriyor. bünyesinde önemli miktarda yað içeren tohumlarýn rutubetten korunarak bozulmasýný önlemekteydi.

Birinci Merkez Kaza Bölgesi Teknisyeni: Cahit Yýlmaz. Derepazarý ve Ýyidere Bölgesi Teknisyeni: Mahmut Fevzi Gökçeli. 2. Fakat bu iþler. mýsýr tarlalarýnýn çay bahçelerine dönüþmesine izin verirler. Ýstanbul Boðazý'nda balýkçýlýk. Ýkinci Merkez Kaza Teknisyeni ve Fidanlýk Þefi: Rauf Baþar. önce yalnýz Rize merkez kazasýna baðlý dar bir alan ele alýnmýþ ve bu alan altý bölgeye ayrýlmýþtý. 6. Bir dönüm topraða. Teþkilatýn Mali Ýþler Mutemedi: Behçet Tuzcu Bölge teknisyenlerinin kontrolü altýnda önceden eðitilmiþ çay ustalarý fiilen çalýþarak çaylýk kuracak olanlara yardým ediyor. bölge çalýþmalarýnýn düzenli ve sürekli olduðunu gördükten sonra iþin ciddiyetine vararak. 7. Gündoðdu Bölgesi Teknisyeni ve Bölgeler Kontrolörü: Asým Zihnioðlu. O zamanki örgütün dar bir kadro olmasý yüzünden. mýsýra ek bir ürün olarak yeni çay bahçeleri kurulur. bölge teknisyeninin kontrolü altýnda halk bilinçlendiriliyor ve yönlendiriliyordu. hep bu bölge insanýnýn uðraþ yeri ve ekmek kapýsýydý. Ekonomik darlýk ve sýkýntý bölge erkeklerini gurbetçi yapmýþtý. O dönemde köylerde yetiþmiþ insan gücü bulma olanaðý yoktu. Zonguldak'ta kömür iþçiliði. Ýlk günlerde çay üretimine sýcak bakmayan köylüler. Zihni Derin'in baþkanlýðýnda belirlenen bölgelerde o dönemde çalýþan teknisyenler þunlardý: 1. 5. Bu arada Ankara ve diðer büyük kentlerde inþaat iþçiliði ve ustalýðý yapan 73 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1938 yýlýnýn Ekim ayýnýn sonuna kadar süren çalýþmalarýn ardýndan bölgenin örgütlenme çalýþmalarý baþlatýlýr. Topraðýný çay yetiþtirilmesi için kurulan örgüte bir yýllýðýna vermiþ olan üreticilerin hazýr çay bahçesine kavuþmasýnýn yaný sýra. Çayeli Bölgesi Teknisyeni: Hakký Balköse. 4. böylece onlara pratik kazandýrmýþ oluyorlardý. 3. Süreci Asým Zihnioðlu'dan aktaralým: "Öncelikle bu topraklarýn çalýlardan temizlenip köklerin sökülerek temizlenmesini ve ardýndan da 100-120 santimetre geniþlikte setlendirilmesini hedef almýþtýk. 1939 yýlýnda Batum'dan getirtilen çay tohumlarý ile atýl durumdaki kumar ve çýfýnlar sökülerek. Pehlivantaþý Bölgesi Teknisyeni: Sadullah Dikmen. kol gücü gerektiriyordu. 120'þer santim sýra arasý ve 1 metre sýra üzeri aralýklarla dikilmek üzere ortalama 833 fidan sýðýyordu.

Zira.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çok kiþi. Fakat ne imama ne müezzine ne de cemaate rastlayabiliyorduk. baþarýsýzlýða uðramak olasýlýðý çaya gönül verenleri ürkütüyordu." Çaylýk. bu atýlým baþarýsýzlýða dönüþebilirdi. Belki de hem bölge halkýnda hem de devlette umutsuz tepkiler doðar. fasulye. Türkiye'de çay yetiþtirme umut ve gayreti büyük bir darbe yerdi. birinci gruptakilerden daha þanþlýydýlar. inþaat iþlerinde ücretler kömür iþçiliði ve balýkçýlýktan daha iyiydi. Burhan Felek'e verilen yanýtlar. kabak ve karalahana gibi baþlýca yiyecek ürünlerinden vazgeçmeyi göze alan ileri görüþlü Rize köylüsünün anlayýþ ve kavrayýþýný burada takdirle anmak isterim. Onlar yuvalarýnýn ve çocuklarýnýn bekçisi. tesis avansý vermeden plan ve projelerin gerçekleþmeyeceði kanýsýna varan Zihni Derin ve arkadaþlarý. "Rize ve çevresinde ekþi portakal yetiþir. Köylerde çalýþarak çaylýk kuracak adam buluruz umuduyla Cuma namazlarýnda köy camilerine gidiyorduk. kapý kapý dolaþarak yetkililere durumun ciddiyetini anlatmaya çalýþýrlar. "Yerli çay yetiþtirilemez" fikri yaygýnlýk kazanýyordu. tarlasýndaki mýsýr. çay yetiþtirme çalýþmalarýndan vazgeçilmesini istiyordu. Köylerde yalnýzca kadýnlar vardý. baþarý için kendilerine güvenen köylüye teþekkür etmeyi de borç sayýyordu: "1939 ilkbaharýnda Batum'dan gelen çay tohumlarýnýn hazýrladýðýmýz köy topraklarýna ekimi baþarýlý olmasaydý. avans para vermenin yasal dayanak gerektirmesi nedeniyle. 74 . evlerinin sahibi idi" Çayýn ülkemizde yetiþtirilmesine basýn kuþkuyla yaklaþýyor. Bu ruh yapýsýný anlatan Asým Zihnioðlu. soruna kalýcý çözüm bulmak amacýyla bir kanun teklifi hazýrlar. Baþarýlý olmak isteðine karþýn. Ortada hiçbir somut kanýt yokken. çayýn Rize'de yetiþtirilmesinin beyhude bir davranýþ olduðu þeklinde halký yönlendiriyordu. çay yetiþmez" diyenlerin baþýnda gelen üstat gazeteci Burhan Felek. ortaya konulan somut analiz sonuçlarý ve belgeler onu bu düþüncesinden vazgeçirmiyor.

mýsýr gereksiniminin önemli bir kýsmýný karþýlayabiliyordu. 1938 yýlý ve 1939 yýlý baþlarýnda bir kilo mýsýrýn fiyatý 3 kuruþtu. Günlük ücreti 1 lira olan bir erkek iþçi. on beþ gün çalýþarak bir dönüm çaylýðý meydana getirebiliyordu. O zamanýn Ziraat Genel Müdürlüðü'nde toplanan anlayýþlý insanlarýn gayretleriyle. Bu olanaðý duyan bazý gurbetçiler. Gereksinimin giderilmesi amacýyla. Ýlk kuruluþ avansý olan 12.000 lira Ziraat Bankasý'na gönderilir. o sýralar Ankara'da olan Zihni Derin'in de katýldýðý toplantýda ilginç bir yöntem geliþtirdiklerini belirtiyor: 75 . Bakým avanslarýnýn da bölge memurunun olumlu raporuna göre ödenmesi sayesinde. çaylýk tesisinde emniyet saðlanýyordu. gurbetten izinli dönenlerin de çay tarýmýyla uðraþmalarýna yol açtý. önce 12. yýllýk izinlerini erken kullanarak. çaylýk kurulacak araziyi önceden yerinde görerek inceliyor. Bölge memuru teknisyen. gurbete gidiþi oldukça azalttýðý gibi. çaylýk tesisi kurma çalýþmalarýný bir süre duraklattý. Ýkinci Dünya Savaþý'nýn baþlamasý üzerine gereksinim duyulan erkek iþgücünün askere alýnmasý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kanunun bir türlü çýkarýlamadýðý bu süreçte. mýsýr fiyatlarýnýn 3 kuruþtan 150-200 kuruþa kadar aþýrý artýþý. bir çaylýk sahibi olmak ve yakýn gelecekte gelir kaynaðýna kavuþmak isteðinin bölgede yayýlmasý. Atatürk Çiftliklerinin sahibi Devlet Ziraat Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü devreye sokulur. topraðý asiditesini araþtýrýyor.5 lira ile bir aile. Bir dönüm çaylýk kuracaklara. döndükleri evlerinin bahçesinde kendi çaylýklarýný kuruyorlardý. Faizsiz olarak üreticiye verilen paralar. atölyelere ve fabrikalara ürün tesliminde ve ürün tesliminden iki yýl sonra baþlamak üzere taksitle kesilerek tahsil ediliyordu. Eve dönmeyenlerin eþleri olan kadýnlar ise. uygun bulursa çaylýk kurma izni veriyor ve sonra da üreticiye avans ödeniyordu. Kredi desteðiyle desteklenen çay tarýmýnýn baþarýlý olmasý üzerine. sonra 625 kuruþ birinci yýl bakým avansý ve ikinci yýl bakým avansý olarak da yine 625 kuruþ verilmesi kararlaþtýrýlýr ve bu yöntem herkese duyurulur. 1940 yýlýnda Ankara'da yapýlan bir toplantýya katýlan Asým Zihnioðlu. örgütle anlaþma imzalayarak aldýklarý avansla komþu erkekleri çalýþtýrarak çaylýklarýný kuruyorlardý.5 lira kuruluþ avansý. Rize teþkilatý emrine avans olarak köylüye daðýtýlmak üzere 127. gereksinimler için gerekli olan maddi olanaklar saðlanamýyordu.

ofis yerine çay üreticisine tahsisi uygun görüldü. Çaylýk kurma anlaþmasýný imzalayanlar bir dönüm için alacaðý mýsýrýn yarýsýný bu tesiste çalýþacak kiþilere vermek suretiyle bir dönüm çaylýðýn eksiksiz ve tam olarak tesisini saðlama imkanýný buluyorlardý. Teþkilat bölgede derhal bir açýklama yaparak 1 dönüm çay bahçesi yapacaklara 100 kiloluk bir çuval mýsýr vereceðini açýkladý. Araklý'dan Sovyet sýnýrýna kadar olan bölgede 30 bin dekarlýk bir alan çay tarýmý için ayrýlmýþ. Gelemen Çiftliði'nde yüzer tonluk jüt çuvallara doldurulmuþ olan mýsýrlar Toprak Ofisi yerine Rize'deki Ziraat Bankasý depolarýna taþýndý. 1940 yýlýnda çýkarýlan 3788 sayýlý Çay Yasasý ile çay tarýmý ve üretimi. 76 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Samsun'dan Ankara istikametine hareket edecek treni beklerken Samsun ile Çarþamba arasýnda yeni kurulmuþ olan Gelemen Devlet Üretme Çiftliði'ni ziyaretim sýrasýnda o yýl çok bereketli bir mýsýr ürününün elde edildiðini. … Bölgede çaylýk kurma isteði yeniden canlandý. girdi ve kredi sübvansiyonlarý ile önemli ölçüde desteklenmiþ. Aksi halde Batum'dan ikinci parti olarak getirilecek tohumlardan çýkacak fidanlarýn bozulmaya yüz tutacaðý ve böyle bir durumun da programý altüst edeceði düþünülerek mýsýrýn. Çiftlik müdürüne ayný fiyatla bu mýsýrlarýn çay üreticisine avans para yerine daðýtýlmasý düþüncesini aktardým. Bakanlýkta bu konu tartýþýldý ve bu mýsýrlarýn çay üreticisine tahsis edilmesi halinde son parti çay tohumlarýndan elde edilen fidanlarla yeni çaylýklarýn kurulmasý olanaðýnýn ele geçeceði ortaya çýktý. Kilosu 18 kuruþtan satýn alýnan mýsýrlarýn parasý Rize köylüsü yerine Gelemen Çiftliði'ne aktarýldý." Çay tarýmýnýn geliþmesine paralel olarak yeni yasal düzenlemeler gündeme gelir. üreticiye Ziraat Bankasý'ndan 5 yýl süreyle faizsiz kredi verilmiþtir. bu mýsýrlarýn ofise tesliminin ertelenmesini rica ettim. Bunu duyanlar teþkilata baþvurup anlaþma imzalayarak arazilerini çaylýk haline getirme uðraþýsýna girdiler. bu ürünün Toprak Ofisi'ne kilosu 18 kuruþtan devredileceðini öðrendim. bahçe tesis edeceklere arazi vergisi muafiyeti ve çay bahçesi ruhsatnamesi alma zorunluluðu getirilmiþ.

Kendilerini nezaketle karþýlayýp sukunetle dinledim. Müteþebbis heyetin on üçüncü ortaðý olan Asým Zihnioðlu. 'Sizin hesabýnýza da bakayým' diyerek. Kooperatifin geliþmesi süreci ise. 'Sen þimdi git de seni buraya gönderenlerden baðýrma ücreti iste!" dediðim zaman ortalýkta bir sessizlik olmuþtu. Asým Zihnioðlu'nun bir anýsý verilen mücadeleyi çok iyi yansýtmaktadýr: "Bir gün Rize merkezindeki dairemde çalýþýrken. adýn nedir?' diye sordum. tarým satýþ kooperatifleri ve diðer kooperatiflerin baþarýsýz örnekler olmasý. "Ýndian Tea Association" adlý organizasyondan etkilenerek.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Hindistan'ý yerinde inceleyen. Kooperatiften görecekleri yararlarý anlatmaya çalýþtým. yok' diyerek kapýdan çýkýp gitti. çeþitli tahriklerin etkisiyle sorunlu olur. Buyur. fakat onlar isteklerini ýsrarla sürdürdüler. ülkemizdeki üreticilerin bir kooperatif çatýsý altýnda birleþmelerine çalýþýr. 77 . çaya gönül verenler. Diðer kadýnlara. özgür bir kooperatif kurulmasýný gündeme getirir. Kesilen yüzde beþ paralarýný istiyorlardý. Böylece. kalabalýðýn içinden birisinin adýný aldým ve bordroda bu kadýndan 500 kuruþ kesildiðini gördüm. O köye ait ödeme bordrosunda bu kadýndan ne kadar para kesildiðini araþtýrdým. Cüzdanýmdan beþ lira çýkararak muhatabýma uzattým. Bunlarýn tahrik ve tertip edilerek gönderildiðini anlamýþtým. Bundan hem sen hem de çocuklarýn hayýr görecek. Ýçlerinden sözcülük yapar gibi en çok baðýran kadýna 'Sen neredensin. 'Yok. Türk Ticaret Yasasý'na uygun. al bunu' dediðim zaman utanarak peþtamalýný yüzüne kapattý. Fakat bu isimde birisinin kayýtlý olmadýðýný. Rize'de görevlendirilen kooperatif uzmaný Akil Koyuncu ile birlikte kooperatif tüzüðü hazýrlanýr. 'Bacým senin kooperatif paraný ben ödeyeceðim ve sen yine kooperatif üyesi ortaðý olarak kalacaksýn. yönetim kurulu baþkaný ve üyelerine her hangi bir þekilde bir ücret ödenmeyeceði maddesini içeren tüzüðüyle. 1946'da "Çaycýlar Yardýmlaþma Kooperatifi" kurulur. Yasalarýn üreticilerin kooperatifleþmesine özendirmesine karþýn. kalabalýk bir kadýn grubu toplanarak baskýn yaparcasýna odama girdi. dolayýsýyla ondan bir para kesilmediðini anlayýnca kendisine dönerek. fahri baþkanlýðý da üstlenir. Diðer kadýnlar arasýnda da bir sessizlik hüküm sürmüþ.

Mann ve Mr. Allen." olmuþtu. Bu amaçla Ýngiltere'de çay makinalarý üreten fabrikalara baþvurularak teklif istenir. Rize'ye gelen Ýngiliz çay uzmanlarý Dr. 1946 yýlýnda ilk çay fabrikasý inþa edilirken Asým Bey'in yanýna gelen Mehmet Mataracý. Üretilmeye baþlanan yaþ çay yapraklarý Zihni Derin tarafýndan kurulan atölyelerde iþlenerek kuru çay elde edilmiþ ve üretim giderek artmýþtýr. ele geçecek ürünü Hindistan ve Seylan'daki gibi iþleyerek kuru çay haline getirecek yeni ve modern bir fabrikaya gereksinim duyulmaya baþlanmýþtý. "Bu kadar büyük bir binayý çayla nasýl dolduracaksýn?" sorusunu sormuþ. "Zararý yok. Cumhurbaþkaný’na ve Tarým Bakaný'na þikayet edilir. beþinci kata yükselen inþaata bakarak. "Ýnönü'ye temel attýrmadý. 78 . temel yeri henüz belirlenmemiþ fabrikanýn temelinin atýlmasý amacýyla. artýk atölyelerden fabrikalara geçme zamaný gelmiþti. Kýsa süre sonra kurulma zorunluluðu ortaya çýkan Gündoðdu ve Çayeli Fabrikalarýnýn açýlýþ töreninde. 1940 yýlýnda kurulan çaylýklarýn iyice geliþmiþ olmasý üzerine. 1946 yýlýnda Rize'yi ziyaret eden Cumhurbaþkaný Ýsmet Ýnönü tarafýndan. Savaþýn uzun sürmesinin etkisiyle. Onurlu Karadeniz kadýný her türlü zorluk ve olay karþýsýnda önce onurunu korumasýný çok iyi biliyordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I birbirlerine bakýþýp yola dizilerek. yapýlan çalýþmalarý olumlayan tespitlerde bulunur. üstelik Ýnönü için yazýlan yazýlmýþ duvar yazýsýný sildirdi" iddiasýyla. sipariþ edilen makinalar Ýngiltere'den 1946 yýlýnda getirilir. Karabük'te ilk Demir Çelik Fabrikasýný kuran Brassert firmasý. kurtuluþ umudunun gerçekleþmekte olduðunu gören Mataracý'nýn 1946'da ilk fabrikaya yaklaþýmý ise. Asým Bey'in yanýtý ise. Baskýya direnen ve Çaycýlar Yardýmlaþma Kooperatifi nedeniyle de eþrafla görüþ ayrýlýðý içinde bulunan Zihnioðlu. bunun gibi daha çok fabrikalar kurulacak. piþmanlýk duymuþ gibiydiler. gerekirse askeri kýþla yaparýz" alaycýlýðýný taþýyordu. CHP yerel örgütü yetkililere baský yapar. fabrika makinalarýnýn müteahhidi olarak seçilir. "Bu bile yetmeyecek. inþaatý baþlamamýþ. Kendilerinin aldatýldýðýný ve kullanýldýðýný anlamýþ. uzaklaþmýþlardý." Ýþleme aþamasýnda ise.

1973 yýlýnda kurulan yaþ çay iþleme fabrika sayýsý 32'ye. Sadece 'Bitti mi?' diyerek bu tutumlarýndan memnun olmadýðý anlamýna gelen bir tavýr takýndý. ilgili bakanlýða gönder' talimatýný verdi. Ankara'ya Tarým Bakaný'nýn yanýna çaðrýlýr. Asým Zihnioðlu olur. sorun tatlýya baðlanýr. 1947 yýlý yazýnda bir savaþ gemisiyle Doðu Karadeniz gezisine çýkan Cumhurbaþkaný Ýsmet Ýnönü. teþekkürlerini bildirerek. üretime geçtikten sonra tekrar ziyaret eder. 1946 yýlý Aðustos ayýnda. iddia sahibi Fahri Kurtuluþ ile görüþtürülür. Ýlk çay fabrikasýnýn kurucusu ve müdürü. Paþa'ya hitaben Rize Çay Fabrikasý Müdürü hakkýndaki þikayetleri özetledi ve elindeki raporu sundu. Cumhurbaþkaný onlarý sukunetle dinledi ve hiçbir karþýlýk vermedi. bana da 'Al bunu. bölgeye yerleþtirilen çay tarýmýnýn mutlu dönemini gönül rahatlýðý içinde yaþarken. Ali Rýza Erten'in de bulunduðu bir heyet tarafýndan temeli atýlan 60 ton/gün kapasiteli ilk çay fabrikasý. kendi tayininin daha anlamlý olacaðý gerekçesiyle karþý çýkan Asým Bey. Dr. Fahri Kurtuluþ. Bir ambar memurunun Dalaman'a gönderilmesiyle sorunu çözmeyi öneren Bakana. Zihni Derin. iki saat boyunca incelemelerde bulunduðu fabrikadan ayrýlýr. üreticilerin "Çay ve fabrika bizim gözbebeðimiz" sözleri Paþa'yý etkiler. Üreticilerin verdiði bilgi ve çayýn kalitesi hakkýnda edindiði izlenim Paþa'yý çok memnun eder. 46 adet tasnifli dökme kuru çay fabrikasý. Halen Çay-Kur. Þikayetçilerin umduklarýný bulamamalarý üzerine. Onlarý buluþturdum. 3 adet paketleme fabrikasýyla üretime devam etmektedir. 1947 yýlýnda Rize Fener Mahallesinde Merkez Çay Fabrikasý adý altýnda iþletmeye açýlýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Geliþmeleri Genel Müdür Þefik Bakay'dan aktaralým: "Önce bana geldiler. yaþ haddi nedeniyle emekli olduðu haberi gelir. bir yýl önce geldiði fabrikayý. Çay tarým alanlarýnýn ve yaþ çay yapraðý üretiminin artmasý çay iþleme fabrikalarýnýn sayýsýnýn da giderek artmasýný zorunlu kýlar. 1946 yýlýnda aralarýnda Prof." Tarým Bakanlýðý'nca Rize'ye Baþmüfettiþ gönderilmesinin ardýndan Asým Bey. 1985 yýlýnda ise 45'e ulaþýr. Emeklilik onun bu bölgede 79 . Paþa'yý ziyaret etmek istediklerini söylediler.

ama seçilemez. Siyasetle hiçbir ilgisi olmayan Zihni Derin. Rize'de seçim propagandasýna çýkmayýp. 1954 seçimlerinde Uþak'tan baðýmsýz milletvekili adayý olur. Zihni Derin. Ankara'ya yerleþen Zihni Derin.Yýlý kutlamalarý doðrultusunda bazý bakanlar. ancak Demokrat Parti'nin yaptýðý yanlýþlara karþý protesto anlamýnda Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin adaylýk teklifini kabul eden Asým Zihnioðlu da. yalnýzca seçim pusulasý bastýrarak seçime katýlan Zihni Derin. 80 . Rize'yle ilgisini kesmemiþtir. Gece 21:00 sularýnda Rize'ye ulaþarak fabrika misafirhanesine yerleþti. ikna ettikleri Zihni Hocalarýna karþý sözlerini tutamamýþlar. Ýstanbul'a tayin edilir. idealinin gerçekleþtiðini görmenin heyecanýný ve duygusallýðýný yaþýyordu. Tarým Bakanlýðý kendisine anlaþmalý bir kadro tahsis ederek Bakanlýk Koordinatörü görevini verir. Rize'deki görevine dönen Zihnioðlu. Zihni Derin'i Meclise gönderememiþlerdir. Sabah erken saatlerinde Zihni Hoca kalkmýþ etrafý seyrederken. Zihni Derin ise küsmemiþ. farklý bir havada yapýlan seçim sonunda bütün popülaritesine raðmen milletvekili seçilemez. Bu toplantýya katýlmak üzere Rize'ye giderken üzücü bir trafik kazasý geçirir. Çalýþma Bakaný Bülent Ecevit ile birlikte Zihni Derin'de davet edildi. 1964 yýlýnda Rize'de yapýlan "Çay'ýn 40. 1950 seçimlerinde Rize'den baðýmsýz milletvekili adayý olur. Rizeli’ler. 5-6 yýl boyunca yýlda birkaç defa Rize'ye gelerek çalýþmalarýna devam eder. mücadele arkadaþý Asým Zihnioðlu ile birlikte onur konuðu olarak çaðrýlýr. Olayý Asým Zihnioðlu'ndan aktaralým: "1964 yýlýna gelindiðinde çay bitkisinin bilinçli olarak Rize topraðýna dikilmesinin 40. kendisini çok seven Rizeli’lerin parlemontada Rize'yi temsil etmesine yönelik ýsrarlý teklifleri üzerine. Yýlý" törenlerine. Siyasete ilgi duymayan. meclise girerse Doðu Karadeniz bölgesine ait sorunlarý dile getireceðini ve bölgenin çeþitli yönlerden kalkýnmasý için çaba sarf edebileceðini düþünerek.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bulunmasý için bir engel deðildir.

Taburcu olup evine döndüðünde koltuk deðneði kullanarak yürümeye baþladý. 1965 yýlýnda Ankara'da vefat eder. Öyle çalýþýyor. Havaalanýnda oðlu Haldun Derin ve kýzý Melahat Haným tarafýndan karþýlandý. çiftçi ve köylüye de bu zevki öyle aþýlýyordum ki onlar da derhal bu iþe baþlayacaklarýný ve bütün tarlalarýna çay ekeceklerini söylüyor.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Rize merkezindeki tören yerine gitmek üzere hazýr beklerken valinin otomobili göründü. ameliyat için Ankara'ya dönmesine karar verildi. Çalýþma Bakaný Bülent Ecevit. geçer" diyordu. 1965 yýlýnda ise. kaza sonrasý saðlýðý bir daha düzelemeden. Vekalete müteaddit telgraflar çekiyor. Hoca'ya çarpýp onu yere düþürdü. Ýþte ikinci Çay Kanununu o zamanlar hazýrlamýþ. Ziyarete gelenlere "Bir aksilik oldu. kalça kemiðinin kýrýldýðý anlaþýlarak. Ankara Hastanesi’ne yatýrýldý." Çay aþký için uykusuz geceler geçiren Zihni Derin. ameliyatý takip eden günlerde acýlarý hafifledi. teklif etmiþ ve neticeyi beklemeye koyulmuþtum. Trabzon'da öðle sonu uçaðý ile Ankara'ya ulaþtýrýldý. Onlarý aldatmýþ bir insan vaziyetine girdiðimden öyle utanç duyuyordum ki bu benim için meslek hayatýmda hiç unutamayacaðým bir hüsran olmuþtu. Zihni Derin hemen hastaneye kaldýrýldý. sevinçlerine beni de iþtirak ettiriyorlardý. fakat hiçbir netice alamýyordum. Hemen ameliyata alýndý. Bu yüzden ne kadar uzun ve uykusuz geceler geçirmiþtim. Günler uzuyor. "Birlikte gidelim" diyerek Zihni Derin'i valinin arabasýna aldý. Tören yerine geldikten sonra. kuru çay üretimi iç tüketimi karþýlayacak düzeye 81 . arabanýn arkasýndan geçerken þoför arabayý geriye sürdü. Röntgen çekiminden sonra. Zihni Hoca arabadan indi. Hala unutamam." Zihni Hoca'nýn meslek yaþamýndaki en büyük hüsranýný onun anýlarýndan aktaralým: "1938'de Rize'de bilhassa çay ziraatiyle meþgul olmaya memur edilmiþ ve kendimi adeta çay aþkýna vermiþtim. Çiftçilerin de bana karþý itimatlarýnýn gittikçe azaldýðýný daima deðiþen hallerinden anlýyordum.

6133 ve 6757 sayýlý yasalar çýkarýlarak. kuru çay üretimi ve pazarlamasý ise Gümrük ve Tekel Bakanlýðý ya da Sanayi ve Ticaret Bakanlýðý tarafýndan yürütülmüþtür. Sonraki yýllarda Çaykur. 82 . arkadaþý Prof. çayla ilgili öngörülen geliþme projeleri yanýnda. Dönem Ýhtisas Komisyonlarý'na Asým Zihnioðlu katýlýr ve Çay Ýhtisas Komisyonu'nun Raportörü olur. Diðer usta ve memur kadrolarý ise doluydu. Durumu. Çaykur'daki istihdam politikasý konusunda da Asým Zihnioðlu'nun bir anýsý yöneticilere örnek olmasý gereken bir niteliktedir: "1951 yýlýnda Tekel Bakaný Rýfký Salim Burçak'ýn özel kalem müdürü Fethi Aþkýn'dan bir mektup aldým. O sýrada kampanyanýn yarýsýný devirmiþ bulunuyorduk. Beþ Yýllýk Planlama Ýhtisas Komisyonu Raporlarý'nda. bu raporlar hiçbir zaman uygulamaya konulmaz. 5684. Ülke çaycýlýðýnýn Devlet Planlama Programýna uygun olarak planlanmasý için kurulan I. Mektupta 'Bakan'ýn bir ricasý var. Türkiye çay dýþalýmcýsý konumundan kurtulmuþtur. nitelikli personel istihdamýna ve piyasa koþullarýna uygun özerk bir yönetim anlayýþýna yönelememiþ. Zihni Hoca'nýn sabýrla baþlattýðý ve saðlam temellere oturttuðu çalýþmalar durmaz. Ekonomik boyutta üretime geçilmesiyle birlikte çayýn tarýmý Tarým Bakanlýðý. içsatým fazlasýnýn dýþsatýmý ve dýþ piyasaya açýlma konularýna yer verilmesine karþýn. 1973 yýlýnda fiilen faaliyete geçen kurum 1982 yýlýnda "Çay Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü (Çaykur)" adý altýnda bir kamu iktisadi kuruluþuna dönüþtürülmüþtür. Dr. bu çalýþmayý onlar sürdürsün" ifadesiyle nazikçe reddeder. sürekli siyasetçilerin oyun alaný olmuþtur. 1969 yýlýnda kendi isteðiyle emekliye ayrýlan Asým Zihnioðlu. Çay üretimi 1971 yýlýnda Çay Kurumu Genel Müdürlüðüne devredilmiþ. yeni birisine ihtiyaç yoktu. kaliteli ürünün imalat yöntemleri ve buna uygun maliyet hesaplarý. ve II. üretim özendirilir ve çay plantasyonlarý artýrýlýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ulaþmýþ. en modern tesislerin bölgede kurulmasý. Fehmi Yavuz'un bir akrabasýna fabrikada iþ verilmesini istiyor' diye yazýyordu. Kýsa bir müddet sonra da mevsim gereði ürün azalacaðý için fabrikada mevsimlik ve geçici olarak çalýþan iþçilerimizin bir kýsmýna yol verilmesi gerekecekti. "Bundan sonraki çalýþmalarý genç meslektaþlarýmýza býrakalým. Tekel Bakaný'nýn Genel Müdürlük isteðini.

Günümüzde sorun olarak görülen üretim alanlarýndaki geniþleme ve çay yapraðýnda kalitenin bozulmasý ile ilgili birkaç saptama yapmak gerekir. kaliteden ödün vermemek amacýyla yaklaþýk dört ton kuru çay imha edilir. anlatarak kuralý bozarsak kötü duruma düþeceðimizi. bozulan yaprak kalitesinin düzeltilmesi çalýþmalarýna ivme kazandýrýr. 1961 kampanyasýnda filiz yaprak alýmýna tepki gösterirler. "Bu siyah altýn topraklarýmýzýn ürünü. Önceki üç-dört yýl boyunca kaba ve kart yapraklarýn alýmýna göz yuman tutuma alýþan üreticiler. Daha güzel ve daha nefis olmasý için çalýþacaðýz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kuralýmýzý anlatan bir mektupla bu isteði karþýlayamayacaðýmýzý. Bu mektubumdan kýsa bir süre sonar Özel Kalem Müdürü'nden aldýðým mektup ilginçti. meydana dökülen kötü vasýflý çayý yetiþtirmekten sakýnmanýn gereðini anlatan içtenlikli bir konuþma yapar. insanlarýmýzýn emeðiyle kazanýlmýþtýr. Tekel Bakaný Rýfký Salim Burçak. 1947 yýlýnda açýlýþý yapýlan fabrikanýn üretime bir hafta geç baþlamasý yüzünden ürüne sert ve kart yapraklarýn karýþmasý üzerine. Ona gözümüz gibi bakacaðýz." sözleri yanýnda. daha sonra 1960'da Tekel bakaný olmuþtu. tutumumuzu tasvip ediyor ve teþekkürlerini iletiyordu. Rize Belediye Baþkaný Ekrem Orhon. 1982 yýlýnda tekrar çaylýk kurulmasý izini verilmiþ. Milli Birlik Komitesi'nin görevlendirdiði bir askeri heyet Rize'ye gelir ve üreticilerin protestosuna yol açan uygulamalarý yapan yetkilileri sýrasýyla görevden alýr. Rize Valiliði önünde protesto gösterileri yapýlýr. 1960 yýlýnda yönetime askerlerin gelmesi. (Fethi Aþkýn. 83 . çaycýlýðýn Rize ve çevresine saðladýðý kalkýnma hareketini överek.)" 1938 yýlýnda baþlanýlan çay bahçesi tesisi çalýþmalarýna. 1985 yýlýnda ise çay alanlarý Ordu-Fatsa'ya kadar geniþletilmiþtir. Çayýn yakýlarak imha edildiðini gören ve duyanlar için bu olay bir tür uyarýcý olur ve bunun yararý yaprak standardýnýn korunmasýný saðlar. birçok kimsenin ellerindeki sýra numarasýna göre bizden iþe davet beklediðini belirterek. Sayýn Bakan'ýn bizi mazur görmesini rica ettim. Halka haber verilerek Rize Belediyesi yakýnýnda bir meydanda bu çaylar yakýlýr. 1974 yýlýnda yeni izinler verilmemiþ. 'sýrayý ve kuralý bozmayýn' diyor.

diðer önemli sorunlardan birisidir. Sonradan çiftçiler fazla yaprak alsýnlar diye budamayý býraktýlar ve geliþigüzel yapraklarý zamansýz olarak yolmaya baþladýlar. böylece çayýn lezzeti. Ýhsan Topaloðlu ise. Bakanýn sözünde ýsrar etmesi üzerine. bu konuya dokunanýn eli kýrýlmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Deneyimli uzmanlarýn görevden alýnmasýný fýrsat bilen Rize'li üreticiler. kokusu bozuldu. Tekel Bakaný'na þikayette bulunur. "Seçtirilen bu yapraklar da üründür. yasak bir konu olmuþ. Gelinen noktaya Zihni Derin'in yaklaþýmý serttir. çayla ilgili ilk sözü. Bunun için de budamayý hiç bir zaman ihmal etmemelidir. 1951 yýlýnda dönemin Ticaret Bakaný Veli Beþe Rize'ye geldiðinde. Aksi takdirde çaylarýmýz bugünkü gibi semiz otu kokusunu alýr." Adalet Partisi'nin iktidara geldiði yýllarda Tekel Bakaný Ýhsan Topaloðlu Rize'ye gelir. Halbuki beþ filizden ancak üçü alýnýp. "Bunu yapamam. Yaprak toplama konusunda programlý çalýþmalarla üreticileri yönlendirmeye çalýþan Merkez Müdürü Ziraat Mühendisi Orhan Minisker ile alým yerlerini dolaþýr. ikisi göz için býrakýlmalýdýr. Bakan'ýn bu sözünü tebessümle karþýlayan Zihnioðlu'nun 84 . "Þu otunuzu görelim bakalým" olmuþtu. aslýnda kendi geleceklerini yok ettiklerini görmüyorlardý. Siyasetin içinde olmasý nedeniyle yaprak standardý konusu sakýncalý. uygun vasýfta çay yapraðý getirmediði için alým yerinde sert ve kart yapraklarý seçmek zorunda kalan bir üretici. "Ýlk zamanlar çaylarýmýz çok iyi kalitede idi. Bakan konumundaki bazý kiþilerin bilgisizliði ise. tüm alým yerlerinde uygulamaya konulan ve 3788 sayýlý Yasa'ya dayalý tüzüðe uygun yürütülen çay yapraðý alým kampanyasýný desteklemesi gerekirken." der ve görevinden ayrýlýr. Üreticiye sýkýntý vermeyin." der. Ýstifamý takdim ediyorum. üreticilerin dertlerini dinler. budama býçaklarýyla koparttýklarý kart yapraklarý ve sert yapraklý dallarý satarken. Çay Ýþletmeleri'nin Tekel Genel Müdürlüðü'ne baðlý iken Tekel mevzuatýnýn sürat ve aktivite eksikliði nedeniyle bu iþletmeler iktisadi kuruluþ haline getirilmiþ. ancak karar yetkisi Ankara'da ve siyasilerin elinde olduðu için kurum kendi inisiyatifini kullanamaz hale gelmiþtir. Konunun önemini Bakana anlatmaya çalýþan Orhan Minisker. Hopa'da.

Toplam kapasite 15. Yöre halký. Çaykur'un üretim kapasitesi 6. Ýkinci Paylaþým Savaþý'nýn ortaya çýkardýðý pahalýlýk karþýsýnda 150 kuruþ/kg. Bu süreçte üretici 1938'de 15. Toplam üretim kapasitesinin % 57'sine sahip olan özel sektör. 1949'da ortalama olarak 180 kuruþ/kg. toplam % 43 üretim kapasitesine sahip Çaykur kuru çay üretiminde % 60-65'lik paya sahiptir. özellikle 1980'li yýllarýn baþýndan itibaren bitmeye baþlar. yeþil altýn. özel sektörün ise 230 adet yaþ çay iþleme fabrikasý bulunmaktadýr. gerçek ve tüzel kiþilere yaþ çay satýn alma. Ben bu kalitedeki çayý dünyaya satarým." Ýktidarý elinde bulunduranlarýn bu bilgisiz.700 ton/gün'dür. Sektörde kapasite kullaným oraný yönünden büyük fark vardýr. "Tanýyacaksýnýz efendim" olmuþtu. Yasanýn 3. Çay üreticileri için "güzel günler".700 ton/gün. kuru çay üretiminde % 30-35. özür niteliðindeydi: "Çok güzel. özel sektörün ise 8. iþleme ve paketleme fabrikalarý kurup iþletme hakký tanýnýr. 4 Aralýk 1984 tarih ve 3092 sayýlý yasayla çayda Devlet Tekeli kaldýrýlarak. Günümüzde Çaykur'un 46.400 ton/gün'dür.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yanýtý ise. Karadeniz'in eðimli arazi yapýsý nedeniyle daðlarýn eteklerine kurulan bahçelerde yetiþen çaya. erkeklerin göçünü önlediði sürece "yeþil altýn" adýný verir. maddesiyle 3788. kýzlarýn çeyiz parasýný saðladýðý. yapraðýn fiyatý 60 kuruþ/kg. 4223 ve 6133 sayýlý yasalarýn çayla ilgili hükümleri yürürlükten kaldýrýlýr.. 1942-1952 arasýnda 20 kilo yaþ yaprakla bir Reþat altýný alýrken 1965'de ayný altýný alabilmek için 40-45 kilo vermek zorunda kalýr. Altýnýn 9 lira olduðu 1938 yýlýna kadar. ekmek parasýný çýkardýðý. özel sektörün kapasite kullaným oraný oldukça düþüktür. Çaykur mevcut kapasitesinin tamamýný kullanýrken. Özelleþtirme rüzgarlarý altýnda. sektörün geliþmesini engeller. Gerekli bilgilendirmelerden sonra Rize'den ayrýlýrken söyledikleri. 1959'dan itibaren 1965 yýlýna kadar 300 kuruþ/kg olarak tespit edilir. önyargýlý ve popülist yaklaþýmý benimsemesi ve deneyimli ve dirayetli yöneticileri devre dýþýnda býrakmalarý. Özellikle özelleþtirmeye zemin hazýrlama amaçlý politikalar nedeniyle güç duruma düþen Çaykur ödeme güçlüðü çekerken. devlet 85 .. paslý yapraða dönüþür. böyle bilmiyorduk.

Yaþ çay alýmlarý itibariyle Çaykur'un % 65. Bir çay üreticisi ailesinin 4 kiþi olduðunu var say86 . kalitesiz yaþ çay yapraðýnýn alýnmasý ve kaçak kuru çay giriþinin artmasý nedeniyle arz talep dengesizliðinde ortaya çýkan ürün fazlasý ve böylece büyüyen stok hacimleri. % 11'i Artvin.294. özel kesimin ise % 35 paya sahip olduðu sektör. % 2'si 11-15 dekar. Ana statüsü 20. 2002 yýlý taban fiyatý ile net 312 TL/kg üzerinden ortalama 1. mevcut durumdan memnun olan hiçbir kesim kalmamaktadýr. Çaykur'a 546.1-5 dekar. Kamu Ýktisadi Kuruluþu (KIK) niteliðinde olan Çay Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü 1994 yýlýnda çýkartýlan 4046 sayýlý Yasa'nýn 35. % 3'ü ise Giresun ve Ordu illerinde bulunmaktadýr.000 ton. çay ekonomik bir gelir kaynaðý özelliðini yitirmiþtir. Çay iþletmeciliðinde ortaya çýkan baþarýsýzlýk. % 21'i Trabzon. hem kamu. uygun fiyat oluþumu gibi amaçlar. hem de özel sektör iþletmeciliði bakýmýndan baþarýlý görünmemektedir. 2001 yýlý itibari ile özel sektöre yaklaþýk 300.650 TL'dir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I özel fabrikalara yüzmilyarlarca lira aktarýr. halen yürürlükte olan bu statü çerçevesinde faaliyetlerini sürdürmektedir. Ekim alanlarýnýn artýþý. % 1'i 16 ve üzeri dekar çaylýk alana sahiptir. üreticiye düþük yaþ çay geliri olarak yansýmakta. % 17'si 6-10 dekar. maddesi gereðince.12. Günümüzde çaylýk alanlarýn % 65'i Rize.970 ton çay satan üreticilerin geliri. özel sektör tarafýndan günümüze deðin gerçekleþtirilemez.1996 ve 22853 sayýlý Resmi Gazete'de yayýmlanan Çay Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü. özelleþtirmenin amaçlarý arasýnda sayýlan kaliteli üretim. üreticinin yaþ çayý satmasýný güçleþtirmiþtir. Özel sektöre tanýnan teþviklerin de etkisi ile hýzla kurulan çay iþletmelerinin üretim kapasitesinin artmasýna karþýn.970 ton olmak üzere toplam 846. Özellikle son yýllarda enflasyon ve girdi fiyat artýþý ile çay fiyatý arasýnda oluþan dengesizlikler nedeniyle ve yaþ çay ürün bedellerinin kamu ve özellikle özel sektörce üreticiye zamanýnda ödenmemesi sonucu üretici yoksullaþmýþ. Ýktisadi Devlet Teþekkülü (ÝDT) statüsüne alýnýr. Çay üreticilerinin % 80'i 0. rekabet. Çay tarýmý bölgede çoðunlukla küçük aile iþletmeciliði þeklinde yapýlmaktadýr.

Artýk 'günü kurtarma' ve 'günlük yaþam' düþüncesi deðil. yaklaþýk 180 $'dýr. Rize Durup dururken bir bardak çay sundu bize Rize'de çayý kim yetiþtirdi Rize'de 87 . maliyeti ancak karþýlayan bir fiyatla üretim yapmak zorunda kalan çay üreticisinin de üretimden çekilmesini dayatmaktadýr. üreticilerimizin umursamazlýðýný ve içinde bulunduklarý tehlikeye göz yummalarýný þaþkýnlýkla izliyorum. Üreticiler. sorunlar birer birer kolayca çözülür. Bu rakamlar. hem günü hem de geleceði kurtarmak için çaba sarf etmenin zamaný gelmiþtir. Büyük zorluklarý aþarak baþarýya ulaþan. ancak sorumluluðu hep birlikte paylaþmakla.6 milyon TL. Bu. dizeleriyle tarihe taþýr: Bir ilimiz var adý. bu çürük gidiþin kendi çýkarlarý için büyük tehlike olduðunu düþünmemektedir. sonradan geleceði göremeyenlerce baþarýsýzlýða mahkum edilmeye çalýþýlan "Yeþil Çay Yapraðýndan Demli Çay Bardaðýna" çayýn öyküsünü. Ýþte özlemim budur..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I dýðýmýzda." Bedri Rahmi Eyüboðlu çaya gönül verenleri unutmaz. her tür masraf dahil kiþi baþý gelir 323. Yöre insanýmýzýn. sorunlara birlikte sahip çýkmakla yaratýlabilir.. Asým Zihnioðlu'nun sözleriyle bitirelim: "Bugün çay üretimimizde yaþanan gerçek bir yanýlgý ve gerçek bir kaostur. çay üreticiliðinin artýk ekonomik bir faaliyet olmaktan çýktýðýný göstermektedir. Artýk çaycýlýðýmýzýn devlet desteðine ihtiyacý kalmamalýydý." "Yürekten verilen hizmet yüreklerde iz býrakýr.Üreticilerimiz ise sadece devletin vereceði yaprak fiyatlarýnýn artýrýlmasýný istemekten baþka bir þey yapmamakta. Üreticilerimizin ve bundan yararlanan bölge insanýnýn harekete geçerek. Üretici için belli miktarda çay alma ve uzun vadede de olsa ödeme garantisi taþýyan Çaykur'u tamamen özelleþtirilmesini gündeme getiren Hükümet.. bölge insaný ve ilgililer sorumlulukta paydaþlýk yaratabilirlerse. kendi ürününe ve onun sorunlarýna sahip çýkmasý gerekirdi.

2. 1958. TERZÝ.net 88 . "Zihni Derin'le Röportaj".birdemet. 1998. adýný ölümsüzleþtirir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Misisipi'ye karýþan çaylarý öðrettiler bize Rize'de çayý kim buldu Rize'de Kimdi o sessiz sedasýz kumral kumral demlenen mübarek adam Adýný öðretmediler bize Ýþte o güzel adamdan bre þahin aman Bir tane daha. Tübitak Hizmet Ödülü. www.gov. Ali Rýza Erten. Unutmayalým: Bir yudum çay keyfi için geçmedi ömürler. Akyýldýz matbaasý. Ankara. Tübitak Yayýný. onun adý da ölümsüzleþtirilir. 4. TUNCER. Sizi saygý ve þükranla anýyoruz. Türk Yüksek Ziraat Mühendisleri Birliði Yayýný. Asým Zihnioðlu. bir yeþilin peþinde koþan diðer insanlar. tek baþýna deðil. 2003. Zihni Derin. Asým. 3. Kýrk Yýllýk Meslektaþlarýmýz. Tübitak. bir ideal uðruna ömrünü feda eden Zihni Derin'e 1969 yýlýnda bir "Hizmet Ödülü" vererek. Çay Sektör Analizi. http://tea. 1983 yýlýnda Asým Zihnioðlu'na verilir. Hadiye. ulusal çýkarlarýmýza uygun bir tarým politikasý bütünlüðü içinde inançlý ve onurlu insanlarca çözüme kavuþturulabilir. ZÝHNÝOÐLU. çay üretiminin çok önemli sosyal ve ekonomik getirileri vardýr ve çay sektörünü ilgilendiren sorunlar. Ankara.tr 5. Necati. gurur dolu bir baþarý öyküsünün kahramanýný taçlandýrýr.caykur. Bir Yeþilin Peþinde. Ankara. bir yeþilin peþinde. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasý yayýný. KAYNAKÇA 1. Öyküde de görüleceði gibi.

.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I DEVRÝM OTOMOBÝLÝ HÝKAYELERÝ Devrim Otomobili Raporu Ýsmet Özkan 23 inançlý insanýn 129 günlük serüveni.. Aydýn Engin .

Devrim otomobili süspansiyon ve fren grubundan Yüksek Makina Mühendisi Ýsmet Özkan tarafýndan yazýlan 'Devrim Otomobili Raporu'. kitabýn amacýna uygun þekilde. birkaç teknik detay ve otomobilin 29 Ekim 1961 günü insanlarla ilk karþýlaþtýðýnda karþýlaþtýðý þaþkýnlýk ve haksýzlýkla ilgili bir kaç cümleyi yeterli görmüþtü. ayný zamanda Türkiye sanayi tarihinin de çok etkileyici ve önemli bu yapýtaþý ile ilgili birincisi ikincisinin özeti olan iki öyküye neden yer verildiðine gelince…. tasarýmý da dahil Türk mühendislerince yapýlmýþ üç adetlik prototip üretim de olsa. seri üretim koþullarý neler getirir bilinmese de. kendisini yapan mühendisleri ile hatýra fotoðrafý çektirirken üzerine 'Türk Malý' yazan bir þerit yapýþtýrýlmýþ. ilk öykü olarak kitaptaki yerini aldý. Sadece ülke otomotiv sanayinin deðil.nin bir hangarýnda üretilmiþ. 90 . 'Devir' gibi bugün bile göremediðimiz türkçe kelimeler yazan bu otomobilin hikayesi detaylarýyla yer almalýydý. o zamanki ismiyle Cer atelyesi bugünkü ismiyle Türkiye Lokomotif ve Motor Sanayi A. mütevazý bir þekilde üç otomobil imal etmiþler ve eleþtirileri hep yüreklerine gömmüþlerdi. öne çýkmadan. Devrim otomobilinin de yer almasý gerektiði düþünüldü. Ýlk talimat alýndýktan sonra tasarýmdan üretime kadar geçen 129 günde ve daha sonrasýnda onu yapanlar. O otomobili yapanlardan birinin yazdýðý öykünün de ayný mütevazýlýkla kaleme alýnmýþ olmasý bizi þaþýrtmadý. Ancak. yaptýklarýný da öne çýkarmadan. büyük bir görev bilinciyle. Ýsmet Özkan.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I DEVRÝM OTOMOBÝLÝ ÖYKÜLERÝ ÝLE ÝLGÝLÝ AÇIKLAMA Bu kitapta iki tane Devrim otomobili öyküsü yer almaktadýr. yazdýðý Devrim öyküsünde.Þ. Böylece. Bu ilk Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri kitabýnda. Devrim'i yapan 23 mühendisden biri ile konuþuldu ve kendisi önerimizi kabul ederek bir yazý yazdý ve bize gönderdi. gecikmiþ bir vefa borcunu bir nebze ödemek mümkün olabilecekti. onu yapanlarýn isimleri. gösterge panellerinde 'Yað'. hiç hak etmediði bir sonla karþýlaþan Devrim otomobiline ve onu yapan 23 meslektaþýmýza.

'Devrim Otomobil Raporu' isimli öyküyü kaleme alan Ýsmet Özkan ve Devrim'i üreten diðer meslektaþlarýmýza teþekkürlerimizi sunuyoruz. 1994'teki bu yazý dizisinde Devrim için 33 yýldýr direniyor denilmekteydi. Aydýn Engin'in Cumhuriyet Gazetesi'nde 28 Aðustos 1994 günü baþlayan ve dört gün süren 'Devrim Direniyor. Ýkinci öykünün ismi ise Cumhuriyet Gazetesi'nin dört günlük yazý dizisinin baþlýklarýndan oluþturulmuþtur. Eskiþehir TÜLOMSAÞ Fabrikasýndaki Devrim.Bir meydan Okumanýn Öyküsü' baþlýklý yazý dizisi bu otomobil ile ilgili olabildiðince ayrýntý içermekte ve bir çok yönüyle olaylarý deðerlendirmekteydi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu otomobilden on yýl sonra yabancý lisanslarla üretilmeye baþlanan otomobillerin cilt cilt reklamý. romaný varken Devrimde iki öykülük bir yeri herhalde hak ederdi. O otomobil bugün de hala direnmekte ve görenleri heyecanlandýrmaktadýr. Evet. Öyküleri beðeneceðinizi umuyoruz. adýna yaraþýr tarihi ve kimliði ile hala ayakta. Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri-I Kitabý Koordinatörü 91 . Yazarýndan izin alýndý ve derlenerek ikinci öykü olarak bu kitapta yer aldý.

Mehmet Nöker.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I DEVRÝM OTOMOBÝLÝ RAPORU Ýsmet Özkan Makina Yüksek Mühendisi Devrim. Fab.prototip otomobil imalat projesi tarihçesi: Ulaþtýrma Bakanlýðý’nca 16 Haziran 1961 tarihinde bir yazý ile TCDD Ýþletmesi Genel Müdürlüðü’ne bir binek otomobilin geliþtirilmesi ve bir prototip Ýmali görevi verilmiþtir. Daire Bþk.TCDD Genel Müdür Yrd. 92 . Fab. -Proje Yönetim Grubu -Çalýþma Gruplarý oluþturulmuþtur. Sayýn Emin Bozoðlu. TCDD bünyesinde . Fab. Celal Taner. Yrd. Bu görev için TCDD Ýþletmesinin seçiminde o tarihlerde onarým amacý ile kurulmuþ geniþ ölçüde yedek parça imal eden Ankara Adapazarý Eskiþehir ve Sivas fabrikalarýnda önemli adette teknik personele ilaveten yetiþmiþ iþçiden mühendisine kadar güçlü bir imalat kadrosu bulunmasý büyük rol oynamýþtýr. Ank. Adap. Md. Md. -TCDD'nin imalat kadrosu: Projenin tahakkuku için aþaðý listede gösterildiði gibi. Mustafa Ersoy. Cer Daire Bþk. Yönetim Grubu. Hakký Tomsu. " " " " " " Orhan Alp. Fab. Md. Nurettin Erguvanlý. Esk. Cer Daire Bþk.

Müþaviri Çalýþma Gruplarý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I " " Hüseyin Kayoðlu. Styling Grubu: Yüksek Mühendis Nurettin Erguvanlý Yüksek Mühendis Özcan Türer Yüksek Mimar Kemal Alagöz Motor Þanzýman Grubu. TCDD Genel Müd. TCDD Genel Müd. Yüksek Mühendis Mehmet Nöker Yüksek Mühendis Rýfat Serdaroðlu Yüksek Mühendis Güttekin Sabuncuoðlu Yüksek Mühendis Salih Kayasagun Yüksek Mühendis Þecaattin Sevgen Yüksek Mühendis Kemalettin Vardar Karoseri Grubu: Makina Mühendisi Celal Taner Yüksek Mühendis Faruk Akyol Yüksek Mühendis Samim Özgür Yüksek Mühendis Salih Kaya Saðýn Süspansiyon ve Fren Grubu: Makine Mühendisi Hamit Ýþeri Yüksek Mühendis Ýsmet Özkan Yüksek Mühendis Mustafa Seyrek Elektrik Donaným: Yüksek Mühendis Hasan Dinçer Döküm Ýþleri: Metalurjist Ýsmail Sýdal 93 . Müþaviri Necati Teköz.

Yönetim Kurulunun lideri olarak bu listede adý geçen mühendis ve personelin olaðanüstü bir tempo ile. d) Dört silindirli motorun gövde ve baþlýðý. motor kaputu ve benzeri saçlarý. b) Motor dört zamanlý ve dört silindir olarak 0-60 beygir gücünde olacak. Nihayet 1961 Ekim ortalarýnda Devrim otomobil prototiplerinden 94 . e) Süspansiyon grubu. Prototip otomobilin. Sivas Demiryol Fabrikasý’nda dökülüp Ankara Demiryol Fabrika'sýnda iþlendikten sonra.) binek otomobil. STYLING Grubu (Oto tipi Geliþtirme). el iþçiliðimizle üretilmiþ ve sonuçta dört silindirli. þanzýman motor ve diðer gruplarýn nasýl toparlanýp imal edileceði üzerinde çalýþmýþtýr ve otonun anahatlarý aþaðýdaki gibi belirlenmiþtir: a) Dört ile beþ kiþilik. c) Karoser için hazýrlanan (1/10) ölçekli maketlerden seçilen (1/1) ölçekli alçý modeli. f) Elektrik donanýmý diferansiyel diþlileri. ön takýmlar için "Mc Pherson sistemini" ve bu sistem benimsenerek Eskiþehir'de imâl edilmiþtir. kardan istavrozlarý. böylece "f" de belirtilen parçalar haricinde tüm parçalar. fakat gönül rahatlýðý ile çalýþmasýný saðlamýþtýr. otonun boyutlarý. anahatlarýný belirledi. karoseri. Üç adet prototip imal edildi. direksiyon vitesli bir aile otomobili imal edilmiþtir. sonra bu modelden alýnan kalýplarla yapýlmýþ beton bloklara çekilmek ve çekiçle düzeltmek sureti ile tek tek imâl edilmiþtir. kollarý Eskiþehir Demiryol Fabrikas’ýnda yapýlmýþ ve son montajý ise Ankara Demiryol Fabrikasý'nda tamamlanmýþtýr. orta boy tipinde (1000 -1100 kg.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Satýnalma ve Maliyet Hesaplama: Yüksek Mühendis Yavuz Yücel Yüksek Mühendis Emin Bozoðlu. motor yataklarý ile cam ve lastik aksam dýþýnda tüm parçalar yerli imal edilmiþtir.

Ertesi gün bütün gazeteler sözbirliði etmiþçesine "100 metre gidip bozulan" baþlýðý attýklarý gözlendi. fakat 100 metre sonra motor durdu. Cemal Paþa'nýn "Ne oluyor?" sorusuna direksiyondaki Yüksek Mühendis Rýfat Serdaroðlu "Paþam. Ancak 2 noÝu Devrim otomobili ayný gün Hipodromda geçit törenine katýlýyor ve basýnýmýz ne bunu ne de Cemal Paþa'nýn Anýtkabire 1 nolu oto ile gittiðini yazýyordu. Acilen getirilen benzin arabaya konuldu. oldukça kalabalýk bir trafik ekibinden oluþan eskort eþliðinde Devrim otomobilleri yola çýktý. Büyük bir hoþgörü ile buna uyan Cemal Paþa Anýtkabir'e bu otomobille gitti ve inerken ünlü "Batý kafasýyla otomobili yaptýnýz ama doðu kafasýyla ikmali unuttunuz" sözlerini söyledi. arabaya konulacaðý sýrada Cemal Paþa Meclis’in önüne gelmiþ ve Anýtkabir'e gitmek üzere 2 numaralý Devrim otomobiline binmiþtir. 2. Yola çýkýldý. Paþa’dan özür dileyerek 1 numaralý Devrim otomobiline geçmesi rica edildi. 29 Ekim sabahý motosikletli. 95 .prototipin son kat boyasý ancak 28 Ekim akþam yapýlýp Ankara'ya sevk edilmek üzere yüklendiði trende boyasýnýn pasta ve cilasý yapýlmýþ ve bu nedenle benzin deposu boþaltýlmýþtýr. Yüzyýlýn ekonomik ve toplumsal hayatýna yön veren en önemli etkenlerden biri olan otomobil sanayi yolunu açan bu giriþimi için Cemal Paþa'yý her zaman rahmet ve þükranla anýyoruz. ancak Meclis önüne gelindiðinde durum fark edildi. benzin bitti. Eskortu oluþturanlar benzin ikmali konusunda bilgi sahibi olmadýklarý için benzin istasyonuna uðramadan yola devam ettiler. " cevabýný verdi. Ankara Demiryol Fabrikasýna indirilmiþtir (mânevra imkaný saðlamak için birkaç litre benzin konulmuþtur). Bir yandan ilk prototipin tecrübesi sürdürülürken bir yandan da 2. Asýl benzin ikmali müteakip sabah Sýhhiye'de yapýlarak Meclis’e gidilecekti. Tren sabaha karþý Ankara'ya vasýl olmuþ ve Devrim otomobilleri. 20.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ilki hazýr duruma gelebildi.

96 . müspet bilimlere önem verilerek kýsa zamanda sonuç alýnabileceðinin göstergesi olarak hep çok önemli olacaktýr. tamamen orada çalýþan insanlarýn özverisi ile 2 nolu Devrim otomobili korumaya alýnmýþ ve bilahare Tülomsaþ Genel Müdürü Dilaver Zeki Daloðlu'nun emirleri ile tesisin bahçesinde bir "mini müze" yapýlmýþ ve Devrim otomobili bu müzede yýpratýcý iklim þartlarýndan etkilenmeyeceði camekanlý bir bölüme konulmuþtur. Tülomsaþ adýný alan bu þirketin hangarlarýnýn birinde. Devrim otomobili imalatý. vagon ve makina üreten dev bir devlet þirketine (Tülomsaþ) dönüþtüðünü görüyoruz. Saygý ve selamlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Eskiþehir Demiryol Fabrikalarý ve Devrim Otomobilleri Müzesi Eskiþehir Demiryol tesislerinin hem yurtiçi hem yurtdýþý pazarlara.

Belki þu günlerde Devrimler de önce iþçi çýkaracak. Ankara'da Cemal (Gürsel) Paþa 'ya sunulmaya götürülürken deposuna benzin doldurulsaydý. çok kalabalýk araç konvoyu ve aceleci polis eskortlarý tarafýndan engellenmeseydi. Devrim otomobillerinin yapýmýna katkýda bulunmuþ 23 kiþilik mühendisler ekibinin. tümüyle yerli malý otomobilin öyküsünü anlatacaðýz. Ankara programýný bilseler ve 'Nasýl olsa yalnýzca gösterilecek' diyerek henüz denenmemiþ 'siyah' Devrimi Ankara'ya götürmeselerdi. Kimilerinin izini bile bulamadýk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 23 inançlý insanýn. TBMM önüne giderken 'Yolda Shell'e uðrar benzin alýrýz' denip benzin istasyonuna giriþ. Devrimi yapan mühendisler. sonra KDV'si düþürülünce yok sata97 . Dönemin Ulaþtýrma Bakaný Orhan Mersinli’ye görücüye çýktýðýnda emme manifoldu kapakçýðýnýn kapatýlmasý unutulmamýþ olsaydý. Bu yüzden Ankara büromuzdan genç arkadaþýmýz Bülent Sarýoðlu ve Milas muhabirimiz Olcay Akdeniz bize omuz verdiler. Bu dizi için.. Didim'de tatil yapan emekli bir mühendisle konuþtuktan sonra yazýsýna þöyle girdi: "Devrim'in þansý yoktu. Olcay Akdeniz arkadaþýmýz. Kimilerinin izini bulduk. yaþayan tüm üyelerine ulaþmaya çabaladýk. Dört buçuk ay bile sürmeyen kýsa bir gebelik döneminin ardýndan 29 Ekim 1961 günü doðan ve ayný gün ölen Devrim otomobilinin öyküsünü. Ne bir telefon numarasý ne bir adres. 129 günlük serüveni sonucu 1961'de doðan ve hala direnen bir otomobil: Adý Devrim Aydýn Engin Bu yazý dizisinde. Cemal Paþa'nýn caný o anda 'sarý' Devrim yerine 'siyah' Devrim'e binmek istemeseydi. ilk Türk otomobilinin. Bütün bunlar olsaydý belki de bugünlerde ülkemizin yollarý Devrim'lerle dolup taþacaktý. ama ulaþmak mümkün olmadý.. Bulabildiklerimizin bir bölümü yaz tatili için Ýstanbul ve Ankara dýþýndaydýlar.

inancýný yitirenlerin deðil. su kadar gereksinim olduðu kanýsýndayýz. Prototip yapýmýnýn kolaylýðýna karþýlýk. kollanmak isteyen Türkiye'nin sanayileþme savaþýmýna omuz vermeyi yeðlemiþ 23 mühendisin 129 gününü anlatmak istiyoruz. Ýnsanlarýn "repo" kuyruklarýnda bekleþtiði. kamyon. ülkenin bir güç gösterisi olarak kavrayan 23 yüksek mühendisin. devrim inançlý adamlarýn iþi. banka faizlerinden söz edip döviz kurlarý üstüne sohbet ettiði bugünün Türkiyesi'nde böylesi öykülere ekmek kadar. Devrim'in 1961 Türkiyesi'nde bir þansý olabilir miydi? Galiba hayýr! Bugün Türkiye'de epey büyük bir otomotiv sanayii var. Almanya'da. köþeyi kolayca dönebilecekken. Bu dizide bunlarý tartýþacak deðiliz. minibüs. 23 "Demiryolcu" nun öyküsünü. Ýsviçre'de. daha özgür kýlmaksa eðer. Ama Devrim'in þansý yoktu!. emrin ötesinde bir meydan okuma. Ütopyasý olmayanlar. onu daha haklý. "Bir yerli otomobil yapýnýz "emrini. ama her geçen yýl üretimde yerli parça payýný arttýrarak bugün yüzde 80'lere ulaþan Türk otomotiv sanayii." Olcay Akdeniz'in iþlek Türkçesi. Devrim-2. Küçük atölyelerden kocaman fabrikalara kadar uzanan "yan sanayii" ile birlikte Türkiye ekonomisinde artýk "vazgeçilmez "bir yeri var. daha yaþanasý. Devrim otomobilini 23 inançlý adam yaptý. sevimli alaycýlýðý bir yana.. Kuruluþ yýllarýnda "montaj sanayii"nden öteye gidemeyen. 98 . dünyayý deðiþtirmek. Devrim-3) önemsenmeyebilir. Biz. 1961 Türkiyesi'nde 23 inançlý adamýn öyküsünü anlatmak istiyoruz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I caktý.. seri üretimin sorunlarý üstüne haklý teknik ve ekonomik açýklamalar sýralanabilir. Bugünün gözlükleri ile bakýldýðýnda 1961 yýlýnda. ama çocuksu bir giriþim olarak deðerlendirilebilir. otobüs ve traktör "akan " bir otomotiv sanayii. kamyonet. Amerika 'da eðitim görmüþ ve "iyi" deðil. ülkenin en önemli istihdam alanlarýndan birini oluþturuyor. 1 milyon 650 bin lira bütçe ile DDY atölyelerinde üretilen üç prototip otomobil (Devrim1.. Devrim otomobili küçük bir ütopyaydý. Devrim. Aðýr sanayiye sahip olmanýn temel göstergesi olan "yerli motor üretimi" cesur. "çok iyi "yetiþmiþ. Akarbantlarýndan her gün yüzlerce otomobil. ütopyalarýný yitirenler Devrim yapamazlar.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Toplu iðne bile yapýlamayan bir dönemde bir ülkede motoru dahil her þeyi yerli bir otomobil yapmak için gerekli özgüven ve inanç ile dünyayý deðiþtirmek onu daha yaþanasý daha özgür kýlmak sömürüsüz bir Dünyaya ulaþmak için gerekli özgüven ve inanç arasýnda daðlar yok. O yüzden her 99 . daha genç kuþaklara ise kýsa bir okuma parçasý. O yüzden çift aylý. Adý. Yazýda þöyle deniyordu: "Memleketimize has bir binek otomobil motoru imali ve örnek olarak da bir yerli otomobil numunesinin vücut bulmasýný müteakip." Çetrefil. 27 Mayýs 1960'ta iktidara el koyan askeri yönetim 22 Nisan 1961 günü 18-1959 sayýlý ve nedense çift aylý. bir motosikletli polis memuru tarafýndan Bakanlýða ulaþtýrýlmýþtý. Askeri yönetim dönemlerinde ise "Emir demiri keser". hatta bozuk Türkçesini bir yana býrakýrsak bu bir emirdi. Devrim Yaþý bizcileyin olanlara bir anýmsatma. "çok gizli" damgalý yazý. diðer memleketlerin en iyi evsaftaki otomobilleriyle mukayesesinin yapýlarak hatalarýnýn da tespiti suretiyle bu otomobilin zamanla tekamül ettirilmesi mevzuunun ivedilikle tetkiki…. Bayram tatili baþlamak üzereydi. Bir otomobil. "çok gizli'" damgasýný taþýyan bir Baþbakanlýk yazýsýný Ulaþtýrma Bakanlýðý’na iletti.

Benzin bitmiþti. "Devrim ancak 200 metre yürüdü" baþlýklarýyla çýktýlar. Cumhuriyet Bayramý töreninin düzenlendiði Hipodrom'a Gürsel. Devrim arabasýyla girdi. Doðu kafasý ile benzin koymayý unuttuk!" Az ötede bekleyen ikinci Devrim otomobili çaðrýldý. "Al bir Chrysler. Orada unutulmaya ve çürümeye terk edildiler. nikah dairesi para ister" gibisinden çocukça tekerlemeler dinledi. "Devrim'in benzini bitti". motorlarý dahil tümüyle yerli iki otomobil (Devrim-1 ve Devrim-2). Gencecik bir üniversite öðrencisi iken uluslararasý petrol tekellerinin ülkeyi nasýl yaðmaladýðýna iliþkin yayýnlarý heyecanla okudu. kalmasýn borç. Devrim. Gürsel siyah Devrim'den bej Devrim'e geçti ve yola çýktý. Orada Cumhurbaþkaný Cemal Gürsel siyah Devrim-1 otomobiline bindi. Ambalaj sanayii bu" diye 100 . 200 metre kadar gitti ve durdu. bir "endüstriyel macera" tartýþýlmaksýzýn uygulamaya kondu. ol bir lord". Kalabalýk bir polis eskortuyla TBMM'ye gittiler."Al bir Doç (Dodge). Batý kafasý ve Doðu kafasý 29 Ekim 1961 sabahý. DDY'nin Eskiþehir Cer Atölyesi merkez seçildi.5 ay süren bu endüstri macerasý bitti. Ertesi günkü gazeteler "Devrim yolda kaldý". O günlerde yeni yeni kurulan otomotiv sanayiine. Gürsel tarihsel(!) sözünü söyledi: "Batý kafasý ile otomobil yaptýk. Devrimin defteri dürülmüþtü.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I þeyiyle yerli bir otomobil üretmek gibi bir düþ. Her iki araba da Eskiþehir'e döndüler. kendilerini Eskiþehir'den Ankara'ya taþýyan özel tren katarýndan indirildiler. Ankara. "Devrim yürümedi". Unutuldular da… *** Gazeteci. "Bu gerçek aðýr sanayi deðil. O benzin ikmalini yapmýþtý. çocukluðunda "Al bir Ford. O dönemde böylesi bir projeyi gerçekleþtirebilme olanaðý yalnýzca Devlet Demiryollarýnda vardý. Devrim daha sonra geçit törenine de katýldý ve 4. Sivas ve Adapazarý DDY fabrikalarý da ayný proje kapsamýnda görevlendirildi.

Tiyatro oyunlarý yazdý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I karþý çýktý. hazýrlamakta olduðu bir baþka yazý dizisi için Eskiþehir'e. piston Ford.. Plakasýnda "Devrim" yazýyordu.. ambalaj Süleymaniye' diye dalgasýný geçti. bir daha birinci... Vitesleri bulamamak arabanýn deðil. "Motor Fiat.. üçüncü. Yenilginin acýsýný bölüþtü. yeni adýyla Türk Lokomotif ve Motor Sanayii. Ve gazetelerde "Devrim yürümedi. bakýmlý. . ama mahzun bir bej otomobil gördü. 33 yýl geçmiþ aradan" demeleri gerekiyordu. Baþladý tur atmaya. Aradan 33 uzun yýl geçti. akü EAS.. sürücünün kusuruydu. bir köþede.Bu. Hangarýn kapýlarýný açtýlar. mitinglerde baðýrdý. Devrim yolda kaldý" manþetlerini okuduðu 30 Ekim 1961 sabahý kederlendi. Arada bir. Niye yürümesin? Aslýnda "Yok caným. Birinci vites. ikinci. -Yani yürüyor mu bu hala? -Elbette. birþey lazým olunca biniyoruz. Türkiye'nin belki de en büyük aðýr sanayi kuruluþu Eskiþehir Cer Atölyesi'nin hangarlarýnda dolaþýrken. dediler. 101 . Daha ilk çeviriþte motor aldý. Direksiyondan vitesli araba görmeyeli kim bilir kaç yýl olmuþtu. (TÜLOMSAÞ)'a yolu düþtü. bu. gazeteci sürücü ile birlikte Eskiþehir Cer Atölyesi'nin uçsuz bucaksýza benzeyen bahçesine çýktý. eski adýyla Cer Atölyesi. Birinci vites bulundu. bu. Yürüyüþlere katýldý. -Ne yapýyor bu burada? -Hiiiç. Bir kaç hafta önce. Demediler. Nedir bu? diye sordu. Ustalar omuz silkti: -Devriiiiim!. -Anahtarý nerde bunun? Gene omuz silktiler: -Üstündeee!. deve. ikinci. Devrim. sonra geri. Takýldý ve Devrim yürüdü. dediler.

koþuyor Devrim. Çalýþýrken titriyor.... mutluluktan. Gazeteci (Haydi itiraf etsin) Devrim'i þöyle bir okþadý. bir "gülücük" uçuþtu. vedalaþtý. Devrimle buruk vedalaþma Turlar bitti. o gergin gülücüklerden biri. ama giriþecekleri zorlu kavganýn sonuçlarýndan ne de olsa ürkenlerin yüzüne konuveren o belli belirsiz. evet.. 33 yýldýr unutulduðu hangarýndan çýkmýþ. Meydan okuyan. bir. Ulaþtýrma Bakanlýðý'ndan gelen çift aylý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Yürüyor.. 33 yýl öncesinden kalma çekiç izleri taþýyan kaportaya dostça bir þaplak attý. motoru dahil tümüyle yerli bir binek otomobili üretmekle görevlendirilmiþlerdi. *** 16 Haziran 1961 günü Devlet Demiryollarý'nýn 23 mühendisi Ankara'da bir araya geldiler. evet yürüyor. keyifli bir motor gürültüsüyle koþuyor. Gazeteye döndü ve daktilosunun baþýna oturdu. 102 . Toplantýya katýlan 23 teknik adamýn yüzünde bir. coþkudan elleri titriyor.. TCDD Genel Müdür Yardýmcýsý Yüksek Mühendis Emin Bozoðlu toplantýyý açtý. Gazetecinin de keyiften. Bir binek otomobili. "çok gizli" damgalý yazýyý okudu. Biraz (33 yýl kadar biraz) yaþlanmýþ. fotoðraflar çekildi.

.. 23 Donkiþot Ýþbaþýnda Donkiþot. Hisse senetlerinin ne iþe yaradýðýný duymamýþtýr bile. dünyayý kötülüklerden arýndýrmaya ant içmiþtir. Kahramanlar insandýr. siyah beyaz cihazlarý piyasadan kovup atýyor ve Türkiye'de yerlisi kaliteli olmadýðý için toplu iðne ithal ediliyordu. borsada oynamayý beceremez. bir kahramandýr. ülkülerini yitirmiþ. Trenle geldiler. ABD'de renkli televizyon. Mark alýp dolar satmayý. 103 . bir arabanýn direksiyonuna oturmamýþ mühendisler vardý. Canavarlara saldýrýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Sonra tartýþma baþladý. 19 Haziran 1961 günü TCDD'nin Eskiþehir Cer Atölyesi'nde. Dünyayý kötülüklerden arýtma ülküsüne tutkuyla baðlanmýþtýr. Evet. Donkiþot dürüsttür ve tutkuludur. Repo kuyruklarýnda sarsak bir budala gibidir. Olsun insan yanýlýr. Yanýlmýþtýr. Motoru dahil tümüyle yerli bir otomobil yapacaklardý. Parasýnýn hesabýný bilmez. Daha iyi. gelirken arabalarýný da yanlarýnda getirmeleri istenmiþti. Çürüyen. örneðin köþeyi dönemez. deðerleri aþýnmýþ bir Ýspanya'da cýlýz atýnýn üstünde dimdik duran bu cýlýz adam. Teknik adamlarýn duygularý. Karar: "Biz bunu yaparýz arkadaþ!" Yýl 1961'di.. meslekten olmayana hiç bir þey anlatmayacak terimlerin çarpýþtýðý bir tartýþma. Otomobili olanlardan. coþkularý bir yana ittikleri. ne ayak sürür. ne geri kalýr. daha yaþanýlasý bir dünya için canavarlara saldýrmaktan ne korkar. 129 gün kaldý Ýlk toplantýdan üç gün sonra. Yel deðirmenidir onlar. Çoðunun yoktu. Otomobil yapmaya gelen ekipte. jet uçaklarý sivil havacýlýða adým atýyor. epey beceriksizdir. hatta çoðunluktaydý. Almanya'da Volkswagen fabrikalarýnýn akarbandýnda bugünün bilgisayarlarýnýn babasý delikli kart tekniði deneniyor. O tutkuludur. toplu iðne ithal eden Türkiye'nin 23 mühendisi bir araya geldi. Üretim için Eskiþehir Cer atölyesinde bir hangar hazýrlandý..

Gültekin Sabuncuoðlu. tavþan kaný çayýn tadýný çýkaran mühendisler ilkin iþ bölümü yaptýlar. Kemal Vardar yer aldýlar. Mustafa Seyrek görev aldýlar. biçimlendirme) grubunda Nurettin Erguvanlý. Devrim otomobili 29 Ekim Cumhuriyet Bayramý’na yetiþtirilecekti.þanzýman grubunda Mehmet Nöker. Dresden. Özcan Türer ve yüksek mimar Kemal Elagöz vardý. Styling (stil verme. Bir otomobil doðuyor Ýlkin otomobilin temel özellikleri saptandý. Süspansiyon ve fren grubunda Hamit Ýþeri. dört silindirli ve 50-60 beygir gücünde olacaktý. Karoseri grubu kalabalýktý. New York. Samim Özgür. Cer Dairesi Baþkan Yardýmcýsý Nurettin Erguvanlý. Amerika'yý yeniden keþfetmenin 'tuhaf' coþkusunu duydular. bir de toplantý masasý yerleþtirildi. TCDD Fabrikalar Dairesi Baþkaný Orhan Alp. Detroit üniversitelerinde parlak derecelerle eðitimlerini tamamlayýp devlet memuru maaþýna talim etmeyi yeðlemiþ Donkiþotlar kýlý kýrk yardýlar. Cer Dairesi Baþkaný Hakký Tomsu. Adapazarý DDY Fabrikasý Müdürü Celal Taner. Faruk Akyol. Bir gezer vinç. Döküm iþlerini metalurjist Ýsmail Sýdal. Sonra zemini kullanýlmayan lokomotiv saclarýyla kaplandý. Her biri kendi dalýnda uzman. Elektrik donanýmýnýn sorumluluðunu Hasan Dinçer üstlendi. Hangarýn dýþ duvarýna. Bu grup Celal Taner. Zürich. Eskiþehir Cer Atölyesinin yoksul hangarýnda uzun masanýn çevresinde toplanmýþ tek lükslerinin.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kullaným dýþý kalmýþ dökümhane hangarý önce badana edildi. Ön takýmlarýn süspansiyonlarýnda "Mc 104 . her biri Berlin. Toplantý masasýnýn bitiþiðine de bir çay ocaðý konuldu. Eskiþehir DDY Fabrikasý Müdürü Mustafa Ersoy. tezgah niyetine birkaç uzun masa. Þecaattin Sevgen. Motor. Motoru dahil her þeyiyle yerli ilk otomobil Devrim’in temel nitelikleri belli olmaya baþladý: Motor dört zamanlý. Rifat Serdaroðlu. Ankara DDY Fabrikasý müdürü Mehmet Nöker oluþturdular. Bilgilerini daha yaratýcý bir alanda kullanmanýn tadýný yaþadýlar. Yönetici grubu TCDD Genel Müdür Yardýmcýsý Emin Bozoðlu baþkanlýðýnda. Ýsmet Özkan. Hamdi Tahýllýoðlu ve Salih Kaya Saðýn'dan oluþtu. Ateþli tartýþmalar oldu. kapýnýn hemen üstüne kocaman bir tabela çakýlmýþtý: 129 gün kaldý. satýn alma ve maliyet iþlerini de Yavuz Yücel yüklendiler. Salih Kaya Saðýn. Sonra alt gruplar belirlendi.

çamurluklar. Yüksek Makina Mühendisi Emin Bozoðlu'ydu. Sonra da krikolarla yukarý doðru iterek. Bunun içinse özel kalýplar ve uygun presler gerek.' Bu ilkel koþullar ve olanaksýzlarda bir yerli otomobil üretmeye çabalayan Donkiþotlar’ýn baþý. Eskiþehir Fabrikasý’nýn bahçesine. saðlýk 105 . Olmadý. Karoseri ekibi zaten "Sorun çýksa da çözsek" dercesine hýrslý. Bu kez de bire bir alçý kalýbý yapýldý. bir biçim veriyoruz. Yüksek Makina Mühendisi Nurettin Erguvan anlatýyor: 'Daha çizimler sýrasýnda sorun çýkýyordu. frenler hidrolik yapýlacaktý. Atýyoruz çizimi bir yana. bu Ford'un bilmem ne modeline benzemiþ. Bir örnek yeterli. Sonunda tümüyle bizim olan bir biçim üretmeyi baþardýk. Bunun ayrýntýlarý üstünde çalýþýldý. Cer Atölyesi misafirhanesindeki yataklarýna çekilmeden önce hangarýn kapýsýnýn üstündeki tabelayý deðiþtirdiler: 128 gün kaldý. Otomobilin tavaný. bu da Opel'i andýrdý. motor kapaðý (kaput). Bozoðlu. Ayrýntýlara dalsak bu yazý bitmez. Kalýplarý betondan döktük. Ýlk gün böyle geçti. olaðanüstü enerjisi. Çiziyoruz. þaþýlasý örgütleme yetisiyle ekibi ateþliyordu. yere hidrolik krikolar yerleþtirdik. Haydi o da çöpe. bombeli tavaný elde ettik. bagaj kapaðý… bütün bu bölümler sacdan üretiliyor. her biri dýþbükey otomotivcilerin deyiþiyle "bombeli". 50 beygir gücündeki motorun dakikada 3600 devir yapmasý öngörülmüþ. Ama dümdüz deðil. Otomobilin taban sacýný beton kalýbýn üstüne koyup uçlarýndan yere baðladýk. 3 ileri 1 geri olmak üzere direksiyondan komuta edilen bir vites düzeni tercih edilmiþti.Kalýplarýn altýna. kapýlar. Bir bakýyoruz. Oraya.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Phearson" sistemi kullanýlacak. Bundan sonrasýný Yüksek Makina Mühendisi Rýfat Serdaroðlu anlatýyor: 'O zamanlar ne o kapasitede büyük preslerimiz vardý ne de pres kalýplarý üretecek zaman.Çok yakýn akrabasý. debriyaj diskli. Bozoðlu artýk yaþamýyor. Bir tane daha üretiyoruz. aaaa. Önce otomobilin bire on ölçeðinde bir maketi yapýldý.' Böylece arabanýn biçiminde (design) mutabik kalýndý.

yönetim grubunun baþý olarak bütün bürokratik engelleri cesaretle aþarak. bir güzel.görevin çok yanlýlýðý ve ivediliði nedeniyle büyük gerilim altýnda çalýþan yirmiyi aþkýn mühendisin kiþisel sorunlarýný bile çözüp.' Yüksek Makina Mühendisi Þecaattin Sevgen. Kanaldaki arkadaþýmýn iþini bitirmesini bekliyordum. Bir daha o kadar deliksiz uyuduðumu hatýrlamýyorum. Ekim ayý gelmiþ çatmýþ. Geceleri yatak yüzü görmedik. Gün aðarmýþtý. Bizi þevkle çalýþtýrmasýný bilen bir yöneticiydi. gün deðil saat sayýlýr hale gelinmiþtir. Bilime tutkun. Ama askerlik. birkaç saat uyurduk. Tekerleðin yanýna uzanmýþým. bir deli adamdý. gönül rahatlýðý ile çalýþmalarýný saðlayarak Devrim projesinin baþarýlmasýnda da birinci derecede rol oynadý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I eski bakanlarýndan Mete Tan anlatýyor: 'Bozoðlu bir tuhaf. uykusuzluktan kýzarmýþ gözleriyle "zaman"la savaþmaktadýr. O kadar ki onun saçtýðý coþku ile otomobili Cumhuriyet Bayramý'na yetiþtirebilmek için son haftalarda günde 3-4 saat uyku ile yetinir olduk. Diferansiyeli baðlayacaðýz. galiba onun en son akla gelen mesleðiydi.' Devrim otomobilinin salt üretiminde deðil. motor þanzýman grubundan bir baþka Donkiþot. Gülüþmelerle uyandým. Ötesini kendi anlatýyor: 'O gün de vakit gece yarýsýný hayli geçmiþti. Makina yüksek mühendisiydi. ona yönelen saldýrýlarýn göðüslenmesinde de bunca yýl býkmadan savaþan Yüksek Mühendis Salih Kaya Saðýn anlatýyor: 'Emin Bozoðlu. Rüyamýzda da ya çalýþan bir motor ya yürüyen bir otomobil görürdük. Genelkurmay Genel Sekreterliði'ne kadar yükselmiþ bir subaydý. Ne iþçiler ne ustalar ne biz mühendisler… Hangardaki uzun masalarýn üstüne kývrýlýr.' 106 . O bitirince ben de aksý takacaðým. Sosyologdu. teknolojiye vurgundu. Tarihçiydi. Kimyagerdi.' Arkadaþlarý arasýnda adý neredeyse efsaneleþmiþ Emin Bozoðlu'nu bu kez de Rýfat Serdaroðlu'ndan dinliyoruz: 'Bence bugün Türkiye'de otomotiv sektörünün babasý Cemal (Gürsel) Paþa ise. Sevgen. amcasý da Emin Bozoðlu'dur. Onun inancý olmasaydý Devrim otomobilinin ne motoru çalýþýrdý ne tekeri dönerdi.

Bir de tedbirliliði ile. meslekten olmayan bizcileyin kiþilerin bile bildiði gerçekler. Bir demir parçasýný kendi elleriyle sabaha kadar iþleyip filtre üretmiþti. Çelik kafes yerleþtirildi. Nissan. Ama motorun bir teknik adam. Bu gün de o günleri anarken. Ýyi anýmsamýyorlar."ilk Türk motoru saat gibi çalýþmaya baþladýðý zaman…" Ýlk motor bitmiþti. baþka bir örneði olmayan ve ilk sýnavýný verecek olan motor patlayabilirdi ve bu binlerce çelik parçasý fýrlatan bir þarapnelden daha tehlikeliydi. Bizim projede görevli bir iþçi arkadaþa parçayý verdik. bütün gece uyumamýþ. Otomotiv sanayiinin de kilidi. Hiç biri kendisinin aðladýðýný söylemedi. üç ayrý tipte motor yapýldý. Orada tezgahýn üstünde duruyordu ve marþa basýlma aný gelmiþti. Seat. ama motoru mutlaka DaimlerBenz imparatorluðunda üretilir. Bu yazý için ulaþabildiðimiz tüm mühendislere sorduk. tekleyen ABD otomotiv sanayiine motoruyla sýzdý. bir motor ve otomobil üretmek düþü Eskiþehir Cer Atölyesi’nin "Demiryolcularýný" tutkuyla sarmýþtýr. Devrim otomobilleri için. Ýþçi arkadaþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Salt Mühendisler deðil. Salih Kaya Saðýn bitmez tükenmeze benzeyen 129 günlük aný hazinesinden bir tane daha çekip çýkarýyor: 'Devrim için yað filtresine ihtiyacýmýz vardý. Marþa basmadan önce motorun çevresine çelik birtür kafes geçirdi. Mantýksal sonuç: Eskiþehir atölyesinde ilk Türk motorunun marþýna basýldýðýnda tüm ekip sevinçten aðlamýþtý. Sabahleyin filtreyi getirdi. Kusursuz bir parçaydý. otomobilin kalbidir.' Bir Motor Üretmenin Coþkusu Motor. Mercedes'in bir sürü parçasý yan sanayiye yaptýrýlýr. Sonra içlerinden birinde karar kýlýndý. Bunlar. bir makina mühendisi için anlamý çok farklý. Skoda büyük otomobil kuruluþlarýdýr. Ýlk Türk motoru saat gibi çalýþmaya baþladý. Motor ekibinden. "Ýlk Türk motoru" diyorlar. Hepsi "Arkadaþlar aðladý"dediler. Rýfat Serdaroðlu sakinliði ve çelebiliði ile ünlü.ama ya Þecaattin Sevgen ya da Rifat Serdaroðlu marþa bastý. 107 . Ýlk kez üretilen. Elimizle demir kalýptan dökülmüþ bir filtre vardý. Ama ürettikleri arabada koþan Volkswagen motorodur.

Sonra ikinci araba da tamamlandý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Arabalar vagonlara yükleniyor Konuþtuðumuz mühendisler hangarýn duvarýna asýlý tabelaya "1 gün kaldý" yazýlýp yazýlmadýðýndan pek söz etmediler. Ayrýntýlar çok da önem taþýmýyor. Kýsa bir parkurda gidip döndük. bir kilometre ötedeki Shell istasyonuna gitmeye yetecek kadar bir iki litre benzin konduðu. Buharlý lokomotiflerle çekilen trende bacadan sýçramasý olasý kývýlcýmlardan ötürü benzin depolarýnýn boþaltýlmasý istendi. Geç vakit arabalar vagonlara yüklendi.Önemli deðil. iki gencecik mühendisin. iþi býraktýk. konvoya eþlik eden motosikletli polislerin zamanýnda uyarýlmamasýyla benzin ikmali yapýlamadan TBMM'nin yolunun tutulmasý. “kraldan fazla kralcý” yüksek bürokratlarýn aceleciliði. Cumhurbaþkaný Gürsel'in siyah arabaya yaklaþmasý. Ama 28 Ekim akþamýný hepsi iyi anýmsýyor. yað pompasýnýn geri dönüþ valf ayarýnda aksama var. Biz de günlerden beri ilk kez sabaha kadar uyumak üzere trene bindik.' Biten benzin mi. Pasta ve cilasý ise Ankara'ya sevk edilmek üzere yüklendiði trende gece yol alýrken yapýldý. bayrama bir hafta kala güç bela yol tecrübesine hazýrlayabilmiþtik. Tren katarýndan indirilen. Biz de trene bindik. Ama onu yol tecrübesine almamýza olanak kalmadý. "Dök þunu Rifat Geliyor adam. dök 108 . Zaman dolmuþtu 28 Ekim gün batýmýnda çaresiz. Boþalttýk. Kemalettin Vardar ile Rifat Serdaroðlu'nun bir gazeteyi huni yapmaya çabalamasý. gazete kaðýdýndan huninin ýslanýp hamurlaþývermesi. alelacele bulunan bir bidon benzini depoya boþaltacak huninin unutulmasý. umut mu? Öykünün sonunu ilk baþta anlattýk. Kemalettin Vardar'ýn avuçlarýný huni gibi depo kapaðýna tutup. Ankara'ya gidiyoruz. Yað borusunda sýzýntý. Üstesinden geliriz. Onu siyaha boyadýk. Ankara'ya gidiyoruz…' Salih Kaya Saðýn ayný günleri. Þecaattin Sevgen anlatýyor: 'Bej arabayý. saate karþý yarýþýlan o amansýz günleri anlatýyor: 'Siyah renkteki 2 Numaralý Devrim otomobilinin son kat boyasý ancak 28 Ekim akþamý vurulabildi. depolarý güvenlik nedeniyle boþaltýlmýþ arabalara. Daha resmi görünsün diye.

Rifat Serdaroðlu anlatýyor: 'Basýn olayý bu kadar olumsuz iþlemeseydi çok daha farklý sonuçlar alýnabilirdi. 29 Ekim 1961 günü doðdu ve o gün öldü. 129 gün önce tohumu çatlayan Devrim.. "Devrim200 metre gidebildi". yani Limuzin kalitesinde bir araba da yolda kalabilirdi. önce Anýtkabir'e oradan da geçit töreninin yapýlacaðý Hipodrom'a gidiþi. önce bir öksürmesi. alkýþ ve gözyaþlarý arasýnda aþýp. Hayýr. bu ayrýntýlar hiç önemli deðil. bu ayrýntýlar da hiç önemli deðil. Ortalýk da birbirine girmiyor. bir baþka arýzadan yolda kalabilirdi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I þunu" deyiþi. hýnç ve þehvetiyle) hemen hemen ayný baþlýklarý attýlar. buraya? Tabii uydu. geçit törenine katýlmasý…Hayýr. Gürsel'in aktarma yapmasý. her zaman sakin. Bu olay normal bir þeydir. Evet.. Nurettin Erguvanlý.siyah Devrim otomobilinin 200 metre gidip. "Devrim yolda kaldý". Serdoðlu'nun çaresizlik içinde benzinden sýrýlsýklam ellerini pantolonuna silip direksiyona oturmasý. bej Devrim'i çabucak siyah Devrim'in yanýna çekmeleri. Ýngiltere Kraliçesi'nin limuzini yolda kalmýþ.' Þecaattin Sevgen farklý bir karamsarlýðý dile getiriyor: O günlerde ‘basýnýn ne denli büyük bir güç olduðunu kavramýþtým ve aralarýnda gerçekleri sabýrla araþtýran ve uzun vadeli çýkarlarý 109 . Çelebi Serdaroðlu'nun. Lordlar arkadan itiyorlar. Üstelik benzin bittiði için deðil. Sorun bu deðil ki. benzinin depo yerine yere boþalmasý. Þecaatin Sevgen ve Mehmet Nöker'in o arada benzin ikmali yapmayý becerdikleri. O günlerde gazetelerde bir de fotoðraf yayýnlanmýþtý. Cemal Gürsel'in "Ne oldu?" sorusunu. sonra da durmasý. 'Devrim yürümedi'. "Benzin bitti paþam" diye yanýtlayýþý. sanki kendisine saat sorulmuþ gibi. direksiyonunda yüksek mühendis Þecaattin Sevgen'in oturduðu bej renkli Devrim1'in Ankara caddelerini. Günün tüm gazeteleri aðýz birliði etmiþçesine ve galiba Devrim sözcüðüyle bilinçaltý bir hesaplaþmanýn hýnç ve þehvetiyle (Hýnç ve þehvet? Uydu mu bu söz. Devrim'e ölüm fermaný Ama 30 Ekim sabahý yayýnlanan gazetelerdeki idam fetvalarý önemli.. denenmemiþ bir Devrim de.

gerçekten ilginç bir rastlantý" dememize fýrsat býrakmadan konuyu deðiþtirdi. Bunlar dikkate bile alýnmadý. Bir prototip yaptýk biz. Fiat motorlarý filan. "Milletin parasý har vurup harman savruldu" çýðlýklarý atýldý.' At neslinin ýslahý saðlandý mý? Devrim otomobiline yönelen saldýrýlar salt "Yürüdü. ýsrar etmedik. Özel sektör otomotiv sanayiinde bir hamleye hazýrlanýyordu. Ford. yürümedi" noktasýnda yoðunlaþmadý. Bir kaç yýl sonra bir sürü üretim kusuruyla sokaklarýmýzý dolduracak yerli (!) arabalarýn hazýrlýðý yapýlýyordu. Bürokrasi çarkýný iyi tanýyan bir teknokratýn zengin deneyimine saygý duyduk. Özel kalýplar hazýrlanmýþ. Böyle bir þey söylemedim ben. savunulmasýnýn da yorulmaz militanlarýndan Salih Kaya Saðýn anlatýyor: 'Haber. "Bir þeyler" söylemeden "bir þeyler" söylüyor. kýrk yýllýk devlet memurluðunun deneyimi ile sözcükleri tartarak konuþuyor. Binlerce ve binlerce motor ithal edilecekti Türkiye'ye.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gözetenlerin pek ender bulunduðu kanýsýna varmýþtým. Ama ilginç bir rastlantý deðil mi söylediðim?' 'Evet efendim. eksikleri geliþtirilemez. uzun yýllar öncesinde kalmýþ o günleri anlatýrken. Devrim otomobillerinin üretimi için "tahsis" edilen 1 milyon 600 bin lira da dile düþtü. Devrim'in üretiminin de. bunlar için çeþitli tip ve güçlerde 7 motor üretilmiþti. Dudaklarýn da kederli bir gülümseme: 'Heyecanlý günlerdi.Biz seri üretime uygun bir otomobil yapmadýk. yorum ve fýkralarda harcanan bunca paranýn boþa gittiðin110 . O dönemde bir ithal otomobil 50 bin liraya satýlýrken. Oysa 1 milyon 600 bin liraya üç prototip otomobil yapýlmýþtý. Yüksek Mühendis Nurettin Erguvanlý. Ýþte bu anlaþýlamadý. Devrim için yerli motor üretimi engellendi mi diyorsunuz ?' 'Hayýr. tezgahlar kurulmuþtu. Tümüyle yerli bir motor üretimi de o günlerde gerçekleþince…' 'Yani efendim. hayýr. Þayet ilk imalat sorunsuz olursa bu daha kötü olur.

Çoðu yüksek makina mühendisi olan ya meslek yaþamlarýnda devletin en üst düzeylerine yükselmiþ çoðu çok önemli sorumluluklar yüklenmiþ yurtsever teknokratlar. Hala merak ederim. Mustafa Seyrek 33 yýl öncesine bakarken telefonda (uzakta. Þecaattin Sevgen. Oysa ayný yýl orduda süvari birlikleri kaldýrýldýðý halde Tarým Bakanlýðý bütçesine "At neslinin ýslahý" için konmuþ bulunan 25 milyon lira ödenekten ve sonucundan kimse söz etmiyordu. baþtan beri kendi kiþisel yargýlarýmýzý bir yana býrakýp. Bize 1 milyon 600 bin lira tahsis edilmiþti. Ama þunu vurgulamak istiyorum. bu ülkenin servetler harcayarak yetiþtirdiði mühendislerinin en zorlu teknik sorunlarýn üstesinden gelebileceðini kanýtladýk. at neslinde o günden bu yana bir geliþme saðlanmýþ mýdýr?' Devrim bir meydan okumaydý Fark etmiþsinizdir. Bunun onuru bize yeter. Ecevit hükümetlerinden birinde Sanayi Bakanlýðý yapmýþ Orhan Alp gibi. bu gözü kara "endüstri serüvenini" pek ilginç deðerlendiriyorlar. Baþta da söyledik.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I den dem vuruyorlardý.) Sesi titriyordu: 'Bu bir meydan okumaydý Aydýn Bey. Genel Kurmay Genel Sekreterliði’nden gelip DDY genel müdür yardýmcýlýðýný üstlenmiþ Emin Bozoðlu gibi adlarý Devlet Demiryollarý ile özdeþleþmiþ Salih Kaya Saðýn. Hakký Tomsu. Toplu iðnenin bile ithal edildiði bir ülkede bir meydan okumaydý. Devrim otomobili üreten mühendislerden ulaþabildiklerimizin tanýklýklarýna baþvurmaya özen gösterdik. Devrim projesi baþarýya ulaþmýþ ve kendini kanýtlamýþtýr. yýllarca omuza omuza ter döktüðü demiryolcu arkadaþlarýyla. Mehmet Nöker. Mustafa Seyrek. Hamdi Tahýllýoðlu gibi kamu ya da özel sektörde baþarýlar kazanmýþ uzmanlar 33 yýl sonra Devrim'i. bu ülkenin yetiþmiþ elemanlarýnýn. Mustafa Ersoy.' Didim'de alçak gönüllü bir tatil sitesinde. Engellenmesiyle ilgili ayrýntýlara girmek istemiyorum. Ýçlerinde iki kez THY genel müdürlüðü yapmýþ Nurettin Erguvanlý gibi. Silifke'deydi. Ancak telefonla ulaþabildik. Rifat Serdaroðlu. Biz. örneðin kýrk yýllýk "kavga arkadaþý" Mehmet Nöker'le birlikte emekliliðin tadýný çýkarmaya çalýþan Rifat Serdaroðlu anlatýyor: 'Bir otomobil fabrikasý kurulmadan ve yardýmcý sanayi tam oluþ111 . Celal Taner.

Opel filan damgasý olan arabalara verilir. Zaten asýl hedef de buydu. Devrim otomobilinin "menþe þehadetnamesi". Bir ülke düþünün ki "Motor yapýlamaz" densin. ruhsat ve plaka için baþvuruldu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I madan seri halde otomobil üretimi yapýlmayacaðýný herkes bilir. Devrim gibi ne idüðü belirsiz."diye baþlayan resmi yazýlarla yanýt geldi. Jaguar. Fiat. nesebi gayri sahih (ana babasý bilinmeyen) arabalara deðil…Geçelim . Bizim görevimiz bunu kanýtlamaktý. baþka bir çok teknik gerecimiz yoktu. Devrim otomobilleri için Eskiþehir il trafik müdürlüðüne birkaç kez tescil. nüfus kaðýdýnda Ford. 112 . Ýþte bunu anlayamadýlar. Teknik olarak bu gülünç bulunabilir. yani "23 deli" tarafýndan yoktan var edilmiþti. Eskiþehir Ýl Trafik Müdürlüðü yerden göðe haklýydý. Çalýþýyor da. Ruhsat ve plaka. yani nüfus kaðýdý yoktu. Amerika'yý yeniden keþfediyorduk sanki. bilgi edinilmesi….Ama iktisadi olur mu? diye soruyordu. motoruyla birlikte bir otomobilin yapýlacaðýna inanmamak deðil mi? Sýfýrdan baþladýk. "Menþe þehadetnamesi olmadýðýndan ruhsat verilmesine imkan bulunmadýðý tespit edilmiþ olup. Renault. Biz sadece istenirse ve zorlanýrsa Türkiye'de otomobil yapýlabileceðini ve hatta bu yolda çok geç kalýndýðýný göstermiþ olduk. Ama asýl gülünç olan Türkiye'de bir otomobilin. Emin Bozoðlu ve arkadaþlarý. Biz kendi Amerika'mýzý keþfettik ama ürettiðimiz otomobile ruhsat bile alamadýk…" Salih Kaya Saðýn doðru söylüyor. Bu otomobil yürüdü ve hala yürüyor.yurdunu savunurcasýna konuþuyor: 'Bu proje Türkiye'nin otomobil tipinin geliþtirilmesiydi. Olanaksýz bir sürede motor yapýlsýn ve bu küçümsensin.Cemal Gürsel'le birlikte görmeye gelen bir Bakan. Parçalarý alçý kalýplarýyla hazýrladýk."Motor yapýldý. Otomobilin motorunu yapýp çalýþtýrdýðýmýz gün. Pres makinalarýmýz. Otomobili yaptýk. Kendi özel otomobillerimizi söküp parçalarýný inceledik. Mazda. Türkiye'de otomobil ve motor yapýlacaðýna kimse inanmýyordu.' Salih Kaya Saðýn çocuðunu.

Ama Erbakan'ý anýmsadýlar. meslek gereði Erbakan Hoca'yý iyi kötü tanýyoruz. Serdaroðlu daha sakin açýkladý: 'Erbakan da nereden çýktý? Erbakan'ýn Devrim projesi ile tek iliþkisi bir olumsuzluktan ibaret. Ardýndan Salih Kaya Saðýn'a sorduk. Yani "surat buruþturanlar" bile okumaya devam edebilirler. yöneticisi mi neydi ? Biz de motor üstüne çalýþýyoruz ya. Hürriyet gazetesi 28 Temmuz günü iç sayfalarýndan birinde þöyle yazdý: "Dizayný eski olmasýna raðmen TOFAÞ'ýn ürettiði otomobiller Çin'de 113 . Baþlýkta kullandýðýmýz "baðýmsýzlýk" kavramýný da salt bu çerçevede kullanýyoruz. Biz de zaten açýlmamýþ olan Erbakan.. Önce kimi gazetelerin sayfalarýna yansýyan bir haberi aktaralým. Bizim ihtiyaçlarýmýzý yanýtlayacak hiçbir olanaklarý olmadýðýný söylediler. Anlaþýlan bir gazetecinin (!) "asparagas" haberini tekzip etmeyiþinin ardýnda da Hoca’nýn sinek yaðý meraký var. daha doðrusu Gümüþ Motor defterini kapattýk. ihtiyaçlarýmýzý anlattýk. iþimize yarayacak bir katkýlarý olur mu" dedik. Baðýmsýzlýk ve Devrim Þimdi kimileri yazýnýn bu baþlýðýna bakýp suratlarýný buruþturacaklar. "Gidip bakalým þu Gümüþ Motor'a. "Amaaaan gene o bayat yaveler" diyecekler. þu Erbakan'ýn yaptýðý araba deðil mi. Mustafa Seyrek'e sorduk. Bunu da geçelim. güldü. Gittik. Yýllar ve yýllar sonra bir gazeteci. Genç arkadaþlarýmýzý yanýtladýk: Erbakan'ýn Devrim otomobiliyle iliþkisinin bir "asparagas" olduðunu dilimizin döndüðünce anlattýk. Hepsi bu. "Haa. kimi dalgasýný geçti. aðabey?" diye sordular. Erbakan siyasi yarar saðlayacaksa sinekten bile yað çýkarýr. Rifat Serdaroglu'na sorduk. Devrim daha onlar doðmadan doðmuþ ve ölmüþtü. 'Devrim otomobili'nden söz ediyoruz. Biz bu diziyi hazýrlarken genç arkadaþlarýmýzýn bir bölümü Devrim otomobilini anýmsamadý bile. O zamanlar Gümüþ Motor adlý bir fabrikanýn sahibi mi. Kimi öfkeyle. bir de Erbakan Hoca öyküsü var.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Necmettin Erbakan nereden çýktý? Ah evet. Ama bu dizide bir siyasal ya da sosyal devrimden deðil. Eðer o "bayat yaveler" den söz etmek isteseydik buruþan suratlar umurumuzda olmazdý. Devrim otomobili projesini Erbakan 'a yamamaya kalkýþtý.

Salih Kaya Saðýn'a kulak verelim: 'Bizim görevimiz teknik bir sorunu çözmekti. ancak TOFAÞ. büyük rol oynadý. cazip fiyatlarla pazara çýkan TOFAÞ'a. Acaba Fiat (ya da Ford ya da Opel ya da Renault filan) kime ve hangi koþullarda "Buralarda dolaþmayýn bakayým" diye buyurabilir? Kore'de uçan kuþ gördünüz mü? Bir üst paragraftaki sorunun yanýtýný en iyisi Devrim'i yaratanlar versin. Örneðin Güney Kore Avrupa'dan aldýðý otomobillerde özgün deðiþiklikler yaparak kendi otomobil "tipi"ni geliþtirdi ve þimdi bir çok ülkeye ihracat yapýyor. Peki Güney Kore sokaklarýnda hiç Serçe. ihracatta adým adým ilerlediklerini söylediler. Saðýn'ýn deðerlendirmesi önemli. Kartal. daha doðrusu diyebilen oldu mu? Nedir þu anda Türk otomotiv sanayiinin teknik düzeyi? 1965'te özel sektörce üretilen ilk otomobilden (Anadol) bu yana. Hyundailer. dünyanýn her ülkesinden ihracat teklifleri gelmeye baþladý. Çözdük. Ama daha sonraki yýllarda mühendislik alanýnda özgün bir þey geliþtirilmedi. Ford ve Opel gibi dünya devlerine karþý büyük baþarý saðladý. Rus Cumhuriyetleri. Buralarda dolaþmayýn' þeklinde bir uyarý aldý. Devrim'den sonra Türk mühendislerinin tasarým olarak otomobil üretimine etkin bir katkýsý olmadý. Makedonya.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Toyota. Fiat'tan "Buralar bizim pazarýmýz. Doðan türü "kuþlar"ýn uçtuðunu gören var mý? Acaba Þili ve Arjantin pazarýna Kia ya da Hyundai ihraç etmek isteyen Güney Kore firmalarýna "Buralarda dolaþmayýn bakayým'' diyen. TOFAÞ'a Çin pazarýnýn kapýlarýnýn açýlmasýnda ucuz fiyatlar. (Ancak) Þili ve Arjantin'den gelen teklifi Fiat'a ileten TOFAÞ. lisans anlaþmasý nedeniyle baðlý olduðu Fiat'ýn izniyle ihracât yapabiliyor. Bugün Türkiye'nin otomotiv sanayinin de içine düþtüðü kýsýr döngünün kilidi de buradadýr zaten. Romanya. piyasada "ege- 114 . Kia'lar cirit atýyor. Her þey bizim yaptýðýmýzla kaldý. Þahin. Ýhracatý zorlamak için. Ýlkin. Kuzey Afrika. Mazda. Bugün "kendi" otomobil sanayii olan Türkiye'nin sokaklarýnda Güney Kore arabalarý. Þili ve Arjantin gibi ülkelerden otomobil satýn almak için teklifler yaðýyor. Fiat'ý ihracat için ikna ettiklerini belirten TOFAÞ yetkilileri. Ortadoðu.

tezgahlarda. Vehbi Koç'la birlikte. Artýk ABD ve Avrupa piyasalarýndan çekildiði için kalýplarý ucuza gelecek bir otomobil. Toyota'nýn Corolla'sý. Sonra ne olmuþ ya piyasa doyduðu için ya da piyasa tutmadýðý için üretimden çekilmiþ modellere? Bernard Nahum. Doðrudur da. Payý aldý. Hemen hepsi 1960'larýn motor teknolojisi ile donanmýþ arabalar. Fiat'ýn Tempra'sý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I men" olarak iki marka var: Fiat ve Renault. Ford'un. Frankfurt yakýnlarýnda daðlýk bir bölgenin adýdýr). Kepenkleri indirdi ve KDV'den pay dilenmeye baþladý. kalýplar için milyonlar (Dolar tabii) harcanmýþ. 1984-1985 yýllarýnda böyle bir projeyi gerçekleþtirme yolunun ciddiyetle araþtýrýlmasý gerektiði kanýsýndaydým. Avrupa pazarýnda Taunus adýyla satýþa sunuldu. Ama mahalle kahvelerinin sade suya tirit soh- 115 . Fiat'ýn bizde kuþ adlarýyla anýlan 131 modelleri. Taunus'un. Reanault'nun Renault 12 serisi gibi. Hepsi bu. yerli üretime hazýrlanan Toyoto'yý. Ýþte bu safkan iþ adamýnýn anýlarýndan þu paragrafý birlikte okuyalým: "…Ben Ford'un 1982 yýlýnda imalattan kaldýrmayý planladýðý Cortina marka (modeli demek istiyor) otomobilin kalýplarýný ucuz bir fiyata alarak. Renault'un Renault 9 ve Renault 11 serisi gibi. Bunlara Ford kaynaklý Taunus'u.ince ve masraflý düzenlemelere gidilmiþ. Böylesi stratejilerin sonucudur ki 5 Nisan 1994'teki Ekonomik Önlemler Paketi'nin ardýndan da Türk otomotiv sanayii bunalýma girdi. Cortina ile Taunus ayný tür otomobil olduðundan…" Modasý geçen otomobil ucuzdur Anlaþýlacaðý gibi Taunus ile Cortina ayný otomobil. ayrýca Opel'i katýn. Peki sonra ne olmuþ bu modeller ? Öyle ya üretimleri için onca yatýrým yapýlmýþ. preslerde onlara uygun. Türk otomotiv sanayiinin özel sektördeki "babasý" sayýlýr. Taunus otomobili Türkiye yollarýnda "En iyi yerli" sloganýyla iþte böyle bir "mali strateji" sonucu koþmaya baþladý. Yok eðer model tutmadýysa fazla diretilmeyip pazardan çekilmiþler. (Taunus. pazar doyuncaya kadar üretilmiþler. Biraz kendine gelir gibi oldu. Modeller Avrupa ve ABD pazarlarýna epey önce çýkarýlmýþ. Almanya'da. ABD'de Cortina olarak satýlan araba. pazarlama teknikleri gereði olsa gerek.

Türk otomotiv sanayiinin geleceði. motor türleriyle.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I betlerinde dahi. Otomobil deyince bugün herkes deðiþiklik arýyor. Osaka'daki (Toyota). Benim en büyük hüsraným. Çünkü bu alanla ilgili insan gücü yetiþtiremedi. nerede bulacak ? Bulunsa bile bu ancak fiyat dampingleri ile olanaklý. yürüyen Türk tipi otomobili araþtýrdýk. Türkiye pazarý týkanma noktasýna doðru hýzla ilerliyor. Mola 116 . Türkiye özgün modeller üretemedi ve dünya otomobil pazarýndan pay kapamadý. kalite ve özgünlük arýyor. Fabrikalar daima montaja dayalý büyük arabaya gitti. hepsi çekik gözlü Çin kýzlarý gibi oldular. Þecaattin Sevgen konuþuyor: 'Biz çalýþan. Bugün Türkiye'de az benzin yakan. Türkiye o gün bugündür. Dünya piyasasý otomotiv devlerinin dað gibi yýðýlmýþ stoklarýný alýrken iyiden iyiye þýmarýk davranabiliyor.” Türkiye'ye özgü otomobil yapýlmadý Ama Türkiye bunu yapacak halde deðil. Ortaya özgün bir ürün koyduk. Benzin alanýnda büyük kayýplar var. ana üretici firmalara býrakýldýðý için daha fazla kar getiren büyük arabalar yeðleniyor. "Çekin ayaðýnýzý bu pazarlardan bakayým" deyince ne olacak? Otomobil ihraç etmenin tek yolu fiyatý ucuz. Devrim'in bir baþka üreticisi. küçük arabaya ihtiyaç var. baðýmsýz bir otomobil üretememesidir… --------------------------------------------------------------Gazeteci daktilosunun baþýndan kalktý. Otomobil imalatý budur. Aradýðýný bulamayýnca kolayca burun kývýrýyor. yani hiç bir zaman. bu "kendine geliþ"in geçiciliði konuþuluyor. kalitesi yüksek ve tasarýmý özgün araç üretmektir. geliþtirme ve özgünlük. "Motoru þuraya yada buraya koyalým" dan öteye gitmedi teknik yaratýcýlýk. O zaman da Torino'daki (Fiat). ya da zaten piyasalarda tutmadýðý için üretimden kaldýrdýðý modellerle mi? Bunlarý alacak enayileri.Türkiye'nin kendi öz kaynaklarýný harekete geçirerek kendi koþullarýna uygun. Ama hangi modellerle? Eloðlunun ya sonuna kadar pazarlayýp piyasalarý doyurduðu. benzin tüketimiyle uðraþmýþtý. Ama karar. kendi koþullarýna uygun otomobil geliþtiremedi. Detroit'teki (Ford). Fiyat. Ama ondan sonra ne olacaðý hiç düþünülmemiþti. Dünyanýn en beðenilen arabalarýna bakýn. ister istemez ihracatta. Sürekli deðiþiklik. kim. Rüsselsheim'deki (Opel) patronlar. Günlerdir otomobil markalarýyla.

volta atarcasýna dolandý. ustalarýný düþündü. Gazetenin bahçesinde turlamaya baþladý. Sonra orada.. marþýna basýnca gürleyiveren Devrim'i anýmsadý. yoksulluk. Kimiyle yüz yüze konuþmuþtu. Eskiþehir Cer Atölyesi'nin bir hangarýnda bekleyen. ABD'de modasý çoktan geçmiþ ama Ýstanbul sokaklarýnda hala koþan "yerli" arabalarda kurþunsuz benzin kullanýlamadýðý için atýk borularýndan (egzoz) fýþkýran zehirli gazlarla aþýrý kirlenen kentin havasýný soludu. ayrýlmadan önce tezgahlarýný temizleyip öpen) iþçilerini. Devrim'i yaratan 23 delikanlýdan hayatta kalanlar. Gazeteci Cumhuriyet'in görmüþ geçirmiþ bahçesinde. Kimine telefonla ulaþabilmiþti. Türkiye'ye onur kazandýran. Avrupa'da.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I verdi. bozkýrýn göbeðinde. Hep birlikte 1994 yýlý Türkiye'sine Devrim'i anlatmak. genç gazeteci arkadaþlarý konuþmuþtu.diye baþlayan. gerilik çemberini kýrmak için silkinmesini bilmiþ bir halkýn özgüvenini anlatan bir marþ…. Kimileriyle. Devrim sözcüðünü duyar duymaz canlanýveriyorlar. Kendine iç pazardan baþka piyasa bulamadýðý için bir ekonomik bunalýmda kepenkleri indiriveren otomobil fabrikalarýnýn iþten çýkarýlýp köylerine yollanan ( Ah evet. nedense bir marþ: Çýktýk açýk alýnla / On yýlda her savaþtan.. ama sürücüsünü bulunca canlanýveren. 117 . anýmsatmak istemiþlerdi. Dudaklarýnda. bir meydan okumanýn öyküsünü anlatmayý denemiþlerdi. Devrim orada. Eskiþehir'de 33 yýldýr direniyor.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 118 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I TÜRKÝYE'NÝN YAÞADIÐI HIZLI KENTLEÞMENÝN ÖYKÜSÜNÜ KURMANIN SEÇENEKLERÝNDEN BÝRÝ Ýlhan Tekeli .

denilebilir ki bir toplumun yaþamýnda görebileceði en köklü dönüþüm sanayi devrimi sonrasýnda yaþadýðý kentleþmedir. Kentleþme sözcüðünü çok kullanmamýza karþýn. Hem sanayiin geliþmesi. bu sorunun ne zaman farkýna vardýðý ve bu konudaki kavrayýþýný o Türkiye'nin yaþadýðý zamanki donanýmýnýn nasýl belirlediði üzerinde durarak baþlayalým. iki misli hýzlý olarak yaþamýþtýr. bizim yaþadýðýmýz kentleþme öyküsünü kurmak konusuna yeterince düþündüðümüzü. Ülkenin 120 . II. Dünya'da sanayi devrimini gerçekleþtirmiþ. Bu öyküyü anlatmaya. bu deneyimi ilk kez yaþayan ülkelere göre çok dezavantajlý konumdadýr. bu dönüþümü yaþayan ülkelerin sanayilerini hýzla büyütmeleri ve kentlerinin yapýlaþmasýný yaþam kalitesini artýracak biçimde gerçekleþtirmeleri gerekmektedir. günümüze kadar geçen elli beþ yýlda büyük ölçüde kentleþmesini tamamladýðý düþünülebilir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Eðer insanlýðýn yaþamýnda binlerce yýl önce yaþanan neolitik devrim bir yana býrakýlýrsa. Kuþkusuz bu dönüþüm öyküsünü tanýmak. Örneðin Türkiye'de bu dönüþüm sýrasýnda Avrupa'daki kadar yüksek toplumsal gerilimler yaþanmamýþtýr. Avrupa deneyimine göre üstün olduðu yönler olduðu da söylenebilir. bu öykü üzerinde düþünmek Türkiye'nin bugünkü durumunu anlamak bakýmýndan çok önemlidir. Önümüzdeki on yýl içinde bu sürecin sonuna daha çok yaklaþýlmýþ olunacaktýr. hem de kentlerin yapýlaþmasýnýn saðlanmasý hýzlý bir kapital birikimini gerektirmektedir. Genellikle yapýldýðý üzere. beklenebileceði gibi. ama bu dönüþümün Türkiye'de yaþanan biçiminin. Yaþanan bu dönüþümün baþarýlý olabilmesi için. Cumhuriyet bir tek kentteki bu hýzlý büyümenin sorunlarýyla baþa çýkmakta önemli sorunlarla karþýlaþmýþtý. Böyle hýzla ve az kaynakla yaþanan bu dönüþüm. Oysa Türkiye kapital birikimi bakýmýndan. anlatý seçeneklerini geliþtirdiðimizi söylemek zordur. Türkiye bu dönüþümü. Türkiye'nin bu dönüþümü 1948 yýlýndan itibaren yaþamaya baþladýðý kabul edilirse. Dünya Savaþý’ndan çýkmýþ. Gerçi Cumhuriyet ilan edilirken Ankara'nýn Baþkent seçilmesi üzerine Ankara nüfusu yýlda yüzde 6'lýk bir hýzla büyümüþtü. çok partili bir siyasal yaþama girmeye çalýþan Türkiye hýzlý bir kentleþme beklentisi içinde deðildir. önemli sorunlar yaratmýþtýr. dolayýsýyla kentleþmeyi ilk kez yaþamýþ Avrupa ülkelerine göre.

Bu durumda Türkiye hýzlý kentleþme olgusuyla karþýlaþtýðýnda Türkiye’nin aydýnlarý bu olguyla iliþki kurmak konusunda hazýrlýksýzdý. Zonguldak kömür madenlerinde ve Karabük Demir ve Çelik iþletmelerinde görüldüðü biçimde. Yani Türkiye'nin yöneticileri ve elitleri. Yani hýzlý kentleþme süreci iþlemeye baþladýðýnda Türkiye bir kentin büyümesinin ve kentte yapýlan bir yapýnýn hangi koþullarda meþru kabul edildiði konusunda koyu bir modernist meþruiyet çerçevesi oluþturmuþ bulunuyordu. Bu nedenle en açýk örnekleri. Cumhuriyetin Ankara'yý Baþkent olarak ilaný ve köktenci bir modernite projesini uygulamadaki kararlýlýðý kent planlamasýna siyasal gündemde önemli bir yer kazandýrmýþtý.Dünya Savaþý öncesindeki temel politikasý nüfusun kýrda tutulmasý ve kentleþmenin önlenmesi yönündeydi. Türkiye çalýþan nüfusun iþçileþmesini ve kentleþmesini tehlikeli buluyor ve sosyal rahatsýzlýklarýn kaynaðý olarak görüyordu. 121 . Kentlerin dokusunu çok ayrýntýlý bir biçimde adeta bir yönetmelik düzeyinde belirleyen bir yapý ve yollar kanunu benimsenmiþti. Çýkartýlan Belediyeler ve Umumi Hýfssýsýhha Kanunlarýyla kent planlamasý yapýlmasý zorunlu hale getirilmiþti. Belediyelere plan yapmalarýna yardýmcý olacak merkezi planlama ofisleri kurulmuþtu. Kentlerde bina yapabilme yetkileri sadece mimar ve mühendislere inhisar edilmiþti. Gerçi Cumhuriyet daha ilk yýllarýnda kent planlamasý konusunda önemli adýmlar atmýþtý. yaþanacak hýzlý kentleþme olgusuyla. Hatta bu kadronun bir kýsmý uluslararasý yarýþmalarý kazanacak düzeyde yetiþmiþlerdi. Kent planlamasýnda uzmanlaþmýþ bir mimarlar grubu yetiþmiþti. Zaten Türkiye'nin II. Hýzla sanayileþmeyen bir ülkede bu hýzdaki bir kentleþmenin olabileceðini de o zamana kadar yaþanan dünya deneyimi de göstermiyordu. Cumhuriyetin bu ilk yýllarýnda kent planlamasýnýn artýk bir harita mühendisliði pratiði olarak görülmesi terk edilmiþ. bu olgunun kaçýnýlmaz bir zorunluluk olduðunun bilincinde olmadan ve düþünce olarak ona karþý bir vaziyet içindeyken karþýlaþmýþlardýr. köyde yaþayan iþçi kategorileri yaratýlmaya çalýþýlmýþtý. Ýlgili üniversitelerin programlarýna þehircilik dersleri konmuþtu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I tüm kentlerinin bu hýzla büyümesini hiç beklemiyordu. kent planlamasý mimarlýk hünerleri arasýnda görülmeye baþlamýþtý.

Devletin bu seçeneði gerçekleþtirecek bir kaynaðý yoktur. Bir þekilde para saðlamýþ olsalar bile modernitenin ondan beklediði þekilde bir arsa alýp. Kentlere gelen bu gruplar çok düþük gelirliydi. Köyden koparak kente gelenler kendi çözümlerini yaratmýþlardý. yapý ruhsatý aldýktan sonra. Kýsacasý. kentte kendilerine yer bulmayý baþardýlar. Bu durumda kente gelenler kendi baþlarýnýn çaresine baktýlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Cumhuriyetin ilk yýllarýnda kentsel planlama konusunda oluþturduðu bu kapasiteler ve zihniyet çerçeveleriyle karþýlaþýlan hýzlý kentleþme olgusunun niteliði arasýnda büyük bir tutarsýzlýk bulunuyordu. Ýkinci ayaðý ise yasalara uygun olarak yapýlmamýþ bu binalarýn yýkýlmasýný istemek ve bunun için de yýkýma iliþkin mevzuatýn çalýþmasýnýn hýz122 .. Bunun bir ayaðý bu kitlelerin kentlere gelmesinin engellenmesini istemek biçiminde ortaya çýkmýþtýr. binasýný kurallara uygun olarak inþa ettikten sonra. Kazançlarýyla meþruiyet kalýplarýna uygun olarak inþa edilmiþ düzgün bir evi kiralama olanaklarý yoktu. oturma ruhsatý almasý ve daha sonra orada yaþamaya baþlamasý. modernitenin meþruiyet kalýplarý kente yeni gelen kitlelere bir çözüm saðlamaya uygun deðildi. Yeni gelenlerin modernitenin meþruiyet kalýplarý içinde kente yerleþtirilmesinin bir üçüncü seçeneði vardýr. Kente yeni gelenler. köyden koparak kente yeni gelenlerin gerçekleþtirebileceði bir þey deðildir. O gelir seviyesinde düzenin meþru gördüðü bir þekilde konut yaptýrmalarý olanaðý da yoktu. Þimdi toplumun aydýn kesimleri özellikle de mimar ve mühendis camialarý modernite karþýsýnda spontan olarak geliþen bu çözüm karþýsýnda nasýl bir tavýr takýnacaklarý sorunuyla karþýlaþtýlar. Kýrdan koparak kentlere gelen gruplarýn kapasiteleri göz önüne alýndýðýnda. Ama bu modernitenin meþruiyetinin sýký kalýplarýna sýðmýyordu. Bu da pratikte olanaksýzdýr. gecekondularý inþaa etmeye baþladýlar. Modernitenin meþruiyet kalýplarýyla koþullanmýþ zihinler hemen iki ayaklý çözümler geliþtirmiþlerdir. bir plan yaptýrýp. kurumsallaþtýrýlmýþ bulunan modernitenin meþruiyet kalýplarýnýn kentlere meþru olarak yerleþme olanaðý býrakmadýðý hemen farkedilir. Kentlerin etrafýnda gecekondu kuþaklarý doðdu. kendi koþullarýna uygun bir þekilde. O da devletin bu kente gelenlere sosyal konutlar saðlamasýdýr.

Dünya Savaþý sonrasýndaki çok parti döneminin yöneticilerinin kararlarýndan farklý olarak onun karar verirken bir popülizm yaptýðý kuþkusunu duyamayýz. Kendilerini yeni gelenlerin yerine koyarak empatik anlayýþ içinde çözüm geliþtirme sorumluluðunu duymamýþlardýr. Hemen hemen hiç kimsenin aklýna modernitenin meþruiyet kalýplarýný sorgulamak. Oysa Þükrü Kaya bu barakalarý hemen yýkmayacaðýný çünkü eðer bunlarý yýkarsa soðuk Ankara gecelerinde “Kim dondu” kaygýsý içinde rahatça uyuyamayacaðýný biliyordu. Temel beklenti bu barakalarýn hemen yýkýlmasýydý.Kessler olmuþtur. Dönemin gazeteleri bu tür yazýlarla doludur. Bu örnek çok aydýnlatýcýdýr. Bu örnek II. Sayýlarý artýnca bu konuda TBMM'de dönemin güçlü Ýçiþleri Bakaný Þükrü Kaya'dan açýklama yapmasý istenildi. Yöneticilerin bu konudaki ruh halini gösteren en ilginç konuþmalardan biri 1930'lu yýllarda TBMM'de geçmiþtir. Ama henüz toplumda gecekondu ismi ortaya çýkmamýþtý. Modernitenin meþruiyet çerçevesi onlarýn baþkalarý hakkýnda acýmasýz yargýlarda bulunmasýný kolaylaþtýrmýþtýr. 1933 Üniversite Reformundan sonra Nazi Almanya'sýndan kaçarak Ýstanbul Üniversitesi Sosyal Siyaset Kürsüsüne profesör olarak gelen G. sorumluluk yerinde olanlarý ikna etmekte yeterli olamamaktadýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I landýrýlmasýný saðlayacak düzenlemelere gidilmesini talep etmek olmuþtur.Dünya Savaþý sonrasýndaki gecekondulaþma sýrasýnda uygulanmayan yýkým kararlarýnýn tek gerekçesinin popülizm olmadýðýný bize göstermesi bakýmýndan önemlidir. Ama toplumda herkesin tuzu kuru deðildir. Ama modernitenin meþruiyet çerçevesinin tuzu kuru olanlarda yarattýðý haklýlýk etkisi. II. bunlarýn yerine kente yeni gelen bu kitlelerin kapasiteleriyle tutarlý yeni meþruiyet kalýplarý önermek gelmemiþtir. Modernitenin kalýplarý içinde bu tür çözüm arayanlar genellikle toplumun tuzu kuru denilen kesimi olmuþtur. Modernitenin temsilcisinden beklenilen buydu. Þükrü Kaya tek parti rejiminin güçlü Ýçiþleri Bakaný’dýr. Türkiye'de ilk gecekondular bu yýllarda Ankara'da yapýlýyordu. Gecekondu olgusuna (ilk kez) sahip çýkan bir Türk düþünürü ya da plancýsý olmamýþtýr. Bunlarýn baþýnda da modernitenin yýkma çözümlerini uygulamasý gereken yöneticiler gelmektedir. onlara o zaman barakalar denilip geçiliyordu. Almanya'da çok baþarýlý 123 .

çözümü küçük konutlar üretmede. Ýkinci Dünya Savaþý sonrasýnda Türkiye'nin içine girdiði çok partili siyasal rejimin halkýn istekleri karþýsýnda artan duyarlýlýðýnýn da katkýsý olmuþtur. Onlarýn içinde kimileri farklý düþünse de meslek camiasýnýn tutumu katý modernist meþruiyet çizgisini savunmak olmuþtur denilebilir. þehir meclislerine seçilmeleri ve kentlerin onlarýn giriþimci potansiyelinden yararlanýlmasýný önermektedir. küçük parsellerde. bu geri döndürülemez olgunun kendisine emrivakilerle yol bulmak zorunda kalmasý sonucunu doðurmuþtur. kentleþme için kabul ettiði meþruiyet kalýplarý. Bu giriþimci gecekonducularýn belediye seçimlerinde. Onlar bu olguyu gerçekleþtirmiþlerdir. Kessler devletin çözemediði sorunlarý kendi giriþimleriyle çözen gecekonduculara çok anlayýþlý olarak ve sempatiyle yaklaþmaktadýr. Modernitenin meþruiyet kalýplarý üzerinde en çok direnenler mimarlar. bir yandan onlarýn kentte kalmasýný kolaylaþtýrýrken. önceden planlanmýþ gecekondu önleme bölgeleri oluþturmakta bulmuþlardýr. Bu konuda onlardan çözüm üretmeleri istendiðinde. Ama onlarýn savunusunu açýkça yüklenmemiþlerdir. öte yandan onlarýn gecekondu yapmalarýna belli ölçüde de olsa fiilen yardýmcý olmuþlardýr. Kuþkusuz Türkiye. onlara yardýmcý olarak daha yeterli konut sahibi olmalarýnýn kolaylaþtýrýlmasýný savunmaktadýr. Hýzlý kentleþme karþýsýnda Türkiye'nin kaynaklarýnýn sýnýrlýlýðý. bu konularda yeterli kaynak ve insan gücü seferber edebilseydi bu yolla 124 . Tabii iþ gücünden esas yararlananlar kente gelen bu büyük sayýdaki yeni göçmenin sanayi ve inþaat giriþimcileri olmaktadýr. Kuþkusuz baþ aktör zaruret içindeki kente yeni gelenlerdir. Onlar gecekondularýn savunma söyleminin geliþtirilmesinde doðrudan katkýsý olmasa da bu kesimlerin iþgücünden yararlanarak. Bu emrivakilerin gerçekleþtirilmesinde deðiþik aktörler deðiþik roller üstlenmiþtir. mühendisler ve planlama pratiði içinde yer alan meslek camiasý içindekiler olmuþtur denilebilir. Yapýlmasý gerekenin onlarý cezalandýrmak deðil.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I konut kooperatiflerinin geliþmesinde önemli rol oynamýþ sosyal demokrat eðilimli bir bilim adamý olan Kessler gecekondulara ve gecekonduculara sahip çýkmýþtýr. Bu göz yummada daha önce üzerinde durduðumuz insani kaygýlar etkili olduðu kadar. Ýkinci önemli aktör ise bu geliþme karþýsýnda göz yuman siyasal yöneticiler olmuþtur.

Örneðin oturma izni alýnmamýþ yapýlara su. Belediyeler imar planý olmayan alanlara yol ve alt yapý götürebilmiþlerdir. elektrik baðlama olanaðý yaratýlmýþtýr. sadece kentlerin etrafýnda oluþan gecekondu kuþaklarý halinde çýkmamýþtýr. Kentin modernitenin meþruiyeti çerçevesinde kalan kýsýmlarýnda da emrivakiler halinde geliþen çözümler modernitenin çözüm önerileri yanýsýra kendilerine yer bulabilmiþlerdir. bunlar da Türkiye'deki meslek camiasýnýn bu yoldaki düþüncelerine katkýda bulunuyordu. Bir toplumun yaþayabileceði bu en büyük dönüþüm olgusunun gerisinde bulunan büyük itici gücün yarattýðý emrivakilere karþý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I da çözümler bulabilirdi. Yasanýn adý Bina Yapýmýný Teþvik’ti. Bu çizgi içindeki alanlara belli bir süre için af getiriliyordu. Nitekim savaþtan büyük yýkýmlarla çýkmýþ Avrupa'daki kentlerde konut sorunlarýnýn çözümünde benzer yollar izleniyor. çok farklý düzeylerde olmuþtur. Burada modernitenin meþruiyet kurallarý geçerli deðildir. ikincisi yapsatçýlýk olmuþtur. Yani bu yasayla modernitenin kalýplarý dýþýna çýkmak mekanla ve zamanla sýnýrlanýyordu. Özel mülkiyet kurumunda hiçbir zayýflama olmamýþ ama kamunun toprak mülkiyeti büyük ölçüde iþgallere açýk hale gelmiþtir. o kurumun rejim bakýmýndan önemine göre. Hýzlý kentleþmenin kentsel yaþama ve kentin büyüme biçimine etkisi. Modernitenin meþruiyet kalýplarý içinde bu yolla açýlan delik çok küçüktü. Ankara için özel olarak çýkarýlan bu yasada gecekondu alanlarý yasaya ekli bir haritada mavi çizgilerle sýnýrlanmýþtý. Belediye sýnýrlarý dýþýnda yapýlaþma büyük ölçüde köy mevzuatýna baðlý býrakýlmýþtýr. Bunlardan biri dolmuþlar iken. Ýlk gecekondu affý 1948 yýlýnda çýktý. Nüfuslarý hýzla 125 . Kurumsal yapýnýn emrivakilerin zorlamasý karþýsýnda en çok zedelenen kesimi daha çok yönetmeliklerin iç tutarlýðýnda ortaya çýkmýþtýr. Türkiye'nin kurumsal yapýsýnýn direniþi. Ýmar aflarýnýn karþýlaþtýðý en önemli direnç mülkiyet kurumundan gelmiþtir. Bu direniþ farklýlýðý kendisini en açýk biçimde çýkartýlan gecekondu aflarýnda ortaya koymuþtur. Bu afta “gecekondu” sözcüðü geçmiyordu. Bu direnç de mülkiyet türleri arasýnda önemli farklýklar göstermiþtir. Bu süre içinde modernitenin kalýplarýna baðlý olmadan yaþam koþullarý iyileþtirilebilecekti.

Bu durumda spontan bir çözüm olarak taksi-dolmuþlar geliþmiþtir. çözümün küçük giriþimci sermayesiyle üretilmesi zorunluluðu doðmuþ. Yapsatçý bu arsada artmýþ olan imar haklarýndan yararlanarak çok katlý çok konutlu binalar yapýyordu. Bu konuya belediyeler büyük miktarda kapital ayýramayýnca. bu da dolmuþlarýn geliþmesi halinde ortaya çýkmýþtýr. Böyle bir yatýrýmý gerçekleþtirememektedirler. Onun yeni bir kullanma biçimi olan dolmuþlar hatlar halinde düzenlenerek sistem içine alýnmýþtýr. tek bir yapý yapýlmasý öngörülüyordu. Nüfuslarý hýzla artan kentlerde imarlý arsalarýn deðerleri de hýzla artýyordu. Bu yeni geliþen süreç ilk bakýþta modernitenin kalýplarý içinde bir iþleyiþe sahipti. Hýzlý kentleþme karþýsýnda geliþen bir baþka spontan çözüm yapsatçýlýk sürecinin geliþmesi olmuþtur. Bu durumda toplumda orta sýnýflarýn bir parsel alýp onun üstünde bir konut yaptýrma olanaklarý kalmamýþtý. Ýkinci Dünya Savaþý öncesinde geliþen imara ve yapý yapmaya iliþkin mevzuatta tek bir parselde. diðer kesimini inþaat sýrasýnda satýyor. Bu çözüm daha sonra toplumda yapsatçý adý verilecek bir küçük giriþimci formunun geliþmesiyle saðlandý. Bu katlarýn önemli bir kýsmýný arsa sahibine býrakýyor. Tabii bunda baþlangýçta daha çok kentin modern kesimlerinin yararlandýðý bir çözüm olmasý da kolaylaþtýrýcý bir etki yaratmýþtýr denilebilir. Ama yine de modernitenin meþruiyet kalýplarý 126 . Yapsatçý genellikle kent merkezinde bir arsa sahibi ya da arsasý geniþ bir eski ev sahibi buluyordu. Arsa spekülasyonu toplumda en çok yakýnýlan konulardan biri haline gelmiþti. Oysa belediyeler güçsüzdür. yapý için gerekli kapitali saðlýyor ve giriþimini tamamlýyordu. Taksi. Kent içi ulaþýmýn saðlanmasýnda da ciddi sorunlar yaþanmaya baþlamýþtýr. sistemin meþru kabul ettiði bir araçtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I büyüyen büyükþehirlerde yaþanan tek sorun konut sýkýntýsý deðildir. Bu yenilikçi çözümün var olan meþruiyet kalýplarýyla uzlaþtýrýlmasý gecekondulara göre çok daha kolay olmuþtur. Modernitenin bu konudaki akýlcý çözümü toplu ulaþým sistemlerinin sunduðu hizmetleri artýrýlmasýný gerektirmektedir. yapý ve oturma ruhsatlarý alýnýyordu. Yürürlükteki yasal sistemde bir parselin ve içindeki yapýnýn mülkiyetinin parçalanmasý olanaðý bulunmuyordu. Plan yapýlýyor. Küçük giriþimciler eliyle kent yenileniyordu. Bu durumda orta sýnýflarýn bir konut sahibi haline gelebilmesi için arsa parasýný aralarýnda bölüþmesine olanak verecek çözümler gerekiyordu.

Bu deðiþik biçimlerde kendilerini göstermeye baþlamýþtýr. Türkiye yaþamakta olduðu bu büyük dönüþüme pratikte spontan çözümlerle uyum yaparken. Yapsatçýlýk meslek çevrelerinde küçümsenen bir iþtir. Bu olup bitenler Türkiye'de Cumhuriyetin ilk dönemlerinde geliþen meslek çevrelerinin savunduðu düþük yoðunluklu kentlerden çok farklý bir kent yaratmaya baþlamýþtýr. Tersine modernite söylemi bu geliþmeyi de kolayca denetim altýna alabilmiþtir. Bu ülkelerde kentleþme sözcüðü hep kentlileþmeyi de kapsayan bir anlam içerecek biçimde kullanýlmýþtýr. Ayrýca bu süreç eskiden düþük yoðunluklu olan mahallelerin yüksek yoðunluklu olarak yeniden yapýlanmasýna neden olmaktadýr. tarihsel dokular tahrip olmaktadýr. Bu farkýna varýþ için on yýl kadar bir süre gerekmiþtir. sorunlarýn çözümü için gecekondu alanlarýnda sosyal araþtýrmalar yapýlmaya baþlamýþtýr. Bu geliþme sonunda sözkonusu mahallelerde altyapýlar ve sosyal donatýlar yetersiz kalmakta. Kentleþmenin sorunlarýyla baþa çýkmak için Ýmar ve Ýskan Bakanlýðý kurulmuþ. Yaþanmakta olan dönüþümün toplumsal boyutlarýnýn gündeme gelmesi ve bunun öneminin kavranmaya baþlamasý modernite karþýsýnda yeni bir meþruiyet çerçevesinin geliþmesini getirememiþtir. Bunun için noterlerde yapýlan anlaþmalarla bulunmak istenen çözümler daire sahiplerine güven vermemektedir. Mülkiyet bölünememektedir. mutlaka toplumsal araþtýrmaya ve çözümlemeye dayandýrýlmasý gerektiði anlaþýlmýþ. Kentlerin planlamasýnýn salt mimarlýk hünerlerine dayandýrýlamayacaðý. üniversitelerde baðýmsýz ilk þehir ve bölge planlama bölümleri açýlmaya baþlamýþtýr. Prestijli mimarlar bu süreçten büyük ölçüde uzak durmaya çalýþmaktadýr. Bu dönemde Türkiye'de “kentleþme” sözcüðünün yanýsýra “kentlileþme” diye yeni bir sözcük geliþmiþtir. Türkiye'de 127 . oysa bu süreç mülkiyetin bölünmesini gerektirmektedir. Avrupa ülkelerinin kentleþmesi sýrasýnda ise böyle ayrý bir sözcüðe genellikle gereksinme duyulmamýþtýr. yaþanmakta olan bu olguyu kavramakta ve bununla ilgili politikalar üretmekte modernist imar anlayýþlarýnýn ve bunlara iliþkin deðer yargýlarýnýn yetersiz olduðunun da farkýna varmaya baþlamýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I içine sýðmayan bir þeyler vardýr. Bu süreç bu konuda hiçbir formel eðitimi olmayan çoðu Karadeniz kökenli küçük giriþimcilerce yürütülmeye baþlamýþtýr.

Þimdi eski kentliler onlarý kavramsal olarak yarattýklarý sanal köylere hapsetmek istemektedirler. Onlarýn kalýcýlýðý iki yönden kendisini göstermektedir. Bu da modernitenin kültürel hegemonyasýna karþý bir baþkaldýrýnýn görmezden gelinmesini kolaylaþtýrmaktadýr. kente gelen köylüler kýsa bir sürede kültürel bir dönüþme geçirerek. Çok partili demokrasinin olanaklarýndan iki yönlü yararlanmaktadýr. Bu yasada 128 . Bu grup kentlere yerleþmiþtir. Bir yandan siyasi partilerin kayýrmacý pratiklerini. Kente gelen bu göçmenler artýk kentteki köylülerdir. Böyle bir kent içinde köylüler kavramlaþtýrmasý geliþtirilecek politikalara yol gösterememektedir. kentli deðerleri benimseyemediklerini kavrayýnca. bu kültürel dönüþümdeki gecikmeyi anlatabilmek için. Böylece kalýcý bir ikili yapý algýlamasýnýn geliþmesinin kurumsal geliþmeye yansýmasýnýn en iyi örneði 1966 yýlýnda çýkartýlan 775 sayýlý gecekondu yasasý olmuþtur. öte yandan verdiði oyun saðladýðý pazarlýk gücünü iyi kullanarak gecekondu alanlarýnýn altyapý kalitesini belli ölçüde geliþtirebilmiþtir. kentli kültürle etkileþmektedir. Bir yandan kentte yaþamlarýný sürdürmekte. Onlarýn kentte bulunurken özgün bir kültür yaratabileceðini kabul etmemekte ve belli bir gecikmeyle de olsa moderni temsil eden eski kentli kültürünü benimseyeceklerini beklemektedirler. Böyle bir terimin geliþtirilmesinin modernitenin meþruiyet çerçevesini korumak bakýmýndan önemli sonuçlarý olmuþtur. onlar kente gelmiþlerdir. Eski kentliler onlarýn kente gelmesini engelleyememiþ. bu olgu izinsiz inþaat kavramýyla geçiþtirilmemektedir. Artýk kentte varlýklarýnýn kalýcýlýðý anlaþýlmýþtýr. Artýk modernist kültürü benimsemiþ eski kentliler onlarý kendi kafalarýnda çizdiði köyün sýnýrlarý içinde tutamamaktadýrlar. Kendi varlýðýný kabul ettirmiþtir. Bu yasada ilk kez gecekondu olgusu kabul edilmekte. Yaþanan bu olgu karþýsýnda yeni bir kavramlaþtýrmaya gerek duyulmaya baþlanmýþtýr. Bu da kentlerin iki yapýlý olduðunu kabul etmek þeklinde geliþti. Artýk kentlerin makro formlarý ikili yapý þeklinde betimlenmekte ve kentlerin iç farklýlaþmalarý bu ikili yapýyla açýklanýr hale gelmektedir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yaþanan kentleþme deneyimi sýrasýnda. öte yandan kültürlerini tek yönlü olarak deðiþtirmemekte. kentlileþme terimine de gereksinme duymuþlardýr. Kentte varlýðýný sürdürmesini kolaylaþtýracak dayanýþmayý saðlamak üzere hemþehrileri arasýnda iliþki aðlarýný kurmuþtur. Kýrdan kopuþ ve kente geliþ sürmektedir.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gecekondu kavramý ilk kez kullanýlmakta ve daha düþük standartlý konutlarýn yapýlmasýný kolaylaþtýrýcý yollar bir ölçüde de olsa meþrulaþtýrýlmaktadýr. çok katlý hale getirmesine yapý kalitesini geliþtirmesine yol açmaktadýr. yarý mafya türü güç iliþkileri içinde gerçekleþtirilmektedir. Artýk kente yeni gelen bir köylü kente geldiðinde ancak bir gecekondu kiracýsý olabilmektedir. Bir yandan varolan gecekondu mahalleleri kentsel hizmetlerden yararlanmasýný sürekli artýrmakta. 1970'li yýllarda iki yönlü bir geliþme gerçekleþmiþtir. Bu yeni iliþkiler gecekondularýn maliyetini artýrmýþtýr. Gecekondularýn oldukça büyük oraný çok katlý hale gelmiþtir. modernin içine sýzarak onu da deðiþik bakýmdan tahrip eder hale gelmektedir. Artýk gecekondular hazine topraklarý üzerinde deðil. mafya türü güç iliþkileri içinde parsellenmiþ. saðlanan güvenceler gecekondularýn konutlarýný büyütmesine. Bir anlamda modernitenin meþruiyeti dýþýnda ortaya çýkmýþ bir tür planlama içinde gerçekleþmektedir. Öte yandan gecekondu yapýmý kente gelenlerin geldiklerinden kýsa bir süre sonra kendi emekleriyle gerçekleþtirebildikleri derme çatma bir konut olmaktan çýkmýþtýr. Bu gayri resmi planlama mafya türü gücün zorlamasýyla büyük itirazlar olmadan uygulanmaktadýr. hiç bir hukuki geçerliliði olmayan ama üzerinde yapý yapma güvencesi þu ya da bu þekilde saðlanmýþ bir parsel üzerinde yapýlmaktadýr. Gecekondu yapýmý yarý piyasa iliþkileri. Bu süreçlerden biri gecekondu sahiplerinin para biriktirdikçe yeni katlar 129 . Kente yeni gelenlerin modernite dýþýnda emrivakilerle kurduðu yeni düzen sadece modern dýþý alanda kalmamakta. hisseli mülkiyet statüsüne sahip. Bu çok katlý hale geliþ deðiþik süreçlerin birlikte iþleyiþiyle ortaya çýkmýþtýr. Gecekondularda kiracý olarak oldukça uzun süreler yaþadýktan sonra bir gecekondu sahibi olabilmektedir. Tabii ki böyle bir zor düzenin moderniteyi temsil eden devlet bürokrasisi içinde yandaþlarý olmadan varlýðýný sürdüreceði düþünülemez. Kente gelen bu yeni gruplarýn kentte varlýklarýný kabul ettirmesinden ve kentin fýrsatlarýndan yararlanmaya baþlamasýndan sonra gecekondu olgusunun nitelik deðiþtirmesi hýzlanmýþtýr. Artýk yapýlan gecekondularýn niteliði de çok deðiþmiþtir. Ama bu iliþkiler gecekonduya meþruiyet saðlamasa bile ona güvence saðlayabilmektedir.

Bu birikimlerini kentin modern kesimlerine deðil gecekondu bölgelerine gecekondu yaptýrarak yatýrmaya baþlamýþlardýr. Bu yasa da gecekondu olgusunun modernist meþruiyet çerçevesiyle iliþkileri konusundaki ironik durumu sergilemesi açýsýndan çok ilginç hükümler taþýmaktadýr. baþlangýçta modern kesimin temsilcisi olan devlet medyasý tarafýndan dýþlanmasýna karþýn. Piyasa mekanizmasýnýn saðladýðý demokratiklik içinde müzik alanýnda ilginç bir baþka spontan geliþme ortaya çýkmýþtýr. Bu kesimin duygularýna tercüman olmak için geliþen arabesk müzik. piyasa mekanizmasý içinde etkili olmuþ ve zaman içinde kendisi de bazý dönüþümler geçirerek meþruiyetini kabul ettirmiþtir. Kente yeni gelenlerin kentte kýsa sürede gecekondu yapabilmeleri büyük ölçüde olanaksýz hale gelince. Gecekondulularýn kent mekanýna iyice yerleþmeleri karmaþýk bir ekonomik sektör niteliðini kazanmasý sadece yapý alanýnda kalmamaktadýr. Ýkili yapýsý oldukça kemikleþmiþ bu kente adeta iki ayrý konut pazarý oluþmuþ bulunmaktadýr. Yatýrým olarak gecekondularda kiralýk konut arzý önemli bir paya sahip olmuþtur. 1980 müdahalesi sonrasýnda gecekondu alanlarýnda bu parçalanma zaman içinde yok oldu. Ama ayný model bir ölçüde deðiþik tarikatlar tarafýndan uygulamaya konuldu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I eklemesi yoludur. Bu yasa okunduðunda ilk bakýþta Türkiye'deki siyasi otoritenin bunca 130 . Buralarda artýk mafya gücü deðil bu gruplarýn gücü egemen olmaya baþladý. Özellikle yeni gecekondu alanlarý þiddet kullanan radikal gruplarýn himayesi altýna girdi. Artýk onlardan para deðil. Bir diðeri ise kentin imarlý kesimi içinde bir arz süreci olarak spontan olarak geliþmiþ bulunan yapsatçýlýðýn çok katlý gecekondu mahallelerinin oluþmasýnda iþlemeye baþlamasý olmuþtur. Gecekondu alanlarýnda uzun yýllardýr yaþayanlarýn birikimleri olmaya baþlamýþtýr. gecekondu yapmalarýna olanak verilmesi karþýlýðýnda radikal ideolojilere sadakat talep ediliyordu. gecekondu yapýmý þiddet kullanabilen radikal siyasal gruplar tarafýndan örgütlenmeye baþladý. 1970'li yýllarýn sonuna doðru gecekondu yapýmýnda yeniden bir nitelik deðiþmesi ortaya çýktý. aynen gecekondu olgusunda olduðu gibi. Gecekondu konusuna toplumun bakýþýndaki önemli bir deðiþme 1984 yýlýnda çýkartýlan af yasasýnda ortaya çýktý.

Bu çözüm de gecekondularýn yýkýlýp temizlenmesini çözüm olarak gören anlayýþ üzerine kurulmuþtu. Boðaz sýrtlarýndaki gecekondu bölgelerinde olduðu gibi eski gecekondu sahiplerin çok büyük kazançlar elde etmelerine neden olmuþtur. Yasada gecekondu alanlarýnda imar ve ýslah planlarý yapýlmasý ve bu planlar yapýldýktan sonra piyasa süreçleri içinde gecekondularýn yýkýlarak yerine yapsatçýlýk yoluyla çok katlý apartmanlar yapýlmasý öngörülüyordu. Bu çözüm ancak büyük kentlerde prestijli konut alanlarýna yakýn gecekondu mahallerinde etkili olmuþ ve dönüþümlere yol açmýþtýr. Yani bu gecekondu yerine yapýlacak apartman için yapsatçýnýn gecekondu sahibine en az iki kat vermesine olanak saðlayacak kadar imar hakký verilmeliydi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yaþanan maceraya karþýn kentlerin büyümesi konusunda modernist meþruiyet çerçevesi içinde çözüm bulunmaya çalýþýldýðý kanýsý uyanmaktadýr. Ama bu temizleme iþlemini devletin deðil. Bunun gerçekleþebilmesi için de imar ve ýslah planlarýnda yüksek imar haklarý verilmesi isteniliyordu. Bunun ilginç yaný siyasal otoritenin gecekondululara geçmiþteki aflarda olduðu gibi sadece kentte yaþamlarýný sürdürmeleri için yapýlan. bir anlamda devletin kendisinin halkýnýn konut hakkýný karþýlayamayýþý dolayýsýyla emrivaki olarak geliþmiþ bir duruma razý olmaktan çýkmasý ve gecekondulunun da kentte toprak spekülasyonu yapabilme hakkýnýn varlýðýnýn tanýnmasý haline gelmiþtir. Böyle bir anlayýþ içinde gecekondu sorununa yaklaþýnca devletin düzenine uygun olarak hareket etmiþ bir yurttaþýna göre 131 . Bu da gecekondu olgusunu iyi tanýmamaktan kaynaklanan bir baþka modernist çözümdü. Bu spekülasyon hakkýný tanýmanýn üstü kapalý gerekçesini ise kentin her yanýnda modernitenin meþruiyet çerçevesini yürürlüðe koymak teþkil etmiþtir. Bu amaçla gecekondu bölgeleri için imar ve ýslah planlarý hazýrlanýrken belediye baþkanlarý plancýlardan her gecekondu yerine verilecek imar haklarýnýn hesabýnda ikinci kuþak gecekondulunun konut sorununun çözülmesinin göz önünde tutulmasýný rica ettiler. piyasa mekanizmasý yoluyla yapsatçýlarýn gerçekleþtirmesi öngörülüyordu. Bu da toplum vicdanýný rahatsýz etmiþtir. 1950'lerde modernist meþruiyet adýna gecekondularýn yýkýlarak temizlenmesini öngörenlerin çözümü kadar yüzeyseldi.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I devlet gecekondulu yurttaþýna daha çok hak tanýmýþ oluyordu. imar konusundaki tutumlarý da ayný þekilde kentlerin diðer kesimlerini etkiliyordu. onu denetleyerek nasýl baþa çýkmaya çalýþtýðýnýn öyküsünü anlatmanýn sonuna geldik. modern kesimlerin imar mevzuatý dýþýndaki geliþmeleri ve kaçak yapýlarý için af getirmesiydi. Kýrk yýl boyunca sürekli çözümsüzlüklerin nedeni haline gelmiþ olan modernitenin meþruiyet kalýbý deðiþim projeleriyle kendisini yeniden üretmek yolunu buluyordu. Türkiye'nin hýzlý kentleþme olgusuyla kendi zihniyet ve kapasiteleri çerçevesi içinde nasýl iliþki kurduðunun. Gecekondu mahallerinin bir kýsmýnda yýkyap süreciyle yaþanan bu dönüþüm gecekondu kiracýlarýna gecekondu arzýný azaltýyor. Bu dönüþümde belediyeler giriþimci rolünü oynamaya baþladýlar. Kentin modern kesimindekiler gecekondulularla girdiði iliþkilerde onlarýn dönüþmesini beklerken hayretle kendilerinin de dönüþtüðünün farkýna varýyorlardý. Devlet nasýl spekülasyonda eþitlik saðlýyorsa kentin iki kesimi arasýnda imar mevzuatý dýþýna çýkmada da eþitlik saðlýyordu!! Gecekondu bölgelerinin zihniyeti arabesk müzikle nasýl kentin diðer kesimlerine taþýndýysa. 1984 yýlýnda yürürlüðe giren bu aftan sonra geçen yirmi yýlda beklenen dönüþmenin piyasa mekanizmasý içinde gerçekleþmesi ancak belli alanlarda oldu. Bu bölgelerdeki gecekondularýn sahiplerinin büyük kesimi af için gerekli harçlarý bile yatýrmadýlar. ama Türkiye'de kent planlamasýnýn gündemine dönüþüm projeleri sorunsalýný getirdi. Bunun belki de 132 . Öykünün buradaki kuruluþ biçimi üç konuya dikkatimizi çekiyor. onlarýn yaþamýný daha da zorlaþtýrýyordu. Bu yolla önemli dönüþüm projeleri gündeme geldi. Böyle yaparak modernitenin ulus devletinin yurttaþlarý arasýndaki eþitlik anlayýþýný da ihlal etmiþ oluyordu. Ama bu çözüm bir kentin çok küçük bir kesimi için geçerli olabilecekti. Bu öykü önümüzdeki iki on yýlda da bir ölçüde devam edecek. Diðer gecekondu bölgeleri için bu gerçekçi bir çözüm deðildi. kentin iyi yerlerinde gecekondu yapmýþ olanlarýn ikinci neslinin konut sorunu çözmeye çalýþýyordu. Devlet gecekondu yapmak yerine modern kesimden bir kat almýþ bir ailenin cocuklarýnýn konut sorunu düþünmezken. Bu son af yasasýnýn belki de en ironik yaný gecekondu bölgelerini modernitenin meþruiyet kalýplarý içine sokmak isterken.

onlarla iliþki kurmakta yetersiz kalmasý ve yaratýcý çözümlere büyük ölçüde kapalý kalmasýdýr. Bu karmaþýk geliþme öyküsü içinde modernitenin meþruiyet çerçevesine alternatif bir baþka meþruiyet çerçevesi geliþtirilemediði için de modernitenin meþruiyet çerçevesi önemli yaralar alsa da kendisini yeniden üretebilme olanaðýný hep bulmuþtur. kapasitesi en düþük kesimlerinin zorunluluklar altýnda yaratýcý çözümler üretebilme ve uyum yapma kapasitesinin yüksekliðidir. Ýkinci önemli konu ise modernitenin meþruiyet çerçevelerinin bu kapasiteleri yönlendirmekte. 133 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I en önde geleni toplumun hazýrlýðý en az. Üçüncüsü ise popülizmin aðýr bastýðý çok partili demokrasi pratikleri modernitenin katý meþruiyet çerçevesinin yaratabileceði gerilimleri düþürmüþ ve çatýþmaya dönüþmesini engellemiþtir.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

134

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Celalettin Uzer’le Söyleþi*

* Bu söyleþi, TMMOB yayýn organlarýndan “TEKNOKRAT” dergisinin Aðustos 1986 sayýsýndan alýnmýþtýr.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Celaleddin Uzer
Kýsa Özgeçmiþ 1914 1941 1944-46 1952 1958 1959 1959-60 1961-63 1963-65 Van doðumlu Liverpool Üniversitesi Mimarlýk Fakültesi mezunu Gelibolu Kolordu Baþmühendisi Ýmar Ýskan Bakanlýðý, Fen Heyeti Reisi Ýmar Ýskan Bakanlýðý, Þehircilik Dairesi Baþkaný Mesken Genel Müdürü Tokyo, Wasseda Üniversitesi deprem mütehassýsý TBMM Bayýndýrlýk ve Ýmar Komisyonu Baþkaný Ýmar Ýskan Bakaný

1965'den beri serbest Mimar, þehir plancýlýðý yapýyor. Celaleddin Uzer, 1914'de Van'da doðmuþ. Van Valisi olan babasý Tahsin Uzer'in görevi dolayýsýyla, daha sonra Erzurum ve Suriye'de bulunmuþlar. "Ýlkokulda 9 aldýðým zaman hasta olurdum" diyen Uzer, orta tahsilini Robert Kolej'de yapmýþ ve birincilikle bitirmiþ. 136

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Aslýnda doktor olmak isterdim. Lise bitince 6 bin kiþinin katýldýðý bir sýnava girdim ve birincilikle kazanarak Amerika'ya gitmeye hak kazandým. Atatürk, "Senin yerine baþka bir fakir gitsin, ben senin paraný veririm" dedi ve beni Ýngiltere'ye gönderdi. Þehirciliðe olan ilgim orada baþladý. 1934'den 1942'ye kadar Ýngiltere'de kaldým. Üniversiteyi birincilikle bitirdim ve 'First Class Honors' aldým. Diploma töreninde beni Ýngiliz sandýlar ve Ýncil getirdiler. Rektör, Churcill'in kulaðýna bir þey fýsýldadý ve Kuran getirildi. Churcill, "Kahraman Türk dostlarýmýza ve bize yardýmcý olacak bu gence, iftiharla bu diplomayý veriyorum" dedi, diplomamý teslim etti. Üniversiteyi birincilikle bitirdikten sonra Türkiye'ye hemen gelemedim. Harp yýllarýydý, çýkýþ vizesi vermediler. Ýngiltere'de Abercrombie'nýn asistaný olarak çatýþtým. Þehirciliðe, onun yanýnda çýrak olarak baþladým. Londra'yý, Tokyo'yu ben çizdim ama imzayý onlar attýlar. Daha sonra Dünya Mesken Kongresi'nde Divan Baþkaný, Londra ve Liverpool Belediyelerinde sýðýnak mütehassýsý olarak çalýþtým. 'The Machinegun' derlerdi bana, çünkü en çok sýðýnaðý ben yaptým orada. Ve benim yaptýðým sýðýnaklar da en dayanýklýlarý oldu. Çünkü, bombardýmanda, uður mudur, nedir, tam isabet almadý. Orada biraz þanslýydým. Ýngiltere'de ayrý ayrý mimarlýk, mühendislik ve þehircilik okudum. Daha sonra Japonya'da deprem ihtisasý yaptým. Ali Çetinkaya'nýn isteði üzerine Türkiye'ye döndüðümde, çok deðiþmiþ buldum Türkiye'yi. Atatürk ölmüþ, annem, babam, amcalarým ölmüþ. Bunlardan haberim yoktu. Bambaþka bir Türkiye buldum. Bayýndýrlýk Bakanlýðý'nda Þehircilik Fen Heyeti'nde mecburi hizmete tabi oldum. O zaman bu memlekette þehircilik diye birþey yoktu. Heussler diye bir adam var, acayip meydanlar yapýyor, dairevi meydanlar kabul etmez, dar yol sistemi yapar, 9,5 m.lik yollar. Bunlar benim nazariyelerime uymuyordu, boyuna deðiþtirmeye baþladým. Halbuki ben fakir milletlerin geniþ yollar yapmasýna taraftarým. Çünkü fakir milletin yapboza tahammülü yoktur. Nitekim 1948'de Ankara'ya troleybüs geldiði zaman dönemedi. Dýþkapý'ya gitti oradan döndü. Ulus meydaný kifayetsizdi. Hiç unutmam bir gün Ulus meydanýnda troleybüs dönecek, ortada da bir saat var, artýk “Allah þoföre kolaylýk versin” derken, “Halka da selamet versin” diyorduk. Çünkü dönemiyordu. 137

iþçi konutlarý yaptým. Bakan. bütün Arap diyarý buraya gelir. Orada oturuyoruz. Tahlilleri yapýldý. bir deprem uzmaný. O sýrada þöyle bir kafamý çevirdim ki. Allah’ýn büyüklüðü. Bakanlar Kurulu'nda ilk defa projeksiyon gösterdim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Þehircilik Fen Heyeti Reisliði'nden sonra Mesken Genel Müdürü oldum. cins cins 3 ton kömür yolladým. 200 milyona tasfiyehane kuracaktým. Bizim 60 uzmanýmýz 6 aydýr bekliyorlar. Altyapýsýný yaptýrdým. deðiþtirdim. Fakat maalesef bu memlekette çalýþana karþý düþmanlýk var. Didim'de Fethiye'de yaklaþýk 1000 tane bina yaptým. Bu iþ kaldý. Ankara’nýn havasýnýn temizlenmesi için Gribla þirketi ile anlaþtým. Daha Sosyal-Sigortalar yokken. Ben o zaman Bakanlýk'ta Fen Heyeti Reisi'yim. Gecekondu davasýný ele aldým. Charles Abrahms'la Tunalý Hilmi'de yeni açýlan bir lokantaya gittik. daha bir tanesi bile görememiþ" dedi. bir de mimari büroya bir uzman temin etmek. Þark’ta Ermenilerden kalan alanlara köyleri yerleþtirdim.ODTÜ'yü de Teknik Üniversite’yi de ben bugün dünya ayarýnda okullar olarak kabul ediyorum. Havadan tesbip ederek. "Gezdir" dedi.U. gecekondu davasýný halledecektim. her ikisi de iyi elemanlar yetiþtiriyor.Türkiye'deki þehircilik eðitimini olumlu buluyor musunuz? C. ne karýþýyorsun?" diye. Bu zatýn vazifesi. teþkilatý kurdum. Ýsmet Ýnönü'den izin alarak. Bayýndýrlýk Bakanlýðý'na bir þehircilik uzmaný. Charles Abrahms diye Birleþmiþ Milletler Teknik Kurulu Baþkaný bir zat geldi. T. hem de çevreye hizmet etmiþ oluruz. Biz Abrahms'la bütün Anadolu'yu gezdik." Charles Abrahms "Bunu yapmam için Baþbakan'ý görmem lazým. O zaman bana kýzdýlar. Sen buraya bir üniversite kurabilir misin? Mesela. bunlar çekip gidecek. Yanlýþ bir deprem talimatnamesi vardý. "Sen Saðlýk Bakaný mýsýn? . Bütün deprem bölgelerinde prefabrikasyona geçmek için. Hem bize döviz saðlar. 138 . Eskiþehir'deki 1 ve 2 numaralý kooperatifler hep benimdir. Arkadan partililere daðýtýldý. dedim ki Charles Abrahms'a. þimdi 600 milyara yapamazlar bu iþi. Eðer Ýsmet Ýnönü kabinesi 4 yýl kalsaydý. Aktepe'yi seçtim. ODTÜ'nün kuruluþu baþlý baþýna bir olaydýr. 1963-65 yýllarý arasýnda Ýmar Ýskan Bakaný iken. "Sen bize 3 uzman göndereceksin. Ankara'ya döndük. "Orta Doðu Teknik Üniversitesi" diye bir üniversite kursak. 5 bin bina yaptýk. Ýmar Ýskan Bakanlýðý'ný kurduk sonra.

75 milyona indi. Karþýladým." Arkasýndan bir telgraf daha. Fehmi Tokay. Caným sýkýldý. sanki ben Halk Partili deðilmiþim gibi." General Rally böyle bir üniversiteye lüzum yoktur diye beyanat vermiþ. "Þimdi okuyun. ver bana isimlerini. her þey tamam. Geldi. Truman geldi. karþýla". "Efendim. Fatih Bey. "ben bunlarý sonra okuyayým. "Çok güzel" dedi. dedi Charles Abrahms. baþladý okumaya. "Ýptal edildi. "Biz parlamenterlerle Amerika'ya gidiyoruz. Osman Veriver'le beni bu iþte vazifeli kýldý. O esnada Eisenhover düþtü. yarýn size sunarým" dedi. Fatih Bey'e gittik. adreslerini arayayým" dedi. böyle bir üniversiteye ne lüzum varmýþ. Hemen gittik.. böyle böyle bir teklifte bulundum. Efendim. ben. Vecdi Diker. Anlattým. bir rapor hazýrladý. Haftasýnda Charles Abrahms'tan bir telgraf. "Yahu senin neþen yok. "Dean Perkins baþkanlýðýnda Pensylvania heyeti Türkiye'ye geliyor. "Tamam yarýn saat 9'a randevu aldým" dedi. milletvekilidir. biz de takip ediyoruz. "Vecdi Abi bir dakika gelir misin?" dedim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Vecdi Diker oturuyor karþý masadan. Nazým Berksan. Þehir 139 . Bir süre sonra bir telgraf aldýk "300 milyon ayrýldý. Karayollarýnda beraber çalýþmýþtýk. “Çok güzel”. Þehircilik öyle bir þey ki. rapora baktý.Türkiye'de "þehirci" olmak nasýl bir þey? C. “Ne dersin” dedim. gitti. birbiriyle toplanarak bir þehri oluþturur. Milli Eðitim Bakanlýðý'nda bir toplantý yaptýk. þehircilik varmýþ. Charles Abrahms'ý yolcu ettik. Teknik Üniversite ve Mülkiye benim aleyhimdeydi. Abrahms'tan bir telgraf.Sürekli olarak. "Ýþler düzeldi. Geldi. T. aþaðý yukarý 40-45 senedir Türkiye'de þehircilik yapýyorum." Burada ise Halk Partililer. Ankara Palas'ta misafir ediyoruz onu. dedi. Her konan taþ. biz bekleriz". hemen telefonla Fatih Bey'i aradý. Vecdi Diker'in ne dinamik adam olduðunu bildiðim için. ama kuruluyor. Ahmet Tokuþ vardý. Fatih Bey gözlüðünü deðiþtirdi. Ertesi sabah Vecdi Diker ve Avni Yener geldiler. biz kurmuþtuk Karayollarý'ný.U. meyvesini geç veren aðaca benzer. "Hayýr". Charles Abrahms þaþýrdý. Türkiye'de Amerikan Üniversitesi kurulamazmýþ" diye karþý çýkýyorlar. ne oldu" dedi. gitti.

Üstgeçitler var çünkü. Binanýn dýþýný pek güzel yaparýz da. Þehircilik. "þehirciyim" demekle bitmez. dýþ görünüþ önemli bizim için. 200 bin lirayý cebe atýcaðým. bir bankaya girecek. örneðin. Üst geçitler. Þehircilikte. Eski eser. þahsi menfaat olmamalý. Þehir demek. böyle bir akýþtan iþi ele almalýyýz. iki. biraz politikacýlýk da var serde. Emine Haným'dan öðrenirsin. halkla iliþki. bir. Ve þehirci prensiplere uymalý. arkeolojiyi. mantýk demektir. Þimdi bakýn bir þehir planý yaparken nerelerden geçeceksiniz: Karþýnýza Karayollarý çýkacak. Þehirciliði. Enerji Bakanlýðý çýkacak. meclis-i idare azasý olacakmýþým. haritacýlýðý da içine alýr. Ben böyle þeye yokum. pire için yorgan yakan millettir. Ankara'da iþleyemez. Mesleðim var seviyorum. Milli Eðitim Bakanlýðý çýkacak. içine hiç dikkat etmeyiz. Ondan sonra çarþamba günleri 3 saat gidip. altý. Þehirciye etki yapýlmamalý. Bilmediði bir þeyi Lokantacý Mahmut Efendi'den. niye yapmayayým? Çalýþmak ayýp mý? Ýstersem çöpçülük bile yaparým. þehirci etki altýnda kalmamalý. Niye alt geçit yapmazlar bilmem. Þehirci. Bakanlýk yaptýktan sonra. üç. Anýtlar Yüksek Kurulu çýkacak.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I sosyal hayatýn akýþýna baðlýdýr. Þehirci ayný zamanda. iþte bütün bunlarla iliþkisi var diye seviyorum ben. bu milleti delirtmek için mi? Ýki katlý otobüs gelse. her ihtiyaca cevap vermelidir. beþ. Fonksiyon deðil. bakanlýklarla ve vatandaþla sürekli temas halinde olmalý. 140 . Arkeologlar çýkacak. Bakkal Ahmet'ten. Devlet Su Ýþleri çýkacak. Ne yapacakmýþým? Bakanlýktan sonra. mühendisliði. þehircilikle uðraþýyorum diye beni hakir görenler var. dört. Bizim millet.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I UÇAK FABRÝKALARI NASIL KAPATILDI? M.Bahattin ADIGÜZEL Pilot THK Tanýtým Müdürü .

John Wilkins'in 1648'de yazdýðý "Discovery of a New World: Moon-Yeni Dünyanýn Keþfi: Ay" isimli kitaplarý dahi ihtiyaca cevap vermiyor. Evliya Çelebi'nin "Seyehatname'si. bir daha lazým olmaz” gibi onlarca gerekçeyle imha ettiðimiz veya üç kuruþ para uðruna sattýðýmýz arþivler ne yazýk ki Türkiye üzerinde oynanan senaryolarýn sürmesine ve tarihin sürekli tekerrür ettirilmesine neden olmuþtur. 142 . Dr. Ulu Önder bunu. 10uncu ve 17nci yüzyýlda böyle bir uçuþ yaptýklarý dahi kabul edilmiyor. bu þirket kapandý. yani tarihimizi iyi bilmek zorundayýz. Türk Hava Kurumu tarafýndan her yýl üstün performans gösteren bir kadýn ve bir erkek havacýya Hezarfen ve Lagari adýna verilmek istenen madalyalara. ne Hezarfen Ahmet Çelebi ne de Lagari Hasan Çelebi'nin adlarý uluslararasý havacýlýk camiasýnda anýlmýyor. böyle bir uçuþun yapýldýðýna dair belge gösteremediðimiz için Uluslararasý Havacýlýk Federasyonu (FAI) tarafýndan karþý çýkýlýyor. Bunun mümkün olabilmesi için öncelikle arþivlere sahip çýkýlmasý gerekiyor. Cumhuriyet döneminin çok güzel arþivleri var. Aksi halde ya deðirmen taþlarý arasýnda ya da diþliler arasýnda ezilip yok olmaya mahkumsunuz demektir. Ama bu sefer de bunun kýymetini bilmeyen bir bürokrasi ve gerçeklerin gün ýþýðýna çýkmasýný bilerek ve/veya bilme yerek engelleyen siyasiler ve yasal engeller var. Çoðu kez “güncelliðini kaybetti. artýk bu tarihe karýþtý. Türkiye'de havacýlýðýn çaðdaþ ölçülerde geliþmesine sebep olan ilk kiþi her konuda olduðu gibi Ulu Önder ATATÜRK'tür. Arþivlere sahip çýkmadýðýmýz için bugün ne Ýmam Ceheri. Özellikle ulusal baþarýlardan bahsedebilmek için geçmiþimizi. Göklere hakim olan ülkenin muhtemel bir savaþýn da galibi olacaðý düþüncesi 20nci yüzyýlýn baþlarýnda önce askeri bir doktrin olarak ortaya çýktý. yasalar deðiþti. Konu havacýlýk sanayi olunca ister istemez yakýn tarihimize giriþ yapmadan konunun ayrýntýlarýna girmek uygun deðil.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Hangi konuda olursa olsun baþarýlý olmak istiyorsanýz önce hedefinizi sonra da baþarýnýn en önemli vasýtasý olan stratejinizi iyi belirlemeniz gerekir.

" þeklinde yazarak asýl amacýný net bir þekilde ortaya koydu. ama ilerleyen yýllarda ne oldu da bu ruh söndü ya da söndürüldü? Havacýlýk sanayisinin geliþmesini saðlamak için Cumhuriyet'in ilânýndan hemen sonra ilk yaptýðý iþ. "Türkiye'de havacýlýk sanayisini kurmak. Vecihi-VI adýyla anýlan ilk tasarýsýný 1924'de gerçekleþtiren Pilot Vecihi Hürkuþ. Cumhuriyet döneminin baþlangýç yýllarýnda Türkiye'de havacýlýk sektöründe atýlan dev adýmlarýn ve baþarýlarýn ardý arkasýnýn kesilmediðine tanýk olunur. 16 Þubat 1925'de Türk Tayyare Cemiyeti’ni kurmak oldu. Ýbret dolu bu öykünün herkes tarafýndan okunmasý gerektiðine inanýyorum. Ancak baþlangýçtaki amaç devam ettirilemedi ve uçak üretimi durduruldu. Böylece Junkers lisansýyla A-19 ve A-20 uçaklarýnýn hem üretimi hem de bakým ve onarýmlarý Türkiye'de yapýlmaya baþlandý. Cumhuriyet'in ilk yýllarýnda bize de rehber oldu.. Ulu Önder hem fikir hem de icraat adamýdýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Ýstikbal Göklerdedir" diyerek bir çift sözle özetledi. Kuruluþ tüzüðünün ilk maddesine de. 1931 yýlýnda Ýstanbul'da kendi atölyesinde ürettiði Vecihi-XIV adýyla anýlan ikinci uçakla Ankara'dan havalanarak küçük bir Türkiye turu yapmayý baþardý. Ýlk yaptýðý iþ 23 Nisan 1926'da "Tayyare Makinist Mektebi"ni hizmete açmak oldu.. O. Vecihi Hürkuþ anýlarýný bizzat kendisi kaleme aldý ve ölümünden sonra "Bir Tayyarecinin Anýlarý" adý ile yayýmlandý. Ayný yýl Alman Junkers Tayyare Fabrikasý’yla iþbirliði yaparak Kayseri'de TOMTAÞ Uçak Fabrikasý’ný kurdu. 1929 yýlýna kadar Türk Hava Kurumu'nun denetiminde kalan bu fabrika 1929'da Milli Savunma Bakanlýðý’na devredildi. Bu fabrika kurulduðu zaman Avrupa'da Airbus. Ancak baþýna gelenler kelimenin tam anlamýyla piþmiþ tavuðun baþýna gelmedi. Bunlarý söylemekle yetinmedi. 1900'lü yýllarýn baþýnda havacýlýkta gördüðü geliþmelerin gelecek yýllara hükmedeceðini anlayarak bu cümleyi sarf etmiþti. Amerika'da Boing firmalarý yoktu!. Bugün Hava Kuvvetleri’ne baðlý 2nci Ýkmal Bakým Merkezi olarak çalýþmalarýna devam etmektedir. 143 .

Yýllarca Beþiktaþ'ta ürettiði parçalarýn montajýný. sipariþ ettiði 12 uçaðý "teknik þartnameye uygun deðil" diye reddettiði için uzun süren hukuk mücadelesine rað144 . Tek motorlu olan bu uçaðýn hemen ardýndan 2 yýl sonra 1938'de çift motorlu tipi imal edildi ve adýna da "Nu D-38" denildi. Baþarýlý uçuþlardan sonra bu uçaklarýn seri üretimlerinin yapýldýðýna ve bir kýsmýnýn yurt dýþýna satýldýðýna da tanýk olunmaktadýr. Fabrikaya paralel olarak Nuri Demirað bugünkü Atatürk Havalimaný'nýn bulunduðu bölgede bir de uçuþ okulu açar. Ancak test uçuþlarýný yapacak tecrübe pilotu bulamadýðý için projesi yarým kaldý. Fakat takip eden yýllarda O'nu. motor ve pervanesi hariç bütün parçalarý Türk malý olan ve MMV-1 adý verilen yeni tip bir ulusal uçaðýn prototipini imal etti. Ýlk uçaðýný 1936'ta yapan Demirað. 1930'larýn baþýnda ekonomik krizlerin tüm dünyada doruk noktada olduðu yýllarda Nuri Demirað'ýn Ýstanbul Beþiktaþ'ta açtýðý uçak fabrikasý havacýlýk sektörüne yeni bir ivme kazandýrdý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bir yanda varlýðýný ve hayatýný ortaya koyan yaratýcý bir genç diðer tarafta hiçbir riski ve sorumluluðu olmayan bürokraside yer alan þer diþlileri!… Kime hizmet ettiklerini bilmeden hizmet ürettiklerini iddia eden bürokratlar!… Vecihi Hürkuþ'tan sonra THK tarafýndan Fransa'da eðitime gönderilen Mühendis Selahattin Reþit Alan Bey. Hatta mühendislerin birçoðu pilot olur. Bu okul Ýstanbul Teknik Üniversitesi’nin özellikle mühendislik bölümü öðrencilerinin staj yeri olur. Cumhuriyet döneminde mühendis pilotlarýn çoðu yoðun olarak bu dönemde olmuþtur. Yeþilköy'de açtýðý uçuþ okulunda yapar ve ürettiði uçaklarýn deneme uçuþlarý da burada gerçekleþtirilir. Türk Hava Kurumu. Servetini ortaya koyan Nuri Demirað da ne yazýk ki Vecihi Hürkuþ gibi aradýðýný bulamadý ve fabrikasýný 1945'de kapatmak zorunda kaldý1. bu uçaða "Nu D-36" adýný verdi. Böylece Türk Hava Kurumundan sonra havacýlýk alanýnda faaliyet gösteren özel teþebbüs ruhu önemli bir baþlangýç yarattý. Nuri Demirað keþfetti ve kurmayý düþündüðü uçak fabrikasýna ortak yaptý.

3. 7. Milyonlarca dolarlýk yatýrýmlar yok edildiði gibi bir ülkenin geleceðini garanti altýna alacak yatýrýmlarda çýkan küçük sorunlara "adam gibi" yuvarlak masa etrafýnda oturulup çözüm aranmadýðý için bir ülkenin geleceði karartýldý. dönemin yöneticileri tarafýndan 1940'lý yýllarýn baþýnda iyi deðerlendirilmiþ ve Etimesgut uçak fabrikasýnda çalýþtýrýlmaya baþlanmýþtýr.. Bu fabrikada Magister uçaklarýnýn yanýsýra THK-1. Hatta fabrikanýn temellerinin atýlmasýnda büyük yararlarý dokunmuþtur bu mühendis ve teknisyenlerin. burada Ýngiliz Miles Magister eðitim uçaklarýnýn seri montajýna baþlandý. saðlýk ve nakliye uçaklarý da üretildi. 1940 yýlýnýn sonlarýna kadar Akköprü'de sýnýrlý kadroyla çalýþan Türk Hava Kurumu planör atölyesinin fabrika haline getirilmesiyle. 2nci Dünya Harbi’nden önce Polonya'dan kaçarak Türkiye'ye sýðýnan havacýlýkla ilgili birçok mühendis ve teknisyen. Vecihi HÜRKUÞ ve Selahattin REÞÝT (ALAN) gibi havacýlýk lokomotifinin özel teþebbüs ruhunu yaratanlar. imza atan bu fabrikalar bu tarihten sonra Makina Kimya Endüstrisine (MKE) devredildi. 5 ve 10 tipi eðitim. 1951 yýlýna kadar üretime devam eden ve birçok projeye. Etimesgut'ta kurulan uçak fabrikasý 1944'de tam üretime geçti. 4. harpten önce yurtdýþýna kaçan bilim adamlarýnýn belirli bir tarihe kadar yurda dönmeleri 145 . Nuri DEMÝRAÐ. THK-2. 9 eðitim ve akrobasi planörleriyle THK-13 uçan kanat. Kayseri tecrübesinden sonra uçak üretimi konusunda Türk Hava Kurumu’nun ikinci teþebbüsü Ankara'da oldu.. Geliþmeler bununla da bitmedi. 2nci Dünya Harbi nedeniyle ülkelerinden kaçtýklarý için Türkiye'de tutunmak ve baþarmak zorunda olduklarýný kendileri de biliyordu. akrobasi. Fabrikalar 1953 yýlýnda da Marþal yardýmlarý nedeniyle tamamen kapatýldý. 1944 yýlýnda Atatürk Orman Çiftliði'nde ilk uçak motor fabrikasý kuruldu. Hatta THK-5 Danimarka'ya ve Ürdün'e satýldý. Hezarfen ve Lagari gibi sürgüne gönderilmediler ama yöneticiler ve politikacýlar tarafýndan desteklenmediler de!.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I men hem davayý hem de tüm servetini kaybetti. Baþardýlar da… Ancak Harp bittikten sonra Polonya Hükümeti.

Polonyalý mühendis ve teknisyenler fabrikayý ve Türkiye'yi bir ay içerisinde terk ederler. ikincisi ise Nuri Demirað Uçak Fabrikasý ve Gök Okulu. Bu aftan yararlanmak isteyen Polonyalý mühendis ve teknisyenler bir ay içerisinde fabrikadan ayrýlarak Türkiye'yi terk ederler. Tecrübesizlik nedeniyle sorun yaratabilirler…" þeklinde açýklamalar yaparlar fabrika yöneticilerine. resmi görevlerinin dýþýnda ziyaret ettikleri iki önemli kurum ve tesis vardýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I halinde af edileceklerini açýklar. þu mühendisleriniz oldukça deneyimli ve iyi iþler yapabilecek durumdalar. Uzmanlar fabrikayý gezerlerken yapýlan iþleri ve geliþmeleri sürekli takip ederler ve medyaya güzel demeçler vererek ülkeden ayrýlýrlar4. Bilgiler birbirini destekledi ve senaryosu yýllar önce yazýlan korkunç plan ortaya çýktý. þu. Birincisi Türk Hava Kurumu ve Uçak Fabrikasý. Bu tür olaylar bugün de var olan hareket tarzlarýdýr. þu mühendisleriniz ise iyiler ama henüz yeterli deneyimleri yoktur. Ancak çok riskli çalýþýyorlar ve ileride pilotlarýnýzýn baþýný aðrýtabilirler…. Arþivin tozlu raflarýnda önem verip konunun ayrýntýlarýný araþtýrýrken hiç ummadýðým bilgi ve belgelere ulaþtým. Ancak bu kiþiler fabrikadan ayrýlýrken nifak tohumlarýný atmayý ihmal etmemiþlerdir: "Þu. 'Þu. Polonyalýlar’ýn çok iyi çalýþtýklarýný ve oldukça verimli iþler yaptýklarýný belirtmektedirler. Onlar gittikten sonra da bizim yöneticilerimiz. Fabrikanýn önde gelen mühendisleri yüksek ücretlerle ve hepsi bir ay gibi kýsa bir zaman periyodu içerisinde Polonya'ya dönüyoruz diye 146 . Polonya'ya döneceklerini söyleyerek fabrikadan ayrýlan Polonyalý mühendis ve teknisyenlerin çoðunun Polonya'ya dönmedikleri. bizim mühendis ve teknisyenlerimize güvenmez olurlar2. Kanada ve Fransa'ya transfer edildikleri yýllar sonra 1952'de tesadüfen öðrenildi3. büyük ücretlerle ABD. O dönemde fabrikalarda birlikte çalýþan Türk mühendis ve iþçileri. 1925-1950 yýllarý arasýnda Türkiye'yi ziyaret eden havacýlýkla ilgili Amerikalýlarýn.

Her þeye raðmen içimizdeki ateþin söndüðünü söylemek mümkün deðil. Buna. Ancak belli bir çevrenin dýþýnda yine de fazla ilgi görmemiþti o dönemde. -Polonyalýlar ayrýldýktan sonra yöneticiler Türk mühendislerine güvenmemeye baþladý. bu fabrikalarýn kapatýlmasý için çaba sarf eden yabancýlarýn deðil. -Binbir güçlükle kurulan fabrikalara verilen sipariþler dönemin iktidarý tarafýndan kesildi. fabrikada üretimin iyice durmasýna neden oldu. havacýlýk sektöründeki en az 100 yýllýk kaybý" diyebiliriz. Suç. geleceði düþünmeden boyun eðen herkesindir. Kýsýr görüþün. -ABD'nin Marshall yardýmlarý Türk havacýlýk sanayisinin üzerine kara bulut gibi çöktü. -Sipariþ kesilince üretim durdu. uzun vadeli stratejinin ne olduðunu bilmeyen ve anlamayan bürokrat. asker ve politikacýlarýn kurbaný oldu. Bu kararlarýn alýnmasýnda yabancý ülkelerin baský ve yönlendirmelerinin çok büyük payý vardýr. 1970'li yýllarýn baþýnda Hava Kuvvetleri Komutanlýðý'nýn baþlattýðý "Kendi uçaðýný kendin yap" kampanyasý fikri ortaya atýldý. -Yeni uçaklarý gören pilotlarýmýz üretilen uçaklara güvenmemeye baþladý. Kýbrýs Barýþ Harekatý sonrasý Türkiye'ye konan ambargo nedeniyle bu fikir savunma sanayi ve havacýlýk sanayimizde aniden alevlendi ve sonuçta bugün itibariyle azýmsanmayacak ölçülerde ilerlemeler kaydetti. -ABD hibe olarak çok sayýda uçak vererek.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I fabrikadan ayrýldýlar. -Sürekli gideri olan 850'den fazla mühendis ve iþçinin çalýþtýðý fabrikalarýn da kapanmaktan ve kapatýlmaktan baþka çaresi kalmadý. onlarýn isteklerine. 147 . "Türkiye'nin.

Paris. Ancak bu sektörümüzde de acilen sivil-asker iþbirliðine ihtiyaç duyulmaktadýr. ROKETSAN gibi birçok kuruluþ da anýlan tarihlerden sonra kurulan ve geleceðine umutla bakýlan ve bakýlmasý gereken kuruluþlar arasýndadýr. HAVELSAN.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün F-16 projesi kapsamýnda kendini bulan TUSAÞ. Havacýlýk sanayinde Ankara. Yakýn tarihimizde yaþanan ayný hatalara tekrar düþülmemesi için yöneticilerin bu sözlere kulak kabartmalarý gerektiðine inanýyorum. Bilime politika sokulmamalýdýr. faaliyetlerinden haberdar olmalarý. Hem bilimsel hem de siyasi titri olan cevherlerimizin düþünceleri ülke menfaatleri kapsamýnda birleþtirilerek sanayiye iþlerlik kazandýrýlmalýdýr. 1920-1944 yýllarý arasýnda Madrid. emniyet için yeni kurallar koymaya ve bu kurallara uymayanlara aðýr yaptýrýmlar uygulamaya baþladýlar. Politika yapmak isteyen bilim adamlarý var ise bilim ile politika arasýnda tercih yapmalarý gerekmektedir. Devlet-Özel sektör ve asker arasýndaki iþbirliði sorunlarý geciktirilmeden giderilmelidir. Hatta ASELSAN. Hükümetlerin ve politikacýlarýn özellikle yerli sanayiyi desteklemeleri için bu kurum ve kuruluþlarý yakýn takibe almalarý. ulusal çýkarlarý koruyacak kararlarý zamanýnda almalarý gerekmektedir. Kara Kuvvetleri Komutanlýðý'na baðlý olarak özellikle helikopter montaj sanayii alanýnda Ankara'da faaliyet gösteren 5’nci Ana Bakým Merkezi Komutanlýðý baþta olmak üzere birçok özel ve kamu sektöründeki geliþmeler 2000'li yýllara umutla bakýlabilecek bir geleceðin habercileridir. Varþova gibi havacýlýk kurallarýný içeren bir dizi konferanslar düzenlenmiþ ve uluslararasý anlaþmalar yapýlmýþ olmasýna raðmen havacýlýk dalýnda en kapsamlý sözleþme 1944'de imzalanan Þikago sözleþmesidir. Roma. Havacýlýk sanayisi en hýzlý geliþen ve diðer sanayi dallarý arasýnda kurallarý en katý olan bir sektör konumuna geldi. 148 . Dünyada ve özellikle Avrupa'da kurulan sivil havacýlýk otoriteleri bir dizi önlemler almaya. TEI ve TAI kuruldu5. Eskiþehir ve Kayseri'deki Hava Kuvvetlerine baðlý Ýkmal Bakým Merkezleri. Her þeye politik görüþ malzemesi olarak bakýlmamalýdýr.

Avrupa Birliði de Joint Aviation Authority (JAA) adýyla anýlan sivil havacýlýk otoritelerini kurdular. yeni teknolojilere uyum saðlamak için daha çok emek ve daha çok sermaye harcanmaktadýr. Zaman zaman kazayla sonuçlanan olaylara raðmen. Ancak sözleþmeyi imzalayarak teþkilata tam üye olduðumuzu ilan etmek marifet deðil. 1944 Þikago antlaþmasý ile kurulan Uluslararasý Sivil Havacýlýk Teþkilatý'nýn (ICAO) kuruluþunu onaylamýþtýr. Sonuç olarak havacýlýk alanýnda faaliyet gösteren firmalar ya belirlenen üretim-iþletim standartlarýna eriþecek. 18. 20’nci yüzyýlýn son çeyreðinde özellikle geliþmiþ ülkeler ICAO standartlarýnýn üzerine çýkarak bir dizi yeni önlemler almaktadýr. hem de fiilen uçuþ denemeleri gerçekleþtirilmiþtir. ICAO standartlarýnda üretim ve iþletme yapacak seviyeye gelmeleri için gayret sarf etmeleridir. devlet idarecileri tarafýndan desteklenmedi. Oysa sadece 17. Belirlenen standartlarý taþýmayan hava araçlarý Avrupa Birliði ve Amerika Birleþik Devletleri hava sahalarýna giremeyecek. 19 ve 20’nci yüzyýllarda ABD. ya da batýlý ülkelerin teknolojilerini benimseyip onlara baðýmlý ülkeler ve iþletmeler haline gelecekler. ABD kendi hava sahasýnda geçerli olmak üzere Federation Aviation Authority (FAA). 149 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Türkiye. Önemli olan üretimden iþletmeye varýncaya kadar havacýlýk camiasý içinde faaliyet gösterecek firmalarýn. hizmetlerinden yararlanamayacak duruma getirilmiþtir. havacýlýk tarihindeki Lâgari Hasan ve Hezarfen Ahmet Çelebi'lerle yapýlan güzel baþlangýç. Ýlk uçuþu gerçekleþtirerek havacýlýk tarihine ilk imzayý atan bir Türk olmasýna raðmen. ne araþtýrmacýlar çalýþmalarýndan vazgeçebilmiþ ne de devlet yöneticileri araþtýrmacýlara verdikleri desteði çekmiþlerdir… 21’inci yüzyýlda ise anýlan ülkeler araþtýrma ve geliþtirmeye daha çok bütçe ve zaman ayýrmaktalar. Aksi takdirde. Böylece 20’nci yüzyýlýn ikinci yarýsýndan sonra yeni bir döneme girildi ve yüzyýlýn sonunda gerek iþletmede gerekse üretimlerde yasaklarýn yerini üretim standartlarý almaya baþladý. sürekli olduðu takdirde önemlidir. Destek. Fransa ve Ýngiltere baþta olmak üzere birçok ülkede hem bilimsel araþtýrmalar yapýlmýþ.

Türkiye'de çaðdaþ anlamda kurulan ilk hava taþýmacýlýk þirketi bilindiði üzere Türk Hava Yollarý Anonim Ortaklýðý'dýr. THY. Bu nedenle sivil havacýlýk otoritesinin koordinatörlük görevi havacýlýk sanayisinin saðlýklý büyümesi için çok önemlidir. Türk Hava Yollarý özelleþtirildikten sonra sonu. Türkiye'de sivil hava taþýmacýlýðý alanýnda da ilk adýmlar. Havacýlýk sektöründe 20nci yüzyýlýn ortalarýnda meydana gelen hýzlý geliþmeler karþýsýnda ulusal çýkarlarýmýzýn korunmasý. Et Balýk Kurumu'na. Yatýrýmlarý çok pahalý ve riskleri çok fazladýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Üretimin yanýnda konuya bir de iþletme açýsýndan bakacak olursak. Ancak Türk Hava Yollarý’ný özelleþtirmeden önce iyi düþünmek gerekir. 1933 yýlýnda 2186 sayýlý yasayla Hava Yollarý Devlet Ýþletme Ýdaresi’nin kurulmasýyla havacýlýk sektöründe dünyadaki deðiþiklikler yakýn izlemeye alýndý. orada da ilginç durumlarla karþýlaþmamýz kaçýnýlmazdýr. Ýþletme masraflarý çok fazladýr. Çok kaygan zeminlerde yürütülen bir iþletmedir. Baþlangýçta sadece Ýstanbul-Ankara arasýnda baþlatýlan hava taþýmacýlýðý takip eden yýllarda (1933) Ýstanbul-Ýzmir. Þu anda özelleþtirme kapsamýnda bulunmaktadýr. Sümerbank'a dönecekse böyle bir þirketi tekrar kurmanýn kolay kolay mümkün olamayacaðýný hatýrlatmayý havacýlýðý bilen bir vatandaþ olarak görev sayýyorum. Dünyanýn en önemli yerlerine seferler yaparak Türk bayraðýný dalgalandýran bu þirket bugünkü seviyesine kolay gelmedi. uluslararasý 150 . filolarýný yenilemeyen bir þirketin sektörde tutunmasý genellikle mümkün deðildir. Özelleþtirmeden önce özerkleþtirilmesinin öncelikle düþünülmesinin daha yararlý olacaðýný deðerlendirmekteyim. Ard arda kaza geçiren. THY'nin Ýstanbul'da sahip olduðu teknik alt yapý ise özel sektör için güzel bir gelecek vadetmektedir. Havacýlýk þirketleri kolay kurulan þirketler deðildir. Ankara-Adana bacaklarý da eklenerek büyümeye baþladý. 1968 yýlýna kadar piston motorlu uçaklarla sürdürdüðü iç ve dýþ hat seferlerine bu tarihten sonra jet uçaklarý satýn alarak filolarýný dýþ seferlere uygun hale getirdi. 1925'de Ankara-Ýstanbul arasýnda uçuþ izni verilmesiyle atýlmaya baþladý. 79 yýllýk geliþimin iyi irdelenmesi gerekmektedir.

Günümüzde "Geçmiþini bilmeyenler geleceklerine asla yön veremezler. sadece kamu yöneticileri ve tarihçiler deðil.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I iliþkilerin düzenli bir þekilde yürütülmesi ve denetlenmesi için Ulaþtýrma Bakanlýðý bünyesinde "Sivil Havacýlýk Daire Baþkanlýðý" 1954 yýlýnda kuruldu. yüzyýlýn son çeyreðinde kuruluþlarýný tamamlayarak sektöre eleman yetiþtirmeye baþladýlar. Aslýnda. Çünkü bugün itibariyle ülkenin kaderine parmak basan insanlar. düzenlilik." 151 . 20. doðru kararlar alabilmek ve doðru stratejiler çizebilmek için siyasi tarihimizi iyi bilmemiz gerekiyor. Bunlardan ODTÜ ve ÝTU mühendislik alanýnda eleman yetiþtirirken. ister iktidar partisi mensubu olalým. ODTÜ ve ÝTÜ Havacýlýk ve Uzay Mühendisliði Fakülteleri. Erciyes ve Anadolu Üniversitesi Sivil Havacýlýk Yüksek Okullarý pilot ve çeþitli dallarda teknik personel eðitimleri veren beþ yýllýk yüksek okul konumundadýr. Adý. Buraya kadar anlatýlanlar havacýlýk sanayimizin geçirdiði evrelerin çok kýsa bir özetini vermekte olup tarihten açýlan sayfalarý içermekteydi. Ayný dönem içerisinde Türk Hava Kurumu ve Silahlý Kuvvetlerin haricinde sivil havacýlýk sektörüne pilot ve teknik eleman desteði saðlayan birçok fakülte ve yüksek okul açýldý. parlamenterlerdir. ister muhalefetteki siyasetçi. ister memur. Ýsteyen herkes parlamenter seçilebileceðine göre uluslararasý iliþkilerde önemli olan devamlýlýk. ister edebiyatçý. arþivlerimiz iyi tetkik edildiðinde tarihimiz 5'inci kol faaliyetleri ve entrikalarla dolu. Ýster mühendis olalým. ister iþçi. Hava limanlarýnýn iþletilmesi ve uçuþ güvenliðinin saðlanmasý amacýyla da 28 Þubat 1956'da 6686 sayýlý yasayla Devlet Hava Meydanlarý Ýþletmesi (DHMÝ) Genel Müdürlüðü kuruldu. Anadolu ve Erciyes Üniversitesi Havacýlýk Yüksek Okullarý. Kaldýrýlan parmaðýn ne anlama geldiðini bilmeyen parlamenterin parlamentoda yeri yoktur. alýnan kararlara baðýmlýlýk ve kararlýlýk ilkeleri bütün parlamenterleri yakýndan ilgilendirmektedir. 1987'de 'Sivil Havacýlýk Genel Müdürlüðü (SHGM)' olarak deðiþtirildi.

Cumhuriyetin ilanýndan önce düþünülmüþ bir kurumdur. yani bilerek ve bilmeyerek yapýlan kötülüklerin potansiyel suçlusuyuz. Ýkincisi. Kargaþaya meydan verilmemesi için Devletimizin çýkarmýþ olduðu yasalara uymaktan ve Bunlara raðmen sorunlar yaþanýyorsa birbirimizle kavga etmeden sorunlarýmýzý yuvarlak masa etrafýndan toplanýp tartýþarak çözmekten geçer. Biz bu ülkeye bilerek kötülük yapanlar tespit edildiðinde tek kelime ile onlara "hain" diyoruz. Ama ondan daha tehlikeli olaný "bilmeden yapýlan hatalardýr. Bunlardan birincisi 31 Haziran 1921'de kurulan Çocuk Esirgeme Kurumu’dur. Kýsacasý geleceðin emanetçilerinin çocuklar olduðunu görmüþ ve bu nedenle de çocuða önem vermiþtir Ulu Önder. Dünya Savaþý ve Kurtuluþ Savaþý yýllarýnda harpten yorgun ve bitkin düþmüþ. Amacý. 3 Mart 1924'de kurulan Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý’dýr." Fakat bunun tedavisi kolaydýr. Balkan Savaþý. Önce vatandaþ olarak birbirimizi tanýmaktan. Cumhuriyetin baþlangýç yýllarýný tekrar hatýrlayalým. havacýlýðý diðer sanayi dallarýndan daha önemli 152 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Aslýnda her birimiz 5'inci kol faaliyetlerinin. Birçoklarýmýzýn düþüncesine göre öncelik sýrasý daha sonra gelmesi gerekirken O. Din iþlerini bilimsel bir þekilde incelemek. 1. ölen. Nutuk'u bir daha okuyalým… 1920'li yýllarýn baþýnda ATAMIZ’IN icraatlerini hatýrlayalým. Amacý. Sonra bizlerin geleceðine yön veren müesseselerimizi tanýmaktan. Üçüncüsü. Ulu Önder ATATÜRK'ün 1920'li yýllarýn baþýnda önemle üzerin de titrediði üç önemli kurum var. Bunun tedavisi. 16 Þubat 1925'de kurulan Türk Tayyare Cemiyeti’dir. þehit olan ve sakat kalan insanlarýmýzýn çocuklarýna ve yaþlýlarýna kol kanat germektir. Cumhuriyetin ilanýndan hemen sonra ele alýnmýþ olmasý dikkat çekicidir. din ile devlet iþlerini birbirinden ayýrt ederek din kurallarýný hurafecilerin elinden kurtarmaktýr.

Bu ülkede çok güzel iþler de yapýlmaktadýr. Ön yargýsýz haber ve yorum yapan gazeteciler de olmaktadýr. Ancak medya mensuplarýna kýsa bir mesajým var. her þeyin küçüðünü ve hafifini yapmanýn önemi o yýllarda kavranmýþ bir düþüncenin ürünü olarak görülmektedir. toplumun ihtiyaç duyduðu konularý belirleyip. ancak bir insan bir köpeði ýsýrýrsa bu haberdir" derlerdi. havacýlýk sanayinin temellerini atmak ve geliþtirmektir. Amacý. 153 . Toplumu doðru haberlerle donatmaktýr. Bir çok gazete bazý kurum ve kuruluþlarýn sürekli kapalý bir kutuya benzediðini. Artýk bu iddia çaðýmýzda geçerliliðini kaybetmiþtir. çok kötüleri de. Ülke sanayisinin bel kemiðini oluþturacak sanayi dallarýnda sadece kamu ve özel sektör temsilcilerinin çaba sarf etmesi yeterli deðildir. Araþtýrma ise kaynaða inilerek yapýlýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I olduðunu görmüþ ve Türk Hava Kurumu’nu kurmuþtur. Çünkü gazetecinin görevi. Medyanýn da rolü büyüktür. Toplumun karþýsýna sürekli felaket haberleri vermenin anlamý yoktur. Basýn ahlak ilkelerine uygun deðildir. Zaten sayýsý her geçen gün azalmaya baþlayan gerçek gazetecilik yapanlarýn azlýðý bir Türk vatandaþý olarak beni derinden yaralamaktadýr… Eskiden basýn yayýncýlara okul yýllarýnda. Atatürk döneminde yaratýlan havacýlýk sanayi ruhunda medya desteði çok yüksektir. Oysa günümüzde bir gazetecinin bu yöndeki bir iddiasýna katýlmamýz mümkün deðil. Bunu yapabilmesi için konuyu araþtýrmasý gerekir. Yapýlan güzel iþler. Medya desteði ile ilgili konu oldukça uzun olduðu için bu makale içerisinde incelenmesi yeterli ve uygun deðil. Bir baþka gazeteden. araþtýrma yapmak ve onlarýn anlayabileceði tarzda bilgilendirmektir. þahýstan ya da geçmiþ yýllara ait bilgi ve belgelerden alýntýlar yaparak yorum ve yargýlama yapmaya hakký ve yetkisi yoktur. Bu hareket. Bu konuyu merak edenlere "Gökteki Venüs" kitabýmý okumalarýný öneririm6. gazeteci olarak kendilerinin tanýmadýðý bir kurumu topluma da tanýtamadýklarýný yazýyorlar. Hele hele bir gazetecinin bu sözün arkasýna sýðýnmasýný asla kabul edemiyorum. "Bir köpek bir insaný ýsýrýrsa bu bir haber olmaz.

15 Þubat 2004. Turkish Engine Industry (TEI) ve Turkish Airospace Industry (TAI) 6. Nuri Demirað Kimdir. M. s-256.Bahattin Adýgüzel. M. yapýlan üretimler de vardýr. 15 Þubat 2004. Türk Havacýlýðýnda Ýz Býrakanlar. 5. 1 Aðustos 2003.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kurulan güzel tesisler. 1947. Ziya Þakir.Bahattin Adýgüzel. Uçak Motor Fabrikasý mühendislerinden Uçak Yüksek Mühendisi Þükrü ER ile yapýlan söyleþiler. doðru yönlendirilirse. Türkiye Uçak sanayii (TUSAÞ). toplum bilgilendirilmelidir. 3. Gökteki Venüs. Gökteki Venüs. Bunlar da haber yapýlmalý. Ziya Þakir. 154 . M. Dipnotlar: 1. Yorumlar insanlar bilinçlendirildikten sonra yapýlmalý ve/veya yaptýrýlmalýdýr.Bahattin Adýgüzel 4. 1947 2. basýnda çalýþanlar da basýn ahlak ilkelerine uyarak çalýþma yaparlarsa kalkýnmanýn daha hýzlý olacaðýný düþünüyorum. Televizyon ve yazýlý basýn doðru kullanýlýrsa. Nuri Demirað Kimdir. açýlan fabrikalar.

ATATÜRK ATATÜRK ORMAN ÇÝFTLÝÐÝ Reþat Ünal Harita ve Kadastro Mühendisi . M.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Gerçek esenliðe ermek istiyorsak. çok kan dökerek kazandýðýmýz zaferlerden sonra çok fedakarlýklar yaparak ziraat. ticaret ve sanat sahasýnda önemli adýmlarla yürümeye bakalým.K.

1925 yýlý baharýnda. sýtmalý. Bu büyük ve anlamlý bir olay. bir yandan yeni kurulan devletin yapýlanmasýna çalýþýrken. baðýmsýzlýk mücadelesinin hatýralarýna karþý asil bir saygý ve baðlýlýk niþanesi olmasýndan baþka Orta Doðu’nun yeni jeopolitiði bakýmýndan da gerçek ve ileri görüþlülüðe dayanan bir olaydýr. Yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin. 156 . en küçük imar ve konfor nasibi görmemiþ ve 25. asýrlarca süren ihmaller. Mustafa Kemal ATATÜRK. bir yandan da aðaçsýz ve çorak baþkent Ankara'da örnek olacak. Anadolu'nun en harap þehirlerinden biri olan tozlu. laboratuvar niteliðinde büyük bir çiftlik kurmayý kafasýna koymuþtur. bunalmýþ olan Anadolu topraklarýna çeviriþidir. ihanetler içinde çökmüþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1923 yýlýnýn Ekim ayýnýn en önemli olayý.000 kadar nüfuslu Ankara'da yerleþme kararý. bir gün ATATÜRK. ülkenin tanýnmýþ ziraatçilerini çaðýrarak . yeni devletin gözlerini anayurdun büyük parçasý. bakýmsýzlýklar. 13 Ekim 1923'te Ankara'nýn baþkent olarak ilanýdýr. onlara aðaçsýz ve çorak Ankara'nýn yanýbaþýnda büyük bir çiftlik kurmak istediðini söyler ve yer aramalarýný emreder.

yoðun devlet iþlerine karþýn buraya da zaman ayýrýyor ve bazen traktörleri bizzat kullanýyordu. Böylelikle. hem çorak. kiraladýklarý küçük temsilcilik binalarýyla yetinip Ýstanbul'da kalmakta direniyorlardý. Bu dönemde. ATATÜRK bugünkü çiftliðin bulunduðu yeri sorar. aðýl. hangar. en az bugünkü çiftlik yeri üzerinde durmuþtur. su tesisleri. anbar. fakir bir yer olduðunu belirtirler.000 dönüm arazi modern teknikle geniþ bir çiftlik iþletmesi için yeterli deðildi ve yörede uzun seneler terk edilmiþ vaziyette duran ve sahipleri topraklarýný iþleyemeyecek durumda geniþ araziler vardý. Biraz kýraç yerlerinde yuva kurmuþ olan kartallar ve akbabalar. 157 . hem de kötü bir yer. elektrik. bir yandan da gerekli idari binalar. imalathane. Uzmanlar çalýþmalarýný tamamlayarak sunarlar. bataklýk. Ankara'nýn kenarýnda. Atatürk Orman Çiftliði'nin temeli. hem bataklýk. ahýr. Atatürk'ün 1925 yýlýnda Abdi Paþa’nýn eþi Faika Haným’dan satýn aldýðý 20 000 dönüm toprak üzerinde atýlmýþtýr. o zaman dört kerpiç duvardan baþka bir þey olmayan mezbahanýn etrafýna yuva yapmýþlardý. ATATÜRK. En basit bir barýnma yeri bile olmadýðý için. “Ýstediðimiz yer böyle olmalýdýr. Burasý bakýmsýz. Bunu biz ýslah etmezsek. sarý ve insaný bakarken rahatsýz eden bir durumda idi. þehrin hayatýný zehirleyen ve etrafýnda yaþayanlarý kendi gibi renksiz ve hasta yapan bir sýtma kaynaðý idi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Uzman heyet. çorak. Ankara'nýn çevresinde çiftlik olacak yer ararken. hastalýklý. uzmanlar burasýnýn bir çiftlik kurulmasý için gereken özelliklerden hiç birini taþýmadýðýný. Ancak 20. süthane. Bu geniþ arazinin bataklýklarý. atölye. fidanlýklar bir yýl gibi bir sürede tamamlandý. Burada uygarlýðýn eseri olarak yalnýz bir demiryolu ince bir þerit halinde uzanýyordu. kim gelip ýslah edecektir?” der. ATATÜRK. Bir yandan topraðýn ýslah çalýþmalarý yürütülürken. kendilerine elçilik binasý yaptýrmalarý için bedava arsa verildiði halde birçok ülke burada aðaç bile yetiþmez diyerek Ankara'ya taþýnmaya yanaþmýyorlar. Bunlarýn deðerinin üstünde fiyatla alýndýðýný gören sahipleri arazilerini Orman Çiftliðine satmaya baþladýlar ve Yaðmurbaba. 5 Mayýs 1925 Pazartesi günü kurulan birkaç çadýr ile çalýþmalara baþlandý ve mevsimin ilerlemiþ olmasýna raðmen iki fordson traktör ile topraðý sürmeye giriþildi.

Silifke'de. Karadeniz havuzu halkýn dinlenme ve eðlence yeri olmuþtur. bunlarýn dýþýnda. hayvanat bahçeleri. ATATÜRK. Piloðlu Çifliði'ni de satýn alarak çiftlik iþletmeleri arasýna katmýþtýr. yeni bir kent. Güvercinlik. havuzlarý. Tahar. yepyeni bir mucize daha yaratmayý hedefliyordu. ayný amaçlarý doðrultusunda iþletmek üzere Yalova'da. Macun. Dörtyol'da. Portakal Bahçesi ve Karabasamak Çiftliðini ve Tarsus'ta. ATATÜRK.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Balgat. ilk sanayi kuruluþlarýna kucak açmasý. lokantalarý. Büyük Önder ATATÜRK'e hayranlýðý daha da artýrmaktadýr. hayvancýlýk ve sýnai üretimdeki baþarýlar önemsenmekle birlikte. Etimesut. modern ziraat ve hayvancýlýk tekniklerinin uygulandýðý. bira parklarý ile gerek Ankara halkýnýn ve gerekse dýþarýdan gelenlerin gezi ve dinlenme yeri olmuþ. eðitim ve rekreasyon ile çaðdaþ bir baþkent yaratma amacý da bulunmaktadýr. Tekir ve Þövalye Çiftliklerini. ATATÜRK. Karadeniz havuzu yapýldýðý yer itibariyle týpký gerçek Karadeniz gibi rüzgarlý ve dalgalý haliyle. örnek sanat atölyeleri (ilk KOBÝ'ler) . ziraat fakültesi öðrencilerinin staj yaptýðý. iç ve dýþ kamuoyuna göstermek istemiþtir. aðaç bile yetiþmeyen bu yerde insanýn nasýl yaþayabileceðini kendi kendilerine soran ve Ankara'nýn devlet merkezi oluþunu affedilmez bir hata sayan inançsýz insanlara karþý. Marmara havuzunu gören Amerikalý gazeteci Rose Lea. ATATÜRK'ün Ankara'daki çiftliklerinde. Atatürk'ün döneminde yapýlan Marmara Denizi ve alaný Karadeniz'in þeklini taþýyan havuzlarý hayranlýklar yaratmýþ. Kendi çiftliðini. zaferi elde ettikten ve kýlýcýný kýnýna koyduktan sonra yorgunluðunu gideriyor. parklarý. tarihsel bir özellik kazandýrmaktadýr. Bu özellik. zaferlerine birer þahit olan denizlerle süslüyor'' demiþtir. 158 . Atatürk Orman Çiftliði yalnýz çiftlik iþleten bir yer olmamýþ. makalelerinden birinde ''Büyük cengaver. Millet ve Baltacý Çiftliklerini. yeni bir ülke ve yeni bir toplum kurma iradesini Orman Çiftliðinde simgeleþtirerek. Çakýrlar çiftliklerinden satýn alýnan topraklarla oluþan çiftlikler tek bir yönetim altýnda birleþtirilerek "Orman Çiftliði" olarak adlandýrmýþtýr. tarým. Atatürk Orman Çiftliði’ni sýradan bir çiftlik olmaktan çýkarmakta.

kurutma. hayvancýlýðý. ATATÜRK'ün çiftliklerin anlamýný tam anlatabilmek için Ankara'daki Orman Çiftliðinin kuruluþundan Hazine’ye baðýþlanana kadar geçen 12 yýllýk dönemini vurgulamak gerekmiþtir. sulama. genel ziraati. bir bölümü bataklýktý. Çiftlik arazisinin bir bölümü kuvvetsiz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Orman Çiftliði. Ziraat Ýþleri. gerekli önlemlerini alarak yoluna devam etmiþtir. Bir yandan bunlarýn iþe yarar hale getirilmesi için imar ýslah. iyi ve bol 159 . uzun ve çetin çalýþmalar sonucunda çiftlikleri. bir bölüm arazisi yorgun ve bakýmsýz. ürettiði maddeleri iþlenmiþ olarak piyasalara sürmüþtür. sanayi ve ticaret örgütlenmesiyle birbirini tamamlayan ve modern teknik aletlerle rasyonel bir iþ birliðine dayanan büyük bir iþletme haline gelmiþtir. Tüm Dünya'yý etkileyen 1929 krizine raðmen. Çiftlik sadece üretim ile kalmamýþ.

yonca nevinden nasýl yetiþtirileceði. topraðýn laboratuar tahlilleri yapýldý. topraðýn gübre ile nasýl besleneceði. yaðmur ve kar sularýnýn depolanmasý ve ilk baharda kullanýlmasý için göletler oluþturuldu. sebzecilik ve baðcýlýk yapýlmaktaydý. mýsýr gibi kuru mahsullerle patates. arpa. Ankara çevresinde meyvecilik. Ýncesu ve Bend Dereleri. Kuruluþ yýllarýnda tek bir aðacý bulun160 . Su ihtiyacý için. Öyle ki bu üretim karþýsýnda çiftlikte bir marmelat ve konserve fabrikasýnýn kurulmasý planlandý. Ýlk dört yýlda yapýlan çalýþmalar sonucunda. sulama kanallarý kuruldu. Orta Anadolu iklim koþullarýnda topraðýn istediði en uygun tohumlar tespit edilmiþ ve köylüye her yönüyle örnek olmuþtur. Beþ büyük ve nakledilebilen santrafüj tulumbasý alýnarak her sahada ekinlerin sulamasý saðlandý. sebze ve bað mahsullerine ihtiyacý artmýþtýr. Her yýl istenilen miktarda mahsul alabilmek için araþtýrmalar yapýldý. Ankara iklim ve topraðýnýn yetiþtirdiði yüksek kaliteli üzümlerden hem yemeklik. Orman Çiftliðinde yöre iklimine uygun çeþitli meyve aðaçlarý dikildi ve üretime geçildi. topraðýn gereksinimine göre gübreleme yöntemleri geliþtirildi. Marmara ve Karadeniz havuzlarý yapýldý. uzunluðunda bir baraj yapýldý. ancak bunlar geleneksel yöntemlerle yapýlmaktaydý. Çubuk Çayý üzerinde bentler kuruldu ve sulama kanallarý ile araziye baðlandý. çiftlik yapýlarýnýn ihtiyacý ile aðaçlama çalýþmalarýnda kullanýlmak üzere kuyular açýldý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I mahsul almak için besleme çalýþmalarýna baþlanýrken bir yandan da hemen 1925 yýlýnda 14. böyle bir kentin meyve. buðday. Ýstanbul Boðazýnda 145 m. Orman Çiftliðinde de bu iþlere modern yöntemlerle baþlatýldý ve böylelikle Ankara'nýn sebze ihtiyacýnýn bir bölümü karþýlanmaya baþlandý. Çakýrlar Çiftliði’ndeki yer altý sularý galerilerle yukarý çýkarýldý. pancar. sulama zamanlarý. yer altý sularýnýn santrifüj tulumbalarý ile çekilmesi için çalýþmalar yapýldý. Tahar Boðazý’nda ve Kelek Mevkiinde kýþýn akan sularý ile yer altý sularýnýn depolamak için göletler yapýldý. Ankara'nýn baþkent olmasýyla nüfusu adeta bir sýçrama yapmýþ. Orman Çiftliði uygulamalarý ile maliyetler düþürülmüþ. hem de þaraplýk olarak yararlanýlacak duruma getirildi.000 dönüm hububat ekimiyle üretime baþlanmýþtýr.

Hayvancýlýk iþlerinden koyunculukta. yünleri. Orman Çiftliðinde ilk günden itibaren modern yetiþtirme tekniði ile baþlanýlan hayvancýlýk. Çiftlikte kývýrcýktan sonra karaman ve merinos koyunlarý önem kazanmýþ. kümes hayvanlarý iþinde de büyük ölçüde tavuk ve yumurta üretimi ilk defa Orman Çiftliði’nde yapýlmýþtýr. hem çiftçilere ve köylülere verilerek sýðýr hayvancýlýðýnýn geliþtirilmesine çalýþýlmýþ. Koyunculuk ile süt ve mamülleri. soylarý bozulmuþ. Anadolu'nun verimleri azalmýþ. çiftlikten damýzlýk kývýrcýklar alarak. ineklerinde süt kalmamýþ olan yerli ýrký.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I mayan Orman Çiftliðine dört milyondan fazla aðaç dikilmiþ. kurulan fidanlýklarla aðaçlandýrma alaný geniþletilmiþtir. Kývýrcýk koyunlarý çiftliðin en verimli koyunlarý olmuþ. Karagül koyunlarýnýn derileri Leipzig'de iþletilerek. Orman Çiftliði’nde koyunculuk gittikçe geliþtirilmiþtir. Hayvancýlýk Ýþleri. Hollanda'dan getirilen damýzlýklarla ýslah edilerek yeni bir sýðýr tipi yaratýlmýþ. makinali ziraat yanýnda attan da ziraat ve nakliye iþlerinde yaralanýlmýþtýr. Çiftlikte Sovyetler Birliði tarafýndan hediye edilen erkek ve diþi karagül (astragan) koyunlarý seneden seneye geliþtirilerek sayýsý iki binden fazla hale getirilmiþtir. hem kasaplýk hayvan olarak yaralanýlmýþtýr. kýsa zamanda geliþtirilmiþtir. Ankara'da sürü besleyenler. ülke piyasasýna sunulmuþtur. Çiftliðin ilk kuruluþ yýllarýnda Macaristan'dan getirtilen Nonyüs kýrak ve aygýrlarý ile çiftlikte saf kanlý koþum atlarý yetiþtirilmiþ. boylarý küçülmüþ. hem sütünden. Bunun dýþýnda Arap ýrký ile Fransýz Ardana ýrký atlarý da muhtelif iþlerde kullanýlmýþtýr. öküzlerinde kuvvet. temiz ve sýhhi bir kasaplýk sýnýfý tesis edilmiþ. Bursa Merinos Yün Fabrikasý’nýn iþlemeye baþlamasý ile merinos koyunculuðu daha da önem kazanmýþtýr. Gittikçe büyüyen Ankara'nýn et ihtiyacý için modern bir devlet merkezine yakýþýr modern. Fidanlýklarda yetiþtirilen meyveli ve meyvesiz aðaçlar Ankara'nýn ve hatta diðer þehirlerin aðaçlandýrma çalýþmalarýna kaynak olmuþtur. derleri ve kasaplýk et olarak önemli bir üretim alaný yaratýlmýþtýr. kývýrcýk yetiþtirmeye baþlamýþlardýr. 161 . sýðýrcýlýkta ve kümes hayvanlarýnýn yetiþtirilmesinde önemli baþarýlar elde edilmiþtir.

peynir çeþitleri. Bira endüstrisi zirai kalkýnma içinde önemli görülmüþtür. doldurma ve ambalaj iþlerini de yapmýþtýr. Salon ve Salvator birasý olmak üzere dört çeþit bira üretilmiþtir. Daha önce þerbetçi otu ekmemiþ olan köylü. Legorn. buz fabrikalarý. satýþ maðazalarýnýn açýlmasý ile daha da geliþtirilmiþtir. Nesli bozulan Ankara tavþanlarý. Atatürk Çiftlikleri’nin dikkate deðer özelliklerinden birisi de endüstriyel kuruluþlarýdýr. Bira fabrikasýnda. Çiftlikte 1929 yýlýndan itibaren arýcýlýk faaliyetleri de baþlatýlmýþ ve yöre köyleri için fenni arýcýlýk konusunda iyi bir örnek olmuþtur. Siyah. bunlar üzerinde yapýlan tecrübeler iyi sonuç vermiþ. soda. soda imalat. yoðurt. bu maddenin ziraatine baþlamýþ. malt. kýsmen rodeyland soyu tavuklarla iþe baþlanýlmýþ. Orman Çiftliði’nde tavukçuluk bölümünde tavþan da yetiþtirilmiþ ve iyi sonuçlar alýnmýþtýr. Fabrika tam tesisatlý bir iþletme olarak beþ yýl sonra faaliyete geçmiþtir. Sanayi ve Endüstri Ýþleri. bira. Tesislerin modern ve sýhhi olmasý saðlanmýþ. Ankara'nýn süt ve yoðurt ihtiyacýnýn önemli bir bölümü karþýlanmýþtýr. Sütçülük ve mamulatý iþleri için Avusturya ve Macaristan'dan uzmanlar getirtilmiþ. süt. yetiþtirdiði arpasýna iyi ve devamlý bir müþteri bulmuþtur. buz. Bira fabrikasý küspeleri hayvanlar için çok besleyici bir gýda olmuþtur. Süt fabrikasý çiftliðin ilk kuruluþ yýllarýnda düþünülmüþ. gerek kalite ve gerekse miktar 162 . 1937’de yeni ve daha büyük bir fabrikaya dönüþtürülmüþtür. Çiftlikte peynir imalinde. þarap ve deri fabrikalarý çiftliðe küçük bir sanayi ve endüstri merkezi görüntüsü vermiþtir. Bira Fabrikasý. Fransa’dan getirtilen tavþanlarla ýslah edilmiþlerdir. Ýlk birasýný 1934’de piyasaya veren birinci bira fabrikasý. demir eþya ve pulluk fabrikasý. piyasanýn tavuk eti ve yumurta ihtiyacýnýn bir bölümü karþýlanmaya çalýþýlmýþtýr. Ankara ve Hollanda ýrkýndan olan bu tavþanlar çok kolay çoðalmalarý ve masraflarýn az olmasý nedeniyle kürkçülük iþlerinde kullanýlmýþlardýr. Çiftlikteki malt. gazoz. bira. hem uzmanlýklarýndan yararlanýlmýþ hem de uzman gençler yetiþtirmeleri saðlanmýþtýr. Pastörize Süt ve Yoðurt Fabrikasý. Normal. gazoz. Çiftlik bünyesinde doðal ihtiyaçlarýn ürünü olarak 1934’de kurulan bira fabrikasý. binalarýnýn bir bölümü o günlerde yapýlmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Çiftlikte modern tavukçuluk ilk kuruluþundan itibaren yapýlmaya baþlanmýþ.

Deri Fabrikasý. Þarap Fabrikasý. Demir Eþya ve Pulluk Fabrikasý. Beyaz peynirin yaný sýra kaþar peynirleri de ülkemizin her tarafýnda aranýr olmuþtur. Çiftliðin tulum ve salamura peynirlerine talepler giderek artýþ göstermiþtir. gerekse ülkenin diðer kentlerinde aranan þaraplar olmuþtur. gerek Ankara'da.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I itibariyle önemli geliþmeler saðlanmýþtýr. týrmýk. ayný zamanda yöre köylerinin ihtiyaçlarýný gidermiþtir. Kasaplýk hayvancýlýk iþlerinin yan ürünü olan derileri deðerlendirmek üzere kurulmuþtur. Atatürk Çiftlikleri’nin ilk tesisinde küçük bir tamirhane olarak kurulmuþ olan fabrika. tereyeðý pres aletleri gibi makinalar da yapýlmýþtýr. demirhane ve tornahane. Orta Anadolu yaylasýnýn yüksek kaliteli þaraplýk üzümlerinden imal edilen þaraplar. Burada pulluktan baþka tohum temizleme makinalarý. çiftliðin makinalarýnýn tamiri ve yedek parça imali iþlerini görürken. Çiftlik ihtiyaçlarý için kurulan deðirmen. Yine fýrýnda baþlangýç- 163 . 1931 yýlýnda da çiftliðin ve Anadolu köylüsünün pulluk ihtiyacýný karþýlamak için pulluk atölyesi kurulmuþtur. Çiftlik ürünlerinden olan tereyaðlarý ve gerekse yemeklik yaðlar piyasada aranýr olmuþtur. metal dökme kýsmý. zamanla atölyeye demir döküm kýsmý. kafes teli iþleri eklenmiþ. tesviye ve montaj kýsmý. Deðirmen ve Fýrýn.

1936’da kurularak temiz ve ucuz yemekleriyle halkýn hizmetine sunulmuþtur. çiftliklerin bütün mahsulleri satýlmýþtýr. Fýrýnda ekmek üretimi dýþýnda bisküvi vb. Eðlence yerleri az olan Ankara'da halk. Bunun için satýþ maðazalarý. Karadeniz Havuzu yaz aylarýnda halka açýk hale getirilmiþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ta çiftlik ihtiyaçlarý için kurulmuþ. parasýz olarak gezilen bir hayvanat bahçesi ile bir müze kurulmuþtur. Bunun uzantýsý olarak endüstriyel yapýlanmalar olmuþtur. park ve plaj gibi iþletmeler açýlmýþtýr. modern ziraatýn nasýl yapýlabileceði ve üretimin nasýl deðerlendirilebileceði gösterilmekle yetinilmemiþ. bir poliklinik açýlmýþtýr. ülkemizde uzman yetiþtirilmesi saðlanmýþtýr. havuzda spor eðlenceleri düzenlenmiþtir. bu gençlere bir taraftan pulluk fabrikasýnda. Atatürk Çiftlikleri’nin ekonomik zincirinin son halkasý ticaret birimleri olmuþtur. lokanta ve gazinolar açýlmýþtýr. Halkýn eðlencesi için bir lunapark kurulmuþ. Orman çiftliðinde. Doðal olarak üretimin deðerlendirilmesi için piyasalarla iliþkiyi saðlamak için ticari yapýlanmalar kurulmuþtur. Atatürk Çiftliklerinde. Atatürk Çiftlikleri’nde ayný zamanda sosyal yaþama öncülük etmek için lokanta. Atatürk Çiftlikleri satýþ maðazalarýnda. Bu düþünceden hareketle. Çiftliklerde ilk aþamada ziraat ve hayvancýlýk organize edilmiþtir. Ankara'da Yeniþehir'de. daha sonra Ankara'ya da ekmek yetiþtirecek þekilde geliþtirilmiþtir. gazinolarýnda ve lokantalarýnda geçirmiþlerdir. Bugün hala Ankara'nýn önemli lokantalarýndan olan Çiftlik Lokantasý. diðer 164 . Gerektiðinde yurtdýþýndan uzmanlar getirilerek. bu alanda uzmanlar yetiþtirilmesi de amaçlanmýþtýr. Yüksek Ziraat Enstitüsü’ne girecek lise mezunlarýna önce Orman Çiftliði’nin bütün faaliyet alanlarýnda 10 ay süreyle staj yapma zorunluluðu getirilmiþ. buradaki baþarýsýna göre enstitüye girebilmiþlerdir. tarým teknikleri ve tarým makinelerini kullanma konusunda yetiþtirilmeleri saðlanmýþ. imalatlar yapýlmýþtýr. tatil günlerini çiftliðin parklarýnda. Ýstanbul'da Beyoðlu ve Kadýköy'de maðazalar açýlmýþtýr. deðiþik kentlerden gelen ziraat makinelerinde çalýþacak ve kullanacak gençler için eðitim verilmiþ. gazino. Çalýþanlar ile civar köylülerin çocuklarýnýn okumalarý için çiftlikte bir de yatýlý okul kurulmuþ. Yaz günlerinde Çiftliðin Bira Parký ve Lokantasý halkla dolup taþmýþtýr. Hacýbayram'da ve Samanpazarý'nda.

her nevi ziraat sanatlarýný da teçmil eden bu müesseseler: ilk senelerden baþlayan bütün kazançlarýný inkiþaflarýna sarfederek büyük küçük müteaddit fabrika ve imalathaneler tesis etmiþler.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I taraftan ziraat makinelerinde çalýþarak gerek makinalarý kullanmasýný. ''Baþvekalete. olgun ve çok kýymetli birer varlýk haline gelmiþlerdir. muhitlerini güzelleþtirmek. faaliyetlerini ve istihsallerini bunlarýn isteklerine uydurmuþlar. Çiftliklerin yerine göre araziyi ýslah ve tanzim etmek. bir taraftan da iç ve dýþ piyasalarla daimi ve sýký temasta bulunmak suretiyle. yurdun deðiþik bölgelerinde kurduðu 6 adet çiftliðini. yerli ve yabancý bir çok hayvan ýrklarý üzerinde çift ve mahsul bakýmýndan yaptýklarý tetkikler neticesinde. Malum olduðu üzere. hiylesiz ve nefis gýda maddeleri temin eylemek. bulunduklarý iklimin yetiþtirdiði her çeþit mahsulattan baþka. ve memleketin diðer mýntýkalarýnda da. ve bugün her bakýmdan verimli. kooperatif teþkili suretiyle veya ayný mahiyette baþka suretlerle civar köylerle beraber faydalý þekilde çalýþmýþlar.1937 günlü bir mektupla Hazineye baðýþlamýþtýr. On üç sene devam eden çetin çalýþmalarý esnasýnda faaliyetlerini. bütün ziraat makine ve aletlerini yerinde ve faydalý þekilde kullanarak bunlarýn hepsini tamir ve mühim bir kýsmýný yeniden imal edecek tesisat vücuda getirmiþler.6. bazý yerlerde ihtikarla fiili ve muvaffakiyetli mücadelede bulunmak gibi hizmetleri de zikre þayandýr. mümasilleri tesis 165 . halka gezecek. bunlarýn muhite en elveriþli ve verimli olanlarýný tespit etmiþler. ziraat ve zirai iktisat sahasýnda fenni ve ameli tecrübeler yapmak maksadý ile muhtelif zamanlarda memleketin muhtelif mýntýkalarýnda müteaddit çiftlikler tesis etmiþtim. ATATÜRK Orman Çiftliði ile. gerekse tamirini öðrenmiþlerdir. aþaðýdaki 11. kurduðu amaçlar doðrultusunda yönetileceði umuduyla. Bünyelerinin metanetini ve muvaffakiyetlerinin temelini teþkil eden geniþ çalýþma ve ticari esaslar dahilinde idare edildikleri. eðlenecek ve dinlenecek sýhhi yerler.

ve bu kanaatle tasarrufum altýndaki bu çiftlikleri bütün tesisat. Tekel Genel Müdürlüðüne satýlmýþ. bu eðilime yanýt vermek amacýyla çýkarýlmýþtýr.1950 günlü 5659 sayýlý Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü Kuruluþ Yasasý. Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu.1.1938 günlü 3308 sayýlý yasa ile Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu (DZÝK) kurulmuþ ve bütün taþýnmazlar bu kuruma devredilmiþtir. Çiftliklerin arazisi ile tesisat ve demirbaþlarýný mücmel olarak gösteren bir liste iliþiktir. etkinliklerini yalnýzca 11 yýl sürdürebilmiþtir. 2. istihsalatý artýrma ve köyleri kalkýndýrma yolunda devletçe alýnan ve alýnacak olan tedbirlerin hüsnü intihap ve istikþafýna çok müsait birer birer amil ve mesnet olacaklarýna kani buluyorum. Gazi Orman Çiftliðinin parlak ve devamlý geliþmedeki hýzý. Atatürk'ün Ankara'daki çiftliðinin. Muktazi kanuni muamelesinin yapýlmasýný dilerim.6. özerk bir müdürlük eliyle yönetilmesinin uygun olacaðý doðrultusunda bir eðilim belirmiþ. Zirai Kombinalar Ýdaresi ile birleþtirilerek Devlet Üretme Çiftlikleri adý altýnda yeniden örgütlenmesini öngören 7. yýllar ilerledikçe artmýþ. mali bir buhranýn içine düþmüþtür. tecrübelerini müspet iþ sahasýndan alan bu müesseselerinin ziraat usullerini düzeltme.1949 gün ve 5433 sayýlý Yasanýn TBMM görüþmeleri sýrasýnda. Atatürk'ün baðýþladýðý çiftlikler. Atatürk'ün ölümünün üzerinden bir yýl geçmeden bira fabrikasý Tarým Bakanlýðýnca. çiftliðin Devlet yönetimine geçmesi ile birlikte birdenbire yavaþlamýþ.3. Dünya Savaþý’nýn getirdiði olumsuzluklarla da gerileyerek. çiftlik arazisi dýþýnda yerler kiralanarak çalýþmalar geniþletilmiþ. '' Atatürk Çiftlikleri’nin yönetilmesi için 1. 2. faaliyetler devam ettirilmiþ. Bu dönemde Ankara'daki Orman Çiftliði ''Gazi Orman Çiftliði '' adýný alarak faaliyetlerini sürdürmüþtür. þarapçýlýk geliþtirilmiþ. Ancak. Mali bünyede baþgösteren dengesizlik. Ankara þarabýnýn 166 . 24. Atatürk Orman Çiftliði adý altýnda özerk bir yapýya kavuþtuktan sonra.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I edildiði takdirde. hayvanat ve demirbaþlarý ile beraber hazineye hediye ediyorum. Sonuçta. Dünya Savaþý’nýn olumsuzsuz etkileri giderek azalmasýna karþýn daima büyük zararlar etmiþtir.

Etimesgut. Dörtyol'da. Ancak.395 167 . 5659 sayýlý Yasanýn 9. Nevþehir-Narköy'ün Emir. Tahar. Böylece Çiftliðin toprak bütünlüðü. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün 11. Atatürk Orman Çiftliði'nin örgüt yapýsýndaki yetersizlikler ile bunun yol açtýðý temel sorunlar olan. Macun. Çiftlik arazisi 1978 yýlýndan bu yana toprak döküm alaný olarak da kullanýlmaktadýr. Turistik Marmara Oteli 1968'de iþletmeye açýlmýþtýr.1937 tarihli vasiyetnamesinin ekindeki listede ''Ankara'da. Halkýn. Çakýrlar Çiftliklerinden oluþan Orman Çiftliði. 1952 yýlýndan itibaren kar etmeye baþlayan Atatürk Orman Çiftliði’nde tarla ziraati yapýlan alan bir misli geniþletilmiþ. Ürünler için soðuk hava deposu yapýlmýþ.729 dönüm olarak belirtilmiþtir. 10. çiftliðe geliþ gidiþi kolaylaþtýrmak için 1952 yýlýndan itibaren halk otobüsleri tahsis edildi. yasalara aykýrý yapýlaþma ve iþgaller ortaya çýkmýþtýr. Taze üzüm suyu “üzüm özü” adýyla piyasaya sürüldü. üretim ve aðaçlandýrma etkinliklerinden giderek uzaklaþýlmasý. Güvercinlik. korumacý bir anlayýþla yetinilmiþ ve stratejik kullaným ilkelerini belirleyecek ve uygulayabilecek bir örgüt modeli öngörülmemiþtir. taþýnmazlarýnýn envanterinin yapýlamayýþý. Yaðmurbaba. Tekir ve Þövalye Çiftlikleri. Orman. Silifke'de. Balgat. Millet ve Baltacý Çiftlikleri.1939 yýlýnda Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu tarafýndan yayýnlanan ''Atatürk Çiftlikleri'' adlý yayýn ile 1953 yýlýnda Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü tarafýndan yayýnlanan ''Atatürk Orman Çiftliði'' isimli yayýnda bu rakam 150. yeni makinalar saðlanmýþtýr. Bu nedenle Ankara'nýn büyümesi ile birlikte yoðunlaþan kentin altyapý gereksinmesi ve rant baskýlarýnýn Çiftlik alanýný olumsuz etkilemesi önlenememiþtir. Yalova'da.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I imal edildiði Kalecik Beyaz ve Karasý. maddesi çiftlik taþýnmazlarýný Devlet malý saymýþ. Lüks Kilis'in Horos Karasý üzüm çeþitleri ile yüksek kalitede þaraplar üretildi ve Uluslararasý Þarap Ofisi’nce tescil edildi. Baðbahçe kültürleri ve aðaçlandýrma iþleri artýrýlmýþtýr. Ancak ne yazýk ki. Arazi büyüklüðü bu listede 154. büyük bir süt fabrikasý inþa edilmiþtir. Portakal Bahçesi ve Karabasamak Çiftliði ve Tarsus'ta.06. Çiftlik arazisi üzerinde Ankara Þehirlerarasý Otobüs Terminali inþa edilerek 1997 yýlýndan bu yana iþletilmektedir. Piloðlu Çitliði'ni arazi varlýðý olarak belirtmiþtir. siyasi iradenin korumasý altýna alýnmýþtýr. maddesi ise satýlmasý ve kamulaþtýrýlmasýný özel bir yasa ile izin alýnmasý koþuluna baðlamýþtýr.

6. bu devirlerde mal deðerlerinin Maliye.1937 tarihli vasiyetnamesi ile hazineye baðýþladýðý arazilere iliþkin tek resmi kayýt.1. 5659 Yasa'nýn Geçici 2.544 m2'dir.06.1950'de kabul edilen ve 1.4. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün 11. hayvanat ve demirbaþlarý ile beraber hazineye baðýþladýðý arazi. Bu durum bazý soru iþaretleri doðurmaktadýr. ATATÜRK'ün 11. Balgat.6. 168 . Tarým.1. 11. Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðü ve Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü tarafýndan atanan 4 kiþilik komisyon marifetiyle belirlenmesi hüküm altýna alýnmýþtýr. Bu baðýþ ile birlikte bazý özel þahýslar ile Ankara Belediyesi ile Cumhuriyet Halk Partisine yapýlan baðýþlar söz konudur.1938 'de kabul edilen ve 13. 24. Bu miktardan 102. envanter vb.1938 'de yayýnlanarak yürürlüðe giren 3308 sayýlý Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu Hakkýnda Yasa'sý ile Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu'na.3.1950 'de yayýnlanarak yürürlüðe giren 5659 sayýlý Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü Kuruluþ Yasa 'sý ile Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü'ne devredilmiþtir. Bu miktar günümüzün rakamýyla 93. maddesiyle.704.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I dönüm olarak verilmektedir.000 dönüm araziden ibaret olduðu belirtilmektedir. Tarým ve Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðü tarafýndan atanan 3 kiþilik komisyon marifetiyle belirlenmesi.1937'yi izleyen günlerde maliye hazinesine. bu devirlerde mal deðerlerinin Maliye.1937'de bütün tesisat.090 m2 büyüklüðünde bir arazinin baðýþlandýðý görülmektedir. 5433 sayýlý Yasa'sýnýn Geçici 3. Ancak bu rakamlarý doðrulayacak kesin kanýt oluþturacak bir belge. 1926'da Hakimiyet-i Milliye Gazetesi'nde yapýlan '' Reisi Cumhur Gazi Mustafa Kemal Paþa Hazretlerinin Ankara Çiftlikler '' adlý yayýnda Çiftliðin Orman.1949 'da yayýnlanarak yürürlüðe giren 5433 sayýlý Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðü Görev ve Kuruluþ Yasa 'sý ile Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðüne.6.05. 7. Yaðmurbaba. kayýt bulunmamaktadýr. Güvercinlik ve Etimesgut Çiftliklerinin birleþmesi ile oluþmuþ 80. Orman Çiftliði ve Mülhakatý Müdüriyeti tarafýndan hazýrlandýðý anlaþýlan 8 Aðustos 1928 tarihli Gazi Orman Çiftliði baþlýklý bir raporda 120. 7. Ancak bu belgeler bulunamamaktadýr. 12.6.000 dönümden söz edilmektedir.210.1949 'da kabul edilen ve 13. Macun.1938 günü Hazine’ye baðýþ iþlemine konu tapu senedi ve tapu kayýtlarý incelendiðinde Ankara'da 39. maddesiyle.000 dönümü Ankara'daki Orman Çiftliði olarak verilmektedir.

geliþtirilemediði gibi topraklarýnýn giderek küçültülmesi ve dokusunun bozulmasý önlenememiþtir. Atatürk Orman Çiftliði'nin. Atatürk'ün arazileri üzerinde þimdi Urankent Konutlarý yükselmektedir.7. Devlet Ziraat Ýþletmeleri Yönetim Kurulu kararýyla satýlan yaklaþýk 7. Devlete hakim siyasi irade Atatürk'ün arazilerinin talanýnda esas belirleyici olmuþtur. genelde önce fiili durum yaratýlmýþ. Örneðin Atatürk'ün arazileri arasýnda olduðu iddia edilen Çubuk'taki Aydos Yaylasý'nýn mülkiyetinin hiçbir zaman Atatürk'e yada (A.Ç'ye) ait olmadýðý.'nýn yaptýðý incelemede ortaya çýkartýlmýþtýr.D. Bu durum bugün içinde geçerlidir. Ancak bunlar belgeye dayanmayan varsayýmlara dayalý iddialardýr.O.D. 2002 yýlý D. Atatürk Orman Çiftliði döneminde çýkartýlan yasalarla (bir bölümü de mahkeme kararlarýyla) yaklaþýk 14.K.1939'da çýkartýlan 3697 sayýlý yasa ile Tekel Genel Müdürlüðüne satýlmýþtýr .K. varlýk nedenini ortaya koyabilecek. Atatürk Orman Çiftliði arazileri ve tesislerden Bira Fabrikasý ATATÜRK'ün ölümünün üzerinden bir yýl bile geçmeden (yaklaþýk 50. sonra bu duruma yasallýk kazandýrmak için yasa çýkarmak suretiyle satýþlarý saðlanmýþtýr.372.000 m2 arazi satýlmýþtýr. 2002 yýlýnda yapýlan D. gelecek hedefi belirleyebilecek. Kuruluþ Yasasý’nda varlýk nedeni (misyon) ile gelecek hedefi (vizyon) belirlenmemiþ. incelemesi sýrasýnda. söylenti ya da sezgilerdir. Atatürk Orman Çiftliði her ne kadar özerk bir statüye kavuþturulmuþsa da. belirlenen hedefe uygun stratejik planlar 169 .000 m2) 6. Diðer bir ifade.000 m2 arazi bulgulanmýþtýr. Yasanýn býraktýðý boþluklarý giderilemediði için kuruluþ amacýnýn gereklerince yönetilemediði.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Ancak baðýþa konu arazi miktarýyla ilgili olarak çeþitli iddialar bulunmaktadýr. Atatürk'ün arazilerinden yapýlan satýþlarda. taþýnmazlarýný yönetebilecek bir birim öngörülmemiþtir. Günümüzde ise ATATÜRK'ün diðer miraslarýna yapýldýðý gibi bu eseri de yok edilmek için özelleþtirme kapsamýna alýnmýþtýr. Ancak bu tartýþmalarýn dayanaklarý ne yazýk ki belge ve bilgiler deðil.611. Topraklarýnýn büyük bir bölümünün yasal olmayan yollarla özel kiþilerin eline geçtiði kuþkularý çeþitli platformlarda yoðun biçimde dile getirilmektedir. Satýlan bu arazinin bir kýsmý alým amacý dýþýnda kullanýlmaktadýr.

geliþtirebilecek ve uygulayabilecek bir örgüt yapýsý bulunmamaktadýr. þarap üretimi satýn alýnan üzümlerle sürdürülmektedir. Orman Bakanlýðý'na göre ülkemizin % 25'i ormandýr. Ancak. Çiftliðin alan bütünlüðü içinde yer alan Fiþek. 1998 yýlýnda ise I. 1992 yýlýnda sit. Üstelik biriken stoklar nedeniyle 1999'dan sonra arasýnda üretilmemiþtir. 3194 sayýlý Yasaya ve 2863 sayýlý Yasaya da aykýrý olarak yapýlmýþtýr. Baðcýlýk yapýlmadýðý için. kanalizasyon. Kentin altyapýsýnýn gerektirdiði ana ulaþým yollarý. 2003 yýlýnýn sonlarýna gelindiði halde henüz yapýlmamýþtýr. birlikte. Az sayýda büyükbaþ hayvan yetiþtirilmekte ve bu nedenle de fabrikada iþlenen süt satýn alýnmaktadýr. Çimento ve Traktör Fabrikalarý ile Mitaþ gibi sanayi kuruluþlarýnýn kullandýklarý alanlar da kapsam içine alýnmýþ. Oysa. 2863 sayýlý Yasanýn korumasý altýna alýnmýþtýr. Çiftlik alanýndaki yapýlaþmalarýn büyük bir bölümü. Tahýl ve hayvancýlýk için ayrýlan alan giderek küçülmüþtür. enerji nakil hatlarý ile bir að gibi sarýldýðý için. 1930'lu yýllardaki üretim çeþitliliði geniþ bir yelpazeye yayýlýrken. üretim etkinliðinden giderek uzaklaþýlmýþtýr. böylece. Çiftlik Müdürlüðü kayýtlarýna göre Çiftlik alanýnýn %15'nin orman olarak tanýmlanabilecek nitelikte olduðunu göstermektedir. Fýrýn kapatýlmýþtýr. böylelikle Çiftlik alanýnýn bütünlük içinde korunabilmesi ve planlanabilmesinin ortamý oluþturulmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I üretebilecek. Hayvancýlýktan büyük ölçüde vazgeçildiði için deri fabrikasý ile daha sonralarý pulluk fabrikasýna dönüþen demir atölyesi kapatýlmýþtýr. üretim yapýlabilecek tarlalarý parçalanmýþ ve tarýmsal iþlevini yitirmiþtir. Çiftliðin Türkiye ortalamasýnýn altýnda bir aðaç dokusuna sahip olmasý düþündürücüdür. 170 . Çiftlik alanýnýn kentin geliþmesinden olumsuz etkilenmesinin önüne geçilemeyecek ve Atatürk'ün çaðdaþ bir baþkent yaratma düþü gerçekleþtirilemeyecektir. Deðiþik disiplin alanlarýnda eðitilmiþ iþgücünün. su ve doðalgaz borularý. Adýnda orman olan. Atatürk Orman Çiftliði'nin tarým ve hayvansal üretimi giderek azalan bir seyir izlemiþtir. Ayrýca. Derece Doðal ve Tarihi Sit olarak tescil edilmiþ. sürekli ve eþgüdüm içinde çalýþmasýnýn öngörüldüðü bir yönetim modeli kurulmadýkça. Atatürk Orman Çiftliði. 2863 sayýlý Yasaya göre en geç bir yýl içinde bitirilmesi gereken koruma amaçlý imar planý.

989 m²'si kentin altyapýsýnda kullanýlmýþ. Üstelik.714 m²'si. Atatürk Orman Çiftliði alanýnýn stratejik kullaným ilkeleri belirlenmediði için.218 m²'si satýlarak. bu bölgeye olan ilgiyi artýracaktýr. yollar.Aþama Ýþleri. Batýkent-Sincan-Organize Sanayi Bölgesi Arasý Hat Yolu" ile iki metro istasyonu planlanmýþ ve çalýþmalara baþlanýlmýþtýr.983. borular ve enerji nakil hatlarý gibi kentin teknik altyapýsý ile bir að gibi sarýlmýþtýr. "Ankara Metrosu 3. Çiftlik topraklarý giderek artan bir hýzda küçülmekte ve dokusu bozulmaktadýr. Bu topraklarýn 5. Gençlerbirliði.888. Bütünlük ve dokusunun korunmasý konusunda özenli olunmadýðý için Çiftlik topraklarý. kamu kurumlarý ile özel hukuk kiþilerinin kullanýmýna býrakýlmýþtýr. üzerine otogar.871. Kent planlarý ve imar düzenlemeleri konusunda alýnan her karar. Metro.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Geçmiþte yapýlanlar bir yana. imar düzenlemeleri ile 2. altyapý için yeni topraklarýn terk edilmesini gerektirmekte ve bu gereklilik. toptancý hali gibi büyük yapýlar yapýlmýþtýr.621 m²'sinde.496 m²'si ise kiraya verilerek toplam 28. bir bölümünün ise yargý kararlarýyla satýlmasýna yol açýlmýþtýr. 1983 yýlýndan bu yana son 20 yýlda Çiftlik topraklarýnýn satýlmasýna izin veren bir yasa çýkarýlmamýþ iken ilk defa bu dönem. bu yasa dýþýlýðý ortadan kaldýrmak üzere 3194 sayýlý Yasaya ve 2863 sayýlý Yasaya da aykýrý olarak yoðun yapýlanmalarýn olduðu bir bölümde. 6. Ankaragücü kulüplerinin kullanýmýndaki yerlerin satýþý için bir tasarý bir yasa teklifi TBMM gündemine alýnmýþ bulunmaktadýr. Çiftlik topraklarýnýn 21. bir sarmala dönüþmekte. haritasýndan anlaþýldýðýna göre bu bölgenin hemen yakýnýnda bulunan ve Çiftliðin ortaklýk biçiminde mülkiyetindeki 42129/2 parsel. Güçlü bir koruma oluþturulamazsa bu ilginin Çiftlik topraklarýný olumsuz etkilemesinden kaçýnýlamayacaðý açýktýr. bir konut kooperatifine tahsis edilmiþtir. Ayrýca. kent planlarýný yaparken belediyelerin kendilerini uymakla yükümlü sayacaklarý bir düzenleme bulunmamaktadýr. 171 .178. üzerinde kamu kurumlarýna ait yapýlarýn bulunduðu parsellerde ortaklýk biçiminde mülkiyetler oluþturularak fiilen Çiftliðin kullanýmýndan çýkarýlmýþ. Çiftlik topraklarý üzerinde tehdit oluþturacak yeni geliþmelerin varlýðý dikkat çekmektedir: Çiftliðin hipodrom yakýnýndaki topraklarý üzerinde.296.

Türkiye ortalamasýnýn altýnda bir bitki dokusuna sahiptir. bataklýk. Çiftlik alaný üzerindeki rant baskýsý var olaný da tehdit etmektedir. arazi varlýðý giderek bizzat devleti yönetenler tarafýndan azaltýlmýþ. yaþamýnýn son günlerinde. yoktan var ederek hýzla geliþtirdiði. þehrin hayatýný zehirleyen bir sýtma kaynaðý iken. 12 yýl boyunca neredeyse kendisi yönetmiþ. Halen Atatürk'ün manevi þahsiyeti kullanýlarak bu devam ettirilmektedir. bütün dünyayý kasýp kavuran 1929 krizinden bile geliþerek çýkarttýðý ve büyüttüðü bu iþletme.S. Atatürk. belediyeler kent içinde kalan arazileri imar uygulamalarý ile yok etmiþtir. Kentin büyümesi yeþil alan gereksinmesini artýrýrken. kurduðu amaçlar doðrultusunda geliþtirilmesi dileðini belirten bir yazý ile Hazine’ye baðýþlamýþtýr.AYDEMÝR Atatürk Çiftlikleri. Orman Çiftliði projesine çaðdaþ bir baþkent kurabilme amacýyla giriþmiþ. Çiftlik olmanýn gerektirdiði üretimden giderek uzaklaþýlmýþtýr. bakýmsýz. Yýl Marþý ile (Türkiye Cumhuriyeti'nin 80. AOÇ 1953 DDK Ýncelemesi 2002 Resimler: Atatürk Çiftlikleri. Atatürk'ün çaðdaþ bir baþkent kurabilme projesine sahip çýkýlamadýðý görülmektedir. gaflet ve dalalet içine girilmiþtir. Atatürk Orman Çiftliði. yýlýnda bile) coþkusunu açýða vurmasýna önemli bir açýklama getirmektedir. Þ. halkýmýzýn sadece Atatürk'ün bulunduðu dönemi anlatan 10. Kaynakça Tek Adam.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün. Ancak bu konuda büyük bir ihanet. DZÝK 1939 Atatürk Orman Çiftliði. Stratejik planlar yapabilecek ve bunlarý uygulayabilecek yetkinlikte bir örgüt yapýsýna kavuþturulamadýðý için. Büyük Atatürk'ün. DZÝK 1939 172 . Atatürk'ün yönetiminden çýktýktan sonra ayný baþarýyý yakalayamamýþ. kentin altyapý gereksinmeleri ve rant baskýlarýnýn topraklarýný küçültmesi ve dokusunu bozmasý önlenememektedir. Orman Çiftliði olarak adlandýrýlmakla birlikte.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I BÝR RÜZGARA KARÞI TOPLU KONUT ÖYKÜSÜ Þevki Vanlý Mimar .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Ankara'da mimarlýk hayatýna atýlalý on yýla yaklaþýyordu... Müþterilerimin iþlerini yaptýrýp komisyon almadýðým imalatçý ve malzemeciler, kendime iþ yaparsam bana kredi açacaklarýný söylediler. Babadan kalma olanaklarýn da katkýsýyla Gaziosmanpaþa'da bir arsa aldým. Emlak Bankas’ýndan kardeþimle benim ev kredimizi kullanarak, sekiz daireden üçünü satarak inþaatý bitirdim ve kiralarla kalan borçlarýmý ödedim. 1964 yýlý böyle geçti. Bu, projeci olarak, çalýþtýðým mühendislerin çok hoþuna gitti ve birlikte inþaat yapmak istiyorlardý. Ýmalatçý ve malzemeci dostlar sürekli bana kredi açamazlardý... Yýl 1968 ve hala ýsrar ediyorlardý. Sonunda, ben yapsatçýlýk yapmak istemediðimi, Ankara'ya bir uydu yerleþim kazandýrmak hedefiyle bir toplu konut kuruluþu, yani bir anonim þirket kurabileceðimizi söyledim. Baþýma neler geleceðini bilmediðim için cesurdum.

OR-AN A.Þ. Kuruluyor 1968 Ýlkbaharýnda verdiðimiz bu kararý eþe dosta açtýk... Hemen herkes hedefi ilginç buluyor ve katýlmak istiyordu... Fakat hiç birimizde topluca bir para yoktu. Hepimiz emeðimizle yaþayanlardandýk. Üç yüzden fazla dost ve tanýdýk dokuz milyon sermayenin 1/4'ünü ödeyebildik. Anlaþýlacaðý gibi, on milyona dahi gelemedik. Topu topu 150.000 dolarýmýz vardý. Kuþkusuz dolar da 35 yýlda 5/6 kez deðer kaybetmiþtir. Yani bugünkü deðeriyle bir milyon dolar kadar bir para Bütün bu olup bitenler, Ýzmir Caddesi'ndeki proje büromda, benim odamda yaþanýyordu... OR-AN'ýn bir yeri dahi yoktu.

174

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Þirkete Ýsim Arýyoruz Kulaða hoþ gelen ve bellekte iz býrakacak bir ad arýyordum. Anadolu'ya, Konya'nýn yerlisi bir aileden gelmem nedeniyle bir tutkum vardýr... Faaliyete de Ankara'dan baþlayacaðýmýza göre, þirketin adýnýn Orta Anadolu ile ilgili olmasýný istedim. Fakat bu isim bana uzun geliyordu, bir þekilde kýsaltmak istiyordum, ama baþaramýyordum. Bir gün Yeniþehir, Atatürk Bulvarý, Ýþ Bankasý’nýn önünden aþaðýya doðru yürüyordum Tuna Caddesi’ni geçer geçmez saðda bir gazeteci / kýrtasiyeci vardý, onun tepesinde, bir fotoðraf filmi markasý olan "ORWO" yazýlý bir tabela sallanýyordu... O anda þirketimizin adýný gördüm "OR-AN" olmalýydý... O günlerde yaptýðýmýz bir genel kurul toplantýsýna bu öneriyi getirdim... Herkes yadýrgadý, kimse beðenmedi... O zaman

onlardan öneri beklediðimi söyledim. Sevgili ülkemizde beðenmeyen çoktur, öneri yoktur. Ben de, sonradan yerleþimin de adý olacak OR-AN ismini tescil ettirdim... Tuttu... O kadar tuttu ki bizden iki yýl kadar sonra kurulan ME-SA'nýn adýnda çaðrýþým bulurum.

175

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Uydu Yerleþime Arazi Aranýyor O zamanlar, ODTÜ yerleþkesiyle, Ankara'nýn coðrafyasýna giren Eskiþehir yolu çevresi aklýmýza geliyordu. 1968'in sonbaharýnda bir emlakçý orada 500 dönüm arazisi olan bir avukatý getirdi... Avukat arazisinin m2 sine 40 TL. istiyordu... O günkü ölçülerimize göre, arazi sýnýrsýz büyük, fiyat ise þehire göre çok küçük geliyordu. Fakat arazinin tutarý olan 20 milyon deðil, iki milyon paramýz vardý ve sonra ne yapacaðýmýzý bilmiyorduk. Arazi sahibine, onun ayný sermaye olarak taþýnmazýný koymasýný önerdim. O da bizim ne koyacaðýmýzý sordu... "Emeðimizi" yanýtýný verdim. Adama, onunla alay ediyormuþum gibi geldi ve bir Cumartesi öðleden sonra, benim mimarlýk büromdaki odamýn kapýsýný vurdu, gitti... Biz birkaç arkadaþ ve emlakçý kaldýk... Ne yapabilirdik? O zaman Çankaya, Ýþ Bankasý bloklarýyla biterdi... Sonrasýný bilmiyorduk. Emlakçý arkada kimsenin ilgilenmediði ucuz arazi olduðunu söyledi, hemen görmeye gittik. Ankara'da, Çankaya ve Dikmen tepelerinin þehre dönük kuzey sýrtlarýna göreli olarak yerleþilmiþti... Güney sýrtlarýnýn iyi bir ufku vardý... Doðuya doðru çýplak daðlar, güneye doðru içinde Gölbaþý'nýn da yer aldýðý ova görünüyordu. Dýþardan bakýnca arazi çorak ve tatsýzdý. Ýçerden dýþarýya bakýnca ilginç bir manzara vardý ve önemli olan da buydu. Yönetim Kurulu kente bakan kuzey sýrtlarýný, ben ise ovaya bakan güneyi istiyordum. Yer seçimi giriþimin ilk önemli adýmýydý. Israrla güneyi kabul ettirdim. Çok tapulu arazi nasýl alýnýr? Baþýna gelen bilir, kurnaz arsa sahipleri arkaya kalýr ve fiyat artýrmak için ortadan kaybolur. Çizdiðimiz sýnýrlarýn içi yaklaþýk yüz hektarda, belki elli kadar tapu vardý... Kýrk kadarýný, bakýmsýz Dikmen Köyü kahvesinde topladýk. Ben, bizden önce m2 si 4 TL. olan, talep olunca 6 liraya çýkan arazinin metresine 12 TL. teklif ettim. Yalnýz koþullarým vardý... Hepsi ile ayný zamanda sözleþme yapacaðýz. Onlar da hemen tapuyu verecekler ve biz bir yýl sonra borcumuzu ödeyeceðiz. Çünkü onlara verecek meteliðimiz yoktu. Elimizdeki küçük parayla da Bakanlýklar’daki görkemli bir iþhanýnýn 1.katýný kiralamýþ ve 6 aylýk ödemeyi yapmýþtýk. Yani çarkýn bu 6 ay içinde ciddi ciddi dönmesi gerekiyordu... 176

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Uydu Yerleþkenin Planlamasý Tapularý aldýk ve hemen planlamaya baþladým. Orta tabakayý hedef alacaktýk. Egemen kat yüksekliði ile inþa edilecek ve yerleþim planlamasýna esneklik vermesi için, 8 daireli çok küçük apartmanlar olacaktý. Konfor standardý ayný olan, fakat büyüklükleri 100 ile 200 m2 arasýnda deðiþen ve her biri için iki farklý tip geliþtirecektik... Yoðunluk (1)olacak, yani alanýn 1/4' ü yapýlarla örtülecek, %75 açýk alan kalacaktý... Konutlarýn aralarýndaki mekanlar ve doða, yerleþimin þekillenmesinde 1. sýrada gözetilecekti.

Planlamada yüksek yapýlar, yalnýzca yerleþimin giriþi ve sosyal merkezini vurgulamak için bulunacaktý. Bu baþlýca ölçüt ve istekleri planlamada yanýtlamaya çalýþtým. Ankara Ýmar Müdürlüðü projeyi desteklediðini söyledi ve sýkýntý çýkarmadan tastik ederek, Bakanlýða sevketti. Ýmar ve Ýskan Bakanlýðý, projeyi doðru Ankara Nazým Plan bürosuna gönderdi. Bu Kurum uzun zaman, projemizin ilkelerine uyup uymadýðýný tartýþtý... Kanýmca bu 177

Tüm memur meslektaþlarýn böyle olmadýðýný biliyorum..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kadar uzun tartýþma.. Onlara 1200 metre yükseklikte ne baraj ne de taþma olacaðýný anlatmaya çalýþtým. ilkeleri konusunda kuþku uyandýrýyordu.. Haftalar geçiyor. ek alanlar tastik ettiler. arkasýndan.. Ýmar ve Ýskan Bakanlýð’ýna geldik. Ama son yýllardaki olaylar..... tüm Bakanlýklarýn onayý ve yaklaþýk iki yýl zaman gerekiyordu.. tasdik yazýsý gelmiyordu. Elli yýllýk mesleki hayatýmda öðrendiðim. bu gözlüðün istendiðinde kullanýlmadýðýný gösteriyor.. Sayýn okuyucu. Aldýðým yanýt bu yazýnýn gerçek olduðu doðrultusundaydý. Ýþin garip yaný ise bizden sonra baþta kendi memurlarý için.. Arsa spekülasyonuna gelince. Bir arazi Nazým Plan içinde olsa alt yapýyý Belediye yapacak. Neyse ki Müsteþar Muavini meslektaþ Fikret Ungan müdahale etti.. Bir yazý geldi. Bu kaçýncý incelemeydi? Yine yukarýya baþvurmak zorunda kalmýþtým.. Ama Çaldaðý nazým planda nasýlsa maviye boyanmýþtý. burada hemen tastik olacaðýný sanýrken. 178 . mavi boya silindi ve projemiz incelemeye alýndý. Önceki iþlemlerden sonra. spekülasyon katmerli olacaktý. Örneðin Çankaya'ya 6/7 km uzaklýktaki bir yerleþimin ulaþýmý ülke ekonomisine yük olur sorununu. Ziyaretlerine gittiðimde daha incelenmediðini söylüyorlardý. bu boyanýn silinmesi plan deðiþikliðine girerdi. diye.. Devlet memurunun gözlüðünün "kuþku" olduðudur. projemiz çalýþma alanýný kapsamadýðý için bir "yatakhane yerleþim" olacaðý sorununu ve arsa spekülasyonu olacaðý konusunu kendisine dert etti. Bugün Ankara'daki geliþmeler bu endiþelerin þaka niteliðinde olduðunu gösterdi. Bakanlýk’tan arazi baraj taþma sahasý olduðu için tastik olasý deðil. Bakanlýkta yazýlarýn karýþtýðýný düþünerek ve gülerek ilgili müdürlüðe gittim. Nihayet en son merci. Millet vekillerine ve diplomatik alan gereksinmesine de OR-AN'da yer vererek arsalarýmýzýn ciddi bir bölümünün istimlak edilmesiyle projemizi bozmak için ellerinden geleni yaptýlar... artýk projenin tastik olduðunu sanmayýn. Kanýmca þehircilerin en önemli yaný bu tür birkaç takýntýdýr.... Meslektaþlarýn yine Devlet memurluðu tutmuþtu.. Zaman gerçekleri su yüzüne çýkarýyor. Ama büyük oranda böyle olduðunu da bu süreç içinde öðrendim.

"Ne oldu?" diye sormaktan baþka bir þey aklýma gelmedi. Bir de Hastaþ isimli. Ýnþaat Baþlýyor Proje ve onun uygulayýcýsý olmak ile inþaatçý olmak. fakat 100 sayýsýnýn önemini anlayamayacaklarýný düþündüm. Bilgi alanlarýnda.. kendilerinden önce kaç daire satýldýðý da olacaðýný. Yönetim Kurulu üyesi Rafet Bey. Derken Hastaþ iflas etti. Fakat 200’den sonra satýþlar çok yavaþladý. satmadan yapmak olasý deðil. yatýrdýklarý parayý istediler. kamuda olmayan köklü sorunlar Kurula geldikçe telaþ179 . ne diyeceðimi bilemiyordum. Bu kez konut alýcýlarýmýzýn bir bölümü. bize imrenerek kurulan ve müthiþ reklam yapan bir firma peydah oldu Bizim konut alýcýlarýmýzýn yarýsý bizden paralarýný çekerek oraya yatýrdý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Toplu Konutta Pazarlama Konut üretimi büyük ve yavaþ bir yatýrým olduðundan. 200 demelerini söyledim. "Beni nasýl yalancý durumuna düþürürsünüz?" diyordu.... ben de günahýmdan kurtuldum. siz 200 diyorsunuz" demez mi? Demek ki benim abartýlý sayým bu ortaðýmýzýn pazarlama yeteneði yanýnda pek pýsýrýk kalmýþtý. "Kardeþim ben 500 sattýk diyorum. Bu nedenle aramýza Emek Ýnþaat Genel Müdürü ve Emek Ýþhaný ve Otelleri inþaatlarýnýn yürütücüsü Rafet Kapýcýoðlu'nu almýþtýk.. Ne yapacaðýmý. Pazarlamak için de giriþim hakkýnda bilgi vermek gerekli. onu örgütlemek arasýnda çok fark var. Buna raðmen genel yaklaþýmýmýz güven verdi ve biz birkaç haftada 100 kadar daire sattýk.. almak istedikleri bilgiler arasýnda. yerleþim civarýnda arsa almaya giriþmeleri ve bizim arsalarýný aldýðýmýz... Kýsa zamanda 200'ü bulduk.. OR-AN giriþimini o yürütecekti. OR-AN þirketinin bir ortaðýnýn görevlilere baðýrýp çaðýrdýðýný duydum. Yine sorunlarýn içine düþmüþtük.. Bu korkumuzu alýcýlara anlatarak yerleþimin yerini baþlangýçta gizli tuttuk. böyle bir soru sorulursa. Biz 100'er daireli iki kooperatif kurarak SSK kredili alýcýlarý toplamaya baþladýk.. bize olan güvenlerini yitirerek. benim kýrk yýlda bir söylediðim bir pazarlama abartmasý yüzünden. bir kaç alamadýðýmýz kiþilerin de kazan kaldýrmasý olasý. benzetme yoluyla. Bu büyük bir baþarýydý.. Ortaðýmýz. Yeni konut alýcýlarýnýn.. Birkaç gün sonra.. Görevlilere.

. yemesi. verdiðinizi yazýyor musunuz?" Doðal olarak "Evet" dedim. Kýsa zamanda 400 ile 500 arasýnda deðiþen bir kalabalýðýn yatmasý. ne kalfa. Bütün iþlerle karþý karþýya kalmýþtým. ellerindeki ihale oranýnda temlikle kredi açýyorlardý.. Hayatýmda baþka böyle dert görmedim. vinç veya asansör yok veya çok kýttý. Biz onlar için ne yaptýklarý ne sonlarý belli olmayan garip yaratýklardýk.. tesisat malzemesi. maddesine göre bankalar ancak Kamu yüklenicilerine. mahrumiyet gözüyle bakan.. iþbirliði teklif ettim. Bankalar Kanununun 50. Bir tören hazýrladýk ve ilk anahtarý verme180 . su ve elektrikle baþladým.. Toplu Ýþ Sözleþmesi yapýncaya kadar yapýlan pazarlýklar sýkýntýlarýmýza tüy dikiyordu. yavaþda olsa satýþ ve ödemeleri sürüyordu.. Ortaklar hisse paylarýný ödemekte aðýr davranýyor. "Bu iþ yürümez" dedi. inþaat mühendisi. Düzeni deðiþtirmek için.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I landý.. bir kaç kalfa ve birçok iþçi alarak iþe baþladým. Türkiye'de hazýr beton. Dostlarýn aklý ile Ankara'nýn o zamanki en ünlü yapsatçý patronuna gittim. Uygulamaya alt yapýyla. Türkiye'deki iþ hayatýný bilenler. Ýlk Konutlarýn Bitiþi Biliyorsunuz inþaatlar kýþa doðru biter. batýk Hastaþ'a kredi veriyor bize vermiyordu.. kalýpçý kökenli kalfalar yürütürdü.. konut alýcýlarý taksitlerini pek aksatmýyorlardý. malzeme teminiyle boðuþur olduk. düþük faizli kredi verilmesini öngördüðü halde. çalýþmasý. bu konuþmanýn anlamýný hemen anlarlar. genel saðlýk ve ulaþým sorunlarýyla. Beþ yüze yakýn bir iþçi kümesi bulan sendikalar da peþimizdeydi.. Finansman sorunu bir türlü çözülmüyordu... Adam bana sordu. O zamanlar. düzgün tuðla üretimi.. "Siz aldýðýnýzý. Düzensiz de olsa iþler yürüyor. Köy iþlerinden makina kiralamak ve diðerlerini de en ekonomik yöntemlerle yürütüyorduk. beþ yýllýk kalkýnma planýnda toplu konut kuruluþlarýna uzun vadeli. Ben de 20 küçük birimi 20 kalfayla baþlamayý düþünmüþtüm. yol. Þehirden uzak iþlere.. ne usta ne de iþçi þehir dýþýna gelmek isteyorlardý. Konumuzla ilgili Emlak Kredi Bankasý ise o zamanlar etkin olan DPT'nin kanunlaþmýþ 2. aramýzdan ayrýldý ve bu sorumluluða kimse talip olmadý. Bir zamanlar küçük apartmanlarý. Biz de 1970 sonbaharýnda ilk konut teslimini yapacaðýz.

181 . Yýlýn ilk yaðmurlarý olduðu için çatýnýn delik deþik olduðunu bilmiyorduk. ikisi hocanýn diðer üçü de komþularýndý. diðer yandan yine inþaatlarýn baþlamasýnýn sýkýntýlarýndan. inþaatlar da durmuþ iken yaptýðýmýz Genel Kurul toplantýsýnda. bu baþarýnýn mutluluðunu yaþayamadým. minibüsle ulaþýmý saðlayacak. Eksik olmasýn. (þimdi CEO deniyor) ayrýlmaya karar verdim. ben yorgun düþmüþ.. Yönetim Kurulundaki arkadaþlar arsa satmak istiyorlar. Ertesi yýl. iþi yerli yerine oturtamamýþtým. suyu. fýrtýnalý bir havada çýkýp geldiler. kapalý yerde þemsiyeleri açtýk ve Vali bey ilk anahtarý verdi. Bir kadýn ve bir bekçiyle yaþamaya baþladýk. telefonu ve yolu ile iskana hazýr. Yeni Sorunlar Eksik Olmuyor Yerleþimin gerçekleþmesi bazý mühendis ortaklarýn þirkete olan ilgilerini artýrdý. Ýþ bana düþtü. Bahara toplu taþýnmalar baþladý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I si için Vali Þerif Tüten'i davet ettik. 1975 yýlýnýn Þubat ayý. Yönetim Kuruluna katýlmaya baþlasam da. kar yaðdýðýnda.. Yönetim Kurulundan tümden ayrýldým ve projeciliðe geri döndüm. Þirketin baþýndan ayrýlmam. Bunlarýn arasýnda bir doktor ve iki çocuklu bir ilkokul müdürü de vardý.. merkezi ýsýtmasý. diðerlerine becerilerini denemelerine fýrsat tanýmam gerektiðini düþünerek Murahhas Azalýktan. Çocuklarýn ikisi benim. Yani ekonomik sorunlarýmýz da arttý. çaresiz. Baþladý tavan üstümüze akmaya. Þirketin kuruluþundan beri 7 yýl geçmiþ. Bu kez gereken kapalý büyük bir yer olmadýðýndan. Okul olarak projelendirdiðimiz þantiyede 7 öðrenci ile derslere baþladýk."Ya kýþ günü þehirle baðlantýmýz kesilirse? Ya daðdan kurtlar inerse?" gibi endiþelerle kimse taþýnmak istemiyordu. o ve yüzlerce konut alýcýsý. yeni boþaltýlmýþ olan iþçi yatakhanesine sýðýndýk. elektiriði. Bizi gören beþ aile daha taþýndý. Ben çocuklarý alarak taþýndým. ben de projenin kontrolünü elden kaçýrmaktan korktuðum için satýþa engel oluyordum. Fakat bir yandan elektrik ve su arýzalarý. Sanýyorum ilk elde 200'e yakýn konut. gerekli ek takýlmýþ olan traktörle 7 km'lik yolu Çankaya'ya kadar açacaktýk. bir o kadarý da epeyce toparlanmýþ haldeydi. Bu arada enflasyon %6'dan %15'e çýktý.. kararlara ve uygulamalara uzak durmayý seçtim. Baþlangýçta.

Belki mevzuata uygundur. genelde kasaba kökenli halkýmýz ise kurallarý arkalarýna alýp toplumu nasýl sömüreceðinin peþinde..... amatör / acemi bir yaklaþýmla yapýlaþmaya katýlanlar. Arkasýndan Kamu. ama projeye deðil. Bütün bu olanlar yerleþimi güçlendirirken projeyi karmakarýþýk etti... OR-AN'da bu sosyal ekonomik yapý içinden orta tabakaya yönelik. Sahipsiz. yerleþimin batýsýndaki bir o kadar araziyi de (gecekondu önleme bölgesi) alarak. diðer taraftan yerleþim projesinin dýþýna çýkýlmaya baþlandý.. iyi huylu.. OR-AN'ýn inþaatlarýný bu ortaklýða devrettiler. Bir taraftan inþaatýn standardý çok düþtü. Buna karþýlýk bir zaman sonra Çankaya ile Konya Yolu arasýnda çok yüksek düzeyli bir yol yapýldý. villalar veya görkemli yapýlarda büyük lüks dairelerde duvarlarla korunmuþ bölgede yaþamak isteyen ve çok þey bildiði iddiasýnda olan kesim... Yani kendi hesaplarýna götürü yaptýlar... bir ortaklýk. yaþama hakkýný yasalara. ve nihayet üst düzey ekonomik koþullara sahip kesimin. güzel ve çaðdaþ bir yerleþim 182 . Kalabalýklaþtýkça toplum düzenini tehdit eden.. düzene karþý gelerek zorla koparan gecekondular ve yaþadýklarý þehirlerin hizmetindeki insanlar. benim gibi olmayan. Hukuka uygun. dünyadaki deneyimlerden yararlanarak. Yoksa Türkiye'nin Gerçeklerine Uygun mu? Þehirlerimizin gerçeklerine yaklaþmaya çalýþalým. genelde köy kökenli halkýmýz. bir dayanýþmadan güç alarak... Arsa ofisi de OR-AN ile Konya Yolu arasýnda. aralarýnda herhangi bir düzen olmadan rastgele yerleþtiler. bizim projeyi gaddarca torpilledi.. ucundan kýyýsýndan arsa satmaya baþladý. Þehirlerin yaþamasý için bazý örgütleme ve üretim becerilerini deðerlendiren. uygarlýk dýþý yapýlarla þehirlerimizi maskara eden kesim. Millet Vekilleri Lojmanlarý ve yeni elçilikler için sanýyorum 30-40 Ha arasý bir istimlakla. Proje Bir Ütopya mý. diðer kümelere meydan okurcasýna arayýþlar içinde. 4 katlý ve 16 katlý yapýlar. Þimdi 2 katlý.. Göreli bir þehir yaþama biçimine uygun bir hayat süren kooperatifler toplu tüketimi örgütleyerek.. Bunlar. Arkasýndan bir özel ortaklýk kurarak. uyumlu bir mühendis arkadaþý genel müdürlüðe getirerek yürütüldü.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Yönetim.

Bu durumda az katlý küçük apartman ile yüksek bloklarýn arasýnda kesin bir seçim yok. Buna karþýlýk. Ve hiç boþ kalmýyorlar. yüksek gelir düzeyine dönük bir program.. OR-AN'da 74m2 ile 200m2 arasýnda ve birkaç 183 . OR-AN'daki 4 katlý bloklarda oturanlar oldukça mutlular. Bakýmlarý da fena sayýlmaz. Halbuki yerleþim gerçekleþmeye baþlayýnca. OR-AN Yerleþiminde Baþarýlar ve Baþarýsýzlýklar Þehirlerin büyüklüðüne ve alýþkanlýklarýna göre konut yerleþiminin geniþliði ve merkeze uzaklýðý söz konusu. bir istek olmalý. Fakat. Bahçeli ev.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gerçekleþtirmek istiyordum. Aileler en çok bahçeli ev istiyorlar. Çünkü daireler el deðiþtiriyor. apartman dairesini seçiyorlar. Sigorta veya Emlak Bankasý kredisi koþullarýyla 100-120 m2 lik göreli küçük konutlardan da oturanlarýn herhangi bir þikayetlerini duymadým.. OR-AN'ýn büyüklüðünün ve þehre uzaklýðýnýn da 1960'lara göre iyi seçildiði anlaþýlýyor. Ama onun doða ile ilgili olanaklarýndan yararlanmaktan çok. yeryüzünde aidiyeti sýnýrlarýyla belli bir mülkiyet olmasý. güven duygusu veriyor. çaðýn uygarlýðýnýn duygusal ve düþünsel güzelliklerini paylaþan bir yerleþim gerçekleþtirmek ütopyasýný yaþadým.. Bu hoþnutluðun bir yaný dairelerin kullanýþý. Bunun kendisine ne kadar sorunlar ile parasal yük getirdiðini düþünmek istemiyor. gerek ortaklar arasý. Bu istek yüzünden derme çatma evler ve altyapý yapýlmasý ile yapýnýn bakýmýnýn ihmali kötü sonuçlar vermektedir. diðer yaný doðaya yakýnlýklarý olmalý. Bundan anlaþýlýyor ki. konut alýcýlarýnýn da kendi açýlarýndan sorunlarý var. Sanýyorum.. Bahçeli evin getirdiði yükün bilincinde olan orta üst gelir gruplarý. konuyla ilgili birikimsizlik ve deneyimsizlik nedeniyle giriþimcilerin de. OR-AN'daki orta alt gelir gurubu. Fakat onlar olmasaydý giriþim gerçekleþebilir miydi? Onlarýn yaþadýðýmýz hayatýn dinamiði olduðunu görmek istemeyen. 74 m2 lik daireler dahil hiç boþ kaldýðý görülmüyor. Ayrýmýn ekonomik deðil kültürel bir ölçütle oluþmasýný umuyordum. gerekse konut alýcýlarýnýn arasýndaki kasaba veya küçük þehir kökenli piyasa oluþturucularýnýn saldýrýsýna uðradý.

. Planlamada bahçeli evi dýþlamak ve sonradan programa almak yanlýþ bir yaklaþýmdý. Toplu Konut Çalýþmalarýnda Gelinen Nokta "Alt gelir gruplarýnýn. Þimdi topluca konut üreten kuruluþlar. Projelendirme. "1940'larda Emlak Bankasý kredileriyle baþlayan krediler ve gerçekleþtirilen yerleþimler hep orta gelir guruplara dönük oldu. herbirinin gerçekleþmesi baðýmsýz olacak birimler haline getirildiler.. 1930'larda yeni kurulan kamu fabrikalarýnda ve maden ocaklarýnda yapýlan iþçi evlerinden sonra gereksinme arttýkça sorundan daha çok uzaklaþýldý sanki.... Bunu planlamak ve projelendirmek belki 100 hektar bir alaný. Belki 100 hektara. 300 yerine 30 daireyi pazarlamak... Uygulamada bu büyük yapýlar. Bir diðer yanlýþ varsayým ise projedeki az orandaki yüksek bloklarýn çevre oluþturacak bir þekilde toplu ve bir bütün oluþturacak nitelikte ele alýnmamasýdýr. Proje. ülkenin koþullarýna uygun bu yaklaþýmý önceden kavrayamadýk.. 184 . 1/1000 veya 1/500 yönlendirici planlara ihtiyaç var.. 60. Bunlar arasýnda bir büyük ortaklýðý planlamayý düþünmüyorlar. yatýrýmý bölmek ve küçük ekipleri bir bloktan diðerine kaydýrarak onlara sürekli iþ verebilmek gibi. villalar ve yüksek bloklar gruplayarak uygulama yapýyorlar... kendileri ve eþ / dost yararlandý veya ancak bu kesim geri ödeme olanaðýna sahipti.. 10 hektarlýk bölümler halinde geliþtirmek gerekirdi. Örneðin.000m2 bir yapýnýn projesi yerine 6000m2 nin projesini yaparak on kez yinelemek gibi. pazarlama ve üretimde. örneðin gecekondu düzeyinde konutlarda oturanlar için.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I iþlevsel yorum tipi çeþitleme ve tasarýmlarý baþarýlý oldu. uygulama ölçülerini küçük tutarak zamanlamanýn deðiþen gerçekleri karþýlamasýný saðlamak gerekirdi. her blok doldukça yeni blok inþaatýna baþlamak.. Sanki bu iþleri yürütenler kendi düzeylerini korudular.. bahçeli ev . pazarlama ve inþaatý yineleme yoluyla kolaylaþtýrmak piyasamýza daha uygun bir yaklaþýmdý. yönlendirici bir plan yaparak bütünlüðü saðlamak. Gecekondu Önleme bölgeleri adýndaki program dahi büyük ölçüde orta gelir gruplarýna yaradý. Doðal üst gelir guruplarýnýn her konuda sorunlarýna bir yanýt bulunur.

Ülkemiz için çok daha baþarýlý yerleþim projeleri ve uygulamalarý olmasý dileðiyle!. saðlýk ve eðitim 80 yýlda bir çizgiye getirilmeliydi.. konut. Bilinçli olarak ve peþinen her türlü etkiye açýk ve bir istek taþýmayan planý ve projeleri olan bir giriþim deðildir.. özgür ve bütün olarak tasarlanmýþ tek projedir. tümü hedeflenmiþ plan ve projeleri olsa da Türkiye gerçekleriyle çeliþen isteklerle yönlendirilmiþ olduðu için hedefine varamamýþtýr. Türkiyenin. depremlerde yýkýlanlar yerine yapýlan konutlarýn genelde ilkelliði. 1960'larda DPT. Ama konu Devlet politikasý olamadý. Sanýrým. Eðrisi ve Doðrusu ile OR-AN Piyasa koþullarýna aykýrý olduðu için saptýrýlmýþ bir uygulama olsa da Cumhuriyet döneminde özel..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Afet bölgeleri. Bölgesine adýný verdiðine göre bir saygýnlýðý vardýr. Ne yapýp yapýp toplumun bu temel sorunlarý.. 185 . hangi konuda iki yakasý bir araya geldi? Ama ben bu eksikliði mimar ve mühendislerin baþarýsýzlýðý sayarým. OR-AN yerleþimi. kapsamlý olarak ele alýnmýþ. konut konusuna sahip çýkmak istedi gibi oldu. özellikle mimari olarak ilkelliði akýl almaz niteliktedir. birikim içinde yararlý bir deneyimdir.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 186 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

CUMHURÝYETÝN ÝLK DÖNEMLERÝNDE YÜKSEK MÜHENDÝS MEKTEBÝ VE DÖKÜMCÜLÜK ANILARIM*

Burhan OÐUZ

*Bu yazý Burhan Oðuz'un "Yaþadýklarým-Dinlediklerim" isimli aný kitabýndan derlenmiþtir.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Benim zamanýmýn Yüksek Mühendis Mektebi’nin tüzüðü bugün için ilginç olabilir. Mektep altý yýllýktý. Ýlk üç yýlý "Müþterek", son üç yýlý da "Ýhtisas" yýllarýydý. Ýlk üç yýlda çok saðlam bir matematik kültürü aldýk, namlý hocalardan: Hamit (Dilgan) Hoca, Ali Yar Bey, Kerim (Erim) Bey, Ratip (Berker) Hoca, Müderris Muavini Nüshet (Gökdoðan) Haným. Bahriyeden yetiþme Salih Murat Bey, klasik fizik okuturdu. Kimya Hocamýz Nurettin Münþi Bey ise ayrý bir tipti. Giritli idi ve Türkçe'yi ora þivesiyle konuþurdu. Doðru dürüst Rumca bildiði de þüpheliydi. Fransa'da okumuþ, Fransýzca bilmezdi. Karýsý Almandý, Almanca bilmezdi. Kýsa boylu, týknaz, sürekli terleyen ve tütün çiðneyen, öðleden sonralarý yarý sarhoþ bir adamdý. Bildiði tahlil kimyasýydý, gümrüklerde lazým olan türden. Bize anion, kation araþtýrýrdý. Modern kimyadan haberi yoktu. Anlatmýþtý: Her tür malzemenin eþantiyonu bulunurmuþ. Þüphelendiðinde mikroskop altýna beraber sürülür, getirilen kýrmýzý tozun gerçek biber mi yoksa kiremit tozu mu olduðu derhal saptanýrmýþ. Çeþitli kürklerin kýl kesitleri varmýþ. "Bir gün baktým, domuz kili, týpký kaynanamýnki gibiydi" diye latife etmiþti. Sorularla sýkýþtýrdýðýmýzda "Çok sorma, sonra atarim" (yani "uydururum") derdi. Nekre bir adamdý. Hamit Hoca, Nurettin Bey ve Onnik Bey, bir üçlü idiler, beraber meyhaneye giderlerdi. Meclisleri pek hoþ olurdu; kahkahadan geçilmezdi. Onnik Bey Mühendishane'nin emektarý idi. Anlatýldýðýna göre mütarekede Ýngilizler bütün eþyalarý sokaða atmýþlar. Mukavemet hocamýz Fikri Santur Beyle ikisi, sabahlara kadar bunlarýn baþýnda nöbet tutarlarmýþ, fisebillah. Çok güzel bas bariton sesi vardý, opera aryalarý söylerdi. Yine kimya, özellikle þimi-fizik (Fiziksel Kimya) okutan Ýlhami Cývaoðlu hocamýz vardý. Çok bilgili bir hoca idi. Modern fizik ve kimyaya bilhakken vakýftý (ama huyunu suyunu fazlaca övmeyeceðim). Notlar yirmi üzerinden verilirdi. Geçme notu sekizdi. Ama; her dersin, önemine göre bir "üssü mizan"ý yani onunla çarpýldýðý bir katsayýsý vardý, beþ ile on arasýnda (devam notununki ondu) . Notlar bunlarla çarpýlýr ve toplanýrdý. Çýkan yekün ders sayýsýna bölünür, eðer sonuç on üçten aþaðý ise bütün derslerden, çok iyi not aldýklarýmýz dahil, 188

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kalýnýrdý. Sýnavlarla iki dersten kalýnýrsa, bütün dersler sil baþtan olurdu. Bir devrede iki kez kalan mektepten atýlýrdý. Bunlar Yýldýz'a gidip oradan mezun olurlardý. Yani mektep en çok sekiz yýlda bitirilebilirdi. Burada mutlak bir disiplin hüküm sürerdi. Dersler birer saat olup on beþ dakika ara verilirdi. Hoca, saniyesinde derse girer, herkes ayaða kalkar, sýnýf mümessili hemen yoklama yapardý. Bu iþ bir iki dakika sürerdi. Müdür Suphi Bey sabah saat dokuzda yani derslerin baþladýðý saatte dýþ kapýyý kilitletir, geç kalanlarý aldýrtmazdý. Bunlar üç ders "namevcut" yazýlýrdý ki bu çok önemliydi, þöyle ki devam notu genel ortalamaya büyük destek olurdu. Ama kapýcý Kamber Aða "Bahçe" rakýsý içerdi. "Özel teþebbüs" kendini göstermiþ, arkadaþýmýz Vedat Öztaþ "Ajans Jim Barnett"i kurmuþtu. Sermayesi bir halatla bir ip merdivendi. Ýniþ çýkýþ beþ kuruþtu. Bunlar, üçüncü kattan sarkýtýlýrdý (alt kat pencereleri sabit demir parmaklýklý idi). Kapýlar akþam beþte açýlýrdý. Laboratuarda iþini erken bitirenler çýkýp gidemezlerdi. Ama Kamber Aða "Bahçe" rakýsý içerdi… Yatýlýlar gece sekizde dönmek zorundaydýlar, aksi halde sokakta kalýrlardý. "Ajans"a müracaat edilirdi. Yemekten sonra kaçanlar ip merdivenle iner, tebeþirle bir çizgi çekerdi duvara. Her dönen bu çizgiyi artý iþareti þekline sokar, son gelen merdiveni toplardý. Sýnýflarýmýz genelde Boðaz'a bakardý. Bir sabah, topografya dersinde iken Dolmabahçe Sarayý'nýn bayraðýnýn aðýr aðýr yarýya indiðini gördük. Haber bütün mektebe yayýldý. Heyecanýmýzý tarif edemem. Suphi Bey yine kapýlarý kilitletti. Sýnýflarý dolaþýp "Efendiler, matem matemdir, ders derstir" diye bizi tutmaya çalýþýyordu. Ama kim dinler? Ýnce bir radyo anten desant teline tutunarak üçüncü kattan aþaðýya indiðimizi hatýrlýyorum. Saray'ýn kapýsýna vardýk. Nöbetçiler, aðlayarak, Atatürk'ün vefatýný doðruladýlar, ama nezaketle bizleri geri çevirdiler. Bir de ilginç bir idare memurumuz vardý, Arnavut Þevki Bey. Zayýf, uzunca boylu bir zattý. Jandarma yüzbaþýsý imiþ. Dersim'de bulunmuþ. Ortalýðý öyle idare etmiþmiþ ki onun mýntýkasýnda “çýt” çýkmazmýþmýþ. Gerçekten o hem talebeyi, hem Müdür Suphi Bey'i "idare" ederdi. "Plaðina göre dans ederim" derdi. O zamanlar, ulaþtýrma vasýtalarýnýn pasolarý vapur için ayrý, tramvay için ayrý ve sadece ev ile mektebin bulunduðu semtlerin duraklarý arasýnda geçerliydi. Pasolarý Þevki Bey 189

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I hazýrlardý. Ben Tarabya'da oturuyordum, benim vapur pasom "Trabya ile Küprü" arasý içindi... Derken mektep Nafýa'dan alýnýp Maarife baðlandý; adý da "Yüksek Mühendis Okulu" oldu. Müdür olarak Osman Tevfik (Taylan) Bey, muavini olarak da aile dostumuz ve benim kültür hayatýmda son derece etkili olmuþ olan Fahri Bekiroðlu Bey atandýlar. Her ikisi de Almanya'dan mezun makina mühendisi idiler. Ama bize demiryolu dersini veren Osman Tevfik Bey'in cehaleti dillere destandý. "Stratosfere gidilemez, hava olmadýðý için itilecek bir vasat yok" derdi. Yani adam, fiziðin temel "etki-tepki" kaidesinden bihaberdi. Fahri Bey Sümerbank'a intisap etmiþ, dokuma fabrikalarýnýn kuruluþu sýralarýnda kalabalýk bir usta kafilesiyle birlikte Rusya'ya gitmiþ. Kurulacak Nazilli ve sair bez fabrikalarýnýn makinelerinin imalâtýný takip etmiþler, iþletilmesini öðrenmiþler. Ruslar, kendi fabrikalarýnýn birini bunlara teslim etmiþler, bunlar da onu bir süre iþletmiþler ve randýmaný da yüzde altý kadar artýrmýþlar. Fahri Bey orada ayrýca, Sovyetlerin halkýn top yekûn okutulmasý sorununu nasýl çözdüklerini tetkik etmiþ ve dönüþünde bunu bir rapor halinde Maarif vekiline (muhtemelen Hikmet Bayur Bey) sunmuþ. Arada bir de nasýl etki yaptýðýný sorarmýþ. Ancak bir gün vekil ona "Israr etmeyin Fahri Bey, mareþal katiyetle top yekûn okutulmanýn aleyhinde" demiþ. Çok iyi Almanca ve Fransýzca bilir, saðlam bir Osmanlý kültürüne sahipti. Çok okurdu ve inanmýþ, dengeli bir solcu idi. Bana "Kupkuru bir mühendis olmanýn hiçbir deðeri yok. Çok okuyup dünyanýn gerçeklerini iyice öðrenmelisin" derdi ve bana sürekli kitap verirdi. Maalesef 1942 sonunda onu, bir safra kesesi ameliyatý sonucunda genç sayýlacak yaþýnda kaybettik. Sanki babam ölmüþtü... Ýlk "Müþterek" devreyi bitirip iþ meslek seçimine gelince bütün eþ dost, hýsým akraba, "Sakýn Elektro-Mekanik'e gitme, Türkiye'de iþsiz kalýrsýn; inþaat mühendisi ol, müteahhitlik "edersin" öðüdünü ýsrarla veriyordu. Ben kimseyi dinlemedim ve Elektro-Mekanik'e girdim. Ülkenin kurtuluþunu sanayide görüyor, bunun öncülüðünü yapma hayalini kuruyordum. Bizim þube, mektebin en zor þubesiydi. Bugün elektrik ve makina fakültelerinde okutulan bütün dersleri okuyor, yaptýrýlan projeleri yapý190

makina mühendisi ve elektrik mühendisi olarak beþ mezun vermiþti. bunun arkasýnda da trafo merkezleri ve trafo tamir atölyeleri vardý. Girdiðimiz 1936 yýlýna kadar lisede Olgunluk Ýmtihaný'ný veren herkes kaydýný yaptýrýp girerdi. yine ayný yýllarda. Bir gün hayli komik bir olay oldu: Bir gece. koca Türkiye'nin tek Yüksek Mühendis mektebi. Önemli arýza olduðundan baþta ÝETT Umum Müdürü Hulki Bey (sonradan bizim ýsýtma ve havalandýrma hocamýz) olmak üzere elektrik dairesinin bütün þefleri orada idi. bütün þubelere toplam 120 kiþi alýnacakken 170 kiþi müracaat etmiþti. Keza. þimdiki AKM'nin bulunduðu yerde ÝETT Umum Müdürlük lojmaný. 1956'da Kayseri'de topograf bulunamadýðýndan Erkilet-Kayseri enerji nakil hattý güzergâhýnýn nivelmanýný. Dördüncü sýnýfa on bir kiþi geçtik. zorunlu staj diye bir þey yoktu. Çadýr kurulup tranþe açýldý. bu yüzden ilk kez giriþ sýnavý uygulandý ve o gün bugün devam ediyor. 117 kuruþ yevmiye alýyordum. gönüllü olarak 1938 yazýnda elektrik idaresine amele yazýldým. Mektebin beþ þubesi vardý: Yol. Ben þahsen bunlarýn çok faydasýný gördüm. Elektro-mekanik ve PTT. Ýnþaat (Mühendis-Mimar çýkaran). Ben. Fazladan. bellerine kadar çýplak olarak pencerelere çýkýp "mühendis. Muhtasar betonarme ve topografya bile okuttular bize. yani zayýf akým elektrik mühendisliði þubeleri. Bir süre orada çalýþtýktan sonra þebekeye çýktým. biri de Polonya'dan iki arkadaþ bize katýldý. Ýskender Humbaracý). O yýl. büyük bir arýza nedeniyle bütün Beyoðlu karanlýkta kaldý. hidroelektrik santral inþasýyla ilgili olarak hidrolik dersini su mühendisleriyle birlikte okuduk. Kamyonlara bindirilip sokaklara kablo döþemeye götürülüyorduk. Kaðýzman'da bir ilâve trafo binasýnýn betonarme hesabýný yapmýþtým. Bayýndýrlýk Müdürlüðü’nden ödünç aldýðým bir nivo ile yapmak zorunda kalmýþtým. O zamanlar. Yaz aylarýnda olduðundan genelev kadýnlarý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yorduk. Harp dolayýsýyla (1939) biri Almanya'dan (Prof. Bu 191 . gelsene!" diye baðýrýyorlardý. Yapýlan ölçümler sonucunda arýzanýn tam genelevlerin bulunduðu Abanoz Sokaðý'nýn çýkýþýnda olduðu saptandý. Su. Taksim'de. Son sýnýftan beþ kiþi mezun olduk! Yani.

ama kýsa sürede iþe hâkim oldum. O ise ki fazla erken sevinmiþti: yaptýðým ilk deneme alabildiðine olumsuz sonuç vermiþti. bakýrla alimünyumun da grafitleþtirici etkisi olduðunu öðrendim. Geceleri elime bu konularda ne geçirdiysem okuyordum. mal daha ocaðýn aðzýndan akarken adetâ hamurlaþan cam gibi sert. kese kâðýdý ile içine attým. malý tümden bozdu. Ýskender Humbaracý ve Necip Demirci. Okuduðum kitaplardan.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I davet herkesi güldürüyordu. aldýklarý maaþ yetmediðinden Yýldýz Teknikum'unda hocalýk da yaptýlar ve buna yýllarca devam ettiler. Bunun için de ferrosilisyum gerekliydi ki bulunmuyordu. Ben önce. böyle geçmiþ bir öðrencilikten sonra 1942 Haziran ayýnda mezun oldum. Bunlardan Faruk Özerengin. sonradan Kâzým Karabekir Paþa'nýn bir kýzýyla evlendi). O harp zamanlarýnýn pik demirini sadece Karabük saðlýyor ve kilosu fabrikaya 18 kuruþa mal oluyordu. Bunlarý Karabük pikine azar azar yedirerek kullanmayý denedim. kilosu 20 paradan (1/2 kuruþtan). Yapýlacak þey. bunlarý grafitleþtirmek . arkadaþlarýmýn Sular Ýdaresi'nden aldýklarý paranýn da yarýsýyla Nuri Paþa'nýn Sütlüce fabrikasýnýn dökümhane þefliðine baþladým. Ben. Günlük mesaide piyade havan mermileri döküyorduk. tartmýþ olduðum bakýrý. bakýrýnki de mermi çemberinden elde edilenlerdi). Arkasýndan alüminyumu atacak oldum ki müthiþ 192 . Döküm hakkýnda hiçbir bilgim yoktu. Kýsaca. Þöyle ki. Paþa'ya askeriyeden 200 ton 93 Rus Harbi'nden kalma gülle vermiþler. Panayot kremarla karýþtýrýyordu. Birkaç iþçi de. Zeytinburnu'na telefon ederek bunlarýn talaþlarýndan üçer kilo istedim (alüminyum talaþlarý matra imalinden. uzaktan ne yaptýðýmýza merakla bakýyordu. hep o sanayi aþkýyla. ne eðe tutan ne kalemle kesilen saf sementitten (beyaz dökme demir) ibaretti. Deney. paydostan hemen sonra baþlayacak gibi küçük ocaðý ateþlettim. Sadece ustabaþý (Panayot Usta) ile ben kalmýþtýk dökümhanede. Ýstanbul Sular Ýdaresi'ne girdiler. Bir potayý ölçüp belli bir yerine kadar doldurduðumda 250 kilo olacak þekilde iþaretledim. Potayý doldurduk. Ýlk ikisi. ama herkes bir üstünden utanýyordu. Sadece Hulki Bey olaya duyarsýz kalýyordu. keyiften aðzý kulaklarýna varýyordu. Paþa. Derken bir kanunla birdenbire profesör unvanýna sahip oldular (Faruk. giyinmiþ halde.yani kýr döküme dönüþtürmekti.

Haliç'e bakan kapýlarý da açtýrdým. Baþmühendisim Cemal Rýfat (Berk) Bey beni bu halde görünce þaþýrdý. üstüne bir halka kaynattýrdým. havalara fýrlamakla yetinmiþti. Kalmýþtý. "Olmaz. sis daðýldý. Ýçerde kýyamet koptu ve sonra duruldu. Ben de biliyordum yapmayacaðýný ama yapmýþtý. magnezyum esaslý elektron-metal talaþlarýný göndermiþler. paydostan sonra potayý doldurttum ve kapaðýn altýna astýðým elektron-metal kesesini. metali kesti. yanlýþlýkla. Olmamýþtý. Ertesi sabah fabrikaya geldiðimde ilk iþim yerlere daðýlmýþ döküm parçalarýný toplatmak oldu. Dýþ görünüþ itibariyle alüminyumla elektron-metal birbirlerine çok benziyorlardý. Bu deneyi yenilemeyi aklýma koydum ve Zeytinburnu'ndan elektron-metal talaþý getirttim. Meðer. Olayý anlattým. erimiþ demir havalara kalkýp þemsiye gibi etrafa yayýldý. Ayný þekilde. 193 . Panayot ocaðýn arkasýna saklandý. Muntazam kütükler döktürdüm ve ertesi sabah yine muayene ettiðimde bu siyah benekli metalin. Bir tanesini çakmaðýna tutmasýyla maytap gibi parladý. alüminyum bunu yapmaz" dedi. Ve hayret! Matkap. Korkudan sapsarý olmuþum. Elektron-metal. yangýn bombasý imalinde kullanýlan. Bunlarý kýrdýðýmda. talaþla iþlenebilir hale geldiðini iyice saptadým. Zeytinburnu'ndan. Çatý uçtu sanmýþtým. eksotermik (ýsý üretici) bir reaksiyon yaptýðýndan. halkadan geçen bir demir çubuðunun iki ucundan tuttuðumuz kapakla birlikte potaya kapattýk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bir patlama oldu. "O talaþlardan kaldý mý?" diye sordu. Ýlgi ile dinledi ve bunun pekâlâ bir doktora konusu olabileceðini söyleyerek çalýþmalara baþlama önerisinde bulundu. Bir büyük yanma tehlikesi atlatmýþtým. Yeri kar yaðmýþ gibi ince bir beyaz oksit tabakasý kaplamýþtý. Kendime gelince "kimseye bir þey oldu mu?" diye baðýrdým. Potaya kalýn saçtan bir kapak kestirttim. Koca dökümhaneyi yoðun bir sis kaplamýþtý. Ýdare binasýna çýktým. madenin dökülebilirliðini belirgin þekilde artýrmýþtý. ben kendimi maça kurutma fýrýnýnýn içine attým. Potaya hiçbir þey olmamýþtý. Maden. Mühendis Mektebi'ne gidip Ýlhami Cývaoðlu hocayý buldum. çelik gibi beyaz bir kesitte daðýlmýþ siyah noktalar gördüm. Cemal Rýfat Bey yanan talaþý elinden attý.

Yanýnda. çoðunlukla Almanya'ya gitmiþlerdi. siz gelin bana doktora verin!" diye çýkýp gittim. her gün daha zor günler birbirini izler olmuþtu.. Vehbi Koç'a ait olduðu söylenen. benim kapalý kapta magnezyumu karýþtýrma prensibimin ayný olmasýdýr. Kalafat yerinde bunlarýn en ünlüsü Haykasar Usta idi. Bunlar. "Güftara (söze) gelip söyleseler cehl-i mürekkep.. Bu arkadaþlar.".Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Daha ilk sýnýflarda iken bazý arkadaþlarýmýz. Buna karþýlýk demir dýþý metal. olsa olsa. Küçükleri musluk dökerdi. Çekiç 194 . Pay Mahalli (kesilecek hayvanlarýn alýnýp satýldýðý yer) ve Þakir Zümre soba ve bazý bombalarýn imal edildiði fabrikaya varmadan ortada bir yerde idi. güverteleri kalafatlanýrdý. Onlar. Devlet'in çeþitli organlarýnýn açtýklarý sýnavlara girerek Avrupa'ya. Ýstanbul'da. Aradan on. fizik laboratuarýnýn bir köþesinde çalýþmama da izin vermediler. doktor olmadýðý için sana doktora yaptýramaz. bugün bile. "doktor" sýfatlarýyla küçük daðlarý yaratýyorlardý. Ýþte bu "bombardýman" doktorlarýndan Orhan Iþýk'la Necdet Tükel benim karþýma dikilip "Ýlhami Bey. ama talihsizliðim bu ülkeli olmamdaydý.. Ben de "Hadi oradan. on iki yýl geçecek ve Batý'da ilk "küresel grafitli dökme demir-spheroguss" patenti alýnacaktý." demiþlerdi.. alüminyum dökümcüleri çoðunlukla Ermeni idiler. Ama ustalar genellikle Rumdu . Nuri Paþa'nýn fabrikasý Sütlüce mezbahasýnýn ötesinde. doçentlerin hiçbirinin doktorasý yoktu. O zamana kadar. bunun elde edilme yönteminin. bunca deðerli hoca. coreferent olabilir. herkesin can derdine düþtüðü bir ortamda. O. yaþamý ve bu arada üniversite yaþamýný zeminliklere indirmiþti. Kurtuluþta Karlotti Biraderler. çalýþmayan bir dikiþli boru fabrikasý vardý. Azap Kapý'ya yakýn Dapey Biraderler. doktora tezlerini profesörlerine kabul ettirip yurda dönmüþlerdi. pirinç. Ýþin bir ilginç yaný da. Kalafat yerinde Corci Manfredi bunlardandý. Yani ben bunu bulmuþtum. Yani bu çalýþma böylece kaldý.. Biz referans oluruz. dökme demir dökümcülüðü büyük ölçüde Ýtalyanlar’ýn elindeydi. Her geçen gün daha aðýr bombardýmanlar.. boyalarý tazelenir. Perþembe pazarýndan Unkapaný köprüsüne kadar olan yerde küçük gemiler çekilir. 1942'den sonra bu ülkenin harp talihi dönmüþ.

yangýndan sadece dört duvarý kalmýþ bir binayý kiraladým. Gece. Ben de. Üst üste konmuþ iki üç varilin içi þamotla sývanarak ve bir vantilatör ilâvesiyle meydana getirilmiþ döküm ocaðý (sözüm ona Kupol ocaðý) ile küçük parçalar. Bu semtin adý Kalafatyeri idi. Bunlar çoðunlukla Tophane "þarapçý" serserileri idi ve bellerinde bir çekiç bulunurdu. Civarda atýlmýþ katran varillerini çok küçük bir paraya alýp dama serdim. adam öbür sokaða gittiðinde gözlerine kestirdikleri parçalarý çekiçle kýrýp taþýyabildikleri kadarýný götürürlerdi. Tabiî bazýlarý delikti ve yaðmur yaðdýðýnda bizim kalýplar berbat oluyordu. bekçiyi kollarlar. Kalafatyeri'nde. Ama çaresiz. Menderes buralarý yýktý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gürültüsünden geçilmezdi. özellikle Karlotti Biraderler'le Manfredi. Oralarda çalýþanlarýn çoðu bu yüzden saðýrdý. kürekçiler. 1943 sonlarýnda istifa ettim (20. þöyle ki. kavaflar. geri kalanýný da Dalan temizledi. Kalafatyeri'nde ölmüþ bir tornacýnýn dul eþinden adamýn dükkanýný kiralamýþ. Yukarda adlarýný verdiðim Ýtalyanlar. Yemenciler…. Haliç kýyýsýnda bir park halinde. ipçiler. orada tornacýlýk yapýyordum. Bu yüzden de bir hýrsýz türü türemiþti: "Kýrdý kaçtý"lar. Hasköy'de dökümcülüðün yanýnda. borçlar ödendikten sonra kalan çok cüzî bir meblaða el koydum ve Karaköy meydanýnda rýhtýma çýkan ara sokaðýn köþesinde sarraflýk yapan bir Yahudi'den Hasköy'de. Bir de Azap kapý tersanesinin kompresör çekici gürültüleri buna eklenirdi. Yer darlýðýndan bunlar kapýnýn dýþýna atýlýrdý. Belediye Mecari Þubesi (Kanalizasyon Þubesi)'nin sokak yaðmur suyu ve pis su rögarlarýný (ýzgaralarýný) tekellerinde tutuyorlardý. Þimdi bu semt. Artýk bu denli az paraya bu rutini (ve de Paþa'yý) çekmenin anlamý kalmamýþtý. bir küçük kamyonun zor sýðacaðý geniþlikteki sokaklar üzerinde küçük küçük atölye ve dökümhaneler sýralanmýþtý. ocak ýzgaralarý gibi þeyler dökülürdü. Kalafatyeri'nin bazý sokaklarýnda da yelkenciler.08. 195 .1943) ve Tarabya'daki köþkün satýþýndan.. kaynak tekniði yaygýnlaþmamýþ olduðundan gemiler perçinli idi. soba aksamý. sýralanýrdý. Doðru dürüst bir çatý yapmaya param yetmiyordu. benim de olduðum gibi. Sabahleyin de bunlarý hurdacýlara satýp aldýklarý para ile þarap içerlerdi. Nuri Paþa fabrikalarýnda öðreneceðimi öðrenmiþtim.

Ýlk zamanlar ustabaþý tutacak param yoktu ve bu iþi kendim üstlenmiþtim. Öbürleri. Baþ baþa vererek kendi olanaklarýmýzla bu dökümü gerçekleþtirebilecek bir yöntem meydana getirdik. Savaþ dolayýsýyla karartma vardý. Beþ iþçiden fazlasýný kullanan ve müesses motor gücü iki beygiri aþan iþyerleri bu vergiye tabî idiler ki Ýtalyanlar bunu ödüyorlardý (benim vantilatör motorum 4. 196 . Buna karþýlýk þoförlerin böyle bir sýkýntýlarý yoklu. kolektör silicilerini projelendirip imal edecektim (harpten hemen önce bu iþi Alman Hochtief Þirketi üstlenmiþ. Bu keyfiyet. Bunun dýþýnda kupol ocaðýmý ve vantilatörümü kendim projelendirmiþtim ve yüksek randýman elde etmiþtim. Nasýl olsa Türkler bu iþi yapamaz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bunlarýn kalýplanmasý ve dökümü oldukça zor olup geniþ olanaklarý gerektiriyordu ki küçük dökümhaneler bu iþlere giriþemiyordu. Her ihalede peþime takýlýp benimle anlaþma arar hale gelmiþlerdi. Ellerindeki adresi gösterir. Potanýn bir ucunu ben taþýyordum. Bir akþam bizim döküm geç kaldý.. gitmek zorunda kalýnca bütün projeleri de beraberinde götürmüþ. ne de dolmuþ çalýþýrdý oralara. devam ederiz diyerek). ama plâkasý iki beygir gösteriyordu. kýsým ihalesinin tüm dökümlerini alacaktým ve çeþitli vana. Bunlar at arabalarýyla Hasköy'e taþýnýrdý. Arabacýlarýn hiçbiri okuma bilmezdi. Sýnýrlý olan Karabük piki ve metalurji koku dökümcüler kooperatifi eliyle kapasiteye göre daðýtýlýrdý. motorla uðraþýyorlardý. Bütün bunlarýn dýþýnda büyük kârlara alýþmýþ Ýtalyanlarý.5 beygirdi. Maliyeciler kontrole geldiklerinde iþçilerim arka kapýdan çil yavrusu gibi daðýlýrlardý). maliyete yansýyordu.. Sadece Haliç vapurlarý vardý ve bunlar da akþam erken saatlerde paydos ediyorlardý. çok daha ucuza çalýþarak kanalizasyon piyasasýndan sildim. Bizim bu güçlü rakiplere göre bir baþka avantajýmýz da vardý: Fatura üzerinden %15 muamele vergisinden baðýþýklýk. yol ve dükkân sorarlardý. pik miktarýnýn %1418'i arasýnda kömür kullanýrken benim ocak %11 ile yetiniyordu. Daha sonralarý Sütlüce'nin ustabaþýsý Panayot'u çekip aldým. savaþtýktan sonra gelir. O zamanlar ne otobüs. Daha sonraki yýllarda Ankara kanalizasyonunun 1. Çok miktarda alýnýrsa kamyon tutulurdu. Ne de olsa atla deðil.

Þiþhane'den Kasýmpaþa'ya. Tünel civarýndaki evimden yaya gidip geliyordum. Aynalýkavak Karakolu komiseri baðýrýp duruyordu. Beyazýt Kulesi yangýn alarmý vermiþ. Bir akþam. akþam da bu yolu ters yönde kat ediyordum. Eve gelip yýkanýp dökündüm. Bitten geçilmiyormuþ. dostum olan Finlandiya Baþkonsolosu Berthel Weckman. Ýstanbul'da kolera baþ gösterdi. tamamen tenha olan Okmeydaný mezarlýðýndan Hasköy'e iniyor. eþi ve kýz kardeþi Tua ile yemeðe geleceklerdi (Tua ile evlenmem bahis konusuydu). Benim Hasköy'deki adamým Süleyman (Tanyýldýz) Usta "Çok baðýrma.da. Hasköy Caddesi 81 no. 197 . Dökümhanede benim için yýkanma imkâný olmadýðýndan iþ elbiseleri ile ve akþamlarý el yüz siyah olarak gidip geliyordum. Bir ara. fazla baðýrýrsan on bir olmayacak!" diye adamý susturmuþtu. Annem doðal olarak çok endiþeleniyordu. kolalý gömlek giydim. dökümhanemin önünde (1943) Çoðu kez. alacaðýn on kâðýt. ama iþin baþka yolu yoktu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bacadan normal olarak alevler çýkýyordu.

. satýþý yasaktý. ithal mallarýnýn daðýtýmý için þimdi adýný unuttuðum bir teþekkülü vardý. Hasköy'de haliyle telefon yoktu. Bu kanuna muhalefetten yakalananlar aðýr hapis cezalarýna çarptýrýlýyordu. kimseye çaktýrmadan baktý. çapkýnlýðý seven bir kiþiydi. Ama Varlýk Vergisi belini bükmüþ. Yüksek Kaldýrým'ýn köþesinde 198 . Beyoðlu Tünel meydanýnda. Kumlu dam muþambasý. Doktor. Ahmet Balcý da. Harp sýrasýnda ihtikar ve karaborsayý sözüm ona önlemek için bir "Milli Korunma Kanunu" çýkarýlmýþtý. simit. Oraya Etibank'tan ayrýlmýþ bürokrat olan Necdet Merey'i müdür yapmýþtý. Ama benim bu hususta fazla sýkýntým yoktu. Harp yýllarý. þöyle ki. üstünde benek bulunmayýþýndan hastalýklý olmadýðýný söyledi. Hasköy'de bir yaným Bahriye.. Ankaralý tüccar Ahmet Balcý'nýn arkadaþý idi. "Emülzer" markalý bir tecrit (yalýtým) maddesi imal edip satardý. Kamereddin Kanýçelebi oturuyordu. Ýyi anlaþmýþtýk ve burasý benim irtibat bürom olmuþtu. Bunun esas sahibi Yerasimos Evgenidis adlý bir Rum'du. Nadir'in parlak dönemleriydi. Devlet'in. Birden beni dürttü. Bunun baþýndaki kiþi. Akýllý. Perþembe Pazarýnda "Asfalt Evi" tabelalý bir dükkan vardý. börek. meðer yakamda bir bit geziniyormuþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Sofrada yanýmda. uðradýðýmda bunu bana söylerlerdi. Nail Bey'in oðlu Nadir (aðabey) bu iþe ortak olmuþtu.. bir gün de 150 grama kadar indi. henüz önemli bir üretim yeteneði olmayan ülkemizde kimilerine de kolay ve bol paralar kazandýrmýþtý. Un ve unlu madde. çalýþkan. þöyle ki. kahkahasý bol. o zaman Müzeyyen Senar Haným'ýn kocasý olan Ercüment Iþýl idi.. Vehbi Bey'in hemþerisi idi. Sonunda bir gün 300 gr. bir yaným da Halýcýoðlu Topçu Kýþlasýydý. Ekmek karneye baðlanmýþtý ve her gün daha kýsýtlanýyordu. Beni arayan oraya not býrakýrdý.. Ben buradan piyasada dönen dolaplarý öðrenirdim. Bu kiþi Nadir ve yakýn dostu. Anlaþýlan iþ elbiselerinden bulaþmýþ. ama yakalanýrlarsa… Ýþin asýl sahipleri ortada gözükmezdi. yine aile dostu Dr. poðaça. rahatladým.

Gece. dünya kataloglarýna geçmiþti. hamur iþini unuttururdu. ÝETT idaresinin büyükleri buradan yemek getirtirlerdi. ancak tek bir masanýn sýðabildiði bir dükkân vardý. Bu resmi gören yabancý dostlarým bunu “Germinal”e benzetiyordu. Bazý akþamlar Tokatlayan'a uðrardým. 199 . Gelir. Adamýn patates köftesi.. Müzeyyen Haným bir ara gider ve seansý bittikten sonra dönerdi. Tabiî karartma da vardý. cam çerçeve kara kâðýtlarla örtülürdü. o da ölmek mi dersin?" þarkýsýný o zaman ilk olarak ondan dinlemiþtim. Kimileri Tokatlayan’da kalýrdý. "Bir yere kaybolmayasýn. "Bir ihtimal daha var. Nadir. Aleko (kemençeci) ile Hýrant (udî) gelecek. Ercüment Iþýl. Tepebaþý'ndaki Alp Oteli'nde oturan diþçi Leon Bey vardý. Barmen Serkis'in kokteylleri. Ýlk iþçi kadrosu. Müdavimlerden. Orada birçok tanýdýk olurdu. Leon Bey.. Ahmet Balcý. eþi Müzeyyen Haným.. Gecenin geç saatinde daðýlýrdýk.. Tokatlayanýn arka tarafýnda bir salonda sofra kurulur. keyfine düþkün. Bunun hemen yanýnda Yüksek Kaldýrým'a bakan küçücük. bir iki kiþi daha ve bazen de þöhreti þüpheli hanýmlar bulunurdu. O denli meþhurdu ki millet kuyruk olur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Sergiades Kitabevi vardý." derdi. nekre bir zattý. Zengin. pilâv ve zerde yapardý. Adam burada patates köftesi.

bunlar akýl almaz cirolar yaparlar. Bu dükkânlarýn sahipleri isimsiz zenginlerdir. Bu. Türk sanayinin kalbi burada atardý ve hâlâ da atýyor. sonra da 1963-79 arasý burayla sýký temas halinde oldum. Bedrettin Dalan gelmiþti. mert.. Her türlü Belediye vergisine itiraz edip kazanç vergisi hususunda bilançolarda Ali Cengiz oyunu oynarlar. Hiçbirinin çöp sepeti yoktur.. Onunla birçok önemli iþler yaptýk. Vallahi kamu yararýna yýkým bahis konusu olduðunda hepsi ''hak hukuk" diye basar feryadý. o kötü görünümünü koruyor. çünkü sattýklarý mallar (matkap ucu. küçük küçük dükkânlar sýralanýr. küçük tezgâhlar vs. gelir" derler ya. Az çok herkesle tanýþýklýðým vardý.). Pres döküm tekniði yaygýnlaþtýðýndan (ECA vs. hukuk" duvarýna çarpmýþtý ve Perþembe pazarý. pahada alabildiðine aðýr þeylerdir. bunlarýn hakkýndan.. Bunu süpürüp kaldýrýmýn dibine sürerler (tabiî her geçen araba bunlarý peyderpey dükkâna iade eder). Perþembe Pazarý'nýn deniz tarafýndaki bütün bir semtini iþgal eden.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Karaköy'den Unkapaný köprüsüne kadar uzanan ve "Perþembe Pazarý" adýyla anýlan Tersane Caddesi ayrý bir âlemdi ve günümüzde de böyle olmayý sürdürüyor. çoðunlukla Ermeni muslukçular yerlerini kaynakçýlara býraktý. Ýþim icabý 1950'ye kadar. kaldýrýmlarý eðri büðrüdür. bahis konusudur. Yer darlýðýndan bazý iri mallar (kaynak makinasi. freze býçaðý. O sokaðýn köþesinde yine Karadenizli sýcak 200 . Herhangi bir Belediye yasaðýný ihlâl etmekten çekinmez. bir iki tanesi müstesna (meselâ Viktor Bali müessesesi). ölçü âletleri vs. Hani "dinsizin hakkýndan imansýz. bunlarýn vekâletini alýp Belediye'nin karþýsýna dikilirler. kýlavuz. pis görünümlü. büyük bir bedenî güce sahip. akýllý. Yemeniciler Sokaðý'nda kendisiyle uzun yýllar çok iþ yaptýðým tornacý Hasan (Çelikoðlu) Usta vardý. kaldýrýmýný düzeltmez. yaratýcý Karadenizli bir dostumdu. Ama binalarý çok harap. Burada. Hiçbirisi o çirkin görünüþlü binasýna bir badana vurdurmaz.) yükte çok hafif. Sadece "Hýrdavatçýlar çarþýsý" biraz düzgün bir veçhe arz eder ve buradaki dükkânlar az çok rahat boyutludur. kýsmen bile olsa. gözü pek.. Ama bu noktadan öteye o dahi "hak. Yani her bakýmdan vatandaþýn hak ve hukukuna tecavüz.) kaldýrýma çýkarýlýr ve yayalarýn geçidini engellerler. sosyal demokrat (?) Belediyenin gelip geçmiþ olmasýna raðmen. Hukukun koruyucusu geçinen ünlü avukatlarýmýz.

kimileri ateþin karþýsýnda kavruldu. meramlarýný bile anlatmakta zorluk çektiler. Mahiç Suman Orhantepe'ye su getirmek için Maltepe civarýnda kaptaj etüdü yapýyormuþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I demirciler vardý. Birçok mühendisi de bu ikinci kýsma dahil etmek mümkün. töre gereði oruçlu. Akþam oldu mu. mahal. Akþama kadar aç susuz. Neticede Mahiç'i bir kurmay binbaþýnýn huzuruna çýkarmýþlar. döviz yokluðundan saðlanamýyordu. Daðda dolaþýrken askerler bunu casus diye yakalamýþlar. aklýma geldikçe hala güldüðüm bir baþka zor mühendislik vakasý da Finike'de geçmiþti. sefa sürdü. ateþ karþýsýnda balyoz sallamýþlar. Orucu meyhanede bozacaklar. terledi. çýkmadi da!". Beni çok güldüren. ama ayýp olmasýn diye içeri dalmak için imamýn þerefeye çýkmasýný bekliyorlar. O koskocaman elleri hiç gözümün önünden gitmez. ellerini yüzlerini yýkayýp Arap Camii'nin bulunduðu sokaktaki meyhanelerin birinde soluðu alýrlardý. Ýþte böyle. meyhanenin kapýsýna arkalarýný dönmüþ olarak sýralanmýþ halde (o zamanlar minarelerde hoparlör yoktu). Bir uzun ve çok sýcak yaz günü Ramazan'ýnda bizim Karadeniz uþaklarý. çapýnda kalýn saclarý 12'þer kiloluk balyozlarla döve döve kazan aynasý vs.min imami. Bunlardan biri de 1955'de Arpaçay Þantiyesi Þefi olan Yüksek Mühendis Mahiç Suman'dýr. ne iþ yaptýklarýný. oturduðu yerden büyük paralar kazandý. Finike'de hidro-elektrik santral. Hatta bazý mühendisler. cisim. Dakikalar onlara saat gibi geliyor. 2-4 m. gözler þerefede. ülke malýna sahip çýktý. üretti. Kimileri boþluklarý ve düzeni iyi kollayýp üretmeden. Aralarýnda mýrýldanýyorlar: "Ha avradýný s…. altýnda ateþin yandýðý. Baþlar yukarý kalkmýþ. müddet filan yok. Gerekli donaným.. yaparlardý. ne de nöbetçi teðmeni laf dinlemiþ. enerji nakil hattý ve kasabanýn þebekesini yapýyorduk.. Adam iþi anlamýþ ve aþaðýdaki kaðýdý yazýp kendisine vermiþ: "Su mühendisine su aramak için vesika verilmiþtir. cefa çekti. Aðýzlarý kupkuru. Nihayet hükümet Ýtalyanlarla bir anlaþmaya girdi ve 201 ." Ýsim. Bu adamlar akþama kadar. Ne gediklisi.

bekçileri olan gazhaneye istifledi. törenden hemen sonra memuru arabayla getirme vaadi alarak mühendisi yumuþattýk. gramýn kaçýrýlmamasýna dikkat ediyor. damattan. misafirler gelmiþler ki ne Belediye Reisi var (bir yerlere gitmiþti). etrafý tel örgü ile çevrili. 202 . sen s…ni düþünüyorsun!' diyordu. kontrol mühendisi ile yanyana iskemlelerde oturan memurun koluna yapýþýp sürüklemeye baþladý. Pürhiddet damat bir faytona atlayýp oraya geldi ve doðruca kantar baþýnda. Adamýn biri de gün almýþ. Belediye de bunlarý. Temsilci.5-2 km. Tartýnýn baþýna oturmuþ. mühendis baðýrýyor. Hesabý da Belediye muhasebecisi tutuyor. Burasý geniþ bir açýk saha idi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bu mallar o ülkeden geldi. Geç saate kadar bekleyip daðýlmýþlar. Adý geçen tesis için lüzumlu olanlar Ýller Bankasý tarafýndan Belediye'ye teslim edildi. memurun gazhanede olduðunu söylemiþ. Nihayet üçüncü gün birisi. çok namuslu ve vatansever bir kontrol mühendisiydi. mesafede. Araya girdik de. izolatör ve saireyi eliyle tek tek sayýyordu. Öbür koluna da mühendis yapýþtý ve bir çekiþtirmedir gidiyor. Mühendis 'Ulan biz burada memleket iþi yapýyoruz. kasabadan 1. Buradan da. gelin. Biz de seyrediyoruz. Meðer muhasebeci. karanfilini takmýþ. ayný zamanda Belediye'nin nikah memuru imiþ. Banka'nýn Bölge Müdürü'de olan. ne de nikah memuru. teslim protokolunu hazýrlýyordu. iri yarý. Bu sonuncusunun nerede olduðunu bilen de yok. Damat baðýrýyor. O zamanlar Mühendislik zor zanaattý. yine Ýller Bankasý temsilcisinin huzurunda bize devredilecekti. Ertesi günü yine ayný sahne.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I PTT ARLA ve TELETAÞ'IN ÖYKÜSÜ Dr. Fikret Yücel TTGV ve TESÝD Yönetim Kurulu Baþkaný .

cihazlarýn bakým ve iþletmesinden sorumlu mühendislerin deneyim kazanmalarýna yardýmcý olmuþtur. bekleme süreleri on yýl ve daha yukarý seviyelere ulaþmýþ bulunmaktadýr. Öyle ki. 1940 yýlýnda bütün Türkiyede iþletmede bulunan telefon sayýsý 40.özellikle uzak mesafe baðlantýlarýnýn. uzun seneler telekomünikasyonun ekonomik. bir çok sakýncasý yanýnda . ölçü aletlerinden yararlanarak bir ve üç kanallý kuranportör cihazlarý imal etmiþ ve ihtiyaç olan yerlerde iþletmeye vermiþlerdir. Bu durum. internete baðlý abone sayýsý gibi kavramlar mevcut deðildir. idari. Türkiye’nin bir türlü kurtulamadýðý dýþ ödemeler dengesini saðlamada karþýlaþtýðý güçlüklerden kaynaklanmaktadýr. Telefon yoðunluðunun düþüklüðü yanýnda baðlantýlarýn. Bu durum.6-0.hatta 1940'lý yýllarda 0. o tarihlerde telekomünikasyon yatýrýmlarýnda kullanýlan hemen her þey dýþardan temin edilmekte idi. gerek transmisyon yollarý. bir müze görüntüsünde olduðu tespitini de eklemek gerekir. Zira. Bu resme Türkiye’nin uzak mesafe baðlantýlarýnda kullanýlan cihazlar bakýmýndan bir sergi. Nato altyapý yatýrýmlarýndan faydalanma 204 . Geçmiþte gerekli yatýrýmlarýn yapýlamamasýndan ileri gelen karþýlanamamýþ büyük bir istek stoðu ve iþletmede kötü kaliteli baðlantýlar þikayet konusudur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I GÝRÝÞ 1960'lý yýllarda Türkiyede PTT Genel Müdürlüðü tarafýndan kurulan ve çalýþtýrýlan haberleþme þebekesi nicelik ve nitelik açýsýndan yetersiz bir görünümdedir. 1960'lý yýllara gelindiðinde telefon yoðunluðu 0. gerekse transmisyon cihazlarý açýsýndan.000'den ibarettir. Türkiyenin 1954 yýlýnda Nato'ya girmesi ile PTT Genel Müdürlüðü uzak mesafe baðlantýlarý için. bazý mühendisler yedek parçalardan. O tarihlerde telefon yoðunluðu 1 (bir)'in altýnda. kültürel ve siyasi alandaki öneminin kavranamamýþ olmasý yanýnda. sayýsal yetersizliði ve kötü kaliteleri de göze batmaktadýr.7'lere yükselmiþ olmakla birlikte telefon bekleyenlerin sayýsý iþletmede olanlarý geçmiþ.2 seviyesindedir.Bu dönemde henüz hane baþýna bilgisayar sayýsý.

PTT Genel Müdürlüðü ve o zamanki ismi ile Northern Telecom arasýnda kurulan Netaþ isimli ortaklýk bu amacý gerçekleþtirmek yolunda baþarýlý bir adým teþkil etmiþtir. tekel durumundaki idareler tarafýndan yerine getirilmektedir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I imkanýna. daha kararlý bir yol olarak yerli üretimi saðlamak için muhtelif zamanlarda giriþimlerde bulunmuþsa da baþarýlý olamamýþtýr. aralarýnda ABD'nin de bulunduðu az sayýda ülke dýþýnda. Türkiyede de PTT Genel Müdürlüðü’nün böyle bir laboratuara sahip olmasý fikri 1955-1956 yýllarýnda gündeme gelmiþtir.sanayileþmiþ ve geliþmiþ ülkelerde bilgisayar ve telekomünikasyonun birlikte kullanýlmasýnýn baþladýðý döneme rastlýyor.özelikle 1965 ve sonrasý .Türkiye’de telekomünikasyon bakýmýndan. geliþtirerek üretimlerini ülkelerindeki sanayi kuruluþlarý arasýnda paylaþtýrýrlardý. hatta Türk sanayii bakýmýndan. hatta iptal edilen uluslararasý ihaleler yolu yerine. telekomünikasyon hizmetleri. PTT Genel Müdürlüðü. yeni çýplak havai hatlar inþaasýnda. Bu yýllar . Bu idarelerden bazýlarý sahip olduklarý ar-ge laboratuarlarýnda iletiþim aðlarýnda kullanacaklarý telekomünikasyon cihazlarýný. büyük ölçüde.Daha sonra. Türkiye’de telekomünikasyon kablolarý imalatýnýn baþlamasý da bu yýllara rastlamaktadýr. Türkiyedeki gibi.mevcutlarýn iyileþtirilmesinde ve bunlar üzerinde çalýþan kuranportör cihazlarýnýn satýn alýnmasýnda kullanýlmýþtýr. özel sektör kuruluþlarý ile iþbirliði halinde. PTT ARLA'NIN KURULMASI Dünyada Devletin yeni rolünün tartýþýlmaya ve yeni tanýmlar getirilmeye baþlandýðý 1970'li yýllara kadar. Laboratuarýn o 205 . yeni bir kaynaða kavuþmuþtur.1967 yýlýnda. telefon santrali ve telefon makinalarý ihtiyacýný karþýlamak üzere kullandýðý ve çeþitli sebeplerle sýk sýk geciken aksayan. yani. O tarihlerde uzak mesafe baðlantýlarýnda çýplak havai devreler kullanýldýðý için bu kaynak.. çýplak havai hatlarýn büyük ölçüde yerini alacak olan R/L sistemlerinin ilk defa Türkiyeye giriþi Nato alt yapý yatýrýmlarý sayesinde olmuþtur. önemli yýllardýr. Bunlarýn görev ve yetkileri arasýnda bugünün düzenleyici kuruluþlarýnýn görev ve yetkileri de bulunmaktadýr. 1960'lý yýllar .

daha sonra da sözü edilen arazinin PTT'nin elinden çýkmasý. Santral binasý tamamlandýktan sonra PTT ARLA'ya iþgal ettiði odalarýn bulunduðu katta toplam 600 metre karelik bir yer tahsis edildi. tatlý ilk anýlarý teþkil etmiþtir. nerede ise. Ancak hayata geçirilmesinde meydana gelen gecikmeler. Gene de bu noktaya eriþmek 1965 yýlýnýn. Kýsa zamanda PTT ARLA kýsaltýlmýþ isminin kullanýlmasýna alýþýlan PTT Araþtýrma Laboratuarý’nýn faaliyet göstereceði mekan hususunda hiç bir hazýrlýk yapýlmamýþtý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I tarihlerde Ankara Dýþkapý’da. O sýrada PTT ARLA'nýn kuruluþunu tamamlamak üzere üç kiþi çalýþýyor. üzerinde bazý binalarýn ve anten direklerinin bulunduðu PTT'ye ait bir arazi üzerinde kurulmasý fikri aðýrlýk kazanmýþ bulunuyordu. kendi binasina taþýndýðý 1971 senesine kadar bu yerde faaliyetlerini sürdürdü. ilerde anlatýlacaðý gibi. PTT Fabrikasý kendisine dahi yeterli bulunmayan bir binada yer almýþ bulunuyordu. destek hizmetler PTT Fabrikasý tarafýndan saðlanýyordu. 1966 yýlý kýþý gayet sert geçmiþ ve geri kalan kýsmýnýn tamamen açýk ve inþaatýn devam etmekte olduðu binanýn bir köþesinde ilk çalýþmalarýný yapan PTT ARLA mensuplarýnýn bu arada ýsýnmak için verdikleri uðraþ acý. O sýralarda Tahtakale’de mevcut telefon santrali binasý yanýnda inþa edilmekte olan yeni telefon santral binasýnda PTT ARLA'ya bir yer tahsis edilmesi kararlaþtýrýldý. 1965 yýlýnda konu tekrar ele alýndý ve vakit kazanmak üzere PTT Araþtýrma Laboratuarý’nýn o sýralarda Gülhane Parký’nýn cadde tarafýnda bulunan PTT Fabrikasý’na baðlý bir Müdür Yardýmcýlýðý yapýsýnda kurulmasýna karar verildi. bu iþlem. 206 . tamamýný almýþ ve PTT Araþtýrma Laboratuarý’nýn kurulmasý bu yýlýn aralýk ayýnda mümkün olmuþtur. henüz kaba inþaatý bitmiþ olan santral binasýnýn bir köþesinde 60-65 metrekare büyüklüðünde yan yana üç oda hýzla barýnacak hale getirilerek PTT ARLA'nýn emrine verildi. Nihayet. Baþlangýçta. konunun uzun süre gündemden kaldýrýlmasý sonucunu doðurmuþtur. Zira. PTT Genel Müdürlüðü bünyesinde bir yönetim kurulu kararý ile saðlanabiliyordu.

bu filtrenin çalýþacaðý ortam ve koþullar göz önünde tutularak geliþtirilip imal edilmesi idi. Hat filtresinin hesaplanmasý bir devreler teorisi dersinin ev ödevi seviyesinde bir iþti. O tarihlerde artýk Nato altyapý projeleri iyice azalmýþ ve PTT Genel Müdürlüðü’nün yatýrýmlarýnda bunlardan yararlanma olanaðý hemen hemen ortadan kalkmýþ bulunuyordu. ÝLK ÜRÜN PTT ARLA'nýn yerleþme döneminde PTT Genel Müdürlüðü havai hatlar üzerinde kullanmak üzere bir miktar fizik filtresi satýn almak için bir ihale yapmýþ ve bu ihaleyi daha önce Türkiye’ye havai hat kuranportörleri. Bu sebeple PTT ARLA'nýn öncelikle transmisyon sistemleri üzerinde çalýþmasý esasý kabul edildi. 207 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Üç odanýn ikisi bir ölçü laboratuarý halinde düzenlendi: Bunun için PTT Genel Müdürlüðü’nün bilhassa Nato projelerinden saðladýðý. Bu olayda PTT Genel Müdürlüðü’nün ve PTT ARLA 'nýn gösterdiði cesaret övülmeye deðerdir. transmisyon sistemleri ve eriþim devreleri arasýnda dengeli bir þekilde yapýlmasý gerekmektedir. Ýletiþim yatýrýmlarýnýn telefon santrali. atmosferik deþarjlardan etkilenmiyecek þekilde yapýlmalarý gerekiyordu. Bunun üzerine ihaleyi kazanmýþ olan firma fiyatýný 500 dolardan 225 dolara kadar indirdi. Transmisyon sistemleri ihtiyacýnýn milli bütçeden karþýlanmasý gerekiyordu. Bu filtreler havai hatlarda iþaret seviyesinin en yüksek olduðu noktalarda bulunduðu için bobinlerinin entermodülasyona sebep olmayacak. PTT ARLA'nýn isteði üzerine ihale iptal edildi ve iþ PTT ARLA'ya verildi. O günlerin Türkiye yan sanayi imkanlarý ile filtrenin içinde bulundurulacaðý ve havai hat direkleri üzerine yerleþtirilen kutunun dýþ etkenlerden zarar görmeyecek þekilde üretilmesi dahi çözülmesi gereken bir problem idi. Bunlar arasýnda da uzak mesafa haberleþmesinin saðlanmasýnda büyük ekseriyetle kullanýlan çýplak havai devrelerle ilgili teçhizat ön sýraya alýndý. havai hatlardan gelecek yýldýrým. Önemli olan. bu arada fizik filtreleri satmýþ olan bir firma kazanmýþdý. kuranportör ve radyolink cihazlarýnýn bakým ve iþletmesinde kullanýlan ihtiyaç fazlasý ölçü aletleri kullanýldý.

Sözü edilen filtreler. O tarihler elektron tüplerinin devrini tamamlayýp yerini bazý alanlarda yarý iletkenlere býraktýklarý dönemdi. kendilerine yakýn bulduklarý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Yukarýda belirtildiði gibi. PTT ARLA mühendislerinin çeþitli firmalarýn cihazlarý üzerinde kazanmýþ olduklarý deneyim bu problemlerin kýsa sürede çözülmesini saðlamýþ ve PTT Genel Müdürlüðü’nün fizik filtresi ihtiyacý baþarý ile karþýlanmýþtýr. Ýki kanallý kuranportör sistemi haberleþme þebekesinde uzun yýllar çok sayýda kullanýlan baþarýlý bir ürün olmuþtur. Denebilir ki . bu iki kanaldan birisinin ilk merkezde býrakýlmasý.Yarý iletken teknolojisindeki hýzlý geliþme ve sýk sýk yeni tertipler ortaya çýkmasý bitmiþ bazý tasarýmlarýn yenilenmesi gereðini ortaya çýkarýyordu. Bu görev evvela 208 . Ayný havai hattan yararlanan merkezlerin bulunduðu göz önünde tutularak. uzak mesafe telefon trafiði yüksek olmayan çok sayýda ilçe hatta il bulunuyordu.Germanyumdan silisyuma geçiþ de o dönemlerde yaþanmýþ bir geliþmedir ve iki kanallý kuranportör sisteminde önemli deðiþiklikler yapýlmasýna sebep olmuþtur. gerektiðinde. PTT ARLA'nýn repertuarýnýn bir elemanýný teþkil etmiþtir. diðerinin daha sonraki merkez için hizmet görmesi imkanýnýn da gerçekleþtirilmesi ön görülüyordu.ucuz iki kanallý bir kuranportör sisteminin geliþtirilmesi konusu ele alýndý. uzun yýllar daha sonra geliþtirilen diðer havai hat sistemleri organlarý ile birlikte. TÜRKÝYEDE ELEKTRONÝK SANAYÝÝNÝN KURULMASI ÝLE ÝLGÝLÝ ÇALIÞMALAR Milli Güvenlik Kurulu Mayýs 1964'deki toplantýsýnda Türkiye’de elektronik sanayii kurulmasý için çalýþmalar yapýlmasý kararýný almýþ ve Birinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Planý’nýn 1964-1965 programýna bu konuda bir fizibilite raporu hazýrlanmasý kararý eklenmiþ idi. Bunlarýn ihtiyacýný karþýlamak üzere basit. PTT Genel Müdürlüðünde çalýþan personelin. güvenip övündükleri bir kuruluþ haline gelmiþtir. ÝLK ÖZGÜN SÝSTEM O yýllarda Türkiye’de. özellikle kuranportör merkezlerinde çalýþan teknisyenlerin. kýsa zamanda. Bu sebeple PTT ARLA'da geliþtirilen cihazlarda yarý iletken kullanýlmasý esasý kabul edilmiþti.bu ürünün PTT ARLA'ya olan güvenin tesisinde önemli bir rolü vardýr. PTT ARLA. benimsedikleri.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Makina Kimya Endüstrisi Kurumuna verilmiþse de bir sonuç alýnamayýnca PTT Genel Müdürlüðüne aktarýlmýþtýr. devletin öncülük etmesi icap ettiði belirtilmiþtir.Tarih 1967 yýlý baþlarýdýr. elektronik tüketim cihazlarýnýn da ithaline kýsýtlamalar getirilmiþtir. Raporda. 1950'li yýllarýn ikinci yarýsýnda Türkiyede yaþanan büyük dýþ ödemeler dengesizliði sonucunda. Milli Güvenlik Kurulu’nun verdiði görevle Ýkinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Planý’nýn ayný zamana isabet etmesi sonucunda Elektronik Sanayii raporundaki ana fikirlerin Kalkýnma Planýna girmesi saðlanmýþ oldu. sipariþ üzere yapýlan bazý ses düzenleri. Türkiye’de elektronik sanayiinin kurulup büyümesini desteklemenin gerekli olduðu.oradan da baþta Milli Güvenlik Kurulu olmak üzere ilgililere daðýtýlmýþtýr. PTT Genel Müdürlüðünde konu. kolay ve hýzlý sonuç alýnabilecek konular ele alýnmakla birlikte bütün analog transmisyon 209 . YENÝ CÝHAZLAR GELÝÞTÝRME YOLUNDA ÇALIÞMALAR PTT ARLA'da baþlangýçta nispeten basit. Türkiyede 1950'li yýllarýn öncesinde elektronik sanayi faaliyeti. VHF-SSB ve VHF-FM telsiz cihazlarýnýn küçük atölyelerde imalinden ibaret idi. o güne kadar yapýlan çalýþmalar ve toplanan bilgilerle birlikte PTT ARLA'ya aktarýlmýþtýr. 1964 yýlýnda çýkarýlan Montaj Sanayii Talimatý bu alanda bir düzenleme getirmiþtir. bir çok mallar gibi. sonra da. evvela Teknik Ýþler Daire Baþkanlýðýnda ele alýnmýþ. PTT ARLA konu ile ilgili raporunu 1967 yýlý Temmuz ayýnda bitirerek PTT Genel Müdürlüðü’ne teslim etmiþ. Kotalý ithal rejiminin baþlamasý ile ithali yasaklanan bu tür cihazlarýn eski ithalatçýlarý yarý sanayici rolünü üstlenerek bu cihazlarýn parçalarýný getirtmek suretiyle montajlarýnýn yapýlmasýný baþlatmýþlardýr. Buna ilaveten elektronik sanayiinin ayrý bir sektör olarak ilk defa ele alýndýðý Ýkinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Planý için kurulan Elektronik Sanayii Özel Ýhtisas Komisyonunda PTT ARLA önemli görevler üstlenmiþtir. dayanýklý tüketim mallarý üretiminin özel sektöre býrakýlmasýnýn uygun olacaðý. önceliðin telekomünikasyon cihazlarýna verilmesi þartý ile. özet olarak. profesyonel cihazlarda.

Zamanla. PTT ARLA'nýn ve onun devamý olan TELETAÞ'ýn etrafýnda bir yan sanayi halkasý oluþmuþtur. radyolink v. Yukarda sözü edilen fizik filtresi ve iki kanallý havai hat kuranportör sistemlerinin ilk üretimleri bu alanda yapýlmýþtýr.Yan sanayii tanýmak yanýnda onu desteklemek. malzemelerinin sipariþinde yardýmcý olmak. Haber denince öncelikle ele alýnan ses. sadece ar-ge yapmasý öngörülüyordu. her ürün ve üretim adýmý için yenileri elde edilmiþtir. Tahtakale’de kendisine ayrýlan yerin 600 metre kareye çýkarýlmasý ile küçük sayýda üretimin yapýlabileceði bir alana da sahip olunmuþtu. Bu baþlangýç ilerde iþler büyüyüp geniþlediðinde yerli katkýnýn en üst seviyede tutulmasýnýn saðlanmasýnda çok yardýmcý olmuþtur. transmisyon yollarýnýn ayný anda çok sayýda haber iletiminde kullanýlmasýný saðlayan her türlü çoklayýcý sistemler geliþtirmek idi.g. Buna telgrafý da eklemek gerekmiþtir. eþeksenli kablo. bazý baþka ülkelerdeki örnekleri gibi.analog çoklayýcý sistemlerinin bütün hiyerarþik kademelerinin geliþtirilmesi hedeflenmiþtir. Tahtakale’deki üretim sýrasýnda yapýlan asamblaj iþi ile ilgili ilk yöntem esaslarý da tespit edilmiþtir. bazen tedarik etmek bu alandaki uðraþlar arasýnda sayýlabilir. icabýnda yol göstermek hatta eðitmek. yani telefondu. bunlarla ilgili hesap yöntemleri. Amaç. Analog sistemlerde çok önemli bir yeri olan LC filtrelerinin geliþtirilmesi. simetrili kablo. 210 . devre sentezinin matematik temeli atýldýktan sonra geliþtirilen metotlardan yararlanarak geliþtirilmiþ ve o tarihte Türkiye’de bu alanda adeta bir mükemmeliyet merkezi haline gelinmiþtir. Bu sýrada büyük çapta yan sanayiden yararlanmak gerekiyor ve faydalanabilecek mevcut imkanlarý tanýmak iþin önemli bir bölümünü teþkil ediyordu. Evvela . Ancak ülkemizde geliþtirilen ürünlerin çoðaltýlmasý için sanayi tesisleri bulunmamasý dolayýsý ile bunlarýn üretiminin de PTT ARLA'da yapýlmasý yoluna gidilmiþtir. ÜRETÝM PTT Araþtýrma Laboratuarýnýn kurulmasý düþüncesinin ortaya atýldýðý sýralarda. Daha sonraki yýllarda bunlar geliþtirilmiþ.b. baþta havai hatlar olmak üzere.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I teçhizatýnýn geliþtirilmesi ile ilgili hazýrlýklar da sürdürülmekteydi.

Bina inþaatý 1971 yýlýnda tamamlandý ve bu senenin Haziranýnda PTT ARLA Tahtakale’den Ümraniye’ye taþýndý. YENÝ SÜREÇLER. Bununla ilgili olarak herhangi bir lisans. Tesellüm Depo ve PTT ARLA'nýn bina inþaatý ayný müteahhide verildi. Artan arazi parçasýna PTT Fabrikasýnýn ve PTT ARLA'nýn yerleþtirilmesi öngörülüyordu.000 metre kare kapalý alana sahipti. PTT Fabrikasý. PTT ARLA'nýn bu sýrada 44 çalýþaný bulunuyordu. Bunun yarýsý Netaþ’a tahsis edildi. Buna paralel olarak bir mekanik iþler atölyesi kurulmuþtur. Daha sonra o tarihlerde kullanýlmasý özellikle profesyonel cihazlarda giderek yaygýnlaþan kalýn film teknolojisinin öðrenilmesine baþlanmýþtýr. Bu iþlemin PTT ARLA tarafý plana girmediði için. Daha sonra TELETAÞ döneminde bu alan 60000 metrekareye kadar büyüyecektir. Kalýn film teknolojisi bileþen entegrasyonunun bir aþamasý mikroelektroniðin ilk adýmý olarak kabul edilmektedir. O tarihlerde kullanýlmasý giderek yaygýnlaþmakta ve özellikle profesyonel 211 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I YENÝ BÝNA PTT Genel Müdürlüðü Northern Electric ile ortak olarak Netaþ'ý kurmaya karar verince Ümraniye’de büyük bir arazi satýn aldý. Ýlk giriþim. Bu amaçla ÝTÜ'de kurulan kalýn film laboratuarýndan faydalanýldýðý gibi. Devlet Planlama Teþkilatýndan gizli olarak yapýlýyordu. PTT ARLA için yapýlan bina 6. ya da know-how anlaþmasý yapýlmamýþtýr. Sonuçta laboratuar çapýnda bir kalýn film atölyesine sahip olunmuþtur. UNIDO'dan saðlanan yardým ile bir eksperin kýsa süreli hizmetinden yararlanýlmýþ ve bazý teçhizatýn satýn alýnmasý da saðlanmýþtýr. Böylece 60'dan 600'e. oradan da 6. YENÝ ÜRÜNLER Yeni bina ihtiyaç duyulan bazý üretim süreçlerinin PTT ARLA'ya kazandýrýlmasýna imkan saðlýyordu. henüz Türkiyede bulunmayan baský devre üretim teknolojisinin kazanýlmasýný temin edecek olan tek ve iki yüzlü baský devrelerin imali için bir atölye kurmak olmuþtur.000 metre kareye ulaþan bir büyüme çizgisi izlenmekte idi. Geri kalan yarýsýnýn bir kýsmý PTT Tesellüm Depo Müdürlüðü için ayrýldý.

özellikle TELETAÞ döneminde. Daha sonra bu teknoloji TELETAÞ döneminde gerek lisansla üretilen.O sýralarda (yetmiþli yýllarýn ikinci yarýsý) Türkiye gene önemli bir dýþ ödeme güçlüðü içinde bulunuyordu. büyütülmesi yanýnda. Böylece. Ümraniye’deki yeni binasýna taþýndýktan sonra hemen bir radyo laboratuarý kurarak bu cihazlarýn geliþtirme çalýþmalarýna giriþilmiþtir. sahip olunan üretim süreçlerinin ve tekniklerinin iyileþtirilmesi. o tarihlerde Türkiye’nin ihtiyaç duyduðu transmisyon sistemlerinin çok önemli bir bölümü evvela PTT ARLA'nýn sonra da TELETAÞ'ýn özgün ürünleriyle karþýlanabilir duruma gelinmiþtir. AM ve FM telgraf frekans sistemleri geliþtirilmiþtir. Çeþitli sebeplerle bu giriþim beklenen zamanda baþarýlý sonuçlar vermemiþ. 212 . Bu cihazlardan transmisyonda sayýsallaþmaya geçilinceye kadar. Bu anlaþmanýn asýl faydasý bu münasebetle. 1978 yýlýnda yapýlan bir inceleme ve çalýþma sonunda analog radyo sistemleri için yapýlacak lisans anlaþmasý hususunda karar verildi ve PTT ARLA böylece ilk olarak özgün olmayan bir cihaz ailesini üretim yelpazesine dahil etmiþ oldu. PTT ARLA. önemli sayýda üretim yapýlmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I elektronik cihazlarda tercih edilmekte idi. daha sonra milli bütçeden ayný cihazlarýn tedarikine gerek duyularak bu cihazlarýn uzak mesafe þebekesindeki payý önemli boyutlara ulaþmýþtýr. yeni teknolojilerin de kazanýlmasý olmuþtur. gerekse özgün ürünlerde kullanýlmýþ ve kalýn film atölyesi fabrikanýn en meþgul birimi haline gelmiþtir. Tahtakale’de baþlayan yeni ürün geliþtirme çalýþmalarý Ümraniye’de de geniþleyerek sürdürülmüþ ve havai hat kuranportör sistemlerinin bütün çeþit ve kademeleri. ÝLK LÝSANS ANLAÞMASI PTT Genel Müdürlüðü Türkiye’nin Nato’ya girdiði 1954 yýlýna kadar uzak mesafe haberleþmesinde münhasýran çýplak havai hatlar kullanmýþtýr. analog mültipleks sistemlerinin simetrili kablo ve koaksiyal kablo için bütün hiyerarþik kademeleri. ince film gibi. Bu tarihten sonra analog radyolink sistemleri de Nato altyapý projelerinden yararlanarak ayný maksatla kullanýlmaya baþlamýþ. PTT'nin büyüyen ihtiyaçlarý karþýsýnda daha hýzlý bir çözüm bulmak amacý ile konu ile ilgili bir lisans anlaþmasýna gidilmiþtir.

uzak mesafeli baðlantýlarda otomatiðe geçiþin kolayca gerçekleþmesini saðlamýþtýr. PTT ARLA baþýndan beri Tübitak ile çeþitli konularda ilþki içinde bulunuyordu. çok olumlu sonuçlar verdi. Bu ilk modelden bir baþka imalat daha yapýlmadan sistemde önemli iyileþtirmeler ve deðiþiklikler yapýlmýþ cihazýn çok sayýda jenerasyonu geliþtirilmiþtir. Ýlk parti üretim 1981 sonu ile 1982 baþlarýnda bitirilerek Tahtakale-Erenköy santralleri arasýnda servise verildi. Analog sistemlerin (radyo ve mültipleks) en yüksek kapasiteli kademelerine kadar varan geliþtirme ve üretimi ile baþlayan uzak mesafe baðlantýlarýndaki zenginleþme . Bu baðlamda 30 kanallý bir PCM sisteminin geliþtirilmesi için yapýlan anlaþma. çeþitli sebeplerle beklenenden uzun sürmesi dýþýnda. zaman içinde her kademenin çeþitli jenerasyonlarý geliþtirilmek suretiyle elde edilmiþtir: Bu hiyerarþik cihaz ailesi sayýsal radyo sistemlerinin saðladýðý yollara uygulanmak suretiyle uzak mesafe haberleþmesinin sayýsal olarak iletiminde geniþ þekilde kullanýlmýþtýr. PTT ARLA ortaya çýkan ilk modeli üretilebilir ve kullanýlabilir hale getirmek için olaðanüstü gayret sarfetmek mecburiyetinde kaldý. Bu uygulamalar telefon santralleri arasýndaki baðlantý sayýsýnýn artýrýlmasý alanýnda yapýlýyordu. PCM sistemlerini öðrenmeye baþladý. Marmara Araþtýrma Enstitüsü Elektronik Ünitesinin kurulmasý ile bu iliþki iyice kuvvetlendi.sayýsal alanda PDH sistemleri ve sayýsal radyo sistemleri . Simetrili kablo üzerinde çalýþan ve santraller arasý baðlantýlarýn artýrýlmasý amacý ile kullanýlan bu ilk kademe cihazdan sonra bütün hiyerarþik kademeleri le PDH olarak isimlendirilen sistem ailesi. PTT Genel Müdürlüðü bir Ýtalyan firmasýndan satýn aldýðý ilk PCM sistemlerini Ýstanbulda bazý telefon santralleri arasýnda 1974 yýlýnda iþletmeye verdi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I SAYISAL SÝSTEMLERE GEÇÝÞ 1960'lý yýllarda bütün dünyada sayýsal transmisyon uygulamalarý baþlamýþtý. 213 .sonra da fiber optik kablolar ile devam ederek bu alandaki ihtiyacýn bütününü çözmüþ . PTT ARLA da konu ile önce akademik seviyede ilgilendi ve cihazlarýnda bazý lojik devre uygulamalarýna yer verdi. araþtýrma projelerinde iþ birliði ve sanayinin ihtiyaçlarýna yönlenme konularýna sirayet etti.

TELETAÞ uzun yýllar PTT ARLA'nýn çizgisinde yürümeye. 10 MHz bandýnda çalýþan 2-8 Mb/s hýzýnda iþaretler için kullanýlan sayýsal radyo sistemi vasýtasý ile Türkiyenin transmisyon ve anahtarlama cihazlarý ihtiyacýný büyük ölçüde özgün ürünler kullanarak karþýla214 . BÝTÝRÝRKEN PTT ARLA ve onun devamý olan TELETAÞ. TELETAÞIN KURULMASI PTT ARLA'nýn kurulmasýndan bir süre sonra ona bir anonim þirket statüsü kazandýrma yönünde çalýþmalar da yapýlmýþtý: Muhtelif tarihlerdeki giriþimlerden .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün artýk PDH sistemleri yeni yatýrýmlarda pek kullanýlmýyor.Doðal olarak bütün bu süre zarfýnda cihaz ailesi sürekli olarak geliþmeye ve iyileþtirmeye tabi tutulmuþtur. Bununla birlikte PTT ARLA . telefon makinalarý. TELETAÞ ismi ile bir anonim þirkete dönüþtürüldü. AM ve FM telgraf mültipleks sistemleri. Bunlarýn yerini geniþ bandlý transmisyon özelliklerine ekonomik çözüm getiren senkron sistemler hiyerarþisi almýþ bulunuyor. Nihayet. fiber optik kablolar için hat teçhizatý. Sezai Türkeþ-Fevzi Akkaya %13. büyümeye ve hizmet vermeye devam etmiþtir. PTT Biriktirme Yardým Sandýðý %26. PTT Genel Müdürlüðü’nün %49 hissesine karþýlýk.bir öncekinden bir adým ileriye gitmesine karþýn olumlu sonuç alýnamamýþtýr. Bu dönüþüm sýrasýnda PTT ARLA 620 personele sahipti. ihracat yapýlmýþ ve üretim lisansý satýlmýþtýr. ömürleri boyunca. bir çok üretim teknolojisini endüstriyel boyutlarda Türkiye’ye kazandýrmak baþarýsýný göstermiþlerdir. 1983 senesinin sonbaharýnda PTT ARLA. Diðer yandan geliþtirdikleri. geliþmeye.örnek bir iþbirliði sergilemesi yanýnda çok baþarýlý bir ticari geliþme göstermiþ.tarafýndan geliþtirilen bu sistemler yaklaþýk yirmi yýl geçerliliðini korumuþ . küçük þehir sayýsal telefon santralleri. Transmisyon cihazlarýndan oluþan PTT ARLA'dan devraldýðý repertuarýný zenginleþtirmekle birlikte yaptýðý lisans anlaþmasý ile ve lisansör firmayý da kendi içine alarak sayýsal santralleri de ürünleri arasýna katmýþtýr. Vakýflar Bankasý %10 ve Ray Sigorta %2 hisseye sahip idiler. analog ve sayýsal mültipleks sistemleri hiyerarþisi.daha sonra TELETAÞ .

hýzlý. bir ara ülkenin telekomünikasyon yatýrýmlarýnýn %20'den fazlasý yerli fikri mülkiyete sahip ürünlerle karþýlanýr seviyeye ulaþmýþtýr. PTT ARLA ve TELETAÞ'ýn ülkemizde sanayi þirketlerinin kendi ürün ve teknolojilerini kendileri geliþtiren bir þirket kimliðinde öncü rolü oynamalýdýr. teleks makinesi gibi cihazlarda eriþilen yerli içerik gayet yüksek deðerlerde bulunuyordu. infokomünikasyon ve bilgi teknolojileri sanayiindeki Türkiyenin zayýf durumu ile bunun iliþkisi vardýr. TELETAÞ ve diðerlerinin baþarýlarý ile Türkiye’deki haberleþme þebekesi yatýrýmlarýnda %20'lere ulaþan yerli fikri mülkiyet payýnýn bugün %3'ün de altýna düþmesi sorgulanmalýdýr. gene belki Türkiye’de ilk defa. bir kýsmýný böyle olmadýðý hususunda ikna giriþimleri dahi inandýrýcý olmamýþtýr. Oysa. Kuþkusuz. Bütün bunlar kadar önemli olan husus. sayýsal telefon santralleri. O dönemde bu model Türkiye’de o kadar yabancý idi ki konuya uzak kiþiler yukarda sayýlan özgün ürünlerin yabancý ortak tarafýndan getirildiðini zannetmiþler. özel ihtiyaçlarýn gerektirdiði özel çözümlerin kolaylýkla elde edilmesine olanak vermiþtir. Bugün ülkemizde de mal ve hizmet üreten þirketlerin rekabet gücüne sahip olabilmeleri için farklý ürünler geliþtirme yeteneðine sahip olmalarý gerçeði anlaþýlmaya baþlanmýþtýr. kuruluþlarýn teknolojiyi serbestçe izleyerek 215 . hýzlý bir þekilde büyümüþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I mak imkanýný saðlamýþlardýr. bir ara personel sayýsý 2400'e kadar yükselmiþtir. Ancak. yabancý ortak TELETAÞ'ýn kendi geliþtirdiði ya da PTT ARLA'dan tevarüs ettiði bu ürünlerden yýllarca. Bu suretle elde edilen katma deðer de gayet yüksek idi. önemli kar paylarý almýþtýr. 1965-1990 arasýnda uygulanan modelin devam etmesinin mümkün olamayacaðý açýktýr. Bu tablo ayný zamanda PTT'nin telekomünikasyon yatýrýmlarýný planlamasýna uygun.Ýlaveten lisansla imal edilen analog ve sayýsal radyo-link sistemleri. ucuz bir þekilde yapabilmesine olanak saðlamýþ. Öyle ki. Bu örnek zaman içinde baþka þirketlerin de benimsediði ve kopyaladýðý bir esas haline gelmiþtir. TELETAÞ. SON SÖZ YERÝNE PTT ARLA.

fikri mülkiyet haklarý ve bunlara dayalý sanayi bu müdahalelere karþý kendi kendini koruyabilen deðerlerdir.Bunlara Türkiyenin sahip olmasýný dünyada destekleyecek bir ülke bulmak mümkün deðildir. PTT Genel Müdürlüðü .Genel olarak hat filtresi ismi verilen bir gup filtreden birisidir. sýnýr aþan sulara ve hatta bor cevherine ve diðer stratejik doðal kaynaklara dýþardan müdahaleler olasýdýr. 6. Pulse code modulation 15. Oysa. Türkiye Teknoloji Geliþtirme Vakfý 2. Amplitüt modülasyonlu ve frekans modülasyonlu 14. Türk Elektronik Sanayicileri Derneði 3.Türk Telekomünikasyon A. Baský devre. dipnotlar 1. 18.Posta Ýþletmesi Genel Müdürlüðü olarak ikiye ayrýlmýþtýr. ince mekanik.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I geleceklerini saptamalarý ve devam eden süreçte gerekli transformasyona uðrama inisyatifleri adeta ellerinden alýnmýþtýr.Tick film technologie 13.Fizik filtresi hattan gelen kuranportör sistemi frekanslarýndan fizik konuþma frekanslarýný (300-3400 Hz) ayýran veya bunlarý birleþtirerek hatta uygulayan bir makas filtredir. 19. Petrole olduðu gibi. Bugünkü Marmara Araþtýrma Merkezi (MAM) 16.Deutsche Bundestpost . 5. Koaksiyal kablo 10. Kuranportör cihazlarý iki nokta arasýnda bulunan fiziki (çýplak havai hat. 21. 20. Printed circuit board 12. British Post Office . SDH.kablo) veya fiziki olmayan (elektromagnetik dalga) baðlantýlarýnýn ayný anda çok sayýda haberleþmede kullanýlmasýna olanak saðlayan cihaz grubuna verilen isimdir. kalýn film. 216 . 7. Kerkük-Musul petrolünün yýllýk gelirinin 20 milyar dolara ulaþabileceði tahmin ediliyor.Fransýz PTT Ýdaresi gibi: 8. Radyo-link:Ýki nokta arasýnda fiziki bir baðlantý olmaksýzýn elektromagnetik dalgalar vasýtasý ile irtibat saðlayan cihazlar. Yüz kiþiye düþen telefon sayýsý. Bu cihaz gerekli mültipleks cihazý ile akuple idi. 4. 9. Bugün bu oranýn maalesef %3'ün altýna düþtüðünü belirtmeliyim. Pseudo synchronous digital hierarchy 17. ve TC. demokratik bir ortamda bilgi birikimi. ince film. Mültipleks sistemleri 11. Bu itibarla Türkiye’nin kalkýnma politikalarýný böyle bir tabana dayandýrmasý gerekir.1994 yýlýnda .Þ.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I MTA'LI YILLARIM Doç. Dr. Sadrettin ALPAN Maden Yüksek Mühendisi .

Ayný yýl. Tüm bu kuruluþlarýn teknik ve bilimsel personel ihtiyacýný karþýlama görevi de MTA'ya verilir. insanlarýn medeni bir hayat yaþamalarý için yapýlan çeþitli sosyal ve eðitim reformlarýna ilave olarak. bulunan maden ve endüstriyel hammaddelerin iþletilip mamul madde üretilmesi için Etibank kurulur. metalurji. krom. jeofizik eðitimi yoktu. Elektrik enerjisi için gerekli etütleri yapmak için Elektrik Ýþleri Etüd Ýdaresi (EÝEÝ) Umum Müdürlüðü ve genel olarak Türkiye'de endüstri kuruluþlarýný baþlatmak için de Sümerbank gene ayný yýlda kurulurlar. Etibank. O zamanlar Türkiye'de sadece Yüksek Mühendis Mektebi ile Ýstanbul Üniversitesi vardý. Osmanlýlar döneminde ve Cumhuriyetimizin baþlangýcýnda Zonguldak kömür havzasýnda taþkömür iþletme ve üretiminde önemli bir geliþme ile bazý küçük altýn. petrol mühendisliði.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünyanýn bir çok yerinde uluslararasý toplantýlarda yaptýðým bütün konuþmalarýmda "Madenciliðin beþiði Anadolu'dur" diye söze baþlardým.000 müracaat arasýndan 20-30 öðrenci dýþ ülkelere gönderilirdi. Yüksek maden mühendisliði. Cihan Harbi'nden hemen önce ve harp sýrasýnda MTA. kurþun. 218 . MTA kurulur kurulmaz 1935 yýlýndan itibaren.000-3. çinko madenlerini bulmuþ ve deðerlendirmiþler. Hakikaten de 5000-6000 yýl evvel Anadolu'da yaþayan çok akýllý ve kabiliyetli insanlar demir. Bunlarýn bulunmasý için Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü'nün (MTA) kurulmasýna 1935 yýlýnda karar verilmiþtir. memleket çapýnda kalkýnmanýn temeli olarak endüstrileþmenin de þart olduðunu anlamýþlar ve ancak böyle dünyada saygýn bir ülke olacaðýna inanmýþlardýr. gerek o zamanki hükümet ve gerekse MTA'nýn ileri görüþlü ve cesur yöneticilerinin kararlarý neticesinde II. kurþun. Büyük Atatürk ve o zamanki Türkiye'nin ileri görüþlü yöneticileri. endüstriyel hammadde ve enerji teþkil eder. Jeoloji eðitimi sadece Ýstanbul Üniversitesi'nde mevcuttu. Türkiye'nin çaðdaþ ülkeler seviyesinde modernleþmesi. bortuzu madenlerinin üretimi yapýlmýþ ancak bütün bu taþkömürü ve madenler genellikle yabancý þirketler tarafýndan iþletilmiþtir. Sümerbank ve EÝEÝ ihtiyacý için her yýl 2. Endüstrileþmenin temelini de maden.

MTA'nýn ilk Genel Direktörleri Reþit GENCER. Avusturyalý ve Hollandalý jeologlar ve mühendisler ile Fransýz. 1944 yýlýnda Birmingham Üniversitesinde Maden Mühendisliði eðitimimize baþladýk. Özellikle yaz sýcaðýnda tepelerde çalýþýrken bayýlacak gibi oluyorduk. Daha sonra yedek subaylýðýmý tamamlayarak MTA'ya döndüm ve tekrar Üçköprü krom kamp þefi olarak Köyceðiz'e gönderildim. Ben ilk olarak Köyceðiz’deki Üçköprü Krom Arama Kampýna ve daha sonra Sarýyer altýn arama kampýna gönderildim. Ankara ile temas yoktu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1942 yýlýnda MTA adýna yurt dýþýna gitmek için açýlan devlet imtihanýný kazananlarýn arasýnda M. Daha ilk gün beni akrep soktu. Zeki DOÐAN. dikkatlice bakýnca kocaman bir yýlanýn dikilmiþ bana baktýðýný fark ettim. Benim çalýþmaya baþladýðým 1951 yýlýnda da çoðunlukla Alman. Ayný gece trenle Londra'ya gittik. Hamit Nafiz PAMÝR ve Hadi YENER'in ileri görüþle 1935 yýlýndan itibaren yabancý ülkelere gönderdikleri öðrenciler de 1940'larda dönmeye ve MTA'da çalýþmaya baþlamýþlardý. Bir müddet Kahire'de bekledik. nerede galeri yapýlacak ben karar veriyordum. harbin içinde yaþadýk. Prof. 219 . 1943 yýlýnda harp içerisinde MTA'nýn gönderdiði son gruplardan biri olarak Ýngiltere'ye gönderildik. Ýrlanda üzerinden bir kavis çizerek bir aylýk deniz seyahatinden sonra Glasgow'a geldik. Münir TANYELOÐLU. Cebelitarýk'tan sonra hemen hemen Amerika sahillerine yaklaþýp. Senih GÜREL ve ben vardýk. oradan arayan soran da olmuyordu. Akdeniz'de Alman uçaklarýnýn hücumuna uðradýk 70 kargo gemilik konvoydan ikisi Malta civarýnda battý. 1951 yýlýnda yurdumuza döndük ve MTA'da çalýþmaya baþladýk. hemen sýhhiye memuru geldi ve zehirlenmeye karþý getirdiðimiz iðnelerden bir tane yaptý. Ord. Tek mühendis bendim. Ýngiliz ve Ýtalyan jeologlarý çalýþýyordu. Mehmet Yusuf DÝZÝOÐLU. sonra Akdeniz'den geçen ilk konvoylardan biri ile yolumuza devam ettik. MTA'nýn ilk kuruluþ yýllarýnda Ýstanbul Üniversitesi'nden mezun bir kaç jeolog hariç tamamen yabancý jeolog ve maden mühendisleri çalýþýyordu. Burada çok zor þartlarda çalýþtýk. Zar zor uzaklaþtýk. Ertesi gün topallayarak yürürken güzergahta kalýn bir dal gördüm. Harbin en þiddetli zamanýnda Londra'nýn V1 pilotsuz uçak ve V2 roketatarlarla bombalanmasýný gördük. Yolculuk üç aydan fazla sürdü. Nerede sondaj yapýlacak. Buradaki çalýþmalar da geliþigüzel yapýlýyordu ve memnuniyetsizlikle geri döndüm.

koyunlarýn öldürüldüðünü. Hepsi de traþ olmuþ. Hamit Nafiz PAMÝR oldu. Yaptýðýmýz sondajlarda cevherleþme olduðu görülüyordu. galeri çalýþmalarýný sondaj neticelerini takip eder. O zaman karar verdim þayet bir gün MTA Genel Direktörü olursam. Dr. Yedi sondaj makinasý gece gündüz çalýþýyordu. Bu süre zarfýnda bir kez olsun Köyceðiz'e ve Fethiye'ye inmedim. çavuþ ve iþçileri ile gittik ve kampý kurduk. 50 yýl evvel bulduðum madeni bir daha görmek nasip olmadý. Üç aylýk evli iken ayrýldýðým evime 9 ay sonra yýlbaþýndan birkaç gün evvel döndüm.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Tüm zor koþullara raðmen her sabah traþ olur. 1954 yýlýnda MTA Genel Direktörü Prof. Çok maceralý bir yolculuktan sonra otellere ulaþabildik. Ne gelen var. Maden mühendisi Samim DÝBEKLÝ 3m. Halen çalýþmakta olan. Uludað'daki durumda Üçköprü gibi yýlan hikayesine dönmüþtü. gerek teknik ve gerekse ilim yönünden en ileri kuruluþ yapacaktým. bu kuruluþu gerek sosyal. Sonunda 100. O pazar günleri bize bayram gibi olurdu. oradan oraya koþturur dururdum. Hazýrlýklarý yapýp sondajý 220 . Yalnýz pazar günleri 3-4 yerde çalýþan bütün iþçilerin Üçköprü kamp merkezine gelmelerini isterdim. Herkes güler eðlenirdi. ne giden. yüksekliðindeki karý yararak yol açtý ve Üçköprü'ye sondör. geçen yýl iki iþçi donarak öldüðü için 1 Eylül'de yaðan kar büyük bir paniðe neden oldu. Daðýn tepesinden aþaðýdaki otellere gitmeye karar verdik. Gece gündüz 9 ay çalýþtýk. 1953 yýlýnda raporumu yazdým ve maden iþletilmek üzere ETÝBANK'a devredildi. Cumhurbaþkaný Celal BAYAR kendisini aramýþ ve Bursa Uludað'daki Wolfram/tungsten madeni aramalarýnýn sonuçlandýrýlmasýný istemiþ. çadýrlarýn yýkýldýðýný gördük.000 ton krom rezervini tespit ederek daha evvel 3 yýl çalýþýlýp netice alýnamayan Üçköprü aramalarýný tamamladýk. Onlara spor da yaptýrýrdým. Bir kaç gün sonra geri döndüðümüzde kampýn kurtlar tarafýndan basýldýðýný. Kimse inanmýyor. Buraya kamp þefi olarak atandým. Ben gelmeden önce. Ankara'ya telgraf çekerek madenin bulunduðunu ve kampý kapatacaðýmý bildirdim. iyi giyinmiþ gelirlerdi. Yýllar sonra benim o zaman yanýmda çalýþanlar iþçi sendikalarýný kurdular ve yöneticileri oldular.

tam bu sýrada Belediye Reisi de karþý kýyýya gelmiþti. 1954 yýlýnda raporunu hazýrladýðým bu maden de Etibank'a devredildi. Bizi býrakmýyorlar ve zorla dolaþtýrýyorlardý. Nafiz PAMÝR beni çaðýrdý ve "Derhal bugün Dr. Ereðlililer orada bir demir-çelik sanayi kurulabilmesi için demir cevheri olduðunu resmi olarak bildirmemizi istiyorlarmýþ. Su jeep içinde yükseliyordu. Suya girip jeepi itiyorlar ama nafile. burasý deðildi" diyerek bizi baþka yere götürüyordu ama orada da cevhere benzer bir þey olmuyordu. bir demir yataðý bulmuþlar onu görüp etüt edeceksiniz" talimatýný verdi. Sonunda biz biraz kendi baþýmýza etüt yapalým diyerek geldiðimiz Jeeple oradan kaçtýk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I tamamladýk ve böylece dünyanýn sayýlý büyüklükte Wolfram madeni bulunmuþ oldu. hemen etüt edilmesi gerekiyor" cevabýný aldým. Mandalara jeepi baðladýk ve hep birlikte itip arabayý kurtardýk. “Suya sür” dedim ama derenin içinde saplanarak kaldýk. Yalvar yakar olduk. Belediye Reisi ile görüþtük. arkada askerler var. Her seferinde rehber "Herhalde þaþýrdým. Biraz uðraþtýktan sonra aracý çalýþtýrdýk. Ona el sallayýp Ankara'ya döndük. tüm bunlarýn bir çelik tesisi için önemli bulunduðunu bu nedenle Ereðli'de 221 . Bize gösterdikleri numunelerin demir cevheri ile ilgisi yoktu. Dr. Alaplý deresine geldiðimizde yaðmurdan köprü yýkýlmýþtý ve sel aktýðýný gördük. Bu tesis daha sonra kapatýldý. O gece Ereðli'ye vardýk. sahilde bulunduðunu ve civarda bir de elektrik üretim santralinin mevcut olduðunu. Van Der KAADEN'ý alýp Zonguldak Ereðlisi'ne gideceksiniz. Þoföre hýzla Ankara'ya sür dedim. Ben bu mevsimin uygun olmadýðýný anlatmaya çalýþtýysam da "Bakan Samet AÐAOÐLU'nun talimatý. Ben cevher görmediðimizi ama Ereðli'nin Zonguldak Taþkömürü ve üretimine yakýn olduðunu. Ertesi sabah bir kýlavuz üç atla geldi ve daðda maden olduðu söylenen yere gittik. Eylül ayýnda Uludað'dan döndükten birkaç gün sonra Ekim ayýnýn baþýnda MTA Genel Direktörü H. KAADEN'in dizlerine kadar yükselmiþti. Meseleyi sonra anladýk. Bizim gideceðimiz tarafta bir kaðný belirdi. Baktýk. 1954 yýlýndan beri Uludað'ý ve bu tesisi görmek de nasip olmadý. 1954 yýlý benim için çok meþgul ve enteresan bir yýl oldu.

Tezimi verdim ve Türkiye'nin ilk maden mühendisi doçenti oldum. Zeki DOÐAN vardý. Prof. Mehmet Yusuf DÝZÝOÐLU ve Prof. 1960 yýlýnda ihtilalden sonra MTA Genel Direktörlüðü’ne tayin oldum. 1958 yýlýnda MTA Genel Direktör Yardýmcýsý oldum. Ayný yýl oðlum doðdu. Bir milyon dolar verilince Hükümet çok sevindi. Genel Direktör PAMÝR çok memnun oldu. Türkiye'deki bu amaçlý hemen hemen ilk tesis olacak bu kampýn kararýný Encümen Üyelere kabul ettirmek zor oldu ama sonunda gerçekleþti. Burada bulunan iki Fransýz’ýn bu konuda hiç bilgisi olmadýðý görülüp iþlerine son verildi ve bir kaç Türk jeolog göreve baþladý. Ekrem GÖKSU MTA'dan yeni gitmiþlerdi. Galip SAÐIROÐLU ve Prof. Dr. Prof. Ýki sayfalýk bir rapor yazdým ve Bakanlýða gönderildi. O sýrada uçakla maden arama (airborne survey) projesini hazýrlýyorduk. AID Amerikan Yardým Teþkilatýnýn Baþkaný ile görüþtüm. Dr. Prospektör kursu açtýk ve bu kurs yýllarca devam etti. 1957 yýlýnda uranyum aramalarýna baþlamak için Atom Þubesi’nin kurulmasý için beni bu þubenin müdürlüðüne tayin ettiler. 1954 yýlýnda ayný zamanda ÝTÜ'ye doçentlik için müracaat etmem istendi. beni çaðýrdýlar. Buradan çýkanlar çok baþarýlý çalýþmalar yaptýlar. Ama arazide çalýþabilecek eleman yoktu. 1960 yýlýnda Eskiþehir yolunda bugünkü MTA tesislerinin olduðu kýr arazide inþaatý baþlatmak için arazi almak üzere Encümeni toplantýya 222 . 1954-1958 arasýnda ÝTÜ'de part-time ders verdim. Projede benimle birlikte. M. Ayný zamanda Orta Doðu Teknik Üniversitesi Mütevelli Heyet Üyeliði ve Atom Enerjisi Komisyonu üyeliðine seçildim. O zamanlar bir milyon dolar çok önemli idi. Ýlk iþlerimden biri çalýþanlara sosyal yardým olarak Akçakoca dinlenme kampýný yaptýrmak oldu. Ankara o zamanlar evlerin bacalarýndan çýkan dumanla kaplý idi. Bu projenin gerçekleþmesi için Amerika'ya gittim. MTA'yý Ankara dýþýna temiz havaya çýkarmaya karar verdim. herhalde bana uður getirdi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çelik sanayiinin kurulmasýnýn uygun olacaðýný tavsiye eden kýsa bir rapor yazabileceðimi söyledim.

çok deðer223 . ikincisini ben. 1960 yýlýnda ODTÜ Mütevelli Heyeti Üyesi olur olmaz Maden bölümünün kurulmasýný teklif ettim. Ýlk bina Mimarlýk Fakültesi idi. su yok. Ben ODTÜ Mütevelli Heyeti toplantýsýnda ODTÜ'nün þimdi bugünkü bulunduðu yerde kurulmasýný teklif ettim. MTA'nýn ilk yýllarýndaki Ankara-Akköprü tesisleri Ayný zamanda 1960 yýlýnda ODTÜ için de bir yer aranýyordu. son küreði de Kemal KURDAÞ attý. dað baþý zor olur. Bu teklif kabul gördü. ODTÜ þeker fabrikasýnda kurulsun diye görüþler vardý. Temele önce bir çuval bozuk para döküldü. Bu bölüm de kuruldu. Birleþmiþ Milletler Teþkilatý bir milyon USD'lýk bir alet yardýmý yapacakmýþ fakat üniversitenin bu aletleri koyacak bir yerinin olmasýný istemiþ. arsa alýndý ve inþaat baþladý. Ama 20 yýl sonra bu yeni yerin muhtemelen þehirin ortasýnda kalacaðýný anlatýnca ikna oldular. MTA ve ODTÜ'nün inþaatlarýna ayný zamanda baþlandý. Ýnþaat bürosunun kurulmasýna karar verildi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çaðýrdým.” dediler. Ardýndan ilk kürek çimentoyu Cumhurbaþkaný Cemal GÜRSEL. elektrik. Ýnþaat yerinin ODTÜ üyelerinden mimar Orhan ALSAÇ tarafýndan tespit edilmesini önerdim. “Orasý þehir dýþý. Daha sonra Kemal KURDAÞ Rektör olarak seçildi ve inþaatlara baþlandý. O sýrada Ankara'da þeker fabrikasý inþa ediliyordu. Üyeler.

Türkiye'de ilk defa yeraltýndan tabii buharý çýkarmak suretiyle jeotermal enerjiden istifade etmek için çalýþmalar MTA'da 1960'lý yýllarda baþlamýþ ve 1968 yýlýnda Denizli civarýnda Kýzýldere'de kuyularý açýp tabii buharý çýkarmýþtýr. Dr. baþarýlý birçok eleman yetiþti. Mustafa ULUÖZ'ün talebi üzerine burada da Maden Bölümünün kurulmasýný destekledik. Yaptýðýmýz protokol ile MTA'nýn Hacettepe Üniversitesi Maden Bölümü'nün kurulmasýna 10 yýl süre ile yardým ve nezaret etmesi kararlaþtýrýldý. Yine 1960'larýn sonuna doðru ÝTÜ. Kabul ettik ve öðretim üyelerinin çoðu MTA'dan temin edildi. Jeoloji diplomasý verdikleri takdirde mezunlarýný MTA'ya alabileceðimizi bildirdim. cevher zenginleþtirmeci yetiþmeye baþlandý. Ýhsan DOÐRAMACI ve Hacettepe Üniversitesi yöneticileri ile yaptýðýmýz görüþmeler neticesinde bir Maden Bölümünün açýlmasýna karar verildi. 19401950'lerden beri gelen Ýstanbul Üniversitesi mezunlarýna eklenmeye baþlayýnca MTA'da güçlendi. Böylece 1960'larýn baþýnda ÝTÜ. bir güneþ ve rüzgar enerji merkezi kurmuþ. böylece memleketimizde güneþ enerjisi araþtýrma çalýþmalarýna öncülük etmiþtir. maden mühendisi. 1965'lerden sonra ODTÜ. Enerji kaynaklarý olarak petrol ve kömüre ilave. 1968 yýlýnda da Ýzmir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. 1970'li yýllarýn baþýnda Marmaris'te MTA. Ankara Üniversitesi Senatosu kabul etti ve 1960'larýn sonlarýnda bu üniversitenin joloji mezunlarý MTA'da çalýþmaya baþladýlar. 1970'lerin baþýnda Ýzmir. Maalesef ben MTA'dan ayrýldýktan sonra bu merkezin kapatýldýðýný öðrendim ve böylece güneþ enerjisinden yararlanmada gecikmiþ olduk. 224 . 1960'larýn baþýnda Ankara Üniversitesi Zooloji/Botanik diplomasý veriyordu ve mezunlarýnýn MTA'ya alýnmasýný arzu ediyorlardý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I li. Gerek memleketimizde ve gerekse dýþarýda çok önemli ve baþarýlý iþler yaptýlar. Trabzon'da Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde jeoloji bölümü kurmak için MTA'dan destek istedi. Trabzon ve Ankara'daki üniversitelerin mezunlarý. 1967-1968 yýllarýnda Prof. Bir yerbilimci ordusu faaliyete geçmiþti artýk ve MTA'nýn kuruluþundan ancak 35 yýl sonra teknik eleman ihtiyacýný karþýlamýþ oldu. jeofizikçi. Kendi üniversitelerimizden jeolog.

Altan NECÝOÐLU yönetiminde Sismik I denize açýldý. 1974 1950'li yýllarda maden mühendisleri bir arazi çalýþmasýnda. Ciddi 225 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1970'li yýllarýn önemli bir anýsý elbette Yunanistan'a “Ege'de biz de varýz” demek için Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklýðý'nýn (TPAO) bir sismik etüd yapmasý konusunda alýnan karardý. Norveçli firma önce kabul etmiþ sonra vazgeçmiþti. Sýrrý KAVLAKOÐLU. MTA'dan Doç. ya satýn alýnmasý. çok deðerli jeofizik ekibini aldý ve Ýstanbul Ýstinye tersanesinin yanýnda bir eve yerleþti. Altan NECÝOÐLU'nun denetiminde bu cihazlar imal edildi ve gemiye takýldý. ya da kendimizin bir sismik gemi yapmasý þýklarý üzerinde duruldu. söküldü. Gemiyi kendimizin yapmasý konusunda TPAO çekimser kaldý ve biz talip olduk. Deðiþik bakanlýklarýn temsilcileri ile yapýlan toplantýda ya yabancý bir geminin kiralanmasý. Bunun için önce TPAO bir Norveç Sismik Etüd gemisi kiralamak istemiþ. Dr. yeni baþtan tersanenin çok becerikli gemi mühendisleri ve iþçileri tarafýndan MTA jeofizik ekibinin nezaretinde kýsa zamanda tamamlandý. Diðer taraftan Amerika'da bir þirkete gemiye yerleþtirilecek sismik cihazlarýn sipariþi yapýldý. Hora gemisi alýndý. yýlýnda Jeofizik Þube Müdürü Sýrrý KAVLAKOÐLU'nu bu iþle görevlendirdim. Kiralýk bir gemi bulunamadý. Kabul gördü. Ýyi bir kaptan ve gemi personeli bulundu. Böylece MTA Sismik I doðdu. satýn alýnmasý ise pahalý görüldü.

makina ve cihazlar. harita matbaa ve baský makinalarý saðlanmýþtýr. petrol. Kuruluþundan beri baþarýlý çalýþmalar yapan MTA'nýn daha baþarýlý olmasý. sondaj makinalarý. kurþun/çinko. MTA Sismik I ile etüt yapmaya baþladýktan sonra bir de sondaj gemisi yapmak üzere Sondaj Þubesi Müdürü Alaattin HAMAMCIOÐLU baþkanlýðýnda hazýrlýklar yapýldý fakat bu projeden sonra vazgeçildi. Böylece üniversitelerimizde yetiþen yerbilimciler kendilerine temin edilen modern alet. Bulunan ve rezervleri tespit edilen maden. bor tuzu sanayi ile. bütün bakanlýklar ve özel kuruluþlar tarafýndan kullanýlýyor. bakýr. mermer. jeotermal enerji etütlerini karada. seramik. modern teknolojiyi uygulayan bilimsel ve çaðdaþ bir kuruluþ olmasý için MTA'nýn yeni tesisleri yapýlmýþ. havadan uçakla ve off-shore denizde yaparak çok önemli neticeler almýþlardýr. ben MTA'dan ayrýlýnca Alman Hükümeti projeyi durdurdu. laboratuar. endüstriyel hammadde. enerji kaynaklarýna (kömür. petrol) dayalý sanayi MTA'nýn bulduðu maden. 1960 yýlýnda MTA'ya Genel Direktör olunca 1953 yýlýnda Muðla Üçköprü krom kampýnda düþündüklerimi yapma imkaný kazandým. kömür ve petrol sayesinde kurulmuþtur. bulduðu madenler. demir. endüstriyel hammadde ve kömürlerin yalnýz listesi sayfalar dolusudur. uranyum. Laboratuarlarda.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I etütler yapýldý. endüstriyel hammaddeler ve enerji kaynaklarý yeni endüstrilerin kurulmasýný saðlayýp iþ sahasý açýyor ve memleketimizin sosyal ve ekonomik geliþmesinin temelini teþkil ediyordu. krom. cihaz ve makinalarla gerek merkezde ve gerekse arazide hýzlý ve verimli çalýþmalar yaparak maden. Halen mevcut çimento. bu sayede ülkemizde off-shore sismik etüd de baþlamýþ oldu. kömür. hammadde ve cevher zenginleþtirmesi ve deðerlendirmesi hususunda araþtýrmalar yaparak kurulacak endüstrinin projelerinin hazýrlanmasýnda öncülük ediyordu. Müzeye bir de planatoryum yapýlmasý için Alman Hükümeti ile anlaþtým. 1968 yýlýnda MTA Tabiat Tarihi müzesini kurduk. alüminyum. endüstriyel hammadde. cevher zenginleþtirme ve jeofizik aletleri. Bununla genç öðrencilerin yerbilimine ilgisini çekmek istedik ve baþarýlý olduk. MTA'nýn yaptýðý jeolojik haritalar. 226 . lüzumlu modern alet.

daha yeraltýna inmedik. büyük maden yataklarý vardýr. Prof. jeofizik ve maden mühendisleri bundan sonra derinlerde zengin yeraltý servetimizi. cihaz ve malzeme parkýnýn zayýflamasýna. daha yapýlacak çok iþ var. Ben ve bizim neslimiz gerek MTA ve diðer kamu/özel kuruluþlarda ve gerekse üniversitelerde zevkle çalýþtýk. kanununun deðiþtirilmesi neticesinde yetenekli teknik personelin daðýlmasýna. Son olarak. Bugün. Nafiz PAMÝR ve Hadi YENER ile petrolün bulunmasýný saðlayan Ýhsan Ruhi BERENT'i saygý ile anarým. Türkiye'de bundan sonra büyük maden yataklarý bulunmaz diye görüþler iþitiyorum. Gençler. Yeraltýnda önemli. memleketimizin hayrýna yaptýðýnýz hiç bir þeyden korkmayýn. Ýnançla ve bilinçle çalýþýldýðýnda baþarý gelir. Reþit GENCER. bu görüþler tamamen yanlýþtýr. 227 . MTA Genel Direktörlüðü'nün kurulmasýnda büyük hizmetleri geçen ilk Genel Direktörler. Genç yerbilimciler jeoloji. maden potansiyelimiz büyüktür. H. laboratuar. daha büyük denecek birçok maden yataklarý bulunacaktýr. jeofizik ve sondaj makina. Daha madenciliðin baþlangýcýndayýz. mali gücün azalmasý ile çalýþma kapasitesinin azalmasýna neden olmuþ ve neticede maden arama gücü de azalmýþ ve sýnýrlý kalmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Düþünce ve rüyalarýmýn hakikatleþmesinde benimle birlikte çalýþan mesai arkadaþlarýma ve bütün MTA'lýlara teþekkür ederim. MTA'nýn isminin deðiþtirilmesi ile beraber bütçenin kýsýtlanmasý. madenciliðin temelini attýk. A. maden ve enerji kaynaklarýmýzý baþarý ile bulacak. baþlangýcýný yaptýk. üretecek ve deðerlendirecektir.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 228 .

TMMOB yayýn organlarýndan 'TEKNOKRAT' dergisinin Nisan 1986 sayýsýndan alýnmýþtýr. .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I A. REÞÝT GENCER’LE SÖYLEÞÝ* *Bu söyleþi.

1891 yýlýnda Ýstanbul'da doðdu.. MTA'nýn ilk.R.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kýsa Özgeçmiþ A. Evli ve çocuðu bulunmayan Reþit Gencer Ýngilizce ve Fransýzca biliyor. Mühendishane-i Berr-i Hümayun'un ilk mezunu olan babasý Osman Vehbî Bey'in görevi nedeniyle Beyrut ve Þam'da geçti. benden yaþlý ve eski mezun Damat Kenan Bey. Daha sonra babasýnýn 1903 yýlýnda Selanik'e Nafýa Müdürü olarak tayin edilmesi üzerine. Þu anda en yaþlý maden mühendisi sýfatýný taþýyan Gencer. Ama yine de ilk maden mühendisi o deðil. sonra da Sadrazamlýða 230 . ETÝBANK'ýn ikinci Genel Müdürlüðünü yaptý. Belçika'nýn Mons Kentinde Poly Technique'in Maden Bölümü'nden 1914'te mezun olup Türkiye'ye döndü. Paris'ten mezun olmuþ. ilkokulu orada bitirdi. Birincisi.Belçika'da Mons'taki Poly Technique'in maden bölümünden mezun olup Türkiye'ye döndüðümde üç maden mühendisi ile karþýlaþtým. Çocukluðunun ilk günleri. Bundan yaklaþýk 130 yýl kadar önce yaþamýþ Ethem Paþa varmýþ.Okulunuzu bitirip Türkiye'ye geldiðinizde. Orta öðretim için Belçika'ya giderek. dönmüþ ve çeþitli yerlerde memurluk yapmýþ. uzun yýllar burada kaldý. sizden baþka maden mühendisi var mýydý? A. T..Reþit Gencer.G.ilk o.

Siz maden mühendisisiniz diye çaðýrýp “Kömür bulun bir yerlerden” demiþler. Tanýdýðý sevk iþlerine bakan dostu Enver 231 . Akþam babama. oraya gönderiyorlar. Ben Brüksel'de 15 yaþýnda yatýlý olarak liseye baþladým. yol. döndüm. Orada konsolos dostlarý vardý. yoksa devlet mi sizi göndermiþti? A. Subay. devlet göndermedi. benden 8-10 yaþ büyüktür. Bizi Hatay ve Ýskenderun'da yol ve köprü yapýlacakmýþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kadar yükselmiþ.R.G.Evet. sizin bir askerlik anýnýz olduðunu duyduk. Bir gün dersteyiz.Kendi isteðinizle mi bu mesleði seçip yurt dýþýnda okumaya gittiniz. hemen gidip verdiði adrese baþvurmamýzý istedi.G. Birinci Harp çýktý. Bir iki kiþi el kaldýrdýk. Ýstanbul'da çeþitli müzeleri yapan Ressam Osman Hamdi Bey vardýr. Bir de Behçet Bey vardý. Neyse. 5 sene okudum orada ve mezun oldum. Belçika'da lisede çok iyi arkadaþlarým olmuþtu.Yani tamamen tesadüfi bir seçim oldu. Konsolos. Onun oðlu. ne olacak bu iþ?" dedim.Efendim. "Bizim memlekette çok iyi bir lise var. Donanmanýn kömürü bitmiþ. öyle mi? O yýllardaki anýlarýnýzdan biraz söz eder misiniz? A. T. Bir gün Belçika Konsolosuyla konuþurken benden bahsetmiþ ve iyi bir tahsil yapmam konusunda tavsiyelerini rica etmiþ.. bir subay girdi içeri ve "Ýçinizde mühendis olan var mý?" diye sordu.. ikincisi gene Paris'ten mezun Abdullah Hüsrev Bey ki sonradan MTA'da bana muavinlik yapmýþtýr.. O da Berlin'den mezundu.. öyle. oraya gönder" demiþ. T. "Yahu baba ben maden mühendisiyim. hem yüksek mektebe de hazýrlýyor.R.R. Hadi ben de onlardan ayrýlmayayým dedim.Hayýr. Celal Sait Bey. A. 5-6 sene evvel öldü. ben Belçika'dan döndüðümde üç kiþi vardý.Evet. Onun oðlu da maden mühendisiymiþ. köprü ne anlarým. gittim.G. birisi biraz evvel bahsettiðim Damat Kenan Bey. Bunlardan birkaç tanesi beraberce maden mektebine gitmek istiyorlardý. T. Babam 1903'te Selanik Nafýa Müdürüydü. Elektrik mühendisi olmak isterdim aklýmca.

R.Vardý..G. iþimizi görüyordu. Burada iþ olur kanaatine vardýk ve rapor verdik. Birkaç tane daha kömür ve linyit madenleri açýlmýþtý. kapitülasyonlar da var... O sýrada da Ruslar Boðazlarý kapamýþlar.Nasýl almýþ bu Ýngiliz iþletme ruhsatýný? A. T. lokomotifli dekoviller vardý. günde 750 ton kömür çýkarttýk.Askeri istihkâm taburu vardý. Oranýn kömürü kahverengimtraktýr. Osman paþa'da bir linyit madeni vardý. Harbin sonuna kadar burada kömür çýkardým. çalýþmaya baþladýk. T. hep bizim çýkardýðýmýz kömürle beslendiler. Askeri fabrikalar.G.G. O tekrar iþlet232 . Zonguldak'tan kömür gelemiyor.O sýralarda Türkiye'de Zonguldak Havzasýnýn dýþýnda madencilik faaliyetleri var mýydý? A.Kazma kürekle mi çýkartýyordunuz kömürü? A. Kaðýthane'den Aðaçlý'ya dekovil hattý vardý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Paþa'nýn oðlu vardý. nihayet Karadeniz Aðaçlý'da bir maden bulduk. Bana da "Madem öyle maden mühendisisin.Almýþ iþte. T. onlarla taþýrdýk. Ýstiklal Harbi biter bitmez Balya'ya gittim.R. Kömürü madenden dýþarýya taþýmak için tahtadan derviller yaptýk.Neyle taþýrdýnýz çýkardýðýnýz kömürü? A. Çýktýk yola. Pattersan diye bir Ýngiliz'in elindeydi o maden. Bursa Bandýrma'da G. Bir de Balya'da kurþun madeni vardý. Resimlerini biz çizdik. T. Sonradan müdürlüðünü yapmýþtým. bari kömür ara" dediler. donanmanýn kömürü yok. üstten balyozla vurulurdu ve damar çatlatýlýrdý. Esasen askerler baþlamýþlardý orada çalýþmaya. Bu dediðim maden arabasýdýr.G.. öyle toplanýrdý. Yalnýz birkaç iþçi vardý.R.R. Fethiye taraflarýnda krom madeni vardý. oduna benzer. Savaþ sýrasýnda bütün personeli yabancýydý. gidip ona durumu anlatmýþ. Tekerlek filan döktüler Ýstanbul'da.Kazma iþlemezdi. isteyen istediði ruhsatý alýrdý. kaçmýþlar. epey bir yer dolaþtýktan sonra. askeri fabrikada yapýldý. Ucu sivri çelik kamalar vardý. Beykoz Kaðýthane vs. Gayri Müslimlerden bir iþçi grubu verdiler bize.

. O zaman Sanayi Bakanlýðý'nýn yerine Ýktisat Bakanlýðý vardý. Vekalet madenleri iþletmek için bu arada bir kanun yapýyor. oraya müdür oldu.Zonguldak'taki Maden Teknik Okulu ne zaman kurulmuþtu? A. bakýr. 2 yýl Osmanlý Bankasý'nda çalýþtým.G. Balya'ya gelen yeni yabancý grup. Balya Karaaydýn Madenleri Þirketi Fransa'ya cevher satardý.. 1932 sonuna kadar oradaydým. Bir sene kadar Havzayý Fehmiye Umum Müdürlüðü yaptým. Bana da "Siz çok yoruldunuz ama.R. T.R. Orada da. Meclis üyeliðine girer misiniz?" dediler. önce olur dedim ama. Bakan da Celal Bayar idi. sonradan meslekten kopunca yavaþ yavaþ sýkýlmaya baþladým. mühendis olarak gittim ve 1923'te göreve baþladým. O þirket de müþkül duruma düþtü. madenler hususunda ayrý bir teþkilatlanmaya gitmek üzere baþka ülkelerdeki uygulamalarý inceleyin ve kanununu hazýr233 .. Memurluða baþlamýþtým. ticari açýdan çok þey öðrenmiþtim.G. Ankara'ya gittim ve görev talep ettim. tuttu kendi elemanlarýný getirdi. T. 1928'de genel müdür ve murahhas aza oldum.Balya iþletmeye kondu iþte. Bana haber yolladý. çinko fiyatlarý düþtü. 1933 yýlýydý ve þirketin merkezi Ýstanbul'daydý. Ankara'ya çaðrýldým. faydasý oldu. Adam arýyorlardý iþletmek için. babamýn da arkadaþýydý.Atatürk döneminde madencilik faaliyetleri geliþti mi? Bu yönde bir çalýþma oldu mu? A. Sermayesi Fransýz’dý. Atatürk'ün arkadaþlarýndan bir subay. zarar etmeye baþladýlar ve þirketi daha güçlü bir gruba devretmek zorunda kaldýlar. ufak bir miktar alýyordu ton baþýna. Ondan evvel zafere kadar..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I meye konmak istedi.R. Sümerbank filan kuruldu. O yýllarda meþhur dünya bunalýmý vardý.G. T.Ben Balya'da çalýþýrken kurulmuþ. 1927'de baþmühendis. çok da hizmet ettiniz. Fransýz þirketi olduðu halde bir Türk'ü baþa getirmiþlerdi.O zamanlar þimdilerde olan devlet hakký diye bir kavram var mýydý? A.Evet. Devlet de o zaman sanayileþme hamlesine giriþmiþti. Kurþun. Beni ve bir arkadaþý görevlendirdiler.

G.Yanýlmýyorsak Etibank ve MTA iki ayrý kuruluþ deðillermiþ..MTA nasýl çalýþýyordu? Hangi esasa göre arama yapýlýyordu? A.G..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I layýn dediler. 234 .Evet. belli bir hisse alýyordu karþýlýðýnda.Abdullah Hüsrev benim muavinimdi.R. O gün o iki projeyi yaptýk ve yine ayný gün Meclis'ten geçerek kabul edildi. kendi iþletiyor tabii. Bakan. þirket vs. Onlarda devlet kendi arýyor. þimdi birini seç ve genel müdür ol" dedi. ben de Meclis'in locasýndan izliyordum oturumu.R.G.. Zonguldak Maden Teknik Okulu'ndan mezun 2-3 tane maden mühendisi vardý. A.. teknik eleman durumu nasýldý? A. çalýþtýk ve 1935'te MTA. Peki Etibank'a kimi verdiler? A. Vekil. tehlikeli olur" dedi ve ayýrmamýzý söyledi.G. "Ýþte oldu bu iþ. Adnan Demirci geçenlerde öldü.R. kabul edilip vekiller daðýlmaya baþladý. Necdet Egeran vardý. o vardý.R.G. Muazzam bir teþkilatlarý vardý.Böylece MTA'nýn ilk genel müdürü oldunuz.R.Hangi ülkeleri incelemiþtiniz? A. "Politik amaçlý kullanýlabilir.. T. Etibank kuruldu. önce arayacak. sermaye olarak hisse alýyordu. Fransa'ya göndermiþtim MTA'da çalýþtýðý sýralarda ve jeoloji eðitimi görmüþtü bir yýl süreyle. Celal Bayar ile birlikte 25 kiþilik heyet ile Rusya'ya gittik ve inceledik. personel durumu.Etibank'a Ýlhami Nafiz Pamir genel müdür oldu. sonra bir mali kuruluþla anlaþarak iþletecekti. T. T. T. Bakanlýða verdiðimiz projede ayný örgütlenmeydi. Bakan bizde yürümez ayýrýn dedi ya. Ben de "Maden Arama'yý istiyorum" dedim.Aramalarda belli bir masraf yapýyor ve daha sonra anlaþtýðý banka.MTA'nýn kuruluþ yýllarýnda bütçesi. T. Hiç unutmam. Oturduk.Rusla’rýnkini incelemiþtik.. Apart olarak.

O zamanlar MTA'da meclis baþkanýydý. 6 sene evvel öldü o da.. iki tane apartman tutmuþtuk.Kömür aramalarý nasýldý peki? A. biz yaptýk.MTA'yý geniþletmek için ne yaptýnýz? A.R.Büyük sondaj makinalarýmýz vardý. Kömür iþletmeleri daha sonra kurulunca Etibank'tan oraya devir oldu. Bu hocalar Türkiye'ye bu âdeti soktular ve 4 Aralýk Madenciler Günü olarak bizde de kutlanmaya baþladý ondan sonra. T. Orada da laboratuarlar vardý. Etüdünü bitirip. Ýlk defa Raman'da petrol sondajý yaptýk. o iyice yarým bir teþebbüstü. o zamanlar bilinir miydi? A. tabii þimdiki gibi muazzam deðildi. ilk etüt ettirip Etibank'a devrettiðimiz maden ise krom idi.G.Evet. Etibank'a devrettik. Benden sonra devir oldu ama..G.. Biraz ilerde de ikinci bir bina vardý.4-5 sene içerisinde epeyce ilerlettik ama. onu da Etibank'a devrettik. Ergani bakýr hiç iþletilmemiþti. ilk Zonguldak'taki mektep açýldýðý vakit. iki katlý. Teþkilatý ile olduðu gibi duruyordu. 235 . Tunçbilek linyitleri ilk benim. çok alim bir adamdý. Sonra Ruslardan geri alýnan Ardahan'da kuvarsam bakýr madeni vardý. T. Biri 4 katlýydý.Evet. Þimdi biliyorsunuz sadece metal iþletmeciliði yapýyor.R. gelen profesörlerin çoðu Belçikalý’ydý..G.Saint Barbara hakkýnda bir bilginiz var mýydý.R. MTA'ya da Hadi Yener getirildi..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I T. Yine Ruslar zamanýnda Murgul bakýr vardý. Almanya ekolündendir. Sonra Ergani madenleri vardý. aramalarýmdýr benim zamanýmda ortaya çýkarýldý. devrettik. hikayesini bilirim. A. T.R.Kütahya. Beni yaptýlar.Hangi yöntemlerle arama yapýyordunuz? Sondaj makinalarýnýz var mýydý? Ýlk etüdünüzü hangi bölgede yaptýnýz? A.Daha sonra Etibank'a genel müdür oldunuz.R.G.. vekil deðiþti ve Etibank Umum Müdürü'nün yeni vekille yýldýzý barýþmadý. kira ile oturuyorduk.G. T.

. 236 . Ticari fikir olmalý insanda...R.Evet. orasý ile meþguldür.R. Doða ile tek baþýnýza mücadele etmeye mecbursunuz.Madencilik açýsýndan yok. Tabii bu bir natur meselesi.G.Madenci olduðunuza memnun musunuz? Elektrik mühendisi olmak istiyorum demiþtiniz. bunlarý yapabilmek için de mücadeleci olmalý. Çünkü madencilikte ben en önemli olaylarda rol oynadým.. Fransýzlar sanat anlamýna gelen "art" derler hatta.. Bir maden mühendisi makinadan. çok yönlü deðildir kýsacasý. çok memnunum.Bu kadar uzun madencilik yaþamý ve çalýþma alaný içinde yapmayý düþünüp de yapamadýðýnýz bir þey oldu mu? A... Bir elektrik mühendisi santraldedir. Maden mühendisliði çok geniþ çapta bir mühendisliktir. inþaattan. ketum olmalý.G.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I T. Mesleki açýdan tatmin oldum. A.. Belki birçoklarý gibi zengin olamadým. olamaz. T. týptan anlamaya mecburdur.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful