Mühendislik Mimarlýk Öyküleri I

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

ISBN 975-395-755-6 Kapak Tasarýmý ve Sayfa Düzeni: Emrah Durak Baský Kozan Ofset 0 312 3842003 Baský Tarihi Nisan 2004 Türk Mühendis ve Mimar Odalarý Birliði Atatürk Bul. No: 131 Kat: 9 Bakanlýklar-ANKARA Tel: (0312) 418 12 75 Faks: (0312) 417 48 24 Web: http:// www.tmmob.org.tr E-posta: tmmob@tmmob.org.tr

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

ÝÇÝNDEKÝLER
Önsöz Sunuþ Kemal Saatçioðlu ile Söyleþi Fabrikalar Kuran Fabrika Kardemir ve Türkiye Cumhuriyeti Demir-Çelik Öyküsü Mahmut Kiper Ýlk Feneri Yakanlar Nadir Avþaroðlu Yeþil Çay Yapraðýnda Demli Çay Bardaðýna Bir Baþarý Öyküsü Baki Remzi SUÝÇMEZ Devrim Otomobili Hikayeleri Ýsmet Özkan-Aydýn Engin Türkiye’nin Yaþadýðý Hýzlý Kentleþmenin Öyküsünü Kurmanýn Seçeneklerinden Biri Ýlhan Tekeli Celalettin Uzer’le Söyleþi Uçak Fabrikalarý Nasýl Kapatýldý? M.Bahattin ADIGÜZEL Atatürk Orman Çiftliði Reþat Ünal Bir Rüzgara Karþý Toplu Konut Öyküsü Þevki Vanlý Cumhuriyetin Ýlk Dönemlerinde Yüksek Mühendis Mektebi ve Dökümcülük Anýlarým Burhan OÐUZ PTT Arla ve Teletaþ’ýn Öyküsü Dr. Fikret Yücel MTA'lý Yýllarým Doç. Dr. Sadrettin ALPAN A. Reþit Gencer’le Söyleþi 5 7 11

19 43 63 89

119 135 141 155 173

187 203 217 229

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

5 . ayný zamanda kalkýnma tarihimizden kesitler de göreceksiniz. yapmanýn yerine yýkmanýn. Mühendislerin ve mimarlarýn sýnýrlý olanaklarla yarattýklarý. kalkýnma. öyküleri yaratanlara vefa borcunun ödenmesinin ötesinde bir amacý daha var: O da "mühendislik-mimarlýk þimdi nasýl bir yerde" sorusunun yanýtlarýný aramak. "Ýlk feneri yakan" maden mühendisleri emekçilerin geleceðe giden yoluna ýþýk tutuyor. inançlý mühendislerin umutlarýnýn nasýl tüketildiðinin ifadesi. ulaþýlmayacak yol olmadýðýný gösteriyorlar. bu amaçlara ulaþmak için çabalarý sürüyor. Her gün zevkle yudumladýðýmýz çayýn bardaðýmýza gelene kadar ne badireler atlattýðý anlatýlýyor. Bilimle toplumun buluþturulmasýna tanýklýk ediyor bu öyküler. çaðýn gerisinde kalmýþ teknoloji þartlarý içerisinde kalkýnmak için. sanayileþme. hakça paylaþma hedefleri. mühendislerimizin ve mimarlarýmýzýn geçmiþteki serüvenine tanýklýk etmekle kalmayacak. Devrim Otomobilinin öyküsünün kendisi baþlý baþýna önemli bir mühendislik giriþiminin ne tür engellemelerle karþýlaþtýðýnýn. halka hizmet için mücadele eden mühendisler ve mimarlar bugün ne yapabiliyorlar? Mesleklerini toplum yararýna ne ölçüde kullanabiliyorlar? Baþarý öykülerinin temelini oluþturan irade bugün ne kadar geçerli? Baþarýnýn yerine duraðanlýðýn. Bu derlemenin. Kýsýtlý olanaklar. Emperyalist sistemin ülkemiz için öngördüðü. toplumun ihtiyaçlarýný bilimsel bilgiyi kullanarak karþýlama misyonlarý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ÖNSÖZ "Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I" adlý kitabýmýzdaki öyküleri okurken. Atatürk Orman Çiftliðinin kuruluþu ve geçmiþi terkedilmiþ bir alanda umudun yeþertilebileceðinin kanýtý. yaratmaya çalýþtýklarý bir dünya var bu kitapta… Cide yolunu yapanlar mesleðimizin bir çözüm sanatý olduðunu. coþkunun yerine umutsuzluðun geçirilmeye çalýþýlmasýnýn arkasýnda hangi ekonomik ve siyasi koþullar yer alýyor? Mühendislerin ve mimarlarýn. Demir-çeliðin öyküsü mühendislik tarihine kendisi kadar saðlam bir yapý taþý býrakýyor. hatta ülkemize dayattýðý role karþýn yer yer baþarýlar elde ediliyor. maddi sýkýntýlar.

bütün çalýþanlarla ortaklaþtýrabilelim. kalkýnma. Yeter ki. bilimi ve teknolojiyi halkýmýzýn hizmetine sunabilmeleri için görülen ortamlar yaratabilelim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Mühendisler. Daha fazla. bize uygun bulunan ucuz iþgücüne ve doðal ve kültürel varlýklarýmýzýn kuralsýz ve sýnýrsýz tüketimine dayalý rekabet anlayýþý yerine. bu çalýþmayý planlayýp bize kazandýran Mahmut Kiper'e. bu anlayýþa uygun yatýrýmlar yapabilelim. Yeter ki sayýlarý 500 bine yaklaþan. hakça paylaþým için siyasi bir irade oluþturabilelim. teknoloji ve yenilenme politikalarý temelinde sanayileþme. araþtýrmanýn. daha güncel baþarýnýn öyküsünü yazmaya ve yayýnlamaya devam edeceðimiz günlere olan özlemimizle. artýk ulusal bilim. Yeter ki. iþletmenin coþkusunu yaþamaya özlem duyuyorlar. kitabý yayýna hazýrlayanlara Yönetim Kurulumuz adýna teþekkür ediyorum. mimarlar ve þehir plancýlarý. Yaptýklarýndan daha fazlasýný yapmaya hazýrlar. bilimi ve teknolojiyi toplum yararýna kullanma anlayýþýný egemen kýlabilelim. Yeter ki bu amaçlarla sürdürdüðümüz mücadelemizi yükseltebilelim. yapmanýn. umudumuzla ve kararlýlýðýmýzla. tasarlamanýn. Kaya Güvenç Yönetim Kurulu Baþkaný 6 . Yeter ki. bize bu öyküleri yayýnlama olanaðýný veren meslektaþlarýmýza. her yýl mezun olanlarýn sayýsý 25 bini bulan meslektaþlarýmýzýn.

yaptýklarý. Tabii. Buna örnek esintilere de yer verilmiþtir. Türkiye'de gerek sektörlerin oluþumu. Bu kitaba çoðunun ýsmarlama. o koþullarda yapýlanlarýn bilinmesi. ayný zamanda Türkiye Cumhuriyeti'ni anlamlandýran. Bu öykü kitabý ile amaçlananlardan biri. Türkiye Cumhuriyeti döneminde gerçekleþtirilmiþ ve önemli baþarýlar içeren sektörlerin oluþumunu. bir diðeri. Özellikle son çeyrekte üretimin iyice geri plana itilmesi ile artýk kimse yapýlan baþarýlý uygulamalarý gündeme getirmemektedir. yýlýnda. geliþtiren mühendis ve mimarlarýn. Bu öykülerden kimi. baþarýlý uygulamalarý hatýrlatmak ya da bilinmesini saðlamak. bir kýsmýnýn da eski yayýnlardan alýntý 7 . nedeni ne olursa olsun kazanýlmýþ yetenek ve kültürü red edercesine baþarýsýz mühendislik-mimarlýk uygulamalarý da ülkemizin çokça görülen gerçeklerindendir. kimi. hem moral olarak hem de geliþimde üretimin ne denli gerekli olduðunun gösterilmesi bakýmýndan büyük önem taþýmaktadýr. Bu kitapta. baþlangýcýndan beri de böyle bir hedef hiç olmadý. çalýþtýrdýklarý ile sadece TMMOB'yi deðil. üretimde mühendisinmimarýn öneminin anlaþýlmasýný saðlamak ve çalýþmalarda yer almýþ meslektaþlarýmýzý anarak belki de gecikmiþ bir vefa borcunu bir nebze ödemek. ülke mühendislik-mimarlýk yeteneðinin ve birikiminin anlaþýlabilmesini saðlayacak tüm mozaikleri birarada bulabilmek mümkün deðildir. sonuncusu da ne zorluklarla kurulanlarýn ne kadar kolay yýkýlýp satýldýðýný ya da yok edildiðini göstermektir. kurduklarý. Bu baþarýlara imza atanlarýn çoðu TMMOB üyeleridir. ismini hepimizin yakýndan bildiði sanayi kuruluþlarýnýn kurulmasýný ve geliþimini. daha geniþ bir ifadeyle mühendisliðin ve mimarlýðýn bazý öyküleri bu kitapta toplandý. kimi de iz býrakmýþ bazý mühendislerin ve mimarlarýn kendilerini ya da yarattýklarýný anlatýyor. Oysa o gün.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I SUNUÞ TMMOB'nin kuruluþunun 50. gerek fabrikalarýn kurulmasý ve gerekse bu iþletmelerde yapýlan uygulamalar ve bir çok planlamalar büyük mühendislik ve mimarlýk baþarýlarý içermektedir.

Bunlar. ülkenin zengin mühendislik-mimarlýk öykü hazinesinin gün ýþýðýna çýkarýlmasý için ilk giriþim olarak 'Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri-I' baþlýðý ile yayýnlandý. konuyu bilsin bilmesin herkesin anlayabileceði hikayemsi bir dille kaleme alýnan ya da daha önce yapýlan söyleþilerden alýntýlanan öyküler yer alýyor. bir aðýr sanayi iþletmesini 1930'larýn sonunda hafriyatýný kazma-kürekle. mimar ya da plancýlarýn hakkýný teslim etmek mümkün olacaktýr. geliþtiren. hatta son kuþaðýn muhtemelen doðal karþýladýðý yýkan. Ancak gene de. neredeyse toplu iðne üretmeden otomobil üretimine soyunan ve muhtemelen bir kýsmý otomobil kullanmayý bile bilmeyen 23 mühendisi ile o günün en ileri teknolojilerini içeren otomobili 129 günde tamamlayan bir ülkede yaþýyoruz. satýldýðýný da çok gördük.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I þeklinde temin edildiði bir mühendislik-mimarlýk öyküleri denemesi denebilir sadece. Zaten. bozan. çalýþtýran. yaptýklarý ile övünmeyen. Ancak tüm bu geliþme potansiyeline raðmen büyük emeklerle kurulanlarýn iki dakikada yýkýldýðýný. bazý öykülerin bugün artýk neredeyse kanýksadýðýmýz. topraklarýn tahliyesini merkep katarlarý ile yaparak 2. pek çoðu sessizce göçüp gitti. yapan. tam tersine anonimleþtiren insanlar Cumhuriyetin saðlam tuðlalarýný ördü. Bu nedenle mühendislik-mimarlýk baþarý ya da baþarýsýzlýklarý öykülerin içine gömülmüþ durumdadýr. mühendis. Anlatýlanlar kimi zaman masallardaki olaðanüstülükleri çaðrýþtýrýyor.5 yýlda iþletmeye alan. bunlarýn bazýlarýný öne çýkarma fýrsatý bulduk. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda neredeyse en küçük bir sanayi tesisi olmadan uçak fabrikasý deneyimini yaþayan. Buna uygun olarak. masallardan baþka nerede olur ki? Görev bilinciyle öne çýkmayý yadýrgayan. bu kitapta. Ancak bazý uygulama veya sonuçlara bakarak. paylaþan üretim modellerine doðru ufak umut yolculuklarýna sebep olacaðýný umuyoruz. kuran. Umarýz serinin devamý gelir. Bu kitapla. birilerine peþkeþ çeken para modellerinin bize yaþattýðý usanmýþlýk ve umarsýzlýk girdaplarýndan. teknik detaylardan uzak. tasarlayan. Onlar 8 .

Kendilerinden habersiz hikayelerini daha önceki yayýnlardan derlediðimiz. memleketin ýþýklarýna nasýl bakýlmasý gerektiðini bir de öykülerle anlatalým istedik. ülkemizin ilk aðýr sanayi tesisi Karabük Demir Çelik Fabrikalarý'nýn inþaatýnda iþe baþlayan ve bu tesiste üretimde aralýksýz 45 yýl çalýþan Hakký Usta herkese. Ýyi bakmazsan kör eder adamý. köylülerden sanayi iþçisi yaratmak buna güzel bir örnektir. geleceðe de umutla bakmamýzý saðlayan geçmiþimizin en deðerli miraslarý olarak bakmalý ve onlara sahip çýkmalýyýz. Öykülerini bu kitapta bizlerle paylaþan tüm yazarlara teþekkür ediyoruz. sanayi yaratarak. 'Divriði madeniyle Zonguldak kömürü buluþmuþ. O ýþýktýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bunu çoktan hak etmiþlerdi. tüm yetenek ve kazanýmlara raðmen bugünkü kötü durumun sebepleri kuþkusuz daha iyi anlaþýlacak ve anlatýlacaktýr. Aydýn Engin'in yaptýðý söyleþide þöyle diyor. Mühendis ve mimarlarýn merkezinde olduðu öyküler sadece teknik içerikleri ile deðil. Çünkü..' Ne demek istediðimizi. O öykülere. Bu tür anýlasý insanlarýmýz ve mühendislik-mimarlýk öykülerimiz pek çok. Karabük'te düðün dernek kurulmuþ. Öyküleri çoðalttýkça. sanayinin koþullarýnda sürekli iyileþtirmeyi ve üretkenliði artýrarak toplumsal deðiþim projelerinde aktif hatta öncü rol almak vardýr. Türkiye sanayi ve teknoloji tarihinde. Erimiþ cevhere bakmasýný bileceksin. memleketin ýþýðý. bugün gelinen noktadaki geliþmemiþ ve yetersiz görüntünün aksine pek çok ilk ve yenilik görmek mümkündür. 9 . O cevherin ýþýðýný bilir misin sen? 1200 derecede erimiþ demir cevheri bir ýþýk saçar efendi. bir çoðu artýk aramýzda olmayan mühendis-mimarýmýzý saygýyla anýyoruz. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda. üretime ve üretim tesislerine nasýl bakýlmasý gerektiðine iliþkin galiba en güzel dersi veriyor. Yoksa kör olursun. Ne demek istediðimi anlýyonmu sen?. akýyor potaya. ergimiþ metalin ýþýðý ile özdeþleþtirerek. Bu dönüþüm projesinde. bunun yanýnda saðladýklarý toplumsal ve tarihsel etkileri ile de deðerlendirilmelidir. mühendisliðin tanýmýnda zaten. cevher erimiþ.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu kitabýn peþinden birçok öyküyle bu serinin devam edeceði ümidiyle. Mahmut Kiper Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri-I Kitabý Koordinatörü 10 . Türkiye mühendislik-mimarlýk ve plancýlýk tarihinin geliþimine katkýda bulunan tüm meslekdaþlarýmýza þükranlarýmýzý sunuyoruz.

.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kemal Saatçioðlu ile Söyleþi “60 YILLIK MÜHENDÝSLE KONUÞTUM”* Söyleþiyi Yapan: Aydýn Nisari * Bu söyleþi. TMMOB yayýn organlarýndan “Mühendislik-Mimarlýk” gazetesinin18 Temmuz 1957 tarihli sayýsýndan alýnmýþtýr.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Umumi Katip Þükrü Er. Son hanýmýndan doðan çocuklarý ise henüz küçük. Y. 7 Çocuk Babasý Ýki defa evlenmiþ. hem de bir partinin baþkaný. . ikisi yüksek mühendis. tanýdýðým yaþlý kimselerle kýyaslayarak doðru bir sonuç çýkarmaya çalýþtým: .. Birliði ziyaret etmiþ bulunan bir zatý göstererek sordu. Müh.. hem belediye reisi. 12 . biri baþmüfettiþ.Beyefendiyi kaç yaþýnda tahmin edersin? Dikkatle baktým. kýzlarýndan biri de hem doktor. Uzun bir ömrün tatlý meyveleri. düþündüm. Kemal Saatçýoðlu'nun nüfus tezkeresi deðil. fakat dinlediðimiz zaman 83 yýllýk bir ömrün dile geldiðini anlýyoruz. Meðer çok yanýlmýþým. Çocuklarýndan ikisi profesör. Hendese-i Mülkiye Mektebinden aldýðý diploma 60 yaþýnda! Gözümüz aldanýyor.60 yaþýnda olsalar gerek. 7 çocuðu var.

dünkü mühendisle þimdiki meslektaþlarýmý þöyle kýyasladý: . 1929 da Giresun Baþmühendisi iken kendi isteði ile emekliye ayrýlmýþ. Tayyare henüz icat edilmemiþti. her branþýn dersini birlikte okuyarak mezun olurduk. betonarmeyi doðrudan doðruya mucidinin. Eðer dakikada 400 devir yapacak bir makina icat edilebilirse. Makina diye yalnýz buhar makinalarýný gördük. o zamanki adý Hüdavendigâr olan Bursa'ya Baþmühendis Muavini olarak tayin edilmiþ. Halen. uçmanýn mümkün olacaðý söylenirdi. Cemal Paþa'ya Ait Bir Hatýra Birinci Cihan Harbi içerisine Suriye'de öbüründen ayýrmak için "Büyük" diye anýlan Cemal Paþa’nýn icraatý o devri anlatan kitaplarýn ve aðýzlarýn önemli konularýndandýr. þevk ve iradesi…. elektrik bahsinde ise sâdece bir postane kurabilecek bilgiyi aldýk. inþaatçýsý." O zaman betonarme de okumamýþlar. ilk Vazife Kemâl Saatçýoðlu mektebi bitirdikten sonra. Bitmeyen bir çalýþma azmi. Biz. þimdiki Mühendis mekteplerinin idaresi. Bölge Ýnþaat ve Proje Servisinde gündelikle çalýþýyor. tahsili ve yetiþtirdikleri arasýnda mukayese imkânsýzdýr. Cemal Paþanýn þahsiyet ve hüviyeti ile kendisinin ve devrinin otorite telakkisini açýklayan aþaðýdaki fýkra. Ama yine de durmamýþ. emekli olarak da yurdun hizmetinde ve mesleðinin gösterdiði istikamette gayretler sarf etmiþ.. Eski tahsilin þimdikine göre pek iptidai kalacaðý kanaatindeyim. Daha sonra hiç durmadan vazifeden vazifeye koþmuþ. güzel bir espriyi de kucaklamaktadýr: 13 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünle Bugünün Mukayesesi Kemâl Saatçýoðlu."Tophanenin Maliye’ye borcunu ödemek için Topçu Mektebi’nin yanýnda ve Topçu Mektebi hocalarýnýn idaresinde kurulan okulda gördüðümüz tahsille. Enebik'in kitaplarýndan öðrenmiþler. sucusu filân hep bizden çýkardý. imar bakýmýndan dünle bugün arasýndaki farký hayranlýkla belirttikten sonra. fakat. adetâ hezarfen yetiþecekmiþiz gibi. DSÝ 2.

“Cemal Paþanýn bir sorusu üzerine evvelce bahsi geçen kanal ve setin tamirine baþlandýðýný ve baþýnda senin bulunduðunu söyledim. yok. Bilirsin. ona göre davran" dedi. Rýza Paþa’yý yalancý çýkaramazdým." Rýza Paþa Rikabi'nin alet edavatý temin edebileceðini söylemesi üzerine Cemal Paþa bana "Yarýn gider bunlarý Hüsnü Paþa’ya temin ettirirsiniz" emirini verdi. geliþigüzel saydým. Huzura Rýza Paþa ile birlikte çýktýk. bizim Kemal Saatçýoðlu! Kemal Bey gülümseyen bir yüzle bir hatýrasýný þöyle anlattý. Karargahýn önünde Belediye Reisi bekliyordu. 5 kilometre gittikten sonra ne göreyim? 30 metre yükseklikte 50 metre boyunda 2 tünel arasýnda üzerinden kanal geçen bir duvar yýkýlmýþ ve Nehri Tura kanalýný da doldurmuþ. birbirlerini vahþiyane þekilde kýrýp geçiren insanlýðý yola getirmek kararýný veren peygamberlerin kendi ümmetleri içerisine inmeleri söz konusu olurken. Cemal Paþa beni istiyormuþ. Ayný gecenin yarýsý evime yeni dönmüþ ve henüz soyunmuþken kapýya bir otomobil geldi. 200 asker. Paþa Hazretleri" dedim. Hüsnü Paþa’ya gittim. ama yanlýþ bir hareketimi de hayatýmla ödeyeceðimi biliyordum. Sakýn beni yalancý çýkarma." Ne diyeyim. "Bir haftada bitirmek için ne lazýmsa söyle. .Ümmetimin arasýna inemem. yeryüzüne inmemek için Hazreti Muhammed'in gösterdiði bahane þudur. 50 laðýmcý. saat 9:30'da tekrar gelip 12'ye kadar vazifeye devam ediyorduk. Cemal Paþa asar! Ýþte bu Cemal Paþa’nýn hakim olduðu Þam Vilayeti Belediyesi’nin Heyeti Fenniye Reisi. sonunda kurþun var”. Nehri Yezid Rivarý yýkýlmýþ. Öðleden 14 . Nehri Tura Kanalýný da týkadýðý için karargaha ve kýþlalara su gitmiyormuþ. Durumu kýsaca izah ederek. yarýn gidip bakacak ve ne lazýmsa derhal yapacaksýn. Karargahtaki kanalýn içerisine girerek yürümeye baþladým. Bu yorucu mesai arasýnda bir gün. . "Ýnþallah bir ayda. Belediye Reisi Rýza Paþa Rikabi beni çaðýrarak "Cemal Paþa telefon etti. Arabým ben. Bu iþin o günün imkanlarýyla iki ayda bitirilmesi bile zor. Çýkarken de "Bir hafta içerisinde bitiremediðin takdirde vallahi seni asarým. Paþa emretti.Belediyede akþam saat 8'e kadar çalýþtýktan sonra. Cemal Paþa bana sordu “Ýþi kaç günde bitirip bize su verebileceksin?” Bir anda þaþýrdým. Cemal Paþa hiddetlendi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Birinci Cihan Harbi’nin en kýzgýn günlerinde. "40 kilo dinamit." dedi.

böyle de. Cide yolunun yapýlmasýný isteriz" demiþler. onlar da "Meyhanecileri istemeyiz. Ertesi gün. öyle de ölüm. Ata Beye “Çýk bakalým dedi.Mektepli misin. bu söz üzerine bana dönerek. yanýnda Rýza Paþa ile Mýsýr Baþmühendisi Maisner Paþa’nýn muavini Mühendis Ata Bey’le birlikte kanala geldiler. alaylý mý? 15 .Seni affettim. kendilerinden ürkmüþ olduðu halký memnun etmek için. Baþmühendis Nadir Bey beni Nazým Paþa’ya takdim ettiði zaman Paþa sordu. . Düþündüm. iyisi mi gidip Cemal Paþa’ya iþin içyüzünü anlatayým. vurursa kader. iþi ele alarak. arzularýný sormuþ. Nezaretten gelen istikþaf mühendisleri "Kibert Þirketi. elden ne gelir? Düþündüðüm gibi de yaptým. "Bir ayda". dedin". ümit ederim ki bir ayda iþi bitirecek. ama iþin bitmesi için kendisinden 460 altýn harcamaktan kurtulamamýþ. buraya tayin edilir edilmez Vilayetin ileri gelenlerini toplayarak. Nazým Paþa. diðer taraftan da Cide yolunun yapýlmasý konusunda çalýþmalara baþlamýþ. Aþaðý inince Ata Bey "Paþam dedi." Paþa. Kemal Bey iþe iyi baþlamýþ. . bu iþ ne kadar günde bitirilebilir?" Merdivenlerden çýkarken Ata Bey yavaþça sordu: "Kaç günde mümkündür. Cide Yolu Ýstikþafý Kosova'dan sonra Kastamonu'ya tayin edilen Kemal Saatçýoðlu. Ayaklarýna kapanarak aðlamaya baþladým… Kemal Bey böylece asýlmaktan kurtulmuþ. Paþa. dedi. bir taraftan meyhanecileri Cide'ye sürerken. . Cemal Paþa. bu yolun haritasýný yapmadýkça orada istikþaf imkansýzdýr" yollu baþtan savýcý bir cevapla geldikleri yere dönmüþler ki benim bundan ve daha evvel verilmiþ bulunan 16 rapordan haberim yok. orada Cide yolu istikþafý dolayýsýyla baþýndan geçen dikkate deðer bir vakayý da þöyle anlattý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I sonra gelecekmiþ.Kastamonu Valisi Yeniþehirli Nazým Paþa.

gören köylüler jandarmaya. . dedi. 50 lira avans aldým ve Kastamonu'ya geliþimin dördüncü günü Daday’a gittim. . Elimde istikþaf paftasý. Ýþte tam bu günlerde.Nireye götürüyon donguzu? Diyorlar. dedim. onu karþýlayýp. Daday’la Cide arasý.Nasýl. . . Daday'dan istikþafa baþladým. köþesinde pusula.Mektepliyim.8 sene Paþa Hazretleri.Paþam.Ya binek? Yaya gideceðimi haber verince adamcaðýzýn yüzünde þaþkýnlýðýn çizgileri belirdi.Sen Cide yolunu yapabilir misin? "Hay hay" cevabýný verince de: .O halde yer de var. tekrar sordu. suvari jandarma arkada. Kaymakama. 16 . Ailemi yerleþtirdim. ben mühendisim Paþam.Otur bakalým þuraya. Ertesi gün yola çýktýk. para var mý? . Yapýlmasý istenilen yol. Köylü jandarmaya koþtu.Mezuniyetine kaç sene oldu? . diye soruyarlar. efendim. bir jandarma ve bir mekkareden ibaret ihtiyacýmý bildirince sordu. Ben yaya önde. daha evvel bahsettiðim gibi meyhaneciler Cide'ye sevkediliyorlarmýþ.Var . sen bu yeri görmeden nasýl yaparým diye söz veriyorsun? . sonra da bana dönüp. ayaðýma podametre asýlý. omzumda altimetrik. elbetteki yaparým bu yolu. ýraký satan mý? 8 kilometre sonra bir köye indik. .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I . Beni yukarýdan aþaðý þöyle bir süzdükten sonra.

Filan dedikten sonra. . Köylü boynunu büktü. hatýralarý var ama biz bunlarý yayýnlarken.Akþamlar hayýrlý olsun çorbacý “dediler. tabiidir ki. Kemal Bey. . Ancak bunu giydikten sonradýr ki yolda görenler. gelsin.Hoþ geldin baþefendi. merhaba. Jandarma hiddetlendi. hemen eve haber yollayýp. Demeye baþlamýþlar. gazetemizin hacmini göz önünde tutmak zorundayýz… 17 .Ülen. bakmýþ ki nereye gitse gayri Müslim veya meyhaneci sanýlacak. bu mühendis.Ne bilek. Hatýrasý. bana da.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I . Müslüman. . maaþýna 150 kuruþ zam almýþ! 60 sene mühendislik yapan ve 83 yýl yaþamýþ bulunan Kemal Saatçýoðlu'nun biri birinden enteresan daha pek çok hatýrasý var. mektepte 7'nci sýnýfta giyindiði kýrmýzý þeritli ceketini istemiþ. .Merhaba çavuþaða kolay. Kemal Saatçýoðlu 22 günde Cide yolunun haritasýný ve 3 ay sonra da en müþkül bölgede 24 kilometrelik tesviyeyi turabiye yaptýrmaya muvaffak olunca. kýsa don giyiyo da.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 18 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I FABRÝKALAR KURAN FABRÝKA KARDEMÝR VE TÜRKÝYE CUMHURÝYETÝ DEMÝR-ÇELÝK ÖYKÜSÜ Mahmut Kiper Metalurji Mühendisi .

1820'lerde sanayi devrimine girmeye çalýþmýþtýr. Þanbaþoðlu. Osmanlý Ýmparatorluðu -gerçi elde bir vesika yok ama. önce makina mühendisliði eðitimine baþlamýþ. kendisi hiç çalýþmamýþ olmasýna raðmen. Söyleþide Þanbaþoðlu. S. o müstemlekeyi kat kat telafi edecek durumdadýr. Ýngiltere'nin davetinin sebebi Türkiye'yi harbe sokmak için iliþkileri geliþtirmekti. "Memlekete gereklidir" diyerek Aachen'de metalurji eðitimi görmüþ. Türkiye'nin sýnaî geliþiminde sürekli izler býrakmýþ ve bu satýrlarda anlatýlacak olan demir-çelik öyküsünün -inanýlmaz güçlü hafýzasýyla en ince detaylarýna kadar. Osmanlý Ýmparatorluðu'nun son dönemlerinden baþlayarak bu öyküyü þöyle aktarmýþtý : "Endüstri devrimine yol açan temel unsur olan çeliðin kütle halinde imalatýný gerçekleþtirmiþ olan Ýngiltere'nin Baþbakaný kaybettikleri Amerikan müstemlekesi için demiþtir ki. gözlemci ve tanýk olarak yer almýþ. Fabrikayý gezdikten sonra enteresan bir þey göstere20 . 1930'larýn baþlarýnda baþlayan demir-çelik seferberliðinin her aþamasýnda nefer. çeliðin kitle halinde imali çok önemli bir olaydýr. Þanbaþoðlu'nun çok önemli bir yeri vardýr. Þöyle bir hatýramý müsaade ederseniz arz etmek isterim : 1942-43 senesinde.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 20 Ekim 1992 tarihinde TMMOB Metalurji Mühendisleri Odasý'nda yapýlan Akþam Söyleþisi'nin konusu "Türkiye'nin Demir-Çelik Öyküsü". ülke sanayisinin temel taþlarýný oluþturan kuruluþlarýný ülkemizin saðlam tuðlalarý olarak sessizce ören ve yine sessizce göçüp giden bir mühendisi idi. lider. ama daha sonra. Ayný zamanda..' Evet. KARDEMÝR öyküsünde de. tüm olumsuzluk ve yokluklara raðmen. Askeri Fabrikalar Genel Müdürü Baþkanlýðý'ndaki bir heyetle harp içerisinde Ýngiltere'ye gittik. Cumhuriyetin o dönemlerdeki insanlarýnda görülen özelliklerinden olan üstün devlet ve görev bilinciyle. Türkiye demir-çelik öyküsünde KARDEMÝR'in (Karabük Demir Çelik Ýþletmeleri). 'Biz bir müstemleke kaybettik ama öyle bir sanayi üretimi meydana getirdik ki. konuþmacýsý ise -Atatürk'ün yurtdýþýna gönderdiði diðer öðrencilerle birlikte 1926'da Ankara Garý'ndan bizzat uðurladýðý..bu günlere taþýnmasýný saðlamýþ bir üstadýmýzdý..ülkemizin ilk Metalurji Yüksek Mühendisi Selahattin Þanbaþoðlu idi.

. Ve Türkiye Cumhuriyeti teþekkül ettiði vakit. Ýlk kurulan tesisler beþer tonluk biri bazik. 100 milyon liralýk tahsisatýn 5 sene zarfýnda sarf edilmesi üzerine bir kanun çýkarýlmýþ ve ona istinaden 21 . Sonra gidip aradým. Mütareke ile birlikte hepsi kapandý. Siemens-Martin ocaðýndan dökülen çelik haddeleme suretiyle deðil. fevkalade bakýmlý. ama kaybolmuþtu. hem de bir haddehane bulunmaktadýr. Yani. Bu savaþta hem çelikhane. diðeri de asidik Siemens-Martin ocaklarýdýr. bu tersane kurulmuþtur ve içinde hem demirhane. Abdülaziz'in zamanýnda Osmanlý Donanmasý'nýn geliþmesi arzu edilmiþ olduðu için. Bu durum aþaðý yukarý Birinci Cihan Harbi'ne kadar devam etti. harap oldu. Zeytinburnu'nda haddehane yoktu. hem imalathaneler ve diðer tüm fabrikalar var güçleriyle çalýþtýlar. Mezarýn üzerinde: 'Ýstanbul'dan buraya staj için gelip 28 yaþýnda ölen Ýbrahim……'in mezarýdýr. Ýmalat-ý Harbiye'nin mazisinden bahseden bir kitap görmüþtüm.' yazýyor.. Fabrikanýn büyük yeþil bahçesinin bir yerinde. dövülme suretiyle þekil alýrdý. Osmanlý'da kütle halinde çelik üretimi evvela Camialtý Tersanesi ile baþlamýþtýr... çýrak okulunun mürekkep ihtiyacý dahil tüm ihtiyaçlarý da bu tesiste yapýlýyordu. Tarih 1840. O nedenle hafýzama istinaden anlatacaðým." S. Ama. asidik sistemle de toplarýn namlularý yapýlýyordu. mermerden yapýlmýþ. dövme ve presleme iþlemleri vardý. Vakti zamanýnda Askeri Fabrikalarýn kütüphanesindeyken. Bazik sistemle kütle çelik imalatý. "Ýlk teþebbüs 1924 senesinde imalathanelerin tekrar kurulmasý için çýkarýlmýþ bir kanunla baþlar. Ufak pik dökümhanelerinden baþka hiçbir þey kalmamýþtý. etrafý zincirle çevrili bir mezar var. Daha sonra Ýmalat-ý Harbiye tarafýndan Zeytinburnu'ndaki demirçelik tesisleri kurulmuþtur.. Bu garibin mezarýna kimse dokunmasýn!. 2000 tona kadar bütün gemilerin boyasý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ceðiz dediler. Þanbaþoðlu Cumhuriyetin ilk yýllarýndaki demir-çelik ile ilgili giriþimleri de þöyle anlatýyor. Osmanlý Ýmparatorluðu'nda hangi tarihte kütle halinde çelik imaline baþlandýðýna iliþkin bir vesika yok. 1923'te elinde çelik üreten hiçbir tesis yoktu.

." S.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I askeri fabrika imalathaneleri tekrar yeni baþtan kurulmaya baþlanmýþtýr. Fabrikada iki tane 10'ar tonluk SiemensMartin ocaðý. Ýki. Ýlk önce Ankara Fiþek Fabrikasý ile iþe baþlanmýþtýr. tamirhane vardý. hangi koþullar altýnda ve hangi inanç ve dirençlerle baþarýldýðýný gösteren bu ara açýklamadan sonra. Ülkü Özen'in Selahattin Þanbaþoðlu ile yaptýðý söyleþiden alýntýlara da yer vermiþti. ilk fabrika yemeði ve kýyafeti Kýrýkkale Çelik Fabrikasý'nda verilmiþtir. fabrika çevresindeki uygun bir arazide domates. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda nelerin. Türk Tarih Vakfý'nýn Sözlü Tarih Projesi kapsamýnda. Kýrýkkale'deki çelik fabrikasýnýn temeli atýlýr. tekrar Þanbaþoðlu'nun aðzýndan demir-çelik serüvenine devam edelim : 22 . Yol yoktu. biber. Bu fabrika 1932'nin baþýnda bitti. Bu söyleþide. Fabrikaya ya trenle. 1932'te Almanlar’dan bir heyet geldi. Haftada yalnýz iki tren geçerdi. koyun gibi hayvanlarý doðrudan doðruya kendileri yetiþtirerek. Çelik fabrikasýnda 500-600 iþçi çalýþýrdý. fasulye vb. Kýrýkkale'nin ve fabrikanýn o günlerdeki durumunu da Þanbaþoðlu þöyle anlatýyordu : "1932'de Kýrýkkale'de askeri fabrika sahasý dýþýnda sadece 13 ev vardý. Bilsay Kuruç. bir tane 2 tonluk elektrikli ark ocaðý ve iki tane de kupol ocaðý ile beraber dökümhane. Ve 1929 senesinde de. bir aný kitabý basýldý. demirhane. çalýþanlara Cumhuriyetin ilk tabldot uygulamasýný baþlatýrlar. Kendi aramýzda para toplayýp baþlattýk ve usul haline getirdik. Bunu yapan da devlet deðildi. Ýþçilere (yani çalýþan köylüye) kendi getirdiði pekmez veya ayrana bandýðý yufka ekmeðinden ibaret yemeðinin ve kendi elbisesinin dýþýnda. Gazete gelmezdi. üç saatte köyünden eþekle veya yaya gelirdi. Ýþçi tamamen oralarýn köylüsüydü.. Dr. Bu kitabýn sunuþunda Prof. ne kabzýmal ne de mezbaha vardýr ve onlar. Fabrikada eþeklere ayrý yer vardý. kahvehane ve kasap dükkaný ayný yerdi. ya da çamur tarladan geçerek gidilirdi. gibi sebzeler ile tavuk." O devirde yörede ne sebze hali. Þanbaþoðlu'nun 1995'te ölümünün ardýndan. haddehane. Meyhane. bunlarý çalýþtýrmaya baþladýk..

. platina dediðimiz çok düþük (% 0.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "O vakit demiryollarý Türkiye için çok önemli. Bizim raylar onlarýnkinden kat be kat mukavim çýkýnca herkesin sesi kesildi. Bizim çelik imalatýnda Harlas'ýn çok büyük yardýmý ve tesiri oldu. ne de ray için sipariþ vardý. 15'lik top imalatý için Almanya'ya tekâmül kursuna gidenler. 1935-1940 tarihleri arasýnda TCDD'ye 20. çünkü ne mühimmat.. Çetinkaya zorlayýnca ray sipariþini Kýrýkkale'ye vermek zorunda kaldýlar. ama. Bunda baþarýlý olmuþtur. Onlar raylarý Thomas çeliðinden yapýyordu. Sonra. kuma çelik döküm de bura23 . Devlet Demiryollarý baþlangýçta hiç istemiyordu. semantasyon çelikleri. O esnada. daha bir çoklarý yapýldý.. Türkiye'de bugün bunun yarýsý üretilmiyor. Bu fabrikalarý askerlerin ihtiyaçlarý için kurarken. fiþek için. Ýnþaat Fen Heyeti Baþkaný olan Ýsmail Fuat Bey bizim raylardan ve Alman konsorsiyumundan gelmiþ raylardan bir kaç örnek alýp test etmek üzere Ýsviçre'ye gönderdi.. Daha sonra Almanlar gittiler ve 1934'e kadar çelikhane çalýþmadý. Hepimiz acemiyiz ve doðru dürüst kütle halinde üretim yapamýyoruz. Hülasa.08) karbonlu ve silissiz malzeme imal etmekti. paslanmaz çelikler. Türkiye'de ilk defa ray 1932 senesinin Haziraný'nýn 4'ünde burada yapýlmýþtýr. kýsaca her cins takým çeliði yapýldý. 1935-50 arasýnda 150 kadar deðiþik çelik çeþidi yapýlmýþtýr. yüksek hýz. 1934 senesinde Ali Çetinkaya Bayýndýrlýk Bakaný olduktan sonra Devlet Demiryollarý ona baðlandý. Türkiye'de ilk defa çelik döküm.da yapýlsýn. Ýsmet Paþa'nýn emriyle '. Baþlangýçta.. manyezitin yakýlmasý ve katýlmasý ilk defa burada oldu. Kýrýkkale'de hep yeni þeyler yapýlýrdý.' denmiþtir..000 ton ray verdik. Kýrýkkale'de dolomit yoktu. Kýrýkkale'nin esas imal görevi vasýflý çeliktir. atýþa dayanýklý çelikler.. Burada ray. Sýcak iþ. bütün diþli çelikleri. tabiatýyla hiç tahsisat falan yok. uçak çeliði. Raylarý ilk teslim ettiðimiz zaman TCDD þüphe etmiþti. Bizi en çok müþkülata uðratan. kalem çeliði. Škoda firmasýndan Harlas isimli bir ustabaþý getirdiler. ama manyezit vardý.

bu minyatür sanayide üretiliyordu.." Bu minyatür sanayide gerçekten çok önemli.. top tabanca. Piyasaya vermedik. Türkiye'nin sanayi devrimini yakalamasý için. Bütün bunlarý kitaplardan bakarak yaptýk. Askeri fabrikalar 1924'te alýnmýþ olan bir kararla. Mermi.. aðýr sanayisini kurmasý ve bunun için de lokomotif sektörlerden olan demir-çelik iþinde çok yüksek üretim rakamlarýna ulaþmasý gerekiyordu. kapsül. tampon yayý ve kabýna sýðmayan bir çok ürün." Prof. Dr. Kendi ihtiyacýmýzý. zýrh levhasý. çelik. lisans söz konusu olamazdý.. bentonit hiç bilinmezdi. Ýngilizlerin kitlesel demir-çelik üretimini 'Amerika Müstemlekesi'nden daha üstün tutmalarý gibi. ana ve yardýmcý fabrikalar biçiminde kurulur.. piyasanýn ihtiyacý da yoktu.. Ve ondan sonra da enteresan iki döküm yapýldý.. bunu çelik endüstrisi merkezli sýnaî üretim gücüne borçludur. tüfek ve barut fabrikalarý ortaya çýkar. Ýlk yapýlan þeyler. TCDD'nin ve Milli Savunma'nýn ihtiyaçlarýný karþýlardýk. vagon yayý.. Bilsay Kuruç.. fiþek yanýnda. Patent.. baþta ABD olmak üzere. dýþ kýsýmlarý gri döküm halkalardý.. mermi. Ama 600-700 ton/yýl ölçekli çelik üretimi ülkenin sanayileþebilmesi için çok yetersizdi. deðiþik ve zor iþler yapýlýyordu. zýrh mermisi. Þanbaþoðlu'nun anlattýklarýndan yola çýkarak o dönemki Kýrkkale'yi þöyle tanýmlýyor : ". ekonomik geliþ24 . 1930'larda ýssýz Kýrýkkale köyünde minyatür bir sanayi modeli kurulmuþtu." En azýndan 2000'lerin baþýna kadar uzanan bir sanayi çaðýnda lokomotif rol oynamýþ olan iþ kollarýnýn desteklenmesi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I da yapýldý.' ilkesine göre ve bütünüyle de harp sanayisine yönelik olarak.. O vakit þamotu öðütüp döküm kumuyla karýþtýrma suretiyle çelik kumu imal edildi. bunlar eski Erkin denizaltý personel gemisinin bodoslamalarý ve mermi çeliklerinin çekme halkalarý için. toplarýn tekerlek baþlarý olmuþtur. barut. yýllýk toplantýsýndaki þeref konuðu þöyle diyordu: "ABD bir endüstri devi ise. 1980'lerin sonlarýnda Uluslararasý Demir-Çelik Enstitüsü'nün (IISI) 21. 'Kýzýlýrmak’ýn doðusunda kurulsun. Fiþek. Kapasite 2 tonluk bir elektrik ark ocaðýndan ibaretti. Çelik döküm kumu tanýnmýyordu. iç kýsmý beyaz döküm.. diðer geliþmiþ ülkeler de bu üretimi çok önemsediler..

ulaþýmdan reklama tüm diðer yan sektörlerde % 20'lik bir artýþý da beraberinde getirmekteydi. üretimde görülen % 20'lik bir artýþ. 1929-30 gümrük istatistiklerine göre. Yeni yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti de bu gerçeði görüyordu. 1932'de Rus Heyeti'nin incelemelerinden sonra.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I menin anahtarý konumundaydý. demirçelik sanayi kurma teþebbüsü ikinci kez olumsuz sonuçlanmýþtýr. Ruslardan sonra Amerika'dan gelen bir diðer heyete Türkiye'nin ekonomik tahlilleri yaptýrýlmýþ. Lucius. bu sektörlerden etkilenen diðer iþkollarýnda 20 kiþiye daha istihdam olanaðý saðlamaktaydý. ülkede kitlesel ölçekli bir entegre demir-çelik tesisinin kurulmasý hususunun araþtýrýlmasý için gereken çalýþmalar. bu kapsamda demir-çelik sanayisi de 25 . bunun için de günde 300 ton kapasiteli bir yüksek fýrýna ihtiyaç olduðu belirtilmiþtir. Granigg. konu tekrar gündeme gelmiþ. 1925 yýlýnda. 1928'de Genel Kurmay'da yapýlan bir toplantýda konu tekrar ele alýnmýþ. Ýktisat Vekaleti tarafýndan hemen baþlatýlmýþtý. Bu yüksek fýrýnýn iþletilmesi için kurulacak kok fabrikasýnda da kimya sanayi bakýmýndan önemli yan ürünler elde edileceði ve bu aðýr sanayi merkezi çevresinde kurulacak sülfürik asit fabrikasý ile diðer yan sanayi tesislerinin çok ekonomik olacaðý doðrultusunda görüþler ortaya konmuþtur.. bütçeye ödenek konamadýðýndan. Bu nedenle de. raporunda demir cevherinin ve cevherin izabesi için kullanýlacak kokun dýþarýdan getirilmesini tavsiye eder. Çünkü bu anahtar sektörlere yapýlan yatýrýmlar sonucu. fakat. Bu kýpýrtýlardan sonra 1928'e kadar herhangi bir diðer araþtýrma emaresi gözlenmemektedir. Öte yandan ülkemizdeki kömürlerin koklaþma testleri ve cevherlerin uygunluk analizleri de yurtdýþýnda yaptýrýlmýþtýr. bu heyetin verdiði raporlarda.000 ton demir-çeliðe sürüm bulunabileceði. Dr. diðer taraftan da kömür ve demir madenlerinin araþtýrýlmasý için Avusturya'daki ünlü Löben Maden Mektebi'nin profesörlerinden Dr. bir yýlda 150. bir taraftan petrollerin incelenmesi için Lüksemburg'dan Dr. KARDEMÝR'in kuruluþunun 50. Granigg Türkiye'ye getirtilir.. Kimya sanayisi ile birlikte temel lokomotif sektörlerden olan demir-çelik iþkolunda çalýþan bir kiþi. yýlýnda yayýnlanan bir broþürde anlatýlanlara göre.

Ýncelemelerin sonucunda ".. Alman Krupp firmasý 80..000 ton/yýl kapasiteli iki ayrý teklif verirler. KARDEMÝR'in ihalesi H.. Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarý adý dikkatinizi celp etmiþtir. Daha sonra. 1936 yýlýnda Erzurum demiryolu hattýnýn yapýlýþýnda bulunan Divriði demir madenindeki cevherin nakil imkâný. Bunlardan her biri her memlekette baþlý baþýna birer kýymet sayýla26 .." derler.5 milyon £ tutarýndaki bir kredi anlaþmasý çerçevesinde. BRASSERT firmasýna verilir.. A. Genelkurmay deniz toplarýnýn atýþ menzili (o zamanlar 70 km'ydi) dýþýnda kalmasý hususunda ýsrar eder ve Zonguldak'tan 70 km içeride 11-12 haneli Karabük Köyü bulunur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ele alýnmýþtýr. Yörenin iþçi yerleþmesine uygunluðu. Hasan Osman Kýraç ve S. Þanbaþoðlu bulunmaktadýr. Demiryolu güzergahýnda olmasý nedeniyle. kesin kuruluþ yerinin tespiti için Sümerbank ve Askeri Fabrikalar uzmanlarýndan bir heyet seçilir. Yer seçimi için oluþturulan heyette Vedat Akdoðan. Demir-Çelik fabrikalarý yedi tane büyük fabrikadan mürekkeptir.000 ton/yýl ve Ýngiliz Brassert firmasý da 150.. Yöredeki jeolojik yapýnýn aðýr sanayi tesisi kuruluþuna elveriþli oluþu. entegre demir-çelik tesislerinin kuruluþ yerlerinin seçiminin ve diðer sorunlarýn incelenebilmesi için.. S. Ýþin alýnmasý için çok bastýran Ýngiliz Hükümeti ile imzalanan toplam 2. Amerikalý iktisatçýlarýn ve Rus heyetinin incelemeleri sonucunda.. Sümerbank ve Genel Kurmay ile birlikte çalýþmalara baþlanmýþ. birinci sanayi kalkýnma planý kapsamýnda yer alan bu en önemli tesisin kesin olarak kurulmasýna karar verilmiþtir. Þanbaþoðlu ile KARDEMÝR'in yollarý da ilk kez burada kesiþir. tesisler için önerdikleri kuruluþ yeri Ereðli'dir. Demir cevheri dýþarýdan ithal edileceði için sahile yakýn oluþu. Ve nihayet. Karabük'ün seçilmesinde savunma gereksinimi dýþýnda þu faktörler de rol oynamýþtýr : Taþkömürü havzasýna olan yakýnlýðý. 3 Nisan 1937 tarihindeki temel atma töreninde Baþvekil Ýsmet Ýnönü þunlarý söylüyordu : ". tesis Zonguldak'ta kurulsun.

Burada çalýþanlarýn ikamet ve çalýþma sýhhat þartlarý. Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarý ile memleketin her sahada çok kýymetli olan baþlýca ihtiyaçlarýna cevap verecek bir müessese kurmakla kalmýyoruz. Cumhuriyetçi ve milliyetçi Türkiye'nin manevi ve içtimai bir medeniyet ve kültür müessesesini de meydana getirmiþ oluyoruz. Amelenin nispeten azlýðý. Bu müessese içtimai bakýmdan da ayrýca dikkati celp edecek bir kýymeti haizdir. Makina endüstrisine de buradan baþlanýr. endüstri hayatýna hevesle girdikten sonra asýl endüstrinin ana kýsmýna. ekonomi bakýmýndan olduðu kadar. Bu fabrikada günde bine yakýn amele çalýþacaktýr. Her bakýmdan memlekete bu kadar lüzumlu ve faydalý olan bu fabrikalarý vücuda getirmek Atatürk'ün büyük ehemmiyet verdiði baþlýca bir mevzu idi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bilir. mektep ihtiyaçlarý ayrýca hazýrlanacak. kok fýrýný. aðýr endüstriye bugün baþlamýþ bulunuyoruz. büyük bir atölye ve tali maddeler fabrikasý. 20.000 kw kudretinde bir elektrik santrali. haddehane. Bu müesseselere 22 milyon liradan fazla para sarf edeceðiz. Görüyorsunuz ki. Demir ve Çelik Fabrikalarýnýn endüstri bakýmýndan. memleketin müdafaasý için olan yüksek ehemmiyetine de bilhassa dikkatlerinizi celp etmek isterim. Bu fabrikalar her ihtiyaç için istediðimiz demir ve çelik temin etmekle. Bu her gün on trenin buraya gelmesi demektir. Fabrikalarýn her gün kullanacaðý madenleri 236 vagon taþýyacaktýr. kurulacak olan bu fabrikanýn ne kadar modern ve mekanize olduðunu göstermeye kâfidir. Bu müesseselere dayanarak yeniden kurulacak fabrikalar ayrýca bir mevzu olacaktýr. memleket müdafaasý bugünden sonra daha geniþ temellere istinat etmiþ olacaktýr. Kurulacak fabrikalar fennin en son terakkilerini ve en son icatlarýný ihtiva edecek olan en kuvvetli müesseselerdir. Yüksek fýrýnlar. çelik fýrýnlarý. bugün meydana getirilmesi kararlaþtýrýlmýþ olan bunlardýr. 27 . bunlar için ayrý ayrý müesseseler kurulacaktýr. Arkadaþlar.

KARDEMÝR'in kuruluþu ile ilgili olarak S." 28 .. kürek ve eþek küfeleriyle yerlerin doldurulmasý suretiyle gerçekleþtirilmiþtir. O hep iþinin baþýndaydý ve sabahtan gece saat 12'ye kadar mütemadiyen bu iþle meþgul olurdu. benim kanýmca en önemli faktör -öldüyse. uzun müzakereler ve tetkiklerde bulunulmuþtur. Bütün bu iþler kazma.Azmi Tlabar ismindeki kontrol mühendisiydi.. Bu yolda karþýlaþýlmýþ olan sayýsýz zorluklarý gidermek ve kuruluþlarýný tahakkuk ettirebilmek için baþlýca istinat kuvvetimiz Atatürk'ün bitmez tükenmez müzahereti ve yardýmý olmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün temelini atmakla sevinç duyacaðýmýz bu fabrikalarýn kurulmasý için çok çalýþýlmýþ.. Bu kadar hýzlý bir fabrika yapýlmasýnda.. ne de ekskavatör vardý. Soðanlý ile Araç çaylarýnýn kesiþtiði yerde ve birer bataklýktan farksýz olan geniþ çeltik tarlalarýnýn üzerinde memleketimizin ilk büyük aðýr sanayi tesisleri hýzla yükselmeye baþlamýþtý..2½ senede olmuþtur ve bu yapýlma iþinde ne dozer.…" Böylelikle... Allah rahmet eylesin. Karabük'ün yapýlmasý -dikkat buyurun. Þanbaþoðlu þunlarý anlatýyordu : ". Bu olay ülke çapýnda büyük yankýlar uyandýrmýþ ve gazeteler olayý 'Millî Þef' KARDEMÝR'in Temel Atma Merasiminde (3 Nisan 1937) günlerce iþlemiþlerdi.....

. her gün demir doðurur durur. hep kadýn isimleri verilir ve yýllarca hiç durmazlar. gerisin geri demir olarak gün yüzüne çýkarýrlar.. Kok Fabrikasý iþletmeye alýndý.. Yüksek Fýrýn Þefi Ekrem Kapralý ve Ýngiliz Uzman Mr.. 15 Eylül 1939'da Fatma tam kapasiteyle iþletmeye alýndýðýnda. Yüksek Fýrýn. Ýçerilerine her gün yüklenen cevheri bu fýrýnlar. Ama topraðý ateþle birleþtirerek demir veren bütün yüksek fýrýnlara.. bu saygý uyandýran ve heyecan veren doðurganlýklarýndan dolayý. Yüksek fýrýnda gerçekleþen reaksiyonlarýn tümü bugün bile açýklanamamaktadýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bir Entegre Demir-Çelik Tesisinin Konstrüksiyonunda Kas Gücü Kullanýldýðýnýn Resimli Vesikasýdýr. Ve tam 64 senedir -her 5-6 senede bir bakým-onarým için verilen kýsa molalar hariç. (28 Þubat 1938) 1 Mart 1938'de makinalarýn montajý baþladý ve birbirini besleyentamamlayan üniteler bütünü olan bu tesiste ilk olarak 6 Haziran 1939'da Kuvvet Santrali ve ardýndan da 27 Temmuz 1939'da 1. uzun doðum sancýlarý çekti. Smith Müessese 29 .. Cumhuriyetin ilk sývý demiri 10 Eylül 1939'da Fatma'nýn karnýndan akkor halinde gün ýþýðýna çýktý.Fatma ve daha sonralarý da kardeþleri Zeynep ile Ülkü. karnýndaki cevheri taþkömürünün ateþi ve karbonu ile yoðurdu. 9 Eylül 1939'da iþletmeye alýnan Fatma adýndaki 1.

Hem bu ocaklarýn devreye alýnmasý. Çelikhane. hem baþka demirçelik iþletmelerinin. baþlangýçta 32.000 TL'ye balið oluyordu. uzun yýllar sonra tekrar kesiþecektir. Daha sonra. 200 milyon TL sermayeli bir 'iktisadi devlet teþekkülü' durumuna gelmiþ ve "Türkiye Demir-Çelik Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü" adýný almýþtý.000 TL. 1 Haziran 1939'da 30. sermaye ile kurulan Türkiye Demir-Çelik Fabrikalarý Müessesesi'ne devir oluyor. orada tanýk olarak S.900.000 TL'ye mal olan KARDEMÝR'e Sümerbank'ça Sülfürik Asit ve Süperfosfat Fabrikalarý ile bazý tesisler daha ilave ediliyor ve böylece toplam kombine yatýrým maliyeti de 50. Kýrma-Eleme ve Sinter Tesisleri.000. çok büyük hizmetler verecektir. olaðanüstü bir özveriyle. Haddehaneler. hem de haddehane ve ray çekme ayarlarýnýn yapýlmasý süreçlerinde Kýrýkkale'den gelen ekiplerin çok büyük katkýlarý olacaktýr. 13 Mayýs 1955 tarihli bir kanunla KARDEMÝR. hem de baþka fabrika ve tesislerin kurulmasýnda. sýra demiri yine ateþle çeliðe dönüþtürecek olan Siemens-Martin ocaklarýnýn devreye alýnmasýna gelir. 13 Mart 1937'de kurulan Sümerbank Karabük Bürosu. Yüksek Fýrýn. bu iþletmelerin dýþýnda baþlýca þu üniteler mevcuttu. KARDEMÝR o günlerde en ileri teknolojileri içeren devasa boyutlu bir aðýr sanayi tesisiydi ve iþletilmesi için müteahhit firma ile 1½ senelik bir sözleþme yapýlmýþtý. Bu esnada.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Müdürü Halit Civelekoðlu'nun yanýna gelir ve döküm alýndýðýný bildirirler. 21 Mayýs 1955'te ETÝBANK'ýn bir müessesesi olan Divriði Demir Madenleri'ni de bünyesine katan kuruluþta. Kok Fabrikalarý. SÜMERBANK da bu tesisin iþletilmesine yardým etmekle görevlendirilmiþti.000. 30 . KARDEMÝR'le Þanbaþoðlu'nun yollarý. Ve bundan sonra da KARDEMÝR. Þanbaþoðlu da bulunmaktadýr. Makina Atölyesi.

cumhuriyetçi ve milliyetçi Türkiye'nin manevi ve içtimai bir medeniyet ve kültür müessesesini de meydana getirmiþ oluyoruz" sözlerini bu iþletme tümüyle doðru çýkarmýþtýr. bir çok fabrikanýn kuruluþunda önemli görevler üstlenip 'Fabrikalar Kuran Fabrika' unvanýný taþýmaya hak kazanmýþtýr. çay fabrikalarýnýn 64 ünitesi. Taþkýzak ve Alaybey Tersaneleri ile Ereðli Demir-Çelik Tesisleri (ERDEMÝR) ve Ýskenderun Demir-Çelik Tesisleri (ÝSDEMÝR) de dahil olmak üzere. PETKÝM. Zira. Bu yazýnýn sonlarýn31 . makina ve çelik konstrüksiyon atölyeleri ile dökümhanelerin de kurulmasýnýn temel nedeni.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Çelik Konstrüksiyon Atölyesi. KARDEMÝR. ülkemizin her yöresinde baþlatýlan kalkýnma ve sanayileþme çaðýný yakalama hamlesi çerçevesinde planlanan tesislerin hayat geçirilmesiydi. Karakaya Barajý. 35 tona kadar pikten ve 26 tona kadar da çelikten mamûl. bünyesindeki bu ek tesislerle. Çelik ve Demirdýþý Metal Dökümhaneleri. Türk Tarih Vakfý tarafýndan çýkarýlan "75 yýlda Çarklardan Çiplere" isimli kitapta yer alan bir çok sanayi öyküsü içinde Aydýn Engin tarafýndan kaleme alýnmýþ KARDEMÝR hikayesi de vardýr. 9 tane þeker fabrikasý. Pik. Örneðin. "Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarý ile memleketin her sahada çok kýymetli olan baþlýca ihtiyaçlarýna cevap verecek bir müessese kurmakla kalmýyoruz. Fýrat Köprüsü. KARDEMÝR'de. Ülke sanayinin geliþiminde büyük hizmetler veren tesis öte yandan bir 'içtimai medeniyet ve kültür müessesesi' olma iþlevini de yerine getirmiþtir. TRT ve PTT'nin 19 adet Radyo-TV anten kulesi. ETÝBANK iþletmelerinin bir kýsmý ve bazý askeri tesisler KARDEMÝR tarafýndan kurulmuþtur. çok aðýr parçalarýn dökülebildiði 49. Pendik. Afþin-Elbistan Termik ElektrikSantralý. 7 çimento fabrikasý. Seydiþehir Alüminyum Tesisi.000 t/yýl kapasiteli dökümhaneler. Türkiye ve Balkanlar'ýn en büyük ve Avrupa'nýn da hatýrý sayýlýr büyük tesislerindendi. Milli Þef Ýnönü'nün KARDEMÝR'in temel atma töreninde söylediði. yalnýz inþaatlarda kullanýlabilecek olan klasik uzun çelik mamûllerinin üretimi için gerek duyulan tesislerin yaný sýra.

''KARDEMÝR bünyesinde “Fabrika” dergisinin Ýkinci Dünya Savaþý'nýn en zorlu günlerinde (1943) çýkarýlan bir sayýsýnda Ocak ayý etkinlikleri þöyle verilmiþtir: '… Halkevlerinde Ocak ayý içerisinde altý konferans icra edilmiþ olup.'' Türkiye sanayisinin ve insanýnýn geliþiminde bir çok ilke imza atan KARDEMÝR. Maarif Vekilimiz Hasan Ali Yücel ise konferansýnda Karabük civarýnda Köy Enstitüsü deðil sanayi meslek mektepleri ihdasýna karar verdiklerini samiine izah buyurmuþ. 32 . Ahmet Vefik Paþa adaptasyonu Mürai eserini temsil etmiþ. Halkevi müsamere kolu. Demir Çelik Tenis ve Velosipet (bisiklet) takýmlarýna ilave olarak pek yakýnda bir eskrim takýmý ihdas edileceði memnuniyetle haber alýnmýþtýr…. ayný eseri bu defa da Fransýzca aslýndan tercüme edilmiþ þekliyle sahneye vazetmiþlerdir. Metalurji Mühendisleri Odasý eski Baþkanlarýndan Süleyman Sami Altun'dan KARDEMÝR'in eski yöneticileri ile ilgili bazý anýlar dinlemiþtim. lise edebiyat muallimesi Fitnat Arzýkal idaresinde münakaþa ve mukayesesi yapýlmýþtýr. Temsilden sonra. bu temsilin akabinde. Fransýz edip Moliere'nin. Hareketli cereyan eden münakaþalarda garp ve þark zaviyesinden tiyatro san'atý da bahis mevzuu edilmiþtir. milli þairimiz Mehmet Emin Yurdakul hece vezni þiiri ile aruz vezni þiirinin mukayesesine tahsis edilmiþ bir konferans vermiþtir. ayrýca Ankara'dan davet edilen Gazi Orta Öðretmen Mektebi ve Terbiye Enstitüsü spor muallimleri tarafýndan ameli ve nazari olarak eskrim dersleri verilmiþtir. bir tanesinde üstad Nurullah Ataç lisan meselelerine temas etmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I da KARDEMÝR'in genç cumhuriyette medeni insanlar yetiþtirmek adýna yaptýklarýndan bir kaç örnek þöyle anlatýlmaktadýr. her iki versiyonu da seyir eylemiþ olanlar tarafýndan. Ocak ayý hitamýna doðru Ankara Musiki Muallim Mektebi korosu tarafýndan halk þarkýlarýnýn çok sesli icrasý yapýlmýþ. … Gene ocak ayý müddetince Demir Çelik tiyatro salonunda. Karabük'e teþrif eden Ankara Devlet Konservatuarý talebelerinden müteþekkil heyet. bu ülkeye yöneticilik dersleri de vermiþtir.

TL yevmiye cezasýyla cezalandýrýlmasýný tensip ve müsaadelerinize arz ederim. Onun döneminde bir gün Yönetim Kurulunda bir karar teklifi önergesi okunmuþ. iliþkileri geliþtirmek için piknikler düzenlermiþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu gün Karabük Yeniþehir Cami karþýsýndaki Parka ismi verilen Tayyip Baba (Tayyip Arý) 1930'lu yýllarýn sonlarýnda çok uzun süre Ýdari Ýþler Müdür Yardýmcýlýðý yapmýþ. " Maiyetindeki personelin…… iþlerini deruhte etmeleri sýrasýnda gerekli denetleme ve kontrolleri yeterince yapmayarak Ýþletmelerin zarar görmesine sebep olan Müessese Müdür Yardýmcýsý Tayyip Arý'nýn…. Ýmza Tayyip Arý" Tayyip Baba. toplu sünnet ve düðün törenleri yaptýrmayý sosyal sorumluluk olarak görürmüþ. yassý ürüne yönelik ve yine cevher ve taþkömüründen üretim yapmak üzere. Mevcut kapasite. Önergede mealen þöyle denilmekteymiþ..000 ton/yýl'a kadar yükselmiþ. Ocak 1947 ile Temmuz 1950 arasýnda bu tesisin Müdürü olan Muhittin Erkan ne o zamanlar ne de þimdi Karabüklüler tarafýndan unutulmuþ. daha sonra gerçekleþen ýslahat ve tevsiat ile birlikte 1 milyonton/yýl'a eriþmiþtir. Ülkemizin sanayisini geliþtirmeyi hedefleyen demir-çelik üretimini artýrma gayretlerine paralel olarak.000 ton/yýl'a ve son yüksek fýrýn Ülkü'nün 1964'te yýlýnda iþletmeye alýnmasýyla da 600. ilk yüksek fýrýn Fatma'nýn kardeþi Zeynep'in devreye girmesiyle 275. getirerek personele hesaplý þekilde sattýrýrmýþ. ikinci bir entegre demir-çelik tesisi kurulmasý yönündeki giriþimler 1957'de 33 . Erzurum’dan et ve tereyað. Ýþini iyi yapaný ödüllendirmek için bir çok kendine has yöntem geliþtirmiþ. Uzun ürüne yönelik bu ilk entegre tesisin ardýndan. Yöre halký tanýnmýþ sanatçýlarý ilk kez onun düzenlediði gecelerde görmüþ. Tarihe düþülen bu notu bugünkü yöneticiler okuyorlar mý acaba? KARDEMÝR'in bir baþka Yöneticisi. Böyle geliþen KARDEMÝR. kendini tevsi etmiþtir. kendisi hakkýnda ceza verilmesi için önerge vermiþ ve bu önergenin iþleme konulmamasý yönünde Yönetim Kurulu ýsrarlarýný da kabul etmemiþtir. daha sonralarý. Sümerbank’tan ucuz kumaþ vb. Adana’dan ucuz karpuz.

1. ama kapasite 500." Evet. Üzeyir Avunduk'a verdim. hükümete yakýnlýðý da bulunan Ýþ Bankasý Genel Md. Çünkü. ardýndan da 3 Mt/yýl'a çýkarýlmýþtýr.5'erlik iki ayrý hisseye (veya % 51'lik kombine bir çoðunluða) sahiptiler. ETÝBANK ve Ýþ Bankasý iþtiraklarýyla bir þirket kuruldu.. Sonradan yabancý ortaklar hisselerini yerli ortaklara satmýþlardý.' isimli bir konsorsiyuma ve % 8. SÜMERBANK. ERDEMÝR. Üç ayrý yerden birinde olmalýydý: Ereðli. SÜMERBANK ile TDÇÝ-KARDEMÝR de 153'er milyon TL ile % 25.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I baþlamýþtý... Tavsiyem 1 milyonton/yýllýk yassý mamûl tesisi kurulmasýydý. 1958'de þirketin baþýna beni getirdiler.000 ton/yýl olarak. Bundan sonrasýný gene Selahattin Þanbaþoðlu'nun aðzýndan dinleyelim : ".500 34 . Çünkü entegre demir-çelik tesislerini deniz kenarýnda kurmak doðrudur. ERDEMÝR hisselerinin yarýya yakýný bugün borsada kote edilmiþ durumdadýr ve geri kalan kýsmý ise hâlâ kamunun elindedir.. Investment Co. Üretim kapasitesi ilk önce 2 milyonton/yýl'a(Mt/yýl). Ülkenin tek yassý mamûl üreten tesisi olan ERDEMÝR bu gün. Beni bazý bakanlarýn bulunduðu küçük bir Bakanlar Kurulu'na çaðýrdýlar. yassý mamûl hedefleyen 470.. 7462 sayýlý yasayla 1960'ta kurulmaya baþlanmýþ ve özel bir AÞ statüsüyle 1965 yýlýnda da iþletmeye alýnmýþtýr. ERDEMÝR'in 600 milyon TL'lik kuruluþ sermayesinin % 21'i 'Koppers Assoc. Buralarýn üçünde de birer demirçelik tesisi kurulmuþtur (Ali Aða'yý Edremit Körfezi'nin havzasýnda düþünmek gerekir). ana ve yan üretim tesislerinin yaný sýra iki liman..' firmasýna aitti. 1956-57'de Alman Krupp. Ben görev almadým. Ereðli verdiðim rapordaki esaslara göre kuruldu. Ýzah ettim.000 ton/yýl kapasiteli ikinci entegre tesis olarak.. Ereðli'nin kuruluþuna ön ayak oldu. iki baraj.25'i de 'Chase Int. demir-çelik 1 ton mamul için 6 ton hammadde ithal eder ve su yolu en ucuzudur.. Krupp hammadde vaziyetini uygun görmeyerek iþten çýktý. Edremit Körfezi veya Ýskenderun. Þirketten istenen Türkiye'de bulunan demir yataklarýný inceleyip ikinci demir çelik sanayisinin tipi ve yerini tayin etmekti. Bir rapor hazýrlayýp. Kredi alýndý ve Sanayi Bak.

1950'lerin sonlarýna doðru. Ýlk olarak. yüksek bedellerle iþi alan firmalar bu iþleri çok daha düþük fiyatlarla küçük þirketlere devretmiþ. Türkiye'de özel sektör geliþtirmek üzere sermaye yaratma çabalarýnýn büyük etkisi olmuþtur. 1975'te yüksek fýrýn devreye alýnmýþ. Tüm bunlara raðmen. 1970'te temeli atýlan ÝSDEMÝR'de. Elektro Metal AÞ 1957'de EAO ile çelik üretimeye baþlamýþ. ÝSDEMÝR bugün 2. yaþadýðý finans sorunlarý ve kronikleþen zararlarý sonucu ERDEMÝR'e baðlanmýþ ve uzun yýllarýn birikimleri sonucunda oluþan sorunlar göz ardý edilmiþtir. Süre uzatýmý ve yeniden fiyatlandýrma ile büyük para kazanan bazý firmalar. ama ancak 1977'de bitirilebilen ÝSDEMÝR'in kuruluþundaki gecikmede. özel sektör tarafýndan ülkemizde kurulmaya baþlanmýþtýr. Bu tesis 35 . altyapýsý yeterli olmayan küçük þirketler iþleri bitirememiþ. ya da aðýr tonajlý bazý iþler tamamlanmýþ ve hassas bölümler tamamlanamadan iþ yarým býrakýlmýþtýr. Sermaye takviyesinin yanýnda. hurda demir-çelik girdisiyle çelik üreten EAO (Elektrikli Ark Ocaðý) Tesisleri de -bu kapsamdaki ilk tesis olan Kýrýkkale Çelik Fabrikasý istisna kalmak kaydýyla. ayný iþi daha yüksek bedellerle tekrar almýþlardýr. bir hava limaný ve sahibi olduðu diðer fabrikalarla ülke ekonomisinin temel taþlarýndan biridir.2 mt/yýl'lýk kapasiteye ulaþmýþtýr. ülkemizin üçüncü ve son entegre demir-çelik tesisi olan ÝSDEMÝR'in devreye alýnmasý sürecinde de sayýsýz fedakârlýklarda bulunmuþtur. ancak. ünitelerin hemen hemen hepsi yarým kalmýþ ve bu iþler de KARDEMÝR'in montaj ekibince tamamlanmýþtýr. Ýnþaat ve montaj iþlerinin tonaj hesabýyla bölüm bölüm özel firmalara ihale edilmesinin ardýndan. ERDEMÝR'in devreye alýnmasýnda da yoðun çabalar harcayan KARDEMÝR. sonra da. METAÞ ile diðerleri onu izlemiþlerdir. EAO iþletmelerinden olan ve Türkiye'nin alaþýmlý çelik üreten en büyük tesisi olan Asil Çelik'in de gayet ilginç bir öyküsü vardýr. Ancak. iþi önce býraktýklarý halde.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I lojman. 1977'de ise 1 mt/yýl kapasiteli bir çelikhane çalýþmaya baþlamýþtýr. 1974'te bitirilmesi planlanan. Cevher ve taþkömüründen demir-çelik üreten bu entegre tesisler dýþýnda.

her yýl % 5 artmaktadýr. ekonomik geliþmeye de paralel olarak. Bugünkü Avrupa Birliði'nin temelini oluþturan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluðu (AKÇT) anlaþmalarý ülkelerinin geliþmiþlik düzeyini de çok etkilemiþtir. Uzun yýllar bu tertiple çalýþtýktan ve pek çok ek yatýrým gerçekleþtirildikten sonra. 2002'de dünyada üretilen toplam 886 mt çeliðin % 1.33 mt (% 69) kadardýr. baþta EAO tesislerinin hurda girdiye baðýmlý olmasý ve entegre tesislerin de yurtdýþýnýn hammadde girdilerine baðýmlý olmasý nedeniyle. net demir-çelik ithalatçýsý bir ülke konumuna gelmiþtir. zaman içinde demir-çelik üretimi ile ilgili olarak alýnan bazý yanlýþ kararlar. Bu olguya baðýmlý olarak ekonomik. büyük yapýsal bozukluklara neden olmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I özel sektör tarafýndan yapýlmýþ. toplam kapasitenin % 69'una tekabül eden 14 mt düzeyindedir ve bunlarýn toplam 2002 üretimi de 11. üreticisi olmuþtur. Yassý ürün talebi. entegre demir-çelik tesisini kurarak aðýr sanayi hamlesine baþlamýþ. Ülkemizdeki yýllýk uzun ürün tüketimi 6 mt.8'ini üreten Türkiye. yaklaþýk 11 mt uzun ürün kapasite fazlasý ve 3 mt da yassý ürün açýðýmýz bulunmaktadýr. Türkiye. Genç Türkiye Cumhuriyeti de sanayi çaðýný yakalamak için. sosyal ve politik bütün geliþmelerde de demir-çelik iþkolunun büyük etkisi olmuþtur.6 mt'lik bölümü (% 83'ü) uzun ürün. ancak layýðýnca iþletilemediði için de kamulaþtýrýlmýþtýr. dünyanýn en büyük 13. Böylece.14 mt'dir (% 31). ancak. Türkiye'nin toplam ham çelik kapasitesi yaklaþýk 20 mt/yýl ve üretimi de 16. Asil Çelik tekrar özelleþtirilmiþtir. Ülkemizin 16. Ülkemizde halen mevcut üç entegre demir-çelik tesisinin toplam kapasitesi ise yalnýz 6. ülkemizde faaliyet sürdüren 16 EAO tesisinin kapasitesi.2 mt/yýl (ülke toplamýnýn % 31'i) düzeyindedir ve 2002 yýlý üretimi de 5. 2002 yýlý sonu itibarýyla. yassý ürün tüketimi ise yine 6 mt civarýndadýr. 2002 yýlý sonu itibarýyla. 2000'li yýllara kadar dünya demir-çelik üretimi ile dünya sýnaî üretimindeki geliþme büyük bir paralellik göstermektedir. 36 . Ülkemizdeki ham çelik üretim kapasitesinin 16. doðru bir öngörüþle.47 mt ham çelik üretimine karþýlýk 12 mt tüketimi olmasýna raðmen.47 mt/yýl olmuþtur.

4 mt'lik kalan bölümü (% 2'si) ise vasýflý çelik üretimini hedef almýþtýr. uzun ürünlerinki ise % 35 düzeyindedir. makina. yukarýda çizilen tablonun neredeyse tam tersi bir görünümle karþýlaþmaktayýz. 37 . teþvik edilirken bu temel kural gözetilir. daha da ötesinde teþvik saðlandý? Bu. gerek tesis ölçeklendirilmesi ve gerekse tevsiat iþlerinde. Cumhuriyet demir-çelik öyküsüne yakýþmayacak bir kara mizahtýr. Dünya çelik üretiminin % 70'i entegre tesislerde ve sadece % 30'u EAO ile iþletilen tesislerde gerçekleþmektedir Ayrýca. hangi çýkarlarla ve hangi yabancý danýþmanlýk kuruluþlarýnýn yönlendirmesi ile onca yatýrýma izin verildi. ayný zamanda alaþýmlý çelik çeþitlerine ve miktarlarýna da gereksinim fazlalaþýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 3 mt'lik bölümü (% 15'i) yassý ürün ve yaklaþýk 0. alaþýmlý çelik üretiminin toplam üretim içindeki payý da %15 dolaylarýndadýr. Ülkemizin demir-çelik sektöründeki bu çarpýklýktan en çok etkilenen kuruluþlarýn baþýnda ise KARDEMÝR gelmektedir. Bu nedenle çelik endüstrisinde ilk baþlarda uzun ürün talebi fazladýr. dünya üretiminde yassý ürünlerin payý % 65. yassý ürün payý ayný kalmak kaydýyla. yabancý uzman ve danýþmanlýk kuruluþlarýnýn da büyük veballeri bulunmaktadýr. yabancý uzmanlarýn genellikle yanlýþ kararlarý görülür. O halde. Oysa ki. otomotiv gibi sektörlerin yassý çelik ürünlerine talebi artar. Ayrýca. geliþmiþ ülkelerde. Geliþme çabasýna giren ülkelerde öncelikle þehirleþme çalýþmalarýnýn ve buna baðlý olarak inþaat sektörünün aðýrlýk kazandýðý görülür. dünya çelik üretimine iliþkin istatistik verilerine baktýðýmýz zaman. hem de KARDEMÝR'in yapýsal bozulmasýný hazýrlayan etmenler arasýnda. Demir-çelik üretim projeksiyonlarý yapýlýrken ve buna göre yatýrýmlar yönlendirilip.Zamanla geliþmiþlik düzeyine baðlý olarak beyaz eþya. 1960'larda ülkemiz uzman ve mühendislerinin bu günlerin yassý-uzun gereksinimlerinde doðru tahminler yaptýðý biliniyor. yanlýþ politik kararlar yanýnda. Hem demir-çelik sektörümüzün. Demirçelik üretiminden etkilenecek sektörlerin geliþtirilmesi de böyle yönlendirilir. Gerek ülkemizin demir-çelik üretiminin projeksiyonu.

bazý yanlýþ uygulamalarý hayata geçirmek için ince hesaplarla kurulmuþ bir tuzak olduðunun anlaþýlmasý uzun sürmemiþtir. Eflani. Yukarýda özetlenen geliþmelerin ardýndan. kararýn hemen ertesindeki bir basýn toplantýsý ve ardýndan yayýnlanan 'KARDEMÝR Raporu' ile gerekçelerin doðru olmadýðý ve aslýnda çoktan alýnmasý gereken bir takým tedbirlerle. 1989'da baþlayýp epey de uzun süren bir grevin ardýndan KARDEMÝR eni konu mecalsizleþip verimsizleþmiþ. Ünlü 5 Nisan Paketi'ne karþý gösterilen ilk tepki. teknolojik yatýrýmlarý zamanýnda yaptýrmama ve engelleme. sermaye yetersizliði ve çok yüksek faizlerle özel bankalara borçlandýrma gibi çeþitli kötü yönetim politikalarýnýn en acýmasýzlarý bu iþletmeye uygulanmýþtýr. 5 Nisan 1994'ün ekonomik tedbir paketi içinden KARDEMÝR'in kapatýlma kararý da çýkmýþtýr. Kontinü kütük tesisinin zamanýnda kurulmamasý da. aþýrý istihdam. 38 . sadece Karabük'ü deðil. KARDEMÝR'deki zarar dönemini baþlatan en önemli teknik nedenlerin bir diðeridir. Þanbaþoðlu'nun yollarý en son bir kez daha kesiþti: Bu komisyonda o da bulunuyordu. Kastamonu. anýlan kapatma kararýnýn alýnacaðýný fark eden Metalurji Mühendisleri Odasý yönünden geldi. Oysa. mevcut küçük Siemens-Martin fýrýnlarýný yýkýp yerine büyüklerini kurarak çelik üretimini saðlamýþlardýr. gerekse iþçi sendikasýnýn baskýsýyla Baþbakanlýk bünyesinde bir 'KARDEMÝR Ýnceleme Komisyonu' kurulmuþtu. Bu stratejik hata tesisin geleceðine hep olumsuzluk taþýyacaktýr.000 ton/yýl kapasitesine çýkarýlmasý çalýþmalarýnda görev üstlenen Alman ve Ýngiliz firmalarý. Aslýnda. 1980'lerin sonuna doðru kamu iþletmelerini her ne pahasýna olursa olsun elden çýkarma politikalarý ile baþlamýþtýr. KARDEMÝR'in hâlâ verimli olarak iþletilebileceði gerçeðini kamuoyuna açýkladý. Zira. o yýllarda günümüzde de hala geçerli olan 'LD Konvertörleri'yle çelik üretimi yapýlmaktadýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I KARDEMÝR'in 1958-62 yýllarý arasýnda 600. KARDEMÝR'deki esas geri gidiþ süreci. Çankýrý gibi çok geniþ bir bölgeyi de besleyip giydiren KARDEMÝR hakkýndaki bu kararýn. Ancak. Bartýn. gerek bölge insanýnýn etkisi. bazý yabancý uzmanlarýn tesisi incelemesini takiben. Ve nihayet. Oda. KARDEMÝR'le S.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1939 Eylül’de KARDEMÝR'den sývý metalin alýndýðý ilk gün orada bulunan Þanbaþoðlu, Komisyon'un en çalýþkan üyesiydi; tam 55 yýl sonra, KARDEMÝR'i kurtarmak için en ön safta yine mücadele ediyordu. Komisyon çalýþmalarýnýn sonuna doðru inceleme için KARDEMÝR'e gidildi. Buraya þov yapmak için gelen siyasilere, ülke sanayisinde derin izler býrakmýþ 87 yaþýndaki bu kiþi, 'Bu tesis ülke için gereklidir, kapatmak cinayettir!' sözleriyle ders veriyordu....

S: Þanbaþoðlu 1907-1995 5 Nisan 1994 kararlarý öncesi ve sonrasý tüm olanlara o dönem Metalurji Mühendisleri Odasý Baþkaný olan ve KARDEMÝR Ýnceleme Komisyonunda da yer alan bu satýrlarýn yazarý þahittir. KARDEMÝR Raporu da ucuz siyaset malzemesi yapýldý. Selahattin Þanbaþoðlu ise, engin bir vicdan huzuru içinde, "Biz görevimizi yaptýk...." diyordu. Ve bu onun son görevi oldu; bir yýl sonra kendisini trafik terörüne kurban verdik, aramýzdan ebediyen ayrýldý. KARDEMÝR de, çok büyük paralar karþýlýðý yabancý bir danýþmanlýk þirketince düzenlenen raporda belirlenen esaslara göre, iþçi sendikasýnýn önderliðindeki bir konsorsiyuma devredildi. 39

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Oysa ki, Türkiye'nin geliþim sürecinde hep ilklere imza atmýþ, sürekli üretmiþ, pek çok fabrika kurmuþ, bunlara ilaveten týpký bir sanayi okulu gibi sayýsýz iþadamý ve teknik eleman yetiþtirmiþ olan Cumhuriyetin bu ilk aðýr sanayi iþletmesinin yapacaðý daha çok þey var. Yüksek fýrýnlarda ve diðer tesislerde, ülkenin büyük gereksinim duyduðu ara mamûllerin üretimi pek alâ mümkün. Ama, galiba niyet yok. Sadece KARDEMÝR'i tekrar ayaða kaldýrmaya deðil, üretmeye ve üretime dayalý olan deðerlerle ekonomik geliþmeyi saðlamaya da niyet yok.... Genç Cumhuriyetin o ilk dönemlerinde hangi niyet ve heveslerle nelerin baþarýldýðýný, üretmeyi sevmeyle memleket sevmenin nasýl eþ anlamlý olduðunu, ayný ýþýðýn kimilerine aydýnlýk verirken, kimilerini nasýl kör edebileceðini bilmem KARDEMÝR Eski Ustabaþýlarýndan Hakký Yardibi'nden daha güzel kim anlatabilir? Sözünü ettiðim, "Çarklardan Chip'lere" isimli kitaptaki Aydýn Engin'in KARDEMÝR öyküsünde yer verdiði bu söyleþide, KARDEMÝR'in temel atma töreni için kurulan derme çatma þantiye binasýnýn inþaatýnda iþbaþý yapýp aralýksýz 45 yýl çalýþtýktan sonra Kuvvet Santralý Ustabaþýlýðýndan Emekli Hakký Usta þöyle diyor;

"….Þu Keltepe'den aþaðýya, buraya yürüyerek geldim. Baktým bu civarýn köylüleri toplanmýþ bir yere doðru gidiyorlar. Biz de fabrika kurulacak diye duymuþuz ya, onlarýn ardýna takýldým. Soðanlý Suyu'nun oraya vardýk, Uþaklý Eyüp Bey diye bir adam kýrýn ortasýna bir masa, bir iskemle kondurmuþ, oturuyor. 'Çocuk gel buraya' diye çaðýrdý. Sordu, 'Çalýþýr mýsýn?' dedim, 'Çalýþýrým efendim.' Baþladýk iþe. Geleni alýyorlar biliyor musun? Ýþçi yok. Sinek, sivrisinek kýrýyor milleti. Isýcak kavuruyor. Gelen bir bakýyor þöyle. Bir on beþ gün çalýþýyor. Býrakýyor gidiyor. Dayanmasý zor senin anlayacaðýn. Ben dayandým. …. Baktým düz amele yövmiyesi düþük. 'Haaa, bu iþ cahillikten böyle oldu' dedim. Ona sora, buna sora yazýyý öðrenmeye çabalýyorum biliyor musun? Daha fabrika filan kurulmadan, þimdi bu Yeniþehir dediðimiz yere bir ilk mektep açýldý. Duttum kaydoldum.
40

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Þimdi bak sekiz saat çalýþmak, inþaatta mesai senin anlayacaðýn; sekiz saat uykuydu, yemekti, ývýr zývýrdý; sekiz saat mektepti, ders çalýþmaktý filan oluyor. Akþamdan yarý geceye kadar. Biz 17 iþçiyiz, köylülerin ufak mektep çocuklarýnlan beraber okuyoruz. Þimdi ben ordan hemde üstün baþarýyla bir diploma aldým mý arkadaþ! O zaman anladým ki dünyanýn ekseni nedir? Ne kadar eðiktir? 23 derece eðiktir biliyon mu? Ýngiliz gavurunun tercümaný da hoca okulda. Adam diyor ki 'Karadeniz’in ortasýna bir iðne düþmüþ, bunu bul!' Sen þimdi buna imkan yoktur efendim,' dersin. Paraleller, meridyenler filan bir araya getirip karþýlaþtýrdýn mý 'gemi aha burada batmýþ, iðne de aha þurada diyeceksin, elinle koymuþ gibi bulacaksýn. Ben burada, bu fabrikada yani, öðrendim dünyanýn ne olduðunu. ….. 36 baþýndan 37 sonuna doðru temeller bitti, duvarlar yükseldi epey. Ve efendi iþ yürüdü biliyon mu? 1939 senesinde de jenaratörü çevirdik biz. Kuvvet santrali cereyan vermeye baþladý. Haaa bak, o jeneratörün þalterini basma þerefini Allah bana nasip etti biliyonmu? Çok þanlý, þereflidir yani. …… Ýþte þimdi geldik Yüksek Fýrýna. Hepsi bir tamam. Ýsmet Paþa filan gelmiþ, yüksek askeriye kumandanlarý, vekiller filan hep orda. Vali arada kaybolmuþ, var sen hesapla artýk. Günlerdir vermiþiz kuvveti ýsýnmýþ yüksek fýrýn. Derken efendi, bir ýþýk çaktý ki yüksek fýrýndan… Ohooo içimiz ýþýyor efendi içimiz. Herkes salya sümük aðlýyor biliyon mu? Iþýk bu, yüreðine de vuruyor, kafanýn içine de. Öyle kýzýl, öyle parlak bir ýþýk iþte. Divriði madeniyle Zonguldak kömürü buluþmuþ; Karabük'te düðün dernek kurulmuþ, cevher erimiþ, akýyor potaya. ….. Bak efendi ben bu fabrikaya 45 yýl hizmet vermiþim. 45 yýl ne demek biliyon mu sen? 45 yýl yetiþkin adamda ömür demek. 45 yýl. Bir yevmiye cezam yoktur benim 45 yýlda. Bir yevmiye ceza alacak bir kusur, bir ihmal yoktur efendi. Neden öyle peki? Bu fabrika bizim gözümüz. Bizim gözümüzün ýþýðý. O cevherin ýþýðýný bilirmisin sen? 1200 derecede erimiþ demir cevheri bir ýþýk saçar efen41

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

di. O ýþýktýr, memleketin ýþýðý. Ýyi bakmazsan kör eder adamý. Erimiþ cevhere bakmasýný bileceksin. Yoksa kör olursun. Ne demek istediðimi anlýyon mu sen?.."
Hakký Usta'nýn ne demek istediðini anladýk mý? Iþýða, memleketin ýþýklarýna doðru bakmasýný bildik mi? Yoksa kör mü olduk? Madem ki, Türkiye Cumhuriyeti demir-çelik öyküsüne Selahattin Þanbaþoðlu ile baþladýk, yine onunla bitirelim; aynen þöyle diyordu : ".... O gün, o koþullarda yapýlanlarýn bugün yapýlmamasýnýn mazereti olamaz, isteselerdi her þey yapýlabilirlerdi…."

42

Madencilikte yýllardýr kullanýlan ancak ülke gündemine ilk kez bu yürüyüþte oturan slogan "Madencinin Feneri Sönmeyecek" olmuþtur. ATATÜRK 1935 yýlý TBMM açýlýþ nutku ÝLK FENERÝ YAKANLAR* Nadir Avþaroðlu Maden Mühendisi * Madenciliðin kalbi Zonguldak'ta 1848'ten bu yana ilk yasal grev 30 Kasým 1990 tarihinde baþlamýþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Maden iþleri yeni bir açýlma devresindedir." K. . Maden Mühendislerimizi ihtiyaca yeter sayý ve deðerde yetiþtirmeye önem vermek gerekir. Taleplerini kamuoyuna duyurmak isteyen madenciler Zonguldak’tan Ankara'ya yürüyüþe geçmiþtir. Türkiye Taþkömürü Kurumu (TTK) ve Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüklerine baðlý iþyerlerinde çalýþan 48 bin iþçi greve gitmiþtir.

Ülkemizde hak ettiði yeri bir türlü bulamayan madencilik sektöründeki en önemli eksikliklerden biri de bellek kaybý ve güçlüklerle elde edilen deneyimlerin yitmesidir. 1947 yýlýnda Prof. toplumun sosyo-ekonomik yapý ve iliþkilerinin oluþturduðu dinamiklerden soyutlayarak yalnýzca kendi içinde deðerlendirmeye giriþmek ele alýnan konunun gerçek boyutlarýnýn gözden kaçýrýlmasý sonucunu verir. aþaðýda sunulan çalýþma. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda baþlatýlan kalkýnma hareketleri. bilgi ve becerilerin bireylere aktarýlmasýdýr. davranýþ. 11 Ekim 1947'de Ýktisat Vekaleti'nin (Ekonomi Bakanlýðý) Maarif Vekaleti'ne (Milli Eðitim Baþkanlýðý). sistem ya da kurumlarýn bütün boyutlarýyla kavranýp deðerlendirilmesi. toplumsal yapýnýn içerdiði diðer kurumlar arasýndaki yerinin belirlenmesine baðlýdýr. Akademik anlamda devamlý ilk maden mühendisliði eðitimi Ýstanbul Teknik Üniversitesi'nde "Maden Fakültesi"nin kuruluþu ile baþlamýþtýr. çocuklarýn yiyeceði. söz konusu sistem ya da kurumlarýn.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Eðitim. Maden Fakültesi 1947'de baþlayan ve 6 yýl süren yoðun bir hazýrlýk sürecinden sonra. toplumdaki eðitim. Toplumdaki kurumlarýn incelenmesi ise. bu kurumlarýn içinde yer aldýklarý sosyoekonomik yapýnýn bütünselliði içinde ele alýndýðýnda anlamlý sonuçlar verebilir. Doðaldýr ki böylesi bir aktarým eðitim kurumlarý aracýlýðýyla olacaktýr. 44 . eðitim konusuna sadece Osmanlý'nýn son dönemlerinden baþlayan kýsa bir tarihçe olarak deðerlendirilmelidir. ülkenin kendi kaynaklarýna yönelmesine neden olmuþ ve hemen 1924 yýlýnda özellikle askeri amaçlar göz önünde bulundurularak Zonguldak Yüksek Maden Mühendisi Mekteb-i Alisi eðitime açýlmýþtýr. yatacaðý ve hatta sigarasý dâhi devlet tarafýndan karþýlanarak okutulmuþtur. Yüksek Maden Mühendisi azlýðý nedeni ile yer altý servetlerinin deðerlendirilmesi iþinin ele alýnmasý konulu baþvurusu ile devam etmiþtir. toplumun geliþmesinin belirli bir aþamasýndaki düþünce. Özellikle Anadolu'dan yoksul ailelerin zeki çocuklarý (bir çoðu o yýllarda Anadolu'da öðretmenlik yapan eðitmenler tarafýndan önerilenler) bu okula alýnmýþ. Bu boyutlarý ile ele alýndýðýnda. Toplumsal kurumlardan bir tanesi olan eðitim kurumunu. Bu nedenle. 1 Mart 1953'te öðrenime baþlamýþtýr.Ýlhami CÝVAOÐLU'nun Makina Fakültesi Dekanlýðý'na verdiði önerge ile baþlatýlan kuruluþ süreci.

000 ciltlik maden. El-Biruni (973-1040) mineraller ve bunlarýn fiziksel özelliklerinden. Bu okul dünyadaki ilk maden mühendisliði okulu olarak literatürlerde yer almaktadýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünyada ise. Buhara. fizik. eskiler ise Latince'dir. mineraloji. ortam kara bir bulut ile örtülmüþtür. Bunlardan Hüseyn Ýbni Ishak (809-873) kýymetli taþlardan. bilimsel düþünümü ve yerbilimlerinin geliþmesini engellemiþ. tuzlar. Oðullarýný yaz aylarýnda maden bölgelerine madencilik. yurdumuzda yüksek öðretim kurumlarýnýn kurulmasý ve buralarda bu konulardaki derslerin verilmesi ile baþlamýþtýr. jeoloji ve matematik kitaplarý bulunmaktadýr. Buna karþýn Anadolu. yüzyýlýn kitaplarý dahi kütüphanede bulunmaktadýr. Üniversitenin ilk 45 . Kraliçe. 1949'da Üniversite olan okul 1990'da Miskole Üniversitesi adýný almýþtýr. Miskole Üniversitesi'nin Müze Kütüphanesi'nde 45. kimya. Semerkant ve Mezopotamya'da yaþayan bilim adamlarý. Kitaplarýn çoðu Almanca. Ortaçað’da. madenler. biyoloji. Bu kütüphane maden ve metalurji dallarýnda dünyadaki tüm kitaplarý içeren tek kütüphanedir. doðunun en büyük hekimi ve düþünürü Ýbni Sina "Þifa" ve "Kanun" adlý yapýtýnda taþlar. 16. yerbilimlerinin deðiþik konularýna. maden ve metalurjiye çok fazla önem vermektedir. Eðitim 1764'te Almanca olarak baþlamýþ. Ýlk Maden Okulu'na 1763'te Belçikalý kimyager-metalurjist Joseph Nikolaus JACKQUIN atanmýþtýr. yanar taþlar(kömür) ve fosiller hakkýnda bilgiler vermiþtir. 1867'de Macar egemenliðinden sonra Macarca olarak sürdürülmüþtür. Arabistan. deðiþik aðýrlýkta ve anlayýþta yer vermiþlerdir. Avrupa ülkelerinde olduðu gibi Anadolu'da da yerbilimleri ve mineraller konusunda ilk ayrýntýlý bilgilerin verilmesi ve yayýnlarýn yapýlmasý. metalurji. ilk Maden Teknik Okulu 1736'da Avusturya'da kurulmuþtur. Avrupa'da kiliseler ve dinsel örgütler. 1762'de. Avusturya kraliçesi Maria Therasa Yukarý Macaristan'da (günümüzdeki Slovak Cumhuriyeti) Schemnitz'de Ýmparatorluðun varlýðýný sürdürmek için Maden ve Metalurji tesislerini yönetebilecek mühendisler ve günün bilim ve teknolojisi ile donatýlmýþ yöneticiler yetiþtirmek için Maden Akademisi'ni kurmuþtur. ekonomi ve iþ iliþkileri konularýnda eðitilmeleri için bu okula yollamýþtýr. metalurji.

bitkiler. Madeniyat alt bölümünde. özellikleri açýklanmaktadýr. Bunlardan sonra yeryüzünde görülen. Abdullah Bey bu mektepte "Ýlm-i Arz ve Maadin" (Yeryüzü Bilimi ve Madenler) dersleri vermiþtir. taþlar (ahçar). kurþun. Ýstanbul'da "Týphane" adýyla 4 sýnýflý bir Týbbiye Mektebi açýlmýþ (1827) ve bundan ayrý olarak Cerrahhane adýyla bir mektep de bulunmaktadýr. Ýstanbul bölgesinin jeolojisi hakkýnda yaptýðý araþtýr46 . Dr. tetkik. demir vb. ve 20. doðada bulunan cisimler (ecsami arziye-i tabiiye). altýn. yalnýz ayetlerin. hayvanlar ve madenler hakkýnda ayrýntýlý bilgiler vermektedir. 19. Abdullah Bey. madenler anlatýlmakta. 1836'da bu iki müessese birleþtirilerek 6 sýnýflý "Mekteb-i Týbbýye-i Þahane" adýyla yeniden kurulmuþ ve 1850'de bu mektep ýslah edilerek modernleþtirilmiþtir. Yeryüzünün Halinden Özetler) bölümünde. ana dilimiz yerine Arapça'nýn egemen olduðu bir öðretim metodu takip ediliyordu. Cildinin 381. tecrübe ve tenkide hiçbir yer vermeyen. Medreselerde "Ümmet Terbiyesi" yani müþahade. Tanzimattan önce. yüzyýllarda fen bilimlerinde. (emleka). skolastik metotlarýn ve Medrese Öðretimi'nin uzun zamanlardan beri ülkemizde kökleþmiþ olmasýdýr. bir bölüm olarak "Ýlmi Hikmet-i Tabiiye-i Mahsusdan Mevcudat-ý Arziye'nin Ahvali Muhtasaralarý" (Tabiat Bilimi Özelliklerinin Hikmetinden.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I temeli sayýlan "Mühendishane-i Berri-i Hümayun"nun ders programlarý ve yayýnlarý incelendiðinde. 1835'te basýlan 4. Bunun asýl nedeni. özellikle yerbilimlerinde Avrupa'daki geliþmelerin bizdeki yansýmalarý ne yazýk ki çok geç ve pek azdýr. hadislerin ve diðer metinlerin þerh ve tefsirine dayanan. somut örnekler verilmektedir. tuzlar. Türkiye'de yer bilimlerinin yüksek öðrenime girmesi Tanzimat Devri'nden sonra baþlar (1839). sayfasýnda. kýymetli taþlar (cevahir). yanardaðlar ve depremler anlatýlmakta. içerisinde tuzlar. bu okulun "Baþ Hocasý" Hoca Ýshak Efendi’nin yerbilimlerinin bazý konularýna "Mecmua-i Ulumu Riyaziye" (Matematik Bilim Dergisi) adlý yapýtýda yerverdiði görülür. platin. jeolojik olaylar "Alemi kevn-ü fezada vâki alâim ve âsar" (Yeryüzünün ve Uzayýn Oluþumundan Ýzler ve Eserler)) adlý alt bölümde sýcak maden sularý.

jeoloji ve mineraloji derslerini Türkçe'ye çevirmiþtir. Dr. Gördüðü ilgi nedeniyle.Prof. Pleurodictyum Constantinopolitanum gibi ayrýca Ýstanbul'da Fransýzca olarak yayýnlanan Gazete Medicale d'Orient'da da. 1874'de Dr. Ýstanbul Üniversitesi eski Rektörlerinden. Trilobites Abdullahi Verneuil. burada jeoloji ve mineraloji derslerini Fransýzca olarak veren Dr. Abdullah Bey'in derslerini Binbaþý Ýbrahim Lütfi Bey Türkçe'ye tercüme etmeye baþlamýþ ve 1874'de (1291) Abdullah Bey ölünce.Dr. Tevfik Salim SAÐLAM 1959'da yayýnladýðý "Nasýl Okudum?" adlý yapýtýnda. verem uzmaný Ord. 1898 yýlýnda girdiði Askeri Týbbiye'nin öðrenim yýllarý anýlarýný ve hocalarýnýn özelliklerini anlatýrken Ýbrahim Lütfi Paþa hakkýnda. 1870 yýlýnda Askeri Týbbiye'de öðretim Türkçeleþince. 1870'de Dr. "Birinci sýnýf hocalarý arasýnda pek muhterem iki sima daha 47 . Abdullah Bey ve Ýbrahim Lütfi Paþa. Ýbrahim Lütfi Paþa 1867 yýlýndan itibaren Askeri Týp Okulu'nda önce Patolojik Anatomi muallim muavini. Abdullah Bey'in muavini olmuþ. bunlarý ve bunlarýn resimlerini çizdiði albümle beraber Fransýz "Museum d'Historie Naturelle"e hediye etmiþtir. Paris'te 1867 yýlýnda kurulan uluslararasý sergiye Türk Miralayý rütbesiyle gönderilmiþ ve Ýstanbul civarýndan topladýðý 1. Ýstanbul jeolojisine dair makaleler yayýnlanmýþtýr. Abdullah Bey'in ölümü üzerine de dersin muallimliðine (profesörlüðüne) getirilmiþ ve bu dersi ölünceye kadar bu okulda okutmuþtur. Fosilleri paleontolog Ýbrahim Lütfi Paþa Verneuil tarafýndan tamamlanmýþ ve (1838-1902 birçok yeni türler bulunmuþtur. öðrencilere derste göstermek için düzgün ve düzenli taþ ve fosil koleksiyonu yapmýþtýr.200 kadar fosil ve mineral numunesini sergilemiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I malarýný Fransýz Jeoloji Derneði ve Fransýz Bilimler Akademisi dergilerinde yayýnlamýþtýr. Mektebi Týbbiye-i Þahane'nin Ýlmülarz ve Maadin (Jeoloji ve Mineraloji) muallimliðine atanmýþtýr.

ilginç bilgiler vermektedir. daha sonra yaþantýsýný aktaracaðýmýz. . Bu o zamanýn klasik bir kitabý olan Lapparant'ýn tercümesiydi. Elimizde küçük bir jeoloji kitabý vardý. Ýlmi Tabakatül Arz ve Maadin (Jeolojik Formasyonlar ve Madenler) müderrisi olarak tayin edilmiþtir." demekte ve o yýllarda (tamamýyla bugünkünün benzeri olan) jeoloji ve mineraloji öðretimi hakkýnda. bize gösterirlerdi. Halil Bey Viyana Politeknik'de Kimya ve Maden Mühendisliði eðitimi görmüþ ve Avrupa'dan dönüþünde (1876) Mekteb-i Mülkiye'de ve Darüþþafaka'da Kimya. Ýlm-i Tabakatül Arz ve Maadin derslerini vermiþ ve sonradan Darülfünun'a nakletmiþtir. Mineraloji için Týbbiye'de oldukça zengin bir taþ koleksiyonu vardý. Kendisi. esasen güç ve düðümlü bir uslüp ile yazýlmýþtý. Fransa'da Maden Mühendisliði öðrenimi görmüþ olan Sadrazam Ýbrahim Ethem Paþa'nýn oðlu ve Arkeoloji Müzesi'ni ilk kurmuþ olan ünlü ressam Osman Hamdi Bey'in kardeþidir. Ýbrahim Lütfi Paþa Týbbiye’nin en eski hocalarýndan ve týp dilimizin Türkçe'ye çevrilmesinde büyük hizmetler görmüþ. Halil Ethem Bey'in hocalýðý 1909'da Þehr-i Eminliði'ne tayin oluncaya kadar devam etmiþtir. Türkçe'sinden anlayamadýðým cümlelerin manasýný Fransýzca metinden çýkardýðým olurdu.. Halil Ethem Bey. Türkiye'nin Bilim Tarihi'nde Arkeoloji ve Müzecilikte büyük bir isim yapmýþ olan Halil Ethem Bey'in jeoloji eðitiminde de hizmetleri olmuþtur. Tanzimat Hattý Hümayunu’nun Sultan Mecid zamanýnda Reþit Paþa tarafýndan açýklanmasýndan sonra 1869'da Darülfünun çok basit bir programla açýlmýþ ve iki sene sonra tekrar kapanmýþtýr. Ýlmi tabakatül-arz ve maadin hocasý Ýbrahim Lütfi Paþa ve muavini Sakýzlý Ali Bey. Onlarý dersaneye getirir. zamanýn jeoloji ve bilhassa mineralojiyi en iyi bilen bir mütehassýsý sayýlýrdý. Kitabýn aslý. altmýþýný geçkin nazik ve muhterem bir zattý. 48 .. hiç anlaþýlmaz bir þeydi. Türkçe'si ise hakikaten pek üstadâne bir tarzda harfiyyen yapýlmýþ bir tercüme olmakla beraber. Hatta bu sebepten kendisine "Taþçý Ýbrahim Paþa" denirdi.. 1900 senesinde Darülfünunü Þahane adý ile yeniden açýlmýþ ve Ulumu Tabiye Þubesi'ne (Doða Bilimleri Þubesi) Halil Ethem Bey. Jeoloji tatbikatý yapýlmazdý..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I vardý. Ýmtihanda etiketleri çýkartýlýr ve bizim tanýmamýz istenirdi.

Kocaeli'nde Halil Ethem ELDEM Triyas devrine ait toplayýp tanýmladýðý bazý fosil türlerini. Rhynconella Ethemi. Halil Ethem Bey'in adýna dayanýlarak adlandýrmýþtýr. (Terebratula Ethemi. Toula. Acrodiceras Halili.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu sýrada Viyana'daki hocalarý Hochstatter ve Franz Toula'nýn derslerini göz önünde tutarak ve onlarýn okutma tarzlarýna uygun olarak Ýlm-i Maadin ve Tabakatül Arz (Madenler ve Jeolojik Formasyon Bilimi) isimli bir kitap yayýnlamýþtýr (1891).. Ýfadesi sade. Halil Ethem Bey Hochstatter'in Avrupa Türkiye'sinin Jeolojisi ve Franz Toula'nýn Kocaeli jeolojisi ve maden potansiyeli üzerine yaptýklarý araþtýrmalarda kýsmen birlikte çalýþmýþlardýr. gibi) Bu fosil koleksiyonu halen Viyana Tabiat Tarihi Müzesi'nde bulunmaktadýr. þekli ve resimleri güzel olan bu kitapta ülkemize ait örnekler ve bilgiler aktarýlmýþtýr. Bu çalýþma temel bilimler dalýnda Halil Ethem ELDEM’in 49 . yüksek öðrenimini de babasýnýn isteðine uyarak kimya ve yerbilimleri dallarýnda Ýsviçre'de Zürih Üniversitesi'nde yapmýþ ve sonra da Bern Üniversitesi'ne giderek kimya dalýnda doktor unvaný almýþtýr. gençliði Avrupa'da geçmiþtir.. vs. Halil Ethem orta öðrenimini babasýnýn (Ýbrahim Ethem Bey) elçi olduðu Berlin'de. Avrupa'da ilk doktora yapan ve Darülfünun'da ilk jeoloji ve mineraloji muallimi (profesörü) olan Halil Ethem ELDEM'in çocukluðu Ýstanbul'da.

Ýhsan KETÝN ve Prof.299-302'de. saðlýðýnýn da bu iþlere uygun bulunmadýðýný söyleyerek görevi kabul etmemiþtir (Türkiye'deki ilk sondaj yer altý suyu bulmak için 1920 yýlýnda Samsun civarýnda yapýldýðý bilinmektedir). Hendeseyi Mülkiye'de (1894-1909) hocalýk yapmýþ ve 1900'de açýlan yüksek muallim mektebi (Darül-Muallimini Aliye) fünun þubesi tabakatülarz (jeoloji) profesörlüðüne 40 kuruþ maaþla getirilmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Avrupa'da yapýlan ilk Türk doktorasýdýr. orada bir kimya laboratuarý yaptýrmýþ ve sonra kimya ile ilgisini kesmiþtir. 5. E. 1947'de yayýnlanan "Halil Ethem Hatýra Kitabý" Cilt 1. Bu arada Mektebi Sultani'de (Galatasaray Lisesi) bulunan Turuku Meabir Mühendis Mektebi'nde ve Mektebi Harbiye'de jeoloji öðret50 .Dr. Halil Ethem 1885'te yurda dönünce. yayýn yerleri. Halil Ethem. 1901'de Darülfünunu Þahane'nin Tabii Ýlimler Bölümü'ne Ýlmimaadin ve Tabakatülarz (Jeoloji ve Mineraloji) profesörlüðüne 600 kuruþ maaþla atanarak Avrupa'da öðrenim gördüðü konularda dersler vermiþtir. Kimya dalýnda yapýlan bu doktora çalýþmasý Türkiye'de bilimsel araþtýrmalarýn baþlangýcý. ancak yurda dönüþünün ilk yýllarýnda (1885-1892) Darüþþafaka Lisesi'nde kimya ve jeoloji dersleri okutmuþ. Bunlarýn isimleri. tarihsel geliþimi ve bilim tarihi açýsýndan ayrý bir önem taþýmaktadýr. ilk yýllardaki resmi görevleri yanýnda Darüþþafaka Lisesi'nde (1885-1893). ÝNÖNÜ'nün araþtýrmalarý ile gün ýþýðýna çýkarýlmýþtýr. alýnan sondaj makinalarýný kullanmak ve su bulmak için Halil Ethem'i görevlendirmiþ fakat Halil Ethem kendisinin bu iþte yeterli olmadýðýný. Mektebi Mülkiye'nin Lise kýsmýnda (1894-1901). Darülfünun'da hoca olduðu yýllarda (1903). hiç bir yapýtýnda kullanmamýþtýr. yayýn tarihine göre verilmiþtir. zamanýn sadrazamý Avlonyalý Ferit Paþa. Türk Tarih Kurumu tarafýndan. 1885 yýlýnda ilk Türk bilim doktoru olarak yurda dönmüþ fakat Dr. kurulacak tesisler ve burada yaþayacak insanlara gerekli suyun bulunmasý için yeraltý suyu araþtýrmalarý yapmak. Bu doktoranýn konusu. ayrýntýsý ve belgeleri Prof. Halil Ethem Bey'in büyük bir emek ve araþtýrma sonucu hazýrlanan yayýnlarý 60'dan fazladýr. unvanýný hiç bir yerde.Dr. Hicaz demiryolu boyunca. Halil Ethem kimya dalýnda doktora yapmasýna karþýn kimya ile pek az uðraþmýþ.

Kýrým Seferi dolayýsýyla müttefik devletlerin donanmalarýna gerekli olan kömürü saðlayacak olan Ereðli ve Zonguldak Havzasý hakkýnda Fransýz mühendislerin raporlarýndan alýnmýþ bilgiler vardýr. Babýali Genel Müdürlüðü'ne Salih Zeki Bey Caddesi numro 7. diðeri kýzlara (Ýnas Darülfünunu) ait olmak üzere iki bölümü vardý. erkekler kýsmýnda Eczacý Mahzar Hüsnü Bey Ýlmi Arz derslerini kürsülere vermiþlerdi. Ýstanbul Darülfünunu Balkan Savaþý sýrasýnda yeniden kapanmýþ (1911) ve Ýlmi Maadin ve Tabakatülarz (mineraloji 1913'te yeni bir anlayýþla Darülfünunu ve jeoloji) Þeklin altýnda. Müþtak Bey. Bu þubenin biri erkeklere. 1915'te erkekler kýsmýnda esaslý bir reform yapýlmýþ ve Birinci Dünya Savaþý'nda müttefikimiz olan Almanya'dan birçok Profesör tayin olunmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I meni olan Lecog Paþa Ameli Ýlmül Arz isimli bir kitap yayýnlamýþtýr. 128 adet þekil. Kitap. Ýstanbul (Mihran) Matbaasý.1307 (1891) tayin olmuþtur. Kitapta Anadolu'nun jeolojisine hiç deðinilmemiþtir. de boyalý tabakatül arz haritasýný Osman-i Ulumu Riyaziye ve Tabiiye bir havaidir. Þubesi (Fen Fakültesi) olarak açýlmýþ. Þekil a Þekil b Þekil c 51 . Kýzlar kýsmýnda Dr. Kolaðasý Rusçuklu Þevki Bey tarafýndan Türkçe'ye çevrilmiþtir (1854).

Ýkinci gerçek de. þayan ve sezadýrki iþbu arziyat arz (yer) ve asuman (gök) ve teayyünatý edvar (devirler) ü ezman (zamanlar) satama.. 1858 yýlýnda Arazi Kanunnamesi'nin ve 1862 yýlýnda da Ýlk Maden Nizâmnamesi'nin yürürlüðe Sadrazam Ýbrahim Ethem Paþa 52 ... teknoloji birikiminin yok olduðu. Darülfünun jeoloji profesörü Müþtak Bey'e "Efâzýlý etibbâi Osmaniye'den (Osmanlý doktorlarýnýn ünlülerinden). diyerek. yüzyýlda Osmanlý. elçisine selam ve içten saygý ile devam etmekte ve . ülke madenciliði dirilme sürecine girmiþtir. üstâd meâli himem Müþtak Bey Efendi Hazretleri'ne takdim" yazýsý ve imzasý bulunmaktadýr.. Esad Feyzi (Mekteb-i Týbbiyei Þahane ilmi hikmeti tabiiyei týbbiye muâllim muavini) nin "Ýlmüarz ve Maadin" adlý kitabýnýn kapaðý. ÝLK MADEN MÜHENDÝSÝ SADRAZAM ÝBRAHÝM ETHEM PAÞA Osmanlý madenciliðinin 17. 1827 yýlýnda ÝBRAHÝM ETHEM adýnda bir gencin. iç kaynaklara yönelmek zorunda kalmýþtýr. Þekil b : Dr. 19.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Þekil a : Türkiye'de jeoloji konusunda 1852'de yayýnlanan ilk kitap "Ýlmü Tabakatülarz" in ilk. Kitap. Bu olguya Batýlýlarýn siyasal çekiþmeleri ile Ereðli Kömür Havzasý'nýn bulunuþu da eklenince. Tanrý adý ile baþlamakta. Tanrýya þükür. düz yazýda kafiye kullanýlmýþ ve edebiyat yapýlarak konuya girilmektedir. ustalarýn daðýldýðý bilinen bir gerçektir. medrese eðitim düzeninde madenciliði oluþturan bilim dallarýndan hiç birinin yer almadýðýdýr. ve 18. yüzyýllarda çöktüðü. sayfasý. Maden Mühendisliði öðrenimi için yurt dýþýna gönderilmiþ olmasýyla. Þekil c : Darülfünun ve Mühendis Mektebi'nde muâllim Ahmet Malik (SAYAR) tarafýndan yazýlmýþ "Madeniyat ve Arziyat" adlý kitabýn kapaðý. para basýmý için yurt dýþýndan ucuza aldýðý madenlerden yoksun kalýnca. Bu canlanmanýn iþaretlerini. o yýllarýn yazýþ biçiminde.

bunlarý Paris'te okutmak ister. hayýrsever bir devlet adamý oluþudur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I konulmasýnda buluyoruz. kendisine yakýn. ileride devlete hizmet edebilecek kiþiler olarak yetiþtirmek onun amaçlarýnýn baþýnda gelmektedir. Ethem'in sýnýf arkadaþý daha sonra Nobel ödülü alacak olan biyokimya uzmaný Louis Pasteur'dur. kýl payý Pasteur'u geçer. Abdüllatif ve Ahmet) 40 gün sonra Marsilya'ya ulaþýrlar. Bu çocuklarýn arasýnda bakanlýk ve valilik makamlarýna kadar yükselmiþ kimseler bulunmaktadýr. Henüz 11 yaþýnda olan Ethem. Hüsrev Paþa'nýn diðer bir özelliði de padiþahýn saygýsýný kazanan. Diploma törenine Ýmparator III. Baþlarýnda ünlü bir oryantalist olan Türk dostu Amédéé Joubert bulunmaktadýr. Ethem bu eðitiminde de birinciliði kimselere býrakmaz 53 . kabiliyetli çocuklara baba olmasýdýr. Adýný da Ýbrahim Ethem koyar. Amacýný dönemin padiþahý Sultan Mahmut'a açar. Institution Barbet'in bir geleneði vardýr. 10 kadar kimsesiz ve zeki çocuðu evlat edinmiþtir. Hüseyin Rýfký. Koca Hüsrev Paþa. Ethem ile Pasteur arasýnda birincilik yarýþý baþlar. Ethem. 1829 yazýnda bir yelkenli ile (padiþahýn huzurunda) Aynalýkavak'tan hareket eden bu çocuklar (Ethem. Bu maksatla dört çocuk seçer. Bunlar yakýn arkadaþlýklarý ile sýnýfýn gözde öðrencileridir. Koca Hüsrev Paþa. Bu çocuklarýn arasýnda Prens Sabahattin'in dedesi (Kaptan-ý Derya) Halil Rýfat Paþa da bulunmaktadýr. Pariste (Ýnstitution Barbet'e) yatýlý olarak verilir. Hüsrev Paþa'nýn yaþamýndaki özellik (çocuðu bulunmadýðý için) bu gibi kimsesiz. Okulu birincilikle bitirenlerin diplomalarýný devlet baþkanlarý vermektedir. Napoleon gelir ve Ethem'e eliyle diplomasýný verir. bunu kimsesiz. Bu çocuklarý padiþaha tanýtýr ve padiþahýn onayýný alýr. Himayesine aldýklarý çocuklarý. fakat üstün zekalý diðer çocuklar gibi evlat edinir. Yeraltý zenginlikleri bu denli çok olan ülkemizde maden mühendisi yoktur. Ethem yüksek öðrenimini maden mühendisliði dalýnda yapar. Bu zeki çocuk "Kaptan-ý Derya" ve dönemin Bahriye Nazýrý olan Koca Hüsrev Paþa'ya köle olarak satýlýr. Ýbrahim Ethem Sakýz Adasý'ndaki bir ayaklanma sýrasýnda Ýzmir'e kaçan Rum kökenli bir çocuktur.

Orman ve Maadin Ýdaresi'nin 1872 (28 Teþrinisani ve 7 Kânunisani 1289) tarihli yazýlarýnda bir maden okulunun kurulmasý hakkýnda þunlar denilmektedir: "Rüþtiye mekteplerinden mezun veya dýþarýdan istekli 18-25 yaþýndakiler imtihan ile alýnarak 2 yýllýk bir öðretimle maden aramak. zengin Batý kültürü. Ýbrahim Ethem bundan sonra birçok idari iþlerde ve Meclisi Maarif ve Þurayý Devlet aza ve reisliklerinde bulunmuþtur. bu tarihlerde Avrupalýlar tarafýndan madenlerimizi iþletme istekleri karþýsýnda. 1840'da Ergani madenlerine baþ mühendis olarak tayin edilmiþtir. yönetim alanýndaki yetenekleri ile devletin üst kademelerinde deðiþik görevler alýr. Ticaret.5 yýl çalýþabilmiþtir). 1846 Amasya'da çalýþmýþtýr. Bunun için 1872 yýlýnda "Orman ve Maadin Mektebi" kurulmuþtur.Türkiye'ye dönüþünde bu meslekte çalýþmak istese de (6. Ýçiþleri. 1839'da Türkiye'ye dönen Ýbrahim Ethem. Bayýndýrlýk. Ticaret Vekili iken hükümete mali kaynaklar saðlamak. ölçekli harita yapmak maden damarlarýnýn durumunu ve gidiþini tayin etmek. Daha sonra Gümüþhacýköy'e müdür olarak atanmýþ ve 1845'de Keban ve Ýstanbul Sarýyer madeninde. "onlarýn dilinden ve ilminden anlar eleman yetiþtirmek ve zarar görmemek gayesiyle" meslek okullarýný açmayý düþünmüþtür." Sadrazam Ýbrahim Ethem Paþa Bu konuda daha detaylý bilgi elde etmek için teskerelerin ve eski yazýþ54 . Elçiliklerde bulunmasýnýn ardýndan sýrasý ile Dýþiþleri.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I (1839). madenlerin mahiyetini meydana çýkarmak. Maarif. Adliye Vekillikleri'nde bulunmuþ ve Mithat Paþa'nýn yerine Sadrazam (Baþbakan) olur. üstün Fransýzcasý. Ýbrahim Ethem Paþa. Maden Nizamnamesi'ne göre maden çýkartanlarýn imalâtýný ve þartnamelere uygun hareket edip etmediklerini kontrol etmek ve rapor vermek üzere ikinci sýnýf maden mühendisliði derecesinde öðrenci yetiþtirmek üzere bir maden mektebi kurulmasý istenmektedir.

Ýlk iki yýl "Orman Mühendisi Mektebi" öðrencileri ile ortak. Bu konu kendilerinin huzurunda "Þurayý Devlet"te tartýþýlmýþtýr. Mesaha (Ölçme). Topografya ve Tatbikatý. Bugün Türkiye'de tanýnmýþ. Fenni Maadin. Fizik. bu meslekte yetiþmek isteyenler Avrupa'ya gitmiþ veya gönderilmiþtir. Yýl : Hesap. Nizamatý Maadin ve Kitabet. Ýbrahim Ethem Paþa'nýn Nafýa. Bu Yönetmeliðe göre öðretim iki yýldýr ve þu dersler okutulacaktýr: 1. Ticaret Nazýrlýðý'nda baþlamýþ onun yardýmlarý ile yürümüþ. Fenni Maadin. Okulun açýlmasý sýrasýnda 1872'de (7 Kânunisani 1289) bu okul için bir de Yönetmelik (Nizamname) çýkarýlmýþtýr. 1290) çýkmýþtýr. Buna karþý Orman ve Maadin Ýdaresi. 3 ve 4. Topografya. Ýrtisam (Hendese ve Çizim). Nizamatý Maadin ve Kitabet (Maden Kanunu) 2. sýnýflar ayrý ayrý olarak meslek 55 . Cebir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I malarýn incelenmesi gereklidir. o sýralarda Türkiye'de "Maden Ýþleri"ne bakmak üzere Fransa'dan getirilmiþ olan Vays ve Donez isimli maden mühendislerine de bildirilmiþ ve bu konuda düþünceleri sorulmuþtur. Bu Okulun kapanýþýndan 1924 yýlýna kadar Türkiye'de Madencilik öðretimi yapýlmamýþ. önemli görevlerde bulunmuþ olan 69'un üstündeki maden mühendisleri Fransa. Bu okulda 1879 yýlýna kadar iki yýl süre ile öðrenim yapýlmýþ ve 1879'da (Recep 1297) çýkartýlan 12 maddelik yeni bir yönetmelikle öðretim süresi 4 yýla çýkartýlmýþtýr. Orman ve Maadin Ýdaresi'nin mektep açýlmasý hakkýndaki bu fikri. Logaritma. Yýl : Tabakatülarz (Jeoloji). "imtihan ederken müracaat edenlerin durumlarýnýn tespitinin mümkün olacaðýný" ileri sürerek bu okulun açýlmasýnda ýsrar etmiþ ve okulun açýlmasý hakkýnda gerekli irade 1873'de(15 Za. Müsellesat (Trigonometri). bu okul için gerekli derslerin Rüþtiyelerde okutulduðunu ve sýnavla öðrenci alýnacaðýna göre. Bu iki maden mühendisi: Bu Okula girecek öðrencilerde yeteri kadar ön bilgi bulunmadýðýndan böyle bir okulun açýlmasýnda fayda olmayacaðýný ileri sürmüþlerdir. Bu okulun kuruluþ hazýrlýklarýnýn ve yönetmeliklerinin. Belçika ve Almanya'daki maden okullarýndan mezun olmuþlardýr. Ameliyatý Kimya. ölümü ile birlikte kapanmýþ olduðunu tahmin etmekteyiz.

ülkemize maden bilim ve teknolojisini getirenler. TÜRKÝYE'DE ÖÐRENÝM GÖREN ÝLK MADEN MÜHENDÝSLERÝ Türkiye'deki "Türk Maden Teknik Elemaný" miktarýnýn yetersizliði dikkate alýnarak. Cebir. Bu eðitim programýnýn. Resim. Zonguldak Yüksek Maden Mühendisi Mektebi Alisi ilk mezunlarýný verinceye kadar. Fransýzca. 1893 yýlýnda da Orman Bölümü Halkalý Ziraat Mektebi'ne nakledilmiþtir. 1. Zonguldak'ta 1924 yýlýnda T. 4. Fransýzca. 2. Yýl : Kavaidi Osmaniye (Osmanlý Grameri). madencilik eðitiminin yurt dýþýnda yapýlmasýdýr. Kimya. Logaritma. Yýl : Trigonometri. Yýl : Kimya ve Ýzabe-i Maadin. 3. Trigonometri. Ýktisat Vekilliði'ne baðlý dört yýl tedris devreli "Yüksek Maadin Mühendisi Mektebi Alisi" açýlmýþ ve baþýna müdür olarak Ýstanbul Yüksek Mühendis Okulundan Profesör "Müderris" M. Jeoloji.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I dersleri görmek üzere programlar yapýlmýþtýr. Harita. Münþeat-i Osmaniye (Okuma). Minþeat-i Osmaniye. Hendese. Münsaat-i Osmaniye. 1928 yýlýnda. Kapatma gerekçesi. Tatbiki Arazi. yurt dýþýnda eðitim görmüþ mühendis ve teknisyenlerdir. Kimya. Fakat bu okulun Ýbrahim Ethem Paþa tarafýndan kurulduðu ve Ýbrahim Ethem Paþa'nýn burada hocalýk yaptýðýný biliyoruz. Ýmâlat Müsveddesi.C. Kimya. Resim. günümüzün modern maden mühendisliði eðitimine çok yakýn olduðu gözlenmektedir. Fizik. Orman Mektebi'nden 7 dönemde 49 Orman ve Maden Mühendisi mezun verildiðini öðreniyoruz. Yýl : Edebiyat. Fransýzca. mezunlarý. Coðrafya. madenciliðin ihtiyaç duyduðu mühendisleri yetiþtirmek üzere. Tarihi Tabii. Osmanlý arþivlerine göre yurdumuzda Maden Mühendisi yetiþtirildiðine iliþkin baþka hiçbir iþarete rastlanýlmamýþtýr Bu okullarýn yeri. Ýmâlatý maadin. Resim. Hendese. Maden Bölümü de kapatýlmýþtýr.Refik FENMEN tayin edildiði gibi yurt dýþýndan da bir 56 . Yönetmeliðe göre Okul'da þu dersler okutulmaktadýr. Fizik. Fransýzca. kaç yýl öðretim verdiði hakkýnda maalesef elimizde kesin bir bilgi yoktur. hocalarý. Hesap.

Orman Maadin Mektebi'nin 1888 yýlý mezunu olan Havzai Fahmiye Müdürü Hüseyin Fehmi (Ýmer)' in giriþimleriyle. Bu okul. o zaman taþkömürü ocaklarýný iþleten þirketlerin iane olarak karþýladýklarý bilinmektedir. ayrýca Belçika'dan gelmiþ dördte mesleki uzmanlýk sahibi ve deneyimli hoca bulunmakta idi. Elektrik Yüksek Mühendisi Profesör Mehmet Refik Fenmen (1882-1951) görevini okulun kapatýldýðý 1931 yýlýna dek sürdürdü. savaþtan yeni çýkmýþ ve tamamen kendi öz gücüne dayanarak ülkeyi yeniden kurma amacýndaki genç Türkiye Cumhuriyeti'nin umudu olmuþtur. I. Baþçavuþ gibi teknik elemanlar yetiþtirir. 1924'den 1927 yýlýna kadar ilk dönemlerde Ýstanbul Yüksek Mühendis Mektebi'nde olduðu gibi lise sýnýflarý arasýndan imtihanla ve sonradan sadece Lise mezunlarý arasýndan seçilen leyli meccani (parasýz yatýlý) öðrencilerin deðerli bir öðretim kadrosuyla ciddi bir 57 . Dünya Savaþý sýrasýnda askeri kýþla olarak yapýlmýþtýr. 1925' te tayin olan Okulun kurucusu ve müdürü ayný zamanda Elektrik Bölümü hocasý. Okulun madencilikle ilgili diðer bütün mesleki ders hocalarý da Avrupa'da öðrenim görmüþ deðerli Maden Mühendisleri olup. Daha sonra Havzada mühendis ihtiyacýný karþýlamak amacýyla 1924 Yýlýnda açýlan "Yüksek Maadin ve Sanayi Mühendis Mektebi" kurulur. þimdiki Endüstri Meslek Lisesi'nin tarihi binalarý. Binalar önceleri "Maden Fen Memuru Mektebi" olarak kullanýlýr. Bu okul Topoðraf.Refik FENMEN. zamanýn en geliþmiþ okullarýndan Belçika'nýn Mons þehrindeki "Ecole des Mines" örnek alýnmýþtýr. savaþtan sonra Bölge Erkan-ý Harp Kumandaný Kurmay Yarbay Hayri Bey'inde yardýmýyla bu kýþlalarýn Ýktisat Vekaleti'ne (Ekonomi Bakanlýðý'na) baðlý Havzai Fahmiye emrine býrakýlmasý saðlanýr. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurduðu ilk yüksek okuludur. "bilgili ve çalýþkan" öðrenciler yetiþtirmeye büyük önem veren deðerli bir eðitimcidir. Ereðli Þirketi teslim tutanaklarýnda askeri kýþla olarak görülen. Maden mühendisi yetiþtirmek amacýyla kurulan okul. ülke madenciliðine hizmeti kendisine ideal edinmiþ. Jeometr. Okulun kuruluþunda. Ýnþaatýn finansmanýný. Bu okulun kurucusu ve müdürü M.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kýsým yabancý öðretmenler getirtilmiþtir.

Zonguldak Yüksek Maadin Mühendisi Mektebi Alisi 1924 yýlýnda açýlmýþ. Okulda gösterilen derslerin madenciliðe ait olan uzmanlýk kýsmýndaki yabancý profesörlerin ders müfredatýný doðrudan doðruya takip edebilmeleri için öðrencilere okula giriþlerinden itibaren haftada 10 saat Fransýzca kurslarý verilmiþtir. tatilleri sýrasýnda Türkiye'deki madenlerde ve mezuniyeti takiben 3 ay da Avrupa'daki madenlerde ciddi bir stajdan geçirildikleri için. Batý dünyasýnýn teknik literatürü içine. her türlü cihazlarýyla zamanýn en modern bir Maden Yüksek Mühendis Mektebi halinde çabuk geliþen bu okulun mezunlarý. koleksiyonlarýyla. Okuldan 19241931 yýllarý arasýnda toplam 70 Maden Mühendisi mezun olmuþtur. Ancak bu yüksekokul pek kýsa ömürlü olmuþ ve 1931 yýlýnda son mezunlarýný verdikten sonra kapatýlmýþtýr. 1924-1925. Ýsviçreli bir Fransýzca öðretmeni tarafýndan tesis ve tatbik olunmuþtur. Öðrenciler her tedris yýlý sonunda bir ay ocaklarda iþçi gibi çalýþarak staj yaptýklarý gibi. Bu sayede. ilk mezunlarýný 1928 yýlýnda vermiþtir. Tamamlayýcý olarak da Fransýzca Teknik Kütüphane kurulmuþtur. tercüme yoluyla deðil.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I öðretim verilmiþtir. mevcut yerli. Laboratuarlarýyla. okulu bitirmelerinde de Avrupa'daki maden ocaklarýna staja gönderilirdi. Bu stajlarýný baþarý ile tamamlamayanlara da diplomalarý verilmezdi. doðrudan doðruya girme imkaný saðlanmýþtýr. Ayrýca teneffüslerde dahi öðrencilerin aralarýnda Fransýzca konuþmalarýný saðlayan sýký bir disiplin. 1925-1926 ve Zonguldak Yüksek Maadin Mühendisi Mektebi Alisi Binasý 58 . yabancý maden þirketlerince maddi ve manevi çok iyi þartlarda derhal angaje edilmiþlerdir. Böylece Fransýzca öðretilmiþ öðrencilere ders kitabý olarak Fransýzca teknik kitaplarýn en modernleri her yýl parasýz olarak verilmiþtir.

1924-1925 ve 1925-1926 dönemlerinde. Okulun son devrelerinde. 1926-1927 döneminde baþlayan meslek dersleri için Belçika'dan 4 adet ve Fransýzca dersi için Ýsviçre'den 1 adet profesör getirtilerek dersler Fransýzca verilmeye baþlandý ve bu eðitim kadrosu Fransýzca bilen Türk futbol. Mineraloji ile Petrografi koleksiyonlarý oluþturuldu ve Sýnai (Endüstriyel) Kimya Laboratuarý kuruldu. sadece temel dersler verildi. 1931 yýlýnda mezun verildikten sonra okul kapatýlmýþtýr. voleybol ve tenis eðitmenleri saðlanarak güçlendirildi. okul müdürü M.Refik FENMEN okulun geniþletilerek mühendisliðin baþlýca dallarýnda geniþ bilgi sahibi sanayi mühendisleri de yetiþtirilmek arzusuyla okulu "Maadin ve Sanayi Mühendisi Mektebi Alisi" haline çevrilmesine çalýþmýþ ise de.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1926-1927 dönemlerinde lise sýnýflarý (ortaokul mezunlarý). Okul kapatýlmadan önce Ýktisat Vekaleti'nin (Ekonomi Bakanlýðý) okulu kapatma gerekçesi þu þekilde belirtiliyor. ülkemizin ihtiyacýndan fazla Maden Mühendisi mezun olduðunun ileri sürülmesi üzerine. "Çýkarýlacak madenlerle ilgili gereksinime yeterli 59 Mektebi Alisi öðrencileri Laboratuarda . 1925 ile 1927 yýllarý arasýnda iki büyük bina daha ilave edilerek. 1927-1928 ve 1928-1929 dönemlerinde ise sadece lise mezunlarý arasýndan sýnavla öðrenci alýndý. Fizik Profesörü Hayri Bey ve Kimya Profesörü Mehmet Akif Bey tarafýndan. 1929 yýlýndan sonra okula öðrenci kaydý yapýlmadý. Matematik Türkiye’de Öðrenim Gören Ýlk Maden Mühendisleri Profesörü Kerim Bey.

1929 Dünya ekonomik bunalýmýnýn Türkiye'yi de etkilemesi gerekçeleriyle ve T. Türkiye'deki madenlerde ve Zonguldak Havzasýnda tek tük maden mühendisi mevcut iken. Etibank'a.1931 MEZUNLARI 1928 Mezunlarý (16) Ruhi ALKOR Zülkerem ALTAY Kudret ARGUN Tevfik AYYILDIZ Ö. Naim KROMER.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I olacaðý ya da fazlasýnýn iþsiz kalacaðý. milletvekilliði (Rauf ALPSOYLU. Hükümeti'nin tasarruf önlemi almasý" nedenleriyle geçici olarak kapatýlmýþtýr. Cumhuriyetten önce.C. YÜKSEK MAADÝN MÜHENDÝSÝ MEKTEBÝ ALÝSÝ 1928 . MTA'ya deðerli hizmetlerde bulunmuþ. daha sonraki yýllarda aralarýnda bakanlýk (Ýhsan SOYAK). Türk madenciliðine. Müdür Mehmet Refik Bey Ýstanbul'a tayin edilmiþtir.Ýhsan SOYAK Nevzat URUK Nihat ÜSTÜNEL Cafer ZADÝL 1930 Mezunlarý (17) Nazým ADASAL Mustafa AHÝ Cemil AHMET Kâmil AKAT Rahmi AKINCI Ekrem BEKSOY Niyazi DURUSOY Mustafa Sami ERK Enver ERKMEN Hakký EVÝNSEL Emin HARAÇCI Sadettin PEKMEZCÝLER Bahri SAVAÞKAN Kemal SÝLÝMEN Reþat SÝLÝMEN Halim TÜRKMEN Zeki YERDELEN 1931Mezunlarý (25) Hamdi ADALI Celâl ADIBELLÝ Þerif AKKUTAY Kazým AKYEL Rauf ALPSOYLU Mazlum ANGIN Cemalettin BAÞGÖZE Cemil BAÞGÖZE Celâl Ferit ÇINAR Adnan DEMÝRCÝ Fahrettin DORUK Mahir EDÝSON E. Necdet EGERAN Hilmi EREL Nebil EZGÜ Azmi HALULU Kâmil HAZNEDAROÐLU Sýtký KOÇMAN Mazlum KUROSMAN Mücteba MEHMET Necdet ÖZDÝNÇ Hilmi SANALAN Hikmet SÖZEN Rýza TUNA Kadri YERSEL 60 . Kapanma nedeniyle okulu bitiremeyen 3. Cemal KIPÇAK) ve þairler (Behçet Kemal ÇAÐLAR) gibi birçok deðerli maden mühendisi yetiþtirmiþ olan bu okulun kuruluþunda ve devamýnda hizmeti geçenleri þükranla yad etmek gerekir.Hulusi BARUTOÐLU Faik BÝRKAN Bahattin BÝRSAN Selahattin GÖKTUÐ Yusuf GÜRATA Hakký KÖK Naim KROMER Cemal KURTULAN Hulusi ORPEN Mazlum ÖÐET Fuat TARI Nevzat YERDEL 1929Mezunlarý (12) Cevad ADIGÜZEL Ýhsan AYLA Behçet Kemal ÇAÐLAR Ahmet KALAYCI Cemal KIPÇAK Nuri KIRCI Sadi MÝMAROÐLU Ýbrahim NARÞAP A. sýnýfýn öðrencileri Ýstanbul'daki yüksek okullara nakledilmiþlerdir.

(Kitap olarak hazýrlansa da basýlamamýþ kendi daktilo yazýlarý 3 .MTA Enstitüsü Dergisi. 5 . California. Ýhsan R. Fahrettin DORUK. 17 . No 12. New York.Maden Teknisyen ve Baþçavuþ Okullarýmýz. Kasým-Aralýk 1979 10 .Türkiye'de Madenciliðin Tarihçesi ve MTA. Kemal ERGUVANLI. Çaðlayan Kitabevi. Senai SALTOÐLU.Ekrem Murat ZAMAN ve Alaattin ÇAKIR'ýn Zonguldak Havzasý'nýn Tarihçesini konu alan kitap taslaðýndan 61 . Freeman. MTA Dergisi."Türkiye'de Yerbilimleri Öðretiminin Tarihçesi". ALBRITTON."The Founders of Geology" A."The Fabric of Geology" C.Ýbrahim Ethem Paþa'nýn torunu Yük. 1945 16 . Hamit Nafiz PAMÝR. Suna ATAK. Kadri YERSEL. GEIKIE. BERENT."Yerbilimlerini Mekteb-i Týbbiye'de Ýlk Kez Türkçe Okutan Hoca Ýbrahim Lütfi Paþa". Tindall and Cox. 2/34. 6 . Cooper Co. Darülfünun JeolojiMineraloji Muallimi" Kemal ERGUVANLI. 1990 11 .TMMOB Maden Mühendisleri Odasý Arþivi 2 . Aðustos 1982 8 . Yeryuvarý Dergisi. Prof. 1986. London.. 1954.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kaynakça 1 . ADAMS.Maden Mühendisleri Biyografisi. 1938."The Birth and Development of the Geological Sciences" F. 1962.Dr. Yeryuvarý Dergisi. 1981 13 . Bahri SAVAÞKAN. Sayfa 156 4 .Havzanýn Tarihçesi. MTA Yayýnlarý. 1985 14 .Maden Yüksek Mühendisi Ahmet PEKKAN'ýn Özel Arþivi 15 . Dover Pub."Zonguldak Yüksek Maadin Mektebi Alisi'nin Kuruluþ Yýllarý"."Maden Mühendisliðine Giriþ". Inc.D. Baillére. Bahri SAVAÞKAN 12 . Aðustos-Kasým 1980 9 ."Halil Ethem ELDEM: Temel Bilimler Dalýnda Avrupa'da Ýlk Doktora Yapan. 7 .Türkiye Maden Mühendisliði Öðretiminin Geliþmesi. Cemal BÝRÖN. Yeryuvarý Dergisi.Mühendis Cemâl Sait Bark'ýn Anýlarý 18 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 62 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "YEÞÝL ÇAY YAPRAÐINDAN DEMLÝ ÇAY BARDAÐINA" BÝR BAÞARI ÖYKÜSÜ Baki Remzi SUÝÇMEZ Ziraat Mühendisi .

yaklaþýk 200 km uzunluðundaki kýyý þeridinde. Ziraat Mühendisliði mesleðinin de baþarý öyküsüdür. en önemli istihdam alaný olan çay tarýmýndan. Rize. sýrada. ülkemizde yerli üretime geçilmesi ve çay kullanýmýnýn yaygýnlaþmasý 1923 sonrasý Türkiye Cumhuriyeti'nin baþarýsýdýr. yaklaþýk 1 milyon kiþi geçinmektedir. "Camelli Sinensis Kuntze" bitkisinin taze sürgünlerinin deðiþik yöntemlerle iþlenmesi ile elde edilmektedir. asýrlar ötesine uzanan bir beslenme geleneði deðildir. ýsrarý. Cumhuriyeti kuranlarýn ve geliþtirenlerin inancý. 766. bilimsel çalýþmanýn baþarý öyküsü olduðu kadar. 64 . Dünyanýn tek doðal çayý olan ve "yeþil altýn" olarak adlandýrýlan "çay"ýn ülkemizdeki öyküsü.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünyada sudan sonra en çok tüketilen bir gýda ve içecek maddesi olan çay.112 üreticinin çay ürettiði Türkiye. Doðu Karadeniz'de ekili olduðu bölgenin baþlýca tarýmsal geçim kaynaðý. Damaklarýmýzý esir eden çay tutkusu. ekonomik anlamda yetiþtirilmektedir. baþarma tutkusu. çay tarým alanlarýnýn geniþliði bakýmýndan dünya üretici ülkeler arasýnda 6. çayý iþleyerek siyah altýna döndürdüler. kuru çay üretimi yönünden 5. Tüketim amacýyla çayýn dýþardan getirtilmesinin öyküsü 1600'lü yýllara dayansa da.533 dekar alanda 204. Bozkýrý cennete çevirenler. Doðu Karadeniz bölgesinde Artvin. sýrada yer almaktadýr. Çin ve Hindistan'da 2700 yýldan beri yetiþtirilen çay bitkisi. 5 Mayýs 1925 tarihinde Atatürk tarafýndan Ankara'da. kurulan ve Atamýz’ýn vasiyeti sonucu 11 Haziran 1937 yýlýnda Hazineye emanet edilen Atatürk Orman Çiftliði. yeþil atýl alanlarý yeþil altýna. Çay. sýrada. çaðdaþ üretim yöntemleriyle bozkýrýn bile en güzel ürünleri verebileceðini tüm dünyaya gösteren örnek bir projedir. yýllýk kiþi baþýna tüketim bakýmýndan ise 4. Türk insaný için sabah kahvaltýlarýndan gece sohbetlerine kadar en çok tüketilen gýda maddelerindendir. 1000 metre yüksekliklere deðin ulaþan yamaçlarda. 10-35 km içerilere kadar uzanan kesimde. Çaðdaþ Türkiye'nin bilinçli emekle yeþertilebileceðini. Trabzon illerini kapsayan asýl bölgede ve Giresun ili ve Ordu ili Fatsa ilçesini kapsayan ikincil bölgede.

bölgenin huzura kavuþmasý için.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Doðu Karadeniz göç veriyordu. çayýn Rize dolaylarýnda yetiþtirilmesinin olanaklý olduðunu nedenleri ile birlikte açýklayan. Genç Cumhuriyete karþý oluþan gerici baþkaldýrý hýzla bastýrýlmýþtý. “Birinci Paylaþým Savaþý” sonucu Ýmparatorluðun parçalanýþýnýn yarattýðý otorite boþluðu. bölgede huzur ve güvenin saðlanmasý gerekiyordu. gözü yolda gencecik gelinler. öncelikle insanlarýn geçimini saðlayacak iþ ve çalýþma koþullarýnýn yaratýlmasý gerektiðini söylüyordu. Ýktisat Bakanlýðý temsilcisi Ziraat Genel Müdürü Zihni Derin. o günkü Ýstanbul gümrüðüne dýþalým yoluyla gelen çaylara da Camellia sinensis (Çay) deðinerek çayýn Türkiye'deki geçmiþi65 . Doðu Karadeniz'in "makus talihi"ni deðiþtirmeye yönelik önemli bir geliþme. bölgeye eþkiya baskýsýný getirmiþti. Ekonomik zorluklar ve isyanlarýn yarattýðý güvensizlik ortamýnýn giderilmesi. lastik ayakkabýsý olmayan çocuklarýný doyurmaya çalýþýyorlardý. yüzyýlýn ilk çeyreði erkekler gurbete gidiyor.Tarým Bakanlýðý tarafýndan 1918 yýlýnda Batum ve çevresinin zirai ve iktisadi durumunu incelemek üzere görevlendirilen Halkalý Yüksek Ziraat Okulu (Halkalý Ziraat Mektebi Alisi) öðretim üyelerinden eski Mardin Mebusu Ali Rýza Erten'in hazýrlamýþ olduðu. 1918 yýlýnda Ali Rýza Erten'in Batum ve Kafkasya’daki incelemeleridir. 20. Ankara'da 1921 yýlý Nisan ayýnda Bakanlýklar temsilciliklerinin katýldýðý bir Komisyon kuruldu. gözü yaþlý analar. savaþ sonrasý ortaya çýkan öncelikli olaylar nedeniyle dikkate alýnamayan ve daha sonra "Þimali Þarki Anadolu ve Kafkasya'da Tetkikatý Ziraiye" adýyla Hükümet tarafýndan kitap olarak yayýmlanan rapor.

halka yeni geçim olanaklarý bulabilmek amacýyla Rize ve çevresinde incelemelerde bulunmak üzere Komisyonca görevlendirilir. Ziraat Umum Müdürü Zihni Bey." 66 . Rodos'ta Akdeniz Adalarý (Cezayir-i Bahr-i Sefit) Ýli Orman Müfettiþ Katipliðinde. Sefir memnuniyetle bana birkaç kitap verdi. 1909'den 1912'ye kadar Selanik Ziraat Mektebi'nde Kimya. 1904'de Halkalý Yüksek Ziraat Okulunu bitirmiþ. yalnýzca yazdýðý raporla çay tarýmýna katký saðlayan Ali Rýza Erten'in raporunu Komisyonda gündeme getiren Zihni Derin. bölge insanýnýn yaklaþýmýndan duyduðu sevinci þöyle anlatýr: "Ben Umum Müdürken Rize'de Ziraat Odasý Reisinden þöyle bir mektup almýþtým. ileriki yýllarda çizeceði mücadeleli yolun ve "Çayýn Babasý" olarak adlandýrýlmasýnýn baþlangýcý olur. Ülkede çay yetiþtirilmesi için fiili ve aktif bir çalýþmaya girmeyip. Bu raporda Batum'la Rize'nin ayný iklim þartlarýna ve toprak kalitesine sahip olduðu. 1880 yýlýnda Muðla'da doðan Zihni Derin. Bu arada Batum'dan Rize'ye gelip çay üzerinde tetkikler yapan bir Rus ilmi heyetinin de raporunu verdi. Bu görevdeyken bir heyetle birlikte Doðu Karadeniz illerine gidiþi. 1924'e kadar bu görevde kalmýþtýr. bu arada çay yetiþtirilmesi üzerinde de durmanýzý bilhassa rica ederim. Rica ederek ondan çaya ait broþürler istedim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ni anlatan ilk bilimsel yapýttýr. Rus Sefiri ahbabýmdý. Batum'dan getirttiðim bu topraklarda gayet iyi yetiþiyor' diye bahsediyordu. Ziraat Sanaatlarý ve Jeoloji öðretmenliði yapmýþ. 1905'te Aydýn'da Orman ve Maden Muamelat Katibi olarak Devlet Memurluðuna baþlamýþ. iki yýl sonra Akdeniz Adalarý Ýli Orman Müfettiþliðine atanmýþtýr. Gediz ve Simav ilçeleri Orman Müfettiþ Vekaletinde bulunduktan sonra. Batum'da yetiþen çayýn ve birçok denemeleri yapýlan çay çeþitlerinin Rize’de de çok iyi neticeler vereceðini yazýyordu. Milli Mücadele Hükümetinin kurduðu Ýktisat Bakanlýðýnda ilk Ziraat Umum Müdürü olmuþ. 1907'de ayný ilçelerde Orman Müfettiþi olmuþ. kara yoluyla Ankara'ya gelmiþ. 1914'den 1920'ye kadar Bursa'da Sultani Mektebinde (Lise) ve Kýz Öðretmen Okulunda Tabi Ýlimler okutmuþ ve Bursa Milli Eðitim Müdür Vekilliði görevinde bulunmuþtur. 'Siz burada bazý kalkýnmalar yapacakmýþsýnýz. Bu fikir çok hoþuma gitti. Bahçemde bir çay fidaný var. 1920'de Yunanlýlarýn iþgalinden hemen önce Bursa'dan ayrýlýp.

15 dekarlýk arazide ilk fidanlýk kurulur ve çok küçük ölçekli de olsa ilk üretim baþlar. iklim ve toprak yapýsýnýn çay ya da turunçgil üretimine uygun olduðu kanýsýna vararak bu konuda yoðun çalýþmalar yapmaya baþlar. Türkiye'de çay üretme giriþimleri de yeni deðildi aslýnda. Harem-i Þerif Müdürlüðü ve Basra Valiliði gibi görevlerde bulunan Hacý Mehmet Arif'in 1877 yýlýnda yayýnlanan "Çay Risalesi". Selçuklu ve Osmanlý dönemlerinde köklü bir kahve tüketim alýþkanlýðý yerleþmiþtir. 1731 yýlýnda Damât-zâde Ebû'l-Hayr Ahmed Efendî'nin yazdýðý "Çay Risalesi". bambu rizomlarý ve bir Rus bahçývaný getirir.S.Ahmet Hamdi'nin yazdýðý "Çay Risalesi". bu giriþimle ilgili bilgiler 1892 yýlýnda yayýnlanan "Coðrafyayý Sýnai ve Ticari" adlý kitapta yer almýþtýr. ancak çay fidanlarýnýn geliþme 67 . narenciye ve bazý meyve çeþitleri. yy.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Rize ve çevresinin zirai ve ekonomik durumu hakkýnda bilgi toplamaya baþlayan ve bölgede yapýlabilecekleri araþtýran Zihni Derin. Ýlk giriþim l888 yýlýnda yapýlmýþ. M. Türklerin çayla tanýþmasýnýn öyküsü incelenir süreçte. Batum ve çevresinde Ruslar tarafýndan kurulmuþ olan çay bahçelerini. Söz konusu yazýlý kaynakta. Sonraki yýllarda çay içme alýþkanlýðýnýn halk arasýnda hýzla yaygýnlaþmasýnýn etkisiyle Türkiye'de çay yetiþtirilmesi sürekli konuþulur ve tartýþýlýr bir konu olmuþ. bu yapýtlara örnek olarak gösterilebilir. 1893 yýlýnda Ali Nazýma'nýn "Çay Risalesi" ile 1910 yýlýnda Mehmet Ýzzet Efendi tarafýndan yazýlan "Çay Hakkýnda Malumat" adlý kitap. yüzyýla kadar gitmesine karþýn. çayýn tarihi göçlerle Anadolu'ya gelmediði bilinmektedir. çay fabrikasýný ve Astropikal Bitkiler Araþtýrma Ýstasyonu'nu inceleyerek gerekli bilgilerle Rize'ye döner. bu gezinin ardýndan. zamanýn Ticaret Nazýrý Esbak-ý Ýsmail Paþa'nýn aracýlýðý ile Çin'den çay fidanlarý ve tohumlarýnýn getirildiði ve getirilen bu tohum ve fidanlarýn Bursa ilinde denendiði. 1879 yýlýnda Mehmet Ýzzet Seyit B. Anadolu'da çay içme alýþkanlýðýnýn baþlangýcýnýn 17. Rize Ziraat Fen Memuru Ýbrahim Bey'le birlikte 1924'de Batum'a düzenlenen geziye katýlýr. 5. Eski adý Garal Daðý olan hazineye ait bir bölgedeki Müftü Mahallesi'nde. Beraberinde çay tohumu ve fidanlarý.'da çay ticareti yapýlsa da. çok az sayýda da olsa çay ile ilgili risaleler yazýlmaya baþlanmýþtýr. "Çaycý" lakabý ile anýlan ve Hicaz Vali Vekilliði. bugünkü adýyla Merkez Fidanlýðýnda. çaya ilgi gösterilmemesi nedeniyle.

Bu yasaya göre baþlatýlan çay üretimi çalýþmalarýnýn baþýna Ziraat Umum Müfettiþi olarak Zihni Derin getirildi ve Rize vilayeti ile Borçka kazasýnda çay fidaný yetiþtirilmesine baþlandý. Ve kanunun biran evvel çýkmasý için uðraþacaðýný söyledi. çiftçiye dönüm baþýna 60 lira verilmesine dair bir madde de koydurtmuþtum. Fakat kanun çýkmýyor. bir çay kanunu teklifi yapýlmasýný istedim. Birgün Sýhhat Vekili Hulusi Bey Rize'ye geldi. Hakikaten o Ankara'ya döndükten birkaç ay sonra da beklediðimiz birinci Çay Kanunu çýktý. Bu konuda yoðun uðraþ veren Zihni Derin.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I göstermediði. Eðer böyle bir para alýrlarsa çiftçiler daha kolaylýkla çay ziraati yapabilirlerdi. Rize ve çevresindeki çalýlýk ve kýzýlaðaçlarýn sökülerek yerlerine yasada yazýlý çeþitlerin dikilmesini amaçlayan 407 sayýlý Yasa. iþsizlik dolayýsýyla meydana gelen aþýrý göç. ayný çabanýn 1892 yýlýnda tekrarlandýðý ve ekolojik koþullarýn çay yetiþtiriciliðine uygun olmamasý nedeniyle her iki denemeden de sonuç alýnamadýðý belirtilmektedir." 1918 yýlýnda hazýrlanan Rapor da dikkate alýnarak. Portakal. bölge insanýna gelir kaynaðý ve iþ alanlarý yaratýlmasýný zorunlu kýlmýþtýr. Çünkü masraflarý az olacaktý. Mandalina. Rize'de kurulan Çay Araþtýrma Enstitüsü'nün kurucu müdürü de olan Zihni Derin tarafýndan yürütülen bir çok deneme nedeniyle. çay tarýmý böylece yasal güvenceye kavuþturulur. Limon ve Çay yetiþtirilmesine dair 407 Sayýlý Kanun" kabul edilir. gecikiyor. halk Sayýn Derin'i. Birinci Paylaþým Savaþý'ndan sonra bölgede yaþanan ekonomik ve sosyal bunalýmlar. Kanuna. Bir kere erozyona mani olmak için araziyi sed yapmak icapediyordu. "Zihni Hoca" adýyla anmaya baþladý. bir rapor ve yasa teklifi hazýrlar: "Rize'de Araklý hududundan Batum hududuna kadar olan sahada Batum'da yetiþen çay kalitesinde bizim de çay yetiþtirebileceðimiz kanaatine vardýkdan sonra hazýrladýðým raporu Vekile ibraz ederek. ben de müthiþ telaþlanýyordum. Büyük Millet Meclisi'nde 6 Þubat 1924 tarihinde "Rize Vilayeti ve Borçka Kazasýnda Fýndýk. büyük 68 . Fidanlýðýmýzdaki çay ziraatini çok beðendi.

Öðretmen arkadaþlarýnýn anýlarýna göre. 1936'da meslek aþký depreþir ve Edirne'de Ziraat Müþavirliði görevini yürütür.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çaplý devlet yardýmý. geleceðe yönelik belirsizliðin de giderilememesi üzerine. Devlet Deniz Yollarý bu dönemde önemli atak69 . 407 sayýlý Yasa'nýn tek yararý Rize Merkez Fidanlýðý'nýn ayakta kalmasý olmuþtur. 1936 yýlýna deðin süren bir duraklama dönemine girer. 1924-27 yýllarý arasýndaki yoðun çabalar yetersiz kalýr. Süreci ve Ýsmet Ýnönü'nün çayla iliþkisini Asým Bey þöyle deðerlendirir: "Gerçekten de o yýllarda her alanda Türkiye kendi ihtiyacýný kendisi karþýlama çabasýna girmiþti. Çay tarýmý. Zaman ilerledikçe çay fidanlarýnýn üretim ve daðýtýmýndaki heyecan. Devlet Demiryollarý. Zihni Derin sonraki 10 yýl boyunca tekrar öðretmenlik mesleðine döner. 1930'lu yýllardan beri Þeker Fabrikasý. Kömür Ýþletmesi. Ege ve Akdeniz bölgelerinde geniþ çapta yetiþtirilen Satsuma türü mandalinanýn ilk üretildiði yer olan Merkez Fidanlýðý. Ekonomik kalkýnma modeli olarak "Devletçilik" modeline geçen Hükümetin. bu dönemde bile her kýr gezisinden cepler dolusu bitki örnekleriyle döner ve laboratuarda incelemeler yapar. üreticilerin ilgisizliðine paralel olarak azalýr. Pancardan þeker çýkarýr. Etibank. Asým Zihnioðlu'na göre. Fen Memuru Ýbrahim Bey'in Çarþamba'ya tayin edilmesine üzerine. "Kendi Kendine Yetme" ilkesini benimsemesi ve 1933 yýlýnda bunu bir programa baðlamasý üzerine. tesis ve teþkilat kurulmasýný gerektiren çay yetiþtirme ve iþlemesine para ayrýlmamasý ve devletin çeþitli ivedi sorunlarla karþýlaþmasý sonucu. ülkemizde çay tarýmý yeniden gündeme gelir. ölü doðmuþ. Devlet Üretme Çiftliði gibi fabrika ve kurumlarý geliþtirme hareketleri baþlamýþtý. Ali Rýza Erten'in raporunda ayrýntýlý þekilde açýklanmýþ olan çayýn ekolojisine uymuyan illerde üretim denemesi yapýlmasý ile çoðaltýlarak halka daðýtýlan fidanlarýn gerekli destekten yoksun bulunan ve yeterli bilgi verilemeyen üreticilerce. ne yazýk ki fazla raðbet görmez ve devletin ilgisi de kýsa sürünce. iþletilememiþtir. Karabük. çalýþmalar durdurulur. Sümerbank. çeþitli yaðlardan da sabun.

Þevket Raþit Hatipoðlu. "Türkiye'de Çay Ýktisadiyatý" adlý yapýtýný yazarak. uzun yýllardan sonra tekrar Rize'ye gelir. Geziye katýlan heyet içerisinde yer alan ve sonradan Tarým Bakaný olan Prof. 1924 yýlýnda Batum'dan getirdikleriyle oluþturduðu bahçeyi ve parselleri gezerken.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I lara giriþmiþti. Fidanlýkta bulunan iki ahþap evden birinin üst katýndaki bir odaya yerleþir. limon." 1935 yýlýnda yurt gezisine çýkan dönemin Baþbakaný Ýsmet Ýnönü'ye. Ankara'ya dönünce. O yýllarýn koþullarý. portakal. dönemin Ziraat Odasý Baþkaný Muharrem Þad ve Ticaret Odasý Baþkaný Hulusi Karadeniz tarafýndan Rize'de ilk çay yetiþtirme giriþimi ve Zihni Derin'in 1924 yýlýndaki çalýþmalarý anlatýlýr. bölgenin çay tarýmý ve sanayisinin geliþmesine her yönden elveriþli olduðu kanýsýna bir kez daha varýlýr. greyfurt. Hindistan'dan getirilen iki uzmanýn iki yýl süren çalýþmalarýndan baþarýlý sonuç alýnamayýnca. Rize ve çevresinde kurulacak Ziraat Teþkilatý'nýn koordinatörlüðü görevi verilen Zihni Derin. onu mutlu eder. kendisinden 30 yaþ daha genç olan bir meslektaþý onunla ayný kader yolunda 70 . bambu ve diðer meyveler ile küçük çaplý parsellerde birkaç yüz fidandan oluþan küçük bir çay bahçesinin gayet güzel yetiþtiðini görmek. Dr. Edirne'de Ziraat Müþavirliði görevinde bulunan Zihni Derin. Bu nedenle Ýnönü yurt çaycýlýðýyla yakýndan ilgileniyordu. alt kattaki odayý laboratuar olarak hazýrlar. Muhlis Erkmen'in Ankara'daki Ziraat Fakültesi ve Bakanlýk uzmanlarýndan oluþan bir bilim heyeti ile birlikte Rize'ye yaptýðý inceleme gezisinde. mandalina. Zihni Derin bu çalýþmalar içinde boðuþup dururken. üretimde devletin öncülük yapmasýný gerektiriyordu. Ankara'da Tarým Bakanlýðý Baþ Müþavirliði'ne atanýr. Konuyu ilgiyle dinleyen Ýsmet Ýnönü. Ülkenin üretim alanýna dönük ataklarý yine o dönemde gerçekleþmiþti. bölgede çay bahçeleri kurmanýn ve elde edilecek yapraklarýn kuru çay haline getirilmesinin önemini savunur. Ýsmet Ýnönü'nün kafasýnda ve yüreðinde yurtta çay yetiþtirilmesi de vardý. çeþitli süs bitkilerinin. Dr. Þevket Raþit Hatipoðlu Rize'ye gelir ve örgütlenme çalýþmalarýný yürütür. çay yetiþtiriciliði çalýþmalarýna baþlanmasý amacýyla Tarým Bakanlýðý'ný görevlendirir. aðaçkavunu. 1935 yýlýnda Ziraat Vekili Prof.

burasý Belediye Parký. Burada. yörede pek bilinmeyen harman iþlemini gündeme getirerek çiftçilere öðretmeye baþlar. Fýndýk türleriyle ilgili denemeler yapar ve özellikle o günlerde hasat sonrasý hemen depolanan ürünün çürümesini önlemek için. Altýnda bakkal. çirkin görünüþlü bir bina yükseliyor. Zihni Derin'le birlikte yoðun bir çalýþma ortamýna girer. Giresun'da bir Fýndýk Araþtýrma Ýstasyonu kuruluþunu gerçekleþtirdikten kýsa bir süre sonra. Bunun da boyu beþ yüz metreyi geçmiyor. hoþ kokusu insana huzur veriyor. O tarihte henüz liman da yok. Parkýn bir kýyýsý kumsal ve deniz… Denizin çýrpýntýsý. Odalardan birine yerleþiyorum ve artýk Rize'deyim. Ýskelenin çýkýþýndan baþlayan ve denize paralel olarak uzanan bir tek ana cadde var." Odasýna yerleþtikten sonra hemen Ziraat Bahçesi diye adlandýrýlan fidanlýða giden Asým Bey. Binanýn ikinci katý kahvehane. Zihni Derin'le tanýþmasýný ise þöyle anlatýr: "Zihni Derin benden bir vapur önce gelmiþ. Bu Rize'nin en yüksek binalarýndan birisi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I buluþur. 1933 yýlýnda Giresun'da fýndýk tarýmýyla ilgili çalýþmalara baþlar. doðma büyüme bir Rizeli gibi buralara baðlanacaðýmý hiç düþünmemiþtim. Bu amaçla. arka sokaðýnda da aþhane ve berber dükkaný yer alýyor. yaþamýmýn 16 yýlýný geçireceðimi. fidanlýkta bulunan iki ahþap evden birinin üst katýndaki bir odaya yerleþmiþ. Parkýn ve ana yolun karþýsýnda üç katlý beton. O'nu alt kat71 . 1927'de Ýzmir Ziraat Okulu’nu bitiren ve Uþak Þeker Fabrikasý’nda göreve baþlayan Asým Zihnioðlu. üçüncü katý otel: Palas Oteli. "Bir Yeþilin Peþinde" adlý yapýtýnda anýlarýný anlatan Asým Zihnioðlu. Caddenin deniz tarafýnda þirin bir park yer alýyor. 1938'te tanýþtýðý Rize iliyle ilgili þunlarý yazar: "O dönemde Rize küçük bir kentti. Yeþil tepelere serpilmiþ iki katlý evler ve bu tepelerin dibindeki ince düzlük þeride sýralanmýþ dükkanlardan ibaret küçük bir kent. eczane. beþ. yýllar boyu Rize ve çevresi ile ilgileneceðimi. altý odasý var. 35-40 kiþilik ekiplerle köylerde fýndýk harmanlarý organize edilir. 1938'de Rize'de yeniden düzenlenen Çay ve Fidanlýklar Müdürlüðü Teþkilatý'na atanan Asým Zihnioðlu.

1940 yýlýnda 40 ton çay tohumu ithal edilerek." Geçmiþte kaybedilen yýllarýn deneyimleriyle sýký tutulan iþler." 72 . 1939 yýlýnda 30 ton. laboratuara çevrilmiþ odada el ele verilerek yapýlacak iþler planlanmaya baþlanýr. Batum'daki Çakva Çay Araþtýrma Ýstasyonu tarafýndan hazýrlanan tohumlarý Rize'den kiraladýðýmýz iki motorla Rize'ye getirdik. çayla ilgili uygulamaya en elveriþli olan teknikler saptanýr. Çaylarýn getiriliþ öyküsünü Asým Bey'den aktaralým: "Batum'dan getirilen çay tohumlarýnýn en azýndan yüzde 90'ýnýn intaþ kabiliyetinde olmasý iþimizi kolaylaþtýrýyordu. Çaya gönül veren ekip tarafýndan. bünyesinde önemli miktarda yað içeren tohumlarýn rutubetten korunarak bozulmasýný önlemekteydi. Bu koþullar altýnda þevkle çalýþmalara baþlandýðý sýrada. oldukça iddialý konuþur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I taki odayý laboratuar olarak kullanma hazýrlýðýnda iken buluyorum. Sizinle bir yýl sonra tekrar buluþmak isterim. Mehmet Mataracý'nýn "Birkaç yýl önce buraya iki Ýngiliz uzman geldi. Bu tohumlar kontraplak sandýklar içinde ve ufalanmýþ odun kömürü ile karýþýk. umutsuzluk ve güvensizliðin yaygýn olduðu bölgede sonradan dost olduðu CHP Ýl Baþkaný Mehmet Mataracý'yla tanýþan Asým Zihnioðlu. siz mi yapacaksýnýz bu iþi?" küçümsemesine Asým Bey'in yanýtý kýsa ve serttir: "Mehmet Bey bu sözünüzü unutmayýn." 1924 yýlýndan 1937 yýlýna kadar yapýlan bilimsel çalýþmalarýn olumlu sonuç vermesi ile Batum'dan 1937 yýlýnda Gürcistan kökenli 20 ton. hýzlý bir þekilde çay bahçesi tesisi çalýþmalarýna baþlanýr. laboratuarda bölge topraklarý ve iklim incelenirken. Ýklim ve toprak yapýsý da çay tarýmý için oldukça uygundur. Beni sevinçle karþýlýyor ve birkaç arkadaþýmýzýn daha geleceðini haber veriyor. Bu tarz ambalajlama. Zihni Hoca'nýn derlediði çay tarýmý ve sanatý hakkýndaki ilk notlar toplu halde okunarak incelenir. çok saðlam durumda ambalajlanmýþ olarak bize ulaþtý. Rize çayýnýn içeriðindeki maddeler bakýmýndan diðer ülke çaylarýndan daha kaliteli olduðu laboratuar çalýþmalarý sonunda anlaþýlýr. bir þey yapamadý. bu kez daha bilinçli ve programlý þekilde yürütülmeye baþlanýr.

Ekonomik darlýk ve sýkýntý bölge erkeklerini gurbetçi yapmýþtý. 120'þer santim sýra arasý ve 1 metre sýra üzeri aralýklarla dikilmek üzere ortalama 833 fidan sýðýyordu. Ýkinci Merkez Kaza Teknisyeni ve Fidanlýk Þefi: Rauf Baþar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1938 yýlýnýn Ekim ayýnýn sonuna kadar süren çalýþmalarýn ardýndan bölgenin örgütlenme çalýþmalarý baþlatýlýr. Topraðýný çay yetiþtirilmesi için kurulan örgüte bir yýllýðýna vermiþ olan üreticilerin hazýr çay bahçesine kavuþmasýnýn yaný sýra. mýsýra ek bir ürün olarak yeni çay bahçeleri kurulur. Zonguldak'ta kömür iþçiliði. Bir dönüm topraða. böylece onlara pratik kazandýrmýþ oluyorlardý. Fakat bu iþler. 1939 yýlýnda Batum'dan getirtilen çay tohumlarý ile atýl durumdaki kumar ve çýfýnlar sökülerek. 4. bölge çalýþmalarýnýn düzenli ve sürekli olduðunu gördükten sonra iþin ciddiyetine vararak. 7. Birinci Merkez Kaza Bölgesi Teknisyeni: Cahit Yýlmaz. Ýlk günlerde çay üretimine sýcak bakmayan köylüler. 5. Zihni Derin'in baþkanlýðýnda belirlenen bölgelerde o dönemde çalýþan teknisyenler þunlardý: 1. Ýstanbul Boðazý'nda balýkçýlýk. 3. 6. Teþkilatýn Mali Ýþler Mutemedi: Behçet Tuzcu Bölge teknisyenlerinin kontrolü altýnda önceden eðitilmiþ çay ustalarý fiilen çalýþarak çaylýk kuracak olanlara yardým ediyor. Derepazarý ve Ýyidere Bölgesi Teknisyeni: Mahmut Fevzi Gökçeli. kol gücü gerektiriyordu. bölge teknisyeninin kontrolü altýnda halk bilinçlendiriliyor ve yönlendiriliyordu. O zamanki örgütün dar bir kadro olmasý yüzünden. 2. O dönemde köylerde yetiþmiþ insan gücü bulma olanaðý yoktu. hep bu bölge insanýnýn uðraþ yeri ve ekmek kapýsýydý. Süreci Asým Zihnioðlu'dan aktaralým: "Öncelikle bu topraklarýn çalýlardan temizlenip köklerin sökülerek temizlenmesini ve ardýndan da 100-120 santimetre geniþlikte setlendirilmesini hedef almýþtýk. Çayeli Bölgesi Teknisyeni: Hakký Balköse. Pehlivantaþý Bölgesi Teknisyeni: Sadullah Dikmen. Gündoðdu Bölgesi Teknisyeni ve Bölgeler Kontrolörü: Asým Zihnioðlu. önce yalnýz Rize merkez kazasýna baðlý dar bir alan ele alýnmýþ ve bu alan altý bölgeye ayrýlmýþtý. mýsýr tarlalarýnýn çay bahçelerine dönüþmesine izin verirler. Bu arada Ankara ve diðer büyük kentlerde inþaat iþçiliði ve ustalýðý yapan 73 .

Köylerde yalnýzca kadýnlar vardý. Köylerde çalýþarak çaylýk kuracak adam buluruz umuduyla Cuma namazlarýnda köy camilerine gidiyorduk. tarlasýndaki mýsýr. evlerinin sahibi idi" Çayýn ülkemizde yetiþtirilmesine basýn kuþkuyla yaklaþýyor. ortaya konulan somut analiz sonuçlarý ve belgeler onu bu düþüncesinden vazgeçirmiyor. Bu ruh yapýsýný anlatan Asým Zihnioðlu. baþarýsýzlýða uðramak olasýlýðý çaya gönül verenleri ürkütüyordu. Türkiye'de çay yetiþtirme umut ve gayreti büyük bir darbe yerdi." Çaylýk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çok kiþi. kabak ve karalahana gibi baþlýca yiyecek ürünlerinden vazgeçmeyi göze alan ileri görüþlü Rize köylüsünün anlayýþ ve kavrayýþýný burada takdirle anmak isterim. fasulye. 74 . Onlar yuvalarýnýn ve çocuklarýnýn bekçisi. inþaat iþlerinde ücretler kömür iþçiliði ve balýkçýlýktan daha iyiydi. Ortada hiçbir somut kanýt yokken. tesis avansý vermeden plan ve projelerin gerçekleþmeyeceði kanýsýna varan Zihni Derin ve arkadaþlarý. Belki de hem bölge halkýnda hem de devlette umutsuz tepkiler doðar. birinci gruptakilerden daha þanþlýydýlar. Zira. baþarý için kendilerine güvenen köylüye teþekkür etmeyi de borç sayýyordu: "1939 ilkbaharýnda Batum'dan gelen çay tohumlarýnýn hazýrladýðýmýz köy topraklarýna ekimi baþarýlý olmasaydý. çay yetiþtirme çalýþmalarýndan vazgeçilmesini istiyordu. Burhan Felek'e verilen yanýtlar. çay yetiþmez" diyenlerin baþýnda gelen üstat gazeteci Burhan Felek. "Rize ve çevresinde ekþi portakal yetiþir. bu atýlým baþarýsýzlýða dönüþebilirdi. kapý kapý dolaþarak yetkililere durumun ciddiyetini anlatmaya çalýþýrlar. soruna kalýcý çözüm bulmak amacýyla bir kanun teklifi hazýrlar. avans para vermenin yasal dayanak gerektirmesi nedeniyle. "Yerli çay yetiþtirilemez" fikri yaygýnlýk kazanýyordu. Fakat ne imama ne müezzine ne de cemaate rastlayabiliyorduk. Baþarýlý olmak isteðine karþýn. çayýn Rize'de yetiþtirilmesinin beyhude bir davranýþ olduðu þeklinde halký yönlendiriyordu.

mýsýr fiyatlarýnýn 3 kuruþtan 150-200 kuruþa kadar aþýrý artýþý. 1940 yýlýnda Ankara'da yapýlan bir toplantýya katýlan Asým Zihnioðlu. atölyelere ve fabrikalara ürün tesliminde ve ürün tesliminden iki yýl sonra baþlamak üzere taksitle kesilerek tahsil ediliyordu. döndükleri evlerinin bahçesinde kendi çaylýklarýný kuruyorlardý. topraðý asiditesini araþtýrýyor. gurbete gidiþi oldukça azalttýðý gibi. Bölge memuru teknisyen. mýsýr gereksiniminin önemli bir kýsmýný karþýlayabiliyordu. Bu olanaðý duyan bazý gurbetçiler. Ýkinci Dünya Savaþý'nýn baþlamasý üzerine gereksinim duyulan erkek iþgücünün askere alýnmasý. Kredi desteðiyle desteklenen çay tarýmýnýn baþarýlý olmasý üzerine. yýllýk izinlerini erken kullanarak. Eve dönmeyenlerin eþleri olan kadýnlar ise. çaylýk kurulacak araziyi önceden yerinde görerek inceliyor. gereksinimler için gerekli olan maddi olanaklar saðlanamýyordu. o sýralar Ankara'da olan Zihni Derin'in de katýldýðý toplantýda ilginç bir yöntem geliþtirdiklerini belirtiyor: 75 . Gereksinimin giderilmesi amacýyla. on beþ gün çalýþarak bir dönüm çaylýðý meydana getirebiliyordu. çaylýk tesisinde emniyet saðlanýyordu. Atatürk Çiftliklerinin sahibi Devlet Ziraat Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü devreye sokulur. uygun bulursa çaylýk kurma izni veriyor ve sonra da üreticiye avans ödeniyordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kanunun bir türlü çýkarýlamadýðý bu süreçte. Günlük ücreti 1 lira olan bir erkek iþçi. sonra 625 kuruþ birinci yýl bakým avansý ve ikinci yýl bakým avansý olarak da yine 625 kuruþ verilmesi kararlaþtýrýlýr ve bu yöntem herkese duyurulur. gurbetten izinli dönenlerin de çay tarýmýyla uðraþmalarýna yol açtý. Faizsiz olarak üreticiye verilen paralar. O zamanýn Ziraat Genel Müdürlüðü'nde toplanan anlayýþlý insanlarýn gayretleriyle. Ýlk kuruluþ avansý olan 12. örgütle anlaþma imzalayarak aldýklarý avansla komþu erkekleri çalýþtýrarak çaylýklarýný kuruyorlardý. Bakým avanslarýnýn da bölge memurunun olumlu raporuna göre ödenmesi sayesinde.000 lira Ziraat Bankasý'na gönderilir. Rize teþkilatý emrine avans olarak köylüye daðýtýlmak üzere 127. 1938 yýlý ve 1939 yýlý baþlarýnda bir kilo mýsýrýn fiyatý 3 kuruþtu. çaylýk tesisi kurma çalýþmalarýný bir süre duraklattý. bir çaylýk sahibi olmak ve yakýn gelecekte gelir kaynaðýna kavuþmak isteðinin bölgede yayýlmasý. Bir dönüm çaylýk kuracaklara. önce 12.5 lira kuruluþ avansý.5 lira ile bir aile.

1940 yýlýnda çýkarýlan 3788 sayýlý Çay Yasasý ile çay tarýmý ve üretimi. … Bölgede çaylýk kurma isteði yeniden canlandý." Çay tarýmýnýn geliþmesine paralel olarak yeni yasal düzenlemeler gündeme gelir. bu ürünün Toprak Ofisi'ne kilosu 18 kuruþtan devredileceðini öðrendim. bahçe tesis edeceklere arazi vergisi muafiyeti ve çay bahçesi ruhsatnamesi alma zorunluluðu getirilmiþ. bu mýsýrlarýn ofise tesliminin ertelenmesini rica ettim. Aksi halde Batum'dan ikinci parti olarak getirilecek tohumlardan çýkacak fidanlarýn bozulmaya yüz tutacaðý ve böyle bir durumun da programý altüst edeceði düþünülerek mýsýrýn. Çiftlik müdürüne ayný fiyatla bu mýsýrlarýn çay üreticisine avans para yerine daðýtýlmasý düþüncesini aktardým. Gelemen Çiftliði'nde yüzer tonluk jüt çuvallara doldurulmuþ olan mýsýrlar Toprak Ofisi yerine Rize'deki Ziraat Bankasý depolarýna taþýndý. ofis yerine çay üreticisine tahsisi uygun görüldü. Çaylýk kurma anlaþmasýný imzalayanlar bir dönüm için alacaðý mýsýrýn yarýsýný bu tesiste çalýþacak kiþilere vermek suretiyle bir dönüm çaylýðýn eksiksiz ve tam olarak tesisini saðlama imkanýný buluyorlardý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Samsun'dan Ankara istikametine hareket edecek treni beklerken Samsun ile Çarþamba arasýnda yeni kurulmuþ olan Gelemen Devlet Üretme Çiftliði'ni ziyaretim sýrasýnda o yýl çok bereketli bir mýsýr ürününün elde edildiðini. Araklý'dan Sovyet sýnýrýna kadar olan bölgede 30 bin dekarlýk bir alan çay tarýmý için ayrýlmýþ. Kilosu 18 kuruþtan satýn alýnan mýsýrlarýn parasý Rize köylüsü yerine Gelemen Çiftliði'ne aktarýldý. üreticiye Ziraat Bankasý'ndan 5 yýl süreyle faizsiz kredi verilmiþtir. Bunu duyanlar teþkilata baþvurup anlaþma imzalayarak arazilerini çaylýk haline getirme uðraþýsýna girdiler. 76 . girdi ve kredi sübvansiyonlarý ile önemli ölçüde desteklenmiþ. Teþkilat bölgede derhal bir açýklama yaparak 1 dönüm çay bahçesi yapacaklara 100 kiloluk bir çuval mýsýr vereceðini açýkladý. Bakanlýkta bu konu tartýþýldý ve bu mýsýrlarýn çay üreticisine tahsis edilmesi halinde son parti çay tohumlarýndan elde edilen fidanlarla yeni çaylýklarýn kurulmasý olanaðýnýn ele geçeceði ortaya çýktý.

yok' diyerek kapýdan çýkýp gitti. kalabalýk bir kadýn grubu toplanarak baskýn yaparcasýna odama girdi. Diðer kadýnlara. yönetim kurulu baþkaný ve üyelerine her hangi bir þekilde bir ücret ödenmeyeceði maddesini içeren tüzüðüyle. Fakat bu isimde birisinin kayýtlý olmadýðýný. dolayýsýyla ondan bir para kesilmediðini anlayýnca kendisine dönerek.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Hindistan'ý yerinde inceleyen. Kesilen yüzde beþ paralarýný istiyorlardý. 77 . Rize'de görevlendirilen kooperatif uzmaný Akil Koyuncu ile birlikte kooperatif tüzüðü hazýrlanýr. 'Bacým senin kooperatif paraný ben ödeyeceðim ve sen yine kooperatif üyesi ortaðý olarak kalacaksýn. kalabalýðýn içinden birisinin adýný aldým ve bordroda bu kadýndan 500 kuruþ kesildiðini gördüm. fakat onlar isteklerini ýsrarla sürdürdüler. Bunlarýn tahrik ve tertip edilerek gönderildiðini anlamýþtým. ülkemizdeki üreticilerin bir kooperatif çatýsý altýnda birleþmelerine çalýþýr. özgür bir kooperatif kurulmasýný gündeme getirir. Asým Zihnioðlu'nun bir anýsý verilen mücadeleyi çok iyi yansýtmaktadýr: "Bir gün Rize merkezindeki dairemde çalýþýrken. tarým satýþ kooperatifleri ve diðer kooperatiflerin baþarýsýz örnekler olmasý. Diðer kadýnlar arasýnda da bir sessizlik hüküm sürmüþ. Ýçlerinden sözcülük yapar gibi en çok baðýran kadýna 'Sen neredensin. 'Sizin hesabýnýza da bakayým' diyerek. 'Yok. "Ýndian Tea Association" adlý organizasyondan etkilenerek. çaya gönül verenler. O köye ait ödeme bordrosunda bu kadýndan ne kadar para kesildiðini araþtýrdým. Kendilerini nezaketle karþýlayýp sukunetle dinledim. Kooperatifin geliþmesi süreci ise. Müteþebbis heyetin on üçüncü ortaðý olan Asým Zihnioðlu. adýn nedir?' diye sordum. Böylece. Yasalarýn üreticilerin kooperatifleþmesine özendirmesine karþýn. Cüzdanýmdan beþ lira çýkararak muhatabýma uzattým. al bunu' dediðim zaman utanarak peþtamalýný yüzüne kapattý. Buyur. Kooperatiften görecekleri yararlarý anlatmaya çalýþtým. Bundan hem sen hem de çocuklarýn hayýr görecek. 'Sen þimdi git de seni buraya gönderenlerden baðýrma ücreti iste!" dediðim zaman ortalýkta bir sessizlik olmuþtu. 1946'da "Çaycýlar Yardýmlaþma Kooperatifi" kurulur. fahri baþkanlýðý da üstlenir. çeþitli tahriklerin etkisiyle sorunlu olur. Türk Ticaret Yasasý'na uygun.

Onurlu Karadeniz kadýný her türlü zorluk ve olay karþýsýnda önce onurunu korumasýný çok iyi biliyordu. fabrika makinalarýnýn müteahhidi olarak seçilir." Ýþleme aþamasýnda ise. CHP yerel örgütü yetkililere baský yapar. Karabük'te ilk Demir Çelik Fabrikasýný kuran Brassert firmasý. 1946 yýlýnda ilk çay fabrikasý inþa edilirken Asým Bey'in yanýna gelen Mehmet Mataracý. Asým Bey'in yanýtý ise. "Zararý yok. "Bu kadar büyük bir binayý çayla nasýl dolduracaksýn?" sorusunu sormuþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I birbirlerine bakýþýp yola dizilerek. Cumhurbaþkaný’na ve Tarým Bakaný'na þikayet edilir. uzaklaþmýþlardý. "Bu bile yetmeyecek. 78 . kurtuluþ umudunun gerçekleþmekte olduðunu gören Mataracý'nýn 1946'da ilk fabrikaya yaklaþýmý ise. ele geçecek ürünü Hindistan ve Seylan'daki gibi iþleyerek kuru çay haline getirecek yeni ve modern bir fabrikaya gereksinim duyulmaya baþlanmýþtý. sipariþ edilen makinalar Ýngiltere'den 1946 yýlýnda getirilir. Allen. "Ýnönü'ye temel attýrmadý. gerekirse askeri kýþla yaparýz" alaycýlýðýný taþýyordu. temel yeri henüz belirlenmemiþ fabrikanýn temelinin atýlmasý amacýyla. Kendilerinin aldatýldýðýný ve kullanýldýðýný anlamýþ. Rize'ye gelen Ýngiliz çay uzmanlarý Dr. 1946 yýlýnda Rize'yi ziyaret eden Cumhurbaþkaný Ýsmet Ýnönü tarafýndan. üstelik Ýnönü için yazýlan yazýlmýþ duvar yazýsýný sildirdi" iddiasýyla. bunun gibi daha çok fabrikalar kurulacak." olmuþtu. Bu amaçla Ýngiltere'de çay makinalarý üreten fabrikalara baþvurularak teklif istenir. artýk atölyelerden fabrikalara geçme zamaný gelmiþti. Savaþýn uzun sürmesinin etkisiyle. Üretilmeye baþlanan yaþ çay yapraklarý Zihni Derin tarafýndan kurulan atölyelerde iþlenerek kuru çay elde edilmiþ ve üretim giderek artmýþtýr. piþmanlýk duymuþ gibiydiler. beþinci kata yükselen inþaata bakarak. inþaatý baþlamamýþ. Kýsa süre sonra kurulma zorunluluðu ortaya çýkan Gündoðdu ve Çayeli Fabrikalarýnýn açýlýþ töreninde. 1940 yýlýnda kurulan çaylýklarýn iyice geliþmiþ olmasý üzerine. Mann ve Mr. yapýlan çalýþmalarý olumlayan tespitlerde bulunur. Baskýya direnen ve Çaycýlar Yardýmlaþma Kooperatifi nedeniyle de eþrafla görüþ ayrýlýðý içinde bulunan Zihnioðlu.

yaþ haddi nedeniyle emekli olduðu haberi gelir. Ýlk çay fabrikasýnýn kurucusu ve müdürü. 1973 yýlýnda kurulan yaþ çay iþleme fabrika sayýsý 32'ye. bölgeye yerleþtirilen çay tarýmýnýn mutlu dönemini gönül rahatlýðý içinde yaþarken." Tarým Bakanlýðý'nca Rize'ye Baþmüfettiþ gönderilmesinin ardýndan Asým Bey. iki saat boyunca incelemelerde bulunduðu fabrikadan ayrýlýr. 1946 yýlý Aðustos ayýnda. 1946 yýlýnda aralarýnda Prof. Fahri Kurtuluþ. üretime geçtikten sonra tekrar ziyaret eder. Þikayetçilerin umduklarýný bulamamalarý üzerine. Halen Çay-Kur. Asým Zihnioðlu olur. üreticilerin "Çay ve fabrika bizim gözbebeðimiz" sözleri Paþa'yý etkiler. Ali Rýza Erten'in de bulunduðu bir heyet tarafýndan temeli atýlan 60 ton/gün kapasiteli ilk çay fabrikasý. Bir ambar memurunun Dalaman'a gönderilmesiyle sorunu çözmeyi öneren Bakana. Sadece 'Bitti mi?' diyerek bu tutumlarýndan memnun olmadýðý anlamýna gelen bir tavýr takýndý. 1947 yýlýnda Rize Fener Mahallesinde Merkez Çay Fabrikasý adý altýnda iþletmeye açýlýr. Zihni Derin. ilgili bakanlýða gönder' talimatýný verdi. 1985 yýlýnda ise 45'e ulaþýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Geliþmeleri Genel Müdür Þefik Bakay'dan aktaralým: "Önce bana geldiler. bir yýl önce geldiði fabrikayý. teþekkürlerini bildirerek. 1947 yýlý yazýnda bir savaþ gemisiyle Doðu Karadeniz gezisine çýkan Cumhurbaþkaný Ýsmet Ýnönü. Üreticilerin verdiði bilgi ve çayýn kalitesi hakkýnda edindiði izlenim Paþa'yý çok memnun eder. Onlarý buluþturdum. 46 adet tasnifli dökme kuru çay fabrikasý. Ankara'ya Tarým Bakaný'nýn yanýna çaðrýlýr. bana da 'Al bunu. iddia sahibi Fahri Kurtuluþ ile görüþtürülür. Cumhurbaþkaný onlarý sukunetle dinledi ve hiçbir karþýlýk vermedi. 3 adet paketleme fabrikasýyla üretime devam etmektedir. Paþa'yý ziyaret etmek istediklerini söylediler. Emeklilik onun bu bölgede 79 . Çay tarým alanlarýnýn ve yaþ çay yapraðý üretiminin artmasý çay iþleme fabrikalarýnýn sayýsýnýn da giderek artmasýný zorunlu kýlar. sorun tatlýya baðlanýr. Dr. Paþa'ya hitaben Rize Çay Fabrikasý Müdürü hakkýndaki þikayetleri özetledi ve elindeki raporu sundu. kendi tayininin daha anlamlý olacaðý gerekçesiyle karþý çýkan Asým Bey.

5-6 yýl boyunca yýlda birkaç defa Rize'ye gelerek çalýþmalarýna devam eder. Gece 21:00 sularýnda Rize'ye ulaþarak fabrika misafirhanesine yerleþti. 80 . Rizeli’ler. Zihni Derin ise küsmemiþ. mücadele arkadaþý Asým Zihnioðlu ile birlikte onur konuðu olarak çaðrýlýr. Olayý Asým Zihnioðlu'ndan aktaralým: "1964 yýlýna gelindiðinde çay bitkisinin bilinçli olarak Rize topraðýna dikilmesinin 40. meclise girerse Doðu Karadeniz bölgesine ait sorunlarý dile getireceðini ve bölgenin çeþitli yönlerden kalkýnmasý için çaba sarf edebileceðini düþünerek. Zihni Derin. Bu toplantýya katýlmak üzere Rize'ye giderken üzücü bir trafik kazasý geçirir.Yýlý kutlamalarý doðrultusunda bazý bakanlar. farklý bir havada yapýlan seçim sonunda bütün popülaritesine raðmen milletvekili seçilemez. Siyasete ilgi duymayan. 1964 yýlýnda Rize'de yapýlan "Çay'ýn 40. Ýstanbul'a tayin edilir. yalnýzca seçim pusulasý bastýrarak seçime katýlan Zihni Derin. Siyasetle hiçbir ilgisi olmayan Zihni Derin. Zihni Derin'i Meclise gönderememiþlerdir. Rize'deki görevine dönen Zihnioðlu. Yýlý" törenlerine. idealinin gerçekleþtiðini görmenin heyecanýný ve duygusallýðýný yaþýyordu. 1954 seçimlerinde Uþak'tan baðýmsýz milletvekili adayý olur. Tarým Bakanlýðý kendisine anlaþmalý bir kadro tahsis ederek Bakanlýk Koordinatörü görevini verir. Sabah erken saatlerinde Zihni Hoca kalkmýþ etrafý seyrederken. kendisini çok seven Rizeli’lerin parlemontada Rize'yi temsil etmesine yönelik ýsrarlý teklifleri üzerine. ama seçilemez. Rize'yle ilgisini kesmemiþtir. ikna ettikleri Zihni Hocalarýna karþý sözlerini tutamamýþlar. Çalýþma Bakaný Bülent Ecevit ile birlikte Zihni Derin'de davet edildi. ancak Demokrat Parti'nin yaptýðý yanlýþlara karþý protesto anlamýnda Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin adaylýk teklifini kabul eden Asým Zihnioðlu da. Ankara'ya yerleþen Zihni Derin. 1950 seçimlerinde Rize'den baðýmsýz milletvekili adayý olur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bulunmasý için bir engel deðildir. Rize'de seçim propagandasýna çýkmayýp.

ameliyat için Ankara'ya dönmesine karar verildi. Günler uzuyor. teklif etmiþ ve neticeyi beklemeye koyulmuþtum. "Birlikte gidelim" diyerek Zihni Derin'i valinin arabasýna aldý. çiftçi ve köylüye de bu zevki öyle aþýlýyordum ki onlar da derhal bu iþe baþlayacaklarýný ve bütün tarlalarýna çay ekeceklerini söylüyor. Hemen ameliyata alýndý." Çay aþký için uykusuz geceler geçiren Zihni Derin. Hoca'ya çarpýp onu yere düþürdü. Ýþte ikinci Çay Kanununu o zamanlar hazýrlamýþ. ameliyatý takip eden günlerde acýlarý hafifledi. Ziyarete gelenlere "Bir aksilik oldu. Zihni Hoca arabadan indi. Bu yüzden ne kadar uzun ve uykusuz geceler geçirmiþtim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Rize merkezindeki tören yerine gitmek üzere hazýr beklerken valinin otomobili göründü. Ankara Hastanesi’ne yatýrýldý." Zihni Hoca'nýn meslek yaþamýndaki en büyük hüsranýný onun anýlarýndan aktaralým: "1938'de Rize'de bilhassa çay ziraatiyle meþgul olmaya memur edilmiþ ve kendimi adeta çay aþkýna vermiþtim. arabanýn arkasýndan geçerken þoför arabayý geriye sürdü. Çiftçilerin de bana karþý itimatlarýnýn gittikçe azaldýðýný daima deðiþen hallerinden anlýyordum. 1965 yýlýnda Ankara'da vefat eder. Onlarý aldatmýþ bir insan vaziyetine girdiðimden öyle utanç duyuyordum ki bu benim için meslek hayatýmda hiç unutamayacaðým bir hüsran olmuþtu. sevinçlerine beni de iþtirak ettiriyorlardý. Havaalanýnda oðlu Haldun Derin ve kýzý Melahat Haným tarafýndan karþýlandý. Tören yerine geldikten sonra. Hala unutamam. kalça kemiðinin kýrýldýðý anlaþýlarak. kaza sonrasý saðlýðý bir daha düzelemeden. kuru çay üretimi iç tüketimi karþýlayacak düzeye 81 . 1965 yýlýnda ise. Vekalete müteaddit telgraflar çekiyor. Öyle çalýþýyor. Röntgen çekiminden sonra. Trabzon'da öðle sonu uçaðý ile Ankara'ya ulaþtýrýldý. Çalýþma Bakaný Bülent Ecevit. fakat hiçbir netice alamýyordum. geçer" diyordu. Zihni Derin hemen hastaneye kaldýrýldý. Taburcu olup evine döndüðünde koltuk deðneði kullanarak yürümeye baþladý.

1969 yýlýnda kendi isteðiyle emekliye ayrýlan Asým Zihnioðlu. 5684. Tekel Bakaný'nýn Genel Müdürlük isteðini. Çaykur'daki istihdam politikasý konusunda da Asým Zihnioðlu'nun bir anýsý yöneticilere örnek olmasý gereken bir niteliktedir: "1951 yýlýnda Tekel Bakaný Rýfký Salim Burçak'ýn özel kalem müdürü Fethi Aþkýn'dan bir mektup aldým. üretim özendirilir ve çay plantasyonlarý artýrýlýr. Zihni Hoca'nýn sabýrla baþlattýðý ve saðlam temellere oturttuðu çalýþmalar durmaz. Beþ Yýllýk Planlama Ýhtisas Komisyonu Raporlarý'nda. Mektupta 'Bakan'ýn bir ricasý var. ve II. kuru çay üretimi ve pazarlamasý ise Gümrük ve Tekel Bakanlýðý ya da Sanayi ve Ticaret Bakanlýðý tarafýndan yürütülmüþtür. Kýsa bir müddet sonra da mevsim gereði ürün azalacaðý için fabrikada mevsimlik ve geçici olarak çalýþan iþçilerimizin bir kýsmýna yol verilmesi gerekecekti. Sonraki yýllarda Çaykur. en modern tesislerin bölgede kurulmasý. Ülke çaycýlýðýnýn Devlet Planlama Programýna uygun olarak planlanmasý için kurulan I. Türkiye çay dýþalýmcýsý konumundan kurtulmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ulaþmýþ. 1973 yýlýnda fiilen faaliyete geçen kurum 1982 yýlýnda "Çay Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü (Çaykur)" adý altýnda bir kamu iktisadi kuruluþuna dönüþtürülmüþtür. nitelikli personel istihdamýna ve piyasa koþullarýna uygun özerk bir yönetim anlayýþýna yönelememiþ. sürekli siyasetçilerin oyun alaný olmuþtur. bu raporlar hiçbir zaman uygulamaya konulmaz. Diðer usta ve memur kadrolarý ise doluydu. 82 . "Bundan sonraki çalýþmalarý genç meslektaþlarýmýza býrakalým. Durumu. O sýrada kampanyanýn yarýsýný devirmiþ bulunuyorduk. içsatým fazlasýnýn dýþsatýmý ve dýþ piyasaya açýlma konularýna yer verilmesine karþýn. bu çalýþmayý onlar sürdürsün" ifadesiyle nazikçe reddeder. Çay üretimi 1971 yýlýnda Çay Kurumu Genel Müdürlüðüne devredilmiþ. arkadaþý Prof. Dr. 6133 ve 6757 sayýlý yasalar çýkarýlarak. yeni birisine ihtiyaç yoktu. çayla ilgili öngörülen geliþme projeleri yanýnda. Dönem Ýhtisas Komisyonlarý'na Asým Zihnioðlu katýlýr ve Çay Ýhtisas Komisyonu'nun Raportörü olur. kaliteli ürünün imalat yöntemleri ve buna uygun maliyet hesaplarý. Fehmi Yavuz'un bir akrabasýna fabrikada iþ verilmesini istiyor' diye yazýyordu. Ekonomik boyutta üretime geçilmesiyle birlikte çayýn tarýmý Tarým Bakanlýðý.

kaliteden ödün vermemek amacýyla yaklaþýk dört ton kuru çay imha edilir. Tekel Bakaný Rýfký Salim Burçak. çaycýlýðýn Rize ve çevresine saðladýðý kalkýnma hareketini överek. "Bu siyah altýn topraklarýmýzýn ürünü. 1960 yýlýnda yönetime askerlerin gelmesi. Günümüzde sorun olarak görülen üretim alanlarýndaki geniþleme ve çay yapraðýnda kalitenin bozulmasý ile ilgili birkaç saptama yapmak gerekir. 1982 yýlýnda tekrar çaylýk kurulmasý izini verilmiþ. daha sonra 1960'da Tekel bakaný olmuþtu. Daha güzel ve daha nefis olmasý için çalýþacaðýz. Milli Birlik Komitesi'nin görevlendirdiði bir askeri heyet Rize'ye gelir ve üreticilerin protestosuna yol açan uygulamalarý yapan yetkilileri sýrasýyla görevden alýr. tutumumuzu tasvip ediyor ve teþekkürlerini iletiyordu. 'sýrayý ve kuralý bozmayýn' diyor. birçok kimsenin ellerindeki sýra numarasýna göre bizden iþe davet beklediðini belirterek. (Fethi Aþkýn.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kuralýmýzý anlatan bir mektupla bu isteði karþýlayamayacaðýmýzý. Rize Belediye Baþkaný Ekrem Orhon. Önceki üç-dört yýl boyunca kaba ve kart yapraklarýn alýmýna göz yuman tutuma alýþan üreticiler. bozulan yaprak kalitesinin düzeltilmesi çalýþmalarýna ivme kazandýrýr." sözleri yanýnda. 1961 kampanyasýnda filiz yaprak alýmýna tepki gösterirler. Bu mektubumdan kýsa bir süre sonar Özel Kalem Müdürü'nden aldýðým mektup ilginçti. Rize Valiliði önünde protesto gösterileri yapýlýr. meydana dökülen kötü vasýflý çayý yetiþtirmekten sakýnmanýn gereðini anlatan içtenlikli bir konuþma yapar.)" 1938 yýlýnda baþlanýlan çay bahçesi tesisi çalýþmalarýna. insanlarýmýzýn emeðiyle kazanýlmýþtýr. Çayýn yakýlarak imha edildiðini gören ve duyanlar için bu olay bir tür uyarýcý olur ve bunun yararý yaprak standardýnýn korunmasýný saðlar. Halka haber verilerek Rize Belediyesi yakýnýnda bir meydanda bu çaylar yakýlýr. Ona gözümüz gibi bakacaðýz. 1974 yýlýnda yeni izinler verilmemiþ. 83 . 1947 yýlýnda açýlýþý yapýlan fabrikanýn üretime bir hafta geç baþlamasý yüzünden ürüne sert ve kart yapraklarýn karýþmasý üzerine. Sayýn Bakan'ýn bizi mazur görmesini rica ettim. 1985 yýlýnda ise çay alanlarý Ordu-Fatsa'ya kadar geniþletilmiþtir. anlatarak kuralý bozarsak kötü duruma düþeceðimizi.

Sonradan çiftçiler fazla yaprak alsýnlar diye budamayý býraktýlar ve geliþigüzel yapraklarý zamansýz olarak yolmaya baþladýlar." Adalet Partisi'nin iktidara geldiði yýllarda Tekel Bakaný Ýhsan Topaloðlu Rize'ye gelir. Aksi takdirde çaylarýmýz bugünkü gibi semiz otu kokusunu alýr." der ve görevinden ayrýlýr. üreticilerin dertlerini dinler. yasak bir konu olmuþ. çayla ilgili ilk sözü. "Þu otunuzu görelim bakalým" olmuþtu." der. Yaprak toplama konusunda programlý çalýþmalarla üreticileri yönlendirmeye çalýþan Merkez Müdürü Ziraat Mühendisi Orhan Minisker ile alým yerlerini dolaþýr. Gelinen noktaya Zihni Derin'in yaklaþýmý serttir. Üreticiye sýkýntý vermeyin. ikisi göz için býrakýlmalýdýr. Bakan konumundaki bazý kiþilerin bilgisizliði ise. Bunun için de budamayý hiç bir zaman ihmal etmemelidir. Bakanýn sözünde ýsrar etmesi üzerine. "Bunu yapamam. aslýnda kendi geleceklerini yok ettiklerini görmüyorlardý. bu konuya dokunanýn eli kýrýlmýþtýr. Tekel Bakaný'na þikayette bulunur. Konunun önemini Bakana anlatmaya çalýþan Orhan Minisker.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Deneyimli uzmanlarýn görevden alýnmasýný fýrsat bilen Rize'li üreticiler. Halbuki beþ filizden ancak üçü alýnýp. "Ýlk zamanlar çaylarýmýz çok iyi kalitede idi. Ýhsan Topaloðlu ise. diðer önemli sorunlardan birisidir. Hopa'da. Siyasetin içinde olmasý nedeniyle yaprak standardý konusu sakýncalý. Ýstifamý takdim ediyorum. tüm alým yerlerinde uygulamaya konulan ve 3788 sayýlý Yasa'ya dayalý tüzüðe uygun yürütülen çay yapraðý alým kampanyasýný desteklemesi gerekirken. 1951 yýlýnda dönemin Ticaret Bakaný Veli Beþe Rize'ye geldiðinde. Çay Ýþletmeleri'nin Tekel Genel Müdürlüðü'ne baðlý iken Tekel mevzuatýnýn sürat ve aktivite eksikliði nedeniyle bu iþletmeler iktisadi kuruluþ haline getirilmiþ. uygun vasýfta çay yapraðý getirmediði için alým yerinde sert ve kart yapraklarý seçmek zorunda kalan bir üretici. Bakan'ýn bu sözünü tebessümle karþýlayan Zihnioðlu'nun 84 . "Seçtirilen bu yapraklar da üründür. ancak karar yetkisi Ankara'da ve siyasilerin elinde olduðu için kurum kendi inisiyatifini kullanamaz hale gelmiþtir. kokusu bozuldu. böylece çayýn lezzeti. budama býçaklarýyla koparttýklarý kart yapraklarý ve sert yapraklý dallarý satarken.

"Tanýyacaksýnýz efendim" olmuþtu. Sektörde kapasite kullaným oraný yönünden büyük fark vardýr. yeþil altýn.700 ton/gün'dür. böyle bilmiyorduk. 1942-1952 arasýnda 20 kilo yaþ yaprakla bir Reþat altýný alýrken 1965'de ayný altýný alabilmek için 40-45 kilo vermek zorunda kalýr. Yasanýn 3. iþleme ve paketleme fabrikalarý kurup iþletme hakký tanýnýr. Toplam üretim kapasitesinin % 57'sine sahip olan özel sektör. toplam % 43 üretim kapasitesine sahip Çaykur kuru çay üretiminde % 60-65'lik paya sahiptir. kýzlarýn çeyiz parasýný saðladýðý. Çaykur'un üretim kapasitesi 6. Bu süreçte üretici 1938'de 15. devlet 85 . özür niteliðindeydi: "Çok güzel.. özellikle 1980'li yýllarýn baþýndan itibaren bitmeye baþlar..400 ton/gün'dür. erkeklerin göçünü önlediði sürece "yeþil altýn" adýný verir. kuru çay üretiminde % 30-35. Ben bu kalitedeki çayý dünyaya satarým. 4223 ve 6133 sayýlý yasalarýn çayla ilgili hükümleri yürürlükten kaldýrýlýr. Çaykur mevcut kapasitesinin tamamýný kullanýrken. özel sektörün ise 8. ekmek parasýný çýkardýðý." Ýktidarý elinde bulunduranlarýn bu bilgisiz. maddesiyle 3788. Altýnýn 9 lira olduðu 1938 yýlýna kadar. Özelleþtirme rüzgarlarý altýnda. Yöre halký.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yanýtý ise. Gerekli bilgilendirmelerden sonra Rize'den ayrýlýrken söyledikleri. Karadeniz'in eðimli arazi yapýsý nedeniyle daðlarýn eteklerine kurulan bahçelerde yetiþen çaya. yapraðýn fiyatý 60 kuruþ/kg. özel sektörün kapasite kullaným oraný oldukça düþüktür. Çay üreticileri için "güzel günler". 4 Aralýk 1984 tarih ve 3092 sayýlý yasayla çayda Devlet Tekeli kaldýrýlarak. 1949'da ortalama olarak 180 kuruþ/kg. gerçek ve tüzel kiþilere yaþ çay satýn alma. özel sektörün ise 230 adet yaþ çay iþleme fabrikasý bulunmaktadýr. Özellikle özelleþtirmeye zemin hazýrlama amaçlý politikalar nedeniyle güç duruma düþen Çaykur ödeme güçlüðü çekerken.700 ton/gün. Toplam kapasite 15. Günümüzde Çaykur'un 46. Ýkinci Paylaþým Savaþý'nýn ortaya çýkardýðý pahalýlýk karþýsýnda 150 kuruþ/kg. 1959'dan itibaren 1965 yýlýna kadar 300 kuruþ/kg olarak tespit edilir. paslý yapraða dönüþür. sektörün geliþmesini engeller. önyargýlý ve popülist yaklaþýmý benimsemesi ve deneyimli ve dirayetli yöneticileri devre dýþýnda býrakmalarý.

% 2'si 11-15 dekar. Günümüzde çaylýk alanlarýn % 65'i Rize. Çaykur'a 546. kalitesiz yaþ çay yapraðýnýn alýnmasý ve kaçak kuru çay giriþinin artmasý nedeniyle arz talep dengesizliðinde ortaya çýkan ürün fazlasý ve böylece büyüyen stok hacimleri. Ana statüsü 20. Çay iþletmeciliðinde ortaya çýkan baþarýsýzlýk. hem kamu.1-5 dekar. hem de özel sektör iþletmeciliði bakýmýndan baþarýlý görünmemektedir. Özel sektöre tanýnan teþviklerin de etkisi ile hýzla kurulan çay iþletmelerinin üretim kapasitesinin artmasýna karþýn.970 ton çay satan üreticilerin geliri.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I özel fabrikalara yüzmilyarlarca lira aktarýr. % 21'i Trabzon.000 ton. üreticinin yaþ çayý satmasýný güçleþtirmiþtir. % 11'i Artvin. özel sektör tarafýndan günümüze deðin gerçekleþtirilemez.970 ton olmak üzere toplam 846. uygun fiyat oluþumu gibi amaçlar.650 TL'dir. mevcut durumdan memnun olan hiçbir kesim kalmamaktadýr. rekabet. Özellikle son yýllarda enflasyon ve girdi fiyat artýþý ile çay fiyatý arasýnda oluþan dengesizlikler nedeniyle ve yaþ çay ürün bedellerinin kamu ve özellikle özel sektörce üreticiye zamanýnda ödenmemesi sonucu üretici yoksullaþmýþ. özelleþtirmenin amaçlarý arasýnda sayýlan kaliteli üretim. % 3'ü ise Giresun ve Ordu illerinde bulunmaktadýr. Çay tarýmý bölgede çoðunlukla küçük aile iþletmeciliði þeklinde yapýlmaktadýr.294. Yaþ çay alýmlarý itibariyle Çaykur'un % 65. maddesi gereðince. çay ekonomik bir gelir kaynaðý özelliðini yitirmiþtir. Ýktisadi Devlet Teþekkülü (ÝDT) statüsüne alýnýr.12. üreticiye düþük yaþ çay geliri olarak yansýmakta. % 17'si 6-10 dekar. Kamu Ýktisadi Kuruluþu (KIK) niteliðinde olan Çay Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü 1994 yýlýnda çýkartýlan 4046 sayýlý Yasa'nýn 35. 2001 yýlý itibari ile özel sektöre yaklaþýk 300. 2002 yýlý taban fiyatý ile net 312 TL/kg üzerinden ortalama 1. % 1'i 16 ve üzeri dekar çaylýk alana sahiptir. halen yürürlükte olan bu statü çerçevesinde faaliyetlerini sürdürmektedir. özel kesimin ise % 35 paya sahip olduðu sektör.1996 ve 22853 sayýlý Resmi Gazete'de yayýmlanan Çay Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü. Ekim alanlarýnýn artýþý. Bir çay üreticisi ailesinin 4 kiþi olduðunu var say86 . Çay üreticilerinin % 80'i 0.

Artýk 'günü kurtarma' ve 'günlük yaþam' düþüncesi deðil." "Yürekten verilen hizmet yüreklerde iz býrakýr. Üreticiler. sorunlar birer birer kolayca çözülür. sorunlara birlikte sahip çýkmakla yaratýlabilir. Üretici için belli miktarda çay alma ve uzun vadede de olsa ödeme garantisi taþýyan Çaykur'u tamamen özelleþtirilmesini gündeme getiren Hükümet. Bu. üreticilerimizin umursamazlýðýný ve içinde bulunduklarý tehlikeye göz yummalarýný þaþkýnlýkla izliyorum. Büyük zorluklarý aþarak baþarýya ulaþan. ancak sorumluluðu hep birlikte paylaþmakla. yaklaþýk 180 $'dýr. bölge insaný ve ilgililer sorumlulukta paydaþlýk yaratabilirlerse. hem günü hem de geleceði kurtarmak için çaba sarf etmenin zamaný gelmiþtir. Asým Zihnioðlu'nun sözleriyle bitirelim: "Bugün çay üretimimizde yaþanan gerçek bir yanýlgý ve gerçek bir kaostur. Ýþte özlemim budur. çay üreticiliðinin artýk ekonomik bir faaliyet olmaktan çýktýðýný göstermektedir. Üreticilerimizin ve bundan yararlanan bölge insanýnýn harekete geçerek. maliyeti ancak karþýlayan bir fiyatla üretim yapmak zorunda kalan çay üreticisinin de üretimden çekilmesini dayatmaktadýr. kendi ürününe ve onun sorunlarýna sahip çýkmasý gerekirdi..Üreticilerimiz ise sadece devletin vereceði yaprak fiyatlarýnýn artýrýlmasýný istemekten baþka bir þey yapmamakta. Bu rakamlar. Artýk çaycýlýðýmýzýn devlet desteðine ihtiyacý kalmamalýydý. her tür masraf dahil kiþi baþý gelir 323. dizeleriyle tarihe taþýr: Bir ilimiz var adý.. sonradan geleceði göremeyenlerce baþarýsýzlýða mahkum edilmeye çalýþýlan "Yeþil Çay Yapraðýndan Demli Çay Bardaðýna" çayýn öyküsünü." Bedri Rahmi Eyüboðlu çaya gönül verenleri unutmaz. Yöre insanýmýzýn.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I dýðýmýzda.. bu çürük gidiþin kendi çýkarlarý için büyük tehlike olduðunu düþünmemektedir.6 milyon TL. Rize Durup dururken bir bardak çay sundu bize Rize'de çayý kim yetiþtirdi Rize'de 87 .

4. 1958. Tübitak. www. Akyýldýz matbaasý. Ankara. TUNCER. ulusal çýkarlarýmýza uygun bir tarým politikasý bütünlüðü içinde inançlý ve onurlu insanlarca çözüme kavuþturulabilir.net 88 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Misisipi'ye karýþan çaylarý öðrettiler bize Rize'de çayý kim buldu Rize'de Kimdi o sessiz sedasýz kumral kumral demlenen mübarek adam Adýný öðretmediler bize Ýþte o güzel adamdan bre þahin aman Bir tane daha. 2. çay üretiminin çok önemli sosyal ve ekonomik getirileri vardýr ve çay sektörünü ilgilendiren sorunlar. Çay Sektör Analizi. bir yeþilin peþinde. ZÝHNÝOÐLU. bir yeþilin peþinde koþan diðer insanlar. Kýrk Yýllýk Meslektaþlarýmýz. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasý yayýný. 2003. Ankara. Asým Zihnioðlu. 1983 yýlýnda Asým Zihnioðlu'na verilir. http://tea. gurur dolu bir baþarý öyküsünün kahramanýný taçlandýrýr. Bir Yeþilin Peþinde. Tübitak Yayýný. Sizi saygý ve þükranla anýyoruz. 3. Zihni Derin. tek baþýna deðil. Ali Rýza Erten. Türk Yüksek Ziraat Mühendisleri Birliði Yayýný.caykur. Öyküde de görüleceði gibi. adýný ölümsüzleþtirir. Asým. TERZÝ. 1998. onun adý da ölümsüzleþtirilir.gov. Necati. Hadiye. bir ideal uðruna ömrünü feda eden Zihni Derin'e 1969 yýlýnda bir "Hizmet Ödülü" vererek. Unutmayalým: Bir yudum çay keyfi için geçmedi ömürler. "Zihni Derin'le Röportaj". Ankara.tr 5. KAYNAKÇA 1. Tübitak Hizmet Ödülü.birdemet.

.. Aydýn Engin .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I DEVRÝM OTOMOBÝLÝ HÝKAYELERÝ Devrim Otomobili Raporu Ýsmet Özkan 23 inançlý insanýn 129 günlük serüveni.

gösterge panellerinde 'Yað'. öne çýkmadan. tasarýmý da dahil Türk mühendislerince yapýlmýþ üç adetlik prototip üretim de olsa. Ýlk talimat alýndýktan sonra tasarýmdan üretime kadar geçen 129 günde ve daha sonrasýnda onu yapanlar. O otomobili yapanlardan birinin yazdýðý öykünün de ayný mütevazýlýkla kaleme alýnmýþ olmasý bizi þaþýrtmadý. ayný zamanda Türkiye sanayi tarihinin de çok etkileyici ve önemli bu yapýtaþý ile ilgili birincisi ikincisinin özeti olan iki öyküye neden yer verildiðine gelince…. Devrim otomobilinin de yer almasý gerektiði düþünüldü. Devrim otomobili süspansiyon ve fren grubundan Yüksek Makina Mühendisi Ýsmet Özkan tarafýndan yazýlan 'Devrim Otomobili Raporu'. yazdýðý Devrim öyküsünde.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I DEVRÝM OTOMOBÝLÝ ÖYKÜLERÝ ÝLE ÝLGÝLÝ AÇIKLAMA Bu kitapta iki tane Devrim otomobili öyküsü yer almaktadýr. mütevazý bir þekilde üç otomobil imal etmiþler ve eleþtirileri hep yüreklerine gömmüþlerdi. 90 . Ancak. 'Devir' gibi bugün bile göremediðimiz türkçe kelimeler yazan bu otomobilin hikayesi detaylarýyla yer almalýydý. onu yapanlarýn isimleri. ilk öykü olarak kitaptaki yerini aldý. yaptýklarýný da öne çýkarmadan. kendisini yapan mühendisleri ile hatýra fotoðrafý çektirirken üzerine 'Türk Malý' yazan bir þerit yapýþtýrýlmýþ. birkaç teknik detay ve otomobilin 29 Ekim 1961 günü insanlarla ilk karþýlaþtýðýnda karþýlaþtýðý þaþkýnlýk ve haksýzlýkla ilgili bir kaç cümleyi yeterli görmüþtü. Böylece. seri üretim koþullarý neler getirir bilinmese de. Bu ilk Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri kitabýnda. hiç hak etmediði bir sonla karþýlaþan Devrim otomobiline ve onu yapan 23 meslektaþýmýza.nin bir hangarýnda üretilmiþ. Ýsmet Özkan.Þ. Devrim'i yapan 23 mühendisden biri ile konuþuldu ve kendisi önerimizi kabul ederek bir yazý yazdý ve bize gönderdi. büyük bir görev bilinciyle. gecikmiþ bir vefa borcunu bir nebze ödemek mümkün olabilecekti. Sadece ülke otomotiv sanayinin deðil. o zamanki ismiyle Cer atelyesi bugünkü ismiyle Türkiye Lokomotif ve Motor Sanayi A. kitabýn amacýna uygun þekilde.

Ýkinci öykünün ismi ise Cumhuriyet Gazetesi'nin dört günlük yazý dizisinin baþlýklarýndan oluþturulmuþtur.Bir meydan Okumanýn Öyküsü' baþlýklý yazý dizisi bu otomobil ile ilgili olabildiðince ayrýntý içermekte ve bir çok yönüyle olaylarý deðerlendirmekteydi. Evet. adýna yaraþýr tarihi ve kimliði ile hala ayakta. 1994'teki bu yazý dizisinde Devrim için 33 yýldýr direniyor denilmekteydi. Aydýn Engin'in Cumhuriyet Gazetesi'nde 28 Aðustos 1994 günü baþlayan ve dört gün süren 'Devrim Direniyor.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu otomobilden on yýl sonra yabancý lisanslarla üretilmeye baþlanan otomobillerin cilt cilt reklamý. Yazarýndan izin alýndý ve derlenerek ikinci öykü olarak bu kitapta yer aldý. romaný varken Devrimde iki öykülük bir yeri herhalde hak ederdi. 'Devrim Otomobil Raporu' isimli öyküyü kaleme alan Ýsmet Özkan ve Devrim'i üreten diðer meslektaþlarýmýza teþekkürlerimizi sunuyoruz. Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri-I Kitabý Koordinatörü 91 . Eskiþehir TÜLOMSAÞ Fabrikasýndaki Devrim. Öyküleri beðeneceðinizi umuyoruz. O otomobil bugün de hala direnmekte ve görenleri heyecanlandýrmaktadýr.

Fab. Nurettin Erguvanlý. Yrd. Mustafa Ersoy. Yönetim Grubu. Bu görev için TCDD Ýþletmesinin seçiminde o tarihlerde onarým amacý ile kurulmuþ geniþ ölçüde yedek parça imal eden Ankara Adapazarý Eskiþehir ve Sivas fabrikalarýnda önemli adette teknik personele ilaveten yetiþmiþ iþçiden mühendisine kadar güçlü bir imalat kadrosu bulunmasý büyük rol oynamýþtýr. TCDD bünyesinde . Md. " " " " " " Orhan Alp. Fab. -TCDD'nin imalat kadrosu: Projenin tahakkuku için aþaðý listede gösterildiði gibi. Daire Bþk. 92 . Sayýn Emin Bozoðlu. Mehmet Nöker. Esk. Md. Md. -Proje Yönetim Grubu -Çalýþma Gruplarý oluþturulmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I DEVRÝM OTOMOBÝLÝ RAPORU Ýsmet Özkan Makina Yüksek Mühendisi Devrim. Fab.TCDD Genel Müdür Yrd. Cer Daire Bþk. Hakký Tomsu. Cer Daire Bþk. Adap. Ank. Fab.prototip otomobil imalat projesi tarihçesi: Ulaþtýrma Bakanlýðý’nca 16 Haziran 1961 tarihinde bir yazý ile TCDD Ýþletmesi Genel Müdürlüðü’ne bir binek otomobilin geliþtirilmesi ve bir prototip Ýmali görevi verilmiþtir. Celal Taner.

Yüksek Mühendis Mehmet Nöker Yüksek Mühendis Rýfat Serdaroðlu Yüksek Mühendis Güttekin Sabuncuoðlu Yüksek Mühendis Salih Kayasagun Yüksek Mühendis Þecaattin Sevgen Yüksek Mühendis Kemalettin Vardar Karoseri Grubu: Makina Mühendisi Celal Taner Yüksek Mühendis Faruk Akyol Yüksek Mühendis Samim Özgür Yüksek Mühendis Salih Kaya Saðýn Süspansiyon ve Fren Grubu: Makine Mühendisi Hamit Ýþeri Yüksek Mühendis Ýsmet Özkan Yüksek Mühendis Mustafa Seyrek Elektrik Donaným: Yüksek Mühendis Hasan Dinçer Döküm Ýþleri: Metalurjist Ýsmail Sýdal 93 . TCDD Genel Müd.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I " " Hüseyin Kayoðlu. TCDD Genel Müd. Styling Grubu: Yüksek Mühendis Nurettin Erguvanlý Yüksek Mühendis Özcan Türer Yüksek Mimar Kemal Alagöz Motor Þanzýman Grubu. Müþaviri Çalýþma Gruplarý. Müþaviri Necati Teköz.

böylece "f" de belirtilen parçalar haricinde tüm parçalar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Satýnalma ve Maliyet Hesaplama: Yüksek Mühendis Yavuz Yücel Yüksek Mühendis Emin Bozoðlu. c) Karoser için hazýrlanan (1/10) ölçekli maketlerden seçilen (1/1) ölçekli alçý modeli. otonun boyutlarý. STYLING Grubu (Oto tipi Geliþtirme). motor yataklarý ile cam ve lastik aksam dýþýnda tüm parçalar yerli imal edilmiþtir. direksiyon vitesli bir aile otomobili imal edilmiþtir. fakat gönül rahatlýðý ile çalýþmasýný saðlamýþtýr. f) Elektrik donanýmý diferansiyel diþlileri. kollarý Eskiþehir Demiryol Fabrikas’ýnda yapýlmýþ ve son montajý ise Ankara Demiryol Fabrikasý'nda tamamlanmýþtýr. þanzýman motor ve diðer gruplarýn nasýl toparlanýp imal edileceði üzerinde çalýþmýþtýr ve otonun anahatlarý aþaðýdaki gibi belirlenmiþtir: a) Dört ile beþ kiþilik. d) Dört silindirli motorun gövde ve baþlýðý. Sivas Demiryol Fabrikasý’nda dökülüp Ankara Demiryol Fabrika'sýnda iþlendikten sonra. e) Süspansiyon grubu. orta boy tipinde (1000 -1100 kg. ön takýmlar için "Mc Pherson sistemini" ve bu sistem benimsenerek Eskiþehir'de imâl edilmiþtir. sonra bu modelden alýnan kalýplarla yapýlmýþ beton bloklara çekilmek ve çekiçle düzeltmek sureti ile tek tek imâl edilmiþtir. Üç adet prototip imal edildi. motor kaputu ve benzeri saçlarý. Nihayet 1961 Ekim ortalarýnda Devrim otomobil prototiplerinden 94 . karoseri. Yönetim Kurulunun lideri olarak bu listede adý geçen mühendis ve personelin olaðanüstü bir tempo ile. Prototip otomobilin. kardan istavrozlarý. anahatlarýný belirledi. b) Motor dört zamanlý ve dört silindir olarak 0-60 beygir gücünde olacak.) binek otomobil. el iþçiliðimizle üretilmiþ ve sonuçta dört silindirli.

Bir yandan ilk prototipin tecrübesi sürdürülürken bir yandan da 2. Ancak 2 noÝu Devrim otomobili ayný gün Hipodromda geçit törenine katýlýyor ve basýnýmýz ne bunu ne de Cemal Paþa'nýn Anýtkabire 1 nolu oto ile gittiðini yazýyordu. " cevabýný verdi. ancak Meclis önüne gelindiðinde durum fark edildi. arabaya konulacaðý sýrada Cemal Paþa Meclis’in önüne gelmiþ ve Anýtkabir'e gitmek üzere 2 numaralý Devrim otomobiline binmiþtir. Eskortu oluþturanlar benzin ikmali konusunda bilgi sahibi olmadýklarý için benzin istasyonuna uðramadan yola devam ettiler. Paþa’dan özür dileyerek 1 numaralý Devrim otomobiline geçmesi rica edildi. oldukça kalabalýk bir trafik ekibinden oluþan eskort eþliðinde Devrim otomobilleri yola çýktý. Acilen getirilen benzin arabaya konuldu. Tren sabaha karþý Ankara'ya vasýl olmuþ ve Devrim otomobilleri. fakat 100 metre sonra motor durdu. Cemal Paþa'nýn "Ne oluyor?" sorusuna direksiyondaki Yüksek Mühendis Rýfat Serdaroðlu "Paþam.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ilki hazýr duruma gelebildi. benzin bitti. Ertesi gün bütün gazeteler sözbirliði etmiþçesine "100 metre gidip bozulan" baþlýðý attýklarý gözlendi. 20. Asýl benzin ikmali müteakip sabah Sýhhiye'de yapýlarak Meclis’e gidilecekti. 29 Ekim sabahý motosikletli. 2. Büyük bir hoþgörü ile buna uyan Cemal Paþa Anýtkabir'e bu otomobille gitti ve inerken ünlü "Batý kafasýyla otomobili yaptýnýz ama doðu kafasýyla ikmali unuttunuz" sözlerini söyledi. Yüzyýlýn ekonomik ve toplumsal hayatýna yön veren en önemli etkenlerden biri olan otomobil sanayi yolunu açan bu giriþimi için Cemal Paþa'yý her zaman rahmet ve þükranla anýyoruz. 95 .prototipin son kat boyasý ancak 28 Ekim akþam yapýlýp Ankara'ya sevk edilmek üzere yüklendiði trende boyasýnýn pasta ve cilasý yapýlmýþ ve bu nedenle benzin deposu boþaltýlmýþtýr. Yola çýkýldý. Ankara Demiryol Fabrikasýna indirilmiþtir (mânevra imkaný saðlamak için birkaç litre benzin konulmuþtur).

Saygý ve selamlar. tamamen orada çalýþan insanlarýn özverisi ile 2 nolu Devrim otomobili korumaya alýnmýþ ve bilahare Tülomsaþ Genel Müdürü Dilaver Zeki Daloðlu'nun emirleri ile tesisin bahçesinde bir "mini müze" yapýlmýþ ve Devrim otomobili bu müzede yýpratýcý iklim þartlarýndan etkilenmeyeceði camekanlý bir bölüme konulmuþtur. Devrim otomobili imalatý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Eskiþehir Demiryol Fabrikalarý ve Devrim Otomobilleri Müzesi Eskiþehir Demiryol tesislerinin hem yurtiçi hem yurtdýþý pazarlara. vagon ve makina üreten dev bir devlet þirketine (Tülomsaþ) dönüþtüðünü görüyoruz. 96 . müspet bilimlere önem verilerek kýsa zamanda sonuç alýnabileceðinin göstergesi olarak hep çok önemli olacaktýr. Tülomsaþ adýný alan bu þirketin hangarlarýnýn birinde.

129 günlük serüveni sonucu 1961'de doðan ve hala direnen bir otomobil: Adý Devrim Aydýn Engin Bu yazý dizisinde. Olcay Akdeniz arkadaþýmýz. Dört buçuk ay bile sürmeyen kýsa bir gebelik döneminin ardýndan 29 Ekim 1961 günü doðan ve ayný gün ölen Devrim otomobilinin öyküsünü.. Cemal Paþa'nýn caný o anda 'sarý' Devrim yerine 'siyah' Devrim'e binmek istemeseydi. Bu dizi için. Bütün bunlar olsaydý belki de bugünlerde ülkemizin yollarý Devrim'lerle dolup taþacaktý. ama ulaþmak mümkün olmadý. Ankara programýný bilseler ve 'Nasýl olsa yalnýzca gösterilecek' diyerek henüz denenmemiþ 'siyah' Devrimi Ankara'ya götürmeselerdi. Ankara'da Cemal (Gürsel) Paþa 'ya sunulmaya götürülürken deposuna benzin doldurulsaydý..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 23 inançlý insanýn. TBMM önüne giderken 'Yolda Shell'e uðrar benzin alýrýz' denip benzin istasyonuna giriþ. Kimilerinin izini bile bulamadýk. yaþayan tüm üyelerine ulaþmaya çabaladýk. Devrimi yapan mühendisler. Devrim otomobillerinin yapýmýna katkýda bulunmuþ 23 kiþilik mühendisler ekibinin. Belki þu günlerde Devrimler de önce iþçi çýkaracak. ilk Türk otomobilinin. Kimilerinin izini bulduk. Didim'de tatil yapan emekli bir mühendisle konuþtuktan sonra yazýsýna þöyle girdi: "Devrim'in þansý yoktu. Bulabildiklerimizin bir bölümü yaz tatili için Ýstanbul ve Ankara dýþýndaydýlar. tümüyle yerli malý otomobilin öyküsünü anlatacaðýz. Bu yüzden Ankara büromuzdan genç arkadaþýmýz Bülent Sarýoðlu ve Milas muhabirimiz Olcay Akdeniz bize omuz verdiler. çok kalabalýk araç konvoyu ve aceleci polis eskortlarý tarafýndan engellenmeseydi. Dönemin Ulaþtýrma Bakaný Orhan Mersinli’ye görücüye çýktýðýnda emme manifoldu kapakçýðýnýn kapatýlmasý unutulmamýþ olsaydý. Ne bir telefon numarasý ne bir adres. sonra KDV'si düþürülünce yok sata97 .

Devrim otomobilini 23 inançlý adam yaptý. emrin ötesinde bir meydan okuma. Küçük atölyelerden kocaman fabrikalara kadar uzanan "yan sanayii" ile birlikte Türkiye ekonomisinde artýk "vazgeçilmez "bir yeri var. Biz. minibüs. Akarbantlarýndan her gün yüzlerce otomobil. devrim inançlý adamlarýn iþi. Ama Devrim'in þansý yoktu!. 1 milyon 650 bin lira bütçe ile DDY atölyelerinde üretilen üç prototip otomobil (Devrim1. Devrim-2. ütopyalarýný yitirenler Devrim yapamazlar. 23 "Demiryolcu" nun öyküsünü. Bu dizide bunlarý tartýþacak deðiliz. Devrim otomobili küçük bir ütopyaydý. su kadar gereksinim olduðu kanýsýndayýz. Devrim'in 1961 Türkiyesi'nde bir þansý olabilir miydi? Galiba hayýr! Bugün Türkiye'de epey büyük bir otomotiv sanayii var. inancýný yitirenlerin deðil. seri üretimin sorunlarý üstüne haklý teknik ve ekonomik açýklamalar sýralanabilir. Almanya'da. "çok iyi "yetiþmiþ. "Bir yerli otomobil yapýnýz "emrini. Aðýr sanayiye sahip olmanýn temel göstergesi olan "yerli motor üretimi" cesur. Ýnsanlarýn "repo" kuyruklarýnda bekleþtiði. 1961 Türkiyesi'nde 23 inançlý adamýn öyküsünü anlatmak istiyoruz.. dünyayý deðiþtirmek. ülkenin bir güç gösterisi olarak kavrayan 23 yüksek mühendisin. Prototip yapýmýnýn kolaylýðýna karþýlýk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I caktý. Amerika 'da eðitim görmüþ ve "iyi" deðil. Ütopyasý olmayanlar. Devrim-3) önemsenmeyebilir. kamyon. ülkenin en önemli istihdam alanlarýndan birini oluþturuyor.. Kuruluþ yýllarýnda "montaj sanayii"nden öteye gidemeyen.. 98 . Bugünün gözlükleri ile bakýldýðýnda 1961 yýlýnda. kamyonet. daha yaþanasý. Devrim. sevimli alaycýlýðý bir yana. onu daha haklý. ama çocuksu bir giriþim olarak deðerlendirilebilir. köþeyi kolayca dönebilecekken. daha özgür kýlmaksa eðer. Ýsviçre'de. kollanmak isteyen Türkiye'nin sanayileþme savaþýmýna omuz vermeyi yeðlemiþ 23 mühendisin 129 gününü anlatmak istiyoruz." Olcay Akdeniz'in iþlek Türkçesi. ama her geçen yýl üretimde yerli parça payýný arttýrarak bugün yüzde 80'lere ulaþan Türk otomotiv sanayii. otobüs ve traktör "akan " bir otomotiv sanayii. banka faizlerinden söz edip döviz kurlarý üstüne sohbet ettiði bugünün Türkiyesi'nde böylesi öykülere ekmek kadar.

diðer memleketlerin en iyi evsaftaki otomobilleriyle mukayesesinin yapýlarak hatalarýnýn da tespiti suretiyle bu otomobilin zamanla tekamül ettirilmesi mevzuunun ivedilikle tetkiki…. daha genç kuþaklara ise kýsa bir okuma parçasý. Yazýda þöyle deniyordu: "Memleketimize has bir binek otomobil motoru imali ve örnek olarak da bir yerli otomobil numunesinin vücut bulmasýný müteakip. Devrim Yaþý bizcileyin olanlara bir anýmsatma. Askeri yönetim dönemlerinde ise "Emir demiri keser".Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Toplu iðne bile yapýlamayan bir dönemde bir ülkede motoru dahil her þeyi yerli bir otomobil yapmak için gerekli özgüven ve inanç ile dünyayý deðiþtirmek onu daha yaþanasý daha özgür kýlmak sömürüsüz bir Dünyaya ulaþmak için gerekli özgüven ve inanç arasýnda daðlar yok." Çetrefil. Bayram tatili baþlamak üzereydi. "çok gizli'" damgasýný taþýyan bir Baþbakanlýk yazýsýný Ulaþtýrma Bakanlýðý’na iletti. Adý. "çok gizli" damgalý yazý. bir motosikletli polis memuru tarafýndan Bakanlýða ulaþtýrýlmýþtý. Bir otomobil. O yüzden çift aylý. hatta bozuk Türkçesini bir yana býrakýrsak bu bir emirdi. 27 Mayýs 1960'ta iktidara el koyan askeri yönetim 22 Nisan 1961 günü 18-1959 sayýlý ve nedense çift aylý. O yüzden her 99 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I þeyiyle yerli bir otomobil üretmek gibi bir düþ. Benzin bitmiþti. Cumhuriyet Bayramý töreninin düzenlendiði Hipodrom'a Gürsel. O günlerde yeni yeni kurulan otomotiv sanayiine. O benzin ikmalini yapmýþtý. motorlarý dahil tümüyle yerli iki otomobil (Devrim-1 ve Devrim-2). Gürsel siyah Devrim'den bej Devrim'e geçti ve yola çýktý. "Bu gerçek aðýr sanayi deðil. Doðu kafasý ile benzin koymayý unuttuk!" Az ötede bekleyen ikinci Devrim otomobili çaðrýldý. "Devrim'in benzini bitti". "Devrim ancak 200 metre yürüdü" baþlýklarýyla çýktýlar. kendilerini Eskiþehir'den Ankara'ya taþýyan özel tren katarýndan indirildiler. Unutuldular da… *** Gazeteci. Sivas ve Adapazarý DDY fabrikalarý da ayný proje kapsamýnda görevlendirildi. O dönemde böylesi bir projeyi gerçekleþtirebilme olanaðý yalnýzca Devlet Demiryollarýnda vardý."Al bir Doç (Dodge). "Al bir Chrysler. çocukluðunda "Al bir Ford. Ambalaj sanayii bu" diye 100 . bir "endüstriyel macera" tartýþýlmaksýzýn uygulamaya kondu. Gencecik bir üniversite öðrencisi iken uluslararasý petrol tekellerinin ülkeyi nasýl yaðmaladýðýna iliþkin yayýnlarý heyecanla okudu. Devrim arabasýyla girdi. Devrim daha sonra geçit törenine de katýldý ve 4. Ankara. Her iki araba da Eskiþehir'e döndüler. Devrim. "Devrim yürümedi". 200 metre kadar gitti ve durdu. Orada unutulmaya ve çürümeye terk edildiler. ol bir lord". kalmasýn borç. nikah dairesi para ister" gibisinden çocukça tekerlemeler dinledi. Ertesi günkü gazeteler "Devrim yolda kaldý". DDY'nin Eskiþehir Cer Atölyesi merkez seçildi. Devrimin defteri dürülmüþtü. Kalabalýk bir polis eskortuyla TBMM'ye gittiler. Orada Cumhurbaþkaný Cemal Gürsel siyah Devrim-1 otomobiline bindi. Gürsel tarihsel(!) sözünü söyledi: "Batý kafasý ile otomobil yaptýk.5 ay süren bu endüstri macerasý bitti. Batý kafasý ve Doðu kafasý 29 Ekim 1961 sabahý.

dediler. mitinglerde baðýrdý. Yenilginin acýsýný bölüþtü. bakýmlý. Ve gazetelerde "Devrim yürümedi. ikinci. ama mahzun bir bej otomobil gördü. bir daha birinci. . piston Ford.. yeni adýyla Türk Lokomotif ve Motor Sanayii.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I karþý çýktý. Birinci vites bulundu. sonra geri. Nedir bu? diye sordu. Niye yürümesin? Aslýnda "Yok caným. ambalaj Süleymaniye' diye dalgasýný geçti. dediler. Birinci vites. Direksiyondan vitesli araba görmeyeli kim bilir kaç yýl olmuþtu. Aradan 33 uzun yýl geçti.Bu. Baþladý tur atmaya. -Yani yürüyor mu bu hala? -Elbette. Daha ilk çeviriþte motor aldý. Devrim yolda kaldý" manþetlerini okuduðu 30 Ekim 1961 sabahý kederlendi. -Ne yapýyor bu burada? -Hiiiç. (TÜLOMSAÞ)'a yolu düþtü. hazýrlamakta olduðu bir baþka yazý dizisi için Eskiþehir'e.. gazeteci sürücü ile birlikte Eskiþehir Cer Atölyesi'nin uçsuz bucaksýza benzeyen bahçesine çýktý. Plakasýnda "Devrim" yazýyordu.. -Anahtarý nerde bunun? Gene omuz silktiler: -Üstündeee!. Ustalar omuz silkti: -Devriiiiim!. Demediler. Türkiye'nin belki de en büyük aðýr sanayi kuruluþu Eskiþehir Cer Atölyesi'nin hangarlarýnda dolaþýrken. birþey lazým olunca biniyoruz.. 33 yýl geçmiþ aradan" demeleri gerekiyordu. deve. Hangarýn kapýlarýný açtýlar. sürücünün kusuruydu. bu. "Motor Fiat.. eski adýyla Cer Atölyesi. bu. Takýldý ve Devrim yürüdü.. Bir kaç hafta önce. akü EAS. Tiyatro oyunlarý yazdý. Devrim. 101 . ikinci. Arada bir. üçüncü. Yürüyüþlere katýldý. bir köþede. Vitesleri bulamamak arabanýn deðil.

Meydan okuyan.. ama giriþecekleri zorlu kavganýn sonuçlarýndan ne de olsa ürkenlerin yüzüne konuveren o belli belirsiz. Biraz (33 yýl kadar biraz) yaþlanmýþ. Devrimle buruk vedalaþma Turlar bitti. coþkudan elleri titriyor. Gazetecinin de keyiften. Gazeteye döndü ve daktilosunun baþýna oturdu. 102 . *** 16 Haziran 1961 günü Devlet Demiryollarý'nýn 23 mühendisi Ankara'da bir araya geldiler. bir... motoru dahil tümüyle yerli bir binek otomobili üretmekle görevlendirilmiþlerdi. "çok gizli" damgalý yazýyý okudu. 33 yýldýr unutulduðu hangarýndan çýkmýþ.. vedalaþtý. evet yürüyor. bir "gülücük" uçuþtu. fotoðraflar çekildi. Çalýþýrken titriyor. Gazeteci (Haydi itiraf etsin) Devrim'i þöyle bir okþadý. Bir binek otomobili. 33 yýl öncesinden kalma çekiç izleri taþýyan kaportaya dostça bir þaplak attý. evet.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Yürüyor. TCDD Genel Müdür Yardýmcýsý Yüksek Mühendis Emin Bozoðlu toplantýyý açtý. Ulaþtýrma Bakanlýðý'ndan gelen çift aylý.. Toplantýya katýlan 23 teknik adamýn yüzünde bir. o gergin gülücüklerden biri.. keyifli bir motor gürültüsüyle koþuyor. koþuyor Devrim. mutluluktan.

siyah beyaz cihazlarý piyasadan kovup atýyor ve Türkiye'de yerlisi kaliteli olmadýðý için toplu iðne ithal ediliyordu. Olsun insan yanýlýr. Parasýnýn hesabýný bilmez. O tutkuludur. hatta çoðunluktaydý. Çürüyen. 23 Donkiþot Ýþbaþýnda Donkiþot. ne ayak sürür. dünyayý kötülüklerden arýndýrmaya ant içmiþtir.. deðerleri aþýnmýþ bir Ýspanya'da cýlýz atýnýn üstünde dimdik duran bu cýlýz adam. ne geri kalýr. meslekten olmayana hiç bir þey anlatmayacak terimlerin çarpýþtýðý bir tartýþma. Evet. Donkiþot dürüsttür ve tutkuludur. Trenle geldiler. Almanya'da Volkswagen fabrikalarýnýn akarbandýnda bugünün bilgisayarlarýnýn babasý delikli kart tekniði deneniyor. Çoðunun yoktu. Repo kuyruklarýnda sarsak bir budala gibidir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Sonra tartýþma baþladý. Dünyayý kötülüklerden arýtma ülküsüne tutkuyla baðlanmýþtýr. 129 gün kaldý Ýlk toplantýdan üç gün sonra. Otomobili olanlardan. ABD'de renkli televizyon. Daha iyi. Teknik adamlarýn duygularý. Motoru dahil tümüyle yerli bir otomobil yapacaklardý. borsada oynamayý beceremez. Mark alýp dolar satmayý. epey beceriksizdir. Hisse senetlerinin ne iþe yaradýðýný duymamýþtýr bile. Yanýlmýþtýr.. örneðin köþeyi dönemez. Karar: "Biz bunu yaparýz arkadaþ!" Yýl 1961'di. Otomobil yapmaya gelen ekipte. Yel deðirmenidir onlar.. bir kahramandýr. gelirken arabalarýný da yanlarýnda getirmeleri istenmiþti. daha yaþanýlasý bir dünya için canavarlara saldýrmaktan ne korkar. ülkülerini yitirmiþ. Canavarlara saldýrýr. Kahramanlar insandýr. jet uçaklarý sivil havacýlýða adým atýyor.. 103 . bir arabanýn direksiyonuna oturmamýþ mühendisler vardý. toplu iðne ithal eden Türkiye'nin 23 mühendisi bir araya geldi. Üretim için Eskiþehir Cer atölyesinde bir hangar hazýrlandý. coþkularý bir yana ittikleri. 19 Haziran 1961 günü TCDD'nin Eskiþehir Cer Atölyesi'nde.

Toplantý masasýnýn bitiþiðine de bir çay ocaðý konuldu. Döküm iþlerini metalurjist Ýsmail Sýdal.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kullaným dýþý kalmýþ dökümhane hangarý önce badana edildi. Hamdi Tahýllýoðlu ve Salih Kaya Saðýn'dan oluþtu. Samim Özgür. Her biri kendi dalýnda uzman. Devrim otomobili 29 Ekim Cumhuriyet Bayramý’na yetiþtirilecekti. TCDD Fabrikalar Dairesi Baþkaný Orhan Alp. dört silindirli ve 50-60 beygir gücünde olacaktý. Ýsmet Özkan. Gültekin Sabuncuoðlu. Faruk Akyol. Eskiþehir Cer Atölyesinin yoksul hangarýnda uzun masanýn çevresinde toplanmýþ tek lükslerinin. Mustafa Seyrek görev aldýlar. Ateþli tartýþmalar oldu. Adapazarý DDY Fabrikasý Müdürü Celal Taner. Özcan Türer ve yüksek mimar Kemal Elagöz vardý. Bir gezer vinç. Ön takýmlarýn süspansiyonlarýnda "Mc 104 . biçimlendirme) grubunda Nurettin Erguvanlý. Amerika'yý yeniden keþfetmenin 'tuhaf' coþkusunu duydular. her biri Berlin. Bilgilerini daha yaratýcý bir alanda kullanmanýn tadýný yaþadýlar. Ankara DDY Fabrikasý müdürü Mehmet Nöker oluþturdular. tezgah niyetine birkaç uzun masa. Þecaattin Sevgen. Rifat Serdaroðlu. Bu grup Celal Taner. Cer Dairesi Baþkan Yardýmcýsý Nurettin Erguvanlý. New York. Sonra alt gruplar belirlendi. Süspansiyon ve fren grubunda Hamit Ýþeri.þanzýman grubunda Mehmet Nöker. kapýnýn hemen üstüne kocaman bir tabela çakýlmýþtý: 129 gün kaldý. Zürich. Motor. bir de toplantý masasý yerleþtirildi. Dresden. Bir otomobil doðuyor Ýlkin otomobilin temel özellikleri saptandý. Cer Dairesi Baþkaný Hakký Tomsu. Styling (stil verme. Detroit üniversitelerinde parlak derecelerle eðitimlerini tamamlayýp devlet memuru maaþýna talim etmeyi yeðlemiþ Donkiþotlar kýlý kýrk yardýlar. Salih Kaya Saðýn. Hangarýn dýþ duvarýna. Sonra zemini kullanýlmayan lokomotiv saclarýyla kaplandý. tavþan kaný çayýn tadýný çýkaran mühendisler ilkin iþ bölümü yaptýlar. satýn alma ve maliyet iþlerini de Yavuz Yücel yüklendiler. Eskiþehir DDY Fabrikasý Müdürü Mustafa Ersoy. Yönetici grubu TCDD Genel Müdür Yardýmcýsý Emin Bozoðlu baþkanlýðýnda. Kemal Vardar yer aldýlar. Motoru dahil her þeyiyle yerli ilk otomobil Devrim’in temel nitelikleri belli olmaya baþladý: Motor dört zamanlý. Elektrik donanýmýnýn sorumluluðunu Hasan Dinçer üstlendi. Karoseri grubu kalabalýktý.

Atýyoruz çizimi bir yana. yere hidrolik krikolar yerleþtirdik.' Böylece arabanýn biçiminde (design) mutabik kalýndý. Bunun ayrýntýlarý üstünde çalýþýldý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Phearson" sistemi kullanýlacak. Bunun içinse özel kalýplar ve uygun presler gerek. Bu kez de bire bir alçý kalýbý yapýldý. olaðanüstü enerjisi. Sonunda tümüyle bizim olan bir biçim üretmeyi baþardýk. 3 ileri 1 geri olmak üzere direksiyondan komuta edilen bir vites düzeni tercih edilmiþti. Bundan sonrasýný Yüksek Makina Mühendisi Rýfat Serdaroðlu anlatýyor: 'O zamanlar ne o kapasitede büyük preslerimiz vardý ne de pres kalýplarý üretecek zaman. debriyaj diskli. Otomobilin tavaný.' Bu ilkel koþullar ve olanaksýzlarda bir yerli otomobil üretmeye çabalayan Donkiþotlar’ýn baþý. Önce otomobilin bire on ölçeðinde bir maketi yapýldý. Yüksek Makina Mühendisi Emin Bozoðlu'ydu. bir biçim veriyoruz. Yüksek Makina Mühendisi Nurettin Erguvan anlatýyor: 'Daha çizimler sýrasýnda sorun çýkýyordu. Sonra da krikolarla yukarý doðru iterek.Kalýplarýn altýna. bombeli tavaný elde ettik. Olmadý. Cer Atölyesi misafirhanesindeki yataklarýna çekilmeden önce hangarýn kapýsýnýn üstündeki tabelayý deðiþtirdiler: 128 gün kaldý. frenler hidrolik yapýlacaktý. motor kapaðý (kaput). Haydi o da çöpe. kapýlar. Bir tane daha üretiyoruz. her biri dýþbükey otomotivcilerin deyiþiyle "bombeli". Ýlk gün böyle geçti. Kalýplarý betondan döktük. Bir örnek yeterli. saðlýk 105 . Otomobilin taban sacýný beton kalýbýn üstüne koyup uçlarýndan yere baðladýk. Oraya. 50 beygir gücündeki motorun dakikada 3600 devir yapmasý öngörülmüþ. aaaa. Çiziyoruz. Bozoðlu. çamurluklar. Bir bakýyoruz.Çok yakýn akrabasý. Eskiþehir Fabrikasý’nýn bahçesine. bu da Opel'i andýrdý. bu Ford'un bilmem ne modeline benzemiþ. Ama dümdüz deðil. Bozoðlu artýk yaþamýyor. Ayrýntýlara dalsak bu yazý bitmez. þaþýlasý örgütleme yetisiyle ekibi ateþliyordu. bagaj kapaðý… bütün bu bölümler sacdan üretiliyor. Karoseri ekibi zaten "Sorun çýksa da çözsek" dercesine hýrslý.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I eski bakanlarýndan Mete Tan anlatýyor: 'Bozoðlu bir tuhaf. bir deli adamdý. Genelkurmay Genel Sekreterliði'ne kadar yükselmiþ bir subaydý. gün deðil saat sayýlýr hale gelinmiþtir. Ekim ayý gelmiþ çatmýþ. Ne iþçiler ne ustalar ne biz mühendisler… Hangardaki uzun masalarýn üstüne kývrýlýr.' Arkadaþlarý arasýnda adý neredeyse efsaneleþmiþ Emin Bozoðlu'nu bu kez de Rýfat Serdaroðlu'ndan dinliyoruz: 'Bence bugün Türkiye'de otomotiv sektörünün babasý Cemal (Gürsel) Paþa ise. Onun inancý olmasaydý Devrim otomobilinin ne motoru çalýþýrdý ne tekeri dönerdi. ona yönelen saldýrýlarýn göðüslenmesinde de bunca yýl býkmadan savaþan Yüksek Mühendis Salih Kaya Saðýn anlatýyor: 'Emin Bozoðlu. teknolojiye vurgundu.' Yüksek Makina Mühendisi Þecaattin Sevgen. Makina yüksek mühendisiydi. Ama askerlik. O kadar ki onun saçtýðý coþku ile otomobili Cumhuriyet Bayramý'na yetiþtirebilmek için son haftalarda günde 3-4 saat uyku ile yetinir olduk. Geceleri yatak yüzü görmedik. Tekerleðin yanýna uzanmýþým. gönül rahatlýðý ile çalýþmalarýný saðlayarak Devrim projesinin baþarýlmasýnda da birinci derecede rol oynadý.görevin çok yanlýlýðý ve ivediliði nedeniyle büyük gerilim altýnda çalýþan yirmiyi aþkýn mühendisin kiþisel sorunlarýný bile çözüp. Kanaldaki arkadaþýmýn iþini bitirmesini bekliyordum. Bilime tutkun. birkaç saat uyurduk.' Devrim otomobilinin salt üretiminde deðil. Gülüþmelerle uyandým. amcasý da Emin Bozoðlu'dur. Sevgen. Bizi þevkle çalýþtýrmasýný bilen bir yöneticiydi. Bir daha o kadar deliksiz uyuduðumu hatýrlamýyorum. yönetim grubunun baþý olarak bütün bürokratik engelleri cesaretle aþarak. Gün aðarmýþtý. bir güzel. motor þanzýman grubundan bir baþka Donkiþot. Rüyamýzda da ya çalýþan bir motor ya yürüyen bir otomobil görürdük. Sosyologdu. O bitirince ben de aksý takacaðým. galiba onun en son akla gelen mesleðiydi.' 106 . Tarihçiydi. Ötesini kendi anlatýyor: 'O gün de vakit gece yarýsýný hayli geçmiþti. uykusuzluktan kýzarmýþ gözleriyle "zaman"la savaþmaktadýr. Diferansiyeli baðlayacaðýz. Kimyagerdi.

Çelik kafes yerleþtirildi."ilk Türk motoru saat gibi çalýþmaya baþladýðý zaman…" Ýlk motor bitmiþti. Mercedes'in bir sürü parçasý yan sanayiye yaptýrýlýr.Bir de tedbirliliði ile. Bunlar. Nissan. Rýfat Serdaroðlu sakinliði ve çelebiliði ile ünlü. Bu gün de o günleri anarken. Mantýksal sonuç: Eskiþehir atölyesinde ilk Türk motorunun marþýna basýldýðýnda tüm ekip sevinçten aðlamýþtý. otomobilin kalbidir. Elimizle demir kalýptan dökülmüþ bir filtre vardý. Bir demir parçasýný kendi elleriyle sabaha kadar iþleyip filtre üretmiþti. Bizim projede görevli bir iþçi arkadaþa parçayý verdik. Ýyi anýmsamýyorlar. Salih Kaya Saðýn bitmez tükenmeze benzeyen 129 günlük aný hazinesinden bir tane daha çekip çýkarýyor: 'Devrim için yað filtresine ihtiyacýmýz vardý. Ama motorun bir teknik adam. Ýlk kez üretilen. Ýlk Türk motoru saat gibi çalýþmaya baþladý. üç ayrý tipte motor yapýldý. 107 . Orada tezgahýn üstünde duruyordu ve marþa basýlma aný gelmiþti. Skoda büyük otomobil kuruluþlarýdýr. Motor ekibinden. Sonra içlerinden birinde karar kýlýndý. meslekten olmayan bizcileyin kiþilerin bile bildiði gerçekler.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Salt Mühendisler deðil. Ama ürettikleri arabada koþan Volkswagen motorodur. Marþa basmadan önce motorun çevresine çelik birtür kafes geçirdi. "Ýlk Türk motoru" diyorlar. Sabahleyin filtreyi getirdi. ama motoru mutlaka DaimlerBenz imparatorluðunda üretilir. Hiç biri kendisinin aðladýðýný söylemedi. baþka bir örneði olmayan ve ilk sýnavýný verecek olan motor patlayabilirdi ve bu binlerce çelik parçasý fýrlatan bir þarapnelden daha tehlikeliydi. Devrim otomobilleri için.ama ya Þecaattin Sevgen ya da Rifat Serdaroðlu marþa bastý.' Bir Motor Üretmenin Coþkusu Motor. tekleyen ABD otomotiv sanayiine motoruyla sýzdý. bir makina mühendisi için anlamý çok farklý. Otomotiv sanayiinin de kilidi. Bu yazý için ulaþabildiðimiz tüm mühendislere sorduk. Hepsi "Arkadaþlar aðladý"dediler. bütün gece uyumamýþ. Ýþçi arkadaþ. Kusursuz bir parçaydý. Seat. bir motor ve otomobil üretmek düþü Eskiþehir Cer Atölyesi’nin "Demiryolcularýný" tutkuyla sarmýþtýr.

dök 108 . Geç vakit arabalar vagonlara yüklendi. bayrama bir hafta kala güç bela yol tecrübesine hazýrlayabilmiþtik. Biz de günlerden beri ilk kez sabaha kadar uyumak üzere trene bindik. Boþalttýk. Cumhurbaþkaný Gürsel'in siyah arabaya yaklaþmasý. “kraldan fazla kralcý” yüksek bürokratlarýn aceleciliði. Pasta ve cilasý ise Ankara'ya sevk edilmek üzere yüklendiði trende gece yol alýrken yapýldý. konvoya eþlik eden motosikletli polislerin zamanýnda uyarýlmamasýyla benzin ikmali yapýlamadan TBMM'nin yolunun tutulmasý. bir kilometre ötedeki Shell istasyonuna gitmeye yetecek kadar bir iki litre benzin konduðu. umut mu? Öykünün sonunu ilk baþta anlattýk. Ama onu yol tecrübesine almamýza olanak kalmadý. yað pompasýnýn geri dönüþ valf ayarýnda aksama var. depolarý güvenlik nedeniyle boþaltýlmýþ arabalara.Önemli deðil. Kemalettin Vardar ile Rifat Serdaroðlu'nun bir gazeteyi huni yapmaya çabalamasý. Ankara'ya gidiyoruz…' Salih Kaya Saðýn ayný günleri.' Biten benzin mi. alelacele bulunan bir bidon benzini depoya boþaltacak huninin unutulmasý. Ankara'ya gidiyoruz. Buharlý lokomotiflerle çekilen trende bacadan sýçramasý olasý kývýlcýmlardan ötürü benzin depolarýnýn boþaltýlmasý istendi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Arabalar vagonlara yükleniyor Konuþtuðumuz mühendisler hangarýn duvarýna asýlý tabelaya "1 gün kaldý" yazýlýp yazýlmadýðýndan pek söz etmediler. Kemalettin Vardar'ýn avuçlarýný huni gibi depo kapaðýna tutup. Tren katarýndan indirilen. Yað borusunda sýzýntý. Ayrýntýlar çok da önem taþýmýyor. Üstesinden geliriz. iki gencecik mühendisin. Sonra ikinci araba da tamamlandý. Zaman dolmuþtu 28 Ekim gün batýmýnda çaresiz. Biz de trene bindik. Ama 28 Ekim akþamýný hepsi iyi anýmsýyor. gazete kaðýdýndan huninin ýslanýp hamurlaþývermesi. Þecaattin Sevgen anlatýyor: 'Bej arabayý. iþi býraktýk. saate karþý yarýþýlan o amansýz günleri anlatýyor: 'Siyah renkteki 2 Numaralý Devrim otomobilinin son kat boyasý ancak 28 Ekim akþamý vurulabildi. "Dök þunu Rifat Geliyor adam. Daha resmi görünsün diye. Kýsa bir parkurda gidip döndük. Onu siyaha boyadýk.

denenmemiþ bir Devrim de. Sorun bu deðil ki. Ortalýk da birbirine girmiyor. "Devrim200 metre gidebildi". buraya? Tabii uydu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I þunu" deyiþi. Ýngiltere Kraliçesi'nin limuzini yolda kalmýþ. Bu olay normal bir þeydir. Üstelik benzin bittiði için deðil. 29 Ekim 1961 günü doðdu ve o gün öldü. Serdoðlu'nun çaresizlik içinde benzinden sýrýlsýklam ellerini pantolonuna silip direksiyona oturmasý. Þecaatin Sevgen ve Mehmet Nöker'in o arada benzin ikmali yapmayý becerdikleri. Çelebi Serdaroðlu'nun. Günün tüm gazeteleri aðýz birliði etmiþçesine ve galiba Devrim sözcüðüyle bilinçaltý bir hesaplaþmanýn hýnç ve þehvetiyle (Hýnç ve þehvet? Uydu mu bu söz. alkýþ ve gözyaþlarý arasýnda aþýp. 'Devrim yürümedi'. Lordlar arkadan itiyorlar. "Benzin bitti paþam" diye yanýtlayýþý. Hayýr. önce Anýtkabir'e oradan da geçit töreninin yapýlacaðý Hipodrom'a gidiþi. bir baþka arýzadan yolda kalabilirdi. bej Devrim'i çabucak siyah Devrim'in yanýna çekmeleri. sanki kendisine saat sorulmuþ gibi. benzinin depo yerine yere boþalmasý.siyah Devrim otomobilinin 200 metre gidip. bu ayrýntýlar hiç önemli deðil. Cemal Gürsel'in "Ne oldu?" sorusunu.Rifat Serdaroðlu anlatýyor: 'Basýn olayý bu kadar olumsuz iþlemeseydi çok daha farklý sonuçlar alýnabilirdi. direksiyonunda yüksek mühendis Þecaattin Sevgen'in oturduðu bej renkli Devrim1'in Ankara caddelerini. her zaman sakin. O günlerde gazetelerde bir de fotoðraf yayýnlanmýþtý. Nurettin Erguvanlý. bu ayrýntýlar da hiç önemli deðil. hýnç ve þehvetiyle) hemen hemen ayný baþlýklarý attýlar. "Devrim yolda kaldý".. Gürsel'in aktarma yapmasý... Devrim'e ölüm fermaný Ama 30 Ekim sabahý yayýnlanan gazetelerdeki idam fetvalarý önemli. sonra da durmasý. yani Limuzin kalitesinde bir araba da yolda kalabilirdi. 129 gün önce tohumu çatlayan Devrim.' Þecaattin Sevgen farklý bir karamsarlýðý dile getiriyor: O günlerde ‘basýnýn ne denli büyük bir güç olduðunu kavramýþtým ve aralarýnda gerçekleri sabýrla araþtýran ve uzun vadeli çýkarlarý 109 . geçit törenine katýlmasý…Hayýr. önce bir öksürmesi. Evet.

Özel sektör otomotiv sanayiinde bir hamleye hazýrlanýyordu. uzun yýllar öncesinde kalmýþ o günleri anlatýrken. Þayet ilk imalat sorunsuz olursa bu daha kötü olur. O dönemde bir ithal otomobil 50 bin liraya satýlýrken. savunulmasýnýn da yorulmaz militanlarýndan Salih Kaya Saðýn anlatýyor: 'Haber. eksikleri geliþtirilemez.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gözetenlerin pek ender bulunduðu kanýsýna varmýþtým. Binlerce ve binlerce motor ithal edilecekti Türkiye'ye. kýrk yýllýk devlet memurluðunun deneyimi ile sözcükleri tartarak konuþuyor. Oysa 1 milyon 600 bin liraya üç prototip otomobil yapýlmýþtý. Fiat motorlarý filan. Bir prototip yaptýk biz. gerçekten ilginç bir rastlantý" dememize fýrsat býrakmadan konuyu deðiþtirdi. Bunlar dikkate bile alýnmadý. Yüksek Mühendis Nurettin Erguvanlý. tezgahlar kurulmuþtu. ýsrar etmedik. Böyle bir þey söylemedim ben. Özel kalýplar hazýrlanmýþ. Devrim'in üretiminin de. Dudaklarýn da kederli bir gülümseme: 'Heyecanlý günlerdi. yorum ve fýkralarda harcanan bunca paranýn boþa gittiðin110 . Ýþte bu anlaþýlamadý. "Bir þeyler" söylemeden "bir þeyler" söylüyor. "Milletin parasý har vurup harman savruldu" çýðlýklarý atýldý.Biz seri üretime uygun bir otomobil yapmadýk. Bürokrasi çarkýný iyi tanýyan bir teknokratýn zengin deneyimine saygý duyduk. Ama ilginç bir rastlantý deðil mi söylediðim?' 'Evet efendim. Devrim otomobillerinin üretimi için "tahsis" edilen 1 milyon 600 bin lira da dile düþtü. bunlar için çeþitli tip ve güçlerde 7 motor üretilmiþti.' At neslinin ýslahý saðlandý mý? Devrim otomobiline yönelen saldýrýlar salt "Yürüdü. Tümüyle yerli bir motor üretimi de o günlerde gerçekleþince…' 'Yani efendim. Devrim için yerli motor üretimi engellendi mi diyorsunuz ?' 'Hayýr. Ford. Bir kaç yýl sonra bir sürü üretim kusuruyla sokaklarýmýzý dolduracak yerli (!) arabalarýn hazýrlýðý yapýlýyordu. yürümedi" noktasýnda yoðunlaþmadý. hayýr.

Bize 1 milyon 600 bin lira tahsis edilmiþti. Bunun onuru bize yeter.) Sesi titriyordu: 'Bu bir meydan okumaydý Aydýn Bey. Ama þunu vurgulamak istiyorum. Celal Taner. örneðin kýrk yýllýk "kavga arkadaþý" Mehmet Nöker'le birlikte emekliliðin tadýný çýkarmaya çalýþan Rifat Serdaroðlu anlatýyor: 'Bir otomobil fabrikasý kurulmadan ve yardýmcý sanayi tam oluþ111 . Genel Kurmay Genel Sekreterliði’nden gelip DDY genel müdür yardýmcýlýðýný üstlenmiþ Emin Bozoðlu gibi adlarý Devlet Demiryollarý ile özdeþleþmiþ Salih Kaya Saðýn. Ýçlerinde iki kez THY genel müdürlüðü yapmýþ Nurettin Erguvanlý gibi. bu gözü kara "endüstri serüvenini" pek ilginç deðerlendiriyorlar. Mustafa Ersoy. baþtan beri kendi kiþisel yargýlarýmýzý bir yana býrakýp. Devrim otomobili üreten mühendislerden ulaþabildiklerimizin tanýklýklarýna baþvurmaya özen gösterdik.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I den dem vuruyorlardý. Çoðu yüksek makina mühendisi olan ya meslek yaþamlarýnda devletin en üst düzeylerine yükselmiþ çoðu çok önemli sorumluluklar yüklenmiþ yurtsever teknokratlar. Hala merak ederim. Toplu iðnenin bile ithal edildiði bir ülkede bir meydan okumaydý. Ecevit hükümetlerinden birinde Sanayi Bakanlýðý yapmýþ Orhan Alp gibi. bu ülkenin yetiþmiþ elemanlarýnýn. Silifke'deydi. Mehmet Nöker. Baþta da söyledik. Engellenmesiyle ilgili ayrýntýlara girmek istemiyorum. Mustafa Seyrek. bu ülkenin servetler harcayarak yetiþtirdiði mühendislerinin en zorlu teknik sorunlarýn üstesinden gelebileceðini kanýtladýk. Mustafa Seyrek 33 yýl öncesine bakarken telefonda (uzakta. Þecaattin Sevgen. yýllarca omuza omuza ter döktüðü demiryolcu arkadaþlarýyla.' Didim'de alçak gönüllü bir tatil sitesinde. at neslinde o günden bu yana bir geliþme saðlanmýþ mýdýr?' Devrim bir meydan okumaydý Fark etmiþsinizdir. Hamdi Tahýllýoðlu gibi kamu ya da özel sektörde baþarýlar kazanmýþ uzmanlar 33 yýl sonra Devrim'i. Devrim projesi baþarýya ulaþmýþ ve kendini kanýtlamýþtýr. Hakký Tomsu. Oysa ayný yýl orduda süvari birlikleri kaldýrýldýðý halde Tarým Bakanlýðý bütçesine "At neslinin ýslahý" için konmuþ bulunan 25 milyon lira ödenekten ve sonucundan kimse söz etmiyordu. Biz. Rifat Serdaroðlu. Ancak telefonla ulaþabildik.

Biz sadece istenirse ve zorlanýrsa Türkiye'de otomobil yapýlabileceðini ve hatta bu yolda çok geç kalýndýðýný göstermiþ olduk. Bizim görevimiz bunu kanýtlamaktý. Devrim gibi ne idüðü belirsiz."Motor yapýldý. yani "23 deli" tarafýndan yoktan var edilmiþti. Ama asýl gülünç olan Türkiye'de bir otomobilin. Ruhsat ve plaka. Zaten asýl hedef de buydu. Pres makinalarýmýz. Biz kendi Amerika'mýzý keþfettik ama ürettiðimiz otomobile ruhsat bile alamadýk…" Salih Kaya Saðýn doðru söylüyor. Jaguar. Amerika'yý yeniden keþfediyorduk sanki. Emin Bozoðlu ve arkadaþlarý.' Salih Kaya Saðýn çocuðunu. Bu otomobil yürüdü ve hala yürüyor. nüfus kaðýdýnda Ford. Opel filan damgasý olan arabalara verilir. Çalýþýyor da. Otomobili yaptýk.yurdunu savunurcasýna konuþuyor: 'Bu proje Türkiye'nin otomobil tipinin geliþtirilmesiydi. Eskiþehir Ýl Trafik Müdürlüðü yerden göðe haklýydý. Otomobilin motorunu yapýp çalýþtýrdýðýmýz gün.Cemal Gürsel'le birlikte görmeye gelen bir Bakan. yani nüfus kaðýdý yoktu. Mazda. Bir ülke düþünün ki "Motor yapýlamaz" densin. Türkiye'de otomobil ve motor yapýlacaðýna kimse inanmýyordu. ruhsat ve plaka için baþvuruldu. Renault. 112 . Teknik olarak bu gülünç bulunabilir.Ama iktisadi olur mu? diye soruyordu. Kendi özel otomobillerimizi söküp parçalarýný inceledik. Parçalarý alçý kalýplarýyla hazýrladýk. baþka bir çok teknik gerecimiz yoktu. Ýþte bunu anlayamadýlar. nesebi gayri sahih (ana babasý bilinmeyen) arabalara deðil…Geçelim . Devrim otomobilinin "menþe þehadetnamesi"."diye baþlayan resmi yazýlarla yanýt geldi. Fiat.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I madan seri halde otomobil üretimi yapýlmayacaðýný herkes bilir. "Menþe þehadetnamesi olmadýðýndan ruhsat verilmesine imkan bulunmadýðý tespit edilmiþ olup. Olanaksýz bir sürede motor yapýlsýn ve bu küçümsensin. Devrim otomobilleri için Eskiþehir il trafik müdürlüðüne birkaç kez tescil. motoruyla birlikte bir otomobilin yapýlacaðýna inanmamak deðil mi? Sýfýrdan baþladýk. bilgi edinilmesi….

Ama Erbakan'ý anýmsadýlar. Yani "surat buruþturanlar" bile okumaya devam edebilirler. iþimize yarayacak bir katkýlarý olur mu" dedik. "Gidip bakalým þu Gümüþ Motor'a. Hürriyet gazetesi 28 Temmuz günü iç sayfalarýndan birinde þöyle yazdý: "Dizayný eski olmasýna raðmen TOFAÞ'ýn ürettiði otomobiller Çin'de 113 . O zamanlar Gümüþ Motor adlý bir fabrikanýn sahibi mi. Devrim daha onlar doðmadan doðmuþ ve ölmüþtü. Rifat Serdaroglu'na sorduk. Yýllar ve yýllar sonra bir gazeteci. bir de Erbakan Hoca öyküsü var. "Haa. Mustafa Seyrek'e sorduk. Baðýmsýzlýk ve Devrim Þimdi kimileri yazýnýn bu baþlýðýna bakýp suratlarýný buruþturacaklar. ihtiyaçlarýmýzý anlattýk. güldü.. Ama bu dizide bir siyasal ya da sosyal devrimden deðil. kimi dalgasýný geçti. þu Erbakan'ýn yaptýðý araba deðil mi. Biz de zaten açýlmamýþ olan Erbakan. Bunu da geçelim. 'Devrim otomobili'nden söz ediyoruz. Hepsi bu. daha doðrusu Gümüþ Motor defterini kapattýk. meslek gereði Erbakan Hoca'yý iyi kötü tanýyoruz. yöneticisi mi neydi ? Biz de motor üstüne çalýþýyoruz ya. Baþlýkta kullandýðýmýz "baðýmsýzlýk" kavramýný da salt bu çerçevede kullanýyoruz. Devrim otomobili projesini Erbakan 'a yamamaya kalkýþtý. Anlaþýlan bir gazetecinin (!) "asparagas" haberini tekzip etmeyiþinin ardýnda da Hoca’nýn sinek yaðý meraký var. Serdaroðlu daha sakin açýkladý: 'Erbakan da nereden çýktý? Erbakan'ýn Devrim projesi ile tek iliþkisi bir olumsuzluktan ibaret. Gittik. Bizim ihtiyaçlarýmýzý yanýtlayacak hiçbir olanaklarý olmadýðýný söylediler. Genç arkadaþlarýmýzý yanýtladýk: Erbakan'ýn Devrim otomobiliyle iliþkisinin bir "asparagas" olduðunu dilimizin döndüðünce anlattýk. aðabey?" diye sordular. Önce kimi gazetelerin sayfalarýna yansýyan bir haberi aktaralým. Erbakan siyasi yarar saðlayacaksa sinekten bile yað çýkarýr. Eðer o "bayat yaveler" den söz etmek isteseydik buruþan suratlar umurumuzda olmazdý. "Amaaaan gene o bayat yaveler" diyecekler. Biz bu diziyi hazýrlarken genç arkadaþlarýmýzýn bir bölümü Devrim otomobilini anýmsamadý bile.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Necmettin Erbakan nereden çýktý? Ah evet. Kimi öfkeyle. Ardýndan Salih Kaya Saðýn'a sorduk.

Fiat'ý ihracat için ikna ettiklerini belirten TOFAÞ yetkilileri. lisans anlaþmasý nedeniyle baðlý olduðu Fiat'ýn izniyle ihracât yapabiliyor. Her þey bizim yaptýðýmýzla kaldý. Rus Cumhuriyetleri. Bugün "kendi" otomobil sanayii olan Türkiye'nin sokaklarýnda Güney Kore arabalarý. (Ancak) Þili ve Arjantin'den gelen teklifi Fiat'a ileten TOFAÞ. Saðýn'ýn deðerlendirmesi önemli. Çözdük. cazip fiyatlarla pazara çýkan TOFAÞ'a. Romanya. TOFAÞ'a Çin pazarýnýn kapýlarýnýn açýlmasýnda ucuz fiyatlar. Fiat'tan "Buralar bizim pazarýmýz. Devrim'den sonra Türk mühendislerinin tasarým olarak otomobil üretimine etkin bir katkýsý olmadý. daha doðrusu diyebilen oldu mu? Nedir þu anda Türk otomotiv sanayiinin teknik düzeyi? 1965'te özel sektörce üretilen ilk otomobilden (Anadol) bu yana. Þahin. Kia'lar cirit atýyor. Doðan türü "kuþlar"ýn uçtuðunu gören var mý? Acaba Þili ve Arjantin pazarýna Kia ya da Hyundai ihraç etmek isteyen Güney Kore firmalarýna "Buralarda dolaþmayýn bakayým'' diyen. Kuzey Afrika. dünyanýn her ülkesinden ihracat teklifleri gelmeye baþladý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Toyota. Hyundailer. Salih Kaya Saðýn'a kulak verelim: 'Bizim görevimiz teknik bir sorunu çözmekti. ihracatta adým adým ilerlediklerini söylediler. Örneðin Güney Kore Avrupa'dan aldýðý otomobillerde özgün deðiþiklikler yaparak kendi otomobil "tipi"ni geliþtirdi ve þimdi bir çok ülkeye ihracat yapýyor. Mazda. büyük rol oynadý. Ýhracatý zorlamak için. Ama daha sonraki yýllarda mühendislik alanýnda özgün bir þey geliþtirilmedi. Buralarda dolaþmayýn' þeklinde bir uyarý aldý. piyasada "ege- 114 . Ortadoðu. Peki Güney Kore sokaklarýnda hiç Serçe. Ýlkin. Kartal. Ford ve Opel gibi dünya devlerine karþý büyük baþarý saðladý. Acaba Fiat (ya da Ford ya da Opel ya da Renault filan) kime ve hangi koþullarda "Buralarda dolaþmayýn bakayým" diye buyurabilir? Kore'de uçan kuþ gördünüz mü? Bir üst paragraftaki sorunun yanýtýný en iyisi Devrim'i yaratanlar versin. Bugün Türkiye'nin otomotiv sanayinin de içine düþtüðü kýsýr döngünün kilidi de buradadýr zaten. Þili ve Arjantin gibi ülkelerden otomobil satýn almak için teklifler yaðýyor. ancak TOFAÞ. Makedonya.

Ýþte bu safkan iþ adamýnýn anýlarýndan þu paragrafý birlikte okuyalým: "…Ben Ford'un 1982 yýlýnda imalattan kaldýrmayý planladýðý Cortina marka (modeli demek istiyor) otomobilin kalýplarýný ucuz bir fiyata alarak. tezgahlarda. ABD'de Cortina olarak satýlan araba.ince ve masraflý düzenlemelere gidilmiþ. Fiat'ýn bizde kuþ adlarýyla anýlan 131 modelleri. Payý aldý. Renault'un Renault 9 ve Renault 11 serisi gibi. Cortina ile Taunus ayný tür otomobil olduðundan…" Modasý geçen otomobil ucuzdur Anlaþýlacaðý gibi Taunus ile Cortina ayný otomobil. Frankfurt yakýnlarýnda daðlýk bir bölgenin adýdýr). (Taunus. Modeller Avrupa ve ABD pazarlarýna epey önce çýkarýlmýþ. Almanya'da. 1984-1985 yýllarýnda böyle bir projeyi gerçekleþtirme yolunun ciddiyetle araþtýrýlmasý gerektiði kanýsýndaydým. pazar doyuncaya kadar üretilmiþler. Peki sonra ne olmuþ bu modeller ? Öyle ya üretimleri için onca yatýrým yapýlmýþ. Avrupa pazarýnda Taunus adýyla satýþa sunuldu. Toyota'nýn Corolla'sý. Böylesi stratejilerin sonucudur ki 5 Nisan 1994'teki Ekonomik Önlemler Paketi'nin ardýndan da Türk otomotiv sanayii bunalýma girdi. yerli üretime hazýrlanan Toyoto'yý. Yok eðer model tutmadýysa fazla diretilmeyip pazardan çekilmiþler. Türk otomotiv sanayiinin özel sektördeki "babasý" sayýlýr. pazarlama teknikleri gereði olsa gerek. Hepsi bu. Hemen hepsi 1960'larýn motor teknolojisi ile donanmýþ arabalar. Fiat'ýn Tempra'sý. Vehbi Koç'la birlikte. Sonra ne olmuþ ya piyasa doyduðu için ya da piyasa tutmadýðý için üretimden çekilmiþ modellere? Bernard Nahum. kalýplar için milyonlar (Dolar tabii) harcanmýþ. Reanault'nun Renault 12 serisi gibi. Artýk ABD ve Avrupa piyasalarýndan çekildiði için kalýplarý ucuza gelecek bir otomobil. Taunus'un. Doðrudur da. Bunlara Ford kaynaklý Taunus'u. Kepenkleri indirdi ve KDV'den pay dilenmeye baþladý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I men" olarak iki marka var: Fiat ve Renault. Biraz kendine gelir gibi oldu. Ama mahalle kahvelerinin sade suya tirit soh- 115 . preslerde onlara uygun. Taunus otomobili Türkiye yollarýnda "En iyi yerli" sloganýyla iþte böyle bir "mali strateji" sonucu koþmaya baþladý. Ford'un. ayrýca Opel'i katýn.

Günlerdir otomobil markalarýyla. Dünyanýn en beðenilen arabalarýna bakýn. Benim en büyük hüsraným. motor türleriyle. yürüyen Türk tipi otomobili araþtýrdýk. baðýmsýz bir otomobil üretememesidir… --------------------------------------------------------------Gazeteci daktilosunun baþýndan kalktý. yani hiç bir zaman. "Çekin ayaðýnýzý bu pazarlardan bakayým" deyince ne olacak? Otomobil ihraç etmenin tek yolu fiyatý ucuz. ister istemez ihracatta. küçük arabaya ihtiyaç var. Aradýðýný bulamayýnca kolayca burun kývýrýyor. Çünkü bu alanla ilgili insan gücü yetiþtiremedi. Ortaya özgün bir ürün koyduk. Türkiye özgün modeller üretemedi ve dünya otomobil pazarýndan pay kapamadý. Ama karar. Fabrikalar daima montaja dayalý büyük arabaya gitti.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I betlerinde dahi. Fiyat. Otomobil imalatý budur. Rüsselsheim'deki (Opel) patronlar. Ama hangi modellerle? Eloðlunun ya sonuna kadar pazarlayýp piyasalarý doyurduðu. geliþtirme ve özgünlük.Türkiye'nin kendi öz kaynaklarýný harekete geçirerek kendi koþullarýna uygun. hepsi çekik gözlü Çin kýzlarý gibi oldular. kalitesi yüksek ve tasarýmý özgün araç üretmektir. kalite ve özgünlük arýyor. ya da zaten piyasalarda tutmadýðý için üretimden kaldýrdýðý modellerle mi? Bunlarý alacak enayileri. Þecaattin Sevgen konuþuyor: 'Biz çalýþan. Sürekli deðiþiklik. kim. Türk otomotiv sanayiinin geleceði. Bugün Türkiye'de az benzin yakan. Türkiye pazarý týkanma noktasýna doðru hýzla ilerliyor. benzin tüketimiyle uðraþmýþtý.” Türkiye'ye özgü otomobil yapýlmadý Ama Türkiye bunu yapacak halde deðil. Detroit'teki (Ford). Mola 116 . ana üretici firmalara býrakýldýðý için daha fazla kar getiren büyük arabalar yeðleniyor. nerede bulacak ? Bulunsa bile bu ancak fiyat dampingleri ile olanaklý. Dünya piyasasý otomotiv devlerinin dað gibi yýðýlmýþ stoklarýný alýrken iyiden iyiye þýmarýk davranabiliyor. Türkiye o gün bugündür. O zaman da Torino'daki (Fiat). Osaka'daki (Toyota). kendi koþullarýna uygun otomobil geliþtiremedi. bu "kendine geliþ"in geçiciliði konuþuluyor. Benzin alanýnda büyük kayýplar var. "Motoru þuraya yada buraya koyalým" dan öteye gitmedi teknik yaratýcýlýk. Ama ondan sonra ne olacaðý hiç düþünülmemiþti. Devrim'in bir baþka üreticisi. Otomobil deyince bugün herkes deðiþiklik arýyor.

Dudaklarýnda.. marþýna basýnca gürleyiveren Devrim'i anýmsadý. Gazeteci Cumhuriyet'in görmüþ geçirmiþ bahçesinde. gerilik çemberini kýrmak için silkinmesini bilmiþ bir halkýn özgüvenini anlatan bir marþ…. Devrim'i yaratan 23 delikanlýdan hayatta kalanlar. Avrupa'da.diye baþlayan. Kimiyle yüz yüze konuþmuþtu.. Eskiþehir Cer Atölyesi'nin bir hangarýnda bekleyen. ama sürücüsünü bulunca canlanýveren. Eskiþehir'de 33 yýldýr direniyor. anýmsatmak istemiþlerdi. Türkiye'ye onur kazandýran. volta atarcasýna dolandý. Gazetenin bahçesinde turlamaya baþladý. ustalarýný düþündü. Devrim sözcüðünü duyar duymaz canlanýveriyorlar. genç gazeteci arkadaþlarý konuþmuþtu. Kimine telefonla ulaþabilmiþti. nedense bir marþ: Çýktýk açýk alýnla / On yýlda her savaþtan. Kimileriyle.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I verdi. ABD'de modasý çoktan geçmiþ ama Ýstanbul sokaklarýnda hala koþan "yerli" arabalarda kurþunsuz benzin kullanýlamadýðý için atýk borularýndan (egzoz) fýþkýran zehirli gazlarla aþýrý kirlenen kentin havasýný soludu. bozkýrýn göbeðinde. 117 . yoksulluk. Sonra orada. Devrim orada. ayrýlmadan önce tezgahlarýný temizleyip öpen) iþçilerini. bir meydan okumanýn öyküsünü anlatmayý denemiþlerdi. Kendine iç pazardan baþka piyasa bulamadýðý için bir ekonomik bunalýmda kepenkleri indiriveren otomobil fabrikalarýnýn iþten çýkarýlýp köylerine yollanan ( Ah evet. Hep birlikte 1994 yýlý Türkiye'sine Devrim'i anlatmak.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 118 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I TÜRKÝYE'NÝN YAÞADIÐI HIZLI KENTLEÞMENÝN ÖYKÜSÜNÜ KURMANIN SEÇENEKLERÝNDEN BÝRÝ Ýlhan Tekeli .

Kuþkusuz bu dönüþüm öyküsünü tanýmak. Örneðin Türkiye'de bu dönüþüm sýrasýnda Avrupa'daki kadar yüksek toplumsal gerilimler yaþanmamýþtýr. bu sorunun ne zaman farkýna vardýðý ve bu konudaki kavrayýþýný o Türkiye'nin yaþadýðý zamanki donanýmýnýn nasýl belirlediði üzerinde durarak baþlayalým. denilebilir ki bir toplumun yaþamýnda görebileceði en köklü dönüþüm sanayi devrimi sonrasýnda yaþadýðý kentleþmedir. Kentleþme sözcüðünü çok kullanmamýza karþýn. anlatý seçeneklerini geliþtirdiðimizi söylemek zordur. önemli sorunlar yaratmýþtýr. bu deneyimi ilk kez yaþayan ülkelere göre çok dezavantajlý konumdadýr. bizim yaþadýðýmýz kentleþme öyküsünü kurmak konusuna yeterince düþündüðümüzü. Gerçi Cumhuriyet ilan edilirken Ankara'nýn Baþkent seçilmesi üzerine Ankara nüfusu yýlda yüzde 6'lýk bir hýzla büyümüþtü. Dünya'da sanayi devrimini gerçekleþtirmiþ. çok partili bir siyasal yaþama girmeye çalýþan Türkiye hýzlý bir kentleþme beklentisi içinde deðildir. Yaþanan bu dönüþümün baþarýlý olabilmesi için. Dünya Savaþý’ndan çýkmýþ. Ülkenin 120 . iki misli hýzlý olarak yaþamýþtýr. Bu öyküyü anlatmaya. Böyle hýzla ve az kaynakla yaþanan bu dönüþüm. beklenebileceði gibi. II. dolayýsýyla kentleþmeyi ilk kez yaþamýþ Avrupa ülkelerine göre. Hem sanayiin geliþmesi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Eðer insanlýðýn yaþamýnda binlerce yýl önce yaþanan neolitik devrim bir yana býrakýlýrsa. ama bu dönüþümün Türkiye'de yaþanan biçiminin. hem de kentlerin yapýlaþmasýnýn saðlanmasý hýzlý bir kapital birikimini gerektirmektedir. Türkiye bu dönüþümü. Türkiye'nin bu dönüþümü 1948 yýlýndan itibaren yaþamaya baþladýðý kabul edilirse. Cumhuriyet bir tek kentteki bu hýzlý büyümenin sorunlarýyla baþa çýkmakta önemli sorunlarla karþýlaþmýþtý. Önümüzdeki on yýl içinde bu sürecin sonuna daha çok yaklaþýlmýþ olunacaktýr. Genellikle yapýldýðý üzere. günümüze kadar geçen elli beþ yýlda büyük ölçüde kentleþmesini tamamladýðý düþünülebilir. bu öykü üzerinde düþünmek Türkiye'nin bugünkü durumunu anlamak bakýmýndan çok önemlidir. Oysa Türkiye kapital birikimi bakýmýndan. Avrupa deneyimine göre üstün olduðu yönler olduðu da söylenebilir. bu dönüþümü yaþayan ülkelerin sanayilerini hýzla büyütmeleri ve kentlerinin yapýlaþmasýný yaþam kalitesini artýracak biçimde gerçekleþtirmeleri gerekmektedir.

kent planlamasý mimarlýk hünerleri arasýnda görülmeye baþlamýþtý. Kentlerin dokusunu çok ayrýntýlý bir biçimde adeta bir yönetmelik düzeyinde belirleyen bir yapý ve yollar kanunu benimsenmiþti. Cumhuriyetin bu ilk yýllarýnda kent planlamasýnýn artýk bir harita mühendisliði pratiði olarak görülmesi terk edilmiþ. Çýkartýlan Belediyeler ve Umumi Hýfssýsýhha Kanunlarýyla kent planlamasý yapýlmasý zorunlu hale getirilmiþti. Yani hýzlý kentleþme süreci iþlemeye baþladýðýnda Türkiye bir kentin büyümesinin ve kentte yapýlan bir yapýnýn hangi koþullarda meþru kabul edildiði konusunda koyu bir modernist meþruiyet çerçevesi oluþturmuþ bulunuyordu. Hatta bu kadronun bir kýsmý uluslararasý yarýþmalarý kazanacak düzeyde yetiþmiþlerdi. Hýzla sanayileþmeyen bir ülkede bu hýzdaki bir kentleþmenin olabileceðini de o zamana kadar yaþanan dünya deneyimi de göstermiyordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I tüm kentlerinin bu hýzla büyümesini hiç beklemiyordu. Ýlgili üniversitelerin programlarýna þehircilik dersleri konmuþtu. Bu durumda Türkiye hýzlý kentleþme olgusuyla karþýlaþtýðýnda Türkiye’nin aydýnlarý bu olguyla iliþki kurmak konusunda hazýrlýksýzdý. Türkiye çalýþan nüfusun iþçileþmesini ve kentleþmesini tehlikeli buluyor ve sosyal rahatsýzlýklarýn kaynaðý olarak görüyordu. Zaten Türkiye'nin II.Dünya Savaþý öncesindeki temel politikasý nüfusun kýrda tutulmasý ve kentleþmenin önlenmesi yönündeydi. Belediyelere plan yapmalarýna yardýmcý olacak merkezi planlama ofisleri kurulmuþtu. Zonguldak kömür madenlerinde ve Karabük Demir ve Çelik iþletmelerinde görüldüðü biçimde. Gerçi Cumhuriyet daha ilk yýllarýnda kent planlamasý konusunda önemli adýmlar atmýþtý. yaþanacak hýzlý kentleþme olgusuyla. 121 . bu olgunun kaçýnýlmaz bir zorunluluk olduðunun bilincinde olmadan ve düþünce olarak ona karþý bir vaziyet içindeyken karþýlaþmýþlardýr. Bu nedenle en açýk örnekleri. köyde yaþayan iþçi kategorileri yaratýlmaya çalýþýlmýþtý. Kentlerde bina yapabilme yetkileri sadece mimar ve mühendislere inhisar edilmiþti. Yani Türkiye'nin yöneticileri ve elitleri. Cumhuriyetin Ankara'yý Baþkent olarak ilaný ve köktenci bir modernite projesini uygulamadaki kararlýlýðý kent planlamasýna siyasal gündemde önemli bir yer kazandýrmýþtý. Kent planlamasýnda uzmanlaþmýþ bir mimarlar grubu yetiþmiþti.

gecekondularý inþaa etmeye baþladýlar. kendi koþullarýna uygun bir þekilde. Bir þekilde para saðlamýþ olsalar bile modernitenin ondan beklediði þekilde bir arsa alýp. Bunun bir ayaðý bu kitlelerin kentlere gelmesinin engellenmesini istemek biçiminde ortaya çýkmýþtýr. Kazançlarýyla meþruiyet kalýplarýna uygun olarak inþa edilmiþ düzgün bir evi kiralama olanaklarý yoktu. Ýkinci ayaðý ise yasalara uygun olarak yapýlmamýþ bu binalarýn yýkýlmasýný istemek ve bunun için de yýkýma iliþkin mevzuatýn çalýþmasýnýn hýz122 . Yeni gelenlerin modernitenin meþruiyet kalýplarý içinde kente yerleþtirilmesinin bir üçüncü seçeneði vardýr. Kýrdan koparak kentlere gelen gruplarýn kapasiteleri göz önüne alýndýðýnda. Ama bu modernitenin meþruiyetinin sýký kalýplarýna sýðmýyordu. Kýsacasý. O gelir seviyesinde düzenin meþru gördüðü bir þekilde konut yaptýrmalarý olanaðý da yoktu. oturma ruhsatý almasý ve daha sonra orada yaþamaya baþlamasý. Bu da pratikte olanaksýzdýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Cumhuriyetin ilk yýllarýnda kentsel planlama konusunda oluþturduðu bu kapasiteler ve zihniyet çerçeveleriyle karþýlaþýlan hýzlý kentleþme olgusunun niteliði arasýnda büyük bir tutarsýzlýk bulunuyordu. bir plan yaptýrýp. yapý ruhsatý aldýktan sonra. Kente yeni gelenler.. kentte kendilerine yer bulmayý baþardýlar. Devletin bu seçeneði gerçekleþtirecek bir kaynaðý yoktur. binasýný kurallara uygun olarak inþa ettikten sonra. O da devletin bu kente gelenlere sosyal konutlar saðlamasýdýr. kurumsallaþtýrýlmýþ bulunan modernitenin meþruiyet kalýplarýnýn kentlere meþru olarak yerleþme olanaðý býrakmadýðý hemen farkedilir. köyden koparak kente yeni gelenlerin gerçekleþtirebileceði bir þey deðildir. Kentlerin etrafýnda gecekondu kuþaklarý doðdu. modernitenin meþruiyet kalýplarý kente yeni gelen kitlelere bir çözüm saðlamaya uygun deðildi. Kentlere gelen bu gruplar çok düþük gelirliydi. Bu durumda kente gelenler kendi baþlarýnýn çaresine baktýlar. Köyden koparak kente gelenler kendi çözümlerini yaratmýþlardý. Þimdi toplumun aydýn kesimleri özellikle de mimar ve mühendis camialarý modernite karþýsýnda spontan olarak geliþen bu çözüm karþýsýnda nasýl bir tavýr takýnacaklarý sorunuyla karþýlaþtýlar. Modernitenin meþruiyet kalýplarýyla koþullanmýþ zihinler hemen iki ayaklý çözümler geliþtirmiþlerdir.

bunlarýn yerine kente yeni gelen bu kitlelerin kapasiteleriyle tutarlý yeni meþruiyet kalýplarý önermek gelmemiþtir. Kendilerini yeni gelenlerin yerine koyarak empatik anlayýþ içinde çözüm geliþtirme sorumluluðunu duymamýþlardýr. Almanya'da çok baþarýlý 123 . Temel beklenti bu barakalarýn hemen yýkýlmasýydý. Modernitenin meþruiyet çerçevesi onlarýn baþkalarý hakkýnda acýmasýz yargýlarda bulunmasýný kolaylaþtýrmýþtýr. Bunlarýn baþýnda da modernitenin yýkma çözümlerini uygulamasý gereken yöneticiler gelmektedir. 1933 Üniversite Reformundan sonra Nazi Almanya'sýndan kaçarak Ýstanbul Üniversitesi Sosyal Siyaset Kürsüsüne profesör olarak gelen G. Gecekondu olgusuna (ilk kez) sahip çýkan bir Türk düþünürü ya da plancýsý olmamýþtýr. Ama toplumda herkesin tuzu kuru deðildir. onlara o zaman barakalar denilip geçiliyordu. Sayýlarý artýnca bu konuda TBMM'de dönemin güçlü Ýçiþleri Bakaný Þükrü Kaya'dan açýklama yapmasý istenildi. Þükrü Kaya tek parti rejiminin güçlü Ýçiþleri Bakaný’dýr.Kessler olmuþtur. Hemen hemen hiç kimsenin aklýna modernitenin meþruiyet kalýplarýný sorgulamak. Yöneticilerin bu konudaki ruh halini gösteren en ilginç konuþmalardan biri 1930'lu yýllarda TBMM'de geçmiþtir. Dünya Savaþý sonrasýndaki çok parti döneminin yöneticilerinin kararlarýndan farklý olarak onun karar verirken bir popülizm yaptýðý kuþkusunu duyamayýz. Ama modernitenin meþruiyet çerçevesinin tuzu kuru olanlarda yarattýðý haklýlýk etkisi. Modernitenin temsilcisinden beklenilen buydu. Modernitenin kalýplarý içinde bu tür çözüm arayanlar genellikle toplumun tuzu kuru denilen kesimi olmuþtur.Dünya Savaþý sonrasýndaki gecekondulaþma sýrasýnda uygulanmayan yýkým kararlarýnýn tek gerekçesinin popülizm olmadýðýný bize göstermesi bakýmýndan önemlidir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I landýrýlmasýný saðlayacak düzenlemelere gidilmesini talep etmek olmuþtur. sorumluluk yerinde olanlarý ikna etmekte yeterli olamamaktadýr. Dönemin gazeteleri bu tür yazýlarla doludur. Oysa Þükrü Kaya bu barakalarý hemen yýkmayacaðýný çünkü eðer bunlarý yýkarsa soðuk Ankara gecelerinde “Kim dondu” kaygýsý içinde rahatça uyuyamayacaðýný biliyordu. Ama henüz toplumda gecekondu ismi ortaya çýkmamýþtý. II. Bu örnek çok aydýnlatýcýdýr. Bu örnek II. Türkiye'de ilk gecekondular bu yýllarda Ankara'da yapýlýyordu.

Bu konuda onlardan çözüm üretmeleri istendiðinde. Bu emrivakilerin gerçekleþtirilmesinde deðiþik aktörler deðiþik roller üstlenmiþtir. onlara yardýmcý olarak daha yeterli konut sahibi olmalarýnýn kolaylaþtýrýlmasýný savunmaktadýr. Onlar bu olguyu gerçekleþtirmiþlerdir. Ýkinci Dünya Savaþý sonrasýnda Türkiye'nin içine girdiði çok partili siyasal rejimin halkýn istekleri karþýsýnda artan duyarlýlýðýnýn da katkýsý olmuþtur. mühendisler ve planlama pratiði içinde yer alan meslek camiasý içindekiler olmuþtur denilebilir. Onlar gecekondularýn savunma söyleminin geliþtirilmesinde doðrudan katkýsý olmasa da bu kesimlerin iþgücünden yararlanarak. çözümü küçük konutlar üretmede. Kessler devletin çözemediði sorunlarý kendi giriþimleriyle çözen gecekonduculara çok anlayýþlý olarak ve sempatiyle yaklaþmaktadýr. Kuþkusuz baþ aktör zaruret içindeki kente yeni gelenlerdir. küçük parsellerde. bir yandan onlarýn kentte kalmasýný kolaylaþtýrýrken. þehir meclislerine seçilmeleri ve kentlerin onlarýn giriþimci potansiyelinden yararlanýlmasýný önermektedir. Ama onlarýn savunusunu açýkça yüklenmemiþlerdir. Bu göz yummada daha önce üzerinde durduðumuz insani kaygýlar etkili olduðu kadar. bu konularda yeterli kaynak ve insan gücü seferber edebilseydi bu yolla 124 . Hýzlý kentleþme karþýsýnda Türkiye'nin kaynaklarýnýn sýnýrlýlýðý. Yapýlmasý gerekenin onlarý cezalandýrmak deðil. önceden planlanmýþ gecekondu önleme bölgeleri oluþturmakta bulmuþlardýr. öte yandan onlarýn gecekondu yapmalarýna belli ölçüde de olsa fiilen yardýmcý olmuþlardýr. Kuþkusuz Türkiye. Ýkinci önemli aktör ise bu geliþme karþýsýnda göz yuman siyasal yöneticiler olmuþtur. Onlarýn içinde kimileri farklý düþünse de meslek camiasýnýn tutumu katý modernist meþruiyet çizgisini savunmak olmuþtur denilebilir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I konut kooperatiflerinin geliþmesinde önemli rol oynamýþ sosyal demokrat eðilimli bir bilim adamý olan Kessler gecekondulara ve gecekonduculara sahip çýkmýþtýr. Bu giriþimci gecekonducularýn belediye seçimlerinde. kentleþme için kabul ettiði meþruiyet kalýplarý. Tabii iþ gücünden esas yararlananlar kente gelen bu büyük sayýdaki yeni göçmenin sanayi ve inþaat giriþimcileri olmaktadýr. bu geri döndürülemez olgunun kendisine emrivakilerle yol bulmak zorunda kalmasý sonucunu doðurmuþtur. Modernitenin meþruiyet kalýplarý üzerinde en çok direnenler mimarlar.

Ankara için özel olarak çýkarýlan bu yasada gecekondu alanlarý yasaya ekli bir haritada mavi çizgilerle sýnýrlanmýþtý. Hýzlý kentleþmenin kentsel yaþama ve kentin büyüme biçimine etkisi. çok farklý düzeylerde olmuþtur. Ýlk gecekondu affý 1948 yýlýnda çýktý. elektrik baðlama olanaðý yaratýlmýþtýr. Bu çizgi içindeki alanlara belli bir süre için af getiriliyordu. Kurumsal yapýnýn emrivakilerin zorlamasý karþýsýnda en çok zedelenen kesimi daha çok yönetmeliklerin iç tutarlýðýnda ortaya çýkmýþtýr. bunlar da Türkiye'deki meslek camiasýnýn bu yoldaki düþüncelerine katkýda bulunuyordu. Kentin modernitenin meþruiyeti çerçevesinde kalan kýsýmlarýnda da emrivakiler halinde geliþen çözümler modernitenin çözüm önerileri yanýsýra kendilerine yer bulabilmiþlerdir. Nüfuslarý hýzla 125 . Burada modernitenin meþruiyet kurallarý geçerli deðildir. Belediyeler imar planý olmayan alanlara yol ve alt yapý götürebilmiþlerdir. Ýmar aflarýnýn karþýlaþtýðý en önemli direnç mülkiyet kurumundan gelmiþtir. Yani bu yasayla modernitenin kalýplarý dýþýna çýkmak mekanla ve zamanla sýnýrlanýyordu. Bu direniþ farklýlýðý kendisini en açýk biçimde çýkartýlan gecekondu aflarýnda ortaya koymuþtur. Nitekim savaþtan büyük yýkýmlarla çýkmýþ Avrupa'daki kentlerde konut sorunlarýnýn çözümünde benzer yollar izleniyor. Bu süre içinde modernitenin kalýplarýna baðlý olmadan yaþam koþullarý iyileþtirilebilecekti. Bu afta “gecekondu” sözcüðü geçmiyordu. Bunlardan biri dolmuþlar iken. Modernitenin meþruiyet kalýplarý içinde bu yolla açýlan delik çok küçüktü. Bir toplumun yaþayabileceði bu en büyük dönüþüm olgusunun gerisinde bulunan büyük itici gücün yarattýðý emrivakilere karþý. Özel mülkiyet kurumunda hiçbir zayýflama olmamýþ ama kamunun toprak mülkiyeti büyük ölçüde iþgallere açýk hale gelmiþtir. o kurumun rejim bakýmýndan önemine göre. ikincisi yapsatçýlýk olmuþtur. Belediye sýnýrlarý dýþýnda yapýlaþma büyük ölçüde köy mevzuatýna baðlý býrakýlmýþtýr. sadece kentlerin etrafýnda oluþan gecekondu kuþaklarý halinde çýkmamýþtýr. Yasanýn adý Bina Yapýmýný Teþvik’ti. Türkiye'nin kurumsal yapýsýnýn direniþi. Örneðin oturma izni alýnmamýþ yapýlara su.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I da çözümler bulabilirdi. Bu direnç de mülkiyet türleri arasýnda önemli farklýklar göstermiþtir.

Taksi. Oysa belediyeler güçsüzdür. Bu çözüm daha sonra toplumda yapsatçý adý verilecek bir küçük giriþimci formunun geliþmesiyle saðlandý. Bu katlarýn önemli bir kýsmýný arsa sahibine býrakýyor. Bu konuya belediyeler büyük miktarda kapital ayýramayýnca. Nüfuslarý hýzla artan kentlerde imarlý arsalarýn deðerleri de hýzla artýyordu. sistemin meþru kabul ettiði bir araçtýr. Hýzlý kentleþme karþýsýnda geliþen bir baþka spontan çözüm yapsatçýlýk sürecinin geliþmesi olmuþtur. yapý ve oturma ruhsatlarý alýnýyordu. Bu durumda orta sýnýflarýn bir konut sahibi haline gelebilmesi için arsa parasýný aralarýnda bölüþmesine olanak verecek çözümler gerekiyordu. Onun yeni bir kullanma biçimi olan dolmuþlar hatlar halinde düzenlenerek sistem içine alýnmýþtýr. Yürürlükteki yasal sistemde bir parselin ve içindeki yapýnýn mülkiyetinin parçalanmasý olanaðý bulunmuyordu. Küçük giriþimciler eliyle kent yenileniyordu. tek bir yapý yapýlmasý öngörülüyordu. Bu durumda spontan bir çözüm olarak taksi-dolmuþlar geliþmiþtir. Yapsatçý genellikle kent merkezinde bir arsa sahibi ya da arsasý geniþ bir eski ev sahibi buluyordu. yapý için gerekli kapitali saðlýyor ve giriþimini tamamlýyordu. Bu yenilikçi çözümün var olan meþruiyet kalýplarýyla uzlaþtýrýlmasý gecekondulara göre çok daha kolay olmuþtur. Bu yeni geliþen süreç ilk bakýþta modernitenin kalýplarý içinde bir iþleyiþe sahipti. diðer kesimini inþaat sýrasýnda satýyor. Böyle bir yatýrýmý gerçekleþtirememektedirler. Bu durumda toplumda orta sýnýflarýn bir parsel alýp onun üstünde bir konut yaptýrma olanaklarý kalmamýþtý. Kent içi ulaþýmýn saðlanmasýnda da ciddi sorunlar yaþanmaya baþlamýþtýr. çözümün küçük giriþimci sermayesiyle üretilmesi zorunluluðu doðmuþ. Arsa spekülasyonu toplumda en çok yakýnýlan konulardan biri haline gelmiþti. Plan yapýlýyor. Tabii bunda baþlangýçta daha çok kentin modern kesimlerinin yararlandýðý bir çözüm olmasý da kolaylaþtýrýcý bir etki yaratmýþtýr denilebilir. Modernitenin bu konudaki akýlcý çözümü toplu ulaþým sistemlerinin sunduðu hizmetleri artýrýlmasýný gerektirmektedir. Ama yine de modernitenin meþruiyet kalýplarý 126 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I büyüyen büyükþehirlerde yaþanan tek sorun konut sýkýntýsý deðildir. Yapsatçý bu arsada artmýþ olan imar haklarýndan yararlanarak çok katlý çok konutlu binalar yapýyordu. bu da dolmuþlarýn geliþmesi halinde ortaya çýkmýþtýr. Ýkinci Dünya Savaþý öncesinde geliþen imara ve yapý yapmaya iliþkin mevzuatta tek bir parselde.

Bu farkýna varýþ için on yýl kadar bir süre gerekmiþtir. üniversitelerde baðýmsýz ilk þehir ve bölge planlama bölümleri açýlmaya baþlamýþtýr. Bu geliþme sonunda sözkonusu mahallelerde altyapýlar ve sosyal donatýlar yetersiz kalmakta. Bu ülkelerde kentleþme sözcüðü hep kentlileþmeyi de kapsayan bir anlam içerecek biçimde kullanýlmýþtýr. Avrupa ülkelerinin kentleþmesi sýrasýnda ise böyle ayrý bir sözcüðe genellikle gereksinme duyulmamýþtýr. Bu deðiþik biçimlerde kendilerini göstermeye baþlamýþtýr. Türkiye yaþamakta olduðu bu büyük dönüþüme pratikte spontan çözümlerle uyum yaparken. Bu dönemde Türkiye'de “kentleþme” sözcüðünün yanýsýra “kentlileþme” diye yeni bir sözcük geliþmiþtir. Mülkiyet bölünememektedir. Ayrýca bu süreç eskiden düþük yoðunluklu olan mahallelerin yüksek yoðunluklu olarak yeniden yapýlanmasýna neden olmaktadýr. Yapsatçýlýk meslek çevrelerinde küçümsenen bir iþtir. tarihsel dokular tahrip olmaktadýr. sorunlarýn çözümü için gecekondu alanlarýnda sosyal araþtýrmalar yapýlmaya baþlamýþtýr. Türkiye'de 127 . yaþanmakta olan bu olguyu kavramakta ve bununla ilgili politikalar üretmekte modernist imar anlayýþlarýnýn ve bunlara iliþkin deðer yargýlarýnýn yetersiz olduðunun da farkýna varmaya baþlamýþtýr. oysa bu süreç mülkiyetin bölünmesini gerektirmektedir. Kentleþmenin sorunlarýyla baþa çýkmak için Ýmar ve Ýskan Bakanlýðý kurulmuþ. Bunun için noterlerde yapýlan anlaþmalarla bulunmak istenen çözümler daire sahiplerine güven vermemektedir. Kentlerin planlamasýnýn salt mimarlýk hünerlerine dayandýrýlamayacaðý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I içine sýðmayan bir þeyler vardýr. Bu süreç bu konuda hiçbir formel eðitimi olmayan çoðu Karadeniz kökenli küçük giriþimcilerce yürütülmeye baþlamýþtýr. Yaþanmakta olan dönüþümün toplumsal boyutlarýnýn gündeme gelmesi ve bunun öneminin kavranmaya baþlamasý modernite karþýsýnda yeni bir meþruiyet çerçevesinin geliþmesini getirememiþtir. Prestijli mimarlar bu süreçten büyük ölçüde uzak durmaya çalýþmaktadýr. mutlaka toplumsal araþtýrmaya ve çözümlemeye dayandýrýlmasý gerektiði anlaþýlmýþ. Tersine modernite söylemi bu geliþmeyi de kolayca denetim altýna alabilmiþtir. Bu olup bitenler Türkiye'de Cumhuriyetin ilk dönemlerinde geliþen meslek çevrelerinin savunduðu düþük yoðunluklu kentlerden çok farklý bir kent yaratmaya baþlamýþtýr.

onlar kente gelmiþlerdir. Þimdi eski kentliler onlarý kavramsal olarak yarattýklarý sanal köylere hapsetmek istemektedirler. Kendi varlýðýný kabul ettirmiþtir. öte yandan verdiði oyun saðladýðý pazarlýk gücünü iyi kullanarak gecekondu alanlarýnýn altyapý kalitesini belli ölçüde geliþtirebilmiþtir. Böyle bir kent içinde köylüler kavramlaþtýrmasý geliþtirilecek politikalara yol gösterememektedir. kentlileþme terimine de gereksinme duymuþlardýr. Bu da kentlerin iki yapýlý olduðunu kabul etmek þeklinde geliþti. Bu grup kentlere yerleþmiþtir. Kentte varlýðýný sürdürmesini kolaylaþtýracak dayanýþmayý saðlamak üzere hemþehrileri arasýnda iliþki aðlarýný kurmuþtur. öte yandan kültürlerini tek yönlü olarak deðiþtirmemekte. Bir yandan kentte yaþamlarýný sürdürmekte. Eski kentliler onlarýn kente gelmesini engelleyememiþ. Bir yandan siyasi partilerin kayýrmacý pratiklerini. Artýk kentlerin makro formlarý ikili yapý þeklinde betimlenmekte ve kentlerin iç farklýlaþmalarý bu ikili yapýyla açýklanýr hale gelmektedir. kente gelen köylüler kýsa bir sürede kültürel bir dönüþme geçirerek. Bu yasada ilk kez gecekondu olgusu kabul edilmekte. bu kültürel dönüþümdeki gecikmeyi anlatabilmek için. Bu yasada 128 . Böylece kalýcý bir ikili yapý algýlamasýnýn geliþmesinin kurumsal geliþmeye yansýmasýnýn en iyi örneði 1966 yýlýnda çýkartýlan 775 sayýlý gecekondu yasasý olmuþtur. Onlarýn kalýcýlýðý iki yönden kendisini göstermektedir. Onlarýn kentte bulunurken özgün bir kültür yaratabileceðini kabul etmemekte ve belli bir gecikmeyle de olsa moderni temsil eden eski kentli kültürünü benimseyeceklerini beklemektedirler.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yaþanan kentleþme deneyimi sýrasýnda. kentli deðerleri benimseyemediklerini kavrayýnca. Artýk kentte varlýklarýnýn kalýcýlýðý anlaþýlmýþtýr. Yaþanan bu olgu karþýsýnda yeni bir kavramlaþtýrmaya gerek duyulmaya baþlanmýþtýr. Kýrdan kopuþ ve kente geliþ sürmektedir. Artýk modernist kültürü benimsemiþ eski kentliler onlarý kendi kafalarýnda çizdiði köyün sýnýrlarý içinde tutamamaktadýrlar. Bu da modernitenin kültürel hegemonyasýna karþý bir baþkaldýrýnýn görmezden gelinmesini kolaylaþtýrmaktadýr. Çok partili demokrasinin olanaklarýndan iki yönlü yararlanmaktadýr. Kente gelen bu göçmenler artýk kentteki köylülerdir. bu olgu izinsiz inþaat kavramýyla geçiþtirilmemektedir. Böyle bir terimin geliþtirilmesinin modernitenin meþruiyet çerçevesini korumak bakýmýndan önemli sonuçlarý olmuþtur. kentli kültürle etkileþmektedir.

yarý mafya türü güç iliþkileri içinde gerçekleþtirilmektedir. modernin içine sýzarak onu da deðiþik bakýmdan tahrip eder hale gelmektedir. Bu yeni iliþkiler gecekondularýn maliyetini artýrmýþtýr. Bu çok katlý hale geliþ deðiþik süreçlerin birlikte iþleyiþiyle ortaya çýkmýþtýr. Bu gayri resmi planlama mafya türü gücün zorlamasýyla büyük itirazlar olmadan uygulanmaktadýr. Artýk yapýlan gecekondularýn niteliði de çok deðiþmiþtir. Bir yandan varolan gecekondu mahalleleri kentsel hizmetlerden yararlanmasýný sürekli artýrmakta.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gecekondu kavramý ilk kez kullanýlmakta ve daha düþük standartlý konutlarýn yapýlmasýný kolaylaþtýrýcý yollar bir ölçüde de olsa meþrulaþtýrýlmaktadýr. Bir anlamda modernitenin meþruiyeti dýþýnda ortaya çýkmýþ bir tür planlama içinde gerçekleþmektedir. mafya türü güç iliþkileri içinde parsellenmiþ. Gecekondularýn oldukça büyük oraný çok katlý hale gelmiþtir. Bu süreçlerden biri gecekondu sahiplerinin para biriktirdikçe yeni katlar 129 . hiç bir hukuki geçerliliði olmayan ama üzerinde yapý yapma güvencesi þu ya da bu þekilde saðlanmýþ bir parsel üzerinde yapýlmaktadýr. Kente yeni gelenlerin modernite dýþýnda emrivakilerle kurduðu yeni düzen sadece modern dýþý alanda kalmamakta. Tabii ki böyle bir zor düzenin moderniteyi temsil eden devlet bürokrasisi içinde yandaþlarý olmadan varlýðýný sürdüreceði düþünülemez. Öte yandan gecekondu yapýmý kente gelenlerin geldiklerinden kýsa bir süre sonra kendi emekleriyle gerçekleþtirebildikleri derme çatma bir konut olmaktan çýkmýþtýr. Gecekondularda kiracý olarak oldukça uzun süreler yaþadýktan sonra bir gecekondu sahibi olabilmektedir. çok katlý hale getirmesine yapý kalitesini geliþtirmesine yol açmaktadýr. Gecekondu yapýmý yarý piyasa iliþkileri. Artýk kente yeni gelen bir köylü kente geldiðinde ancak bir gecekondu kiracýsý olabilmektedir. Artýk gecekondular hazine topraklarý üzerinde deðil. Kente gelen bu yeni gruplarýn kentte varlýklarýný kabul ettirmesinden ve kentin fýrsatlarýndan yararlanmaya baþlamasýndan sonra gecekondu olgusunun nitelik deðiþtirmesi hýzlanmýþtýr. 1970'li yýllarda iki yönlü bir geliþme gerçekleþmiþtir. Ama bu iliþkiler gecekonduya meþruiyet saðlamasa bile ona güvence saðlayabilmektedir. hisseli mülkiyet statüsüne sahip. saðlanan güvenceler gecekondularýn konutlarýný büyütmesine.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I eklemesi yoludur. Kente yeni gelenlerin kentte kýsa sürede gecekondu yapabilmeleri büyük ölçüde olanaksýz hale gelince. Bir diðeri ise kentin imarlý kesimi içinde bir arz süreci olarak spontan olarak geliþmiþ bulunan yapsatçýlýðýn çok katlý gecekondu mahallelerinin oluþmasýnda iþlemeye baþlamasý olmuþtur. Gecekondu alanlarýnda uzun yýllardýr yaþayanlarýn birikimleri olmaya baþlamýþtýr. Piyasa mekanizmasýnýn saðladýðý demokratiklik içinde müzik alanýnda ilginç bir baþka spontan geliþme ortaya çýkmýþtýr. Artýk onlardan para deðil. piyasa mekanizmasý içinde etkili olmuþ ve zaman içinde kendisi de bazý dönüþümler geçirerek meþruiyetini kabul ettirmiþtir. Yatýrým olarak gecekondularda kiralýk konut arzý önemli bir paya sahip olmuþtur. Bu yasa okunduðunda ilk bakýþta Türkiye'deki siyasi otoritenin bunca 130 . baþlangýçta modern kesimin temsilcisi olan devlet medyasý tarafýndan dýþlanmasýna karþýn. Ama ayný model bir ölçüde deðiþik tarikatlar tarafýndan uygulamaya konuldu. Gecekondu konusuna toplumun bakýþýndaki önemli bir deðiþme 1984 yýlýnda çýkartýlan af yasasýnda ortaya çýktý. Ýkili yapýsý oldukça kemikleþmiþ bu kente adeta iki ayrý konut pazarý oluþmuþ bulunmaktadýr. 1980 müdahalesi sonrasýnda gecekondu alanlarýnda bu parçalanma zaman içinde yok oldu. Özellikle yeni gecekondu alanlarý þiddet kullanan radikal gruplarýn himayesi altýna girdi. gecekondu yapmalarýna olanak verilmesi karþýlýðýnda radikal ideolojilere sadakat talep ediliyordu. Bu kesimin duygularýna tercüman olmak için geliþen arabesk müzik. Buralarda artýk mafya gücü deðil bu gruplarýn gücü egemen olmaya baþladý. Bu birikimlerini kentin modern kesimlerine deðil gecekondu bölgelerine gecekondu yaptýrarak yatýrmaya baþlamýþlardýr. aynen gecekondu olgusunda olduðu gibi. gecekondu yapýmý þiddet kullanabilen radikal siyasal gruplar tarafýndan örgütlenmeye baþladý. 1970'li yýllarýn sonuna doðru gecekondu yapýmýnda yeniden bir nitelik deðiþmesi ortaya çýktý. Gecekondulularýn kent mekanýna iyice yerleþmeleri karmaþýk bir ekonomik sektör niteliðini kazanmasý sadece yapý alanýnda kalmamaktadýr. Bu yasa da gecekondu olgusunun modernist meþruiyet çerçevesiyle iliþkileri konusundaki ironik durumu sergilemesi açýsýndan çok ilginç hükümler taþýmaktadýr.

Bunun gerçekleþebilmesi için de imar ve ýslah planlarýnda yüksek imar haklarý verilmesi isteniliyordu. Bu amaçla gecekondu bölgeleri için imar ve ýslah planlarý hazýrlanýrken belediye baþkanlarý plancýlardan her gecekondu yerine verilecek imar haklarýnýn hesabýnda ikinci kuþak gecekondulunun konut sorununun çözülmesinin göz önünde tutulmasýný rica ettiler. Yasada gecekondu alanlarýnda imar ve ýslah planlarý yapýlmasý ve bu planlar yapýldýktan sonra piyasa süreçleri içinde gecekondularýn yýkýlarak yerine yapsatçýlýk yoluyla çok katlý apartmanlar yapýlmasý öngörülüyordu. Ama bu temizleme iþlemini devletin deðil. Yani bu gecekondu yerine yapýlacak apartman için yapsatçýnýn gecekondu sahibine en az iki kat vermesine olanak saðlayacak kadar imar hakký verilmeliydi. piyasa mekanizmasý yoluyla yapsatçýlarýn gerçekleþtirmesi öngörülüyordu. Bu da toplum vicdanýný rahatsýz etmiþtir. Bu çözüm ancak büyük kentlerde prestijli konut alanlarýna yakýn gecekondu mahallerinde etkili olmuþ ve dönüþümlere yol açmýþtýr. Boðaz sýrtlarýndaki gecekondu bölgelerinde olduðu gibi eski gecekondu sahiplerin çok büyük kazançlar elde etmelerine neden olmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yaþanan maceraya karþýn kentlerin büyümesi konusunda modernist meþruiyet çerçevesi içinde çözüm bulunmaya çalýþýldýðý kanýsý uyanmaktadýr. Bu spekülasyon hakkýný tanýmanýn üstü kapalý gerekçesini ise kentin her yanýnda modernitenin meþruiyet çerçevesini yürürlüðe koymak teþkil etmiþtir. Bu çözüm de gecekondularýn yýkýlýp temizlenmesini çözüm olarak gören anlayýþ üzerine kurulmuþtu. Böyle bir anlayýþ içinde gecekondu sorununa yaklaþýnca devletin düzenine uygun olarak hareket etmiþ bir yurttaþýna göre 131 . Bunun ilginç yaný siyasal otoritenin gecekondululara geçmiþteki aflarda olduðu gibi sadece kentte yaþamlarýný sürdürmeleri için yapýlan. Bu da gecekondu olgusunu iyi tanýmamaktan kaynaklanan bir baþka modernist çözümdü. bir anlamda devletin kendisinin halkýnýn konut hakkýný karþýlayamayýþý dolayýsýyla emrivaki olarak geliþmiþ bir duruma razý olmaktan çýkmasý ve gecekondulunun da kentte toprak spekülasyonu yapabilme hakkýnýn varlýðýnýn tanýnmasý haline gelmiþtir. 1950'lerde modernist meþruiyet adýna gecekondularýn yýkýlarak temizlenmesini öngörenlerin çözümü kadar yüzeyseldi.

Diðer gecekondu bölgeleri için bu gerçekçi bir çözüm deðildi. Bu dönüþümde belediyeler giriþimci rolünü oynamaya baþladýlar. Bu bölgelerdeki gecekondularýn sahiplerinin büyük kesimi af için gerekli harçlarý bile yatýrmadýlar. Bunun belki de 132 . imar konusundaki tutumlarý da ayný þekilde kentlerin diðer kesimlerini etkiliyordu. onu denetleyerek nasýl baþa çýkmaya çalýþtýðýnýn öyküsünü anlatmanýn sonuna geldik. Bu yolla önemli dönüþüm projeleri gündeme geldi. onlarýn yaþamýný daha da zorlaþtýrýyordu. Türkiye'nin hýzlý kentleþme olgusuyla kendi zihniyet ve kapasiteleri çerçevesi içinde nasýl iliþki kurduðunun. Devlet gecekondu yapmak yerine modern kesimden bir kat almýþ bir ailenin cocuklarýnýn konut sorunu düþünmezken. Gecekondu mahallerinin bir kýsmýnda yýkyap süreciyle yaþanan bu dönüþüm gecekondu kiracýlarýna gecekondu arzýný azaltýyor. Kýrk yýl boyunca sürekli çözümsüzlüklerin nedeni haline gelmiþ olan modernitenin meþruiyet kalýbý deðiþim projeleriyle kendisini yeniden üretmek yolunu buluyordu. Devlet nasýl spekülasyonda eþitlik saðlýyorsa kentin iki kesimi arasýnda imar mevzuatý dýþýna çýkmada da eþitlik saðlýyordu!! Gecekondu bölgelerinin zihniyeti arabesk müzikle nasýl kentin diðer kesimlerine taþýndýysa. Böyle yaparak modernitenin ulus devletinin yurttaþlarý arasýndaki eþitlik anlayýþýný da ihlal etmiþ oluyordu. 1984 yýlýnda yürürlüðe giren bu aftan sonra geçen yirmi yýlda beklenen dönüþmenin piyasa mekanizmasý içinde gerçekleþmesi ancak belli alanlarda oldu. modern kesimlerin imar mevzuatý dýþýndaki geliþmeleri ve kaçak yapýlarý için af getirmesiydi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I devlet gecekondulu yurttaþýna daha çok hak tanýmýþ oluyordu. kentin iyi yerlerinde gecekondu yapmýþ olanlarýn ikinci neslinin konut sorunu çözmeye çalýþýyordu. Ama bu çözüm bir kentin çok küçük bir kesimi için geçerli olabilecekti. Bu son af yasasýnýn belki de en ironik yaný gecekondu bölgelerini modernitenin meþruiyet kalýplarý içine sokmak isterken. Kentin modern kesimindekiler gecekondulularla girdiði iliþkilerde onlarýn dönüþmesini beklerken hayretle kendilerinin de dönüþtüðünün farkýna varýyorlardý. ama Türkiye'de kent planlamasýnýn gündemine dönüþüm projeleri sorunsalýný getirdi. Bu öykü önümüzdeki iki on yýlda da bir ölçüde devam edecek. Öykünün buradaki kuruluþ biçimi üç konuya dikkatimizi çekiyor.

133 . Bu karmaþýk geliþme öyküsü içinde modernitenin meþruiyet çerçevesine alternatif bir baþka meþruiyet çerçevesi geliþtirilemediði için de modernitenin meþruiyet çerçevesi önemli yaralar alsa da kendisini yeniden üretebilme olanaðýný hep bulmuþtur. Ýkinci önemli konu ise modernitenin meþruiyet çerçevelerinin bu kapasiteleri yönlendirmekte.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I en önde geleni toplumun hazýrlýðý en az. onlarla iliþki kurmakta yetersiz kalmasý ve yaratýcý çözümlere büyük ölçüde kapalý kalmasýdýr. kapasitesi en düþük kesimlerinin zorunluluklar altýnda yaratýcý çözümler üretebilme ve uyum yapma kapasitesinin yüksekliðidir. Üçüncüsü ise popülizmin aðýr bastýðý çok partili demokrasi pratikleri modernitenin katý meþruiyet çerçevesinin yaratabileceði gerilimleri düþürmüþ ve çatýþmaya dönüþmesini engellemiþtir.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

134

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Celalettin Uzer’le Söyleþi*

* Bu söyleþi, TMMOB yayýn organlarýndan “TEKNOKRAT” dergisinin Aðustos 1986 sayýsýndan alýnmýþtýr.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Celaleddin Uzer
Kýsa Özgeçmiþ 1914 1941 1944-46 1952 1958 1959 1959-60 1961-63 1963-65 Van doðumlu Liverpool Üniversitesi Mimarlýk Fakültesi mezunu Gelibolu Kolordu Baþmühendisi Ýmar Ýskan Bakanlýðý, Fen Heyeti Reisi Ýmar Ýskan Bakanlýðý, Þehircilik Dairesi Baþkaný Mesken Genel Müdürü Tokyo, Wasseda Üniversitesi deprem mütehassýsý TBMM Bayýndýrlýk ve Ýmar Komisyonu Baþkaný Ýmar Ýskan Bakaný

1965'den beri serbest Mimar, þehir plancýlýðý yapýyor. Celaleddin Uzer, 1914'de Van'da doðmuþ. Van Valisi olan babasý Tahsin Uzer'in görevi dolayýsýyla, daha sonra Erzurum ve Suriye'de bulunmuþlar. "Ýlkokulda 9 aldýðým zaman hasta olurdum" diyen Uzer, orta tahsilini Robert Kolej'de yapmýþ ve birincilikle bitirmiþ. 136

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Aslýnda doktor olmak isterdim. Lise bitince 6 bin kiþinin katýldýðý bir sýnava girdim ve birincilikle kazanarak Amerika'ya gitmeye hak kazandým. Atatürk, "Senin yerine baþka bir fakir gitsin, ben senin paraný veririm" dedi ve beni Ýngiltere'ye gönderdi. Þehirciliðe olan ilgim orada baþladý. 1934'den 1942'ye kadar Ýngiltere'de kaldým. Üniversiteyi birincilikle bitirdim ve 'First Class Honors' aldým. Diploma töreninde beni Ýngiliz sandýlar ve Ýncil getirdiler. Rektör, Churcill'in kulaðýna bir þey fýsýldadý ve Kuran getirildi. Churcill, "Kahraman Türk dostlarýmýza ve bize yardýmcý olacak bu gence, iftiharla bu diplomayý veriyorum" dedi, diplomamý teslim etti. Üniversiteyi birincilikle bitirdikten sonra Türkiye'ye hemen gelemedim. Harp yýllarýydý, çýkýþ vizesi vermediler. Ýngiltere'de Abercrombie'nýn asistaný olarak çatýþtým. Þehirciliðe, onun yanýnda çýrak olarak baþladým. Londra'yý, Tokyo'yu ben çizdim ama imzayý onlar attýlar. Daha sonra Dünya Mesken Kongresi'nde Divan Baþkaný, Londra ve Liverpool Belediyelerinde sýðýnak mütehassýsý olarak çalýþtým. 'The Machinegun' derlerdi bana, çünkü en çok sýðýnaðý ben yaptým orada. Ve benim yaptýðým sýðýnaklar da en dayanýklýlarý oldu. Çünkü, bombardýmanda, uður mudur, nedir, tam isabet almadý. Orada biraz þanslýydým. Ýngiltere'de ayrý ayrý mimarlýk, mühendislik ve þehircilik okudum. Daha sonra Japonya'da deprem ihtisasý yaptým. Ali Çetinkaya'nýn isteði üzerine Türkiye'ye döndüðümde, çok deðiþmiþ buldum Türkiye'yi. Atatürk ölmüþ, annem, babam, amcalarým ölmüþ. Bunlardan haberim yoktu. Bambaþka bir Türkiye buldum. Bayýndýrlýk Bakanlýðý'nda Þehircilik Fen Heyeti'nde mecburi hizmete tabi oldum. O zaman bu memlekette þehircilik diye birþey yoktu. Heussler diye bir adam var, acayip meydanlar yapýyor, dairevi meydanlar kabul etmez, dar yol sistemi yapar, 9,5 m.lik yollar. Bunlar benim nazariyelerime uymuyordu, boyuna deðiþtirmeye baþladým. Halbuki ben fakir milletlerin geniþ yollar yapmasýna taraftarým. Çünkü fakir milletin yapboza tahammülü yoktur. Nitekim 1948'de Ankara'ya troleybüs geldiði zaman dönemedi. Dýþkapý'ya gitti oradan döndü. Ulus meydaný kifayetsizdi. Hiç unutmam bir gün Ulus meydanýnda troleybüs dönecek, ortada da bir saat var, artýk “Allah þoföre kolaylýk versin” derken, “Halka da selamet versin” diyorduk. Çünkü dönemiyordu. 137

"Sen bize 3 uzman göndereceksin. Bütün deprem bölgelerinde prefabrikasyona geçmek için.U. Gecekondu davasýný ele aldým." Charles Abrahms "Bunu yapmam için Baþbakan'ý görmem lazým. "Gezdir" dedi. O sýrada þöyle bir kafamý çevirdim ki. "Sen Saðlýk Bakaný mýsýn? . Yanlýþ bir deprem talimatnamesi vardý. Bizim 60 uzmanýmýz 6 aydýr bekliyorlar. þimdi 600 milyara yapamazlar bu iþi. Tahlilleri yapýldý. T. Ben o zaman Bakanlýk'ta Fen Heyeti Reisi'yim. Bakanlar Kurulu'nda ilk defa projeksiyon gösterdim. deðiþtirdim. iþçi konutlarý yaptým. Sen buraya bir üniversite kurabilir misin? Mesela. Allah’ýn büyüklüðü. ODTÜ'nün kuruluþu baþlý baþýna bir olaydýr. Havadan tesbip ederek. Bu zatýn vazifesi. bütün Arap diyarý buraya gelir. Arkadan partililere daðýtýldý. Daha Sosyal-Sigortalar yokken. ne karýþýyorsun?" diye. Bayýndýrlýk Bakanlýðý'na bir þehircilik uzmaný. Bakan. O zaman bana kýzdýlar. bir deprem uzmaný. daha bir tanesi bile görememiþ" dedi. Hem bize döviz saðlar. Orada oturuyoruz. Þark’ta Ermenilerden kalan alanlara köyleri yerleþtirdim. 200 milyona tasfiyehane kuracaktým. gecekondu davasýný halledecektim. 138 . Charles Abrahms diye Birleþmiþ Milletler Teknik Kurulu Baþkaný bir zat geldi. Ankara'ya döndük. Didim'de Fethiye'de yaklaþýk 1000 tane bina yaptým. Bu iþ kaldý. Eðer Ýsmet Ýnönü kabinesi 4 yýl kalsaydý. bunlar çekip gidecek. Fakat maalesef bu memlekette çalýþana karþý düþmanlýk var.ODTÜ'yü de Teknik Üniversite’yi de ben bugün dünya ayarýnda okullar olarak kabul ediyorum. dedim ki Charles Abrahms'a. Ýmar Ýskan Bakanlýðý'ný kurduk sonra. Altyapýsýný yaptýrdým. 5 bin bina yaptýk. hem de çevreye hizmet etmiþ oluruz. "Orta Doðu Teknik Üniversitesi" diye bir üniversite kursak. Eskiþehir'deki 1 ve 2 numaralý kooperatifler hep benimdir. bir de mimari büroya bir uzman temin etmek.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Þehircilik Fen Heyeti Reisliði'nden sonra Mesken Genel Müdürü oldum.Türkiye'deki þehircilik eðitimini olumlu buluyor musunuz? C. 1963-65 yýllarý arasýnda Ýmar Ýskan Bakaný iken. Ýsmet Ýnönü'den izin alarak. Biz Abrahms'la bütün Anadolu'yu gezdik. teþkilatý kurdum. cins cins 3 ton kömür yolladým. Charles Abrahms'la Tunalý Hilmi'de yeni açýlan bir lokantaya gittik. Ankara’nýn havasýnýn temizlenmesi için Gribla þirketi ile anlaþtým. her ikisi de iyi elemanlar yetiþtiriyor. Aktepe'yi seçtim.

Charles Abrahms þaþýrdý. þehircilik varmýþ. Geldi. birbiriyle toplanarak bir þehri oluþturur. hemen telefonla Fatih Bey'i aradý. O esnada Eisenhover düþtü. Þehircilik öyle bir þey ki. milletvekilidir. Karþýladým. Charles Abrahms'ý yolcu ettik." Burada ise Halk Partililer. Vecdi Diker'in ne dinamik adam olduðunu bildiðim için.Türkiye'de "þehirci" olmak nasýl bir þey? C. biz de takip ediyoruz. karþýla". "Vecdi Abi bir dakika gelir misin?" dedim. "Dean Perkins baþkanlýðýnda Pensylvania heyeti Türkiye'ye geliyor. dedi Charles Abrahms. Ahmet Tokuþ vardý. ama kuruluyor. "Çok güzel" dedi. gitti. Fatih Bey'e gittik. böyle bir üniversiteye ne lüzum varmýþ. dedi. Teknik Üniversite ve Mülkiye benim aleyhimdeydi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Vecdi Diker oturuyor karþý masadan. adreslerini arayayým" dedi. Fatih Bey. "Hayýr". her þey tamam. baþladý okumaya.U. Þehir 139 . böyle böyle bir teklifte bulundum. Nazým Berksan. "Yahu senin neþen yok. sanki ben Halk Partili deðilmiþim gibi. Osman Veriver'le beni bu iþte vazifeli kýldý. "Ýptal edildi. "Þimdi okuyun. T. ben. Milli Eðitim Bakanlýðý'nda bir toplantý yaptýk. Truman geldi. Vecdi Diker. Türkiye'de Amerikan Üniversitesi kurulamazmýþ" diye karþý çýkýyorlar. "Tamam yarýn saat 9'a randevu aldým" dedi. Abrahms'tan bir telgraf.. biz kurmuþtuk Karayollarý'ný. Her konan taþ. Ankara Palas'ta misafir ediyoruz onu. 75 milyona indi. Haftasýnda Charles Abrahms'tan bir telgraf. Ertesi sabah Vecdi Diker ve Avni Yener geldiler. "Ýþler düzeldi. Fatih Bey gözlüðünü deðiþtirdi. “Ne dersin” dedim. Efendim. rapora baktý. Karayollarýnda beraber çalýþmýþtýk.Sürekli olarak. Hemen gittik. Fehmi Tokay. "Biz parlamenterlerle Amerika'ya gidiyoruz. ne oldu" dedi. Bir süre sonra bir telgraf aldýk "300 milyon ayrýldý. meyvesini geç veren aðaca benzer." Arkasýndan bir telgraf daha. Geldi. Caným sýkýldý. aþaðý yukarý 40-45 senedir Türkiye'de þehircilik yapýyorum. biz bekleriz". “Çok güzel”. gitti. bir rapor hazýrladý. Anlattým. "Efendim. "ben bunlarý sonra okuyayým. ver bana isimlerini." General Rally böyle bir üniversiteye lüzum yoktur diye beyanat vermiþ. yarýn size sunarým" dedi.

içine hiç dikkat etmeyiz. Fonksiyon deðil. 200 bin lirayý cebe atýcaðým. bir bankaya girecek. Üst geçitler. "þehirciyim" demekle bitmez. Ben böyle þeye yokum. þahsi menfaat olmamalý. Binanýn dýþýný pek güzel yaparýz da. þehirci etki altýnda kalmamalý. her ihtiyaca cevap vermelidir. Eski eser. Emine Haným'dan öðrenirsin. 140 . dýþ görünüþ önemli bizim için. Devlet Su Ýþleri çýkacak.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I sosyal hayatýn akýþýna baðlýdýr. bakanlýklarla ve vatandaþla sürekli temas halinde olmalý. meclis-i idare azasý olacakmýþým. Anýtlar Yüksek Kurulu çýkacak. bu milleti delirtmek için mi? Ýki katlý otobüs gelse. Ankara'da iþleyemez. bir. Þehirciliði. Bakkal Ahmet'ten. haritacýlýðý da içine alýr. þehircilikle uðraþýyorum diye beni hakir görenler var. Þehirciye etki yapýlmamalý. Mesleðim var seviyorum. iki. Enerji Bakanlýðý çýkacak. Þehirci ayný zamanda. Ne yapacakmýþým? Bakanlýktan sonra. Bizim millet. Milli Eðitim Bakanlýðý çýkacak. mühendisliði. Þehir demek. Bilmediði bir þeyi Lokantacý Mahmut Efendi'den. mantýk demektir. altý. Þehircilik. halkla iliþki. Üstgeçitler var çünkü. Niye alt geçit yapmazlar bilmem. böyle bir akýþtan iþi ele almalýyýz. arkeolojiyi. Ve þehirci prensiplere uymalý. beþ. Arkeologlar çýkacak. pire için yorgan yakan millettir. iþte bütün bunlarla iliþkisi var diye seviyorum ben. Þehirci. Þehircilikte. üç. dört. örneðin. Bakanlýk yaptýktan sonra. Ondan sonra çarþamba günleri 3 saat gidip. Þimdi bakýn bir þehir planý yaparken nerelerden geçeceksiniz: Karþýnýza Karayollarý çýkacak. niye yapmayayým? Çalýþmak ayýp mý? Ýstersem çöpçülük bile yaparým. biraz politikacýlýk da var serde.

Bahattin ADIGÜZEL Pilot THK Tanýtým Müdürü .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I UÇAK FABRÝKALARI NASIL KAPATILDI? M.

Aksi halde ya deðirmen taþlarý arasýnda ya da diþliler arasýnda ezilip yok olmaya mahkumsunuz demektir. Ulu Önder bunu. ne Hezarfen Ahmet Çelebi ne de Lagari Hasan Çelebi'nin adlarý uluslararasý havacýlýk camiasýnda anýlmýyor. Konu havacýlýk sanayi olunca ister istemez yakýn tarihimize giriþ yapmadan konunun ayrýntýlarýna girmek uygun deðil. yasalar deðiþti. bu þirket kapandý. Türkiye'de havacýlýðýn çaðdaþ ölçülerde geliþmesine sebep olan ilk kiþi her konuda olduðu gibi Ulu Önder ATATÜRK'tür. Arþivlere sahip çýkmadýðýmýz için bugün ne Ýmam Ceheri. Bunun mümkün olabilmesi için öncelikle arþivlere sahip çýkýlmasý gerekiyor.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Hangi konuda olursa olsun baþarýlý olmak istiyorsanýz önce hedefinizi sonra da baþarýnýn en önemli vasýtasý olan stratejinizi iyi belirlemeniz gerekir. artýk bu tarihe karýþtý. Evliya Çelebi'nin "Seyehatname'si. 10uncu ve 17nci yüzyýlda böyle bir uçuþ yaptýklarý dahi kabul edilmiyor. Çoðu kez “güncelliðini kaybetti. yani tarihimizi iyi bilmek zorundayýz. John Wilkins'in 1648'de yazdýðý "Discovery of a New World: Moon-Yeni Dünyanýn Keþfi: Ay" isimli kitaplarý dahi ihtiyaca cevap vermiyor. Ama bu sefer de bunun kýymetini bilmeyen bir bürokrasi ve gerçeklerin gün ýþýðýna çýkmasýný bilerek ve/veya bilme yerek engelleyen siyasiler ve yasal engeller var. 142 . Dr. Özellikle ulusal baþarýlardan bahsedebilmek için geçmiþimizi. bir daha lazým olmaz” gibi onlarca gerekçeyle imha ettiðimiz veya üç kuruþ para uðruna sattýðýmýz arþivler ne yazýk ki Türkiye üzerinde oynanan senaryolarýn sürmesine ve tarihin sürekli tekerrür ettirilmesine neden olmuþtur. Göklere hakim olan ülkenin muhtemel bir savaþýn da galibi olacaðý düþüncesi 20nci yüzyýlýn baþlarýnda önce askeri bir doktrin olarak ortaya çýktý. Türk Hava Kurumu tarafýndan her yýl üstün performans gösteren bir kadýn ve bir erkek havacýya Hezarfen ve Lagari adýna verilmek istenen madalyalara. Cumhuriyet döneminin çok güzel arþivleri var. böyle bir uçuþun yapýldýðýna dair belge gösteremediðimiz için Uluslararasý Havacýlýk Federasyonu (FAI) tarafýndan karþý çýkýlýyor.

143 . Ayný yýl Alman Junkers Tayyare Fabrikasý’yla iþbirliði yaparak Kayseri'de TOMTAÞ Uçak Fabrikasý’ný kurdu. Bu fabrika kurulduðu zaman Avrupa'da Airbus. Ulu Önder hem fikir hem de icraat adamýdýr.. Cumhuriyet döneminin baþlangýç yýllarýnda Türkiye'de havacýlýk sektöründe atýlan dev adýmlarýn ve baþarýlarýn ardý arkasýnýn kesilmediðine tanýk olunur. Böylece Junkers lisansýyla A-19 ve A-20 uçaklarýnýn hem üretimi hem de bakým ve onarýmlarý Türkiye'de yapýlmaya baþlandý. Bunlarý söylemekle yetinmedi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Ýstikbal Göklerdedir" diyerek bir çift sözle özetledi. Cumhuriyet'in ilk yýllarýnda bize de rehber oldu. 1900'lü yýllarýn baþýnda havacýlýkta gördüðü geliþmelerin gelecek yýllara hükmedeceðini anlayarak bu cümleyi sarf etmiþti. Ancak baþlangýçtaki amaç devam ettirilemedi ve uçak üretimi durduruldu. Ancak baþýna gelenler kelimenin tam anlamýyla piþmiþ tavuðun baþýna gelmedi. 1929 yýlýna kadar Türk Hava Kurumu'nun denetiminde kalan bu fabrika 1929'da Milli Savunma Bakanlýðý’na devredildi. Vecihi Hürkuþ anýlarýný bizzat kendisi kaleme aldý ve ölümünden sonra "Bir Tayyarecinin Anýlarý" adý ile yayýmlandý. 1931 yýlýnda Ýstanbul'da kendi atölyesinde ürettiði Vecihi-XIV adýyla anýlan ikinci uçakla Ankara'dan havalanarak küçük bir Türkiye turu yapmayý baþardý. 16 Þubat 1925'de Türk Tayyare Cemiyeti’ni kurmak oldu. Amerika'da Boing firmalarý yoktu!. Bugün Hava Kuvvetleri’ne baðlý 2nci Ýkmal Bakým Merkezi olarak çalýþmalarýna devam etmektedir. Kuruluþ tüzüðünün ilk maddesine de. "Türkiye'de havacýlýk sanayisini kurmak. Ýlk yaptýðý iþ 23 Nisan 1926'da "Tayyare Makinist Mektebi"ni hizmete açmak oldu. Ýbret dolu bu öykünün herkes tarafýndan okunmasý gerektiðine inanýyorum. O." þeklinde yazarak asýl amacýný net bir þekilde ortaya koydu.. Vecihi-VI adýyla anýlan ilk tasarýsýný 1924'de gerçekleþtiren Pilot Vecihi Hürkuþ. ama ilerleyen yýllarda ne oldu da bu ruh söndü ya da söndürüldü? Havacýlýk sanayisinin geliþmesini saðlamak için Cumhuriyet'in ilânýndan hemen sonra ilk yaptýðý iþ.

Türk Hava Kurumu. Bu okul Ýstanbul Teknik Üniversitesi’nin özellikle mühendislik bölümü öðrencilerinin staj yeri olur. Fakat takip eden yýllarda O'nu. Hatta mühendislerin birçoðu pilot olur. Yeþilköy'de açtýðý uçuþ okulunda yapar ve ürettiði uçaklarýn deneme uçuþlarý da burada gerçekleþtirilir. Baþarýlý uçuþlardan sonra bu uçaklarýn seri üretimlerinin yapýldýðýna ve bir kýsmýnýn yurt dýþýna satýldýðýna da tanýk olunmaktadýr. Ancak test uçuþlarýný yapacak tecrübe pilotu bulamadýðý için projesi yarým kaldý. motor ve pervanesi hariç bütün parçalarý Türk malý olan ve MMV-1 adý verilen yeni tip bir ulusal uçaðýn prototipini imal etti. Ýlk uçaðýný 1936'ta yapan Demirað. Fabrikaya paralel olarak Nuri Demirað bugünkü Atatürk Havalimaný'nýn bulunduðu bölgede bir de uçuþ okulu açar. Böylece Türk Hava Kurumundan sonra havacýlýk alanýnda faaliyet gösteren özel teþebbüs ruhu önemli bir baþlangýç yarattý. Cumhuriyet döneminde mühendis pilotlarýn çoðu yoðun olarak bu dönemde olmuþtur. Yýllarca Beþiktaþ'ta ürettiði parçalarýn montajýný.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bir yanda varlýðýný ve hayatýný ortaya koyan yaratýcý bir genç diðer tarafta hiçbir riski ve sorumluluðu olmayan bürokraside yer alan þer diþlileri!… Kime hizmet ettiklerini bilmeden hizmet ürettiklerini iddia eden bürokratlar!… Vecihi Hürkuþ'tan sonra THK tarafýndan Fransa'da eðitime gönderilen Mühendis Selahattin Reþit Alan Bey. Servetini ortaya koyan Nuri Demirað da ne yazýk ki Vecihi Hürkuþ gibi aradýðýný bulamadý ve fabrikasýný 1945'de kapatmak zorunda kaldý1. 1930'larýn baþýnda ekonomik krizlerin tüm dünyada doruk noktada olduðu yýllarda Nuri Demirað'ýn Ýstanbul Beþiktaþ'ta açtýðý uçak fabrikasý havacýlýk sektörüne yeni bir ivme kazandýrdý. sipariþ ettiði 12 uçaðý "teknik þartnameye uygun deðil" diye reddettiði için uzun süren hukuk mücadelesine rað144 . Nuri Demirað keþfetti ve kurmayý düþündüðü uçak fabrikasýna ortak yaptý. Tek motorlu olan bu uçaðýn hemen ardýndan 2 yýl sonra 1938'de çift motorlu tipi imal edildi ve adýna da "Nu D-38" denildi. bu uçaða "Nu D-36" adýný verdi.

akrobasi. 7. Baþardýlar da… Ancak Harp bittikten sonra Polonya Hükümeti. Hatta fabrikanýn temellerinin atýlmasýnda büyük yararlarý dokunmuþtur bu mühendis ve teknisyenlerin.. harpten önce yurtdýþýna kaçan bilim adamlarýnýn belirli bir tarihe kadar yurda dönmeleri 145 . 1940 yýlýnýn sonlarýna kadar Akköprü'de sýnýrlý kadroyla çalýþan Türk Hava Kurumu planör atölyesinin fabrika haline getirilmesiyle. 5 ve 10 tipi eðitim.. dönemin yöneticileri tarafýndan 1940'lý yýllarýn baþýnda iyi deðerlendirilmiþ ve Etimesgut uçak fabrikasýnda çalýþtýrýlmaya baþlanmýþtýr. 2nci Dünya Harbi’nden önce Polonya'dan kaçarak Türkiye'ye sýðýnan havacýlýkla ilgili birçok mühendis ve teknisyen. 3. 1951 yýlýna kadar üretime devam eden ve birçok projeye. 4. Bu fabrikada Magister uçaklarýnýn yanýsýra THK-1. saðlýk ve nakliye uçaklarý da üretildi. 2nci Dünya Harbi nedeniyle ülkelerinden kaçtýklarý için Türkiye'de tutunmak ve baþarmak zorunda olduklarýný kendileri de biliyordu. 1944 yýlýnda Atatürk Orman Çiftliði'nde ilk uçak motor fabrikasý kuruldu. burada Ýngiliz Miles Magister eðitim uçaklarýnýn seri montajýna baþlandý. Milyonlarca dolarlýk yatýrýmlar yok edildiði gibi bir ülkenin geleceðini garanti altýna alacak yatýrýmlarda çýkan küçük sorunlara "adam gibi" yuvarlak masa etrafýnda oturulup çözüm aranmadýðý için bir ülkenin geleceði karartýldý. Hatta THK-5 Danimarka'ya ve Ürdün'e satýldý. Fabrikalar 1953 yýlýnda da Marþal yardýmlarý nedeniyle tamamen kapatýldý. Kayseri tecrübesinden sonra uçak üretimi konusunda Türk Hava Kurumu’nun ikinci teþebbüsü Ankara'da oldu. 9 eðitim ve akrobasi planörleriyle THK-13 uçan kanat. Hezarfen ve Lagari gibi sürgüne gönderilmediler ama yöneticiler ve politikacýlar tarafýndan desteklenmediler de!. THK-2. Vecihi HÜRKUÞ ve Selahattin REÞÝT (ALAN) gibi havacýlýk lokomotifinin özel teþebbüs ruhunu yaratanlar. Nuri DEMÝRAÐ. Etimesgut'ta kurulan uçak fabrikasý 1944'de tam üretime geçti. Geliþmeler bununla da bitmedi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I men hem davayý hem de tüm servetini kaybetti. imza atan bu fabrikalar bu tarihten sonra Makina Kimya Endüstrisine (MKE) devredildi.

Kanada ve Fransa'ya transfer edildikleri yýllar sonra 1952'de tesadüfen öðrenildi3. Fabrikanýn önde gelen mühendisleri yüksek ücretlerle ve hepsi bir ay gibi kýsa bir zaman periyodu içerisinde Polonya'ya dönüyoruz diye 146 . Ancak çok riskli çalýþýyorlar ve ileride pilotlarýnýzýn baþýný aðrýtabilirler…. O dönemde fabrikalarda birlikte çalýþan Türk mühendis ve iþçileri. Arþivin tozlu raflarýnda önem verip konunun ayrýntýlarýný araþtýrýrken hiç ummadýðým bilgi ve belgelere ulaþtým. Ancak bu kiþiler fabrikadan ayrýlýrken nifak tohumlarýný atmayý ihmal etmemiþlerdir: "Þu. þu mühendisleriniz oldukça deneyimli ve iyi iþler yapabilecek durumdalar. Uzmanlar fabrikayý gezerlerken yapýlan iþleri ve geliþmeleri sürekli takip ederler ve medyaya güzel demeçler vererek ülkeden ayrýlýrlar4. Polonyalý mühendis ve teknisyenler fabrikayý ve Türkiye'yi bir ay içerisinde terk ederler. büyük ücretlerle ABD. þu mühendisleriniz ise iyiler ama henüz yeterli deneyimleri yoktur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I halinde af edileceklerini açýklar. Bilgiler birbirini destekledi ve senaryosu yýllar önce yazýlan korkunç plan ortaya çýktý. 'Þu. Onlar gittikten sonra da bizim yöneticilerimiz. þu. 1925-1950 yýllarý arasýnda Türkiye'yi ziyaret eden havacýlýkla ilgili Amerikalýlarýn. resmi görevlerinin dýþýnda ziyaret ettikleri iki önemli kurum ve tesis vardýr. bizim mühendis ve teknisyenlerimize güvenmez olurlar2. ikincisi ise Nuri Demirað Uçak Fabrikasý ve Gök Okulu. Bu aftan yararlanmak isteyen Polonyalý mühendis ve teknisyenler bir ay içerisinde fabrikadan ayrýlarak Türkiye'yi terk ederler. Bu tür olaylar bugün de var olan hareket tarzlarýdýr. Polonyalýlar’ýn çok iyi çalýþtýklarýný ve oldukça verimli iþler yaptýklarýný belirtmektedirler. Birincisi Türk Hava Kurumu ve Uçak Fabrikasý. Tecrübesizlik nedeniyle sorun yaratabilirler…" þeklinde açýklamalar yaparlar fabrika yöneticilerine. Polonya'ya döneceklerini söyleyerek fabrikadan ayrýlan Polonyalý mühendis ve teknisyenlerin çoðunun Polonya'ya dönmedikleri.

1970'li yýllarýn baþýnda Hava Kuvvetleri Komutanlýðý'nýn baþlattýðý "Kendi uçaðýný kendin yap" kampanyasý fikri ortaya atýldý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I fabrikadan ayrýldýlar. havacýlýk sektöründeki en az 100 yýllýk kaybý" diyebiliriz. onlarýn isteklerine. Bu kararlarýn alýnmasýnda yabancý ülkelerin baský ve yönlendirmelerinin çok büyük payý vardýr. geleceði düþünmeden boyun eðen herkesindir. 147 . bu fabrikalarýn kapatýlmasý için çaba sarf eden yabancýlarýn deðil. -ABD hibe olarak çok sayýda uçak vererek. fabrikada üretimin iyice durmasýna neden oldu. Suç. asker ve politikacýlarýn kurbaný oldu. Ancak belli bir çevrenin dýþýnda yine de fazla ilgi görmemiþti o dönemde. Kýsýr görüþün. -Polonyalýlar ayrýldýktan sonra yöneticiler Türk mühendislerine güvenmemeye baþladý. Kýbrýs Barýþ Harekatý sonrasý Türkiye'ye konan ambargo nedeniyle bu fikir savunma sanayi ve havacýlýk sanayimizde aniden alevlendi ve sonuçta bugün itibariyle azýmsanmayacak ölçülerde ilerlemeler kaydetti. -Sürekli gideri olan 850'den fazla mühendis ve iþçinin çalýþtýðý fabrikalarýn da kapanmaktan ve kapatýlmaktan baþka çaresi kalmadý. uzun vadeli stratejinin ne olduðunu bilmeyen ve anlamayan bürokrat. Her þeye raðmen içimizdeki ateþin söndüðünü söylemek mümkün deðil. -ABD'nin Marshall yardýmlarý Türk havacýlýk sanayisinin üzerine kara bulut gibi çöktü. -Yeni uçaklarý gören pilotlarýmýz üretilen uçaklara güvenmemeye baþladý. "Türkiye'nin. Buna. -Binbir güçlükle kurulan fabrikalara verilen sipariþler dönemin iktidarý tarafýndan kesildi. -Sipariþ kesilince üretim durdu.

faaliyetlerinden haberdar olmalarý. Hükümetlerin ve politikacýlarýn özellikle yerli sanayiyi desteklemeleri için bu kurum ve kuruluþlarý yakýn takibe almalarý. Bilime politika sokulmamalýdýr. Ancak bu sektörümüzde de acilen sivil-asker iþbirliðine ihtiyaç duyulmaktadýr. ulusal çýkarlarý koruyacak kararlarý zamanýnda almalarý gerekmektedir. Roma. Varþova gibi havacýlýk kurallarýný içeren bir dizi konferanslar düzenlenmiþ ve uluslararasý anlaþmalar yapýlmýþ olmasýna raðmen havacýlýk dalýnda en kapsamlý sözleþme 1944'de imzalanan Þikago sözleþmesidir. 148 . Politika yapmak isteyen bilim adamlarý var ise bilim ile politika arasýnda tercih yapmalarý gerekmektedir. Devlet-Özel sektör ve asker arasýndaki iþbirliði sorunlarý geciktirilmeden giderilmelidir. 1920-1944 yýllarý arasýnda Madrid. HAVELSAN. Hem bilimsel hem de siyasi titri olan cevherlerimizin düþünceleri ülke menfaatleri kapsamýnda birleþtirilerek sanayiye iþlerlik kazandýrýlmalýdýr. Dünyada ve özellikle Avrupa'da kurulan sivil havacýlýk otoriteleri bir dizi önlemler almaya. Paris. Yakýn tarihimizde yaþanan ayný hatalara tekrar düþülmemesi için yöneticilerin bu sözlere kulak kabartmalarý gerektiðine inanýyorum. Havacýlýk sanayinde Ankara. Eskiþehir ve Kayseri'deki Hava Kuvvetlerine baðlý Ýkmal Bakým Merkezleri.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün F-16 projesi kapsamýnda kendini bulan TUSAÞ. Hatta ASELSAN. emniyet için yeni kurallar koymaya ve bu kurallara uymayanlara aðýr yaptýrýmlar uygulamaya baþladýlar. TEI ve TAI kuruldu5. ROKETSAN gibi birçok kuruluþ da anýlan tarihlerden sonra kurulan ve geleceðine umutla bakýlan ve bakýlmasý gereken kuruluþlar arasýndadýr. Kara Kuvvetleri Komutanlýðý'na baðlý olarak özellikle helikopter montaj sanayii alanýnda Ankara'da faaliyet gösteren 5’nci Ana Bakým Merkezi Komutanlýðý baþta olmak üzere birçok özel ve kamu sektöründeki geliþmeler 2000'li yýllara umutla bakýlabilecek bir geleceðin habercileridir. Havacýlýk sanayisi en hýzlý geliþen ve diðer sanayi dallarý arasýnda kurallarý en katý olan bir sektör konumuna geldi. Her þeye politik görüþ malzemesi olarak bakýlmamalýdýr.

Ýlk uçuþu gerçekleþtirerek havacýlýk tarihine ilk imzayý atan bir Türk olmasýna raðmen. devlet idarecileri tarafýndan desteklenmedi. Zaman zaman kazayla sonuçlanan olaylara raðmen. Sonuç olarak havacýlýk alanýnda faaliyet gösteren firmalar ya belirlenen üretim-iþletim standartlarýna eriþecek. 149 . sürekli olduðu takdirde önemlidir. yeni teknolojilere uyum saðlamak için daha çok emek ve daha çok sermaye harcanmaktadýr. Destek. ya da batýlý ülkelerin teknolojilerini benimseyip onlara baðýmlý ülkeler ve iþletmeler haline gelecekler. 20’nci yüzyýlýn son çeyreðinde özellikle geliþmiþ ülkeler ICAO standartlarýnýn üzerine çýkarak bir dizi yeni önlemler almaktadýr. ICAO standartlarýnda üretim ve iþletme yapacak seviyeye gelmeleri için gayret sarf etmeleridir. ABD kendi hava sahasýnda geçerli olmak üzere Federation Aviation Authority (FAA). Fransa ve Ýngiltere baþta olmak üzere birçok ülkede hem bilimsel araþtýrmalar yapýlmýþ. ne araþtýrmacýlar çalýþmalarýndan vazgeçebilmiþ ne de devlet yöneticileri araþtýrmacýlara verdikleri desteði çekmiþlerdir… 21’inci yüzyýlda ise anýlan ülkeler araþtýrma ve geliþtirmeye daha çok bütçe ve zaman ayýrmaktalar. Ancak sözleþmeyi imzalayarak teþkilata tam üye olduðumuzu ilan etmek marifet deðil. 1944 Þikago antlaþmasý ile kurulan Uluslararasý Sivil Havacýlýk Teþkilatý'nýn (ICAO) kuruluþunu onaylamýþtýr. 19 ve 20’nci yüzyýllarda ABD. Oysa sadece 17. Böylece 20’nci yüzyýlýn ikinci yarýsýndan sonra yeni bir döneme girildi ve yüzyýlýn sonunda gerek iþletmede gerekse üretimlerde yasaklarýn yerini üretim standartlarý almaya baþladý. havacýlýk tarihindeki Lâgari Hasan ve Hezarfen Ahmet Çelebi'lerle yapýlan güzel baþlangýç. hem de fiilen uçuþ denemeleri gerçekleþtirilmiþtir. Önemli olan üretimden iþletmeye varýncaya kadar havacýlýk camiasý içinde faaliyet gösterecek firmalarýn. 18. Belirlenen standartlarý taþýmayan hava araçlarý Avrupa Birliði ve Amerika Birleþik Devletleri hava sahalarýna giremeyecek. Avrupa Birliði de Joint Aviation Authority (JAA) adýyla anýlan sivil havacýlýk otoritelerini kurdular. Aksi takdirde.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Türkiye. hizmetlerinden yararlanamayacak duruma getirilmiþtir.

1933 yýlýnda 2186 sayýlý yasayla Hava Yollarý Devlet Ýþletme Ýdaresi’nin kurulmasýyla havacýlýk sektöründe dünyadaki deðiþiklikler yakýn izlemeye alýndý. Et Balýk Kurumu'na. Türkiye'de sivil hava taþýmacýlýðý alanýnda da ilk adýmlar. Yatýrýmlarý çok pahalý ve riskleri çok fazladýr. Ankara-Adana bacaklarý da eklenerek büyümeye baþladý. uluslararasý 150 . Havacýlýk þirketleri kolay kurulan þirketler deðildir. Ard arda kaza geçiren. Özelleþtirmeden önce özerkleþtirilmesinin öncelikle düþünülmesinin daha yararlý olacaðýný deðerlendirmekteyim. 1968 yýlýna kadar piston motorlu uçaklarla sürdürdüðü iç ve dýþ hat seferlerine bu tarihten sonra jet uçaklarý satýn alarak filolarýný dýþ seferlere uygun hale getirdi. Þu anda özelleþtirme kapsamýnda bulunmaktadýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Üretimin yanýnda konuya bir de iþletme açýsýndan bakacak olursak. 79 yýllýk geliþimin iyi irdelenmesi gerekmektedir. Türk Hava Yollarý özelleþtirildikten sonra sonu. 1925'de Ankara-Ýstanbul arasýnda uçuþ izni verilmesiyle atýlmaya baþladý. THY'nin Ýstanbul'da sahip olduðu teknik alt yapý ise özel sektör için güzel bir gelecek vadetmektedir. Ancak Türk Hava Yollarý’ný özelleþtirmeden önce iyi düþünmek gerekir. orada da ilginç durumlarla karþýlaþmamýz kaçýnýlmazdýr. Havacýlýk sektöründe 20nci yüzyýlýn ortalarýnda meydana gelen hýzlý geliþmeler karþýsýnda ulusal çýkarlarýmýzýn korunmasý. THY. Çok kaygan zeminlerde yürütülen bir iþletmedir. Ýþletme masraflarý çok fazladýr. Sümerbank'a dönecekse böyle bir þirketi tekrar kurmanýn kolay kolay mümkün olamayacaðýný hatýrlatmayý havacýlýðý bilen bir vatandaþ olarak görev sayýyorum. Baþlangýçta sadece Ýstanbul-Ankara arasýnda baþlatýlan hava taþýmacýlýðý takip eden yýllarda (1933) Ýstanbul-Ýzmir. Bu nedenle sivil havacýlýk otoritesinin koordinatörlük görevi havacýlýk sanayisinin saðlýklý büyümesi için çok önemlidir. filolarýný yenilemeyen bir þirketin sektörde tutunmasý genellikle mümkün deðildir. Türkiye'de çaðdaþ anlamda kurulan ilk hava taþýmacýlýk þirketi bilindiði üzere Türk Hava Yollarý Anonim Ortaklýðý'dýr. Dünyanýn en önemli yerlerine seferler yaparak Türk bayraðýný dalgalandýran bu þirket bugünkü seviyesine kolay gelmedi.

Aslýnda. Adý. Erciyes ve Anadolu Üniversitesi Sivil Havacýlýk Yüksek Okullarý pilot ve çeþitli dallarda teknik personel eðitimleri veren beþ yýllýk yüksek okul konumundadýr. yüzyýlýn son çeyreðinde kuruluþlarýný tamamlayarak sektöre eleman yetiþtirmeye baþladýlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I iliþkilerin düzenli bir þekilde yürütülmesi ve denetlenmesi için Ulaþtýrma Bakanlýðý bünyesinde "Sivil Havacýlýk Daire Baþkanlýðý" 1954 yýlýnda kuruldu. 20. alýnan kararlara baðýmlýlýk ve kararlýlýk ilkeleri bütün parlamenterleri yakýndan ilgilendirmektedir. arþivlerimiz iyi tetkik edildiðinde tarihimiz 5'inci kol faaliyetleri ve entrikalarla dolu. düzenlilik. Günümüzde "Geçmiþini bilmeyenler geleceklerine asla yön veremezler. ister iþçi. Çünkü bugün itibariyle ülkenin kaderine parmak basan insanlar. ister muhalefetteki siyasetçi. ister edebiyatçý. Ýster mühendis olalým. 1987'de 'Sivil Havacýlýk Genel Müdürlüðü (SHGM)' olarak deðiþtirildi. sadece kamu yöneticileri ve tarihçiler deðil. Ýsteyen herkes parlamenter seçilebileceðine göre uluslararasý iliþkilerde önemli olan devamlýlýk. doðru kararlar alabilmek ve doðru stratejiler çizebilmek için siyasi tarihimizi iyi bilmemiz gerekiyor. Hava limanlarýnýn iþletilmesi ve uçuþ güvenliðinin saðlanmasý amacýyla da 28 Þubat 1956'da 6686 sayýlý yasayla Devlet Hava Meydanlarý Ýþletmesi (DHMÝ) Genel Müdürlüðü kuruldu. ODTÜ ve ÝTÜ Havacýlýk ve Uzay Mühendisliði Fakülteleri. parlamenterlerdir. Ayný dönem içerisinde Türk Hava Kurumu ve Silahlý Kuvvetlerin haricinde sivil havacýlýk sektörüne pilot ve teknik eleman desteði saðlayan birçok fakülte ve yüksek okul açýldý. Buraya kadar anlatýlanlar havacýlýk sanayimizin geçirdiði evrelerin çok kýsa bir özetini vermekte olup tarihten açýlan sayfalarý içermekteydi. Anadolu ve Erciyes Üniversitesi Havacýlýk Yüksek Okullarý. Bunlardan ODTÜ ve ÝTU mühendislik alanýnda eleman yetiþtirirken. Kaldýrýlan parmaðýn ne anlama geldiðini bilmeyen parlamenterin parlamentoda yeri yoktur. ister iktidar partisi mensubu olalým. ister memur." 151 .

Önce vatandaþ olarak birbirimizi tanýmaktan." Fakat bunun tedavisi kolaydýr. Amacý. din ile devlet iþlerini birbirinden ayýrt ederek din kurallarýný hurafecilerin elinden kurtarmaktýr. þehit olan ve sakat kalan insanlarýmýzýn çocuklarýna ve yaþlýlarýna kol kanat germektir. Cumhuriyetin ilanýndan önce düþünülmüþ bir kurumdur. 1. Kýsacasý geleceðin emanetçilerinin çocuklar olduðunu görmüþ ve bu nedenle de çocuða önem vermiþtir Ulu Önder. Cumhuriyetin baþlangýç yýllarýný tekrar hatýrlayalým. Ama ondan daha tehlikeli olaný "bilmeden yapýlan hatalardýr. yani bilerek ve bilmeyerek yapýlan kötülüklerin potansiyel suçlusuyuz. Sonra bizlerin geleceðine yön veren müesseselerimizi tanýmaktan. havacýlýðý diðer sanayi dallarýndan daha önemli 152 . Balkan Savaþý. ölen. Cumhuriyetin ilanýndan hemen sonra ele alýnmýþ olmasý dikkat çekicidir. Birçoklarýmýzýn düþüncesine göre öncelik sýrasý daha sonra gelmesi gerekirken O. Bunun tedavisi. Din iþlerini bilimsel bir þekilde incelemek. Bunlardan birincisi 31 Haziran 1921'de kurulan Çocuk Esirgeme Kurumu’dur. Biz bu ülkeye bilerek kötülük yapanlar tespit edildiðinde tek kelime ile onlara "hain" diyoruz. Nutuk'u bir daha okuyalým… 1920'li yýllarýn baþýnda ATAMIZ’IN icraatlerini hatýrlayalým. Ulu Önder ATATÜRK'ün 1920'li yýllarýn baþýnda önemle üzerin de titrediði üç önemli kurum var. Üçüncüsü. Kargaþaya meydan verilmemesi için Devletimizin çýkarmýþ olduðu yasalara uymaktan ve Bunlara raðmen sorunlar yaþanýyorsa birbirimizle kavga etmeden sorunlarýmýzý yuvarlak masa etrafýndan toplanýp tartýþarak çözmekten geçer. 16 Þubat 1925'de kurulan Türk Tayyare Cemiyeti’dir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Aslýnda her birimiz 5'inci kol faaliyetlerinin. Dünya Savaþý ve Kurtuluþ Savaþý yýllarýnda harpten yorgun ve bitkin düþmüþ. Amacý. Ýkincisi. 3 Mart 1924'de kurulan Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý’dýr.

Ön yargýsýz haber ve yorum yapan gazeteciler de olmaktadýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I olduðunu görmüþ ve Türk Hava Kurumu’nu kurmuþtur. havacýlýk sanayinin temellerini atmak ve geliþtirmektir. Medya desteði ile ilgili konu oldukça uzun olduðu için bu makale içerisinde incelenmesi yeterli ve uygun deðil. araþtýrma yapmak ve onlarýn anlayabileceði tarzda bilgilendirmektir. Basýn ahlak ilkelerine uygun deðildir. Oysa günümüzde bir gazetecinin bu yöndeki bir iddiasýna katýlmamýz mümkün deðil. Medyanýn da rolü büyüktür. þahýstan ya da geçmiþ yýllara ait bilgi ve belgelerden alýntýlar yaparak yorum ve yargýlama yapmaya hakký ve yetkisi yoktur. "Bir köpek bir insaný ýsýrýrsa bu bir haber olmaz. Bu ülkede çok güzel iþler de yapýlmaktadýr. çok kötüleri de. Toplumu doðru haberlerle donatmaktýr. Bir çok gazete bazý kurum ve kuruluþlarýn sürekli kapalý bir kutuya benzediðini. Zaten sayýsý her geçen gün azalmaya baþlayan gerçek gazetecilik yapanlarýn azlýðý bir Türk vatandaþý olarak beni derinden yaralamaktadýr… Eskiden basýn yayýncýlara okul yýllarýnda. Toplumun karþýsýna sürekli felaket haberleri vermenin anlamý yoktur. Amacý. Bu konuyu merak edenlere "Gökteki Venüs" kitabýmý okumalarýný öneririm6. Hele hele bir gazetecinin bu sözün arkasýna sýðýnmasýný asla kabul edemiyorum. Bu hareket. Artýk bu iddia çaðýmýzda geçerliliðini kaybetmiþtir. 153 . toplumun ihtiyaç duyduðu konularý belirleyip. gazeteci olarak kendilerinin tanýmadýðý bir kurumu topluma da tanýtamadýklarýný yazýyorlar. Atatürk döneminde yaratýlan havacýlýk sanayi ruhunda medya desteði çok yüksektir. her þeyin küçüðünü ve hafifini yapmanýn önemi o yýllarda kavranmýþ bir düþüncenin ürünü olarak görülmektedir. Bir baþka gazeteden. ancak bir insan bir köpeði ýsýrýrsa bu haberdir" derlerdi. Yapýlan güzel iþler. Bunu yapabilmesi için konuyu araþtýrmasý gerekir. Araþtýrma ise kaynaða inilerek yapýlýr. Ülke sanayisinin bel kemiðini oluþturacak sanayi dallarýnda sadece kamu ve özel sektör temsilcilerinin çaba sarf etmesi yeterli deðildir. Çünkü gazetecinin görevi. Ancak medya mensuplarýna kýsa bir mesajým var.

5.Bahattin Adýgüzel. M. 1947 2. Uçak Motor Fabrikasý mühendislerinden Uçak Yüksek Mühendisi Þükrü ER ile yapýlan söyleþiler. 15 Þubat 2004. M.Bahattin Adýgüzel 4. 154 . yapýlan üretimler de vardýr. 1947. Dipnotlar: 1. 3. açýlan fabrikalar. Ziya Þakir. Gökteki Venüs. 1 Aðustos 2003. Turkish Engine Industry (TEI) ve Turkish Airospace Industry (TAI) 6. Yorumlar insanlar bilinçlendirildikten sonra yapýlmalý ve/veya yaptýrýlmalýdýr. doðru yönlendirilirse. Bunlar da haber yapýlmalý. Türkiye Uçak sanayii (TUSAÞ). Nuri Demirað Kimdir. 15 Þubat 2004. Ziya Þakir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kurulan güzel tesisler. M.Bahattin Adýgüzel. Türk Havacýlýðýnda Ýz Býrakanlar. basýnda çalýþanlar da basýn ahlak ilkelerine uyarak çalýþma yaparlarsa kalkýnmanýn daha hýzlý olacaðýný düþünüyorum. Gökteki Venüs. toplum bilgilendirilmelidir. s-256. Nuri Demirað Kimdir. Televizyon ve yazýlý basýn doðru kullanýlýrsa.

M.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Gerçek esenliðe ermek istiyorsak.ATATÜRK ATATÜRK ORMAN ÇÝFTLÝÐÝ Reþat Ünal Harita ve Kadastro Mühendisi .K. çok kan dökerek kazandýðýmýz zaferlerden sonra çok fedakarlýklar yaparak ziraat. ticaret ve sanat sahasýnda önemli adýmlarla yürümeye bakalým.

bakýmsýzlýklar. asýrlarca süren ihmaller. baðýmsýzlýk mücadelesinin hatýralarýna karþý asil bir saygý ve baðlýlýk niþanesi olmasýndan baþka Orta Doðu’nun yeni jeopolitiði bakýmýndan da gerçek ve ileri görüþlülüðe dayanan bir olaydýr. bunalmýþ olan Anadolu topraklarýna çeviriþidir. Mustafa Kemal ATATÜRK. yeni devletin gözlerini anayurdun büyük parçasý.000 kadar nüfuslu Ankara'da yerleþme kararý. ihanetler içinde çökmüþ. 13 Ekim 1923'te Ankara'nýn baþkent olarak ilanýdýr. onlara aðaçsýz ve çorak Ankara'nýn yanýbaþýnda büyük bir çiftlik kurmak istediðini söyler ve yer aramalarýný emreder. bir gün ATATÜRK. 156 . 1925 yýlý baharýnda. bir yandan da aðaçsýz ve çorak baþkent Ankara'da örnek olacak. Anadolu'nun en harap þehirlerinden biri olan tozlu. Bu büyük ve anlamlý bir olay. en küçük imar ve konfor nasibi görmemiþ ve 25. ülkenin tanýnmýþ ziraatçilerini çaðýrarak .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1923 yýlýnýn Ekim ayýnýn en önemli olayý. Yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin. laboratuvar niteliðinde büyük bir çiftlik kurmayý kafasýna koymuþtur. sýtmalý. bir yandan yeni kurulan devletin yapýlanmasýna çalýþýrken.

anbar. en az bugünkü çiftlik yeri üzerinde durmuþtur.000 dönüm arazi modern teknikle geniþ bir çiftlik iþletmesi için yeterli deðildi ve yörede uzun seneler terk edilmiþ vaziyette duran ve sahipleri topraklarýný iþleyemeyecek durumda geniþ araziler vardý. Burasý bakýmsýz. Ancak 20. Bu geniþ arazinin bataklýklarý. hem çorak. o zaman dört kerpiç duvardan baþka bir þey olmayan mezbahanýn etrafýna yuva yapmýþlardý. hem de kötü bir yer. hastalýklý. sarý ve insaný bakarken rahatsýz eden bir durumda idi. 5 Mayýs 1925 Pazartesi günü kurulan birkaç çadýr ile çalýþmalara baþlandý ve mevsimin ilerlemiþ olmasýna raðmen iki fordson traktör ile topraðý sürmeye giriþildi. yoðun devlet iþlerine karþýn buraya da zaman ayýrýyor ve bazen traktörleri bizzat kullanýyordu. Atatürk Orman Çiftliði'nin temeli. Biraz kýraç yerlerinde yuva kurmuþ olan kartallar ve akbabalar. ATATÜRK bugünkü çiftliðin bulunduðu yeri sorar. kim gelip ýslah edecektir?” der. uzmanlar burasýnýn bir çiftlik kurulmasý için gereken özelliklerden hiç birini taþýmadýðýný. ATATÜRK. þehrin hayatýný zehirleyen ve etrafýnda yaþayanlarý kendi gibi renksiz ve hasta yapan bir sýtma kaynaðý idi. imalathane. aðýl. En basit bir barýnma yeri bile olmadýðý için. Bunlarýn deðerinin üstünde fiyatla alýndýðýný gören sahipleri arazilerini Orman Çiftliðine satmaya baþladýlar ve Yaðmurbaba. kiraladýklarý küçük temsilcilik binalarýyla yetinip Ýstanbul'da kalmakta direniyorlardý. “Ýstediðimiz yer böyle olmalýdýr. Uzmanlar çalýþmalarýný tamamlayarak sunarlar. ATATÜRK. fakir bir yer olduðunu belirtirler. atölye. 157 . bir yandan da gerekli idari binalar. kendilerine elçilik binasý yaptýrmalarý için bedava arsa verildiði halde birçok ülke burada aðaç bile yetiþmez diyerek Ankara'ya taþýnmaya yanaþmýyorlar. Atatürk'ün 1925 yýlýnda Abdi Paþa’nýn eþi Faika Haným’dan satýn aldýðý 20 000 dönüm toprak üzerinde atýlmýþtýr. Bu dönemde. süthane. Burada uygarlýðýn eseri olarak yalnýz bir demiryolu ince bir þerit halinde uzanýyordu. Böylelikle. çorak. ahýr. elektrik. Bunu biz ýslah etmezsek. hem bataklýk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Uzman heyet. Ankara'nýn kenarýnda. Bir yandan topraðýn ýslah çalýþmalarý yürütülürken. Ankara'nýn çevresinde çiftlik olacak yer ararken. su tesisleri. fidanlýklar bir yýl gibi bir sürede tamamlandý. bataklýk. hangar.

Tekir ve Þövalye Çiftliklerini. Dörtyol'da. hayvancýlýk ve sýnai üretimdeki baþarýlar önemsenmekle birlikte. zaferlerine birer þahit olan denizlerle süslüyor'' demiþtir. hayvanat bahçeleri. yepyeni bir mucize daha yaratmayý hedefliyordu. yeni bir kent. Büyük Önder ATATÜRK'e hayranlýðý daha da artýrmaktadýr. Güvercinlik. iç ve dýþ kamuoyuna göstermek istemiþtir. aðaç bile yetiþmeyen bu yerde insanýn nasýl yaþayabileceðini kendi kendilerine soran ve Ankara'nýn devlet merkezi oluþunu affedilmez bir hata sayan inançsýz insanlara karþý. Portakal Bahçesi ve Karabasamak Çiftliðini ve Tarsus'ta. örnek sanat atölyeleri (ilk KOBÝ'ler) . eðitim ve rekreasyon ile çaðdaþ bir baþkent yaratma amacý da bulunmaktadýr. bira parklarý ile gerek Ankara halkýnýn ve gerekse dýþarýdan gelenlerin gezi ve dinlenme yeri olmuþ. Karadeniz havuzu halkýn dinlenme ve eðlence yeri olmuþtur. Silifke'de. Macun. zaferi elde ettikten ve kýlýcýný kýnýna koyduktan sonra yorgunluðunu gideriyor. ATATÜRK. ayný amaçlarý doðrultusunda iþletmek üzere Yalova'da. Kendi çiftliðini. Marmara havuzunu gören Amerikalý gazeteci Rose Lea. Atatürk'ün döneminde yapýlan Marmara Denizi ve alaný Karadeniz'in þeklini taþýyan havuzlarý hayranlýklar yaratmýþ. makalelerinden birinde ''Büyük cengaver. ziraat fakültesi öðrencilerinin staj yaptýðý. ATATÜRK. parklarý. lokantalarý. havuzlarý. Karadeniz havuzu yapýldýðý yer itibariyle týpký gerçek Karadeniz gibi rüzgarlý ve dalgalý haliyle. tarihsel bir özellik kazandýrmaktadýr. modern ziraat ve hayvancýlýk tekniklerinin uygulandýðý. ATATÜRK. ilk sanayi kuruluþlarýna kucak açmasý. Bu özellik. Piloðlu Çifliði'ni de satýn alarak çiftlik iþletmeleri arasýna katmýþtýr. bunlarýn dýþýnda. tarým. Atatürk Orman Çiftliði yalnýz çiftlik iþleten bir yer olmamýþ. Tahar. ATATÜRK'ün Ankara'daki çiftliklerinde. Çakýrlar çiftliklerinden satýn alýnan topraklarla oluþan çiftlikler tek bir yönetim altýnda birleþtirilerek "Orman Çiftliði" olarak adlandýrmýþtýr. Etimesut. Millet ve Baltacý Çiftliklerini. yeni bir ülke ve yeni bir toplum kurma iradesini Orman Çiftliðinde simgeleþtirerek. Atatürk Orman Çiftliði’ni sýradan bir çiftlik olmaktan çýkarmakta.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Balgat. 158 .

hayvancýlýðý. sanayi ve ticaret örgütlenmesiyle birbirini tamamlayan ve modern teknik aletlerle rasyonel bir iþ birliðine dayanan büyük bir iþletme haline gelmiþtir. iyi ve bol 159 . Tüm Dünya'yý etkileyen 1929 krizine raðmen. Çiftlik sadece üretim ile kalmamýþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Orman Çiftliði. bir bölümü bataklýktý. sulama. ürettiði maddeleri iþlenmiþ olarak piyasalara sürmüþtür. genel ziraati. Bir yandan bunlarýn iþe yarar hale getirilmesi için imar ýslah. Çiftlik arazisinin bir bölümü kuvvetsiz. bir bölüm arazisi yorgun ve bakýmsýz. ATATÜRK'ün çiftliklerin anlamýný tam anlatabilmek için Ankara'daki Orman Çiftliðinin kuruluþundan Hazine’ye baðýþlanana kadar geçen 12 yýllýk dönemini vurgulamak gerekmiþtir. Ziraat Ýþleri. kurutma. gerekli önlemlerini alarak yoluna devam etmiþtir. uzun ve çetin çalýþmalar sonucunda çiftlikleri.

pancar. arpa.000 dönüm hububat ekimiyle üretime baþlanmýþtýr. Her yýl istenilen miktarda mahsul alabilmek için araþtýrmalar yapýldý. sulama zamanlarý. Ankara çevresinde meyvecilik. Çubuk Çayý üzerinde bentler kuruldu ve sulama kanallarý ile araziye baðlandý. Orman Çiftliðinde yöre iklimine uygun çeþitli meyve aðaçlarý dikildi ve üretime geçildi. topraðýn gereksinimine göre gübreleme yöntemleri geliþtirildi. uzunluðunda bir baraj yapýldý. yaðmur ve kar sularýnýn depolanmasý ve ilk baharda kullanýlmasý için göletler oluþturuldu. Kuruluþ yýllarýnda tek bir aðacý bulun160 . ancak bunlar geleneksel yöntemlerle yapýlmaktaydý. Beþ büyük ve nakledilebilen santrafüj tulumbasý alýnarak her sahada ekinlerin sulamasý saðlandý. Ankara'nýn baþkent olmasýyla nüfusu adeta bir sýçrama yapmýþ. Tahar Boðazý’nda ve Kelek Mevkiinde kýþýn akan sularý ile yer altý sularýnýn depolamak için göletler yapýldý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I mahsul almak için besleme çalýþmalarýna baþlanýrken bir yandan da hemen 1925 yýlýnda 14. buðday. Su ihtiyacý için. Orman Çiftliðinde de bu iþlere modern yöntemlerle baþlatýldý ve böylelikle Ankara'nýn sebze ihtiyacýnýn bir bölümü karþýlanmaya baþlandý. topraðýn gübre ile nasýl besleneceði. sulama kanallarý kuruldu. Öyle ki bu üretim karþýsýnda çiftlikte bir marmelat ve konserve fabrikasýnýn kurulmasý planlandý. Marmara ve Karadeniz havuzlarý yapýldý. Ýstanbul Boðazýnda 145 m. sebze ve bað mahsullerine ihtiyacý artmýþtýr. Orta Anadolu iklim koþullarýnda topraðýn istediði en uygun tohumlar tespit edilmiþ ve köylüye her yönüyle örnek olmuþtur. Ýlk dört yýlda yapýlan çalýþmalar sonucunda. çiftlik yapýlarýnýn ihtiyacý ile aðaçlama çalýþmalarýnda kullanýlmak üzere kuyular açýldý. Orman Çiftliði uygulamalarý ile maliyetler düþürülmüþ. mýsýr gibi kuru mahsullerle patates. yonca nevinden nasýl yetiþtirileceði. böyle bir kentin meyve. hem de þaraplýk olarak yararlanýlacak duruma getirildi. topraðýn laboratuar tahlilleri yapýldý. Ankara iklim ve topraðýnýn yetiþtirdiði yüksek kaliteli üzümlerden hem yemeklik. sebzecilik ve baðcýlýk yapýlmaktaydý. Ýncesu ve Bend Dereleri. Çakýrlar Çiftliði’ndeki yer altý sularý galerilerle yukarý çýkarýldý. yer altý sularýnýn santrifüj tulumbalarý ile çekilmesi için çalýþmalar yapýldý.

Bursa Merinos Yün Fabrikasý’nýn iþlemeye baþlamasý ile merinos koyunculuðu daha da önem kazanmýþtýr. Orman Çiftliðinde ilk günden itibaren modern yetiþtirme tekniði ile baþlanýlan hayvancýlýk. Ankara'da sürü besleyenler.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I mayan Orman Çiftliðine dört milyondan fazla aðaç dikilmiþ. yünleri. Koyunculuk ile süt ve mamülleri. kümes hayvanlarý iþinde de büyük ölçüde tavuk ve yumurta üretimi ilk defa Orman Çiftliði’nde yapýlmýþtýr. öküzlerinde kuvvet. ineklerinde süt kalmamýþ olan yerli ýrký. Çiftlikte Sovyetler Birliði tarafýndan hediye edilen erkek ve diþi karagül (astragan) koyunlarý seneden seneye geliþtirilerek sayýsý iki binden fazla hale getirilmiþtir. hem çiftçilere ve köylülere verilerek sýðýr hayvancýlýðýnýn geliþtirilmesine çalýþýlmýþ. makinali ziraat yanýnda attan da ziraat ve nakliye iþlerinde yaralanýlmýþtýr. Orman Çiftliði’nde koyunculuk gittikçe geliþtirilmiþtir. ülke piyasasýna sunulmuþtur. Kývýrcýk koyunlarý çiftliðin en verimli koyunlarý olmuþ. Bunun dýþýnda Arap ýrký ile Fransýz Ardana ýrký atlarý da muhtelif iþlerde kullanýlmýþtýr. çiftlikten damýzlýk kývýrcýklar alarak. kurulan fidanlýklarla aðaçlandýrma alaný geniþletilmiþtir. Hayvancýlýk Ýþleri. Çiftliðin ilk kuruluþ yýllarýnda Macaristan'dan getirtilen Nonyüs kýrak ve aygýrlarý ile çiftlikte saf kanlý koþum atlarý yetiþtirilmiþ. kýsa zamanda geliþtirilmiþtir. Çiftlikte kývýrcýktan sonra karaman ve merinos koyunlarý önem kazanmýþ. Fidanlýklarda yetiþtirilen meyveli ve meyvesiz aðaçlar Ankara'nýn ve hatta diðer þehirlerin aðaçlandýrma çalýþmalarýna kaynak olmuþtur. temiz ve sýhhi bir kasaplýk sýnýfý tesis edilmiþ. kývýrcýk yetiþtirmeye baþlamýþlardýr. Hayvancýlýk iþlerinden koyunculukta. derleri ve kasaplýk et olarak önemli bir üretim alaný yaratýlmýþtýr. hem sütünden. boylarý küçülmüþ. 161 . Karagül koyunlarýnýn derileri Leipzig'de iþletilerek. Gittikçe büyüyen Ankara'nýn et ihtiyacý için modern bir devlet merkezine yakýþýr modern. Anadolu'nun verimleri azalmýþ. Hollanda'dan getirilen damýzlýklarla ýslah edilerek yeni bir sýðýr tipi yaratýlmýþ. hem kasaplýk hayvan olarak yaralanýlmýþtýr. sýðýrcýlýkta ve kümes hayvanlarýnýn yetiþtirilmesinde önemli baþarýlar elde edilmiþtir. soylarý bozulmuþ.

bira. kýsmen rodeyland soyu tavuklarla iþe baþlanýlmýþ. demir eþya ve pulluk fabrikasý. Ankara ve Hollanda ýrkýndan olan bu tavþanlar çok kolay çoðalmalarý ve masraflarýn az olmasý nedeniyle kürkçülük iþlerinde kullanýlmýþlardýr. Ýlk birasýný 1934’de piyasaya veren birinci bira fabrikasý. malt. peynir çeþitleri. gazoz. Bira Fabrikasý. Legorn. Çiftlikte peynir imalinde. buz. 1937’de yeni ve daha büyük bir fabrikaya dönüþtürülmüþtür. Fabrika tam tesisatlý bir iþletme olarak beþ yýl sonra faaliyete geçmiþtir. soda imalat. Süt fabrikasý çiftliðin ilk kuruluþ yýllarýnda düþünülmüþ. Salon ve Salvator birasý olmak üzere dört çeþit bira üretilmiþtir. Siyah. gerek kalite ve gerekse miktar 162 . yetiþtirdiði arpasýna iyi ve devamlý bir müþteri bulmuþtur. satýþ maðazalarýnýn açýlmasý ile daha da geliþtirilmiþtir. Çiftlikteki malt. Normal. Bira endüstrisi zirai kalkýnma içinde önemli görülmüþtür. Çiftlikte 1929 yýlýndan itibaren arýcýlýk faaliyetleri de baþlatýlmýþ ve yöre köyleri için fenni arýcýlýk konusunda iyi bir örnek olmuþtur. bunlar üzerinde yapýlan tecrübeler iyi sonuç vermiþ. Sütçülük ve mamulatý iþleri için Avusturya ve Macaristan'dan uzmanlar getirtilmiþ. Sanayi ve Endüstri Ýþleri. gazoz. Ankara'nýn süt ve yoðurt ihtiyacýnýn önemli bir bölümü karþýlanmýþtýr. buz fabrikalarý. Atatürk Çiftlikleri’nin dikkate deðer özelliklerinden birisi de endüstriyel kuruluþlarýdýr. Çiftlik bünyesinde doðal ihtiyaçlarýn ürünü olarak 1934’de kurulan bira fabrikasý. þarap ve deri fabrikalarý çiftliðe küçük bir sanayi ve endüstri merkezi görüntüsü vermiþtir. Fransa’dan getirtilen tavþanlarla ýslah edilmiþlerdir. süt. bira. doldurma ve ambalaj iþlerini de yapmýþtýr. Orman Çiftliði’nde tavukçuluk bölümünde tavþan da yetiþtirilmiþ ve iyi sonuçlar alýnmýþtýr. Nesli bozulan Ankara tavþanlarý. hem uzmanlýklarýndan yararlanýlmýþ hem de uzman gençler yetiþtirmeleri saðlanmýþtýr. Bira fabrikasýnda. piyasanýn tavuk eti ve yumurta ihtiyacýnýn bir bölümü karþýlanmaya çalýþýlmýþtýr. Pastörize Süt ve Yoðurt Fabrikasý. yoðurt. binalarýnýn bir bölümü o günlerde yapýlmýþtýr. soda. Daha önce þerbetçi otu ekmemiþ olan köylü. Bira fabrikasý küspeleri hayvanlar için çok besleyici bir gýda olmuþtur. bu maddenin ziraatine baþlamýþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Çiftlikte modern tavukçuluk ilk kuruluþundan itibaren yapýlmaya baþlanmýþ. Tesislerin modern ve sýhhi olmasý saðlanmýþ.

Orta Anadolu yaylasýnýn yüksek kaliteli þaraplýk üzümlerinden imal edilen þaraplar. týrmýk. gerekse ülkenin diðer kentlerinde aranan þaraplar olmuþtur. Çiftliðin tulum ve salamura peynirlerine talepler giderek artýþ göstermiþtir. gerek Ankara'da. Çiftlik ihtiyaçlarý için kurulan deðirmen. Atatürk Çiftlikleri’nin ilk tesisinde küçük bir tamirhane olarak kurulmuþ olan fabrika. Demir Eþya ve Pulluk Fabrikasý. metal dökme kýsmý. Deri Fabrikasý. Beyaz peynirin yaný sýra kaþar peynirleri de ülkemizin her tarafýnda aranýr olmuþtur. demirhane ve tornahane. 1931 yýlýnda da çiftliðin ve Anadolu köylüsünün pulluk ihtiyacýný karþýlamak için pulluk atölyesi kurulmuþtur. zamanla atölyeye demir döküm kýsmý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I itibariyle önemli geliþmeler saðlanmýþtýr. tesviye ve montaj kýsmý. Yine fýrýnda baþlangýç- 163 . ayný zamanda yöre köylerinin ihtiyaçlarýný gidermiþtir. çiftliðin makinalarýnýn tamiri ve yedek parça imali iþlerini görürken. Þarap Fabrikasý. kafes teli iþleri eklenmiþ. Kasaplýk hayvancýlýk iþlerinin yan ürünü olan derileri deðerlendirmek üzere kurulmuþtur. Burada pulluktan baþka tohum temizleme makinalarý. tereyeðý pres aletleri gibi makinalar da yapýlmýþtýr. Çiftlik ürünlerinden olan tereyaðlarý ve gerekse yemeklik yaðlar piyasada aranýr olmuþtur. Deðirmen ve Fýrýn.

Atatürk Çiftlikleri’nde ayný zamanda sosyal yaþama öncülük etmek için lokanta. Ankara'da Yeniþehir'de. bir poliklinik açýlmýþtýr. 1936’da kurularak temiz ve ucuz yemekleriyle halkýn hizmetine sunulmuþtur. Bunun için satýþ maðazalarý. bu gençlere bir taraftan pulluk fabrikasýnda.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ta çiftlik ihtiyaçlarý için kurulmuþ. Hacýbayram'da ve Samanpazarý'nda. Fýrýnda ekmek üretimi dýþýnda bisküvi vb. buradaki baþarýsýna göre enstitüye girebilmiþlerdir. Bugün hala Ankara'nýn önemli lokantalarýndan olan Çiftlik Lokantasý. lokanta ve gazinolar açýlmýþtýr. Yaz günlerinde Çiftliðin Bira Parký ve Lokantasý halkla dolup taþmýþtýr. Gerektiðinde yurtdýþýndan uzmanlar getirilerek. daha sonra Ankara'ya da ekmek yetiþtirecek þekilde geliþtirilmiþtir. diðer 164 . Çiftliklerde ilk aþamada ziraat ve hayvancýlýk organize edilmiþtir. gazino. Atatürk Çiftliklerinde. Ýstanbul'da Beyoðlu ve Kadýköy'de maðazalar açýlmýþtýr. çiftliklerin bütün mahsulleri satýlmýþtýr. modern ziraatýn nasýl yapýlabileceði ve üretimin nasýl deðerlendirilebileceði gösterilmekle yetinilmemiþ. Yüksek Ziraat Enstitüsü’ne girecek lise mezunlarýna önce Orman Çiftliði’nin bütün faaliyet alanlarýnda 10 ay süreyle staj yapma zorunluluðu getirilmiþ. Atatürk Çiftlikleri’nin ekonomik zincirinin son halkasý ticaret birimleri olmuþtur. havuzda spor eðlenceleri düzenlenmiþtir. Eðlence yerleri az olan Ankara'da halk. Bunun uzantýsý olarak endüstriyel yapýlanmalar olmuþtur. imalatlar yapýlmýþtýr. Halkýn eðlencesi için bir lunapark kurulmuþ. Karadeniz Havuzu yaz aylarýnda halka açýk hale getirilmiþ. gazinolarýnda ve lokantalarýnda geçirmiþlerdir. ülkemizde uzman yetiþtirilmesi saðlanmýþtýr. Atatürk Çiftlikleri satýþ maðazalarýnda. bu alanda uzmanlar yetiþtirilmesi de amaçlanmýþtýr. tatil günlerini çiftliðin parklarýnda. park ve plaj gibi iþletmeler açýlmýþtýr. parasýz olarak gezilen bir hayvanat bahçesi ile bir müze kurulmuþtur. Doðal olarak üretimin deðerlendirilmesi için piyasalarla iliþkiyi saðlamak için ticari yapýlanmalar kurulmuþtur. deðiþik kentlerden gelen ziraat makinelerinde çalýþacak ve kullanacak gençler için eðitim verilmiþ. Çalýþanlar ile civar köylülerin çocuklarýnýn okumalarý için çiftlikte bir de yatýlý okul kurulmuþ. Bu düþünceden hareketle. tarým teknikleri ve tarým makinelerini kullanma konusunda yetiþtirilmeleri saðlanmýþ. Orman çiftliðinde.

muhitlerini güzelleþtirmek. Çiftliklerin yerine göre araziyi ýslah ve tanzim etmek. ''Baþvekalete. bir taraftan da iç ve dýþ piyasalarla daimi ve sýký temasta bulunmak suretiyle. kooperatif teþkili suretiyle veya ayný mahiyette baþka suretlerle civar köylerle beraber faydalý þekilde çalýþmýþlar. her nevi ziraat sanatlarýný da teçmil eden bu müesseseler: ilk senelerden baþlayan bütün kazançlarýný inkiþaflarýna sarfederek büyük küçük müteaddit fabrika ve imalathaneler tesis etmiþler. halka gezecek. bütün ziraat makine ve aletlerini yerinde ve faydalý þekilde kullanarak bunlarýn hepsini tamir ve mühim bir kýsmýný yeniden imal edecek tesisat vücuda getirmiþler. gerekse tamirini öðrenmiþlerdir. Malum olduðu üzere. mümasilleri tesis 165 . ziraat ve zirai iktisat sahasýnda fenni ve ameli tecrübeler yapmak maksadý ile muhtelif zamanlarda memleketin muhtelif mýntýkalarýnda müteaddit çiftlikler tesis etmiþtim. eðlenecek ve dinlenecek sýhhi yerler. ve memleketin diðer mýntýkalarýnda da. bunlarýn muhite en elveriþli ve verimli olanlarýný tespit etmiþler. aþaðýdaki 11. yerli ve yabancý bir çok hayvan ýrklarý üzerinde çift ve mahsul bakýmýndan yaptýklarý tetkikler neticesinde. On üç sene devam eden çetin çalýþmalarý esnasýnda faaliyetlerini. Bünyelerinin metanetini ve muvaffakiyetlerinin temelini teþkil eden geniþ çalýþma ve ticari esaslar dahilinde idare edildikleri. ATATÜRK Orman Çiftliði ile.1937 günlü bir mektupla Hazineye baðýþlamýþtýr.6. faaliyetlerini ve istihsallerini bunlarýn isteklerine uydurmuþlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I taraftan ziraat makinelerinde çalýþarak gerek makinalarý kullanmasýný. bulunduklarý iklimin yetiþtirdiði her çeþit mahsulattan baþka. ve bugün her bakýmdan verimli. bazý yerlerde ihtikarla fiili ve muvaffakiyetli mücadelede bulunmak gibi hizmetleri de zikre þayandýr. kurduðu amaçlar doðrultusunda yönetileceði umuduyla. yurdun deðiþik bölgelerinde kurduðu 6 adet çiftliðini. hiylesiz ve nefis gýda maddeleri temin eylemek. olgun ve çok kýymetli birer varlýk haline gelmiþlerdir.

faaliyetler devam ettirilmiþ. Çiftliklerin arazisi ile tesisat ve demirbaþlarýný mücmel olarak gösteren bir liste iliþiktir. Mali bünyede baþgösteren dengesizlik. istihsalatý artýrma ve köyleri kalkýndýrma yolunda devletçe alýnan ve alýnacak olan tedbirlerin hüsnü intihap ve istikþafýna çok müsait birer birer amil ve mesnet olacaklarýna kani buluyorum.3. Ancak. hayvanat ve demirbaþlarý ile beraber hazineye hediye ediyorum. Muktazi kanuni muamelesinin yapýlmasýný dilerim. özerk bir müdürlük eliyle yönetilmesinin uygun olacaðý doðrultusunda bir eðilim belirmiþ. ve bu kanaatle tasarrufum altýndaki bu çiftlikleri bütün tesisat. Gazi Orman Çiftliðinin parlak ve devamlý geliþmedeki hýzý. çiftlik arazisi dýþýnda yerler kiralanarak çalýþmalar geniþletilmiþ. Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu.1949 gün ve 5433 sayýlý Yasanýn TBMM görüþmeleri sýrasýnda. Bu dönemde Ankara'daki Orman Çiftliði ''Gazi Orman Çiftliði '' adýný alarak faaliyetlerini sürdürmüþtür.6. Dünya Savaþý’nýn olumsuzsuz etkileri giderek azalmasýna karþýn daima büyük zararlar etmiþtir. Atatürk'ün Ankara'daki çiftliðinin.1. yýllar ilerledikçe artmýþ. þarapçýlýk geliþtirilmiþ. çiftliðin Devlet yönetimine geçmesi ile birlikte birdenbire yavaþlamýþ. Ankara þarabýnýn 166 . Sonuçta. mali bir buhranýn içine düþmüþtür. Atatürk'ün baðýþladýðý çiftlikler.1938 günlü 3308 sayýlý yasa ile Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu (DZÝK) kurulmuþ ve bütün taþýnmazlar bu kuruma devredilmiþtir. etkinliklerini yalnýzca 11 yýl sürdürebilmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I edildiði takdirde. Zirai Kombinalar Ýdaresi ile birleþtirilerek Devlet Üretme Çiftlikleri adý altýnda yeniden örgütlenmesini öngören 7. Dünya Savaþý’nýn getirdiði olumsuzluklarla da gerileyerek. 24. '' Atatürk Çiftlikleri’nin yönetilmesi için 1. Atatürk'ün ölümünün üzerinden bir yýl geçmeden bira fabrikasý Tarým Bakanlýðýnca. 2. 2. bu eðilime yanýt vermek amacýyla çýkarýlmýþtýr.1950 günlü 5659 sayýlý Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü Kuruluþ Yasasý. Atatürk Orman Çiftliði adý altýnda özerk bir yapýya kavuþtuktan sonra. tecrübelerini müspet iþ sahasýndan alan bu müesseselerinin ziraat usullerini düzeltme. Tekel Genel Müdürlüðüne satýlmýþ.

siyasi iradenin korumasý altýna alýnmýþtýr. 1952 yýlýndan itibaren kar etmeye baþlayan Atatürk Orman Çiftliði’nde tarla ziraati yapýlan alan bir misli geniþletilmiþ. Yalova'da. yasalara aykýrý yapýlaþma ve iþgaller ortaya çýkmýþtýr. Macun. Baðbahçe kültürleri ve aðaçlandýrma iþleri artýrýlmýþtýr. Atatürk Orman Çiftliði'nin örgüt yapýsýndaki yetersizlikler ile bunun yol açtýðý temel sorunlar olan.395 167 . Arazi büyüklüðü bu listede 154. Ancak.729 dönüm olarak belirtilmiþtir. taþýnmazlarýnýn envanterinin yapýlamayýþý. Orman. korumacý bir anlayýþla yetinilmiþ ve stratejik kullaným ilkelerini belirleyecek ve uygulayabilecek bir örgüt modeli öngörülmemiþtir. Tahar. Turistik Marmara Oteli 1968'de iþletmeye açýlmýþtýr. maddesi çiftlik taþýnmazlarýný Devlet malý saymýþ. üretim ve aðaçlandýrma etkinliklerinden giderek uzaklaþýlmasý. Böylece Çiftliðin toprak bütünlüðü. Çakýrlar Çiftliklerinden oluþan Orman Çiftliði. Bu nedenle Ankara'nýn büyümesi ile birlikte yoðunlaþan kentin altyapý gereksinmesi ve rant baskýlarýnýn Çiftlik alanýný olumsuz etkilemesi önlenememiþtir. çiftliðe geliþ gidiþi kolaylaþtýrmak için 1952 yýlýndan itibaren halk otobüsleri tahsis edildi. Portakal Bahçesi ve Karabasamak Çiftliði ve Tarsus'ta. Millet ve Baltacý Çiftlikleri. Güvercinlik. Yaðmurbaba. Balgat.1937 tarihli vasiyetnamesinin ekindeki listede ''Ankara'da. Tekir ve Þövalye Çiftlikleri. Halkýn. Lüks Kilis'in Horos Karasý üzüm çeþitleri ile yüksek kalitede þaraplar üretildi ve Uluslararasý Þarap Ofisi’nce tescil edildi.1939 yýlýnda Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu tarafýndan yayýnlanan ''Atatürk Çiftlikleri'' adlý yayýn ile 1953 yýlýnda Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü tarafýndan yayýnlanan ''Atatürk Orman Çiftliði'' isimli yayýnda bu rakam 150. 5659 sayýlý Yasanýn 9. Çiftlik arazisi üzerinde Ankara Þehirlerarasý Otobüs Terminali inþa edilerek 1997 yýlýndan bu yana iþletilmektedir. Ürünler için soðuk hava deposu yapýlmýþ. Ancak ne yazýk ki. büyük bir süt fabrikasý inþa edilmiþtir. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün 11.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I imal edildiði Kalecik Beyaz ve Karasý. Etimesgut. 10. Dörtyol'da. Silifke'de. Çiftlik arazisi 1978 yýlýndan bu yana toprak döküm alaný olarak da kullanýlmaktadýr. maddesi ise satýlmasý ve kamulaþtýrýlmasýný özel bir yasa ile izin alýnmasý koþuluna baðlamýþtýr. Piloðlu Çitliði'ni arazi varlýðý olarak belirtmiþtir.06. Taze üzüm suyu “üzüm özü” adýyla piyasaya sürüldü. yeni makinalar saðlanmýþtýr. Nevþehir-Narköy'ün Emir.

1937 tarihli vasiyetnamesi ile hazineye baðýþladýðý arazilere iliþkin tek resmi kayýt.544 m2'dir. Bu baðýþ ile birlikte bazý özel þahýslar ile Ankara Belediyesi ile Cumhuriyet Halk Partisine yapýlan baðýþlar söz konudur. 168 . 12.1950'de kabul edilen ve 1. Bu miktar günümüzün rakamýyla 93. Güvercinlik ve Etimesgut Çiftliklerinin birleþmesi ile oluþmuþ 80.3.05.1938 'de kabul edilen ve 13. Tarým. Bu miktardan 102.6. maddesiyle. Ancak bu belgeler bulunamamaktadýr.1938 günü Hazine’ye baðýþ iþlemine konu tapu senedi ve tapu kayýtlarý incelendiðinde Ankara'da 39.6. 7.000 dönümden söz edilmektedir.1937'yi izleyen günlerde maliye hazinesine.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I dönüm olarak verilmektedir. hayvanat ve demirbaþlarý ile beraber hazineye baðýþladýðý arazi. 11.6. 5659 Yasa'nýn Geçici 2.000 dönümü Ankara'daki Orman Çiftliði olarak verilmektedir. bu devirlerde mal deðerlerinin Maliye.1937'de bütün tesisat. Tarým ve Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðü tarafýndan atanan 3 kiþilik komisyon marifetiyle belirlenmesi. 24.4.1949 'da yayýnlanarak yürürlüðe giren 5433 sayýlý Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðü Görev ve Kuruluþ Yasa 'sý ile Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðüne. Macun. Balgat. ATATÜRK'ün 11. 5433 sayýlý Yasa'sýnýn Geçici 3.704. kayýt bulunmamaktadýr.1.090 m2 büyüklüðünde bir arazinin baðýþlandýðý görülmektedir.000 dönüm araziden ibaret olduðu belirtilmektedir.1938 'de yayýnlanarak yürürlüðe giren 3308 sayýlý Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu Hakkýnda Yasa'sý ile Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu'na. bu devirlerde mal deðerlerinin Maliye.06. maddesiyle. Orman Çiftliði ve Mülhakatý Müdüriyeti tarafýndan hazýrlandýðý anlaþýlan 8 Aðustos 1928 tarihli Gazi Orman Çiftliði baþlýklý bir raporda 120.1. 7. Ancak bu rakamlarý doðrulayacak kesin kanýt oluþturacak bir belge.6. Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðü ve Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü tarafýndan atanan 4 kiþilik komisyon marifetiyle belirlenmesi hüküm altýna alýnmýþtýr. 1926'da Hakimiyet-i Milliye Gazetesi'nde yapýlan '' Reisi Cumhur Gazi Mustafa Kemal Paþa Hazretlerinin Ankara Çiftlikler '' adlý yayýnda Çiftliðin Orman. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün 11.1950 'de yayýnlanarak yürürlüðe giren 5659 sayýlý Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü Kuruluþ Yasa 'sý ile Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü'ne devredilmiþtir.210. Bu durum bazý soru iþaretleri doðurmaktadýr. envanter vb.1949 'da kabul edilen ve 13. Yaðmurbaba.

Yasanýn býraktýðý boþluklarý giderilemediði için kuruluþ amacýnýn gereklerince yönetilemediði. Ancak bu tartýþmalarýn dayanaklarý ne yazýk ki belge ve bilgiler deðil. 2002 yýlýnda yapýlan D.O.1939'da çýkartýlan 3697 sayýlý yasa ile Tekel Genel Müdürlüðüne satýlmýþtýr . Bu durum bugün içinde geçerlidir. 2002 yýlý D. Atatürk Orman Çiftliði döneminde çýkartýlan yasalarla (bir bölümü de mahkeme kararlarýyla) yaklaþýk 14.000 m2 arazi satýlmýþtýr.K. varlýk nedenini ortaya koyabilecek. Topraklarýnýn büyük bir bölümünün yasal olmayan yollarla özel kiþilerin eline geçtiði kuþkularý çeþitli platformlarda yoðun biçimde dile getirilmektedir. Satýlan bu arazinin bir kýsmý alým amacý dýþýnda kullanýlmaktadýr. sonra bu duruma yasallýk kazandýrmak için yasa çýkarmak suretiyle satýþlarý saðlanmýþtýr. taþýnmazlarýný yönetebilecek bir birim öngörülmemiþtir. Atatürk'ün arazilerinden yapýlan satýþlarda. Devlet Ziraat Ýþletmeleri Yönetim Kurulu kararýyla satýlan yaklaþýk 7. belirlenen hedefe uygun stratejik planlar 169 . söylenti ya da sezgilerdir.7.'nýn yaptýðý incelemede ortaya çýkartýlmýþtýr. Atatürk Orman Çiftliði arazileri ve tesislerden Bira Fabrikasý ATATÜRK'ün ölümünün üzerinden bir yýl bile geçmeden (yaklaþýk 50. Örneðin Atatürk'ün arazileri arasýnda olduðu iddia edilen Çubuk'taki Aydos Yaylasý'nýn mülkiyetinin hiçbir zaman Atatürk'e yada (A. gelecek hedefi belirleyebilecek.611. Ancak bunlar belgeye dayanmayan varsayýmlara dayalý iddialardýr. Atatürk Orman Çiftliði her ne kadar özerk bir statüye kavuþturulmuþsa da. Diðer bir ifade.D. genelde önce fiili durum yaratýlmýþ.000 m2) 6. Atatürk Orman Çiftliði'nin.Ç'ye) ait olmadýðý. Kuruluþ Yasasý’nda varlýk nedeni (misyon) ile gelecek hedefi (vizyon) belirlenmemiþ.D.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Ancak baðýþa konu arazi miktarýyla ilgili olarak çeþitli iddialar bulunmaktadýr. Devlete hakim siyasi irade Atatürk'ün arazilerinin talanýnda esas belirleyici olmuþtur. incelemesi sýrasýnda.K.372. Günümüzde ise ATATÜRK'ün diðer miraslarýna yapýldýðý gibi bu eseri de yok edilmek için özelleþtirme kapsamýna alýnmýþtýr. Atatürk'ün arazileri üzerinde þimdi Urankent Konutlarý yükselmektedir.000 m2 arazi bulgulanmýþtýr. geliþtirilemediði gibi topraklarýnýn giderek küçültülmesi ve dokusunun bozulmasý önlenememiþtir.

Atatürk Orman Çiftliði'nin tarým ve hayvansal üretimi giderek azalan bir seyir izlemiþtir. böylece. Orman Bakanlýðý'na göre ülkemizin % 25'i ormandýr. 2003 yýlýnýn sonlarýna gelindiði halde henüz yapýlmamýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I üretebilecek. Deðiþik disiplin alanlarýnda eðitilmiþ iþgücünün. Çiftliðin Türkiye ortalamasýnýn altýnda bir aðaç dokusuna sahip olmasý düþündürücüdür. Tahýl ve hayvancýlýk için ayrýlan alan giderek küçülmüþtür. 1992 yýlýnda sit. geliþtirebilecek ve uygulayabilecek bir örgüt yapýsý bulunmamaktadýr. 2863 sayýlý Yasaya göre en geç bir yýl içinde bitirilmesi gereken koruma amaçlý imar planý. üretim yapýlabilecek tarlalarý parçalanmýþ ve tarýmsal iþlevini yitirmiþtir. 2863 sayýlý Yasanýn korumasý altýna alýnmýþtýr. Çiftlik alanýnýn kentin geliþmesinden olumsuz etkilenmesinin önüne geçilemeyecek ve Atatürk'ün çaðdaþ bir baþkent yaratma düþü gerçekleþtirilemeyecektir. böylelikle Çiftlik alanýnýn bütünlük içinde korunabilmesi ve planlanabilmesinin ortamý oluþturulmuþtur. Çiftliðin alan bütünlüðü içinde yer alan Fiþek. Çiftlik alanýndaki yapýlaþmalarýn büyük bir bölümü. 170 . 1930'lu yýllardaki üretim çeþitliliði geniþ bir yelpazeye yayýlýrken. sürekli ve eþgüdüm içinde çalýþmasýnýn öngörüldüðü bir yönetim modeli kurulmadýkça. Adýnda orman olan. 1998 yýlýnda ise I. Ancak. Derece Doðal ve Tarihi Sit olarak tescil edilmiþ. þarap üretimi satýn alýnan üzümlerle sürdürülmektedir. Çimento ve Traktör Fabrikalarý ile Mitaþ gibi sanayi kuruluþlarýnýn kullandýklarý alanlar da kapsam içine alýnmýþ. üretim etkinliðinden giderek uzaklaþýlmýþtýr. Ayrýca. kanalizasyon. Oysa. enerji nakil hatlarý ile bir að gibi sarýldýðý için. Hayvancýlýktan büyük ölçüde vazgeçildiði için deri fabrikasý ile daha sonralarý pulluk fabrikasýna dönüþen demir atölyesi kapatýlmýþtýr. su ve doðalgaz borularý. Üstelik biriken stoklar nedeniyle 1999'dan sonra arasýnda üretilmemiþtir. Atatürk Orman Çiftliði. Çiftlik Müdürlüðü kayýtlarýna göre Çiftlik alanýnýn %15'nin orman olarak tanýmlanabilecek nitelikte olduðunu göstermektedir. Az sayýda büyükbaþ hayvan yetiþtirilmekte ve bu nedenle de fabrikada iþlenen süt satýn alýnmaktadýr. Fýrýn kapatýlmýþtýr. Kentin altyapýsýnýn gerektirdiði ana ulaþým yollarý. 3194 sayýlý Yasaya ve 2863 sayýlý Yasaya da aykýrý olarak yapýlmýþtýr. birlikte. Baðcýlýk yapýlmadýðý için.

178. Güçlü bir koruma oluþturulamazsa bu ilginin Çiftlik topraklarýný olumsuz etkilemesinden kaçýnýlamayacaðý açýktýr. Ayrýca. Çiftlik topraklarý üzerinde tehdit oluþturacak yeni geliþmelerin varlýðý dikkat çekmektedir: Çiftliðin hipodrom yakýnýndaki topraklarý üzerinde. Bütünlük ve dokusunun korunmasý konusunda özenli olunmadýðý için Çiftlik topraklarý.888. Atatürk Orman Çiftliði alanýnýn stratejik kullaným ilkeleri belirlenmediði için. üzerinde kamu kurumlarýna ait yapýlarýn bulunduðu parsellerde ortaklýk biçiminde mülkiyetler oluþturularak fiilen Çiftliðin kullanýmýndan çýkarýlmýþ. Metro.218 m²'si satýlarak.989 m²'si kentin altyapýsýnda kullanýlmýþ. Kent planlarý ve imar düzenlemeleri konusunda alýnan her karar. 1983 yýlýndan bu yana son 20 yýlda Çiftlik topraklarýnýn satýlmasýna izin veren bir yasa çýkarýlmamýþ iken ilk defa bu dönem. kent planlarýný yaparken belediyelerin kendilerini uymakla yükümlü sayacaklarý bir düzenleme bulunmamaktadýr.Aþama Ýþleri. 6. "Ankara Metrosu 3. borular ve enerji nakil hatlarý gibi kentin teknik altyapýsý ile bir að gibi sarýlmýþtýr. haritasýndan anlaþýldýðýna göre bu bölgenin hemen yakýnýnda bulunan ve Çiftliðin ortaklýk biçiminde mülkiyetindeki 42129/2 parsel. bir sarmala dönüþmekte.983. imar düzenlemeleri ile 2. üzerine otogar. 171 . Batýkent-Sincan-Organize Sanayi Bölgesi Arasý Hat Yolu" ile iki metro istasyonu planlanmýþ ve çalýþmalara baþlanýlmýþtýr. bir konut kooperatifine tahsis edilmiþtir. toptancý hali gibi büyük yapýlar yapýlmýþtýr. Bu topraklarýn 5. bu yasa dýþýlýðý ortadan kaldýrmak üzere 3194 sayýlý Yasaya ve 2863 sayýlý Yasaya da aykýrý olarak yoðun yapýlanmalarýn olduðu bir bölümde. Gençlerbirliði.714 m²'si. altyapý için yeni topraklarýn terk edilmesini gerektirmekte ve bu gereklilik.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Geçmiþte yapýlanlar bir yana.621 m²'sinde.871.296. yollar. bir bölümünün ise yargý kararlarýyla satýlmasýna yol açýlmýþtýr.496 m²'si ise kiraya verilerek toplam 28. kamu kurumlarý ile özel hukuk kiþilerinin kullanýmýna býrakýlmýþtýr. Çiftlik topraklarýnýn 21. Çiftlik topraklarý giderek artan bir hýzda küçülmekte ve dokusu bozulmaktadýr. Ankaragücü kulüplerinin kullanýmýndaki yerlerin satýþý için bir tasarý bir yasa teklifi TBMM gündemine alýnmýþ bulunmaktadýr. Üstelik. bu bölgeye olan ilgiyi artýracaktýr.

Çiftlik olmanýn gerektirdiði üretimden giderek uzaklaþýlmýþtýr. Yýl Marþý ile (Türkiye Cumhuriyeti'nin 80. kentin altyapý gereksinmeleri ve rant baskýlarýnýn topraklarýný küçültmesi ve dokusunu bozmasý önlenememektedir.S. bakýmsýz. AOÇ 1953 DDK Ýncelemesi 2002 Resimler: Atatürk Çiftlikleri. Türkiye ortalamasýnýn altýnda bir bitki dokusuna sahiptir. belediyeler kent içinde kalan arazileri imar uygulamalarý ile yok etmiþtir. Halen Atatürk'ün manevi þahsiyeti kullanýlarak bu devam ettirilmektedir. arazi varlýðý giderek bizzat devleti yönetenler tarafýndan azaltýlmýþ. Kaynakça Tek Adam. Büyük Atatürk'ün. Kentin büyümesi yeþil alan gereksinmesini artýrýrken.AYDEMÝR Atatürk Çiftlikleri. yoktan var ederek hýzla geliþtirdiði. DZÝK 1939 Atatürk Orman Çiftliði. Ancak bu konuda büyük bir ihanet. Atatürk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün. Atatürk Orman Çiftliði. Stratejik planlar yapabilecek ve bunlarý uygulayabilecek yetkinlikte bir örgüt yapýsýna kavuþturulamadýðý için. 12 yýl boyunca neredeyse kendisi yönetmiþ. yýlýnda bile) coþkusunu açýða vurmasýna önemli bir açýklama getirmektedir. gaflet ve dalalet içine girilmiþtir. kurduðu amaçlar doðrultusunda geliþtirilmesi dileðini belirten bir yazý ile Hazine’ye baðýþlamýþtýr. Þ. Atatürk'ün yönetiminden çýktýktan sonra ayný baþarýyý yakalayamamýþ. Çiftlik alaný üzerindeki rant baskýsý var olaný da tehdit etmektedir. halkýmýzýn sadece Atatürk'ün bulunduðu dönemi anlatan 10. bütün dünyayý kasýp kavuran 1929 krizinden bile geliþerek çýkarttýðý ve büyüttüðü bu iþletme. bataklýk. DZÝK 1939 172 . Orman Çiftliði olarak adlandýrýlmakla birlikte. yaþamýnýn son günlerinde. Atatürk'ün çaðdaþ bir baþkent kurabilme projesine sahip çýkýlamadýðý görülmektedir. Orman Çiftliði projesine çaðdaþ bir baþkent kurabilme amacýyla giriþmiþ. þehrin hayatýný zehirleyen bir sýtma kaynaðý iken.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I BÝR RÜZGARA KARÞI TOPLU KONUT ÖYKÜSÜ Þevki Vanlý Mimar .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Ankara'da mimarlýk hayatýna atýlalý on yýla yaklaþýyordu... Müþterilerimin iþlerini yaptýrýp komisyon almadýðým imalatçý ve malzemeciler, kendime iþ yaparsam bana kredi açacaklarýný söylediler. Babadan kalma olanaklarýn da katkýsýyla Gaziosmanpaþa'da bir arsa aldým. Emlak Bankas’ýndan kardeþimle benim ev kredimizi kullanarak, sekiz daireden üçünü satarak inþaatý bitirdim ve kiralarla kalan borçlarýmý ödedim. 1964 yýlý böyle geçti. Bu, projeci olarak, çalýþtýðým mühendislerin çok hoþuna gitti ve birlikte inþaat yapmak istiyorlardý. Ýmalatçý ve malzemeci dostlar sürekli bana kredi açamazlardý... Yýl 1968 ve hala ýsrar ediyorlardý. Sonunda, ben yapsatçýlýk yapmak istemediðimi, Ankara'ya bir uydu yerleþim kazandýrmak hedefiyle bir toplu konut kuruluþu, yani bir anonim þirket kurabileceðimizi söyledim. Baþýma neler geleceðini bilmediðim için cesurdum.

OR-AN A.Þ. Kuruluyor 1968 Ýlkbaharýnda verdiðimiz bu kararý eþe dosta açtýk... Hemen herkes hedefi ilginç buluyor ve katýlmak istiyordu... Fakat hiç birimizde topluca bir para yoktu. Hepimiz emeðimizle yaþayanlardandýk. Üç yüzden fazla dost ve tanýdýk dokuz milyon sermayenin 1/4'ünü ödeyebildik. Anlaþýlacaðý gibi, on milyona dahi gelemedik. Topu topu 150.000 dolarýmýz vardý. Kuþkusuz dolar da 35 yýlda 5/6 kez deðer kaybetmiþtir. Yani bugünkü deðeriyle bir milyon dolar kadar bir para Bütün bu olup bitenler, Ýzmir Caddesi'ndeki proje büromda, benim odamda yaþanýyordu... OR-AN'ýn bir yeri dahi yoktu.

174

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Þirkete Ýsim Arýyoruz Kulaða hoþ gelen ve bellekte iz býrakacak bir ad arýyordum. Anadolu'ya, Konya'nýn yerlisi bir aileden gelmem nedeniyle bir tutkum vardýr... Faaliyete de Ankara'dan baþlayacaðýmýza göre, þirketin adýnýn Orta Anadolu ile ilgili olmasýný istedim. Fakat bu isim bana uzun geliyordu, bir þekilde kýsaltmak istiyordum, ama baþaramýyordum. Bir gün Yeniþehir, Atatürk Bulvarý, Ýþ Bankasý’nýn önünden aþaðýya doðru yürüyordum Tuna Caddesi’ni geçer geçmez saðda bir gazeteci / kýrtasiyeci vardý, onun tepesinde, bir fotoðraf filmi markasý olan "ORWO" yazýlý bir tabela sallanýyordu... O anda þirketimizin adýný gördüm "OR-AN" olmalýydý... O günlerde yaptýðýmýz bir genel kurul toplantýsýna bu öneriyi getirdim... Herkes yadýrgadý, kimse beðenmedi... O zaman

onlardan öneri beklediðimi söyledim. Sevgili ülkemizde beðenmeyen çoktur, öneri yoktur. Ben de, sonradan yerleþimin de adý olacak OR-AN ismini tescil ettirdim... Tuttu... O kadar tuttu ki bizden iki yýl kadar sonra kurulan ME-SA'nýn adýnda çaðrýþým bulurum.

175

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Uydu Yerleþime Arazi Aranýyor O zamanlar, ODTÜ yerleþkesiyle, Ankara'nýn coðrafyasýna giren Eskiþehir yolu çevresi aklýmýza geliyordu. 1968'in sonbaharýnda bir emlakçý orada 500 dönüm arazisi olan bir avukatý getirdi... Avukat arazisinin m2 sine 40 TL. istiyordu... O günkü ölçülerimize göre, arazi sýnýrsýz büyük, fiyat ise þehire göre çok küçük geliyordu. Fakat arazinin tutarý olan 20 milyon deðil, iki milyon paramýz vardý ve sonra ne yapacaðýmýzý bilmiyorduk. Arazi sahibine, onun ayný sermaye olarak taþýnmazýný koymasýný önerdim. O da bizim ne koyacaðýmýzý sordu... "Emeðimizi" yanýtýný verdim. Adama, onunla alay ediyormuþum gibi geldi ve bir Cumartesi öðleden sonra, benim mimarlýk büromdaki odamýn kapýsýný vurdu, gitti... Biz birkaç arkadaþ ve emlakçý kaldýk... Ne yapabilirdik? O zaman Çankaya, Ýþ Bankasý bloklarýyla biterdi... Sonrasýný bilmiyorduk. Emlakçý arkada kimsenin ilgilenmediði ucuz arazi olduðunu söyledi, hemen görmeye gittik. Ankara'da, Çankaya ve Dikmen tepelerinin þehre dönük kuzey sýrtlarýna göreli olarak yerleþilmiþti... Güney sýrtlarýnýn iyi bir ufku vardý... Doðuya doðru çýplak daðlar, güneye doðru içinde Gölbaþý'nýn da yer aldýðý ova görünüyordu. Dýþardan bakýnca arazi çorak ve tatsýzdý. Ýçerden dýþarýya bakýnca ilginç bir manzara vardý ve önemli olan da buydu. Yönetim Kurulu kente bakan kuzey sýrtlarýný, ben ise ovaya bakan güneyi istiyordum. Yer seçimi giriþimin ilk önemli adýmýydý. Israrla güneyi kabul ettirdim. Çok tapulu arazi nasýl alýnýr? Baþýna gelen bilir, kurnaz arsa sahipleri arkaya kalýr ve fiyat artýrmak için ortadan kaybolur. Çizdiðimiz sýnýrlarýn içi yaklaþýk yüz hektarda, belki elli kadar tapu vardý... Kýrk kadarýný, bakýmsýz Dikmen Köyü kahvesinde topladýk. Ben, bizden önce m2 si 4 TL. olan, talep olunca 6 liraya çýkan arazinin metresine 12 TL. teklif ettim. Yalnýz koþullarým vardý... Hepsi ile ayný zamanda sözleþme yapacaðýz. Onlar da hemen tapuyu verecekler ve biz bir yýl sonra borcumuzu ödeyeceðiz. Çünkü onlara verecek meteliðimiz yoktu. Elimizdeki küçük parayla da Bakanlýklar’daki görkemli bir iþhanýnýn 1.katýný kiralamýþ ve 6 aylýk ödemeyi yapmýþtýk. Yani çarkýn bu 6 ay içinde ciddi ciddi dönmesi gerekiyordu... 176

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Uydu Yerleþkenin Planlamasý Tapularý aldýk ve hemen planlamaya baþladým. Orta tabakayý hedef alacaktýk. Egemen kat yüksekliði ile inþa edilecek ve yerleþim planlamasýna esneklik vermesi için, 8 daireli çok küçük apartmanlar olacaktý. Konfor standardý ayný olan, fakat büyüklükleri 100 ile 200 m2 arasýnda deðiþen ve her biri için iki farklý tip geliþtirecektik... Yoðunluk (1)olacak, yani alanýn 1/4' ü yapýlarla örtülecek, %75 açýk alan kalacaktý... Konutlarýn aralarýndaki mekanlar ve doða, yerleþimin þekillenmesinde 1. sýrada gözetilecekti.

Planlamada yüksek yapýlar, yalnýzca yerleþimin giriþi ve sosyal merkezini vurgulamak için bulunacaktý. Bu baþlýca ölçüt ve istekleri planlamada yanýtlamaya çalýþtým. Ankara Ýmar Müdürlüðü projeyi desteklediðini söyledi ve sýkýntý çýkarmadan tastik ederek, Bakanlýða sevketti. Ýmar ve Ýskan Bakanlýðý, projeyi doðru Ankara Nazým Plan bürosuna gönderdi. Bu Kurum uzun zaman, projemizin ilkelerine uyup uymadýðýný tartýþtý... Kanýmca bu 177

.. burada hemen tastik olacaðýný sanýrken.. Sayýn okuyucu. Tüm memur meslektaþlarýn böyle olmadýðýný biliyorum.... artýk projenin tastik olduðunu sanmayýn.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kadar uzun tartýþma. bu gözlüðün istendiðinde kullanýlmadýðýný gösteriyor. tasdik yazýsý gelmiyordu. Bu kaçýncý incelemeydi? Yine yukarýya baþvurmak zorunda kalmýþtým. Aldýðým yanýt bu yazýnýn gerçek olduðu doðrultusundaydý. Kanýmca þehircilerin en önemli yaný bu tür birkaç takýntýdýr. 178 .. Bugün Ankara'daki geliþmeler bu endiþelerin þaka niteliðinde olduðunu gösterdi. Arsa spekülasyonuna gelince. Ýþin garip yaný ise bizden sonra baþta kendi memurlarý için. Bakanlýkta yazýlarýn karýþtýðýný düþünerek ve gülerek ilgili müdürlüðe gittim. Elli yýllýk mesleki hayatýmda öðrendiðim.. Ýmar ve Ýskan Bakanlýð’ýna geldik. Bakanlýk’tan arazi baraj taþma sahasý olduðu için tastik olasý deðil.. mavi boya silindi ve projemiz incelemeye alýndý. arkasýndan. Neyse ki Müsteþar Muavini meslektaþ Fikret Ungan müdahale etti. Devlet memurunun gözlüðünün "kuþku" olduðudur.. Nihayet en son merci. tüm Bakanlýklarýn onayý ve yaklaþýk iki yýl zaman gerekiyordu. Haftalar geçiyor... Onlara 1200 metre yükseklikte ne baraj ne de taþma olacaðýný anlatmaya çalýþtým. Ama büyük oranda böyle olduðunu da bu süreç içinde öðrendim. Ama Çaldaðý nazým planda nasýlsa maviye boyanmýþtý.. ilkeleri konusunda kuþku uyandýrýyordu. Önceki iþlemlerden sonra. Ama son yýllardaki olaylar. ek alanlar tastik ettiler.. bu boyanýn silinmesi plan deðiþikliðine girerdi. Zaman gerçekleri su yüzüne çýkarýyor. Ziyaretlerine gittiðimde daha incelenmediðini söylüyorlardý. Meslektaþlarýn yine Devlet memurluðu tutmuþtu.. diye. projemiz çalýþma alanýný kapsamadýðý için bir "yatakhane yerleþim" olacaðý sorununu ve arsa spekülasyonu olacaðý konusunu kendisine dert etti.. Millet vekillerine ve diplomatik alan gereksinmesine de OR-AN'da yer vererek arsalarýmýzýn ciddi bir bölümünün istimlak edilmesiyle projemizi bozmak için ellerinden geleni yaptýlar.... Bir yazý geldi. Bir arazi Nazým Plan içinde olsa alt yapýyý Belediye yapacak. spekülasyon katmerli olacaktý. Örneðin Çankaya'ya 6/7 km uzaklýktaki bir yerleþimin ulaþýmý ülke ekonomisine yük olur sorununu..

. Kýsa zamanda 200'ü bulduk. kendilerinden önce kaç daire satýldýðý da olacaðýný. Pazarlamak için de giriþim hakkýnda bilgi vermek gerekli. Yönetim Kurulu üyesi Rafet Bey. Bu korkumuzu alýcýlara anlatarak yerleþimin yerini baþlangýçta gizli tuttuk. Görevlilere. böyle bir soru sorulursa. Fakat 200’den sonra satýþlar çok yavaþladý.. Ne yapacaðýmý. "Kardeþim ben 500 sattýk diyorum. Bu nedenle aramýza Emek Ýnþaat Genel Müdürü ve Emek Ýþhaný ve Otelleri inþaatlarýnýn yürütücüsü Rafet Kapýcýoðlu'nu almýþtýk. almak istedikleri bilgiler arasýnda. Birkaç gün sonra. kamuda olmayan köklü sorunlar Kurula geldikçe telaþ179 . ne diyeceðimi bilemiyordum.. benzetme yoluyla. bir kaç alamadýðýmýz kiþilerin de kazan kaldýrmasý olasý. ben de günahýmdan kurtuldum.. bize olan güvenlerini yitirerek. Bu kez konut alýcýlarýmýzýn bir bölümü. onu örgütlemek arasýnda çok fark var. siz 200 diyorsunuz" demez mi? Demek ki benim abartýlý sayým bu ortaðýmýzýn pazarlama yeteneði yanýnda pek pýsýrýk kalmýþtý.. Bir de Hastaþ isimli.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Toplu Konutta Pazarlama Konut üretimi büyük ve yavaþ bir yatýrým olduðundan.... bize imrenerek kurulan ve müthiþ reklam yapan bir firma peydah oldu Bizim konut alýcýlarýmýzýn yarýsý bizden paralarýný çekerek oraya yatýrdý. OR-AN þirketinin bir ortaðýnýn görevlilere baðýrýp çaðýrdýðýný duydum.. Ýnþaat Baþlýyor Proje ve onun uygulayýcýsý olmak ile inþaatçý olmak. Bu büyük bir baþarýydý.. Yine sorunlarýn içine düþmüþtük. yatýrdýklarý parayý istediler. satmadan yapmak olasý deðil. benim kýrk yýlda bir söylediðim bir pazarlama abartmasý yüzünden... fakat 100 sayýsýnýn önemini anlayamayacaklarýný düþündüm. Derken Hastaþ iflas etti. Buna raðmen genel yaklaþýmýmýz güven verdi ve biz birkaç haftada 100 kadar daire sattýk.. "Beni nasýl yalancý durumuna düþürürsünüz?" diyordu. "Ne oldu?" diye sormaktan baþka bir þey aklýma gelmedi.. Biz 100'er daireli iki kooperatif kurarak SSK kredili alýcýlarý toplamaya baþladýk. Yeni konut alýcýlarýnýn. OR-AN giriþimini o yürütecekti. Bilgi alanlarýnda. yerleþim civarýnda arsa almaya giriþmeleri ve bizim arsalarýný aldýðýmýz. 200 demelerini söyledim. Ortaðýmýz.

. Hayatýmda baþka böyle dert görmedim. "Siz aldýðýnýzý. Düzeni deðiþtirmek için. ne kalfa. Konumuzla ilgili Emlak Kredi Bankasý ise o zamanlar etkin olan DPT'nin kanunlaþmýþ 2...Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I landý.. Finansman sorunu bir türlü çözülmüyordu.. Ýlk Konutlarýn Bitiþi Biliyorsunuz inþaatlar kýþa doðru biter. Düzensiz de olsa iþler yürüyor.. Dostlarýn aklý ile Ankara'nýn o zamanki en ünlü yapsatçý patronuna gittim. genel saðlýk ve ulaþým sorunlarýyla. Þehirden uzak iþlere. yemesi.. maddesine göre bankalar ancak Kamu yüklenicilerine. malzeme teminiyle boðuþur olduk. tesisat malzemesi. O zamanlar. yavaþda olsa satýþ ve ödemeleri sürüyordu. Biz onlar için ne yaptýklarý ne sonlarý belli olmayan garip yaratýklardýk. ne usta ne de iþçi þehir dýþýna gelmek isteyorlardý. Beþ yüze yakýn bir iþçi kümesi bulan sendikalar da peþimizdeydi. kalýpçý kökenli kalfalar yürütürdü.. Ortaklar hisse paylarýný ödemekte aðýr davranýyor.. Ben de 20 küçük birimi 20 kalfayla baþlamayý düþünmüþtüm.. Toplu Ýþ Sözleþmesi yapýncaya kadar yapýlan pazarlýklar sýkýntýlarýmýza tüy dikiyordu. inþaat mühendisi. Adam bana sordu. su ve elektrikle baþladým. mahrumiyet gözüyle bakan. düþük faizli kredi verilmesini öngördüðü halde. "Bu iþ yürümez" dedi. konut alýcýlarý taksitlerini pek aksatmýyorlardý. ellerindeki ihale oranýnda temlikle kredi açýyorlardý. Bir zamanlar küçük apartmanlarý. Kýsa zamanda 400 ile 500 arasýnda deðiþen bir kalabalýðýn yatmasý. beþ yýllýk kalkýnma planýnda toplu konut kuruluþlarýna uzun vadeli. batýk Hastaþ'a kredi veriyor bize vermiyordu. yol. verdiðinizi yazýyor musunuz?" Doðal olarak "Evet" dedim... aramýzdan ayrýldý ve bu sorumluluða kimse talip olmadý. Köy iþlerinden makina kiralamak ve diðerlerini de en ekonomik yöntemlerle yürütüyorduk. Bankalar Kanununun 50. Türkiye'deki iþ hayatýný bilenler. bir kaç kalfa ve birçok iþçi alarak iþe baþladým. düzgün tuðla üretimi. iþbirliði teklif ettim. Bir tören hazýrladýk ve ilk anahtarý verme180 .. Biz de 1970 sonbaharýnda ilk konut teslimini yapacaðýz. Uygulamaya alt yapýyla. bu konuþmanýn anlamýný hemen anlarlar.. Türkiye'de hazýr beton. vinç veya asansör yok veya çok kýttý. Bütün iþlerle karþý karþýya kalmýþtým. çalýþmasý.

ikisi hocanýn diðer üçü de komþularýndý. 181 .. Yani ekonomik sorunlarýmýz da arttý. fýrtýnalý bir havada çýkýp geldiler. Fakat bir yandan elektrik ve su arýzalarý. diðer yandan yine inþaatlarýn baþlamasýnýn sýkýntýlarýndan.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I si için Vali Þerif Tüten'i davet ettik. Bizi gören beþ aile daha taþýndý. Ýþ bana düþtü. telefonu ve yolu ile iskana hazýr. kapalý yerde þemsiyeleri açtýk ve Vali bey ilk anahtarý verdi. Baþladý tavan üstümüze akmaya. Çocuklarýn ikisi benim."Ya kýþ günü þehirle baðlantýmýz kesilirse? Ya daðdan kurtlar inerse?" gibi endiþelerle kimse taþýnmak istemiyordu. Sanýyorum ilk elde 200'e yakýn konut. çaresiz. Baþlangýçta. ben de projenin kontrolünü elden kaçýrmaktan korktuðum için satýþa engel oluyordum. o ve yüzlerce konut alýcýsý. merkezi ýsýtmasý. Bir kadýn ve bir bekçiyle yaþamaya baþladýk. Eksik olmasýn.. Ben çocuklarý alarak taþýndým. Bu kez gereken kapalý büyük bir yer olmadýðýndan. ben yorgun düþmüþ. bu baþarýnýn mutluluðunu yaþayamadým. Yönetim Kuruluna katýlmaya baþlasam da. Þirketin kuruluþundan beri 7 yýl geçmiþ. bir o kadarý da epeyce toparlanmýþ haldeydi. kararlara ve uygulamalara uzak durmayý seçtim. Þirketin baþýndan ayrýlmam. iþi yerli yerine oturtamamýþtým. 1975 yýlýnýn Þubat ayý. inþaatlar da durmuþ iken yaptýðýmýz Genel Kurul toplantýsýnda. Yeni Sorunlar Eksik Olmuyor Yerleþimin gerçekleþmesi bazý mühendis ortaklarýn þirkete olan ilgilerini artýrdý. Okul olarak projelendirdiðimiz þantiyede 7 öðrenci ile derslere baþladýk.. yeni boþaltýlmýþ olan iþçi yatakhanesine sýðýndýk. Bu arada enflasyon %6'dan %15'e çýktý. Bunlarýn arasýnda bir doktor ve iki çocuklu bir ilkokul müdürü de vardý.. Bahara toplu taþýnmalar baþladý. elektiriði. minibüsle ulaþýmý saðlayacak. Yönetim Kurulundan tümden ayrýldým ve projeciliðe geri döndüm. Yýlýn ilk yaðmurlarý olduðu için çatýnýn delik deþik olduðunu bilmiyorduk. gerekli ek takýlmýþ olan traktörle 7 km'lik yolu Çankaya'ya kadar açacaktýk. (þimdi CEO deniyor) ayrýlmaya karar verdim. diðerlerine becerilerini denemelerine fýrsat tanýmam gerektiðini düþünerek Murahhas Azalýktan. Ertesi yýl. suyu. kar yaðdýðýnda. Yönetim Kurulundaki arkadaþlar arsa satmak istiyorlar.

diðer kümelere meydan okurcasýna arayýþlar içinde. amatör / acemi bir yaklaþýmla yapýlaþmaya katýlanlar. genelde köy kökenli halkýmýz.. 4 katlý ve 16 katlý yapýlar. OR-AN'da bu sosyal ekonomik yapý içinden orta tabakaya yönelik.. dünyadaki deneyimlerden yararlanarak.. yerleþimin batýsýndaki bir o kadar araziyi de (gecekondu önleme bölgesi) alarak. ucundan kýyýsýndan arsa satmaya baþladý. yaþama hakkýný yasalara.. Proje Bir Ütopya mý. bir dayanýþmadan güç alarak. Bütün bu olanlar yerleþimi güçlendirirken projeyi karmakarýþýk etti... Bir taraftan inþaatýn standardý çok düþtü. uygarlýk dýþý yapýlarla þehirlerimizi maskara eden kesim. iyi huylu. düzene karþý gelerek zorla koparan gecekondular ve yaþadýklarý þehirlerin hizmetindeki insanlar. Hukuka uygun.. güzel ve çaðdaþ bir yerleþim 182 . Þimdi 2 katlý. genelde kasaba kökenli halkýmýz ise kurallarý arkalarýna alýp toplumu nasýl sömüreceðinin peþinde.. Belki mevzuata uygundur.. Sahipsiz. Þehirlerin yaþamasý için bazý örgütleme ve üretim becerilerini deðerlendiren.. Kalabalýklaþtýkça toplum düzenini tehdit eden. bir ortaklýk... villalar veya görkemli yapýlarda büyük lüks dairelerde duvarlarla korunmuþ bölgede yaþamak isteyen ve çok þey bildiði iddiasýnda olan kesim. uyumlu bir mühendis arkadaþý genel müdürlüðe getirerek yürütüldü. benim gibi olmayan.. Arkasýndan Kamu. Millet Vekilleri Lojmanlarý ve yeni elçilikler için sanýyorum 30-40 Ha arasý bir istimlakla.. Arkasýndan bir özel ortaklýk kurarak.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Yönetim. ve nihayet üst düzey ekonomik koþullara sahip kesimin. Buna karþýlýk bir zaman sonra Çankaya ile Konya Yolu arasýnda çok yüksek düzeyli bir yol yapýldý. OR-AN'ýn inþaatlarýný bu ortaklýða devrettiler.. Bunlar. aralarýnda herhangi bir düzen olmadan rastgele yerleþtiler. diðer taraftan yerleþim projesinin dýþýna çýkýlmaya baþlandý. Yani kendi hesaplarýna götürü yaptýlar.. Arsa ofisi de OR-AN ile Konya Yolu arasýnda.. Göreli bir þehir yaþama biçimine uygun bir hayat süren kooperatifler toplu tüketimi örgütleyerek.. bizim projeyi gaddarca torpilledi. Yoksa Türkiye'nin Gerçeklerine Uygun mu? Þehirlerimizin gerçeklerine yaklaþmaya çalýþalým. ama projeye deðil.

güven duygusu veriyor. Bu durumda az katlý küçük apartman ile yüksek bloklarýn arasýnda kesin bir seçim yok.. Sigorta veya Emlak Bankasý kredisi koþullarýyla 100-120 m2 lik göreli küçük konutlardan da oturanlarýn herhangi bir þikayetlerini duymadým. Çünkü daireler el deðiþtiriyor. OR-AN'daki 4 katlý bloklarda oturanlar oldukça mutlular. Bundan anlaþýlýyor ki. Aileler en çok bahçeli ev istiyorlar. OR-AN Yerleþiminde Baþarýlar ve Baþarýsýzlýklar Þehirlerin büyüklüðüne ve alýþkanlýklarýna göre konut yerleþiminin geniþliði ve merkeze uzaklýðý söz konusu. OR-AN'daki orta alt gelir gurubu. Bahçeli ev. Bu istek yüzünden derme çatma evler ve altyapý yapýlmasý ile yapýnýn bakýmýnýn ihmali kötü sonuçlar vermektedir. Buna karþýlýk. Bahçeli evin getirdiði yükün bilincinde olan orta üst gelir gruplarý. diðer yaný doðaya yakýnlýklarý olmalý. konut alýcýlarýnýn da kendi açýlarýndan sorunlarý var. 74 m2 lik daireler dahil hiç boþ kaldýðý görülmüyor. OR-AN'da 74m2 ile 200m2 arasýnda ve birkaç 183 . Bunun kendisine ne kadar sorunlar ile parasal yük getirdiðini düþünmek istemiyor.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gerçekleþtirmek istiyordum. konuyla ilgili birikimsizlik ve deneyimsizlik nedeniyle giriþimcilerin de. çaðýn uygarlýðýnýn duygusal ve düþünsel güzelliklerini paylaþan bir yerleþim gerçekleþtirmek ütopyasýný yaþadým. Fakat onlar olmasaydý giriþim gerçekleþebilir miydi? Onlarýn yaþadýðýmýz hayatýn dinamiði olduðunu görmek istemeyen.. OR-AN'ýn büyüklüðünün ve þehre uzaklýðýnýn da 1960'lara göre iyi seçildiði anlaþýlýyor. Ayrýmýn ekonomik deðil kültürel bir ölçütle oluþmasýný umuyordum. Sanýyorum. Fakat. Ve hiç boþ kalmýyorlar. Ama onun doða ile ilgili olanaklarýndan yararlanmaktan çok. gerek ortaklar arasý. Bakýmlarý da fena sayýlmaz. Halbuki yerleþim gerçekleþmeye baþlayýnca. bir istek olmalý. yeryüzünde aidiyeti sýnýrlarýyla belli bir mülkiyet olmasý. apartman dairesini seçiyorlar. gerekse konut alýcýlarýnýn arasýndaki kasaba veya küçük þehir kökenli piyasa oluþturucularýnýn saldýrýsýna uðradý. yüksek gelir düzeyine dönük bir program. Bu hoþnutluðun bir yaný dairelerin kullanýþý...

Toplu Konut Çalýþmalarýnda Gelinen Nokta "Alt gelir gruplarýnýn.. pazarlama ve üretimde. Gecekondu Önleme bölgeleri adýndaki program dahi büyük ölçüde orta gelir gruplarýna yaradý. Uygulamada bu büyük yapýlar.... Sanki bu iþleri yürütenler kendi düzeylerini korudular. örneðin gecekondu düzeyinde konutlarda oturanlar için.. 1/1000 veya 1/500 yönlendirici planlara ihtiyaç var. 1930'larda yeni kurulan kamu fabrikalarýnda ve maden ocaklarýnda yapýlan iþçi evlerinden sonra gereksinme arttýkça sorundan daha çok uzaklaþýldý sanki.. Bunu planlamak ve projelendirmek belki 100 hektar bir alaný.. Planlamada bahçeli evi dýþlamak ve sonradan programa almak yanlýþ bir yaklaþýmdý. yatýrýmý bölmek ve küçük ekipleri bir bloktan diðerine kaydýrarak onlara sürekli iþ verebilmek gibi. 300 yerine 30 daireyi pazarlamak. bahçeli ev .. Doðal üst gelir guruplarýnýn her konuda sorunlarýna bir yanýt bulunur. pazarlama ve inþaatý yineleme yoluyla kolaylaþtýrmak piyasamýza daha uygun bir yaklaþýmdý. 10 hektarlýk bölümler halinde geliþtirmek gerekirdi. Belki 100 hektara. Proje. Örneðin. ülkenin koþullarýna uygun bu yaklaþýmý önceden kavrayamadýk. Bunlar arasýnda bir büyük ortaklýðý planlamayý düþünmüyorlar. Þimdi topluca konut üreten kuruluþlar.. "1940'larda Emlak Bankasý kredileriyle baþlayan krediler ve gerçekleþtirilen yerleþimler hep orta gelir guruplara dönük oldu. Projelendirme. uygulama ölçülerini küçük tutarak zamanlamanýn deðiþen gerçekleri karþýlamasýný saðlamak gerekirdi.. herbirinin gerçekleþmesi baðýmsýz olacak birimler haline getirildiler.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I iþlevsel yorum tipi çeþitleme ve tasarýmlarý baþarýlý oldu. kendileri ve eþ / dost yararlandý veya ancak bu kesim geri ödeme olanaðýna sahipti. 60. Bir diðer yanlýþ varsayým ise projedeki az orandaki yüksek bloklarýn çevre oluþturacak bir þekilde toplu ve bir bütün oluþturacak nitelikte ele alýnmamasýdýr. yönlendirici bir plan yaparak bütünlüðü saðlamak.. her blok doldukça yeni blok inþaatýna baþlamak.. 184 ...000m2 bir yapýnýn projesi yerine 6000m2 nin projesini yaparak on kez yinelemek gibi. villalar ve yüksek bloklar gruplayarak uygulama yapýyorlar.

. özgür ve bütün olarak tasarlanmýþ tek projedir. Ülkemiz için çok daha baþarýlý yerleþim projeleri ve uygulamalarý olmasý dileðiyle!. konut. Ama konu Devlet politikasý olamadý. 185 . OR-AN yerleþimi. Ne yapýp yapýp toplumun bu temel sorunlarý. saðlýk ve eðitim 80 yýlda bir çizgiye getirilmeliydi. birikim içinde yararlý bir deneyimdir. Bölgesine adýný verdiðine göre bir saygýnlýðý vardýr.. Eðrisi ve Doðrusu ile OR-AN Piyasa koþullarýna aykýrý olduðu için saptýrýlmýþ bir uygulama olsa da Cumhuriyet döneminde özel. hangi konuda iki yakasý bir araya geldi? Ama ben bu eksikliði mimar ve mühendislerin baþarýsýzlýðý sayarým. Türkiyenin.. kapsamlý olarak ele alýnmýþ. tümü hedeflenmiþ plan ve projeleri olsa da Türkiye gerçekleriyle çeliþen isteklerle yönlendirilmiþ olduðu için hedefine varamamýþtýr. 1960'larda DPT. konut konusuna sahip çýkmak istedi gibi oldu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Afet bölgeleri. Sanýrým. özellikle mimari olarak ilkelliði akýl almaz niteliktedir. Bilinçli olarak ve peþinen her türlü etkiye açýk ve bir istek taþýmayan planý ve projeleri olan bir giriþim deðildir. depremlerde yýkýlanlar yerine yapýlan konutlarýn genelde ilkelliði..

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 186 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

CUMHURÝYETÝN ÝLK DÖNEMLERÝNDE YÜKSEK MÜHENDÝS MEKTEBÝ VE DÖKÜMCÜLÜK ANILARIM*

Burhan OÐUZ

*Bu yazý Burhan Oðuz'un "Yaþadýklarým-Dinlediklerim" isimli aný kitabýndan derlenmiþtir.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Benim zamanýmýn Yüksek Mühendis Mektebi’nin tüzüðü bugün için ilginç olabilir. Mektep altý yýllýktý. Ýlk üç yýlý "Müþterek", son üç yýlý da "Ýhtisas" yýllarýydý. Ýlk üç yýlda çok saðlam bir matematik kültürü aldýk, namlý hocalardan: Hamit (Dilgan) Hoca, Ali Yar Bey, Kerim (Erim) Bey, Ratip (Berker) Hoca, Müderris Muavini Nüshet (Gökdoðan) Haným. Bahriyeden yetiþme Salih Murat Bey, klasik fizik okuturdu. Kimya Hocamýz Nurettin Münþi Bey ise ayrý bir tipti. Giritli idi ve Türkçe'yi ora þivesiyle konuþurdu. Doðru dürüst Rumca bildiði de þüpheliydi. Fransa'da okumuþ, Fransýzca bilmezdi. Karýsý Almandý, Almanca bilmezdi. Kýsa boylu, týknaz, sürekli terleyen ve tütün çiðneyen, öðleden sonralarý yarý sarhoþ bir adamdý. Bildiði tahlil kimyasýydý, gümrüklerde lazým olan türden. Bize anion, kation araþtýrýrdý. Modern kimyadan haberi yoktu. Anlatmýþtý: Her tür malzemenin eþantiyonu bulunurmuþ. Þüphelendiðinde mikroskop altýna beraber sürülür, getirilen kýrmýzý tozun gerçek biber mi yoksa kiremit tozu mu olduðu derhal saptanýrmýþ. Çeþitli kürklerin kýl kesitleri varmýþ. "Bir gün baktým, domuz kili, týpký kaynanamýnki gibiydi" diye latife etmiþti. Sorularla sýkýþtýrdýðýmýzda "Çok sorma, sonra atarim" (yani "uydururum") derdi. Nekre bir adamdý. Hamit Hoca, Nurettin Bey ve Onnik Bey, bir üçlü idiler, beraber meyhaneye giderlerdi. Meclisleri pek hoþ olurdu; kahkahadan geçilmezdi. Onnik Bey Mühendishane'nin emektarý idi. Anlatýldýðýna göre mütarekede Ýngilizler bütün eþyalarý sokaða atmýþlar. Mukavemet hocamýz Fikri Santur Beyle ikisi, sabahlara kadar bunlarýn baþýnda nöbet tutarlarmýþ, fisebillah. Çok güzel bas bariton sesi vardý, opera aryalarý söylerdi. Yine kimya, özellikle þimi-fizik (Fiziksel Kimya) okutan Ýlhami Cývaoðlu hocamýz vardý. Çok bilgili bir hoca idi. Modern fizik ve kimyaya bilhakken vakýftý (ama huyunu suyunu fazlaca övmeyeceðim). Notlar yirmi üzerinden verilirdi. Geçme notu sekizdi. Ama; her dersin, önemine göre bir "üssü mizan"ý yani onunla çarpýldýðý bir katsayýsý vardý, beþ ile on arasýnda (devam notununki ondu) . Notlar bunlarla çarpýlýr ve toplanýrdý. Çýkan yekün ders sayýsýna bölünür, eðer sonuç on üçten aþaðý ise bütün derslerden, çok iyi not aldýklarýmýz dahil, 188

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kalýnýrdý. Sýnavlarla iki dersten kalýnýrsa, bütün dersler sil baþtan olurdu. Bir devrede iki kez kalan mektepten atýlýrdý. Bunlar Yýldýz'a gidip oradan mezun olurlardý. Yani mektep en çok sekiz yýlda bitirilebilirdi. Burada mutlak bir disiplin hüküm sürerdi. Dersler birer saat olup on beþ dakika ara verilirdi. Hoca, saniyesinde derse girer, herkes ayaða kalkar, sýnýf mümessili hemen yoklama yapardý. Bu iþ bir iki dakika sürerdi. Müdür Suphi Bey sabah saat dokuzda yani derslerin baþladýðý saatte dýþ kapýyý kilitletir, geç kalanlarý aldýrtmazdý. Bunlar üç ders "namevcut" yazýlýrdý ki bu çok önemliydi, þöyle ki devam notu genel ortalamaya büyük destek olurdu. Ama kapýcý Kamber Aða "Bahçe" rakýsý içerdi. "Özel teþebbüs" kendini göstermiþ, arkadaþýmýz Vedat Öztaþ "Ajans Jim Barnett"i kurmuþtu. Sermayesi bir halatla bir ip merdivendi. Ýniþ çýkýþ beþ kuruþtu. Bunlar, üçüncü kattan sarkýtýlýrdý (alt kat pencereleri sabit demir parmaklýklý idi). Kapýlar akþam beþte açýlýrdý. Laboratuarda iþini erken bitirenler çýkýp gidemezlerdi. Ama Kamber Aða "Bahçe" rakýsý içerdi… Yatýlýlar gece sekizde dönmek zorundaydýlar, aksi halde sokakta kalýrlardý. "Ajans"a müracaat edilirdi. Yemekten sonra kaçanlar ip merdivenle iner, tebeþirle bir çizgi çekerdi duvara. Her dönen bu çizgiyi artý iþareti þekline sokar, son gelen merdiveni toplardý. Sýnýflarýmýz genelde Boðaz'a bakardý. Bir sabah, topografya dersinde iken Dolmabahçe Sarayý'nýn bayraðýnýn aðýr aðýr yarýya indiðini gördük. Haber bütün mektebe yayýldý. Heyecanýmýzý tarif edemem. Suphi Bey yine kapýlarý kilitletti. Sýnýflarý dolaþýp "Efendiler, matem matemdir, ders derstir" diye bizi tutmaya çalýþýyordu. Ama kim dinler? Ýnce bir radyo anten desant teline tutunarak üçüncü kattan aþaðýya indiðimizi hatýrlýyorum. Saray'ýn kapýsýna vardýk. Nöbetçiler, aðlayarak, Atatürk'ün vefatýný doðruladýlar, ama nezaketle bizleri geri çevirdiler. Bir de ilginç bir idare memurumuz vardý, Arnavut Þevki Bey. Zayýf, uzunca boylu bir zattý. Jandarma yüzbaþýsý imiþ. Dersim'de bulunmuþ. Ortalýðý öyle idare etmiþmiþ ki onun mýntýkasýnda “çýt” çýkmazmýþmýþ. Gerçekten o hem talebeyi, hem Müdür Suphi Bey'i "idare" ederdi. "Plaðina göre dans ederim" derdi. O zamanlar, ulaþtýrma vasýtalarýnýn pasolarý vapur için ayrý, tramvay için ayrý ve sadece ev ile mektebin bulunduðu semtlerin duraklarý arasýnda geçerliydi. Pasolarý Þevki Bey 189

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I hazýrlardý. Ben Tarabya'da oturuyordum, benim vapur pasom "Trabya ile Küprü" arasý içindi... Derken mektep Nafýa'dan alýnýp Maarife baðlandý; adý da "Yüksek Mühendis Okulu" oldu. Müdür olarak Osman Tevfik (Taylan) Bey, muavini olarak da aile dostumuz ve benim kültür hayatýmda son derece etkili olmuþ olan Fahri Bekiroðlu Bey atandýlar. Her ikisi de Almanya'dan mezun makina mühendisi idiler. Ama bize demiryolu dersini veren Osman Tevfik Bey'in cehaleti dillere destandý. "Stratosfere gidilemez, hava olmadýðý için itilecek bir vasat yok" derdi. Yani adam, fiziðin temel "etki-tepki" kaidesinden bihaberdi. Fahri Bey Sümerbank'a intisap etmiþ, dokuma fabrikalarýnýn kuruluþu sýralarýnda kalabalýk bir usta kafilesiyle birlikte Rusya'ya gitmiþ. Kurulacak Nazilli ve sair bez fabrikalarýnýn makinelerinin imalâtýný takip etmiþler, iþletilmesini öðrenmiþler. Ruslar, kendi fabrikalarýnýn birini bunlara teslim etmiþler, bunlar da onu bir süre iþletmiþler ve randýmaný da yüzde altý kadar artýrmýþlar. Fahri Bey orada ayrýca, Sovyetlerin halkýn top yekûn okutulmasý sorununu nasýl çözdüklerini tetkik etmiþ ve dönüþünde bunu bir rapor halinde Maarif vekiline (muhtemelen Hikmet Bayur Bey) sunmuþ. Arada bir de nasýl etki yaptýðýný sorarmýþ. Ancak bir gün vekil ona "Israr etmeyin Fahri Bey, mareþal katiyetle top yekûn okutulmanýn aleyhinde" demiþ. Çok iyi Almanca ve Fransýzca bilir, saðlam bir Osmanlý kültürüne sahipti. Çok okurdu ve inanmýþ, dengeli bir solcu idi. Bana "Kupkuru bir mühendis olmanýn hiçbir deðeri yok. Çok okuyup dünyanýn gerçeklerini iyice öðrenmelisin" derdi ve bana sürekli kitap verirdi. Maalesef 1942 sonunda onu, bir safra kesesi ameliyatý sonucunda genç sayýlacak yaþýnda kaybettik. Sanki babam ölmüþtü... Ýlk "Müþterek" devreyi bitirip iþ meslek seçimine gelince bütün eþ dost, hýsým akraba, "Sakýn Elektro-Mekanik'e gitme, Türkiye'de iþsiz kalýrsýn; inþaat mühendisi ol, müteahhitlik "edersin" öðüdünü ýsrarla veriyordu. Ben kimseyi dinlemedim ve Elektro-Mekanik'e girdim. Ülkenin kurtuluþunu sanayide görüyor, bunun öncülüðünü yapma hayalini kuruyordum. Bizim þube, mektebin en zor þubesiydi. Bugün elektrik ve makina fakültelerinde okutulan bütün dersleri okuyor, yaptýrýlan projeleri yapý190

yine ayný yýllarda. Çadýr kurulup tranþe açýldý. Kaðýzman'da bir ilâve trafo binasýnýn betonarme hesabýný yapmýþtým. koca Türkiye'nin tek Yüksek Mühendis mektebi. bu yüzden ilk kez giriþ sýnavý uygulandý ve o gün bugün devam ediyor. 1956'da Kayseri'de topograf bulunamadýðýndan Erkilet-Kayseri enerji nakil hattý güzergâhýnýn nivelmanýný. bellerine kadar çýplak olarak pencerelere çýkýp "mühendis. Fazladan. þimdiki AKM'nin bulunduðu yerde ÝETT Umum Müdürlük lojmaný. Muhtasar betonarme ve topografya bile okuttular bize. Harp dolayýsýyla (1939) biri Almanya'dan (Prof. 117 kuruþ yevmiye alýyordum. Girdiðimiz 1936 yýlýna kadar lisede Olgunluk Ýmtihaný'ný veren herkes kaydýný yaptýrýp girerdi. Bu 191 . biri de Polonya'dan iki arkadaþ bize katýldý. O yýl. Ben. Bir süre orada çalýþtýktan sonra þebekeye çýktým. zorunlu staj diye bir þey yoktu. Su. gelsene!" diye baðýrýyorlardý. büyük bir arýza nedeniyle bütün Beyoðlu karanlýkta kaldý. hidroelektrik santral inþasýyla ilgili olarak hidrolik dersini su mühendisleriyle birlikte okuduk. Önemli arýza olduðundan baþta ÝETT Umum Müdürü Hulki Bey (sonradan bizim ýsýtma ve havalandýrma hocamýz) olmak üzere elektrik dairesinin bütün þefleri orada idi. Yaz aylarýnda olduðundan genelev kadýnlarý. O zamanlar. Mektebin beþ þubesi vardý: Yol. bunun arkasýnda da trafo merkezleri ve trafo tamir atölyeleri vardý. Keza. Bayýndýrlýk Müdürlüðü’nden ödünç aldýðým bir nivo ile yapmak zorunda kalmýþtým. Kamyonlara bindirilip sokaklara kablo döþemeye götürülüyorduk. Ýskender Humbaracý). Son sýnýftan beþ kiþi mezun olduk! Yani. gönüllü olarak 1938 yazýnda elektrik idaresine amele yazýldým. Elektro-mekanik ve PTT.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yorduk. yani zayýf akým elektrik mühendisliði þubeleri. Yapýlan ölçümler sonucunda arýzanýn tam genelevlerin bulunduðu Abanoz Sokaðý'nýn çýkýþýnda olduðu saptandý. Taksim'de. Ýnþaat (Mühendis-Mimar çýkaran). bütün þubelere toplam 120 kiþi alýnacakken 170 kiþi müracaat etmiþti. Ben þahsen bunlarýn çok faydasýný gördüm. Dördüncü sýnýfa on bir kiþi geçtik. makina mühendisi ve elektrik mühendisi olarak beþ mezun vermiþti. Bir gün hayli komik bir olay oldu: Bir gece.

Paþa. Arkasýndan alüminyumu atacak oldum ki müthiþ 192 . Döküm hakkýnda hiçbir bilgim yoktu. Ýlk ikisi. arkadaþlarýmýn Sular Ýdaresi'nden aldýklarý paranýn da yarýsýyla Nuri Paþa'nýn Sütlüce fabrikasýnýn dökümhane þefliðine baþladým. Kýsaca. Ben önce. Paþa'ya askeriyeden 200 ton 93 Rus Harbi'nden kalma gülle vermiþler. bunlarý grafitleþtirmek . tartmýþ olduðum bakýrý. O ise ki fazla erken sevinmiþti: yaptýðým ilk deneme alabildiðine olumsuz sonuç vermiþti. Þöyle ki. Sadece Hulki Bey olaya duyarsýz kalýyordu. aldýklarý maaþ yetmediðinden Yýldýz Teknikum'unda hocalýk da yaptýlar ve buna yýllarca devam ettiler. Bunlarý Karabük pikine azar azar yedirerek kullanmayý denedim. hep o sanayi aþkýyla. uzaktan ne yaptýðýmýza merakla bakýyordu. Ýstanbul Sular Ýdaresi'ne girdiler.yani kýr döküme dönüþtürmekti. Okuduðum kitaplardan. paydostan hemen sonra baþlayacak gibi küçük ocaðý ateþlettim. Birkaç iþçi de. Zeytinburnu'na telefon ederek bunlarýn talaþlarýndan üçer kilo istedim (alüminyum talaþlarý matra imalinden. Geceleri elime bu konularda ne geçirdiysem okuyordum. Sadece ustabaþý (Panayot Usta) ile ben kalmýþtýk dökümhanede. Bir potayý ölçüp belli bir yerine kadar doldurduðumda 250 kilo olacak þekilde iþaretledim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I davet herkesi güldürüyordu. Bunun için de ferrosilisyum gerekliydi ki bulunmuyordu. kilosu 20 paradan (1/2 kuruþtan). giyinmiþ halde. sonradan Kâzým Karabekir Paþa'nýn bir kýzýyla evlendi). ama kýsa sürede iþe hâkim oldum. Ben. böyle geçmiþ bir öðrencilikten sonra 1942 Haziran ayýnda mezun oldum. O harp zamanlarýnýn pik demirini sadece Karabük saðlýyor ve kilosu fabrikaya 18 kuruþa mal oluyordu. Yapýlacak þey. bakýrýnki de mermi çemberinden elde edilenlerdi). Ýskender Humbaracý ve Necip Demirci. keyiften aðzý kulaklarýna varýyordu. Panayot kremarla karýþtýrýyordu. Bunlardan Faruk Özerengin. Deney. ne eðe tutan ne kalemle kesilen saf sementitten (beyaz dökme demir) ibaretti. Günlük mesaide piyade havan mermileri döküyorduk. Derken bir kanunla birdenbire profesör unvanýna sahip oldular (Faruk. ama herkes bir üstünden utanýyordu. Potayý doldurduk. mal daha ocaðýn aðzýndan akarken adetâ hamurlaþan cam gibi sert. malý tümden bozdu. kese kâðýdý ile içine attým. bakýrla alimünyumun da grafitleþtirici etkisi olduðunu öðrendim.

Ýdare binasýna çýktým. Ertesi sabah fabrikaya geldiðimde ilk iþim yerlere daðýlmýþ döküm parçalarýný toplatmak oldu. Baþmühendisim Cemal Rýfat (Berk) Bey beni bu halde görünce þaþýrdý. Dýþ görünüþ itibariyle alüminyumla elektron-metal birbirlerine çok benziyorlardý. Potaya hiçbir þey olmamýþtý. Zeytinburnu'ndan. Ayný þekilde. paydostan sonra potayý doldurttum ve kapaðýn altýna astýðým elektron-metal kesesini. erimiþ demir havalara kalkýp þemsiye gibi etrafa yayýldý. Potaya kalýn saçtan bir kapak kestirttim. talaþla iþlenebilir hale geldiðini iyice saptadým. Muntazam kütükler döktürdüm ve ertesi sabah yine muayene ettiðimde bu siyah benekli metalin. çelik gibi beyaz bir kesitte daðýlmýþ siyah noktalar gördüm. Cemal Rýfat Bey yanan talaþý elinden attý. Olmamýþtý. Çatý uçtu sanmýþtým. Panayot ocaðýn arkasýna saklandý. Maden. Mühendis Mektebi'ne gidip Ýlhami Cývaoðlu hocayý buldum. magnezyum esaslý elektron-metal talaþlarýný göndermiþler.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bir patlama oldu. Bunlarý kýrdýðýmda. halkadan geçen bir demir çubuðunun iki ucundan tuttuðumuz kapakla birlikte potaya kapattýk. üstüne bir halka kaynattýrdým. Ýlgi ile dinledi ve bunun pekâlâ bir doktora konusu olabileceðini söyleyerek çalýþmalara baþlama önerisinde bulundu. Kendime gelince "kimseye bir þey oldu mu?" diye baðýrdým. metali kesti. yanlýþlýkla. ben kendimi maça kurutma fýrýnýnýn içine attým. "O talaþlardan kaldý mý?" diye sordu. Bir tanesini çakmaðýna tutmasýyla maytap gibi parladý. Koca dökümhaneyi yoðun bir sis kaplamýþtý. Bu deneyi yenilemeyi aklýma koydum ve Zeytinburnu'ndan elektron-metal talaþý getirttim. 193 . Ve hayret! Matkap. Meðer. "Olmaz. alüminyum bunu yapmaz" dedi. eksotermik (ýsý üretici) bir reaksiyon yaptýðýndan. Yeri kar yaðmýþ gibi ince bir beyaz oksit tabakasý kaplamýþtý. havalara fýrlamakla yetinmiþti. Kalmýþtý. Ýçerde kýyamet koptu ve sonra duruldu. madenin dökülebilirliðini belirgin þekilde artýrmýþtý. Bir büyük yanma tehlikesi atlatmýþtým. Ben de biliyordum yapmayacaðýný ama yapmýþtý. Olayý anlattým. sis daðýldý. Haliç'e bakan kapýlarý da açtýrdým. Elektron-metal. Korkudan sapsarý olmuþum. yangýn bombasý imalinde kullanýlan.

Onlar. O. bunca deðerli hoca. Biz referans oluruz. Çekiç 194 . yaþamý ve bu arada üniversite yaþamýný zeminliklere indirmiþti.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Daha ilk sýnýflarda iken bazý arkadaþlarýmýz. ama talihsizliðim bu ülkeli olmamdaydý.. on iki yýl geçecek ve Batý'da ilk "küresel grafitli dökme demir-spheroguss" patenti alýnacaktý. Nuri Paþa'nýn fabrikasý Sütlüce mezbahasýnýn ötesinde. güverteleri kalafatlanýrdý. Ýþte bu "bombardýman" doktorlarýndan Orhan Iþýk'la Necdet Tükel benim karþýma dikilip "Ýlhami Bey. "Güftara (söze) gelip söyleseler cehl-i mürekkep. O zamana kadar. Ýþin bir ilginç yaný da. 1942'den sonra bu ülkenin harp talihi dönmüþ. Kurtuluþta Karlotti Biraderler. Her geçen gün daha aðýr bombardýmanlar. Bunlar.. doktor olmadýðý için sana doktora yaptýramaz.. Yani bu çalýþma böylece kaldý. çoðunlukla Almanya'ya gitmiþlerdi. herkesin can derdine düþtüðü bir ortamda. boyalarý tazelenir. Kalafat yerinde bunlarýn en ünlüsü Haykasar Usta idi. Yani ben bunu bulmuþtum. Ben de "Hadi oradan.. benim kapalý kapta magnezyumu karýþtýrma prensibimin ayný olmasýdýr. Kalafat yerinde Corci Manfredi bunlardandý. Pay Mahalli (kesilecek hayvanlarýn alýnýp satýldýðý yer) ve Þakir Zümre soba ve bazý bombalarýn imal edildiði fabrikaya varmadan ortada bir yerde idi."." demiþlerdi. olsa olsa. Devlet'in çeþitli organlarýnýn açtýklarý sýnavlara girerek Avrupa'ya. Azap Kapý'ya yakýn Dapey Biraderler. pirinç.. Vehbi Koç'a ait olduðu söylenen. bunun elde edilme yönteminin.. Küçükleri musluk dökerdi. doktora tezlerini profesörlerine kabul ettirip yurda dönmüþlerdi. alüminyum dökümcüleri çoðunlukla Ermeni idiler. Aradan on. fizik laboratuarýnýn bir köþesinde çalýþmama da izin vermediler. Bu arkadaþlar. siz gelin bana doktora verin!" diye çýkýp gittim. Perþembe pazarýndan Unkapaný köprüsüne kadar olan yerde küçük gemiler çekilir. Buna karþýlýk demir dýþý metal. coreferent olabilir. "doktor" sýfatlarýyla küçük daðlarý yaratýyorlardý. çalýþmayan bir dikiþli boru fabrikasý vardý. Ýstanbul'da. bugün bile. Ama ustalar genellikle Rumdu . her gün daha zor günler birbirini izler olmuþtu. doçentlerin hiçbirinin doktorasý yoktu. dökme demir dökümcülüðü büyük ölçüde Ýtalyanlar’ýn elindeydi. Yanýnda.

Üst üste konmuþ iki üç varilin içi þamotla sývanarak ve bir vantilatör ilâvesiyle meydana getirilmiþ döküm ocaðý (sözüm ona Kupol ocaðý) ile küçük parçalar. Bu semtin adý Kalafatyeri idi. sýralanýrdý. Gece. borçlar ödendikten sonra kalan çok cüzî bir meblaða el koydum ve Karaköy meydanýnda rýhtýma çýkan ara sokaðýn köþesinde sarraflýk yapan bir Yahudi'den Hasköy'de. 1943 sonlarýnda istifa ettim (20. adam öbür sokaða gittiðinde gözlerine kestirdikleri parçalarý çekiçle kýrýp taþýyabildikleri kadarýný götürürlerdi.08. bir küçük kamyonun zor sýðacaðý geniþlikteki sokaklar üzerinde küçük küçük atölye ve dökümhaneler sýralanmýþtý. Civarda atýlmýþ katran varillerini çok küçük bir paraya alýp dama serdim. kaynak tekniði yaygýnlaþmamýþ olduðundan gemiler perçinli idi. Menderes buralarý yýktý. Yemenciler…. ipçiler. Kalafatyeri'nin bazý sokaklarýnda da yelkenciler. Doðru dürüst bir çatý yapmaya param yetmiyordu. kavaflar. Bir de Azap kapý tersanesinin kompresör çekici gürültüleri buna eklenirdi. Bu yüzden de bir hýrsýz türü türemiþti: "Kýrdý kaçtý"lar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gürültüsünden geçilmezdi. 195 . Yer darlýðýndan bunlar kapýnýn dýþýna atýlýrdý. Hasköy'de dökümcülüðün yanýnda. Ben de. Tabiî bazýlarý delikti ve yaðmur yaðdýðýnda bizim kalýplar berbat oluyordu. Oralarda çalýþanlarýn çoðu bu yüzden saðýrdý.1943) ve Tarabya'daki köþkün satýþýndan. benim de olduðum gibi. Yukarda adlarýný verdiðim Ýtalyanlar. özellikle Karlotti Biraderler'le Manfredi. orada tornacýlýk yapýyordum. Þimdi bu semt. kürekçiler. soba aksamý. Nuri Paþa fabrikalarýnda öðreneceðimi öðrenmiþtim. bekçiyi kollarlar. Artýk bu denli az paraya bu rutini (ve de Paþa'yý) çekmenin anlamý kalmamýþtý. Kalafatyeri'nde. Bunlar çoðunlukla Tophane "þarapçý" serserileri idi ve bellerinde bir çekiç bulunurdu. þöyle ki. ocak ýzgaralarý gibi þeyler dökülürdü. geri kalanýný da Dalan temizledi. Ama çaresiz. Sabahleyin de bunlarý hurdacýlara satýp aldýklarý para ile þarap içerlerdi. Belediye Mecari Þubesi (Kanalizasyon Þubesi)'nin sokak yaðmur suyu ve pis su rögarlarýný (ýzgaralarýný) tekellerinde tutuyorlardý. Haliç kýyýsýnda bir park halinde. yangýndan sadece dört duvarý kalmýþ bir binayý kiraladým. Kalafatyeri'nde ölmüþ bir tornacýnýn dul eþinden adamýn dükkanýný kiralamýþ..

Arabacýlarýn hiçbiri okuma bilmezdi. savaþtýktan sonra gelir. Beþ iþçiden fazlasýný kullanan ve müesses motor gücü iki beygiri aþan iþyerleri bu vergiye tabî idiler ki Ýtalyanlar bunu ödüyorlardý (benim vantilatör motorum 4. motorla uðraþýyorlardý. Daha sonralarý Sütlüce'nin ustabaþýsý Panayot'u çekip aldým. Bizim bu güçlü rakiplere göre bir baþka avantajýmýz da vardý: Fatura üzerinden %15 muamele vergisinden baðýþýklýk. devam ederiz diyerek). Maliyeciler kontrole geldiklerinde iþçilerim arka kapýdan çil yavrusu gibi daðýlýrlardý). gitmek zorunda kalýnca bütün projeleri de beraberinde götürmüþ. Bu keyfiyet. Ýlk zamanlar ustabaþý tutacak param yoktu ve bu iþi kendim üstlenmiþtim. Bunlar at arabalarýyla Hasköy'e taþýnýrdý. Buna karþýlýk þoförlerin böyle bir sýkýntýlarý yoklu. çok daha ucuza çalýþarak kanalizasyon piyasasýndan sildim. kolektör silicilerini projelendirip imal edecektim (harpten hemen önce bu iþi Alman Hochtief Þirketi üstlenmiþ. Potanýn bir ucunu ben taþýyordum.5 beygirdi. Savaþ dolayýsýyla karartma vardý.. Ne de olsa atla deðil. Baþ baþa vererek kendi olanaklarýmýzla bu dökümü gerçekleþtirebilecek bir yöntem meydana getirdik. Çok miktarda alýnýrsa kamyon tutulurdu. maliyete yansýyordu. ama plâkasý iki beygir gösteriyordu. Ellerindeki adresi gösterir. O zamanlar ne otobüs. Nasýl olsa Türkler bu iþi yapamaz. ne de dolmuþ çalýþýrdý oralara. Daha sonraki yýllarda Ankara kanalizasyonunun 1. Bunun dýþýnda kupol ocaðýmý ve vantilatörümü kendim projelendirmiþtim ve yüksek randýman elde etmiþtim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bunlarýn kalýplanmasý ve dökümü oldukça zor olup geniþ olanaklarý gerektiriyordu ki küçük dökümhaneler bu iþlere giriþemiyordu. Sýnýrlý olan Karabük piki ve metalurji koku dökümcüler kooperatifi eliyle kapasiteye göre daðýtýlýrdý. yol ve dükkân sorarlardý. Bir akþam bizim döküm geç kaldý.. Sadece Haliç vapurlarý vardý ve bunlar da akþam erken saatlerde paydos ediyorlardý. Bütün bunlarýn dýþýnda büyük kârlara alýþmýþ Ýtalyanlarý. kýsým ihalesinin tüm dökümlerini alacaktým ve çeþitli vana. 196 . Her ihalede peþime takýlýp benimle anlaþma arar hale gelmiþlerdi. pik miktarýnýn %1418'i arasýnda kömür kullanýrken benim ocak %11 ile yetiniyordu. Öbürleri.

197 . Þiþhane'den Kasýmpaþa'ya. Aynalýkavak Karakolu komiseri baðýrýp duruyordu.da. Bir akþam. Eve gelip yýkanýp dökündüm. dostum olan Finlandiya Baþkonsolosu Berthel Weckman. Tünel civarýndaki evimden yaya gidip geliyordum. fazla baðýrýrsan on bir olmayacak!" diye adamý susturmuþtu. Beyazýt Kulesi yangýn alarmý vermiþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bacadan normal olarak alevler çýkýyordu. alacaðýn on kâðýt. kolalý gömlek giydim. akþam da bu yolu ters yönde kat ediyordum. ama iþin baþka yolu yoktu. Benim Hasköy'deki adamým Süleyman (Tanyýldýz) Usta "Çok baðýrma. eþi ve kýz kardeþi Tua ile yemeðe geleceklerdi (Tua ile evlenmem bahis konusuydu). Bitten geçilmiyormuþ. Ýstanbul'da kolera baþ gösterdi. tamamen tenha olan Okmeydaný mezarlýðýndan Hasköy'e iniyor. Bir ara. Dökümhanede benim için yýkanma imkâný olmadýðýndan iþ elbiseleri ile ve akþamlarý el yüz siyah olarak gidip geliyordum. Hasköy Caddesi 81 no. dökümhanemin önünde (1943) Çoðu kez. Annem doðal olarak çok endiþeleniyordu.

Hasköy'de haliyle telefon yoktu. Ben buradan piyasada dönen dolaplarý öðrenirdim. bir gün de 150 grama kadar indi. o zaman Müzeyyen Senar Haným'ýn kocasý olan Ercüment Iþýl idi. çapkýnlýðý seven bir kiþiydi. Ama benim bu hususta fazla sýkýntým yoktu.. Ekmek karneye baðlanmýþtý ve her gün daha kýsýtlanýyordu. Un ve unlu madde. Ankaralý tüccar Ahmet Balcý'nýn arkadaþý idi. Oraya Etibank'tan ayrýlmýþ bürokrat olan Necdet Merey'i müdür yapmýþtý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Sofrada yanýmda. Beyoðlu Tünel meydanýnda.. "Emülzer" markalý bir tecrit (yalýtým) maddesi imal edip satardý. Akýllý. Kamereddin Kanýçelebi oturuyordu. satýþý yasaktý. Bu kanuna muhalefetten yakalananlar aðýr hapis cezalarýna çarptýrýlýyordu. Bunun esas sahibi Yerasimos Evgenidis adlý bir Rum'du. Ýyi anlaþmýþtýk ve burasý benim irtibat bürom olmuþtu. þöyle ki. þöyle ki. kimseye çaktýrmadan baktý. Anlaþýlan iþ elbiselerinden bulaþmýþ. uðradýðýmda bunu bana söylerlerdi. çalýþkan. Kumlu dam muþambasý. üstünde benek bulunmayýþýndan hastalýklý olmadýðýný söyledi. Sonunda bir gün 300 gr. Bunun baþýndaki kiþi. Bu kiþi Nadir ve yakýn dostu.. poðaça. Nail Bey'in oðlu Nadir (aðabey) bu iþe ortak olmuþtu. Devlet'in. Yüksek Kaldýrým'ýn köþesinde 198 . ithal mallarýnýn daðýtýmý için þimdi adýný unuttuðum bir teþekkülü vardý. börek. henüz önemli bir üretim yeteneði olmayan ülkemizde kimilerine de kolay ve bol paralar kazandýrmýþtý. Vehbi Bey'in hemþerisi idi. Birden beni dürttü. Ama Varlýk Vergisi belini bükmüþ. Hasköy'de bir yaným Bahriye. yine aile dostu Dr. bir yaným da Halýcýoðlu Topçu Kýþlasýydý. Harp yýllarý. ama yakalanýrlarsa… Ýþin asýl sahipleri ortada gözükmezdi. Ahmet Balcý da. Nadir'in parlak dönemleriydi. Beni arayan oraya not býrakýrdý. meðer yakamda bir bit geziniyormuþ. Harp sýrasýnda ihtikar ve karaborsayý sözüm ona önlemek için bir "Milli Korunma Kanunu" çýkarýlmýþtý.. Perþembe Pazarýnda "Asfalt Evi" tabelalý bir dükkan vardý.. Doktor. rahatladým. simit. kahkahasý bol.

Adamýn patates köftesi. keyfine düþkün. Bazý akþamlar Tokatlayan'a uðrardým. Gece. dünya kataloglarýna geçmiþti. bir iki kiþi daha ve bazen de þöhreti þüpheli hanýmlar bulunurdu. "Bir ihtimal daha var. Gelir. o da ölmek mi dersin?" þarkýsýný o zaman ilk olarak ondan dinlemiþtim. ancak tek bir masanýn sýðabildiði bir dükkân vardý. Adam burada patates köftesi.. nekre bir zattý. Aleko (kemençeci) ile Hýrant (udî) gelecek. Nadir. Bu resmi gören yabancý dostlarým bunu “Germinal”e benzetiyordu. eþi Müzeyyen Haným. 199 . Müdavimlerden. Barmen Serkis'in kokteylleri. Tepebaþý'ndaki Alp Oteli'nde oturan diþçi Leon Bey vardý. Orada birçok tanýdýk olurdu.. pilâv ve zerde yapardý. Müzeyyen Haným bir ara gider ve seansý bittikten sonra dönerdi. Ýlk iþçi kadrosu.. Kimileri Tokatlayan’da kalýrdý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Sergiades Kitabevi vardý. Tokatlayanýn arka tarafýnda bir salonda sofra kurulur. ÝETT idaresinin büyükleri buradan yemek getirtirlerdi. Leon Bey. Ercüment Iþýl. cam çerçeve kara kâðýtlarla örtülürdü. O denli meþhurdu ki millet kuyruk olur. Tabiî karartma da vardý. Zengin. hamur iþini unuttururdu." derdi. "Bir yere kaybolmayasýn. Ahmet Balcý. Gecenin geç saatinde daðýlýrdýk. Bunun hemen yanýnda Yüksek Kaldýrým'a bakan küçücük..

Pres döküm tekniði yaygýnlaþtýðýndan (ECA vs. pahada alabildiðine aðýr þeylerdir. Bedrettin Dalan gelmiþti. kaldýrýmýný düzeltmez.. Yani her bakýmdan vatandaþýn hak ve hukukuna tecavüz. Perþembe Pazarý'nýn deniz tarafýndaki bütün bir semtini iþgal eden.) kaldýrýma çýkarýlýr ve yayalarýn geçidini engellerler. gelir" derler ya. Sadece "Hýrdavatçýlar çarþýsý" biraz düzgün bir veçhe arz eder ve buradaki dükkânlar az çok rahat boyutludur. Hiçbirisi o çirkin görünüþlü binasýna bir badana vurdurmaz.. bunlar akýl almaz cirolar yaparlar. Ama binalarý çok harap. Bu dükkânlarýn sahipleri isimsiz zenginlerdir. Hani "dinsizin hakkýndan imansýz. çoðunlukla Ermeni muslukçular yerlerini kaynakçýlara býraktý. yaratýcý Karadenizli bir dostumdu. Onunla birçok önemli iþler yaptýk. Bu. hukuk" duvarýna çarpmýþtý ve Perþembe pazarý. küçük küçük dükkânlar sýralanýr. Her türlü Belediye vergisine itiraz edip kazanç vergisi hususunda bilançolarda Ali Cengiz oyunu oynarlar. Ýþim icabý 1950'ye kadar. bahis konusudur. Hiçbirinin çöp sepeti yoktur.). gözü pek. bunlarýn vekâletini alýp Belediye'nin karþýsýna dikilirler. Burada.. Ama bu noktadan öteye o dahi "hak.. Bunu süpürüp kaldýrýmýn dibine sürerler (tabiî her geçen araba bunlarý peyderpey dükkâna iade eder). Az çok herkesle tanýþýklýðým vardý. Herhangi bir Belediye yasaðýný ihlâl etmekten çekinmez. bir iki tanesi müstesna (meselâ Viktor Bali müessesesi). Yer darlýðýndan bazý iri mallar (kaynak makinasi. kýlavuz. sonra da 1963-79 arasý burayla sýký temas halinde oldum. freze býçaðý. o kötü görünümünü koruyor. sosyal demokrat (?) Belediyenin gelip geçmiþ olmasýna raðmen.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Karaköy'den Unkapaný köprüsüne kadar uzanan ve "Perþembe Pazarý" adýyla anýlan Tersane Caddesi ayrý bir âlemdi ve günümüzde de böyle olmayý sürdürüyor. Hukukun koruyucusu geçinen ünlü avukatlarýmýz. Yemeniciler Sokaðý'nda kendisiyle uzun yýllar çok iþ yaptýðým tornacý Hasan (Çelikoðlu) Usta vardý. kýsmen bile olsa. küçük tezgâhlar vs. Türk sanayinin kalbi burada atardý ve hâlâ da atýyor. çünkü sattýklarý mallar (matkap ucu. mert. kaldýrýmlarý eðri büðrüdür.) yükte çok hafif. bunlarýn hakkýndan. O sokaðýn köþesinde yine Karadenizli sýcak 200 . büyük bir bedenî güce sahip. ölçü âletleri vs. Vallahi kamu yararýna yýkým bahis konusu olduðunda hepsi ''hak hukuk" diye basar feryadý. akýllý. pis görünümlü.

cefa çekti. aklýma geldikçe hala güldüðüm bir baþka zor mühendislik vakasý da Finike'de geçmiþti. Akþama kadar aç susuz. meyhanenin kapýsýna arkalarýný dönmüþ olarak sýralanmýþ halde (o zamanlar minarelerde hoparlör yoktu).min imami. ellerini yüzlerini yýkayýp Arap Camii'nin bulunduðu sokaktaki meyhanelerin birinde soluðu alýrlardý. altýnda ateþin yandýðý. Daðda dolaþýrken askerler bunu casus diye yakalamýþlar. Aralarýnda mýrýldanýyorlar: "Ha avradýný s…. Adam iþi anlamýþ ve aþaðýdaki kaðýdý yazýp kendisine vermiþ: "Su mühendisine su aramak için vesika verilmiþtir. töre gereði oruçlu. Bunlardan biri de 1955'de Arpaçay Þantiyesi Þefi olan Yüksek Mühendis Mahiç Suman'dýr. kimileri ateþin karþýsýnda kavruldu. Akþam oldu mu. ateþ karþýsýnda balyoz sallamýþlar. ne iþ yaptýklarýný. Beni çok güldüren. müddet filan yok. döviz yokluðundan saðlanamýyordu. enerji nakil hattý ve kasabanýn þebekesini yapýyorduk. Ýþte böyle. Bir uzun ve çok sýcak yaz günü Ramazan'ýnda bizim Karadeniz uþaklarý. cisim. gözler þerefede. Birçok mühendisi de bu ikinci kýsma dahil etmek mümkün. Bu adamlar akþama kadar. ülke malýna sahip çýktý. ne de nöbetçi teðmeni laf dinlemiþ.. sefa sürdü.. Nihayet hükümet Ýtalyanlarla bir anlaþmaya girdi ve 201 . terledi. Orucu meyhanede bozacaklar. yaparlardý. O koskocaman elleri hiç gözümün önünden gitmez. çapýnda kalýn saclarý 12'þer kiloluk balyozlarla döve döve kazan aynasý vs. Kimileri boþluklarý ve düzeni iyi kollayýp üretmeden. 2-4 m. Baþlar yukarý kalkmýþ. oturduðu yerden büyük paralar kazandý. çýkmadi da!". ama ayýp olmasýn diye içeri dalmak için imamýn þerefeye çýkmasýný bekliyorlar. Neticede Mahiç'i bir kurmay binbaþýnýn huzuruna çýkarmýþlar. meramlarýný bile anlatmakta zorluk çektiler. Aðýzlarý kupkuru. Mahiç Suman Orhantepe'ye su getirmek için Maltepe civarýnda kaptaj etüdü yapýyormuþ." Ýsim. Hatta bazý mühendisler. Ne gediklisi. mahal. Gerekli donaným. Finike'de hidro-elektrik santral. üretti.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I demirciler vardý. Dakikalar onlara saat gibi geliyor.

kontrol mühendisi ile yanyana iskemlelerde oturan memurun koluna yapýþýp sürüklemeye baþladý. etrafý tel örgü ile çevrili. mesafede. karanfilini takmýþ. Bu sonuncusunun nerede olduðunu bilen de yok. izolatör ve saireyi eliyle tek tek sayýyordu. Adý geçen tesis için lüzumlu olanlar Ýller Bankasý tarafýndan Belediye'ye teslim edildi. 202 . Burasý geniþ bir açýk saha idi. Biz de seyrediyoruz. gelin. kasabadan 1. Banka'nýn Bölge Müdürü'de olan. iri yarý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bu mallar o ülkeden geldi. bekçileri olan gazhaneye istifledi. teslim protokolunu hazýrlýyordu. yine Ýller Bankasý temsilcisinin huzurunda bize devredilecekti. Hesabý da Belediye muhasebecisi tutuyor. gramýn kaçýrýlmamasýna dikkat ediyor. damattan. memurun gazhanede olduðunu söylemiþ. misafirler gelmiþler ki ne Belediye Reisi var (bir yerlere gitmiþti).5-2 km. Belediye de bunlarý. Adamýn biri de gün almýþ. Damat baðýrýyor. Pürhiddet damat bir faytona atlayýp oraya geldi ve doðruca kantar baþýnda. Buradan da. Temsilci. çok namuslu ve vatansever bir kontrol mühendisiydi. Ertesi günü yine ayný sahne. Araya girdik de. ayný zamanda Belediye'nin nikah memuru imiþ. Mühendis 'Ulan biz burada memleket iþi yapýyoruz. ne de nikah memuru. Tartýnýn baþýna oturmuþ. sen s…ni düþünüyorsun!' diyordu. törenden hemen sonra memuru arabayla getirme vaadi alarak mühendisi yumuþattýk. Meðer muhasebeci. Nihayet üçüncü gün birisi. Geç saate kadar bekleyip daðýlmýþlar. O zamanlar Mühendislik zor zanaattý. mühendis baðýrýyor. Öbür koluna da mühendis yapýþtý ve bir çekiþtirmedir gidiyor.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I PTT ARLA ve TELETAÞ'IN ÖYKÜSÜ Dr. Fikret Yücel TTGV ve TESÝD Yönetim Kurulu Baþkaný .

Türkiye’nin bir türlü kurtulamadýðý dýþ ödemeler dengesini saðlamada karþýlaþtýðý güçlüklerden kaynaklanmaktadýr. uzun seneler telekomünikasyonun ekonomik. 1940 yýlýnda bütün Türkiyede iþletmede bulunan telefon sayýsý 40. internete baðlý abone sayýsý gibi kavramlar mevcut deðildir. 1960'lý yýllara gelindiðinde telefon yoðunluðu 0.000'den ibarettir. gerek transmisyon yollarý. O tarihlerde telefon yoðunluðu 1 (bir)'in altýnda. Türkiyenin 1954 yýlýnda Nato'ya girmesi ile PTT Genel Müdürlüðü uzak mesafe baðlantýlarý için. Zira. bir müze görüntüsünde olduðu tespitini de eklemek gerekir.7'lere yükselmiþ olmakla birlikte telefon bekleyenlerin sayýsý iþletmede olanlarý geçmiþ.cihazlarýn bakým ve iþletmesinden sorumlu mühendislerin deneyim kazanmalarýna yardýmcý olmuþtur.hatta 1940'lý yýllarda 0. Geçmiþte gerekli yatýrýmlarýn yapýlamamasýndan ileri gelen karþýlanamamýþ büyük bir istek stoðu ve iþletmede kötü kaliteli baðlantýlar þikayet konusudur. Bu resme Türkiye’nin uzak mesafe baðlantýlarýnda kullanýlan cihazlar bakýmýndan bir sergi. gerekse transmisyon cihazlarý açýsýndan.Bu dönemde henüz hane baþýna bilgisayar sayýsý. idari. bir çok sakýncasý yanýnda .özellikle uzak mesafe baðlantýlarýnýn. Bu durum. sayýsal yetersizliði ve kötü kaliteleri de göze batmaktadýr. ölçü aletlerinden yararlanarak bir ve üç kanallý kuranportör cihazlarý imal etmiþ ve ihtiyaç olan yerlerde iþletmeye vermiþlerdir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I GÝRÝÞ 1960'lý yýllarda Türkiyede PTT Genel Müdürlüðü tarafýndan kurulan ve çalýþtýrýlan haberleþme þebekesi nicelik ve nitelik açýsýndan yetersiz bir görünümdedir.2 seviyesindedir. Bu durum. kültürel ve siyasi alandaki öneminin kavranamamýþ olmasý yanýnda.6-0. bekleme süreleri on yýl ve daha yukarý seviyelere ulaþmýþ bulunmaktadýr. Telefon yoðunluðunun düþüklüðü yanýnda baðlantýlarýn. Nato altyapý yatýrýmlarýndan faydalanma 204 . Öyle ki. o tarihlerde telekomünikasyon yatýrýmlarýnda kullanýlan hemen her þey dýþardan temin edilmekte idi. bazý mühendisler yedek parçalardan.

Türkiye’de telekomünikasyon kablolarý imalatýnýn baþlamasý da bu yýllara rastlamaktadýr. önemli yýllardýr.özelikle 1965 ve sonrasý . PTT ARLA'NIN KURULMASI Dünyada Devletin yeni rolünün tartýþýlmaya ve yeni tanýmlar getirilmeye baþlandýðý 1970'li yýllara kadar.. hatta Türk sanayii bakýmýndan. yeni bir kaynaða kavuþmuþtur. PTT Genel Müdürlüðü. çýplak havai hatlarýn büyük ölçüde yerini alacak olan R/L sistemlerinin ilk defa Türkiyeye giriþi Nato alt yapý yatýrýmlarý sayesinde olmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I imkanýna.sanayileþmiþ ve geliþmiþ ülkelerde bilgisayar ve telekomünikasyonun birlikte kullanýlmasýnýn baþladýðý döneme rastlýyor.mevcutlarýn iyileþtirilmesinde ve bunlar üzerinde çalýþan kuranportör cihazlarýnýn satýn alýnmasýnda kullanýlmýþtýr. 1960'lý yýllar . hatta iptal edilen uluslararasý ihaleler yolu yerine. büyük ölçüde. telekomünikasyon hizmetleri.1967 yýlýnda. tekel durumundaki idareler tarafýndan yerine getirilmektedir. Bu yýllar . O tarihlerde uzak mesafe baðlantýlarýnda çýplak havai devreler kullanýldýðý için bu kaynak. PTT Genel Müdürlüðü ve o zamanki ismi ile Northern Telecom arasýnda kurulan Netaþ isimli ortaklýk bu amacý gerçekleþtirmek yolunda baþarýlý bir adým teþkil etmiþtir.Türkiye’de telekomünikasyon bakýmýndan. yeni çýplak havai hatlar inþaasýnda. Bu idarelerden bazýlarý sahip olduklarý ar-ge laboratuarlarýnda iletiþim aðlarýnda kullanacaklarý telekomünikasyon cihazlarýný. Türkiyedeki gibi. Laboratuarýn o 205 . geliþtirerek üretimlerini ülkelerindeki sanayi kuruluþlarý arasýnda paylaþtýrýrlardý. yani. telefon santrali ve telefon makinalarý ihtiyacýný karþýlamak üzere kullandýðý ve çeþitli sebeplerle sýk sýk geciken aksayan.Daha sonra. daha kararlý bir yol olarak yerli üretimi saðlamak için muhtelif zamanlarda giriþimlerde bulunmuþsa da baþarýlý olamamýþtýr. özel sektör kuruluþlarý ile iþbirliði halinde. Bunlarýn görev ve yetkileri arasýnda bugünün düzenleyici kuruluþlarýnýn görev ve yetkileri de bulunmaktadýr. aralarýnda ABD'nin de bulunduðu az sayýda ülke dýþýnda. Türkiyede de PTT Genel Müdürlüðü’nün böyle bir laboratuara sahip olmasý fikri 1955-1956 yýllarýnda gündeme gelmiþtir.

PTT Genel Müdürlüðü bünyesinde bir yönetim kurulu kararý ile saðlanabiliyordu. 1965 yýlýnda konu tekrar ele alýndý ve vakit kazanmak üzere PTT Araþtýrma Laboratuarý’nýn o sýralarda Gülhane Parký’nýn cadde tarafýnda bulunan PTT Fabrikasý’na baðlý bir Müdür Yardýmcýlýðý yapýsýnda kurulmasýna karar verildi. Santral binasý tamamlandýktan sonra PTT ARLA'ya iþgal ettiði odalarýn bulunduðu katta toplam 600 metre karelik bir yer tahsis edildi. konunun uzun süre gündemden kaldýrýlmasý sonucunu doðurmuþtur. 206 . ilerde anlatýlacaðý gibi. destek hizmetler PTT Fabrikasý tarafýndan saðlanýyordu. Gene de bu noktaya eriþmek 1965 yýlýnýn. nerede ise. 1966 yýlý kýþý gayet sert geçmiþ ve geri kalan kýsmýnýn tamamen açýk ve inþaatýn devam etmekte olduðu binanýn bir köþesinde ilk çalýþmalarýný yapan PTT ARLA mensuplarýnýn bu arada ýsýnmak için verdikleri uðraþ acý. henüz kaba inþaatý bitmiþ olan santral binasýnýn bir köþesinde 60-65 metrekare büyüklüðünde yan yana üç oda hýzla barýnacak hale getirilerek PTT ARLA'nýn emrine verildi. daha sonra da sözü edilen arazinin PTT'nin elinden çýkmasý. Zira. O sýrada PTT ARLA'nýn kuruluþunu tamamlamak üzere üç kiþi çalýþýyor.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I tarihlerde Ankara Dýþkapý’da. O sýralarda Tahtakale’de mevcut telefon santrali binasý yanýnda inþa edilmekte olan yeni telefon santral binasýnda PTT ARLA'ya bir yer tahsis edilmesi kararlaþtýrýldý. Nihayet. bu iþlem. Ancak hayata geçirilmesinde meydana gelen gecikmeler. tamamýný almýþ ve PTT Araþtýrma Laboratuarý’nýn kurulmasý bu yýlýn aralýk ayýnda mümkün olmuþtur. Baþlangýçta. Kýsa zamanda PTT ARLA kýsaltýlmýþ isminin kullanýlmasýna alýþýlan PTT Araþtýrma Laboratuarý’nýn faaliyet göstereceði mekan hususunda hiç bir hazýrlýk yapýlmamýþtý. PTT Fabrikasý kendisine dahi yeterli bulunmayan bir binada yer almýþ bulunuyordu. kendi binasina taþýndýðý 1971 senesine kadar bu yerde faaliyetlerini sürdürdü. üzerinde bazý binalarýn ve anten direklerinin bulunduðu PTT'ye ait bir arazi üzerinde kurulmasý fikri aðýrlýk kazanmýþ bulunuyordu. tatlý ilk anýlarý teþkil etmiþtir.

bu filtrenin çalýþacaðý ortam ve koþullar göz önünde tutularak geliþtirilip imal edilmesi idi. bu arada fizik filtreleri satmýþ olan bir firma kazanmýþdý. Bunlar arasýnda da uzak mesafa haberleþmesinin saðlanmasýnda büyük ekseriyetle kullanýlan çýplak havai devrelerle ilgili teçhizat ön sýraya alýndý. Önemli olan. O tarihlerde artýk Nato altyapý projeleri iyice azalmýþ ve PTT Genel Müdürlüðü’nün yatýrýmlarýnda bunlardan yararlanma olanaðý hemen hemen ortadan kalkmýþ bulunuyordu. 207 . Bu filtreler havai hatlarda iþaret seviyesinin en yüksek olduðu noktalarda bulunduðu için bobinlerinin entermodülasyona sebep olmayacak. Bu sebeple PTT ARLA'nýn öncelikle transmisyon sistemleri üzerinde çalýþmasý esasý kabul edildi. transmisyon sistemleri ve eriþim devreleri arasýnda dengeli bir þekilde yapýlmasý gerekmektedir. atmosferik deþarjlardan etkilenmiyecek þekilde yapýlmalarý gerekiyordu. ÝLK ÜRÜN PTT ARLA'nýn yerleþme döneminde PTT Genel Müdürlüðü havai hatlar üzerinde kullanmak üzere bir miktar fizik filtresi satýn almak için bir ihale yapmýþ ve bu ihaleyi daha önce Türkiye’ye havai hat kuranportörleri. PTT ARLA'nýn isteði üzerine ihale iptal edildi ve iþ PTT ARLA'ya verildi. havai hatlardan gelecek yýldýrým. Ýletiþim yatýrýmlarýnýn telefon santrali. Hat filtresinin hesaplanmasý bir devreler teorisi dersinin ev ödevi seviyesinde bir iþti.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Üç odanýn ikisi bir ölçü laboratuarý halinde düzenlendi: Bunun için PTT Genel Müdürlüðü’nün bilhassa Nato projelerinden saðladýðý. Transmisyon sistemleri ihtiyacýnýn milli bütçeden karþýlanmasý gerekiyordu. Bu olayda PTT Genel Müdürlüðü’nün ve PTT ARLA 'nýn gösterdiði cesaret övülmeye deðerdir. O günlerin Türkiye yan sanayi imkanlarý ile filtrenin içinde bulundurulacaðý ve havai hat direkleri üzerine yerleþtirilen kutunun dýþ etkenlerden zarar görmeyecek þekilde üretilmesi dahi çözülmesi gereken bir problem idi. kuranportör ve radyolink cihazlarýnýn bakým ve iþletmesinde kullanýlan ihtiyaç fazlasý ölçü aletleri kullanýldý. Bunun üzerine ihaleyi kazanmýþ olan firma fiyatýný 500 dolardan 225 dolara kadar indirdi.

Bunlarýn ihtiyacýný karþýlamak üzere basit. kýsa zamanda. Ýki kanallý kuranportör sistemi haberleþme þebekesinde uzun yýllar çok sayýda kullanýlan baþarýlý bir ürün olmuþtur. güvenip övündükleri bir kuruluþ haline gelmiþtir.Yarý iletken teknolojisindeki hýzlý geliþme ve sýk sýk yeni tertipler ortaya çýkmasý bitmiþ bazý tasarýmlarýn yenilenmesi gereðini ortaya çýkarýyordu. PTT Genel Müdürlüðünde çalýþan personelin.ucuz iki kanallý bir kuranportör sisteminin geliþtirilmesi konusu ele alýndý. kendilerine yakýn bulduklarý. Sözü edilen filtreler. Bu görev evvela 208 . diðerinin daha sonraki merkez için hizmet görmesi imkanýnýn da gerçekleþtirilmesi ön görülüyordu. Denebilir ki . Ayný havai hattan yararlanan merkezlerin bulunduðu göz önünde tutularak. uzak mesafe telefon trafiði yüksek olmayan çok sayýda ilçe hatta il bulunuyordu. PTT ARLA'nýn repertuarýnýn bir elemanýný teþkil etmiþtir.bu ürünün PTT ARLA'ya olan güvenin tesisinde önemli bir rolü vardýr. bu iki kanaldan birisinin ilk merkezde býrakýlmasý. TÜRKÝYEDE ELEKTRONÝK SANAYÝÝNÝN KURULMASI ÝLE ÝLGÝLÝ ÇALIÞMALAR Milli Güvenlik Kurulu Mayýs 1964'deki toplantýsýnda Türkiye’de elektronik sanayii kurulmasý için çalýþmalar yapýlmasý kararýný almýþ ve Birinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Planý’nýn 1964-1965 programýna bu konuda bir fizibilite raporu hazýrlanmasý kararý eklenmiþ idi. benimsedikleri. ÝLK ÖZGÜN SÝSTEM O yýllarda Türkiye’de. gerektiðinde.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Yukarýda belirtildiði gibi. özellikle kuranportör merkezlerinde çalýþan teknisyenlerin. uzun yýllar daha sonra geliþtirilen diðer havai hat sistemleri organlarý ile birlikte. PTT ARLA mühendislerinin çeþitli firmalarýn cihazlarý üzerinde kazanmýþ olduklarý deneyim bu problemlerin kýsa sürede çözülmesini saðlamýþ ve PTT Genel Müdürlüðü’nün fizik filtresi ihtiyacý baþarý ile karþýlanmýþtýr. Bu sebeple PTT ARLA'da geliþtirilen cihazlarda yarý iletken kullanýlmasý esasý kabul edilmiþti. O tarihler elektron tüplerinin devrini tamamlayýp yerini bazý alanlarda yarý iletkenlere býraktýklarý dönemdi. PTT ARLA.Germanyumdan silisyuma geçiþ de o dönemlerde yaþanmýþ bir geliþmedir ve iki kanallý kuranportör sisteminde önemli deðiþiklikler yapýlmasýna sebep olmuþtur.

sipariþ üzere yapýlan bazý ses düzenleri. profesyonel cihazlarda. Milli Güvenlik Kurulu’nun verdiði görevle Ýkinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Planý’nýn ayný zamana isabet etmesi sonucunda Elektronik Sanayii raporundaki ana fikirlerin Kalkýnma Planýna girmesi saðlanmýþ oldu. VHF-SSB ve VHF-FM telsiz cihazlarýnýn küçük atölyelerde imalinden ibaret idi. özet olarak. Türkiye’de elektronik sanayiinin kurulup büyümesini desteklemenin gerekli olduðu. PTT Genel Müdürlüðünde konu. YENÝ CÝHAZLAR GELÝÞTÝRME YOLUNDA ÇALIÞMALAR PTT ARLA'da baþlangýçta nispeten basit. sonra da. kolay ve hýzlý sonuç alýnabilecek konular ele alýnmakla birlikte bütün analog transmisyon 209 . 1964 yýlýnda çýkarýlan Montaj Sanayii Talimatý bu alanda bir düzenleme getirmiþtir.Tarih 1967 yýlý baþlarýdýr. o güne kadar yapýlan çalýþmalar ve toplanan bilgilerle birlikte PTT ARLA'ya aktarýlmýþtýr. Raporda. dayanýklý tüketim mallarý üretiminin özel sektöre býrakýlmasýnýn uygun olacaðý. önceliðin telekomünikasyon cihazlarýna verilmesi þartý ile. evvela Teknik Ýþler Daire Baþkanlýðýnda ele alýnmýþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Makina Kimya Endüstrisi Kurumuna verilmiþse de bir sonuç alýnamayýnca PTT Genel Müdürlüðüne aktarýlmýþtýr. elektronik tüketim cihazlarýnýn da ithaline kýsýtlamalar getirilmiþtir. Kotalý ithal rejiminin baþlamasý ile ithali yasaklanan bu tür cihazlarýn eski ithalatçýlarý yarý sanayici rolünü üstlenerek bu cihazlarýn parçalarýný getirtmek suretiyle montajlarýnýn yapýlmasýný baþlatmýþlardýr. PTT ARLA konu ile ilgili raporunu 1967 yýlý Temmuz ayýnda bitirerek PTT Genel Müdürlüðü’ne teslim etmiþ.oradan da baþta Milli Güvenlik Kurulu olmak üzere ilgililere daðýtýlmýþtýr. bir çok mallar gibi. 1950'li yýllarýn ikinci yarýsýnda Türkiyede yaþanan büyük dýþ ödemeler dengesizliði sonucunda. Türkiyede 1950'li yýllarýn öncesinde elektronik sanayi faaliyeti. Buna ilaveten elektronik sanayiinin ayrý bir sektör olarak ilk defa ele alýndýðý Ýkinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Planý için kurulan Elektronik Sanayii Özel Ýhtisas Komisyonunda PTT ARLA önemli görevler üstlenmiþtir. devletin öncülük etmesi icap ettiði belirtilmiþtir.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I teçhizatýnýn geliþtirilmesi ile ilgili hazýrlýklar da sürdürülmekteydi.b.Yan sanayii tanýmak yanýnda onu desteklemek. yani telefondu. Ancak ülkemizde geliþtirilen ürünlerin çoðaltýlmasý için sanayi tesisleri bulunmamasý dolayýsý ile bunlarýn üretiminin de PTT ARLA'da yapýlmasý yoluna gidilmiþtir. Bu sýrada büyük çapta yan sanayiden yararlanmak gerekiyor ve faydalanabilecek mevcut imkanlarý tanýmak iþin önemli bir bölümünü teþkil ediyordu. Zamanla. Buna telgrafý da eklemek gerekmiþtir. sadece ar-ge yapmasý öngörülüyordu. malzemelerinin sipariþinde yardýmcý olmak. radyolink v. Yukarda sözü edilen fizik filtresi ve iki kanallý havai hat kuranportör sistemlerinin ilk üretimleri bu alanda yapýlmýþtýr. baþta havai hatlar olmak üzere. Haber denince öncelikle ele alýnan ses. Amaç. bunlarla ilgili hesap yöntemleri. eþeksenli kablo.g. Tahtakale’deki üretim sýrasýnda yapýlan asamblaj iþi ile ilgili ilk yöntem esaslarý da tespit edilmiþtir. Evvela . simetrili kablo. 210 . Tahtakale’de kendisine ayrýlan yerin 600 metre kareye çýkarýlmasý ile küçük sayýda üretimin yapýlabileceði bir alana da sahip olunmuþtu. bazý baþka ülkelerdeki örnekleri gibi. transmisyon yollarýnýn ayný anda çok sayýda haber iletiminde kullanýlmasýný saðlayan her türlü çoklayýcý sistemler geliþtirmek idi. icabýnda yol göstermek hatta eðitmek. PTT ARLA'nýn ve onun devamý olan TELETAÞ'ýn etrafýnda bir yan sanayi halkasý oluþmuþtur. devre sentezinin matematik temeli atýldýktan sonra geliþtirilen metotlardan yararlanarak geliþtirilmiþ ve o tarihte Türkiye’de bu alanda adeta bir mükemmeliyet merkezi haline gelinmiþtir. Analog sistemlerde çok önemli bir yeri olan LC filtrelerinin geliþtirilmesi. ÜRETÝM PTT Araþtýrma Laboratuarýnýn kurulmasý düþüncesinin ortaya atýldýðý sýralarda. her ürün ve üretim adýmý için yenileri elde edilmiþtir.analog çoklayýcý sistemlerinin bütün hiyerarþik kademelerinin geliþtirilmesi hedeflenmiþtir. bazen tedarik etmek bu alandaki uðraþlar arasýnda sayýlabilir. Daha sonraki yýllarda bunlar geliþtirilmiþ. Bu baþlangýç ilerde iþler büyüyüp geniþlediðinde yerli katkýnýn en üst seviyede tutulmasýnýn saðlanmasýnda çok yardýmcý olmuþtur.

Daha sonra o tarihlerde kullanýlmasý özellikle profesyonel cihazlarda giderek yaygýnlaþan kalýn film teknolojisinin öðrenilmesine baþlanmýþtýr. Kalýn film teknolojisi bileþen entegrasyonunun bir aþamasý mikroelektroniðin ilk adýmý olarak kabul edilmektedir. O tarihlerde kullanýlmasý giderek yaygýnlaþmakta ve özellikle profesyonel 211 . oradan da 6. Ýlk giriþim. Tesellüm Depo ve PTT ARLA'nýn bina inþaatý ayný müteahhide verildi.000 metre kareye ulaþan bir büyüme çizgisi izlenmekte idi. Daha sonra TELETAÞ döneminde bu alan 60000 metrekareye kadar büyüyecektir. PTT Fabrikasý. PTT ARLA için yapýlan bina 6. Sonuçta laboratuar çapýnda bir kalýn film atölyesine sahip olunmuþtur. Bununla ilgili olarak herhangi bir lisans.000 metre kare kapalý alana sahipti. Buna paralel olarak bir mekanik iþler atölyesi kurulmuþtur. Bina inþaatý 1971 yýlýnda tamamlandý ve bu senenin Haziranýnda PTT ARLA Tahtakale’den Ümraniye’ye taþýndý. Geri kalan yarýsýnýn bir kýsmý PTT Tesellüm Depo Müdürlüðü için ayrýldý. henüz Türkiyede bulunmayan baský devre üretim teknolojisinin kazanýlmasýný temin edecek olan tek ve iki yüzlü baský devrelerin imali için bir atölye kurmak olmuþtur. Artan arazi parçasýna PTT Fabrikasýnýn ve PTT ARLA'nýn yerleþtirilmesi öngörülüyordu. YENÝ ÜRÜNLER Yeni bina ihtiyaç duyulan bazý üretim süreçlerinin PTT ARLA'ya kazandýrýlmasýna imkan saðlýyordu. YENÝ SÜREÇLER. Devlet Planlama Teþkilatýndan gizli olarak yapýlýyordu. PTT ARLA'nýn bu sýrada 44 çalýþaný bulunuyordu. Bunun yarýsý Netaþ’a tahsis edildi. Böylece 60'dan 600'e. ya da know-how anlaþmasý yapýlmamýþtýr. Bu iþlemin PTT ARLA tarafý plana girmediði için.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I YENÝ BÝNA PTT Genel Müdürlüðü Northern Electric ile ortak olarak Netaþ'ý kurmaya karar verince Ümraniye’de büyük bir arazi satýn aldý. Bu amaçla ÝTÜ'de kurulan kalýn film laboratuarýndan faydalanýldýðý gibi. UNIDO'dan saðlanan yardým ile bir eksperin kýsa süreli hizmetinden yararlanýlmýþ ve bazý teçhizatýn satýn alýnmasý da saðlanmýþtýr.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I elektronik cihazlarda tercih edilmekte idi. PTT ARLA. sahip olunan üretim süreçlerinin ve tekniklerinin iyileþtirilmesi. özellikle TELETAÞ döneminde. Çeþitli sebeplerle bu giriþim beklenen zamanda baþarýlý sonuçlar vermemiþ. Bu cihazlardan transmisyonda sayýsallaþmaya geçilinceye kadar. Bu anlaþmanýn asýl faydasý bu münasebetle. ÝLK LÝSANS ANLAÞMASI PTT Genel Müdürlüðü Türkiye’nin Nato’ya girdiði 1954 yýlýna kadar uzak mesafe haberleþmesinde münhasýran çýplak havai hatlar kullanmýþtýr. ince film gibi. Tahtakale’de baþlayan yeni ürün geliþtirme çalýþmalarý Ümraniye’de de geniþleyerek sürdürülmüþ ve havai hat kuranportör sistemlerinin bütün çeþit ve kademeleri. büyütülmesi yanýnda. 212 . Böylece. o tarihlerde Türkiye’nin ihtiyaç duyduðu transmisyon sistemlerinin çok önemli bir bölümü evvela PTT ARLA'nýn sonra da TELETAÞ'ýn özgün ürünleriyle karþýlanabilir duruma gelinmiþtir.O sýralarda (yetmiþli yýllarýn ikinci yarýsý) Türkiye gene önemli bir dýþ ödeme güçlüðü içinde bulunuyordu. daha sonra milli bütçeden ayný cihazlarýn tedarikine gerek duyularak bu cihazlarýn uzak mesafe þebekesindeki payý önemli boyutlara ulaþmýþtýr. analog mültipleks sistemlerinin simetrili kablo ve koaksiyal kablo için bütün hiyerarþik kademeleri. 1978 yýlýnda yapýlan bir inceleme ve çalýþma sonunda analog radyo sistemleri için yapýlacak lisans anlaþmasý hususunda karar verildi ve PTT ARLA böylece ilk olarak özgün olmayan bir cihaz ailesini üretim yelpazesine dahil etmiþ oldu. önemli sayýda üretim yapýlmýþtýr. AM ve FM telgraf frekans sistemleri geliþtirilmiþtir. Bu tarihten sonra analog radyolink sistemleri de Nato altyapý projelerinden yararlanarak ayný maksatla kullanýlmaya baþlamýþ. gerekse özgün ürünlerde kullanýlmýþ ve kalýn film atölyesi fabrikanýn en meþgul birimi haline gelmiþtir. PTT'nin büyüyen ihtiyaçlarý karþýsýnda daha hýzlý bir çözüm bulmak amacý ile konu ile ilgili bir lisans anlaþmasýna gidilmiþtir. yeni teknolojilerin de kazanýlmasý olmuþtur. Ümraniye’deki yeni binasýna taþýndýktan sonra hemen bir radyo laboratuarý kurarak bu cihazlarýn geliþtirme çalýþmalarýna giriþilmiþtir. Daha sonra bu teknoloji TELETAÞ döneminde gerek lisansla üretilen.

sayýsal alanda PDH sistemleri ve sayýsal radyo sistemleri . PTT Genel Müdürlüðü bir Ýtalyan firmasýndan satýn aldýðý ilk PCM sistemlerini Ýstanbulda bazý telefon santralleri arasýnda 1974 yýlýnda iþletmeye verdi. Simetrili kablo üzerinde çalýþan ve santraller arasý baðlantýlarýn artýrýlmasý amacý ile kullanýlan bu ilk kademe cihazdan sonra bütün hiyerarþik kademeleri le PDH olarak isimlendirilen sistem ailesi.sonra da fiber optik kablolar ile devam ederek bu alandaki ihtiyacýn bütününü çözmüþ .uzak mesafeli baðlantýlarda otomatiðe geçiþin kolayca gerçekleþmesini saðlamýþtýr. çeþitli sebeplerle beklenenden uzun sürmesi dýþýnda. PCM sistemlerini öðrenmeye baþladý. çok olumlu sonuçlar verdi. PTT ARLA ortaya çýkan ilk modeli üretilebilir ve kullanýlabilir hale getirmek için olaðanüstü gayret sarfetmek mecburiyetinde kaldý. Ýlk parti üretim 1981 sonu ile 1982 baþlarýnda bitirilerek Tahtakale-Erenköy santralleri arasýnda servise verildi. Marmara Araþtýrma Enstitüsü Elektronik Ünitesinin kurulmasý ile bu iliþki iyice kuvvetlendi. PTT ARLA da konu ile önce akademik seviyede ilgilendi ve cihazlarýnda bazý lojik devre uygulamalarýna yer verdi. araþtýrma projelerinde iþ birliði ve sanayinin ihtiyaçlarýna yönlenme konularýna sirayet etti.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I SAYISAL SÝSTEMLERE GEÇÝÞ 1960'lý yýllarda bütün dünyada sayýsal transmisyon uygulamalarý baþlamýþtý. Bu uygulamalar telefon santralleri arasýndaki baðlantý sayýsýnýn artýrýlmasý alanýnda yapýlýyordu. 213 . Bu baðlamda 30 kanallý bir PCM sisteminin geliþtirilmesi için yapýlan anlaþma. PTT ARLA baþýndan beri Tübitak ile çeþitli konularda ilþki içinde bulunuyordu. Analog sistemlerin (radyo ve mültipleks) en yüksek kapasiteli kademelerine kadar varan geliþtirme ve üretimi ile baþlayan uzak mesafe baðlantýlarýndaki zenginleþme . zaman içinde her kademenin çeþitli jenerasyonlarý geliþtirilmek suretiyle elde edilmiþtir: Bu hiyerarþik cihaz ailesi sayýsal radyo sistemlerinin saðladýðý yollara uygulanmak suretiyle uzak mesafe haberleþmesinin sayýsal olarak iletiminde geniþ þekilde kullanýlmýþtýr. Bu ilk modelden bir baþka imalat daha yapýlmadan sistemde önemli iyileþtirmeler ve deðiþiklikler yapýlmýþ cihazýn çok sayýda jenerasyonu geliþtirilmiþtir.

PTT Biriktirme Yardým Sandýðý %26. 10 MHz bandýnda çalýþan 2-8 Mb/s hýzýnda iþaretler için kullanýlan sayýsal radyo sistemi vasýtasý ile Türkiyenin transmisyon ve anahtarlama cihazlarý ihtiyacýný büyük ölçüde özgün ürünler kullanarak karþýla214 . TELETAÞIN KURULMASI PTT ARLA'nýn kurulmasýndan bir süre sonra ona bir anonim þirket statüsü kazandýrma yönünde çalýþmalar da yapýlmýþtý: Muhtelif tarihlerdeki giriþimlerden .Doðal olarak bütün bu süre zarfýnda cihaz ailesi sürekli olarak geliþmeye ve iyileþtirmeye tabi tutulmuþtur. Bunlarýn yerini geniþ bandlý transmisyon özelliklerine ekonomik çözüm getiren senkron sistemler hiyerarþisi almýþ bulunuyor. bir çok üretim teknolojisini endüstriyel boyutlarda Türkiye’ye kazandýrmak baþarýsýný göstermiþlerdir.örnek bir iþbirliði sergilemesi yanýnda çok baþarýlý bir ticari geliþme göstermiþ. Vakýflar Bankasý %10 ve Ray Sigorta %2 hisseye sahip idiler.tarafýndan geliþtirilen bu sistemler yaklaþýk yirmi yýl geçerliliðini korumuþ . büyümeye ve hizmet vermeye devam etmiþtir. Bu dönüþüm sýrasýnda PTT ARLA 620 personele sahipti. BÝTÝRÝRKEN PTT ARLA ve onun devamý olan TELETAÞ. küçük þehir sayýsal telefon santralleri. Sezai Türkeþ-Fevzi Akkaya %13. Nihayet.daha sonra TELETAÞ . TELETAÞ uzun yýllar PTT ARLA'nýn çizgisinde yürümeye. PTT Genel Müdürlüðü’nün %49 hissesine karþýlýk. Transmisyon cihazlarýndan oluþan PTT ARLA'dan devraldýðý repertuarýný zenginleþtirmekle birlikte yaptýðý lisans anlaþmasý ile ve lisansör firmayý da kendi içine alarak sayýsal santralleri de ürünleri arasýna katmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün artýk PDH sistemleri yeni yatýrýmlarda pek kullanýlmýyor. geliþmeye.bir öncekinden bir adým ileriye gitmesine karþýn olumlu sonuç alýnamamýþtýr. Diðer yandan geliþtirdikleri. Bununla birlikte PTT ARLA . TELETAÞ ismi ile bir anonim þirkete dönüþtürüldü. analog ve sayýsal mültipleks sistemleri hiyerarþisi. ihracat yapýlmýþ ve üretim lisansý satýlmýþtýr. ömürleri boyunca. fiber optik kablolar için hat teçhizatý. AM ve FM telgraf mültipleks sistemleri. telefon makinalarý. 1983 senesinin sonbaharýnda PTT ARLA.

Bu örnek zaman içinde baþka þirketlerin de benimsediði ve kopyaladýðý bir esas haline gelmiþtir. TELETAÞ ve diðerlerinin baþarýlarý ile Türkiye’deki haberleþme þebekesi yatýrýmlarýnda %20'lere ulaþan yerli fikri mülkiyet payýnýn bugün %3'ün de altýna düþmesi sorgulanmalýdýr. bir kýsmýný böyle olmadýðý hususunda ikna giriþimleri dahi inandýrýcý olmamýþtýr. Ancak. Öyle ki. önemli kar paylarý almýþtýr. bir ara personel sayýsý 2400'e kadar yükselmiþtir. SON SÖZ YERÝNE PTT ARLA. O dönemde bu model Türkiye’de o kadar yabancý idi ki konuya uzak kiþiler yukarda sayýlan özgün ürünlerin yabancý ortak tarafýndan getirildiðini zannetmiþler.Ýlaveten lisansla imal edilen analog ve sayýsal radyo-link sistemleri. kuruluþlarýn teknolojiyi serbestçe izleyerek 215 . ucuz bir þekilde yapabilmesine olanak saðlamýþ. PTT ARLA ve TELETAÞ'ýn ülkemizde sanayi þirketlerinin kendi ürün ve teknolojilerini kendileri geliþtiren bir þirket kimliðinde öncü rolü oynamalýdýr. Oysa. teleks makinesi gibi cihazlarda eriþilen yerli içerik gayet yüksek deðerlerde bulunuyordu. TELETAÞ. 1965-1990 arasýnda uygulanan modelin devam etmesinin mümkün olamayacaðý açýktýr. özel ihtiyaçlarýn gerektirdiði özel çözümlerin kolaylýkla elde edilmesine olanak vermiþtir. yabancý ortak TELETAÞ'ýn kendi geliþtirdiði ya da PTT ARLA'dan tevarüs ettiði bu ürünlerden yýllarca. Kuþkusuz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I mak imkanýný saðlamýþlardýr. infokomünikasyon ve bilgi teknolojileri sanayiindeki Türkiyenin zayýf durumu ile bunun iliþkisi vardýr. Bu tablo ayný zamanda PTT'nin telekomünikasyon yatýrýmlarýný planlamasýna uygun. gene belki Türkiye’de ilk defa. hýzlý bir þekilde büyümüþ. hýzlý. sayýsal telefon santralleri. bir ara ülkenin telekomünikasyon yatýrýmlarýnýn %20'den fazlasý yerli fikri mülkiyete sahip ürünlerle karþýlanýr seviyeye ulaþmýþtýr. Bütün bunlar kadar önemli olan husus. Bu suretle elde edilen katma deðer de gayet yüksek idi. Bugün ülkemizde de mal ve hizmet üreten þirketlerin rekabet gücüne sahip olabilmeleri için farklý ürünler geliþtirme yeteneðine sahip olmalarý gerçeði anlaþýlmaya baþlanmýþtýr.

4. dipnotlar 1. 9. Türkiye Teknoloji Geliþtirme Vakfý 2. Baský devre. Kerkük-Musul petrolünün yýllýk gelirinin 20 milyar dolara ulaþabileceði tahmin ediliyor. Amplitüt modülasyonlu ve frekans modülasyonlu 14. sýnýr aþan sulara ve hatta bor cevherine ve diðer stratejik doðal kaynaklara dýþardan müdahaleler olasýdýr.Genel olarak hat filtresi ismi verilen bir gup filtreden birisidir. Radyo-link:Ýki nokta arasýnda fiziki bir baðlantý olmaksýzýn elektromagnetik dalgalar vasýtasý ile irtibat saðlayan cihazlar. 7. kalýn film.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I geleceklerini saptamalarý ve devam eden süreçte gerekli transformasyona uðrama inisyatifleri adeta ellerinden alýnmýþtýr. 19. ince mekanik. fikri mülkiyet haklarý ve bunlara dayalý sanayi bu müdahalelere karþý kendi kendini koruyabilen deðerlerdir. Bu itibarla Türkiye’nin kalkýnma politikalarýný böyle bir tabana dayandýrmasý gerekir.1994 yýlýnda .kablo) veya fiziki olmayan (elektromagnetik dalga) baðlantýlarýnýn ayný anda çok sayýda haberleþmede kullanýlmasýna olanak saðlayan cihaz grubuna verilen isimdir.Þ. Bugünkü Marmara Araþtýrma Merkezi (MAM) 16. 18. Printed circuit board 12. Pseudo synchronous digital hierarchy 17.Posta Ýþletmesi Genel Müdürlüðü olarak ikiye ayrýlmýþtýr. Mültipleks sistemleri 11. 5.Bunlara Türkiyenin sahip olmasýný dünyada destekleyecek bir ülke bulmak mümkün deðildir.Fransýz PTT Ýdaresi gibi: 8. Petrole olduðu gibi. 216 . British Post Office . ince film. SDH.Deutsche Bundestpost . 20.Türk Telekomünikasyon A. 6. Bugün bu oranýn maalesef %3'ün altýna düþtüðünü belirtmeliyim.Tick film technologie 13. Kuranportör cihazlarý iki nokta arasýnda bulunan fiziki (çýplak havai hat. Türk Elektronik Sanayicileri Derneði 3.Fizik filtresi hattan gelen kuranportör sistemi frekanslarýndan fizik konuþma frekanslarýný (300-3400 Hz) ayýran veya bunlarý birleþtirerek hatta uygulayan bir makas filtredir. Oysa. demokratik bir ortamda bilgi birikimi. PTT Genel Müdürlüðü . 21. Yüz kiþiye düþen telefon sayýsý. ve TC. Pulse code modulation 15. Koaksiyal kablo 10. Bu cihaz gerekli mültipleks cihazý ile akuple idi.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I MTA'LI YILLARIM Doç. Dr. Sadrettin ALPAN Maden Yüksek Mühendisi .

218 . Elektrik enerjisi için gerekli etütleri yapmak için Elektrik Ýþleri Etüd Ýdaresi (EÝEÝ) Umum Müdürlüðü ve genel olarak Türkiye'de endüstri kuruluþlarýný baþlatmak için de Sümerbank gene ayný yýlda kurulurlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünyanýn bir çok yerinde uluslararasý toplantýlarda yaptýðým bütün konuþmalarýmda "Madenciliðin beþiði Anadolu'dur" diye söze baþlardým. krom. çinko madenlerini bulmuþ ve deðerlendirmiþler. bulunan maden ve endüstriyel hammaddelerin iþletilip mamul madde üretilmesi için Etibank kurulur. jeofizik eðitimi yoktu. kurþun. Bunlarýn bulunmasý için Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü'nün (MTA) kurulmasýna 1935 yýlýnda karar verilmiþtir. Endüstrileþmenin temelini de maden. metalurji. kurþun. Osmanlýlar döneminde ve Cumhuriyetimizin baþlangýcýnda Zonguldak kömür havzasýnda taþkömür iþletme ve üretiminde önemli bir geliþme ile bazý küçük altýn. Yüksek maden mühendisliði. petrol mühendisliði. Tüm bu kuruluþlarýn teknik ve bilimsel personel ihtiyacýný karþýlama görevi de MTA'ya verilir. Hakikaten de 5000-6000 yýl evvel Anadolu'da yaþayan çok akýllý ve kabiliyetli insanlar demir. Büyük Atatürk ve o zamanki Türkiye'nin ileri görüþlü yöneticileri. O zamanlar Türkiye'de sadece Yüksek Mühendis Mektebi ile Ýstanbul Üniversitesi vardý. memleket çapýnda kalkýnmanýn temeli olarak endüstrileþmenin de þart olduðunu anlamýþlar ve ancak böyle dünyada saygýn bir ülke olacaðýna inanmýþlardýr. Etibank.000 müracaat arasýndan 20-30 öðrenci dýþ ülkelere gönderilirdi. Cihan Harbi'nden hemen önce ve harp sýrasýnda MTA. endüstriyel hammadde ve enerji teþkil eder. MTA kurulur kurulmaz 1935 yýlýndan itibaren. gerek o zamanki hükümet ve gerekse MTA'nýn ileri görüþlü ve cesur yöneticilerinin kararlarý neticesinde II. Ayný yýl. bortuzu madenlerinin üretimi yapýlmýþ ancak bütün bu taþkömürü ve madenler genellikle yabancý þirketler tarafýndan iþletilmiþtir. Jeoloji eðitimi sadece Ýstanbul Üniversitesi'nde mevcuttu.000-3. Türkiye'nin çaðdaþ ülkeler seviyesinde modernleþmesi. Sümerbank ve EÝEÝ ihtiyacý için her yýl 2. insanlarýn medeni bir hayat yaþamalarý için yapýlan çeþitli sosyal ve eðitim reformlarýna ilave olarak.

Daha ilk gün beni akrep soktu. Prof. harbin içinde yaþadýk. Ertesi gün topallayarak yürürken güzergahta kalýn bir dal gördüm. Ýrlanda üzerinden bir kavis çizerek bir aylýk deniz seyahatinden sonra Glasgow'a geldik. 1943 yýlýnda harp içerisinde MTA'nýn gönderdiði son gruplardan biri olarak Ýngiltere'ye gönderildik. Mehmet Yusuf DÝZÝOÐLU. MTA'nýn ilk kuruluþ yýllarýnda Ýstanbul Üniversitesi'nden mezun bir kaç jeolog hariç tamamen yabancý jeolog ve maden mühendisleri çalýþýyordu. nerede galeri yapýlacak ben karar veriyordum. Zar zor uzaklaþtýk. Tek mühendis bendim. Hamit Nafiz PAMÝR ve Hadi YENER'in ileri görüþle 1935 yýlýndan itibaren yabancý ülkelere gönderdikleri öðrenciler de 1940'larda dönmeye ve MTA'da çalýþmaya baþlamýþlardý. 1951 yýlýnda yurdumuza döndük ve MTA'da çalýþmaya baþladýk. Ben ilk olarak Köyceðiz’deki Üçköprü Krom Arama Kampýna ve daha sonra Sarýyer altýn arama kampýna gönderildim. Cebelitarýk'tan sonra hemen hemen Amerika sahillerine yaklaþýp. Harbin en þiddetli zamanýnda Londra'nýn V1 pilotsuz uçak ve V2 roketatarlarla bombalanmasýný gördük. Ord. Özellikle yaz sýcaðýnda tepelerde çalýþýrken bayýlacak gibi oluyorduk. Nerede sondaj yapýlacak. Ankara ile temas yoktu. sonra Akdeniz'den geçen ilk konvoylardan biri ile yolumuza devam ettik. dikkatlice bakýnca kocaman bir yýlanýn dikilmiþ bana baktýðýný fark ettim. 219 . Ayný gece trenle Londra'ya gittik. Buradaki çalýþmalar da geliþigüzel yapýlýyordu ve memnuniyetsizlikle geri döndüm. Avusturyalý ve Hollandalý jeologlar ve mühendisler ile Fransýz. Zeki DOÐAN. MTA'nýn ilk Genel Direktörleri Reþit GENCER. Ýngiliz ve Ýtalyan jeologlarý çalýþýyordu. 1944 yýlýnda Birmingham Üniversitesinde Maden Mühendisliði eðitimimize baþladýk. Akdeniz'de Alman uçaklarýnýn hücumuna uðradýk 70 kargo gemilik konvoydan ikisi Malta civarýnda battý. Bir müddet Kahire'de bekledik. Daha sonra yedek subaylýðýmý tamamlayarak MTA'ya döndüm ve tekrar Üçköprü krom kamp þefi olarak Köyceðiz'e gönderildim. Yolculuk üç aydan fazla sürdü. hemen sýhhiye memuru geldi ve zehirlenmeye karþý getirdiðimiz iðnelerden bir tane yaptý. Senih GÜREL ve ben vardýk. Burada çok zor þartlarda çalýþtýk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1942 yýlýnda MTA adýna yurt dýþýna gitmek için açýlan devlet imtihanýný kazananlarýn arasýnda M. Benim çalýþmaya baþladýðým 1951 yýlýnda da çoðunlukla Alman. oradan arayan soran da olmuyordu. Münir TANYELOÐLU.

50 yýl evvel bulduðum madeni bir daha görmek nasip olmadý. Yedi sondaj makinasý gece gündüz çalýþýyordu. Çok maceralý bir yolculuktan sonra otellere ulaþabildik. Yaptýðýmýz sondajlarda cevherleþme olduðu görülüyordu. oradan oraya koþturur dururdum. çavuþ ve iþçileri ile gittik ve kampý kurduk.000 ton krom rezervini tespit ederek daha evvel 3 yýl çalýþýlýp netice alýnamayan Üçköprü aramalarýný tamamladýk. koyunlarýn öldürüldüðünü. ne giden. 1953 yýlýnda raporumu yazdým ve maden iþletilmek üzere ETÝBANK'a devredildi. Herkes güler eðlenirdi. geçen yýl iki iþçi donarak öldüðü için 1 Eylül'de yaðan kar büyük bir paniðe neden oldu. Gece gündüz 9 ay çalýþtýk. bu kuruluþu gerek sosyal. Halen çalýþmakta olan. gerek teknik ve gerekse ilim yönünden en ileri kuruluþ yapacaktým. Uludað'daki durumda Üçköprü gibi yýlan hikayesine dönmüþtü.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Tüm zor koþullara raðmen her sabah traþ olur. Bu süre zarfýnda bir kez olsun Köyceðiz'e ve Fethiye'ye inmedim. Ben gelmeden önce. Bir kaç gün sonra geri döndüðümüzde kampýn kurtlar tarafýndan basýldýðýný. Hazýrlýklarý yapýp sondajý 220 . Buraya kamp þefi olarak atandým. Kimse inanmýyor. Üç aylýk evli iken ayrýldýðým evime 9 ay sonra yýlbaþýndan birkaç gün evvel döndüm. Yalnýz pazar günleri 3-4 yerde çalýþan bütün iþçilerin Üçköprü kamp merkezine gelmelerini isterdim. Ankara'ya telgraf çekerek madenin bulunduðunu ve kampý kapatacaðýmý bildirdim. 1954 yýlýnda MTA Genel Direktörü Prof. Ne gelen var. Sonunda 100. Daðýn tepesinden aþaðýdaki otellere gitmeye karar verdik. O pazar günleri bize bayram gibi olurdu. yüksekliðindeki karý yararak yol açtý ve Üçköprü'ye sondör. Maden mühendisi Samim DÝBEKLÝ 3m. Onlara spor da yaptýrýrdým. Hamit Nafiz PAMÝR oldu. galeri çalýþmalarýný sondaj neticelerini takip eder. Dr. iyi giyinmiþ gelirlerdi. O zaman karar verdim þayet bir gün MTA Genel Direktörü olursam. Cumhurbaþkaný Celal BAYAR kendisini aramýþ ve Bursa Uludað'daki Wolfram/tungsten madeni aramalarýnýn sonuçlandýrýlmasýný istemiþ. Yýllar sonra benim o zaman yanýmda çalýþanlar iþçi sendikalarýný kurdular ve yöneticileri oldular. Hepsi de traþ olmuþ. çadýrlarýn yýkýldýðýný gördük.

Eylül ayýnda Uludað'dan döndükten birkaç gün sonra Ekim ayýnýn baþýnda MTA Genel Direktörü H. Ben bu mevsimin uygun olmadýðýný anlatmaya çalýþtýysam da "Bakan Samet AÐAOÐLU'nun talimatý. Þoföre hýzla Ankara'ya sür dedim. hemen etüt edilmesi gerekiyor" cevabýný aldým. Suya girip jeepi itiyorlar ama nafile. Sonunda biz biraz kendi baþýmýza etüt yapalým diyerek geldiðimiz Jeeple oradan kaçtýk. tam bu sýrada Belediye Reisi de karþý kýyýya gelmiþti. Yalvar yakar olduk. Baktýk. bir demir yataðý bulmuþlar onu görüp etüt edeceksiniz" talimatýný verdi. Bizim gideceðimiz tarafta bir kaðný belirdi. Ona el sallayýp Ankara'ya döndük. Ereðlililer orada bir demir-çelik sanayi kurulabilmesi için demir cevheri olduðunu resmi olarak bildirmemizi istiyorlarmýþ. Her seferinde rehber "Herhalde þaþýrdým. Bize gösterdikleri numunelerin demir cevheri ile ilgisi yoktu. “Suya sür” dedim ama derenin içinde saplanarak kaldýk. Dr. 1954 yýlý benim için çok meþgul ve enteresan bir yýl oldu. Meseleyi sonra anladýk. Mandalara jeepi baðladýk ve hep birlikte itip arabayý kurtardýk. O gece Ereðli'ye vardýk. tüm bunlarýn bir çelik tesisi için önemli bulunduðunu bu nedenle Ereðli'de 221 . Ertesi sabah bir kýlavuz üç atla geldi ve daðda maden olduðu söylenen yere gittik. Alaplý deresine geldiðimizde yaðmurdan köprü yýkýlmýþtý ve sel aktýðýný gördük.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I tamamladýk ve böylece dünyanýn sayýlý büyüklükte Wolfram madeni bulunmuþ oldu. 1954 yýlýndan beri Uludað'ý ve bu tesisi görmek de nasip olmadý. Bizi býrakmýyorlar ve zorla dolaþtýrýyorlardý. KAADEN'in dizlerine kadar yükselmiþti. Su jeep içinde yükseliyordu. sahilde bulunduðunu ve civarda bir de elektrik üretim santralinin mevcut olduðunu. Nafiz PAMÝR beni çaðýrdý ve "Derhal bugün Dr. Van Der KAADEN'ý alýp Zonguldak Ereðlisi'ne gideceksiniz. Biraz uðraþtýktan sonra aracý çalýþtýrdýk. burasý deðildi" diyerek bizi baþka yere götürüyordu ama orada da cevhere benzer bir þey olmuyordu. Ben cevher görmediðimizi ama Ereðli'nin Zonguldak Taþkömürü ve üretimine yakýn olduðunu. 1954 yýlýnda raporunu hazýrladýðým bu maden de Etibank'a devredildi. arkada askerler var. Belediye Reisi ile görüþtük. Bu tesis daha sonra kapatýldý.

Dr. Ýki sayfalýk bir rapor yazdým ve Bakanlýða gönderildi. MTA'yý Ankara dýþýna temiz havaya çýkarmaya karar verdim. Buradan çýkanlar çok baþarýlý çalýþmalar yaptýlar. 1958 yýlýnda MTA Genel Direktör Yardýmcýsý oldum. Ayný yýl oðlum doðdu. Prof. Prospektör kursu açtýk ve bu kurs yýllarca devam etti. 1960 yýlýnda Eskiþehir yolunda bugünkü MTA tesislerinin olduðu kýr arazide inþaatý baþlatmak için arazi almak üzere Encümeni toplantýya 222 . Türkiye'deki bu amaçlý hemen hemen ilk tesis olacak bu kampýn kararýný Encümen Üyelere kabul ettirmek zor oldu ama sonunda gerçekleþti. Zeki DOÐAN vardý. Ama arazide çalýþabilecek eleman yoktu. Galip SAÐIROÐLU ve Prof. 1954-1958 arasýnda ÝTÜ'de part-time ders verdim. M. Ekrem GÖKSU MTA'dan yeni gitmiþlerdi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çelik sanayiinin kurulmasýnýn uygun olacaðýný tavsiye eden kýsa bir rapor yazabileceðimi söyledim. Tezimi verdim ve Türkiye'nin ilk maden mühendisi doçenti oldum. 1954 yýlýnda ayný zamanda ÝTÜ'ye doçentlik için müracaat etmem istendi. Genel Direktör PAMÝR çok memnun oldu. Ankara o zamanlar evlerin bacalarýndan çýkan dumanla kaplý idi. herhalde bana uður getirdi. Ayný zamanda Orta Doðu Teknik Üniversitesi Mütevelli Heyet Üyeliði ve Atom Enerjisi Komisyonu üyeliðine seçildim. Dr. O sýrada uçakla maden arama (airborne survey) projesini hazýrlýyorduk. Mehmet Yusuf DÝZÝOÐLU ve Prof. 1960 yýlýnda ihtilalden sonra MTA Genel Direktörlüðü’ne tayin oldum. Burada bulunan iki Fransýz’ýn bu konuda hiç bilgisi olmadýðý görülüp iþlerine son verildi ve bir kaç Türk jeolog göreve baþladý. beni çaðýrdýlar. AID Amerikan Yardým Teþkilatýnýn Baþkaný ile görüþtüm. 1957 yýlýnda uranyum aramalarýna baþlamak için Atom Þubesi’nin kurulmasý için beni bu þubenin müdürlüðüne tayin ettiler. Bir milyon dolar verilince Hükümet çok sevindi. Projede benimle birlikte. Bu projenin gerçekleþmesi için Amerika'ya gittim. O zamanlar bir milyon dolar çok önemli idi. Ýlk iþlerimden biri çalýþanlara sosyal yardým olarak Akçakoca dinlenme kampýný yaptýrmak oldu. Prof.

Daha sonra Kemal KURDAÞ Rektör olarak seçildi ve inþaatlara baþlandý. ikincisini ben. elektrik. Birleþmiþ Milletler Teþkilatý bir milyon USD'lýk bir alet yardýmý yapacakmýþ fakat üniversitenin bu aletleri koyacak bir yerinin olmasýný istemiþ. MTA ve ODTÜ'nün inþaatlarýna ayný zamanda baþlandý. MTA'nýn ilk yýllarýndaki Ankara-Akköprü tesisleri Ayný zamanda 1960 yýlýnda ODTÜ için de bir yer aranýyordu. 1960 yýlýnda ODTÜ Mütevelli Heyeti Üyesi olur olmaz Maden bölümünün kurulmasýný teklif ettim. su yok. Ben ODTÜ Mütevelli Heyeti toplantýsýnda ODTÜ'nün þimdi bugünkü bulunduðu yerde kurulmasýný teklif ettim. O sýrada Ankara'da þeker fabrikasý inþa ediliyordu. Temele önce bir çuval bozuk para döküldü. Ýnþaat bürosunun kurulmasýna karar verildi. Bu teklif kabul gördü. Ama 20 yýl sonra bu yeni yerin muhtemelen þehirin ortasýnda kalacaðýný anlatýnca ikna oldular. Ýnþaat yerinin ODTÜ üyelerinden mimar Orhan ALSAÇ tarafýndan tespit edilmesini önerdim. Üyeler. son küreði de Kemal KURDAÞ attý. çok deðer223 . arsa alýndý ve inþaat baþladý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çaðýrdým. dað baþý zor olur.” dediler. Bu bölüm de kuruldu. “Orasý þehir dýþý. Ýlk bina Mimarlýk Fakültesi idi. Ardýndan ilk kürek çimentoyu Cumhurbaþkaný Cemal GÜRSEL. ODTÜ þeker fabrikasýnda kurulsun diye görüþler vardý.

Trabzon'da Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde jeoloji bölümü kurmak için MTA'dan destek istedi. jeofizikçi. 1965'lerden sonra ODTÜ. Trabzon ve Ankara'daki üniversitelerin mezunlarý. cevher zenginleþtirmeci yetiþmeye baþlandý. 1967-1968 yýllarýnda Prof. Bir yerbilimci ordusu faaliyete geçmiþti artýk ve MTA'nýn kuruluþundan ancak 35 yýl sonra teknik eleman ihtiyacýný karþýlamýþ oldu. Ankara Üniversitesi Senatosu kabul etti ve 1960'larýn sonlarýnda bu üniversitenin joloji mezunlarý MTA'da çalýþmaya baþladýlar. Yine 1960'larýn sonuna doðru ÝTÜ. Ýhsan DOÐRAMACI ve Hacettepe Üniversitesi yöneticileri ile yaptýðýmýz görüþmeler neticesinde bir Maden Bölümünün açýlmasýna karar verildi. Yaptýðýmýz protokol ile MTA'nýn Hacettepe Üniversitesi Maden Bölümü'nün kurulmasýna 10 yýl süre ile yardým ve nezaret etmesi kararlaþtýrýldý. böylece memleketimizde güneþ enerjisi araþtýrma çalýþmalarýna öncülük etmiþtir. 1960'larýn baþýnda Ankara Üniversitesi Zooloji/Botanik diplomasý veriyordu ve mezunlarýnýn MTA'ya alýnmasýný arzu ediyorlardý. 224 . Mustafa ULUÖZ'ün talebi üzerine burada da Maden Bölümünün kurulmasýný destekledik. Böylece 1960'larýn baþýnda ÝTÜ. Jeoloji diplomasý verdikleri takdirde mezunlarýný MTA'ya alabileceðimizi bildirdim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I li. Kabul ettik ve öðretim üyelerinin çoðu MTA'dan temin edildi. Dr. 1970'lerin baþýnda Ýzmir. Enerji kaynaklarý olarak petrol ve kömüre ilave. 19401950'lerden beri gelen Ýstanbul Üniversitesi mezunlarýna eklenmeye baþlayýnca MTA'da güçlendi. 1968 yýlýnda da Ýzmir Üniversitesi Rektörü Prof. maden mühendisi. 1970'li yýllarýn baþýnda Marmaris'te MTA. Kendi üniversitelerimizden jeolog. bir güneþ ve rüzgar enerji merkezi kurmuþ. baþarýlý birçok eleman yetiþti. Dr. Türkiye'de ilk defa yeraltýndan tabii buharý çýkarmak suretiyle jeotermal enerjiden istifade etmek için çalýþmalar MTA'da 1960'lý yýllarda baþlamýþ ve 1968 yýlýnda Denizli civarýnda Kýzýldere'de kuyularý açýp tabii buharý çýkarmýþtýr. Maalesef ben MTA'dan ayrýldýktan sonra bu merkezin kapatýldýðýný öðrendim ve böylece güneþ enerjisinden yararlanmada gecikmiþ olduk. Gerek memleketimizde ve gerekse dýþarýda çok önemli ve baþarýlý iþler yaptýlar.

Altan NECÝOÐLU'nun denetiminde bu cihazlar imal edildi ve gemiye takýldý. ya satýn alýnmasý. Altan NECÝOÐLU yönetiminde Sismik I denize açýldý. Dr. MTA'dan Doç. Ciddi 225 . satýn alýnmasý ise pahalý görüldü. yýlýnda Jeofizik Þube Müdürü Sýrrý KAVLAKOÐLU'nu bu iþle görevlendirdim. Diðer taraftan Amerika'da bir þirkete gemiye yerleþtirilecek sismik cihazlarýn sipariþi yapýldý. ya da kendimizin bir sismik gemi yapmasý þýklarý üzerinde duruldu. 1974 1950'li yýllarda maden mühendisleri bir arazi çalýþmasýnda. söküldü. Gemiyi kendimizin yapmasý konusunda TPAO çekimser kaldý ve biz talip olduk. Kiralýk bir gemi bulunamadý. Deðiþik bakanlýklarýn temsilcileri ile yapýlan toplantýda ya yabancý bir geminin kiralanmasý. Ýyi bir kaptan ve gemi personeli bulundu. yeni baþtan tersanenin çok becerikli gemi mühendisleri ve iþçileri tarafýndan MTA jeofizik ekibinin nezaretinde kýsa zamanda tamamlandý. Hora gemisi alýndý. Bunun için önce TPAO bir Norveç Sismik Etüd gemisi kiralamak istemiþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1970'li yýllarýn önemli bir anýsý elbette Yunanistan'a “Ege'de biz de varýz” demek için Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklýðý'nýn (TPAO) bir sismik etüd yapmasý konusunda alýnan karardý. Norveçli firma önce kabul etmiþ sonra vazgeçmiþti. Sýrrý KAVLAKOÐLU. Böylece MTA Sismik I doðdu. çok deðerli jeofizik ekibini aldý ve Ýstanbul Ýstinye tersanesinin yanýnda bir eve yerleþti. Kabul gördü.

enerji kaynaklarýna (kömür. bu sayede ülkemizde off-shore sismik etüd de baþlamýþ oldu. krom. petrol) dayalý sanayi MTA'nýn bulduðu maden. alüminyum. MTA'nýn yaptýðý jeolojik haritalar. uranyum. laboratuar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I etütler yapýldý. 1968 yýlýnda MTA Tabiat Tarihi müzesini kurduk. bakýr. seramik. Müzeye bir de planatoryum yapýlmasý için Alman Hükümeti ile anlaþtým. bulduðu madenler. 1960 yýlýnda MTA'ya Genel Direktör olunca 1953 yýlýnda Muðla Üçköprü krom kampýnda düþündüklerimi yapma imkaný kazandým. Böylece üniversitelerimizde yetiþen yerbilimciler kendilerine temin edilen modern alet. cihaz ve makinalarla gerek merkezde ve gerekse arazide hýzlý ve verimli çalýþmalar yaparak maden. kömür ve petrol sayesinde kurulmuþtur. lüzumlu modern alet. Kuruluþundan beri baþarýlý çalýþmalar yapan MTA'nýn daha baþarýlý olmasý. Laboratuarlarda. kömür. endüstriyel hammadde. Bulunan ve rezervleri tespit edilen maden. havadan uçakla ve off-shore denizde yaparak çok önemli neticeler almýþlardýr. Halen mevcut çimento. kurþun/çinko. endüstriyel hammadde. petrol. hammadde ve cevher zenginleþtirmesi ve deðerlendirmesi hususunda araþtýrmalar yaparak kurulacak endüstrinin projelerinin hazýrlanmasýnda öncülük ediyordu. MTA Sismik I ile etüt yapmaya baþladýktan sonra bir de sondaj gemisi yapmak üzere Sondaj Þubesi Müdürü Alaattin HAMAMCIOÐLU baþkanlýðýnda hazýrlýklar yapýldý fakat bu projeden sonra vazgeçildi. endüstriyel hammadde ve kömürlerin yalnýz listesi sayfalar dolusudur. mermer. cevher zenginleþtirme ve jeofizik aletleri. sondaj makinalarý. modern teknolojiyi uygulayan bilimsel ve çaðdaþ bir kuruluþ olmasý için MTA'nýn yeni tesisleri yapýlmýþ. demir. makina ve cihazlar. endüstriyel hammaddeler ve enerji kaynaklarý yeni endüstrilerin kurulmasýný saðlayýp iþ sahasý açýyor ve memleketimizin sosyal ve ekonomik geliþmesinin temelini teþkil ediyordu. ben MTA'dan ayrýlýnca Alman Hükümeti projeyi durdurdu. Bununla genç öðrencilerin yerbilimine ilgisini çekmek istedik ve baþarýlý olduk. 226 . bütün bakanlýklar ve özel kuruluþlar tarafýndan kullanýlýyor. harita matbaa ve baský makinalarý saðlanmýþtýr. bor tuzu sanayi ile. jeotermal enerji etütlerini karada.

cihaz ve malzeme parkýnýn zayýflamasýna. daha büyük denecek birçok maden yataklarý bulunacaktýr. maden potansiyelimiz büyüktür. Nafiz PAMÝR ve Hadi YENER ile petrolün bulunmasýný saðlayan Ýhsan Ruhi BERENT'i saygý ile anarým. Reþit GENCER. memleketimizin hayrýna yaptýðýnýz hiç bir þeyden korkmayýn. Daha madenciliðin baþlangýcýndayýz. A. daha yapýlacak çok iþ var. laboratuar. Ýnançla ve bilinçle çalýþýldýðýnda baþarý gelir. kanununun deðiþtirilmesi neticesinde yetenekli teknik personelin daðýlmasýna. Gençler. 227 . Ben ve bizim neslimiz gerek MTA ve diðer kamu/özel kuruluþlarda ve gerekse üniversitelerde zevkle çalýþtýk. büyük maden yataklarý vardýr. baþlangýcýný yaptýk. Türkiye'de bundan sonra büyük maden yataklarý bulunmaz diye görüþler iþitiyorum. daha yeraltýna inmedik. bu görüþler tamamen yanlýþtýr. MTA'nýn isminin deðiþtirilmesi ile beraber bütçenin kýsýtlanmasý. jeofizik ve maden mühendisleri bundan sonra derinlerde zengin yeraltý servetimizi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Düþünce ve rüyalarýmýn hakikatleþmesinde benimle birlikte çalýþan mesai arkadaþlarýma ve bütün MTA'lýlara teþekkür ederim. Genç yerbilimciler jeoloji. üretecek ve deðerlendirecektir. Son olarak. mali gücün azalmasý ile çalýþma kapasitesinin azalmasýna neden olmuþ ve neticede maden arama gücü de azalmýþ ve sýnýrlý kalmýþtýr. Prof. H. Yeraltýnda önemli. MTA Genel Direktörlüðü'nün kurulmasýnda büyük hizmetleri geçen ilk Genel Direktörler. jeofizik ve sondaj makina. maden ve enerji kaynaklarýmýzý baþarý ile bulacak. madenciliðin temelini attýk. Bugün.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 228 .

TMMOB yayýn organlarýndan 'TEKNOKRAT' dergisinin Nisan 1986 sayýsýndan alýnmýþtýr. REÞÝT GENCER’LE SÖYLEÞÝ* *Bu söyleþi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I A. .

Ama yine de ilk maden mühendisi o deðil.Reþit Gencer. MTA'nýn ilk. Çocukluðunun ilk günleri. Birincisi. T.G. Orta öðretim için Belçika'ya giderek. Mühendishane-i Berr-i Hümayun'un ilk mezunu olan babasý Osman Vehbî Bey'in görevi nedeniyle Beyrut ve Þam'da geçti.ilk o. Paris'ten mezun olmuþ. benden yaþlý ve eski mezun Damat Kenan Bey.Belçika'da Mons'taki Poly Technique'in maden bölümünden mezun olup Türkiye'ye döndüðümde üç maden mühendisi ile karþýlaþtým. uzun yýllar burada kaldý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kýsa Özgeçmiþ A.. 1891 yýlýnda Ýstanbul'da doðdu. ETÝBANK'ýn ikinci Genel Müdürlüðünü yaptý.R. Evli ve çocuðu bulunmayan Reþit Gencer Ýngilizce ve Fransýzca biliyor.. Þu anda en yaþlý maden mühendisi sýfatýný taþýyan Gencer. sonra da Sadrazamlýða 230 . ilkokulu orada bitirdi. Bundan yaklaþýk 130 yýl kadar önce yaþamýþ Ethem Paþa varmýþ. sizden baþka maden mühendisi var mýydý? A. Belçika'nýn Mons Kentinde Poly Technique'in Maden Bölümü'nden 1914'te mezun olup Türkiye'ye döndü. Daha sonra babasýnýn 1903 yýlýnda Selanik'e Nafýa Müdürü olarak tayin edilmesi üzerine. dönmüþ ve çeþitli yerlerde memurluk yapmýþ.Okulunuzu bitirip Türkiye'ye geldiðinizde.

Bir gün Belçika Konsolosuyla konuþurken benden bahsetmiþ ve iyi bir tahsil yapmam konusunda tavsiyelerini rica etmiþ. 5-6 sene evvel öldü. köprü ne anlarým.Yani tamamen tesadüfi bir seçim oldu.G.R. benden 8-10 yaþ büyüktür. devlet göndermedi. Bunlardan birkaç tanesi beraberce maden mektebine gitmek istiyorlardý. ne olacak bu iþ?" dedim. yol. A. Ben Brüksel'de 15 yaþýnda yatýlý olarak liseye baþladým. ikincisi gene Paris'ten mezun Abdullah Hüsrev Bey ki sonradan MTA'da bana muavinlik yapmýþtýr.Kendi isteðinizle mi bu mesleði seçip yurt dýþýnda okumaya gittiniz. Ýstanbul'da çeþitli müzeleri yapan Ressam Osman Hamdi Bey vardýr. Onun oðlu. Konsolos. "Yahu baba ben maden mühendisiyim.G. oraya gönder" demiþ.R. gittim. Celal Sait Bey. Bizi Hatay ve Ýskenderun'da yol ve köprü yapýlacakmýþ. Orada konsolos dostlarý vardý. 5 sene okudum orada ve mezun oldum. Bir gün dersteyiz. "Bizim memlekette çok iyi bir lise var.. döndüm. Elektrik mühendisi olmak isterdim aklýmca. hem yüksek mektebe de hazýrlýyor. Babam 1903'te Selanik Nafýa Müdürüydü. bir subay girdi içeri ve "Ýçinizde mühendis olan var mý?" diye sordu.. O da Berlin'den mezundu. Hadi ben de onlardan ayrýlmayayým dedim.Efendim. Onun oðlu da maden mühendisiymiþ.. Neyse. Birinci Harp çýktý.G. Tanýdýðý sevk iþlerine bakan dostu Enver 231 . Belçika'da lisede çok iyi arkadaþlarým olmuþtu.. Bir iki kiþi el kaldýrdýk.Evet. T. hemen gidip verdiði adrese baþvurmamýzý istedi. T. sizin bir askerlik anýnýz olduðunu duyduk. yoksa devlet mi sizi göndermiþti? A. Donanmanýn kömürü bitmiþ. öyle.R. öyle mi? O yýllardaki anýlarýnýzdan biraz söz eder misiniz? A. birisi biraz evvel bahsettiðim Damat Kenan Bey.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kadar yükselmiþ. T. Akþam babama. ben Belçika'dan döndüðümde üç kiþi vardý. oraya gönderiyorlar.Hayýr. Subay.Evet. Siz maden mühendisisiniz diye çaðýrýp “Kömür bulun bir yerlerden” demiþler. Bir de Behçet Bey vardý.

. kapitülasyonlar da var. T. Gayri Müslimlerden bir iþçi grubu verdiler bize. Resimlerini biz çizdik. T. O sýrada da Ruslar Boðazlarý kapamýþlar.Vardý.R. Yalnýz birkaç iþçi vardý.. Ucu sivri çelik kamalar vardý. Bir de Balya'da kurþun madeni vardý. günde 750 ton kömür çýkarttýk.Neyle taþýrdýnýz çýkardýðýnýz kömürü? A. Birkaç tane daha kömür ve linyit madenleri açýlmýþtý.Kazma iþlemezdi.. Tekerlek filan döktüler Ýstanbul'da. askeri fabrikada yapýldý. onlarla taþýrdýk. kaçmýþlar. Harbin sonuna kadar burada kömür çýkardým. Askeri fabrikalar. O tekrar iþlet232 . Kömürü madenden dýþarýya taþýmak için tahtadan derviller yaptýk.O sýralarda Türkiye'de Zonguldak Havzasýnýn dýþýnda madencilik faaliyetleri var mýydý? A. Beykoz Kaðýthane vs. Oranýn kömürü kahverengimtraktýr. nihayet Karadeniz Aðaçlý'da bir maden bulduk. isteyen istediði ruhsatý alýrdý.G.R. Bursa Bandýrma'da G. lokomotifli dekoviller vardý. üstten balyozla vurulurdu ve damar çatlatýlýrdý.G. Esasen askerler baþlamýþlardý orada çalýþmaya. Kaðýthane'den Aðaçlý'ya dekovil hattý vardý. öyle toplanýrdý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Paþa'nýn oðlu vardý.. bari kömür ara" dediler.G. Fethiye taraflarýnda krom madeni vardý.Almýþ iþte. Savaþ sýrasýnda bütün personeli yabancýydý.Nasýl almýþ bu Ýngiliz iþletme ruhsatýný? A. gidip ona durumu anlatmýþ. hep bizim çýkardýðýmýz kömürle beslendiler. Zonguldak'tan kömür gelemiyor. Bu dediðim maden arabasýdýr. oduna benzer. Osman paþa'da bir linyit madeni vardý. T. Çýktýk yola. Pattersan diye bir Ýngiliz'in elindeydi o maden.G. Ýstiklal Harbi biter bitmez Balya'ya gittim.Kazma kürekle mi çýkartýyordunuz kömürü? A. Burada iþ olur kanaatine vardýk ve rapor verdik. Bana da "Madem öyle maden mühendisisin.R. donanmanýn kömürü yok. iþimizi görüyordu.R. epey bir yer dolaþtýktan sonra. Sonradan müdürlüðünü yapmýþtým. T. çalýþmaya baþladýk.Askeri istihkâm taburu vardý.

T. Balya'ya gelen yeni yabancý grup. 1933 yýlýydý ve þirketin merkezi Ýstanbul'daydý.R. 1927'de baþmühendis. ticari açýdan çok þey öðrenmiþtim. madenler hususunda ayrý bir teþkilatlanmaya gitmek üzere baþka ülkelerdeki uygulamalarý inceleyin ve kanununu hazýr233 . T. çok da hizmet ettiniz.G.Evet.G.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I meye konmak istedi. O zaman Sanayi Bakanlýðý'nýn yerine Ýktisat Bakanlýðý vardý. Ankara'ya çaðrýldým. babamýn da arkadaþýydý. oraya müdür oldu.Zonguldak'taki Maden Teknik Okulu ne zaman kurulmuþtu? A. 1932 sonuna kadar oradaydým. Orada da. mühendis olarak gittim ve 1923'te göreve baþladým.. ufak bir miktar alýyordu ton baþýna.Ben Balya'da çalýþýrken kurulmuþ.R.O zamanlar þimdilerde olan devlet hakký diye bir kavram var mýydý? A. O þirket de müþkül duruma düþtü. Sermayesi Fransýz’dý. Vekalet madenleri iþletmek için bu arada bir kanun yapýyor.G.R. Bana haber yolladý. Kurþun. bakýr. Memurluða baþlamýþtým. Meclis üyeliðine girer misiniz?" dediler. O yýllarda meþhur dünya bunalýmý vardý.. Sümerbank filan kuruldu. 1928'de genel müdür ve murahhas aza oldum. çinko fiyatlarý düþtü.. önce olur dedim ama. zarar etmeye baþladýlar ve þirketi daha güçlü bir gruba devretmek zorunda kaldýlar. Adam arýyorlardý iþletmek için. 2 yýl Osmanlý Bankasý'nda çalýþtým.. Devlet de o zaman sanayileþme hamlesine giriþmiþti. T. Ondan evvel zafere kadar. faydasý oldu. Atatürk'ün arkadaþlarýndan bir subay. Bir sene kadar Havzayý Fehmiye Umum Müdürlüðü yaptým. Balya Karaaydýn Madenleri Þirketi Fransa'ya cevher satardý. tuttu kendi elemanlarýný getirdi. Bakan da Celal Bayar idi.Balya iþletmeye kondu iþte. Bana da "Siz çok yoruldunuz ama. Beni ve bir arkadaþý görevlendirdiler. Ankara'ya gittim ve görev talep ettim. sonradan meslekten kopunca yavaþ yavaþ sýkýlmaya baþladým.Atatürk döneminde madencilik faaliyetleri geliþti mi? Bu yönde bir çalýþma oldu mu? A. Fransýz þirketi olduðu halde bir Türk'ü baþa getirmiþlerdi.

R..Evet.G.Abdullah Hüsrev benim muavinimdi..R. kabul edilip vekiller daðýlmaya baþladý. þirket vs. önce arayacak.R.R. Vekil. "Politik amaçlý kullanýlabilir.. Oturduk. kendi iþletiyor tabii. personel durumu. Hiç unutmam. o vardý. Necdet Egeran vardý. þimdi birini seç ve genel müdür ol" dedi.MTA'nýn kuruluþ yýllarýnda bütçesi. Etibank kuruldu. tehlikeli olur" dedi ve ayýrmamýzý söyledi.Yanýlmýyorsak Etibank ve MTA iki ayrý kuruluþ deðillermiþ. T. Celal Bayar ile birlikte 25 kiþilik heyet ile Rusya'ya gittik ve inceledik. "Ýþte oldu bu iþ. Bakan bizde yürümez ayýrýn dedi ya. sonra bir mali kuruluþla anlaþarak iþletecekti. Muazzam bir teþkilatlarý vardý. çalýþtýk ve 1935'te MTA. Ben de "Maden Arama'yý istiyorum" dedim. 234 . Fransa'ya göndermiþtim MTA'da çalýþtýðý sýralarda ve jeoloji eðitimi görmüþtü bir yýl süreyle. Bakanlýða verdiðimiz projede ayný örgütlenmeydi. T..Etibank'a Ýlhami Nafiz Pamir genel müdür oldu.G. T.. T.. O gün o iki projeyi yaptýk ve yine ayný gün Meclis'ten geçerek kabul edildi. Apart olarak.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I layýn dediler.G.Rusla’rýnkini incelemiþtik. Adnan Demirci geçenlerde öldü. teknik eleman durumu nasýldý? A. Peki Etibank'a kimi verdiler? A.Hangi ülkeleri incelemiþtiniz? A. A.Böylece MTA'nýn ilk genel müdürü oldunuz.Aramalarda belli bir masraf yapýyor ve daha sonra anlaþtýðý banka. Zonguldak Maden Teknik Okulu'ndan mezun 2-3 tane maden mühendisi vardý. Onlarda devlet kendi arýyor.G. ben de Meclis'in locasýndan izliyordum oturumu.R.MTA nasýl çalýþýyordu? Hangi esasa göre arama yapýlýyordu? A. Bakan. belli bir hisse alýyordu karþýlýðýnda.G. sermaye olarak hisse alýyordu. T.

hikayesini bilirim.R. Beni yaptýlar. T.Evet. onu da Etibank'a devrettik.Kütahya.Kömür aramalarý nasýldý peki? A. kira ile oturuyorduk. Ýlk defa Raman'da petrol sondajý yaptýk. ilk etüt ettirip Etibank'a devrettiðimiz maden ise krom idi.R. 235 . o zamanlar bilinir miydi? A.. 6 sene evvel öldü o da. iki tane apartman tutmuþtuk. ilk Zonguldak'taki mektep açýldýðý vakit.Evet.. T.R. çok alim bir adamdý.4-5 sene içerisinde epeyce ilerlettik ama. Teþkilatý ile olduðu gibi duruyordu...G. A.. Þimdi biliyorsunuz sadece metal iþletmeciliði yapýyor.Hangi yöntemlerle arama yapýyordunuz? Sondaj makinalarýnýz var mýydý? Ýlk etüdünüzü hangi bölgede yaptýnýz? A.Büyük sondaj makinalarýmýz vardý. MTA'ya da Hadi Yener getirildi.G. o iyice yarým bir teþebbüstü. T. tabii þimdiki gibi muazzam deðildi. Etüdünü bitirip. T. Benden sonra devir oldu ama. O zamanlar MTA'da meclis baþkanýydý.G. Etibank'a devrettik.R.G. vekil deðiþti ve Etibank Umum Müdürü'nün yeni vekille yýldýzý barýþmadý. Tunçbilek linyitleri ilk benim.Daha sonra Etibank'a genel müdür oldunuz. biz yaptýk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I T. Sonra Ergani madenleri vardý. Bu hocalar Türkiye'ye bu âdeti soktular ve 4 Aralýk Madenciler Günü olarak bizde de kutlanmaya baþladý ondan sonra. Yine Ruslar zamanýnda Murgul bakýr vardý. Biri 4 katlýydý. Sonra Ruslardan geri alýnan Ardahan'da kuvarsam bakýr madeni vardý. gelen profesörlerin çoðu Belçikalý’ydý.R. aramalarýmdýr benim zamanýmda ortaya çýkarýldý. Ergani bakýr hiç iþletilmemiþti. iki katlý. Kömür iþletmeleri daha sonra kurulunca Etibank'tan oraya devir oldu. devrettik. Orada da laboratuarlar vardý.. Biraz ilerde de ikinci bir bina vardý.MTA'yý geniþletmek için ne yaptýnýz? A.G.Saint Barbara hakkýnda bir bilginiz var mýydý. Almanya ekolündendir.

Ticari fikir olmalý insanda. A... Tabii bu bir natur meselesi... Mesleki açýdan tatmin oldum. Doða ile tek baþýnýza mücadele etmeye mecbursunuz. ketum olmalý. Bir maden mühendisi makinadan.R. týptan anlamaya mecburdur.Madenci olduðunuza memnun musunuz? Elektrik mühendisi olmak istiyorum demiþtiniz. çok memnunum.Bu kadar uzun madencilik yaþamý ve çalýþma alaný içinde yapmayý düþünüp de yapamadýðýnýz bir þey oldu mu? A... 236 . orasý ile meþguldür. çok yönlü deðildir kýsacasý.G. bunlarý yapabilmek için de mücadeleci olmalý. Fransýzlar sanat anlamýna gelen "art" derler hatta..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I T.Evet.R. Maden mühendisliði çok geniþ çapta bir mühendisliktir.Madencilik açýsýndan yok. Belki birçoklarý gibi zengin olamadým. T.G. Bir elektrik mühendisi santraldedir.. Çünkü madencilikte ben en önemli olaylarda rol oynadým. olamaz. inþaattan.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful