Mühendislik Mimarlýk Öyküleri I

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

ISBN 975-395-755-6 Kapak Tasarýmý ve Sayfa Düzeni: Emrah Durak Baský Kozan Ofset 0 312 3842003 Baský Tarihi Nisan 2004 Türk Mühendis ve Mimar Odalarý Birliði Atatürk Bul. No: 131 Kat: 9 Bakanlýklar-ANKARA Tel: (0312) 418 12 75 Faks: (0312) 417 48 24 Web: http:// www.tmmob.org.tr E-posta: tmmob@tmmob.org.tr

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

ÝÇÝNDEKÝLER
Önsöz Sunuþ Kemal Saatçioðlu ile Söyleþi Fabrikalar Kuran Fabrika Kardemir ve Türkiye Cumhuriyeti Demir-Çelik Öyküsü Mahmut Kiper Ýlk Feneri Yakanlar Nadir Avþaroðlu Yeþil Çay Yapraðýnda Demli Çay Bardaðýna Bir Baþarý Öyküsü Baki Remzi SUÝÇMEZ Devrim Otomobili Hikayeleri Ýsmet Özkan-Aydýn Engin Türkiye’nin Yaþadýðý Hýzlý Kentleþmenin Öyküsünü Kurmanýn Seçeneklerinden Biri Ýlhan Tekeli Celalettin Uzer’le Söyleþi Uçak Fabrikalarý Nasýl Kapatýldý? M.Bahattin ADIGÜZEL Atatürk Orman Çiftliði Reþat Ünal Bir Rüzgara Karþý Toplu Konut Öyküsü Þevki Vanlý Cumhuriyetin Ýlk Dönemlerinde Yüksek Mühendis Mektebi ve Dökümcülük Anýlarým Burhan OÐUZ PTT Arla ve Teletaþ’ýn Öyküsü Dr. Fikret Yücel MTA'lý Yýllarým Doç. Dr. Sadrettin ALPAN A. Reþit Gencer’le Söyleþi 5 7 11

19 43 63 89

119 135 141 155 173

187 203 217 229

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Atatürk Orman Çiftliðinin kuruluþu ve geçmiþi terkedilmiþ bir alanda umudun yeþertilebileceðinin kanýtý. Her gün zevkle yudumladýðýmýz çayýn bardaðýmýza gelene kadar ne badireler atlattýðý anlatýlýyor. sanayileþme. yaratmaya çalýþtýklarý bir dünya var bu kitapta… Cide yolunu yapanlar mesleðimizin bir çözüm sanatý olduðunu. bu amaçlara ulaþmak için çabalarý sürüyor. 5 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ÖNSÖZ "Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I" adlý kitabýmýzdaki öyküleri okurken. Bilimle toplumun buluþturulmasýna tanýklýk ediyor bu öyküler. ulaþýlmayacak yol olmadýðýný gösteriyorlar. öyküleri yaratanlara vefa borcunun ödenmesinin ötesinde bir amacý daha var: O da "mühendislik-mimarlýk þimdi nasýl bir yerde" sorusunun yanýtlarýný aramak. kalkýnma. hatta ülkemize dayattýðý role karþýn yer yer baþarýlar elde ediliyor. hakça paylaþma hedefleri. çaðýn gerisinde kalmýþ teknoloji þartlarý içerisinde kalkýnmak için. "Ýlk feneri yakan" maden mühendisleri emekçilerin geleceðe giden yoluna ýþýk tutuyor. coþkunun yerine umutsuzluðun geçirilmeye çalýþýlmasýnýn arkasýnda hangi ekonomik ve siyasi koþullar yer alýyor? Mühendislerin ve mimarlarýn. Devrim Otomobilinin öyküsünün kendisi baþlý baþýna önemli bir mühendislik giriþiminin ne tür engellemelerle karþýlaþtýðýnýn. inançlý mühendislerin umutlarýnýn nasýl tüketildiðinin ifadesi. Bu derlemenin. Mühendislerin ve mimarlarýn sýnýrlý olanaklarla yarattýklarý. halka hizmet için mücadele eden mühendisler ve mimarlar bugün ne yapabiliyorlar? Mesleklerini toplum yararýna ne ölçüde kullanabiliyorlar? Baþarý öykülerinin temelini oluþturan irade bugün ne kadar geçerli? Baþarýnýn yerine duraðanlýðýn. ayný zamanda kalkýnma tarihimizden kesitler de göreceksiniz. Demir-çeliðin öyküsü mühendislik tarihine kendisi kadar saðlam bir yapý taþý býrakýyor. Emperyalist sistemin ülkemiz için öngördüðü. maddi sýkýntýlar. toplumun ihtiyaçlarýný bilimsel bilgiyi kullanarak karþýlama misyonlarý. mühendislerimizin ve mimarlarýmýzýn geçmiþteki serüvenine tanýklýk etmekle kalmayacak. yapmanýn yerine yýkmanýn. Kýsýtlý olanaklar.

bilimi ve teknolojiyi halkýmýzýn hizmetine sunabilmeleri için görülen ortamlar yaratabilelim. her yýl mezun olanlarýn sayýsý 25 bini bulan meslektaþlarýmýzýn. Yaptýklarýndan daha fazlasýný yapmaya hazýrlar. bize uygun bulunan ucuz iþgücüne ve doðal ve kültürel varlýklarýmýzýn kuralsýz ve sýnýrsýz tüketimine dayalý rekabet anlayýþý yerine. iþletmenin coþkusunu yaþamaya özlem duyuyorlar. Yeter ki. umudumuzla ve kararlýlýðýmýzla. bize bu öyküleri yayýnlama olanaðýný veren meslektaþlarýmýza.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Mühendisler. kitabý yayýna hazýrlayanlara Yönetim Kurulumuz adýna teþekkür ediyorum. Yeter ki. kalkýnma. Yeter ki. bu çalýþmayý planlayýp bize kazandýran Mahmut Kiper'e. Yeter ki bu amaçlarla sürdürdüðümüz mücadelemizi yükseltebilelim. yapmanýn. mimarlar ve þehir plancýlarý. tasarlamanýn. bilimi ve teknolojiyi toplum yararýna kullanma anlayýþýný egemen kýlabilelim. Kaya Güvenç Yönetim Kurulu Baþkaný 6 . Yeter ki sayýlarý 500 bine yaklaþan. araþtýrmanýn. daha güncel baþarýnýn öyküsünü yazmaya ve yayýnlamaya devam edeceðimiz günlere olan özlemimizle. bütün çalýþanlarla ortaklaþtýrabilelim. teknoloji ve yenilenme politikalarý temelinde sanayileþme. artýk ulusal bilim. bu anlayýþa uygun yatýrýmlar yapabilelim. hakça paylaþým için siyasi bir irade oluþturabilelim. Daha fazla.

gerek fabrikalarýn kurulmasý ve gerekse bu iþletmelerde yapýlan uygulamalar ve bir çok planlamalar büyük mühendislik ve mimarlýk baþarýlarý içermektedir. Oysa o gün. Türkiye'de gerek sektörlerin oluþumu. Tabii. o koþullarda yapýlanlarýn bilinmesi. ülke mühendislik-mimarlýk yeteneðinin ve birikiminin anlaþýlabilmesini saðlayacak tüm mozaikleri birarada bulabilmek mümkün deðildir. Türkiye Cumhuriyeti döneminde gerçekleþtirilmiþ ve önemli baþarýlar içeren sektörlerin oluþumunu. yaptýklarý. daha geniþ bir ifadeyle mühendisliðin ve mimarlýðýn bazý öyküleri bu kitapta toplandý. hem moral olarak hem de geliþimde üretimin ne denli gerekli olduðunun gösterilmesi bakýmýndan büyük önem taþýmaktadýr. yýlýnda. nedeni ne olursa olsun kazanýlmýþ yetenek ve kültürü red edercesine baþarýsýz mühendislik-mimarlýk uygulamalarý da ülkemizin çokça görülen gerçeklerindendir. kimi de iz býrakmýþ bazý mühendislerin ve mimarlarýn kendilerini ya da yarattýklarýný anlatýyor. ayný zamanda Türkiye Cumhuriyeti'ni anlamlandýran. Buna örnek esintilere de yer verilmiþtir. çalýþtýrdýklarý ile sadece TMMOB'yi deðil. Özellikle son çeyrekte üretimin iyice geri plana itilmesi ile artýk kimse yapýlan baþarýlý uygulamalarý gündeme getirmemektedir. Bu öykülerden kimi. geliþtiren mühendis ve mimarlarýn. kurduklarý. kimi. Bu kitaba çoðunun ýsmarlama. baþlangýcýndan beri de böyle bir hedef hiç olmadý. ismini hepimizin yakýndan bildiði sanayi kuruluþlarýnýn kurulmasýný ve geliþimini. bir kýsmýnýn da eski yayýnlardan alýntý 7 . Bu kitapta. üretimde mühendisinmimarýn öneminin anlaþýlmasýný saðlamak ve çalýþmalarda yer almýþ meslektaþlarýmýzý anarak belki de gecikmiþ bir vefa borcunu bir nebze ödemek. Bu baþarýlara imza atanlarýn çoðu TMMOB üyeleridir. bir diðeri. Bu öykü kitabý ile amaçlananlardan biri. sonuncusu da ne zorluklarla kurulanlarýn ne kadar kolay yýkýlýp satýldýðýný ya da yok edildiðini göstermektir. baþarýlý uygulamalarý hatýrlatmak ya da bilinmesini saðlamak.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I SUNUÞ TMMOB'nin kuruluþunun 50.

Buna uygun olarak. geliþtiren. bazý öykülerin bugün artýk neredeyse kanýksadýðýmýz. Zaten. neredeyse toplu iðne üretmeden otomobil üretimine soyunan ve muhtemelen bir kýsmý otomobil kullanmayý bile bilmeyen 23 mühendisi ile o günün en ileri teknolojilerini içeren otomobili 129 günde tamamlayan bir ülkede yaþýyoruz. yapan. satýldýðýný da çok gördük. Onlar 8 . Cumhuriyetin ilk yýllarýnda neredeyse en küçük bir sanayi tesisi olmadan uçak fabrikasý deneyimini yaþayan. ülkenin zengin mühendislik-mimarlýk öykü hazinesinin gün ýþýðýna çýkarýlmasý için ilk giriþim olarak 'Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri-I' baþlýðý ile yayýnlandý. bunlarýn bazýlarýný öne çýkarma fýrsatý bulduk. topraklarýn tahliyesini merkep katarlarý ile yaparak 2. kuran. çalýþtýran. mühendis. birilerine peþkeþ çeken para modellerinin bize yaþattýðý usanmýþlýk ve umarsýzlýk girdaplarýndan. bir aðýr sanayi iþletmesini 1930'larýn sonunda hafriyatýný kazma-kürekle. Ancak bazý uygulama veya sonuçlara bakarak. konuyu bilsin bilmesin herkesin anlayabileceði hikayemsi bir dille kaleme alýnan ya da daha önce yapýlan söyleþilerden alýntýlanan öyküler yer alýyor. Ancak tüm bu geliþme potansiyeline raðmen büyük emeklerle kurulanlarýn iki dakikada yýkýldýðýný. masallardan baþka nerede olur ki? Görev bilinciyle öne çýkmayý yadýrgayan. bozan. hatta son kuþaðýn muhtemelen doðal karþýladýðý yýkan.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I þeklinde temin edildiði bir mühendislik-mimarlýk öyküleri denemesi denebilir sadece. Ancak gene de. mimar ya da plancýlarýn hakkýný teslim etmek mümkün olacaktýr. Anlatýlanlar kimi zaman masallardaki olaðanüstülükleri çaðrýþtýrýyor. tasarlayan. tam tersine anonimleþtiren insanlar Cumhuriyetin saðlam tuðlalarýný ördü. Umarýz serinin devamý gelir. pek çoðu sessizce göçüp gitti. Bu nedenle mühendislik-mimarlýk baþarý ya da baþarýsýzlýklarý öykülerin içine gömülmüþ durumdadýr.5 yýlda iþletmeye alan. teknik detaylardan uzak. bu kitapta. Bu kitapla. yaptýklarý ile övünmeyen. Bunlar. paylaþan üretim modellerine doðru ufak umut yolculuklarýna sebep olacaðýný umuyoruz.

memleketin ýþýðý. sanayi yaratarak. cevher erimiþ. ergimiþ metalin ýþýðý ile özdeþleþtirerek. geleceðe de umutla bakmamýzý saðlayan geçmiþimizin en deðerli miraslarý olarak bakmalý ve onlara sahip çýkmalýyýz. Karabük'te düðün dernek kurulmuþ. Mühendis ve mimarlarýn merkezinde olduðu öyküler sadece teknik içerikleri ile deðil. sanayinin koþullarýnda sürekli iyileþtirmeyi ve üretkenliði artýrarak toplumsal deðiþim projelerinde aktif hatta öncü rol almak vardýr. Öyküleri çoðalttýkça. Kendilerinden habersiz hikayelerini daha önceki yayýnlardan derlediðimiz. Bu dönüþüm projesinde. Erimiþ cevhere bakmasýný bileceksin.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bunu çoktan hak etmiþlerdi. köylülerden sanayi iþçisi yaratmak buna güzel bir örnektir. 9 . Öykülerini bu kitapta bizlerle paylaþan tüm yazarlara teþekkür ediyoruz. 'Divriði madeniyle Zonguldak kömürü buluþmuþ. mühendisliðin tanýmýnda zaten. Yoksa kör olursun. Ne demek istediðimi anlýyonmu sen?.. O cevherin ýþýðýný bilir misin sen? 1200 derecede erimiþ demir cevheri bir ýþýk saçar efendi. Aydýn Engin'in yaptýðý söyleþide þöyle diyor. O ýþýktýr. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda. tüm yetenek ve kazanýmlara raðmen bugünkü kötü durumun sebepleri kuþkusuz daha iyi anlaþýlacak ve anlatýlacaktýr. Çünkü. üretime ve üretim tesislerine nasýl bakýlmasý gerektiðine iliþkin galiba en güzel dersi veriyor. memleketin ýþýklarýna nasýl bakýlmasý gerektiðini bir de öykülerle anlatalým istedik. Türkiye sanayi ve teknoloji tarihinde. bugün gelinen noktadaki geliþmemiþ ve yetersiz görüntünün aksine pek çok ilk ve yenilik görmek mümkündür. O öykülere. bunun yanýnda saðladýklarý toplumsal ve tarihsel etkileri ile de deðerlendirilmelidir. ülkemizin ilk aðýr sanayi tesisi Karabük Demir Çelik Fabrikalarý'nýn inþaatýnda iþe baþlayan ve bu tesiste üretimde aralýksýz 45 yýl çalýþan Hakký Usta herkese. bir çoðu artýk aramýzda olmayan mühendis-mimarýmýzý saygýyla anýyoruz. akýyor potaya.' Ne demek istediðimizi. Ýyi bakmazsan kör eder adamý. Bu tür anýlasý insanlarýmýz ve mühendislik-mimarlýk öykülerimiz pek çok.

Mahmut Kiper Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri-I Kitabý Koordinatörü 10 . Türkiye mühendislik-mimarlýk ve plancýlýk tarihinin geliþimine katkýda bulunan tüm meslekdaþlarýmýza þükranlarýmýzý sunuyoruz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu kitabýn peþinden birçok öyküyle bu serinin devam edeceði ümidiyle.

. TMMOB yayýn organlarýndan “Mühendislik-Mimarlýk” gazetesinin18 Temmuz 1957 tarihli sayýsýndan alýnmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kemal Saatçioðlu ile Söyleþi “60 YILLIK MÜHENDÝSLE KONUÞTUM”* Söyleþiyi Yapan: Aydýn Nisari * Bu söyleþi.

Y. Hendese-i Mülkiye Mektebinden aldýðý diploma 60 yaþýnda! Gözümüz aldanýyor. 7 çocuðu var.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Umumi Katip Þükrü Er. ikisi yüksek mühendis. tanýdýðým yaþlý kimselerle kýyaslayarak doðru bir sonuç çýkarmaya çalýþtým: . hem de bir partinin baþkaný. Kemal Saatçýoðlu'nun nüfus tezkeresi deðil.. düþündüm.Beyefendiyi kaç yaþýnda tahmin edersin? Dikkatle baktým. 7 Çocuk Babasý Ýki defa evlenmiþ. Birliði ziyaret etmiþ bulunan bir zatý göstererek sordu. hem belediye reisi. kýzlarýndan biri de hem doktor. 12 .. . Çocuklarýndan ikisi profesör. biri baþmüfettiþ. Uzun bir ömrün tatlý meyveleri. fakat dinlediðimiz zaman 83 yýllýk bir ömrün dile geldiðini anlýyoruz. Son hanýmýndan doðan çocuklarý ise henüz küçük.60 yaþýnda olsalar gerek. Müh. Meðer çok yanýlmýþým.

Biz. Cemal Paþa'ya Ait Bir Hatýra Birinci Cihan Harbi içerisine Suriye'de öbüründen ayýrmak için "Büyük" diye anýlan Cemal Paþa’nýn icraatý o devri anlatan kitaplarýn ve aðýzlarýn önemli konularýndandýr. Bitmeyen bir çalýþma azmi. DSÝ 2. güzel bir espriyi de kucaklamaktadýr: 13 . elektrik bahsinde ise sâdece bir postane kurabilecek bilgiyi aldýk. o zamanki adý Hüdavendigâr olan Bursa'ya Baþmühendis Muavini olarak tayin edilmiþ. inþaatçýsý. sucusu filân hep bizden çýkardý.. Bölge Ýnþaat ve Proje Servisinde gündelikle çalýþýyor. ilk Vazife Kemâl Saatçýoðlu mektebi bitirdikten sonra. tahsili ve yetiþtirdikleri arasýnda mukayese imkânsýzdýr. Enebik'in kitaplarýndan öðrenmiþler. Eski tahsilin þimdikine göre pek iptidai kalacaðý kanaatindeyim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünle Bugünün Mukayesesi Kemâl Saatçýoðlu." O zaman betonarme de okumamýþlar. fakat. Eðer dakikada 400 devir yapacak bir makina icat edilebilirse. Makina diye yalnýz buhar makinalarýný gördük. dünkü mühendisle þimdiki meslektaþlarýmý þöyle kýyasladý: . þimdiki Mühendis mekteplerinin idaresi. þevk ve iradesi…. betonarmeyi doðrudan doðruya mucidinin. imar bakýmýndan dünle bugün arasýndaki farký hayranlýkla belirttikten sonra. Daha sonra hiç durmadan vazifeden vazifeye koþmuþ. uçmanýn mümkün olacaðý söylenirdi."Tophanenin Maliye’ye borcunu ödemek için Topçu Mektebi’nin yanýnda ve Topçu Mektebi hocalarýnýn idaresinde kurulan okulda gördüðümüz tahsille. Halen. emekli olarak da yurdun hizmetinde ve mesleðinin gösterdiði istikamette gayretler sarf etmiþ. 1929 da Giresun Baþmühendisi iken kendi isteði ile emekliye ayrýlmýþ. Tayyare henüz icat edilmemiþti. Cemal Paþanýn þahsiyet ve hüviyeti ile kendisinin ve devrinin otorite telakkisini açýklayan aþaðýdaki fýkra. Ama yine de durmamýþ. her branþýn dersini birlikte okuyarak mezun olurduk. adetâ hezarfen yetiþecekmiþiz gibi.

.Belediyede akþam saat 8'e kadar çalýþtýktan sonra. Cemal Paþa bana sordu “Ýþi kaç günde bitirip bize su verebileceksin?” Bir anda þaþýrdým. yok. birbirlerini vahþiyane þekilde kýrýp geçiren insanlýðý yola getirmek kararýný veren peygamberlerin kendi ümmetleri içerisine inmeleri söz konusu olurken." Rýza Paþa Rikabi'nin alet edavatý temin edebileceðini söylemesi üzerine Cemal Paþa bana "Yarýn gider bunlarý Hüsnü Paþa’ya temin ettirirsiniz" emirini verdi. sonunda kurþun var”. Ayný gecenin yarýsý evime yeni dönmüþ ve henüz soyunmuþken kapýya bir otomobil geldi. Bu iþin o günün imkanlarýyla iki ayda bitirilmesi bile zor. yarýn gidip bakacak ve ne lazýmsa derhal yapacaksýn. Karargahtaki kanalýn içerisine girerek yürümeye baþladým. Karargahýn önünde Belediye Reisi bekliyordu. Durumu kýsaca izah ederek. "40 kilo dinamit. "Ýnþallah bir ayda. . Belediye Reisi Rýza Paþa Rikabi beni çaðýrarak "Cemal Paþa telefon etti. Sakýn beni yalancý çýkarma. Çýkarken de "Bir hafta içerisinde bitiremediðin takdirde vallahi seni asarým. ama yanlýþ bir hareketimi de hayatýmla ödeyeceðimi biliyordum. Nehri Yezid Rivarý yýkýlmýþ. Cemal Paþa beni istiyormuþ. yeryüzüne inmemek için Hazreti Muhammed'in gösterdiði bahane þudur. Öðleden 14 . Arabým ben. 50 laðýmcý. “Cemal Paþanýn bir sorusu üzerine evvelce bahsi geçen kanal ve setin tamirine baþlandýðýný ve baþýnda senin bulunduðunu söyledim. Nehri Tura Kanalýný da týkadýðý için karargaha ve kýþlalara su gitmiyormuþ. Paþa Hazretleri" dedim. bizim Kemal Saatçýoðlu! Kemal Bey gülümseyen bir yüzle bir hatýrasýný þöyle anlattý. Bilirsin. Cemal Paþa hiddetlendi. geliþigüzel saydým." Ne diyeyim. Huzura Rýza Paþa ile birlikte çýktýk. Bu yorucu mesai arasýnda bir gün. 200 asker. Cemal Paþa asar! Ýþte bu Cemal Paþa’nýn hakim olduðu Þam Vilayeti Belediyesi’nin Heyeti Fenniye Reisi." dedi. "Bir haftada bitirmek için ne lazýmsa söyle. 5 kilometre gittikten sonra ne göreyim? 30 metre yükseklikte 50 metre boyunda 2 tünel arasýnda üzerinden kanal geçen bir duvar yýkýlmýþ ve Nehri Tura kanalýný da doldurmuþ. saat 9:30'da tekrar gelip 12'ye kadar vazifeye devam ediyorduk. Rýza Paþa’yý yalancý çýkaramazdým. ona göre davran" dedi.Ümmetimin arasýna inemem. Hüsnü Paþa’ya gittim. Paþa emretti.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Birinci Cihan Harbi’nin en kýzgýn günlerinde.

bu söz üzerine bana dönerek. ama iþin bitmesi için kendisinden 460 altýn harcamaktan kurtulamamýþ. Aþaðý inince Ata Bey "Paþam dedi. Nezaretten gelen istikþaf mühendisleri "Kibert Þirketi. iyisi mi gidip Cemal Paþa’ya iþin içyüzünü anlatayým. . arzularýný sormuþ. bu yolun haritasýný yapmadýkça orada istikþaf imkansýzdýr" yollu baþtan savýcý bir cevapla geldikleri yere dönmüþler ki benim bundan ve daha evvel verilmiþ bulunan 16 rapordan haberim yok.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I sonra gelecekmiþ. elden ne gelir? Düþündüðüm gibi de yaptým.Seni affettim.Kastamonu Valisi Yeniþehirli Nazým Paþa. orada Cide yolu istikþafý dolayýsýyla baþýndan geçen dikkate deðer bir vakayý da þöyle anlattý. Baþmühendis Nadir Bey beni Nazým Paþa’ya takdim ettiði zaman Paþa sordu. öyle de ölüm. Ata Beye “Çýk bakalým dedi. yanýnda Rýza Paþa ile Mýsýr Baþmühendisi Maisner Paþa’nýn muavini Mühendis Ata Bey’le birlikte kanala geldiler. . dedi. böyle de. bu iþ ne kadar günde bitirilebilir?" Merdivenlerden çýkarken Ata Bey yavaþça sordu: "Kaç günde mümkündür. onlar da "Meyhanecileri istemeyiz.Mektepli misin." Paþa. Cemal Paþa. . Kemal Bey iþe iyi baþlamýþ. diðer taraftan da Cide yolunun yapýlmasý konusunda çalýþmalara baþlamýþ. "Bir ayda". alaylý mý? 15 . Cide Yolu Ýstikþafý Kosova'dan sonra Kastamonu'ya tayin edilen Kemal Saatçýoðlu. iþi ele alarak. dedin". vurursa kader. bir taraftan meyhanecileri Cide'ye sürerken. kendilerinden ürkmüþ olduðu halký memnun etmek için. Nazým Paþa. Düþündüm. buraya tayin edilir edilmez Vilayetin ileri gelenlerini toplayarak. Ayaklarýna kapanarak aðlamaya baþladým… Kemal Bey böylece asýlmaktan kurtulmuþ. Cide yolunun yapýlmasýný isteriz" demiþler. ümit ederim ki bir ayda iþi bitirecek. Ertesi gün. Paþa.

.Ya binek? Yaya gideceðimi haber verince adamcaðýzýn yüzünde þaþkýnlýðýn çizgileri belirdi. suvari jandarma arkada. elbetteki yaparým bu yolu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I . . tekrar sordu. 16 . dedim. daha evvel bahsettiðim gibi meyhaneciler Cide'ye sevkediliyorlarmýþ. köþesinde pusula. Ýþte tam bu günlerde. . 50 lira avans aldým ve Kastamonu'ya geliþimin dördüncü günü Daday’a gittim. Beni yukarýdan aþaðý þöyle bir süzdükten sonra. sonra da bana dönüp. onu karþýlayýp. Kaymakama. dedi. Köylü jandarmaya koþtu. ýraký satan mý? 8 kilometre sonra bir köye indik. omzumda altimetrik. Elimde istikþaf paftasý. bir jandarma ve bir mekkareden ibaret ihtiyacýmý bildirince sordu. Ailemi yerleþtirdim.Sen Cide yolunu yapabilir misin? "Hay hay" cevabýný verince de: .Mektepliyim. Daday’la Cide arasý. Daday'dan istikþafa baþladým. para var mý? . Ben yaya önde. diye soruyarlar. sen bu yeri görmeden nasýl yaparým diye söz veriyorsun? .Mezuniyetine kaç sene oldu? . ben mühendisim Paþam.Nasýl. .Paþam. ayaðýma podametre asýlý. Yapýlmasý istenilen yol. efendim.O halde yer de var. .Otur bakalým þuraya. gören köylüler jandarmaya.8 sene Paþa Hazretleri. Ertesi gün yola çýktýk.Var .Nireye götürüyon donguzu? Diyorlar.

.Ne bilek. maaþýna 150 kuruþ zam almýþ! 60 sene mühendislik yapan ve 83 yýl yaþamýþ bulunan Kemal Saatçýoðlu'nun biri birinden enteresan daha pek çok hatýrasý var. Filan dedikten sonra. hatýralarý var ama biz bunlarý yayýnlarken. bakmýþ ki nereye gitse gayri Müslim veya meyhaneci sanýlacak. tabiidir ki. Müslüman. . . Hatýrasý.Ülen. Köylü boynunu büktü.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I . merhaba. Ancak bunu giydikten sonradýr ki yolda görenler. Demeye baþlamýþlar.Merhaba çavuþaða kolay. hemen eve haber yollayýp. bu mühendis. gazetemizin hacmini göz önünde tutmak zorundayýz… 17 . gelsin. Kemal Saatçýoðlu 22 günde Cide yolunun haritasýný ve 3 ay sonra da en müþkül bölgede 24 kilometrelik tesviyeyi turabiye yaptýrmaya muvaffak olunca. . Jandarma hiddetlendi. Kemal Bey. kýsa don giyiyo da.Hoþ geldin baþefendi. mektepte 7'nci sýnýfta giyindiði kýrmýzý þeritli ceketini istemiþ. bana da.Akþamlar hayýrlý olsun çorbacý “dediler.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 18 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I FABRÝKALAR KURAN FABRÝKA KARDEMÝR VE TÜRKÝYE CUMHURÝYETÝ DEMÝR-ÇELÝK ÖYKÜSÜ Mahmut Kiper Metalurji Mühendisi .

Türkiye'nin sýnaî geliþiminde sürekli izler býrakmýþ ve bu satýrlarda anlatýlacak olan demir-çelik öyküsünün -inanýlmaz güçlü hafýzasýyla en ince detaylarýna kadar. o müstemlekeyi kat kat telafi edecek durumdadýr. Askeri Fabrikalar Genel Müdürü Baþkanlýðý'ndaki bir heyetle harp içerisinde Ýngiltere'ye gittik. Cumhuriyetin o dönemlerdeki insanlarýnda görülen özelliklerinden olan üstün devlet ve görev bilinciyle.. 'Biz bir müstemleke kaybettik ama öyle bir sanayi üretimi meydana getirdik ki. Þöyle bir hatýramý müsaade ederseniz arz etmek isterim : 1942-43 senesinde. 1930'larýn baþlarýnda baþlayan demir-çelik seferberliðinin her aþamasýnda nefer. Söyleþide Þanbaþoðlu..1820'lerde sanayi devrimine girmeye çalýþmýþtýr.. Fabrikayý gezdikten sonra enteresan bir þey göstere20 . lider. Ayný zamanda. ama daha sonra. gözlemci ve tanýk olarak yer almýþ.bu günlere taþýnmasýný saðlamýþ bir üstadýmýzdý. konuþmacýsý ise -Atatürk'ün yurtdýþýna gönderdiði diðer öðrencilerle birlikte 1926'da Ankara Garý'ndan bizzat uðurladýðý. Ýngiltere'nin davetinin sebebi Türkiye'yi harbe sokmak için iliþkileri geliþtirmekti.' Evet. tüm olumsuzluk ve yokluklara raðmen. KARDEMÝR öyküsünde de. Þanbaþoðlu'nun çok önemli bir yeri vardýr. çeliðin kitle halinde imali çok önemli bir olaydýr. kendisi hiç çalýþmamýþ olmasýna raðmen. Þanbaþoðlu.ülkemizin ilk Metalurji Yüksek Mühendisi Selahattin Þanbaþoðlu idi. önce makina mühendisliði eðitimine baþlamýþ. Türkiye demir-çelik öyküsünde KARDEMÝR'in (Karabük Demir Çelik Ýþletmeleri). "Memlekete gereklidir" diyerek Aachen'de metalurji eðitimi görmüþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 20 Ekim 1992 tarihinde TMMOB Metalurji Mühendisleri Odasý'nda yapýlan Akþam Söyleþisi'nin konusu "Türkiye'nin Demir-Çelik Öyküsü". Osmanlý Ýmparatorluðu -gerçi elde bir vesika yok ama. ülke sanayisinin temel taþlarýný oluþturan kuruluþlarýný ülkemizin saðlam tuðlalarý olarak sessizce ören ve yine sessizce göçüp giden bir mühendisi idi. S. Osmanlý Ýmparatorluðu'nun son dönemlerinden baþlayarak bu öyküyü þöyle aktarmýþtý : "Endüstri devrimine yol açan temel unsur olan çeliðin kütle halinde imalatýný gerçekleþtirmiþ olan Ýngiltere'nin Baþbakaný kaybettikleri Amerikan müstemlekesi için demiþtir ki.

. Ufak pik dökümhanelerinden baþka hiçbir þey kalmamýþtý. O nedenle hafýzama istinaden anlatacaðým. ama kaybolmuþtu. diðeri de asidik Siemens-Martin ocaklarýdýr. Bu garibin mezarýna kimse dokunmasýn!. harap oldu. Ve Türkiye Cumhuriyeti teþekkül ettiði vakit. Osmanlý Ýmparatorluðu'nda hangi tarihte kütle halinde çelik imaline baþlandýðýna iliþkin bir vesika yok. etrafý zincirle çevrili bir mezar var. Ýlk kurulan tesisler beþer tonluk biri bazik. bu tersane kurulmuþtur ve içinde hem demirhane. Tarih 1840. 1923'te elinde çelik üreten hiçbir tesis yoktu. Sonra gidip aradým. Bazik sistemle kütle çelik imalatý.. Ama. Siemens-Martin ocaðýndan dökülen çelik haddeleme suretiyle deðil. Zeytinburnu'nda haddehane yoktu. dövülme suretiyle þekil alýrdý. Þanbaþoðlu Cumhuriyetin ilk yýllarýndaki demir-çelik ile ilgili giriþimleri de þöyle anlatýyor. 2000 tona kadar bütün gemilerin boyasý.." S. 100 milyon liralýk tahsisatýn 5 sene zarfýnda sarf edilmesi üzerine bir kanun çýkarýlmýþ ve ona istinaden 21 . Mütareke ile birlikte hepsi kapandý. hem de bir haddehane bulunmaktadýr. çýrak okulunun mürekkep ihtiyacý dahil tüm ihtiyaçlarý da bu tesiste yapýlýyordu. Yani. Bu savaþta hem çelikhane. asidik sistemle de toplarýn namlularý yapýlýyordu. Mezarýn üzerinde: 'Ýstanbul'dan buraya staj için gelip 28 yaþýnda ölen Ýbrahim……'in mezarýdýr. Osmanlý'da kütle halinde çelik üretimi evvela Camialtý Tersanesi ile baþlamýþtýr. hem imalathaneler ve diðer tüm fabrikalar var güçleriyle çalýþtýlar. "Ýlk teþebbüs 1924 senesinde imalathanelerin tekrar kurulmasý için çýkarýlmýþ bir kanunla baþlar. Fabrikanýn büyük yeþil bahçesinin bir yerinde. Abdülaziz'in zamanýnda Osmanlý Donanmasý'nýn geliþmesi arzu edilmiþ olduðu için. Daha sonra Ýmalat-ý Harbiye tarafýndan Zeytinburnu'ndaki demirçelik tesisleri kurulmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ceðiz dediler. Ýmalat-ý Harbiye'nin mazisinden bahseden bir kitap görmüþtüm. Vakti zamanýnda Askeri Fabrikalarýn kütüphanesindeyken. mermerden yapýlmýþ. fevkalade bakýmlý. Bu durum aþaðý yukarý Birinci Cihan Harbi'ne kadar devam etti.' yazýyor.. dövme ve presleme iþlemleri vardý..

Gazete gelmezdi. 1932'te Almanlar’dan bir heyet geldi. bir tane 2 tonluk elektrikli ark ocaðý ve iki tane de kupol ocaðý ile beraber dökümhane. tekrar Þanbaþoðlu'nun aðzýndan demir-çelik serüvenine devam edelim : 22 . Ve 1929 senesinde de. Meyhane. Bu kitabýn sunuþunda Prof. haddehane. Kýrýkkale'deki çelik fabrikasýnýn temeli atýlýr. tamirhane vardý. Kýrýkkale'nin ve fabrikanýn o günlerdeki durumunu da Þanbaþoðlu þöyle anlatýyordu : "1932'de Kýrýkkale'de askeri fabrika sahasý dýþýnda sadece 13 ev vardý. bunlarý çalýþtýrmaya baþladýk. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda nelerin. ilk fabrika yemeði ve kýyafeti Kýrýkkale Çelik Fabrikasý'nda verilmiþtir. Þanbaþoðlu'nun 1995'te ölümünün ardýndan. Çelik fabrikasýnda 500-600 iþçi çalýþýrdý.. Kendi aramýzda para toplayýp baþlattýk ve usul haline getirdik. bir aný kitabý basýldý." O devirde yörede ne sebze hali. çalýþanlara Cumhuriyetin ilk tabldot uygulamasýný baþlatýrlar." S.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I askeri fabrika imalathaneleri tekrar yeni baþtan kurulmaya baþlanmýþtýr. Fabrikada eþeklere ayrý yer vardý. Dr. Bu söyleþide. gibi sebzeler ile tavuk. Bunu yapan da devlet deðildi.. Fabrikada iki tane 10'ar tonluk SiemensMartin ocaðý. Ýþçilere (yani çalýþan köylüye) kendi getirdiði pekmez veya ayrana bandýðý yufka ekmeðinden ibaret yemeðinin ve kendi elbisesinin dýþýnda. demirhane. Ýlk önce Ankara Fiþek Fabrikasý ile iþe baþlanmýþtýr. Türk Tarih Vakfý'nýn Sözlü Tarih Projesi kapsamýnda. Bilsay Kuruç. fasulye vb. Ýki.. koyun gibi hayvanlarý doðrudan doðruya kendileri yetiþtirerek. Ýþçi tamamen oralarýn köylüsüydü. biber. Bu fabrika 1932'nin baþýnda bitti. Haftada yalnýz iki tren geçerdi. üç saatte köyünden eþekle veya yaya gelirdi. Yol yoktu. Fabrikaya ya trenle. Ülkü Özen'in Selahattin Þanbaþoðlu ile yaptýðý söyleþiden alýntýlara da yer vermiþti. fabrika çevresindeki uygun bir arazide domates. ne kabzýmal ne de mezbaha vardýr ve onlar. kahvehane ve kasap dükkaný ayný yerdi. hangi koþullar altýnda ve hangi inanç ve dirençlerle baþarýldýðýný gösteren bu ara açýklamadan sonra. ya da çamur tarladan geçerek gidilirdi.

paslanmaz çelikler. 1934 senesinde Ali Çetinkaya Bayýndýrlýk Bakaný olduktan sonra Devlet Demiryollarý ona baðlandý. Onlar raylarý Thomas çeliðinden yapýyordu.08) karbonlu ve silissiz malzeme imal etmekti. Çetinkaya zorlayýnca ray sipariþini Kýrýkkale'ye vermek zorunda kaldýlar.' denmiþtir. kýsaca her cins takým çeliði yapýldý. 1935-50 arasýnda 150 kadar deðiþik çelik çeþidi yapýlmýþtýr.. çünkü ne mühimmat. kalem çeliði. Kýrýkkale'nin esas imal görevi vasýflý çeliktir. atýþa dayanýklý çelikler. Sýcak iþ. Baþlangýçta. platina dediðimiz çok düþük (% 0.. Burada ray.. ne de ray için sipariþ vardý. Bizim çelik imalatýnda Harlas'ýn çok büyük yardýmý ve tesiri oldu. ama. Sonra. kuma çelik döküm de bura23 . manyezitin yakýlmasý ve katýlmasý ilk defa burada oldu. Devlet Demiryollarý baþlangýçta hiç istemiyordu. fiþek için.da yapýlsýn. Raylarý ilk teslim ettiðimiz zaman TCDD þüphe etmiþti. Ýsmet Paþa'nýn emriyle '. Ýnþaat Fen Heyeti Baþkaný olan Ýsmail Fuat Bey bizim raylardan ve Alman konsorsiyumundan gelmiþ raylardan bir kaç örnek alýp test etmek üzere Ýsviçre'ye gönderdi. Hepimiz acemiyiz ve doðru dürüst kütle halinde üretim yapamýyoruz. Bizi en çok müþkülata uðratan. bütün diþli çelikleri... yüksek hýz.. Türkiye'de ilk defa çelik döküm. Türkiye'de ilk defa ray 1932 senesinin Haziraný'nýn 4'ünde burada yapýlmýþtýr. Bunda baþarýlý olmuþtur. ama manyezit vardý. 15'lik top imalatý için Almanya'ya tekâmül kursuna gidenler. daha bir çoklarý yapýldý. 1935-1940 tarihleri arasýnda TCDD'ye 20. tabiatýyla hiç tahsisat falan yok. Bizim raylar onlarýnkinden kat be kat mukavim çýkýnca herkesin sesi kesildi.. semantasyon çelikleri.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "O vakit demiryollarý Türkiye için çok önemli. Daha sonra Almanlar gittiler ve 1934'e kadar çelikhane çalýþmadý. Hülasa. Türkiye'de bugün bunun yarýsý üretilmiyor.000 ton ray verdik. Škoda firmasýndan Harlas isimli bir ustabaþý getirdiler. O esnada. Kýrýkkale'de dolomit yoktu. Bu fabrikalarý askerlerin ihtiyaçlarý için kurarken. uçak çeliði. Kýrýkkale'de hep yeni þeyler yapýlýrdý.

. mermi... Dr. 'Kýzýlýrmak’ýn doðusunda kurulsun. TCDD'nin ve Milli Savunma'nýn ihtiyaçlarýný karþýlardýk." Prof. yýllýk toplantýsýndaki þeref konuðu þöyle diyordu: "ABD bir endüstri devi ise. top tabanca." En azýndan 2000'lerin baþýna kadar uzanan bir sanayi çaðýnda lokomotif rol oynamýþ olan iþ kollarýnýn desteklenmesi. tüfek ve barut fabrikalarý ortaya çýkar. Ama 600-700 ton/yýl ölçekli çelik üretimi ülkenin sanayileþebilmesi için çok yetersizdi. Þanbaþoðlu'nun anlattýklarýndan yola çýkarak o dönemki Kýrkkale'yi þöyle tanýmlýyor : ". Türkiye'nin sanayi devrimini yakalamasý için.. toplarýn tekerlek baþlarý olmuþtur. Piyasaya vermedik. çelik. Ýngilizlerin kitlesel demir-çelik üretimini 'Amerika Müstemlekesi'nden daha üstün tutmalarý gibi. iç kýsmý beyaz döküm. 1980'lerin sonlarýnda Uluslararasý Demir-Çelik Enstitüsü'nün (IISI) 21. fiþek yanýnda.... aðýr sanayisini kurmasý ve bunun için de lokomotif sektörlerden olan demir-çelik iþinde çok yüksek üretim rakamlarýna ulaþmasý gerekiyordu. Ve ondan sonra da enteresan iki döküm yapýldý. Kapasite 2 tonluk bir elektrik ark ocaðýndan ibaretti. Mermi.. Kendi ihtiyacýmýzý..' ilkesine göre ve bütünüyle de harp sanayisine yönelik olarak." Bu minyatür sanayide gerçekten çok önemli. dýþ kýsýmlarý gri döküm halkalardý... bentonit hiç bilinmezdi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I da yapýldý. 1930'larda ýssýz Kýrýkkale köyünde minyatür bir sanayi modeli kurulmuþtu. ana ve yardýmcý fabrikalar biçiminde kurulur. Ýlk yapýlan þeyler. zýrh levhasý. Fiþek. tampon yayý ve kabýna sýðmayan bir çok ürün. Bilsay Kuruç. ekonomik geliþ24 . bu minyatür sanayide üretiliyordu. kapsül... Çelik döküm kumu tanýnmýyordu. diðer geliþmiþ ülkeler de bu üretimi çok önemsediler. Patent. vagon yayý. zýrh mermisi. Askeri fabrikalar 1924'te alýnmýþ olan bir kararla. barut. O vakit þamotu öðütüp döküm kumuyla karýþtýrma suretiyle çelik kumu imal edildi. lisans söz konusu olamazdý. bunlar eski Erkin denizaltý personel gemisinin bodoslamalarý ve mermi çeliklerinin çekme halkalarý için. piyasanýn ihtiyacý da yoktu.. bunu çelik endüstrisi merkezli sýnaî üretim gücüne borçludur. Bütün bunlarý kitaplardan bakarak yaptýk. deðiþik ve zor iþler yapýlýyordu. baþta ABD olmak üzere.

bunun için de günde 300 ton kapasiteli bir yüksek fýrýna ihtiyaç olduðu belirtilmiþtir. fakat. demirçelik sanayi kurma teþebbüsü ikinci kez olumsuz sonuçlanmýþtýr. bütçeye ödenek konamadýðýndan.. Yeni yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti de bu gerçeði görüyordu. bir taraftan petrollerin incelenmesi için Lüksemburg'dan Dr. bir yýlda 150. 1928'de Genel Kurmay'da yapýlan bir toplantýda konu tekrar ele alýnmýþ. yýlýnda yayýnlanan bir broþürde anlatýlanlara göre. Dr. konu tekrar gündeme gelmiþ. bu kapsamda demir-çelik sanayisi de 25 . diðer taraftan da kömür ve demir madenlerinin araþtýrýlmasý için Avusturya'daki ünlü Löben Maden Mektebi'nin profesörlerinden Dr. Granigg. KARDEMÝR'in kuruluþunun 50. Bu kýpýrtýlardan sonra 1928'e kadar herhangi bir diðer araþtýrma emaresi gözlenmemektedir. 1925 yýlýnda.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I menin anahtarý konumundaydý. Bu yüksek fýrýnýn iþletilmesi için kurulacak kok fabrikasýnda da kimya sanayi bakýmýndan önemli yan ürünler elde edileceði ve bu aðýr sanayi merkezi çevresinde kurulacak sülfürik asit fabrikasý ile diðer yan sanayi tesislerinin çok ekonomik olacaðý doðrultusunda görüþler ortaya konmuþtur. Granigg Türkiye'ye getirtilir. raporunda demir cevherinin ve cevherin izabesi için kullanýlacak kokun dýþarýdan getirilmesini tavsiye eder. bu sektörlerden etkilenen diðer iþkollarýnda 20 kiþiye daha istihdam olanaðý saðlamaktaydý..000 ton demir-çeliðe sürüm bulunabileceði. Bu nedenle de. bu heyetin verdiði raporlarda. Çünkü bu anahtar sektörlere yapýlan yatýrýmlar sonucu. ulaþýmdan reklama tüm diðer yan sektörlerde % 20'lik bir artýþý da beraberinde getirmekteydi. Ýktisat Vekaleti tarafýndan hemen baþlatýlmýþtý. Lucius. Ruslardan sonra Amerika'dan gelen bir diðer heyete Türkiye'nin ekonomik tahlilleri yaptýrýlmýþ. 1932'de Rus Heyeti'nin incelemelerinden sonra. ülkede kitlesel ölçekli bir entegre demir-çelik tesisinin kurulmasý hususunun araþtýrýlmasý için gereken çalýþmalar. 1929-30 gümrük istatistiklerine göre. Öte yandan ülkemizdeki kömürlerin koklaþma testleri ve cevherlerin uygunluk analizleri de yurtdýþýnda yaptýrýlmýþtýr. üretimde görülen % 20'lik bir artýþ. Kimya sanayisi ile birlikte temel lokomotif sektörlerden olan demir-çelik iþkolunda çalýþan bir kiþi.

Demir-Çelik fabrikalarý yedi tane büyük fabrikadan mürekkeptir. Daha sonra.. Þanbaþoðlu ile KARDEMÝR'in yollarý da ilk kez burada kesiþir.. Yöredeki jeolojik yapýnýn aðýr sanayi tesisi kuruluþuna elveriþli oluþu. tesisler için önerdikleri kuruluþ yeri Ereðli'dir. S.000 ton/yýl kapasiteli iki ayrý teklif verirler. Karabük'ün seçilmesinde savunma gereksinimi dýþýnda þu faktörler de rol oynamýþtýr : Taþkömürü havzasýna olan yakýnlýðý. Ýncelemelerin sonucunda ".. Demir cevheri dýþarýdan ithal edileceði için sahile yakýn oluþu. Ve nihayet. Demiryolu güzergahýnda olmasý nedeniyle. 3 Nisan 1937 tarihindeki temel atma töreninde Baþvekil Ýsmet Ýnönü þunlarý söylüyordu : ".. A. entegre demir-çelik tesislerinin kuruluþ yerlerinin seçiminin ve diðer sorunlarýn incelenebilmesi için.. tesis Zonguldak'ta kurulsun. Þanbaþoðlu bulunmaktadýr. Alman Krupp firmasý 80. Amerikalý iktisatçýlarýn ve Rus heyetinin incelemeleri sonucunda. Sümerbank ve Genel Kurmay ile birlikte çalýþmalara baþlanmýþ. Hasan Osman Kýraç ve S. kesin kuruluþ yerinin tespiti için Sümerbank ve Askeri Fabrikalar uzmanlarýndan bir heyet seçilir.." derler. BRASSERT firmasýna verilir.. Yer seçimi için oluþturulan heyette Vedat Akdoðan. Ýþin alýnmasý için çok bastýran Ýngiliz Hükümeti ile imzalanan toplam 2. Yörenin iþçi yerleþmesine uygunluðu.5 milyon £ tutarýndaki bir kredi anlaþmasý çerçevesinde. Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarý adý dikkatinizi celp etmiþtir. 1936 yýlýnda Erzurum demiryolu hattýnýn yapýlýþýnda bulunan Divriði demir madenindeki cevherin nakil imkâný. KARDEMÝR'in ihalesi H.. Genelkurmay deniz toplarýnýn atýþ menzili (o zamanlar 70 km'ydi) dýþýnda kalmasý hususunda ýsrar eder ve Zonguldak'tan 70 km içeride 11-12 haneli Karabük Köyü bulunur. birinci sanayi kalkýnma planý kapsamýnda yer alan bu en önemli tesisin kesin olarak kurulmasýna karar verilmiþtir. Bunlardan her biri her memlekette baþlý baþýna birer kýymet sayýla26 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ele alýnmýþtýr.000 ton/yýl ve Ýngiliz Brassert firmasý da 150.

aðýr endüstriye bugün baþlamýþ bulunuyoruz. büyük bir atölye ve tali maddeler fabrikasý. Bu fabrikada günde bine yakýn amele çalýþacaktýr. bunlar için ayrý ayrý müesseseler kurulacaktýr. Her bakýmdan memlekete bu kadar lüzumlu ve faydalý olan bu fabrikalarý vücuda getirmek Atatürk'ün büyük ehemmiyet verdiði baþlýca bir mevzu idi. Bu müesseselere dayanarak yeniden kurulacak fabrikalar ayrýca bir mevzu olacaktýr. Kurulacak fabrikalar fennin en son terakkilerini ve en son icatlarýný ihtiva edecek olan en kuvvetli müesseselerdir. Görüyorsunuz ki.000 kw kudretinde bir elektrik santrali. memleketin müdafaasý için olan yüksek ehemmiyetine de bilhassa dikkatlerinizi celp etmek isterim. Fabrikalarýn her gün kullanacaðý madenleri 236 vagon taþýyacaktýr. mektep ihtiyaçlarý ayrýca hazýrlanacak. kurulacak olan bu fabrikanýn ne kadar modern ve mekanize olduðunu göstermeye kâfidir. Burada çalýþanlarýn ikamet ve çalýþma sýhhat þartlarý. ekonomi bakýmýndan olduðu kadar. Yüksek fýrýnlar. Makina endüstrisine de buradan baþlanýr. Bu fabrikalar her ihtiyaç için istediðimiz demir ve çelik temin etmekle. haddehane. çelik fýrýnlarý. 20. bugün meydana getirilmesi kararlaþtýrýlmýþ olan bunlardýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bilir. 27 . memleket müdafaasý bugünden sonra daha geniþ temellere istinat etmiþ olacaktýr. Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarý ile memleketin her sahada çok kýymetli olan baþlýca ihtiyaçlarýna cevap verecek bir müessese kurmakla kalmýyoruz. Bu müesseselere 22 milyon liradan fazla para sarf edeceðiz. Demir ve Çelik Fabrikalarýnýn endüstri bakýmýndan. kok fýrýný. Bu müessese içtimai bakýmdan da ayrýca dikkati celp edecek bir kýymeti haizdir. Cumhuriyetçi ve milliyetçi Türkiye'nin manevi ve içtimai bir medeniyet ve kültür müessesesini de meydana getirmiþ oluyoruz. endüstri hayatýna hevesle girdikten sonra asýl endüstrinin ana kýsmýna. Bu her gün on trenin buraya gelmesi demektir. Arkadaþlar. Amelenin nispeten azlýðý.

.…" Böylelikle. kürek ve eþek küfeleriyle yerlerin doldurulmasý suretiyle gerçekleþtirilmiþtir. Bu kadar hýzlý bir fabrika yapýlmasýnda." 28 ..2½ senede olmuþtur ve bu yapýlma iþinde ne dozer.. KARDEMÝR'in kuruluþu ile ilgili olarak S. Allah rahmet eylesin.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün temelini atmakla sevinç duyacaðýmýz bu fabrikalarýn kurulmasý için çok çalýþýlmýþ. Bu olay ülke çapýnda büyük yankýlar uyandýrmýþ ve gazeteler olayý 'Millî Þef' KARDEMÝR'in Temel Atma Merasiminde (3 Nisan 1937) günlerce iþlemiþlerdi. Bu yolda karþýlaþýlmýþ olan sayýsýz zorluklarý gidermek ve kuruluþlarýný tahakkuk ettirebilmek için baþlýca istinat kuvvetimiz Atatürk'ün bitmez tükenmez müzahereti ve yardýmý olmuþtur...Azmi Tlabar ismindeki kontrol mühendisiydi... uzun müzakereler ve tetkiklerde bulunulmuþtur.... Bütün bu iþler kazma.. Karabük'ün yapýlmasý -dikkat buyurun. Soðanlý ile Araç çaylarýnýn kesiþtiði yerde ve birer bataklýktan farksýz olan geniþ çeltik tarlalarýnýn üzerinde memleketimizin ilk büyük aðýr sanayi tesisleri hýzla yükselmeye baþlamýþtý. benim kanýmca en önemli faktör -öldüyse. ne de ekskavatör vardý. O hep iþinin baþýndaydý ve sabahtan gece saat 12'ye kadar mütemadiyen bu iþle meþgul olurdu. Þanbaþoðlu þunlarý anlatýyordu : ".

her gün demir doðurur durur.. gerisin geri demir olarak gün yüzüne çýkarýrlar. Ýçerilerine her gün yüklenen cevheri bu fýrýnlar. Ama topraðý ateþle birleþtirerek demir veren bütün yüksek fýrýnlara. Yüksek Fýrýn Þefi Ekrem Kapralý ve Ýngiliz Uzman Mr. Yüksek fýrýnda gerçekleþen reaksiyonlarýn tümü bugün bile açýklanamamaktadýr.... hep kadýn isimleri verilir ve yýllarca hiç durmazlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bir Entegre Demir-Çelik Tesisinin Konstrüksiyonunda Kas Gücü Kullanýldýðýnýn Resimli Vesikasýdýr. Ve tam 64 senedir -her 5-6 senede bir bakým-onarým için verilen kýsa molalar hariç. Kok Fabrikasý iþletmeye alýndý. karnýndaki cevheri taþkömürünün ateþi ve karbonu ile yoðurdu. bu saygý uyandýran ve heyecan veren doðurganlýklarýndan dolayý.Fatma ve daha sonralarý da kardeþleri Zeynep ile Ülkü. uzun doðum sancýlarý çekti. 15 Eylül 1939'da Fatma tam kapasiteyle iþletmeye alýndýðýnda.. Cumhuriyetin ilk sývý demiri 10 Eylül 1939'da Fatma'nýn karnýndan akkor halinde gün ýþýðýna çýktý. Yüksek Fýrýn.. 9 Eylül 1939'da iþletmeye alýnan Fatma adýndaki 1. Smith Müessese 29 . (28 Þubat 1938) 1 Mart 1938'de makinalarýn montajý baþladý ve birbirini besleyentamamlayan üniteler bütünü olan bu tesiste ilk olarak 6 Haziran 1939'da Kuvvet Santrali ve ardýndan da 27 Temmuz 1939'da 1.

200 milyon TL sermayeli bir 'iktisadi devlet teþekkülü' durumuna gelmiþ ve "Türkiye Demir-Çelik Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü" adýný almýþtý. KARDEMÝR o günlerde en ileri teknolojileri içeren devasa boyutlu bir aðýr sanayi tesisiydi ve iþletilmesi için müteahhit firma ile 1½ senelik bir sözleþme yapýlmýþtý. Çelikhane. orada tanýk olarak S. sýra demiri yine ateþle çeliðe dönüþtürecek olan Siemens-Martin ocaklarýnýn devreye alýnmasýna gelir. baþlangýçta 32. sermaye ile kurulan Türkiye Demir-Çelik Fabrikalarý Müessesesi'ne devir oluyor. SÜMERBANK da bu tesisin iþletilmesine yardým etmekle görevlendirilmiþti.000.000 TL. 30 . 1 Haziran 1939'da 30.900. Haddehaneler.000 TL'ye balið oluyordu. çok büyük hizmetler verecektir. Yüksek Fýrýn. bu iþletmelerin dýþýnda baþlýca þu üniteler mevcuttu. 13 Mayýs 1955 tarihli bir kanunla KARDEMÝR. uzun yýllar sonra tekrar kesiþecektir. Daha sonra. Kýrma-Eleme ve Sinter Tesisleri.000 TL'ye mal olan KARDEMÝR'e Sümerbank'ça Sülfürik Asit ve Süperfosfat Fabrikalarý ile bazý tesisler daha ilave ediliyor ve böylece toplam kombine yatýrým maliyeti de 50. Kok Fabrikalarý. Makina Atölyesi. Hem bu ocaklarýn devreye alýnmasý. hem baþka demirçelik iþletmelerinin. KARDEMÝR'le Þanbaþoðlu'nun yollarý. 21 Mayýs 1955'te ETÝBANK'ýn bir müessesesi olan Divriði Demir Madenleri'ni de bünyesine katan kuruluþta.000. olaðanüstü bir özveriyle. Bu esnada. hem de baþka fabrika ve tesislerin kurulmasýnda. Þanbaþoðlu da bulunmaktadýr. hem de haddehane ve ray çekme ayarlarýnýn yapýlmasý süreçlerinde Kýrýkkale'den gelen ekiplerin çok büyük katkýlarý olacaktýr. Ve bundan sonra da KARDEMÝR. 13 Mart 1937'de kurulan Sümerbank Karabük Bürosu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Müdürü Halit Civelekoðlu'nun yanýna gelir ve döküm alýndýðýný bildirirler.

ETÝBANK iþletmelerinin bir kýsmý ve bazý askeri tesisler KARDEMÝR tarafýndan kurulmuþtur. çok aðýr parçalarýn dökülebildiði 49. Fýrat Köprüsü. Ülke sanayinin geliþiminde büyük hizmetler veren tesis öte yandan bir 'içtimai medeniyet ve kültür müessesesi' olma iþlevini de yerine getirmiþtir. Pendik. bir çok fabrikanýn kuruluþunda önemli görevler üstlenip 'Fabrikalar Kuran Fabrika' unvanýný taþýmaya hak kazanmýþtýr. KARDEMÝR. 7 çimento fabrikasý. Pik. bünyesindeki bu ek tesislerle. KARDEMÝR'de. Seydiþehir Alüminyum Tesisi. çay fabrikalarýnýn 64 ünitesi. yalnýz inþaatlarda kullanýlabilecek olan klasik uzun çelik mamûllerinin üretimi için gerek duyulan tesislerin yaný sýra. Çelik ve Demirdýþý Metal Dökümhaneleri. 35 tona kadar pikten ve 26 tona kadar da çelikten mamûl. PETKÝM. ülkemizin her yöresinde baþlatýlan kalkýnma ve sanayileþme çaðýný yakalama hamlesi çerçevesinde planlanan tesislerin hayat geçirilmesiydi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Çelik Konstrüksiyon Atölyesi.000 t/yýl kapasiteli dökümhaneler. makina ve çelik konstrüksiyon atölyeleri ile dökümhanelerin de kurulmasýnýn temel nedeni. Türk Tarih Vakfý tarafýndan çýkarýlan "75 yýlda Çarklardan Çiplere" isimli kitapta yer alan bir çok sanayi öyküsü içinde Aydýn Engin tarafýndan kaleme alýnmýþ KARDEMÝR hikayesi de vardýr. Milli Þef Ýnönü'nün KARDEMÝR'in temel atma töreninde söylediði. Afþin-Elbistan Termik ElektrikSantralý. Türkiye ve Balkanlar'ýn en büyük ve Avrupa'nýn da hatýrý sayýlýr büyük tesislerindendi. Bu yazýnýn sonlarýn31 . "Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarý ile memleketin her sahada çok kýymetli olan baþlýca ihtiyaçlarýna cevap verecek bir müessese kurmakla kalmýyoruz. Örneðin. Karakaya Barajý. cumhuriyetçi ve milliyetçi Türkiye'nin manevi ve içtimai bir medeniyet ve kültür müessesesini de meydana getirmiþ oluyoruz" sözlerini bu iþletme tümüyle doðru çýkarmýþtýr. 9 tane þeker fabrikasý. Taþkýzak ve Alaybey Tersaneleri ile Ereðli Demir-Çelik Tesisleri (ERDEMÝR) ve Ýskenderun Demir-Çelik Tesisleri (ÝSDEMÝR) de dahil olmak üzere. TRT ve PTT'nin 19 adet Radyo-TV anten kulesi. Zira.

Metalurji Mühendisleri Odasý eski Baþkanlarýndan Süleyman Sami Altun'dan KARDEMÝR'in eski yöneticileri ile ilgili bazý anýlar dinlemiþtim. ayrýca Ankara'dan davet edilen Gazi Orta Öðretmen Mektebi ve Terbiye Enstitüsü spor muallimleri tarafýndan ameli ve nazari olarak eskrim dersleri verilmiþtir. Karabük'e teþrif eden Ankara Devlet Konservatuarý talebelerinden müteþekkil heyet. ayný eseri bu defa da Fransýzca aslýndan tercüme edilmiþ þekliyle sahneye vazetmiþlerdir. ''KARDEMÝR bünyesinde “Fabrika” dergisinin Ýkinci Dünya Savaþý'nýn en zorlu günlerinde (1943) çýkarýlan bir sayýsýnda Ocak ayý etkinlikleri þöyle verilmiþtir: '… Halkevlerinde Ocak ayý içerisinde altý konferans icra edilmiþ olup. Ocak ayý hitamýna doðru Ankara Musiki Muallim Mektebi korosu tarafýndan halk þarkýlarýnýn çok sesli icrasý yapýlmýþ.'' Türkiye sanayisinin ve insanýnýn geliþiminde bir çok ilke imza atan KARDEMÝR. Hareketli cereyan eden münakaþalarda garp ve þark zaviyesinden tiyatro san'atý da bahis mevzuu edilmiþtir. bu temsilin akabinde. Temsilden sonra. Ahmet Vefik Paþa adaptasyonu Mürai eserini temsil etmiþ. bir tanesinde üstad Nurullah Ataç lisan meselelerine temas etmiþtir. milli þairimiz Mehmet Emin Yurdakul hece vezni þiiri ile aruz vezni þiirinin mukayesesine tahsis edilmiþ bir konferans vermiþtir. Demir Çelik Tenis ve Velosipet (bisiklet) takýmlarýna ilave olarak pek yakýnda bir eskrim takýmý ihdas edileceði memnuniyetle haber alýnmýþtýr…. lise edebiyat muallimesi Fitnat Arzýkal idaresinde münakaþa ve mukayesesi yapýlmýþtýr. her iki versiyonu da seyir eylemiþ olanlar tarafýndan.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I da KARDEMÝR'in genç cumhuriyette medeni insanlar yetiþtirmek adýna yaptýklarýndan bir kaç örnek þöyle anlatýlmaktadýr. Maarif Vekilimiz Hasan Ali Yücel ise konferansýnda Karabük civarýnda Köy Enstitüsü deðil sanayi meslek mektepleri ihdasýna karar verdiklerini samiine izah buyurmuþ. Fransýz edip Moliere'nin. bu ülkeye yöneticilik dersleri de vermiþtir. … Gene ocak ayý müddetince Demir Çelik tiyatro salonunda. 32 . Halkevi müsamere kolu.

Önergede mealen þöyle denilmekteymiþ.000 ton/yýl'a ve son yüksek fýrýn Ülkü'nün 1964'te yýlýnda iþletmeye alýnmasýyla da 600. Ülkemizin sanayisini geliþtirmeyi hedefleyen demir-çelik üretimini artýrma gayretlerine paralel olarak. getirerek personele hesaplý þekilde sattýrýrmýþ. " Maiyetindeki personelin…… iþlerini deruhte etmeleri sýrasýnda gerekli denetleme ve kontrolleri yeterince yapmayarak Ýþletmelerin zarar görmesine sebep olan Müessese Müdür Yardýmcýsý Tayyip Arý'nýn…. Ýmza Tayyip Arý" Tayyip Baba. daha sonralarý. ikinci bir entegre demir-çelik tesisi kurulmasý yönündeki giriþimler 1957'de 33 . Mevcut kapasite. Ýþini iyi yapaný ödüllendirmek için bir çok kendine has yöntem geliþtirmiþ. kendini tevsi etmiþtir.. ilk yüksek fýrýn Fatma'nýn kardeþi Zeynep'in devreye girmesiyle 275. Tarihe düþülen bu notu bugünkü yöneticiler okuyorlar mý acaba? KARDEMÝR'in bir baþka Yöneticisi.TL yevmiye cezasýyla cezalandýrýlmasýný tensip ve müsaadelerinize arz ederim. Uzun ürüne yönelik bu ilk entegre tesisin ardýndan. Adana’dan ucuz karpuz. iliþkileri geliþtirmek için piknikler düzenlermiþ. Onun döneminde bir gün Yönetim Kurulunda bir karar teklifi önergesi okunmuþ. Sümerbank’tan ucuz kumaþ vb. Erzurum’dan et ve tereyað. Yöre halký tanýnmýþ sanatçýlarý ilk kez onun düzenlediði gecelerde görmüþ. daha sonra gerçekleþen ýslahat ve tevsiat ile birlikte 1 milyonton/yýl'a eriþmiþtir.000 ton/yýl'a kadar yükselmiþ. Böyle geliþen KARDEMÝR. yassý ürüne yönelik ve yine cevher ve taþkömüründen üretim yapmak üzere.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu gün Karabük Yeniþehir Cami karþýsýndaki Parka ismi verilen Tayyip Baba (Tayyip Arý) 1930'lu yýllarýn sonlarýnda çok uzun süre Ýdari Ýþler Müdür Yardýmcýlýðý yapmýþ. Ocak 1947 ile Temmuz 1950 arasýnda bu tesisin Müdürü olan Muhittin Erkan ne o zamanlar ne de þimdi Karabüklüler tarafýndan unutulmuþ. toplu sünnet ve düðün törenleri yaptýrmayý sosyal sorumluluk olarak görürmüþ. kendisi hakkýnda ceza verilmesi için önerge vermiþ ve bu önergenin iþleme konulmamasý yönünde Yönetim Kurulu ýsrarlarýný da kabul etmemiþtir.

. Ülkenin tek yassý mamûl üreten tesisi olan ERDEMÝR bu gün. Beni bazý bakanlarýn bulunduðu küçük bir Bakanlar Kurulu'na çaðýrdýlar. SÜMERBANK. Krupp hammadde vaziyetini uygun görmeyerek iþten çýktý. Ben görev almadým. 1958'de þirketin baþýna beni getirdiler. iki baraj. Çünkü entegre demir-çelik tesislerini deniz kenarýnda kurmak doðrudur. Ereðli'nin kuruluþuna ön ayak oldu.5'erlik iki ayrý hisseye (veya % 51'lik kombine bir çoðunluða) sahiptiler.. 1956-57'de Alman Krupp. yassý mamûl hedefleyen 470. 7462 sayýlý yasayla 1960'ta kurulmaya baþlanmýþ ve özel bir AÞ statüsüyle 1965 yýlýnda da iþletmeye alýnmýþtýr. ana ve yan üretim tesislerinin yaný sýra iki liman.' firmasýna aitti. Kredi alýndý ve Sanayi Bak.. demir-çelik 1 ton mamul için 6 ton hammadde ithal eder ve su yolu en ucuzudur.. 1. ardýndan da 3 Mt/yýl'a çýkarýlmýþtýr. SÜMERBANK ile TDÇÝ-KARDEMÝR de 153'er milyon TL ile % 25. Buralarýn üçünde de birer demirçelik tesisi kurulmuþtur (Ali Aða'yý Edremit Körfezi'nin havzasýnda düþünmek gerekir).. Sonradan yabancý ortaklar hisselerini yerli ortaklara satmýþlardý." Evet.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I baþlamýþtý. Edremit Körfezi veya Ýskenderun.000 ton/yýl kapasiteli ikinci entegre tesis olarak. Ereðli verdiðim rapordaki esaslara göre kuruldu. Ýzah ettim. Bir rapor hazýrlayýp.500 34 . ama kapasite 500... ERDEMÝR hisselerinin yarýya yakýný bugün borsada kote edilmiþ durumdadýr ve geri kalan kýsmý ise hâlâ kamunun elindedir. Çünkü.25'i de 'Chase Int. Þirketten istenen Türkiye'de bulunan demir yataklarýný inceleyip ikinci demir çelik sanayisinin tipi ve yerini tayin etmekti. Tavsiyem 1 milyonton/yýllýk yassý mamûl tesisi kurulmasýydý.. hükümete yakýnlýðý da bulunan Ýþ Bankasý Genel Md. Investment Co.000 ton/yýl olarak. ERDEMÝR'in 600 milyon TL'lik kuruluþ sermayesinin % 21'i 'Koppers Assoc. Üzeyir Avunduk'a verdim. Bundan sonrasýný gene Selahattin Þanbaþoðlu'nun aðzýndan dinleyelim : ". ERDEMÝR. Üç ayrý yerden birinde olmalýydý: Ereðli.' isimli bir konsorsiyuma ve % 8. ETÝBANK ve Ýþ Bankasý iþtiraklarýyla bir þirket kuruldu. Üretim kapasitesi ilk önce 2 milyonton/yýl'a(Mt/yýl).

Ancak. 1977'de ise 1 mt/yýl kapasiteli bir çelikhane çalýþmaya baþlamýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I lojman. yaþadýðý finans sorunlarý ve kronikleþen zararlarý sonucu ERDEMÝR'e baðlanmýþ ve uzun yýllarýn birikimleri sonucunda oluþan sorunlar göz ardý edilmiþtir.2 mt/yýl'lýk kapasiteye ulaþmýþtýr. ancak. yüksek bedellerle iþi alan firmalar bu iþleri çok daha düþük fiyatlarla küçük þirketlere devretmiþ. ÝSDEMÝR bugün 2. Türkiye'de özel sektör geliþtirmek üzere sermaye yaratma çabalarýnýn büyük etkisi olmuþtur. bir hava limaný ve sahibi olduðu diðer fabrikalarla ülke ekonomisinin temel taþlarýndan biridir. ya da aðýr tonajlý bazý iþler tamamlanmýþ ve hassas bölümler tamamlanamadan iþ yarým býrakýlmýþtýr. 1974'te bitirilmesi planlanan. EAO iþletmelerinden olan ve Türkiye'nin alaþýmlý çelik üreten en büyük tesisi olan Asil Çelik'in de gayet ilginç bir öyküsü vardýr. Ýlk olarak. ünitelerin hemen hemen hepsi yarým kalmýþ ve bu iþler de KARDEMÝR'in montaj ekibince tamamlanmýþtýr. özel sektör tarafýndan ülkemizde kurulmaya baþlanmýþtýr. Süre uzatýmý ve yeniden fiyatlandýrma ile büyük para kazanan bazý firmalar. ama ancak 1977'de bitirilebilen ÝSDEMÝR'in kuruluþundaki gecikmede. ayný iþi daha yüksek bedellerle tekrar almýþlardýr. 1975'te yüksek fýrýn devreye alýnmýþ. sonra da. Ýnþaat ve montaj iþlerinin tonaj hesabýyla bölüm bölüm özel firmalara ihale edilmesinin ardýndan. Sermaye takviyesinin yanýnda.1950'lerin sonlarýna doðru. altyapýsý yeterli olmayan küçük þirketler iþleri bitirememiþ. 1970'te temeli atýlan ÝSDEMÝR'de. Elektro Metal AÞ 1957'de EAO ile çelik üretimeye baþlamýþ. Tüm bunlara raðmen. Bu tesis 35 . ERDEMÝR'in devreye alýnmasýnda da yoðun çabalar harcayan KARDEMÝR. hurda demir-çelik girdisiyle çelik üreten EAO (Elektrikli Ark Ocaðý) Tesisleri de -bu kapsamdaki ilk tesis olan Kýrýkkale Çelik Fabrikasý istisna kalmak kaydýyla. iþi önce býraktýklarý halde. ülkemizin üçüncü ve son entegre demir-çelik tesisi olan ÝSDEMÝR'in devreye alýnmasý sürecinde de sayýsýz fedakârlýklarda bulunmuþtur. METAÞ ile diðerleri onu izlemiþlerdir. Cevher ve taþkömüründen demir-çelik üreten bu entegre tesisler dýþýnda.

2000'li yýllara kadar dünya demir-çelik üretimi ile dünya sýnaî üretimindeki geliþme büyük bir paralellik göstermektedir. net demir-çelik ithalatçýsý bir ülke konumuna gelmiþtir. zaman içinde demir-çelik üretimi ile ilgili olarak alýnan bazý yanlýþ kararlar. sosyal ve politik bütün geliþmelerde de demir-çelik iþkolunun büyük etkisi olmuþtur. ülkemizde faaliyet sürdüren 16 EAO tesisinin kapasitesi. Ülkemizdeki yýllýk uzun ürün tüketimi 6 mt. ancak layýðýnca iþletilemediði için de kamulaþtýrýlmýþtýr. Bu olguya baðýmlý olarak ekonomik. Asil Çelik tekrar özelleþtirilmiþtir.47 mt ham çelik üretimine karþýlýk 12 mt tüketimi olmasýna raðmen. toplam kapasitenin % 69'una tekabül eden 14 mt düzeyindedir ve bunlarýn toplam 2002 üretimi de 11. 2002 yýlý sonu itibarýyla.8'ini üreten Türkiye. yaklaþýk 11 mt uzun ürün kapasite fazlasý ve 3 mt da yassý ürün açýðýmýz bulunmaktadýr. 2002'de dünyada üretilen toplam 886 mt çeliðin % 1. dünyanýn en büyük 13. üreticisi olmuþtur. büyük yapýsal bozukluklara neden olmuþtur. ekonomik geliþmeye de paralel olarak. 2002 yýlý sonu itibarýyla.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I özel sektör tarafýndan yapýlmýþ.6 mt'lik bölümü (% 83'ü) uzun ürün. Genç Türkiye Cumhuriyeti de sanayi çaðýný yakalamak için. Ülkemizdeki ham çelik üretim kapasitesinin 16. baþta EAO tesislerinin hurda girdiye baðýmlý olmasý ve entegre tesislerin de yurtdýþýnýn hammadde girdilerine baðýmlý olmasý nedeniyle. Türkiye. yassý ürün tüketimi ise yine 6 mt civarýndadýr. entegre demir-çelik tesisini kurarak aðýr sanayi hamlesine baþlamýþ. doðru bir öngörüþle. Türkiye'nin toplam ham çelik kapasitesi yaklaþýk 20 mt/yýl ve üretimi de 16. 36 .47 mt/yýl olmuþtur. Yassý ürün talebi. her yýl % 5 artmaktadýr. Uzun yýllar bu tertiple çalýþtýktan ve pek çok ek yatýrým gerçekleþtirildikten sonra. Ülkemizin 16.14 mt'dir (% 31).33 mt (% 69) kadardýr. Böylece. Ülkemizde halen mevcut üç entegre demir-çelik tesisinin toplam kapasitesi ise yalnýz 6.2 mt/yýl (ülke toplamýnýn % 31'i) düzeyindedir ve 2002 yýlý üretimi de 5. ancak. Bugünkü Avrupa Birliði'nin temelini oluþturan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluðu (AKÇT) anlaþmalarý ülkelerinin geliþmiþlik düzeyini de çok etkilemiþtir.

yabancý uzmanlarýn genellikle yanlýþ kararlarý görülür. hem de KARDEMÝR'in yapýsal bozulmasýný hazýrlayan etmenler arasýnda. Oysa ki. otomotiv gibi sektörlerin yassý çelik ürünlerine talebi artar. yanlýþ politik kararlar yanýnda. alaþýmlý çelik üretiminin toplam üretim içindeki payý da %15 dolaylarýndadýr. Ülkemizin demir-çelik sektöründeki bu çarpýklýktan en çok etkilenen kuruluþlarýn baþýnda ise KARDEMÝR gelmektedir. makina.Zamanla geliþmiþlik düzeyine baðlý olarak beyaz eþya. teþvik edilirken bu temel kural gözetilir. Gerek ülkemizin demir-çelik üretiminin projeksiyonu. uzun ürünlerinki ise % 35 düzeyindedir. yabancý uzman ve danýþmanlýk kuruluþlarýnýn da büyük veballeri bulunmaktadýr. yassý ürün payý ayný kalmak kaydýyla. Demirçelik üretiminden etkilenecek sektörlerin geliþtirilmesi de böyle yönlendirilir.4 mt'lik kalan bölümü (% 2'si) ise vasýflý çelik üretimini hedef almýþtýr. O halde. Demir-çelik üretim projeksiyonlarý yapýlýrken ve buna göre yatýrýmlar yönlendirilip. ayný zamanda alaþýmlý çelik çeþitlerine ve miktarlarýna da gereksinim fazlalaþýr. Bu nedenle çelik endüstrisinde ilk baþlarda uzun ürün talebi fazladýr. dünya üretiminde yassý ürünlerin payý % 65. Cumhuriyet demir-çelik öyküsüne yakýþmayacak bir kara mizahtýr. Geliþme çabasýna giren ülkelerde öncelikle þehirleþme çalýþmalarýnýn ve buna baðlý olarak inþaat sektörünün aðýrlýk kazandýðý görülür. Dünya çelik üretiminin % 70'i entegre tesislerde ve sadece % 30'u EAO ile iþletilen tesislerde gerçekleþmektedir Ayrýca. hangi çýkarlarla ve hangi yabancý danýþmanlýk kuruluþlarýnýn yönlendirmesi ile onca yatýrýma izin verildi. Ayrýca. 1960'larda ülkemiz uzman ve mühendislerinin bu günlerin yassý-uzun gereksinimlerinde doðru tahminler yaptýðý biliniyor. dünya çelik üretimine iliþkin istatistik verilerine baktýðýmýz zaman. 37 . daha da ötesinde teþvik saðlandý? Bu. geliþmiþ ülkelerde.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 3 mt'lik bölümü (% 15'i) yassý ürün ve yaklaþýk 0. Hem demir-çelik sektörümüzün. yukarýda çizilen tablonun neredeyse tam tersi bir görünümle karþýlaþmaktayýz. gerek tesis ölçeklendirilmesi ve gerekse tevsiat iþlerinde.

Oda. KARDEMÝR'in hâlâ verimli olarak iþletilebileceði gerçeðini kamuoyuna açýkladý. aþýrý istihdam. KARDEMÝR'deki zarar dönemini baþlatan en önemli teknik nedenlerin bir diðeridir. Zira. Çankýrý gibi çok geniþ bir bölgeyi de besleyip giydiren KARDEMÝR hakkýndaki bu kararýn. anýlan kapatma kararýnýn alýnacaðýný fark eden Metalurji Mühendisleri Odasý yönünden geldi. 38 . Bu stratejik hata tesisin geleceðine hep olumsuzluk taþýyacaktýr.000 ton/yýl kapasitesine çýkarýlmasý çalýþmalarýnda görev üstlenen Alman ve Ýngiliz firmalarý. Ancak. gerek bölge insanýnýn etkisi. bazý yanlýþ uygulamalarý hayata geçirmek için ince hesaplarla kurulmuþ bir tuzak olduðunun anlaþýlmasý uzun sürmemiþtir. KARDEMÝR'deki esas geri gidiþ süreci. KARDEMÝR'le S. Kontinü kütük tesisinin zamanýnda kurulmamasý da. Bartýn. Eflani. teknolojik yatýrýmlarý zamanýnda yaptýrmama ve engelleme. 5 Nisan 1994'ün ekonomik tedbir paketi içinden KARDEMÝR'in kapatýlma kararý da çýkmýþtýr. 1980'lerin sonuna doðru kamu iþletmelerini her ne pahasýna olursa olsun elden çýkarma politikalarý ile baþlamýþtýr. Oysa. bazý yabancý uzmanlarýn tesisi incelemesini takiben. Kastamonu. kararýn hemen ertesindeki bir basýn toplantýsý ve ardýndan yayýnlanan 'KARDEMÝR Raporu' ile gerekçelerin doðru olmadýðý ve aslýnda çoktan alýnmasý gereken bir takým tedbirlerle. o yýllarda günümüzde de hala geçerli olan 'LD Konvertörleri'yle çelik üretimi yapýlmaktadýr. mevcut küçük Siemens-Martin fýrýnlarýný yýkýp yerine büyüklerini kurarak çelik üretimini saðlamýþlardýr. 1989'da baþlayýp epey de uzun süren bir grevin ardýndan KARDEMÝR eni konu mecalsizleþip verimsizleþmiþ. Ve nihayet. Aslýnda. gerekse iþçi sendikasýnýn baskýsýyla Baþbakanlýk bünyesinde bir 'KARDEMÝR Ýnceleme Komisyonu' kurulmuþtu. Ünlü 5 Nisan Paketi'ne karþý gösterilen ilk tepki. Þanbaþoðlu'nun yollarý en son bir kez daha kesiþti: Bu komisyonda o da bulunuyordu. Yukarýda özetlenen geliþmelerin ardýndan. sermaye yetersizliði ve çok yüksek faizlerle özel bankalara borçlandýrma gibi çeþitli kötü yönetim politikalarýnýn en acýmasýzlarý bu iþletmeye uygulanmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I KARDEMÝR'in 1958-62 yýllarý arasýnda 600. sadece Karabük'ü deðil.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1939 Eylül’de KARDEMÝR'den sývý metalin alýndýðý ilk gün orada bulunan Þanbaþoðlu, Komisyon'un en çalýþkan üyesiydi; tam 55 yýl sonra, KARDEMÝR'i kurtarmak için en ön safta yine mücadele ediyordu. Komisyon çalýþmalarýnýn sonuna doðru inceleme için KARDEMÝR'e gidildi. Buraya þov yapmak için gelen siyasilere, ülke sanayisinde derin izler býrakmýþ 87 yaþýndaki bu kiþi, 'Bu tesis ülke için gereklidir, kapatmak cinayettir!' sözleriyle ders veriyordu....

S: Þanbaþoðlu 1907-1995 5 Nisan 1994 kararlarý öncesi ve sonrasý tüm olanlara o dönem Metalurji Mühendisleri Odasý Baþkaný olan ve KARDEMÝR Ýnceleme Komisyonunda da yer alan bu satýrlarýn yazarý þahittir. KARDEMÝR Raporu da ucuz siyaset malzemesi yapýldý. Selahattin Þanbaþoðlu ise, engin bir vicdan huzuru içinde, "Biz görevimizi yaptýk...." diyordu. Ve bu onun son görevi oldu; bir yýl sonra kendisini trafik terörüne kurban verdik, aramýzdan ebediyen ayrýldý. KARDEMÝR de, çok büyük paralar karþýlýðý yabancý bir danýþmanlýk þirketince düzenlenen raporda belirlenen esaslara göre, iþçi sendikasýnýn önderliðindeki bir konsorsiyuma devredildi. 39

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Oysa ki, Türkiye'nin geliþim sürecinde hep ilklere imza atmýþ, sürekli üretmiþ, pek çok fabrika kurmuþ, bunlara ilaveten týpký bir sanayi okulu gibi sayýsýz iþadamý ve teknik eleman yetiþtirmiþ olan Cumhuriyetin bu ilk aðýr sanayi iþletmesinin yapacaðý daha çok þey var. Yüksek fýrýnlarda ve diðer tesislerde, ülkenin büyük gereksinim duyduðu ara mamûllerin üretimi pek alâ mümkün. Ama, galiba niyet yok. Sadece KARDEMÝR'i tekrar ayaða kaldýrmaya deðil, üretmeye ve üretime dayalý olan deðerlerle ekonomik geliþmeyi saðlamaya da niyet yok.... Genç Cumhuriyetin o ilk dönemlerinde hangi niyet ve heveslerle nelerin baþarýldýðýný, üretmeyi sevmeyle memleket sevmenin nasýl eþ anlamlý olduðunu, ayný ýþýðýn kimilerine aydýnlýk verirken, kimilerini nasýl kör edebileceðini bilmem KARDEMÝR Eski Ustabaþýlarýndan Hakký Yardibi'nden daha güzel kim anlatabilir? Sözünü ettiðim, "Çarklardan Chip'lere" isimli kitaptaki Aydýn Engin'in KARDEMÝR öyküsünde yer verdiði bu söyleþide, KARDEMÝR'in temel atma töreni için kurulan derme çatma þantiye binasýnýn inþaatýnda iþbaþý yapýp aralýksýz 45 yýl çalýþtýktan sonra Kuvvet Santralý Ustabaþýlýðýndan Emekli Hakký Usta þöyle diyor;

"….Þu Keltepe'den aþaðýya, buraya yürüyerek geldim. Baktým bu civarýn köylüleri toplanmýþ bir yere doðru gidiyorlar. Biz de fabrika kurulacak diye duymuþuz ya, onlarýn ardýna takýldým. Soðanlý Suyu'nun oraya vardýk, Uþaklý Eyüp Bey diye bir adam kýrýn ortasýna bir masa, bir iskemle kondurmuþ, oturuyor. 'Çocuk gel buraya' diye çaðýrdý. Sordu, 'Çalýþýr mýsýn?' dedim, 'Çalýþýrým efendim.' Baþladýk iþe. Geleni alýyorlar biliyor musun? Ýþçi yok. Sinek, sivrisinek kýrýyor milleti. Isýcak kavuruyor. Gelen bir bakýyor þöyle. Bir on beþ gün çalýþýyor. Býrakýyor gidiyor. Dayanmasý zor senin anlayacaðýn. Ben dayandým. …. Baktým düz amele yövmiyesi düþük. 'Haaa, bu iþ cahillikten böyle oldu' dedim. Ona sora, buna sora yazýyý öðrenmeye çabalýyorum biliyor musun? Daha fabrika filan kurulmadan, þimdi bu Yeniþehir dediðimiz yere bir ilk mektep açýldý. Duttum kaydoldum.
40

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Þimdi bak sekiz saat çalýþmak, inþaatta mesai senin anlayacaðýn; sekiz saat uykuydu, yemekti, ývýr zývýrdý; sekiz saat mektepti, ders çalýþmaktý filan oluyor. Akþamdan yarý geceye kadar. Biz 17 iþçiyiz, köylülerin ufak mektep çocuklarýnlan beraber okuyoruz. Þimdi ben ordan hemde üstün baþarýyla bir diploma aldým mý arkadaþ! O zaman anladým ki dünyanýn ekseni nedir? Ne kadar eðiktir? 23 derece eðiktir biliyon mu? Ýngiliz gavurunun tercümaný da hoca okulda. Adam diyor ki 'Karadeniz’in ortasýna bir iðne düþmüþ, bunu bul!' Sen þimdi buna imkan yoktur efendim,' dersin. Paraleller, meridyenler filan bir araya getirip karþýlaþtýrdýn mý 'gemi aha burada batmýþ, iðne de aha þurada diyeceksin, elinle koymuþ gibi bulacaksýn. Ben burada, bu fabrikada yani, öðrendim dünyanýn ne olduðunu. ….. 36 baþýndan 37 sonuna doðru temeller bitti, duvarlar yükseldi epey. Ve efendi iþ yürüdü biliyon mu? 1939 senesinde de jenaratörü çevirdik biz. Kuvvet santrali cereyan vermeye baþladý. Haaa bak, o jeneratörün þalterini basma þerefini Allah bana nasip etti biliyonmu? Çok þanlý, þereflidir yani. …… Ýþte þimdi geldik Yüksek Fýrýna. Hepsi bir tamam. Ýsmet Paþa filan gelmiþ, yüksek askeriye kumandanlarý, vekiller filan hep orda. Vali arada kaybolmuþ, var sen hesapla artýk. Günlerdir vermiþiz kuvveti ýsýnmýþ yüksek fýrýn. Derken efendi, bir ýþýk çaktý ki yüksek fýrýndan… Ohooo içimiz ýþýyor efendi içimiz. Herkes salya sümük aðlýyor biliyon mu? Iþýk bu, yüreðine de vuruyor, kafanýn içine de. Öyle kýzýl, öyle parlak bir ýþýk iþte. Divriði madeniyle Zonguldak kömürü buluþmuþ; Karabük'te düðün dernek kurulmuþ, cevher erimiþ, akýyor potaya. ….. Bak efendi ben bu fabrikaya 45 yýl hizmet vermiþim. 45 yýl ne demek biliyon mu sen? 45 yýl yetiþkin adamda ömür demek. 45 yýl. Bir yevmiye cezam yoktur benim 45 yýlda. Bir yevmiye ceza alacak bir kusur, bir ihmal yoktur efendi. Neden öyle peki? Bu fabrika bizim gözümüz. Bizim gözümüzün ýþýðý. O cevherin ýþýðýný bilirmisin sen? 1200 derecede erimiþ demir cevheri bir ýþýk saçar efen41

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

di. O ýþýktýr, memleketin ýþýðý. Ýyi bakmazsan kör eder adamý. Erimiþ cevhere bakmasýný bileceksin. Yoksa kör olursun. Ne demek istediðimi anlýyon mu sen?.."
Hakký Usta'nýn ne demek istediðini anladýk mý? Iþýða, memleketin ýþýklarýna doðru bakmasýný bildik mi? Yoksa kör mü olduk? Madem ki, Türkiye Cumhuriyeti demir-çelik öyküsüne Selahattin Þanbaþoðlu ile baþladýk, yine onunla bitirelim; aynen þöyle diyordu : ".... O gün, o koþullarda yapýlanlarýn bugün yapýlmamasýnýn mazereti olamaz, isteselerdi her þey yapýlabilirlerdi…."

42

. Türkiye Taþkömürü Kurumu (TTK) ve Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüklerine baðlý iþyerlerinde çalýþan 48 bin iþçi greve gitmiþtir." K. Taleplerini kamuoyuna duyurmak isteyen madenciler Zonguldak’tan Ankara'ya yürüyüþe geçmiþtir. ATATÜRK 1935 yýlý TBMM açýlýþ nutku ÝLK FENERÝ YAKANLAR* Nadir Avþaroðlu Maden Mühendisi * Madenciliðin kalbi Zonguldak'ta 1848'ten bu yana ilk yasal grev 30 Kasým 1990 tarihinde baþlamýþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Maden iþleri yeni bir açýlma devresindedir. Maden Mühendislerimizi ihtiyaca yeter sayý ve deðerde yetiþtirmeye önem vermek gerekir. Madencilikte yýllardýr kullanýlan ancak ülke gündemine ilk kez bu yürüyüþte oturan slogan "Madencinin Feneri Sönmeyecek" olmuþtur.

1947 yýlýnda Prof. toplumun sosyo-ekonomik yapý ve iliþkilerinin oluþturduðu dinamiklerden soyutlayarak yalnýzca kendi içinde deðerlendirmeye giriþmek ele alýnan konunun gerçek boyutlarýnýn gözden kaçýrýlmasý sonucunu verir. toplumdaki eðitim. 1 Mart 1953'te öðrenime baþlamýþtýr. bu kurumlarýn içinde yer aldýklarý sosyoekonomik yapýnýn bütünselliði içinde ele alýndýðýnda anlamlý sonuçlar verebilir. Akademik anlamda devamlý ilk maden mühendisliði eðitimi Ýstanbul Teknik Üniversitesi'nde "Maden Fakültesi"nin kuruluþu ile baþlamýþtýr. Ülkemizde hak ettiði yeri bir türlü bulamayan madencilik sektöründeki en önemli eksikliklerden biri de bellek kaybý ve güçlüklerle elde edilen deneyimlerin yitmesidir. ülkenin kendi kaynaklarýna yönelmesine neden olmuþ ve hemen 1924 yýlýnda özellikle askeri amaçlar göz önünde bulundurularak Zonguldak Yüksek Maden Mühendisi Mekteb-i Alisi eðitime açýlmýþtýr. Toplumdaki kurumlarýn incelenmesi ise.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Eðitim. 44 . sistem ya da kurumlarýn bütün boyutlarýyla kavranýp deðerlendirilmesi. çocuklarýn yiyeceði. söz konusu sistem ya da kurumlarýn.Ýlhami CÝVAOÐLU'nun Makina Fakültesi Dekanlýðý'na verdiði önerge ile baþlatýlan kuruluþ süreci. yatacaðý ve hatta sigarasý dâhi devlet tarafýndan karþýlanarak okutulmuþtur. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda baþlatýlan kalkýnma hareketleri. Bu nedenle. Yüksek Maden Mühendisi azlýðý nedeni ile yer altý servetlerinin deðerlendirilmesi iþinin ele alýnmasý konulu baþvurusu ile devam etmiþtir. Maden Fakültesi 1947'de baþlayan ve 6 yýl süren yoðun bir hazýrlýk sürecinden sonra. davranýþ. Toplumsal kurumlardan bir tanesi olan eðitim kurumunu. eðitim konusuna sadece Osmanlý'nýn son dönemlerinden baþlayan kýsa bir tarihçe olarak deðerlendirilmelidir. toplumsal yapýnýn içerdiði diðer kurumlar arasýndaki yerinin belirlenmesine baðlýdýr. Özellikle Anadolu'dan yoksul ailelerin zeki çocuklarý (bir çoðu o yýllarda Anadolu'da öðretmenlik yapan eðitmenler tarafýndan önerilenler) bu okula alýnmýþ. bilgi ve becerilerin bireylere aktarýlmasýdýr. aþaðýda sunulan çalýþma. Doðaldýr ki böylesi bir aktarým eðitim kurumlarý aracýlýðýyla olacaktýr. toplumun geliþmesinin belirli bir aþamasýndaki düþünce. Bu boyutlarý ile ele alýndýðýnda. 11 Ekim 1947'de Ýktisat Vekaleti'nin (Ekonomi Bakanlýðý) Maarif Vekaleti'ne (Milli Eðitim Baþkanlýðý).

Oðullarýný yaz aylarýnda maden bölgelerine madencilik. doðunun en büyük hekimi ve düþünürü Ýbni Sina "Þifa" ve "Kanun" adlý yapýtýnda taþlar.000 ciltlik maden. biyoloji. Miskole Üniversitesi'nin Müze Kütüphanesi'nde 45. metalurji. ortam kara bir bulut ile örtülmüþtür. bilimsel düþünümü ve yerbilimlerinin geliþmesini engellemiþ. Bu kütüphane maden ve metalurji dallarýnda dünyadaki tüm kitaplarý içeren tek kütüphanedir. yüzyýlýn kitaplarý dahi kütüphanede bulunmaktadýr. fizik. Avrupa ülkelerinde olduðu gibi Anadolu'da da yerbilimleri ve mineraller konusunda ilk ayrýntýlý bilgilerin verilmesi ve yayýnlarýn yapýlmasý. Ýlk Maden Okulu'na 1763'te Belçikalý kimyager-metalurjist Joseph Nikolaus JACKQUIN atanmýþtýr. maden ve metalurjiye çok fazla önem vermektedir. Buhara. mineraloji. 16. Eðitim 1764'te Almanca olarak baþlamýþ. 1949'da Üniversite olan okul 1990'da Miskole Üniversitesi adýný almýþtýr. Avrupa'da kiliseler ve dinsel örgütler. ekonomi ve iþ iliþkileri konularýnda eðitilmeleri için bu okula yollamýþtýr. Kraliçe. Ortaçað’da.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünyada ise. 1762'de. ilk Maden Teknik Okulu 1736'da Avusturya'da kurulmuþtur. yurdumuzda yüksek öðretim kurumlarýnýn kurulmasý ve buralarda bu konulardaki derslerin verilmesi ile baþlamýþtýr. Avusturya kraliçesi Maria Therasa Yukarý Macaristan'da (günümüzdeki Slovak Cumhuriyeti) Schemnitz'de Ýmparatorluðun varlýðýný sürdürmek için Maden ve Metalurji tesislerini yönetebilecek mühendisler ve günün bilim ve teknolojisi ile donatýlmýþ yöneticiler yetiþtirmek için Maden Akademisi'ni kurmuþtur. tuzlar. Bunlardan Hüseyn Ýbni Ishak (809-873) kýymetli taþlardan. kimya. eskiler ise Latince'dir. Üniversitenin ilk 45 . madenler. jeoloji ve matematik kitaplarý bulunmaktadýr. 1867'de Macar egemenliðinden sonra Macarca olarak sürdürülmüþtür. Bu okul dünyadaki ilk maden mühendisliði okulu olarak literatürlerde yer almaktadýr. yerbilimlerinin deðiþik konularýna. Arabistan. El-Biruni (973-1040) mineraller ve bunlarýn fiziksel özelliklerinden. Semerkant ve Mezopotamya'da yaþayan bilim adamlarý. metalurji. Kitaplarýn çoðu Almanca. yanar taþlar(kömür) ve fosiller hakkýnda bilgiler vermiþtir. Buna karþýn Anadolu. deðiþik aðýrlýkta ve anlayýþta yer vermiþlerdir.

Abdullah Bey bu mektepte "Ýlm-i Arz ve Maadin" (Yeryüzü Bilimi ve Madenler) dersleri vermiþtir. Dr. (emleka). demir vb. Ýstanbul bölgesinin jeolojisi hakkýnda yaptýðý araþtýr46 . taþlar (ahçar). özellikle yerbilimlerinde Avrupa'daki geliþmelerin bizdeki yansýmalarý ne yazýk ki çok geç ve pek azdýr. içerisinde tuzlar. ve 20. Türkiye'de yer bilimlerinin yüksek öðrenime girmesi Tanzimat Devri'nden sonra baþlar (1839). ana dilimiz yerine Arapça'nýn egemen olduðu bir öðretim metodu takip ediliyordu. kurþun. Tanzimattan önce. yanardaðlar ve depremler anlatýlmakta. Medreselerde "Ümmet Terbiyesi" yani müþahade. tecrübe ve tenkide hiçbir yer vermeyen. jeolojik olaylar "Alemi kevn-ü fezada vâki alâim ve âsar" (Yeryüzünün ve Uzayýn Oluþumundan Ýzler ve Eserler)) adlý alt bölümde sýcak maden sularý. somut örnekler verilmektedir. sayfasýnda. yalnýz ayetlerin. Cildinin 381. 1836'da bu iki müessese birleþtirilerek 6 sýnýflý "Mekteb-i Týbbýye-i Þahane" adýyla yeniden kurulmuþ ve 1850'de bu mektep ýslah edilerek modernleþtirilmiþtir. Bunun asýl nedeni. bitkiler. Yeryüzünün Halinden Özetler) bölümünde. tuzlar. platin. doðada bulunan cisimler (ecsami arziye-i tabiiye). kýymetli taþlar (cevahir). Ýstanbul'da "Týphane" adýyla 4 sýnýflý bir Týbbiye Mektebi açýlmýþ (1827) ve bundan ayrý olarak Cerrahhane adýyla bir mektep de bulunmaktadýr. hayvanlar ve madenler hakkýnda ayrýntýlý bilgiler vermektedir. 1835'te basýlan 4. bir bölüm olarak "Ýlmi Hikmet-i Tabiiye-i Mahsusdan Mevcudat-ý Arziye'nin Ahvali Muhtasaralarý" (Tabiat Bilimi Özelliklerinin Hikmetinden. Bunlardan sonra yeryüzünde görülen. 19.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I temeli sayýlan "Mühendishane-i Berri-i Hümayun"nun ders programlarý ve yayýnlarý incelendiðinde. altýn. madenler anlatýlmakta. skolastik metotlarýn ve Medrese Öðretimi'nin uzun zamanlardan beri ülkemizde kökleþmiþ olmasýdýr. özellikleri açýklanmaktadýr. yüzyýllarda fen bilimlerinde. Abdullah Bey. tetkik. bu okulun "Baþ Hocasý" Hoca Ýshak Efendi’nin yerbilimlerinin bazý konularýna "Mecmua-i Ulumu Riyaziye" (Matematik Bilim Dergisi) adlý yapýtýda yerverdiði görülür. Madeniyat alt bölümünde. hadislerin ve diðer metinlerin þerh ve tefsirine dayanan.

Ýbrahim Lütfi Paþa 1867 yýlýndan itibaren Askeri Týp Okulu'nda önce Patolojik Anatomi muallim muavini. jeoloji ve mineraloji derslerini Türkçe'ye çevirmiþtir. Gördüðü ilgi nedeniyle. öðrencilere derste göstermek için düzgün ve düzenli taþ ve fosil koleksiyonu yapmýþtýr. Abdullah Bey'in muavini olmuþ. Abdullah Bey'in derslerini Binbaþý Ýbrahim Lütfi Bey Türkçe'ye tercüme etmeye baþlamýþ ve 1874'de (1291) Abdullah Bey ölünce. 1870 yýlýnda Askeri Týbbiye'de öðretim Türkçeleþince.200 kadar fosil ve mineral numunesini sergilemiþtir. Pleurodictyum Constantinopolitanum gibi ayrýca Ýstanbul'da Fransýzca olarak yayýnlanan Gazete Medicale d'Orient'da da.Dr. "Birinci sýnýf hocalarý arasýnda pek muhterem iki sima daha 47 . 1870'de Dr. Ýstanbul Üniversitesi eski Rektörlerinden. Paris'te 1867 yýlýnda kurulan uluslararasý sergiye Türk Miralayý rütbesiyle gönderilmiþ ve Ýstanbul civarýndan topladýðý 1. Abdullah Bey'in ölümü üzerine de dersin muallimliðine (profesörlüðüne) getirilmiþ ve bu dersi ölünceye kadar bu okulda okutmuþtur. burada jeoloji ve mineraloji derslerini Fransýzca olarak veren Dr. verem uzmaný Ord. Trilobites Abdullahi Verneuil.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I malarýný Fransýz Jeoloji Derneði ve Fransýz Bilimler Akademisi dergilerinde yayýnlamýþtýr.Prof. Abdullah Bey ve Ýbrahim Lütfi Paþa. Dr. Fosilleri paleontolog Ýbrahim Lütfi Paþa Verneuil tarafýndan tamamlanmýþ ve (1838-1902 birçok yeni türler bulunmuþtur. Tevfik Salim SAÐLAM 1959'da yayýnladýðý "Nasýl Okudum?" adlý yapýtýnda. Ýstanbul jeolojisine dair makaleler yayýnlanmýþtýr. bunlarý ve bunlarýn resimlerini çizdiði albümle beraber Fransýz "Museum d'Historie Naturelle"e hediye etmiþtir. 1898 yýlýnda girdiði Askeri Týbbiye'nin öðrenim yýllarý anýlarýný ve hocalarýnýn özelliklerini anlatýrken Ýbrahim Lütfi Paþa hakkýnda. 1874'de Dr. Mektebi Týbbiye-i Þahane'nin Ýlmülarz ve Maadin (Jeoloji ve Mineraloji) muallimliðine atanmýþtýr.

Mineraloji için Týbbiye'de oldukça zengin bir taþ koleksiyonu vardý. daha sonra yaþantýsýný aktaracaðýmýz. Ýlmi Tabakatül Arz ve Maadin (Jeolojik Formasyonlar ve Madenler) müderrisi olarak tayin edilmiþtir. Ýmtihanda etiketleri çýkartýlýr ve bizim tanýmamýz istenirdi. Bu o zamanýn klasik bir kitabý olan Lapparant'ýn tercümesiydi. ilginç bilgiler vermektedir. Ýbrahim Lütfi Paþa Týbbiye’nin en eski hocalarýndan ve týp dilimizin Türkçe'ye çevrilmesinde büyük hizmetler görmüþ. Türkçe'si ise hakikaten pek üstadâne bir tarzda harfiyyen yapýlmýþ bir tercüme olmakla beraber.. Jeoloji tatbikatý yapýlmazdý. zamanýn jeoloji ve bilhassa mineralojiyi en iyi bilen bir mütehassýsý sayýlýrdý. Hatta bu sebepten kendisine "Taþçý Ýbrahim Paþa" denirdi. Kitabýn aslý. 48 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I vardý. Halil Ethem Bey. altmýþýný geçkin nazik ve muhterem bir zattý. Halil Bey Viyana Politeknik'de Kimya ve Maden Mühendisliði eðitimi görmüþ ve Avrupa'dan dönüþünde (1876) Mekteb-i Mülkiye'de ve Darüþþafaka'da Kimya. esasen güç ve düðümlü bir uslüp ile yazýlmýþtý." demekte ve o yýllarda (tamamýyla bugünkünün benzeri olan) jeoloji ve mineraloji öðretimi hakkýnda.. Ýlmi tabakatül-arz ve maadin hocasý Ýbrahim Lütfi Paþa ve muavini Sakýzlý Ali Bey.. Halil Ethem Bey'in hocalýðý 1909'da Þehr-i Eminliði'ne tayin oluncaya kadar devam etmiþtir. Türkiye'nin Bilim Tarihi'nde Arkeoloji ve Müzecilikte büyük bir isim yapmýþ olan Halil Ethem Bey'in jeoloji eðitiminde de hizmetleri olmuþtur. Türkçe'sinden anlayamadýðým cümlelerin manasýný Fransýzca metinden çýkardýðým olurdu. Fransa'da Maden Mühendisliði öðrenimi görmüþ olan Sadrazam Ýbrahim Ethem Paþa'nýn oðlu ve Arkeoloji Müzesi'ni ilk kurmuþ olan ünlü ressam Osman Hamdi Bey'in kardeþidir. 1900 senesinde Darülfünunü Þahane adý ile yeniden açýlmýþ ve Ulumu Tabiye Þubesi'ne (Doða Bilimleri Þubesi) Halil Ethem Bey. Tanzimat Hattý Hümayunu’nun Sultan Mecid zamanýnda Reþit Paþa tarafýndan açýklanmasýndan sonra 1869'da Darülfünun çok basit bir programla açýlmýþ ve iki sene sonra tekrar kapanmýþtýr. . hiç anlaþýlmaz bir þeydi. Elimizde küçük bir jeoloji kitabý vardý. Onlarý dersaneye getirir.. bize gösterirlerdi. Kendisi. Ýlm-i Tabakatül Arz ve Maadin derslerini vermiþ ve sonradan Darülfünun'a nakletmiþtir.

. Rhynconella Ethemi. þekli ve resimleri güzel olan bu kitapta ülkemize ait örnekler ve bilgiler aktarýlmýþtýr. vs. gibi) Bu fosil koleksiyonu halen Viyana Tabiat Tarihi Müzesi'nde bulunmaktadýr. gençliði Avrupa'da geçmiþtir. yüksek öðrenimini de babasýnýn isteðine uyarak kimya ve yerbilimleri dallarýnda Ýsviçre'de Zürih Üniversitesi'nde yapmýþ ve sonra da Bern Üniversitesi'ne giderek kimya dalýnda doktor unvaný almýþtýr.. (Terebratula Ethemi. Bu çalýþma temel bilimler dalýnda Halil Ethem ELDEM’in 49 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu sýrada Viyana'daki hocalarý Hochstatter ve Franz Toula'nýn derslerini göz önünde tutarak ve onlarýn okutma tarzlarýna uygun olarak Ýlm-i Maadin ve Tabakatül Arz (Madenler ve Jeolojik Formasyon Bilimi) isimli bir kitap yayýnlamýþtýr (1891). Kocaeli'nde Halil Ethem ELDEM Triyas devrine ait toplayýp tanýmladýðý bazý fosil türlerini. Halil Ethem Bey'in adýna dayanýlarak adlandýrmýþtýr. Halil Ethem Bey Hochstatter'in Avrupa Türkiye'sinin Jeolojisi ve Franz Toula'nýn Kocaeli jeolojisi ve maden potansiyeli üzerine yaptýklarý araþtýrmalarda kýsmen birlikte çalýþmýþlardýr. Avrupa'da ilk doktora yapan ve Darülfünun'da ilk jeoloji ve mineraloji muallimi (profesörü) olan Halil Ethem ELDEM'in çocukluðu Ýstanbul'da. Acrodiceras Halili. Ýfadesi sade. Halil Ethem orta öðrenimini babasýnýn (Ýbrahim Ethem Bey) elçi olduðu Berlin'de. Toula.

kurulacak tesisler ve burada yaþayacak insanlara gerekli suyun bulunmasý için yeraltý suyu araþtýrmalarý yapmak. Mektebi Mülkiye'nin Lise kýsmýnda (1894-1901). zamanýn sadrazamý Avlonyalý Ferit Paþa. Ýhsan KETÝN ve Prof. hiç bir yapýtýnda kullanmamýþtýr. alýnan sondaj makinalarýný kullanmak ve su bulmak için Halil Ethem'i görevlendirmiþ fakat Halil Ethem kendisinin bu iþte yeterli olmadýðýný. Halil Ethem 1885'te yurda dönünce.Dr. yayýn yerleri. Darülfünun'da hoca olduðu yýllarda (1903). Kimya dalýnda yapýlan bu doktora çalýþmasý Türkiye'de bilimsel araþtýrmalarýn baþlangýcý. Bu doktoranýn konusu. 1901'de Darülfünunu Þahane'nin Tabii Ýlimler Bölümü'ne Ýlmimaadin ve Tabakatülarz (Jeoloji ve Mineraloji) profesörlüðüne 600 kuruþ maaþla atanarak Avrupa'da öðrenim gördüðü konularda dersler vermiþtir. unvanýný hiç bir yerde. yayýn tarihine göre verilmiþtir. Bunlarýn isimleri. ÝNÖNÜ'nün araþtýrmalarý ile gün ýþýðýna çýkarýlmýþtýr. Hendeseyi Mülkiye'de (1894-1909) hocalýk yapmýþ ve 1900'de açýlan yüksek muallim mektebi (Darül-Muallimini Aliye) fünun þubesi tabakatülarz (jeoloji) profesörlüðüne 40 kuruþ maaþla getirilmiþtir. Halil Ethem kimya dalýnda doktora yapmasýna karþýn kimya ile pek az uðraþmýþ. saðlýðýnýn da bu iþlere uygun bulunmadýðýný söyleyerek görevi kabul etmemiþtir (Türkiye'deki ilk sondaj yer altý suyu bulmak için 1920 yýlýnda Samsun civarýnda yapýldýðý bilinmektedir). ayrýntýsý ve belgeleri Prof. 1947'de yayýnlanan "Halil Ethem Hatýra Kitabý" Cilt 1. 1885 yýlýnda ilk Türk bilim doktoru olarak yurda dönmüþ fakat Dr. E. Türk Tarih Kurumu tarafýndan.299-302'de. ancak yurda dönüþünün ilk yýllarýnda (1885-1892) Darüþþafaka Lisesi'nde kimya ve jeoloji dersleri okutmuþ. Hicaz demiryolu boyunca. Halil Ethem Bey'in büyük bir emek ve araþtýrma sonucu hazýrlanan yayýnlarý 60'dan fazladýr. tarihsel geliþimi ve bilim tarihi açýsýndan ayrý bir önem taþýmaktadýr. Halil Ethem. orada bir kimya laboratuarý yaptýrmýþ ve sonra kimya ile ilgisini kesmiþtir. ilk yýllardaki resmi görevleri yanýnda Darüþþafaka Lisesi'nde (1885-1893).Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Avrupa'da yapýlan ilk Türk doktorasýdýr. 5.Dr. Bu arada Mektebi Sultani'de (Galatasaray Lisesi) bulunan Turuku Meabir Mühendis Mektebi'nde ve Mektebi Harbiye'de jeoloji öðret50 .

Babýali Genel Müdürlüðü'ne Salih Zeki Bey Caddesi numro 7. Ýstanbul (Mihran) Matbaasý. Kýrým Seferi dolayýsýyla müttefik devletlerin donanmalarýna gerekli olan kömürü saðlayacak olan Ereðli ve Zonguldak Havzasý hakkýnda Fransýz mühendislerin raporlarýndan alýnmýþ bilgiler vardýr. Müþtak Bey. Kolaðasý Rusçuklu Þevki Bey tarafýndan Türkçe'ye çevrilmiþtir (1854).Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I meni olan Lecog Paþa Ameli Ýlmül Arz isimli bir kitap yayýnlamýþtýr. Kitapta Anadolu'nun jeolojisine hiç deðinilmemiþtir. Þubesi (Fen Fakültesi) olarak açýlmýþ.1307 (1891) tayin olmuþtur. diðeri kýzlara (Ýnas Darülfünunu) ait olmak üzere iki bölümü vardý. Kitap. 1915'te erkekler kýsmýnda esaslý bir reform yapýlmýþ ve Birinci Dünya Savaþý'nda müttefikimiz olan Almanya'dan birçok Profesör tayin olunmuþtur. Bu þubenin biri erkeklere. Þekil a Þekil b Þekil c 51 . de boyalý tabakatül arz haritasýný Osman-i Ulumu Riyaziye ve Tabiiye bir havaidir. Ýstanbul Darülfünunu Balkan Savaþý sýrasýnda yeniden kapanmýþ (1911) ve Ýlmi Maadin ve Tabakatülarz (mineraloji 1913'te yeni bir anlayýþla Darülfünunu ve jeoloji) Þeklin altýnda. 128 adet þekil. Kýzlar kýsmýnda Dr. erkekler kýsmýnda Eczacý Mahzar Hüsnü Bey Ýlmi Arz derslerini kürsülere vermiþlerdi.

ve 18. Þekil b : Dr. Ýkinci gerçek de. yüzyýlda Osmanlý. medrese eðitim düzeninde madenciliði oluþturan bilim dallarýndan hiç birinin yer almadýðýdýr. sayfasý. Bu olguya Batýlýlarýn siyasal çekiþmeleri ile Ereðli Kömür Havzasý'nýn bulunuþu da eklenince.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Þekil a : Türkiye'de jeoloji konusunda 1852'de yayýnlanan ilk kitap "Ýlmü Tabakatülarz" in ilk. þayan ve sezadýrki iþbu arziyat arz (yer) ve asuman (gök) ve teayyünatý edvar (devirler) ü ezman (zamanlar) satama. 1858 yýlýnda Arazi Kanunnamesi'nin ve 1862 yýlýnda da Ýlk Maden Nizâmnamesi'nin yürürlüðe Sadrazam Ýbrahim Ethem Paþa 52 . diyerek. 19. teknoloji birikiminin yok olduðu. para basýmý için yurt dýþýndan ucuza aldýðý madenlerden yoksun kalýnca. ustalarýn daðýldýðý bilinen bir gerçektir. Þekil c : Darülfünun ve Mühendis Mektebi'nde muâllim Ahmet Malik (SAYAR) tarafýndan yazýlmýþ "Madeniyat ve Arziyat" adlý kitabýn kapaðý.. üstâd meâli himem Müþtak Bey Efendi Hazretleri'ne takdim" yazýsý ve imzasý bulunmaktadýr. o yýllarýn yazýþ biçiminde. Maden Mühendisliði öðrenimi için yurt dýþýna gönderilmiþ olmasýyla. Tanrý adý ile baþlamakta... ÝLK MADEN MÜHENDÝSÝ SADRAZAM ÝBRAHÝM ETHEM PAÞA Osmanlý madenciliðinin 17. Tanrýya þükür. Esad Feyzi (Mekteb-i Týbbiyei Þahane ilmi hikmeti tabiiyei týbbiye muâllim muavini) nin "Ýlmüarz ve Maadin" adlý kitabýnýn kapaðý. ülke madenciliði dirilme sürecine girmiþtir. Bu canlanmanýn iþaretlerini. düz yazýda kafiye kullanýlmýþ ve edebiyat yapýlarak konuya girilmektedir.. elçisine selam ve içten saygý ile devam etmekte ve . yüzyýllarda çöktüðü. Darülfünun jeoloji profesörü Müþtak Bey'e "Efâzýlý etibbâi Osmaniye'den (Osmanlý doktorlarýnýn ünlülerinden). iç kaynaklara yönelmek zorunda kalmýþtýr. 1827 yýlýnda ÝBRAHÝM ETHEM adýnda bir gencin. Kitap.

10 kadar kimsesiz ve zeki çocuðu evlat edinmiþtir. Bunlar yakýn arkadaþlýklarý ile sýnýfýn gözde öðrencileridir. Ethem. Diploma törenine Ýmparator III. Ethem yüksek öðrenimini maden mühendisliði dalýnda yapar. 1829 yazýnda bir yelkenli ile (padiþahýn huzurunda) Aynalýkavak'tan hareket eden bu çocuklar (Ethem. Bu çocuklarý padiþaha tanýtýr ve padiþahýn onayýný alýr. Ethem ile Pasteur arasýnda birincilik yarýþý baþlar. Ýbrahim Ethem Sakýz Adasý'ndaki bir ayaklanma sýrasýnda Ýzmir'e kaçan Rum kökenli bir çocuktur. Yeraltý zenginlikleri bu denli çok olan ülkemizde maden mühendisi yoktur. Henüz 11 yaþýnda olan Ethem. Bu çocuklarýn arasýnda bakanlýk ve valilik makamlarýna kadar yükselmiþ kimseler bulunmaktadýr. Ethem'in sýnýf arkadaþý daha sonra Nobel ödülü alacak olan biyokimya uzmaný Louis Pasteur'dur. Amacýný dönemin padiþahý Sultan Mahmut'a açar. Pariste (Ýnstitution Barbet'e) yatýlý olarak verilir. Institution Barbet'in bir geleneði vardýr. bunu kimsesiz. Bu zeki çocuk "Kaptan-ý Derya" ve dönemin Bahriye Nazýrý olan Koca Hüsrev Paþa'ya köle olarak satýlýr. kabiliyetli çocuklara baba olmasýdýr. Koca Hüsrev Paþa. Hüsrev Paþa'nýn diðer bir özelliði de padiþahýn saygýsýný kazanan. Hüsrev Paþa'nýn yaþamýndaki özellik (çocuðu bulunmadýðý için) bu gibi kimsesiz. Hüseyin Rýfký. fakat üstün zekalý diðer çocuklar gibi evlat edinir. kendisine yakýn. ileride devlete hizmet edebilecek kiþiler olarak yetiþtirmek onun amaçlarýnýn baþýnda gelmektedir. Abdüllatif ve Ahmet) 40 gün sonra Marsilya'ya ulaþýrlar. bunlarý Paris'te okutmak ister. Baþlarýnda ünlü bir oryantalist olan Türk dostu Amédéé Joubert bulunmaktadýr. Adýný da Ýbrahim Ethem koyar. Bu maksatla dört çocuk seçer.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I konulmasýnda buluyoruz. Ethem bu eðitiminde de birinciliði kimselere býrakmaz 53 . hayýrsever bir devlet adamý oluþudur. kýl payý Pasteur'u geçer. Himayesine aldýklarý çocuklarý. Bu çocuklarýn arasýnda Prens Sabahattin'in dedesi (Kaptan-ý Derya) Halil Rýfat Paþa da bulunmaktadýr. Napoleon gelir ve Ethem'e eliyle diplomasýný verir. Koca Hüsrev Paþa. Okulu birincilikle bitirenlerin diplomalarýný devlet baþkanlarý vermektedir.

Elçiliklerde bulunmasýnýn ardýndan sýrasý ile Dýþiþleri. üstün Fransýzcasý. Orman ve Maadin Ýdaresi'nin 1872 (28 Teþrinisani ve 7 Kânunisani 1289) tarihli yazýlarýnda bir maden okulunun kurulmasý hakkýnda þunlar denilmektedir: "Rüþtiye mekteplerinden mezun veya dýþarýdan istekli 18-25 yaþýndakiler imtihan ile alýnarak 2 yýllýk bir öðretimle maden aramak.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I (1839). madenlerin mahiyetini meydana çýkarmak. Maden Nizamnamesi'ne göre maden çýkartanlarýn imalâtýný ve þartnamelere uygun hareket edip etmediklerini kontrol etmek ve rapor vermek üzere ikinci sýnýf maden mühendisliði derecesinde öðrenci yetiþtirmek üzere bir maden mektebi kurulmasý istenmektedir. 1846 Amasya'da çalýþmýþtýr. Adliye Vekillikleri'nde bulunmuþ ve Mithat Paþa'nýn yerine Sadrazam (Baþbakan) olur. Bayýndýrlýk. zengin Batý kültürü.5 yýl çalýþabilmiþtir)." Sadrazam Ýbrahim Ethem Paþa Bu konuda daha detaylý bilgi elde etmek için teskerelerin ve eski yazýþ54 . Ticaret Vekili iken hükümete mali kaynaklar saðlamak. Ýbrahim Ethem Paþa. Bunun için 1872 yýlýnda "Orman ve Maadin Mektebi" kurulmuþtur. 1840'da Ergani madenlerine baþ mühendis olarak tayin edilmiþtir. yönetim alanýndaki yetenekleri ile devletin üst kademelerinde deðiþik görevler alýr. "onlarýn dilinden ve ilminden anlar eleman yetiþtirmek ve zarar görmemek gayesiyle" meslek okullarýný açmayý düþünmüþtür. 1839'da Türkiye'ye dönen Ýbrahim Ethem. Maarif. ölçekli harita yapmak maden damarlarýnýn durumunu ve gidiþini tayin etmek. Ticaret. Ýbrahim Ethem bundan sonra birçok idari iþlerde ve Meclisi Maarif ve Þurayý Devlet aza ve reisliklerinde bulunmuþtur. Ýçiþleri. bu tarihlerde Avrupalýlar tarafýndan madenlerimizi iþletme istekleri karþýsýnda. Daha sonra Gümüþhacýköy'e müdür olarak atanmýþ ve 1845'de Keban ve Ýstanbul Sarýyer madeninde.Türkiye'ye dönüþünde bu meslekte çalýþmak istese de (6.

"imtihan ederken müracaat edenlerin durumlarýnýn tespitinin mümkün olacaðýný" ileri sürerek bu okulun açýlmasýnda ýsrar etmiþ ve okulun açýlmasý hakkýnda gerekli irade 1873'de(15 Za. Yýl : Hesap. Müsellesat (Trigonometri). Bu Yönetmeliðe göre öðretim iki yýldýr ve þu dersler okutulacaktýr: 1. Fenni Maadin. Bu konu kendilerinin huzurunda "Þurayý Devlet"te tartýþýlmýþtýr. Belçika ve Almanya'daki maden okullarýndan mezun olmuþlardýr. önemli görevlerde bulunmuþ olan 69'un üstündeki maden mühendisleri Fransa. o sýralarda Türkiye'de "Maden Ýþleri"ne bakmak üzere Fransa'dan getirilmiþ olan Vays ve Donez isimli maden mühendislerine de bildirilmiþ ve bu konuda düþünceleri sorulmuþtur. Orman ve Maadin Ýdaresi'nin mektep açýlmasý hakkýndaki bu fikri. Ýbrahim Ethem Paþa'nýn Nafýa. Topografya ve Tatbikatý. bu meslekte yetiþmek isteyenler Avrupa'ya gitmiþ veya gönderilmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I malarýn incelenmesi gereklidir. Okulun açýlmasý sýrasýnda 1872'de (7 Kânunisani 1289) bu okul için bir de Yönetmelik (Nizamname) çýkarýlmýþtýr. Topografya. Bu Okulun kapanýþýndan 1924 yýlýna kadar Türkiye'de Madencilik öðretimi yapýlmamýþ. Bu okulda 1879 yýlýna kadar iki yýl süre ile öðrenim yapýlmýþ ve 1879'da (Recep 1297) çýkartýlan 12 maddelik yeni bir yönetmelikle öðretim süresi 4 yýla çýkartýlmýþtýr. Fenni Maadin. Bu iki maden mühendisi: Bu Okula girecek öðrencilerde yeteri kadar ön bilgi bulunmadýðýndan böyle bir okulun açýlmasýnda fayda olmayacaðýný ileri sürmüþlerdir. Logaritma. 3 ve 4. Ticaret Nazýrlýðý'nda baþlamýþ onun yardýmlarý ile yürümüþ. Ýlk iki yýl "Orman Mühendisi Mektebi" öðrencileri ile ortak. Yýl : Tabakatülarz (Jeoloji). ölümü ile birlikte kapanmýþ olduðunu tahmin etmekteyiz. Nizamatý Maadin ve Kitabet (Maden Kanunu) 2. Mesaha (Ölçme). Ýrtisam (Hendese ve Çizim). Nizamatý Maadin ve Kitabet. Bugün Türkiye'de tanýnmýþ. bu okul için gerekli derslerin Rüþtiyelerde okutulduðunu ve sýnavla öðrenci alýnacaðýna göre. 1290) çýkmýþtýr. Ameliyatý Kimya. Bu okulun kuruluþ hazýrlýklarýnýn ve yönetmeliklerinin. Fizik. sýnýflar ayrý ayrý olarak meslek 55 . Buna karþý Orman ve Maadin Ýdaresi. Cebir.

madencilik eðitiminin yurt dýþýnda yapýlmasýdýr. Fransýzca. yurt dýþýnda eðitim görmüþ mühendis ve teknisyenlerdir. Fizik. Fakat bu okulun Ýbrahim Ethem Paþa tarafýndan kurulduðu ve Ýbrahim Ethem Paþa'nýn burada hocalýk yaptýðýný biliyoruz. Kimya. Kapatma gerekçesi. Fransýzca. Yönetmeliðe göre Okul'da þu dersler okutulmaktadýr. Hendese. Zonguldak'ta 1924 yýlýnda T. Münþeat-i Osmaniye (Okuma). Resim. 2. Hesap. Fizik. Ýmâlatý maadin. madenciliðin ihtiyaç duyduðu mühendisleri yetiþtirmek üzere. Hendese. hocalarý. Yýl : Kimya ve Ýzabe-i Maadin. Resim.Refik FENMEN tayin edildiði gibi yurt dýþýndan da bir 56 . Fransýzca. Kimya. kaç yýl öðretim verdiði hakkýnda maalesef elimizde kesin bir bilgi yoktur. 1928 yýlýnda. Münsaat-i Osmaniye. Kimya. Coðrafya. 1. Fransýzca. günümüzün modern maden mühendisliði eðitimine çok yakýn olduðu gözlenmektedir. Yýl : Edebiyat. 1893 yýlýnda da Orman Bölümü Halkalý Ziraat Mektebi'ne nakledilmiþtir. Trigonometri. Maden Bölümü de kapatýlmýþtýr. Minþeat-i Osmaniye. Bu eðitim programýnýn. ülkemize maden bilim ve teknolojisini getirenler. 4. Tatbiki Arazi. Jeoloji. Yýl : Trigonometri. Osmanlý arþivlerine göre yurdumuzda Maden Mühendisi yetiþtirildiðine iliþkin baþka hiçbir iþarete rastlanýlmamýþtýr Bu okullarýn yeri. Orman Mektebi'nden 7 dönemde 49 Orman ve Maden Mühendisi mezun verildiðini öðreniyoruz. Yýl : Kavaidi Osmaniye (Osmanlý Grameri). Zonguldak Yüksek Maden Mühendisi Mektebi Alisi ilk mezunlarýný verinceye kadar. Tarihi Tabii. Ýktisat Vekilliði'ne baðlý dört yýl tedris devreli "Yüksek Maadin Mühendisi Mektebi Alisi" açýlmýþ ve baþýna müdür olarak Ýstanbul Yüksek Mühendis Okulundan Profesör "Müderris" M. Logaritma. TÜRKÝYE'DE ÖÐRENÝM GÖREN ÝLK MADEN MÜHENDÝSLERÝ Türkiye'deki "Türk Maden Teknik Elemaný" miktarýnýn yetersizliði dikkate alýnarak. Cebir. 3.C.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I dersleri görmek üzere programlar yapýlmýþtýr. Harita. Resim. Ýmâlat Müsveddesi. mezunlarý.

Refik FENMEN. Okulun kuruluþunda.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kýsým yabancý öðretmenler getirtilmiþtir. 1925' te tayin olan Okulun kurucusu ve müdürü ayný zamanda Elektrik Bölümü hocasý. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurduðu ilk yüksek okuludur. o zaman taþkömürü ocaklarýný iþleten þirketlerin iane olarak karþýladýklarý bilinmektedir. zamanýn en geliþmiþ okullarýndan Belçika'nýn Mons þehrindeki "Ecole des Mines" örnek alýnmýþtýr. savaþtan yeni çýkmýþ ve tamamen kendi öz gücüne dayanarak ülkeyi yeniden kurma amacýndaki genç Türkiye Cumhuriyeti'nin umudu olmuþtur. þimdiki Endüstri Meslek Lisesi'nin tarihi binalarý. I. Elektrik Yüksek Mühendisi Profesör Mehmet Refik Fenmen (1882-1951) görevini okulun kapatýldýðý 1931 yýlýna dek sürdürdü. Orman Maadin Mektebi'nin 1888 yýlý mezunu olan Havzai Fahmiye Müdürü Hüseyin Fehmi (Ýmer)' in giriþimleriyle. "bilgili ve çalýþkan" öðrenciler yetiþtirmeye büyük önem veren deðerli bir eðitimcidir. ayrýca Belçika'dan gelmiþ dördte mesleki uzmanlýk sahibi ve deneyimli hoca bulunmakta idi. Dünya Savaþý sýrasýnda askeri kýþla olarak yapýlmýþtýr. Maden mühendisi yetiþtirmek amacýyla kurulan okul. Bu okul. Baþçavuþ gibi teknik elemanlar yetiþtirir. savaþtan sonra Bölge Erkan-ý Harp Kumandaný Kurmay Yarbay Hayri Bey'inde yardýmýyla bu kýþlalarýn Ýktisat Vekaleti'ne (Ekonomi Bakanlýðý'na) baðlý Havzai Fahmiye emrine býrakýlmasý saðlanýr. Ýnþaatýn finansmanýný. 1924'den 1927 yýlýna kadar ilk dönemlerde Ýstanbul Yüksek Mühendis Mektebi'nde olduðu gibi lise sýnýflarý arasýndan imtihanla ve sonradan sadece Lise mezunlarý arasýndan seçilen leyli meccani (parasýz yatýlý) öðrencilerin deðerli bir öðretim kadrosuyla ciddi bir 57 . Bu okulun kurucusu ve müdürü M. Ereðli Þirketi teslim tutanaklarýnda askeri kýþla olarak görülen. Okulun madencilikle ilgili diðer bütün mesleki ders hocalarý da Avrupa'da öðrenim görmüþ deðerli Maden Mühendisleri olup. Daha sonra Havzada mühendis ihtiyacýný karþýlamak amacýyla 1924 Yýlýnda açýlan "Yüksek Maadin ve Sanayi Mühendis Mektebi" kurulur. Jeometr. ülke madenciliðine hizmeti kendisine ideal edinmiþ. Bu okul Topoðraf. Binalar önceleri "Maden Fen Memuru Mektebi" olarak kullanýlýr.

Ýsviçreli bir Fransýzca öðretmeni tarafýndan tesis ve tatbik olunmuþtur. Bu stajlarýný baþarý ile tamamlamayanlara da diplomalarý verilmezdi. tatilleri sýrasýnda Türkiye'deki madenlerde ve mezuniyeti takiben 3 ay da Avrupa'daki madenlerde ciddi bir stajdan geçirildikleri için. Tamamlayýcý olarak da Fransýzca Teknik Kütüphane kurulmuþtur. 1924-1925. Bu sayede. mevcut yerli. tercüme yoluyla deðil. doðrudan doðruya girme imkaný saðlanmýþtýr. Ancak bu yüksekokul pek kýsa ömürlü olmuþ ve 1931 yýlýnda son mezunlarýný verdikten sonra kapatýlmýþtýr. ilk mezunlarýný 1928 yýlýnda vermiþtir. koleksiyonlarýyla. Laboratuarlarýyla. okulu bitirmelerinde de Avrupa'daki maden ocaklarýna staja gönderilirdi. Okuldan 19241931 yýllarý arasýnda toplam 70 Maden Mühendisi mezun olmuþtur. 1925-1926 ve Zonguldak Yüksek Maadin Mühendisi Mektebi Alisi Binasý 58 . Öðrenciler her tedris yýlý sonunda bir ay ocaklarda iþçi gibi çalýþarak staj yaptýklarý gibi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I öðretim verilmiþtir. her türlü cihazlarýyla zamanýn en modern bir Maden Yüksek Mühendis Mektebi halinde çabuk geliþen bu okulun mezunlarý. Zonguldak Yüksek Maadin Mühendisi Mektebi Alisi 1924 yýlýnda açýlmýþ. Okulda gösterilen derslerin madenciliðe ait olan uzmanlýk kýsmýndaki yabancý profesörlerin ders müfredatýný doðrudan doðruya takip edebilmeleri için öðrencilere okula giriþlerinden itibaren haftada 10 saat Fransýzca kurslarý verilmiþtir. Batý dünyasýnýn teknik literatürü içine. yabancý maden þirketlerince maddi ve manevi çok iyi þartlarda derhal angaje edilmiþlerdir. Ayrýca teneffüslerde dahi öðrencilerin aralarýnda Fransýzca konuþmalarýný saðlayan sýký bir disiplin. Böylece Fransýzca öðretilmiþ öðrencilere ders kitabý olarak Fransýzca teknik kitaplarýn en modernleri her yýl parasýz olarak verilmiþtir.

sadece temel dersler verildi. 1929 yýlýndan sonra okula öðrenci kaydý yapýlmadý. Okulun son devrelerinde. "Çýkarýlacak madenlerle ilgili gereksinime yeterli 59 Mektebi Alisi öðrencileri Laboratuarda . Fizik Profesörü Hayri Bey ve Kimya Profesörü Mehmet Akif Bey tarafýndan. ülkemizin ihtiyacýndan fazla Maden Mühendisi mezun olduðunun ileri sürülmesi üzerine. 1924-1925 ve 1925-1926 dönemlerinde. 1931 yýlýnda mezun verildikten sonra okul kapatýlmýþtýr. 1925 ile 1927 yýllarý arasýnda iki büyük bina daha ilave edilerek. voleybol ve tenis eðitmenleri saðlanarak güçlendirildi.Refik FENMEN okulun geniþletilerek mühendisliðin baþlýca dallarýnda geniþ bilgi sahibi sanayi mühendisleri de yetiþtirilmek arzusuyla okulu "Maadin ve Sanayi Mühendisi Mektebi Alisi" haline çevrilmesine çalýþmýþ ise de. Okul kapatýlmadan önce Ýktisat Vekaleti'nin (Ekonomi Bakanlýðý) okulu kapatma gerekçesi þu þekilde belirtiliyor. 1926-1927 döneminde baþlayan meslek dersleri için Belçika'dan 4 adet ve Fransýzca dersi için Ýsviçre'den 1 adet profesör getirtilerek dersler Fransýzca verilmeye baþlandý ve bu eðitim kadrosu Fransýzca bilen Türk futbol. Mineraloji ile Petrografi koleksiyonlarý oluþturuldu ve Sýnai (Endüstriyel) Kimya Laboratuarý kuruldu. okul müdürü M. Matematik Türkiye’de Öðrenim Gören Ýlk Maden Mühendisleri Profesörü Kerim Bey.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1926-1927 dönemlerinde lise sýnýflarý (ortaokul mezunlarý). 1927-1928 ve 1928-1929 dönemlerinde ise sadece lise mezunlarý arasýndan sýnavla öðrenci alýndý.

1929 Dünya ekonomik bunalýmýnýn Türkiye'yi de etkilemesi gerekçeleriyle ve T. Naim KROMER. Müdür Mehmet Refik Bey Ýstanbul'a tayin edilmiþtir. YÜKSEK MAADÝN MÜHENDÝSÝ MEKTEBÝ ALÝSÝ 1928 . Türk madenciliðine.C. MTA'ya deðerli hizmetlerde bulunmuþ. Necdet EGERAN Hilmi EREL Nebil EZGÜ Azmi HALULU Kâmil HAZNEDAROÐLU Sýtký KOÇMAN Mazlum KUROSMAN Mücteba MEHMET Necdet ÖZDÝNÇ Hilmi SANALAN Hikmet SÖZEN Rýza TUNA Kadri YERSEL 60 . daha sonraki yýllarda aralarýnda bakanlýk (Ýhsan SOYAK).Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I olacaðý ya da fazlasýnýn iþsiz kalacaðý. Etibank'a. Cemal KIPÇAK) ve þairler (Behçet Kemal ÇAÐLAR) gibi birçok deðerli maden mühendisi yetiþtirmiþ olan bu okulun kuruluþunda ve devamýnda hizmeti geçenleri þükranla yad etmek gerekir.Ýhsan SOYAK Nevzat URUK Nihat ÜSTÜNEL Cafer ZADÝL 1930 Mezunlarý (17) Nazým ADASAL Mustafa AHÝ Cemil AHMET Kâmil AKAT Rahmi AKINCI Ekrem BEKSOY Niyazi DURUSOY Mustafa Sami ERK Enver ERKMEN Hakký EVÝNSEL Emin HARAÇCI Sadettin PEKMEZCÝLER Bahri SAVAÞKAN Kemal SÝLÝMEN Reþat SÝLÝMEN Halim TÜRKMEN Zeki YERDELEN 1931Mezunlarý (25) Hamdi ADALI Celâl ADIBELLÝ Þerif AKKUTAY Kazým AKYEL Rauf ALPSOYLU Mazlum ANGIN Cemalettin BAÞGÖZE Cemil BAÞGÖZE Celâl Ferit ÇINAR Adnan DEMÝRCÝ Fahrettin DORUK Mahir EDÝSON E. Hükümeti'nin tasarruf önlemi almasý" nedenleriyle geçici olarak kapatýlmýþtýr. sýnýfýn öðrencileri Ýstanbul'daki yüksek okullara nakledilmiþlerdir. Kapanma nedeniyle okulu bitiremeyen 3.Hulusi BARUTOÐLU Faik BÝRKAN Bahattin BÝRSAN Selahattin GÖKTUÐ Yusuf GÜRATA Hakký KÖK Naim KROMER Cemal KURTULAN Hulusi ORPEN Mazlum ÖÐET Fuat TARI Nevzat YERDEL 1929Mezunlarý (12) Cevad ADIGÜZEL Ýhsan AYLA Behçet Kemal ÇAÐLAR Ahmet KALAYCI Cemal KIPÇAK Nuri KIRCI Sadi MÝMAROÐLU Ýbrahim NARÞAP A. milletvekilliði (Rauf ALPSOYLU. Cumhuriyetten önce. Türkiye'deki madenlerde ve Zonguldak Havzasýnda tek tük maden mühendisi mevcut iken.1931 MEZUNLARI 1928 Mezunlarý (16) Ruhi ALKOR Zülkerem ALTAY Kudret ARGUN Tevfik AYYILDIZ Ö.

Dover Pub. Prof."The Founders of Geology" A. Kasým-Aralýk 1979 10 .Dr. ALBRITTON.Maden Yüksek Mühendisi Ahmet PEKKAN'ýn Özel Arþivi 15 .Türkiye Maden Mühendisliði Öðretiminin Geliþmesi."Halil Ethem ELDEM: Temel Bilimler Dalýnda Avrupa'da Ýlk Doktora Yapan."Yerbilimlerini Mekteb-i Týbbiye'de Ýlk Kez Türkçe Okutan Hoca Ýbrahim Lütfi Paþa". BERENT.Mühendis Cemâl Sait Bark'ýn Anýlarý 18 .Maden Mühendisleri Biyografisi. 1990 11 .Havzanýn Tarihçesi. (Kitap olarak hazýrlansa da basýlamamýþ kendi daktilo yazýlarý 3 . Cooper Co.D. 17 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kaynakça 1 . Aðustos 1982 8 . 1981 13 .MTA Enstitüsü Dergisi. 1962. 7 . Tindall and Cox. ADAMS. Çaðlayan Kitabevi. Bahri SAVAÞKAN 12 . Freeman. 5 . Suna ATAK. 1945 16 . 1985 14 . MTA Dergisi. New York. 1954. California. MTA Yayýnlarý. Darülfünun JeolojiMineraloji Muallimi" Kemal ERGUVANLI. GEIKIE. 6 . 1986.Türkiye'de Madenciliðin Tarihçesi ve MTA. Kadri YERSEL.Ekrem Murat ZAMAN ve Alaattin ÇAKIR'ýn Zonguldak Havzasý'nýn Tarihçesini konu alan kitap taslaðýndan 61 . Yeryuvarý Dergisi. Senai SALTOÐLU. London.Ýbrahim Ethem Paþa'nýn torunu Yük. Baillére. Aðustos-Kasým 1980 9 ."Türkiye'de Yerbilimleri Öðretiminin Tarihçesi". Cemal BÝRÖN.TMMOB Maden Mühendisleri Odasý Arþivi 2 . Sayfa 156 4 . Ýhsan R. Bahri SAVAÞKAN.Maden Teknisyen ve Baþçavuþ Okullarýmýz."Zonguldak Yüksek Maadin Mektebi Alisi'nin Kuruluþ Yýllarý". Yeryuvarý Dergisi. 1938. Fahrettin DORUK. No 12. 2/34."The Birth and Development of the Geological Sciences" F. Kemal ERGUVANLI.."The Fabric of Geology" C. Hamit Nafiz PAMÝR. Yeryuvarý Dergisi."Maden Mühendisliðine Giriþ". Inc.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 62 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "YEÞÝL ÇAY YAPRAÐINDAN DEMLÝ ÇAY BARDAÐINA" BÝR BAÞARI ÖYKÜSÜ Baki Remzi SUÝÇMEZ Ziraat Mühendisi .

bilimsel çalýþmanýn baþarý öyküsü olduðu kadar. yeþil atýl alanlarý yeþil altýna.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünyada sudan sonra en çok tüketilen bir gýda ve içecek maddesi olan çay. Cumhuriyeti kuranlarýn ve geliþtirenlerin inancý. çaðdaþ üretim yöntemleriyle bozkýrýn bile en güzel ürünleri verebileceðini tüm dünyaya gösteren örnek bir projedir. baþarma tutkusu. Doðu Karadeniz'de ekili olduðu bölgenin baþlýca tarýmsal geçim kaynaðý. Damaklarýmýzý esir eden çay tutkusu. kurulan ve Atamýz’ýn vasiyeti sonucu 11 Haziran 1937 yýlýnda Hazineye emanet edilen Atatürk Orman Çiftliði. 5 Mayýs 1925 tarihinde Atatürk tarafýndan Ankara'da. yaklaþýk 1 milyon kiþi geçinmektedir. Bozkýrý cennete çevirenler. Türk insaný için sabah kahvaltýlarýndan gece sohbetlerine kadar en çok tüketilen gýda maddelerindendir. Tüketim amacýyla çayýn dýþardan getirtilmesinin öyküsü 1600'lü yýllara dayansa da. Dünyanýn tek doðal çayý olan ve "yeþil altýn" olarak adlandýrýlan "çay"ýn ülkemizdeki öyküsü. ekonomik anlamda yetiþtirilmektedir. asýrlar ötesine uzanan bir beslenme geleneði deðildir. 1000 metre yüksekliklere deðin ulaþan yamaçlarda. Çaðdaþ Türkiye'nin bilinçli emekle yeþertilebileceðini. "Camelli Sinensis Kuntze" bitkisinin taze sürgünlerinin deðiþik yöntemlerle iþlenmesi ile elde edilmektedir. sýrada yer almaktadýr.533 dekar alanda 204. sýrada. Çin ve Hindistan'da 2700 yýldan beri yetiþtirilen çay bitkisi. 766. 10-35 km içerilere kadar uzanan kesimde. yaklaþýk 200 km uzunluðundaki kýyý þeridinde. Trabzon illerini kapsayan asýl bölgede ve Giresun ili ve Ordu ili Fatsa ilçesini kapsayan ikincil bölgede. Çay.112 üreticinin çay ürettiði Türkiye. ýsrarý. 64 . Doðu Karadeniz bölgesinde Artvin. ülkemizde yerli üretime geçilmesi ve çay kullanýmýnýn yaygýnlaþmasý 1923 sonrasý Türkiye Cumhuriyeti'nin baþarýsýdýr. kuru çay üretimi yönünden 5. yýllýk kiþi baþýna tüketim bakýmýndan ise 4. Rize. çayý iþleyerek siyah altýna döndürdüler. en önemli istihdam alaný olan çay tarýmýndan. Ziraat Mühendisliði mesleðinin de baþarý öyküsüdür. çay tarým alanlarýnýn geniþliði bakýmýndan dünya üretici ülkeler arasýnda 6. sýrada.

20. 1918 yýlýnda Ali Rýza Erten'in Batum ve Kafkasya’daki incelemeleridir. o günkü Ýstanbul gümrüðüne dýþalým yoluyla gelen çaylara da Camellia sinensis (Çay) deðinerek çayýn Türkiye'deki geçmiþi65 . lastik ayakkabýsý olmayan çocuklarýný doyurmaya çalýþýyorlardý. Ekonomik zorluklar ve isyanlarýn yarattýðý güvensizlik ortamýnýn giderilmesi. savaþ sonrasý ortaya çýkan öncelikli olaylar nedeniyle dikkate alýnamayan ve daha sonra "Þimali Þarki Anadolu ve Kafkasya'da Tetkikatý Ziraiye" adýyla Hükümet tarafýndan kitap olarak yayýmlanan rapor. çayýn Rize dolaylarýnda yetiþtirilmesinin olanaklý olduðunu nedenleri ile birlikte açýklayan.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Doðu Karadeniz göç veriyordu. gözü yolda gencecik gelinler. Genç Cumhuriyete karþý oluþan gerici baþkaldýrý hýzla bastýrýlmýþtý. Ankara'da 1921 yýlý Nisan ayýnda Bakanlýklar temsilciliklerinin katýldýðý bir Komisyon kuruldu.Tarým Bakanlýðý tarafýndan 1918 yýlýnda Batum ve çevresinin zirai ve iktisadi durumunu incelemek üzere görevlendirilen Halkalý Yüksek Ziraat Okulu (Halkalý Ziraat Mektebi Alisi) öðretim üyelerinden eski Mardin Mebusu Ali Rýza Erten'in hazýrlamýþ olduðu. “Birinci Paylaþým Savaþý” sonucu Ýmparatorluðun parçalanýþýnýn yarattýðý otorite boþluðu. öncelikle insanlarýn geçimini saðlayacak iþ ve çalýþma koþullarýnýn yaratýlmasý gerektiðini söylüyordu. bölgenin huzura kavuþmasý için. gözü yaþlý analar. Ýktisat Bakanlýðý temsilcisi Ziraat Genel Müdürü Zihni Derin. bölgeye eþkiya baskýsýný getirmiþti. bölgede huzur ve güvenin saðlanmasý gerekiyordu. Doðu Karadeniz'in "makus talihi"ni deðiþtirmeye yönelik önemli bir geliþme. yüzyýlýn ilk çeyreði erkekler gurbete gidiyor.

bölge insanýnýn yaklaþýmýndan duyduðu sevinci þöyle anlatýr: "Ben Umum Müdürken Rize'de Ziraat Odasý Reisinden þöyle bir mektup almýþtým. yalnýzca yazdýðý raporla çay tarýmýna katký saðlayan Ali Rýza Erten'in raporunu Komisyonda gündeme getiren Zihni Derin. 1904'de Halkalý Yüksek Ziraat Okulunu bitirmiþ. Bu arada Batum'dan Rize'ye gelip çay üzerinde tetkikler yapan bir Rus ilmi heyetinin de raporunu verdi. Ziraat Sanaatlarý ve Jeoloji öðretmenliði yapmýþ. Ziraat Umum Müdürü Zihni Bey. Batum'da yetiþen çayýn ve birçok denemeleri yapýlan çay çeþitlerinin Rize’de de çok iyi neticeler vereceðini yazýyordu. 'Siz burada bazý kalkýnmalar yapacakmýþsýnýz. 1907'de ayný ilçelerde Orman Müfettiþi olmuþ. Rodos'ta Akdeniz Adalarý (Cezayir-i Bahr-i Sefit) Ýli Orman Müfettiþ Katipliðinde. Bu raporda Batum'la Rize'nin ayný iklim þartlarýna ve toprak kalitesine sahip olduðu. 1905'te Aydýn'da Orman ve Maden Muamelat Katibi olarak Devlet Memurluðuna baþlamýþ. Rica ederek ondan çaya ait broþürler istedim. Bu görevdeyken bir heyetle birlikte Doðu Karadeniz illerine gidiþi. Gediz ve Simav ilçeleri Orman Müfettiþ Vekaletinde bulunduktan sonra. Bahçemde bir çay fidaný var. 1909'den 1912'ye kadar Selanik Ziraat Mektebi'nde Kimya. 1924'e kadar bu görevde kalmýþtýr. Ülkede çay yetiþtirilmesi için fiili ve aktif bir çalýþmaya girmeyip. 1914'den 1920'ye kadar Bursa'da Sultani Mektebinde (Lise) ve Kýz Öðretmen Okulunda Tabi Ýlimler okutmuþ ve Bursa Milli Eðitim Müdür Vekilliði görevinde bulunmuþtur. Batum'dan getirttiðim bu topraklarda gayet iyi yetiþiyor' diye bahsediyordu. 1920'de Yunanlýlarýn iþgalinden hemen önce Bursa'dan ayrýlýp. Bu fikir çok hoþuma gitti." 66 . 1880 yýlýnda Muðla'da doðan Zihni Derin.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ni anlatan ilk bilimsel yapýttýr. Milli Mücadele Hükümetinin kurduðu Ýktisat Bakanlýðýnda ilk Ziraat Umum Müdürü olmuþ. kara yoluyla Ankara'ya gelmiþ. iki yýl sonra Akdeniz Adalarý Ýli Orman Müfettiþliðine atanmýþtýr. bu arada çay yetiþtirilmesi üzerinde de durmanýzý bilhassa rica ederim. halka yeni geçim olanaklarý bulabilmek amacýyla Rize ve çevresinde incelemelerde bulunmak üzere Komisyonca görevlendirilir. Rus Sefiri ahbabýmdý. Sefir memnuniyetle bana birkaç kitap verdi. ileriki yýllarda çizeceði mücadeleli yolun ve "Çayýn Babasý" olarak adlandýrýlmasýnýn baþlangýcý olur.

Selçuklu ve Osmanlý dönemlerinde köklü bir kahve tüketim alýþkanlýðý yerleþmiþtir.S. bambu rizomlarý ve bir Rus bahçývaný getirir. çay fabrikasýný ve Astropikal Bitkiler Araþtýrma Ýstasyonu'nu inceleyerek gerekli bilgilerle Rize'ye döner. ancak çay fidanlarýnýn geliþme 67 . yüzyýla kadar gitmesine karþýn. çaya ilgi gösterilmemesi nedeniyle. çok az sayýda da olsa çay ile ilgili risaleler yazýlmaya baþlanmýþtýr. Türkiye'de çay üretme giriþimleri de yeni deðildi aslýnda. zamanýn Ticaret Nazýrý Esbak-ý Ýsmail Paþa'nýn aracýlýðý ile Çin'den çay fidanlarý ve tohumlarýnýn getirildiði ve getirilen bu tohum ve fidanlarýn Bursa ilinde denendiði. 5. Beraberinde çay tohumu ve fidanlarý. 1893 yýlýnda Ali Nazýma'nýn "Çay Risalesi" ile 1910 yýlýnda Mehmet Ýzzet Efendi tarafýndan yazýlan "Çay Hakkýnda Malumat" adlý kitap. 1731 yýlýnda Damât-zâde Ebû'l-Hayr Ahmed Efendî'nin yazdýðý "Çay Risalesi". narenciye ve bazý meyve çeþitleri. Batum ve çevresinde Ruslar tarafýndan kurulmuþ olan çay bahçelerini. Söz konusu yazýlý kaynakta. Sonraki yýllarda çay içme alýþkanlýðýnýn halk arasýnda hýzla yaygýnlaþmasýnýn etkisiyle Türkiye'de çay yetiþtirilmesi sürekli konuþulur ve tartýþýlýr bir konu olmuþ. bugünkü adýyla Merkez Fidanlýðýnda. Rize Ziraat Fen Memuru Ýbrahim Bey'le birlikte 1924'de Batum'a düzenlenen geziye katýlýr.Ahmet Hamdi'nin yazdýðý "Çay Risalesi". 15 dekarlýk arazide ilk fidanlýk kurulur ve çok küçük ölçekli de olsa ilk üretim baþlar. "Çaycý" lakabý ile anýlan ve Hicaz Vali Vekilliði. çayýn tarihi göçlerle Anadolu'ya gelmediði bilinmektedir. M. bu giriþimle ilgili bilgiler 1892 yýlýnda yayýnlanan "Coðrafyayý Sýnai ve Ticari" adlý kitapta yer almýþtýr. Ýlk giriþim l888 yýlýnda yapýlmýþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Rize ve çevresinin zirai ve ekonomik durumu hakkýnda bilgi toplamaya baþlayan ve bölgede yapýlabilecekleri araþtýran Zihni Derin. Anadolu'da çay içme alýþkanlýðýnýn baþlangýcýnýn 17. yy. bu gezinin ardýndan.'da çay ticareti yapýlsa da. iklim ve toprak yapýsýnýn çay ya da turunçgil üretimine uygun olduðu kanýsýna vararak bu konuda yoðun çalýþmalar yapmaya baþlar. bu yapýtlara örnek olarak gösterilebilir. Türklerin çayla tanýþmasýnýn öyküsü incelenir süreçte. Harem-i Þerif Müdürlüðü ve Basra Valiliði gibi görevlerde bulunan Hacý Mehmet Arif'in 1877 yýlýnda yayýnlanan "Çay Risalesi". 1879 yýlýnda Mehmet Ýzzet Seyit B. Eski adý Garal Daðý olan hazineye ait bir bölgedeki Müftü Mahallesi'nde.

Portakal. Büyük Millet Meclisi'nde 6 Þubat 1924 tarihinde "Rize Vilayeti ve Borçka Kazasýnda Fýndýk. Eðer böyle bir para alýrlarsa çiftçiler daha kolaylýkla çay ziraati yapabilirlerdi. ben de müthiþ telaþlanýyordum. Fidanlýðýmýzdaki çay ziraatini çok beðendi. iþsizlik dolayýsýyla meydana gelen aþýrý göç. ayný çabanýn 1892 yýlýnda tekrarlandýðý ve ekolojik koþullarýn çay yetiþtiriciliðine uygun olmamasý nedeniyle her iki denemeden de sonuç alýnamadýðý belirtilmektedir. Rize'de kurulan Çay Araþtýrma Enstitüsü'nün kurucu müdürü de olan Zihni Derin tarafýndan yürütülen bir çok deneme nedeniyle. Birinci Paylaþým Savaþý'ndan sonra bölgede yaþanan ekonomik ve sosyal bunalýmlar. bölge insanýna gelir kaynaðý ve iþ alanlarý yaratýlmasýný zorunlu kýlmýþtýr. Rize ve çevresindeki çalýlýk ve kýzýlaðaçlarýn sökülerek yerlerine yasada yazýlý çeþitlerin dikilmesini amaçlayan 407 sayýlý Yasa. büyük 68 . bir rapor ve yasa teklifi hazýrlar: "Rize'de Araklý hududundan Batum hududuna kadar olan sahada Batum'da yetiþen çay kalitesinde bizim de çay yetiþtirebileceðimiz kanaatine vardýkdan sonra hazýrladýðým raporu Vekile ibraz ederek. Bu yasaya göre baþlatýlan çay üretimi çalýþmalarýnýn baþýna Ziraat Umum Müfettiþi olarak Zihni Derin getirildi ve Rize vilayeti ile Borçka kazasýnda çay fidaný yetiþtirilmesine baþlandý. çiftçiye dönüm baþýna 60 lira verilmesine dair bir madde de koydurtmuþtum. Birgün Sýhhat Vekili Hulusi Bey Rize'ye geldi. Mandalina. gecikiyor. halk Sayýn Derin'i. Kanuna." 1918 yýlýnda hazýrlanan Rapor da dikkate alýnarak. bir çay kanunu teklifi yapýlmasýný istedim. Limon ve Çay yetiþtirilmesine dair 407 Sayýlý Kanun" kabul edilir. Bu konuda yoðun uðraþ veren Zihni Derin. Bir kere erozyona mani olmak için araziyi sed yapmak icapediyordu. çay tarýmý böylece yasal güvenceye kavuþturulur. Fakat kanun çýkmýyor.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I göstermediði. Ve kanunun biran evvel çýkmasý için uðraþacaðýný söyledi. Hakikaten o Ankara'ya döndükten birkaç ay sonra da beklediðimiz birinci Çay Kanunu çýktý. Çünkü masraflarý az olacaktý. "Zihni Hoca" adýyla anmaya baþladý.

Ali Rýza Erten'in raporunda ayrýntýlý þekilde açýklanmýþ olan çayýn ekolojisine uymuyan illerde üretim denemesi yapýlmasý ile çoðaltýlarak halka daðýtýlan fidanlarýn gerekli destekten yoksun bulunan ve yeterli bilgi verilemeyen üreticilerce. Devlet Üretme Çiftliði gibi fabrika ve kurumlarý geliþtirme hareketleri baþlamýþtý. Zihni Derin sonraki 10 yýl boyunca tekrar öðretmenlik mesleðine döner. Süreci ve Ýsmet Ýnönü'nün çayla iliþkisini Asým Bey þöyle deðerlendirir: "Gerçekten de o yýllarda her alanda Türkiye kendi ihtiyacýný kendisi karþýlama çabasýna girmiþti. ülkemizde çay tarýmý yeniden gündeme gelir. 1930'lu yýllardan beri Þeker Fabrikasý. tesis ve teþkilat kurulmasýný gerektiren çay yetiþtirme ve iþlemesine para ayrýlmamasý ve devletin çeþitli ivedi sorunlarla karþýlaþmasý sonucu. üreticilerin ilgisizliðine paralel olarak azalýr. 407 sayýlý Yasa'nýn tek yararý Rize Merkez Fidanlýðý'nýn ayakta kalmasý olmuþtur. Ege ve Akdeniz bölgelerinde geniþ çapta yetiþtirilen Satsuma türü mandalinanýn ilk üretildiði yer olan Merkez Fidanlýðý. çeþitli yaðlardan da sabun. Asým Zihnioðlu'na göre. Öðretmen arkadaþlarýnýn anýlarýna göre. Çay tarýmý. Fen Memuru Ýbrahim Bey'in Çarþamba'ya tayin edilmesine üzerine. Devlet Demiryollarý. Karabük. 1936'da meslek aþký depreþir ve Edirne'de Ziraat Müþavirliði görevini yürütür. Pancardan þeker çýkarýr. çalýþmalar durdurulur. iþletilememiþtir. "Kendi Kendine Yetme" ilkesini benimsemesi ve 1933 yýlýnda bunu bir programa baðlamasý üzerine. bu dönemde bile her kýr gezisinden cepler dolusu bitki örnekleriyle döner ve laboratuarda incelemeler yapar. 1924-27 yýllarý arasýndaki yoðun çabalar yetersiz kalýr. Sümerbank. geleceðe yönelik belirsizliðin de giderilememesi üzerine. Zaman ilerledikçe çay fidanlarýnýn üretim ve daðýtýmýndaki heyecan. Etibank. 1936 yýlýna deðin süren bir duraklama dönemine girer. ne yazýk ki fazla raðbet görmez ve devletin ilgisi de kýsa sürünce.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çaplý devlet yardýmý. Kömür Ýþletmesi. Ekonomik kalkýnma modeli olarak "Devletçilik" modeline geçen Hükümetin. Devlet Deniz Yollarý bu dönemde önemli atak69 . ölü doðmuþ.

Þevket Raþit Hatipoðlu. çeþitli süs bitkilerinin. bölgede çay bahçeleri kurmanýn ve elde edilecek yapraklarýn kuru çay haline getirilmesinin önemini savunur. bölgenin çay tarýmý ve sanayisinin geliþmesine her yönden elveriþli olduðu kanýsýna bir kez daha varýlýr. greyfurt." 1935 yýlýnda yurt gezisine çýkan dönemin Baþbakaný Ýsmet Ýnönü'ye. onu mutlu eder. aðaçkavunu. dönemin Ziraat Odasý Baþkaný Muharrem Þad ve Ticaret Odasý Baþkaný Hulusi Karadeniz tarafýndan Rize'de ilk çay yetiþtirme giriþimi ve Zihni Derin'in 1924 yýlýndaki çalýþmalarý anlatýlýr. Bu nedenle Ýnönü yurt çaycýlýðýyla yakýndan ilgileniyordu. Geziye katýlan heyet içerisinde yer alan ve sonradan Tarým Bakaný olan Prof. Edirne'de Ziraat Müþavirliði görevinde bulunan Zihni Derin. 1935 yýlýnda Ziraat Vekili Prof. limon. çay yetiþtiriciliði çalýþmalarýna baþlanmasý amacýyla Tarým Bakanlýðý'ný görevlendirir. alt kattaki odayý laboratuar olarak hazýrlar. Zihni Derin bu çalýþmalar içinde boðuþup dururken. Muhlis Erkmen'in Ankara'daki Ziraat Fakültesi ve Bakanlýk uzmanlarýndan oluþan bir bilim heyeti ile birlikte Rize'ye yaptýðý inceleme gezisinde. Ankara'ya dönünce. Hindistan'dan getirilen iki uzmanýn iki yýl süren çalýþmalarýndan baþarýlý sonuç alýnamayýnca. bambu ve diðer meyveler ile küçük çaplý parsellerde birkaç yüz fidandan oluþan küçük bir çay bahçesinin gayet güzel yetiþtiðini görmek. O yýllarýn koþullarý. Ýsmet Ýnönü'nün kafasýnda ve yüreðinde yurtta çay yetiþtirilmesi de vardý. Ülkenin üretim alanýna dönük ataklarý yine o dönemde gerçekleþmiþti. kendisinden 30 yaþ daha genç olan bir meslektaþý onunla ayný kader yolunda 70 . "Türkiye'de Çay Ýktisadiyatý" adlý yapýtýný yazarak. mandalina. Rize ve çevresinde kurulacak Ziraat Teþkilatý'nýn koordinatörlüðü görevi verilen Zihni Derin. 1924 yýlýnda Batum'dan getirdikleriyle oluþturduðu bahçeyi ve parselleri gezerken. Konuyu ilgiyle dinleyen Ýsmet Ýnönü. Dr. Þevket Raþit Hatipoðlu Rize'ye gelir ve örgütlenme çalýþmalarýný yürütür. Dr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I lara giriþmiþti. üretimde devletin öncülük yapmasýný gerektiriyordu. uzun yýllardan sonra tekrar Rize'ye gelir. portakal. Fidanlýkta bulunan iki ahþap evden birinin üst katýndaki bir odaya yerleþir. Ankara'da Tarým Bakanlýðý Baþ Müþavirliði'ne atanýr.

burasý Belediye Parký. "Bir Yeþilin Peþinde" adlý yapýtýnda anýlarýný anlatan Asým Zihnioðlu. beþ. Parkýn ve ana yolun karþýsýnda üç katlý beton. Yeþil tepelere serpilmiþ iki katlý evler ve bu tepelerin dibindeki ince düzlük þeride sýralanmýþ dükkanlardan ibaret küçük bir kent. Burada. Zihni Derin'le tanýþmasýný ise þöyle anlatýr: "Zihni Derin benden bir vapur önce gelmiþ. Ýskelenin çýkýþýndan baþlayan ve denize paralel olarak uzanan bir tek ana cadde var. doðma büyüme bir Rizeli gibi buralara baðlanacaðýmý hiç düþünmemiþtim. eczane. hoþ kokusu insana huzur veriyor. 35-40 kiþilik ekiplerle köylerde fýndýk harmanlarý organize edilir. Bu amaçla. Altýnda bakkal. Fýndýk türleriyle ilgili denemeler yapar ve özellikle o günlerde hasat sonrasý hemen depolanan ürünün çürümesini önlemek için. çirkin görünüþlü bir bina yükseliyor. Binanýn ikinci katý kahvehane. 1938'te tanýþtýðý Rize iliyle ilgili þunlarý yazar: "O dönemde Rize küçük bir kentti. Zihni Derin'le birlikte yoðun bir çalýþma ortamýna girer. Odalardan birine yerleþiyorum ve artýk Rize'deyim. Giresun'da bir Fýndýk Araþtýrma Ýstasyonu kuruluþunu gerçekleþtirdikten kýsa bir süre sonra. yýllar boyu Rize ve çevresi ile ilgileneceðimi. arka sokaðýnda da aþhane ve berber dükkaný yer alýyor. Bu Rize'nin en yüksek binalarýndan birisi." Odasýna yerleþtikten sonra hemen Ziraat Bahçesi diye adlandýrýlan fidanlýða giden Asým Bey. altý odasý var. fidanlýkta bulunan iki ahþap evden birinin üst katýndaki bir odaya yerleþmiþ. 1927'de Ýzmir Ziraat Okulu’nu bitiren ve Uþak Þeker Fabrikasý’nda göreve baþlayan Asým Zihnioðlu. Parkýn bir kýyýsý kumsal ve deniz… Denizin çýrpýntýsý. üçüncü katý otel: Palas Oteli. yaþamýmýn 16 yýlýný geçireceðimi. Caddenin deniz tarafýnda þirin bir park yer alýyor. 1933 yýlýnda Giresun'da fýndýk tarýmýyla ilgili çalýþmalara baþlar. 1938'de Rize'de yeniden düzenlenen Çay ve Fidanlýklar Müdürlüðü Teþkilatý'na atanan Asým Zihnioðlu. O'nu alt kat71 . yörede pek bilinmeyen harman iþlemini gündeme getirerek çiftçilere öðretmeye baþlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I buluþur. O tarihte henüz liman da yok. Bunun da boyu beþ yüz metreyi geçmiyor.

" 72 . Mehmet Mataracý'nýn "Birkaç yýl önce buraya iki Ýngiliz uzman geldi. umutsuzluk ve güvensizliðin yaygýn olduðu bölgede sonradan dost olduðu CHP Ýl Baþkaný Mehmet Mataracý'yla tanýþan Asým Zihnioðlu. siz mi yapacaksýnýz bu iþi?" küçümsemesine Asým Bey'in yanýtý kýsa ve serttir: "Mehmet Bey bu sözünüzü unutmayýn." 1924 yýlýndan 1937 yýlýna kadar yapýlan bilimsel çalýþmalarýn olumlu sonuç vermesi ile Batum'dan 1937 yýlýnda Gürcistan kökenli 20 ton. Bu koþullar altýnda þevkle çalýþmalara baþlandýðý sýrada. 1940 yýlýnda 40 ton çay tohumu ithal edilerek. laboratuarda bölge topraklarý ve iklim incelenirken. 1939 yýlýnda 30 ton. çok saðlam durumda ambalajlanmýþ olarak bize ulaþtý. Rize çayýnýn içeriðindeki maddeler bakýmýndan diðer ülke çaylarýndan daha kaliteli olduðu laboratuar çalýþmalarý sonunda anlaþýlýr. oldukça iddialý konuþur. Ýklim ve toprak yapýsý da çay tarýmý için oldukça uygundur." Geçmiþte kaybedilen yýllarýn deneyimleriyle sýký tutulan iþler. Batum'daki Çakva Çay Araþtýrma Ýstasyonu tarafýndan hazýrlanan tohumlarý Rize'den kiraladýðýmýz iki motorla Rize'ye getirdik. Sizinle bir yýl sonra tekrar buluþmak isterim. hýzlý bir þekilde çay bahçesi tesisi çalýþmalarýna baþlanýr. Çaya gönül veren ekip tarafýndan. Zihni Hoca'nýn derlediði çay tarýmý ve sanatý hakkýndaki ilk notlar toplu halde okunarak incelenir. Beni sevinçle karþýlýyor ve birkaç arkadaþýmýzýn daha geleceðini haber veriyor.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I taki odayý laboratuar olarak kullanma hazýrlýðýnda iken buluyorum. çayla ilgili uygulamaya en elveriþli olan teknikler saptanýr. laboratuara çevrilmiþ odada el ele verilerek yapýlacak iþler planlanmaya baþlanýr. Bu tohumlar kontraplak sandýklar içinde ve ufalanmýþ odun kömürü ile karýþýk. bu kez daha bilinçli ve programlý þekilde yürütülmeye baþlanýr. Bu tarz ambalajlama. Çaylarýn getiriliþ öyküsünü Asým Bey'den aktaralým: "Batum'dan getirilen çay tohumlarýnýn en azýndan yüzde 90'ýnýn intaþ kabiliyetinde olmasý iþimizi kolaylaþtýrýyordu. bünyesinde önemli miktarda yað içeren tohumlarýn rutubetten korunarak bozulmasýný önlemekteydi. bir þey yapamadý.

2. Teþkilatýn Mali Ýþler Mutemedi: Behçet Tuzcu Bölge teknisyenlerinin kontrolü altýnda önceden eðitilmiþ çay ustalarý fiilen çalýþarak çaylýk kuracak olanlara yardým ediyor. Gündoðdu Bölgesi Teknisyeni ve Bölgeler Kontrolörü: Asým Zihnioðlu. O zamanki örgütün dar bir kadro olmasý yüzünden. kol gücü gerektiriyordu. Zonguldak'ta kömür iþçiliði.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1938 yýlýnýn Ekim ayýnýn sonuna kadar süren çalýþmalarýn ardýndan bölgenin örgütlenme çalýþmalarý baþlatýlýr. 120'þer santim sýra arasý ve 1 metre sýra üzeri aralýklarla dikilmek üzere ortalama 833 fidan sýðýyordu. Topraðýný çay yetiþtirilmesi için kurulan örgüte bir yýllýðýna vermiþ olan üreticilerin hazýr çay bahçesine kavuþmasýnýn yaný sýra. 4. Ýlk günlerde çay üretimine sýcak bakmayan köylüler. bölge teknisyeninin kontrolü altýnda halk bilinçlendiriliyor ve yönlendiriliyordu. 1939 yýlýnda Batum'dan getirtilen çay tohumlarý ile atýl durumdaki kumar ve çýfýnlar sökülerek. Ekonomik darlýk ve sýkýntý bölge erkeklerini gurbetçi yapmýþtý. 5. 7. Zihni Derin'in baþkanlýðýnda belirlenen bölgelerde o dönemde çalýþan teknisyenler þunlardý: 1. 3. O dönemde köylerde yetiþmiþ insan gücü bulma olanaðý yoktu. Ýstanbul Boðazý'nda balýkçýlýk. mýsýra ek bir ürün olarak yeni çay bahçeleri kurulur. hep bu bölge insanýnýn uðraþ yeri ve ekmek kapýsýydý. böylece onlara pratik kazandýrmýþ oluyorlardý. Süreci Asým Zihnioðlu'dan aktaralým: "Öncelikle bu topraklarýn çalýlardan temizlenip köklerin sökülerek temizlenmesini ve ardýndan da 100-120 santimetre geniþlikte setlendirilmesini hedef almýþtýk. önce yalnýz Rize merkez kazasýna baðlý dar bir alan ele alýnmýþ ve bu alan altý bölgeye ayrýlmýþtý. Bu arada Ankara ve diðer büyük kentlerde inþaat iþçiliði ve ustalýðý yapan 73 . Bir dönüm topraða. Ýkinci Merkez Kaza Teknisyeni ve Fidanlýk Þefi: Rauf Baþar. Derepazarý ve Ýyidere Bölgesi Teknisyeni: Mahmut Fevzi Gökçeli. 6. Pehlivantaþý Bölgesi Teknisyeni: Sadullah Dikmen. bölge çalýþmalarýnýn düzenli ve sürekli olduðunu gördükten sonra iþin ciddiyetine vararak. Fakat bu iþler. Çayeli Bölgesi Teknisyeni: Hakký Balköse. Birinci Merkez Kaza Bölgesi Teknisyeni: Cahit Yýlmaz. mýsýr tarlalarýnýn çay bahçelerine dönüþmesine izin verirler.

" Çaylýk. birinci gruptakilerden daha þanþlýydýlar. Köylerde çalýþarak çaylýk kuracak adam buluruz umuduyla Cuma namazlarýnda köy camilerine gidiyorduk. evlerinin sahibi idi" Çayýn ülkemizde yetiþtirilmesine basýn kuþkuyla yaklaþýyor.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çok kiþi. tarlasýndaki mýsýr. baþarý için kendilerine güvenen köylüye teþekkür etmeyi de borç sayýyordu: "1939 ilkbaharýnda Batum'dan gelen çay tohumlarýnýn hazýrladýðýmýz köy topraklarýna ekimi baþarýlý olmasaydý. Burhan Felek'e verilen yanýtlar. Türkiye'de çay yetiþtirme umut ve gayreti büyük bir darbe yerdi. Köylerde yalnýzca kadýnlar vardý. tesis avansý vermeden plan ve projelerin gerçekleþmeyeceði kanýsýna varan Zihni Derin ve arkadaþlarý. kabak ve karalahana gibi baþlýca yiyecek ürünlerinden vazgeçmeyi göze alan ileri görüþlü Rize köylüsünün anlayýþ ve kavrayýþýný burada takdirle anmak isterim. 74 . avans para vermenin yasal dayanak gerektirmesi nedeniyle. inþaat iþlerinde ücretler kömür iþçiliði ve balýkçýlýktan daha iyiydi. "Rize ve çevresinde ekþi portakal yetiþir. soruna kalýcý çözüm bulmak amacýyla bir kanun teklifi hazýrlar. Fakat ne imama ne müezzine ne de cemaate rastlayabiliyorduk. Bu ruh yapýsýný anlatan Asým Zihnioðlu. kapý kapý dolaþarak yetkililere durumun ciddiyetini anlatmaya çalýþýrlar. çayýn Rize'de yetiþtirilmesinin beyhude bir davranýþ olduðu þeklinde halký yönlendiriyordu. fasulye. Belki de hem bölge halkýnda hem de devlette umutsuz tepkiler doðar. baþarýsýzlýða uðramak olasýlýðý çaya gönül verenleri ürkütüyordu. çay yetiþmez" diyenlerin baþýnda gelen üstat gazeteci Burhan Felek. Onlar yuvalarýnýn ve çocuklarýnýn bekçisi. Ortada hiçbir somut kanýt yokken. çay yetiþtirme çalýþmalarýndan vazgeçilmesini istiyordu. "Yerli çay yetiþtirilemez" fikri yaygýnlýk kazanýyordu. Zira. bu atýlým baþarýsýzlýða dönüþebilirdi. Baþarýlý olmak isteðine karþýn. ortaya konulan somut analiz sonuçlarý ve belgeler onu bu düþüncesinden vazgeçirmiyor.

5 lira ile bir aile. döndükleri evlerinin bahçesinde kendi çaylýklarýný kuruyorlardý. çaylýk kurulacak araziyi önceden yerinde görerek inceliyor. bir çaylýk sahibi olmak ve yakýn gelecekte gelir kaynaðýna kavuþmak isteðinin bölgede yayýlmasý. Ýlk kuruluþ avansý olan 12. örgütle anlaþma imzalayarak aldýklarý avansla komþu erkekleri çalýþtýrarak çaylýklarýný kuruyorlardý. mýsýr fiyatlarýnýn 3 kuruþtan 150-200 kuruþa kadar aþýrý artýþý. sonra 625 kuruþ birinci yýl bakým avansý ve ikinci yýl bakým avansý olarak da yine 625 kuruþ verilmesi kararlaþtýrýlýr ve bu yöntem herkese duyurulur. yýllýk izinlerini erken kullanarak. Bir dönüm çaylýk kuracaklara.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kanunun bir türlü çýkarýlamadýðý bu süreçte. 1940 yýlýnda Ankara'da yapýlan bir toplantýya katýlan Asým Zihnioðlu. topraðý asiditesini araþtýrýyor. Bölge memuru teknisyen. gereksinimler için gerekli olan maddi olanaklar saðlanamýyordu. o sýralar Ankara'da olan Zihni Derin'in de katýldýðý toplantýda ilginç bir yöntem geliþtirdiklerini belirtiyor: 75 . gurbetten izinli dönenlerin de çay tarýmýyla uðraþmalarýna yol açtý. mýsýr gereksiniminin önemli bir kýsmýný karþýlayabiliyordu. Rize teþkilatý emrine avans olarak köylüye daðýtýlmak üzere 127. atölyelere ve fabrikalara ürün tesliminde ve ürün tesliminden iki yýl sonra baþlamak üzere taksitle kesilerek tahsil ediliyordu. O zamanýn Ziraat Genel Müdürlüðü'nde toplanan anlayýþlý insanlarýn gayretleriyle. çaylýk tesisinde emniyet saðlanýyordu. Kredi desteðiyle desteklenen çay tarýmýnýn baþarýlý olmasý üzerine.000 lira Ziraat Bankasý'na gönderilir. önce 12. Atatürk Çiftliklerinin sahibi Devlet Ziraat Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü devreye sokulur. çaylýk tesisi kurma çalýþmalarýný bir süre duraklattý. 1938 yýlý ve 1939 yýlý baþlarýnda bir kilo mýsýrýn fiyatý 3 kuruþtu. on beþ gün çalýþarak bir dönüm çaylýðý meydana getirebiliyordu. Gereksinimin giderilmesi amacýyla. Bu olanaðý duyan bazý gurbetçiler. Faizsiz olarak üreticiye verilen paralar.5 lira kuruluþ avansý. Ýkinci Dünya Savaþý'nýn baþlamasý üzerine gereksinim duyulan erkek iþgücünün askere alýnmasý. uygun bulursa çaylýk kurma izni veriyor ve sonra da üreticiye avans ödeniyordu. Günlük ücreti 1 lira olan bir erkek iþçi. Eve dönmeyenlerin eþleri olan kadýnlar ise. Bakým avanslarýnýn da bölge memurunun olumlu raporuna göre ödenmesi sayesinde. gurbete gidiþi oldukça azalttýðý gibi.

Çaylýk kurma anlaþmasýný imzalayanlar bir dönüm için alacaðý mýsýrýn yarýsýný bu tesiste çalýþacak kiþilere vermek suretiyle bir dönüm çaylýðýn eksiksiz ve tam olarak tesisini saðlama imkanýný buluyorlardý. 76 . … Bölgede çaylýk kurma isteði yeniden canlandý. 1940 yýlýnda çýkarýlan 3788 sayýlý Çay Yasasý ile çay tarýmý ve üretimi. bu ürünün Toprak Ofisi'ne kilosu 18 kuruþtan devredileceðini öðrendim. Teþkilat bölgede derhal bir açýklama yaparak 1 dönüm çay bahçesi yapacaklara 100 kiloluk bir çuval mýsýr vereceðini açýkladý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Samsun'dan Ankara istikametine hareket edecek treni beklerken Samsun ile Çarþamba arasýnda yeni kurulmuþ olan Gelemen Devlet Üretme Çiftliði'ni ziyaretim sýrasýnda o yýl çok bereketli bir mýsýr ürününün elde edildiðini. bahçe tesis edeceklere arazi vergisi muafiyeti ve çay bahçesi ruhsatnamesi alma zorunluluðu getirilmiþ. Bakanlýkta bu konu tartýþýldý ve bu mýsýrlarýn çay üreticisine tahsis edilmesi halinde son parti çay tohumlarýndan elde edilen fidanlarla yeni çaylýklarýn kurulmasý olanaðýnýn ele geçeceði ortaya çýktý. üreticiye Ziraat Bankasý'ndan 5 yýl süreyle faizsiz kredi verilmiþtir. bu mýsýrlarýn ofise tesliminin ertelenmesini rica ettim. Çiftlik müdürüne ayný fiyatla bu mýsýrlarýn çay üreticisine avans para yerine daðýtýlmasý düþüncesini aktardým. Gelemen Çiftliði'nde yüzer tonluk jüt çuvallara doldurulmuþ olan mýsýrlar Toprak Ofisi yerine Rize'deki Ziraat Bankasý depolarýna taþýndý. Kilosu 18 kuruþtan satýn alýnan mýsýrlarýn parasý Rize köylüsü yerine Gelemen Çiftliði'ne aktarýldý." Çay tarýmýnýn geliþmesine paralel olarak yeni yasal düzenlemeler gündeme gelir. ofis yerine çay üreticisine tahsisi uygun görüldü. Araklý'dan Sovyet sýnýrýna kadar olan bölgede 30 bin dekarlýk bir alan çay tarýmý için ayrýlmýþ. girdi ve kredi sübvansiyonlarý ile önemli ölçüde desteklenmiþ. Bunu duyanlar teþkilata baþvurup anlaþma imzalayarak arazilerini çaylýk haline getirme uðraþýsýna girdiler. Aksi halde Batum'dan ikinci parti olarak getirilecek tohumlardan çýkacak fidanlarýn bozulmaya yüz tutacaðý ve böyle bir durumun da programý altüst edeceði düþünülerek mýsýrýn.

fakat onlar isteklerini ýsrarla sürdürdüler. Yasalarýn üreticilerin kooperatifleþmesine özendirmesine karþýn. Kooperatiften görecekleri yararlarý anlatmaya çalýþtým. Kooperatifin geliþmesi süreci ise. yok' diyerek kapýdan çýkýp gitti. Asým Zihnioðlu'nun bir anýsý verilen mücadeleyi çok iyi yansýtmaktadýr: "Bir gün Rize merkezindeki dairemde çalýþýrken. özgür bir kooperatif kurulmasýný gündeme getirir. Diðer kadýnlara. 77 . Türk Ticaret Yasasý'na uygun. ülkemizdeki üreticilerin bir kooperatif çatýsý altýnda birleþmelerine çalýþýr. tarým satýþ kooperatifleri ve diðer kooperatiflerin baþarýsýz örnekler olmasý. Ýçlerinden sözcülük yapar gibi en çok baðýran kadýna 'Sen neredensin. Diðer kadýnlar arasýnda da bir sessizlik hüküm sürmüþ. O köye ait ödeme bordrosunda bu kadýndan ne kadar para kesildiðini araþtýrdým. 'Bacým senin kooperatif paraný ben ödeyeceðim ve sen yine kooperatif üyesi ortaðý olarak kalacaksýn. Bunlarýn tahrik ve tertip edilerek gönderildiðini anlamýþtým. Buyur. 'Yok. Fakat bu isimde birisinin kayýtlý olmadýðýný. dolayýsýyla ondan bir para kesilmediðini anlayýnca kendisine dönerek. çaya gönül verenler. kalabalýk bir kadýn grubu toplanarak baskýn yaparcasýna odama girdi. 'Sizin hesabýnýza da bakayým' diyerek. Müteþebbis heyetin on üçüncü ortaðý olan Asým Zihnioðlu. kalabalýðýn içinden birisinin adýný aldým ve bordroda bu kadýndan 500 kuruþ kesildiðini gördüm. "Ýndian Tea Association" adlý organizasyondan etkilenerek. 1946'da "Çaycýlar Yardýmlaþma Kooperatifi" kurulur. Böylece. adýn nedir?' diye sordum. Rize'de görevlendirilen kooperatif uzmaný Akil Koyuncu ile birlikte kooperatif tüzüðü hazýrlanýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Hindistan'ý yerinde inceleyen. Bundan hem sen hem de çocuklarýn hayýr görecek. Kendilerini nezaketle karþýlayýp sukunetle dinledim. Kesilen yüzde beþ paralarýný istiyorlardý. yönetim kurulu baþkaný ve üyelerine her hangi bir þekilde bir ücret ödenmeyeceði maddesini içeren tüzüðüyle. Cüzdanýmdan beþ lira çýkararak muhatabýma uzattým. al bunu' dediðim zaman utanarak peþtamalýný yüzüne kapattý. 'Sen þimdi git de seni buraya gönderenlerden baðýrma ücreti iste!" dediðim zaman ortalýkta bir sessizlik olmuþtu. fahri baþkanlýðý da üstlenir. çeþitli tahriklerin etkisiyle sorunlu olur.

ele geçecek ürünü Hindistan ve Seylan'daki gibi iþleyerek kuru çay haline getirecek yeni ve modern bir fabrikaya gereksinim duyulmaya baþlanmýþtý. beþinci kata yükselen inþaata bakarak. Kendilerinin aldatýldýðýný ve kullanýldýðýný anlamýþ. "Zararý yok. piþmanlýk duymuþ gibiydiler. "Bu bile yetmeyecek. Asým Bey'in yanýtý ise. 1946 yýlýnda Rize'yi ziyaret eden Cumhurbaþkaný Ýsmet Ýnönü tarafýndan. Savaþýn uzun sürmesinin etkisiyle. uzaklaþmýþlardý. Baskýya direnen ve Çaycýlar Yardýmlaþma Kooperatifi nedeniyle de eþrafla görüþ ayrýlýðý içinde bulunan Zihnioðlu. Rize'ye gelen Ýngiliz çay uzmanlarý Dr. Bu amaçla Ýngiltere'de çay makinalarý üreten fabrikalara baþvurularak teklif istenir. artýk atölyelerden fabrikalara geçme zamaný gelmiþti. sipariþ edilen makinalar Ýngiltere'den 1946 yýlýnda getirilir. bunun gibi daha çok fabrikalar kurulacak. Kýsa süre sonra kurulma zorunluluðu ortaya çýkan Gündoðdu ve Çayeli Fabrikalarýnýn açýlýþ töreninde. inþaatý baþlamamýþ. 1946 yýlýnda ilk çay fabrikasý inþa edilirken Asým Bey'in yanýna gelen Mehmet Mataracý. 1940 yýlýnda kurulan çaylýklarýn iyice geliþmiþ olmasý üzerine. kurtuluþ umudunun gerçekleþmekte olduðunu gören Mataracý'nýn 1946'da ilk fabrikaya yaklaþýmý ise. fabrika makinalarýnýn müteahhidi olarak seçilir. üstelik Ýnönü için yazýlan yazýlmýþ duvar yazýsýný sildirdi" iddiasýyla.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I birbirlerine bakýþýp yola dizilerek." olmuþtu. Üretilmeye baþlanan yaþ çay yapraklarý Zihni Derin tarafýndan kurulan atölyelerde iþlenerek kuru çay elde edilmiþ ve üretim giderek artmýþtýr. CHP yerel örgütü yetkililere baský yapar. "Bu kadar büyük bir binayý çayla nasýl dolduracaksýn?" sorusunu sormuþ. Allen. Cumhurbaþkaný’na ve Tarým Bakaný'na þikayet edilir. "Ýnönü'ye temel attýrmadý. yapýlan çalýþmalarý olumlayan tespitlerde bulunur. Mann ve Mr. temel yeri henüz belirlenmemiþ fabrikanýn temelinin atýlmasý amacýyla." Ýþleme aþamasýnda ise. Karabük'te ilk Demir Çelik Fabrikasýný kuran Brassert firmasý. gerekirse askeri kýþla yaparýz" alaycýlýðýný taþýyordu. Onurlu Karadeniz kadýný her türlü zorluk ve olay karþýsýnda önce onurunu korumasýný çok iyi biliyordu. 78 .

Paþa'ya hitaben Rize Çay Fabrikasý Müdürü hakkýndaki þikayetleri özetledi ve elindeki raporu sundu. bölgeye yerleþtirilen çay tarýmýnýn mutlu dönemini gönül rahatlýðý içinde yaþarken. yaþ haddi nedeniyle emekli olduðu haberi gelir. 1946 yýlýnda aralarýnda Prof. iddia sahibi Fahri Kurtuluþ ile görüþtürülür. 1946 yýlý Aðustos ayýnda. bir yýl önce geldiði fabrikayý. Halen Çay-Kur. Cumhurbaþkaný onlarý sukunetle dinledi ve hiçbir karþýlýk vermedi. kendi tayininin daha anlamlý olacaðý gerekçesiyle karþý çýkan Asým Bey." Tarým Bakanlýðý'nca Rize'ye Baþmüfettiþ gönderilmesinin ardýndan Asým Bey. Ýlk çay fabrikasýnýn kurucusu ve müdürü. iki saat boyunca incelemelerde bulunduðu fabrikadan ayrýlýr. üreticilerin "Çay ve fabrika bizim gözbebeðimiz" sözleri Paþa'yý etkiler. Sadece 'Bitti mi?' diyerek bu tutumlarýndan memnun olmadýðý anlamýna gelen bir tavýr takýndý. sorun tatlýya baðlanýr. Fahri Kurtuluþ. Ali Rýza Erten'in de bulunduðu bir heyet tarafýndan temeli atýlan 60 ton/gün kapasiteli ilk çay fabrikasý. Ankara'ya Tarým Bakaný'nýn yanýna çaðrýlýr. Asým Zihnioðlu olur. Dr. üretime geçtikten sonra tekrar ziyaret eder. Çay tarým alanlarýnýn ve yaþ çay yapraðý üretiminin artmasý çay iþleme fabrikalarýnýn sayýsýnýn da giderek artmasýný zorunlu kýlar. 46 adet tasnifli dökme kuru çay fabrikasý. Bir ambar memurunun Dalaman'a gönderilmesiyle sorunu çözmeyi öneren Bakana. Paþa'yý ziyaret etmek istediklerini söylediler. 1985 yýlýnda ise 45'e ulaþýr. Zihni Derin. 1947 yýlýnda Rize Fener Mahallesinde Merkez Çay Fabrikasý adý altýnda iþletmeye açýlýr. 1947 yýlý yazýnda bir savaþ gemisiyle Doðu Karadeniz gezisine çýkan Cumhurbaþkaný Ýsmet Ýnönü. Emeklilik onun bu bölgede 79 . bana da 'Al bunu. Þikayetçilerin umduklarýný bulamamalarý üzerine. 1973 yýlýnda kurulan yaþ çay iþleme fabrika sayýsý 32'ye. 3 adet paketleme fabrikasýyla üretime devam etmektedir. Onlarý buluþturdum. teþekkürlerini bildirerek. ilgili bakanlýða gönder' talimatýný verdi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Geliþmeleri Genel Müdür Þefik Bakay'dan aktaralým: "Önce bana geldiler. Üreticilerin verdiði bilgi ve çayýn kalitesi hakkýnda edindiði izlenim Paþa'yý çok memnun eder.

Rize'de seçim propagandasýna çýkmayýp.Yýlý kutlamalarý doðrultusunda bazý bakanlar. kendisini çok seven Rizeli’lerin parlemontada Rize'yi temsil etmesine yönelik ýsrarlý teklifleri üzerine. yalnýzca seçim pusulasý bastýrarak seçime katýlan Zihni Derin. Olayý Asým Zihnioðlu'ndan aktaralým: "1964 yýlýna gelindiðinde çay bitkisinin bilinçli olarak Rize topraðýna dikilmesinin 40. Tarým Bakanlýðý kendisine anlaþmalý bir kadro tahsis ederek Bakanlýk Koordinatörü görevini verir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bulunmasý için bir engel deðildir. Rizeli’ler. Sabah erken saatlerinde Zihni Hoca kalkmýþ etrafý seyrederken. meclise girerse Doðu Karadeniz bölgesine ait sorunlarý dile getireceðini ve bölgenin çeþitli yönlerden kalkýnmasý için çaba sarf edebileceðini düþünerek. mücadele arkadaþý Asým Zihnioðlu ile birlikte onur konuðu olarak çaðrýlýr. ama seçilemez. 1954 seçimlerinde Uþak'tan baðýmsýz milletvekili adayý olur. Bu toplantýya katýlmak üzere Rize'ye giderken üzücü bir trafik kazasý geçirir. ikna ettikleri Zihni Hocalarýna karþý sözlerini tutamamýþlar. Siyasete ilgi duymayan. Ýstanbul'a tayin edilir. Yýlý" törenlerine. Zihni Derin'i Meclise gönderememiþlerdir. Siyasetle hiçbir ilgisi olmayan Zihni Derin. 80 . Rize'deki görevine dönen Zihnioðlu. Zihni Derin ise küsmemiþ. farklý bir havada yapýlan seçim sonunda bütün popülaritesine raðmen milletvekili seçilemez. Ankara'ya yerleþen Zihni Derin. idealinin gerçekleþtiðini görmenin heyecanýný ve duygusallýðýný yaþýyordu. Gece 21:00 sularýnda Rize'ye ulaþarak fabrika misafirhanesine yerleþti. 1964 yýlýnda Rize'de yapýlan "Çay'ýn 40. Çalýþma Bakaný Bülent Ecevit ile birlikte Zihni Derin'de davet edildi. Rize'yle ilgisini kesmemiþtir. ancak Demokrat Parti'nin yaptýðý yanlýþlara karþý protesto anlamýnda Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin adaylýk teklifini kabul eden Asým Zihnioðlu da. 5-6 yýl boyunca yýlda birkaç defa Rize'ye gelerek çalýþmalarýna devam eder. 1950 seçimlerinde Rize'den baðýmsýz milletvekili adayý olur. Zihni Derin.

kaza sonrasý saðlýðý bir daha düzelemeden." Çay aþký için uykusuz geceler geçiren Zihni Derin. geçer" diyordu. Günler uzuyor. fakat hiçbir netice alamýyordum. Ziyarete gelenlere "Bir aksilik oldu. Çiftçilerin de bana karþý itimatlarýnýn gittikçe azaldýðýný daima deðiþen hallerinden anlýyordum. çiftçi ve köylüye de bu zevki öyle aþýlýyordum ki onlar da derhal bu iþe baþlayacaklarýný ve bütün tarlalarýna çay ekeceklerini söylüyor. Bu yüzden ne kadar uzun ve uykusuz geceler geçirmiþtim. Taburcu olup evine döndüðünde koltuk deðneði kullanarak yürümeye baþladý." Zihni Hoca'nýn meslek yaþamýndaki en büyük hüsranýný onun anýlarýndan aktaralým: "1938'de Rize'de bilhassa çay ziraatiyle meþgul olmaya memur edilmiþ ve kendimi adeta çay aþkýna vermiþtim. ameliyat için Ankara'ya dönmesine karar verildi. Röntgen çekiminden sonra. Ýþte ikinci Çay Kanununu o zamanlar hazýrlamýþ. Hemen ameliyata alýndý. kuru çay üretimi iç tüketimi karþýlayacak düzeye 81 . sevinçlerine beni de iþtirak ettiriyorlardý. "Birlikte gidelim" diyerek Zihni Derin'i valinin arabasýna aldý. Zihni Hoca arabadan indi. arabanýn arkasýndan geçerken þoför arabayý geriye sürdü. Trabzon'da öðle sonu uçaðý ile Ankara'ya ulaþtýrýldý. Onlarý aldatmýþ bir insan vaziyetine girdiðimden öyle utanç duyuyordum ki bu benim için meslek hayatýmda hiç unutamayacaðým bir hüsran olmuþtu. Ankara Hastanesi’ne yatýrýldý. Vekalete müteaddit telgraflar çekiyor. 1965 yýlýnda Ankara'da vefat eder. Havaalanýnda oðlu Haldun Derin ve kýzý Melahat Haným tarafýndan karþýlandý. Hala unutamam.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Rize merkezindeki tören yerine gitmek üzere hazýr beklerken valinin otomobili göründü. Zihni Derin hemen hastaneye kaldýrýldý. Çalýþma Bakaný Bülent Ecevit. 1965 yýlýnda ise. Öyle çalýþýyor. kalça kemiðinin kýrýldýðý anlaþýlarak. ameliyatý takip eden günlerde acýlarý hafifledi. Hoca'ya çarpýp onu yere düþürdü. Tören yerine geldikten sonra. teklif etmiþ ve neticeyi beklemeye koyulmuþtum.

Kýsa bir müddet sonra da mevsim gereði ürün azalacaðý için fabrikada mevsimlik ve geçici olarak çalýþan iþçilerimizin bir kýsmýna yol verilmesi gerekecekti. kuru çay üretimi ve pazarlamasý ise Gümrük ve Tekel Bakanlýðý ya da Sanayi ve Ticaret Bakanlýðý tarafýndan yürütülmüþtür. kaliteli ürünün imalat yöntemleri ve buna uygun maliyet hesaplarý. ve II. Türkiye çay dýþalýmcýsý konumundan kurtulmuþtur. sürekli siyasetçilerin oyun alaný olmuþtur. 6133 ve 6757 sayýlý yasalar çýkarýlarak. Mektupta 'Bakan'ýn bir ricasý var. bu çalýþmayý onlar sürdürsün" ifadesiyle nazikçe reddeder. yeni birisine ihtiyaç yoktu. 1969 yýlýnda kendi isteðiyle emekliye ayrýlan Asým Zihnioðlu. Çay üretimi 1971 yýlýnda Çay Kurumu Genel Müdürlüðüne devredilmiþ. 5684. O sýrada kampanyanýn yarýsýný devirmiþ bulunuyorduk. "Bundan sonraki çalýþmalarý genç meslektaþlarýmýza býrakalým. bu raporlar hiçbir zaman uygulamaya konulmaz. üretim özendirilir ve çay plantasyonlarý artýrýlýr. en modern tesislerin bölgede kurulmasý. içsatým fazlasýnýn dýþsatýmý ve dýþ piyasaya açýlma konularýna yer verilmesine karþýn. Diðer usta ve memur kadrolarý ise doluydu. Tekel Bakaný'nýn Genel Müdürlük isteðini. çayla ilgili öngörülen geliþme projeleri yanýnda. Sonraki yýllarda Çaykur. Ekonomik boyutta üretime geçilmesiyle birlikte çayýn tarýmý Tarým Bakanlýðý. Dönem Ýhtisas Komisyonlarý'na Asým Zihnioðlu katýlýr ve Çay Ýhtisas Komisyonu'nun Raportörü olur. Beþ Yýllýk Planlama Ýhtisas Komisyonu Raporlarý'nda. arkadaþý Prof. 82 . Ülke çaycýlýðýnýn Devlet Planlama Programýna uygun olarak planlanmasý için kurulan I. 1973 yýlýnda fiilen faaliyete geçen kurum 1982 yýlýnda "Çay Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü (Çaykur)" adý altýnda bir kamu iktisadi kuruluþuna dönüþtürülmüþtür. Çaykur'daki istihdam politikasý konusunda da Asým Zihnioðlu'nun bir anýsý yöneticilere örnek olmasý gereken bir niteliktedir: "1951 yýlýnda Tekel Bakaný Rýfký Salim Burçak'ýn özel kalem müdürü Fethi Aþkýn'dan bir mektup aldým. Durumu. nitelikli personel istihdamýna ve piyasa koþullarýna uygun özerk bir yönetim anlayýþýna yönelememiþ. Zihni Hoca'nýn sabýrla baþlattýðý ve saðlam temellere oturttuðu çalýþmalar durmaz. Dr. Fehmi Yavuz'un bir akrabasýna fabrikada iþ verilmesini istiyor' diye yazýyordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ulaþmýþ.

)" 1938 yýlýnda baþlanýlan çay bahçesi tesisi çalýþmalarýna. insanlarýmýzýn emeðiyle kazanýlmýþtýr. Milli Birlik Komitesi'nin görevlendirdiði bir askeri heyet Rize'ye gelir ve üreticilerin protestosuna yol açan uygulamalarý yapan yetkilileri sýrasýyla görevden alýr. Sayýn Bakan'ýn bizi mazur görmesini rica ettim. Tekel Bakaný Rýfký Salim Burçak. birçok kimsenin ellerindeki sýra numarasýna göre bizden iþe davet beklediðini belirterek. meydana dökülen kötü vasýflý çayý yetiþtirmekten sakýnmanýn gereðini anlatan içtenlikli bir konuþma yapar. bozulan yaprak kalitesinin düzeltilmesi çalýþmalarýna ivme kazandýrýr. çaycýlýðýn Rize ve çevresine saðladýðý kalkýnma hareketini överek. "Bu siyah altýn topraklarýmýzýn ürünü. 1961 kampanyasýnda filiz yaprak alýmýna tepki gösterirler. Daha güzel ve daha nefis olmasý için çalýþacaðýz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kuralýmýzý anlatan bir mektupla bu isteði karþýlayamayacaðýmýzý. Ona gözümüz gibi bakacaðýz. Rize Belediye Baþkaný Ekrem Orhon. 1974 yýlýnda yeni izinler verilmemiþ. 1982 yýlýnda tekrar çaylýk kurulmasý izini verilmiþ. 83 . anlatarak kuralý bozarsak kötü duruma düþeceðimizi. kaliteden ödün vermemek amacýyla yaklaþýk dört ton kuru çay imha edilir. 1960 yýlýnda yönetime askerlerin gelmesi. Rize Valiliði önünde protesto gösterileri yapýlýr. Günümüzde sorun olarak görülen üretim alanlarýndaki geniþleme ve çay yapraðýnda kalitenin bozulmasý ile ilgili birkaç saptama yapmak gerekir. Halka haber verilerek Rize Belediyesi yakýnýnda bir meydanda bu çaylar yakýlýr. daha sonra 1960'da Tekel bakaný olmuþtu. Önceki üç-dört yýl boyunca kaba ve kart yapraklarýn alýmýna göz yuman tutuma alýþan üreticiler. Çayýn yakýlarak imha edildiðini gören ve duyanlar için bu olay bir tür uyarýcý olur ve bunun yararý yaprak standardýnýn korunmasýný saðlar. Bu mektubumdan kýsa bir süre sonar Özel Kalem Müdürü'nden aldýðým mektup ilginçti. (Fethi Aþkýn. 1947 yýlýnda açýlýþý yapýlan fabrikanýn üretime bir hafta geç baþlamasý yüzünden ürüne sert ve kart yapraklarýn karýþmasý üzerine. 'sýrayý ve kuralý bozmayýn' diyor. 1985 yýlýnda ise çay alanlarý Ordu-Fatsa'ya kadar geniþletilmiþtir." sözleri yanýnda. tutumumuzu tasvip ediyor ve teþekkürlerini iletiyordu.

Bunun için de budamayý hiç bir zaman ihmal etmemelidir. tüm alým yerlerinde uygulamaya konulan ve 3788 sayýlý Yasa'ya dayalý tüzüðe uygun yürütülen çay yapraðý alým kampanyasýný desteklemesi gerekirken. kokusu bozuldu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Deneyimli uzmanlarýn görevden alýnmasýný fýrsat bilen Rize'li üreticiler. "Þu otunuzu görelim bakalým" olmuþtu. çayla ilgili ilk sözü. Tekel Bakaný'na þikayette bulunur. Siyasetin içinde olmasý nedeniyle yaprak standardý konusu sakýncalý. Aksi takdirde çaylarýmýz bugünkü gibi semiz otu kokusunu alýr. bu konuya dokunanýn eli kýrýlmýþtýr." Adalet Partisi'nin iktidara geldiði yýllarda Tekel Bakaný Ýhsan Topaloðlu Rize'ye gelir. diðer önemli sorunlardan birisidir. ancak karar yetkisi Ankara'da ve siyasilerin elinde olduðu için kurum kendi inisiyatifini kullanamaz hale gelmiþtir. Yaprak toplama konusunda programlý çalýþmalarla üreticileri yönlendirmeye çalýþan Merkez Müdürü Ziraat Mühendisi Orhan Minisker ile alým yerlerini dolaþýr. Ýstifamý takdim ediyorum. ikisi göz için býrakýlmalýdýr. Halbuki beþ filizden ancak üçü alýnýp. 1951 yýlýnda dönemin Ticaret Bakaný Veli Beþe Rize'ye geldiðinde. "Seçtirilen bu yapraklar da üründür." der ve görevinden ayrýlýr. Hopa'da. "Bunu yapamam. Ýhsan Topaloðlu ise. Üreticiye sýkýntý vermeyin. yasak bir konu olmuþ. üreticilerin dertlerini dinler. Çay Ýþletmeleri'nin Tekel Genel Müdürlüðü'ne baðlý iken Tekel mevzuatýnýn sürat ve aktivite eksikliði nedeniyle bu iþletmeler iktisadi kuruluþ haline getirilmiþ. budama býçaklarýyla koparttýklarý kart yapraklarý ve sert yapraklý dallarý satarken. Bakan konumundaki bazý kiþilerin bilgisizliði ise. Bakanýn sözünde ýsrar etmesi üzerine. aslýnda kendi geleceklerini yok ettiklerini görmüyorlardý. Bakan'ýn bu sözünü tebessümle karþýlayan Zihnioðlu'nun 84 . böylece çayýn lezzeti. "Ýlk zamanlar çaylarýmýz çok iyi kalitede idi. Gelinen noktaya Zihni Derin'in yaklaþýmý serttir." der. Sonradan çiftçiler fazla yaprak alsýnlar diye budamayý býraktýlar ve geliþigüzel yapraklarý zamansýz olarak yolmaya baþladýlar. Konunun önemini Bakana anlatmaya çalýþan Orhan Minisker. uygun vasýfta çay yapraðý getirmediði için alým yerinde sert ve kart yapraklarý seçmek zorunda kalan bir üretici.

Yöre halký. Çay üreticileri için "güzel günler". kýzlarýn çeyiz parasýný saðladýðý. 4 Aralýk 1984 tarih ve 3092 sayýlý yasayla çayda Devlet Tekeli kaldýrýlarak. "Tanýyacaksýnýz efendim" olmuþtu. sektörün geliþmesini engeller. önyargýlý ve popülist yaklaþýmý benimsemesi ve deneyimli ve dirayetli yöneticileri devre dýþýnda býrakmalarý. özel sektörün ise 8. ekmek parasýný çýkardýðý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yanýtý ise. Çaykur mevcut kapasitesinin tamamýný kullanýrken. 1942-1952 arasýnda 20 kilo yaþ yaprakla bir Reþat altýný alýrken 1965'de ayný altýný alabilmek için 40-45 kilo vermek zorunda kalýr. Günümüzde Çaykur'un 46. Özellikle özelleþtirmeye zemin hazýrlama amaçlý politikalar nedeniyle güç duruma düþen Çaykur ödeme güçlüðü çekerken. Ýkinci Paylaþým Savaþý'nýn ortaya çýkardýðý pahalýlýk karþýsýnda 150 kuruþ/kg. yapraðýn fiyatý 60 kuruþ/kg. 1949'da ortalama olarak 180 kuruþ/kg. iþleme ve paketleme fabrikalarý kurup iþletme hakký tanýnýr. Sektörde kapasite kullaným oraný yönünden büyük fark vardýr. Bu süreçte üretici 1938'de 15. yeþil altýn... toplam % 43 üretim kapasitesine sahip Çaykur kuru çay üretiminde % 60-65'lik paya sahiptir. Gerekli bilgilendirmelerden sonra Rize'den ayrýlýrken söyledikleri. özür niteliðindeydi: "Çok güzel. maddesiyle 3788. 4223 ve 6133 sayýlý yasalarýn çayla ilgili hükümleri yürürlükten kaldýrýlýr. özellikle 1980'li yýllarýn baþýndan itibaren bitmeye baþlar. 1959'dan itibaren 1965 yýlýna kadar 300 kuruþ/kg olarak tespit edilir. Yasanýn 3. kuru çay üretiminde % 30-35.700 ton/gün. Toplam üretim kapasitesinin % 57'sine sahip olan özel sektör. Karadeniz'in eðimli arazi yapýsý nedeniyle daðlarýn eteklerine kurulan bahçelerde yetiþen çaya. Toplam kapasite 15. böyle bilmiyorduk. özel sektörün ise 230 adet yaþ çay iþleme fabrikasý bulunmaktadýr. devlet 85 . Çaykur'un üretim kapasitesi 6. paslý yapraða dönüþür.400 ton/gün'dür. özel sektörün kapasite kullaným oraný oldukça düþüktür. Özelleþtirme rüzgarlarý altýnda.700 ton/gün'dür. gerçek ve tüzel kiþilere yaþ çay satýn alma. Altýnýn 9 lira olduðu 1938 yýlýna kadar." Ýktidarý elinde bulunduranlarýn bu bilgisiz. erkeklerin göçünü önlediði sürece "yeþil altýn" adýný verir. Ben bu kalitedeki çayý dünyaya satarým.

Yaþ çay alýmlarý itibariyle Çaykur'un % 65. maddesi gereðince.1996 ve 22853 sayýlý Resmi Gazete'de yayýmlanan Çay Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü. Çay tarýmý bölgede çoðunlukla küçük aile iþletmeciliði þeklinde yapýlmaktadýr. üreticiye düþük yaþ çay geliri olarak yansýmakta. % 21'i Trabzon. % 11'i Artvin. çay ekonomik bir gelir kaynaðý özelliðini yitirmiþtir.650 TL'dir. halen yürürlükte olan bu statü çerçevesinde faaliyetlerini sürdürmektedir.12. 2001 yýlý itibari ile özel sektöre yaklaþýk 300. uygun fiyat oluþumu gibi amaçlar. mevcut durumdan memnun olan hiçbir kesim kalmamaktadýr. özel sektör tarafýndan günümüze deðin gerçekleþtirilemez. özelleþtirmenin amaçlarý arasýnda sayýlan kaliteli üretim. Çay üreticilerinin % 80'i 0. Özellikle son yýllarda enflasyon ve girdi fiyat artýþý ile çay fiyatý arasýnda oluþan dengesizlikler nedeniyle ve yaþ çay ürün bedellerinin kamu ve özellikle özel sektörce üreticiye zamanýnda ödenmemesi sonucu üretici yoksullaþmýþ. Bir çay üreticisi ailesinin 4 kiþi olduðunu var say86 .970 ton olmak üzere toplam 846.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I özel fabrikalara yüzmilyarlarca lira aktarýr. 2002 yýlý taban fiyatý ile net 312 TL/kg üzerinden ortalama 1. Çaykur'a 546.1-5 dekar. % 1'i 16 ve üzeri dekar çaylýk alana sahiptir. kalitesiz yaþ çay yapraðýnýn alýnmasý ve kaçak kuru çay giriþinin artmasý nedeniyle arz talep dengesizliðinde ortaya çýkan ürün fazlasý ve böylece büyüyen stok hacimleri. % 2'si 11-15 dekar. hem kamu. Kamu Ýktisadi Kuruluþu (KIK) niteliðinde olan Çay Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü 1994 yýlýnda çýkartýlan 4046 sayýlý Yasa'nýn 35.970 ton çay satan üreticilerin geliri. özel kesimin ise % 35 paya sahip olduðu sektör.294. Günümüzde çaylýk alanlarýn % 65'i Rize.000 ton. Çay iþletmeciliðinde ortaya çýkan baþarýsýzlýk. hem de özel sektör iþletmeciliði bakýmýndan baþarýlý görünmemektedir. rekabet. % 3'ü ise Giresun ve Ordu illerinde bulunmaktadýr. üreticinin yaþ çayý satmasýný güçleþtirmiþtir. Ýktisadi Devlet Teþekkülü (ÝDT) statüsüne alýnýr. % 17'si 6-10 dekar. Ekim alanlarýnýn artýþý. Ana statüsü 20. Özel sektöre tanýnan teþviklerin de etkisi ile hýzla kurulan çay iþletmelerinin üretim kapasitesinin artmasýna karþýn.

Bu rakamlar. her tür masraf dahil kiþi baþý gelir 323.. sorunlara birlikte sahip çýkmakla yaratýlabilir. yaklaþýk 180 $'dýr. Asým Zihnioðlu'nun sözleriyle bitirelim: "Bugün çay üretimimizde yaþanan gerçek bir yanýlgý ve gerçek bir kaostur. Büyük zorluklarý aþarak baþarýya ulaþan." Bedri Rahmi Eyüboðlu çaya gönül verenleri unutmaz.Üreticilerimiz ise sadece devletin vereceði yaprak fiyatlarýnýn artýrýlmasýný istemekten baþka bir þey yapmamakta. Üretici için belli miktarda çay alma ve uzun vadede de olsa ödeme garantisi taþýyan Çaykur'u tamamen özelleþtirilmesini gündeme getiren Hükümet. hem günü hem de geleceði kurtarmak için çaba sarf etmenin zamaný gelmiþtir. sonradan geleceði göremeyenlerce baþarýsýzlýða mahkum edilmeye çalýþýlan "Yeþil Çay Yapraðýndan Demli Çay Bardaðýna" çayýn öyküsünü. kendi ürününe ve onun sorunlarýna sahip çýkmasý gerekirdi. Yöre insanýmýzýn. çay üreticiliðinin artýk ekonomik bir faaliyet olmaktan çýktýðýný göstermektedir. Ýþte özlemim budur. Artýk 'günü kurtarma' ve 'günlük yaþam' düþüncesi deðil. maliyeti ancak karþýlayan bir fiyatla üretim yapmak zorunda kalan çay üreticisinin de üretimden çekilmesini dayatmaktadýr. Rize Durup dururken bir bardak çay sundu bize Rize'de çayý kim yetiþtirdi Rize'de 87 . Üreticiler. Üreticilerimizin ve bundan yararlanan bölge insanýnýn harekete geçerek. bölge insaný ve ilgililer sorumlulukta paydaþlýk yaratabilirlerse.." "Yürekten verilen hizmet yüreklerde iz býrakýr.. bu çürük gidiþin kendi çýkarlarý için büyük tehlike olduðunu düþünmemektedir. Bu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I dýðýmýzda. ancak sorumluluðu hep birlikte paylaþmakla. sorunlar birer birer kolayca çözülür. üreticilerimizin umursamazlýðýný ve içinde bulunduklarý tehlikeye göz yummalarýný þaþkýnlýkla izliyorum. dizeleriyle tarihe taþýr: Bir ilimiz var adý.6 milyon TL. Artýk çaycýlýðýmýzýn devlet desteðine ihtiyacý kalmamalýydý.

"Zihni Derin'le Röportaj". Öyküde de görüleceði gibi. Tübitak. 1958. Ankara. TERZÝ. Sizi saygý ve þükranla anýyoruz. Akyýldýz matbaasý.caykur. TUNCER. 2003. Ali Rýza Erten. Kýrk Yýllýk Meslektaþlarýmýz. Zihni Derin. Ankara. tek baþýna deðil. 2. Asým. 1983 yýlýnda Asým Zihnioðlu'na verilir. Bir Yeþilin Peþinde. 4. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasý yayýný. www. Çay Sektör Analizi. Unutmayalým: Bir yudum çay keyfi için geçmedi ömürler. Asým Zihnioðlu. gurur dolu bir baþarý öyküsünün kahramanýný taçlandýrýr. adýný ölümsüzleþtirir. çay üretiminin çok önemli sosyal ve ekonomik getirileri vardýr ve çay sektörünü ilgilendiren sorunlar. bir yeþilin peþinde koþan diðer insanlar. Tübitak Hizmet Ödülü.birdemet. Necati. Hadiye. bir ideal uðruna ömrünü feda eden Zihni Derin'e 1969 yýlýnda bir "Hizmet Ödülü" vererek. bir yeþilin peþinde. Tübitak Yayýný. KAYNAKÇA 1.net 88 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Misisipi'ye karýþan çaylarý öðrettiler bize Rize'de çayý kim buldu Rize'de Kimdi o sessiz sedasýz kumral kumral demlenen mübarek adam Adýný öðretmediler bize Ýþte o güzel adamdan bre þahin aman Bir tane daha. ulusal çýkarlarýmýza uygun bir tarým politikasý bütünlüðü içinde inançlý ve onurlu insanlarca çözüme kavuþturulabilir. Türk Yüksek Ziraat Mühendisleri Birliði Yayýný. ZÝHNÝOÐLU. 3. Ankara.gov. onun adý da ölümsüzleþtirilir.tr 5. 1998. http://tea.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I DEVRÝM OTOMOBÝLÝ HÝKAYELERÝ Devrim Otomobili Raporu Ýsmet Özkan 23 inançlý insanýn 129 günlük serüveni... Aydýn Engin .

90 . büyük bir görev bilinciyle. yaptýklarýný da öne çýkarmadan. Devrim otomobili süspansiyon ve fren grubundan Yüksek Makina Mühendisi Ýsmet Özkan tarafýndan yazýlan 'Devrim Otomobili Raporu'. hiç hak etmediði bir sonla karþýlaþan Devrim otomobiline ve onu yapan 23 meslektaþýmýza. 'Devir' gibi bugün bile göremediðimiz türkçe kelimeler yazan bu otomobilin hikayesi detaylarýyla yer almalýydý. kendisini yapan mühendisleri ile hatýra fotoðrafý çektirirken üzerine 'Türk Malý' yazan bir þerit yapýþtýrýlmýþ. Sadece ülke otomotiv sanayinin deðil. Bu ilk Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri kitabýnda. kitabýn amacýna uygun þekilde. Devrim otomobilinin de yer almasý gerektiði düþünüldü. Ýlk talimat alýndýktan sonra tasarýmdan üretime kadar geçen 129 günde ve daha sonrasýnda onu yapanlar. Ýsmet Özkan. ilk öykü olarak kitaptaki yerini aldý. Devrim'i yapan 23 mühendisden biri ile konuþuldu ve kendisi önerimizi kabul ederek bir yazý yazdý ve bize gönderdi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I DEVRÝM OTOMOBÝLÝ ÖYKÜLERÝ ÝLE ÝLGÝLÝ AÇIKLAMA Bu kitapta iki tane Devrim otomobili öyküsü yer almaktadýr. gösterge panellerinde 'Yað'. birkaç teknik detay ve otomobilin 29 Ekim 1961 günü insanlarla ilk karþýlaþtýðýnda karþýlaþtýðý þaþkýnlýk ve haksýzlýkla ilgili bir kaç cümleyi yeterli görmüþtü. seri üretim koþullarý neler getirir bilinmese de. onu yapanlarýn isimleri. gecikmiþ bir vefa borcunu bir nebze ödemek mümkün olabilecekti. yazdýðý Devrim öyküsünde. o zamanki ismiyle Cer atelyesi bugünkü ismiyle Türkiye Lokomotif ve Motor Sanayi A. öne çýkmadan.Þ. Böylece. O otomobili yapanlardan birinin yazdýðý öykünün de ayný mütevazýlýkla kaleme alýnmýþ olmasý bizi þaþýrtmadý. Ancak. tasarýmý da dahil Türk mühendislerince yapýlmýþ üç adetlik prototip üretim de olsa.nin bir hangarýnda üretilmiþ. ayný zamanda Türkiye sanayi tarihinin de çok etkileyici ve önemli bu yapýtaþý ile ilgili birincisi ikincisinin özeti olan iki öyküye neden yer verildiðine gelince…. mütevazý bir þekilde üç otomobil imal etmiþler ve eleþtirileri hep yüreklerine gömmüþlerdi.

O otomobil bugün de hala direnmekte ve görenleri heyecanlandýrmaktadýr. Öyküleri beðeneceðinizi umuyoruz. romaný varken Devrimde iki öykülük bir yeri herhalde hak ederdi.Bir meydan Okumanýn Öyküsü' baþlýklý yazý dizisi bu otomobil ile ilgili olabildiðince ayrýntý içermekte ve bir çok yönüyle olaylarý deðerlendirmekteydi. Evet. adýna yaraþýr tarihi ve kimliði ile hala ayakta. Ýkinci öykünün ismi ise Cumhuriyet Gazetesi'nin dört günlük yazý dizisinin baþlýklarýndan oluþturulmuþtur. 1994'teki bu yazý dizisinde Devrim için 33 yýldýr direniyor denilmekteydi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu otomobilden on yýl sonra yabancý lisanslarla üretilmeye baþlanan otomobillerin cilt cilt reklamý. Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri-I Kitabý Koordinatörü 91 . Yazarýndan izin alýndý ve derlenerek ikinci öykü olarak bu kitapta yer aldý. Aydýn Engin'in Cumhuriyet Gazetesi'nde 28 Aðustos 1994 günü baþlayan ve dört gün süren 'Devrim Direniyor. 'Devrim Otomobil Raporu' isimli öyküyü kaleme alan Ýsmet Özkan ve Devrim'i üreten diðer meslektaþlarýmýza teþekkürlerimizi sunuyoruz. Eskiþehir TÜLOMSAÞ Fabrikasýndaki Devrim.

TCDD bünyesinde . Hakký Tomsu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I DEVRÝM OTOMOBÝLÝ RAPORU Ýsmet Özkan Makina Yüksek Mühendisi Devrim. -Proje Yönetim Grubu -Çalýþma Gruplarý oluþturulmuþtur. Yönetim Grubu. -TCDD'nin imalat kadrosu: Projenin tahakkuku için aþaðý listede gösterildiði gibi. Cer Daire Bþk. Mustafa Ersoy.prototip otomobil imalat projesi tarihçesi: Ulaþtýrma Bakanlýðý’nca 16 Haziran 1961 tarihinde bir yazý ile TCDD Ýþletmesi Genel Müdürlüðü’ne bir binek otomobilin geliþtirilmesi ve bir prototip Ýmali görevi verilmiþtir. Yrd.TCDD Genel Müdür Yrd. 92 . Md. Adap. " " " " " " Orhan Alp. Esk. Md. Fab. Fab. Md. Sayýn Emin Bozoðlu. Ank. Cer Daire Bþk. Bu görev için TCDD Ýþletmesinin seçiminde o tarihlerde onarým amacý ile kurulmuþ geniþ ölçüde yedek parça imal eden Ankara Adapazarý Eskiþehir ve Sivas fabrikalarýnda önemli adette teknik personele ilaveten yetiþmiþ iþçiden mühendisine kadar güçlü bir imalat kadrosu bulunmasý büyük rol oynamýþtýr. Fab. Fab. Nurettin Erguvanlý. Celal Taner. Daire Bþk. Mehmet Nöker.

Styling Grubu: Yüksek Mühendis Nurettin Erguvanlý Yüksek Mühendis Özcan Türer Yüksek Mimar Kemal Alagöz Motor Þanzýman Grubu. TCDD Genel Müd.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I " " Hüseyin Kayoðlu. TCDD Genel Müd. Yüksek Mühendis Mehmet Nöker Yüksek Mühendis Rýfat Serdaroðlu Yüksek Mühendis Güttekin Sabuncuoðlu Yüksek Mühendis Salih Kayasagun Yüksek Mühendis Þecaattin Sevgen Yüksek Mühendis Kemalettin Vardar Karoseri Grubu: Makina Mühendisi Celal Taner Yüksek Mühendis Faruk Akyol Yüksek Mühendis Samim Özgür Yüksek Mühendis Salih Kaya Saðýn Süspansiyon ve Fren Grubu: Makine Mühendisi Hamit Ýþeri Yüksek Mühendis Ýsmet Özkan Yüksek Mühendis Mustafa Seyrek Elektrik Donaným: Yüksek Mühendis Hasan Dinçer Döküm Ýþleri: Metalurjist Ýsmail Sýdal 93 . Müþaviri Çalýþma Gruplarý. Müþaviri Necati Teköz.

Yönetim Kurulunun lideri olarak bu listede adý geçen mühendis ve personelin olaðanüstü bir tempo ile. kollarý Eskiþehir Demiryol Fabrikas’ýnda yapýlmýþ ve son montajý ise Ankara Demiryol Fabrikasý'nda tamamlanmýþtýr. e) Süspansiyon grubu. kardan istavrozlarý. Nihayet 1961 Ekim ortalarýnda Devrim otomobil prototiplerinden 94 . Üç adet prototip imal edildi. þanzýman motor ve diðer gruplarýn nasýl toparlanýp imal edileceði üzerinde çalýþmýþtýr ve otonun anahatlarý aþaðýdaki gibi belirlenmiþtir: a) Dört ile beþ kiþilik. Sivas Demiryol Fabrikasý’nda dökülüp Ankara Demiryol Fabrika'sýnda iþlendikten sonra. direksiyon vitesli bir aile otomobili imal edilmiþtir. böylece "f" de belirtilen parçalar haricinde tüm parçalar. karoseri. otonun boyutlarý. b) Motor dört zamanlý ve dört silindir olarak 0-60 beygir gücünde olacak. motor yataklarý ile cam ve lastik aksam dýþýnda tüm parçalar yerli imal edilmiþtir. ön takýmlar için "Mc Pherson sistemini" ve bu sistem benimsenerek Eskiþehir'de imâl edilmiþtir. Prototip otomobilin. STYLING Grubu (Oto tipi Geliþtirme). d) Dört silindirli motorun gövde ve baþlýðý. c) Karoser için hazýrlanan (1/10) ölçekli maketlerden seçilen (1/1) ölçekli alçý modeli. motor kaputu ve benzeri saçlarý. sonra bu modelden alýnan kalýplarla yapýlmýþ beton bloklara çekilmek ve çekiçle düzeltmek sureti ile tek tek imâl edilmiþtir. fakat gönül rahatlýðý ile çalýþmasýný saðlamýþtýr. anahatlarýný belirledi.) binek otomobil.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Satýnalma ve Maliyet Hesaplama: Yüksek Mühendis Yavuz Yücel Yüksek Mühendis Emin Bozoðlu. el iþçiliðimizle üretilmiþ ve sonuçta dört silindirli. f) Elektrik donanýmý diferansiyel diþlileri. orta boy tipinde (1000 -1100 kg.

prototipin son kat boyasý ancak 28 Ekim akþam yapýlýp Ankara'ya sevk edilmek üzere yüklendiði trende boyasýnýn pasta ve cilasý yapýlmýþ ve bu nedenle benzin deposu boþaltýlmýþtýr. Acilen getirilen benzin arabaya konuldu. 2. Tren sabaha karþý Ankara'ya vasýl olmuþ ve Devrim otomobilleri. oldukça kalabalýk bir trafik ekibinden oluþan eskort eþliðinde Devrim otomobilleri yola çýktý. Yola çýkýldý. Yüzyýlýn ekonomik ve toplumsal hayatýna yön veren en önemli etkenlerden biri olan otomobil sanayi yolunu açan bu giriþimi için Cemal Paþa'yý her zaman rahmet ve þükranla anýyoruz. 20. Ertesi gün bütün gazeteler sözbirliði etmiþçesine "100 metre gidip bozulan" baþlýðý attýklarý gözlendi. ancak Meclis önüne gelindiðinde durum fark edildi. benzin bitti. 29 Ekim sabahý motosikletli. Cemal Paþa'nýn "Ne oluyor?" sorusuna direksiyondaki Yüksek Mühendis Rýfat Serdaroðlu "Paþam.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ilki hazýr duruma gelebildi. arabaya konulacaðý sýrada Cemal Paþa Meclis’in önüne gelmiþ ve Anýtkabir'e gitmek üzere 2 numaralý Devrim otomobiline binmiþtir. Büyük bir hoþgörü ile buna uyan Cemal Paþa Anýtkabir'e bu otomobille gitti ve inerken ünlü "Batý kafasýyla otomobili yaptýnýz ama doðu kafasýyla ikmali unuttunuz" sözlerini söyledi. Paþa’dan özür dileyerek 1 numaralý Devrim otomobiline geçmesi rica edildi. Asýl benzin ikmali müteakip sabah Sýhhiye'de yapýlarak Meclis’e gidilecekti. fakat 100 metre sonra motor durdu. " cevabýný verdi. Ankara Demiryol Fabrikasýna indirilmiþtir (mânevra imkaný saðlamak için birkaç litre benzin konulmuþtur). Ancak 2 noÝu Devrim otomobili ayný gün Hipodromda geçit törenine katýlýyor ve basýnýmýz ne bunu ne de Cemal Paþa'nýn Anýtkabire 1 nolu oto ile gittiðini yazýyordu. Eskortu oluþturanlar benzin ikmali konusunda bilgi sahibi olmadýklarý için benzin istasyonuna uðramadan yola devam ettiler. Bir yandan ilk prototipin tecrübesi sürdürülürken bir yandan da 2. 95 .

Tülomsaþ adýný alan bu þirketin hangarlarýnýn birinde. Saygý ve selamlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Eskiþehir Demiryol Fabrikalarý ve Devrim Otomobilleri Müzesi Eskiþehir Demiryol tesislerinin hem yurtiçi hem yurtdýþý pazarlara. vagon ve makina üreten dev bir devlet þirketine (Tülomsaþ) dönüþtüðünü görüyoruz. Devrim otomobili imalatý. müspet bilimlere önem verilerek kýsa zamanda sonuç alýnabileceðinin göstergesi olarak hep çok önemli olacaktýr. 96 . tamamen orada çalýþan insanlarýn özverisi ile 2 nolu Devrim otomobili korumaya alýnmýþ ve bilahare Tülomsaþ Genel Müdürü Dilaver Zeki Daloðlu'nun emirleri ile tesisin bahçesinde bir "mini müze" yapýlmýþ ve Devrim otomobili bu müzede yýpratýcý iklim þartlarýndan etkilenmeyeceði camekanlý bir bölüme konulmuþtur.

Didim'de tatil yapan emekli bir mühendisle konuþtuktan sonra yazýsýna þöyle girdi: "Devrim'in þansý yoktu. ilk Türk otomobilinin. Bu dizi için. Kimilerinin izini bile bulamadýk. Kimilerinin izini bulduk. yaþayan tüm üyelerine ulaþmaya çabaladýk. Dört buçuk ay bile sürmeyen kýsa bir gebelik döneminin ardýndan 29 Ekim 1961 günü doðan ve ayný gün ölen Devrim otomobilinin öyküsünü. Devrimi yapan mühendisler. Cemal Paþa'nýn caný o anda 'sarý' Devrim yerine 'siyah' Devrim'e binmek istemeseydi. sonra KDV'si düþürülünce yok sata97 . TBMM önüne giderken 'Yolda Shell'e uðrar benzin alýrýz' denip benzin istasyonuna giriþ. Dönemin Ulaþtýrma Bakaný Orhan Mersinli’ye görücüye çýktýðýnda emme manifoldu kapakçýðýnýn kapatýlmasý unutulmamýþ olsaydý. tümüyle yerli malý otomobilin öyküsünü anlatacaðýz. Ne bir telefon numarasý ne bir adres. Ankara programýný bilseler ve 'Nasýl olsa yalnýzca gösterilecek' diyerek henüz denenmemiþ 'siyah' Devrimi Ankara'ya götürmeselerdi. 129 günlük serüveni sonucu 1961'de doðan ve hala direnen bir otomobil: Adý Devrim Aydýn Engin Bu yazý dizisinde.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 23 inançlý insanýn. ama ulaþmak mümkün olmadý. Ankara'da Cemal (Gürsel) Paþa 'ya sunulmaya götürülürken deposuna benzin doldurulsaydý. Devrim otomobillerinin yapýmýna katkýda bulunmuþ 23 kiþilik mühendisler ekibinin. Belki þu günlerde Devrimler de önce iþçi çýkaracak.. Bütün bunlar olsaydý belki de bugünlerde ülkemizin yollarý Devrim'lerle dolup taþacaktý. Olcay Akdeniz arkadaþýmýz. çok kalabalýk araç konvoyu ve aceleci polis eskortlarý tarafýndan engellenmeseydi. Bu yüzden Ankara büromuzdan genç arkadaþýmýz Bülent Sarýoðlu ve Milas muhabirimiz Olcay Akdeniz bize omuz verdiler.. Bulabildiklerimizin bir bölümü yaz tatili için Ýstanbul ve Ankara dýþýndaydýlar.

kamyon. 1961 Türkiyesi'nde 23 inançlý adamýn öyküsünü anlatmak istiyoruz. 1 milyon 650 bin lira bütçe ile DDY atölyelerinde üretilen üç prototip otomobil (Devrim1. kamyonet. Ýnsanlarýn "repo" kuyruklarýnda bekleþtiði. banka faizlerinden söz edip döviz kurlarý üstüne sohbet ettiði bugünün Türkiyesi'nde böylesi öykülere ekmek kadar. Ütopyasý olmayanlar. "Bir yerli otomobil yapýnýz "emrini.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I caktý. Devrim otomobili küçük bir ütopyaydý. Devrim. "çok iyi "yetiþmiþ. Bu dizide bunlarý tartýþacak deðiliz. Kuruluþ yýllarýnda "montaj sanayii"nden öteye gidemeyen. Devrim-2. sevimli alaycýlýðý bir yana.. ülkenin en önemli istihdam alanlarýndan birini oluþturuyor. köþeyi kolayca dönebilecekken. Devrim otomobilini 23 inançlý adam yaptý. devrim inançlý adamlarýn iþi. Akarbantlarýndan her gün yüzlerce otomobil. Prototip yapýmýnýn kolaylýðýna karþýlýk. minibüs. Devrim'in 1961 Türkiyesi'nde bir þansý olabilir miydi? Galiba hayýr! Bugün Türkiye'de epey büyük bir otomotiv sanayii var. emrin ötesinde bir meydan okuma. daha yaþanasý. ülkenin bir güç gösterisi olarak kavrayan 23 yüksek mühendisin.. inancýný yitirenlerin deðil. onu daha haklý.. su kadar gereksinim olduðu kanýsýndayýz. otobüs ve traktör "akan " bir otomotiv sanayii. Bugünün gözlükleri ile bakýldýðýnda 1961 yýlýnda. ama çocuksu bir giriþim olarak deðerlendirilebilir. Devrim-3) önemsenmeyebilir. Amerika 'da eðitim görmüþ ve "iyi" deðil. Aðýr sanayiye sahip olmanýn temel göstergesi olan "yerli motor üretimi" cesur. 98 . kollanmak isteyen Türkiye'nin sanayileþme savaþýmýna omuz vermeyi yeðlemiþ 23 mühendisin 129 gününü anlatmak istiyoruz." Olcay Akdeniz'in iþlek Türkçesi. Almanya'da. Ama Devrim'in þansý yoktu!. seri üretimin sorunlarý üstüne haklý teknik ve ekonomik açýklamalar sýralanabilir. dünyayý deðiþtirmek. ama her geçen yýl üretimde yerli parça payýný arttýrarak bugün yüzde 80'lere ulaþan Türk otomotiv sanayii. ütopyalarýný yitirenler Devrim yapamazlar. Küçük atölyelerden kocaman fabrikalara kadar uzanan "yan sanayii" ile birlikte Türkiye ekonomisinde artýk "vazgeçilmez "bir yeri var. daha özgür kýlmaksa eðer. Ýsviçre'de. 23 "Demiryolcu" nun öyküsünü. Biz.

Askeri yönetim dönemlerinde ise "Emir demiri keser". bir motosikletli polis memuru tarafýndan Bakanlýða ulaþtýrýlmýþtý. Devrim Yaþý bizcileyin olanlara bir anýmsatma. Adý. diðer memleketlerin en iyi evsaftaki otomobilleriyle mukayesesinin yapýlarak hatalarýnýn da tespiti suretiyle bu otomobilin zamanla tekamül ettirilmesi mevzuunun ivedilikle tetkiki…. hatta bozuk Türkçesini bir yana býrakýrsak bu bir emirdi. Bayram tatili baþlamak üzereydi. Bir otomobil. Yazýda þöyle deniyordu: "Memleketimize has bir binek otomobil motoru imali ve örnek olarak da bir yerli otomobil numunesinin vücut bulmasýný müteakip." Çetrefil. O yüzden her 99 . daha genç kuþaklara ise kýsa bir okuma parçasý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Toplu iðne bile yapýlamayan bir dönemde bir ülkede motoru dahil her þeyi yerli bir otomobil yapmak için gerekli özgüven ve inanç ile dünyayý deðiþtirmek onu daha yaþanasý daha özgür kýlmak sömürüsüz bir Dünyaya ulaþmak için gerekli özgüven ve inanç arasýnda daðlar yok. "çok gizli" damgalý yazý. O yüzden çift aylý. "çok gizli'" damgasýný taþýyan bir Baþbakanlýk yazýsýný Ulaþtýrma Bakanlýðý’na iletti. 27 Mayýs 1960'ta iktidara el koyan askeri yönetim 22 Nisan 1961 günü 18-1959 sayýlý ve nedense çift aylý.

Orada unutulmaya ve çürümeye terk edildiler. O günlerde yeni yeni kurulan otomotiv sanayiine. ol bir lord". "Bu gerçek aðýr sanayi deðil. motorlarý dahil tümüyle yerli iki otomobil (Devrim-1 ve Devrim-2). Her iki araba da Eskiþehir'e döndüler. nikah dairesi para ister" gibisinden çocukça tekerlemeler dinledi. Kalabalýk bir polis eskortuyla TBMM'ye gittiler. Devrim arabasýyla girdi. Devrim. Batý kafasý ve Doðu kafasý 29 Ekim 1961 sabahý. O benzin ikmalini yapmýþtý. "Al bir Chrysler. Cumhuriyet Bayramý töreninin düzenlendiði Hipodrom'a Gürsel. Doðu kafasý ile benzin koymayý unuttuk!" Az ötede bekleyen ikinci Devrim otomobili çaðrýldý. Orada Cumhurbaþkaný Cemal Gürsel siyah Devrim-1 otomobiline bindi. Ertesi günkü gazeteler "Devrim yolda kaldý". Ankara. Sivas ve Adapazarý DDY fabrikalarý da ayný proje kapsamýnda görevlendirildi. bir "endüstriyel macera" tartýþýlmaksýzýn uygulamaya kondu."Al bir Doç (Dodge). Unutuldular da… *** Gazeteci. "Devrim yürümedi".5 ay süren bu endüstri macerasý bitti. Benzin bitmiþti. kendilerini Eskiþehir'den Ankara'ya taþýyan özel tren katarýndan indirildiler. Devrimin defteri dürülmüþtü. Ambalaj sanayii bu" diye 100 . Devrim daha sonra geçit törenine de katýldý ve 4. O dönemde böylesi bir projeyi gerçekleþtirebilme olanaðý yalnýzca Devlet Demiryollarýnda vardý. çocukluðunda "Al bir Ford. Gürsel tarihsel(!) sözünü söyledi: "Batý kafasý ile otomobil yaptýk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I þeyiyle yerli bir otomobil üretmek gibi bir düþ. "Devrim ancak 200 metre yürüdü" baþlýklarýyla çýktýlar. Gencecik bir üniversite öðrencisi iken uluslararasý petrol tekellerinin ülkeyi nasýl yaðmaladýðýna iliþkin yayýnlarý heyecanla okudu. DDY'nin Eskiþehir Cer Atölyesi merkez seçildi. "Devrim'in benzini bitti". Gürsel siyah Devrim'den bej Devrim'e geçti ve yola çýktý. 200 metre kadar gitti ve durdu. kalmasýn borç.

. bakýmlý. Direksiyondan vitesli araba görmeyeli kim bilir kaç yýl olmuþtu. sonra geri. üçüncü. mitinglerde baðýrdý. Niye yürümesin? Aslýnda "Yok caným. ikinci. Ustalar omuz silkti: -Devriiiiim!. ama mahzun bir bej otomobil gördü. bir köþede. Aradan 33 uzun yýl geçti. Yenilginin acýsýný bölüþtü. deve.. Vitesleri bulamamak arabanýn deðil. bu. ikinci. 101 . hazýrlamakta olduðu bir baþka yazý dizisi için Eskiþehir'e. dediler.Bu. dediler. . Birinci vites. Birinci vites bulundu. Devrim. ambalaj Süleymaniye' diye dalgasýný geçti. Hangarýn kapýlarýný açtýlar. -Ne yapýyor bu burada? -Hiiiç. piston Ford. bir daha birinci.. "Motor Fiat. Demediler. Nedir bu? diye sordu. Tiyatro oyunlarý yazdý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I karþý çýktý. yeni adýyla Türk Lokomotif ve Motor Sanayii. Bir kaç hafta önce. Arada bir. eski adýyla Cer Atölyesi.. gazeteci sürücü ile birlikte Eskiþehir Cer Atölyesi'nin uçsuz bucaksýza benzeyen bahçesine çýktý. Takýldý ve Devrim yürüdü. Ve gazetelerde "Devrim yürümedi. -Anahtarý nerde bunun? Gene omuz silktiler: -Üstündeee!. 33 yýl geçmiþ aradan" demeleri gerekiyordu.. Yürüyüþlere katýldý.. akü EAS. -Yani yürüyor mu bu hala? -Elbette. Plakasýnda "Devrim" yazýyordu. Devrim yolda kaldý" manþetlerini okuduðu 30 Ekim 1961 sabahý kederlendi. (TÜLOMSAÞ)'a yolu düþtü. Türkiye'nin belki de en büyük aðýr sanayi kuruluþu Eskiþehir Cer Atölyesi'nin hangarlarýnda dolaþýrken. Baþladý tur atmaya. bu. birþey lazým olunca biniyoruz. Daha ilk çeviriþte motor aldý. sürücünün kusuruydu.

evet yürüyor.. Çalýþýrken titriyor. 33 yýldýr unutulduðu hangarýndan çýkmýþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Yürüyor. evet. motoru dahil tümüyle yerli bir binek otomobili üretmekle görevlendirilmiþlerdi. Gazeteci (Haydi itiraf etsin) Devrim'i þöyle bir okþadý. 102 . coþkudan elleri titriyor. "çok gizli" damgalý yazýyý okudu. mutluluktan.. bir. koþuyor Devrim... Meydan okuyan. o gergin gülücüklerden biri. Bir binek otomobili. Gazetecinin de keyiften. Gazeteye döndü ve daktilosunun baþýna oturdu. TCDD Genel Müdür Yardýmcýsý Yüksek Mühendis Emin Bozoðlu toplantýyý açtý. *** 16 Haziran 1961 günü Devlet Demiryollarý'nýn 23 mühendisi Ankara'da bir araya geldiler. vedalaþtý.. Toplantýya katýlan 23 teknik adamýn yüzünde bir. Biraz (33 yýl kadar biraz) yaþlanmýþ. Ulaþtýrma Bakanlýðý'ndan gelen çift aylý. ama giriþecekleri zorlu kavganýn sonuçlarýndan ne de olsa ürkenlerin yüzüne konuveren o belli belirsiz. Devrimle buruk vedalaþma Turlar bitti.. 33 yýl öncesinden kalma çekiç izleri taþýyan kaportaya dostça bir þaplak attý. keyifli bir motor gürültüsüyle koþuyor. fotoðraflar çekildi. bir "gülücük" uçuþtu.

daha yaþanýlasý bir dünya için canavarlara saldýrmaktan ne korkar. 23 Donkiþot Ýþbaþýnda Donkiþot.. epey beceriksizdir.. Hisse senetlerinin ne iþe yaradýðýný duymamýþtýr bile. dünyayý kötülüklerden arýndýrmaya ant içmiþtir. Donkiþot dürüsttür ve tutkuludur. siyah beyaz cihazlarý piyasadan kovup atýyor ve Türkiye'de yerlisi kaliteli olmadýðý için toplu iðne ithal ediliyordu. coþkularý bir yana ittikleri.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Sonra tartýþma baþladý. meslekten olmayana hiç bir þey anlatmayacak terimlerin çarpýþtýðý bir tartýþma. gelirken arabalarýný da yanlarýnda getirmeleri istenmiþti. bir arabanýn direksiyonuna oturmamýþ mühendisler vardý. Karar: "Biz bunu yaparýz arkadaþ!" Yýl 1961'di. toplu iðne ithal eden Türkiye'nin 23 mühendisi bir araya geldi. ABD'de renkli televizyon. hatta çoðunluktaydý. 129 gün kaldý Ýlk toplantýdan üç gün sonra. Yanýlmýþtýr. Dünyayý kötülüklerden arýtma ülküsüne tutkuyla baðlanmýþtýr.. Mark alýp dolar satmayý. Almanya'da Volkswagen fabrikalarýnýn akarbandýnda bugünün bilgisayarlarýnýn babasý delikli kart tekniði deneniyor. Teknik adamlarýn duygularý. Daha iyi. Canavarlara saldýrýr. ne geri kalýr. ne ayak sürür. Kahramanlar insandýr. Repo kuyruklarýnda sarsak bir budala gibidir. Olsun insan yanýlýr. Otomobil yapmaya gelen ekipte. Yel deðirmenidir onlar. 103 . Parasýnýn hesabýný bilmez. Trenle geldiler. 19 Haziran 1961 günü TCDD'nin Eskiþehir Cer Atölyesi'nde. Motoru dahil tümüyle yerli bir otomobil yapacaklardý. Otomobili olanlardan. Çürüyen. jet uçaklarý sivil havacýlýða adým atýyor. borsada oynamayý beceremez. bir kahramandýr. O tutkuludur. deðerleri aþýnmýþ bir Ýspanya'da cýlýz atýnýn üstünde dimdik duran bu cýlýz adam. Üretim için Eskiþehir Cer atölyesinde bir hangar hazýrlandý. Evet. Çoðunun yoktu. örneðin köþeyi dönemez.. ülkülerini yitirmiþ.

Hamdi Tahýllýoðlu ve Salih Kaya Saðýn'dan oluþtu. Motor. Dresden. Eskiþehir Cer Atölyesinin yoksul hangarýnda uzun masanýn çevresinde toplanmýþ tek lükslerinin. Ön takýmlarýn süspansiyonlarýnda "Mc 104 . Süspansiyon ve fren grubunda Hamit Ýþeri. tezgah niyetine birkaç uzun masa. tavþan kaný çayýn tadýný çýkaran mühendisler ilkin iþ bölümü yaptýlar. Amerika'yý yeniden keþfetmenin 'tuhaf' coþkusunu duydular. Mustafa Seyrek görev aldýlar. biçimlendirme) grubunda Nurettin Erguvanlý. Özcan Türer ve yüksek mimar Kemal Elagöz vardý. Eskiþehir DDY Fabrikasý Müdürü Mustafa Ersoy.þanzýman grubunda Mehmet Nöker. Gültekin Sabuncuoðlu. Adapazarý DDY Fabrikasý Müdürü Celal Taner. Bilgilerini daha yaratýcý bir alanda kullanmanýn tadýný yaþadýlar. Bu grup Celal Taner. Cer Dairesi Baþkan Yardýmcýsý Nurettin Erguvanlý. New York. satýn alma ve maliyet iþlerini de Yavuz Yücel yüklendiler.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kullaným dýþý kalmýþ dökümhane hangarý önce badana edildi. her biri Berlin. Cer Dairesi Baþkaný Hakký Tomsu. Faruk Akyol. Döküm iþlerini metalurjist Ýsmail Sýdal. Ýsmet Özkan. Ateþli tartýþmalar oldu. Motoru dahil her þeyiyle yerli ilk otomobil Devrim’in temel nitelikleri belli olmaya baþladý: Motor dört zamanlý. Salih Kaya Saðýn. Elektrik donanýmýnýn sorumluluðunu Hasan Dinçer üstlendi. Þecaattin Sevgen. Rifat Serdaroðlu. kapýnýn hemen üstüne kocaman bir tabela çakýlmýþtý: 129 gün kaldý. Sonra zemini kullanýlmayan lokomotiv saclarýyla kaplandý. Yönetici grubu TCDD Genel Müdür Yardýmcýsý Emin Bozoðlu baþkanlýðýnda. Her biri kendi dalýnda uzman. Hangarýn dýþ duvarýna. Detroit üniversitelerinde parlak derecelerle eðitimlerini tamamlayýp devlet memuru maaþýna talim etmeyi yeðlemiþ Donkiþotlar kýlý kýrk yardýlar. dört silindirli ve 50-60 beygir gücünde olacaktý. TCDD Fabrikalar Dairesi Baþkaný Orhan Alp. Kemal Vardar yer aldýlar. Karoseri grubu kalabalýktý. Bir gezer vinç. Ankara DDY Fabrikasý müdürü Mehmet Nöker oluþturdular. Sonra alt gruplar belirlendi. Samim Özgür. Styling (stil verme. bir de toplantý masasý yerleþtirildi. Devrim otomobili 29 Ekim Cumhuriyet Bayramý’na yetiþtirilecekti. Bir otomobil doðuyor Ýlkin otomobilin temel özellikleri saptandý. Toplantý masasýnýn bitiþiðine de bir çay ocaðý konuldu. Zürich.

kapýlar. Bir bakýyoruz. Atýyoruz çizimi bir yana. þaþýlasý örgütleme yetisiyle ekibi ateþliyordu. Bunun ayrýntýlarý üstünde çalýþýldý. bu da Opel'i andýrdý. Bunun içinse özel kalýplar ve uygun presler gerek.' Böylece arabanýn biçiminde (design) mutabik kalýndý. frenler hidrolik yapýlacaktý. Bundan sonrasýný Yüksek Makina Mühendisi Rýfat Serdaroðlu anlatýyor: 'O zamanlar ne o kapasitede büyük preslerimiz vardý ne de pres kalýplarý üretecek zaman. bombeli tavaný elde ettik. Haydi o da çöpe. Bozoðlu artýk yaþamýyor. saðlýk 105 . Ayrýntýlara dalsak bu yazý bitmez. Yüksek Makina Mühendisi Nurettin Erguvan anlatýyor: 'Daha çizimler sýrasýnda sorun çýkýyordu. Eskiþehir Fabrikasý’nýn bahçesine. Bir örnek yeterli. 3 ileri 1 geri olmak üzere direksiyondan komuta edilen bir vites düzeni tercih edilmiþti. Kalýplarý betondan döktük. yere hidrolik krikolar yerleþtirdik. bir biçim veriyoruz. Bozoðlu. Sonunda tümüyle bizim olan bir biçim üretmeyi baþardýk. bagaj kapaðý… bütün bu bölümler sacdan üretiliyor. Çiziyoruz. Ama dümdüz deðil.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Phearson" sistemi kullanýlacak. Önce otomobilin bire on ölçeðinde bir maketi yapýldý. Olmadý. Oraya.Çok yakýn akrabasý. motor kapaðý (kaput). Cer Atölyesi misafirhanesindeki yataklarýna çekilmeden önce hangarýn kapýsýnýn üstündeki tabelayý deðiþtirdiler: 128 gün kaldý. her biri dýþbükey otomotivcilerin deyiþiyle "bombeli". aaaa.' Bu ilkel koþullar ve olanaksýzlarda bir yerli otomobil üretmeye çabalayan Donkiþotlar’ýn baþý. Yüksek Makina Mühendisi Emin Bozoðlu'ydu. 50 beygir gücündeki motorun dakikada 3600 devir yapmasý öngörülmüþ. bu Ford'un bilmem ne modeline benzemiþ. Otomobilin tavaný. Bu kez de bire bir alçý kalýbý yapýldý. Karoseri ekibi zaten "Sorun çýksa da çözsek" dercesine hýrslý. debriyaj diskli.Kalýplarýn altýna. çamurluklar. Sonra da krikolarla yukarý doðru iterek. Bir tane daha üretiyoruz. Otomobilin taban sacýný beton kalýbýn üstüne koyup uçlarýndan yere baðladýk. olaðanüstü enerjisi. Ýlk gün böyle geçti.

Onun inancý olmasaydý Devrim otomobilinin ne motoru çalýþýrdý ne tekeri dönerdi.' Devrim otomobilinin salt üretiminde deðil. ona yönelen saldýrýlarýn göðüslenmesinde de bunca yýl býkmadan savaþan Yüksek Mühendis Salih Kaya Saðýn anlatýyor: 'Emin Bozoðlu. Geceleri yatak yüzü görmedik. Kimyagerdi. Diferansiyeli baðlayacaðýz. Genelkurmay Genel Sekreterliði'ne kadar yükselmiþ bir subaydý.' Yüksek Makina Mühendisi Þecaattin Sevgen. Bir daha o kadar deliksiz uyuduðumu hatýrlamýyorum. O kadar ki onun saçtýðý coþku ile otomobili Cumhuriyet Bayramý'na yetiþtirebilmek için son haftalarda günde 3-4 saat uyku ile yetinir olduk. Gülüþmelerle uyandým. gün deðil saat sayýlýr hale gelinmiþtir. motor þanzýman grubundan bir baþka Donkiþot. Kanaldaki arkadaþýmýn iþini bitirmesini bekliyordum. O bitirince ben de aksý takacaðým. Rüyamýzda da ya çalýþan bir motor ya yürüyen bir otomobil görürdük.' Arkadaþlarý arasýnda adý neredeyse efsaneleþmiþ Emin Bozoðlu'nu bu kez de Rýfat Serdaroðlu'ndan dinliyoruz: 'Bence bugün Türkiye'de otomotiv sektörünün babasý Cemal (Gürsel) Paþa ise. Tarihçiydi. Ötesini kendi anlatýyor: 'O gün de vakit gece yarýsýný hayli geçmiþti.' 106 . Makina yüksek mühendisiydi. bir deli adamdý. teknolojiye vurgundu. Bilime tutkun. uykusuzluktan kýzarmýþ gözleriyle "zaman"la savaþmaktadýr. Ekim ayý gelmiþ çatmýþ. amcasý da Emin Bozoðlu'dur. Bizi þevkle çalýþtýrmasýný bilen bir yöneticiydi. galiba onun en son akla gelen mesleðiydi. Sosyologdu. bir güzel. Sevgen. gönül rahatlýðý ile çalýþmalarýný saðlayarak Devrim projesinin baþarýlmasýnda da birinci derecede rol oynadý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I eski bakanlarýndan Mete Tan anlatýyor: 'Bozoðlu bir tuhaf. Tekerleðin yanýna uzanmýþým.görevin çok yanlýlýðý ve ivediliði nedeniyle büyük gerilim altýnda çalýþan yirmiyi aþkýn mühendisin kiþisel sorunlarýný bile çözüp. yönetim grubunun baþý olarak bütün bürokratik engelleri cesaretle aþarak. Ama askerlik. Gün aðarmýþtý. Ne iþçiler ne ustalar ne biz mühendisler… Hangardaki uzun masalarýn üstüne kývrýlýr. birkaç saat uyurduk.

baþka bir örneði olmayan ve ilk sýnavýný verecek olan motor patlayabilirdi ve bu binlerce çelik parçasý fýrlatan bir þarapnelden daha tehlikeliydi. Hiç biri kendisinin aðladýðýný söylemedi. Sonra içlerinden birinde karar kýlýndý. Mercedes'in bir sürü parçasý yan sanayiye yaptýrýlýr. Elimizle demir kalýptan dökülmüþ bir filtre vardý. Skoda büyük otomobil kuruluþlarýdýr. Kusursuz bir parçaydý.' Bir Motor Üretmenin Coþkusu Motor. Ama motorun bir teknik adam. Ama ürettikleri arabada koþan Volkswagen motorodur. Orada tezgahýn üstünde duruyordu ve marþa basýlma aný gelmiþti. Ýþçi arkadaþ. Salih Kaya Saðýn bitmez tükenmeze benzeyen 129 günlük aný hazinesinden bir tane daha çekip çýkarýyor: 'Devrim için yað filtresine ihtiyacýmýz vardý. meslekten olmayan bizcileyin kiþilerin bile bildiði gerçekler. "Ýlk Türk motoru" diyorlar. Hepsi "Arkadaþlar aðladý"dediler. Seat. 107 . Rýfat Serdaroðlu sakinliði ve çelebiliði ile ünlü. otomobilin kalbidir. Nissan. tekleyen ABD otomotiv sanayiine motoruyla sýzdý.ama ya Þecaattin Sevgen ya da Rifat Serdaroðlu marþa bastý. Marþa basmadan önce motorun çevresine çelik birtür kafes geçirdi. Ýlk Türk motoru saat gibi çalýþmaya baþladý. Çelik kafes yerleþtirildi. üç ayrý tipte motor yapýldý. bütün gece uyumamýþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Salt Mühendisler deðil. Ýyi anýmsamýyorlar. bir motor ve otomobil üretmek düþü Eskiþehir Cer Atölyesi’nin "Demiryolcularýný" tutkuyla sarmýþtýr. Bizim projede görevli bir iþçi arkadaþa parçayý verdik.Bir de tedbirliliði ile. ama motoru mutlaka DaimlerBenz imparatorluðunda üretilir. Mantýksal sonuç: Eskiþehir atölyesinde ilk Türk motorunun marþýna basýldýðýnda tüm ekip sevinçten aðlamýþtý. Bir demir parçasýný kendi elleriyle sabaha kadar iþleyip filtre üretmiþti. Otomotiv sanayiinin de kilidi."ilk Türk motoru saat gibi çalýþmaya baþladýðý zaman…" Ýlk motor bitmiþti. Ýlk kez üretilen. Motor ekibinden. bir makina mühendisi için anlamý çok farklý. Bunlar. Bu gün de o günleri anarken. Sabahleyin filtreyi getirdi. Bu yazý için ulaþabildiðimiz tüm mühendislere sorduk. Devrim otomobilleri için.

Kýsa bir parkurda gidip döndük. Kemalettin Vardar ile Rifat Serdaroðlu'nun bir gazeteyi huni yapmaya çabalamasý. iki gencecik mühendisin. Üstesinden geliriz. bayrama bir hafta kala güç bela yol tecrübesine hazýrlayabilmiþtik. Zaman dolmuþtu 28 Ekim gün batýmýnda çaresiz. Yað borusunda sýzýntý. Geç vakit arabalar vagonlara yüklendi. konvoya eþlik eden motosikletli polislerin zamanýnda uyarýlmamasýyla benzin ikmali yapýlamadan TBMM'nin yolunun tutulmasý. Boþalttýk. Cumhurbaþkaný Gürsel'in siyah arabaya yaklaþmasý. alelacele bulunan bir bidon benzini depoya boþaltacak huninin unutulmasý. Buharlý lokomotiflerle çekilen trende bacadan sýçramasý olasý kývýlcýmlardan ötürü benzin depolarýnýn boþaltýlmasý istendi. Ayrýntýlar çok da önem taþýmýyor. Onu siyaha boyadýk. Tren katarýndan indirilen. Biz de trene bindik. Ankara'ya gidiyoruz. “kraldan fazla kralcý” yüksek bürokratlarýn aceleciliði. Sonra ikinci araba da tamamlandý. Biz de günlerden beri ilk kez sabaha kadar uyumak üzere trene bindik. gazete kaðýdýndan huninin ýslanýp hamurlaþývermesi. depolarý güvenlik nedeniyle boþaltýlmýþ arabalara. Pasta ve cilasý ise Ankara'ya sevk edilmek üzere yüklendiði trende gece yol alýrken yapýldý. Ankara'ya gidiyoruz…' Salih Kaya Saðýn ayný günleri. umut mu? Öykünün sonunu ilk baþta anlattýk. yað pompasýnýn geri dönüþ valf ayarýnda aksama var. "Dök þunu Rifat Geliyor adam. iþi býraktýk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Arabalar vagonlara yükleniyor Konuþtuðumuz mühendisler hangarýn duvarýna asýlý tabelaya "1 gün kaldý" yazýlýp yazýlmadýðýndan pek söz etmediler. Þecaattin Sevgen anlatýyor: 'Bej arabayý. bir kilometre ötedeki Shell istasyonuna gitmeye yetecek kadar bir iki litre benzin konduðu. dök 108 . Ama onu yol tecrübesine almamýza olanak kalmadý. Kemalettin Vardar'ýn avuçlarýný huni gibi depo kapaðýna tutup.Önemli deðil.' Biten benzin mi. saate karþý yarýþýlan o amansýz günleri anlatýyor: 'Siyah renkteki 2 Numaralý Devrim otomobilinin son kat boyasý ancak 28 Ekim akþamý vurulabildi. Daha resmi görünsün diye. Ama 28 Ekim akþamýný hepsi iyi anýmsýyor.

Üstelik benzin bittiði için deðil. sonra da durmasý. Sorun bu deðil ki. bir baþka arýzadan yolda kalabilirdi. alkýþ ve gözyaþlarý arasýnda aþýp. sanki kendisine saat sorulmuþ gibi. Günün tüm gazeteleri aðýz birliði etmiþçesine ve galiba Devrim sözcüðüyle bilinçaltý bir hesaplaþmanýn hýnç ve þehvetiyle (Hýnç ve þehvet? Uydu mu bu söz. "Benzin bitti paþam" diye yanýtlayýþý. 29 Ekim 1961 günü doðdu ve o gün öldü. benzinin depo yerine yere boþalmasý. bu ayrýntýlar da hiç önemli deðil. Nurettin Erguvanlý. Devrim'e ölüm fermaný Ama 30 Ekim sabahý yayýnlanan gazetelerdeki idam fetvalarý önemli. O günlerde gazetelerde bir de fotoðraf yayýnlanmýþtý. Serdoðlu'nun çaresizlik içinde benzinden sýrýlsýklam ellerini pantolonuna silip direksiyona oturmasý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I þunu" deyiþi.' Þecaattin Sevgen farklý bir karamsarlýðý dile getiriyor: O günlerde ‘basýnýn ne denli büyük bir güç olduðunu kavramýþtým ve aralarýnda gerçekleri sabýrla araþtýran ve uzun vadeli çýkarlarý 109 . "Devrim200 metre gidebildi". bej Devrim'i çabucak siyah Devrim'in yanýna çekmeleri. Hayýr. Cemal Gürsel'in "Ne oldu?" sorusunu..siyah Devrim otomobilinin 200 metre gidip. Çelebi Serdaroðlu'nun. Ýngiltere Kraliçesi'nin limuzini yolda kalmýþ.. 'Devrim yürümedi'. Gürsel'in aktarma yapmasý.Rifat Serdaroðlu anlatýyor: 'Basýn olayý bu kadar olumsuz iþlemeseydi çok daha farklý sonuçlar alýnabilirdi. 129 gün önce tohumu çatlayan Devrim. önce bir öksürmesi. her zaman sakin. denenmemiþ bir Devrim de. bu ayrýntýlar hiç önemli deðil. Bu olay normal bir þeydir. Þecaatin Sevgen ve Mehmet Nöker'in o arada benzin ikmali yapmayý becerdikleri. Ortalýk da birbirine girmiyor. geçit törenine katýlmasý…Hayýr. "Devrim yolda kaldý". Lordlar arkadan itiyorlar. hýnç ve þehvetiyle) hemen hemen ayný baþlýklarý attýlar. önce Anýtkabir'e oradan da geçit töreninin yapýlacaðý Hipodrom'a gidiþi.. yani Limuzin kalitesinde bir araba da yolda kalabilirdi. direksiyonunda yüksek mühendis Þecaattin Sevgen'in oturduðu bej renkli Devrim1'in Ankara caddelerini. Evet. buraya? Tabii uydu.

Yüksek Mühendis Nurettin Erguvanlý. Oysa 1 milyon 600 bin liraya üç prototip otomobil yapýlmýþtý. eksikleri geliþtirilemez. "Bir þeyler" söylemeden "bir þeyler" söylüyor. Bunlar dikkate bile alýnmadý. hayýr. Özel sektör otomotiv sanayiinde bir hamleye hazýrlanýyordu. uzun yýllar öncesinde kalmýþ o günleri anlatýrken. ýsrar etmedik.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gözetenlerin pek ender bulunduðu kanýsýna varmýþtým. gerçekten ilginç bir rastlantý" dememize fýrsat býrakmadan konuyu deðiþtirdi. Devrim otomobillerinin üretimi için "tahsis" edilen 1 milyon 600 bin lira da dile düþtü. Bürokrasi çarkýný iyi tanýyan bir teknokratýn zengin deneyimine saygý duyduk. yorum ve fýkralarda harcanan bunca paranýn boþa gittiðin110 . yürümedi" noktasýnda yoðunlaþmadý. Bir prototip yaptýk biz. Devrim'in üretiminin de. tezgahlar kurulmuþtu.Biz seri üretime uygun bir otomobil yapmadýk. Özel kalýplar hazýrlanmýþ. Ama ilginç bir rastlantý deðil mi söylediðim?' 'Evet efendim. Binlerce ve binlerce motor ithal edilecekti Türkiye'ye. O dönemde bir ithal otomobil 50 bin liraya satýlýrken. Tümüyle yerli bir motor üretimi de o günlerde gerçekleþince…' 'Yani efendim. Ýþte bu anlaþýlamadý. Þayet ilk imalat sorunsuz olursa bu daha kötü olur. Bir kaç yýl sonra bir sürü üretim kusuruyla sokaklarýmýzý dolduracak yerli (!) arabalarýn hazýrlýðý yapýlýyordu. savunulmasýnýn da yorulmaz militanlarýndan Salih Kaya Saðýn anlatýyor: 'Haber. Böyle bir þey söylemedim ben. "Milletin parasý har vurup harman savruldu" çýðlýklarý atýldý. Fiat motorlarý filan. Devrim için yerli motor üretimi engellendi mi diyorsunuz ?' 'Hayýr. Ford. Dudaklarýn da kederli bir gülümseme: 'Heyecanlý günlerdi.' At neslinin ýslahý saðlandý mý? Devrim otomobiline yönelen saldýrýlar salt "Yürüdü. bunlar için çeþitli tip ve güçlerde 7 motor üretilmiþti. kýrk yýllýk devlet memurluðunun deneyimi ile sözcükleri tartarak konuþuyor.

örneðin kýrk yýllýk "kavga arkadaþý" Mehmet Nöker'le birlikte emekliliðin tadýný çýkarmaya çalýþan Rifat Serdaroðlu anlatýyor: 'Bir otomobil fabrikasý kurulmadan ve yardýmcý sanayi tam oluþ111 . Biz. Mehmet Nöker.' Didim'de alçak gönüllü bir tatil sitesinde. Rifat Serdaroðlu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I den dem vuruyorlardý. bu ülkenin yetiþmiþ elemanlarýnýn. Mustafa Seyrek 33 yýl öncesine bakarken telefonda (uzakta. Bunun onuru bize yeter. Ancak telefonla ulaþabildik. Mustafa Ersoy. Celal Taner. Hamdi Tahýllýoðlu gibi kamu ya da özel sektörde baþarýlar kazanmýþ uzmanlar 33 yýl sonra Devrim'i. Engellenmesiyle ilgili ayrýntýlara girmek istemiyorum. at neslinde o günden bu yana bir geliþme saðlanmýþ mýdýr?' Devrim bir meydan okumaydý Fark etmiþsinizdir. Toplu iðnenin bile ithal edildiði bir ülkede bir meydan okumaydý. Ýçlerinde iki kez THY genel müdürlüðü yapmýþ Nurettin Erguvanlý gibi. Silifke'deydi. Oysa ayný yýl orduda süvari birlikleri kaldýrýldýðý halde Tarým Bakanlýðý bütçesine "At neslinin ýslahý" için konmuþ bulunan 25 milyon lira ödenekten ve sonucundan kimse söz etmiyordu. Genel Kurmay Genel Sekreterliði’nden gelip DDY genel müdür yardýmcýlýðýný üstlenmiþ Emin Bozoðlu gibi adlarý Devlet Demiryollarý ile özdeþleþmiþ Salih Kaya Saðýn. Çoðu yüksek makina mühendisi olan ya meslek yaþamlarýnda devletin en üst düzeylerine yükselmiþ çoðu çok önemli sorumluluklar yüklenmiþ yurtsever teknokratlar. baþtan beri kendi kiþisel yargýlarýmýzý bir yana býrakýp. Ama þunu vurgulamak istiyorum. yýllarca omuza omuza ter döktüðü demiryolcu arkadaþlarýyla.) Sesi titriyordu: 'Bu bir meydan okumaydý Aydýn Bey. Þecaattin Sevgen. Ecevit hükümetlerinden birinde Sanayi Bakanlýðý yapmýþ Orhan Alp gibi. Devrim projesi baþarýya ulaþmýþ ve kendini kanýtlamýþtýr. Hakký Tomsu. Mustafa Seyrek. Baþta da söyledik. Devrim otomobili üreten mühendislerden ulaþabildiklerimizin tanýklýklarýna baþvurmaya özen gösterdik. bu ülkenin servetler harcayarak yetiþtirdiði mühendislerinin en zorlu teknik sorunlarýn üstesinden gelebileceðini kanýtladýk. Hala merak ederim. Bize 1 milyon 600 bin lira tahsis edilmiþti. bu gözü kara "endüstri serüvenini" pek ilginç deðerlendiriyorlar.

nesebi gayri sahih (ana babasý bilinmeyen) arabalara deðil…Geçelim . Teknik olarak bu gülünç bulunabilir."Motor yapýldý. Jaguar. Otomobili yaptýk. Bir ülke düþünün ki "Motor yapýlamaz" densin. Opel filan damgasý olan arabalara verilir. "Menþe þehadetnamesi olmadýðýndan ruhsat verilmesine imkan bulunmadýðý tespit edilmiþ olup. Parçalarý alçý kalýplarýyla hazýrladýk. Olanaksýz bir sürede motor yapýlsýn ve bu küçümsensin. Fiat. Devrim gibi ne idüðü belirsiz. Pres makinalarýmýz.Cemal Gürsel'le birlikte görmeye gelen bir Bakan. Renault."diye baþlayan resmi yazýlarla yanýt geldi. ruhsat ve plaka için baþvuruldu. Ruhsat ve plaka. Ama asýl gülünç olan Türkiye'de bir otomobilin. Otomobilin motorunu yapýp çalýþtýrdýðýmýz gün. Devrim otomobilinin "menþe þehadetnamesi". Biz sadece istenirse ve zorlanýrsa Türkiye'de otomobil yapýlabileceðini ve hatta bu yolda çok geç kalýndýðýný göstermiþ olduk. yani "23 deli" tarafýndan yoktan var edilmiþti. Türkiye'de otomobil ve motor yapýlacaðýna kimse inanmýyordu. Biz kendi Amerika'mýzý keþfettik ama ürettiðimiz otomobile ruhsat bile alamadýk…" Salih Kaya Saðýn doðru söylüyor. Mazda. Ýþte bunu anlayamadýlar. motoruyla birlikte bir otomobilin yapýlacaðýna inanmamak deðil mi? Sýfýrdan baþladýk. Eskiþehir Ýl Trafik Müdürlüðü yerden göðe haklýydý. baþka bir çok teknik gerecimiz yoktu. Bizim görevimiz bunu kanýtlamaktý. Amerika'yý yeniden keþfediyorduk sanki.yurdunu savunurcasýna konuþuyor: 'Bu proje Türkiye'nin otomobil tipinin geliþtirilmesiydi. nüfus kaðýdýnda Ford.Ama iktisadi olur mu? diye soruyordu. Çalýþýyor da.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I madan seri halde otomobil üretimi yapýlmayacaðýný herkes bilir.' Salih Kaya Saðýn çocuðunu. Devrim otomobilleri için Eskiþehir il trafik müdürlüðüne birkaç kez tescil. Kendi özel otomobillerimizi söküp parçalarýný inceledik. 112 . Bu otomobil yürüdü ve hala yürüyor. bilgi edinilmesi…. Emin Bozoðlu ve arkadaþlarý. yani nüfus kaðýdý yoktu. Zaten asýl hedef de buydu.

Baðýmsýzlýk ve Devrim Þimdi kimileri yazýnýn bu baþlýðýna bakýp suratlarýný buruþturacaklar. Gittik. Bizim ihtiyaçlarýmýzý yanýtlayacak hiçbir olanaklarý olmadýðýný söylediler. Eðer o "bayat yaveler" den söz etmek isteseydik buruþan suratlar umurumuzda olmazdý. "Haa. "Gidip bakalým þu Gümüþ Motor'a. Hürriyet gazetesi 28 Temmuz günü iç sayfalarýndan birinde þöyle yazdý: "Dizayný eski olmasýna raðmen TOFAÞ'ýn ürettiði otomobiller Çin'de 113 . iþimize yarayacak bir katkýlarý olur mu" dedik. Hepsi bu. Erbakan siyasi yarar saðlayacaksa sinekten bile yað çýkarýr. Genç arkadaþlarýmýzý yanýtladýk: Erbakan'ýn Devrim otomobiliyle iliþkisinin bir "asparagas" olduðunu dilimizin döndüðünce anlattýk. kimi dalgasýný geçti. 'Devrim otomobili'nden söz ediyoruz..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Necmettin Erbakan nereden çýktý? Ah evet. Biz bu diziyi hazýrlarken genç arkadaþlarýmýzýn bir bölümü Devrim otomobilini anýmsamadý bile. Kimi öfkeyle. daha doðrusu Gümüþ Motor defterini kapattýk. Serdaroðlu daha sakin açýkladý: 'Erbakan da nereden çýktý? Erbakan'ýn Devrim projesi ile tek iliþkisi bir olumsuzluktan ibaret. Baþlýkta kullandýðýmýz "baðýmsýzlýk" kavramýný da salt bu çerçevede kullanýyoruz. Devrim otomobili projesini Erbakan 'a yamamaya kalkýþtý. Ardýndan Salih Kaya Saðýn'a sorduk. Bunu da geçelim. yöneticisi mi neydi ? Biz de motor üstüne çalýþýyoruz ya. O zamanlar Gümüþ Motor adlý bir fabrikanýn sahibi mi. Yani "surat buruþturanlar" bile okumaya devam edebilirler. þu Erbakan'ýn yaptýðý araba deðil mi. bir de Erbakan Hoca öyküsü var. "Amaaaan gene o bayat yaveler" diyecekler. Ama bu dizide bir siyasal ya da sosyal devrimden deðil. Yýllar ve yýllar sonra bir gazeteci. aðabey?" diye sordular. Önce kimi gazetelerin sayfalarýna yansýyan bir haberi aktaralým. Biz de zaten açýlmamýþ olan Erbakan. ihtiyaçlarýmýzý anlattýk. güldü. Ama Erbakan'ý anýmsadýlar. Mustafa Seyrek'e sorduk. Rifat Serdaroglu'na sorduk. Devrim daha onlar doðmadan doðmuþ ve ölmüþtü. meslek gereði Erbakan Hoca'yý iyi kötü tanýyoruz. Anlaþýlan bir gazetecinin (!) "asparagas" haberini tekzip etmeyiþinin ardýnda da Hoca’nýn sinek yaðý meraký var.

Rus Cumhuriyetleri. Fiat'tan "Buralar bizim pazarýmýz. Romanya. Þahin. Ama daha sonraki yýllarda mühendislik alanýnda özgün bir þey geliþtirilmedi. Saðýn'ýn deðerlendirmesi önemli. Her þey bizim yaptýðýmýzla kaldý. Örneðin Güney Kore Avrupa'dan aldýðý otomobillerde özgün deðiþiklikler yaparak kendi otomobil "tipi"ni geliþtirdi ve þimdi bir çok ülkeye ihracat yapýyor. ihracatta adým adým ilerlediklerini söylediler. Hyundailer. lisans anlaþmasý nedeniyle baðlý olduðu Fiat'ýn izniyle ihracât yapabiliyor. Peki Güney Kore sokaklarýnda hiç Serçe. Salih Kaya Saðýn'a kulak verelim: 'Bizim görevimiz teknik bir sorunu çözmekti. Bugün "kendi" otomobil sanayii olan Türkiye'nin sokaklarýnda Güney Kore arabalarý. dünyanýn her ülkesinden ihracat teklifleri gelmeye baþladý. Ortadoðu. Buralarda dolaþmayýn' þeklinde bir uyarý aldý. büyük rol oynadý. Þili ve Arjantin gibi ülkelerden otomobil satýn almak için teklifler yaðýyor. Doðan türü "kuþlar"ýn uçtuðunu gören var mý? Acaba Þili ve Arjantin pazarýna Kia ya da Hyundai ihraç etmek isteyen Güney Kore firmalarýna "Buralarda dolaþmayýn bakayým'' diyen. Çözdük.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Toyota. Kuzey Afrika. ancak TOFAÞ. piyasada "ege- 114 . daha doðrusu diyebilen oldu mu? Nedir þu anda Türk otomotiv sanayiinin teknik düzeyi? 1965'te özel sektörce üretilen ilk otomobilden (Anadol) bu yana. Ford ve Opel gibi dünya devlerine karþý büyük baþarý saðladý. Acaba Fiat (ya da Ford ya da Opel ya da Renault filan) kime ve hangi koþullarda "Buralarda dolaþmayýn bakayým" diye buyurabilir? Kore'de uçan kuþ gördünüz mü? Bir üst paragraftaki sorunun yanýtýný en iyisi Devrim'i yaratanlar versin. Ýhracatý zorlamak için. Fiat'ý ihracat için ikna ettiklerini belirten TOFAÞ yetkilileri. Devrim'den sonra Türk mühendislerinin tasarým olarak otomobil üretimine etkin bir katkýsý olmadý. (Ancak) Þili ve Arjantin'den gelen teklifi Fiat'a ileten TOFAÞ. Kartal. TOFAÞ'a Çin pazarýnýn kapýlarýnýn açýlmasýnda ucuz fiyatlar. Ýlkin. Makedonya. Kia'lar cirit atýyor. Bugün Türkiye'nin otomotiv sanayinin de içine düþtüðü kýsýr döngünün kilidi de buradadýr zaten. cazip fiyatlarla pazara çýkan TOFAÞ'a. Mazda.

Ford'un. Vehbi Koç'la birlikte. kalýplar için milyonlar (Dolar tabii) harcanmýþ. Modeller Avrupa ve ABD pazarlarýna epey önce çýkarýlmýþ. Kepenkleri indirdi ve KDV'den pay dilenmeye baþladý. Toyota'nýn Corolla'sý. Peki sonra ne olmuþ bu modeller ? Öyle ya üretimleri için onca yatýrým yapýlmýþ. Biraz kendine gelir gibi oldu. Hepsi bu. Cortina ile Taunus ayný tür otomobil olduðundan…" Modasý geçen otomobil ucuzdur Anlaþýlacaðý gibi Taunus ile Cortina ayný otomobil. Fiat'ýn Tempra'sý.ince ve masraflý düzenlemelere gidilmiþ. pazar doyuncaya kadar üretilmiþler. preslerde onlara uygun. yerli üretime hazýrlanan Toyoto'yý. Payý aldý. Yok eðer model tutmadýysa fazla diretilmeyip pazardan çekilmiþler. tezgahlarda. Ama mahalle kahvelerinin sade suya tirit soh- 115 . Renault'un Renault 9 ve Renault 11 serisi gibi. Hemen hepsi 1960'larýn motor teknolojisi ile donanmýþ arabalar. ABD'de Cortina olarak satýlan araba. Frankfurt yakýnlarýnda daðlýk bir bölgenin adýdýr). Bunlara Ford kaynaklý Taunus'u. Almanya'da. Böylesi stratejilerin sonucudur ki 5 Nisan 1994'teki Ekonomik Önlemler Paketi'nin ardýndan da Türk otomotiv sanayii bunalýma girdi. Ýþte bu safkan iþ adamýnýn anýlarýndan þu paragrafý birlikte okuyalým: "…Ben Ford'un 1982 yýlýnda imalattan kaldýrmayý planladýðý Cortina marka (modeli demek istiyor) otomobilin kalýplarýný ucuz bir fiyata alarak. Taunus'un. 1984-1985 yýllarýnda böyle bir projeyi gerçekleþtirme yolunun ciddiyetle araþtýrýlmasý gerektiði kanýsýndaydým. Artýk ABD ve Avrupa piyasalarýndan çekildiði için kalýplarý ucuza gelecek bir otomobil. Sonra ne olmuþ ya piyasa doyduðu için ya da piyasa tutmadýðý için üretimden çekilmiþ modellere? Bernard Nahum. Türk otomotiv sanayiinin özel sektördeki "babasý" sayýlýr. Avrupa pazarýnda Taunus adýyla satýþa sunuldu. Fiat'ýn bizde kuþ adlarýyla anýlan 131 modelleri. Doðrudur da. ayrýca Opel'i katýn. Taunus otomobili Türkiye yollarýnda "En iyi yerli" sloganýyla iþte böyle bir "mali strateji" sonucu koþmaya baþladý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I men" olarak iki marka var: Fiat ve Renault. pazarlama teknikleri gereði olsa gerek. (Taunus. Reanault'nun Renault 12 serisi gibi.

kendi koþullarýna uygun otomobil geliþtiremedi. ya da zaten piyasalarda tutmadýðý için üretimden kaldýrdýðý modellerle mi? Bunlarý alacak enayileri.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I betlerinde dahi. Benzin alanýnda büyük kayýplar var. benzin tüketimiyle uðraþmýþtý. Fiyat. Sürekli deðiþiklik. kalite ve özgünlük arýyor. Bugün Türkiye'de az benzin yakan. bu "kendine geliþ"in geçiciliði konuþuluyor. Aradýðýný bulamayýnca kolayca burun kývýrýyor. O zaman da Torino'daki (Fiat). Mola 116 . Fabrikalar daima montaja dayalý büyük arabaya gitti. Ama hangi modellerle? Eloðlunun ya sonuna kadar pazarlayýp piyasalarý doyurduðu. ana üretici firmalara býrakýldýðý için daha fazla kar getiren büyük arabalar yeðleniyor. ister istemez ihracatta. Devrim'in bir baþka üreticisi.” Türkiye'ye özgü otomobil yapýlmadý Ama Türkiye bunu yapacak halde deðil. Osaka'daki (Toyota). Türkiye özgün modeller üretemedi ve dünya otomobil pazarýndan pay kapamadý. hepsi çekik gözlü Çin kýzlarý gibi oldular. kalitesi yüksek ve tasarýmý özgün araç üretmektir. Otomobil imalatý budur. yürüyen Türk tipi otomobili araþtýrdýk. Günlerdir otomobil markalarýyla. Þecaattin Sevgen konuþuyor: 'Biz çalýþan. Ortaya özgün bir ürün koyduk. yani hiç bir zaman. Benim en büyük hüsraným. Türkiye o gün bugündür. Ama ondan sonra ne olacaðý hiç düþünülmemiþti. Otomobil deyince bugün herkes deðiþiklik arýyor. "Motoru þuraya yada buraya koyalým" dan öteye gitmedi teknik yaratýcýlýk. Dünya piyasasý otomotiv devlerinin dað gibi yýðýlmýþ stoklarýný alýrken iyiden iyiye þýmarýk davranabiliyor. Ama karar.Türkiye'nin kendi öz kaynaklarýný harekete geçirerek kendi koþullarýna uygun. "Çekin ayaðýnýzý bu pazarlardan bakayým" deyince ne olacak? Otomobil ihraç etmenin tek yolu fiyatý ucuz. baðýmsýz bir otomobil üretememesidir… --------------------------------------------------------------Gazeteci daktilosunun baþýndan kalktý. kim. Detroit'teki (Ford). Türk otomotiv sanayiinin geleceði. Rüsselsheim'deki (Opel) patronlar. nerede bulacak ? Bulunsa bile bu ancak fiyat dampingleri ile olanaklý. Dünyanýn en beðenilen arabalarýna bakýn. küçük arabaya ihtiyaç var. Türkiye pazarý týkanma noktasýna doðru hýzla ilerliyor. geliþtirme ve özgünlük. motor türleriyle. Çünkü bu alanla ilgili insan gücü yetiþtiremedi.

bozkýrýn göbeðinde. anýmsatmak istemiþlerdi. marþýna basýnca gürleyiveren Devrim'i anýmsadý. Eskiþehir Cer Atölyesi'nin bir hangarýnda bekleyen. Türkiye'ye onur kazandýran.. bir meydan okumanýn öyküsünü anlatmayý denemiþlerdi. ayrýlmadan önce tezgahlarýný temizleyip öpen) iþçilerini. volta atarcasýna dolandý. Avrupa'da. Dudaklarýnda. Gazeteci Cumhuriyet'in görmüþ geçirmiþ bahçesinde. gerilik çemberini kýrmak için silkinmesini bilmiþ bir halkýn özgüvenini anlatan bir marþ….Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I verdi.diye baþlayan. Kimiyle yüz yüze konuþmuþtu. Kendine iç pazardan baþka piyasa bulamadýðý için bir ekonomik bunalýmda kepenkleri indiriveren otomobil fabrikalarýnýn iþten çýkarýlýp köylerine yollanan ( Ah evet. Gazetenin bahçesinde turlamaya baþladý. Devrim orada. genç gazeteci arkadaþlarý konuþmuþtu. Sonra orada. Eskiþehir'de 33 yýldýr direniyor. Hep birlikte 1994 yýlý Türkiye'sine Devrim'i anlatmak. Devrim sözcüðünü duyar duymaz canlanýveriyorlar. Kimileriyle. yoksulluk. 117 . ustalarýný düþündü. Devrim'i yaratan 23 delikanlýdan hayatta kalanlar.. Kimine telefonla ulaþabilmiþti. nedense bir marþ: Çýktýk açýk alýnla / On yýlda her savaþtan. ABD'de modasý çoktan geçmiþ ama Ýstanbul sokaklarýnda hala koþan "yerli" arabalarda kurþunsuz benzin kullanýlamadýðý için atýk borularýndan (egzoz) fýþkýran zehirli gazlarla aþýrý kirlenen kentin havasýný soludu. ama sürücüsünü bulunca canlanýveren.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 118 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I TÜRKÝYE'NÝN YAÞADIÐI HIZLI KENTLEÞMENÝN ÖYKÜSÜNÜ KURMANIN SEÇENEKLERÝNDEN BÝRÝ Ýlhan Tekeli .

Yaþanan bu dönüþümün baþarýlý olabilmesi için. Oysa Türkiye kapital birikimi bakýmýndan.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Eðer insanlýðýn yaþamýnda binlerce yýl önce yaþanan neolitik devrim bir yana býrakýlýrsa. Genellikle yapýldýðý üzere. önemli sorunlar yaratmýþtýr. dolayýsýyla kentleþmeyi ilk kez yaþamýþ Avrupa ülkelerine göre. günümüze kadar geçen elli beþ yýlda büyük ölçüde kentleþmesini tamamladýðý düþünülebilir. Önümüzdeki on yýl içinde bu sürecin sonuna daha çok yaklaþýlmýþ olunacaktýr. Örneðin Türkiye'de bu dönüþüm sýrasýnda Avrupa'daki kadar yüksek toplumsal gerilimler yaþanmamýþtýr. Kentleþme sözcüðünü çok kullanmamýza karþýn. denilebilir ki bir toplumun yaþamýnda görebileceði en köklü dönüþüm sanayi devrimi sonrasýnda yaþadýðý kentleþmedir. Kuþkusuz bu dönüþüm öyküsünü tanýmak. Böyle hýzla ve az kaynakla yaþanan bu dönüþüm. Ülkenin 120 . bu dönüþümü yaþayan ülkelerin sanayilerini hýzla büyütmeleri ve kentlerinin yapýlaþmasýný yaþam kalitesini artýracak biçimde gerçekleþtirmeleri gerekmektedir. II. hem de kentlerin yapýlaþmasýnýn saðlanmasý hýzlý bir kapital birikimini gerektirmektedir. ama bu dönüþümün Türkiye'de yaþanan biçiminin. Türkiye bu dönüþümü. Gerçi Cumhuriyet ilan edilirken Ankara'nýn Baþkent seçilmesi üzerine Ankara nüfusu yýlda yüzde 6'lýk bir hýzla büyümüþtü. bu sorunun ne zaman farkýna vardýðý ve bu konudaki kavrayýþýný o Türkiye'nin yaþadýðý zamanki donanýmýnýn nasýl belirlediði üzerinde durarak baþlayalým. Avrupa deneyimine göre üstün olduðu yönler olduðu da söylenebilir. çok partili bir siyasal yaþama girmeye çalýþan Türkiye hýzlý bir kentleþme beklentisi içinde deðildir. bu öykü üzerinde düþünmek Türkiye'nin bugünkü durumunu anlamak bakýmýndan çok önemlidir. Türkiye'nin bu dönüþümü 1948 yýlýndan itibaren yaþamaya baþladýðý kabul edilirse. beklenebileceði gibi. Bu öyküyü anlatmaya. anlatý seçeneklerini geliþtirdiðimizi söylemek zordur. Dünya'da sanayi devrimini gerçekleþtirmiþ. bu deneyimi ilk kez yaþayan ülkelere göre çok dezavantajlý konumdadýr. bizim yaþadýðýmýz kentleþme öyküsünü kurmak konusuna yeterince düþündüðümüzü. Hem sanayiin geliþmesi. Cumhuriyet bir tek kentteki bu hýzlý büyümenin sorunlarýyla baþa çýkmakta önemli sorunlarla karþýlaþmýþtý. iki misli hýzlý olarak yaþamýþtýr. Dünya Savaþý’ndan çýkmýþ.

Zonguldak kömür madenlerinde ve Karabük Demir ve Çelik iþletmelerinde görüldüðü biçimde. Cumhuriyetin bu ilk yýllarýnda kent planlamasýnýn artýk bir harita mühendisliði pratiði olarak görülmesi terk edilmiþ. Yani hýzlý kentleþme süreci iþlemeye baþladýðýnda Türkiye bir kentin büyümesinin ve kentte yapýlan bir yapýnýn hangi koþullarda meþru kabul edildiði konusunda koyu bir modernist meþruiyet çerçevesi oluþturmuþ bulunuyordu.Dünya Savaþý öncesindeki temel politikasý nüfusun kýrda tutulmasý ve kentleþmenin önlenmesi yönündeydi. Bu nedenle en açýk örnekleri. Zaten Türkiye'nin II. Belediyelere plan yapmalarýna yardýmcý olacak merkezi planlama ofisleri kurulmuþtu. Gerçi Cumhuriyet daha ilk yýllarýnda kent planlamasý konusunda önemli adýmlar atmýþtý. Bu durumda Türkiye hýzlý kentleþme olgusuyla karþýlaþtýðýnda Türkiye’nin aydýnlarý bu olguyla iliþki kurmak konusunda hazýrlýksýzdý. bu olgunun kaçýnýlmaz bir zorunluluk olduðunun bilincinde olmadan ve düþünce olarak ona karþý bir vaziyet içindeyken karþýlaþmýþlardýr. Kentlerin dokusunu çok ayrýntýlý bir biçimde adeta bir yönetmelik düzeyinde belirleyen bir yapý ve yollar kanunu benimsenmiþti. Hýzla sanayileþmeyen bir ülkede bu hýzdaki bir kentleþmenin olabileceðini de o zamana kadar yaþanan dünya deneyimi de göstermiyordu. Cumhuriyetin Ankara'yý Baþkent olarak ilaný ve köktenci bir modernite projesini uygulamadaki kararlýlýðý kent planlamasýna siyasal gündemde önemli bir yer kazandýrmýþtý. yaþanacak hýzlý kentleþme olgusuyla. Kentlerde bina yapabilme yetkileri sadece mimar ve mühendislere inhisar edilmiþti. köyde yaþayan iþçi kategorileri yaratýlmaya çalýþýlmýþtý. Kent planlamasýnda uzmanlaþmýþ bir mimarlar grubu yetiþmiþti. kent planlamasý mimarlýk hünerleri arasýnda görülmeye baþlamýþtý. Çýkartýlan Belediyeler ve Umumi Hýfssýsýhha Kanunlarýyla kent planlamasý yapýlmasý zorunlu hale getirilmiþti. Yani Türkiye'nin yöneticileri ve elitleri.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I tüm kentlerinin bu hýzla büyümesini hiç beklemiyordu. Hatta bu kadronun bir kýsmý uluslararasý yarýþmalarý kazanacak düzeyde yetiþmiþlerdi. 121 . Türkiye çalýþan nüfusun iþçileþmesini ve kentleþmesini tehlikeli buluyor ve sosyal rahatsýzlýklarýn kaynaðý olarak görüyordu. Ýlgili üniversitelerin programlarýna þehircilik dersleri konmuþtu.

Kentlerin etrafýnda gecekondu kuþaklarý doðdu. gecekondularý inþaa etmeye baþladýlar. Ama bu modernitenin meþruiyetinin sýký kalýplarýna sýðmýyordu. oturma ruhsatý almasý ve daha sonra orada yaþamaya baþlamasý. Kente yeni gelenler. kurumsallaþtýrýlmýþ bulunan modernitenin meþruiyet kalýplarýnýn kentlere meþru olarak yerleþme olanaðý býrakmadýðý hemen farkedilir. O da devletin bu kente gelenlere sosyal konutlar saðlamasýdýr. Kazançlarýyla meþruiyet kalýplarýna uygun olarak inþa edilmiþ düzgün bir evi kiralama olanaklarý yoktu. Köyden koparak kente gelenler kendi çözümlerini yaratmýþlardý.. Bir þekilde para saðlamýþ olsalar bile modernitenin ondan beklediði þekilde bir arsa alýp. Kýrdan koparak kentlere gelen gruplarýn kapasiteleri göz önüne alýndýðýnda. Bunun bir ayaðý bu kitlelerin kentlere gelmesinin engellenmesini istemek biçiminde ortaya çýkmýþtýr. Modernitenin meþruiyet kalýplarýyla koþullanmýþ zihinler hemen iki ayaklý çözümler geliþtirmiþlerdir. kentte kendilerine yer bulmayý baþardýlar. köyden koparak kente yeni gelenlerin gerçekleþtirebileceði bir þey deðildir. Ýkinci ayaðý ise yasalara uygun olarak yapýlmamýþ bu binalarýn yýkýlmasýný istemek ve bunun için de yýkýma iliþkin mevzuatýn çalýþmasýnýn hýz122 . kendi koþullarýna uygun bir þekilde. Devletin bu seçeneði gerçekleþtirecek bir kaynaðý yoktur. Kýsacasý. yapý ruhsatý aldýktan sonra.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Cumhuriyetin ilk yýllarýnda kentsel planlama konusunda oluþturduðu bu kapasiteler ve zihniyet çerçeveleriyle karþýlaþýlan hýzlý kentleþme olgusunun niteliði arasýnda büyük bir tutarsýzlýk bulunuyordu. Yeni gelenlerin modernitenin meþruiyet kalýplarý içinde kente yerleþtirilmesinin bir üçüncü seçeneði vardýr. Bu da pratikte olanaksýzdýr. modernitenin meþruiyet kalýplarý kente yeni gelen kitlelere bir çözüm saðlamaya uygun deðildi. Bu durumda kente gelenler kendi baþlarýnýn çaresine baktýlar. O gelir seviyesinde düzenin meþru gördüðü bir þekilde konut yaptýrmalarý olanaðý da yoktu. bir plan yaptýrýp. Þimdi toplumun aydýn kesimleri özellikle de mimar ve mühendis camialarý modernite karþýsýnda spontan olarak geliþen bu çözüm karþýsýnda nasýl bir tavýr takýnacaklarý sorunuyla karþýlaþtýlar. binasýný kurallara uygun olarak inþa ettikten sonra. Kentlere gelen bu gruplar çok düþük gelirliydi.

Ama modernitenin meþruiyet çerçevesinin tuzu kuru olanlarda yarattýðý haklýlýk etkisi. Oysa Þükrü Kaya bu barakalarý hemen yýkmayacaðýný çünkü eðer bunlarý yýkarsa soðuk Ankara gecelerinde “Kim dondu” kaygýsý içinde rahatça uyuyamayacaðýný biliyordu. Modernitenin kalýplarý içinde bu tür çözüm arayanlar genellikle toplumun tuzu kuru denilen kesimi olmuþtur. II. Kendilerini yeni gelenlerin yerine koyarak empatik anlayýþ içinde çözüm geliþtirme sorumluluðunu duymamýþlardýr. Temel beklenti bu barakalarýn hemen yýkýlmasýydý. Türkiye'de ilk gecekondular bu yýllarda Ankara'da yapýlýyordu. Modernitenin meþruiyet çerçevesi onlarýn baþkalarý hakkýnda acýmasýz yargýlarda bulunmasýný kolaylaþtýrmýþtýr.Kessler olmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I landýrýlmasýný saðlayacak düzenlemelere gidilmesini talep etmek olmuþtur. bunlarýn yerine kente yeni gelen bu kitlelerin kapasiteleriyle tutarlý yeni meþruiyet kalýplarý önermek gelmemiþtir. Dönemin gazeteleri bu tür yazýlarla doludur. Bu örnek II.Dünya Savaþý sonrasýndaki gecekondulaþma sýrasýnda uygulanmayan yýkým kararlarýnýn tek gerekçesinin popülizm olmadýðýný bize göstermesi bakýmýndan önemlidir. Bunlarýn baþýnda da modernitenin yýkma çözümlerini uygulamasý gereken yöneticiler gelmektedir. Ama toplumda herkesin tuzu kuru deðildir. Bu örnek çok aydýnlatýcýdýr. Þükrü Kaya tek parti rejiminin güçlü Ýçiþleri Bakaný’dýr. Modernitenin temsilcisinden beklenilen buydu. Yöneticilerin bu konudaki ruh halini gösteren en ilginç konuþmalardan biri 1930'lu yýllarda TBMM'de geçmiþtir. Ama henüz toplumda gecekondu ismi ortaya çýkmamýþtý. 1933 Üniversite Reformundan sonra Nazi Almanya'sýndan kaçarak Ýstanbul Üniversitesi Sosyal Siyaset Kürsüsüne profesör olarak gelen G. Dünya Savaþý sonrasýndaki çok parti döneminin yöneticilerinin kararlarýndan farklý olarak onun karar verirken bir popülizm yaptýðý kuþkusunu duyamayýz. Gecekondu olgusuna (ilk kez) sahip çýkan bir Türk düþünürü ya da plancýsý olmamýþtýr. Sayýlarý artýnca bu konuda TBMM'de dönemin güçlü Ýçiþleri Bakaný Þükrü Kaya'dan açýklama yapmasý istenildi. Almanya'da çok baþarýlý 123 . sorumluluk yerinde olanlarý ikna etmekte yeterli olamamaktadýr. onlara o zaman barakalar denilip geçiliyordu. Hemen hemen hiç kimsenin aklýna modernitenin meþruiyet kalýplarýný sorgulamak.

Yapýlmasý gerekenin onlarý cezalandýrmak deðil. onlara yardýmcý olarak daha yeterli konut sahibi olmalarýnýn kolaylaþtýrýlmasýný savunmaktadýr. çözümü küçük konutlar üretmede. öte yandan onlarýn gecekondu yapmalarýna belli ölçüde de olsa fiilen yardýmcý olmuþlardýr. Onlar bu olguyu gerçekleþtirmiþlerdir. Ýkinci Dünya Savaþý sonrasýnda Türkiye'nin içine girdiði çok partili siyasal rejimin halkýn istekleri karþýsýnda artan duyarlýlýðýnýn da katkýsý olmuþtur. Tabii iþ gücünden esas yararlananlar kente gelen bu büyük sayýdaki yeni göçmenin sanayi ve inþaat giriþimcileri olmaktadýr. Ýkinci önemli aktör ise bu geliþme karþýsýnda göz yuman siyasal yöneticiler olmuþtur. bu konularda yeterli kaynak ve insan gücü seferber edebilseydi bu yolla 124 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I konut kooperatiflerinin geliþmesinde önemli rol oynamýþ sosyal demokrat eðilimli bir bilim adamý olan Kessler gecekondulara ve gecekonduculara sahip çýkmýþtýr. Bu konuda onlardan çözüm üretmeleri istendiðinde. mühendisler ve planlama pratiði içinde yer alan meslek camiasý içindekiler olmuþtur denilebilir. þehir meclislerine seçilmeleri ve kentlerin onlarýn giriþimci potansiyelinden yararlanýlmasýný önermektedir. Kessler devletin çözemediði sorunlarý kendi giriþimleriyle çözen gecekonduculara çok anlayýþlý olarak ve sempatiyle yaklaþmaktadýr. Ama onlarýn savunusunu açýkça yüklenmemiþlerdir. Onlar gecekondularýn savunma söyleminin geliþtirilmesinde doðrudan katkýsý olmasa da bu kesimlerin iþgücünden yararlanarak. kentleþme için kabul ettiði meþruiyet kalýplarý. Hýzlý kentleþme karþýsýnda Türkiye'nin kaynaklarýnýn sýnýrlýlýðý. Kuþkusuz Türkiye. önceden planlanmýþ gecekondu önleme bölgeleri oluþturmakta bulmuþlardýr. Bu giriþimci gecekonducularýn belediye seçimlerinde. bu geri döndürülemez olgunun kendisine emrivakilerle yol bulmak zorunda kalmasý sonucunu doðurmuþtur. Bu emrivakilerin gerçekleþtirilmesinde deðiþik aktörler deðiþik roller üstlenmiþtir. Onlarýn içinde kimileri farklý düþünse de meslek camiasýnýn tutumu katý modernist meþruiyet çizgisini savunmak olmuþtur denilebilir. bir yandan onlarýn kentte kalmasýný kolaylaþtýrýrken. Bu göz yummada daha önce üzerinde durduðumuz insani kaygýlar etkili olduðu kadar. Kuþkusuz baþ aktör zaruret içindeki kente yeni gelenlerdir. küçük parsellerde. Modernitenin meþruiyet kalýplarý üzerinde en çok direnenler mimarlar.

o kurumun rejim bakýmýndan önemine göre. Özel mülkiyet kurumunda hiçbir zayýflama olmamýþ ama kamunun toprak mülkiyeti büyük ölçüde iþgallere açýk hale gelmiþtir. Bu süre içinde modernitenin kalýplarýna baðlý olmadan yaþam koþullarý iyileþtirilebilecekti. Bu direniþ farklýlýðý kendisini en açýk biçimde çýkartýlan gecekondu aflarýnda ortaya koymuþtur. Bu çizgi içindeki alanlara belli bir süre için af getiriliyordu. Ýmar aflarýnýn karþýlaþtýðý en önemli direnç mülkiyet kurumundan gelmiþtir. Hýzlý kentleþmenin kentsel yaþama ve kentin büyüme biçimine etkisi. Belediyeler imar planý olmayan alanlara yol ve alt yapý götürebilmiþlerdir. Kurumsal yapýnýn emrivakilerin zorlamasý karþýsýnda en çok zedelenen kesimi daha çok yönetmeliklerin iç tutarlýðýnda ortaya çýkmýþtýr. çok farklý düzeylerde olmuþtur. Modernitenin meþruiyet kalýplarý içinde bu yolla açýlan delik çok küçüktü. Nüfuslarý hýzla 125 . elektrik baðlama olanaðý yaratýlmýþtýr. sadece kentlerin etrafýnda oluþan gecekondu kuþaklarý halinde çýkmamýþtýr. Nitekim savaþtan büyük yýkýmlarla çýkmýþ Avrupa'daki kentlerde konut sorunlarýnýn çözümünde benzer yollar izleniyor. Yani bu yasayla modernitenin kalýplarý dýþýna çýkmak mekanla ve zamanla sýnýrlanýyordu. Belediye sýnýrlarý dýþýnda yapýlaþma büyük ölçüde köy mevzuatýna baðlý býrakýlmýþtýr. Bir toplumun yaþayabileceði bu en büyük dönüþüm olgusunun gerisinde bulunan büyük itici gücün yarattýðý emrivakilere karþý. Türkiye'nin kurumsal yapýsýnýn direniþi. Bunlardan biri dolmuþlar iken. Yasanýn adý Bina Yapýmýný Teþvik’ti. Ankara için özel olarak çýkarýlan bu yasada gecekondu alanlarý yasaya ekli bir haritada mavi çizgilerle sýnýrlanmýþtý. ikincisi yapsatçýlýk olmuþtur. Kentin modernitenin meþruiyeti çerçevesinde kalan kýsýmlarýnda da emrivakiler halinde geliþen çözümler modernitenin çözüm önerileri yanýsýra kendilerine yer bulabilmiþlerdir. Örneðin oturma izni alýnmamýþ yapýlara su. bunlar da Türkiye'deki meslek camiasýnýn bu yoldaki düþüncelerine katkýda bulunuyordu. Burada modernitenin meþruiyet kurallarý geçerli deðildir. Bu afta “gecekondu” sözcüðü geçmiyordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I da çözümler bulabilirdi. Bu direnç de mülkiyet türleri arasýnda önemli farklýklar göstermiþtir. Ýlk gecekondu affý 1948 yýlýnda çýktý.

Hýzlý kentleþme karþýsýnda geliþen bir baþka spontan çözüm yapsatçýlýk sürecinin geliþmesi olmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I büyüyen büyükþehirlerde yaþanan tek sorun konut sýkýntýsý deðildir. Ýkinci Dünya Savaþý öncesinde geliþen imara ve yapý yapmaya iliþkin mevzuatta tek bir parselde. tek bir yapý yapýlmasý öngörülüyordu. Böyle bir yatýrýmý gerçekleþtirememektedirler. Nüfuslarý hýzla artan kentlerde imarlý arsalarýn deðerleri de hýzla artýyordu. Bu katlarýn önemli bir kýsmýný arsa sahibine býrakýyor. Ama yine de modernitenin meþruiyet kalýplarý 126 . Kent içi ulaþýmýn saðlanmasýnda da ciddi sorunlar yaþanmaya baþlamýþtýr. Bu durumda orta sýnýflarýn bir konut sahibi haline gelebilmesi için arsa parasýný aralarýnda bölüþmesine olanak verecek çözümler gerekiyordu. Tabii bunda baþlangýçta daha çok kentin modern kesimlerinin yararlandýðý bir çözüm olmasý da kolaylaþtýrýcý bir etki yaratmýþtýr denilebilir. Bu konuya belediyeler büyük miktarda kapital ayýramayýnca. diðer kesimini inþaat sýrasýnda satýyor. Yapsatçý bu arsada artmýþ olan imar haklarýndan yararlanarak çok katlý çok konutlu binalar yapýyordu. yapý ve oturma ruhsatlarý alýnýyordu. yapý için gerekli kapitali saðlýyor ve giriþimini tamamlýyordu. Bu durumda toplumda orta sýnýflarýn bir parsel alýp onun üstünde bir konut yaptýrma olanaklarý kalmamýþtý. Bu çözüm daha sonra toplumda yapsatçý adý verilecek bir küçük giriþimci formunun geliþmesiyle saðlandý. Bu yenilikçi çözümün var olan meþruiyet kalýplarýyla uzlaþtýrýlmasý gecekondulara göre çok daha kolay olmuþtur. Bu yeni geliþen süreç ilk bakýþta modernitenin kalýplarý içinde bir iþleyiþe sahipti. bu da dolmuþlarýn geliþmesi halinde ortaya çýkmýþtýr. sistemin meþru kabul ettiði bir araçtýr. Yapsatçý genellikle kent merkezinde bir arsa sahibi ya da arsasý geniþ bir eski ev sahibi buluyordu. Modernitenin bu konudaki akýlcý çözümü toplu ulaþým sistemlerinin sunduðu hizmetleri artýrýlmasýný gerektirmektedir. Yürürlükteki yasal sistemde bir parselin ve içindeki yapýnýn mülkiyetinin parçalanmasý olanaðý bulunmuyordu. Arsa spekülasyonu toplumda en çok yakýnýlan konulardan biri haline gelmiþti. Plan yapýlýyor. Bu durumda spontan bir çözüm olarak taksi-dolmuþlar geliþmiþtir. Onun yeni bir kullanma biçimi olan dolmuþlar hatlar halinde düzenlenerek sistem içine alýnmýþtýr. Küçük giriþimciler eliyle kent yenileniyordu. Taksi. Oysa belediyeler güçsüzdür. çözümün küçük giriþimci sermayesiyle üretilmesi zorunluluðu doðmuþ.

Avrupa ülkelerinin kentleþmesi sýrasýnda ise böyle ayrý bir sözcüðe genellikle gereksinme duyulmamýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I içine sýðmayan bir þeyler vardýr. Prestijli mimarlar bu süreçten büyük ölçüde uzak durmaya çalýþmaktadýr. Türkiye'de 127 . Bu ülkelerde kentleþme sözcüðü hep kentlileþmeyi de kapsayan bir anlam içerecek biçimde kullanýlmýþtýr. yaþanmakta olan bu olguyu kavramakta ve bununla ilgili politikalar üretmekte modernist imar anlayýþlarýnýn ve bunlara iliþkin deðer yargýlarýnýn yetersiz olduðunun da farkýna varmaya baþlamýþtýr. Bunun için noterlerde yapýlan anlaþmalarla bulunmak istenen çözümler daire sahiplerine güven vermemektedir. Mülkiyet bölünememektedir. Ayrýca bu süreç eskiden düþük yoðunluklu olan mahallelerin yüksek yoðunluklu olarak yeniden yapýlanmasýna neden olmaktadýr. Bu geliþme sonunda sözkonusu mahallelerde altyapýlar ve sosyal donatýlar yetersiz kalmakta. Yaþanmakta olan dönüþümün toplumsal boyutlarýnýn gündeme gelmesi ve bunun öneminin kavranmaya baþlamasý modernite karþýsýnda yeni bir meþruiyet çerçevesinin geliþmesini getirememiþtir. tarihsel dokular tahrip olmaktadýr. sorunlarýn çözümü için gecekondu alanlarýnda sosyal araþtýrmalar yapýlmaya baþlamýþtýr. Bu olup bitenler Türkiye'de Cumhuriyetin ilk dönemlerinde geliþen meslek çevrelerinin savunduðu düþük yoðunluklu kentlerden çok farklý bir kent yaratmaya baþlamýþtýr. mutlaka toplumsal araþtýrmaya ve çözümlemeye dayandýrýlmasý gerektiði anlaþýlmýþ. Bu süreç bu konuda hiçbir formel eðitimi olmayan çoðu Karadeniz kökenli küçük giriþimcilerce yürütülmeye baþlamýþtýr. Yapsatçýlýk meslek çevrelerinde küçümsenen bir iþtir. Kentleþmenin sorunlarýyla baþa çýkmak için Ýmar ve Ýskan Bakanlýðý kurulmuþ. Türkiye yaþamakta olduðu bu büyük dönüþüme pratikte spontan çözümlerle uyum yaparken. Bu farkýna varýþ için on yýl kadar bir süre gerekmiþtir. Bu dönemde Türkiye'de “kentleþme” sözcüðünün yanýsýra “kentlileþme” diye yeni bir sözcük geliþmiþtir. Tersine modernite söylemi bu geliþmeyi de kolayca denetim altýna alabilmiþtir. Bu deðiþik biçimlerde kendilerini göstermeye baþlamýþtýr. üniversitelerde baðýmsýz ilk þehir ve bölge planlama bölümleri açýlmaya baþlamýþtýr. Kentlerin planlamasýnýn salt mimarlýk hünerlerine dayandýrýlamayacaðý. oysa bu süreç mülkiyetin bölünmesini gerektirmektedir.

Böylece kalýcý bir ikili yapý algýlamasýnýn geliþmesinin kurumsal geliþmeye yansýmasýnýn en iyi örneði 1966 yýlýnda çýkartýlan 775 sayýlý gecekondu yasasý olmuþtur. Çok partili demokrasinin olanaklarýndan iki yönlü yararlanmaktadýr. Bir yandan kentte yaþamlarýný sürdürmekte. Böyle bir terimin geliþtirilmesinin modernitenin meþruiyet çerçevesini korumak bakýmýndan önemli sonuçlarý olmuþtur. Þimdi eski kentliler onlarý kavramsal olarak yarattýklarý sanal köylere hapsetmek istemektedirler. Kente gelen bu göçmenler artýk kentteki köylülerdir. Onlarýn kentte bulunurken özgün bir kültür yaratabileceðini kabul etmemekte ve belli bir gecikmeyle de olsa moderni temsil eden eski kentli kültürünü benimseyeceklerini beklemektedirler. Eski kentliler onlarýn kente gelmesini engelleyememiþ. Artýk modernist kültürü benimsemiþ eski kentliler onlarý kendi kafalarýnda çizdiði köyün sýnýrlarý içinde tutamamaktadýrlar. Kentte varlýðýný sürdürmesini kolaylaþtýracak dayanýþmayý saðlamak üzere hemþehrileri arasýnda iliþki aðlarýný kurmuþtur. Bu da modernitenin kültürel hegemonyasýna karþý bir baþkaldýrýnýn görmezden gelinmesini kolaylaþtýrmaktadýr. Bu yasada ilk kez gecekondu olgusu kabul edilmekte. Bu grup kentlere yerleþmiþtir. Bu yasada 128 . kente gelen köylüler kýsa bir sürede kültürel bir dönüþme geçirerek. Bu da kentlerin iki yapýlý olduðunu kabul etmek þeklinde geliþti. kentlileþme terimine de gereksinme duymuþlardýr. Kýrdan kopuþ ve kente geliþ sürmektedir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yaþanan kentleþme deneyimi sýrasýnda. kentli kültürle etkileþmektedir. bu kültürel dönüþümdeki gecikmeyi anlatabilmek için. öte yandan verdiði oyun saðladýðý pazarlýk gücünü iyi kullanarak gecekondu alanlarýnýn altyapý kalitesini belli ölçüde geliþtirebilmiþtir. Böyle bir kent içinde köylüler kavramlaþtýrmasý geliþtirilecek politikalara yol gösterememektedir. onlar kente gelmiþlerdir. Onlarýn kalýcýlýðý iki yönden kendisini göstermektedir. Kendi varlýðýný kabul ettirmiþtir. Artýk kentte varlýklarýnýn kalýcýlýðý anlaþýlmýþtýr. kentli deðerleri benimseyemediklerini kavrayýnca. Bir yandan siyasi partilerin kayýrmacý pratiklerini. Yaþanan bu olgu karþýsýnda yeni bir kavramlaþtýrmaya gerek duyulmaya baþlanmýþtýr. öte yandan kültürlerini tek yönlü olarak deðiþtirmemekte. Artýk kentlerin makro formlarý ikili yapý þeklinde betimlenmekte ve kentlerin iç farklýlaþmalarý bu ikili yapýyla açýklanýr hale gelmektedir. bu olgu izinsiz inþaat kavramýyla geçiþtirilmemektedir.

Gecekondularda kiracý olarak oldukça uzun süreler yaþadýktan sonra bir gecekondu sahibi olabilmektedir. Bu gayri resmi planlama mafya türü gücün zorlamasýyla büyük itirazlar olmadan uygulanmaktadýr. Artýk kente yeni gelen bir köylü kente geldiðinde ancak bir gecekondu kiracýsý olabilmektedir. Bu çok katlý hale geliþ deðiþik süreçlerin birlikte iþleyiþiyle ortaya çýkmýþtýr. Artýk gecekondular hazine topraklarý üzerinde deðil. Tabii ki böyle bir zor düzenin moderniteyi temsil eden devlet bürokrasisi içinde yandaþlarý olmadan varlýðýný sürdüreceði düþünülemez. modernin içine sýzarak onu da deðiþik bakýmdan tahrip eder hale gelmektedir. yarý mafya türü güç iliþkileri içinde gerçekleþtirilmektedir. Gecekondu yapýmý yarý piyasa iliþkileri. Bu süreçlerden biri gecekondu sahiplerinin para biriktirdikçe yeni katlar 129 . Gecekondularýn oldukça büyük oraný çok katlý hale gelmiþtir. mafya türü güç iliþkileri içinde parsellenmiþ. Bir yandan varolan gecekondu mahalleleri kentsel hizmetlerden yararlanmasýný sürekli artýrmakta. Öte yandan gecekondu yapýmý kente gelenlerin geldiklerinden kýsa bir süre sonra kendi emekleriyle gerçekleþtirebildikleri derme çatma bir konut olmaktan çýkmýþtýr. Ama bu iliþkiler gecekonduya meþruiyet saðlamasa bile ona güvence saðlayabilmektedir. Kente gelen bu yeni gruplarýn kentte varlýklarýný kabul ettirmesinden ve kentin fýrsatlarýndan yararlanmaya baþlamasýndan sonra gecekondu olgusunun nitelik deðiþtirmesi hýzlanmýþtýr. Bir anlamda modernitenin meþruiyeti dýþýnda ortaya çýkmýþ bir tür planlama içinde gerçekleþmektedir. Kente yeni gelenlerin modernite dýþýnda emrivakilerle kurduðu yeni düzen sadece modern dýþý alanda kalmamakta. saðlanan güvenceler gecekondularýn konutlarýný büyütmesine. hisseli mülkiyet statüsüne sahip. çok katlý hale getirmesine yapý kalitesini geliþtirmesine yol açmaktadýr. hiç bir hukuki geçerliliði olmayan ama üzerinde yapý yapma güvencesi þu ya da bu þekilde saðlanmýþ bir parsel üzerinde yapýlmaktadýr. 1970'li yýllarda iki yönlü bir geliþme gerçekleþmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gecekondu kavramý ilk kez kullanýlmakta ve daha düþük standartlý konutlarýn yapýlmasýný kolaylaþtýrýcý yollar bir ölçüde de olsa meþrulaþtýrýlmaktadýr. Artýk yapýlan gecekondularýn niteliði de çok deðiþmiþtir. Bu yeni iliþkiler gecekondularýn maliyetini artýrmýþtýr.

aynen gecekondu olgusunda olduðu gibi. Gecekondu konusuna toplumun bakýþýndaki önemli bir deðiþme 1984 yýlýnda çýkartýlan af yasasýnda ortaya çýktý. Ama ayný model bir ölçüde deðiþik tarikatlar tarafýndan uygulamaya konuldu. Özellikle yeni gecekondu alanlarý þiddet kullanan radikal gruplarýn himayesi altýna girdi. 1980 müdahalesi sonrasýnda gecekondu alanlarýnda bu parçalanma zaman içinde yok oldu. Buralarda artýk mafya gücü deðil bu gruplarýn gücü egemen olmaya baþladý. Bir diðeri ise kentin imarlý kesimi içinde bir arz süreci olarak spontan olarak geliþmiþ bulunan yapsatçýlýðýn çok katlý gecekondu mahallelerinin oluþmasýnda iþlemeye baþlamasý olmuþtur. gecekondu yapmalarýna olanak verilmesi karþýlýðýnda radikal ideolojilere sadakat talep ediliyordu. Bu yasa da gecekondu olgusunun modernist meþruiyet çerçevesiyle iliþkileri konusundaki ironik durumu sergilemesi açýsýndan çok ilginç hükümler taþýmaktadýr. baþlangýçta modern kesimin temsilcisi olan devlet medyasý tarafýndan dýþlanmasýna karþýn. 1970'li yýllarýn sonuna doðru gecekondu yapýmýnda yeniden bir nitelik deðiþmesi ortaya çýktý. Bu birikimlerini kentin modern kesimlerine deðil gecekondu bölgelerine gecekondu yaptýrarak yatýrmaya baþlamýþlardýr. Gecekondu alanlarýnda uzun yýllardýr yaþayanlarýn birikimleri olmaya baþlamýþtýr. Yatýrým olarak gecekondularda kiralýk konut arzý önemli bir paya sahip olmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I eklemesi yoludur. Piyasa mekanizmasýnýn saðladýðý demokratiklik içinde müzik alanýnda ilginç bir baþka spontan geliþme ortaya çýkmýþtýr. Gecekondulularýn kent mekanýna iyice yerleþmeleri karmaþýk bir ekonomik sektör niteliðini kazanmasý sadece yapý alanýnda kalmamaktadýr. Ýkili yapýsý oldukça kemikleþmiþ bu kente adeta iki ayrý konut pazarý oluþmuþ bulunmaktadýr. Bu yasa okunduðunda ilk bakýþta Türkiye'deki siyasi otoritenin bunca 130 . Artýk onlardan para deðil. Bu kesimin duygularýna tercüman olmak için geliþen arabesk müzik. Kente yeni gelenlerin kentte kýsa sürede gecekondu yapabilmeleri büyük ölçüde olanaksýz hale gelince. piyasa mekanizmasý içinde etkili olmuþ ve zaman içinde kendisi de bazý dönüþümler geçirerek meþruiyetini kabul ettirmiþtir. gecekondu yapýmý þiddet kullanabilen radikal siyasal gruplar tarafýndan örgütlenmeye baþladý.

1950'lerde modernist meþruiyet adýna gecekondularýn yýkýlarak temizlenmesini öngörenlerin çözümü kadar yüzeyseldi. Boðaz sýrtlarýndaki gecekondu bölgelerinde olduðu gibi eski gecekondu sahiplerin çok büyük kazançlar elde etmelerine neden olmuþtur. Ama bu temizleme iþlemini devletin deðil. Bu da gecekondu olgusunu iyi tanýmamaktan kaynaklanan bir baþka modernist çözümdü. bir anlamda devletin kendisinin halkýnýn konut hakkýný karþýlayamayýþý dolayýsýyla emrivaki olarak geliþmiþ bir duruma razý olmaktan çýkmasý ve gecekondulunun da kentte toprak spekülasyonu yapabilme hakkýnýn varlýðýnýn tanýnmasý haline gelmiþtir. Bu çözüm de gecekondularýn yýkýlýp temizlenmesini çözüm olarak gören anlayýþ üzerine kurulmuþtu. Bu amaçla gecekondu bölgeleri için imar ve ýslah planlarý hazýrlanýrken belediye baþkanlarý plancýlardan her gecekondu yerine verilecek imar haklarýnýn hesabýnda ikinci kuþak gecekondulunun konut sorununun çözülmesinin göz önünde tutulmasýný rica ettiler. Bunun ilginç yaný siyasal otoritenin gecekondululara geçmiþteki aflarda olduðu gibi sadece kentte yaþamlarýný sürdürmeleri için yapýlan. Bu spekülasyon hakkýný tanýmanýn üstü kapalý gerekçesini ise kentin her yanýnda modernitenin meþruiyet çerçevesini yürürlüðe koymak teþkil etmiþtir. Bu çözüm ancak büyük kentlerde prestijli konut alanlarýna yakýn gecekondu mahallerinde etkili olmuþ ve dönüþümlere yol açmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yaþanan maceraya karþýn kentlerin büyümesi konusunda modernist meþruiyet çerçevesi içinde çözüm bulunmaya çalýþýldýðý kanýsý uyanmaktadýr. Bu da toplum vicdanýný rahatsýz etmiþtir. Bunun gerçekleþebilmesi için de imar ve ýslah planlarýnda yüksek imar haklarý verilmesi isteniliyordu. piyasa mekanizmasý yoluyla yapsatçýlarýn gerçekleþtirmesi öngörülüyordu. Böyle bir anlayýþ içinde gecekondu sorununa yaklaþýnca devletin düzenine uygun olarak hareket etmiþ bir yurttaþýna göre 131 . Yani bu gecekondu yerine yapýlacak apartman için yapsatçýnýn gecekondu sahibine en az iki kat vermesine olanak saðlayacak kadar imar hakký verilmeliydi. Yasada gecekondu alanlarýnda imar ve ýslah planlarý yapýlmasý ve bu planlar yapýldýktan sonra piyasa süreçleri içinde gecekondularýn yýkýlarak yerine yapsatçýlýk yoluyla çok katlý apartmanlar yapýlmasý öngörülüyordu.

Gecekondu mahallerinin bir kýsmýnda yýkyap süreciyle yaþanan bu dönüþüm gecekondu kiracýlarýna gecekondu arzýný azaltýyor. Bu bölgelerdeki gecekondularýn sahiplerinin büyük kesimi af için gerekli harçlarý bile yatýrmadýlar. 1984 yýlýnda yürürlüðe giren bu aftan sonra geçen yirmi yýlda beklenen dönüþmenin piyasa mekanizmasý içinde gerçekleþmesi ancak belli alanlarda oldu. Bu yolla önemli dönüþüm projeleri gündeme geldi. ama Türkiye'de kent planlamasýnýn gündemine dönüþüm projeleri sorunsalýný getirdi. Türkiye'nin hýzlý kentleþme olgusuyla kendi zihniyet ve kapasiteleri çerçevesi içinde nasýl iliþki kurduðunun. modern kesimlerin imar mevzuatý dýþýndaki geliþmeleri ve kaçak yapýlarý için af getirmesiydi. Kentin modern kesimindekiler gecekondulularla girdiði iliþkilerde onlarýn dönüþmesini beklerken hayretle kendilerinin de dönüþtüðünün farkýna varýyorlardý. Bunun belki de 132 . kentin iyi yerlerinde gecekondu yapmýþ olanlarýn ikinci neslinin konut sorunu çözmeye çalýþýyordu. Diðer gecekondu bölgeleri için bu gerçekçi bir çözüm deðildi. onu denetleyerek nasýl baþa çýkmaya çalýþtýðýnýn öyküsünü anlatmanýn sonuna geldik. Ama bu çözüm bir kentin çok küçük bir kesimi için geçerli olabilecekti.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I devlet gecekondulu yurttaþýna daha çok hak tanýmýþ oluyordu. Bu son af yasasýnýn belki de en ironik yaný gecekondu bölgelerini modernitenin meþruiyet kalýplarý içine sokmak isterken. onlarýn yaþamýný daha da zorlaþtýrýyordu. Bu öykü önümüzdeki iki on yýlda da bir ölçüde devam edecek. Kýrk yýl boyunca sürekli çözümsüzlüklerin nedeni haline gelmiþ olan modernitenin meþruiyet kalýbý deðiþim projeleriyle kendisini yeniden üretmek yolunu buluyordu. imar konusundaki tutumlarý da ayný þekilde kentlerin diðer kesimlerini etkiliyordu. Öykünün buradaki kuruluþ biçimi üç konuya dikkatimizi çekiyor. Devlet gecekondu yapmak yerine modern kesimden bir kat almýþ bir ailenin cocuklarýnýn konut sorunu düþünmezken. Böyle yaparak modernitenin ulus devletinin yurttaþlarý arasýndaki eþitlik anlayýþýný da ihlal etmiþ oluyordu. Devlet nasýl spekülasyonda eþitlik saðlýyorsa kentin iki kesimi arasýnda imar mevzuatý dýþýna çýkmada da eþitlik saðlýyordu!! Gecekondu bölgelerinin zihniyeti arabesk müzikle nasýl kentin diðer kesimlerine taþýndýysa. Bu dönüþümde belediyeler giriþimci rolünü oynamaya baþladýlar.

Ýkinci önemli konu ise modernitenin meþruiyet çerçevelerinin bu kapasiteleri yönlendirmekte.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I en önde geleni toplumun hazýrlýðý en az. Bu karmaþýk geliþme öyküsü içinde modernitenin meþruiyet çerçevesine alternatif bir baþka meþruiyet çerçevesi geliþtirilemediði için de modernitenin meþruiyet çerçevesi önemli yaralar alsa da kendisini yeniden üretebilme olanaðýný hep bulmuþtur. 133 . Üçüncüsü ise popülizmin aðýr bastýðý çok partili demokrasi pratikleri modernitenin katý meþruiyet çerçevesinin yaratabileceði gerilimleri düþürmüþ ve çatýþmaya dönüþmesini engellemiþtir. onlarla iliþki kurmakta yetersiz kalmasý ve yaratýcý çözümlere büyük ölçüde kapalý kalmasýdýr. kapasitesi en düþük kesimlerinin zorunluluklar altýnda yaratýcý çözümler üretebilme ve uyum yapma kapasitesinin yüksekliðidir.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

134

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Celalettin Uzer’le Söyleþi*

* Bu söyleþi, TMMOB yayýn organlarýndan “TEKNOKRAT” dergisinin Aðustos 1986 sayýsýndan alýnmýþtýr.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Celaleddin Uzer
Kýsa Özgeçmiþ 1914 1941 1944-46 1952 1958 1959 1959-60 1961-63 1963-65 Van doðumlu Liverpool Üniversitesi Mimarlýk Fakültesi mezunu Gelibolu Kolordu Baþmühendisi Ýmar Ýskan Bakanlýðý, Fen Heyeti Reisi Ýmar Ýskan Bakanlýðý, Þehircilik Dairesi Baþkaný Mesken Genel Müdürü Tokyo, Wasseda Üniversitesi deprem mütehassýsý TBMM Bayýndýrlýk ve Ýmar Komisyonu Baþkaný Ýmar Ýskan Bakaný

1965'den beri serbest Mimar, þehir plancýlýðý yapýyor. Celaleddin Uzer, 1914'de Van'da doðmuþ. Van Valisi olan babasý Tahsin Uzer'in görevi dolayýsýyla, daha sonra Erzurum ve Suriye'de bulunmuþlar. "Ýlkokulda 9 aldýðým zaman hasta olurdum" diyen Uzer, orta tahsilini Robert Kolej'de yapmýþ ve birincilikle bitirmiþ. 136

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Aslýnda doktor olmak isterdim. Lise bitince 6 bin kiþinin katýldýðý bir sýnava girdim ve birincilikle kazanarak Amerika'ya gitmeye hak kazandým. Atatürk, "Senin yerine baþka bir fakir gitsin, ben senin paraný veririm" dedi ve beni Ýngiltere'ye gönderdi. Þehirciliðe olan ilgim orada baþladý. 1934'den 1942'ye kadar Ýngiltere'de kaldým. Üniversiteyi birincilikle bitirdim ve 'First Class Honors' aldým. Diploma töreninde beni Ýngiliz sandýlar ve Ýncil getirdiler. Rektör, Churcill'in kulaðýna bir þey fýsýldadý ve Kuran getirildi. Churcill, "Kahraman Türk dostlarýmýza ve bize yardýmcý olacak bu gence, iftiharla bu diplomayý veriyorum" dedi, diplomamý teslim etti. Üniversiteyi birincilikle bitirdikten sonra Türkiye'ye hemen gelemedim. Harp yýllarýydý, çýkýþ vizesi vermediler. Ýngiltere'de Abercrombie'nýn asistaný olarak çatýþtým. Þehirciliðe, onun yanýnda çýrak olarak baþladým. Londra'yý, Tokyo'yu ben çizdim ama imzayý onlar attýlar. Daha sonra Dünya Mesken Kongresi'nde Divan Baþkaný, Londra ve Liverpool Belediyelerinde sýðýnak mütehassýsý olarak çalýþtým. 'The Machinegun' derlerdi bana, çünkü en çok sýðýnaðý ben yaptým orada. Ve benim yaptýðým sýðýnaklar da en dayanýklýlarý oldu. Çünkü, bombardýmanda, uður mudur, nedir, tam isabet almadý. Orada biraz þanslýydým. Ýngiltere'de ayrý ayrý mimarlýk, mühendislik ve þehircilik okudum. Daha sonra Japonya'da deprem ihtisasý yaptým. Ali Çetinkaya'nýn isteði üzerine Türkiye'ye döndüðümde, çok deðiþmiþ buldum Türkiye'yi. Atatürk ölmüþ, annem, babam, amcalarým ölmüþ. Bunlardan haberim yoktu. Bambaþka bir Türkiye buldum. Bayýndýrlýk Bakanlýðý'nda Þehircilik Fen Heyeti'nde mecburi hizmete tabi oldum. O zaman bu memlekette þehircilik diye birþey yoktu. Heussler diye bir adam var, acayip meydanlar yapýyor, dairevi meydanlar kabul etmez, dar yol sistemi yapar, 9,5 m.lik yollar. Bunlar benim nazariyelerime uymuyordu, boyuna deðiþtirmeye baþladým. Halbuki ben fakir milletlerin geniþ yollar yapmasýna taraftarým. Çünkü fakir milletin yapboza tahammülü yoktur. Nitekim 1948'de Ankara'ya troleybüs geldiði zaman dönemedi. Dýþkapý'ya gitti oradan döndü. Ulus meydaný kifayetsizdi. Hiç unutmam bir gün Ulus meydanýnda troleybüs dönecek, ortada da bir saat var, artýk “Allah þoföre kolaylýk versin” derken, “Halka da selamet versin” diyorduk. Çünkü dönemiyordu. 137

her ikisi de iyi elemanlar yetiþtiriyor. þimdi 600 milyara yapamazlar bu iþi. Eskiþehir'deki 1 ve 2 numaralý kooperatifler hep benimdir. cins cins 3 ton kömür yolladým. Ankara'ya döndük. 138 . iþçi konutlarý yaptým. Bu zatýn vazifesi. Bu iþ kaldý. 1963-65 yýllarý arasýnda Ýmar Ýskan Bakaný iken. Altyapýsýný yaptýrdým. Sen buraya bir üniversite kurabilir misin? Mesela. Gecekondu davasýný ele aldým. deðiþtirdim. Fakat maalesef bu memlekette çalýþana karþý düþmanlýk var. teþkilatý kurdum. Didim'de Fethiye'de yaklaþýk 1000 tane bina yaptým. bir deprem uzmaný. Bizim 60 uzmanýmýz 6 aydýr bekliyorlar. Hem bize döviz saðlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Þehircilik Fen Heyeti Reisliði'nden sonra Mesken Genel Müdürü oldum. 200 milyona tasfiyehane kuracaktým. Tahlilleri yapýldý. Allah’ýn büyüklüðü.U. Arkadan partililere daðýtýldý. ne karýþýyorsun?" diye. "Orta Doðu Teknik Üniversitesi" diye bir üniversite kursak. Havadan tesbip ederek.ODTÜ'yü de Teknik Üniversite’yi de ben bugün dünya ayarýnda okullar olarak kabul ediyorum. Yanlýþ bir deprem talimatnamesi vardý. Aktepe'yi seçtim.Türkiye'deki þehircilik eðitimini olumlu buluyor musunuz? C. T. Bakanlar Kurulu'nda ilk defa projeksiyon gösterdim. bunlar çekip gidecek. Ýmar Ýskan Bakanlýðý'ný kurduk sonra. ODTÜ'nün kuruluþu baþlý baþýna bir olaydýr. O sýrada þöyle bir kafamý çevirdim ki. Eðer Ýsmet Ýnönü kabinesi 4 yýl kalsaydý. Bakan. hem de çevreye hizmet etmiþ oluruz. Daha Sosyal-Sigortalar yokken. bir de mimari büroya bir uzman temin etmek. Charles Abrahms diye Birleþmiþ Milletler Teknik Kurulu Baþkaný bir zat geldi." Charles Abrahms "Bunu yapmam için Baþbakan'ý görmem lazým. 5 bin bina yaptýk. Biz Abrahms'la bütün Anadolu'yu gezdik. "Gezdir" dedi. Ben o zaman Bakanlýk'ta Fen Heyeti Reisi'yim. Þark’ta Ermenilerden kalan alanlara köyleri yerleþtirdim. Bayýndýrlýk Bakanlýðý'na bir þehircilik uzmaný. "Sen Saðlýk Bakaný mýsýn? . O zaman bana kýzdýlar. Ankara’nýn havasýnýn temizlenmesi için Gribla þirketi ile anlaþtým. gecekondu davasýný halledecektim. Ýsmet Ýnönü'den izin alarak. Charles Abrahms'la Tunalý Hilmi'de yeni açýlan bir lokantaya gittik. daha bir tanesi bile görememiþ" dedi. Orada oturuyoruz. dedim ki Charles Abrahms'a. Bütün deprem bölgelerinde prefabrikasyona geçmek için. "Sen bize 3 uzman göndereceksin. bütün Arap diyarý buraya gelir.

Abrahms'tan bir telgraf. "Hayýr". dedi Charles Abrahms. sanki ben Halk Partili deðilmiþim gibi. karþýla". her þey tamam. birbiriyle toplanarak bir þehri oluþturur. Efendim. Türkiye'de Amerikan Üniversitesi kurulamazmýþ" diye karþý çýkýyorlar. böyle böyle bir teklifte bulundum. Teknik Üniversite ve Mülkiye benim aleyhimdeydi. "Vecdi Abi bir dakika gelir misin?" dedim. Hemen gittik. biz de takip ediyoruz. ver bana isimlerini. "Biz parlamenterlerle Amerika'ya gidiyoruz. Charles Abrahms'ý yolcu ettik.U. T. böyle bir üniversiteye ne lüzum varmýþ. Þehircilik öyle bir þey ki. Fatih Bey gözlüðünü deðiþtirdi. ben. gitti.. "Dean Perkins baþkanlýðýnda Pensylvania heyeti Türkiye'ye geliyor. þehircilik varmýþ. rapora baktý. milletvekilidir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Vecdi Diker oturuyor karþý masadan. Vecdi Diker'in ne dinamik adam olduðunu bildiðim için. 75 milyona indi. "Þimdi okuyun.Türkiye'de "þehirci" olmak nasýl bir þey? C. Osman Veriver'le beni bu iþte vazifeli kýldý. dedi. "Yahu senin neþen yok. Truman geldi. Caným sýkýldý. Geldi. biz kurmuþtuk Karayollarý'ný. yarýn size sunarým" dedi. Karþýladým. Geldi. Fatih Bey'e gittik. aþaðý yukarý 40-45 senedir Türkiye'de þehircilik yapýyorum. hemen telefonla Fatih Bey'i aradý. "Ýþler düzeldi. Bir süre sonra bir telgraf aldýk "300 milyon ayrýldý. "Çok güzel" dedi. Þehir 139 . ne oldu" dedi. Haftasýnda Charles Abrahms'tan bir telgraf. Nazým Berksan. adreslerini arayayým" dedi. "Efendim. Her konan taþ. “Çok güzel”. “Ne dersin” dedim." Arkasýndan bir telgraf daha." Burada ise Halk Partililer. Fatih Bey. "ben bunlarý sonra okuyayým. Milli Eðitim Bakanlýðý'nda bir toplantý yaptýk. O esnada Eisenhover düþtü. Charles Abrahms þaþýrdý. gitti. "Ýptal edildi.Sürekli olarak. Ertesi sabah Vecdi Diker ve Avni Yener geldiler. Fehmi Tokay. Anlattým. bir rapor hazýrladý. ama kuruluyor. Vecdi Diker. meyvesini geç veren aðaca benzer. biz bekleriz"." General Rally böyle bir üniversiteye lüzum yoktur diye beyanat vermiþ. "Tamam yarýn saat 9'a randevu aldým" dedi. baþladý okumaya. Ankara Palas'ta misafir ediyoruz onu. Ahmet Tokuþ vardý. Karayollarýnda beraber çalýþmýþtýk.

þehircilikle uðraþýyorum diye beni hakir görenler var. 140 . Ve þehirci prensiplere uymalý. halkla iliþki. 200 bin lirayý cebe atýcaðým. Ankara'da iþleyemez. içine hiç dikkat etmeyiz. altý. beþ. Þimdi bakýn bir þehir planý yaparken nerelerden geçeceksiniz: Karþýnýza Karayollarý çýkacak. iki. Þehir demek. bir bankaya girecek. Milli Eðitim Bakanlýðý çýkacak. mühendisliði. Üst geçitler. bu milleti delirtmek için mi? Ýki katlý otobüs gelse. iþte bütün bunlarla iliþkisi var diye seviyorum ben. "þehirciyim" demekle bitmez. Anýtlar Yüksek Kurulu çýkacak. her ihtiyaca cevap vermelidir. Þehirciliði. Mesleðim var seviyorum. Ondan sonra çarþamba günleri 3 saat gidip. Þehirci. örneðin. niye yapmayayým? Çalýþmak ayýp mý? Ýstersem çöpçülük bile yaparým. bakanlýklarla ve vatandaþla sürekli temas halinde olmalý. Arkeologlar çýkacak. dört. Þehircilikte. þahsi menfaat olmamalý. Enerji Bakanlýðý çýkacak. biraz politikacýlýk da var serde. Bakanlýk yaptýktan sonra. Þehircilik. Ben böyle þeye yokum. Þehirci ayný zamanda. Þehirciye etki yapýlmamalý. arkeolojiyi. üç. Devlet Su Ýþleri çýkacak. Bakkal Ahmet'ten. dýþ görünüþ önemli bizim için. meclis-i idare azasý olacakmýþým. böyle bir akýþtan iþi ele almalýyýz. þehirci etki altýnda kalmamalý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I sosyal hayatýn akýþýna baðlýdýr. Bilmediði bir þeyi Lokantacý Mahmut Efendi'den. Eski eser. pire için yorgan yakan millettir. Üstgeçitler var çünkü. Niye alt geçit yapmazlar bilmem. bir. mantýk demektir. Fonksiyon deðil. Emine Haným'dan öðrenirsin. Bizim millet. Binanýn dýþýný pek güzel yaparýz da. haritacýlýðý da içine alýr. Ne yapacakmýþým? Bakanlýktan sonra.

Bahattin ADIGÜZEL Pilot THK Tanýtým Müdürü .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I UÇAK FABRÝKALARI NASIL KAPATILDI? M.

artýk bu tarihe karýþtý. Özellikle ulusal baþarýlardan bahsedebilmek için geçmiþimizi. 10uncu ve 17nci yüzyýlda böyle bir uçuþ yaptýklarý dahi kabul edilmiyor. bu þirket kapandý. Bunun mümkün olabilmesi için öncelikle arþivlere sahip çýkýlmasý gerekiyor. Evliya Çelebi'nin "Seyehatname'si. Konu havacýlýk sanayi olunca ister istemez yakýn tarihimize giriþ yapmadan konunun ayrýntýlarýna girmek uygun deðil. Aksi halde ya deðirmen taþlarý arasýnda ya da diþliler arasýnda ezilip yok olmaya mahkumsunuz demektir. Çoðu kez “güncelliðini kaybetti. yani tarihimizi iyi bilmek zorundayýz. Dr. bir daha lazým olmaz” gibi onlarca gerekçeyle imha ettiðimiz veya üç kuruþ para uðruna sattýðýmýz arþivler ne yazýk ki Türkiye üzerinde oynanan senaryolarýn sürmesine ve tarihin sürekli tekerrür ettirilmesine neden olmuþtur. Cumhuriyet döneminin çok güzel arþivleri var.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Hangi konuda olursa olsun baþarýlý olmak istiyorsanýz önce hedefinizi sonra da baþarýnýn en önemli vasýtasý olan stratejinizi iyi belirlemeniz gerekir. Ama bu sefer de bunun kýymetini bilmeyen bir bürokrasi ve gerçeklerin gün ýþýðýna çýkmasýný bilerek ve/veya bilme yerek engelleyen siyasiler ve yasal engeller var. 142 . Türkiye'de havacýlýðýn çaðdaþ ölçülerde geliþmesine sebep olan ilk kiþi her konuda olduðu gibi Ulu Önder ATATÜRK'tür. böyle bir uçuþun yapýldýðýna dair belge gösteremediðimiz için Uluslararasý Havacýlýk Federasyonu (FAI) tarafýndan karþý çýkýlýyor. ne Hezarfen Ahmet Çelebi ne de Lagari Hasan Çelebi'nin adlarý uluslararasý havacýlýk camiasýnda anýlmýyor. John Wilkins'in 1648'de yazdýðý "Discovery of a New World: Moon-Yeni Dünyanýn Keþfi: Ay" isimli kitaplarý dahi ihtiyaca cevap vermiyor. Arþivlere sahip çýkmadýðýmýz için bugün ne Ýmam Ceheri. Türk Hava Kurumu tarafýndan her yýl üstün performans gösteren bir kadýn ve bir erkek havacýya Hezarfen ve Lagari adýna verilmek istenen madalyalara. Ulu Önder bunu. Göklere hakim olan ülkenin muhtemel bir savaþýn da galibi olacaðý düþüncesi 20nci yüzyýlýn baþlarýnda önce askeri bir doktrin olarak ortaya çýktý. yasalar deðiþti.

." þeklinde yazarak asýl amacýný net bir þekilde ortaya koydu. Bunlarý söylemekle yetinmedi. 1900'lü yýllarýn baþýnda havacýlýkta gördüðü geliþmelerin gelecek yýllara hükmedeceðini anlayarak bu cümleyi sarf etmiþti. Ancak baþýna gelenler kelimenin tam anlamýyla piþmiþ tavuðun baþýna gelmedi. Bugün Hava Kuvvetleri’ne baðlý 2nci Ýkmal Bakým Merkezi olarak çalýþmalarýna devam etmektedir. O. 1929 yýlýna kadar Türk Hava Kurumu'nun denetiminde kalan bu fabrika 1929'da Milli Savunma Bakanlýðý’na devredildi. 1931 yýlýnda Ýstanbul'da kendi atölyesinde ürettiði Vecihi-XIV adýyla anýlan ikinci uçakla Ankara'dan havalanarak küçük bir Türkiye turu yapmayý baþardý. "Türkiye'de havacýlýk sanayisini kurmak. Vecihi-VI adýyla anýlan ilk tasarýsýný 1924'de gerçekleþtiren Pilot Vecihi Hürkuþ. Cumhuriyet'in ilk yýllarýnda bize de rehber oldu. Bu fabrika kurulduðu zaman Avrupa'da Airbus. Ayný yýl Alman Junkers Tayyare Fabrikasý’yla iþbirliði yaparak Kayseri'de TOMTAÞ Uçak Fabrikasý’ný kurdu. Ýbret dolu bu öykünün herkes tarafýndan okunmasý gerektiðine inanýyorum. Ancak baþlangýçtaki amaç devam ettirilemedi ve uçak üretimi durduruldu. Ýlk yaptýðý iþ 23 Nisan 1926'da "Tayyare Makinist Mektebi"ni hizmete açmak oldu. Kuruluþ tüzüðünün ilk maddesine de. Cumhuriyet döneminin baþlangýç yýllarýnda Türkiye'de havacýlýk sektöründe atýlan dev adýmlarýn ve baþarýlarýn ardý arkasýnýn kesilmediðine tanýk olunur. Ulu Önder hem fikir hem de icraat adamýdýr. 16 Þubat 1925'de Türk Tayyare Cemiyeti’ni kurmak oldu. Böylece Junkers lisansýyla A-19 ve A-20 uçaklarýnýn hem üretimi hem de bakým ve onarýmlarý Türkiye'de yapýlmaya baþlandý. Amerika'da Boing firmalarý yoktu!. Vecihi Hürkuþ anýlarýný bizzat kendisi kaleme aldý ve ölümünden sonra "Bir Tayyarecinin Anýlarý" adý ile yayýmlandý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Ýstikbal Göklerdedir" diyerek bir çift sözle özetledi. ama ilerleyen yýllarda ne oldu da bu ruh söndü ya da söndürüldü? Havacýlýk sanayisinin geliþmesini saðlamak için Cumhuriyet'in ilânýndan hemen sonra ilk yaptýðý iþ.. 143 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bir yanda varlýðýný ve hayatýný ortaya koyan yaratýcý bir genç diðer tarafta hiçbir riski ve sorumluluðu olmayan bürokraside yer alan þer diþlileri!… Kime hizmet ettiklerini bilmeden hizmet ürettiklerini iddia eden bürokratlar!… Vecihi Hürkuþ'tan sonra THK tarafýndan Fransa'da eðitime gönderilen Mühendis Selahattin Reþit Alan Bey. 1930'larýn baþýnda ekonomik krizlerin tüm dünyada doruk noktada olduðu yýllarda Nuri Demirað'ýn Ýstanbul Beþiktaþ'ta açtýðý uçak fabrikasý havacýlýk sektörüne yeni bir ivme kazandýrdý. Ancak test uçuþlarýný yapacak tecrübe pilotu bulamadýðý için projesi yarým kaldý. Yeþilköy'de açtýðý uçuþ okulunda yapar ve ürettiði uçaklarýn deneme uçuþlarý da burada gerçekleþtirilir. bu uçaða "Nu D-36" adýný verdi. Baþarýlý uçuþlardan sonra bu uçaklarýn seri üretimlerinin yapýldýðýna ve bir kýsmýnýn yurt dýþýna satýldýðýna da tanýk olunmaktadýr. Böylece Türk Hava Kurumundan sonra havacýlýk alanýnda faaliyet gösteren özel teþebbüs ruhu önemli bir baþlangýç yarattý. Hatta mühendislerin birçoðu pilot olur. Ýlk uçaðýný 1936'ta yapan Demirað. Fakat takip eden yýllarda O'nu. sipariþ ettiði 12 uçaðý "teknik þartnameye uygun deðil" diye reddettiði için uzun süren hukuk mücadelesine rað144 . Servetini ortaya koyan Nuri Demirað da ne yazýk ki Vecihi Hürkuþ gibi aradýðýný bulamadý ve fabrikasýný 1945'de kapatmak zorunda kaldý1. Fabrikaya paralel olarak Nuri Demirað bugünkü Atatürk Havalimaný'nýn bulunduðu bölgede bir de uçuþ okulu açar. motor ve pervanesi hariç bütün parçalarý Türk malý olan ve MMV-1 adý verilen yeni tip bir ulusal uçaðýn prototipini imal etti. Tek motorlu olan bu uçaðýn hemen ardýndan 2 yýl sonra 1938'de çift motorlu tipi imal edildi ve adýna da "Nu D-38" denildi. Bu okul Ýstanbul Teknik Üniversitesi’nin özellikle mühendislik bölümü öðrencilerinin staj yeri olur. Nuri Demirað keþfetti ve kurmayý düþündüðü uçak fabrikasýna ortak yaptý. Yýllarca Beþiktaþ'ta ürettiði parçalarýn montajýný. Cumhuriyet döneminde mühendis pilotlarýn çoðu yoðun olarak bu dönemde olmuþtur. Türk Hava Kurumu.

1944 yýlýnda Atatürk Orman Çiftliði'nde ilk uçak motor fabrikasý kuruldu. 2nci Dünya Harbi nedeniyle ülkelerinden kaçtýklarý için Türkiye'de tutunmak ve baþarmak zorunda olduklarýný kendileri de biliyordu. THK-2. dönemin yöneticileri tarafýndan 1940'lý yýllarýn baþýnda iyi deðerlendirilmiþ ve Etimesgut uçak fabrikasýnda çalýþtýrýlmaya baþlanmýþtýr. Hatta fabrikanýn temellerinin atýlmasýnda büyük yararlarý dokunmuþtur bu mühendis ve teknisyenlerin. 3.. Vecihi HÜRKUÞ ve Selahattin REÞÝT (ALAN) gibi havacýlýk lokomotifinin özel teþebbüs ruhunu yaratanlar. Etimesgut'ta kurulan uçak fabrikasý 1944'de tam üretime geçti. Bu fabrikada Magister uçaklarýnýn yanýsýra THK-1. Milyonlarca dolarlýk yatýrýmlar yok edildiði gibi bir ülkenin geleceðini garanti altýna alacak yatýrýmlarda çýkan küçük sorunlara "adam gibi" yuvarlak masa etrafýnda oturulup çözüm aranmadýðý için bir ülkenin geleceði karartýldý. 2nci Dünya Harbi’nden önce Polonya'dan kaçarak Türkiye'ye sýðýnan havacýlýkla ilgili birçok mühendis ve teknisyen. Hezarfen ve Lagari gibi sürgüne gönderilmediler ama yöneticiler ve politikacýlar tarafýndan desteklenmediler de!. 4. 1951 yýlýna kadar üretime devam eden ve birçok projeye. Kayseri tecrübesinden sonra uçak üretimi konusunda Türk Hava Kurumu’nun ikinci teþebbüsü Ankara'da oldu. saðlýk ve nakliye uçaklarý da üretildi. 9 eðitim ve akrobasi planörleriyle THK-13 uçan kanat. imza atan bu fabrikalar bu tarihten sonra Makina Kimya Endüstrisine (MKE) devredildi. Fabrikalar 1953 yýlýnda da Marþal yardýmlarý nedeniyle tamamen kapatýldý. harpten önce yurtdýþýna kaçan bilim adamlarýnýn belirli bir tarihe kadar yurda dönmeleri 145 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I men hem davayý hem de tüm servetini kaybetti. Baþardýlar da… Ancak Harp bittikten sonra Polonya Hükümeti. 1940 yýlýnýn sonlarýna kadar Akköprü'de sýnýrlý kadroyla çalýþan Türk Hava Kurumu planör atölyesinin fabrika haline getirilmesiyle. akrobasi. Hatta THK-5 Danimarka'ya ve Ürdün'e satýldý. Geliþmeler bununla da bitmedi. burada Ýngiliz Miles Magister eðitim uçaklarýnýn seri montajýna baþlandý. 5 ve 10 tipi eðitim. Nuri DEMÝRAÐ.. 7.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I halinde af edileceklerini açýklar. Bilgiler birbirini destekledi ve senaryosu yýllar önce yazýlan korkunç plan ortaya çýktý. bizim mühendis ve teknisyenlerimize güvenmez olurlar2. Uzmanlar fabrikayý gezerlerken yapýlan iþleri ve geliþmeleri sürekli takip ederler ve medyaya güzel demeçler vererek ülkeden ayrýlýrlar4. Polonya'ya döneceklerini söyleyerek fabrikadan ayrýlan Polonyalý mühendis ve teknisyenlerin çoðunun Polonya'ya dönmedikleri. 1925-1950 yýllarý arasýnda Türkiye'yi ziyaret eden havacýlýkla ilgili Amerikalýlarýn. Ancak bu kiþiler fabrikadan ayrýlýrken nifak tohumlarýný atmayý ihmal etmemiþlerdir: "Þu. Arþivin tozlu raflarýnda önem verip konunun ayrýntýlarýný araþtýrýrken hiç ummadýðým bilgi ve belgelere ulaþtým. 'Þu. þu mühendisleriniz ise iyiler ama henüz yeterli deneyimleri yoktur. Birincisi Türk Hava Kurumu ve Uçak Fabrikasý. büyük ücretlerle ABD. Ancak çok riskli çalýþýyorlar ve ileride pilotlarýnýzýn baþýný aðrýtabilirler…. resmi görevlerinin dýþýnda ziyaret ettikleri iki önemli kurum ve tesis vardýr. Bu aftan yararlanmak isteyen Polonyalý mühendis ve teknisyenler bir ay içerisinde fabrikadan ayrýlarak Türkiye'yi terk ederler. þu. Polonyalý mühendis ve teknisyenler fabrikayý ve Türkiye'yi bir ay içerisinde terk ederler. Bu tür olaylar bugün de var olan hareket tarzlarýdýr. O dönemde fabrikalarda birlikte çalýþan Türk mühendis ve iþçileri. þu mühendisleriniz oldukça deneyimli ve iyi iþler yapabilecek durumdalar. Kanada ve Fransa'ya transfer edildikleri yýllar sonra 1952'de tesadüfen öðrenildi3. Fabrikanýn önde gelen mühendisleri yüksek ücretlerle ve hepsi bir ay gibi kýsa bir zaman periyodu içerisinde Polonya'ya dönüyoruz diye 146 . Polonyalýlar’ýn çok iyi çalýþtýklarýný ve oldukça verimli iþler yaptýklarýný belirtmektedirler. ikincisi ise Nuri Demirað Uçak Fabrikasý ve Gök Okulu. Onlar gittikten sonra da bizim yöneticilerimiz. Tecrübesizlik nedeniyle sorun yaratabilirler…" þeklinde açýklamalar yaparlar fabrika yöneticilerine.

havacýlýk sektöründeki en az 100 yýllýk kaybý" diyebiliriz. onlarýn isteklerine. -Sürekli gideri olan 850'den fazla mühendis ve iþçinin çalýþtýðý fabrikalarýn da kapanmaktan ve kapatýlmaktan baþka çaresi kalmadý. -Yeni uçaklarý gören pilotlarýmýz üretilen uçaklara güvenmemeye baþladý. -Polonyalýlar ayrýldýktan sonra yöneticiler Türk mühendislerine güvenmemeye baþladý. 1970'li yýllarýn baþýnda Hava Kuvvetleri Komutanlýðý'nýn baþlattýðý "Kendi uçaðýný kendin yap" kampanyasý fikri ortaya atýldý. 147 . Bu kararlarýn alýnmasýnda yabancý ülkelerin baský ve yönlendirmelerinin çok büyük payý vardýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I fabrikadan ayrýldýlar. Suç. Her þeye raðmen içimizdeki ateþin söndüðünü söylemek mümkün deðil. fabrikada üretimin iyice durmasýna neden oldu. Buna. -ABD hibe olarak çok sayýda uçak vererek. -ABD'nin Marshall yardýmlarý Türk havacýlýk sanayisinin üzerine kara bulut gibi çöktü. "Türkiye'nin. Kýsýr görüþün. Ancak belli bir çevrenin dýþýnda yine de fazla ilgi görmemiþti o dönemde. -Sipariþ kesilince üretim durdu. asker ve politikacýlarýn kurbaný oldu. -Binbir güçlükle kurulan fabrikalara verilen sipariþler dönemin iktidarý tarafýndan kesildi. bu fabrikalarýn kapatýlmasý için çaba sarf eden yabancýlarýn deðil. Kýbrýs Barýþ Harekatý sonrasý Türkiye'ye konan ambargo nedeniyle bu fikir savunma sanayi ve havacýlýk sanayimizde aniden alevlendi ve sonuçta bugün itibariyle azýmsanmayacak ölçülerde ilerlemeler kaydetti. geleceði düþünmeden boyun eðen herkesindir. uzun vadeli stratejinin ne olduðunu bilmeyen ve anlamayan bürokrat.

Yakýn tarihimizde yaþanan ayný hatalara tekrar düþülmemesi için yöneticilerin bu sözlere kulak kabartmalarý gerektiðine inanýyorum. ulusal çýkarlarý koruyacak kararlarý zamanýnda almalarý gerekmektedir. 148 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün F-16 projesi kapsamýnda kendini bulan TUSAÞ. emniyet için yeni kurallar koymaya ve bu kurallara uymayanlara aðýr yaptýrýmlar uygulamaya baþladýlar. Havacýlýk sanayinde Ankara. HAVELSAN. Her þeye politik görüþ malzemesi olarak bakýlmamalýdýr. Eskiþehir ve Kayseri'deki Hava Kuvvetlerine baðlý Ýkmal Bakým Merkezleri. Paris. ROKETSAN gibi birçok kuruluþ da anýlan tarihlerden sonra kurulan ve geleceðine umutla bakýlan ve bakýlmasý gereken kuruluþlar arasýndadýr. Varþova gibi havacýlýk kurallarýný içeren bir dizi konferanslar düzenlenmiþ ve uluslararasý anlaþmalar yapýlmýþ olmasýna raðmen havacýlýk dalýnda en kapsamlý sözleþme 1944'de imzalanan Þikago sözleþmesidir. Devlet-Özel sektör ve asker arasýndaki iþbirliði sorunlarý geciktirilmeden giderilmelidir. faaliyetlerinden haberdar olmalarý. Hem bilimsel hem de siyasi titri olan cevherlerimizin düþünceleri ülke menfaatleri kapsamýnda birleþtirilerek sanayiye iþlerlik kazandýrýlmalýdýr. Havacýlýk sanayisi en hýzlý geliþen ve diðer sanayi dallarý arasýnda kurallarý en katý olan bir sektör konumuna geldi. 1920-1944 yýllarý arasýnda Madrid. Ancak bu sektörümüzde de acilen sivil-asker iþbirliðine ihtiyaç duyulmaktadýr. Kara Kuvvetleri Komutanlýðý'na baðlý olarak özellikle helikopter montaj sanayii alanýnda Ankara'da faaliyet gösteren 5’nci Ana Bakým Merkezi Komutanlýðý baþta olmak üzere birçok özel ve kamu sektöründeki geliþmeler 2000'li yýllara umutla bakýlabilecek bir geleceðin habercileridir. Dünyada ve özellikle Avrupa'da kurulan sivil havacýlýk otoriteleri bir dizi önlemler almaya. Roma. TEI ve TAI kuruldu5. Hatta ASELSAN. Hükümetlerin ve politikacýlarýn özellikle yerli sanayiyi desteklemeleri için bu kurum ve kuruluþlarý yakýn takibe almalarý. Politika yapmak isteyen bilim adamlarý var ise bilim ile politika arasýnda tercih yapmalarý gerekmektedir. Bilime politika sokulmamalýdýr.

149 . 1944 Þikago antlaþmasý ile kurulan Uluslararasý Sivil Havacýlýk Teþkilatý'nýn (ICAO) kuruluþunu onaylamýþtýr. Destek. Önemli olan üretimden iþletmeye varýncaya kadar havacýlýk camiasý içinde faaliyet gösterecek firmalarýn. Aksi takdirde. Sonuç olarak havacýlýk alanýnda faaliyet gösteren firmalar ya belirlenen üretim-iþletim standartlarýna eriþecek. havacýlýk tarihindeki Lâgari Hasan ve Hezarfen Ahmet Çelebi'lerle yapýlan güzel baþlangýç. 19 ve 20’nci yüzyýllarda ABD. yeni teknolojilere uyum saðlamak için daha çok emek ve daha çok sermaye harcanmaktadýr. devlet idarecileri tarafýndan desteklenmedi. Belirlenen standartlarý taþýmayan hava araçlarý Avrupa Birliði ve Amerika Birleþik Devletleri hava sahalarýna giremeyecek. 20’nci yüzyýlýn son çeyreðinde özellikle geliþmiþ ülkeler ICAO standartlarýnýn üzerine çýkarak bir dizi yeni önlemler almaktadýr. Fransa ve Ýngiltere baþta olmak üzere birçok ülkede hem bilimsel araþtýrmalar yapýlmýþ. ICAO standartlarýnda üretim ve iþletme yapacak seviyeye gelmeleri için gayret sarf etmeleridir. 18. sürekli olduðu takdirde önemlidir. Ýlk uçuþu gerçekleþtirerek havacýlýk tarihine ilk imzayý atan bir Türk olmasýna raðmen. Ancak sözleþmeyi imzalayarak teþkilata tam üye olduðumuzu ilan etmek marifet deðil. Oysa sadece 17. ABD kendi hava sahasýnda geçerli olmak üzere Federation Aviation Authority (FAA). Zaman zaman kazayla sonuçlanan olaylara raðmen. Böylece 20’nci yüzyýlýn ikinci yarýsýndan sonra yeni bir döneme girildi ve yüzyýlýn sonunda gerek iþletmede gerekse üretimlerde yasaklarýn yerini üretim standartlarý almaya baþladý. ne araþtýrmacýlar çalýþmalarýndan vazgeçebilmiþ ne de devlet yöneticileri araþtýrmacýlara verdikleri desteði çekmiþlerdir… 21’inci yüzyýlda ise anýlan ülkeler araþtýrma ve geliþtirmeye daha çok bütçe ve zaman ayýrmaktalar. hizmetlerinden yararlanamayacak duruma getirilmiþtir. hem de fiilen uçuþ denemeleri gerçekleþtirilmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Türkiye. Avrupa Birliði de Joint Aviation Authority (JAA) adýyla anýlan sivil havacýlýk otoritelerini kurdular. ya da batýlý ülkelerin teknolojilerini benimseyip onlara baðýmlý ülkeler ve iþletmeler haline gelecekler.

Baþlangýçta sadece Ýstanbul-Ankara arasýnda baþlatýlan hava taþýmacýlýðý takip eden yýllarda (1933) Ýstanbul-Ýzmir. Dünyanýn en önemli yerlerine seferler yaparak Türk bayraðýný dalgalandýran bu þirket bugünkü seviyesine kolay gelmedi. THY. Türkiye'de sivil hava taþýmacýlýðý alanýnda da ilk adýmlar. Havacýlýk þirketleri kolay kurulan þirketler deðildir. Havacýlýk sektöründe 20nci yüzyýlýn ortalarýnda meydana gelen hýzlý geliþmeler karþýsýnda ulusal çýkarlarýmýzýn korunmasý. Ankara-Adana bacaklarý da eklenerek büyümeye baþladý. Türk Hava Yollarý özelleþtirildikten sonra sonu. orada da ilginç durumlarla karþýlaþmamýz kaçýnýlmazdýr. uluslararasý 150 . Ýþletme masraflarý çok fazladýr. Et Balýk Kurumu'na. Çok kaygan zeminlerde yürütülen bir iþletmedir. Bu nedenle sivil havacýlýk otoritesinin koordinatörlük görevi havacýlýk sanayisinin saðlýklý büyümesi için çok önemlidir. Ard arda kaza geçiren. Sümerbank'a dönecekse böyle bir þirketi tekrar kurmanýn kolay kolay mümkün olamayacaðýný hatýrlatmayý havacýlýðý bilen bir vatandaþ olarak görev sayýyorum. Türkiye'de çaðdaþ anlamda kurulan ilk hava taþýmacýlýk þirketi bilindiði üzere Türk Hava Yollarý Anonim Ortaklýðý'dýr. THY'nin Ýstanbul'da sahip olduðu teknik alt yapý ise özel sektör için güzel bir gelecek vadetmektedir. Þu anda özelleþtirme kapsamýnda bulunmaktadýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Üretimin yanýnda konuya bir de iþletme açýsýndan bakacak olursak. filolarýný yenilemeyen bir þirketin sektörde tutunmasý genellikle mümkün deðildir. 79 yýllýk geliþimin iyi irdelenmesi gerekmektedir. 1933 yýlýnda 2186 sayýlý yasayla Hava Yollarý Devlet Ýþletme Ýdaresi’nin kurulmasýyla havacýlýk sektöründe dünyadaki deðiþiklikler yakýn izlemeye alýndý. 1925'de Ankara-Ýstanbul arasýnda uçuþ izni verilmesiyle atýlmaya baþladý. 1968 yýlýna kadar piston motorlu uçaklarla sürdürdüðü iç ve dýþ hat seferlerine bu tarihten sonra jet uçaklarý satýn alarak filolarýný dýþ seferlere uygun hale getirdi. Yatýrýmlarý çok pahalý ve riskleri çok fazladýr. Özelleþtirmeden önce özerkleþtirilmesinin öncelikle düþünülmesinin daha yararlý olacaðýný deðerlendirmekteyim. Ancak Türk Hava Yollarý’ný özelleþtirmeden önce iyi düþünmek gerekir.

Ýster mühendis olalým. Adý. Günümüzde "Geçmiþini bilmeyenler geleceklerine asla yön veremezler. ODTÜ ve ÝTÜ Havacýlýk ve Uzay Mühendisliði Fakülteleri. alýnan kararlara baðýmlýlýk ve kararlýlýk ilkeleri bütün parlamenterleri yakýndan ilgilendirmektedir. Kaldýrýlan parmaðýn ne anlama geldiðini bilmeyen parlamenterin parlamentoda yeri yoktur. Ýsteyen herkes parlamenter seçilebileceðine göre uluslararasý iliþkilerde önemli olan devamlýlýk. doðru kararlar alabilmek ve doðru stratejiler çizebilmek için siyasi tarihimizi iyi bilmemiz gerekiyor. Çünkü bugün itibariyle ülkenin kaderine parmak basan insanlar. ister iþçi. arþivlerimiz iyi tetkik edildiðinde tarihimiz 5'inci kol faaliyetleri ve entrikalarla dolu. sadece kamu yöneticileri ve tarihçiler deðil. düzenlilik. ister edebiyatçý. parlamenterlerdir. 20.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I iliþkilerin düzenli bir þekilde yürütülmesi ve denetlenmesi için Ulaþtýrma Bakanlýðý bünyesinde "Sivil Havacýlýk Daire Baþkanlýðý" 1954 yýlýnda kuruldu. ister muhalefetteki siyasetçi. Aslýnda. yüzyýlýn son çeyreðinde kuruluþlarýný tamamlayarak sektöre eleman yetiþtirmeye baþladýlar. Ayný dönem içerisinde Türk Hava Kurumu ve Silahlý Kuvvetlerin haricinde sivil havacýlýk sektörüne pilot ve teknik eleman desteði saðlayan birçok fakülte ve yüksek okul açýldý. ister iktidar partisi mensubu olalým. Erciyes ve Anadolu Üniversitesi Sivil Havacýlýk Yüksek Okullarý pilot ve çeþitli dallarda teknik personel eðitimleri veren beþ yýllýk yüksek okul konumundadýr. Hava limanlarýnýn iþletilmesi ve uçuþ güvenliðinin saðlanmasý amacýyla da 28 Þubat 1956'da 6686 sayýlý yasayla Devlet Hava Meydanlarý Ýþletmesi (DHMÝ) Genel Müdürlüðü kuruldu. Bunlardan ODTÜ ve ÝTU mühendislik alanýnda eleman yetiþtirirken. ister memur. Anadolu ve Erciyes Üniversitesi Havacýlýk Yüksek Okullarý. Buraya kadar anlatýlanlar havacýlýk sanayimizin geçirdiði evrelerin çok kýsa bir özetini vermekte olup tarihten açýlan sayfalarý içermekteydi. 1987'de 'Sivil Havacýlýk Genel Müdürlüðü (SHGM)' olarak deðiþtirildi." 151 .

Kýsacasý geleceðin emanetçilerinin çocuklar olduðunu görmüþ ve bu nedenle de çocuða önem vermiþtir Ulu Önder. Amacý. Balkan Savaþý. Üçüncüsü. havacýlýðý diðer sanayi dallarýndan daha önemli 152 . Cumhuriyetin ilanýndan hemen sonra ele alýnmýþ olmasý dikkat çekicidir. 16 Þubat 1925'de kurulan Türk Tayyare Cemiyeti’dir." Fakat bunun tedavisi kolaydýr. Bunlardan birincisi 31 Haziran 1921'de kurulan Çocuk Esirgeme Kurumu’dur. Kargaþaya meydan verilmemesi için Devletimizin çýkarmýþ olduðu yasalara uymaktan ve Bunlara raðmen sorunlar yaþanýyorsa birbirimizle kavga etmeden sorunlarýmýzý yuvarlak masa etrafýndan toplanýp tartýþarak çözmekten geçer. þehit olan ve sakat kalan insanlarýmýzýn çocuklarýna ve yaþlýlarýna kol kanat germektir. yani bilerek ve bilmeyerek yapýlan kötülüklerin potansiyel suçlusuyuz. Amacý. Cumhuriyetin baþlangýç yýllarýný tekrar hatýrlayalým. 1. Ama ondan daha tehlikeli olaný "bilmeden yapýlan hatalardýr. ölen. Sonra bizlerin geleceðine yön veren müesseselerimizi tanýmaktan. Ýkincisi. Biz bu ülkeye bilerek kötülük yapanlar tespit edildiðinde tek kelime ile onlara "hain" diyoruz. Dünya Savaþý ve Kurtuluþ Savaþý yýllarýnda harpten yorgun ve bitkin düþmüþ. Nutuk'u bir daha okuyalým… 1920'li yýllarýn baþýnda ATAMIZ’IN icraatlerini hatýrlayalým.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Aslýnda her birimiz 5'inci kol faaliyetlerinin. Birçoklarýmýzýn düþüncesine göre öncelik sýrasý daha sonra gelmesi gerekirken O. din ile devlet iþlerini birbirinden ayýrt ederek din kurallarýný hurafecilerin elinden kurtarmaktýr. Bunun tedavisi. 3 Mart 1924'de kurulan Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý’dýr. Cumhuriyetin ilanýndan önce düþünülmüþ bir kurumdur. Din iþlerini bilimsel bir þekilde incelemek. Önce vatandaþ olarak birbirimizi tanýmaktan. Ulu Önder ATATÜRK'ün 1920'li yýllarýn baþýnda önemle üzerin de titrediði üç önemli kurum var.

Amacý. Çünkü gazetecinin görevi. Basýn ahlak ilkelerine uygun deðildir. "Bir köpek bir insaný ýsýrýrsa bu bir haber olmaz. Araþtýrma ise kaynaða inilerek yapýlýr. ancak bir insan bir köpeði ýsýrýrsa bu haberdir" derlerdi. Medya desteði ile ilgili konu oldukça uzun olduðu için bu makale içerisinde incelenmesi yeterli ve uygun deðil. her þeyin küçüðünü ve hafifini yapmanýn önemi o yýllarda kavranmýþ bir düþüncenin ürünü olarak görülmektedir. Medyanýn da rolü büyüktür. Artýk bu iddia çaðýmýzda geçerliliðini kaybetmiþtir. Ön yargýsýz haber ve yorum yapan gazeteciler de olmaktadýr. Atatürk döneminde yaratýlan havacýlýk sanayi ruhunda medya desteði çok yüksektir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I olduðunu görmüþ ve Türk Hava Kurumu’nu kurmuþtur. Bu konuyu merak edenlere "Gökteki Venüs" kitabýmý okumalarýný öneririm6. Hele hele bir gazetecinin bu sözün arkasýna sýðýnmasýný asla kabul edemiyorum. Bunu yapabilmesi için konuyu araþtýrmasý gerekir. Zaten sayýsý her geçen gün azalmaya baþlayan gerçek gazetecilik yapanlarýn azlýðý bir Türk vatandaþý olarak beni derinden yaralamaktadýr… Eskiden basýn yayýncýlara okul yýllarýnda. Oysa günümüzde bir gazetecinin bu yöndeki bir iddiasýna katýlmamýz mümkün deðil. Bu hareket. 153 . Ülke sanayisinin bel kemiðini oluþturacak sanayi dallarýnda sadece kamu ve özel sektör temsilcilerinin çaba sarf etmesi yeterli deðildir. Toplumu doðru haberlerle donatmaktýr. araþtýrma yapmak ve onlarýn anlayabileceði tarzda bilgilendirmektir. Bir çok gazete bazý kurum ve kuruluþlarýn sürekli kapalý bir kutuya benzediðini. Ancak medya mensuplarýna kýsa bir mesajým var. havacýlýk sanayinin temellerini atmak ve geliþtirmektir. çok kötüleri de. þahýstan ya da geçmiþ yýllara ait bilgi ve belgelerden alýntýlar yaparak yorum ve yargýlama yapmaya hakký ve yetkisi yoktur. Yapýlan güzel iþler. Toplumun karþýsýna sürekli felaket haberleri vermenin anlamý yoktur. gazeteci olarak kendilerinin tanýmadýðý bir kurumu topluma da tanýtamadýklarýný yazýyorlar. Bu ülkede çok güzel iþler de yapýlmaktadýr. Bir baþka gazeteden. toplumun ihtiyaç duyduðu konularý belirleyip.

Bahattin Adýgüzel. açýlan fabrikalar. Gökteki Venüs. Gökteki Venüs. s-256. Nuri Demirað Kimdir.Bahattin Adýgüzel 4. 1 Aðustos 2003. Ziya Þakir. 15 Þubat 2004. M. 1947 2. Televizyon ve yazýlý basýn doðru kullanýlýrsa. 3. toplum bilgilendirilmelidir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kurulan güzel tesisler. Turkish Engine Industry (TEI) ve Turkish Airospace Industry (TAI) 6. Yorumlar insanlar bilinçlendirildikten sonra yapýlmalý ve/veya yaptýrýlmalýdýr. Nuri Demirað Kimdir. Uçak Motor Fabrikasý mühendislerinden Uçak Yüksek Mühendisi Þükrü ER ile yapýlan söyleþiler. 154 . Türkiye Uçak sanayii (TUSAÞ).Bahattin Adýgüzel. Bunlar da haber yapýlmalý. M. doðru yönlendirilirse. 1947. M. 5. basýnda çalýþanlar da basýn ahlak ilkelerine uyarak çalýþma yaparlarsa kalkýnmanýn daha hýzlý olacaðýný düþünüyorum. Türk Havacýlýðýnda Ýz Býrakanlar. yapýlan üretimler de vardýr. Ziya Þakir. 15 Þubat 2004. Dipnotlar: 1.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Gerçek esenliðe ermek istiyorsak. M.ATATÜRK ATATÜRK ORMAN ÇÝFTLÝÐÝ Reþat Ünal Harita ve Kadastro Mühendisi .K. ticaret ve sanat sahasýnda önemli adýmlarla yürümeye bakalým. çok kan dökerek kazandýðýmýz zaferlerden sonra çok fedakarlýklar yaparak ziraat.

Mustafa Kemal ATATÜRK. ihanetler içinde çökmüþ. sýtmalý. 13 Ekim 1923'te Ankara'nýn baþkent olarak ilanýdýr. 1925 yýlý baharýnda.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1923 yýlýnýn Ekim ayýnýn en önemli olayý. ülkenin tanýnmýþ ziraatçilerini çaðýrarak . bunalmýþ olan Anadolu topraklarýna çeviriþidir. bir yandan yeni kurulan devletin yapýlanmasýna çalýþýrken. en küçük imar ve konfor nasibi görmemiþ ve 25. Anadolu'nun en harap þehirlerinden biri olan tozlu. yeni devletin gözlerini anayurdun büyük parçasý. bir yandan da aðaçsýz ve çorak baþkent Ankara'da örnek olacak. bakýmsýzlýklar. laboratuvar niteliðinde büyük bir çiftlik kurmayý kafasýna koymuþtur. bir gün ATATÜRK. 156 .000 kadar nüfuslu Ankara'da yerleþme kararý. baðýmsýzlýk mücadelesinin hatýralarýna karþý asil bir saygý ve baðlýlýk niþanesi olmasýndan baþka Orta Doðu’nun yeni jeopolitiði bakýmýndan da gerçek ve ileri görüþlülüðe dayanan bir olaydýr. asýrlarca süren ihmaller. Bu büyük ve anlamlý bir olay. Yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin. onlara aðaçsýz ve çorak Ankara'nýn yanýbaþýnda büyük bir çiftlik kurmak istediðini söyler ve yer aramalarýný emreder.

En basit bir barýnma yeri bile olmadýðý için. Bunlarýn deðerinin üstünde fiyatla alýndýðýný gören sahipleri arazilerini Orman Çiftliðine satmaya baþladýlar ve Yaðmurbaba. Böylelikle. çorak. hem de kötü bir yer. fidanlýklar bir yýl gibi bir sürede tamamlandý. ahýr. Ankara'nýn çevresinde çiftlik olacak yer ararken. ATATÜRK bugünkü çiftliðin bulunduðu yeri sorar. Ancak 20. aðýl. su tesisleri. sarý ve insaný bakarken rahatsýz eden bir durumda idi. hangar. anbar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Uzman heyet. hastalýklý. Ankara'nýn kenarýnda. bir yandan da gerekli idari binalar. Atatürk'ün 1925 yýlýnda Abdi Paþa’nýn eþi Faika Haným’dan satýn aldýðý 20 000 dönüm toprak üzerinde atýlmýþtýr. Bunu biz ýslah etmezsek. Burada uygarlýðýn eseri olarak yalnýz bir demiryolu ince bir þerit halinde uzanýyordu.000 dönüm arazi modern teknikle geniþ bir çiftlik iþletmesi için yeterli deðildi ve yörede uzun seneler terk edilmiþ vaziyette duran ve sahipleri topraklarýný iþleyemeyecek durumda geniþ araziler vardý. hem bataklýk. kendilerine elçilik binasý yaptýrmalarý için bedava arsa verildiði halde birçok ülke burada aðaç bile yetiþmez diyerek Ankara'ya taþýnmaya yanaþmýyorlar. uzmanlar burasýnýn bir çiftlik kurulmasý için gereken özelliklerden hiç birini taþýmadýðýný. hem çorak. yoðun devlet iþlerine karþýn buraya da zaman ayýrýyor ve bazen traktörleri bizzat kullanýyordu. bataklýk. en az bugünkü çiftlik yeri üzerinde durmuþtur. Bir yandan topraðýn ýslah çalýþmalarý yürütülürken. kiraladýklarý küçük temsilcilik binalarýyla yetinip Ýstanbul'da kalmakta direniyorlardý. 157 . þehrin hayatýný zehirleyen ve etrafýnda yaþayanlarý kendi gibi renksiz ve hasta yapan bir sýtma kaynaðý idi. fakir bir yer olduðunu belirtirler. imalathane. Atatürk Orman Çiftliði'nin temeli. ATATÜRK. Uzmanlar çalýþmalarýný tamamlayarak sunarlar. Bu dönemde. süthane. Burasý bakýmsýz. 5 Mayýs 1925 Pazartesi günü kurulan birkaç çadýr ile çalýþmalara baþlandý ve mevsimin ilerlemiþ olmasýna raðmen iki fordson traktör ile topraðý sürmeye giriþildi. Bu geniþ arazinin bataklýklarý. Biraz kýraç yerlerinde yuva kurmuþ olan kartallar ve akbabalar. atölye. “Ýstediðimiz yer böyle olmalýdýr. elektrik. ATATÜRK. o zaman dört kerpiç duvardan baþka bir þey olmayan mezbahanýn etrafýna yuva yapmýþlardý. kim gelip ýslah edecektir?” der.

Tahar. zaferi elde ettikten ve kýlýcýný kýnýna koyduktan sonra yorgunluðunu gideriyor. Atatürk Orman Çiftliði’ni sýradan bir çiftlik olmaktan çýkarmakta. hayvancýlýk ve sýnai üretimdeki baþarýlar önemsenmekle birlikte. havuzlarý. ATATÜRK. ATATÜRK. Atatürk Orman Çiftliði yalnýz çiftlik iþleten bir yer olmamýþ. Karadeniz havuzu halkýn dinlenme ve eðlence yeri olmuþtur. iç ve dýþ kamuoyuna göstermek istemiþtir. modern ziraat ve hayvancýlýk tekniklerinin uygulandýðý. Etimesut. yeni bir ülke ve yeni bir toplum kurma iradesini Orman Çiftliðinde simgeleþtirerek. Marmara havuzunu gören Amerikalý gazeteci Rose Lea. ATATÜRK. yepyeni bir mucize daha yaratmayý hedefliyordu. Atatürk'ün döneminde yapýlan Marmara Denizi ve alaný Karadeniz'in þeklini taþýyan havuzlarý hayranlýklar yaratmýþ. lokantalarý. Çakýrlar çiftliklerinden satýn alýnan topraklarla oluþan çiftlikler tek bir yönetim altýnda birleþtirilerek "Orman Çiftliði" olarak adlandýrmýþtýr. Millet ve Baltacý Çiftliklerini. 158 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Balgat. yeni bir kent. Güvercinlik. ilk sanayi kuruluþlarýna kucak açmasý. eðitim ve rekreasyon ile çaðdaþ bir baþkent yaratma amacý da bulunmaktadýr. Piloðlu Çifliði'ni de satýn alarak çiftlik iþletmeleri arasýna katmýþtýr. Tekir ve Þövalye Çiftliklerini. ayný amaçlarý doðrultusunda iþletmek üzere Yalova'da. parklarý. Macun. bira parklarý ile gerek Ankara halkýnýn ve gerekse dýþarýdan gelenlerin gezi ve dinlenme yeri olmuþ. Silifke'de. Bu özellik. Büyük Önder ATATÜRK'e hayranlýðý daha da artýrmaktadýr. tarihsel bir özellik kazandýrmaktadýr. tarým. Dörtyol'da. bunlarýn dýþýnda. makalelerinden birinde ''Büyük cengaver. aðaç bile yetiþmeyen bu yerde insanýn nasýl yaþayabileceðini kendi kendilerine soran ve Ankara'nýn devlet merkezi oluþunu affedilmez bir hata sayan inançsýz insanlara karþý. hayvanat bahçeleri. Kendi çiftliðini. ATATÜRK'ün Ankara'daki çiftliklerinde. ziraat fakültesi öðrencilerinin staj yaptýðý. Portakal Bahçesi ve Karabasamak Çiftliðini ve Tarsus'ta. Karadeniz havuzu yapýldýðý yer itibariyle týpký gerçek Karadeniz gibi rüzgarlý ve dalgalý haliyle. örnek sanat atölyeleri (ilk KOBÝ'ler) . zaferlerine birer þahit olan denizlerle süslüyor'' demiþtir.

uzun ve çetin çalýþmalar sonucunda çiftlikleri. Çiftlik arazisinin bir bölümü kuvvetsiz. Çiftlik sadece üretim ile kalmamýþ. gerekli önlemlerini alarak yoluna devam etmiþtir. hayvancýlýðý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Orman Çiftliði. Tüm Dünya'yý etkileyen 1929 krizine raðmen. iyi ve bol 159 . genel ziraati. ürettiði maddeleri iþlenmiþ olarak piyasalara sürmüþtür. Ziraat Ýþleri. Bir yandan bunlarýn iþe yarar hale getirilmesi için imar ýslah. bir bölümü bataklýktý. sanayi ve ticaret örgütlenmesiyle birbirini tamamlayan ve modern teknik aletlerle rasyonel bir iþ birliðine dayanan büyük bir iþletme haline gelmiþtir. kurutma. ATATÜRK'ün çiftliklerin anlamýný tam anlatabilmek için Ankara'daki Orman Çiftliðinin kuruluþundan Hazine’ye baðýþlanana kadar geçen 12 yýllýk dönemini vurgulamak gerekmiþtir. bir bölüm arazisi yorgun ve bakýmsýz. sulama.

Su ihtiyacý için. Ankara iklim ve topraðýnýn yetiþtirdiði yüksek kaliteli üzümlerden hem yemeklik. hem de þaraplýk olarak yararlanýlacak duruma getirildi. topraðýn gereksinimine göre gübreleme yöntemleri geliþtirildi. Ankara çevresinde meyvecilik. buðday. uzunluðunda bir baraj yapýldý. mýsýr gibi kuru mahsullerle patates. sulama kanallarý kuruldu. topraðýn laboratuar tahlilleri yapýldý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I mahsul almak için besleme çalýþmalarýna baþlanýrken bir yandan da hemen 1925 yýlýnda 14. pancar. Çubuk Çayý üzerinde bentler kuruldu ve sulama kanallarý ile araziye baðlandý. çiftlik yapýlarýnýn ihtiyacý ile aðaçlama çalýþmalarýnda kullanýlmak üzere kuyular açýldý. Beþ büyük ve nakledilebilen santrafüj tulumbasý alýnarak her sahada ekinlerin sulamasý saðlandý. Orman Çiftliði uygulamalarý ile maliyetler düþürülmüþ. Ankara'nýn baþkent olmasýyla nüfusu adeta bir sýçrama yapmýþ. ancak bunlar geleneksel yöntemlerle yapýlmaktaydý. Öyle ki bu üretim karþýsýnda çiftlikte bir marmelat ve konserve fabrikasýnýn kurulmasý planlandý. arpa. Ýstanbul Boðazýnda 145 m. sulama zamanlarý.000 dönüm hububat ekimiyle üretime baþlanmýþtýr. sebze ve bað mahsullerine ihtiyacý artmýþtýr. böyle bir kentin meyve. Orta Anadolu iklim koþullarýnda topraðýn istediði en uygun tohumlar tespit edilmiþ ve köylüye her yönüyle örnek olmuþtur. yer altý sularýnýn santrifüj tulumbalarý ile çekilmesi için çalýþmalar yapýldý. Her yýl istenilen miktarda mahsul alabilmek için araþtýrmalar yapýldý. Orman Çiftliðinde de bu iþlere modern yöntemlerle baþlatýldý ve böylelikle Ankara'nýn sebze ihtiyacýnýn bir bölümü karþýlanmaya baþlandý. Ýlk dört yýlda yapýlan çalýþmalar sonucunda. Ýncesu ve Bend Dereleri. yonca nevinden nasýl yetiþtirileceði. Marmara ve Karadeniz havuzlarý yapýldý. sebzecilik ve baðcýlýk yapýlmaktaydý. Orman Çiftliðinde yöre iklimine uygun çeþitli meyve aðaçlarý dikildi ve üretime geçildi. Tahar Boðazý’nda ve Kelek Mevkiinde kýþýn akan sularý ile yer altý sularýnýn depolamak için göletler yapýldý. Çakýrlar Çiftliði’ndeki yer altý sularý galerilerle yukarý çýkarýldý. topraðýn gübre ile nasýl besleneceði. Kuruluþ yýllarýnda tek bir aðacý bulun160 . yaðmur ve kar sularýnýn depolanmasý ve ilk baharda kullanýlmasý için göletler oluþturuldu.

derleri ve kasaplýk et olarak önemli bir üretim alaný yaratýlmýþtýr. ineklerinde süt kalmamýþ olan yerli ýrký. yünleri. kurulan fidanlýklarla aðaçlandýrma alaný geniþletilmiþtir. Anadolu'nun verimleri azalmýþ. Çiftlikte kývýrcýktan sonra karaman ve merinos koyunlarý önem kazanmýþ. Orman Çiftliðinde ilk günden itibaren modern yetiþtirme tekniði ile baþlanýlan hayvancýlýk. kýsa zamanda geliþtirilmiþtir. kümes hayvanlarý iþinde de büyük ölçüde tavuk ve yumurta üretimi ilk defa Orman Çiftliði’nde yapýlmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I mayan Orman Çiftliðine dört milyondan fazla aðaç dikilmiþ. kývýrcýk yetiþtirmeye baþlamýþlardýr. Koyunculuk ile süt ve mamülleri. Gittikçe büyüyen Ankara'nýn et ihtiyacý için modern bir devlet merkezine yakýþýr modern. Hayvancýlýk Ýþleri. Hollanda'dan getirilen damýzlýklarla ýslah edilerek yeni bir sýðýr tipi yaratýlmýþ. Çiftliðin ilk kuruluþ yýllarýnda Macaristan'dan getirtilen Nonyüs kýrak ve aygýrlarý ile çiftlikte saf kanlý koþum atlarý yetiþtirilmiþ. Ankara'da sürü besleyenler. Çiftlikte Sovyetler Birliði tarafýndan hediye edilen erkek ve diþi karagül (astragan) koyunlarý seneden seneye geliþtirilerek sayýsý iki binden fazla hale getirilmiþtir. hem çiftçilere ve köylülere verilerek sýðýr hayvancýlýðýnýn geliþtirilmesine çalýþýlmýþ. Bunun dýþýnda Arap ýrký ile Fransýz Ardana ýrký atlarý da muhtelif iþlerde kullanýlmýþtýr. Kývýrcýk koyunlarý çiftliðin en verimli koyunlarý olmuþ. ülke piyasasýna sunulmuþtur. Bursa Merinos Yün Fabrikasý’nýn iþlemeye baþlamasý ile merinos koyunculuðu daha da önem kazanmýþtýr. soylarý bozulmuþ. hem kasaplýk hayvan olarak yaralanýlmýþtýr. çiftlikten damýzlýk kývýrcýklar alarak. Karagül koyunlarýnýn derileri Leipzig'de iþletilerek. Orman Çiftliði’nde koyunculuk gittikçe geliþtirilmiþtir. Fidanlýklarda yetiþtirilen meyveli ve meyvesiz aðaçlar Ankara'nýn ve hatta diðer þehirlerin aðaçlandýrma çalýþmalarýna kaynak olmuþtur. Hayvancýlýk iþlerinden koyunculukta. makinali ziraat yanýnda attan da ziraat ve nakliye iþlerinde yaralanýlmýþtýr. 161 . hem sütünden. boylarý küçülmüþ. öküzlerinde kuvvet. temiz ve sýhhi bir kasaplýk sýnýfý tesis edilmiþ. sýðýrcýlýkta ve kümes hayvanlarýnýn yetiþtirilmesinde önemli baþarýlar elde edilmiþtir.

Nesli bozulan Ankara tavþanlarý. Siyah. Orman Çiftliði’nde tavukçuluk bölümünde tavþan da yetiþtirilmiþ ve iyi sonuçlar alýnmýþtýr. Çiftlikte peynir imalinde. Ankara'nýn süt ve yoðurt ihtiyacýnýn önemli bir bölümü karþýlanmýþtýr. Bira fabrikasýnda. peynir çeþitleri. Salon ve Salvator birasý olmak üzere dört çeþit bira üretilmiþtir. Fransa’dan getirtilen tavþanlarla ýslah edilmiþlerdir. Sanayi ve Endüstri Ýþleri. Fabrika tam tesisatlý bir iþletme olarak beþ yýl sonra faaliyete geçmiþtir. Atatürk Çiftlikleri’nin dikkate deðer özelliklerinden birisi de endüstriyel kuruluþlarýdýr. süt. Ankara ve Hollanda ýrkýndan olan bu tavþanlar çok kolay çoðalmalarý ve masraflarýn az olmasý nedeniyle kürkçülük iþlerinde kullanýlmýþlardýr. satýþ maðazalarýnýn açýlmasý ile daha da geliþtirilmiþtir. bunlar üzerinde yapýlan tecrübeler iyi sonuç vermiþ. Sütçülük ve mamulatý iþleri için Avusturya ve Macaristan'dan uzmanlar getirtilmiþ. Çiftlikteki malt. Süt fabrikasý çiftliðin ilk kuruluþ yýllarýnda düþünülmüþ. gerek kalite ve gerekse miktar 162 . Normal. Bira Fabrikasý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Çiftlikte modern tavukçuluk ilk kuruluþundan itibaren yapýlmaya baþlanmýþ. hem uzmanlýklarýndan yararlanýlmýþ hem de uzman gençler yetiþtirmeleri saðlanmýþtýr. soda. Pastörize Süt ve Yoðurt Fabrikasý. Legorn. 1937’de yeni ve daha büyük bir fabrikaya dönüþtürülmüþtür. doldurma ve ambalaj iþlerini de yapmýþtýr. Bira endüstrisi zirai kalkýnma içinde önemli görülmüþtür. Bira fabrikasý küspeleri hayvanlar için çok besleyici bir gýda olmuþtur. binalarýnýn bir bölümü o günlerde yapýlmýþtýr. Çiftlikte 1929 yýlýndan itibaren arýcýlýk faaliyetleri de baþlatýlmýþ ve yöre köyleri için fenni arýcýlýk konusunda iyi bir örnek olmuþtur. Çiftlik bünyesinde doðal ihtiyaçlarýn ürünü olarak 1934’de kurulan bira fabrikasý. Ýlk birasýný 1934’de piyasaya veren birinci bira fabrikasý. buz fabrikalarý. yoðurt. yetiþtirdiði arpasýna iyi ve devamlý bir müþteri bulmuþtur. piyasanýn tavuk eti ve yumurta ihtiyacýnýn bir bölümü karþýlanmaya çalýþýlmýþtýr. malt. Tesislerin modern ve sýhhi olmasý saðlanmýþ. bira. bira. gazoz. Daha önce þerbetçi otu ekmemiþ olan köylü. bu maddenin ziraatine baþlamýþ. soda imalat. kýsmen rodeyland soyu tavuklarla iþe baþlanýlmýþ. gazoz. demir eþya ve pulluk fabrikasý. buz. þarap ve deri fabrikalarý çiftliðe küçük bir sanayi ve endüstri merkezi görüntüsü vermiþtir.

Çiftlik ürünlerinden olan tereyaðlarý ve gerekse yemeklik yaðlar piyasada aranýr olmuþtur. çiftliðin makinalarýnýn tamiri ve yedek parça imali iþlerini görürken. tereyeðý pres aletleri gibi makinalar da yapýlmýþtýr. Deri Fabrikasý. demirhane ve tornahane. 1931 yýlýnda da çiftliðin ve Anadolu köylüsünün pulluk ihtiyacýný karþýlamak için pulluk atölyesi kurulmuþtur. tesviye ve montaj kýsmý. Atatürk Çiftlikleri’nin ilk tesisinde küçük bir tamirhane olarak kurulmuþ olan fabrika. týrmýk. kafes teli iþleri eklenmiþ. Çiftliðin tulum ve salamura peynirlerine talepler giderek artýþ göstermiþtir. zamanla atölyeye demir döküm kýsmý. Kasaplýk hayvancýlýk iþlerinin yan ürünü olan derileri deðerlendirmek üzere kurulmuþtur. ayný zamanda yöre köylerinin ihtiyaçlarýný gidermiþtir. Orta Anadolu yaylasýnýn yüksek kaliteli þaraplýk üzümlerinden imal edilen þaraplar. gerek Ankara'da. metal dökme kýsmý. Burada pulluktan baþka tohum temizleme makinalarý. gerekse ülkenin diðer kentlerinde aranan þaraplar olmuþtur. Þarap Fabrikasý. Beyaz peynirin yaný sýra kaþar peynirleri de ülkemizin her tarafýnda aranýr olmuþtur. Deðirmen ve Fýrýn. Demir Eþya ve Pulluk Fabrikasý. Çiftlik ihtiyaçlarý için kurulan deðirmen.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I itibariyle önemli geliþmeler saðlanmýþtýr. Yine fýrýnda baþlangýç- 163 .

Hacýbayram'da ve Samanpazarý'nda. tatil günlerini çiftliðin parklarýnda. bu alanda uzmanlar yetiþtirilmesi de amaçlanmýþtýr. Orman çiftliðinde. buradaki baþarýsýna göre enstitüye girebilmiþlerdir. imalatlar yapýlmýþtýr. Karadeniz Havuzu yaz aylarýnda halka açýk hale getirilmiþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ta çiftlik ihtiyaçlarý için kurulmuþ. Atatürk Çiftliklerinde. Ankara'da Yeniþehir'de. Ýstanbul'da Beyoðlu ve Kadýköy'de maðazalar açýlmýþtýr. Eðlence yerleri az olan Ankara'da halk. Doðal olarak üretimin deðerlendirilmesi için piyasalarla iliþkiyi saðlamak için ticari yapýlanmalar kurulmuþtur. Bunun uzantýsý olarak endüstriyel yapýlanmalar olmuþtur. Çiftliklerde ilk aþamada ziraat ve hayvancýlýk organize edilmiþtir. 1936’da kurularak temiz ve ucuz yemekleriyle halkýn hizmetine sunulmuþtur. bu gençlere bir taraftan pulluk fabrikasýnda. diðer 164 . lokanta ve gazinolar açýlmýþtýr. Yaz günlerinde Çiftliðin Bira Parký ve Lokantasý halkla dolup taþmýþtýr. Atatürk Çiftlikleri satýþ maðazalarýnda. havuzda spor eðlenceleri düzenlenmiþtir. Gerektiðinde yurtdýþýndan uzmanlar getirilerek. Fýrýnda ekmek üretimi dýþýnda bisküvi vb. Yüksek Ziraat Enstitüsü’ne girecek lise mezunlarýna önce Orman Çiftliði’nin bütün faaliyet alanlarýnda 10 ay süreyle staj yapma zorunluluðu getirilmiþ. gazinolarýnda ve lokantalarýnda geçirmiþlerdir. ülkemizde uzman yetiþtirilmesi saðlanmýþtýr. Çalýþanlar ile civar köylülerin çocuklarýnýn okumalarý için çiftlikte bir de yatýlý okul kurulmuþ. Bu düþünceden hareketle. bir poliklinik açýlmýþtýr. Atatürk Çiftlikleri’nin ekonomik zincirinin son halkasý ticaret birimleri olmuþtur. Atatürk Çiftlikleri’nde ayný zamanda sosyal yaþama öncülük etmek için lokanta. parasýz olarak gezilen bir hayvanat bahçesi ile bir müze kurulmuþtur. modern ziraatýn nasýl yapýlabileceði ve üretimin nasýl deðerlendirilebileceði gösterilmekle yetinilmemiþ. park ve plaj gibi iþletmeler açýlmýþtýr. çiftliklerin bütün mahsulleri satýlmýþtýr. Bunun için satýþ maðazalarý. Bugün hala Ankara'nýn önemli lokantalarýndan olan Çiftlik Lokantasý. daha sonra Ankara'ya da ekmek yetiþtirecek þekilde geliþtirilmiþtir. gazino. Halkýn eðlencesi için bir lunapark kurulmuþ. tarým teknikleri ve tarým makinelerini kullanma konusunda yetiþtirilmeleri saðlanmýþ. deðiþik kentlerden gelen ziraat makinelerinde çalýþacak ve kullanacak gençler için eðitim verilmiþ.

Bünyelerinin metanetini ve muvaffakiyetlerinin temelini teþkil eden geniþ çalýþma ve ticari esaslar dahilinde idare edildikleri. Malum olduðu üzere. yerli ve yabancý bir çok hayvan ýrklarý üzerinde çift ve mahsul bakýmýndan yaptýklarý tetkikler neticesinde.6. olgun ve çok kýymetli birer varlýk haline gelmiþlerdir. hiylesiz ve nefis gýda maddeleri temin eylemek.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I taraftan ziraat makinelerinde çalýþarak gerek makinalarý kullanmasýný. yurdun deðiþik bölgelerinde kurduðu 6 adet çiftliðini. ATATÜRK Orman Çiftliði ile. halka gezecek. muhitlerini güzelleþtirmek. her nevi ziraat sanatlarýný da teçmil eden bu müesseseler: ilk senelerden baþlayan bütün kazançlarýný inkiþaflarýna sarfederek büyük küçük müteaddit fabrika ve imalathaneler tesis etmiþler. aþaðýdaki 11. ''Baþvekalete. kooperatif teþkili suretiyle veya ayný mahiyette baþka suretlerle civar köylerle beraber faydalý þekilde çalýþmýþlar. bazý yerlerde ihtikarla fiili ve muvaffakiyetli mücadelede bulunmak gibi hizmetleri de zikre þayandýr. On üç sene devam eden çetin çalýþmalarý esnasýnda faaliyetlerini. faaliyetlerini ve istihsallerini bunlarýn isteklerine uydurmuþlar. gerekse tamirini öðrenmiþlerdir.1937 günlü bir mektupla Hazineye baðýþlamýþtýr. ve memleketin diðer mýntýkalarýnda da. kurduðu amaçlar doðrultusunda yönetileceði umuduyla. bulunduklarý iklimin yetiþtirdiði her çeþit mahsulattan baþka. mümasilleri tesis 165 . ve bugün her bakýmdan verimli. ziraat ve zirai iktisat sahasýnda fenni ve ameli tecrübeler yapmak maksadý ile muhtelif zamanlarda memleketin muhtelif mýntýkalarýnda müteaddit çiftlikler tesis etmiþtim. Çiftliklerin yerine göre araziyi ýslah ve tanzim etmek. bunlarýn muhite en elveriþli ve verimli olanlarýný tespit etmiþler. eðlenecek ve dinlenecek sýhhi yerler. bütün ziraat makine ve aletlerini yerinde ve faydalý þekilde kullanarak bunlarýn hepsini tamir ve mühim bir kýsmýný yeniden imal edecek tesisat vücuda getirmiþler. bir taraftan da iç ve dýþ piyasalarla daimi ve sýký temasta bulunmak suretiyle.

Dünya Savaþý’nýn getirdiði olumsuzluklarla da gerileyerek. Tekel Genel Müdürlüðüne satýlmýþ. '' Atatürk Çiftlikleri’nin yönetilmesi için 1.6.1949 gün ve 5433 sayýlý Yasanýn TBMM görüþmeleri sýrasýnda.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I edildiði takdirde. yýllar ilerledikçe artmýþ. hayvanat ve demirbaþlarý ile beraber hazineye hediye ediyorum. tecrübelerini müspet iþ sahasýndan alan bu müesseselerinin ziraat usullerini düzeltme. 24. çiftlik arazisi dýþýnda yerler kiralanarak çalýþmalar geniþletilmiþ. çiftliðin Devlet yönetimine geçmesi ile birlikte birdenbire yavaþlamýþ. 2. bu eðilime yanýt vermek amacýyla çýkarýlmýþtýr. Atatürk'ün ölümünün üzerinden bir yýl geçmeden bira fabrikasý Tarým Bakanlýðýnca. Muktazi kanuni muamelesinin yapýlmasýný dilerim. Ancak. Mali bünyede baþgösteren dengesizlik.1950 günlü 5659 sayýlý Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü Kuruluþ Yasasý. þarapçýlýk geliþtirilmiþ.1938 günlü 3308 sayýlý yasa ile Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu (DZÝK) kurulmuþ ve bütün taþýnmazlar bu kuruma devredilmiþtir. Atatürk'ün Ankara'daki çiftliðinin. istihsalatý artýrma ve köyleri kalkýndýrma yolunda devletçe alýnan ve alýnacak olan tedbirlerin hüsnü intihap ve istikþafýna çok müsait birer birer amil ve mesnet olacaklarýna kani buluyorum. Ankara þarabýnýn 166 . Sonuçta. Dünya Savaþý’nýn olumsuzsuz etkileri giderek azalmasýna karþýn daima büyük zararlar etmiþtir. özerk bir müdürlük eliyle yönetilmesinin uygun olacaðý doðrultusunda bir eðilim belirmiþ. Atatürk'ün baðýþladýðý çiftlikler. Zirai Kombinalar Ýdaresi ile birleþtirilerek Devlet Üretme Çiftlikleri adý altýnda yeniden örgütlenmesini öngören 7.3. Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu. Bu dönemde Ankara'daki Orman Çiftliði ''Gazi Orman Çiftliði '' adýný alarak faaliyetlerini sürdürmüþtür. faaliyetler devam ettirilmiþ.1. ve bu kanaatle tasarrufum altýndaki bu çiftlikleri bütün tesisat. Atatürk Orman Çiftliði adý altýnda özerk bir yapýya kavuþtuktan sonra. Çiftliklerin arazisi ile tesisat ve demirbaþlarýný mücmel olarak gösteren bir liste iliþiktir. mali bir buhranýn içine düþmüþtür. etkinliklerini yalnýzca 11 yýl sürdürebilmiþtir. Gazi Orman Çiftliðinin parlak ve devamlý geliþmedeki hýzý. 2.

Orman. Ürünler için soðuk hava deposu yapýlmýþ. 10.395 167 . Çiftlik arazisi 1978 yýlýndan bu yana toprak döküm alaný olarak da kullanýlmaktadýr. Çiftlik arazisi üzerinde Ankara Þehirlerarasý Otobüs Terminali inþa edilerek 1997 yýlýndan bu yana iþletilmektedir. Etimesgut. Dörtyol'da. Millet ve Baltacý Çiftlikleri. Tahar. Macun. korumacý bir anlayýþla yetinilmiþ ve stratejik kullaným ilkelerini belirleyecek ve uygulayabilecek bir örgüt modeli öngörülmemiþtir. Yaðmurbaba. Ancak ne yazýk ki. Baðbahçe kültürleri ve aðaçlandýrma iþleri artýrýlmýþtýr. maddesi çiftlik taþýnmazlarýný Devlet malý saymýþ. Nevþehir-Narköy'ün Emir. 5659 sayýlý Yasanýn 9.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I imal edildiði Kalecik Beyaz ve Karasý. Çakýrlar Çiftliklerinden oluþan Orman Çiftliði. Tekir ve Þövalye Çiftlikleri. Silifke'de. Piloðlu Çitliði'ni arazi varlýðý olarak belirtmiþtir. Turistik Marmara Oteli 1968'de iþletmeye açýlmýþtýr.729 dönüm olarak belirtilmiþtir. Bu nedenle Ankara'nýn büyümesi ile birlikte yoðunlaþan kentin altyapý gereksinmesi ve rant baskýlarýnýn Çiftlik alanýný olumsuz etkilemesi önlenememiþtir.06. maddesi ise satýlmasý ve kamulaþtýrýlmasýný özel bir yasa ile izin alýnmasý koþuluna baðlamýþtýr. yasalara aykýrý yapýlaþma ve iþgaller ortaya çýkmýþtýr. Lüks Kilis'in Horos Karasý üzüm çeþitleri ile yüksek kalitede þaraplar üretildi ve Uluslararasý Þarap Ofisi’nce tescil edildi. siyasi iradenin korumasý altýna alýnmýþtýr. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün 11. Taze üzüm suyu “üzüm özü” adýyla piyasaya sürüldü. taþýnmazlarýnýn envanterinin yapýlamayýþý. Balgat. Atatürk Orman Çiftliði'nin örgüt yapýsýndaki yetersizlikler ile bunun yol açtýðý temel sorunlar olan. Halkýn. büyük bir süt fabrikasý inþa edilmiþtir. Güvercinlik.1939 yýlýnda Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu tarafýndan yayýnlanan ''Atatürk Çiftlikleri'' adlý yayýn ile 1953 yýlýnda Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü tarafýndan yayýnlanan ''Atatürk Orman Çiftliði'' isimli yayýnda bu rakam 150. üretim ve aðaçlandýrma etkinliklerinden giderek uzaklaþýlmasý. Arazi büyüklüðü bu listede 154. Böylece Çiftliðin toprak bütünlüðü.1937 tarihli vasiyetnamesinin ekindeki listede ''Ankara'da. yeni makinalar saðlanmýþtýr. çiftliðe geliþ gidiþi kolaylaþtýrmak için 1952 yýlýndan itibaren halk otobüsleri tahsis edildi. Portakal Bahçesi ve Karabasamak Çiftliði ve Tarsus'ta. 1952 yýlýndan itibaren kar etmeye baþlayan Atatürk Orman Çiftliði’nde tarla ziraati yapýlan alan bir misli geniþletilmiþ. Ancak. Yalova'da.

Güvercinlik ve Etimesgut Çiftliklerinin birleþmesi ile oluþmuþ 80. bu devirlerde mal deðerlerinin Maliye.1.1937 tarihli vasiyetnamesi ile hazineye baðýþladýðý arazilere iliþkin tek resmi kayýt.6.000 dönüm araziden ibaret olduðu belirtilmektedir.1938 'de kabul edilen ve 13. Balgat. Macun. 5659 Yasa'nýn Geçici 2. 1926'da Hakimiyet-i Milliye Gazetesi'nde yapýlan '' Reisi Cumhur Gazi Mustafa Kemal Paþa Hazretlerinin Ankara Çiftlikler '' adlý yayýnda Çiftliðin Orman. 168 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I dönüm olarak verilmektedir. hayvanat ve demirbaþlarý ile beraber hazineye baðýþladýðý arazi.6. bu devirlerde mal deðerlerinin Maliye. Tarým ve Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðü tarafýndan atanan 3 kiþilik komisyon marifetiyle belirlenmesi.1949 'da yayýnlanarak yürürlüðe giren 5433 sayýlý Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðü Görev ve Kuruluþ Yasa 'sý ile Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðüne. Ancak bu belgeler bulunamamaktadýr. envanter vb. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün 11. Bu miktardan 102.704. maddesiyle.000 dönümden söz edilmektedir. 7. Bu miktar günümüzün rakamýyla 93. 24.000 dönümü Ankara'daki Orman Çiftliði olarak verilmektedir.1950 'de yayýnlanarak yürürlüðe giren 5659 sayýlý Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü Kuruluþ Yasa 'sý ile Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü'ne devredilmiþtir.05. Bu durum bazý soru iþaretleri doðurmaktadýr. 11. Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðü ve Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü tarafýndan atanan 4 kiþilik komisyon marifetiyle belirlenmesi hüküm altýna alýnmýþtýr. Ancak bu rakamlarý doðrulayacak kesin kanýt oluþturacak bir belge. Yaðmurbaba.06. kayýt bulunmamaktadýr. Tarým. ATATÜRK'ün 11.090 m2 büyüklüðünde bir arazinin baðýþlandýðý görülmektedir.3.1938 günü Hazine’ye baðýþ iþlemine konu tapu senedi ve tapu kayýtlarý incelendiðinde Ankara'da 39. 12.1.6.1949 'da kabul edilen ve 13. Orman Çiftliði ve Mülhakatý Müdüriyeti tarafýndan hazýrlandýðý anlaþýlan 8 Aðustos 1928 tarihli Gazi Orman Çiftliði baþlýklý bir raporda 120. Bu baðýþ ile birlikte bazý özel þahýslar ile Ankara Belediyesi ile Cumhuriyet Halk Partisine yapýlan baðýþlar söz konudur.544 m2'dir.4.1937'yi izleyen günlerde maliye hazinesine.1950'de kabul edilen ve 1. 7.1938 'de yayýnlanarak yürürlüðe giren 3308 sayýlý Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu Hakkýnda Yasa'sý ile Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu'na.1937'de bütün tesisat. maddesiyle.6.210. 5433 sayýlý Yasa'sýnýn Geçici 3.

sonra bu duruma yasallýk kazandýrmak için yasa çýkarmak suretiyle satýþlarý saðlanmýþtýr.'nýn yaptýðý incelemede ortaya çýkartýlmýþtýr.611. Diðer bir ifade. geliþtirilemediði gibi topraklarýnýn giderek küçültülmesi ve dokusunun bozulmasý önlenememiþtir.Ç'ye) ait olmadýðý.000 m2 arazi bulgulanmýþtýr. Topraklarýnýn büyük bir bölümünün yasal olmayan yollarla özel kiþilerin eline geçtiði kuþkularý çeþitli platformlarda yoðun biçimde dile getirilmektedir. gelecek hedefi belirleyebilecek.000 m2 arazi satýlmýþtýr.1939'da çýkartýlan 3697 sayýlý yasa ile Tekel Genel Müdürlüðüne satýlmýþtýr . Ancak bu tartýþmalarýn dayanaklarý ne yazýk ki belge ve bilgiler deðil. incelemesi sýrasýnda. 2002 yýlý D.000 m2) 6. Devlet Ziraat Ýþletmeleri Yönetim Kurulu kararýyla satýlan yaklaþýk 7.372. genelde önce fiili durum yaratýlmýþ. Atatürk Orman Çiftliði döneminde çýkartýlan yasalarla (bir bölümü de mahkeme kararlarýyla) yaklaþýk 14. belirlenen hedefe uygun stratejik planlar 169 . Örneðin Atatürk'ün arazileri arasýnda olduðu iddia edilen Çubuk'taki Aydos Yaylasý'nýn mülkiyetinin hiçbir zaman Atatürk'e yada (A. Atatürk'ün arazileri üzerinde þimdi Urankent Konutlarý yükselmektedir.D. Ancak bunlar belgeye dayanmayan varsayýmlara dayalý iddialardýr. Atatürk Orman Çiftliði'nin. varlýk nedenini ortaya koyabilecek. Atatürk Orman Çiftliði arazileri ve tesislerden Bira Fabrikasý ATATÜRK'ün ölümünün üzerinden bir yýl bile geçmeden (yaklaþýk 50.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Ancak baðýþa konu arazi miktarýyla ilgili olarak çeþitli iddialar bulunmaktadýr. Atatürk Orman Çiftliði her ne kadar özerk bir statüye kavuþturulmuþsa da. taþýnmazlarýný yönetebilecek bir birim öngörülmemiþtir. Devlete hakim siyasi irade Atatürk'ün arazilerinin talanýnda esas belirleyici olmuþtur. 2002 yýlýnda yapýlan D. Atatürk'ün arazilerinden yapýlan satýþlarda.O. Yasanýn býraktýðý boþluklarý giderilemediði için kuruluþ amacýnýn gereklerince yönetilemediði. Günümüzde ise ATATÜRK'ün diðer miraslarýna yapýldýðý gibi bu eseri de yok edilmek için özelleþtirme kapsamýna alýnmýþtýr. Kuruluþ Yasasý’nda varlýk nedeni (misyon) ile gelecek hedefi (vizyon) belirlenmemiþ.K. Satýlan bu arazinin bir kýsmý alým amacý dýþýnda kullanýlmaktadýr.D. Bu durum bugün içinde geçerlidir.7.K. söylenti ya da sezgilerdir.

Orman Bakanlýðý'na göre ülkemizin % 25'i ormandýr. Çiftlik alanýndaki yapýlaþmalarýn büyük bir bölümü. Adýnda orman olan. Kentin altyapýsýnýn gerektirdiði ana ulaþým yollarý. 2863 sayýlý Yasanýn korumasý altýna alýnmýþtýr. sürekli ve eþgüdüm içinde çalýþmasýnýn öngörüldüðü bir yönetim modeli kurulmadýkça. Üstelik biriken stoklar nedeniyle 1999'dan sonra arasýnda üretilmemiþtir. Çiftliðin alan bütünlüðü içinde yer alan Fiþek. Çiftliðin Türkiye ortalamasýnýn altýnda bir aðaç dokusuna sahip olmasý düþündürücüdür. Derece Doðal ve Tarihi Sit olarak tescil edilmiþ. üretim etkinliðinden giderek uzaklaþýlmýþtýr. üretim yapýlabilecek tarlalarý parçalanmýþ ve tarýmsal iþlevini yitirmiþtir. kanalizasyon. Az sayýda büyükbaþ hayvan yetiþtirilmekte ve bu nedenle de fabrikada iþlenen süt satýn alýnmaktadýr. Fýrýn kapatýlmýþtýr. Ayrýca. Çiftlik Müdürlüðü kayýtlarýna göre Çiftlik alanýnýn %15'nin orman olarak tanýmlanabilecek nitelikte olduðunu göstermektedir. þarap üretimi satýn alýnan üzümlerle sürdürülmektedir. su ve doðalgaz borularý. böylece. 2003 yýlýnýn sonlarýna gelindiði halde henüz yapýlmamýþtýr. Atatürk Orman Çiftliði. birlikte. 2863 sayýlý Yasaya göre en geç bir yýl içinde bitirilmesi gereken koruma amaçlý imar planý. Ancak. Hayvancýlýktan büyük ölçüde vazgeçildiði için deri fabrikasý ile daha sonralarý pulluk fabrikasýna dönüþen demir atölyesi kapatýlmýþtýr. böylelikle Çiftlik alanýnýn bütünlük içinde korunabilmesi ve planlanabilmesinin ortamý oluþturulmuþtur. 1992 yýlýnda sit. 1930'lu yýllardaki üretim çeþitliliði geniþ bir yelpazeye yayýlýrken. Çimento ve Traktör Fabrikalarý ile Mitaþ gibi sanayi kuruluþlarýnýn kullandýklarý alanlar da kapsam içine alýnmýþ. 3194 sayýlý Yasaya ve 2863 sayýlý Yasaya da aykýrý olarak yapýlmýþtýr. geliþtirebilecek ve uygulayabilecek bir örgüt yapýsý bulunmamaktadýr. Deðiþik disiplin alanlarýnda eðitilmiþ iþgücünün. 170 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I üretebilecek. Çiftlik alanýnýn kentin geliþmesinden olumsuz etkilenmesinin önüne geçilemeyecek ve Atatürk'ün çaðdaþ bir baþkent yaratma düþü gerçekleþtirilemeyecektir. Baðcýlýk yapýlmadýðý için. Atatürk Orman Çiftliði'nin tarým ve hayvansal üretimi giderek azalan bir seyir izlemiþtir. 1998 yýlýnda ise I. enerji nakil hatlarý ile bir að gibi sarýldýðý için. Oysa. Tahýl ve hayvancýlýk için ayrýlan alan giderek küçülmüþtür.

bir konut kooperatifine tahsis edilmiþtir. Üstelik.178. Metro. imar düzenlemeleri ile 2. bu yasa dýþýlýðý ortadan kaldýrmak üzere 3194 sayýlý Yasaya ve 2863 sayýlý Yasaya da aykýrý olarak yoðun yapýlanmalarýn olduðu bir bölümde. Bütünlük ve dokusunun korunmasý konusunda özenli olunmadýðý için Çiftlik topraklarý. Kent planlarý ve imar düzenlemeleri konusunda alýnan her karar. altyapý için yeni topraklarýn terk edilmesini gerektirmekte ve bu gereklilik.Aþama Ýþleri.871. bu bölgeye olan ilgiyi artýracaktýr. bir bölümünün ise yargý kararlarýyla satýlmasýna yol açýlmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Geçmiþte yapýlanlar bir yana.888.714 m²'si. kent planlarýný yaparken belediyelerin kendilerini uymakla yükümlü sayacaklarý bir düzenleme bulunmamaktadýr. borular ve enerji nakil hatlarý gibi kentin teknik altyapýsý ile bir að gibi sarýlmýþtýr. Ankaragücü kulüplerinin kullanýmýndaki yerlerin satýþý için bir tasarý bir yasa teklifi TBMM gündemine alýnmýþ bulunmaktadýr. üzerinde kamu kurumlarýna ait yapýlarýn bulunduðu parsellerde ortaklýk biçiminde mülkiyetler oluþturularak fiilen Çiftliðin kullanýmýndan çýkarýlmýþ. "Ankara Metrosu 3. kamu kurumlarý ile özel hukuk kiþilerinin kullanýmýna býrakýlmýþtýr.496 m²'si ise kiraya verilerek toplam 28. Atatürk Orman Çiftliði alanýnýn stratejik kullaným ilkeleri belirlenmediði için. bir sarmala dönüþmekte. Gençlerbirliði. 6.296.218 m²'si satýlarak. Güçlü bir koruma oluþturulamazsa bu ilginin Çiftlik topraklarýný olumsuz etkilemesinden kaçýnýlamayacaðý açýktýr. Ayrýca. Batýkent-Sincan-Organize Sanayi Bölgesi Arasý Hat Yolu" ile iki metro istasyonu planlanmýþ ve çalýþmalara baþlanýlmýþtýr. haritasýndan anlaþýldýðýna göre bu bölgenin hemen yakýnýnda bulunan ve Çiftliðin ortaklýk biçiminde mülkiyetindeki 42129/2 parsel.983. 171 . Çiftlik topraklarý üzerinde tehdit oluþturacak yeni geliþmelerin varlýðý dikkat çekmektedir: Çiftliðin hipodrom yakýnýndaki topraklarý üzerinde. Çiftlik topraklarý giderek artan bir hýzda küçülmekte ve dokusu bozulmaktadýr. Bu topraklarýn 5. üzerine otogar. Çiftlik topraklarýnýn 21.989 m²'si kentin altyapýsýnda kullanýlmýþ. yollar.621 m²'sinde. 1983 yýlýndan bu yana son 20 yýlda Çiftlik topraklarýnýn satýlmasýna izin veren bir yasa çýkarýlmamýþ iken ilk defa bu dönem. toptancý hali gibi büyük yapýlar yapýlmýþtýr.

Büyük Atatürk'ün. DZÝK 1939 172 . bütün dünyayý kasýp kavuran 1929 krizinden bile geliþerek çýkarttýðý ve büyüttüðü bu iþletme. Orman Çiftliði projesine çaðdaþ bir baþkent kurabilme amacýyla giriþmiþ. bataklýk. Kentin büyümesi yeþil alan gereksinmesini artýrýrken.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün. Atatürk'ün çaðdaþ bir baþkent kurabilme projesine sahip çýkýlamadýðý görülmektedir. Türkiye ortalamasýnýn altýnda bir bitki dokusuna sahiptir.AYDEMÝR Atatürk Çiftlikleri. kurduðu amaçlar doðrultusunda geliþtirilmesi dileðini belirten bir yazý ile Hazine’ye baðýþlamýþtýr. Orman Çiftliði olarak adlandýrýlmakla birlikte. belediyeler kent içinde kalan arazileri imar uygulamalarý ile yok etmiþtir. þehrin hayatýný zehirleyen bir sýtma kaynaðý iken. Atatürk. Ancak bu konuda büyük bir ihanet. Þ. yýlýnda bile) coþkusunu açýða vurmasýna önemli bir açýklama getirmektedir. Atatürk'ün yönetiminden çýktýktan sonra ayný baþarýyý yakalayamamýþ. 12 yýl boyunca neredeyse kendisi yönetmiþ. Halen Atatürk'ün manevi þahsiyeti kullanýlarak bu devam ettirilmektedir. halkýmýzýn sadece Atatürk'ün bulunduðu dönemi anlatan 10. AOÇ 1953 DDK Ýncelemesi 2002 Resimler: Atatürk Çiftlikleri. DZÝK 1939 Atatürk Orman Çiftliði. yaþamýnýn son günlerinde. Çiftlik alaný üzerindeki rant baskýsý var olaný da tehdit etmektedir. bakýmsýz. Çiftlik olmanýn gerektirdiði üretimden giderek uzaklaþýlmýþtýr. Yýl Marþý ile (Türkiye Cumhuriyeti'nin 80. yoktan var ederek hýzla geliþtirdiði.S. Stratejik planlar yapabilecek ve bunlarý uygulayabilecek yetkinlikte bir örgüt yapýsýna kavuþturulamadýðý için. kentin altyapý gereksinmeleri ve rant baskýlarýnýn topraklarýný küçültmesi ve dokusunu bozmasý önlenememektedir. Atatürk Orman Çiftliði. Kaynakça Tek Adam. gaflet ve dalalet içine girilmiþtir. arazi varlýðý giderek bizzat devleti yönetenler tarafýndan azaltýlmýþ.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I BÝR RÜZGARA KARÞI TOPLU KONUT ÖYKÜSÜ Þevki Vanlý Mimar .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Ankara'da mimarlýk hayatýna atýlalý on yýla yaklaþýyordu... Müþterilerimin iþlerini yaptýrýp komisyon almadýðým imalatçý ve malzemeciler, kendime iþ yaparsam bana kredi açacaklarýný söylediler. Babadan kalma olanaklarýn da katkýsýyla Gaziosmanpaþa'da bir arsa aldým. Emlak Bankas’ýndan kardeþimle benim ev kredimizi kullanarak, sekiz daireden üçünü satarak inþaatý bitirdim ve kiralarla kalan borçlarýmý ödedim. 1964 yýlý böyle geçti. Bu, projeci olarak, çalýþtýðým mühendislerin çok hoþuna gitti ve birlikte inþaat yapmak istiyorlardý. Ýmalatçý ve malzemeci dostlar sürekli bana kredi açamazlardý... Yýl 1968 ve hala ýsrar ediyorlardý. Sonunda, ben yapsatçýlýk yapmak istemediðimi, Ankara'ya bir uydu yerleþim kazandýrmak hedefiyle bir toplu konut kuruluþu, yani bir anonim þirket kurabileceðimizi söyledim. Baþýma neler geleceðini bilmediðim için cesurdum.

OR-AN A.Þ. Kuruluyor 1968 Ýlkbaharýnda verdiðimiz bu kararý eþe dosta açtýk... Hemen herkes hedefi ilginç buluyor ve katýlmak istiyordu... Fakat hiç birimizde topluca bir para yoktu. Hepimiz emeðimizle yaþayanlardandýk. Üç yüzden fazla dost ve tanýdýk dokuz milyon sermayenin 1/4'ünü ödeyebildik. Anlaþýlacaðý gibi, on milyona dahi gelemedik. Topu topu 150.000 dolarýmýz vardý. Kuþkusuz dolar da 35 yýlda 5/6 kez deðer kaybetmiþtir. Yani bugünkü deðeriyle bir milyon dolar kadar bir para Bütün bu olup bitenler, Ýzmir Caddesi'ndeki proje büromda, benim odamda yaþanýyordu... OR-AN'ýn bir yeri dahi yoktu.

174

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Þirkete Ýsim Arýyoruz Kulaða hoþ gelen ve bellekte iz býrakacak bir ad arýyordum. Anadolu'ya, Konya'nýn yerlisi bir aileden gelmem nedeniyle bir tutkum vardýr... Faaliyete de Ankara'dan baþlayacaðýmýza göre, þirketin adýnýn Orta Anadolu ile ilgili olmasýný istedim. Fakat bu isim bana uzun geliyordu, bir þekilde kýsaltmak istiyordum, ama baþaramýyordum. Bir gün Yeniþehir, Atatürk Bulvarý, Ýþ Bankasý’nýn önünden aþaðýya doðru yürüyordum Tuna Caddesi’ni geçer geçmez saðda bir gazeteci / kýrtasiyeci vardý, onun tepesinde, bir fotoðraf filmi markasý olan "ORWO" yazýlý bir tabela sallanýyordu... O anda þirketimizin adýný gördüm "OR-AN" olmalýydý... O günlerde yaptýðýmýz bir genel kurul toplantýsýna bu öneriyi getirdim... Herkes yadýrgadý, kimse beðenmedi... O zaman

onlardan öneri beklediðimi söyledim. Sevgili ülkemizde beðenmeyen çoktur, öneri yoktur. Ben de, sonradan yerleþimin de adý olacak OR-AN ismini tescil ettirdim... Tuttu... O kadar tuttu ki bizden iki yýl kadar sonra kurulan ME-SA'nýn adýnda çaðrýþým bulurum.

175

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Uydu Yerleþime Arazi Aranýyor O zamanlar, ODTÜ yerleþkesiyle, Ankara'nýn coðrafyasýna giren Eskiþehir yolu çevresi aklýmýza geliyordu. 1968'in sonbaharýnda bir emlakçý orada 500 dönüm arazisi olan bir avukatý getirdi... Avukat arazisinin m2 sine 40 TL. istiyordu... O günkü ölçülerimize göre, arazi sýnýrsýz büyük, fiyat ise þehire göre çok küçük geliyordu. Fakat arazinin tutarý olan 20 milyon deðil, iki milyon paramýz vardý ve sonra ne yapacaðýmýzý bilmiyorduk. Arazi sahibine, onun ayný sermaye olarak taþýnmazýný koymasýný önerdim. O da bizim ne koyacaðýmýzý sordu... "Emeðimizi" yanýtýný verdim. Adama, onunla alay ediyormuþum gibi geldi ve bir Cumartesi öðleden sonra, benim mimarlýk büromdaki odamýn kapýsýný vurdu, gitti... Biz birkaç arkadaþ ve emlakçý kaldýk... Ne yapabilirdik? O zaman Çankaya, Ýþ Bankasý bloklarýyla biterdi... Sonrasýný bilmiyorduk. Emlakçý arkada kimsenin ilgilenmediði ucuz arazi olduðunu söyledi, hemen görmeye gittik. Ankara'da, Çankaya ve Dikmen tepelerinin þehre dönük kuzey sýrtlarýna göreli olarak yerleþilmiþti... Güney sýrtlarýnýn iyi bir ufku vardý... Doðuya doðru çýplak daðlar, güneye doðru içinde Gölbaþý'nýn da yer aldýðý ova görünüyordu. Dýþardan bakýnca arazi çorak ve tatsýzdý. Ýçerden dýþarýya bakýnca ilginç bir manzara vardý ve önemli olan da buydu. Yönetim Kurulu kente bakan kuzey sýrtlarýný, ben ise ovaya bakan güneyi istiyordum. Yer seçimi giriþimin ilk önemli adýmýydý. Israrla güneyi kabul ettirdim. Çok tapulu arazi nasýl alýnýr? Baþýna gelen bilir, kurnaz arsa sahipleri arkaya kalýr ve fiyat artýrmak için ortadan kaybolur. Çizdiðimiz sýnýrlarýn içi yaklaþýk yüz hektarda, belki elli kadar tapu vardý... Kýrk kadarýný, bakýmsýz Dikmen Köyü kahvesinde topladýk. Ben, bizden önce m2 si 4 TL. olan, talep olunca 6 liraya çýkan arazinin metresine 12 TL. teklif ettim. Yalnýz koþullarým vardý... Hepsi ile ayný zamanda sözleþme yapacaðýz. Onlar da hemen tapuyu verecekler ve biz bir yýl sonra borcumuzu ödeyeceðiz. Çünkü onlara verecek meteliðimiz yoktu. Elimizdeki küçük parayla da Bakanlýklar’daki görkemli bir iþhanýnýn 1.katýný kiralamýþ ve 6 aylýk ödemeyi yapmýþtýk. Yani çarkýn bu 6 ay içinde ciddi ciddi dönmesi gerekiyordu... 176

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Uydu Yerleþkenin Planlamasý Tapularý aldýk ve hemen planlamaya baþladým. Orta tabakayý hedef alacaktýk. Egemen kat yüksekliði ile inþa edilecek ve yerleþim planlamasýna esneklik vermesi için, 8 daireli çok küçük apartmanlar olacaktý. Konfor standardý ayný olan, fakat büyüklükleri 100 ile 200 m2 arasýnda deðiþen ve her biri için iki farklý tip geliþtirecektik... Yoðunluk (1)olacak, yani alanýn 1/4' ü yapýlarla örtülecek, %75 açýk alan kalacaktý... Konutlarýn aralarýndaki mekanlar ve doða, yerleþimin þekillenmesinde 1. sýrada gözetilecekti.

Planlamada yüksek yapýlar, yalnýzca yerleþimin giriþi ve sosyal merkezini vurgulamak için bulunacaktý. Bu baþlýca ölçüt ve istekleri planlamada yanýtlamaya çalýþtým. Ankara Ýmar Müdürlüðü projeyi desteklediðini söyledi ve sýkýntý çýkarmadan tastik ederek, Bakanlýða sevketti. Ýmar ve Ýskan Bakanlýðý, projeyi doðru Ankara Nazým Plan bürosuna gönderdi. Bu Kurum uzun zaman, projemizin ilkelerine uyup uymadýðýný tartýþtý... Kanýmca bu 177

. arkasýndan. Örneðin Çankaya'ya 6/7 km uzaklýktaki bir yerleþimin ulaþýmý ülke ekonomisine yük olur sorununu. Ama Çaldaðý nazým planda nasýlsa maviye boyanmýþtý. bu gözlüðün istendiðinde kullanýlmadýðýný gösteriyor. Ýmar ve Ýskan Bakanlýð’ýna geldik.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kadar uzun tartýþma.. Ama büyük oranda böyle olduðunu da bu süreç içinde öðrendim. burada hemen tastik olacaðýný sanýrken. Meslektaþlarýn yine Devlet memurluðu tutmuþtu. Aldýðým yanýt bu yazýnýn gerçek olduðu doðrultusundaydý.. Bakanlýkta yazýlarýn karýþtýðýný düþünerek ve gülerek ilgili müdürlüðe gittim. Ziyaretlerine gittiðimde daha incelenmediðini söylüyorlardý. Tüm memur meslektaþlarýn böyle olmadýðýný biliyorum. Sayýn okuyucu. Elli yýllýk mesleki hayatýmda öðrendiðim.. Devlet memurunun gözlüðünün "kuþku" olduðudur... Bu kaçýncý incelemeydi? Yine yukarýya baþvurmak zorunda kalmýþtým. ilkeleri konusunda kuþku uyandýrýyordu.. Kanýmca þehircilerin en önemli yaný bu tür birkaç takýntýdýr. Millet vekillerine ve diplomatik alan gereksinmesine de OR-AN'da yer vererek arsalarýmýzýn ciddi bir bölümünün istimlak edilmesiyle projemizi bozmak için ellerinden geleni yaptýlar....... artýk projenin tastik olduðunu sanmayýn. bu boyanýn silinmesi plan deðiþikliðine girerdi. Bugün Ankara'daki geliþmeler bu endiþelerin þaka niteliðinde olduðunu gösterdi. Arsa spekülasyonuna gelince.. Bakanlýk’tan arazi baraj taþma sahasý olduðu için tastik olasý deðil. Ama son yýllardaki olaylar. Bir arazi Nazým Plan içinde olsa alt yapýyý Belediye yapacak. tüm Bakanlýklarýn onayý ve yaklaþýk iki yýl zaman gerekiyordu. Neyse ki Müsteþar Muavini meslektaþ Fikret Ungan müdahale etti. Zaman gerçekleri su yüzüne çýkarýyor.. Bir yazý geldi. Onlara 1200 metre yükseklikte ne baraj ne de taþma olacaðýný anlatmaya çalýþtým. Önceki iþlemlerden sonra.... spekülasyon katmerli olacaktý. mavi boya silindi ve projemiz incelemeye alýndý. Ýþin garip yaný ise bizden sonra baþta kendi memurlarý için. Haftalar geçiyor. tasdik yazýsý gelmiyordu. Nihayet en son merci.. ek alanlar tastik ettiler.. 178 . projemiz çalýþma alanýný kapsamadýðý için bir "yatakhane yerleþim" olacaðý sorununu ve arsa spekülasyonu olacaðý konusunu kendisine dert etti. diye.

satmadan yapmak olasý deðil.. kamuda olmayan köklü sorunlar Kurula geldikçe telaþ179 . Bir de Hastaþ isimli.. Biz 100'er daireli iki kooperatif kurarak SSK kredili alýcýlarý toplamaya baþladýk.. "Kardeþim ben 500 sattýk diyorum. ne diyeceðimi bilemiyordum. Ýnþaat Baþlýyor Proje ve onun uygulayýcýsý olmak ile inþaatçý olmak. bize olan güvenlerini yitirerek.. Yeni konut alýcýlarýnýn... Buna raðmen genel yaklaþýmýmýz güven verdi ve biz birkaç haftada 100 kadar daire sattýk. benzetme yoluyla.. Derken Hastaþ iflas etti.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Toplu Konutta Pazarlama Konut üretimi büyük ve yavaþ bir yatýrým olduðundan. Bu nedenle aramýza Emek Ýnþaat Genel Müdürü ve Emek Ýþhaný ve Otelleri inþaatlarýnýn yürütücüsü Rafet Kapýcýoðlu'nu almýþtýk. Ne yapacaðýmý. onu örgütlemek arasýnda çok fark var. ben de günahýmdan kurtuldum. Kýsa zamanda 200'ü bulduk. Pazarlamak için de giriþim hakkýnda bilgi vermek gerekli. Bu kez konut alýcýlarýmýzýn bir bölümü. Görevlilere. Bu büyük bir baþarýydý.. Yine sorunlarýn içine düþmüþtük. fakat 100 sayýsýnýn önemini anlayamayacaklarýný düþündüm.. "Ne oldu?" diye sormaktan baþka bir þey aklýma gelmedi.. "Beni nasýl yalancý durumuna düþürürsünüz?" diyordu. Ortaðýmýz. OR-AN þirketinin bir ortaðýnýn görevlilere baðýrýp çaðýrdýðýný duydum. yatýrdýklarý parayý istediler. yerleþim civarýnda arsa almaya giriþmeleri ve bizim arsalarýný aldýðýmýz. 200 demelerini söyledim. bize imrenerek kurulan ve müthiþ reklam yapan bir firma peydah oldu Bizim konut alýcýlarýmýzýn yarýsý bizden paralarýný çekerek oraya yatýrdý. Yönetim Kurulu üyesi Rafet Bey. bir kaç alamadýðýmýz kiþilerin de kazan kaldýrmasý olasý. kendilerinden önce kaç daire satýldýðý da olacaðýný. böyle bir soru sorulursa.. benim kýrk yýlda bir söylediðim bir pazarlama abartmasý yüzünden. Bu korkumuzu alýcýlara anlatarak yerleþimin yerini baþlangýçta gizli tuttuk. Fakat 200’den sonra satýþlar çok yavaþladý. siz 200 diyorsunuz" demez mi? Demek ki benim abartýlý sayým bu ortaðýmýzýn pazarlama yeteneði yanýnda pek pýsýrýk kalmýþtý. almak istedikleri bilgiler arasýnda... Bilgi alanlarýnda.. Birkaç gün sonra. OR-AN giriþimini o yürütecekti.

. vinç veya asansör yok veya çok kýttý. genel saðlýk ve ulaþým sorunlarýyla. yavaþda olsa satýþ ve ödemeleri sürüyordu. Biz onlar için ne yaptýklarý ne sonlarý belli olmayan garip yaratýklardýk... maddesine göre bankalar ancak Kamu yüklenicilerine. O zamanlar. Finansman sorunu bir türlü çözülmüyordu. Adam bana sordu. kalýpçý kökenli kalfalar yürütürdü. Kýsa zamanda 400 ile 500 arasýnda deðiþen bir kalabalýðýn yatmasý. Düzeni deðiþtirmek için. Türkiye'de hazýr beton. düzgün tuðla üretimi. çalýþmasý. Bankalar Kanununun 50. Toplu Ýþ Sözleþmesi yapýncaya kadar yapýlan pazarlýklar sýkýntýlarýmýza tüy dikiyordu.. Türkiye'deki iþ hayatýný bilenler. yol... Ortaklar hisse paylarýný ödemekte aðýr davranýyor. Beþ yüze yakýn bir iþçi kümesi bulan sendikalar da peþimizdeydi. verdiðinizi yazýyor musunuz?" Doðal olarak "Evet" dedim. mahrumiyet gözüyle bakan. Þehirden uzak iþlere. düþük faizli kredi verilmesini öngördüðü halde. Uygulamaya alt yapýyla. Bir zamanlar küçük apartmanlarý. ellerindeki ihale oranýnda temlikle kredi açýyorlardý. Ýlk Konutlarýn Bitiþi Biliyorsunuz inþaatlar kýþa doðru biter. ne usta ne de iþçi þehir dýþýna gelmek isteyorlardý. su ve elektrikle baþladým. Bir tören hazýrladýk ve ilk anahtarý verme180 . Köy iþlerinden makina kiralamak ve diðerlerini de en ekonomik yöntemlerle yürütüyorduk. inþaat mühendisi. Hayatýmda baþka böyle dert görmedim. "Bu iþ yürümez" dedi. malzeme teminiyle boðuþur olduk. aramýzdan ayrýldý ve bu sorumluluða kimse talip olmadý.. "Siz aldýðýnýzý.. bir kaç kalfa ve birçok iþçi alarak iþe baþladým.. Biz de 1970 sonbaharýnda ilk konut teslimini yapacaðýz. ne kalfa... batýk Hastaþ'a kredi veriyor bize vermiyordu. Düzensiz de olsa iþler yürüyor. Konumuzla ilgili Emlak Kredi Bankasý ise o zamanlar etkin olan DPT'nin kanunlaþmýþ 2..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I landý. konut alýcýlarý taksitlerini pek aksatmýyorlardý. yemesi. beþ yýllýk kalkýnma planýnda toplu konut kuruluþlarýna uzun vadeli. Bütün iþlerle karþý karþýya kalmýþtým. Dostlarýn aklý ile Ankara'nýn o zamanki en ünlü yapsatçý patronuna gittim. bu konuþmanýn anlamýný hemen anlarlar. tesisat malzemesi. Ben de 20 küçük birimi 20 kalfayla baþlamayý düþünmüþtüm... iþbirliði teklif ettim.

gerekli ek takýlmýþ olan traktörle 7 km'lik yolu Çankaya'ya kadar açacaktýk. Bu arada enflasyon %6'dan %15'e çýktý. Baþlangýçta. Bahara toplu taþýnmalar baþladý.. Sanýyorum ilk elde 200'e yakýn konut. yeni boþaltýlmýþ olan iþçi yatakhanesine sýðýndýk.. elektiriði. minibüsle ulaþýmý saðlayacak. Yeni Sorunlar Eksik Olmuyor Yerleþimin gerçekleþmesi bazý mühendis ortaklarýn þirkete olan ilgilerini artýrdý. Yönetim Kurulundan tümden ayrýldým ve projeciliðe geri döndüm. Yönetim Kurulundaki arkadaþlar arsa satmak istiyorlar. Bu kez gereken kapalý büyük bir yer olmadýðýndan. ben yorgun düþmüþ. iþi yerli yerine oturtamamýþtým.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I si için Vali Þerif Tüten'i davet ettik. bir o kadarý da epeyce toparlanmýþ haldeydi. Ben çocuklarý alarak taþýndým.. ikisi hocanýn diðer üçü de komþularýndý. diðer yandan yine inþaatlarýn baþlamasýnýn sýkýntýlarýndan. o ve yüzlerce konut alýcýsý. Yani ekonomik sorunlarýmýz da arttý. kararlara ve uygulamalara uzak durmayý seçtim.. 181 . çaresiz. Baþladý tavan üstümüze akmaya. Çocuklarýn ikisi benim. kapalý yerde þemsiyeleri açtýk ve Vali bey ilk anahtarý verdi. Ertesi yýl. diðerlerine becerilerini denemelerine fýrsat tanýmam gerektiðini düþünerek Murahhas Azalýktan. inþaatlar da durmuþ iken yaptýðýmýz Genel Kurul toplantýsýnda. fýrtýnalý bir havada çýkýp geldiler. (þimdi CEO deniyor) ayrýlmaya karar verdim. telefonu ve yolu ile iskana hazýr. Þirketin baþýndan ayrýlmam. Okul olarak projelendirdiðimiz þantiyede 7 öðrenci ile derslere baþladýk. Fakat bir yandan elektrik ve su arýzalarý. Ýþ bana düþtü. Bir kadýn ve bir bekçiyle yaþamaya baþladýk. Bunlarýn arasýnda bir doktor ve iki çocuklu bir ilkokul müdürü de vardý. Eksik olmasýn. bu baþarýnýn mutluluðunu yaþayamadým. kar yaðdýðýnda. Þirketin kuruluþundan beri 7 yýl geçmiþ. merkezi ýsýtmasý. suyu. 1975 yýlýnýn Þubat ayý."Ya kýþ günü þehirle baðlantýmýz kesilirse? Ya daðdan kurtlar inerse?" gibi endiþelerle kimse taþýnmak istemiyordu. Bizi gören beþ aile daha taþýndý. Yönetim Kuruluna katýlmaya baþlasam da. ben de projenin kontrolünü elden kaçýrmaktan korktuðum için satýþa engel oluyordum. Yýlýn ilk yaðmurlarý olduðu için çatýnýn delik deþik olduðunu bilmiyorduk.

Bunlar... ama projeye deðil. bizim projeyi gaddarca torpilledi. ucundan kýyýsýndan arsa satmaya baþladý. Proje Bir Ütopya mý.. yerleþimin batýsýndaki bir o kadar araziyi de (gecekondu önleme bölgesi) alarak. OR-AN'ýn inþaatlarýný bu ortaklýða devrettiler. bir dayanýþmadan güç alarak. genelde köy kökenli halkýmýz.. Arkasýndan Kamu.. Þehirlerin yaþamasý için bazý örgütleme ve üretim becerilerini deðerlendiren.. dünyadaki deneyimlerden yararlanarak. Sahipsiz. Buna karþýlýk bir zaman sonra Çankaya ile Konya Yolu arasýnda çok yüksek düzeyli bir yol yapýldý. 4 katlý ve 16 katlý yapýlar. Millet Vekilleri Lojmanlarý ve yeni elçilikler için sanýyorum 30-40 Ha arasý bir istimlakla.. uyumlu bir mühendis arkadaþý genel müdürlüðe getirerek yürütüldü. düzene karþý gelerek zorla koparan gecekondular ve yaþadýklarý þehirlerin hizmetindeki insanlar. Yoksa Türkiye'nin Gerçeklerine Uygun mu? Þehirlerimizin gerçeklerine yaklaþmaya çalýþalým.. amatör / acemi bir yaklaþýmla yapýlaþmaya katýlanlar. Bir taraftan inþaatýn standardý çok düþtü. Yani kendi hesaplarýna götürü yaptýlar... Hukuka uygun. ve nihayet üst düzey ekonomik koþullara sahip kesimin.. villalar veya görkemli yapýlarda büyük lüks dairelerde duvarlarla korunmuþ bölgede yaþamak isteyen ve çok þey bildiði iddiasýnda olan kesim. Arsa ofisi de OR-AN ile Konya Yolu arasýnda. Belki mevzuata uygundur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Yönetim. Göreli bir þehir yaþama biçimine uygun bir hayat süren kooperatifler toplu tüketimi örgütleyerek... Arkasýndan bir özel ortaklýk kurarak. benim gibi olmayan. diðer kümelere meydan okurcasýna arayýþlar içinde. yaþama hakkýný yasalara. genelde kasaba kökenli halkýmýz ise kurallarý arkalarýna alýp toplumu nasýl sömüreceðinin peþinde. Þimdi 2 katlý.. aralarýnda herhangi bir düzen olmadan rastgele yerleþtiler... OR-AN'da bu sosyal ekonomik yapý içinden orta tabakaya yönelik. bir ortaklýk. güzel ve çaðdaþ bir yerleþim 182 . diðer taraftan yerleþim projesinin dýþýna çýkýlmaya baþlandý.. Bütün bu olanlar yerleþimi güçlendirirken projeyi karmakarýþýk etti. Kalabalýklaþtýkça toplum düzenini tehdit eden. uygarlýk dýþý yapýlarla þehirlerimizi maskara eden kesim. iyi huylu..

Sigorta veya Emlak Bankasý kredisi koþullarýyla 100-120 m2 lik göreli küçük konutlardan da oturanlarýn herhangi bir þikayetlerini duymadým. Bu durumda az katlý küçük apartman ile yüksek bloklarýn arasýnda kesin bir seçim yok. diðer yaný doðaya yakýnlýklarý olmalý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gerçekleþtirmek istiyordum. gerek ortaklar arasý. Bahçeli ev. OR-AN'daki orta alt gelir gurubu. Çünkü daireler el deðiþtiriyor. gerekse konut alýcýlarýnýn arasýndaki kasaba veya küçük þehir kökenli piyasa oluþturucularýnýn saldýrýsýna uðradý. Buna karþýlýk. Bu hoþnutluðun bir yaný dairelerin kullanýþý. Bundan anlaþýlýyor ki. Sanýyorum. Aileler en çok bahçeli ev istiyorlar. apartman dairesini seçiyorlar. yeryüzünde aidiyeti sýnýrlarýyla belli bir mülkiyet olmasý. OR-AN'da 74m2 ile 200m2 arasýnda ve birkaç 183 . Fakat onlar olmasaydý giriþim gerçekleþebilir miydi? Onlarýn yaþadýðýmýz hayatýn dinamiði olduðunu görmek istemeyen. Ayrýmýn ekonomik deðil kültürel bir ölçütle oluþmasýný umuyordum.. OR-AN'daki 4 katlý bloklarda oturanlar oldukça mutlular. Fakat. güven duygusu veriyor. OR-AN Yerleþiminde Baþarýlar ve Baþarýsýzlýklar Þehirlerin büyüklüðüne ve alýþkanlýklarýna göre konut yerleþiminin geniþliði ve merkeze uzaklýðý söz konusu. Bunun kendisine ne kadar sorunlar ile parasal yük getirdiðini düþünmek istemiyor.. Ve hiç boþ kalmýyorlar. yüksek gelir düzeyine dönük bir program. 74 m2 lik daireler dahil hiç boþ kaldýðý görülmüyor. OR-AN'ýn büyüklüðünün ve þehre uzaklýðýnýn da 1960'lara göre iyi seçildiði anlaþýlýyor. Bahçeli evin getirdiði yükün bilincinde olan orta üst gelir gruplarý.. Bakýmlarý da fena sayýlmaz. Bu istek yüzünden derme çatma evler ve altyapý yapýlmasý ile yapýnýn bakýmýnýn ihmali kötü sonuçlar vermektedir. Halbuki yerleþim gerçekleþmeye baþlayýnca. çaðýn uygarlýðýnýn duygusal ve düþünsel güzelliklerini paylaþan bir yerleþim gerçekleþtirmek ütopyasýný yaþadým. bir istek olmalý. konuyla ilgili birikimsizlik ve deneyimsizlik nedeniyle giriþimcilerin de. konut alýcýlarýnýn da kendi açýlarýndan sorunlarý var.. Ama onun doða ile ilgili olanaklarýndan yararlanmaktan çok.

. Belki 100 hektara. örneðin gecekondu düzeyinde konutlarda oturanlar için.000m2 bir yapýnýn projesi yerine 6000m2 nin projesini yaparak on kez yinelemek gibi. Projelendirme. Planlamada bahçeli evi dýþlamak ve sonradan programa almak yanlýþ bir yaklaþýmdý.. Bunlar arasýnda bir büyük ortaklýðý planlamayý düþünmüyorlar.. Gecekondu Önleme bölgeleri adýndaki program dahi büyük ölçüde orta gelir gruplarýna yaradý. 60.. ülkenin koþullarýna uygun bu yaklaþýmý önceden kavrayamadýk. Örneðin.. Uygulamada bu büyük yapýlar. Bunu planlamak ve projelendirmek belki 100 hektar bir alaný.. yönlendirici bir plan yaparak bütünlüðü saðlamak.. Doðal üst gelir guruplarýnýn her konuda sorunlarýna bir yanýt bulunur. 300 yerine 30 daireyi pazarlamak. 10 hektarlýk bölümler halinde geliþtirmek gerekirdi. bahçeli ev .. kendileri ve eþ / dost yararlandý veya ancak bu kesim geri ödeme olanaðýna sahipti. her blok doldukça yeni blok inþaatýna baþlamak. uygulama ölçülerini küçük tutarak zamanlamanýn deðiþen gerçekleri karþýlamasýný saðlamak gerekirdi. herbirinin gerçekleþmesi baðýmsýz olacak birimler haline getirildiler. villalar ve yüksek bloklar gruplayarak uygulama yapýyorlar. Þimdi topluca konut üreten kuruluþlar. Bir diðer yanlýþ varsayým ise projedeki az orandaki yüksek bloklarýn çevre oluþturacak bir þekilde toplu ve bir bütün oluþturacak nitelikte ele alýnmamasýdýr...Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I iþlevsel yorum tipi çeþitleme ve tasarýmlarý baþarýlý oldu. 1930'larda yeni kurulan kamu fabrikalarýnda ve maden ocaklarýnda yapýlan iþçi evlerinden sonra gereksinme arttýkça sorundan daha çok uzaklaþýldý sanki. 1/1000 veya 1/500 yönlendirici planlara ihtiyaç var. Proje. "1940'larda Emlak Bankasý kredileriyle baþlayan krediler ve gerçekleþtirilen yerleþimler hep orta gelir guruplara dönük oldu.. pazarlama ve üretimde.. Sanki bu iþleri yürütenler kendi düzeylerini korudular. pazarlama ve inþaatý yineleme yoluyla kolaylaþtýrmak piyasamýza daha uygun bir yaklaþýmdý.. Toplu Konut Çalýþmalarýnda Gelinen Nokta "Alt gelir gruplarýnýn.. yatýrýmý bölmek ve küçük ekipleri bir bloktan diðerine kaydýrarak onlara sürekli iþ verebilmek gibi. 184 .

OR-AN yerleþimi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Afet bölgeleri... 185 . birikim içinde yararlý bir deneyimdir. konut. hangi konuda iki yakasý bir araya geldi? Ama ben bu eksikliði mimar ve mühendislerin baþarýsýzlýðý sayarým. Ne yapýp yapýp toplumun bu temel sorunlarý. Ama konu Devlet politikasý olamadý. tümü hedeflenmiþ plan ve projeleri olsa da Türkiye gerçekleriyle çeliþen isteklerle yönlendirilmiþ olduðu için hedefine varamamýþtýr. kapsamlý olarak ele alýnmýþ. Bilinçli olarak ve peþinen her türlü etkiye açýk ve bir istek taþýmayan planý ve projeleri olan bir giriþim deðildir. Sanýrým. Ülkemiz için çok daha baþarýlý yerleþim projeleri ve uygulamalarý olmasý dileðiyle!. 1960'larda DPT. depremlerde yýkýlanlar yerine yapýlan konutlarýn genelde ilkelliði. saðlýk ve eðitim 80 yýlda bir çizgiye getirilmeliydi.. özgür ve bütün olarak tasarlanmýþ tek projedir. konut konusuna sahip çýkmak istedi gibi oldu. Eðrisi ve Doðrusu ile OR-AN Piyasa koþullarýna aykýrý olduðu için saptýrýlmýþ bir uygulama olsa da Cumhuriyet döneminde özel.. Bölgesine adýný verdiðine göre bir saygýnlýðý vardýr. Türkiyenin. özellikle mimari olarak ilkelliði akýl almaz niteliktedir.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 186 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

CUMHURÝYETÝN ÝLK DÖNEMLERÝNDE YÜKSEK MÜHENDÝS MEKTEBÝ VE DÖKÜMCÜLÜK ANILARIM*

Burhan OÐUZ

*Bu yazý Burhan Oðuz'un "Yaþadýklarým-Dinlediklerim" isimli aný kitabýndan derlenmiþtir.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Benim zamanýmýn Yüksek Mühendis Mektebi’nin tüzüðü bugün için ilginç olabilir. Mektep altý yýllýktý. Ýlk üç yýlý "Müþterek", son üç yýlý da "Ýhtisas" yýllarýydý. Ýlk üç yýlda çok saðlam bir matematik kültürü aldýk, namlý hocalardan: Hamit (Dilgan) Hoca, Ali Yar Bey, Kerim (Erim) Bey, Ratip (Berker) Hoca, Müderris Muavini Nüshet (Gökdoðan) Haným. Bahriyeden yetiþme Salih Murat Bey, klasik fizik okuturdu. Kimya Hocamýz Nurettin Münþi Bey ise ayrý bir tipti. Giritli idi ve Türkçe'yi ora þivesiyle konuþurdu. Doðru dürüst Rumca bildiði de þüpheliydi. Fransa'da okumuþ, Fransýzca bilmezdi. Karýsý Almandý, Almanca bilmezdi. Kýsa boylu, týknaz, sürekli terleyen ve tütün çiðneyen, öðleden sonralarý yarý sarhoþ bir adamdý. Bildiði tahlil kimyasýydý, gümrüklerde lazým olan türden. Bize anion, kation araþtýrýrdý. Modern kimyadan haberi yoktu. Anlatmýþtý: Her tür malzemenin eþantiyonu bulunurmuþ. Þüphelendiðinde mikroskop altýna beraber sürülür, getirilen kýrmýzý tozun gerçek biber mi yoksa kiremit tozu mu olduðu derhal saptanýrmýþ. Çeþitli kürklerin kýl kesitleri varmýþ. "Bir gün baktým, domuz kili, týpký kaynanamýnki gibiydi" diye latife etmiþti. Sorularla sýkýþtýrdýðýmýzda "Çok sorma, sonra atarim" (yani "uydururum") derdi. Nekre bir adamdý. Hamit Hoca, Nurettin Bey ve Onnik Bey, bir üçlü idiler, beraber meyhaneye giderlerdi. Meclisleri pek hoþ olurdu; kahkahadan geçilmezdi. Onnik Bey Mühendishane'nin emektarý idi. Anlatýldýðýna göre mütarekede Ýngilizler bütün eþyalarý sokaða atmýþlar. Mukavemet hocamýz Fikri Santur Beyle ikisi, sabahlara kadar bunlarýn baþýnda nöbet tutarlarmýþ, fisebillah. Çok güzel bas bariton sesi vardý, opera aryalarý söylerdi. Yine kimya, özellikle þimi-fizik (Fiziksel Kimya) okutan Ýlhami Cývaoðlu hocamýz vardý. Çok bilgili bir hoca idi. Modern fizik ve kimyaya bilhakken vakýftý (ama huyunu suyunu fazlaca övmeyeceðim). Notlar yirmi üzerinden verilirdi. Geçme notu sekizdi. Ama; her dersin, önemine göre bir "üssü mizan"ý yani onunla çarpýldýðý bir katsayýsý vardý, beþ ile on arasýnda (devam notununki ondu) . Notlar bunlarla çarpýlýr ve toplanýrdý. Çýkan yekün ders sayýsýna bölünür, eðer sonuç on üçten aþaðý ise bütün derslerden, çok iyi not aldýklarýmýz dahil, 188

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kalýnýrdý. Sýnavlarla iki dersten kalýnýrsa, bütün dersler sil baþtan olurdu. Bir devrede iki kez kalan mektepten atýlýrdý. Bunlar Yýldýz'a gidip oradan mezun olurlardý. Yani mektep en çok sekiz yýlda bitirilebilirdi. Burada mutlak bir disiplin hüküm sürerdi. Dersler birer saat olup on beþ dakika ara verilirdi. Hoca, saniyesinde derse girer, herkes ayaða kalkar, sýnýf mümessili hemen yoklama yapardý. Bu iþ bir iki dakika sürerdi. Müdür Suphi Bey sabah saat dokuzda yani derslerin baþladýðý saatte dýþ kapýyý kilitletir, geç kalanlarý aldýrtmazdý. Bunlar üç ders "namevcut" yazýlýrdý ki bu çok önemliydi, þöyle ki devam notu genel ortalamaya büyük destek olurdu. Ama kapýcý Kamber Aða "Bahçe" rakýsý içerdi. "Özel teþebbüs" kendini göstermiþ, arkadaþýmýz Vedat Öztaþ "Ajans Jim Barnett"i kurmuþtu. Sermayesi bir halatla bir ip merdivendi. Ýniþ çýkýþ beþ kuruþtu. Bunlar, üçüncü kattan sarkýtýlýrdý (alt kat pencereleri sabit demir parmaklýklý idi). Kapýlar akþam beþte açýlýrdý. Laboratuarda iþini erken bitirenler çýkýp gidemezlerdi. Ama Kamber Aða "Bahçe" rakýsý içerdi… Yatýlýlar gece sekizde dönmek zorundaydýlar, aksi halde sokakta kalýrlardý. "Ajans"a müracaat edilirdi. Yemekten sonra kaçanlar ip merdivenle iner, tebeþirle bir çizgi çekerdi duvara. Her dönen bu çizgiyi artý iþareti þekline sokar, son gelen merdiveni toplardý. Sýnýflarýmýz genelde Boðaz'a bakardý. Bir sabah, topografya dersinde iken Dolmabahçe Sarayý'nýn bayraðýnýn aðýr aðýr yarýya indiðini gördük. Haber bütün mektebe yayýldý. Heyecanýmýzý tarif edemem. Suphi Bey yine kapýlarý kilitletti. Sýnýflarý dolaþýp "Efendiler, matem matemdir, ders derstir" diye bizi tutmaya çalýþýyordu. Ama kim dinler? Ýnce bir radyo anten desant teline tutunarak üçüncü kattan aþaðýya indiðimizi hatýrlýyorum. Saray'ýn kapýsýna vardýk. Nöbetçiler, aðlayarak, Atatürk'ün vefatýný doðruladýlar, ama nezaketle bizleri geri çevirdiler. Bir de ilginç bir idare memurumuz vardý, Arnavut Þevki Bey. Zayýf, uzunca boylu bir zattý. Jandarma yüzbaþýsý imiþ. Dersim'de bulunmuþ. Ortalýðý öyle idare etmiþmiþ ki onun mýntýkasýnda “çýt” çýkmazmýþmýþ. Gerçekten o hem talebeyi, hem Müdür Suphi Bey'i "idare" ederdi. "Plaðina göre dans ederim" derdi. O zamanlar, ulaþtýrma vasýtalarýnýn pasolarý vapur için ayrý, tramvay için ayrý ve sadece ev ile mektebin bulunduðu semtlerin duraklarý arasýnda geçerliydi. Pasolarý Þevki Bey 189

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I hazýrlardý. Ben Tarabya'da oturuyordum, benim vapur pasom "Trabya ile Küprü" arasý içindi... Derken mektep Nafýa'dan alýnýp Maarife baðlandý; adý da "Yüksek Mühendis Okulu" oldu. Müdür olarak Osman Tevfik (Taylan) Bey, muavini olarak da aile dostumuz ve benim kültür hayatýmda son derece etkili olmuþ olan Fahri Bekiroðlu Bey atandýlar. Her ikisi de Almanya'dan mezun makina mühendisi idiler. Ama bize demiryolu dersini veren Osman Tevfik Bey'in cehaleti dillere destandý. "Stratosfere gidilemez, hava olmadýðý için itilecek bir vasat yok" derdi. Yani adam, fiziðin temel "etki-tepki" kaidesinden bihaberdi. Fahri Bey Sümerbank'a intisap etmiþ, dokuma fabrikalarýnýn kuruluþu sýralarýnda kalabalýk bir usta kafilesiyle birlikte Rusya'ya gitmiþ. Kurulacak Nazilli ve sair bez fabrikalarýnýn makinelerinin imalâtýný takip etmiþler, iþletilmesini öðrenmiþler. Ruslar, kendi fabrikalarýnýn birini bunlara teslim etmiþler, bunlar da onu bir süre iþletmiþler ve randýmaný da yüzde altý kadar artýrmýþlar. Fahri Bey orada ayrýca, Sovyetlerin halkýn top yekûn okutulmasý sorununu nasýl çözdüklerini tetkik etmiþ ve dönüþünde bunu bir rapor halinde Maarif vekiline (muhtemelen Hikmet Bayur Bey) sunmuþ. Arada bir de nasýl etki yaptýðýný sorarmýþ. Ancak bir gün vekil ona "Israr etmeyin Fahri Bey, mareþal katiyetle top yekûn okutulmanýn aleyhinde" demiþ. Çok iyi Almanca ve Fransýzca bilir, saðlam bir Osmanlý kültürüne sahipti. Çok okurdu ve inanmýþ, dengeli bir solcu idi. Bana "Kupkuru bir mühendis olmanýn hiçbir deðeri yok. Çok okuyup dünyanýn gerçeklerini iyice öðrenmelisin" derdi ve bana sürekli kitap verirdi. Maalesef 1942 sonunda onu, bir safra kesesi ameliyatý sonucunda genç sayýlacak yaþýnda kaybettik. Sanki babam ölmüþtü... Ýlk "Müþterek" devreyi bitirip iþ meslek seçimine gelince bütün eþ dost, hýsým akraba, "Sakýn Elektro-Mekanik'e gitme, Türkiye'de iþsiz kalýrsýn; inþaat mühendisi ol, müteahhitlik "edersin" öðüdünü ýsrarla veriyordu. Ben kimseyi dinlemedim ve Elektro-Mekanik'e girdim. Ülkenin kurtuluþunu sanayide görüyor, bunun öncülüðünü yapma hayalini kuruyordum. Bizim þube, mektebin en zor þubesiydi. Bugün elektrik ve makina fakültelerinde okutulan bütün dersleri okuyor, yaptýrýlan projeleri yapý190

koca Türkiye'nin tek Yüksek Mühendis mektebi. Bir süre orada çalýþtýktan sonra þebekeye çýktým. bellerine kadar çýplak olarak pencerelere çýkýp "mühendis. þimdiki AKM'nin bulunduðu yerde ÝETT Umum Müdürlük lojmaný. biri de Polonya'dan iki arkadaþ bize katýldý. gelsene!" diye baðýrýyorlardý. büyük bir arýza nedeniyle bütün Beyoðlu karanlýkta kaldý. bu yüzden ilk kez giriþ sýnavý uygulandý ve o gün bugün devam ediyor. Ben þahsen bunlarýn çok faydasýný gördüm. bunun arkasýnda da trafo merkezleri ve trafo tamir atölyeleri vardý. O zamanlar. Son sýnýftan beþ kiþi mezun olduk! Yani. Yapýlan ölçümler sonucunda arýzanýn tam genelevlerin bulunduðu Abanoz Sokaðý'nýn çýkýþýnda olduðu saptandý. Fazladan. Bayýndýrlýk Müdürlüðü’nden ödünç aldýðým bir nivo ile yapmak zorunda kalmýþtým. bütün þubelere toplam 120 kiþi alýnacakken 170 kiþi müracaat etmiþti. Bir gün hayli komik bir olay oldu: Bir gece. 1956'da Kayseri'de topograf bulunamadýðýndan Erkilet-Kayseri enerji nakil hattý güzergâhýnýn nivelmanýný. Bu 191 . Ben.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yorduk. Mektebin beþ þubesi vardý: Yol. Kamyonlara bindirilip sokaklara kablo döþemeye götürülüyorduk. hidroelektrik santral inþasýyla ilgili olarak hidrolik dersini su mühendisleriyle birlikte okuduk. 117 kuruþ yevmiye alýyordum. Keza. Girdiðimiz 1936 yýlýna kadar lisede Olgunluk Ýmtihaný'ný veren herkes kaydýný yaptýrýp girerdi. Taksim'de. gönüllü olarak 1938 yazýnda elektrik idaresine amele yazýldým. Muhtasar betonarme ve topografya bile okuttular bize. Ýskender Humbaracý). O yýl. Kaðýzman'da bir ilâve trafo binasýnýn betonarme hesabýný yapmýþtým. Önemli arýza olduðundan baþta ÝETT Umum Müdürü Hulki Bey (sonradan bizim ýsýtma ve havalandýrma hocamýz) olmak üzere elektrik dairesinin bütün þefleri orada idi. Ýnþaat (Mühendis-Mimar çýkaran). Çadýr kurulup tranþe açýldý. zorunlu staj diye bir þey yoktu. Su. Yaz aylarýnda olduðundan genelev kadýnlarý. Dördüncü sýnýfa on bir kiþi geçtik. Harp dolayýsýyla (1939) biri Almanya'dan (Prof. makina mühendisi ve elektrik mühendisi olarak beþ mezun vermiþti. Elektro-mekanik ve PTT. yani zayýf akým elektrik mühendisliði þubeleri. yine ayný yýllarda.

böyle geçmiþ bir öðrencilikten sonra 1942 Haziran ayýnda mezun oldum. Ben. hep o sanayi aþkýyla. O harp zamanlarýnýn pik demirini sadece Karabük saðlýyor ve kilosu fabrikaya 18 kuruþa mal oluyordu. bakýrla alimünyumun da grafitleþtirici etkisi olduðunu öðrendim. Bunun için de ferrosilisyum gerekliydi ki bulunmuyordu. sonradan Kâzým Karabekir Paþa'nýn bir kýzýyla evlendi). Döküm hakkýnda hiçbir bilgim yoktu. Ýlk ikisi. Günlük mesaide piyade havan mermileri döküyorduk. giyinmiþ halde. keyiften aðzý kulaklarýna varýyordu. paydostan hemen sonra baþlayacak gibi küçük ocaðý ateþlettim. bakýrýnki de mermi çemberinden elde edilenlerdi). Paþa. Derken bir kanunla birdenbire profesör unvanýna sahip oldular (Faruk. Deney. aldýklarý maaþ yetmediðinden Yýldýz Teknikum'unda hocalýk da yaptýlar ve buna yýllarca devam ettiler. Paþa'ya askeriyeden 200 ton 93 Rus Harbi'nden kalma gülle vermiþler. Þöyle ki. Sadece Hulki Bey olaya duyarsýz kalýyordu. Arkasýndan alüminyumu atacak oldum ki müthiþ 192 . Sadece ustabaþý (Panayot Usta) ile ben kalmýþtýk dökümhanede. tartmýþ olduðum bakýrý. Okuduðum kitaplardan. Ýstanbul Sular Ýdaresi'ne girdiler. bunlarý grafitleþtirmek . Ýskender Humbaracý ve Necip Demirci. Geceleri elime bu konularda ne geçirdiysem okuyordum. arkadaþlarýmýn Sular Ýdaresi'nden aldýklarý paranýn da yarýsýyla Nuri Paþa'nýn Sütlüce fabrikasýnýn dökümhane þefliðine baþladým. ama kýsa sürede iþe hâkim oldum. Bunlardan Faruk Özerengin. Birkaç iþçi de. kilosu 20 paradan (1/2 kuruþtan). malý tümden bozdu. ne eðe tutan ne kalemle kesilen saf sementitten (beyaz dökme demir) ibaretti. uzaktan ne yaptýðýmýza merakla bakýyordu. Panayot kremarla karýþtýrýyordu. Ben önce. Bir potayý ölçüp belli bir yerine kadar doldurduðumda 250 kilo olacak þekilde iþaretledim. mal daha ocaðýn aðzýndan akarken adetâ hamurlaþan cam gibi sert. Yapýlacak þey.yani kýr döküme dönüþtürmekti. O ise ki fazla erken sevinmiþti: yaptýðým ilk deneme alabildiðine olumsuz sonuç vermiþti. Kýsaca. kese kâðýdý ile içine attým. Bunlarý Karabük pikine azar azar yedirerek kullanmayý denedim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I davet herkesi güldürüyordu. Potayý doldurduk. ama herkes bir üstünden utanýyordu. Zeytinburnu'na telefon ederek bunlarýn talaþlarýndan üçer kilo istedim (alüminyum talaþlarý matra imalinden.

Mühendis Mektebi'ne gidip Ýlhami Cývaoðlu hocayý buldum. sis daðýldý. yangýn bombasý imalinde kullanýlan. Ben de biliyordum yapmayacaðýný ama yapmýþtý. eksotermik (ýsý üretici) bir reaksiyon yaptýðýndan. talaþla iþlenebilir hale geldiðini iyice saptadým. Ertesi sabah fabrikaya geldiðimde ilk iþim yerlere daðýlmýþ döküm parçalarýný toplatmak oldu. çelik gibi beyaz bir kesitte daðýlmýþ siyah noktalar gördüm. Ýçerde kýyamet koptu ve sonra duruldu. Bu deneyi yenilemeyi aklýma koydum ve Zeytinburnu'ndan elektron-metal talaþý getirttim. erimiþ demir havalara kalkýp þemsiye gibi etrafa yayýldý. metali kesti. Ve hayret! Matkap. 193 . Ayný þekilde. yanlýþlýkla. Koca dökümhaneyi yoðun bir sis kaplamýþtý. Bir büyük yanma tehlikesi atlatmýþtým. ben kendimi maça kurutma fýrýnýnýn içine attým. Meðer. paydostan sonra potayý doldurttum ve kapaðýn altýna astýðým elektron-metal kesesini. Haliç'e bakan kapýlarý da açtýrdým. Cemal Rýfat Bey yanan talaþý elinden attý. alüminyum bunu yapmaz" dedi. Dýþ görünüþ itibariyle alüminyumla elektron-metal birbirlerine çok benziyorlardý. Bunlarý kýrdýðýmda. Potaya hiçbir þey olmamýþtý. Yeri kar yaðmýþ gibi ince bir beyaz oksit tabakasý kaplamýþtý. Bir tanesini çakmaðýna tutmasýyla maytap gibi parladý. Zeytinburnu'ndan. Olayý anlattým. üstüne bir halka kaynattýrdým. Çatý uçtu sanmýþtým. Kalmýþtý. Potaya kalýn saçtan bir kapak kestirttim. Maden. magnezyum esaslý elektron-metal talaþlarýný göndermiþler. "O talaþlardan kaldý mý?" diye sordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bir patlama oldu. Ýlgi ile dinledi ve bunun pekâlâ bir doktora konusu olabileceðini söyleyerek çalýþmalara baþlama önerisinde bulundu. Muntazam kütükler döktürdüm ve ertesi sabah yine muayene ettiðimde bu siyah benekli metalin. Olmamýþtý. Ýdare binasýna çýktým. Elektron-metal. Korkudan sapsarý olmuþum. halkadan geçen bir demir çubuðunun iki ucundan tuttuðumuz kapakla birlikte potaya kapattýk. havalara fýrlamakla yetinmiþti. "Olmaz. Baþmühendisim Cemal Rýfat (Berk) Bey beni bu halde görünce þaþýrdý. Kendime gelince "kimseye bir þey oldu mu?" diye baðýrdým. madenin dökülebilirliðini belirgin þekilde artýrmýþtý. Panayot ocaðýn arkasýna saklandý.

O zamana kadar. Pay Mahalli (kesilecek hayvanlarýn alýnýp satýldýðý yer) ve Þakir Zümre soba ve bazý bombalarýn imal edildiði fabrikaya varmadan ortada bir yerde idi. Yanýnda. boyalarý tazelenir. doktora tezlerini profesörlerine kabul ettirip yurda dönmüþlerdi. güverteleri kalafatlanýrdý. siz gelin bana doktora verin!" diye çýkýp gittim. ama talihsizliðim bu ülkeli olmamdaydý. Ama ustalar genellikle Rumdu ." demiþlerdi. Aradan on. her gün daha zor günler birbirini izler olmuþtu. Kalafat yerinde Corci Manfredi bunlardandý. doktor olmadýðý için sana doktora yaptýramaz. Yani bu çalýþma böylece kaldý. Perþembe pazarýndan Unkapaný köprüsüne kadar olan yerde küçük gemiler çekilir. Vehbi Koç'a ait olduðu söylenen. fizik laboratuarýnýn bir köþesinde çalýþmama da izin vermediler.. O.". herkesin can derdine düþtüðü bir ortamda. pirinç. Onlar. Biz referans oluruz.. Ýþin bir ilginç yaný da. Ben de "Hadi oradan.. Ýstanbul'da. çoðunlukla Almanya'ya gitmiþlerdi. coreferent olabilir. on iki yýl geçecek ve Batý'da ilk "küresel grafitli dökme demir-spheroguss" patenti alýnacaktý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Daha ilk sýnýflarda iken bazý arkadaþlarýmýz. Çekiç 194 . Devlet'in çeþitli organlarýnýn açtýklarý sýnavlara girerek Avrupa'ya. "Güftara (söze) gelip söyleseler cehl-i mürekkep. Ýþte bu "bombardýman" doktorlarýndan Orhan Iþýk'la Necdet Tükel benim karþýma dikilip "Ýlhami Bey. alüminyum dökümcüleri çoðunlukla Ermeni idiler. bunun elde edilme yönteminin. Her geçen gün daha aðýr bombardýmanlar. çalýþmayan bir dikiþli boru fabrikasý vardý. Nuri Paþa'nýn fabrikasý Sütlüce mezbahasýnýn ötesinde.. bunca deðerli hoca. Yani ben bunu bulmuþtum. doçentlerin hiçbirinin doktorasý yoktu. benim kapalý kapta magnezyumu karýþtýrma prensibimin ayný olmasýdýr. Bu arkadaþlar.. Bunlar. Azap Kapý'ya yakýn Dapey Biraderler. Küçükleri musluk dökerdi. Kalafat yerinde bunlarýn en ünlüsü Haykasar Usta idi.. Buna karþýlýk demir dýþý metal. 1942'den sonra bu ülkenin harp talihi dönmüþ. olsa olsa. Kurtuluþta Karlotti Biraderler. dökme demir dökümcülüðü büyük ölçüde Ýtalyanlar’ýn elindeydi. "doktor" sýfatlarýyla küçük daðlarý yaratýyorlardý. yaþamý ve bu arada üniversite yaþamýný zeminliklere indirmiþti. bugün bile.

Bir de Azap kapý tersanesinin kompresör çekici gürültüleri buna eklenirdi. kavaflar. Yemenciler…. Ama çaresiz. 1943 sonlarýnda istifa ettim (20. kaynak tekniði yaygýnlaþmamýþ olduðundan gemiler perçinli idi. Haliç kýyýsýnda bir park halinde. Bu yüzden de bir hýrsýz türü türemiþti: "Kýrdý kaçtý"lar. Yukarda adlarýný verdiðim Ýtalyanlar. adam öbür sokaða gittiðinde gözlerine kestirdikleri parçalarý çekiçle kýrýp taþýyabildikleri kadarýný götürürlerdi. Üst üste konmuþ iki üç varilin içi þamotla sývanarak ve bir vantilatör ilâvesiyle meydana getirilmiþ döküm ocaðý (sözüm ona Kupol ocaðý) ile küçük parçalar. Artýk bu denli az paraya bu rutini (ve de Paþa'yý) çekmenin anlamý kalmamýþtý. Tabiî bazýlarý delikti ve yaðmur yaðdýðýnda bizim kalýplar berbat oluyordu. Civarda atýlmýþ katran varillerini çok küçük bir paraya alýp dama serdim. Sabahleyin de bunlarý hurdacýlara satýp aldýklarý para ile þarap içerlerdi. yangýndan sadece dört duvarý kalmýþ bir binayý kiraladým. Gece. Þimdi bu semt. benim de olduðum gibi. Hasköy'de dökümcülüðün yanýnda.1943) ve Tarabya'daki köþkün satýþýndan. sýralanýrdý. Menderes buralarý yýktý. Ben de. þöyle ki. ipçiler.. kürekçiler.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gürültüsünden geçilmezdi. orada tornacýlýk yapýyordum. özellikle Karlotti Biraderler'le Manfredi. geri kalanýný da Dalan temizledi. 195 . Kalafatyeri'nde ölmüþ bir tornacýnýn dul eþinden adamýn dükkanýný kiralamýþ. bir küçük kamyonun zor sýðacaðý geniþlikteki sokaklar üzerinde küçük küçük atölye ve dökümhaneler sýralanmýþtý. Kalafatyeri'nde. Belediye Mecari Þubesi (Kanalizasyon Þubesi)'nin sokak yaðmur suyu ve pis su rögarlarýný (ýzgaralarýný) tekellerinde tutuyorlardý. Nuri Paþa fabrikalarýnda öðreneceðimi öðrenmiþtim. Yer darlýðýndan bunlar kapýnýn dýþýna atýlýrdý. ocak ýzgaralarý gibi þeyler dökülürdü. Oralarda çalýþanlarýn çoðu bu yüzden saðýrdý. Bu semtin adý Kalafatyeri idi. borçlar ödendikten sonra kalan çok cüzî bir meblaða el koydum ve Karaköy meydanýnda rýhtýma çýkan ara sokaðýn köþesinde sarraflýk yapan bir Yahudi'den Hasköy'de. soba aksamý. Kalafatyeri'nin bazý sokaklarýnda da yelkenciler. Bunlar çoðunlukla Tophane "þarapçý" serserileri idi ve bellerinde bir çekiç bulunurdu. bekçiyi kollarlar.08. Doðru dürüst bir çatý yapmaya param yetmiyordu.

kolektör silicilerini projelendirip imal edecektim (harpten hemen önce bu iþi Alman Hochtief Þirketi üstlenmiþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bunlarýn kalýplanmasý ve dökümü oldukça zor olup geniþ olanaklarý gerektiriyordu ki küçük dökümhaneler bu iþlere giriþemiyordu. Arabacýlarýn hiçbiri okuma bilmezdi. Her ihalede peþime takýlýp benimle anlaþma arar hale gelmiþlerdi. Baþ baþa vererek kendi olanaklarýmýzla bu dökümü gerçekleþtirebilecek bir yöntem meydana getirdik. Maliyeciler kontrole geldiklerinde iþçilerim arka kapýdan çil yavrusu gibi daðýlýrlardý). Beþ iþçiden fazlasýný kullanan ve müesses motor gücü iki beygiri aþan iþyerleri bu vergiye tabî idiler ki Ýtalyanlar bunu ödüyorlardý (benim vantilatör motorum 4. maliyete yansýyordu. Bunlar at arabalarýyla Hasköy'e taþýnýrdý. Çok miktarda alýnýrsa kamyon tutulurdu. Ýlk zamanlar ustabaþý tutacak param yoktu ve bu iþi kendim üstlenmiþtim. ama plâkasý iki beygir gösteriyordu. Daha sonralarý Sütlüce'nin ustabaþýsý Panayot'u çekip aldým. Bunun dýþýnda kupol ocaðýmý ve vantilatörümü kendim projelendirmiþtim ve yüksek randýman elde etmiþtim. Ne de olsa atla deðil. O zamanlar ne otobüs.. Ellerindeki adresi gösterir. savaþtýktan sonra gelir. Buna karþýlýk þoförlerin böyle bir sýkýntýlarý yoklu. Nasýl olsa Türkler bu iþi yapamaz. Bir akþam bizim döküm geç kaldý. Daha sonraki yýllarda Ankara kanalizasyonunun 1. motorla uðraþýyorlardý. kýsým ihalesinin tüm dökümlerini alacaktým ve çeþitli vana. Sýnýrlý olan Karabük piki ve metalurji koku dökümcüler kooperatifi eliyle kapasiteye göre daðýtýlýrdý. Savaþ dolayýsýyla karartma vardý.. 196 . Bu keyfiyet. çok daha ucuza çalýþarak kanalizasyon piyasasýndan sildim. Bütün bunlarýn dýþýnda büyük kârlara alýþmýþ Ýtalyanlarý. Potanýn bir ucunu ben taþýyordum. ne de dolmuþ çalýþýrdý oralara. gitmek zorunda kalýnca bütün projeleri de beraberinde götürmüþ. yol ve dükkân sorarlardý. Sadece Haliç vapurlarý vardý ve bunlar da akþam erken saatlerde paydos ediyorlardý. devam ederiz diyerek). Bizim bu güçlü rakiplere göre bir baþka avantajýmýz da vardý: Fatura üzerinden %15 muamele vergisinden baðýþýklýk. pik miktarýnýn %1418'i arasýnda kömür kullanýrken benim ocak %11 ile yetiniyordu. Öbürleri.5 beygirdi.

Bitten geçilmiyormuþ. Hasköy Caddesi 81 no. dostum olan Finlandiya Baþkonsolosu Berthel Weckman. Bir akþam. Aynalýkavak Karakolu komiseri baðýrýp duruyordu. 197 . eþi ve kýz kardeþi Tua ile yemeðe geleceklerdi (Tua ile evlenmem bahis konusuydu). Bir ara. dökümhanemin önünde (1943) Çoðu kez. tamamen tenha olan Okmeydaný mezarlýðýndan Hasköy'e iniyor. Annem doðal olarak çok endiþeleniyordu. Ýstanbul'da kolera baþ gösterdi. Tünel civarýndaki evimden yaya gidip geliyordum.da. fazla baðýrýrsan on bir olmayacak!" diye adamý susturmuþtu. ama iþin baþka yolu yoktu. Eve gelip yýkanýp dökündüm.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bacadan normal olarak alevler çýkýyordu. Beyazýt Kulesi yangýn alarmý vermiþ. Þiþhane'den Kasýmpaþa'ya. akþam da bu yolu ters yönde kat ediyordum. Dökümhanede benim için yýkanma imkâný olmadýðýndan iþ elbiseleri ile ve akþamlarý el yüz siyah olarak gidip geliyordum. Benim Hasköy'deki adamým Süleyman (Tanyýldýz) Usta "Çok baðýrma. alacaðýn on kâðýt. kolalý gömlek giydim.

. bir gün de 150 grama kadar indi. Devlet'in. Harp yýllarý. Kumlu dam muþambasý. Ama benim bu hususta fazla sýkýntým yoktu. rahatladým. Hasköy'de haliyle telefon yoktu. Yüksek Kaldýrým'ýn köþesinde 198 . þöyle ki.. çalýþkan. börek. poðaça. Nail Bey'in oðlu Nadir (aðabey) bu iþe ortak olmuþtu. satýþý yasaktý. bir yaným da Halýcýoðlu Topçu Kýþlasýydý.. üstünde benek bulunmayýþýndan hastalýklý olmadýðýný söyledi. kimseye çaktýrmadan baktý. Oraya Etibank'tan ayrýlmýþ bürokrat olan Necdet Merey'i müdür yapmýþtý. Ama Varlýk Vergisi belini bükmüþ. Doktor. Bu kiþi Nadir ve yakýn dostu. simit. Bunun baþýndaki kiþi. Anlaþýlan iþ elbiselerinden bulaþmýþ. Ankaralý tüccar Ahmet Balcý'nýn arkadaþý idi. Birden beni dürttü. yine aile dostu Dr. þöyle ki.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Sofrada yanýmda.. meðer yakamda bir bit geziniyormuþ. Nadir'in parlak dönemleriydi. çapkýnlýðý seven bir kiþiydi. Ahmet Balcý da. Ýyi anlaþmýþtýk ve burasý benim irtibat bürom olmuþtu. uðradýðýmda bunu bana söylerlerdi. Ekmek karneye baðlanmýþtý ve her gün daha kýsýtlanýyordu. Un ve unlu madde.. Ben buradan piyasada dönen dolaplarý öðrenirdim. ama yakalanýrlarsa… Ýþin asýl sahipleri ortada gözükmezdi. Sonunda bir gün 300 gr. Harp sýrasýnda ihtikar ve karaborsayý sözüm ona önlemek için bir "Milli Korunma Kanunu" çýkarýlmýþtý. "Emülzer" markalý bir tecrit (yalýtým) maddesi imal edip satardý. Beyoðlu Tünel meydanýnda. Hasköy'de bir yaným Bahriye. Akýllý. Perþembe Pazarýnda "Asfalt Evi" tabelalý bir dükkan vardý. kahkahasý bol. Kamereddin Kanýçelebi oturuyordu. o zaman Müzeyyen Senar Haným'ýn kocasý olan Ercüment Iþýl idi. Bunun esas sahibi Yerasimos Evgenidis adlý bir Rum'du. Vehbi Bey'in hemþerisi idi. ithal mallarýnýn daðýtýmý için þimdi adýný unuttuðum bir teþekkülü vardý. Bu kanuna muhalefetten yakalananlar aðýr hapis cezalarýna çarptýrýlýyordu. henüz önemli bir üretim yeteneði olmayan ülkemizde kimilerine de kolay ve bol paralar kazandýrmýþtý. Beni arayan oraya not býrakýrdý.

dünya kataloglarýna geçmiþti. Bu resmi gören yabancý dostlarým bunu “Germinal”e benzetiyordu. bir iki kiþi daha ve bazen de þöhreti þüpheli hanýmlar bulunurdu. Barmen Serkis'in kokteylleri. Aleko (kemençeci) ile Hýrant (udî) gelecek. pilâv ve zerde yapardý. "Bir yere kaybolmayasýn. Orada birçok tanýdýk olurdu. O denli meþhurdu ki millet kuyruk olur. Müdavimlerden. Bazý akþamlar Tokatlayan'a uðrardým. Ýlk iþçi kadrosu. keyfine düþkün. Leon Bey.. Bunun hemen yanýnda Yüksek Kaldýrým'a bakan küçücük. Gece. Zengin. Tepebaþý'ndaki Alp Oteli'nde oturan diþçi Leon Bey vardý.. Tokatlayanýn arka tarafýnda bir salonda sofra kurulur. Ercüment Iþýl. o da ölmek mi dersin?" þarkýsýný o zaman ilk olarak ondan dinlemiþtim. Adamýn patates köftesi. 199 . ancak tek bir masanýn sýðabildiði bir dükkân vardý. Kimileri Tokatlayan’da kalýrdý. hamur iþini unuttururdu. Müzeyyen Haným bir ara gider ve seansý bittikten sonra dönerdi. Nadir. Ahmet Balcý.. nekre bir zattý. "Bir ihtimal daha var. Tabiî karartma da vardý. Adam burada patates köftesi.. Gelir. cam çerçeve kara kâðýtlarla örtülürdü.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Sergiades Kitabevi vardý. eþi Müzeyyen Haným." derdi. Gecenin geç saatinde daðýlýrdýk. ÝETT idaresinin büyükleri buradan yemek getirtirlerdi.

Ama bu noktadan öteye o dahi "hak. yaratýcý Karadenizli bir dostumdu. kýsmen bile olsa. sonra da 1963-79 arasý burayla sýký temas halinde oldum. Yani her bakýmdan vatandaþýn hak ve hukukuna tecavüz. gelir" derler ya. hukuk" duvarýna çarpmýþtý ve Perþembe pazarý. küçük tezgâhlar vs.).. pahada alabildiðine aðýr þeylerdir. sosyal demokrat (?) Belediyenin gelip geçmiþ olmasýna raðmen. Türk sanayinin kalbi burada atardý ve hâlâ da atýyor. gözü pek. kaldýrýmýný düzeltmez. pis görünümlü. Ama binalarý çok harap. Yemeniciler Sokaðý'nda kendisiyle uzun yýllar çok iþ yaptýðým tornacý Hasan (Çelikoðlu) Usta vardý. Bu. büyük bir bedenî güce sahip. çoðunlukla Ermeni muslukçular yerlerini kaynakçýlara býraktý.) yükte çok hafif.. Perþembe Pazarý'nýn deniz tarafýndaki bütün bir semtini iþgal eden. Bu dükkânlarýn sahipleri isimsiz zenginlerdir. bunlarýn vekâletini alýp Belediye'nin karþýsýna dikilirler. Herhangi bir Belediye yasaðýný ihlâl etmekten çekinmez. o kötü görünümünü koruyor. Hani "dinsizin hakkýndan imansýz. bunlar akýl almaz cirolar yaparlar. Sadece "Hýrdavatçýlar çarþýsý" biraz düzgün bir veçhe arz eder ve buradaki dükkânlar az çok rahat boyutludur. Pres döküm tekniði yaygýnlaþtýðýndan (ECA vs. çünkü sattýklarý mallar (matkap ucu.. O sokaðýn köþesinde yine Karadenizli sýcak 200 . ölçü âletleri vs. Az çok herkesle tanýþýklýðým vardý. Burada. Her türlü Belediye vergisine itiraz edip kazanç vergisi hususunda bilançolarda Ali Cengiz oyunu oynarlar.) kaldýrýma çýkarýlýr ve yayalarýn geçidini engellerler. bahis konusudur. Yer darlýðýndan bazý iri mallar (kaynak makinasi..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Karaköy'den Unkapaný köprüsüne kadar uzanan ve "Perþembe Pazarý" adýyla anýlan Tersane Caddesi ayrý bir âlemdi ve günümüzde de böyle olmayý sürdürüyor. mert. Hiçbirisi o çirkin görünüþlü binasýna bir badana vurdurmaz. bir iki tanesi müstesna (meselâ Viktor Bali müessesesi). freze býçaðý. Hukukun koruyucusu geçinen ünlü avukatlarýmýz. küçük küçük dükkânlar sýralanýr. Vallahi kamu yararýna yýkým bahis konusu olduðunda hepsi ''hak hukuk" diye basar feryadý. Bedrettin Dalan gelmiþti. kaldýrýmlarý eðri büðrüdür. Hiçbirinin çöp sepeti yoktur. kýlavuz. bunlarýn hakkýndan. Bunu süpürüp kaldýrýmýn dibine sürerler (tabiî her geçen araba bunlarý peyderpey dükkâna iade eder). Ýþim icabý 1950'ye kadar. Onunla birçok önemli iþler yaptýk. akýllý.

O koskocaman elleri hiç gözümün önünden gitmez.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I demirciler vardý.. meyhanenin kapýsýna arkalarýný dönmüþ olarak sýralanmýþ halde (o zamanlar minarelerde hoparlör yoktu). altýnda ateþin yandýðý. cisim. ne de nöbetçi teðmeni laf dinlemiþ. gözler þerefede. Adam iþi anlamýþ ve aþaðýdaki kaðýdý yazýp kendisine vermiþ: "Su mühendisine su aramak için vesika verilmiþtir. 2-4 m. enerji nakil hattý ve kasabanýn þebekesini yapýyorduk. Bu adamlar akþama kadar. Aðýzlarý kupkuru. aklýma geldikçe hala güldüðüm bir baþka zor mühendislik vakasý da Finike'de geçmiþti. Aralarýnda mýrýldanýyorlar: "Ha avradýný s…. müddet filan yok.min imami. sefa sürdü.. Baþlar yukarý kalkmýþ. ülke malýna sahip çýktý. yaparlardý. mahal. ne iþ yaptýklarýný. ama ayýp olmasýn diye içeri dalmak için imamýn þerefeye çýkmasýný bekliyorlar. Akþama kadar aç susuz. kimileri ateþin karþýsýnda kavruldu. Beni çok güldüren. oturduðu yerden büyük paralar kazandý. üretti. Dakikalar onlara saat gibi geliyor. terledi. Birçok mühendisi de bu ikinci kýsma dahil etmek mümkün. ateþ karþýsýnda balyoz sallamýþlar. çapýnda kalýn saclarý 12'þer kiloluk balyozlarla döve döve kazan aynasý vs. ellerini yüzlerini yýkayýp Arap Camii'nin bulunduðu sokaktaki meyhanelerin birinde soluðu alýrlardý. döviz yokluðundan saðlanamýyordu. cefa çekti. meramlarýný bile anlatmakta zorluk çektiler. töre gereði oruçlu. Daðda dolaþýrken askerler bunu casus diye yakalamýþlar. Mahiç Suman Orhantepe'ye su getirmek için Maltepe civarýnda kaptaj etüdü yapýyormuþ. Kimileri boþluklarý ve düzeni iyi kollayýp üretmeden. Ne gediklisi. çýkmadi da!". Neticede Mahiç'i bir kurmay binbaþýnýn huzuruna çýkarmýþlar. Akþam oldu mu. Bunlardan biri de 1955'de Arpaçay Þantiyesi Þefi olan Yüksek Mühendis Mahiç Suman'dýr. Orucu meyhanede bozacaklar. Finike'de hidro-elektrik santral." Ýsim. Gerekli donaným. Bir uzun ve çok sýcak yaz günü Ramazan'ýnda bizim Karadeniz uþaklarý. Ýþte böyle. Nihayet hükümet Ýtalyanlarla bir anlaþmaya girdi ve 201 . Hatta bazý mühendisler.

O zamanlar Mühendislik zor zanaattý. izolatör ve saireyi eliyle tek tek sayýyordu. gelin. memurun gazhanede olduðunu söylemiþ. mesafede. Tartýnýn baþýna oturmuþ. mühendis baðýrýyor. ne de nikah memuru. Araya girdik de. ayný zamanda Belediye'nin nikah memuru imiþ. kasabadan 1. damattan. çok namuslu ve vatansever bir kontrol mühendisiydi. iri yarý. Meðer muhasebeci. Buradan da. Pürhiddet damat bir faytona atlayýp oraya geldi ve doðruca kantar baþýnda. kontrol mühendisi ile yanyana iskemlelerde oturan memurun koluna yapýþýp sürüklemeye baþladý. Ertesi günü yine ayný sahne.5-2 km. törenden hemen sonra memuru arabayla getirme vaadi alarak mühendisi yumuþattýk. karanfilini takmýþ. yine Ýller Bankasý temsilcisinin huzurunda bize devredilecekti. Burasý geniþ bir açýk saha idi. Hesabý da Belediye muhasebecisi tutuyor. Mühendis 'Ulan biz burada memleket iþi yapýyoruz. bekçileri olan gazhaneye istifledi. misafirler gelmiþler ki ne Belediye Reisi var (bir yerlere gitmiþti). sen s…ni düþünüyorsun!' diyordu. Temsilci. etrafý tel örgü ile çevrili. 202 . Öbür koluna da mühendis yapýþtý ve bir çekiþtirmedir gidiyor. Nihayet üçüncü gün birisi. Belediye de bunlarý. Biz de seyrediyoruz. Banka'nýn Bölge Müdürü'de olan. teslim protokolunu hazýrlýyordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bu mallar o ülkeden geldi. Adamýn biri de gün almýþ. Geç saate kadar bekleyip daðýlmýþlar. Damat baðýrýyor. Adý geçen tesis için lüzumlu olanlar Ýller Bankasý tarafýndan Belediye'ye teslim edildi. gramýn kaçýrýlmamasýna dikkat ediyor. Bu sonuncusunun nerede olduðunu bilen de yok.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I PTT ARLA ve TELETAÞ'IN ÖYKÜSÜ Dr. Fikret Yücel TTGV ve TESÝD Yönetim Kurulu Baþkaný .

ölçü aletlerinden yararlanarak bir ve üç kanallý kuranportör cihazlarý imal etmiþ ve ihtiyaç olan yerlerde iþletmeye vermiþlerdir. O tarihlerde telefon yoðunluðu 1 (bir)'in altýnda. Nato altyapý yatýrýmlarýndan faydalanma 204 . o tarihlerde telekomünikasyon yatýrýmlarýnda kullanýlan hemen her þey dýþardan temin edilmekte idi.7'lere yükselmiþ olmakla birlikte telefon bekleyenlerin sayýsý iþletmede olanlarý geçmiþ. Türkiye’nin bir türlü kurtulamadýðý dýþ ödemeler dengesini saðlamada karþýlaþtýðý güçlüklerden kaynaklanmaktadýr. Türkiyenin 1954 yýlýnda Nato'ya girmesi ile PTT Genel Müdürlüðü uzak mesafe baðlantýlarý için.Bu dönemde henüz hane baþýna bilgisayar sayýsý. gerekse transmisyon cihazlarý açýsýndan.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I GÝRÝÞ 1960'lý yýllarda Türkiyede PTT Genel Müdürlüðü tarafýndan kurulan ve çalýþtýrýlan haberleþme þebekesi nicelik ve nitelik açýsýndan yetersiz bir görünümdedir. 1960'lý yýllara gelindiðinde telefon yoðunluðu 0. internete baðlý abone sayýsý gibi kavramlar mevcut deðildir. 1940 yýlýnda bütün Türkiyede iþletmede bulunan telefon sayýsý 40.cihazlarýn bakým ve iþletmesinden sorumlu mühendislerin deneyim kazanmalarýna yardýmcý olmuþtur.2 seviyesindedir. Bu resme Türkiye’nin uzak mesafe baðlantýlarýnda kullanýlan cihazlar bakýmýndan bir sergi. sayýsal yetersizliði ve kötü kaliteleri de göze batmaktadýr.000'den ibarettir. kültürel ve siyasi alandaki öneminin kavranamamýþ olmasý yanýnda. Zira. gerek transmisyon yollarý. Telefon yoðunluðunun düþüklüðü yanýnda baðlantýlarýn. bekleme süreleri on yýl ve daha yukarý seviyelere ulaþmýþ bulunmaktadýr. idari.özellikle uzak mesafe baðlantýlarýnýn.6-0. Öyle ki. uzun seneler telekomünikasyonun ekonomik. Bu durum. bir müze görüntüsünde olduðu tespitini de eklemek gerekir. bazý mühendisler yedek parçalardan.hatta 1940'lý yýllarda 0. Bu durum. bir çok sakýncasý yanýnda . Geçmiþte gerekli yatýrýmlarýn yapýlamamasýndan ileri gelen karþýlanamamýþ büyük bir istek stoðu ve iþletmede kötü kaliteli baðlantýlar þikayet konusudur.

Laboratuarýn o 205 . Türkiyedeki gibi.Daha sonra. yeni çýplak havai hatlar inþaasýnda. PTT ARLA'NIN KURULMASI Dünyada Devletin yeni rolünün tartýþýlmaya ve yeni tanýmlar getirilmeye baþlandýðý 1970'li yýllara kadar. önemli yýllardýr. çýplak havai hatlarýn büyük ölçüde yerini alacak olan R/L sistemlerinin ilk defa Türkiyeye giriþi Nato alt yapý yatýrýmlarý sayesinde olmuþtur. hatta iptal edilen uluslararasý ihaleler yolu yerine. yeni bir kaynaða kavuþmuþtur. O tarihlerde uzak mesafe baðlantýlarýnda çýplak havai devreler kullanýldýðý için bu kaynak.mevcutlarýn iyileþtirilmesinde ve bunlar üzerinde çalýþan kuranportör cihazlarýnýn satýn alýnmasýnda kullanýlmýþtýr. Bunlarýn görev ve yetkileri arasýnda bugünün düzenleyici kuruluþlarýnýn görev ve yetkileri de bulunmaktadýr.1967 yýlýnda. özel sektör kuruluþlarý ile iþbirliði halinde. aralarýnda ABD'nin de bulunduðu az sayýda ülke dýþýnda. 1960'lý yýllar . tekel durumundaki idareler tarafýndan yerine getirilmektedir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I imkanýna. PTT Genel Müdürlüðü ve o zamanki ismi ile Northern Telecom arasýnda kurulan Netaþ isimli ortaklýk bu amacý gerçekleþtirmek yolunda baþarýlý bir adým teþkil etmiþtir. Bu yýllar . telekomünikasyon hizmetleri. Bu idarelerden bazýlarý sahip olduklarý ar-ge laboratuarlarýnda iletiþim aðlarýnda kullanacaklarý telekomünikasyon cihazlarýný. yani.sanayileþmiþ ve geliþmiþ ülkelerde bilgisayar ve telekomünikasyonun birlikte kullanýlmasýnýn baþladýðý döneme rastlýyor.Türkiye’de telekomünikasyon bakýmýndan. Türkiyede de PTT Genel Müdürlüðü’nün böyle bir laboratuara sahip olmasý fikri 1955-1956 yýllarýnda gündeme gelmiþtir.özelikle 1965 ve sonrasý . telefon santrali ve telefon makinalarý ihtiyacýný karþýlamak üzere kullandýðý ve çeþitli sebeplerle sýk sýk geciken aksayan. daha kararlý bir yol olarak yerli üretimi saðlamak için muhtelif zamanlarda giriþimlerde bulunmuþsa da baþarýlý olamamýþtýr. PTT Genel Müdürlüðü. hatta Türk sanayii bakýmýndan. Türkiye’de telekomünikasyon kablolarý imalatýnýn baþlamasý da bu yýllara rastlamaktadýr.. büyük ölçüde. geliþtirerek üretimlerini ülkelerindeki sanayi kuruluþlarý arasýnda paylaþtýrýrlardý.

bu iþlem. 206 . PTT Fabrikasý kendisine dahi yeterli bulunmayan bir binada yer almýþ bulunuyordu. Ancak hayata geçirilmesinde meydana gelen gecikmeler. üzerinde bazý binalarýn ve anten direklerinin bulunduðu PTT'ye ait bir arazi üzerinde kurulmasý fikri aðýrlýk kazanmýþ bulunuyordu. Gene de bu noktaya eriþmek 1965 yýlýnýn. Baþlangýçta. destek hizmetler PTT Fabrikasý tarafýndan saðlanýyordu. daha sonra da sözü edilen arazinin PTT'nin elinden çýkmasý. tamamýný almýþ ve PTT Araþtýrma Laboratuarý’nýn kurulmasý bu yýlýn aralýk ayýnda mümkün olmuþtur. konunun uzun süre gündemden kaldýrýlmasý sonucunu doðurmuþtur. 1966 yýlý kýþý gayet sert geçmiþ ve geri kalan kýsmýnýn tamamen açýk ve inþaatýn devam etmekte olduðu binanýn bir köþesinde ilk çalýþmalarýný yapan PTT ARLA mensuplarýnýn bu arada ýsýnmak için verdikleri uðraþ acý. PTT Genel Müdürlüðü bünyesinde bir yönetim kurulu kararý ile saðlanabiliyordu. ilerde anlatýlacaðý gibi. nerede ise. henüz kaba inþaatý bitmiþ olan santral binasýnýn bir köþesinde 60-65 metrekare büyüklüðünde yan yana üç oda hýzla barýnacak hale getirilerek PTT ARLA'nýn emrine verildi. Zira. Kýsa zamanda PTT ARLA kýsaltýlmýþ isminin kullanýlmasýna alýþýlan PTT Araþtýrma Laboratuarý’nýn faaliyet göstereceði mekan hususunda hiç bir hazýrlýk yapýlmamýþtý. 1965 yýlýnda konu tekrar ele alýndý ve vakit kazanmak üzere PTT Araþtýrma Laboratuarý’nýn o sýralarda Gülhane Parký’nýn cadde tarafýnda bulunan PTT Fabrikasý’na baðlý bir Müdür Yardýmcýlýðý yapýsýnda kurulmasýna karar verildi. O sýrada PTT ARLA'nýn kuruluþunu tamamlamak üzere üç kiþi çalýþýyor. kendi binasina taþýndýðý 1971 senesine kadar bu yerde faaliyetlerini sürdürdü. tatlý ilk anýlarý teþkil etmiþtir. Nihayet. Santral binasý tamamlandýktan sonra PTT ARLA'ya iþgal ettiði odalarýn bulunduðu katta toplam 600 metre karelik bir yer tahsis edildi. O sýralarda Tahtakale’de mevcut telefon santrali binasý yanýnda inþa edilmekte olan yeni telefon santral binasýnda PTT ARLA'ya bir yer tahsis edilmesi kararlaþtýrýldý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I tarihlerde Ankara Dýþkapý’da.

Bu olayda PTT Genel Müdürlüðü’nün ve PTT ARLA 'nýn gösterdiði cesaret övülmeye deðerdir. havai hatlardan gelecek yýldýrým. Önemli olan. PTT ARLA'nýn isteði üzerine ihale iptal edildi ve iþ PTT ARLA'ya verildi. bu arada fizik filtreleri satmýþ olan bir firma kazanmýþdý. bu filtrenin çalýþacaðý ortam ve koþullar göz önünde tutularak geliþtirilip imal edilmesi idi. Bu sebeple PTT ARLA'nýn öncelikle transmisyon sistemleri üzerinde çalýþmasý esasý kabul edildi. O tarihlerde artýk Nato altyapý projeleri iyice azalmýþ ve PTT Genel Müdürlüðü’nün yatýrýmlarýnda bunlardan yararlanma olanaðý hemen hemen ortadan kalkmýþ bulunuyordu. Bunlar arasýnda da uzak mesafa haberleþmesinin saðlanmasýnda büyük ekseriyetle kullanýlan çýplak havai devrelerle ilgili teçhizat ön sýraya alýndý. Transmisyon sistemleri ihtiyacýnýn milli bütçeden karþýlanmasý gerekiyordu. Bunun üzerine ihaleyi kazanmýþ olan firma fiyatýný 500 dolardan 225 dolara kadar indirdi. transmisyon sistemleri ve eriþim devreleri arasýnda dengeli bir þekilde yapýlmasý gerekmektedir. Hat filtresinin hesaplanmasý bir devreler teorisi dersinin ev ödevi seviyesinde bir iþti. O günlerin Türkiye yan sanayi imkanlarý ile filtrenin içinde bulundurulacaðý ve havai hat direkleri üzerine yerleþtirilen kutunun dýþ etkenlerden zarar görmeyecek þekilde üretilmesi dahi çözülmesi gereken bir problem idi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Üç odanýn ikisi bir ölçü laboratuarý halinde düzenlendi: Bunun için PTT Genel Müdürlüðü’nün bilhassa Nato projelerinden saðladýðý. Bu filtreler havai hatlarda iþaret seviyesinin en yüksek olduðu noktalarda bulunduðu için bobinlerinin entermodülasyona sebep olmayacak. ÝLK ÜRÜN PTT ARLA'nýn yerleþme döneminde PTT Genel Müdürlüðü havai hatlar üzerinde kullanmak üzere bir miktar fizik filtresi satýn almak için bir ihale yapmýþ ve bu ihaleyi daha önce Türkiye’ye havai hat kuranportörleri. kuranportör ve radyolink cihazlarýnýn bakým ve iþletmesinde kullanýlan ihtiyaç fazlasý ölçü aletleri kullanýldý. Ýletiþim yatýrýmlarýnýn telefon santrali. 207 . atmosferik deþarjlardan etkilenmiyecek þekilde yapýlmalarý gerekiyordu.

benimsedikleri. Bunlarýn ihtiyacýný karþýlamak üzere basit. Bu görev evvela 208 . PTT ARLA. Ýki kanallý kuranportör sistemi haberleþme þebekesinde uzun yýllar çok sayýda kullanýlan baþarýlý bir ürün olmuþtur. Denebilir ki . PTT ARLA mühendislerinin çeþitli firmalarýn cihazlarý üzerinde kazanmýþ olduklarý deneyim bu problemlerin kýsa sürede çözülmesini saðlamýþ ve PTT Genel Müdürlüðü’nün fizik filtresi ihtiyacý baþarý ile karþýlanmýþtýr. uzun yýllar daha sonra geliþtirilen diðer havai hat sistemleri organlarý ile birlikte. O tarihler elektron tüplerinin devrini tamamlayýp yerini bazý alanlarda yarý iletkenlere býraktýklarý dönemdi.Germanyumdan silisyuma geçiþ de o dönemlerde yaþanmýþ bir geliþmedir ve iki kanallý kuranportör sisteminde önemli deðiþiklikler yapýlmasýna sebep olmuþtur. Bu sebeple PTT ARLA'da geliþtirilen cihazlarda yarý iletken kullanýlmasý esasý kabul edilmiþti. kendilerine yakýn bulduklarý. kýsa zamanda. TÜRKÝYEDE ELEKTRONÝK SANAYÝÝNÝN KURULMASI ÝLE ÝLGÝLÝ ÇALIÞMALAR Milli Güvenlik Kurulu Mayýs 1964'deki toplantýsýnda Türkiye’de elektronik sanayii kurulmasý için çalýþmalar yapýlmasý kararýný almýþ ve Birinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Planý’nýn 1964-1965 programýna bu konuda bir fizibilite raporu hazýrlanmasý kararý eklenmiþ idi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Yukarýda belirtildiði gibi. özellikle kuranportör merkezlerinde çalýþan teknisyenlerin.bu ürünün PTT ARLA'ya olan güvenin tesisinde önemli bir rolü vardýr. ÝLK ÖZGÜN SÝSTEM O yýllarda Türkiye’de.ucuz iki kanallý bir kuranportör sisteminin geliþtirilmesi konusu ele alýndý. Ayný havai hattan yararlanan merkezlerin bulunduðu göz önünde tutularak. uzak mesafe telefon trafiði yüksek olmayan çok sayýda ilçe hatta il bulunuyordu. bu iki kanaldan birisinin ilk merkezde býrakýlmasý. Sözü edilen filtreler.Yarý iletken teknolojisindeki hýzlý geliþme ve sýk sýk yeni tertipler ortaya çýkmasý bitmiþ bazý tasarýmlarýn yenilenmesi gereðini ortaya çýkarýyordu. PTT ARLA'nýn repertuarýnýn bir elemanýný teþkil etmiþtir. diðerinin daha sonraki merkez için hizmet görmesi imkanýnýn da gerçekleþtirilmesi ön görülüyordu. güvenip övündükleri bir kuruluþ haline gelmiþtir. gerektiðinde. PTT Genel Müdürlüðünde çalýþan personelin.

önceliðin telekomünikasyon cihazlarýna verilmesi þartý ile. PTT Genel Müdürlüðünde konu. YENÝ CÝHAZLAR GELÝÞTÝRME YOLUNDA ÇALIÞMALAR PTT ARLA'da baþlangýçta nispeten basit. kolay ve hýzlý sonuç alýnabilecek konular ele alýnmakla birlikte bütün analog transmisyon 209 . PTT ARLA konu ile ilgili raporunu 1967 yýlý Temmuz ayýnda bitirerek PTT Genel Müdürlüðü’ne teslim etmiþ. 1950'li yýllarýn ikinci yarýsýnda Türkiyede yaþanan büyük dýþ ödemeler dengesizliði sonucunda. Raporda. VHF-SSB ve VHF-FM telsiz cihazlarýnýn küçük atölyelerde imalinden ibaret idi. Kotalý ithal rejiminin baþlamasý ile ithali yasaklanan bu tür cihazlarýn eski ithalatçýlarý yarý sanayici rolünü üstlenerek bu cihazlarýn parçalarýný getirtmek suretiyle montajlarýnýn yapýlmasýný baþlatmýþlardýr. Buna ilaveten elektronik sanayiinin ayrý bir sektör olarak ilk defa ele alýndýðý Ýkinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Planý için kurulan Elektronik Sanayii Özel Ýhtisas Komisyonunda PTT ARLA önemli görevler üstlenmiþtir. devletin öncülük etmesi icap ettiði belirtilmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Makina Kimya Endüstrisi Kurumuna verilmiþse de bir sonuç alýnamayýnca PTT Genel Müdürlüðüne aktarýlmýþtýr. dayanýklý tüketim mallarý üretiminin özel sektöre býrakýlmasýnýn uygun olacaðý.Tarih 1967 yýlý baþlarýdýr. sonra da. özet olarak. Türkiye’de elektronik sanayiinin kurulup büyümesini desteklemenin gerekli olduðu. sipariþ üzere yapýlan bazý ses düzenleri. bir çok mallar gibi. o güne kadar yapýlan çalýþmalar ve toplanan bilgilerle birlikte PTT ARLA'ya aktarýlmýþtýr. evvela Teknik Ýþler Daire Baþkanlýðýnda ele alýnmýþ. elektronik tüketim cihazlarýnýn da ithaline kýsýtlamalar getirilmiþtir.oradan da baþta Milli Güvenlik Kurulu olmak üzere ilgililere daðýtýlmýþtýr. 1964 yýlýnda çýkarýlan Montaj Sanayii Talimatý bu alanda bir düzenleme getirmiþtir. profesyonel cihazlarda. Türkiyede 1950'li yýllarýn öncesinde elektronik sanayi faaliyeti. Milli Güvenlik Kurulu’nun verdiði görevle Ýkinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Planý’nýn ayný zamana isabet etmesi sonucunda Elektronik Sanayii raporundaki ana fikirlerin Kalkýnma Planýna girmesi saðlanmýþ oldu.

b.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I teçhizatýnýn geliþtirilmesi ile ilgili hazýrlýklar da sürdürülmekteydi. 210 . Zamanla. ÜRETÝM PTT Araþtýrma Laboratuarýnýn kurulmasý düþüncesinin ortaya atýldýðý sýralarda. Buna telgrafý da eklemek gerekmiþtir. eþeksenli kablo. baþta havai hatlar olmak üzere. radyolink v.Yan sanayii tanýmak yanýnda onu desteklemek. her ürün ve üretim adýmý için yenileri elde edilmiþtir.analog çoklayýcý sistemlerinin bütün hiyerarþik kademelerinin geliþtirilmesi hedeflenmiþtir. icabýnda yol göstermek hatta eðitmek. Bu baþlangýç ilerde iþler büyüyüp geniþlediðinde yerli katkýnýn en üst seviyede tutulmasýnýn saðlanmasýnda çok yardýmcý olmuþtur. Ancak ülkemizde geliþtirilen ürünlerin çoðaltýlmasý için sanayi tesisleri bulunmamasý dolayýsý ile bunlarýn üretiminin de PTT ARLA'da yapýlmasý yoluna gidilmiþtir. Bu sýrada büyük çapta yan sanayiden yararlanmak gerekiyor ve faydalanabilecek mevcut imkanlarý tanýmak iþin önemli bir bölümünü teþkil ediyordu. bunlarla ilgili hesap yöntemleri. bazen tedarik etmek bu alandaki uðraþlar arasýnda sayýlabilir. devre sentezinin matematik temeli atýldýktan sonra geliþtirilen metotlardan yararlanarak geliþtirilmiþ ve o tarihte Türkiye’de bu alanda adeta bir mükemmeliyet merkezi haline gelinmiþtir. PTT ARLA'nýn ve onun devamý olan TELETAÞ'ýn etrafýnda bir yan sanayi halkasý oluþmuþtur. bazý baþka ülkelerdeki örnekleri gibi. Amaç. Tahtakale’de kendisine ayrýlan yerin 600 metre kareye çýkarýlmasý ile küçük sayýda üretimin yapýlabileceði bir alana da sahip olunmuþtu. yani telefondu. sadece ar-ge yapmasý öngörülüyordu. transmisyon yollarýnýn ayný anda çok sayýda haber iletiminde kullanýlmasýný saðlayan her türlü çoklayýcý sistemler geliþtirmek idi. malzemelerinin sipariþinde yardýmcý olmak. Tahtakale’deki üretim sýrasýnda yapýlan asamblaj iþi ile ilgili ilk yöntem esaslarý da tespit edilmiþtir. Analog sistemlerde çok önemli bir yeri olan LC filtrelerinin geliþtirilmesi. Yukarda sözü edilen fizik filtresi ve iki kanallý havai hat kuranportör sistemlerinin ilk üretimleri bu alanda yapýlmýþtýr. simetrili kablo.g. Daha sonraki yýllarda bunlar geliþtirilmiþ. Evvela . Haber denince öncelikle ele alýnan ses.

Kalýn film teknolojisi bileþen entegrasyonunun bir aþamasý mikroelektroniðin ilk adýmý olarak kabul edilmektedir. Artan arazi parçasýna PTT Fabrikasýnýn ve PTT ARLA'nýn yerleþtirilmesi öngörülüyordu. Daha sonra TELETAÞ döneminde bu alan 60000 metrekareye kadar büyüyecektir. oradan da 6. PTT Fabrikasý. Devlet Planlama Teþkilatýndan gizli olarak yapýlýyordu. henüz Türkiyede bulunmayan baský devre üretim teknolojisinin kazanýlmasýný temin edecek olan tek ve iki yüzlü baský devrelerin imali için bir atölye kurmak olmuþtur. Daha sonra o tarihlerde kullanýlmasý özellikle profesyonel cihazlarda giderek yaygýnlaþan kalýn film teknolojisinin öðrenilmesine baþlanmýþtýr. PTT ARLA için yapýlan bina 6. YENÝ SÜREÇLER. Bunun yarýsý Netaþ’a tahsis edildi. UNIDO'dan saðlanan yardým ile bir eksperin kýsa süreli hizmetinden yararlanýlmýþ ve bazý teçhizatýn satýn alýnmasý da saðlanmýþtýr. ya da know-how anlaþmasý yapýlmamýþtýr. Ýlk giriþim. Buna paralel olarak bir mekanik iþler atölyesi kurulmuþtur. Bina inþaatý 1971 yýlýnda tamamlandý ve bu senenin Haziranýnda PTT ARLA Tahtakale’den Ümraniye’ye taþýndý. Bununla ilgili olarak herhangi bir lisans. YENÝ ÜRÜNLER Yeni bina ihtiyaç duyulan bazý üretim süreçlerinin PTT ARLA'ya kazandýrýlmasýna imkan saðlýyordu. Bu iþlemin PTT ARLA tarafý plana girmediði için. O tarihlerde kullanýlmasý giderek yaygýnlaþmakta ve özellikle profesyonel 211 .000 metre kareye ulaþan bir büyüme çizgisi izlenmekte idi. PTT ARLA'nýn bu sýrada 44 çalýþaný bulunuyordu. Bu amaçla ÝTÜ'de kurulan kalýn film laboratuarýndan faydalanýldýðý gibi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I YENÝ BÝNA PTT Genel Müdürlüðü Northern Electric ile ortak olarak Netaþ'ý kurmaya karar verince Ümraniye’de büyük bir arazi satýn aldý. Tesellüm Depo ve PTT ARLA'nýn bina inþaatý ayný müteahhide verildi. Sonuçta laboratuar çapýnda bir kalýn film atölyesine sahip olunmuþtur. Böylece 60'dan 600'e. Geri kalan yarýsýnýn bir kýsmý PTT Tesellüm Depo Müdürlüðü için ayrýldý.000 metre kare kapalý alana sahipti.

Böylece. Çeþitli sebeplerle bu giriþim beklenen zamanda baþarýlý sonuçlar vermemiþ. Bu cihazlardan transmisyonda sayýsallaþmaya geçilinceye kadar. 1978 yýlýnda yapýlan bir inceleme ve çalýþma sonunda analog radyo sistemleri için yapýlacak lisans anlaþmasý hususunda karar verildi ve PTT ARLA böylece ilk olarak özgün olmayan bir cihaz ailesini üretim yelpazesine dahil etmiþ oldu. yeni teknolojilerin de kazanýlmasý olmuþtur. Bu anlaþmanýn asýl faydasý bu münasebetle. büyütülmesi yanýnda. ince film gibi. önemli sayýda üretim yapýlmýþtýr. Tahtakale’de baþlayan yeni ürün geliþtirme çalýþmalarý Ümraniye’de de geniþleyerek sürdürülmüþ ve havai hat kuranportör sistemlerinin bütün çeþit ve kademeleri. gerekse özgün ürünlerde kullanýlmýþ ve kalýn film atölyesi fabrikanýn en meþgul birimi haline gelmiþtir. sahip olunan üretim süreçlerinin ve tekniklerinin iyileþtirilmesi.O sýralarda (yetmiþli yýllarýn ikinci yarýsý) Türkiye gene önemli bir dýþ ödeme güçlüðü içinde bulunuyordu. Bu tarihten sonra analog radyolink sistemleri de Nato altyapý projelerinden yararlanarak ayný maksatla kullanýlmaya baþlamýþ. analog mültipleks sistemlerinin simetrili kablo ve koaksiyal kablo için bütün hiyerarþik kademeleri. Daha sonra bu teknoloji TELETAÞ döneminde gerek lisansla üretilen. 212 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I elektronik cihazlarda tercih edilmekte idi. PTT ARLA. ÝLK LÝSANS ANLAÞMASI PTT Genel Müdürlüðü Türkiye’nin Nato’ya girdiði 1954 yýlýna kadar uzak mesafe haberleþmesinde münhasýran çýplak havai hatlar kullanmýþtýr. daha sonra milli bütçeden ayný cihazlarýn tedarikine gerek duyularak bu cihazlarýn uzak mesafe þebekesindeki payý önemli boyutlara ulaþmýþtýr. AM ve FM telgraf frekans sistemleri geliþtirilmiþtir. Ümraniye’deki yeni binasýna taþýndýktan sonra hemen bir radyo laboratuarý kurarak bu cihazlarýn geliþtirme çalýþmalarýna giriþilmiþtir. PTT'nin büyüyen ihtiyaçlarý karþýsýnda daha hýzlý bir çözüm bulmak amacý ile konu ile ilgili bir lisans anlaþmasýna gidilmiþtir. o tarihlerde Türkiye’nin ihtiyaç duyduðu transmisyon sistemlerinin çok önemli bir bölümü evvela PTT ARLA'nýn sonra da TELETAÞ'ýn özgün ürünleriyle karþýlanabilir duruma gelinmiþtir. özellikle TELETAÞ döneminde.

PCM sistemlerini öðrenmeye baþladý. Simetrili kablo üzerinde çalýþan ve santraller arasý baðlantýlarýn artýrýlmasý amacý ile kullanýlan bu ilk kademe cihazdan sonra bütün hiyerarþik kademeleri le PDH olarak isimlendirilen sistem ailesi. zaman içinde her kademenin çeþitli jenerasyonlarý geliþtirilmek suretiyle elde edilmiþtir: Bu hiyerarþik cihaz ailesi sayýsal radyo sistemlerinin saðladýðý yollara uygulanmak suretiyle uzak mesafe haberleþmesinin sayýsal olarak iletiminde geniþ þekilde kullanýlmýþtýr. Marmara Araþtýrma Enstitüsü Elektronik Ünitesinin kurulmasý ile bu iliþki iyice kuvvetlendi. Bu baðlamda 30 kanallý bir PCM sisteminin geliþtirilmesi için yapýlan anlaþma. PTT ARLA baþýndan beri Tübitak ile çeþitli konularda ilþki içinde bulunuyordu.sayýsal alanda PDH sistemleri ve sayýsal radyo sistemleri . Ýlk parti üretim 1981 sonu ile 1982 baþlarýnda bitirilerek Tahtakale-Erenköy santralleri arasýnda servise verildi.sonra da fiber optik kablolar ile devam ederek bu alandaki ihtiyacýn bütününü çözmüþ . çeþitli sebeplerle beklenenden uzun sürmesi dýþýnda. Analog sistemlerin (radyo ve mültipleks) en yüksek kapasiteli kademelerine kadar varan geliþtirme ve üretimi ile baþlayan uzak mesafe baðlantýlarýndaki zenginleþme . 213 . çok olumlu sonuçlar verdi. araþtýrma projelerinde iþ birliði ve sanayinin ihtiyaçlarýna yönlenme konularýna sirayet etti.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I SAYISAL SÝSTEMLERE GEÇÝÞ 1960'lý yýllarda bütün dünyada sayýsal transmisyon uygulamalarý baþlamýþtý. PTT ARLA ortaya çýkan ilk modeli üretilebilir ve kullanýlabilir hale getirmek için olaðanüstü gayret sarfetmek mecburiyetinde kaldý. Bu uygulamalar telefon santralleri arasýndaki baðlantý sayýsýnýn artýrýlmasý alanýnda yapýlýyordu.uzak mesafeli baðlantýlarda otomatiðe geçiþin kolayca gerçekleþmesini saðlamýþtýr. PTT Genel Müdürlüðü bir Ýtalyan firmasýndan satýn aldýðý ilk PCM sistemlerini Ýstanbulda bazý telefon santralleri arasýnda 1974 yýlýnda iþletmeye verdi. PTT ARLA da konu ile önce akademik seviyede ilgilendi ve cihazlarýnda bazý lojik devre uygulamalarýna yer verdi. Bu ilk modelden bir baþka imalat daha yapýlmadan sistemde önemli iyileþtirmeler ve deðiþiklikler yapýlmýþ cihazýn çok sayýda jenerasyonu geliþtirilmiþtir.

1983 senesinin sonbaharýnda PTT ARLA. Vakýflar Bankasý %10 ve Ray Sigorta %2 hisseye sahip idiler. TELETAÞIN KURULMASI PTT ARLA'nýn kurulmasýndan bir süre sonra ona bir anonim þirket statüsü kazandýrma yönünde çalýþmalar da yapýlmýþtý: Muhtelif tarihlerdeki giriþimlerden .tarafýndan geliþtirilen bu sistemler yaklaþýk yirmi yýl geçerliliðini korumuþ . TELETAÞ ismi ile bir anonim þirkete dönüþtürüldü. ömürleri boyunca. Nihayet. geliþmeye.bir öncekinden bir adým ileriye gitmesine karþýn olumlu sonuç alýnamamýþtýr. Diðer yandan geliþtirdikleri. PTT Biriktirme Yardým Sandýðý %26.daha sonra TELETAÞ . Sezai Türkeþ-Fevzi Akkaya %13. PTT Genel Müdürlüðü’nün %49 hissesine karþýlýk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün artýk PDH sistemleri yeni yatýrýmlarda pek kullanýlmýyor. fiber optik kablolar için hat teçhizatý.Doðal olarak bütün bu süre zarfýnda cihaz ailesi sürekli olarak geliþmeye ve iyileþtirmeye tabi tutulmuþtur. ihracat yapýlmýþ ve üretim lisansý satýlmýþtýr. AM ve FM telgraf mültipleks sistemleri. Transmisyon cihazlarýndan oluþan PTT ARLA'dan devraldýðý repertuarýný zenginleþtirmekle birlikte yaptýðý lisans anlaþmasý ile ve lisansör firmayý da kendi içine alarak sayýsal santralleri de ürünleri arasýna katmýþtýr. Bununla birlikte PTT ARLA .örnek bir iþbirliði sergilemesi yanýnda çok baþarýlý bir ticari geliþme göstermiþ. büyümeye ve hizmet vermeye devam etmiþtir. bir çok üretim teknolojisini endüstriyel boyutlarda Türkiye’ye kazandýrmak baþarýsýný göstermiþlerdir. Bunlarýn yerini geniþ bandlý transmisyon özelliklerine ekonomik çözüm getiren senkron sistemler hiyerarþisi almýþ bulunuyor. 10 MHz bandýnda çalýþan 2-8 Mb/s hýzýnda iþaretler için kullanýlan sayýsal radyo sistemi vasýtasý ile Türkiyenin transmisyon ve anahtarlama cihazlarý ihtiyacýný büyük ölçüde özgün ürünler kullanarak karþýla214 . Bu dönüþüm sýrasýnda PTT ARLA 620 personele sahipti. TELETAÞ uzun yýllar PTT ARLA'nýn çizgisinde yürümeye. BÝTÝRÝRKEN PTT ARLA ve onun devamý olan TELETAÞ. küçük þehir sayýsal telefon santralleri. analog ve sayýsal mültipleks sistemleri hiyerarþisi. telefon makinalarý.

teleks makinesi gibi cihazlarda eriþilen yerli içerik gayet yüksek deðerlerde bulunuyordu. yabancý ortak TELETAÞ'ýn kendi geliþtirdiði ya da PTT ARLA'dan tevarüs ettiði bu ürünlerden yýllarca. gene belki Türkiye’de ilk defa. Kuþkusuz. Bugün ülkemizde de mal ve hizmet üreten þirketlerin rekabet gücüne sahip olabilmeleri için farklý ürünler geliþtirme yeteneðine sahip olmalarý gerçeði anlaþýlmaya baþlanmýþtýr. Oysa. Öyle ki. SON SÖZ YERÝNE PTT ARLA. bir kýsmýný böyle olmadýðý hususunda ikna giriþimleri dahi inandýrýcý olmamýþtýr. bir ara ülkenin telekomünikasyon yatýrýmlarýnýn %20'den fazlasý yerli fikri mülkiyete sahip ürünlerle karþýlanýr seviyeye ulaþmýþtýr. hýzlý bir þekilde büyümüþ.Ýlaveten lisansla imal edilen analog ve sayýsal radyo-link sistemleri. sayýsal telefon santralleri. TELETAÞ ve diðerlerinin baþarýlarý ile Türkiye’deki haberleþme þebekesi yatýrýmlarýnda %20'lere ulaþan yerli fikri mülkiyet payýnýn bugün %3'ün de altýna düþmesi sorgulanmalýdýr. infokomünikasyon ve bilgi teknolojileri sanayiindeki Türkiyenin zayýf durumu ile bunun iliþkisi vardýr. Ancak. ucuz bir þekilde yapabilmesine olanak saðlamýþ. Bu örnek zaman içinde baþka þirketlerin de benimsediði ve kopyaladýðý bir esas haline gelmiþtir. PTT ARLA ve TELETAÞ'ýn ülkemizde sanayi þirketlerinin kendi ürün ve teknolojilerini kendileri geliþtiren bir þirket kimliðinde öncü rolü oynamalýdýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I mak imkanýný saðlamýþlardýr. 1965-1990 arasýnda uygulanan modelin devam etmesinin mümkün olamayacaðý açýktýr. O dönemde bu model Türkiye’de o kadar yabancý idi ki konuya uzak kiþiler yukarda sayýlan özgün ürünlerin yabancý ortak tarafýndan getirildiðini zannetmiþler. Bu suretle elde edilen katma deðer de gayet yüksek idi. hýzlý. TELETAÞ. kuruluþlarýn teknolojiyi serbestçe izleyerek 215 . Bütün bunlar kadar önemli olan husus. Bu tablo ayný zamanda PTT'nin telekomünikasyon yatýrýmlarýný planlamasýna uygun. önemli kar paylarý almýþtýr. özel ihtiyaçlarýn gerektirdiði özel çözümlerin kolaylýkla elde edilmesine olanak vermiþtir. bir ara personel sayýsý 2400'e kadar yükselmiþtir.

9.Tick film technologie 13. sýnýr aþan sulara ve hatta bor cevherine ve diðer stratejik doðal kaynaklara dýþardan müdahaleler olasýdýr. Mültipleks sistemleri 11.Genel olarak hat filtresi ismi verilen bir gup filtreden birisidir. Bugün bu oranýn maalesef %3'ün altýna düþtüðünü belirtmeliyim. Pulse code modulation 15. 7. Koaksiyal kablo 10. 18. 216 . 4.Posta Ýþletmesi Genel Müdürlüðü olarak ikiye ayrýlmýþtýr. ince mekanik. demokratik bir ortamda bilgi birikimi. ince film.1994 yýlýnda . Yüz kiþiye düþen telefon sayýsý. 19.Þ.kablo) veya fiziki olmayan (elektromagnetik dalga) baðlantýlarýnýn ayný anda çok sayýda haberleþmede kullanýlmasýna olanak saðlayan cihaz grubuna verilen isimdir. 5.Bunlara Türkiyenin sahip olmasýný dünyada destekleyecek bir ülke bulmak mümkün deðildir. Bu itibarla Türkiye’nin kalkýnma politikalarýný böyle bir tabana dayandýrmasý gerekir.Fizik filtresi hattan gelen kuranportör sistemi frekanslarýndan fizik konuþma frekanslarýný (300-3400 Hz) ayýran veya bunlarý birleþtirerek hatta uygulayan bir makas filtredir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I geleceklerini saptamalarý ve devam eden süreçte gerekli transformasyona uðrama inisyatifleri adeta ellerinden alýnmýþtýr. fikri mülkiyet haklarý ve bunlara dayalý sanayi bu müdahalelere karþý kendi kendini koruyabilen deðerlerdir. Printed circuit board 12. Türk Elektronik Sanayicileri Derneði 3. Oysa. Pseudo synchronous digital hierarchy 17.Deutsche Bundestpost . Radyo-link:Ýki nokta arasýnda fiziki bir baðlantý olmaksýzýn elektromagnetik dalgalar vasýtasý ile irtibat saðlayan cihazlar. Kuranportör cihazlarý iki nokta arasýnda bulunan fiziki (çýplak havai hat. 6.Türk Telekomünikasyon A. Kerkük-Musul petrolünün yýllýk gelirinin 20 milyar dolara ulaþabileceði tahmin ediliyor. British Post Office . Amplitüt modülasyonlu ve frekans modülasyonlu 14. 20. PTT Genel Müdürlüðü . dipnotlar 1. Petrole olduðu gibi. Bu cihaz gerekli mültipleks cihazý ile akuple idi. Bugünkü Marmara Araþtýrma Merkezi (MAM) 16. ve TC. Türkiye Teknoloji Geliþtirme Vakfý 2.Fransýz PTT Ýdaresi gibi: 8. SDH. Baský devre. 21. kalýn film.

Dr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I MTA'LI YILLARIM Doç. Sadrettin ALPAN Maden Yüksek Mühendisi .

MTA kurulur kurulmaz 1935 yýlýndan itibaren. Türkiye'nin çaðdaþ ülkeler seviyesinde modernleþmesi.000 müracaat arasýndan 20-30 öðrenci dýþ ülkelere gönderilirdi.000-3. jeofizik eðitimi yoktu. memleket çapýnda kalkýnmanýn temeli olarak endüstrileþmenin de þart olduðunu anlamýþlar ve ancak böyle dünyada saygýn bir ülke olacaðýna inanmýþlardýr. Jeoloji eðitimi sadece Ýstanbul Üniversitesi'nde mevcuttu. Tüm bu kuruluþlarýn teknik ve bilimsel personel ihtiyacýný karþýlama görevi de MTA'ya verilir. Yüksek maden mühendisliði. Cihan Harbi'nden hemen önce ve harp sýrasýnda MTA. Etibank. krom. Elektrik enerjisi için gerekli etütleri yapmak için Elektrik Ýþleri Etüd Ýdaresi (EÝEÝ) Umum Müdürlüðü ve genel olarak Türkiye'de endüstri kuruluþlarýný baþlatmak için de Sümerbank gene ayný yýlda kurulurlar. bulunan maden ve endüstriyel hammaddelerin iþletilip mamul madde üretilmesi için Etibank kurulur. Ayný yýl. Endüstrileþmenin temelini de maden. Bunlarýn bulunmasý için Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü'nün (MTA) kurulmasýna 1935 yýlýnda karar verilmiþtir. metalurji. kurþun. Hakikaten de 5000-6000 yýl evvel Anadolu'da yaþayan çok akýllý ve kabiliyetli insanlar demir. petrol mühendisliði. Osmanlýlar döneminde ve Cumhuriyetimizin baþlangýcýnda Zonguldak kömür havzasýnda taþkömür iþletme ve üretiminde önemli bir geliþme ile bazý küçük altýn. kurþun. bortuzu madenlerinin üretimi yapýlmýþ ancak bütün bu taþkömürü ve madenler genellikle yabancý þirketler tarafýndan iþletilmiþtir. çinko madenlerini bulmuþ ve deðerlendirmiþler. 218 . Büyük Atatürk ve o zamanki Türkiye'nin ileri görüþlü yöneticileri. Sümerbank ve EÝEÝ ihtiyacý için her yýl 2. endüstriyel hammadde ve enerji teþkil eder. gerek o zamanki hükümet ve gerekse MTA'nýn ileri görüþlü ve cesur yöneticilerinin kararlarý neticesinde II. O zamanlar Türkiye'de sadece Yüksek Mühendis Mektebi ile Ýstanbul Üniversitesi vardý. insanlarýn medeni bir hayat yaþamalarý için yapýlan çeþitli sosyal ve eðitim reformlarýna ilave olarak.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünyanýn bir çok yerinde uluslararasý toplantýlarda yaptýðým bütün konuþmalarýmda "Madenciliðin beþiði Anadolu'dur" diye söze baþlardým.

Ankara ile temas yoktu. Mehmet Yusuf DÝZÝOÐLU. Ayný gece trenle Londra'ya gittik. Akdeniz'de Alman uçaklarýnýn hücumuna uðradýk 70 kargo gemilik konvoydan ikisi Malta civarýnda battý. oradan arayan soran da olmuyordu. nerede galeri yapýlacak ben karar veriyordum. Buradaki çalýþmalar da geliþigüzel yapýlýyordu ve memnuniyetsizlikle geri döndüm. Ýrlanda üzerinden bir kavis çizerek bir aylýk deniz seyahatinden sonra Glasgow'a geldik. 1944 yýlýnda Birmingham Üniversitesinde Maden Mühendisliði eðitimimize baþladýk. Yolculuk üç aydan fazla sürdü. hemen sýhhiye memuru geldi ve zehirlenmeye karþý getirdiðimiz iðnelerden bir tane yaptý. Hamit Nafiz PAMÝR ve Hadi YENER'in ileri görüþle 1935 yýlýndan itibaren yabancý ülkelere gönderdikleri öðrenciler de 1940'larda dönmeye ve MTA'da çalýþmaya baþlamýþlardý. Zeki DOÐAN. Harbin en þiddetli zamanýnda Londra'nýn V1 pilotsuz uçak ve V2 roketatarlarla bombalanmasýný gördük. Tek mühendis bendim. Ord. Cebelitarýk'tan sonra hemen hemen Amerika sahillerine yaklaþýp. Nerede sondaj yapýlacak. Burada çok zor þartlarda çalýþtýk. MTA'nýn ilk Genel Direktörleri Reþit GENCER. Senih GÜREL ve ben vardýk. Daha ilk gün beni akrep soktu. Avusturyalý ve Hollandalý jeologlar ve mühendisler ile Fransýz. Benim çalýþmaya baþladýðým 1951 yýlýnda da çoðunlukla Alman. 1951 yýlýnda yurdumuza döndük ve MTA'da çalýþmaya baþladýk. Daha sonra yedek subaylýðýmý tamamlayarak MTA'ya döndüm ve tekrar Üçköprü krom kamp þefi olarak Köyceðiz'e gönderildim. Prof. MTA'nýn ilk kuruluþ yýllarýnda Ýstanbul Üniversitesi'nden mezun bir kaç jeolog hariç tamamen yabancý jeolog ve maden mühendisleri çalýþýyordu. Zar zor uzaklaþtýk. Özellikle yaz sýcaðýnda tepelerde çalýþýrken bayýlacak gibi oluyorduk. sonra Akdeniz'den geçen ilk konvoylardan biri ile yolumuza devam ettik. 1943 yýlýnda harp içerisinde MTA'nýn gönderdiði son gruplardan biri olarak Ýngiltere'ye gönderildik. Bir müddet Kahire'de bekledik. 219 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1942 yýlýnda MTA adýna yurt dýþýna gitmek için açýlan devlet imtihanýný kazananlarýn arasýnda M. Ýngiliz ve Ýtalyan jeologlarý çalýþýyordu. harbin içinde yaþadýk. dikkatlice bakýnca kocaman bir yýlanýn dikilmiþ bana baktýðýný fark ettim. Ben ilk olarak Köyceðiz’deki Üçköprü Krom Arama Kampýna ve daha sonra Sarýyer altýn arama kampýna gönderildim. Münir TANYELOÐLU. Ertesi gün topallayarak yürürken güzergahta kalýn bir dal gördüm.

Gece gündüz 9 ay çalýþtýk. oradan oraya koþturur dururdum. Hazýrlýklarý yapýp sondajý 220 . Yaptýðýmýz sondajlarda cevherleþme olduðu görülüyordu. Maden mühendisi Samim DÝBEKLÝ 3m. Sonunda 100. Üç aylýk evli iken ayrýldýðým evime 9 ay sonra yýlbaþýndan birkaç gün evvel döndüm. O zaman karar verdim þayet bir gün MTA Genel Direktörü olursam. bu kuruluþu gerek sosyal. Hepsi de traþ olmuþ. Dr. koyunlarýn öldürüldüðünü. Yýllar sonra benim o zaman yanýmda çalýþanlar iþçi sendikalarýný kurdular ve yöneticileri oldular. 1954 yýlýnda MTA Genel Direktörü Prof. Ankara'ya telgraf çekerek madenin bulunduðunu ve kampý kapatacaðýmý bildirdim. gerek teknik ve gerekse ilim yönünden en ileri kuruluþ yapacaktým. Ben gelmeden önce. O pazar günleri bize bayram gibi olurdu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Tüm zor koþullara raðmen her sabah traþ olur. çavuþ ve iþçileri ile gittik ve kampý kurduk. Kimse inanmýyor. geçen yýl iki iþçi donarak öldüðü için 1 Eylül'de yaðan kar büyük bir paniðe neden oldu. Buraya kamp þefi olarak atandým. 1953 yýlýnda raporumu yazdým ve maden iþletilmek üzere ETÝBANK'a devredildi. Onlara spor da yaptýrýrdým. Uludað'daki durumda Üçköprü gibi yýlan hikayesine dönmüþtü. Yalnýz pazar günleri 3-4 yerde çalýþan bütün iþçilerin Üçköprü kamp merkezine gelmelerini isterdim. Halen çalýþmakta olan. Yedi sondaj makinasý gece gündüz çalýþýyordu. Daðýn tepesinden aþaðýdaki otellere gitmeye karar verdik. Çok maceralý bir yolculuktan sonra otellere ulaþabildik. Hamit Nafiz PAMÝR oldu. galeri çalýþmalarýný sondaj neticelerini takip eder. Ne gelen var. 50 yýl evvel bulduðum madeni bir daha görmek nasip olmadý. çadýrlarýn yýkýldýðýný gördük. yüksekliðindeki karý yararak yol açtý ve Üçköprü'ye sondör. Cumhurbaþkaný Celal BAYAR kendisini aramýþ ve Bursa Uludað'daki Wolfram/tungsten madeni aramalarýnýn sonuçlandýrýlmasýný istemiþ. Herkes güler eðlenirdi.000 ton krom rezervini tespit ederek daha evvel 3 yýl çalýþýlýp netice alýnamayan Üçköprü aramalarýný tamamladýk. Bir kaç gün sonra geri döndüðümüzde kampýn kurtlar tarafýndan basýldýðýný. ne giden. iyi giyinmiþ gelirlerdi. Bu süre zarfýnda bir kez olsun Köyceðiz'e ve Fethiye'ye inmedim.

tüm bunlarýn bir çelik tesisi için önemli bulunduðunu bu nedenle Ereðli'de 221 . tam bu sýrada Belediye Reisi de karþý kýyýya gelmiþti. Dr. Van Der KAADEN'ý alýp Zonguldak Ereðlisi'ne gideceksiniz. Suya girip jeepi itiyorlar ama nafile. Alaplý deresine geldiðimizde yaðmurdan köprü yýkýlmýþtý ve sel aktýðýný gördük. arkada askerler var. Bu tesis daha sonra kapatýldý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I tamamladýk ve böylece dünyanýn sayýlý büyüklükte Wolfram madeni bulunmuþ oldu. Su jeep içinde yükseliyordu. bir demir yataðý bulmuþlar onu görüp etüt edeceksiniz" talimatýný verdi. Belediye Reisi ile görüþtük. 1954 yýlýndan beri Uludað'ý ve bu tesisi görmek de nasip olmadý. O gece Ereðli'ye vardýk. Bizim gideceðimiz tarafta bir kaðný belirdi. Meseleyi sonra anladýk. Baktýk. Yalvar yakar olduk. Ereðlililer orada bir demir-çelik sanayi kurulabilmesi için demir cevheri olduðunu resmi olarak bildirmemizi istiyorlarmýþ. Ona el sallayýp Ankara'ya döndük. Ben cevher görmediðimizi ama Ereðli'nin Zonguldak Taþkömürü ve üretimine yakýn olduðunu. Ertesi sabah bir kýlavuz üç atla geldi ve daðda maden olduðu söylenen yere gittik. 1954 yýlý benim için çok meþgul ve enteresan bir yýl oldu. KAADEN'in dizlerine kadar yükselmiþti. Þoföre hýzla Ankara'ya sür dedim. Eylül ayýnda Uludað'dan döndükten birkaç gün sonra Ekim ayýnýn baþýnda MTA Genel Direktörü H. sahilde bulunduðunu ve civarda bir de elektrik üretim santralinin mevcut olduðunu. Ben bu mevsimin uygun olmadýðýný anlatmaya çalýþtýysam da "Bakan Samet AÐAOÐLU'nun talimatý. Biraz uðraþtýktan sonra aracý çalýþtýrdýk. Bize gösterdikleri numunelerin demir cevheri ile ilgisi yoktu. Sonunda biz biraz kendi baþýmýza etüt yapalým diyerek geldiðimiz Jeeple oradan kaçtýk. Her seferinde rehber "Herhalde þaþýrdým. “Suya sür” dedim ama derenin içinde saplanarak kaldýk. 1954 yýlýnda raporunu hazýrladýðým bu maden de Etibank'a devredildi. burasý deðildi" diyerek bizi baþka yere götürüyordu ama orada da cevhere benzer bir þey olmuyordu. Mandalara jeepi baðladýk ve hep birlikte itip arabayý kurtardýk. hemen etüt edilmesi gerekiyor" cevabýný aldým. Nafiz PAMÝR beni çaðýrdý ve "Derhal bugün Dr. Bizi býrakmýyorlar ve zorla dolaþtýrýyorlardý.

Dr. Dr. Ekrem GÖKSU MTA'dan yeni gitmiþlerdi. Genel Direktör PAMÝR çok memnun oldu. Ayný yýl oðlum doðdu. Prospektör kursu açtýk ve bu kurs yýllarca devam etti. Mehmet Yusuf DÝZÝOÐLU ve Prof. AID Amerikan Yardým Teþkilatýnýn Baþkaný ile görüþtüm. MTA'yý Ankara dýþýna temiz havaya çýkarmaya karar verdim. Ýki sayfalýk bir rapor yazdým ve Bakanlýða gönderildi. Zeki DOÐAN vardý. Prof. Galip SAÐIROÐLU ve Prof. Tezimi verdim ve Türkiye'nin ilk maden mühendisi doçenti oldum.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çelik sanayiinin kurulmasýnýn uygun olacaðýný tavsiye eden kýsa bir rapor yazabileceðimi söyledim. 1960 yýlýnda ihtilalden sonra MTA Genel Direktörlüðü’ne tayin oldum. Bir milyon dolar verilince Hükümet çok sevindi. Bu projenin gerçekleþmesi için Amerika'ya gittim. Ayný zamanda Orta Doðu Teknik Üniversitesi Mütevelli Heyet Üyeliði ve Atom Enerjisi Komisyonu üyeliðine seçildim. Prof. 1958 yýlýnda MTA Genel Direktör Yardýmcýsý oldum. O zamanlar bir milyon dolar çok önemli idi. herhalde bana uður getirdi. 1957 yýlýnda uranyum aramalarýna baþlamak için Atom Þubesi’nin kurulmasý için beni bu þubenin müdürlüðüne tayin ettiler. Ama arazide çalýþabilecek eleman yoktu. Türkiye'deki bu amaçlý hemen hemen ilk tesis olacak bu kampýn kararýný Encümen Üyelere kabul ettirmek zor oldu ama sonunda gerçekleþti. beni çaðýrdýlar. Ýlk iþlerimden biri çalýþanlara sosyal yardým olarak Akçakoca dinlenme kampýný yaptýrmak oldu. 1954 yýlýnda ayný zamanda ÝTÜ'ye doçentlik için müracaat etmem istendi. M. 1960 yýlýnda Eskiþehir yolunda bugünkü MTA tesislerinin olduðu kýr arazide inþaatý baþlatmak için arazi almak üzere Encümeni toplantýya 222 . O sýrada uçakla maden arama (airborne survey) projesini hazýrlýyorduk. Burada bulunan iki Fransýz’ýn bu konuda hiç bilgisi olmadýðý görülüp iþlerine son verildi ve bir kaç Türk jeolog göreve baþladý. Projede benimle birlikte. 1954-1958 arasýnda ÝTÜ'de part-time ders verdim. Buradan çýkanlar çok baþarýlý çalýþmalar yaptýlar. Ankara o zamanlar evlerin bacalarýndan çýkan dumanla kaplý idi.

ikincisini ben. arsa alýndý ve inþaat baþladý. Ýnþaat yerinin ODTÜ üyelerinden mimar Orhan ALSAÇ tarafýndan tespit edilmesini önerdim. Üyeler. MTA'nýn ilk yýllarýndaki Ankara-Akköprü tesisleri Ayný zamanda 1960 yýlýnda ODTÜ için de bir yer aranýyordu. su yok. Ýlk bina Mimarlýk Fakültesi idi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çaðýrdým. Daha sonra Kemal KURDAÞ Rektör olarak seçildi ve inþaatlara baþlandý. “Orasý þehir dýþý. Temele önce bir çuval bozuk para döküldü. ODTÜ þeker fabrikasýnda kurulsun diye görüþler vardý. son küreði de Kemal KURDAÞ attý. çok deðer223 . Bu bölüm de kuruldu. Ben ODTÜ Mütevelli Heyeti toplantýsýnda ODTÜ'nün þimdi bugünkü bulunduðu yerde kurulmasýný teklif ettim. Bu teklif kabul gördü.” dediler. Ýnþaat bürosunun kurulmasýna karar verildi. elektrik. MTA ve ODTÜ'nün inþaatlarýna ayný zamanda baþlandý. 1960 yýlýnda ODTÜ Mütevelli Heyeti Üyesi olur olmaz Maden bölümünün kurulmasýný teklif ettim. dað baþý zor olur. Birleþmiþ Milletler Teþkilatý bir milyon USD'lýk bir alet yardýmý yapacakmýþ fakat üniversitenin bu aletleri koyacak bir yerinin olmasýný istemiþ. Ama 20 yýl sonra bu yeni yerin muhtemelen þehirin ortasýnda kalacaðýný anlatýnca ikna oldular. O sýrada Ankara'da þeker fabrikasý inþa ediliyordu. Ardýndan ilk kürek çimentoyu Cumhurbaþkaný Cemal GÜRSEL.

Enerji kaynaklarý olarak petrol ve kömüre ilave. 1968 yýlýnda da Ýzmir Üniversitesi Rektörü Prof. Gerek memleketimizde ve gerekse dýþarýda çok önemli ve baþarýlý iþler yaptýlar. Böylece 1960'larýn baþýnda ÝTÜ. baþarýlý birçok eleman yetiþti. 1970'lerin baþýnda Ýzmir. Kendi üniversitelerimizden jeolog. 1960'larýn baþýnda Ankara Üniversitesi Zooloji/Botanik diplomasý veriyordu ve mezunlarýnýn MTA'ya alýnmasýný arzu ediyorlardý. 1967-1968 yýllarýnda Prof. Ankara Üniversitesi Senatosu kabul etti ve 1960'larýn sonlarýnda bu üniversitenin joloji mezunlarý MTA'da çalýþmaya baþladýlar. Yaptýðýmýz protokol ile MTA'nýn Hacettepe Üniversitesi Maden Bölümü'nün kurulmasýna 10 yýl süre ile yardým ve nezaret etmesi kararlaþtýrýldý. maden mühendisi. jeofizikçi. 224 . Yine 1960'larýn sonuna doðru ÝTÜ. Türkiye'de ilk defa yeraltýndan tabii buharý çýkarmak suretiyle jeotermal enerjiden istifade etmek için çalýþmalar MTA'da 1960'lý yýllarda baþlamýþ ve 1968 yýlýnda Denizli civarýnda Kýzýldere'de kuyularý açýp tabii buharý çýkarmýþtýr. Jeoloji diplomasý verdikleri takdirde mezunlarýný MTA'ya alabileceðimizi bildirdim. böylece memleketimizde güneþ enerjisi araþtýrma çalýþmalarýna öncülük etmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I li. Ýhsan DOÐRAMACI ve Hacettepe Üniversitesi yöneticileri ile yaptýðýmýz görüþmeler neticesinde bir Maden Bölümünün açýlmasýna karar verildi. 1965'lerden sonra ODTÜ. Maalesef ben MTA'dan ayrýldýktan sonra bu merkezin kapatýldýðýný öðrendim ve böylece güneþ enerjisinden yararlanmada gecikmiþ olduk. 1970'li yýllarýn baþýnda Marmaris'te MTA. Dr. cevher zenginleþtirmeci yetiþmeye baþlandý. 19401950'lerden beri gelen Ýstanbul Üniversitesi mezunlarýna eklenmeye baþlayýnca MTA'da güçlendi. Dr. Mustafa ULUÖZ'ün talebi üzerine burada da Maden Bölümünün kurulmasýný destekledik. Kabul ettik ve öðretim üyelerinin çoðu MTA'dan temin edildi. Trabzon ve Ankara'daki üniversitelerin mezunlarý. Bir yerbilimci ordusu faaliyete geçmiþti artýk ve MTA'nýn kuruluþundan ancak 35 yýl sonra teknik eleman ihtiyacýný karþýlamýþ oldu. bir güneþ ve rüzgar enerji merkezi kurmuþ. Trabzon'da Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde jeoloji bölümü kurmak için MTA'dan destek istedi.

yýlýnda Jeofizik Þube Müdürü Sýrrý KAVLAKOÐLU'nu bu iþle görevlendirdim. ya satýn alýnmasý. Deðiþik bakanlýklarýn temsilcileri ile yapýlan toplantýda ya yabancý bir geminin kiralanmasý. Kiralýk bir gemi bulunamadý. Diðer taraftan Amerika'da bir þirkete gemiye yerleþtirilecek sismik cihazlarýn sipariþi yapýldý. MTA'dan Doç. Ýyi bir kaptan ve gemi personeli bulundu. Kabul gördü. Altan NECÝOÐLU'nun denetiminde bu cihazlar imal edildi ve gemiye takýldý. söküldü.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1970'li yýllarýn önemli bir anýsý elbette Yunanistan'a “Ege'de biz de varýz” demek için Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklýðý'nýn (TPAO) bir sismik etüd yapmasý konusunda alýnan karardý. Sýrrý KAVLAKOÐLU. Dr. Bunun için önce TPAO bir Norveç Sismik Etüd gemisi kiralamak istemiþ. ya da kendimizin bir sismik gemi yapmasý þýklarý üzerinde duruldu. Norveçli firma önce kabul etmiþ sonra vazgeçmiþti. çok deðerli jeofizik ekibini aldý ve Ýstanbul Ýstinye tersanesinin yanýnda bir eve yerleþti. Altan NECÝOÐLU yönetiminde Sismik I denize açýldý. yeni baþtan tersanenin çok becerikli gemi mühendisleri ve iþçileri tarafýndan MTA jeofizik ekibinin nezaretinde kýsa zamanda tamamlandý. Gemiyi kendimizin yapmasý konusunda TPAO çekimser kaldý ve biz talip olduk. 1974 1950'li yýllarda maden mühendisleri bir arazi çalýþmasýnda. Ciddi 225 . satýn alýnmasý ise pahalý görüldü. Böylece MTA Sismik I doðdu. Hora gemisi alýndý.

uranyum. hammadde ve cevher zenginleþtirmesi ve deðerlendirmesi hususunda araþtýrmalar yaparak kurulacak endüstrinin projelerinin hazýrlanmasýnda öncülük ediyordu. bor tuzu sanayi ile.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I etütler yapýldý. petrol. makina ve cihazlar. bütün bakanlýklar ve özel kuruluþlar tarafýndan kullanýlýyor. Halen mevcut çimento. havadan uçakla ve off-shore denizde yaparak çok önemli neticeler almýþlardýr. cevher zenginleþtirme ve jeofizik aletleri. Bulunan ve rezervleri tespit edilen maden. Bununla genç öðrencilerin yerbilimine ilgisini çekmek istedik ve baþarýlý olduk. MTA Sismik I ile etüt yapmaya baþladýktan sonra bir de sondaj gemisi yapmak üzere Sondaj Þubesi Müdürü Alaattin HAMAMCIOÐLU baþkanlýðýnda hazýrlýklar yapýldý fakat bu projeden sonra vazgeçildi. krom. petrol) dayalý sanayi MTA'nýn bulduðu maden. modern teknolojiyi uygulayan bilimsel ve çaðdaþ bir kuruluþ olmasý için MTA'nýn yeni tesisleri yapýlmýþ. 1968 yýlýnda MTA Tabiat Tarihi müzesini kurduk. cihaz ve makinalarla gerek merkezde ve gerekse arazide hýzlý ve verimli çalýþmalar yaparak maden. endüstriyel hammadde ve kömürlerin yalnýz listesi sayfalar dolusudur. endüstriyel hammadde. laboratuar. bulduðu madenler. Böylece üniversitelerimizde yetiþen yerbilimciler kendilerine temin edilen modern alet. 226 . bu sayede ülkemizde off-shore sismik etüd de baþlamýþ oldu. seramik. endüstriyel hammaddeler ve enerji kaynaklarý yeni endüstrilerin kurulmasýný saðlayýp iþ sahasý açýyor ve memleketimizin sosyal ve ekonomik geliþmesinin temelini teþkil ediyordu. lüzumlu modern alet. 1960 yýlýnda MTA'ya Genel Direktör olunca 1953 yýlýnda Muðla Üçköprü krom kampýnda düþündüklerimi yapma imkaný kazandým. enerji kaynaklarýna (kömür. endüstriyel hammadde. jeotermal enerji etütlerini karada. demir. mermer. Laboratuarlarda. Müzeye bir de planatoryum yapýlmasý için Alman Hükümeti ile anlaþtým. kurþun/çinko. Kuruluþundan beri baþarýlý çalýþmalar yapan MTA'nýn daha baþarýlý olmasý. kömür. ben MTA'dan ayrýlýnca Alman Hükümeti projeyi durdurdu. sondaj makinalarý. bakýr. kömür ve petrol sayesinde kurulmuþtur. MTA'nýn yaptýðý jeolojik haritalar. harita matbaa ve baský makinalarý saðlanmýþtýr. alüminyum.

Genç yerbilimciler jeoloji. kanununun deðiþtirilmesi neticesinde yetenekli teknik personelin daðýlmasýna. Ýnançla ve bilinçle çalýþýldýðýnda baþarý gelir. Gençler. daha yeraltýna inmedik. Nafiz PAMÝR ve Hadi YENER ile petrolün bulunmasýný saðlayan Ýhsan Ruhi BERENT'i saygý ile anarým. daha yapýlacak çok iþ var. bu görüþler tamamen yanlýþtýr. cihaz ve malzeme parkýnýn zayýflamasýna. maden ve enerji kaynaklarýmýzý baþarý ile bulacak. Türkiye'de bundan sonra büyük maden yataklarý bulunmaz diye görüþler iþitiyorum. jeofizik ve maden mühendisleri bundan sonra derinlerde zengin yeraltý servetimizi. memleketimizin hayrýna yaptýðýnýz hiç bir þeyden korkmayýn. mali gücün azalmasý ile çalýþma kapasitesinin azalmasýna neden olmuþ ve neticede maden arama gücü de azalmýþ ve sýnýrlý kalmýþtýr. baþlangýcýný yaptýk. A. laboratuar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Düþünce ve rüyalarýmýn hakikatleþmesinde benimle birlikte çalýþan mesai arkadaþlarýma ve bütün MTA'lýlara teþekkür ederim. maden potansiyelimiz büyüktür. daha büyük denecek birçok maden yataklarý bulunacaktýr. MTA'nýn isminin deðiþtirilmesi ile beraber bütçenin kýsýtlanmasý. üretecek ve deðerlendirecektir. Prof. MTA Genel Direktörlüðü'nün kurulmasýnda büyük hizmetleri geçen ilk Genel Direktörler. madenciliðin temelini attýk. Daha madenciliðin baþlangýcýndayýz. Yeraltýnda önemli. büyük maden yataklarý vardýr. Reþit GENCER. Bugün. 227 . jeofizik ve sondaj makina. Ben ve bizim neslimiz gerek MTA ve diðer kamu/özel kuruluþlarda ve gerekse üniversitelerde zevkle çalýþtýk. Son olarak. H.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 228 .

TMMOB yayýn organlarýndan 'TEKNOKRAT' dergisinin Nisan 1986 sayýsýndan alýnmýþtýr. .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I A. REÞÝT GENCER’LE SÖYLEÞÝ* *Bu söyleþi.

Çocukluðunun ilk günleri. Evli ve çocuðu bulunmayan Reþit Gencer Ýngilizce ve Fransýzca biliyor.G. Mühendishane-i Berr-i Hümayun'un ilk mezunu olan babasý Osman Vehbî Bey'in görevi nedeniyle Beyrut ve Þam'da geçti. Bundan yaklaþýk 130 yýl kadar önce yaþamýþ Ethem Paþa varmýþ. Orta öðretim için Belçika'ya giderek.. Daha sonra babasýnýn 1903 yýlýnda Selanik'e Nafýa Müdürü olarak tayin edilmesi üzerine. ilkokulu orada bitirdi.R. T. Belçika'nýn Mons Kentinde Poly Technique'in Maden Bölümü'nden 1914'te mezun olup Türkiye'ye döndü. ETÝBANK'ýn ikinci Genel Müdürlüðünü yaptý. MTA'nýn ilk. 1891 yýlýnda Ýstanbul'da doðdu. Paris'ten mezun olmuþ. dönmüþ ve çeþitli yerlerde memurluk yapmýþ. Ama yine de ilk maden mühendisi o deðil. Þu anda en yaþlý maden mühendisi sýfatýný taþýyan Gencer. sizden baþka maden mühendisi var mýydý? A.. Birincisi. sonra da Sadrazamlýða 230 .Okulunuzu bitirip Türkiye'ye geldiðinizde. uzun yýllar burada kaldý. benden yaþlý ve eski mezun Damat Kenan Bey.Belçika'da Mons'taki Poly Technique'in maden bölümünden mezun olup Türkiye'ye döndüðümde üç maden mühendisi ile karþýlaþtým.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kýsa Özgeçmiþ A.ilk o.Reþit Gencer.

5-6 sene evvel öldü. T. Siz maden mühendisisiniz diye çaðýrýp “Kömür bulun bir yerlerden” demiþler. Celal Sait Bey.R. ne olacak bu iþ?" dedim.Evet. Ben Brüksel'de 15 yaþýnda yatýlý olarak liseye baþladým.G. benden 8-10 yaþ büyüktür. Konsolos. Orada konsolos dostlarý vardý. hemen gidip verdiði adrese baþvurmamýzý istedi. öyle mi? O yýllardaki anýlarýnýzdan biraz söz eder misiniz? A. Bizi Hatay ve Ýskenderun'da yol ve köprü yapýlacakmýþ. yol.. döndüm. ben Belçika'dan döndüðümde üç kiþi vardý. O da Berlin'den mezundu.G. Onun oðlu. gittim. T..R. Donanmanýn kömürü bitmiþ. bir subay girdi içeri ve "Ýçinizde mühendis olan var mý?" diye sordu. "Yahu baba ben maden mühendisiyim.Evet. Elektrik mühendisi olmak isterdim aklýmca. Bir de Behçet Bey vardý. 5 sene okudum orada ve mezun oldum. öyle. Ýstanbul'da çeþitli müzeleri yapan Ressam Osman Hamdi Bey vardýr. Babam 1903'te Selanik Nafýa Müdürüydü.R.Kendi isteðinizle mi bu mesleði seçip yurt dýþýnda okumaya gittiniz.Yani tamamen tesadüfi bir seçim oldu. Onun oðlu da maden mühendisiymiþ.G.. sizin bir askerlik anýnýz olduðunu duyduk. devlet göndermedi. Neyse. Subay.. Bunlardan birkaç tanesi beraberce maden mektebine gitmek istiyorlardý. Bir gün Belçika Konsolosuyla konuþurken benden bahsetmiþ ve iyi bir tahsil yapmam konusunda tavsiyelerini rica etmiþ. Bir gün dersteyiz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kadar yükselmiþ. T. oraya gönderiyorlar. Hadi ben de onlardan ayrýlmayayým dedim. ikincisi gene Paris'ten mezun Abdullah Hüsrev Bey ki sonradan MTA'da bana muavinlik yapmýþtýr. Akþam babama. Tanýdýðý sevk iþlerine bakan dostu Enver 231 . Belçika'da lisede çok iyi arkadaþlarým olmuþtu. "Bizim memlekette çok iyi bir lise var. A. köprü ne anlarým. Birinci Harp çýktý. birisi biraz evvel bahsettiðim Damat Kenan Bey.Efendim. Bir iki kiþi el kaldýrdýk. oraya gönder" demiþ. yoksa devlet mi sizi göndermiþti? A. hem yüksek mektebe de hazýrlýyor.Hayýr.

gidip ona durumu anlatmýþ. Kaðýthane'den Aðaçlý'ya dekovil hattý vardý. Burada iþ olur kanaatine vardýk ve rapor verdik.. askeri fabrikada yapýldý. Resimlerini biz çizdik. Tekerlek filan döktüler Ýstanbul'da.G. Bana da "Madem öyle maden mühendisisin.Almýþ iþte. O sýrada da Ruslar Boðazlarý kapamýþlar. T. Bursa Bandýrma'da G. Beykoz Kaðýthane vs.. Çýktýk yola.R. Ýstiklal Harbi biter bitmez Balya'ya gittim. hep bizim çýkardýðýmýz kömürle beslendiler. Bu dediðim maden arabasýdýr. bari kömür ara" dediler.G. T. Sonradan müdürlüðünü yapmýþtým. T. Zonguldak'tan kömür gelemiyor.Askeri istihkâm taburu vardý..Kazma iþlemezdi..Vardý. O tekrar iþlet232 . lokomotifli dekoviller vardý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Paþa'nýn oðlu vardý. Bir de Balya'da kurþun madeni vardý. iþimizi görüyordu. onlarla taþýrdýk. Pattersan diye bir Ýngiliz'in elindeydi o maden. Oranýn kömürü kahverengimtraktýr. üstten balyozla vurulurdu ve damar çatlatýlýrdý. Askeri fabrikalar. Gayri Müslimlerden bir iþçi grubu verdiler bize. Ucu sivri çelik kamalar vardý. donanmanýn kömürü yok. Kömürü madenden dýþarýya taþýmak için tahtadan derviller yaptýk. T. isteyen istediði ruhsatý alýrdý. Yalnýz birkaç iþçi vardý. Harbin sonuna kadar burada kömür çýkardým. Fethiye taraflarýnda krom madeni vardý.O sýralarda Türkiye'de Zonguldak Havzasýnýn dýþýnda madencilik faaliyetleri var mýydý? A.Neyle taþýrdýnýz çýkardýðýnýz kömürü? A. nihayet Karadeniz Aðaçlý'da bir maden bulduk.G. günde 750 ton kömür çýkarttýk.R.Kazma kürekle mi çýkartýyordunuz kömürü? A. oduna benzer. Esasen askerler baþlamýþlardý orada çalýþmaya.Nasýl almýþ bu Ýngiliz iþletme ruhsatýný? A. öyle toplanýrdý. çalýþmaya baþladýk. Savaþ sýrasýnda bütün personeli yabancýydý.G. epey bir yer dolaþtýktan sonra. kapitülasyonlar da var. Osman paþa'da bir linyit madeni vardý.R. Birkaç tane daha kömür ve linyit madenleri açýlmýþtý.R. kaçmýþlar.

1928'de genel müdür ve murahhas aza oldum. çinko fiyatlarý düþtü.Zonguldak'taki Maden Teknik Okulu ne zaman kurulmuþtu? A. Bana haber yolladý. 1932 sonuna kadar oradaydým.R. oraya müdür oldu. Beni ve bir arkadaþý görevlendirdiler.O zamanlar þimdilerde olan devlet hakký diye bir kavram var mýydý? A.Atatürk döneminde madencilik faaliyetleri geliþti mi? Bu yönde bir çalýþma oldu mu? A. Balya'ya gelen yeni yabancý grup. babamýn da arkadaþýydý. 2 yýl Osmanlý Bankasý'nda çalýþtým. Adam arýyorlardý iþletmek için. zarar etmeye baþladýlar ve þirketi daha güçlü bir gruba devretmek zorunda kaldýlar. ticari açýdan çok þey öðrenmiþtim. mühendis olarak gittim ve 1923'te göreve baþladým. Sermayesi Fransýz’dý. çok da hizmet ettiniz. Ankara'ya gittim ve görev talep ettim. tuttu kendi elemanlarýný getirdi. O zaman Sanayi Bakanlýðý'nýn yerine Ýktisat Bakanlýðý vardý. bakýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I meye konmak istedi. 1933 yýlýydý ve þirketin merkezi Ýstanbul'daydý. Memurluða baþlamýþtým..G. Kurþun. önce olur dedim ama.G. T. ufak bir miktar alýyordu ton baþýna. Ondan evvel zafere kadar. Vekalet madenleri iþletmek için bu arada bir kanun yapýyor. Ankara'ya çaðrýldým. T. T. Fransýz þirketi olduðu halde bir Türk'ü baþa getirmiþlerdi.G. Bakan da Celal Bayar idi. Meclis üyeliðine girer misiniz?" dediler.R. O þirket de müþkül duruma düþtü. Atatürk'ün arkadaþlarýndan bir subay.. Bana da "Siz çok yoruldunuz ama. Bir sene kadar Havzayý Fehmiye Umum Müdürlüðü yaptým.. Devlet de o zaman sanayileþme hamlesine giriþmiþti.Ben Balya'da çalýþýrken kurulmuþ. sonradan meslekten kopunca yavaþ yavaþ sýkýlmaya baþladým. 1927'de baþmühendis. Sümerbank filan kuruldu. O yýllarda meþhur dünya bunalýmý vardý. faydasý oldu.Balya iþletmeye kondu iþte.R. Orada da..Evet. madenler hususunda ayrý bir teþkilatlanmaya gitmek üzere baþka ülkelerdeki uygulamalarý inceleyin ve kanununu hazýr233 . Balya Karaaydýn Madenleri Þirketi Fransa'ya cevher satardý.

. T. Fransa'ya göndermiþtim MTA'da çalýþtýðý sýralarda ve jeoloji eðitimi görmüþtü bir yýl süreyle.Evet. Bakan bizde yürümez ayýrýn dedi ya. T. ben de Meclis'in locasýndan izliyordum oturumu. Onlarda devlet kendi arýyor.. A..G. Etibank kuruldu.G.G.MTA nasýl çalýþýyordu? Hangi esasa göre arama yapýlýyordu? A. personel durumu. önce arayacak.MTA'nýn kuruluþ yýllarýnda bütçesi. Celal Bayar ile birlikte 25 kiþilik heyet ile Rusya'ya gittik ve inceledik. belli bir hisse alýyordu karþýlýðýnda.. Hiç unutmam. Bakan.R. Peki Etibank'a kimi verdiler? A. o vardý.Aramalarda belli bir masraf yapýyor ve daha sonra anlaþtýðý banka.Rusla’rýnkini incelemiþtik. tehlikeli olur" dedi ve ayýrmamýzý söyledi. çalýþtýk ve 1935'te MTA. Apart olarak. T.Yanýlmýyorsak Etibank ve MTA iki ayrý kuruluþ deðillermiþ.Etibank'a Ýlhami Nafiz Pamir genel müdür oldu.G. sermaye olarak hisse alýyordu. þimdi birini seç ve genel müdür ol" dedi. kendi iþletiyor tabii. O gün o iki projeyi yaptýk ve yine ayný gün Meclis'ten geçerek kabul edildi. Ben de "Maden Arama'yý istiyorum" dedim.R. kabul edilip vekiller daðýlmaya baþladý.. teknik eleman durumu nasýldý? A. "Politik amaçlý kullanýlabilir. T. T. Muazzam bir teþkilatlarý vardý. Vekil.Böylece MTA'nýn ilk genel müdürü oldunuz. Bakanlýða verdiðimiz projede ayný örgütlenmeydi.R.R. sonra bir mali kuruluþla anlaþarak iþletecekti. Oturduk. þirket vs.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I layýn dediler.. Necdet Egeran vardý. "Ýþte oldu bu iþ. 234 . Adnan Demirci geçenlerde öldü.Abdullah Hüsrev benim muavinimdi. Zonguldak Maden Teknik Okulu'ndan mezun 2-3 tane maden mühendisi vardý.Hangi ülkeleri incelemiþtiniz? A.R.G.

o iyice yarým bir teþebbüstü. T.. aramalarýmdýr benim zamanýmda ortaya çýkarýldý. Biraz ilerde de ikinci bir bina vardý. Sonra Ergani madenleri vardý.G.G. biz yaptýk.Kütahya. iki tane apartman tutmuþtuk. onu da Etibank'a devrettik.. T. Etibank'a devrettik..R.R. Bu hocalar Türkiye'ye bu âdeti soktular ve 4 Aralýk Madenciler Günü olarak bizde de kutlanmaya baþladý ondan sonra. iki katlý.G.MTA'yý geniþletmek için ne yaptýnýz? A. Tunçbilek linyitleri ilk benim. Orada da laboratuarlar vardý.Saint Barbara hakkýnda bir bilginiz var mýydý. Þimdi biliyorsunuz sadece metal iþletmeciliði yapýyor. Benden sonra devir oldu ama.Kömür aramalarý nasýldý peki? A.G. çok alim bir adamdý.Evet. A. o zamanlar bilinir miydi? A. kira ile oturuyorduk. vekil deðiþti ve Etibank Umum Müdürü'nün yeni vekille yýldýzý barýþmadý.Evet. hikayesini bilirim..Hangi yöntemlerle arama yapýyordunuz? Sondaj makinalarýnýz var mýydý? Ýlk etüdünüzü hangi bölgede yaptýnýz? A.Büyük sondaj makinalarýmýz vardý. MTA'ya da Hadi Yener getirildi. Beni yaptýlar. Kömür iþletmeleri daha sonra kurulunca Etibank'tan oraya devir oldu. devrettik. Yine Ruslar zamanýnda Murgul bakýr vardý. T.G. ilk Zonguldak'taki mektep açýldýðý vakit.R. Teþkilatý ile olduðu gibi duruyordu.Daha sonra Etibank'a genel müdür oldunuz. Biri 4 katlýydý. tabii þimdiki gibi muazzam deðildi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I T. T.. Almanya ekolündendir. 235 . Ergani bakýr hiç iþletilmemiþti. O zamanlar MTA'da meclis baþkanýydý. Etüdünü bitirip. Sonra Ruslardan geri alýnan Ardahan'da kuvarsam bakýr madeni vardý. Ýlk defa Raman'da petrol sondajý yaptýk. 6 sene evvel öldü o da. ilk etüt ettirip Etibank'a devrettiðimiz maden ise krom idi.R.R.. gelen profesörlerin çoðu Belçikalý’ydý.4-5 sene içerisinde epeyce ilerlettik ama.

týptan anlamaya mecburdur. Mesleki açýdan tatmin oldum. Çünkü madencilikte ben en önemli olaylarda rol oynadým....Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I T.. inþaattan. çok yönlü deðildir kýsacasý.Madenci olduðunuza memnun musunuz? Elektrik mühendisi olmak istiyorum demiþtiniz. A. bunlarý yapabilmek için de mücadeleci olmalý.Evet. Doða ile tek baþýnýza mücadele etmeye mecbursunuz. orasý ile meþguldür. Maden mühendisliði çok geniþ çapta bir mühendisliktir. Bir elektrik mühendisi santraldedir. 236 . çok memnunum.. olamaz.R. Ticari fikir olmalý insanda.Madencilik açýsýndan yok...G.. Bir maden mühendisi makinadan. Tabii bu bir natur meselesi.G. Belki birçoklarý gibi zengin olamadým.Bu kadar uzun madencilik yaþamý ve çalýþma alaný içinde yapmayý düþünüp de yapamadýðýnýz bir þey oldu mu? A. T. ketum olmalý. Fransýzlar sanat anlamýna gelen "art" derler hatta.R.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful