Mühendislik Mimarlýk Öyküleri I

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

ISBN 975-395-755-6 Kapak Tasarýmý ve Sayfa Düzeni: Emrah Durak Baský Kozan Ofset 0 312 3842003 Baský Tarihi Nisan 2004 Türk Mühendis ve Mimar Odalarý Birliði Atatürk Bul. No: 131 Kat: 9 Bakanlýklar-ANKARA Tel: (0312) 418 12 75 Faks: (0312) 417 48 24 Web: http:// www.tmmob.org.tr E-posta: tmmob@tmmob.org.tr

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

ÝÇÝNDEKÝLER
Önsöz Sunuþ Kemal Saatçioðlu ile Söyleþi Fabrikalar Kuran Fabrika Kardemir ve Türkiye Cumhuriyeti Demir-Çelik Öyküsü Mahmut Kiper Ýlk Feneri Yakanlar Nadir Avþaroðlu Yeþil Çay Yapraðýnda Demli Çay Bardaðýna Bir Baþarý Öyküsü Baki Remzi SUÝÇMEZ Devrim Otomobili Hikayeleri Ýsmet Özkan-Aydýn Engin Türkiye’nin Yaþadýðý Hýzlý Kentleþmenin Öyküsünü Kurmanýn Seçeneklerinden Biri Ýlhan Tekeli Celalettin Uzer’le Söyleþi Uçak Fabrikalarý Nasýl Kapatýldý? M.Bahattin ADIGÜZEL Atatürk Orman Çiftliði Reþat Ünal Bir Rüzgara Karþý Toplu Konut Öyküsü Þevki Vanlý Cumhuriyetin Ýlk Dönemlerinde Yüksek Mühendis Mektebi ve Dökümcülük Anýlarým Burhan OÐUZ PTT Arla ve Teletaþ’ýn Öyküsü Dr. Fikret Yücel MTA'lý Yýllarým Doç. Dr. Sadrettin ALPAN A. Reþit Gencer’le Söyleþi 5 7 11

19 43 63 89

119 135 141 155 173

187 203 217 229

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

ayný zamanda kalkýnma tarihimizden kesitler de göreceksiniz. toplumun ihtiyaçlarýný bilimsel bilgiyi kullanarak karþýlama misyonlarý. mühendislerimizin ve mimarlarýmýzýn geçmiþteki serüvenine tanýklýk etmekle kalmayacak. 5 . Bilimle toplumun buluþturulmasýna tanýklýk ediyor bu öyküler. Demir-çeliðin öyküsü mühendislik tarihine kendisi kadar saðlam bir yapý taþý býrakýyor. coþkunun yerine umutsuzluðun geçirilmeye çalýþýlmasýnýn arkasýnda hangi ekonomik ve siyasi koþullar yer alýyor? Mühendislerin ve mimarlarýn. inançlý mühendislerin umutlarýnýn nasýl tüketildiðinin ifadesi. "Ýlk feneri yakan" maden mühendisleri emekçilerin geleceðe giden yoluna ýþýk tutuyor. Kýsýtlý olanaklar. ulaþýlmayacak yol olmadýðýný gösteriyorlar. yapmanýn yerine yýkmanýn. hakça paylaþma hedefleri. Her gün zevkle yudumladýðýmýz çayýn bardaðýmýza gelene kadar ne badireler atlattýðý anlatýlýyor. hatta ülkemize dayattýðý role karþýn yer yer baþarýlar elde ediliyor. Bu derlemenin. yaratmaya çalýþtýklarý bir dünya var bu kitapta… Cide yolunu yapanlar mesleðimizin bir çözüm sanatý olduðunu. kalkýnma. Atatürk Orman Çiftliðinin kuruluþu ve geçmiþi terkedilmiþ bir alanda umudun yeþertilebileceðinin kanýtý. halka hizmet için mücadele eden mühendisler ve mimarlar bugün ne yapabiliyorlar? Mesleklerini toplum yararýna ne ölçüde kullanabiliyorlar? Baþarý öykülerinin temelini oluþturan irade bugün ne kadar geçerli? Baþarýnýn yerine duraðanlýðýn. Mühendislerin ve mimarlarýn sýnýrlý olanaklarla yarattýklarý. Devrim Otomobilinin öyküsünün kendisi baþlý baþýna önemli bir mühendislik giriþiminin ne tür engellemelerle karþýlaþtýðýnýn. bu amaçlara ulaþmak için çabalarý sürüyor.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ÖNSÖZ "Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I" adlý kitabýmýzdaki öyküleri okurken. çaðýn gerisinde kalmýþ teknoloji þartlarý içerisinde kalkýnmak için. maddi sýkýntýlar. öyküleri yaratanlara vefa borcunun ödenmesinin ötesinde bir amacý daha var: O da "mühendislik-mimarlýk þimdi nasýl bir yerde" sorusunun yanýtlarýný aramak. sanayileþme. Emperyalist sistemin ülkemiz için öngördüðü.

bize bu öyküleri yayýnlama olanaðýný veren meslektaþlarýmýza. her yýl mezun olanlarýn sayýsý 25 bini bulan meslektaþlarýmýzýn. bu anlayýþa uygun yatýrýmlar yapabilelim. Daha fazla.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Mühendisler. bilimi ve teknolojiyi toplum yararýna kullanma anlayýþýný egemen kýlabilelim. yapmanýn. hakça paylaþým için siyasi bir irade oluþturabilelim. Yeter ki. Yaptýklarýndan daha fazlasýný yapmaya hazýrlar. araþtýrmanýn. daha güncel baþarýnýn öyküsünü yazmaya ve yayýnlamaya devam edeceðimiz günlere olan özlemimizle. iþletmenin coþkusunu yaþamaya özlem duyuyorlar. umudumuzla ve kararlýlýðýmýzla. mimarlar ve þehir plancýlarý. Yeter ki. artýk ulusal bilim. bu çalýþmayý planlayýp bize kazandýran Mahmut Kiper'e. bize uygun bulunan ucuz iþgücüne ve doðal ve kültürel varlýklarýmýzýn kuralsýz ve sýnýrsýz tüketimine dayalý rekabet anlayýþý yerine. Yeter ki. Kaya Güvenç Yönetim Kurulu Baþkaný 6 . kitabý yayýna hazýrlayanlara Yönetim Kurulumuz adýna teþekkür ediyorum. bütün çalýþanlarla ortaklaþtýrabilelim. Yeter ki bu amaçlarla sürdürdüðümüz mücadelemizi yükseltebilelim. Yeter ki sayýlarý 500 bine yaklaþan. kalkýnma. teknoloji ve yenilenme politikalarý temelinde sanayileþme. bilimi ve teknolojiyi halkýmýzýn hizmetine sunabilmeleri için görülen ortamlar yaratabilelim. tasarlamanýn.

yýlýnda. Türkiye Cumhuriyeti döneminde gerçekleþtirilmiþ ve önemli baþarýlar içeren sektörlerin oluþumunu. Tabii. daha geniþ bir ifadeyle mühendisliðin ve mimarlýðýn bazý öyküleri bu kitapta toplandý. Bu kitapta. kimi de iz býrakmýþ bazý mühendislerin ve mimarlarýn kendilerini ya da yarattýklarýný anlatýyor. yaptýklarý. sonuncusu da ne zorluklarla kurulanlarýn ne kadar kolay yýkýlýp satýldýðýný ya da yok edildiðini göstermektir. bir diðeri. Buna örnek esintilere de yer verilmiþtir. gerek fabrikalarýn kurulmasý ve gerekse bu iþletmelerde yapýlan uygulamalar ve bir çok planlamalar büyük mühendislik ve mimarlýk baþarýlarý içermektedir. Türkiye'de gerek sektörlerin oluþumu. Bu öykülerden kimi. baþarýlý uygulamalarý hatýrlatmak ya da bilinmesini saðlamak. geliþtiren mühendis ve mimarlarýn. Bu baþarýlara imza atanlarýn çoðu TMMOB üyeleridir. baþlangýcýndan beri de böyle bir hedef hiç olmadý. üretimde mühendisinmimarýn öneminin anlaþýlmasýný saðlamak ve çalýþmalarda yer almýþ meslektaþlarýmýzý anarak belki de gecikmiþ bir vefa borcunu bir nebze ödemek. Oysa o gün.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I SUNUÞ TMMOB'nin kuruluþunun 50. o koþullarda yapýlanlarýn bilinmesi. Bu kitaba çoðunun ýsmarlama. bir kýsmýnýn da eski yayýnlardan alýntý 7 . ayný zamanda Türkiye Cumhuriyeti'ni anlamlandýran. Özellikle son çeyrekte üretimin iyice geri plana itilmesi ile artýk kimse yapýlan baþarýlý uygulamalarý gündeme getirmemektedir. çalýþtýrdýklarý ile sadece TMMOB'yi deðil. ismini hepimizin yakýndan bildiði sanayi kuruluþlarýnýn kurulmasýný ve geliþimini. ülke mühendislik-mimarlýk yeteneðinin ve birikiminin anlaþýlabilmesini saðlayacak tüm mozaikleri birarada bulabilmek mümkün deðildir. nedeni ne olursa olsun kazanýlmýþ yetenek ve kültürü red edercesine baþarýsýz mühendislik-mimarlýk uygulamalarý da ülkemizin çokça görülen gerçeklerindendir. kurduklarý. Bu öykü kitabý ile amaçlananlardan biri. kimi. hem moral olarak hem de geliþimde üretimin ne denli gerekli olduðunun gösterilmesi bakýmýndan büyük önem taþýmaktadýr.

kuran. Anlatýlanlar kimi zaman masallardaki olaðanüstülükleri çaðrýþtýrýyor. bunlarýn bazýlarýný öne çýkarma fýrsatý bulduk. yapan.5 yýlda iþletmeye alan. Buna uygun olarak. neredeyse toplu iðne üretmeden otomobil üretimine soyunan ve muhtemelen bir kýsmý otomobil kullanmayý bile bilmeyen 23 mühendisi ile o günün en ileri teknolojilerini içeren otomobili 129 günde tamamlayan bir ülkede yaþýyoruz. Bu nedenle mühendislik-mimarlýk baþarý ya da baþarýsýzlýklarý öykülerin içine gömülmüþ durumdadýr. bazý öykülerin bugün artýk neredeyse kanýksadýðýmýz. geliþtiren. satýldýðýný da çok gördük. bozan. teknik detaylardan uzak.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I þeklinde temin edildiði bir mühendislik-mimarlýk öyküleri denemesi denebilir sadece. bir aðýr sanayi iþletmesini 1930'larýn sonunda hafriyatýný kazma-kürekle. Umarýz serinin devamý gelir. Ancak bazý uygulama veya sonuçlara bakarak. mimar ya da plancýlarýn hakkýný teslim etmek mümkün olacaktýr. bu kitapta. Bu kitapla. birilerine peþkeþ çeken para modellerinin bize yaþattýðý usanmýþlýk ve umarsýzlýk girdaplarýndan. Zaten. Ancak tüm bu geliþme potansiyeline raðmen büyük emeklerle kurulanlarýn iki dakikada yýkýldýðýný. Onlar 8 . Cumhuriyetin ilk yýllarýnda neredeyse en küçük bir sanayi tesisi olmadan uçak fabrikasý deneyimini yaþayan. paylaþan üretim modellerine doðru ufak umut yolculuklarýna sebep olacaðýný umuyoruz. konuyu bilsin bilmesin herkesin anlayabileceði hikayemsi bir dille kaleme alýnan ya da daha önce yapýlan söyleþilerden alýntýlanan öyküler yer alýyor. çalýþtýran. hatta son kuþaðýn muhtemelen doðal karþýladýðý yýkan. topraklarýn tahliyesini merkep katarlarý ile yaparak 2. tasarlayan. Bunlar. masallardan baþka nerede olur ki? Görev bilinciyle öne çýkmayý yadýrgayan. pek çoðu sessizce göçüp gitti. mühendis. Ancak gene de. yaptýklarý ile övünmeyen. tam tersine anonimleþtiren insanlar Cumhuriyetin saðlam tuðlalarýný ördü. ülkenin zengin mühendislik-mimarlýk öykü hazinesinin gün ýþýðýna çýkarýlmasý için ilk giriþim olarak 'Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri-I' baþlýðý ile yayýnlandý.

köylülerden sanayi iþçisi yaratmak buna güzel bir örnektir. ülkemizin ilk aðýr sanayi tesisi Karabük Demir Çelik Fabrikalarý'nýn inþaatýnda iþe baþlayan ve bu tesiste üretimde aralýksýz 45 yýl çalýþan Hakký Usta herkese. Çünkü. mühendisliðin tanýmýnda zaten. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda. 'Divriði madeniyle Zonguldak kömürü buluþmuþ. Öyküleri çoðalttýkça. 9 . Ne demek istediðimi anlýyonmu sen?. Bu dönüþüm projesinde. Türkiye sanayi ve teknoloji tarihinde. O ýþýktýr. O cevherin ýþýðýný bilir misin sen? 1200 derecede erimiþ demir cevheri bir ýþýk saçar efendi. Öykülerini bu kitapta bizlerle paylaþan tüm yazarlara teþekkür ediyoruz. Ýyi bakmazsan kör eder adamý. memleketin ýþýðý. sanayinin koþullarýnda sürekli iyileþtirmeyi ve üretkenliði artýrarak toplumsal deðiþim projelerinde aktif hatta öncü rol almak vardýr. O öykülere. Aydýn Engin'in yaptýðý söyleþide þöyle diyor. geleceðe de umutla bakmamýzý saðlayan geçmiþimizin en deðerli miraslarý olarak bakmalý ve onlara sahip çýkmalýyýz. sanayi yaratarak. memleketin ýþýklarýna nasýl bakýlmasý gerektiðini bir de öykülerle anlatalým istedik. tüm yetenek ve kazanýmlara raðmen bugünkü kötü durumun sebepleri kuþkusuz daha iyi anlaþýlacak ve anlatýlacaktýr. üretime ve üretim tesislerine nasýl bakýlmasý gerektiðine iliþkin galiba en güzel dersi veriyor. bunun yanýnda saðladýklarý toplumsal ve tarihsel etkileri ile de deðerlendirilmelidir. Mühendis ve mimarlarýn merkezinde olduðu öyküler sadece teknik içerikleri ile deðil. bugün gelinen noktadaki geliþmemiþ ve yetersiz görüntünün aksine pek çok ilk ve yenilik görmek mümkündür. akýyor potaya. cevher erimiþ.. Bu tür anýlasý insanlarýmýz ve mühendislik-mimarlýk öykülerimiz pek çok. Karabük'te düðün dernek kurulmuþ. Erimiþ cevhere bakmasýný bileceksin. ergimiþ metalin ýþýðý ile özdeþleþtirerek.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bunu çoktan hak etmiþlerdi. Yoksa kör olursun. bir çoðu artýk aramýzda olmayan mühendis-mimarýmýzý saygýyla anýyoruz.' Ne demek istediðimizi. Kendilerinden habersiz hikayelerini daha önceki yayýnlardan derlediðimiz.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu kitabýn peþinden birçok öyküyle bu serinin devam edeceði ümidiyle. Mahmut Kiper Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri-I Kitabý Koordinatörü 10 . Türkiye mühendislik-mimarlýk ve plancýlýk tarihinin geliþimine katkýda bulunan tüm meslekdaþlarýmýza þükranlarýmýzý sunuyoruz.

TMMOB yayýn organlarýndan “Mühendislik-Mimarlýk” gazetesinin18 Temmuz 1957 tarihli sayýsýndan alýnmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kemal Saatçioðlu ile Söyleþi “60 YILLIK MÜHENDÝSLE KONUÞTUM”* Söyleþiyi Yapan: Aydýn Nisari * Bu söyleþi. .

hem de bir partinin baþkaný. fakat dinlediðimiz zaman 83 yýllýk bir ömrün dile geldiðini anlýyoruz. Çocuklarýndan ikisi profesör. hem belediye reisi.. tanýdýðým yaþlý kimselerle kýyaslayarak doðru bir sonuç çýkarmaya çalýþtým: .Beyefendiyi kaç yaþýnda tahmin edersin? Dikkatle baktým. düþündüm. Uzun bir ömrün tatlý meyveleri.. Hendese-i Mülkiye Mektebinden aldýðý diploma 60 yaþýnda! Gözümüz aldanýyor. ikisi yüksek mühendis. 7 Çocuk Babasý Ýki defa evlenmiþ. biri baþmüfettiþ. Kemal Saatçýoðlu'nun nüfus tezkeresi deðil. kýzlarýndan biri de hem doktor. Müh. Birliði ziyaret etmiþ bulunan bir zatý göstererek sordu. 7 çocuðu var. .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Umumi Katip Þükrü Er.60 yaþýnda olsalar gerek. Meðer çok yanýlmýþým. 12 . Son hanýmýndan doðan çocuklarý ise henüz küçük. Y.

betonarmeyi doðrudan doðruya mucidinin. güzel bir espriyi de kucaklamaktadýr: 13 . adetâ hezarfen yetiþecekmiþiz gibi. Halen. sucusu filân hep bizden çýkardý. Bitmeyen bir çalýþma azmi." O zaman betonarme de okumamýþlar. ilk Vazife Kemâl Saatçýoðlu mektebi bitirdikten sonra. þimdiki Mühendis mekteplerinin idaresi. imar bakýmýndan dünle bugün arasýndaki farký hayranlýkla belirttikten sonra. her branþýn dersini birlikte okuyarak mezun olurduk. o zamanki adý Hüdavendigâr olan Bursa'ya Baþmühendis Muavini olarak tayin edilmiþ. 1929 da Giresun Baþmühendisi iken kendi isteði ile emekliye ayrýlmýþ. þevk ve iradesi….Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünle Bugünün Mukayesesi Kemâl Saatçýoðlu. Makina diye yalnýz buhar makinalarýný gördük. Biz. Cemal Paþanýn þahsiyet ve hüviyeti ile kendisinin ve devrinin otorite telakkisini açýklayan aþaðýdaki fýkra. fakat. Eski tahsilin þimdikine göre pek iptidai kalacaðý kanaatindeyim. inþaatçýsý.. Ama yine de durmamýþ. Tayyare henüz icat edilmemiþti."Tophanenin Maliye’ye borcunu ödemek için Topçu Mektebi’nin yanýnda ve Topçu Mektebi hocalarýnýn idaresinde kurulan okulda gördüðümüz tahsille. Daha sonra hiç durmadan vazifeden vazifeye koþmuþ. Eðer dakikada 400 devir yapacak bir makina icat edilebilirse. DSÝ 2. emekli olarak da yurdun hizmetinde ve mesleðinin gösterdiði istikamette gayretler sarf etmiþ. tahsili ve yetiþtirdikleri arasýnda mukayese imkânsýzdýr. Bölge Ýnþaat ve Proje Servisinde gündelikle çalýþýyor. elektrik bahsinde ise sâdece bir postane kurabilecek bilgiyi aldýk. dünkü mühendisle þimdiki meslektaþlarýmý þöyle kýyasladý: . uçmanýn mümkün olacaðý söylenirdi. Cemal Paþa'ya Ait Bir Hatýra Birinci Cihan Harbi içerisine Suriye'de öbüründen ayýrmak için "Büyük" diye anýlan Cemal Paþa’nýn icraatý o devri anlatan kitaplarýn ve aðýzlarýn önemli konularýndandýr. Enebik'in kitaplarýndan öðrenmiþler.

birbirlerini vahþiyane þekilde kýrýp geçiren insanlýðý yola getirmek kararýný veren peygamberlerin kendi ümmetleri içerisine inmeleri söz konusu olurken. yok. Cemal Paþa bana sordu “Ýþi kaç günde bitirip bize su verebileceksin?” Bir anda þaþýrdým.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Birinci Cihan Harbi’nin en kýzgýn günlerinde. Bu yorucu mesai arasýnda bir gün.Ümmetimin arasýna inemem. "Bir haftada bitirmek için ne lazýmsa söyle. Cemal Paþa asar! Ýþte bu Cemal Paþa’nýn hakim olduðu Þam Vilayeti Belediyesi’nin Heyeti Fenniye Reisi." Rýza Paþa Rikabi'nin alet edavatý temin edebileceðini söylemesi üzerine Cemal Paþa bana "Yarýn gider bunlarý Hüsnü Paþa’ya temin ettirirsiniz" emirini verdi. “Cemal Paþanýn bir sorusu üzerine evvelce bahsi geçen kanal ve setin tamirine baþlandýðýný ve baþýnda senin bulunduðunu söyledim. "Ýnþallah bir ayda. Bu iþin o günün imkanlarýyla iki ayda bitirilmesi bile zor. Paþa Hazretleri" dedim. Durumu kýsaca izah ederek." Ne diyeyim. Ayný gecenin yarýsý evime yeni dönmüþ ve henüz soyunmuþken kapýya bir otomobil geldi. Cemal Paþa beni istiyormuþ. Karargahtaki kanalýn içerisine girerek yürümeye baþladým. Paþa emretti. Karargahýn önünde Belediye Reisi bekliyordu. ona göre davran" dedi. Çýkarken de "Bir hafta içerisinde bitiremediðin takdirde vallahi seni asarým. Arabým ben. bizim Kemal Saatçýoðlu! Kemal Bey gülümseyen bir yüzle bir hatýrasýný þöyle anlattý.Belediyede akþam saat 8'e kadar çalýþtýktan sonra. Rýza Paþa’yý yalancý çýkaramazdým." dedi. sonunda kurþun var”. Nehri Tura Kanalýný da týkadýðý için karargaha ve kýþlalara su gitmiyormuþ. Belediye Reisi Rýza Paþa Rikabi beni çaðýrarak "Cemal Paþa telefon etti. ama yanlýþ bir hareketimi de hayatýmla ödeyeceðimi biliyordum. Huzura Rýza Paþa ile birlikte çýktýk. . yeryüzüne inmemek için Hazreti Muhammed'in gösterdiði bahane þudur. geliþigüzel saydým. Nehri Yezid Rivarý yýkýlmýþ. . yarýn gidip bakacak ve ne lazýmsa derhal yapacaksýn. Bilirsin. 50 laðýmcý. 200 asker. Cemal Paþa hiddetlendi. 5 kilometre gittikten sonra ne göreyim? 30 metre yükseklikte 50 metre boyunda 2 tünel arasýnda üzerinden kanal geçen bir duvar yýkýlmýþ ve Nehri Tura kanalýný da doldurmuþ. saat 9:30'da tekrar gelip 12'ye kadar vazifeye devam ediyorduk. Sakýn beni yalancý çýkarma. Öðleden 14 . "40 kilo dinamit. Hüsnü Paþa’ya gittim.

Ertesi gün. Cide yolunun yapýlmasýný isteriz" demiþler. Paþa. Baþmühendis Nadir Bey beni Nazým Paþa’ya takdim ettiði zaman Paþa sordu. Aþaðý inince Ata Bey "Paþam dedi. ümit ederim ki bir ayda iþi bitirecek. ama iþin bitmesi için kendisinden 460 altýn harcamaktan kurtulamamýþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I sonra gelecekmiþ. . Nazým Paþa. kendilerinden ürkmüþ olduðu halký memnun etmek için.Seni affettim. Ayaklarýna kapanarak aðlamaya baþladým… Kemal Bey böylece asýlmaktan kurtulmuþ. arzularýný sormuþ.Mektepli misin. iþi ele alarak. . onlar da "Meyhanecileri istemeyiz. bu yolun haritasýný yapmadýkça orada istikþaf imkansýzdýr" yollu baþtan savýcý bir cevapla geldikleri yere dönmüþler ki benim bundan ve daha evvel verilmiþ bulunan 16 rapordan haberim yok. buraya tayin edilir edilmez Vilayetin ileri gelenlerini toplayarak. Düþündüm. . Nezaretten gelen istikþaf mühendisleri "Kibert Þirketi. Cemal Paþa. alaylý mý? 15 . orada Cide yolu istikþafý dolayýsýyla baþýndan geçen dikkate deðer bir vakayý da þöyle anlattý. dedin". vurursa kader. Ata Beye “Çýk bakalým dedi. bu iþ ne kadar günde bitirilebilir?" Merdivenlerden çýkarken Ata Bey yavaþça sordu: "Kaç günde mümkündür.Kastamonu Valisi Yeniþehirli Nazým Paþa. diðer taraftan da Cide yolunun yapýlmasý konusunda çalýþmalara baþlamýþ. öyle de ölüm. iyisi mi gidip Cemal Paþa’ya iþin içyüzünü anlatayým. "Bir ayda". yanýnda Rýza Paþa ile Mýsýr Baþmühendisi Maisner Paþa’nýn muavini Mühendis Ata Bey’le birlikte kanala geldiler. Cide Yolu Ýstikþafý Kosova'dan sonra Kastamonu'ya tayin edilen Kemal Saatçýoðlu. bir taraftan meyhanecileri Cide'ye sürerken. böyle de. dedi." Paþa. Kemal Bey iþe iyi baþlamýþ. bu söz üzerine bana dönerek. elden ne gelir? Düþündüðüm gibi de yaptým.

dedi. daha evvel bahsettiðim gibi meyhaneciler Cide'ye sevkediliyorlarmýþ. elbetteki yaparým bu yolu.Sen Cide yolunu yapabilir misin? "Hay hay" cevabýný verince de: . ben mühendisim Paþam. ýraký satan mý? 8 kilometre sonra bir köye indik. Daday’la Cide arasý. Ertesi gün yola çýktýk. . Beni yukarýdan aþaðý þöyle bir süzdükten sonra.Nireye götürüyon donguzu? Diyorlar. bir jandarma ve bir mekkareden ibaret ihtiyacýmý bildirince sordu.Ya binek? Yaya gideceðimi haber verince adamcaðýzýn yüzünde þaþkýnlýðýn çizgileri belirdi. Yapýlmasý istenilen yol. . Köylü jandarmaya koþtu. dedim. omzumda altimetrik. Daday'dan istikþafa baþladým. efendim. onu karþýlayýp. 50 lira avans aldým ve Kastamonu'ya geliþimin dördüncü günü Daday’a gittim. 16 . Kaymakama. para var mý? .Paþam.O halde yer de var. . .Nasýl.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I . ayaðýma podametre asýlý.Mektepliyim. Ailemi yerleþtirdim.Mezuniyetine kaç sene oldu? . köþesinde pusula.Otur bakalým þuraya.8 sene Paþa Hazretleri. Ýþte tam bu günlerde. sonra da bana dönüp. Ben yaya önde. Elimde istikþaf paftasý. tekrar sordu.Var . suvari jandarma arkada. diye soruyarlar. sen bu yeri görmeden nasýl yaparým diye söz veriyorsun? . gören köylüler jandarmaya. .

bana da. gazetemizin hacmini göz önünde tutmak zorundayýz… 17 . kýsa don giyiyo da. Kemal Bey. Köylü boynunu büktü. gelsin.Ne bilek.Ülen. . bu mühendis. merhaba. mektepte 7'nci sýnýfta giyindiði kýrmýzý þeritli ceketini istemiþ. .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I . . Müslüman.Merhaba çavuþaða kolay. Kemal Saatçýoðlu 22 günde Cide yolunun haritasýný ve 3 ay sonra da en müþkül bölgede 24 kilometrelik tesviyeyi turabiye yaptýrmaya muvaffak olunca. Jandarma hiddetlendi.Hoþ geldin baþefendi. Filan dedikten sonra. hemen eve haber yollayýp. Ancak bunu giydikten sonradýr ki yolda görenler. . Hatýrasý. maaþýna 150 kuruþ zam almýþ! 60 sene mühendislik yapan ve 83 yýl yaþamýþ bulunan Kemal Saatçýoðlu'nun biri birinden enteresan daha pek çok hatýrasý var.Akþamlar hayýrlý olsun çorbacý “dediler. bakmýþ ki nereye gitse gayri Müslim veya meyhaneci sanýlacak. tabiidir ki. hatýralarý var ama biz bunlarý yayýnlarken. Demeye baþlamýþlar.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 18 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I FABRÝKALAR KURAN FABRÝKA KARDEMÝR VE TÜRKÝYE CUMHURÝYETÝ DEMÝR-ÇELÝK ÖYKÜSÜ Mahmut Kiper Metalurji Mühendisi .

Fabrikayý gezdikten sonra enteresan bir þey göstere20 . o müstemlekeyi kat kat telafi edecek durumdadýr. konuþmacýsý ise -Atatürk'ün yurtdýþýna gönderdiði diðer öðrencilerle birlikte 1926'da Ankara Garý'ndan bizzat uðurladýðý. önce makina mühendisliði eðitimine baþlamýþ. lider.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 20 Ekim 1992 tarihinde TMMOB Metalurji Mühendisleri Odasý'nda yapýlan Akþam Söyleþisi'nin konusu "Türkiye'nin Demir-Çelik Öyküsü".1820'lerde sanayi devrimine girmeye çalýþmýþtýr. KARDEMÝR öyküsünde de. Askeri Fabrikalar Genel Müdürü Baþkanlýðý'ndaki bir heyetle harp içerisinde Ýngiltere'ye gittik. Ayný zamanda. Söyleþide Þanbaþoðlu. Osmanlý Ýmparatorluðu -gerçi elde bir vesika yok ama. S.. ama daha sonra. Osmanlý Ýmparatorluðu'nun son dönemlerinden baþlayarak bu öyküyü þöyle aktarmýþtý : "Endüstri devrimine yol açan temel unsur olan çeliðin kütle halinde imalatýný gerçekleþtirmiþ olan Ýngiltere'nin Baþbakaný kaybettikleri Amerikan müstemlekesi için demiþtir ki.bu günlere taþýnmasýný saðlamýþ bir üstadýmýzdý. Þöyle bir hatýramý müsaade ederseniz arz etmek isterim : 1942-43 senesinde.ülkemizin ilk Metalurji Yüksek Mühendisi Selahattin Þanbaþoðlu idi. Ýngiltere'nin davetinin sebebi Türkiye'yi harbe sokmak için iliþkileri geliþtirmekti. 'Biz bir müstemleke kaybettik ama öyle bir sanayi üretimi meydana getirdik ki. 1930'larýn baþlarýnda baþlayan demir-çelik seferberliðinin her aþamasýnda nefer. Þanbaþoðlu'nun çok önemli bir yeri vardýr. Türkiye'nin sýnaî geliþiminde sürekli izler býrakmýþ ve bu satýrlarda anlatýlacak olan demir-çelik öyküsünün -inanýlmaz güçlü hafýzasýyla en ince detaylarýna kadar. "Memlekete gereklidir" diyerek Aachen'de metalurji eðitimi görmüþ. kendisi hiç çalýþmamýþ olmasýna raðmen. gözlemci ve tanýk olarak yer almýþ. çeliðin kitle halinde imali çok önemli bir olaydýr..' Evet. Türkiye demir-çelik öyküsünde KARDEMÝR'in (Karabük Demir Çelik Ýþletmeleri). ülke sanayisinin temel taþlarýný oluþturan kuruluþlarýný ülkemizin saðlam tuðlalarý olarak sessizce ören ve yine sessizce göçüp giden bir mühendisi idi. Þanbaþoðlu.. tüm olumsuzluk ve yokluklara raðmen. Cumhuriyetin o dönemlerdeki insanlarýnda görülen özelliklerinden olan üstün devlet ve görev bilinciyle.

Osmanlý'da kütle halinde çelik üretimi evvela Camialtý Tersanesi ile baþlamýþtýr.' yazýyor. Ýlk kurulan tesisler beþer tonluk biri bazik. 1923'te elinde çelik üreten hiçbir tesis yoktu. Abdülaziz'in zamanýnda Osmanlý Donanmasý'nýn geliþmesi arzu edilmiþ olduðu için. Bazik sistemle kütle çelik imalatý. Tarih 1840..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ceðiz dediler.. Ve Türkiye Cumhuriyeti teþekkül ettiði vakit. Mütareke ile birlikte hepsi kapandý. ama kaybolmuþtu. Ufak pik dökümhanelerinden baþka hiçbir þey kalmamýþtý. Siemens-Martin ocaðýndan dökülen çelik haddeleme suretiyle deðil. Yani. 2000 tona kadar bütün gemilerin boyasý. hem imalathaneler ve diðer tüm fabrikalar var güçleriyle çalýþtýlar. Fabrikanýn büyük yeþil bahçesinin bir yerinde. Bu garibin mezarýna kimse dokunmasýn!. çýrak okulunun mürekkep ihtiyacý dahil tüm ihtiyaçlarý da bu tesiste yapýlýyordu. "Ýlk teþebbüs 1924 senesinde imalathanelerin tekrar kurulmasý için çýkarýlmýþ bir kanunla baþlar." S. O nedenle hafýzama istinaden anlatacaðým. Sonra gidip aradým. 100 milyon liralýk tahsisatýn 5 sene zarfýnda sarf edilmesi üzerine bir kanun çýkarýlmýþ ve ona istinaden 21 . Osmanlý Ýmparatorluðu'nda hangi tarihte kütle halinde çelik imaline baþlandýðýna iliþkin bir vesika yok.. Ýmalat-ý Harbiye'nin mazisinden bahseden bir kitap görmüþtüm. fevkalade bakýmlý.. Þanbaþoðlu Cumhuriyetin ilk yýllarýndaki demir-çelik ile ilgili giriþimleri de þöyle anlatýyor. etrafý zincirle çevrili bir mezar var. Vakti zamanýnda Askeri Fabrikalarýn kütüphanesindeyken. Mezarýn üzerinde: 'Ýstanbul'dan buraya staj için gelip 28 yaþýnda ölen Ýbrahim……'in mezarýdýr. Bu durum aþaðý yukarý Birinci Cihan Harbi'ne kadar devam etti. Bu savaþta hem çelikhane. Zeytinburnu'nda haddehane yoktu. Ama. bu tersane kurulmuþtur ve içinde hem demirhane. dövme ve presleme iþlemleri vardý. hem de bir haddehane bulunmaktadýr.. dövülme suretiyle þekil alýrdý. mermerden yapýlmýþ. Daha sonra Ýmalat-ý Harbiye tarafýndan Zeytinburnu'ndaki demirçelik tesisleri kurulmuþtur. asidik sistemle de toplarýn namlularý yapýlýyordu. harap oldu. diðeri de asidik Siemens-Martin ocaklarýdýr.

. biber. Þanbaþoðlu'nun 1995'te ölümünün ardýndan. Ýþçilere (yani çalýþan köylüye) kendi getirdiði pekmez veya ayrana bandýðý yufka ekmeðinden ibaret yemeðinin ve kendi elbisesinin dýþýnda. çalýþanlara Cumhuriyetin ilk tabldot uygulamasýný baþlatýrlar. bir tane 2 tonluk elektrikli ark ocaðý ve iki tane de kupol ocaðý ile beraber dökümhane." O devirde yörede ne sebze hali. Dr. fabrika çevresindeki uygun bir arazide domates. ne kabzýmal ne de mezbaha vardýr ve onlar. Bu söyleþide. Bu fabrika 1932'nin baþýnda bitti. koyun gibi hayvanlarý doðrudan doðruya kendileri yetiþtirerek. Fabrikada iki tane 10'ar tonluk SiemensMartin ocaðý. Fabrikada eþeklere ayrý yer vardý. fasulye vb. üç saatte köyünden eþekle veya yaya gelirdi. tekrar Þanbaþoðlu'nun aðzýndan demir-çelik serüvenine devam edelim : 22 . Ve 1929 senesinde de. kahvehane ve kasap dükkaný ayný yerdi. Ýki. Bu kitabýn sunuþunda Prof. Çelik fabrikasýnda 500-600 iþçi çalýþýrdý. Ülkü Özen'in Selahattin Þanbaþoðlu ile yaptýðý söyleþiden alýntýlara da yer vermiþti. 1932'te Almanlar’dan bir heyet geldi. bir aný kitabý basýldý. Haftada yalnýz iki tren geçerdi. demirhane. tamirhane vardý. bunlarý çalýþtýrmaya baþladýk. Ýlk önce Ankara Fiþek Fabrikasý ile iþe baþlanmýþtýr. Kýrýkkale'nin ve fabrikanýn o günlerdeki durumunu da Þanbaþoðlu þöyle anlatýyordu : "1932'de Kýrýkkale'de askeri fabrika sahasý dýþýnda sadece 13 ev vardý. Kendi aramýzda para toplayýp baþlattýk ve usul haline getirdik. Meyhane. Bilsay Kuruç. Türk Tarih Vakfý'nýn Sözlü Tarih Projesi kapsamýnda. Yol yoktu. haddehane.. Kýrýkkale'deki çelik fabrikasýnýn temeli atýlýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I askeri fabrika imalathaneleri tekrar yeni baþtan kurulmaya baþlanmýþtýr. gibi sebzeler ile tavuk. hangi koþullar altýnda ve hangi inanç ve dirençlerle baþarýldýðýný gösteren bu ara açýklamadan sonra. Fabrikaya ya trenle." S. Gazete gelmezdi. ilk fabrika yemeði ve kýyafeti Kýrýkkale Çelik Fabrikasý'nda verilmiþtir. Bunu yapan da devlet deðildi. ya da çamur tarladan geçerek gidilirdi.. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda nelerin. Ýþçi tamamen oralarýn köylüsüydü.

Daha sonra Almanlar gittiler ve 1934'e kadar çelikhane çalýþmadý. bütün diþli çelikleri...Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "O vakit demiryollarý Türkiye için çok önemli. Bizim raylar onlarýnkinden kat be kat mukavim çýkýnca herkesin sesi kesildi. Baþlangýçta. Hülasa.. semantasyon çelikleri. Türkiye'de ilk defa ray 1932 senesinin Haziraný'nýn 4'ünde burada yapýlmýþtýr. 1934 senesinde Ali Çetinkaya Bayýndýrlýk Bakaný olduktan sonra Devlet Demiryollarý ona baðlandý. Kýrýkkale'de hep yeni þeyler yapýlýrdý. Onlar raylarý Thomas çeliðinden yapýyordu. Kýrýkkale'de dolomit yoktu.. Bizi en çok müþkülata uðratan. 1935-1940 tarihleri arasýnda TCDD'ye 20. Türkiye'de ilk defa çelik döküm. kuma çelik döküm de bura23 . Sonra.da yapýlsýn. manyezitin yakýlmasý ve katýlmasý ilk defa burada oldu. Ýsmet Paþa'nýn emriyle '.08) karbonlu ve silissiz malzeme imal etmekti.. Devlet Demiryollarý baþlangýçta hiç istemiyordu. Türkiye'de bugün bunun yarýsý üretilmiyor.000 ton ray verdik. O esnada. 1935-50 arasýnda 150 kadar deðiþik çelik çeþidi yapýlmýþtýr. Hepimiz acemiyiz ve doðru dürüst kütle halinde üretim yapamýyoruz. Bu fabrikalarý askerlerin ihtiyaçlarý için kurarken. paslanmaz çelikler. fiþek için. Bunda baþarýlý olmuþtur. atýþa dayanýklý çelikler.. Burada ray. tabiatýyla hiç tahsisat falan yok. Bizim çelik imalatýnda Harlas'ýn çok büyük yardýmý ve tesiri oldu. daha bir çoklarý yapýldý. yüksek hýz.. çünkü ne mühimmat. Škoda firmasýndan Harlas isimli bir ustabaþý getirdiler. Kýrýkkale'nin esas imal görevi vasýflý çeliktir. kalem çeliði.' denmiþtir. Ýnþaat Fen Heyeti Baþkaný olan Ýsmail Fuat Bey bizim raylardan ve Alman konsorsiyumundan gelmiþ raylardan bir kaç örnek alýp test etmek üzere Ýsviçre'ye gönderdi. kýsaca her cins takým çeliði yapýldý. uçak çeliði. platina dediðimiz çok düþük (% 0. ne de ray için sipariþ vardý. Raylarý ilk teslim ettiðimiz zaman TCDD þüphe etmiþti. ama. Çetinkaya zorlayýnca ray sipariþini Kýrýkkale'ye vermek zorunda kaldýlar. 15'lik top imalatý için Almanya'ya tekâmül kursuna gidenler. Sýcak iþ. ama manyezit vardý.

. yýllýk toplantýsýndaki þeref konuðu þöyle diyordu: "ABD bir endüstri devi ise. Bilsay Kuruç.. Þanbaþoðlu'nun anlattýklarýndan yola çýkarak o dönemki Kýrkkale'yi þöyle tanýmlýyor : ". Ýngilizlerin kitlesel demir-çelik üretimini 'Amerika Müstemlekesi'nden daha üstün tutmalarý gibi. ana ve yardýmcý fabrikalar biçiminde kurulur. lisans söz konusu olamazdý. Piyasaya vermedik.. O vakit þamotu öðütüp döküm kumuyla karýþtýrma suretiyle çelik kumu imal edildi. bentonit hiç bilinmezdi. Patent. Türkiye'nin sanayi devrimini yakalamasý için. top tabanca. ekonomik geliþ24 . bunu çelik endüstrisi merkezli sýnaî üretim gücüne borçludur.. piyasanýn ihtiyacý da yoktu. vagon yayý.. 'Kýzýlýrmak’ýn doðusunda kurulsun. aðýr sanayisini kurmasý ve bunun için de lokomotif sektörlerden olan demir-çelik iþinde çok yüksek üretim rakamlarýna ulaþmasý gerekiyordu. mermi. Kendi ihtiyacýmýzý. Askeri fabrikalar 1924'te alýnmýþ olan bir kararla. kapsül. tüfek ve barut fabrikalarý ortaya çýkar..... Ýlk yapýlan þeyler. Ama 600-700 ton/yýl ölçekli çelik üretimi ülkenin sanayileþebilmesi için çok yetersizdi. tampon yayý ve kabýna sýðmayan bir çok ürün. iç kýsmý beyaz döküm. deðiþik ve zor iþler yapýlýyordu. diðer geliþmiþ ülkeler de bu üretimi çok önemsediler. zýrh levhasý.. Ve ondan sonra da enteresan iki döküm yapýldý. barut. Dr." En azýndan 2000'lerin baþýna kadar uzanan bir sanayi çaðýnda lokomotif rol oynamýþ olan iþ kollarýnýn desteklenmesi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I da yapýldý. Kapasite 2 tonluk bir elektrik ark ocaðýndan ibaretti. bu minyatür sanayide üretiliyordu. TCDD'nin ve Milli Savunma'nýn ihtiyaçlarýný karþýlardýk. toplarýn tekerlek baþlarý olmuþtur. çelik. fiþek yanýnda. Çelik döküm kumu tanýnmýyordu.' ilkesine göre ve bütünüyle de harp sanayisine yönelik olarak.." Bu minyatür sanayide gerçekten çok önemli. Bütün bunlarý kitaplardan bakarak yaptýk." Prof. dýþ kýsýmlarý gri döküm halkalardý. bunlar eski Erkin denizaltý personel gemisinin bodoslamalarý ve mermi çeliklerinin çekme halkalarý için. baþta ABD olmak üzere. 1930'larda ýssýz Kýrýkkale köyünde minyatür bir sanayi modeli kurulmuþtu.... 1980'lerin sonlarýnda Uluslararasý Demir-Çelik Enstitüsü'nün (IISI) 21. Fiþek. zýrh mermisi. Mermi.

Granigg. Dr. Ruslardan sonra Amerika'dan gelen bir diðer heyete Türkiye'nin ekonomik tahlilleri yaptýrýlmýþ. bir taraftan petrollerin incelenmesi için Lüksemburg'dan Dr. bu heyetin verdiði raporlarda. konu tekrar gündeme gelmiþ. Bu kýpýrtýlardan sonra 1928'e kadar herhangi bir diðer araþtýrma emaresi gözlenmemektedir. Yeni yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti de bu gerçeði görüyordu. Granigg Türkiye'ye getirtilir. KARDEMÝR'in kuruluþunun 50. bütçeye ödenek konamadýðýndan. bunun için de günde 300 ton kapasiteli bir yüksek fýrýna ihtiyaç olduðu belirtilmiþtir. ülkede kitlesel ölçekli bir entegre demir-çelik tesisinin kurulmasý hususunun araþtýrýlmasý için gereken çalýþmalar. yýlýnda yayýnlanan bir broþürde anlatýlanlara göre. bu sektörlerden etkilenen diðer iþkollarýnda 20 kiþiye daha istihdam olanaðý saðlamaktaydý. diðer taraftan da kömür ve demir madenlerinin araþtýrýlmasý için Avusturya'daki ünlü Löben Maden Mektebi'nin profesörlerinden Dr. 1929-30 gümrük istatistiklerine göre. fakat.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I menin anahtarý konumundaydý. raporunda demir cevherinin ve cevherin izabesi için kullanýlacak kokun dýþarýdan getirilmesini tavsiye eder. 1928'de Genel Kurmay'da yapýlan bir toplantýda konu tekrar ele alýnmýþ. Ýktisat Vekaleti tarafýndan hemen baþlatýlmýþtý. Çünkü bu anahtar sektörlere yapýlan yatýrýmlar sonucu. Öte yandan ülkemizdeki kömürlerin koklaþma testleri ve cevherlerin uygunluk analizleri de yurtdýþýnda yaptýrýlmýþtýr. Bu nedenle de. 1932'de Rus Heyeti'nin incelemelerinden sonra. Bu yüksek fýrýnýn iþletilmesi için kurulacak kok fabrikasýnda da kimya sanayi bakýmýndan önemli yan ürünler elde edileceði ve bu aðýr sanayi merkezi çevresinde kurulacak sülfürik asit fabrikasý ile diðer yan sanayi tesislerinin çok ekonomik olacaðý doðrultusunda görüþler ortaya konmuþtur... demirçelik sanayi kurma teþebbüsü ikinci kez olumsuz sonuçlanmýþtýr. bir yýlda 150. 1925 yýlýnda. ulaþýmdan reklama tüm diðer yan sektörlerde % 20'lik bir artýþý da beraberinde getirmekteydi. bu kapsamda demir-çelik sanayisi de 25 . üretimde görülen % 20'lik bir artýþ. Kimya sanayisi ile birlikte temel lokomotif sektörlerden olan demir-çelik iþkolunda çalýþan bir kiþi.000 ton demir-çeliðe sürüm bulunabileceði. Lucius.

entegre demir-çelik tesislerinin kuruluþ yerlerinin seçiminin ve diðer sorunlarýn incelenebilmesi için. 1936 yýlýnda Erzurum demiryolu hattýnýn yapýlýþýnda bulunan Divriði demir madenindeki cevherin nakil imkâný. BRASSERT firmasýna verilir.000 ton/yýl ve Ýngiliz Brassert firmasý da 150. Þanbaþoðlu bulunmaktadýr. Ve nihayet. Ýncelemelerin sonucunda ".. Hasan Osman Kýraç ve S.000 ton/yýl kapasiteli iki ayrý teklif verirler.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ele alýnmýþtýr. Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarý adý dikkatinizi celp etmiþtir. birinci sanayi kalkýnma planý kapsamýnda yer alan bu en önemli tesisin kesin olarak kurulmasýna karar verilmiþtir. tesisler için önerdikleri kuruluþ yeri Ereðli'dir. Yöredeki jeolojik yapýnýn aðýr sanayi tesisi kuruluþuna elveriþli oluþu.. Ýþin alýnmasý için çok bastýran Ýngiliz Hükümeti ile imzalanan toplam 2.5 milyon £ tutarýndaki bir kredi anlaþmasý çerçevesinde... Demir-Çelik fabrikalarý yedi tane büyük fabrikadan mürekkeptir. Yer seçimi için oluþturulan heyette Vedat Akdoðan.. 3 Nisan 1937 tarihindeki temel atma töreninde Baþvekil Ýsmet Ýnönü þunlarý söylüyordu : ". Amerikalý iktisatçýlarýn ve Rus heyetinin incelemeleri sonucunda. A.. Genelkurmay deniz toplarýnýn atýþ menzili (o zamanlar 70 km'ydi) dýþýnda kalmasý hususunda ýsrar eder ve Zonguldak'tan 70 km içeride 11-12 haneli Karabük Köyü bulunur. Daha sonra.. Demir cevheri dýþarýdan ithal edileceði için sahile yakýn oluþu.. S. Bunlardan her biri her memlekette baþlý baþýna birer kýymet sayýla26 . Þanbaþoðlu ile KARDEMÝR'in yollarý da ilk kez burada kesiþir. tesis Zonguldak'ta kurulsun." derler. Alman Krupp firmasý 80. Yörenin iþçi yerleþmesine uygunluðu. Karabük'ün seçilmesinde savunma gereksinimi dýþýnda þu faktörler de rol oynamýþtýr : Taþkömürü havzasýna olan yakýnlýðý. kesin kuruluþ yerinin tespiti için Sümerbank ve Askeri Fabrikalar uzmanlarýndan bir heyet seçilir. KARDEMÝR'in ihalesi H. Demiryolu güzergahýnda olmasý nedeniyle. Sümerbank ve Genel Kurmay ile birlikte çalýþmalara baþlanmýþ.

Makina endüstrisine de buradan baþlanýr. 20. memleketin müdafaasý için olan yüksek ehemmiyetine de bilhassa dikkatlerinizi celp etmek isterim. Kurulacak fabrikalar fennin en son terakkilerini ve en son icatlarýný ihtiva edecek olan en kuvvetli müesseselerdir. Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarý ile memleketin her sahada çok kýymetli olan baþlýca ihtiyaçlarýna cevap verecek bir müessese kurmakla kalmýyoruz. bugün meydana getirilmesi kararlaþtýrýlmýþ olan bunlardýr. haddehane. Burada çalýþanlarýn ikamet ve çalýþma sýhhat þartlarý. Yüksek fýrýnlar. kok fýrýný. Bu fabrikada günde bine yakýn amele çalýþacaktýr. bunlar için ayrý ayrý müesseseler kurulacaktýr. Bu müesseselere dayanarak yeniden kurulacak fabrikalar ayrýca bir mevzu olacaktýr. ekonomi bakýmýndan olduðu kadar. Fabrikalarýn her gün kullanacaðý madenleri 236 vagon taþýyacaktýr.000 kw kudretinde bir elektrik santrali. çelik fýrýnlarý. Bu müesseselere 22 milyon liradan fazla para sarf edeceðiz. 27 . büyük bir atölye ve tali maddeler fabrikasý. Demir ve Çelik Fabrikalarýnýn endüstri bakýmýndan.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bilir. aðýr endüstriye bugün baþlamýþ bulunuyoruz. endüstri hayatýna hevesle girdikten sonra asýl endüstrinin ana kýsmýna. kurulacak olan bu fabrikanýn ne kadar modern ve mekanize olduðunu göstermeye kâfidir. Bu müessese içtimai bakýmdan da ayrýca dikkati celp edecek bir kýymeti haizdir. mektep ihtiyaçlarý ayrýca hazýrlanacak. Her bakýmdan memlekete bu kadar lüzumlu ve faydalý olan bu fabrikalarý vücuda getirmek Atatürk'ün büyük ehemmiyet verdiði baþlýca bir mevzu idi. Amelenin nispeten azlýðý. Bu her gün on trenin buraya gelmesi demektir. memleket müdafaasý bugünden sonra daha geniþ temellere istinat etmiþ olacaktýr. Cumhuriyetçi ve milliyetçi Türkiye'nin manevi ve içtimai bir medeniyet ve kültür müessesesini de meydana getirmiþ oluyoruz. Görüyorsunuz ki. Arkadaþlar. Bu fabrikalar her ihtiyaç için istediðimiz demir ve çelik temin etmekle.

Þanbaþoðlu þunlarý anlatýyordu : ".. ne de ekskavatör vardý.. Soðanlý ile Araç çaylarýnýn kesiþtiði yerde ve birer bataklýktan farksýz olan geniþ çeltik tarlalarýnýn üzerinde memleketimizin ilk büyük aðýr sanayi tesisleri hýzla yükselmeye baþlamýþtý.. Bütün bu iþler kazma. Bu olay ülke çapýnda büyük yankýlar uyandýrmýþ ve gazeteler olayý 'Millî Þef' KARDEMÝR'in Temel Atma Merasiminde (3 Nisan 1937) günlerce iþlemiþlerdi." 28 . Bu yolda karþýlaþýlmýþ olan sayýsýz zorluklarý gidermek ve kuruluþlarýný tahakkuk ettirebilmek için baþlýca istinat kuvvetimiz Atatürk'ün bitmez tükenmez müzahereti ve yardýmý olmuþtur. Allah rahmet eylesin...2½ senede olmuþtur ve bu yapýlma iþinde ne dozer.. Bu kadar hýzlý bir fabrika yapýlmasýnda. Karabük'ün yapýlmasý -dikkat buyurun.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün temelini atmakla sevinç duyacaðýmýz bu fabrikalarýn kurulmasý için çok çalýþýlmýþ.Azmi Tlabar ismindeki kontrol mühendisiydi.. uzun müzakereler ve tetkiklerde bulunulmuþtur. kürek ve eþek küfeleriyle yerlerin doldurulmasý suretiyle gerçekleþtirilmiþtir. KARDEMÝR'in kuruluþu ile ilgili olarak S..... O hep iþinin baþýndaydý ve sabahtan gece saat 12'ye kadar mütemadiyen bu iþle meþgul olurdu.…" Böylelikle. benim kanýmca en önemli faktör -öldüyse.

. Yüksek Fýrýn Þefi Ekrem Kapralý ve Ýngiliz Uzman Mr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bir Entegre Demir-Çelik Tesisinin Konstrüksiyonunda Kas Gücü Kullanýldýðýnýn Resimli Vesikasýdýr. uzun doðum sancýlarý çekti. 15 Eylül 1939'da Fatma tam kapasiteyle iþletmeye alýndýðýnda.. (28 Þubat 1938) 1 Mart 1938'de makinalarýn montajý baþladý ve birbirini besleyentamamlayan üniteler bütünü olan bu tesiste ilk olarak 6 Haziran 1939'da Kuvvet Santrali ve ardýndan da 27 Temmuz 1939'da 1. 9 Eylül 1939'da iþletmeye alýnan Fatma adýndaki 1... Ýçerilerine her gün yüklenen cevheri bu fýrýnlar. Smith Müessese 29 . Kok Fabrikasý iþletmeye alýndý. her gün demir doðurur durur.. gerisin geri demir olarak gün yüzüne çýkarýrlar. bu saygý uyandýran ve heyecan veren doðurganlýklarýndan dolayý.Fatma ve daha sonralarý da kardeþleri Zeynep ile Ülkü. karnýndaki cevheri taþkömürünün ateþi ve karbonu ile yoðurdu.. Yüksek Fýrýn. Ve tam 64 senedir -her 5-6 senede bir bakým-onarým için verilen kýsa molalar hariç. hep kadýn isimleri verilir ve yýllarca hiç durmazlar. Yüksek fýrýnda gerçekleþen reaksiyonlarýn tümü bugün bile açýklanamamaktadýr. Cumhuriyetin ilk sývý demiri 10 Eylül 1939'da Fatma'nýn karnýndan akkor halinde gün ýþýðýna çýktý. Ama topraðý ateþle birleþtirerek demir veren bütün yüksek fýrýnlara.

30 . çok büyük hizmetler verecektir. 200 milyon TL sermayeli bir 'iktisadi devlet teþekkülü' durumuna gelmiþ ve "Türkiye Demir-Çelik Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü" adýný almýþtý. Þanbaþoðlu da bulunmaktadýr. KARDEMÝR'le Þanbaþoðlu'nun yollarý. bu iþletmelerin dýþýnda baþlýca þu üniteler mevcuttu.000 TL'ye mal olan KARDEMÝR'e Sümerbank'ça Sülfürik Asit ve Süperfosfat Fabrikalarý ile bazý tesisler daha ilave ediliyor ve böylece toplam kombine yatýrým maliyeti de 50. SÜMERBANK da bu tesisin iþletilmesine yardým etmekle görevlendirilmiþti. 21 Mayýs 1955'te ETÝBANK'ýn bir müessesesi olan Divriði Demir Madenleri'ni de bünyesine katan kuruluþta. Hem bu ocaklarýn devreye alýnmasý. Makina Atölyesi.900. sermaye ile kurulan Türkiye Demir-Çelik Fabrikalarý Müessesesi'ne devir oluyor. uzun yýllar sonra tekrar kesiþecektir.000.000. Daha sonra. hem de haddehane ve ray çekme ayarlarýnýn yapýlmasý süreçlerinde Kýrýkkale'den gelen ekiplerin çok büyük katkýlarý olacaktýr. hem de baþka fabrika ve tesislerin kurulmasýnda. KARDEMÝR o günlerde en ileri teknolojileri içeren devasa boyutlu bir aðýr sanayi tesisiydi ve iþletilmesi için müteahhit firma ile 1½ senelik bir sözleþme yapýlmýþtý. 13 Mart 1937'de kurulan Sümerbank Karabük Bürosu. Ve bundan sonra da KARDEMÝR. Bu esnada. Kýrma-Eleme ve Sinter Tesisleri. 13 Mayýs 1955 tarihli bir kanunla KARDEMÝR.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Müdürü Halit Civelekoðlu'nun yanýna gelir ve döküm alýndýðýný bildirirler. 1 Haziran 1939'da 30. Yüksek Fýrýn. sýra demiri yine ateþle çeliðe dönüþtürecek olan Siemens-Martin ocaklarýnýn devreye alýnmasýna gelir. Kok Fabrikalarý. hem baþka demirçelik iþletmelerinin. Çelikhane.000 TL'ye balið oluyordu.000 TL. baþlangýçta 32. Haddehaneler. orada tanýk olarak S. olaðanüstü bir özveriyle.

Pendik. 7 çimento fabrikasý. 9 tane þeker fabrikasý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Çelik Konstrüksiyon Atölyesi. Bu yazýnýn sonlarýn31 . PETKÝM. KARDEMÝR'de. Karakaya Barajý. Milli Þef Ýnönü'nün KARDEMÝR'in temel atma töreninde söylediði. makina ve çelik konstrüksiyon atölyeleri ile dökümhanelerin de kurulmasýnýn temel nedeni. "Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarý ile memleketin her sahada çok kýymetli olan baþlýca ihtiyaçlarýna cevap verecek bir müessese kurmakla kalmýyoruz. Örneðin. Türk Tarih Vakfý tarafýndan çýkarýlan "75 yýlda Çarklardan Çiplere" isimli kitapta yer alan bir çok sanayi öyküsü içinde Aydýn Engin tarafýndan kaleme alýnmýþ KARDEMÝR hikayesi de vardýr. bir çok fabrikanýn kuruluþunda önemli görevler üstlenip 'Fabrikalar Kuran Fabrika' unvanýný taþýmaya hak kazanmýþtýr. 35 tona kadar pikten ve 26 tona kadar da çelikten mamûl. Seydiþehir Alüminyum Tesisi. Çelik ve Demirdýþý Metal Dökümhaneleri. KARDEMÝR. ETÝBANK iþletmelerinin bir kýsmý ve bazý askeri tesisler KARDEMÝR tarafýndan kurulmuþtur.000 t/yýl kapasiteli dökümhaneler. Pik. çok aðýr parçalarýn dökülebildiði 49. Afþin-Elbistan Termik ElektrikSantralý. bünyesindeki bu ek tesislerle. Taþkýzak ve Alaybey Tersaneleri ile Ereðli Demir-Çelik Tesisleri (ERDEMÝR) ve Ýskenderun Demir-Çelik Tesisleri (ÝSDEMÝR) de dahil olmak üzere. ülkemizin her yöresinde baþlatýlan kalkýnma ve sanayileþme çaðýný yakalama hamlesi çerçevesinde planlanan tesislerin hayat geçirilmesiydi. cumhuriyetçi ve milliyetçi Türkiye'nin manevi ve içtimai bir medeniyet ve kültür müessesesini de meydana getirmiþ oluyoruz" sözlerini bu iþletme tümüyle doðru çýkarmýþtýr. Zira. çay fabrikalarýnýn 64 ünitesi. yalnýz inþaatlarda kullanýlabilecek olan klasik uzun çelik mamûllerinin üretimi için gerek duyulan tesislerin yaný sýra. TRT ve PTT'nin 19 adet Radyo-TV anten kulesi. Ülke sanayinin geliþiminde büyük hizmetler veren tesis öte yandan bir 'içtimai medeniyet ve kültür müessesesi' olma iþlevini de yerine getirmiþtir. Fýrat Köprüsü. Türkiye ve Balkanlar'ýn en büyük ve Avrupa'nýn da hatýrý sayýlýr büyük tesislerindendi.

bir tanesinde üstad Nurullah Ataç lisan meselelerine temas etmiþtir. Halkevi müsamere kolu. Karabük'e teþrif eden Ankara Devlet Konservatuarý talebelerinden müteþekkil heyet. bu ülkeye yöneticilik dersleri de vermiþtir. bu temsilin akabinde. Metalurji Mühendisleri Odasý eski Baþkanlarýndan Süleyman Sami Altun'dan KARDEMÝR'in eski yöneticileri ile ilgili bazý anýlar dinlemiþtim.'' Türkiye sanayisinin ve insanýnýn geliþiminde bir çok ilke imza atan KARDEMÝR. … Gene ocak ayý müddetince Demir Çelik tiyatro salonunda. Maarif Vekilimiz Hasan Ali Yücel ise konferansýnda Karabük civarýnda Köy Enstitüsü deðil sanayi meslek mektepleri ihdasýna karar verdiklerini samiine izah buyurmuþ. ''KARDEMÝR bünyesinde “Fabrika” dergisinin Ýkinci Dünya Savaþý'nýn en zorlu günlerinde (1943) çýkarýlan bir sayýsýnda Ocak ayý etkinlikleri þöyle verilmiþtir: '… Halkevlerinde Ocak ayý içerisinde altý konferans icra edilmiþ olup. lise edebiyat muallimesi Fitnat Arzýkal idaresinde münakaþa ve mukayesesi yapýlmýþtýr. her iki versiyonu da seyir eylemiþ olanlar tarafýndan. Hareketli cereyan eden münakaþalarda garp ve þark zaviyesinden tiyatro san'atý da bahis mevzuu edilmiþtir. Ahmet Vefik Paþa adaptasyonu Mürai eserini temsil etmiþ. milli þairimiz Mehmet Emin Yurdakul hece vezni þiiri ile aruz vezni þiirinin mukayesesine tahsis edilmiþ bir konferans vermiþtir. ayrýca Ankara'dan davet edilen Gazi Orta Öðretmen Mektebi ve Terbiye Enstitüsü spor muallimleri tarafýndan ameli ve nazari olarak eskrim dersleri verilmiþtir. ayný eseri bu defa da Fransýzca aslýndan tercüme edilmiþ þekliyle sahneye vazetmiþlerdir. 32 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I da KARDEMÝR'in genç cumhuriyette medeni insanlar yetiþtirmek adýna yaptýklarýndan bir kaç örnek þöyle anlatýlmaktadýr. Temsilden sonra. Fransýz edip Moliere'nin. Ocak ayý hitamýna doðru Ankara Musiki Muallim Mektebi korosu tarafýndan halk þarkýlarýnýn çok sesli icrasý yapýlmýþ. Demir Çelik Tenis ve Velosipet (bisiklet) takýmlarýna ilave olarak pek yakýnda bir eskrim takýmý ihdas edileceði memnuniyetle haber alýnmýþtýr….

" Maiyetindeki personelin…… iþlerini deruhte etmeleri sýrasýnda gerekli denetleme ve kontrolleri yeterince yapmayarak Ýþletmelerin zarar görmesine sebep olan Müessese Müdür Yardýmcýsý Tayyip Arý'nýn…. Tarihe düþülen bu notu bugünkü yöneticiler okuyorlar mý acaba? KARDEMÝR'in bir baþka Yöneticisi. Ýþini iyi yapaný ödüllendirmek için bir çok kendine has yöntem geliþtirmiþ. kendini tevsi etmiþtir. Mevcut kapasite.000 ton/yýl'a kadar yükselmiþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu gün Karabük Yeniþehir Cami karþýsýndaki Parka ismi verilen Tayyip Baba (Tayyip Arý) 1930'lu yýllarýn sonlarýnda çok uzun süre Ýdari Ýþler Müdür Yardýmcýlýðý yapmýþ. kendisi hakkýnda ceza verilmesi için önerge vermiþ ve bu önergenin iþleme konulmamasý yönünde Yönetim Kurulu ýsrarlarýný da kabul etmemiþtir. Yöre halký tanýnmýþ sanatçýlarý ilk kez onun düzenlediði gecelerde görmüþ. daha sonralarý. Erzurum’dan et ve tereyað. daha sonra gerçekleþen ýslahat ve tevsiat ile birlikte 1 milyonton/yýl'a eriþmiþtir.TL yevmiye cezasýyla cezalandýrýlmasýný tensip ve müsaadelerinize arz ederim. Onun döneminde bir gün Yönetim Kurulunda bir karar teklifi önergesi okunmuþ. Önergede mealen þöyle denilmekteymiþ. Ýmza Tayyip Arý" Tayyip Baba. Böyle geliþen KARDEMÝR.000 ton/yýl'a ve son yüksek fýrýn Ülkü'nün 1964'te yýlýnda iþletmeye alýnmasýyla da 600. Uzun ürüne yönelik bu ilk entegre tesisin ardýndan. ikinci bir entegre demir-çelik tesisi kurulmasý yönündeki giriþimler 1957'de 33 . getirerek personele hesaplý þekilde sattýrýrmýþ. Ocak 1947 ile Temmuz 1950 arasýnda bu tesisin Müdürü olan Muhittin Erkan ne o zamanlar ne de þimdi Karabüklüler tarafýndan unutulmuþ. Ülkemizin sanayisini geliþtirmeyi hedefleyen demir-çelik üretimini artýrma gayretlerine paralel olarak. Adana’dan ucuz karpuz. toplu sünnet ve düðün törenleri yaptýrmayý sosyal sorumluluk olarak görürmüþ. ilk yüksek fýrýn Fatma'nýn kardeþi Zeynep'in devreye girmesiyle 275. iliþkileri geliþtirmek için piknikler düzenlermiþ.. Sümerbank’tan ucuz kumaþ vb. yassý ürüne yönelik ve yine cevher ve taþkömüründen üretim yapmak üzere.

. ama kapasite 500. ERDEMÝR'in 600 milyon TL'lik kuruluþ sermayesinin % 21'i 'Koppers Assoc. Kredi alýndý ve Sanayi Bak. Çünkü. Investment Co. Ben görev almadým. SÜMERBANK. iki baraj.' isimli bir konsorsiyuma ve % 8. 1956-57'de Alman Krupp." Evet.. ETÝBANK ve Ýþ Bankasý iþtiraklarýyla bir þirket kuruldu. demir-çelik 1 ton mamul için 6 ton hammadde ithal eder ve su yolu en ucuzudur.. Ereðli'nin kuruluþuna ön ayak oldu. Þirketten istenen Türkiye'de bulunan demir yataklarýný inceleyip ikinci demir çelik sanayisinin tipi ve yerini tayin etmekti.500 34 .000 ton/yýl olarak.25'i de 'Chase Int. Sonradan yabancý ortaklar hisselerini yerli ortaklara satmýþlardý. Çünkü entegre demir-çelik tesislerini deniz kenarýnda kurmak doðrudur.. Tavsiyem 1 milyonton/yýllýk yassý mamûl tesisi kurulmasýydý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I baþlamýþtý... Ereðli verdiðim rapordaki esaslara göre kuruldu. 1. Krupp hammadde vaziyetini uygun görmeyerek iþten çýktý. Buralarýn üçünde de birer demirçelik tesisi kurulmuþtur (Ali Aða'yý Edremit Körfezi'nin havzasýnda düþünmek gerekir). Bundan sonrasýný gene Selahattin Þanbaþoðlu'nun aðzýndan dinleyelim : ". yassý mamûl hedefleyen 470. 7462 sayýlý yasayla 1960'ta kurulmaya baþlanmýþ ve özel bir AÞ statüsüyle 1965 yýlýnda da iþletmeye alýnmýþtýr. hükümete yakýnlýðý da bulunan Ýþ Bankasý Genel Md. Beni bazý bakanlarýn bulunduðu küçük bir Bakanlar Kurulu'na çaðýrdýlar. ana ve yan üretim tesislerinin yaný sýra iki liman.5'erlik iki ayrý hisseye (veya % 51'lik kombine bir çoðunluða) sahiptiler. Ülkenin tek yassý mamûl üreten tesisi olan ERDEMÝR bu gün. Üzeyir Avunduk'a verdim. Üç ayrý yerden birinde olmalýydý: Ereðli.' firmasýna aitti. 1958'de þirketin baþýna beni getirdiler. Edremit Körfezi veya Ýskenderun. Bir rapor hazýrlayýp. ERDEMÝR hisselerinin yarýya yakýný bugün borsada kote edilmiþ durumdadýr ve geri kalan kýsmý ise hâlâ kamunun elindedir.000 ton/yýl kapasiteli ikinci entegre tesis olarak. SÜMERBANK ile TDÇÝ-KARDEMÝR de 153'er milyon TL ile % 25.. ardýndan da 3 Mt/yýl'a çýkarýlmýþtýr. Üretim kapasitesi ilk önce 2 milyonton/yýl'a(Mt/yýl).. Ýzah ettim. ERDEMÝR.

yaþadýðý finans sorunlarý ve kronikleþen zararlarý sonucu ERDEMÝR'e baðlanmýþ ve uzun yýllarýn birikimleri sonucunda oluþan sorunlar göz ardý edilmiþtir. 1970'te temeli atýlan ÝSDEMÝR'de. 1977'de ise 1 mt/yýl kapasiteli bir çelikhane çalýþmaya baþlamýþtýr. ayný iþi daha yüksek bedellerle tekrar almýþlardýr. 1974'te bitirilmesi planlanan. ERDEMÝR'in devreye alýnmasýnda da yoðun çabalar harcayan KARDEMÝR.1950'lerin sonlarýna doðru. ünitelerin hemen hemen hepsi yarým kalmýþ ve bu iþler de KARDEMÝR'in montaj ekibince tamamlanmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I lojman. ya da aðýr tonajlý bazý iþler tamamlanmýþ ve hassas bölümler tamamlanamadan iþ yarým býrakýlmýþtýr. METAÞ ile diðerleri onu izlemiþlerdir. bir hava limaný ve sahibi olduðu diðer fabrikalarla ülke ekonomisinin temel taþlarýndan biridir. Süre uzatýmý ve yeniden fiyatlandýrma ile büyük para kazanan bazý firmalar. Ýnþaat ve montaj iþlerinin tonaj hesabýyla bölüm bölüm özel firmalara ihale edilmesinin ardýndan. Tüm bunlara raðmen. Ancak. altyapýsý yeterli olmayan küçük þirketler iþleri bitirememiþ. iþi önce býraktýklarý halde. Cevher ve taþkömüründen demir-çelik üreten bu entegre tesisler dýþýnda. ÝSDEMÝR bugün 2. özel sektör tarafýndan ülkemizde kurulmaya baþlanmýþtýr. sonra da. ancak. Ýlk olarak. yüksek bedellerle iþi alan firmalar bu iþleri çok daha düþük fiyatlarla küçük þirketlere devretmiþ. hurda demir-çelik girdisiyle çelik üreten EAO (Elektrikli Ark Ocaðý) Tesisleri de -bu kapsamdaki ilk tesis olan Kýrýkkale Çelik Fabrikasý istisna kalmak kaydýyla. Elektro Metal AÞ 1957'de EAO ile çelik üretimeye baþlamýþ. Bu tesis 35 . Sermaye takviyesinin yanýnda.2 mt/yýl'lýk kapasiteye ulaþmýþtýr. ama ancak 1977'de bitirilebilen ÝSDEMÝR'in kuruluþundaki gecikmede. 1975'te yüksek fýrýn devreye alýnmýþ. ülkemizin üçüncü ve son entegre demir-çelik tesisi olan ÝSDEMÝR'in devreye alýnmasý sürecinde de sayýsýz fedakârlýklarda bulunmuþtur. Türkiye'de özel sektör geliþtirmek üzere sermaye yaratma çabalarýnýn büyük etkisi olmuþtur. EAO iþletmelerinden olan ve Türkiye'nin alaþýmlý çelik üreten en büyük tesisi olan Asil Çelik'in de gayet ilginç bir öyküsü vardýr.

47 mt/yýl olmuþtur. ülkemizde faaliyet sürdüren 16 EAO tesisinin kapasitesi. 2002'de dünyada üretilen toplam 886 mt çeliðin % 1. her yýl % 5 artmaktadýr. doðru bir öngörüþle. 2000'li yýllara kadar dünya demir-çelik üretimi ile dünya sýnaî üretimindeki geliþme büyük bir paralellik göstermektedir. 2002 yýlý sonu itibarýyla. Bugünkü Avrupa Birliði'nin temelini oluþturan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluðu (AKÇT) anlaþmalarý ülkelerinin geliþmiþlik düzeyini de çok etkilemiþtir.33 mt (% 69) kadardýr. Ülkemizde halen mevcut üç entegre demir-çelik tesisinin toplam kapasitesi ise yalnýz 6. yassý ürün tüketimi ise yine 6 mt civarýndadýr. dünyanýn en büyük 13.47 mt ham çelik üretimine karþýlýk 12 mt tüketimi olmasýna raðmen.14 mt'dir (% 31). ekonomik geliþmeye de paralel olarak. Genç Türkiye Cumhuriyeti de sanayi çaðýný yakalamak için. Türkiye'nin toplam ham çelik kapasitesi yaklaþýk 20 mt/yýl ve üretimi de 16. toplam kapasitenin % 69'una tekabül eden 14 mt düzeyindedir ve bunlarýn toplam 2002 üretimi de 11.2 mt/yýl (ülke toplamýnýn % 31'i) düzeyindedir ve 2002 yýlý üretimi de 5. baþta EAO tesislerinin hurda girdiye baðýmlý olmasý ve entegre tesislerin de yurtdýþýnýn hammadde girdilerine baðýmlý olmasý nedeniyle. 36 .8'ini üreten Türkiye. Uzun yýllar bu tertiple çalýþtýktan ve pek çok ek yatýrým gerçekleþtirildikten sonra. Türkiye. sosyal ve politik bütün geliþmelerde de demir-çelik iþkolunun büyük etkisi olmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I özel sektör tarafýndan yapýlmýþ.6 mt'lik bölümü (% 83'ü) uzun ürün. Yassý ürün talebi. ancak layýðýnca iþletilemediði için de kamulaþtýrýlmýþtýr. üreticisi olmuþtur. Asil Çelik tekrar özelleþtirilmiþtir. Bu olguya baðýmlý olarak ekonomik. 2002 yýlý sonu itibarýyla. zaman içinde demir-çelik üretimi ile ilgili olarak alýnan bazý yanlýþ kararlar. yaklaþýk 11 mt uzun ürün kapasite fazlasý ve 3 mt da yassý ürün açýðýmýz bulunmaktadýr. Böylece. entegre demir-çelik tesisini kurarak aðýr sanayi hamlesine baþlamýþ. büyük yapýsal bozukluklara neden olmuþtur. ancak. Ülkemizdeki ham çelik üretim kapasitesinin 16. Ülkemizin 16. net demir-çelik ithalatçýsý bir ülke konumuna gelmiþtir. Ülkemizdeki yýllýk uzun ürün tüketimi 6 mt.

otomotiv gibi sektörlerin yassý çelik ürünlerine talebi artar. Gerek ülkemizin demir-çelik üretiminin projeksiyonu. Demir-çelik üretim projeksiyonlarý yapýlýrken ve buna göre yatýrýmlar yönlendirilip.Zamanla geliþmiþlik düzeyine baðlý olarak beyaz eþya. alaþýmlý çelik üretiminin toplam üretim içindeki payý da %15 dolaylarýndadýr. daha da ötesinde teþvik saðlandý? Bu. Demirçelik üretiminden etkilenecek sektörlerin geliþtirilmesi de böyle yönlendirilir. ayný zamanda alaþýmlý çelik çeþitlerine ve miktarlarýna da gereksinim fazlalaþýr. yanlýþ politik kararlar yanýnda. yabancý uzmanlarýn genellikle yanlýþ kararlarý görülür. yabancý uzman ve danýþmanlýk kuruluþlarýnýn da büyük veballeri bulunmaktadýr.4 mt'lik kalan bölümü (% 2'si) ise vasýflý çelik üretimini hedef almýþtýr. uzun ürünlerinki ise % 35 düzeyindedir. yassý ürün payý ayný kalmak kaydýyla. yukarýda çizilen tablonun neredeyse tam tersi bir görünümle karþýlaþmaktayýz. Geliþme çabasýna giren ülkelerde öncelikle þehirleþme çalýþmalarýnýn ve buna baðlý olarak inþaat sektörünün aðýrlýk kazandýðý görülür. makina. Cumhuriyet demir-çelik öyküsüne yakýþmayacak bir kara mizahtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 3 mt'lik bölümü (% 15'i) yassý ürün ve yaklaþýk 0. 1960'larda ülkemiz uzman ve mühendislerinin bu günlerin yassý-uzun gereksinimlerinde doðru tahminler yaptýðý biliniyor. Ayrýca. hem de KARDEMÝR'in yapýsal bozulmasýný hazýrlayan etmenler arasýnda. geliþmiþ ülkelerde. gerek tesis ölçeklendirilmesi ve gerekse tevsiat iþlerinde. Hem demir-çelik sektörümüzün. Ülkemizin demir-çelik sektöründeki bu çarpýklýktan en çok etkilenen kuruluþlarýn baþýnda ise KARDEMÝR gelmektedir. Oysa ki. Bu nedenle çelik endüstrisinde ilk baþlarda uzun ürün talebi fazladýr. 37 . O halde. hangi çýkarlarla ve hangi yabancý danýþmanlýk kuruluþlarýnýn yönlendirmesi ile onca yatýrýma izin verildi. dünya çelik üretimine iliþkin istatistik verilerine baktýðýmýz zaman. Dünya çelik üretiminin % 70'i entegre tesislerde ve sadece % 30'u EAO ile iþletilen tesislerde gerçekleþmektedir Ayrýca. teþvik edilirken bu temel kural gözetilir. dünya üretiminde yassý ürünlerin payý % 65.

Zira. Ancak. Aslýnda. Yukarýda özetlenen geliþmelerin ardýndan. o yýllarda günümüzde de hala geçerli olan 'LD Konvertörleri'yle çelik üretimi yapýlmaktadýr. gerekse iþçi sendikasýnýn baskýsýyla Baþbakanlýk bünyesinde bir 'KARDEMÝR Ýnceleme Komisyonu' kurulmuþtu. KARDEMÝR'in hâlâ verimli olarak iþletilebileceði gerçeðini kamuoyuna açýkladý. teknolojik yatýrýmlarý zamanýnda yaptýrmama ve engelleme. 1989'da baþlayýp epey de uzun süren bir grevin ardýndan KARDEMÝR eni konu mecalsizleþip verimsizleþmiþ. sadece Karabük'ü deðil. Kastamonu. kararýn hemen ertesindeki bir basýn toplantýsý ve ardýndan yayýnlanan 'KARDEMÝR Raporu' ile gerekçelerin doðru olmadýðý ve aslýnda çoktan alýnmasý gereken bir takým tedbirlerle. Eflani. mevcut küçük Siemens-Martin fýrýnlarýný yýkýp yerine büyüklerini kurarak çelik üretimini saðlamýþlardýr. Ünlü 5 Nisan Paketi'ne karþý gösterilen ilk tepki. bazý yabancý uzmanlarýn tesisi incelemesini takiben. Bartýn. bazý yanlýþ uygulamalarý hayata geçirmek için ince hesaplarla kurulmuþ bir tuzak olduðunun anlaþýlmasý uzun sürmemiþtir. Oda. Çankýrý gibi çok geniþ bir bölgeyi de besleyip giydiren KARDEMÝR hakkýndaki bu kararýn. 1980'lerin sonuna doðru kamu iþletmelerini her ne pahasýna olursa olsun elden çýkarma politikalarý ile baþlamýþtýr. aþýrý istihdam.000 ton/yýl kapasitesine çýkarýlmasý çalýþmalarýnda görev üstlenen Alman ve Ýngiliz firmalarý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I KARDEMÝR'in 1958-62 yýllarý arasýnda 600. Kontinü kütük tesisinin zamanýnda kurulmamasý da. Oysa. 38 . KARDEMÝR'le S. KARDEMÝR'deki zarar dönemini baþlatan en önemli teknik nedenlerin bir diðeridir. KARDEMÝR'deki esas geri gidiþ süreci. Bu stratejik hata tesisin geleceðine hep olumsuzluk taþýyacaktýr. Ve nihayet. 5 Nisan 1994'ün ekonomik tedbir paketi içinden KARDEMÝR'in kapatýlma kararý da çýkmýþtýr. anýlan kapatma kararýnýn alýnacaðýný fark eden Metalurji Mühendisleri Odasý yönünden geldi. Þanbaþoðlu'nun yollarý en son bir kez daha kesiþti: Bu komisyonda o da bulunuyordu. sermaye yetersizliði ve çok yüksek faizlerle özel bankalara borçlandýrma gibi çeþitli kötü yönetim politikalarýnýn en acýmasýzlarý bu iþletmeye uygulanmýþtýr. gerek bölge insanýnýn etkisi.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1939 Eylül’de KARDEMÝR'den sývý metalin alýndýðý ilk gün orada bulunan Þanbaþoðlu, Komisyon'un en çalýþkan üyesiydi; tam 55 yýl sonra, KARDEMÝR'i kurtarmak için en ön safta yine mücadele ediyordu. Komisyon çalýþmalarýnýn sonuna doðru inceleme için KARDEMÝR'e gidildi. Buraya þov yapmak için gelen siyasilere, ülke sanayisinde derin izler býrakmýþ 87 yaþýndaki bu kiþi, 'Bu tesis ülke için gereklidir, kapatmak cinayettir!' sözleriyle ders veriyordu....

S: Þanbaþoðlu 1907-1995 5 Nisan 1994 kararlarý öncesi ve sonrasý tüm olanlara o dönem Metalurji Mühendisleri Odasý Baþkaný olan ve KARDEMÝR Ýnceleme Komisyonunda da yer alan bu satýrlarýn yazarý þahittir. KARDEMÝR Raporu da ucuz siyaset malzemesi yapýldý. Selahattin Þanbaþoðlu ise, engin bir vicdan huzuru içinde, "Biz görevimizi yaptýk...." diyordu. Ve bu onun son görevi oldu; bir yýl sonra kendisini trafik terörüne kurban verdik, aramýzdan ebediyen ayrýldý. KARDEMÝR de, çok büyük paralar karþýlýðý yabancý bir danýþmanlýk þirketince düzenlenen raporda belirlenen esaslara göre, iþçi sendikasýnýn önderliðindeki bir konsorsiyuma devredildi. 39

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Oysa ki, Türkiye'nin geliþim sürecinde hep ilklere imza atmýþ, sürekli üretmiþ, pek çok fabrika kurmuþ, bunlara ilaveten týpký bir sanayi okulu gibi sayýsýz iþadamý ve teknik eleman yetiþtirmiþ olan Cumhuriyetin bu ilk aðýr sanayi iþletmesinin yapacaðý daha çok þey var. Yüksek fýrýnlarda ve diðer tesislerde, ülkenin büyük gereksinim duyduðu ara mamûllerin üretimi pek alâ mümkün. Ama, galiba niyet yok. Sadece KARDEMÝR'i tekrar ayaða kaldýrmaya deðil, üretmeye ve üretime dayalý olan deðerlerle ekonomik geliþmeyi saðlamaya da niyet yok.... Genç Cumhuriyetin o ilk dönemlerinde hangi niyet ve heveslerle nelerin baþarýldýðýný, üretmeyi sevmeyle memleket sevmenin nasýl eþ anlamlý olduðunu, ayný ýþýðýn kimilerine aydýnlýk verirken, kimilerini nasýl kör edebileceðini bilmem KARDEMÝR Eski Ustabaþýlarýndan Hakký Yardibi'nden daha güzel kim anlatabilir? Sözünü ettiðim, "Çarklardan Chip'lere" isimli kitaptaki Aydýn Engin'in KARDEMÝR öyküsünde yer verdiði bu söyleþide, KARDEMÝR'in temel atma töreni için kurulan derme çatma þantiye binasýnýn inþaatýnda iþbaþý yapýp aralýksýz 45 yýl çalýþtýktan sonra Kuvvet Santralý Ustabaþýlýðýndan Emekli Hakký Usta þöyle diyor;

"….Þu Keltepe'den aþaðýya, buraya yürüyerek geldim. Baktým bu civarýn köylüleri toplanmýþ bir yere doðru gidiyorlar. Biz de fabrika kurulacak diye duymuþuz ya, onlarýn ardýna takýldým. Soðanlý Suyu'nun oraya vardýk, Uþaklý Eyüp Bey diye bir adam kýrýn ortasýna bir masa, bir iskemle kondurmuþ, oturuyor. 'Çocuk gel buraya' diye çaðýrdý. Sordu, 'Çalýþýr mýsýn?' dedim, 'Çalýþýrým efendim.' Baþladýk iþe. Geleni alýyorlar biliyor musun? Ýþçi yok. Sinek, sivrisinek kýrýyor milleti. Isýcak kavuruyor. Gelen bir bakýyor þöyle. Bir on beþ gün çalýþýyor. Býrakýyor gidiyor. Dayanmasý zor senin anlayacaðýn. Ben dayandým. …. Baktým düz amele yövmiyesi düþük. 'Haaa, bu iþ cahillikten böyle oldu' dedim. Ona sora, buna sora yazýyý öðrenmeye çabalýyorum biliyor musun? Daha fabrika filan kurulmadan, þimdi bu Yeniþehir dediðimiz yere bir ilk mektep açýldý. Duttum kaydoldum.
40

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Þimdi bak sekiz saat çalýþmak, inþaatta mesai senin anlayacaðýn; sekiz saat uykuydu, yemekti, ývýr zývýrdý; sekiz saat mektepti, ders çalýþmaktý filan oluyor. Akþamdan yarý geceye kadar. Biz 17 iþçiyiz, köylülerin ufak mektep çocuklarýnlan beraber okuyoruz. Þimdi ben ordan hemde üstün baþarýyla bir diploma aldým mý arkadaþ! O zaman anladým ki dünyanýn ekseni nedir? Ne kadar eðiktir? 23 derece eðiktir biliyon mu? Ýngiliz gavurunun tercümaný da hoca okulda. Adam diyor ki 'Karadeniz’in ortasýna bir iðne düþmüþ, bunu bul!' Sen þimdi buna imkan yoktur efendim,' dersin. Paraleller, meridyenler filan bir araya getirip karþýlaþtýrdýn mý 'gemi aha burada batmýþ, iðne de aha þurada diyeceksin, elinle koymuþ gibi bulacaksýn. Ben burada, bu fabrikada yani, öðrendim dünyanýn ne olduðunu. ….. 36 baþýndan 37 sonuna doðru temeller bitti, duvarlar yükseldi epey. Ve efendi iþ yürüdü biliyon mu? 1939 senesinde de jenaratörü çevirdik biz. Kuvvet santrali cereyan vermeye baþladý. Haaa bak, o jeneratörün þalterini basma þerefini Allah bana nasip etti biliyonmu? Çok þanlý, þereflidir yani. …… Ýþte þimdi geldik Yüksek Fýrýna. Hepsi bir tamam. Ýsmet Paþa filan gelmiþ, yüksek askeriye kumandanlarý, vekiller filan hep orda. Vali arada kaybolmuþ, var sen hesapla artýk. Günlerdir vermiþiz kuvveti ýsýnmýþ yüksek fýrýn. Derken efendi, bir ýþýk çaktý ki yüksek fýrýndan… Ohooo içimiz ýþýyor efendi içimiz. Herkes salya sümük aðlýyor biliyon mu? Iþýk bu, yüreðine de vuruyor, kafanýn içine de. Öyle kýzýl, öyle parlak bir ýþýk iþte. Divriði madeniyle Zonguldak kömürü buluþmuþ; Karabük'te düðün dernek kurulmuþ, cevher erimiþ, akýyor potaya. ….. Bak efendi ben bu fabrikaya 45 yýl hizmet vermiþim. 45 yýl ne demek biliyon mu sen? 45 yýl yetiþkin adamda ömür demek. 45 yýl. Bir yevmiye cezam yoktur benim 45 yýlda. Bir yevmiye ceza alacak bir kusur, bir ihmal yoktur efendi. Neden öyle peki? Bu fabrika bizim gözümüz. Bizim gözümüzün ýþýðý. O cevherin ýþýðýný bilirmisin sen? 1200 derecede erimiþ demir cevheri bir ýþýk saçar efen41

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

di. O ýþýktýr, memleketin ýþýðý. Ýyi bakmazsan kör eder adamý. Erimiþ cevhere bakmasýný bileceksin. Yoksa kör olursun. Ne demek istediðimi anlýyon mu sen?.."
Hakký Usta'nýn ne demek istediðini anladýk mý? Iþýða, memleketin ýþýklarýna doðru bakmasýný bildik mi? Yoksa kör mü olduk? Madem ki, Türkiye Cumhuriyeti demir-çelik öyküsüne Selahattin Þanbaþoðlu ile baþladýk, yine onunla bitirelim; aynen þöyle diyordu : ".... O gün, o koþullarda yapýlanlarýn bugün yapýlmamasýnýn mazereti olamaz, isteselerdi her þey yapýlabilirlerdi…."

42

. ATATÜRK 1935 yýlý TBMM açýlýþ nutku ÝLK FENERÝ YAKANLAR* Nadir Avþaroðlu Maden Mühendisi * Madenciliðin kalbi Zonguldak'ta 1848'ten bu yana ilk yasal grev 30 Kasým 1990 tarihinde baþlamýþ." K. Türkiye Taþkömürü Kurumu (TTK) ve Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüklerine baðlý iþyerlerinde çalýþan 48 bin iþçi greve gitmiþtir. Taleplerini kamuoyuna duyurmak isteyen madenciler Zonguldak’tan Ankara'ya yürüyüþe geçmiþtir. Maden Mühendislerimizi ihtiyaca yeter sayý ve deðerde yetiþtirmeye önem vermek gerekir. Madencilikte yýllardýr kullanýlan ancak ülke gündemine ilk kez bu yürüyüþte oturan slogan "Madencinin Feneri Sönmeyecek" olmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Maden iþleri yeni bir açýlma devresindedir.

Bu nedenle. çocuklarýn yiyeceði. Özellikle Anadolu'dan yoksul ailelerin zeki çocuklarý (bir çoðu o yýllarda Anadolu'da öðretmenlik yapan eðitmenler tarafýndan önerilenler) bu okula alýnmýþ. 44 . Toplumsal kurumlardan bir tanesi olan eðitim kurumunu. Akademik anlamda devamlý ilk maden mühendisliði eðitimi Ýstanbul Teknik Üniversitesi'nde "Maden Fakültesi"nin kuruluþu ile baþlamýþtýr. bu kurumlarýn içinde yer aldýklarý sosyoekonomik yapýnýn bütünselliði içinde ele alýndýðýnda anlamlý sonuçlar verebilir. toplumun sosyo-ekonomik yapý ve iliþkilerinin oluþturduðu dinamiklerden soyutlayarak yalnýzca kendi içinde deðerlendirmeye giriþmek ele alýnan konunun gerçek boyutlarýnýn gözden kaçýrýlmasý sonucunu verir. söz konusu sistem ya da kurumlarýn. Doðaldýr ki böylesi bir aktarým eðitim kurumlarý aracýlýðýyla olacaktýr. Bu boyutlarý ile ele alýndýðýnda. 11 Ekim 1947'de Ýktisat Vekaleti'nin (Ekonomi Bakanlýðý) Maarif Vekaleti'ne (Milli Eðitim Baþkanlýðý). bilgi ve becerilerin bireylere aktarýlmasýdýr. aþaðýda sunulan çalýþma. davranýþ. yatacaðý ve hatta sigarasý dâhi devlet tarafýndan karþýlanarak okutulmuþtur. ülkenin kendi kaynaklarýna yönelmesine neden olmuþ ve hemen 1924 yýlýnda özellikle askeri amaçlar göz önünde bulundurularak Zonguldak Yüksek Maden Mühendisi Mekteb-i Alisi eðitime açýlmýþtýr. Maden Fakültesi 1947'de baþlayan ve 6 yýl süren yoðun bir hazýrlýk sürecinden sonra. eðitim konusuna sadece Osmanlý'nýn son dönemlerinden baþlayan kýsa bir tarihçe olarak deðerlendirilmelidir. toplumun geliþmesinin belirli bir aþamasýndaki düþünce. Yüksek Maden Mühendisi azlýðý nedeni ile yer altý servetlerinin deðerlendirilmesi iþinin ele alýnmasý konulu baþvurusu ile devam etmiþtir.Ýlhami CÝVAOÐLU'nun Makina Fakültesi Dekanlýðý'na verdiði önerge ile baþlatýlan kuruluþ süreci. toplumsal yapýnýn içerdiði diðer kurumlar arasýndaki yerinin belirlenmesine baðlýdýr. 1 Mart 1953'te öðrenime baþlamýþtýr. Ülkemizde hak ettiði yeri bir türlü bulamayan madencilik sektöründeki en önemli eksikliklerden biri de bellek kaybý ve güçlüklerle elde edilen deneyimlerin yitmesidir. Toplumdaki kurumlarýn incelenmesi ise. toplumdaki eðitim. 1947 yýlýnda Prof.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Eðitim. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda baþlatýlan kalkýnma hareketleri. sistem ya da kurumlarýn bütün boyutlarýyla kavranýp deðerlendirilmesi.

Kitaplarýn çoðu Almanca. jeoloji ve matematik kitaplarý bulunmaktadýr. tuzlar. maden ve metalurjiye çok fazla önem vermektedir. Buna karþýn Anadolu. madenler. El-Biruni (973-1040) mineraller ve bunlarýn fiziksel özelliklerinden. Eðitim 1764'te Almanca olarak baþlamýþ. Avrupa'da kiliseler ve dinsel örgütler. ortam kara bir bulut ile örtülmüþtür.000 ciltlik maden. yurdumuzda yüksek öðretim kurumlarýnýn kurulmasý ve buralarda bu konulardaki derslerin verilmesi ile baþlamýþtýr. Miskole Üniversitesi'nin Müze Kütüphanesi'nde 45. Ortaçað’da. Bunlardan Hüseyn Ýbni Ishak (809-873) kýymetli taþlardan. doðunun en büyük hekimi ve düþünürü Ýbni Sina "Þifa" ve "Kanun" adlý yapýtýnda taþlar. 16. yanar taþlar(kömür) ve fosiller hakkýnda bilgiler vermiþtir. ekonomi ve iþ iliþkileri konularýnda eðitilmeleri için bu okula yollamýþtýr. Üniversitenin ilk 45 . fizik. Oðullarýný yaz aylarýnda maden bölgelerine madencilik. Avusturya kraliçesi Maria Therasa Yukarý Macaristan'da (günümüzdeki Slovak Cumhuriyeti) Schemnitz'de Ýmparatorluðun varlýðýný sürdürmek için Maden ve Metalurji tesislerini yönetebilecek mühendisler ve günün bilim ve teknolojisi ile donatýlmýþ yöneticiler yetiþtirmek için Maden Akademisi'ni kurmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünyada ise. metalurji. deðiþik aðýrlýkta ve anlayýþta yer vermiþlerdir. yüzyýlýn kitaplarý dahi kütüphanede bulunmaktadýr. bilimsel düþünümü ve yerbilimlerinin geliþmesini engellemiþ. 1949'da Üniversite olan okul 1990'da Miskole Üniversitesi adýný almýþtýr. ilk Maden Teknik Okulu 1736'da Avusturya'da kurulmuþtur. Buhara. biyoloji. kimya. Kraliçe. Ýlk Maden Okulu'na 1763'te Belçikalý kimyager-metalurjist Joseph Nikolaus JACKQUIN atanmýþtýr. Bu okul dünyadaki ilk maden mühendisliði okulu olarak literatürlerde yer almaktadýr. Avrupa ülkelerinde olduðu gibi Anadolu'da da yerbilimleri ve mineraller konusunda ilk ayrýntýlý bilgilerin verilmesi ve yayýnlarýn yapýlmasý. Arabistan. eskiler ise Latince'dir. metalurji. mineraloji. Semerkant ve Mezopotamya'da yaþayan bilim adamlarý. 1867'de Macar egemenliðinden sonra Macarca olarak sürdürülmüþtür. yerbilimlerinin deðiþik konularýna. Bu kütüphane maden ve metalurji dallarýnda dünyadaki tüm kitaplarý içeren tek kütüphanedir. 1762'de.

Bunun asýl nedeni. yüzyýllarda fen bilimlerinde. hayvanlar ve madenler hakkýnda ayrýntýlý bilgiler vermektedir. ana dilimiz yerine Arapça'nýn egemen olduðu bir öðretim metodu takip ediliyordu. içerisinde tuzlar. bitkiler. kurþun. Abdullah Bey. 1836'da bu iki müessese birleþtirilerek 6 sýnýflý "Mekteb-i Týbbýye-i Þahane" adýyla yeniden kurulmuþ ve 1850'de bu mektep ýslah edilerek modernleþtirilmiþtir. doðada bulunan cisimler (ecsami arziye-i tabiiye). ve 20. tetkik. Bunlardan sonra yeryüzünde görülen. bu okulun "Baþ Hocasý" Hoca Ýshak Efendi’nin yerbilimlerinin bazý konularýna "Mecmua-i Ulumu Riyaziye" (Matematik Bilim Dergisi) adlý yapýtýda yerverdiði görülür. Ýstanbul bölgesinin jeolojisi hakkýnda yaptýðý araþtýr46 . sayfasýnda. özellikle yerbilimlerinde Avrupa'daki geliþmelerin bizdeki yansýmalarý ne yazýk ki çok geç ve pek azdýr. demir vb. Abdullah Bey bu mektepte "Ýlm-i Arz ve Maadin" (Yeryüzü Bilimi ve Madenler) dersleri vermiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I temeli sayýlan "Mühendishane-i Berri-i Hümayun"nun ders programlarý ve yayýnlarý incelendiðinde. madenler anlatýlmakta. jeolojik olaylar "Alemi kevn-ü fezada vâki alâim ve âsar" (Yeryüzünün ve Uzayýn Oluþumundan Ýzler ve Eserler)) adlý alt bölümde sýcak maden sularý. hadislerin ve diðer metinlerin þerh ve tefsirine dayanan. altýn. (emleka). Tanzimattan önce. platin. Ýstanbul'da "Týphane" adýyla 4 sýnýflý bir Týbbiye Mektebi açýlmýþ (1827) ve bundan ayrý olarak Cerrahhane adýyla bir mektep de bulunmaktadýr. Cildinin 381. somut örnekler verilmektedir. bir bölüm olarak "Ýlmi Hikmet-i Tabiiye-i Mahsusdan Mevcudat-ý Arziye'nin Ahvali Muhtasaralarý" (Tabiat Bilimi Özelliklerinin Hikmetinden. kýymetli taþlar (cevahir). tecrübe ve tenkide hiçbir yer vermeyen. 19. özellikleri açýklanmaktadýr. 1835'te basýlan 4. taþlar (ahçar). yanardaðlar ve depremler anlatýlmakta. Dr. Yeryüzünün Halinden Özetler) bölümünde. Madeniyat alt bölümünde. tuzlar. skolastik metotlarýn ve Medrese Öðretimi'nin uzun zamanlardan beri ülkemizde kökleþmiþ olmasýdýr. yalnýz ayetlerin. Türkiye'de yer bilimlerinin yüksek öðrenime girmesi Tanzimat Devri'nden sonra baþlar (1839). Medreselerde "Ümmet Terbiyesi" yani müþahade.

"Birinci sýnýf hocalarý arasýnda pek muhterem iki sima daha 47 . Abdullah Bey ve Ýbrahim Lütfi Paþa. Trilobites Abdullahi Verneuil. bunlarý ve bunlarýn resimlerini çizdiði albümle beraber Fransýz "Museum d'Historie Naturelle"e hediye etmiþtir. Ýbrahim Lütfi Paþa 1867 yýlýndan itibaren Askeri Týp Okulu'nda önce Patolojik Anatomi muallim muavini. 1870 yýlýnda Askeri Týbbiye'de öðretim Türkçeleþince. 1870'de Dr.Dr. verem uzmaný Ord. Pleurodictyum Constantinopolitanum gibi ayrýca Ýstanbul'da Fransýzca olarak yayýnlanan Gazete Medicale d'Orient'da da. Ýstanbul Üniversitesi eski Rektörlerinden. Dr.200 kadar fosil ve mineral numunesini sergilemiþtir. öðrencilere derste göstermek için düzgün ve düzenli taþ ve fosil koleksiyonu yapmýþtýr. burada jeoloji ve mineraloji derslerini Fransýzca olarak veren Dr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I malarýný Fransýz Jeoloji Derneði ve Fransýz Bilimler Akademisi dergilerinde yayýnlamýþtýr. 1898 yýlýnda girdiði Askeri Týbbiye'nin öðrenim yýllarý anýlarýný ve hocalarýnýn özelliklerini anlatýrken Ýbrahim Lütfi Paþa hakkýnda. jeoloji ve mineraloji derslerini Türkçe'ye çevirmiþtir. Abdullah Bey'in ölümü üzerine de dersin muallimliðine (profesörlüðüne) getirilmiþ ve bu dersi ölünceye kadar bu okulda okutmuþtur. Tevfik Salim SAÐLAM 1959'da yayýnladýðý "Nasýl Okudum?" adlý yapýtýnda. Ýstanbul jeolojisine dair makaleler yayýnlanmýþtýr. Gördüðü ilgi nedeniyle. Paris'te 1867 yýlýnda kurulan uluslararasý sergiye Türk Miralayý rütbesiyle gönderilmiþ ve Ýstanbul civarýndan topladýðý 1. 1874'de Dr. Mektebi Týbbiye-i Þahane'nin Ýlmülarz ve Maadin (Jeoloji ve Mineraloji) muallimliðine atanmýþtýr.Prof. Abdullah Bey'in derslerini Binbaþý Ýbrahim Lütfi Bey Türkçe'ye tercüme etmeye baþlamýþ ve 1874'de (1291) Abdullah Bey ölünce. Fosilleri paleontolog Ýbrahim Lütfi Paþa Verneuil tarafýndan tamamlanmýþ ve (1838-1902 birçok yeni türler bulunmuþtur. Abdullah Bey'in muavini olmuþ.

Onlarý dersaneye getirir. Ýmtihanda etiketleri çýkartýlýr ve bizim tanýmamýz istenirdi. daha sonra yaþantýsýný aktaracaðýmýz." demekte ve o yýllarda (tamamýyla bugünkünün benzeri olan) jeoloji ve mineraloji öðretimi hakkýnda. Ýbrahim Lütfi Paþa Týbbiye’nin en eski hocalarýndan ve týp dilimizin Türkçe'ye çevrilmesinde büyük hizmetler görmüþ.. Elimizde küçük bir jeoloji kitabý vardý. Halil Ethem Bey. Mineraloji için Týbbiye'de oldukça zengin bir taþ koleksiyonu vardý. Ýlmi tabakatül-arz ve maadin hocasý Ýbrahim Lütfi Paþa ve muavini Sakýzlý Ali Bey. esasen güç ve düðümlü bir uslüp ile yazýlmýþtý. Hatta bu sebepten kendisine "Taþçý Ýbrahim Paþa" denirdi. Türkçe'si ise hakikaten pek üstadâne bir tarzda harfiyyen yapýlmýþ bir tercüme olmakla beraber. Jeoloji tatbikatý yapýlmazdý. Halil Ethem Bey'in hocalýðý 1909'da Þehr-i Eminliði'ne tayin oluncaya kadar devam etmiþtir. Ýlmi Tabakatül Arz ve Maadin (Jeolojik Formasyonlar ve Madenler) müderrisi olarak tayin edilmiþtir. Türkçe'sinden anlayamadýðým cümlelerin manasýný Fransýzca metinden çýkardýðým olurdu..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I vardý. Tanzimat Hattý Hümayunu’nun Sultan Mecid zamanýnda Reþit Paþa tarafýndan açýklanmasýndan sonra 1869'da Darülfünun çok basit bir programla açýlmýþ ve iki sene sonra tekrar kapanmýþtýr. Kendisi.. Türkiye'nin Bilim Tarihi'nde Arkeoloji ve Müzecilikte büyük bir isim yapmýþ olan Halil Ethem Bey'in jeoloji eðitiminde de hizmetleri olmuþtur.. . Ýlm-i Tabakatül Arz ve Maadin derslerini vermiþ ve sonradan Darülfünun'a nakletmiþtir. zamanýn jeoloji ve bilhassa mineralojiyi en iyi bilen bir mütehassýsý sayýlýrdý. ilginç bilgiler vermektedir. altmýþýný geçkin nazik ve muhterem bir zattý. 48 . 1900 senesinde Darülfünunü Þahane adý ile yeniden açýlmýþ ve Ulumu Tabiye Þubesi'ne (Doða Bilimleri Þubesi) Halil Ethem Bey. Bu o zamanýn klasik bir kitabý olan Lapparant'ýn tercümesiydi. Halil Bey Viyana Politeknik'de Kimya ve Maden Mühendisliði eðitimi görmüþ ve Avrupa'dan dönüþünde (1876) Mekteb-i Mülkiye'de ve Darüþþafaka'da Kimya. Kitabýn aslý. Fransa'da Maden Mühendisliði öðrenimi görmüþ olan Sadrazam Ýbrahim Ethem Paþa'nýn oðlu ve Arkeoloji Müzesi'ni ilk kurmuþ olan ünlü ressam Osman Hamdi Bey'in kardeþidir. bize gösterirlerdi. hiç anlaþýlmaz bir þeydi.

. Bu çalýþma temel bilimler dalýnda Halil Ethem ELDEM’in 49 . þekli ve resimleri güzel olan bu kitapta ülkemize ait örnekler ve bilgiler aktarýlmýþtýr. Acrodiceras Halili. Halil Ethem Bey Hochstatter'in Avrupa Türkiye'sinin Jeolojisi ve Franz Toula'nýn Kocaeli jeolojisi ve maden potansiyeli üzerine yaptýklarý araþtýrmalarda kýsmen birlikte çalýþmýþlardýr. (Terebratula Ethemi. Rhynconella Ethemi. Ýfadesi sade. Toula. yüksek öðrenimini de babasýnýn isteðine uyarak kimya ve yerbilimleri dallarýnda Ýsviçre'de Zürih Üniversitesi'nde yapmýþ ve sonra da Bern Üniversitesi'ne giderek kimya dalýnda doktor unvaný almýþtýr. Avrupa'da ilk doktora yapan ve Darülfünun'da ilk jeoloji ve mineraloji muallimi (profesörü) olan Halil Ethem ELDEM'in çocukluðu Ýstanbul'da.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu sýrada Viyana'daki hocalarý Hochstatter ve Franz Toula'nýn derslerini göz önünde tutarak ve onlarýn okutma tarzlarýna uygun olarak Ýlm-i Maadin ve Tabakatül Arz (Madenler ve Jeolojik Formasyon Bilimi) isimli bir kitap yayýnlamýþtýr (1891). Halil Ethem Bey'in adýna dayanýlarak adlandýrmýþtýr. Kocaeli'nde Halil Ethem ELDEM Triyas devrine ait toplayýp tanýmladýðý bazý fosil türlerini. Halil Ethem orta öðrenimini babasýnýn (Ýbrahim Ethem Bey) elçi olduðu Berlin'de. gibi) Bu fosil koleksiyonu halen Viyana Tabiat Tarihi Müzesi'nde bulunmaktadýr.. vs. gençliði Avrupa'da geçmiþtir.

ayrýntýsý ve belgeleri Prof. Hicaz demiryolu boyunca. Halil Ethem Bey'in büyük bir emek ve araþtýrma sonucu hazýrlanan yayýnlarý 60'dan fazladýr. hiç bir yapýtýnda kullanmamýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Avrupa'da yapýlan ilk Türk doktorasýdýr. Halil Ethem 1885'te yurda dönünce. alýnan sondaj makinalarýný kullanmak ve su bulmak için Halil Ethem'i görevlendirmiþ fakat Halil Ethem kendisinin bu iþte yeterli olmadýðýný.299-302'de. ilk yýllardaki resmi görevleri yanýnda Darüþþafaka Lisesi'nde (1885-1893). Bu arada Mektebi Sultani'de (Galatasaray Lisesi) bulunan Turuku Meabir Mühendis Mektebi'nde ve Mektebi Harbiye'de jeoloji öðret50 .Dr. Bu doktoranýn konusu. 1901'de Darülfünunu Þahane'nin Tabii Ýlimler Bölümü'ne Ýlmimaadin ve Tabakatülarz (Jeoloji ve Mineraloji) profesörlüðüne 600 kuruþ maaþla atanarak Avrupa'da öðrenim gördüðü konularda dersler vermiþtir. Halil Ethem. 5. zamanýn sadrazamý Avlonyalý Ferit Paþa. Mektebi Mülkiye'nin Lise kýsmýnda (1894-1901). kurulacak tesisler ve burada yaþayacak insanlara gerekli suyun bulunmasý için yeraltý suyu araþtýrmalarý yapmak. yayýn yerleri. Darülfünun'da hoca olduðu yýllarda (1903). Kimya dalýnda yapýlan bu doktora çalýþmasý Türkiye'de bilimsel araþtýrmalarýn baþlangýcý. ÝNÖNÜ'nün araþtýrmalarý ile gün ýþýðýna çýkarýlmýþtýr. Halil Ethem kimya dalýnda doktora yapmasýna karþýn kimya ile pek az uðraþmýþ. Bunlarýn isimleri. 1885 yýlýnda ilk Türk bilim doktoru olarak yurda dönmüþ fakat Dr. Hendeseyi Mülkiye'de (1894-1909) hocalýk yapmýþ ve 1900'de açýlan yüksek muallim mektebi (Darül-Muallimini Aliye) fünun þubesi tabakatülarz (jeoloji) profesörlüðüne 40 kuruþ maaþla getirilmiþtir. saðlýðýnýn da bu iþlere uygun bulunmadýðýný söyleyerek görevi kabul etmemiþtir (Türkiye'deki ilk sondaj yer altý suyu bulmak için 1920 yýlýnda Samsun civarýnda yapýldýðý bilinmektedir). E. tarihsel geliþimi ve bilim tarihi açýsýndan ayrý bir önem taþýmaktadýr. Ýhsan KETÝN ve Prof.Dr. ancak yurda dönüþünün ilk yýllarýnda (1885-1892) Darüþþafaka Lisesi'nde kimya ve jeoloji dersleri okutmuþ. orada bir kimya laboratuarý yaptýrmýþ ve sonra kimya ile ilgisini kesmiþtir. 1947'de yayýnlanan "Halil Ethem Hatýra Kitabý" Cilt 1. unvanýný hiç bir yerde. yayýn tarihine göre verilmiþtir. Türk Tarih Kurumu tarafýndan.

Babýali Genel Müdürlüðü'ne Salih Zeki Bey Caddesi numro 7.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I meni olan Lecog Paþa Ameli Ýlmül Arz isimli bir kitap yayýnlamýþtýr. diðeri kýzlara (Ýnas Darülfünunu) ait olmak üzere iki bölümü vardý. erkekler kýsmýnda Eczacý Mahzar Hüsnü Bey Ýlmi Arz derslerini kürsülere vermiþlerdi. Ýstanbul (Mihran) Matbaasý. Kýzlar kýsmýnda Dr.1307 (1891) tayin olmuþtur. Þekil a Þekil b Þekil c 51 . Kolaðasý Rusçuklu Þevki Bey tarafýndan Türkçe'ye çevrilmiþtir (1854). Kitap. Þubesi (Fen Fakültesi) olarak açýlmýþ. 1915'te erkekler kýsmýnda esaslý bir reform yapýlmýþ ve Birinci Dünya Savaþý'nda müttefikimiz olan Almanya'dan birçok Profesör tayin olunmuþtur. de boyalý tabakatül arz haritasýný Osman-i Ulumu Riyaziye ve Tabiiye bir havaidir. Bu þubenin biri erkeklere. Ýstanbul Darülfünunu Balkan Savaþý sýrasýnda yeniden kapanmýþ (1911) ve Ýlmi Maadin ve Tabakatülarz (mineraloji 1913'te yeni bir anlayýþla Darülfünunu ve jeoloji) Þeklin altýnda. Kýrým Seferi dolayýsýyla müttefik devletlerin donanmalarýna gerekli olan kömürü saðlayacak olan Ereðli ve Zonguldak Havzasý hakkýnda Fransýz mühendislerin raporlarýndan alýnmýþ bilgiler vardýr. Müþtak Bey. 128 adet þekil. Kitapta Anadolu'nun jeolojisine hiç deðinilmemiþtir.

þayan ve sezadýrki iþbu arziyat arz (yer) ve asuman (gök) ve teayyünatý edvar (devirler) ü ezman (zamanlar) satama. medrese eðitim düzeninde madenciliði oluþturan bilim dallarýndan hiç birinin yer almadýðýdýr. 1827 yýlýnda ÝBRAHÝM ETHEM adýnda bir gencin. Tanrý adý ile baþlamakta. Þekil b : Dr. üstâd meâli himem Müþtak Bey Efendi Hazretleri'ne takdim" yazýsý ve imzasý bulunmaktadýr. 19.. Ýkinci gerçek de. ve 18.. ülke madenciliði dirilme sürecine girmiþtir. diyerek. Maden Mühendisliði öðrenimi için yurt dýþýna gönderilmiþ olmasýyla. elçisine selam ve içten saygý ile devam etmekte ve . Bu olguya Batýlýlarýn siyasal çekiþmeleri ile Ereðli Kömür Havzasý'nýn bulunuþu da eklenince.. ustalarýn daðýldýðý bilinen bir gerçektir. Bu canlanmanýn iþaretlerini. iç kaynaklara yönelmek zorunda kalmýþtýr. para basýmý için yurt dýþýndan ucuza aldýðý madenlerden yoksun kalýnca. Tanrýya þükür. Þekil c : Darülfünun ve Mühendis Mektebi'nde muâllim Ahmet Malik (SAYAR) tarafýndan yazýlmýþ "Madeniyat ve Arziyat" adlý kitabýn kapaðý. Esad Feyzi (Mekteb-i Týbbiyei Þahane ilmi hikmeti tabiiyei týbbiye muâllim muavini) nin "Ýlmüarz ve Maadin" adlý kitabýnýn kapaðý. teknoloji birikiminin yok olduðu.. yüzyýllarda çöktüðü.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Þekil a : Türkiye'de jeoloji konusunda 1852'de yayýnlanan ilk kitap "Ýlmü Tabakatülarz" in ilk. Kitap. düz yazýda kafiye kullanýlmýþ ve edebiyat yapýlarak konuya girilmektedir. 1858 yýlýnda Arazi Kanunnamesi'nin ve 1862 yýlýnda da Ýlk Maden Nizâmnamesi'nin yürürlüðe Sadrazam Ýbrahim Ethem Paþa 52 . ÝLK MADEN MÜHENDÝSÝ SADRAZAM ÝBRAHÝM ETHEM PAÞA Osmanlý madenciliðinin 17. sayfasý. o yýllarýn yazýþ biçiminde. Darülfünun jeoloji profesörü Müþtak Bey'e "Efâzýlý etibbâi Osmaniye'den (Osmanlý doktorlarýnýn ünlülerinden). yüzyýlda Osmanlý.

Bunlar yakýn arkadaþlýklarý ile sýnýfýn gözde öðrencileridir. Napoleon gelir ve Ethem'e eliyle diplomasýný verir. Abdüllatif ve Ahmet) 40 gün sonra Marsilya'ya ulaþýrlar. Ethem bu eðitiminde de birinciliði kimselere býrakmaz 53 . Hüsrev Paþa'nýn diðer bir özelliði de padiþahýn saygýsýný kazanan. bunlarý Paris'te okutmak ister. kendisine yakýn. Bu çocuklarýn arasýnda bakanlýk ve valilik makamlarýna kadar yükselmiþ kimseler bulunmaktadýr. ileride devlete hizmet edebilecek kiþiler olarak yetiþtirmek onun amaçlarýnýn baþýnda gelmektedir. Ethem. Institution Barbet'in bir geleneði vardýr. Ýbrahim Ethem Sakýz Adasý'ndaki bir ayaklanma sýrasýnda Ýzmir'e kaçan Rum kökenli bir çocuktur. Hüseyin Rýfký. Okulu birincilikle bitirenlerin diplomalarýný devlet baþkanlarý vermektedir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I konulmasýnda buluyoruz. Baþlarýnda ünlü bir oryantalist olan Türk dostu Amédéé Joubert bulunmaktadýr. Koca Hüsrev Paþa. Amacýný dönemin padiþahý Sultan Mahmut'a açar. Diploma törenine Ýmparator III. kabiliyetli çocuklara baba olmasýdýr. Pariste (Ýnstitution Barbet'e) yatýlý olarak verilir. Ethem'in sýnýf arkadaþý daha sonra Nobel ödülü alacak olan biyokimya uzmaný Louis Pasteur'dur. Ethem ile Pasteur arasýnda birincilik yarýþý baþlar. 1829 yazýnda bir yelkenli ile (padiþahýn huzurunda) Aynalýkavak'tan hareket eden bu çocuklar (Ethem. hayýrsever bir devlet adamý oluþudur. Henüz 11 yaþýnda olan Ethem. Himayesine aldýklarý çocuklarý. 10 kadar kimsesiz ve zeki çocuðu evlat edinmiþtir. Hüsrev Paþa'nýn yaþamýndaki özellik (çocuðu bulunmadýðý için) bu gibi kimsesiz. Koca Hüsrev Paþa. Ethem yüksek öðrenimini maden mühendisliði dalýnda yapar. Bu çocuklarý padiþaha tanýtýr ve padiþahýn onayýný alýr. bunu kimsesiz. kýl payý Pasteur'u geçer. Yeraltý zenginlikleri bu denli çok olan ülkemizde maden mühendisi yoktur. fakat üstün zekalý diðer çocuklar gibi evlat edinir. Adýný da Ýbrahim Ethem koyar. Bu zeki çocuk "Kaptan-ý Derya" ve dönemin Bahriye Nazýrý olan Koca Hüsrev Paþa'ya köle olarak satýlýr. Bu çocuklarýn arasýnda Prens Sabahattin'in dedesi (Kaptan-ý Derya) Halil Rýfat Paþa da bulunmaktadýr. Bu maksatla dört çocuk seçer.

ölçekli harita yapmak maden damarlarýnýn durumunu ve gidiþini tayin etmek. üstün Fransýzcasý. yönetim alanýndaki yetenekleri ile devletin üst kademelerinde deðiþik görevler alýr. Elçiliklerde bulunmasýnýn ardýndan sýrasý ile Dýþiþleri. Ýbrahim Ethem Paþa.5 yýl çalýþabilmiþtir). Ticaret. 1839'da Türkiye'ye dönen Ýbrahim Ethem." Sadrazam Ýbrahim Ethem Paþa Bu konuda daha detaylý bilgi elde etmek için teskerelerin ve eski yazýþ54 . bu tarihlerde Avrupalýlar tarafýndan madenlerimizi iþletme istekleri karþýsýnda. Maden Nizamnamesi'ne göre maden çýkartanlarýn imalâtýný ve þartnamelere uygun hareket edip etmediklerini kontrol etmek ve rapor vermek üzere ikinci sýnýf maden mühendisliði derecesinde öðrenci yetiþtirmek üzere bir maden mektebi kurulmasý istenmektedir. Ýbrahim Ethem bundan sonra birçok idari iþlerde ve Meclisi Maarif ve Þurayý Devlet aza ve reisliklerinde bulunmuþtur. 1846 Amasya'da çalýþmýþtýr. madenlerin mahiyetini meydana çýkarmak. Orman ve Maadin Ýdaresi'nin 1872 (28 Teþrinisani ve 7 Kânunisani 1289) tarihli yazýlarýnda bir maden okulunun kurulmasý hakkýnda þunlar denilmektedir: "Rüþtiye mekteplerinden mezun veya dýþarýdan istekli 18-25 yaþýndakiler imtihan ile alýnarak 2 yýllýk bir öðretimle maden aramak. Ticaret Vekili iken hükümete mali kaynaklar saðlamak. Adliye Vekillikleri'nde bulunmuþ ve Mithat Paþa'nýn yerine Sadrazam (Baþbakan) olur. "onlarýn dilinden ve ilminden anlar eleman yetiþtirmek ve zarar görmemek gayesiyle" meslek okullarýný açmayý düþünmüþtür. Ýçiþleri. Bunun için 1872 yýlýnda "Orman ve Maadin Mektebi" kurulmuþtur. Maarif.Türkiye'ye dönüþünde bu meslekte çalýþmak istese de (6. Daha sonra Gümüþhacýköy'e müdür olarak atanmýþ ve 1845'de Keban ve Ýstanbul Sarýyer madeninde. Bayýndýrlýk. 1840'da Ergani madenlerine baþ mühendis olarak tayin edilmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I (1839). zengin Batý kültürü.

Buna karþý Orman ve Maadin Ýdaresi. Logaritma. bu meslekte yetiþmek isteyenler Avrupa'ya gitmiþ veya gönderilmiþtir. Ticaret Nazýrlýðý'nda baþlamýþ onun yardýmlarý ile yürümüþ. önemli görevlerde bulunmuþ olan 69'un üstündeki maden mühendisleri Fransa. Yýl : Hesap. Bu iki maden mühendisi: Bu Okula girecek öðrencilerde yeteri kadar ön bilgi bulunmadýðýndan böyle bir okulun açýlmasýnda fayda olmayacaðýný ileri sürmüþlerdir. Bu okulun kuruluþ hazýrlýklarýnýn ve yönetmeliklerinin. ölümü ile birlikte kapanmýþ olduðunu tahmin etmekteyiz. Fizik. Okulun açýlmasý sýrasýnda 1872'de (7 Kânunisani 1289) bu okul için bir de Yönetmelik (Nizamname) çýkarýlmýþtýr. Bu konu kendilerinin huzurunda "Þurayý Devlet"te tartýþýlmýþtýr. Yýl : Tabakatülarz (Jeoloji). Topografya. Bu Okulun kapanýþýndan 1924 yýlýna kadar Türkiye'de Madencilik öðretimi yapýlmamýþ. Bu Yönetmeliðe göre öðretim iki yýldýr ve þu dersler okutulacaktýr: 1. Bu okulda 1879 yýlýna kadar iki yýl süre ile öðrenim yapýlmýþ ve 1879'da (Recep 1297) çýkartýlan 12 maddelik yeni bir yönetmelikle öðretim süresi 4 yýla çýkartýlmýþtýr. Ýlk iki yýl "Orman Mühendisi Mektebi" öðrencileri ile ortak. sýnýflar ayrý ayrý olarak meslek 55 . Fenni Maadin. Müsellesat (Trigonometri). Ameliyatý Kimya. Belçika ve Almanya'daki maden okullarýndan mezun olmuþlardýr. bu okul için gerekli derslerin Rüþtiyelerde okutulduðunu ve sýnavla öðrenci alýnacaðýna göre. o sýralarda Türkiye'de "Maden Ýþleri"ne bakmak üzere Fransa'dan getirilmiþ olan Vays ve Donez isimli maden mühendislerine de bildirilmiþ ve bu konuda düþünceleri sorulmuþtur. 1290) çýkmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I malarýn incelenmesi gereklidir. Ýbrahim Ethem Paþa'nýn Nafýa. Fenni Maadin. Orman ve Maadin Ýdaresi'nin mektep açýlmasý hakkýndaki bu fikri. Topografya ve Tatbikatý. 3 ve 4. "imtihan ederken müracaat edenlerin durumlarýnýn tespitinin mümkün olacaðýný" ileri sürerek bu okulun açýlmasýnda ýsrar etmiþ ve okulun açýlmasý hakkýnda gerekli irade 1873'de(15 Za. Bugün Türkiye'de tanýnmýþ. Cebir. Ýrtisam (Hendese ve Çizim). Nizamatý Maadin ve Kitabet. Nizamatý Maadin ve Kitabet (Maden Kanunu) 2. Mesaha (Ölçme).

Zonguldak Yüksek Maden Mühendisi Mektebi Alisi ilk mezunlarýný verinceye kadar. Ýmâlatý maadin. Logaritma. Fizik. Cebir. Trigonometri. Ýmâlat Müsveddesi. Yýl : Kavaidi Osmaniye (Osmanlý Grameri). Resim. Minþeat-i Osmaniye. 2. 1. Yýl : Edebiyat. Harita. Fransýzca. Orman Mektebi'nden 7 dönemde 49 Orman ve Maden Mühendisi mezun verildiðini öðreniyoruz. madenciliðin ihtiyaç duyduðu mühendisleri yetiþtirmek üzere. Ýktisat Vekilliði'ne baðlý dört yýl tedris devreli "Yüksek Maadin Mühendisi Mektebi Alisi" açýlmýþ ve baþýna müdür olarak Ýstanbul Yüksek Mühendis Okulundan Profesör "Müderris" M. hocalarý. Fransýzca. Yýl : Kimya ve Ýzabe-i Maadin. Tarihi Tabii. Fransýzca. Yýl : Trigonometri. Münsaat-i Osmaniye. kaç yýl öðretim verdiði hakkýnda maalesef elimizde kesin bir bilgi yoktur. madencilik eðitiminin yurt dýþýnda yapýlmasýdýr. 3.C. Hendese. Kimya. Bu eðitim programýnýn. 1928 yýlýnda. Osmanlý arþivlerine göre yurdumuzda Maden Mühendisi yetiþtirildiðine iliþkin baþka hiçbir iþarete rastlanýlmamýþtýr Bu okullarýn yeri. Münþeat-i Osmaniye (Okuma). Yönetmeliðe göre Okul'da þu dersler okutulmaktadýr. Kimya. Maden Bölümü de kapatýlmýþtýr. Fizik. Resim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I dersleri görmek üzere programlar yapýlmýþtýr. Kapatma gerekçesi. Kimya. Resim. Hesap. Jeoloji. 1893 yýlýnda da Orman Bölümü Halkalý Ziraat Mektebi'ne nakledilmiþtir. mezunlarý. 4. TÜRKÝYE'DE ÖÐRENÝM GÖREN ÝLK MADEN MÜHENDÝSLERÝ Türkiye'deki "Türk Maden Teknik Elemaný" miktarýnýn yetersizliði dikkate alýnarak. Fakat bu okulun Ýbrahim Ethem Paþa tarafýndan kurulduðu ve Ýbrahim Ethem Paþa'nýn burada hocalýk yaptýðýný biliyoruz. Coðrafya. ülkemize maden bilim ve teknolojisini getirenler. günümüzün modern maden mühendisliði eðitimine çok yakýn olduðu gözlenmektedir. Zonguldak'ta 1924 yýlýnda T. Tatbiki Arazi. yurt dýþýnda eðitim görmüþ mühendis ve teknisyenlerdir. Hendese. Fransýzca.Refik FENMEN tayin edildiði gibi yurt dýþýndan da bir 56 .

Maden mühendisi yetiþtirmek amacýyla kurulan okul. 1925' te tayin olan Okulun kurucusu ve müdürü ayný zamanda Elektrik Bölümü hocasý. Jeometr.Refik FENMEN. Ýnþaatýn finansmanýný. ayrýca Belçika'dan gelmiþ dördte mesleki uzmanlýk sahibi ve deneyimli hoca bulunmakta idi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kýsým yabancý öðretmenler getirtilmiþtir. Orman Maadin Mektebi'nin 1888 yýlý mezunu olan Havzai Fahmiye Müdürü Hüseyin Fehmi (Ýmer)' in giriþimleriyle. Baþçavuþ gibi teknik elemanlar yetiþtirir. Bu okul. Binalar önceleri "Maden Fen Memuru Mektebi" olarak kullanýlýr. Bu okulun kurucusu ve müdürü M. Daha sonra Havzada mühendis ihtiyacýný karþýlamak amacýyla 1924 Yýlýnda açýlan "Yüksek Maadin ve Sanayi Mühendis Mektebi" kurulur. Dünya Savaþý sýrasýnda askeri kýþla olarak yapýlmýþtýr. zamanýn en geliþmiþ okullarýndan Belçika'nýn Mons þehrindeki "Ecole des Mines" örnek alýnmýþtýr. Bu okul Topoðraf. savaþtan yeni çýkmýþ ve tamamen kendi öz gücüne dayanarak ülkeyi yeniden kurma amacýndaki genç Türkiye Cumhuriyeti'nin umudu olmuþtur. Okulun madencilikle ilgili diðer bütün mesleki ders hocalarý da Avrupa'da öðrenim görmüþ deðerli Maden Mühendisleri olup. Elektrik Yüksek Mühendisi Profesör Mehmet Refik Fenmen (1882-1951) görevini okulun kapatýldýðý 1931 yýlýna dek sürdürdü. o zaman taþkömürü ocaklarýný iþleten þirketlerin iane olarak karþýladýklarý bilinmektedir. savaþtan sonra Bölge Erkan-ý Harp Kumandaný Kurmay Yarbay Hayri Bey'inde yardýmýyla bu kýþlalarýn Ýktisat Vekaleti'ne (Ekonomi Bakanlýðý'na) baðlý Havzai Fahmiye emrine býrakýlmasý saðlanýr. "bilgili ve çalýþkan" öðrenciler yetiþtirmeye büyük önem veren deðerli bir eðitimcidir. ülke madenciliðine hizmeti kendisine ideal edinmiþ. I. þimdiki Endüstri Meslek Lisesi'nin tarihi binalarý. Okulun kuruluþunda. Ereðli Þirketi teslim tutanaklarýnda askeri kýþla olarak görülen. 1924'den 1927 yýlýna kadar ilk dönemlerde Ýstanbul Yüksek Mühendis Mektebi'nde olduðu gibi lise sýnýflarý arasýndan imtihanla ve sonradan sadece Lise mezunlarý arasýndan seçilen leyli meccani (parasýz yatýlý) öðrencilerin deðerli bir öðretim kadrosuyla ciddi bir 57 . Türkiye Cumhuriyeti'nin kurduðu ilk yüksek okuludur.

Öðrenciler her tedris yýlý sonunda bir ay ocaklarda iþçi gibi çalýþarak staj yaptýklarý gibi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I öðretim verilmiþtir. okulu bitirmelerinde de Avrupa'daki maden ocaklarýna staja gönderilirdi. Bu sayede. yabancý maden þirketlerince maddi ve manevi çok iyi þartlarda derhal angaje edilmiþlerdir. 1925-1926 ve Zonguldak Yüksek Maadin Mühendisi Mektebi Alisi Binasý 58 . Laboratuarlarýyla. Ancak bu yüksekokul pek kýsa ömürlü olmuþ ve 1931 yýlýnda son mezunlarýný verdikten sonra kapatýlmýþtýr. tercüme yoluyla deðil. Ayrýca teneffüslerde dahi öðrencilerin aralarýnda Fransýzca konuþmalarýný saðlayan sýký bir disiplin. Okuldan 19241931 yýllarý arasýnda toplam 70 Maden Mühendisi mezun olmuþtur. Ýsviçreli bir Fransýzca öðretmeni tarafýndan tesis ve tatbik olunmuþtur. mevcut yerli. ilk mezunlarýný 1928 yýlýnda vermiþtir. doðrudan doðruya girme imkaný saðlanmýþtýr. Zonguldak Yüksek Maadin Mühendisi Mektebi Alisi 1924 yýlýnda açýlmýþ. koleksiyonlarýyla. Böylece Fransýzca öðretilmiþ öðrencilere ders kitabý olarak Fransýzca teknik kitaplarýn en modernleri her yýl parasýz olarak verilmiþtir. Bu stajlarýný baþarý ile tamamlamayanlara da diplomalarý verilmezdi. Batý dünyasýnýn teknik literatürü içine. tatilleri sýrasýnda Türkiye'deki madenlerde ve mezuniyeti takiben 3 ay da Avrupa'daki madenlerde ciddi bir stajdan geçirildikleri için. Okulda gösterilen derslerin madenciliðe ait olan uzmanlýk kýsmýndaki yabancý profesörlerin ders müfredatýný doðrudan doðruya takip edebilmeleri için öðrencilere okula giriþlerinden itibaren haftada 10 saat Fransýzca kurslarý verilmiþtir. Tamamlayýcý olarak da Fransýzca Teknik Kütüphane kurulmuþtur. 1924-1925. her türlü cihazlarýyla zamanýn en modern bir Maden Yüksek Mühendis Mektebi halinde çabuk geliþen bu okulun mezunlarý.

"Çýkarýlacak madenlerle ilgili gereksinime yeterli 59 Mektebi Alisi öðrencileri Laboratuarda . 1929 yýlýndan sonra okula öðrenci kaydý yapýlmadý. okul müdürü M. sadece temel dersler verildi. 1924-1925 ve 1925-1926 dönemlerinde. Okulun son devrelerinde.Refik FENMEN okulun geniþletilerek mühendisliðin baþlýca dallarýnda geniþ bilgi sahibi sanayi mühendisleri de yetiþtirilmek arzusuyla okulu "Maadin ve Sanayi Mühendisi Mektebi Alisi" haline çevrilmesine çalýþmýþ ise de. 1927-1928 ve 1928-1929 dönemlerinde ise sadece lise mezunlarý arasýndan sýnavla öðrenci alýndý. Matematik Türkiye’de Öðrenim Gören Ýlk Maden Mühendisleri Profesörü Kerim Bey. Fizik Profesörü Hayri Bey ve Kimya Profesörü Mehmet Akif Bey tarafýndan. 1925 ile 1927 yýllarý arasýnda iki büyük bina daha ilave edilerek. Okul kapatýlmadan önce Ýktisat Vekaleti'nin (Ekonomi Bakanlýðý) okulu kapatma gerekçesi þu þekilde belirtiliyor. 1931 yýlýnda mezun verildikten sonra okul kapatýlmýþtýr. Mineraloji ile Petrografi koleksiyonlarý oluþturuldu ve Sýnai (Endüstriyel) Kimya Laboratuarý kuruldu. 1926-1927 döneminde baþlayan meslek dersleri için Belçika'dan 4 adet ve Fransýzca dersi için Ýsviçre'den 1 adet profesör getirtilerek dersler Fransýzca verilmeye baþlandý ve bu eðitim kadrosu Fransýzca bilen Türk futbol. ülkemizin ihtiyacýndan fazla Maden Mühendisi mezun olduðunun ileri sürülmesi üzerine. voleybol ve tenis eðitmenleri saðlanarak güçlendirildi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1926-1927 dönemlerinde lise sýnýflarý (ortaokul mezunlarý).

Türk madenciliðine. 1929 Dünya ekonomik bunalýmýnýn Türkiye'yi de etkilemesi gerekçeleriyle ve T. Cemal KIPÇAK) ve þairler (Behçet Kemal ÇAÐLAR) gibi birçok deðerli maden mühendisi yetiþtirmiþ olan bu okulun kuruluþunda ve devamýnda hizmeti geçenleri þükranla yad etmek gerekir. Etibank'a. MTA'ya deðerli hizmetlerde bulunmuþ. milletvekilliði (Rauf ALPSOYLU. daha sonraki yýllarda aralarýnda bakanlýk (Ýhsan SOYAK). YÜKSEK MAADÝN MÜHENDÝSÝ MEKTEBÝ ALÝSÝ 1928 .1931 MEZUNLARI 1928 Mezunlarý (16) Ruhi ALKOR Zülkerem ALTAY Kudret ARGUN Tevfik AYYILDIZ Ö. Cumhuriyetten önce. Türkiye'deki madenlerde ve Zonguldak Havzasýnda tek tük maden mühendisi mevcut iken.Ýhsan SOYAK Nevzat URUK Nihat ÜSTÜNEL Cafer ZADÝL 1930 Mezunlarý (17) Nazým ADASAL Mustafa AHÝ Cemil AHMET Kâmil AKAT Rahmi AKINCI Ekrem BEKSOY Niyazi DURUSOY Mustafa Sami ERK Enver ERKMEN Hakký EVÝNSEL Emin HARAÇCI Sadettin PEKMEZCÝLER Bahri SAVAÞKAN Kemal SÝLÝMEN Reþat SÝLÝMEN Halim TÜRKMEN Zeki YERDELEN 1931Mezunlarý (25) Hamdi ADALI Celâl ADIBELLÝ Þerif AKKUTAY Kazým AKYEL Rauf ALPSOYLU Mazlum ANGIN Cemalettin BAÞGÖZE Cemil BAÞGÖZE Celâl Ferit ÇINAR Adnan DEMÝRCÝ Fahrettin DORUK Mahir EDÝSON E.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I olacaðý ya da fazlasýnýn iþsiz kalacaðý. sýnýfýn öðrencileri Ýstanbul'daki yüksek okullara nakledilmiþlerdir.Hulusi BARUTOÐLU Faik BÝRKAN Bahattin BÝRSAN Selahattin GÖKTUÐ Yusuf GÜRATA Hakký KÖK Naim KROMER Cemal KURTULAN Hulusi ORPEN Mazlum ÖÐET Fuat TARI Nevzat YERDEL 1929Mezunlarý (12) Cevad ADIGÜZEL Ýhsan AYLA Behçet Kemal ÇAÐLAR Ahmet KALAYCI Cemal KIPÇAK Nuri KIRCI Sadi MÝMAROÐLU Ýbrahim NARÞAP A.C. Necdet EGERAN Hilmi EREL Nebil EZGÜ Azmi HALULU Kâmil HAZNEDAROÐLU Sýtký KOÇMAN Mazlum KUROSMAN Mücteba MEHMET Necdet ÖZDÝNÇ Hilmi SANALAN Hikmet SÖZEN Rýza TUNA Kadri YERSEL 60 . Müdür Mehmet Refik Bey Ýstanbul'a tayin edilmiþtir. Kapanma nedeniyle okulu bitiremeyen 3. Hükümeti'nin tasarruf önlemi almasý" nedenleriyle geçici olarak kapatýlmýþtýr. Naim KROMER.

Aðustos-Kasým 1980 9 . Kadri YERSEL. Ýhsan R.Ýbrahim Ethem Paþa'nýn torunu Yük. 1945 16 ."Zonguldak Yüksek Maadin Mektebi Alisi'nin Kuruluþ Yýllarý". Cemal BÝRÖN. Yeryuvarý Dergisi.Mühendis Cemâl Sait Bark'ýn Anýlarý 18 . 6 .D. Bahri SAVAÞKAN 12 .Havzanýn Tarihçesi. 2/34.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kaynakça 1 . MTA Yayýnlarý."Maden Mühendisliðine Giriþ". Kemal ERGUVANLI. 7 ."Halil Ethem ELDEM: Temel Bilimler Dalýnda Avrupa'da Ýlk Doktora Yapan. ADAMS. 1986. Bahri SAVAÞKAN. ALBRITTON. GEIKIE. Cooper Co.Dr. Darülfünun JeolojiMineraloji Muallimi" Kemal ERGUVANLI."Yerbilimlerini Mekteb-i Týbbiye'de Ýlk Kez Türkçe Okutan Hoca Ýbrahim Lütfi Paþa". No 12. California. New York. Inc. 1962.Türkiye'de Madenciliðin Tarihçesi ve MTA. (Kitap olarak hazýrlansa da basýlamamýþ kendi daktilo yazýlarý 3 . Çaðlayan Kitabevi. Aðustos 1982 8 . Baillére. 5 . MTA Dergisi."The Founders of Geology" A. Freeman. 1985 14 . Dover Pub."Türkiye'de Yerbilimleri Öðretiminin Tarihçesi".MTA Enstitüsü Dergisi. Senai SALTOÐLU. 17 ."The Birth and Development of the Geological Sciences" F. 1990 11 . 1981 13 .Maden Yüksek Mühendisi Ahmet PEKKAN'ýn Özel Arþivi 15 . 1938."The Fabric of Geology" C.Maden Teknisyen ve Baþçavuþ Okullarýmýz. Suna ATAK. Sayfa 156 4 . Hamit Nafiz PAMÝR. Fahrettin DORUK. Prof.TMMOB Maden Mühendisleri Odasý Arþivi 2 . Yeryuvarý Dergisi. Yeryuvarý Dergisi. London.Maden Mühendisleri Biyografisi.Ekrem Murat ZAMAN ve Alaattin ÇAKIR'ýn Zonguldak Havzasý'nýn Tarihçesini konu alan kitap taslaðýndan 61 .. BERENT. Kasým-Aralýk 1979 10 . Tindall and Cox. 1954.Türkiye Maden Mühendisliði Öðretiminin Geliþmesi.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 62 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "YEÞÝL ÇAY YAPRAÐINDAN DEMLÝ ÇAY BARDAÐINA" BÝR BAÞARI ÖYKÜSÜ Baki Remzi SUÝÇMEZ Ziraat Mühendisi .

533 dekar alanda 204. kuru çay üretimi yönünden 5. yeþil atýl alanlarý yeþil altýna. yýllýk kiþi baþýna tüketim bakýmýndan ise 4. en önemli istihdam alaný olan çay tarýmýndan. kurulan ve Atamýz’ýn vasiyeti sonucu 11 Haziran 1937 yýlýnda Hazineye emanet edilen Atatürk Orman Çiftliði. yaklaþýk 1 milyon kiþi geçinmektedir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünyada sudan sonra en çok tüketilen bir gýda ve içecek maddesi olan çay. Cumhuriyeti kuranlarýn ve geliþtirenlerin inancý. Damaklarýmýzý esir eden çay tutkusu. çayý iþleyerek siyah altýna döndürdüler. çay tarým alanlarýnýn geniþliði bakýmýndan dünya üretici ülkeler arasýnda 6. 5 Mayýs 1925 tarihinde Atatürk tarafýndan Ankara'da. 64 . Çin ve Hindistan'da 2700 yýldan beri yetiþtirilen çay bitkisi. 766. sýrada. Tüketim amacýyla çayýn dýþardan getirtilmesinin öyküsü 1600'lü yýllara dayansa da. "Camelli Sinensis Kuntze" bitkisinin taze sürgünlerinin deðiþik yöntemlerle iþlenmesi ile elde edilmektedir.112 üreticinin çay ürettiði Türkiye. ülkemizde yerli üretime geçilmesi ve çay kullanýmýnýn yaygýnlaþmasý 1923 sonrasý Türkiye Cumhuriyeti'nin baþarýsýdýr. Ziraat Mühendisliði mesleðinin de baþarý öyküsüdür. yaklaþýk 200 km uzunluðundaki kýyý þeridinde. Dünyanýn tek doðal çayý olan ve "yeþil altýn" olarak adlandýrýlan "çay"ýn ülkemizdeki öyküsü. 1000 metre yüksekliklere deðin ulaþan yamaçlarda. ekonomik anlamda yetiþtirilmektedir. 10-35 km içerilere kadar uzanan kesimde. sýrada yer almaktadýr. Çaðdaþ Türkiye'nin bilinçli emekle yeþertilebileceðini. Trabzon illerini kapsayan asýl bölgede ve Giresun ili ve Ordu ili Fatsa ilçesini kapsayan ikincil bölgede. Türk insaný için sabah kahvaltýlarýndan gece sohbetlerine kadar en çok tüketilen gýda maddelerindendir. Doðu Karadeniz bölgesinde Artvin. asýrlar ötesine uzanan bir beslenme geleneði deðildir. Bozkýrý cennete çevirenler. Rize. çaðdaþ üretim yöntemleriyle bozkýrýn bile en güzel ürünleri verebileceðini tüm dünyaya gösteren örnek bir projedir. Çay. ýsrarý. Doðu Karadeniz'de ekili olduðu bölgenin baþlýca tarýmsal geçim kaynaðý. baþarma tutkusu. bilimsel çalýþmanýn baþarý öyküsü olduðu kadar. sýrada.

Ýktisat Bakanlýðý temsilcisi Ziraat Genel Müdürü Zihni Derin. “Birinci Paylaþým Savaþý” sonucu Ýmparatorluðun parçalanýþýnýn yarattýðý otorite boþluðu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Doðu Karadeniz göç veriyordu. gözü yaþlý analar. savaþ sonrasý ortaya çýkan öncelikli olaylar nedeniyle dikkate alýnamayan ve daha sonra "Þimali Þarki Anadolu ve Kafkasya'da Tetkikatý Ziraiye" adýyla Hükümet tarafýndan kitap olarak yayýmlanan rapor. Genç Cumhuriyete karþý oluþan gerici baþkaldýrý hýzla bastýrýlmýþtý. Doðu Karadeniz'in "makus talihi"ni deðiþtirmeye yönelik önemli bir geliþme. 1918 yýlýnda Ali Rýza Erten'in Batum ve Kafkasya’daki incelemeleridir. çayýn Rize dolaylarýnda yetiþtirilmesinin olanaklý olduðunu nedenleri ile birlikte açýklayan. gözü yolda gencecik gelinler. öncelikle insanlarýn geçimini saðlayacak iþ ve çalýþma koþullarýnýn yaratýlmasý gerektiðini söylüyordu. o günkü Ýstanbul gümrüðüne dýþalým yoluyla gelen çaylara da Camellia sinensis (Çay) deðinerek çayýn Türkiye'deki geçmiþi65 . Ekonomik zorluklar ve isyanlarýn yarattýðý güvensizlik ortamýnýn giderilmesi. bölgenin huzura kavuþmasý için. yüzyýlýn ilk çeyreði erkekler gurbete gidiyor. bölgeye eþkiya baskýsýný getirmiþti. bölgede huzur ve güvenin saðlanmasý gerekiyordu. 20. Ankara'da 1921 yýlý Nisan ayýnda Bakanlýklar temsilciliklerinin katýldýðý bir Komisyon kuruldu. lastik ayakkabýsý olmayan çocuklarýný doyurmaya çalýþýyorlardý.Tarým Bakanlýðý tarafýndan 1918 yýlýnda Batum ve çevresinin zirai ve iktisadi durumunu incelemek üzere görevlendirilen Halkalý Yüksek Ziraat Okulu (Halkalý Ziraat Mektebi Alisi) öðretim üyelerinden eski Mardin Mebusu Ali Rýza Erten'in hazýrlamýþ olduðu.

Ülkede çay yetiþtirilmesi için fiili ve aktif bir çalýþmaya girmeyip. 1914'den 1920'ye kadar Bursa'da Sultani Mektebinde (Lise) ve Kýz Öðretmen Okulunda Tabi Ýlimler okutmuþ ve Bursa Milli Eðitim Müdür Vekilliði görevinde bulunmuþtur. 1880 yýlýnda Muðla'da doðan Zihni Derin. bölge insanýnýn yaklaþýmýndan duyduðu sevinci þöyle anlatýr: "Ben Umum Müdürken Rize'de Ziraat Odasý Reisinden þöyle bir mektup almýþtým. Sefir memnuniyetle bana birkaç kitap verdi. Bahçemde bir çay fidaný var. kara yoluyla Ankara'ya gelmiþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ni anlatan ilk bilimsel yapýttýr. 1905'te Aydýn'da Orman ve Maden Muamelat Katibi olarak Devlet Memurluðuna baþlamýþ. Bu arada Batum'dan Rize'ye gelip çay üzerinde tetkikler yapan bir Rus ilmi heyetinin de raporunu verdi. 1920'de Yunanlýlarýn iþgalinden hemen önce Bursa'dan ayrýlýp. Rus Sefiri ahbabýmdý. Batum'da yetiþen çayýn ve birçok denemeleri yapýlan çay çeþitlerinin Rize’de de çok iyi neticeler vereceðini yazýyordu. Batum'dan getirttiðim bu topraklarda gayet iyi yetiþiyor' diye bahsediyordu. 'Siz burada bazý kalkýnmalar yapacakmýþsýnýz. Rodos'ta Akdeniz Adalarý (Cezayir-i Bahr-i Sefit) Ýli Orman Müfettiþ Katipliðinde. Bu raporda Batum'la Rize'nin ayný iklim þartlarýna ve toprak kalitesine sahip olduðu. Gediz ve Simav ilçeleri Orman Müfettiþ Vekaletinde bulunduktan sonra. iki yýl sonra Akdeniz Adalarý Ýli Orman Müfettiþliðine atanmýþtýr. Milli Mücadele Hükümetinin kurduðu Ýktisat Bakanlýðýnda ilk Ziraat Umum Müdürü olmuþ." 66 . 1907'de ayný ilçelerde Orman Müfettiþi olmuþ. Ziraat Umum Müdürü Zihni Bey. Bu fikir çok hoþuma gitti. 1924'e kadar bu görevde kalmýþtýr. Rica ederek ondan çaya ait broþürler istedim. halka yeni geçim olanaklarý bulabilmek amacýyla Rize ve çevresinde incelemelerde bulunmak üzere Komisyonca görevlendirilir. Ziraat Sanaatlarý ve Jeoloji öðretmenliði yapmýþ. ileriki yýllarda çizeceði mücadeleli yolun ve "Çayýn Babasý" olarak adlandýrýlmasýnýn baþlangýcý olur. yalnýzca yazdýðý raporla çay tarýmýna katký saðlayan Ali Rýza Erten'in raporunu Komisyonda gündeme getiren Zihni Derin. 1909'den 1912'ye kadar Selanik Ziraat Mektebi'nde Kimya. 1904'de Halkalý Yüksek Ziraat Okulunu bitirmiþ. bu arada çay yetiþtirilmesi üzerinde de durmanýzý bilhassa rica ederim. Bu görevdeyken bir heyetle birlikte Doðu Karadeniz illerine gidiþi.

15 dekarlýk arazide ilk fidanlýk kurulur ve çok küçük ölçekli de olsa ilk üretim baþlar. 1893 yýlýnda Ali Nazýma'nýn "Çay Risalesi" ile 1910 yýlýnda Mehmet Ýzzet Efendi tarafýndan yazýlan "Çay Hakkýnda Malumat" adlý kitap. 1879 yýlýnda Mehmet Ýzzet Seyit B. Sonraki yýllarda çay içme alýþkanlýðýnýn halk arasýnda hýzla yaygýnlaþmasýnýn etkisiyle Türkiye'de çay yetiþtirilmesi sürekli konuþulur ve tartýþýlýr bir konu olmuþ.Ahmet Hamdi'nin yazdýðý "Çay Risalesi". yüzyýla kadar gitmesine karþýn.'da çay ticareti yapýlsa da. Anadolu'da çay içme alýþkanlýðýnýn baþlangýcýnýn 17. Söz konusu yazýlý kaynakta. zamanýn Ticaret Nazýrý Esbak-ý Ýsmail Paþa'nýn aracýlýðý ile Çin'den çay fidanlarý ve tohumlarýnýn getirildiði ve getirilen bu tohum ve fidanlarýn Bursa ilinde denendiði. Batum ve çevresinde Ruslar tarafýndan kurulmuþ olan çay bahçelerini. Ýlk giriþim l888 yýlýnda yapýlmýþ. çayýn tarihi göçlerle Anadolu'ya gelmediði bilinmektedir. "Çaycý" lakabý ile anýlan ve Hicaz Vali Vekilliði. bugünkü adýyla Merkez Fidanlýðýnda. çok az sayýda da olsa çay ile ilgili risaleler yazýlmaya baþlanmýþtýr. ancak çay fidanlarýnýn geliþme 67 . Rize Ziraat Fen Memuru Ýbrahim Bey'le birlikte 1924'de Batum'a düzenlenen geziye katýlýr. bambu rizomlarý ve bir Rus bahçývaný getirir. çaya ilgi gösterilmemesi nedeniyle. Türkiye'de çay üretme giriþimleri de yeni deðildi aslýnda. M.S. bu giriþimle ilgili bilgiler 1892 yýlýnda yayýnlanan "Coðrafyayý Sýnai ve Ticari" adlý kitapta yer almýþtýr. yy. 5. narenciye ve bazý meyve çeþitleri. iklim ve toprak yapýsýnýn çay ya da turunçgil üretimine uygun olduðu kanýsýna vararak bu konuda yoðun çalýþmalar yapmaya baþlar. Beraberinde çay tohumu ve fidanlarý. Selçuklu ve Osmanlý dönemlerinde köklü bir kahve tüketim alýþkanlýðý yerleþmiþtir. bu gezinin ardýndan. Eski adý Garal Daðý olan hazineye ait bir bölgedeki Müftü Mahallesi'nde. bu yapýtlara örnek olarak gösterilebilir. Türklerin çayla tanýþmasýnýn öyküsü incelenir süreçte. Harem-i Þerif Müdürlüðü ve Basra Valiliði gibi görevlerde bulunan Hacý Mehmet Arif'in 1877 yýlýnda yayýnlanan "Çay Risalesi".Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Rize ve çevresinin zirai ve ekonomik durumu hakkýnda bilgi toplamaya baþlayan ve bölgede yapýlabilecekleri araþtýran Zihni Derin. çay fabrikasýný ve Astropikal Bitkiler Araþtýrma Ýstasyonu'nu inceleyerek gerekli bilgilerle Rize'ye döner. 1731 yýlýnda Damât-zâde Ebû'l-Hayr Ahmed Efendî'nin yazdýðý "Çay Risalesi".

Birinci Paylaþým Savaþý'ndan sonra bölgede yaþanan ekonomik ve sosyal bunalýmlar. Bir kere erozyona mani olmak için araziyi sed yapmak icapediyordu." 1918 yýlýnda hazýrlanan Rapor da dikkate alýnarak.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I göstermediði. Mandalina. çiftçiye dönüm baþýna 60 lira verilmesine dair bir madde de koydurtmuþtum. Limon ve Çay yetiþtirilmesine dair 407 Sayýlý Kanun" kabul edilir. Ve kanunun biran evvel çýkmasý için uðraþacaðýný söyledi. bir rapor ve yasa teklifi hazýrlar: "Rize'de Araklý hududundan Batum hududuna kadar olan sahada Batum'da yetiþen çay kalitesinde bizim de çay yetiþtirebileceðimiz kanaatine vardýkdan sonra hazýrladýðým raporu Vekile ibraz ederek. Fakat kanun çýkmýyor. Rize ve çevresindeki çalýlýk ve kýzýlaðaçlarýn sökülerek yerlerine yasada yazýlý çeþitlerin dikilmesini amaçlayan 407 sayýlý Yasa. bölge insanýna gelir kaynaðý ve iþ alanlarý yaratýlmasýný zorunlu kýlmýþtýr. Birgün Sýhhat Vekili Hulusi Bey Rize'ye geldi. Çünkü masraflarý az olacaktý. Portakal. Hakikaten o Ankara'ya döndükten birkaç ay sonra da beklediðimiz birinci Çay Kanunu çýktý. ayný çabanýn 1892 yýlýnda tekrarlandýðý ve ekolojik koþullarýn çay yetiþtiriciliðine uygun olmamasý nedeniyle her iki denemeden de sonuç alýnamadýðý belirtilmektedir. çay tarýmý böylece yasal güvenceye kavuþturulur. Rize'de kurulan Çay Araþtýrma Enstitüsü'nün kurucu müdürü de olan Zihni Derin tarafýndan yürütülen bir çok deneme nedeniyle. Bu yasaya göre baþlatýlan çay üretimi çalýþmalarýnýn baþýna Ziraat Umum Müfettiþi olarak Zihni Derin getirildi ve Rize vilayeti ile Borçka kazasýnda çay fidaný yetiþtirilmesine baþlandý. Fidanlýðýmýzdaki çay ziraatini çok beðendi. bir çay kanunu teklifi yapýlmasýný istedim. büyük 68 . "Zihni Hoca" adýyla anmaya baþladý. Bu konuda yoðun uðraþ veren Zihni Derin. Eðer böyle bir para alýrlarsa çiftçiler daha kolaylýkla çay ziraati yapabilirlerdi. halk Sayýn Derin'i. gecikiyor. ben de müthiþ telaþlanýyordum. iþsizlik dolayýsýyla meydana gelen aþýrý göç. Kanuna. Büyük Millet Meclisi'nde 6 Þubat 1924 tarihinde "Rize Vilayeti ve Borçka Kazasýnda Fýndýk.

Pancardan þeker çýkarýr. Devlet Üretme Çiftliði gibi fabrika ve kurumlarý geliþtirme hareketleri baþlamýþtý. Devlet Demiryollarý. ne yazýk ki fazla raðbet görmez ve devletin ilgisi de kýsa sürünce. Karabük. ölü doðmuþ. tesis ve teþkilat kurulmasýný gerektiren çay yetiþtirme ve iþlemesine para ayrýlmamasý ve devletin çeþitli ivedi sorunlarla karþýlaþmasý sonucu. Zaman ilerledikçe çay fidanlarýnýn üretim ve daðýtýmýndaki heyecan. Kömür Ýþletmesi. ülkemizde çay tarýmý yeniden gündeme gelir. Sümerbank. Etibank.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çaplý devlet yardýmý. "Kendi Kendine Yetme" ilkesini benimsemesi ve 1933 yýlýnda bunu bir programa baðlamasý üzerine. Devlet Deniz Yollarý bu dönemde önemli atak69 . Ekonomik kalkýnma modeli olarak "Devletçilik" modeline geçen Hükümetin. geleceðe yönelik belirsizliðin de giderilememesi üzerine. üreticilerin ilgisizliðine paralel olarak azalýr. Fen Memuru Ýbrahim Bey'in Çarþamba'ya tayin edilmesine üzerine. Ali Rýza Erten'in raporunda ayrýntýlý þekilde açýklanmýþ olan çayýn ekolojisine uymuyan illerde üretim denemesi yapýlmasý ile çoðaltýlarak halka daðýtýlan fidanlarýn gerekli destekten yoksun bulunan ve yeterli bilgi verilemeyen üreticilerce. bu dönemde bile her kýr gezisinden cepler dolusu bitki örnekleriyle döner ve laboratuarda incelemeler yapar. iþletilememiþtir. Asým Zihnioðlu'na göre. Çay tarýmý. 1936'da meslek aþký depreþir ve Edirne'de Ziraat Müþavirliði görevini yürütür. Öðretmen arkadaþlarýnýn anýlarýna göre. 1936 yýlýna deðin süren bir duraklama dönemine girer. 407 sayýlý Yasa'nýn tek yararý Rize Merkez Fidanlýðý'nýn ayakta kalmasý olmuþtur. Süreci ve Ýsmet Ýnönü'nün çayla iliþkisini Asým Bey þöyle deðerlendirir: "Gerçekten de o yýllarda her alanda Türkiye kendi ihtiyacýný kendisi karþýlama çabasýna girmiþti. Zihni Derin sonraki 10 yýl boyunca tekrar öðretmenlik mesleðine döner. Ege ve Akdeniz bölgelerinde geniþ çapta yetiþtirilen Satsuma türü mandalinanýn ilk üretildiði yer olan Merkez Fidanlýðý. 1930'lu yýllardan beri Þeker Fabrikasý. 1924-27 yýllarý arasýndaki yoðun çabalar yetersiz kalýr. çeþitli yaðlardan da sabun. çalýþmalar durdurulur.

çay yetiþtiriciliði çalýþmalarýna baþlanmasý amacýyla Tarým Bakanlýðý'ný görevlendirir. Ýsmet Ýnönü'nün kafasýnda ve yüreðinde yurtta çay yetiþtirilmesi de vardý. 1935 yýlýnda Ziraat Vekili Prof. Fidanlýkta bulunan iki ahþap evden birinin üst katýndaki bir odaya yerleþir. Ankara'da Tarým Bakanlýðý Baþ Müþavirliði'ne atanýr. "Türkiye'de Çay Ýktisadiyatý" adlý yapýtýný yazarak." 1935 yýlýnda yurt gezisine çýkan dönemin Baþbakaný Ýsmet Ýnönü'ye. Geziye katýlan heyet içerisinde yer alan ve sonradan Tarým Bakaný olan Prof. portakal. Þevket Raþit Hatipoðlu Rize'ye gelir ve örgütlenme çalýþmalarýný yürütür. uzun yýllardan sonra tekrar Rize'ye gelir. Ankara'ya dönünce. aðaçkavunu. Konuyu ilgiyle dinleyen Ýsmet Ýnönü. Muhlis Erkmen'in Ankara'daki Ziraat Fakültesi ve Bakanlýk uzmanlarýndan oluþan bir bilim heyeti ile birlikte Rize'ye yaptýðý inceleme gezisinde. Þevket Raþit Hatipoðlu. Dr. Edirne'de Ziraat Müþavirliði görevinde bulunan Zihni Derin. Ülkenin üretim alanýna dönük ataklarý yine o dönemde gerçekleþmiþti. alt kattaki odayý laboratuar olarak hazýrlar. 1924 yýlýnda Batum'dan getirdikleriyle oluþturduðu bahçeyi ve parselleri gezerken. Rize ve çevresinde kurulacak Ziraat Teþkilatý'nýn koordinatörlüðü görevi verilen Zihni Derin. greyfurt.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I lara giriþmiþti. dönemin Ziraat Odasý Baþkaný Muharrem Þad ve Ticaret Odasý Baþkaný Hulusi Karadeniz tarafýndan Rize'de ilk çay yetiþtirme giriþimi ve Zihni Derin'in 1924 yýlýndaki çalýþmalarý anlatýlýr. bölgenin çay tarýmý ve sanayisinin geliþmesine her yönden elveriþli olduðu kanýsýna bir kez daha varýlýr. Hindistan'dan getirilen iki uzmanýn iki yýl süren çalýþmalarýndan baþarýlý sonuç alýnamayýnca. onu mutlu eder. bambu ve diðer meyveler ile küçük çaplý parsellerde birkaç yüz fidandan oluþan küçük bir çay bahçesinin gayet güzel yetiþtiðini görmek. O yýllarýn koþullarý. limon. üretimde devletin öncülük yapmasýný gerektiriyordu. kendisinden 30 yaþ daha genç olan bir meslektaþý onunla ayný kader yolunda 70 . bölgede çay bahçeleri kurmanýn ve elde edilecek yapraklarýn kuru çay haline getirilmesinin önemini savunur. Dr. Bu nedenle Ýnönü yurt çaycýlýðýyla yakýndan ilgileniyordu. Zihni Derin bu çalýþmalar içinde boðuþup dururken. mandalina. çeþitli süs bitkilerinin.

1938'de Rize'de yeniden düzenlenen Çay ve Fidanlýklar Müdürlüðü Teþkilatý'na atanan Asým Zihnioðlu. Altýnda bakkal. O'nu alt kat71 . fidanlýkta bulunan iki ahþap evden birinin üst katýndaki bir odaya yerleþmiþ. doðma büyüme bir Rizeli gibi buralara baðlanacaðýmý hiç düþünmemiþtim. Parkýn ve ana yolun karþýsýnda üç katlý beton. Yeþil tepelere serpilmiþ iki katlý evler ve bu tepelerin dibindeki ince düzlük þeride sýralanmýþ dükkanlardan ibaret küçük bir kent. çirkin görünüþlü bir bina yükseliyor. hoþ kokusu insana huzur veriyor. Burada. Bu Rize'nin en yüksek binalarýndan birisi. "Bir Yeþilin Peþinde" adlý yapýtýnda anýlarýný anlatan Asým Zihnioðlu. O tarihte henüz liman da yok. Bu amaçla. Bunun da boyu beþ yüz metreyi geçmiyor. 1938'te tanýþtýðý Rize iliyle ilgili þunlarý yazar: "O dönemde Rize küçük bir kentti. Caddenin deniz tarafýnda þirin bir park yer alýyor. arka sokaðýnda da aþhane ve berber dükkaný yer alýyor. yaþamýmýn 16 yýlýný geçireceðimi. Zihni Derin'le birlikte yoðun bir çalýþma ortamýna girer." Odasýna yerleþtikten sonra hemen Ziraat Bahçesi diye adlandýrýlan fidanlýða giden Asým Bey. 1927'de Ýzmir Ziraat Okulu’nu bitiren ve Uþak Þeker Fabrikasý’nda göreve baþlayan Asým Zihnioðlu. 1933 yýlýnda Giresun'da fýndýk tarýmýyla ilgili çalýþmalara baþlar. beþ. Fýndýk türleriyle ilgili denemeler yapar ve özellikle o günlerde hasat sonrasý hemen depolanan ürünün çürümesini önlemek için. 35-40 kiþilik ekiplerle köylerde fýndýk harmanlarý organize edilir. Odalardan birine yerleþiyorum ve artýk Rize'deyim. üçüncü katý otel: Palas Oteli. Parkýn bir kýyýsý kumsal ve deniz… Denizin çýrpýntýsý. Ýskelenin çýkýþýndan baþlayan ve denize paralel olarak uzanan bir tek ana cadde var. yörede pek bilinmeyen harman iþlemini gündeme getirerek çiftçilere öðretmeye baþlar. Binanýn ikinci katý kahvehane. eczane. altý odasý var. burasý Belediye Parký.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I buluþur. Giresun'da bir Fýndýk Araþtýrma Ýstasyonu kuruluþunu gerçekleþtirdikten kýsa bir süre sonra. Zihni Derin'le tanýþmasýný ise þöyle anlatýr: "Zihni Derin benden bir vapur önce gelmiþ. yýllar boyu Rize ve çevresi ile ilgileneceðimi.

Beni sevinçle karþýlýyor ve birkaç arkadaþýmýzýn daha geleceðini haber veriyor. Bu tarz ambalajlama. oldukça iddialý konuþur. Rize çayýnýn içeriðindeki maddeler bakýmýndan diðer ülke çaylarýndan daha kaliteli olduðu laboratuar çalýþmalarý sonunda anlaþýlýr. Zihni Hoca'nýn derlediði çay tarýmý ve sanatý hakkýndaki ilk notlar toplu halde okunarak incelenir. laboratuarda bölge topraklarý ve iklim incelenirken. umutsuzluk ve güvensizliðin yaygýn olduðu bölgede sonradan dost olduðu CHP Ýl Baþkaný Mehmet Mataracý'yla tanýþan Asým Zihnioðlu." 1924 yýlýndan 1937 yýlýna kadar yapýlan bilimsel çalýþmalarýn olumlu sonuç vermesi ile Batum'dan 1937 yýlýnda Gürcistan kökenli 20 ton. siz mi yapacaksýnýz bu iþi?" küçümsemesine Asým Bey'in yanýtý kýsa ve serttir: "Mehmet Bey bu sözünüzü unutmayýn. hýzlý bir þekilde çay bahçesi tesisi çalýþmalarýna baþlanýr." 72 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I taki odayý laboratuar olarak kullanma hazýrlýðýnda iken buluyorum. Sizinle bir yýl sonra tekrar buluþmak isterim. Batum'daki Çakva Çay Araþtýrma Ýstasyonu tarafýndan hazýrlanan tohumlarý Rize'den kiraladýðýmýz iki motorla Rize'ye getirdik. Ýklim ve toprak yapýsý da çay tarýmý için oldukça uygundur. Bu tohumlar kontraplak sandýklar içinde ve ufalanmýþ odun kömürü ile karýþýk. çok saðlam durumda ambalajlanmýþ olarak bize ulaþtý. Çaya gönül veren ekip tarafýndan." Geçmiþte kaybedilen yýllarýn deneyimleriyle sýký tutulan iþler. Bu koþullar altýnda þevkle çalýþmalara baþlandýðý sýrada. çayla ilgili uygulamaya en elveriþli olan teknikler saptanýr. 1939 yýlýnda 30 ton. 1940 yýlýnda 40 ton çay tohumu ithal edilerek. Çaylarýn getiriliþ öyküsünü Asým Bey'den aktaralým: "Batum'dan getirilen çay tohumlarýnýn en azýndan yüzde 90'ýnýn intaþ kabiliyetinde olmasý iþimizi kolaylaþtýrýyordu. Mehmet Mataracý'nýn "Birkaç yýl önce buraya iki Ýngiliz uzman geldi. laboratuara çevrilmiþ odada el ele verilerek yapýlacak iþler planlanmaya baþlanýr. bu kez daha bilinçli ve programlý þekilde yürütülmeye baþlanýr. bir þey yapamadý. bünyesinde önemli miktarda yað içeren tohumlarýn rutubetten korunarak bozulmasýný önlemekteydi.

3.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1938 yýlýnýn Ekim ayýnýn sonuna kadar süren çalýþmalarýn ardýndan bölgenin örgütlenme çalýþmalarý baþlatýlýr. Ekonomik darlýk ve sýkýntý bölge erkeklerini gurbetçi yapmýþtý. hep bu bölge insanýnýn uðraþ yeri ve ekmek kapýsýydý. 2. Bu arada Ankara ve diðer büyük kentlerde inþaat iþçiliði ve ustalýðý yapan 73 . Zonguldak'ta kömür iþçiliði. Zihni Derin'in baþkanlýðýnda belirlenen bölgelerde o dönemde çalýþan teknisyenler þunlardý: 1. O dönemde köylerde yetiþmiþ insan gücü bulma olanaðý yoktu. Süreci Asým Zihnioðlu'dan aktaralým: "Öncelikle bu topraklarýn çalýlardan temizlenip köklerin sökülerek temizlenmesini ve ardýndan da 100-120 santimetre geniþlikte setlendirilmesini hedef almýþtýk. Ýlk günlerde çay üretimine sýcak bakmayan köylüler. böylece onlara pratik kazandýrmýþ oluyorlardý. 1939 yýlýnda Batum'dan getirtilen çay tohumlarý ile atýl durumdaki kumar ve çýfýnlar sökülerek. mýsýr tarlalarýnýn çay bahçelerine dönüþmesine izin verirler. Ýstanbul Boðazý'nda balýkçýlýk. 5. Fakat bu iþler. Derepazarý ve Ýyidere Bölgesi Teknisyeni: Mahmut Fevzi Gökçeli. bölge teknisyeninin kontrolü altýnda halk bilinçlendiriliyor ve yönlendiriliyordu. Çayeli Bölgesi Teknisyeni: Hakký Balköse. Pehlivantaþý Bölgesi Teknisyeni: Sadullah Dikmen. 120'þer santim sýra arasý ve 1 metre sýra üzeri aralýklarla dikilmek üzere ortalama 833 fidan sýðýyordu. Topraðýný çay yetiþtirilmesi için kurulan örgüte bir yýllýðýna vermiþ olan üreticilerin hazýr çay bahçesine kavuþmasýnýn yaný sýra. Bir dönüm topraða. 4. 6. önce yalnýz Rize merkez kazasýna baðlý dar bir alan ele alýnmýþ ve bu alan altý bölgeye ayrýlmýþtý. mýsýra ek bir ürün olarak yeni çay bahçeleri kurulur. Gündoðdu Bölgesi Teknisyeni ve Bölgeler Kontrolörü: Asým Zihnioðlu. 7. O zamanki örgütün dar bir kadro olmasý yüzünden. bölge çalýþmalarýnýn düzenli ve sürekli olduðunu gördükten sonra iþin ciddiyetine vararak. Teþkilatýn Mali Ýþler Mutemedi: Behçet Tuzcu Bölge teknisyenlerinin kontrolü altýnda önceden eðitilmiþ çay ustalarý fiilen çalýþarak çaylýk kuracak olanlara yardým ediyor. kol gücü gerektiriyordu. Birinci Merkez Kaza Bölgesi Teknisyeni: Cahit Yýlmaz. Ýkinci Merkez Kaza Teknisyeni ve Fidanlýk Þefi: Rauf Baþar.

baþarýsýzlýða uðramak olasýlýðý çaya gönül verenleri ürkütüyordu. Zira. Burhan Felek'e verilen yanýtlar. Fakat ne imama ne müezzine ne de cemaate rastlayabiliyorduk. birinci gruptakilerden daha þanþlýydýlar. 74 . Türkiye'de çay yetiþtirme umut ve gayreti büyük bir darbe yerdi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çok kiþi. Köylerde çalýþarak çaylýk kuracak adam buluruz umuduyla Cuma namazlarýnda köy camilerine gidiyorduk. kapý kapý dolaþarak yetkililere durumun ciddiyetini anlatmaya çalýþýrlar. kabak ve karalahana gibi baþlýca yiyecek ürünlerinden vazgeçmeyi göze alan ileri görüþlü Rize köylüsünün anlayýþ ve kavrayýþýný burada takdirle anmak isterim. Bu ruh yapýsýný anlatan Asým Zihnioðlu. çay yetiþmez" diyenlerin baþýnda gelen üstat gazeteci Burhan Felek. Onlar yuvalarýnýn ve çocuklarýnýn bekçisi. tesis avansý vermeden plan ve projelerin gerçekleþmeyeceði kanýsýna varan Zihni Derin ve arkadaþlarý. Belki de hem bölge halkýnda hem de devlette umutsuz tepkiler doðar. çay yetiþtirme çalýþmalarýndan vazgeçilmesini istiyordu. Baþarýlý olmak isteðine karþýn. tarlasýndaki mýsýr. soruna kalýcý çözüm bulmak amacýyla bir kanun teklifi hazýrlar. çayýn Rize'de yetiþtirilmesinin beyhude bir davranýþ olduðu þeklinde halký yönlendiriyordu. Ortada hiçbir somut kanýt yokken. evlerinin sahibi idi" Çayýn ülkemizde yetiþtirilmesine basýn kuþkuyla yaklaþýyor. "Rize ve çevresinde ekþi portakal yetiþir. inþaat iþlerinde ücretler kömür iþçiliði ve balýkçýlýktan daha iyiydi. ortaya konulan somut analiz sonuçlarý ve belgeler onu bu düþüncesinden vazgeçirmiyor." Çaylýk. baþarý için kendilerine güvenen köylüye teþekkür etmeyi de borç sayýyordu: "1939 ilkbaharýnda Batum'dan gelen çay tohumlarýnýn hazýrladýðýmýz köy topraklarýna ekimi baþarýlý olmasaydý. bu atýlým baþarýsýzlýða dönüþebilirdi. fasulye. "Yerli çay yetiþtirilemez" fikri yaygýnlýk kazanýyordu. Köylerde yalnýzca kadýnlar vardý. avans para vermenin yasal dayanak gerektirmesi nedeniyle.

000 lira Ziraat Bankasý'na gönderilir.5 lira ile bir aile. O zamanýn Ziraat Genel Müdürlüðü'nde toplanan anlayýþlý insanlarýn gayretleriyle. gereksinimler için gerekli olan maddi olanaklar saðlanamýyordu. Gereksinimin giderilmesi amacýyla. gurbetten izinli dönenlerin de çay tarýmýyla uðraþmalarýna yol açtý. önce 12. çaylýk tesisinde emniyet saðlanýyordu. topraðý asiditesini araþtýrýyor. Ýlk kuruluþ avansý olan 12. on beþ gün çalýþarak bir dönüm çaylýðý meydana getirebiliyordu. atölyelere ve fabrikalara ürün tesliminde ve ürün tesliminden iki yýl sonra baþlamak üzere taksitle kesilerek tahsil ediliyordu. Ýkinci Dünya Savaþý'nýn baþlamasý üzerine gereksinim duyulan erkek iþgücünün askere alýnmasý. gurbete gidiþi oldukça azalttýðý gibi. o sýralar Ankara'da olan Zihni Derin'in de katýldýðý toplantýda ilginç bir yöntem geliþtirdiklerini belirtiyor: 75 .5 lira kuruluþ avansý. çaylýk kurulacak araziyi önceden yerinde görerek inceliyor.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kanunun bir türlü çýkarýlamadýðý bu süreçte. döndükleri evlerinin bahçesinde kendi çaylýklarýný kuruyorlardý. Faizsiz olarak üreticiye verilen paralar. mýsýr fiyatlarýnýn 3 kuruþtan 150-200 kuruþa kadar aþýrý artýþý. Bu olanaðý duyan bazý gurbetçiler. Rize teþkilatý emrine avans olarak köylüye daðýtýlmak üzere 127. örgütle anlaþma imzalayarak aldýklarý avansla komþu erkekleri çalýþtýrarak çaylýklarýný kuruyorlardý. Bölge memuru teknisyen. Bakým avanslarýnýn da bölge memurunun olumlu raporuna göre ödenmesi sayesinde. Atatürk Çiftliklerinin sahibi Devlet Ziraat Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü devreye sokulur. Eve dönmeyenlerin eþleri olan kadýnlar ise. Günlük ücreti 1 lira olan bir erkek iþçi. çaylýk tesisi kurma çalýþmalarýný bir süre duraklattý. Kredi desteðiyle desteklenen çay tarýmýnýn baþarýlý olmasý üzerine. sonra 625 kuruþ birinci yýl bakým avansý ve ikinci yýl bakým avansý olarak da yine 625 kuruþ verilmesi kararlaþtýrýlýr ve bu yöntem herkese duyurulur. Bir dönüm çaylýk kuracaklara. mýsýr gereksiniminin önemli bir kýsmýný karþýlayabiliyordu. 1938 yýlý ve 1939 yýlý baþlarýnda bir kilo mýsýrýn fiyatý 3 kuruþtu. uygun bulursa çaylýk kurma izni veriyor ve sonra da üreticiye avans ödeniyordu. 1940 yýlýnda Ankara'da yapýlan bir toplantýya katýlan Asým Zihnioðlu. yýllýk izinlerini erken kullanarak. bir çaylýk sahibi olmak ve yakýn gelecekte gelir kaynaðýna kavuþmak isteðinin bölgede yayýlmasý.

Bakanlýkta bu konu tartýþýldý ve bu mýsýrlarýn çay üreticisine tahsis edilmesi halinde son parti çay tohumlarýndan elde edilen fidanlarla yeni çaylýklarýn kurulmasý olanaðýnýn ele geçeceði ortaya çýktý. Aksi halde Batum'dan ikinci parti olarak getirilecek tohumlardan çýkacak fidanlarýn bozulmaya yüz tutacaðý ve böyle bir durumun da programý altüst edeceði düþünülerek mýsýrýn. Çaylýk kurma anlaþmasýný imzalayanlar bir dönüm için alacaðý mýsýrýn yarýsýný bu tesiste çalýþacak kiþilere vermek suretiyle bir dönüm çaylýðýn eksiksiz ve tam olarak tesisini saðlama imkanýný buluyorlardý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Samsun'dan Ankara istikametine hareket edecek treni beklerken Samsun ile Çarþamba arasýnda yeni kurulmuþ olan Gelemen Devlet Üretme Çiftliði'ni ziyaretim sýrasýnda o yýl çok bereketli bir mýsýr ürününün elde edildiðini. üreticiye Ziraat Bankasý'ndan 5 yýl süreyle faizsiz kredi verilmiþtir. … Bölgede çaylýk kurma isteði yeniden canlandý. Bunu duyanlar teþkilata baþvurup anlaþma imzalayarak arazilerini çaylýk haline getirme uðraþýsýna girdiler. Kilosu 18 kuruþtan satýn alýnan mýsýrlarýn parasý Rize köylüsü yerine Gelemen Çiftliði'ne aktarýldý. Araklý'dan Sovyet sýnýrýna kadar olan bölgede 30 bin dekarlýk bir alan çay tarýmý için ayrýlmýþ. Çiftlik müdürüne ayný fiyatla bu mýsýrlarýn çay üreticisine avans para yerine daðýtýlmasý düþüncesini aktardým. bahçe tesis edeceklere arazi vergisi muafiyeti ve çay bahçesi ruhsatnamesi alma zorunluluðu getirilmiþ. Gelemen Çiftliði'nde yüzer tonluk jüt çuvallara doldurulmuþ olan mýsýrlar Toprak Ofisi yerine Rize'deki Ziraat Bankasý depolarýna taþýndý. girdi ve kredi sübvansiyonlarý ile önemli ölçüde desteklenmiþ. ofis yerine çay üreticisine tahsisi uygun görüldü. 1940 yýlýnda çýkarýlan 3788 sayýlý Çay Yasasý ile çay tarýmý ve üretimi. bu ürünün Toprak Ofisi'ne kilosu 18 kuruþtan devredileceðini öðrendim. Teþkilat bölgede derhal bir açýklama yaparak 1 dönüm çay bahçesi yapacaklara 100 kiloluk bir çuval mýsýr vereceðini açýkladý." Çay tarýmýnýn geliþmesine paralel olarak yeni yasal düzenlemeler gündeme gelir. 76 . bu mýsýrlarýn ofise tesliminin ertelenmesini rica ettim.

Asým Zihnioðlu'nun bir anýsý verilen mücadeleyi çok iyi yansýtmaktadýr: "Bir gün Rize merkezindeki dairemde çalýþýrken. 'Sen þimdi git de seni buraya gönderenlerden baðýrma ücreti iste!" dediðim zaman ortalýkta bir sessizlik olmuþtu. 'Sizin hesabýnýza da bakayým' diyerek. Cüzdanýmdan beþ lira çýkararak muhatabýma uzattým. Kendilerini nezaketle karþýlayýp sukunetle dinledim. Diðer kadýnlar arasýnda da bir sessizlik hüküm sürmüþ. Böylece. "Ýndian Tea Association" adlý organizasyondan etkilenerek. 'Yok. Müteþebbis heyetin on üçüncü ortaðý olan Asým Zihnioðlu. Yasalarýn üreticilerin kooperatifleþmesine özendirmesine karþýn. yönetim kurulu baþkaný ve üyelerine her hangi bir þekilde bir ücret ödenmeyeceði maddesini içeren tüzüðüyle. Diðer kadýnlara. çeþitli tahriklerin etkisiyle sorunlu olur. ülkemizdeki üreticilerin bir kooperatif çatýsý altýnda birleþmelerine çalýþýr. Kooperatiften görecekleri yararlarý anlatmaya çalýþtým. Fakat bu isimde birisinin kayýtlý olmadýðýný. adýn nedir?' diye sordum. çaya gönül verenler. yok' diyerek kapýdan çýkýp gitti. fakat onlar isteklerini ýsrarla sürdürdüler. özgür bir kooperatif kurulmasýný gündeme getirir. 1946'da "Çaycýlar Yardýmlaþma Kooperatifi" kurulur. dolayýsýyla ondan bir para kesilmediðini anlayýnca kendisine dönerek. fahri baþkanlýðý da üstlenir. Ýçlerinden sözcülük yapar gibi en çok baðýran kadýna 'Sen neredensin. kalabalýðýn içinden birisinin adýný aldým ve bordroda bu kadýndan 500 kuruþ kesildiðini gördüm. tarým satýþ kooperatifleri ve diðer kooperatiflerin baþarýsýz örnekler olmasý. O köye ait ödeme bordrosunda bu kadýndan ne kadar para kesildiðini araþtýrdým. Türk Ticaret Yasasý'na uygun. Kesilen yüzde beþ paralarýný istiyorlardý. 77 . 'Bacým senin kooperatif paraný ben ödeyeceðim ve sen yine kooperatif üyesi ortaðý olarak kalacaksýn. Kooperatifin geliþmesi süreci ise. al bunu' dediðim zaman utanarak peþtamalýný yüzüne kapattý. Bunlarýn tahrik ve tertip edilerek gönderildiðini anlamýþtým.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Hindistan'ý yerinde inceleyen. kalabalýk bir kadýn grubu toplanarak baskýn yaparcasýna odama girdi. Buyur. Bundan hem sen hem de çocuklarýn hayýr görecek. Rize'de görevlendirilen kooperatif uzmaný Akil Koyuncu ile birlikte kooperatif tüzüðü hazýrlanýr.

Cumhurbaþkaný’na ve Tarým Bakaný'na þikayet edilir. "Ýnönü'ye temel attýrmadý. gerekirse askeri kýþla yaparýz" alaycýlýðýný taþýyordu. beþinci kata yükselen inþaata bakarak. 1940 yýlýnda kurulan çaylýklarýn iyice geliþmiþ olmasý üzerine. Asým Bey'in yanýtý ise. kurtuluþ umudunun gerçekleþmekte olduðunu gören Mataracý'nýn 1946'da ilk fabrikaya yaklaþýmý ise. Bu amaçla Ýngiltere'de çay makinalarý üreten fabrikalara baþvurularak teklif istenir. "Bu bile yetmeyecek. inþaatý baþlamamýþ. sipariþ edilen makinalar Ýngiltere'den 1946 yýlýnda getirilir. "Bu kadar büyük bir binayý çayla nasýl dolduracaksýn?" sorusunu sormuþ. 1946 yýlýnda ilk çay fabrikasý inþa edilirken Asým Bey'in yanýna gelen Mehmet Mataracý." olmuþtu. uzaklaþmýþlardý. Baskýya direnen ve Çaycýlar Yardýmlaþma Kooperatifi nedeniyle de eþrafla görüþ ayrýlýðý içinde bulunan Zihnioðlu. 78 . CHP yerel örgütü yetkililere baský yapar. artýk atölyelerden fabrikalara geçme zamaný gelmiþti. üstelik Ýnönü için yazýlan yazýlmýþ duvar yazýsýný sildirdi" iddiasýyla. bunun gibi daha çok fabrikalar kurulacak." Ýþleme aþamasýnda ise. Üretilmeye baþlanan yaþ çay yapraklarý Zihni Derin tarafýndan kurulan atölyelerde iþlenerek kuru çay elde edilmiþ ve üretim giderek artmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I birbirlerine bakýþýp yola dizilerek. Mann ve Mr. ele geçecek ürünü Hindistan ve Seylan'daki gibi iþleyerek kuru çay haline getirecek yeni ve modern bir fabrikaya gereksinim duyulmaya baþlanmýþtý. Savaþýn uzun sürmesinin etkisiyle. Karabük'te ilk Demir Çelik Fabrikasýný kuran Brassert firmasý. 1946 yýlýnda Rize'yi ziyaret eden Cumhurbaþkaný Ýsmet Ýnönü tarafýndan. fabrika makinalarýnýn müteahhidi olarak seçilir. "Zararý yok. Onurlu Karadeniz kadýný her türlü zorluk ve olay karþýsýnda önce onurunu korumasýný çok iyi biliyordu. piþmanlýk duymuþ gibiydiler. Rize'ye gelen Ýngiliz çay uzmanlarý Dr. Allen. temel yeri henüz belirlenmemiþ fabrikanýn temelinin atýlmasý amacýyla. yapýlan çalýþmalarý olumlayan tespitlerde bulunur. Kendilerinin aldatýldýðýný ve kullanýldýðýný anlamýþ. Kýsa süre sonra kurulma zorunluluðu ortaya çýkan Gündoðdu ve Çayeli Fabrikalarýnýn açýlýþ töreninde.

üretime geçtikten sonra tekrar ziyaret eder. Þikayetçilerin umduklarýný bulamamalarý üzerine. bana da 'Al bunu. Ankara'ya Tarým Bakaný'nýn yanýna çaðrýlýr. iki saat boyunca incelemelerde bulunduðu fabrikadan ayrýlýr. Paþa'ya hitaben Rize Çay Fabrikasý Müdürü hakkýndaki þikayetleri özetledi ve elindeki raporu sundu. sorun tatlýya baðlanýr. Çay tarým alanlarýnýn ve yaþ çay yapraðý üretiminin artmasý çay iþleme fabrikalarýnýn sayýsýnýn da giderek artmasýný zorunlu kýlar. Paþa'yý ziyaret etmek istediklerini söylediler. üreticilerin "Çay ve fabrika bizim gözbebeðimiz" sözleri Paþa'yý etkiler. Asým Zihnioðlu olur. Ali Rýza Erten'in de bulunduðu bir heyet tarafýndan temeli atýlan 60 ton/gün kapasiteli ilk çay fabrikasý. Onlarý buluþturdum. yaþ haddi nedeniyle emekli olduðu haberi gelir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Geliþmeleri Genel Müdür Þefik Bakay'dan aktaralým: "Önce bana geldiler. Bir ambar memurunun Dalaman'a gönderilmesiyle sorunu çözmeyi öneren Bakana. ilgili bakanlýða gönder' talimatýný verdi. 1985 yýlýnda ise 45'e ulaþýr. Sadece 'Bitti mi?' diyerek bu tutumlarýndan memnun olmadýðý anlamýna gelen bir tavýr takýndý. kendi tayininin daha anlamlý olacaðý gerekçesiyle karþý çýkan Asým Bey. Dr. 1947 yýlýnda Rize Fener Mahallesinde Merkez Çay Fabrikasý adý altýnda iþletmeye açýlýr. bir yýl önce geldiði fabrikayý. bölgeye yerleþtirilen çay tarýmýnýn mutlu dönemini gönül rahatlýðý içinde yaþarken. 1946 yýlýnda aralarýnda Prof. Cumhurbaþkaný onlarý sukunetle dinledi ve hiçbir karþýlýk vermedi." Tarým Bakanlýðý'nca Rize'ye Baþmüfettiþ gönderilmesinin ardýndan Asým Bey. Halen Çay-Kur. Ýlk çay fabrikasýnýn kurucusu ve müdürü. 1947 yýlý yazýnda bir savaþ gemisiyle Doðu Karadeniz gezisine çýkan Cumhurbaþkaný Ýsmet Ýnönü. iddia sahibi Fahri Kurtuluþ ile görüþtürülür. 3 adet paketleme fabrikasýyla üretime devam etmektedir. Üreticilerin verdiði bilgi ve çayýn kalitesi hakkýnda edindiði izlenim Paþa'yý çok memnun eder. Fahri Kurtuluþ. 1973 yýlýnda kurulan yaþ çay iþleme fabrika sayýsý 32'ye. Emeklilik onun bu bölgede 79 . teþekkürlerini bildirerek. Zihni Derin. 46 adet tasnifli dökme kuru çay fabrikasý. 1946 yýlý Aðustos ayýnda.

Zihni Derin ise küsmemiþ. ikna ettikleri Zihni Hocalarýna karþý sözlerini tutamamýþlar. idealinin gerçekleþtiðini görmenin heyecanýný ve duygusallýðýný yaþýyordu. 1964 yýlýnda Rize'de yapýlan "Çay'ýn 40. Rize'deki görevine dönen Zihnioðlu. Rize'yle ilgisini kesmemiþtir. Rize'de seçim propagandasýna çýkmayýp. Tarým Bakanlýðý kendisine anlaþmalý bir kadro tahsis ederek Bakanlýk Koordinatörü görevini verir. Bu toplantýya katýlmak üzere Rize'ye giderken üzücü bir trafik kazasý geçirir. Gece 21:00 sularýnda Rize'ye ulaþarak fabrika misafirhanesine yerleþti.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bulunmasý için bir engel deðildir. Çalýþma Bakaný Bülent Ecevit ile birlikte Zihni Derin'de davet edildi. Olayý Asým Zihnioðlu'ndan aktaralým: "1964 yýlýna gelindiðinde çay bitkisinin bilinçli olarak Rize topraðýna dikilmesinin 40. Sabah erken saatlerinde Zihni Hoca kalkmýþ etrafý seyrederken. 1950 seçimlerinde Rize'den baðýmsýz milletvekili adayý olur. Rizeli’ler. farklý bir havada yapýlan seçim sonunda bütün popülaritesine raðmen milletvekili seçilemez. 5-6 yýl boyunca yýlda birkaç defa Rize'ye gelerek çalýþmalarýna devam eder. ancak Demokrat Parti'nin yaptýðý yanlýþlara karþý protesto anlamýnda Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin adaylýk teklifini kabul eden Asým Zihnioðlu da. Siyasete ilgi duymayan. 80 .Yýlý kutlamalarý doðrultusunda bazý bakanlar. ama seçilemez. kendisini çok seven Rizeli’lerin parlemontada Rize'yi temsil etmesine yönelik ýsrarlý teklifleri üzerine. Yýlý" törenlerine. 1954 seçimlerinde Uþak'tan baðýmsýz milletvekili adayý olur. Ýstanbul'a tayin edilir. Zihni Derin'i Meclise gönderememiþlerdir. Zihni Derin. meclise girerse Doðu Karadeniz bölgesine ait sorunlarý dile getireceðini ve bölgenin çeþitli yönlerden kalkýnmasý için çaba sarf edebileceðini düþünerek. yalnýzca seçim pusulasý bastýrarak seçime katýlan Zihni Derin. Siyasetle hiçbir ilgisi olmayan Zihni Derin. mücadele arkadaþý Asým Zihnioðlu ile birlikte onur konuðu olarak çaðrýlýr. Ankara'ya yerleþen Zihni Derin.

Hoca'ya çarpýp onu yere düþürdü. sevinçlerine beni de iþtirak ettiriyorlardý. Hala unutamam. "Birlikte gidelim" diyerek Zihni Derin'i valinin arabasýna aldý." Çay aþký için uykusuz geceler geçiren Zihni Derin. kaza sonrasý saðlýðý bir daha düzelemeden. Zihni Derin hemen hastaneye kaldýrýldý. Vekalete müteaddit telgraflar çekiyor. Ankara Hastanesi’ne yatýrýldý. Bu yüzden ne kadar uzun ve uykusuz geceler geçirmiþtim. ameliyat için Ankara'ya dönmesine karar verildi. Havaalanýnda oðlu Haldun Derin ve kýzý Melahat Haným tarafýndan karþýlandý. Tören yerine geldikten sonra. teklif etmiþ ve neticeyi beklemeye koyulmuþtum. Röntgen çekiminden sonra. Çiftçilerin de bana karþý itimatlarýnýn gittikçe azaldýðýný daima deðiþen hallerinden anlýyordum.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Rize merkezindeki tören yerine gitmek üzere hazýr beklerken valinin otomobili göründü. Hemen ameliyata alýndý. Zihni Hoca arabadan indi. kalça kemiðinin kýrýldýðý anlaþýlarak. Trabzon'da öðle sonu uçaðý ile Ankara'ya ulaþtýrýldý. Ziyarete gelenlere "Bir aksilik oldu. geçer" diyordu." Zihni Hoca'nýn meslek yaþamýndaki en büyük hüsranýný onun anýlarýndan aktaralým: "1938'de Rize'de bilhassa çay ziraatiyle meþgul olmaya memur edilmiþ ve kendimi adeta çay aþkýna vermiþtim. ameliyatý takip eden günlerde acýlarý hafifledi. 1965 yýlýnda ise. Günler uzuyor. Taburcu olup evine döndüðünde koltuk deðneði kullanarak yürümeye baþladý. Ýþte ikinci Çay Kanununu o zamanlar hazýrlamýþ. çiftçi ve köylüye de bu zevki öyle aþýlýyordum ki onlar da derhal bu iþe baþlayacaklarýný ve bütün tarlalarýna çay ekeceklerini söylüyor. fakat hiçbir netice alamýyordum. 1965 yýlýnda Ankara'da vefat eder. Çalýþma Bakaný Bülent Ecevit. arabanýn arkasýndan geçerken þoför arabayý geriye sürdü. kuru çay üretimi iç tüketimi karþýlayacak düzeye 81 . Öyle çalýþýyor. Onlarý aldatmýþ bir insan vaziyetine girdiðimden öyle utanç duyuyordum ki bu benim için meslek hayatýmda hiç unutamayacaðým bir hüsran olmuþtu.

çayla ilgili öngörülen geliþme projeleri yanýnda. Dr. içsatým fazlasýnýn dýþsatýmý ve dýþ piyasaya açýlma konularýna yer verilmesine karþýn. Ekonomik boyutta üretime geçilmesiyle birlikte çayýn tarýmý Tarým Bakanlýðý. Durumu. Çay üretimi 1971 yýlýnda Çay Kurumu Genel Müdürlüðüne devredilmiþ. Kýsa bir müddet sonra da mevsim gereði ürün azalacaðý için fabrikada mevsimlik ve geçici olarak çalýþan iþçilerimizin bir kýsmýna yol verilmesi gerekecekti. 1969 yýlýnda kendi isteðiyle emekliye ayrýlan Asým Zihnioðlu. ve II. nitelikli personel istihdamýna ve piyasa koþullarýna uygun özerk bir yönetim anlayýþýna yönelememiþ. Fehmi Yavuz'un bir akrabasýna fabrikada iþ verilmesini istiyor' diye yazýyordu. 82 . Tekel Bakaný'nýn Genel Müdürlük isteðini. Sonraki yýllarda Çaykur. Dönem Ýhtisas Komisyonlarý'na Asým Zihnioðlu katýlýr ve Çay Ýhtisas Komisyonu'nun Raportörü olur. 5684. Ülke çaycýlýðýnýn Devlet Planlama Programýna uygun olarak planlanmasý için kurulan I. 6133 ve 6757 sayýlý yasalar çýkarýlarak. Çaykur'daki istihdam politikasý konusunda da Asým Zihnioðlu'nun bir anýsý yöneticilere örnek olmasý gereken bir niteliktedir: "1951 yýlýnda Tekel Bakaný Rýfký Salim Burçak'ýn özel kalem müdürü Fethi Aþkýn'dan bir mektup aldým. bu çalýþmayý onlar sürdürsün" ifadesiyle nazikçe reddeder. kuru çay üretimi ve pazarlamasý ise Gümrük ve Tekel Bakanlýðý ya da Sanayi ve Ticaret Bakanlýðý tarafýndan yürütülmüþtür. sürekli siyasetçilerin oyun alaný olmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ulaþmýþ. en modern tesislerin bölgede kurulmasý. Türkiye çay dýþalýmcýsý konumundan kurtulmuþtur. Diðer usta ve memur kadrolarý ise doluydu. bu raporlar hiçbir zaman uygulamaya konulmaz. 1973 yýlýnda fiilen faaliyete geçen kurum 1982 yýlýnda "Çay Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü (Çaykur)" adý altýnda bir kamu iktisadi kuruluþuna dönüþtürülmüþtür. üretim özendirilir ve çay plantasyonlarý artýrýlýr. Zihni Hoca'nýn sabýrla baþlattýðý ve saðlam temellere oturttuðu çalýþmalar durmaz. O sýrada kampanyanýn yarýsýný devirmiþ bulunuyorduk. kaliteli ürünün imalat yöntemleri ve buna uygun maliyet hesaplarý. yeni birisine ihtiyaç yoktu. "Bundan sonraki çalýþmalarý genç meslektaþlarýmýza býrakalým. arkadaþý Prof. Beþ Yýllýk Planlama Ýhtisas Komisyonu Raporlarý'nda. Mektupta 'Bakan'ýn bir ricasý var.

Bu mektubumdan kýsa bir süre sonar Özel Kalem Müdürü'nden aldýðým mektup ilginçti. Daha güzel ve daha nefis olmasý için çalýþacaðýz. 1960 yýlýnda yönetime askerlerin gelmesi. çaycýlýðýn Rize ve çevresine saðladýðý kalkýnma hareketini överek. insanlarýmýzýn emeðiyle kazanýlmýþtýr. Milli Birlik Komitesi'nin görevlendirdiði bir askeri heyet Rize'ye gelir ve üreticilerin protestosuna yol açan uygulamalarý yapan yetkilileri sýrasýyla görevden alýr. daha sonra 1960'da Tekel bakaný olmuþtu. Günümüzde sorun olarak görülen üretim alanlarýndaki geniþleme ve çay yapraðýnda kalitenin bozulmasý ile ilgili birkaç saptama yapmak gerekir. 'sýrayý ve kuralý bozmayýn' diyor. kaliteden ödün vermemek amacýyla yaklaþýk dört ton kuru çay imha edilir." sözleri yanýnda. Rize Valiliði önünde protesto gösterileri yapýlýr. 1985 yýlýnda ise çay alanlarý Ordu-Fatsa'ya kadar geniþletilmiþtir. 83 . Rize Belediye Baþkaný Ekrem Orhon. birçok kimsenin ellerindeki sýra numarasýna göre bizden iþe davet beklediðini belirterek. Tekel Bakaný Rýfký Salim Burçak. meydana dökülen kötü vasýflý çayý yetiþtirmekten sakýnmanýn gereðini anlatan içtenlikli bir konuþma yapar. 1947 yýlýnda açýlýþý yapýlan fabrikanýn üretime bir hafta geç baþlamasý yüzünden ürüne sert ve kart yapraklarýn karýþmasý üzerine. 1982 yýlýnda tekrar çaylýk kurulmasý izini verilmiþ. 1961 kampanyasýnda filiz yaprak alýmýna tepki gösterirler. Halka haber verilerek Rize Belediyesi yakýnýnda bir meydanda bu çaylar yakýlýr. "Bu siyah altýn topraklarýmýzýn ürünü. Çayýn yakýlarak imha edildiðini gören ve duyanlar için bu olay bir tür uyarýcý olur ve bunun yararý yaprak standardýnýn korunmasýný saðlar. tutumumuzu tasvip ediyor ve teþekkürlerini iletiyordu.)" 1938 yýlýnda baþlanýlan çay bahçesi tesisi çalýþmalarýna. bozulan yaprak kalitesinin düzeltilmesi çalýþmalarýna ivme kazandýrýr. anlatarak kuralý bozarsak kötü duruma düþeceðimizi. Ona gözümüz gibi bakacaðýz. 1974 yýlýnda yeni izinler verilmemiþ. (Fethi Aþkýn. Sayýn Bakan'ýn bizi mazur görmesini rica ettim. Önceki üç-dört yýl boyunca kaba ve kart yapraklarýn alýmýna göz yuman tutuma alýþan üreticiler.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kuralýmýzý anlatan bir mektupla bu isteði karþýlayamayacaðýmýzý.

Yaprak toplama konusunda programlý çalýþmalarla üreticileri yönlendirmeye çalýþan Merkez Müdürü Ziraat Mühendisi Orhan Minisker ile alým yerlerini dolaþýr. Ýstifamý takdim ediyorum. Bunun için de budamayý hiç bir zaman ihmal etmemelidir. yasak bir konu olmuþ. Konunun önemini Bakana anlatmaya çalýþan Orhan Minisker.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Deneyimli uzmanlarýn görevden alýnmasýný fýrsat bilen Rize'li üreticiler. Hopa'da. Ýhsan Topaloðlu ise. Gelinen noktaya Zihni Derin'in yaklaþýmý serttir. Siyasetin içinde olmasý nedeniyle yaprak standardý konusu sakýncalý. üreticilerin dertlerini dinler." Adalet Partisi'nin iktidara geldiði yýllarda Tekel Bakaný Ýhsan Topaloðlu Rize'ye gelir. Sonradan çiftçiler fazla yaprak alsýnlar diye budamayý býraktýlar ve geliþigüzel yapraklarý zamansýz olarak yolmaya baþladýlar. ancak karar yetkisi Ankara'da ve siyasilerin elinde olduðu için kurum kendi inisiyatifini kullanamaz hale gelmiþtir. "Ýlk zamanlar çaylarýmýz çok iyi kalitede idi. kokusu bozuldu. "Seçtirilen bu yapraklar da üründür. Bakanýn sözünde ýsrar etmesi üzerine. Halbuki beþ filizden ancak üçü alýnýp. "Þu otunuzu görelim bakalým" olmuþtu. böylece çayýn lezzeti. çayla ilgili ilk sözü. Bakan konumundaki bazý kiþilerin bilgisizliði ise. Bakan'ýn bu sözünü tebessümle karþýlayan Zihnioðlu'nun 84 . 1951 yýlýnda dönemin Ticaret Bakaný Veli Beþe Rize'ye geldiðinde. Tekel Bakaný'na þikayette bulunur. diðer önemli sorunlardan birisidir." der ve görevinden ayrýlýr. ikisi göz için býrakýlmalýdýr. bu konuya dokunanýn eli kýrýlmýþtýr. Aksi takdirde çaylarýmýz bugünkü gibi semiz otu kokusunu alýr. uygun vasýfta çay yapraðý getirmediði için alým yerinde sert ve kart yapraklarý seçmek zorunda kalan bir üretici. aslýnda kendi geleceklerini yok ettiklerini görmüyorlardý." der. Çay Ýþletmeleri'nin Tekel Genel Müdürlüðü'ne baðlý iken Tekel mevzuatýnýn sürat ve aktivite eksikliði nedeniyle bu iþletmeler iktisadi kuruluþ haline getirilmiþ. tüm alým yerlerinde uygulamaya konulan ve 3788 sayýlý Yasa'ya dayalý tüzüðe uygun yürütülen çay yapraðý alým kampanyasýný desteklemesi gerekirken. budama býçaklarýyla koparttýklarý kart yapraklarý ve sert yapraklý dallarý satarken. Üreticiye sýkýntý vermeyin. "Bunu yapamam.

Ýkinci Paylaþým Savaþý'nýn ortaya çýkardýðý pahalýlýk karþýsýnda 150 kuruþ/kg. yapraðýn fiyatý 60 kuruþ/kg. 1942-1952 arasýnda 20 kilo yaþ yaprakla bir Reþat altýný alýrken 1965'de ayný altýný alabilmek için 40-45 kilo vermek zorunda kalýr. Özellikle özelleþtirmeye zemin hazýrlama amaçlý politikalar nedeniyle güç duruma düþen Çaykur ödeme güçlüðü çekerken.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yanýtý ise. 4223 ve 6133 sayýlý yasalarýn çayla ilgili hükümleri yürürlükten kaldýrýlýr. kýzlarýn çeyiz parasýný saðladýðý. Günümüzde Çaykur'un 46. özür niteliðindeydi: "Çok güzel. özellikle 1980'li yýllarýn baþýndan itibaren bitmeye baþlar. Toplam kapasite 15. Altýnýn 9 lira olduðu 1938 yýlýna kadar." Ýktidarý elinde bulunduranlarýn bu bilgisiz. kuru çay üretiminde % 30-35.700 ton/gün'dür. yeþil altýn. Yöre halký. maddesiyle 3788. Yasanýn 3. Karadeniz'in eðimli arazi yapýsý nedeniyle daðlarýn eteklerine kurulan bahçelerde yetiþen çaya. önyargýlý ve popülist yaklaþýmý benimsemesi ve deneyimli ve dirayetli yöneticileri devre dýþýnda býrakmalarý. özel sektörün kapasite kullaným oraný oldukça düþüktür.700 ton/gün. toplam % 43 üretim kapasitesine sahip Çaykur kuru çay üretiminde % 60-65'lik paya sahiptir. 4 Aralýk 1984 tarih ve 3092 sayýlý yasayla çayda Devlet Tekeli kaldýrýlarak. Toplam üretim kapasitesinin % 57'sine sahip olan özel sektör. gerçek ve tüzel kiþilere yaþ çay satýn alma. özel sektörün ise 8. devlet 85 .. sektörün geliþmesini engeller. Bu süreçte üretici 1938'de 15. Sektörde kapasite kullaným oraný yönünden büyük fark vardýr. Çaykur mevcut kapasitesinin tamamýný kullanýrken. iþleme ve paketleme fabrikalarý kurup iþletme hakký tanýnýr. 1959'dan itibaren 1965 yýlýna kadar 300 kuruþ/kg olarak tespit edilir. böyle bilmiyorduk.400 ton/gün'dür. "Tanýyacaksýnýz efendim" olmuþtu. ekmek parasýný çýkardýðý. Çaykur'un üretim kapasitesi 6. Ben bu kalitedeki çayý dünyaya satarým. Özelleþtirme rüzgarlarý altýnda.. özel sektörün ise 230 adet yaþ çay iþleme fabrikasý bulunmaktadýr. paslý yapraða dönüþür. erkeklerin göçünü önlediði sürece "yeþil altýn" adýný verir. Çay üreticileri için "güzel günler". 1949'da ortalama olarak 180 kuruþ/kg. Gerekli bilgilendirmelerden sonra Rize'den ayrýlýrken söyledikleri.

rekabet. uygun fiyat oluþumu gibi amaçlar. Ekim alanlarýnýn artýþý. Ýktisadi Devlet Teþekkülü (ÝDT) statüsüne alýnýr.294. % 21'i Trabzon. halen yürürlükte olan bu statü çerçevesinde faaliyetlerini sürdürmektedir. özel kesimin ise % 35 paya sahip olduðu sektör. Çaykur'a 546. üreticinin yaþ çayý satmasýný güçleþtirmiþtir.1-5 dekar. % 11'i Artvin.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I özel fabrikalara yüzmilyarlarca lira aktarýr. çay ekonomik bir gelir kaynaðý özelliðini yitirmiþtir. üreticiye düþük yaþ çay geliri olarak yansýmakta.970 ton çay satan üreticilerin geliri.1996 ve 22853 sayýlý Resmi Gazete'de yayýmlanan Çay Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü. Çay iþletmeciliðinde ortaya çýkan baþarýsýzlýk. maddesi gereðince. özel sektör tarafýndan günümüze deðin gerçekleþtirilemez. Özel sektöre tanýnan teþviklerin de etkisi ile hýzla kurulan çay iþletmelerinin üretim kapasitesinin artmasýna karþýn. özelleþtirmenin amaçlarý arasýnda sayýlan kaliteli üretim. Kamu Ýktisadi Kuruluþu (KIK) niteliðinde olan Çay Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü 1994 yýlýnda çýkartýlan 4046 sayýlý Yasa'nýn 35. Günümüzde çaylýk alanlarýn % 65'i Rize. Çay üreticilerinin % 80'i 0. % 2'si 11-15 dekar.000 ton. mevcut durumdan memnun olan hiçbir kesim kalmamaktadýr. hem kamu. 2002 yýlý taban fiyatý ile net 312 TL/kg üzerinden ortalama 1. Özellikle son yýllarda enflasyon ve girdi fiyat artýþý ile çay fiyatý arasýnda oluþan dengesizlikler nedeniyle ve yaþ çay ürün bedellerinin kamu ve özellikle özel sektörce üreticiye zamanýnda ödenmemesi sonucu üretici yoksullaþmýþ.12. Yaþ çay alýmlarý itibariyle Çaykur'un % 65. hem de özel sektör iþletmeciliði bakýmýndan baþarýlý görünmemektedir. Ana statüsü 20. % 3'ü ise Giresun ve Ordu illerinde bulunmaktadýr.970 ton olmak üzere toplam 846. Çay tarýmý bölgede çoðunlukla küçük aile iþletmeciliði þeklinde yapýlmaktadýr. 2001 yýlý itibari ile özel sektöre yaklaþýk 300.650 TL'dir. kalitesiz yaþ çay yapraðýnýn alýnmasý ve kaçak kuru çay giriþinin artmasý nedeniyle arz talep dengesizliðinde ortaya çýkan ürün fazlasý ve böylece büyüyen stok hacimleri. % 1'i 16 ve üzeri dekar çaylýk alana sahiptir. Bir çay üreticisi ailesinin 4 kiþi olduðunu var say86 . % 17'si 6-10 dekar.

her tür masraf dahil kiþi baþý gelir 323. sorunlar birer birer kolayca çözülür. sorunlara birlikte sahip çýkmakla yaratýlabilir. Bu. bölge insaný ve ilgililer sorumlulukta paydaþlýk yaratabilirlerse. hem günü hem de geleceði kurtarmak için çaba sarf etmenin zamaný gelmiþtir. Büyük zorluklarý aþarak baþarýya ulaþan.6 milyon TL. bu çürük gidiþin kendi çýkarlarý için büyük tehlike olduðunu düþünmemektedir. Asým Zihnioðlu'nun sözleriyle bitirelim: "Bugün çay üretimimizde yaþanan gerçek bir yanýlgý ve gerçek bir kaostur. ancak sorumluluðu hep birlikte paylaþmakla. Üreticiler. Artýk çaycýlýðýmýzýn devlet desteðine ihtiyacý kalmamalýydý. Ýþte özlemim budur. maliyeti ancak karþýlayan bir fiyatla üretim yapmak zorunda kalan çay üreticisinin de üretimden çekilmesini dayatmaktadýr. yaklaþýk 180 $'dýr. Bu rakamlar." "Yürekten verilen hizmet yüreklerde iz býrakýr. Yöre insanýmýzýn. üreticilerimizin umursamazlýðýný ve içinde bulunduklarý tehlikeye göz yummalarýný þaþkýnlýkla izliyorum. Üretici için belli miktarda çay alma ve uzun vadede de olsa ödeme garantisi taþýyan Çaykur'u tamamen özelleþtirilmesini gündeme getiren Hükümet.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I dýðýmýzda. Üreticilerimizin ve bundan yararlanan bölge insanýnýn harekete geçerek.... sonradan geleceði göremeyenlerce baþarýsýzlýða mahkum edilmeye çalýþýlan "Yeþil Çay Yapraðýndan Demli Çay Bardaðýna" çayýn öyküsünü." Bedri Rahmi Eyüboðlu çaya gönül verenleri unutmaz. Rize Durup dururken bir bardak çay sundu bize Rize'de çayý kim yetiþtirdi Rize'de 87 . kendi ürününe ve onun sorunlarýna sahip çýkmasý gerekirdi. çay üreticiliðinin artýk ekonomik bir faaliyet olmaktan çýktýðýný göstermektedir.Üreticilerimiz ise sadece devletin vereceði yaprak fiyatlarýnýn artýrýlmasýný istemekten baþka bir þey yapmamakta. Artýk 'günü kurtarma' ve 'günlük yaþam' düþüncesi deðil. dizeleriyle tarihe taþýr: Bir ilimiz var adý.

ulusal çýkarlarýmýza uygun bir tarým politikasý bütünlüðü içinde inançlý ve onurlu insanlarca çözüme kavuþturulabilir. adýný ölümsüzleþtirir. KAYNAKÇA 1. 1958.caykur. çay üretiminin çok önemli sosyal ve ekonomik getirileri vardýr ve çay sektörünü ilgilendiren sorunlar. 4. 2. bir yeþilin peþinde.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Misisipi'ye karýþan çaylarý öðrettiler bize Rize'de çayý kim buldu Rize'de Kimdi o sessiz sedasýz kumral kumral demlenen mübarek adam Adýný öðretmediler bize Ýþte o güzel adamdan bre þahin aman Bir tane daha. Unutmayalým: Bir yudum çay keyfi için geçmedi ömürler. 3. ZÝHNÝOÐLU. TERZÝ. Çay Sektör Analizi. TUNCER. Tübitak Yayýný. bir yeþilin peþinde koþan diðer insanlar. Asým. Kýrk Yýllýk Meslektaþlarýmýz. Öyküde de görüleceði gibi. 1983 yýlýnda Asým Zihnioðlu'na verilir. Sizi saygý ve þükranla anýyoruz. Tübitak Hizmet Ödülü.gov. Akyýldýz matbaasý. 1998.tr 5.net 88 . Ankara. Necati. www. Zihni Derin. Asým Zihnioðlu. "Zihni Derin'le Röportaj". bir ideal uðruna ömrünü feda eden Zihni Derin'e 1969 yýlýnda bir "Hizmet Ödülü" vererek. 2003. Ali Rýza Erten. Ankara. onun adý da ölümsüzleþtirilir. Ankara. Bir Yeþilin Peþinde. Hadiye. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasý yayýný. http://tea. gurur dolu bir baþarý öyküsünün kahramanýný taçlandýrýr. tek baþýna deðil.birdemet. Tübitak. Türk Yüksek Ziraat Mühendisleri Birliði Yayýný.

Aydýn Engin ..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I DEVRÝM OTOMOBÝLÝ HÝKAYELERÝ Devrim Otomobili Raporu Ýsmet Özkan 23 inançlý insanýn 129 günlük serüveni..

birkaç teknik detay ve otomobilin 29 Ekim 1961 günü insanlarla ilk karþýlaþtýðýnda karþýlaþtýðý þaþkýnlýk ve haksýzlýkla ilgili bir kaç cümleyi yeterli görmüþtü. kendisini yapan mühendisleri ile hatýra fotoðrafý çektirirken üzerine 'Türk Malý' yazan bir þerit yapýþtýrýlmýþ. Devrim otomobilinin de yer almasý gerektiði düþünüldü. büyük bir görev bilinciyle. Ýlk talimat alýndýktan sonra tasarýmdan üretime kadar geçen 129 günde ve daha sonrasýnda onu yapanlar. ayný zamanda Türkiye sanayi tarihinin de çok etkileyici ve önemli bu yapýtaþý ile ilgili birincisi ikincisinin özeti olan iki öyküye neden yer verildiðine gelince…. Devrim otomobili süspansiyon ve fren grubundan Yüksek Makina Mühendisi Ýsmet Özkan tarafýndan yazýlan 'Devrim Otomobili Raporu'. öne çýkmadan. 90 . kitabýn amacýna uygun þekilde. gösterge panellerinde 'Yað'. Böylece.Þ. tasarýmý da dahil Türk mühendislerince yapýlmýþ üç adetlik prototip üretim de olsa. o zamanki ismiyle Cer atelyesi bugünkü ismiyle Türkiye Lokomotif ve Motor Sanayi A. Ancak. Bu ilk Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri kitabýnda. seri üretim koþullarý neler getirir bilinmese de. yazdýðý Devrim öyküsünde. gecikmiþ bir vefa borcunu bir nebze ödemek mümkün olabilecekti. 'Devir' gibi bugün bile göremediðimiz türkçe kelimeler yazan bu otomobilin hikayesi detaylarýyla yer almalýydý. yaptýklarýný da öne çýkarmadan. Ýsmet Özkan. O otomobili yapanlardan birinin yazdýðý öykünün de ayný mütevazýlýkla kaleme alýnmýþ olmasý bizi þaþýrtmadý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I DEVRÝM OTOMOBÝLÝ ÖYKÜLERÝ ÝLE ÝLGÝLÝ AÇIKLAMA Bu kitapta iki tane Devrim otomobili öyküsü yer almaktadýr. ilk öykü olarak kitaptaki yerini aldý. Sadece ülke otomotiv sanayinin deðil. onu yapanlarýn isimleri. hiç hak etmediði bir sonla karþýlaþan Devrim otomobiline ve onu yapan 23 meslektaþýmýza. mütevazý bir þekilde üç otomobil imal etmiþler ve eleþtirileri hep yüreklerine gömmüþlerdi. Devrim'i yapan 23 mühendisden biri ile konuþuldu ve kendisi önerimizi kabul ederek bir yazý yazdý ve bize gönderdi.nin bir hangarýnda üretilmiþ.

Yazarýndan izin alýndý ve derlenerek ikinci öykü olarak bu kitapta yer aldý. Öyküleri beðeneceðinizi umuyoruz. Eskiþehir TÜLOMSAÞ Fabrikasýndaki Devrim. 1994'teki bu yazý dizisinde Devrim için 33 yýldýr direniyor denilmekteydi. adýna yaraþýr tarihi ve kimliði ile hala ayakta.Bir meydan Okumanýn Öyküsü' baþlýklý yazý dizisi bu otomobil ile ilgili olabildiðince ayrýntý içermekte ve bir çok yönüyle olaylarý deðerlendirmekteydi. romaný varken Devrimde iki öykülük bir yeri herhalde hak ederdi. Ýkinci öykünün ismi ise Cumhuriyet Gazetesi'nin dört günlük yazý dizisinin baþlýklarýndan oluþturulmuþtur. Evet. O otomobil bugün de hala direnmekte ve görenleri heyecanlandýrmaktadýr. Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri-I Kitabý Koordinatörü 91 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu otomobilden on yýl sonra yabancý lisanslarla üretilmeye baþlanan otomobillerin cilt cilt reklamý. Aydýn Engin'in Cumhuriyet Gazetesi'nde 28 Aðustos 1994 günü baþlayan ve dört gün süren 'Devrim Direniyor. 'Devrim Otomobil Raporu' isimli öyküyü kaleme alan Ýsmet Özkan ve Devrim'i üreten diðer meslektaþlarýmýza teþekkürlerimizi sunuyoruz.

Bu görev için TCDD Ýþletmesinin seçiminde o tarihlerde onarým amacý ile kurulmuþ geniþ ölçüde yedek parça imal eden Ankara Adapazarý Eskiþehir ve Sivas fabrikalarýnda önemli adette teknik personele ilaveten yetiþmiþ iþçiden mühendisine kadar güçlü bir imalat kadrosu bulunmasý büyük rol oynamýþtýr. Md. Fab. -Proje Yönetim Grubu -Çalýþma Gruplarý oluþturulmuþtur. Fab. Sayýn Emin Bozoðlu.prototip otomobil imalat projesi tarihçesi: Ulaþtýrma Bakanlýðý’nca 16 Haziran 1961 tarihinde bir yazý ile TCDD Ýþletmesi Genel Müdürlüðü’ne bir binek otomobilin geliþtirilmesi ve bir prototip Ýmali görevi verilmiþtir. Ank. Cer Daire Bþk. Celal Taner. Yönetim Grubu. Esk. Yrd. Cer Daire Bþk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I DEVRÝM OTOMOBÝLÝ RAPORU Ýsmet Özkan Makina Yüksek Mühendisi Devrim. " " " " " " Orhan Alp. Fab. Nurettin Erguvanlý. Hakký Tomsu. Mustafa Ersoy. -TCDD'nin imalat kadrosu: Projenin tahakkuku için aþaðý listede gösterildiði gibi. TCDD bünyesinde . Md.TCDD Genel Müdür Yrd. Fab. Adap. Daire Bþk. Mehmet Nöker. Md. 92 .

Styling Grubu: Yüksek Mühendis Nurettin Erguvanlý Yüksek Mühendis Özcan Türer Yüksek Mimar Kemal Alagöz Motor Þanzýman Grubu. TCDD Genel Müd. Müþaviri Çalýþma Gruplarý. Yüksek Mühendis Mehmet Nöker Yüksek Mühendis Rýfat Serdaroðlu Yüksek Mühendis Güttekin Sabuncuoðlu Yüksek Mühendis Salih Kayasagun Yüksek Mühendis Þecaattin Sevgen Yüksek Mühendis Kemalettin Vardar Karoseri Grubu: Makina Mühendisi Celal Taner Yüksek Mühendis Faruk Akyol Yüksek Mühendis Samim Özgür Yüksek Mühendis Salih Kaya Saðýn Süspansiyon ve Fren Grubu: Makine Mühendisi Hamit Ýþeri Yüksek Mühendis Ýsmet Özkan Yüksek Mühendis Mustafa Seyrek Elektrik Donaným: Yüksek Mühendis Hasan Dinçer Döküm Ýþleri: Metalurjist Ýsmail Sýdal 93 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I " " Hüseyin Kayoðlu. TCDD Genel Müd. Müþaviri Necati Teköz.

Prototip otomobilin. böylece "f" de belirtilen parçalar haricinde tüm parçalar.) binek otomobil. STYLING Grubu (Oto tipi Geliþtirme). Yönetim Kurulunun lideri olarak bu listede adý geçen mühendis ve personelin olaðanüstü bir tempo ile. motor yataklarý ile cam ve lastik aksam dýþýnda tüm parçalar yerli imal edilmiþtir. e) Süspansiyon grubu. fakat gönül rahatlýðý ile çalýþmasýný saðlamýþtýr. direksiyon vitesli bir aile otomobili imal edilmiþtir. karoseri. Sivas Demiryol Fabrikasý’nda dökülüp Ankara Demiryol Fabrika'sýnda iþlendikten sonra. orta boy tipinde (1000 -1100 kg. Nihayet 1961 Ekim ortalarýnda Devrim otomobil prototiplerinden 94 . Üç adet prototip imal edildi. ön takýmlar için "Mc Pherson sistemini" ve bu sistem benimsenerek Eskiþehir'de imâl edilmiþtir. el iþçiliðimizle üretilmiþ ve sonuçta dört silindirli. b) Motor dört zamanlý ve dört silindir olarak 0-60 beygir gücünde olacak. sonra bu modelden alýnan kalýplarla yapýlmýþ beton bloklara çekilmek ve çekiçle düzeltmek sureti ile tek tek imâl edilmiþtir. kollarý Eskiþehir Demiryol Fabrikas’ýnda yapýlmýþ ve son montajý ise Ankara Demiryol Fabrikasý'nda tamamlanmýþtýr. c) Karoser için hazýrlanan (1/10) ölçekli maketlerden seçilen (1/1) ölçekli alçý modeli. motor kaputu ve benzeri saçlarý. þanzýman motor ve diðer gruplarýn nasýl toparlanýp imal edileceði üzerinde çalýþmýþtýr ve otonun anahatlarý aþaðýdaki gibi belirlenmiþtir: a) Dört ile beþ kiþilik. otonun boyutlarý. d) Dört silindirli motorun gövde ve baþlýðý. anahatlarýný belirledi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Satýnalma ve Maliyet Hesaplama: Yüksek Mühendis Yavuz Yücel Yüksek Mühendis Emin Bozoðlu. f) Elektrik donanýmý diferansiyel diþlileri. kardan istavrozlarý.

Acilen getirilen benzin arabaya konuldu. benzin bitti. 29 Ekim sabahý motosikletli. Bir yandan ilk prototipin tecrübesi sürdürülürken bir yandan da 2. Ertesi gün bütün gazeteler sözbirliði etmiþçesine "100 metre gidip bozulan" baþlýðý attýklarý gözlendi. Ancak 2 noÝu Devrim otomobili ayný gün Hipodromda geçit törenine katýlýyor ve basýnýmýz ne bunu ne de Cemal Paþa'nýn Anýtkabire 1 nolu oto ile gittiðini yazýyordu. Ankara Demiryol Fabrikasýna indirilmiþtir (mânevra imkaný saðlamak için birkaç litre benzin konulmuþtur). Yola çýkýldý. Paþa’dan özür dileyerek 1 numaralý Devrim otomobiline geçmesi rica edildi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ilki hazýr duruma gelebildi. ancak Meclis önüne gelindiðinde durum fark edildi. Asýl benzin ikmali müteakip sabah Sýhhiye'de yapýlarak Meclis’e gidilecekti. Tren sabaha karþý Ankara'ya vasýl olmuþ ve Devrim otomobilleri. 2. Yüzyýlýn ekonomik ve toplumsal hayatýna yön veren en önemli etkenlerden biri olan otomobil sanayi yolunu açan bu giriþimi için Cemal Paþa'yý her zaman rahmet ve þükranla anýyoruz. 20. oldukça kalabalýk bir trafik ekibinden oluþan eskort eþliðinde Devrim otomobilleri yola çýktý. fakat 100 metre sonra motor durdu.prototipin son kat boyasý ancak 28 Ekim akþam yapýlýp Ankara'ya sevk edilmek üzere yüklendiði trende boyasýnýn pasta ve cilasý yapýlmýþ ve bu nedenle benzin deposu boþaltýlmýþtýr. " cevabýný verdi. Büyük bir hoþgörü ile buna uyan Cemal Paþa Anýtkabir'e bu otomobille gitti ve inerken ünlü "Batý kafasýyla otomobili yaptýnýz ama doðu kafasýyla ikmali unuttunuz" sözlerini söyledi. 95 . Cemal Paþa'nýn "Ne oluyor?" sorusuna direksiyondaki Yüksek Mühendis Rýfat Serdaroðlu "Paþam. Eskortu oluþturanlar benzin ikmali konusunda bilgi sahibi olmadýklarý için benzin istasyonuna uðramadan yola devam ettiler. arabaya konulacaðý sýrada Cemal Paþa Meclis’in önüne gelmiþ ve Anýtkabir'e gitmek üzere 2 numaralý Devrim otomobiline binmiþtir.

96 . Tülomsaþ adýný alan bu þirketin hangarlarýnýn birinde.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Eskiþehir Demiryol Fabrikalarý ve Devrim Otomobilleri Müzesi Eskiþehir Demiryol tesislerinin hem yurtiçi hem yurtdýþý pazarlara. tamamen orada çalýþan insanlarýn özverisi ile 2 nolu Devrim otomobili korumaya alýnmýþ ve bilahare Tülomsaþ Genel Müdürü Dilaver Zeki Daloðlu'nun emirleri ile tesisin bahçesinde bir "mini müze" yapýlmýþ ve Devrim otomobili bu müzede yýpratýcý iklim þartlarýndan etkilenmeyeceði camekanlý bir bölüme konulmuþtur. Saygý ve selamlar. müspet bilimlere önem verilerek kýsa zamanda sonuç alýnabileceðinin göstergesi olarak hep çok önemli olacaktýr. vagon ve makina üreten dev bir devlet þirketine (Tülomsaþ) dönüþtüðünü görüyoruz. Devrim otomobili imalatý.

Ankara programýný bilseler ve 'Nasýl olsa yalnýzca gösterilecek' diyerek henüz denenmemiþ 'siyah' Devrimi Ankara'ya götürmeselerdi. Cemal Paþa'nýn caný o anda 'sarý' Devrim yerine 'siyah' Devrim'e binmek istemeseydi. yaþayan tüm üyelerine ulaþmaya çabaladýk. Devrim otomobillerinin yapýmýna katkýda bulunmuþ 23 kiþilik mühendisler ekibinin.. ilk Türk otomobilinin. Ne bir telefon numarasý ne bir adres. Dönemin Ulaþtýrma Bakaný Orhan Mersinli’ye görücüye çýktýðýnda emme manifoldu kapakçýðýnýn kapatýlmasý unutulmamýþ olsaydý. Kimilerinin izini bulduk. Bütün bunlar olsaydý belki de bugünlerde ülkemizin yollarý Devrim'lerle dolup taþacaktý. 129 günlük serüveni sonucu 1961'de doðan ve hala direnen bir otomobil: Adý Devrim Aydýn Engin Bu yazý dizisinde.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 23 inançlý insanýn. Ankara'da Cemal (Gürsel) Paþa 'ya sunulmaya götürülürken deposuna benzin doldurulsaydý. Bu dizi için. sonra KDV'si düþürülünce yok sata97 . Dört buçuk ay bile sürmeyen kýsa bir gebelik döneminin ardýndan 29 Ekim 1961 günü doðan ve ayný gün ölen Devrim otomobilinin öyküsünü. Belki þu günlerde Devrimler de önce iþçi çýkaracak. TBMM önüne giderken 'Yolda Shell'e uðrar benzin alýrýz' denip benzin istasyonuna giriþ.. Devrimi yapan mühendisler. Didim'de tatil yapan emekli bir mühendisle konuþtuktan sonra yazýsýna þöyle girdi: "Devrim'in þansý yoktu. çok kalabalýk araç konvoyu ve aceleci polis eskortlarý tarafýndan engellenmeseydi. ama ulaþmak mümkün olmadý. Bu yüzden Ankara büromuzdan genç arkadaþýmýz Bülent Sarýoðlu ve Milas muhabirimiz Olcay Akdeniz bize omuz verdiler. Bulabildiklerimizin bir bölümü yaz tatili için Ýstanbul ve Ankara dýþýndaydýlar. Kimilerinin izini bile bulamadýk. Olcay Akdeniz arkadaþýmýz. tümüyle yerli malý otomobilin öyküsünü anlatacaðýz.

banka faizlerinden söz edip döviz kurlarý üstüne sohbet ettiði bugünün Türkiyesi'nde böylesi öykülere ekmek kadar. 1961 Türkiyesi'nde 23 inançlý adamýn öyküsünü anlatmak istiyoruz. seri üretimin sorunlarý üstüne haklý teknik ve ekonomik açýklamalar sýralanabilir. su kadar gereksinim olduðu kanýsýndayýz. Devrim-2. ütopyalarýný yitirenler Devrim yapamazlar. ülkenin en önemli istihdam alanlarýndan birini oluþturuyor.. 1 milyon 650 bin lira bütçe ile DDY atölyelerinde üretilen üç prototip otomobil (Devrim1. Bu dizide bunlarý tartýþacak deðiliz. köþeyi kolayca dönebilecekken. daha yaþanasý. 23 "Demiryolcu" nun öyküsünü." Olcay Akdeniz'in iþlek Türkçesi. 98 . Devrim otomobili küçük bir ütopyaydý. Devrim. devrim inançlý adamlarýn iþi. Bugünün gözlükleri ile bakýldýðýnda 1961 yýlýnda. emrin ötesinde bir meydan okuma. Ýsviçre'de... inancýný yitirenlerin deðil. otobüs ve traktör "akan " bir otomotiv sanayii. Amerika 'da eðitim görmüþ ve "iyi" deðil. Devrim'in 1961 Türkiyesi'nde bir þansý olabilir miydi? Galiba hayýr! Bugün Türkiye'de epey büyük bir otomotiv sanayii var. daha özgür kýlmaksa eðer. minibüs. Ütopyasý olmayanlar. Aðýr sanayiye sahip olmanýn temel göstergesi olan "yerli motor üretimi" cesur. Akarbantlarýndan her gün yüzlerce otomobil. Küçük atölyelerden kocaman fabrikalara kadar uzanan "yan sanayii" ile birlikte Türkiye ekonomisinde artýk "vazgeçilmez "bir yeri var. ama her geçen yýl üretimde yerli parça payýný arttýrarak bugün yüzde 80'lere ulaþan Türk otomotiv sanayii. sevimli alaycýlýðý bir yana. "Bir yerli otomobil yapýnýz "emrini. Prototip yapýmýnýn kolaylýðýna karþýlýk. kollanmak isteyen Türkiye'nin sanayileþme savaþýmýna omuz vermeyi yeðlemiþ 23 mühendisin 129 gününü anlatmak istiyoruz. Ama Devrim'in þansý yoktu!. ama çocuksu bir giriþim olarak deðerlendirilebilir. "çok iyi "yetiþmiþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I caktý. onu daha haklý. dünyayý deðiþtirmek. kamyon. kamyonet. Devrim-3) önemsenmeyebilir. Kuruluþ yýllarýnda "montaj sanayii"nden öteye gidemeyen. Ýnsanlarýn "repo" kuyruklarýnda bekleþtiði. ülkenin bir güç gösterisi olarak kavrayan 23 yüksek mühendisin. Almanya'da. Devrim otomobilini 23 inançlý adam yaptý. Biz.

27 Mayýs 1960'ta iktidara el koyan askeri yönetim 22 Nisan 1961 günü 18-1959 sayýlý ve nedense çift aylý. Yazýda þöyle deniyordu: "Memleketimize has bir binek otomobil motoru imali ve örnek olarak da bir yerli otomobil numunesinin vücut bulmasýný müteakip. hatta bozuk Türkçesini bir yana býrakýrsak bu bir emirdi. bir motosikletli polis memuru tarafýndan Bakanlýða ulaþtýrýlmýþtý. O yüzden çift aylý. Bayram tatili baþlamak üzereydi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Toplu iðne bile yapýlamayan bir dönemde bir ülkede motoru dahil her þeyi yerli bir otomobil yapmak için gerekli özgüven ve inanç ile dünyayý deðiþtirmek onu daha yaþanasý daha özgür kýlmak sömürüsüz bir Dünyaya ulaþmak için gerekli özgüven ve inanç arasýnda daðlar yok." Çetrefil. Askeri yönetim dönemlerinde ise "Emir demiri keser". "çok gizli'" damgasýný taþýyan bir Baþbakanlýk yazýsýný Ulaþtýrma Bakanlýðý’na iletti. "çok gizli" damgalý yazý. Adý. Bir otomobil. diðer memleketlerin en iyi evsaftaki otomobilleriyle mukayesesinin yapýlarak hatalarýnýn da tespiti suretiyle bu otomobilin zamanla tekamül ettirilmesi mevzuunun ivedilikle tetkiki…. daha genç kuþaklara ise kýsa bir okuma parçasý. O yüzden her 99 . Devrim Yaþý bizcileyin olanlara bir anýmsatma.

5 ay süren bu endüstri macerasý bitti. 200 metre kadar gitti ve durdu. "Devrim'in benzini bitti". Orada Cumhurbaþkaný Cemal Gürsel siyah Devrim-1 otomobiline bindi. Kalabalýk bir polis eskortuyla TBMM'ye gittiler. bir "endüstriyel macera" tartýþýlmaksýzýn uygulamaya kondu. nikah dairesi para ister" gibisinden çocukça tekerlemeler dinledi. ol bir lord". Devrim daha sonra geçit törenine de katýldý ve 4. motorlarý dahil tümüyle yerli iki otomobil (Devrim-1 ve Devrim-2). Cumhuriyet Bayramý töreninin düzenlendiði Hipodrom'a Gürsel. Her iki araba da Eskiþehir'e döndüler. "Al bir Chrysler. DDY'nin Eskiþehir Cer Atölyesi merkez seçildi. "Devrim ancak 200 metre yürüdü" baþlýklarýyla çýktýlar. Doðu kafasý ile benzin koymayý unuttuk!" Az ötede bekleyen ikinci Devrim otomobili çaðrýldý. Gürsel siyah Devrim'den bej Devrim'e geçti ve yola çýktý. Orada unutulmaya ve çürümeye terk edildiler. Ambalaj sanayii bu" diye 100 . Benzin bitmiþti. Ertesi günkü gazeteler "Devrim yolda kaldý".Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I þeyiyle yerli bir otomobil üretmek gibi bir düþ. Unutuldular da… *** Gazeteci. O benzin ikmalini yapmýþtý. O günlerde yeni yeni kurulan otomotiv sanayiine. Gencecik bir üniversite öðrencisi iken uluslararasý petrol tekellerinin ülkeyi nasýl yaðmaladýðýna iliþkin yayýnlarý heyecanla okudu. "Devrim yürümedi". kendilerini Eskiþehir'den Ankara'ya taþýyan özel tren katarýndan indirildiler. Devrim arabasýyla girdi. kalmasýn borç. Gürsel tarihsel(!) sözünü söyledi: "Batý kafasý ile otomobil yaptýk. Batý kafasý ve Doðu kafasý 29 Ekim 1961 sabahý. O dönemde böylesi bir projeyi gerçekleþtirebilme olanaðý yalnýzca Devlet Demiryollarýnda vardý. çocukluðunda "Al bir Ford. Ankara. Devrimin defteri dürülmüþtü."Al bir Doç (Dodge). Sivas ve Adapazarý DDY fabrikalarý da ayný proje kapsamýnda görevlendirildi. "Bu gerçek aðýr sanayi deðil. Devrim.

. Ve gazetelerde "Devrim yürümedi. hazýrlamakta olduðu bir baþka yazý dizisi için Eskiþehir'e. Direksiyondan vitesli araba görmeyeli kim bilir kaç yýl olmuþtu. akü EAS. piston Ford. sonra geri. üçüncü. bu. bir köþede. Hangarýn kapýlarýný açtýlar. -Yani yürüyor mu bu hala? -Elbette. ikinci. Takýldý ve Devrim yürüdü. birþey lazým olunca biniyoruz. Türkiye'nin belki de en büyük aðýr sanayi kuruluþu Eskiþehir Cer Atölyesi'nin hangarlarýnda dolaþýrken. yeni adýyla Türk Lokomotif ve Motor Sanayii. bu. Demediler. Devrim. -Anahtarý nerde bunun? Gene omuz silktiler: -Üstündeee!.Bu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I karþý çýktý. . Devrim yolda kaldý" manþetlerini okuduðu 30 Ekim 1961 sabahý kederlendi. Nedir bu? diye sordu. Niye yürümesin? Aslýnda "Yok caným. -Ne yapýyor bu burada? -Hiiiç. ikinci. Birinci vites. Bir kaç hafta önce. dediler. (TÜLOMSAÞ)'a yolu düþtü.. gazeteci sürücü ile birlikte Eskiþehir Cer Atölyesi'nin uçsuz bucaksýza benzeyen bahçesine çýktý.. dediler. mitinglerde baðýrdý. ama mahzun bir bej otomobil gördü. bakýmlý. bir daha birinci... sürücünün kusuruydu. Vitesleri bulamamak arabanýn deðil. Yürüyüþlere katýldý. 101 . ambalaj Süleymaniye' diye dalgasýný geçti. Plakasýnda "Devrim" yazýyordu. Tiyatro oyunlarý yazdý. "Motor Fiat. eski adýyla Cer Atölyesi.. 33 yýl geçmiþ aradan" demeleri gerekiyordu. deve. Birinci vites bulundu. Aradan 33 uzun yýl geçti. Baþladý tur atmaya. Ustalar omuz silkti: -Devriiiiim!. Daha ilk çeviriþte motor aldý. Yenilginin acýsýný bölüþtü. Arada bir.

koþuyor Devrim. Bir binek otomobili. fotoðraflar çekildi.. TCDD Genel Müdür Yardýmcýsý Yüksek Mühendis Emin Bozoðlu toplantýyý açtý. Ulaþtýrma Bakanlýðý'ndan gelen çift aylý.. evet yürüyor. 33 yýl öncesinden kalma çekiç izleri taþýyan kaportaya dostça bir þaplak attý. *** 16 Haziran 1961 günü Devlet Demiryollarý'nýn 23 mühendisi Ankara'da bir araya geldiler.. vedalaþtý. keyifli bir motor gürültüsüyle koþuyor. Meydan okuyan. Gazetecinin de keyiften. "çok gizli" damgalý yazýyý okudu. ama giriþecekleri zorlu kavganýn sonuçlarýndan ne de olsa ürkenlerin yüzüne konuveren o belli belirsiz. Devrimle buruk vedalaþma Turlar bitti. Gazeteci (Haydi itiraf etsin) Devrim'i þöyle bir okþadý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Yürüyor. coþkudan elleri titriyor. Biraz (33 yýl kadar biraz) yaþlanmýþ.. o gergin gülücüklerden biri. mutluluktan.. motoru dahil tümüyle yerli bir binek otomobili üretmekle görevlendirilmiþlerdi. 33 yýldýr unutulduðu hangarýndan çýkmýþ. bir. 102 . Toplantýya katýlan 23 teknik adamýn yüzünde bir. bir "gülücük" uçuþtu.. evet. Gazeteye döndü ve daktilosunun baþýna oturdu. Çalýþýrken titriyor.

Yanýlmýþtýr. Trenle geldiler. Mark alýp dolar satmayý. bir arabanýn direksiyonuna oturmamýþ mühendisler vardý.. Olsun insan yanýlýr. meslekten olmayana hiç bir þey anlatmayacak terimlerin çarpýþtýðý bir tartýþma. Karar: "Biz bunu yaparýz arkadaþ!" Yýl 1961'di. epey beceriksizdir. Repo kuyruklarýnda sarsak bir budala gibidir. 129 gün kaldý Ýlk toplantýdan üç gün sonra.. gelirken arabalarýný da yanlarýnda getirmeleri istenmiþti.. deðerleri aþýnmýþ bir Ýspanya'da cýlýz atýnýn üstünde dimdik duran bu cýlýz adam. jet uçaklarý sivil havacýlýða adým atýyor. Yel deðirmenidir onlar. Almanya'da Volkswagen fabrikalarýnýn akarbandýnda bugünün bilgisayarlarýnýn babasý delikli kart tekniði deneniyor. ABD'de renkli televizyon. dünyayý kötülüklerden arýndýrmaya ant içmiþtir. ülkülerini yitirmiþ.. ne geri kalýr. hatta çoðunluktaydý. coþkularý bir yana ittikleri. 19 Haziran 1961 günü TCDD'nin Eskiþehir Cer Atölyesi'nde. siyah beyaz cihazlarý piyasadan kovup atýyor ve Türkiye'de yerlisi kaliteli olmadýðý için toplu iðne ithal ediliyordu. Parasýnýn hesabýný bilmez. Daha iyi. Evet. Otomobil yapmaya gelen ekipte. Çürüyen. bir kahramandýr. Motoru dahil tümüyle yerli bir otomobil yapacaklardý. Canavarlara saldýrýr. ne ayak sürür. Çoðunun yoktu. 103 . O tutkuludur. daha yaþanýlasý bir dünya için canavarlara saldýrmaktan ne korkar. toplu iðne ithal eden Türkiye'nin 23 mühendisi bir araya geldi. Teknik adamlarýn duygularý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Sonra tartýþma baþladý. Donkiþot dürüsttür ve tutkuludur. 23 Donkiþot Ýþbaþýnda Donkiþot. Üretim için Eskiþehir Cer atölyesinde bir hangar hazýrlandý. borsada oynamayý beceremez. Otomobili olanlardan. Dünyayý kötülüklerden arýtma ülküsüne tutkuyla baðlanmýþtýr. örneðin köþeyi dönemez. Hisse senetlerinin ne iþe yaradýðýný duymamýþtýr bile. Kahramanlar insandýr.

Salih Kaya Saðýn. Cer Dairesi Baþkan Yardýmcýsý Nurettin Erguvanlý. tezgah niyetine birkaç uzun masa. Ýsmet Özkan. tavþan kaný çayýn tadýný çýkaran mühendisler ilkin iþ bölümü yaptýlar. Styling (stil verme. New York. Samim Özgür. Döküm iþlerini metalurjist Ýsmail Sýdal. biçimlendirme) grubunda Nurettin Erguvanlý. Özcan Türer ve yüksek mimar Kemal Elagöz vardý. Dresden. kapýnýn hemen üstüne kocaman bir tabela çakýlmýþtý: 129 gün kaldý. Sonra zemini kullanýlmayan lokomotiv saclarýyla kaplandý. Eskiþehir DDY Fabrikasý Müdürü Mustafa Ersoy. Toplantý masasýnýn bitiþiðine de bir çay ocaðý konuldu.þanzýman grubunda Mehmet Nöker.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kullaným dýþý kalmýþ dökümhane hangarý önce badana edildi. Karoseri grubu kalabalýktý. Zürich. Kemal Vardar yer aldýlar. Faruk Akyol. Devrim otomobili 29 Ekim Cumhuriyet Bayramý’na yetiþtirilecekti. Rifat Serdaroðlu. Bilgilerini daha yaratýcý bir alanda kullanmanýn tadýný yaþadýlar. Gültekin Sabuncuoðlu. Her biri kendi dalýnda uzman. Amerika'yý yeniden keþfetmenin 'tuhaf' coþkusunu duydular. Motoru dahil her þeyiyle yerli ilk otomobil Devrim’in temel nitelikleri belli olmaya baþladý: Motor dört zamanlý. bir de toplantý masasý yerleþtirildi. Ankara DDY Fabrikasý müdürü Mehmet Nöker oluþturdular. Motor. Adapazarý DDY Fabrikasý Müdürü Celal Taner. Bir gezer vinç. Bu grup Celal Taner. Elektrik donanýmýnýn sorumluluðunu Hasan Dinçer üstlendi. Mustafa Seyrek görev aldýlar. Bir otomobil doðuyor Ýlkin otomobilin temel özellikleri saptandý. Þecaattin Sevgen. dört silindirli ve 50-60 beygir gücünde olacaktý. Eskiþehir Cer Atölyesinin yoksul hangarýnda uzun masanýn çevresinde toplanmýþ tek lükslerinin. Hangarýn dýþ duvarýna. Yönetici grubu TCDD Genel Müdür Yardýmcýsý Emin Bozoðlu baþkanlýðýnda. satýn alma ve maliyet iþlerini de Yavuz Yücel yüklendiler. TCDD Fabrikalar Dairesi Baþkaný Orhan Alp. Hamdi Tahýllýoðlu ve Salih Kaya Saðýn'dan oluþtu. Detroit üniversitelerinde parlak derecelerle eðitimlerini tamamlayýp devlet memuru maaþýna talim etmeyi yeðlemiþ Donkiþotlar kýlý kýrk yardýlar. Ön takýmlarýn süspansiyonlarýnda "Mc 104 . Cer Dairesi Baþkaný Hakký Tomsu. her biri Berlin. Süspansiyon ve fren grubunda Hamit Ýþeri. Sonra alt gruplar belirlendi. Ateþli tartýþmalar oldu.

bu da Opel'i andýrdý. Ama dümdüz deðil.' Bu ilkel koþullar ve olanaksýzlarda bir yerli otomobil üretmeye çabalayan Donkiþotlar’ýn baþý. bir biçim veriyoruz. Haydi o da çöpe. yere hidrolik krikolar yerleþtirdik. Önce otomobilin bire on ölçeðinde bir maketi yapýldý. Kalýplarý betondan döktük.Çok yakýn akrabasý. Ýlk gün böyle geçti. Bir tane daha üretiyoruz. Bunun ayrýntýlarý üstünde çalýþýldý. Sonunda tümüyle bizim olan bir biçim üretmeyi baþardýk. bombeli tavaný elde ettik. Bozoðlu. þaþýlasý örgütleme yetisiyle ekibi ateþliyordu. kapýlar. Bir bakýyoruz. olaðanüstü enerjisi. Sonra da krikolarla yukarý doðru iterek. Bir örnek yeterli. Cer Atölyesi misafirhanesindeki yataklarýna çekilmeden önce hangarýn kapýsýnýn üstündeki tabelayý deðiþtirdiler: 128 gün kaldý. frenler hidrolik yapýlacaktý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Phearson" sistemi kullanýlacak. bu Ford'un bilmem ne modeline benzemiþ. 50 beygir gücündeki motorun dakikada 3600 devir yapmasý öngörülmüþ. Oraya. 3 ileri 1 geri olmak üzere direksiyondan komuta edilen bir vites düzeni tercih edilmiþti. motor kapaðý (kaput). Çiziyoruz. debriyaj diskli. Atýyoruz çizimi bir yana. Karoseri ekibi zaten "Sorun çýksa da çözsek" dercesine hýrslý. Bunun içinse özel kalýplar ve uygun presler gerek. saðlýk 105 .' Böylece arabanýn biçiminde (design) mutabik kalýndý. Bundan sonrasýný Yüksek Makina Mühendisi Rýfat Serdaroðlu anlatýyor: 'O zamanlar ne o kapasitede büyük preslerimiz vardý ne de pres kalýplarý üretecek zaman. aaaa. Otomobilin taban sacýný beton kalýbýn üstüne koyup uçlarýndan yere baðladýk. Yüksek Makina Mühendisi Nurettin Erguvan anlatýyor: 'Daha çizimler sýrasýnda sorun çýkýyordu. Eskiþehir Fabrikasý’nýn bahçesine. Ayrýntýlara dalsak bu yazý bitmez. Bu kez de bire bir alçý kalýbý yapýldý. Yüksek Makina Mühendisi Emin Bozoðlu'ydu. Otomobilin tavaný. Olmadý. her biri dýþbükey otomotivcilerin deyiþiyle "bombeli". çamurluklar.Kalýplarýn altýna. bagaj kapaðý… bütün bu bölümler sacdan üretiliyor. Bozoðlu artýk yaþamýyor.

Gün aðarmýþtý. Sevgen. gün deðil saat sayýlýr hale gelinmiþtir. teknolojiye vurgundu.' Arkadaþlarý arasýnda adý neredeyse efsaneleþmiþ Emin Bozoðlu'nu bu kez de Rýfat Serdaroðlu'ndan dinliyoruz: 'Bence bugün Türkiye'de otomotiv sektörünün babasý Cemal (Gürsel) Paþa ise. Bilime tutkun. Gülüþmelerle uyandým. Bizi þevkle çalýþtýrmasýný bilen bir yöneticiydi. O bitirince ben de aksý takacaðým. yönetim grubunun baþý olarak bütün bürokratik engelleri cesaretle aþarak.' Yüksek Makina Mühendisi Þecaattin Sevgen. Kimyagerdi. amcasý da Emin Bozoðlu'dur. Kanaldaki arkadaþýmýn iþini bitirmesini bekliyordum. ona yönelen saldýrýlarýn göðüslenmesinde de bunca yýl býkmadan savaþan Yüksek Mühendis Salih Kaya Saðýn anlatýyor: 'Emin Bozoðlu. Geceleri yatak yüzü görmedik. Ekim ayý gelmiþ çatmýþ. Ama askerlik. Diferansiyeli baðlayacaðýz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I eski bakanlarýndan Mete Tan anlatýyor: 'Bozoðlu bir tuhaf. Tekerleðin yanýna uzanmýþým. Rüyamýzda da ya çalýþan bir motor ya yürüyen bir otomobil görürdük.görevin çok yanlýlýðý ve ivediliði nedeniyle büyük gerilim altýnda çalýþan yirmiyi aþkýn mühendisin kiþisel sorunlarýný bile çözüp. galiba onun en son akla gelen mesleðiydi. bir deli adamdý. O kadar ki onun saçtýðý coþku ile otomobili Cumhuriyet Bayramý'na yetiþtirebilmek için son haftalarda günde 3-4 saat uyku ile yetinir olduk. uykusuzluktan kýzarmýþ gözleriyle "zaman"la savaþmaktadýr. bir güzel. Ne iþçiler ne ustalar ne biz mühendisler… Hangardaki uzun masalarýn üstüne kývrýlýr. Makina yüksek mühendisiydi.' Devrim otomobilinin salt üretiminde deðil.' 106 . Onun inancý olmasaydý Devrim otomobilinin ne motoru çalýþýrdý ne tekeri dönerdi. gönül rahatlýðý ile çalýþmalarýný saðlayarak Devrim projesinin baþarýlmasýnda da birinci derecede rol oynadý. Genelkurmay Genel Sekreterliði'ne kadar yükselmiþ bir subaydý. Tarihçiydi. Ötesini kendi anlatýyor: 'O gün de vakit gece yarýsýný hayli geçmiþti. motor þanzýman grubundan bir baþka Donkiþot. birkaç saat uyurduk. Sosyologdu. Bir daha o kadar deliksiz uyuduðumu hatýrlamýyorum.

Elimizle demir kalýptan dökülmüþ bir filtre vardý. meslekten olmayan bizcileyin kiþilerin bile bildiði gerçekler. Ýlk Türk motoru saat gibi çalýþmaya baþladý. Bizim projede görevli bir iþçi arkadaþa parçayý verdik. Sonra içlerinden birinde karar kýlýndý. "Ýlk Türk motoru" diyorlar. Skoda büyük otomobil kuruluþlarýdýr. Sabahleyin filtreyi getirdi. Çelik kafes yerleþtirildi. Bir demir parçasýný kendi elleriyle sabaha kadar iþleyip filtre üretmiþti. bir motor ve otomobil üretmek düþü Eskiþehir Cer Atölyesi’nin "Demiryolcularýný" tutkuyla sarmýþtýr. 107 . baþka bir örneði olmayan ve ilk sýnavýný verecek olan motor patlayabilirdi ve bu binlerce çelik parçasý fýrlatan bir þarapnelden daha tehlikeliydi. Bu gün de o günleri anarken. Ama ürettikleri arabada koþan Volkswagen motorodur. bir makina mühendisi için anlamý çok farklý. Orada tezgahýn üstünde duruyordu ve marþa basýlma aný gelmiþti. Mercedes'in bir sürü parçasý yan sanayiye yaptýrýlýr. otomobilin kalbidir. ama motoru mutlaka DaimlerBenz imparatorluðunda üretilir. Devrim otomobilleri için. tekleyen ABD otomotiv sanayiine motoruyla sýzdý. Ýlk kez üretilen. Nissan. bütün gece uyumamýþ. Otomotiv sanayiinin de kilidi. Marþa basmadan önce motorun çevresine çelik birtür kafes geçirdi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Salt Mühendisler deðil. Bunlar. Seat. Hepsi "Arkadaþlar aðladý"dediler. üç ayrý tipte motor yapýldý. Hiç biri kendisinin aðladýðýný söylemedi. Mantýksal sonuç: Eskiþehir atölyesinde ilk Türk motorunun marþýna basýldýðýnda tüm ekip sevinçten aðlamýþtý."ilk Türk motoru saat gibi çalýþmaya baþladýðý zaman…" Ýlk motor bitmiþti. Rýfat Serdaroðlu sakinliði ve çelebiliði ile ünlü.' Bir Motor Üretmenin Coþkusu Motor. Ama motorun bir teknik adam.Bir de tedbirliliði ile. Motor ekibinden.ama ya Þecaattin Sevgen ya da Rifat Serdaroðlu marþa bastý. Kusursuz bir parçaydý. Bu yazý için ulaþabildiðimiz tüm mühendislere sorduk. Ýþçi arkadaþ. Salih Kaya Saðýn bitmez tükenmeze benzeyen 129 günlük aný hazinesinden bir tane daha çekip çýkarýyor: 'Devrim için yað filtresine ihtiyacýmýz vardý. Ýyi anýmsamýyorlar.

Kemalettin Vardar ile Rifat Serdaroðlu'nun bir gazeteyi huni yapmaya çabalamasý. depolarý güvenlik nedeniyle boþaltýlmýþ arabalara. Üstesinden geliriz. Tren katarýndan indirilen. Kýsa bir parkurda gidip döndük. Biz de trene bindik. Daha resmi görünsün diye. yað pompasýnýn geri dönüþ valf ayarýnda aksama var. “kraldan fazla kralcý” yüksek bürokratlarýn aceleciliði. umut mu? Öykünün sonunu ilk baþta anlattýk. dök 108 . Þecaattin Sevgen anlatýyor: 'Bej arabayý. "Dök þunu Rifat Geliyor adam. Yað borusunda sýzýntý. Buharlý lokomotiflerle çekilen trende bacadan sýçramasý olasý kývýlcýmlardan ötürü benzin depolarýnýn boþaltýlmasý istendi. saate karþý yarýþýlan o amansýz günleri anlatýyor: 'Siyah renkteki 2 Numaralý Devrim otomobilinin son kat boyasý ancak 28 Ekim akþamý vurulabildi. Ama 28 Ekim akþamýný hepsi iyi anýmsýyor. Ama onu yol tecrübesine almamýza olanak kalmadý.Önemli deðil. gazete kaðýdýndan huninin ýslanýp hamurlaþývermesi. Biz de günlerden beri ilk kez sabaha kadar uyumak üzere trene bindik. Boþalttýk. alelacele bulunan bir bidon benzini depoya boþaltacak huninin unutulmasý. Onu siyaha boyadýk. iki gencecik mühendisin.' Biten benzin mi. bir kilometre ötedeki Shell istasyonuna gitmeye yetecek kadar bir iki litre benzin konduðu. Kemalettin Vardar'ýn avuçlarýný huni gibi depo kapaðýna tutup. Cumhurbaþkaný Gürsel'in siyah arabaya yaklaþmasý. konvoya eþlik eden motosikletli polislerin zamanýnda uyarýlmamasýyla benzin ikmali yapýlamadan TBMM'nin yolunun tutulmasý. Ayrýntýlar çok da önem taþýmýyor.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Arabalar vagonlara yükleniyor Konuþtuðumuz mühendisler hangarýn duvarýna asýlý tabelaya "1 gün kaldý" yazýlýp yazýlmadýðýndan pek söz etmediler. iþi býraktýk. bayrama bir hafta kala güç bela yol tecrübesine hazýrlayabilmiþtik. Zaman dolmuþtu 28 Ekim gün batýmýnda çaresiz. Geç vakit arabalar vagonlara yüklendi. Ankara'ya gidiyoruz…' Salih Kaya Saðýn ayný günleri. Pasta ve cilasý ise Ankara'ya sevk edilmek üzere yüklendiði trende gece yol alýrken yapýldý. Sonra ikinci araba da tamamlandý. Ankara'ya gidiyoruz.

geçit törenine katýlmasý…Hayýr. "Devrim200 metre gidebildi". "Devrim yolda kaldý". bir baþka arýzadan yolda kalabilirdi. 29 Ekim 1961 günü doðdu ve o gün öldü. denenmemiþ bir Devrim de. Nurettin Erguvanlý. Günün tüm gazeteleri aðýz birliði etmiþçesine ve galiba Devrim sözcüðüyle bilinçaltý bir hesaplaþmanýn hýnç ve þehvetiyle (Hýnç ve þehvet? Uydu mu bu söz. O günlerde gazetelerde bir de fotoðraf yayýnlanmýþtý. Devrim'e ölüm fermaný Ama 30 Ekim sabahý yayýnlanan gazetelerdeki idam fetvalarý önemli. direksiyonunda yüksek mühendis Þecaattin Sevgen'in oturduðu bej renkli Devrim1'in Ankara caddelerini. Gürsel'in aktarma yapmasý. Üstelik benzin bittiði için deðil. Çelebi Serdaroðlu'nun.' Þecaattin Sevgen farklý bir karamsarlýðý dile getiriyor: O günlerde ‘basýnýn ne denli büyük bir güç olduðunu kavramýþtým ve aralarýnda gerçekleri sabýrla araþtýran ve uzun vadeli çýkarlarý 109 . Cemal Gürsel'in "Ne oldu?" sorusunu. bu ayrýntýlar hiç önemli deðil. Ýngiltere Kraliçesi'nin limuzini yolda kalmýþ. buraya? Tabii uydu. önce Anýtkabir'e oradan da geçit töreninin yapýlacaðý Hipodrom'a gidiþi. önce bir öksürmesi. 'Devrim yürümedi'. 129 gün önce tohumu çatlayan Devrim. Hayýr.siyah Devrim otomobilinin 200 metre gidip. Ortalýk da birbirine girmiyor.. yani Limuzin kalitesinde bir araba da yolda kalabilirdi. Serdoðlu'nun çaresizlik içinde benzinden sýrýlsýklam ellerini pantolonuna silip direksiyona oturmasý. benzinin depo yerine yere boþalmasý. Bu olay normal bir þeydir. Sorun bu deðil ki. bu ayrýntýlar da hiç önemli deðil. Þecaatin Sevgen ve Mehmet Nöker'in o arada benzin ikmali yapmayý becerdikleri. sanki kendisine saat sorulmuþ gibi. bej Devrim'i çabucak siyah Devrim'in yanýna çekmeleri. Lordlar arkadan itiyorlar.. hýnç ve þehvetiyle) hemen hemen ayný baþlýklarý attýlar. "Benzin bitti paþam" diye yanýtlayýþý. alkýþ ve gözyaþlarý arasýnda aþýp. Evet. sonra da durmasý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I þunu" deyiþi.Rifat Serdaroðlu anlatýyor: 'Basýn olayý bu kadar olumsuz iþlemeseydi çok daha farklý sonuçlar alýnabilirdi. her zaman sakin..

' At neslinin ýslahý saðlandý mý? Devrim otomobiline yönelen saldýrýlar salt "Yürüdü. yorum ve fýkralarda harcanan bunca paranýn boþa gittiðin110 . ýsrar etmedik. Devrim otomobillerinin üretimi için "tahsis" edilen 1 milyon 600 bin lira da dile düþtü. kýrk yýllýk devlet memurluðunun deneyimi ile sözcükleri tartarak konuþuyor. Böyle bir þey söylemedim ben. hayýr. uzun yýllar öncesinde kalmýþ o günleri anlatýrken. Oysa 1 milyon 600 bin liraya üç prototip otomobil yapýlmýþtý. "Milletin parasý har vurup harman savruldu" çýðlýklarý atýldý. Bir kaç yýl sonra bir sürü üretim kusuruyla sokaklarýmýzý dolduracak yerli (!) arabalarýn hazýrlýðý yapýlýyordu. Binlerce ve binlerce motor ithal edilecekti Türkiye'ye. Bunlar dikkate bile alýnmadý. Bürokrasi çarkýný iyi tanýyan bir teknokratýn zengin deneyimine saygý duyduk. Fiat motorlarý filan. tezgahlar kurulmuþtu. Bir prototip yaptýk biz. Devrim için yerli motor üretimi engellendi mi diyorsunuz ?' 'Hayýr. gerçekten ilginç bir rastlantý" dememize fýrsat býrakmadan konuyu deðiþtirdi. Özel sektör otomotiv sanayiinde bir hamleye hazýrlanýyordu. Tümüyle yerli bir motor üretimi de o günlerde gerçekleþince…' 'Yani efendim. O dönemde bir ithal otomobil 50 bin liraya satýlýrken. yürümedi" noktasýnda yoðunlaþmadý. eksikleri geliþtirilemez. Þayet ilk imalat sorunsuz olursa bu daha kötü olur. Devrim'in üretiminin de. Yüksek Mühendis Nurettin Erguvanlý. savunulmasýnýn da yorulmaz militanlarýndan Salih Kaya Saðýn anlatýyor: 'Haber.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gözetenlerin pek ender bulunduðu kanýsýna varmýþtým. "Bir þeyler" söylemeden "bir þeyler" söylüyor. bunlar için çeþitli tip ve güçlerde 7 motor üretilmiþti. Özel kalýplar hazýrlanmýþ. Ama ilginç bir rastlantý deðil mi söylediðim?' 'Evet efendim. Ýþte bu anlaþýlamadý. Ford. Dudaklarýn da kederli bir gülümseme: 'Heyecanlý günlerdi.Biz seri üretime uygun bir otomobil yapmadýk.

Biz. Çoðu yüksek makina mühendisi olan ya meslek yaþamlarýnda devletin en üst düzeylerine yükselmiþ çoðu çok önemli sorumluluklar yüklenmiþ yurtsever teknokratlar. Genel Kurmay Genel Sekreterliði’nden gelip DDY genel müdür yardýmcýlýðýný üstlenmiþ Emin Bozoðlu gibi adlarý Devlet Demiryollarý ile özdeþleþmiþ Salih Kaya Saðýn. Oysa ayný yýl orduda süvari birlikleri kaldýrýldýðý halde Tarým Bakanlýðý bütçesine "At neslinin ýslahý" için konmuþ bulunan 25 milyon lira ödenekten ve sonucundan kimse söz etmiyordu. Mustafa Seyrek. Bunun onuru bize yeter. bu ülkenin yetiþmiþ elemanlarýnýn. Hala merak ederim. Toplu iðnenin bile ithal edildiði bir ülkede bir meydan okumaydý. örneðin kýrk yýllýk "kavga arkadaþý" Mehmet Nöker'le birlikte emekliliðin tadýný çýkarmaya çalýþan Rifat Serdaroðlu anlatýyor: 'Bir otomobil fabrikasý kurulmadan ve yardýmcý sanayi tam oluþ111 . at neslinde o günden bu yana bir geliþme saðlanmýþ mýdýr?' Devrim bir meydan okumaydý Fark etmiþsinizdir. bu gözü kara "endüstri serüvenini" pek ilginç deðerlendiriyorlar. Mustafa Seyrek 33 yýl öncesine bakarken telefonda (uzakta. Rifat Serdaroðlu. Ecevit hükümetlerinden birinde Sanayi Bakanlýðý yapmýþ Orhan Alp gibi. Devrim projesi baþarýya ulaþmýþ ve kendini kanýtlamýþtýr. Ama þunu vurgulamak istiyorum. Bize 1 milyon 600 bin lira tahsis edilmiþti. Silifke'deydi. Ancak telefonla ulaþabildik. Celal Taner. Engellenmesiyle ilgili ayrýntýlara girmek istemiyorum. Hamdi Tahýllýoðlu gibi kamu ya da özel sektörde baþarýlar kazanmýþ uzmanlar 33 yýl sonra Devrim'i. baþtan beri kendi kiþisel yargýlarýmýzý bir yana býrakýp. Devrim otomobili üreten mühendislerden ulaþabildiklerimizin tanýklýklarýna baþvurmaya özen gösterdik.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I den dem vuruyorlardý. Mehmet Nöker. Hakký Tomsu. bu ülkenin servetler harcayarak yetiþtirdiði mühendislerinin en zorlu teknik sorunlarýn üstesinden gelebileceðini kanýtladýk. Baþta da söyledik. Ýçlerinde iki kez THY genel müdürlüðü yapmýþ Nurettin Erguvanlý gibi. Mustafa Ersoy. Þecaattin Sevgen.' Didim'de alçak gönüllü bir tatil sitesinde.) Sesi titriyordu: 'Bu bir meydan okumaydý Aydýn Bey. yýllarca omuza omuza ter döktüðü demiryolcu arkadaþlarýyla.

Çalýþýyor da. motoruyla birlikte bir otomobilin yapýlacaðýna inanmamak deðil mi? Sýfýrdan baþladýk. Devrim otomobilinin "menþe þehadetnamesi".yurdunu savunurcasýna konuþuyor: 'Bu proje Türkiye'nin otomobil tipinin geliþtirilmesiydi.Ama iktisadi olur mu? diye soruyordu. Olanaksýz bir sürede motor yapýlsýn ve bu küçümsensin. Ruhsat ve plaka. yani nüfus kaðýdý yoktu. Eskiþehir Ýl Trafik Müdürlüðü yerden göðe haklýydý. Türkiye'de otomobil ve motor yapýlacaðýna kimse inanmýyordu. Devrim gibi ne idüðü belirsiz. ruhsat ve plaka için baþvuruldu. Fiat. Renault. Biz kendi Amerika'mýzý keþfettik ama ürettiðimiz otomobile ruhsat bile alamadýk…" Salih Kaya Saðýn doðru söylüyor. yani "23 deli" tarafýndan yoktan var edilmiþti. 112 . Parçalarý alçý kalýplarýyla hazýrladýk. nesebi gayri sahih (ana babasý bilinmeyen) arabalara deðil…Geçelim . Kendi özel otomobillerimizi söküp parçalarýný inceledik.' Salih Kaya Saðýn çocuðunu. Bizim görevimiz bunu kanýtlamaktý. nüfus kaðýdýnda Ford. Teknik olarak bu gülünç bulunabilir. Devrim otomobilleri için Eskiþehir il trafik müdürlüðüne birkaç kez tescil. Zaten asýl hedef de buydu. Bir ülke düþünün ki "Motor yapýlamaz" densin. bilgi edinilmesi…. Amerika'yý yeniden keþfediyorduk sanki. "Menþe þehadetnamesi olmadýðýndan ruhsat verilmesine imkan bulunmadýðý tespit edilmiþ olup."Motor yapýldý. Biz sadece istenirse ve zorlanýrsa Türkiye'de otomobil yapýlabileceðini ve hatta bu yolda çok geç kalýndýðýný göstermiþ olduk. Emin Bozoðlu ve arkadaþlarý."diye baþlayan resmi yazýlarla yanýt geldi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I madan seri halde otomobil üretimi yapýlmayacaðýný herkes bilir. Pres makinalarýmýz. Mazda. Jaguar.Cemal Gürsel'le birlikte görmeye gelen bir Bakan. Otomobili yaptýk. Ama asýl gülünç olan Türkiye'de bir otomobilin. Ýþte bunu anlayamadýlar. Otomobilin motorunu yapýp çalýþtýrdýðýmýz gün. Bu otomobil yürüdü ve hala yürüyor. baþka bir çok teknik gerecimiz yoktu. Opel filan damgasý olan arabalara verilir.

Serdaroðlu daha sakin açýkladý: 'Erbakan da nereden çýktý? Erbakan'ýn Devrim projesi ile tek iliþkisi bir olumsuzluktan ibaret. Biz bu diziyi hazýrlarken genç arkadaþlarýmýzýn bir bölümü Devrim otomobilini anýmsamadý bile. iþimize yarayacak bir katkýlarý olur mu" dedik. þu Erbakan'ýn yaptýðý araba deðil mi. O zamanlar Gümüþ Motor adlý bir fabrikanýn sahibi mi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Necmettin Erbakan nereden çýktý? Ah evet. Gittik. Genç arkadaþlarýmýzý yanýtladýk: Erbakan'ýn Devrim otomobiliyle iliþkisinin bir "asparagas" olduðunu dilimizin döndüðünce anlattýk. ihtiyaçlarýmýzý anlattýk. meslek gereði Erbakan Hoca'yý iyi kötü tanýyoruz. Ama bu dizide bir siyasal ya da sosyal devrimden deðil. Mustafa Seyrek'e sorduk. 'Devrim otomobili'nden söz ediyoruz. aðabey?" diye sordular. Rifat Serdaroglu'na sorduk. Yýllar ve yýllar sonra bir gazeteci. Anlaþýlan bir gazetecinin (!) "asparagas" haberini tekzip etmeyiþinin ardýnda da Hoca’nýn sinek yaðý meraký var. Biz de zaten açýlmamýþ olan Erbakan. Hürriyet gazetesi 28 Temmuz günü iç sayfalarýndan birinde þöyle yazdý: "Dizayný eski olmasýna raðmen TOFAÞ'ýn ürettiði otomobiller Çin'de 113 . Baðýmsýzlýk ve Devrim Þimdi kimileri yazýnýn bu baþlýðýna bakýp suratlarýný buruþturacaklar. Eðer o "bayat yaveler" den söz etmek isteseydik buruþan suratlar umurumuzda olmazdý. Hepsi bu. daha doðrusu Gümüþ Motor defterini kapattýk. Kimi öfkeyle. Devrim otomobili projesini Erbakan 'a yamamaya kalkýþtý. Erbakan siyasi yarar saðlayacaksa sinekten bile yað çýkarýr. kimi dalgasýný geçti. yöneticisi mi neydi ? Biz de motor üstüne çalýþýyoruz ya. "Amaaaan gene o bayat yaveler" diyecekler. Ardýndan Salih Kaya Saðýn'a sorduk. bir de Erbakan Hoca öyküsü var. Ama Erbakan'ý anýmsadýlar. "Haa. Önce kimi gazetelerin sayfalarýna yansýyan bir haberi aktaralým. Devrim daha onlar doðmadan doðmuþ ve ölmüþtü. "Gidip bakalým þu Gümüþ Motor'a. Bizim ihtiyaçlarýmýzý yanýtlayacak hiçbir olanaklarý olmadýðýný söylediler. güldü. Bunu da geçelim. Yani "surat buruþturanlar" bile okumaya devam edebilirler. Baþlýkta kullandýðýmýz "baðýmsýzlýk" kavramýný da salt bu çerçevede kullanýyoruz..

lisans anlaþmasý nedeniyle baðlý olduðu Fiat'ýn izniyle ihracât yapabiliyor. (Ancak) Þili ve Arjantin'den gelen teklifi Fiat'a ileten TOFAÞ. Hyundailer. Ýlkin. Þahin. ancak TOFAÞ. Kia'lar cirit atýyor. Doðan türü "kuþlar"ýn uçtuðunu gören var mý? Acaba Þili ve Arjantin pazarýna Kia ya da Hyundai ihraç etmek isteyen Güney Kore firmalarýna "Buralarda dolaþmayýn bakayým'' diyen. Bugün Türkiye'nin otomotiv sanayinin de içine düþtüðü kýsýr döngünün kilidi de buradadýr zaten. Ýhracatý zorlamak için. Þili ve Arjantin gibi ülkelerden otomobil satýn almak için teklifler yaðýyor. Saðýn'ýn deðerlendirmesi önemli. Her þey bizim yaptýðýmýzla kaldý. dünyanýn her ülkesinden ihracat teklifleri gelmeye baþladý. Fiat'tan "Buralar bizim pazarýmýz. Örneðin Güney Kore Avrupa'dan aldýðý otomobillerde özgün deðiþiklikler yaparak kendi otomobil "tipi"ni geliþtirdi ve þimdi bir çok ülkeye ihracat yapýyor. Kartal. Peki Güney Kore sokaklarýnda hiç Serçe. Romanya. Ama daha sonraki yýllarda mühendislik alanýnda özgün bir þey geliþtirilmedi. Salih Kaya Saðýn'a kulak verelim: 'Bizim görevimiz teknik bir sorunu çözmekti.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Toyota. TOFAÞ'a Çin pazarýnýn kapýlarýnýn açýlmasýnda ucuz fiyatlar. Fiat'ý ihracat için ikna ettiklerini belirten TOFAÞ yetkilileri. Kuzey Afrika. Çözdük. Ford ve Opel gibi dünya devlerine karþý büyük baþarý saðladý. Acaba Fiat (ya da Ford ya da Opel ya da Renault filan) kime ve hangi koþullarda "Buralarda dolaþmayýn bakayým" diye buyurabilir? Kore'de uçan kuþ gördünüz mü? Bir üst paragraftaki sorunun yanýtýný en iyisi Devrim'i yaratanlar versin. Devrim'den sonra Türk mühendislerinin tasarým olarak otomobil üretimine etkin bir katkýsý olmadý. piyasada "ege- 114 . büyük rol oynadý. Ortadoðu. cazip fiyatlarla pazara çýkan TOFAÞ'a. ihracatta adým adým ilerlediklerini söylediler. Makedonya. Buralarda dolaþmayýn' þeklinde bir uyarý aldý. Rus Cumhuriyetleri. Bugün "kendi" otomobil sanayii olan Türkiye'nin sokaklarýnda Güney Kore arabalarý. Mazda. daha doðrusu diyebilen oldu mu? Nedir þu anda Türk otomotiv sanayiinin teknik düzeyi? 1965'te özel sektörce üretilen ilk otomobilden (Anadol) bu yana.

Sonra ne olmuþ ya piyasa doyduðu için ya da piyasa tutmadýðý için üretimden çekilmiþ modellere? Bernard Nahum. Reanault'nun Renault 12 serisi gibi. Taunus'un. ABD'de Cortina olarak satýlan araba. tezgahlarda. Hepsi bu. Böylesi stratejilerin sonucudur ki 5 Nisan 1994'teki Ekonomik Önlemler Paketi'nin ardýndan da Türk otomotiv sanayii bunalýma girdi. pazar doyuncaya kadar üretilmiþler. Ama mahalle kahvelerinin sade suya tirit soh- 115 . Biraz kendine gelir gibi oldu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I men" olarak iki marka var: Fiat ve Renault. Türk otomotiv sanayiinin özel sektördeki "babasý" sayýlýr. 1984-1985 yýllarýnda böyle bir projeyi gerçekleþtirme yolunun ciddiyetle araþtýrýlmasý gerektiði kanýsýndaydým. pazarlama teknikleri gereði olsa gerek. Fiat'ýn bizde kuþ adlarýyla anýlan 131 modelleri. Toyota'nýn Corolla'sý. Cortina ile Taunus ayný tür otomobil olduðundan…" Modasý geçen otomobil ucuzdur Anlaþýlacaðý gibi Taunus ile Cortina ayný otomobil. Bunlara Ford kaynaklý Taunus'u. preslerde onlara uygun. Artýk ABD ve Avrupa piyasalarýndan çekildiði için kalýplarý ucuza gelecek bir otomobil. Hemen hepsi 1960'larýn motor teknolojisi ile donanmýþ arabalar. Frankfurt yakýnlarýnda daðlýk bir bölgenin adýdýr). Ford'un. yerli üretime hazýrlanan Toyoto'yý. Ýþte bu safkan iþ adamýnýn anýlarýndan þu paragrafý birlikte okuyalým: "…Ben Ford'un 1982 yýlýnda imalattan kaldýrmayý planladýðý Cortina marka (modeli demek istiyor) otomobilin kalýplarýný ucuz bir fiyata alarak. Modeller Avrupa ve ABD pazarlarýna epey önce çýkarýlmýþ. Fiat'ýn Tempra'sý. Almanya'da. Payý aldý. kalýplar için milyonlar (Dolar tabii) harcanmýþ. Vehbi Koç'la birlikte. Kepenkleri indirdi ve KDV'den pay dilenmeye baþladý. Renault'un Renault 9 ve Renault 11 serisi gibi. Doðrudur da. Taunus otomobili Türkiye yollarýnda "En iyi yerli" sloganýyla iþte böyle bir "mali strateji" sonucu koþmaya baþladý.ince ve masraflý düzenlemelere gidilmiþ. (Taunus. ayrýca Opel'i katýn. Avrupa pazarýnda Taunus adýyla satýþa sunuldu. Yok eðer model tutmadýysa fazla diretilmeyip pazardan çekilmiþler. Peki sonra ne olmuþ bu modeller ? Öyle ya üretimleri için onca yatýrým yapýlmýþ.

"Motoru þuraya yada buraya koyalým" dan öteye gitmedi teknik yaratýcýlýk. Fiyat. hepsi çekik gözlü Çin kýzlarý gibi oldular. kim.” Türkiye'ye özgü otomobil yapýlmadý Ama Türkiye bunu yapacak halde deðil. Dünyanýn en beðenilen arabalarýna bakýn. Detroit'teki (Ford). Fabrikalar daima montaja dayalý büyük arabaya gitti.Türkiye'nin kendi öz kaynaklarýný harekete geçirerek kendi koþullarýna uygun. Türk otomotiv sanayiinin geleceði. Þecaattin Sevgen konuþuyor: 'Biz çalýþan. motor türleriyle. Sürekli deðiþiklik. Dünya piyasasý otomotiv devlerinin dað gibi yýðýlmýþ stoklarýný alýrken iyiden iyiye þýmarýk davranabiliyor. yani hiç bir zaman. Osaka'daki (Toyota). Türkiye o gün bugündür. Çünkü bu alanla ilgili insan gücü yetiþtiremedi. Ama karar. nerede bulacak ? Bulunsa bile bu ancak fiyat dampingleri ile olanaklý. Benzin alanýnda büyük kayýplar var. Otomobil imalatý budur. Ama ondan sonra ne olacaðý hiç düþünülmemiþti. Ama hangi modellerle? Eloðlunun ya sonuna kadar pazarlayýp piyasalarý doyurduðu. küçük arabaya ihtiyaç var. Türkiye pazarý týkanma noktasýna doðru hýzla ilerliyor. ister istemez ihracatta.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I betlerinde dahi. baðýmsýz bir otomobil üretememesidir… --------------------------------------------------------------Gazeteci daktilosunun baþýndan kalktý. Bugün Türkiye'de az benzin yakan. Otomobil deyince bugün herkes deðiþiklik arýyor. Ortaya özgün bir ürün koyduk. bu "kendine geliþ"in geçiciliði konuþuluyor. Aradýðýný bulamayýnca kolayca burun kývýrýyor. O zaman da Torino'daki (Fiat). kalite ve özgünlük arýyor. ya da zaten piyasalarda tutmadýðý için üretimden kaldýrdýðý modellerle mi? Bunlarý alacak enayileri. ana üretici firmalara býrakýldýðý için daha fazla kar getiren büyük arabalar yeðleniyor. Türkiye özgün modeller üretemedi ve dünya otomobil pazarýndan pay kapamadý. yürüyen Türk tipi otomobili araþtýrdýk. Rüsselsheim'deki (Opel) patronlar. "Çekin ayaðýnýzý bu pazarlardan bakayým" deyince ne olacak? Otomobil ihraç etmenin tek yolu fiyatý ucuz. kalitesi yüksek ve tasarýmý özgün araç üretmektir. geliþtirme ve özgünlük. Benim en büyük hüsraným. kendi koþullarýna uygun otomobil geliþtiremedi. Devrim'in bir baþka üreticisi. benzin tüketimiyle uðraþmýþtý. Mola 116 . Günlerdir otomobil markalarýyla.

Kendine iç pazardan baþka piyasa bulamadýðý için bir ekonomik bunalýmda kepenkleri indiriveren otomobil fabrikalarýnýn iþten çýkarýlýp köylerine yollanan ( Ah evet. Eskiþehir'de 33 yýldýr direniyor. 117 . Devrim sözcüðünü duyar duymaz canlanýveriyorlar. Kimileriyle. Kimiyle yüz yüze konuþmuþtu. ABD'de modasý çoktan geçmiþ ama Ýstanbul sokaklarýnda hala koþan "yerli" arabalarda kurþunsuz benzin kullanýlamadýðý için atýk borularýndan (egzoz) fýþkýran zehirli gazlarla aþýrý kirlenen kentin havasýný soludu. Hep birlikte 1994 yýlý Türkiye'sine Devrim'i anlatmak. Gazeteci Cumhuriyet'in görmüþ geçirmiþ bahçesinde. ustalarýný düþündü. anýmsatmak istemiþlerdi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I verdi. yoksulluk.diye baþlayan. Eskiþehir Cer Atölyesi'nin bir hangarýnda bekleyen.. bir meydan okumanýn öyküsünü anlatmayý denemiþlerdi. Kimine telefonla ulaþabilmiþti. ayrýlmadan önce tezgahlarýný temizleyip öpen) iþçilerini. gerilik çemberini kýrmak için silkinmesini bilmiþ bir halkýn özgüvenini anlatan bir marþ…. Türkiye'ye onur kazandýran. Sonra orada. Dudaklarýnda. bozkýrýn göbeðinde. Devrim orada. nedense bir marþ: Çýktýk açýk alýnla / On yýlda her savaþtan. volta atarcasýna dolandý. Gazetenin bahçesinde turlamaya baþladý. ama sürücüsünü bulunca canlanýveren.. Avrupa'da. genç gazeteci arkadaþlarý konuþmuþtu. marþýna basýnca gürleyiveren Devrim'i anýmsadý. Devrim'i yaratan 23 delikanlýdan hayatta kalanlar.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 118 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I TÜRKÝYE'NÝN YAÞADIÐI HIZLI KENTLEÞMENÝN ÖYKÜSÜNÜ KURMANIN SEÇENEKLERÝNDEN BÝRÝ Ýlhan Tekeli .

bu sorunun ne zaman farkýna vardýðý ve bu konudaki kavrayýþýný o Türkiye'nin yaþadýðý zamanki donanýmýnýn nasýl belirlediði üzerinde durarak baþlayalým. Avrupa deneyimine göre üstün olduðu yönler olduðu da söylenebilir. hem de kentlerin yapýlaþmasýnýn saðlanmasý hýzlý bir kapital birikimini gerektirmektedir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Eðer insanlýðýn yaþamýnda binlerce yýl önce yaþanan neolitik devrim bir yana býrakýlýrsa. Kuþkusuz bu dönüþüm öyküsünü tanýmak. bu öykü üzerinde düþünmek Türkiye'nin bugünkü durumunu anlamak bakýmýndan çok önemlidir. beklenebileceði gibi. Hem sanayiin geliþmesi. II. Ülkenin 120 . Örneðin Türkiye'de bu dönüþüm sýrasýnda Avrupa'daki kadar yüksek toplumsal gerilimler yaþanmamýþtýr. Genellikle yapýldýðý üzere. Yaþanan bu dönüþümün baþarýlý olabilmesi için. iki misli hýzlý olarak yaþamýþtýr. anlatý seçeneklerini geliþtirdiðimizi söylemek zordur. ama bu dönüþümün Türkiye'de yaþanan biçiminin. Gerçi Cumhuriyet ilan edilirken Ankara'nýn Baþkent seçilmesi üzerine Ankara nüfusu yýlda yüzde 6'lýk bir hýzla büyümüþtü. bizim yaþadýðýmýz kentleþme öyküsünü kurmak konusuna yeterince düþündüðümüzü. Dünya Savaþý’ndan çýkmýþ. Oysa Türkiye kapital birikimi bakýmýndan. Kentleþme sözcüðünü çok kullanmamýza karþýn. Böyle hýzla ve az kaynakla yaþanan bu dönüþüm. Önümüzdeki on yýl içinde bu sürecin sonuna daha çok yaklaþýlmýþ olunacaktýr. dolayýsýyla kentleþmeyi ilk kez yaþamýþ Avrupa ülkelerine göre. Cumhuriyet bir tek kentteki bu hýzlý büyümenin sorunlarýyla baþa çýkmakta önemli sorunlarla karþýlaþmýþtý. çok partili bir siyasal yaþama girmeye çalýþan Türkiye hýzlý bir kentleþme beklentisi içinde deðildir. günümüze kadar geçen elli beþ yýlda büyük ölçüde kentleþmesini tamamladýðý düþünülebilir. Bu öyküyü anlatmaya. bu dönüþümü yaþayan ülkelerin sanayilerini hýzla büyütmeleri ve kentlerinin yapýlaþmasýný yaþam kalitesini artýracak biçimde gerçekleþtirmeleri gerekmektedir. Türkiye bu dönüþümü. bu deneyimi ilk kez yaþayan ülkelere göre çok dezavantajlý konumdadýr. Dünya'da sanayi devrimini gerçekleþtirmiþ. önemli sorunlar yaratmýþtýr. Türkiye'nin bu dönüþümü 1948 yýlýndan itibaren yaþamaya baþladýðý kabul edilirse. denilebilir ki bir toplumun yaþamýnda görebileceði en köklü dönüþüm sanayi devrimi sonrasýnda yaþadýðý kentleþmedir.

Dünya Savaþý öncesindeki temel politikasý nüfusun kýrda tutulmasý ve kentleþmenin önlenmesi yönündeydi. kent planlamasý mimarlýk hünerleri arasýnda görülmeye baþlamýþtý. Cumhuriyetin Ankara'yý Baþkent olarak ilaný ve köktenci bir modernite projesini uygulamadaki kararlýlýðý kent planlamasýna siyasal gündemde önemli bir yer kazandýrmýþtý. köyde yaþayan iþçi kategorileri yaratýlmaya çalýþýlmýþtý. Kentlerde bina yapabilme yetkileri sadece mimar ve mühendislere inhisar edilmiþti. Hýzla sanayileþmeyen bir ülkede bu hýzdaki bir kentleþmenin olabileceðini de o zamana kadar yaþanan dünya deneyimi de göstermiyordu. yaþanacak hýzlý kentleþme olgusuyla. Kentlerin dokusunu çok ayrýntýlý bir biçimde adeta bir yönetmelik düzeyinde belirleyen bir yapý ve yollar kanunu benimsenmiþti. Hatta bu kadronun bir kýsmý uluslararasý yarýþmalarý kazanacak düzeyde yetiþmiþlerdi. Ýlgili üniversitelerin programlarýna þehircilik dersleri konmuþtu. Belediyelere plan yapmalarýna yardýmcý olacak merkezi planlama ofisleri kurulmuþtu. Çýkartýlan Belediyeler ve Umumi Hýfssýsýhha Kanunlarýyla kent planlamasý yapýlmasý zorunlu hale getirilmiþti. Bu nedenle en açýk örnekleri. Yani hýzlý kentleþme süreci iþlemeye baþladýðýnda Türkiye bir kentin büyümesinin ve kentte yapýlan bir yapýnýn hangi koþullarda meþru kabul edildiði konusunda koyu bir modernist meþruiyet çerçevesi oluþturmuþ bulunuyordu. Kent planlamasýnda uzmanlaþmýþ bir mimarlar grubu yetiþmiþti. Zonguldak kömür madenlerinde ve Karabük Demir ve Çelik iþletmelerinde görüldüðü biçimde. Türkiye çalýþan nüfusun iþçileþmesini ve kentleþmesini tehlikeli buluyor ve sosyal rahatsýzlýklarýn kaynaðý olarak görüyordu. Gerçi Cumhuriyet daha ilk yýllarýnda kent planlamasý konusunda önemli adýmlar atmýþtý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I tüm kentlerinin bu hýzla büyümesini hiç beklemiyordu. 121 . bu olgunun kaçýnýlmaz bir zorunluluk olduðunun bilincinde olmadan ve düþünce olarak ona karþý bir vaziyet içindeyken karþýlaþmýþlardýr. Cumhuriyetin bu ilk yýllarýnda kent planlamasýnýn artýk bir harita mühendisliði pratiði olarak görülmesi terk edilmiþ. Yani Türkiye'nin yöneticileri ve elitleri. Bu durumda Türkiye hýzlý kentleþme olgusuyla karþýlaþtýðýnda Türkiye’nin aydýnlarý bu olguyla iliþki kurmak konusunda hazýrlýksýzdý. Zaten Türkiye'nin II.

Kentlerin etrafýnda gecekondu kuþaklarý doðdu. kentte kendilerine yer bulmayý baþardýlar. gecekondularý inþaa etmeye baþladýlar. Kazançlarýyla meþruiyet kalýplarýna uygun olarak inþa edilmiþ düzgün bir evi kiralama olanaklarý yoktu. yapý ruhsatý aldýktan sonra. kurumsallaþtýrýlmýþ bulunan modernitenin meþruiyet kalýplarýnýn kentlere meþru olarak yerleþme olanaðý býrakmadýðý hemen farkedilir. O gelir seviyesinde düzenin meþru gördüðü bir þekilde konut yaptýrmalarý olanaðý da yoktu. Kýsacasý. Bunun bir ayaðý bu kitlelerin kentlere gelmesinin engellenmesini istemek biçiminde ortaya çýkmýþtýr. köyden koparak kente yeni gelenlerin gerçekleþtirebileceði bir þey deðildir. Ýkinci ayaðý ise yasalara uygun olarak yapýlmamýþ bu binalarýn yýkýlmasýný istemek ve bunun için de yýkýma iliþkin mevzuatýn çalýþmasýnýn hýz122 . Kýrdan koparak kentlere gelen gruplarýn kapasiteleri göz önüne alýndýðýnda. bir plan yaptýrýp. Modernitenin meþruiyet kalýplarýyla koþullanmýþ zihinler hemen iki ayaklý çözümler geliþtirmiþlerdir. Kente yeni gelenler. Yeni gelenlerin modernitenin meþruiyet kalýplarý içinde kente yerleþtirilmesinin bir üçüncü seçeneði vardýr..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Cumhuriyetin ilk yýllarýnda kentsel planlama konusunda oluþturduðu bu kapasiteler ve zihniyet çerçeveleriyle karþýlaþýlan hýzlý kentleþme olgusunun niteliði arasýnda büyük bir tutarsýzlýk bulunuyordu. Bir þekilde para saðlamýþ olsalar bile modernitenin ondan beklediði þekilde bir arsa alýp. Bu da pratikte olanaksýzdýr. Bu durumda kente gelenler kendi baþlarýnýn çaresine baktýlar. binasýný kurallara uygun olarak inþa ettikten sonra. Kentlere gelen bu gruplar çok düþük gelirliydi. oturma ruhsatý almasý ve daha sonra orada yaþamaya baþlamasý. Köyden koparak kente gelenler kendi çözümlerini yaratmýþlardý. Devletin bu seçeneði gerçekleþtirecek bir kaynaðý yoktur. modernitenin meþruiyet kalýplarý kente yeni gelen kitlelere bir çözüm saðlamaya uygun deðildi. O da devletin bu kente gelenlere sosyal konutlar saðlamasýdýr. Ama bu modernitenin meþruiyetinin sýký kalýplarýna sýðmýyordu. kendi koþullarýna uygun bir þekilde. Þimdi toplumun aydýn kesimleri özellikle de mimar ve mühendis camialarý modernite karþýsýnda spontan olarak geliþen bu çözüm karþýsýnda nasýl bir tavýr takýnacaklarý sorunuyla karþýlaþtýlar.

Kendilerini yeni gelenlerin yerine koyarak empatik anlayýþ içinde çözüm geliþtirme sorumluluðunu duymamýþlardýr. sorumluluk yerinde olanlarý ikna etmekte yeterli olamamaktadýr.Kessler olmuþtur. Bu örnek II. Ama toplumda herkesin tuzu kuru deðildir. Bunlarýn baþýnda da modernitenin yýkma çözümlerini uygulamasý gereken yöneticiler gelmektedir. Temel beklenti bu barakalarýn hemen yýkýlmasýydý. Oysa Þükrü Kaya bu barakalarý hemen yýkmayacaðýný çünkü eðer bunlarý yýkarsa soðuk Ankara gecelerinde “Kim dondu” kaygýsý içinde rahatça uyuyamayacaðýný biliyordu. Yöneticilerin bu konudaki ruh halini gösteren en ilginç konuþmalardan biri 1930'lu yýllarda TBMM'de geçmiþtir. Dünya Savaþý sonrasýndaki çok parti döneminin yöneticilerinin kararlarýndan farklý olarak onun karar verirken bir popülizm yaptýðý kuþkusunu duyamayýz. Modernitenin meþruiyet çerçevesi onlarýn baþkalarý hakkýnda acýmasýz yargýlarda bulunmasýný kolaylaþtýrmýþtýr. Almanya'da çok baþarýlý 123 . Hemen hemen hiç kimsenin aklýna modernitenin meþruiyet kalýplarýný sorgulamak.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I landýrýlmasýný saðlayacak düzenlemelere gidilmesini talep etmek olmuþtur. Modernitenin temsilcisinden beklenilen buydu. Ama henüz toplumda gecekondu ismi ortaya çýkmamýþtý. Gecekondu olgusuna (ilk kez) sahip çýkan bir Türk düþünürü ya da plancýsý olmamýþtýr. Sayýlarý artýnca bu konuda TBMM'de dönemin güçlü Ýçiþleri Bakaný Þükrü Kaya'dan açýklama yapmasý istenildi. Þükrü Kaya tek parti rejiminin güçlü Ýçiþleri Bakaný’dýr.Dünya Savaþý sonrasýndaki gecekondulaþma sýrasýnda uygulanmayan yýkým kararlarýnýn tek gerekçesinin popülizm olmadýðýný bize göstermesi bakýmýndan önemlidir. 1933 Üniversite Reformundan sonra Nazi Almanya'sýndan kaçarak Ýstanbul Üniversitesi Sosyal Siyaset Kürsüsüne profesör olarak gelen G. Dönemin gazeteleri bu tür yazýlarla doludur. II. bunlarýn yerine kente yeni gelen bu kitlelerin kapasiteleriyle tutarlý yeni meþruiyet kalýplarý önermek gelmemiþtir. Bu örnek çok aydýnlatýcýdýr. Ama modernitenin meþruiyet çerçevesinin tuzu kuru olanlarda yarattýðý haklýlýk etkisi. Modernitenin kalýplarý içinde bu tür çözüm arayanlar genellikle toplumun tuzu kuru denilen kesimi olmuþtur. onlara o zaman barakalar denilip geçiliyordu. Türkiye'de ilk gecekondular bu yýllarda Ankara'da yapýlýyordu.

küçük parsellerde. bu konularda yeterli kaynak ve insan gücü seferber edebilseydi bu yolla 124 . bir yandan onlarýn kentte kalmasýný kolaylaþtýrýrken. Hýzlý kentleþme karþýsýnda Türkiye'nin kaynaklarýnýn sýnýrlýlýðý. bu geri döndürülemez olgunun kendisine emrivakilerle yol bulmak zorunda kalmasý sonucunu doðurmuþtur. Tabii iþ gücünden esas yararlananlar kente gelen bu büyük sayýdaki yeni göçmenin sanayi ve inþaat giriþimcileri olmaktadýr. mühendisler ve planlama pratiði içinde yer alan meslek camiasý içindekiler olmuþtur denilebilir. Bu emrivakilerin gerçekleþtirilmesinde deðiþik aktörler deðiþik roller üstlenmiþtir. Kuþkusuz Türkiye. Onlar gecekondularýn savunma söyleminin geliþtirilmesinde doðrudan katkýsý olmasa da bu kesimlerin iþgücünden yararlanarak. Yapýlmasý gerekenin onlarý cezalandýrmak deðil.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I konut kooperatiflerinin geliþmesinde önemli rol oynamýþ sosyal demokrat eðilimli bir bilim adamý olan Kessler gecekondulara ve gecekonduculara sahip çýkmýþtýr. Modernitenin meþruiyet kalýplarý üzerinde en çok direnenler mimarlar. Ýkinci Dünya Savaþý sonrasýnda Türkiye'nin içine girdiði çok partili siyasal rejimin halkýn istekleri karþýsýnda artan duyarlýlýðýnýn da katkýsý olmuþtur. önceden planlanmýþ gecekondu önleme bölgeleri oluþturmakta bulmuþlardýr. Bu göz yummada daha önce üzerinde durduðumuz insani kaygýlar etkili olduðu kadar. þehir meclislerine seçilmeleri ve kentlerin onlarýn giriþimci potansiyelinden yararlanýlmasýný önermektedir. Ýkinci önemli aktör ise bu geliþme karþýsýnda göz yuman siyasal yöneticiler olmuþtur. Bu konuda onlardan çözüm üretmeleri istendiðinde. çözümü küçük konutlar üretmede. Ama onlarýn savunusunu açýkça yüklenmemiþlerdir. Bu giriþimci gecekonducularýn belediye seçimlerinde. Onlar bu olguyu gerçekleþtirmiþlerdir. Kessler devletin çözemediði sorunlarý kendi giriþimleriyle çözen gecekonduculara çok anlayýþlý olarak ve sempatiyle yaklaþmaktadýr. kentleþme için kabul ettiði meþruiyet kalýplarý. öte yandan onlarýn gecekondu yapmalarýna belli ölçüde de olsa fiilen yardýmcý olmuþlardýr. onlara yardýmcý olarak daha yeterli konut sahibi olmalarýnýn kolaylaþtýrýlmasýný savunmaktadýr. Kuþkusuz baþ aktör zaruret içindeki kente yeni gelenlerdir. Onlarýn içinde kimileri farklý düþünse de meslek camiasýnýn tutumu katý modernist meþruiyet çizgisini savunmak olmuþtur denilebilir.

Bu direniþ farklýlýðý kendisini en açýk biçimde çýkartýlan gecekondu aflarýnda ortaya koymuþtur. Nitekim savaþtan büyük yýkýmlarla çýkmýþ Avrupa'daki kentlerde konut sorunlarýnýn çözümünde benzer yollar izleniyor. Bunlardan biri dolmuþlar iken. Bu direnç de mülkiyet türleri arasýnda önemli farklýklar göstermiþtir. Nüfuslarý hýzla 125 . Yani bu yasayla modernitenin kalýplarý dýþýna çýkmak mekanla ve zamanla sýnýrlanýyordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I da çözümler bulabilirdi. Yasanýn adý Bina Yapýmýný Teþvik’ti. Bu afta “gecekondu” sözcüðü geçmiyordu. Ýlk gecekondu affý 1948 yýlýnda çýktý. Örneðin oturma izni alýnmamýþ yapýlara su. Ankara için özel olarak çýkarýlan bu yasada gecekondu alanlarý yasaya ekli bir haritada mavi çizgilerle sýnýrlanmýþtý. Hýzlý kentleþmenin kentsel yaþama ve kentin büyüme biçimine etkisi. Ýmar aflarýnýn karþýlaþtýðý en önemli direnç mülkiyet kurumundan gelmiþtir. sadece kentlerin etrafýnda oluþan gecekondu kuþaklarý halinde çýkmamýþtýr. Belediyeler imar planý olmayan alanlara yol ve alt yapý götürebilmiþlerdir. elektrik baðlama olanaðý yaratýlmýþtýr. Türkiye'nin kurumsal yapýsýnýn direniþi. Kentin modernitenin meþruiyeti çerçevesinde kalan kýsýmlarýnda da emrivakiler halinde geliþen çözümler modernitenin çözüm önerileri yanýsýra kendilerine yer bulabilmiþlerdir. Kurumsal yapýnýn emrivakilerin zorlamasý karþýsýnda en çok zedelenen kesimi daha çok yönetmeliklerin iç tutarlýðýnda ortaya çýkmýþtýr. Özel mülkiyet kurumunda hiçbir zayýflama olmamýþ ama kamunun toprak mülkiyeti büyük ölçüde iþgallere açýk hale gelmiþtir. Bu çizgi içindeki alanlara belli bir süre için af getiriliyordu. Burada modernitenin meþruiyet kurallarý geçerli deðildir. Modernitenin meþruiyet kalýplarý içinde bu yolla açýlan delik çok küçüktü. çok farklý düzeylerde olmuþtur. Belediye sýnýrlarý dýþýnda yapýlaþma büyük ölçüde köy mevzuatýna baðlý býrakýlmýþtýr. ikincisi yapsatçýlýk olmuþtur. Bu süre içinde modernitenin kalýplarýna baðlý olmadan yaþam koþullarý iyileþtirilebilecekti. o kurumun rejim bakýmýndan önemine göre. bunlar da Türkiye'deki meslek camiasýnýn bu yoldaki düþüncelerine katkýda bulunuyordu. Bir toplumun yaþayabileceði bu en büyük dönüþüm olgusunun gerisinde bulunan büyük itici gücün yarattýðý emrivakilere karþý.

yapý için gerekli kapitali saðlýyor ve giriþimini tamamlýyordu. Yapsatçý genellikle kent merkezinde bir arsa sahibi ya da arsasý geniþ bir eski ev sahibi buluyordu. Ama yine de modernitenin meþruiyet kalýplarý 126 . Kent içi ulaþýmýn saðlanmasýnda da ciddi sorunlar yaþanmaya baþlamýþtýr. Tabii bunda baþlangýçta daha çok kentin modern kesimlerinin yararlandýðý bir çözüm olmasý da kolaylaþtýrýcý bir etki yaratmýþtýr denilebilir. yapý ve oturma ruhsatlarý alýnýyordu. Bu yenilikçi çözümün var olan meþruiyet kalýplarýyla uzlaþtýrýlmasý gecekondulara göre çok daha kolay olmuþtur. Onun yeni bir kullanma biçimi olan dolmuþlar hatlar halinde düzenlenerek sistem içine alýnmýþtýr. tek bir yapý yapýlmasý öngörülüyordu. Taksi. Yürürlükteki yasal sistemde bir parselin ve içindeki yapýnýn mülkiyetinin parçalanmasý olanaðý bulunmuyordu. Oysa belediyeler güçsüzdür. Böyle bir yatýrýmý gerçekleþtirememektedirler. Bu katlarýn önemli bir kýsmýný arsa sahibine býrakýyor. Plan yapýlýyor. Bu konuya belediyeler büyük miktarda kapital ayýramayýnca.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I büyüyen büyükþehirlerde yaþanan tek sorun konut sýkýntýsý deðildir. bu da dolmuþlarýn geliþmesi halinde ortaya çýkmýþtýr. Bu durumda toplumda orta sýnýflarýn bir parsel alýp onun üstünde bir konut yaptýrma olanaklarý kalmamýþtý. çözümün küçük giriþimci sermayesiyle üretilmesi zorunluluðu doðmuþ. diðer kesimini inþaat sýrasýnda satýyor. Küçük giriþimciler eliyle kent yenileniyordu. Yapsatçý bu arsada artmýþ olan imar haklarýndan yararlanarak çok katlý çok konutlu binalar yapýyordu. sistemin meþru kabul ettiði bir araçtýr. Bu çözüm daha sonra toplumda yapsatçý adý verilecek bir küçük giriþimci formunun geliþmesiyle saðlandý. Bu yeni geliþen süreç ilk bakýþta modernitenin kalýplarý içinde bir iþleyiþe sahipti. Nüfuslarý hýzla artan kentlerde imarlý arsalarýn deðerleri de hýzla artýyordu. Modernitenin bu konudaki akýlcý çözümü toplu ulaþým sistemlerinin sunduðu hizmetleri artýrýlmasýný gerektirmektedir. Ýkinci Dünya Savaþý öncesinde geliþen imara ve yapý yapmaya iliþkin mevzuatta tek bir parselde. Bu durumda orta sýnýflarýn bir konut sahibi haline gelebilmesi için arsa parasýný aralarýnda bölüþmesine olanak verecek çözümler gerekiyordu. Hýzlý kentleþme karþýsýnda geliþen bir baþka spontan çözüm yapsatçýlýk sürecinin geliþmesi olmuþtur. Bu durumda spontan bir çözüm olarak taksi-dolmuþlar geliþmiþtir. Arsa spekülasyonu toplumda en çok yakýnýlan konulardan biri haline gelmiþti.

Bu olup bitenler Türkiye'de Cumhuriyetin ilk dönemlerinde geliþen meslek çevrelerinin savunduðu düþük yoðunluklu kentlerden çok farklý bir kent yaratmaya baþlamýþtýr. sorunlarýn çözümü için gecekondu alanlarýnda sosyal araþtýrmalar yapýlmaya baþlamýþtýr. oysa bu süreç mülkiyetin bölünmesini gerektirmektedir. üniversitelerde baðýmsýz ilk þehir ve bölge planlama bölümleri açýlmaya baþlamýþtýr. Bu deðiþik biçimlerde kendilerini göstermeye baþlamýþtýr. Bunun için noterlerde yapýlan anlaþmalarla bulunmak istenen çözümler daire sahiplerine güven vermemektedir. Kentleþmenin sorunlarýyla baþa çýkmak için Ýmar ve Ýskan Bakanlýðý kurulmuþ. Yaþanmakta olan dönüþümün toplumsal boyutlarýnýn gündeme gelmesi ve bunun öneminin kavranmaya baþlamasý modernite karþýsýnda yeni bir meþruiyet çerçevesinin geliþmesini getirememiþtir. tarihsel dokular tahrip olmaktadýr. Mülkiyet bölünememektedir. Avrupa ülkelerinin kentleþmesi sýrasýnda ise böyle ayrý bir sözcüðe genellikle gereksinme duyulmamýþtýr. Bu dönemde Türkiye'de “kentleþme” sözcüðünün yanýsýra “kentlileþme” diye yeni bir sözcük geliþmiþtir. Kentlerin planlamasýnýn salt mimarlýk hünerlerine dayandýrýlamayacaðý. yaþanmakta olan bu olguyu kavramakta ve bununla ilgili politikalar üretmekte modernist imar anlayýþlarýnýn ve bunlara iliþkin deðer yargýlarýnýn yetersiz olduðunun da farkýna varmaya baþlamýþtýr. Bu farkýna varýþ için on yýl kadar bir süre gerekmiþtir. Bu geliþme sonunda sözkonusu mahallelerde altyapýlar ve sosyal donatýlar yetersiz kalmakta. Ayrýca bu süreç eskiden düþük yoðunluklu olan mahallelerin yüksek yoðunluklu olarak yeniden yapýlanmasýna neden olmaktadýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I içine sýðmayan bir þeyler vardýr. Türkiye'de 127 . Prestijli mimarlar bu süreçten büyük ölçüde uzak durmaya çalýþmaktadýr. Bu süreç bu konuda hiçbir formel eðitimi olmayan çoðu Karadeniz kökenli küçük giriþimcilerce yürütülmeye baþlamýþtýr. Yapsatçýlýk meslek çevrelerinde küçümsenen bir iþtir. mutlaka toplumsal araþtýrmaya ve çözümlemeye dayandýrýlmasý gerektiði anlaþýlmýþ. Türkiye yaþamakta olduðu bu büyük dönüþüme pratikte spontan çözümlerle uyum yaparken. Tersine modernite söylemi bu geliþmeyi de kolayca denetim altýna alabilmiþtir. Bu ülkelerde kentleþme sözcüðü hep kentlileþmeyi de kapsayan bir anlam içerecek biçimde kullanýlmýþtýr.

Onlarýn kentte bulunurken özgün bir kültür yaratabileceðini kabul etmemekte ve belli bir gecikmeyle de olsa moderni temsil eden eski kentli kültürünü benimseyeceklerini beklemektedirler. Bu yasada ilk kez gecekondu olgusu kabul edilmekte. Çok partili demokrasinin olanaklarýndan iki yönlü yararlanmaktadýr. Kendi varlýðýný kabul ettirmiþtir. Þimdi eski kentliler onlarý kavramsal olarak yarattýklarý sanal köylere hapsetmek istemektedirler. Kýrdan kopuþ ve kente geliþ sürmektedir. Kente gelen bu göçmenler artýk kentteki köylülerdir. Bir yandan siyasi partilerin kayýrmacý pratiklerini. Yaþanan bu olgu karþýsýnda yeni bir kavramlaþtýrmaya gerek duyulmaya baþlanmýþtýr. bu olgu izinsiz inþaat kavramýyla geçiþtirilmemektedir. Eski kentliler onlarýn kente gelmesini engelleyememiþ. Bu grup kentlere yerleþmiþtir. Bu yasada 128 . öte yandan kültürlerini tek yönlü olarak deðiþtirmemekte. Böyle bir kent içinde köylüler kavramlaþtýrmasý geliþtirilecek politikalara yol gösterememektedir. Bu da kentlerin iki yapýlý olduðunu kabul etmek þeklinde geliþti. Kentte varlýðýný sürdürmesini kolaylaþtýracak dayanýþmayý saðlamak üzere hemþehrileri arasýnda iliþki aðlarýný kurmuþtur. kentlileþme terimine de gereksinme duymuþlardýr. Artýk kentlerin makro formlarý ikili yapý þeklinde betimlenmekte ve kentlerin iç farklýlaþmalarý bu ikili yapýyla açýklanýr hale gelmektedir. öte yandan verdiði oyun saðladýðý pazarlýk gücünü iyi kullanarak gecekondu alanlarýnýn altyapý kalitesini belli ölçüde geliþtirebilmiþtir. Artýk modernist kültürü benimsemiþ eski kentliler onlarý kendi kafalarýnda çizdiði köyün sýnýrlarý içinde tutamamaktadýrlar. kentli deðerleri benimseyemediklerini kavrayýnca. kente gelen köylüler kýsa bir sürede kültürel bir dönüþme geçirerek. Böylece kalýcý bir ikili yapý algýlamasýnýn geliþmesinin kurumsal geliþmeye yansýmasýnýn en iyi örneði 1966 yýlýnda çýkartýlan 775 sayýlý gecekondu yasasý olmuþtur. Artýk kentte varlýklarýnýn kalýcýlýðý anlaþýlmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yaþanan kentleþme deneyimi sýrasýnda. Bir yandan kentte yaþamlarýný sürdürmekte. Böyle bir terimin geliþtirilmesinin modernitenin meþruiyet çerçevesini korumak bakýmýndan önemli sonuçlarý olmuþtur. Bu da modernitenin kültürel hegemonyasýna karþý bir baþkaldýrýnýn görmezden gelinmesini kolaylaþtýrmaktadýr. onlar kente gelmiþlerdir. Onlarýn kalýcýlýðý iki yönden kendisini göstermektedir. kentli kültürle etkileþmektedir. bu kültürel dönüþümdeki gecikmeyi anlatabilmek için.

Öte yandan gecekondu yapýmý kente gelenlerin geldiklerinden kýsa bir süre sonra kendi emekleriyle gerçekleþtirebildikleri derme çatma bir konut olmaktan çýkmýþtýr. saðlanan güvenceler gecekondularýn konutlarýný büyütmesine. Bu yeni iliþkiler gecekondularýn maliyetini artýrmýþtýr. Artýk yapýlan gecekondularýn niteliði de çok deðiþmiþtir. Bu çok katlý hale geliþ deðiþik süreçlerin birlikte iþleyiþiyle ortaya çýkmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gecekondu kavramý ilk kez kullanýlmakta ve daha düþük standartlý konutlarýn yapýlmasýný kolaylaþtýrýcý yollar bir ölçüde de olsa meþrulaþtýrýlmaktadýr. yarý mafya türü güç iliþkileri içinde gerçekleþtirilmektedir. Bir anlamda modernitenin meþruiyeti dýþýnda ortaya çýkmýþ bir tür planlama içinde gerçekleþmektedir. Bir yandan varolan gecekondu mahalleleri kentsel hizmetlerden yararlanmasýný sürekli artýrmakta. Bu gayri resmi planlama mafya türü gücün zorlamasýyla büyük itirazlar olmadan uygulanmaktadýr. Kente gelen bu yeni gruplarýn kentte varlýklarýný kabul ettirmesinden ve kentin fýrsatlarýndan yararlanmaya baþlamasýndan sonra gecekondu olgusunun nitelik deðiþtirmesi hýzlanmýþtýr. Artýk kente yeni gelen bir köylü kente geldiðinde ancak bir gecekondu kiracýsý olabilmektedir. Gecekondularýn oldukça büyük oraný çok katlý hale gelmiþtir. çok katlý hale getirmesine yapý kalitesini geliþtirmesine yol açmaktadýr. Gecekondularda kiracý olarak oldukça uzun süreler yaþadýktan sonra bir gecekondu sahibi olabilmektedir. hiç bir hukuki geçerliliði olmayan ama üzerinde yapý yapma güvencesi þu ya da bu þekilde saðlanmýþ bir parsel üzerinde yapýlmaktadýr. Bu süreçlerden biri gecekondu sahiplerinin para biriktirdikçe yeni katlar 129 . Tabii ki böyle bir zor düzenin moderniteyi temsil eden devlet bürokrasisi içinde yandaþlarý olmadan varlýðýný sürdüreceði düþünülemez. hisseli mülkiyet statüsüne sahip. mafya türü güç iliþkileri içinde parsellenmiþ. Artýk gecekondular hazine topraklarý üzerinde deðil. Ama bu iliþkiler gecekonduya meþruiyet saðlamasa bile ona güvence saðlayabilmektedir. Kente yeni gelenlerin modernite dýþýnda emrivakilerle kurduðu yeni düzen sadece modern dýþý alanda kalmamakta. modernin içine sýzarak onu da deðiþik bakýmdan tahrip eder hale gelmektedir. Gecekondu yapýmý yarý piyasa iliþkileri. 1970'li yýllarda iki yönlü bir geliþme gerçekleþmiþtir.

Buralarda artýk mafya gücü deðil bu gruplarýn gücü egemen olmaya baþladý. gecekondu yapýmý þiddet kullanabilen radikal siyasal gruplar tarafýndan örgütlenmeye baþladý. Ýkili yapýsý oldukça kemikleþmiþ bu kente adeta iki ayrý konut pazarý oluþmuþ bulunmaktadýr. Gecekondulularýn kent mekanýna iyice yerleþmeleri karmaþýk bir ekonomik sektör niteliðini kazanmasý sadece yapý alanýnda kalmamaktadýr. 1970'li yýllarýn sonuna doðru gecekondu yapýmýnda yeniden bir nitelik deðiþmesi ortaya çýktý. Özellikle yeni gecekondu alanlarý þiddet kullanan radikal gruplarýn himayesi altýna girdi. Bu birikimlerini kentin modern kesimlerine deðil gecekondu bölgelerine gecekondu yaptýrarak yatýrmaya baþlamýþlardýr. piyasa mekanizmasý içinde etkili olmuþ ve zaman içinde kendisi de bazý dönüþümler geçirerek meþruiyetini kabul ettirmiþtir. Kente yeni gelenlerin kentte kýsa sürede gecekondu yapabilmeleri büyük ölçüde olanaksýz hale gelince. Bu kesimin duygularýna tercüman olmak için geliþen arabesk müzik. aynen gecekondu olgusunda olduðu gibi. Gecekondu alanlarýnda uzun yýllardýr yaþayanlarýn birikimleri olmaya baþlamýþtýr. Yatýrým olarak gecekondularda kiralýk konut arzý önemli bir paya sahip olmuþtur. Piyasa mekanizmasýnýn saðladýðý demokratiklik içinde müzik alanýnda ilginç bir baþka spontan geliþme ortaya çýkmýþtýr. baþlangýçta modern kesimin temsilcisi olan devlet medyasý tarafýndan dýþlanmasýna karþýn. Bir diðeri ise kentin imarlý kesimi içinde bir arz süreci olarak spontan olarak geliþmiþ bulunan yapsatçýlýðýn çok katlý gecekondu mahallelerinin oluþmasýnda iþlemeye baþlamasý olmuþtur. Artýk onlardan para deðil. 1980 müdahalesi sonrasýnda gecekondu alanlarýnda bu parçalanma zaman içinde yok oldu. gecekondu yapmalarýna olanak verilmesi karþýlýðýnda radikal ideolojilere sadakat talep ediliyordu. Gecekondu konusuna toplumun bakýþýndaki önemli bir deðiþme 1984 yýlýnda çýkartýlan af yasasýnda ortaya çýktý. Bu yasa okunduðunda ilk bakýþta Türkiye'deki siyasi otoritenin bunca 130 . Ama ayný model bir ölçüde deðiþik tarikatlar tarafýndan uygulamaya konuldu. Bu yasa da gecekondu olgusunun modernist meþruiyet çerçevesiyle iliþkileri konusundaki ironik durumu sergilemesi açýsýndan çok ilginç hükümler taþýmaktadýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I eklemesi yoludur.

1950'lerde modernist meþruiyet adýna gecekondularýn yýkýlarak temizlenmesini öngörenlerin çözümü kadar yüzeyseldi. bir anlamda devletin kendisinin halkýnýn konut hakkýný karþýlayamayýþý dolayýsýyla emrivaki olarak geliþmiþ bir duruma razý olmaktan çýkmasý ve gecekondulunun da kentte toprak spekülasyonu yapabilme hakkýnýn varlýðýnýn tanýnmasý haline gelmiþtir. Ama bu temizleme iþlemini devletin deðil. Bu amaçla gecekondu bölgeleri için imar ve ýslah planlarý hazýrlanýrken belediye baþkanlarý plancýlardan her gecekondu yerine verilecek imar haklarýnýn hesabýnda ikinci kuþak gecekondulunun konut sorununun çözülmesinin göz önünde tutulmasýný rica ettiler. piyasa mekanizmasý yoluyla yapsatçýlarýn gerçekleþtirmesi öngörülüyordu. Bu da toplum vicdanýný rahatsýz etmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yaþanan maceraya karþýn kentlerin büyümesi konusunda modernist meþruiyet çerçevesi içinde çözüm bulunmaya çalýþýldýðý kanýsý uyanmaktadýr. Böyle bir anlayýþ içinde gecekondu sorununa yaklaþýnca devletin düzenine uygun olarak hareket etmiþ bir yurttaþýna göre 131 . Bu çözüm de gecekondularýn yýkýlýp temizlenmesini çözüm olarak gören anlayýþ üzerine kurulmuþtu. Boðaz sýrtlarýndaki gecekondu bölgelerinde olduðu gibi eski gecekondu sahiplerin çok büyük kazançlar elde etmelerine neden olmuþtur. Yasada gecekondu alanlarýnda imar ve ýslah planlarý yapýlmasý ve bu planlar yapýldýktan sonra piyasa süreçleri içinde gecekondularýn yýkýlarak yerine yapsatçýlýk yoluyla çok katlý apartmanlar yapýlmasý öngörülüyordu. Yani bu gecekondu yerine yapýlacak apartman için yapsatçýnýn gecekondu sahibine en az iki kat vermesine olanak saðlayacak kadar imar hakký verilmeliydi. Bu spekülasyon hakkýný tanýmanýn üstü kapalý gerekçesini ise kentin her yanýnda modernitenin meþruiyet çerçevesini yürürlüðe koymak teþkil etmiþtir. Bunun ilginç yaný siyasal otoritenin gecekondululara geçmiþteki aflarda olduðu gibi sadece kentte yaþamlarýný sürdürmeleri için yapýlan. Bunun gerçekleþebilmesi için de imar ve ýslah planlarýnda yüksek imar haklarý verilmesi isteniliyordu. Bu da gecekondu olgusunu iyi tanýmamaktan kaynaklanan bir baþka modernist çözümdü. Bu çözüm ancak büyük kentlerde prestijli konut alanlarýna yakýn gecekondu mahallerinde etkili olmuþ ve dönüþümlere yol açmýþtýr.

Bu yolla önemli dönüþüm projeleri gündeme geldi. imar konusundaki tutumlarý da ayný þekilde kentlerin diðer kesimlerini etkiliyordu. Öykünün buradaki kuruluþ biçimi üç konuya dikkatimizi çekiyor. Bu bölgelerdeki gecekondularýn sahiplerinin büyük kesimi af için gerekli harçlarý bile yatýrmadýlar. Gecekondu mahallerinin bir kýsmýnda yýkyap süreciyle yaþanan bu dönüþüm gecekondu kiracýlarýna gecekondu arzýný azaltýyor. modern kesimlerin imar mevzuatý dýþýndaki geliþmeleri ve kaçak yapýlarý için af getirmesiydi. Kentin modern kesimindekiler gecekondulularla girdiði iliþkilerde onlarýn dönüþmesini beklerken hayretle kendilerinin de dönüþtüðünün farkýna varýyorlardý. Bu dönüþümde belediyeler giriþimci rolünü oynamaya baþladýlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I devlet gecekondulu yurttaþýna daha çok hak tanýmýþ oluyordu. Bunun belki de 132 . Diðer gecekondu bölgeleri için bu gerçekçi bir çözüm deðildi. ama Türkiye'de kent planlamasýnýn gündemine dönüþüm projeleri sorunsalýný getirdi. onu denetleyerek nasýl baþa çýkmaya çalýþtýðýnýn öyküsünü anlatmanýn sonuna geldik. onlarýn yaþamýný daha da zorlaþtýrýyordu. Bu öykü önümüzdeki iki on yýlda da bir ölçüde devam edecek. 1984 yýlýnda yürürlüðe giren bu aftan sonra geçen yirmi yýlda beklenen dönüþmenin piyasa mekanizmasý içinde gerçekleþmesi ancak belli alanlarda oldu. Böyle yaparak modernitenin ulus devletinin yurttaþlarý arasýndaki eþitlik anlayýþýný da ihlal etmiþ oluyordu. Ama bu çözüm bir kentin çok küçük bir kesimi için geçerli olabilecekti. kentin iyi yerlerinde gecekondu yapmýþ olanlarýn ikinci neslinin konut sorunu çözmeye çalýþýyordu. Türkiye'nin hýzlý kentleþme olgusuyla kendi zihniyet ve kapasiteleri çerçevesi içinde nasýl iliþki kurduðunun. Devlet nasýl spekülasyonda eþitlik saðlýyorsa kentin iki kesimi arasýnda imar mevzuatý dýþýna çýkmada da eþitlik saðlýyordu!! Gecekondu bölgelerinin zihniyeti arabesk müzikle nasýl kentin diðer kesimlerine taþýndýysa. Kýrk yýl boyunca sürekli çözümsüzlüklerin nedeni haline gelmiþ olan modernitenin meþruiyet kalýbý deðiþim projeleriyle kendisini yeniden üretmek yolunu buluyordu. Devlet gecekondu yapmak yerine modern kesimden bir kat almýþ bir ailenin cocuklarýnýn konut sorunu düþünmezken. Bu son af yasasýnýn belki de en ironik yaný gecekondu bölgelerini modernitenin meþruiyet kalýplarý içine sokmak isterken.

133 . kapasitesi en düþük kesimlerinin zorunluluklar altýnda yaratýcý çözümler üretebilme ve uyum yapma kapasitesinin yüksekliðidir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I en önde geleni toplumun hazýrlýðý en az. onlarla iliþki kurmakta yetersiz kalmasý ve yaratýcý çözümlere büyük ölçüde kapalý kalmasýdýr. Ýkinci önemli konu ise modernitenin meþruiyet çerçevelerinin bu kapasiteleri yönlendirmekte. Üçüncüsü ise popülizmin aðýr bastýðý çok partili demokrasi pratikleri modernitenin katý meþruiyet çerçevesinin yaratabileceði gerilimleri düþürmüþ ve çatýþmaya dönüþmesini engellemiþtir. Bu karmaþýk geliþme öyküsü içinde modernitenin meþruiyet çerçevesine alternatif bir baþka meþruiyet çerçevesi geliþtirilemediði için de modernitenin meþruiyet çerçevesi önemli yaralar alsa da kendisini yeniden üretebilme olanaðýný hep bulmuþtur.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

134

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Celalettin Uzer’le Söyleþi*

* Bu söyleþi, TMMOB yayýn organlarýndan “TEKNOKRAT” dergisinin Aðustos 1986 sayýsýndan alýnmýþtýr.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Celaleddin Uzer
Kýsa Özgeçmiþ 1914 1941 1944-46 1952 1958 1959 1959-60 1961-63 1963-65 Van doðumlu Liverpool Üniversitesi Mimarlýk Fakültesi mezunu Gelibolu Kolordu Baþmühendisi Ýmar Ýskan Bakanlýðý, Fen Heyeti Reisi Ýmar Ýskan Bakanlýðý, Þehircilik Dairesi Baþkaný Mesken Genel Müdürü Tokyo, Wasseda Üniversitesi deprem mütehassýsý TBMM Bayýndýrlýk ve Ýmar Komisyonu Baþkaný Ýmar Ýskan Bakaný

1965'den beri serbest Mimar, þehir plancýlýðý yapýyor. Celaleddin Uzer, 1914'de Van'da doðmuþ. Van Valisi olan babasý Tahsin Uzer'in görevi dolayýsýyla, daha sonra Erzurum ve Suriye'de bulunmuþlar. "Ýlkokulda 9 aldýðým zaman hasta olurdum" diyen Uzer, orta tahsilini Robert Kolej'de yapmýþ ve birincilikle bitirmiþ. 136

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Aslýnda doktor olmak isterdim. Lise bitince 6 bin kiþinin katýldýðý bir sýnava girdim ve birincilikle kazanarak Amerika'ya gitmeye hak kazandým. Atatürk, "Senin yerine baþka bir fakir gitsin, ben senin paraný veririm" dedi ve beni Ýngiltere'ye gönderdi. Þehirciliðe olan ilgim orada baþladý. 1934'den 1942'ye kadar Ýngiltere'de kaldým. Üniversiteyi birincilikle bitirdim ve 'First Class Honors' aldým. Diploma töreninde beni Ýngiliz sandýlar ve Ýncil getirdiler. Rektör, Churcill'in kulaðýna bir þey fýsýldadý ve Kuran getirildi. Churcill, "Kahraman Türk dostlarýmýza ve bize yardýmcý olacak bu gence, iftiharla bu diplomayý veriyorum" dedi, diplomamý teslim etti. Üniversiteyi birincilikle bitirdikten sonra Türkiye'ye hemen gelemedim. Harp yýllarýydý, çýkýþ vizesi vermediler. Ýngiltere'de Abercrombie'nýn asistaný olarak çatýþtým. Þehirciliðe, onun yanýnda çýrak olarak baþladým. Londra'yý, Tokyo'yu ben çizdim ama imzayý onlar attýlar. Daha sonra Dünya Mesken Kongresi'nde Divan Baþkaný, Londra ve Liverpool Belediyelerinde sýðýnak mütehassýsý olarak çalýþtým. 'The Machinegun' derlerdi bana, çünkü en çok sýðýnaðý ben yaptým orada. Ve benim yaptýðým sýðýnaklar da en dayanýklýlarý oldu. Çünkü, bombardýmanda, uður mudur, nedir, tam isabet almadý. Orada biraz þanslýydým. Ýngiltere'de ayrý ayrý mimarlýk, mühendislik ve þehircilik okudum. Daha sonra Japonya'da deprem ihtisasý yaptým. Ali Çetinkaya'nýn isteði üzerine Türkiye'ye döndüðümde, çok deðiþmiþ buldum Türkiye'yi. Atatürk ölmüþ, annem, babam, amcalarým ölmüþ. Bunlardan haberim yoktu. Bambaþka bir Türkiye buldum. Bayýndýrlýk Bakanlýðý'nda Þehircilik Fen Heyeti'nde mecburi hizmete tabi oldum. O zaman bu memlekette þehircilik diye birþey yoktu. Heussler diye bir adam var, acayip meydanlar yapýyor, dairevi meydanlar kabul etmez, dar yol sistemi yapar, 9,5 m.lik yollar. Bunlar benim nazariyelerime uymuyordu, boyuna deðiþtirmeye baþladým. Halbuki ben fakir milletlerin geniþ yollar yapmasýna taraftarým. Çünkü fakir milletin yapboza tahammülü yoktur. Nitekim 1948'de Ankara'ya troleybüs geldiði zaman dönemedi. Dýþkapý'ya gitti oradan döndü. Ulus meydaný kifayetsizdi. Hiç unutmam bir gün Ulus meydanýnda troleybüs dönecek, ortada da bir saat var, artýk “Allah þoföre kolaylýk versin” derken, “Halka da selamet versin” diyorduk. Çünkü dönemiyordu. 137

bunlar çekip gidecek. teþkilatý kurdum. Didim'de Fethiye'de yaklaþýk 1000 tane bina yaptým. "Gezdir" dedi. Eskiþehir'deki 1 ve 2 numaralý kooperatifler hep benimdir. Fakat maalesef bu memlekette çalýþana karþý düþmanlýk var. iþçi konutlarý yaptým. gecekondu davasýný halledecektim. Ben o zaman Bakanlýk'ta Fen Heyeti Reisi'yim. Yanlýþ bir deprem talimatnamesi vardý. O sýrada þöyle bir kafamý çevirdim ki. Eðer Ýsmet Ýnönü kabinesi 4 yýl kalsaydý. T. 138 . Charles Abrahms diye Birleþmiþ Milletler Teknik Kurulu Baþkaný bir zat geldi.ODTÜ'yü de Teknik Üniversite’yi de ben bugün dünya ayarýnda okullar olarak kabul ediyorum. daha bir tanesi bile görememiþ" dedi. bir deprem uzmaný. ODTÜ'nün kuruluþu baþlý baþýna bir olaydýr. Gecekondu davasýný ele aldým. Ankara’nýn havasýnýn temizlenmesi için Gribla þirketi ile anlaþtým. her ikisi de iyi elemanlar yetiþtiriyor. ne karýþýyorsun?" diye. bütün Arap diyarý buraya gelir. Bu iþ kaldý. Orada oturuyoruz. "Sen Saðlýk Bakaný mýsýn? . Bizim 60 uzmanýmýz 6 aydýr bekliyorlar. bir de mimari büroya bir uzman temin etmek. Ýsmet Ýnönü'den izin alarak. Havadan tesbip ederek. deðiþtirdim.U. Allah’ýn büyüklüðü. 5 bin bina yaptýk. 200 milyona tasfiyehane kuracaktým. Daha Sosyal-Sigortalar yokken. Bu zatýn vazifesi. Ankara'ya döndük. Ýmar Ýskan Bakanlýðý'ný kurduk sonra. Charles Abrahms'la Tunalý Hilmi'de yeni açýlan bir lokantaya gittik. Bayýndýrlýk Bakanlýðý'na bir þehircilik uzmaný. dedim ki Charles Abrahms'a. Biz Abrahms'la bütün Anadolu'yu gezdik. 1963-65 yýllarý arasýnda Ýmar Ýskan Bakaný iken. hem de çevreye hizmet etmiþ oluruz. Aktepe'yi seçtim. Tahlilleri yapýldý. Bütün deprem bölgelerinde prefabrikasyona geçmek için. O zaman bana kýzdýlar. Þark’ta Ermenilerden kalan alanlara köyleri yerleþtirdim. cins cins 3 ton kömür yolladým. "Orta Doðu Teknik Üniversitesi" diye bir üniversite kursak. Altyapýsýný yaptýrdým.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Þehircilik Fen Heyeti Reisliði'nden sonra Mesken Genel Müdürü oldum. Sen buraya bir üniversite kurabilir misin? Mesela.Türkiye'deki þehircilik eðitimini olumlu buluyor musunuz? C. "Sen bize 3 uzman göndereceksin. Bakanlar Kurulu'nda ilk defa projeksiyon gösterdim. Arkadan partililere daðýtýldý. þimdi 600 milyara yapamazlar bu iþi. Hem bize döviz saðlar. Bakan." Charles Abrahms "Bunu yapmam için Baþbakan'ý görmem lazým.

Ankara Palas'ta misafir ediyoruz onu. Efendim. böyle bir üniversiteye ne lüzum varmýþ. Geldi. milletvekilidir. Geldi. karþýla". Türkiye'de Amerikan Üniversitesi kurulamazmýþ" diye karþý çýkýyorlar. Abrahms'tan bir telgraf. Fehmi Tokay. Anlattým." General Rally böyle bir üniversiteye lüzum yoktur diye beyanat vermiþ. Milli Eðitim Bakanlýðý'nda bir toplantý yaptýk. yarýn size sunarým" dedi. "Yahu senin neþen yok. sanki ben Halk Partili deðilmiþim gibi. Her konan taþ.U. T.Sürekli olarak. "Dean Perkins baþkanlýðýnda Pensylvania heyeti Türkiye'ye geliyor. þehircilik varmýþ. Ertesi sabah Vecdi Diker ve Avni Yener geldiler. böyle böyle bir teklifte bulundum. Karayollarýnda beraber çalýþmýþtýk. her þey tamam. Teknik Üniversite ve Mülkiye benim aleyhimdeydi. Bir süre sonra bir telgraf aldýk "300 milyon ayrýldý. Þehir 139 . rapora baktý. "Çok güzel" dedi. Caným sýkýldý. Haftasýnda Charles Abrahms'tan bir telgraf. adreslerini arayayým" dedi. “Ne dersin” dedim. ama kuruluyor. "Hayýr". hemen telefonla Fatih Bey'i aradý.Türkiye'de "þehirci" olmak nasýl bir þey? C. “Çok güzel”. "Ýþler düzeldi. Ahmet Tokuþ vardý. "Þimdi okuyun. bir rapor hazýrladý. gitti. Charles Abrahms þaþýrdý. biz bekleriz". 75 milyona indi. Þehircilik öyle bir þey ki. "Vecdi Abi bir dakika gelir misin?" dedim. ver bana isimlerini. O esnada Eisenhover düþtü. aþaðý yukarý 40-45 senedir Türkiye'de þehircilik yapýyorum. ben. Fatih Bey gözlüðünü deðiþtirdi. dedi. "Tamam yarýn saat 9'a randevu aldým" dedi. biz de takip ediyoruz. Fatih Bey. Osman Veriver'le beni bu iþte vazifeli kýldý.. Charles Abrahms'ý yolcu ettik. biz kurmuþtuk Karayollarý'ný. "ben bunlarý sonra okuyayým. Karþýladým. Vecdi Diker. Nazým Berksan." Burada ise Halk Partililer. baþladý okumaya.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Vecdi Diker oturuyor karþý masadan. "Ýptal edildi. birbiriyle toplanarak bir þehri oluþturur. Hemen gittik. ne oldu" dedi. Truman geldi. meyvesini geç veren aðaca benzer. dedi Charles Abrahms. Fatih Bey'e gittik. "Biz parlamenterlerle Amerika'ya gidiyoruz. gitti. "Efendim. Vecdi Diker'in ne dinamik adam olduðunu bildiðim için." Arkasýndan bir telgraf daha.

Þimdi bakýn bir þehir planý yaparken nerelerden geçeceksiniz: Karþýnýza Karayollarý çýkacak. Arkeologlar çýkacak. þahsi menfaat olmamalý. iþte bütün bunlarla iliþkisi var diye seviyorum ben. örneðin. Þehircilikte. altý. Bakanlýk yaptýktan sonra. Ve þehirci prensiplere uymalý. dýþ görünüþ önemli bizim için. Ondan sonra çarþamba günleri 3 saat gidip. mühendisliði. her ihtiyaca cevap vermelidir. "þehirciyim" demekle bitmez. Þehirciye etki yapýlmamalý. Ankara'da iþleyemez. Mesleðim var seviyorum. þehirci etki altýnda kalmamalý. 140 . niye yapmayayým? Çalýþmak ayýp mý? Ýstersem çöpçülük bile yaparým. Anýtlar Yüksek Kurulu çýkacak. Bakkal Ahmet'ten. içine hiç dikkat etmeyiz. Binanýn dýþýný pek güzel yaparýz da. Þehir demek. Þehirciliði. iki. Bilmediði bir þeyi Lokantacý Mahmut Efendi'den. haritacýlýðý da içine alýr. Niye alt geçit yapmazlar bilmem. 200 bin lirayý cebe atýcaðým. bir. Ben böyle þeye yokum. meclis-i idare azasý olacakmýþým. Üst geçitler. halkla iliþki. Þehirci. mantýk demektir. Milli Eðitim Bakanlýðý çýkacak. Üstgeçitler var çünkü. Bizim millet. Enerji Bakanlýðý çýkacak. Eski eser. bu milleti delirtmek için mi? Ýki katlý otobüs gelse. Þehirci ayný zamanda. üç. dört. arkeolojiyi. Ne yapacakmýþým? Bakanlýktan sonra.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I sosyal hayatýn akýþýna baðlýdýr. Devlet Su Ýþleri çýkacak. pire için yorgan yakan millettir. bakanlýklarla ve vatandaþla sürekli temas halinde olmalý. beþ. Fonksiyon deðil. þehircilikle uðraþýyorum diye beni hakir görenler var. Þehircilik. bir bankaya girecek. biraz politikacýlýk da var serde. Emine Haným'dan öðrenirsin. böyle bir akýþtan iþi ele almalýyýz.

Bahattin ADIGÜZEL Pilot THK Tanýtým Müdürü .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I UÇAK FABRÝKALARI NASIL KAPATILDI? M.

Evliya Çelebi'nin "Seyehatname'si. ne Hezarfen Ahmet Çelebi ne de Lagari Hasan Çelebi'nin adlarý uluslararasý havacýlýk camiasýnda anýlmýyor. bir daha lazým olmaz” gibi onlarca gerekçeyle imha ettiðimiz veya üç kuruþ para uðruna sattýðýmýz arþivler ne yazýk ki Türkiye üzerinde oynanan senaryolarýn sürmesine ve tarihin sürekli tekerrür ettirilmesine neden olmuþtur. Ama bu sefer de bunun kýymetini bilmeyen bir bürokrasi ve gerçeklerin gün ýþýðýna çýkmasýný bilerek ve/veya bilme yerek engelleyen siyasiler ve yasal engeller var. Çoðu kez “güncelliðini kaybetti. Dr. yasalar deðiþti. 142 . böyle bir uçuþun yapýldýðýna dair belge gösteremediðimiz için Uluslararasý Havacýlýk Federasyonu (FAI) tarafýndan karþý çýkýlýyor. Arþivlere sahip çýkmadýðýmýz için bugün ne Ýmam Ceheri. Konu havacýlýk sanayi olunca ister istemez yakýn tarihimize giriþ yapmadan konunun ayrýntýlarýna girmek uygun deðil. Cumhuriyet döneminin çok güzel arþivleri var. yani tarihimizi iyi bilmek zorundayýz. Özellikle ulusal baþarýlardan bahsedebilmek için geçmiþimizi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Hangi konuda olursa olsun baþarýlý olmak istiyorsanýz önce hedefinizi sonra da baþarýnýn en önemli vasýtasý olan stratejinizi iyi belirlemeniz gerekir. Aksi halde ya deðirmen taþlarý arasýnda ya da diþliler arasýnda ezilip yok olmaya mahkumsunuz demektir. artýk bu tarihe karýþtý. Ulu Önder bunu. bu þirket kapandý. John Wilkins'in 1648'de yazdýðý "Discovery of a New World: Moon-Yeni Dünyanýn Keþfi: Ay" isimli kitaplarý dahi ihtiyaca cevap vermiyor. Göklere hakim olan ülkenin muhtemel bir savaþýn da galibi olacaðý düþüncesi 20nci yüzyýlýn baþlarýnda önce askeri bir doktrin olarak ortaya çýktý. Türkiye'de havacýlýðýn çaðdaþ ölçülerde geliþmesine sebep olan ilk kiþi her konuda olduðu gibi Ulu Önder ATATÜRK'tür. 10uncu ve 17nci yüzyýlda böyle bir uçuþ yaptýklarý dahi kabul edilmiyor. Türk Hava Kurumu tarafýndan her yýl üstün performans gösteren bir kadýn ve bir erkek havacýya Hezarfen ve Lagari adýna verilmek istenen madalyalara. Bunun mümkün olabilmesi için öncelikle arþivlere sahip çýkýlmasý gerekiyor.

Ancak baþlangýçtaki amaç devam ettirilemedi ve uçak üretimi durduruldu." þeklinde yazarak asýl amacýný net bir þekilde ortaya koydu. Böylece Junkers lisansýyla A-19 ve A-20 uçaklarýnýn hem üretimi hem de bakým ve onarýmlarý Türkiye'de yapýlmaya baþlandý. "Türkiye'de havacýlýk sanayisini kurmak. Kuruluþ tüzüðünün ilk maddesine de.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Ýstikbal Göklerdedir" diyerek bir çift sözle özetledi. 143 . 16 Þubat 1925'de Türk Tayyare Cemiyeti’ni kurmak oldu. Ýlk yaptýðý iþ 23 Nisan 1926'da "Tayyare Makinist Mektebi"ni hizmete açmak oldu. Amerika'da Boing firmalarý yoktu!. 1931 yýlýnda Ýstanbul'da kendi atölyesinde ürettiði Vecihi-XIV adýyla anýlan ikinci uçakla Ankara'dan havalanarak küçük bir Türkiye turu yapmayý baþardý. Ulu Önder hem fikir hem de icraat adamýdýr. Bugün Hava Kuvvetleri’ne baðlý 2nci Ýkmal Bakým Merkezi olarak çalýþmalarýna devam etmektedir. 1900'lü yýllarýn baþýnda havacýlýkta gördüðü geliþmelerin gelecek yýllara hükmedeceðini anlayarak bu cümleyi sarf etmiþti. Bunlarý söylemekle yetinmedi. 1929 yýlýna kadar Türk Hava Kurumu'nun denetiminde kalan bu fabrika 1929'da Milli Savunma Bakanlýðý’na devredildi.. Cumhuriyet'in ilk yýllarýnda bize de rehber oldu. Ayný yýl Alman Junkers Tayyare Fabrikasý’yla iþbirliði yaparak Kayseri'de TOMTAÞ Uçak Fabrikasý’ný kurdu. Ancak baþýna gelenler kelimenin tam anlamýyla piþmiþ tavuðun baþýna gelmedi. Ýbret dolu bu öykünün herkes tarafýndan okunmasý gerektiðine inanýyorum. ama ilerleyen yýllarda ne oldu da bu ruh söndü ya da söndürüldü? Havacýlýk sanayisinin geliþmesini saðlamak için Cumhuriyet'in ilânýndan hemen sonra ilk yaptýðý iþ.. O. Vecihi-VI adýyla anýlan ilk tasarýsýný 1924'de gerçekleþtiren Pilot Vecihi Hürkuþ. Bu fabrika kurulduðu zaman Avrupa'da Airbus. Cumhuriyet döneminin baþlangýç yýllarýnda Türkiye'de havacýlýk sektöründe atýlan dev adýmlarýn ve baþarýlarýn ardý arkasýnýn kesilmediðine tanýk olunur. Vecihi Hürkuþ anýlarýný bizzat kendisi kaleme aldý ve ölümünden sonra "Bir Tayyarecinin Anýlarý" adý ile yayýmlandý.

bu uçaða "Nu D-36" adýný verdi. Yeþilköy'de açtýðý uçuþ okulunda yapar ve ürettiði uçaklarýn deneme uçuþlarý da burada gerçekleþtirilir. Servetini ortaya koyan Nuri Demirað da ne yazýk ki Vecihi Hürkuþ gibi aradýðýný bulamadý ve fabrikasýný 1945'de kapatmak zorunda kaldý1. Türk Hava Kurumu. Tek motorlu olan bu uçaðýn hemen ardýndan 2 yýl sonra 1938'de çift motorlu tipi imal edildi ve adýna da "Nu D-38" denildi. 1930'larýn baþýnda ekonomik krizlerin tüm dünyada doruk noktada olduðu yýllarda Nuri Demirað'ýn Ýstanbul Beþiktaþ'ta açtýðý uçak fabrikasý havacýlýk sektörüne yeni bir ivme kazandýrdý. Ýlk uçaðýný 1936'ta yapan Demirað. Böylece Türk Hava Kurumundan sonra havacýlýk alanýnda faaliyet gösteren özel teþebbüs ruhu önemli bir baþlangýç yarattý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bir yanda varlýðýný ve hayatýný ortaya koyan yaratýcý bir genç diðer tarafta hiçbir riski ve sorumluluðu olmayan bürokraside yer alan þer diþlileri!… Kime hizmet ettiklerini bilmeden hizmet ürettiklerini iddia eden bürokratlar!… Vecihi Hürkuþ'tan sonra THK tarafýndan Fransa'da eðitime gönderilen Mühendis Selahattin Reþit Alan Bey. Hatta mühendislerin birçoðu pilot olur. Ancak test uçuþlarýný yapacak tecrübe pilotu bulamadýðý için projesi yarým kaldý. Fakat takip eden yýllarda O'nu. Fabrikaya paralel olarak Nuri Demirað bugünkü Atatürk Havalimaný'nýn bulunduðu bölgede bir de uçuþ okulu açar. Cumhuriyet döneminde mühendis pilotlarýn çoðu yoðun olarak bu dönemde olmuþtur. Nuri Demirað keþfetti ve kurmayý düþündüðü uçak fabrikasýna ortak yaptý. Bu okul Ýstanbul Teknik Üniversitesi’nin özellikle mühendislik bölümü öðrencilerinin staj yeri olur. Yýllarca Beþiktaþ'ta ürettiði parçalarýn montajýný. Baþarýlý uçuþlardan sonra bu uçaklarýn seri üretimlerinin yapýldýðýna ve bir kýsmýnýn yurt dýþýna satýldýðýna da tanýk olunmaktadýr. sipariþ ettiði 12 uçaðý "teknik þartnameye uygun deðil" diye reddettiði için uzun süren hukuk mücadelesine rað144 . motor ve pervanesi hariç bütün parçalarý Türk malý olan ve MMV-1 adý verilen yeni tip bir ulusal uçaðýn prototipini imal etti.

Bu fabrikada Magister uçaklarýnýn yanýsýra THK-1. dönemin yöneticileri tarafýndan 1940'lý yýllarýn baþýnda iyi deðerlendirilmiþ ve Etimesgut uçak fabrikasýnda çalýþtýrýlmaya baþlanmýþtýr. 5 ve 10 tipi eðitim. imza atan bu fabrikalar bu tarihten sonra Makina Kimya Endüstrisine (MKE) devredildi. Hatta THK-5 Danimarka'ya ve Ürdün'e satýldý. Baþardýlar da… Ancak Harp bittikten sonra Polonya Hükümeti. 4. akrobasi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I men hem davayý hem de tüm servetini kaybetti.. burada Ýngiliz Miles Magister eðitim uçaklarýnýn seri montajýna baþlandý. Milyonlarca dolarlýk yatýrýmlar yok edildiði gibi bir ülkenin geleceðini garanti altýna alacak yatýrýmlarda çýkan küçük sorunlara "adam gibi" yuvarlak masa etrafýnda oturulup çözüm aranmadýðý için bir ülkenin geleceði karartýldý. Geliþmeler bununla da bitmedi. THK-2. Hezarfen ve Lagari gibi sürgüne gönderilmediler ama yöneticiler ve politikacýlar tarafýndan desteklenmediler de!. Etimesgut'ta kurulan uçak fabrikasý 1944'de tam üretime geçti. 1940 yýlýnýn sonlarýna kadar Akköprü'de sýnýrlý kadroyla çalýþan Türk Hava Kurumu planör atölyesinin fabrika haline getirilmesiyle. 3. 1944 yýlýnda Atatürk Orman Çiftliði'nde ilk uçak motor fabrikasý kuruldu. Nuri DEMÝRAÐ. 7. Kayseri tecrübesinden sonra uçak üretimi konusunda Türk Hava Kurumu’nun ikinci teþebbüsü Ankara'da oldu. 2nci Dünya Harbi’nden önce Polonya'dan kaçarak Türkiye'ye sýðýnan havacýlýkla ilgili birçok mühendis ve teknisyen. harpten önce yurtdýþýna kaçan bilim adamlarýnýn belirli bir tarihe kadar yurda dönmeleri 145 .. Vecihi HÜRKUÞ ve Selahattin REÞÝT (ALAN) gibi havacýlýk lokomotifinin özel teþebbüs ruhunu yaratanlar. Fabrikalar 1953 yýlýnda da Marþal yardýmlarý nedeniyle tamamen kapatýldý. Hatta fabrikanýn temellerinin atýlmasýnda büyük yararlarý dokunmuþtur bu mühendis ve teknisyenlerin. 1951 yýlýna kadar üretime devam eden ve birçok projeye. 9 eðitim ve akrobasi planörleriyle THK-13 uçan kanat. 2nci Dünya Harbi nedeniyle ülkelerinden kaçtýklarý için Türkiye'de tutunmak ve baþarmak zorunda olduklarýný kendileri de biliyordu. saðlýk ve nakliye uçaklarý da üretildi.

ikincisi ise Nuri Demirað Uçak Fabrikasý ve Gök Okulu. Polonyalý mühendis ve teknisyenler fabrikayý ve Türkiye'yi bir ay içerisinde terk ederler. Fabrikanýn önde gelen mühendisleri yüksek ücretlerle ve hepsi bir ay gibi kýsa bir zaman periyodu içerisinde Polonya'ya dönüyoruz diye 146 . Arþivin tozlu raflarýnda önem verip konunun ayrýntýlarýný araþtýrýrken hiç ummadýðým bilgi ve belgelere ulaþtým. büyük ücretlerle ABD. þu mühendisleriniz ise iyiler ama henüz yeterli deneyimleri yoktur. resmi görevlerinin dýþýnda ziyaret ettikleri iki önemli kurum ve tesis vardýr. Bu tür olaylar bugün de var olan hareket tarzlarýdýr. Bu aftan yararlanmak isteyen Polonyalý mühendis ve teknisyenler bir ay içerisinde fabrikadan ayrýlarak Türkiye'yi terk ederler. Onlar gittikten sonra da bizim yöneticilerimiz. Birincisi Türk Hava Kurumu ve Uçak Fabrikasý. 1925-1950 yýllarý arasýnda Türkiye'yi ziyaret eden havacýlýkla ilgili Amerikalýlarýn. Polonyalýlar’ýn çok iyi çalýþtýklarýný ve oldukça verimli iþler yaptýklarýný belirtmektedirler. Tecrübesizlik nedeniyle sorun yaratabilirler…" þeklinde açýklamalar yaparlar fabrika yöneticilerine. Uzmanlar fabrikayý gezerlerken yapýlan iþleri ve geliþmeleri sürekli takip ederler ve medyaya güzel demeçler vererek ülkeden ayrýlýrlar4. bizim mühendis ve teknisyenlerimize güvenmez olurlar2. Ancak bu kiþiler fabrikadan ayrýlýrken nifak tohumlarýný atmayý ihmal etmemiþlerdir: "Þu. Kanada ve Fransa'ya transfer edildikleri yýllar sonra 1952'de tesadüfen öðrenildi3. Polonya'ya döneceklerini söyleyerek fabrikadan ayrýlan Polonyalý mühendis ve teknisyenlerin çoðunun Polonya'ya dönmedikleri. O dönemde fabrikalarda birlikte çalýþan Türk mühendis ve iþçileri. Bilgiler birbirini destekledi ve senaryosu yýllar önce yazýlan korkunç plan ortaya çýktý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I halinde af edileceklerini açýklar. þu mühendisleriniz oldukça deneyimli ve iyi iþler yapabilecek durumdalar. 'Þu. Ancak çok riskli çalýþýyorlar ve ileride pilotlarýnýzýn baþýný aðrýtabilirler…. þu.

147 . asker ve politikacýlarýn kurbaný oldu. Kýsýr görüþün. -Sürekli gideri olan 850'den fazla mühendis ve iþçinin çalýþtýðý fabrikalarýn da kapanmaktan ve kapatýlmaktan baþka çaresi kalmadý. Buna. Suç. -ABD hibe olarak çok sayýda uçak vererek. Ancak belli bir çevrenin dýþýnda yine de fazla ilgi görmemiþti o dönemde. "Türkiye'nin. 1970'li yýllarýn baþýnda Hava Kuvvetleri Komutanlýðý'nýn baþlattýðý "Kendi uçaðýný kendin yap" kampanyasý fikri ortaya atýldý. bu fabrikalarýn kapatýlmasý için çaba sarf eden yabancýlarýn deðil.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I fabrikadan ayrýldýlar. Her þeye raðmen içimizdeki ateþin söndüðünü söylemek mümkün deðil. -Binbir güçlükle kurulan fabrikalara verilen sipariþler dönemin iktidarý tarafýndan kesildi. -Polonyalýlar ayrýldýktan sonra yöneticiler Türk mühendislerine güvenmemeye baþladý. havacýlýk sektöründeki en az 100 yýllýk kaybý" diyebiliriz. geleceði düþünmeden boyun eðen herkesindir. -Yeni uçaklarý gören pilotlarýmýz üretilen uçaklara güvenmemeye baþladý. -ABD'nin Marshall yardýmlarý Türk havacýlýk sanayisinin üzerine kara bulut gibi çöktü. onlarýn isteklerine. -Sipariþ kesilince üretim durdu. uzun vadeli stratejinin ne olduðunu bilmeyen ve anlamayan bürokrat. Kýbrýs Barýþ Harekatý sonrasý Türkiye'ye konan ambargo nedeniyle bu fikir savunma sanayi ve havacýlýk sanayimizde aniden alevlendi ve sonuçta bugün itibariyle azýmsanmayacak ölçülerde ilerlemeler kaydetti. Bu kararlarýn alýnmasýnda yabancý ülkelerin baský ve yönlendirmelerinin çok büyük payý vardýr. fabrikada üretimin iyice durmasýna neden oldu.

Kara Kuvvetleri Komutanlýðý'na baðlý olarak özellikle helikopter montaj sanayii alanýnda Ankara'da faaliyet gösteren 5’nci Ana Bakým Merkezi Komutanlýðý baþta olmak üzere birçok özel ve kamu sektöründeki geliþmeler 2000'li yýllara umutla bakýlabilecek bir geleceðin habercileridir. Hem bilimsel hem de siyasi titri olan cevherlerimizin düþünceleri ülke menfaatleri kapsamýnda birleþtirilerek sanayiye iþlerlik kazandýrýlmalýdýr. Eskiþehir ve Kayseri'deki Hava Kuvvetlerine baðlý Ýkmal Bakým Merkezleri. Roma. Paris. emniyet için yeni kurallar koymaya ve bu kurallara uymayanlara aðýr yaptýrýmlar uygulamaya baþladýlar. HAVELSAN. ROKETSAN gibi birçok kuruluþ da anýlan tarihlerden sonra kurulan ve geleceðine umutla bakýlan ve bakýlmasý gereken kuruluþlar arasýndadýr. Politika yapmak isteyen bilim adamlarý var ise bilim ile politika arasýnda tercih yapmalarý gerekmektedir. Yakýn tarihimizde yaþanan ayný hatalara tekrar düþülmemesi için yöneticilerin bu sözlere kulak kabartmalarý gerektiðine inanýyorum.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün F-16 projesi kapsamýnda kendini bulan TUSAÞ. TEI ve TAI kuruldu5. Devlet-Özel sektör ve asker arasýndaki iþbirliði sorunlarý geciktirilmeden giderilmelidir. Havacýlýk sanayisi en hýzlý geliþen ve diðer sanayi dallarý arasýnda kurallarý en katý olan bir sektör konumuna geldi. Hükümetlerin ve politikacýlarýn özellikle yerli sanayiyi desteklemeleri için bu kurum ve kuruluþlarý yakýn takibe almalarý. Havacýlýk sanayinde Ankara. Varþova gibi havacýlýk kurallarýný içeren bir dizi konferanslar düzenlenmiþ ve uluslararasý anlaþmalar yapýlmýþ olmasýna raðmen havacýlýk dalýnda en kapsamlý sözleþme 1944'de imzalanan Þikago sözleþmesidir. Dünyada ve özellikle Avrupa'da kurulan sivil havacýlýk otoriteleri bir dizi önlemler almaya. faaliyetlerinden haberdar olmalarý. 1920-1944 yýllarý arasýnda Madrid. Her þeye politik görüþ malzemesi olarak bakýlmamalýdýr. 148 . Hatta ASELSAN. Bilime politika sokulmamalýdýr. Ancak bu sektörümüzde de acilen sivil-asker iþbirliðine ihtiyaç duyulmaktadýr. ulusal çýkarlarý koruyacak kararlarý zamanýnda almalarý gerekmektedir.

Sonuç olarak havacýlýk alanýnda faaliyet gösteren firmalar ya belirlenen üretim-iþletim standartlarýna eriþecek. hizmetlerinden yararlanamayacak duruma getirilmiþtir. Avrupa Birliði de Joint Aviation Authority (JAA) adýyla anýlan sivil havacýlýk otoritelerini kurdular. 19 ve 20’nci yüzyýllarda ABD. Aksi takdirde. yeni teknolojilere uyum saðlamak için daha çok emek ve daha çok sermaye harcanmaktadýr. hem de fiilen uçuþ denemeleri gerçekleþtirilmiþtir. ABD kendi hava sahasýnda geçerli olmak üzere Federation Aviation Authority (FAA). sürekli olduðu takdirde önemlidir. Önemli olan üretimden iþletmeye varýncaya kadar havacýlýk camiasý içinde faaliyet gösterecek firmalarýn. Böylece 20’nci yüzyýlýn ikinci yarýsýndan sonra yeni bir döneme girildi ve yüzyýlýn sonunda gerek iþletmede gerekse üretimlerde yasaklarýn yerini üretim standartlarý almaya baþladý. Fransa ve Ýngiltere baþta olmak üzere birçok ülkede hem bilimsel araþtýrmalar yapýlmýþ. Zaman zaman kazayla sonuçlanan olaylara raðmen. ya da batýlý ülkelerin teknolojilerini benimseyip onlara baðýmlý ülkeler ve iþletmeler haline gelecekler. Destek. Ýlk uçuþu gerçekleþtirerek havacýlýk tarihine ilk imzayý atan bir Türk olmasýna raðmen. Ancak sözleþmeyi imzalayarak teþkilata tam üye olduðumuzu ilan etmek marifet deðil. Belirlenen standartlarý taþýmayan hava araçlarý Avrupa Birliði ve Amerika Birleþik Devletleri hava sahalarýna giremeyecek. 149 . 20’nci yüzyýlýn son çeyreðinde özellikle geliþmiþ ülkeler ICAO standartlarýnýn üzerine çýkarak bir dizi yeni önlemler almaktadýr. havacýlýk tarihindeki Lâgari Hasan ve Hezarfen Ahmet Çelebi'lerle yapýlan güzel baþlangýç.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Türkiye. 18. ne araþtýrmacýlar çalýþmalarýndan vazgeçebilmiþ ne de devlet yöneticileri araþtýrmacýlara verdikleri desteði çekmiþlerdir… 21’inci yüzyýlda ise anýlan ülkeler araþtýrma ve geliþtirmeye daha çok bütçe ve zaman ayýrmaktalar. ICAO standartlarýnda üretim ve iþletme yapacak seviyeye gelmeleri için gayret sarf etmeleridir. 1944 Þikago antlaþmasý ile kurulan Uluslararasý Sivil Havacýlýk Teþkilatý'nýn (ICAO) kuruluþunu onaylamýþtýr. devlet idarecileri tarafýndan desteklenmedi. Oysa sadece 17.

Türk Hava Yollarý özelleþtirildikten sonra sonu. Et Balýk Kurumu'na. Dünyanýn en önemli yerlerine seferler yaparak Türk bayraðýný dalgalandýran bu þirket bugünkü seviyesine kolay gelmedi. Türkiye'de çaðdaþ anlamda kurulan ilk hava taþýmacýlýk þirketi bilindiði üzere Türk Hava Yollarý Anonim Ortaklýðý'dýr. Baþlangýçta sadece Ýstanbul-Ankara arasýnda baþlatýlan hava taþýmacýlýðý takip eden yýllarda (1933) Ýstanbul-Ýzmir. Bu nedenle sivil havacýlýk otoritesinin koordinatörlük görevi havacýlýk sanayisinin saðlýklý büyümesi için çok önemlidir. Ancak Türk Hava Yollarý’ný özelleþtirmeden önce iyi düþünmek gerekir. 1968 yýlýna kadar piston motorlu uçaklarla sürdürdüðü iç ve dýþ hat seferlerine bu tarihten sonra jet uçaklarý satýn alarak filolarýný dýþ seferlere uygun hale getirdi. Ýþletme masraflarý çok fazladýr. Özelleþtirmeden önce özerkleþtirilmesinin öncelikle düþünülmesinin daha yararlý olacaðýný deðerlendirmekteyim. orada da ilginç durumlarla karþýlaþmamýz kaçýnýlmazdýr. Ard arda kaza geçiren. Havacýlýk þirketleri kolay kurulan þirketler deðildir. Þu anda özelleþtirme kapsamýnda bulunmaktadýr. 79 yýllýk geliþimin iyi irdelenmesi gerekmektedir. THY'nin Ýstanbul'da sahip olduðu teknik alt yapý ise özel sektör için güzel bir gelecek vadetmektedir. Sümerbank'a dönecekse böyle bir þirketi tekrar kurmanýn kolay kolay mümkün olamayacaðýný hatýrlatmayý havacýlýðý bilen bir vatandaþ olarak görev sayýyorum. THY. Türkiye'de sivil hava taþýmacýlýðý alanýnda da ilk adýmlar. filolarýný yenilemeyen bir þirketin sektörde tutunmasý genellikle mümkün deðildir. 1933 yýlýnda 2186 sayýlý yasayla Hava Yollarý Devlet Ýþletme Ýdaresi’nin kurulmasýyla havacýlýk sektöründe dünyadaki deðiþiklikler yakýn izlemeye alýndý. 1925'de Ankara-Ýstanbul arasýnda uçuþ izni verilmesiyle atýlmaya baþladý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Üretimin yanýnda konuya bir de iþletme açýsýndan bakacak olursak. uluslararasý 150 . Ankara-Adana bacaklarý da eklenerek büyümeye baþladý. Yatýrýmlarý çok pahalý ve riskleri çok fazladýr. Çok kaygan zeminlerde yürütülen bir iþletmedir. Havacýlýk sektöründe 20nci yüzyýlýn ortalarýnda meydana gelen hýzlý geliþmeler karþýsýnda ulusal çýkarlarýmýzýn korunmasý.

doðru kararlar alabilmek ve doðru stratejiler çizebilmek için siyasi tarihimizi iyi bilmemiz gerekiyor. Kaldýrýlan parmaðýn ne anlama geldiðini bilmeyen parlamenterin parlamentoda yeri yoktur. Buraya kadar anlatýlanlar havacýlýk sanayimizin geçirdiði evrelerin çok kýsa bir özetini vermekte olup tarihten açýlan sayfalarý içermekteydi. Ýster mühendis olalým. ister muhalefetteki siyasetçi. parlamenterlerdir. ister memur." 151 . Ýsteyen herkes parlamenter seçilebileceðine göre uluslararasý iliþkilerde önemli olan devamlýlýk. düzenlilik.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I iliþkilerin düzenli bir þekilde yürütülmesi ve denetlenmesi için Ulaþtýrma Bakanlýðý bünyesinde "Sivil Havacýlýk Daire Baþkanlýðý" 1954 yýlýnda kuruldu. Çünkü bugün itibariyle ülkenin kaderine parmak basan insanlar. ODTÜ ve ÝTÜ Havacýlýk ve Uzay Mühendisliði Fakülteleri. arþivlerimiz iyi tetkik edildiðinde tarihimiz 5'inci kol faaliyetleri ve entrikalarla dolu. Aslýnda. Bunlardan ODTÜ ve ÝTU mühendislik alanýnda eleman yetiþtirirken. ister edebiyatçý. sadece kamu yöneticileri ve tarihçiler deðil. alýnan kararlara baðýmlýlýk ve kararlýlýk ilkeleri bütün parlamenterleri yakýndan ilgilendirmektedir. 20. Hava limanlarýnýn iþletilmesi ve uçuþ güvenliðinin saðlanmasý amacýyla da 28 Þubat 1956'da 6686 sayýlý yasayla Devlet Hava Meydanlarý Ýþletmesi (DHMÝ) Genel Müdürlüðü kuruldu. Günümüzde "Geçmiþini bilmeyenler geleceklerine asla yön veremezler. ister iktidar partisi mensubu olalým. yüzyýlýn son çeyreðinde kuruluþlarýný tamamlayarak sektöre eleman yetiþtirmeye baþladýlar. Erciyes ve Anadolu Üniversitesi Sivil Havacýlýk Yüksek Okullarý pilot ve çeþitli dallarda teknik personel eðitimleri veren beþ yýllýk yüksek okul konumundadýr. 1987'de 'Sivil Havacýlýk Genel Müdürlüðü (SHGM)' olarak deðiþtirildi. Ayný dönem içerisinde Türk Hava Kurumu ve Silahlý Kuvvetlerin haricinde sivil havacýlýk sektörüne pilot ve teknik eleman desteði saðlayan birçok fakülte ve yüksek okul açýldý. Anadolu ve Erciyes Üniversitesi Havacýlýk Yüksek Okullarý. ister iþçi. Adý.

Balkan Savaþý. Nutuk'u bir daha okuyalým… 1920'li yýllarýn baþýnda ATAMIZ’IN icraatlerini hatýrlayalým. Önce vatandaþ olarak birbirimizi tanýmaktan. Cumhuriyetin baþlangýç yýllarýný tekrar hatýrlayalým. 16 Þubat 1925'de kurulan Türk Tayyare Cemiyeti’dir. Ama ondan daha tehlikeli olaný "bilmeden yapýlan hatalardýr. 1. Bunlardan birincisi 31 Haziran 1921'de kurulan Çocuk Esirgeme Kurumu’dur." Fakat bunun tedavisi kolaydýr. Sonra bizlerin geleceðine yön veren müesseselerimizi tanýmaktan. havacýlýðý diðer sanayi dallarýndan daha önemli 152 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Aslýnda her birimiz 5'inci kol faaliyetlerinin. Biz bu ülkeye bilerek kötülük yapanlar tespit edildiðinde tek kelime ile onlara "hain" diyoruz. yani bilerek ve bilmeyerek yapýlan kötülüklerin potansiyel suçlusuyuz. Amacý. 3 Mart 1924'de kurulan Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý’dýr. Cumhuriyetin ilanýndan hemen sonra ele alýnmýþ olmasý dikkat çekicidir. Amacý. Ulu Önder ATATÜRK'ün 1920'li yýllarýn baþýnda önemle üzerin de titrediði üç önemli kurum var. ölen. Cumhuriyetin ilanýndan önce düþünülmüþ bir kurumdur. Dünya Savaþý ve Kurtuluþ Savaþý yýllarýnda harpten yorgun ve bitkin düþmüþ. Bunun tedavisi. Üçüncüsü. Kýsacasý geleceðin emanetçilerinin çocuklar olduðunu görmüþ ve bu nedenle de çocuða önem vermiþtir Ulu Önder. Din iþlerini bilimsel bir þekilde incelemek. Birçoklarýmýzýn düþüncesine göre öncelik sýrasý daha sonra gelmesi gerekirken O. Kargaþaya meydan verilmemesi için Devletimizin çýkarmýþ olduðu yasalara uymaktan ve Bunlara raðmen sorunlar yaþanýyorsa birbirimizle kavga etmeden sorunlarýmýzý yuvarlak masa etrafýndan toplanýp tartýþarak çözmekten geçer. þehit olan ve sakat kalan insanlarýmýzýn çocuklarýna ve yaþlýlarýna kol kanat germektir. Ýkincisi. din ile devlet iþlerini birbirinden ayýrt ederek din kurallarýný hurafecilerin elinden kurtarmaktýr.

Hele hele bir gazetecinin bu sözün arkasýna sýðýnmasýný asla kabul edemiyorum. Bir çok gazete bazý kurum ve kuruluþlarýn sürekli kapalý bir kutuya benzediðini. Atatürk döneminde yaratýlan havacýlýk sanayi ruhunda medya desteði çok yüksektir. Ancak medya mensuplarýna kýsa bir mesajým var. 153 . Medyanýn da rolü büyüktür. Çünkü gazetecinin görevi. Amacý. Bu konuyu merak edenlere "Gökteki Venüs" kitabýmý okumalarýný öneririm6. Araþtýrma ise kaynaða inilerek yapýlýr. Ön yargýsýz haber ve yorum yapan gazeteciler de olmaktadýr. Ülke sanayisinin bel kemiðini oluþturacak sanayi dallarýnda sadece kamu ve özel sektör temsilcilerinin çaba sarf etmesi yeterli deðildir. Yapýlan güzel iþler. þahýstan ya da geçmiþ yýllara ait bilgi ve belgelerden alýntýlar yaparak yorum ve yargýlama yapmaya hakký ve yetkisi yoktur. Zaten sayýsý her geçen gün azalmaya baþlayan gerçek gazetecilik yapanlarýn azlýðý bir Türk vatandaþý olarak beni derinden yaralamaktadýr… Eskiden basýn yayýncýlara okul yýllarýnda. Basýn ahlak ilkelerine uygun deðildir. Toplumun karþýsýna sürekli felaket haberleri vermenin anlamý yoktur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I olduðunu görmüþ ve Türk Hava Kurumu’nu kurmuþtur. Bu ülkede çok güzel iþler de yapýlmaktadýr. Bu hareket. her þeyin küçüðünü ve hafifini yapmanýn önemi o yýllarda kavranmýþ bir düþüncenin ürünü olarak görülmektedir. gazeteci olarak kendilerinin tanýmadýðý bir kurumu topluma da tanýtamadýklarýný yazýyorlar. havacýlýk sanayinin temellerini atmak ve geliþtirmektir. Medya desteði ile ilgili konu oldukça uzun olduðu için bu makale içerisinde incelenmesi yeterli ve uygun deðil. Oysa günümüzde bir gazetecinin bu yöndeki bir iddiasýna katýlmamýz mümkün deðil. toplumun ihtiyaç duyduðu konularý belirleyip. Bunu yapabilmesi için konuyu araþtýrmasý gerekir. çok kötüleri de. ancak bir insan bir köpeði ýsýrýrsa bu haberdir" derlerdi. Toplumu doðru haberlerle donatmaktýr. "Bir köpek bir insaný ýsýrýrsa bu bir haber olmaz. Artýk bu iddia çaðýmýzda geçerliliðini kaybetmiþtir. araþtýrma yapmak ve onlarýn anlayabileceði tarzda bilgilendirmektir. Bir baþka gazeteden.

Bunlar da haber yapýlmalý. Yorumlar insanlar bilinçlendirildikten sonra yapýlmalý ve/veya yaptýrýlmalýdýr. Nuri Demirað Kimdir.Bahattin Adýgüzel. Dipnotlar: 1. M. 15 Þubat 2004. toplum bilgilendirilmelidir. s-256. Türk Havacýlýðýnda Ýz Býrakanlar. yapýlan üretimler de vardýr. basýnda çalýþanlar da basýn ahlak ilkelerine uyarak çalýþma yaparlarsa kalkýnmanýn daha hýzlý olacaðýný düþünüyorum. Gökteki Venüs. Nuri Demirað Kimdir. Türkiye Uçak sanayii (TUSAÞ). Uçak Motor Fabrikasý mühendislerinden Uçak Yüksek Mühendisi Þükrü ER ile yapýlan söyleþiler. Gökteki Venüs. doðru yönlendirilirse. Ziya Þakir. 154 . 1947.Bahattin Adýgüzel 4. 1 Aðustos 2003. M.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kurulan güzel tesisler. Ziya Þakir. 5. Televizyon ve yazýlý basýn doðru kullanýlýrsa. 15 Þubat 2004. 3.Bahattin Adýgüzel. Turkish Engine Industry (TEI) ve Turkish Airospace Industry (TAI) 6. M. açýlan fabrikalar. 1947 2.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Gerçek esenliðe ermek istiyorsak.K. çok kan dökerek kazandýðýmýz zaferlerden sonra çok fedakarlýklar yaparak ziraat. M. ticaret ve sanat sahasýnda önemli adýmlarla yürümeye bakalým.ATATÜRK ATATÜRK ORMAN ÇÝFTLÝÐÝ Reþat Ünal Harita ve Kadastro Mühendisi .

1925 yýlý baharýnda. bir gün ATATÜRK. bakýmsýzlýklar. Yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin. 13 Ekim 1923'te Ankara'nýn baþkent olarak ilanýdýr. Anadolu'nun en harap þehirlerinden biri olan tozlu. bir yandan yeni kurulan devletin yapýlanmasýna çalýþýrken. Bu büyük ve anlamlý bir olay. ihanetler içinde çökmüþ. laboratuvar niteliðinde büyük bir çiftlik kurmayý kafasýna koymuþtur. sýtmalý. en küçük imar ve konfor nasibi görmemiþ ve 25. Mustafa Kemal ATATÜRK. bunalmýþ olan Anadolu topraklarýna çeviriþidir. asýrlarca süren ihmaller.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1923 yýlýnýn Ekim ayýnýn en önemli olayý. bir yandan da aðaçsýz ve çorak baþkent Ankara'da örnek olacak. onlara aðaçsýz ve çorak Ankara'nýn yanýbaþýnda büyük bir çiftlik kurmak istediðini söyler ve yer aramalarýný emreder. ülkenin tanýnmýþ ziraatçilerini çaðýrarak . baðýmsýzlýk mücadelesinin hatýralarýna karþý asil bir saygý ve baðlýlýk niþanesi olmasýndan baþka Orta Doðu’nun yeni jeopolitiði bakýmýndan da gerçek ve ileri görüþlülüðe dayanan bir olaydýr. 156 . yeni devletin gözlerini anayurdun büyük parçasý.000 kadar nüfuslu Ankara'da yerleþme kararý.

bir yandan da gerekli idari binalar. Ankara'nýn çevresinde çiftlik olacak yer ararken. Burasý bakýmsýz. atölye. uzmanlar burasýnýn bir çiftlik kurulmasý için gereken özelliklerden hiç birini taþýmadýðýný. su tesisleri. 5 Mayýs 1925 Pazartesi günü kurulan birkaç çadýr ile çalýþmalara baþlandý ve mevsimin ilerlemiþ olmasýna raðmen iki fordson traktör ile topraðý sürmeye giriþildi. elektrik. ATATÜRK. kendilerine elçilik binasý yaptýrmalarý için bedava arsa verildiði halde birçok ülke burada aðaç bile yetiþmez diyerek Ankara'ya taþýnmaya yanaþmýyorlar. o zaman dört kerpiç duvardan baþka bir þey olmayan mezbahanýn etrafýna yuva yapmýþlardý. Atatürk'ün 1925 yýlýnda Abdi Paþa’nýn eþi Faika Haným’dan satýn aldýðý 20 000 dönüm toprak üzerinde atýlmýþtýr. hem bataklýk. kim gelip ýslah edecektir?” der. Ancak 20. Bunu biz ýslah etmezsek. anbar. 157 . çorak. Burada uygarlýðýn eseri olarak yalnýz bir demiryolu ince bir þerit halinde uzanýyordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Uzman heyet. Böylelikle. Bir yandan topraðýn ýslah çalýþmalarý yürütülürken. Bu dönemde.000 dönüm arazi modern teknikle geniþ bir çiftlik iþletmesi için yeterli deðildi ve yörede uzun seneler terk edilmiþ vaziyette duran ve sahipleri topraklarýný iþleyemeyecek durumda geniþ araziler vardý. süthane. Biraz kýraç yerlerinde yuva kurmuþ olan kartallar ve akbabalar. kiraladýklarý küçük temsilcilik binalarýyla yetinip Ýstanbul'da kalmakta direniyorlardý. bataklýk. Bu geniþ arazinin bataklýklarý. “Ýstediðimiz yer böyle olmalýdýr. imalathane. þehrin hayatýný zehirleyen ve etrafýnda yaþayanlarý kendi gibi renksiz ve hasta yapan bir sýtma kaynaðý idi. sarý ve insaný bakarken rahatsýz eden bir durumda idi. yoðun devlet iþlerine karþýn buraya da zaman ayýrýyor ve bazen traktörleri bizzat kullanýyordu. hastalýklý. hem çorak. Ankara'nýn kenarýnda. Uzmanlar çalýþmalarýný tamamlayarak sunarlar. ahýr. hem de kötü bir yer. hangar. fidanlýklar bir yýl gibi bir sürede tamamlandý. En basit bir barýnma yeri bile olmadýðý için. Atatürk Orman Çiftliði'nin temeli. aðýl. fakir bir yer olduðunu belirtirler. Bunlarýn deðerinin üstünde fiyatla alýndýðýný gören sahipleri arazilerini Orman Çiftliðine satmaya baþladýlar ve Yaðmurbaba. ATATÜRK bugünkü çiftliðin bulunduðu yeri sorar. en az bugünkü çiftlik yeri üzerinde durmuþtur. ATATÜRK.

Atatürk'ün döneminde yapýlan Marmara Denizi ve alaný Karadeniz'in þeklini taþýyan havuzlarý hayranlýklar yaratmýþ. bira parklarý ile gerek Ankara halkýnýn ve gerekse dýþarýdan gelenlerin gezi ve dinlenme yeri olmuþ. ATATÜRK'ün Ankara'daki çiftliklerinde. modern ziraat ve hayvancýlýk tekniklerinin uygulandýðý. ilk sanayi kuruluþlarýna kucak açmasý. 158 . ATATÜRK. Çakýrlar çiftliklerinden satýn alýnan topraklarla oluþan çiftlikler tek bir yönetim altýnda birleþtirilerek "Orman Çiftliði" olarak adlandýrmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Balgat. makalelerinden birinde ''Büyük cengaver. örnek sanat atölyeleri (ilk KOBÝ'ler) . Dörtyol'da. bunlarýn dýþýnda. ATATÜRK. iç ve dýþ kamuoyuna göstermek istemiþtir. lokantalarý. Atatürk Orman Çiftliði’ni sýradan bir çiftlik olmaktan çýkarmakta. aðaç bile yetiþmeyen bu yerde insanýn nasýl yaþayabileceðini kendi kendilerine soran ve Ankara'nýn devlet merkezi oluþunu affedilmez bir hata sayan inançsýz insanlara karþý. hayvancýlýk ve sýnai üretimdeki baþarýlar önemsenmekle birlikte. havuzlarý. Millet ve Baltacý Çiftliklerini. parklarý. eðitim ve rekreasyon ile çaðdaþ bir baþkent yaratma amacý da bulunmaktadýr. Marmara havuzunu gören Amerikalý gazeteci Rose Lea. zaferi elde ettikten ve kýlýcýný kýnýna koyduktan sonra yorgunluðunu gideriyor. ATATÜRK. Etimesut. Karadeniz havuzu yapýldýðý yer itibariyle týpký gerçek Karadeniz gibi rüzgarlý ve dalgalý haliyle. Tahar. yeni bir kent. Büyük Önder ATATÜRK'e hayranlýðý daha da artýrmaktadýr. ziraat fakültesi öðrencilerinin staj yaptýðý. Silifke'de. tarihsel bir özellik kazandýrmaktadýr. Piloðlu Çifliði'ni de satýn alarak çiftlik iþletmeleri arasýna katmýþtýr. yeni bir ülke ve yeni bir toplum kurma iradesini Orman Çiftliðinde simgeleþtirerek. Tekir ve Þövalye Çiftliklerini. Atatürk Orman Çiftliði yalnýz çiftlik iþleten bir yer olmamýþ. ayný amaçlarý doðrultusunda iþletmek üzere Yalova'da. hayvanat bahçeleri. Bu özellik. Kendi çiftliðini. Portakal Bahçesi ve Karabasamak Çiftliðini ve Tarsus'ta. tarým. Güvercinlik. yepyeni bir mucize daha yaratmayý hedefliyordu. zaferlerine birer þahit olan denizlerle süslüyor'' demiþtir. Macun. Karadeniz havuzu halkýn dinlenme ve eðlence yeri olmuþtur.

Çiftlik sadece üretim ile kalmamýþ. Çiftlik arazisinin bir bölümü kuvvetsiz. bir bölüm arazisi yorgun ve bakýmsýz. Tüm Dünya'yý etkileyen 1929 krizine raðmen. Ziraat Ýþleri. ürettiði maddeleri iþlenmiþ olarak piyasalara sürmüþtür. kurutma. uzun ve çetin çalýþmalar sonucunda çiftlikleri. genel ziraati. bir bölümü bataklýktý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Orman Çiftliði. iyi ve bol 159 . gerekli önlemlerini alarak yoluna devam etmiþtir. sanayi ve ticaret örgütlenmesiyle birbirini tamamlayan ve modern teknik aletlerle rasyonel bir iþ birliðine dayanan büyük bir iþletme haline gelmiþtir. Bir yandan bunlarýn iþe yarar hale getirilmesi için imar ýslah. hayvancýlýðý. ATATÜRK'ün çiftliklerin anlamýný tam anlatabilmek için Ankara'daki Orman Çiftliðinin kuruluþundan Hazine’ye baðýþlanana kadar geçen 12 yýllýk dönemini vurgulamak gerekmiþtir. sulama.

pancar. böyle bir kentin meyve. hem de þaraplýk olarak yararlanýlacak duruma getirildi. Tahar Boðazý’nda ve Kelek Mevkiinde kýþýn akan sularý ile yer altý sularýnýn depolamak için göletler yapýldý. arpa. sulama kanallarý kuruldu. Ýstanbul Boðazýnda 145 m. topraðýn gübre ile nasýl besleneceði. topraðýn gereksinimine göre gübreleme yöntemleri geliþtirildi. yaðmur ve kar sularýnýn depolanmasý ve ilk baharda kullanýlmasý için göletler oluþturuldu. Ankara iklim ve topraðýnýn yetiþtirdiði yüksek kaliteli üzümlerden hem yemeklik. Ýlk dört yýlda yapýlan çalýþmalar sonucunda. Ankara çevresinde meyvecilik. sulama zamanlarý. sebze ve bað mahsullerine ihtiyacý artmýþtýr. Su ihtiyacý için. Çakýrlar Çiftliði’ndeki yer altý sularý galerilerle yukarý çýkarýldý. buðday. Ankara'nýn baþkent olmasýyla nüfusu adeta bir sýçrama yapmýþ. uzunluðunda bir baraj yapýldý. Her yýl istenilen miktarda mahsul alabilmek için araþtýrmalar yapýldý. mýsýr gibi kuru mahsullerle patates. Öyle ki bu üretim karþýsýnda çiftlikte bir marmelat ve konserve fabrikasýnýn kurulmasý planlandý. ancak bunlar geleneksel yöntemlerle yapýlmaktaydý. topraðýn laboratuar tahlilleri yapýldý. sebzecilik ve baðcýlýk yapýlmaktaydý. Çubuk Çayý üzerinde bentler kuruldu ve sulama kanallarý ile araziye baðlandý. Beþ büyük ve nakledilebilen santrafüj tulumbasý alýnarak her sahada ekinlerin sulamasý saðlandý. Orman Çiftliði uygulamalarý ile maliyetler düþürülmüþ. çiftlik yapýlarýnýn ihtiyacý ile aðaçlama çalýþmalarýnda kullanýlmak üzere kuyular açýldý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I mahsul almak için besleme çalýþmalarýna baþlanýrken bir yandan da hemen 1925 yýlýnda 14. yonca nevinden nasýl yetiþtirileceði. Orta Anadolu iklim koþullarýnda topraðýn istediði en uygun tohumlar tespit edilmiþ ve köylüye her yönüyle örnek olmuþtur. Orman Çiftliðinde de bu iþlere modern yöntemlerle baþlatýldý ve böylelikle Ankara'nýn sebze ihtiyacýnýn bir bölümü karþýlanmaya baþlandý. Orman Çiftliðinde yöre iklimine uygun çeþitli meyve aðaçlarý dikildi ve üretime geçildi. Kuruluþ yýllarýnda tek bir aðacý bulun160 . Ýncesu ve Bend Dereleri. yer altý sularýnýn santrifüj tulumbalarý ile çekilmesi için çalýþmalar yapýldý.000 dönüm hububat ekimiyle üretime baþlanmýþtýr. Marmara ve Karadeniz havuzlarý yapýldý.

Gittikçe büyüyen Ankara'nýn et ihtiyacý için modern bir devlet merkezine yakýþýr modern. soylarý bozulmuþ. Orman Çiftliðinde ilk günden itibaren modern yetiþtirme tekniði ile baþlanýlan hayvancýlýk. Orman Çiftliði’nde koyunculuk gittikçe geliþtirilmiþtir. Ankara'da sürü besleyenler. Fidanlýklarda yetiþtirilen meyveli ve meyvesiz aðaçlar Ankara'nýn ve hatta diðer þehirlerin aðaçlandýrma çalýþmalarýna kaynak olmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I mayan Orman Çiftliðine dört milyondan fazla aðaç dikilmiþ. Anadolu'nun verimleri azalmýþ. hem sütünden. sýðýrcýlýkta ve kümes hayvanlarýnýn yetiþtirilmesinde önemli baþarýlar elde edilmiþtir. hem çiftçilere ve köylülere verilerek sýðýr hayvancýlýðýnýn geliþtirilmesine çalýþýlmýþ. ülke piyasasýna sunulmuþtur. yünleri. Hayvancýlýk Ýþleri. boylarý küçülmüþ. Bursa Merinos Yün Fabrikasý’nýn iþlemeye baþlamasý ile merinos koyunculuðu daha da önem kazanmýþtýr. Çiftlikte kývýrcýktan sonra karaman ve merinos koyunlarý önem kazanmýþ. kümes hayvanlarý iþinde de büyük ölçüde tavuk ve yumurta üretimi ilk defa Orman Çiftliði’nde yapýlmýþtýr. 161 . makinali ziraat yanýnda attan da ziraat ve nakliye iþlerinde yaralanýlmýþtýr. ineklerinde süt kalmamýþ olan yerli ýrký. Çiftliðin ilk kuruluþ yýllarýnda Macaristan'dan getirtilen Nonyüs kýrak ve aygýrlarý ile çiftlikte saf kanlý koþum atlarý yetiþtirilmiþ. hem kasaplýk hayvan olarak yaralanýlmýþtýr. temiz ve sýhhi bir kasaplýk sýnýfý tesis edilmiþ. kýsa zamanda geliþtirilmiþtir. Kývýrcýk koyunlarý çiftliðin en verimli koyunlarý olmuþ. kývýrcýk yetiþtirmeye baþlamýþlardýr. öküzlerinde kuvvet. çiftlikten damýzlýk kývýrcýklar alarak. Koyunculuk ile süt ve mamülleri. Hayvancýlýk iþlerinden koyunculukta. Karagül koyunlarýnýn derileri Leipzig'de iþletilerek. kurulan fidanlýklarla aðaçlandýrma alaný geniþletilmiþtir. Çiftlikte Sovyetler Birliði tarafýndan hediye edilen erkek ve diþi karagül (astragan) koyunlarý seneden seneye geliþtirilerek sayýsý iki binden fazla hale getirilmiþtir. derleri ve kasaplýk et olarak önemli bir üretim alaný yaratýlmýþtýr. Hollanda'dan getirilen damýzlýklarla ýslah edilerek yeni bir sýðýr tipi yaratýlmýþ. Bunun dýþýnda Arap ýrký ile Fransýz Ardana ýrký atlarý da muhtelif iþlerde kullanýlmýþtýr.

yetiþtirdiði arpasýna iyi ve devamlý bir müþteri bulmuþtur. Çiftlikte peynir imalinde. Normal. 1937’de yeni ve daha büyük bir fabrikaya dönüþtürülmüþtür. Legorn. Orman Çiftliði’nde tavukçuluk bölümünde tavþan da yetiþtirilmiþ ve iyi sonuçlar alýnmýþtýr. Siyah. Sütçülük ve mamulatý iþleri için Avusturya ve Macaristan'dan uzmanlar getirtilmiþ. hem uzmanlýklarýndan yararlanýlmýþ hem de uzman gençler yetiþtirmeleri saðlanmýþtýr. Fabrika tam tesisatlý bir iþletme olarak beþ yýl sonra faaliyete geçmiþtir. malt. satýþ maðazalarýnýn açýlmasý ile daha da geliþtirilmiþtir. Çiftlikte 1929 yýlýndan itibaren arýcýlýk faaliyetleri de baþlatýlmýþ ve yöre köyleri için fenni arýcýlýk konusunda iyi bir örnek olmuþtur. piyasanýn tavuk eti ve yumurta ihtiyacýnýn bir bölümü karþýlanmaya çalýþýlmýþtýr. bu maddenin ziraatine baþlamýþ. Pastörize Süt ve Yoðurt Fabrikasý. Sanayi ve Endüstri Ýþleri. doldurma ve ambalaj iþlerini de yapmýþtýr. soda imalat. soda. Ýlk birasýný 1934’de piyasaya veren birinci bira fabrikasý. Bira fabrikasý küspeleri hayvanlar için çok besleyici bir gýda olmuþtur. buz fabrikalarý. kýsmen rodeyland soyu tavuklarla iþe baþlanýlmýþ. þarap ve deri fabrikalarý çiftliðe küçük bir sanayi ve endüstri merkezi görüntüsü vermiþtir. peynir çeþitleri. bira. gazoz. bunlar üzerinde yapýlan tecrübeler iyi sonuç vermiþ. Fransa’dan getirtilen tavþanlarla ýslah edilmiþlerdir. Daha önce þerbetçi otu ekmemiþ olan köylü. yoðurt. Atatürk Çiftlikleri’nin dikkate deðer özelliklerinden birisi de endüstriyel kuruluþlarýdýr. gazoz. binalarýnýn bir bölümü o günlerde yapýlmýþtýr. bira. Ankara'nýn süt ve yoðurt ihtiyacýnýn önemli bir bölümü karþýlanmýþtýr. süt.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Çiftlikte modern tavukçuluk ilk kuruluþundan itibaren yapýlmaya baþlanmýþ. Bira fabrikasýnda. Salon ve Salvator birasý olmak üzere dört çeþit bira üretilmiþtir. Bira Fabrikasý. Tesislerin modern ve sýhhi olmasý saðlanmýþ. Nesli bozulan Ankara tavþanlarý. demir eþya ve pulluk fabrikasý. buz. Çiftlikteki malt. Çiftlik bünyesinde doðal ihtiyaçlarýn ürünü olarak 1934’de kurulan bira fabrikasý. gerek kalite ve gerekse miktar 162 . Bira endüstrisi zirai kalkýnma içinde önemli görülmüþtür. Süt fabrikasý çiftliðin ilk kuruluþ yýllarýnda düþünülmüþ. Ankara ve Hollanda ýrkýndan olan bu tavþanlar çok kolay çoðalmalarý ve masraflarýn az olmasý nedeniyle kürkçülük iþlerinde kullanýlmýþlardýr.

Kasaplýk hayvancýlýk iþlerinin yan ürünü olan derileri deðerlendirmek üzere kurulmuþtur. Yine fýrýnda baþlangýç- 163 . tesviye ve montaj kýsmý. Demir Eþya ve Pulluk Fabrikasý. gerekse ülkenin diðer kentlerinde aranan þaraplar olmuþtur. Deðirmen ve Fýrýn. týrmýk. kafes teli iþleri eklenmiþ. Orta Anadolu yaylasýnýn yüksek kaliteli þaraplýk üzümlerinden imal edilen þaraplar. Çiftlik ihtiyaçlarý için kurulan deðirmen. Deri Fabrikasý. Çiftliðin tulum ve salamura peynirlerine talepler giderek artýþ göstermiþtir. tereyeðý pres aletleri gibi makinalar da yapýlmýþtýr. Þarap Fabrikasý. 1931 yýlýnda da çiftliðin ve Anadolu köylüsünün pulluk ihtiyacýný karþýlamak için pulluk atölyesi kurulmuþtur. ayný zamanda yöre köylerinin ihtiyaçlarýný gidermiþtir. gerek Ankara'da. demirhane ve tornahane. Çiftlik ürünlerinden olan tereyaðlarý ve gerekse yemeklik yaðlar piyasada aranýr olmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I itibariyle önemli geliþmeler saðlanmýþtýr. metal dökme kýsmý. Atatürk Çiftlikleri’nin ilk tesisinde küçük bir tamirhane olarak kurulmuþ olan fabrika. Burada pulluktan baþka tohum temizleme makinalarý. çiftliðin makinalarýnýn tamiri ve yedek parça imali iþlerini görürken. Beyaz peynirin yaný sýra kaþar peynirleri de ülkemizin her tarafýnda aranýr olmuþtur. zamanla atölyeye demir döküm kýsmý.

parasýz olarak gezilen bir hayvanat bahçesi ile bir müze kurulmuþtur. 1936’da kurularak temiz ve ucuz yemekleriyle halkýn hizmetine sunulmuþtur. Eðlence yerleri az olan Ankara'da halk. Yaz günlerinde Çiftliðin Bira Parký ve Lokantasý halkla dolup taþmýþtýr. havuzda spor eðlenceleri düzenlenmiþtir. Halkýn eðlencesi için bir lunapark kurulmuþ. daha sonra Ankara'ya da ekmek yetiþtirecek þekilde geliþtirilmiþtir. diðer 164 . Çalýþanlar ile civar köylülerin çocuklarýnýn okumalarý için çiftlikte bir de yatýlý okul kurulmuþ. bu gençlere bir taraftan pulluk fabrikasýnda. Ýstanbul'da Beyoðlu ve Kadýköy'de maðazalar açýlmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ta çiftlik ihtiyaçlarý için kurulmuþ. modern ziraatýn nasýl yapýlabileceði ve üretimin nasýl deðerlendirilebileceði gösterilmekle yetinilmemiþ. bu alanda uzmanlar yetiþtirilmesi de amaçlanmýþtýr. Gerektiðinde yurtdýþýndan uzmanlar getirilerek. Bu düþünceden hareketle. park ve plaj gibi iþletmeler açýlmýþtýr. Atatürk Çiftlikleri’nin ekonomik zincirinin son halkasý ticaret birimleri olmuþtur. Bugün hala Ankara'nýn önemli lokantalarýndan olan Çiftlik Lokantasý. çiftliklerin bütün mahsulleri satýlmýþtýr. Atatürk Çiftlikleri’nde ayný zamanda sosyal yaþama öncülük etmek için lokanta. Atatürk Çiftlikleri satýþ maðazalarýnda. Atatürk Çiftliklerinde. Karadeniz Havuzu yaz aylarýnda halka açýk hale getirilmiþ. Çiftliklerde ilk aþamada ziraat ve hayvancýlýk organize edilmiþtir. lokanta ve gazinolar açýlmýþtýr. buradaki baþarýsýna göre enstitüye girebilmiþlerdir. Orman çiftliðinde. gazinolarýnda ve lokantalarýnda geçirmiþlerdir. bir poliklinik açýlmýþtýr. gazino. Ankara'da Yeniþehir'de. tarým teknikleri ve tarým makinelerini kullanma konusunda yetiþtirilmeleri saðlanmýþ. Bunun uzantýsý olarak endüstriyel yapýlanmalar olmuþtur. tatil günlerini çiftliðin parklarýnda. Doðal olarak üretimin deðerlendirilmesi için piyasalarla iliþkiyi saðlamak için ticari yapýlanmalar kurulmuþtur. deðiþik kentlerden gelen ziraat makinelerinde çalýþacak ve kullanacak gençler için eðitim verilmiþ. Bunun için satýþ maðazalarý. ülkemizde uzman yetiþtirilmesi saðlanmýþtýr. Hacýbayram'da ve Samanpazarý'nda. imalatlar yapýlmýþtýr. Fýrýnda ekmek üretimi dýþýnda bisküvi vb. Yüksek Ziraat Enstitüsü’ne girecek lise mezunlarýna önce Orman Çiftliði’nin bütün faaliyet alanlarýnda 10 ay süreyle staj yapma zorunluluðu getirilmiþ.

yerli ve yabancý bir çok hayvan ýrklarý üzerinde çift ve mahsul bakýmýndan yaptýklarý tetkikler neticesinde. olgun ve çok kýymetli birer varlýk haline gelmiþlerdir. ziraat ve zirai iktisat sahasýnda fenni ve ameli tecrübeler yapmak maksadý ile muhtelif zamanlarda memleketin muhtelif mýntýkalarýnda müteaddit çiftlikler tesis etmiþtim. gerekse tamirini öðrenmiþlerdir. ve memleketin diðer mýntýkalarýnda da. muhitlerini güzelleþtirmek. bütün ziraat makine ve aletlerini yerinde ve faydalý þekilde kullanarak bunlarýn hepsini tamir ve mühim bir kýsmýný yeniden imal edecek tesisat vücuda getirmiþler. bir taraftan da iç ve dýþ piyasalarla daimi ve sýký temasta bulunmak suretiyle. her nevi ziraat sanatlarýný da teçmil eden bu müesseseler: ilk senelerden baþlayan bütün kazançlarýný inkiþaflarýna sarfederek büyük küçük müteaddit fabrika ve imalathaneler tesis etmiþler. faaliyetlerini ve istihsallerini bunlarýn isteklerine uydurmuþlar. kurduðu amaçlar doðrultusunda yönetileceði umuduyla. Bünyelerinin metanetini ve muvaffakiyetlerinin temelini teþkil eden geniþ çalýþma ve ticari esaslar dahilinde idare edildikleri. bazý yerlerde ihtikarla fiili ve muvaffakiyetli mücadelede bulunmak gibi hizmetleri de zikre þayandýr. eðlenecek ve dinlenecek sýhhi yerler.6. On üç sene devam eden çetin çalýþmalarý esnasýnda faaliyetlerini. ''Baþvekalete.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I taraftan ziraat makinelerinde çalýþarak gerek makinalarý kullanmasýný. aþaðýdaki 11. bunlarýn muhite en elveriþli ve verimli olanlarýný tespit etmiþler. bulunduklarý iklimin yetiþtirdiði her çeþit mahsulattan baþka. ATATÜRK Orman Çiftliði ile. ve bugün her bakýmdan verimli. kooperatif teþkili suretiyle veya ayný mahiyette baþka suretlerle civar köylerle beraber faydalý þekilde çalýþmýþlar. hiylesiz ve nefis gýda maddeleri temin eylemek. mümasilleri tesis 165 . Malum olduðu üzere. Çiftliklerin yerine göre araziyi ýslah ve tanzim etmek. yurdun deðiþik bölgelerinde kurduðu 6 adet çiftliðini. halka gezecek.1937 günlü bir mektupla Hazineye baðýþlamýþtýr.

1938 günlü 3308 sayýlý yasa ile Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu (DZÝK) kurulmuþ ve bütün taþýnmazlar bu kuruma devredilmiþtir. Zirai Kombinalar Ýdaresi ile birleþtirilerek Devlet Üretme Çiftlikleri adý altýnda yeniden örgütlenmesini öngören 7. Dünya Savaþý’nýn getirdiði olumsuzluklarla da gerileyerek. Atatürk'ün Ankara'daki çiftliðinin. Muktazi kanuni muamelesinin yapýlmasýný dilerim. çiftliðin Devlet yönetimine geçmesi ile birlikte birdenbire yavaþlamýþ. Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu. Sonuçta. Çiftliklerin arazisi ile tesisat ve demirbaþlarýný mücmel olarak gösteren bir liste iliþiktir.6. yýllar ilerledikçe artmýþ. '' Atatürk Çiftlikleri’nin yönetilmesi için 1. 2.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I edildiði takdirde. Ancak. bu eðilime yanýt vermek amacýyla çýkarýlmýþtýr. Mali bünyede baþgösteren dengesizlik. özerk bir müdürlük eliyle yönetilmesinin uygun olacaðý doðrultusunda bir eðilim belirmiþ. istihsalatý artýrma ve köyleri kalkýndýrma yolunda devletçe alýnan ve alýnacak olan tedbirlerin hüsnü intihap ve istikþafýna çok müsait birer birer amil ve mesnet olacaklarýna kani buluyorum. Atatürk'ün baðýþladýðý çiftlikler. þarapçýlýk geliþtirilmiþ. 24. Bu dönemde Ankara'daki Orman Çiftliði ''Gazi Orman Çiftliði '' adýný alarak faaliyetlerini sürdürmüþtür. Gazi Orman Çiftliðinin parlak ve devamlý geliþmedeki hýzý. Atatürk'ün ölümünün üzerinden bir yýl geçmeden bira fabrikasý Tarým Bakanlýðýnca.1949 gün ve 5433 sayýlý Yasanýn TBMM görüþmeleri sýrasýnda. hayvanat ve demirbaþlarý ile beraber hazineye hediye ediyorum. Dünya Savaþý’nýn olumsuzsuz etkileri giderek azalmasýna karþýn daima büyük zararlar etmiþtir. 2. Ankara þarabýnýn 166 .3. çiftlik arazisi dýþýnda yerler kiralanarak çalýþmalar geniþletilmiþ. etkinliklerini yalnýzca 11 yýl sürdürebilmiþtir. ve bu kanaatle tasarrufum altýndaki bu çiftlikleri bütün tesisat.1. Tekel Genel Müdürlüðüne satýlmýþ.1950 günlü 5659 sayýlý Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü Kuruluþ Yasasý. faaliyetler devam ettirilmiþ. Atatürk Orman Çiftliði adý altýnda özerk bir yapýya kavuþtuktan sonra. tecrübelerini müspet iþ sahasýndan alan bu müesseselerinin ziraat usullerini düzeltme. mali bir buhranýn içine düþmüþtür.

Güvercinlik. Millet ve Baltacý Çiftlikleri. Ancak. Baðbahçe kültürleri ve aðaçlandýrma iþleri artýrýlmýþtýr. Çiftlik arazisi üzerinde Ankara Þehirlerarasý Otobüs Terminali inþa edilerek 1997 yýlýndan bu yana iþletilmektedir. taþýnmazlarýnýn envanterinin yapýlamayýþý.729 dönüm olarak belirtilmiþtir.1937 tarihli vasiyetnamesinin ekindeki listede ''Ankara'da. Etimesgut. yeni makinalar saðlanmýþtýr. Silifke'de. Böylece Çiftliðin toprak bütünlüðü. Balgat. Piloðlu Çitliði'ni arazi varlýðý olarak belirtmiþtir. 1952 yýlýndan itibaren kar etmeye baþlayan Atatürk Orman Çiftliði’nde tarla ziraati yapýlan alan bir misli geniþletilmiþ.06. üretim ve aðaçlandýrma etkinliklerinden giderek uzaklaþýlmasý. Yalova'da. Ancak ne yazýk ki.395 167 . Çakýrlar Çiftliklerinden oluþan Orman Çiftliði. Portakal Bahçesi ve Karabasamak Çiftliði ve Tarsus'ta. 5659 sayýlý Yasanýn 9.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I imal edildiði Kalecik Beyaz ve Karasý. çiftliðe geliþ gidiþi kolaylaþtýrmak için 1952 yýlýndan itibaren halk otobüsleri tahsis edildi. Ürünler için soðuk hava deposu yapýlmýþ. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün 11. Orman. Turistik Marmara Oteli 1968'de iþletmeye açýlmýþtýr. maddesi ise satýlmasý ve kamulaþtýrýlmasýný özel bir yasa ile izin alýnmasý koþuluna baðlamýþtýr.1939 yýlýnda Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu tarafýndan yayýnlanan ''Atatürk Çiftlikleri'' adlý yayýn ile 1953 yýlýnda Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü tarafýndan yayýnlanan ''Atatürk Orman Çiftliði'' isimli yayýnda bu rakam 150. Çiftlik arazisi 1978 yýlýndan bu yana toprak döküm alaný olarak da kullanýlmaktadýr. 10. Taze üzüm suyu “üzüm özü” adýyla piyasaya sürüldü. Macun. maddesi çiftlik taþýnmazlarýný Devlet malý saymýþ. Arazi büyüklüðü bu listede 154. Nevþehir-Narköy'ün Emir. siyasi iradenin korumasý altýna alýnmýþtýr. Yaðmurbaba. büyük bir süt fabrikasý inþa edilmiþtir. korumacý bir anlayýþla yetinilmiþ ve stratejik kullaným ilkelerini belirleyecek ve uygulayabilecek bir örgüt modeli öngörülmemiþtir. Halkýn. Atatürk Orman Çiftliði'nin örgüt yapýsýndaki yetersizlikler ile bunun yol açtýðý temel sorunlar olan. Dörtyol'da. Lüks Kilis'in Horos Karasý üzüm çeþitleri ile yüksek kalitede þaraplar üretildi ve Uluslararasý Þarap Ofisi’nce tescil edildi. Tahar. Bu nedenle Ankara'nýn büyümesi ile birlikte yoðunlaþan kentin altyapý gereksinmesi ve rant baskýlarýnýn Çiftlik alanýný olumsuz etkilemesi önlenememiþtir. yasalara aykýrý yapýlaþma ve iþgaller ortaya çýkmýþtýr. Tekir ve Þövalye Çiftlikleri.

5659 Yasa'nýn Geçici 2.06.000 dönümü Ankara'daki Orman Çiftliði olarak verilmektedir.1937'de bütün tesisat.704. 12.1949 'da yayýnlanarak yürürlüðe giren 5433 sayýlý Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðü Görev ve Kuruluþ Yasa 'sý ile Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðüne. Bu durum bazý soru iþaretleri doðurmaktadýr. kayýt bulunmamaktadýr. ATATÜRK'ün 11.1938 günü Hazine’ye baðýþ iþlemine konu tapu senedi ve tapu kayýtlarý incelendiðinde Ankara'da 39.544 m2'dir.1937 tarihli vasiyetnamesi ile hazineye baðýþladýðý arazilere iliþkin tek resmi kayýt. Güvercinlik ve Etimesgut Çiftliklerinin birleþmesi ile oluþmuþ 80. 7. hayvanat ve demirbaþlarý ile beraber hazineye baðýþladýðý arazi. 7.1. maddesiyle. Bu miktardan 102. 5433 sayýlý Yasa'sýnýn Geçici 3. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün 11.6. envanter vb.1938 'de kabul edilen ve 13.05. Yaðmurbaba. Tarým.210. maddesiyle.6.6. Orman Çiftliði ve Mülhakatý Müdüriyeti tarafýndan hazýrlandýðý anlaþýlan 8 Aðustos 1928 tarihli Gazi Orman Çiftliði baþlýklý bir raporda 120.3. bu devirlerde mal deðerlerinin Maliye.4. Ancak bu rakamlarý doðrulayacak kesin kanýt oluþturacak bir belge.000 dönüm araziden ibaret olduðu belirtilmektedir. bu devirlerde mal deðerlerinin Maliye. 1926'da Hakimiyet-i Milliye Gazetesi'nde yapýlan '' Reisi Cumhur Gazi Mustafa Kemal Paþa Hazretlerinin Ankara Çiftlikler '' adlý yayýnda Çiftliðin Orman. Bu miktar günümüzün rakamýyla 93. Tarým ve Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðü tarafýndan atanan 3 kiþilik komisyon marifetiyle belirlenmesi.6.000 dönümden söz edilmektedir.1949 'da kabul edilen ve 13.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I dönüm olarak verilmektedir. Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðü ve Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü tarafýndan atanan 4 kiþilik komisyon marifetiyle belirlenmesi hüküm altýna alýnmýþtýr.1938 'de yayýnlanarak yürürlüðe giren 3308 sayýlý Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu Hakkýnda Yasa'sý ile Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu'na.090 m2 büyüklüðünde bir arazinin baðýþlandýðý görülmektedir. 168 .1950'de kabul edilen ve 1. Ancak bu belgeler bulunamamaktadýr. Balgat. 11.1937'yi izleyen günlerde maliye hazinesine. Macun. 24. Bu baðýþ ile birlikte bazý özel þahýslar ile Ankara Belediyesi ile Cumhuriyet Halk Partisine yapýlan baðýþlar söz konudur.1.1950 'de yayýnlanarak yürürlüðe giren 5659 sayýlý Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü Kuruluþ Yasa 'sý ile Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü'ne devredilmiþtir.

K.000 m2 arazi bulgulanmýþtýr. genelde önce fiili durum yaratýlmýþ. Atatürk Orman Çiftliði döneminde çýkartýlan yasalarla (bir bölümü de mahkeme kararlarýyla) yaklaþýk 14. Ancak bunlar belgeye dayanmayan varsayýmlara dayalý iddialardýr.Ç'ye) ait olmadýðý. gelecek hedefi belirleyebilecek. Topraklarýnýn büyük bir bölümünün yasal olmayan yollarla özel kiþilerin eline geçtiði kuþkularý çeþitli platformlarda yoðun biçimde dile getirilmektedir. Bu durum bugün içinde geçerlidir. Satýlan bu arazinin bir kýsmý alým amacý dýþýnda kullanýlmaktadýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Ancak baðýþa konu arazi miktarýyla ilgili olarak çeþitli iddialar bulunmaktadýr. 2002 yýlýnda yapýlan D. Atatürk Orman Çiftliði her ne kadar özerk bir statüye kavuþturulmuþsa da. sonra bu duruma yasallýk kazandýrmak için yasa çýkarmak suretiyle satýþlarý saðlanmýþtýr.000 m2) 6. Devlete hakim siyasi irade Atatürk'ün arazilerinin talanýnda esas belirleyici olmuþtur. belirlenen hedefe uygun stratejik planlar 169 . varlýk nedenini ortaya koyabilecek. Kuruluþ Yasasý’nda varlýk nedeni (misyon) ile gelecek hedefi (vizyon) belirlenmemiþ. Günümüzde ise ATATÜRK'ün diðer miraslarýna yapýldýðý gibi bu eseri de yok edilmek için özelleþtirme kapsamýna alýnmýþtýr. Örneðin Atatürk'ün arazileri arasýnda olduðu iddia edilen Çubuk'taki Aydos Yaylasý'nýn mülkiyetinin hiçbir zaman Atatürk'e yada (A. taþýnmazlarýný yönetebilecek bir birim öngörülmemiþtir. Atatürk'ün arazileri üzerinde þimdi Urankent Konutlarý yükselmektedir. incelemesi sýrasýnda. Yasanýn býraktýðý boþluklarý giderilemediði için kuruluþ amacýnýn gereklerince yönetilemediði. geliþtirilemediði gibi topraklarýnýn giderek küçültülmesi ve dokusunun bozulmasý önlenememiþtir. Devlet Ziraat Ýþletmeleri Yönetim Kurulu kararýyla satýlan yaklaþýk 7.1939'da çýkartýlan 3697 sayýlý yasa ile Tekel Genel Müdürlüðüne satýlmýþtýr .D.611. Atatürk Orman Çiftliði'nin. Ancak bu tartýþmalarýn dayanaklarý ne yazýk ki belge ve bilgiler deðil.000 m2 arazi satýlmýþtýr. Atatürk'ün arazilerinden yapýlan satýþlarda.D.7.K. Atatürk Orman Çiftliði arazileri ve tesislerden Bira Fabrikasý ATATÜRK'ün ölümünün üzerinden bir yýl bile geçmeden (yaklaþýk 50. Diðer bir ifade.'nýn yaptýðý incelemede ortaya çýkartýlmýþtýr. 2002 yýlý D.O. söylenti ya da sezgilerdir.372.

Çiftliðin alan bütünlüðü içinde yer alan Fiþek. Adýnda orman olan. Kentin altyapýsýnýn gerektirdiði ana ulaþým yollarý. Çiftliðin Türkiye ortalamasýnýn altýnda bir aðaç dokusuna sahip olmasý düþündürücüdür. üretim etkinliðinden giderek uzaklaþýlmýþtýr. böylelikle Çiftlik alanýnýn bütünlük içinde korunabilmesi ve planlanabilmesinin ortamý oluþturulmuþtur. üretim yapýlabilecek tarlalarý parçalanmýþ ve tarýmsal iþlevini yitirmiþtir. 2003 yýlýnýn sonlarýna gelindiði halde henüz yapýlmamýþtýr. Baðcýlýk yapýlmadýðý için. 1998 yýlýnda ise I. Çiftlik alanýndaki yapýlaþmalarýn büyük bir bölümü. Üstelik biriken stoklar nedeniyle 1999'dan sonra arasýnda üretilmemiþtir. Az sayýda büyükbaþ hayvan yetiþtirilmekte ve bu nedenle de fabrikada iþlenen süt satýn alýnmaktadýr. 2863 sayýlý Yasanýn korumasý altýna alýnmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I üretebilecek. su ve doðalgaz borularý. kanalizasyon. 170 . Oysa. 1930'lu yýllardaki üretim çeþitliliði geniþ bir yelpazeye yayýlýrken. geliþtirebilecek ve uygulayabilecek bir örgüt yapýsý bulunmamaktadýr. sürekli ve eþgüdüm içinde çalýþmasýnýn öngörüldüðü bir yönetim modeli kurulmadýkça. enerji nakil hatlarý ile bir að gibi sarýldýðý için. Atatürk Orman Çiftliði. Orman Bakanlýðý'na göre ülkemizin % 25'i ormandýr. Ancak. Çimento ve Traktör Fabrikalarý ile Mitaþ gibi sanayi kuruluþlarýnýn kullandýklarý alanlar da kapsam içine alýnmýþ. Fýrýn kapatýlmýþtýr. Ayrýca. böylece. 2863 sayýlý Yasaya göre en geç bir yýl içinde bitirilmesi gereken koruma amaçlý imar planý. 1992 yýlýnda sit. Hayvancýlýktan büyük ölçüde vazgeçildiði için deri fabrikasý ile daha sonralarý pulluk fabrikasýna dönüþen demir atölyesi kapatýlmýþtýr. Derece Doðal ve Tarihi Sit olarak tescil edilmiþ. Deðiþik disiplin alanlarýnda eðitilmiþ iþgücünün. Çiftlik Müdürlüðü kayýtlarýna göre Çiftlik alanýnýn %15'nin orman olarak tanýmlanabilecek nitelikte olduðunu göstermektedir. Tahýl ve hayvancýlýk için ayrýlan alan giderek küçülmüþtür. birlikte. Çiftlik alanýnýn kentin geliþmesinden olumsuz etkilenmesinin önüne geçilemeyecek ve Atatürk'ün çaðdaþ bir baþkent yaratma düþü gerçekleþtirilemeyecektir. Atatürk Orman Çiftliði'nin tarým ve hayvansal üretimi giderek azalan bir seyir izlemiþtir. þarap üretimi satýn alýnan üzümlerle sürdürülmektedir. 3194 sayýlý Yasaya ve 2863 sayýlý Yasaya da aykýrý olarak yapýlmýþtýr.

Çiftlik topraklarýnýn 21. 1983 yýlýndan bu yana son 20 yýlda Çiftlik topraklarýnýn satýlmasýna izin veren bir yasa çýkarýlmamýþ iken ilk defa bu dönem. Batýkent-Sincan-Organize Sanayi Bölgesi Arasý Hat Yolu" ile iki metro istasyonu planlanmýþ ve çalýþmalara baþlanýlmýþtýr.714 m²'si.989 m²'si kentin altyapýsýnda kullanýlmýþ. 6. kamu kurumlarý ile özel hukuk kiþilerinin kullanýmýna býrakýlmýþtýr.888. imar düzenlemeleri ile 2. Güçlü bir koruma oluþturulamazsa bu ilginin Çiftlik topraklarýný olumsuz etkilemesinden kaçýnýlamayacaðý açýktýr. üzerine otogar. "Ankara Metrosu 3. 171 . yollar. haritasýndan anlaþýldýðýna göre bu bölgenin hemen yakýnýnda bulunan ve Çiftliðin ortaklýk biçiminde mülkiyetindeki 42129/2 parsel. Metro. bir bölümünün ise yargý kararlarýyla satýlmasýna yol açýlmýþtýr.Aþama Ýþleri. Bütünlük ve dokusunun korunmasý konusunda özenli olunmadýðý için Çiftlik topraklarý. Kent planlarý ve imar düzenlemeleri konusunda alýnan her karar. Çiftlik topraklarý giderek artan bir hýzda küçülmekte ve dokusu bozulmaktadýr. Ankaragücü kulüplerinin kullanýmýndaki yerlerin satýþý için bir tasarý bir yasa teklifi TBMM gündemine alýnmýþ bulunmaktadýr.983. Gençlerbirliði. altyapý için yeni topraklarýn terk edilmesini gerektirmekte ve bu gereklilik. Ayrýca.218 m²'si satýlarak. borular ve enerji nakil hatlarý gibi kentin teknik altyapýsý ile bir að gibi sarýlmýþtýr. Çiftlik topraklarý üzerinde tehdit oluþturacak yeni geliþmelerin varlýðý dikkat çekmektedir: Çiftliðin hipodrom yakýnýndaki topraklarý üzerinde.178. toptancý hali gibi büyük yapýlar yapýlmýþtýr. bir sarmala dönüþmekte. bu yasa dýþýlýðý ortadan kaldýrmak üzere 3194 sayýlý Yasaya ve 2863 sayýlý Yasaya da aykýrý olarak yoðun yapýlanmalarýn olduðu bir bölümde.871. Üstelik. bir konut kooperatifine tahsis edilmiþtir.621 m²'sinde. Bu topraklarýn 5. üzerinde kamu kurumlarýna ait yapýlarýn bulunduðu parsellerde ortaklýk biçiminde mülkiyetler oluþturularak fiilen Çiftliðin kullanýmýndan çýkarýlmýþ. Atatürk Orman Çiftliði alanýnýn stratejik kullaným ilkeleri belirlenmediði için.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Geçmiþte yapýlanlar bir yana. bu bölgeye olan ilgiyi artýracaktýr.496 m²'si ise kiraya verilerek toplam 28.296. kent planlarýný yaparken belediyelerin kendilerini uymakla yükümlü sayacaklarý bir düzenleme bulunmamaktadýr.

Atatürk'ün çaðdaþ bir baþkent kurabilme projesine sahip çýkýlamadýðý görülmektedir. Þ. þehrin hayatýný zehirleyen bir sýtma kaynaðý iken. Atatürk Orman Çiftliði. Orman Çiftliði olarak adlandýrýlmakla birlikte. AOÇ 1953 DDK Ýncelemesi 2002 Resimler: Atatürk Çiftlikleri. Çiftlik olmanýn gerektirdiði üretimden giderek uzaklaþýlmýþtýr. Kentin büyümesi yeþil alan gereksinmesini artýrýrken. belediyeler kent içinde kalan arazileri imar uygulamalarý ile yok etmiþtir. Çiftlik alaný üzerindeki rant baskýsý var olaný da tehdit etmektedir. bakýmsýz. yaþamýnýn son günlerinde. Türkiye ortalamasýnýn altýnda bir bitki dokusuna sahiptir. bataklýk. Yýl Marþý ile (Türkiye Cumhuriyeti'nin 80.S. Halen Atatürk'ün manevi þahsiyeti kullanýlarak bu devam ettirilmektedir. yoktan var ederek hýzla geliþtirdiði. bütün dünyayý kasýp kavuran 1929 krizinden bile geliþerek çýkarttýðý ve büyüttüðü bu iþletme. halkýmýzýn sadece Atatürk'ün bulunduðu dönemi anlatan 10. gaflet ve dalalet içine girilmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün. 12 yýl boyunca neredeyse kendisi yönetmiþ. kurduðu amaçlar doðrultusunda geliþtirilmesi dileðini belirten bir yazý ile Hazine’ye baðýþlamýþtýr. Atatürk'ün yönetiminden çýktýktan sonra ayný baþarýyý yakalayamamýþ. Stratejik planlar yapabilecek ve bunlarý uygulayabilecek yetkinlikte bir örgüt yapýsýna kavuþturulamadýðý için. DZÝK 1939 Atatürk Orman Çiftliði. arazi varlýðý giderek bizzat devleti yönetenler tarafýndan azaltýlmýþ. yýlýnda bile) coþkusunu açýða vurmasýna önemli bir açýklama getirmektedir. Orman Çiftliði projesine çaðdaþ bir baþkent kurabilme amacýyla giriþmiþ. Kaynakça Tek Adam. kentin altyapý gereksinmeleri ve rant baskýlarýnýn topraklarýný küçültmesi ve dokusunu bozmasý önlenememektedir. DZÝK 1939 172 . Atatürk. Ancak bu konuda büyük bir ihanet. Büyük Atatürk'ün.AYDEMÝR Atatürk Çiftlikleri.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I BÝR RÜZGARA KARÞI TOPLU KONUT ÖYKÜSÜ Þevki Vanlý Mimar .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Ankara'da mimarlýk hayatýna atýlalý on yýla yaklaþýyordu... Müþterilerimin iþlerini yaptýrýp komisyon almadýðým imalatçý ve malzemeciler, kendime iþ yaparsam bana kredi açacaklarýný söylediler. Babadan kalma olanaklarýn da katkýsýyla Gaziosmanpaþa'da bir arsa aldým. Emlak Bankas’ýndan kardeþimle benim ev kredimizi kullanarak, sekiz daireden üçünü satarak inþaatý bitirdim ve kiralarla kalan borçlarýmý ödedim. 1964 yýlý böyle geçti. Bu, projeci olarak, çalýþtýðým mühendislerin çok hoþuna gitti ve birlikte inþaat yapmak istiyorlardý. Ýmalatçý ve malzemeci dostlar sürekli bana kredi açamazlardý... Yýl 1968 ve hala ýsrar ediyorlardý. Sonunda, ben yapsatçýlýk yapmak istemediðimi, Ankara'ya bir uydu yerleþim kazandýrmak hedefiyle bir toplu konut kuruluþu, yani bir anonim þirket kurabileceðimizi söyledim. Baþýma neler geleceðini bilmediðim için cesurdum.

OR-AN A.Þ. Kuruluyor 1968 Ýlkbaharýnda verdiðimiz bu kararý eþe dosta açtýk... Hemen herkes hedefi ilginç buluyor ve katýlmak istiyordu... Fakat hiç birimizde topluca bir para yoktu. Hepimiz emeðimizle yaþayanlardandýk. Üç yüzden fazla dost ve tanýdýk dokuz milyon sermayenin 1/4'ünü ödeyebildik. Anlaþýlacaðý gibi, on milyona dahi gelemedik. Topu topu 150.000 dolarýmýz vardý. Kuþkusuz dolar da 35 yýlda 5/6 kez deðer kaybetmiþtir. Yani bugünkü deðeriyle bir milyon dolar kadar bir para Bütün bu olup bitenler, Ýzmir Caddesi'ndeki proje büromda, benim odamda yaþanýyordu... OR-AN'ýn bir yeri dahi yoktu.

174

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Þirkete Ýsim Arýyoruz Kulaða hoþ gelen ve bellekte iz býrakacak bir ad arýyordum. Anadolu'ya, Konya'nýn yerlisi bir aileden gelmem nedeniyle bir tutkum vardýr... Faaliyete de Ankara'dan baþlayacaðýmýza göre, þirketin adýnýn Orta Anadolu ile ilgili olmasýný istedim. Fakat bu isim bana uzun geliyordu, bir þekilde kýsaltmak istiyordum, ama baþaramýyordum. Bir gün Yeniþehir, Atatürk Bulvarý, Ýþ Bankasý’nýn önünden aþaðýya doðru yürüyordum Tuna Caddesi’ni geçer geçmez saðda bir gazeteci / kýrtasiyeci vardý, onun tepesinde, bir fotoðraf filmi markasý olan "ORWO" yazýlý bir tabela sallanýyordu... O anda þirketimizin adýný gördüm "OR-AN" olmalýydý... O günlerde yaptýðýmýz bir genel kurul toplantýsýna bu öneriyi getirdim... Herkes yadýrgadý, kimse beðenmedi... O zaman

onlardan öneri beklediðimi söyledim. Sevgili ülkemizde beðenmeyen çoktur, öneri yoktur. Ben de, sonradan yerleþimin de adý olacak OR-AN ismini tescil ettirdim... Tuttu... O kadar tuttu ki bizden iki yýl kadar sonra kurulan ME-SA'nýn adýnda çaðrýþým bulurum.

175

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Uydu Yerleþime Arazi Aranýyor O zamanlar, ODTÜ yerleþkesiyle, Ankara'nýn coðrafyasýna giren Eskiþehir yolu çevresi aklýmýza geliyordu. 1968'in sonbaharýnda bir emlakçý orada 500 dönüm arazisi olan bir avukatý getirdi... Avukat arazisinin m2 sine 40 TL. istiyordu... O günkü ölçülerimize göre, arazi sýnýrsýz büyük, fiyat ise þehire göre çok küçük geliyordu. Fakat arazinin tutarý olan 20 milyon deðil, iki milyon paramýz vardý ve sonra ne yapacaðýmýzý bilmiyorduk. Arazi sahibine, onun ayný sermaye olarak taþýnmazýný koymasýný önerdim. O da bizim ne koyacaðýmýzý sordu... "Emeðimizi" yanýtýný verdim. Adama, onunla alay ediyormuþum gibi geldi ve bir Cumartesi öðleden sonra, benim mimarlýk büromdaki odamýn kapýsýný vurdu, gitti... Biz birkaç arkadaþ ve emlakçý kaldýk... Ne yapabilirdik? O zaman Çankaya, Ýþ Bankasý bloklarýyla biterdi... Sonrasýný bilmiyorduk. Emlakçý arkada kimsenin ilgilenmediði ucuz arazi olduðunu söyledi, hemen görmeye gittik. Ankara'da, Çankaya ve Dikmen tepelerinin þehre dönük kuzey sýrtlarýna göreli olarak yerleþilmiþti... Güney sýrtlarýnýn iyi bir ufku vardý... Doðuya doðru çýplak daðlar, güneye doðru içinde Gölbaþý'nýn da yer aldýðý ova görünüyordu. Dýþardan bakýnca arazi çorak ve tatsýzdý. Ýçerden dýþarýya bakýnca ilginç bir manzara vardý ve önemli olan da buydu. Yönetim Kurulu kente bakan kuzey sýrtlarýný, ben ise ovaya bakan güneyi istiyordum. Yer seçimi giriþimin ilk önemli adýmýydý. Israrla güneyi kabul ettirdim. Çok tapulu arazi nasýl alýnýr? Baþýna gelen bilir, kurnaz arsa sahipleri arkaya kalýr ve fiyat artýrmak için ortadan kaybolur. Çizdiðimiz sýnýrlarýn içi yaklaþýk yüz hektarda, belki elli kadar tapu vardý... Kýrk kadarýný, bakýmsýz Dikmen Köyü kahvesinde topladýk. Ben, bizden önce m2 si 4 TL. olan, talep olunca 6 liraya çýkan arazinin metresine 12 TL. teklif ettim. Yalnýz koþullarým vardý... Hepsi ile ayný zamanda sözleþme yapacaðýz. Onlar da hemen tapuyu verecekler ve biz bir yýl sonra borcumuzu ödeyeceðiz. Çünkü onlara verecek meteliðimiz yoktu. Elimizdeki küçük parayla da Bakanlýklar’daki görkemli bir iþhanýnýn 1.katýný kiralamýþ ve 6 aylýk ödemeyi yapmýþtýk. Yani çarkýn bu 6 ay içinde ciddi ciddi dönmesi gerekiyordu... 176

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Uydu Yerleþkenin Planlamasý Tapularý aldýk ve hemen planlamaya baþladým. Orta tabakayý hedef alacaktýk. Egemen kat yüksekliði ile inþa edilecek ve yerleþim planlamasýna esneklik vermesi için, 8 daireli çok küçük apartmanlar olacaktý. Konfor standardý ayný olan, fakat büyüklükleri 100 ile 200 m2 arasýnda deðiþen ve her biri için iki farklý tip geliþtirecektik... Yoðunluk (1)olacak, yani alanýn 1/4' ü yapýlarla örtülecek, %75 açýk alan kalacaktý... Konutlarýn aralarýndaki mekanlar ve doða, yerleþimin þekillenmesinde 1. sýrada gözetilecekti.

Planlamada yüksek yapýlar, yalnýzca yerleþimin giriþi ve sosyal merkezini vurgulamak için bulunacaktý. Bu baþlýca ölçüt ve istekleri planlamada yanýtlamaya çalýþtým. Ankara Ýmar Müdürlüðü projeyi desteklediðini söyledi ve sýkýntý çýkarmadan tastik ederek, Bakanlýða sevketti. Ýmar ve Ýskan Bakanlýðý, projeyi doðru Ankara Nazým Plan bürosuna gönderdi. Bu Kurum uzun zaman, projemizin ilkelerine uyup uymadýðýný tartýþtý... Kanýmca bu 177

Nihayet en son merci. artýk projenin tastik olduðunu sanmayýn. Önceki iþlemlerden sonra. projemiz çalýþma alanýný kapsamadýðý için bir "yatakhane yerleþim" olacaðý sorununu ve arsa spekülasyonu olacaðý konusunu kendisine dert etti. Aldýðým yanýt bu yazýnýn gerçek olduðu doðrultusundaydý. ek alanlar tastik ettiler. spekülasyon katmerli olacaktý.. tasdik yazýsý gelmiyordu. Haftalar geçiyor. burada hemen tastik olacaðýný sanýrken. Elli yýllýk mesleki hayatýmda öðrendiðim. Bir arazi Nazým Plan içinde olsa alt yapýyý Belediye yapacak. diye. Devlet memurunun gözlüðünün "kuþku" olduðudur. bu gözlüðün istendiðinde kullanýlmadýðýný gösteriyor. arkasýndan. Ama büyük oranda böyle olduðunu da bu süreç içinde öðrendim...Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kadar uzun tartýþma. Tüm memur meslektaþlarýn böyle olmadýðýný biliyorum. Bakanlýk’tan arazi baraj taþma sahasý olduðu için tastik olasý deðil. bu boyanýn silinmesi plan deðiþikliðine girerdi.. Kanýmca þehircilerin en önemli yaný bu tür birkaç takýntýdýr. Ýþin garip yaný ise bizden sonra baþta kendi memurlarý için...... ilkeleri konusunda kuþku uyandýrýyordu.. Millet vekillerine ve diplomatik alan gereksinmesine de OR-AN'da yer vererek arsalarýmýzýn ciddi bir bölümünün istimlak edilmesiyle projemizi bozmak için ellerinden geleni yaptýlar.. Onlara 1200 metre yükseklikte ne baraj ne de taþma olacaðýný anlatmaya çalýþtým. mavi boya silindi ve projemiz incelemeye alýndý. Zaman gerçekleri su yüzüne çýkarýyor... Ama son yýllardaki olaylar. Neyse ki Müsteþar Muavini meslektaþ Fikret Ungan müdahale etti. Bir yazý geldi. Ýmar ve Ýskan Bakanlýð’ýna geldik. Bugün Ankara'daki geliþmeler bu endiþelerin þaka niteliðinde olduðunu gösterdi. Ama Çaldaðý nazým planda nasýlsa maviye boyanmýþtý.. 178 . Ziyaretlerine gittiðimde daha incelenmediðini söylüyorlardý.... Örneðin Çankaya'ya 6/7 km uzaklýktaki bir yerleþimin ulaþýmý ülke ekonomisine yük olur sorununu.. Meslektaþlarýn yine Devlet memurluðu tutmuþtu. Bu kaçýncý incelemeydi? Yine yukarýya baþvurmak zorunda kalmýþtým.. Bakanlýkta yazýlarýn karýþtýðýný düþünerek ve gülerek ilgili müdürlüðe gittim. Sayýn okuyucu. Arsa spekülasyonuna gelince.. tüm Bakanlýklarýn onayý ve yaklaþýk iki yýl zaman gerekiyordu.

Bu nedenle aramýza Emek Ýnþaat Genel Müdürü ve Emek Ýþhaný ve Otelleri inþaatlarýnýn yürütücüsü Rafet Kapýcýoðlu'nu almýþtýk. bir kaç alamadýðýmýz kiþilerin de kazan kaldýrmasý olasý. yatýrdýklarý parayý istediler. Derken Hastaþ iflas etti. Yönetim Kurulu üyesi Rafet Bey. kendilerinden önce kaç daire satýldýðý da olacaðýný.. ben de günahýmdan kurtuldum.. Biz 100'er daireli iki kooperatif kurarak SSK kredili alýcýlarý toplamaya baþladýk.. Bu büyük bir baþarýydý. Ýnþaat Baþlýyor Proje ve onun uygulayýcýsý olmak ile inþaatçý olmak.. "Beni nasýl yalancý durumuna düþürürsünüz?" diyordu. Yeni konut alýcýlarýnýn.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Toplu Konutta Pazarlama Konut üretimi büyük ve yavaþ bir yatýrým olduðundan. Ne yapacaðýmý. benzetme yoluyla.. Kýsa zamanda 200'ü bulduk. Görevlilere..... 200 demelerini söyledim. Buna raðmen genel yaklaþýmýmýz güven verdi ve biz birkaç haftada 100 kadar daire sattýk. böyle bir soru sorulursa. fakat 100 sayýsýnýn önemini anlayamayacaklarýný düþündüm. bize olan güvenlerini yitirerek. "Kardeþim ben 500 sattýk diyorum. Birkaç gün sonra. almak istedikleri bilgiler arasýnda. Ortaðýmýz.. Fakat 200’den sonra satýþlar çok yavaþladý. Bilgi alanlarýnda. Yine sorunlarýn içine düþmüþtük. siz 200 diyorsunuz" demez mi? Demek ki benim abartýlý sayým bu ortaðýmýzýn pazarlama yeteneði yanýnda pek pýsýrýk kalmýþtý. benim kýrk yýlda bir söylediðim bir pazarlama abartmasý yüzünden.. kamuda olmayan köklü sorunlar Kurula geldikçe telaþ179 . satmadan yapmak olasý deðil. Bu korkumuzu alýcýlara anlatarak yerleþimin yerini baþlangýçta gizli tuttuk.. Bir de Hastaþ isimli. "Ne oldu?" diye sormaktan baþka bir þey aklýma gelmedi. OR-AN giriþimini o yürütecekti. bize imrenerek kurulan ve müthiþ reklam yapan bir firma peydah oldu Bizim konut alýcýlarýmýzýn yarýsý bizden paralarýný çekerek oraya yatýrdý. Pazarlamak için de giriþim hakkýnda bilgi vermek gerekli.. yerleþim civarýnda arsa almaya giriþmeleri ve bizim arsalarýný aldýðýmýz. OR-AN þirketinin bir ortaðýnýn görevlilere baðýrýp çaðýrdýðýný duydum. ne diyeceðimi bilemiyordum. Bu kez konut alýcýlarýmýzýn bir bölümü.. onu örgütlemek arasýnda çok fark var.

Bütün iþlerle karþý karþýya kalmýþtým. vinç veya asansör yok veya çok kýttý. Þehirden uzak iþlere. inþaat mühendisi. Beþ yüze yakýn bir iþçi kümesi bulan sendikalar da peþimizdeydi. aramýzdan ayrýldý ve bu sorumluluða kimse talip olmadý. Biz de 1970 sonbaharýnda ilk konut teslimini yapacaðýz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I landý.. kalýpçý kökenli kalfalar yürütürdü. Finansman sorunu bir türlü çözülmüyordu. düzgün tuðla üretimi. yavaþda olsa satýþ ve ödemeleri sürüyordu. bir kaç kalfa ve birçok iþçi alarak iþe baþladým. batýk Hastaþ'a kredi veriyor bize vermiyordu.. Dostlarýn aklý ile Ankara'nýn o zamanki en ünlü yapsatçý patronuna gittim.. tesisat malzemesi. Bir tören hazýrladýk ve ilk anahtarý verme180 . bu konuþmanýn anlamýný hemen anlarlar.. yol. Kýsa zamanda 400 ile 500 arasýnda deðiþen bir kalabalýðýn yatmasý. Konumuzla ilgili Emlak Kredi Bankasý ise o zamanlar etkin olan DPT'nin kanunlaþmýþ 2.. "Bu iþ yürümez" dedi. ellerindeki ihale oranýnda temlikle kredi açýyorlardý. Düzeni deðiþtirmek için. yemesi. Hayatýmda baþka böyle dert görmedim. su ve elektrikle baþladým. ne kalfa. Biz onlar için ne yaptýklarý ne sonlarý belli olmayan garip yaratýklardýk. Düzensiz de olsa iþler yürüyor. konut alýcýlarý taksitlerini pek aksatmýyorlardý.. Ben de 20 küçük birimi 20 kalfayla baþlamayý düþünmüþtüm. Ortaklar hisse paylarýný ödemekte aðýr davranýyor. maddesine göre bankalar ancak Kamu yüklenicilerine. O zamanlar. iþbirliði teklif ettim. Adam bana sordu. genel saðlýk ve ulaþým sorunlarýyla. Toplu Ýþ Sözleþmesi yapýncaya kadar yapýlan pazarlýklar sýkýntýlarýmýza tüy dikiyordu... Bir zamanlar küçük apartmanlarý.. ne usta ne de iþçi þehir dýþýna gelmek isteyorlardý. Bankalar Kanununun 50.. Köy iþlerinden makina kiralamak ve diðerlerini de en ekonomik yöntemlerle yürütüyorduk. Türkiye'deki iþ hayatýný bilenler. mahrumiyet gözüyle bakan. beþ yýllýk kalkýnma planýnda toplu konut kuruluþlarýna uzun vadeli. Türkiye'de hazýr beton. "Siz aldýðýnýzý. malzeme teminiyle boðuþur olduk.. Uygulamaya alt yapýyla.. Ýlk Konutlarýn Bitiþi Biliyorsunuz inþaatlar kýþa doðru biter. düþük faizli kredi verilmesini öngördüðü halde. verdiðinizi yazýyor musunuz?" Doðal olarak "Evet" dedim.. çalýþmasý..

yeni boþaltýlmýþ olan iþçi yatakhanesine sýðýndýk. Þirketin baþýndan ayrýlmam. kararlara ve uygulamalara uzak durmayý seçtim. Bunlarýn arasýnda bir doktor ve iki çocuklu bir ilkokul müdürü de vardý. Yeni Sorunlar Eksik Olmuyor Yerleþimin gerçekleþmesi bazý mühendis ortaklarýn þirkete olan ilgilerini artýrdý. Yönetim Kuruluna katýlmaya baþlasam da. Yönetim Kurulundan tümden ayrýldým ve projeciliðe geri döndüm. ben yorgun düþmüþ.. diðer yandan yine inþaatlarýn baþlamasýnýn sýkýntýlarýndan. Baþladý tavan üstümüze akmaya. Bizi gören beþ aile daha taþýndý. merkezi ýsýtmasý. inþaatlar da durmuþ iken yaptýðýmýz Genel Kurul toplantýsýnda. Ertesi yýl. Bir kadýn ve bir bekçiyle yaþamaya baþladýk. Baþlangýçta. kar yaðdýðýnda. gerekli ek takýlmýþ olan traktörle 7 km'lik yolu Çankaya'ya kadar açacaktýk. (þimdi CEO deniyor) ayrýlmaya karar verdim. Bu kez gereken kapalý büyük bir yer olmadýðýndan. çaresiz. suyu. bu baþarýnýn mutluluðunu yaþayamadým. Yýlýn ilk yaðmurlarý olduðu için çatýnýn delik deþik olduðunu bilmiyorduk. elektiriði. Okul olarak projelendirdiðimiz þantiyede 7 öðrenci ile derslere baþladýk. minibüsle ulaþýmý saðlayacak. Yani ekonomik sorunlarýmýz da arttý."Ya kýþ günü þehirle baðlantýmýz kesilirse? Ya daðdan kurtlar inerse?" gibi endiþelerle kimse taþýnmak istemiyordu. Fakat bir yandan elektrik ve su arýzalarý. iþi yerli yerine oturtamamýþtým. 181 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I si için Vali Þerif Tüten'i davet ettik. Ben çocuklarý alarak taþýndým. o ve yüzlerce konut alýcýsý. telefonu ve yolu ile iskana hazýr. Çocuklarýn ikisi benim. Bu arada enflasyon %6'dan %15'e çýktý.. kapalý yerde þemsiyeleri açtýk ve Vali bey ilk anahtarý verdi. Yönetim Kurulundaki arkadaþlar arsa satmak istiyorlar.. ben de projenin kontrolünü elden kaçýrmaktan korktuðum için satýþa engel oluyordum. Ýþ bana düþtü. Eksik olmasýn. Þirketin kuruluþundan beri 7 yýl geçmiþ. fýrtýnalý bir havada çýkýp geldiler. diðerlerine becerilerini denemelerine fýrsat tanýmam gerektiðini düþünerek Murahhas Azalýktan. 1975 yýlýnýn Þubat ayý. Sanýyorum ilk elde 200'e yakýn konut.. bir o kadarý da epeyce toparlanmýþ haldeydi. Bahara toplu taþýnmalar baþladý. ikisi hocanýn diðer üçü de komþularýndý.

. Þimdi 2 katlý. Bunlar.. ama projeye deðil. Bir taraftan inþaatýn standardý çok düþtü. Arkasýndan bir özel ortaklýk kurarak. villalar veya görkemli yapýlarda büyük lüks dairelerde duvarlarla korunmuþ bölgede yaþamak isteyen ve çok þey bildiði iddiasýnda olan kesim.. Arsa ofisi de OR-AN ile Konya Yolu arasýnda. Arkasýndan Kamu.. Buna karþýlýk bir zaman sonra Çankaya ile Konya Yolu arasýnda çok yüksek düzeyli bir yol yapýldý..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Yönetim.. uyumlu bir mühendis arkadaþý genel müdürlüðe getirerek yürütüldü.. Millet Vekilleri Lojmanlarý ve yeni elçilikler için sanýyorum 30-40 Ha arasý bir istimlakla. düzene karþý gelerek zorla koparan gecekondular ve yaþadýklarý þehirlerin hizmetindeki insanlar. iyi huylu. benim gibi olmayan. dünyadaki deneyimlerden yararlanarak. bizim projeyi gaddarca torpilledi. yaþama hakkýný yasalara. Yani kendi hesaplarýna götürü yaptýlar. ucundan kýyýsýndan arsa satmaya baþladý.. genelde kasaba kökenli halkýmýz ise kurallarý arkalarýna alýp toplumu nasýl sömüreceðinin peþinde. OR-AN'da bu sosyal ekonomik yapý içinden orta tabakaya yönelik.. genelde köy kökenli halkýmýz.. Yoksa Türkiye'nin Gerçeklerine Uygun mu? Þehirlerimizin gerçeklerine yaklaþmaya çalýþalým.. OR-AN'ýn inþaatlarýný bu ortaklýða devrettiler. uygarlýk dýþý yapýlarla þehirlerimizi maskara eden kesim. ve nihayet üst düzey ekonomik koþullara sahip kesimin. diðer taraftan yerleþim projesinin dýþýna çýkýlmaya baþlandý. diðer kümelere meydan okurcasýna arayýþlar içinde. Sahipsiz. bir ortaklýk..... 4 katlý ve 16 katlý yapýlar. aralarýnda herhangi bir düzen olmadan rastgele yerleþtiler. Göreli bir þehir yaþama biçimine uygun bir hayat süren kooperatifler toplu tüketimi örgütleyerek.. Þehirlerin yaþamasý için bazý örgütleme ve üretim becerilerini deðerlendiren. Proje Bir Ütopya mý.. güzel ve çaðdaþ bir yerleþim 182 .. yerleþimin batýsýndaki bir o kadar araziyi de (gecekondu önleme bölgesi) alarak. Belki mevzuata uygundur. Hukuka uygun. Bütün bu olanlar yerleþimi güçlendirirken projeyi karmakarýþýk etti. Kalabalýklaþtýkça toplum düzenini tehdit eden. amatör / acemi bir yaklaþýmla yapýlaþmaya katýlanlar. bir dayanýþmadan güç alarak.

apartman dairesini seçiyorlar. gerekse konut alýcýlarýnýn arasýndaki kasaba veya küçük þehir kökenli piyasa oluþturucularýnýn saldýrýsýna uðradý. Ayrýmýn ekonomik deðil kültürel bir ölçütle oluþmasýný umuyordum. Sanýyorum. OR-AN'ýn büyüklüðünün ve þehre uzaklýðýnýn da 1960'lara göre iyi seçildiði anlaþýlýyor. Bakýmlarý da fena sayýlmaz. çaðýn uygarlýðýnýn duygusal ve düþünsel güzelliklerini paylaþan bir yerleþim gerçekleþtirmek ütopyasýný yaþadým. Fakat. Buna karþýlýk.. OR-AN'da 74m2 ile 200m2 arasýnda ve birkaç 183 .. OR-AN Yerleþiminde Baþarýlar ve Baþarýsýzlýklar Þehirlerin büyüklüðüne ve alýþkanlýklarýna göre konut yerleþiminin geniþliði ve merkeze uzaklýðý söz konusu. gerek ortaklar arasý. Bahçeli ev.. Bundan anlaþýlýyor ki. Bu hoþnutluðun bir yaný dairelerin kullanýþý. Aileler en çok bahçeli ev istiyorlar. Sigorta veya Emlak Bankasý kredisi koþullarýyla 100-120 m2 lik göreli küçük konutlardan da oturanlarýn herhangi bir þikayetlerini duymadým. Bu istek yüzünden derme çatma evler ve altyapý yapýlmasý ile yapýnýn bakýmýnýn ihmali kötü sonuçlar vermektedir. Bahçeli evin getirdiði yükün bilincinde olan orta üst gelir gruplarý. 74 m2 lik daireler dahil hiç boþ kaldýðý görülmüyor. yüksek gelir düzeyine dönük bir program. Halbuki yerleþim gerçekleþmeye baþlayýnca. bir istek olmalý. Ve hiç boþ kalmýyorlar. Fakat onlar olmasaydý giriþim gerçekleþebilir miydi? Onlarýn yaþadýðýmýz hayatýn dinamiði olduðunu görmek istemeyen. güven duygusu veriyor. konuyla ilgili birikimsizlik ve deneyimsizlik nedeniyle giriþimcilerin de. diðer yaný doðaya yakýnlýklarý olmalý. Çünkü daireler el deðiþtiriyor. yeryüzünde aidiyeti sýnýrlarýyla belli bir mülkiyet olmasý.. Bunun kendisine ne kadar sorunlar ile parasal yük getirdiðini düþünmek istemiyor. OR-AN'daki 4 katlý bloklarda oturanlar oldukça mutlular. konut alýcýlarýnýn da kendi açýlarýndan sorunlarý var.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gerçekleþtirmek istiyordum. OR-AN'daki orta alt gelir gurubu. Ama onun doða ile ilgili olanaklarýndan yararlanmaktan çok. Bu durumda az katlý küçük apartman ile yüksek bloklarýn arasýnda kesin bir seçim yok.

300 yerine 30 daireyi pazarlamak. Sanki bu iþleri yürütenler kendi düzeylerini korudular. Örneðin. Belki 100 hektara. 1930'larda yeni kurulan kamu fabrikalarýnda ve maden ocaklarýnda yapýlan iþçi evlerinden sonra gereksinme arttýkça sorundan daha çok uzaklaþýldý sanki. Planlamada bahçeli evi dýþlamak ve sonradan programa almak yanlýþ bir yaklaþýmdý. ülkenin koþullarýna uygun bu yaklaþýmý önceden kavrayamadýk.. Projelendirme.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I iþlevsel yorum tipi çeþitleme ve tasarýmlarý baþarýlý oldu. her blok doldukça yeni blok inþaatýna baþlamak. 184 . Þimdi topluca konut üreten kuruluþlar. Gecekondu Önleme bölgeleri adýndaki program dahi büyük ölçüde orta gelir gruplarýna yaradý. Doðal üst gelir guruplarýnýn her konuda sorunlarýna bir yanýt bulunur.000m2 bir yapýnýn projesi yerine 6000m2 nin projesini yaparak on kez yinelemek gibi. "1940'larda Emlak Bankasý kredileriyle baþlayan krediler ve gerçekleþtirilen yerleþimler hep orta gelir guruplara dönük oldu.. Bir diðer yanlýþ varsayým ise projedeki az orandaki yüksek bloklarýn çevre oluþturacak bir þekilde toplu ve bir bütün oluþturacak nitelikte ele alýnmamasýdýr.. 10 hektarlýk bölümler halinde geliþtirmek gerekirdi. yatýrýmý bölmek ve küçük ekipleri bir bloktan diðerine kaydýrarak onlara sürekli iþ verebilmek gibi. Toplu Konut Çalýþmalarýnda Gelinen Nokta "Alt gelir gruplarýnýn. bahçeli ev . villalar ve yüksek bloklar gruplayarak uygulama yapýyorlar. Bunlar arasýnda bir büyük ortaklýðý planlamayý düþünmüyorlar. Uygulamada bu büyük yapýlar. herbirinin gerçekleþmesi baðýmsýz olacak birimler haline getirildiler. kendileri ve eþ / dost yararlandý veya ancak bu kesim geri ödeme olanaðýna sahipti. örneðin gecekondu düzeyinde konutlarda oturanlar için.... pazarlama ve üretimde.. Proje. Bunu planlamak ve projelendirmek belki 100 hektar bir alaný. 1/1000 veya 1/500 yönlendirici planlara ihtiyaç var. uygulama ölçülerini küçük tutarak zamanlamanýn deðiþen gerçekleri karþýlamasýný saðlamak gerekirdi..... 60. pazarlama ve inþaatý yineleme yoluyla kolaylaþtýrmak piyasamýza daha uygun bir yaklaþýmdý. yönlendirici bir plan yaparak bütünlüðü saðlamak....

. Eðrisi ve Doðrusu ile OR-AN Piyasa koþullarýna aykýrý olduðu için saptýrýlmýþ bir uygulama olsa da Cumhuriyet döneminde özel. Ne yapýp yapýp toplumun bu temel sorunlarý. konut. Ülkemiz için çok daha baþarýlý yerleþim projeleri ve uygulamalarý olmasý dileðiyle!. Bilinçli olarak ve peþinen her türlü etkiye açýk ve bir istek taþýmayan planý ve projeleri olan bir giriþim deðildir. kapsamlý olarak ele alýnmýþ. 1960'larda DPT. Türkiyenin. depremlerde yýkýlanlar yerine yapýlan konutlarýn genelde ilkelliði. saðlýk ve eðitim 80 yýlda bir çizgiye getirilmeliydi..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Afet bölgeleri. OR-AN yerleþimi.. 185 . hangi konuda iki yakasý bir araya geldi? Ama ben bu eksikliði mimar ve mühendislerin baþarýsýzlýðý sayarým. birikim içinde yararlý bir deneyimdir. özgür ve bütün olarak tasarlanmýþ tek projedir.. Ama konu Devlet politikasý olamadý. Sanýrým. konut konusuna sahip çýkmak istedi gibi oldu. özellikle mimari olarak ilkelliði akýl almaz niteliktedir. tümü hedeflenmiþ plan ve projeleri olsa da Türkiye gerçekleriyle çeliþen isteklerle yönlendirilmiþ olduðu için hedefine varamamýþtýr. Bölgesine adýný verdiðine göre bir saygýnlýðý vardýr.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 186 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

CUMHURÝYETÝN ÝLK DÖNEMLERÝNDE YÜKSEK MÜHENDÝS MEKTEBÝ VE DÖKÜMCÜLÜK ANILARIM*

Burhan OÐUZ

*Bu yazý Burhan Oðuz'un "Yaþadýklarým-Dinlediklerim" isimli aný kitabýndan derlenmiþtir.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Benim zamanýmýn Yüksek Mühendis Mektebi’nin tüzüðü bugün için ilginç olabilir. Mektep altý yýllýktý. Ýlk üç yýlý "Müþterek", son üç yýlý da "Ýhtisas" yýllarýydý. Ýlk üç yýlda çok saðlam bir matematik kültürü aldýk, namlý hocalardan: Hamit (Dilgan) Hoca, Ali Yar Bey, Kerim (Erim) Bey, Ratip (Berker) Hoca, Müderris Muavini Nüshet (Gökdoðan) Haným. Bahriyeden yetiþme Salih Murat Bey, klasik fizik okuturdu. Kimya Hocamýz Nurettin Münþi Bey ise ayrý bir tipti. Giritli idi ve Türkçe'yi ora þivesiyle konuþurdu. Doðru dürüst Rumca bildiði de þüpheliydi. Fransa'da okumuþ, Fransýzca bilmezdi. Karýsý Almandý, Almanca bilmezdi. Kýsa boylu, týknaz, sürekli terleyen ve tütün çiðneyen, öðleden sonralarý yarý sarhoþ bir adamdý. Bildiði tahlil kimyasýydý, gümrüklerde lazým olan türden. Bize anion, kation araþtýrýrdý. Modern kimyadan haberi yoktu. Anlatmýþtý: Her tür malzemenin eþantiyonu bulunurmuþ. Þüphelendiðinde mikroskop altýna beraber sürülür, getirilen kýrmýzý tozun gerçek biber mi yoksa kiremit tozu mu olduðu derhal saptanýrmýþ. Çeþitli kürklerin kýl kesitleri varmýþ. "Bir gün baktým, domuz kili, týpký kaynanamýnki gibiydi" diye latife etmiþti. Sorularla sýkýþtýrdýðýmýzda "Çok sorma, sonra atarim" (yani "uydururum") derdi. Nekre bir adamdý. Hamit Hoca, Nurettin Bey ve Onnik Bey, bir üçlü idiler, beraber meyhaneye giderlerdi. Meclisleri pek hoþ olurdu; kahkahadan geçilmezdi. Onnik Bey Mühendishane'nin emektarý idi. Anlatýldýðýna göre mütarekede Ýngilizler bütün eþyalarý sokaða atmýþlar. Mukavemet hocamýz Fikri Santur Beyle ikisi, sabahlara kadar bunlarýn baþýnda nöbet tutarlarmýþ, fisebillah. Çok güzel bas bariton sesi vardý, opera aryalarý söylerdi. Yine kimya, özellikle þimi-fizik (Fiziksel Kimya) okutan Ýlhami Cývaoðlu hocamýz vardý. Çok bilgili bir hoca idi. Modern fizik ve kimyaya bilhakken vakýftý (ama huyunu suyunu fazlaca övmeyeceðim). Notlar yirmi üzerinden verilirdi. Geçme notu sekizdi. Ama; her dersin, önemine göre bir "üssü mizan"ý yani onunla çarpýldýðý bir katsayýsý vardý, beþ ile on arasýnda (devam notununki ondu) . Notlar bunlarla çarpýlýr ve toplanýrdý. Çýkan yekün ders sayýsýna bölünür, eðer sonuç on üçten aþaðý ise bütün derslerden, çok iyi not aldýklarýmýz dahil, 188

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kalýnýrdý. Sýnavlarla iki dersten kalýnýrsa, bütün dersler sil baþtan olurdu. Bir devrede iki kez kalan mektepten atýlýrdý. Bunlar Yýldýz'a gidip oradan mezun olurlardý. Yani mektep en çok sekiz yýlda bitirilebilirdi. Burada mutlak bir disiplin hüküm sürerdi. Dersler birer saat olup on beþ dakika ara verilirdi. Hoca, saniyesinde derse girer, herkes ayaða kalkar, sýnýf mümessili hemen yoklama yapardý. Bu iþ bir iki dakika sürerdi. Müdür Suphi Bey sabah saat dokuzda yani derslerin baþladýðý saatte dýþ kapýyý kilitletir, geç kalanlarý aldýrtmazdý. Bunlar üç ders "namevcut" yazýlýrdý ki bu çok önemliydi, þöyle ki devam notu genel ortalamaya büyük destek olurdu. Ama kapýcý Kamber Aða "Bahçe" rakýsý içerdi. "Özel teþebbüs" kendini göstermiþ, arkadaþýmýz Vedat Öztaþ "Ajans Jim Barnett"i kurmuþtu. Sermayesi bir halatla bir ip merdivendi. Ýniþ çýkýþ beþ kuruþtu. Bunlar, üçüncü kattan sarkýtýlýrdý (alt kat pencereleri sabit demir parmaklýklý idi). Kapýlar akþam beþte açýlýrdý. Laboratuarda iþini erken bitirenler çýkýp gidemezlerdi. Ama Kamber Aða "Bahçe" rakýsý içerdi… Yatýlýlar gece sekizde dönmek zorundaydýlar, aksi halde sokakta kalýrlardý. "Ajans"a müracaat edilirdi. Yemekten sonra kaçanlar ip merdivenle iner, tebeþirle bir çizgi çekerdi duvara. Her dönen bu çizgiyi artý iþareti þekline sokar, son gelen merdiveni toplardý. Sýnýflarýmýz genelde Boðaz'a bakardý. Bir sabah, topografya dersinde iken Dolmabahçe Sarayý'nýn bayraðýnýn aðýr aðýr yarýya indiðini gördük. Haber bütün mektebe yayýldý. Heyecanýmýzý tarif edemem. Suphi Bey yine kapýlarý kilitletti. Sýnýflarý dolaþýp "Efendiler, matem matemdir, ders derstir" diye bizi tutmaya çalýþýyordu. Ama kim dinler? Ýnce bir radyo anten desant teline tutunarak üçüncü kattan aþaðýya indiðimizi hatýrlýyorum. Saray'ýn kapýsýna vardýk. Nöbetçiler, aðlayarak, Atatürk'ün vefatýný doðruladýlar, ama nezaketle bizleri geri çevirdiler. Bir de ilginç bir idare memurumuz vardý, Arnavut Þevki Bey. Zayýf, uzunca boylu bir zattý. Jandarma yüzbaþýsý imiþ. Dersim'de bulunmuþ. Ortalýðý öyle idare etmiþmiþ ki onun mýntýkasýnda “çýt” çýkmazmýþmýþ. Gerçekten o hem talebeyi, hem Müdür Suphi Bey'i "idare" ederdi. "Plaðina göre dans ederim" derdi. O zamanlar, ulaþtýrma vasýtalarýnýn pasolarý vapur için ayrý, tramvay için ayrý ve sadece ev ile mektebin bulunduðu semtlerin duraklarý arasýnda geçerliydi. Pasolarý Þevki Bey 189

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I hazýrlardý. Ben Tarabya'da oturuyordum, benim vapur pasom "Trabya ile Küprü" arasý içindi... Derken mektep Nafýa'dan alýnýp Maarife baðlandý; adý da "Yüksek Mühendis Okulu" oldu. Müdür olarak Osman Tevfik (Taylan) Bey, muavini olarak da aile dostumuz ve benim kültür hayatýmda son derece etkili olmuþ olan Fahri Bekiroðlu Bey atandýlar. Her ikisi de Almanya'dan mezun makina mühendisi idiler. Ama bize demiryolu dersini veren Osman Tevfik Bey'in cehaleti dillere destandý. "Stratosfere gidilemez, hava olmadýðý için itilecek bir vasat yok" derdi. Yani adam, fiziðin temel "etki-tepki" kaidesinden bihaberdi. Fahri Bey Sümerbank'a intisap etmiþ, dokuma fabrikalarýnýn kuruluþu sýralarýnda kalabalýk bir usta kafilesiyle birlikte Rusya'ya gitmiþ. Kurulacak Nazilli ve sair bez fabrikalarýnýn makinelerinin imalâtýný takip etmiþler, iþletilmesini öðrenmiþler. Ruslar, kendi fabrikalarýnýn birini bunlara teslim etmiþler, bunlar da onu bir süre iþletmiþler ve randýmaný da yüzde altý kadar artýrmýþlar. Fahri Bey orada ayrýca, Sovyetlerin halkýn top yekûn okutulmasý sorununu nasýl çözdüklerini tetkik etmiþ ve dönüþünde bunu bir rapor halinde Maarif vekiline (muhtemelen Hikmet Bayur Bey) sunmuþ. Arada bir de nasýl etki yaptýðýný sorarmýþ. Ancak bir gün vekil ona "Israr etmeyin Fahri Bey, mareþal katiyetle top yekûn okutulmanýn aleyhinde" demiþ. Çok iyi Almanca ve Fransýzca bilir, saðlam bir Osmanlý kültürüne sahipti. Çok okurdu ve inanmýþ, dengeli bir solcu idi. Bana "Kupkuru bir mühendis olmanýn hiçbir deðeri yok. Çok okuyup dünyanýn gerçeklerini iyice öðrenmelisin" derdi ve bana sürekli kitap verirdi. Maalesef 1942 sonunda onu, bir safra kesesi ameliyatý sonucunda genç sayýlacak yaþýnda kaybettik. Sanki babam ölmüþtü... Ýlk "Müþterek" devreyi bitirip iþ meslek seçimine gelince bütün eþ dost, hýsým akraba, "Sakýn Elektro-Mekanik'e gitme, Türkiye'de iþsiz kalýrsýn; inþaat mühendisi ol, müteahhitlik "edersin" öðüdünü ýsrarla veriyordu. Ben kimseyi dinlemedim ve Elektro-Mekanik'e girdim. Ülkenin kurtuluþunu sanayide görüyor, bunun öncülüðünü yapma hayalini kuruyordum. Bizim þube, mektebin en zor þubesiydi. Bugün elektrik ve makina fakültelerinde okutulan bütün dersleri okuyor, yaptýrýlan projeleri yapý190

Harp dolayýsýyla (1939) biri Almanya'dan (Prof. biri de Polonya'dan iki arkadaþ bize katýldý. gönüllü olarak 1938 yazýnda elektrik idaresine amele yazýldým. Ben þahsen bunlarýn çok faydasýný gördüm. Fazladan. Muhtasar betonarme ve topografya bile okuttular bize. 1956'da Kayseri'de topograf bulunamadýðýndan Erkilet-Kayseri enerji nakil hattý güzergâhýnýn nivelmanýný.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yorduk. Bir gün hayli komik bir olay oldu: Bir gece. Su. 117 kuruþ yevmiye alýyordum. Bu 191 . Kaðýzman'da bir ilâve trafo binasýnýn betonarme hesabýný yapmýþtým. zorunlu staj diye bir þey yoktu. Girdiðimiz 1936 yýlýna kadar lisede Olgunluk Ýmtihaný'ný veren herkes kaydýný yaptýrýp girerdi. hidroelektrik santral inþasýyla ilgili olarak hidrolik dersini su mühendisleriyle birlikte okuduk. bellerine kadar çýplak olarak pencerelere çýkýp "mühendis. gelsene!" diye baðýrýyorlardý. Keza. yani zayýf akým elektrik mühendisliði þubeleri. Dördüncü sýnýfa on bir kiþi geçtik. koca Türkiye'nin tek Yüksek Mühendis mektebi. Taksim'de. Ben. Yapýlan ölçümler sonucunda arýzanýn tam genelevlerin bulunduðu Abanoz Sokaðý'nýn çýkýþýnda olduðu saptandý. Kamyonlara bindirilip sokaklara kablo döþemeye götürülüyorduk. bunun arkasýnda da trafo merkezleri ve trafo tamir atölyeleri vardý. Bir süre orada çalýþtýktan sonra þebekeye çýktým. Çadýr kurulup tranþe açýldý. büyük bir arýza nedeniyle bütün Beyoðlu karanlýkta kaldý. Yaz aylarýnda olduðundan genelev kadýnlarý. Son sýnýftan beþ kiþi mezun olduk! Yani. Elektro-mekanik ve PTT. Bayýndýrlýk Müdürlüðü’nden ödünç aldýðým bir nivo ile yapmak zorunda kalmýþtým. bu yüzden ilk kez giriþ sýnavý uygulandý ve o gün bugün devam ediyor. yine ayný yýllarda. Mektebin beþ þubesi vardý: Yol. Ýnþaat (Mühendis-Mimar çýkaran). Önemli arýza olduðundan baþta ÝETT Umum Müdürü Hulki Bey (sonradan bizim ýsýtma ve havalandýrma hocamýz) olmak üzere elektrik dairesinin bütün þefleri orada idi. O yýl. makina mühendisi ve elektrik mühendisi olarak beþ mezun vermiþti. þimdiki AKM'nin bulunduðu yerde ÝETT Umum Müdürlük lojmaný. bütün þubelere toplam 120 kiþi alýnacakken 170 kiþi müracaat etmiþti. Ýskender Humbaracý). O zamanlar.

Ben önce. O ise ki fazla erken sevinmiþti: yaptýðým ilk deneme alabildiðine olumsuz sonuç vermiþti. ama kýsa sürede iþe hâkim oldum. Sadece Hulki Bey olaya duyarsýz kalýyordu. Bir potayý ölçüp belli bir yerine kadar doldurduðumda 250 kilo olacak þekilde iþaretledim. uzaktan ne yaptýðýmýza merakla bakýyordu. Þöyle ki. Döküm hakkýnda hiçbir bilgim yoktu. Kýsaca. Derken bir kanunla birdenbire profesör unvanýna sahip oldular (Faruk. Ýskender Humbaracý ve Necip Demirci. Sadece ustabaþý (Panayot Usta) ile ben kalmýþtýk dökümhanede. Ýlk ikisi. Ýstanbul Sular Ýdaresi'ne girdiler. Potayý doldurduk. Bunlardan Faruk Özerengin. bakýrla alimünyumun da grafitleþtirici etkisi olduðunu öðrendim. Ben. bakýrýnki de mermi çemberinden elde edilenlerdi). bunlarý grafitleþtirmek . kilosu 20 paradan (1/2 kuruþtan). hep o sanayi aþkýyla. Zeytinburnu'na telefon ederek bunlarýn talaþlarýndan üçer kilo istedim (alüminyum talaþlarý matra imalinden. Geceleri elime bu konularda ne geçirdiysem okuyordum. ne eðe tutan ne kalemle kesilen saf sementitten (beyaz dökme demir) ibaretti. Arkasýndan alüminyumu atacak oldum ki müthiþ 192 . ama herkes bir üstünden utanýyordu. mal daha ocaðýn aðzýndan akarken adetâ hamurlaþan cam gibi sert. Bunun için de ferrosilisyum gerekliydi ki bulunmuyordu. sonradan Kâzým Karabekir Paþa'nýn bir kýzýyla evlendi). Birkaç iþçi de. giyinmiþ halde. Bunlarý Karabük pikine azar azar yedirerek kullanmayý denedim. paydostan hemen sonra baþlayacak gibi küçük ocaðý ateþlettim. Panayot kremarla karýþtýrýyordu. Deney. Yapýlacak þey. malý tümden bozdu.yani kýr döküme dönüþtürmekti. tartmýþ olduðum bakýrý. Paþa. böyle geçmiþ bir öðrencilikten sonra 1942 Haziran ayýnda mezun oldum. Günlük mesaide piyade havan mermileri döküyorduk. keyiften aðzý kulaklarýna varýyordu. O harp zamanlarýnýn pik demirini sadece Karabük saðlýyor ve kilosu fabrikaya 18 kuruþa mal oluyordu. kese kâðýdý ile içine attým. aldýklarý maaþ yetmediðinden Yýldýz Teknikum'unda hocalýk da yaptýlar ve buna yýllarca devam ettiler. arkadaþlarýmýn Sular Ýdaresi'nden aldýklarý paranýn da yarýsýyla Nuri Paþa'nýn Sütlüce fabrikasýnýn dökümhane þefliðine baþladým.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I davet herkesi güldürüyordu. Paþa'ya askeriyeden 200 ton 93 Rus Harbi'nden kalma gülle vermiþler. Okuduðum kitaplardan.

Yeri kar yaðmýþ gibi ince bir beyaz oksit tabakasý kaplamýþtý. Ayný þekilde. Bir tanesini çakmaðýna tutmasýyla maytap gibi parladý. erimiþ demir havalara kalkýp þemsiye gibi etrafa yayýldý. "Olmaz. Bunlarý kýrdýðýmda. Çatý uçtu sanmýþtým. Olmamýþtý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bir patlama oldu. Ben de biliyordum yapmayacaðýný ama yapmýþtý. Maden. Potaya hiçbir þey olmamýþtý. sis daðýldý. Koca dökümhaneyi yoðun bir sis kaplamýþtý. üstüne bir halka kaynattýrdým. Bir büyük yanma tehlikesi atlatmýþtým. havalara fýrlamakla yetinmiþti. yanlýþlýkla. Ertesi sabah fabrikaya geldiðimde ilk iþim yerlere daðýlmýþ döküm parçalarýný toplatmak oldu. yangýn bombasý imalinde kullanýlan. "O talaþlardan kaldý mý?" diye sordu. Elektron-metal. Haliç'e bakan kapýlarý da açtýrdým. Korkudan sapsarý olmuþum. Potaya kalýn saçtan bir kapak kestirttim. Panayot ocaðýn arkasýna saklandý. Ýlgi ile dinledi ve bunun pekâlâ bir doktora konusu olabileceðini söyleyerek çalýþmalara baþlama önerisinde bulundu. 193 . talaþla iþlenebilir hale geldiðini iyice saptadým. Cemal Rýfat Bey yanan talaþý elinden attý. Baþmühendisim Cemal Rýfat (Berk) Bey beni bu halde görünce þaþýrdý. Olayý anlattým. Bu deneyi yenilemeyi aklýma koydum ve Zeytinburnu'ndan elektron-metal talaþý getirttim. Kalmýþtý. madenin dökülebilirliðini belirgin þekilde artýrmýþtý. Muntazam kütükler döktürdüm ve ertesi sabah yine muayene ettiðimde bu siyah benekli metalin. Meðer. Kendime gelince "kimseye bir þey oldu mu?" diye baðýrdým. paydostan sonra potayý doldurttum ve kapaðýn altýna astýðým elektron-metal kesesini. ben kendimi maça kurutma fýrýnýnýn içine attým. eksotermik (ýsý üretici) bir reaksiyon yaptýðýndan. Mühendis Mektebi'ne gidip Ýlhami Cývaoðlu hocayý buldum. Ýçerde kýyamet koptu ve sonra duruldu. Dýþ görünüþ itibariyle alüminyumla elektron-metal birbirlerine çok benziyorlardý. halkadan geçen bir demir çubuðunun iki ucundan tuttuðumuz kapakla birlikte potaya kapattýk. alüminyum bunu yapmaz" dedi. Ve hayret! Matkap. Ýdare binasýna çýktým. çelik gibi beyaz bir kesitte daðýlmýþ siyah noktalar gördüm. Zeytinburnu'ndan. metali kesti. magnezyum esaslý elektron-metal talaþlarýný göndermiþler.

Buna karþýlýk demir dýþý metal. Devlet'in çeþitli organlarýnýn açtýklarý sýnavlara girerek Avrupa'ya. Aradan on." demiþlerdi. Bunlar. O.. doçentlerin hiçbirinin doktorasý yoktu. Ýstanbul'da. Yani ben bunu bulmuþtum. güverteleri kalafatlanýrdý. Nuri Paþa'nýn fabrikasý Sütlüce mezbahasýnýn ötesinde... Vehbi Koç'a ait olduðu söylenen. çoðunlukla Almanya'ya gitmiþlerdi. on iki yýl geçecek ve Batý'da ilk "küresel grafitli dökme demir-spheroguss" patenti alýnacaktý. Yanýnda.". "Güftara (söze) gelip söyleseler cehl-i mürekkep.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Daha ilk sýnýflarda iken bazý arkadaþlarýmýz. her gün daha zor günler birbirini izler olmuþtu. fizik laboratuarýnýn bir köþesinde çalýþmama da izin vermediler. Pay Mahalli (kesilecek hayvanlarýn alýnýp satýldýðý yer) ve Þakir Zümre soba ve bazý bombalarýn imal edildiði fabrikaya varmadan ortada bir yerde idi. doktora tezlerini profesörlerine kabul ettirip yurda dönmüþlerdi.. Perþembe pazarýndan Unkapaný köprüsüne kadar olan yerde küçük gemiler çekilir. çalýþmayan bir dikiþli boru fabrikasý vardý. Azap Kapý'ya yakýn Dapey Biraderler. yaþamý ve bu arada üniversite yaþamýný zeminliklere indirmiþti.. benim kapalý kapta magnezyumu karýþtýrma prensibimin ayný olmasýdýr. doktor olmadýðý için sana doktora yaptýramaz. Çekiç 194 . boyalarý tazelenir. Her geçen gün daha aðýr bombardýmanlar. 1942'den sonra bu ülkenin harp talihi dönmüþ. O zamana kadar. herkesin can derdine düþtüðü bir ortamda. "doktor" sýfatlarýyla küçük daðlarý yaratýyorlardý. Kalafat yerinde Corci Manfredi bunlardandý. ama talihsizliðim bu ülkeli olmamdaydý. Kalafat yerinde bunlarýn en ünlüsü Haykasar Usta idi. Biz referans oluruz. alüminyum dökümcüleri çoðunlukla Ermeni idiler. Onlar. Kurtuluþta Karlotti Biraderler. Ýþin bir ilginç yaný da. coreferent olabilir. Bu arkadaþlar. Küçükleri musluk dökerdi. Ama ustalar genellikle Rumdu . Ben de "Hadi oradan. dökme demir dökümcülüðü büyük ölçüde Ýtalyanlar’ýn elindeydi. Ýþte bu "bombardýman" doktorlarýndan Orhan Iþýk'la Necdet Tükel benim karþýma dikilip "Ýlhami Bey. olsa olsa. pirinç. bunun elde edilme yönteminin.. Yani bu çalýþma böylece kaldý. bugün bile. bunca deðerli hoca. siz gelin bana doktora verin!" diye çýkýp gittim.

bekçiyi kollarlar. Bir de Azap kapý tersanesinin kompresör çekici gürültüleri buna eklenirdi. Hasköy'de dökümcülüðün yanýnda. ocak ýzgaralarý gibi þeyler dökülürdü. orada tornacýlýk yapýyordum. kürekçiler. Kalafatyeri'nde. Bu semtin adý Kalafatyeri idi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gürültüsünden geçilmezdi. Artýk bu denli az paraya bu rutini (ve de Paþa'yý) çekmenin anlamý kalmamýþtý. Kalafatyeri'nin bazý sokaklarýnda da yelkenciler. Menderes buralarý yýktý. Nuri Paþa fabrikalarýnda öðreneceðimi öðrenmiþtim. Tabiî bazýlarý delikti ve yaðmur yaðdýðýnda bizim kalýplar berbat oluyordu. Bunlar çoðunlukla Tophane "þarapçý" serserileri idi ve bellerinde bir çekiç bulunurdu. 195 . Bu yüzden de bir hýrsýz türü türemiþti: "Kýrdý kaçtý"lar. Yer darlýðýndan bunlar kapýnýn dýþýna atýlýrdý. Doðru dürüst bir çatý yapmaya param yetmiyordu.1943) ve Tarabya'daki köþkün satýþýndan.08. benim de olduðum gibi. Gece. kavaflar. borçlar ödendikten sonra kalan çok cüzî bir meblaða el koydum ve Karaköy meydanýnda rýhtýma çýkan ara sokaðýn köþesinde sarraflýk yapan bir Yahudi'den Hasköy'de. soba aksamý. geri kalanýný da Dalan temizledi. Haliç kýyýsýnda bir park halinde. yangýndan sadece dört duvarý kalmýþ bir binayý kiraladým. Sabahleyin de bunlarý hurdacýlara satýp aldýklarý para ile þarap içerlerdi. Civarda atýlmýþ katran varillerini çok küçük bir paraya alýp dama serdim. Kalafatyeri'nde ölmüþ bir tornacýnýn dul eþinden adamýn dükkanýný kiralamýþ. Üst üste konmuþ iki üç varilin içi þamotla sývanarak ve bir vantilatör ilâvesiyle meydana getirilmiþ döküm ocaðý (sözüm ona Kupol ocaðý) ile küçük parçalar. Ama çaresiz. þöyle ki. Yemenciler…. 1943 sonlarýnda istifa ettim (20. Ben de. sýralanýrdý. kaynak tekniði yaygýnlaþmamýþ olduðundan gemiler perçinli idi. ipçiler. Yukarda adlarýný verdiðim Ýtalyanlar. Oralarda çalýþanlarýn çoðu bu yüzden saðýrdý. Belediye Mecari Þubesi (Kanalizasyon Þubesi)'nin sokak yaðmur suyu ve pis su rögarlarýný (ýzgaralarýný) tekellerinde tutuyorlardý. Þimdi bu semt. bir küçük kamyonun zor sýðacaðý geniþlikteki sokaklar üzerinde küçük küçük atölye ve dökümhaneler sýralanmýþtý. özellikle Karlotti Biraderler'le Manfredi. adam öbür sokaða gittiðinde gözlerine kestirdikleri parçalarý çekiçle kýrýp taþýyabildikleri kadarýný götürürlerdi..

196 . çok daha ucuza çalýþarak kanalizasyon piyasasýndan sildim. Arabacýlarýn hiçbiri okuma bilmezdi.. O zamanlar ne otobüs. motorla uðraþýyorlardý. Sadece Haliç vapurlarý vardý ve bunlar da akþam erken saatlerde paydos ediyorlardý. Ne de olsa atla deðil. yol ve dükkân sorarlardý. Maliyeciler kontrole geldiklerinde iþçilerim arka kapýdan çil yavrusu gibi daðýlýrlardý). Bizim bu güçlü rakiplere göre bir baþka avantajýmýz da vardý: Fatura üzerinden %15 muamele vergisinden baðýþýklýk. Öbürleri. Baþ baþa vererek kendi olanaklarýmýzla bu dökümü gerçekleþtirebilecek bir yöntem meydana getirdik. Daha sonralarý Sütlüce'nin ustabaþýsý Panayot'u çekip aldým.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bunlarýn kalýplanmasý ve dökümü oldukça zor olup geniþ olanaklarý gerektiriyordu ki küçük dökümhaneler bu iþlere giriþemiyordu. Bu keyfiyet. Sýnýrlý olan Karabük piki ve metalurji koku dökümcüler kooperatifi eliyle kapasiteye göre daðýtýlýrdý. Bunlar at arabalarýyla Hasköy'e taþýnýrdý. Ýlk zamanlar ustabaþý tutacak param yoktu ve bu iþi kendim üstlenmiþtim. Ellerindeki adresi gösterir. Bütün bunlarýn dýþýnda büyük kârlara alýþmýþ Ýtalyanlarý. Beþ iþçiden fazlasýný kullanan ve müesses motor gücü iki beygiri aþan iþyerleri bu vergiye tabî idiler ki Ýtalyanlar bunu ödüyorlardý (benim vantilatör motorum 4. Potanýn bir ucunu ben taþýyordum. pik miktarýnýn %1418'i arasýnda kömür kullanýrken benim ocak %11 ile yetiniyordu. Daha sonraki yýllarda Ankara kanalizasyonunun 1. ne de dolmuþ çalýþýrdý oralara. ama plâkasý iki beygir gösteriyordu. maliyete yansýyordu. Çok miktarda alýnýrsa kamyon tutulurdu. Savaþ dolayýsýyla karartma vardý. gitmek zorunda kalýnca bütün projeleri de beraberinde götürmüþ. savaþtýktan sonra gelir.. devam ederiz diyerek). Bir akþam bizim döküm geç kaldý.5 beygirdi. Nasýl olsa Türkler bu iþi yapamaz. kolektör silicilerini projelendirip imal edecektim (harpten hemen önce bu iþi Alman Hochtief Þirketi üstlenmiþ. kýsým ihalesinin tüm dökümlerini alacaktým ve çeþitli vana. Bunun dýþýnda kupol ocaðýmý ve vantilatörümü kendim projelendirmiþtim ve yüksek randýman elde etmiþtim. Buna karþýlýk þoförlerin böyle bir sýkýntýlarý yoklu. Her ihalede peþime takýlýp benimle anlaþma arar hale gelmiþlerdi.

Hasköy Caddesi 81 no. eþi ve kýz kardeþi Tua ile yemeðe geleceklerdi (Tua ile evlenmem bahis konusuydu). kolalý gömlek giydim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bacadan normal olarak alevler çýkýyordu. Dökümhanede benim için yýkanma imkâný olmadýðýndan iþ elbiseleri ile ve akþamlarý el yüz siyah olarak gidip geliyordum. Tünel civarýndaki evimden yaya gidip geliyordum. Beyazýt Kulesi yangýn alarmý vermiþ.da. Ýstanbul'da kolera baþ gösterdi. dökümhanemin önünde (1943) Çoðu kez. Annem doðal olarak çok endiþeleniyordu. Bir akþam. alacaðýn on kâðýt. Bir ara. fazla baðýrýrsan on bir olmayacak!" diye adamý susturmuþtu. Þiþhane'den Kasýmpaþa'ya. dostum olan Finlandiya Baþkonsolosu Berthel Weckman. Bitten geçilmiyormuþ. akþam da bu yolu ters yönde kat ediyordum. ama iþin baþka yolu yoktu. Aynalýkavak Karakolu komiseri baðýrýp duruyordu. tamamen tenha olan Okmeydaný mezarlýðýndan Hasköy'e iniyor. Benim Hasköy'deki adamým Süleyman (Tanyýldýz) Usta "Çok baðýrma. 197 . Eve gelip yýkanýp dökündüm.

çapkýnlýðý seven bir kiþiydi. Sonunda bir gün 300 gr. çalýþkan. Ben buradan piyasada dönen dolaplarý öðrenirdim. börek. Beyoðlu Tünel meydanýnda. þöyle ki. Ýyi anlaþmýþtýk ve burasý benim irtibat bürom olmuþtu. Ama benim bu hususta fazla sýkýntým yoktu. uðradýðýmda bunu bana söylerlerdi. Beni arayan oraya not býrakýrdý. rahatladým. bir yaným da Halýcýoðlu Topçu Kýþlasýydý. Ama Varlýk Vergisi belini bükmüþ. üstünde benek bulunmayýþýndan hastalýklý olmadýðýný söyledi. Kumlu dam muþambasý. Ahmet Balcý da. poðaça. ithal mallarýnýn daðýtýmý için þimdi adýný unuttuðum bir teþekkülü vardý. Devlet'in. "Emülzer" markalý bir tecrit (yalýtým) maddesi imal edip satardý. Bunun baþýndaki kiþi. Bu kiþi Nadir ve yakýn dostu. Harp sýrasýnda ihtikar ve karaborsayý sözüm ona önlemek için bir "Milli Korunma Kanunu" çýkarýlmýþtý. Doktor. Hasköy'de bir yaným Bahriye. bir gün de 150 grama kadar indi. Nail Bey'in oðlu Nadir (aðabey) bu iþe ortak olmuþtu. Perþembe Pazarýnda "Asfalt Evi" tabelalý bir dükkan vardý. Ankaralý tüccar Ahmet Balcý'nýn arkadaþý idi. kimseye çaktýrmadan baktý.. Yüksek Kaldýrým'ýn köþesinde 198 .. Bu kanuna muhalefetten yakalananlar aðýr hapis cezalarýna çarptýrýlýyordu.. Birden beni dürttü. henüz önemli bir üretim yeteneði olmayan ülkemizde kimilerine de kolay ve bol paralar kazandýrmýþtý. þöyle ki. Hasköy'de haliyle telefon yoktu. Un ve unlu madde.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Sofrada yanýmda. kahkahasý bol.. Harp yýllarý. meðer yakamda bir bit geziniyormuþ. o zaman Müzeyyen Senar Haným'ýn kocasý olan Ercüment Iþýl idi. ama yakalanýrlarsa… Ýþin asýl sahipleri ortada gözükmezdi. Ekmek karneye baðlanmýþtý ve her gün daha kýsýtlanýyordu. Bunun esas sahibi Yerasimos Evgenidis adlý bir Rum'du. Kamereddin Kanýçelebi oturuyordu. Vehbi Bey'in hemþerisi idi.. Nadir'in parlak dönemleriydi. Oraya Etibank'tan ayrýlmýþ bürokrat olan Necdet Merey'i müdür yapmýþtý. Akýllý. simit. yine aile dostu Dr. Anlaþýlan iþ elbiselerinden bulaþmýþ. satýþý yasaktý.

Bunun hemen yanýnda Yüksek Kaldýrým'a bakan küçücük. Ýlk iþçi kadrosu. bir iki kiþi daha ve bazen de þöhreti þüpheli hanýmlar bulunurdu. o da ölmek mi dersin?" þarkýsýný o zaman ilk olarak ondan dinlemiþtim. "Bir ihtimal daha var. Bazý akþamlar Tokatlayan'a uðrardým... ÝETT idaresinin büyükleri buradan yemek getirtirlerdi. Ercüment Iþýl. Gecenin geç saatinde daðýlýrdýk. Tabiî karartma da vardý. O denli meþhurdu ki millet kuyruk olur. Müzeyyen Haným bir ara gider ve seansý bittikten sonra dönerdi.. Tepebaþý'ndaki Alp Oteli'nde oturan diþçi Leon Bey vardý. Bu resmi gören yabancý dostlarým bunu “Germinal”e benzetiyordu..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Sergiades Kitabevi vardý. Barmen Serkis'in kokteylleri. Gelir. Adamýn patates köftesi." derdi. eþi Müzeyyen Haným. ancak tek bir masanýn sýðabildiði bir dükkân vardý. nekre bir zattý. keyfine düþkün. Leon Bey. Nadir. Tokatlayanýn arka tarafýnda bir salonda sofra kurulur. Kimileri Tokatlayan’da kalýrdý. "Bir yere kaybolmayasýn. dünya kataloglarýna geçmiþti. Orada birçok tanýdýk olurdu. hamur iþini unuttururdu. Gece. pilâv ve zerde yapardý. Müdavimlerden. 199 . Ahmet Balcý. Zengin. cam çerçeve kara kâðýtlarla örtülürdü. Adam burada patates köftesi. Aleko (kemençeci) ile Hýrant (udî) gelecek.

Hiçbirisi o çirkin görünüþlü binasýna bir badana vurdurmaz. çoðunlukla Ermeni muslukçular yerlerini kaynakçýlara býraktý. kaldýrýmýný düzeltmez. Bu. küçük küçük dükkânlar sýralanýr. çünkü sattýklarý mallar (matkap ucu. mert. freze býçaðý. gelir" derler ya. Yer darlýðýndan bazý iri mallar (kaynak makinasi. Hani "dinsizin hakkýndan imansýz. kýsmen bile olsa. Türk sanayinin kalbi burada atardý ve hâlâ da atýyor. küçük tezgâhlar vs.) kaldýrýma çýkarýlýr ve yayalarýn geçidini engellerler. bunlarýn hakkýndan.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Karaköy'den Unkapaný köprüsüne kadar uzanan ve "Perþembe Pazarý" adýyla anýlan Tersane Caddesi ayrý bir âlemdi ve günümüzde de böyle olmayý sürdürüyor. Bedrettin Dalan gelmiþti. Pres döküm tekniði yaygýnlaþtýðýndan (ECA vs. ölçü âletleri vs. bunlar akýl almaz cirolar yaparlar. akýllý. bunlarýn vekâletini alýp Belediye'nin karþýsýna dikilirler. Vallahi kamu yararýna yýkým bahis konusu olduðunda hepsi ''hak hukuk" diye basar feryadý. Hiçbirinin çöp sepeti yoktur. sonra da 1963-79 arasý burayla sýký temas halinde oldum. bahis konusudur. Burada. Ýþim icabý 1950'ye kadar... Yani her bakýmdan vatandaþýn hak ve hukukuna tecavüz. Bu dükkânlarýn sahipleri isimsiz zenginlerdir. gözü pek. Ama binalarý çok harap. Sadece "Hýrdavatçýlar çarþýsý" biraz düzgün bir veçhe arz eder ve buradaki dükkânlar az çok rahat boyutludur.). büyük bir bedenî güce sahip. Bunu süpürüp kaldýrýmýn dibine sürerler (tabiî her geçen araba bunlarý peyderpey dükkâna iade eder).) yükte çok hafif. Herhangi bir Belediye yasaðýný ihlâl etmekten çekinmez. kaldýrýmlarý eðri büðrüdür.. kýlavuz. Perþembe Pazarý'nýn deniz tarafýndaki bütün bir semtini iþgal eden. Onunla birçok önemli iþler yaptýk. pis görünümlü. O sokaðýn köþesinde yine Karadenizli sýcak 200 . bir iki tanesi müstesna (meselâ Viktor Bali müessesesi). o kötü görünümünü koruyor. Yemeniciler Sokaðý'nda kendisiyle uzun yýllar çok iþ yaptýðým tornacý Hasan (Çelikoðlu) Usta vardý. pahada alabildiðine aðýr þeylerdir. sosyal demokrat (?) Belediyenin gelip geçmiþ olmasýna raðmen. Ama bu noktadan öteye o dahi "hak. yaratýcý Karadenizli bir dostumdu. hukuk" duvarýna çarpmýþtý ve Perþembe pazarý. Hukukun koruyucusu geçinen ünlü avukatlarýmýz. Az çok herkesle tanýþýklýðým vardý.. Her türlü Belediye vergisine itiraz edip kazanç vergisi hususunda bilançolarda Ali Cengiz oyunu oynarlar.

kimileri ateþin karþýsýnda kavruldu. O koskocaman elleri hiç gözümün önünden gitmez. cisim. döviz yokluðundan saðlanamýyordu. Aralarýnda mýrýldanýyorlar: "Ha avradýný s…. Birçok mühendisi de bu ikinci kýsma dahil etmek mümkün. terledi. Akþam oldu mu. ellerini yüzlerini yýkayýp Arap Camii'nin bulunduðu sokaktaki meyhanelerin birinde soluðu alýrlardý. Daðda dolaþýrken askerler bunu casus diye yakalamýþlar. Bu adamlar akþama kadar. meramlarýný bile anlatmakta zorluk çektiler. ülke malýna sahip çýktý. aklýma geldikçe hala güldüðüm bir baþka zor mühendislik vakasý da Finike'de geçmiþti. Adam iþi anlamýþ ve aþaðýdaki kaðýdý yazýp kendisine vermiþ: "Su mühendisine su aramak için vesika verilmiþtir. çapýnda kalýn saclarý 12'þer kiloluk balyozlarla döve döve kazan aynasý vs. sefa sürdü. Orucu meyhanede bozacaklar. Ne gediklisi. gözler þerefede. Hatta bazý mühendisler. yaparlardý. töre gereði oruçlu. Dakikalar onlara saat gibi geliyor. Bunlardan biri de 1955'de Arpaçay Þantiyesi Þefi olan Yüksek Mühendis Mahiç Suman'dýr. Neticede Mahiç'i bir kurmay binbaþýnýn huzuruna çýkarmýþlar. Finike'de hidro-elektrik santral." Ýsim. çýkmadi da!".Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I demirciler vardý. ateþ karþýsýnda balyoz sallamýþlar. Baþlar yukarý kalkmýþ. cefa çekti. Aðýzlarý kupkuru. Ýþte böyle. Mahiç Suman Orhantepe'ye su getirmek için Maltepe civarýnda kaptaj etüdü yapýyormuþ. Nihayet hükümet Ýtalyanlarla bir anlaþmaya girdi ve 201 . mahal. Bir uzun ve çok sýcak yaz günü Ramazan'ýnda bizim Karadeniz uþaklarý. oturduðu yerden büyük paralar kazandý. ne iþ yaptýklarýný. altýnda ateþin yandýðý.min imami. müddet filan yok. Kimileri boþluklarý ve düzeni iyi kollayýp üretmeden. üretti. 2-4 m. enerji nakil hattý ve kasabanýn þebekesini yapýyorduk. Gerekli donaným.. ne de nöbetçi teðmeni laf dinlemiþ. Beni çok güldüren. Akþama kadar aç susuz. ama ayýp olmasýn diye içeri dalmak için imamýn þerefeye çýkmasýný bekliyorlar.. meyhanenin kapýsýna arkalarýný dönmüþ olarak sýralanmýþ halde (o zamanlar minarelerde hoparlör yoktu).

Biz de seyrediyoruz. Burasý geniþ bir açýk saha idi. kontrol mühendisi ile yanyana iskemlelerde oturan memurun koluna yapýþýp sürüklemeye baþladý. Buradan da.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bu mallar o ülkeden geldi. sen s…ni düþünüyorsun!' diyordu. mesafede. Meðer muhasebeci. Hesabý da Belediye muhasebecisi tutuyor. bekçileri olan gazhaneye istifledi. ne de nikah memuru. Pürhiddet damat bir faytona atlayýp oraya geldi ve doðruca kantar baþýnda. Banka'nýn Bölge Müdürü'de olan. etrafý tel örgü ile çevrili. Damat baðýrýyor. 202 . Bu sonuncusunun nerede olduðunu bilen de yok. Araya girdik de. mühendis baðýrýyor. ayný zamanda Belediye'nin nikah memuru imiþ. Tartýnýn baþýna oturmuþ. izolatör ve saireyi eliyle tek tek sayýyordu. Mühendis 'Ulan biz burada memleket iþi yapýyoruz. iri yarý. Adamýn biri de gün almýþ. Öbür koluna da mühendis yapýþtý ve bir çekiþtirmedir gidiyor. gelin. törenden hemen sonra memuru arabayla getirme vaadi alarak mühendisi yumuþattýk. kasabadan 1. damattan. teslim protokolunu hazýrlýyordu. gramýn kaçýrýlmamasýna dikkat ediyor. Ertesi günü yine ayný sahne. Nihayet üçüncü gün birisi. O zamanlar Mühendislik zor zanaattý. Geç saate kadar bekleyip daðýlmýþlar. Temsilci. yine Ýller Bankasý temsilcisinin huzurunda bize devredilecekti. karanfilini takmýþ. çok namuslu ve vatansever bir kontrol mühendisiydi. memurun gazhanede olduðunu söylemiþ. Adý geçen tesis için lüzumlu olanlar Ýller Bankasý tarafýndan Belediye'ye teslim edildi. misafirler gelmiþler ki ne Belediye Reisi var (bir yerlere gitmiþti). Belediye de bunlarý.5-2 km.

Fikret Yücel TTGV ve TESÝD Yönetim Kurulu Baþkaný .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I PTT ARLA ve TELETAÞ'IN ÖYKÜSÜ Dr.

Bu dönemde henüz hane baþýna bilgisayar sayýsý. Bu durum. Bu durum. Öyle ki. bekleme süreleri on yýl ve daha yukarý seviyelere ulaþmýþ bulunmaktadýr. o tarihlerde telekomünikasyon yatýrýmlarýnda kullanýlan hemen her þey dýþardan temin edilmekte idi. gerekse transmisyon cihazlarý açýsýndan.2 seviyesindedir.000'den ibarettir.cihazlarýn bakým ve iþletmesinden sorumlu mühendislerin deneyim kazanmalarýna yardýmcý olmuþtur. bir çok sakýncasý yanýnda . Bu resme Türkiye’nin uzak mesafe baðlantýlarýnda kullanýlan cihazlar bakýmýndan bir sergi. bazý mühendisler yedek parçalardan. Zira. internete baðlý abone sayýsý gibi kavramlar mevcut deðildir. gerek transmisyon yollarý. Geçmiþte gerekli yatýrýmlarýn yapýlamamasýndan ileri gelen karþýlanamamýþ büyük bir istek stoðu ve iþletmede kötü kaliteli baðlantýlar þikayet konusudur.özellikle uzak mesafe baðlantýlarýnýn.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I GÝRÝÞ 1960'lý yýllarda Türkiyede PTT Genel Müdürlüðü tarafýndan kurulan ve çalýþtýrýlan haberleþme þebekesi nicelik ve nitelik açýsýndan yetersiz bir görünümdedir. sayýsal yetersizliði ve kötü kaliteleri de göze batmaktadýr.hatta 1940'lý yýllarda 0. uzun seneler telekomünikasyonun ekonomik. Türkiye’nin bir türlü kurtulamadýðý dýþ ödemeler dengesini saðlamada karþýlaþtýðý güçlüklerden kaynaklanmaktadýr. Türkiyenin 1954 yýlýnda Nato'ya girmesi ile PTT Genel Müdürlüðü uzak mesafe baðlantýlarý için.7'lere yükselmiþ olmakla birlikte telefon bekleyenlerin sayýsý iþletmede olanlarý geçmiþ. bir müze görüntüsünde olduðu tespitini de eklemek gerekir. kültürel ve siyasi alandaki öneminin kavranamamýþ olmasý yanýnda. O tarihlerde telefon yoðunluðu 1 (bir)'in altýnda. Telefon yoðunluðunun düþüklüðü yanýnda baðlantýlarýn. 1940 yýlýnda bütün Türkiyede iþletmede bulunan telefon sayýsý 40.6-0. 1960'lý yýllara gelindiðinde telefon yoðunluðu 0. ölçü aletlerinden yararlanarak bir ve üç kanallý kuranportör cihazlarý imal etmiþ ve ihtiyaç olan yerlerde iþletmeye vermiþlerdir. Nato altyapý yatýrýmlarýndan faydalanma 204 . idari.

1967 yýlýnda. PTT Genel Müdürlüðü ve o zamanki ismi ile Northern Telecom arasýnda kurulan Netaþ isimli ortaklýk bu amacý gerçekleþtirmek yolunda baþarýlý bir adým teþkil etmiþtir. Türkiyede de PTT Genel Müdürlüðü’nün böyle bir laboratuara sahip olmasý fikri 1955-1956 yýllarýnda gündeme gelmiþtir.Daha sonra.Türkiye’de telekomünikasyon bakýmýndan. Türkiyedeki gibi. geliþtirerek üretimlerini ülkelerindeki sanayi kuruluþlarý arasýnda paylaþtýrýrlardý. çýplak havai hatlarýn büyük ölçüde yerini alacak olan R/L sistemlerinin ilk defa Türkiyeye giriþi Nato alt yapý yatýrýmlarý sayesinde olmuþtur. yeni bir kaynaða kavuþmuþtur. tekel durumundaki idareler tarafýndan yerine getirilmektedir.. telekomünikasyon hizmetleri. Bu yýllar . Bu idarelerden bazýlarý sahip olduklarý ar-ge laboratuarlarýnda iletiþim aðlarýnda kullanacaklarý telekomünikasyon cihazlarýný.sanayileþmiþ ve geliþmiþ ülkelerde bilgisayar ve telekomünikasyonun birlikte kullanýlmasýnýn baþladýðý döneme rastlýyor. PTT Genel Müdürlüðü. hatta iptal edilen uluslararasý ihaleler yolu yerine. Laboratuarýn o 205 .mevcutlarýn iyileþtirilmesinde ve bunlar üzerinde çalýþan kuranportör cihazlarýnýn satýn alýnmasýnda kullanýlmýþtýr. önemli yýllardýr. Bunlarýn görev ve yetkileri arasýnda bugünün düzenleyici kuruluþlarýnýn görev ve yetkileri de bulunmaktadýr.özelikle 1965 ve sonrasý . yani. aralarýnda ABD'nin de bulunduðu az sayýda ülke dýþýnda. PTT ARLA'NIN KURULMASI Dünyada Devletin yeni rolünün tartýþýlmaya ve yeni tanýmlar getirilmeye baþlandýðý 1970'li yýllara kadar. telefon santrali ve telefon makinalarý ihtiyacýný karþýlamak üzere kullandýðý ve çeþitli sebeplerle sýk sýk geciken aksayan.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I imkanýna. yeni çýplak havai hatlar inþaasýnda. daha kararlý bir yol olarak yerli üretimi saðlamak için muhtelif zamanlarda giriþimlerde bulunmuþsa da baþarýlý olamamýþtýr. 1960'lý yýllar . Türkiye’de telekomünikasyon kablolarý imalatýnýn baþlamasý da bu yýllara rastlamaktadýr. özel sektör kuruluþlarý ile iþbirliði halinde. O tarihlerde uzak mesafe baðlantýlarýnda çýplak havai devreler kullanýldýðý için bu kaynak. hatta Türk sanayii bakýmýndan. büyük ölçüde.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I tarihlerde Ankara Dýþkapý’da. nerede ise. destek hizmetler PTT Fabrikasý tarafýndan saðlanýyordu. konunun uzun süre gündemden kaldýrýlmasý sonucunu doðurmuþtur. 1966 yýlý kýþý gayet sert geçmiþ ve geri kalan kýsmýnýn tamamen açýk ve inþaatýn devam etmekte olduðu binanýn bir köþesinde ilk çalýþmalarýný yapan PTT ARLA mensuplarýnýn bu arada ýsýnmak için verdikleri uðraþ acý. O sýralarda Tahtakale’de mevcut telefon santrali binasý yanýnda inþa edilmekte olan yeni telefon santral binasýnda PTT ARLA'ya bir yer tahsis edilmesi kararlaþtýrýldý. bu iþlem. 1965 yýlýnda konu tekrar ele alýndý ve vakit kazanmak üzere PTT Araþtýrma Laboratuarý’nýn o sýralarda Gülhane Parký’nýn cadde tarafýnda bulunan PTT Fabrikasý’na baðlý bir Müdür Yardýmcýlýðý yapýsýnda kurulmasýna karar verildi. Santral binasý tamamlandýktan sonra PTT ARLA'ya iþgal ettiði odalarýn bulunduðu katta toplam 600 metre karelik bir yer tahsis edildi. PTT Genel Müdürlüðü bünyesinde bir yönetim kurulu kararý ile saðlanabiliyordu. tamamýný almýþ ve PTT Araþtýrma Laboratuarý’nýn kurulmasý bu yýlýn aralýk ayýnda mümkün olmuþtur. Baþlangýçta. Ancak hayata geçirilmesinde meydana gelen gecikmeler. PTT Fabrikasý kendisine dahi yeterli bulunmayan bir binada yer almýþ bulunuyordu. 206 . tatlý ilk anýlarý teþkil etmiþtir. daha sonra da sözü edilen arazinin PTT'nin elinden çýkmasý. Zira. O sýrada PTT ARLA'nýn kuruluþunu tamamlamak üzere üç kiþi çalýþýyor. Gene de bu noktaya eriþmek 1965 yýlýnýn. ilerde anlatýlacaðý gibi. Nihayet. üzerinde bazý binalarýn ve anten direklerinin bulunduðu PTT'ye ait bir arazi üzerinde kurulmasý fikri aðýrlýk kazanmýþ bulunuyordu. henüz kaba inþaatý bitmiþ olan santral binasýnýn bir köþesinde 60-65 metrekare büyüklüðünde yan yana üç oda hýzla barýnacak hale getirilerek PTT ARLA'nýn emrine verildi. kendi binasina taþýndýðý 1971 senesine kadar bu yerde faaliyetlerini sürdürdü. Kýsa zamanda PTT ARLA kýsaltýlmýþ isminin kullanýlmasýna alýþýlan PTT Araþtýrma Laboratuarý’nýn faaliyet göstereceði mekan hususunda hiç bir hazýrlýk yapýlmamýþtý.

kuranportör ve radyolink cihazlarýnýn bakým ve iþletmesinde kullanýlan ihtiyaç fazlasý ölçü aletleri kullanýldý. havai hatlardan gelecek yýldýrým. Bu sebeple PTT ARLA'nýn öncelikle transmisyon sistemleri üzerinde çalýþmasý esasý kabul edildi. Hat filtresinin hesaplanmasý bir devreler teorisi dersinin ev ödevi seviyesinde bir iþti. Ýletiþim yatýrýmlarýnýn telefon santrali. Bunlar arasýnda da uzak mesafa haberleþmesinin saðlanmasýnda büyük ekseriyetle kullanýlan çýplak havai devrelerle ilgili teçhizat ön sýraya alýndý. O tarihlerde artýk Nato altyapý projeleri iyice azalmýþ ve PTT Genel Müdürlüðü’nün yatýrýmlarýnda bunlardan yararlanma olanaðý hemen hemen ortadan kalkmýþ bulunuyordu. Önemli olan. bu arada fizik filtreleri satmýþ olan bir firma kazanmýþdý. Bu filtreler havai hatlarda iþaret seviyesinin en yüksek olduðu noktalarda bulunduðu için bobinlerinin entermodülasyona sebep olmayacak. bu filtrenin çalýþacaðý ortam ve koþullar göz önünde tutularak geliþtirilip imal edilmesi idi. transmisyon sistemleri ve eriþim devreleri arasýnda dengeli bir þekilde yapýlmasý gerekmektedir. Bu olayda PTT Genel Müdürlüðü’nün ve PTT ARLA 'nýn gösterdiði cesaret övülmeye deðerdir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Üç odanýn ikisi bir ölçü laboratuarý halinde düzenlendi: Bunun için PTT Genel Müdürlüðü’nün bilhassa Nato projelerinden saðladýðý. atmosferik deþarjlardan etkilenmiyecek þekilde yapýlmalarý gerekiyordu. ÝLK ÜRÜN PTT ARLA'nýn yerleþme döneminde PTT Genel Müdürlüðü havai hatlar üzerinde kullanmak üzere bir miktar fizik filtresi satýn almak için bir ihale yapmýþ ve bu ihaleyi daha önce Türkiye’ye havai hat kuranportörleri. Transmisyon sistemleri ihtiyacýnýn milli bütçeden karþýlanmasý gerekiyordu. 207 . O günlerin Türkiye yan sanayi imkanlarý ile filtrenin içinde bulundurulacaðý ve havai hat direkleri üzerine yerleþtirilen kutunun dýþ etkenlerden zarar görmeyecek þekilde üretilmesi dahi çözülmesi gereken bir problem idi. Bunun üzerine ihaleyi kazanmýþ olan firma fiyatýný 500 dolardan 225 dolara kadar indirdi. PTT ARLA'nýn isteði üzerine ihale iptal edildi ve iþ PTT ARLA'ya verildi.

TÜRKÝYEDE ELEKTRONÝK SANAYÝÝNÝN KURULMASI ÝLE ÝLGÝLÝ ÇALIÞMALAR Milli Güvenlik Kurulu Mayýs 1964'deki toplantýsýnda Türkiye’de elektronik sanayii kurulmasý için çalýþmalar yapýlmasý kararýný almýþ ve Birinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Planý’nýn 1964-1965 programýna bu konuda bir fizibilite raporu hazýrlanmasý kararý eklenmiþ idi. Ýki kanallý kuranportör sistemi haberleþme þebekesinde uzun yýllar çok sayýda kullanýlan baþarýlý bir ürün olmuþtur. Bunlarýn ihtiyacýný karþýlamak üzere basit. Bu görev evvela 208 . kendilerine yakýn bulduklarý.Yarý iletken teknolojisindeki hýzlý geliþme ve sýk sýk yeni tertipler ortaya çýkmasý bitmiþ bazý tasarýmlarýn yenilenmesi gereðini ortaya çýkarýyordu. gerektiðinde. uzun yýllar daha sonra geliþtirilen diðer havai hat sistemleri organlarý ile birlikte. bu iki kanaldan birisinin ilk merkezde býrakýlmasý. diðerinin daha sonraki merkez için hizmet görmesi imkanýnýn da gerçekleþtirilmesi ön görülüyordu. Sözü edilen filtreler. kýsa zamanda. uzak mesafe telefon trafiði yüksek olmayan çok sayýda ilçe hatta il bulunuyordu. ÝLK ÖZGÜN SÝSTEM O yýllarda Türkiye’de. PTT Genel Müdürlüðünde çalýþan personelin. özellikle kuranportör merkezlerinde çalýþan teknisyenlerin. benimsedikleri.ucuz iki kanallý bir kuranportör sisteminin geliþtirilmesi konusu ele alýndý. PTT ARLA'nýn repertuarýnýn bir elemanýný teþkil etmiþtir. PTT ARLA mühendislerinin çeþitli firmalarýn cihazlarý üzerinde kazanmýþ olduklarý deneyim bu problemlerin kýsa sürede çözülmesini saðlamýþ ve PTT Genel Müdürlüðü’nün fizik filtresi ihtiyacý baþarý ile karþýlanmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Yukarýda belirtildiði gibi. Denebilir ki . O tarihler elektron tüplerinin devrini tamamlayýp yerini bazý alanlarda yarý iletkenlere býraktýklarý dönemdi.bu ürünün PTT ARLA'ya olan güvenin tesisinde önemli bir rolü vardýr. güvenip övündükleri bir kuruluþ haline gelmiþtir. PTT ARLA. Ayný havai hattan yararlanan merkezlerin bulunduðu göz önünde tutularak.Germanyumdan silisyuma geçiþ de o dönemlerde yaþanmýþ bir geliþmedir ve iki kanallý kuranportör sisteminde önemli deðiþiklikler yapýlmasýna sebep olmuþtur. Bu sebeple PTT ARLA'da geliþtirilen cihazlarda yarý iletken kullanýlmasý esasý kabul edilmiþti.

PTT Genel Müdürlüðünde konu. Raporda. profesyonel cihazlarda.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Makina Kimya Endüstrisi Kurumuna verilmiþse de bir sonuç alýnamayýnca PTT Genel Müdürlüðüne aktarýlmýþtýr.oradan da baþta Milli Güvenlik Kurulu olmak üzere ilgililere daðýtýlmýþtýr. Kotalý ithal rejiminin baþlamasý ile ithali yasaklanan bu tür cihazlarýn eski ithalatçýlarý yarý sanayici rolünü üstlenerek bu cihazlarýn parçalarýný getirtmek suretiyle montajlarýnýn yapýlmasýný baþlatmýþlardýr. Milli Güvenlik Kurulu’nun verdiði görevle Ýkinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Planý’nýn ayný zamana isabet etmesi sonucunda Elektronik Sanayii raporundaki ana fikirlerin Kalkýnma Planýna girmesi saðlanmýþ oldu. o güne kadar yapýlan çalýþmalar ve toplanan bilgilerle birlikte PTT ARLA'ya aktarýlmýþtýr. YENÝ CÝHAZLAR GELÝÞTÝRME YOLUNDA ÇALIÞMALAR PTT ARLA'da baþlangýçta nispeten basit. VHF-SSB ve VHF-FM telsiz cihazlarýnýn küçük atölyelerde imalinden ibaret idi. 1950'li yýllarýn ikinci yarýsýnda Türkiyede yaþanan büyük dýþ ödemeler dengesizliði sonucunda. elektronik tüketim cihazlarýnýn da ithaline kýsýtlamalar getirilmiþtir. sipariþ üzere yapýlan bazý ses düzenleri. önceliðin telekomünikasyon cihazlarýna verilmesi þartý ile. dayanýklý tüketim mallarý üretiminin özel sektöre býrakýlmasýnýn uygun olacaðý. evvela Teknik Ýþler Daire Baþkanlýðýnda ele alýnmýþ. PTT ARLA konu ile ilgili raporunu 1967 yýlý Temmuz ayýnda bitirerek PTT Genel Müdürlüðü’ne teslim etmiþ. özet olarak. 1964 yýlýnda çýkarýlan Montaj Sanayii Talimatý bu alanda bir düzenleme getirmiþtir. Buna ilaveten elektronik sanayiinin ayrý bir sektör olarak ilk defa ele alýndýðý Ýkinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Planý için kurulan Elektronik Sanayii Özel Ýhtisas Komisyonunda PTT ARLA önemli görevler üstlenmiþtir. devletin öncülük etmesi icap ettiði belirtilmiþtir. Türkiyede 1950'li yýllarýn öncesinde elektronik sanayi faaliyeti.Tarih 1967 yýlý baþlarýdýr. Türkiye’de elektronik sanayiinin kurulup büyümesini desteklemenin gerekli olduðu. sonra da. bir çok mallar gibi. kolay ve hýzlý sonuç alýnabilecek konular ele alýnmakla birlikte bütün analog transmisyon 209 .

icabýnda yol göstermek hatta eðitmek. sadece ar-ge yapmasý öngörülüyordu. Bu baþlangýç ilerde iþler büyüyüp geniþlediðinde yerli katkýnýn en üst seviyede tutulmasýnýn saðlanmasýnda çok yardýmcý olmuþtur.b. yani telefondu. bazý baþka ülkelerdeki örnekleri gibi.analog çoklayýcý sistemlerinin bütün hiyerarþik kademelerinin geliþtirilmesi hedeflenmiþtir.Yan sanayii tanýmak yanýnda onu desteklemek. 210 . Bu sýrada büyük çapta yan sanayiden yararlanmak gerekiyor ve faydalanabilecek mevcut imkanlarý tanýmak iþin önemli bir bölümünü teþkil ediyordu. her ürün ve üretim adýmý için yenileri elde edilmiþtir. radyolink v. baþta havai hatlar olmak üzere. PTT ARLA'nýn ve onun devamý olan TELETAÞ'ýn etrafýnda bir yan sanayi halkasý oluþmuþtur. devre sentezinin matematik temeli atýldýktan sonra geliþtirilen metotlardan yararlanarak geliþtirilmiþ ve o tarihte Türkiye’de bu alanda adeta bir mükemmeliyet merkezi haline gelinmiþtir. Buna telgrafý da eklemek gerekmiþtir. Analog sistemlerde çok önemli bir yeri olan LC filtrelerinin geliþtirilmesi. eþeksenli kablo.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I teçhizatýnýn geliþtirilmesi ile ilgili hazýrlýklar da sürdürülmekteydi. bazen tedarik etmek bu alandaki uðraþlar arasýnda sayýlabilir. Evvela . Daha sonraki yýllarda bunlar geliþtirilmiþ.g. Amaç. Tahtakale’de kendisine ayrýlan yerin 600 metre kareye çýkarýlmasý ile küçük sayýda üretimin yapýlabileceði bir alana da sahip olunmuþtu. ÜRETÝM PTT Araþtýrma Laboratuarýnýn kurulmasý düþüncesinin ortaya atýldýðý sýralarda. bunlarla ilgili hesap yöntemleri. Zamanla. Yukarda sözü edilen fizik filtresi ve iki kanallý havai hat kuranportör sistemlerinin ilk üretimleri bu alanda yapýlmýþtýr. Tahtakale’deki üretim sýrasýnda yapýlan asamblaj iþi ile ilgili ilk yöntem esaslarý da tespit edilmiþtir. Haber denince öncelikle ele alýnan ses. simetrili kablo. Ancak ülkemizde geliþtirilen ürünlerin çoðaltýlmasý için sanayi tesisleri bulunmamasý dolayýsý ile bunlarýn üretiminin de PTT ARLA'da yapýlmasý yoluna gidilmiþtir. transmisyon yollarýnýn ayný anda çok sayýda haber iletiminde kullanýlmasýný saðlayan her türlü çoklayýcý sistemler geliþtirmek idi. malzemelerinin sipariþinde yardýmcý olmak.

000 metre kare kapalý alana sahipti. Bununla ilgili olarak herhangi bir lisans. henüz Türkiyede bulunmayan baský devre üretim teknolojisinin kazanýlmasýný temin edecek olan tek ve iki yüzlü baský devrelerin imali için bir atölye kurmak olmuþtur. O tarihlerde kullanýlmasý giderek yaygýnlaþmakta ve özellikle profesyonel 211 . PTT Fabrikasý. Daha sonra TELETAÞ döneminde bu alan 60000 metrekareye kadar büyüyecektir. Kalýn film teknolojisi bileþen entegrasyonunun bir aþamasý mikroelektroniðin ilk adýmý olarak kabul edilmektedir. Artan arazi parçasýna PTT Fabrikasýnýn ve PTT ARLA'nýn yerleþtirilmesi öngörülüyordu. Bunun yarýsý Netaþ’a tahsis edildi. Devlet Planlama Teþkilatýndan gizli olarak yapýlýyordu. ya da know-how anlaþmasý yapýlmamýþtýr.000 metre kareye ulaþan bir büyüme çizgisi izlenmekte idi. Geri kalan yarýsýnýn bir kýsmý PTT Tesellüm Depo Müdürlüðü için ayrýldý. YENÝ ÜRÜNLER Yeni bina ihtiyaç duyulan bazý üretim süreçlerinin PTT ARLA'ya kazandýrýlmasýna imkan saðlýyordu. oradan da 6. Bu iþlemin PTT ARLA tarafý plana girmediði için. PTT ARLA için yapýlan bina 6. Tesellüm Depo ve PTT ARLA'nýn bina inþaatý ayný müteahhide verildi. Bina inþaatý 1971 yýlýnda tamamlandý ve bu senenin Haziranýnda PTT ARLA Tahtakale’den Ümraniye’ye taþýndý. Böylece 60'dan 600'e. YENÝ SÜREÇLER. Sonuçta laboratuar çapýnda bir kalýn film atölyesine sahip olunmuþtur. Buna paralel olarak bir mekanik iþler atölyesi kurulmuþtur. Ýlk giriþim. Daha sonra o tarihlerde kullanýlmasý özellikle profesyonel cihazlarda giderek yaygýnlaþan kalýn film teknolojisinin öðrenilmesine baþlanmýþtýr. Bu amaçla ÝTÜ'de kurulan kalýn film laboratuarýndan faydalanýldýðý gibi. PTT ARLA'nýn bu sýrada 44 çalýþaný bulunuyordu. UNIDO'dan saðlanan yardým ile bir eksperin kýsa süreli hizmetinden yararlanýlmýþ ve bazý teçhizatýn satýn alýnmasý da saðlanmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I YENÝ BÝNA PTT Genel Müdürlüðü Northern Electric ile ortak olarak Netaþ'ý kurmaya karar verince Ümraniye’de büyük bir arazi satýn aldý.

daha sonra milli bütçeden ayný cihazlarýn tedarikine gerek duyularak bu cihazlarýn uzak mesafe þebekesindeki payý önemli boyutlara ulaþmýþtýr. Daha sonra bu teknoloji TELETAÞ döneminde gerek lisansla üretilen. yeni teknolojilerin de kazanýlmasý olmuþtur. Böylece. PTT'nin büyüyen ihtiyaçlarý karþýsýnda daha hýzlý bir çözüm bulmak amacý ile konu ile ilgili bir lisans anlaþmasýna gidilmiþtir. Bu cihazlardan transmisyonda sayýsallaþmaya geçilinceye kadar. büyütülmesi yanýnda.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I elektronik cihazlarda tercih edilmekte idi. ince film gibi. Tahtakale’de baþlayan yeni ürün geliþtirme çalýþmalarý Ümraniye’de de geniþleyerek sürdürülmüþ ve havai hat kuranportör sistemlerinin bütün çeþit ve kademeleri. özellikle TELETAÞ döneminde. o tarihlerde Türkiye’nin ihtiyaç duyduðu transmisyon sistemlerinin çok önemli bir bölümü evvela PTT ARLA'nýn sonra da TELETAÞ'ýn özgün ürünleriyle karþýlanabilir duruma gelinmiþtir. AM ve FM telgraf frekans sistemleri geliþtirilmiþtir. Çeþitli sebeplerle bu giriþim beklenen zamanda baþarýlý sonuçlar vermemiþ. Ümraniye’deki yeni binasýna taþýndýktan sonra hemen bir radyo laboratuarý kurarak bu cihazlarýn geliþtirme çalýþmalarýna giriþilmiþtir.O sýralarda (yetmiþli yýllarýn ikinci yarýsý) Türkiye gene önemli bir dýþ ödeme güçlüðü içinde bulunuyordu. gerekse özgün ürünlerde kullanýlmýþ ve kalýn film atölyesi fabrikanýn en meþgul birimi haline gelmiþtir. sahip olunan üretim süreçlerinin ve tekniklerinin iyileþtirilmesi. ÝLK LÝSANS ANLAÞMASI PTT Genel Müdürlüðü Türkiye’nin Nato’ya girdiði 1954 yýlýna kadar uzak mesafe haberleþmesinde münhasýran çýplak havai hatlar kullanmýþtýr. analog mültipleks sistemlerinin simetrili kablo ve koaksiyal kablo için bütün hiyerarþik kademeleri. önemli sayýda üretim yapýlmýþtýr. Bu anlaþmanýn asýl faydasý bu münasebetle. 212 . 1978 yýlýnda yapýlan bir inceleme ve çalýþma sonunda analog radyo sistemleri için yapýlacak lisans anlaþmasý hususunda karar verildi ve PTT ARLA böylece ilk olarak özgün olmayan bir cihaz ailesini üretim yelpazesine dahil etmiþ oldu. Bu tarihten sonra analog radyolink sistemleri de Nato altyapý projelerinden yararlanarak ayný maksatla kullanýlmaya baþlamýþ. PTT ARLA.

Bu ilk modelden bir baþka imalat daha yapýlmadan sistemde önemli iyileþtirmeler ve deðiþiklikler yapýlmýþ cihazýn çok sayýda jenerasyonu geliþtirilmiþtir. Bu baðlamda 30 kanallý bir PCM sisteminin geliþtirilmesi için yapýlan anlaþma.sonra da fiber optik kablolar ile devam ederek bu alandaki ihtiyacýn bütününü çözmüþ . PTT Genel Müdürlüðü bir Ýtalyan firmasýndan satýn aldýðý ilk PCM sistemlerini Ýstanbulda bazý telefon santralleri arasýnda 1974 yýlýnda iþletmeye verdi.sayýsal alanda PDH sistemleri ve sayýsal radyo sistemleri . araþtýrma projelerinde iþ birliði ve sanayinin ihtiyaçlarýna yönlenme konularýna sirayet etti. Marmara Araþtýrma Enstitüsü Elektronik Ünitesinin kurulmasý ile bu iliþki iyice kuvvetlendi. PCM sistemlerini öðrenmeye baþladý. Ýlk parti üretim 1981 sonu ile 1982 baþlarýnda bitirilerek Tahtakale-Erenköy santralleri arasýnda servise verildi. Analog sistemlerin (radyo ve mültipleks) en yüksek kapasiteli kademelerine kadar varan geliþtirme ve üretimi ile baþlayan uzak mesafe baðlantýlarýndaki zenginleþme .uzak mesafeli baðlantýlarda otomatiðe geçiþin kolayca gerçekleþmesini saðlamýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I SAYISAL SÝSTEMLERE GEÇÝÞ 1960'lý yýllarda bütün dünyada sayýsal transmisyon uygulamalarý baþlamýþtý. PTT ARLA da konu ile önce akademik seviyede ilgilendi ve cihazlarýnda bazý lojik devre uygulamalarýna yer verdi. çok olumlu sonuçlar verdi. PTT ARLA ortaya çýkan ilk modeli üretilebilir ve kullanýlabilir hale getirmek için olaðanüstü gayret sarfetmek mecburiyetinde kaldý. Simetrili kablo üzerinde çalýþan ve santraller arasý baðlantýlarýn artýrýlmasý amacý ile kullanýlan bu ilk kademe cihazdan sonra bütün hiyerarþik kademeleri le PDH olarak isimlendirilen sistem ailesi. zaman içinde her kademenin çeþitli jenerasyonlarý geliþtirilmek suretiyle elde edilmiþtir: Bu hiyerarþik cihaz ailesi sayýsal radyo sistemlerinin saðladýðý yollara uygulanmak suretiyle uzak mesafe haberleþmesinin sayýsal olarak iletiminde geniþ þekilde kullanýlmýþtýr. 213 . çeþitli sebeplerle beklenenden uzun sürmesi dýþýnda. Bu uygulamalar telefon santralleri arasýndaki baðlantý sayýsýnýn artýrýlmasý alanýnda yapýlýyordu. PTT ARLA baþýndan beri Tübitak ile çeþitli konularda ilþki içinde bulunuyordu.

PTT Biriktirme Yardým Sandýðý %26.tarafýndan geliþtirilen bu sistemler yaklaþýk yirmi yýl geçerliliðini korumuþ . Bununla birlikte PTT ARLA . ömürleri boyunca.daha sonra TELETAÞ . TELETAÞIN KURULMASI PTT ARLA'nýn kurulmasýndan bir süre sonra ona bir anonim þirket statüsü kazandýrma yönünde çalýþmalar da yapýlmýþtý: Muhtelif tarihlerdeki giriþimlerden . Nihayet. bir çok üretim teknolojisini endüstriyel boyutlarda Türkiye’ye kazandýrmak baþarýsýný göstermiþlerdir. fiber optik kablolar için hat teçhizatý. geliþmeye. telefon makinalarý. büyümeye ve hizmet vermeye devam etmiþtir. analog ve sayýsal mültipleks sistemleri hiyerarþisi.örnek bir iþbirliði sergilemesi yanýnda çok baþarýlý bir ticari geliþme göstermiþ. Transmisyon cihazlarýndan oluþan PTT ARLA'dan devraldýðý repertuarýný zenginleþtirmekle birlikte yaptýðý lisans anlaþmasý ile ve lisansör firmayý da kendi içine alarak sayýsal santralleri de ürünleri arasýna katmýþtýr. Bu dönüþüm sýrasýnda PTT ARLA 620 personele sahipti.Doðal olarak bütün bu süre zarfýnda cihaz ailesi sürekli olarak geliþmeye ve iyileþtirmeye tabi tutulmuþtur. Bunlarýn yerini geniþ bandlý transmisyon özelliklerine ekonomik çözüm getiren senkron sistemler hiyerarþisi almýþ bulunuyor. Sezai Türkeþ-Fevzi Akkaya %13. 1983 senesinin sonbaharýnda PTT ARLA.bir öncekinden bir adým ileriye gitmesine karþýn olumlu sonuç alýnamamýþtýr. PTT Genel Müdürlüðü’nün %49 hissesine karþýlýk. ihracat yapýlmýþ ve üretim lisansý satýlmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün artýk PDH sistemleri yeni yatýrýmlarda pek kullanýlmýyor. Diðer yandan geliþtirdikleri. küçük þehir sayýsal telefon santralleri. 10 MHz bandýnda çalýþan 2-8 Mb/s hýzýnda iþaretler için kullanýlan sayýsal radyo sistemi vasýtasý ile Türkiyenin transmisyon ve anahtarlama cihazlarý ihtiyacýný büyük ölçüde özgün ürünler kullanarak karþýla214 . TELETAÞ uzun yýllar PTT ARLA'nýn çizgisinde yürümeye. BÝTÝRÝRKEN PTT ARLA ve onun devamý olan TELETAÞ. Vakýflar Bankasý %10 ve Ray Sigorta %2 hisseye sahip idiler. AM ve FM telgraf mültipleks sistemleri. TELETAÞ ismi ile bir anonim þirkete dönüþtürüldü.

özel ihtiyaçlarýn gerektirdiði özel çözümlerin kolaylýkla elde edilmesine olanak vermiþtir. infokomünikasyon ve bilgi teknolojileri sanayiindeki Türkiyenin zayýf durumu ile bunun iliþkisi vardýr. hýzlý. Bu suretle elde edilen katma deðer de gayet yüksek idi. SON SÖZ YERÝNE PTT ARLA. 1965-1990 arasýnda uygulanan modelin devam etmesinin mümkün olamayacaðý açýktýr. Bütün bunlar kadar önemli olan husus. Bugün ülkemizde de mal ve hizmet üreten þirketlerin rekabet gücüne sahip olabilmeleri için farklý ürünler geliþtirme yeteneðine sahip olmalarý gerçeði anlaþýlmaya baþlanmýþtýr. Bu tablo ayný zamanda PTT'nin telekomünikasyon yatýrýmlarýný planlamasýna uygun. Öyle ki. Kuþkusuz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I mak imkanýný saðlamýþlardýr. ucuz bir þekilde yapabilmesine olanak saðlamýþ. önemli kar paylarý almýþtýr. TELETAÞ ve diðerlerinin baþarýlarý ile Türkiye’deki haberleþme þebekesi yatýrýmlarýnda %20'lere ulaþan yerli fikri mülkiyet payýnýn bugün %3'ün de altýna düþmesi sorgulanmalýdýr. O dönemde bu model Türkiye’de o kadar yabancý idi ki konuya uzak kiþiler yukarda sayýlan özgün ürünlerin yabancý ortak tarafýndan getirildiðini zannetmiþler. Ancak. gene belki Türkiye’de ilk defa. Oysa. teleks makinesi gibi cihazlarda eriþilen yerli içerik gayet yüksek deðerlerde bulunuyordu. Bu örnek zaman içinde baþka þirketlerin de benimsediði ve kopyaladýðý bir esas haline gelmiþtir.Ýlaveten lisansla imal edilen analog ve sayýsal radyo-link sistemleri. PTT ARLA ve TELETAÞ'ýn ülkemizde sanayi þirketlerinin kendi ürün ve teknolojilerini kendileri geliþtiren bir þirket kimliðinde öncü rolü oynamalýdýr. TELETAÞ. hýzlý bir þekilde büyümüþ. yabancý ortak TELETAÞ'ýn kendi geliþtirdiði ya da PTT ARLA'dan tevarüs ettiði bu ürünlerden yýllarca. kuruluþlarýn teknolojiyi serbestçe izleyerek 215 . bir ara personel sayýsý 2400'e kadar yükselmiþtir. bir ara ülkenin telekomünikasyon yatýrýmlarýnýn %20'den fazlasý yerli fikri mülkiyete sahip ürünlerle karþýlanýr seviyeye ulaþmýþtýr. bir kýsmýný böyle olmadýðý hususunda ikna giriþimleri dahi inandýrýcý olmamýþtýr. sayýsal telefon santralleri.

20. Pseudo synchronous digital hierarchy 17. Radyo-link:Ýki nokta arasýnda fiziki bir baðlantý olmaksýzýn elektromagnetik dalgalar vasýtasý ile irtibat saðlayan cihazlar. Mültipleks sistemleri 11.Fizik filtresi hattan gelen kuranportör sistemi frekanslarýndan fizik konuþma frekanslarýný (300-3400 Hz) ayýran veya bunlarý birleþtirerek hatta uygulayan bir makas filtredir. Baský devre. Kuranportör cihazlarý iki nokta arasýnda bulunan fiziki (çýplak havai hat. demokratik bir ortamda bilgi birikimi. British Post Office . 18. fikri mülkiyet haklarý ve bunlara dayalý sanayi bu müdahalelere karþý kendi kendini koruyabilen deðerlerdir. Printed circuit board 12. 6.Bunlara Türkiyenin sahip olmasýný dünyada destekleyecek bir ülke bulmak mümkün deðildir.Posta Ýþletmesi Genel Müdürlüðü olarak ikiye ayrýlmýþtýr.kablo) veya fiziki olmayan (elektromagnetik dalga) baðlantýlarýnýn ayný anda çok sayýda haberleþmede kullanýlmasýna olanak saðlayan cihaz grubuna verilen isimdir. Petrole olduðu gibi. Türk Elektronik Sanayicileri Derneði 3. Amplitüt modülasyonlu ve frekans modülasyonlu 14. Koaksiyal kablo 10. Türkiye Teknoloji Geliþtirme Vakfý 2. Kerkük-Musul petrolünün yýllýk gelirinin 20 milyar dolara ulaþabileceði tahmin ediliyor. Bugünkü Marmara Araþtýrma Merkezi (MAM) 16.Fransýz PTT Ýdaresi gibi: 8. Bugün bu oranýn maalesef %3'ün altýna düþtüðünü belirtmeliyim. sýnýr aþan sulara ve hatta bor cevherine ve diðer stratejik doðal kaynaklara dýþardan müdahaleler olasýdýr. 7.Genel olarak hat filtresi ismi verilen bir gup filtreden birisidir.Tick film technologie 13. Oysa.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I geleceklerini saptamalarý ve devam eden süreçte gerekli transformasyona uðrama inisyatifleri adeta ellerinden alýnmýþtýr. Pulse code modulation 15.Þ. 21. ince mekanik. SDH.Deutsche Bundestpost .Türk Telekomünikasyon A. 4. Bu cihaz gerekli mültipleks cihazý ile akuple idi. Bu itibarla Türkiye’nin kalkýnma politikalarýný böyle bir tabana dayandýrmasý gerekir. 9. kalýn film. Yüz kiþiye düþen telefon sayýsý. ve TC. 19. ince film. 216 . 5.1994 yýlýnda . PTT Genel Müdürlüðü . dipnotlar 1.

Dr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I MTA'LI YILLARIM Doç. Sadrettin ALPAN Maden Yüksek Mühendisi .

Osmanlýlar döneminde ve Cumhuriyetimizin baþlangýcýnda Zonguldak kömür havzasýnda taþkömür iþletme ve üretiminde önemli bir geliþme ile bazý küçük altýn. insanlarýn medeni bir hayat yaþamalarý için yapýlan çeþitli sosyal ve eðitim reformlarýna ilave olarak. Endüstrileþmenin temelini de maden. Türkiye'nin çaðdaþ ülkeler seviyesinde modernleþmesi. krom. Ayný yýl. Hakikaten de 5000-6000 yýl evvel Anadolu'da yaþayan çok akýllý ve kabiliyetli insanlar demir. endüstriyel hammadde ve enerji teþkil eder. metalurji.000-3. bortuzu madenlerinin üretimi yapýlmýþ ancak bütün bu taþkömürü ve madenler genellikle yabancý þirketler tarafýndan iþletilmiþtir. Etibank. jeofizik eðitimi yoktu. 218 . kurþun. gerek o zamanki hükümet ve gerekse MTA'nýn ileri görüþlü ve cesur yöneticilerinin kararlarý neticesinde II. petrol mühendisliði. Elektrik enerjisi için gerekli etütleri yapmak için Elektrik Ýþleri Etüd Ýdaresi (EÝEÝ) Umum Müdürlüðü ve genel olarak Türkiye'de endüstri kuruluþlarýný baþlatmak için de Sümerbank gene ayný yýlda kurulurlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünyanýn bir çok yerinde uluslararasý toplantýlarda yaptýðým bütün konuþmalarýmda "Madenciliðin beþiði Anadolu'dur" diye söze baþlardým. bulunan maden ve endüstriyel hammaddelerin iþletilip mamul madde üretilmesi için Etibank kurulur. Cihan Harbi'nden hemen önce ve harp sýrasýnda MTA. memleket çapýnda kalkýnmanýn temeli olarak endüstrileþmenin de þart olduðunu anlamýþlar ve ancak böyle dünyada saygýn bir ülke olacaðýna inanmýþlardýr. çinko madenlerini bulmuþ ve deðerlendirmiþler. Tüm bu kuruluþlarýn teknik ve bilimsel personel ihtiyacýný karþýlama görevi de MTA'ya verilir. Sümerbank ve EÝEÝ ihtiyacý için her yýl 2.000 müracaat arasýndan 20-30 öðrenci dýþ ülkelere gönderilirdi. Büyük Atatürk ve o zamanki Türkiye'nin ileri görüþlü yöneticileri. Yüksek maden mühendisliði. kurþun. Bunlarýn bulunmasý için Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü'nün (MTA) kurulmasýna 1935 yýlýnda karar verilmiþtir. O zamanlar Türkiye'de sadece Yüksek Mühendis Mektebi ile Ýstanbul Üniversitesi vardý. Jeoloji eðitimi sadece Ýstanbul Üniversitesi'nde mevcuttu. MTA kurulur kurulmaz 1935 yýlýndan itibaren.

Buradaki çalýþmalar da geliþigüzel yapýlýyordu ve memnuniyetsizlikle geri döndüm. Harbin en þiddetli zamanýnda Londra'nýn V1 pilotsuz uçak ve V2 roketatarlarla bombalanmasýný gördük. harbin içinde yaþadýk. Bir müddet Kahire'de bekledik. Tek mühendis bendim. Ýrlanda üzerinden bir kavis çizerek bir aylýk deniz seyahatinden sonra Glasgow'a geldik. Ertesi gün topallayarak yürürken güzergahta kalýn bir dal gördüm. Yolculuk üç aydan fazla sürdü. Mehmet Yusuf DÝZÝOÐLU. nerede galeri yapýlacak ben karar veriyordum. Benim çalýþmaya baþladýðým 1951 yýlýnda da çoðunlukla Alman. Ben ilk olarak Köyceðiz’deki Üçköprü Krom Arama Kampýna ve daha sonra Sarýyer altýn arama kampýna gönderildim. Daha sonra yedek subaylýðýmý tamamlayarak MTA'ya döndüm ve tekrar Üçköprü krom kamp þefi olarak Köyceðiz'e gönderildim. oradan arayan soran da olmuyordu. Burada çok zor þartlarda çalýþtýk. Daha ilk gün beni akrep soktu. MTA'nýn ilk Genel Direktörleri Reþit GENCER. Senih GÜREL ve ben vardýk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1942 yýlýnda MTA adýna yurt dýþýna gitmek için açýlan devlet imtihanýný kazananlarýn arasýnda M. sonra Akdeniz'den geçen ilk konvoylardan biri ile yolumuza devam ettik. Cebelitarýk'tan sonra hemen hemen Amerika sahillerine yaklaþýp. Prof. Zar zor uzaklaþtýk. 219 . Münir TANYELOÐLU. MTA'nýn ilk kuruluþ yýllarýnda Ýstanbul Üniversitesi'nden mezun bir kaç jeolog hariç tamamen yabancý jeolog ve maden mühendisleri çalýþýyordu. Avusturyalý ve Hollandalý jeologlar ve mühendisler ile Fransýz. Ýngiliz ve Ýtalyan jeologlarý çalýþýyordu. Nerede sondaj yapýlacak. hemen sýhhiye memuru geldi ve zehirlenmeye karþý getirdiðimiz iðnelerden bir tane yaptý. dikkatlice bakýnca kocaman bir yýlanýn dikilmiþ bana baktýðýný fark ettim. Ord. 1944 yýlýnda Birmingham Üniversitesinde Maden Mühendisliði eðitimimize baþladýk. 1951 yýlýnda yurdumuza döndük ve MTA'da çalýþmaya baþladýk. Akdeniz'de Alman uçaklarýnýn hücumuna uðradýk 70 kargo gemilik konvoydan ikisi Malta civarýnda battý. 1943 yýlýnda harp içerisinde MTA'nýn gönderdiði son gruplardan biri olarak Ýngiltere'ye gönderildik. Hamit Nafiz PAMÝR ve Hadi YENER'in ileri görüþle 1935 yýlýndan itibaren yabancý ülkelere gönderdikleri öðrenciler de 1940'larda dönmeye ve MTA'da çalýþmaya baþlamýþlardý. Zeki DOÐAN. Ayný gece trenle Londra'ya gittik. Ankara ile temas yoktu. Özellikle yaz sýcaðýnda tepelerde çalýþýrken bayýlacak gibi oluyorduk.

000 ton krom rezervini tespit ederek daha evvel 3 yýl çalýþýlýp netice alýnamayan Üçköprü aramalarýný tamamladýk. 1953 yýlýnda raporumu yazdým ve maden iþletilmek üzere ETÝBANK'a devredildi. Ne gelen var. Yalnýz pazar günleri 3-4 yerde çalýþan bütün iþçilerin Üçköprü kamp merkezine gelmelerini isterdim. Ben gelmeden önce. Yaptýðýmýz sondajlarda cevherleþme olduðu görülüyordu. koyunlarýn öldürüldüðünü. Dr. Herkes güler eðlenirdi. iyi giyinmiþ gelirlerdi. çadýrlarýn yýkýldýðýný gördük. ne giden. Daðýn tepesinden aþaðýdaki otellere gitmeye karar verdik. galeri çalýþmalarýný sondaj neticelerini takip eder. Kimse inanmýyor.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Tüm zor koþullara raðmen her sabah traþ olur. gerek teknik ve gerekse ilim yönünden en ileri kuruluþ yapacaktým. Hazýrlýklarý yapýp sondajý 220 . Buraya kamp þefi olarak atandým. Maden mühendisi Samim DÝBEKLÝ 3m. yüksekliðindeki karý yararak yol açtý ve Üçköprü'ye sondör. Hamit Nafiz PAMÝR oldu. oradan oraya koþturur dururdum. Onlara spor da yaptýrýrdým. geçen yýl iki iþçi donarak öldüðü için 1 Eylül'de yaðan kar büyük bir paniðe neden oldu. O zaman karar verdim þayet bir gün MTA Genel Direktörü olursam. Üç aylýk evli iken ayrýldýðým evime 9 ay sonra yýlbaþýndan birkaç gün evvel döndüm. Çok maceralý bir yolculuktan sonra otellere ulaþabildik. Ankara'ya telgraf çekerek madenin bulunduðunu ve kampý kapatacaðýmý bildirdim. Sonunda 100. Yýllar sonra benim o zaman yanýmda çalýþanlar iþçi sendikalarýný kurdular ve yöneticileri oldular. O pazar günleri bize bayram gibi olurdu. 50 yýl evvel bulduðum madeni bir daha görmek nasip olmadý. Yedi sondaj makinasý gece gündüz çalýþýyordu. Cumhurbaþkaný Celal BAYAR kendisini aramýþ ve Bursa Uludað'daki Wolfram/tungsten madeni aramalarýnýn sonuçlandýrýlmasýný istemiþ. Uludað'daki durumda Üçköprü gibi yýlan hikayesine dönmüþtü. çavuþ ve iþçileri ile gittik ve kampý kurduk. 1954 yýlýnda MTA Genel Direktörü Prof. bu kuruluþu gerek sosyal. Bu süre zarfýnda bir kez olsun Köyceðiz'e ve Fethiye'ye inmedim. Hepsi de traþ olmuþ. Bir kaç gün sonra geri döndüðümüzde kampýn kurtlar tarafýndan basýldýðýný. Halen çalýþmakta olan. Gece gündüz 9 ay çalýþtýk.

KAADEN'in dizlerine kadar yükselmiþti. Eylül ayýnda Uludað'dan döndükten birkaç gün sonra Ekim ayýnýn baþýnda MTA Genel Direktörü H. Bu tesis daha sonra kapatýldý. hemen etüt edilmesi gerekiyor" cevabýný aldým. Her seferinde rehber "Herhalde þaþýrdým. Baktýk. Þoföre hýzla Ankara'ya sür dedim. Ona el sallayýp Ankara'ya döndük. Yalvar yakar olduk. 1954 yýlý benim için çok meþgul ve enteresan bir yýl oldu. Alaplý deresine geldiðimizde yaðmurdan köprü yýkýlmýþtý ve sel aktýðýný gördük. Meseleyi sonra anladýk. Suya girip jeepi itiyorlar ama nafile. Su jeep içinde yükseliyordu. sahilde bulunduðunu ve civarda bir de elektrik üretim santralinin mevcut olduðunu. Ben bu mevsimin uygun olmadýðýný anlatmaya çalýþtýysam da "Bakan Samet AÐAOÐLU'nun talimatý. Van Der KAADEN'ý alýp Zonguldak Ereðlisi'ne gideceksiniz. tam bu sýrada Belediye Reisi de karþý kýyýya gelmiþti. 1954 yýlýnda raporunu hazýrladýðým bu maden de Etibank'a devredildi. Ben cevher görmediðimizi ama Ereðli'nin Zonguldak Taþkömürü ve üretimine yakýn olduðunu. 1954 yýlýndan beri Uludað'ý ve bu tesisi görmek de nasip olmadý. Bize gösterdikleri numunelerin demir cevheri ile ilgisi yoktu. O gece Ereðli'ye vardýk. Biraz uðraþtýktan sonra aracý çalýþtýrdýk. Bizi býrakmýyorlar ve zorla dolaþtýrýyorlardý. “Suya sür” dedim ama derenin içinde saplanarak kaldýk. Belediye Reisi ile görüþtük. Nafiz PAMÝR beni çaðýrdý ve "Derhal bugün Dr. Sonunda biz biraz kendi baþýmýza etüt yapalým diyerek geldiðimiz Jeeple oradan kaçtýk. bir demir yataðý bulmuþlar onu görüp etüt edeceksiniz" talimatýný verdi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I tamamladýk ve böylece dünyanýn sayýlý büyüklükte Wolfram madeni bulunmuþ oldu. Bizim gideceðimiz tarafta bir kaðný belirdi. burasý deðildi" diyerek bizi baþka yere götürüyordu ama orada da cevhere benzer bir þey olmuyordu. Dr. tüm bunlarýn bir çelik tesisi için önemli bulunduðunu bu nedenle Ereðli'de 221 . Ertesi sabah bir kýlavuz üç atla geldi ve daðda maden olduðu söylenen yere gittik. Mandalara jeepi baðladýk ve hep birlikte itip arabayý kurtardýk. Ereðlililer orada bir demir-çelik sanayi kurulabilmesi için demir cevheri olduðunu resmi olarak bildirmemizi istiyorlarmýþ. arkada askerler var.

Ekrem GÖKSU MTA'dan yeni gitmiþlerdi. beni çaðýrdýlar. MTA'yý Ankara dýþýna temiz havaya çýkarmaya karar verdim. Galip SAÐIROÐLU ve Prof. Prospektör kursu açtýk ve bu kurs yýllarca devam etti. Dr. Projede benimle birlikte. AID Amerikan Yardým Teþkilatýnýn Baþkaný ile görüþtüm. Ama arazide çalýþabilecek eleman yoktu. M. Prof. Buradan çýkanlar çok baþarýlý çalýþmalar yaptýlar. O sýrada uçakla maden arama (airborne survey) projesini hazýrlýyorduk. Mehmet Yusuf DÝZÝOÐLU ve Prof. Ayný yýl oðlum doðdu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çelik sanayiinin kurulmasýnýn uygun olacaðýný tavsiye eden kýsa bir rapor yazabileceðimi söyledim. Türkiye'deki bu amaçlý hemen hemen ilk tesis olacak bu kampýn kararýný Encümen Üyelere kabul ettirmek zor oldu ama sonunda gerçekleþti. 1957 yýlýnda uranyum aramalarýna baþlamak için Atom Þubesi’nin kurulmasý için beni bu þubenin müdürlüðüne tayin ettiler. O zamanlar bir milyon dolar çok önemli idi. 1954 yýlýnda ayný zamanda ÝTÜ'ye doçentlik için müracaat etmem istendi. Zeki DOÐAN vardý. 1960 yýlýnda ihtilalden sonra MTA Genel Direktörlüðü’ne tayin oldum. herhalde bana uður getirdi. Ýlk iþlerimden biri çalýþanlara sosyal yardým olarak Akçakoca dinlenme kampýný yaptýrmak oldu. 1958 yýlýnda MTA Genel Direktör Yardýmcýsý oldum. Ýki sayfalýk bir rapor yazdým ve Bakanlýða gönderildi. Bu projenin gerçekleþmesi için Amerika'ya gittim. Genel Direktör PAMÝR çok memnun oldu. Dr. 1960 yýlýnda Eskiþehir yolunda bugünkü MTA tesislerinin olduðu kýr arazide inþaatý baþlatmak için arazi almak üzere Encümeni toplantýya 222 . 1954-1958 arasýnda ÝTÜ'de part-time ders verdim. Bir milyon dolar verilince Hükümet çok sevindi. Ayný zamanda Orta Doðu Teknik Üniversitesi Mütevelli Heyet Üyeliði ve Atom Enerjisi Komisyonu üyeliðine seçildim. Burada bulunan iki Fransýz’ýn bu konuda hiç bilgisi olmadýðý görülüp iþlerine son verildi ve bir kaç Türk jeolog göreve baþladý. Ankara o zamanlar evlerin bacalarýndan çýkan dumanla kaplý idi. Tezimi verdim ve Türkiye'nin ilk maden mühendisi doçenti oldum. Prof.

Üyeler.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çaðýrdým. çok deðer223 . O sýrada Ankara'da þeker fabrikasý inþa ediliyordu. Bu teklif kabul gördü. Ardýndan ilk kürek çimentoyu Cumhurbaþkaný Cemal GÜRSEL. son küreði de Kemal KURDAÞ attý. MTA ve ODTÜ'nün inþaatlarýna ayný zamanda baþlandý. 1960 yýlýnda ODTÜ Mütevelli Heyeti Üyesi olur olmaz Maden bölümünün kurulmasýný teklif ettim. arsa alýndý ve inþaat baþladý. Ýnþaat yerinin ODTÜ üyelerinden mimar Orhan ALSAÇ tarafýndan tespit edilmesini önerdim. Daha sonra Kemal KURDAÞ Rektör olarak seçildi ve inþaatlara baþlandý. Ýnþaat bürosunun kurulmasýna karar verildi. Temele önce bir çuval bozuk para döküldü. Ýlk bina Mimarlýk Fakültesi idi. Birleþmiþ Milletler Teþkilatý bir milyon USD'lýk bir alet yardýmý yapacakmýþ fakat üniversitenin bu aletleri koyacak bir yerinin olmasýný istemiþ. ikincisini ben. elektrik. su yok. ODTÜ þeker fabrikasýnda kurulsun diye görüþler vardý. Bu bölüm de kuruldu. dað baþý zor olur. “Orasý þehir dýþý. Ama 20 yýl sonra bu yeni yerin muhtemelen þehirin ortasýnda kalacaðýný anlatýnca ikna oldular. MTA'nýn ilk yýllarýndaki Ankara-Akköprü tesisleri Ayný zamanda 1960 yýlýnda ODTÜ için de bir yer aranýyordu.” dediler. Ben ODTÜ Mütevelli Heyeti toplantýsýnda ODTÜ'nün þimdi bugünkü bulunduðu yerde kurulmasýný teklif ettim.

baþarýlý birçok eleman yetiþti. Kendi üniversitelerimizden jeolog. 1960'larýn baþýnda Ankara Üniversitesi Zooloji/Botanik diplomasý veriyordu ve mezunlarýnýn MTA'ya alýnmasýný arzu ediyorlardý. Ankara Üniversitesi Senatosu kabul etti ve 1960'larýn sonlarýnda bu üniversitenin joloji mezunlarý MTA'da çalýþmaya baþladýlar. jeofizikçi. Kabul ettik ve öðretim üyelerinin çoðu MTA'dan temin edildi. Enerji kaynaklarý olarak petrol ve kömüre ilave. cevher zenginleþtirmeci yetiþmeye baþlandý. 1967-1968 yýllarýnda Prof. Böylece 1960'larýn baþýnda ÝTÜ. Türkiye'de ilk defa yeraltýndan tabii buharý çýkarmak suretiyle jeotermal enerjiden istifade etmek için çalýþmalar MTA'da 1960'lý yýllarda baþlamýþ ve 1968 yýlýnda Denizli civarýnda Kýzýldere'de kuyularý açýp tabii buharý çýkarmýþtýr. bir güneþ ve rüzgar enerji merkezi kurmuþ. Trabzon ve Ankara'daki üniversitelerin mezunlarý. 224 . Ýhsan DOÐRAMACI ve Hacettepe Üniversitesi yöneticileri ile yaptýðýmýz görüþmeler neticesinde bir Maden Bölümünün açýlmasýna karar verildi. Dr. 1970'li yýllarýn baþýnda Marmaris'te MTA. Trabzon'da Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde jeoloji bölümü kurmak için MTA'dan destek istedi. böylece memleketimizde güneþ enerjisi araþtýrma çalýþmalarýna öncülük etmiþtir. 1970'lerin baþýnda Ýzmir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I li. Mustafa ULUÖZ'ün talebi üzerine burada da Maden Bölümünün kurulmasýný destekledik. Gerek memleketimizde ve gerekse dýþarýda çok önemli ve baþarýlý iþler yaptýlar. Yaptýðýmýz protokol ile MTA'nýn Hacettepe Üniversitesi Maden Bölümü'nün kurulmasýna 10 yýl süre ile yardým ve nezaret etmesi kararlaþtýrýldý. maden mühendisi. Bir yerbilimci ordusu faaliyete geçmiþti artýk ve MTA'nýn kuruluþundan ancak 35 yýl sonra teknik eleman ihtiyacýný karþýlamýþ oldu. Jeoloji diplomasý verdikleri takdirde mezunlarýný MTA'ya alabileceðimizi bildirdim. 1965'lerden sonra ODTÜ. 19401950'lerden beri gelen Ýstanbul Üniversitesi mezunlarýna eklenmeye baþlayýnca MTA'da güçlendi. Dr. Yine 1960'larýn sonuna doðru ÝTÜ. Maalesef ben MTA'dan ayrýldýktan sonra bu merkezin kapatýldýðýný öðrendim ve böylece güneþ enerjisinden yararlanmada gecikmiþ olduk. 1968 yýlýnda da Ýzmir Üniversitesi Rektörü Prof.

Altan NECÝOÐLU yönetiminde Sismik I denize açýldý. Dr. Altan NECÝOÐLU'nun denetiminde bu cihazlar imal edildi ve gemiye takýldý. Deðiþik bakanlýklarýn temsilcileri ile yapýlan toplantýda ya yabancý bir geminin kiralanmasý. Sýrrý KAVLAKOÐLU. Gemiyi kendimizin yapmasý konusunda TPAO çekimser kaldý ve biz talip olduk. yýlýnda Jeofizik Þube Müdürü Sýrrý KAVLAKOÐLU'nu bu iþle görevlendirdim. satýn alýnmasý ise pahalý görüldü. Diðer taraftan Amerika'da bir þirkete gemiye yerleþtirilecek sismik cihazlarýn sipariþi yapýldý. Böylece MTA Sismik I doðdu. Ýyi bir kaptan ve gemi personeli bulundu. Norveçli firma önce kabul etmiþ sonra vazgeçmiþti. Bunun için önce TPAO bir Norveç Sismik Etüd gemisi kiralamak istemiþ. MTA'dan Doç. çok deðerli jeofizik ekibini aldý ve Ýstanbul Ýstinye tersanesinin yanýnda bir eve yerleþti. ya da kendimizin bir sismik gemi yapmasý þýklarý üzerinde duruldu. yeni baþtan tersanenin çok becerikli gemi mühendisleri ve iþçileri tarafýndan MTA jeofizik ekibinin nezaretinde kýsa zamanda tamamlandý. Ciddi 225 . Kabul gördü. Kiralýk bir gemi bulunamadý. ya satýn alýnmasý. Hora gemisi alýndý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1970'li yýllarýn önemli bir anýsý elbette Yunanistan'a “Ege'de biz de varýz” demek için Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklýðý'nýn (TPAO) bir sismik etüd yapmasý konusunda alýnan karardý. 1974 1950'li yýllarda maden mühendisleri bir arazi çalýþmasýnda. söküldü.

cevher zenginleþtirme ve jeofizik aletleri. 1960 yýlýnda MTA'ya Genel Direktör olunca 1953 yýlýnda Muðla Üçköprü krom kampýnda düþündüklerimi yapma imkaný kazandým. bulduðu madenler.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I etütler yapýldý. kurþun/çinko. Kuruluþundan beri baþarýlý çalýþmalar yapan MTA'nýn daha baþarýlý olmasý. petrol) dayalý sanayi MTA'nýn bulduðu maden. makina ve cihazlar. kömür ve petrol sayesinde kurulmuþtur. endüstriyel hammadde. harita matbaa ve baský makinalarý saðlanmýþtýr. 226 . ben MTA'dan ayrýlýnca Alman Hükümeti projeyi durdurdu. seramik. bu sayede ülkemizde off-shore sismik etüd de baþlamýþ oldu. MTA'nýn yaptýðý jeolojik haritalar. bütün bakanlýklar ve özel kuruluþlar tarafýndan kullanýlýyor. sondaj makinalarý. Halen mevcut çimento. petrol. mermer. Müzeye bir de planatoryum yapýlmasý için Alman Hükümeti ile anlaþtým. bor tuzu sanayi ile. krom. endüstriyel hammaddeler ve enerji kaynaklarý yeni endüstrilerin kurulmasýný saðlayýp iþ sahasý açýyor ve memleketimizin sosyal ve ekonomik geliþmesinin temelini teþkil ediyordu. 1968 yýlýnda MTA Tabiat Tarihi müzesini kurduk. enerji kaynaklarýna (kömür. havadan uçakla ve off-shore denizde yaparak çok önemli neticeler almýþlardýr. Laboratuarlarda. endüstriyel hammadde. laboratuar. endüstriyel hammadde ve kömürlerin yalnýz listesi sayfalar dolusudur. bakýr. jeotermal enerji etütlerini karada. uranyum. modern teknolojiyi uygulayan bilimsel ve çaðdaþ bir kuruluþ olmasý için MTA'nýn yeni tesisleri yapýlmýþ. Bulunan ve rezervleri tespit edilen maden. kömür. hammadde ve cevher zenginleþtirmesi ve deðerlendirmesi hususunda araþtýrmalar yaparak kurulacak endüstrinin projelerinin hazýrlanmasýnda öncülük ediyordu. Bununla genç öðrencilerin yerbilimine ilgisini çekmek istedik ve baþarýlý olduk. cihaz ve makinalarla gerek merkezde ve gerekse arazide hýzlý ve verimli çalýþmalar yaparak maden. lüzumlu modern alet. alüminyum. MTA Sismik I ile etüt yapmaya baþladýktan sonra bir de sondaj gemisi yapmak üzere Sondaj Þubesi Müdürü Alaattin HAMAMCIOÐLU baþkanlýðýnda hazýrlýklar yapýldý fakat bu projeden sonra vazgeçildi. Böylece üniversitelerimizde yetiþen yerbilimciler kendilerine temin edilen modern alet. demir.

A. MTA Genel Direktörlüðü'nün kurulmasýnda büyük hizmetleri geçen ilk Genel Direktörler. cihaz ve malzeme parkýnýn zayýflamasýna. maden ve enerji kaynaklarýmýzý baþarý ile bulacak.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Düþünce ve rüyalarýmýn hakikatleþmesinde benimle birlikte çalýþan mesai arkadaþlarýma ve bütün MTA'lýlara teþekkür ederim. daha büyük denecek birçok maden yataklarý bulunacaktýr. Gençler. baþlangýcýný yaptýk. daha yapýlacak çok iþ var. memleketimizin hayrýna yaptýðýnýz hiç bir þeyden korkmayýn. Ben ve bizim neslimiz gerek MTA ve diðer kamu/özel kuruluþlarda ve gerekse üniversitelerde zevkle çalýþtýk. Yeraltýnda önemli. madenciliðin temelini attýk. Prof. Ýnançla ve bilinçle çalýþýldýðýnda baþarý gelir. daha yeraltýna inmedik. Nafiz PAMÝR ve Hadi YENER ile petrolün bulunmasýný saðlayan Ýhsan Ruhi BERENT'i saygý ile anarým. maden potansiyelimiz büyüktür. jeofizik ve sondaj makina. mali gücün azalmasý ile çalýþma kapasitesinin azalmasýna neden olmuþ ve neticede maden arama gücü de azalmýþ ve sýnýrlý kalmýþtýr. Bugün. Son olarak. H. laboratuar. jeofizik ve maden mühendisleri bundan sonra derinlerde zengin yeraltý servetimizi. Türkiye'de bundan sonra büyük maden yataklarý bulunmaz diye görüþler iþitiyorum. MTA'nýn isminin deðiþtirilmesi ile beraber bütçenin kýsýtlanmasý. bu görüþler tamamen yanlýþtýr. Reþit GENCER. kanununun deðiþtirilmesi neticesinde yetenekli teknik personelin daðýlmasýna. Genç yerbilimciler jeoloji. Daha madenciliðin baþlangýcýndayýz. 227 . üretecek ve deðerlendirecektir. büyük maden yataklarý vardýr.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 228 .

TMMOB yayýn organlarýndan 'TEKNOKRAT' dergisinin Nisan 1986 sayýsýndan alýnmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I A. REÞÝT GENCER’LE SÖYLEÞÝ* *Bu söyleþi. .

Evli ve çocuðu bulunmayan Reþit Gencer Ýngilizce ve Fransýzca biliyor. sizden baþka maden mühendisi var mýydý? A. ETÝBANK'ýn ikinci Genel Müdürlüðünü yaptý. Mühendishane-i Berr-i Hümayun'un ilk mezunu olan babasý Osman Vehbî Bey'in görevi nedeniyle Beyrut ve Þam'da geçti. Orta öðretim için Belçika'ya giderek..G. dönmüþ ve çeþitli yerlerde memurluk yapmýþ. sonra da Sadrazamlýða 230 . Birincisi. Ama yine de ilk maden mühendisi o deðil.Okulunuzu bitirip Türkiye'ye geldiðinizde. benden yaþlý ve eski mezun Damat Kenan Bey. 1891 yýlýnda Ýstanbul'da doðdu. Çocukluðunun ilk günleri. MTA'nýn ilk. Daha sonra babasýnýn 1903 yýlýnda Selanik'e Nafýa Müdürü olarak tayin edilmesi üzerine. Paris'ten mezun olmuþ.. T. Belçika'nýn Mons Kentinde Poly Technique'in Maden Bölümü'nden 1914'te mezun olup Türkiye'ye döndü.Reþit Gencer. ilkokulu orada bitirdi. uzun yýllar burada kaldý.ilk o.Belçika'da Mons'taki Poly Technique'in maden bölümünden mezun olup Türkiye'ye döndüðümde üç maden mühendisi ile karþýlaþtým. Þu anda en yaþlý maden mühendisi sýfatýný taþýyan Gencer. Bundan yaklaþýk 130 yýl kadar önce yaþamýþ Ethem Paþa varmýþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kýsa Özgeçmiþ A.R.

5-6 sene evvel öldü. Elektrik mühendisi olmak isterdim aklýmca. O da Berlin'den mezundu. Bunlardan birkaç tanesi beraberce maden mektebine gitmek istiyorlardý. Subay.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kadar yükselmiþ. döndüm.. "Yahu baba ben maden mühendisiyim. Bizi Hatay ve Ýskenderun'da yol ve köprü yapýlacakmýþ.. Orada konsolos dostlarý vardý. devlet göndermedi. sizin bir askerlik anýnýz olduðunu duyduk. Bir gün dersteyiz. Onun oðlu. oraya gönder" demiþ. Belçika'da lisede çok iyi arkadaþlarým olmuþtu.Yani tamamen tesadüfi bir seçim oldu. Akþam babama.Evet. T.G. Ben Brüksel'de 15 yaþýnda yatýlý olarak liseye baþladým. T. benden 8-10 yaþ büyüktür.Hayýr. Babam 1903'te Selanik Nafýa Müdürüydü. ikincisi gene Paris'ten mezun Abdullah Hüsrev Bey ki sonradan MTA'da bana muavinlik yapmýþtýr. Siz maden mühendisisiniz diye çaðýrýp “Kömür bulun bir yerlerden” demiþler. Neyse. Ýstanbul'da çeþitli müzeleri yapan Ressam Osman Hamdi Bey vardýr. birisi biraz evvel bahsettiðim Damat Kenan Bey. Celal Sait Bey. oraya gönderiyorlar. yol. köprü ne anlarým.G. öyle. yoksa devlet mi sizi göndermiþti? A. T.R..Kendi isteðinizle mi bu mesleði seçip yurt dýþýnda okumaya gittiniz. Tanýdýðý sevk iþlerine bakan dostu Enver 231 .R. 5 sene okudum orada ve mezun oldum. öyle mi? O yýllardaki anýlarýnýzdan biraz söz eder misiniz? A. Bir iki kiþi el kaldýrdýk. ne olacak bu iþ?" dedim. gittim. hem yüksek mektebe de hazýrlýyor. "Bizim memlekette çok iyi bir lise var. Bir gün Belçika Konsolosuyla konuþurken benden bahsetmiþ ve iyi bir tahsil yapmam konusunda tavsiyelerini rica etmiþ..Evet. Donanmanýn kömürü bitmiþ. A.R. ben Belçika'dan döndüðümde üç kiþi vardý. Hadi ben de onlardan ayrýlmayayým dedim. Konsolos. bir subay girdi içeri ve "Ýçinizde mühendis olan var mý?" diye sordu.G. Onun oðlu da maden mühendisiymiþ.Efendim. hemen gidip verdiði adrese baþvurmamýzý istedi. Bir de Behçet Bey vardý. Birinci Harp çýktý.

R..Kazma kürekle mi çýkartýyordunuz kömürü? A. T.Neyle taþýrdýnýz çýkardýðýnýz kömürü? A. isteyen istediði ruhsatý alýrdý. O tekrar iþlet232 . Savaþ sýrasýnda bütün personeli yabancýydý. Çýktýk yola. epey bir yer dolaþtýktan sonra.G. Birkaç tane daha kömür ve linyit madenleri açýlmýþtý. Tekerlek filan döktüler Ýstanbul'da. Fethiye taraflarýnda krom madeni vardý. Burada iþ olur kanaatine vardýk ve rapor verdik.O sýralarda Türkiye'de Zonguldak Havzasýnýn dýþýnda madencilik faaliyetleri var mýydý? A. Osman paþa'da bir linyit madeni vardý. Beykoz Kaðýthane vs. Sonradan müdürlüðünü yapmýþtým. Resimlerini biz çizdik.R.Kazma iþlemezdi. oduna benzer.G. Bursa Bandýrma'da G.. Yalnýz birkaç iþçi vardý. T. gidip ona durumu anlatmýþ. hep bizim çýkardýðýmýz kömürle beslendiler. onlarla taþýrdýk. Kaðýthane'den Aðaçlý'ya dekovil hattý vardý. Harbin sonuna kadar burada kömür çýkardým.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Paþa'nýn oðlu vardý. lokomotifli dekoviller vardý.Nasýl almýþ bu Ýngiliz iþletme ruhsatýný? A. Kömürü madenden dýþarýya taþýmak için tahtadan derviller yaptýk. iþimizi görüyordu. Gayri Müslimlerden bir iþçi grubu verdiler bize.. kapitülasyonlar da var.R.G. kaçmýþlar. Ucu sivri çelik kamalar vardý. üstten balyozla vurulurdu ve damar çatlatýlýrdý.. T.Almýþ iþte.Askeri istihkâm taburu vardý. Bana da "Madem öyle maden mühendisisin.R. Bu dediðim maden arabasýdýr.Vardý. çalýþmaya baþladýk. Oranýn kömürü kahverengimtraktýr. donanmanýn kömürü yok. askeri fabrikada yapýldý. O sýrada da Ruslar Boðazlarý kapamýþlar. öyle toplanýrdý. nihayet Karadeniz Aðaçlý'da bir maden bulduk. bari kömür ara" dediler. Pattersan diye bir Ýngiliz'in elindeydi o maden.G. Zonguldak'tan kömür gelemiyor. T. Esasen askerler baþlamýþlardý orada çalýþmaya. günde 750 ton kömür çýkarttýk. Bir de Balya'da kurþun madeni vardý. Ýstiklal Harbi biter bitmez Balya'ya gittim. Askeri fabrikalar.

1928'de genel müdür ve murahhas aza oldum. Ondan evvel zafere kadar. Sermayesi Fransýz’dý. sonradan meslekten kopunca yavaþ yavaþ sýkýlmaya baþladým. Fransýz þirketi olduðu halde bir Türk'ü baþa getirmiþlerdi.G. Balya Karaaydýn Madenleri Þirketi Fransa'ya cevher satardý. madenler hususunda ayrý bir teþkilatlanmaya gitmek üzere baþka ülkelerdeki uygulamalarý inceleyin ve kanununu hazýr233 . ticari açýdan çok þey öðrenmiþtim.G. Orada da. tuttu kendi elemanlarýný getirdi.Ben Balya'da çalýþýrken kurulmuþ. bakýr. babamýn da arkadaþýydý. Bana haber yolladý.Evet. Adam arýyorlardý iþletmek için. O þirket de müþkül duruma düþtü. O yýllarda meþhur dünya bunalýmý vardý. önce olur dedim ama. Beni ve bir arkadaþý görevlendirdiler. Memurluða baþlamýþtým. Atatürk'ün arkadaþlarýndan bir subay. ufak bir miktar alýyordu ton baþýna. 1927'de baþmühendis. Bir sene kadar Havzayý Fehmiye Umum Müdürlüðü yaptým. T.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I meye konmak istedi. çinko fiyatlarý düþtü. 2 yýl Osmanlý Bankasý'nda çalýþtým. 1933 yýlýydý ve þirketin merkezi Ýstanbul'daydý. Meclis üyeliðine girer misiniz?" dediler. 1932 sonuna kadar oradaydým.Atatürk döneminde madencilik faaliyetleri geliþti mi? Bu yönde bir çalýþma oldu mu? A.R.Zonguldak'taki Maden Teknik Okulu ne zaman kurulmuþtu? A. zarar etmeye baþladýlar ve þirketi daha güçlü bir gruba devretmek zorunda kaldýlar.R. O zaman Sanayi Bakanlýðý'nýn yerine Ýktisat Bakanlýðý vardý..O zamanlar þimdilerde olan devlet hakký diye bir kavram var mýydý? A. Kurþun. Ankara'ya gittim ve görev talep ettim. çok da hizmet ettiniz. T.G. mühendis olarak gittim ve 1923'te göreve baþladým. Bakan da Celal Bayar idi.Balya iþletmeye kondu iþte. Vekalet madenleri iþletmek için bu arada bir kanun yapýyor. Ankara'ya çaðrýldým.... Sümerbank filan kuruldu. oraya müdür oldu. Bana da "Siz çok yoruldunuz ama. Devlet de o zaman sanayileþme hamlesine giriþmiþti.R. faydasý oldu. Balya'ya gelen yeni yabancý grup. T.

Etibank'a Ýlhami Nafiz Pamir genel müdür oldu. Peki Etibank'a kimi verdiler? A.G.Abdullah Hüsrev benim muavinimdi. Vekil. kendi iþletiyor tabii. Fransa'ya göndermiþtim MTA'da çalýþtýðý sýralarda ve jeoloji eðitimi görmüþtü bir yýl süreyle. "Politik amaçlý kullanýlabilir. Etibank kuruldu... sonra bir mali kuruluþla anlaþarak iþletecekti.. "Ýþte oldu bu iþ. Necdet Egeran vardý. T.Evet.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I layýn dediler.R.. çalýþtýk ve 1935'te MTA. belli bir hisse alýyordu karþýlýðýnda.Yanýlmýyorsak Etibank ve MTA iki ayrý kuruluþ deðillermiþ.G. o vardý. Apart olarak. T. Muazzam bir teþkilatlarý vardý. þirket vs.Hangi ülkeleri incelemiþtiniz? A.MTA'nýn kuruluþ yýllarýnda bütçesi. Adnan Demirci geçenlerde öldü.Rusla’rýnkini incelemiþtik. Ben de "Maden Arama'yý istiyorum" dedim.R.MTA nasýl çalýþýyordu? Hangi esasa göre arama yapýlýyordu? A.Aramalarda belli bir masraf yapýyor ve daha sonra anlaþtýðý banka. Celal Bayar ile birlikte 25 kiþilik heyet ile Rusya'ya gittik ve inceledik. Oturduk. T. þimdi birini seç ve genel müdür ol" dedi. önce arayacak. T. T. Bakan bizde yürümez ayýrýn dedi ya. ben de Meclis'in locasýndan izliyordum oturumu. Zonguldak Maden Teknik Okulu'ndan mezun 2-3 tane maden mühendisi vardý. O gün o iki projeyi yaptýk ve yine ayný gün Meclis'ten geçerek kabul edildi.R.. Onlarda devlet kendi arýyor. Bakan.G.Böylece MTA'nýn ilk genel müdürü oldunuz.. kabul edilip vekiller daðýlmaya baþladý.R. 234 . tehlikeli olur" dedi ve ayýrmamýzý söyledi. Hiç unutmam. sermaye olarak hisse alýyordu. teknik eleman durumu nasýldý? A.G. Bakanlýða verdiðimiz projede ayný örgütlenmeydi. A.G. personel durumu.R.

Daha sonra Etibank'a genel müdür oldunuz. T..Büyük sondaj makinalarýmýz vardý..G. hikayesini bilirim. A.Hangi yöntemlerle arama yapýyordunuz? Sondaj makinalarýnýz var mýydý? Ýlk etüdünüzü hangi bölgede yaptýnýz? A. Bu hocalar Türkiye'ye bu âdeti soktular ve 4 Aralýk Madenciler Günü olarak bizde de kutlanmaya baþladý ondan sonra.Evet.. o iyice yarým bir teþebbüstü. Biraz ilerde de ikinci bir bina vardý. Benden sonra devir oldu ama. vekil deðiþti ve Etibank Umum Müdürü'nün yeni vekille yýldýzý barýþmadý. T. ilk etüt ettirip Etibank'a devrettiðimiz maden ise krom idi. Ergani bakýr hiç iþletilmemiþti.G. gelen profesörlerin çoðu Belçikalý’ydý. kira ile oturuyorduk. Kömür iþletmeleri daha sonra kurulunca Etibank'tan oraya devir oldu.R. Yine Ruslar zamanýnda Murgul bakýr vardý. devrettik.Kütahya.Evet.R. o zamanlar bilinir miydi? A. tabii þimdiki gibi muazzam deðildi. Sonra Ruslardan geri alýnan Ardahan'da kuvarsam bakýr madeni vardý. iki katlý.. biz yaptýk.Kömür aramalarý nasýldý peki? A.G.MTA'yý geniþletmek için ne yaptýnýz? A.G.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I T. iki tane apartman tutmuþtuk.. Þimdi biliyorsunuz sadece metal iþletmeciliði yapýyor. Ýlk defa Raman'da petrol sondajý yaptýk. Teþkilatý ile olduðu gibi duruyordu. Orada da laboratuarlar vardý.R. Beni yaptýlar. Etibank'a devrettik. ilk Zonguldak'taki mektep açýldýðý vakit. çok alim bir adamdý. MTA'ya da Hadi Yener getirildi.. Biri 4 katlýydý.R.Saint Barbara hakkýnda bir bilginiz var mýydý.G. Tunçbilek linyitleri ilk benim. onu da Etibank'a devrettik. 235 . aramalarýmdýr benim zamanýmda ortaya çýkarýldý.R. Almanya ekolündendir. Etüdünü bitirip. 6 sene evvel öldü o da. T. Sonra Ergani madenleri vardý. O zamanlar MTA'da meclis baþkanýydý.4-5 sene içerisinde epeyce ilerlettik ama. T.

.Madenci olduðunuza memnun musunuz? Elektrik mühendisi olmak istiyorum demiþtiniz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I T. ketum olmalý. orasý ile meþguldür.. bunlarý yapabilmek için de mücadeleci olmalý. Tabii bu bir natur meselesi.Madencilik açýsýndan yok.G. çok memnunum. Mesleki açýdan tatmin oldum.. Ticari fikir olmalý insanda. Belki birçoklarý gibi zengin olamadým. Bir maden mühendisi makinadan... inþaattan..R. olamaz. A.. týptan anlamaya mecburdur.G.. 236 . Maden mühendisliði çok geniþ çapta bir mühendisliktir. Bir elektrik mühendisi santraldedir.Evet. Çünkü madencilikte ben en önemli olaylarda rol oynadým. çok yönlü deðildir kýsacasý. T.R. Doða ile tek baþýnýza mücadele etmeye mecbursunuz. Fransýzlar sanat anlamýna gelen "art" derler hatta.Bu kadar uzun madencilik yaþamý ve çalýþma alaný içinde yapmayý düþünüp de yapamadýðýnýz bir þey oldu mu? A.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful