Mühendislik Mimarlýk Öyküleri I

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

ISBN 975-395-755-6 Kapak Tasarýmý ve Sayfa Düzeni: Emrah Durak Baský Kozan Ofset 0 312 3842003 Baský Tarihi Nisan 2004 Türk Mühendis ve Mimar Odalarý Birliði Atatürk Bul. No: 131 Kat: 9 Bakanlýklar-ANKARA Tel: (0312) 418 12 75 Faks: (0312) 417 48 24 Web: http:// www.tmmob.org.tr E-posta: tmmob@tmmob.org.tr

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

ÝÇÝNDEKÝLER
Önsöz Sunuþ Kemal Saatçioðlu ile Söyleþi Fabrikalar Kuran Fabrika Kardemir ve Türkiye Cumhuriyeti Demir-Çelik Öyküsü Mahmut Kiper Ýlk Feneri Yakanlar Nadir Avþaroðlu Yeþil Çay Yapraðýnda Demli Çay Bardaðýna Bir Baþarý Öyküsü Baki Remzi SUÝÇMEZ Devrim Otomobili Hikayeleri Ýsmet Özkan-Aydýn Engin Türkiye’nin Yaþadýðý Hýzlý Kentleþmenin Öyküsünü Kurmanýn Seçeneklerinden Biri Ýlhan Tekeli Celalettin Uzer’le Söyleþi Uçak Fabrikalarý Nasýl Kapatýldý? M.Bahattin ADIGÜZEL Atatürk Orman Çiftliði Reþat Ünal Bir Rüzgara Karþý Toplu Konut Öyküsü Þevki Vanlý Cumhuriyetin Ýlk Dönemlerinde Yüksek Mühendis Mektebi ve Dökümcülük Anýlarým Burhan OÐUZ PTT Arla ve Teletaþ’ýn Öyküsü Dr. Fikret Yücel MTA'lý Yýllarým Doç. Dr. Sadrettin ALPAN A. Reþit Gencer’le Söyleþi 5 7 11

19 43 63 89

119 135 141 155 173

187 203 217 229

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

yapmanýn yerine yýkmanýn. bu amaçlara ulaþmak için çabalarý sürüyor. maddi sýkýntýlar. mühendislerimizin ve mimarlarýmýzýn geçmiþteki serüvenine tanýklýk etmekle kalmayacak. Bilimle toplumun buluþturulmasýna tanýklýk ediyor bu öyküler. yaratmaya çalýþtýklarý bir dünya var bu kitapta… Cide yolunu yapanlar mesleðimizin bir çözüm sanatý olduðunu. sanayileþme. "Ýlk feneri yakan" maden mühendisleri emekçilerin geleceðe giden yoluna ýþýk tutuyor. Mühendislerin ve mimarlarýn sýnýrlý olanaklarla yarattýklarý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ÖNSÖZ "Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I" adlý kitabýmýzdaki öyküleri okurken. hatta ülkemize dayattýðý role karþýn yer yer baþarýlar elde ediliyor. Demir-çeliðin öyküsü mühendislik tarihine kendisi kadar saðlam bir yapý taþý býrakýyor. hakça paylaþma hedefleri. Bu derlemenin. öyküleri yaratanlara vefa borcunun ödenmesinin ötesinde bir amacý daha var: O da "mühendislik-mimarlýk þimdi nasýl bir yerde" sorusunun yanýtlarýný aramak. halka hizmet için mücadele eden mühendisler ve mimarlar bugün ne yapabiliyorlar? Mesleklerini toplum yararýna ne ölçüde kullanabiliyorlar? Baþarý öykülerinin temelini oluþturan irade bugün ne kadar geçerli? Baþarýnýn yerine duraðanlýðýn. inançlý mühendislerin umutlarýnýn nasýl tüketildiðinin ifadesi. 5 . toplumun ihtiyaçlarýný bilimsel bilgiyi kullanarak karþýlama misyonlarý. Devrim Otomobilinin öyküsünün kendisi baþlý baþýna önemli bir mühendislik giriþiminin ne tür engellemelerle karþýlaþtýðýnýn. çaðýn gerisinde kalmýþ teknoloji þartlarý içerisinde kalkýnmak için. Atatürk Orman Çiftliðinin kuruluþu ve geçmiþi terkedilmiþ bir alanda umudun yeþertilebileceðinin kanýtý. kalkýnma. Her gün zevkle yudumladýðýmýz çayýn bardaðýmýza gelene kadar ne badireler atlattýðý anlatýlýyor. ulaþýlmayacak yol olmadýðýný gösteriyorlar. Emperyalist sistemin ülkemiz için öngördüðü. Kýsýtlý olanaklar. ayný zamanda kalkýnma tarihimizden kesitler de göreceksiniz. coþkunun yerine umutsuzluðun geçirilmeye çalýþýlmasýnýn arkasýnda hangi ekonomik ve siyasi koþullar yer alýyor? Mühendislerin ve mimarlarýn.

Yeter ki sayýlarý 500 bine yaklaþan. Yeter ki. kitabý yayýna hazýrlayanlara Yönetim Kurulumuz adýna teþekkür ediyorum. Yaptýklarýndan daha fazlasýný yapmaya hazýrlar. kalkýnma.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Mühendisler. mimarlar ve þehir plancýlarý. araþtýrmanýn. Yeter ki. daha güncel baþarýnýn öyküsünü yazmaya ve yayýnlamaya devam edeceðimiz günlere olan özlemimizle. yapmanýn. Yeter ki bu amaçlarla sürdürdüðümüz mücadelemizi yükseltebilelim. bize bu öyküleri yayýnlama olanaðýný veren meslektaþlarýmýza. hakça paylaþým için siyasi bir irade oluþturabilelim. bu anlayýþa uygun yatýrýmlar yapabilelim. bize uygun bulunan ucuz iþgücüne ve doðal ve kültürel varlýklarýmýzýn kuralsýz ve sýnýrsýz tüketimine dayalý rekabet anlayýþý yerine. Kaya Güvenç Yönetim Kurulu Baþkaný 6 . iþletmenin coþkusunu yaþamaya özlem duyuyorlar. umudumuzla ve kararlýlýðýmýzla. artýk ulusal bilim. Daha fazla. bütün çalýþanlarla ortaklaþtýrabilelim. tasarlamanýn. bilimi ve teknolojiyi toplum yararýna kullanma anlayýþýný egemen kýlabilelim. her yýl mezun olanlarýn sayýsý 25 bini bulan meslektaþlarýmýzýn. teknoloji ve yenilenme politikalarý temelinde sanayileþme. bu çalýþmayý planlayýp bize kazandýran Mahmut Kiper'e. bilimi ve teknolojiyi halkýmýzýn hizmetine sunabilmeleri için görülen ortamlar yaratabilelim. Yeter ki.

ülke mühendislik-mimarlýk yeteneðinin ve birikiminin anlaþýlabilmesini saðlayacak tüm mozaikleri birarada bulabilmek mümkün deðildir. Türkiye'de gerek sektörlerin oluþumu. yaptýklarý. kurduklarý. Bu öykülerden kimi. Bu öykü kitabý ile amaçlananlardan biri. Oysa o gün. o koþullarda yapýlanlarýn bilinmesi. Tabii.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I SUNUÞ TMMOB'nin kuruluþunun 50. ayný zamanda Türkiye Cumhuriyeti'ni anlamlandýran. kimi de iz býrakmýþ bazý mühendislerin ve mimarlarýn kendilerini ya da yarattýklarýný anlatýyor. Türkiye Cumhuriyeti döneminde gerçekleþtirilmiþ ve önemli baþarýlar içeren sektörlerin oluþumunu. sonuncusu da ne zorluklarla kurulanlarýn ne kadar kolay yýkýlýp satýldýðýný ya da yok edildiðini göstermektir. Özellikle son çeyrekte üretimin iyice geri plana itilmesi ile artýk kimse yapýlan baþarýlý uygulamalarý gündeme getirmemektedir. hem moral olarak hem de geliþimde üretimin ne denli gerekli olduðunun gösterilmesi bakýmýndan büyük önem taþýmaktadýr. daha geniþ bir ifadeyle mühendisliðin ve mimarlýðýn bazý öyküleri bu kitapta toplandý. kimi. üretimde mühendisinmimarýn öneminin anlaþýlmasýný saðlamak ve çalýþmalarda yer almýþ meslektaþlarýmýzý anarak belki de gecikmiþ bir vefa borcunu bir nebze ödemek. Bu kitapta. yýlýnda. nedeni ne olursa olsun kazanýlmýþ yetenek ve kültürü red edercesine baþarýsýz mühendislik-mimarlýk uygulamalarý da ülkemizin çokça görülen gerçeklerindendir. Buna örnek esintilere de yer verilmiþtir. Bu kitaba çoðunun ýsmarlama. Bu baþarýlara imza atanlarýn çoðu TMMOB üyeleridir. ismini hepimizin yakýndan bildiði sanayi kuruluþlarýnýn kurulmasýný ve geliþimini. geliþtiren mühendis ve mimarlarýn. baþarýlý uygulamalarý hatýrlatmak ya da bilinmesini saðlamak. gerek fabrikalarýn kurulmasý ve gerekse bu iþletmelerde yapýlan uygulamalar ve bir çok planlamalar büyük mühendislik ve mimarlýk baþarýlarý içermektedir. bir diðeri. bir kýsmýnýn da eski yayýnlardan alýntý 7 . çalýþtýrdýklarý ile sadece TMMOB'yi deðil. baþlangýcýndan beri de böyle bir hedef hiç olmadý.

tasarlayan. Anlatýlanlar kimi zaman masallardaki olaðanüstülükleri çaðrýþtýrýyor. Ancak bazý uygulama veya sonuçlara bakarak. Zaten. tam tersine anonimleþtiren insanlar Cumhuriyetin saðlam tuðlalarýný ördü. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda neredeyse en küçük bir sanayi tesisi olmadan uçak fabrikasý deneyimini yaþayan. neredeyse toplu iðne üretmeden otomobil üretimine soyunan ve muhtemelen bir kýsmý otomobil kullanmayý bile bilmeyen 23 mühendisi ile o günün en ileri teknolojilerini içeren otomobili 129 günde tamamlayan bir ülkede yaþýyoruz. bir aðýr sanayi iþletmesini 1930'larýn sonunda hafriyatýný kazma-kürekle. Bu nedenle mühendislik-mimarlýk baþarý ya da baþarýsýzlýklarý öykülerin içine gömülmüþ durumdadýr. Buna uygun olarak. Ancak tüm bu geliþme potansiyeline raðmen büyük emeklerle kurulanlarýn iki dakikada yýkýldýðýný. Bu kitapla. mimar ya da plancýlarýn hakkýný teslim etmek mümkün olacaktýr. ülkenin zengin mühendislik-mimarlýk öykü hazinesinin gün ýþýðýna çýkarýlmasý için ilk giriþim olarak 'Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri-I' baþlýðý ile yayýnlandý. çalýþtýran. topraklarýn tahliyesini merkep katarlarý ile yaparak 2. bunlarýn bazýlarýný öne çýkarma fýrsatý bulduk.5 yýlda iþletmeye alan. pek çoðu sessizce göçüp gitti. konuyu bilsin bilmesin herkesin anlayabileceði hikayemsi bir dille kaleme alýnan ya da daha önce yapýlan söyleþilerden alýntýlanan öyküler yer alýyor. Onlar 8 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I þeklinde temin edildiði bir mühendislik-mimarlýk öyküleri denemesi denebilir sadece. Bunlar. teknik detaylardan uzak. yaptýklarý ile övünmeyen. bozan. hatta son kuþaðýn muhtemelen doðal karþýladýðý yýkan. masallardan baþka nerede olur ki? Görev bilinciyle öne çýkmayý yadýrgayan. Umarýz serinin devamý gelir. bazý öykülerin bugün artýk neredeyse kanýksadýðýmýz. birilerine peþkeþ çeken para modellerinin bize yaþattýðý usanmýþlýk ve umarsýzlýk girdaplarýndan. bu kitapta. satýldýðýný da çok gördük. mühendis. Ancak gene de. yapan. paylaþan üretim modellerine doðru ufak umut yolculuklarýna sebep olacaðýný umuyoruz. geliþtiren. kuran.

9 . Erimiþ cevhere bakmasýný bileceksin. sanayinin koþullarýnda sürekli iyileþtirmeyi ve üretkenliði artýrarak toplumsal deðiþim projelerinde aktif hatta öncü rol almak vardýr. O öykülere. üretime ve üretim tesislerine nasýl bakýlmasý gerektiðine iliþkin galiba en güzel dersi veriyor. ülkemizin ilk aðýr sanayi tesisi Karabük Demir Çelik Fabrikalarý'nýn inþaatýnda iþe baþlayan ve bu tesiste üretimde aralýksýz 45 yýl çalýþan Hakký Usta herkese. Mühendis ve mimarlarýn merkezinde olduðu öyküler sadece teknik içerikleri ile deðil. Öykülerini bu kitapta bizlerle paylaþan tüm yazarlara teþekkür ediyoruz. bunun yanýnda saðladýklarý toplumsal ve tarihsel etkileri ile de deðerlendirilmelidir. 'Divriði madeniyle Zonguldak kömürü buluþmuþ. Karabük'te düðün dernek kurulmuþ. Bu dönüþüm projesinde. Ne demek istediðimi anlýyonmu sen?. memleketin ýþýklarýna nasýl bakýlmasý gerektiðini bir de öykülerle anlatalým istedik. O ýþýktýr. sanayi yaratarak.. Yoksa kör olursun. köylülerden sanayi iþçisi yaratmak buna güzel bir örnektir. Türkiye sanayi ve teknoloji tarihinde. cevher erimiþ. Bu tür anýlasý insanlarýmýz ve mühendislik-mimarlýk öykülerimiz pek çok. Öyküleri çoðalttýkça. mühendisliðin tanýmýnda zaten. Kendilerinden habersiz hikayelerini daha önceki yayýnlardan derlediðimiz. bugün gelinen noktadaki geliþmemiþ ve yetersiz görüntünün aksine pek çok ilk ve yenilik görmek mümkündür. ergimiþ metalin ýþýðý ile özdeþleþtirerek. akýyor potaya. bir çoðu artýk aramýzda olmayan mühendis-mimarýmýzý saygýyla anýyoruz.' Ne demek istediðimizi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bunu çoktan hak etmiþlerdi. memleketin ýþýðý. geleceðe de umutla bakmamýzý saðlayan geçmiþimizin en deðerli miraslarý olarak bakmalý ve onlara sahip çýkmalýyýz. Ýyi bakmazsan kör eder adamý. tüm yetenek ve kazanýmlara raðmen bugünkü kötü durumun sebepleri kuþkusuz daha iyi anlaþýlacak ve anlatýlacaktýr. O cevherin ýþýðýný bilir misin sen? 1200 derecede erimiþ demir cevheri bir ýþýk saçar efendi. Çünkü. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda. Aydýn Engin'in yaptýðý söyleþide þöyle diyor.

Türkiye mühendislik-mimarlýk ve plancýlýk tarihinin geliþimine katkýda bulunan tüm meslekdaþlarýmýza þükranlarýmýzý sunuyoruz. Mahmut Kiper Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri-I Kitabý Koordinatörü 10 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu kitabýn peþinden birçok öyküyle bu serinin devam edeceði ümidiyle.

TMMOB yayýn organlarýndan “Mühendislik-Mimarlýk” gazetesinin18 Temmuz 1957 tarihli sayýsýndan alýnmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kemal Saatçioðlu ile Söyleþi “60 YILLIK MÜHENDÝSLE KONUÞTUM”* Söyleþiyi Yapan: Aydýn Nisari * Bu söyleþi. .

Meðer çok yanýlmýþým. Çocuklarýndan ikisi profesör. biri baþmüfettiþ. düþündüm.Beyefendiyi kaç yaþýnda tahmin edersin? Dikkatle baktým.. Kemal Saatçýoðlu'nun nüfus tezkeresi deðil. hem belediye reisi. kýzlarýndan biri de hem doktor. hem de bir partinin baþkaný. fakat dinlediðimiz zaman 83 yýllýk bir ömrün dile geldiðini anlýyoruz. Uzun bir ömrün tatlý meyveleri. Hendese-i Mülkiye Mektebinden aldýðý diploma 60 yaþýnda! Gözümüz aldanýyor.60 yaþýnda olsalar gerek.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Umumi Katip Þükrü Er. 7 Çocuk Babasý Ýki defa evlenmiþ. Y. Müh. Son hanýmýndan doðan çocuklarý ise henüz küçük. Birliði ziyaret etmiþ bulunan bir zatý göstererek sordu. .. ikisi yüksek mühendis. 7 çocuðu var. tanýdýðým yaþlý kimselerle kýyaslayarak doðru bir sonuç çýkarmaya çalýþtým: . 12 .

Eski tahsilin þimdikine göre pek iptidai kalacaðý kanaatindeyim. 1929 da Giresun Baþmühendisi iken kendi isteði ile emekliye ayrýlmýþ. DSÝ 2. inþaatçýsý. ilk Vazife Kemâl Saatçýoðlu mektebi bitirdikten sonra. Ama yine de durmamýþ. Eðer dakikada 400 devir yapacak bir makina icat edilebilirse. Cemal Paþa'ya Ait Bir Hatýra Birinci Cihan Harbi içerisine Suriye'de öbüründen ayýrmak için "Büyük" diye anýlan Cemal Paþa’nýn icraatý o devri anlatan kitaplarýn ve aðýzlarýn önemli konularýndandýr."Tophanenin Maliye’ye borcunu ödemek için Topçu Mektebi’nin yanýnda ve Topçu Mektebi hocalarýnýn idaresinde kurulan okulda gördüðümüz tahsille. Biz." O zaman betonarme de okumamýþlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünle Bugünün Mukayesesi Kemâl Saatçýoðlu. emekli olarak da yurdun hizmetinde ve mesleðinin gösterdiði istikamette gayretler sarf etmiþ. elektrik bahsinde ise sâdece bir postane kurabilecek bilgiyi aldýk. Tayyare henüz icat edilmemiþti. Enebik'in kitaplarýndan öðrenmiþler. betonarmeyi doðrudan doðruya mucidinin. imar bakýmýndan dünle bugün arasýndaki farký hayranlýkla belirttikten sonra. tahsili ve yetiþtirdikleri arasýnda mukayese imkânsýzdýr. sucusu filân hep bizden çýkardý. Bölge Ýnþaat ve Proje Servisinde gündelikle çalýþýyor. Daha sonra hiç durmadan vazifeden vazifeye koþmuþ. adetâ hezarfen yetiþecekmiþiz gibi. þimdiki Mühendis mekteplerinin idaresi. her branþýn dersini birlikte okuyarak mezun olurduk. þevk ve iradesi…. güzel bir espriyi de kucaklamaktadýr: 13 . Makina diye yalnýz buhar makinalarýný gördük. Halen.. dünkü mühendisle þimdiki meslektaþlarýmý þöyle kýyasladý: . Bitmeyen bir çalýþma azmi. Cemal Paþanýn þahsiyet ve hüviyeti ile kendisinin ve devrinin otorite telakkisini açýklayan aþaðýdaki fýkra. uçmanýn mümkün olacaðý söylenirdi. o zamanki adý Hüdavendigâr olan Bursa'ya Baþmühendis Muavini olarak tayin edilmiþ. fakat.

. yeryüzüne inmemek için Hazreti Muhammed'in gösterdiði bahane þudur. "Ýnþallah bir ayda.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Birinci Cihan Harbi’nin en kýzgýn günlerinde. geliþigüzel saydým." Ne diyeyim. Bilirsin. Bu iþin o günün imkanlarýyla iki ayda bitirilmesi bile zor. . ama yanlýþ bir hareketimi de hayatýmla ödeyeceðimi biliyordum.Ümmetimin arasýna inemem. Durumu kýsaca izah ederek. Cemal Paþa hiddetlendi. Rýza Paþa’yý yalancý çýkaramazdým. Bu yorucu mesai arasýnda bir gün. saat 9:30'da tekrar gelip 12'ye kadar vazifeye devam ediyorduk. Paþa emretti. Öðleden 14 . yok. yarýn gidip bakacak ve ne lazýmsa derhal yapacaksýn. sonunda kurþun var”. Karargahtaki kanalýn içerisine girerek yürümeye baþladým. Ayný gecenin yarýsý evime yeni dönmüþ ve henüz soyunmuþken kapýya bir otomobil geldi. “Cemal Paþanýn bir sorusu üzerine evvelce bahsi geçen kanal ve setin tamirine baþlandýðýný ve baþýnda senin bulunduðunu söyledim. Nehri Yezid Rivarý yýkýlmýþ. "Bir haftada bitirmek için ne lazýmsa söyle. Paþa Hazretleri" dedim. Arabým ben. Cemal Paþa beni istiyormuþ. Cemal Paþa bana sordu “Ýþi kaç günde bitirip bize su verebileceksin?” Bir anda þaþýrdým. ona göre davran" dedi. birbirlerini vahþiyane þekilde kýrýp geçiren insanlýðý yola getirmek kararýný veren peygamberlerin kendi ümmetleri içerisine inmeleri söz konusu olurken. Hüsnü Paþa’ya gittim. bizim Kemal Saatçýoðlu! Kemal Bey gülümseyen bir yüzle bir hatýrasýný þöyle anlattý." Rýza Paþa Rikabi'nin alet edavatý temin edebileceðini söylemesi üzerine Cemal Paþa bana "Yarýn gider bunlarý Hüsnü Paþa’ya temin ettirirsiniz" emirini verdi.Belediyede akþam saat 8'e kadar çalýþtýktan sonra. Belediye Reisi Rýza Paþa Rikabi beni çaðýrarak "Cemal Paþa telefon etti. Cemal Paþa asar! Ýþte bu Cemal Paþa’nýn hakim olduðu Þam Vilayeti Belediyesi’nin Heyeti Fenniye Reisi. 5 kilometre gittikten sonra ne göreyim? 30 metre yükseklikte 50 metre boyunda 2 tünel arasýnda üzerinden kanal geçen bir duvar yýkýlmýþ ve Nehri Tura kanalýný da doldurmuþ. Sakýn beni yalancý çýkarma. "40 kilo dinamit. Nehri Tura Kanalýný da týkadýðý için karargaha ve kýþlalara su gitmiyormuþ. Karargahýn önünde Belediye Reisi bekliyordu. Çýkarken de "Bir hafta içerisinde bitiremediðin takdirde vallahi seni asarým. 50 laðýmcý." dedi. 200 asker. Huzura Rýza Paþa ile birlikte çýktýk.

Mektepli misin. böyle de. arzularýný sormuþ. Ata Beye “Çýk bakalým dedi. dedi. kendilerinden ürkmüþ olduðu halký memnun etmek için. Baþmühendis Nadir Bey beni Nazým Paþa’ya takdim ettiði zaman Paþa sordu. Nezaretten gelen istikþaf mühendisleri "Kibert Þirketi. onlar da "Meyhanecileri istemeyiz. . elden ne gelir? Düþündüðüm gibi de yaptým. alaylý mý? 15 . Ertesi gün." Paþa. ama iþin bitmesi için kendisinden 460 altýn harcamaktan kurtulamamýþ. Aþaðý inince Ata Bey "Paþam dedi. bir taraftan meyhanecileri Cide'ye sürerken. Cemal Paþa. bu yolun haritasýný yapmadýkça orada istikþaf imkansýzdýr" yollu baþtan savýcý bir cevapla geldikleri yere dönmüþler ki benim bundan ve daha evvel verilmiþ bulunan 16 rapordan haberim yok. Düþündüm. Paþa. yanýnda Rýza Paþa ile Mýsýr Baþmühendisi Maisner Paþa’nýn muavini Mühendis Ata Bey’le birlikte kanala geldiler.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I sonra gelecekmiþ. . öyle de ölüm. . iþi ele alarak. Nazým Paþa. diðer taraftan da Cide yolunun yapýlmasý konusunda çalýþmalara baþlamýþ. iyisi mi gidip Cemal Paþa’ya iþin içyüzünü anlatayým. bu söz üzerine bana dönerek. Cide yolunun yapýlmasýný isteriz" demiþler. vurursa kader. "Bir ayda". buraya tayin edilir edilmez Vilayetin ileri gelenlerini toplayarak.Seni affettim. dedin".Kastamonu Valisi Yeniþehirli Nazým Paþa. bu iþ ne kadar günde bitirilebilir?" Merdivenlerden çýkarken Ata Bey yavaþça sordu: "Kaç günde mümkündür. orada Cide yolu istikþafý dolayýsýyla baþýndan geçen dikkate deðer bir vakayý da þöyle anlattý. Kemal Bey iþe iyi baþlamýþ. ümit ederim ki bir ayda iþi bitirecek. Cide Yolu Ýstikþafý Kosova'dan sonra Kastamonu'ya tayin edilen Kemal Saatçýoðlu. Ayaklarýna kapanarak aðlamaya baþladým… Kemal Bey böylece asýlmaktan kurtulmuþ.

.Var . bir jandarma ve bir mekkareden ibaret ihtiyacýmý bildirince sordu. Elimde istikþaf paftasý.Nasýl.Mektepliyim. ayaðýma podametre asýlý.8 sene Paþa Hazretleri. Köylü jandarmaya koþtu.O halde yer de var. omzumda altimetrik. suvari jandarma arkada. sen bu yeri görmeden nasýl yaparým diye söz veriyorsun? . 50 lira avans aldým ve Kastamonu'ya geliþimin dördüncü günü Daday’a gittim. efendim. köþesinde pusula. Daday'dan istikþafa baþladým.Sen Cide yolunu yapabilir misin? "Hay hay" cevabýný verince de: .Nireye götürüyon donguzu? Diyorlar. 16 . ýraký satan mý? 8 kilometre sonra bir köye indik. Yapýlmasý istenilen yol. Daday’la Cide arasý. gören köylüler jandarmaya. . tekrar sordu. dedim. . Ýþte tam bu günlerde. onu karþýlayýp.Mezuniyetine kaç sene oldu? . ben mühendisim Paþam. daha evvel bahsettiðim gibi meyhaneciler Cide'ye sevkediliyorlarmýþ.Ya binek? Yaya gideceðimi haber verince adamcaðýzýn yüzünde þaþkýnlýðýn çizgileri belirdi. Ailemi yerleþtirdim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I . Ben yaya önde. para var mý? . dedi. Kaymakama.Otur bakalým þuraya. elbetteki yaparým bu yolu. . diye soruyarlar.Paþam. sonra da bana dönüp. Beni yukarýdan aþaðý þöyle bir süzdükten sonra. Ertesi gün yola çýktýk. .

gazetemizin hacmini göz önünde tutmak zorundayýz… 17 . tabiidir ki.Merhaba çavuþaða kolay. Jandarma hiddetlendi. Filan dedikten sonra. bana da. gelsin.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I . hatýralarý var ama biz bunlarý yayýnlarken. Müslüman.Akþamlar hayýrlý olsun çorbacý “dediler. . Köylü boynunu büktü. .Ne bilek. bakmýþ ki nereye gitse gayri Müslim veya meyhaneci sanýlacak.Hoþ geldin baþefendi. Hatýrasý. kýsa don giyiyo da. Ancak bunu giydikten sonradýr ki yolda görenler. merhaba. mektepte 7'nci sýnýfta giyindiði kýrmýzý þeritli ceketini istemiþ. bu mühendis. .Ülen. Kemal Bey. Kemal Saatçýoðlu 22 günde Cide yolunun haritasýný ve 3 ay sonra da en müþkül bölgede 24 kilometrelik tesviyeyi turabiye yaptýrmaya muvaffak olunca. hemen eve haber yollayýp. Demeye baþlamýþlar. maaþýna 150 kuruþ zam almýþ! 60 sene mühendislik yapan ve 83 yýl yaþamýþ bulunan Kemal Saatçýoðlu'nun biri birinden enteresan daha pek çok hatýrasý var. .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 18 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I FABRÝKALAR KURAN FABRÝKA KARDEMÝR VE TÜRKÝYE CUMHURÝYETÝ DEMÝR-ÇELÝK ÖYKÜSÜ Mahmut Kiper Metalurji Mühendisi .

Türkiye demir-çelik öyküsünde KARDEMÝR'in (Karabük Demir Çelik Ýþletmeleri). gözlemci ve tanýk olarak yer almýþ. Ýngiltere'nin davetinin sebebi Türkiye'yi harbe sokmak için iliþkileri geliþtirmekti. Fabrikayý gezdikten sonra enteresan bir þey göstere20 . Osmanlý Ýmparatorluðu -gerçi elde bir vesika yok ama... çeliðin kitle halinde imali çok önemli bir olaydýr.bu günlere taþýnmasýný saðlamýþ bir üstadýmýzdý. konuþmacýsý ise -Atatürk'ün yurtdýþýna gönderdiði diðer öðrencilerle birlikte 1926'da Ankara Garý'ndan bizzat uðurladýðý.ülkemizin ilk Metalurji Yüksek Mühendisi Selahattin Þanbaþoðlu idi. Þanbaþoðlu. Ayný zamanda. S. 'Biz bir müstemleke kaybettik ama öyle bir sanayi üretimi meydana getirdik ki.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 20 Ekim 1992 tarihinde TMMOB Metalurji Mühendisleri Odasý'nda yapýlan Akþam Söyleþisi'nin konusu "Türkiye'nin Demir-Çelik Öyküsü". Þanbaþoðlu'nun çok önemli bir yeri vardýr. ama daha sonra. 1930'larýn baþlarýnda baþlayan demir-çelik seferberliðinin her aþamasýnda nefer. önce makina mühendisliði eðitimine baþlamýþ. Osmanlý Ýmparatorluðu'nun son dönemlerinden baþlayarak bu öyküyü þöyle aktarmýþtý : "Endüstri devrimine yol açan temel unsur olan çeliðin kütle halinde imalatýný gerçekleþtirmiþ olan Ýngiltere'nin Baþbakaný kaybettikleri Amerikan müstemlekesi için demiþtir ki. tüm olumsuzluk ve yokluklara raðmen. Þöyle bir hatýramý müsaade ederseniz arz etmek isterim : 1942-43 senesinde.' Evet. kendisi hiç çalýþmamýþ olmasýna raðmen. Türkiye'nin sýnaî geliþiminde sürekli izler býrakmýþ ve bu satýrlarda anlatýlacak olan demir-çelik öyküsünün -inanýlmaz güçlü hafýzasýyla en ince detaylarýna kadar. KARDEMÝR öyküsünde de. "Memlekete gereklidir" diyerek Aachen'de metalurji eðitimi görmüþ. ülke sanayisinin temel taþlarýný oluþturan kuruluþlarýný ülkemizin saðlam tuðlalarý olarak sessizce ören ve yine sessizce göçüp giden bir mühendisi idi. lider.. Cumhuriyetin o dönemlerdeki insanlarýnda görülen özelliklerinden olan üstün devlet ve görev bilinciyle.1820'lerde sanayi devrimine girmeye çalýþmýþtýr. Askeri Fabrikalar Genel Müdürü Baþkanlýðý'ndaki bir heyetle harp içerisinde Ýngiltere'ye gittik. Söyleþide Þanbaþoðlu. o müstemlekeyi kat kat telafi edecek durumdadýr.

Bu savaþta hem çelikhane. Mezarýn üzerinde: 'Ýstanbul'dan buraya staj için gelip 28 yaþýnda ölen Ýbrahim……'in mezarýdýr.' yazýyor. fevkalade bakýmlý. Ýmalat-ý Harbiye'nin mazisinden bahseden bir kitap görmüþtüm. mermerden yapýlmýþ. hem de bir haddehane bulunmaktadýr. hem imalathaneler ve diðer tüm fabrikalar var güçleriyle çalýþtýlar. harap oldu. Ama. Ufak pik dökümhanelerinden baþka hiçbir þey kalmamýþtý. 100 milyon liralýk tahsisatýn 5 sene zarfýnda sarf edilmesi üzerine bir kanun çýkarýlmýþ ve ona istinaden 21 . Ýlk kurulan tesisler beþer tonluk biri bazik. Fabrikanýn büyük yeþil bahçesinin bir yerinde. Vakti zamanýnda Askeri Fabrikalarýn kütüphanesindeyken. "Ýlk teþebbüs 1924 senesinde imalathanelerin tekrar kurulmasý için çýkarýlmýþ bir kanunla baþlar. Þanbaþoðlu Cumhuriyetin ilk yýllarýndaki demir-çelik ile ilgili giriþimleri de þöyle anlatýyor. 1923'te elinde çelik üreten hiçbir tesis yoktu. ama kaybolmuþtu... dövme ve presleme iþlemleri vardý. Daha sonra Ýmalat-ý Harbiye tarafýndan Zeytinburnu'ndaki demirçelik tesisleri kurulmuþtur. asidik sistemle de toplarýn namlularý yapýlýyordu. Bazik sistemle kütle çelik imalatý. etrafý zincirle çevrili bir mezar var.. O nedenle hafýzama istinaden anlatacaðým. Abdülaziz'in zamanýnda Osmanlý Donanmasý'nýn geliþmesi arzu edilmiþ olduðu için..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ceðiz dediler. bu tersane kurulmuþtur ve içinde hem demirhane. Ve Türkiye Cumhuriyeti teþekkül ettiði vakit. çýrak okulunun mürekkep ihtiyacý dahil tüm ihtiyaçlarý da bu tesiste yapýlýyordu. dövülme suretiyle þekil alýrdý. diðeri de asidik Siemens-Martin ocaklarýdýr. 2000 tona kadar bütün gemilerin boyasý. Osmanlý Ýmparatorluðu'nda hangi tarihte kütle halinde çelik imaline baþlandýðýna iliþkin bir vesika yok. Osmanlý'da kütle halinde çelik üretimi evvela Camialtý Tersanesi ile baþlamýþtýr. Sonra gidip aradým. Yani. Siemens-Martin ocaðýndan dökülen çelik haddeleme suretiyle deðil. Bu garibin mezarýna kimse dokunmasýn!. Bu durum aþaðý yukarý Birinci Cihan Harbi'ne kadar devam etti. Tarih 1840." S. Zeytinburnu'nda haddehane yoktu.. Mütareke ile birlikte hepsi kapandý.

Fabrikada eþeklere ayrý yer vardý. Türk Tarih Vakfý'nýn Sözlü Tarih Projesi kapsamýnda. Bunu yapan da devlet deðildi. Ülkü Özen'in Selahattin Þanbaþoðlu ile yaptýðý söyleþiden alýntýlara da yer vermiþti.. hangi koþullar altýnda ve hangi inanç ve dirençlerle baþarýldýðýný gösteren bu ara açýklamadan sonra. ya da çamur tarladan geçerek gidilirdi. koyun gibi hayvanlarý doðrudan doðruya kendileri yetiþtirerek. demirhane. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda nelerin. haddehane. 1932'te Almanlar’dan bir heyet geldi. üç saatte köyünden eþekle veya yaya gelirdi. gibi sebzeler ile tavuk. fabrika çevresindeki uygun bir arazide domates. Ve 1929 senesinde de.. fasulye vb. Bu fabrika 1932'nin baþýnda bitti. Haftada yalnýz iki tren geçerdi. Ýþçi tamamen oralarýn köylüsüydü. Çelik fabrikasýnda 500-600 iþçi çalýþýrdý. Bu söyleþide. Yol yoktu. Kendi aramýzda para toplayýp baþlattýk ve usul haline getirdik. bunlarý çalýþtýrmaya baþladýk. Bilsay Kuruç. bir tane 2 tonluk elektrikli ark ocaðý ve iki tane de kupol ocaðý ile beraber dökümhane. Kýrýkkale'deki çelik fabrikasýnýn temeli atýlýr. ilk fabrika yemeði ve kýyafeti Kýrýkkale Çelik Fabrikasý'nda verilmiþtir.. biber. kahvehane ve kasap dükkaný ayný yerdi. Ýlk önce Ankara Fiþek Fabrikasý ile iþe baþlanmýþtýr. Meyhane. tekrar Þanbaþoðlu'nun aðzýndan demir-çelik serüvenine devam edelim : 22 . Fabrikaya ya trenle. Dr. Ýþçilere (yani çalýþan köylüye) kendi getirdiði pekmez veya ayrana bandýðý yufka ekmeðinden ibaret yemeðinin ve kendi elbisesinin dýþýnda. bir aný kitabý basýldý." O devirde yörede ne sebze hali. ne kabzýmal ne de mezbaha vardýr ve onlar. çalýþanlara Cumhuriyetin ilk tabldot uygulamasýný baþlatýrlar. Gazete gelmezdi. Ýki. Fabrikada iki tane 10'ar tonluk SiemensMartin ocaðý. Þanbaþoðlu'nun 1995'te ölümünün ardýndan. Bu kitabýn sunuþunda Prof. Kýrýkkale'nin ve fabrikanýn o günlerdeki durumunu da Þanbaþoðlu þöyle anlatýyordu : "1932'de Kýrýkkale'de askeri fabrika sahasý dýþýnda sadece 13 ev vardý. tamirhane vardý." S.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I askeri fabrika imalathaneleri tekrar yeni baþtan kurulmaya baþlanmýþtýr.

Türkiye'de bugün bunun yarýsý üretilmiyor. manyezitin yakýlmasý ve katýlmasý ilk defa burada oldu. atýþa dayanýklý çelikler. Baþlangýçta.. Škoda firmasýndan Harlas isimli bir ustabaþý getirdiler. çünkü ne mühimmat. kuma çelik döküm de bura23 ..08) karbonlu ve silissiz malzeme imal etmekti... ama. Ýsmet Paþa'nýn emriyle '. 1935-50 arasýnda 150 kadar deðiþik çelik çeþidi yapýlmýþtýr. Çetinkaya zorlayýnca ray sipariþini Kýrýkkale'ye vermek zorunda kaldýlar. Devlet Demiryollarý baþlangýçta hiç istemiyordu..' denmiþtir. yüksek hýz. Hülasa. Kýrýkkale'nin esas imal görevi vasýflý çeliktir. Kýrýkkale'de dolomit yoktu. Sýcak iþ.da yapýlsýn.000 ton ray verdik.. 15'lik top imalatý için Almanya'ya tekâmül kursuna gidenler. 1934 senesinde Ali Çetinkaya Bayýndýrlýk Bakaný olduktan sonra Devlet Demiryollarý ona baðlandý. Raylarý ilk teslim ettiðimiz zaman TCDD þüphe etmiþti. kýsaca her cins takým çeliði yapýldý. semantasyon çelikleri. bütün diþli çelikleri. Bizi en çok müþkülata uðratan. ama manyezit vardý. Burada ray. Bunda baþarýlý olmuþtur. ne de ray için sipariþ vardý. Bu fabrikalarý askerlerin ihtiyaçlarý için kurarken. Türkiye'de ilk defa çelik döküm. Daha sonra Almanlar gittiler ve 1934'e kadar çelikhane çalýþmadý. tabiatýyla hiç tahsisat falan yok. Hepimiz acemiyiz ve doðru dürüst kütle halinde üretim yapamýyoruz. fiþek için. 1935-1940 tarihleri arasýnda TCDD'ye 20. Bizim çelik imalatýnda Harlas'ýn çok büyük yardýmý ve tesiri oldu. Türkiye'de ilk defa ray 1932 senesinin Haziraný'nýn 4'ünde burada yapýlmýþtýr. Bizim raylar onlarýnkinden kat be kat mukavim çýkýnca herkesin sesi kesildi. Sonra. Kýrýkkale'de hep yeni þeyler yapýlýrdý. Onlar raylarý Thomas çeliðinden yapýyordu. platina dediðimiz çok düþük (% 0. Ýnþaat Fen Heyeti Baþkaný olan Ýsmail Fuat Bey bizim raylardan ve Alman konsorsiyumundan gelmiþ raylardan bir kaç örnek alýp test etmek üzere Ýsviçre'ye gönderdi. uçak çeliði. daha bir çoklarý yapýldý.. paslanmaz çelikler. O esnada. kalem çeliði.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "O vakit demiryollarý Türkiye için çok önemli.

. Piyasaya vermedik. bentonit hiç bilinmezdi.. deðiþik ve zor iþler yapýlýyordu. Ýngilizlerin kitlesel demir-çelik üretimini 'Amerika Müstemlekesi'nden daha üstün tutmalarý gibi. Ve ondan sonra da enteresan iki döküm yapýldý. ekonomik geliþ24 . Dr. Bilsay Kuruç. aðýr sanayisini kurmasý ve bunun için de lokomotif sektörlerden olan demir-çelik iþinde çok yüksek üretim rakamlarýna ulaþmasý gerekiyordu.. 1980'lerin sonlarýnda Uluslararasý Demir-Çelik Enstitüsü'nün (IISI) 21. Ama 600-700 ton/yýl ölçekli çelik üretimi ülkenin sanayileþebilmesi için çok yetersizdi.. O vakit þamotu öðütüp döküm kumuyla karýþtýrma suretiyle çelik kumu imal edildi... Þanbaþoðlu'nun anlattýklarýndan yola çýkarak o dönemki Kýrkkale'yi þöyle tanýmlýyor : ". tüfek ve barut fabrikalarý ortaya çýkar. diðer geliþmiþ ülkeler de bu üretimi çok önemsediler. Askeri fabrikalar 1924'te alýnmýþ olan bir kararla. fiþek yanýnda.' ilkesine göre ve bütünüyle de harp sanayisine yönelik olarak. zýrh levhasý....Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I da yapýldý. top tabanca. barut. Mermi. vagon yayý.. dýþ kýsýmlarý gri döküm halkalardý. Kendi ihtiyacýmýzý. tampon yayý ve kabýna sýðmayan bir çok ürün. bu minyatür sanayide üretiliyordu. bunu çelik endüstrisi merkezli sýnaî üretim gücüne borçludur. piyasanýn ihtiyacý da yoktu. kapsül. Kapasite 2 tonluk bir elektrik ark ocaðýndan ibaretti. lisans söz konusu olamazdý. mermi. 'Kýzýlýrmak’ýn doðusunda kurulsun." En azýndan 2000'lerin baþýna kadar uzanan bir sanayi çaðýnda lokomotif rol oynamýþ olan iþ kollarýnýn desteklenmesi.. Türkiye'nin sanayi devrimini yakalamasý için. toplarýn tekerlek baþlarý olmuþtur. baþta ABD olmak üzere. zýrh mermisi. çelik. iç kýsmý beyaz döküm. Bütün bunlarý kitaplardan bakarak yaptýk. bunlar eski Erkin denizaltý personel gemisinin bodoslamalarý ve mermi çeliklerinin çekme halkalarý için." Prof.. Çelik döküm kumu tanýnmýyordu. 1930'larda ýssýz Kýrýkkale köyünde minyatür bir sanayi modeli kurulmuþtu. Ýlk yapýlan þeyler.." Bu minyatür sanayide gerçekten çok önemli. ana ve yardýmcý fabrikalar biçiminde kurulur.. Fiþek. Patent. TCDD'nin ve Milli Savunma'nýn ihtiyaçlarýný karþýlardýk. yýllýk toplantýsýndaki þeref konuðu þöyle diyordu: "ABD bir endüstri devi ise.

. Ruslardan sonra Amerika'dan gelen bir diðer heyete Türkiye'nin ekonomik tahlilleri yaptýrýlmýþ. Granigg Türkiye'ye getirtilir. Kimya sanayisi ile birlikte temel lokomotif sektörlerden olan demir-çelik iþkolunda çalýþan bir kiþi. KARDEMÝR'in kuruluþunun 50. Granigg.000 ton demir-çeliðe sürüm bulunabileceði. Dr. Bu nedenle de. Yeni yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti de bu gerçeði görüyordu. Bu yüksek fýrýnýn iþletilmesi için kurulacak kok fabrikasýnda da kimya sanayi bakýmýndan önemli yan ürünler elde edileceði ve bu aðýr sanayi merkezi çevresinde kurulacak sülfürik asit fabrikasý ile diðer yan sanayi tesislerinin çok ekonomik olacaðý doðrultusunda görüþler ortaya konmuþtur. Bu kýpýrtýlardan sonra 1928'e kadar herhangi bir diðer araþtýrma emaresi gözlenmemektedir. Öte yandan ülkemizdeki kömürlerin koklaþma testleri ve cevherlerin uygunluk analizleri de yurtdýþýnda yaptýrýlmýþtýr. ülkede kitlesel ölçekli bir entegre demir-çelik tesisinin kurulmasý hususunun araþtýrýlmasý için gereken çalýþmalar. 1929-30 gümrük istatistiklerine göre. yýlýnda yayýnlanan bir broþürde anlatýlanlara göre. 1932'de Rus Heyeti'nin incelemelerinden sonra.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I menin anahtarý konumundaydý. bu heyetin verdiði raporlarda. fakat. bu sektörlerden etkilenen diðer iþkollarýnda 20 kiþiye daha istihdam olanaðý saðlamaktaydý. bunun için de günde 300 ton kapasiteli bir yüksek fýrýna ihtiyaç olduðu belirtilmiþtir. bütçeye ödenek konamadýðýndan. bir yýlda 150. demirçelik sanayi kurma teþebbüsü ikinci kez olumsuz sonuçlanmýþtýr. konu tekrar gündeme gelmiþ. raporunda demir cevherinin ve cevherin izabesi için kullanýlacak kokun dýþarýdan getirilmesini tavsiye eder.. bir taraftan petrollerin incelenmesi için Lüksemburg'dan Dr. ulaþýmdan reklama tüm diðer yan sektörlerde % 20'lik bir artýþý da beraberinde getirmekteydi. 1925 yýlýnda. üretimde görülen % 20'lik bir artýþ. diðer taraftan da kömür ve demir madenlerinin araþtýrýlmasý için Avusturya'daki ünlü Löben Maden Mektebi'nin profesörlerinden Dr. Ýktisat Vekaleti tarafýndan hemen baþlatýlmýþtý. Çünkü bu anahtar sektörlere yapýlan yatýrýmlar sonucu. Lucius. 1928'de Genel Kurmay'da yapýlan bir toplantýda konu tekrar ele alýnmýþ. bu kapsamda demir-çelik sanayisi de 25 .

Yöredeki jeolojik yapýnýn aðýr sanayi tesisi kuruluþuna elveriþli oluþu. Hasan Osman Kýraç ve S. Ýþin alýnmasý için çok bastýran Ýngiliz Hükümeti ile imzalanan toplam 2. tesisler için önerdikleri kuruluþ yeri Ereðli'dir. Ýncelemelerin sonucunda ". tesis Zonguldak'ta kurulsun. birinci sanayi kalkýnma planý kapsamýnda yer alan bu en önemli tesisin kesin olarak kurulmasýna karar verilmiþtir... Þanbaþoðlu ile KARDEMÝR'in yollarý da ilk kez burada kesiþir.5 milyon £ tutarýndaki bir kredi anlaþmasý çerçevesinde. Ve nihayet. Alman Krupp firmasý 80. Genelkurmay deniz toplarýnýn atýþ menzili (o zamanlar 70 km'ydi) dýþýnda kalmasý hususunda ýsrar eder ve Zonguldak'tan 70 km içeride 11-12 haneli Karabük Köyü bulunur..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ele alýnmýþtýr.000 ton/yýl kapasiteli iki ayrý teklif verirler... Þanbaþoðlu bulunmaktadýr.. Demiryolu güzergahýnda olmasý nedeniyle. 1936 yýlýnda Erzurum demiryolu hattýnýn yapýlýþýnda bulunan Divriði demir madenindeki cevherin nakil imkâný. Karabük'ün seçilmesinde savunma gereksinimi dýþýnda þu faktörler de rol oynamýþtýr : Taþkömürü havzasýna olan yakýnlýðý. BRASSERT firmasýna verilir. S. Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarý adý dikkatinizi celp etmiþtir. Daha sonra. 3 Nisan 1937 tarihindeki temel atma töreninde Baþvekil Ýsmet Ýnönü þunlarý söylüyordu : ".. KARDEMÝR'in ihalesi H. Amerikalý iktisatçýlarýn ve Rus heyetinin incelemeleri sonucunda. Sümerbank ve Genel Kurmay ile birlikte çalýþmalara baþlanmýþ.. A.000 ton/yýl ve Ýngiliz Brassert firmasý da 150. Bunlardan her biri her memlekette baþlý baþýna birer kýymet sayýla26 . entegre demir-çelik tesislerinin kuruluþ yerlerinin seçiminin ve diðer sorunlarýn incelenebilmesi için. Demir-Çelik fabrikalarý yedi tane büyük fabrikadan mürekkeptir. Yörenin iþçi yerleþmesine uygunluðu. kesin kuruluþ yerinin tespiti için Sümerbank ve Askeri Fabrikalar uzmanlarýndan bir heyet seçilir. Demir cevheri dýþarýdan ithal edileceði için sahile yakýn oluþu." derler. Yer seçimi için oluþturulan heyette Vedat Akdoðan.

Demir ve Çelik Fabrikalarýnýn endüstri bakýmýndan. Amelenin nispeten azlýðý. Kurulacak fabrikalar fennin en son terakkilerini ve en son icatlarýný ihtiva edecek olan en kuvvetli müesseselerdir. ekonomi bakýmýndan olduðu kadar. çelik fýrýnlarý. Yüksek fýrýnlar. aðýr endüstriye bugün baþlamýþ bulunuyoruz. büyük bir atölye ve tali maddeler fabrikasý. 20.000 kw kudretinde bir elektrik santrali. Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarý ile memleketin her sahada çok kýymetli olan baþlýca ihtiyaçlarýna cevap verecek bir müessese kurmakla kalmýyoruz. memleket müdafaasý bugünden sonra daha geniþ temellere istinat etmiþ olacaktýr. mektep ihtiyaçlarý ayrýca hazýrlanacak. kurulacak olan bu fabrikanýn ne kadar modern ve mekanize olduðunu göstermeye kâfidir. Cumhuriyetçi ve milliyetçi Türkiye'nin manevi ve içtimai bir medeniyet ve kültür müessesesini de meydana getirmiþ oluyoruz. Arkadaþlar. 27 . Her bakýmdan memlekete bu kadar lüzumlu ve faydalý olan bu fabrikalarý vücuda getirmek Atatürk'ün büyük ehemmiyet verdiði baþlýca bir mevzu idi. Bu fabrikalar her ihtiyaç için istediðimiz demir ve çelik temin etmekle. memleketin müdafaasý için olan yüksek ehemmiyetine de bilhassa dikkatlerinizi celp etmek isterim. endüstri hayatýna hevesle girdikten sonra asýl endüstrinin ana kýsmýna.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bilir. Bu müesseselere 22 milyon liradan fazla para sarf edeceðiz. Fabrikalarýn her gün kullanacaðý madenleri 236 vagon taþýyacaktýr. kok fýrýný. Bu müesseselere dayanarak yeniden kurulacak fabrikalar ayrýca bir mevzu olacaktýr. Bu fabrikada günde bine yakýn amele çalýþacaktýr. Makina endüstrisine de buradan baþlanýr. Görüyorsunuz ki. haddehane. Burada çalýþanlarýn ikamet ve çalýþma sýhhat þartlarý. bugün meydana getirilmesi kararlaþtýrýlmýþ olan bunlardýr. Bu müessese içtimai bakýmdan da ayrýca dikkati celp edecek bir kýymeti haizdir. bunlar için ayrý ayrý müesseseler kurulacaktýr. Bu her gün on trenin buraya gelmesi demektir.

Þanbaþoðlu þunlarý anlatýyordu : ". ne de ekskavatör vardý. Bu yolda karþýlaþýlmýþ olan sayýsýz zorluklarý gidermek ve kuruluþlarýný tahakkuk ettirebilmek için baþlýca istinat kuvvetimiz Atatürk'ün bitmez tükenmez müzahereti ve yardýmý olmuþtur..…" Böylelikle. Karabük'ün yapýlmasý -dikkat buyurun. benim kanýmca en önemli faktör -öldüyse.... Bu olay ülke çapýnda büyük yankýlar uyandýrmýþ ve gazeteler olayý 'Millî Þef' KARDEMÝR'in Temel Atma Merasiminde (3 Nisan 1937) günlerce iþlemiþlerdi. Soðanlý ile Araç çaylarýnýn kesiþtiði yerde ve birer bataklýktan farksýz olan geniþ çeltik tarlalarýnýn üzerinde memleketimizin ilk büyük aðýr sanayi tesisleri hýzla yükselmeye baþlamýþtý..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün temelini atmakla sevinç duyacaðýmýz bu fabrikalarýn kurulmasý için çok çalýþýlmýþ... uzun müzakereler ve tetkiklerde bulunulmuþtur. Bu kadar hýzlý bir fabrika yapýlmasýnda. Allah rahmet eylesin." 28 . KARDEMÝR'in kuruluþu ile ilgili olarak S..Azmi Tlabar ismindeki kontrol mühendisiydi. kürek ve eþek küfeleriyle yerlerin doldurulmasý suretiyle gerçekleþtirilmiþtir. O hep iþinin baþýndaydý ve sabahtan gece saat 12'ye kadar mütemadiyen bu iþle meþgul olurdu.2½ senede olmuþtur ve bu yapýlma iþinde ne dozer... Bütün bu iþler kazma..

hep kadýn isimleri verilir ve yýllarca hiç durmazlar. Ve tam 64 senedir -her 5-6 senede bir bakým-onarým için verilen kýsa molalar hariç. Ama topraðý ateþle birleþtirerek demir veren bütün yüksek fýrýnlara. uzun doðum sancýlarý çekti. Yüksek Fýrýn Þefi Ekrem Kapralý ve Ýngiliz Uzman Mr. gerisin geri demir olarak gün yüzüne çýkarýrlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bir Entegre Demir-Çelik Tesisinin Konstrüksiyonunda Kas Gücü Kullanýldýðýnýn Resimli Vesikasýdýr.. bu saygý uyandýran ve heyecan veren doðurganlýklarýndan dolayý. her gün demir doðurur durur. Smith Müessese 29 .. karnýndaki cevheri taþkömürünün ateþi ve karbonu ile yoðurdu. Yüksek Fýrýn.. 9 Eylül 1939'da iþletmeye alýnan Fatma adýndaki 1.. 15 Eylül 1939'da Fatma tam kapasiteyle iþletmeye alýndýðýnda.Fatma ve daha sonralarý da kardeþleri Zeynep ile Ülkü.. Ýçerilerine her gün yüklenen cevheri bu fýrýnlar.. (28 Þubat 1938) 1 Mart 1938'de makinalarýn montajý baþladý ve birbirini besleyentamamlayan üniteler bütünü olan bu tesiste ilk olarak 6 Haziran 1939'da Kuvvet Santrali ve ardýndan da 27 Temmuz 1939'da 1. Yüksek fýrýnda gerçekleþen reaksiyonlarýn tümü bugün bile açýklanamamaktadýr. Kok Fabrikasý iþletmeye alýndý. Cumhuriyetin ilk sývý demiri 10 Eylül 1939'da Fatma'nýn karnýndan akkor halinde gün ýþýðýna çýktý.

13 Mart 1937'de kurulan Sümerbank Karabük Bürosu. Þanbaþoðlu da bulunmaktadýr. SÜMERBANK da bu tesisin iþletilmesine yardým etmekle görevlendirilmiþti. Ve bundan sonra da KARDEMÝR. Bu esnada. Makina Atölyesi.000. orada tanýk olarak S. sýra demiri yine ateþle çeliðe dönüþtürecek olan Siemens-Martin ocaklarýnýn devreye alýnmasýna gelir. Haddehaneler. 21 Mayýs 1955'te ETÝBANK'ýn bir müessesesi olan Divriði Demir Madenleri'ni de bünyesine katan kuruluþta. baþlangýçta 32. Çelikhane. hem de baþka fabrika ve tesislerin kurulmasýnda.000 TL. Daha sonra. 30 . 13 Mayýs 1955 tarihli bir kanunla KARDEMÝR.900.000. bu iþletmelerin dýþýnda baþlýca þu üniteler mevcuttu. Hem bu ocaklarýn devreye alýnmasý. sermaye ile kurulan Türkiye Demir-Çelik Fabrikalarý Müessesesi'ne devir oluyor. KARDEMÝR'le Þanbaþoðlu'nun yollarý. hem de haddehane ve ray çekme ayarlarýnýn yapýlmasý süreçlerinde Kýrýkkale'den gelen ekiplerin çok büyük katkýlarý olacaktýr. uzun yýllar sonra tekrar kesiþecektir. olaðanüstü bir özveriyle. 200 milyon TL sermayeli bir 'iktisadi devlet teþekkülü' durumuna gelmiþ ve "Türkiye Demir-Çelik Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü" adýný almýþtý. 1 Haziran 1939'da 30. KARDEMÝR o günlerde en ileri teknolojileri içeren devasa boyutlu bir aðýr sanayi tesisiydi ve iþletilmesi için müteahhit firma ile 1½ senelik bir sözleþme yapýlmýþtý. Kýrma-Eleme ve Sinter Tesisleri.000 TL'ye balið oluyordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Müdürü Halit Civelekoðlu'nun yanýna gelir ve döküm alýndýðýný bildirirler. çok büyük hizmetler verecektir.000 TL'ye mal olan KARDEMÝR'e Sümerbank'ça Sülfürik Asit ve Süperfosfat Fabrikalarý ile bazý tesisler daha ilave ediliyor ve böylece toplam kombine yatýrým maliyeti de 50. Yüksek Fýrýn. Kok Fabrikalarý. hem baþka demirçelik iþletmelerinin.

35 tona kadar pikten ve 26 tona kadar da çelikten mamûl. Pik.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Çelik Konstrüksiyon Atölyesi. Çelik ve Demirdýþý Metal Dökümhaneleri. Karakaya Barajý. TRT ve PTT'nin 19 adet Radyo-TV anten kulesi. PETKÝM.000 t/yýl kapasiteli dökümhaneler. Taþkýzak ve Alaybey Tersaneleri ile Ereðli Demir-Çelik Tesisleri (ERDEMÝR) ve Ýskenderun Demir-Çelik Tesisleri (ÝSDEMÝR) de dahil olmak üzere. "Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarý ile memleketin her sahada çok kýymetli olan baþlýca ihtiyaçlarýna cevap verecek bir müessese kurmakla kalmýyoruz. makina ve çelik konstrüksiyon atölyeleri ile dökümhanelerin de kurulmasýnýn temel nedeni. Zira. 9 tane þeker fabrikasý. Fýrat Köprüsü. bir çok fabrikanýn kuruluþunda önemli görevler üstlenip 'Fabrikalar Kuran Fabrika' unvanýný taþýmaya hak kazanmýþtýr. Ülke sanayinin geliþiminde büyük hizmetler veren tesis öte yandan bir 'içtimai medeniyet ve kültür müessesesi' olma iþlevini de yerine getirmiþtir. Seydiþehir Alüminyum Tesisi. çok aðýr parçalarýn dökülebildiði 49. Afþin-Elbistan Termik ElektrikSantralý. ülkemizin her yöresinde baþlatýlan kalkýnma ve sanayileþme çaðýný yakalama hamlesi çerçevesinde planlanan tesislerin hayat geçirilmesiydi. Milli Þef Ýnönü'nün KARDEMÝR'in temel atma töreninde söylediði. yalnýz inþaatlarda kullanýlabilecek olan klasik uzun çelik mamûllerinin üretimi için gerek duyulan tesislerin yaný sýra. Pendik. bünyesindeki bu ek tesislerle. Örneðin. ETÝBANK iþletmelerinin bir kýsmý ve bazý askeri tesisler KARDEMÝR tarafýndan kurulmuþtur. Bu yazýnýn sonlarýn31 . KARDEMÝR'de. KARDEMÝR. cumhuriyetçi ve milliyetçi Türkiye'nin manevi ve içtimai bir medeniyet ve kültür müessesesini de meydana getirmiþ oluyoruz" sözlerini bu iþletme tümüyle doðru çýkarmýþtýr. çay fabrikalarýnýn 64 ünitesi. Türk Tarih Vakfý tarafýndan çýkarýlan "75 yýlda Çarklardan Çiplere" isimli kitapta yer alan bir çok sanayi öyküsü içinde Aydýn Engin tarafýndan kaleme alýnmýþ KARDEMÝR hikayesi de vardýr. Türkiye ve Balkanlar'ýn en büyük ve Avrupa'nýn da hatýrý sayýlýr büyük tesislerindendi. 7 çimento fabrikasý.

ayrýca Ankara'dan davet edilen Gazi Orta Öðretmen Mektebi ve Terbiye Enstitüsü spor muallimleri tarafýndan ameli ve nazari olarak eskrim dersleri verilmiþtir. Fransýz edip Moliere'nin. … Gene ocak ayý müddetince Demir Çelik tiyatro salonunda. Ocak ayý hitamýna doðru Ankara Musiki Muallim Mektebi korosu tarafýndan halk þarkýlarýnýn çok sesli icrasý yapýlmýþ.'' Türkiye sanayisinin ve insanýnýn geliþiminde bir çok ilke imza atan KARDEMÝR. Temsilden sonra. Halkevi müsamere kolu. Karabük'e teþrif eden Ankara Devlet Konservatuarý talebelerinden müteþekkil heyet.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I da KARDEMÝR'in genç cumhuriyette medeni insanlar yetiþtirmek adýna yaptýklarýndan bir kaç örnek þöyle anlatýlmaktadýr. milli þairimiz Mehmet Emin Yurdakul hece vezni þiiri ile aruz vezni þiirinin mukayesesine tahsis edilmiþ bir konferans vermiþtir. bu ülkeye yöneticilik dersleri de vermiþtir. ayný eseri bu defa da Fransýzca aslýndan tercüme edilmiþ þekliyle sahneye vazetmiþlerdir. Maarif Vekilimiz Hasan Ali Yücel ise konferansýnda Karabük civarýnda Köy Enstitüsü deðil sanayi meslek mektepleri ihdasýna karar verdiklerini samiine izah buyurmuþ. Hareketli cereyan eden münakaþalarda garp ve þark zaviyesinden tiyatro san'atý da bahis mevzuu edilmiþtir. bu temsilin akabinde. 32 . her iki versiyonu da seyir eylemiþ olanlar tarafýndan. bir tanesinde üstad Nurullah Ataç lisan meselelerine temas etmiþtir. Metalurji Mühendisleri Odasý eski Baþkanlarýndan Süleyman Sami Altun'dan KARDEMÝR'in eski yöneticileri ile ilgili bazý anýlar dinlemiþtim. Ahmet Vefik Paþa adaptasyonu Mürai eserini temsil etmiþ. lise edebiyat muallimesi Fitnat Arzýkal idaresinde münakaþa ve mukayesesi yapýlmýþtýr. Demir Çelik Tenis ve Velosipet (bisiklet) takýmlarýna ilave olarak pek yakýnda bir eskrim takýmý ihdas edileceði memnuniyetle haber alýnmýþtýr…. ''KARDEMÝR bünyesinde “Fabrika” dergisinin Ýkinci Dünya Savaþý'nýn en zorlu günlerinde (1943) çýkarýlan bir sayýsýnda Ocak ayý etkinlikleri þöyle verilmiþtir: '… Halkevlerinde Ocak ayý içerisinde altý konferans icra edilmiþ olup.

ikinci bir entegre demir-çelik tesisi kurulmasý yönündeki giriþimler 1957'de 33 . daha sonra gerçekleþen ýslahat ve tevsiat ile birlikte 1 milyonton/yýl'a eriþmiþtir. Adana’dan ucuz karpuz. Uzun ürüne yönelik bu ilk entegre tesisin ardýndan.000 ton/yýl'a kadar yükselmiþ. Erzurum’dan et ve tereyað.000 ton/yýl'a ve son yüksek fýrýn Ülkü'nün 1964'te yýlýnda iþletmeye alýnmasýyla da 600. Böyle geliþen KARDEMÝR. Önergede mealen þöyle denilmekteymiþ. kendisi hakkýnda ceza verilmesi için önerge vermiþ ve bu önergenin iþleme konulmamasý yönünde Yönetim Kurulu ýsrarlarýný da kabul etmemiþtir. Ýmza Tayyip Arý" Tayyip Baba. yassý ürüne yönelik ve yine cevher ve taþkömüründen üretim yapmak üzere. ilk yüksek fýrýn Fatma'nýn kardeþi Zeynep'in devreye girmesiyle 275. Onun döneminde bir gün Yönetim Kurulunda bir karar teklifi önergesi okunmuþ. toplu sünnet ve düðün törenleri yaptýrmayý sosyal sorumluluk olarak görürmüþ. Tarihe düþülen bu notu bugünkü yöneticiler okuyorlar mý acaba? KARDEMÝR'in bir baþka Yöneticisi. Mevcut kapasite. getirerek personele hesaplý þekilde sattýrýrmýþ. Yöre halký tanýnmýþ sanatçýlarý ilk kez onun düzenlediði gecelerde görmüþ.TL yevmiye cezasýyla cezalandýrýlmasýný tensip ve müsaadelerinize arz ederim. kendini tevsi etmiþtir. Sümerbank’tan ucuz kumaþ vb. Ýþini iyi yapaný ödüllendirmek için bir çok kendine has yöntem geliþtirmiþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu gün Karabük Yeniþehir Cami karþýsýndaki Parka ismi verilen Tayyip Baba (Tayyip Arý) 1930'lu yýllarýn sonlarýnda çok uzun süre Ýdari Ýþler Müdür Yardýmcýlýðý yapmýþ. " Maiyetindeki personelin…… iþlerini deruhte etmeleri sýrasýnda gerekli denetleme ve kontrolleri yeterince yapmayarak Ýþletmelerin zarar görmesine sebep olan Müessese Müdür Yardýmcýsý Tayyip Arý'nýn…. iliþkileri geliþtirmek için piknikler düzenlermiþ. Ocak 1947 ile Temmuz 1950 arasýnda bu tesisin Müdürü olan Muhittin Erkan ne o zamanlar ne de þimdi Karabüklüler tarafýndan unutulmuþ. Ülkemizin sanayisini geliþtirmeyi hedefleyen demir-çelik üretimini artýrma gayretlerine paralel olarak. daha sonralarý..

Bir rapor hazýrlayýp. 1. demir-çelik 1 ton mamul için 6 ton hammadde ithal eder ve su yolu en ucuzudur.. Bundan sonrasýný gene Selahattin Þanbaþoðlu'nun aðzýndan dinleyelim : ". ERDEMÝR hisselerinin yarýya yakýný bugün borsada kote edilmiþ durumdadýr ve geri kalan kýsmý ise hâlâ kamunun elindedir.500 34 . 1956-57'de Alman Krupp. Ereðli verdiðim rapordaki esaslara göre kuruldu. Ülkenin tek yassý mamûl üreten tesisi olan ERDEMÝR bu gün.5'erlik iki ayrý hisseye (veya % 51'lik kombine bir çoðunluða) sahiptiler.. Tavsiyem 1 milyonton/yýllýk yassý mamûl tesisi kurulmasýydý. ETÝBANK ve Ýþ Bankasý iþtiraklarýyla bir þirket kuruldu. Þirketten istenen Türkiye'de bulunan demir yataklarýný inceleyip ikinci demir çelik sanayisinin tipi ve yerini tayin etmekti. Beni bazý bakanlarýn bulunduðu küçük bir Bakanlar Kurulu'na çaðýrdýlar. ana ve yan üretim tesislerinin yaný sýra iki liman. 7462 sayýlý yasayla 1960'ta kurulmaya baþlanmýþ ve özel bir AÞ statüsüyle 1965 yýlýnda da iþletmeye alýnmýþtýr. Investment Co. hükümete yakýnlýðý da bulunan Ýþ Bankasý Genel Md. iki baraj. Buralarýn üçünde de birer demirçelik tesisi kurulmuþtur (Ali Aða'yý Edremit Körfezi'nin havzasýnda düþünmek gerekir). Kredi alýndý ve Sanayi Bak.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I baþlamýþtý. SÜMERBANK. 1958'de þirketin baþýna beni getirdiler. Çünkü entegre demir-çelik tesislerini deniz kenarýnda kurmak doðrudur... Çünkü.000 ton/yýl kapasiteli ikinci entegre tesis olarak.' firmasýna aitti. Ýzah ettim. Üretim kapasitesi ilk önce 2 milyonton/yýl'a(Mt/yýl). ERDEMÝR. Ben görev almadým. ERDEMÝR'in 600 milyon TL'lik kuruluþ sermayesinin % 21'i 'Koppers Assoc..25'i de 'Chase Int. Üç ayrý yerden birinde olmalýydý: Ereðli.. SÜMERBANK ile TDÇÝ-KARDEMÝR de 153'er milyon TL ile % 25.000 ton/yýl olarak.. Sonradan yabancý ortaklar hisselerini yerli ortaklara satmýþlardý. yassý mamûl hedefleyen 470. Edremit Körfezi veya Ýskenderun. ama kapasite 500.' isimli bir konsorsiyuma ve % 8." Evet. Krupp hammadde vaziyetini uygun görmeyerek iþten çýktý. Ereðli'nin kuruluþuna ön ayak oldu. ardýndan da 3 Mt/yýl'a çýkarýlmýþtýr. Üzeyir Avunduk'a verdim..

Ancak. Süre uzatýmý ve yeniden fiyatlandýrma ile büyük para kazanan bazý firmalar. Bu tesis 35 . 1975'te yüksek fýrýn devreye alýnmýþ. 1970'te temeli atýlan ÝSDEMÝR'de. ÝSDEMÝR bugün 2. özel sektör tarafýndan ülkemizde kurulmaya baþlanmýþtýr. ancak. sonra da. 1974'te bitirilmesi planlanan. altyapýsý yeterli olmayan küçük þirketler iþleri bitirememiþ. EAO iþletmelerinden olan ve Türkiye'nin alaþýmlý çelik üreten en büyük tesisi olan Asil Çelik'in de gayet ilginç bir öyküsü vardýr. yaþadýðý finans sorunlarý ve kronikleþen zararlarý sonucu ERDEMÝR'e baðlanmýþ ve uzun yýllarýn birikimleri sonucunda oluþan sorunlar göz ardý edilmiþtir. hurda demir-çelik girdisiyle çelik üreten EAO (Elektrikli Ark Ocaðý) Tesisleri de -bu kapsamdaki ilk tesis olan Kýrýkkale Çelik Fabrikasý istisna kalmak kaydýyla. yüksek bedellerle iþi alan firmalar bu iþleri çok daha düþük fiyatlarla küçük þirketlere devretmiþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I lojman. Cevher ve taþkömüründen demir-çelik üreten bu entegre tesisler dýþýnda. Tüm bunlara raðmen.1950'lerin sonlarýna doðru. ülkemizin üçüncü ve son entegre demir-çelik tesisi olan ÝSDEMÝR'in devreye alýnmasý sürecinde de sayýsýz fedakârlýklarda bulunmuþtur. ya da aðýr tonajlý bazý iþler tamamlanmýþ ve hassas bölümler tamamlanamadan iþ yarým býrakýlmýþtýr. ama ancak 1977'de bitirilebilen ÝSDEMÝR'in kuruluþundaki gecikmede. ünitelerin hemen hemen hepsi yarým kalmýþ ve bu iþler de KARDEMÝR'in montaj ekibince tamamlanmýþtýr. ayný iþi daha yüksek bedellerle tekrar almýþlardýr. Ýlk olarak. METAÞ ile diðerleri onu izlemiþlerdir. iþi önce býraktýklarý halde. ERDEMÝR'in devreye alýnmasýnda da yoðun çabalar harcayan KARDEMÝR. 1977'de ise 1 mt/yýl kapasiteli bir çelikhane çalýþmaya baþlamýþtýr. bir hava limaný ve sahibi olduðu diðer fabrikalarla ülke ekonomisinin temel taþlarýndan biridir. Ýnþaat ve montaj iþlerinin tonaj hesabýyla bölüm bölüm özel firmalara ihale edilmesinin ardýndan. Elektro Metal AÞ 1957'de EAO ile çelik üretimeye baþlamýþ. Sermaye takviyesinin yanýnda.2 mt/yýl'lýk kapasiteye ulaþmýþtýr. Türkiye'de özel sektör geliþtirmek üzere sermaye yaratma çabalarýnýn büyük etkisi olmuþtur.

47 mt ham çelik üretimine karþýlýk 12 mt tüketimi olmasýna raðmen.2 mt/yýl (ülke toplamýnýn % 31'i) düzeyindedir ve 2002 yýlý üretimi de 5. ancak layýðýnca iþletilemediði için de kamulaþtýrýlmýþtýr. Ülkemizdeki yýllýk uzun ürün tüketimi 6 mt. entegre demir-çelik tesisini kurarak aðýr sanayi hamlesine baþlamýþ. her yýl % 5 artmaktadýr. 2002 yýlý sonu itibarýyla. toplam kapasitenin % 69'una tekabül eden 14 mt düzeyindedir ve bunlarýn toplam 2002 üretimi de 11. Uzun yýllar bu tertiple çalýþtýktan ve pek çok ek yatýrým gerçekleþtirildikten sonra.6 mt'lik bölümü (% 83'ü) uzun ürün. yassý ürün tüketimi ise yine 6 mt civarýndadýr. 36 . Ülkemizin 16. Ülkemizdeki ham çelik üretim kapasitesinin 16. Türkiye'nin toplam ham çelik kapasitesi yaklaþýk 20 mt/yýl ve üretimi de 16. yaklaþýk 11 mt uzun ürün kapasite fazlasý ve 3 mt da yassý ürün açýðýmýz bulunmaktadýr. ülkemizde faaliyet sürdüren 16 EAO tesisinin kapasitesi. sosyal ve politik bütün geliþmelerde de demir-çelik iþkolunun büyük etkisi olmuþtur. Yassý ürün talebi. ekonomik geliþmeye de paralel olarak. net demir-çelik ithalatçýsý bir ülke konumuna gelmiþtir. 2002 yýlý sonu itibarýyla. dünyanýn en büyük 13.14 mt'dir (% 31). Ülkemizde halen mevcut üç entegre demir-çelik tesisinin toplam kapasitesi ise yalnýz 6. Bu olguya baðýmlý olarak ekonomik. Bugünkü Avrupa Birliði'nin temelini oluþturan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluðu (AKÇT) anlaþmalarý ülkelerinin geliþmiþlik düzeyini de çok etkilemiþtir. baþta EAO tesislerinin hurda girdiye baðýmlý olmasý ve entegre tesislerin de yurtdýþýnýn hammadde girdilerine baðýmlý olmasý nedeniyle. Genç Türkiye Cumhuriyeti de sanayi çaðýný yakalamak için.33 mt (% 69) kadardýr.8'ini üreten Türkiye. üreticisi olmuþtur. 2000'li yýllara kadar dünya demir-çelik üretimi ile dünya sýnaî üretimindeki geliþme büyük bir paralellik göstermektedir. Asil Çelik tekrar özelleþtirilmiþtir. doðru bir öngörüþle. Türkiye. zaman içinde demir-çelik üretimi ile ilgili olarak alýnan bazý yanlýþ kararlar.47 mt/yýl olmuþtur. büyük yapýsal bozukluklara neden olmuþtur. 2002'de dünyada üretilen toplam 886 mt çeliðin % 1.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I özel sektör tarafýndan yapýlmýþ. Böylece. ancak.

4 mt'lik kalan bölümü (% 2'si) ise vasýflý çelik üretimini hedef almýþtýr. Ayrýca. Geliþme çabasýna giren ülkelerde öncelikle þehirleþme çalýþmalarýnýn ve buna baðlý olarak inþaat sektörünün aðýrlýk kazandýðý görülür. makina. Bu nedenle çelik endüstrisinde ilk baþlarda uzun ürün talebi fazladýr. Demirçelik üretiminden etkilenecek sektörlerin geliþtirilmesi de böyle yönlendirilir. Hem demir-çelik sektörümüzün. gerek tesis ölçeklendirilmesi ve gerekse tevsiat iþlerinde. dünya üretiminde yassý ürünlerin payý % 65. 37 . otomotiv gibi sektörlerin yassý çelik ürünlerine talebi artar. daha da ötesinde teþvik saðlandý? Bu. yabancý uzmanlarýn genellikle yanlýþ kararlarý görülür.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 3 mt'lik bölümü (% 15'i) yassý ürün ve yaklaþýk 0. uzun ürünlerinki ise % 35 düzeyindedir. yassý ürün payý ayný kalmak kaydýyla. teþvik edilirken bu temel kural gözetilir. O halde. Dünya çelik üretiminin % 70'i entegre tesislerde ve sadece % 30'u EAO ile iþletilen tesislerde gerçekleþmektedir Ayrýca. hangi çýkarlarla ve hangi yabancý danýþmanlýk kuruluþlarýnýn yönlendirmesi ile onca yatýrýma izin verildi. Gerek ülkemizin demir-çelik üretiminin projeksiyonu. geliþmiþ ülkelerde. 1960'larda ülkemiz uzman ve mühendislerinin bu günlerin yassý-uzun gereksinimlerinde doðru tahminler yaptýðý biliniyor.Zamanla geliþmiþlik düzeyine baðlý olarak beyaz eþya. Ülkemizin demir-çelik sektöründeki bu çarpýklýktan en çok etkilenen kuruluþlarýn baþýnda ise KARDEMÝR gelmektedir. yabancý uzman ve danýþmanlýk kuruluþlarýnýn da büyük veballeri bulunmaktadýr. yukarýda çizilen tablonun neredeyse tam tersi bir görünümle karþýlaþmaktayýz. ayný zamanda alaþýmlý çelik çeþitlerine ve miktarlarýna da gereksinim fazlalaþýr. yanlýþ politik kararlar yanýnda. hem de KARDEMÝR'in yapýsal bozulmasýný hazýrlayan etmenler arasýnda. Oysa ki. Cumhuriyet demir-çelik öyküsüne yakýþmayacak bir kara mizahtýr. alaþýmlý çelik üretiminin toplam üretim içindeki payý da %15 dolaylarýndadýr. Demir-çelik üretim projeksiyonlarý yapýlýrken ve buna göre yatýrýmlar yönlendirilip. dünya çelik üretimine iliþkin istatistik verilerine baktýðýmýz zaman.

o yýllarda günümüzde de hala geçerli olan 'LD Konvertörleri'yle çelik üretimi yapýlmaktadýr. gerekse iþçi sendikasýnýn baskýsýyla Baþbakanlýk bünyesinde bir 'KARDEMÝR Ýnceleme Komisyonu' kurulmuþtu. Kontinü kütük tesisinin zamanýnda kurulmamasý da. KARDEMÝR'in hâlâ verimli olarak iþletilebileceði gerçeðini kamuoyuna açýkladý. bazý yabancý uzmanlarýn tesisi incelemesini takiben. KARDEMÝR'deki esas geri gidiþ süreci. Ancak.000 ton/yýl kapasitesine çýkarýlmasý çalýþmalarýnda görev üstlenen Alman ve Ýngiliz firmalarý. Aslýnda. mevcut küçük Siemens-Martin fýrýnlarýný yýkýp yerine büyüklerini kurarak çelik üretimini saðlamýþlardýr. gerek bölge insanýnýn etkisi. 1980'lerin sonuna doðru kamu iþletmelerini her ne pahasýna olursa olsun elden çýkarma politikalarý ile baþlamýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I KARDEMÝR'in 1958-62 yýllarý arasýnda 600. 5 Nisan 1994'ün ekonomik tedbir paketi içinden KARDEMÝR'in kapatýlma kararý da çýkmýþtýr. bazý yanlýþ uygulamalarý hayata geçirmek için ince hesaplarla kurulmuþ bir tuzak olduðunun anlaþýlmasý uzun sürmemiþtir. KARDEMÝR'deki zarar dönemini baþlatan en önemli teknik nedenlerin bir diðeridir. 1989'da baþlayýp epey de uzun süren bir grevin ardýndan KARDEMÝR eni konu mecalsizleþip verimsizleþmiþ. Kastamonu. sadece Karabük'ü deðil. KARDEMÝR'le S. Oysa. Çankýrý gibi çok geniþ bir bölgeyi de besleyip giydiren KARDEMÝR hakkýndaki bu kararýn. Ünlü 5 Nisan Paketi'ne karþý gösterilen ilk tepki. Zira. Oda. Bartýn. sermaye yetersizliði ve çok yüksek faizlerle özel bankalara borçlandýrma gibi çeþitli kötü yönetim politikalarýnýn en acýmasýzlarý bu iþletmeye uygulanmýþtýr. Eflani. 38 . anýlan kapatma kararýnýn alýnacaðýný fark eden Metalurji Mühendisleri Odasý yönünden geldi. aþýrý istihdam. kararýn hemen ertesindeki bir basýn toplantýsý ve ardýndan yayýnlanan 'KARDEMÝR Raporu' ile gerekçelerin doðru olmadýðý ve aslýnda çoktan alýnmasý gereken bir takým tedbirlerle. Þanbaþoðlu'nun yollarý en son bir kez daha kesiþti: Bu komisyonda o da bulunuyordu. Yukarýda özetlenen geliþmelerin ardýndan. Bu stratejik hata tesisin geleceðine hep olumsuzluk taþýyacaktýr. teknolojik yatýrýmlarý zamanýnda yaptýrmama ve engelleme. Ve nihayet.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1939 Eylül’de KARDEMÝR'den sývý metalin alýndýðý ilk gün orada bulunan Þanbaþoðlu, Komisyon'un en çalýþkan üyesiydi; tam 55 yýl sonra, KARDEMÝR'i kurtarmak için en ön safta yine mücadele ediyordu. Komisyon çalýþmalarýnýn sonuna doðru inceleme için KARDEMÝR'e gidildi. Buraya þov yapmak için gelen siyasilere, ülke sanayisinde derin izler býrakmýþ 87 yaþýndaki bu kiþi, 'Bu tesis ülke için gereklidir, kapatmak cinayettir!' sözleriyle ders veriyordu....

S: Þanbaþoðlu 1907-1995 5 Nisan 1994 kararlarý öncesi ve sonrasý tüm olanlara o dönem Metalurji Mühendisleri Odasý Baþkaný olan ve KARDEMÝR Ýnceleme Komisyonunda da yer alan bu satýrlarýn yazarý þahittir. KARDEMÝR Raporu da ucuz siyaset malzemesi yapýldý. Selahattin Þanbaþoðlu ise, engin bir vicdan huzuru içinde, "Biz görevimizi yaptýk...." diyordu. Ve bu onun son görevi oldu; bir yýl sonra kendisini trafik terörüne kurban verdik, aramýzdan ebediyen ayrýldý. KARDEMÝR de, çok büyük paralar karþýlýðý yabancý bir danýþmanlýk þirketince düzenlenen raporda belirlenen esaslara göre, iþçi sendikasýnýn önderliðindeki bir konsorsiyuma devredildi. 39

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Oysa ki, Türkiye'nin geliþim sürecinde hep ilklere imza atmýþ, sürekli üretmiþ, pek çok fabrika kurmuþ, bunlara ilaveten týpký bir sanayi okulu gibi sayýsýz iþadamý ve teknik eleman yetiþtirmiþ olan Cumhuriyetin bu ilk aðýr sanayi iþletmesinin yapacaðý daha çok þey var. Yüksek fýrýnlarda ve diðer tesislerde, ülkenin büyük gereksinim duyduðu ara mamûllerin üretimi pek alâ mümkün. Ama, galiba niyet yok. Sadece KARDEMÝR'i tekrar ayaða kaldýrmaya deðil, üretmeye ve üretime dayalý olan deðerlerle ekonomik geliþmeyi saðlamaya da niyet yok.... Genç Cumhuriyetin o ilk dönemlerinde hangi niyet ve heveslerle nelerin baþarýldýðýný, üretmeyi sevmeyle memleket sevmenin nasýl eþ anlamlý olduðunu, ayný ýþýðýn kimilerine aydýnlýk verirken, kimilerini nasýl kör edebileceðini bilmem KARDEMÝR Eski Ustabaþýlarýndan Hakký Yardibi'nden daha güzel kim anlatabilir? Sözünü ettiðim, "Çarklardan Chip'lere" isimli kitaptaki Aydýn Engin'in KARDEMÝR öyküsünde yer verdiði bu söyleþide, KARDEMÝR'in temel atma töreni için kurulan derme çatma þantiye binasýnýn inþaatýnda iþbaþý yapýp aralýksýz 45 yýl çalýþtýktan sonra Kuvvet Santralý Ustabaþýlýðýndan Emekli Hakký Usta þöyle diyor;

"….Þu Keltepe'den aþaðýya, buraya yürüyerek geldim. Baktým bu civarýn köylüleri toplanmýþ bir yere doðru gidiyorlar. Biz de fabrika kurulacak diye duymuþuz ya, onlarýn ardýna takýldým. Soðanlý Suyu'nun oraya vardýk, Uþaklý Eyüp Bey diye bir adam kýrýn ortasýna bir masa, bir iskemle kondurmuþ, oturuyor. 'Çocuk gel buraya' diye çaðýrdý. Sordu, 'Çalýþýr mýsýn?' dedim, 'Çalýþýrým efendim.' Baþladýk iþe. Geleni alýyorlar biliyor musun? Ýþçi yok. Sinek, sivrisinek kýrýyor milleti. Isýcak kavuruyor. Gelen bir bakýyor þöyle. Bir on beþ gün çalýþýyor. Býrakýyor gidiyor. Dayanmasý zor senin anlayacaðýn. Ben dayandým. …. Baktým düz amele yövmiyesi düþük. 'Haaa, bu iþ cahillikten böyle oldu' dedim. Ona sora, buna sora yazýyý öðrenmeye çabalýyorum biliyor musun? Daha fabrika filan kurulmadan, þimdi bu Yeniþehir dediðimiz yere bir ilk mektep açýldý. Duttum kaydoldum.
40

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Þimdi bak sekiz saat çalýþmak, inþaatta mesai senin anlayacaðýn; sekiz saat uykuydu, yemekti, ývýr zývýrdý; sekiz saat mektepti, ders çalýþmaktý filan oluyor. Akþamdan yarý geceye kadar. Biz 17 iþçiyiz, köylülerin ufak mektep çocuklarýnlan beraber okuyoruz. Þimdi ben ordan hemde üstün baþarýyla bir diploma aldým mý arkadaþ! O zaman anladým ki dünyanýn ekseni nedir? Ne kadar eðiktir? 23 derece eðiktir biliyon mu? Ýngiliz gavurunun tercümaný da hoca okulda. Adam diyor ki 'Karadeniz’in ortasýna bir iðne düþmüþ, bunu bul!' Sen þimdi buna imkan yoktur efendim,' dersin. Paraleller, meridyenler filan bir araya getirip karþýlaþtýrdýn mý 'gemi aha burada batmýþ, iðne de aha þurada diyeceksin, elinle koymuþ gibi bulacaksýn. Ben burada, bu fabrikada yani, öðrendim dünyanýn ne olduðunu. ….. 36 baþýndan 37 sonuna doðru temeller bitti, duvarlar yükseldi epey. Ve efendi iþ yürüdü biliyon mu? 1939 senesinde de jenaratörü çevirdik biz. Kuvvet santrali cereyan vermeye baþladý. Haaa bak, o jeneratörün þalterini basma þerefini Allah bana nasip etti biliyonmu? Çok þanlý, þereflidir yani. …… Ýþte þimdi geldik Yüksek Fýrýna. Hepsi bir tamam. Ýsmet Paþa filan gelmiþ, yüksek askeriye kumandanlarý, vekiller filan hep orda. Vali arada kaybolmuþ, var sen hesapla artýk. Günlerdir vermiþiz kuvveti ýsýnmýþ yüksek fýrýn. Derken efendi, bir ýþýk çaktý ki yüksek fýrýndan… Ohooo içimiz ýþýyor efendi içimiz. Herkes salya sümük aðlýyor biliyon mu? Iþýk bu, yüreðine de vuruyor, kafanýn içine de. Öyle kýzýl, öyle parlak bir ýþýk iþte. Divriði madeniyle Zonguldak kömürü buluþmuþ; Karabük'te düðün dernek kurulmuþ, cevher erimiþ, akýyor potaya. ….. Bak efendi ben bu fabrikaya 45 yýl hizmet vermiþim. 45 yýl ne demek biliyon mu sen? 45 yýl yetiþkin adamda ömür demek. 45 yýl. Bir yevmiye cezam yoktur benim 45 yýlda. Bir yevmiye ceza alacak bir kusur, bir ihmal yoktur efendi. Neden öyle peki? Bu fabrika bizim gözümüz. Bizim gözümüzün ýþýðý. O cevherin ýþýðýný bilirmisin sen? 1200 derecede erimiþ demir cevheri bir ýþýk saçar efen41

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

di. O ýþýktýr, memleketin ýþýðý. Ýyi bakmazsan kör eder adamý. Erimiþ cevhere bakmasýný bileceksin. Yoksa kör olursun. Ne demek istediðimi anlýyon mu sen?.."
Hakký Usta'nýn ne demek istediðini anladýk mý? Iþýða, memleketin ýþýklarýna doðru bakmasýný bildik mi? Yoksa kör mü olduk? Madem ki, Türkiye Cumhuriyeti demir-çelik öyküsüne Selahattin Þanbaþoðlu ile baþladýk, yine onunla bitirelim; aynen þöyle diyordu : ".... O gün, o koþullarda yapýlanlarýn bugün yapýlmamasýnýn mazereti olamaz, isteselerdi her þey yapýlabilirlerdi…."

42

Maden Mühendislerimizi ihtiyaca yeter sayý ve deðerde yetiþtirmeye önem vermek gerekir. Türkiye Taþkömürü Kurumu (TTK) ve Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüklerine baðlý iþyerlerinde çalýþan 48 bin iþçi greve gitmiþtir. .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Maden iþleri yeni bir açýlma devresindedir. Madencilikte yýllardýr kullanýlan ancak ülke gündemine ilk kez bu yürüyüþte oturan slogan "Madencinin Feneri Sönmeyecek" olmuþtur. Taleplerini kamuoyuna duyurmak isteyen madenciler Zonguldak’tan Ankara'ya yürüyüþe geçmiþtir." K. ATATÜRK 1935 yýlý TBMM açýlýþ nutku ÝLK FENERÝ YAKANLAR* Nadir Avþaroðlu Maden Mühendisi * Madenciliðin kalbi Zonguldak'ta 1848'ten bu yana ilk yasal grev 30 Kasým 1990 tarihinde baþlamýþ.

Bu nedenle. 1947 yýlýnda Prof. toplumun sosyo-ekonomik yapý ve iliþkilerinin oluþturduðu dinamiklerden soyutlayarak yalnýzca kendi içinde deðerlendirmeye giriþmek ele alýnan konunun gerçek boyutlarýnýn gözden kaçýrýlmasý sonucunu verir. Cumhuriyetin ilk yýllarýnda baþlatýlan kalkýnma hareketleri. bu kurumlarýn içinde yer aldýklarý sosyoekonomik yapýnýn bütünselliði içinde ele alýndýðýnda anlamlý sonuçlar verebilir. 44 . Özellikle Anadolu'dan yoksul ailelerin zeki çocuklarý (bir çoðu o yýllarda Anadolu'da öðretmenlik yapan eðitmenler tarafýndan önerilenler) bu okula alýnmýþ. söz konusu sistem ya da kurumlarýn.Ýlhami CÝVAOÐLU'nun Makina Fakültesi Dekanlýðý'na verdiði önerge ile baþlatýlan kuruluþ süreci. toplumdaki eðitim. bilgi ve becerilerin bireylere aktarýlmasýdýr. Bu boyutlarý ile ele alýndýðýnda. Maden Fakültesi 1947'de baþlayan ve 6 yýl süren yoðun bir hazýrlýk sürecinden sonra. davranýþ. Akademik anlamda devamlý ilk maden mühendisliði eðitimi Ýstanbul Teknik Üniversitesi'nde "Maden Fakültesi"nin kuruluþu ile baþlamýþtýr. 1 Mart 1953'te öðrenime baþlamýþtýr. Yüksek Maden Mühendisi azlýðý nedeni ile yer altý servetlerinin deðerlendirilmesi iþinin ele alýnmasý konulu baþvurusu ile devam etmiþtir. sistem ya da kurumlarýn bütün boyutlarýyla kavranýp deðerlendirilmesi. Doðaldýr ki böylesi bir aktarým eðitim kurumlarý aracýlýðýyla olacaktýr. aþaðýda sunulan çalýþma. yatacaðý ve hatta sigarasý dâhi devlet tarafýndan karþýlanarak okutulmuþtur. toplumsal yapýnýn içerdiði diðer kurumlar arasýndaki yerinin belirlenmesine baðlýdýr. 11 Ekim 1947'de Ýktisat Vekaleti'nin (Ekonomi Bakanlýðý) Maarif Vekaleti'ne (Milli Eðitim Baþkanlýðý). Ülkemizde hak ettiði yeri bir türlü bulamayan madencilik sektöründeki en önemli eksikliklerden biri de bellek kaybý ve güçlüklerle elde edilen deneyimlerin yitmesidir. toplumun geliþmesinin belirli bir aþamasýndaki düþünce. çocuklarýn yiyeceði. eðitim konusuna sadece Osmanlý'nýn son dönemlerinden baþlayan kýsa bir tarihçe olarak deðerlendirilmelidir. Toplumdaki kurumlarýn incelenmesi ise. Toplumsal kurumlardan bir tanesi olan eðitim kurumunu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Eðitim. ülkenin kendi kaynaklarýna yönelmesine neden olmuþ ve hemen 1924 yýlýnda özellikle askeri amaçlar göz önünde bulundurularak Zonguldak Yüksek Maden Mühendisi Mekteb-i Alisi eðitime açýlmýþtýr.

metalurji. kimya. metalurji. Avrupa'da kiliseler ve dinsel örgütler. Ýlk Maden Okulu'na 1763'te Belçikalý kimyager-metalurjist Joseph Nikolaus JACKQUIN atanmýþtýr. mineraloji.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünyada ise. ilk Maden Teknik Okulu 1736'da Avusturya'da kurulmuþtur. maden ve metalurjiye çok fazla önem vermektedir. 1949'da Üniversite olan okul 1990'da Miskole Üniversitesi adýný almýþtýr. Ortaçað’da. Kraliçe. yüzyýlýn kitaplarý dahi kütüphanede bulunmaktadýr. fizik. yurdumuzda yüksek öðretim kurumlarýnýn kurulmasý ve buralarda bu konulardaki derslerin verilmesi ile baþlamýþtýr.000 ciltlik maden. Üniversitenin ilk 45 . Bu kütüphane maden ve metalurji dallarýnda dünyadaki tüm kitaplarý içeren tek kütüphanedir. Buna karþýn Anadolu. jeoloji ve matematik kitaplarý bulunmaktadýr. Buhara. ekonomi ve iþ iliþkileri konularýnda eðitilmeleri için bu okula yollamýþtýr. doðunun en büyük hekimi ve düþünürü Ýbni Sina "Þifa" ve "Kanun" adlý yapýtýnda taþlar. Kitaplarýn çoðu Almanca. Bunlardan Hüseyn Ýbni Ishak (809-873) kýymetli taþlardan. 16. eskiler ise Latince'dir. Arabistan. ortam kara bir bulut ile örtülmüþtür. 1867'de Macar egemenliðinden sonra Macarca olarak sürdürülmüþtür. yerbilimlerinin deðiþik konularýna. deðiþik aðýrlýkta ve anlayýþta yer vermiþlerdir. Miskole Üniversitesi'nin Müze Kütüphanesi'nde 45. El-Biruni (973-1040) mineraller ve bunlarýn fiziksel özelliklerinden. Oðullarýný yaz aylarýnda maden bölgelerine madencilik. Avrupa ülkelerinde olduðu gibi Anadolu'da da yerbilimleri ve mineraller konusunda ilk ayrýntýlý bilgilerin verilmesi ve yayýnlarýn yapýlmasý. Bu okul dünyadaki ilk maden mühendisliði okulu olarak literatürlerde yer almaktadýr. Avusturya kraliçesi Maria Therasa Yukarý Macaristan'da (günümüzdeki Slovak Cumhuriyeti) Schemnitz'de Ýmparatorluðun varlýðýný sürdürmek için Maden ve Metalurji tesislerini yönetebilecek mühendisler ve günün bilim ve teknolojisi ile donatýlmýþ yöneticiler yetiþtirmek için Maden Akademisi'ni kurmuþtur. Semerkant ve Mezopotamya'da yaþayan bilim adamlarý. bilimsel düþünümü ve yerbilimlerinin geliþmesini engellemiþ. Eðitim 1764'te Almanca olarak baþlamýþ. 1762'de. tuzlar. madenler. biyoloji. yanar taþlar(kömür) ve fosiller hakkýnda bilgiler vermiþtir.

(emleka). taþlar (ahçar). kurþun. 1836'da bu iki müessese birleþtirilerek 6 sýnýflý "Mekteb-i Týbbýye-i Þahane" adýyla yeniden kurulmuþ ve 1850'de bu mektep ýslah edilerek modernleþtirilmiþtir. bu okulun "Baþ Hocasý" Hoca Ýshak Efendi’nin yerbilimlerinin bazý konularýna "Mecmua-i Ulumu Riyaziye" (Matematik Bilim Dergisi) adlý yapýtýda yerverdiði görülür. 1835'te basýlan 4. Dr. özellikleri açýklanmaktadýr. Ýstanbul'da "Týphane" adýyla 4 sýnýflý bir Týbbiye Mektebi açýlmýþ (1827) ve bundan ayrý olarak Cerrahhane adýyla bir mektep de bulunmaktadýr. Madeniyat alt bölümünde. Abdullah Bey bu mektepte "Ýlm-i Arz ve Maadin" (Yeryüzü Bilimi ve Madenler) dersleri vermiþtir. hayvanlar ve madenler hakkýnda ayrýntýlý bilgiler vermektedir. ana dilimiz yerine Arapça'nýn egemen olduðu bir öðretim metodu takip ediliyordu. tuzlar. somut örnekler verilmektedir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I temeli sayýlan "Mühendishane-i Berri-i Hümayun"nun ders programlarý ve yayýnlarý incelendiðinde. doðada bulunan cisimler (ecsami arziye-i tabiiye). tecrübe ve tenkide hiçbir yer vermeyen. skolastik metotlarýn ve Medrese Öðretimi'nin uzun zamanlardan beri ülkemizde kökleþmiþ olmasýdýr. Bunun asýl nedeni. hadislerin ve diðer metinlerin þerh ve tefsirine dayanan. Tanzimattan önce. jeolojik olaylar "Alemi kevn-ü fezada vâki alâim ve âsar" (Yeryüzünün ve Uzayýn Oluþumundan Ýzler ve Eserler)) adlý alt bölümde sýcak maden sularý. yanardaðlar ve depremler anlatýlmakta. bitkiler. Abdullah Bey. Türkiye'de yer bilimlerinin yüksek öðrenime girmesi Tanzimat Devri'nden sonra baþlar (1839). platin. özellikle yerbilimlerinde Avrupa'daki geliþmelerin bizdeki yansýmalarý ne yazýk ki çok geç ve pek azdýr. altýn. tetkik. Bunlardan sonra yeryüzünde görülen. içerisinde tuzlar. bir bölüm olarak "Ýlmi Hikmet-i Tabiiye-i Mahsusdan Mevcudat-ý Arziye'nin Ahvali Muhtasaralarý" (Tabiat Bilimi Özelliklerinin Hikmetinden. yalnýz ayetlerin. Medreselerde "Ümmet Terbiyesi" yani müþahade. demir vb. Ýstanbul bölgesinin jeolojisi hakkýnda yaptýðý araþtýr46 . kýymetli taþlar (cevahir). 19. madenler anlatýlmakta. Yeryüzünün Halinden Özetler) bölümünde. yüzyýllarda fen bilimlerinde. ve 20. Cildinin 381. sayfasýnda.

Mektebi Týbbiye-i Þahane'nin Ýlmülarz ve Maadin (Jeoloji ve Mineraloji) muallimliðine atanmýþtýr. Gördüðü ilgi nedeniyle.Prof.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I malarýný Fransýz Jeoloji Derneði ve Fransýz Bilimler Akademisi dergilerinde yayýnlamýþtýr. 1870'de Dr. Ýstanbul Üniversitesi eski Rektörlerinden. verem uzmaný Ord. Dr.200 kadar fosil ve mineral numunesini sergilemiþtir. Abdullah Bey'in ölümü üzerine de dersin muallimliðine (profesörlüðüne) getirilmiþ ve bu dersi ölünceye kadar bu okulda okutmuþtur. Abdullah Bey'in derslerini Binbaþý Ýbrahim Lütfi Bey Türkçe'ye tercüme etmeye baþlamýþ ve 1874'de (1291) Abdullah Bey ölünce. öðrencilere derste göstermek için düzgün ve düzenli taþ ve fosil koleksiyonu yapmýþtýr. Fosilleri paleontolog Ýbrahim Lütfi Paþa Verneuil tarafýndan tamamlanmýþ ve (1838-1902 birçok yeni türler bulunmuþtur. 1870 yýlýnda Askeri Týbbiye'de öðretim Türkçeleþince. burada jeoloji ve mineraloji derslerini Fransýzca olarak veren Dr. 1898 yýlýnda girdiði Askeri Týbbiye'nin öðrenim yýllarý anýlarýný ve hocalarýnýn özelliklerini anlatýrken Ýbrahim Lütfi Paþa hakkýnda. Paris'te 1867 yýlýnda kurulan uluslararasý sergiye Türk Miralayý rütbesiyle gönderilmiþ ve Ýstanbul civarýndan topladýðý 1. Ýbrahim Lütfi Paþa 1867 yýlýndan itibaren Askeri Týp Okulu'nda önce Patolojik Anatomi muallim muavini. Pleurodictyum Constantinopolitanum gibi ayrýca Ýstanbul'da Fransýzca olarak yayýnlanan Gazete Medicale d'Orient'da da. Abdullah Bey'in muavini olmuþ. Abdullah Bey ve Ýbrahim Lütfi Paþa. "Birinci sýnýf hocalarý arasýnda pek muhterem iki sima daha 47 . 1874'de Dr. Tevfik Salim SAÐLAM 1959'da yayýnladýðý "Nasýl Okudum?" adlý yapýtýnda. Ýstanbul jeolojisine dair makaleler yayýnlanmýþtýr. Trilobites Abdullahi Verneuil.Dr. bunlarý ve bunlarýn resimlerini çizdiði albümle beraber Fransýz "Museum d'Historie Naturelle"e hediye etmiþtir. jeoloji ve mineraloji derslerini Türkçe'ye çevirmiþtir.

daha sonra yaþantýsýný aktaracaðýmýz. Halil Ethem Bey. . Hatta bu sebepten kendisine "Taþçý Ýbrahim Paþa" denirdi. zamanýn jeoloji ve bilhassa mineralojiyi en iyi bilen bir mütehassýsý sayýlýrdý." demekte ve o yýllarda (tamamýyla bugünkünün benzeri olan) jeoloji ve mineraloji öðretimi hakkýnda. Elimizde küçük bir jeoloji kitabý vardý.. 1900 senesinde Darülfünunü Þahane adý ile yeniden açýlmýþ ve Ulumu Tabiye Þubesi'ne (Doða Bilimleri Þubesi) Halil Ethem Bey. Jeoloji tatbikatý yapýlmazdý. Kendisi. bize gösterirlerdi. Halil Bey Viyana Politeknik'de Kimya ve Maden Mühendisliði eðitimi görmüþ ve Avrupa'dan dönüþünde (1876) Mekteb-i Mülkiye'de ve Darüþþafaka'da Kimya. ilginç bilgiler vermektedir. altmýþýný geçkin nazik ve muhterem bir zattý... Ýlm-i Tabakatül Arz ve Maadin derslerini vermiþ ve sonradan Darülfünun'a nakletmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I vardý.. Türkiye'nin Bilim Tarihi'nde Arkeoloji ve Müzecilikte büyük bir isim yapmýþ olan Halil Ethem Bey'in jeoloji eðitiminde de hizmetleri olmuþtur. Ýbrahim Lütfi Paþa Týbbiye’nin en eski hocalarýndan ve týp dilimizin Türkçe'ye çevrilmesinde büyük hizmetler görmüþ. Kitabýn aslý. Ýmtihanda etiketleri çýkartýlýr ve bizim tanýmamýz istenirdi. hiç anlaþýlmaz bir þeydi. Mineraloji için Týbbiye'de oldukça zengin bir taþ koleksiyonu vardý. Türkçe'sinden anlayamadýðým cümlelerin manasýný Fransýzca metinden çýkardýðým olurdu. Fransa'da Maden Mühendisliði öðrenimi görmüþ olan Sadrazam Ýbrahim Ethem Paþa'nýn oðlu ve Arkeoloji Müzesi'ni ilk kurmuþ olan ünlü ressam Osman Hamdi Bey'in kardeþidir. Halil Ethem Bey'in hocalýðý 1909'da Þehr-i Eminliði'ne tayin oluncaya kadar devam etmiþtir. Türkçe'si ise hakikaten pek üstadâne bir tarzda harfiyyen yapýlmýþ bir tercüme olmakla beraber. 48 . Ýlmi Tabakatül Arz ve Maadin (Jeolojik Formasyonlar ve Madenler) müderrisi olarak tayin edilmiþtir. Tanzimat Hattý Hümayunu’nun Sultan Mecid zamanýnda Reþit Paþa tarafýndan açýklanmasýndan sonra 1869'da Darülfünun çok basit bir programla açýlmýþ ve iki sene sonra tekrar kapanmýþtýr. Ýlmi tabakatül-arz ve maadin hocasý Ýbrahim Lütfi Paþa ve muavini Sakýzlý Ali Bey. Onlarý dersaneye getirir. Bu o zamanýn klasik bir kitabý olan Lapparant'ýn tercümesiydi. esasen güç ve düðümlü bir uslüp ile yazýlmýþtý.

Ýfadesi sade. þekli ve resimleri güzel olan bu kitapta ülkemize ait örnekler ve bilgiler aktarýlmýþtýr. yüksek öðrenimini de babasýnýn isteðine uyarak kimya ve yerbilimleri dallarýnda Ýsviçre'de Zürih Üniversitesi'nde yapmýþ ve sonra da Bern Üniversitesi'ne giderek kimya dalýnda doktor unvaný almýþtýr. Bu çalýþma temel bilimler dalýnda Halil Ethem ELDEM’in 49 .. gençliði Avrupa'da geçmiþtir. Acrodiceras Halili. Halil Ethem orta öðrenimini babasýnýn (Ýbrahim Ethem Bey) elçi olduðu Berlin'de. vs. Avrupa'da ilk doktora yapan ve Darülfünun'da ilk jeoloji ve mineraloji muallimi (profesörü) olan Halil Ethem ELDEM'in çocukluðu Ýstanbul'da. (Terebratula Ethemi. gibi) Bu fosil koleksiyonu halen Viyana Tabiat Tarihi Müzesi'nde bulunmaktadýr. Kocaeli'nde Halil Ethem ELDEM Triyas devrine ait toplayýp tanýmladýðý bazý fosil türlerini. Toula. Halil Ethem Bey Hochstatter'in Avrupa Türkiye'sinin Jeolojisi ve Franz Toula'nýn Kocaeli jeolojisi ve maden potansiyeli üzerine yaptýklarý araþtýrmalarda kýsmen birlikte çalýþmýþlardýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu sýrada Viyana'daki hocalarý Hochstatter ve Franz Toula'nýn derslerini göz önünde tutarak ve onlarýn okutma tarzlarýna uygun olarak Ýlm-i Maadin ve Tabakatül Arz (Madenler ve Jeolojik Formasyon Bilimi) isimli bir kitap yayýnlamýþtýr (1891). Rhynconella Ethemi.. Halil Ethem Bey'in adýna dayanýlarak adlandýrmýþtýr.

kurulacak tesisler ve burada yaþayacak insanlara gerekli suyun bulunmasý için yeraltý suyu araþtýrmalarý yapmak. zamanýn sadrazamý Avlonyalý Ferit Paþa. ancak yurda dönüþünün ilk yýllarýnda (1885-1892) Darüþþafaka Lisesi'nde kimya ve jeoloji dersleri okutmuþ. Bu doktoranýn konusu. ilk yýllardaki resmi görevleri yanýnda Darüþþafaka Lisesi'nde (1885-1893). ÝNÖNÜ'nün araþtýrmalarý ile gün ýþýðýna çýkarýlmýþtýr. Kimya dalýnda yapýlan bu doktora çalýþmasý Türkiye'de bilimsel araþtýrmalarýn baþlangýcý. Bunlarýn isimleri. tarihsel geliþimi ve bilim tarihi açýsýndan ayrý bir önem taþýmaktadýr. unvanýný hiç bir yerde. alýnan sondaj makinalarýný kullanmak ve su bulmak için Halil Ethem'i görevlendirmiþ fakat Halil Ethem kendisinin bu iþte yeterli olmadýðýný. saðlýðýnýn da bu iþlere uygun bulunmadýðýný söyleyerek görevi kabul etmemiþtir (Türkiye'deki ilk sondaj yer altý suyu bulmak için 1920 yýlýnda Samsun civarýnda yapýldýðý bilinmektedir). Türk Tarih Kurumu tarafýndan. Halil Ethem kimya dalýnda doktora yapmasýna karþýn kimya ile pek az uðraþmýþ. yayýn tarihine göre verilmiþtir. orada bir kimya laboratuarý yaptýrmýþ ve sonra kimya ile ilgisini kesmiþtir. E. ayrýntýsý ve belgeleri Prof. yayýn yerleri.Dr. Hendeseyi Mülkiye'de (1894-1909) hocalýk yapmýþ ve 1900'de açýlan yüksek muallim mektebi (Darül-Muallimini Aliye) fünun þubesi tabakatülarz (jeoloji) profesörlüðüne 40 kuruþ maaþla getirilmiþtir. Bu arada Mektebi Sultani'de (Galatasaray Lisesi) bulunan Turuku Meabir Mühendis Mektebi'nde ve Mektebi Harbiye'de jeoloji öðret50 . Halil Ethem Bey'in büyük bir emek ve araþtýrma sonucu hazýrlanan yayýnlarý 60'dan fazladýr.299-302'de. Mektebi Mülkiye'nin Lise kýsmýnda (1894-1901). hiç bir yapýtýnda kullanmamýþtýr.Dr. Hicaz demiryolu boyunca. 1947'de yayýnlanan "Halil Ethem Hatýra Kitabý" Cilt 1.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Avrupa'da yapýlan ilk Türk doktorasýdýr. Darülfünun'da hoca olduðu yýllarda (1903). Halil Ethem. Ýhsan KETÝN ve Prof. Halil Ethem 1885'te yurda dönünce. 1901'de Darülfünunu Þahane'nin Tabii Ýlimler Bölümü'ne Ýlmimaadin ve Tabakatülarz (Jeoloji ve Mineraloji) profesörlüðüne 600 kuruþ maaþla atanarak Avrupa'da öðrenim gördüðü konularda dersler vermiþtir. 5. 1885 yýlýnda ilk Türk bilim doktoru olarak yurda dönmüþ fakat Dr.

Kitapta Anadolu'nun jeolojisine hiç deðinilmemiþtir. Kýzlar kýsmýnda Dr. Ýstanbul Darülfünunu Balkan Savaþý sýrasýnda yeniden kapanmýþ (1911) ve Ýlmi Maadin ve Tabakatülarz (mineraloji 1913'te yeni bir anlayýþla Darülfünunu ve jeoloji) Þeklin altýnda. Ýstanbul (Mihran) Matbaasý. de boyalý tabakatül arz haritasýný Osman-i Ulumu Riyaziye ve Tabiiye bir havaidir. Kýrým Seferi dolayýsýyla müttefik devletlerin donanmalarýna gerekli olan kömürü saðlayacak olan Ereðli ve Zonguldak Havzasý hakkýnda Fransýz mühendislerin raporlarýndan alýnmýþ bilgiler vardýr. diðeri kýzlara (Ýnas Darülfünunu) ait olmak üzere iki bölümü vardý. Babýali Genel Müdürlüðü'ne Salih Zeki Bey Caddesi numro 7. 1915'te erkekler kýsmýnda esaslý bir reform yapýlmýþ ve Birinci Dünya Savaþý'nda müttefikimiz olan Almanya'dan birçok Profesör tayin olunmuþtur. Kolaðasý Rusçuklu Þevki Bey tarafýndan Türkçe'ye çevrilmiþtir (1854). Þekil a Þekil b Þekil c 51 . Müþtak Bey. Þubesi (Fen Fakültesi) olarak açýlmýþ.1307 (1891) tayin olmuþtur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I meni olan Lecog Paþa Ameli Ýlmül Arz isimli bir kitap yayýnlamýþtýr. Kitap. erkekler kýsmýnda Eczacý Mahzar Hüsnü Bey Ýlmi Arz derslerini kürsülere vermiþlerdi. Bu þubenin biri erkeklere. 128 adet þekil.

medrese eðitim düzeninde madenciliði oluþturan bilim dallarýndan hiç birinin yer almadýðýdýr. Bu canlanmanýn iþaretlerini. o yýllarýn yazýþ biçiminde..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Þekil a : Türkiye'de jeoloji konusunda 1852'de yayýnlanan ilk kitap "Ýlmü Tabakatülarz" in ilk. 1858 yýlýnda Arazi Kanunnamesi'nin ve 1862 yýlýnda da Ýlk Maden Nizâmnamesi'nin yürürlüðe Sadrazam Ýbrahim Ethem Paþa 52 . Tanrýya þükür. Tanrý adý ile baþlamakta. para basýmý için yurt dýþýndan ucuza aldýðý madenlerden yoksun kalýnca. sayfasý. ülke madenciliði dirilme sürecine girmiþtir. yüzyýllarda çöktüðü. Darülfünun jeoloji profesörü Müþtak Bey'e "Efâzýlý etibbâi Osmaniye'den (Osmanlý doktorlarýnýn ünlülerinden). düz yazýda kafiye kullanýlmýþ ve edebiyat yapýlarak konuya girilmektedir.. 1827 yýlýnda ÝBRAHÝM ETHEM adýnda bir gencin. elçisine selam ve içten saygý ile devam etmekte ve .. Þekil b : Dr. Ýkinci gerçek de. diyerek. ÝLK MADEN MÜHENDÝSÝ SADRAZAM ÝBRAHÝM ETHEM PAÞA Osmanlý madenciliðinin 17. üstâd meâli himem Müþtak Bey Efendi Hazretleri'ne takdim" yazýsý ve imzasý bulunmaktadýr. Kitap. teknoloji birikiminin yok olduðu. Maden Mühendisliði öðrenimi için yurt dýþýna gönderilmiþ olmasýyla. 19. Þekil c : Darülfünun ve Mühendis Mektebi'nde muâllim Ahmet Malik (SAYAR) tarafýndan yazýlmýþ "Madeniyat ve Arziyat" adlý kitabýn kapaðý. ve 18. ustalarýn daðýldýðý bilinen bir gerçektir. Esad Feyzi (Mekteb-i Týbbiyei Þahane ilmi hikmeti tabiiyei týbbiye muâllim muavini) nin "Ýlmüarz ve Maadin" adlý kitabýnýn kapaðý.. yüzyýlda Osmanlý. þayan ve sezadýrki iþbu arziyat arz (yer) ve asuman (gök) ve teayyünatý edvar (devirler) ü ezman (zamanlar) satama. Bu olguya Batýlýlarýn siyasal çekiþmeleri ile Ereðli Kömür Havzasý'nýn bulunuþu da eklenince. iç kaynaklara yönelmek zorunda kalmýþtýr.

Bu çocuklarýn arasýnda bakanlýk ve valilik makamlarýna kadar yükselmiþ kimseler bulunmaktadýr. Hüsrev Paþa'nýn diðer bir özelliði de padiþahýn saygýsýný kazanan. Adýný da Ýbrahim Ethem koyar. Ethem yüksek öðrenimini maden mühendisliði dalýnda yapar. Koca Hüsrev Paþa. 10 kadar kimsesiz ve zeki çocuðu evlat edinmiþtir. Abdüllatif ve Ahmet) 40 gün sonra Marsilya'ya ulaþýrlar. bunu kimsesiz. Bu çocuklarý padiþaha tanýtýr ve padiþahýn onayýný alýr. Ethem ile Pasteur arasýnda birincilik yarýþý baþlar. fakat üstün zekalý diðer çocuklar gibi evlat edinir. kabiliyetli çocuklara baba olmasýdýr. Yeraltý zenginlikleri bu denli çok olan ülkemizde maden mühendisi yoktur. Napoleon gelir ve Ethem'e eliyle diplomasýný verir. Ethem'in sýnýf arkadaþý daha sonra Nobel ödülü alacak olan biyokimya uzmaný Louis Pasteur'dur. Institution Barbet'in bir geleneði vardýr. hayýrsever bir devlet adamý oluþudur. Hüseyin Rýfký. Himayesine aldýklarý çocuklarý. Ethem bu eðitiminde de birinciliði kimselere býrakmaz 53 . Bu zeki çocuk "Kaptan-ý Derya" ve dönemin Bahriye Nazýrý olan Koca Hüsrev Paþa'ya köle olarak satýlýr. Okulu birincilikle bitirenlerin diplomalarýný devlet baþkanlarý vermektedir. kýl payý Pasteur'u geçer. Hüsrev Paþa'nýn yaþamýndaki özellik (çocuðu bulunmadýðý için) bu gibi kimsesiz. Bunlar yakýn arkadaþlýklarý ile sýnýfýn gözde öðrencileridir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I konulmasýnda buluyoruz. Bu maksatla dört çocuk seçer. Ýbrahim Ethem Sakýz Adasý'ndaki bir ayaklanma sýrasýnda Ýzmir'e kaçan Rum kökenli bir çocuktur. Koca Hüsrev Paþa. 1829 yazýnda bir yelkenli ile (padiþahýn huzurunda) Aynalýkavak'tan hareket eden bu çocuklar (Ethem. Ethem. bunlarý Paris'te okutmak ister. Bu çocuklarýn arasýnda Prens Sabahattin'in dedesi (Kaptan-ý Derya) Halil Rýfat Paþa da bulunmaktadýr. Henüz 11 yaþýnda olan Ethem. ileride devlete hizmet edebilecek kiþiler olarak yetiþtirmek onun amaçlarýnýn baþýnda gelmektedir. kendisine yakýn. Baþlarýnda ünlü bir oryantalist olan Türk dostu Amédéé Joubert bulunmaktadýr. Pariste (Ýnstitution Barbet'e) yatýlý olarak verilir. Amacýný dönemin padiþahý Sultan Mahmut'a açar. Diploma törenine Ýmparator III.

yönetim alanýndaki yetenekleri ile devletin üst kademelerinde deðiþik görevler alýr. "onlarýn dilinden ve ilminden anlar eleman yetiþtirmek ve zarar görmemek gayesiyle" meslek okullarýný açmayý düþünmüþtür. Ticaret. zengin Batý kültürü. üstün Fransýzcasý. Maarif. ölçekli harita yapmak maden damarlarýnýn durumunu ve gidiþini tayin etmek. Ýbrahim Ethem bundan sonra birçok idari iþlerde ve Meclisi Maarif ve Þurayý Devlet aza ve reisliklerinde bulunmuþtur. Daha sonra Gümüþhacýköy'e müdür olarak atanmýþ ve 1845'de Keban ve Ýstanbul Sarýyer madeninde. Ýbrahim Ethem Paþa. Orman ve Maadin Ýdaresi'nin 1872 (28 Teþrinisani ve 7 Kânunisani 1289) tarihli yazýlarýnda bir maden okulunun kurulmasý hakkýnda þunlar denilmektedir: "Rüþtiye mekteplerinden mezun veya dýþarýdan istekli 18-25 yaþýndakiler imtihan ile alýnarak 2 yýllýk bir öðretimle maden aramak. Ticaret Vekili iken hükümete mali kaynaklar saðlamak. Maden Nizamnamesi'ne göre maden çýkartanlarýn imalâtýný ve þartnamelere uygun hareket edip etmediklerini kontrol etmek ve rapor vermek üzere ikinci sýnýf maden mühendisliði derecesinde öðrenci yetiþtirmek üzere bir maden mektebi kurulmasý istenmektedir. Bayýndýrlýk. Ýçiþleri. Adliye Vekillikleri'nde bulunmuþ ve Mithat Paþa'nýn yerine Sadrazam (Baþbakan) olur. Elçiliklerde bulunmasýnýn ardýndan sýrasý ile Dýþiþleri. 1846 Amasya'da çalýþmýþtýr. Bunun için 1872 yýlýnda "Orman ve Maadin Mektebi" kurulmuþtur. 1839'da Türkiye'ye dönen Ýbrahim Ethem. madenlerin mahiyetini meydana çýkarmak." Sadrazam Ýbrahim Ethem Paþa Bu konuda daha detaylý bilgi elde etmek için teskerelerin ve eski yazýþ54 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I (1839).5 yýl çalýþabilmiþtir). bu tarihlerde Avrupalýlar tarafýndan madenlerimizi iþletme istekleri karþýsýnda. 1840'da Ergani madenlerine baþ mühendis olarak tayin edilmiþtir.Türkiye'ye dönüþünde bu meslekte çalýþmak istese de (6.

Yýl : Tabakatülarz (Jeoloji). Bu okulun kuruluþ hazýrlýklarýnýn ve yönetmeliklerinin. Nizamatý Maadin ve Kitabet. Ýbrahim Ethem Paþa'nýn Nafýa. Bu iki maden mühendisi: Bu Okula girecek öðrencilerde yeteri kadar ön bilgi bulunmadýðýndan böyle bir okulun açýlmasýnda fayda olmayacaðýný ileri sürmüþlerdir. Okulun açýlmasý sýrasýnda 1872'de (7 Kânunisani 1289) bu okul için bir de Yönetmelik (Nizamname) çýkarýlmýþtýr. Ameliyatý Kimya. Müsellesat (Trigonometri). Yýl : Hesap. Fizik. Fenni Maadin. Topografya. Buna karþý Orman ve Maadin Ýdaresi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I malarýn incelenmesi gereklidir. Ýlk iki yýl "Orman Mühendisi Mektebi" öðrencileri ile ortak. Fenni Maadin. Nizamatý Maadin ve Kitabet (Maden Kanunu) 2. Bu konu kendilerinin huzurunda "Þurayý Devlet"te tartýþýlmýþtýr. 1290) çýkmýþtýr. 3 ve 4. Topografya ve Tatbikatý. önemli görevlerde bulunmuþ olan 69'un üstündeki maden mühendisleri Fransa. Bu Okulun kapanýþýndan 1924 yýlýna kadar Türkiye'de Madencilik öðretimi yapýlmamýþ. Ýrtisam (Hendese ve Çizim). bu meslekte yetiþmek isteyenler Avrupa'ya gitmiþ veya gönderilmiþtir. Ticaret Nazýrlýðý'nda baþlamýþ onun yardýmlarý ile yürümüþ. Bugün Türkiye'de tanýnmýþ. o sýralarda Türkiye'de "Maden Ýþleri"ne bakmak üzere Fransa'dan getirilmiþ olan Vays ve Donez isimli maden mühendislerine de bildirilmiþ ve bu konuda düþünceleri sorulmuþtur. bu okul için gerekli derslerin Rüþtiyelerde okutulduðunu ve sýnavla öðrenci alýnacaðýna göre. Logaritma. Cebir. Mesaha (Ölçme). Orman ve Maadin Ýdaresi'nin mektep açýlmasý hakkýndaki bu fikri. Bu okulda 1879 yýlýna kadar iki yýl süre ile öðrenim yapýlmýþ ve 1879'da (Recep 1297) çýkartýlan 12 maddelik yeni bir yönetmelikle öðretim süresi 4 yýla çýkartýlmýþtýr. "imtihan ederken müracaat edenlerin durumlarýnýn tespitinin mümkün olacaðýný" ileri sürerek bu okulun açýlmasýnda ýsrar etmiþ ve okulun açýlmasý hakkýnda gerekli irade 1873'de(15 Za. sýnýflar ayrý ayrý olarak meslek 55 . ölümü ile birlikte kapanmýþ olduðunu tahmin etmekteyiz. Bu Yönetmeliðe göre öðretim iki yýldýr ve þu dersler okutulacaktýr: 1. Belçika ve Almanya'daki maden okullarýndan mezun olmuþlardýr.

mezunlarý. Osmanlý arþivlerine göre yurdumuzda Maden Mühendisi yetiþtirildiðine iliþkin baþka hiçbir iþarete rastlanýlmamýþtýr Bu okullarýn yeri. Ýmâlatý maadin. Fakat bu okulun Ýbrahim Ethem Paþa tarafýndan kurulduðu ve Ýbrahim Ethem Paþa'nýn burada hocalýk yaptýðýný biliyoruz. TÜRKÝYE'DE ÖÐRENÝM GÖREN ÝLK MADEN MÜHENDÝSLERÝ Türkiye'deki "Türk Maden Teknik Elemaný" miktarýnýn yetersizliði dikkate alýnarak. hocalarý. Yýl : Edebiyat. 1928 yýlýnda. Kimya.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I dersleri görmek üzere programlar yapýlmýþtýr. Fransýzca. Logaritma. Fizik. ülkemize maden bilim ve teknolojisini getirenler. kaç yýl öðretim verdiði hakkýnda maalesef elimizde kesin bir bilgi yoktur. 1. Cebir. Trigonometri. Zonguldak Yüksek Maden Mühendisi Mektebi Alisi ilk mezunlarýný verinceye kadar. Hendese. Yýl : Kimya ve Ýzabe-i Maadin. Orman Mektebi'nden 7 dönemde 49 Orman ve Maden Mühendisi mezun verildiðini öðreniyoruz. madencilik eðitiminin yurt dýþýnda yapýlmasýdýr.C. Resim. Resim. Minþeat-i Osmaniye. Ýmâlat Müsveddesi. Coðrafya. Münsaat-i Osmaniye. Kimya. Fransýzca. 4. Yönetmeliðe göre Okul'da þu dersler okutulmaktadýr. 2. Maden Bölümü de kapatýlmýþtýr. Harita. Hesap. Fransýzca. Tatbiki Arazi. Yýl : Trigonometri. Fizik. madenciliðin ihtiyaç duyduðu mühendisleri yetiþtirmek üzere. Kimya. Yýl : Kavaidi Osmaniye (Osmanlý Grameri). Münþeat-i Osmaniye (Okuma). Resim. 1893 yýlýnda da Orman Bölümü Halkalý Ziraat Mektebi'ne nakledilmiþtir. Bu eðitim programýnýn. Tarihi Tabii.Refik FENMEN tayin edildiði gibi yurt dýþýndan da bir 56 . Kapatma gerekçesi. günümüzün modern maden mühendisliði eðitimine çok yakýn olduðu gözlenmektedir. Hendese. Zonguldak'ta 1924 yýlýnda T. Ýktisat Vekilliði'ne baðlý dört yýl tedris devreli "Yüksek Maadin Mühendisi Mektebi Alisi" açýlmýþ ve baþýna müdür olarak Ýstanbul Yüksek Mühendis Okulundan Profesör "Müderris" M. Jeoloji. 3. Fransýzca. yurt dýþýnda eðitim görmüþ mühendis ve teknisyenlerdir.

1925' te tayin olan Okulun kurucusu ve müdürü ayný zamanda Elektrik Bölümü hocasý.Refik FENMEN. Bu okulun kurucusu ve müdürü M. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurduðu ilk yüksek okuludur. Okulun kuruluþunda. Bu okul Topoðraf. Jeometr. zamanýn en geliþmiþ okullarýndan Belçika'nýn Mons þehrindeki "Ecole des Mines" örnek alýnmýþtýr. Elektrik Yüksek Mühendisi Profesör Mehmet Refik Fenmen (1882-1951) görevini okulun kapatýldýðý 1931 yýlýna dek sürdürdü. Bu okul. savaþtan yeni çýkmýþ ve tamamen kendi öz gücüne dayanarak ülkeyi yeniden kurma amacýndaki genç Türkiye Cumhuriyeti'nin umudu olmuþtur. Daha sonra Havzada mühendis ihtiyacýný karþýlamak amacýyla 1924 Yýlýnda açýlan "Yüksek Maadin ve Sanayi Mühendis Mektebi" kurulur. Ereðli Þirketi teslim tutanaklarýnda askeri kýþla olarak görülen.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kýsým yabancý öðretmenler getirtilmiþtir. Baþçavuþ gibi teknik elemanlar yetiþtirir. ülke madenciliðine hizmeti kendisine ideal edinmiþ. Dünya Savaþý sýrasýnda askeri kýþla olarak yapýlmýþtýr. Maden mühendisi yetiþtirmek amacýyla kurulan okul. savaþtan sonra Bölge Erkan-ý Harp Kumandaný Kurmay Yarbay Hayri Bey'inde yardýmýyla bu kýþlalarýn Ýktisat Vekaleti'ne (Ekonomi Bakanlýðý'na) baðlý Havzai Fahmiye emrine býrakýlmasý saðlanýr. 1924'den 1927 yýlýna kadar ilk dönemlerde Ýstanbul Yüksek Mühendis Mektebi'nde olduðu gibi lise sýnýflarý arasýndan imtihanla ve sonradan sadece Lise mezunlarý arasýndan seçilen leyli meccani (parasýz yatýlý) öðrencilerin deðerli bir öðretim kadrosuyla ciddi bir 57 . ayrýca Belçika'dan gelmiþ dördte mesleki uzmanlýk sahibi ve deneyimli hoca bulunmakta idi. Orman Maadin Mektebi'nin 1888 yýlý mezunu olan Havzai Fahmiye Müdürü Hüseyin Fehmi (Ýmer)' in giriþimleriyle. I. o zaman taþkömürü ocaklarýný iþleten þirketlerin iane olarak karþýladýklarý bilinmektedir. Ýnþaatýn finansmanýný. Okulun madencilikle ilgili diðer bütün mesleki ders hocalarý da Avrupa'da öðrenim görmüþ deðerli Maden Mühendisleri olup. "bilgili ve çalýþkan" öðrenciler yetiþtirmeye büyük önem veren deðerli bir eðitimcidir. Binalar önceleri "Maden Fen Memuru Mektebi" olarak kullanýlýr. þimdiki Endüstri Meslek Lisesi'nin tarihi binalarý.

Ancak bu yüksekokul pek kýsa ömürlü olmuþ ve 1931 yýlýnda son mezunlarýný verdikten sonra kapatýlmýþtýr. Okuldan 19241931 yýllarý arasýnda toplam 70 Maden Mühendisi mezun olmuþtur. doðrudan doðruya girme imkaný saðlanmýþtýr. koleksiyonlarýyla. Öðrenciler her tedris yýlý sonunda bir ay ocaklarda iþçi gibi çalýþarak staj yaptýklarý gibi. tatilleri sýrasýnda Türkiye'deki madenlerde ve mezuniyeti takiben 3 ay da Avrupa'daki madenlerde ciddi bir stajdan geçirildikleri için. okulu bitirmelerinde de Avrupa'daki maden ocaklarýna staja gönderilirdi. Bu sayede. ilk mezunlarýný 1928 yýlýnda vermiþtir. Batý dünyasýnýn teknik literatürü içine.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I öðretim verilmiþtir. mevcut yerli. Ayrýca teneffüslerde dahi öðrencilerin aralarýnda Fransýzca konuþmalarýný saðlayan sýký bir disiplin. Bu stajlarýný baþarý ile tamamlamayanlara da diplomalarý verilmezdi. tercüme yoluyla deðil. Zonguldak Yüksek Maadin Mühendisi Mektebi Alisi 1924 yýlýnda açýlmýþ. 1925-1926 ve Zonguldak Yüksek Maadin Mühendisi Mektebi Alisi Binasý 58 . Tamamlayýcý olarak da Fransýzca Teknik Kütüphane kurulmuþtur. Laboratuarlarýyla. 1924-1925. her türlü cihazlarýyla zamanýn en modern bir Maden Yüksek Mühendis Mektebi halinde çabuk geliþen bu okulun mezunlarý. Okulda gösterilen derslerin madenciliðe ait olan uzmanlýk kýsmýndaki yabancý profesörlerin ders müfredatýný doðrudan doðruya takip edebilmeleri için öðrencilere okula giriþlerinden itibaren haftada 10 saat Fransýzca kurslarý verilmiþtir. yabancý maden þirketlerince maddi ve manevi çok iyi þartlarda derhal angaje edilmiþlerdir. Böylece Fransýzca öðretilmiþ öðrencilere ders kitabý olarak Fransýzca teknik kitaplarýn en modernleri her yýl parasýz olarak verilmiþtir. Ýsviçreli bir Fransýzca öðretmeni tarafýndan tesis ve tatbik olunmuþtur.

1927-1928 ve 1928-1929 dönemlerinde ise sadece lise mezunlarý arasýndan sýnavla öðrenci alýndý.Refik FENMEN okulun geniþletilerek mühendisliðin baþlýca dallarýnda geniþ bilgi sahibi sanayi mühendisleri de yetiþtirilmek arzusuyla okulu "Maadin ve Sanayi Mühendisi Mektebi Alisi" haline çevrilmesine çalýþmýþ ise de.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1926-1927 dönemlerinde lise sýnýflarý (ortaokul mezunlarý). 1926-1927 döneminde baþlayan meslek dersleri için Belçika'dan 4 adet ve Fransýzca dersi için Ýsviçre'den 1 adet profesör getirtilerek dersler Fransýzca verilmeye baþlandý ve bu eðitim kadrosu Fransýzca bilen Türk futbol. Okul kapatýlmadan önce Ýktisat Vekaleti'nin (Ekonomi Bakanlýðý) okulu kapatma gerekçesi þu þekilde belirtiliyor. Fizik Profesörü Hayri Bey ve Kimya Profesörü Mehmet Akif Bey tarafýndan. sadece temel dersler verildi. Matematik Türkiye’de Öðrenim Gören Ýlk Maden Mühendisleri Profesörü Kerim Bey. voleybol ve tenis eðitmenleri saðlanarak güçlendirildi. 1925 ile 1927 yýllarý arasýnda iki büyük bina daha ilave edilerek. 1929 yýlýndan sonra okula öðrenci kaydý yapýlmadý. Mineraloji ile Petrografi koleksiyonlarý oluþturuldu ve Sýnai (Endüstriyel) Kimya Laboratuarý kuruldu. ülkemizin ihtiyacýndan fazla Maden Mühendisi mezun olduðunun ileri sürülmesi üzerine. 1924-1925 ve 1925-1926 dönemlerinde. "Çýkarýlacak madenlerle ilgili gereksinime yeterli 59 Mektebi Alisi öðrencileri Laboratuarda . okul müdürü M. 1931 yýlýnda mezun verildikten sonra okul kapatýlmýþtýr. Okulun son devrelerinde.

1931 MEZUNLARI 1928 Mezunlarý (16) Ruhi ALKOR Zülkerem ALTAY Kudret ARGUN Tevfik AYYILDIZ Ö.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I olacaðý ya da fazlasýnýn iþsiz kalacaðý. 1929 Dünya ekonomik bunalýmýnýn Türkiye'yi de etkilemesi gerekçeleriyle ve T. Türk madenciliðine. Müdür Mehmet Refik Bey Ýstanbul'a tayin edilmiþtir.C. MTA'ya deðerli hizmetlerde bulunmuþ. Cumhuriyetten önce. Etibank'a. Naim KROMER.Hulusi BARUTOÐLU Faik BÝRKAN Bahattin BÝRSAN Selahattin GÖKTUÐ Yusuf GÜRATA Hakký KÖK Naim KROMER Cemal KURTULAN Hulusi ORPEN Mazlum ÖÐET Fuat TARI Nevzat YERDEL 1929Mezunlarý (12) Cevad ADIGÜZEL Ýhsan AYLA Behçet Kemal ÇAÐLAR Ahmet KALAYCI Cemal KIPÇAK Nuri KIRCI Sadi MÝMAROÐLU Ýbrahim NARÞAP A. YÜKSEK MAADÝN MÜHENDÝSÝ MEKTEBÝ ALÝSÝ 1928 .Ýhsan SOYAK Nevzat URUK Nihat ÜSTÜNEL Cafer ZADÝL 1930 Mezunlarý (17) Nazým ADASAL Mustafa AHÝ Cemil AHMET Kâmil AKAT Rahmi AKINCI Ekrem BEKSOY Niyazi DURUSOY Mustafa Sami ERK Enver ERKMEN Hakký EVÝNSEL Emin HARAÇCI Sadettin PEKMEZCÝLER Bahri SAVAÞKAN Kemal SÝLÝMEN Reþat SÝLÝMEN Halim TÜRKMEN Zeki YERDELEN 1931Mezunlarý (25) Hamdi ADALI Celâl ADIBELLÝ Þerif AKKUTAY Kazým AKYEL Rauf ALPSOYLU Mazlum ANGIN Cemalettin BAÞGÖZE Cemil BAÞGÖZE Celâl Ferit ÇINAR Adnan DEMÝRCÝ Fahrettin DORUK Mahir EDÝSON E. Kapanma nedeniyle okulu bitiremeyen 3. Türkiye'deki madenlerde ve Zonguldak Havzasýnda tek tük maden mühendisi mevcut iken. Necdet EGERAN Hilmi EREL Nebil EZGÜ Azmi HALULU Kâmil HAZNEDAROÐLU Sýtký KOÇMAN Mazlum KUROSMAN Mücteba MEHMET Necdet ÖZDÝNÇ Hilmi SANALAN Hikmet SÖZEN Rýza TUNA Kadri YERSEL 60 . milletvekilliði (Rauf ALPSOYLU. Cemal KIPÇAK) ve þairler (Behçet Kemal ÇAÐLAR) gibi birçok deðerli maden mühendisi yetiþtirmiþ olan bu okulun kuruluþunda ve devamýnda hizmeti geçenleri þükranla yad etmek gerekir. sýnýfýn öðrencileri Ýstanbul'daki yüksek okullara nakledilmiþlerdir. daha sonraki yýllarda aralarýnda bakanlýk (Ýhsan SOYAK). Hükümeti'nin tasarruf önlemi almasý" nedenleriyle geçici olarak kapatýlmýþtýr.

Senai SALTOÐLU. ALBRITTON. 5 . 6 . Baillére.Maden Mühendisleri Biyografisi. Bahri SAVAÞKAN 12 . Çaðlayan Kitabevi. 7 .Maden Yüksek Mühendisi Ahmet PEKKAN'ýn Özel Arþivi 15 . 1986. Inc."The Birth and Development of the Geological Sciences" F.MTA Enstitüsü Dergisi."Maden Mühendisliðine Giriþ"."The Fabric of Geology" C.Ekrem Murat ZAMAN ve Alaattin ÇAKIR'ýn Zonguldak Havzasý'nýn Tarihçesini konu alan kitap taslaðýndan 61 ."Zonguldak Yüksek Maadin Mektebi Alisi'nin Kuruluþ Yýllarý". Fahrettin DORUK. 2/34. ADAMS. Prof. (Kitap olarak hazýrlansa da basýlamamýþ kendi daktilo yazýlarý 3 . Aðustos 1982 8 . Cooper Co. No 12. London.TMMOB Maden Mühendisleri Odasý Arþivi 2 . Yeryuvarý Dergisi.Türkiye'de Madenciliðin Tarihçesi ve MTA. 1962. Freeman. Bahri SAVAÞKAN. 17 . Suna ATAK. 1954. Yeryuvarý Dergisi. 1990 11 . MTA Dergisi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kaynakça 1 . MTA Yayýnlarý. Dover Pub. Yeryuvarý Dergisi.Havzanýn Tarihçesi. Kemal ERGUVANLI."Halil Ethem ELDEM: Temel Bilimler Dalýnda Avrupa'da Ýlk Doktora Yapan.Maden Teknisyen ve Baþçavuþ Okullarýmýz. Hamit Nafiz PAMÝR. California. GEIKIE. 1945 16 .D."The Founders of Geology" A. 1985 14 . BERENT.Dr. Cemal BÝRÖN.Mühendis Cemâl Sait Bark'ýn Anýlarý 18 . 1981 13 .. Kadri YERSEL. Tindall and Cox."Türkiye'de Yerbilimleri Öðretiminin Tarihçesi"."Yerbilimlerini Mekteb-i Týbbiye'de Ýlk Kez Türkçe Okutan Hoca Ýbrahim Lütfi Paþa". Aðustos-Kasým 1980 9 . Kasým-Aralýk 1979 10 . Sayfa 156 4 .Ýbrahim Ethem Paþa'nýn torunu Yük. Darülfünun JeolojiMineraloji Muallimi" Kemal ERGUVANLI.Türkiye Maden Mühendisliði Öðretiminin Geliþmesi. New York. Ýhsan R. 1938.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 62 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "YEÞÝL ÇAY YAPRAÐINDAN DEMLÝ ÇAY BARDAÐINA" BÝR BAÞARI ÖYKÜSÜ Baki Remzi SUÝÇMEZ Ziraat Mühendisi .

Çay. en önemli istihdam alaný olan çay tarýmýndan. Dünyanýn tek doðal çayý olan ve "yeþil altýn" olarak adlandýrýlan "çay"ýn ülkemizdeki öyküsü. Doðu Karadeniz'de ekili olduðu bölgenin baþlýca tarýmsal geçim kaynaðý. çayý iþleyerek siyah altýna döndürdüler. Çaðdaþ Türkiye'nin bilinçli emekle yeþertilebileceðini. asýrlar ötesine uzanan bir beslenme geleneði deðildir. Ziraat Mühendisliði mesleðinin de baþarý öyküsüdür. Damaklarýmýzý esir eden çay tutkusu. yýllýk kiþi baþýna tüketim bakýmýndan ise 4. Rize. Tüketim amacýyla çayýn dýþardan getirtilmesinin öyküsü 1600'lü yýllara dayansa da. sýrada.533 dekar alanda 204. bilimsel çalýþmanýn baþarý öyküsü olduðu kadar. sýrada.112 üreticinin çay ürettiði Türkiye. "Camelli Sinensis Kuntze" bitkisinin taze sürgünlerinin deðiþik yöntemlerle iþlenmesi ile elde edilmektedir. kuru çay üretimi yönünden 5. ekonomik anlamda yetiþtirilmektedir. 64 . 1000 metre yüksekliklere deðin ulaþan yamaçlarda. sýrada yer almaktadýr. baþarma tutkusu. yaklaþýk 200 km uzunluðundaki kýyý þeridinde. ýsrarý. çaðdaþ üretim yöntemleriyle bozkýrýn bile en güzel ürünleri verebileceðini tüm dünyaya gösteren örnek bir projedir. Trabzon illerini kapsayan asýl bölgede ve Giresun ili ve Ordu ili Fatsa ilçesini kapsayan ikincil bölgede. yeþil atýl alanlarý yeþil altýna. 5 Mayýs 1925 tarihinde Atatürk tarafýndan Ankara'da. Türk insaný için sabah kahvaltýlarýndan gece sohbetlerine kadar en çok tüketilen gýda maddelerindendir. kurulan ve Atamýz’ýn vasiyeti sonucu 11 Haziran 1937 yýlýnda Hazineye emanet edilen Atatürk Orman Çiftliði. çay tarým alanlarýnýn geniþliði bakýmýndan dünya üretici ülkeler arasýnda 6. ülkemizde yerli üretime geçilmesi ve çay kullanýmýnýn yaygýnlaþmasý 1923 sonrasý Türkiye Cumhuriyeti'nin baþarýsýdýr. Çin ve Hindistan'da 2700 yýldan beri yetiþtirilen çay bitkisi. Cumhuriyeti kuranlarýn ve geliþtirenlerin inancý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünyada sudan sonra en çok tüketilen bir gýda ve içecek maddesi olan çay. yaklaþýk 1 milyon kiþi geçinmektedir. 766. Bozkýrý cennete çevirenler. Doðu Karadeniz bölgesinde Artvin. 10-35 km içerilere kadar uzanan kesimde.

Ekonomik zorluklar ve isyanlarýn yarattýðý güvensizlik ortamýnýn giderilmesi. Ýktisat Bakanlýðý temsilcisi Ziraat Genel Müdürü Zihni Derin. Genç Cumhuriyete karþý oluþan gerici baþkaldýrý hýzla bastýrýlmýþtý. lastik ayakkabýsý olmayan çocuklarýný doyurmaya çalýþýyorlardý. Ankara'da 1921 yýlý Nisan ayýnda Bakanlýklar temsilciliklerinin katýldýðý bir Komisyon kuruldu. bölgeye eþkiya baskýsýný getirmiþti. gözü yaþlý analar. 1918 yýlýnda Ali Rýza Erten'in Batum ve Kafkasya’daki incelemeleridir. “Birinci Paylaþým Savaþý” sonucu Ýmparatorluðun parçalanýþýnýn yarattýðý otorite boþluðu. yüzyýlýn ilk çeyreði erkekler gurbete gidiyor. 20. bölgede huzur ve güvenin saðlanmasý gerekiyordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Doðu Karadeniz göç veriyordu. gözü yolda gencecik gelinler. savaþ sonrasý ortaya çýkan öncelikli olaylar nedeniyle dikkate alýnamayan ve daha sonra "Þimali Þarki Anadolu ve Kafkasya'da Tetkikatý Ziraiye" adýyla Hükümet tarafýndan kitap olarak yayýmlanan rapor. öncelikle insanlarýn geçimini saðlayacak iþ ve çalýþma koþullarýnýn yaratýlmasý gerektiðini söylüyordu. bölgenin huzura kavuþmasý için. çayýn Rize dolaylarýnda yetiþtirilmesinin olanaklý olduðunu nedenleri ile birlikte açýklayan. Doðu Karadeniz'in "makus talihi"ni deðiþtirmeye yönelik önemli bir geliþme. o günkü Ýstanbul gümrüðüne dýþalým yoluyla gelen çaylara da Camellia sinensis (Çay) deðinerek çayýn Türkiye'deki geçmiþi65 .Tarým Bakanlýðý tarafýndan 1918 yýlýnda Batum ve çevresinin zirai ve iktisadi durumunu incelemek üzere görevlendirilen Halkalý Yüksek Ziraat Okulu (Halkalý Ziraat Mektebi Alisi) öðretim üyelerinden eski Mardin Mebusu Ali Rýza Erten'in hazýrlamýþ olduðu.

Bahçemde bir çay fidaný var. kara yoluyla Ankara'ya gelmiþ. 1904'de Halkalý Yüksek Ziraat Okulunu bitirmiþ. 1924'e kadar bu görevde kalmýþtýr. Rodos'ta Akdeniz Adalarý (Cezayir-i Bahr-i Sefit) Ýli Orman Müfettiþ Katipliðinde. Rica ederek ondan çaya ait broþürler istedim. bölge insanýnýn yaklaþýmýndan duyduðu sevinci þöyle anlatýr: "Ben Umum Müdürken Rize'de Ziraat Odasý Reisinden þöyle bir mektup almýþtým.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ni anlatan ilk bilimsel yapýttýr. Gediz ve Simav ilçeleri Orman Müfettiþ Vekaletinde bulunduktan sonra. Bu arada Batum'dan Rize'ye gelip çay üzerinde tetkikler yapan bir Rus ilmi heyetinin de raporunu verdi. 'Siz burada bazý kalkýnmalar yapacakmýþsýnýz. ileriki yýllarda çizeceði mücadeleli yolun ve "Çayýn Babasý" olarak adlandýrýlmasýnýn baþlangýcý olur. Batum'da yetiþen çayýn ve birçok denemeleri yapýlan çay çeþitlerinin Rize’de de çok iyi neticeler vereceðini yazýyordu. Ziraat Umum Müdürü Zihni Bey. 1920'de Yunanlýlarýn iþgalinden hemen önce Bursa'dan ayrýlýp. Sefir memnuniyetle bana birkaç kitap verdi. Ülkede çay yetiþtirilmesi için fiili ve aktif bir çalýþmaya girmeyip. Rus Sefiri ahbabýmdý. Ziraat Sanaatlarý ve Jeoloji öðretmenliði yapmýþ. Batum'dan getirttiðim bu topraklarda gayet iyi yetiþiyor' diye bahsediyordu. 1905'te Aydýn'da Orman ve Maden Muamelat Katibi olarak Devlet Memurluðuna baþlamýþ. halka yeni geçim olanaklarý bulabilmek amacýyla Rize ve çevresinde incelemelerde bulunmak üzere Komisyonca görevlendirilir. Milli Mücadele Hükümetinin kurduðu Ýktisat Bakanlýðýnda ilk Ziraat Umum Müdürü olmuþ. Bu fikir çok hoþuma gitti. Bu görevdeyken bir heyetle birlikte Doðu Karadeniz illerine gidiþi. Bu raporda Batum'la Rize'nin ayný iklim þartlarýna ve toprak kalitesine sahip olduðu. iki yýl sonra Akdeniz Adalarý Ýli Orman Müfettiþliðine atanmýþtýr." 66 . yalnýzca yazdýðý raporla çay tarýmýna katký saðlayan Ali Rýza Erten'in raporunu Komisyonda gündeme getiren Zihni Derin. 1909'den 1912'ye kadar Selanik Ziraat Mektebi'nde Kimya. bu arada çay yetiþtirilmesi üzerinde de durmanýzý bilhassa rica ederim. 1880 yýlýnda Muðla'da doðan Zihni Derin. 1907'de ayný ilçelerde Orman Müfettiþi olmuþ. 1914'den 1920'ye kadar Bursa'da Sultani Mektebinde (Lise) ve Kýz Öðretmen Okulunda Tabi Ýlimler okutmuþ ve Bursa Milli Eðitim Müdür Vekilliði görevinde bulunmuþtur.

M. Harem-i Þerif Müdürlüðü ve Basra Valiliði gibi görevlerde bulunan Hacý Mehmet Arif'in 1877 yýlýnda yayýnlanan "Çay Risalesi". yy. Eski adý Garal Daðý olan hazineye ait bir bölgedeki Müftü Mahallesi'nde. bu yapýtlara örnek olarak gösterilebilir.Ahmet Hamdi'nin yazdýðý "Çay Risalesi".Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Rize ve çevresinin zirai ve ekonomik durumu hakkýnda bilgi toplamaya baþlayan ve bölgede yapýlabilecekleri araþtýran Zihni Derin. bambu rizomlarý ve bir Rus bahçývaný getirir. ancak çay fidanlarýnýn geliþme 67 . Batum ve çevresinde Ruslar tarafýndan kurulmuþ olan çay bahçelerini. 1731 yýlýnda Damât-zâde Ebû'l-Hayr Ahmed Efendî'nin yazdýðý "Çay Risalesi". bu giriþimle ilgili bilgiler 1892 yýlýnda yayýnlanan "Coðrafyayý Sýnai ve Ticari" adlý kitapta yer almýþtýr. Söz konusu yazýlý kaynakta. yüzyýla kadar gitmesine karþýn. bu gezinin ardýndan. "Çaycý" lakabý ile anýlan ve Hicaz Vali Vekilliði.S. 5.'da çay ticareti yapýlsa da. iklim ve toprak yapýsýnýn çay ya da turunçgil üretimine uygun olduðu kanýsýna vararak bu konuda yoðun çalýþmalar yapmaya baþlar. narenciye ve bazý meyve çeþitleri. çok az sayýda da olsa çay ile ilgili risaleler yazýlmaya baþlanmýþtýr. çayýn tarihi göçlerle Anadolu'ya gelmediði bilinmektedir. 15 dekarlýk arazide ilk fidanlýk kurulur ve çok küçük ölçekli de olsa ilk üretim baþlar. 1879 yýlýnda Mehmet Ýzzet Seyit B. Anadolu'da çay içme alýþkanlýðýnýn baþlangýcýnýn 17. Selçuklu ve Osmanlý dönemlerinde köklü bir kahve tüketim alýþkanlýðý yerleþmiþtir. Türkiye'de çay üretme giriþimleri de yeni deðildi aslýnda. çay fabrikasýný ve Astropikal Bitkiler Araþtýrma Ýstasyonu'nu inceleyerek gerekli bilgilerle Rize'ye döner. zamanýn Ticaret Nazýrý Esbak-ý Ýsmail Paþa'nýn aracýlýðý ile Çin'den çay fidanlarý ve tohumlarýnýn getirildiði ve getirilen bu tohum ve fidanlarýn Bursa ilinde denendiði. 1893 yýlýnda Ali Nazýma'nýn "Çay Risalesi" ile 1910 yýlýnda Mehmet Ýzzet Efendi tarafýndan yazýlan "Çay Hakkýnda Malumat" adlý kitap. bugünkü adýyla Merkez Fidanlýðýnda. Türklerin çayla tanýþmasýnýn öyküsü incelenir süreçte. Beraberinde çay tohumu ve fidanlarý. Ýlk giriþim l888 yýlýnda yapýlmýþ. Sonraki yýllarda çay içme alýþkanlýðýnýn halk arasýnda hýzla yaygýnlaþmasýnýn etkisiyle Türkiye'de çay yetiþtirilmesi sürekli konuþulur ve tartýþýlýr bir konu olmuþ. çaya ilgi gösterilmemesi nedeniyle. Rize Ziraat Fen Memuru Ýbrahim Bey'le birlikte 1924'de Batum'a düzenlenen geziye katýlýr.

çay tarýmý böylece yasal güvenceye kavuþturulur. Fidanlýðýmýzdaki çay ziraatini çok beðendi. Birinci Paylaþým Savaþý'ndan sonra bölgede yaþanan ekonomik ve sosyal bunalýmlar. Bu konuda yoðun uðraþ veren Zihni Derin. ayný çabanýn 1892 yýlýnda tekrarlandýðý ve ekolojik koþullarýn çay yetiþtiriciliðine uygun olmamasý nedeniyle her iki denemeden de sonuç alýnamadýðý belirtilmektedir. halk Sayýn Derin'i. Kanuna. bölge insanýna gelir kaynaðý ve iþ alanlarý yaratýlmasýný zorunlu kýlmýþtýr. Birgün Sýhhat Vekili Hulusi Bey Rize'ye geldi. Portakal. büyük 68 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I göstermediði. Hakikaten o Ankara'ya döndükten birkaç ay sonra da beklediðimiz birinci Çay Kanunu çýktý. Eðer böyle bir para alýrlarsa çiftçiler daha kolaylýkla çay ziraati yapabilirlerdi. "Zihni Hoca" adýyla anmaya baþladý." 1918 yýlýnda hazýrlanan Rapor da dikkate alýnarak. Çünkü masraflarý az olacaktý. Fakat kanun çýkmýyor. çiftçiye dönüm baþýna 60 lira verilmesine dair bir madde de koydurtmuþtum. gecikiyor. Büyük Millet Meclisi'nde 6 Þubat 1924 tarihinde "Rize Vilayeti ve Borçka Kazasýnda Fýndýk. Rize'de kurulan Çay Araþtýrma Enstitüsü'nün kurucu müdürü de olan Zihni Derin tarafýndan yürütülen bir çok deneme nedeniyle. Bir kere erozyona mani olmak için araziyi sed yapmak icapediyordu. bir rapor ve yasa teklifi hazýrlar: "Rize'de Araklý hududundan Batum hududuna kadar olan sahada Batum'da yetiþen çay kalitesinde bizim de çay yetiþtirebileceðimiz kanaatine vardýkdan sonra hazýrladýðým raporu Vekile ibraz ederek. Bu yasaya göre baþlatýlan çay üretimi çalýþmalarýnýn baþýna Ziraat Umum Müfettiþi olarak Zihni Derin getirildi ve Rize vilayeti ile Borçka kazasýnda çay fidaný yetiþtirilmesine baþlandý. iþsizlik dolayýsýyla meydana gelen aþýrý göç. Limon ve Çay yetiþtirilmesine dair 407 Sayýlý Kanun" kabul edilir. bir çay kanunu teklifi yapýlmasýný istedim. Ve kanunun biran evvel çýkmasý için uðraþacaðýný söyledi. ben de müthiþ telaþlanýyordum. Mandalina. Rize ve çevresindeki çalýlýk ve kýzýlaðaçlarýn sökülerek yerlerine yasada yazýlý çeþitlerin dikilmesini amaçlayan 407 sayýlý Yasa.

Asým Zihnioðlu'na göre. Ekonomik kalkýnma modeli olarak "Devletçilik" modeline geçen Hükümetin. çeþitli yaðlardan da sabun. tesis ve teþkilat kurulmasýný gerektiren çay yetiþtirme ve iþlemesine para ayrýlmamasý ve devletin çeþitli ivedi sorunlarla karþýlaþmasý sonucu. çalýþmalar durdurulur. bu dönemde bile her kýr gezisinden cepler dolusu bitki örnekleriyle döner ve laboratuarda incelemeler yapar. Kömür Ýþletmesi. geleceðe yönelik belirsizliðin de giderilememesi üzerine. ne yazýk ki fazla raðbet görmez ve devletin ilgisi de kýsa sürünce. Devlet Üretme Çiftliði gibi fabrika ve kurumlarý geliþtirme hareketleri baþlamýþtý. Ali Rýza Erten'in raporunda ayrýntýlý þekilde açýklanmýþ olan çayýn ekolojisine uymuyan illerde üretim denemesi yapýlmasý ile çoðaltýlarak halka daðýtýlan fidanlarýn gerekli destekten yoksun bulunan ve yeterli bilgi verilemeyen üreticilerce. 1930'lu yýllardan beri Þeker Fabrikasý. 1924-27 yýllarý arasýndaki yoðun çabalar yetersiz kalýr. Pancardan þeker çýkarýr. Etibank. Devlet Deniz Yollarý bu dönemde önemli atak69 . Devlet Demiryollarý. 407 sayýlý Yasa'nýn tek yararý Rize Merkez Fidanlýðý'nýn ayakta kalmasý olmuþtur. Zihni Derin sonraki 10 yýl boyunca tekrar öðretmenlik mesleðine döner. Karabük. Öðretmen arkadaþlarýnýn anýlarýna göre. üreticilerin ilgisizliðine paralel olarak azalýr. Ege ve Akdeniz bölgelerinde geniþ çapta yetiþtirilen Satsuma türü mandalinanýn ilk üretildiði yer olan Merkez Fidanlýðý. Süreci ve Ýsmet Ýnönü'nün çayla iliþkisini Asým Bey þöyle deðerlendirir: "Gerçekten de o yýllarda her alanda Türkiye kendi ihtiyacýný kendisi karþýlama çabasýna girmiþti. "Kendi Kendine Yetme" ilkesini benimsemesi ve 1933 yýlýnda bunu bir programa baðlamasý üzerine.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çaplý devlet yardýmý. iþletilememiþtir. Fen Memuru Ýbrahim Bey'in Çarþamba'ya tayin edilmesine üzerine. 1936'da meslek aþký depreþir ve Edirne'de Ziraat Müþavirliði görevini yürütür. Sümerbank. ülkemizde çay tarýmý yeniden gündeme gelir. ölü doðmuþ. Zaman ilerledikçe çay fidanlarýnýn üretim ve daðýtýmýndaki heyecan. Çay tarýmý. 1936 yýlýna deðin süren bir duraklama dönemine girer.

portakal. Bu nedenle Ýnönü yurt çaycýlýðýyla yakýndan ilgileniyordu." 1935 yýlýnda yurt gezisine çýkan dönemin Baþbakaný Ýsmet Ýnönü'ye. Rize ve çevresinde kurulacak Ziraat Teþkilatý'nýn koordinatörlüðü görevi verilen Zihni Derin. bambu ve diðer meyveler ile küçük çaplý parsellerde birkaç yüz fidandan oluþan küçük bir çay bahçesinin gayet güzel yetiþtiðini görmek. Hindistan'dan getirilen iki uzmanýn iki yýl süren çalýþmalarýndan baþarýlý sonuç alýnamayýnca. limon. "Türkiye'de Çay Ýktisadiyatý" adlý yapýtýný yazarak. Fidanlýkta bulunan iki ahþap evden birinin üst katýndaki bir odaya yerleþir. Dr. Muhlis Erkmen'in Ankara'daki Ziraat Fakültesi ve Bakanlýk uzmanlarýndan oluþan bir bilim heyeti ile birlikte Rize'ye yaptýðý inceleme gezisinde. bölgenin çay tarýmý ve sanayisinin geliþmesine her yönden elveriþli olduðu kanýsýna bir kez daha varýlýr. Ýsmet Ýnönü'nün kafasýnda ve yüreðinde yurtta çay yetiþtirilmesi de vardý. Edirne'de Ziraat Müþavirliði görevinde bulunan Zihni Derin. uzun yýllardan sonra tekrar Rize'ye gelir. Ankara'ya dönünce. mandalina. Dr. Zihni Derin bu çalýþmalar içinde boðuþup dururken. çeþitli süs bitkilerinin. kendisinden 30 yaþ daha genç olan bir meslektaþý onunla ayný kader yolunda 70 . Geziye katýlan heyet içerisinde yer alan ve sonradan Tarým Bakaný olan Prof. Ülkenin üretim alanýna dönük ataklarý yine o dönemde gerçekleþmiþti. bölgede çay bahçeleri kurmanýn ve elde edilecek yapraklarýn kuru çay haline getirilmesinin önemini savunur. Konuyu ilgiyle dinleyen Ýsmet Ýnönü. üretimde devletin öncülük yapmasýný gerektiriyordu. onu mutlu eder.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I lara giriþmiþti. Þevket Raþit Hatipoðlu Rize'ye gelir ve örgütlenme çalýþmalarýný yürütür. greyfurt. aðaçkavunu. 1935 yýlýnda Ziraat Vekili Prof. çay yetiþtiriciliði çalýþmalarýna baþlanmasý amacýyla Tarým Bakanlýðý'ný görevlendirir. Ankara'da Tarým Bakanlýðý Baþ Müþavirliði'ne atanýr. Þevket Raþit Hatipoðlu. O yýllarýn koþullarý. alt kattaki odayý laboratuar olarak hazýrlar. 1924 yýlýnda Batum'dan getirdikleriyle oluþturduðu bahçeyi ve parselleri gezerken. dönemin Ziraat Odasý Baþkaný Muharrem Þad ve Ticaret Odasý Baþkaný Hulusi Karadeniz tarafýndan Rize'de ilk çay yetiþtirme giriþimi ve Zihni Derin'in 1924 yýlýndaki çalýþmalarý anlatýlýr.

Altýnda bakkal. O tarihte henüz liman da yok. Giresun'da bir Fýndýk Araþtýrma Ýstasyonu kuruluþunu gerçekleþtirdikten kýsa bir süre sonra. fidanlýkta bulunan iki ahþap evden birinin üst katýndaki bir odaya yerleþmiþ. Binanýn ikinci katý kahvehane. Bu amaçla. Bunun da boyu beþ yüz metreyi geçmiyor. 1938'te tanýþtýðý Rize iliyle ilgili þunlarý yazar: "O dönemde Rize küçük bir kentti. Burada. yörede pek bilinmeyen harman iþlemini gündeme getirerek çiftçilere öðretmeye baþlar. Ýskelenin çýkýþýndan baþlayan ve denize paralel olarak uzanan bir tek ana cadde var. yýllar boyu Rize ve çevresi ile ilgileneceðimi. O'nu alt kat71 . Bu Rize'nin en yüksek binalarýndan birisi. Caddenin deniz tarafýnda þirin bir park yer alýyor. üçüncü katý otel: Palas Oteli. beþ. hoþ kokusu insana huzur veriyor. Yeþil tepelere serpilmiþ iki katlý evler ve bu tepelerin dibindeki ince düzlük þeride sýralanmýþ dükkanlardan ibaret küçük bir kent. Zihni Derin'le birlikte yoðun bir çalýþma ortamýna girer. Parkýn ve ana yolun karþýsýnda üç katlý beton. 35-40 kiþilik ekiplerle köylerde fýndýk harmanlarý organize edilir. çirkin görünüþlü bir bina yükseliyor. 1938'de Rize'de yeniden düzenlenen Çay ve Fidanlýklar Müdürlüðü Teþkilatý'na atanan Asým Zihnioðlu. yaþamýmýn 16 yýlýný geçireceðimi. eczane. altý odasý var. Fýndýk türleriyle ilgili denemeler yapar ve özellikle o günlerde hasat sonrasý hemen depolanan ürünün çürümesini önlemek için. Zihni Derin'le tanýþmasýný ise þöyle anlatýr: "Zihni Derin benden bir vapur önce gelmiþ." Odasýna yerleþtikten sonra hemen Ziraat Bahçesi diye adlandýrýlan fidanlýða giden Asým Bey. 1927'de Ýzmir Ziraat Okulu’nu bitiren ve Uþak Þeker Fabrikasý’nda göreve baþlayan Asým Zihnioðlu. Parkýn bir kýyýsý kumsal ve deniz… Denizin çýrpýntýsý. "Bir Yeþilin Peþinde" adlý yapýtýnda anýlarýný anlatan Asým Zihnioðlu. 1933 yýlýnda Giresun'da fýndýk tarýmýyla ilgili çalýþmalara baþlar. burasý Belediye Parký.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I buluþur. arka sokaðýnda da aþhane ve berber dükkaný yer alýyor. doðma büyüme bir Rizeli gibi buralara baðlanacaðýmý hiç düþünmemiþtim. Odalardan birine yerleþiyorum ve artýk Rize'deyim.

" Geçmiþte kaybedilen yýllarýn deneyimleriyle sýký tutulan iþler. çayla ilgili uygulamaya en elveriþli olan teknikler saptanýr. Çaya gönül veren ekip tarafýndan. siz mi yapacaksýnýz bu iþi?" küçümsemesine Asým Bey'in yanýtý kýsa ve serttir: "Mehmet Bey bu sözünüzü unutmayýn. bünyesinde önemli miktarda yað içeren tohumlarýn rutubetten korunarak bozulmasýný önlemekteydi. Rize çayýnýn içeriðindeki maddeler bakýmýndan diðer ülke çaylarýndan daha kaliteli olduðu laboratuar çalýþmalarý sonunda anlaþýlýr. 1939 yýlýnda 30 ton. bu kez daha bilinçli ve programlý þekilde yürütülmeye baþlanýr. Batum'daki Çakva Çay Araþtýrma Ýstasyonu tarafýndan hazýrlanan tohumlarý Rize'den kiraladýðýmýz iki motorla Rize'ye getirdik. oldukça iddialý konuþur. Çaylarýn getiriliþ öyküsünü Asým Bey'den aktaralým: "Batum'dan getirilen çay tohumlarýnýn en azýndan yüzde 90'ýnýn intaþ kabiliyetinde olmasý iþimizi kolaylaþtýrýyordu. hýzlý bir þekilde çay bahçesi tesisi çalýþmalarýna baþlanýr. laboratuarda bölge topraklarý ve iklim incelenirken. bir þey yapamadý. Zihni Hoca'nýn derlediði çay tarýmý ve sanatý hakkýndaki ilk notlar toplu halde okunarak incelenir. umutsuzluk ve güvensizliðin yaygýn olduðu bölgede sonradan dost olduðu CHP Ýl Baþkaný Mehmet Mataracý'yla tanýþan Asým Zihnioðlu. Bu tohumlar kontraplak sandýklar içinde ve ufalanmýþ odun kömürü ile karýþýk. Mehmet Mataracý'nýn "Birkaç yýl önce buraya iki Ýngiliz uzman geldi. laboratuara çevrilmiþ odada el ele verilerek yapýlacak iþler planlanmaya baþlanýr. Beni sevinçle karþýlýyor ve birkaç arkadaþýmýzýn daha geleceðini haber veriyor. Bu koþullar altýnda þevkle çalýþmalara baþlandýðý sýrada." 1924 yýlýndan 1937 yýlýna kadar yapýlan bilimsel çalýþmalarýn olumlu sonuç vermesi ile Batum'dan 1937 yýlýnda Gürcistan kökenli 20 ton. Ýklim ve toprak yapýsý da çay tarýmý için oldukça uygundur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I taki odayý laboratuar olarak kullanma hazýrlýðýnda iken buluyorum. çok saðlam durumda ambalajlanmýþ olarak bize ulaþtý. Bu tarz ambalajlama. Sizinle bir yýl sonra tekrar buluþmak isterim." 72 . 1940 yýlýnda 40 ton çay tohumu ithal edilerek.

böylece onlara pratik kazandýrmýþ oluyorlardý. O zamanki örgütün dar bir kadro olmasý yüzünden. 7. 1939 yýlýnda Batum'dan getirtilen çay tohumlarý ile atýl durumdaki kumar ve çýfýnlar sökülerek. Teþkilatýn Mali Ýþler Mutemedi: Behçet Tuzcu Bölge teknisyenlerinin kontrolü altýnda önceden eðitilmiþ çay ustalarý fiilen çalýþarak çaylýk kuracak olanlara yardým ediyor. Birinci Merkez Kaza Bölgesi Teknisyeni: Cahit Yýlmaz. Pehlivantaþý Bölgesi Teknisyeni: Sadullah Dikmen. bölge çalýþmalarýnýn düzenli ve sürekli olduðunu gördükten sonra iþin ciddiyetine vararak. 5. Zihni Derin'in baþkanlýðýnda belirlenen bölgelerde o dönemde çalýþan teknisyenler þunlardý: 1. Ekonomik darlýk ve sýkýntý bölge erkeklerini gurbetçi yapmýþtý. Ýkinci Merkez Kaza Teknisyeni ve Fidanlýk Þefi: Rauf Baþar. Bu arada Ankara ve diðer büyük kentlerde inþaat iþçiliði ve ustalýðý yapan 73 . 6. hep bu bölge insanýnýn uðraþ yeri ve ekmek kapýsýydý. Süreci Asým Zihnioðlu'dan aktaralým: "Öncelikle bu topraklarýn çalýlardan temizlenip köklerin sökülerek temizlenmesini ve ardýndan da 100-120 santimetre geniþlikte setlendirilmesini hedef almýþtýk. mýsýr tarlalarýnýn çay bahçelerine dönüþmesine izin verirler. önce yalnýz Rize merkez kazasýna baðlý dar bir alan ele alýnmýþ ve bu alan altý bölgeye ayrýlmýþtý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1938 yýlýnýn Ekim ayýnýn sonuna kadar süren çalýþmalarýn ardýndan bölgenin örgütlenme çalýþmalarý baþlatýlýr. 120'þer santim sýra arasý ve 1 metre sýra üzeri aralýklarla dikilmek üzere ortalama 833 fidan sýðýyordu. Ýstanbul Boðazý'nda balýkçýlýk. bölge teknisyeninin kontrolü altýnda halk bilinçlendiriliyor ve yönlendiriliyordu. mýsýra ek bir ürün olarak yeni çay bahçeleri kurulur. Fakat bu iþler. Bir dönüm topraða. Gündoðdu Bölgesi Teknisyeni ve Bölgeler Kontrolörü: Asým Zihnioðlu. Zonguldak'ta kömür iþçiliði. 3. Ýlk günlerde çay üretimine sýcak bakmayan köylüler. kol gücü gerektiriyordu. 4. 2. Çayeli Bölgesi Teknisyeni: Hakký Balköse. Derepazarý ve Ýyidere Bölgesi Teknisyeni: Mahmut Fevzi Gökçeli. Topraðýný çay yetiþtirilmesi için kurulan örgüte bir yýllýðýna vermiþ olan üreticilerin hazýr çay bahçesine kavuþmasýnýn yaný sýra. O dönemde köylerde yetiþmiþ insan gücü bulma olanaðý yoktu.

Fakat ne imama ne müezzine ne de cemaate rastlayabiliyorduk. çayýn Rize'de yetiþtirilmesinin beyhude bir davranýþ olduðu þeklinde halký yönlendiriyordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çok kiþi. Onlar yuvalarýnýn ve çocuklarýnýn bekçisi. baþarýsýzlýða uðramak olasýlýðý çaya gönül verenleri ürkütüyordu. soruna kalýcý çözüm bulmak amacýyla bir kanun teklifi hazýrlar. Zira. fasulye. tarlasýndaki mýsýr. tesis avansý vermeden plan ve projelerin gerçekleþmeyeceði kanýsýna varan Zihni Derin ve arkadaþlarý. ortaya konulan somut analiz sonuçlarý ve belgeler onu bu düþüncesinden vazgeçirmiyor. 74 . Bu ruh yapýsýný anlatan Asým Zihnioðlu. Türkiye'de çay yetiþtirme umut ve gayreti büyük bir darbe yerdi. Köylerde çalýþarak çaylýk kuracak adam buluruz umuduyla Cuma namazlarýnda köy camilerine gidiyorduk. çay yetiþmez" diyenlerin baþýnda gelen üstat gazeteci Burhan Felek. bu atýlým baþarýsýzlýða dönüþebilirdi. baþarý için kendilerine güvenen köylüye teþekkür etmeyi de borç sayýyordu: "1939 ilkbaharýnda Batum'dan gelen çay tohumlarýnýn hazýrladýðýmýz köy topraklarýna ekimi baþarýlý olmasaydý. evlerinin sahibi idi" Çayýn ülkemizde yetiþtirilmesine basýn kuþkuyla yaklaþýyor. "Rize ve çevresinde ekþi portakal yetiþir. "Yerli çay yetiþtirilemez" fikri yaygýnlýk kazanýyordu. kapý kapý dolaþarak yetkililere durumun ciddiyetini anlatmaya çalýþýrlar." Çaylýk. inþaat iþlerinde ücretler kömür iþçiliði ve balýkçýlýktan daha iyiydi. Burhan Felek'e verilen yanýtlar. Baþarýlý olmak isteðine karþýn. Belki de hem bölge halkýnda hem de devlette umutsuz tepkiler doðar. kabak ve karalahana gibi baþlýca yiyecek ürünlerinden vazgeçmeyi göze alan ileri görüþlü Rize köylüsünün anlayýþ ve kavrayýþýný burada takdirle anmak isterim. Köylerde yalnýzca kadýnlar vardý. çay yetiþtirme çalýþmalarýndan vazgeçilmesini istiyordu. avans para vermenin yasal dayanak gerektirmesi nedeniyle. birinci gruptakilerden daha þanþlýydýlar. Ortada hiçbir somut kanýt yokken.

gereksinimler için gerekli olan maddi olanaklar saðlanamýyordu. örgütle anlaþma imzalayarak aldýklarý avansla komþu erkekleri çalýþtýrarak çaylýklarýný kuruyorlardý. mýsýr fiyatlarýnýn 3 kuruþtan 150-200 kuruþa kadar aþýrý artýþý.5 lira ile bir aile. mýsýr gereksiniminin önemli bir kýsmýný karþýlayabiliyordu. Ýlk kuruluþ avansý olan 12. çaylýk tesisi kurma çalýþmalarýný bir süre duraklattý. 1940 yýlýnda Ankara'da yapýlan bir toplantýya katýlan Asým Zihnioðlu. on beþ gün çalýþarak bir dönüm çaylýðý meydana getirebiliyordu. Bakým avanslarýnýn da bölge memurunun olumlu raporuna göre ödenmesi sayesinde. uygun bulursa çaylýk kurma izni veriyor ve sonra da üreticiye avans ödeniyordu. Rize teþkilatý emrine avans olarak köylüye daðýtýlmak üzere 127. sonra 625 kuruþ birinci yýl bakým avansý ve ikinci yýl bakým avansý olarak da yine 625 kuruþ verilmesi kararlaþtýrýlýr ve bu yöntem herkese duyurulur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kanunun bir türlü çýkarýlamadýðý bu süreçte. döndükleri evlerinin bahçesinde kendi çaylýklarýný kuruyorlardý. Bir dönüm çaylýk kuracaklara. Bölge memuru teknisyen.5 lira kuruluþ avansý. yýllýk izinlerini erken kullanarak. çaylýk tesisinde emniyet saðlanýyordu. Atatürk Çiftliklerinin sahibi Devlet Ziraat Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü devreye sokulur.000 lira Ziraat Bankasý'na gönderilir. O zamanýn Ziraat Genel Müdürlüðü'nde toplanan anlayýþlý insanlarýn gayretleriyle. Kredi desteðiyle desteklenen çay tarýmýnýn baþarýlý olmasý üzerine. topraðý asiditesini araþtýrýyor. Gereksinimin giderilmesi amacýyla. Faizsiz olarak üreticiye verilen paralar. gurbetten izinli dönenlerin de çay tarýmýyla uðraþmalarýna yol açtý. bir çaylýk sahibi olmak ve yakýn gelecekte gelir kaynaðýna kavuþmak isteðinin bölgede yayýlmasý. o sýralar Ankara'da olan Zihni Derin'in de katýldýðý toplantýda ilginç bir yöntem geliþtirdiklerini belirtiyor: 75 . Bu olanaðý duyan bazý gurbetçiler. çaylýk kurulacak araziyi önceden yerinde görerek inceliyor. 1938 yýlý ve 1939 yýlý baþlarýnda bir kilo mýsýrýn fiyatý 3 kuruþtu. Ýkinci Dünya Savaþý'nýn baþlamasý üzerine gereksinim duyulan erkek iþgücünün askere alýnmasý. atölyelere ve fabrikalara ürün tesliminde ve ürün tesliminden iki yýl sonra baþlamak üzere taksitle kesilerek tahsil ediliyordu. önce 12. Günlük ücreti 1 lira olan bir erkek iþçi. Eve dönmeyenlerin eþleri olan kadýnlar ise. gurbete gidiþi oldukça azalttýðý gibi.

76 . Aksi halde Batum'dan ikinci parti olarak getirilecek tohumlardan çýkacak fidanlarýn bozulmaya yüz tutacaðý ve böyle bir durumun da programý altüst edeceði düþünülerek mýsýrýn. Kilosu 18 kuruþtan satýn alýnan mýsýrlarýn parasý Rize köylüsü yerine Gelemen Çiftliði'ne aktarýldý. Çiftlik müdürüne ayný fiyatla bu mýsýrlarýn çay üreticisine avans para yerine daðýtýlmasý düþüncesini aktardým. bu ürünün Toprak Ofisi'ne kilosu 18 kuruþtan devredileceðini öðrendim. Bunu duyanlar teþkilata baþvurup anlaþma imzalayarak arazilerini çaylýk haline getirme uðraþýsýna girdiler. bahçe tesis edeceklere arazi vergisi muafiyeti ve çay bahçesi ruhsatnamesi alma zorunluluðu getirilmiþ. Araklý'dan Sovyet sýnýrýna kadar olan bölgede 30 bin dekarlýk bir alan çay tarýmý için ayrýlmýþ. bu mýsýrlarýn ofise tesliminin ertelenmesini rica ettim. Çaylýk kurma anlaþmasýný imzalayanlar bir dönüm için alacaðý mýsýrýn yarýsýný bu tesiste çalýþacak kiþilere vermek suretiyle bir dönüm çaylýðýn eksiksiz ve tam olarak tesisini saðlama imkanýný buluyorlardý. üreticiye Ziraat Bankasý'ndan 5 yýl süreyle faizsiz kredi verilmiþtir. Teþkilat bölgede derhal bir açýklama yaparak 1 dönüm çay bahçesi yapacaklara 100 kiloluk bir çuval mýsýr vereceðini açýkladý. … Bölgede çaylýk kurma isteði yeniden canlandý. girdi ve kredi sübvansiyonlarý ile önemli ölçüde desteklenmiþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Samsun'dan Ankara istikametine hareket edecek treni beklerken Samsun ile Çarþamba arasýnda yeni kurulmuþ olan Gelemen Devlet Üretme Çiftliði'ni ziyaretim sýrasýnda o yýl çok bereketli bir mýsýr ürününün elde edildiðini. Gelemen Çiftliði'nde yüzer tonluk jüt çuvallara doldurulmuþ olan mýsýrlar Toprak Ofisi yerine Rize'deki Ziraat Bankasý depolarýna taþýndý." Çay tarýmýnýn geliþmesine paralel olarak yeni yasal düzenlemeler gündeme gelir. ofis yerine çay üreticisine tahsisi uygun görüldü. 1940 yýlýnda çýkarýlan 3788 sayýlý Çay Yasasý ile çay tarýmý ve üretimi. Bakanlýkta bu konu tartýþýldý ve bu mýsýrlarýn çay üreticisine tahsis edilmesi halinde son parti çay tohumlarýndan elde edilen fidanlarla yeni çaylýklarýn kurulmasý olanaðýnýn ele geçeceði ortaya çýktý.

yönetim kurulu baþkaný ve üyelerine her hangi bir þekilde bir ücret ödenmeyeceði maddesini içeren tüzüðüyle. Asým Zihnioðlu'nun bir anýsý verilen mücadeleyi çok iyi yansýtmaktadýr: "Bir gün Rize merkezindeki dairemde çalýþýrken. ülkemizdeki üreticilerin bir kooperatif çatýsý altýnda birleþmelerine çalýþýr. Kooperatiften görecekleri yararlarý anlatmaya çalýþtým. 'Bacým senin kooperatif paraný ben ödeyeceðim ve sen yine kooperatif üyesi ortaðý olarak kalacaksýn. Böylece. çeþitli tahriklerin etkisiyle sorunlu olur. O köye ait ödeme bordrosunda bu kadýndan ne kadar para kesildiðini araþtýrdým. fahri baþkanlýðý da üstlenir. Buyur. Türk Ticaret Yasasý'na uygun. kalabalýðýn içinden birisinin adýný aldým ve bordroda bu kadýndan 500 kuruþ kesildiðini gördüm. Diðer kadýnlar arasýnda da bir sessizlik hüküm sürmüþ. Kesilen yüzde beþ paralarýný istiyorlardý. 1946'da "Çaycýlar Yardýmlaþma Kooperatifi" kurulur. 'Sen þimdi git de seni buraya gönderenlerden baðýrma ücreti iste!" dediðim zaman ortalýkta bir sessizlik olmuþtu. Müteþebbis heyetin on üçüncü ortaðý olan Asým Zihnioðlu. Diðer kadýnlara. 77 . dolayýsýyla ondan bir para kesilmediðini anlayýnca kendisine dönerek. Kendilerini nezaketle karþýlayýp sukunetle dinledim. Bunlarýn tahrik ve tertip edilerek gönderildiðini anlamýþtým. adýn nedir?' diye sordum. Cüzdanýmdan beþ lira çýkararak muhatabýma uzattým. Fakat bu isimde birisinin kayýtlý olmadýðýný. çaya gönül verenler. özgür bir kooperatif kurulmasýný gündeme getirir. 'Yok. Kooperatifin geliþmesi süreci ise. "Ýndian Tea Association" adlý organizasyondan etkilenerek. Yasalarýn üreticilerin kooperatifleþmesine özendirmesine karþýn. al bunu' dediðim zaman utanarak peþtamalýný yüzüne kapattý. Ýçlerinden sözcülük yapar gibi en çok baðýran kadýna 'Sen neredensin. Rize'de görevlendirilen kooperatif uzmaný Akil Koyuncu ile birlikte kooperatif tüzüðü hazýrlanýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Hindistan'ý yerinde inceleyen. Bundan hem sen hem de çocuklarýn hayýr görecek. tarým satýþ kooperatifleri ve diðer kooperatiflerin baþarýsýz örnekler olmasý. yok' diyerek kapýdan çýkýp gitti. kalabalýk bir kadýn grubu toplanarak baskýn yaparcasýna odama girdi. fakat onlar isteklerini ýsrarla sürdürdüler. 'Sizin hesabýnýza da bakayým' diyerek.

"Bu bile yetmeyecek. artýk atölyelerden fabrikalara geçme zamaný gelmiþti. Asým Bey'in yanýtý ise. gerekirse askeri kýþla yaparýz" alaycýlýðýný taþýyordu. ele geçecek ürünü Hindistan ve Seylan'daki gibi iþleyerek kuru çay haline getirecek yeni ve modern bir fabrikaya gereksinim duyulmaya baþlanmýþtý. Savaþýn uzun sürmesinin etkisiyle. Cumhurbaþkaný’na ve Tarým Bakaný'na þikayet edilir. Üretilmeye baþlanan yaþ çay yapraklarý Zihni Derin tarafýndan kurulan atölyelerde iþlenerek kuru çay elde edilmiþ ve üretim giderek artmýþtýr. Mann ve Mr. "Zararý yok. Kýsa süre sonra kurulma zorunluluðu ortaya çýkan Gündoðdu ve Çayeli Fabrikalarýnýn açýlýþ töreninde. sipariþ edilen makinalar Ýngiltere'den 1946 yýlýnda getirilir." olmuþtu. CHP yerel örgütü yetkililere baský yapar. Bu amaçla Ýngiltere'de çay makinalarý üreten fabrikalara baþvurularak teklif istenir. 78 . Onurlu Karadeniz kadýný her türlü zorluk ve olay karþýsýnda önce onurunu korumasýný çok iyi biliyordu. piþmanlýk duymuþ gibiydiler. inþaatý baþlamamýþ. 1946 yýlýnda ilk çay fabrikasý inþa edilirken Asým Bey'in yanýna gelen Mehmet Mataracý. temel yeri henüz belirlenmemiþ fabrikanýn temelinin atýlmasý amacýyla. "Ýnönü'ye temel attýrmadý. üstelik Ýnönü için yazýlan yazýlmýþ duvar yazýsýný sildirdi" iddiasýyla. bunun gibi daha çok fabrikalar kurulacak. uzaklaþmýþlardý. Kendilerinin aldatýldýðýný ve kullanýldýðýný anlamýþ. 1946 yýlýnda Rize'yi ziyaret eden Cumhurbaþkaný Ýsmet Ýnönü tarafýndan. Baskýya direnen ve Çaycýlar Yardýmlaþma Kooperatifi nedeniyle de eþrafla görüþ ayrýlýðý içinde bulunan Zihnioðlu. "Bu kadar büyük bir binayý çayla nasýl dolduracaksýn?" sorusunu sormuþ. yapýlan çalýþmalarý olumlayan tespitlerde bulunur." Ýþleme aþamasýnda ise. Rize'ye gelen Ýngiliz çay uzmanlarý Dr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I birbirlerine bakýþýp yola dizilerek. kurtuluþ umudunun gerçekleþmekte olduðunu gören Mataracý'nýn 1946'da ilk fabrikaya yaklaþýmý ise. fabrika makinalarýnýn müteahhidi olarak seçilir. Allen. Karabük'te ilk Demir Çelik Fabrikasýný kuran Brassert firmasý. 1940 yýlýnda kurulan çaylýklarýn iyice geliþmiþ olmasý üzerine. beþinci kata yükselen inþaata bakarak.

yaþ haddi nedeniyle emekli olduðu haberi gelir. Fahri Kurtuluþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Geliþmeleri Genel Müdür Þefik Bakay'dan aktaralým: "Önce bana geldiler. 1985 yýlýnda ise 45'e ulaþýr. 1947 yýlýnda Rize Fener Mahallesinde Merkez Çay Fabrikasý adý altýnda iþletmeye açýlýr. Bir ambar memurunun Dalaman'a gönderilmesiyle sorunu çözmeyi öneren Bakana. Zihni Derin. Ankara'ya Tarým Bakaný'nýn yanýna çaðrýlýr. Onlarý buluþturdum. bana da 'Al bunu. Asým Zihnioðlu olur. Ali Rýza Erten'in de bulunduðu bir heyet tarafýndan temeli atýlan 60 ton/gün kapasiteli ilk çay fabrikasý. Üreticilerin verdiði bilgi ve çayýn kalitesi hakkýnda edindiði izlenim Paþa'yý çok memnun eder. sorun tatlýya baðlanýr. Emeklilik onun bu bölgede 79 . Þikayetçilerin umduklarýný bulamamalarý üzerine. Sadece 'Bitti mi?' diyerek bu tutumlarýndan memnun olmadýðý anlamýna gelen bir tavýr takýndý. Cumhurbaþkaný onlarý sukunetle dinledi ve hiçbir karþýlýk vermedi. kendi tayininin daha anlamlý olacaðý gerekçesiyle karþý çýkan Asým Bey. bölgeye yerleþtirilen çay tarýmýnýn mutlu dönemini gönül rahatlýðý içinde yaþarken. Paþa'yý ziyaret etmek istediklerini söylediler. 1946 yýlýnda aralarýnda Prof. 1973 yýlýnda kurulan yaþ çay iþleme fabrika sayýsý 32'ye. 1946 yýlý Aðustos ayýnda. ilgili bakanlýða gönder' talimatýný verdi. Dr. teþekkürlerini bildirerek. iddia sahibi Fahri Kurtuluþ ile görüþtürülür. Ýlk çay fabrikasýnýn kurucusu ve müdürü. 3 adet paketleme fabrikasýyla üretime devam etmektedir. Çay tarým alanlarýnýn ve yaþ çay yapraðý üretiminin artmasý çay iþleme fabrikalarýnýn sayýsýnýn da giderek artmasýný zorunlu kýlar." Tarým Bakanlýðý'nca Rize'ye Baþmüfettiþ gönderilmesinin ardýndan Asým Bey. Halen Çay-Kur. bir yýl önce geldiði fabrikayý. Paþa'ya hitaben Rize Çay Fabrikasý Müdürü hakkýndaki þikayetleri özetledi ve elindeki raporu sundu. iki saat boyunca incelemelerde bulunduðu fabrikadan ayrýlýr. üreticilerin "Çay ve fabrika bizim gözbebeðimiz" sözleri Paþa'yý etkiler. 46 adet tasnifli dökme kuru çay fabrikasý. üretime geçtikten sonra tekrar ziyaret eder. 1947 yýlý yazýnda bir savaþ gemisiyle Doðu Karadeniz gezisine çýkan Cumhurbaþkaný Ýsmet Ýnönü.

kendisini çok seven Rizeli’lerin parlemontada Rize'yi temsil etmesine yönelik ýsrarlý teklifleri üzerine. 80 . Tarým Bakanlýðý kendisine anlaþmalý bir kadro tahsis ederek Bakanlýk Koordinatörü görevini verir. ancak Demokrat Parti'nin yaptýðý yanlýþlara karþý protesto anlamýnda Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin adaylýk teklifini kabul eden Asým Zihnioðlu da. Siyasete ilgi duymayan.Yýlý kutlamalarý doðrultusunda bazý bakanlar. ama seçilemez. Zihni Derin. Çalýþma Bakaný Bülent Ecevit ile birlikte Zihni Derin'de davet edildi. Yýlý" törenlerine. Rize'deki görevine dönen Zihnioðlu. farklý bir havada yapýlan seçim sonunda bütün popülaritesine raðmen milletvekili seçilemez. Ýstanbul'a tayin edilir. Bu toplantýya katýlmak üzere Rize'ye giderken üzücü bir trafik kazasý geçirir. Olayý Asým Zihnioðlu'ndan aktaralým: "1964 yýlýna gelindiðinde çay bitkisinin bilinçli olarak Rize topraðýna dikilmesinin 40. idealinin gerçekleþtiðini görmenin heyecanýný ve duygusallýðýný yaþýyordu. Zihni Derin ise küsmemiþ. 1950 seçimlerinde Rize'den baðýmsýz milletvekili adayý olur. Siyasetle hiçbir ilgisi olmayan Zihni Derin. ikna ettikleri Zihni Hocalarýna karþý sözlerini tutamamýþlar. 5-6 yýl boyunca yýlda birkaç defa Rize'ye gelerek çalýþmalarýna devam eder. Gece 21:00 sularýnda Rize'ye ulaþarak fabrika misafirhanesine yerleþti. 1964 yýlýnda Rize'de yapýlan "Çay'ýn 40. Rize'yle ilgisini kesmemiþtir. Zihni Derin'i Meclise gönderememiþlerdir. 1954 seçimlerinde Uþak'tan baðýmsýz milletvekili adayý olur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bulunmasý için bir engel deðildir. Rize'de seçim propagandasýna çýkmayýp. Ankara'ya yerleþen Zihni Derin. mücadele arkadaþý Asým Zihnioðlu ile birlikte onur konuðu olarak çaðrýlýr. yalnýzca seçim pusulasý bastýrarak seçime katýlan Zihni Derin. meclise girerse Doðu Karadeniz bölgesine ait sorunlarý dile getireceðini ve bölgenin çeþitli yönlerden kalkýnmasý için çaba sarf edebileceðini düþünerek. Sabah erken saatlerinde Zihni Hoca kalkmýþ etrafý seyrederken. Rizeli’ler.

Vekalete müteaddit telgraflar çekiyor. Hala unutamam. Zihni Derin hemen hastaneye kaldýrýldý. Günler uzuyor. "Birlikte gidelim" diyerek Zihni Derin'i valinin arabasýna aldý. 1965 yýlýnda Ankara'da vefat eder. arabanýn arkasýndan geçerken þoför arabayý geriye sürdü. kalça kemiðinin kýrýldýðý anlaþýlarak. ameliyat için Ankara'ya dönmesine karar verildi. Tören yerine geldikten sonra. Zihni Hoca arabadan indi. Ziyarete gelenlere "Bir aksilik oldu." Zihni Hoca'nýn meslek yaþamýndaki en büyük hüsranýný onun anýlarýndan aktaralým: "1938'de Rize'de bilhassa çay ziraatiyle meþgul olmaya memur edilmiþ ve kendimi adeta çay aþkýna vermiþtim. Trabzon'da öðle sonu uçaðý ile Ankara'ya ulaþtýrýldý. Havaalanýnda oðlu Haldun Derin ve kýzý Melahat Haným tarafýndan karþýlandý. ameliyatý takip eden günlerde acýlarý hafifledi. Röntgen çekiminden sonra. sevinçlerine beni de iþtirak ettiriyorlardý." Çay aþký için uykusuz geceler geçiren Zihni Derin. Çiftçilerin de bana karþý itimatlarýnýn gittikçe azaldýðýný daima deðiþen hallerinden anlýyordum. Ankara Hastanesi’ne yatýrýldý. Bu yüzden ne kadar uzun ve uykusuz geceler geçirmiþtim. Hemen ameliyata alýndý. kaza sonrasý saðlýðý bir daha düzelemeden. fakat hiçbir netice alamýyordum.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Rize merkezindeki tören yerine gitmek üzere hazýr beklerken valinin otomobili göründü. Hoca'ya çarpýp onu yere düþürdü. Taburcu olup evine döndüðünde koltuk deðneði kullanarak yürümeye baþladý. Ýþte ikinci Çay Kanununu o zamanlar hazýrlamýþ. teklif etmiþ ve neticeyi beklemeye koyulmuþtum. Onlarý aldatmýþ bir insan vaziyetine girdiðimden öyle utanç duyuyordum ki bu benim için meslek hayatýmda hiç unutamayacaðým bir hüsran olmuþtu. çiftçi ve köylüye de bu zevki öyle aþýlýyordum ki onlar da derhal bu iþe baþlayacaklarýný ve bütün tarlalarýna çay ekeceklerini söylüyor. 1965 yýlýnda ise. Çalýþma Bakaný Bülent Ecevit. Öyle çalýþýyor. geçer" diyordu. kuru çay üretimi iç tüketimi karþýlayacak düzeye 81 .

Ülke çaycýlýðýnýn Devlet Planlama Programýna uygun olarak planlanmasý için kurulan I. "Bundan sonraki çalýþmalarý genç meslektaþlarýmýza býrakalým. Çay üretimi 1971 yýlýnda Çay Kurumu Genel Müdürlüðüne devredilmiþ. Dr. Fehmi Yavuz'un bir akrabasýna fabrikada iþ verilmesini istiyor' diye yazýyordu. en modern tesislerin bölgede kurulmasý. bu raporlar hiçbir zaman uygulamaya konulmaz. Çaykur'daki istihdam politikasý konusunda da Asým Zihnioðlu'nun bir anýsý yöneticilere örnek olmasý gereken bir niteliktedir: "1951 yýlýnda Tekel Bakaný Rýfký Salim Burçak'ýn özel kalem müdürü Fethi Aþkýn'dan bir mektup aldým. Tekel Bakaný'nýn Genel Müdürlük isteðini. 1969 yýlýnda kendi isteðiyle emekliye ayrýlan Asým Zihnioðlu. içsatým fazlasýnýn dýþsatýmý ve dýþ piyasaya açýlma konularýna yer verilmesine karþýn. üretim özendirilir ve çay plantasyonlarý artýrýlýr. nitelikli personel istihdamýna ve piyasa koþullarýna uygun özerk bir yönetim anlayýþýna yönelememiþ. 6133 ve 6757 sayýlý yasalar çýkarýlarak. 1973 yýlýnda fiilen faaliyete geçen kurum 1982 yýlýnda "Çay Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü (Çaykur)" adý altýnda bir kamu iktisadi kuruluþuna dönüþtürülmüþtür. ve II. kuru çay üretimi ve pazarlamasý ise Gümrük ve Tekel Bakanlýðý ya da Sanayi ve Ticaret Bakanlýðý tarafýndan yürütülmüþtür. Türkiye çay dýþalýmcýsý konumundan kurtulmuþtur. yeni birisine ihtiyaç yoktu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ulaþmýþ. 5684. Beþ Yýllýk Planlama Ýhtisas Komisyonu Raporlarý'nda. 82 . Diðer usta ve memur kadrolarý ise doluydu. Mektupta 'Bakan'ýn bir ricasý var. Durumu. sürekli siyasetçilerin oyun alaný olmuþtur. Dönem Ýhtisas Komisyonlarý'na Asým Zihnioðlu katýlýr ve Çay Ýhtisas Komisyonu'nun Raportörü olur. Sonraki yýllarda Çaykur. Zihni Hoca'nýn sabýrla baþlattýðý ve saðlam temellere oturttuðu çalýþmalar durmaz. arkadaþý Prof. Kýsa bir müddet sonra da mevsim gereði ürün azalacaðý için fabrikada mevsimlik ve geçici olarak çalýþan iþçilerimizin bir kýsmýna yol verilmesi gerekecekti. Ekonomik boyutta üretime geçilmesiyle birlikte çayýn tarýmý Tarým Bakanlýðý. bu çalýþmayý onlar sürdürsün" ifadesiyle nazikçe reddeder. O sýrada kampanyanýn yarýsýný devirmiþ bulunuyorduk. çayla ilgili öngörülen geliþme projeleri yanýnda. kaliteli ürünün imalat yöntemleri ve buna uygun maliyet hesaplarý.

1985 yýlýnda ise çay alanlarý Ordu-Fatsa'ya kadar geniþletilmiþtir. 83 . çaycýlýðýn Rize ve çevresine saðladýðý kalkýnma hareketini överek." sözleri yanýnda. kaliteden ödün vermemek amacýyla yaklaþýk dört ton kuru çay imha edilir. insanlarýmýzýn emeðiyle kazanýlmýþtýr. 'sýrayý ve kuralý bozmayýn' diyor. Milli Birlik Komitesi'nin görevlendirdiði bir askeri heyet Rize'ye gelir ve üreticilerin protestosuna yol açan uygulamalarý yapan yetkilileri sýrasýyla görevden alýr. 1982 yýlýnda tekrar çaylýk kurulmasý izini verilmiþ. anlatarak kuralý bozarsak kötü duruma düþeceðimizi. Tekel Bakaný Rýfký Salim Burçak.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kuralýmýzý anlatan bir mektupla bu isteði karþýlayamayacaðýmýzý. 1974 yýlýnda yeni izinler verilmemiþ. birçok kimsenin ellerindeki sýra numarasýna göre bizden iþe davet beklediðini belirterek.)" 1938 yýlýnda baþlanýlan çay bahçesi tesisi çalýþmalarýna. 1947 yýlýnda açýlýþý yapýlan fabrikanýn üretime bir hafta geç baþlamasý yüzünden ürüne sert ve kart yapraklarýn karýþmasý üzerine. bozulan yaprak kalitesinin düzeltilmesi çalýþmalarýna ivme kazandýrýr. Ona gözümüz gibi bakacaðýz. 1961 kampanyasýnda filiz yaprak alýmýna tepki gösterirler. Rize Valiliði önünde protesto gösterileri yapýlýr. "Bu siyah altýn topraklarýmýzýn ürünü. meydana dökülen kötü vasýflý çayý yetiþtirmekten sakýnmanýn gereðini anlatan içtenlikli bir konuþma yapar. Günümüzde sorun olarak görülen üretim alanlarýndaki geniþleme ve çay yapraðýnda kalitenin bozulmasý ile ilgili birkaç saptama yapmak gerekir. Sayýn Bakan'ýn bizi mazur görmesini rica ettim. Önceki üç-dört yýl boyunca kaba ve kart yapraklarýn alýmýna göz yuman tutuma alýþan üreticiler. (Fethi Aþkýn. tutumumuzu tasvip ediyor ve teþekkürlerini iletiyordu. Çayýn yakýlarak imha edildiðini gören ve duyanlar için bu olay bir tür uyarýcý olur ve bunun yararý yaprak standardýnýn korunmasýný saðlar. daha sonra 1960'da Tekel bakaný olmuþtu. Bu mektubumdan kýsa bir süre sonar Özel Kalem Müdürü'nden aldýðým mektup ilginçti. Daha güzel ve daha nefis olmasý için çalýþacaðýz. Halka haber verilerek Rize Belediyesi yakýnýnda bir meydanda bu çaylar yakýlýr. Rize Belediye Baþkaný Ekrem Orhon. 1960 yýlýnda yönetime askerlerin gelmesi.

ikisi göz için býrakýlmalýdýr. "Ýlk zamanlar çaylarýmýz çok iyi kalitede idi. Hopa'da. Ýhsan Topaloðlu ise. "Þu otunuzu görelim bakalým" olmuþtu. Siyasetin içinde olmasý nedeniyle yaprak standardý konusu sakýncalý. Aksi takdirde çaylarýmýz bugünkü gibi semiz otu kokusunu alýr. diðer önemli sorunlardan birisidir. Bakanýn sözünde ýsrar etmesi üzerine. bu konuya dokunanýn eli kýrýlmýþtýr. üreticilerin dertlerini dinler. Halbuki beþ filizden ancak üçü alýnýp. Ýstifamý takdim ediyorum.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Deneyimli uzmanlarýn görevden alýnmasýný fýrsat bilen Rize'li üreticiler. Sonradan çiftçiler fazla yaprak alsýnlar diye budamayý býraktýlar ve geliþigüzel yapraklarý zamansýz olarak yolmaya baþladýlar. Bakan konumundaki bazý kiþilerin bilgisizliði ise. çayla ilgili ilk sözü. tüm alým yerlerinde uygulamaya konulan ve 3788 sayýlý Yasa'ya dayalý tüzüðe uygun yürütülen çay yapraðý alým kampanyasýný desteklemesi gerekirken." Adalet Partisi'nin iktidara geldiði yýllarda Tekel Bakaný Ýhsan Topaloðlu Rize'ye gelir. budama býçaklarýyla koparttýklarý kart yapraklarý ve sert yapraklý dallarý satarken. böylece çayýn lezzeti. Üreticiye sýkýntý vermeyin. uygun vasýfta çay yapraðý getirmediði için alým yerinde sert ve kart yapraklarý seçmek zorunda kalan bir üretici. Bakan'ýn bu sözünü tebessümle karþýlayan Zihnioðlu'nun 84 ." der ve görevinden ayrýlýr. Yaprak toplama konusunda programlý çalýþmalarla üreticileri yönlendirmeye çalýþan Merkez Müdürü Ziraat Mühendisi Orhan Minisker ile alým yerlerini dolaþýr. Tekel Bakaný'na þikayette bulunur. Gelinen noktaya Zihni Derin'in yaklaþýmý serttir. Çay Ýþletmeleri'nin Tekel Genel Müdürlüðü'ne baðlý iken Tekel mevzuatýnýn sürat ve aktivite eksikliði nedeniyle bu iþletmeler iktisadi kuruluþ haline getirilmiþ. yasak bir konu olmuþ." der. "Seçtirilen bu yapraklar da üründür. aslýnda kendi geleceklerini yok ettiklerini görmüyorlardý. ancak karar yetkisi Ankara'da ve siyasilerin elinde olduðu için kurum kendi inisiyatifini kullanamaz hale gelmiþtir. "Bunu yapamam. 1951 yýlýnda dönemin Ticaret Bakaný Veli Beþe Rize'ye geldiðinde. kokusu bozuldu. Bunun için de budamayý hiç bir zaman ihmal etmemelidir. Konunun önemini Bakana anlatmaya çalýþan Orhan Minisker.

erkeklerin göçünü önlediði sürece "yeþil altýn" adýný verir. Ben bu kalitedeki çayý dünyaya satarým..700 ton/gün. sektörün geliþmesini engeller. iþleme ve paketleme fabrikalarý kurup iþletme hakký tanýnýr. önyargýlý ve popülist yaklaþýmý benimsemesi ve deneyimli ve dirayetli yöneticileri devre dýþýnda býrakmalarý. Bu süreçte üretici 1938'de 15. Ýkinci Paylaþým Savaþý'nýn ortaya çýkardýðý pahalýlýk karþýsýnda 150 kuruþ/kg. 1949'da ortalama olarak 180 kuruþ/kg.. Günümüzde Çaykur'un 46. özür niteliðindeydi: "Çok güzel. 4223 ve 6133 sayýlý yasalarýn çayla ilgili hükümleri yürürlükten kaldýrýlýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yanýtý ise. 1959'dan itibaren 1965 yýlýna kadar 300 kuruþ/kg olarak tespit edilir. gerçek ve tüzel kiþilere yaþ çay satýn alma. "Tanýyacaksýnýz efendim" olmuþtu. ekmek parasýný çýkardýðý.700 ton/gün'dür. kýzlarýn çeyiz parasýný saðladýðý. Altýnýn 9 lira olduðu 1938 yýlýna kadar. maddesiyle 3788. kuru çay üretiminde % 30-35. Özelleþtirme rüzgarlarý altýnda. özellikle 1980'li yýllarýn baþýndan itibaren bitmeye baþlar. Sektörde kapasite kullaným oraný yönünden büyük fark vardýr. Gerekli bilgilendirmelerden sonra Rize'den ayrýlýrken söyledikleri. Çaykur mevcut kapasitesinin tamamýný kullanýrken. Toplam üretim kapasitesinin % 57'sine sahip olan özel sektör. böyle bilmiyorduk. yapraðýn fiyatý 60 kuruþ/kg. Çay üreticileri için "güzel günler". özel sektörün kapasite kullaným oraný oldukça düþüktür. özel sektörün ise 8. 1942-1952 arasýnda 20 kilo yaþ yaprakla bir Reþat altýný alýrken 1965'de ayný altýný alabilmek için 40-45 kilo vermek zorunda kalýr." Ýktidarý elinde bulunduranlarýn bu bilgisiz. yeþil altýn. Karadeniz'in eðimli arazi yapýsý nedeniyle daðlarýn eteklerine kurulan bahçelerde yetiþen çaya. devlet 85 . özel sektörün ise 230 adet yaþ çay iþleme fabrikasý bulunmaktadýr. 4 Aralýk 1984 tarih ve 3092 sayýlý yasayla çayda Devlet Tekeli kaldýrýlarak. Yöre halký. Özellikle özelleþtirmeye zemin hazýrlama amaçlý politikalar nedeniyle güç duruma düþen Çaykur ödeme güçlüðü çekerken. toplam % 43 üretim kapasitesine sahip Çaykur kuru çay üretiminde % 60-65'lik paya sahiptir. Toplam kapasite 15. Çaykur'un üretim kapasitesi 6. paslý yapraða dönüþür.400 ton/gün'dür. Yasanýn 3.

Çay tarýmý bölgede çoðunlukla küçük aile iþletmeciliði þeklinde yapýlmaktadýr.970 ton olmak üzere toplam 846.650 TL'dir. rekabet. hem kamu. özel sektör tarafýndan günümüze deðin gerçekleþtirilemez. % 17'si 6-10 dekar. 2002 yýlý taban fiyatý ile net 312 TL/kg üzerinden ortalama 1. üreticiye düþük yaþ çay geliri olarak yansýmakta.000 ton. Kamu Ýktisadi Kuruluþu (KIK) niteliðinde olan Çay Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü 1994 yýlýnda çýkartýlan 4046 sayýlý Yasa'nýn 35.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I özel fabrikalara yüzmilyarlarca lira aktarýr. çay ekonomik bir gelir kaynaðý özelliðini yitirmiþtir.12.294. Ekim alanlarýnýn artýþý. Çay üreticilerinin % 80'i 0. % 1'i 16 ve üzeri dekar çaylýk alana sahiptir. Yaþ çay alýmlarý itibariyle Çaykur'un % 65. uygun fiyat oluþumu gibi amaçlar.1996 ve 22853 sayýlý Resmi Gazete'de yayýmlanan Çay Ýþletmeleri Genel Müdürlüðü. kalitesiz yaþ çay yapraðýnýn alýnmasý ve kaçak kuru çay giriþinin artmasý nedeniyle arz talep dengesizliðinde ortaya çýkan ürün fazlasý ve böylece büyüyen stok hacimleri. % 21'i Trabzon. % 3'ü ise Giresun ve Ordu illerinde bulunmaktadýr. Özellikle son yýllarda enflasyon ve girdi fiyat artýþý ile çay fiyatý arasýnda oluþan dengesizlikler nedeniyle ve yaþ çay ürün bedellerinin kamu ve özellikle özel sektörce üreticiye zamanýnda ödenmemesi sonucu üretici yoksullaþmýþ.970 ton çay satan üreticilerin geliri. % 11'i Artvin. Bir çay üreticisi ailesinin 4 kiþi olduðunu var say86 . hem de özel sektör iþletmeciliði bakýmýndan baþarýlý görünmemektedir. maddesi gereðince. halen yürürlükte olan bu statü çerçevesinde faaliyetlerini sürdürmektedir. Özel sektöre tanýnan teþviklerin de etkisi ile hýzla kurulan çay iþletmelerinin üretim kapasitesinin artmasýna karþýn. mevcut durumdan memnun olan hiçbir kesim kalmamaktadýr. Ana statüsü 20. Ýktisadi Devlet Teþekkülü (ÝDT) statüsüne alýnýr. 2001 yýlý itibari ile özel sektöre yaklaþýk 300. özel kesimin ise % 35 paya sahip olduðu sektör. Çay iþletmeciliðinde ortaya çýkan baþarýsýzlýk. % 2'si 11-15 dekar. özelleþtirmenin amaçlarý arasýnda sayýlan kaliteli üretim.1-5 dekar. Günümüzde çaylýk alanlarýn % 65'i Rize. üreticinin yaþ çayý satmasýný güçleþtirmiþtir. Çaykur'a 546.

6 milyon TL.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I dýðýmýzda. bölge insaný ve ilgililer sorumlulukta paydaþlýk yaratabilirlerse. ancak sorumluluðu hep birlikte paylaþmakla. çay üreticiliðinin artýk ekonomik bir faaliyet olmaktan çýktýðýný göstermektedir. Üretici için belli miktarda çay alma ve uzun vadede de olsa ödeme garantisi taþýyan Çaykur'u tamamen özelleþtirilmesini gündeme getiren Hükümet. Artýk 'günü kurtarma' ve 'günlük yaþam' düþüncesi deðil. Büyük zorluklarý aþarak baþarýya ulaþan.. her tür masraf dahil kiþi baþý gelir 323. Bu. üreticilerimizin umursamazlýðýný ve içinde bulunduklarý tehlikeye göz yummalarýný þaþkýnlýkla izliyorum. Ýþte özlemim budur. Üreticilerimizin ve bundan yararlanan bölge insanýnýn harekete geçerek. Yöre insanýmýzýn. yaklaþýk 180 $'dýr. Bu rakamlar. sorunlara birlikte sahip çýkmakla yaratýlabilir. bu çürük gidiþin kendi çýkarlarý için büyük tehlike olduðunu düþünmemektedir. dizeleriyle tarihe taþýr: Bir ilimiz var adý. Üreticiler. sorunlar birer birer kolayca çözülür. hem günü hem de geleceði kurtarmak için çaba sarf etmenin zamaný gelmiþtir. kendi ürününe ve onun sorunlarýna sahip çýkmasý gerekirdi. maliyeti ancak karþýlayan bir fiyatla üretim yapmak zorunda kalan çay üreticisinin de üretimden çekilmesini dayatmaktadýr. Artýk çaycýlýðýmýzýn devlet desteðine ihtiyacý kalmamalýydý.." "Yürekten verilen hizmet yüreklerde iz býrakýr.. sonradan geleceði göremeyenlerce baþarýsýzlýða mahkum edilmeye çalýþýlan "Yeþil Çay Yapraðýndan Demli Çay Bardaðýna" çayýn öyküsünü. Asým Zihnioðlu'nun sözleriyle bitirelim: "Bugün çay üretimimizde yaþanan gerçek bir yanýlgý ve gerçek bir kaostur. Rize Durup dururken bir bardak çay sundu bize Rize'de çayý kim yetiþtirdi Rize'de 87 .Üreticilerimiz ise sadece devletin vereceði yaprak fiyatlarýnýn artýrýlmasýný istemekten baþka bir þey yapmamakta." Bedri Rahmi Eyüboðlu çaya gönül verenleri unutmaz.

www. tek baþýna deðil. Tübitak Hizmet Ödülü. onun adý da ölümsüzleþtirilir. 1983 yýlýnda Asým Zihnioðlu'na verilir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Misisipi'ye karýþan çaylarý öðrettiler bize Rize'de çayý kim buldu Rize'de Kimdi o sessiz sedasýz kumral kumral demlenen mübarek adam Adýný öðretmediler bize Ýþte o güzel adamdan bre þahin aman Bir tane daha. Ali Rýza Erten. Sizi saygý ve þükranla anýyoruz. Zihni Derin.caykur.net 88 .gov. Asým Zihnioðlu. Unutmayalým: Bir yudum çay keyfi için geçmedi ömürler. bir ideal uðruna ömrünü feda eden Zihni Derin'e 1969 yýlýnda bir "Hizmet Ödülü" vererek. bir yeþilin peþinde. KAYNAKÇA 1. 2. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasý yayýný. TERZÝ. Ankara. http://tea. Öyküde de görüleceði gibi. ZÝHNÝOÐLU. Kýrk Yýllýk Meslektaþlarýmýz. "Zihni Derin'le Röportaj". Tübitak. Çay Sektör Analizi. Ankara. bir yeþilin peþinde koþan diðer insanlar. çay üretiminin çok önemli sosyal ve ekonomik getirileri vardýr ve çay sektörünü ilgilendiren sorunlar. 1958. 1998.tr 5. Tübitak Yayýný. Akyýldýz matbaasý. 2003. adýný ölümsüzleþtirir. Asým. Bir Yeþilin Peþinde. TUNCER.birdemet. 3. gurur dolu bir baþarý öyküsünün kahramanýný taçlandýrýr. Ankara. ulusal çýkarlarýmýza uygun bir tarým politikasý bütünlüðü içinde inançlý ve onurlu insanlarca çözüme kavuþturulabilir. Hadiye. Necati. 4. Türk Yüksek Ziraat Mühendisleri Birliði Yayýný.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I DEVRÝM OTOMOBÝLÝ HÝKAYELERÝ Devrim Otomobili Raporu Ýsmet Özkan 23 inançlý insanýn 129 günlük serüveni. Aydýn Engin ...

kitabýn amacýna uygun þekilde. O otomobili yapanlardan birinin yazdýðý öykünün de ayný mütevazýlýkla kaleme alýnmýþ olmasý bizi þaþýrtmadý. büyük bir görev bilinciyle. mütevazý bir þekilde üç otomobil imal etmiþler ve eleþtirileri hep yüreklerine gömmüþlerdi. Sadece ülke otomotiv sanayinin deðil. kendisini yapan mühendisleri ile hatýra fotoðrafý çektirirken üzerine 'Türk Malý' yazan bir þerit yapýþtýrýlmýþ. Ýlk talimat alýndýktan sonra tasarýmdan üretime kadar geçen 129 günde ve daha sonrasýnda onu yapanlar. Devrim'i yapan 23 mühendisden biri ile konuþuldu ve kendisi önerimizi kabul ederek bir yazý yazdý ve bize gönderdi.Þ. hiç hak etmediði bir sonla karþýlaþan Devrim otomobiline ve onu yapan 23 meslektaþýmýza. onu yapanlarýn isimleri. 90 . Devrim otomobili süspansiyon ve fren grubundan Yüksek Makina Mühendisi Ýsmet Özkan tarafýndan yazýlan 'Devrim Otomobili Raporu'. Ýsmet Özkan. 'Devir' gibi bugün bile göremediðimiz türkçe kelimeler yazan bu otomobilin hikayesi detaylarýyla yer almalýydý. o zamanki ismiyle Cer atelyesi bugünkü ismiyle Türkiye Lokomotif ve Motor Sanayi A. Ancak. yaptýklarýný da öne çýkarmadan. ayný zamanda Türkiye sanayi tarihinin de çok etkileyici ve önemli bu yapýtaþý ile ilgili birincisi ikincisinin özeti olan iki öyküye neden yer verildiðine gelince…. öne çýkmadan. gecikmiþ bir vefa borcunu bir nebze ödemek mümkün olabilecekti. yazdýðý Devrim öyküsünde. ilk öykü olarak kitaptaki yerini aldý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I DEVRÝM OTOMOBÝLÝ ÖYKÜLERÝ ÝLE ÝLGÝLÝ AÇIKLAMA Bu kitapta iki tane Devrim otomobili öyküsü yer almaktadýr. birkaç teknik detay ve otomobilin 29 Ekim 1961 günü insanlarla ilk karþýlaþtýðýnda karþýlaþtýðý þaþkýnlýk ve haksýzlýkla ilgili bir kaç cümleyi yeterli görmüþtü. tasarýmý da dahil Türk mühendislerince yapýlmýþ üç adetlik prototip üretim de olsa. Devrim otomobilinin de yer almasý gerektiði düþünüldü. Böylece. gösterge panellerinde 'Yað'. Bu ilk Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri kitabýnda.nin bir hangarýnda üretilmiþ. seri üretim koþullarý neler getirir bilinmese de.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bu otomobilden on yýl sonra yabancý lisanslarla üretilmeye baþlanan otomobillerin cilt cilt reklamý. Öyküleri beðeneceðinizi umuyoruz.Bir meydan Okumanýn Öyküsü' baþlýklý yazý dizisi bu otomobil ile ilgili olabildiðince ayrýntý içermekte ve bir çok yönüyle olaylarý deðerlendirmekteydi. 'Devrim Otomobil Raporu' isimli öyküyü kaleme alan Ýsmet Özkan ve Devrim'i üreten diðer meslektaþlarýmýza teþekkürlerimizi sunuyoruz. Aydýn Engin'in Cumhuriyet Gazetesi'nde 28 Aðustos 1994 günü baþlayan ve dört gün süren 'Devrim Direniyor. romaný varken Devrimde iki öykülük bir yeri herhalde hak ederdi. Evet. Ýkinci öykünün ismi ise Cumhuriyet Gazetesi'nin dört günlük yazý dizisinin baþlýklarýndan oluþturulmuþtur. Yazarýndan izin alýndý ve derlenerek ikinci öykü olarak bu kitapta yer aldý. Mühendislik-Mimarlýk Öyküleri-I Kitabý Koordinatörü 91 . O otomobil bugün de hala direnmekte ve görenleri heyecanlandýrmaktadýr. adýna yaraþýr tarihi ve kimliði ile hala ayakta. Eskiþehir TÜLOMSAÞ Fabrikasýndaki Devrim. 1994'teki bu yazý dizisinde Devrim için 33 yýldýr direniyor denilmekteydi.

92 . Daire Bþk. Adap. Cer Daire Bþk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I DEVRÝM OTOMOBÝLÝ RAPORU Ýsmet Özkan Makina Yüksek Mühendisi Devrim. Yrd. -TCDD'nin imalat kadrosu: Projenin tahakkuku için aþaðý listede gösterildiði gibi. Fab. Cer Daire Bþk.prototip otomobil imalat projesi tarihçesi: Ulaþtýrma Bakanlýðý’nca 16 Haziran 1961 tarihinde bir yazý ile TCDD Ýþletmesi Genel Müdürlüðü’ne bir binek otomobilin geliþtirilmesi ve bir prototip Ýmali görevi verilmiþtir. " " " " " " Orhan Alp. Celal Taner. Hakký Tomsu. Esk. TCDD bünyesinde . Sayýn Emin Bozoðlu. Mustafa Ersoy. Md. Ank. Mehmet Nöker. Nurettin Erguvanlý. Fab. Fab. Md. -Proje Yönetim Grubu -Çalýþma Gruplarý oluþturulmuþtur.TCDD Genel Müdür Yrd. Bu görev için TCDD Ýþletmesinin seçiminde o tarihlerde onarým amacý ile kurulmuþ geniþ ölçüde yedek parça imal eden Ankara Adapazarý Eskiþehir ve Sivas fabrikalarýnda önemli adette teknik personele ilaveten yetiþmiþ iþçiden mühendisine kadar güçlü bir imalat kadrosu bulunmasý büyük rol oynamýþtýr. Yönetim Grubu. Fab. Md.

TCDD Genel Müd. Müþaviri Çalýþma Gruplarý. Yüksek Mühendis Mehmet Nöker Yüksek Mühendis Rýfat Serdaroðlu Yüksek Mühendis Güttekin Sabuncuoðlu Yüksek Mühendis Salih Kayasagun Yüksek Mühendis Þecaattin Sevgen Yüksek Mühendis Kemalettin Vardar Karoseri Grubu: Makina Mühendisi Celal Taner Yüksek Mühendis Faruk Akyol Yüksek Mühendis Samim Özgür Yüksek Mühendis Salih Kaya Saðýn Süspansiyon ve Fren Grubu: Makine Mühendisi Hamit Ýþeri Yüksek Mühendis Ýsmet Özkan Yüksek Mühendis Mustafa Seyrek Elektrik Donaným: Yüksek Mühendis Hasan Dinçer Döküm Ýþleri: Metalurjist Ýsmail Sýdal 93 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I " " Hüseyin Kayoðlu. Styling Grubu: Yüksek Mühendis Nurettin Erguvanlý Yüksek Mühendis Özcan Türer Yüksek Mimar Kemal Alagöz Motor Þanzýman Grubu. Müþaviri Necati Teköz. TCDD Genel Müd.

kardan istavrozlarý. anahatlarýný belirledi. Sivas Demiryol Fabrikasý’nda dökülüp Ankara Demiryol Fabrika'sýnda iþlendikten sonra. ön takýmlar için "Mc Pherson sistemini" ve bu sistem benimsenerek Eskiþehir'de imâl edilmiþtir. böylece "f" de belirtilen parçalar haricinde tüm parçalar. orta boy tipinde (1000 -1100 kg. direksiyon vitesli bir aile otomobili imal edilmiþtir. el iþçiliðimizle üretilmiþ ve sonuçta dört silindirli. Nihayet 1961 Ekim ortalarýnda Devrim otomobil prototiplerinden 94 . f) Elektrik donanýmý diferansiyel diþlileri. STYLING Grubu (Oto tipi Geliþtirme). kollarý Eskiþehir Demiryol Fabrikas’ýnda yapýlmýþ ve son montajý ise Ankara Demiryol Fabrikasý'nda tamamlanmýþtýr. karoseri. c) Karoser için hazýrlanan (1/10) ölçekli maketlerden seçilen (1/1) ölçekli alçý modeli. fakat gönül rahatlýðý ile çalýþmasýný saðlamýþtýr. motor yataklarý ile cam ve lastik aksam dýþýnda tüm parçalar yerli imal edilmiþtir. Yönetim Kurulunun lideri olarak bu listede adý geçen mühendis ve personelin olaðanüstü bir tempo ile. sonra bu modelden alýnan kalýplarla yapýlmýþ beton bloklara çekilmek ve çekiçle düzeltmek sureti ile tek tek imâl edilmiþtir. e) Süspansiyon grubu. motor kaputu ve benzeri saçlarý. Prototip otomobilin. þanzýman motor ve diðer gruplarýn nasýl toparlanýp imal edileceði üzerinde çalýþmýþtýr ve otonun anahatlarý aþaðýdaki gibi belirlenmiþtir: a) Dört ile beþ kiþilik.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Satýnalma ve Maliyet Hesaplama: Yüksek Mühendis Yavuz Yücel Yüksek Mühendis Emin Bozoðlu. b) Motor dört zamanlý ve dört silindir olarak 0-60 beygir gücünde olacak.) binek otomobil. otonun boyutlarý. d) Dört silindirli motorun gövde ve baþlýðý. Üç adet prototip imal edildi.

29 Ekim sabahý motosikletli. Tren sabaha karþý Ankara'ya vasýl olmuþ ve Devrim otomobilleri. fakat 100 metre sonra motor durdu. Eskortu oluþturanlar benzin ikmali konusunda bilgi sahibi olmadýklarý için benzin istasyonuna uðramadan yola devam ettiler. Bir yandan ilk prototipin tecrübesi sürdürülürken bir yandan da 2. Yüzyýlýn ekonomik ve toplumsal hayatýna yön veren en önemli etkenlerden biri olan otomobil sanayi yolunu açan bu giriþimi için Cemal Paþa'yý her zaman rahmet ve þükranla anýyoruz. Yola çýkýldý. benzin bitti. Asýl benzin ikmali müteakip sabah Sýhhiye'de yapýlarak Meclis’e gidilecekti. oldukça kalabalýk bir trafik ekibinden oluþan eskort eþliðinde Devrim otomobilleri yola çýktý. Acilen getirilen benzin arabaya konuldu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ilki hazýr duruma gelebildi. ancak Meclis önüne gelindiðinde durum fark edildi. 20. Büyük bir hoþgörü ile buna uyan Cemal Paþa Anýtkabir'e bu otomobille gitti ve inerken ünlü "Batý kafasýyla otomobili yaptýnýz ama doðu kafasýyla ikmali unuttunuz" sözlerini söyledi. Paþa’dan özür dileyerek 1 numaralý Devrim otomobiline geçmesi rica edildi. " cevabýný verdi. 95 . arabaya konulacaðý sýrada Cemal Paþa Meclis’in önüne gelmiþ ve Anýtkabir'e gitmek üzere 2 numaralý Devrim otomobiline binmiþtir.prototipin son kat boyasý ancak 28 Ekim akþam yapýlýp Ankara'ya sevk edilmek üzere yüklendiði trende boyasýnýn pasta ve cilasý yapýlmýþ ve bu nedenle benzin deposu boþaltýlmýþtýr. Ertesi gün bütün gazeteler sözbirliði etmiþçesine "100 metre gidip bozulan" baþlýðý attýklarý gözlendi. Cemal Paþa'nýn "Ne oluyor?" sorusuna direksiyondaki Yüksek Mühendis Rýfat Serdaroðlu "Paþam. Ancak 2 noÝu Devrim otomobili ayný gün Hipodromda geçit törenine katýlýyor ve basýnýmýz ne bunu ne de Cemal Paþa'nýn Anýtkabire 1 nolu oto ile gittiðini yazýyordu. 2. Ankara Demiryol Fabrikasýna indirilmiþtir (mânevra imkaný saðlamak için birkaç litre benzin konulmuþtur).

Saygý ve selamlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Eskiþehir Demiryol Fabrikalarý ve Devrim Otomobilleri Müzesi Eskiþehir Demiryol tesislerinin hem yurtiçi hem yurtdýþý pazarlara. 96 . tamamen orada çalýþan insanlarýn özverisi ile 2 nolu Devrim otomobili korumaya alýnmýþ ve bilahare Tülomsaþ Genel Müdürü Dilaver Zeki Daloðlu'nun emirleri ile tesisin bahçesinde bir "mini müze" yapýlmýþ ve Devrim otomobili bu müzede yýpratýcý iklim þartlarýndan etkilenmeyeceði camekanlý bir bölüme konulmuþtur. Tülomsaþ adýný alan bu þirketin hangarlarýnýn birinde. vagon ve makina üreten dev bir devlet þirketine (Tülomsaþ) dönüþtüðünü görüyoruz. müspet bilimlere önem verilerek kýsa zamanda sonuç alýnabileceðinin göstergesi olarak hep çok önemli olacaktýr. Devrim otomobili imalatý.

Devrimi yapan mühendisler. Ankara'da Cemal (Gürsel) Paþa 'ya sunulmaya götürülürken deposuna benzin doldurulsaydý. Kimilerinin izini bile bulamadýk. ilk Türk otomobilinin. Bütün bunlar olsaydý belki de bugünlerde ülkemizin yollarý Devrim'lerle dolup taþacaktý. Dönemin Ulaþtýrma Bakaný Orhan Mersinli’ye görücüye çýktýðýnda emme manifoldu kapakçýðýnýn kapatýlmasý unutulmamýþ olsaydý.. Belki þu günlerde Devrimler de önce iþçi çýkaracak. TBMM önüne giderken 'Yolda Shell'e uðrar benzin alýrýz' denip benzin istasyonuna giriþ. Ne bir telefon numarasý ne bir adres. 129 günlük serüveni sonucu 1961'de doðan ve hala direnen bir otomobil: Adý Devrim Aydýn Engin Bu yazý dizisinde. tümüyle yerli malý otomobilin öyküsünü anlatacaðýz. ama ulaþmak mümkün olmadý.. Kimilerinin izini bulduk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 23 inançlý insanýn. yaþayan tüm üyelerine ulaþmaya çabaladýk. çok kalabalýk araç konvoyu ve aceleci polis eskortlarý tarafýndan engellenmeseydi. Cemal Paþa'nýn caný o anda 'sarý' Devrim yerine 'siyah' Devrim'e binmek istemeseydi. Bu dizi için. Ankara programýný bilseler ve 'Nasýl olsa yalnýzca gösterilecek' diyerek henüz denenmemiþ 'siyah' Devrimi Ankara'ya götürmeselerdi. sonra KDV'si düþürülünce yok sata97 . Dört buçuk ay bile sürmeyen kýsa bir gebelik döneminin ardýndan 29 Ekim 1961 günü doðan ve ayný gün ölen Devrim otomobilinin öyküsünü. Bu yüzden Ankara büromuzdan genç arkadaþýmýz Bülent Sarýoðlu ve Milas muhabirimiz Olcay Akdeniz bize omuz verdiler. Olcay Akdeniz arkadaþýmýz. Devrim otomobillerinin yapýmýna katkýda bulunmuþ 23 kiþilik mühendisler ekibinin. Didim'de tatil yapan emekli bir mühendisle konuþtuktan sonra yazýsýna þöyle girdi: "Devrim'in þansý yoktu. Bulabildiklerimizin bir bölümü yaz tatili için Ýstanbul ve Ankara dýþýndaydýlar.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I caktý. dünyayý deðiþtirmek. Devrim otomobili küçük bir ütopyaydý. Ütopyasý olmayanlar. Devrim otomobilini 23 inançlý adam yaptý. Devrim. sevimli alaycýlýðý bir yana. "Bir yerli otomobil yapýnýz "emrini. Devrim'in 1961 Türkiyesi'nde bir þansý olabilir miydi? Galiba hayýr! Bugün Türkiye'de epey büyük bir otomotiv sanayii var. ülkenin en önemli istihdam alanlarýndan birini oluþturuyor. ütopyalarýný yitirenler Devrim yapamazlar. kamyon. Ýsviçre'de. 1 milyon 650 bin lira bütçe ile DDY atölyelerinde üretilen üç prototip otomobil (Devrim1. banka faizlerinden söz edip döviz kurlarý üstüne sohbet ettiði bugünün Türkiyesi'nde böylesi öykülere ekmek kadar.. Küçük atölyelerden kocaman fabrikalara kadar uzanan "yan sanayii" ile birlikte Türkiye ekonomisinde artýk "vazgeçilmez "bir yeri var. otobüs ve traktör "akan " bir otomotiv sanayii. köþeyi kolayca dönebilecekken. emrin ötesinde bir meydan okuma. onu daha haklý. devrim inançlý adamlarýn iþi. su kadar gereksinim olduðu kanýsýndayýz. minibüs. kamyonet. Aðýr sanayiye sahip olmanýn temel göstergesi olan "yerli motor üretimi" cesur. seri üretimin sorunlarý üstüne haklý teknik ve ekonomik açýklamalar sýralanabilir.. Almanya'da. Biz. Prototip yapýmýnýn kolaylýðýna karþýlýk. "çok iyi "yetiþmiþ. inancýný yitirenlerin deðil. Bu dizide bunlarý tartýþacak deðiliz. daha özgür kýlmaksa eðer. Kuruluþ yýllarýnda "montaj sanayii"nden öteye gidemeyen.. Devrim-2. ülkenin bir güç gösterisi olarak kavrayan 23 yüksek mühendisin." Olcay Akdeniz'in iþlek Türkçesi. Ama Devrim'in þansý yoktu!. Devrim-3) önemsenmeyebilir. Amerika 'da eðitim görmüþ ve "iyi" deðil. Bugünün gözlükleri ile bakýldýðýnda 1961 yýlýnda. kollanmak isteyen Türkiye'nin sanayileþme savaþýmýna omuz vermeyi yeðlemiþ 23 mühendisin 129 gününü anlatmak istiyoruz. ama çocuksu bir giriþim olarak deðerlendirilebilir. daha yaþanasý. 23 "Demiryolcu" nun öyküsünü. 98 . Akarbantlarýndan her gün yüzlerce otomobil. ama her geçen yýl üretimde yerli parça payýný arttýrarak bugün yüzde 80'lere ulaþan Türk otomotiv sanayii. 1961 Türkiyesi'nde 23 inançlý adamýn öyküsünü anlatmak istiyoruz. Ýnsanlarýn "repo" kuyruklarýnda bekleþtiði.

O yüzden çift aylý. bir motosikletli polis memuru tarafýndan Bakanlýða ulaþtýrýlmýþtý. diðer memleketlerin en iyi evsaftaki otomobilleriyle mukayesesinin yapýlarak hatalarýnýn da tespiti suretiyle bu otomobilin zamanla tekamül ettirilmesi mevzuunun ivedilikle tetkiki…. Bir otomobil.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Toplu iðne bile yapýlamayan bir dönemde bir ülkede motoru dahil her þeyi yerli bir otomobil yapmak için gerekli özgüven ve inanç ile dünyayý deðiþtirmek onu daha yaþanasý daha özgür kýlmak sömürüsüz bir Dünyaya ulaþmak için gerekli özgüven ve inanç arasýnda daðlar yok. O yüzden her 99 ." Çetrefil. Bayram tatili baþlamak üzereydi. daha genç kuþaklara ise kýsa bir okuma parçasý. "çok gizli'" damgasýný taþýyan bir Baþbakanlýk yazýsýný Ulaþtýrma Bakanlýðý’na iletti. Devrim Yaþý bizcileyin olanlara bir anýmsatma. Askeri yönetim dönemlerinde ise "Emir demiri keser". Adý. hatta bozuk Türkçesini bir yana býrakýrsak bu bir emirdi. 27 Mayýs 1960'ta iktidara el koyan askeri yönetim 22 Nisan 1961 günü 18-1959 sayýlý ve nedense çift aylý. "çok gizli" damgalý yazý. Yazýda þöyle deniyordu: "Memleketimize has bir binek otomobil motoru imali ve örnek olarak da bir yerli otomobil numunesinin vücut bulmasýný müteakip.

"Devrim'in benzini bitti". Devrim. Benzin bitmiþti."Al bir Doç (Dodge). Devrim arabasýyla girdi. O günlerde yeni yeni kurulan otomotiv sanayiine. kendilerini Eskiþehir'den Ankara'ya taþýyan özel tren katarýndan indirildiler. bir "endüstriyel macera" tartýþýlmaksýzýn uygulamaya kondu. Cumhuriyet Bayramý töreninin düzenlendiði Hipodrom'a Gürsel. çocukluðunda "Al bir Ford. "Devrim yürümedi". Batý kafasý ve Doðu kafasý 29 Ekim 1961 sabahý. kalmasýn borç. "Bu gerçek aðýr sanayi deðil. Orada unutulmaya ve çürümeye terk edildiler. "Al bir Chrysler. Devrim daha sonra geçit törenine de katýldý ve 4. Unutuldular da… *** Gazeteci.5 ay süren bu endüstri macerasý bitti. ol bir lord". Gencecik bir üniversite öðrencisi iken uluslararasý petrol tekellerinin ülkeyi nasýl yaðmaladýðýna iliþkin yayýnlarý heyecanla okudu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I þeyiyle yerli bir otomobil üretmek gibi bir düþ. O dönemde böylesi bir projeyi gerçekleþtirebilme olanaðý yalnýzca Devlet Demiryollarýnda vardý. Ertesi günkü gazeteler "Devrim yolda kaldý". nikah dairesi para ister" gibisinden çocukça tekerlemeler dinledi. Gürsel tarihsel(!) sözünü söyledi: "Batý kafasý ile otomobil yaptýk. Devrimin defteri dürülmüþtü. Sivas ve Adapazarý DDY fabrikalarý da ayný proje kapsamýnda görevlendirildi. O benzin ikmalini yapmýþtý. Her iki araba da Eskiþehir'e döndüler. DDY'nin Eskiþehir Cer Atölyesi merkez seçildi. "Devrim ancak 200 metre yürüdü" baþlýklarýyla çýktýlar. Ambalaj sanayii bu" diye 100 . Gürsel siyah Devrim'den bej Devrim'e geçti ve yola çýktý. Orada Cumhurbaþkaný Cemal Gürsel siyah Devrim-1 otomobiline bindi. Kalabalýk bir polis eskortuyla TBMM'ye gittiler. Ankara. Doðu kafasý ile benzin koymayý unuttuk!" Az ötede bekleyen ikinci Devrim otomobili çaðrýldý. motorlarý dahil tümüyle yerli iki otomobil (Devrim-1 ve Devrim-2). 200 metre kadar gitti ve durdu.

Daha ilk çeviriþte motor aldý.. Nedir bu? diye sordu. 33 yýl geçmiþ aradan" demeleri gerekiyordu. akü EAS. Vitesleri bulamamak arabanýn deðil.. Türkiye'nin belki de en büyük aðýr sanayi kuruluþu Eskiþehir Cer Atölyesi'nin hangarlarýnda dolaþýrken. yeni adýyla Türk Lokomotif ve Motor Sanayii. Yenilginin acýsýný bölüþtü. Bir kaç hafta önce. Birinci vites. Hangarýn kapýlarýný açtýlar. gazeteci sürücü ile birlikte Eskiþehir Cer Atölyesi'nin uçsuz bucaksýza benzeyen bahçesine çýktý.. Demediler. deve. ikinci. Tiyatro oyunlarý yazdý. Devrim yolda kaldý" manþetlerini okuduðu 30 Ekim 1961 sabahý kederlendi. . dediler. birþey lazým olunca biniyoruz. ambalaj Süleymaniye' diye dalgasýný geçti. mitinglerde baðýrdý. Ve gazetelerde "Devrim yürümedi. -Ne yapýyor bu burada? -Hiiiç.. Devrim. bu. Baþladý tur atmaya. piston Ford. Takýldý ve Devrim yürüdü.Bu. hazýrlamakta olduðu bir baþka yazý dizisi için Eskiþehir'e. Plakasýnda "Devrim" yazýyordu. Aradan 33 uzun yýl geçti. sonra geri. bir köþede.. eski adýyla Cer Atölyesi. bakýmlý. Direksiyondan vitesli araba görmeyeli kim bilir kaç yýl olmuþtu. dediler. Yürüyüþlere katýldý. Arada bir. "Motor Fiat. bir daha birinci. Ustalar omuz silkti: -Devriiiiim!. Birinci vites bulundu. (TÜLOMSAÞ)'a yolu düþtü. ama mahzun bir bej otomobil gördü. -Yani yürüyor mu bu hala? -Elbette. sürücünün kusuruydu. üçüncü. -Anahtarý nerde bunun? Gene omuz silktiler: -Üstündeee!.. 101 . bu. Niye yürümesin? Aslýnda "Yok caným. ikinci.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I karþý çýktý.

ama giriþecekleri zorlu kavganýn sonuçlarýndan ne de olsa ürkenlerin yüzüne konuveren o belli belirsiz. Biraz (33 yýl kadar biraz) yaþlanmýþ.. Gazeteye döndü ve daktilosunun baþýna oturdu. koþuyor Devrim. keyifli bir motor gürültüsüyle koþuyor.. bir "gülücük" uçuþtu. Meydan okuyan. Bir binek otomobili. o gergin gülücüklerden biri.. 33 yýldýr unutulduðu hangarýndan çýkmýþ. 102 .. motoru dahil tümüyle yerli bir binek otomobili üretmekle görevlendirilmiþlerdi. bir. Ulaþtýrma Bakanlýðý'ndan gelen çift aylý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Yürüyor. Devrimle buruk vedalaþma Turlar bitti. Çalýþýrken titriyor. coþkudan elleri titriyor. evet. evet yürüyor. Toplantýya katýlan 23 teknik adamýn yüzünde bir.. mutluluktan. 33 yýl öncesinden kalma çekiç izleri taþýyan kaportaya dostça bir þaplak attý. fotoðraflar çekildi. Gazeteci (Haydi itiraf etsin) Devrim'i þöyle bir okþadý. Gazetecinin de keyiften. *** 16 Haziran 1961 günü Devlet Demiryollarý'nýn 23 mühendisi Ankara'da bir araya geldiler.. "çok gizli" damgalý yazýyý okudu. TCDD Genel Müdür Yardýmcýsý Yüksek Mühendis Emin Bozoðlu toplantýyý açtý. vedalaþtý.

Evet. Canavarlara saldýrýr. ne ayak sürür. borsada oynamayý beceremez. gelirken arabalarýný da yanlarýnda getirmeleri istenmiþti. Üretim için Eskiþehir Cer atölyesinde bir hangar hazýrlandý. Yanýlmýþtýr. bir arabanýn direksiyonuna oturmamýþ mühendisler vardý. Trenle geldiler. Hisse senetlerinin ne iþe yaradýðýný duymamýþtýr bile. Olsun insan yanýlýr. örneðin köþeyi dönemez. Karar: "Biz bunu yaparýz arkadaþ!" Yýl 1961'di. Otomobil yapmaya gelen ekipte. Almanya'da Volkswagen fabrikalarýnýn akarbandýnda bugünün bilgisayarlarýnýn babasý delikli kart tekniði deneniyor. Otomobili olanlardan. Repo kuyruklarýnda sarsak bir budala gibidir. meslekten olmayana hiç bir þey anlatmayacak terimlerin çarpýþtýðý bir tartýþma. 19 Haziran 1961 günü TCDD'nin Eskiþehir Cer Atölyesi'nde. Çürüyen. hatta çoðunluktaydý. deðerleri aþýnmýþ bir Ýspanya'da cýlýz atýnýn üstünde dimdik duran bu cýlýz adam. ne geri kalýr. O tutkuludur. Motoru dahil tümüyle yerli bir otomobil yapacaklardý. Mark alýp dolar satmayý.. toplu iðne ithal eden Türkiye'nin 23 mühendisi bir araya geldi. 23 Donkiþot Ýþbaþýnda Donkiþot. Yel deðirmenidir onlar. dünyayý kötülüklerden arýndýrmaya ant içmiþtir. ülkülerini yitirmiþ. 129 gün kaldý Ýlk toplantýdan üç gün sonra. Daha iyi. Kahramanlar insandýr. siyah beyaz cihazlarý piyasadan kovup atýyor ve Türkiye'de yerlisi kaliteli olmadýðý için toplu iðne ithal ediliyordu. ABD'de renkli televizyon. Parasýnýn hesabýný bilmez.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Sonra tartýþma baþladý. Donkiþot dürüsttür ve tutkuludur. Teknik adamlarýn duygularý. jet uçaklarý sivil havacýlýða adým atýyor. daha yaþanýlasý bir dünya için canavarlara saldýrmaktan ne korkar. bir kahramandýr. coþkularý bir yana ittikleri. Dünyayý kötülüklerden arýtma ülküsüne tutkuyla baðlanmýþtýr... 103 . epey beceriksizdir. Çoðunun yoktu..

Zürich. tezgah niyetine birkaç uzun masa. Ön takýmlarýn süspansiyonlarýnda "Mc 104 . Kemal Vardar yer aldýlar. Sonra zemini kullanýlmayan lokomotiv saclarýyla kaplandý. Ýsmet Özkan. Süspansiyon ve fren grubunda Hamit Ýþeri. Amerika'yý yeniden keþfetmenin 'tuhaf' coþkusunu duydular. Elektrik donanýmýnýn sorumluluðunu Hasan Dinçer üstlendi. satýn alma ve maliyet iþlerini de Yavuz Yücel yüklendiler. Döküm iþlerini metalurjist Ýsmail Sýdal. Cer Dairesi Baþkan Yardýmcýsý Nurettin Erguvanlý. Sonra alt gruplar belirlendi. Eskiþehir DDY Fabrikasý Müdürü Mustafa Ersoy. Hangarýn dýþ duvarýna. Detroit üniversitelerinde parlak derecelerle eðitimlerini tamamlayýp devlet memuru maaþýna talim etmeyi yeðlemiþ Donkiþotlar kýlý kýrk yardýlar. Ateþli tartýþmalar oldu. Devrim otomobili 29 Ekim Cumhuriyet Bayramý’na yetiþtirilecekti.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kullaným dýþý kalmýþ dökümhane hangarý önce badana edildi. biçimlendirme) grubunda Nurettin Erguvanlý. Karoseri grubu kalabalýktý. her biri Berlin. Styling (stil verme. Bilgilerini daha yaratýcý bir alanda kullanmanýn tadýný yaþadýlar. tavþan kaný çayýn tadýný çýkaran mühendisler ilkin iþ bölümü yaptýlar. Rifat Serdaroðlu. kapýnýn hemen üstüne kocaman bir tabela çakýlmýþtý: 129 gün kaldý. Bir gezer vinç. Ankara DDY Fabrikasý müdürü Mehmet Nöker oluþturdular. Toplantý masasýnýn bitiþiðine de bir çay ocaðý konuldu. dört silindirli ve 50-60 beygir gücünde olacaktý. Gültekin Sabuncuoðlu. Þecaattin Sevgen. Motor. Dresden. bir de toplantý masasý yerleþtirildi. Her biri kendi dalýnda uzman. Samim Özgür. Bir otomobil doðuyor Ýlkin otomobilin temel özellikleri saptandý. Adapazarý DDY Fabrikasý Müdürü Celal Taner. Mustafa Seyrek görev aldýlar. Eskiþehir Cer Atölyesinin yoksul hangarýnda uzun masanýn çevresinde toplanmýþ tek lükslerinin. Özcan Türer ve yüksek mimar Kemal Elagöz vardý. Bu grup Celal Taner.þanzýman grubunda Mehmet Nöker. Motoru dahil her þeyiyle yerli ilk otomobil Devrim’in temel nitelikleri belli olmaya baþladý: Motor dört zamanlý. Hamdi Tahýllýoðlu ve Salih Kaya Saðýn'dan oluþtu. TCDD Fabrikalar Dairesi Baþkaný Orhan Alp. New York. Faruk Akyol. Yönetici grubu TCDD Genel Müdür Yardýmcýsý Emin Bozoðlu baþkanlýðýnda. Salih Kaya Saðýn. Cer Dairesi Baþkaný Hakký Tomsu.

Karoseri ekibi zaten "Sorun çýksa da çözsek" dercesine hýrslý. Bozoðlu. Bu kez de bire bir alçý kalýbý yapýldý. saðlýk 105 . 3 ileri 1 geri olmak üzere direksiyondan komuta edilen bir vites düzeni tercih edilmiþti. yere hidrolik krikolar yerleþtirdik. Çiziyoruz. Ýlk gün böyle geçti. Bozoðlu artýk yaþamýyor. aaaa. Önce otomobilin bire on ölçeðinde bir maketi yapýldý. motor kapaðý (kaput). bu da Opel'i andýrdý. Olmadý. bombeli tavaný elde ettik. Atýyoruz çizimi bir yana. Yüksek Makina Mühendisi Nurettin Erguvan anlatýyor: 'Daha çizimler sýrasýnda sorun çýkýyordu. kapýlar. þaþýlasý örgütleme yetisiyle ekibi ateþliyordu. Bir örnek yeterli. çamurluklar.Çok yakýn akrabasý. bu Ford'un bilmem ne modeline benzemiþ. Bir bakýyoruz. Bir tane daha üretiyoruz. Haydi o da çöpe. Cer Atölyesi misafirhanesindeki yataklarýna çekilmeden önce hangarýn kapýsýnýn üstündeki tabelayý deðiþtirdiler: 128 gün kaldý.Kalýplarýn altýna. her biri dýþbükey otomotivcilerin deyiþiyle "bombeli". Otomobilin taban sacýný beton kalýbýn üstüne koyup uçlarýndan yere baðladýk. Kalýplarý betondan döktük.' Böylece arabanýn biçiminde (design) mutabik kalýndý. Bundan sonrasýný Yüksek Makina Mühendisi Rýfat Serdaroðlu anlatýyor: 'O zamanlar ne o kapasitede büyük preslerimiz vardý ne de pres kalýplarý üretecek zaman. bagaj kapaðý… bütün bu bölümler sacdan üretiliyor. debriyaj diskli.' Bu ilkel koþullar ve olanaksýzlarda bir yerli otomobil üretmeye çabalayan Donkiþotlar’ýn baþý. frenler hidrolik yapýlacaktý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Phearson" sistemi kullanýlacak. olaðanüstü enerjisi. bir biçim veriyoruz. Bunun ayrýntýlarý üstünde çalýþýldý. Bunun içinse özel kalýplar ve uygun presler gerek. Yüksek Makina Mühendisi Emin Bozoðlu'ydu. Sonunda tümüyle bizim olan bir biçim üretmeyi baþardýk. Sonra da krikolarla yukarý doðru iterek. Otomobilin tavaný. Oraya. Ama dümdüz deðil. 50 beygir gücündeki motorun dakikada 3600 devir yapmasý öngörülmüþ. Eskiþehir Fabrikasý’nýn bahçesine. Ayrýntýlara dalsak bu yazý bitmez.

O bitirince ben de aksý takacaðým. O kadar ki onun saçtýðý coþku ile otomobili Cumhuriyet Bayramý'na yetiþtirebilmek için son haftalarda günde 3-4 saat uyku ile yetinir olduk. motor þanzýman grubundan bir baþka Donkiþot. bir deli adamdý. Genelkurmay Genel Sekreterliði'ne kadar yükselmiþ bir subaydý. gün deðil saat sayýlýr hale gelinmiþtir. Ötesini kendi anlatýyor: 'O gün de vakit gece yarýsýný hayli geçmiþti. Makina yüksek mühendisiydi. Bilime tutkun.' Yüksek Makina Mühendisi Þecaattin Sevgen. Sevgen.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I eski bakanlarýndan Mete Tan anlatýyor: 'Bozoðlu bir tuhaf. Gülüþmelerle uyandým. Sosyologdu.görevin çok yanlýlýðý ve ivediliði nedeniyle büyük gerilim altýnda çalýþan yirmiyi aþkýn mühendisin kiþisel sorunlarýný bile çözüp. birkaç saat uyurduk. yönetim grubunun baþý olarak bütün bürokratik engelleri cesaretle aþarak. Ne iþçiler ne ustalar ne biz mühendisler… Hangardaki uzun masalarýn üstüne kývrýlýr. Ama askerlik. teknolojiye vurgundu. Kimyagerdi. galiba onun en son akla gelen mesleðiydi. ona yönelen saldýrýlarýn göðüslenmesinde de bunca yýl býkmadan savaþan Yüksek Mühendis Salih Kaya Saðýn anlatýyor: 'Emin Bozoðlu. Tekerleðin yanýna uzanmýþým. Geceleri yatak yüzü görmedik. bir güzel. amcasý da Emin Bozoðlu'dur. Tarihçiydi.' Devrim otomobilinin salt üretiminde deðil. Bizi þevkle çalýþtýrmasýný bilen bir yöneticiydi. Ekim ayý gelmiþ çatmýþ. Onun inancý olmasaydý Devrim otomobilinin ne motoru çalýþýrdý ne tekeri dönerdi. Kanaldaki arkadaþýmýn iþini bitirmesini bekliyordum. gönül rahatlýðý ile çalýþmalarýný saðlayarak Devrim projesinin baþarýlmasýnda da birinci derecede rol oynadý.' Arkadaþlarý arasýnda adý neredeyse efsaneleþmiþ Emin Bozoðlu'nu bu kez de Rýfat Serdaroðlu'ndan dinliyoruz: 'Bence bugün Türkiye'de otomotiv sektörünün babasý Cemal (Gürsel) Paþa ise. Rüyamýzda da ya çalýþan bir motor ya yürüyen bir otomobil görürdük. Diferansiyeli baðlayacaðýz. Bir daha o kadar deliksiz uyuduðumu hatýrlamýyorum. Gün aðarmýþtý.' 106 . uykusuzluktan kýzarmýþ gözleriyle "zaman"la savaþmaktadýr.

Otomotiv sanayiinin de kilidi. Bu gün de o günleri anarken. Ama ürettikleri arabada koþan Volkswagen motorodur. Hiç biri kendisinin aðladýðýný söylemedi. meslekten olmayan bizcileyin kiþilerin bile bildiði gerçekler.Bir de tedbirliliði ile. Mantýksal sonuç: Eskiþehir atölyesinde ilk Türk motorunun marþýna basýldýðýnda tüm ekip sevinçten aðlamýþtý. Çelik kafes yerleþtirildi. Ama motorun bir teknik adam. üç ayrý tipte motor yapýldý. Bu yazý için ulaþabildiðimiz tüm mühendislere sorduk. Ýþçi arkadaþ. Hepsi "Arkadaþlar aðladý"dediler. Nissan. Devrim otomobilleri için. Kusursuz bir parçaydý. Elimizle demir kalýptan dökülmüþ bir filtre vardý. Bizim projede görevli bir iþçi arkadaþa parçayý verdik. Motor ekibinden. Bir demir parçasýný kendi elleriyle sabaha kadar iþleyip filtre üretmiþti. Rýfat Serdaroðlu sakinliði ve çelebiliði ile ünlü. Skoda büyük otomobil kuruluþlarýdýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Salt Mühendisler deðil. Orada tezgahýn üstünde duruyordu ve marþa basýlma aný gelmiþti. Seat. Ýlk kez üretilen. otomobilin kalbidir. bir makina mühendisi için anlamý çok farklý. 107 . Marþa basmadan önce motorun çevresine çelik birtür kafes geçirdi."ilk Türk motoru saat gibi çalýþmaya baþladýðý zaman…" Ýlk motor bitmiþti. bütün gece uyumamýþ. Ýyi anýmsamýyorlar. ama motoru mutlaka DaimlerBenz imparatorluðunda üretilir. tekleyen ABD otomotiv sanayiine motoruyla sýzdý. Sabahleyin filtreyi getirdi.ama ya Þecaattin Sevgen ya da Rifat Serdaroðlu marþa bastý. Ýlk Türk motoru saat gibi çalýþmaya baþladý.' Bir Motor Üretmenin Coþkusu Motor. Mercedes'in bir sürü parçasý yan sanayiye yaptýrýlýr. Bunlar. bir motor ve otomobil üretmek düþü Eskiþehir Cer Atölyesi’nin "Demiryolcularýný" tutkuyla sarmýþtýr. baþka bir örneði olmayan ve ilk sýnavýný verecek olan motor patlayabilirdi ve bu binlerce çelik parçasý fýrlatan bir þarapnelden daha tehlikeliydi. Sonra içlerinden birinde karar kýlýndý. "Ýlk Türk motoru" diyorlar. Salih Kaya Saðýn bitmez tükenmeze benzeyen 129 günlük aný hazinesinden bir tane daha çekip çýkarýyor: 'Devrim için yað filtresine ihtiyacýmýz vardý.

Ankara'ya gidiyoruz…' Salih Kaya Saðýn ayný günleri. bayrama bir hafta kala güç bela yol tecrübesine hazýrlayabilmiþtik. depolarý güvenlik nedeniyle boþaltýlmýþ arabalara.' Biten benzin mi. yað pompasýnýn geri dönüþ valf ayarýnda aksama var. Kemalettin Vardar'ýn avuçlarýný huni gibi depo kapaðýna tutup. "Dök þunu Rifat Geliyor adam. Buharlý lokomotiflerle çekilen trende bacadan sýçramasý olasý kývýlcýmlardan ötürü benzin depolarýnýn boþaltýlmasý istendi. iþi býraktýk. “kraldan fazla kralcý” yüksek bürokratlarýn aceleciliði. konvoya eþlik eden motosikletli polislerin zamanýnda uyarýlmamasýyla benzin ikmali yapýlamadan TBMM'nin yolunun tutulmasý. Biz de günlerden beri ilk kez sabaha kadar uyumak üzere trene bindik. Kemalettin Vardar ile Rifat Serdaroðlu'nun bir gazeteyi huni yapmaya çabalamasý. Cumhurbaþkaný Gürsel'in siyah arabaya yaklaþmasý. Þecaattin Sevgen anlatýyor: 'Bej arabayý. Ama 28 Ekim akþamýný hepsi iyi anýmsýyor. Boþalttýk.Önemli deðil. dök 108 . Ama onu yol tecrübesine almamýza olanak kalmadý. Sonra ikinci araba da tamamlandý. Daha resmi görünsün diye. alelacele bulunan bir bidon benzini depoya boþaltacak huninin unutulmasý. saate karþý yarýþýlan o amansýz günleri anlatýyor: 'Siyah renkteki 2 Numaralý Devrim otomobilinin son kat boyasý ancak 28 Ekim akþamý vurulabildi. Geç vakit arabalar vagonlara yüklendi. Biz de trene bindik. iki gencecik mühendisin. Tren katarýndan indirilen. Ayrýntýlar çok da önem taþýmýyor. Ankara'ya gidiyoruz. bir kilometre ötedeki Shell istasyonuna gitmeye yetecek kadar bir iki litre benzin konduðu. gazete kaðýdýndan huninin ýslanýp hamurlaþývermesi. Zaman dolmuþtu 28 Ekim gün batýmýnda çaresiz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Arabalar vagonlara yükleniyor Konuþtuðumuz mühendisler hangarýn duvarýna asýlý tabelaya "1 gün kaldý" yazýlýp yazýlmadýðýndan pek söz etmediler. Kýsa bir parkurda gidip döndük. Pasta ve cilasý ise Ankara'ya sevk edilmek üzere yüklendiði trende gece yol alýrken yapýldý. Üstesinden geliriz. Onu siyaha boyadýk. umut mu? Öykünün sonunu ilk baþta anlattýk. Yað borusunda sýzýntý.

siyah Devrim otomobilinin 200 metre gidip. geçit törenine katýlmasý…Hayýr. Günün tüm gazeteleri aðýz birliði etmiþçesine ve galiba Devrim sözcüðüyle bilinçaltý bir hesaplaþmanýn hýnç ve þehvetiyle (Hýnç ve þehvet? Uydu mu bu söz. buraya? Tabii uydu. "Devrim yolda kaldý". Devrim'e ölüm fermaný Ama 30 Ekim sabahý yayýnlanan gazetelerdeki idam fetvalarý önemli. Hayýr. bir baþka arýzadan yolda kalabilirdi. Ortalýk da birbirine girmiyor. hýnç ve þehvetiyle) hemen hemen ayný baþlýklarý attýlar. O günlerde gazetelerde bir de fotoðraf yayýnlanmýþtý. benzinin depo yerine yere boþalmasý.. 29 Ekim 1961 günü doðdu ve o gün öldü. Üstelik benzin bittiði için deðil.' Þecaattin Sevgen farklý bir karamsarlýðý dile getiriyor: O günlerde ‘basýnýn ne denli büyük bir güç olduðunu kavramýþtým ve aralarýnda gerçekleri sabýrla araþtýran ve uzun vadeli çýkarlarý 109 . önce Anýtkabir'e oradan da geçit töreninin yapýlacaðý Hipodrom'a gidiþi. Gürsel'in aktarma yapmasý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I þunu" deyiþi. sanki kendisine saat sorulmuþ gibi. yani Limuzin kalitesinde bir araba da yolda kalabilirdi. 'Devrim yürümedi'. her zaman sakin. Cemal Gürsel'in "Ne oldu?" sorusunu. Bu olay normal bir þeydir.Rifat Serdaroðlu anlatýyor: 'Basýn olayý bu kadar olumsuz iþlemeseydi çok daha farklý sonuçlar alýnabilirdi. sonra da durmasý. Nurettin Erguvanlý. denenmemiþ bir Devrim de. Serdoðlu'nun çaresizlik içinde benzinden sýrýlsýklam ellerini pantolonuna silip direksiyona oturmasý. alkýþ ve gözyaþlarý arasýnda aþýp. önce bir öksürmesi. Sorun bu deðil ki. Çelebi Serdaroðlu'nun. bu ayrýntýlar da hiç önemli deðil. "Devrim200 metre gidebildi". Þecaatin Sevgen ve Mehmet Nöker'in o arada benzin ikmali yapmayý becerdikleri. bu ayrýntýlar hiç önemli deðil. "Benzin bitti paþam" diye yanýtlayýþý. Evet.. direksiyonunda yüksek mühendis Þecaattin Sevgen'in oturduðu bej renkli Devrim1'in Ankara caddelerini. Lordlar arkadan itiyorlar. Ýngiltere Kraliçesi'nin limuzini yolda kalmýþ.. bej Devrim'i çabucak siyah Devrim'in yanýna çekmeleri. 129 gün önce tohumu çatlayan Devrim.

Bunlar dikkate bile alýnmadý. Bir prototip yaptýk biz. eksikleri geliþtirilemez. "Bir þeyler" söylemeden "bir þeyler" söylüyor. uzun yýllar öncesinde kalmýþ o günleri anlatýrken. gerçekten ilginç bir rastlantý" dememize fýrsat býrakmadan konuyu deðiþtirdi. Özel kalýplar hazýrlanmýþ. Fiat motorlarý filan. tezgahlar kurulmuþtu. bunlar için çeþitli tip ve güçlerde 7 motor üretilmiþti. Özel sektör otomotiv sanayiinde bir hamleye hazýrlanýyordu. yorum ve fýkralarda harcanan bunca paranýn boþa gittiðin110 . kýrk yýllýk devlet memurluðunun deneyimi ile sözcükleri tartarak konuþuyor. hayýr. ýsrar etmedik. Þayet ilk imalat sorunsuz olursa bu daha kötü olur. Binlerce ve binlerce motor ithal edilecekti Türkiye'ye. Bürokrasi çarkýný iyi tanýyan bir teknokratýn zengin deneyimine saygý duyduk. Ama ilginç bir rastlantý deðil mi söylediðim?' 'Evet efendim. Oysa 1 milyon 600 bin liraya üç prototip otomobil yapýlmýþtý. savunulmasýnýn da yorulmaz militanlarýndan Salih Kaya Saðýn anlatýyor: 'Haber. Devrim için yerli motor üretimi engellendi mi diyorsunuz ?' 'Hayýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gözetenlerin pek ender bulunduðu kanýsýna varmýþtým. Dudaklarýn da kederli bir gülümseme: 'Heyecanlý günlerdi. O dönemde bir ithal otomobil 50 bin liraya satýlýrken. Bir kaç yýl sonra bir sürü üretim kusuruyla sokaklarýmýzý dolduracak yerli (!) arabalarýn hazýrlýðý yapýlýyordu. Böyle bir þey söylemedim ben. yürümedi" noktasýnda yoðunlaþmadý. Ýþte bu anlaþýlamadý. Ford. Devrim otomobillerinin üretimi için "tahsis" edilen 1 milyon 600 bin lira da dile düþtü. Tümüyle yerli bir motor üretimi de o günlerde gerçekleþince…' 'Yani efendim. Devrim'in üretiminin de.' At neslinin ýslahý saðlandý mý? Devrim otomobiline yönelen saldýrýlar salt "Yürüdü. Yüksek Mühendis Nurettin Erguvanlý.Biz seri üretime uygun bir otomobil yapmadýk. "Milletin parasý har vurup harman savruldu" çýðlýklarý atýldý.

yýllarca omuza omuza ter döktüðü demiryolcu arkadaþlarýyla. Çoðu yüksek makina mühendisi olan ya meslek yaþamlarýnda devletin en üst düzeylerine yükselmiþ çoðu çok önemli sorumluluklar yüklenmiþ yurtsever teknokratlar. Celal Taner. Ýçlerinde iki kez THY genel müdürlüðü yapmýþ Nurettin Erguvanlý gibi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I den dem vuruyorlardý. Toplu iðnenin bile ithal edildiði bir ülkede bir meydan okumaydý. Mustafa Ersoy. Ama þunu vurgulamak istiyorum. bu gözü kara "endüstri serüvenini" pek ilginç deðerlendiriyorlar. Biz. Genel Kurmay Genel Sekreterliði’nden gelip DDY genel müdür yardýmcýlýðýný üstlenmiþ Emin Bozoðlu gibi adlarý Devlet Demiryollarý ile özdeþleþmiþ Salih Kaya Saðýn. Silifke'deydi. Hakký Tomsu. Baþta da söyledik. Ancak telefonla ulaþabildik. Mehmet Nöker. Bize 1 milyon 600 bin lira tahsis edilmiþti. Þecaattin Sevgen. bu ülkenin servetler harcayarak yetiþtirdiði mühendislerinin en zorlu teknik sorunlarýn üstesinden gelebileceðini kanýtladýk. bu ülkenin yetiþmiþ elemanlarýnýn. Bunun onuru bize yeter. Devrim projesi baþarýya ulaþmýþ ve kendini kanýtlamýþtýr.' Didim'de alçak gönüllü bir tatil sitesinde.) Sesi titriyordu: 'Bu bir meydan okumaydý Aydýn Bey. Hala merak ederim. Engellenmesiyle ilgili ayrýntýlara girmek istemiyorum. Mustafa Seyrek 33 yýl öncesine bakarken telefonda (uzakta. Hamdi Tahýllýoðlu gibi kamu ya da özel sektörde baþarýlar kazanmýþ uzmanlar 33 yýl sonra Devrim'i. örneðin kýrk yýllýk "kavga arkadaþý" Mehmet Nöker'le birlikte emekliliðin tadýný çýkarmaya çalýþan Rifat Serdaroðlu anlatýyor: 'Bir otomobil fabrikasý kurulmadan ve yardýmcý sanayi tam oluþ111 . Devrim otomobili üreten mühendislerden ulaþabildiklerimizin tanýklýklarýna baþvurmaya özen gösterdik. Rifat Serdaroðlu. Oysa ayný yýl orduda süvari birlikleri kaldýrýldýðý halde Tarým Bakanlýðý bütçesine "At neslinin ýslahý" için konmuþ bulunan 25 milyon lira ödenekten ve sonucundan kimse söz etmiyordu. Ecevit hükümetlerinden birinde Sanayi Bakanlýðý yapmýþ Orhan Alp gibi. baþtan beri kendi kiþisel yargýlarýmýzý bir yana býrakýp. at neslinde o günden bu yana bir geliþme saðlanmýþ mýdýr?' Devrim bir meydan okumaydý Fark etmiþsinizdir. Mustafa Seyrek.

Devrim otomobilinin "menþe þehadetnamesi". Amerika'yý yeniden keþfediyorduk sanki. Bu otomobil yürüdü ve hala yürüyor. 112 . yani nüfus kaðýdý yoktu. ruhsat ve plaka için baþvuruldu.Ama iktisadi olur mu? diye soruyordu. Fiat. Bizim görevimiz bunu kanýtlamaktý. Olanaksýz bir sürede motor yapýlsýn ve bu küçümsensin. Kendi özel otomobillerimizi söküp parçalarýný inceledik. Ýþte bunu anlayamadýlar. baþka bir çok teknik gerecimiz yoktu. nüfus kaðýdýnda Ford.yurdunu savunurcasýna konuþuyor: 'Bu proje Türkiye'nin otomobil tipinin geliþtirilmesiydi. nesebi gayri sahih (ana babasý bilinmeyen) arabalara deðil…Geçelim .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I madan seri halde otomobil üretimi yapýlmayacaðýný herkes bilir. Otomobili yaptýk. Renault. Mazda. Devrim gibi ne idüðü belirsiz. Türkiye'de otomobil ve motor yapýlacaðýna kimse inanmýyordu. Opel filan damgasý olan arabalara verilir. Teknik olarak bu gülünç bulunabilir. "Menþe þehadetnamesi olmadýðýndan ruhsat verilmesine imkan bulunmadýðý tespit edilmiþ olup. motoruyla birlikte bir otomobilin yapýlacaðýna inanmamak deðil mi? Sýfýrdan baþladýk. Zaten asýl hedef de buydu.' Salih Kaya Saðýn çocuðunu.Cemal Gürsel'le birlikte görmeye gelen bir Bakan. Parçalarý alçý kalýplarýyla hazýrladýk. Jaguar. bilgi edinilmesi…."diye baþlayan resmi yazýlarla yanýt geldi. yani "23 deli" tarafýndan yoktan var edilmiþti. Emin Bozoðlu ve arkadaþlarý. Otomobilin motorunu yapýp çalýþtýrdýðýmýz gün. Çalýþýyor da. Bir ülke düþünün ki "Motor yapýlamaz" densin. Ama asýl gülünç olan Türkiye'de bir otomobilin."Motor yapýldý. Biz sadece istenirse ve zorlanýrsa Türkiye'de otomobil yapýlabileceðini ve hatta bu yolda çok geç kalýndýðýný göstermiþ olduk. Pres makinalarýmýz. Biz kendi Amerika'mýzý keþfettik ama ürettiðimiz otomobile ruhsat bile alamadýk…" Salih Kaya Saðýn doðru söylüyor. Ruhsat ve plaka. Devrim otomobilleri için Eskiþehir il trafik müdürlüðüne birkaç kez tescil. Eskiþehir Ýl Trafik Müdürlüðü yerden göðe haklýydý.

Devrim daha onlar doðmadan doðmuþ ve ölmüþtü. Anlaþýlan bir gazetecinin (!) "asparagas" haberini tekzip etmeyiþinin ardýnda da Hoca’nýn sinek yaðý meraký var. Mustafa Seyrek'e sorduk. Gittik. kimi dalgasýný geçti. Erbakan siyasi yarar saðlayacaksa sinekten bile yað çýkarýr. yöneticisi mi neydi ? Biz de motor üstüne çalýþýyoruz ya. daha doðrusu Gümüþ Motor defterini kapattýk. þu Erbakan'ýn yaptýðý araba deðil mi. Baðýmsýzlýk ve Devrim Þimdi kimileri yazýnýn bu baþlýðýna bakýp suratlarýný buruþturacaklar. Biz de zaten açýlmamýþ olan Erbakan. Yýllar ve yýllar sonra bir gazeteci. Kimi öfkeyle. ihtiyaçlarýmýzý anlattýk. Yani "surat buruþturanlar" bile okumaya devam edebilirler. Baþlýkta kullandýðýmýz "baðýmsýzlýk" kavramýný da salt bu çerçevede kullanýyoruz. O zamanlar Gümüþ Motor adlý bir fabrikanýn sahibi mi. Bizim ihtiyaçlarýmýzý yanýtlayacak hiçbir olanaklarý olmadýðýný söylediler. Ama bu dizide bir siyasal ya da sosyal devrimden deðil.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Necmettin Erbakan nereden çýktý? Ah evet. 'Devrim otomobili'nden söz ediyoruz. Biz bu diziyi hazýrlarken genç arkadaþlarýmýzýn bir bölümü Devrim otomobilini anýmsamadý bile. meslek gereði Erbakan Hoca'yý iyi kötü tanýyoruz. Genç arkadaþlarýmýzý yanýtladýk: Erbakan'ýn Devrim otomobiliyle iliþkisinin bir "asparagas" olduðunu dilimizin döndüðünce anlattýk. aðabey?" diye sordular. Eðer o "bayat yaveler" den söz etmek isteseydik buruþan suratlar umurumuzda olmazdý. Hürriyet gazetesi 28 Temmuz günü iç sayfalarýndan birinde þöyle yazdý: "Dizayný eski olmasýna raðmen TOFAÞ'ýn ürettiði otomobiller Çin'de 113 . Ama Erbakan'ý anýmsadýlar. Hepsi bu. güldü. Rifat Serdaroglu'na sorduk. bir de Erbakan Hoca öyküsü var. "Gidip bakalým þu Gümüþ Motor'a. Önce kimi gazetelerin sayfalarýna yansýyan bir haberi aktaralým. Bunu da geçelim. Ardýndan Salih Kaya Saðýn'a sorduk. iþimize yarayacak bir katkýlarý olur mu" dedik. "Amaaaan gene o bayat yaveler" diyecekler. "Haa. Devrim otomobili projesini Erbakan 'a yamamaya kalkýþtý. Serdaroðlu daha sakin açýkladý: 'Erbakan da nereden çýktý? Erbakan'ýn Devrim projesi ile tek iliþkisi bir olumsuzluktan ibaret..

Devrim'den sonra Türk mühendislerinin tasarým olarak otomobil üretimine etkin bir katkýsý olmadý. dünyanýn her ülkesinden ihracat teklifleri gelmeye baþladý. Makedonya.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Toyota. (Ancak) Þili ve Arjantin'den gelen teklifi Fiat'a ileten TOFAÞ. piyasada "ege- 114 . büyük rol oynadý. lisans anlaþmasý nedeniyle baðlý olduðu Fiat'ýn izniyle ihracât yapabiliyor. Buralarda dolaþmayýn' þeklinde bir uyarý aldý. Romanya. Rus Cumhuriyetleri. Ýlkin. ihracatta adým adým ilerlediklerini söylediler. Kia'lar cirit atýyor. daha doðrusu diyebilen oldu mu? Nedir þu anda Türk otomotiv sanayiinin teknik düzeyi? 1965'te özel sektörce üretilen ilk otomobilden (Anadol) bu yana. Hyundailer. Kuzey Afrika. Saðýn'ýn deðerlendirmesi önemli. TOFAÞ'a Çin pazarýnýn kapýlarýnýn açýlmasýnda ucuz fiyatlar. Mazda. Þahin. cazip fiyatlarla pazara çýkan TOFAÞ'a. Ýhracatý zorlamak için. Bugün "kendi" otomobil sanayii olan Türkiye'nin sokaklarýnda Güney Kore arabalarý. Örneðin Güney Kore Avrupa'dan aldýðý otomobillerde özgün deðiþiklikler yaparak kendi otomobil "tipi"ni geliþtirdi ve þimdi bir çok ülkeye ihracat yapýyor. Kartal. Ortadoðu. Salih Kaya Saðýn'a kulak verelim: 'Bizim görevimiz teknik bir sorunu çözmekti. Fiat'ý ihracat için ikna ettiklerini belirten TOFAÞ yetkilileri. ancak TOFAÞ. Ama daha sonraki yýllarda mühendislik alanýnda özgün bir þey geliþtirilmedi. Doðan türü "kuþlar"ýn uçtuðunu gören var mý? Acaba Þili ve Arjantin pazarýna Kia ya da Hyundai ihraç etmek isteyen Güney Kore firmalarýna "Buralarda dolaþmayýn bakayým'' diyen. Þili ve Arjantin gibi ülkelerden otomobil satýn almak için teklifler yaðýyor. Peki Güney Kore sokaklarýnda hiç Serçe. Çözdük. Bugün Türkiye'nin otomotiv sanayinin de içine düþtüðü kýsýr döngünün kilidi de buradadýr zaten. Acaba Fiat (ya da Ford ya da Opel ya da Renault filan) kime ve hangi koþullarda "Buralarda dolaþmayýn bakayým" diye buyurabilir? Kore'de uçan kuþ gördünüz mü? Bir üst paragraftaki sorunun yanýtýný en iyisi Devrim'i yaratanlar versin. Fiat'tan "Buralar bizim pazarýmýz. Her þey bizim yaptýðýmýzla kaldý. Ford ve Opel gibi dünya devlerine karþý büyük baþarý saðladý.

Payý aldý. Ýþte bu safkan iþ adamýnýn anýlarýndan þu paragrafý birlikte okuyalým: "…Ben Ford'un 1982 yýlýnda imalattan kaldýrmayý planladýðý Cortina marka (modeli demek istiyor) otomobilin kalýplarýný ucuz bir fiyata alarak.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I men" olarak iki marka var: Fiat ve Renault.ince ve masraflý düzenlemelere gidilmiþ. Böylesi stratejilerin sonucudur ki 5 Nisan 1994'teki Ekonomik Önlemler Paketi'nin ardýndan da Türk otomotiv sanayii bunalýma girdi. Doðrudur da. ayrýca Opel'i katýn. Biraz kendine gelir gibi oldu. Ama mahalle kahvelerinin sade suya tirit soh- 115 . Taunus otomobili Türkiye yollarýnda "En iyi yerli" sloganýyla iþte böyle bir "mali strateji" sonucu koþmaya baþladý. 1984-1985 yýllarýnda böyle bir projeyi gerçekleþtirme yolunun ciddiyetle araþtýrýlmasý gerektiði kanýsýndaydým. Vehbi Koç'la birlikte. Avrupa pazarýnda Taunus adýyla satýþa sunuldu. Cortina ile Taunus ayný tür otomobil olduðundan…" Modasý geçen otomobil ucuzdur Anlaþýlacaðý gibi Taunus ile Cortina ayný otomobil. Hemen hepsi 1960'larýn motor teknolojisi ile donanmýþ arabalar. preslerde onlara uygun. Frankfurt yakýnlarýnda daðlýk bir bölgenin adýdýr). Peki sonra ne olmuþ bu modeller ? Öyle ya üretimleri için onca yatýrým yapýlmýþ. Artýk ABD ve Avrupa piyasalarýndan çekildiði için kalýplarý ucuza gelecek bir otomobil. Kepenkleri indirdi ve KDV'den pay dilenmeye baþladý. Türk otomotiv sanayiinin özel sektördeki "babasý" sayýlýr. Sonra ne olmuþ ya piyasa doyduðu için ya da piyasa tutmadýðý için üretimden çekilmiþ modellere? Bernard Nahum. Yok eðer model tutmadýysa fazla diretilmeyip pazardan çekilmiþler. ABD'de Cortina olarak satýlan araba. Bunlara Ford kaynaklý Taunus'u. Modeller Avrupa ve ABD pazarlarýna epey önce çýkarýlmýþ. Fiat'ýn bizde kuþ adlarýyla anýlan 131 modelleri. pazarlama teknikleri gereði olsa gerek. Reanault'nun Renault 12 serisi gibi. Almanya'da. pazar doyuncaya kadar üretilmiþler. Toyota'nýn Corolla'sý. tezgahlarda. Ford'un. yerli üretime hazýrlanan Toyoto'yý. Renault'un Renault 9 ve Renault 11 serisi gibi. kalýplar için milyonlar (Dolar tabii) harcanmýþ. Hepsi bu. Fiat'ýn Tempra'sý. (Taunus. Taunus'un.

Türkiye pazarý týkanma noktasýna doðru hýzla ilerliyor. geliþtirme ve özgünlük. Ama hangi modellerle? Eloðlunun ya sonuna kadar pazarlayýp piyasalarý doyurduðu. Türk otomotiv sanayiinin geleceði. Sürekli deðiþiklik. Ama karar. Aradýðýný bulamayýnca kolayca burun kývýrýyor. hepsi çekik gözlü Çin kýzlarý gibi oldular. Devrim'in bir baþka üreticisi. yani hiç bir zaman. Fabrikalar daima montaja dayalý büyük arabaya gitti. "Motoru þuraya yada buraya koyalým" dan öteye gitmedi teknik yaratýcýlýk. kalite ve özgünlük arýyor. ya da zaten piyasalarda tutmadýðý için üretimden kaldýrdýðý modellerle mi? Bunlarý alacak enayileri. Mola 116 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I betlerinde dahi. Günlerdir otomobil markalarýyla. yürüyen Türk tipi otomobili araþtýrdýk.” Türkiye'ye özgü otomobil yapýlmadý Ama Türkiye bunu yapacak halde deðil. Türkiye özgün modeller üretemedi ve dünya otomobil pazarýndan pay kapamadý. Rüsselsheim'deki (Opel) patronlar.Türkiye'nin kendi öz kaynaklarýný harekete geçirerek kendi koþullarýna uygun. Osaka'daki (Toyota). Fiyat. Ama ondan sonra ne olacaðý hiç düþünülmemiþti. baðýmsýz bir otomobil üretememesidir… --------------------------------------------------------------Gazeteci daktilosunun baþýndan kalktý. Þecaattin Sevgen konuþuyor: 'Biz çalýþan. kim. benzin tüketimiyle uðraþmýþtý. kalitesi yüksek ve tasarýmý özgün araç üretmektir. O zaman da Torino'daki (Fiat). nerede bulacak ? Bulunsa bile bu ancak fiyat dampingleri ile olanaklý. Türkiye o gün bugündür. Çünkü bu alanla ilgili insan gücü yetiþtiremedi. ister istemez ihracatta. Dünya piyasasý otomotiv devlerinin dað gibi yýðýlmýþ stoklarýný alýrken iyiden iyiye þýmarýk davranabiliyor. motor türleriyle. bu "kendine geliþ"in geçiciliði konuþuluyor. Benim en büyük hüsraným. Ortaya özgün bir ürün koyduk. Detroit'teki (Ford). Benzin alanýnda büyük kayýplar var. küçük arabaya ihtiyaç var. ana üretici firmalara býrakýldýðý için daha fazla kar getiren büyük arabalar yeðleniyor. Otomobil imalatý budur. Otomobil deyince bugün herkes deðiþiklik arýyor. kendi koþullarýna uygun otomobil geliþtiremedi. Bugün Türkiye'de az benzin yakan. Dünyanýn en beðenilen arabalarýna bakýn. "Çekin ayaðýnýzý bu pazarlardan bakayým" deyince ne olacak? Otomobil ihraç etmenin tek yolu fiyatý ucuz.

117 . ayrýlmadan önce tezgahlarýný temizleyip öpen) iþçilerini. Gazetenin bahçesinde turlamaya baþladý. Kimileriyle. bir meydan okumanýn öyküsünü anlatmayý denemiþlerdi. Sonra orada. ama sürücüsünü bulunca canlanýveren.. Eskiþehir'de 33 yýldýr direniyor. Dudaklarýnda. marþýna basýnca gürleyiveren Devrim'i anýmsadý.diye baþlayan. bozkýrýn göbeðinde. Devrim orada. Kimine telefonla ulaþabilmiþti. Hep birlikte 1994 yýlý Türkiye'sine Devrim'i anlatmak.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I verdi. Avrupa'da. ABD'de modasý çoktan geçmiþ ama Ýstanbul sokaklarýnda hala koþan "yerli" arabalarda kurþunsuz benzin kullanýlamadýðý için atýk borularýndan (egzoz) fýþkýran zehirli gazlarla aþýrý kirlenen kentin havasýný soludu. genç gazeteci arkadaþlarý konuþmuþtu. nedense bir marþ: Çýktýk açýk alýnla / On yýlda her savaþtan. volta atarcasýna dolandý. Devrim'i yaratan 23 delikanlýdan hayatta kalanlar. Kendine iç pazardan baþka piyasa bulamadýðý için bir ekonomik bunalýmda kepenkleri indiriveren otomobil fabrikalarýnýn iþten çýkarýlýp köylerine yollanan ( Ah evet. yoksulluk.. Eskiþehir Cer Atölyesi'nin bir hangarýnda bekleyen. anýmsatmak istemiþlerdi. Gazeteci Cumhuriyet'in görmüþ geçirmiþ bahçesinde. gerilik çemberini kýrmak için silkinmesini bilmiþ bir halkýn özgüvenini anlatan bir marþ…. Kimiyle yüz yüze konuþmuþtu. Türkiye'ye onur kazandýran. ustalarýný düþündü. Devrim sözcüðünü duyar duymaz canlanýveriyorlar.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 118 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I TÜRKÝYE'NÝN YAÞADIÐI HIZLI KENTLEÞMENÝN ÖYKÜSÜNÜ KURMANIN SEÇENEKLERÝNDEN BÝRÝ Ýlhan Tekeli .

Ülkenin 120 . önemli sorunlar yaratmýþtýr. bu sorunun ne zaman farkýna vardýðý ve bu konudaki kavrayýþýný o Türkiye'nin yaþadýðý zamanki donanýmýnýn nasýl belirlediði üzerinde durarak baþlayalým. Kentleþme sözcüðünü çok kullanmamýza karþýn. Türkiye bu dönüþümü. beklenebileceði gibi. Bu öyküyü anlatmaya. Dünya'da sanayi devrimini gerçekleþtirmiþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Eðer insanlýðýn yaþamýnda binlerce yýl önce yaþanan neolitik devrim bir yana býrakýlýrsa. II. ama bu dönüþümün Türkiye'de yaþanan biçiminin. Hem sanayiin geliþmesi. bu deneyimi ilk kez yaþayan ülkelere göre çok dezavantajlý konumdadýr. bu öykü üzerinde düþünmek Türkiye'nin bugünkü durumunu anlamak bakýmýndan çok önemlidir. iki misli hýzlý olarak yaþamýþtýr. dolayýsýyla kentleþmeyi ilk kez yaþamýþ Avrupa ülkelerine göre. bizim yaþadýðýmýz kentleþme öyküsünü kurmak konusuna yeterince düþündüðümüzü. Gerçi Cumhuriyet ilan edilirken Ankara'nýn Baþkent seçilmesi üzerine Ankara nüfusu yýlda yüzde 6'lýk bir hýzla büyümüþtü. Oysa Türkiye kapital birikimi bakýmýndan. Kuþkusuz bu dönüþüm öyküsünü tanýmak. Avrupa deneyimine göre üstün olduðu yönler olduðu da söylenebilir. günümüze kadar geçen elli beþ yýlda büyük ölçüde kentleþmesini tamamladýðý düþünülebilir. Türkiye'nin bu dönüþümü 1948 yýlýndan itibaren yaþamaya baþladýðý kabul edilirse. Cumhuriyet bir tek kentteki bu hýzlý büyümenin sorunlarýyla baþa çýkmakta önemli sorunlarla karþýlaþmýþtý. denilebilir ki bir toplumun yaþamýnda görebileceði en köklü dönüþüm sanayi devrimi sonrasýnda yaþadýðý kentleþmedir. bu dönüþümü yaþayan ülkelerin sanayilerini hýzla büyütmeleri ve kentlerinin yapýlaþmasýný yaþam kalitesini artýracak biçimde gerçekleþtirmeleri gerekmektedir. hem de kentlerin yapýlaþmasýnýn saðlanmasý hýzlý bir kapital birikimini gerektirmektedir. Örneðin Türkiye'de bu dönüþüm sýrasýnda Avrupa'daki kadar yüksek toplumsal gerilimler yaþanmamýþtýr. Dünya Savaþý’ndan çýkmýþ. çok partili bir siyasal yaþama girmeye çalýþan Türkiye hýzlý bir kentleþme beklentisi içinde deðildir. Böyle hýzla ve az kaynakla yaþanan bu dönüþüm. anlatý seçeneklerini geliþtirdiðimizi söylemek zordur. Yaþanan bu dönüþümün baþarýlý olabilmesi için. Önümüzdeki on yýl içinde bu sürecin sonuna daha çok yaklaþýlmýþ olunacaktýr. Genellikle yapýldýðý üzere.

Yani hýzlý kentleþme süreci iþlemeye baþladýðýnda Türkiye bir kentin büyümesinin ve kentte yapýlan bir yapýnýn hangi koþullarda meþru kabul edildiði konusunda koyu bir modernist meþruiyet çerçevesi oluþturmuþ bulunuyordu. Bu durumda Türkiye hýzlý kentleþme olgusuyla karþýlaþtýðýnda Türkiye’nin aydýnlarý bu olguyla iliþki kurmak konusunda hazýrlýksýzdý. Hýzla sanayileþmeyen bir ülkede bu hýzdaki bir kentleþmenin olabileceðini de o zamana kadar yaþanan dünya deneyimi de göstermiyordu.Dünya Savaþý öncesindeki temel politikasý nüfusun kýrda tutulmasý ve kentleþmenin önlenmesi yönündeydi. kent planlamasý mimarlýk hünerleri arasýnda görülmeye baþlamýþtý. bu olgunun kaçýnýlmaz bir zorunluluk olduðunun bilincinde olmadan ve düþünce olarak ona karþý bir vaziyet içindeyken karþýlaþmýþlardýr. Çýkartýlan Belediyeler ve Umumi Hýfssýsýhha Kanunlarýyla kent planlamasý yapýlmasý zorunlu hale getirilmiþti. Kent planlamasýnda uzmanlaþmýþ bir mimarlar grubu yetiþmiþti. yaþanacak hýzlý kentleþme olgusuyla. Bu nedenle en açýk örnekleri. Kentlerin dokusunu çok ayrýntýlý bir biçimde adeta bir yönetmelik düzeyinde belirleyen bir yapý ve yollar kanunu benimsenmiþti. Türkiye çalýþan nüfusun iþçileþmesini ve kentleþmesini tehlikeli buluyor ve sosyal rahatsýzlýklarýn kaynaðý olarak görüyordu. Kentlerde bina yapabilme yetkileri sadece mimar ve mühendislere inhisar edilmiþti. Zaten Türkiye'nin II. Gerçi Cumhuriyet daha ilk yýllarýnda kent planlamasý konusunda önemli adýmlar atmýþtý. Belediyelere plan yapmalarýna yardýmcý olacak merkezi planlama ofisleri kurulmuþtu. Yani Türkiye'nin yöneticileri ve elitleri. Cumhuriyetin bu ilk yýllarýnda kent planlamasýnýn artýk bir harita mühendisliði pratiði olarak görülmesi terk edilmiþ. Cumhuriyetin Ankara'yý Baþkent olarak ilaný ve köktenci bir modernite projesini uygulamadaki kararlýlýðý kent planlamasýna siyasal gündemde önemli bir yer kazandýrmýþtý. köyde yaþayan iþçi kategorileri yaratýlmaya çalýþýlmýþtý. Hatta bu kadronun bir kýsmý uluslararasý yarýþmalarý kazanacak düzeyde yetiþmiþlerdi. 121 . Ýlgili üniversitelerin programlarýna þehircilik dersleri konmuþtu. Zonguldak kömür madenlerinde ve Karabük Demir ve Çelik iþletmelerinde görüldüðü biçimde.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I tüm kentlerinin bu hýzla büyümesini hiç beklemiyordu.

Ama bu modernitenin meþruiyetinin sýký kalýplarýna sýðmýyordu. binasýný kurallara uygun olarak inþa ettikten sonra. kendi koþullarýna uygun bir þekilde. Kentlere gelen bu gruplar çok düþük gelirliydi. Þimdi toplumun aydýn kesimleri özellikle de mimar ve mühendis camialarý modernite karþýsýnda spontan olarak geliþen bu çözüm karþýsýnda nasýl bir tavýr takýnacaklarý sorunuyla karþýlaþtýlar. Bu durumda kente gelenler kendi baþlarýnýn çaresine baktýlar. Kýsacasý. O gelir seviyesinde düzenin meþru gördüðü bir þekilde konut yaptýrmalarý olanaðý da yoktu. Kente yeni gelenler. O da devletin bu kente gelenlere sosyal konutlar saðlamasýdýr. Ýkinci ayaðý ise yasalara uygun olarak yapýlmamýþ bu binalarýn yýkýlmasýný istemek ve bunun için de yýkýma iliþkin mevzuatýn çalýþmasýnýn hýz122 . kentte kendilerine yer bulmayý baþardýlar. gecekondularý inþaa etmeye baþladýlar. Kazançlarýyla meþruiyet kalýplarýna uygun olarak inþa edilmiþ düzgün bir evi kiralama olanaklarý yoktu. Modernitenin meþruiyet kalýplarýyla koþullanmýþ zihinler hemen iki ayaklý çözümler geliþtirmiþlerdir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Cumhuriyetin ilk yýllarýnda kentsel planlama konusunda oluþturduðu bu kapasiteler ve zihniyet çerçeveleriyle karþýlaþýlan hýzlý kentleþme olgusunun niteliði arasýnda büyük bir tutarsýzlýk bulunuyordu.. Bunun bir ayaðý bu kitlelerin kentlere gelmesinin engellenmesini istemek biçiminde ortaya çýkmýþtýr. Köyden koparak kente gelenler kendi çözümlerini yaratmýþlardý. modernitenin meþruiyet kalýplarý kente yeni gelen kitlelere bir çözüm saðlamaya uygun deðildi. Kentlerin etrafýnda gecekondu kuþaklarý doðdu. Bir þekilde para saðlamýþ olsalar bile modernitenin ondan beklediði þekilde bir arsa alýp. kurumsallaþtýrýlmýþ bulunan modernitenin meþruiyet kalýplarýnýn kentlere meþru olarak yerleþme olanaðý býrakmadýðý hemen farkedilir. Devletin bu seçeneði gerçekleþtirecek bir kaynaðý yoktur. oturma ruhsatý almasý ve daha sonra orada yaþamaya baþlamasý. yapý ruhsatý aldýktan sonra. Bu da pratikte olanaksýzdýr. köyden koparak kente yeni gelenlerin gerçekleþtirebileceði bir þey deðildir. Yeni gelenlerin modernitenin meþruiyet kalýplarý içinde kente yerleþtirilmesinin bir üçüncü seçeneði vardýr. bir plan yaptýrýp. Kýrdan koparak kentlere gelen gruplarýn kapasiteleri göz önüne alýndýðýnda.

II. Hemen hemen hiç kimsenin aklýna modernitenin meþruiyet kalýplarýný sorgulamak. Bunlarýn baþýnda da modernitenin yýkma çözümlerini uygulamasý gereken yöneticiler gelmektedir. Sayýlarý artýnca bu konuda TBMM'de dönemin güçlü Ýçiþleri Bakaný Þükrü Kaya'dan açýklama yapmasý istenildi. Ama henüz toplumda gecekondu ismi ortaya çýkmamýþtý. Modernitenin meþruiyet çerçevesi onlarýn baþkalarý hakkýnda acýmasýz yargýlarda bulunmasýný kolaylaþtýrmýþtýr.Kessler olmuþtur. bunlarýn yerine kente yeni gelen bu kitlelerin kapasiteleriyle tutarlý yeni meþruiyet kalýplarý önermek gelmemiþtir. Yöneticilerin bu konudaki ruh halini gösteren en ilginç konuþmalardan biri 1930'lu yýllarda TBMM'de geçmiþtir. Þükrü Kaya tek parti rejiminin güçlü Ýçiþleri Bakaný’dýr. Gecekondu olgusuna (ilk kez) sahip çýkan bir Türk düþünürü ya da plancýsý olmamýþtýr. Oysa Þükrü Kaya bu barakalarý hemen yýkmayacaðýný çünkü eðer bunlarý yýkarsa soðuk Ankara gecelerinde “Kim dondu” kaygýsý içinde rahatça uyuyamayacaðýný biliyordu. Bu örnek çok aydýnlatýcýdýr. Modernitenin temsilcisinden beklenilen buydu. Türkiye'de ilk gecekondular bu yýllarda Ankara'da yapýlýyordu. Ama modernitenin meþruiyet çerçevesinin tuzu kuru olanlarda yarattýðý haklýlýk etkisi. onlara o zaman barakalar denilip geçiliyordu.Dünya Savaþý sonrasýndaki gecekondulaþma sýrasýnda uygulanmayan yýkým kararlarýnýn tek gerekçesinin popülizm olmadýðýný bize göstermesi bakýmýndan önemlidir. 1933 Üniversite Reformundan sonra Nazi Almanya'sýndan kaçarak Ýstanbul Üniversitesi Sosyal Siyaset Kürsüsüne profesör olarak gelen G. Modernitenin kalýplarý içinde bu tür çözüm arayanlar genellikle toplumun tuzu kuru denilen kesimi olmuþtur. Kendilerini yeni gelenlerin yerine koyarak empatik anlayýþ içinde çözüm geliþtirme sorumluluðunu duymamýþlardýr. Temel beklenti bu barakalarýn hemen yýkýlmasýydý. Ama toplumda herkesin tuzu kuru deðildir. Dönemin gazeteleri bu tür yazýlarla doludur. Almanya'da çok baþarýlý 123 . sorumluluk yerinde olanlarý ikna etmekte yeterli olamamaktadýr. Bu örnek II.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I landýrýlmasýný saðlayacak düzenlemelere gidilmesini talep etmek olmuþtur. Dünya Savaþý sonrasýndaki çok parti döneminin yöneticilerinin kararlarýndan farklý olarak onun karar verirken bir popülizm yaptýðý kuþkusunu duyamayýz.

küçük parsellerde. Ýkinci önemli aktör ise bu geliþme karþýsýnda göz yuman siyasal yöneticiler olmuþtur. önceden planlanmýþ gecekondu önleme bölgeleri oluþturmakta bulmuþlardýr. Kuþkusuz baþ aktör zaruret içindeki kente yeni gelenlerdir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I konut kooperatiflerinin geliþmesinde önemli rol oynamýþ sosyal demokrat eðilimli bir bilim adamý olan Kessler gecekondulara ve gecekonduculara sahip çýkmýþtýr. bir yandan onlarýn kentte kalmasýný kolaylaþtýrýrken. Ama onlarýn savunusunu açýkça yüklenmemiþlerdir. bu konularda yeterli kaynak ve insan gücü seferber edebilseydi bu yolla 124 . kentleþme için kabul ettiði meþruiyet kalýplarý. Onlar gecekondularýn savunma söyleminin geliþtirilmesinde doðrudan katkýsý olmasa da bu kesimlerin iþgücünden yararlanarak. Ýkinci Dünya Savaþý sonrasýnda Türkiye'nin içine girdiði çok partili siyasal rejimin halkýn istekleri karþýsýnda artan duyarlýlýðýnýn da katkýsý olmuþtur. Yapýlmasý gerekenin onlarý cezalandýrmak deðil. þehir meclislerine seçilmeleri ve kentlerin onlarýn giriþimci potansiyelinden yararlanýlmasýný önermektedir. Onlarýn içinde kimileri farklý düþünse de meslek camiasýnýn tutumu katý modernist meþruiyet çizgisini savunmak olmuþtur denilebilir. çözümü küçük konutlar üretmede. Bu giriþimci gecekonducularýn belediye seçimlerinde. Bu konuda onlardan çözüm üretmeleri istendiðinde. Onlar bu olguyu gerçekleþtirmiþlerdir. Tabii iþ gücünden esas yararlananlar kente gelen bu büyük sayýdaki yeni göçmenin sanayi ve inþaat giriþimcileri olmaktadýr. Hýzlý kentleþme karþýsýnda Türkiye'nin kaynaklarýnýn sýnýrlýlýðý. Modernitenin meþruiyet kalýplarý üzerinde en çok direnenler mimarlar. mühendisler ve planlama pratiði içinde yer alan meslek camiasý içindekiler olmuþtur denilebilir. öte yandan onlarýn gecekondu yapmalarýna belli ölçüde de olsa fiilen yardýmcý olmuþlardýr. bu geri döndürülemez olgunun kendisine emrivakilerle yol bulmak zorunda kalmasý sonucunu doðurmuþtur. onlara yardýmcý olarak daha yeterli konut sahibi olmalarýnýn kolaylaþtýrýlmasýný savunmaktadýr. Bu göz yummada daha önce üzerinde durduðumuz insani kaygýlar etkili olduðu kadar. Bu emrivakilerin gerçekleþtirilmesinde deðiþik aktörler deðiþik roller üstlenmiþtir. Kessler devletin çözemediði sorunlarý kendi giriþimleriyle çözen gecekonduculara çok anlayýþlý olarak ve sempatiyle yaklaþmaktadýr. Kuþkusuz Türkiye.

Bu çizgi içindeki alanlara belli bir süre için af getiriliyordu. Ýlk gecekondu affý 1948 yýlýnda çýktý. o kurumun rejim bakýmýndan önemine göre. Özel mülkiyet kurumunda hiçbir zayýflama olmamýþ ama kamunun toprak mülkiyeti büyük ölçüde iþgallere açýk hale gelmiþtir. sadece kentlerin etrafýnda oluþan gecekondu kuþaklarý halinde çýkmamýþtýr. Hýzlý kentleþmenin kentsel yaþama ve kentin büyüme biçimine etkisi. Bunlardan biri dolmuþlar iken. Bir toplumun yaþayabileceði bu en büyük dönüþüm olgusunun gerisinde bulunan büyük itici gücün yarattýðý emrivakilere karþý. Ankara için özel olarak çýkarýlan bu yasada gecekondu alanlarý yasaya ekli bir haritada mavi çizgilerle sýnýrlanmýþtý. Yani bu yasayla modernitenin kalýplarý dýþýna çýkmak mekanla ve zamanla sýnýrlanýyordu. Türkiye'nin kurumsal yapýsýnýn direniþi. elektrik baðlama olanaðý yaratýlmýþtýr. Nüfuslarý hýzla 125 . Burada modernitenin meþruiyet kurallarý geçerli deðildir. Bu direnç de mülkiyet türleri arasýnda önemli farklýklar göstermiþtir. Ýmar aflarýnýn karþýlaþtýðý en önemli direnç mülkiyet kurumundan gelmiþtir. Belediye sýnýrlarý dýþýnda yapýlaþma büyük ölçüde köy mevzuatýna baðlý býrakýlmýþtýr. Bu direniþ farklýlýðý kendisini en açýk biçimde çýkartýlan gecekondu aflarýnda ortaya koymuþtur. Kurumsal yapýnýn emrivakilerin zorlamasý karþýsýnda en çok zedelenen kesimi daha çok yönetmeliklerin iç tutarlýðýnda ortaya çýkmýþtýr. Modernitenin meþruiyet kalýplarý içinde bu yolla açýlan delik çok küçüktü. Nitekim savaþtan büyük yýkýmlarla çýkmýþ Avrupa'daki kentlerde konut sorunlarýnýn çözümünde benzer yollar izleniyor. ikincisi yapsatçýlýk olmuþtur. Yasanýn adý Bina Yapýmýný Teþvik’ti. Örneðin oturma izni alýnmamýþ yapýlara su. Bu afta “gecekondu” sözcüðü geçmiyordu. Belediyeler imar planý olmayan alanlara yol ve alt yapý götürebilmiþlerdir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I da çözümler bulabilirdi. Bu süre içinde modernitenin kalýplarýna baðlý olmadan yaþam koþullarý iyileþtirilebilecekti. Kentin modernitenin meþruiyeti çerçevesinde kalan kýsýmlarýnda da emrivakiler halinde geliþen çözümler modernitenin çözüm önerileri yanýsýra kendilerine yer bulabilmiþlerdir. çok farklý düzeylerde olmuþtur. bunlar da Türkiye'deki meslek camiasýnýn bu yoldaki düþüncelerine katkýda bulunuyordu.

Tabii bunda baþlangýçta daha çok kentin modern kesimlerinin yararlandýðý bir çözüm olmasý da kolaylaþtýrýcý bir etki yaratmýþtýr denilebilir. Böyle bir yatýrýmý gerçekleþtirememektedirler. Bu katlarýn önemli bir kýsmýný arsa sahibine býrakýyor. tek bir yapý yapýlmasý öngörülüyordu. Hýzlý kentleþme karþýsýnda geliþen bir baþka spontan çözüm yapsatçýlýk sürecinin geliþmesi olmuþtur. Yapsatçý bu arsada artmýþ olan imar haklarýndan yararlanarak çok katlý çok konutlu binalar yapýyordu. Nüfuslarý hýzla artan kentlerde imarlý arsalarýn deðerleri de hýzla artýyordu. Onun yeni bir kullanma biçimi olan dolmuþlar hatlar halinde düzenlenerek sistem içine alýnmýþtýr. Oysa belediyeler güçsüzdür. Kent içi ulaþýmýn saðlanmasýnda da ciddi sorunlar yaþanmaya baþlamýþtýr. Küçük giriþimciler eliyle kent yenileniyordu. Arsa spekülasyonu toplumda en çok yakýnýlan konulardan biri haline gelmiþti. sistemin meþru kabul ettiði bir araçtýr. Yapsatçý genellikle kent merkezinde bir arsa sahibi ya da arsasý geniþ bir eski ev sahibi buluyordu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I büyüyen büyükþehirlerde yaþanan tek sorun konut sýkýntýsý deðildir. Bu yenilikçi çözümün var olan meþruiyet kalýplarýyla uzlaþtýrýlmasý gecekondulara göre çok daha kolay olmuþtur. Bu durumda orta sýnýflarýn bir konut sahibi haline gelebilmesi için arsa parasýný aralarýnda bölüþmesine olanak verecek çözümler gerekiyordu. Yürürlükteki yasal sistemde bir parselin ve içindeki yapýnýn mülkiyetinin parçalanmasý olanaðý bulunmuyordu. Bu durumda toplumda orta sýnýflarýn bir parsel alýp onun üstünde bir konut yaptýrma olanaklarý kalmamýþtý. Ama yine de modernitenin meþruiyet kalýplarý 126 . yapý için gerekli kapitali saðlýyor ve giriþimini tamamlýyordu. yapý ve oturma ruhsatlarý alýnýyordu. Modernitenin bu konudaki akýlcý çözümü toplu ulaþým sistemlerinin sunduðu hizmetleri artýrýlmasýný gerektirmektedir. Taksi. Bu konuya belediyeler büyük miktarda kapital ayýramayýnca. Ýkinci Dünya Savaþý öncesinde geliþen imara ve yapý yapmaya iliþkin mevzuatta tek bir parselde. çözümün küçük giriþimci sermayesiyle üretilmesi zorunluluðu doðmuþ. diðer kesimini inþaat sýrasýnda satýyor. bu da dolmuþlarýn geliþmesi halinde ortaya çýkmýþtýr. Plan yapýlýyor. Bu durumda spontan bir çözüm olarak taksi-dolmuþlar geliþmiþtir. Bu çözüm daha sonra toplumda yapsatçý adý verilecek bir küçük giriþimci formunun geliþmesiyle saðlandý. Bu yeni geliþen süreç ilk bakýþta modernitenin kalýplarý içinde bir iþleyiþe sahipti.

Kentlerin planlamasýnýn salt mimarlýk hünerlerine dayandýrýlamayacaðý. Türkiye yaþamakta olduðu bu büyük dönüþüme pratikte spontan çözümlerle uyum yaparken. yaþanmakta olan bu olguyu kavramakta ve bununla ilgili politikalar üretmekte modernist imar anlayýþlarýnýn ve bunlara iliþkin deðer yargýlarýnýn yetersiz olduðunun da farkýna varmaya baþlamýþtýr. Avrupa ülkelerinin kentleþmesi sýrasýnda ise böyle ayrý bir sözcüðe genellikle gereksinme duyulmamýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I içine sýðmayan bir þeyler vardýr. Bu süreç bu konuda hiçbir formel eðitimi olmayan çoðu Karadeniz kökenli küçük giriþimcilerce yürütülmeye baþlamýþtýr. Yapsatçýlýk meslek çevrelerinde küçümsenen bir iþtir. sorunlarýn çözümü için gecekondu alanlarýnda sosyal araþtýrmalar yapýlmaya baþlamýþtýr. Mülkiyet bölünememektedir. Bu farkýna varýþ için on yýl kadar bir süre gerekmiþtir. tarihsel dokular tahrip olmaktadýr. mutlaka toplumsal araþtýrmaya ve çözümlemeye dayandýrýlmasý gerektiði anlaþýlmýþ. Türkiye'de 127 . Ayrýca bu süreç eskiden düþük yoðunluklu olan mahallelerin yüksek yoðunluklu olarak yeniden yapýlanmasýna neden olmaktadýr. Bu dönemde Türkiye'de “kentleþme” sözcüðünün yanýsýra “kentlileþme” diye yeni bir sözcük geliþmiþtir. Kentleþmenin sorunlarýyla baþa çýkmak için Ýmar ve Ýskan Bakanlýðý kurulmuþ. Prestijli mimarlar bu süreçten büyük ölçüde uzak durmaya çalýþmaktadýr. üniversitelerde baðýmsýz ilk þehir ve bölge planlama bölümleri açýlmaya baþlamýþtýr. Bunun için noterlerde yapýlan anlaþmalarla bulunmak istenen çözümler daire sahiplerine güven vermemektedir. Bu deðiþik biçimlerde kendilerini göstermeye baþlamýþtýr. oysa bu süreç mülkiyetin bölünmesini gerektirmektedir. Tersine modernite söylemi bu geliþmeyi de kolayca denetim altýna alabilmiþtir. Bu ülkelerde kentleþme sözcüðü hep kentlileþmeyi de kapsayan bir anlam içerecek biçimde kullanýlmýþtýr. Bu geliþme sonunda sözkonusu mahallelerde altyapýlar ve sosyal donatýlar yetersiz kalmakta. Bu olup bitenler Türkiye'de Cumhuriyetin ilk dönemlerinde geliþen meslek çevrelerinin savunduðu düþük yoðunluklu kentlerden çok farklý bir kent yaratmaya baþlamýþtýr. Yaþanmakta olan dönüþümün toplumsal boyutlarýnýn gündeme gelmesi ve bunun öneminin kavranmaya baþlamasý modernite karþýsýnda yeni bir meþruiyet çerçevesinin geliþmesini getirememiþtir.

Böyle bir kent içinde köylüler kavramlaþtýrmasý geliþtirilecek politikalara yol gösterememektedir. öte yandan kültürlerini tek yönlü olarak deðiþtirmemekte. Böyle bir terimin geliþtirilmesinin modernitenin meþruiyet çerçevesini korumak bakýmýndan önemli sonuçlarý olmuþtur. kentlileþme terimine de gereksinme duymuþlardýr. bu olgu izinsiz inþaat kavramýyla geçiþtirilmemektedir. Onlarýn kalýcýlýðý iki yönden kendisini göstermektedir. Çok partili demokrasinin olanaklarýndan iki yönlü yararlanmaktadýr. kentli deðerleri benimseyemediklerini kavrayýnca. Bu grup kentlere yerleþmiþtir. Bu yasada 128 . Yaþanan bu olgu karþýsýnda yeni bir kavramlaþtýrmaya gerek duyulmaya baþlanmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yaþanan kentleþme deneyimi sýrasýnda. Kýrdan kopuþ ve kente geliþ sürmektedir. bu kültürel dönüþümdeki gecikmeyi anlatabilmek için. Bu da kentlerin iki yapýlý olduðunu kabul etmek þeklinde geliþti. Artýk modernist kültürü benimsemiþ eski kentliler onlarý kendi kafalarýnda çizdiði köyün sýnýrlarý içinde tutamamaktadýrlar. onlar kente gelmiþlerdir. Kentte varlýðýný sürdürmesini kolaylaþtýracak dayanýþmayý saðlamak üzere hemþehrileri arasýnda iliþki aðlarýný kurmuþtur. öte yandan verdiði oyun saðladýðý pazarlýk gücünü iyi kullanarak gecekondu alanlarýnýn altyapý kalitesini belli ölçüde geliþtirebilmiþtir. Kente gelen bu göçmenler artýk kentteki köylülerdir. Bu yasada ilk kez gecekondu olgusu kabul edilmekte. Þimdi eski kentliler onlarý kavramsal olarak yarattýklarý sanal köylere hapsetmek istemektedirler. Böylece kalýcý bir ikili yapý algýlamasýnýn geliþmesinin kurumsal geliþmeye yansýmasýnýn en iyi örneði 1966 yýlýnda çýkartýlan 775 sayýlý gecekondu yasasý olmuþtur. Artýk kentte varlýklarýnýn kalýcýlýðý anlaþýlmýþtýr. Bir yandan siyasi partilerin kayýrmacý pratiklerini. Eski kentliler onlarýn kente gelmesini engelleyememiþ. kentli kültürle etkileþmektedir. Kendi varlýðýný kabul ettirmiþtir. Bir yandan kentte yaþamlarýný sürdürmekte. Artýk kentlerin makro formlarý ikili yapý þeklinde betimlenmekte ve kentlerin iç farklýlaþmalarý bu ikili yapýyla açýklanýr hale gelmektedir. kente gelen köylüler kýsa bir sürede kültürel bir dönüþme geçirerek. Bu da modernitenin kültürel hegemonyasýna karþý bir baþkaldýrýnýn görmezden gelinmesini kolaylaþtýrmaktadýr. Onlarýn kentte bulunurken özgün bir kültür yaratabileceðini kabul etmemekte ve belli bir gecikmeyle de olsa moderni temsil eden eski kentli kültürünü benimseyeceklerini beklemektedirler.

Gecekondularda kiracý olarak oldukça uzun süreler yaþadýktan sonra bir gecekondu sahibi olabilmektedir. yarý mafya türü güç iliþkileri içinde gerçekleþtirilmektedir. 1970'li yýllarda iki yönlü bir geliþme gerçekleþmiþtir. Bu yeni iliþkiler gecekondularýn maliyetini artýrmýþtýr. Bu çok katlý hale geliþ deðiþik süreçlerin birlikte iþleyiþiyle ortaya çýkmýþtýr. hisseli mülkiyet statüsüne sahip. Artýk yapýlan gecekondularýn niteliði de çok deðiþmiþtir. Ama bu iliþkiler gecekonduya meþruiyet saðlamasa bile ona güvence saðlayabilmektedir. Bir yandan varolan gecekondu mahalleleri kentsel hizmetlerden yararlanmasýný sürekli artýrmakta. Artýk gecekondular hazine topraklarý üzerinde deðil. Artýk kente yeni gelen bir köylü kente geldiðinde ancak bir gecekondu kiracýsý olabilmektedir. Bu süreçlerden biri gecekondu sahiplerinin para biriktirdikçe yeni katlar 129 . hiç bir hukuki geçerliliði olmayan ama üzerinde yapý yapma güvencesi þu ya da bu þekilde saðlanmýþ bir parsel üzerinde yapýlmaktadýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gecekondu kavramý ilk kez kullanýlmakta ve daha düþük standartlý konutlarýn yapýlmasýný kolaylaþtýrýcý yollar bir ölçüde de olsa meþrulaþtýrýlmaktadýr. modernin içine sýzarak onu da deðiþik bakýmdan tahrip eder hale gelmektedir. Kente gelen bu yeni gruplarýn kentte varlýklarýný kabul ettirmesinden ve kentin fýrsatlarýndan yararlanmaya baþlamasýndan sonra gecekondu olgusunun nitelik deðiþtirmesi hýzlanmýþtýr. saðlanan güvenceler gecekondularýn konutlarýný büyütmesine. Gecekondularýn oldukça büyük oraný çok katlý hale gelmiþtir. mafya türü güç iliþkileri içinde parsellenmiþ. Tabii ki böyle bir zor düzenin moderniteyi temsil eden devlet bürokrasisi içinde yandaþlarý olmadan varlýðýný sürdüreceði düþünülemez. Bir anlamda modernitenin meþruiyeti dýþýnda ortaya çýkmýþ bir tür planlama içinde gerçekleþmektedir. çok katlý hale getirmesine yapý kalitesini geliþtirmesine yol açmaktadýr. Bu gayri resmi planlama mafya türü gücün zorlamasýyla büyük itirazlar olmadan uygulanmaktadýr. Gecekondu yapýmý yarý piyasa iliþkileri. Kente yeni gelenlerin modernite dýþýnda emrivakilerle kurduðu yeni düzen sadece modern dýþý alanda kalmamakta. Öte yandan gecekondu yapýmý kente gelenlerin geldiklerinden kýsa bir süre sonra kendi emekleriyle gerçekleþtirebildikleri derme çatma bir konut olmaktan çýkmýþtýr.

piyasa mekanizmasý içinde etkili olmuþ ve zaman içinde kendisi de bazý dönüþümler geçirerek meþruiyetini kabul ettirmiþtir. gecekondu yapmalarýna olanak verilmesi karþýlýðýnda radikal ideolojilere sadakat talep ediliyordu. Kente yeni gelenlerin kentte kýsa sürede gecekondu yapabilmeleri büyük ölçüde olanaksýz hale gelince. Yatýrým olarak gecekondularda kiralýk konut arzý önemli bir paya sahip olmuþtur. 1970'li yýllarýn sonuna doðru gecekondu yapýmýnda yeniden bir nitelik deðiþmesi ortaya çýktý. Bu yasa da gecekondu olgusunun modernist meþruiyet çerçevesiyle iliþkileri konusundaki ironik durumu sergilemesi açýsýndan çok ilginç hükümler taþýmaktadýr. Bu yasa okunduðunda ilk bakýþta Türkiye'deki siyasi otoritenin bunca 130 . Bu kesimin duygularýna tercüman olmak için geliþen arabesk müzik. Gecekondulularýn kent mekanýna iyice yerleþmeleri karmaþýk bir ekonomik sektör niteliðini kazanmasý sadece yapý alanýnda kalmamaktadýr. Gecekondu konusuna toplumun bakýþýndaki önemli bir deðiþme 1984 yýlýnda çýkartýlan af yasasýnda ortaya çýktý. Bir diðeri ise kentin imarlý kesimi içinde bir arz süreci olarak spontan olarak geliþmiþ bulunan yapsatçýlýðýn çok katlý gecekondu mahallelerinin oluþmasýnda iþlemeye baþlamasý olmuþtur. Gecekondu alanlarýnda uzun yýllardýr yaþayanlarýn birikimleri olmaya baþlamýþtýr. aynen gecekondu olgusunda olduðu gibi. baþlangýçta modern kesimin temsilcisi olan devlet medyasý tarafýndan dýþlanmasýna karþýn. gecekondu yapýmý þiddet kullanabilen radikal siyasal gruplar tarafýndan örgütlenmeye baþladý. 1980 müdahalesi sonrasýnda gecekondu alanlarýnda bu parçalanma zaman içinde yok oldu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I eklemesi yoludur. Piyasa mekanizmasýnýn saðladýðý demokratiklik içinde müzik alanýnda ilginç bir baþka spontan geliþme ortaya çýkmýþtýr. Özellikle yeni gecekondu alanlarý þiddet kullanan radikal gruplarýn himayesi altýna girdi. Artýk onlardan para deðil. Buralarda artýk mafya gücü deðil bu gruplarýn gücü egemen olmaya baþladý. Ama ayný model bir ölçüde deðiþik tarikatlar tarafýndan uygulamaya konuldu. Ýkili yapýsý oldukça kemikleþmiþ bu kente adeta iki ayrý konut pazarý oluþmuþ bulunmaktadýr. Bu birikimlerini kentin modern kesimlerine deðil gecekondu bölgelerine gecekondu yaptýrarak yatýrmaya baþlamýþlardýr.

Bu da gecekondu olgusunu iyi tanýmamaktan kaynaklanan bir baþka modernist çözümdü. Bu amaçla gecekondu bölgeleri için imar ve ýslah planlarý hazýrlanýrken belediye baþkanlarý plancýlardan her gecekondu yerine verilecek imar haklarýnýn hesabýnda ikinci kuþak gecekondulunun konut sorununun çözülmesinin göz önünde tutulmasýný rica ettiler. Bunun ilginç yaný siyasal otoritenin gecekondululara geçmiþteki aflarda olduðu gibi sadece kentte yaþamlarýný sürdürmeleri için yapýlan. bir anlamda devletin kendisinin halkýnýn konut hakkýný karþýlayamayýþý dolayýsýyla emrivaki olarak geliþmiþ bir duruma razý olmaktan çýkmasý ve gecekondulunun da kentte toprak spekülasyonu yapabilme hakkýnýn varlýðýnýn tanýnmasý haline gelmiþtir. piyasa mekanizmasý yoluyla yapsatçýlarýn gerçekleþtirmesi öngörülüyordu. Yani bu gecekondu yerine yapýlacak apartman için yapsatçýnýn gecekondu sahibine en az iki kat vermesine olanak saðlayacak kadar imar hakký verilmeliydi. Bu çözüm ancak büyük kentlerde prestijli konut alanlarýna yakýn gecekondu mahallerinde etkili olmuþ ve dönüþümlere yol açmýþtýr. Ama bu temizleme iþlemini devletin deðil. Bunun gerçekleþebilmesi için de imar ve ýslah planlarýnda yüksek imar haklarý verilmesi isteniliyordu. Bu spekülasyon hakkýný tanýmanýn üstü kapalý gerekçesini ise kentin her yanýnda modernitenin meþruiyet çerçevesini yürürlüðe koymak teþkil etmiþtir. Bu çözüm de gecekondularýn yýkýlýp temizlenmesini çözüm olarak gören anlayýþ üzerine kurulmuþtu. Bu da toplum vicdanýný rahatsýz etmiþtir. Yasada gecekondu alanlarýnda imar ve ýslah planlarý yapýlmasý ve bu planlar yapýldýktan sonra piyasa süreçleri içinde gecekondularýn yýkýlarak yerine yapsatçýlýk yoluyla çok katlý apartmanlar yapýlmasý öngörülüyordu. Boðaz sýrtlarýndaki gecekondu bölgelerinde olduðu gibi eski gecekondu sahiplerin çok büyük kazançlar elde etmelerine neden olmuþtur. Böyle bir anlayýþ içinde gecekondu sorununa yaklaþýnca devletin düzenine uygun olarak hareket etmiþ bir yurttaþýna göre 131 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yaþanan maceraya karþýn kentlerin büyümesi konusunda modernist meþruiyet çerçevesi içinde çözüm bulunmaya çalýþýldýðý kanýsý uyanmaktadýr. 1950'lerde modernist meþruiyet adýna gecekondularýn yýkýlarak temizlenmesini öngörenlerin çözümü kadar yüzeyseldi.

Kýrk yýl boyunca sürekli çözümsüzlüklerin nedeni haline gelmiþ olan modernitenin meþruiyet kalýbý deðiþim projeleriyle kendisini yeniden üretmek yolunu buluyordu. Gecekondu mahallerinin bir kýsmýnda yýkyap süreciyle yaþanan bu dönüþüm gecekondu kiracýlarýna gecekondu arzýný azaltýyor. Öykünün buradaki kuruluþ biçimi üç konuya dikkatimizi çekiyor. Devlet nasýl spekülasyonda eþitlik saðlýyorsa kentin iki kesimi arasýnda imar mevzuatý dýþýna çýkmada da eþitlik saðlýyordu!! Gecekondu bölgelerinin zihniyeti arabesk müzikle nasýl kentin diðer kesimlerine taþýndýysa. Böyle yaparak modernitenin ulus devletinin yurttaþlarý arasýndaki eþitlik anlayýþýný da ihlal etmiþ oluyordu. 1984 yýlýnda yürürlüðe giren bu aftan sonra geçen yirmi yýlda beklenen dönüþmenin piyasa mekanizmasý içinde gerçekleþmesi ancak belli alanlarda oldu. kentin iyi yerlerinde gecekondu yapmýþ olanlarýn ikinci neslinin konut sorunu çözmeye çalýþýyordu. Bu öykü önümüzdeki iki on yýlda da bir ölçüde devam edecek. Bu son af yasasýnýn belki de en ironik yaný gecekondu bölgelerini modernitenin meþruiyet kalýplarý içine sokmak isterken.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I devlet gecekondulu yurttaþýna daha çok hak tanýmýþ oluyordu. Ama bu çözüm bir kentin çok küçük bir kesimi için geçerli olabilecekti. Diðer gecekondu bölgeleri için bu gerçekçi bir çözüm deðildi. Türkiye'nin hýzlý kentleþme olgusuyla kendi zihniyet ve kapasiteleri çerçevesi içinde nasýl iliþki kurduðunun. Devlet gecekondu yapmak yerine modern kesimden bir kat almýþ bir ailenin cocuklarýnýn konut sorunu düþünmezken. imar konusundaki tutumlarý da ayný þekilde kentlerin diðer kesimlerini etkiliyordu. modern kesimlerin imar mevzuatý dýþýndaki geliþmeleri ve kaçak yapýlarý için af getirmesiydi. Bunun belki de 132 . onlarýn yaþamýný daha da zorlaþtýrýyordu. ama Türkiye'de kent planlamasýnýn gündemine dönüþüm projeleri sorunsalýný getirdi. onu denetleyerek nasýl baþa çýkmaya çalýþtýðýnýn öyküsünü anlatmanýn sonuna geldik. Bu yolla önemli dönüþüm projeleri gündeme geldi. Kentin modern kesimindekiler gecekondulularla girdiði iliþkilerde onlarýn dönüþmesini beklerken hayretle kendilerinin de dönüþtüðünün farkýna varýyorlardý. Bu bölgelerdeki gecekondularýn sahiplerinin büyük kesimi af için gerekli harçlarý bile yatýrmadýlar. Bu dönüþümde belediyeler giriþimci rolünü oynamaya baþladýlar.

Üçüncüsü ise popülizmin aðýr bastýðý çok partili demokrasi pratikleri modernitenin katý meþruiyet çerçevesinin yaratabileceði gerilimleri düþürmüþ ve çatýþmaya dönüþmesini engellemiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I en önde geleni toplumun hazýrlýðý en az. Bu karmaþýk geliþme öyküsü içinde modernitenin meþruiyet çerçevesine alternatif bir baþka meþruiyet çerçevesi geliþtirilemediði için de modernitenin meþruiyet çerçevesi önemli yaralar alsa da kendisini yeniden üretebilme olanaðýný hep bulmuþtur. onlarla iliþki kurmakta yetersiz kalmasý ve yaratýcý çözümlere büyük ölçüde kapalý kalmasýdýr. kapasitesi en düþük kesimlerinin zorunluluklar altýnda yaratýcý çözümler üretebilme ve uyum yapma kapasitesinin yüksekliðidir. Ýkinci önemli konu ise modernitenin meþruiyet çerçevelerinin bu kapasiteleri yönlendirmekte. 133 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

134

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Celalettin Uzer’le Söyleþi*

* Bu söyleþi, TMMOB yayýn organlarýndan “TEKNOKRAT” dergisinin Aðustos 1986 sayýsýndan alýnmýþtýr.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

Celaleddin Uzer
Kýsa Özgeçmiþ 1914 1941 1944-46 1952 1958 1959 1959-60 1961-63 1963-65 Van doðumlu Liverpool Üniversitesi Mimarlýk Fakültesi mezunu Gelibolu Kolordu Baþmühendisi Ýmar Ýskan Bakanlýðý, Fen Heyeti Reisi Ýmar Ýskan Bakanlýðý, Þehircilik Dairesi Baþkaný Mesken Genel Müdürü Tokyo, Wasseda Üniversitesi deprem mütehassýsý TBMM Bayýndýrlýk ve Ýmar Komisyonu Baþkaný Ýmar Ýskan Bakaný

1965'den beri serbest Mimar, þehir plancýlýðý yapýyor. Celaleddin Uzer, 1914'de Van'da doðmuþ. Van Valisi olan babasý Tahsin Uzer'in görevi dolayýsýyla, daha sonra Erzurum ve Suriye'de bulunmuþlar. "Ýlkokulda 9 aldýðým zaman hasta olurdum" diyen Uzer, orta tahsilini Robert Kolej'de yapmýþ ve birincilikle bitirmiþ. 136

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Aslýnda doktor olmak isterdim. Lise bitince 6 bin kiþinin katýldýðý bir sýnava girdim ve birincilikle kazanarak Amerika'ya gitmeye hak kazandým. Atatürk, "Senin yerine baþka bir fakir gitsin, ben senin paraný veririm" dedi ve beni Ýngiltere'ye gönderdi. Þehirciliðe olan ilgim orada baþladý. 1934'den 1942'ye kadar Ýngiltere'de kaldým. Üniversiteyi birincilikle bitirdim ve 'First Class Honors' aldým. Diploma töreninde beni Ýngiliz sandýlar ve Ýncil getirdiler. Rektör, Churcill'in kulaðýna bir þey fýsýldadý ve Kuran getirildi. Churcill, "Kahraman Türk dostlarýmýza ve bize yardýmcý olacak bu gence, iftiharla bu diplomayý veriyorum" dedi, diplomamý teslim etti. Üniversiteyi birincilikle bitirdikten sonra Türkiye'ye hemen gelemedim. Harp yýllarýydý, çýkýþ vizesi vermediler. Ýngiltere'de Abercrombie'nýn asistaný olarak çatýþtým. Þehirciliðe, onun yanýnda çýrak olarak baþladým. Londra'yý, Tokyo'yu ben çizdim ama imzayý onlar attýlar. Daha sonra Dünya Mesken Kongresi'nde Divan Baþkaný, Londra ve Liverpool Belediyelerinde sýðýnak mütehassýsý olarak çalýþtým. 'The Machinegun' derlerdi bana, çünkü en çok sýðýnaðý ben yaptým orada. Ve benim yaptýðým sýðýnaklar da en dayanýklýlarý oldu. Çünkü, bombardýmanda, uður mudur, nedir, tam isabet almadý. Orada biraz þanslýydým. Ýngiltere'de ayrý ayrý mimarlýk, mühendislik ve þehircilik okudum. Daha sonra Japonya'da deprem ihtisasý yaptým. Ali Çetinkaya'nýn isteði üzerine Türkiye'ye döndüðümde, çok deðiþmiþ buldum Türkiye'yi. Atatürk ölmüþ, annem, babam, amcalarým ölmüþ. Bunlardan haberim yoktu. Bambaþka bir Türkiye buldum. Bayýndýrlýk Bakanlýðý'nda Þehircilik Fen Heyeti'nde mecburi hizmete tabi oldum. O zaman bu memlekette þehircilik diye birþey yoktu. Heussler diye bir adam var, acayip meydanlar yapýyor, dairevi meydanlar kabul etmez, dar yol sistemi yapar, 9,5 m.lik yollar. Bunlar benim nazariyelerime uymuyordu, boyuna deðiþtirmeye baþladým. Halbuki ben fakir milletlerin geniþ yollar yapmasýna taraftarým. Çünkü fakir milletin yapboza tahammülü yoktur. Nitekim 1948'de Ankara'ya troleybüs geldiði zaman dönemedi. Dýþkapý'ya gitti oradan döndü. Ulus meydaný kifayetsizdi. Hiç unutmam bir gün Ulus meydanýnda troleybüs dönecek, ortada da bir saat var, artýk “Allah þoföre kolaylýk versin” derken, “Halka da selamet versin” diyorduk. Çünkü dönemiyordu. 137

Türkiye'deki þehircilik eðitimini olumlu buluyor musunuz? C. 1963-65 yýllarý arasýnda Ýmar Ýskan Bakaný iken. Orada oturuyoruz. ne karýþýyorsun?" diye. Allah’ýn büyüklüðü. gecekondu davasýný halledecektim.U. "Sen bize 3 uzman göndereceksin. Aktepe'yi seçtim. Daha Sosyal-Sigortalar yokken. Bütün deprem bölgelerinde prefabrikasyona geçmek için. O sýrada þöyle bir kafamý çevirdim ki." Charles Abrahms "Bunu yapmam için Baþbakan'ý görmem lazým. Havadan tesbip ederek. Didim'de Fethiye'de yaklaþýk 1000 tane bina yaptým. her ikisi de iyi elemanlar yetiþtiriyor. Bu zatýn vazifesi. Arkadan partililere daðýtýldý. 200 milyona tasfiyehane kuracaktým. Ýsmet Ýnönü'den izin alarak. Eðer Ýsmet Ýnönü kabinesi 4 yýl kalsaydý. ODTÜ'nün kuruluþu baþlý baþýna bir olaydýr. Sen buraya bir üniversite kurabilir misin? Mesela. Gecekondu davasýný ele aldým. bir deprem uzmaný. teþkilatý kurdum. Bakanlar Kurulu'nda ilk defa projeksiyon gösterdim. cins cins 3 ton kömür yolladým. Charles Abrahms'la Tunalý Hilmi'de yeni açýlan bir lokantaya gittik. Yanlýþ bir deprem talimatnamesi vardý. Bu iþ kaldý. Hem bize döviz saðlar. daha bir tanesi bile görememiþ" dedi. bir de mimari büroya bir uzman temin etmek. Biz Abrahms'la bütün Anadolu'yu gezdik.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Þehircilik Fen Heyeti Reisliði'nden sonra Mesken Genel Müdürü oldum. Ben o zaman Bakanlýk'ta Fen Heyeti Reisi'yim. Bizim 60 uzmanýmýz 6 aydýr bekliyorlar. Ankara’nýn havasýnýn temizlenmesi için Gribla þirketi ile anlaþtým. Bayýndýrlýk Bakanlýðý'na bir þehircilik uzmaný. Þark’ta Ermenilerden kalan alanlara köyleri yerleþtirdim. iþçi konutlarý yaptým. Altyapýsýný yaptýrdým. "Gezdir" dedi. 5 bin bina yaptýk. "Orta Doðu Teknik Üniversitesi" diye bir üniversite kursak. T. Bakan. O zaman bana kýzdýlar. Eskiþehir'deki 1 ve 2 numaralý kooperatifler hep benimdir. Ankara'ya döndük. Ýmar Ýskan Bakanlýðý'ný kurduk sonra. bunlar çekip gidecek. "Sen Saðlýk Bakaný mýsýn? . þimdi 600 milyara yapamazlar bu iþi. hem de çevreye hizmet etmiþ oluruz. Fakat maalesef bu memlekette çalýþana karþý düþmanlýk var.ODTÜ'yü de Teknik Üniversite’yi de ben bugün dünya ayarýnda okullar olarak kabul ediyorum. Tahlilleri yapýldý. Charles Abrahms diye Birleþmiþ Milletler Teknik Kurulu Baþkaný bir zat geldi. deðiþtirdim. 138 . bütün Arap diyarý buraya gelir. dedim ki Charles Abrahms'a.

Türkiye'de "þehirci" olmak nasýl bir þey? C." Arkasýndan bir telgraf daha. Hemen gittik. baþladý okumaya. Milli Eðitim Bakanlýðý'nda bir toplantý yaptýk. Nazým Berksan. Fatih Bey gözlüðünü deðiþtirdi. Geldi. Fatih Bey. adreslerini arayayým" dedi. Truman geldi. Geldi. karþýla". Vecdi Diker'in ne dinamik adam olduðunu bildiðim için. Þehircilik öyle bir þey ki. Fatih Bey'e gittik. Bir süre sonra bir telgraf aldýk "300 milyon ayrýldý. "Çok güzel" dedi. 75 milyona indi. böyle böyle bir teklifte bulundum. Türkiye'de Amerikan Üniversitesi kurulamazmýþ" diye karþý çýkýyorlar. Fehmi Tokay. yarýn size sunarým" dedi. Efendim. ama kuruluyor. "Hayýr"." General Rally böyle bir üniversiteye lüzum yoktur diye beyanat vermiþ. böyle bir üniversiteye ne lüzum varmýþ. biz kurmuþtuk Karayollarý'ný. "Efendim. Karþýladým. meyvesini geç veren aðaca benzer. milletvekilidir. "Biz parlamenterlerle Amerika'ya gidiyoruz. Þehir 139 . sanki ben Halk Partili deðilmiþim gibi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Vecdi Diker oturuyor karþý masadan. ver bana isimlerini. "Vecdi Abi bir dakika gelir misin?" dedim. her þey tamam. aþaðý yukarý 40-45 senedir Türkiye'de þehircilik yapýyorum. "ben bunlarý sonra okuyayým. biz de takip ediyoruz. O esnada Eisenhover düþtü. "Yahu senin neþen yok. "Þimdi okuyun. Haftasýnda Charles Abrahms'tan bir telgraf. þehircilik varmýþ. ne oldu" dedi. dedi Charles Abrahms.Sürekli olarak. Charles Abrahms'ý yolcu ettik. Her konan taþ." Burada ise Halk Partililer. Charles Abrahms þaþýrdý. Teknik Üniversite ve Mülkiye benim aleyhimdeydi. gitti. "Tamam yarýn saat 9'a randevu aldým" dedi. Vecdi Diker. "Ýptal edildi. Abrahms'tan bir telgraf. Ahmet Tokuþ vardý.U.. gitti. birbiriyle toplanarak bir þehri oluþturur. rapora baktý. Osman Veriver'le beni bu iþte vazifeli kýldý. "Dean Perkins baþkanlýðýnda Pensylvania heyeti Türkiye'ye geliyor. Caným sýkýldý. T. Karayollarýnda beraber çalýþmýþtýk. ben. "Ýþler düzeldi. Ankara Palas'ta misafir ediyoruz onu. Anlattým. bir rapor hazýrladý. “Çok güzel”. Ertesi sabah Vecdi Diker ve Avni Yener geldiler. “Ne dersin” dedim. biz bekleriz". dedi. hemen telefonla Fatih Bey'i aradý.

140 . niye yapmayayým? Çalýþmak ayýp mý? Ýstersem çöpçülük bile yaparým. Ankara'da iþleyemez. Bakkal Ahmet'ten. Ondan sonra çarþamba günleri 3 saat gidip. Eski eser. dýþ görünüþ önemli bizim için. Ve þehirci prensiplere uymalý. Arkeologlar çýkacak. bir bankaya girecek. Fonksiyon deðil. arkeolojiyi. Ben böyle þeye yokum. Üst geçitler. Bilmediði bir þeyi Lokantacý Mahmut Efendi'den. mantýk demektir. Þehir demek. bir. 200 bin lirayý cebe atýcaðým. içine hiç dikkat etmeyiz. pire için yorgan yakan millettir. Emine Haným'dan öðrenirsin. Þehircilikte. Enerji Bakanlýðý çýkacak. Þehirci ayný zamanda. haritacýlýðý da içine alýr. þahsi menfaat olmamalý. beþ. Niye alt geçit yapmazlar bilmem. "þehirciyim" demekle bitmez. Þehircilik. þehircilikle uðraþýyorum diye beni hakir görenler var. Bizim millet. biraz politikacýlýk da var serde. Milli Eðitim Bakanlýðý çýkacak. üç. altý. böyle bir akýþtan iþi ele almalýyýz. örneðin. bu milleti delirtmek için mi? Ýki katlý otobüs gelse. Þimdi bakýn bir þehir planý yaparken nerelerden geçeceksiniz: Karþýnýza Karayollarý çýkacak. her ihtiyaca cevap vermelidir. Þehirciliði. Bakanlýk yaptýktan sonra. halkla iliþki. Mesleðim var seviyorum. Anýtlar Yüksek Kurulu çýkacak. bakanlýklarla ve vatandaþla sürekli temas halinde olmalý. Þehirci. Ne yapacakmýþým? Bakanlýktan sonra. iþte bütün bunlarla iliþkisi var diye seviyorum ben. iki. Binanýn dýþýný pek güzel yaparýz da. Þehirciye etki yapýlmamalý. þehirci etki altýnda kalmamalý. Üstgeçitler var çünkü. dört. Devlet Su Ýþleri çýkacak. meclis-i idare azasý olacakmýþým. mühendisliði.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I sosyal hayatýn akýþýna baðlýdýr.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I UÇAK FABRÝKALARI NASIL KAPATILDI? M.Bahattin ADIGÜZEL Pilot THK Tanýtým Müdürü .

Bunun mümkün olabilmesi için öncelikle arþivlere sahip çýkýlmasý gerekiyor. artýk bu tarihe karýþtý. bir daha lazým olmaz” gibi onlarca gerekçeyle imha ettiðimiz veya üç kuruþ para uðruna sattýðýmýz arþivler ne yazýk ki Türkiye üzerinde oynanan senaryolarýn sürmesine ve tarihin sürekli tekerrür ettirilmesine neden olmuþtur. Göklere hakim olan ülkenin muhtemel bir savaþýn da galibi olacaðý düþüncesi 20nci yüzyýlýn baþlarýnda önce askeri bir doktrin olarak ortaya çýktý. 10uncu ve 17nci yüzyýlda böyle bir uçuþ yaptýklarý dahi kabul edilmiyor.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Hangi konuda olursa olsun baþarýlý olmak istiyorsanýz önce hedefinizi sonra da baþarýnýn en önemli vasýtasý olan stratejinizi iyi belirlemeniz gerekir. Türk Hava Kurumu tarafýndan her yýl üstün performans gösteren bir kadýn ve bir erkek havacýya Hezarfen ve Lagari adýna verilmek istenen madalyalara. 142 . Cumhuriyet döneminin çok güzel arþivleri var. Özellikle ulusal baþarýlardan bahsedebilmek için geçmiþimizi. yasalar deðiþti. John Wilkins'in 1648'de yazdýðý "Discovery of a New World: Moon-Yeni Dünyanýn Keþfi: Ay" isimli kitaplarý dahi ihtiyaca cevap vermiyor. Türkiye'de havacýlýðýn çaðdaþ ölçülerde geliþmesine sebep olan ilk kiþi her konuda olduðu gibi Ulu Önder ATATÜRK'tür. yani tarihimizi iyi bilmek zorundayýz. Dr. Konu havacýlýk sanayi olunca ister istemez yakýn tarihimize giriþ yapmadan konunun ayrýntýlarýna girmek uygun deðil. Ulu Önder bunu. Evliya Çelebi'nin "Seyehatname'si. Aksi halde ya deðirmen taþlarý arasýnda ya da diþliler arasýnda ezilip yok olmaya mahkumsunuz demektir. bu þirket kapandý. ne Hezarfen Ahmet Çelebi ne de Lagari Hasan Çelebi'nin adlarý uluslararasý havacýlýk camiasýnda anýlmýyor. Çoðu kez “güncelliðini kaybetti. böyle bir uçuþun yapýldýðýna dair belge gösteremediðimiz için Uluslararasý Havacýlýk Federasyonu (FAI) tarafýndan karþý çýkýlýyor. Ama bu sefer de bunun kýymetini bilmeyen bir bürokrasi ve gerçeklerin gün ýþýðýna çýkmasýný bilerek ve/veya bilme yerek engelleyen siyasiler ve yasal engeller var. Arþivlere sahip çýkmadýðýmýz için bugün ne Ýmam Ceheri.

. O. ama ilerleyen yýllarda ne oldu da bu ruh söndü ya da söndürüldü? Havacýlýk sanayisinin geliþmesini saðlamak için Cumhuriyet'in ilânýndan hemen sonra ilk yaptýðý iþ. Ýlk yaptýðý iþ 23 Nisan 1926'da "Tayyare Makinist Mektebi"ni hizmete açmak oldu. Cumhuriyet'in ilk yýllarýnda bize de rehber oldu. 143 . "Türkiye'de havacýlýk sanayisini kurmak. Böylece Junkers lisansýyla A-19 ve A-20 uçaklarýnýn hem üretimi hem de bakým ve onarýmlarý Türkiye'de yapýlmaya baþlandý. Ancak baþýna gelenler kelimenin tam anlamýyla piþmiþ tavuðun baþýna gelmedi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I "Ýstikbal Göklerdedir" diyerek bir çift sözle özetledi. 1931 yýlýnda Ýstanbul'da kendi atölyesinde ürettiði Vecihi-XIV adýyla anýlan ikinci uçakla Ankara'dan havalanarak küçük bir Türkiye turu yapmayý baþardý. Cumhuriyet döneminin baþlangýç yýllarýnda Türkiye'de havacýlýk sektöründe atýlan dev adýmlarýn ve baþarýlarýn ardý arkasýnýn kesilmediðine tanýk olunur. Ayný yýl Alman Junkers Tayyare Fabrikasý’yla iþbirliði yaparak Kayseri'de TOMTAÞ Uçak Fabrikasý’ný kurdu. Amerika'da Boing firmalarý yoktu!. Bu fabrika kurulduðu zaman Avrupa'da Airbus. Bugün Hava Kuvvetleri’ne baðlý 2nci Ýkmal Bakým Merkezi olarak çalýþmalarýna devam etmektedir. 1900'lü yýllarýn baþýnda havacýlýkta gördüðü geliþmelerin gelecek yýllara hükmedeceðini anlayarak bu cümleyi sarf etmiþti. Bunlarý söylemekle yetinmedi. Ancak baþlangýçtaki amaç devam ettirilemedi ve uçak üretimi durduruldu. Kuruluþ tüzüðünün ilk maddesine de. Vecihi Hürkuþ anýlarýný bizzat kendisi kaleme aldý ve ölümünden sonra "Bir Tayyarecinin Anýlarý" adý ile yayýmlandý. 1929 yýlýna kadar Türk Hava Kurumu'nun denetiminde kalan bu fabrika 1929'da Milli Savunma Bakanlýðý’na devredildi." þeklinde yazarak asýl amacýný net bir þekilde ortaya koydu. Ulu Önder hem fikir hem de icraat adamýdýr. 16 Þubat 1925'de Türk Tayyare Cemiyeti’ni kurmak oldu.. Ýbret dolu bu öykünün herkes tarafýndan okunmasý gerektiðine inanýyorum. Vecihi-VI adýyla anýlan ilk tasarýsýný 1924'de gerçekleþtiren Pilot Vecihi Hürkuþ.

Yeþilköy'de açtýðý uçuþ okulunda yapar ve ürettiði uçaklarýn deneme uçuþlarý da burada gerçekleþtirilir. Servetini ortaya koyan Nuri Demirað da ne yazýk ki Vecihi Hürkuþ gibi aradýðýný bulamadý ve fabrikasýný 1945'de kapatmak zorunda kaldý1. Türk Hava Kurumu. Tek motorlu olan bu uçaðýn hemen ardýndan 2 yýl sonra 1938'de çift motorlu tipi imal edildi ve adýna da "Nu D-38" denildi. Cumhuriyet döneminde mühendis pilotlarýn çoðu yoðun olarak bu dönemde olmuþtur. sipariþ ettiði 12 uçaðý "teknik þartnameye uygun deðil" diye reddettiði için uzun süren hukuk mücadelesine rað144 . Böylece Türk Hava Kurumundan sonra havacýlýk alanýnda faaliyet gösteren özel teþebbüs ruhu önemli bir baþlangýç yarattý. Baþarýlý uçuþlardan sonra bu uçaklarýn seri üretimlerinin yapýldýðýna ve bir kýsmýnýn yurt dýþýna satýldýðýna da tanýk olunmaktadýr. Bu okul Ýstanbul Teknik Üniversitesi’nin özellikle mühendislik bölümü öðrencilerinin staj yeri olur. Yýllarca Beþiktaþ'ta ürettiði parçalarýn montajýný. Fabrikaya paralel olarak Nuri Demirað bugünkü Atatürk Havalimaný'nýn bulunduðu bölgede bir de uçuþ okulu açar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bir yanda varlýðýný ve hayatýný ortaya koyan yaratýcý bir genç diðer tarafta hiçbir riski ve sorumluluðu olmayan bürokraside yer alan þer diþlileri!… Kime hizmet ettiklerini bilmeden hizmet ürettiklerini iddia eden bürokratlar!… Vecihi Hürkuþ'tan sonra THK tarafýndan Fransa'da eðitime gönderilen Mühendis Selahattin Reþit Alan Bey. bu uçaða "Nu D-36" adýný verdi. Hatta mühendislerin birçoðu pilot olur. Nuri Demirað keþfetti ve kurmayý düþündüðü uçak fabrikasýna ortak yaptý. Ýlk uçaðýný 1936'ta yapan Demirað. 1930'larýn baþýnda ekonomik krizlerin tüm dünyada doruk noktada olduðu yýllarda Nuri Demirað'ýn Ýstanbul Beþiktaþ'ta açtýðý uçak fabrikasý havacýlýk sektörüne yeni bir ivme kazandýrdý. Fakat takip eden yýllarda O'nu. Ancak test uçuþlarýný yapacak tecrübe pilotu bulamadýðý için projesi yarým kaldý. motor ve pervanesi hariç bütün parçalarý Türk malý olan ve MMV-1 adý verilen yeni tip bir ulusal uçaðýn prototipini imal etti.

saðlýk ve nakliye uçaklarý da üretildi. Fabrikalar 1953 yýlýnda da Marþal yardýmlarý nedeniyle tamamen kapatýldý. Vecihi HÜRKUÞ ve Selahattin REÞÝT (ALAN) gibi havacýlýk lokomotifinin özel teþebbüs ruhunu yaratanlar. Milyonlarca dolarlýk yatýrýmlar yok edildiði gibi bir ülkenin geleceðini garanti altýna alacak yatýrýmlarda çýkan küçük sorunlara "adam gibi" yuvarlak masa etrafýnda oturulup çözüm aranmadýðý için bir ülkenin geleceði karartýldý. 9 eðitim ve akrobasi planörleriyle THK-13 uçan kanat. imza atan bu fabrikalar bu tarihten sonra Makina Kimya Endüstrisine (MKE) devredildi. 1944 yýlýnda Atatürk Orman Çiftliði'nde ilk uçak motor fabrikasý kuruldu. Hezarfen ve Lagari gibi sürgüne gönderilmediler ama yöneticiler ve politikacýlar tarafýndan desteklenmediler de!. Hatta fabrikanýn temellerinin atýlmasýnda büyük yararlarý dokunmuþtur bu mühendis ve teknisyenlerin. THK-2. Etimesgut'ta kurulan uçak fabrikasý 1944'de tam üretime geçti... Baþardýlar da… Ancak Harp bittikten sonra Polonya Hükümeti. Nuri DEMÝRAÐ. burada Ýngiliz Miles Magister eðitim uçaklarýnýn seri montajýna baþlandý. 3. 2nci Dünya Harbi’nden önce Polonya'dan kaçarak Türkiye'ye sýðýnan havacýlýkla ilgili birçok mühendis ve teknisyen. 4. dönemin yöneticileri tarafýndan 1940'lý yýllarýn baþýnda iyi deðerlendirilmiþ ve Etimesgut uçak fabrikasýnda çalýþtýrýlmaya baþlanmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I men hem davayý hem de tüm servetini kaybetti. harpten önce yurtdýþýna kaçan bilim adamlarýnýn belirli bir tarihe kadar yurda dönmeleri 145 . Hatta THK-5 Danimarka'ya ve Ürdün'e satýldý. akrobasi. Kayseri tecrübesinden sonra uçak üretimi konusunda Türk Hava Kurumu’nun ikinci teþebbüsü Ankara'da oldu. 7. 1951 yýlýna kadar üretime devam eden ve birçok projeye. 2nci Dünya Harbi nedeniyle ülkelerinden kaçtýklarý için Türkiye'de tutunmak ve baþarmak zorunda olduklarýný kendileri de biliyordu. Geliþmeler bununla da bitmedi. 1940 yýlýnýn sonlarýna kadar Akköprü'de sýnýrlý kadroyla çalýþan Türk Hava Kurumu planör atölyesinin fabrika haline getirilmesiyle. 5 ve 10 tipi eðitim. Bu fabrikada Magister uçaklarýnýn yanýsýra THK-1.

O dönemde fabrikalarda birlikte çalýþan Türk mühendis ve iþçileri. Arþivin tozlu raflarýnda önem verip konunun ayrýntýlarýný araþtýrýrken hiç ummadýðým bilgi ve belgelere ulaþtým. Birincisi Türk Hava Kurumu ve Uçak Fabrikasý. Ancak bu kiþiler fabrikadan ayrýlýrken nifak tohumlarýný atmayý ihmal etmemiþlerdir: "Þu. 1925-1950 yýllarý arasýnda Türkiye'yi ziyaret eden havacýlýkla ilgili Amerikalýlarýn. bizim mühendis ve teknisyenlerimize güvenmez olurlar2. resmi görevlerinin dýþýnda ziyaret ettikleri iki önemli kurum ve tesis vardýr. Bu tür olaylar bugün de var olan hareket tarzlarýdýr. Polonyalýlar’ýn çok iyi çalýþtýklarýný ve oldukça verimli iþler yaptýklarýný belirtmektedirler. Bilgiler birbirini destekledi ve senaryosu yýllar önce yazýlan korkunç plan ortaya çýktý. þu mühendisleriniz ise iyiler ama henüz yeterli deneyimleri yoktur.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I halinde af edileceklerini açýklar. Bu aftan yararlanmak isteyen Polonyalý mühendis ve teknisyenler bir ay içerisinde fabrikadan ayrýlarak Türkiye'yi terk ederler. þu mühendisleriniz oldukça deneyimli ve iyi iþler yapabilecek durumdalar. Kanada ve Fransa'ya transfer edildikleri yýllar sonra 1952'de tesadüfen öðrenildi3. ikincisi ise Nuri Demirað Uçak Fabrikasý ve Gök Okulu. Polonya'ya döneceklerini söyleyerek fabrikadan ayrýlan Polonyalý mühendis ve teknisyenlerin çoðunun Polonya'ya dönmedikleri. Tecrübesizlik nedeniyle sorun yaratabilirler…" þeklinde açýklamalar yaparlar fabrika yöneticilerine. þu. Onlar gittikten sonra da bizim yöneticilerimiz. Polonyalý mühendis ve teknisyenler fabrikayý ve Türkiye'yi bir ay içerisinde terk ederler. 'Þu. büyük ücretlerle ABD. Fabrikanýn önde gelen mühendisleri yüksek ücretlerle ve hepsi bir ay gibi kýsa bir zaman periyodu içerisinde Polonya'ya dönüyoruz diye 146 . Ancak çok riskli çalýþýyorlar ve ileride pilotlarýnýzýn baþýný aðrýtabilirler…. Uzmanlar fabrikayý gezerlerken yapýlan iþleri ve geliþmeleri sürekli takip ederler ve medyaya güzel demeçler vererek ülkeden ayrýlýrlar4.

Bu kararlarýn alýnmasýnda yabancý ülkelerin baský ve yönlendirmelerinin çok büyük payý vardýr. -Polonyalýlar ayrýldýktan sonra yöneticiler Türk mühendislerine güvenmemeye baþladý. -Binbir güçlükle kurulan fabrikalara verilen sipariþler dönemin iktidarý tarafýndan kesildi. bu fabrikalarýn kapatýlmasý için çaba sarf eden yabancýlarýn deðil. asker ve politikacýlarýn kurbaný oldu. Suç.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I fabrikadan ayrýldýlar. 1970'li yýllarýn baþýnda Hava Kuvvetleri Komutanlýðý'nýn baþlattýðý "Kendi uçaðýný kendin yap" kampanyasý fikri ortaya atýldý. -ABD hibe olarak çok sayýda uçak vererek. Kýbrýs Barýþ Harekatý sonrasý Türkiye'ye konan ambargo nedeniyle bu fikir savunma sanayi ve havacýlýk sanayimizde aniden alevlendi ve sonuçta bugün itibariyle azýmsanmayacak ölçülerde ilerlemeler kaydetti. -Sipariþ kesilince üretim durdu. havacýlýk sektöründeki en az 100 yýllýk kaybý" diyebiliriz. Her þeye raðmen içimizdeki ateþin söndüðünü söylemek mümkün deðil. onlarýn isteklerine. fabrikada üretimin iyice durmasýna neden oldu. -ABD'nin Marshall yardýmlarý Türk havacýlýk sanayisinin üzerine kara bulut gibi çöktü. 147 . Buna. "Türkiye'nin. -Yeni uçaklarý gören pilotlarýmýz üretilen uçaklara güvenmemeye baþladý. Kýsýr görüþün. geleceði düþünmeden boyun eðen herkesindir. Ancak belli bir çevrenin dýþýnda yine de fazla ilgi görmemiþti o dönemde. uzun vadeli stratejinin ne olduðunu bilmeyen ve anlamayan bürokrat. -Sürekli gideri olan 850'den fazla mühendis ve iþçinin çalýþtýðý fabrikalarýn da kapanmaktan ve kapatýlmaktan baþka çaresi kalmadý.

ulusal çýkarlarý koruyacak kararlarý zamanýnda almalarý gerekmektedir. faaliyetlerinden haberdar olmalarý. ROKETSAN gibi birçok kuruluþ da anýlan tarihlerden sonra kurulan ve geleceðine umutla bakýlan ve bakýlmasý gereken kuruluþlar arasýndadýr. Politika yapmak isteyen bilim adamlarý var ise bilim ile politika arasýnda tercih yapmalarý gerekmektedir. Devlet-Özel sektör ve asker arasýndaki iþbirliði sorunlarý geciktirilmeden giderilmelidir. Eskiþehir ve Kayseri'deki Hava Kuvvetlerine baðlý Ýkmal Bakým Merkezleri. 148 . Dünyada ve özellikle Avrupa'da kurulan sivil havacýlýk otoriteleri bir dizi önlemler almaya. Varþova gibi havacýlýk kurallarýný içeren bir dizi konferanslar düzenlenmiþ ve uluslararasý anlaþmalar yapýlmýþ olmasýna raðmen havacýlýk dalýnda en kapsamlý sözleþme 1944'de imzalanan Þikago sözleþmesidir. HAVELSAN. Her þeye politik görüþ malzemesi olarak bakýlmamalýdýr. Hükümetlerin ve politikacýlarýn özellikle yerli sanayiyi desteklemeleri için bu kurum ve kuruluþlarý yakýn takibe almalarý. Havacýlýk sanayisi en hýzlý geliþen ve diðer sanayi dallarý arasýnda kurallarý en katý olan bir sektör konumuna geldi. Kara Kuvvetleri Komutanlýðý'na baðlý olarak özellikle helikopter montaj sanayii alanýnda Ankara'da faaliyet gösteren 5’nci Ana Bakým Merkezi Komutanlýðý baþta olmak üzere birçok özel ve kamu sektöründeki geliþmeler 2000'li yýllara umutla bakýlabilecek bir geleceðin habercileridir. Yakýn tarihimizde yaþanan ayný hatalara tekrar düþülmemesi için yöneticilerin bu sözlere kulak kabartmalarý gerektiðine inanýyorum. TEI ve TAI kuruldu5. emniyet için yeni kurallar koymaya ve bu kurallara uymayanlara aðýr yaptýrýmlar uygulamaya baþladýlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün F-16 projesi kapsamýnda kendini bulan TUSAÞ. Roma. Hem bilimsel hem de siyasi titri olan cevherlerimizin düþünceleri ülke menfaatleri kapsamýnda birleþtirilerek sanayiye iþlerlik kazandýrýlmalýdýr. Bilime politika sokulmamalýdýr. Hatta ASELSAN. Havacýlýk sanayinde Ankara. Paris. Ancak bu sektörümüzde de acilen sivil-asker iþbirliðine ihtiyaç duyulmaktadýr. 1920-1944 yýllarý arasýnda Madrid.

ICAO standartlarýnda üretim ve iþletme yapacak seviyeye gelmeleri için gayret sarf etmeleridir. Önemli olan üretimden iþletmeye varýncaya kadar havacýlýk camiasý içinde faaliyet gösterecek firmalarýn. Aksi takdirde. Zaman zaman kazayla sonuçlanan olaylara raðmen. ya da batýlý ülkelerin teknolojilerini benimseyip onlara baðýmlý ülkeler ve iþletmeler haline gelecekler. 20’nci yüzyýlýn son çeyreðinde özellikle geliþmiþ ülkeler ICAO standartlarýnýn üzerine çýkarak bir dizi yeni önlemler almaktadýr. Belirlenen standartlarý taþýmayan hava araçlarý Avrupa Birliði ve Amerika Birleþik Devletleri hava sahalarýna giremeyecek. Oysa sadece 17. Ancak sözleþmeyi imzalayarak teþkilata tam üye olduðumuzu ilan etmek marifet deðil. hem de fiilen uçuþ denemeleri gerçekleþtirilmiþtir. Ýlk uçuþu gerçekleþtirerek havacýlýk tarihine ilk imzayý atan bir Türk olmasýna raðmen. ABD kendi hava sahasýnda geçerli olmak üzere Federation Aviation Authority (FAA). Böylece 20’nci yüzyýlýn ikinci yarýsýndan sonra yeni bir döneme girildi ve yüzyýlýn sonunda gerek iþletmede gerekse üretimlerde yasaklarýn yerini üretim standartlarý almaya baþladý. ne araþtýrmacýlar çalýþmalarýndan vazgeçebilmiþ ne de devlet yöneticileri araþtýrmacýlara verdikleri desteði çekmiþlerdir… 21’inci yüzyýlda ise anýlan ülkeler araþtýrma ve geliþtirmeye daha çok bütçe ve zaman ayýrmaktalar. hizmetlerinden yararlanamayacak duruma getirilmiþtir. 1944 Þikago antlaþmasý ile kurulan Uluslararasý Sivil Havacýlýk Teþkilatý'nýn (ICAO) kuruluþunu onaylamýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Türkiye. yeni teknolojilere uyum saðlamak için daha çok emek ve daha çok sermaye harcanmaktadýr. 149 . Sonuç olarak havacýlýk alanýnda faaliyet gösteren firmalar ya belirlenen üretim-iþletim standartlarýna eriþecek. Destek. Avrupa Birliði de Joint Aviation Authority (JAA) adýyla anýlan sivil havacýlýk otoritelerini kurdular. Fransa ve Ýngiltere baþta olmak üzere birçok ülkede hem bilimsel araþtýrmalar yapýlmýþ. havacýlýk tarihindeki Lâgari Hasan ve Hezarfen Ahmet Çelebi'lerle yapýlan güzel baþlangýç. sürekli olduðu takdirde önemlidir. 19 ve 20’nci yüzyýllarda ABD. devlet idarecileri tarafýndan desteklenmedi. 18.

Türkiye'de sivil hava taþýmacýlýðý alanýnda da ilk adýmlar. Sümerbank'a dönecekse böyle bir þirketi tekrar kurmanýn kolay kolay mümkün olamayacaðýný hatýrlatmayý havacýlýðý bilen bir vatandaþ olarak görev sayýyorum. filolarýný yenilemeyen bir þirketin sektörde tutunmasý genellikle mümkün deðildir. Ýþletme masraflarý çok fazladýr. 1933 yýlýnda 2186 sayýlý yasayla Hava Yollarý Devlet Ýþletme Ýdaresi’nin kurulmasýyla havacýlýk sektöründe dünyadaki deðiþiklikler yakýn izlemeye alýndý. Yatýrýmlarý çok pahalý ve riskleri çok fazladýr. Çok kaygan zeminlerde yürütülen bir iþletmedir. Bu nedenle sivil havacýlýk otoritesinin koordinatörlük görevi havacýlýk sanayisinin saðlýklý büyümesi için çok önemlidir. THY. Türkiye'de çaðdaþ anlamda kurulan ilk hava taþýmacýlýk þirketi bilindiði üzere Türk Hava Yollarý Anonim Ortaklýðý'dýr. Ankara-Adana bacaklarý da eklenerek büyümeye baþladý. 1968 yýlýna kadar piston motorlu uçaklarla sürdürdüðü iç ve dýþ hat seferlerine bu tarihten sonra jet uçaklarý satýn alarak filolarýný dýþ seferlere uygun hale getirdi. THY'nin Ýstanbul'da sahip olduðu teknik alt yapý ise özel sektör için güzel bir gelecek vadetmektedir. Türk Hava Yollarý özelleþtirildikten sonra sonu. Havacýlýk þirketleri kolay kurulan þirketler deðildir. Et Balýk Kurumu'na. Özelleþtirmeden önce özerkleþtirilmesinin öncelikle düþünülmesinin daha yararlý olacaðýný deðerlendirmekteyim.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Üretimin yanýnda konuya bir de iþletme açýsýndan bakacak olursak. Dünyanýn en önemli yerlerine seferler yaparak Türk bayraðýný dalgalandýran bu þirket bugünkü seviyesine kolay gelmedi. Havacýlýk sektöründe 20nci yüzyýlýn ortalarýnda meydana gelen hýzlý geliþmeler karþýsýnda ulusal çýkarlarýmýzýn korunmasý. Ard arda kaza geçiren. Baþlangýçta sadece Ýstanbul-Ankara arasýnda baþlatýlan hava taþýmacýlýðý takip eden yýllarda (1933) Ýstanbul-Ýzmir. 1925'de Ankara-Ýstanbul arasýnda uçuþ izni verilmesiyle atýlmaya baþladý. Þu anda özelleþtirme kapsamýnda bulunmaktadýr. orada da ilginç durumlarla karþýlaþmamýz kaçýnýlmazdýr. uluslararasý 150 . 79 yýllýk geliþimin iyi irdelenmesi gerekmektedir. Ancak Türk Hava Yollarý’ný özelleþtirmeden önce iyi düþünmek gerekir.

Buraya kadar anlatýlanlar havacýlýk sanayimizin geçirdiði evrelerin çok kýsa bir özetini vermekte olup tarihten açýlan sayfalarý içermekteydi. alýnan kararlara baðýmlýlýk ve kararlýlýk ilkeleri bütün parlamenterleri yakýndan ilgilendirmektedir. Bunlardan ODTÜ ve ÝTU mühendislik alanýnda eleman yetiþtirirken. yüzyýlýn son çeyreðinde kuruluþlarýný tamamlayarak sektöre eleman yetiþtirmeye baþladýlar. ister edebiyatçý. sadece kamu yöneticileri ve tarihçiler deðil. Aslýnda. Adý." 151 . Ayný dönem içerisinde Türk Hava Kurumu ve Silahlý Kuvvetlerin haricinde sivil havacýlýk sektörüne pilot ve teknik eleman desteði saðlayan birçok fakülte ve yüksek okul açýldý. Kaldýrýlan parmaðýn ne anlama geldiðini bilmeyen parlamenterin parlamentoda yeri yoktur. ister memur. Anadolu ve Erciyes Üniversitesi Havacýlýk Yüksek Okullarý. ister iktidar partisi mensubu olalým. Günümüzde "Geçmiþini bilmeyenler geleceklerine asla yön veremezler. ister muhalefetteki siyasetçi. doðru kararlar alabilmek ve doðru stratejiler çizebilmek için siyasi tarihimizi iyi bilmemiz gerekiyor. Ýsteyen herkes parlamenter seçilebileceðine göre uluslararasý iliþkilerde önemli olan devamlýlýk. Çünkü bugün itibariyle ülkenin kaderine parmak basan insanlar. ODTÜ ve ÝTÜ Havacýlýk ve Uzay Mühendisliði Fakülteleri. Hava limanlarýnýn iþletilmesi ve uçuþ güvenliðinin saðlanmasý amacýyla da 28 Þubat 1956'da 6686 sayýlý yasayla Devlet Hava Meydanlarý Ýþletmesi (DHMÝ) Genel Müdürlüðü kuruldu. 1987'de 'Sivil Havacýlýk Genel Müdürlüðü (SHGM)' olarak deðiþtirildi. Erciyes ve Anadolu Üniversitesi Sivil Havacýlýk Yüksek Okullarý pilot ve çeþitli dallarda teknik personel eðitimleri veren beþ yýllýk yüksek okul konumundadýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I iliþkilerin düzenli bir þekilde yürütülmesi ve denetlenmesi için Ulaþtýrma Bakanlýðý bünyesinde "Sivil Havacýlýk Daire Baþkanlýðý" 1954 yýlýnda kuruldu. arþivlerimiz iyi tetkik edildiðinde tarihimiz 5'inci kol faaliyetleri ve entrikalarla dolu. düzenlilik. parlamenterlerdir. ister iþçi. Ýster mühendis olalým. 20.

Sonra bizlerin geleceðine yön veren müesseselerimizi tanýmaktan. Bunun tedavisi. Ýkincisi. Kargaþaya meydan verilmemesi için Devletimizin çýkarmýþ olduðu yasalara uymaktan ve Bunlara raðmen sorunlar yaþanýyorsa birbirimizle kavga etmeden sorunlarýmýzý yuvarlak masa etrafýndan toplanýp tartýþarak çözmekten geçer. ölen. 16 Þubat 1925'de kurulan Türk Tayyare Cemiyeti’dir. Kýsacasý geleceðin emanetçilerinin çocuklar olduðunu görmüþ ve bu nedenle de çocuða önem vermiþtir Ulu Önder. Ulu Önder ATATÜRK'ün 1920'li yýllarýn baþýnda önemle üzerin de titrediði üç önemli kurum var. 1. Önce vatandaþ olarak birbirimizi tanýmaktan. Biz bu ülkeye bilerek kötülük yapanlar tespit edildiðinde tek kelime ile onlara "hain" diyoruz. Cumhuriyetin baþlangýç yýllarýný tekrar hatýrlayalým. Dünya Savaþý ve Kurtuluþ Savaþý yýllarýnda harpten yorgun ve bitkin düþmüþ. havacýlýðý diðer sanayi dallarýndan daha önemli 152 . Amacý. Amacý. Birçoklarýmýzýn düþüncesine göre öncelik sýrasý daha sonra gelmesi gerekirken O. Din iþlerini bilimsel bir þekilde incelemek. 3 Mart 1924'de kurulan Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý’dýr. Nutuk'u bir daha okuyalým… 1920'li yýllarýn baþýnda ATAMIZ’IN icraatlerini hatýrlayalým. Ama ondan daha tehlikeli olaný "bilmeden yapýlan hatalardýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Aslýnda her birimiz 5'inci kol faaliyetlerinin. Bunlardan birincisi 31 Haziran 1921'de kurulan Çocuk Esirgeme Kurumu’dur. Cumhuriyetin ilanýndan hemen sonra ele alýnmýþ olmasý dikkat çekicidir." Fakat bunun tedavisi kolaydýr. Cumhuriyetin ilanýndan önce düþünülmüþ bir kurumdur. Balkan Savaþý. Üçüncüsü. yani bilerek ve bilmeyerek yapýlan kötülüklerin potansiyel suçlusuyuz. þehit olan ve sakat kalan insanlarýmýzýn çocuklarýna ve yaþlýlarýna kol kanat germektir. din ile devlet iþlerini birbirinden ayýrt ederek din kurallarýný hurafecilerin elinden kurtarmaktýr.

Artýk bu iddia çaðýmýzda geçerliliðini kaybetmiþtir. Hele hele bir gazetecinin bu sözün arkasýna sýðýnmasýný asla kabul edemiyorum. havacýlýk sanayinin temellerini atmak ve geliþtirmektir. araþtýrma yapmak ve onlarýn anlayabileceði tarzda bilgilendirmektir. Bu hareket. Çünkü gazetecinin görevi. Toplumu doðru haberlerle donatmaktýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I olduðunu görmüþ ve Türk Hava Kurumu’nu kurmuþtur. Oysa günümüzde bir gazetecinin bu yöndeki bir iddiasýna katýlmamýz mümkün deðil. çok kötüleri de. Bir baþka gazeteden. her þeyin küçüðünü ve hafifini yapmanýn önemi o yýllarda kavranmýþ bir düþüncenin ürünü olarak görülmektedir. Bir çok gazete bazý kurum ve kuruluþlarýn sürekli kapalý bir kutuya benzediðini. þahýstan ya da geçmiþ yýllara ait bilgi ve belgelerden alýntýlar yaparak yorum ve yargýlama yapmaya hakký ve yetkisi yoktur. Medyanýn da rolü büyüktür. gazeteci olarak kendilerinin tanýmadýðý bir kurumu topluma da tanýtamadýklarýný yazýyorlar. Atatürk döneminde yaratýlan havacýlýk sanayi ruhunda medya desteði çok yüksektir. Bu ülkede çok güzel iþler de yapýlmaktadýr. 153 . Ülke sanayisinin bel kemiðini oluþturacak sanayi dallarýnda sadece kamu ve özel sektör temsilcilerinin çaba sarf etmesi yeterli deðildir. Ön yargýsýz haber ve yorum yapan gazeteciler de olmaktadýr. Zaten sayýsý her geçen gün azalmaya baþlayan gerçek gazetecilik yapanlarýn azlýðý bir Türk vatandaþý olarak beni derinden yaralamaktadýr… Eskiden basýn yayýncýlara okul yýllarýnda. toplumun ihtiyaç duyduðu konularý belirleyip. Bu konuyu merak edenlere "Gökteki Venüs" kitabýmý okumalarýný öneririm6. Amacý. ancak bir insan bir köpeði ýsýrýrsa bu haberdir" derlerdi. "Bir köpek bir insaný ýsýrýrsa bu bir haber olmaz. Bunu yapabilmesi için konuyu araþtýrmasý gerekir. Medya desteði ile ilgili konu oldukça uzun olduðu için bu makale içerisinde incelenmesi yeterli ve uygun deðil. Araþtýrma ise kaynaða inilerek yapýlýr. Basýn ahlak ilkelerine uygun deðildir. Ancak medya mensuplarýna kýsa bir mesajým var. Yapýlan güzel iþler. Toplumun karþýsýna sürekli felaket haberleri vermenin anlamý yoktur.

M. Uçak Motor Fabrikasý mühendislerinden Uçak Yüksek Mühendisi Þükrü ER ile yapýlan söyleþiler. Bunlar da haber yapýlmalý. 1947. Ziya Þakir. 1947 2. Turkish Engine Industry (TEI) ve Turkish Airospace Industry (TAI) 6. 15 Þubat 2004. M. açýlan fabrikalar. Gökteki Venüs. M. s-256.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kurulan güzel tesisler.Bahattin Adýgüzel 4. yapýlan üretimler de vardýr. Türk Havacýlýðýnda Ýz Býrakanlar. 15 Þubat 2004. Dipnotlar: 1. Televizyon ve yazýlý basýn doðru kullanýlýrsa. Yorumlar insanlar bilinçlendirildikten sonra yapýlmalý ve/veya yaptýrýlmalýdýr. 3. Nuri Demirað Kimdir.Bahattin Adýgüzel. doðru yönlendirilirse. Gökteki Venüs. toplum bilgilendirilmelidir. Ziya Þakir. basýnda çalýþanlar da basýn ahlak ilkelerine uyarak çalýþma yaparlarsa kalkýnmanýn daha hýzlý olacaðýný düþünüyorum. 1 Aðustos 2003. Nuri Demirað Kimdir. Türkiye Uçak sanayii (TUSAÞ).Bahattin Adýgüzel. 5. 154 .

ATATÜRK ATATÜRK ORMAN ÇÝFTLÝÐÝ Reþat Ünal Harita ve Kadastro Mühendisi . ticaret ve sanat sahasýnda önemli adýmlarla yürümeye bakalým.K.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Gerçek esenliðe ermek istiyorsak. M. çok kan dökerek kazandýðýmýz zaferlerden sonra çok fedakarlýklar yaparak ziraat.

1925 yýlý baharýnda. Yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin. bir yandan yeni kurulan devletin yapýlanmasýna çalýþýrken. bir gün ATATÜRK. laboratuvar niteliðinde büyük bir çiftlik kurmayý kafasýna koymuþtur. asýrlarca süren ihmaller. 13 Ekim 1923'te Ankara'nýn baþkent olarak ilanýdýr. baðýmsýzlýk mücadelesinin hatýralarýna karþý asil bir saygý ve baðlýlýk niþanesi olmasýndan baþka Orta Doðu’nun yeni jeopolitiði bakýmýndan da gerçek ve ileri görüþlülüðe dayanan bir olaydýr. Mustafa Kemal ATATÜRK. bakýmsýzlýklar. bir yandan da aðaçsýz ve çorak baþkent Ankara'da örnek olacak. yeni devletin gözlerini anayurdun büyük parçasý. sýtmalý. Anadolu'nun en harap þehirlerinden biri olan tozlu. ihanetler içinde çökmüþ. bunalmýþ olan Anadolu topraklarýna çeviriþidir. 156 . en küçük imar ve konfor nasibi görmemiþ ve 25. ülkenin tanýnmýþ ziraatçilerini çaðýrarak . onlara aðaçsýz ve çorak Ankara'nýn yanýbaþýnda büyük bir çiftlik kurmak istediðini söyler ve yer aramalarýný emreder. Bu büyük ve anlamlý bir olay.000 kadar nüfuslu Ankara'da yerleþme kararý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1923 yýlýnýn Ekim ayýnýn en önemli olayý.

atölye. aðýl. Böylelikle. süthane. anbar. hem çorak. hangar. Burasý bakýmsýz. Atatürk'ün 1925 yýlýnda Abdi Paþa’nýn eþi Faika Haným’dan satýn aldýðý 20 000 dönüm toprak üzerinde atýlmýþtýr. Biraz kýraç yerlerinde yuva kurmuþ olan kartallar ve akbabalar. sarý ve insaný bakarken rahatsýz eden bir durumda idi. En basit bir barýnma yeri bile olmadýðý için. Bu dönemde. þehrin hayatýný zehirleyen ve etrafýnda yaþayanlarý kendi gibi renksiz ve hasta yapan bir sýtma kaynaðý idi. en az bugünkü çiftlik yeri üzerinde durmuþtur. ATATÜRK bugünkü çiftliðin bulunduðu yeri sorar. Bir yandan topraðýn ýslah çalýþmalarý yürütülürken. fidanlýklar bir yýl gibi bir sürede tamamlandý. Bunlarýn deðerinin üstünde fiyatla alýndýðýný gören sahipleri arazilerini Orman Çiftliðine satmaya baþladýlar ve Yaðmurbaba. hem bataklýk. Atatürk Orman Çiftliði'nin temeli. Bu geniþ arazinin bataklýklarý. Bunu biz ýslah etmezsek. 157 . “Ýstediðimiz yer böyle olmalýdýr. kiraladýklarý küçük temsilcilik binalarýyla yetinip Ýstanbul'da kalmakta direniyorlardý. su tesisleri. Ankara'nýn kenarýnda. kendilerine elçilik binasý yaptýrmalarý için bedava arsa verildiði halde birçok ülke burada aðaç bile yetiþmez diyerek Ankara'ya taþýnmaya yanaþmýyorlar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Uzman heyet. o zaman dört kerpiç duvardan baþka bir þey olmayan mezbahanýn etrafýna yuva yapmýþlardý. ATATÜRK. Burada uygarlýðýn eseri olarak yalnýz bir demiryolu ince bir þerit halinde uzanýyordu. elektrik. yoðun devlet iþlerine karþýn buraya da zaman ayýrýyor ve bazen traktörleri bizzat kullanýyordu. ATATÜRK. hem de kötü bir yer. imalathane. çorak. kim gelip ýslah edecektir?” der. bir yandan da gerekli idari binalar.000 dönüm arazi modern teknikle geniþ bir çiftlik iþletmesi için yeterli deðildi ve yörede uzun seneler terk edilmiþ vaziyette duran ve sahipleri topraklarýný iþleyemeyecek durumda geniþ araziler vardý. Ancak 20. hastalýklý. bataklýk. Uzmanlar çalýþmalarýný tamamlayarak sunarlar. Ankara'nýn çevresinde çiftlik olacak yer ararken. ahýr. uzmanlar burasýnýn bir çiftlik kurulmasý için gereken özelliklerden hiç birini taþýmadýðýný. 5 Mayýs 1925 Pazartesi günü kurulan birkaç çadýr ile çalýþmalara baþlandý ve mevsimin ilerlemiþ olmasýna raðmen iki fordson traktör ile topraðý sürmeye giriþildi. fakir bir yer olduðunu belirtirler.

Büyük Önder ATATÜRK'e hayranlýðý daha da artýrmaktadýr. zaferlerine birer þahit olan denizlerle süslüyor'' demiþtir. ayný amaçlarý doðrultusunda iþletmek üzere Yalova'da. Millet ve Baltacý Çiftliklerini. yeni bir ülke ve yeni bir toplum kurma iradesini Orman Çiftliðinde simgeleþtirerek. eðitim ve rekreasyon ile çaðdaþ bir baþkent yaratma amacý da bulunmaktadýr. ATATÜRK. Atatürk'ün döneminde yapýlan Marmara Denizi ve alaný Karadeniz'in þeklini taþýyan havuzlarý hayranlýklar yaratmýþ. ATATÜRK'ün Ankara'daki çiftliklerinde. yepyeni bir mucize daha yaratmayý hedefliyordu. aðaç bile yetiþmeyen bu yerde insanýn nasýl yaþayabileceðini kendi kendilerine soran ve Ankara'nýn devlet merkezi oluþunu affedilmez bir hata sayan inançsýz insanlara karþý. zaferi elde ettikten ve kýlýcýný kýnýna koyduktan sonra yorgunluðunu gideriyor. Bu özellik. ATATÜRK. Silifke'de. tarým. tarihsel bir özellik kazandýrmaktadýr. Atatürk Orman Çiftliði yalnýz çiftlik iþleten bir yer olmamýþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Balgat. Karadeniz havuzu halkýn dinlenme ve eðlence yeri olmuþtur. modern ziraat ve hayvancýlýk tekniklerinin uygulandýðý. örnek sanat atölyeleri (ilk KOBÝ'ler) . Karadeniz havuzu yapýldýðý yer itibariyle týpký gerçek Karadeniz gibi rüzgarlý ve dalgalý haliyle. Marmara havuzunu gören Amerikalý gazeteci Rose Lea. Etimesut. Kendi çiftliðini. hayvanat bahçeleri. Macun. ziraat fakültesi öðrencilerinin staj yaptýðý. havuzlarý. yeni bir kent. bira parklarý ile gerek Ankara halkýnýn ve gerekse dýþarýdan gelenlerin gezi ve dinlenme yeri olmuþ. ilk sanayi kuruluþlarýna kucak açmasý. Tekir ve Þövalye Çiftliklerini. Güvercinlik. Piloðlu Çifliði'ni de satýn alarak çiftlik iþletmeleri arasýna katmýþtýr. Çakýrlar çiftliklerinden satýn alýnan topraklarla oluþan çiftlikler tek bir yönetim altýnda birleþtirilerek "Orman Çiftliði" olarak adlandýrmýþtýr. Tahar. lokantalarý. hayvancýlýk ve sýnai üretimdeki baþarýlar önemsenmekle birlikte. ATATÜRK. bunlarýn dýþýnda. 158 . Dörtyol'da. iç ve dýþ kamuoyuna göstermek istemiþtir. makalelerinden birinde ''Büyük cengaver. Portakal Bahçesi ve Karabasamak Çiftliðini ve Tarsus'ta. Atatürk Orman Çiftliði’ni sýradan bir çiftlik olmaktan çýkarmakta. parklarý.

genel ziraati. Çiftlik arazisinin bir bölümü kuvvetsiz. Çiftlik sadece üretim ile kalmamýþ. hayvancýlýðý. kurutma.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Orman Çiftliði. Bir yandan bunlarýn iþe yarar hale getirilmesi için imar ýslah. Ziraat Ýþleri. ürettiði maddeleri iþlenmiþ olarak piyasalara sürmüþtür. sulama. uzun ve çetin çalýþmalar sonucunda çiftlikleri. sanayi ve ticaret örgütlenmesiyle birbirini tamamlayan ve modern teknik aletlerle rasyonel bir iþ birliðine dayanan büyük bir iþletme haline gelmiþtir. Tüm Dünya'yý etkileyen 1929 krizine raðmen. ATATÜRK'ün çiftliklerin anlamýný tam anlatabilmek için Ankara'daki Orman Çiftliðinin kuruluþundan Hazine’ye baðýþlanana kadar geçen 12 yýllýk dönemini vurgulamak gerekmiþtir. bir bölüm arazisi yorgun ve bakýmsýz. bir bölümü bataklýktý. gerekli önlemlerini alarak yoluna devam etmiþtir. iyi ve bol 159 .

Ankara'nýn baþkent olmasýyla nüfusu adeta bir sýçrama yapmýþ. yonca nevinden nasýl yetiþtirileceði. mýsýr gibi kuru mahsullerle patates. hem de þaraplýk olarak yararlanýlacak duruma getirildi. topraðýn laboratuar tahlilleri yapýldý. Ýstanbul Boðazýnda 145 m. pancar. ancak bunlar geleneksel yöntemlerle yapýlmaktaydý. Marmara ve Karadeniz havuzlarý yapýldý. Orman Çiftliði uygulamalarý ile maliyetler düþürülmüþ. uzunluðunda bir baraj yapýldý. Orta Anadolu iklim koþullarýnda topraðýn istediði en uygun tohumlar tespit edilmiþ ve köylüye her yönüyle örnek olmuþtur. Tahar Boðazý’nda ve Kelek Mevkiinde kýþýn akan sularý ile yer altý sularýnýn depolamak için göletler yapýldý. Ýlk dört yýlda yapýlan çalýþmalar sonucunda. Orman Çiftliðinde de bu iþlere modern yöntemlerle baþlatýldý ve böylelikle Ankara'nýn sebze ihtiyacýnýn bir bölümü karþýlanmaya baþlandý. sulama kanallarý kuruldu. sebzecilik ve baðcýlýk yapýlmaktaydý.000 dönüm hububat ekimiyle üretime baþlanmýþtýr. arpa. Çubuk Çayý üzerinde bentler kuruldu ve sulama kanallarý ile araziye baðlandý. topraðýn gübre ile nasýl besleneceði. topraðýn gereksinimine göre gübreleme yöntemleri geliþtirildi. Öyle ki bu üretim karþýsýnda çiftlikte bir marmelat ve konserve fabrikasýnýn kurulmasý planlandý. Beþ büyük ve nakledilebilen santrafüj tulumbasý alýnarak her sahada ekinlerin sulamasý saðlandý. sulama zamanlarý. Kuruluþ yýllarýnda tek bir aðacý bulun160 . Orman Çiftliðinde yöre iklimine uygun çeþitli meyve aðaçlarý dikildi ve üretime geçildi. buðday.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I mahsul almak için besleme çalýþmalarýna baþlanýrken bir yandan da hemen 1925 yýlýnda 14. yaðmur ve kar sularýnýn depolanmasý ve ilk baharda kullanýlmasý için göletler oluþturuldu. Ankara iklim ve topraðýnýn yetiþtirdiði yüksek kaliteli üzümlerden hem yemeklik. Su ihtiyacý için. Her yýl istenilen miktarda mahsul alabilmek için araþtýrmalar yapýldý. sebze ve bað mahsullerine ihtiyacý artmýþtýr. böyle bir kentin meyve. çiftlik yapýlarýnýn ihtiyacý ile aðaçlama çalýþmalarýnda kullanýlmak üzere kuyular açýldý. yer altý sularýnýn santrifüj tulumbalarý ile çekilmesi için çalýþmalar yapýldý. Ankara çevresinde meyvecilik. Ýncesu ve Bend Dereleri. Çakýrlar Çiftliði’ndeki yer altý sularý galerilerle yukarý çýkarýldý.

kurulan fidanlýklarla aðaçlandýrma alaný geniþletilmiþtir. yünleri. ülke piyasasýna sunulmuþtur. Karagül koyunlarýnýn derileri Leipzig'de iþletilerek. Bunun dýþýnda Arap ýrký ile Fransýz Ardana ýrký atlarý da muhtelif iþlerde kullanýlmýþtýr. soylarý bozulmuþ. Anadolu'nun verimleri azalmýþ. Kývýrcýk koyunlarý çiftliðin en verimli koyunlarý olmuþ. Çiftlikte Sovyetler Birliði tarafýndan hediye edilen erkek ve diþi karagül (astragan) koyunlarý seneden seneye geliþtirilerek sayýsý iki binden fazla hale getirilmiþtir. 161 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I mayan Orman Çiftliðine dört milyondan fazla aðaç dikilmiþ. hem çiftçilere ve köylülere verilerek sýðýr hayvancýlýðýnýn geliþtirilmesine çalýþýlmýþ. kýsa zamanda geliþtirilmiþtir. Gittikçe büyüyen Ankara'nýn et ihtiyacý için modern bir devlet merkezine yakýþýr modern. Hayvancýlýk iþlerinden koyunculukta. Bursa Merinos Yün Fabrikasý’nýn iþlemeye baþlamasý ile merinos koyunculuðu daha da önem kazanmýþtýr. makinali ziraat yanýnda attan da ziraat ve nakliye iþlerinde yaralanýlmýþtýr. hem sütünden. Fidanlýklarda yetiþtirilen meyveli ve meyvesiz aðaçlar Ankara'nýn ve hatta diðer þehirlerin aðaçlandýrma çalýþmalarýna kaynak olmuþtur. hem kasaplýk hayvan olarak yaralanýlmýþtýr. Hayvancýlýk Ýþleri. öküzlerinde kuvvet. Çiftliðin ilk kuruluþ yýllarýnda Macaristan'dan getirtilen Nonyüs kýrak ve aygýrlarý ile çiftlikte saf kanlý koþum atlarý yetiþtirilmiþ. Orman Çiftliðinde ilk günden itibaren modern yetiþtirme tekniði ile baþlanýlan hayvancýlýk. Hollanda'dan getirilen damýzlýklarla ýslah edilerek yeni bir sýðýr tipi yaratýlmýþ. Çiftlikte kývýrcýktan sonra karaman ve merinos koyunlarý önem kazanmýþ. ineklerinde süt kalmamýþ olan yerli ýrký. Koyunculuk ile süt ve mamülleri. kümes hayvanlarý iþinde de büyük ölçüde tavuk ve yumurta üretimi ilk defa Orman Çiftliði’nde yapýlmýþtýr. temiz ve sýhhi bir kasaplýk sýnýfý tesis edilmiþ. Ankara'da sürü besleyenler. derleri ve kasaplýk et olarak önemli bir üretim alaný yaratýlmýþtýr. Orman Çiftliði’nde koyunculuk gittikçe geliþtirilmiþtir. kývýrcýk yetiþtirmeye baþlamýþlardýr. boylarý küçülmüþ. çiftlikten damýzlýk kývýrcýklar alarak. sýðýrcýlýkta ve kümes hayvanlarýnýn yetiþtirilmesinde önemli baþarýlar elde edilmiþtir.

kýsmen rodeyland soyu tavuklarla iþe baþlanýlmýþ. Pastörize Süt ve Yoðurt Fabrikasý. Çiftlikte peynir imalinde. gerek kalite ve gerekse miktar 162 . Sanayi ve Endüstri Ýþleri. Ankara'nýn süt ve yoðurt ihtiyacýnýn önemli bir bölümü karþýlanmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Çiftlikte modern tavukçuluk ilk kuruluþundan itibaren yapýlmaya baþlanmýþ. bira. Fabrika tam tesisatlý bir iþletme olarak beþ yýl sonra faaliyete geçmiþtir. buz fabrikalarý. Daha önce þerbetçi otu ekmemiþ olan köylü. yoðurt. soda imalat. doldurma ve ambalaj iþlerini de yapmýþtýr. Legorn. bu maddenin ziraatine baþlamýþ. Normal. süt. Ýlk birasýný 1934’de piyasaya veren birinci bira fabrikasý. Süt fabrikasý çiftliðin ilk kuruluþ yýllarýnda düþünülmüþ. Bira endüstrisi zirai kalkýnma içinde önemli görülmüþtür. bira. malt. Bira fabrikasýnda. Çiftlikte 1929 yýlýndan itibaren arýcýlýk faaliyetleri de baþlatýlmýþ ve yöre köyleri için fenni arýcýlýk konusunda iyi bir örnek olmuþtur. soda. Ankara ve Hollanda ýrkýndan olan bu tavþanlar çok kolay çoðalmalarý ve masraflarýn az olmasý nedeniyle kürkçülük iþlerinde kullanýlmýþlardýr. Çiftlik bünyesinde doðal ihtiyaçlarýn ürünü olarak 1934’de kurulan bira fabrikasý. gazoz. 1937’de yeni ve daha büyük bir fabrikaya dönüþtürülmüþtür. yetiþtirdiði arpasýna iyi ve devamlý bir müþteri bulmuþtur. Siyah. Fransa’dan getirtilen tavþanlarla ýslah edilmiþlerdir. Sütçülük ve mamulatý iþleri için Avusturya ve Macaristan'dan uzmanlar getirtilmiþ. Tesislerin modern ve sýhhi olmasý saðlanmýþ. Salon ve Salvator birasý olmak üzere dört çeþit bira üretilmiþtir. binalarýnýn bir bölümü o günlerde yapýlmýþtýr. hem uzmanlýklarýndan yararlanýlmýþ hem de uzman gençler yetiþtirmeleri saðlanmýþtýr. piyasanýn tavuk eti ve yumurta ihtiyacýnýn bir bölümü karþýlanmaya çalýþýlmýþtýr. Nesli bozulan Ankara tavþanlarý. Atatürk Çiftlikleri’nin dikkate deðer özelliklerinden birisi de endüstriyel kuruluþlarýdýr. gazoz. peynir çeþitleri. þarap ve deri fabrikalarý çiftliðe küçük bir sanayi ve endüstri merkezi görüntüsü vermiþtir. demir eþya ve pulluk fabrikasý. bunlar üzerinde yapýlan tecrübeler iyi sonuç vermiþ. Orman Çiftliði’nde tavukçuluk bölümünde tavþan da yetiþtirilmiþ ve iyi sonuçlar alýnmýþtýr. Bira fabrikasý küspeleri hayvanlar için çok besleyici bir gýda olmuþtur. buz. Çiftlikteki malt. satýþ maðazalarýnýn açýlmasý ile daha da geliþtirilmiþtir. Bira Fabrikasý.

Çiftlik ihtiyaçlarý için kurulan deðirmen. Þarap Fabrikasý. gerek Ankara'da.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I itibariyle önemli geliþmeler saðlanmýþtýr. Burada pulluktan baþka tohum temizleme makinalarý. zamanla atölyeye demir döküm kýsmý. ayný zamanda yöre köylerinin ihtiyaçlarýný gidermiþtir. gerekse ülkenin diðer kentlerinde aranan þaraplar olmuþtur. Yine fýrýnda baþlangýç- 163 . Beyaz peynirin yaný sýra kaþar peynirleri de ülkemizin her tarafýnda aranýr olmuþtur. Orta Anadolu yaylasýnýn yüksek kaliteli þaraplýk üzümlerinden imal edilen þaraplar. kafes teli iþleri eklenmiþ. Atatürk Çiftlikleri’nin ilk tesisinde küçük bir tamirhane olarak kurulmuþ olan fabrika. Çiftlik ürünlerinden olan tereyaðlarý ve gerekse yemeklik yaðlar piyasada aranýr olmuþtur. Demir Eþya ve Pulluk Fabrikasý. Deðirmen ve Fýrýn. týrmýk. metal dökme kýsmý. Çiftliðin tulum ve salamura peynirlerine talepler giderek artýþ göstermiþtir. 1931 yýlýnda da çiftliðin ve Anadolu köylüsünün pulluk ihtiyacýný karþýlamak için pulluk atölyesi kurulmuþtur. tesviye ve montaj kýsmý. tereyeðý pres aletleri gibi makinalar da yapýlmýþtýr. demirhane ve tornahane. Deri Fabrikasý. çiftliðin makinalarýnýn tamiri ve yedek parça imali iþlerini görürken. Kasaplýk hayvancýlýk iþlerinin yan ürünü olan derileri deðerlendirmek üzere kurulmuþtur.

tatil günlerini çiftliðin parklarýnda. Bunun için satýþ maðazalarý. Atatürk Çiftlikleri’nin ekonomik zincirinin son halkasý ticaret birimleri olmuþtur. havuzda spor eðlenceleri düzenlenmiþtir. Orman çiftliðinde. Çalýþanlar ile civar köylülerin çocuklarýnýn okumalarý için çiftlikte bir de yatýlý okul kurulmuþ. Fýrýnda ekmek üretimi dýþýnda bisküvi vb. Bugün hala Ankara'nýn önemli lokantalarýndan olan Çiftlik Lokantasý. imalatlar yapýlmýþtýr. diðer 164 . bir poliklinik açýlmýþtýr. deðiþik kentlerden gelen ziraat makinelerinde çalýþacak ve kullanacak gençler için eðitim verilmiþ. ülkemizde uzman yetiþtirilmesi saðlanmýþtýr. lokanta ve gazinolar açýlmýþtýr. park ve plaj gibi iþletmeler açýlmýþtýr. Çiftliklerde ilk aþamada ziraat ve hayvancýlýk organize edilmiþtir. parasýz olarak gezilen bir hayvanat bahçesi ile bir müze kurulmuþtur. modern ziraatýn nasýl yapýlabileceði ve üretimin nasýl deðerlendirilebileceði gösterilmekle yetinilmemiþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I ta çiftlik ihtiyaçlarý için kurulmuþ. çiftliklerin bütün mahsulleri satýlmýþtýr. daha sonra Ankara'ya da ekmek yetiþtirecek þekilde geliþtirilmiþtir. Ankara'da Yeniþehir'de. gazino. Halkýn eðlencesi için bir lunapark kurulmuþ. Bunun uzantýsý olarak endüstriyel yapýlanmalar olmuþtur. Yüksek Ziraat Enstitüsü’ne girecek lise mezunlarýna önce Orman Çiftliði’nin bütün faaliyet alanlarýnda 10 ay süreyle staj yapma zorunluluðu getirilmiþ. Atatürk Çiftlikleri’nde ayný zamanda sosyal yaþama öncülük etmek için lokanta. bu alanda uzmanlar yetiþtirilmesi de amaçlanmýþtýr. tarým teknikleri ve tarým makinelerini kullanma konusunda yetiþtirilmeleri saðlanmýþ. bu gençlere bir taraftan pulluk fabrikasýnda. Ýstanbul'da Beyoðlu ve Kadýköy'de maðazalar açýlmýþtýr. Gerektiðinde yurtdýþýndan uzmanlar getirilerek. Yaz günlerinde Çiftliðin Bira Parký ve Lokantasý halkla dolup taþmýþtýr. Atatürk Çiftliklerinde. gazinolarýnda ve lokantalarýnda geçirmiþlerdir. Doðal olarak üretimin deðerlendirilmesi için piyasalarla iliþkiyi saðlamak için ticari yapýlanmalar kurulmuþtur. 1936’da kurularak temiz ve ucuz yemekleriyle halkýn hizmetine sunulmuþtur. Karadeniz Havuzu yaz aylarýnda halka açýk hale getirilmiþ. Eðlence yerleri az olan Ankara'da halk. Bu düþünceden hareketle. buradaki baþarýsýna göre enstitüye girebilmiþlerdir. Atatürk Çiftlikleri satýþ maðazalarýnda. Hacýbayram'da ve Samanpazarý'nda.

eðlenecek ve dinlenecek sýhhi yerler.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I taraftan ziraat makinelerinde çalýþarak gerek makinalarý kullanmasýný. kooperatif teþkili suretiyle veya ayný mahiyette baþka suretlerle civar köylerle beraber faydalý þekilde çalýþmýþlar. Çiftliklerin yerine göre araziyi ýslah ve tanzim etmek. bir taraftan da iç ve dýþ piyasalarla daimi ve sýký temasta bulunmak suretiyle. ve memleketin diðer mýntýkalarýnda da. ziraat ve zirai iktisat sahasýnda fenni ve ameli tecrübeler yapmak maksadý ile muhtelif zamanlarda memleketin muhtelif mýntýkalarýnda müteaddit çiftlikler tesis etmiþtim. yurdun deðiþik bölgelerinde kurduðu 6 adet çiftliðini. halka gezecek. Bünyelerinin metanetini ve muvaffakiyetlerinin temelini teþkil eden geniþ çalýþma ve ticari esaslar dahilinde idare edildikleri. aþaðýdaki 11. faaliyetlerini ve istihsallerini bunlarýn isteklerine uydurmuþlar. olgun ve çok kýymetli birer varlýk haline gelmiþlerdir. bulunduklarý iklimin yetiþtirdiði her çeþit mahsulattan baþka. bunlarýn muhite en elveriþli ve verimli olanlarýný tespit etmiþler. mümasilleri tesis 165 .6. gerekse tamirini öðrenmiþlerdir.1937 günlü bir mektupla Hazineye baðýþlamýþtýr. ''Baþvekalete. muhitlerini güzelleþtirmek. bütün ziraat makine ve aletlerini yerinde ve faydalý þekilde kullanarak bunlarýn hepsini tamir ve mühim bir kýsmýný yeniden imal edecek tesisat vücuda getirmiþler. hiylesiz ve nefis gýda maddeleri temin eylemek. ATATÜRK Orman Çiftliði ile. kurduðu amaçlar doðrultusunda yönetileceði umuduyla. On üç sene devam eden çetin çalýþmalarý esnasýnda faaliyetlerini. Malum olduðu üzere. bazý yerlerde ihtikarla fiili ve muvaffakiyetli mücadelede bulunmak gibi hizmetleri de zikre þayandýr. yerli ve yabancý bir çok hayvan ýrklarý üzerinde çift ve mahsul bakýmýndan yaptýklarý tetkikler neticesinde. ve bugün her bakýmdan verimli. her nevi ziraat sanatlarýný da teçmil eden bu müesseseler: ilk senelerden baþlayan bütün kazançlarýný inkiþaflarýna sarfederek büyük küçük müteaddit fabrika ve imalathaneler tesis etmiþler.

özerk bir müdürlük eliyle yönetilmesinin uygun olacaðý doðrultusunda bir eðilim belirmiþ. Dünya Savaþý’nýn olumsuzsuz etkileri giderek azalmasýna karþýn daima büyük zararlar etmiþtir. Ankara þarabýnýn 166 . mali bir buhranýn içine düþmüþtür. 2. '' Atatürk Çiftlikleri’nin yönetilmesi için 1. etkinliklerini yalnýzca 11 yýl sürdürebilmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I edildiði takdirde. 24. Tekel Genel Müdürlüðüne satýlmýþ.1949 gün ve 5433 sayýlý Yasanýn TBMM görüþmeleri sýrasýnda.3. istihsalatý artýrma ve köyleri kalkýndýrma yolunda devletçe alýnan ve alýnacak olan tedbirlerin hüsnü intihap ve istikþafýna çok müsait birer birer amil ve mesnet olacaklarýna kani buluyorum. tecrübelerini müspet iþ sahasýndan alan bu müesseselerinin ziraat usullerini düzeltme. 2. Muktazi kanuni muamelesinin yapýlmasýný dilerim. Sonuçta. çiftlik arazisi dýþýnda yerler kiralanarak çalýþmalar geniþletilmiþ. Zirai Kombinalar Ýdaresi ile birleþtirilerek Devlet Üretme Çiftlikleri adý altýnda yeniden örgütlenmesini öngören 7. þarapçýlýk geliþtirilmiþ. Gazi Orman Çiftliðinin parlak ve devamlý geliþmedeki hýzý. faaliyetler devam ettirilmiþ. ve bu kanaatle tasarrufum altýndaki bu çiftlikleri bütün tesisat. Mali bünyede baþgösteren dengesizlik. Atatürk Orman Çiftliði adý altýnda özerk bir yapýya kavuþtuktan sonra.1938 günlü 3308 sayýlý yasa ile Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu (DZÝK) kurulmuþ ve bütün taþýnmazlar bu kuruma devredilmiþtir. Bu dönemde Ankara'daki Orman Çiftliði ''Gazi Orman Çiftliði '' adýný alarak faaliyetlerini sürdürmüþtür. Atatürk'ün ölümünün üzerinden bir yýl geçmeden bira fabrikasý Tarým Bakanlýðýnca.1950 günlü 5659 sayýlý Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü Kuruluþ Yasasý. Dünya Savaþý’nýn getirdiði olumsuzluklarla da gerileyerek. Atatürk'ün baðýþladýðý çiftlikler. Çiftliklerin arazisi ile tesisat ve demirbaþlarýný mücmel olarak gösteren bir liste iliþiktir. Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu. çiftliðin Devlet yönetimine geçmesi ile birlikte birdenbire yavaþlamýþ.1. Atatürk'ün Ankara'daki çiftliðinin. hayvanat ve demirbaþlarý ile beraber hazineye hediye ediyorum.6. bu eðilime yanýt vermek amacýyla çýkarýlmýþtýr. yýllar ilerledikçe artmýþ. Ancak.

Çiftlik arazisi 1978 yýlýndan bu yana toprak döküm alaný olarak da kullanýlmaktadýr. maddesi çiftlik taþýnmazlarýný Devlet malý saymýþ. çiftliðe geliþ gidiþi kolaylaþtýrmak için 1952 yýlýndan itibaren halk otobüsleri tahsis edildi. Turistik Marmara Oteli 1968'de iþletmeye açýlmýþtýr. Balgat. Çiftlik arazisi üzerinde Ankara Þehirlerarasý Otobüs Terminali inþa edilerek 1997 yýlýndan bu yana iþletilmektedir. Arazi büyüklüðü bu listede 154. Yaðmurbaba. Orman.395 167 . Atatürk Orman Çiftliði'nin örgüt yapýsýndaki yetersizlikler ile bunun yol açtýðý temel sorunlar olan.729 dönüm olarak belirtilmiþtir.1937 tarihli vasiyetnamesinin ekindeki listede ''Ankara'da. Piloðlu Çitliði'ni arazi varlýðý olarak belirtmiþtir. Ancak ne yazýk ki. Taze üzüm suyu “üzüm özü” adýyla piyasaya sürüldü. Baðbahçe kültürleri ve aðaçlandýrma iþleri artýrýlmýþtýr. 1952 yýlýndan itibaren kar etmeye baþlayan Atatürk Orman Çiftliði’nde tarla ziraati yapýlan alan bir misli geniþletilmiþ. Tahar. Dörtyol'da. Yalova'da. siyasi iradenin korumasý altýna alýnmýþtýr. korumacý bir anlayýþla yetinilmiþ ve stratejik kullaným ilkelerini belirleyecek ve uygulayabilecek bir örgüt modeli öngörülmemiþtir. Nevþehir-Narköy'ün Emir. Silifke'de. Etimesgut. Güvercinlik. Millet ve Baltacý Çiftlikleri. yasalara aykýrý yapýlaþma ve iþgaller ortaya çýkmýþtýr. Çakýrlar Çiftliklerinden oluþan Orman Çiftliði. Ürünler için soðuk hava deposu yapýlmýþ. 5659 sayýlý Yasanýn 9. Portakal Bahçesi ve Karabasamak Çiftliði ve Tarsus'ta. Macun. Tekir ve Þövalye Çiftlikleri. Böylece Çiftliðin toprak bütünlüðü. üretim ve aðaçlandýrma etkinliklerinden giderek uzaklaþýlmasý.06. taþýnmazlarýnýn envanterinin yapýlamayýþý. yeni makinalar saðlanmýþtýr. maddesi ise satýlmasý ve kamulaþtýrýlmasýný özel bir yasa ile izin alýnmasý koþuluna baðlamýþtýr. Bu nedenle Ankara'nýn büyümesi ile birlikte yoðunlaþan kentin altyapý gereksinmesi ve rant baskýlarýnýn Çiftlik alanýný olumsuz etkilemesi önlenememiþtir. Ancak.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I imal edildiði Kalecik Beyaz ve Karasý. Halkýn. Lüks Kilis'in Horos Karasý üzüm çeþitleri ile yüksek kalitede þaraplar üretildi ve Uluslararasý Þarap Ofisi’nce tescil edildi. büyük bir süt fabrikasý inþa edilmiþtir.1939 yýlýnda Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu tarafýndan yayýnlanan ''Atatürk Çiftlikleri'' adlý yayýn ile 1953 yýlýnda Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü tarafýndan yayýnlanan ''Atatürk Orman Çiftliði'' isimli yayýnda bu rakam 150. 10. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün 11.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I dönüm olarak verilmektedir.1938 'de kabul edilen ve 13. kayýt bulunmamaktadýr.704.544 m2'dir.1949 'da yayýnlanarak yürürlüðe giren 5433 sayýlý Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðü Görev ve Kuruluþ Yasa 'sý ile Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðüne.1. Bu miktardan 102.06. Yaðmurbaba. ATATÜRK'ün 11. Ancak bu belgeler bulunamamaktadýr. Güvercinlik ve Etimesgut Çiftliklerinin birleþmesi ile oluþmuþ 80.6.090 m2 büyüklüðünde bir arazinin baðýþlandýðý görülmektedir. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün 11.3. 5659 Yasa'nýn Geçici 2.1950'de kabul edilen ve 1. 7.000 dönümden söz edilmektedir. Ancak bu rakamlarý doðrulayacak kesin kanýt oluþturacak bir belge. 1926'da Hakimiyet-i Milliye Gazetesi'nde yapýlan '' Reisi Cumhur Gazi Mustafa Kemal Paþa Hazretlerinin Ankara Çiftlikler '' adlý yayýnda Çiftliðin Orman.4.1937'yi izleyen günlerde maliye hazinesine. 5433 sayýlý Yasa'sýnýn Geçici 3. bu devirlerde mal deðerlerinin Maliye. Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðü ve Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü tarafýndan atanan 4 kiþilik komisyon marifetiyle belirlenmesi hüküm altýna alýnmýþtýr.210. maddesiyle.6. Bu baðýþ ile birlikte bazý özel þahýslar ile Ankara Belediyesi ile Cumhuriyet Halk Partisine yapýlan baðýþlar söz konudur. 12.000 dönümü Ankara'daki Orman Çiftliði olarak verilmektedir. Orman Çiftliði ve Mülhakatý Müdüriyeti tarafýndan hazýrlandýðý anlaþýlan 8 Aðustos 1928 tarihli Gazi Orman Çiftliði baþlýklý bir raporda 120.1950 'de yayýnlanarak yürürlüðe giren 5659 sayýlý Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü Kuruluþ Yasa 'sý ile Atatürk Orman Çiftliði Müdürlüðü'ne devredilmiþtir.1938 'de yayýnlanarak yürürlüðe giren 3308 sayýlý Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu Hakkýnda Yasa'sý ile Devlet Ziraat Ýþletmeleri Kurumu'na.1949 'da kabul edilen ve 13.1.1937 tarihli vasiyetnamesi ile hazineye baðýþladýðý arazilere iliþkin tek resmi kayýt. Macun. Tarým ve Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüðü tarafýndan atanan 3 kiþilik komisyon marifetiyle belirlenmesi. Bu miktar günümüzün rakamýyla 93. 168 . 11. 24. Balgat.1938 günü Hazine’ye baðýþ iþlemine konu tapu senedi ve tapu kayýtlarý incelendiðinde Ankara'da 39. Bu durum bazý soru iþaretleri doðurmaktadýr.000 dönüm araziden ibaret olduðu belirtilmektedir.05. Tarým.6. envanter vb. bu devirlerde mal deðerlerinin Maliye. maddesiyle.6. hayvanat ve demirbaþlarý ile beraber hazineye baðýþladýðý arazi.1937'de bütün tesisat. 7.

372. sonra bu duruma yasallýk kazandýrmak için yasa çýkarmak suretiyle satýþlarý saðlanmýþtýr. Atatürk'ün arazileri üzerinde þimdi Urankent Konutlarý yükselmektedir. Ancak bunlar belgeye dayanmayan varsayýmlara dayalý iddialardýr.000 m2 arazi bulgulanmýþtýr.D.Ç'ye) ait olmadýðý. genelde önce fiili durum yaratýlmýþ. Günümüzde ise ATATÜRK'ün diðer miraslarýna yapýldýðý gibi bu eseri de yok edilmek için özelleþtirme kapsamýna alýnmýþtýr.K. Kuruluþ Yasasý’nda varlýk nedeni (misyon) ile gelecek hedefi (vizyon) belirlenmemiþ. Atatürk Orman Çiftliði arazileri ve tesislerden Bira Fabrikasý ATATÜRK'ün ölümünün üzerinden bir yýl bile geçmeden (yaklaþýk 50. 2002 yýlýnda yapýlan D. varlýk nedenini ortaya koyabilecek. Yasanýn býraktýðý boþluklarý giderilemediði için kuruluþ amacýnýn gereklerince yönetilemediði.D. Bu durum bugün içinde geçerlidir. Atatürk Orman Çiftliði her ne kadar özerk bir statüye kavuþturulmuþsa da.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Ancak baðýþa konu arazi miktarýyla ilgili olarak çeþitli iddialar bulunmaktadýr. Satýlan bu arazinin bir kýsmý alým amacý dýþýnda kullanýlmaktadýr. söylenti ya da sezgilerdir.K. Atatürk'ün arazilerinden yapýlan satýþlarda. Ancak bu tartýþmalarýn dayanaklarý ne yazýk ki belge ve bilgiler deðil. Diðer bir ifade.1939'da çýkartýlan 3697 sayýlý yasa ile Tekel Genel Müdürlüðüne satýlmýþtýr . gelecek hedefi belirleyebilecek.7. Atatürk Orman Çiftliði'nin. belirlenen hedefe uygun stratejik planlar 169 .000 m2) 6. Devlet Ziraat Ýþletmeleri Yönetim Kurulu kararýyla satýlan yaklaþýk 7. Topraklarýnýn büyük bir bölümünün yasal olmayan yollarla özel kiþilerin eline geçtiði kuþkularý çeþitli platformlarda yoðun biçimde dile getirilmektedir.O. incelemesi sýrasýnda. 2002 yýlý D. Devlete hakim siyasi irade Atatürk'ün arazilerinin talanýnda esas belirleyici olmuþtur.'nýn yaptýðý incelemede ortaya çýkartýlmýþtýr. geliþtirilemediði gibi topraklarýnýn giderek küçültülmesi ve dokusunun bozulmasý önlenememiþtir. taþýnmazlarýný yönetebilecek bir birim öngörülmemiþtir.000 m2 arazi satýlmýþtýr. Örneðin Atatürk'ün arazileri arasýnda olduðu iddia edilen Çubuk'taki Aydos Yaylasý'nýn mülkiyetinin hiçbir zaman Atatürk'e yada (A. Atatürk Orman Çiftliði döneminde çýkartýlan yasalarla (bir bölümü de mahkeme kararlarýyla) yaklaþýk 14.611.

Çiftlik alanýnýn kentin geliþmesinden olumsuz etkilenmesinin önüne geçilemeyecek ve Atatürk'ün çaðdaþ bir baþkent yaratma düþü gerçekleþtirilemeyecektir. Çimento ve Traktör Fabrikalarý ile Mitaþ gibi sanayi kuruluþlarýnýn kullandýklarý alanlar da kapsam içine alýnmýþ. 2863 sayýlý Yasanýn korumasý altýna alýnmýþtýr. birlikte.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I üretebilecek. geliþtirebilecek ve uygulayabilecek bir örgüt yapýsý bulunmamaktadýr. Atatürk Orman Çiftliði'nin tarým ve hayvansal üretimi giderek azalan bir seyir izlemiþtir. Atatürk Orman Çiftliði. Tahýl ve hayvancýlýk için ayrýlan alan giderek küçülmüþtür. 1998 yýlýnda ise I. 170 . Deðiþik disiplin alanlarýnda eðitilmiþ iþgücünün. þarap üretimi satýn alýnan üzümlerle sürdürülmektedir. 1930'lu yýllardaki üretim çeþitliliði geniþ bir yelpazeye yayýlýrken. 3194 sayýlý Yasaya ve 2863 sayýlý Yasaya da aykýrý olarak yapýlmýþtýr. böylece. Çiftlik alanýndaki yapýlaþmalarýn büyük bir bölümü. Çiftlik Müdürlüðü kayýtlarýna göre Çiftlik alanýnýn %15'nin orman olarak tanýmlanabilecek nitelikte olduðunu göstermektedir. Derece Doðal ve Tarihi Sit olarak tescil edilmiþ. Çiftliðin alan bütünlüðü içinde yer alan Fiþek. böylelikle Çiftlik alanýnýn bütünlük içinde korunabilmesi ve planlanabilmesinin ortamý oluþturulmuþtur. 2003 yýlýnýn sonlarýna gelindiði halde henüz yapýlmamýþtýr. 1992 yýlýnda sit. Fýrýn kapatýlmýþtýr. Kentin altyapýsýnýn gerektirdiði ana ulaþým yollarý. Orman Bakanlýðý'na göre ülkemizin % 25'i ormandýr. Baðcýlýk yapýlmadýðý için. sürekli ve eþgüdüm içinde çalýþmasýnýn öngörüldüðü bir yönetim modeli kurulmadýkça. üretim etkinliðinden giderek uzaklaþýlmýþtýr. Hayvancýlýktan büyük ölçüde vazgeçildiði için deri fabrikasý ile daha sonralarý pulluk fabrikasýna dönüþen demir atölyesi kapatýlmýþtýr. Çiftliðin Türkiye ortalamasýnýn altýnda bir aðaç dokusuna sahip olmasý düþündürücüdür. Az sayýda büyükbaþ hayvan yetiþtirilmekte ve bu nedenle de fabrikada iþlenen süt satýn alýnmaktadýr. Ayrýca. Ancak. Adýnda orman olan. kanalizasyon. su ve doðalgaz borularý. Oysa. enerji nakil hatlarý ile bir að gibi sarýldýðý için. 2863 sayýlý Yasaya göre en geç bir yýl içinde bitirilmesi gereken koruma amaçlý imar planý. Üstelik biriken stoklar nedeniyle 1999'dan sonra arasýnda üretilmemiþtir. üretim yapýlabilecek tarlalarý parçalanmýþ ve tarýmsal iþlevini yitirmiþtir.

Üstelik.178. Çiftlik topraklarý giderek artan bir hýzda küçülmekte ve dokusu bozulmaktadýr. Bu topraklarýn 5.496 m²'si ise kiraya verilerek toplam 28. imar düzenlemeleri ile 2. "Ankara Metrosu 3.714 m²'si.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Geçmiþte yapýlanlar bir yana. yollar. bu yasa dýþýlýðý ortadan kaldýrmak üzere 3194 sayýlý Yasaya ve 2863 sayýlý Yasaya da aykýrý olarak yoðun yapýlanmalarýn olduðu bir bölümde. üzerinde kamu kurumlarýna ait yapýlarýn bulunduðu parsellerde ortaklýk biçiminde mülkiyetler oluþturularak fiilen Çiftliðin kullanýmýndan çýkarýlmýþ.218 m²'si satýlarak. Çiftlik topraklarýnýn 21. üzerine otogar. toptancý hali gibi büyük yapýlar yapýlmýþtýr. bir bölümünün ise yargý kararlarýyla satýlmasýna yol açýlmýþtýr. Ayrýca. altyapý için yeni topraklarýn terk edilmesini gerektirmekte ve bu gereklilik.Aþama Ýþleri.621 m²'sinde.888. haritasýndan anlaþýldýðýna göre bu bölgenin hemen yakýnýnda bulunan ve Çiftliðin ortaklýk biçiminde mülkiyetindeki 42129/2 parsel. bu bölgeye olan ilgiyi artýracaktýr. 6. Kent planlarý ve imar düzenlemeleri konusunda alýnan her karar. Batýkent-Sincan-Organize Sanayi Bölgesi Arasý Hat Yolu" ile iki metro istasyonu planlanmýþ ve çalýþmalara baþlanýlmýþtýr. bir konut kooperatifine tahsis edilmiþtir. Bütünlük ve dokusunun korunmasý konusunda özenli olunmadýðý için Çiftlik topraklarý. 171 . Ankaragücü kulüplerinin kullanýmýndaki yerlerin satýþý için bir tasarý bir yasa teklifi TBMM gündemine alýnmýþ bulunmaktadýr.983. Atatürk Orman Çiftliði alanýnýn stratejik kullaným ilkeleri belirlenmediði için. Çiftlik topraklarý üzerinde tehdit oluþturacak yeni geliþmelerin varlýðý dikkat çekmektedir: Çiftliðin hipodrom yakýnýndaki topraklarý üzerinde.296. Güçlü bir koruma oluþturulamazsa bu ilginin Çiftlik topraklarýný olumsuz etkilemesinden kaçýnýlamayacaðý açýktýr. Metro. borular ve enerji nakil hatlarý gibi kentin teknik altyapýsý ile bir að gibi sarýlmýþtýr. kamu kurumlarý ile özel hukuk kiþilerinin kullanýmýna býrakýlmýþtýr. Gençlerbirliði.989 m²'si kentin altyapýsýnda kullanýlmýþ. bir sarmala dönüþmekte. 1983 yýlýndan bu yana son 20 yýlda Çiftlik topraklarýnýn satýlmasýna izin veren bir yasa çýkarýlmamýþ iken ilk defa bu dönem.871. kent planlarýný yaparken belediyelerin kendilerini uymakla yükümlü sayacaklarý bir düzenleme bulunmamaktadýr.

Çiftlik alaný üzerindeki rant baskýsý var olaný da tehdit etmektedir. kurduðu amaçlar doðrultusunda geliþtirilmesi dileðini belirten bir yazý ile Hazine’ye baðýþlamýþtýr. Orman Çiftliði projesine çaðdaþ bir baþkent kurabilme amacýyla giriþmiþ. Atatürk. Atatürk Orman Çiftliði. halkýmýzýn sadece Atatürk'ün bulunduðu dönemi anlatan 10. Kentin büyümesi yeþil alan gereksinmesini artýrýrken. Kaynakça Tek Adam. yýlýnda bile) coþkusunu açýða vurmasýna önemli bir açýklama getirmektedir. AOÇ 1953 DDK Ýncelemesi 2002 Resimler: Atatürk Çiftlikleri. DZÝK 1939 172 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün. Orman Çiftliði olarak adlandýrýlmakla birlikte. Stratejik planlar yapabilecek ve bunlarý uygulayabilecek yetkinlikte bir örgüt yapýsýna kavuþturulamadýðý için. Þ.S. kentin altyapý gereksinmeleri ve rant baskýlarýnýn topraklarýný küçültmesi ve dokusunu bozmasý önlenememektedir.AYDEMÝR Atatürk Çiftlikleri. arazi varlýðý giderek bizzat devleti yönetenler tarafýndan azaltýlmýþ. DZÝK 1939 Atatürk Orman Çiftliði. Yýl Marþý ile (Türkiye Cumhuriyeti'nin 80. gaflet ve dalalet içine girilmiþtir. Türkiye ortalamasýnýn altýnda bir bitki dokusuna sahiptir. Çiftlik olmanýn gerektirdiði üretimden giderek uzaklaþýlmýþtýr. Ancak bu konuda büyük bir ihanet. Atatürk'ün çaðdaþ bir baþkent kurabilme projesine sahip çýkýlamadýðý görülmektedir. þehrin hayatýný zehirleyen bir sýtma kaynaðý iken. Büyük Atatürk'ün. 12 yýl boyunca neredeyse kendisi yönetmiþ. Halen Atatürk'ün manevi þahsiyeti kullanýlarak bu devam ettirilmektedir. yaþamýnýn son günlerinde. bakýmsýz. bataklýk. bütün dünyayý kasýp kavuran 1929 krizinden bile geliþerek çýkarttýðý ve büyüttüðü bu iþletme. Atatürk'ün yönetiminden çýktýktan sonra ayný baþarýyý yakalayamamýþ. yoktan var ederek hýzla geliþtirdiði. belediyeler kent içinde kalan arazileri imar uygulamalarý ile yok etmiþtir.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I BÝR RÜZGARA KARÞI TOPLU KONUT ÖYKÜSÜ Þevki Vanlý Mimar .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Ankara'da mimarlýk hayatýna atýlalý on yýla yaklaþýyordu... Müþterilerimin iþlerini yaptýrýp komisyon almadýðým imalatçý ve malzemeciler, kendime iþ yaparsam bana kredi açacaklarýný söylediler. Babadan kalma olanaklarýn da katkýsýyla Gaziosmanpaþa'da bir arsa aldým. Emlak Bankas’ýndan kardeþimle benim ev kredimizi kullanarak, sekiz daireden üçünü satarak inþaatý bitirdim ve kiralarla kalan borçlarýmý ödedim. 1964 yýlý böyle geçti. Bu, projeci olarak, çalýþtýðým mühendislerin çok hoþuna gitti ve birlikte inþaat yapmak istiyorlardý. Ýmalatçý ve malzemeci dostlar sürekli bana kredi açamazlardý... Yýl 1968 ve hala ýsrar ediyorlardý. Sonunda, ben yapsatçýlýk yapmak istemediðimi, Ankara'ya bir uydu yerleþim kazandýrmak hedefiyle bir toplu konut kuruluþu, yani bir anonim þirket kurabileceðimizi söyledim. Baþýma neler geleceðini bilmediðim için cesurdum.

OR-AN A.Þ. Kuruluyor 1968 Ýlkbaharýnda verdiðimiz bu kararý eþe dosta açtýk... Hemen herkes hedefi ilginç buluyor ve katýlmak istiyordu... Fakat hiç birimizde topluca bir para yoktu. Hepimiz emeðimizle yaþayanlardandýk. Üç yüzden fazla dost ve tanýdýk dokuz milyon sermayenin 1/4'ünü ödeyebildik. Anlaþýlacaðý gibi, on milyona dahi gelemedik. Topu topu 150.000 dolarýmýz vardý. Kuþkusuz dolar da 35 yýlda 5/6 kez deðer kaybetmiþtir. Yani bugünkü deðeriyle bir milyon dolar kadar bir para Bütün bu olup bitenler, Ýzmir Caddesi'ndeki proje büromda, benim odamda yaþanýyordu... OR-AN'ýn bir yeri dahi yoktu.

174

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Þirkete Ýsim Arýyoruz Kulaða hoþ gelen ve bellekte iz býrakacak bir ad arýyordum. Anadolu'ya, Konya'nýn yerlisi bir aileden gelmem nedeniyle bir tutkum vardýr... Faaliyete de Ankara'dan baþlayacaðýmýza göre, þirketin adýnýn Orta Anadolu ile ilgili olmasýný istedim. Fakat bu isim bana uzun geliyordu, bir þekilde kýsaltmak istiyordum, ama baþaramýyordum. Bir gün Yeniþehir, Atatürk Bulvarý, Ýþ Bankasý’nýn önünden aþaðýya doðru yürüyordum Tuna Caddesi’ni geçer geçmez saðda bir gazeteci / kýrtasiyeci vardý, onun tepesinde, bir fotoðraf filmi markasý olan "ORWO" yazýlý bir tabela sallanýyordu... O anda þirketimizin adýný gördüm "OR-AN" olmalýydý... O günlerde yaptýðýmýz bir genel kurul toplantýsýna bu öneriyi getirdim... Herkes yadýrgadý, kimse beðenmedi... O zaman

onlardan öneri beklediðimi söyledim. Sevgili ülkemizde beðenmeyen çoktur, öneri yoktur. Ben de, sonradan yerleþimin de adý olacak OR-AN ismini tescil ettirdim... Tuttu... O kadar tuttu ki bizden iki yýl kadar sonra kurulan ME-SA'nýn adýnda çaðrýþým bulurum.

175

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Uydu Yerleþime Arazi Aranýyor O zamanlar, ODTÜ yerleþkesiyle, Ankara'nýn coðrafyasýna giren Eskiþehir yolu çevresi aklýmýza geliyordu. 1968'in sonbaharýnda bir emlakçý orada 500 dönüm arazisi olan bir avukatý getirdi... Avukat arazisinin m2 sine 40 TL. istiyordu... O günkü ölçülerimize göre, arazi sýnýrsýz büyük, fiyat ise þehire göre çok küçük geliyordu. Fakat arazinin tutarý olan 20 milyon deðil, iki milyon paramýz vardý ve sonra ne yapacaðýmýzý bilmiyorduk. Arazi sahibine, onun ayný sermaye olarak taþýnmazýný koymasýný önerdim. O da bizim ne koyacaðýmýzý sordu... "Emeðimizi" yanýtýný verdim. Adama, onunla alay ediyormuþum gibi geldi ve bir Cumartesi öðleden sonra, benim mimarlýk büromdaki odamýn kapýsýný vurdu, gitti... Biz birkaç arkadaþ ve emlakçý kaldýk... Ne yapabilirdik? O zaman Çankaya, Ýþ Bankasý bloklarýyla biterdi... Sonrasýný bilmiyorduk. Emlakçý arkada kimsenin ilgilenmediði ucuz arazi olduðunu söyledi, hemen görmeye gittik. Ankara'da, Çankaya ve Dikmen tepelerinin þehre dönük kuzey sýrtlarýna göreli olarak yerleþilmiþti... Güney sýrtlarýnýn iyi bir ufku vardý... Doðuya doðru çýplak daðlar, güneye doðru içinde Gölbaþý'nýn da yer aldýðý ova görünüyordu. Dýþardan bakýnca arazi çorak ve tatsýzdý. Ýçerden dýþarýya bakýnca ilginç bir manzara vardý ve önemli olan da buydu. Yönetim Kurulu kente bakan kuzey sýrtlarýný, ben ise ovaya bakan güneyi istiyordum. Yer seçimi giriþimin ilk önemli adýmýydý. Israrla güneyi kabul ettirdim. Çok tapulu arazi nasýl alýnýr? Baþýna gelen bilir, kurnaz arsa sahipleri arkaya kalýr ve fiyat artýrmak için ortadan kaybolur. Çizdiðimiz sýnýrlarýn içi yaklaþýk yüz hektarda, belki elli kadar tapu vardý... Kýrk kadarýný, bakýmsýz Dikmen Köyü kahvesinde topladýk. Ben, bizden önce m2 si 4 TL. olan, talep olunca 6 liraya çýkan arazinin metresine 12 TL. teklif ettim. Yalnýz koþullarým vardý... Hepsi ile ayný zamanda sözleþme yapacaðýz. Onlar da hemen tapuyu verecekler ve biz bir yýl sonra borcumuzu ödeyeceðiz. Çünkü onlara verecek meteliðimiz yoktu. Elimizdeki küçük parayla da Bakanlýklar’daki görkemli bir iþhanýnýn 1.katýný kiralamýþ ve 6 aylýk ödemeyi yapmýþtýk. Yani çarkýn bu 6 ay içinde ciddi ciddi dönmesi gerekiyordu... 176

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Uydu Yerleþkenin Planlamasý Tapularý aldýk ve hemen planlamaya baþladým. Orta tabakayý hedef alacaktýk. Egemen kat yüksekliði ile inþa edilecek ve yerleþim planlamasýna esneklik vermesi için, 8 daireli çok küçük apartmanlar olacaktý. Konfor standardý ayný olan, fakat büyüklükleri 100 ile 200 m2 arasýnda deðiþen ve her biri için iki farklý tip geliþtirecektik... Yoðunluk (1)olacak, yani alanýn 1/4' ü yapýlarla örtülecek, %75 açýk alan kalacaktý... Konutlarýn aralarýndaki mekanlar ve doða, yerleþimin þekillenmesinde 1. sýrada gözetilecekti.

Planlamada yüksek yapýlar, yalnýzca yerleþimin giriþi ve sosyal merkezini vurgulamak için bulunacaktý. Bu baþlýca ölçüt ve istekleri planlamada yanýtlamaya çalýþtým. Ankara Ýmar Müdürlüðü projeyi desteklediðini söyledi ve sýkýntý çýkarmadan tastik ederek, Bakanlýða sevketti. Ýmar ve Ýskan Bakanlýðý, projeyi doðru Ankara Nazým Plan bürosuna gönderdi. Bu Kurum uzun zaman, projemizin ilkelerine uyup uymadýðýný tartýþtý... Kanýmca bu 177

arkasýndan. Haftalar geçiyor. spekülasyon katmerli olacaktý.. tasdik yazýsý gelmiyordu. burada hemen tastik olacaðýný sanýrken. bu gözlüðün istendiðinde kullanýlmadýðýný gösteriyor.. Zaman gerçekleri su yüzüne çýkarýyor.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kadar uzun tartýþma. diye. 178 ... Bakanlýk’tan arazi baraj taþma sahasý olduðu için tastik olasý deðil.... Bugün Ankara'daki geliþmeler bu endiþelerin þaka niteliðinde olduðunu gösterdi. Bir arazi Nazým Plan içinde olsa alt yapýyý Belediye yapacak. Ama son yýllardaki olaylar. tüm Bakanlýklarýn onayý ve yaklaþýk iki yýl zaman gerekiyordu. Neyse ki Müsteþar Muavini meslektaþ Fikret Ungan müdahale etti. ilkeleri konusunda kuþku uyandýrýyordu. artýk projenin tastik olduðunu sanmayýn. Arsa spekülasyonuna gelince. bu boyanýn silinmesi plan deðiþikliðine girerdi... mavi boya silindi ve projemiz incelemeye alýndý. Ýmar ve Ýskan Bakanlýð’ýna geldik. Onlara 1200 metre yükseklikte ne baraj ne de taþma olacaðýný anlatmaya çalýþtým. Elli yýllýk mesleki hayatýmda öðrendiðim. projemiz çalýþma alanýný kapsamadýðý için bir "yatakhane yerleþim" olacaðý sorununu ve arsa spekülasyonu olacaðý konusunu kendisine dert etti.. Bakanlýkta yazýlarýn karýþtýðýný düþünerek ve gülerek ilgili müdürlüðe gittim... Önceki iþlemlerden sonra. Tüm memur meslektaþlarýn böyle olmadýðýný biliyorum. Ama Çaldaðý nazým planda nasýlsa maviye boyanmýþtý. Bu kaçýncý incelemeydi? Yine yukarýya baþvurmak zorunda kalmýþtým. ek alanlar tastik ettiler.. Meslektaþlarýn yine Devlet memurluðu tutmuþtu. Nihayet en son merci.. Kanýmca þehircilerin en önemli yaný bu tür birkaç takýntýdýr. Bir yazý geldi. Sayýn okuyucu. Ziyaretlerine gittiðimde daha incelenmediðini söylüyorlardý. Ama büyük oranda böyle olduðunu da bu süreç içinde öðrendim. Millet vekillerine ve diplomatik alan gereksinmesine de OR-AN'da yer vererek arsalarýmýzýn ciddi bir bölümünün istimlak edilmesiyle projemizi bozmak için ellerinden geleni yaptýlar.. Devlet memurunun gözlüðünün "kuþku" olduðudur. Örneðin Çankaya'ya 6/7 km uzaklýktaki bir yerleþimin ulaþýmý ülke ekonomisine yük olur sorununu.. Aldýðým yanýt bu yazýnýn gerçek olduðu doðrultusundaydý. Ýþin garip yaný ise bizden sonra baþta kendi memurlarý için.....

Fakat 200’den sonra satýþlar çok yavaþladý.. Ne yapacaðýmý. Bilgi alanlarýnda. ne diyeceðimi bilemiyordum. Bu büyük bir baþarýydý.. Derken Hastaþ iflas etti. "Kardeþim ben 500 sattýk diyorum. Biz 100'er daireli iki kooperatif kurarak SSK kredili alýcýlarý toplamaya baþladýk. benim kýrk yýlda bir söylediðim bir pazarlama abartmasý yüzünden. Ýnþaat Baþlýyor Proje ve onun uygulayýcýsý olmak ile inþaatçý olmak. Bu kez konut alýcýlarýmýzýn bir bölümü.. Birkaç gün sonra. "Beni nasýl yalancý durumuna düþürürsünüz?" diyordu. yatýrdýklarý parayý istediler. bir kaç alamadýðýmýz kiþilerin de kazan kaldýrmasý olasý.. kamuda olmayan köklü sorunlar Kurula geldikçe telaþ179 . kendilerinden önce kaç daire satýldýðý da olacaðýný.. Bu korkumuzu alýcýlara anlatarak yerleþimin yerini baþlangýçta gizli tuttuk. bize imrenerek kurulan ve müthiþ reklam yapan bir firma peydah oldu Bizim konut alýcýlarýmýzýn yarýsý bizden paralarýný çekerek oraya yatýrdý. onu örgütlemek arasýnda çok fark var. Görevlilere. böyle bir soru sorulursa.. 200 demelerini söyledim. bize olan güvenlerini yitirerek.. ben de günahýmdan kurtuldum. "Ne oldu?" diye sormaktan baþka bir þey aklýma gelmedi.. yerleþim civarýnda arsa almaya giriþmeleri ve bizim arsalarýný aldýðýmýz. Bu nedenle aramýza Emek Ýnþaat Genel Müdürü ve Emek Ýþhaný ve Otelleri inþaatlarýnýn yürütücüsü Rafet Kapýcýoðlu'nu almýþtýk.. Pazarlamak için de giriþim hakkýnda bilgi vermek gerekli. OR-AN þirketinin bir ortaðýnýn görevlilere baðýrýp çaðýrdýðýný duydum. Yeni konut alýcýlarýnýn..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Toplu Konutta Pazarlama Konut üretimi büyük ve yavaþ bir yatýrým olduðundan. Ortaðýmýz. Yönetim Kurulu üyesi Rafet Bey. siz 200 diyorsunuz" demez mi? Demek ki benim abartýlý sayým bu ortaðýmýzýn pazarlama yeteneði yanýnda pek pýsýrýk kalmýþtý. Buna raðmen genel yaklaþýmýmýz güven verdi ve biz birkaç haftada 100 kadar daire sattýk. almak istedikleri bilgiler arasýnda.. Bir de Hastaþ isimli... benzetme yoluyla. satmadan yapmak olasý deðil. OR-AN giriþimini o yürütecekti. fakat 100 sayýsýnýn önemini anlayamayacaklarýný düþündüm.. Kýsa zamanda 200'ü bulduk. Yine sorunlarýn içine düþmüþtük.

inþaat mühendisi. Konumuzla ilgili Emlak Kredi Bankasý ise o zamanlar etkin olan DPT'nin kanunlaþmýþ 2. mahrumiyet gözüyle bakan. "Bu iþ yürümez" dedi. yol. konut alýcýlarý taksitlerini pek aksatmýyorlardý. Biz onlar için ne yaptýklarý ne sonlarý belli olmayan garip yaratýklardýk. malzeme teminiyle boðuþur olduk. "Siz aldýðýnýzý.. Bir zamanlar küçük apartmanlarý. batýk Hastaþ'a kredi veriyor bize vermiyordu. bir kaç kalfa ve birçok iþçi alarak iþe baþladým. verdiðinizi yazýyor musunuz?" Doðal olarak "Evet" dedim. Beþ yüze yakýn bir iþçi kümesi bulan sendikalar da peþimizdeydi. Toplu Ýþ Sözleþmesi yapýncaya kadar yapýlan pazarlýklar sýkýntýlarýmýza tüy dikiyordu... Biz de 1970 sonbaharýnda ilk konut teslimini yapacaðýz. ellerindeki ihale oranýnda temlikle kredi açýyorlardý.. Köy iþlerinden makina kiralamak ve diðerlerini de en ekonomik yöntemlerle yürütüyorduk. ne usta ne de iþçi þehir dýþýna gelmek isteyorlardý. düþük faizli kredi verilmesini öngördüðü halde. Ýlk Konutlarýn Bitiþi Biliyorsunuz inþaatlar kýþa doðru biter. Dostlarýn aklý ile Ankara'nýn o zamanki en ünlü yapsatçý patronuna gittim. Uygulamaya alt yapýyla. Türkiye'deki iþ hayatýný bilenler. maddesine göre bankalar ancak Kamu yüklenicilerine. yemesi. Finansman sorunu bir türlü çözülmüyordu. Adam bana sordu.. Bankalar Kanununun 50... O zamanlar. Þehirden uzak iþlere. tesisat malzemesi. Düzensiz de olsa iþler yürüyor.. Hayatýmda baþka böyle dert görmedim. iþbirliði teklif ettim. genel saðlýk ve ulaþým sorunlarýyla.. bu konuþmanýn anlamýný hemen anlarlar. kalýpçý kökenli kalfalar yürütürdü.. Ben de 20 küçük birimi 20 kalfayla baþlamayý düþünmüþtüm. vinç veya asansör yok veya çok kýttý. yavaþda olsa satýþ ve ödemeleri sürüyordu. Türkiye'de hazýr beton. Ortaklar hisse paylarýný ödemekte aðýr davranýyor. su ve elektrikle baþladým. Kýsa zamanda 400 ile 500 arasýnda deðiþen bir kalabalýðýn yatmasý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I landý.. Düzeni deðiþtirmek için. Bir tören hazýrladýk ve ilk anahtarý verme180 . aramýzdan ayrýldý ve bu sorumluluða kimse talip olmadý. beþ yýllýk kalkýnma planýnda toplu konut kuruluþlarýna uzun vadeli.. çalýþmasý. ne kalfa... Bütün iþlerle karþý karþýya kalmýþtým. düzgün tuðla üretimi.

. Þirketin kuruluþundan beri 7 yýl geçmiþ. fýrtýnalý bir havada çýkýp geldiler. telefonu ve yolu ile iskana hazýr. suyu.. Ertesi yýl. bu baþarýnýn mutluluðunu yaþayamadým. Ýþ bana düþtü. diðerlerine becerilerini denemelerine fýrsat tanýmam gerektiðini düþünerek Murahhas Azalýktan. diðer yandan yine inþaatlarýn baþlamasýnýn sýkýntýlarýndan. o ve yüzlerce konut alýcýsý. Yönetim Kurulundaki arkadaþlar arsa satmak istiyorlar. iþi yerli yerine oturtamamýþtým. Çocuklarýn ikisi benim."Ya kýþ günü þehirle baðlantýmýz kesilirse? Ya daðdan kurtlar inerse?" gibi endiþelerle kimse taþýnmak istemiyordu. elektiriði. ben de projenin kontrolünü elden kaçýrmaktan korktuðum için satýþa engel oluyordum. Bizi gören beþ aile daha taþýndý. ben yorgun düþmüþ. Þirketin baþýndan ayrýlmam. Ben çocuklarý alarak taþýndým. kar yaðdýðýnda. Bu kez gereken kapalý büyük bir yer olmadýðýndan. Fakat bir yandan elektrik ve su arýzalarý. Bahara toplu taþýnmalar baþladý.. yeni boþaltýlmýþ olan iþçi yatakhanesine sýðýndýk. Sanýyorum ilk elde 200'e yakýn konut. inþaatlar da durmuþ iken yaptýðýmýz Genel Kurul toplantýsýnda. Baþladý tavan üstümüze akmaya. Yýlýn ilk yaðmurlarý olduðu için çatýnýn delik deþik olduðunu bilmiyorduk. Baþlangýçta. Bu arada enflasyon %6'dan %15'e çýktý. gerekli ek takýlmýþ olan traktörle 7 km'lik yolu Çankaya'ya kadar açacaktýk. Yani ekonomik sorunlarýmýz da arttý. Yeni Sorunlar Eksik Olmuyor Yerleþimin gerçekleþmesi bazý mühendis ortaklarýn þirkete olan ilgilerini artýrdý. Eksik olmasýn. bir o kadarý da epeyce toparlanmýþ haldeydi. çaresiz. merkezi ýsýtmasý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I si için Vali Þerif Tüten'i davet ettik. 1975 yýlýnýn Þubat ayý. minibüsle ulaþýmý saðlayacak. Okul olarak projelendirdiðimiz þantiyede 7 öðrenci ile derslere baþladýk. 181 . (þimdi CEO deniyor) ayrýlmaya karar verdim. Bunlarýn arasýnda bir doktor ve iki çocuklu bir ilkokul müdürü de vardý. ikisi hocanýn diðer üçü de komþularýndý. Yönetim Kuruluna katýlmaya baþlasam da. Yönetim Kurulundan tümden ayrýldým ve projeciliðe geri döndüm. kapalý yerde þemsiyeleri açtýk ve Vali bey ilk anahtarý verdi. kararlara ve uygulamalara uzak durmayý seçtim.. Bir kadýn ve bir bekçiyle yaþamaya baþladýk.

Þehirlerin yaþamasý için bazý örgütleme ve üretim becerilerini deðerlendiren. OR-AN'ýn inþaatlarýný bu ortaklýða devrettiler. Bunlar. güzel ve çaðdaþ bir yerleþim 182 . 4 katlý ve 16 katlý yapýlar. Yani kendi hesaplarýna götürü yaptýlar.. Bütün bu olanlar yerleþimi güçlendirirken projeyi karmakarýþýk etti. Yoksa Türkiye'nin Gerçeklerine Uygun mu? Þehirlerimizin gerçeklerine yaklaþmaya çalýþalým.. Arkasýndan bir özel ortaklýk kurarak. Kalabalýklaþtýkça toplum düzenini tehdit eden. Arkasýndan Kamu.. Hukuka uygun. iyi huylu. OR-AN'da bu sosyal ekonomik yapý içinden orta tabakaya yönelik... ve nihayet üst düzey ekonomik koþullara sahip kesimin. diðer kümelere meydan okurcasýna arayýþlar içinde. Sahipsiz. Millet Vekilleri Lojmanlarý ve yeni elçilikler için sanýyorum 30-40 Ha arasý bir istimlakla. genelde köy kökenli halkýmýz. bizim projeyi gaddarca torpilledi. yaþama hakkýný yasalara. uyumlu bir mühendis arkadaþý genel müdürlüðe getirerek yürütüldü. amatör / acemi bir yaklaþýmla yapýlaþmaya katýlanlar. uygarlýk dýþý yapýlarla þehirlerimizi maskara eden kesim.. genelde kasaba kökenli halkýmýz ise kurallarý arkalarýna alýp toplumu nasýl sömüreceðinin peþinde. bir dayanýþmadan güç alarak... Belki mevzuata uygundur. Buna karþýlýk bir zaman sonra Çankaya ile Konya Yolu arasýnda çok yüksek düzeyli bir yol yapýldý..Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Yönetim.. Þimdi 2 katlý. diðer taraftan yerleþim projesinin dýþýna çýkýlmaya baþlandý.. Arsa ofisi de OR-AN ile Konya Yolu arasýnda.. ama projeye deðil.. bir ortaklýk. Göreli bir þehir yaþama biçimine uygun bir hayat süren kooperatifler toplu tüketimi örgütleyerek.. Proje Bir Ütopya mý. yerleþimin batýsýndaki bir o kadar araziyi de (gecekondu önleme bölgesi) alarak. villalar veya görkemli yapýlarda büyük lüks dairelerde duvarlarla korunmuþ bölgede yaþamak isteyen ve çok þey bildiði iddiasýnda olan kesim. dünyadaki deneyimlerden yararlanarak.. aralarýnda herhangi bir düzen olmadan rastgele yerleþtiler. Bir taraftan inþaatýn standardý çok düþtü. düzene karþý gelerek zorla koparan gecekondular ve yaþadýklarý þehirlerin hizmetindeki insanlar.. ucundan kýyýsýndan arsa satmaya baþladý... benim gibi olmayan.

bir istek olmalý. Ve hiç boþ kalmýyorlar. Bunun kendisine ne kadar sorunlar ile parasal yük getirdiðini düþünmek istemiyor. Bu durumda az katlý küçük apartman ile yüksek bloklarýn arasýnda kesin bir seçim yok. konuyla ilgili birikimsizlik ve deneyimsizlik nedeniyle giriþimcilerin de. Ayrýmýn ekonomik deðil kültürel bir ölçütle oluþmasýný umuyordum. Buna karþýlýk. Sanýyorum. yüksek gelir düzeyine dönük bir program. OR-AN'da 74m2 ile 200m2 arasýnda ve birkaç 183 . Bahçeli evin getirdiði yükün bilincinde olan orta üst gelir gruplarý. çaðýn uygarlýðýnýn duygusal ve düþünsel güzelliklerini paylaþan bir yerleþim gerçekleþtirmek ütopyasýný yaþadým. gerekse konut alýcýlarýnýn arasýndaki kasaba veya küçük þehir kökenli piyasa oluþturucularýnýn saldýrýsýna uðradý. OR-AN'daki 4 katlý bloklarda oturanlar oldukça mutlular.. Fakat onlar olmasaydý giriþim gerçekleþebilir miydi? Onlarýn yaþadýðýmýz hayatýn dinamiði olduðunu görmek istemeyen. güven duygusu veriyor. OR-AN Yerleþiminde Baþarýlar ve Baþarýsýzlýklar Þehirlerin büyüklüðüne ve alýþkanlýklarýna göre konut yerleþiminin geniþliði ve merkeze uzaklýðý söz konusu. apartman dairesini seçiyorlar. yeryüzünde aidiyeti sýnýrlarýyla belli bir mülkiyet olmasý. Sigorta veya Emlak Bankasý kredisi koþullarýyla 100-120 m2 lik göreli küçük konutlardan da oturanlarýn herhangi bir þikayetlerini duymadým. diðer yaný doðaya yakýnlýklarý olmalý. konut alýcýlarýnýn da kendi açýlarýndan sorunlarý var.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gerçekleþtirmek istiyordum.. OR-AN'daki orta alt gelir gurubu. Fakat. 74 m2 lik daireler dahil hiç boþ kaldýðý görülmüyor. Bundan anlaþýlýyor ki. Çünkü daireler el deðiþtiriyor. Bakýmlarý da fena sayýlmaz. OR-AN'ýn büyüklüðünün ve þehre uzaklýðýnýn da 1960'lara göre iyi seçildiði anlaþýlýyor. Aileler en çok bahçeli ev istiyorlar.. Halbuki yerleþim gerçekleþmeye baþlayýnca. Bu istek yüzünden derme çatma evler ve altyapý yapýlmasý ile yapýnýn bakýmýnýn ihmali kötü sonuçlar vermektedir. Bahçeli ev. Ama onun doða ile ilgili olanaklarýndan yararlanmaktan çok. gerek ortaklar arasý. Bu hoþnutluðun bir yaný dairelerin kullanýþý..

. herbirinin gerçekleþmesi baðýmsýz olacak birimler haline getirildiler. 1/1000 veya 1/500 yönlendirici planlara ihtiyaç var. villalar ve yüksek bloklar gruplayarak uygulama yapýyorlar.. her blok doldukça yeni blok inþaatýna baþlamak. "1940'larda Emlak Bankasý kredileriyle baþlayan krediler ve gerçekleþtirilen yerleþimler hep orta gelir guruplara dönük oldu.... Bir diðer yanlýþ varsayým ise projedeki az orandaki yüksek bloklarýn çevre oluþturacak bir þekilde toplu ve bir bütün oluþturacak nitelikte ele alýnmamasýdýr. örneðin gecekondu düzeyinde konutlarda oturanlar için. 1930'larda yeni kurulan kamu fabrikalarýnda ve maden ocaklarýnda yapýlan iþçi evlerinden sonra gereksinme arttýkça sorundan daha çok uzaklaþýldý sanki.. kendileri ve eþ / dost yararlandý veya ancak bu kesim geri ödeme olanaðýna sahipti. Doðal üst gelir guruplarýnýn her konuda sorunlarýna bir yanýt bulunur. bahçeli ev ... 184 . pazarlama ve inþaatý yineleme yoluyla kolaylaþtýrmak piyasamýza daha uygun bir yaklaþýmdý. Proje. Belki 100 hektara.. yatýrýmý bölmek ve küçük ekipleri bir bloktan diðerine kaydýrarak onlara sürekli iþ verebilmek gibi.. Bunu planlamak ve projelendirmek belki 100 hektar bir alaný.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I iþlevsel yorum tipi çeþitleme ve tasarýmlarý baþarýlý oldu.000m2 bir yapýnýn projesi yerine 6000m2 nin projesini yaparak on kez yinelemek gibi. yönlendirici bir plan yaparak bütünlüðü saðlamak. 300 yerine 30 daireyi pazarlamak. Bunlar arasýnda bir büyük ortaklýðý planlamayý düþünmüyorlar. uygulama ölçülerini küçük tutarak zamanlamanýn deðiþen gerçekleri karþýlamasýný saðlamak gerekirdi. 60. Toplu Konut Çalýþmalarýnda Gelinen Nokta "Alt gelir gruplarýnýn. Örneðin. Projelendirme.. 10 hektarlýk bölümler halinde geliþtirmek gerekirdi. Planlamada bahçeli evi dýþlamak ve sonradan programa almak yanlýþ bir yaklaþýmdý. Þimdi topluca konut üreten kuruluþlar.. Gecekondu Önleme bölgeleri adýndaki program dahi büyük ölçüde orta gelir gruplarýna yaradý. Uygulamada bu büyük yapýlar. ülkenin koþullarýna uygun bu yaklaþýmý önceden kavrayamadýk.. Sanki bu iþleri yürütenler kendi düzeylerini korudular. pazarlama ve üretimde..

Türkiyenin. hangi konuda iki yakasý bir araya geldi? Ama ben bu eksikliði mimar ve mühendislerin baþarýsýzlýðý sayarým. Ama konu Devlet politikasý olamadý. depremlerde yýkýlanlar yerine yapýlan konutlarýn genelde ilkelliði. tümü hedeflenmiþ plan ve projeleri olsa da Türkiye gerçekleriyle çeliþen isteklerle yönlendirilmiþ olduðu için hedefine varamamýþtýr. Eðrisi ve Doðrusu ile OR-AN Piyasa koþullarýna aykýrý olduðu için saptýrýlmýþ bir uygulama olsa da Cumhuriyet döneminde özel. 1960'larda DPT. özellikle mimari olarak ilkelliði akýl almaz niteliktedir. OR-AN yerleþimi.. konut. saðlýk ve eðitim 80 yýlda bir çizgiye getirilmeliydi. Bölgesine adýný verdiðine göre bir saygýnlýðý vardýr. kapsamlý olarak ele alýnmýþ. Ülkemiz için çok daha baþarýlý yerleþim projeleri ve uygulamalarý olmasý dileðiyle!. konut konusuna sahip çýkmak istedi gibi oldu. birikim içinde yararlý bir deneyimdir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Afet bölgeleri. Ne yapýp yapýp toplumun bu temel sorunlarý. özgür ve bütün olarak tasarlanmýþ tek projedir.. Sanýrým. Bilinçli olarak ve peþinen her türlü etkiye açýk ve bir istek taþýmayan planý ve projeleri olan bir giriþim deðildir.. 185 ..

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 186 .

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I

CUMHURÝYETÝN ÝLK DÖNEMLERÝNDE YÜKSEK MÜHENDÝS MEKTEBÝ VE DÖKÜMCÜLÜK ANILARIM*

Burhan OÐUZ

*Bu yazý Burhan Oðuz'un "Yaþadýklarým-Dinlediklerim" isimli aný kitabýndan derlenmiþtir.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Benim zamanýmýn Yüksek Mühendis Mektebi’nin tüzüðü bugün için ilginç olabilir. Mektep altý yýllýktý. Ýlk üç yýlý "Müþterek", son üç yýlý da "Ýhtisas" yýllarýydý. Ýlk üç yýlda çok saðlam bir matematik kültürü aldýk, namlý hocalardan: Hamit (Dilgan) Hoca, Ali Yar Bey, Kerim (Erim) Bey, Ratip (Berker) Hoca, Müderris Muavini Nüshet (Gökdoðan) Haným. Bahriyeden yetiþme Salih Murat Bey, klasik fizik okuturdu. Kimya Hocamýz Nurettin Münþi Bey ise ayrý bir tipti. Giritli idi ve Türkçe'yi ora þivesiyle konuþurdu. Doðru dürüst Rumca bildiði de þüpheliydi. Fransa'da okumuþ, Fransýzca bilmezdi. Karýsý Almandý, Almanca bilmezdi. Kýsa boylu, týknaz, sürekli terleyen ve tütün çiðneyen, öðleden sonralarý yarý sarhoþ bir adamdý. Bildiði tahlil kimyasýydý, gümrüklerde lazým olan türden. Bize anion, kation araþtýrýrdý. Modern kimyadan haberi yoktu. Anlatmýþtý: Her tür malzemenin eþantiyonu bulunurmuþ. Þüphelendiðinde mikroskop altýna beraber sürülür, getirilen kýrmýzý tozun gerçek biber mi yoksa kiremit tozu mu olduðu derhal saptanýrmýþ. Çeþitli kürklerin kýl kesitleri varmýþ. "Bir gün baktým, domuz kili, týpký kaynanamýnki gibiydi" diye latife etmiþti. Sorularla sýkýþtýrdýðýmýzda "Çok sorma, sonra atarim" (yani "uydururum") derdi. Nekre bir adamdý. Hamit Hoca, Nurettin Bey ve Onnik Bey, bir üçlü idiler, beraber meyhaneye giderlerdi. Meclisleri pek hoþ olurdu; kahkahadan geçilmezdi. Onnik Bey Mühendishane'nin emektarý idi. Anlatýldýðýna göre mütarekede Ýngilizler bütün eþyalarý sokaða atmýþlar. Mukavemet hocamýz Fikri Santur Beyle ikisi, sabahlara kadar bunlarýn baþýnda nöbet tutarlarmýþ, fisebillah. Çok güzel bas bariton sesi vardý, opera aryalarý söylerdi. Yine kimya, özellikle þimi-fizik (Fiziksel Kimya) okutan Ýlhami Cývaoðlu hocamýz vardý. Çok bilgili bir hoca idi. Modern fizik ve kimyaya bilhakken vakýftý (ama huyunu suyunu fazlaca övmeyeceðim). Notlar yirmi üzerinden verilirdi. Geçme notu sekizdi. Ama; her dersin, önemine göre bir "üssü mizan"ý yani onunla çarpýldýðý bir katsayýsý vardý, beþ ile on arasýnda (devam notununki ondu) . Notlar bunlarla çarpýlýr ve toplanýrdý. Çýkan yekün ders sayýsýna bölünür, eðer sonuç on üçten aþaðý ise bütün derslerden, çok iyi not aldýklarýmýz dahil, 188

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kalýnýrdý. Sýnavlarla iki dersten kalýnýrsa, bütün dersler sil baþtan olurdu. Bir devrede iki kez kalan mektepten atýlýrdý. Bunlar Yýldýz'a gidip oradan mezun olurlardý. Yani mektep en çok sekiz yýlda bitirilebilirdi. Burada mutlak bir disiplin hüküm sürerdi. Dersler birer saat olup on beþ dakika ara verilirdi. Hoca, saniyesinde derse girer, herkes ayaða kalkar, sýnýf mümessili hemen yoklama yapardý. Bu iþ bir iki dakika sürerdi. Müdür Suphi Bey sabah saat dokuzda yani derslerin baþladýðý saatte dýþ kapýyý kilitletir, geç kalanlarý aldýrtmazdý. Bunlar üç ders "namevcut" yazýlýrdý ki bu çok önemliydi, þöyle ki devam notu genel ortalamaya büyük destek olurdu. Ama kapýcý Kamber Aða "Bahçe" rakýsý içerdi. "Özel teþebbüs" kendini göstermiþ, arkadaþýmýz Vedat Öztaþ "Ajans Jim Barnett"i kurmuþtu. Sermayesi bir halatla bir ip merdivendi. Ýniþ çýkýþ beþ kuruþtu. Bunlar, üçüncü kattan sarkýtýlýrdý (alt kat pencereleri sabit demir parmaklýklý idi). Kapýlar akþam beþte açýlýrdý. Laboratuarda iþini erken bitirenler çýkýp gidemezlerdi. Ama Kamber Aða "Bahçe" rakýsý içerdi… Yatýlýlar gece sekizde dönmek zorundaydýlar, aksi halde sokakta kalýrlardý. "Ajans"a müracaat edilirdi. Yemekten sonra kaçanlar ip merdivenle iner, tebeþirle bir çizgi çekerdi duvara. Her dönen bu çizgiyi artý iþareti þekline sokar, son gelen merdiveni toplardý. Sýnýflarýmýz genelde Boðaz'a bakardý. Bir sabah, topografya dersinde iken Dolmabahçe Sarayý'nýn bayraðýnýn aðýr aðýr yarýya indiðini gördük. Haber bütün mektebe yayýldý. Heyecanýmýzý tarif edemem. Suphi Bey yine kapýlarý kilitletti. Sýnýflarý dolaþýp "Efendiler, matem matemdir, ders derstir" diye bizi tutmaya çalýþýyordu. Ama kim dinler? Ýnce bir radyo anten desant teline tutunarak üçüncü kattan aþaðýya indiðimizi hatýrlýyorum. Saray'ýn kapýsýna vardýk. Nöbetçiler, aðlayarak, Atatürk'ün vefatýný doðruladýlar, ama nezaketle bizleri geri çevirdiler. Bir de ilginç bir idare memurumuz vardý, Arnavut Þevki Bey. Zayýf, uzunca boylu bir zattý. Jandarma yüzbaþýsý imiþ. Dersim'de bulunmuþ. Ortalýðý öyle idare etmiþmiþ ki onun mýntýkasýnda “çýt” çýkmazmýþmýþ. Gerçekten o hem talebeyi, hem Müdür Suphi Bey'i "idare" ederdi. "Plaðina göre dans ederim" derdi. O zamanlar, ulaþtýrma vasýtalarýnýn pasolarý vapur için ayrý, tramvay için ayrý ve sadece ev ile mektebin bulunduðu semtlerin duraklarý arasýnda geçerliydi. Pasolarý Þevki Bey 189

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I hazýrlardý. Ben Tarabya'da oturuyordum, benim vapur pasom "Trabya ile Küprü" arasý içindi... Derken mektep Nafýa'dan alýnýp Maarife baðlandý; adý da "Yüksek Mühendis Okulu" oldu. Müdür olarak Osman Tevfik (Taylan) Bey, muavini olarak da aile dostumuz ve benim kültür hayatýmda son derece etkili olmuþ olan Fahri Bekiroðlu Bey atandýlar. Her ikisi de Almanya'dan mezun makina mühendisi idiler. Ama bize demiryolu dersini veren Osman Tevfik Bey'in cehaleti dillere destandý. "Stratosfere gidilemez, hava olmadýðý için itilecek bir vasat yok" derdi. Yani adam, fiziðin temel "etki-tepki" kaidesinden bihaberdi. Fahri Bey Sümerbank'a intisap etmiþ, dokuma fabrikalarýnýn kuruluþu sýralarýnda kalabalýk bir usta kafilesiyle birlikte Rusya'ya gitmiþ. Kurulacak Nazilli ve sair bez fabrikalarýnýn makinelerinin imalâtýný takip etmiþler, iþletilmesini öðrenmiþler. Ruslar, kendi fabrikalarýnýn birini bunlara teslim etmiþler, bunlar da onu bir süre iþletmiþler ve randýmaný da yüzde altý kadar artýrmýþlar. Fahri Bey orada ayrýca, Sovyetlerin halkýn top yekûn okutulmasý sorununu nasýl çözdüklerini tetkik etmiþ ve dönüþünde bunu bir rapor halinde Maarif vekiline (muhtemelen Hikmet Bayur Bey) sunmuþ. Arada bir de nasýl etki yaptýðýný sorarmýþ. Ancak bir gün vekil ona "Israr etmeyin Fahri Bey, mareþal katiyetle top yekûn okutulmanýn aleyhinde" demiþ. Çok iyi Almanca ve Fransýzca bilir, saðlam bir Osmanlý kültürüne sahipti. Çok okurdu ve inanmýþ, dengeli bir solcu idi. Bana "Kupkuru bir mühendis olmanýn hiçbir deðeri yok. Çok okuyup dünyanýn gerçeklerini iyice öðrenmelisin" derdi ve bana sürekli kitap verirdi. Maalesef 1942 sonunda onu, bir safra kesesi ameliyatý sonucunda genç sayýlacak yaþýnda kaybettik. Sanki babam ölmüþtü... Ýlk "Müþterek" devreyi bitirip iþ meslek seçimine gelince bütün eþ dost, hýsým akraba, "Sakýn Elektro-Mekanik'e gitme, Türkiye'de iþsiz kalýrsýn; inþaat mühendisi ol, müteahhitlik "edersin" öðüdünü ýsrarla veriyordu. Ben kimseyi dinlemedim ve Elektro-Mekanik'e girdim. Ülkenin kurtuluþunu sanayide görüyor, bunun öncülüðünü yapma hayalini kuruyordum. Bizim þube, mektebin en zor þubesiydi. Bugün elektrik ve makina fakültelerinde okutulan bütün dersleri okuyor, yaptýrýlan projeleri yapý190

bellerine kadar çýplak olarak pencerelere çýkýp "mühendis. bunun arkasýnda da trafo merkezleri ve trafo tamir atölyeleri vardý. Harp dolayýsýyla (1939) biri Almanya'dan (Prof. Yaz aylarýnda olduðundan genelev kadýnlarý. Bu 191 . Ben. 1956'da Kayseri'de topograf bulunamadýðýndan Erkilet-Kayseri enerji nakil hattý güzergâhýnýn nivelmanýný. makina mühendisi ve elektrik mühendisi olarak beþ mezun vermiþti. Kaðýzman'da bir ilâve trafo binasýnýn betonarme hesabýný yapmýþtým. O yýl. bütün þubelere toplam 120 kiþi alýnacakken 170 kiþi müracaat etmiþti. Fazladan. Yapýlan ölçümler sonucunda arýzanýn tam genelevlerin bulunduðu Abanoz Sokaðý'nýn çýkýþýnda olduðu saptandý. Kamyonlara bindirilip sokaklara kablo döþemeye götürülüyorduk. Bir gün hayli komik bir olay oldu: Bir gece. Son sýnýftan beþ kiþi mezun olduk! Yani. O zamanlar. þimdiki AKM'nin bulunduðu yerde ÝETT Umum Müdürlük lojmaný. gelsene!" diye baðýrýyorlardý. gönüllü olarak 1938 yazýnda elektrik idaresine amele yazýldým. büyük bir arýza nedeniyle bütün Beyoðlu karanlýkta kaldý. Elektro-mekanik ve PTT.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I yorduk. Keza. Girdiðimiz 1936 yýlýna kadar lisede Olgunluk Ýmtihaný'ný veren herkes kaydýný yaptýrýp girerdi. Bir süre orada çalýþtýktan sonra þebekeye çýktým. Çadýr kurulup tranþe açýldý. biri de Polonya'dan iki arkadaþ bize katýldý. Muhtasar betonarme ve topografya bile okuttular bize. koca Türkiye'nin tek Yüksek Mühendis mektebi. Mektebin beþ þubesi vardý: Yol. Su. Önemli arýza olduðundan baþta ÝETT Umum Müdürü Hulki Bey (sonradan bizim ýsýtma ve havalandýrma hocamýz) olmak üzere elektrik dairesinin bütün þefleri orada idi. bu yüzden ilk kez giriþ sýnavý uygulandý ve o gün bugün devam ediyor. yani zayýf akým elektrik mühendisliði þubeleri. Bayýndýrlýk Müdürlüðü’nden ödünç aldýðým bir nivo ile yapmak zorunda kalmýþtým. Ben þahsen bunlarýn çok faydasýný gördüm. Ýnþaat (Mühendis-Mimar çýkaran). Ýskender Humbaracý). yine ayný yýllarda. 117 kuruþ yevmiye alýyordum. Taksim'de. Dördüncü sýnýfa on bir kiþi geçtik. zorunlu staj diye bir þey yoktu. hidroelektrik santral inþasýyla ilgili olarak hidrolik dersini su mühendisleriyle birlikte okuduk.

arkadaþlarýmýn Sular Ýdaresi'nden aldýklarý paranýn da yarýsýyla Nuri Paþa'nýn Sütlüce fabrikasýnýn dökümhane þefliðine baþladým. O harp zamanlarýnýn pik demirini sadece Karabük saðlýyor ve kilosu fabrikaya 18 kuruþa mal oluyordu. Panayot kremarla karýþtýrýyordu. Döküm hakkýnda hiçbir bilgim yoktu. Ýstanbul Sular Ýdaresi'ne girdiler. Bunlarý Karabük pikine azar azar yedirerek kullanmayý denedim. giyinmiþ halde. aldýklarý maaþ yetmediðinden Yýldýz Teknikum'unda hocalýk da yaptýlar ve buna yýllarca devam ettiler. Derken bir kanunla birdenbire profesör unvanýna sahip oldular (Faruk. Ýlk ikisi. Sadece Hulki Bey olaya duyarsýz kalýyordu. sonradan Kâzým Karabekir Paþa'nýn bir kýzýyla evlendi). Geceleri elime bu konularda ne geçirdiysem okuyordum. Kýsaca. Þöyle ki. Günlük mesaide piyade havan mermileri döküyorduk. hep o sanayi aþkýyla. Ýskender Humbaracý ve Necip Demirci. Arkasýndan alüminyumu atacak oldum ki müthiþ 192 . Yapýlacak þey. kilosu 20 paradan (1/2 kuruþtan). Ben önce. kese kâðýdý ile içine attým. ama kýsa sürede iþe hâkim oldum. bunlarý grafitleþtirmek . tartmýþ olduðum bakýrý. Potayý doldurduk. Birkaç iþçi de. ne eðe tutan ne kalemle kesilen saf sementitten (beyaz dökme demir) ibaretti. Bir potayý ölçüp belli bir yerine kadar doldurduðumda 250 kilo olacak þekilde iþaretledim. Okuduðum kitaplardan. keyiften aðzý kulaklarýna varýyordu.yani kýr döküme dönüþtürmekti. Ben. uzaktan ne yaptýðýmýza merakla bakýyordu. Zeytinburnu'na telefon ederek bunlarýn talaþlarýndan üçer kilo istedim (alüminyum talaþlarý matra imalinden. Sadece ustabaþý (Panayot Usta) ile ben kalmýþtýk dökümhanede. malý tümden bozdu. Bunlardan Faruk Özerengin.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I davet herkesi güldürüyordu. bakýrýnki de mermi çemberinden elde edilenlerdi). ama herkes bir üstünden utanýyordu. paydostan hemen sonra baþlayacak gibi küçük ocaðý ateþlettim. Deney. mal daha ocaðýn aðzýndan akarken adetâ hamurlaþan cam gibi sert. Paþa. böyle geçmiþ bir öðrencilikten sonra 1942 Haziran ayýnda mezun oldum. Paþa'ya askeriyeden 200 ton 93 Rus Harbi'nden kalma gülle vermiþler. Bunun için de ferrosilisyum gerekliydi ki bulunmuyordu. bakýrla alimünyumun da grafitleþtirici etkisi olduðunu öðrendim. O ise ki fazla erken sevinmiþti: yaptýðým ilk deneme alabildiðine olumsuz sonuç vermiþti.

Kendime gelince "kimseye bir þey oldu mu?" diye baðýrdým. Olayý anlattým. Korkudan sapsarý olmuþum. Olmamýþtý. çelik gibi beyaz bir kesitte daðýlmýþ siyah noktalar gördüm. Potaya hiçbir þey olmamýþtý. alüminyum bunu yapmaz" dedi. Zeytinburnu'ndan. Haliç'e bakan kapýlarý da açtýrdým. Koca dökümhaneyi yoðun bir sis kaplamýþtý. yangýn bombasý imalinde kullanýlan. "O talaþlardan kaldý mý?" diye sordu. Yeri kar yaðmýþ gibi ince bir beyaz oksit tabakasý kaplamýþtý. magnezyum esaslý elektron-metal talaþlarýný göndermiþler. Ýçerde kýyamet koptu ve sonra duruldu. Kalmýþtý. Elektron-metal. Baþmühendisim Cemal Rýfat (Berk) Bey beni bu halde görünce þaþýrdý. ben kendimi maça kurutma fýrýnýnýn içine attým. madenin dökülebilirliðini belirgin þekilde artýrmýþtý. havalara fýrlamakla yetinmiþti. Mühendis Mektebi'ne gidip Ýlhami Cývaoðlu hocayý buldum. Ben de biliyordum yapmayacaðýný ama yapmýþtý. eksotermik (ýsý üretici) bir reaksiyon yaptýðýndan. Bu deneyi yenilemeyi aklýma koydum ve Zeytinburnu'ndan elektron-metal talaþý getirttim. Dýþ görünüþ itibariyle alüminyumla elektron-metal birbirlerine çok benziyorlardý. metali kesti. "Olmaz. Potaya kalýn saçtan bir kapak kestirttim. paydostan sonra potayý doldurttum ve kapaðýn altýna astýðým elektron-metal kesesini. Maden. yanlýþlýkla. halkadan geçen bir demir çubuðunun iki ucundan tuttuðumuz kapakla birlikte potaya kapattýk. Meðer. 193 . Bir büyük yanma tehlikesi atlatmýþtým. Çatý uçtu sanmýþtým.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bir patlama oldu. Ýdare binasýna çýktým. sis daðýldý. Muntazam kütükler döktürdüm ve ertesi sabah yine muayene ettiðimde bu siyah benekli metalin. Ve hayret! Matkap. üstüne bir halka kaynattýrdým. Ertesi sabah fabrikaya geldiðimde ilk iþim yerlere daðýlmýþ döküm parçalarýný toplatmak oldu. Bir tanesini çakmaðýna tutmasýyla maytap gibi parladý. Panayot ocaðýn arkasýna saklandý. Cemal Rýfat Bey yanan talaþý elinden attý. Ayný þekilde. Bunlarý kýrdýðýmda. talaþla iþlenebilir hale geldiðini iyice saptadým. erimiþ demir havalara kalkýp þemsiye gibi etrafa yayýldý. Ýlgi ile dinledi ve bunun pekâlâ bir doktora konusu olabileceðini söyleyerek çalýþmalara baþlama önerisinde bulundu.

herkesin can derdine düþtüðü bir ortamda. Aradan on. coreferent olabilir.. Azap Kapý'ya yakýn Dapey Biraderler. Pay Mahalli (kesilecek hayvanlarýn alýnýp satýldýðý yer) ve Þakir Zümre soba ve bazý bombalarýn imal edildiði fabrikaya varmadan ortada bir yerde idi. pirinç.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Daha ilk sýnýflarda iken bazý arkadaþlarýmýz. Biz referans oluruz. Bu arkadaþlar. Kalafat yerinde bunlarýn en ünlüsü Haykasar Usta idi. güverteleri kalafatlanýrdý. Buna karþýlýk demir dýþý metal. bunca deðerli hoca. Onlar. benim kapalý kapta magnezyumu karýþtýrma prensibimin ayný olmasýdýr.. doktora tezlerini profesörlerine kabul ettirip yurda dönmüþlerdi. boyalarý tazelenir. O. Ýstanbul'da. Ýþte bu "bombardýman" doktorlarýndan Orhan Iþýk'la Necdet Tükel benim karþýma dikilip "Ýlhami Bey.". Kurtuluþta Karlotti Biraderler. on iki yýl geçecek ve Batý'da ilk "küresel grafitli dökme demir-spheroguss" patenti alýnacaktý. Bunlar. alüminyum dökümcüleri çoðunlukla Ermeni idiler. Çekiç 194 . Yani ben bunu bulmuþtum... Ýþin bir ilginç yaný da. çoðunlukla Almanya'ya gitmiþlerdi. "doktor" sýfatlarýyla küçük daðlarý yaratýyorlardý. olsa olsa. bugün bile." demiþlerdi. Yanýnda. bunun elde edilme yönteminin. ama talihsizliðim bu ülkeli olmamdaydý. Devlet'in çeþitli organlarýnýn açtýklarý sýnavlara girerek Avrupa'ya. Küçükleri musluk dökerdi. siz gelin bana doktora verin!" diye çýkýp gittim. O zamana kadar. yaþamý ve bu arada üniversite yaþamýný zeminliklere indirmiþti. Nuri Paþa'nýn fabrikasý Sütlüce mezbahasýnýn ötesinde. Her geçen gün daha aðýr bombardýmanlar. Perþembe pazarýndan Unkapaný köprüsüne kadar olan yerde küçük gemiler çekilir. doktor olmadýðý için sana doktora yaptýramaz. 1942'den sonra bu ülkenin harp talihi dönmüþ. Kalafat yerinde Corci Manfredi bunlardandý. fizik laboratuarýnýn bir köþesinde çalýþmama da izin vermediler. çalýþmayan bir dikiþli boru fabrikasý vardý... doçentlerin hiçbirinin doktorasý yoktu. Yani bu çalýþma böylece kaldý. her gün daha zor günler birbirini izler olmuþtu. Ben de "Hadi oradan. "Güftara (söze) gelip söyleseler cehl-i mürekkep. Vehbi Koç'a ait olduðu söylenen. dökme demir dökümcülüðü büyük ölçüde Ýtalyanlar’ýn elindeydi. Ama ustalar genellikle Rumdu .

1943 sonlarýnda istifa ettim (20. Bir de Azap kapý tersanesinin kompresör çekici gürültüleri buna eklenirdi. kürekçiler. geri kalanýný da Dalan temizledi. ipçiler. özellikle Karlotti Biraderler'le Manfredi. Yemenciler…. Kalafatyeri'nde ölmüþ bir tornacýnýn dul eþinden adamýn dükkanýný kiralamýþ. benim de olduðum gibi. Yukarda adlarýný verdiðim Ýtalyanlar. Nuri Paþa fabrikalarýnda öðreneceðimi öðrenmiþtim. Menderes buralarý yýktý.1943) ve Tarabya'daki köþkün satýþýndan. Sabahleyin de bunlarý hurdacýlara satýp aldýklarý para ile þarap içerlerdi. yangýndan sadece dört duvarý kalmýþ bir binayý kiraladým. bir küçük kamyonun zor sýðacaðý geniþlikteki sokaklar üzerinde küçük küçük atölye ve dökümhaneler sýralanmýþtý.. kavaflar. Bunlar çoðunlukla Tophane "þarapçý" serserileri idi ve bellerinde bir çekiç bulunurdu. Civarda atýlmýþ katran varillerini çok küçük bir paraya alýp dama serdim. kaynak tekniði yaygýnlaþmamýþ olduðundan gemiler perçinli idi. Bu semtin adý Kalafatyeri idi. sýralanýrdý. Artýk bu denli az paraya bu rutini (ve de Paþa'yý) çekmenin anlamý kalmamýþtý. Oralarda çalýþanlarýn çoðu bu yüzden saðýrdý. þöyle ki. borçlar ödendikten sonra kalan çok cüzî bir meblaða el koydum ve Karaköy meydanýnda rýhtýma çýkan ara sokaðýn köþesinde sarraflýk yapan bir Yahudi'den Hasköy'de. Kalafatyeri'nde. 195 . Hasköy'de dökümcülüðün yanýnda. Üst üste konmuþ iki üç varilin içi þamotla sývanarak ve bir vantilatör ilâvesiyle meydana getirilmiþ döküm ocaðý (sözüm ona Kupol ocaðý) ile küçük parçalar.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I gürültüsünden geçilmezdi. Bu yüzden de bir hýrsýz türü türemiþti: "Kýrdý kaçtý"lar. Yer darlýðýndan bunlar kapýnýn dýþýna atýlýrdý. adam öbür sokaða gittiðinde gözlerine kestirdikleri parçalarý çekiçle kýrýp taþýyabildikleri kadarýný götürürlerdi. Tabiî bazýlarý delikti ve yaðmur yaðdýðýnda bizim kalýplar berbat oluyordu. Þimdi bu semt. soba aksamý. bekçiyi kollarlar. Gece.08. Kalafatyeri'nin bazý sokaklarýnda da yelkenciler. orada tornacýlýk yapýyordum. Ben de. Doðru dürüst bir çatý yapmaya param yetmiyordu. ocak ýzgaralarý gibi þeyler dökülürdü. Haliç kýyýsýnda bir park halinde. Belediye Mecari Þubesi (Kanalizasyon Þubesi)'nin sokak yaðmur suyu ve pis su rögarlarýný (ýzgaralarýný) tekellerinde tutuyorlardý. Ama çaresiz.

pik miktarýnýn %1418'i arasýnda kömür kullanýrken benim ocak %11 ile yetiniyordu. Sadece Haliç vapurlarý vardý ve bunlar da akþam erken saatlerde paydos ediyorlardý. Her ihalede peþime takýlýp benimle anlaþma arar hale gelmiþlerdi. Ýlk zamanlar ustabaþý tutacak param yoktu ve bu iþi kendim üstlenmiþtim. yol ve dükkân sorarlardý. Daha sonraki yýllarda Ankara kanalizasyonunun 1. 196 . Nasýl olsa Türkler bu iþi yapamaz. Arabacýlarýn hiçbiri okuma bilmezdi. Baþ baþa vererek kendi olanaklarýmýzla bu dökümü gerçekleþtirebilecek bir yöntem meydana getirdik. devam ederiz diyerek). Bunlar at arabalarýyla Hasköy'e taþýnýrdý. Bunun dýþýnda kupol ocaðýmý ve vantilatörümü kendim projelendirmiþtim ve yüksek randýman elde etmiþtim. ama plâkasý iki beygir gösteriyordu. Ne de olsa atla deðil. Sýnýrlý olan Karabük piki ve metalurji koku dökümcüler kooperatifi eliyle kapasiteye göre daðýtýlýrdý. Savaþ dolayýsýyla karartma vardý. Beþ iþçiden fazlasýný kullanan ve müesses motor gücü iki beygiri aþan iþyerleri bu vergiye tabî idiler ki Ýtalyanlar bunu ödüyorlardý (benim vantilatör motorum 4. Daha sonralarý Sütlüce'nin ustabaþýsý Panayot'u çekip aldým. Bütün bunlarýn dýþýnda büyük kârlara alýþmýþ Ýtalyanlarý.. Maliyeciler kontrole geldiklerinde iþçilerim arka kapýdan çil yavrusu gibi daðýlýrlardý). Çok miktarda alýnýrsa kamyon tutulurdu. Öbürleri. Bir akþam bizim döküm geç kaldý. Ellerindeki adresi gösterir. kýsým ihalesinin tüm dökümlerini alacaktým ve çeþitli vana. ne de dolmuþ çalýþýrdý oralara.. savaþtýktan sonra gelir. Bizim bu güçlü rakiplere göre bir baþka avantajýmýz da vardý: Fatura üzerinden %15 muamele vergisinden baðýþýklýk.5 beygirdi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bunlarýn kalýplanmasý ve dökümü oldukça zor olup geniþ olanaklarý gerektiriyordu ki küçük dökümhaneler bu iþlere giriþemiyordu. Bu keyfiyet. motorla uðraþýyorlardý. Buna karþýlýk þoförlerin böyle bir sýkýntýlarý yoklu. Potanýn bir ucunu ben taþýyordum. kolektör silicilerini projelendirip imal edecektim (harpten hemen önce bu iþi Alman Hochtief Þirketi üstlenmiþ. maliyete yansýyordu. çok daha ucuza çalýþarak kanalizasyon piyasasýndan sildim. O zamanlar ne otobüs. gitmek zorunda kalýnca bütün projeleri de beraberinde götürmüþ.

Benim Hasköy'deki adamým Süleyman (Tanyýldýz) Usta "Çok baðýrma. tamamen tenha olan Okmeydaný mezarlýðýndan Hasköy'e iniyor. kolalý gömlek giydim. Bitten geçilmiyormuþ. eþi ve kýz kardeþi Tua ile yemeðe geleceklerdi (Tua ile evlenmem bahis konusuydu). fazla baðýrýrsan on bir olmayacak!" diye adamý susturmuþtu. ama iþin baþka yolu yoktu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bacadan normal olarak alevler çýkýyordu. Tünel civarýndaki evimden yaya gidip geliyordum. Ýstanbul'da kolera baþ gösterdi.da. dökümhanemin önünde (1943) Çoðu kez. 197 . Bir ara. Dökümhanede benim için yýkanma imkâný olmadýðýndan iþ elbiseleri ile ve akþamlarý el yüz siyah olarak gidip geliyordum. akþam da bu yolu ters yönde kat ediyordum. dostum olan Finlandiya Baþkonsolosu Berthel Weckman. Beyazýt Kulesi yangýn alarmý vermiþ. Annem doðal olarak çok endiþeleniyordu. Hasköy Caddesi 81 no. alacaðýn on kâðýt. Bir akþam. Þiþhane'den Kasýmpaþa'ya. Aynalýkavak Karakolu komiseri baðýrýp duruyordu. Eve gelip yýkanýp dökündüm.

o zaman Müzeyyen Senar Haným'ýn kocasý olan Ercüment Iþýl idi. Beyoðlu Tünel meydanýnda. Sonunda bir gün 300 gr.. þöyle ki. Akýllý. Bu kiþi Nadir ve yakýn dostu.. Ama Varlýk Vergisi belini bükmüþ. Ahmet Balcý da. Devlet'in. Ekmek karneye baðlanmýþtý ve her gün daha kýsýtlanýyordu. Bunun esas sahibi Yerasimos Evgenidis adlý bir Rum'du. rahatladým. meðer yakamda bir bit geziniyormuþ. "Emülzer" markalý bir tecrit (yalýtým) maddesi imal edip satardý. Birden beni dürttü. Harp sýrasýnda ihtikar ve karaborsayý sözüm ona önlemek için bir "Milli Korunma Kanunu" çýkarýlmýþtý. henüz önemli bir üretim yeteneði olmayan ülkemizde kimilerine de kolay ve bol paralar kazandýrmýþtý. satýþý yasaktý. Ankaralý tüccar Ahmet Balcý'nýn arkadaþý idi. Kumlu dam muþambasý. çalýþkan. Ýyi anlaþmýþtýk ve burasý benim irtibat bürom olmuþtu. simit. bir yaným da Halýcýoðlu Topçu Kýþlasýydý. Oraya Etibank'tan ayrýlmýþ bürokrat olan Necdet Merey'i müdür yapmýþtý. börek. ama yakalanýrlarsa… Ýþin asýl sahipleri ortada gözükmezdi. ithal mallarýnýn daðýtýmý için þimdi adýný unuttuðum bir teþekkülü vardý. Bunun baþýndaki kiþi. Ama benim bu hususta fazla sýkýntým yoktu. çapkýnlýðý seven bir kiþiydi. Harp yýllarý. üstünde benek bulunmayýþýndan hastalýklý olmadýðýný söyledi. yine aile dostu Dr. poðaça. þöyle ki. Hasköy'de bir yaným Bahriye. kahkahasý bol. Kamereddin Kanýçelebi oturuyordu. Vehbi Bey'in hemþerisi idi. kimseye çaktýrmadan baktý.. bir gün de 150 grama kadar indi. Un ve unlu madde.. Nail Bey'in oðlu Nadir (aðabey) bu iþe ortak olmuþtu. Nadir'in parlak dönemleriydi. Hasköy'de haliyle telefon yoktu. Perþembe Pazarýnda "Asfalt Evi" tabelalý bir dükkan vardý. Doktor. Beni arayan oraya not býrakýrdý. Anlaþýlan iþ elbiselerinden bulaþmýþ.. Yüksek Kaldýrým'ýn köþesinde 198 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Sofrada yanýmda. Bu kanuna muhalefetten yakalananlar aðýr hapis cezalarýna çarptýrýlýyordu. uðradýðýmda bunu bana söylerlerdi. Ben buradan piyasada dönen dolaplarý öðrenirdim.

hamur iþini unuttururdu. Bu resmi gören yabancý dostlarým bunu “Germinal”e benzetiyordu. o da ölmek mi dersin?" þarkýsýný o zaman ilk olarak ondan dinlemiþtim. O denli meþhurdu ki millet kuyruk olur. Müdavimlerden.. Orada birçok tanýdýk olurdu. Kimileri Tokatlayan’da kalýrdý. Ýlk iþçi kadrosu. Gece. Zengin. ancak tek bir masanýn sýðabildiði bir dükkân vardý. Müzeyyen Haným bir ara gider ve seansý bittikten sonra dönerdi.. "Bir ihtimal daha var. dünya kataloglarýna geçmiþti. Adam burada patates köftesi. Gecenin geç saatinde daðýlýrdýk. 199 .. "Bir yere kaybolmayasýn. Adamýn patates köftesi. pilâv ve zerde yapardý. eþi Müzeyyen Haným. keyfine düþkün. Aleko (kemençeci) ile Hýrant (udî) gelecek. Nadir. Ahmet Balcý. Tepebaþý'ndaki Alp Oteli'nde oturan diþçi Leon Bey vardý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Sergiades Kitabevi vardý. Bunun hemen yanýnda Yüksek Kaldýrým'a bakan küçücük. Bazý akþamlar Tokatlayan'a uðrardým. cam çerçeve kara kâðýtlarla örtülürdü. Tokatlayanýn arka tarafýnda bir salonda sofra kurulur.." derdi. bir iki kiþi daha ve bazen de þöhreti þüpheli hanýmlar bulunurdu. ÝETT idaresinin büyükleri buradan yemek getirtirlerdi. nekre bir zattý. Barmen Serkis'in kokteylleri. Ercüment Iþýl. Tabiî karartma da vardý. Gelir. Leon Bey.

bahis konusudur. Herhangi bir Belediye yasaðýný ihlâl etmekten çekinmez. bir iki tanesi müstesna (meselâ Viktor Bali müessesesi). Pres döküm tekniði yaygýnlaþtýðýndan (ECA vs. büyük bir bedenî güce sahip.. Vallahi kamu yararýna yýkým bahis konusu olduðunda hepsi ''hak hukuk" diye basar feryadý. Bu. Ama bu noktadan öteye o dahi "hak.. gelir" derler ya. Türk sanayinin kalbi burada atardý ve hâlâ da atýyor.) kaldýrýma çýkarýlýr ve yayalarýn geçidini engellerler.. ölçü âletleri vs. kaldýrýmlarý eðri büðrüdür. Bunu süpürüp kaldýrýmýn dibine sürerler (tabiî her geçen araba bunlarý peyderpey dükkâna iade eder). küçük tezgâhlar vs. yaratýcý Karadenizli bir dostumdu.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Karaköy'den Unkapaný köprüsüne kadar uzanan ve "Perþembe Pazarý" adýyla anýlan Tersane Caddesi ayrý bir âlemdi ve günümüzde de böyle olmayý sürdürüyor. Bu dükkânlarýn sahipleri isimsiz zenginlerdir. sonra da 1963-79 arasý burayla sýký temas halinde oldum. Hiçbirinin çöp sepeti yoktur. Onunla birçok önemli iþler yaptýk. Burada. Bedrettin Dalan gelmiþti. Yer darlýðýndan bazý iri mallar (kaynak makinasi. çoðunlukla Ermeni muslukçular yerlerini kaynakçýlara býraktý. Yemeniciler Sokaðý'nda kendisiyle uzun yýllar çok iþ yaptýðým tornacý Hasan (Çelikoðlu) Usta vardý.). kýsmen bile olsa. Yani her bakýmdan vatandaþýn hak ve hukukuna tecavüz. hukuk" duvarýna çarpmýþtý ve Perþembe pazarý. pis görünümlü. küçük küçük dükkânlar sýralanýr.) yükte çok hafif. o kötü görünümünü koruyor. bunlar akýl almaz cirolar yaparlar. Az çok herkesle tanýþýklýðým vardý. çünkü sattýklarý mallar (matkap ucu. Ama binalarý çok harap. O sokaðýn köþesinde yine Karadenizli sýcak 200 . Hiçbirisi o çirkin görünüþlü binasýna bir badana vurdurmaz. Ýþim icabý 1950'ye kadar. Sadece "Hýrdavatçýlar çarþýsý" biraz düzgün bir veçhe arz eder ve buradaki dükkânlar az çok rahat boyutludur. kýlavuz. freze býçaðý. bunlarýn vekâletini alýp Belediye'nin karþýsýna dikilirler. Perþembe Pazarý'nýn deniz tarafýndaki bütün bir semtini iþgal eden. kaldýrýmýný düzeltmez. pahada alabildiðine aðýr þeylerdir. Hukukun koruyucusu geçinen ünlü avukatlarýmýz. mert. Hani "dinsizin hakkýndan imansýz.. Her türlü Belediye vergisine itiraz edip kazanç vergisi hususunda bilançolarda Ali Cengiz oyunu oynarlar. akýllý. bunlarýn hakkýndan. sosyal demokrat (?) Belediyenin gelip geçmiþ olmasýna raðmen. gözü pek.

müddet filan yok. Hatta bazý mühendisler. O koskocaman elleri hiç gözümün önünden gitmez. Akþama kadar aç susuz. Daðda dolaþýrken askerler bunu casus diye yakalamýþlar.min imami. oturduðu yerden büyük paralar kazandý.. Gerekli donaným. üretti. Nihayet hükümet Ýtalyanlarla bir anlaþmaya girdi ve 201 . Finike'de hidro-elektrik santral. 2-4 m.. sefa sürdü. Kimileri boþluklarý ve düzeni iyi kollayýp üretmeden. enerji nakil hattý ve kasabanýn þebekesini yapýyorduk. Ýþte böyle. terledi. Bunlardan biri de 1955'de Arpaçay Þantiyesi Þefi olan Yüksek Mühendis Mahiç Suman'dýr. meramlarýný bile anlatmakta zorluk çektiler. Aðýzlarý kupkuru. Birçok mühendisi de bu ikinci kýsma dahil etmek mümkün. Akþam oldu mu. Orucu meyhanede bozacaklar. Bir uzun ve çok sýcak yaz günü Ramazan'ýnda bizim Karadeniz uþaklarý. Neticede Mahiç'i bir kurmay binbaþýnýn huzuruna çýkarmýþlar. ne de nöbetçi teðmeni laf dinlemiþ. çapýnda kalýn saclarý 12'þer kiloluk balyozlarla döve döve kazan aynasý vs. çýkmadi da!". gözler þerefede. meyhanenin kapýsýna arkalarýný dönmüþ olarak sýralanmýþ halde (o zamanlar minarelerde hoparlör yoktu). Beni çok güldüren. ama ayýp olmasýn diye içeri dalmak için imamýn þerefeye çýkmasýný bekliyorlar. Dakikalar onlara saat gibi geliyor. cisim. Ne gediklisi. aklýma geldikçe hala güldüðüm bir baþka zor mühendislik vakasý da Finike'de geçmiþti. Baþlar yukarý kalkmýþ. Bu adamlar akþama kadar. töre gereði oruçlu. ne iþ yaptýklarýný. ateþ karþýsýnda balyoz sallamýþlar. yaparlardý. kimileri ateþin karþýsýnda kavruldu. Aralarýnda mýrýldanýyorlar: "Ha avradýný s….Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I demirciler vardý." Ýsim. döviz yokluðundan saðlanamýyordu. cefa çekti. Mahiç Suman Orhantepe'ye su getirmek için Maltepe civarýnda kaptaj etüdü yapýyormuþ. Adam iþi anlamýþ ve aþaðýdaki kaðýdý yazýp kendisine vermiþ: "Su mühendisine su aramak için vesika verilmiþtir. ellerini yüzlerini yýkayýp Arap Camii'nin bulunduðu sokaktaki meyhanelerin birinde soluðu alýrlardý. altýnda ateþin yandýðý. ülke malýna sahip çýktý. mahal.

gelin. etrafý tel örgü ile çevrili. Meðer muhasebeci. misafirler gelmiþler ki ne Belediye Reisi var (bir yerlere gitmiþti). gramýn kaçýrýlmamasýna dikkat ediyor. Geç saate kadar bekleyip daðýlmýþlar. Banka'nýn Bölge Müdürü'de olan. O zamanlar Mühendislik zor zanaattý. Biz de seyrediyoruz. Damat baðýrýyor. mühendis baðýrýyor. mesafede. memurun gazhanede olduðunu söylemiþ. Adý geçen tesis için lüzumlu olanlar Ýller Bankasý tarafýndan Belediye'ye teslim edildi. Pürhiddet damat bir faytona atlayýp oraya geldi ve doðruca kantar baþýnda. ne de nikah memuru. teslim protokolunu hazýrlýyordu. kontrol mühendisi ile yanyana iskemlelerde oturan memurun koluna yapýþýp sürüklemeye baþladý. damattan. kasabadan 1. Araya girdik de. Tartýnýn baþýna oturmuþ. Buradan da. Bu sonuncusunun nerede olduðunu bilen de yok. törenden hemen sonra memuru arabayla getirme vaadi alarak mühendisi yumuþattýk. 202 . Nihayet üçüncü gün birisi. Mühendis 'Ulan biz burada memleket iþi yapýyoruz. sen s…ni düþünüyorsun!' diyordu. Öbür koluna da mühendis yapýþtý ve bir çekiþtirmedir gidiyor. karanfilini takmýþ. Adamýn biri de gün almýþ. çok namuslu ve vatansever bir kontrol mühendisiydi. yine Ýller Bankasý temsilcisinin huzurunda bize devredilecekti. iri yarý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I bu mallar o ülkeden geldi. izolatör ve saireyi eliyle tek tek sayýyordu. Temsilci. ayný zamanda Belediye'nin nikah memuru imiþ. Burasý geniþ bir açýk saha idi.5-2 km. Hesabý da Belediye muhasebecisi tutuyor. Belediye de bunlarý. Ertesi günü yine ayný sahne. bekçileri olan gazhaneye istifledi.

Fikret Yücel TTGV ve TESÝD Yönetim Kurulu Baþkaný .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I PTT ARLA ve TELETAÞ'IN ÖYKÜSÜ Dr.

gerek transmisyon yollarý. Bu durum. Telefon yoðunluðunun düþüklüðü yanýnda baðlantýlarýn. o tarihlerde telekomünikasyon yatýrýmlarýnda kullanýlan hemen her þey dýþardan temin edilmekte idi.6-0.hatta 1940'lý yýllarda 0.7'lere yükselmiþ olmakla birlikte telefon bekleyenlerin sayýsý iþletmede olanlarý geçmiþ. bazý mühendisler yedek parçalardan.2 seviyesindedir. O tarihlerde telefon yoðunluðu 1 (bir)'in altýnda. kültürel ve siyasi alandaki öneminin kavranamamýþ olmasý yanýnda. Nato altyapý yatýrýmlarýndan faydalanma 204 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I GÝRÝÞ 1960'lý yýllarda Türkiyede PTT Genel Müdürlüðü tarafýndan kurulan ve çalýþtýrýlan haberleþme þebekesi nicelik ve nitelik açýsýndan yetersiz bir görünümdedir. Türkiyenin 1954 yýlýnda Nato'ya girmesi ile PTT Genel Müdürlüðü uzak mesafe baðlantýlarý için. 1960'lý yýllara gelindiðinde telefon yoðunluðu 0. bir müze görüntüsünde olduðu tespitini de eklemek gerekir.özellikle uzak mesafe baðlantýlarýnýn. Türkiye’nin bir türlü kurtulamadýðý dýþ ödemeler dengesini saðlamada karþýlaþtýðý güçlüklerden kaynaklanmaktadýr. gerekse transmisyon cihazlarý açýsýndan. bekleme süreleri on yýl ve daha yukarý seviyelere ulaþmýþ bulunmaktadýr.000'den ibarettir. uzun seneler telekomünikasyonun ekonomik. idari.Bu dönemde henüz hane baþýna bilgisayar sayýsý. 1940 yýlýnda bütün Türkiyede iþletmede bulunan telefon sayýsý 40. Geçmiþte gerekli yatýrýmlarýn yapýlamamasýndan ileri gelen karþýlanamamýþ büyük bir istek stoðu ve iþletmede kötü kaliteli baðlantýlar þikayet konusudur. Bu resme Türkiye’nin uzak mesafe baðlantýlarýnda kullanýlan cihazlar bakýmýndan bir sergi. Zira. Öyle ki.cihazlarýn bakým ve iþletmesinden sorumlu mühendislerin deneyim kazanmalarýna yardýmcý olmuþtur. Bu durum. sayýsal yetersizliði ve kötü kaliteleri de göze batmaktadýr. bir çok sakýncasý yanýnda . internete baðlý abone sayýsý gibi kavramlar mevcut deðildir. ölçü aletlerinden yararlanarak bir ve üç kanallý kuranportör cihazlarý imal etmiþ ve ihtiyaç olan yerlerde iþletmeye vermiþlerdir.

O tarihlerde uzak mesafe baðlantýlarýnda çýplak havai devreler kullanýldýðý için bu kaynak. 1960'lý yýllar . Türkiyedeki gibi. hatta Türk sanayii bakýmýndan.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I imkanýna. önemli yýllardýr. daha kararlý bir yol olarak yerli üretimi saðlamak için muhtelif zamanlarda giriþimlerde bulunmuþsa da baþarýlý olamamýþtýr. yani. Türkiye’de telekomünikasyon kablolarý imalatýnýn baþlamasý da bu yýllara rastlamaktadýr.. büyük ölçüde. PTT Genel Müdürlüðü. özel sektör kuruluþlarý ile iþbirliði halinde. PTT ARLA'NIN KURULMASI Dünyada Devletin yeni rolünün tartýþýlmaya ve yeni tanýmlar getirilmeye baþlandýðý 1970'li yýllara kadar. aralarýnda ABD'nin de bulunduðu az sayýda ülke dýþýnda. telefon santrali ve telefon makinalarý ihtiyacýný karþýlamak üzere kullandýðý ve çeþitli sebeplerle sýk sýk geciken aksayan. telekomünikasyon hizmetleri. tekel durumundaki idareler tarafýndan yerine getirilmektedir. yeni çýplak havai hatlar inþaasýnda. çýplak havai hatlarýn büyük ölçüde yerini alacak olan R/L sistemlerinin ilk defa Türkiyeye giriþi Nato alt yapý yatýrýmlarý sayesinde olmuþtur. yeni bir kaynaða kavuþmuþtur.mevcutlarýn iyileþtirilmesinde ve bunlar üzerinde çalýþan kuranportör cihazlarýnýn satýn alýnmasýnda kullanýlmýþtýr.Daha sonra.Türkiye’de telekomünikasyon bakýmýndan. Bu yýllar . Bu idarelerden bazýlarý sahip olduklarý ar-ge laboratuarlarýnda iletiþim aðlarýnda kullanacaklarý telekomünikasyon cihazlarýný. Laboratuarýn o 205 . hatta iptal edilen uluslararasý ihaleler yolu yerine.özelikle 1965 ve sonrasý . Türkiyede de PTT Genel Müdürlüðü’nün böyle bir laboratuara sahip olmasý fikri 1955-1956 yýllarýnda gündeme gelmiþtir. geliþtirerek üretimlerini ülkelerindeki sanayi kuruluþlarý arasýnda paylaþtýrýrlardý. PTT Genel Müdürlüðü ve o zamanki ismi ile Northern Telecom arasýnda kurulan Netaþ isimli ortaklýk bu amacý gerçekleþtirmek yolunda baþarýlý bir adým teþkil etmiþtir. Bunlarýn görev ve yetkileri arasýnda bugünün düzenleyici kuruluþlarýnýn görev ve yetkileri de bulunmaktadýr.sanayileþmiþ ve geliþmiþ ülkelerde bilgisayar ve telekomünikasyonun birlikte kullanýlmasýnýn baþladýðý döneme rastlýyor.1967 yýlýnda.

konunun uzun süre gündemden kaldýrýlmasý sonucunu doðurmuþtur. kendi binasina taþýndýðý 1971 senesine kadar bu yerde faaliyetlerini sürdürdü. daha sonra da sözü edilen arazinin PTT'nin elinden çýkmasý. nerede ise. ilerde anlatýlacaðý gibi. O sýralarda Tahtakale’de mevcut telefon santrali binasý yanýnda inþa edilmekte olan yeni telefon santral binasýnda PTT ARLA'ya bir yer tahsis edilmesi kararlaþtýrýldý. Gene de bu noktaya eriþmek 1965 yýlýnýn. PTT Fabrikasý kendisine dahi yeterli bulunmayan bir binada yer almýþ bulunuyordu. 206 . Zira. henüz kaba inþaatý bitmiþ olan santral binasýnýn bir köþesinde 60-65 metrekare büyüklüðünde yan yana üç oda hýzla barýnacak hale getirilerek PTT ARLA'nýn emrine verildi. üzerinde bazý binalarýn ve anten direklerinin bulunduðu PTT'ye ait bir arazi üzerinde kurulmasý fikri aðýrlýk kazanmýþ bulunuyordu. Baþlangýçta. Nihayet. Ancak hayata geçirilmesinde meydana gelen gecikmeler. destek hizmetler PTT Fabrikasý tarafýndan saðlanýyordu. tatlý ilk anýlarý teþkil etmiþtir. 1965 yýlýnda konu tekrar ele alýndý ve vakit kazanmak üzere PTT Araþtýrma Laboratuarý’nýn o sýralarda Gülhane Parký’nýn cadde tarafýnda bulunan PTT Fabrikasý’na baðlý bir Müdür Yardýmcýlýðý yapýsýnda kurulmasýna karar verildi. bu iþlem. 1966 yýlý kýþý gayet sert geçmiþ ve geri kalan kýsmýnýn tamamen açýk ve inþaatýn devam etmekte olduðu binanýn bir köþesinde ilk çalýþmalarýný yapan PTT ARLA mensuplarýnýn bu arada ýsýnmak için verdikleri uðraþ acý. PTT Genel Müdürlüðü bünyesinde bir yönetim kurulu kararý ile saðlanabiliyordu. Kýsa zamanda PTT ARLA kýsaltýlmýþ isminin kullanýlmasýna alýþýlan PTT Araþtýrma Laboratuarý’nýn faaliyet göstereceði mekan hususunda hiç bir hazýrlýk yapýlmamýþtý. O sýrada PTT ARLA'nýn kuruluþunu tamamlamak üzere üç kiþi çalýþýyor.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I tarihlerde Ankara Dýþkapý’da. tamamýný almýþ ve PTT Araþtýrma Laboratuarý’nýn kurulmasý bu yýlýn aralýk ayýnda mümkün olmuþtur. Santral binasý tamamlandýktan sonra PTT ARLA'ya iþgal ettiði odalarýn bulunduðu katta toplam 600 metre karelik bir yer tahsis edildi.

Ýletiþim yatýrýmlarýnýn telefon santrali. Bunun üzerine ihaleyi kazanmýþ olan firma fiyatýný 500 dolardan 225 dolara kadar indirdi. kuranportör ve radyolink cihazlarýnýn bakým ve iþletmesinde kullanýlan ihtiyaç fazlasý ölçü aletleri kullanýldý. bu arada fizik filtreleri satmýþ olan bir firma kazanmýþdý. Hat filtresinin hesaplanmasý bir devreler teorisi dersinin ev ödevi seviyesinde bir iþti. atmosferik deþarjlardan etkilenmiyecek þekilde yapýlmalarý gerekiyordu. ÝLK ÜRÜN PTT ARLA'nýn yerleþme döneminde PTT Genel Müdürlüðü havai hatlar üzerinde kullanmak üzere bir miktar fizik filtresi satýn almak için bir ihale yapmýþ ve bu ihaleyi daha önce Türkiye’ye havai hat kuranportörleri. O tarihlerde artýk Nato altyapý projeleri iyice azalmýþ ve PTT Genel Müdürlüðü’nün yatýrýmlarýnda bunlardan yararlanma olanaðý hemen hemen ortadan kalkmýþ bulunuyordu. Transmisyon sistemleri ihtiyacýnýn milli bütçeden karþýlanmasý gerekiyordu. Bu sebeple PTT ARLA'nýn öncelikle transmisyon sistemleri üzerinde çalýþmasý esasý kabul edildi. Bu filtreler havai hatlarda iþaret seviyesinin en yüksek olduðu noktalarda bulunduðu için bobinlerinin entermodülasyona sebep olmayacak. 207 . bu filtrenin çalýþacaðý ortam ve koþullar göz önünde tutularak geliþtirilip imal edilmesi idi. PTT ARLA'nýn isteði üzerine ihale iptal edildi ve iþ PTT ARLA'ya verildi. Önemli olan. Bunlar arasýnda da uzak mesafa haberleþmesinin saðlanmasýnda büyük ekseriyetle kullanýlan çýplak havai devrelerle ilgili teçhizat ön sýraya alýndý. Bu olayda PTT Genel Müdürlüðü’nün ve PTT ARLA 'nýn gösterdiði cesaret övülmeye deðerdir. O günlerin Türkiye yan sanayi imkanlarý ile filtrenin içinde bulundurulacaðý ve havai hat direkleri üzerine yerleþtirilen kutunun dýþ etkenlerden zarar görmeyecek þekilde üretilmesi dahi çözülmesi gereken bir problem idi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Üç odanýn ikisi bir ölçü laboratuarý halinde düzenlendi: Bunun için PTT Genel Müdürlüðü’nün bilhassa Nato projelerinden saðladýðý. havai hatlardan gelecek yýldýrým. transmisyon sistemleri ve eriþim devreleri arasýnda dengeli bir þekilde yapýlmasý gerekmektedir.

TÜRKÝYEDE ELEKTRONÝK SANAYÝÝNÝN KURULMASI ÝLE ÝLGÝLÝ ÇALIÞMALAR Milli Güvenlik Kurulu Mayýs 1964'deki toplantýsýnda Türkiye’de elektronik sanayii kurulmasý için çalýþmalar yapýlmasý kararýný almýþ ve Birinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Planý’nýn 1964-1965 programýna bu konuda bir fizibilite raporu hazýrlanmasý kararý eklenmiþ idi.Yarý iletken teknolojisindeki hýzlý geliþme ve sýk sýk yeni tertipler ortaya çýkmasý bitmiþ bazý tasarýmlarýn yenilenmesi gereðini ortaya çýkarýyordu. PTT Genel Müdürlüðünde çalýþan personelin. benimsedikleri. uzak mesafe telefon trafiði yüksek olmayan çok sayýda ilçe hatta il bulunuyordu. kendilerine yakýn bulduklarý. Ýki kanallý kuranportör sistemi haberleþme þebekesinde uzun yýllar çok sayýda kullanýlan baþarýlý bir ürün olmuþtur. Denebilir ki .Germanyumdan silisyuma geçiþ de o dönemlerde yaþanmýþ bir geliþmedir ve iki kanallý kuranportör sisteminde önemli deðiþiklikler yapýlmasýna sebep olmuþtur. gerektiðinde. Bunlarýn ihtiyacýný karþýlamak üzere basit.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Yukarýda belirtildiði gibi. ÝLK ÖZGÜN SÝSTEM O yýllarda Türkiye’de. bu iki kanaldan birisinin ilk merkezde býrakýlmasý. Bu görev evvela 208 .ucuz iki kanallý bir kuranportör sisteminin geliþtirilmesi konusu ele alýndý. O tarihler elektron tüplerinin devrini tamamlayýp yerini bazý alanlarda yarý iletkenlere býraktýklarý dönemdi. Ayný havai hattan yararlanan merkezlerin bulunduðu göz önünde tutularak. diðerinin daha sonraki merkez için hizmet görmesi imkanýnýn da gerçekleþtirilmesi ön görülüyordu. Sözü edilen filtreler. uzun yýllar daha sonra geliþtirilen diðer havai hat sistemleri organlarý ile birlikte. güvenip övündükleri bir kuruluþ haline gelmiþtir. özellikle kuranportör merkezlerinde çalýþan teknisyenlerin. PTT ARLA. PTT ARLA mühendislerinin çeþitli firmalarýn cihazlarý üzerinde kazanmýþ olduklarý deneyim bu problemlerin kýsa sürede çözülmesini saðlamýþ ve PTT Genel Müdürlüðü’nün fizik filtresi ihtiyacý baþarý ile karþýlanmýþtýr. kýsa zamanda. PTT ARLA'nýn repertuarýnýn bir elemanýný teþkil etmiþtir.bu ürünün PTT ARLA'ya olan güvenin tesisinde önemli bir rolü vardýr. Bu sebeple PTT ARLA'da geliþtirilen cihazlarda yarý iletken kullanýlmasý esasý kabul edilmiþti.

o güne kadar yapýlan çalýþmalar ve toplanan bilgilerle birlikte PTT ARLA'ya aktarýlmýþtýr. PTT ARLA konu ile ilgili raporunu 1967 yýlý Temmuz ayýnda bitirerek PTT Genel Müdürlüðü’ne teslim etmiþ. sipariþ üzere yapýlan bazý ses düzenleri. PTT Genel Müdürlüðünde konu. elektronik tüketim cihazlarýnýn da ithaline kýsýtlamalar getirilmiþtir. Buna ilaveten elektronik sanayiinin ayrý bir sektör olarak ilk defa ele alýndýðý Ýkinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Planý için kurulan Elektronik Sanayii Özel Ýhtisas Komisyonunda PTT ARLA önemli görevler üstlenmiþtir.Tarih 1967 yýlý baþlarýdýr. Türkiye’de elektronik sanayiinin kurulup büyümesini desteklemenin gerekli olduðu. sonra da. 1950'li yýllarýn ikinci yarýsýnda Türkiyede yaþanan büyük dýþ ödemeler dengesizliði sonucunda. YENÝ CÝHAZLAR GELÝÞTÝRME YOLUNDA ÇALIÞMALAR PTT ARLA'da baþlangýçta nispeten basit. dayanýklý tüketim mallarý üretiminin özel sektöre býrakýlmasýnýn uygun olacaðý.oradan da baþta Milli Güvenlik Kurulu olmak üzere ilgililere daðýtýlmýþtýr. 1964 yýlýnda çýkarýlan Montaj Sanayii Talimatý bu alanda bir düzenleme getirmiþtir.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Makina Kimya Endüstrisi Kurumuna verilmiþse de bir sonuç alýnamayýnca PTT Genel Müdürlüðüne aktarýlmýþtýr. profesyonel cihazlarda. Türkiyede 1950'li yýllarýn öncesinde elektronik sanayi faaliyeti. önceliðin telekomünikasyon cihazlarýna verilmesi þartý ile. Milli Güvenlik Kurulu’nun verdiði görevle Ýkinci Beþ Yýllýk Kalkýnma Planý’nýn ayný zamana isabet etmesi sonucunda Elektronik Sanayii raporundaki ana fikirlerin Kalkýnma Planýna girmesi saðlanmýþ oldu. özet olarak. evvela Teknik Ýþler Daire Baþkanlýðýnda ele alýnmýþ. Raporda. VHF-SSB ve VHF-FM telsiz cihazlarýnýn küçük atölyelerde imalinden ibaret idi. Kotalý ithal rejiminin baþlamasý ile ithali yasaklanan bu tür cihazlarýn eski ithalatçýlarý yarý sanayici rolünü üstlenerek bu cihazlarýn parçalarýný getirtmek suretiyle montajlarýnýn yapýlmasýný baþlatmýþlardýr. kolay ve hýzlý sonuç alýnabilecek konular ele alýnmakla birlikte bütün analog transmisyon 209 . devletin öncülük etmesi icap ettiði belirtilmiþtir. bir çok mallar gibi.

transmisyon yollarýnýn ayný anda çok sayýda haber iletiminde kullanýlmasýný saðlayan her türlü çoklayýcý sistemler geliþtirmek idi. PTT ARLA'nýn ve onun devamý olan TELETAÞ'ýn etrafýnda bir yan sanayi halkasý oluþmuþtur. devre sentezinin matematik temeli atýldýktan sonra geliþtirilen metotlardan yararlanarak geliþtirilmiþ ve o tarihte Türkiye’de bu alanda adeta bir mükemmeliyet merkezi haline gelinmiþtir. Analog sistemlerde çok önemli bir yeri olan LC filtrelerinin geliþtirilmesi. bazý baþka ülkelerdeki örnekleri gibi. Ancak ülkemizde geliþtirilen ürünlerin çoðaltýlmasý için sanayi tesisleri bulunmamasý dolayýsý ile bunlarýn üretiminin de PTT ARLA'da yapýlmasý yoluna gidilmiþtir. Yukarda sözü edilen fizik filtresi ve iki kanallý havai hat kuranportör sistemlerinin ilk üretimleri bu alanda yapýlmýþtýr. her ürün ve üretim adýmý için yenileri elde edilmiþtir. Bu baþlangýç ilerde iþler büyüyüp geniþlediðinde yerli katkýnýn en üst seviyede tutulmasýnýn saðlanmasýnda çok yardýmcý olmuþtur. eþeksenli kablo. icabýnda yol göstermek hatta eðitmek. baþta havai hatlar olmak üzere. Tahtakale’deki üretim sýrasýnda yapýlan asamblaj iþi ile ilgili ilk yöntem esaslarý da tespit edilmiþtir.Yan sanayii tanýmak yanýnda onu desteklemek.b.analog çoklayýcý sistemlerinin bütün hiyerarþik kademelerinin geliþtirilmesi hedeflenmiþtir. Daha sonraki yýllarda bunlar geliþtirilmiþ. Evvela .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I teçhizatýnýn geliþtirilmesi ile ilgili hazýrlýklar da sürdürülmekteydi. bunlarla ilgili hesap yöntemleri. yani telefondu. radyolink v. Bu sýrada büyük çapta yan sanayiden yararlanmak gerekiyor ve faydalanabilecek mevcut imkanlarý tanýmak iþin önemli bir bölümünü teþkil ediyordu.g. Tahtakale’de kendisine ayrýlan yerin 600 metre kareye çýkarýlmasý ile küçük sayýda üretimin yapýlabileceði bir alana da sahip olunmuþtu. Zamanla. sadece ar-ge yapmasý öngörülüyordu. Buna telgrafý da eklemek gerekmiþtir. Amaç. bazen tedarik etmek bu alandaki uðraþlar arasýnda sayýlabilir. ÜRETÝM PTT Araþtýrma Laboratuarýnýn kurulmasý düþüncesinin ortaya atýldýðý sýralarda. 210 . Haber denince öncelikle ele alýnan ses. malzemelerinin sipariþinde yardýmcý olmak. simetrili kablo.

Devlet Planlama Teþkilatýndan gizli olarak yapýlýyordu. Buna paralel olarak bir mekanik iþler atölyesi kurulmuþtur. PTT Fabrikasý.000 metre kare kapalý alana sahipti. Böylece 60'dan 600'e.000 metre kareye ulaþan bir büyüme çizgisi izlenmekte idi. Bununla ilgili olarak herhangi bir lisans.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I YENÝ BÝNA PTT Genel Müdürlüðü Northern Electric ile ortak olarak Netaþ'ý kurmaya karar verince Ümraniye’de büyük bir arazi satýn aldý. PTT ARLA'nýn bu sýrada 44 çalýþaný bulunuyordu. Daha sonra TELETAÞ döneminde bu alan 60000 metrekareye kadar büyüyecektir. oradan da 6. Kalýn film teknolojisi bileþen entegrasyonunun bir aþamasý mikroelektroniðin ilk adýmý olarak kabul edilmektedir. Bu amaçla ÝTÜ'de kurulan kalýn film laboratuarýndan faydalanýldýðý gibi. Bina inþaatý 1971 yýlýnda tamamlandý ve bu senenin Haziranýnda PTT ARLA Tahtakale’den Ümraniye’ye taþýndý. Geri kalan yarýsýnýn bir kýsmý PTT Tesellüm Depo Müdürlüðü için ayrýldý. Artan arazi parçasýna PTT Fabrikasýnýn ve PTT ARLA'nýn yerleþtirilmesi öngörülüyordu. YENÝ SÜREÇLER. YENÝ ÜRÜNLER Yeni bina ihtiyaç duyulan bazý üretim süreçlerinin PTT ARLA'ya kazandýrýlmasýna imkan saðlýyordu. O tarihlerde kullanýlmasý giderek yaygýnlaþmakta ve özellikle profesyonel 211 . Tesellüm Depo ve PTT ARLA'nýn bina inþaatý ayný müteahhide verildi. Sonuçta laboratuar çapýnda bir kalýn film atölyesine sahip olunmuþtur. Daha sonra o tarihlerde kullanýlmasý özellikle profesyonel cihazlarda giderek yaygýnlaþan kalýn film teknolojisinin öðrenilmesine baþlanmýþtýr. Ýlk giriþim. Bu iþlemin PTT ARLA tarafý plana girmediði için. Bunun yarýsý Netaþ’a tahsis edildi. ya da know-how anlaþmasý yapýlmamýþtýr. henüz Türkiyede bulunmayan baský devre üretim teknolojisinin kazanýlmasýný temin edecek olan tek ve iki yüzlü baský devrelerin imali için bir atölye kurmak olmuþtur. PTT ARLA için yapýlan bina 6. UNIDO'dan saðlanan yardým ile bir eksperin kýsa süreli hizmetinden yararlanýlmýþ ve bazý teçhizatýn satýn alýnmasý da saðlanmýþtýr.

1978 yýlýnda yapýlan bir inceleme ve çalýþma sonunda analog radyo sistemleri için yapýlacak lisans anlaþmasý hususunda karar verildi ve PTT ARLA böylece ilk olarak özgün olmayan bir cihaz ailesini üretim yelpazesine dahil etmiþ oldu. Bu anlaþmanýn asýl faydasý bu münasebetle. Tahtakale’de baþlayan yeni ürün geliþtirme çalýþmalarý Ümraniye’de de geniþleyerek sürdürülmüþ ve havai hat kuranportör sistemlerinin bütün çeþit ve kademeleri. büyütülmesi yanýnda. ince film gibi. Daha sonra bu teknoloji TELETAÞ döneminde gerek lisansla üretilen. PTT'nin büyüyen ihtiyaçlarý karþýsýnda daha hýzlý bir çözüm bulmak amacý ile konu ile ilgili bir lisans anlaþmasýna gidilmiþtir. sahip olunan üretim süreçlerinin ve tekniklerinin iyileþtirilmesi.O sýralarda (yetmiþli yýllarýn ikinci yarýsý) Türkiye gene önemli bir dýþ ödeme güçlüðü içinde bulunuyordu. yeni teknolojilerin de kazanýlmasý olmuþtur. Ümraniye’deki yeni binasýna taþýndýktan sonra hemen bir radyo laboratuarý kurarak bu cihazlarýn geliþtirme çalýþmalarýna giriþilmiþtir. Bu tarihten sonra analog radyolink sistemleri de Nato altyapý projelerinden yararlanarak ayný maksatla kullanýlmaya baþlamýþ. Bu cihazlardan transmisyonda sayýsallaþmaya geçilinceye kadar. daha sonra milli bütçeden ayný cihazlarýn tedarikine gerek duyularak bu cihazlarýn uzak mesafe þebekesindeki payý önemli boyutlara ulaþmýþtýr. o tarihlerde Türkiye’nin ihtiyaç duyduðu transmisyon sistemlerinin çok önemli bir bölümü evvela PTT ARLA'nýn sonra da TELETAÞ'ýn özgün ürünleriyle karþýlanabilir duruma gelinmiþtir. önemli sayýda üretim yapýlmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I elektronik cihazlarda tercih edilmekte idi. analog mültipleks sistemlerinin simetrili kablo ve koaksiyal kablo için bütün hiyerarþik kademeleri. Çeþitli sebeplerle bu giriþim beklenen zamanda baþarýlý sonuçlar vermemiþ. AM ve FM telgraf frekans sistemleri geliþtirilmiþtir. ÝLK LÝSANS ANLAÞMASI PTT Genel Müdürlüðü Türkiye’nin Nato’ya girdiði 1954 yýlýna kadar uzak mesafe haberleþmesinde münhasýran çýplak havai hatlar kullanmýþtýr. özellikle TELETAÞ döneminde. Böylece. PTT ARLA. 212 . gerekse özgün ürünlerde kullanýlmýþ ve kalýn film atölyesi fabrikanýn en meþgul birimi haline gelmiþtir.

zaman içinde her kademenin çeþitli jenerasyonlarý geliþtirilmek suretiyle elde edilmiþtir: Bu hiyerarþik cihaz ailesi sayýsal radyo sistemlerinin saðladýðý yollara uygulanmak suretiyle uzak mesafe haberleþmesinin sayýsal olarak iletiminde geniþ þekilde kullanýlmýþtýr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I SAYISAL SÝSTEMLERE GEÇÝÞ 1960'lý yýllarda bütün dünyada sayýsal transmisyon uygulamalarý baþlamýþtý. PTT Genel Müdürlüðü bir Ýtalyan firmasýndan satýn aldýðý ilk PCM sistemlerini Ýstanbulda bazý telefon santralleri arasýnda 1974 yýlýnda iþletmeye verdi. Bu ilk modelden bir baþka imalat daha yapýlmadan sistemde önemli iyileþtirmeler ve deðiþiklikler yapýlmýþ cihazýn çok sayýda jenerasyonu geliþtirilmiþtir. Analog sistemlerin (radyo ve mültipleks) en yüksek kapasiteli kademelerine kadar varan geliþtirme ve üretimi ile baþlayan uzak mesafe baðlantýlarýndaki zenginleþme .sonra da fiber optik kablolar ile devam ederek bu alandaki ihtiyacýn bütününü çözmüþ . çok olumlu sonuçlar verdi.uzak mesafeli baðlantýlarda otomatiðe geçiþin kolayca gerçekleþmesini saðlamýþtýr. Simetrili kablo üzerinde çalýþan ve santraller arasý baðlantýlarýn artýrýlmasý amacý ile kullanýlan bu ilk kademe cihazdan sonra bütün hiyerarþik kademeleri le PDH olarak isimlendirilen sistem ailesi. Marmara Araþtýrma Enstitüsü Elektronik Ünitesinin kurulmasý ile bu iliþki iyice kuvvetlendi. Bu uygulamalar telefon santralleri arasýndaki baðlantý sayýsýnýn artýrýlmasý alanýnda yapýlýyordu. PTT ARLA ortaya çýkan ilk modeli üretilebilir ve kullanýlabilir hale getirmek için olaðanüstü gayret sarfetmek mecburiyetinde kaldý.sayýsal alanda PDH sistemleri ve sayýsal radyo sistemleri . çeþitli sebeplerle beklenenden uzun sürmesi dýþýnda. PTT ARLA baþýndan beri Tübitak ile çeþitli konularda ilþki içinde bulunuyordu. 213 . PCM sistemlerini öðrenmeye baþladý. araþtýrma projelerinde iþ birliði ve sanayinin ihtiyaçlarýna yönlenme konularýna sirayet etti. PTT ARLA da konu ile önce akademik seviyede ilgilendi ve cihazlarýnda bazý lojik devre uygulamalarýna yer verdi. Ýlk parti üretim 1981 sonu ile 1982 baþlarýnda bitirilerek Tahtakale-Erenköy santralleri arasýnda servise verildi. Bu baðlamda 30 kanallý bir PCM sisteminin geliþtirilmesi için yapýlan anlaþma.

TELETAÞ ismi ile bir anonim þirkete dönüþtürüldü.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Bugün artýk PDH sistemleri yeni yatýrýmlarda pek kullanýlmýyor. BÝTÝRÝRKEN PTT ARLA ve onun devamý olan TELETAÞ. PTT Biriktirme Yardým Sandýðý %26. fiber optik kablolar için hat teçhizatý. TELETAÞ uzun yýllar PTT ARLA'nýn çizgisinde yürümeye. Transmisyon cihazlarýndan oluþan PTT ARLA'dan devraldýðý repertuarýný zenginleþtirmekle birlikte yaptýðý lisans anlaþmasý ile ve lisansör firmayý da kendi içine alarak sayýsal santralleri de ürünleri arasýna katmýþtýr. Bu dönüþüm sýrasýnda PTT ARLA 620 personele sahipti. telefon makinalarý.daha sonra TELETAÞ . 1983 senesinin sonbaharýnda PTT ARLA. Sezai Türkeþ-Fevzi Akkaya %13. ömürleri boyunca. AM ve FM telgraf mültipleks sistemleri. 10 MHz bandýnda çalýþan 2-8 Mb/s hýzýnda iþaretler için kullanýlan sayýsal radyo sistemi vasýtasý ile Türkiyenin transmisyon ve anahtarlama cihazlarý ihtiyacýný büyük ölçüde özgün ürünler kullanarak karþýla214 . küçük þehir sayýsal telefon santralleri.bir öncekinden bir adým ileriye gitmesine karþýn olumlu sonuç alýnamamýþtýr.tarafýndan geliþtirilen bu sistemler yaklaþýk yirmi yýl geçerliliðini korumuþ . analog ve sayýsal mültipleks sistemleri hiyerarþisi. Bununla birlikte PTT ARLA . büyümeye ve hizmet vermeye devam etmiþtir. Diðer yandan geliþtirdikleri. Vakýflar Bankasý %10 ve Ray Sigorta %2 hisseye sahip idiler. PTT Genel Müdürlüðü’nün %49 hissesine karþýlýk.örnek bir iþbirliði sergilemesi yanýnda çok baþarýlý bir ticari geliþme göstermiþ. Nihayet. TELETAÞIN KURULMASI PTT ARLA'nýn kurulmasýndan bir süre sonra ona bir anonim þirket statüsü kazandýrma yönünde çalýþmalar da yapýlmýþtý: Muhtelif tarihlerdeki giriþimlerden . bir çok üretim teknolojisini endüstriyel boyutlarda Türkiye’ye kazandýrmak baþarýsýný göstermiþlerdir. geliþmeye.Doðal olarak bütün bu süre zarfýnda cihaz ailesi sürekli olarak geliþmeye ve iyileþtirmeye tabi tutulmuþtur. ihracat yapýlmýþ ve üretim lisansý satýlmýþtýr. Bunlarýn yerini geniþ bandlý transmisyon özelliklerine ekonomik çözüm getiren senkron sistemler hiyerarþisi almýþ bulunuyor.

PTT ARLA ve TELETAÞ'ýn ülkemizde sanayi þirketlerinin kendi ürün ve teknolojilerini kendileri geliþtiren bir þirket kimliðinde öncü rolü oynamalýdýr. Bu tablo ayný zamanda PTT'nin telekomünikasyon yatýrýmlarýný planlamasýna uygun. bir kýsmýný böyle olmadýðý hususunda ikna giriþimleri dahi inandýrýcý olmamýþtýr. SON SÖZ YERÝNE PTT ARLA. ucuz bir þekilde yapabilmesine olanak saðlamýþ. O dönemde bu model Türkiye’de o kadar yabancý idi ki konuya uzak kiþiler yukarda sayýlan özgün ürünlerin yabancý ortak tarafýndan getirildiðini zannetmiþler. yabancý ortak TELETAÞ'ýn kendi geliþtirdiði ya da PTT ARLA'dan tevarüs ettiði bu ürünlerden yýllarca. Kuþkusuz. 1965-1990 arasýnda uygulanan modelin devam etmesinin mümkün olamayacaðý açýktýr. gene belki Türkiye’de ilk defa. sayýsal telefon santralleri. bir ara ülkenin telekomünikasyon yatýrýmlarýnýn %20'den fazlasý yerli fikri mülkiyete sahip ürünlerle karþýlanýr seviyeye ulaþmýþtýr. Oysa. TELETAÞ ve diðerlerinin baþarýlarý ile Türkiye’deki haberleþme þebekesi yatýrýmlarýnda %20'lere ulaþan yerli fikri mülkiyet payýnýn bugün %3'ün de altýna düþmesi sorgulanmalýdýr. önemli kar paylarý almýþtýr. TELETAÞ. hýzlý bir þekilde büyümüþ. teleks makinesi gibi cihazlarda eriþilen yerli içerik gayet yüksek deðerlerde bulunuyordu. Bu suretle elde edilen katma deðer de gayet yüksek idi.Ýlaveten lisansla imal edilen analog ve sayýsal radyo-link sistemleri. bir ara personel sayýsý 2400'e kadar yükselmiþtir. Bütün bunlar kadar önemli olan husus. infokomünikasyon ve bilgi teknolojileri sanayiindeki Türkiyenin zayýf durumu ile bunun iliþkisi vardýr. Bugün ülkemizde de mal ve hizmet üreten þirketlerin rekabet gücüne sahip olabilmeleri için farklý ürünler geliþtirme yeteneðine sahip olmalarý gerçeði anlaþýlmaya baþlanmýþtýr. Öyle ki. Ancak. Bu örnek zaman içinde baþka þirketlerin de benimsediði ve kopyaladýðý bir esas haline gelmiþtir. özel ihtiyaçlarýn gerektirdiði özel çözümlerin kolaylýkla elde edilmesine olanak vermiþtir. kuruluþlarýn teknolojiyi serbestçe izleyerek 215 . hýzlý.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I mak imkanýný saðlamýþlardýr.

dipnotlar 1. Pseudo synchronous digital hierarchy 17. Oysa. Bu itibarla Türkiye’nin kalkýnma politikalarýný böyle bir tabana dayandýrmasý gerekir.Genel olarak hat filtresi ismi verilen bir gup filtreden birisidir. Koaksiyal kablo 10.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I geleceklerini saptamalarý ve devam eden süreçte gerekli transformasyona uðrama inisyatifleri adeta ellerinden alýnmýþtýr. 20.Fizik filtresi hattan gelen kuranportör sistemi frekanslarýndan fizik konuþma frekanslarýný (300-3400 Hz) ayýran veya bunlarý birleþtirerek hatta uygulayan bir makas filtredir. Kuranportör cihazlarý iki nokta arasýnda bulunan fiziki (çýplak havai hat. SDH.Deutsche Bundestpost . Bugün bu oranýn maalesef %3'ün altýna düþtüðünü belirtmeliyim. Petrole olduðu gibi.Posta Ýþletmesi Genel Müdürlüðü olarak ikiye ayrýlmýþtýr.Fransýz PTT Ýdaresi gibi: 8.Türk Telekomünikasyon A. Kerkük-Musul petrolünün yýllýk gelirinin 20 milyar dolara ulaþabileceði tahmin ediliyor. 19. PTT Genel Müdürlüðü . Radyo-link:Ýki nokta arasýnda fiziki bir baðlantý olmaksýzýn elektromagnetik dalgalar vasýtasý ile irtibat saðlayan cihazlar.1994 yýlýnda . Mültipleks sistemleri 11.kablo) veya fiziki olmayan (elektromagnetik dalga) baðlantýlarýnýn ayný anda çok sayýda haberleþmede kullanýlmasýna olanak saðlayan cihaz grubuna verilen isimdir. ince mekanik. demokratik bir ortamda bilgi birikimi. Bugünkü Marmara Araþtýrma Merkezi (MAM) 16. kalýn film. 216 . 7. Baský devre.Bunlara Türkiyenin sahip olmasýný dünyada destekleyecek bir ülke bulmak mümkün deðildir.Tick film technologie 13. 21. ince film. Türkiye Teknoloji Geliþtirme Vakfý 2. 6. Bu cihaz gerekli mültipleks cihazý ile akuple idi. Amplitüt modülasyonlu ve frekans modülasyonlu 14.Þ. British Post Office . 9. 5. Türk Elektronik Sanayicileri Derneði 3. Pulse code modulation 15. fikri mülkiyet haklarý ve bunlara dayalý sanayi bu müdahalelere karþý kendi kendini koruyabilen deðerlerdir. ve TC. 18. 4. sýnýr aþan sulara ve hatta bor cevherine ve diðer stratejik doðal kaynaklara dýþardan müdahaleler olasýdýr. Printed circuit board 12. Yüz kiþiye düþen telefon sayýsý.

Dr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I MTA'LI YILLARIM Doç. Sadrettin ALPAN Maden Yüksek Mühendisi .

metalurji. kurþun. O zamanlar Türkiye'de sadece Yüksek Mühendis Mektebi ile Ýstanbul Üniversitesi vardý. insanlarýn medeni bir hayat yaþamalarý için yapýlan çeþitli sosyal ve eðitim reformlarýna ilave olarak. kurþun. endüstriyel hammadde ve enerji teþkil eder. Hakikaten de 5000-6000 yýl evvel Anadolu'da yaþayan çok akýllý ve kabiliyetli insanlar demir.000 müracaat arasýndan 20-30 öðrenci dýþ ülkelere gönderilirdi. Yüksek maden mühendisliði. Ayný yýl. bortuzu madenlerinin üretimi yapýlmýþ ancak bütün bu taþkömürü ve madenler genellikle yabancý þirketler tarafýndan iþletilmiþtir. Sümerbank ve EÝEÝ ihtiyacý için her yýl 2. Etibank. Tüm bu kuruluþlarýn teknik ve bilimsel personel ihtiyacýný karþýlama görevi de MTA'ya verilir. petrol mühendisliði. MTA kurulur kurulmaz 1935 yýlýndan itibaren.000-3. Bunlarýn bulunmasý için Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü'nün (MTA) kurulmasýna 1935 yýlýnda karar verilmiþtir. Jeoloji eðitimi sadece Ýstanbul Üniversitesi'nde mevcuttu. Osmanlýlar döneminde ve Cumhuriyetimizin baþlangýcýnda Zonguldak kömür havzasýnda taþkömür iþletme ve üretiminde önemli bir geliþme ile bazý küçük altýn. memleket çapýnda kalkýnmanýn temeli olarak endüstrileþmenin de þart olduðunu anlamýþlar ve ancak böyle dünyada saygýn bir ülke olacaðýna inanmýþlardýr. Türkiye'nin çaðdaþ ülkeler seviyesinde modernleþmesi.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Dünyanýn bir çok yerinde uluslararasý toplantýlarda yaptýðým bütün konuþmalarýmda "Madenciliðin beþiði Anadolu'dur" diye söze baþlardým. Büyük Atatürk ve o zamanki Türkiye'nin ileri görüþlü yöneticileri. 218 . Elektrik enerjisi için gerekli etütleri yapmak için Elektrik Ýþleri Etüd Ýdaresi (EÝEÝ) Umum Müdürlüðü ve genel olarak Türkiye'de endüstri kuruluþlarýný baþlatmak için de Sümerbank gene ayný yýlda kurulurlar. çinko madenlerini bulmuþ ve deðerlendirmiþler. jeofizik eðitimi yoktu. gerek o zamanki hükümet ve gerekse MTA'nýn ileri görüþlü ve cesur yöneticilerinin kararlarý neticesinde II. Cihan Harbi'nden hemen önce ve harp sýrasýnda MTA. bulunan maden ve endüstriyel hammaddelerin iþletilip mamul madde üretilmesi için Etibank kurulur. Endüstrileþmenin temelini de maden. krom.

Avusturyalý ve Hollandalý jeologlar ve mühendisler ile Fransýz. Mehmet Yusuf DÝZÝOÐLU. Özellikle yaz sýcaðýnda tepelerde çalýþýrken bayýlacak gibi oluyorduk. Akdeniz'de Alman uçaklarýnýn hücumuna uðradýk 70 kargo gemilik konvoydan ikisi Malta civarýnda battý. 219 . MTA'nýn ilk Genel Direktörleri Reþit GENCER. hemen sýhhiye memuru geldi ve zehirlenmeye karþý getirdiðimiz iðnelerden bir tane yaptý. harbin içinde yaþadýk. Ýrlanda üzerinden bir kavis çizerek bir aylýk deniz seyahatinden sonra Glasgow'a geldik. Ayný gece trenle Londra'ya gittik. Zeki DOÐAN. Burada çok zor þartlarda çalýþtýk. Ord. Daha sonra yedek subaylýðýmý tamamlayarak MTA'ya döndüm ve tekrar Üçköprü krom kamp þefi olarak Köyceðiz'e gönderildim. Münir TANYELOÐLU.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1942 yýlýnda MTA adýna yurt dýþýna gitmek için açýlan devlet imtihanýný kazananlarýn arasýnda M. Cebelitarýk'tan sonra hemen hemen Amerika sahillerine yaklaþýp. Hamit Nafiz PAMÝR ve Hadi YENER'in ileri görüþle 1935 yýlýndan itibaren yabancý ülkelere gönderdikleri öðrenciler de 1940'larda dönmeye ve MTA'da çalýþmaya baþlamýþlardý. Harbin en þiddetli zamanýnda Londra'nýn V1 pilotsuz uçak ve V2 roketatarlarla bombalanmasýný gördük. Prof. Daha ilk gün beni akrep soktu. Ben ilk olarak Köyceðiz’deki Üçköprü Krom Arama Kampýna ve daha sonra Sarýyer altýn arama kampýna gönderildim. Ýngiliz ve Ýtalyan jeologlarý çalýþýyordu. Ertesi gün topallayarak yürürken güzergahta kalýn bir dal gördüm. Senih GÜREL ve ben vardýk. 1951 yýlýnda yurdumuza döndük ve MTA'da çalýþmaya baþladýk. Yolculuk üç aydan fazla sürdü. oradan arayan soran da olmuyordu. Zar zor uzaklaþtýk. sonra Akdeniz'den geçen ilk konvoylardan biri ile yolumuza devam ettik. 1943 yýlýnda harp içerisinde MTA'nýn gönderdiði son gruplardan biri olarak Ýngiltere'ye gönderildik. MTA'nýn ilk kuruluþ yýllarýnda Ýstanbul Üniversitesi'nden mezun bir kaç jeolog hariç tamamen yabancý jeolog ve maden mühendisleri çalýþýyordu. Tek mühendis bendim. 1944 yýlýnda Birmingham Üniversitesinde Maden Mühendisliði eðitimimize baþladýk. Buradaki çalýþmalar da geliþigüzel yapýlýyordu ve memnuniyetsizlikle geri döndüm. Nerede sondaj yapýlacak. Bir müddet Kahire'de bekledik. Benim çalýþmaya baþladýðým 1951 yýlýnda da çoðunlukla Alman. dikkatlice bakýnca kocaman bir yýlanýn dikilmiþ bana baktýðýný fark ettim. Ankara ile temas yoktu. nerede galeri yapýlacak ben karar veriyordum.

Herkes güler eðlenirdi. Hamit Nafiz PAMÝR oldu. Çok maceralý bir yolculuktan sonra otellere ulaþabildik. yüksekliðindeki karý yararak yol açtý ve Üçköprü'ye sondör. Buraya kamp þefi olarak atandým. 1954 yýlýnda MTA Genel Direktörü Prof. bu kuruluþu gerek sosyal. geçen yýl iki iþçi donarak öldüðü için 1 Eylül'de yaðan kar büyük bir paniðe neden oldu. Yedi sondaj makinasý gece gündüz çalýþýyordu. 1953 yýlýnda raporumu yazdým ve maden iþletilmek üzere ETÝBANK'a devredildi. Bir kaç gün sonra geri döndüðümüzde kampýn kurtlar tarafýndan basýldýðýný. Üç aylýk evli iken ayrýldýðým evime 9 ay sonra yýlbaþýndan birkaç gün evvel döndüm. iyi giyinmiþ gelirlerdi. galeri çalýþmalarýný sondaj neticelerini takip eder. Ankara'ya telgraf çekerek madenin bulunduðunu ve kampý kapatacaðýmý bildirdim. O pazar günleri bize bayram gibi olurdu. Cumhurbaþkaný Celal BAYAR kendisini aramýþ ve Bursa Uludað'daki Wolfram/tungsten madeni aramalarýnýn sonuçlandýrýlmasýný istemiþ. çavuþ ve iþçileri ile gittik ve kampý kurduk. Uludað'daki durumda Üçköprü gibi yýlan hikayesine dönmüþtü. Onlara spor da yaptýrýrdým. Daðýn tepesinden aþaðýdaki otellere gitmeye karar verdik. gerek teknik ve gerekse ilim yönünden en ileri kuruluþ yapacaktým. Dr. Gece gündüz 9 ay çalýþtýk.000 ton krom rezervini tespit ederek daha evvel 3 yýl çalýþýlýp netice alýnamayan Üçköprü aramalarýný tamamladýk. oradan oraya koþturur dururdum. Maden mühendisi Samim DÝBEKLÝ 3m. ne giden. Bu süre zarfýnda bir kez olsun Köyceðiz'e ve Fethiye'ye inmedim. Kimse inanmýyor. Halen çalýþmakta olan. Yaptýðýmýz sondajlarda cevherleþme olduðu görülüyordu. Ne gelen var. Hazýrlýklarý yapýp sondajý 220 . Yalnýz pazar günleri 3-4 yerde çalýþan bütün iþçilerin Üçköprü kamp merkezine gelmelerini isterdim. çadýrlarýn yýkýldýðýný gördük. O zaman karar verdim þayet bir gün MTA Genel Direktörü olursam. Ben gelmeden önce. koyunlarýn öldürüldüðünü. Sonunda 100. 50 yýl evvel bulduðum madeni bir daha görmek nasip olmadý. Yýllar sonra benim o zaman yanýmda çalýþanlar iþçi sendikalarýný kurdular ve yöneticileri oldular.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Tüm zor koþullara raðmen her sabah traþ olur. Hepsi de traþ olmuþ.

arkada askerler var. Belediye Reisi ile görüþtük. Meseleyi sonra anladýk. Biraz uðraþtýktan sonra aracý çalýþtýrdýk. sahilde bulunduðunu ve civarda bir de elektrik üretim santralinin mevcut olduðunu. burasý deðildi" diyerek bizi baþka yere götürüyordu ama orada da cevhere benzer bir þey olmuyordu. “Suya sür” dedim ama derenin içinde saplanarak kaldýk. O gece Ereðli'ye vardýk. Her seferinde rehber "Herhalde þaþýrdým. Bizi býrakmýyorlar ve zorla dolaþtýrýyorlardý. Yalvar yakar olduk. Bizim gideceðimiz tarafta bir kaðný belirdi. Ona el sallayýp Ankara'ya döndük. Mandalara jeepi baðladýk ve hep birlikte itip arabayý kurtardýk. 1954 yýlýnda raporunu hazýrladýðým bu maden de Etibank'a devredildi. Ertesi sabah bir kýlavuz üç atla geldi ve daðda maden olduðu söylenen yere gittik. bir demir yataðý bulmuþlar onu görüp etüt edeceksiniz" talimatýný verdi. Van Der KAADEN'ý alýp Zonguldak Ereðlisi'ne gideceksiniz. 1954 yýlýndan beri Uludað'ý ve bu tesisi görmek de nasip olmadý. Sonunda biz biraz kendi baþýmýza etüt yapalým diyerek geldiðimiz Jeeple oradan kaçtýk. Alaplý deresine geldiðimizde yaðmurdan köprü yýkýlmýþtý ve sel aktýðýný gördük. tüm bunlarýn bir çelik tesisi için önemli bulunduðunu bu nedenle Ereðli'de 221 .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I tamamladýk ve böylece dünyanýn sayýlý büyüklükte Wolfram madeni bulunmuþ oldu. Bu tesis daha sonra kapatýldý. Baktýk. Ereðlililer orada bir demir-çelik sanayi kurulabilmesi için demir cevheri olduðunu resmi olarak bildirmemizi istiyorlarmýþ. Suya girip jeepi itiyorlar ama nafile. Bize gösterdikleri numunelerin demir cevheri ile ilgisi yoktu. hemen etüt edilmesi gerekiyor" cevabýný aldým. 1954 yýlý benim için çok meþgul ve enteresan bir yýl oldu. Su jeep içinde yükseliyordu. Ben cevher görmediðimizi ama Ereðli'nin Zonguldak Taþkömürü ve üretimine yakýn olduðunu. Þoföre hýzla Ankara'ya sür dedim. KAADEN'in dizlerine kadar yükselmiþti. Ben bu mevsimin uygun olmadýðýný anlatmaya çalýþtýysam da "Bakan Samet AÐAOÐLU'nun talimatý. Dr. Nafiz PAMÝR beni çaðýrdý ve "Derhal bugün Dr. tam bu sýrada Belediye Reisi de karþý kýyýya gelmiþti. Eylül ayýnda Uludað'dan döndükten birkaç gün sonra Ekim ayýnýn baþýnda MTA Genel Direktörü H.

Prof. 1960 yýlýnda Eskiþehir yolunda bugünkü MTA tesislerinin olduðu kýr arazide inþaatý baþlatmak için arazi almak üzere Encümeni toplantýya 222 . Dr. 1954-1958 arasýnda ÝTÜ'de part-time ders verdim. Genel Direktör PAMÝR çok memnun oldu. Galip SAÐIROÐLU ve Prof. Ýlk iþlerimden biri çalýþanlara sosyal yardým olarak Akçakoca dinlenme kampýný yaptýrmak oldu. Ama arazide çalýþabilecek eleman yoktu. M. Burada bulunan iki Fransýz’ýn bu konuda hiç bilgisi olmadýðý görülüp iþlerine son verildi ve bir kaç Türk jeolog göreve baþladý. O zamanlar bir milyon dolar çok önemli idi. Ayný yýl oðlum doðdu. Dr. Zeki DOÐAN vardý. Ankara o zamanlar evlerin bacalarýndan çýkan dumanla kaplý idi. beni çaðýrdýlar. AID Amerikan Yardým Teþkilatýnýn Baþkaný ile görüþtüm. herhalde bana uður getirdi. Ekrem GÖKSU MTA'dan yeni gitmiþlerdi. Türkiye'deki bu amaçlý hemen hemen ilk tesis olacak bu kampýn kararýný Encümen Üyelere kabul ettirmek zor oldu ama sonunda gerçekleþti. Bir milyon dolar verilince Hükümet çok sevindi. Ýki sayfalýk bir rapor yazdým ve Bakanlýða gönderildi. Tezimi verdim ve Türkiye'nin ilk maden mühendisi doçenti oldum. MTA'yý Ankara dýþýna temiz havaya çýkarmaya karar verdim. Projede benimle birlikte. Bu projenin gerçekleþmesi için Amerika'ya gittim. Prospektör kursu açtýk ve bu kurs yýllarca devam etti.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çelik sanayiinin kurulmasýnýn uygun olacaðýný tavsiye eden kýsa bir rapor yazabileceðimi söyledim. Mehmet Yusuf DÝZÝOÐLU ve Prof. O sýrada uçakla maden arama (airborne survey) projesini hazýrlýyorduk. Buradan çýkanlar çok baþarýlý çalýþmalar yaptýlar. 1958 yýlýnda MTA Genel Direktör Yardýmcýsý oldum. 1960 yýlýnda ihtilalden sonra MTA Genel Direktörlüðü’ne tayin oldum. 1954 yýlýnda ayný zamanda ÝTÜ'ye doçentlik için müracaat etmem istendi. 1957 yýlýnda uranyum aramalarýna baþlamak için Atom Þubesi’nin kurulmasý için beni bu þubenin müdürlüðüne tayin ettiler. Ayný zamanda Orta Doðu Teknik Üniversitesi Mütevelli Heyet Üyeliði ve Atom Enerjisi Komisyonu üyeliðine seçildim. Prof.

Birleþmiþ Milletler Teþkilatý bir milyon USD'lýk bir alet yardýmý yapacakmýþ fakat üniversitenin bu aletleri koyacak bir yerinin olmasýný istemiþ.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I çaðýrdým. O sýrada Ankara'da þeker fabrikasý inþa ediliyordu. Ýlk bina Mimarlýk Fakültesi idi. Daha sonra Kemal KURDAÞ Rektör olarak seçildi ve inþaatlara baþlandý. dað baþý zor olur. Bu teklif kabul gördü. su yok. Ben ODTÜ Mütevelli Heyeti toplantýsýnda ODTÜ'nün þimdi bugünkü bulunduðu yerde kurulmasýný teklif ettim. Ýnþaat yerinin ODTÜ üyelerinden mimar Orhan ALSAÇ tarafýndan tespit edilmesini önerdim. Ama 20 yýl sonra bu yeni yerin muhtemelen þehirin ortasýnda kalacaðýný anlatýnca ikna oldular. elektrik. Bu bölüm de kuruldu. son küreði de Kemal KURDAÞ attý. arsa alýndý ve inþaat baþladý. Temele önce bir çuval bozuk para döküldü. çok deðer223 . Ýnþaat bürosunun kurulmasýna karar verildi. MTA ve ODTÜ'nün inþaatlarýna ayný zamanda baþlandý. 1960 yýlýnda ODTÜ Mütevelli Heyeti Üyesi olur olmaz Maden bölümünün kurulmasýný teklif ettim. MTA'nýn ilk yýllarýndaki Ankara-Akköprü tesisleri Ayný zamanda 1960 yýlýnda ODTÜ için de bir yer aranýyordu. Üyeler. ikincisini ben. ODTÜ þeker fabrikasýnda kurulsun diye görüþler vardý.” dediler. Ardýndan ilk kürek çimentoyu Cumhurbaþkaný Cemal GÜRSEL. “Orasý þehir dýþý.

jeofizikçi. Dr. Mustafa ULUÖZ'ün talebi üzerine burada da Maden Bölümünün kurulmasýný destekledik.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I li. Ýhsan DOÐRAMACI ve Hacettepe Üniversitesi yöneticileri ile yaptýðýmýz görüþmeler neticesinde bir Maden Bölümünün açýlmasýna karar verildi. bir güneþ ve rüzgar enerji merkezi kurmuþ. 1968 yýlýnda da Ýzmir Üniversitesi Rektörü Prof. cevher zenginleþtirmeci yetiþmeye baþlandý. Trabzon'da Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde jeoloji bölümü kurmak için MTA'dan destek istedi. Enerji kaynaklarý olarak petrol ve kömüre ilave. 19401950'lerden beri gelen Ýstanbul Üniversitesi mezunlarýna eklenmeye baþlayýnca MTA'da güçlendi. Yaptýðýmýz protokol ile MTA'nýn Hacettepe Üniversitesi Maden Bölümü'nün kurulmasýna 10 yýl süre ile yardým ve nezaret etmesi kararlaþtýrýldý. Dr. 224 . 1960'larýn baþýnda Ankara Üniversitesi Zooloji/Botanik diplomasý veriyordu ve mezunlarýnýn MTA'ya alýnmasýný arzu ediyorlardý. Jeoloji diplomasý verdikleri takdirde mezunlarýný MTA'ya alabileceðimizi bildirdim. Ankara Üniversitesi Senatosu kabul etti ve 1960'larýn sonlarýnda bu üniversitenin joloji mezunlarý MTA'da çalýþmaya baþladýlar. Yine 1960'larýn sonuna doðru ÝTÜ. Trabzon ve Ankara'daki üniversitelerin mezunlarý. 1970'lerin baþýnda Ýzmir. Maalesef ben MTA'dan ayrýldýktan sonra bu merkezin kapatýldýðýný öðrendim ve böylece güneþ enerjisinden yararlanmada gecikmiþ olduk. böylece memleketimizde güneþ enerjisi araþtýrma çalýþmalarýna öncülük etmiþtir. Bir yerbilimci ordusu faaliyete geçmiþti artýk ve MTA'nýn kuruluþundan ancak 35 yýl sonra teknik eleman ihtiyacýný karþýlamýþ oldu. Kabul ettik ve öðretim üyelerinin çoðu MTA'dan temin edildi. 1965'lerden sonra ODTÜ. Gerek memleketimizde ve gerekse dýþarýda çok önemli ve baþarýlý iþler yaptýlar. maden mühendisi. baþarýlý birçok eleman yetiþti. 1967-1968 yýllarýnda Prof. Türkiye'de ilk defa yeraltýndan tabii buharý çýkarmak suretiyle jeotermal enerjiden istifade etmek için çalýþmalar MTA'da 1960'lý yýllarda baþlamýþ ve 1968 yýlýnda Denizli civarýnda Kýzýldere'de kuyularý açýp tabii buharý çýkarmýþtýr. Kendi üniversitelerimizden jeolog. Böylece 1960'larýn baþýnda ÝTÜ. 1970'li yýllarýn baþýnda Marmaris'te MTA.

Kabul gördü. Hora gemisi alýndý. Altan NECÝOÐLU'nun denetiminde bu cihazlar imal edildi ve gemiye takýldý. ya satýn alýnmasý. yýlýnda Jeofizik Þube Müdürü Sýrrý KAVLAKOÐLU'nu bu iþle görevlendirdim. Ciddi 225 . Kiralýk bir gemi bulunamadý. Diðer taraftan Amerika'da bir þirkete gemiye yerleþtirilecek sismik cihazlarýn sipariþi yapýldý. Altan NECÝOÐLU yönetiminde Sismik I denize açýldý. yeni baþtan tersanenin çok becerikli gemi mühendisleri ve iþçileri tarafýndan MTA jeofizik ekibinin nezaretinde kýsa zamanda tamamlandý. söküldü. Sýrrý KAVLAKOÐLU. Böylece MTA Sismik I doðdu. Deðiþik bakanlýklarýn temsilcileri ile yapýlan toplantýda ya yabancý bir geminin kiralanmasý. Norveçli firma önce kabul etmiþ sonra vazgeçmiþti. Ýyi bir kaptan ve gemi personeli bulundu. çok deðerli jeofizik ekibini aldý ve Ýstanbul Ýstinye tersanesinin yanýnda bir eve yerleþti. MTA'dan Doç. ya da kendimizin bir sismik gemi yapmasý þýklarý üzerinde duruldu. Gemiyi kendimizin yapmasý konusunda TPAO çekimser kaldý ve biz talip olduk. satýn alýnmasý ise pahalý görüldü. Dr.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 1970'li yýllarýn önemli bir anýsý elbette Yunanistan'a “Ege'de biz de varýz” demek için Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklýðý'nýn (TPAO) bir sismik etüd yapmasý konusunda alýnan karardý. 1974 1950'li yýllarda maden mühendisleri bir arazi çalýþmasýnda. Bunun için önce TPAO bir Norveç Sismik Etüd gemisi kiralamak istemiþ.

makina ve cihazlar. petrol) dayalý sanayi MTA'nýn bulduðu maden. kömür ve petrol sayesinde kurulmuþtur. 226 . hammadde ve cevher zenginleþtirmesi ve deðerlendirmesi hususunda araþtýrmalar yaparak kurulacak endüstrinin projelerinin hazýrlanmasýnda öncülük ediyordu. kömür. kurþun/çinko. 1968 yýlýnda MTA Tabiat Tarihi müzesini kurduk. alüminyum. modern teknolojiyi uygulayan bilimsel ve çaðdaþ bir kuruluþ olmasý için MTA'nýn yeni tesisleri yapýlmýþ. laboratuar. uranyum. petrol. havadan uçakla ve off-shore denizde yaparak çok önemli neticeler almýþlardýr. bu sayede ülkemizde off-shore sismik etüd de baþlamýþ oldu. endüstriyel hammadde. bor tuzu sanayi ile. cevher zenginleþtirme ve jeofizik aletleri. Bulunan ve rezervleri tespit edilen maden. Kuruluþundan beri baþarýlý çalýþmalar yapan MTA'nýn daha baþarýlý olmasý. jeotermal enerji etütlerini karada. Laboratuarlarda. bütün bakanlýklar ve özel kuruluþlar tarafýndan kullanýlýyor. endüstriyel hammadde. Halen mevcut çimento. 1960 yýlýnda MTA'ya Genel Direktör olunca 1953 yýlýnda Muðla Üçköprü krom kampýnda düþündüklerimi yapma imkaný kazandým. cihaz ve makinalarla gerek merkezde ve gerekse arazide hýzlý ve verimli çalýþmalar yaparak maden. harita matbaa ve baský makinalarý saðlanmýþtýr. bakýr. sondaj makinalarý. lüzumlu modern alet. enerji kaynaklarýna (kömür. krom. demir. Böylece üniversitelerimizde yetiþen yerbilimciler kendilerine temin edilen modern alet. ben MTA'dan ayrýlýnca Alman Hükümeti projeyi durdurdu. MTA'nýn yaptýðý jeolojik haritalar. endüstriyel hammaddeler ve enerji kaynaklarý yeni endüstrilerin kurulmasýný saðlayýp iþ sahasý açýyor ve memleketimizin sosyal ve ekonomik geliþmesinin temelini teþkil ediyordu. mermer.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I etütler yapýldý. MTA Sismik I ile etüt yapmaya baþladýktan sonra bir de sondaj gemisi yapmak üzere Sondaj Þubesi Müdürü Alaattin HAMAMCIOÐLU baþkanlýðýnda hazýrlýklar yapýldý fakat bu projeden sonra vazgeçildi. Müzeye bir de planatoryum yapýlmasý için Alman Hükümeti ile anlaþtým. Bununla genç öðrencilerin yerbilimine ilgisini çekmek istedik ve baþarýlý olduk. seramik. bulduðu madenler. endüstriyel hammadde ve kömürlerin yalnýz listesi sayfalar dolusudur.

memleketimizin hayrýna yaptýðýnýz hiç bir þeyden korkmayýn. Bugün. cihaz ve malzeme parkýnýn zayýflamasýna. Son olarak. Daha madenciliðin baþlangýcýndayýz. laboratuar. Ýnançla ve bilinçle çalýþýldýðýnda baþarý gelir. jeofizik ve maden mühendisleri bundan sonra derinlerde zengin yeraltý servetimizi. kanununun deðiþtirilmesi neticesinde yetenekli teknik personelin daðýlmasýna. mali gücün azalmasý ile çalýþma kapasitesinin azalmasýna neden olmuþ ve neticede maden arama gücü de azalmýþ ve sýnýrlý kalmýþtýr. 227 . daha büyük denecek birçok maden yataklarý bulunacaktýr. bu görüþler tamamen yanlýþtýr. jeofizik ve sondaj makina. büyük maden yataklarý vardýr. Ben ve bizim neslimiz gerek MTA ve diðer kamu/özel kuruluþlarda ve gerekse üniversitelerde zevkle çalýþtýk. Genç yerbilimciler jeoloji.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Düþünce ve rüyalarýmýn hakikatleþmesinde benimle birlikte çalýþan mesai arkadaþlarýma ve bütün MTA'lýlara teþekkür ederim. A. MTA'nýn isminin deðiþtirilmesi ile beraber bütçenin kýsýtlanmasý. baþlangýcýný yaptýk. maden potansiyelimiz büyüktür. Yeraltýnda önemli. maden ve enerji kaynaklarýmýzý baþarý ile bulacak. daha yeraltýna inmedik. Nafiz PAMÝR ve Hadi YENER ile petrolün bulunmasýný saðlayan Ýhsan Ruhi BERENT'i saygý ile anarým. Gençler. Reþit GENCER. H. Prof. daha yapýlacak çok iþ var. Türkiye'de bundan sonra büyük maden yataklarý bulunmaz diye görüþler iþitiyorum. madenciliðin temelini attýk. üretecek ve deðerlendirecektir. MTA Genel Direktörlüðü'nün kurulmasýnda büyük hizmetleri geçen ilk Genel Direktörler.

Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I 228 .

TMMOB yayýn organlarýndan 'TEKNOKRAT' dergisinin Nisan 1986 sayýsýndan alýnmýþtýr. REÞÝT GENCER’LE SÖYLEÞÝ* *Bu söyleþi. .Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I A.

Paris'ten mezun olmuþ. Belçika'nýn Mons Kentinde Poly Technique'in Maden Bölümü'nden 1914'te mezun olup Türkiye'ye döndü. dönmüþ ve çeþitli yerlerde memurluk yapmýþ. Ama yine de ilk maden mühendisi o deðil. Bundan yaklaþýk 130 yýl kadar önce yaþamýþ Ethem Paþa varmýþ.. MTA'nýn ilk. ilkokulu orada bitirdi. uzun yýllar burada kaldý. Çocukluðunun ilk günleri. Orta öðretim için Belçika'ya giderek. Birincisi. T.G. ETÝBANK'ýn ikinci Genel Müdürlüðünü yaptý. benden yaþlý ve eski mezun Damat Kenan Bey. Evli ve çocuðu bulunmayan Reþit Gencer Ýngilizce ve Fransýzca biliyor..Belçika'da Mons'taki Poly Technique'in maden bölümünden mezun olup Türkiye'ye döndüðümde üç maden mühendisi ile karþýlaþtým.Okulunuzu bitirip Türkiye'ye geldiðinizde. Daha sonra babasýnýn 1903 yýlýnda Selanik'e Nafýa Müdürü olarak tayin edilmesi üzerine. 1891 yýlýnda Ýstanbul'da doðdu. sizden baþka maden mühendisi var mýydý? A.ilk o. sonra da Sadrazamlýða 230 .Reþit Gencer.R. Mühendishane-i Berr-i Hümayun'un ilk mezunu olan babasý Osman Vehbî Bey'in görevi nedeniyle Beyrut ve Þam'da geçti. Þu anda en yaþlý maden mühendisi sýfatýný taþýyan Gencer.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Kýsa Özgeçmiþ A.

benden 8-10 yaþ büyüktür. öyle. Orada konsolos dostlarý vardý.R.Efendim. oraya gönder" demiþ.R. yoksa devlet mi sizi göndermiþti? A.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I kadar yükselmiþ. yol. hem yüksek mektebe de hazýrlýyor. Hadi ben de onlardan ayrýlmayayým dedim. Tanýdýðý sevk iþlerine bakan dostu Enver 231 . Onun oðlu.Evet.. Subay. sizin bir askerlik anýnýz olduðunu duyduk. 5-6 sene evvel öldü. Bir gün Belçika Konsolosuyla konuþurken benden bahsetmiþ ve iyi bir tahsil yapmam konusunda tavsiyelerini rica etmiþ. Babam 1903'te Selanik Nafýa Müdürüydü. "Yahu baba ben maden mühendisiyim. Bunlardan birkaç tanesi beraberce maden mektebine gitmek istiyorlardý.G. Donanmanýn kömürü bitmiþ.. Konsolos. Bizi Hatay ve Ýskenderun'da yol ve köprü yapýlacakmýþ.G. T. devlet göndermedi.Yani tamamen tesadüfi bir seçim oldu. Belçika'da lisede çok iyi arkadaþlarým olmuþtu. ne olacak bu iþ?" dedim. Bir de Behçet Bey vardý. köprü ne anlarým. ben Belçika'dan döndüðümde üç kiþi vardý. döndüm. ikincisi gene Paris'ten mezun Abdullah Hüsrev Bey ki sonradan MTA'da bana muavinlik yapmýþtýr. Bir iki kiþi el kaldýrdýk. Neyse. bir subay girdi içeri ve "Ýçinizde mühendis olan var mý?" diye sordu.Kendi isteðinizle mi bu mesleði seçip yurt dýþýnda okumaya gittiniz. Bir gün dersteyiz.. Elektrik mühendisi olmak isterdim aklýmca. 5 sene okudum orada ve mezun oldum. öyle mi? O yýllardaki anýlarýnýzdan biraz söz eder misiniz? A. T. Ben Brüksel'de 15 yaþýnda yatýlý olarak liseye baþladým. gittim. Celal Sait Bey. Onun oðlu da maden mühendisiymiþ.R.G. A. birisi biraz evvel bahsettiðim Damat Kenan Bey.Evet.Hayýr. hemen gidip verdiði adrese baþvurmamýzý istedi. T. Siz maden mühendisisiniz diye çaðýrýp “Kömür bulun bir yerlerden” demiþler. Ýstanbul'da çeþitli müzeleri yapan Ressam Osman Hamdi Bey vardýr. Birinci Harp çýktý. O da Berlin'den mezundu.. Akþam babama. oraya gönderiyorlar. "Bizim memlekette çok iyi bir lise var.

Ucu sivri çelik kamalar vardý. Ýstiklal Harbi biter bitmez Balya'ya gittim. T. Zonguldak'tan kömür gelemiyor.O sýralarda Türkiye'de Zonguldak Havzasýnýn dýþýnda madencilik faaliyetleri var mýydý? A. Esasen askerler baþlamýþlardý orada çalýþmaya.R. çalýþmaya baþladýk. T. Yalnýz birkaç iþçi vardý. Çýktýk yola.G. Harbin sonuna kadar burada kömür çýkardým.. O tekrar iþlet232 . Oranýn kömürü kahverengimtraktýr.G. Birkaç tane daha kömür ve linyit madenleri açýlmýþtý. donanmanýn kömürü yok.G. onlarla taþýrdýk.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I Paþa'nýn oðlu vardý. Beykoz Kaðýthane vs. kaçmýþlar. kapitülasyonlar da var. Bu dediðim maden arabasýdýr. Bursa Bandýrma'da G. lokomotifli dekoviller vardý.R. bari kömür ara" dediler.Vardý. Osman paþa'da bir linyit madeni vardý. Askeri fabrikalar. Fethiye taraflarýnda krom madeni vardý.. Burada iþ olur kanaatine vardýk ve rapor verdik. Savaþ sýrasýnda bütün personeli yabancýydý. O sýrada da Ruslar Boðazlarý kapamýþlar.R. Bir de Balya'da kurþun madeni vardý. T. Sonradan müdürlüðünü yapmýþtým.Nasýl almýþ bu Ýngiliz iþletme ruhsatýný? A. epey bir yer dolaþtýktan sonra.. Kaðýthane'den Aðaçlý'ya dekovil hattý vardý..R. isteyen istediði ruhsatý alýrdý. hep bizim çýkardýðýmýz kömürle beslendiler. askeri fabrikada yapýldý. Kömürü madenden dýþarýya taþýmak için tahtadan derviller yaptýk. Pattersan diye bir Ýngiliz'in elindeydi o maden. iþimizi görüyordu.G.Kazma kürekle mi çýkartýyordunuz kömürü? A. öyle toplanýrdý. Tekerlek filan döktüler Ýstanbul'da. gidip ona durumu anlatmýþ. oduna benzer. Resimlerini biz çizdik. nihayet Karadeniz Aðaçlý'da bir maden bulduk. T. üstten balyozla vurulurdu ve damar çatlatýlýrdý.Kazma iþlemezdi.Neyle taþýrdýnýz çýkardýðýnýz kömürü? A. Gayri Müslimlerden bir iþçi grubu verdiler bize.Almýþ iþte.Askeri istihkâm taburu vardý. Bana da "Madem öyle maden mühendisisin. günde 750 ton kömür çýkarttýk.

oraya müdür oldu. Balya Karaaydýn Madenleri Þirketi Fransa'ya cevher satardý. Devlet de o zaman sanayileþme hamlesine giriþmiþti.. Memurluða baþlamýþtým. Bakan da Celal Bayar idi. T.G. Atatürk'ün arkadaþlarýndan bir subay. O þirket de müþkül duruma düþtü.Balya iþletmeye kondu iþte. Orada da. Beni ve bir arkadaþý görevlendirdiler. ufak bir miktar alýyordu ton baþýna. bakýr. Adam arýyorlardý iþletmek için. Ankara'ya gittim ve görev talep ettim. 1927'de baþmühendis. Ondan evvel zafere kadar. Kurþun. tuttu kendi elemanlarýný getirdi.R.Zonguldak'taki Maden Teknik Okulu ne zaman kurulmuþtu? A. 1932 sonuna kadar oradaydým. çinko fiyatlarý düþtü. 2 yýl Osmanlý Bankasý'nda çalýþtým.. madenler hususunda ayrý bir teþkilatlanmaya gitmek üzere baþka ülkelerdeki uygulamalarý inceleyin ve kanununu hazýr233 . T. mühendis olarak gittim ve 1923'te göreve baþladým. Meclis üyeliðine girer misiniz?" dediler. Fransýz þirketi olduðu halde bir Türk'ü baþa getirmiþlerdi. çok da hizmet ettiniz. zarar etmeye baþladýlar ve þirketi daha güçlü bir gruba devretmek zorunda kaldýlar. faydasý oldu. O zaman Sanayi Bakanlýðý'nýn yerine Ýktisat Bakanlýðý vardý.O zamanlar þimdilerde olan devlet hakký diye bir kavram var mýydý? A.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I meye konmak istedi. 1933 yýlýydý ve þirketin merkezi Ýstanbul'daydý. Ankara'ya çaðrýldým.G. Bir sene kadar Havzayý Fehmiye Umum Müdürlüðü yaptým. T. Balya'ya gelen yeni yabancý grup.R. babamýn da arkadaþýydý. ticari açýdan çok þey öðrenmiþtim.Atatürk döneminde madencilik faaliyetleri geliþti mi? Bu yönde bir çalýþma oldu mu? A.Evet.G.R.. O yýllarda meþhur dünya bunalýmý vardý. sonradan meslekten kopunca yavaþ yavaþ sýkýlmaya baþladým. Bana haber yolladý. önce olur dedim ama.. Sümerbank filan kuruldu. Sermayesi Fransýz’dý.Ben Balya'da çalýþýrken kurulmuþ. 1928'de genel müdür ve murahhas aza oldum. Vekalet madenleri iþletmek için bu arada bir kanun yapýyor. Bana da "Siz çok yoruldunuz ama.

Yanýlmýyorsak Etibank ve MTA iki ayrý kuruluþ deðillermiþ. kendi iþletiyor tabii.R. 234 .Etibank'a Ýlhami Nafiz Pamir genel müdür oldu.MTA'nýn kuruluþ yýllarýnda bütçesi.G. O gün o iki projeyi yaptýk ve yine ayný gün Meclis'ten geçerek kabul edildi.R.G.. þirket vs. Vekil. önce arayacak. Bakan. T. Adnan Demirci geçenlerde öldü. teknik eleman durumu nasýldý? A. Muazzam bir teþkilatlarý vardý. sermaye olarak hisse alýyordu.Abdullah Hüsrev benim muavinimdi.G. tehlikeli olur" dedi ve ayýrmamýzý söyledi. kabul edilip vekiller daðýlmaya baþladý. belli bir hisse alýyordu karþýlýðýnda..Rusla’rýnkini incelemiþtik. Etibank kuruldu. "Ýþte oldu bu iþ. Hiç unutmam.G. T..R. T..Hangi ülkeleri incelemiþtiniz? A. "Politik amaçlý kullanýlabilir. T.MTA nasýl çalýþýyordu? Hangi esasa göre arama yapýlýyordu? A.Evet.Aramalarda belli bir masraf yapýyor ve daha sonra anlaþtýðý banka..G. çalýþtýk ve 1935'te MTA.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I layýn dediler. Ben de "Maden Arama'yý istiyorum" dedim. Bakanlýða verdiðimiz projede ayný örgütlenmeydi. þimdi birini seç ve genel müdür ol" dedi. sonra bir mali kuruluþla anlaþarak iþletecekti. Onlarda devlet kendi arýyor. Oturduk. ben de Meclis'in locasýndan izliyordum oturumu.R.. Fransa'ya göndermiþtim MTA'da çalýþtýðý sýralarda ve jeoloji eðitimi görmüþtü bir yýl süreyle. Apart olarak.Böylece MTA'nýn ilk genel müdürü oldunuz. Necdet Egeran vardý. Peki Etibank'a kimi verdiler? A. Celal Bayar ile birlikte 25 kiþilik heyet ile Rusya'ya gittik ve inceledik. personel durumu. Zonguldak Maden Teknik Okulu'ndan mezun 2-3 tane maden mühendisi vardý. o vardý. T. Bakan bizde yürümez ayýrýn dedi ya.R. A.

Etibank'a devrettik.Evet. Bu hocalar Türkiye'ye bu âdeti soktular ve 4 Aralýk Madenciler Günü olarak bizde de kutlanmaya baþladý ondan sonra. A. Sonra Ruslardan geri alýnan Ardahan'da kuvarsam bakýr madeni vardý. Biraz ilerde de ikinci bir bina vardý. 6 sene evvel öldü o da. o zamanlar bilinir miydi? A.G. Almanya ekolündendir. aramalarýmdýr benim zamanýmda ortaya çýkarýldý. biz yaptýk. vekil deðiþti ve Etibank Umum Müdürü'nün yeni vekille yýldýzý barýþmadý.Büyük sondaj makinalarýmýz vardý. Biri 4 katlýydý. kira ile oturuyorduk.. T. iki tane apartman tutmuþtuk. Yine Ruslar zamanýnda Murgul bakýr vardý.R.Saint Barbara hakkýnda bir bilginiz var mýydý. Ýlk defa Raman'da petrol sondajý yaptýk.Kütahya.Evet.G. Beni yaptýlar. Teþkilatý ile olduðu gibi duruyordu. O zamanlar MTA'da meclis baþkanýydý. T.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I T.G.Daha sonra Etibank'a genel müdür oldunuz. 235 .G. T. tabii þimdiki gibi muazzam deðildi...Hangi yöntemlerle arama yapýyordunuz? Sondaj makinalarýnýz var mýydý? Ýlk etüdünüzü hangi bölgede yaptýnýz? A. MTA'ya da Hadi Yener getirildi. T. Kömür iþletmeleri daha sonra kurulunca Etibank'tan oraya devir oldu.Kömür aramalarý nasýldý peki? A. Sonra Ergani madenleri vardý. Tunçbilek linyitleri ilk benim. ilk etüt ettirip Etibank'a devrettiðimiz maden ise krom idi.G. Benden sonra devir oldu ama.4-5 sene içerisinde epeyce ilerlettik ama.R. o iyice yarým bir teþebbüstü. iki katlý. Þimdi biliyorsunuz sadece metal iþletmeciliði yapýyor.R.R. Ergani bakýr hiç iþletilmemiþti. devrettik.MTA'yý geniþletmek için ne yaptýnýz? A... Etüdünü bitirip. ilk Zonguldak'taki mektep açýldýðý vakit. onu da Etibank'a devrettik. hikayesini bilirim..R. gelen profesörlerin çoðu Belçikalý’ydý. Orada da laboratuarlar vardý. çok alim bir adamdý.

Bir elektrik mühendisi santraldedir. Ticari fikir olmalý insanda. olamaz.Mühendislik Mimarlýk Öyküleri-I T. çok memnunum...Madencilik açýsýndan yok. týptan anlamaya mecburdur. çok yönlü deðildir kýsacasý. orasý ile meþguldür. A. Belki birçoklarý gibi zengin olamadým.. Çünkü madencilikte ben en önemli olaylarda rol oynadým. inþaattan. Maden mühendisliði çok geniþ çapta bir mühendisliktir.Evet.Bu kadar uzun madencilik yaþamý ve çalýþma alaný içinde yapmayý düþünüp de yapamadýðýnýz bir þey oldu mu? A.G. bunlarý yapabilmek için de mücadeleci olmalý... ketum olmalý.Madenci olduðunuza memnun musunuz? Elektrik mühendisi olmak istiyorum demiþtiniz.R. Tabii bu bir natur meselesi. Doða ile tek baþýnýza mücadele etmeye mecbursunuz..G. Mesleki açýdan tatmin oldum. Fransýzlar sanat anlamýna gelen "art" derler hatta.. Bir maden mühendisi makinadan. T.R. 236 ..